You are on page 1of 176

DLN KKEN ZERNE

YAYIN NO: 472


DLN KKEN ZERNE
Ernest Renan
Ktphane Kart Bilgisi: dil felsefesi, genel dilbilim,

karlatrm al dilbilim, diller tarihi


zgn Ad: De lorigine du langage
Bilge Kltr Sanat Yayn Datm San. ve Tie. Ltd. ti.
Sertifika No: 16228
1. Basm, Aralk 2011
ISBN: 978 - 605 - 5506 - 72 - 8
Yayn Ynetm eni: Ahmet Nuri Yksel
Bask: Yaylack M atbaas
L itros Yolu F atih San. Sit. N o: 12/197-203 T opkap
Tel: 10212) 612 58 60

Kapak Bask: ekil Ofset


Cilt: Yedign M cellithanesi
BLGE KLTR SANAT
Nuruosmaniye Cad. Kardeler Han No: 3 Kat: 1 34110 Cagaloglu / STANBUL
Tel: (0212) 520 72 53 - 513 85 04 Fax: (0212) 511 47 74
bilge@bilgeyayincilik.com

www.bilgeyayincilik.com

DLN KKEN ZERNE

De lorigine du langage
-1848-

Ernest Renan

Franszcadan eviren

Dr. Atakan Altnrs

R
B LGE

KLTR
SANAT

Ernest Renan,
28 ubat 1823te, Fransann kuzeybatsndaki bir balk kasabas
olan Trguierde dnyaya gelir. Kilise okulundaki ilkrenim inin
ardndan, on b e yanda, Saint-N icolas du C hard onnetdeki papaz
okuluna kaydolur. Fakat, Trguierdeki rahiplerin n a if ve yaln im a
nnd an sonra yeni okulunda karlat bam baka atm osfer, onu
yava yava Katolik in ancnd an soutur. Bunun zerine R enan
1842 ylnda, Issyye felsefe renim i grm eye gider. 1843 il 1844
yllar arasnda ise Saint-Su lpicete, Sm i dilleri filolojisi alannda
renim grr. bn Rd felsefesi konusundaki tezini 1852de savu
narak doktorasn bitirir. B alangta Bibliothque N ationalede k
t phaneci olarak grev yapar. 1862de Collge de Fran ceta branice profesrlne atanr ve 1892de Kolejin rektrln yapt
srada hayata veda eder. R enan felsefeci, tarihi, filolog, ilhiyat
ve evirm en olarak krktan fazla saygn esere im za atm tr.

Atakan Altnrs,
1994 ylnda Uluda niversitesi Fen-Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm nden m ezun olm asnn ardndan, ayn blm de aratrm a g
revlisi ve retim grevlisi olarak vazife yapt. 2002 ylnda G alatasa
ray niversitesi Fen-Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm ne geen Al tnrs, 2008 ylnda Leibniz ile Lockeun dil anlaylarn karlatr
d tezini savunarak felsefede doktora derecesi ald. Hlen ayn b
lm de retim grevlisi olarak eitli dersler verm ekte ve zellikle
dil felsefesiyle Yenia felsefesi alanlarnda younlaan aratrm ala
rn srdrmektedir. Ayn konularda eitli hakemli dergilerde ya
ym lanm makaleleri bulunan Altnrsn Franszcadan dilimize
evirdii baz kitaplar ise unlardr: dea Nedir? (Say Yay.), Analitik

Felsefe (Say), Ricoeur Szl (Say), Descartes (Efil Yay.), John Locke
(Paradigma Yay.), Leibniz (Paradigma), Metot zerine Konuma (Pa
radigma), Metafizie Giri (Paradigma), M onadoloji ve Metafizik
zerine Konuma (Dou-BatYay.).

"D illerin geliim inde, herhangi bir yapay ve bilerek


gerekletirilm i devrim farz edilem ez. D illerin konsilleri veya karar alm aya yetkili kurullar yoktur. D il
ler, yolundan sapm kurum lar gibi slah edilm ez.
B und an dolaydr ki halklar, dillerin hakik sanatkr
lardr; nk halklar, insanln i ve kendiliinden
kuvvetlerini en iyi ekilde tem sil eder. ocuklarh ve
halklarn dili, gram ercilerin takdis ettii dilden ge
nellikle daha ifadelidir.
-R e n a n

NDEKLER

Su n u .............................................................

Renann Hayat ve E se rle ri............................................................................. 15


Dilin Kkeni z e rin e ........................................................................................ 21
evirmenin N o tu ............................................................................................... 23
n sz.....................................................................................................................25
Blm I ................................................................................................................. 53
Blm I I ................................................................................................................ 57
Blm I I I .............................................................................................................. 65
Blm I V .............................................................................................................. 73
Blm V ................................................................................................................ 82
Blm V I............................................................................................................... 90
Blm V I I ............................................................................................................. 99
Blm V III.......................................................................................................... 110
Blm I X .............................................................................................................121
Blm X ...............................................................................................................127
Blm X I .............................................................................................................138
Blm XII ...........................................................................................................149
E k ..........................................................................................................................157
Faydalanlan Kaynaklar..................................................................................159
D iz in .................................................................................................................... 161

SUNU

Felsefeci, tarihi, filolog, ilhiyat, evirmen ve saymak


la bitmeyen baka zellikleriyle Ernest Renan tanmlama
da drt ba mamur bir entelektel sfat ok uygun grn
mektedir. Ardnda krktan fazla kapsaml ve derinlikli eser
brakm bu ahsiyet, bilim ve tefekkr sahasnda, ismini on
dokuzuncu asra altn harflerle yazdrmtr.
Renan [okunuu: rnan] evirisini sunduumuz bu ese
rinde, insan akln ilk alardan beri megul etmi bir mese
leyi ele alyor. Dilin kkeni meselesi, felsef dncenin
-bizlere intikal etmi- ilk rneklerinden itibaren filozoflar
tarafndan tartlagelmitir. Bu bakmdan Herakleitosu dil
hakknda ilk felsefe yapan kii olarak mtala eden Cassirer,
dilin kkeni ve tabiatn soran felsef soru, esas itibariyle
varln kkeninin ve tabiatnn ne olduu sorusu kadar es
kidir der (Cassirer, 1972: 61). Mesele cazibesi yannda Merianm syledii gibi muammaldr: Dilin kkeni, insan zih
ninin ortaya koyabildii en byk meseledir; filozoflar tara
fndan ele alnmaya ve hakknda hkm verilmeye en lyk
konudur; lkin, ayn zamanda da zlmesi en zor olandr
(Merian, 1781: 181). Merian'n da iaret ettii enginlii iin
de dilin kkeni meselesinin, beer melekelerin kkenine da
ir her filogenetik soru gibi sonunda insann kkeni nedir?

10

E R N E S T

RE NA N

sorusuna gelip dayanmas kanlmazdr. Kkene dair mese


leler, insan akln daima en ok kurcalayan, bilimlerin yap
s icab ounlukla lkayt kald, genellikle filozoflar, ide
ologlar, teologlar etrafna toplayan bir alan meydana ge
tirmektedir.
Dilin kkeni meselesinin muammal yapsn, Pascal Picq
veciz bir ekilde u szlerle belirtir: Eklemli dilin ortaya
k gzlemlenebilir bir olgu deildir. Eklemli dilin kkeni
hakkndaki aratrmalar, bu zorlu engele taklr (Picq, 2006:
7). Gerekten de eklemli dilin tezahr, tarihin olduka
uzak alarnda kaldndan dilin kkeni meselesini ikr
kantlar nda zme kavuturmann nnde devasa bir
epistemolojik engel vardr. Bu epistemolojik engele istina
den olsa gerek, Paris Dil Cemiyeti 1866 ylnda yaynlad
mehur bir bildiriyle yelerine dilin kkeni meselesi hak
knda kolokyum tertiplemeyi yasaklar. Yasakln bilim ile
badap badamad, badarsa lsnn ne olmas
gerektiine dair son derece nemli tartma asl konumuz
dan bizi uzaklatracandan dilin kkeni konusunda, ampi
rik yollarla denetlenmeye elverili olmayan ok sayda spe
klasyonun ortaya atld ve linguistiin mstakil bir bilim
dal olarak felsefe karsnda otonomi mcadelesi vermeye
balad bir dnemde, Cemiyetin bu karar almak zorunda
kalm olabilecei karmn yapmakla yetinelim. Sz konu
su yasaktan tam elli yl sonra, linguistie otonom bir bilim
hviyetini kazandrma payesiyle bilim tarihine gemi Ferdinand de Saussure, dilin kkeni meselesini gndeme getir
menin beyhude olduu ynndeki kanaatini yle ifade et
mektedir: Gerekten de dil, eski kuaklarn miras brakt
ve olduu hliyle benimsenmesi gereken bir rndr: Bu

d i l i n

k k e n i

z e r i n e

11

eskiden olduu gibi bugn de byledir. Onun iin, dilin k


keni meselesi sanld kadar mhim deildir. Dahas, bu
meseleyi ortaya atmak yersizdir (Saussure, 1916: 105). Bylece mstakil bir bilim olarak ina edildii srada linguistik,
dilin kkeni meselesini kendi bnyesinden uzak tutma ka
rarn almtr.
Dilin kkeni meselesi, deindiimiz epistemolojik enge
le ve tm muammasna ramen, hemen her dnemde, filo
zoflar nezdinde hararetli tartmalara konu olmutur. Filo
zoflarn meseleye yaklam, phesiz, mensup olduklar ce
maatin inan ve dnme geleneinin, yaadklar an ta
rih zelliklerinin ve her birinin kendi felsefesinin izlerini ta
r. arpc bir kartlk olarak, Yahudi-Hristiyan kltrne
mensup filozoflarn Kitab- Mukaddese dayal aklamala
ryla, meseleye din-d bir perspektiften bakan filozoflarn
aklamalar arasndaki farkll buna rnek verebiliriz.
Bylece meseleye dair yaklamlar kabaca, konuma mele
kesinin veya szn lh bir ihsan olduuna inanan filozoflarnkiler ile, bu hipoteze bavurmayan filozoflarnkiler ol
mak zere iki grupta toplanabilir.
Pozitivizmin mutedil bir versiyonu ile agnostisizmi har
manlayan bir dnr olarak Renan da mevcut inceleme
sinde, dilin vahyedilmilii" adyla and tezi eletirmekte
dir. Szn, insandan nce yaratlm ve insann dnyaya in
dirilmesiyle ona semav bir ihsan olarak bahedilmi olduu
fikrini temele alan bu tez, Renann nezdinde asla kabul edi
lemez. Balca taraftarlar arasnda De Bonald, De Maistre,
De Lamennais ve Giobertinin adlarm and dilin vahye
dilmilii teziyle ilgili Renan u deerlendirmede bulunur:
...dil, evvelce sadece insann bir icad olarak dnlrken

12

E R N E S T

R E NA N

bizim yzylmzda bir lh vahye dnt. Maalesef, bir


metafor olarak alman bu vahiy ifadesi, szn mucizev bir
ekilde ortaya kn aklamak iin dar ve lfz anlamnda
anlalsayd daha kati olurdu. Zaten gerek melliflerindeki
gerekse taraftarlarndaki hliyle vahiy tezi, bilimde ciddi bir
konuma yerleme imknnn gzetilmesi itibariyle, kardan
yeterince arnm deildi. Bu tez, iman konusu olan bir dog
ma otoritesi tahsis etmek istenen teolojik ve politik bir sis
tem yararna savunuluyordu.
Renan dilin, insann akll ruhundan, kendiliinden ve
bir anda fkrm olduuna kanidir. Yani, beeriyet dili icat
etmek zere uzun devirler boyunca urap durmamtr.
Dnyada ilk insan gruplar ortaya kar kmaz dil de bir an
da tezahr etmitir. Bu itibarla da ona gre diller dnyada
ilk ortaya kt srada, ifade edilmek istenen eyleri karma
kark bir ekilde ve hepsini bir anda da vurmu olsa gere
kir. Renan, dillerin geliiminde katettii gzergh, genel
olarak insan mdrikesinin geirdiine inand dnmn
evreleriyle aklar. yle ki, Renan insan akimn tarihte
hlden getiini savunur: 1. Senkretizm hli: olgularn, olay
larn genel ve mulk bir ekilde kavrand dnem; 2. Ana
litik hl: ksmlarn ayr ayr kavrand dnem; 3. Sentez h
li: ksmlardan salanan bilgiyle btnn yeniden idrak edil
dii dnem (Renan, Avenir de la Science, XVI). Mevcut ince
lemesinde dillerin geliimini aklarken de Renan kendisine
bu hl yasasn klavuz alacaktr: Dillerin ilk ortaya kt
alardaki senkretizm hli, tarih srecinde kaybolmu, dil
ler gnmzde de sren analitik hlini almtr. Renan ibu
eserinin spn sayfasnda, topyekn insan akl gibi, onun
rnlerinden balcas olan dilin de gelecekte sentetik bir

D L N

K K E N

Z E R N E

13

hle dneceini mutulamaktadr. Renan bylece, tarih


ve insan bilinci hakkmdaki genel dnce sistematiini, di
lin tekmlne de uygulamtr.
evirime gelince... Dil hakknda kaleme alnm bir eseri
evirmek, phesiz ki insann omuzlarna ifte sorumluluk
yklyor. Renann bu eserini byk bir evkle ve azam zen
le evirdim. Yine de unu biliyorum: Hayatta, herhangi bir
rnle olduu gibi, kaynak metinden erek metne sabrla
damtlm.bir eviriyle de herkesi memnun etmek mmkn
deil. Ama evirimde, kullandm kimi kelimelere eski de
yip n yargyla yaklamayacak okurlarn, Renann syledikle
rini nce "doru sonra da anlalr bir dille yanstma gayre
timi yabana atmayacan dnyorum...
Projemi Bilge Kltr Sanat Yayncla sunduumda, hi
tereddt etmeden yaynn stleneceklerini belirten zarif
yaklamlaryla, lkemiz koullarnda rekor saylabilecek bir
srede tercmeyi bitirmemde pay olan muhterem Adnan
Mecid Yksele gnlden teekkrlerimle...
Atakan Altnrs
Ortaky, 2011

RENANIN HAYATI VE ESERLER

Emest Renan 28 ubat 1823te, Fransann kuzeybatsn


daki bir balk kasabas olan Treguierde dnyaya gelir. Tica
r gemilerde kaptanlk yapan babas Brton, annesi ise Gaskon kkenliydi. Renan, babasn bir deniz kazasnda be ya
ndayken kaybeder ve annesiyle ablas Henriette tarafn
dan yetitirilir. Renan zellikle ablasnn, kendisi zerindeki
emeini, hayat boyunca stnden eksik etmedii desteini
her frsatta yd edecektir. Renan ilkrenimini Treguierdeki
kilise okulunda tamamlar. Gerek annesi gerekse ilkokul
retmenleri Renana, din adam yetitiren bir okula devam et
mesi telkininde bulunur. O da para kazanmann peinde
komayaca ve okumaya bol bol zaman ayrabilecei bir
hayat tarz sunacak bu tr bir eitime gnlldr. Bylece,
on be yanda, Saint-Nicolas du Chardonnetdeki papaz
okuluna kaydolur.
Fakat, Treguierdeki rahiplerin naif ve yaln imanndan
sonra yeni okulunda karlat bambaka atmosfer, onu
yava yava Katolik inancndan soutur. Bunun zerine Re
nan 1842 ylnda, Issyye felsefe renimi grmeye gider.
Orada Alman filozoflarn, bilhassa da Hegel ve Herderin d
nceleriyle tanr ve bu sre onu dogmadan uzaklatra
rak kinat isel bir ilkenin bilinsiz ve kendiliinden alp

E R N E S T

R E NA N

gelimesi olarak tasavvur etmeye gtrr. 1843 il 1844 yl


lan arasnda Saint-Sulpicete Smi dilleri filolojisi alannda
renim grr. O srada, tarih ve felsef gerekelerle Incilin
vahye dayal bir kitap olamayacana kanaat getirerek din
adam olma projesini tamamen bir kenara brakr.
Renan 1845 ylnda vekil retmen olarak Pariste eitli
okullarda almaya balar. Bir yandan da asaleten atanabil
mesi iin vermesi gereken snavlara hazrlanr. Nihayet
1848de felsefe alanndaki agregasyon snavn baaryla
verir. Bunu takip eden drt yl boyunca bn Rd ve takip
ileri (Averros et laverrosme) konulu doktora tezini ha
zrlamaya koyulur. O yllarda devlet grevlisi olarak sekiz ay
boyunca talyada bulunur. 1850 ylnda da alt yl srdrece
i Bibliothque Nationaledeki vazifesine atanr. 1852'de ta
mamlad tezini savunarak doktorasn bitirir. 1856 ylnda,
kzlk soyadyla Matmazel Scheffer ile dnya evine girer.
Renan 1860 ylnda arkeolojik bir almaya katlmak ze
re Fenikeye grevli gider, iki yl kalaca Fenikede sann
Hayat balkl eserini tamamlar. Ama ne yazk ki yannda
gtrd ablas Henriette de bu srada hummadan vefat
eder*. Parise dnnn ardndan, 1862de Collge de
Franceta Ibranice profesrlne atanr. sann Hayat ba
lkl eserinin yaynlanmasyla dindar evrelerin eletiri okla
r zerine evrilir. Zira sz konusu eserinde Isann sahip ol
duu beer vasflar vmekle beraber herhangi bir lh vas
f olmadn savunduundan bilhassa Katolikler deyim ye
rindeyse ona kar bir lin kampanyas balatmtr. Bu olay
lar zerine Renan profesrlk grevinde ancak bir yl kalabilir.
*

Renan da hummaya yakalanm, ama hastal salimen atlatabilmitir.


(ev.)

D L N

K K E N

Z E R N E

17

Azledilmesiyle birlikte kendisine yeniden teklif edilen Bibli


othque Nationaledeki grevine dnmeyi reddeder.
1870te hkmetin devrilmesiyle Renan Collge de
Francetaki krssne yeniden atanr. 1869 ylnda millet
vekilliine aday olur, ama kazanamaz. 1876da Acadmie
Franaisee ye seilir. 1883te ise, dokuz yl sonraki vefatna
kadar srdrecei yeni grevine, Collge de Francen rek
trlne atanr.
Buradan itibaren sz, merhum Ziya Ishan stada brak
mak ve Trkeye evirdii Bilimin Gelecei balkl eserin
nsznde yer verdii Renan hakkmdaki u deerlendirme
leriyle bitirmek istiyoruz:
Renan filozof olarak orijinal bir sistem yaratm deildir.
Fakat insanolunun merakn tahrik eden btn tima ko
nular sras geldike keskin bir zek ve derin bir grle ele
alr. Nitekim eserlerinin muhtelif yerlerine serpitirilmi vazi
yette, yksek bir dnya gr bulunur. Renana gre kinat
srekli bir cehit hlindedir; bu cehit onu yokluktan madde
ve hayat hlindeki varlka geirmi olduu gibi, insan zek
s vastasyla da tam uur hline getirecektir. Dier taraftan
kinat insan vastasyla idrake ulat gibi yine onun arac
lyla manev tekml idrak edecektir. Buna gre ilk hilkat
sadece bir taslaktan ibaret kalmtr, asl hilkat idealin gerek
lemesi ile kabil olacaktr. Renanm Tanr yok, fakat belki g
nn birinde var olacak demesinin hikmeti budur. Mademki
Tanr tam idrak ve tam fazilet olarak tarif ediliyor, o ancak,
insanln kinat kanunlarn hakkyla tand ve cemiyeti
ahlk kurallarna gre dzenledii zaman var olacaktr.
Renan, dine bal olmamas ve bilimin geleceine olan
iman ile, mensup olduu pozitivist neslin ruh hllerini pek
iyi temsil eder. Fakat o, pozitivizme, birer vaka olan ve ezel

18

E R N E S T

R E NA N

endieyi ve ruhlarn tabi temayln ifade eden esrar duy


gusu ile ideal ihtiyacn ilve etmitir. te bundan dolaydr ki
dine kar msamahaszlk ve saygsz istihzadan ibaret olan
Voltaire esprisine karlk olarak, samim imann her eklini
ho grmesinden baka, yzyllar boyunca insanlarn kalbine
lh bir teselli vermi olan ve en basit insanlara bile sonsuzun
ufuklarn aan dine kar bir nevi hrmetkr sevgi besleyen
"Renan esprisi gsterilir" (Renan, 1965, cilt: I).
Kronolojik Srayla Eserleri
1845: Histoire gnrale et systmes com pars des langues s
m itiques [Smi dillerinin genel tarihi ve mukayeseli
sistemi]
1849: claircissements tirs des langues smitiques sur quel
ques points de la prononciation grecque [Yunancamn
telffuzundaki baz hususlar Smi dillerinden fayda
lanarak aydnlatma almalar]
1852: De philosophia peripattica apus Syros [Syrosun Aristotelesi felsefesi zerine]
1857: tudes d histoire religieuse [Din tarihi aratrmalar]
1858: De lorigine du langage [Dilin kkeni zerine]
1859: Essais de m orale et de critique. Nouvelles considrati
ons sur le caractre gnral des peuples smitiques [Ah
lk ve eletiri zerine denemeler: Smi halklarnn ge
nel karakteri zerine yeni mlhazalar]
1860: Le cantique des cantiques [Neideler neidesi]
1862: La chaire d hbreu au Collge d e France. De la part des
peuples smitiques dans lhistoire de la civilisation
[Collge de Franceta Ibranice krss: Uygarlk tari
hinde Smi halklarnn rol]

D L N

K K E N

Z E R N E

19

1863: Vie d e Jsus [sann hayat]


1865-1874: Mission de Phnicie [Phnicienin misyonu]
1866: Les Aptres [Havariler]
1867: Nouvelles observations d pigraphie hbraque. Saint
Paul et sa mission. Les inscriptions hbraques des
synagogues de Cafa-Beriem en Galile [Ibranice epig
rafisi zerine yeni gzlemler]
1868: R apport sur les progrs d e la littrature orientale.
Questions contem poraines [ark edebiyatnn geliimi
zerine]
1869: La part de la fam ille et de l tat dans lducation [Ei
timde ailenin ve devletin rol]
1870: La m onarchie constitutionnelle en France [Fransada
anayasal monari]
1871: La rform e intellectuelle et m orale [Zihniyet ve ahlk
reformu]
1873: LA ntchrist. Pierre de Blois, lgiste [Deccal: Hukuku
Pierre de Blois]
1876: Dialogues et fragm ents philosophiques [Felsef diya
loglar ve fragmanlar]
1877: Les vangiles et la seconde gnration chrtienne [n
ciller ve ikinci Hristiyan nesil]
1878: Mlanges d histoire et de voyages [Tarih ve seyahat
anekdotlar]
1879: Lglise chrtienne [Hristiyan kilisesi]
1880: Confrences sur le christianisme. Confrences d A ngle
terre: Rom e et le christianism e [Hristiyanlk zerine
konferanslar]
1881: Marc-Aurle et la fin du m onde antique. LE cclsiaste
[Marcus Aurelius ve Antik dnyann sonu]

20

E R N E S T

RE NA N

1882: Averros et laverrosm e [Ibn Rd ve takipileri]


1883: Souvenirs d enfance et d e jeunesse [ocukluk ve gen
lik anlar]
1884: Nouvelles tudes d histoire religieuse [Din tarihi zeri
ne yeni aratrmalar]
1887: Discours et confrences [Konumalar ve konferanslar]
1887-1894: Histoire du peuple d I sral (3 cilt) [srail halknn
tarihi]
1888: Drames philosophiques (Caliban, lE au de Jouvence, le
Prtre d e N m i, D ialogues des m orts, l A bbesse d e
Jouarre, le Jour d e lan) [Felsef dramalar]
1890: L'avenir de la science [Bilimin gelecei]
1892: Feuilles dtaches [Evrak- metruke]

DLN KKEN ZERNE

EVRMENN NOTU

Metinde zellikle terimlerin getii yerlerde, keli pa


rantez iinde Franszca orijinalini de verdim; bunu bazen
spesifik bir terim sz konusu olmad hllerde de yaptm.
Yazarn kastn, birka kelime ilvesiyle anlalr klmak ge
reken baz cmlelerde de o kelimeleri yine keli parantez
iinde ve -ev. ibaresiyle verdim. Bazen de akll ruh/tin
rneindeki gibi, terimin dilimizdeki iki karln birden
yazarak tercihi okura braktm. Yazarn dipnotlarn eserin
orijinalindeki gibi her sayfada l'den balayarak sayfa altna
yazdm. Kendi aklamalarm ise asteriks * iaretiyle dipnot
dtm ve (ev.) ibaresiyle belirttim. Metinde pe pee cm
lelerde ayn anda geen linguistique ile la science du lan
gage (dilin bilimi) ifadelerini birbirinden ayrabilmek iin
yer yer linguistik eklinde yazdm. Baknz yerine bkz.,
karlatrma yerine kr. ve ayn eser iin ibid. ksalt
malarn kullandm. Hzl tarama yapmay kolaylatrmak
zere hazrladm ayrntl bir dizini de kitabn sonuna ek
ledim. Artk sz Renana brakma zamandr...

NSZ

imdi tekrar baslan denemem, ilk defa 1848de kmt.


Bu denemeyi kaleme alrken dilleri karlatran bilimin a
mzda vard sonular, allagelmi ekilde soyut ml
hazalarla zlmeye allan problemlerden birine uygula
may dnyordum. Denememde problemi ortaya koyma
biimimin yer yer filologlarn tarzndan ziyade filozoflarnkini artrmas, denememi biraz skolstik, psikolojinin
gemiteki verileriyle dilbilimin yeni keiflerini bir araya ge
tirmesi ise muhtemelen tutarsz klar. ki yntemin arasn
bulmak isteyen ve karsnda iki okur grubunun da kendi
alkanlklarnn sarsldn hissettii bu tr yazlarn sakn
calarna ramen denemem beni, baz deiikliklerle ve
epeyce ilvelerle bu yeni basksn yaptrmaya cesaretlendi
ren bir hogryle karland.
Denemenin bal, bilimi pozitif yanyla alma alkanl
na sahip ve kadim felsefeden intikal eden problemleri ye
ni bir temelde zmeye alan incelemeleri daima tered
dtle karlayan kimselerin, belki itirazlarna yol aacaktr.
Bu bakmdan, karlatrmal filolojinin kurucularndan
olan bir otoritenin arkasna snmakla pek msterihim:
Msy Jacob Grimm. Denemem ile ayn konuda olan ve ayn

26

E R N E S T

R E NA N

bal tayan 1852 ylnda yaymlanm bir bildirisinde1


mehur dilbilimci, byle bir problemin bilimsel yaklamla
zlmesinin mmkn olduunu ortaya koymaya zen gs
terdi. Grimm ayn zamanda, eer dil, insana, yaratlmasn
dan nce ve onun gyabnda meydana getirilmi semav bir
ihsan olarak verilmise bilimin, dilin kkenini aratrmaya
ne hakknn ne de uygun vastasnn olacan da dikkate
alr; fakat, eer dil insan tabiatnn eseriyse, dzenli bir iler
leme ve geliim gsteriyorsa meru tmevarmlarla dilin be
iine kadar gitmek mmkndr. zledikleri yolu fiilen var
olan trleri tasvir etmekle snrlandran ve trlerin kkenle
ri konusunu ilemeyen botanikiler ve zoologlar rneine
belki kar klacaktr. Bilime yabanc kalan trlerin oluu
mu problemi* incelenecekse -ahsen, doal tarihin kars
na dikilmi grnen yasan, yntemlerindeki ekingenlik
ten, dzenli deney noksanlndan ve doa bilimcilerin o
unda felsef ruhun pek az bulunmasndan kaynaklandn
dnyorum- en azndan u temel ilkeyi koruyalm: Canl
trlerinin kkeni sorusuyla, dilin kkeni sorusunun ayrl
maz bir ikili olmas hi de gerekli deildir. Canl trleri d
zenli gzleme konu edildii dnemden itibaren, bitki ve
hayvan trlerinin neredeyse tarihi yoktur. Skolstiin terimle
riyle sylersek trlerin fierisi deil, essesi incelenir**. Dil iin
se durum ayn deildir: Dil, z itibariyle deimeyen tr ile
deil, kendisini biteviye yenileyen birey ile kyaslanmaldr.
1

Ueber den Ursprung der Sprache, Berlin, Dmmler, 1852, s. 10 ve deva


m; s. 54-55.
* Bilime neyin yabanc kaldn belirtebilmek amacyla trnak iine al
dm. (ev.)
** (Lat.) olu ve z. (ev.)

D L N

k k e n i

z e r i n e

27

Bireyin geliim yasas, byk blm bilinmezliklerle dolu,


lkin denklemini kurmaya ve merkezini kefetmeye imkn
tanyacak belirginlikte bir yay izer.
Eksiklerini bildiim bir denemeyi kamuoyuna yeniden
takdim etme cesaretini nereden aldma gelince cevabm
u olacaktr: Denemedeki grlerimle adn az evvel and
m lim filologun grleri arasndaki badamadan. Ms
y Grimmin bildirisini okuduumda temel hususlarn hep
sinde benim denemem ile rttn grdm. Yazarn bil
dirisinin ana ekseni -her ne kadar Msy Grimm kadar ol
masa da- bendenizin de uzun zamandan beri kar ktm
(nk bu tezin, dayand ilke icab bilimin sahasnn d
nda kaldna inanyorum) u tezin reddiyesidir: dilin vahyedilmi olduu tezi. Sz konusu teze, hi bu kadar iddetli
ve iyi temellendirilmi bir ekilde kar klmad2. Hatta iti
raf edeyim ki Msy Grimm bana, teolojik hipoteze kar
tepkisinde biraz fazla ileri gitmi gibi geliyor. Muhakkak ki
dilin vahyedilmiliini, rnein Msy Bonaldn anlad
lde kabul etmek mmkn deildir; fakat Msy Grimm
dili insann eseri olarak takdim etmede ylesine sert ifadeler
kullanr ki3, kendisini, dilin serbeste ve enine boyuna d
nerek icat edilmi olduu fikrinin taraftarlar arasna kat
maya teebbs edilebilir. Grimm dilde sadece, ftr [inn\
olan ve insana empoze edilmi hibir ey grmek isteme
mekle kalmaz, stelik dilde tecrbeden ve zamann akn
dan kaynaklanan yapay bir geliim de kefeder. Dilin, mal
zemesinin birka yz kelim e kk ile snrlandrlaca tek
2
3

Bilhassa s. 12 ve devam; s. 23 ve devam.


"Eine menschliches, in unsrer Geschihte und Freiheit beruhendes, nicht
ploetzlich sondern stufenweise zu Stande gebrachtes Werk (s. 12).

28

E R N E S T

RE NAN

heceli ve ekimli olmayan bir hline yrekten inanr4. Dilin


ekimlilii, Grimme, tarih iinde ikinci evrede meydana gel
mi grnr; ona gre ekimler tmyle, kelime kklerinin
sonuna eklenmi olan ve artk sadece benzerliklerin basit
emarelerine dnmek zere ilk anlamlarn kaybetmi
olan, duyu idealarm ifade eden kelimelerdir5. Grimm dilin
geliiminde a yle sralar:
-incenin bize temel izgilerini gsterdii, dilin basitlik
ve fukaralk a.
-Sanskritede, Yunancada ve Ltincede olduu gibi, idealarn bantlarnn kelime kknn arkasna asalaks keli
melerin getirilmesi vastasyla ve yalnzca kk ile birletirile
rek ifade edildii, sentezlenen ekimlerin dili olan ikinci a.
-Halkn yle pek de arifane bir gramer bulacak maharet
te olmad, ekimli kelimeyi para para ettii ve ifadenin
paralarn tersinden dizmeyi tercih ettii nc a.
kinci ada bantlar ifade etmeye yarayan bombo ke
lime, kelime kknn ardna dizilerek ekimi meydana ge
tirdi; nc ada ise ekim eki der ve tak [particule],
anlamnda dnmler meydana getirdii terimin nnde
ayr bir kelime olarak yer alr: Bylece Romen dilleri ve genel
olarak analitik diller doar.
Msy Grimm ile, karakterize etmeyi denedii ikinci ve
nc dnem konusunda ziyadesiyle mutabkm: Sentez
den analize doru uzun zamandr gzlemlenen ilerleyi, b e
nim denememin de istifade ettii temel ilkelerden biridir.
Kelimelerin bir nevi, imento koymadan yan yana getirilmi
olaca tek heceli ilk dneme gelince bunu kabul etmek
4
5

s. 37 ve devam.
s. 38-39 ve s. 45.

D L N

K K E N

Z E R N E

29

benim iin mmkn deildir. Btn linguistler gibi Msy


Grimm de dillerin tarihinde ileriye doru gidildike dillerin
sentez gcnn, zenginliinin ve karmaklnn arttn
gayet iyi bilir; fakat Grimm tmevarmda sonuna kadar git
meyi reddeder. Dillerin bu ilerlemesinden, ayet bilebilseydik ilk dilin ar zenginlemi hli olaca sonucunu kar
mak yerine, Grimm duraksar ve dilin sentez yapan evresin
den nce, hibir pozitif olgunun gerekliini kantlamad
bir ocukluk evresini varsayar, insann akll ruhunda/ti
ninde [esprit] bu sert dnler yoktur; zihnin yasalar de
vamllk arz eden bir tarzda uygulanr. Dillerin analize do
ru ilerlemesi, zihnin gitgide daha ak refleksiyonlara doru
ilerlemesine tekabl eder; insan zihninin ve dilin bu ortak
eilimi, daha ilk gnden beri mevcuttu. O hlde sentezin en
yksek derecesinin, dnyann ilk gnnde tarihlenmesi ge
rekir. Msy Bopp ve Msy Grimm gibi, ekimlerin ou
nun (hepsi, demek biraz cretkrca olur) kkenini, kelime
lerin sonuna balanm olan taklara borlu olduunu kabul
ediyorum6; fakat bundan, belirli bir ada bu bitimenin yi
ne de vuku bulmad sonucunu karmaya yetkili deiliz.
Taklar kelime kklerinden ayrma ilemi, salt mantksal bir
analizdir. ocuklarn dilinde olduu gibi ilk insanlarn dilin
de de dncenin ifade edilmesinin, bir btn olarak ve
zengin bir karmaklk formu iinde gereklemi olmas
muhtemeldir. Linguistleri incenin elemanter tek heceliliini btn dillerin ilk hli olarak grmeye ou kez sevk eden
ey, yalnl bir ocukluk evresinin emaresi veya hi deilse
en eski devrin karakteri sayma eilimimizdir. Fakat bu, filolo
jinin saknmas gereken bir yanlgdr. ince, batan aaya
6

Bu konuda Msy Benfeyin, Allgemeine Monatsschrift'm 1854 Ocak ve


Ekim saylarnda yaynlanm ok gzel bir makalesi bulunmaktadr.

30

E R N E S T

RE NA N

tek heceli yapsyla ok gelimi bir medeniyetin hizmetin


dedir. Dier yandan, bilimin beklenmedik keiflerine na
yak olmaya balayan, Amerikan yerlilerinin, Orta ve Gney
Afrika halklarnn konutuu diller, hakikaten artc bir
gramatikal zenginlik gsterir7. Msy Grimmin hipotezine
gre, saydmz bu halklarda, belirli bir ada, refleksiyon
aamasna gemek zere onlar ocukluktan karan gl
bir abann hasl olduunu farz etmek gerekecektir. inlilerinkinden ok daha ileri dzeyde olan Hotantolarn grama
tikal sistemine baknca entelektel gelime yolunda Hotantolarm inlilerden daha fazla mesafe katetmi ve ilk halle
rinden uzaklam olduklarn kabul etmek gerekecektir. Bu,
savunulmas imknsz bir karmdr. Yaban rklar, meden
halklarn asaletinin nianesi olan verimli devrimlerin her
zaman dnda kalmtr; ayet onlar da tek bir kez bile ka
rarl bir aba iine girmi olsayd u anda btn organizas
yonlar ve ilerlemeler bakmndan byle kkten bir ekilde
kudretsiz kalmazlard.
Her dil ailesinin, mutlak ve ortak bir yasann izini deil,
kendi i yapsnn ve dehasnn icaplarnn izini tayan bir
ilerleyii vardr. Kkeni tek heceli olan dillerin, yani Uzakdo
u dillerinin doum izleri asla kaybolmamtr. Bu dillerden
Tibete, Barmanca ve Ganj'n te yakasndaki yarmadada
konuulan birtakm diller gibi bazlar, gramatikal ok hecelilie doru gerek bir gelime kaydetmitir; ama bir uurum,
bu dilleri yine de hakik gramatikal dillerden ayrmaktadr.
Hint-Avrupa dilleri ya da Smi dilleri de benzer bir gzergh
tan gnn birinde gemi olsayd gramere vardndan bahsedegeldiimiz blge dilleri [idiom.es] kadar iyi bilinmezdi ve
7

Kr: Pott, Ungleichheit menschlicher Rassen (1856), s. 86 ve devam.

D L N

K K E N

Z E R N E

31

zellikle de henz ilk alarda eritiklerini grdmz gra


matikal esneklik dzeyine asla varamazd. Msy Grimm, ge
nel olarak bakldnda Denemesini yalnzca -zerilerine bir
teori gelitirilmesi istikametinde ok byk katklarda bulun
duu- Hint-Avrupa dillerini gz nnde bulundurarak kale
me alm gibi grnmektedir. Msy Grimm mukayese em
berini biraz daha geni tutmu olsayd sanrm bu denli siste
matik ve mutlak grler ne srm olmazd.
O hlde ben, son on yl kapsayan yeni almalarn ar
dndan, dili bir anda olumu gibi ve her rkn dehasndan
ayn anda fkrm gibi grmekte srar ediyorum. Byle bir
formlletirmenin yanl anlalmamas iin snrlarn iz
mek arttr ve birazdan buna teebbs edeceim; ama bu
formlletirme, ilkece bana doru grnyor. Btn imkn
laryla mevcut hline, evriminde yava yava erimi olsa bi
le, dil daha ilk gnnde eksiksizce kurulmutur. Tpk to
murcukta iein btn asl ksmlaryla tastamam var ol
masndaki gibi; her ne kadar ksmlar henz tamamen a
lp serpilmi olmasa da.
Bir olgu, sunduum bu grle eliir grnyor ve beni
baz aklamalara girimeye mecbur ediyor. Bazen, fizyolo
jik adan aralarnda hibir dikkat ekici farkllk bulunma
makla birlikte btnyle benzerlikten uzak diller konuan
geni insan familyalar grrz. Bu itibarla, ayet dillerin in
celenmesi bir yandan branicenin, Asuricenin ve Arapann,
dier yandansa Sanskritenin, Yunancann ve Cermen dille
rinin iki apayr kme oluturduunu ispatlamasayd8 antro
poloji Hint-Avrupa halklar ve Smi halklar ayrmna asla
8

Benim Histoire gnrale des langues sm itiques adl kitabma bkz. cilt: I,
blm: V, II. balk.

32

E R N E S T

RE NA N

varamayacakt. Bu tr bir fenomeni aklamada en doal g


rnen hipotez, ayn kundaktan km tek bir rkn, belirli bir
dile sahip olmadan nce iki dala blnm olduunu var
saymaktr. Bu hipotezi teyit eder grnen ey, bahsettiimiz
iki dil sisteminin -her ne kadar apayr olsalar da- deta bir
arada bym ve drt be yalarna doru birbirinden ko
parlm ikizler gibi bir benzerlik sergilemeyi de hl ksmen
srdrmeleridir9. Dil bylece, beeriyetin mevcudiyetinde
ikinci bir moment olarak tezahr eder ve Aryallar ile Smilerin dzenli bir dilleri yokken ya da olsa olsa en ok, sonra
lar Hint-Avrupa dil sistemi ve Smi dil sistemi hline bl
necek son derece iptidi bir dil nvesi ile, beraberce yaam
olduu bir dnemi kabul etmeye ister istemez gidilir.
Bu kesinlikle, dikkatle hesaba katlmas gereken bir tme
varmdr. nsanolunun dnya zerindeki ilk gnlerinden
9

Msy Littr u yaknlarda bu tr bir hipotezin meruluu hakkndaki


kukularn beyan etti (Revue des deux Mondes, 1 Temmuz 1858). Dedi
ki: "Dil u iki unsurun sonucudur: insann akll ruhunun yeterlikleri ve
tabiatn sunduu grsellik. Bundan da u sonu kar: Mademki izle
nimleri alglayan yeterlik ile yeterlikleri iin iine dhil eden izlenimler
ayndr, ayn rktan ve ayn yrede yaayan iki insan grubu, karakteri
bakmndan birbirine benzemeyen dillere sahip olamaz." Bu muhake
meyi benimseyemeyeceim. Bir nehrin iki yakasnda yaayan ve birbiriyle irtibat kurmadan dili yaratan iki karde, onu ok farkl yaratacak
tr. Dilde, Msy Littrnin ok gzel dikkat ektii iki unsurdan bam
sz olarak bir yandan olaanst eitlilikler yaratmaya yeten hr irade
ve davran serbestlii vardr. Dilde "zorunluluk sadece asl yasalar ba
kmndan sz konusudur: dilde her eyin sebebi vard, ama bu sebep de
asla istisna deildi. lk Arya dilinin, erkek kardei bhratr veya fratr diye,
Smi dilininse ah diye adlandrmasnda bir saik vard. Bu farklln ya
akll ruhun farkl yeterliklerinden ya da d dnyann sunduu grsel
likten kaynakland sylenebilir mi? Koullar ayn kalrken her obje bir
sr adlandrmaya elverilidir: Onlardan birinin tercih edilmesi, kav
ranmas imknsz nedenlere baldr.

D L N

K K E N

Z E R N E

33

bahsedildiini duyduumuzda, onunla kastedilen eyi asla


kelime mansyla almamak gerekir: ilk gnler ifadesi sadece
bir metafordan ibarettir ve bize esrarengiz gelen bilincin or
taya knn -am a u kadar ama bu kadar- uzun srd
bir dnemi belirtir. lk fenomenleri aklamak iin kullan
lan genel formller, o fenomenlerin her biri ayr ayr gz
nnde tutulup da onlarda deta rastlantsal olarak bulu
nan eyler zerinde illzyon yaratmamaldr. Yani ilk feno
menlerle ilgili aklamalardaki genel formller, [zel olma
yan -ev.] herhangi bir gnden, herhangi bir vakitten bahse
der: Ayn dan karlkl iki tepesinde yaayan iki karde ka
bile, iki rka kk tekil etmi ve iki deiik gramerin yaratl
mas yoluyla gelecekteki iki soya bireysel zelliklerini empo
ze etmi olabilir. Bana itiraza yer brakmyor gibi grnen
tek ey, dilin icadnn katiyen uzun bir deneme yanlma s
recinin rn olmaddr; bilakis, her rka kendi konuma
eklinin genel kalbn biecek ve yine her rkn dnce bi
imi iin balangta kurulup ebediyen srecek olan byk
mutabakat tesis edecek ilk sezginin rndr.
Teemmlden/refleksiyondan tamamen yoksun oluun
ve kendiliindenliin, dilin ilk dlamasnn iki ana izgisi
olarak, yukardakine benzer bir ihtiyatla ele alnmas gerek
tiine inanyorum. Kendiliindenlik kelimesinin tasta
mam hakikatini korumak iin zorunlu olan aklama, sade
ce dile has deildir; beeriyetin ilk eserleri sz konusu edil
dii her defasnda o aklamay hatrlamak gerekir. Kritik
metodu sayesinde asrmzda kaydedilmi en byk ilerle
melerden biri, yksek Antikam byk yaratmlarnn ki
isiz karakterinin sezinlenmesidir. Artk Homerostan, ken
di adyla anlan iki destans iiri derleyen bir yazar olarak

34

E R N E S T

RE NAN

bahsetmiyoruz; veya Lycurgustan da Spartann kanunlarn


yapan kii, olarak bahsetmiyoruz, llyada ve Odysseia bizim
iin artk Yunan dehasnn halis ifadesidir. Keza Lycurgusun
kanunlar da mthi bir kalcl olan, Dorlarm en eski kurumudur. te bu, evvelden revata olan tarih ekolnn d
ncelerinde yaplm hatr saylr bir dzeltmedir. Ama di
er yandansa bu tr konularda kullanlmas det olmu bi
raz mphem formlleri kelime mansyla almaya devam et
mek gerekir. Kendiliinden eser, kalabalklarn eseridir, n
k onda herkesin hisleri ifade edilir; ama bu hislere bir birey
tercman olur. rneimize dnersek, Lycurgus veya Homeros gibi... Lkin Lycurgusun yapt sadece, kendi milletinin
kadim kanunlarn daha kesin bir sistem hline getirmek;
Homerosun ise Antik Helen Musalarnn [muses] verdii
esinleri bir yapda toplamaktr. Ne Lycurgusta ne Homerosta, Virgiliustaki gibi veya felsef alarn kanun koyucu
larndaki gibi bireysel bir icat yoktur. Esasen anonim olan
popler iirlerin de her zaman bir mellifi olur; sadece, bu
mellif esere bireysel bir iz koymadndan onun herkesin
eseri olduu hakl olarak sylenegelir. lk iirin mellifi de
ayn ekilde tli bir husustur, nk kendiliinden diye ni
telediimiz alarn airleri kendilerini eserlerine sokmaz ve
trklerin gzellii de onlar ilk yakandan bamszdr. Bylece, melliflerinin mahlslar iinde getiinde bile byle
rnlerin artk anonim olduu sylenebilir. Rig-Veda l
hilerinin ait olduu mellifleri veya en azndan aileleri bili
yoruz, ama buna ramen o lhiler var olan en kiisiz yara
tmlar arasnda saylabilir.
Yukardakiler dil iin de sylenebilir. Aryallarm ve Smilerin yksek Antikann bilgisini edindike beeriyetin ilk

D L N

K K E N

Z E R N E

35

hllerinin zevahirdeki tek tipliliinde [uniformit], kanunla


rn, detlerin, sivil ve din hayatn kurumlarnm, mukaddes
iirlerin, btn bunlarn mellifi gibi dnlebilecek isim
siz bilge figrlerinin, mrit ve peygamber figrlerinin yava
yava belirdii grlecektir. Dillerinin arkasnda da ayn e
kilde, bir ilk bilge, kendi rknn dehasnn bir yorumcusu
olarak Richi grnecektir; baz loncalarn, kimi imtiyazl ai
lelerin etkisi tehis edilecektir; neredeyse dnyann kurulu
una kadar geriye giden okul bulunacaktr. Herkesin eseri
gibi grnen ey, aslnda herkesin akll ruhunun/tininin
onda kiiselletii az saydaki kiinin eseridir. uras muhak
kaktr ki evrelerindekiler zerinde belirli bir otoriteye sahip
ve en iyi olduuna inandklar eyi bakalarna empoze et
mede yetenekli sekin bir zmrenin etkinlii olmadan dilin
organizasyonu da kavranmaz. Bilgelerin aristokrasisi, do
makta olan insanln kanunu idi; medeniyeti kabartan ma
ya, evvel gkten zembille inmi gibi grnen sayca az ka
fada hazrlanmtr.
Nve hli Msy Grimme ait olan bir gzlem bize, dilin
oluumunda bireylerin ftratlarna ve yeterliklerine bal
olarak deien katklarnn izini gsterir10. Bir dil ne kadar
eskiyse diil ve eril ekimler onda o kadar belirgindir; hibir
ey bunu, bizim iin aklanamaz kalan ve ilk halklar cansz
eyler de dhil olmak zere btn varlklara bir cinsiyet tah
sis etmeye gtren eilimden daha iyi kantlamaz. amz
da ekillenmi bir dil, erkein ya da kadnn sz konusu ol
duu hller dnda cinsi silecek ve hatta artk onun zerin
de bile durmayacaktr: Bu bakmdan ngilizce en st basit
letirme seviyesine ulamtr ve Franszcann da Ltincedeki
10 U eberden Ursprung d er Sprache, Berlin, Dmmler, 1852, s. 35.

36

E R N E S T

R E N A N

daha nemli mekanizmalar terk ettii hlde diil ve eril


zellikleri hl korumas artcdr. Msy Grimm bundan,
dilin yaratlmasnda kadnlarn, erkeklerinkinden farkl bir
faaliyet gerekletirmekte kald sonucunu karr. Medeni
yetin gitgide erkeklerinkine yaklatrma eiliminde olduu
kadnlarn yaam tarz, kkeninde tamamen ayr idi ve ka
dnlarn bir araya gelme ekli, erkeklerin entelektel iliki
formu altnda bir araya gelmelerinden ok farklyd. Gn
mzde birok dilde, birinci tekil ahsta cinsiyetle ilgili hi
bir iz tamadndan, bir kadnn konuma tarz bir erkeinkinden gramatikal adan ancak, kendinden bahseder
ken kulland sfatlarn ve ortalarn diil olmasyla farklla
r. Ama kkeninde, bugn baz Afrika lkelerinde hl ol
duu gibi, farkllk daha keskin olsa gerekir. Erkein bir kad
na hitap ederken veya kadnlar hakknda konuurken zel
ekimler kullanmak zorunda olduuna inanmas iin, kad
nn kendi kullanmna baz ekimler getirmekle balamas
gerekir. Keza eer kadn ilk nce, dierlerine kyasla birta
km ekimleri tercihen kullandysa ve kendisine hitap eden
lere de bu ekimleri telkin ettiyse, bu, onun telffuz alkan
lklarna ve de kendi bak asndan edinilen hislere daha
uygun olduundandr. Bylece, Hindu dramalarnda, erkek
ler Sanskrite konuur, kadnlarsa Femprakrite. ayet a ve i
btn dillerde diil karakterdeki nller ise, bu phesiz ki a
ve i nllerinin diil telffuza, o ya da ou erkeksi seslerinden
daha uygun dmesindendir. Manounun III. kitabnn V.
blmnn 10. ksmnn, kadnlara sadece ho ve tatllk ile
anlam ba olan isimler verilmesini tavsiye ettiini aklayan
bir Hintli yorumcu, kadn isimlerinin zellikle de bol mik
tarda a sesi ierenler arasndan seilmesini salk verir.

D L N

K K E N

Z E R N E

37

Bu da bana, dilin karmak ileyiinde, farkl igdlerin


veya -yle demeye cesaret edersem- fakl insan kesimleri
nin o igdlerden etkilenmesinin nasl anlalabileceine
has bir rnek gibi grnr. Bizzat beeriyetin birlii gibi di
lin birlii de ok eitli unsurlarn bir sonucudur; ve bunun
la birlikte, sadece btnlk hlinde dikkate alarak bu sonu
cu blnmemi ve "kendiliinden bir eser diye anmak da
mmkndr. nsan dehasnn yaratmlarnda, ayrntlarn
zahmetli ve etin hazrlnn izleri sonradan, btne haya
tiyet veren genel ilham tarafndan silinip ortadan kalkt e
kilde (bu nedenle yarm yamalak okumay bilen kimileri,
binbir zahmetle kurulmu ve kaleme alnm yazl eserlere
bakp ne kolay ve bir rpda retilmi diye dnr), dilin
ortaya knn btn kendiliindenlii kalabalkla kotarl
m bulank denemeleri, rtular bnyesinden skp at
maz. Homerosun iirleri derledii na tank olabilseydik
sanki onda deneme yanlmalar ve karalamalar grmeyecek
miydik! Bu durum, Homerosun iirlerinin, kendiliinden i
irselliin en mkemmel rnekleri olmasna engel midir ki?
Elinizdeki Denemenin yaynland gnden beri megul
eden mevzuda kaleme alnm yazlar hakknda son olarak
birka ey daha sylememe izin veriniz.
Mthi bir zek ile donatlm Berlinli gen lim olan
Msy Steinthal, u son birka yldr dilin kkeni meselesiyle
ok yakndan ilgilendi ve epeyce sonu kard11. Bu yazar,
11 Der Ursprung der Sprache (Berlin, 1851). Yazar bu risalesinde bilhassa
Herderin ve Hamannm grlerini, stnln ortaya koymak ze
re Wilhelm von Humboldtun gryle karlatrmay denedi. Steinthalin kendi kanaatinin tam bir sunumu ise, Grammatik, Logik und
Psychologie (Berlin, 1855) balkl eserin 226 il 340. sayfalar arasnda
okunabilir. Yine ayn yazarn Die Classification der Sprachen dargestellt

38

E R N E S T

R E NA N

tarih ve filolojik aratrmalardansa soyut ve salt psikolojik


mlhazalara meyilli grnmektedir: Fark ettii hususlar,
bazen ince detaylarda ve formalizminde kaybolup gider. Yi
ne de mmkn mertebe bizzat yazarn ifadelerini kullana
rak onun yaklamm yeniden sunmay deneyeceim.
Msy Steinthal dilin, ama ve vastalardan uzak bir bi
linle, nceden kurulmu bir plan dhilinde yaratlm ol
mad, dilin doumunun psikolojik hayatn geliiminin
belli bir raddesinde, mecburen ve deta krlemesine ger
ekletii hususunda bizim gibi dnr12. Bylece dilin in
san ruhundan darya kp tezahr ettii an, zeknn tecel
lisinde bir an balangcdr; grlerin (Anschauungen)
deierek idealar (Vorstellungen) hlini ald bir andr. ey
ler zihne, balangta reel olann karmakl iinde gr
nr; soyutlama, ilk insanlarn bilmedii bir eydir. Dil, ana
liz yapmann ruhta parlad ve topyekn bir gry muhte
lif unsurlarna terih etmeyi denedii srada tezahr eder.
rnein, karla kapl bir ovada drtnala giden bir at gren
biri, nce ayrmam bir imge/imaj oluturur: Kou ve at,
tek bir ey yapar; kar ve beyazlk da birbirinden ayrlamaz.
Fakat dil vastasyla, koma fiili koan varlktan, renk de
renkli bir eyden ayrt edilir. Bu ikili unsurlarn her biri, tek
bir kelimede sabitlenmi olacaktr ve kelime de bylece
ideanm btnlnn bir parasn belirtecektir. Bununla
birlikte, bir baka adan bakldnda kelimenin menzili,
als die der Sprachidee (Berlin, 1850) balkl kitabna ve Wissenschaftliche
Beilage der L eipizgef in 23 ve 27 Kasm 1856 tarihli saylarnda yaynlan
m makalelerine bkz.
12 Der Ursprung der Sprache, s. 17 ve devam.

D L N

K K E N

Z E R N E

39

ideadan daha uzundur: Mesel beyaz kelimesi, yalnzca kar


da bulunan bir zellii ifade etmez, beyaz olan her eyin or
tak ynn ifade eder; o hlde bu kelimenin anlam, beyaz
karn grsnden daha belirsiz ve soyuttur. Gr daima, ar
z/ilineksel hldeki bir varl ya da eyi kapsar; kelime ise
aksine, bu ilineksel zellikten soyutlanm bir eyi, iinde
ortaya kabildii durumlarn hepsine eit olarak uygun bir
tarzda belirtir.
Grlerin idealar hline dnmesi, Msy Steinthale
gre bylece szn zn ve tezahrn oluturur. Bu d
nmn ilk insanlarda meydana getirdii varsaylan idrak
art, konuma ama gelmi her ocukta vuku bulur; ko
nuurken bunu biz de hissederiz: konumak daima, grle
ri idealara dntrmektir. Demek ki dil asla, insan zeks
nn icat ettii eyler gibi tarihte belirli bir anda tezahr etmi
deildir; dil konuulduu anda doar; z, ebediyen doup
durmaktr. Bugn hl erikin insanda dili reten psikolojik
yasalar, ocuun dili rendii srada egemen olan ve dilin
ilk yaratlmasnda egemen olmu yasalardr. nsanlar ara
snda en limi bile, konuurken, szn reten mekanizma
larn bilincine sahip deildir; ama bu mekanizmalar onda,
ocuklarda faaliyet gsteren ve ilk insanlarda etkin olmas
gereken mekanizmalar gibi, zerine dnerek herhangi bir
katkda bulunmakszn iler.
Eklemli dilin, iinde retildii koullara gelince Msy
Steinthal bunlar kendi kendine yle tasavvur eder: Beeri
yetin balangcnda, ruh ile beden birbirine yle tbiydi ki
ruhun btn hareketleri bedende ve esasen de solunum ve
ses organlarnda yanksn buluyordu. ocukta ve yabanlerde

40

E R N E S T

RE NA N

hl gzlemlenen, bedenle ruhun bu sempatisi* primitif in


sanda derun [intime] ve dourgand; her gr [intuition]
onda bir vurgu ya da ses uyandryordu. Dilin yaratlnda
daha az asl olmayan bir rol oynayan dier bir yasa da idealarn arm/bir araya balanmas [association] yasasyd. Bu yasa icab, bir grye elik eden ses, ruhta, bizzat g
r ile bir araya balanyordu (her ne kadar ses ve gr ken
dilerini bilince birbirinden ayrlamaz ekilde takdim ediyor
idiyse de ve hatrlama asndan da bir o kadar birbirinden
ayrlamaz idiyse de). Bylece ses, grme duyusundan gelen
imaj ile hafzada saklanan imaj arasnda bir ba hline gel
di; baka bir deyile, ses bir anlam kazand ve dilin bir unsu
ru hline geldi. Aslnda, hafzadaki imaj ve grme duyusun
dan gelen imaj asla btnyle ayn [identique] deildi: Bir at
grdmde, evvelce grm olduum atlarn hibiri ona
tpatp (renk, boyut, vb. asndan) benzemez; at kelime
siyle temsil edilen genel idea, sadece bu tre giren btn
hayvanlardaki ortak zellikleri kapsamna alr. Sesin anlam
n meydana getiren de ite bu ortak olan zelliklerdir.
Msy Steinthalin gr erevesinde, dilin tezah
rnde ve geliiminde hkim olan belli bal yasalar bunlar
dr. Seslerin, konuan ilk insanlar tarafndan karld an
dan, en mkemmel blge dillerine [idiomes] varncaya ka
dar dilin katetmi olduu btn parkurda, mantn kuralla
rndan ziyade psikolojinin yasalarnn izi vardr. Tabiatn ya
salar gibi psikolojinin yasalar da her ne kadar amaszca
*

Franszca "sympathie kelimesinin kkeni, Eski Yunanca OTITO [pathos:


teessr/etkilenim] kelimesinin up [sm: birlikte] n ekiyle kullanlma
sna uzanr. Dolaysyla burada, sempati, birlikte etkilenmek, ayn anda
mteessir olmak anlamnda alnmaldr, (ev.)

D L N

K K E N

Z E R N E

41

deilse de bilinsizce iler; mantk ise tersine, teemml/refleksiyon bzerine dnme] ile takip ve tatbik edilen artlar
ortaya koyar. Fakat diller, bireylerin deil, cemiyetlerin eseri
olarak halklara ait bulunduundan dilleri aklamak zere
bir halk ruhu psikolojisi yaratmak gerekecektir. Msy
Steinthal dilin bilimiyle balantlar bakmndan psikoloji ile
mantk arasndaki bu ayrm zerinde srarla durur. Bununla
birlikte, onun holand mlhazalarn dzeni bana, insan
zihnini konu edinen deneysel bilimden ziyade, eski mant
n kulland ynteme ait gibi grnmektedir.
Dorusunu sylemek gerekirse Msy Steinthalinkiyle
benim grm arasndaki ihtilf ok ince bir ayrma daya
nr ki bu ayrm da Almanyada ve Fransada kullanlan felsef
formlasyonlar arasndaki farkla hi alkal deildir*. Msy
Steinthal dilin oluumunda akln hibir refleksiyona dayal
edimini konuya dhil etmemek gerektiini tehis eder; sa
dece, ftr idealar retisinin yeniden douunu grmekten
kayg duyar ve Lockeun hatalarndan kanmak iin Leibnizin gidiatna bel balamak istemez. Msy Steinthale
gre, akla empoze edilmi kategoriler kadar dile empoze
edilmi kategorilerden de hi bahsetmemek gerekir: Her ey,
arad bilim iin saptad yasalara gre oluur [devenir], te
zahr eder ve biimlenir. Bundan ziyade bir ey yoktur; fa
kat bu yasalar, yaamla ilgili fenomenlerin ilk ortaya k
sz konusu olduu sradaki yasalar mdr? Sabit kategoriler:
u ya da bu forma sahip olmay tayin eden nceden var olan
mantksal bir kalp. Ftr terimi, bundan baka bir anlama
*

Renann bu kapal cmlesi, onun felsef grlerindeki ilhamm, Fran


sz felsefesinden ok Alman felsefesine borlu olduu hesaba katld
nda akla kavuur, (ev.)

42

E R N E S T

RE NA N

geliyorsa terk edilmelidir. Topraa dm dllenmi koza


laktan, temel zellikleri batan tarif edilebilecek bir am
aac biter. am aac kozalakta ftr deildir; kozalak, btn
doal zellikleriyle am aacnn amaz bir ekilde kendi
sinden bitecei tarzda organize edilmitir.
Bir baka filolog, Msy Heyse13 ayn meseleye dair Ms
y Steinthalinkine ok yakn grler ortaya koyar. Yazar, in
sana dardan gelen bir esin fikrini yeniden ve kuvvetlice
alevlendirir; Msy Steinthale gre, Beckerin organizma
diye adlandrd eye, yani dilin mecburen ve hemen hemen
maddeten retildiine dair fikirleriyle mcadele eder. Msy
Heysee gre dil insan tarafndan zgrce yaratlmtr, nk
insan dili yaratrken hibir belirleyici sebebe tbi olmamtr
ve dile de bsbtn organik ilevlerde meydana gelmeyen bi
reyselliini katmtr. Msy Heysein zm, terim baznda
bizim zmmzden ufak tefek farkllklar bulunmakla be
raber, ibu denememizde sunacamz grlerle temelde
mkemmelen uyuur. Msy Heyse dilin retiminin ayn za
manda hr ve zorunlu, bireysel ve genel, objektif ve sbjektif,
lh ve beer olma zelliklerini ifade etmek zere, aa yu
kar bizimle ayn terimlerden yararlanr. Dilin ortaya knn
farkl ve birok noktada gerekletii ynndeki fikirleri de
sadece, yazarn onlar sunmas gerektiine inand daha
dogmatik formu itibariyle bizimkilerden farkllar.
Ayn eyi, Msy Bunsen ve Msy Max Mller tarafn
dan son yllarda ne srlm14 ve en azndan Ingilterede
13 System der Sprachewissenschaft (Berlin, 1856), s. 46 ve devam; s. 164 ve
devam.
14 Msy Bunsenin Outlines o f the philosophy o f universal history (Lond
ra, 1854) balkl eserine ve Msy Max Mllerin Letter o f classification

D L N

K K E N

Z E R N E

43

belli bir ilgi uyandrm grler iin pek syleyemeyeceim.


Biri en hrriyet yanls yazarlar arasnda yer alan, dieri de
V edalaf a (amzn en gelecek vadeden alma alanlarn
dan biridir) dzeyi yksek aratrmalar vakfeden bu iki lime
verdiim deere ve beslediim hayranla ramen, karla
trmal filolojiye bir Turan dil ailesi hipotezini dhil etme
almalarna, yeni zihniyet iin bir gelime olarak bakmak
imknsz geliyor. Turan dil ailesinin ekirdei olan Tatar-Fin
dilleri grubunun geniliinin yan sra, bu ad altnda gruplan
drlan yerel dillerin, ne Hint-Avrupa ne de Smi dilleri gibi,
tek bir ortak karaktere pek de sahip olmadn itiraf etmek
gerekir. Dorudur, Msy Mller, Turan dillerinin ana izgile
ri gebe bir toplum biimine karlk geldiinden bu dillerin
uraya buraya salm bir karakter sergilemesi, tarihin he
nz erken dnemlerinde geni siyas tekilatlanmalara vas
talk etmi Hint-Avrupa ve Smi dilleriyle ayn younlamaya
ulamam olmas artc deildir, diye cevap verebilir. Bu
tr bir cevap son derece uygundur: Dillerin snflandrlmas
benzer pozitif karakterler yoluyla yaplmaldr, yoksa dillerin
o ft h e Turanian languages balkl yazsna (cilt: I, s. 263.ve devam) ba
klabilir. Yine Mllerin Survey o f languages (Londra, 1850) balkl ese
rine ve Oxford Essaysde yer alan Com parative Myi/o/ogy balkl maka
lesine baklabilir. ki lim, yukarda bahsedeceim sisteme ayr ayr var
m gibi grnmektedir. Ben nceleri (Histoire gnrale des langues s
mitiques, s. 466) Msy Mllerin, kayda demez bir surette, Msy
Bunsenin dncelerinin bir uzants olmaktan teye gitmediini farz
ettim. Msy Mller ise sz konusu yaznn sorumluluunun btny
le kendisine ait olduunu bildirdi ve ben de derhal ilk faraziyemden
vazgetim. Msy Mllerin eserinin sistematik dncesini eletirir
ken de zaten, yazarn bu hususta en mahir Hint dili uzmanlaryla mu
tabk kald derin idrak ile, Tatar-Fin rknn dallarnn erken Brahmanik Hindistana uzandn gstermesine hak veriyordum.

44

E R N E S T

R E NA N

geliiminin belirli bir derecesinde noksan olan ve ayn top


lumsal duruma karlk gelen bu negatif izgileri araclyla
deil. Msy Bunsenin ve Msy Mllerin dil ailesinin,
Turan, Hint-Avrupa ve Smi ailelerinin kken itibariyle ayn
ln ortaya koymak zere istifade ettii detaydaki ispatla
malara gelince bunlar bana hi de ikna edici gelmemektedir.
Bu ztlar kadar keskin ve cesur bir zeks olan Msy Pott da
bilgin Mllerin eserinde tohumlarn att mahirane gr
lerini ok hakl bulmakla birlikte, btn iinde bakldnda
onu, karlatrmal filolojinin gerek ilkeleriyle pek az uygun
olmakla ve bir hayli tehlikeli dolambatan gemi bir etd
yolundan saptrabileceiyle eletirir15.
Dilin kkenine daha dorudan temas eden Msy Bun
senin fark ettii hususlar16 da bana baz itirazlara ak gibi
grnyor. Msy Mller gibi o da dilde, btn dil ailelerin
de dorulanacak bir geliim yasas farz ediyor: Ona gre,
farkl dil sistemleri, insann akll ruhunun/tininin, bugnk
hline varmak zere katetmi olmas gereken farkl alarn
temsil eder. Beni bu tr bir gr tarzn benimsemekten al
koyan saikleri daha nce de ortaya koydum. Bir dil sistemi
nin, bir dierinden stn ya da aa olduu17 ancak ok k
stl limitler dhilinde sylenebilir. Zooloji hayvanlar, ayn ti
pin azar azar tekml ederek basit yapl hayvandan [polype]
insana doru gidecek dorusal bir izgi zerinde sralama
nn imknszln kabul etti; her biri kendi payna nisb bir
15 Zeitschrift der deutschen morgenlcendischen Gesellschaft, 1855, s. 405 ve
devam. Msy Pottun u eserine de bkz: Die Ungleiehheit menschlicher
Rassen, s. 191, 202, 242, 262.
16 Outlines, cilt: II, s. 73 ve devam.
17 Msy Pottun yukarda da atf yaptmz u eserine bkz: Die Ungleieh
heit menschlicher Rassen, s. 86 ve devam.

D L N

K K E N

Z E R N E

45

kemle [perfection] erimeye yetenekli birbirinden ayr ilk


tipler olmas gerektiine karar verdi. Memeli, srngen ola
rak balamad; veya srngen, yumuaka olarak. Ayn ekil
de, Hint-Avrupa ve Smi dilleri de ince ile benzerlikle ba
lamad. Farkl dil sistemleri, her rk iin t balangta be
nimsenmi paralardr; yoksa o sistemler birbirinin iinden
kmaz. Gani gani yeterlidirler ve en zt yollardan ayn sonu
ca varrlar. Falan halk, bizim ne arifane! diye baktmz bir
gramer sistemiyle birlikte hl ocukluk anda kalm ola
bilir; bir bakas ise her tr ilerlemeye kapal grnen bir ye
rel dil ile medeniyetin en yksek noktasna eriebilir.
Bildiimiz ekliyle farkl dil sistemleri, Msy Bunsen ta
rafndan farz edilen embriyonumsu dnmlere dair hi
bir emare gstermemekle kalmaz, hem de bizzat bu hipotez,
kendisiyle elien ciddi bir olguyu iinde barndrr: Byk
dil ailelerinin, mesel Hint-Avrupa dil ailesiyle Smi dil aile
si arasndaki birlik. branice, Fenikece, Keldanice, Sryanice, Arapa, Etiyopyacann ayn kalptan kmasna sergi
ledii bu dikkat ekici homojenliini nasl aklamal? Yine,
Hint-Avrupa dil ailesinin, kelime kkleri bakmndan ayn
temele ve -hi tereddtszce diyebiliriz ki- ayn gramere sa
hip onca dalnn dnyann bir ucundan dierine yaylmln nasl aklamal? Tek bir hipotezle: Hint-Avrupa ve Smi
dil sistemlerinin ikiye ayrld devirden nce geliimlerini
tamamlam olduu hipoteziyle. Bu koul, dilin detaylar
bakmndan ne kadar da az hareket serbestlii brakr! Ka
dim halklar birbirinden ayrlmaya sevk eden eilimle bera
ber, bir dil ailesinin btn yelerine ayn dili empoze edebil
meye yeterli bir birlii muhafaza etmi olduu zaman dilimi
ok ksa olsa gerekir. Bu zaman dilimini yzyllarla m ifade

46

E B N E S T

R E N A N

edeceim? Msy Bunsenin ve Max Miillerin dilin kke


ninden itibaren geirdiini farz ettii evrimi aklarken bin
lerce yl sz konusu etmek zorunlu olacaktr. Embriyonumsu hllerin birinden dierine gei, eer her rkn dnya ze
rine yaylmasndan sonra olduysa ayn dil ailesinin farkl
dallarnn her birinin kendi bana eritii sonucun tek bi
imlilii nasl aklanmal? Eer bu gei, yaylmadan nce
gerekletiyse bu durumda dil birka ylda, mevcut olduu
onca zamandan daha fazla m aama kaydetmitir? Btn
kadim Hint-Avrupa dillerinin kendileriyle birlikte gtrd
usullerin bazlarnn byk bir incelmilik sergilemesine ne
demeli? Hint-Avrupa etimolojisinde aksann/vurgunun yeri,
bir uzun vurgu ile bir ksa vurgu arasndaki fark, isimleri ve
fiilleri kullanma tarzndaki belirli hususiyetlerin sahip oldu
u nemi dnelim. Bunlar, Hindularn ve ranllarn, Yu
nanllarn ve Ltinlerin atalarnn, Cermenlerin, Keklerin,
Slavlarn nceden net bir ekilde karakteristik zelliklerini
kazanm bir gramerle birbirinden ayrldnn kant deil
midir? Bu halklar yine de kkensel ve rklarnn ilk ortaya
kndan itibaren izilmi hatlarla blnmeler sergiler. Bu
ana olgu zerine refleksiyonda bulunduka dilin ok homo
jen bir toplumda, daha iyi ifadesiyle ok az kiiden oluan
bir kavimde, uzun uzadya deneme-yanlmalar olmakszn
yaratldna inancmz artar. Eer dil, daha bata olgun ve
buna bal olarak da ayrm bir toplumda ortaya ksayd
veya geliseydi, olduundan ok daha eitli olurdu ve kua
tc aileler altnda yle kolay kolay snflandrlamazd.
Msy Mller, ok mahirane ve derin grler sergiledii
bir denemesinde18, Ltincenin var olduunu hi bilmeseydik
18 Com parative Mythology, s. 11 ve devam.

D L N

K K E N

Z E R N E

47

Rumen diyalektlerinin mukayesesinin, onlarn gemite


kkenleri olan bir dilde kaynam hlde bulunmas gerek
tiine hkmetmemize imkn salayacana, yerinde bir e
kilde dikkat eker. Deiik Hint-Avrupa dillerinin karlat
rlmas, stelik de bizi Sanskritenin Sanskrite olmad,
Yunancann Yunanca olmad, bu dillerin hepsinin henz
birbirinden ayrmam bir hlde bulunduu bir aa gt
rr. Karlatrmal filolojinin en gzel galibiyeti, Aryan di
ye adlandrlan, dnyadaki btn medeniyetlerin nvesinin
dar bir blgede younlam hlde bulunduu bu aa cesur
bir bak atmamza imkn salamasdr. Nasl ki Rumen di
yalektlerinin hepsi, vaktiyle Tiber Nehri kysnda yaayan
bir kavim tarafndan konuulmu bir dilden tremise ayn
ekilde Hint-Avrupa dillerinin gerisinde de ok dar bir kan
tonda konuulmu bir dil olsa gerekir. Mesel, btn HintAvrupa halklarn peder (baba) adn, ayet bu kelime ta
mamlanm ekliyle ilk Aryanlarn kelime hzinesine dhil
deildiyse p a kelime kknden ve tri ya da tar son ekinden
tretmeye gtren saik nedir? Yeryzne dalmalarnn ar
dndan onlar, ayet bu kelimenin akl sebebi ilk alardaki
bir krsal aile gelenei deilse hangi saik fille (kz ocuk,
Sanskrite: duhutri, Yunanca: (hyanp, Almanca: Tochter)
adn, traire (samak) kadar zel bir eylemden tretmeye
sevk etmitir? Dier kant daha da apaktr: Sanskritede
e" anlamna gelen dhava kelimesinin, -siz anlamna ge
len vi- n eki alm hli olan vidhava dul anlamna gelir;
Cermen ve Slav dilleriyle beraber bu kelime Ltincede de
bulunur (vidua19), ama bu dillerin hibiri ne e mansnda
19 Bu aklamaya kar ok ciddi bir itiraz, eski Ltin diline ait olan ve viduus ile viduay ayn dividere kkne balamaya gtren eril viduus'u

48

E R N E S T

R E NA N

d h a v a kelimesine ne de -siz anlamnda vi- n ekine sahip


tir. Bu da byle bir kelimenin, Ltinlerin, Cermenlerin ve
Slavlarn atalarnn Brahman rknn atalaryla ortak bir ha
yat srd alarda retildiini gsterir. te bu, baka hi
kimsenin Msy Mller kadar aydnlatamad temel bir
husustur. Bu kavrayl tmevarmlardan kan sonu, HintAvrupa gramerinin esas izgilerinin Aryan boyunun farkl
milletlere blnmesinden nce sabitlik kazanm olduu
dur. Bunu, arz ettii birlik bakmndan Aryan dil ailesinden
ok daha dikkat ekici olan Smi dil ailesi iin de haydi hay
di sylemek gerekir.
Gelgelelim Msy Mller nasl olup da byle iyi ispatla
d bu temel olgudan, Aryan gramerinin ihdas edilmesinin
ilk balangca ait bir vaka olduu sonucunu karmaz? Son
raki galibiyetleri ne olursa olsun diller daima ok kk bir
kantondan kmtr. Msy Mller tarafndan derlenmi ve
kkeni itibariyle Aryan olan kelimelerin yaps, moral bir
ba ile birlemi, ama bununla beraber madd uygarlk ba
kmndan pek az gelimi bir toplumun emaresidir. Bu antik
yerel dilde krall belirten ifadeler ev hayatndan alnmtr;
sonradan ehir anlamna gelecek kelimeler balangta
ev anlamnda kullanlmtr; o dilde, av ve sava anla
mna gelen kelime yoktur; bilakis, tarlalar ilemekle ve hay
van besicilii yapmakla, grltsz patrtsz bir hayat sr
mekle ilgili ok zengin bir kelime hzinesi bulunur. iftilik,
deirmencilik, dokumaclk ve basit metal ileri gibi bilinen
kendine dayanak alr. Kr: Pott, Etym. Forsch., I, s. 185, II, s. 276. Bedeni
ruhtan ayrd iin Orcusa atfedilen viduus niteleme sfat, bu son kk
le ilikilendirilir. Kr: Hartung, Die Religion der Rcemer, II, s. 90.

D L N

K K E N

Z E R N E

49

zanaatler, btn zanaatlerin en basit olanlardr20. Demek ki


bu dil, byk gelimelere imkn vermeyen drt bir yan ka
pal bir yerde konuuluyordu. Aryanlarn konutuu blge
dilinin, -tpk Rumen dillerinin kayna olan Ltincenin, b
yk Hint-Avrupa dil ailesinin bir kolundan ibaret oluu gibi
daha yaylm bir dilsel ortakln blnmesinden doduu
nu mu sylemek gerekir? Ama yle olsayd bu dil ailesinin
dnda, blnm ortakln baka paralar da bulunurdu.
Ltince ayet hi bilemeyeceimiz bir surette ortadan kay
bolmu olsayd Rumen dillerinin dorudan kkenini tabi
atyla bilemeyecektik. Ama onlarda, Avrupada konuulan
dier dillerden daha az incelmilik de grmeyecektik; Ru
men dillerinin anasn bilmeden kardelerini tehis edecek
tik. Msy Mller, tre (olmak) fiilinin ekiminin, talyanca
ile Franszca arasnda, Litvanya dili ile Vedalar' m yazld
blge dili arasndakinden daha byk bir farkllk sergiledi
ine dikkat eker. O hlde ilk Aryanca, daha geni bir ortak
kmenin sadece bir kolu olsayd baka dil gruplaryla birlik
te Hint-Avrupa dillerinin incelmiliklerinin izleri de bulu
nurdu. Oysa, bizce, Msy Bunsen ile Mller, o tr bir incelmilii kantlamay baaramamtr ve filolojinin geleceiyle
ilgili bir n yarg gelitirmeksizin unu sylemek mmkn
dr: Bu temel hususta, ufukta, bir ispatlamann en kk bir
emaresi bile grnmemektedir.
Yukarda atf yaptm yazlara bir de nl felsefe tarih
isi Msy Henri Ritterin, bu kitabmn ilk basks hakkn
da Gelehrte Anzeigende21 yazd bir makalesini eklemek
20 Com parative Mythology, s. 24 ve devam.
21 18 Austos 1849.

50

E R N E S T

R E NA N

isteyeceim. Msy Ritter, benim kitabmda vardm so


nular tasdik ederek bylesine mehur bir zttan geldiin
den son derece dikkatle deerlendirdiim baz eletirilerde
bulunur. Msy Ritter, dile yapay bir icat gzyle bakan eko
le bir tepki olarak bendenizin, dili insan tabiatna fazlasyla
zsel kldm ve dnce ile dili gereinden fazla sk skya
birbirine baladm kansndadr. Yeterince gelimi bir d
ncenin, sz olmadan da var olabileceini ve de dilin, bilin
cin uyanndan hayli uzun zaman sonra ortaya ktn var
sayar; sonu itibariyle de ona gre dilin douuna dair
ilk/kkensel fenomende bir para, refleksiyona borlu olun
sa gerekir. Bendenizin, dilin kendiliinden tezahrne dair
grmn hangi ihtiyat kaydyla anlalmas gerektiini yu
karda syledim. Ama Msy Ritterin gittii noktaya kadar
benim gitmem mmkn deil. Genel olarak dil ile eklemli dil
arasnda yapt ayrmdan, mademki eklemli dil yalnzca bi
raz olsun birbirinden ayrlm/zlm idealar ifade etme
ye uygun dmektedir, yle aman aman bir sonu kma
maktadr. Msy Ritter dile, sadece tek bir ilev ykler: d
nceyi iletme ilevi. Szn, iletiim ilevinden daha az
nem tamayan dier bir ilevini gzden karr: dnceyi
formle etme ve ona snr tekil etme ilevi. Sar dilsizler be
lirli hkmlere ancak, o tr hkmleri, bizim dilimizi model
alarak yaratlm iaretlere hapsedebildikleri zaman varabilir.
Epe Barahibinden* nce, baz sar dilsizlerin belirli bir en
telektel gelime kaydettiini farz ederken konuan insanlarla
*

Epe Barahibi unvanyla anlan Charles-Michel de lpe (1712-1789).


Bu zt, sar-dilsiz kimselerin de herkes gibi renimden geebilecei
fikrini ispat etmek zere mr boyunca gayret sarf etmitir. Fransz ia
ret dili ve alfabesi, Epe Barahibinin sebatkr gayretlerinin bir rn
dr. (ev.)

D L N

K K E N

Z E R N E

51

gzle kurabildikleri kontaktan rendiklerini hesaba katmak


gerekir: Bilin, esasen bulacdr ve en dolayl yollarla bile
aktarlr. Msy Ritter, bendenizin, dili dnceyle karla
trmak yerine, insan ftratndan kan, ama bununla birlikte
insann dnyada ilk tezahryle ada olmayan siyas ve
sosyal kanunlarla karlatrmay tercih etmememden dolay
sitem eder. Akas bu fikri kabul edemeyeceim: eer Ms
y Ritter refleksiyon rn siyas kurumlan, tekml etmi
bir ahlk kastediyorsa, bunlar hi de dil ile karlatrlabile
cek trde eyler deildir. ayet, ahlka, aile hayatna, sosyal
hayata dair ilkeleri kastediyorsa bu ilke insanolunda akl ve
dil kadar eskidir. Aryan halklarn en eski alarna kadar ge
riye gidilse orada bu halklarn dilinden ayrlamayan ve onla
rn ilk kurumlarma bal birtakm din kaideler veya ev haya
tn dzenleyen dsturlar bulunur.
Msy Ritter, dilin geliimini tarihten ok bamsz ola
rak ve dili sanki bir canl varlkm gibi grerek d koullara
tbi klan bir ekilde ele almamdan da mtekidir. Ama bu
ikyeti ancak, kitabmda ortaya koyduum grler, mut
lak bir hakikatin teoremleri gibi formle edilseydi hakl olur
du. uras muhakkaktr ki, tarihteki olaylarn, dillerin gidia
t zerinde tayin edici bir etkisi vardr; mesel ngilizcenin
gnmzde konuulan hliyle Normandiya galibiyeti ol
makszn bu Anglosakson karakterinin hayli farkl olaca
kesindir. Lkin dillerin, doal aknda d etkenlerle meyda
na gelmi sapmalardan hareketle, onlarn geliimini sevk ve
idare eden hibir i yasann olmadna hkmetmek de yan
ltr. Dnyada dallarnn ve yapraklarnn dzeni, olmas
gereken ekli alm tek bir aa bile bulunmamasndan ha
reketle geliip serpilmenin yasalarnn, bitkiler iin gdk
kalma, kopup dme, vb., hayvanlar iinse dk yapma,

52

E R N E S T

R E NAN

eksik organla doma, vb. zel durumlara yol aan nedenler


den daha az reel olduuna m hkmedilir? Dnyadaki olu,
yle geni bir ebekedir ki onda binlerce neden birbiriyle ke
siir ve atr; ve bunun sonucunda ortaya kan eyler de o
ebekeyi anlamak zere tmdengelim yapmaya kalklacak
genel yasalarla hibir zaman mkemmelen uyumlu deildir.
Bilim, yasalar formle etmek iin, doada hi olmayan so
yutlamalar yapmaya, ideal koullar tanmlamaya mecbur
dur. Mesel Gne Sistemini ele alalm: Muhakkak, onda
mkemmel bir dzenin yasalarna tbi ve oluumu ok ya
ln nedenlerle aklanabilecek bir btnlk vardr; ama, bu
na ramen Satrnn halkas, kk gezegenler ve meteor
lar, gk cisimleri geometrisinin istisna kabul etmez diye d
nlen kurallar yannda bireysel zellikler sergiler. Feno
menler, dnyada tezahr eder/ortaya kar, nk tezahr
etmelerinin yeter-sebebi vardr; fakat bu yeter-sebep asla
tek bir sebep deildir. Ayn ekilde cereyan eden iki olgu ve
ya ayn kategoriye giren iki varlk yoktur: Sadece bireysel du
rumlar vardr. Her olgu, her varlk, onu nceleyen olgular ve
varlklar dizisinin bir halkasdr. Aralarnda az ok benzerlik
gsteren varlklara ve olgulara ayn adn verilmesi de sadece
anlam genilemesinden ibarettir.
Bu aklamalar, faydalanmam gereken genel formllerin
mahal verebilecei yanl anlamalarn nn almak bak
mndan bana zorunlu grnd. Salt diyalektik* mlhazalar
alanndan kmay istediimiz andan itibaren, hakikat an
cak, dnceye srekli snr izmek ve ok titiz yaklamlar
la muhtemel hatalar eleme usuln kullanarak bulunabilir.
*

Renanm burada kulland "diyalektik terimi mantksal anlamnda


okunabilir, (ev.)

I
nsan zihnini konu alan deneysel bilim kendini genellik
le, insan bilincini geliiminin son raddesine erimi ve g
nmzdeki hliyle incelemekle snrlandrd. Tpk fizyoloji
ile anatominin organize olmu bedenlerdeki fenomenler
iin ve psikolojinin de ruhsal fenomenler iin -konular ge
rei aralarndaki metot farkllklaryla birlikte- yapt gibi.
Ama, organlar ve onlarn ilevlerini yerine getirmelerini in
celeyen bilimler yannda, organlarn oluum ve geliim s
recini konu alan baka bir bilim de vardr; ruhsal fenomen
leri ve ilevleri tasvir etmeye alan psikolojinin yannda,
kurulmas gereken bir insan zihni embriyojenisi de vardr ki
onun inceleyecei ey, amzda son derece dzenli bir i
leyie sahip olan melekelerin/yetilerin ortaya k ve ilk eg
zersizleridir. Byle bir bilim hi kukusuz, insan bilincinin
mevcut hlini gzlemlemekle yetinen bilimden daha me
akkatli olacaktr. Buna ramen, bizi mevcut adan ilk a
lara gtrebilecek gvenilir yollar da vardr, ilk alarn do
rudan deneyimlenmesi bizim iin artk imknszdr; ama
imdiki aa uygulanacak tmevarm, insann teemml/refleksiyon becerisi gelitirdii alarn, aslnda sadece onun
meyvesi olan ilk alar, kendiliindenliin [spontanit]
egemen olduu alar kavramamz salayabilir.

54

E R N E S T

RE NAN

Her ne kadar insanln ilk hli geride iz brakmadan or


tadan kaybolduysa da onu karakterize eden fenomenler biz
de hl benzerdir. Her bireyin, insanln bir btn olarak
izledii gzergh kendi nmna katetmesiyle, btn iin
de insan zeksnn geliim dizisi, genel itibariyle, bireysel
akln ilerleyiine tekabl eder. Dahas, insanlk ailesinin her
blm birbiriyle atba giderek ilerlemez; insanlk, asil rk
larla ycelere karken aa rklarla* henz emekleme a
ndaki gibi alt seviyelerdedir. nsanlk tarafndan mesken
tutulmu dnyann farkl kelerinde ve birbirini takip eden
alar boyunca her an yeniden gzlemlenebilecek gelime
dzeyi fark ite byledir. Irklar, iklimler ve bunun gibi daha
binlerce ycelme ve alalma nedeni, insan tr iinde, be
eriyetin bir btn olarak gerekletirdii devrimler dizisin
de, kendini ardk gibi gsteren eitlenmeleri ayn anda
mevcut klar. Bylece, bilincin uyanna iaret eden feno
menler, gelimemi ve deta dnyann ilk gnlerinde, olan
biten eylerin tanklar gibi geri kalm rklarn saplanp kal
d ocuklukta da ortaya kar. Yaban insann ilk insan ol
duu katiyen sylenemez: Farkl insan rklarnn ocukluk
a da ok farkl olsa gerekir; Papuada ve Boshimanda yaa
yan halklarn vrisi olduu zavall varlklar, phesiz ki Smilerin din hassasiyet sahibi rknn atalar olan din nderleri
ne, Hint-Avrupa halklarnn ahlk ve felsefeyi znde tayan
rknn yaman atalarna pek az benzese gerekir. Fakat, birey
sel karakterlerin eitliliine ramen, ocukluk hep ortak iz
giler tar. O hlde ocuk ve yaban, insanln ilk alarnn
*

Metinde yer yer karmza kan bu gibi rk dncelerin lanetlenme


si, mutlaka bir insanlk vazifesidir, (ev.)

D L N

K K E N

Z E R N E

55

teorisini bilimsel olarak ina etmek isteyecek kiinin, iki b


yk inceleme konusunu meydana getirecektir.
Gemi alarla irtibat kurmada bilim iin yine de daha
dorudan bir yol kalr: Bunlar da insan zeksnn kendini d
a vurduu poetik yaratmlar, en eski hatralarnn saklan
d ilk yazl vesikalardr. Bu yaratmlar ve vesikalar ancak,
insanln emekleme andan hatr saylr oranda sonra
gelen bir devrinde yazyla sabitlenmeye balar. nsan henz
kendisini g bel idame ettirdii ve de gemii olmadn
dan gelecei de dleyemedii bir an hatrasn nasl mi
ras brakacaktr? Ama bu mucizev Tekvnin/treyiin btn
safhalarnn zerine yazl olduu bir abide vardr; bu yle
bir abidedir ki btn asrlarn malzemelerini bnyesinde
barndrr ve onlar analiz edilmeye aar. Bu, insanla birlikte
doan ve gelien, onun her admna elik eden ve hissetme
biimlerinin her birinin izini kendinde tayan hayranlk
uyandrc bir iirdir. Bu abide, bu iir, dildir. Dilin derinle
mesine incelenmesi her zaman, insann akll ruhunun/tini
nin kkenlerini tanmak zere kullanlacak en etkili yol ola
caktr: Tpk bir sanatkrn hazrlayaca kilden bir kalp sa
yesinde l l bronz bir heykel yapmasndaki gibi, dil saye
sinde biz de ilk alarla kar karya geliriz.
uras muhakkaktr ki bilimin nazarnda ilk diller sergile
dikleri psikolojik durumla birlikte ortadan silinmitir ve
bundan byle hi kimse eski filolojinin yapt gibi ilk dille
rin peine dp de kendini yormaya kalkmaz. Ama bu
nunla beraber, bilinmesi mmkn olan blge dilleri arasn
da bazlar, dilin douunu sevk ve idare eden yasalarn izi
ni dierlerinden daha iyi muhafaza etmitir. Bu sylediimiz,
asla bir hipotez deildir, apak bir olgudur. Bu olgu, dilin

56

E R N E S T

RE NA N

icadnda ve geliiminde keyflik hibir rol oynamadndan,


dorudan bir soy bayla insan trnn atalarnn aznda
eveleyip geveledii dillerden birine bal olmayan en fazla
biimi bozulmu blge dillerimizden biri deildir. Primitif
dnyann izini, baz dillerin sergiledii dnm gzerg
hnda, halklarn ve baz blgelerde birbiriyle st ste binmi
blge dillerinin katmanlar arasnda bulmay arzulamak o
cuka olacaktr. Ama daha salam ve mekanizmas en az de
imi organlarca muhafaza edilmi ve kendi blgelerinden
hemen hemen baka hibir yere gitmemi halklar tarafn
dan konuulan diller vardr. O diller hl -yle deyip acele
ye getirmeyelim: ilk dilin veya bir ilk dilin- onlar vastasyla
insann dncesine dsal ve sosyal bir ifade kazandrmay
baard ilk usullerin ahidi olarak kaimdir.
lk usuller diyorum, zira ilk dile ulama umuduna asla
kendimizi kaptrmamalyz. Nasl ki bir jeolog, arzn mteek
kil olduu unsurlarn, en derin noktasmdakilere varncaya
kadar btnyle tecrbeye ak olduuna inanmakla haksz
olursa ayn ekilde belirli bir dil ailesinin yeleri arasnda ka
dimlik zincirinde ilk halka payesine lyk olan dillere mutlak
manda ilk dil gzyle bakmak pervaszlk olacaktr22.

22 Bu mukayese F. Schlegele ait: Philosophische Vorlesungen, insbesonde


re ber Philosophie der Sprache und des Wortes, s. 74-75.

II
Dilin kkeni meselesi kadim filozoflar pek az megul et
mi gibi grnmektedir23. Platonun, dikkatini sk sk kelime
lere ynelttii dorudur; fakat mesel Kratylosta yer alan eti
molojik denemelerin bilimsel bir yntemin izlerini pek ta
mad rahatlkla ne srlebilir. Aristoteles Peri Hermenez'asta genel gramer konusundaki ilk denemeyi ortaya koy
mutur; fakat genel gramer, modern anlamda mukayeseli fi
lolojiye -diyalektik, akim tecrb bir yoldan analiz edilmesine
nasl ki fersah fersah uzaksa o kadar- ok uzaktr. Lucretius
dilin oluumu konusunda vgye deer bir ustalk rn ol
makla birlikte, Epikr ekoln batanbaa kuatm hatal bir
hipotezin izlerini tayan grler dile getirmitir: yaban ve
hani neredeyse hayvanlk hlindeki bir ilk insan grubu hi
potezi24. Antik dncede, materyalist zm ile dilin ftr
[inn\ olduu biimindeki zm arasnda pek bir nans gzetilmemitir. O dnemde, henz filolojide ve bilhassa da
mukayeseli filolojide pek gelime kaydedilmediinden, haki
kate yakn bir teorinin ortaya konmas zaten beklenemez.
23 Antikadaki genel filoloji iin bkz: Lersch, Sprachphilosophie derAlten
(Bonn; 1834-41).
24 De N atura Rerum, V, V, 1027 ve devam. Epikrn benzer grleri
Diogenes Laertiusun eserinde de okunabilir (X, 75 ve devam).

58

ERNEST

RENAN

Hakikate yakn bir teori, felsefenin, dilin analitik inceleme


sine gerei gibi nem atfedilmi olan XVIII. yzylda ortaya
konmutur. XVII. yzyln sonlarna doru John Locke mehur
Denemesinde, kelimeleri ve idealar birlikte ele almtr.
Lockeun eserini Yeni D enem elefde inceleyen Leibniz de bu
konuya dnrlerin dikkatini eken nemli deerlendirme
lerde bulunmutur. Leibniz incelemesinde hayranlk uyand
ran bir kavrayla, bilhassa mukayeseli yntemin ana hatlarn
ortaya koymu ve bu alanda gelecekteki almalarn ateleyi
cisi olmutur. Fransz filozoflarn birou, Condillac [okunu
u: kondiyak], Maupertuis [:moperti], Rousseau [:ruso], Condorcet [kondorse], Turgot [:trgo], Volney [:vlnei], dile ilikin
meselelere dorudan doruya el atmtr. Fakat bu filozoflar,
mutat olarak yaplageldii gibi, teorik meselelere, olgusal ay
rntlar sebatla incelemeden dalmtr. Psikolojinin nndeki
en ciddi glkleri yzeysel bir hipotezle geitirmek ve dille
rin blge farkllklarnn mukayesesine ynelik bir ettte bu
lunma zahmetine girmeden bir dil teorisi kurmak, biraz una
benzer: Dnya ve onun kayna zerine genel bir sistem ina
etmeye heveslendii hlde, kinatn ksmlarnn her biri hak
knda zel bilgiler gelitirmeye tenezzl etmeyen kadim fizi
in iine dt durum gibidir.
XVIII.
yzyldaki hipotezler kendi ilerinde eitlilik gster
mekle birlikte, o dnemin dnrlerinin dile bak tarz ve
dilin ortaya k meselesine yaklamndaki ortak zihniyet
aa yukar byledir. XVIII. yzyln felsef atmosferi, insan ze
ksnn kkenlerine ilikin her hususu yapay aklamalara
balamaya meyilliydi25, insan, o dnemde, melekelerinin/
25 Bir tek Turgot mstesnadr; o, dil hakknda en ileri grleri ifade etmi
tir (Bkz: "Sur les rflexions philosophiques de Maupertuis sur lorigine

D L N

K K E N

Z E R N E

59

yetilerinin fiil mekanizmasyla birlikte ele alnyordu; sanki


insanln ilk alar ile bilincin u anda eritii seviye arasn
da hibir fark yokmuasna, bu mekanizma da alenen gemi
e yanstlyordu. XVIII. yzyln filozoflar bize ilk insanlar an
latmak istedikleri her defasnda, ilk insanlar da sanki gn-
mz insannn refleksiyon, kombinasyon ve muhakeme dze
yine sahipmi gibi konuur. Bu surette, dili de dier insan icat
larndan biri gibi ele alr: insan gnn birinde, tpk zanaatleri
akl ettii gibi sz akl edivermitir. Sonra da bu icadn, refleksiyonda bulunan zeknn btn dier rnlerinin tbi olduu
geliim sreci kanununa tbi olduu farz edilmitir. Bu filozof
lar, insann gnn birinde -Antikada farz edildii gibi- sa
dece bir mutum et turpe pecusm yapn farz etmitir.
Hlbuki, cemiyetin en basit ihtiyalar insanlar szden
nce, birtakm fizyonomik davurumlardan, birtakm be
den hareketlerinden ve sesteki tonlamalardan meydana ge
len bir doal dil yaratmaya sevk eder, tdealarm says oal
dka, doal dilin yetersizlii hissedilir ve ondan daha kulla
nl bir iletiim yolu aranr. te o srada, sz kefedilir.
Bylece insanlar aralarnda mutabakata vararak eklemli/artikle ya da baka bir deyile yapay dili ihdas eder27. Bu ilk
des langues, Oeuvres, cilt: II, s. 103 ve devam). Rousseauya gelince,
her ne kadar Discours sur l'origine et les fondem ents de l'ingalit parm i
les hom m esd a Condillacn kanaatiyle iddetli bir ekilde mcadele et
se de bir hipotez gelitirmeyi denedii esnada, srekli icat hipotezine
geri dner.
26 Horatius, I. kitap, III. blm, s. 99.
27 Thomas Reid ve Dugald Stewart gibi psikologlarn yzeysel bir ayrm
zerinde srar etmeleri ve sz vastasyla da vurmann/ifade etmenin,
jestler vastasyla da vurmaktan daha az doal olduuna inanmalar
artcdr. (Bkz: D. Stewart, Esquisses, I. ksm, XI. blm; ve Philosophie
d e lE sprit humain, II. ksm.)

60

E R N E S T

RE NAN

dil, insann yaratt dier eylerde olduu gibi doduu s


rada kusurlu ve yoksuldur. Bu dil yava yava gelitirilir ve
nihayet gnmzdeki zenginliine kavuur; Adelungun28
yapt bir benzetmeden yararlanarak syleyecek olursak
yabanlerin kanosu, meden milletlerin ilebi hline d
nt. Dil bylece aama aama gelierek gnmzdeki
hlini almtr. Smithe gre dil ilk hlinde, adlardan ibaret
ti. De Brossesa greyse dilin ilk hli, nlemlerden oluur. Bu
dnrlerin tamam, dilin balangtaki unsurlarnn geli
imi iin yzyllar gemesi gerektii zerinde mutabktr.
Bu hipotez, szn kkenini aklamay denemi olan hi
potezlerin tamamnn arasndaki, en hatal -veya daha gzel
bir ifadeyle, hakikate en uzak- olandr. B hipotezi ne s
ren filozoflar, dilin icat edilmesinde insann her eyi meleke
lerinin doal egzersiziyle gerekletirdiini pekl bilir. Fa
kat, konvansiyon/mutabakat ile ve hesaplama yapmakla il
gisi olmayan bu melekelere, refleksiyon ve kombinasyon ye
tenei atfederek yanlgya derler.
XIX.
yzyln balangcnda ortaya kan bir felsef reaksi
yon, dilin kkeni meselesine zm getirmenin nemini his
sederek daha ksm ama hakikate daha yakn grler geli
tirdi. Herder ve Hamann pek bilimsel denemeyecek bir bi
imde, dilin isel birliini ve lh gcn ortaya koydu.
Fransz ekol de benzer temayllerle, XVIII. yzyln bireyin
akima tahsis ettii yeri, bir btn olarak insanln evrensel
akl yararna olmak zere kstlad. XVIII. yzyl her eyi, in
sann hrriyetine yahut daha yerinde bir ifadeyle insann
kaprisine brakmt. Fransz ekollerinden biri, spiritalizmin
ve dinin kaynan aklamay denerken her eyi Tanrya
28 Mithridaten Girii.

D L N

K K E N

Z E R N E

61

balad. Bylece dil, evvelce sadece insann bir icad olarak


dnlrken bizim yzylmzda bir lh vahye dnt.
Maalesef, bir metafor olarak alman bu vahiy ifadesi, szn
mucizev bir ekilde ortaya kn aklamak iin dar ve lfz anlamnda anlalsayd daha kati [exacte] olurdu. Zaten
gerek melliflerindeki gerekse taraftarlarndaki hliyle vahiy
tezi, bilimde ciddi bir konuma yerleme imknnn gzetil
mesi itibariyle, kardan yeterince arnm deildi. Bu tez,
iman konusu olan bir dogma otoritesi tahsis etmek istenen
teolojik ve politik bir sistem yararna savunuluyordu.
Bu tezin, de Bonald, de Maistre, de Lamennais ve daha
sonra da Msy Giobertinin katklaryla hakik bir gelime
kaydettii grlr. Bu yeni ekol, insanda sz icat etmeye ye
terli kapasite bulunmadn gstermeyi denedi29. Bu surette,
dili baya icatlar alanndan kararak ona yksek bir yer tah
sis etmek ve Tannmn bir eseri olarak grmek istiyordu. Bu
nunla kastedilen eye bal olarak doruluu deiir. Kendili
inden gelien eylerde insann katksndan daha ok Tanrnn parma olduu dorudur. Bununla birlikte, bu ifade s
k anlamyla, yani melliflerinin kastettii anlamda alndn
da bir tuzak ierir. Dilin vahyedilmi olmas, sahiden hangi
anlama gelmektedir? Bu ifade, madd anlamyla alndnda,
gkyznden bir ses insana eylerin adlarn m dikte etmi
tir? ayet byle dnlrse bu yaklam ziyadesiyle antropomorfik olur. Bilimden uzaklar ve tabiat kanunlar hakkndaki eskimi idealar gibi antipatik bir hl alr. O hliyle de mo
dern kritik ynteminden biraz nasibini alm herkes tarafn
dan kolaylkla reddedilir. Zaten Msy Cousinin de syle
dii gibi dilin Tanr tarafndan tesis edildiini ne srmek,
29 De Bonald, Recherches philosophiques, cilt: I, s. 163 ve devam.

62

E R N E S T

RE NA N

meselenin gln halnn altna sprr, onu zmez.


Tanr tarafndan' icat edilmi iaretler bizim iin iaret olma
yacaktr30. Eer vahiyden, insann melekelerinin kendiliin
den oyunu kastediliyorsa Tanr, insann iine dili icat etmesi
iin zorunlu olan her eyi koymu olmas bakmndan dilin
mellifi diye anlabilir ve bu, hakikate daha yakn olur. Bu du
rumda, ayn olguyu aklamak zere gelitirilecek daha felse
f ve doal bir teoriye zemin hazrlar.
Daha nce de sylediim gibi dilin vahyedilmiliini sa
vunanlarn niyeti ve argmanlar bilhassa teolojiktir. Onlar,
Tekvnde yazan bu dogmay kendi felsefelerine ba tac et
mitir. Fakat, bize yle geliyor ki bu, Tekvnin ok kt bir
tefsiridir. Rab Tanr yerdeki hayvanlarn, gkteki kularn
tmn topraktan yaratmt. Onlara ne ad vereceini gr
mek iin hepsini deme getirdi. dem her birine ne ad ver
diyse o canl o adla anld. dem btn ehli ve yaban hay
vanlara, gkte uan kulara ad koydu." (Tekvin: II, 19-20).
Henz insan zeksnn ilk hllerine tekabl eden bu kadim
hikyelere, ileri felsef yorumlar uygulamak pek makul ol
masa da yukardaki pasaja bir sembol gzyle bakldnda
ondan karlacak sonu ne olacaktr? Sonucun, ondan ka
rlmak istenenden hayli farkl olacana inanyorum. Tekvnin bu pasajnda genel olarak dil deil, sadece belirli bir
kelime snf sz konusu olduundan karlacak sonu an
cak kelime hzinesinin oluumuna ilikin olabilir, yoksa gra
merin oluumuna deil. Pasajdan, ad verme iini icra ede
nin, Tanrnn gzetimi altnda, bizzat insan olduunu anl
yoruz. Eer felsefe, poetik bir mitostan dilin ortaya k
hakknda en kati formllerde faydalanmak isterse o mitosta
30 Maine de Birann Felsef Eserlerinin IV cildinin nsz, s. XV

D L N

K K E N

Z E R N E

63

undan caha gzel bir ey bulmasa gerekir: Tanr insana, ba


bann cTdadna rettii gibi konumay retir; yani, insa
nn nne, melekelerini harekete geiren arz sebepleri ge
tirir ve o melekelerin faaliyete gemesini izlemekle yetinir.
Oysa, byk bir hakikat zerine ak ulu bir akl yrtme
yerine, bu kadim gelenekte kesin/belirli bir dogma aramaya
kalkarsak onu hem lfz hem de spiritel/manev olarak
yanl yorumlam oluruz31.
Dilin biliminde kaydedilen byk ilerleme, felsefeye ve
tarihe beklenmedik katklar salad. Bu katklar salayan
nemli eserlerden bazlarn yle anabiliriz:
F. Schlegel, Ueber die Sprache und Weisheit der Indier
(1808) balkl eserinde mukayeseli yntemin esaslarn or
taya koyar ve Hint-Avrupa dil ailesinin birliini aa karr.
Msy Bopp, Conjugations system der Sanskritsprache in
Verleichung m it jen em der griechischen, lateinischen, per
sischen und germanischen Sprache (1816) balkl eserinde,
bu yeni metodun ilk uygulamasn ortaya koyar.
Aralarnda Wilhelm von Humboldt, Jacob Grimm ve Eu
gne Burnouf un da yer ald rencilerinin ve rakiplerinin
meydana getirdii bir grup lim*, iki byk stadn (Schlegelin ve Boppun) at yoldan ilerleyerek dilin deneysel
31 Dilin vahyedilmiliinden ne anlamak gerektii hususunda Jacob
Grimmin muhteem refleksiyonlarm tavsiye ederim: Ueber der Ursprung
der Sprache, s. 23 ve devam.
* Aslnda, dilimizin imlsnda apkal inceltme iaretinin yannda, zeri
ne konduu harfin okunuunu inceltmeden uzatan bir iaretin daha
gerekli olduu kansndaym. Bylece, lim yerine lim yazarak, doru
tonlamay simgelemek mmkn olabilir. Bu tr bir uzatma iareti saye
sinde, varis/vris, katil/katil gibi kelimeler arasndaki hem anlam
hem de telffuz fark gsterilmi olur, (ev.)

64

E R N E S T

R E NA N

bilimini niha olarak ina eder32. Kadim filolojide olduu gi


bi, diller arasnda yapay ve sadece dtan yaknlklar kurmak
yerine dili yaayan bir organik btnlk gibi ele alrlar. Bu
yaamn kanunu arandndaysa her dil ailesinde, tektip
[uniforme] yasalara tbi bir dallara ayrlma olduu grlr.
Dilin kkeni problemine, tek tek diller hibir i oluum se
bebi tamayan inorganik bir karm olarak grldnde
sadece madd ve kaba zmler nerilebilir. Bu bakmdan,
XVIII. yzyl filozoflarnn grlerinden daha stn bir g
r gelitirmi olmayan Msy de Bonald, dilin sebebini ii
yerine dnda aramakla, temelde sadece getiimiz yzyln
yrd yolu tekrar katetmitir. Fakat dilin biliminin, ha
yat bilimlerinden biri hline geldii gnden itibaren, dilin
kkeni problemi hakik zemini stne, yani yaratc bilin
alanna yerletirilmi oldu. Dilin treyii daima esrarengiz
kalacaktr, ama en azndan treyiiyle ilikilendirilmesi ge
reken olgular dzeni ve ne tr kavramlatrmalara tmden
gelimle varlmasnn uygun olduu grlm oldu.

32 Wilhelm von Humboldtun Ueber das verlagleichende Sprachstudium


in Beziehung a u f dei verschiedenen Epochen der Sprachentwicklung ve
Ueber die K aw i-Spracheaufder Insel Java balkl incelemelerini de an
mak gerekir.

Ill
Eer dil, aslnda ne dardan gelen bir ihsan ne de gecik
mi ve mekanik bir icat ise geriye, tutulacak tek bir yol kalr:
dilin yaratln, kendiliinden ve btnl iinde faaliyet
te bulunan beer melekelere atfetmek. Dncelerini ve
duygularn da vurma, insanda doal bir ihtiyatr, insan
dnd her eyi isel ve dsal biimde ifade eder, 1dealarm iaretleri olarak eklemli seslerin kullanlmasnda da
keyf/nedensiz hibir ey yok. insan, dncelerini formle
etmek ve bildirmek zere sz, ne uygunluunu veya kulla
nlln gzetmek ne de hayvanlar taklit etmek suretiyle
tercih etmitir; sz onda, gerek organik retimi gerekse ifa
de etme gc bakmndan doal olduundan tercih edilmi
tir. ln orijinalitesi sahiden hayvana ait grnyorsa s
zn orijinalitesinin insana ait olduunu reddetmek niye?
Szde, olsa olsa ln bir taklidini grmekte srar etmek
nedendir? insann, gz, grmede; kula, duymada kul
lanmasna bir keif olarak bakmak, samalktr. Ayn ekil
de, szn, ifade arac olarak kullanlmasn icat diye ad
landrmak da samalk olur, insan, iaret ya da yorumla
ma33 melekesine, tpk grme veya iitme melekesine malik
33 Bkz: Garnier, Trait des Facults de lme, cilt: II, s. 451 ve devam.

66

E R N E S T

RE NAN

bulunduu gibi maliktir. Nasl ki gz veya kulak, grme ve


iitme melekelerinin organlarysa sz de iaret ya da yorum
lama melekesini icraata dkmek zere kulland vastadr.
O hlde, bedenin farkl organlarnn kullanlmasnn, tecr
benin sonucu olduu ne kadar sylenebilirse eklemli sesle
rin kullanlmasnn, refleksiyonun bir sonucu olduu da o
kadar sylenebilir. Biri doal, dieri de yapay olmak zere
iki dil yoktur; ama doa, bize hedefi gsterdiinde ona eri
mek iin kullanlmas gereken yollar da gsterir. Lucretius
bunu, alnt yapmadan geemeyeceimiz kadar gzel msralarda sylemitir:
At varios Ungute sonitus natura subegit
Mittere, et utilitas expressit nomina rerum;
Non alia longe ratione atque ipsa videtur
Protrabere ad gestum pueros infantia linguae,
Quomfacit ut digito quce sint prcesentia monstrent.
Sentit enim vim quisque suam quod possit abuti.
Cornua nata prius vtulo quam frontibus exstant,
Ollis iratus petit atque infensus inurget.
At catulei pantherarum scymneique leonum
Unguibus ac pedibus jam turn morsuque repugnant,
Vix etiam quum sunt denies unguesque createi.
Alituum porro genus alis omne videmus
Fidere et a pennis tremulum petere auxiliatum*.

Lucretiusun De Rerum natura [Eyann tabiat] balkl manzum ese


rindeki Dilin Kkeni alt balndan bu blmn smet Zeki Eybolu tarafndan ngilizceden yaplm evirisini, kitabn sonuna ekledim,
(ev.)

D L N

K K E N

Z E R N E

67

Yani insann, peinden szn kullanmn kazanaca


ikinci hlin gelecei, konumad bir ilk hli tahayyl et
mek, d grmektir. nsan, tabiat icab dnen bir varlk
olduu gibi, tabiat icab konuan bir varlktr ve dile bir ba
lang tahsis etmek, dnceye bir balang tahsis etmek
kadar felsefeden nasipsiz kalm bir abadr. Beer meleke
lerin insann hr/serbest icatlar olduunu sylemeye kim
cret edebilir ki? Dili icat etmek de bir meleke icat etmek ka
dar imknszdr. Dncenin ifade formu ve d kyafeti ola
rak dili, dnce ile ada saymak gerekir.
Bylece sz, bir yandan insann ve onda yerleik kuvvetle
rin bir eseridir; dier yandansa dilde hibir ey, akll ruhtakinden [esprit] daha fazla refleksiyona dayal veya yapay e
kilde kombine edilmi deildir. Szde, her ey, bilinsizce ve
sanki ulhiyetin etkisi altnda faaliyette bulunan insan tabi
atnn isel kuvvetlerinin eseridir. Turgot, "Diller, kendini ken
dine sergileyen [prsente elle-m me] bir akln eseri deil
dir34 der. Btnl iinde ele alndnda XVIII. yzyln
hatas, hr ve bizzat kendine mlik bir iradeye, melekelerin
doal rn olan eyleri atfetmesi idi. Genel olarak baklrsa
34 uvres, cilt: 11, s. 139 Maine de Biranm da Turgotnun bu szlerini aln
tladktan sonra, unu eklediini grmek artcdr: Buna, kurumsal
lam diller ancak o tr bir akln eseri olabilecei cevabn veririm.
Msy Turgot, Maupertuisye, benim de zerime alndm ve souk
kanllkla dili oluturan bir filozof farz ettiini syleyerek sitemde bu
lunur. Bu hipotezde sama olan eyi gremiyorum. Refleksiyon mele
kesi olmadan, dorusu dilin kurumsallamas da sz konusu olmaya
caktr. O halde bir dil, neden idealarn sabitlemek ve onlarn farknda
olmak isteyecek refleksiyon becerisi gelimi bir insan tarafndan so
ukkanllkla oluturulmu olmasn ki? (uvres philosophiques,'
cilt. 11, s. 323); ayn yazarn Influence de lhabitude sur la facu lt de penser balkl risalesine de bkz: II. blm, I. alt balk.

68

E R N E S T

R E NAN

o asr, kendiliinden/spontane faaliyetin teorisini yeterince


idrak etmez. Bilhassa insann refleksiyona dayal kudretiyle
megul olmak suretiyle, beer icatlar alann ar geni tuttu.
O asr nazm alannda, aslnda byk ve orijinal eserler mey
dana getirmenin anahtar olan kompozisyon kurgulamas,
arka planda bir edeb niyet tamayacak bir ilhamdan ayrma
y bilemedi. Siyaset alannda ise o asrn insanlar kendi fikir
lerini toplumdan ve toplumu yneten otoriteden bamsz
bir ekilde serbeste oluturuyordu; ahlk alannda, devi,
fayda ile e tutuyordu. Psikoloji alannda ise mellifler kendi
yaplar bakmndan en zorunlu grdkleri sonular ifade
ediyordu. phesiz ki insan, bir bakma, kendi ftratndan ge
len eyler meydana getirir; bunun iin aba harcar ve sonuca
varmak iin gereken ham kuvveti ortaya kor. Ama kuvvetin
dorultusu ondan gelmez; bir bakma onun kuvveti madde
gibidir ki form ona dndan gelir. Bilincin kendiliinden
eserlerinin hakik mellifi, insan ftratdr, tabiatn yce nede
nidir. Bu limitte artk nedenselliin Tanrya m insana m at
fedildii nemsizleir. Kendiliinden olan [le spontan]
hem lh hem de beerdir. Fenomenin hangi vehesine ili
kin olduuna bal olarak her biri hakikatin bir ksmn ihata
eden ve kart olmaktan ziyade natamam/eksik grlerin
badat nokta da ite budur35.
O hlde, her blgesel dil ailesi, her rkn dehasndan,
uzun uzadya gayretler ve deneme-yanlmalar olmakszn
35 Msy Cousinin, kendiliinden bilincin analizine ilikin, 1818 dersle
rindeki ve 1822 derslerindeki (6 ve 7. ders) mahirane aklamalarna ve
de Fragments Philosophiquesteki Du prem ier et de dernier fa it d e la
conscience balkl ksma bkz. Ayn grler G. Farcy tarafndan, Dugald
Stewardin Philosophie d e l esprit hum ain balkl eserin 3. cildine yazl
m giri yazsnda da yer almaktadr.

D L N

K K E N

Z E R N E

69

fkrmtr. Refleksiyonda bulunan ve kombinasyon yapan


akl dilin yaratlnda da aa yukar onun dnme ura
masndaki kadar kk bir rol oynamtr. Dillerin gelii
minde, herhangi bir yapay ve bilerek gerekletirilmi dev
rim farz edilemez. Diller hakknda konsiller veya karar alc
kurullar yoktur. Diller, yolundan sapm kurumlar gibi slah
edilmez. Bundan dolaydr ki halklar, dillerin hakik sanat
krlardr; nk halklar, insanln i ve kendiliinden kuv
vetlerini en iyi ekilde temsil eder. Ne kadar dhi olurlarsa
olsun dillerin ustas bireyler deildir. Leibnizin bilim sel dili,
dnce iletme vastas olarak Kzlderili dilinden muhte
melen daha elverisiz ve barbar idi. En gzel ve en zengin
blge dilleri, btn kaynaklar itibariyle, kendine nadan bir
hazrlk srecinden kmtr. Tersinden bakldndaysa el
den geirilmi, hrpalanm ya da insan eliyle iml edilmi
diller, esneklikten mahrumiyetlerinde, zahmetli yaplarn
da, henk noksanlklarnda, hep kaynaklarnn izini tar.
Gramercilerin batan koyduklar hedef dorultusunda bir
dili slah etmeyi denedii her defasnda baardklar tek ey,
o dili hantal, ifadesiz ve en basit tara azndan bile daha
mantk fukaras klmaktr.
Mesel, Duclos tarafndan Port-Royalin Genel Gra
m erin e eklenmi notlar okuyalm: XVIII. yzyln egemen
iddias olan doay kritik etme, belki de bundan daha naife
itiraf edilmedi. Akademisyen her an, halkn rn hliyle di
lin bnyesinde barndrd mantksal tutarszlklar ve h a ta
lar gstermeye alr. Dilin kullanmndaki tuhaflklara ac
ac glmser, tasfiye etmek istedii biimlerin, yerlerine ika
me etmek istediklerinden genellikle ok daha tercihe ayan
olduunu fark etmeden kullanmdaki sapmalar gramerci

70

E R N E S T

R E NA N

kafasyla dzeltmeyi arzular, insan zeks ise kendi hline


brakldnda anomalilerden/sapmalardan zevk almann
peine hi dmez. ocuklarn ve halklarn dili, gramercile
rin takdis ettii dilden genellikle daha ifadelidir. Her zaman
ki gibi burada da insann yapay eseri, slahat bir misyona
kurban edildiinde doann eserini tahrip eder. Ve doann
eseri bir o kadar daha canl ve sahici deil midir ki! Fransz
dilinin szl gzden geirildiinde gerekten mill olan
kelimelerin halkn eseri olduu grlr; buna mukabil, gra
merciler tarafndan kullanma sokulmu kelimeler, daima
bir bilgilik ve rtbas edilmeye alld besbelli bir Ltin
ce kokusu tar36. Bir de geleneksel bir temelden hareketle,
ama halkn ihtiyalarndan ve hislerinden uzakta gelitirilen
yapay diye adlandrlabilecek diller vardr: Haham Ibranicesi [langue rabbinique] byle bir dildir. Yapay dillerin bulankll ve barbarl, hayl edebileceinizin de tesindedir.
Okullarda mekanik sistem* onlara retilmeden nce sardilsizler, renim grm hllerinden bin misli daha iyi ile
tiim kurar. Kendi yaratclna braklm sar-dilsizler, a
rtc bir kuvvet, orijinallik ve zenginlik sergileyen bir dizi
ifade yolu gelitirir37. Fakat nasl ki hayvanda igd, zek
ile ters orantl ise, ayn ekilde yapay iletiim yollarn daha
fazla kulland lde sar-dilsiz de skntlarla ve zorluk
larla dolu olan yapay usullerin asla yerini dolduramayaca
icat etme kudretini kaybeder.
36 Bkz: Egger, Notions lmentaires de grammaire compare, blm: XXI, 3.
* Renan mekanik sistem ile sar-dilsiz alfabesini ve iaret dilini kaste
diyor. (ev.)
37 Bkz: (Paris Sar-Dilsiz Enstits tarafndan yaynlanm bror) Les
Sourds-Muets au xixe sicle e Ad. Garniernin u eseri: Trait des fa c u l
ts de l'me, cilt: II, s. 461-462.

D L N

K K E N

Z E R N E

71

Bylece ilk insanlar bizi artan ve yaps bize son derece


mucizev grnen bu abideyi ksa zamanda ina edebilmi
tir. stelik de bunun iin hi almamtr, nk henz o
cuktur. Teemmlde/refleksiyonda bulunan akln, yaratc i
gdnn yerini ald amzda ise ilk insanlarn akll ruhu
nun otuz iki ksm tekmili birden ve de yle uzun boylu d
nmeden yaratt eyleri analiz etmede, sahip olduumuz
zek ucu ucuna yetmektedir. Kolay ve zor" kelimeleri,
kendiliinden karsnda anlamlarn yitirir. Msy de Bonald yle sorar: En byk filozoflarn analiz etmeye mukte
dir olamad eyleri tecrbesiz ocuklar nasl olup da yaratabilmitir? Bu tr bir itiraz ancak dne tama yaplm bir
icat bakmndan anlamldr. Kendiliinden olan faaliyetin,
eriilmek istenen hedefin ve kullanlacak yollarn ak bir bil
gisinden hareket etmeye ihtiyac yoktur. Zeknn mekaniz
masn analiz etmek dilin mekanizmasna kyasla ok daha
zordur ve bununla birlikte psikolojiye yabanc insan da akl
l ruhunun btn kaynaklaryla en iyi filozof kadar oyun oy
namay bilir. Dilini renen ocuk, kendi dilini yaratan in
sanlk, geliimini tamamlama yolunda ilerleyen bir bitkiden
veya hayvandan daha fazla zorluk ekmez. Her yerde, birey
sel ruhun yokluunda veya uykuda olduu srada faaliyet
gsteren, bu mucizev sonular meydana getiren ve tabiatn
herhangi bir efor sarf etmeksizin rettii eyleri kavramada
bilime kafa tutan, sakl Tanrdr, ezel-ebed kuvvettir.
Demek ki dilin yaratc kudreti, halkn akl, yani kendi
liinden/spontane akldr. Teemml/refleksiyon ise orada
hibir ey yapamaz. Diller, Minervann Jpiterin beynin
den kt gibi, insann akll ruhunun kalbndan tastamam
biimde kmtr. Diller, Msy Schlegelin dedii gibi her
insann iinden kan canl bir rndr.

72

E R N E S T

R E NA N

Bu sonu itibariyle, muhtelif dil sistemleri asla yan yana


bitimek suretiyle olumamtr; dil, ilk tezahrnden itiba
ren, tabiattaki canl varlklara benzer ekilde, btn asl k
smlaryla donatlmtr38. Gerekten de insann akll ruhu
meydana geldii ilk andan itibaren tastamamdr. lk psikolo
jik olgu, zmn/rtl bir ekilde, en ileri olgunun btn un
surlarn ihtiva ediyordu39. Arifane teemml/refleksiyon, in
sana esini bizzat kendinden gelen i fenomenden daha faz
la bir veri iermez. nsan farkl melekelerini/yetilerini sray
la m kazand? Sadece dnmeyi [yani dil olmadan -ev.]
kim becerebilir ki? Dil btn alarda insann akll ruhuyla
paralellik arz ettiinden ve onun znn upuygun ifadesi
olarak kendini gsterdiinden zeknn geliimine bal ol
gular ile dilin geliimine bal olgular arasnda sk bir ana
loji kurmaya hakkmz vardr. yleyse dilin ksmlarnn ta
mamlanmasnn glkle baarldn farz etmek, insann
akll ruhunun melekelerini srayla teker teker edindiini
farz etmek kadar felsefeden nasiplenmemi bir gr ola
caktr. Diller, bir ekirdein etrafnda kmeleerek meydana
gelen kristaller gibi deil, isel kuvvetiyle ve ksmlarnn
katksyla gelien tohumlar gibidir. Dilin birlii ise st ste
ylan katmanlarn ve oalarak gelimenin sonucu olan
yapay bir birlikten ibarettir.
38 Msy Schlegel bu bakmdan dilin ortaya kn bir anda fkran bir
yaratm (Hervorbringung Ganzen) diye adlandrr ve onu "btnn
ideasndan kaynaklanan, katiyen paralarn atomistik bileiminden
meydana gelmeyen iire benzetir (Philos. Vorlesungen, s. 78-80); kr:
Humboldt, Ueber das vergleichende Sprachstudium, s. 247; Goethe de
benzer fikirler ne srer: Dichtung und Wahrheit, (uvres compltes,
cilt: xxv, Cotta, 1830, s. 307).
39 Bkz: Cousin, 1818 Dersleri, ders: 5.

IV
Buraya kadar sadece psikolojik veriler zerine dayandr
dmz tmevarml ispatlamalar, filoloji teyit eder. Dillerin
tarihi, kendi kendine yeni bir blge dili yaratm yahut da
eski bir blge dilini hr bir karar ile dnme uratm tek
bir millet rnei bile vermez. Diller dzeltilebiliyorsa ekimlilikten ve gramatikal kategorilerden yoksun olan ince40,
dncenin ifadesi iin asl unsurlar gzyle baktmz ey
leri edinmeye neden hi muvaffak olamad? Smi dilleri za
man ve kip bakmndan tatminkr bir sistemi niin icat ede
medi ve bu dillerdeki sylemin anlamn bilmecemsi klan
boluu bylece doldurmay baaramad? Daha mkemmel
alfabelerle asrlardr temas etmesine ve dzgnce yazlan
sesli harfleri olmamasnn karsna kard muazzam g
lklere ramen, Smi dilleri sesli harfler yaratmay nasl ol
du da hi baaramad41? nk, her dil, kendi gramerine
batan sona hapsolmutur42. Her dil, d etkilere maruz
40 Halk arasnda yaygn haliyle ince, muhakkak ki klasik inceden ok
daha fazla belirlenim kazanmtr; fakat, bizim mutat ekilde bu keli
meye yklediimiz anlamda hibir gramer kural na da sahip olama
d. Bkz: A. Bazin, Gramm aire m andarine, (Paris, 1856).
41 Dr. Wiseman, Discours sur les rapports entre la science et la religion r
vle iinde: Dillerin tarihi hakkmdaki I. Konuma, 2. ksm.
42 Sradan bir tecrbe, bu sonucu teyit eder. Vatanndan srlm bir insan

74

E R N E S T

RE NA N

kalarak cazibesini ve fizyonomisini btnyle deitirebilir;


kelime hzinesini zenginletirebilir veya yenileyebilir; ama
her bir dilin grameri, onun bireysel ve karakteristik formu
dur; bir baka ad alarak veya olduu ey olmaktan vazgee
rek bakalaamaz.
Bylece her dil ailesi, var olduu ilk nlardan beri, insan
zihninin btnne tekabl etmitir. Derinlikli aratrmalar
dilbilimcileri, eski filolojinin, sylemin blmlerini birbirin
den tretme teebbslerini reddetmek zorunda brakt. Sz
konusu blmlerin hepsi ilk dillerdeki gibiydi; btn rkla
rn atadan kalma dillerinde, daha az seik ekilde, ama bi
reyselliklerinin ilkesiyle birlikte, hepsi birden mevcuttu [co
exister]. Dilin ksm ksm, para para yaratldn farz et
mektense en karmak ilemlerin, onun balangcnda da
var olduunu ve kendi ahengi iinde, beer melekelerin b
tnn sergilemedii tek bir n farz etmek yedir. Her rkn
grameri (gramerin, bir dilin asl unsuru olduunu hatrlar
sak) ilk anda meydana geldi. Bir kez ihdas edilmi bir blge
dili kalb, yok edilemez bir bireysellik, ekilmi ve o andan
itibaren almas zahmetli bir snr oluturur. Msy Humboldt yle der: Bir dilin, birok veheleri bakmndan ge
irdii deiimler ne kadar byk olursa olsun dilin asl
hayl edelim ve de gittii lkenin hi bilmedii dilini [eitim almadan
-ev.] sadece duyarak ve konumaya alarak rendiini farz edelim.
Bir sre sonra o dildeki baz kelimeleri konumaya muvaffak olacaktr,
ama meramn ancak ana dilinin ifade kalplaryla ve deyimleriyle anla
tabilecektir. Bu ifade kalplar o adamla birlikte yalanacak ve bir bak
ma onun dnceleriyle birlikte asimile olup gidecektir. Birbirleriyle i
ie gemi halklar iin de durumun haydi haydi byle olmas gerekmez
mi? te bu nedenledir ki dillerin snflandrlmasnda gramatikal zel
likler, leksikolojik zelliklerden ok daha nemlidir.

D L N

K K E N

Z E R N E

75

gramatikal sisteminin, kelime hzinesinin, yapsnn bytik


oranda ayn kald ve Ltin dillerinden Rumen dillerine ge
iteki gibi bu sistemin farkllat noktaya, yeni bir dilin
balangcn konumlandrmak gerektii grlr. yleyse dil
lerde, artk esas itibariyle deimedikleri bir forma kavu
tuklar bir a var gibi grnmektedir. Dillerin hakik olgun
luk a da o olsa gerekir; ama dillerin ocukluundan bah
setmek iin, bu forma hissedilmeden kavuup kavumadk
larn ya da ilk fkrma hllerinin bizzat bu formda olup ol
madn da bilmek gerekir. te buras, bilgilerimizin mev
cut seviyesiyle, benim bir ey sylemekte tereddt ettiim
bir noktadr43.
Karlatrmal filolojinin kaydettii geliim gz nnde
bulundurulduunda, bu phede taklp kalmayz. Sz ko
nusu geliim sadece, hibir dilin tarihin belli bir dneminde
sistemini tamamlamadn aa karmakla kalmaz, bir
dildeki sahiden radikal devrimlerin imknszln da ada
makll ortaya koyar. Smi dilleri, btn diller iinde, orga
nik bir dnmn [transformation] en belirgin rneini
sunar. te Smi diller sisteminin, insann byle bir hlin ta
rihte var olduuna ve de yalnln/basitliin karmaklktan
nce geldii eklindeki yanltc ilke uyarnca sz konusu h
lin zamansal nceliine inanmaya meyledeceinden daha
yaln bir hle dnmeye kendini koyvermesindeki kolaylk da
budur. Bu fikir, Smi dillerini incelemeye gnl vermi bilginlerce yakn zamanda gelitirildi ve Michaelis, Adelung,
43 Wilhelm von Humboldt, Lettre Albert Rmusat sur la nature de des for
mes gram m aticales en gnral, et sur le gnie d e la langue chinoise a
particulier, s. 72.

74

E R N E S T

RE NA N

kalarak cazibesini ve fizyonomisini btnyle deitirebilir;


kelime hzinesini zenginletirebilir veya yenileyebilir; ama
her bir dilin grameri, onun bireysel ve karakteristik formu
dur; bir baka ad alarak veya olduu ey olmaktan vazgee
rek bakalaamaz.
Bylece her dil ailesi, var olduu ilk nlardan beri, insan
zihninin btnne tekabl etmitir. Derinlikli aratrmalar
dilbilimcileri, eski filolojinin, sylemin blmlerini birbirin
den tretme teebbslerini reddetmek zorunda brakt. Sz
konusu blmlerin hepsi ilk dillerdeki gibiydi; btn rkla
rn atadan kalma dillerinde, daha az seik ekilde, ama bi
reyselliklerinin ilkesiyle birlikte, hepsi birden mevcuttu [co
exister]. Dilin ksm ksm, para para yaratldn farz et
mektense en karmak ilemlerin, onun balangcnda da
var olduunu ve kendi ahengi iinde, beer melekelerin b
tnn sergilemedii tek bir n farz etmek yedir. Her rkn
grameri (gramerin, bir dilin asl unsuru olduunu hatrlar
sak) ilk anda meydana geldi. Bir kez ihdas edilmi bir blge
dili kalb, yok edilemez bir bireysellik, ekilmi ve o andan
itibaren almas zahmetli bir snr oluturur. Msy Humboldt yle der: Bir dilin, birok veheleri bakmndan ge
irdii deiimler ne kadar byk olursa olsun dilin asl
hayl edelim ve de gittii lkenin hi bilmedii dilini [eitim almadan
-ev.] sadece duyarak ve konumaya alarak rendiini farz edelim.
Bir sre sonra o dildeki baz kelimeleri konumaya muvaffak olacaktr,
ama meramn ancak ana dilinin ifade kalplaryla ve deyimleriyle anla
tabilecektir. Bu ifade kalplar o adamla birlikte yalanacak ve bir bak
ma onun dnceleriyle birlikte asimile olup gidecektir. Birbirleriyle i
ie gemi halklar iin de durumun haydi haydi byle olmas gerekmez
mi? te bu nedenledir ki dillerin snflandrlmasnda gramatikal zel
likler, leksikolojik zelliklerden ok daha nemlidir.

D L N

K K E N

Z E R N E

75

gramatikal sisteminin, kelime hzinesinin, yapsnn byk


oranda ayn kald ve Ltin dillerinden Rumen dillerine ge
iteki gibi bu sistemin farkllat noktaya, yeni bir dilin
balangcn konumlandrmak gerektii grlr. yleyse dil
lerde, artk esas itibariyle deimedikleri bir forma kavu
tuklar bir a var gibi grnmektedir. Dillerin hakik olgun
luk a da o olsa gerekir; ama dillerin ocukluundan bah
setmek iin, bu forma hissedilmeden kavuup kavumadk
larn ya da ilk fkrma hllerinin bizzat bu formda olup ol
madn da bilmek gerekir. te buras, bilgilerimizin mev
cut seviyesiyle, benim bir ey sylemekte tereddt ettiim
bir noktadr43.
Karlatrmal filolojinin kaydettii geliim gz nnde
bulundurulduunda, bu phede taklp kalmayz. Sz ko
nusu geliim sadece, hibir dilin tarihin belli bir dneminde
sistemini tamamlamadn aa karmakla kalmaz, bir
dildeki sahiden radikal devrimlerin imknszln da ada
makll ortaya koyar. Smi dilleri, btn diller iinde, orga
nik bir dnmn [transformation] en belirgin rneini
sunar, ite Smi diller sisteminin, insann byle bir hlin ta
rihte var olduuna ve de yalnln/basitliin karmaklktan
nce geldii eklindeki yanltc ilke uyarnca sz konusu h
lin zamansal nceliine inanmaya meyledeceinden daha
yaln bir hle dnmeye kendini koyvermesindeki kolaylk da
budur. Bu fikir, Smi dillerini incelemeye gnl vermi bilginlerce yakn zamanda gelitirildi ve Michalis, Adelung,
43 Wilhelm von Humboldt, Lettre Albert Rmusat sur la nature de des fo r
mes gram m aticales en gnral, et sur le gnie d e la langue chinoise en
particulier, s. 72.

76

E R N E S T

R E NA N

Klaproth, Gesenius, Wilhelm von Humboldt, Bunsen44 gibi


leri tarafindanda muhtemel grlerek benimsendi. Linguistikte ok ciddi sonular douracak bir olgu sz konusu oldu
undan bu hususu biraz amamz gerekecek.
Smi dillerinin gncel hlinde, btn fiil kklerinin
sesten mteekkil olduu malmdur. Ibranicede, Asuricede
ve Arapada rastlanan az saydaki drt sesli kk ise gerek
kkler deildir. Bunlar, primitif ve basit kelimeler olarak g
rlmesi yerleik bir alkanla dnm olan tremi veya
bileik formlardr. Fakat sesli kkler de eriilmesi mm
kn olan son aamaya gelmi gibi grnmemektedir. Bu
kkler arasnda, sahiden de sadece gramatikal bir kurgu ara
clyla sesli olan btnleik kmeler vardr. Hemen he
men btn ekimlerinde iki sesli ve tek heceli kalan, ibkey
ya da ift denen fiiller byledir. Dier fiil snflar ise, her ne
kadar daha temelde sesliyseler de kklerinden birinin za
yflyla farkllarlar ki birtakm hllerde o kk der, nl
ye dnr veya telffuz edilmez: Zayf ya da kusurlu denen
fiiller byledir. Son olarak sesli bir klk altnda beliren
eden fiiller, bu bakmdan analize konu edilemez deildir.
Onlarn kk arasnda, gerekten de hemen hemen her
zaman dierlerinden daha zayf ve anlamn temelinde esa
sen daha az nem tar grnen bir kk vardr. Bylece Smi
dillerindeki her kelime kknn, aslen iki kk-harften m
teekkil olduunu tasavvur etme noktasna varrz. Bu analiz
yoluyla ulalm iki sesli ve tek heceli kelimeler, takdim etti
imiz hipotezde, hepsi tek ve ayn anlam temeli sunan ve
44 Bu konuda daha ayrntl malmat, benim Histoire gnrale des langues
smitiques balkl kitabmda bulunabilir (s. 84 ve devam, s. 422 ve de
vam). Ayrca Wisemanin II. blmde atf yaplan eserine baklabilir.

D L N

K K E N

Z E R N E

77

nc harfin dhil olmas yoluyla nans kazanan kkl


bu gruplara beraberce ortak bir soy olarak hizmet etmi ola
caktr. Smi dillerinin bir bakma ilk ve indirgenemez unsur
lar da ite bunlar olacaktr. Gerekten de iki harfli kklerin
hemen hemen hepsi onomatope yoluyla oluturulmutur
ve Hint-Avrupa dil ailesiyle Smi dil ailesi arasnda birtakm
yaknlklar kurmaya ayet izin verilirse bu kesinlikle onoma
topelerin aranmas gereken bir noktada kurulacaktr.
Yaln, yani tek heceli, ince ince ayarlanm gramatikal ka
tegorileri olmayan dil sistemine varlmas, ilk bakta yle
grnmektedir ki Smi dillerinin u andaki sisteminden
mantksal olarak daha nce olmutur. Fakat bu dillerin ger
ekten de benzer bir hlden geip geldiini farz etme hakk
doar m? Bu, insann akll ruhunun geip geldii ve sayca
sonsuz olan yollarn a priori tahmin edilemeyeceine kani
olan irfan sahibi bir kafann iddia etmekten her zaman ka
naca bir eydir. Tek hecelilikten hecelilie gei sahiden
de nasl kavranmaldr? Bu devrime neden olan ey nedir? O
geii hangi ada tarihlendirmek gerekir? Eski linguistlerin
safa syledikleri gibi idealar oalp eitlenip de artk da
ha fazla nans ifade etmek gerektii dnemde mi? Yoksa
Geseniusun inanmaya meylettii gibi yaznn icat edildii
ada m? Gramerdeki bu yenilik tesadfen mi yaplmtr,
yoksa insanlarn bir mutabakatyla m? Bu nevi hipotezleri
kafamzda canlandrmann arz ettii imknszlklarn nn
de kalakalrz. Tek hecelilikten hecelilie gei, gelimi
bir teemml/refleksiyon kapasitesine sahip olmayan kimse
lerin yapabilecei bir i deildir. Bilebildiimiz yegne tek
heceli diller, Dou Asya dilleridir ve o hllerinden hi ka
mamtr. Dolaysyla da Smi dillerinin ilk ortaya knda

78

E R N E S T

RE NA N

tek heceli olduu hipotezini tarih bir olgu seviyesine kar


maya imkn veren hibir veri elde yoktur45. Bu hipotez te
melde sadece olgular tasavvur etmenin uygun bir eklidir
ve genel itibariyle felsefe bu grnteki istisna durum iin
kendi salam ilkelerini deitirmek zorunda deildir.
Bana yle geliyor ki insann hr bir niyetle icat etmedii
dili tamamna erdirmediini ispatladk. Yine de ilk dilin btnleiklii [intgrit] iin elzem olan unsurlar tad y
nndeki kanaatimiz icab, ok sonraki alarn mekanizma
larnn, tam olarak geliip serpilmi hlleriyle ilk dilde mev
cut olduunu iddia etmekten de uzaz, ilk dilde her ey var
d, ama bulanka ve ayrmam bir hlde. Bu puslu sentez
de her oluturucu eye tek tek roln tahsis etmek suretiy
le ayrma ilemleri yapan ise sadece zaman ve insann akll
ruhunun/tininin ilerleyii olmutur. Ksacas, yaamn art
lar her eyde olduu gibi bunda da belirleyici olmutur: ilk
nvenin evrimi, rollerin dalm ve organlarn zellemesi.
Tabiatn organize rnleri gibi diller de derece derece geli
im yasna tbidir; fakat bu geliim kaba saba ve dardan
45 ki Alman lbranice uzman olan Msy Frst ve Msy Delitzsch yakn
zamanda ift kkllk teorisine itibar kazandrmay ve bu teori zerine
yeni bir filoloji ve hatta bir tefsir sistemi kurmay denediler. Fakat, bu iki
bilim adam tarafndan gelitirilmeye teebbs edilen yaklamlarda ve
kk analizlerinde ocuksu bir oyundan baka bir ey grmeyi reddedi
yoruz. Kimyada elementler neyse filolojide kkler de odur. phesiz ki
bu yalnln sadece grnrde yle olduuna ve iteki bir bileimi biz
den gizlediine inanmak serbesttir; ama onlarnki, bilimde yasaklan
m bir aratrmaya benzer, zira analize konu edilen obje, bizim kar
saldrmza hibir geit brakmaz. Dillerin kkleri bize, mutlak niteler
gibi deil, filolojinin simya ile ayn sulamalara muhatap kalmadan
ap gemeyi dnmesi gereken kurmaca olgular gibi grnmektedir.

D L N

K K E N

Z E R N E

79

gerekletirilen bir younlama/katlama deildir. Diller,


onlar konuan insanlarla ayn ekilde, yani srekli bir fieri*
hlinde yaar, isel bir byyp serpilme ve iten da do
ru ak hlinde hi durmadan paralarna ayrlr ve yeniden
bir araya gelir [decom poser-recom poser]. Atlan bir tohum,
gnn birinde olaca her eyi kuvve hlinde iinde tar.
Tohum geliir, formlar dzenli orantlarnda meydana gelir,
kuvve hlinde bulunan fiil hle gelir; ama hibir ey yaratl
maz, hibir ey eklenmez, ite yaamn artlarna tbi varlk
larn hepsinin kanunu budur. Elbette dilin de. Mphem al
glarn belirli bir hle getirmeye alan insann ilk deneme
leri de hliyle ilkeldi, ama bu ilkellik, sonra katedecei geli
imin nvesini bnyesinde barndryordu, insann ilk d
ncelerinin iinde mazruf olduu sentetik ve bulank ifa
deden, modern zihniyetin yaratld letin mkemmel
aklna varmaya daha fersah fersah yol vard.
Dilin iindeki bu zsuyunu, baka hibir ey, birlii itira
za meydan brakmayan ayn dil ailesine ye diyalektlerin
karlatrlmasndan daha iyi ispatlamaz. Yine Smi dil aile
sini rnek olarak seelim: Onu meydana getiren farkl blge
dillerinin karlatrlmas unu gsterir: 1 Bu blge dilleri
eit oranda gelimi olmaktan ok uzaktr. 2 En uzun sre
yaama avantajna sahip olanlar ve uzun asrlar boyunca ge
lime kaydederek zenginleme avantajna sahip olanlar da
onlardr. Bu surette, lbranice de Arapa kadar uzun bir d
nem gelime frsat bulmu olsayd ve de onun kadar talihli
koullardan geip gelmi olsayd hi phesiz o da Arapannki gibi bir sisteme varm olurdu. Arapaya zenginliini
Fieri (Lat.j: Olu.

80

E R N E S T

RE NAN

kazandran btn usuller nve hlinde branicede de bulu


nur; lkin, geliimi erken bir dnemde duraklam olan branice, sahip olduu potansiyeli ap da mevcut usullerine
kapsam ve dzen kazandramamtr. Haham branicesi ise
bunu baarmtr; Bu yapay ve skolastik dil, yeter dzeyde
gelimi rasyonel ihtiyalar karlamaya muvaffak olmutur.
Diller ite bundan dolay yaayan eyler kategorisinde
yer alr. Gerekten de bir yandan, ne kadar dnme urar
sa urasn her dilin iinden kamayaca dayatlm bir ka
lp vardr; dier yandansa bu kalp, hatr saylr hareketlere
ve srekli deiimlere alan brakacak kadar genitir, isel bir
asimilasyon yoluyla kendisini oluturan ksmlar yenilemi
organize varlk, daima ayn varlktr, nk ayn form ksm
larnn birleimini hep tesis eder. Bu form da onun ruhudur,
ahsiyetidir, tipidir, ideasdr. Ayn ey diller iin de geerlidir. Bir yandan, dil ailelerinin karakteri deimez: Mesel,
bir Smi dili hibir geliim izgisi yoluyla Hint-Avrupa dille
rinin asl usullerini edinemez. Dier yandansa dil ailelerinin
iinde form bakmndan deil, ama temel/dip bakmndan
ok byk biim deitirmeler [mtamorphoses] gereklee
bilir. Dil aileleri, ierdikleri blge dillerinin hepsiyle ihdas
edilmi ve kendini yok edecei ya da ne ise o kalaca batan
belli tipler gibi grnmektedir. Hlbuki tek tek her dil,
kendi yaratclk gcne gre ve ait olduu genel tipten de
kopmadan geliebilir ve de zamann, iklimin, siyas olayla
rn, entelektel ve din devrimlerin kendisine dayatt dei
imlere maruz kalr. Bir dil ailesinin istatistiini bir kere
karp bunu hep geerli saymak ve onun yesi olan blge dil
lerini de mevcut olduklar mddete hep kendileriyle ayn

D L N

K K E N

Z E R N E

81

kalan bireyler gibi mtala etmek kadar felsefeden nasibini


almam bir yaklam da olamaz. Bu doal gruplarn her bi
ri, temelleri birbirlerinin karmna dayanan renklerin, n
anslar alaca, birbirlerini emecei, hissedilemeyen derecelenmelerle geiimler yapaca ve birbirlerini snrlayaca
hareketli bir tabloya benzer. Yahut daha ziyade, gvdesin
den kan her bir daln aacn canllna hizmet edecek k
smlarnn, geliime ya katkda bulunan ya da sekteye ura
tan zel nedenlere bal olarak bymesi, ieklenmesi ve
ya gdklemesi, kurumas, vb. yoluyla o aacn serpilip ge
limesine benzer.

V
Bylece dil ilk tezahrnden itibaren, insan dncesi
nin arz ettii tamlkta idi; ama onun bulank ve aralarnda
birbirlerine bal gibi grnen ksmlarnn kusursuz geli
imleri iin asrlar gemesi gerekti. Filolojik incelemelerin
u anki hlinde, insann -bilincinin ilk uyanndan balaya
rak- yaratt dilin z niteliklerini, kesin bir ekilde sapta
mak gtr. Bu nitelikler zaten ylesi eitlilikte var olmay
srdrr ki salam tmevarmlarn da buna inanmaya sevk
ettii gibi dil beeriyetin farkl kesimlerinde paralel bir su
rette retilir. Bununla birlikte, ilkel/balangca has kendiliindenliin [spontanit primitive], dillere ynelik -sapa
salam bir psikoloji tarafndan aydnla kavuturulmu
olan- aratrmalarn saptamamza imkn salad birtakm
ana izgileri de vardr.
Bu ana izgilerden ilki phesiz ki duyumun, iaretin ya
ratlmasnda veyahut daha iyi bir deyile seiminde oyna
d baskn rol idi. Nasl ki insan zeks ilk alglarn, ancak
eleme ve analiz yoluyla eriilen genel form deil, mutlak ha
kikatle kartrlm aksesuar bir veri ierdiinden dolay da
ha sentetik bir anlam tayan tikel/zel form klna soku
yor ise ayn ekilde, soyutlamadan hemen hemen tamamen
nadan ilk diller de dncenin ifadesine yksek somutlukta

D i I, N

K K E N !

Z E R N E

83

bir form verir. phesiz, salt akl, beer melekelerin btn


rnlerindeki gibi ilk dillerde de aktifti. Zeknn en baya
uygulamas bile, en yksek mefhumlar ierir. Sz de en ya
ln hlinde, akn ve mutlak kategoriler gerektirir; ama her
ey, duyumdan dn alnm bir formda idi. En eski dilleri
konu alan incelemelerin arpc bir ekilde ortaya koyduu
ey budur. O dillerin gramer sistemi, en yksek metafizii
kapsad hlde, hepsindeki kelimelerde madd bir kavramlatrmann bir ideanm simgesi olduu grlr. lk insanlar
hibir zaman kendi bana yaamam gibi grnmektedir:
Kendisini glkle ayrt edebildii bir dnya zerine yayl
m biimde yaamtr. Maine de Biran yle der: nsan
balangta kendisini, tasavvur ettii objelerden ayrt etmi
yordu; var oluu tamamen kendisinin dnda idi, tabiat o
idi, o da tabiat46. u anki refleksiyon kapasitemiz iinde, in
celmi zekmzla ve ikinci planda kalm duyularmzla,
vaktiyle dnce ile duyum, insan ile tabiat arasnda var
olan kadim hengi hangimiz yeniden yakalayabiliriz?
O hlde ilk dil, akll ruh ile dnyann ortak rn idi:
Formu bakmndan, salt akln da vurumu; ierii bakmn
dan ise duyusal hayatn yansmas idi. Dili yalnzca duyum
dan tretme arzusunda olanlar, idealara salt madd bit kay
nak tahsis etmek isteyenler kadar yanlg iindedir. Duyum,
u hlinden bambaka olabilecek olan, deiken ve arz
olan unsuru, yani kelim eleri salar; ama, o olmakszn keli
melerin asla bir dil meydana getiremeyecei rasyonel form,
bir baka deyile gramer, gerek bir beer eseri vcuda geti
ren salt ve akn unsurdur. XVIII. yzyln hatas, insan ko
numasnn analizinde grameri pek az hesaba katmas idi.
46 uvres, cilt: III, s. 42-43.

84

ERNEST

RENAN

Duyumlar bir adam etmeyecei gibi, nidlar da kesinlikle


bir dil oluturmaz. Dnce gibi dilin yapt da insan zek
snn eyler arasnda tesis ettii mantk ban kurmaktr. n
san zeksnn orijinalitesini meydana getiren ve tecrbeden
stn olan bu unsur ikinci plana atlmayagrsn, -ayet
yle demeye cret edersem- akln nceden mevcut kalpla
rna maddeden aktlp dklen her ey, vicdanszca alt sevi
yedeki bir dnyaya terk edilebilir.
Tama [transport] veya metafor, dilin oluumunda bal
ca yoldu. Dilde bir analoji bir dierine yol at ve bylece ke
limelerin anlam en kaprisli grnen tarzda bir seyir izledi;
ilk anlamlar ounlukla ortadan kalkt ve ancak tretilmi
kabullerde varlklarn srdrme imkn buldu. Dolaysyla,
mesel Franszca, Almanca, Rusa, Urduca, Farsa gibi dille
rin meydana getirdii bu olaanst eitlilie uzaktan ba
kldnda apak bir ekilde tek bir kkten km, sonra gi
derek farkllam olan blge dillerinin ayn dil ailesine ye
olduu tehis edilemez ve sadece en dikkatli bilim onlarn
kardeliini yeniden ortaya karabilir. Her halk, i zellikle
rine ve evresindeki tabiata gre deien ilikilendirmelere
gre metaforlar yaratr; Kuzey halklarn ynlendiren analo
jiler, Gney halklarnn idealar arasnda kurduu armla
r yneten analojilerden farkldr ve tretimlerin -ki bunla
rn bir ksm kesinlikle iinden klamaz bir hle gelmitirbu tuhaf dokusu da byle oluur.
Bize dilin ok ok eski bir hlini sunan braniceyi rnek
olarak alalm. Bu dildeki kelime kklerinin ve genel olarak
Smi dillerinin yaratlmasna vesile olmu fenomenin, aa
yukar hep fiziksel bir fenomen olduu hissedilmektedir.
Herder yle syler: Soyut dnrlerin, braniceyi ok

DL N

KKEN

Z ER NE

85

kusursuz bulmamas gerektiine kaniyim; ama, Ibranicenin


fail [agissante] formu gerekten de airler iin en elverili
lettir. branicede her ey bize yle haykrr: Yayorum,
hareket ediyorum, faalim! Soyut dnrlerin eliyle, derin
filozoflarn eliyle deil, duygular, teessrler tarafndan yara
tldm. Yine bir baka yerde ise yle der: Bu dil enerjiktir,
ama kaba saba olduunu sylemek de hakszlk olur. Tekrar
layacak olursam ilk dile getirilmi kelimeler, imgelere ve du
yumlara ilikindir; dil, gl cierlerle, gen ve grbz or
ganlarla, ak ve yumuak bir gn altnda, daima bizzat
eyi sezerek ona teessrlerin damgasn basan canl ve n
fuz edici bir dnceyle meydana getirilmitir47. Bu dilden
gnmze kalm kelime kkleri dizisini yle bir gzden
geirsek onlar arasnda ilk anlam, yani madd anlam sun
mayan bir tane bile zor buluruz.
Mesel, ruhtaki bir duyguyu tasvir etmek sz konusu ol
sun: branice, onun mutat ekilde iareti olan bir bedensel
harekete bavurur. Mesel fke, hepsi de ayn oranda bir res
mi andran [pittoresques] ve fiziksel olgulardan dn aln
m bir sr ekilde dile getirilir. Metafor kh ona elik eden
n ve canl soluktan48, kh scaklktan veya kaynam adan,
kh atrdatarak krm adan, kh ise kzgn hayvann azn
dan kan kpkten alnr. Cesaretini kaybetme, umutsuzluk
ise bu dilde her zaman isel eriyip svlam a ile, yrein
zlp dalm as ile ifade edilir; kayg, dizginlerin gevemesi
ile; kibir, tepeden bakm a ile; sabr, uzayp gitm e ile; sabrsz
lk, ksalk ile; arzu, susuzluk veya solgunluk ile; zr, zeri
ni rtme, saklam a ile. Eyybn Kitabnda, Tanr gnahlar
47 Esprit de la posie des Hbreux, Dial. 1 ve 10.
48 branicede ayn kelime hem burun hem de fke anlamna gelir.

86

ERNEST

RENAN

bir uvala koyup balar, stne kendi mhrn basar ve sr


tndan geriye doru frlatr: bunlarn hepsi unutm ak anla
mna gelir. Ban iki yana hafife sallam ak, gzlerini dn
drmek, omuz silkmek, vb., branicenin kararszlk, bkkn
lk, umutsuzluk, vs. salt psikolojik ifadelere ounlukla ter
cih ettii yollardr. Hatta branicenin bu tr ifadelerden ta
mamen yoksun olduu bile sylenebilir. Sonradan moral
anlamlara tahsis edilmi kelimeler kullandnda bile, onla
ra fiziksel koullarn resmini eklemeyi sever: fkelendi ve
yz alev alev yanmaya balad, azn ap dedi ki..." vb.
Ibranicede az ok soyut idealarn iaretleri de benzer
usullerle yaplmtr: Doru anlamna gelen kelime sa
lamlktan, sabitlikten alnmtr; gzel, parlaklktan; iyi,
dzgnlkten veya mis kokmaktan-, kt, erilikten, y a
m uk izgiden veya pis kokm aktan alnmtr. Yapmak ya
hut yaratmak, ilkel bir ekilde yontmaktan, kesmekten-, bir
eyde karar klmak, dilim lem ekten49; dnmek yerine
karnndan konum ak50 diyen baz Okyanusya kabilelerin
deki gibi, dnmek, konumaktan. Kem ik ise, cevher,
bir eyin ii anlamna gelir ve Ibranicede, [Ltincedeki
-ev.] ipse iaret zamirinin karldr.
Geriye kalan btn diller de ilkel zihniyete ne kadar sadk
kaldklarna bal olarak deiik apaklk dereceleriyle ben
zer olgular arz edecektir. Mesel Franszcadaki [eilim, me
yil anlamna gelen -ev.] penchant, inclination kelimeleri ve
49 Karar klmak/vermek anlamna gelen, srasyla Franszca, Almanca,
Yunanca ve Ltince u kelimeler ayn metafora dayanr: dcider,
entscheiden, geiponai (eipapgvti), decernere.
50 Gesenius, Lexicon manuale, s. 75, Journal des Savants, 1817, s. 433 ve
devam.

D L N

KKEN

ZE RNE

87

nice baka kelime, ruh hllerini, bedensel davranlar ze


rinden dile getirir. Btn dillerde soluk, fiziksel emaresi ol
duu yabamn e anlamls hline gelmitir. Metafiziin kul
land en soyut terimlerin, ok hassas bir rkn ilk alglarn
daki madd kklere tutunmas51, zerine dnlmeye de
er bir eydir. Msy Cousin tre [var olmak] fiili hakknda
cretkrca unu sylyordu: Franszcadaki tre kelimesi
nin, bir duyum ideas sunacak herhangi bir muadiliyle ifade
edildii baka bir dil bilmiyorum52. Bense diyeceim ki var
olmak fiili hemen hemen btn dillerde bir duyum ideasndan alnmtr. Ibranice haia ya da hawa (var olmak) fiili
ne ilk man olarak soluk almak anlamn tahsis eden ve bu
kelimede onomatopenin izlerini arayan filologlarn gr
hakikate pek de uzak dmez. Arapada ve Etiyopya dilinde
ayn rol oynayan kan a fiili, ilk anlamnda ayaa kalk
m aktr (exstare). Ibranicede koum (stare) tremi ekillerin
de var olan (substantia) anlamnda geer53. Hint-Avrupa
dillerine gelince onlar var olmak54 fiilini farkl fiille dile
getirir: las (Sanskrite: asmi, Yunanca: lpt, Ltince: sum);
2bh (Yunanca: (pvco, Ltince: fui, Almanca: bin, Farsa: bouderi); 3stah (Ltince: stare, Farsa: bestem). Bu fiilden
bilhassa ncs, fiziksel bir eyleme iaret eder ve ayaa
51 Locke, Essai, I, III, 5 -Leibniz, Nouveaux Essais sur lentendem ent hu
main, I, III, 5. Msy Pottun, u kitapta yer alan ok ilgin bir maka
lesiyle karlatrmal okunabilir: Aufrecht ve Kuhn, Zeitschrift f r verg
leichende Sprachforschung, cilt: 11, s. 101 ve devam.
52 1829 Dersleri, 29. ders.
53 Gesenius, Thes. s.h.v.
54 Kr: Bopp, Conjugationssystem der Sanskritsprache, s. 88 ve devam
-Benfey, Griechisches Wurzellexicon, cilt: I, s. 24 ve devam, cilt: II, s. 105
ve devam.

88

ERNEST

RENAN

kalkmak anlamna gelir55. kinci fiil, ilk mansyla soluu


nu flemek demektir56. ncsne gelince nc ahs
zamirine bal gibi grnr, ama bu zamir ne kadar soyut
olursa olsun kkeni itibariyle somut bir manya baldr57.
Bunca ustalk rn analojiler zerine dayandrlm
hayli cesurane bu idea geileri bizi artr, zira insan d
ncesinin gnmzdeki hlinde artk kendilerine yer bula
mazlar. ilk konuan insanlarn ftratlarndan gelen, her eye
bir anlam veren, ifadede ruh ve ruhta da ifade gren zel bir
his bulunduunu kabul etmek gerekir. Dilin yaratclarnn
iinde yaad his/duyu hlini [tat sensitif], sadece cismi
kavrayan, hisseden kaba bir materyalizm gibi tasavvur et
mek de tam bir yanl anlama olacaktr. O hl, aksine, iki
dnyann henkli bir bileimiydi: Madde dnyas ile aklla
kavranan dnya arasndaki paralellik, beeriyetin ilk alar
nn karakteristik izgilerinden biriydi. Dilin geliiminde kul
lanlan usul din tecrbeler alanna nakleden sembollerin
sebebi de budur; dnceyi tecessm ettiren ve idealarn
yazyla temsil edilmesine, onlarn seslerle temsil edilmesini
yneten ilkenin aynsn tatbik eden bu ideolojik* yaznn
sebebi de budur. Gerekten de, tasvir ettiimiz adlar sistemi
[,nomenclature] sembolizmden, hiyeroglifilikten farkl mdr
55
56
57
*

Bopp, Glossarium sanscritum, s. 387.


Pott, Etymologische Forschungen, cilt: 1, s. 217.
Ibid., s. 372.
deolojik kelimesinin burada, gnmzdeki mansnda kullanlmad
na dikkat ekmek gerekir. Kkeninde idea ve logos kelimelerinin bile
iminden meydana gelen ideolojik, burada her ideaya ayr bir ikonografk semboln tahsis edildii yaz tr olarak ideografk (dnce ya
zs) anlamna gelmektedir, (ev.)

DLN

KKEN

Z E R N E

89

ve btn bu olgular hep beraber, kkende ruh ile tabiat ara


snda mevut olan smsk birlie tanklk etmez mi?
Yine de yukarda belirttiimiz trde bir hl, akln egzer
sizlerini dlamaktan da uzaktr; sz konusu hl sadece, akl
somut imgelerde tutmak istemitir. Bu imgelerin, akll ru
hun asl ve onlar olmakszn duyumdan gelen verilerin -a
hs zamirleri, basit taklar58 ve belki de var olm ak fiilinin ba
z ekilleri gibi- tamamlanmam kalaca kategorilerine te
kabl eden metafizie zg kelimelerin anlamlarna balan
g tekil ettiini varsaymak gerektiine inanyoruz. Bu keli
meler leksikoloji kadar gramere de aittir; gramer de bt
nyle akim rndr; duyum, onda hibir surette iin iine
karmamtr. Eski gramerde59 baskn olan dolu ve bo keli
meler ayrm, burada kusursuz uygulamasn bulur. Objek
tif kelimeler diye de adlandrlabilecek, eyleri belirten ve
bizzat bir anlam meydana getiren dolu kelimelerin hepsinin
ortaya klarnn nedeni olan dsal bir fenomen vardr.
Sbjektif de denebilecek, zihnin kurduu bir banty ve
ya bir gr belirten bo kelimeler ise saf ekilde psikolojik
bir nedene dayansa gerek. Bu ihtiyat yahut daha iyi bir tabir
le bu ayrm, bir kez yapldnda bizim ortaya koyduumuz
genel yasann hakikati mkemmelen meydana kar.
58 Baz filologlar, btn Smi dillerinde ve" balacna karlk gelen vavm
kkenini, onun kopa, "engel anlamna balar. Bkz: Hoogeveen,
Doctrina particularum linguce grcecce, blm: 14 ve 26. Msy Bopp'un
da u incelemelerine bkz: Ueber einige D emonstrativstm me und ihren
Z usam m enhang m it verschiedenen Prcepositionen und Conjunctionen
im Sanskrit und den mit ihm verwandten Sprachen (Berlin, 1830) ve
Ueber den Einfluss der Pronom ina a u f die Wortbildung im Sanskrit und
den m it ihm verwandten Sprachen (Berlin, 1832).
59 Port-Royalin G rammaire gnrale et raisonne'sine bkz: II. blm, 13 ve
23. fasllar -yine, Aristotelesin Poetikasm a bkz: xx. blm.

VI
Metafizik ve moral* idealarn belirtilmesinde, ilk insanla
rn fizik dnya ile kurduu analoji tarafndan ynlendiril
meye kendini nasl kaptrdn gstermeyi denedik. Gelgelelim, bizzat fizik eylerin ifade edilmesinde ilk adlar listesi
ni hazrlayanlar hangi yasay takip etmitir? Taklit ve ono
matope, adlandrmalarn oluturmada dayanak aldklar
mutat usul gibi grnmektedir. nsan sesinin hem iaret
hem de nid olmas bakmndan, sesin nidsmn, tabiatn
nidalarnn iareti olarak alnmas doald. Zaten, adlandr
mann seimi katiyen keyfi olmadndan ve insanolu da
dncenin iaretleri klmak zere nidlar rastlantsal e
kilde bir araya getirmeye asla karar vermediinden fiilen
kullanlan btn kelimelerden birinin bile kendi yeter-sebebine sahip bulunmamasnn ve bin trl enformasyon ara
snda bir ilk seime tbi tutulmamasmn sz konusu olma
d ne srlebilir. Kelimelerin seiminde tayin edici saik
de pek ok durumda, dile getirilmek istenen objenin taklit
edilmesi olsa gerekir. Baz hayvanlarn igdleri, onlarda
*

"Moral terimi burada, btn eitliliiyle ruhsal hayatmz ve zihinsel


faaliyetlerimizi belirtmek zere kullanldndan, dar anlamyla ahl
k diye evirmek uygun olmazd, (ev.)

DLN

KKEN

ZE RNE

91

rasyonel ilkeler bulunmadndan verimsiz kalan bu tr tak


litlere ynelmelerine yeterlidir.
O hlde ilk insanlarn dili, bir bakma, tabiatn insan bi
lincindeki aksi/yanks idi. ilk duyumlarn izleri hemen he
men silinmitir ve dillerin pek ounda kkenleri sregiden
nidlar yeniden bulmak artk imknszdr; yine de birtakm
blge dilleri, yaratlmalarn ynlendiren usullerin hatrasn
hl muhafaza eder. Smi dillerinde ve bilhassa da branicede, onomatope yoluyla oluum, birok kelime kk asn
dan ve zellikle de kadimliin ve tek heceliliin izini tayan
lar asndan ziyadesiyle hissedilir. Hint-Avrupa dillerinde
ok ender ve kefi ok zor olmasna ramen, onomatope, bu
dil ailesinin en gelimi alt kollarnda bile, hl kendini gs
terir; yle ki sz konusu alt kollar arasnda nde gelen Yu
nanca konuanlardan dil hakknda refleksiyon yapm ilk
kimseler gzlerinin onomatopeden kamamasna mni ola
madlar ve kelime ile anlamn zndeki birliine dair tehli
keli sisteme kaplp gittiler60. Mesel krlma/bozulma, ay
kelime kk, Sanskrite rug, Kelte ve Brtonca rogan, L
tince frag, Almanca brechen kklerinden daha resimsel [pit
toresque] bir tarzda m ifade edilebiliyordu61? Frem, strep,
strid, muhtelif nanslaryla grltnn ayn oranda doal
60 x y ovpaxa pipTynx crn (Aristoteles, Rhtorique, I, III, ksm: I,
2). Antika ekollerindeki mehur sorun: (poeix ovpaxa rj Gcrei ge
nellikle <poei ynnde zlyordu, ama gerekeleri ou kez uydu
ruktu (Auli Gellii, Noct. Att. I, X, ksm: 4); bkz: Egger, Apollonius Dyscole, s. 62 ve devam; Lersch, Sprachphilosophie d er Alten, 1. ksm.
61 Frac ya da brach kk ay kk ile ayndr, ilk harf olan/ya da b sesleri,
r sesinden farkl olmayan ve Yunancada "sert soluk veya digamma ile
belirtilen soluku temsil eder. Benfey, Griech.Wurzellex., cilt: II, s. 14.

92

ERNEST

RENAN

olan resmi deil midir? Eski filologlar, bizim Bat dillerinde


ki bu tr ok sayda taklit rneini derlemilerdi62.
Bu teoriye, farkl halklarn ayn fiziksel olguyu dile getir
dikleri ses eklemlenilerinin farkl olduu eklinde beyhude
itiraz edilecektir. Gerekten de ayn obje kendisini duyulara
binbir farkl veheden sunar ve her dil ailesi de bu veheler
arasndan ona karakteristik grneni dilediince seer. Mese
l gk grltsn ele alalm. Her ne kadar bu fenomen her
yerde birbirinin benzeri olsa da insanlarn duyularn eitli
ekillerde etkiler ve gerek bouk bir grlt gibi gerek bir a
trt gibi gerekse ani bir k imek akmas gibi tasvir edilir.
Bundan dolay da eitli ekillerde adlandrlr: Adelung, gk
grltsnn Avrupa dillerindeki 353 adlandrlma eklini
derlemitir. unu da ekleyelim ki onomatope pek ok durum
da artk hissedilir deilse bu, deiik halklarn aznda sesle
rin eklemleniine farkl bir kymet [valeur] tahsis eden birta
km organ veya telffuz zelliklerinden kaynaklanr. ince ley
kelimesi, gk grltsn hi mi hi taklit etmez; ne var ki bu
dilin alkanlklar iinde Znin ryi (rey) temsil ettii gz nn
de bulundurulduunda onu taklit ettii anlalr. Grnland
dilindeki kallakta (karrak) ve Meksika dilindeki tlatlatnitzel'de de (tratratnitzer) ayn durum sz konusudur63.
Grne baklrsa kelime hzinesi ve gramer bakmn
dan derinden farkl dil ailelerinin birliini oluturan da bu
taklit edici kklerdir. Dnyann pek ok blgesinde bu taklit
62 Leibniz, Nouveaux Essais, III. kitap, blm: I ve II -yine, Hollanda ekol
nn u eserlerine bkz: Dan. de Lennep, DeAnalogia linucegrcecce, blm:
III ve Scheid, Observationes ad Lennep, DeAnalogia, s. 256, 280, 439.
63 Bkz: Adelung, Mithridate, cilt: I, giri, s. XIV ve J. Grimm, U eberdieN a
men des Donners (Berlin, 1855).

D L N

KKEN

ZE RNE

93

usul ayn srada ayn sonulara vardrmtr ve de objeler


ayn olduundan yaplan taklitleri de ayn olmutur. Bylece Ih ya da Ik kk, yalamak ya da yutmak anlamna ge
len ve Smi dilleriyle Hint-Avrupa dillerinde yaygn olarak
bulunan bir grup kelimeye zemin tekil eder: Ibranice louah
(yutmak), lah ak (yalamak); Sryanice lah (yalamak); Arapa
lahika (yalamak); Sanskrite lih (yalamak), lak veya lag (tat
mak); Xeixca, lingo, ligurio, lingua, lechen, to lick, leccare, lche64. Ayn ey, sezmek fiiline karlk gelen g rf kk ve
"lk ismine karlk gelen kr kk iin de geerlidir.
Linguistten, her zel durumda, onomatope yasasn do
rulamasn talep etmek ok kat bir tutum olacaktr. Bizim
artk vkf olamadmz, ama ilk insanlar tarafndan kulla
nlm o kadar ok taklit ilikisi vardr ki! ilk insanlarda akl
melekeler ne kadar az gelimise duyarllk da bir o kadar
fazla incelmiti. Yabannin duyular, uygarlam insann
duyularndan yahut daha ziyade dikkatinden kaan, alglanamayan binbir nans seziyordu. Tabiat ile i eliimiz
azaldndan, tarmla ve hayvanclkla geinen halklarn ni
ce eitlilik grd yerde biz sadece tek biimlilik gryo
ruz. Aslnda pek fakir olan Ibranice de bu ekilde, yamur gi
bi doa olaylarn ifade etmede mthi bir kelime eitlilii
sergiler. Byle doa varlklarm ifade eden e anlaml keli
melerin zenginliiyse Arapada ahikasna eriir. Arap filo
lojisi uzman birinden, yazmakta olduu kitapta derledii
kelimeler arasnda aslanTn be yz, ylann da iki yz de
iik ekilde adlandrldn duymutum. Kamusun yazar
64 Bkz: Gesenius, Lexicon man., s. 527-529; Bopp, Glossarium sanscritum,
s. 301-283; Pott, Etymol. Forschungen, blm: I, s. 283; Benfey, Grisch.
Wurz., blm: 2, s. 28.

94

ERNEST

RENAN

olan Firuzabadi* "baln farkl adlar zerine bir risale kale


me aldn ve henz bitirmedii bu yazda saynn imdi
den seksene vardn syler. Ayn yazar kl anlamna ge
len en az bin, mutsuzluk anlamna gelense en az drt yz
kelime olduunu beyan eder65. Bu tr yazlar farkna varma
dan efsaneye de yer vermi olabilir66. Fakat Msy Hammern bir eserinde67 teker teker sralayarak gsterdii gibi
deveye iaret eden kelime says, Arapanm mthi bir e
anlaml kelime hzinesine sahip olduundan pheye yer
brakmaz: tam 5744 kelime! Laponca ise Ren geyiini, cin
siyetine, yama, rengine, vb. gre adlandran otuz civarnda
kelime ierir. Eski Saksoncada -zel hllerini ifade etmeyendeniz anlamna gelen on be farkl ad bulunduu sylenir.
ilk insanlarda eyann adlandrlmasnda saik tekil et
meye uygun ve bizim artk hibir fikrine sahip olmadmz
niteliklerini onlara incelikle sezdiren ok hassas bir dokun
ma duyusu olsa gerekir, ilikileri sezmede son derece stn
bir kavray gcnden ibaret olan yorumlama melekesi de
onlarda bizdekinden daha gelimiti: Binbir eyi ayn anda
gryorlard. Artk dil yaratmadmzdan eyaya isim ver
me sanatn bir bakma unuttuk; ama ilk insanlar, yediden
*

Mecdddin el-Firzbd (1329-1415): Arapadan Arapaya byk bir


szlk olan Kam usl-m uhit adl eseri ile Avrupa'da da tannmtr,
(ev.)
65 Pococke, Specimen Hist. Arabum, s. 158 (White Yaynevi).
66 Msy Hammer ahsma yazd bir mektubunda, Kamustaki kelime
leri saydn ve yukarda nakledilen saylarn sadece azdan aza ii
rilerek aktarlm bir sylenti olduunu belirtmitir.
67 Dos Kamet, (Viyana Akademisi Yll, felsefe ve tarih cildi: VII). Msy
Dozy tarafndan derlenmi ok geni, ama maalesef henz bitmemi ve
baslmam bir eserde, Arapada giysi adlarnn da benzer bir eitlilik
sergiledii grlmektedir.

DL N

KKEN

ZE RNE

95

yetmie hepsinin byk bir cesaretle ve mutlulukla tatbik


ettii bu sanata sahipti. Ftratlar, onlar bizden daha fazla
konuturuyordu veya daha dorusu kendilerinde, btn d
seslere karlk gelen ve eklemli seslere, sze dktkleri gizli
bir yank buluyorlard.
Onomatope yoluyla taklidin, ilk ad koyucularn kulland
tek yol olmadn da kabul etmek gerekir. Gnmzde
ortadan kalkm olan veya nadiren -ve de ilkel hliyle- kul
lanlan bir yn baka usul, dilin douundaki almaya
katkda bulunmutur. Bilim iin, btn olgular tek bir ak
lamayla snrlandrmaktan ve bir teorinin koskoca kaidesini
tek bir temel direine dayandrmaktan daha lmcl bir
alkanlk olamaz. Msy Wilhelm von Humboldt diller sz
konusu olduunda insan kendini genel savlardan saknma
ldr der. Msy Schlegel de "dile ve insann akll ruhunun
geliimine tek bir kaynak atfedilmesi, tamamen temelsiz ve
yanl bir varsaymdr. Tersine, bu hususta dillerin saysnca
varyete vardr ve dillerin kkeni konusunda tasarlanm hi
potezlerden birini teyit etmek iin rnek olarak kullanla
mayacak bir tek varyete bile zor bulunur68 der. Bylece
onomatope, btn dillerde ayn derecede bulunmaktan
uzaktr. Smiler gibi hassas rklarda neredeyse mnhasran
basknken Hint-Avrupa dillerinde ok daha az kendisini gs
terir. Sanskritede, daima ve sadece metafizik bir anlama sa
hip gibi grnen birtakm kelimeler vardr. Schlegel Hindularn dili konusunda unlar syler: Hindu dili, hemen hemen
btnyle felsef veya daha ziyade din bir kelime hzine
sinden meydana gelmitir. Bu dil, beeriyetin balangtaki
68 lieber die Sprache und Weisheit der Indier, I. blm, 5. Fasl.

96

ERNEST

RENAN

hlinin her yerde, insann uzun ve zahmetli abalardan son


ra akln ndan ancak zayf ve tutarsz bir ekilde nasiple
nebilecei trde bir kaba sabalk hline tekabl etmediini
gsteren yeni bir kant ortaya kor. O trdeki bir hlin aksine,
yine her yerde deilse de en azndan bizim corafyamzda,
en ak ve en kavrayl bir zeknn insanlarda balangtan
beri mevcut olduunu gsterir. Sahiden de bu, ilk ve en ba
sit unsurlaryla bile, saf ve cihanmul /evrensel dncenin
en yce mefhumlarn ifade eden bir dil yaratmak iin gere
kenden hi de daha az bir ey deildir; sz konusu dil, bilin
cin taslak hlinin btnn, figrler araclyla deil, tama
men dorudan ve ak ifadeler yoluyla da vurur69. Ortaya
koyaca yenilik tayan sonular bakmndan verimli bir
etdn balangcndaki bu doal coumculuk [enhousiasme
naturell ile mcadele etmeyi gerektiren bir ey de vardr:
Sanskrite, kolu olduu Hint-Avrupa dil ailesinin dier ye
lerinden daha zel bir surette spiritalist olamaz70. Bunun
la birlikte, eski alara doru geriye gidildike, Sanskritenin
daha net ve dolaysz bir ekilde spiritalist olduu da anla
lmaktadr. lk Aryan dehasnn bunca saf bir yansmasn
bize gsteren Vedalar, metafizik ile muhayyilenin/imgele
min, -sonradan rkmzn hem felsef hem de iirsel igd
lerinin, eine rastlanmayan bir surette kendi kendisine iha
net etmi olduunu kantlayan- bir harmanlannm ben
zersiz rneini sunar.
69 Ibid., yine u esere de bkz: Philosophische Vorlesungen, s. 57, s. 67-69.
70 Bu dildeki entelektel eylere ilikin birok kelime fiziksel imgelerden
alnmtr. Mesel, kavramak anlamna gelen com prendrekelimesi, ilk
anlamyla (bir eyden) daha stte dik durmaktr [se tenir au-dessus
de...]. Bu, Almancadaki ver-stehen ile ve Yunancadaki in icrz a o ile
karlatrlabilir. Ayn metafor Arapada da mevcuttur.

DL N

KKEN

ZE RNE

97

zetle, kapris dilin oluumunun hibir ksmna dhil


deildir. phesiz ki kelime ile, onun ad olduu ey arasn
da isel ba bulunduu da varsaylamaz. Kratylosta71 Platonun o kadar incelikli bir ekilde gelitirdii sisteme bakl
dnda, doal adlandrmalarn bulunduu ve kelimelerin
uygunluunun da adlandrdklar eyleri az m ok mu taklit
ettiklerine bal olduu tezinin aa be yukar onoma
tope ile oluturulmu kelimelere tatbik edilebilecei ve o ke
limeler bakmndan onomatope yasasnn sadece bir muta
bakatla tesis edilebilecei anlalr. Adlandrmalar, sebeple
rini sadece adlandrlan objede bulmaz, zira yle olsayd b
tn dillerde ayn olmalar gerekirdi: Adlandrlan objenin,
ona ad koyan znenin kiisel eilimleri erevesi iinde g
rlmesinde bulur. Yepyeni bir eyi adlandrmada asla akla
71 Sz konusu sistem, ocuk halklarn hepsinin sistemidir. Yabanler, tan
madklar objelerin isimlerini bilme ynnde mthi bir istek duyar.
Bylece de, sanki bu isimde mutlak bir ey bulunduunu farz ediyor
grnrler. Ayn fikir, Kral Psammethicusun deneyinin temelinde de
yer almaktadr. Bizim atalarmz da XIII. yzylda, Franszcay btn in
sanlarn doal dili kabul ediyordu. Aziz Louisnin [Kral IX. Louis -ev.]
tarihini kaleme alm bir yazar, Burgonya blgesi snrnda sar ve dil
siz olarak dnyaya gelmi bir adamn, Azizin kabrine giderek mucizev
bir ekilde iyiletiini ve kendini tutamayarak durmadan konumaya
baladn, ama kendi yerel ivesinde deil, Paris Franszcas konutu
unu nakleder (Hist. litter. de la France, cilt: XVI, s. 159). [Kral I. Psammethicus: M VI. asrda hkmranlk srm Msr kral. Yeryzndeki
en eski dili bulmak ve Msrllarn dnyann en kadim halk olduunu
kantlamak zere bir deney yapar. Yeni domu iki ocuu insanlarla
iletiim kuramayacaklar bir yere yollar ve sar dilsiz birka kleyi on
lara bakmakla vazifelendirir. Bu klelerin bakmnda ve koyunlarla b
yyen ocuklar getirterek ilk ne syleyeceklerine dikkat kesilir: bekos. Bu ses, Frigya dilinde ekmek anlamna gelebilecei gibi, koyunlarn melemesinin taklidi de olabilir -ev.]

98

ERNEST

RENAN

geliveren ilk ad kullanlmaz72; ve o tr bir eyi belirtmek


iin, falan ya da filn hecelerin tercih edilmesinin de daima
bir varlk sebebi sz konusudur. ocuktaki ifade gcnden
ve ona bir dil empoze edilmezden nce kendine zg bir dil
yaratmak iin sergiledii retkenlikten daha hayranlk
uyandrc bir ey yoktur. Halkn, lkaplar, ilgin yer adlar ve
genel olarak da resm dilin dnda kalan birtakm kelimeler
uydururken bavurduu st kapal analojiler, gzlemciler
nezdinde hibir aknlk vesilesi deildir. Diyelim ki bir or
dunun gnn birinde, daha nce hi kefedilmemi bir top
ra fethe gittiinde iin iine hibir mutabakat dhil olmak
szn, stratejik, lojistik, vb. bakmlardan nemli her yer bir
ada sahip oluverir. Bu da tpk ilk insanlarn ad koymalarn
daki gibi yaplr. lk insanlarn tercihlerini tayin eden sebep,
bizim bilgimizin menziline girmiyor olabilir; ama, mevcut
idi. Anlam ile kelime arasndaki ba asla zorunlu olmad
gibi keyf de deildir: Her zaman saiklidir [motive].

72 Msy Charmann, bunun tersini ispatlamak zere derledii ilgin r


nekler (Essai sur le langage, Paris, 1846, s. 66), gerek bir dile katiyen ait
olmayp ancak bir tr argoya veya yapay bir dile aittir. Oysa argo, bizim
sade ciddi hayatta kullanlmak zere oluturulmu diller iin ne sr
dmz tez bakmndan hibir kar tez meydana getirmemektedir.
Zaten argonun da, oluumunda, Msy Charmaya ilk bakta grn
d ekliyle herhangi bir keyflik tamad kolayca ispatlanabilir.
Bkz: Pott, Die Zigeuner, II cilt, giri: B. Biondelli, Essai sur les langues
fourbesques, u kitabnda: Studj linguistici (Milano, 1856) ve Msy
Michel'in Etudes d e philologie com pare sur l'argofsu (Paris, 1856). Bir
dnem elementlere hibir anlam tamayan adlar verme peinde koan
kimya, bu abasndan, gln durumlar yaratmasndan ve neticede
pek de mmkn olmamasndan dolay vazgeti.

VII
Karlatrmal filolojide kaydedilen ilerlemelerin, genel
olarak insan zihninin ilk yaratmlarna olduu kadar ilk dille
re de tahsis etmemize izin verdii bir baka zellik, sentez
ve formlarn arldr. Analiz ilemimiz bakmndan kar
maklktan [complexit|nce gelen yalnln, zamandaki s
ra dzeni bakmndan da nce geldii, sk rastlanan bir d
ncedir. Bu da khne skolastik alkanlklarn ve mantk
larn psikolojiye tad yapay metodun bir kalntsdr. Me
sel eski mantk, hkmn, idealardan veya her tr tasdikten
bamsz olan pr idrakler eklinde bileenlerine ayrlmaya
msait olmasndan, salt idrakin zihinde tasdikleyici hkm
den nce geldii sonucunu karyordu. Oysa hkm tam da
aksine, mdrikenin/anlama yetisinin egzersizinin doal ve
ilksel formudur; mantklarn onu anlad hliyle idea ise
insan zihninin ilem yapt topyekn/total faaliyetin sadece
bir parasdr. Mdrike ie analizle balamaz; aksine, sergile
dii ilk fiil/edim karmaktr, karanlktr, sentetiktir [sentezleyicidir]; onda her ey i ie gemitir ve ayrmszdr. Turgot
Kaba saba insanlar basit hibir ey meydana getirmez; bu
nu baarabilmek iin mtekmil insanlar gerekir73 der.
73 uvres, cilt: II, s. 109.

100

ERNEST

RENAN

Gramatikal kategorilerin oluumu, bizim ortaya koyma


ya altmz ilkenin bir rneini sunar. En eski dilleri ana
liz ederek bu kategorilerin snrlarnn/limitlerinin azar azar
silinip gittii grlr ve artk ne fiil ne sfat ne de ad olan,
ama bunlarn hepsi birden olmaya da elverili bir temel k
ke varlr. Hatta bu ilk hli aamam ve gramatikal kategori
lerin tam bir sistemini oluturmaya hi muvaffak olamam
diller de vardr. Mesel ince byledir: Gramerini, kelimele
rin snflandrlmas zerine temellendirememitir ve idealarn ilikilendirilmesini baka usullerle tespit etmitir. Ca
zip bir hipoteze gre Smi dilleri de kkeninde bu durum
dayd; en azndan, onlarn gnmzdeki hli iinde dikkat
le incelendiinde uras muhakkaktr ki, btn gramatikal
formlarn ortadan kalkt, ntr ve btn formlarn klna
girmeye elverili bir kkn \radicaJ\ tezahr ettii grlr.
imdi bu, pr kelime kknn adlarla fiiller arasndaki ay
rmdan gerekten de nce geldiini sylemek iin bir kant
tekil eder mi? Hayr, katiyen. Tremi formlarda kendini
gizleyen ilksel tema, her ne kadar tek bana bu formlarn
asl unsurunu tekil etse de yaln hlde asla var olmad. Di
lin ilk hlinde ne adlarn ne de fiillerin var olduunu syle
mek, sadece adlarn ve fiillerin olduunu sylemek kadar
yanltr. Idea ncelikle, onu belirleyen btn bir kafilesiyle
ve mkemmel bir nite iinde ifade edilir.
Farkl fiil ekimi sistemlerinin tarihi, benzer mlhazala
ra imkn verir. Modern dillerimizde, zne, fiil, ayn ekilde
birok zaman, kip ve at ilikisi ayr ve bamsz kelimeler
le ifade edilir. Eski dillerdeyse tersine, bu idealar en sk bi
imde tek bir kelimede kmelemitir ve bir ekim ekiyle
ifade edilir. Mesel Ltincede tek bana am abor kelimesi,

DLN

KKEN

Z E R N E

101

sevmek ideasn, birinci tekil ahs, gelecek zaman ve pasif


at mefhumlarn ihtiva eder. Almanca ise, Ich werde geliebt
werden diyerek bu drt mefhumu drt ayr kelimeyle belir
tir. yco eifj Avcjv ise phesiz ki Aodan daha analitik ola
caktr ve gramercilere baklrsa bunun ilk formunun da by
le olduuna inanacak oluruz. Bununla birlikte, iin birleik
ifadeyle balad ve zihnin dnceyi terih etmeden ve k
sm ksm ifade etmeden nce, onu birlii iinde kavramaya
alt phe gtrmez74. Sentez ya da daha ziyade senkre
tizm ilk insanlarn dncelerinin karakteristik zellii ol
duu gibi, kmeleme de ilk insanlarn dilinin baskn zellii
olsa gerekir. te bundan dolay, kelimelerin karlkl etkisi
sayesinde ilk periyot, oluturucu ksmlarnn irtibatl oldu
u bir btn gibidir. te bundan dolay, cmlenin ksmlar
n zekce olduu kadar ahenkli bir ekilde dizen bu ahenkli
kurulu, btnn mtereken grlm olmasn gerektirir.
Ve nihayet yine, eski yazlarda noktalama iaretleri olmama
s, btn konumay sanki tek bir cmle gibi sunan bu keli
me dizilimi de o ite bundan dolaydr.
Dillerin incelenmesi bu sonular kesin bir ekilde teyit
eder. Grnte daha yaln/basit olan ocuun dili aslnda,
olgun alarda dncelerin terim terim akland dilden
daha kavrayl ve sk skya yaplanmtr. Linguistler, ilk
haklar gzyle baklabilecek halklarda sentetik, zengin, kar
mak -hatta o kadar karmak ki sonraki kuaklar, atalar
nn arifane dilini analiz etmeye sevk eden de daha kolay/
74 Btn bunlar, karlatrmal filolojinin yaratlmasndan nce, Adam
Smith tarafndan, Thorie des sentiments moraux balkl eserinin ar
dndan Considrations sur lorigine et form ation des languesd a da son
derece salam bir taslak halinde ortaya konmutur.

102

ERNEST

RENAN

basit bir dile dntrme ihtiyacdr75- diller bulmaktan


aknla dmtr. Mesel Grnlandllar, bir cmledeki
btn kelimeleri tek bir kelime gibi ayrmadan yazarlar ve
bu bitiik kelimeyi de basit bir fiil gibi ekerler76. Azteke ve
Amerika dillerinin ou, ii, kelimelerin kompozisyona so
kulduunun ve bititirildiinin dardan bakan tarafndan
artk g bel hissedilecei bir noktaya vardrr77: Bu dilin
her bir cmlesi, konumann dier btn ksmlarnn iine
sktrld tek bir fiildir. Msy Albert Rmusatya ve Wil
helm von Humboldta gre78, Laponca ve Pasifik dilleri de
ayn eyi yapar. Moolca, koca bir ferman tek seferde e
kimler; Sanskrite de sentaks, bir bakma bu suretle bizzat
dnceyi de ekimleyerek kelime ekimleriyle ikame eder.
Son olarak da Msy Wilhelm von Humboldt'un akll ruhun
tarihteki ilk hline en sadk kalm dil gzyle bakt Baska,
fiiller iin on kip tar79 ve gramer ile kelime ekimi formlarnn
75 Bu byk yasa baka hi kimse tarafndan, Msy Faurielden daha ge
nie ve daha aka sunulmamtr. Onun, vefatndan sonra yaymlan
m u eserine bkz: Dante et les Origines de la langue et de la littrature
italienne, cilt: II, 1,2 ve 3. dersler. Yine ayn yazarn, Revue indpendante^
25 Temmuz 1843te yaymlanm makalesine ve Msy Ozanamn
tantc yazsna da bavurulabilir: M. Fauriel et son enseignem ent
(Correspondant, 10 Mays 1845).
76 Kr: Balbi, Atlas Ethnographique, tablo: XXXV.
77 A. de Humboldt, Vues des Cordillres, s. 59 ve 316; Wilhelm von Hum
boldt, Lettre Abel Rmusat, s. 52; Du Ponceau, M moire sur le systme
gram m atical de quelques nations indiennes, de lA mrique du Nord, Pa
ris, 1838. Baz yasaklamalar konusunda ise Msy Aubinin, Encyclop
d ie de XIXe sicle'deki Amerikan dilleri maddesine bkz.
78 Wilhelm von Humboldt, Lettre Abel Rmusat, s. 74.
79 Belirtme kipi, rf kip, potansiyel kip, irad kip, zorlanma kipi, gereklilik
kipi, emir kipi, dilek kipi, istek kipi, pnitudinaire (?) kipi, mastar kipi.

D L N

KKEN

Z ER NE

103

olaanst eitliliine sahiptir80. nsanlk tarihi boyunca


btn dilleri tek tek ele alarak onlarn, ayn zamanda insa
nn akll ruhunun/tininin de gidiat olan sentezden anali
ze doru gidiatn dorulamak mmkn olacaktr. Dnya
nn her yerinde eski bir dil, aslnda farkl bir dil olmayan, da
ha ziyade ondan nce gelen dilin farkl bir ama tekabl
eden yaygn bir blgesel dile yerini terk eder. Daha arifane,
kelimelerin ilikilendirilmesini ifade edecek ekimlerle yk
l, idealar dzeni -her ne kadar bu dzen, yerini alacak dile
kyasla daha kstlysa da- bakmndan daha zengin bu eski
dil, akll ruhun/tinin, unsurlar, karanlk bir birlikte har
manlad ve ksmlarn analitik grnn btnde gz
den kaybettii ilkel/balangtaki kendiliindenliin bir
temsili gibi grnmektedir. Bunun aksine, daha ak, daha
belirtik olan ve eskilerin bir araya toplad eyleri ayran,
her bir ideaya, her bir bantya zel ifadesini vermek iin
eski dilin mekanizmasn kran modern diyalekt, analiz et
medeki bir gelimilie ve gitgide daha zorlayc bir hl alan
hzl kavray ihtiyacna tekabl eder.
Mesel, Hint-Avrupa dil ailesinin farkl kollarn yle bir
gzden geirecek olsak blgesel Hint dilleri arasnda, gramatikal formlarnn hayranlk verici zenginlii, sekiz isim
hli, on fiil kipi, balca fikirle birlikte bir yn ss mefhumu
da beyan eden onca ekim eki ile Sanskritenin stn oldu
unu fark ederiz. Ama yakn dnemde bu abidev dil bile
enlerine ayrld [se dcom poser]. skenderin dneminden
itibaren, Antik dilden km halk diyalektlerinin devlet fer
manlarnda kullanld grlr; Budistlerin ilk yazlar bile,
80 Adelung ile Vaterin Mithridate'mm peinden, Wilhelm von Humboldtun Baska zerine denemesine bkz.

104

ERNEST

RENAN

popler bir fizyonominin damgasn apaka tayor gr


nr81. Bu tr bir farkllamadaki ilk a temsil eden Pali di
li, analitik bir zihnin belirgin izini sergiler. Msy Eugne
Burnouf, Pali dili hakknda unlar belirtir: Pali dilinin olu
umunu sevk ve idare eden yasalar, dier blgesel dillerde
yeniden uygulamasn bulan yasalardr; bu yasalar geneldir,
nk zorunludur... lk dilin organik bkmlenmeleri ks
men hl ayakta kalmtr, ama bakalam bir halde. Genel
itibariyle ise ortadan kalkmtr ve ismin hlleri taklarla, za
man da yardmc fiillerle ikame edilmitir. Bu usuller dilden
dile deise de ilke hep ayn kalr: analiz. ster sentetik bir
dil, yapy [structure] kavramadklar iin ortadan kaldrm
ve bkml seslerle ikame etmi barbarlarca birden konuuluvermi olsun ister kendi akna braklm ve serpilip
gelimesine katkda bulunulmu olsun idealar ve bantla
r durmadan alt bileenlerine ayrmaya meyleder. Pali dili de
bu tr bir bakalam geirmie benzer. Bu bakalamla Pa
li diline dnen de Sanskritedir, yabanc bir halk tarafn
dan konuulan baka herhangi bir dil deildir; katksz/saf
Sanskrite, halka ml olduka dnme ve bakalama
uramtr82. Eski dilin ikinci bakalam an temsil eden
81 Burnouf, Introd. l'hist. du Bouddh. indien, I, s. 105 ve Le Lotus de la
bonne loi, ek: x -Lassen, Indische Alterthumskunde, II, s. 222,486 ve deva
m - Weber, Akademische Vorlesungen ber indische Literaturgeschichte,
s. 167 ve devam.
82 Msy Burnoufun ve Msy Lassenin Essai sur le Pali balkl eserine
bkz: s. 140-141. unu da belirtmeden geemeyeceim: Yazarlara gre,
Pali, Sanskriteye paralel bir primitif blge dilidir ve Sanskriteden t
remi deildir. Gerekten de Pali dilinde yle isim ve fiil ekimleri var
dr ki bunlar o dile zgdr ve kadim Sanskritenin bakalamasyla
aklanamazlar. Bu durum, Hintedeki baka birok blge dili iin de
benzerdir.

DLN

KKEN

Z E R NE

105

Prakrit dili83, ayn analojilere boyun emitir: daha az zen


gin ve daha az arifanedir, daha yaln ve dzdr. Sonunda,
Sanskritenin bir baka bozulmu hli olan ve yabanc top
raklarda ekillenmi olan Kawi dili de ayn karakter zellik
lerine itirak eder. Kawi dili, Sanskritenin bkmlenmelerden yoksun hlidir ve onlarn yerine Java dilinin diyalektle
rinin edatlarn ve yardmc fiillerini kullanr84. Fakat, Sansk
riteden treyerek olumu bu dil yakn bir dnemde,
kaynaklandklar dil ile ayn kaderi paylarlar: Onlar da bi
rer l -ve ayn zamanda arifane ve gizemli- dil hline gelir.
Bylece Seylan ve Hindiindeki Pali, Djainaslardaki Prakrit,
Java, Bali ve Madura adalarndaki Kawi, daha popler u di
yalektlere dnmtr: Hinduca, Bengalce, Mahrati ve
Hindistandaki dier yaygn blge dillerine.
ran corafyasndaki Zendi, Pehlvi, Pazend ya da Farsnin yerini de modern Farsa almtr. Uzun ve karmak
kelimeleriyle, edatlardan yoksunluuyla ve bu eksiini de is
min hlleriyle kapatma tarzyla Zend, en st noktada sente
tik bir dil rnei sergiler. Modern Farsa ise, tersine, bkmlenmeler bakmndan en fakir dillerden biridir: Farsann
btn gramerinin on sayfada anlatlabilecei hi abartsz
sylenebilir. Kafkasyada ise modern Ermenice ve Grcce
de ayn ekilde eski Ermenicenin ve Grccenin uzantsdr.
Keza Avrupada eski Slovence, Gotik dil, eski Nordik dil, eski
yksek Almanca da gnmzn Slav ve Cermen blgesel
83 Ibid., s. 158-159, 189 -Lassen, Institutiones linguce practicce, s. 39, 59 ve
devam.
84 Kr: Crawfurd, Asiatic Researches, Kalkta Cemiyeti yayn, cilt: XIII, s.
161; W. Schlegel, Indische Bibliothek, cilt: I, s. 407 ve devam; zellikle de
W. von Humboldt'un u eseri: Ueber die Kawi-Sprache a u fd e r Insel J a
va (Berlin, 1836-39).

106

ERNEST

RENAN

dillerinin kaynanda yer almaktadr. Son olarak da modern


Yunanca ve yeni Ltin dilleri, barbarlk asrlar boyunca
uzun bir bileenlerine ayrma [dcomposition] almasna
uram eski Yunancanm ve Ltincenin uzantsdr: talyan
ca, spanyolca, Franszca, Ulah dili [Valaque], zengin bkmlenmelerden yoksun, budanm kelimelerin ksalklar
n eski blge dilinin arifane organizasyonunun tek heceli ke
limelerinin ylmasyla telfi eden sakatlanm Ltinceden
baka nedir ki? Modern Yunanca, bileenlerine ayrlm, ba
sitletirilmi, alt seviyeye indirilmi bir eski Yunancadan
baka nedir ki? Bu blge dilleri kesinlikle, Palinin, Prakritin,
Bengalcenin ve dier modern Hindistan dillerinin Sanskriteden tremi oluundaki gibi kkenlerindeki dillerden t
remitir85. Onca farkl ve eitli blgesel dilin, dil aileleri al
tnda snflanmasnda kullanlan benzerlik, kesinlikle ve ke
sinlikle linguistiin en olaanst olgularndan biridir. tal
yada, Fransada, Ispanyada, Yunanistanda, Danube Nehri
ya da Ganj Nehri kysnda yaayan halklar kesinlikle, eski
dilleri ihtiyalarna uygun klmak iin ayn ekilde ilemi
olmaldr. Zaman ve corafya bakmndan, mesel Pali diliy
le talyanca kadar birbirinden uzak iki dil, kkenleri olan es
ki dile nazaran kesinlikle ayn konumda bulunsa gerekir86;
dillerin izledii gzerghta zorunlu olan eyin ve de blge
dillerini, daha basit, daha kullanl, daha halka zg bir k
la brnmek zere onca arifane olan aygt terk etmeye
sevk eden kar konulmaz eilimin kant da ite budur.
85 Bkz: Fauriel, Dante et les Origines de la langue et de la littrature italienne,
cilt: II, 3. ders.
86 Burnouf ve Lassen, Essai sur le Pali, s. 141 ve 187.

DLN

KKEN

Z E R N E

107

Her ne kadar Smi dilleri, Hint-Avrupa dillerine kyasla87,


analize doru daha az istekli bir seyir izlemise de halk eski
dilin daha karmak usullerinin yerine daha gelimi usuller
koymaya sevk eden eilimin ok sayda izi onlarda da bulu
nur. Smi dillerinin en eski rnei olan Ibranice, bant ifa
delerinin, asl kkn evresinde kmelemesiyle karakterize
bir eilim sergiler: Bititirme, Ibranicede sabit bir usul idi;
sadece zne deil, zamir, bala, harf-i tarif [article] Ibrani
cede ana fikir ile birlikte tek bir kelime oluturur. Herder di
yor ki: Ibraniler ocuklara benzer, her eyi ayn anda syle
mek ister. Bize be alt kelime gerekirken onlara neredeyse
tek bir kelime yeter. Bizde, vurgusuz tek heceli kelimeler ana
fikri aksatarak onu nceler veya izler; Ibranilerde ise bataki
ya da sondaki ses olarak ona eklenir ve ana fikir, ona bal
olan unsurlarla mkemmel bir ahenk iinde retilmi bir
btn meydana getirerek merkezde kalr88. Klelik dne
mine doru Ibranicede, eski dilin gramatikal mekanizmas
nn yerine dolayl anlatm geirme ynnde belirli bir ei
lim dikkati eker ve bu eilim modern Ibranice ya da Haham
Ibranicesinde de hl ok gldr. Ibranice zaten, Keldanice, Samirice, Sryanice gibi daha analitik, daha uzun ve ba
zen de daha ak olan diyalektlere hkimiyet alan brakmak
zere eski bir dnemde neredeyse ortadan kalkyordu. Bu
diyalektler, gramatikal bantlarn analiz edilmesini eski S
mi dillerinden ok daha ileriye tayan Arapa tarafndan s
rayla zmsenmitir. Ama Arapa, okuma yazmas olmayan
bir halkn harclem kullanmna uygun olduu kadar, ayn
87 Bu farklln nedenlerine Histoire gnrale des langues smitiques ba
lkl kitabmda iaret etmeye altm (I, V, ksm: , 2 ve 3).
88 Esprits d e la posie des Hbreux, 1. Dial.

108

ERNEST

RENAN

zamanda ziyadesiyle arifane bir dildir, ilk halifelerin askerle


rinin kaba sabalnda, incelikli ve eitlilie sahip bkmlenmelerden eser bile yoktur; gramer ihllleri oalarak ar
tk genel bir durum hline gelir. Bunlara, son bkmlenmeleri terk ederek ve onlarn yerine, kelimelerin yan yana geti
rilmesi eklindeki daha kullanl mekanizmay koyarak are
bulunur, ite bundan dolay, ekollerin mstesna ortak pay
das hline gelen edeb Arapa yannda, ok daha basit bir
sisteme sahip, gramatikal formlar bakmndan daha az zen
gin, daha az k, ama belirginlik bakmndan da daha ileri bir
dzeye erimi olan halk Arapas vardr.
Orta ve dou Asya dilleri, eski ince ile modern incenin
st ste binmesinde, ayn ekilde eski Tibete ile modern Tibetenin st ste binmesinde, yukarda akladmza ben
zer birok fenomen sergileyecektir. Ama yukarda zikrettii
miz olgular, dillerin tarihinde sentezin bata geldiini ve in
san zeksnn ftr/doal bir huyu olmaktan uzak bulunan
analizin de zeknn geliiminin ge bir rnnden ibaret ol
duunu ispatlamaya yeter.
yleyse btn dillerin kkenindeki tek heceli ve hkm
sz bir durum ancak, salt yapay bir hipotez yoluyla farz edil
mektedir. phesiz ilk dillerin temel kelime kkleri genellik
le tek bir heceden mteekkildi, nk Wilhelm von Humboldtun da ok yerinde bir ekilde belirttii gibi basit keli
meler ihtiyaca cevap verdii lde tek bir objeyi birden faz
la hece ile belirtmek iin hibir saik yoktur; ve zaten, dar
dan edindii hzl ve anlk izlenimin rprodksiyonunu yap
maya alrken insann sadece ondaki en arpc ksm kav
ramas gerekiyordu ki bu ksm z itibariyle tek hece ile ifade

D L N

KKEN

Z E R NE

109

edilebilir89. Ama her ideann plak ifadesinin yle olduun


da (snrlayc durumlarn hi de az olmadn muhtemelen
syleyecek kiilerle90) mutabakata vararak hi deilse, syle
min iinde, kelim enin tastamam ve btn birliiyle retildii
ni teslim etmek gerekir; stelik, idealar kendi aralarnda grup
lanarak yle sk bir ba kuruyordu ki nerm e bir btn hlin
de fikrveriyordu ve bizim u analitik hlimizde kelim e olan
eye benziyordu. Gerekten de dillerin tarihinde geriye doru
gidildike bititirmeye ynelik bir dile getirme eilimi, yani
tek ve yekpare bir btn hlinde kaynatrma ynnde bir
eilim grlr ki yakn alarda bu yerini, yan yana dizmeyle
yetinmeye terk etmitir. En bata tek heceli olan diller, hep
yle kalmtr. Belirlilik [dtermination] bakmndan hakik
bir gelime kaydetmeyi baarm olan ince bunu asl karak
terini kaybetmeden yapmtr91. Baka dillerin etkisiyle gra
mere doru ok byk bir gayret sergileyen Tibete ve Bar
nanca, ilk/menelerindeki hllerinin silinmez izini daima
bnyelerinde tar. O hlde u iddiada bulunulabilir: Baka
diller de benzer bir hlden gemi olsayd ondan syrlmay
daha iyi bir ekilde baaramazd.

89 Wilhelm von Humboldt, Lieber d ie K aw i-Sprache, Einleitung, s.


CCCLXXXIX ve devam; kr: Adelung, Mithridate, cilt: I, "giri, s. x ve
devam.
90 Msy Abel Rmusat, tek heceliliin, -ahikasnda tek heceli bir dil olaninceye hangi ihtiyat payyla atfedilebileceini gsterdi (Fundgruben des
Orients, III, s. 279). Yine, Bazinin Journal Asiatiqueteki (Haziran ve
Austos 1845) Mm. Sur les principes gnraux du chinois vulgaire ba
lkl yazlarna bkz.
91 Bkz: Bazin, Grammaire m andarine, s. XVII ve devam.

VIII
Formlarn sayca arl, tayin edilemezlik/belirsizlik,
ar derecede eitlilik, kontrolsz bir serbestlik... Bunlar,
birbirine sk skya baldr ve bu surette ilk insanlarn dili
nin temel vasflarndan birini meydana getirmektedir. Hep
daha fazla aklk peinde koan halk, hibir zarafet ve hatta
kurala uygunluk kaygs tamakszn, bir yandan konutuu
dili igdsel bir ekilde yalnlatrr. ngilizce ile Farsa, en
gzel yresel dillerin bylelikle gramatikal bakmdan ne de
rece kupkuru ve fakir bir hle gelebileceinin rneini su
nar. Dier yandan ise dillerin zenginliine katkda bulun
maktan uzak bir yazma ura, dilleri dzenleyerek bir bak
ma onlar sadece fakirletirir. Eski yresel diller, form a
sndan, gramerciler tarafndan elden geirilmi olan diller
den daima daha zengindir. Bu tr dillerin rol, halk dilleri
nin ar zenginlii iinde baz seimler yapmaktan ve ift
kullanm olan unsurlar ayklamaktan ibarettir. Mesel Yu
nan ve Ltin dilleri, btn kullanl formlar var olmayan ve
bu eksiklerini de ihtiya duyduklar formlar baka kelime
lerden dn alarak tamamlayan bir yn kelime sergiler:
<j)Qco, oico veya ok0cu, v-ey%co; fero, tuli, vb. phesiz ki hi
kimse fero ile tulinin ayn fiilin zamanlar olduuna inanma
yacaktr. Bunlar, -hakikate yakn duran odur ki- bamsz bir e
kilde var olduktan sonra, yzeyselliklerin tasfiye edilmesinden

D L N

KKEN

Z ER NE

111

ancak birbirlerinin harabesini ayakta tutarak ve bylece de


dzenli ve snrlar belirli bir dilin ihtiyacm karlamaya ye
ten tek bir yapay fiil oluturarak kurtulabilmi dilin gn
mzdeki hlinde yer alan iki fiildir. Gerekten de, bhri, erk
k, dier btn Hint-Avrupa dillerinde, Yunancada ve Ltincedeki feronun yoksun olduu formlara sahiptir; tul kk ise
tollere, tAfjva ekliyle tamamlanm bulunur92, ruvrnin
-in halinin yov<nxo yapld grlnce benzer bir tretimin meruluuna inanlacak mdr? Kaynak dildeki form
bolluunda, burada rovf| denene, yuvai* dendii ve de bu iki
formun sadece baz uzantlarnn gramer bakmndan bugne
tanmaya deer bulunduu daha hakikate yakn deil midir?
Bu byk yasa zellikle, farkl blge dillerindeki ekimle
rin karlatrlarak incelenmesinden ayan beyan ortaya
kar. En mkemmel diller, gramatikal adan hibir yenilen
me geirmediklerinde, (mesel Ibranice ve Yunanca) fiillere
yaklam tarzlar bakmndan reform geirmi Ltince gibi
dillerden hatr saylr bir ekilde farkllar. En ak biimde
[fiil] kkleri tek heceli olan tbranicedeki fiiller, iki veya
farkl tarzda ekilebilir ve de ayn iki sesli kke katlan fiiller,
her ne kadar formlar ve anlamlar itibariyle farklysa da o
unlukla onlarn arasna karr93. Ayn olguya Yunancada da
ve bilhassa Homerosta ve kadim airlerde rastlanr. Epnin
(gidiyorum), zamanlar yle ekilir: eco, eico, ita. Ama btn
bu fiiller gerekten mevcut olduundan deil, ilk menei olan
92 Latum eklindeki ekimli isim-fiil, tlatum ksaltmas gibi ayn kke ba
lanr. Kr: Pott, Etymol. Forsch., I, s. 265 oto ve eveyx<o iin bkz: Pott, I,
122, 156; Benfey, Griechisches Wurzellexikon, I, s. 356; II, s. 21-22.
* yuvaix formu, yuvjden ve bi ten geliyor gibi grnr (bkz. Pott, II, 45,
440; Benfey, II, 118).
93 Kr: Gesenius, Lehrgebude der hebr. Sprache, 12-113.

112

ERNEST

RENAN

kelime kknn tarih boyunca hep bu farkl ekillerde kullanlagelmesinden. cpco, ^Laxdvw, cfieiAco, cfiAAco, sade
ce cxjiA ilk kelime kknn eitlemelerinden/varyantlarndan ibarettir. lk bakta, mesel cpAcoya, ocf>Aicrx<unun,
cKjjLaxvco.nun vb.nin, onun ardndan oluaca ilk form
gzyle bakmak gerektii sanlabilir; ama tam tersine, tama
men igdsel bir dilin kaprisli varyeteleri olarak kken
de/ilk bata mevcut olanlar, bu son iki formdu.
Eski dillere atfedilen mutat gramer formu bazen hatal
olarak, bizim u anda aklamay denediimiz belirsiz
lik/tayin edilememe ilkesinden hareketle karsanr. Son
derece kapsaml, detayl ve kurall olmas itibariyle Ewaldm
ya da Geseniusun Gerekeli Gramer balkl eserlerini gz
nnde bulundurarak sadece Ibraniceden bahsetmeye
kalksak en kk ayrntlarnda bile esnemeyen kurallara t
bi bir dilin sz konusu olduu anlalacaktr. Bununla birlik
te, branicede kati [exacte] hibir ey de bulunmaz. Eski Ibranilerden en okumular, mesel aya bile, konutuu dil
hakknda Ewaldin ve Geseniusun yazdklar upuzun kitap
larda dediklerini kavrayamazd. Genel olarak, sz en fazla
uzatan gramer kitaplar, grameri en sade olan diller hakkn
da yazlanlardr; zira onlarn bnyesinde barndrd istis
na hller, kurallar glgede brakr, ilk insanlarn serbestlik
durumunda her bir kimse, inisiyatif kullanma hakkn elden
brakmadan ve kendini dayatan kurallar topluluunu gz
den geirmeyi aklna bile getirmeden bakalarn taklit ede
rek ama kendi slbunca konuuyordu. Sonra da gramerci
ler skn etti: Mmkn durumlarn hepsini kuatan forml
leri her ne pahasna olursa olsun bulmaya alp da kendi
genel ilkelerinin dilin kaprislerince durmadan bozulduunu
grmekten sukt- hayle uraynca kendilerini korumak

DLN

KKEN

Z ER NE

113

iin istisnalar -ki istisnalar da onlarn nazarnda bir kural


tryd!- oalttlar. Eski diller, gramercilerin caymaca
[anacoluthe], edat eksiltili vs. diyerek aklamaya alt
grnte pek az mantkl bir yn yap, eksik ve ask
da braklm ynla cmleye mahal verir. Ancak igdsel
tercihin sz konusu olduu istisna hllerde kat kurallar ara
mak da, o istisnalar hata olarak grmek de ayn derecede y
zeyseldir, nk hi kimse o hllerde, var olmayan kurallarn
ihll edildii gibi tuhaf bir fikre kaplmayacak ve bu gayrinizam durumlara ramen kendisini anlatmay mkemmelen ba
aracaktr. Hakikat udur ki bu tr konuma slplarn kulla
nan eski yazarlar, bir kural ne gstermeyi ne de ihll etmeyi
kafasndan geirir; gnmzde onlar okuyan ya da dinleyen
bir kimse de benzer gayrinizam durumlarla karlat sra
da kafasnda hibir art dnce gelitirmez.
Demek ki dil baka hibir zaman, insann dnyada ilk or
taya kt sradakinden daha bireysel, daha az engellenmi
ve de diyalekt diye adlandrlan alt blmlere daha fazla
ayrlm olmad. Diyalekt eitlenmelerinin, nispeten mo
dern bir ada, tek ve ilk tipin farkllamas yoluyla meyda
na geldii dncesi ok sk zihinde canlandrlr, ilk bakta
yle grnmektedir ki hibir ey, farkllamalarn bana bu
surette birliki yerletirmekten daha doal deildir; ama
dillerin, vahilik veya barbarlk ayla beraber ehirden
ehre ve hatta diyebilirim ki neredeyse aileden aileye para
lara blnn gz nnde bulundurmak da ciddi phe
ler uyandrr. Mesel Kafkasya, zerinde tamamen farkl dil
lerin konuulduu kk bir corafyadr94. Habeistan da
benzer bir fenomen meydana getirir95. Amerikan yerlilerinin
94 Pott, Die Ungleichheit menschlicher Rassen, s. 238-239.
95 Jobi Ludolfi, Historia thiopica, I, I, blm: xv, s. 40 ve devam.

114

ERNEST

RENAN

konutuu dilin diyalektlerinin adedi ve eitlii Msy Ale


xander von Humboldtu artmtr96. Ama bunlardaki e
itlilik, Okyanusya dillerinin arasndakiyle mukayese bile edi
lemez. Diller zerindeki paralayc etkisi son haddine varan
yabanlik hli de ite byledir. insanlk merdiveninin en alt
basamaklarnda yer alan rklarn dillerinde sabit hibir ey
yoktur ve o diller geleneksiz bir usuln tesine de gitmez; bu
durum birka yl nce binbir zahmetle tehis edilmitir97.
Hemen hemen btn dil ailelerinde dikkati eken bir ol
gu, yresel dillerin kkendeki eitliliini arpc bir ekilde
ortaya koyar ve ayn ailenin dallarm erkenden birbirinden
ayran bariyerleri gsterir. En eski dillerde, yabanc halklar
belirtmek iin kullanlan kelimelerin iki kaynaktan geldiini
grrz: ya aznda gevelem ek veya m rldanm ak anlamna
gelen fiillerden ya da dilsiz anlamna gelen kelimelerden.
Halklar, anlamadklar dillerde sadece eklemli olmayan bir
jargon (anlalmaz dil) grme eilimindedir. Ayn ekilde, ilk
insanlar iin de yabancnn karakteristik iareti, anlalama
yan ve ne id belirsiz bir eveleyip gevelemeye benzeyen
bir dil konumasdr. Bu durum, Sanskritede varvara kk
ne balanan anlamda veya Yunancada onomatope ile olu
turulmu ve muhtemelen balbus98 [dili tutuk] ile ayn kk
ten gelen eao kelimesine balanan anlamda da gr
lr. Bu durum yine, eski Hindularn Sanskrite konuama
yan halklar belirtmek iin kulland Sanskrite m letchha
(seik konumayan) kelimesinin anlamnda daha bir belir
gindir. Bu, Cermenlerin gemi alarda yabanc halklar ve
96 A. de Humboldt, Vues de Cordillres, "giri, s. viii-ix.
97 Msy Garnier tarafndan derlenmi olgulara bkz: Trait des facults de
l me, II, s. 490.
98 Kuhn, Zeitschrift f r vergleichende Sprachforschung, I, s. 381-384.

d i l i n

k k e n i

z e r i n e

115

bilhassa da Keltleri ve Romallar belirtmekte kulland


Walh veya Welsch kelimesine denktir99; bulanka konuan
anlamna gelen Welsch kelimesinin aksine, Deutsch kelime
si ak konuan anlamna gelir100. Kelt ve Slav dilleri de ben
zer rnekler sergiler: ya -daha nce rnek verdiimizWlalh kelimesine ya da m letchh kelimesiyle ayn kkten ge
len vlatch (kekeme) kelimesine yaknlatrlan Valaques
{Vlah} ad gibi101. Nihayet, Smi dilleri de ayn analojiyi ser
giler: branice lag, loz (kekeme) kelimeleri barbar bir halk
belirtir102; Arapa adjem [acem -ev.] (anlalmaz konuan
ya da dilsiz) yabanc halklar ve zellikle de Persleri belirt
mek iin kullanlr103; aslnda barbar dili konuanlar belir
ten timtim kelimesi Himyaritleri* ve Habeleri belirtmeye
yaramtr104 ki ben bu kelimenin, Zom zom m im lerin vahi
kabileleri adlandrd kelimeyle ilikilendirilmesini teklif
ettim (Deut., 2, 20). Dilsiz anlamna gelen kelimelerden t
retilmi adlandrmalar da hi mi hi az sayda deildir. Ms
y Pottun bir arada derledii rneklerin hepsini burada
nakledemeyeceim105.
99 Leonun ayn derlemesine (II, s. 252 ve devam) bkz. Msy Stenzler ile
Msy Kuhn da kendi nmna ayn sonuca varr (ibid., s. 260).
100 Pott, ibid., s. 114; Leo, ibid., s. 255 ve devam.
101 Ibid.
102 Gesenius, Lex man, s. 533-534.
103Freytag, Lex.arab.lat.
* (ev.) [Fr. Himyarites] Arap Yarmadasnm gneybatsnda onuncu
yzylda yaam bir Smi kolu.
104 Benim Histoire gnrale des langues smitiques balkl kitabma bkz: s.
33 ve 291.
105 Indogerm anischer Sprachstamm (Ersch ve Gruber Ansiklopedisi, s. 44);
Die Zigeuner, II, s. 339; Zeitschrift, II, s. 113-114 ve Die Ungleichheit
m enschlicher Rassen, s. 70.

116

ERNEST

RENAN

Sadece Yunancadaki pd6ao<; kelimesinin e anlamls


olan ayAcoaao kelimesini ve Slav halklarn (ve onlarn pe
inden de BizanslIlarn106 Trklerin ve Macarlarn) Cermenleri belirtmek ii kulland Niemiec kelimesini -ki bu kelime
konuanlar anlamna gelen Slav kelimesiyle zt anlam tarhatrlatacam. Ayn anlam Basklarm adlandrlmasnda da
sz konusudur: Eusken107. Hepsi de dilin en eski hlini n
mze seren bu olgulardan hangi sonucu karmal? Kken
itibariyle, dilsel kardeliin ok dar manda anlald ve de
dilin, aralarndaki akrabaln bilincinde olmayan ok kk
ailelere blnm olduu sonucunu. Gerekten de baka
halklar tarafndan dili tutuk veya dilsiz diye adlandrl
m halklarn aslnda onlarla ok yakndan akraba olmalar
mnidardr: Keltler ile Cermenler arasnda, Cermenler ile
Slavlar arasnda, Himyaritler ile Araplar arasnda, vs.
Bu olgular bize, az gelimi bir cemiyet tarafndan yaba
na atlamayacak bir corafyada konuulan homojen bir di
lin imknszln ispatlamaya yeterli kant sunar grn
mektedir. Dilleri byk kitlelere yayabilecek ey, sadece me
deniyettir. Diyalekti olmayan bir yresel dili btn bir lke
ye hkim klma, sadece modern cemiyetlere zgdr ve de
bylece kuatclk mertebesine erimi diller -mesel tal
yada ilkrenim alm btn insanlar arasnda mterek
Not: Guatemalann yresel dillerinden birinde "dilsiz anlamna gelen
kelime ayn zamanda "barbar anlamna da gelir (Kitabiyat ve Edebiyat
Akademisinde Msy Brasseur de Bourbourg tarafndan verilen konfe
ransa dayanarak).
106 Ni(jxo, N(jltlx. Michel Attaliote, s. 125, 147,221 (edisyon: Brunet de
Presle).
107Wilhelm von Humboldt, Prfung d er Untersuchungen ber die Urbe
w ohner Hispaniens, s. 63 ve devam.

DLN

KKEN

ZE RNE

117

olan lingua toscana- hemen hemen her zaman, yazl eser


lerle ilenmi olan dillerdir. Ftrat bakmndan yetenekli ol
ma talihine gani gani sahip bir halk tarafndan konuulan
Yunan dili, neredeyse Yunanistanda yaayan farkl boylarn
diyalekti saysnca blnmken binbir zahmetle kendi ha
yatn idame ettiren ve akllar henz sanki ryada gibi olan
ilk insanlarn, sonraki alarda yaayan insanlarn refleksiyon glerinin bunca gelimiliine ramen meakkatle te
sis edebildikleri sonuca [yani, birlike -ev.] eriebilmi ol
duuna nasl inanlr? eylerin kkenine birlik atfetmek
ten uzak durmak ve birlie, mesafe katetmi bir medeniye
tin son dnem rn olarak bakmak gerekir. Bidayette, ne
kadar aile varsa o kadar da diyalekt vard; hatta diyebilirim
ki neredeyse kii saysnca diyalekt vard. Her insan grubu
kendi dilini muhakkak ki bir gelenek tarafndan verili bir te
mel zerine, ama kendi igdleri uyarnca, kendi yaam
tarznn ve yaad corafyadaki iklimin konuma organla
ryla akl melekeleri stnde meydana getirdii tesirler al
tnda biimlendiriyordu. nsanlar sosyal ve psikolojik ihti
yalar gerei konuuyordu; bu srada insana, dncelerini
kendi kendisine formle edecek ve bakalarna anlatacak
kadar dil yetiyordu; insan, konutuu dilin genel ve meru
bir tip ile uygunluunu pek de umursamyordu. En eski dil
lerde bulunduuna dikkat ektiimiz bkmlenme bolluu
da bundan kaynaklanyordu. Byle bir bolluk aslnda, be
lirsizlikten baka bir ey de deildi; eski diller zengindi,
nk hibir ayak ba ve snrlanml yoktu. Her birey,
bkmlenmeleri neredeyse kendi fantezisine gre meydana
getirmeye muktedirdi. Binbir trl yzeysel form retiliyor
du ve t ki gramatikal ayrt etme iine balayncaya kadar

118

ERNEST

RENAN

kullanlyordu108. Bu da geliip serpilmi ve zira slah tek


niklerinin artik ona bir hayr getirmeyecei, gr dallarn
kaprisli ve tesadfi bir ekilde ge uzatan bir aaca benzer.
Bu ar bollua bir ey eklemekten ok uzak olan teem
ml/refleksiyon tamamen menf bir ey olacaktr: Olsa olsa
budama yapacak ve sabitleyecektir. Eleme, faydasz formla
ra varacaktr. ifte gebeliklerin yolu kapanacaktr; dil, belir
lenmi, dzenli ve bir bakma fakirlemi olacaktr.
Bu itibarla ilk diller snrlanmam, kaprisli, eitlilie sa
hip olsa gerektir; ve diyalektlerden nce gelen biricik ve
kompak bir dil farz etmek yerine, meydana gelmi eitlen
melere diyalekt adn uygulamakta mutabk kalrsak bu
durumda tersine, sz konusu birlikin sadece, diyalekt e
itliliinin art arda ortadan kalkmasnn bir sonucundan
ibaret olduunu sylemek icap edecektir. Peki bu, her bir dil
ailesinde sonradan tezahr etmi olan btn bireysel vasf
larn bamsz/ayr mevcudiyetlerini batan beri tad an
lamna m gelir? Hayr, katiyen yle deil. u anlama gelir:
Falan veya filn gramatikal zelliklerin bir araya gelmek su
retiyle falan ya da filn diyalektin karakteristik yan hline
dnmesi ok sonraki bir adadr. Bu zellikler balang
ta, birlik [unit\ gibi mtala edilebilecek bir karm ve
ya harman hlinde mevcuttu; ama aslnda birlik hlinde
deil, birbirine karmlk hlindeydi. nsann akll ruhu/
108 Herder Dillerin Kkeni zerine ncelem esinde, bir dil ne kadar barbar
sa bir o kadar da ekimlidir der; bu da kendi haline terk edilmi dilde,
her bireyin nasl isterse yle kelime ekimi yapma hakkna sahip oldu
u ve kullanmn, falan formu eleyip filn formu onaylamak zere ha
kemlik edemeyecei anlamna gelir. Msy Burnouf ile Msy Lassen'in Essai sur le pali balkl eserinde, halk dillerindeki form eitlili
inin bir arada mevcudiyeti konusunda gzel grler vardr (s. 173).

DLN

KKEN

Z E R N E

119

tini, senkretizm* ile sahne alr. nsann akll ruhunun ilk ya


ratmlarnda her ey vardr ama sanki onlar orada deilmi
gibidir; zira henz ksmlarnn tek tek mevcudiyetinden sz
edilemez. Tekilliin/ayr ayrln kendini net biimde ve ilk
hlin en azndan baz tezahrlerinde sunduu birliin feda
edilmesi pahasna gstermeye balamas, ancak ikinci bir
entelektel geliim dnemine tekabl eder, yleyse, refleksiyona dayal sentez, ayr ayr unsurlar -ki bunlarn her bi
ri kendi nmna yaadndan batan beri kendinin bilin
cindedir- toparlamaya ve onlar daha stn bir nitede ye
niden birletirmeye balayncaya dek hkm sren, eitli
lik ve blnmlk olmutur: ksacas, diyalekt eitliliinin
i ie gemi ve e zamanl mevcudiyeti, bu eitliliin, da
ha kuatc bir birlik iindeki fzyonu... ster tekil/kendi ba
na olsun ister kolektif, her geliimin evresine tekabl
ettii gibi dillerin ilerlemesine de tekabl eden evre de i
te bunlardr.
Her dil ailesindeki diyalektlerin bu balangtaki gerein
den fazla bulunmasn dorulayan ok sayda olgu vardr. En
eski Ibranice metinler, daha sonralar Aramcanm mnhasr
zellii hline gelecek ve sanki gemi dnemlerde eitli Smi dillerinin diyalektlerinin birinden dierine geip durmu
gibi grnen zellikler sergiler109. Homerosun iirleri Eleallarn, Dorlarn ve Attikallarn e zamanl olarak kulland
*

(ev.) Renan (Auguste Comteun hal yasasn artran, ama dei


ik bir lemeyle) insan aklnn tarihte halden getiini savunur: 1.
Senkretizm hali: olgularn, olaylarn genel ve mulk bir ekilde kavran
d dnem; 2. Analitik hal: ksmlarn ayr ayr kavrand dnem; 3.
Sentez hali: ksmlardan salanan bilgiyle btnn yeniden idrak edil
dii dnem, (bkz: Avenir d e la science, blm: XVI).
109 Bkz: Histoire gnrale des langues smitiques, s. 95-96.

120

ERNEST

RENAN

deyim rnekleri sunar. Bu iirlerin retildii ada diyalekt


ler arasnda ok net bir ayrm olsayd Homerosun byle bir
harmanlamaya kalkmas kukusuz ki saduyuya kar ile
necek balanamaz bir gnah olurdu. Demek ki o asrlarda,
sonralar her diyalektin mnhasr mal hline gelecek dei
ik zelliklerin bir arada bulunduu bir kararszlk hlinin
hkim olduunu kabul etmek gerekir110. Bylece, kltrl
ler arasnda tedavlden kalkm Franszca kelimeler krsal
kesimden insanlar arasnda revata kalmay baarmtr ve
eski Almanca ile mtereken kullanlan kelimeler gn
mzde artk sadece dar blgesel azlarda da olsa hl kul
lanlmaktadr.

llOBkz: Matthias, Grammaire raisonne de la langue grecque, (Franszca


evirisi) s. 9 ve devam; Am. Peyron, Origine dei tre illustri dialetti greci
paragonata con quella del eloquio illustre italiano (Mmoire de lAca
dmie de Turin, 2. seri, cilt: 1).

IX
lk dilin zellikleri demek ki ilk dncelerin zellikleriy
le aynyd: snrsz veya daha ziyade kuralsz bir zenginlik,
btn unsurlarn i ie getii ve ayrt edilemedii puslu ve
ok amal bir sentez... Psikoloji ile linguistiin harikulde
uyumu her ada kendini gsterir; yleyse dilleri, varoluu
nun farkl dnemlerinde insan zeksnn kuand ardk
formlar olarak, belirli bir tarihsel anda ve belirli bir yerde fa
aliyette bulunan insann sahip olduu kudretlerin rn
olarak deerlendirmekte haklyz. Dillerin ve iklimlerin hi
de yabana atlamayacak uyumu da bu bak tarzn dorular.
Gney lkelerinin dillerinin ok eitli formlar, tml n
lleri, bir dolu ve armonik nidlar olmasna kyasla Kuzey
lkelerinin daha fakir ve sadece elzem olan ifade eden dil
leri nszlerle ve kaba telffuzlarla ykldr. Birka enlem
derecesi arasnda bu bakmdan meydana gelen farkllk a
rtcdr. Smi dillerinin balca yerel hli olan Aramca,
Ibranice ve Arapa, yle pek byk bir corafyaya yaylmad hlde, zenginlik ve gzellikleri onlar konuan halklarn
iklimsel durumuyla kesinlikle balantldr. Kuzeyde kullan
lan Aramca ise serttir, fakirdir, armoniden yoksundur, hantal
bir yapdadr ve iirsellie elverisizdir. Dier bir uta yer alan
Arapa ise tersine, hayranlk veren bir zenginlikle farkllar.

122

ERNEST

RENAN

Baka hibir dilde, birtakm idea kmeleri iin Arapadaki


kadar ok e anlaml kelime yoktur; ve yine hibir dil onun
kadar karmak bir gramer sistemi arz etmez. yle ki insan
bazen, Arapann szlnn hani neredeyse snrsz zen
ginliinde ve gramer formlarnn labirentinde bir arlk ol
duunu syleyecek noktaya varr. Nihayet, bu iki u nokta
arasnda yer alan branice, ikisinin zt zelliklerinden ayn
oranda nasiplenmitir. Elzem olana sahiptir, ama yzeysel
kalmaz. Armonik ve kolaydr, ama Arapann muhteem es
nekliine eriemez. nlleri armoniktir ve ok kaba telf
fuzlardan kanmak iin ll bir ekilde araya girer; hl
buki tek heceli formlara kaan Aramca nszlerin birbirine
arpmasndan saknmak zere hibir ey yapmaz. Bunun
aksine Arapada kelimeler, harfi harfine, kelimelerin her ya
nndan taan, onlar takip eden, nceleyen, birletiren nl
lerin meydana getirdii bir nehirde, en armonik dillere im
kn veren kart seslerin hibirinden zarar grmeden yzer
gibidir. Temelde ayn olan ve son tahlilde aralarnda aman
aman bir farkllk bulunmayan iklimlerde konuulan blge
dilleri arasnda bu kadar keskin karakter eitlilikleriyle kar
lamak artc geliyorsa daha da dar bir corafyada konu
ulan Yunancann diyalektlerinin daha az farkllk arz etme
diini hatrlayalm: nller ve ikili nller [diphthongues]
bakmndan onca zengin ve esnek olan yonya Yunancasma
karlk Dorlarn Yunancasnn sertlii ve kabal, ite, eit
lilik duygusu ile en st noktada donanm bir halkta, fersah
fersah mesafelerde rastlanan kontrast.
Blge dillerinin eitliliinin en belirleyici nedenlerini,
gerekten de rklarn eitliliinde aramak gerekir. Her hal
kn akll ruhu/tini [esprit] ve dili en gl ba ile birbirine

DLN

KKEN

Z E RN E

123

baldr: Akll ruh, dili meydana getirir ve dil de kendi nm


na akll ruha ifade ve snr kazandrr. Smi halklarnn din
dar ve hassas rk, soyutlamay bilmeyen ve metafiziin im
knsz olduu bu fiziksel dillerde kendisini nasl ince ince i
lerdi ki? Bir halkn entelektel ilemler gerekletirebilmesi
iin elzem bir unsur olan dil111,' duyulur nitelikleri aracl
yla btn objeleri ince ince ileyen, neredeyse sentakstan
mahrum, yle arifane bir yap kazanmam, dncenin un
surlar arasnda hassas bantlar kuracak bu eit eit ba
lalardan yoksun blge dilleri, khinlerin enerjik szlerine
ve kaveren izlenimlerin resmine mnhasr olsa gerekir;
ama pr felsef refleksiyonlardan da kansalar gerekir. Ben
zer bir letle Aristotelesi ya da Kant hayl etmek, Eyybn
bizim metafizik ve teemmll dillerimizde yazd iir gibi
bir iiri kavramaktan daha fazla mmkn deildir. Bu itibar
la, Smi halklarnda rasyonel analize ynelik yerel bir teeb
bs aramak beyhude olacaktr; hlbuki onlarn edebiyatlar
moral duygularn ifadeleriyle ve pratik aforizmalarla dolu
dur. Bu rk, ahikasnda bir dinler rkdr ve dinlerin do
masna ve yaylmasna hizmet etmitir; ve gerekten de uy
garlk tarihinde en byk rol oynam, srenin, dourgan
ln, insanlar hidayete erdirmenin zel bir mhryle dam
galanm ve de sanki ayn gvdeden kan aa dal gibi
111 Dr. Wisemann {Disc. Sur le rapp., I. konuma, 2. blm) transandantal
felsefenin ancak Almanyada doabileceini, zira Almancamn, birinci
tekil ahs zamirini baka hibir dilin imkn vermedii kadar objektif
ekilde kullanmaya imkn tandn ve hatta bunu telkin ettiini belir
tir. Bununla birlikte ben ifadesi XVII. yzyln yazarlarnn in oldu
u bir eydir (Pascal, Penses, dit. Havet, s. 26, 70, 80; Fnelon, Lettre II
au duc d Orlans; Logique de Port-Royal, III. blm, ksm: XX, 6). Locke
da kendi ifadesini kullanr: Essai, I, II, balk: XXVI, 9.

124

ERNEST

RENAN

birbirine sk skya bal olan, tek bir dncenin ayn oran


da gzel ve halis tercmesine benzeyen byk din de Smi halklar arasnda domutur. Tektannc bir rkn men
suplar, insann akll ruhunu sadeletirme ve ayr ad al
tnda, Yahudilik, Hristiyanlk ve Mslmanlk adlar altnda
daha akl bir din tesis etme arsna kulak vermilerdir. Smi dilleri de yledir: Yunancada veya Ltincede grlen ve
onlarn tek bir dncedeki birok detay bir araya getirdii,
bu cmlelerin st ste sarlarak uzayp gidiini (Ciceronun
adlandrmasyla circuitus veya comprehensio) kendilerine
yasaklayan Smiler basite -hemen hemen dier btn ba
lalarn yerini tutan- ve balacn kullanmak suretiyle
cmleleri sadece pe pee dizer. Smiler, cmledeki unsur
lar birbirine tbi klma/balama sanatn hemen hemen hi
bilmezler. Dmdzce ve hi evirtme yapmadan, baka hi
bir usul bilmeden tek yaptklar, bir Bizans resmi tarznda,
idealar pe pee dizmektir. slup/stil, onlarda hi yoktur.
Kelimeleri bir cmlede pe pee dizmek, onlarn gsterdii
tek gayrettir; ayn ilemi cmlelere uygulamay ise hi yap
mazlar. Smiler iin belgat, atak imajlarn canl bir art ardalndan ibarettir; hitabet sanatna dhil olan ne varsa S
miler ona nadan kalr.
imdi de tersinden bakalm: Nasl ki, refleksiyona dayal,
bamsz, sert, cesurane, felsef aratrma, yani tek kelimeyle
sylersek hakikatin aratrlmas en eski alardan en mo
dern zamanlara varncaya, Hindistann en dousundan tu
tunuz da batnn ve kuzeyin en u noktalarna kadar yaylm
ve Tanry, insan, dnyay bilimle aklamaya alm ve de
daima rasyonel bir geliimin yasalarna uyarak ardnda tpk
klan bir merdivenin nceki basamaklar gibi sistemler

DLN

KKEN

ZE RNE

125

brakm olan Hint-Avrupa rkna nasip olmua benziyorsa


ayn ekilde bu familyann konutuu diller de soyutlama ve
metafizik iin yaratlma benzer. Bu diller, eyann en isel
bantlarn, bileik kelimeleriyle ve taklarndaki hassasi
yetle aklamada harikulde bir esneklie sahiptir. Yine bu
diller, cmlenin eitli elerini bir btn hlinde birbirine
balamay bilir; evirtme, onlara, gramatikal ilikilerin belirli
oluuna [dtermination] halel getirmeksizin idealar doal
bir dzende muhafaza etme imkn verir; onlar iin her ey,
soyutluk ve kategori hline gelir. Bu diller idealizm dilleri
dir ve ancak filozofik* bir rkta ortaya kabilirdi ve de filozofk bir rk da onlar olmadan gelime gsteremezdi.
Grnte birbirinden onca uzak, ama nice ortak yanla
ryla da bir o kadar yakn olan in ve Msr, yukardakine
benzer saptamalara imkn tanr. Gnmzde Kpti dili tara
fndan temsil edilen Msrn eski dili, ince gibi tek heceli,
gelimi bir gramerden yoksun, bkmlenme eksikliini
gruplanm sergileyicilerle kapatan, ama kelime kk evre
sinde kmelenmeyen bir dili andrr. Ama burada kendimi
zi, medeniyeti ve dili bizim iin daha bildik olan in ile snr
landralm ve soralm: Organik ve tamamlanmam yapsy
la in dili, in rkn karakterize eden duygu yoksunluunun
bir temsili deil midir? Hayatn gerektirdii eyler, el sanat
lar, dk nitelikli ve hafif bir edebiyat, ifadesi bakmndan
incelikli ama pratie dair saduyusu112 bakmndan asla
*

Kasten felsef diye evirmeden byle yazdm, zira felsef rk" [race
philosophique] tamlamas dilimizde tuhaf kayor, (ev.)
112 Lao-Tsunun felsefesi, bizim iddiamza kart bir rnek meydana getirir.
Ama bu felsefe inin pozitif ruhuna bir tepkidir ve yabanc etkilerden
bamsz grnmemektedir.

126

ERNEST

RENAN

yksek olmayan bir felsefe iin yeterli in dili, bizim felsefe


den, dinden, bilimden anladmz ne varsa hepsini skal
yordu. incede Tanrnm bir ad yoktur113 ve metafizik ey
ler de sadece dolayl lfzlarla ifade edilebilir; stelik de bu
lfzlarn inlilerin akll ruhunda temsil ettii many kesin
olarak bilmiyoruz. Msrn kadim bilgeliini de o lkenin di
linde nasl snrlandrldn syleyebilecek kadar iyi tan
myoruz! Bununla birlikte, Msrn ve inin sosyal tarihi
arasnda bulunan benzerliin tesadfi olmayacan da be
lirtelim. Bireysel zgrlklerin, kamusal ruhun, siyasal kurumlarn olmamas, son derece yetkinlik kazanm ve hatta
boucu bir ynetim eilimi, ordu becerisindeki eksiklik her
ikisinde de bulunur. zleri gnmze Eskiadan intikal et
mi olan ideografk yaznn iki rneinin, yaplar icab de
ta adlar bu notasyon biimiyle zdelemi bu iki dilde
aka kesitiini de ekleyelim. Her ideaya ve her bantya
ayr/zel bir ifade tahsis etme alkanlna sahip bir dil, ey
leri ve onlar arasndaki bantlar mstakil [indivis] iaret
lerle ince ince ileyen, analog bir yaz sistemi semek duru
munda kalm olsa gerekir.

113 Bkz: Journal Asiatique, Austos 1848, s. 168-169.

X
Dilin, farkl rklara ve memleketlere mensup insanlarn
bireysel karakterinin ve kendine zg yapsnn rn oldu
u sonucuna varmak iin daha ne gerek? Dilin birliini, insa
nn akll ruhundan ve kulland usullerden baka yerde ara
mak ve bylece de mesel btn dillerin tek bir dilden tre
diini farz etmek olgularn snrlarn amak ve tahmin y
rtme zeminine gemektir. phesiz ki insann akll ruhu
nun btn rnleri arasndaki benzerlikleri aklamada
bundan daha kullanl bir hipotez yoktur. Aralarnda birta
km ortak ynler bulunan halklarn kkenini tek bir eye
balamak ve bu ortak ynlerin btn beeriyette bulunma
sndan da kkendeki birlik karmn yapmak, iin balang
cndaki bir fikirdi; zira, psikolojik nedenleri aratrmadan
nce, srekli dsal nedenlere mracaat edilir. Irkn madd
birlii arpc ve ekicidir; her yerde ayn ekilde kavrayan ve
hisseden insann akll ruhunun birlii ise muallkta kalr.
Beeriyetin birlii, bir bakma mukaddes ve bilimsel adan
itiraz edilemeyecek bir hkmdr; yalnzca tek bir dil, tek bir
edebiyat, simgesel geleneklerin tek bir sistemi vardr, nk
btn dillerin oluumunda geerli usuller ayndr, edebiyat
yaratan duygular her yerde ayndr, deiik simgelere terc
me edilmi idealar ayndr denebilir. Ama tamamen psikolojik

128

ERNEST

RENAN

olan bu birlii, rkn madd birliiyle e tutmak -bu ister do


ru olsun ister yanl fark etmez- byk bir hakikati minicik
bir olgu boyutuna indirgemektir ki bu olgu hakknda bilim
belki de hibir zaman kesin bir ey syleyemeyecektir.
Ve insan rknn birliine dair tartmalarn genellikle ser
giledii byk ihtilflarn nedeni de budur. Sz konusu bir
lik, aklayageldiimiz gibi psikologun ve ahlknn naza
rnda apaktr; doa bilimcinin [naturaliste] nazarnda da
daha az ak deildir, nk insan trnn btn dallar
birbirleriyle ok dourgan cinsel ilikilere girebilir. Lkin bu
ikili birlik, insan trnn tek bir iftten tredii veya daha
geni bir manda, tek bir noktada ortaya kt anlamna
gelir mi? Bunu tasdik etmek, tam bir pervaszlk olur. Nere
deyse arkasn gstermeyen bir perde, insan trnn kken
leriyle aramzda ekili durur; bilimin meru tmevarmlar,
bu alanda kalakalr ve ilk treyi nndaki zel koullara da
ir bize pek az ey syler. Muhayyilemiz bile, ilk gnlerin gi
zemleri hakknda bir eyler kavramay reddeder.
lk bakta dillerin bilimi, sallanty dengeleyici bir arlk
getirmi gibi grnr. Bu gerekten de itiraz gtrmeyen bir
sonusa, yerkre zerinde gemite var olmu veya hl ko
nuulmakta olan diller ann kesinlikle birbirine indirgen
meye msait olmayan ailelere ayrlmasndandr. Smi dil ai
lesiyle Hint-Avrupa dil ailesinin gn gelip birbiri iinde eri
yip kaynaabileceim farz ederek (ki ben bu faraziyeyi asla
kabul edemem ve saduyulu filoloji de gnbegn bunu red
detme yolunda ilerlemektedir); biri Kptice, br de Berbe
rice ya da daha dorusu Tuareg dili tarafndan temsil edilen
iki Afrika dil ailesinin gelecekte Smi ve Hint-Avrupa dil ai
leleriyle birleeceini de bu faraziyeye ekleyerek (ki bunu da

DL N

KKEN

ZERNE

129

ilkinden daha kabul edilebilir bulmuyorum), ince ile Orta


Asya dillerini ayn grupta toplamann gelecekte hi de im
knsz olmayaca da ne srlebilir. Dillerin biliminin g
nmzdeki hlinde, Sanskritenin Ibraniceye veya branicenin Sanskriteye nasl dnebilecei aklanamamaktadr; bilhassa da, Sanskritenin veya branicenin, inceye ya
da Siyamcaya nasl dnebilecei asla aklanamayacaktr.
Bu hususta, hibir bilimsel abann kapatamayaca derin
bir uurum vardr. Kken meselelerine dair, bilimin gelecek
teki hangi hipotezleri sz konusu olursa olsun bundan by
le bir aksiyom olarak alnabilecek u nermeyi ortaya koya
biliriz: Dilin, kesinlikle tek bir kkeni yoktur: Ayn anda bir
ok noktada paralel olarak retilmitir. Bu noktalar birbirine
ok yakn olabilir; tezahrler hemen hemen e zamanl ola
bilir, ama ayr ayr olduklar kesindir ve eski dil ekolnn u
ilkesi asla akldan karlmamaldr: Btn diller, tek bir di
lin diyalektleridir.
Gelgelelim, bu temel hakikatten, deiik dil ailelerini ko
nuan halklar arasnda, kkensel hibir akrabalk bulunma
d sonucunu karmaya hakkmz var mdr? te, linguistin telffuz etmekten kanmas gereken ey budur. Filoloji,
etnografyaya empoze edilmemelidir ve dillerin birbirinden
blnmesi [division], rklarn blnmesini zorunlu olarak
gerektirmez/ierimlemez. Kkeninde pek ok dala ayrlm
tek bir insan trnn, dili, farkl birok tipte yaratm olma
s kavranabilir bir durumdur. Aklmzda tutmamz gereken
temel ilke olarak insann sz olmayan bir zaman diliminde
var olmad, genel manda dilin, insanlk tarihindeki uzun
bir sessizlik dneminden sonra yaratlm olmad eklinde
alnabilir. Benzer meselelerde de aslnda elverili olmadklar

130

ERNEST

RENAN

kadar yksek bir kesinlik derecesi iddiasyla sunulanlara ih


tiyatl yaklamak gerekir. Zaten bir olgu da insan trnn
tek kkeni hipotezine, itiraza mahal brakmayan bir arg
man deeri katar: Karlatrmal filolojinin telkin ettii b
lmlemeler, antropolojinin telkin ettii blmlemelerle akmamaktadr. Mesel, Smi ve Hint-Avrupa dil blmle
mesi, fizyoloji tarafndan deil filoloji tarafndan yaplmtr.
Her ne kadar Yahudiler ve Araplar, Avrupallar ile kartrl
malarn nleyen belirgin bir tipteyse de insan doa tarihi
bakmndan inceleyen bilginler, eer dillere dair (yazl eser
lerin ve dinlerin incelenmesinin teyit ettii) incelemeler, in
san bedenine ynelik antropolojik incelemelerin bulgula
mad bir ayrm gndeme getirdiyse bu tipte bir rkn ana
izgilerini grmek hayline kaplmamaldr. Smiler ile
Hint-Avrupa halklarnn kkeni itibariyle farkl diller konu
tuu (ama onlarn bu bakmdan farkl fizyolojik rklara ayrl
dn varsaymakszm) kabul edilir edilmez, u sonucu
karma hakk domaz m: Tek bir rk kkeninde, her biri dili
ni kendi nmna ve de birbirleriyle irtibata gemeksizin
meydana getirmi olan birok familyaya ayrlabilmitir. Bir
baka ifadeyle, halklar, kesinlikle farkl olan diyalektler ko
nuurken de karde olabilir.
nceki sayfalarda ortaya attmz tezi imdi ispatlamay
deneyerek izdiimiz erevenin biraz dna taacaz: yani,
farkl dil aileleri arasnda silinmesi imknsz snr izgileri
bulunduu tezi. Bu tez, amzda karlatrmal filoloji a
lmalarnn btn gz nnde bulundurulduunda kan
bir sonutur. Gerekten de dil ailelerini birbirinden ayrma
nn kstas, onlar birbirinden herhangi bir bilimsel usulle tretebilmenin imkn dhilinde olmamasdr. Onlar arasnda,

DL N

KKEN

Z E R N E

131

Hint-Avrupa dil ailesini tekil eden dil gruplar ne kadar fark


l olursa olsun onlarn hepsinin de nasl tek bir dil tipine
mensup olduu ve kkendeki bir blge dilinden nasl km
olabildii mkemmelen aklanr. Ayn ekilde, Smi dilleri
nin sistemini, Hint-Avrupa dillerinin sisteminden tretmek
de asla baarlamayacak bir eydir; tersi de yaplamaz114.
Gramerleri bakmndan karlatrldnda bu iki dil ailesi
bize temelden farkl grnr; bu durumu, onlar birbiri iin
de eritip kaynatrmay denemi filologlar bile itiraf eder. ki
dil ailesinin aralarndaki dikkat eken zayf gramatikal ben
zerlikler ise ayn anda birok noktada ayn ekilde davranan
insanlarn akll ruhunun/tininin ortakln yeterince akla
maktadr. Kelime hzineleri bakmndan karlatrldklarn
da ise ilk bakta ekici yaknlklar sergilerler. Ama bu yakn
lklarn adedinin, son derece yzeysel veya yetersiz analojile
re dayanarak bir aratrmac tarafndan ezkaza abartlm ol
mas ihtimali dnda da ortak kken yaklamna bavurmak
zorunda kalmakszn o dillerin kelime hzinelerinden alman
kantlar yoluyla aklanabilecek pek az yaknlk vardr. Asln
da, ortak kelime kklerinin ou, onomatope yoluyla mey
dana getirilmi kelime kkleri beine aittir; ve bilimin, her
detay tek tek kantlamasnn imknsz olduu esnada bile
aklanmam durumlarn hepsinde, her ne kadar pek kolay
ca fark edilmeye kendini koyvermiyorsa da bir gizli neden
bulunduunu, genel bir tmevarmla yapabilmesine imkn
salayacak sayda durumda aynl [identit\ aklamay ba
armas kfi gelecektir. Altnc blmde de savunduumuz
gibi dilin oluumunda kaprisin hibir pay bulunmadn
dan her kelimenin seilmesinde bir yeter-sebep olsa gerekir.
114 Bkz: Histoire gnrale des langues smitiques, I, V, ksm: II.

132

ERNEST

RENAN

yleyse birbirinden ok uzak diyarlarda, ayn zamanda, ayn


yeter-sebebin rol oynam olmasnda ve de farkl dil ailele
rinden o yeter-sebebin ayn idea iin ayn iareti retmeye
gtrmesinde ne tuhaflk vardr?
uras muhakkaktr ki Smi dilleriyle Hint-Avrupa dilleri
nin genel sistemleri itibariyle baz benzerlikler arz ettiini ve
de dil meselesini ele alarak zmeye almak bakmndan
tek bir tarz telkin ettiklerini inkr etmeye kalkacak da de
ilim. Bu tr bir benzerlik, hele hele ince ailesinin iki kolu
karlatrldnda ok arpcdr. Baka ilkeler zerine ku
rulmu bu dile bakldnda kollan arasnda benzemezlik
meydana getiren ey hani neredeyse kardelik hlini alverir.
Smi dil ailesi ve Hint-Avrupa dil ailesi birbirinden ne kadar
uzak olursa olsun bu iki aile aralarnda en azndan byk ve
derin bir benzerlik sergiler: bir gramerlerinin oluu. Smi
halklar ve Hint-Avrupa halklar fiziksel zellikleri bakmn
dan karlatrldnda sadece tek bir rk meydana getirdik
leri hatrlanacak olursa; stne stlk de insann akll ru
hunun tarihinde paralel bir rol oynadklar ve de genel ola
rak medeniyet bakmndan katklarnn srayla gerekletii
dikkate alnrsa aralarndaki btn farkllklar da aklmzn
bir kesinde tutarak onlar tek bir kategori altnda birletir
meye muvaffak olunur. Belki de doduklar anda birbirin
den ayrlm tek bir rkn iki ayr kolu, benzer nedenlerin et
kisiyle, aa yukar benzer psikolojik etmenlerle ve hatta
belki de rettikleri eserlerin bir tr ortak bilinciyle, sergile
dikleri ailev ortaklk bize arpc gelen bu iki dil sistemi,
onlar tek bir doal kme hlinde birlemekten alkoyan
temel farklla ramen paralel bir oluum gstermitir.
kiz doum olaylar, rklar bakmndan da sz konusu gibi

DLN

k k e n i

z e r i n e

133

grnmektedir. Ayn yaam verici neden, ayn soluktan can


bulmu, ama doar domaz birbirinden ayrlm iki varlk
tarafndan paylalabilir.
Benzer bir fenomen Orta Asyada da grlmektedir. O
corafyadaki btn diller de ortak bir karakter tamaktadr:
tek hecelilik, gramatikal ekimlerin olmamas, heceleri fark
llatrmak bakmndan tonlamann nemi. Bununla birlikte,
ince, Korece, Siyamca temelde -pek az eitlenmeye ura
m sistemleri bakmndan deil- kullandklar seslerin mad
d zellikleri bakmndan ok farkl dillerdir, insan trnn,
zihinsel yaps itibariyle kendi dilini baka dillerin ayns olan
bir tipte meydana getirmeye nceden yazgl bir familyasnn
bu blge dillerini farkl diyarlarda ayr ayr yaratt sylene
cektir. Buna, in rknn, psikolojik zellikleri itibariyle Tatar
rkyla rabtal gibi grndn de ekleyelim; oysa ki dilleri
asndan bakldnda aralarnda ortak hibir ey yoktur.
Kptice, Berberice, Tuareg dili, Harari dili ve genel olarak
da Afrikann gneyindeki ve dousundaki diller zerine ya
plm aratrmalar, benzer bir kavraya gtrr115. Bu bl
gesel diller, kelime hzineleri bakmndan Smi dillerinden
temelden farkldr, ama buna ramen sistemlerinde, Smi
dillerinden alp kendi dillerine katlm gibi grnen unsur
lar, mesel zamirler, say adlar, ekimli dillere has zellikler
vardr. Bu nakil ilemini de tarihin kapsamna dhil olan bir
ada gerekletirilmi ve dne tana [rflchie] yaplm
niyetli bir eylem saymak zordur. Tarihin kapsamna dhil
olan alarda izlerini srebildiimiz dilsel nakil ilemleri, bu
tr orantlarn kenarndan bile gemez: Farkl dillerle temas
115 zellikle R. Burtonm Firstfootsteps in EastAfrica (Londra, 1856) balk
l eserinin ekler blmne bkz.

134

ERNEST

RENAN

yoluyla en ok deiime uram dillerden biri olan Trke,


gramerini mkemmelen saf bir hlde muhafaza etmitir;
Farsa da Arapadan tabir caizse kesme talar almtr ama
onlar birletirecek imentoyu almamtr; Japonlar ve Kore
liler ise dillerine incenin hemen hemen her malzemesini
sokmutur, nk bu dil onlara, inden aldklar bilimlerin
ve sanatlarn ayrlmaz bir paras gibi grnmtr116. Fakat
bir milletin yekdierinden alp da kendi diline naklettii un
surlarn miktarnn, onlar almasayd o dil tamamlanmam
kalrd ya da mevcut olmazd denebilecek kadar fazla oldu
u herhangi bir durum dnya zerinde vki deildir. Msr,
Atlas ve Etiyopya halklarnn, Smi halklaryla temas kurma
dan nce, zamirlere, say adlarna, dzenli ekimlere sahip
olmadn sylemek, pek de anlalr bir ey olmasa gerek. O
hlde yukarda zikrettiimiz olgulara, tarihteki devrim anla
rnda ortaya km, dillerin henz ilenebilir bir kvam ko
ruduu bir dneme ait olgular gzyle bakmak gerekir. Ben
zer bir karm meydana getirmek zere diller arasnda, ilk
kkenlerinde mevcut olmas gereken temasn mahiyetini be
lirlememiz zordur. Sadece unu syleyebiliriz: ocukluk a
ndaki beeriyetin gevek ve etkilenmeye msait yaps, ya
lanarak esnekliini kaybetmi bir hl almasndan beri artk
imknszlam kombinezonlara msaade ediyordu.
Okyanusya, dillerin birounun artk kaybetmi olduu
ve kimi dil ailelerininse -hl dnya zerinde dank ve de
116 Pehlevi dili veya Huzwarehe ise daha yakn bir ada gerekletirilmi
ok daha dahil bir karm hli sergiler. Ama, bu tuhaf blge dilinin hi
bir zaman konuulmadna ve onu olsa olsa baz yaz tarz denemele
rinin veya araylarnn etkisiyle yaratlm bir yapay stil gibi grmek
gerektiine inanmaya sevk eden bir yn bulgu vardr. Bkz: Spiegel,
Grammatik der Huzwareschsprache, s. 165 (Viyana, 1856).

D L N

KKEN

ZE RNE

135

yaplanmalar tamamlanmam hlde bulunduklarndandierlerinden daha uzun sre muhafaza edebildii bu tr


organik kombinezonlar yapma zellii arz eden bir dil rne
idir. Polinezya ve Malezya dilleri, o diller arasnda, geliim
leri bakmndan byk bir eitsizlik sergiler ve buna ramen
ikisinin kkendeki akrabaln bilmezlikten gelmek gtr.
Bunlarn, tarihin kapsamna dhil olmayan bir adan itiba
ren iki kola ayrlm ve biri dierinden ok daha elverisiz
koullarla karlap tamamen dejenere olmu bir insan top
luluunun dilleri olduu sylenecektir. Polinezyann bir ba
kma zayflam ve kurumu blge dillerine hayatiyet kazan
dran, Malezyann yksek dilleriyle alanmas olmutur ki
bu dillerin de nispeten modern alarda btn takmadalar
zerinde bariz etkileri olmutur ve Okyanusyadaki blge
dillerine eskiden onlarda bulunmayan cins, kip ayrmlar ve
ifade kalplarnn girmesini salamtr117.
Smi dillerinin tam snrnda yer alan Kptice ve Berberi
ce ve tek heceli blge dillerinin snrndaki Tibete ve Bar
nanca gibi bir dil ailesinden dierine gei yapyor grnen
ara dillerin zevahirde btn ilkelere ters dmesi fenomeni
bylece akla kavuur. Bu ara dillerin mevcudiyetinden,
belirgin aile snrlar olmad ve hissedilmeyen nanslarla
varlklarm birbirlerine yasladklar sonucunu karmak, da
ha az muhakkak olmayan baka birtakm olgular grmez
den gelmek olacaktr. Bu hususta bir tek u hipotez mm
kndr: Dillerin, ayr ayr elementler gibi ve de ergimeye
msait olduu ilk/kkendeki hllerinde, birbirleriyle skca
117Logan, Journal o f the Indian Archipelago and Eastern Asia, (Pinang),
1850-1855 ve bilhassa da Aralk 1952, s. 665 ve devam -A. Maury, Revue
des Deux Mondes, Nisan 1857, s. 912.

136

ERNEST

RENAN

kaynam ve insan zeksnn bugn alm olduu vaziyet ile


artk neredeyse hi kavranamayacak bir oranda birbirlerinin
iine nfuz etmi olabildii hipotezi.
O hlde, farkl dil gruplarnn ilk kkenlerindeki bam
szl meselesi, balangta grnd kadar basit bir me
sele deildir. Meselenin farkl derecelerde ele alnmas gere
kir: Tek bana [isolment] ortaya km dil aileleri, yeni e
killere girmeye henz msait olduklar bir ada, aralarnda
verimli temaslar kurabilmitir. Diller sz konusu olduunda
erikinlik dnemlerine gelince artk onlar etkilemeyecek
arz olaylarn byk bir nem tayabildii embriyonumsu
hl ile, deyim yerindeyse niha kalplarna oturup artk sabitlendikleri mkemmel hl arasnda ok da ince bir ayrm
yaplamaz. Dillerin embriyonumsu hli, ancak ok ksa bir
zaman dilimi boyunca srm olabilir; ama, rklarn bireysel
zelliklerinin ekillendii bu zaman zarfnda, henz esnek
olan insan ftratnda, ezele dek tayaca derin izler meyda
na gelmi olsa gerekir. unu sylemek doru olacaktr: Her
varln kaderi, tpk zirvesinde eriyen kar sularnn nce in
ce damarlar hlinde akt bir dan yamalarndaki bir ana
yarn eklinin, o dadan gelen suyun hangi nehre ya da de
nize yryeceini belirlemesindeki gibi t ana karnnday
ken belirlenir.
zetle dil, pek ok farkl tipte olumutur ve dil ailelerine
balang tekil eden ilk dil tiplerinin says da bir hayli fazla
olabilir118. Fakat bundan hareketle, insan trnn madd
kkenleri hakknda hibir sonu karlamayacaktr. Zira dil
118 lk alardaki halklar iinde dnya tarihindeki en uzun mrl fikirleri
gelitirmi Ibraniler, yukarda iaret ettiimiz olguyu mphem bir ekil
de sezmitir. Bbil Kulesi efsanesi, ksmen, dillerin eitliliini, (Smi

D L N

KKEN

ZERNE

137

bize, beeriyetin madd mevcudiyetinin ilk nn/momenti


ni deil, ilk sosyal momentini gsterir. Dilin indirgenemez
aileleri de bize fizyolojik adan farkl rklar deil, sadece
fizyolojiyi gz nnde tutarak tasnif edilemeyecek ilkel/pri
mitif gruplan gsterir. Birbirinden bhaber yaratlm ilk dil
ler [langues-meres] gelimilik dereceleri bakmndan eit
likten ok uzakt: Kh, onca farkllklarna ramen genel bir
benzerlik de sezinleten Hint-Avrupa dilleri ve Smi dilleri
iin sz konusu olduundaki gibi soyda rklarn eseriydi,
kh ise mutlak bir benzemezlik sergileyen ince ve dier dil
aileleri iin sz konusu olduundaki gibi apayr rklarn ese
ri119. En farkl iki dil olan ince ile Sanskriteye bakldn
da, insann akll ruhunun usullerinin zenginlii grlr; iki
si arasnda ortak olan tek bir ey vardr: eriilecek hedef. D
ncenin ifade edilmesi olan bu hedefe ince de gramerli
diller kadar eriir, ama tamamen farkl yollardan120.

tektanrclmn asl unsurunu meydana getiren dogma olan) insan t


rnn kkendeki birlii ile uzlatrma ynndeki bir aba gibi grn
mektedir. Msy Grimm, kadim Hint-Avrupa kltrnde byle her
hangi bir fikre rastlanmadna dikkat eker: brani efsanesiyle muka
yese etmek iin bulunabilecek en fazla ey tahrife uram bir Estonya
efsanesidir. Bkz: Ueber den Ursprung der Sprache, Berlin, Dmmler,
1852, s. 29 -kr: Pott, Ungleichheit menschlicher Rassen (Lemgo ve Detmold yay.) 1856, s. 88.
119 Bu grlerim, byk dilbilimci Msy Pottun yaknlarda yaynlanm
bir eserindeki grleriyle mkemmel bir uyum iindedir: Die Ungleich
heit menschlicher Rassen, s. 202 ve devam, 242 ve dev., 271 ve dev. Ms
y Bunsen ile Msy Mllerin, dillerin hepsine ortak bir kken tahsis et
me teebbsnden, bu incelememin nsznde vgyle bahsettim.
120 inli Hiouen-Thsang'n Sanskritenin yaps hakkndaki ok ilgin de
erlendirmeleri iin bkz: H istoirede la vie d e Hiouen-Thsang, ev: Stanislas Julien, s. 166 ve devam.

XI
Dilin ortaya kma dair baz hususlar tespit etmek mm
kn mdr? Saduyudan fazla uzaklamadan Hint-Avrupa r
k iin mmkndr. Bu iddiamz ilk bakta cretkr grnebilse de onu bir hsnkuruntu olarak telkki etmeden nce,
buna destek alnabilecek olgulan tartmak gerekir121.
Hint-Avrupa rknn eitli kollar arasnda, uratmz
konuyla ilgili sarih ve vard sonu ayn olan tmevarmlara
imkn veren kalntlar brakm iki kol vardr: Bunlar, Hindu
ve ran kollardr. Hint-Avrupa rknn en eski manzum derle
mesi olan Rig-Vedalaf inceleyecek olursak onlar reten
halkn Ganjm kysn deil de ok daha kuzeybaty mesken
tutmu bir halk olduu hissine kaplrz. Bu derlemenin en
eski blmleri Penjapta ve hatta Kaburda yaratlm gibi g
rnmektedir122. Rig lhilerinde geen en eski yerleim alan
olan Sarasvati123 kylar da bizi Penjab snrlarna gtrr.
Sanskrite konuan rkn Hint yerlisi olmad, bu rkn ora
larda kuzeyden gneye gelerek yaylm olduu, aristokratik
ve fetihi bir rk olduu ve beyaz tenleriyle oralarn eski mu
kimlerinden farkllat, Msy Lassenin kantlamalarnn
121 Bkz. Lassen, Indische Allerthumskunde, cilt: I, s. 511 ve devam.
122 Weber, Vorlesungen ber indische Literaturgeschichte (Berlin, 1852} s. 3.
123 Bu, haritalarda Caggar veya Gagur diye adlandrlan nehirdir.

D I 1. 1N

KKEN

ZERNE

139

en kk bir pheye bile yer brakmad hususlardr. O hl


de Sanskritenin ve onu konuan halkn kkenini Hindis
tann dnda, dier Hint-Avrupa kollarnn da yerlemi ola
bilecei bir blgeyle irtibatlandrmak gerekir.
ilk kez Msy Burnouf ve Msy Lassen124 tarafndan
saptanm ve o zamandan beri de bariz ekillerde teyit edil
mi bir temel olgu, burada, eletirel yaklama k tutar:
randa yaayan halkn rknn, Baktriyan, Sogdiyan* ve kom
u blgeleri mesken tutmu gemi alardaki atalarnda
mevcut olmas gereken derun bir incelikten bahsetmek isti
yorum. Bir dolu efsane ve gizemli ifade, bu iki blgede ar
pc bir aynlk sergiler. Ziraati kefeden ve ilk ehri kuran ki
i olarak anlatlan Jima (Modern Farislerin Cemidi) hakkndaki Iran efsanesiyle, Brahmanlarn Yama125 hakknda
anlattklar arasndaki mkemmel kesime de bu konuda
daha da apak bir rnektir. Msy Haugun, Yananm (ki
yazara gre bu kitap Vedalar'n kalan ksmdr) l birimle
rine dair blm zerine almalar, kkensel bir ortakln
asla sz konusu olmadn ak seik bir ekilde ortaya ko
yar ve bize, biri Hint-Brahman kolu, dieri Pers-Iran kolu
hlini alacak olan bu iki aile arasndaki din kopua varacak
olan sebepler dizisine yakndan tanklk etme imkn salar.
124 Burnouf, Commentaire sur le Yama, cilt: 1, s. 78, 424, 527; Lassen,
op.cit., s. 516 ve devam. Kr: Spiegel, Avesta (ev.), s. 5 ve devam.
* (ev.) Bactriane ve Sogdiane kelimelerini internetten aradmda, g
nmzde Afganistan, Pakistan, zbekistan, Tacikistan, Trkmenistan
ve in snrlarna dhil bir corafyann iki komu parasnn kadim ad
olduunu grdm. Bu blgede, M II. yzylda bir Yunan krallnn
kurulduu da bulduum bilgiler arasnda.
125 Lassen, op.cit.-, Westergaard, Beitrag zur altiranischen Mythologie,
Spiegel tarafndan yaplm tercmesi u yaynda yer alr: Weber, In
dische Studien, cilt: III, s. 402 ve devam.

140

ERNEST

RENAN

Problem bylece ok daraltlm olur: ran rkyla Hint rk


nn birlikte yaam olabilecei bir blge bulmak gerekmek
tedir. Btn bu gereklilikleri, Baktriyan veya benzeri bir g
neydeki blge tek bana yerine getirebilir. Coraf ve tarih
veriler bir araya getirildiinde, hemen hemen mecburen,
Brahman rknn Hindistana, Hindukuun dou kesimin
deki dar boazlardan geerek Attok civarndan girmi oldu
unu farz etmeye gtrr. Buras daha sonra skendere,
Gazzeli Mahmuda ve btn fatihler ile kuzeybatdan gele
cek seyyahlara Ganj Vadisini aacaktr.
Buraya kadar sylediklerimizi izleyecek olan muhakeme
lerin gcnn, insanln beii bakmndan Hindu ve Fari
s geleneklerinin arz ettii zel deer zerine dayanmayaca
na iaret etmek gerekir. Bu gelenekler, tecrbeden bam
sz olarak kabul edilecek masallar gibi ve hibir tarih realite
deeri tamayan eyler olarak mtala edilebilir; bizim t
mevarmlarmz da onlarn bu durumunu hesaba katacak ve
sadece bilimsel olarak ortaya konmu coraf ve linguistik
olgular temel alacaktr. imdi bizatihi gelenekleri inceledi
imize gre, Hindu rknn geleneiyle ran rkininki arasn
da nemli bir ayrm yapma yoluna gideceiz. Beeriyetin
kkenlerine dair Hindu rknn geleneindeki verilerin hi
bir belirli/kesin karakteri yoktur. phesiz ki Hindu rk gz
lerini daima kuzeye dikmi gibi grnr: Kuzey onlarn na
zarnda tanrlarn diyardr. Tm Brahmanik corafyann gi
ri noktas olan Meru Da oradadr. Bir tr ilkel cennet olan
Outtam-kourou oradadr. Fakat Msy Lassen bu efsanev
verilerde, gerek bir hatrann izinin bulunduundan p
helidir ve bunda da haksz deildir: Himalaya Sradalar
nn yceltilmesinin ve tarihteki baka birtakm olaylarn

D L N

KKEN

ZERNE

141

Brahmanlar kuzey hakknda kkensel ve kutsal bir fikir


oluturmaya sevk ettiini dnmektedir126. u son zaman
larda, Baron Eckstein, mahirane kombinezonlar kurarak,
birok Brahman geleneinin ve bilhassa da Outtara-kourounun ve Meru Dann tarih bir deeri olduunu ve bi
zi kadimlerin Serikine doru yeniden gtrdn gster
meyi denedi127. Her ne olursa olsun, rana dair hatralar bu
rada, en eski efsanelerin hepsi arasnda kendisine zel bir
yer tahsis edilmesini gerektiren bir netlik zelliine sahiptir.
Aryan rknn beii, Airjanem Vaego, ok ikr bir ekilde,
Ehrimenin on ay sren k boyunca krallk ettii bir gney
blgesidir; bu nedenledir ki Aryanlar souktan kamak iin
Sughdhaya (Sogdiyan) ve Ekvatora daha yakn blgelere
inerler128, kanllarn kutsal da olan ve dnyann merkezi,
sularn kayna olarak grdkleri Berezat (modern Farislerin Bordju) ve o dadan dklen Arvand Nehri, bizi Oxusun
ve Iaxartenin kaynaklarna doru gtrr. Burnouf, Berezatn, Bolor veya Belourtag olduunu ve Arvandn da laxar
te olduunu pek pheye yer brakmayan bir ekilde ispatla
d129. Berezat ve Arvand adlarnn, Baktriyandan ok uzak
taki coraf unsurlar belirttii dorudur: Ayn adlarn, Pers,
Med, Mezopotamya, Suriye ve Anadolunun dalarna ve ne
hirlerine de verilmi olduu bilinmektedir. Irklarn glerle
126 Op.cit., s. 511 ve devam.
127 De quelques Lgendes brahm aniques qui se rapportent au berceau de
l espce hum aine, (Paris, 1856). s. 40, 47, 53,153 ve devam.
128 Bkz: K. Ritter, Erdkunde, VIII, Asien, VI, 1. blm s. 29-31 ve 50-69; Haug,
Der erste Kapitel des Vendidad, Bunsenin u yayn iinde: gyptens Stelle
in der Weltgeschichte, son cilt, s. 104-137; Kiepert, u yaynn iinde:
Monatsberichte der kcen. preuss. Akad. der Wiss. zu Berlin, Aralk 1856, s.
621-647; Spiegel, Avesta (eviri) cilt: I, s. 4 ve devam, s. 59 ve devam.
129 Comm entaire sur le Yama, I, s. 239 ve devam.

142

ERNEST

RENAN

gidip yerletikleri yeni yerlere, sla hatralarn yaatmak iin


eski adlandrmalarn uyarladklar, dalara, nehirlere eski
adlar verdikleri anlalmaktadr. Bahsedegeldiimiz, Sami
halklarnn ilk corafyas da bu tr bir tama srecinin tipik
bir rneidir.
Msy Kiepert130, Airjanem Vbego'nun yerinin, Belourtagda, Oxus ve laxarte civarnda olduunun ispatlandn
kabul ederken zenle dikkate alnmas gereken bir de ihtiyat
pay brakr: bu lim corafyacya gre, ran rknn en eski
gelenekleriyle ilikilendirilen blgenin, ayn zamanda onun
beii olduunu ispatlayan hibir veri yoktur; corafya ala
nnda baka rnekleri de olduu ekilde, bu rkn bir serap
etkisiyle, hatrlad son dura en eski k noktas gibi gr
mesi mmkndr. Aryanlarn k noktasnn da daha ku
zeye ve daha douya kaydrldn ortaya koyan birok al
met de inkr edilemez. Ama burada sz konusu olan ey, Ar
yan rknn madd yaamnn ilk tezahr ettii yeri deil, on
larda bilincin ilk tezahr ettii yeri mmkn olduunca
doru tayin etmektir; bu itibarla da onlarn en eski hatrala
rnn ilikilendirilecei yerin tayini, itiraf etmek gerekir ki en
nemli husustur.
Bylece ilk beiin, kadimlerin Imas diye adlandrd
ve orada yaayan halklarn da Aryan131 (yceler) adyla anl
d (ki onlara komu halklar Mletccha, Welsches diye anl
yordu) dalk blge olduu anlalmaktadr. Bahsettiimiz
rk gneye doru indike, Ekvator'a daha yakn lkeler de
Arya adyla anlmaya balamtr. Ama uras muhakkaktr ki
130 Monatsberichte der koen. preuss. Akad. der Wiss. zu Berlin, Aralk 1856, s.
630 ve devam.
131 Burnof, op.cit., s. XCIII ve devam, CV ve devam.

D L N

KKEN

Z E R N E

143

bilimdeki ilerlemeler, ilk Aryay daha kuzeye kaydrmak ge


rektiini aa karmaktadr. Belourtag'm ve Mustag'n do
u eteklerinde, Kagarda, Aksuda, Yarkentte, Gotanda ya
ayan insan nfusu, ilk alarda Aryand ve bugn de ks
men hl yledir132. Pamirin veya Pamerin engin ovalan,
etnografn dikkatini bilhassa ekmitir. Burnouf bu iki adn
Upamerudan (Merunun stndeki lke, cehennem133)
trediini syler. Btn Asya'da Pamir Ovas, yerle gn
tam ortas, dnyann dam olarak mtala edilir. Asyann
en byk nehirleri, Msy Alexander von Humboldtun*
Aryan olduklarn dnd134 bir halkn yaad masif
lerden dklerek gelir: Bunlar sarn ve mavi ile yeil gz
l bir halktr. yle grnmektedir ki bu noktada, en eski
132 Lassen, op.cit., s. 527; Burnouf, op.cit., s. CV ve devam. Msy Kiepert,
Kagarda ve Buharamn dier kk ehirlerinde yaayan ranlIlarn,
m odern adaki glerle geldiini, yerinde bir ekilde belirtir (loc.cit., s.
630).
133 Eckstein, op.cit., s. 40. Motce mitosunu ve Yunancapone vponoi
(Merudan km insanlar?) ifadesini dnnz.
* Tam adyla Friedrich Wilhelm Heinrich Alexander Freiherr von Hum
boldt ya da ksaca Alexander von Humboldt (1769-1859): nl Alman
filozof Wilhelm von Humboldtun kardei olan doabilimci ve kif.
Botanik corafya zerine yapt almalar, biyocorafya dalnn olu
umuna zemin tekil etmitir. 1799 ile 1804 yllar arasnda Gney ve
Orta Amerikaya giden von Humboldt, keif gezileri sonucunda ktay
bilimsel adan gzlemleyen ilk kii olmutur. Yirmi bir yl sren keif
seyahatlerindeki gzlemlerini ve tespitlerini Voyage aux rgions qu
inoxiales du Nouveau Continent balkl otuz ciltlik abidev eserinde
toplamtr. Atlantik Okyanusu'nun iki kysnda yer alan kara parala
rnn (zellikle Gney Amerika ve Afrikann) bir zamanlar birleik oldu
unu ilk ne sren Humboldt olmutur. Hayatnn son dnemlerinde
yazd Kosmos adl eserinde, yerkreyi inceleyen deiik bilim dallar
n tek at altnda birletirmeye almtr.
134 Asie centrale, cilt: II, s. 389 ve devam.

144

E R N E S T

R E N A N

hatralarn muhafaza etmi halklarda ok arpc bir aynlk


bulan btn bir mitik corafyann balant noktasna temas
ediyoruz.
u, gerekten de ok dikkate deer bir olgudur ki phe
siz bizim buraya kadar sergilemeye altmz tmevarm
lar kadar olmasa da salam saylabilecek tmevarmlar bizi,
Smi rknn beiini de ayn blgede konumlandrmaya
sevk etmektedir135. Tekvnin II. blm, tbranilerin bilinen
corafyasyla hi alkas olmayan ve tersine daha ziyade
Iran ile arpc benzerlikler sergileyen bir geleneksel coraf
ya sunar. Eden bahesinden kp douya akan Phison Neh
ri, kuvvetle muhtemel Indus Nehridir ve altnla deerli ta
larn bulunduu Havila lkesi de zenginlikleriyle nl (Ke
mir yaknlarndaki) Darada diyardr. Gihon ise Oxustur ve
phe yok ki eski adlarn daha modernleriyle deitirilme
siyle Tigrei ve Euphrate, az nce zikredilen nehirlerin ky
snda konumlandrlm buluruz. Her ne kadar Oudyana ve
ya Jardin [bahe -ev.] Krall Kemire doru bir yerdeyse
de Smiletirilmi [smitisj Eden adnn kkenini bizden
gizlemediini kim biliyor ki? Bylece her ey bizi, Smilerin
Edenini, Asyann sularnn ayrld yerde, dnyann btn
rklarnn ilk hatralarnn akt yer olan ve deta btn
rklarn parmak izini bize sunan dnyann bu gbek deliin
de konumlandrmaya sevk ediyor. Bahsedegeldiimiz brani
geleneklerinin Avesta geleneinden dn alnm olduu
mu sylenecektir? Bunu savunmak zor grnmektedir; zira
Avestay andran fikirlerin etkisi, onlarn Ahameni haneda
nnn boyunduruuna girmelerinden itibaren hissedilir bir
135 Benim Histoire gnrale des langues smitiques balkl kitabma bkz: I,
V, C, II, 3.

DLN

KKEN

Z ER NE

145

seviyeye gelmitir. Bu adan nce Zerdtlk dini, Baktriyann dna kmamt. Tekvnin ilk blmlerinin son re
daksiyonunu da esaretlerinden sonraki bir dnemde tarihlendirmek imknszdr. Bu kadim anlatlar [rcits], srailin
yksek Dou kltryle temas etmesinden ok ok nce,
bizlere intikal ettikleri formu altnda sabitlenmiti ki bu hu
susta hibir aksi kant yoktur.
Sinelerinde insanln geleceini tam, sonsuzu ilk kez
temaa etmi ve dnyann ehresini deitirmi olan iki e
yin, ahlkn ve akln girizghn yapm yksek rklarn bir
zamanlar yaad bu kutsal tepeleri selmlayalm. Binlerce
yllk gayret sonucunda Aryan rk yaad gezegenin efendi
sine dnnce ilk vazifesi, Buharann ve kk Tibetin,
belki de bunca kymetli ilhamlarn ilmini gzlerden uzak tu
tan bu gizemli blgesini kefetmek oldu. Hl faydaland
mz sesleri peygamberlerin ilk defa iittii ve de melekeleri
mizin almasni yneten entelektel kategorilerin yaratl
d bu diyarlar kefedeceimiz gn dilin kkeni meselesini
hangi k aydnlatmayacakm! Nasl ki insan hayatnda tam
bir olgunluk ann yaand yllar, ocuun bilincinin
uyand ilk sralardaki meraknn dourganlnn yerini as
la tutamazsa ayn ekilde dnyann baka hibir kesi de in
sann kendi kendini tanmaya gelecei isimsiz bir dan veya
vadinin rolyle mukayesesi kabil bir rol stlenemez. Refleksiyon becerimizin kaydettii gelimeden gnlmzce gurur
lanalm tabi; ama, bu gelimenin dncelerimizi ifade et
mek iin, Imasn dibinde, olduumuz ve olacamz eyin
temellerini atan kadim atalarmz tarafndan kendiliinden
[spontanment] seilmi seslere ve gramatikal formlara ba
vurmaktan bizi muaf tutmadm asla unutmayalm.

146

ERNEST

RENAN

Aryanlarla ve Smilerle kurduklar ilk temaslarn mahiye


tini henz bilmediimiz dier rklar hakknda konumaya
yetkimiz yok. Sadece, Mool rknn da kkenlerini ThaiChan ve Altaya baladn; Fin rknn, kkenini Urala ba
lamasnn nedeninin bu sradalarn onlarn gr ufkunu
kapatarak daha geride kalan dalar grmelerini engelleme
si olduunu sylemekle yetinelim. Zaten Aryan ve Smi rk
nn mukadderat dnyay fethetmek ve insan trn yeni
den birlie kavuturmak olduundan geriye kalan rklar, ona
izafen sadece bir taslak, bir engel ya da bir yardmc unsur
olarak hesaba katlr ve Aryanlar ile Smilerin kkenini bul
mak, esasen insanln kkenini bulmak demektir.
Bizler iin artk snrlar belirsiz bir gemiin sis perdesi
ne gmlm gibi grnen bir fenomen sz konusu oldu
unda o a hakknda konumak daha da az yetkimiz dhilindedir. Buna ramen refleksiyon, bu hususta muhayyile
nin/imgelemin kendini ona kaptrp gitmek istedii serab
biraz databilir. Zendi dili ve Sanskrite kadar saf hline eriilemeyen diller karsnda, tarih disiplini sayesinde nere
deyse capcanl grdmz ilk Aryan kavmin, tarih-ncesine uzanan asrlar boyunca da teemml/refleksiyon sahibi
varlklar olduunu farz etmek gtr. V edalaf m Sanskritesini, Pali diliyle karlatrdmzda Brahmanik blge dili
stnde zamann demire etkisi kadar gl ve andrc bir
etki yapm olmasndan aknla deriz. yle grnmek
tedir ki ayet Vedala.fda.VX blge dili ya da Zendi dili, nceki
dilin bozulmu ekliyse modern Faris dili ya da Hint dilinde
olduu gibi birbirinden ok farkl ve ok yorgun dm
blge dilleriyle kar karyayz demektir. Hint-Avrupa dinleri

DLN

KKEN

ZE RNE

147

arasndaki dikkat ekici ortak izgiler ve bilhassa da bir tr


dinden sapmayla (ki bunun nedenlerini sezebiliyoruz) ke
sintiye uram Brahman rkyla Iran rknn din messeselerinin kken itibariyle ortakl, ayn muhakemeye zemin
verir. Son olarak, ayet Hint-Avrupa rk tarihte, bizim daha
iin banda varsaymaya kalktmz kadar eskiyse onun
en aktif kollarndan birkann (mesel Cermenler) dnya
sahnesine neden o kadar ge kt ve Slavlar gibi baka kol
larnn nasl olup da bu kadar ge bilin gelitirmi olduu
anlalmayacaktr. Aryan rknn, ister in rk kadar ister M
sr rk kadar ister Bbilin yerli rk kadar geriye giden bir
adan itibaren gelitiini farz edelim u deimez: Onlarn
hepsi stnde egemenlik kurmaya ok yeni muvaffak ol
mutur: Ahameni hanedanlndan nce, gerekten fetihi
bir Aryan imparatorluuna hi rastlanmaz. Bu devirde mi
[chamitique] rknn btn gcn zaten kaybetmi, inin
de Tcheou-linin ynetsel ekimine girmi olduunu kafa
mzda canlandrdmzda nasl bir tkenmilik tablosu ser
gilediini grrz. Bizim atalarmzn hl Alman ya da aa
Brtonya kylleri gibi arkanl yaratklar olduu cilal
ta uygarlnda bile, krallar, organize imparatorluklar vard,
iffetli ve sz dinler aile yeleri arasnda, gururlar, hakkani
yet kltrleri, vicdanlar sayesinde gelecei ina edecek
olan da bu gz pek liderlerdi. Onlarn fikirleri ve szleri,
gelecekte ahlk ve tefekkr dnyasnn temel kaideleri ola
cakt. eref, "iyilik, erdem, dev gibi, anlamlar sonra
dan birok nans kazanacak kelimeleri ilk yaratanlar da on
lar olmal.
Bir kez daha tekrarlamakta fayda var: Bu blmdeki parag
raflarmzda, kesif bir sisin perdeledii ve yalnzca fizyologun

148

ERNEST

RENAN

megul olmas gereken insann fizik kkeni meselesini sz


konusu etmedik. Sadece, insann refleksiyon becerisini ka
zand a anlamaya altk, nk dilin treyii de ayn
sralarda gereklemi olmaldr. Asyann orta blgelerinin,
hi deilse btn meden halklar gibi bizim de kulland
mz dilleri yaratm olan bir rk bakmndan sz konusu
olaylarn cereyan ettii yer olduunu tahmin etmenin, ok
da pervaszlk olmayacan gsterdiimize inanyoruz.

XII
Dilin yaratlnda insann akll ruhunun katettii gzer
gh hakknda, gnmzdeki hliyle bilimin tmevarmla
erimemize imkn verdii balca sonular sunduk. Bu so
nularn deeri ne olursa olsun kken meselelerinde pek
ok eyin aklanmadan kaldn ve hep de yle kalacan
itiraf etmek gerekir; nk byle meseleleri kavramada ve
formle etmede bir tr imknszlk iinde bulunuruz. "B
tn terimleri sk skya belirlenmi olan, yani sk skya teemmle/refleksiyona dayal olan dillerde, kendiliinden
[spontane] bir bak as nasl ifade edilir ki136? nsanlk
gemi alarda, imdikilere benzemeyen ya da artk ayn
sonular dourmayacak etkilere tbiydi. insann ilk alar
daki faaliyetinin bize tuhaf gelen rnleri ve kinatn alt
mz dzeninin dnda kalyor gibi grnen onca olgusu
bakmndan, dnyann balangcna zg ve artk hkmn
kaybetmi yasalar farz etmeye kalkmamz da mmkndr.
Ama tabiatta, aa gre deien bir sevk ve idare yoktur;
dnyay bugn ekip evirenler ile balangcnda idare et
mi olan yasalar ayndr. Farkl gne sistemlerinin ve ge
zegenlerin oluumu, organize varlklarn ve hayatn ortaya
136 Cousin, Fragments philosophiques, cilt: I, s. 361 (3. basm).

150

ERNEST

RENAN

k, insann ve bilincin ortaya k, insanolunun ilk ey


lemleri, her ey iin t balangta konmu yasalar btn
nn uzants idi; yoksa, kararlarn [kinat yaratmadan n
ce -ev.] bu yasalar nceden hesap ederek veren en stn
fail, eylerin mekanizmasnda duruma zg ve istisna bir
irade ortaya koymaz. phe yok ki her ey, sonsuz neden ta
rafndan yaplr; ama sonsuz neden, ksm/zel saiklerle,
Malebranchen137 deyimiyle durum a zg bir iradeyle dav
ranmaz. Yapt ey en iyidir ve yle de kalr; tesis ettii yol
lar en etkili olanlardr ve yle de kalr. Mucize (tabiattaki ol
gular dizisine veya tarih olaylarn akna her lh mdaha
le bir mucize olacaktr) lh kudretin bir kant olmaktan
uzaktr; tersine, ulhiyetin o vastayla ilk tasarladn dzel
tecei ve kifayetsizliini gsterecei bir tr kudretsizliin
itiraf olurdu. Durmadan bir tamircinin mdahalesini art
koan bir duvar saati mi, yoksa ustas yapp ayarladktan
sonra sadece i mekanizmasnn kuvvetiyle sonsuza kadar
doru alacak bir duvar saati mi daha mkemmeldir?
Tecrbe zaten, benzer bir konuda bavurulmas gereken
tek otoritedir. nsan iradesi dnda, olgular dnyasndan
(cevher hakkndaki mlhazalar ise zaten bu kitabn kapsa
mna girmiyor) her tr niyetli mili [agents intentionnels] ve
hr iradeyi kararl bir ekilde uzaklatran da tecrbedir. Es
ki halklar doay kiiletirilmi nedenler yoluyla aklyordu:
Aryanlar iin doann unsurlar canl kuvvetlerle doluydu;
Smilere gre her eyi yce bir efendi yaratmt ve yine o,
her eyi muhafaza etmeye devam ediyordu. Bilim ise bunun
aksine, dnyann deimez yasalarla sevk ve idare edildii
137 M ditations chrtiennes, VII. meditasyon.

DLN

KKEN

Z ER NE

151

ve de doadaki btn olgularn, hibir hata endiesine kaplmakszm sk skya hesaplanabilecei hipotezinden yola
kar. Soyut muhakemelerle ispatlanamayacak bu hipotez,
tek bir kez bile yanllanmamt^ insanlarla i ie yaayan
ve kavraylar dhilindeki kendi kk dnyalar hakknda
speklasyon yapma becerisine sahip karncalar olduunu
hayl edelim: Doal fenomenlerin arz ettii dzenlilik, onlar
tarafndan da bizim kadar idrak edilecektir, ama onlarn te
orileri, yine onlara, her tr ngry aan eyler olarak g
rnen bilinemeyen kuvvetler tarafndan bazen alt st edile
cektir. O karnca topluluu iin insan, harclem ilhiyat di
linde tanrsalla, yani srrna vkf olunmas imknsz
amalarla eylemde bulunan deiken/tutarsz bir nedene
tekabl edecektir. Biz ise insann zerinde o tr bir nedenin mevcut olmadn sylemeye tamamen ehliyet sahi
biyiz. Sadece insan -elbette ok snrl, ama giderek artan bir
oranda- eylerin akn deitirmektedir ve onlar, dnyada
insan olmasayd izleyecekleri gzerghtan ayrntsnda fark
l bir yne zorlamaktadr. Fizik ve kimya yasalar, tek bir kez
bile altst olmu deildir. phesiz ki en eski geleneklerin
mirass olan yonya Okulu, doay gzlemlemeye balad
gnden beri, hibir hr fail o yasalarn altst olduunu
tecrbe etmemitir; hibir mucize, sahiden bilimsel olan
artlar altnda ve ehil gzlemciler nezaretinde, kendini sergilememitir. Doa yasalarna tbi olmakszn ileyen yce
bir iradenin eylemi kendisine kinatn dzeni iinde yer
bulsayd o eylem, btn hesaplar bozacak birtakm olaylar
yoluyla kendi kendisine ihanet etmi oldurdu. Hi phesiz,
btn doa fenomenleri aklanm deildir; ama bilim de
henz bebeklik dneminde ve bizim bilgimiz ok daha engin

152

ERNEST

RENAN

olsayd her ey aklanabilir bir hle gelirdi, insann, yldr


mn gerek nedenini, yani elektrii anlayabilmesi iin bile
neredeyse bin yl bu konuyu incelemesi ve zerine kafa
yormas gerekmitir. Yine de Miletli Thaes eer isterse me
teorolojik fenomenleri Jpiterin kaprisli iradesine balama
ya devam edebilir tabii.
Ama, denebilecektir ki ortaya kan bunca farkl sonu
[effets} ayn yasa sistemiyle nasl aklanr? Tezahr eden o
sonular sevk ve idare eden yasalar hl yrrlkteyse ilk
kkende olup biten tuhaf olaylar neden artk meydana gelmiyo'r? nk, artk koullar ayn deil. byk fenomenle
ri ortaya karan yasalarn kapsad arz nedenler artk
mevcut deil. Genel olarak, doa yasalarn sadece aktif ol
duklar hlleriyle formle ediyoruz, ibu "aktif durum ise
yalnzca zel/tikel bir durumdur: Daha genel bir denklemin,
daraltlm bir hipotezinden karlan zel/ksm bir denk
lem gibidir. Ayn yasa, farkl alanlara uygulandnda tama
men farkl sonular dourur. Ayn koullar altnda ise ayn
sonular ortaya kacaktr. Fiziin balca yasalarnn birka
yldan beri urad revizyon almasndan kan sonu da
aslnda udur: Fizik yasalar, belirli bir vasat hlde doru
dur ve u/ekstrem durumlarda ise doruluklar kesintiye u
rar. Yaamn kanunlar iin de ayn ey geerlidir: Treyiin
ve trlerin deimezliinin fixit] en asl koullar, canllar
leminin snrnda yer alan varlklar sz konusu olduunda
altst olur, ilk alarda doa, basit yapdaki hayvanlar le
minin omurgal hayvanlar lemine benzer olmasndaki gibi
gnmzdeki hliyle tabiata aa yukar benzese gerekir.
O hlde, birbirlerinin boluunu doldurmak ve eksikleri
ni kapatmak zere dnml ekilde geerli olacak iki

DLN

KKEN

ZERNE

153

farkl yasa kmesi yoktur; doada yerine veklet etme gibi


bir kurum yoktur. Yaratma ve muhafaza etme, farkl koul
larda etkinleen ayn yollardan icra edilir. Nice duyulmam
kombinezonlar, yerkremizin, izlerini tad ve paleonto
lojinin de dourganlna tanklk ettii altst olular dur
madan ortaya karmyor ki! Ne bir kadn tarafndan emzi
rilmi ne bir ana tarafndan okanm ne bir babadan nasi
hatler alm, ataz, vatansz bir insan, henz yaratclk d
nemindeki arzn zerinde ilk ortaya ktnda, kendini gi
derek ondan ayrmaya balad bu dourgan tabiat seyre
derken zihninde resmigeit yapan tuhaf olgular hayl ede
bilir miyiz? insanolunun zihinsel faaliyetlerinin bu ilk uya
nnda gnmzde hibir eyin hakknda tam bir fikir vere
meyecei bir enerji, bir kendiliindenlik olsa gerekir, ihtiya,
her melekenin ilk egzersizlerinin vesilesidir, insan ve doa,
eya/eyler plannda bir boluk olduunda yaratmaya ge
er; ve iten gelen bir mecburiyet, insan ve doay yaratma
ya zorlamad anda, yaratma kesintiye urar. Bu, onlarda o
anda bir gten dme olduu anlamna gelmez; ilk kken
de geni bir yelpazede faaliyet hlinde olan yaratma meleke
sinin o andan itibaren yeterince beslenmedii iin glgede
kalm olduu anlamna gelir. Nasl ki yaayan her eyi mey
dana getirmi olan organize edici kuvvet138, canllar leminin
138 Bu iddia, kendilerine atf yaplmas artk mutat hle gelmi olan doabilimciler arasnda az ok ihtilafl olgulara katiyen dayanmaz. ok basit
bir muhakemeye dayanr: Gezegenimizde, hibir organize yaam nve
si olmayan bir devir vard. Yani organize yaam, gezegenimizde ilk an
da mevcut olan bir nve ile balamamtr. Dnyada ortaya km b
tn varlklar, bir yaratcnn durmakszn tekrarlanan bir yaratma fiiliy
le deil, eylerde ebediyen ykl bulunan bir i kuvvet araclyla ya
plmtr. O halde, gezegenimizde yaam, belirli bir anda, sadece ve sa
dece doa dzeninin yasalarnn alp serilmesiyle ortaya kmtr.

154

ERNEST

RENAN

en st seviyesinde, alglanamayan bir miktarda kendini hl


muhafaza ediyorsa; nasl ki insann akll ruhunun kendili
inden kuvvetleri zayflam ve gizlenmi bir surette igd
de de bulunuyorsa, ayn ekilde, dilin ilk yaratcsnn deha
s da hl, insanolunun gerekletirdii devrimleri sevk ve
idare eden dehadr: Zira, yaratan kuvvet, yaayan kuvvettir
ve alp serpilmek ya da gelimek denen ey de bir bakma
yaratmaktr. ayet insan dili tarihin bir noktasnda kaybetseydi onu yeniden icat ederdi. Ama onu hazr/bize verili hl
de bulmaktayz.
Demek ki yle sorulamaz: nsan, dili icat ettiyse neden
artk icat etmiyor? Cevab ok kolaydr: nk dilde artk
icat edilecek bir ey yoktur; yaratma a gemite kald. lk
alarn, muhayyilenin/imgeleme yetisinin mutlak ege
menlii altnda ve insann ilk duyumlarnn rn olan uya
rlmtk hli iinde irticalen /doalama olarak meydana
getirilmi byk eserlerini yeniden yapmak, gnmzde ar
tk imknsz grnmektedir; nk o eserler, bizim refleksiyona yaslanan melekelerimizi aar. Ama bu yalnzca, esra
rengiz kaderini gerekletirmek zere insann getii binbir
zahmetle ve zorlukla dolu etapta, onun zeksnn zayfln
gsterir, ilk alarn gneli gnlerinde parldayan harikala
ra bakp da insann rasyonel bir varlk olma adna, igd
varl olmay terk etmesinden pimanlk duymaya kalka
caklarmz olabilir; ama, u dnceyle teselli bulabilirler:
Mevcut durumunda insann kudreti azaldysa da yaratmla
r ok daha kiiseldir ve her birey daha bariz biimde kendi
eserlerinin yaratcs, daha yksek bir sfatla onlarn melli
fidir. Bilhassa da insann refleksiyon becerisinde kaydettii
ilerlemenin onu gelecekteki bir ada yeniden, ama bu kez

DLN

KKEN

ZE RNE

155

zgr ve bilinli bir yaratc klacan hayl etmek teselli


edicidir, insanlk sk sk hedefinden uzaklayor gibi gr
nrken aslnda yapt ey sadece hedefine yaklamaktr.
ocukluk ann kudretli ama bulank messeselerini, ana
lizin ak ama bir ey ina etmede beceriksiz bak as ta
kip eder; analizi de, naif sentezin* lmcl bir krlkle ger
ekletirdii ileri gani gani bilgiyle yapacak olan arifane bir
sentez takip edecektir. Refleksiyonun az, igdy ldrebilmitir; ama tamamlanm bir refleksiyon, igdde, net
lik ve belirlenmilik bakmndan en st dzeyde harikalara
yeniden hayatiyet kazandracaktr.

Renan'n naif sentez ile kastettii, insan aklnn geliiminin yasas ola
rak grd "hlin ilki olan "senkretizm aamasdr.

-EKLucretiusun Eyann Tabiat balkl eserinden:


Dilin Kkeni

Doadr trl dillerin kayna, nesneleri


Adlandrmadr, kk ocuklar imlerle anlatr
Nesneleri, szck yetersizliinden, dilsizce
Davranrlar, parm akla gsterirler, anlam verme
Alkanl geliir. Tm dirilerde vardr yaamakta
Elveriliyi sezme yetisi. Danann ilkin boynuzlar
kar alnnda, saldrr, vurur kznca nndekine.
Buna karlk aslan, panter yavrular
Penelerle, ayak trnaklaryla, srmalarla
Korunur, yeni kmaya balasa bile bunlar.
Kular soyu, grld gibi, kanatla, kanat
Vurularyla uarak bulur kurtulu yolu.
lkin nesnelere ad veren, kiilere szleri
reten bir bulucuya samadr inanmak, yoktur.
Nedendir dnld, tm nesnelerin szcklerle
Adlandrlmas, deiik nesnelerin kurulmas
Konusunda, belli bir ada, bunun yapan olmadna
Gre, bir yapan aramann gerektii? teki
Varlklar, aralarnda, bir yarar grmemise dilden

158

ERNEST

RENAN

Niin dnlr dilin yarar, nereden gelmi


Ona ilk yeti; ne yapmay dnm, nereden km
Tinde bilmek, anlamak? Olacak i deil nesnenin
Birouna sz geirmesi, renmek iin adlarn
Nesnelerin, bu gle katlanmas, sarlara
Kulaklar dibinde i gstermek daha kolayken.

FAYDALANILAN KAYNAKLAR

CASSIRER Ernst, La Philosophie des Formes Symboliques, tom e: I,


traduction franaise par Ole Hansen-Love, Paris, Minuit, 1972.
LUCRETIUS, Varln Yaps, ev: sm et Zeki Eybolu, MEB dnya
klasikleri dizisi.
MERIAN Johann Bernhard, (elektronik edisyon)
h t t p ://b ib lio th e k .b b a w .d e /b ib lio th e k -d ig ita l/d ig ita I e q u e lle n /s c h rifte n /a n z e ig e /in d e x h tm l?b an d = 03-n o u v /1781& seite:int=0440
PICQ Pascal et alii, Les origines du langage, Paris, Ed.du Pommier,
2006.
RENAN Ernest, Avenir de la science, (elektronik edisyon)
h ttp ://w w w .archive.org/details/a605826300renauoft
___________ Bilimin Gelecei, iki cilt, ev: Ziya shan, MEB Yay., An
kara, 1965 (2. basm).
___________ De lOrigine du langage, Ed.par Michel Lvy Frres, Pa
ris, 1848 (2. basm).
SAUSSURE Ferdinand de, Cours de Linguistique Gnrale, publi
par Charles Bailly [i.e. Bally] et Albert Schehaye; avec la colla
boration de Albert Riedlinger; d. critique prpare par Tullio
De Mauro, Presses Universitaires de France, Paris, 1995.

DtZlN

A
Adelung 60, 75, 92
dem 62
Afganistan 139
aforizma 123
Ahameni 144, 147
ahlk 17, 18, 19, 51, 54,68,128, 145,
147
akll ruh 12, 23, 29, 32, 35, 44, 55,
67, 71, 72, 77, 78, 83, 89, 95, 102,
103, 118, 119, 122, 123, 124, 126,
127, 131, 132, 137, 149, 154
akl 47,93,117, 124
alfabe 50, 70, 73
alg 32, 79, 82,87, 93, 154
Almanca 47, 84, 86, 87, 91, 96, 101,
105, 120, 123
Altay 146
Anadolu 141
Analitik 4, 12, 28, 58, 101, 103, 104,
107, 109, 119
analiz 28, 29, 38, 55, 57, 68, 71, 76,
78, 82, 83, 99, 100, 101, 103, 104,
107, 108, 123, 155
analog 126
analoji 72, 84, 88, 90, 98, 105, 115,
131

anlam 12, 28, 36, 39, 40, 41, 47, 48,


52, 57, 61, 63, 71, 73, 76, 82, 84,
85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 93, 94,
95, 96, 97, 98, 99, 111, 114, 115,
116, 118, 122, 128, 147, 148, 153,
157
antropoloji 31, 130
antropomorfk 61
Aramca 119, 121, 122
Arapa 31, 45, 76, 79, 87, 93, 94, 96,
107, 108, 115, 121, 122, 134
Aristoteles 18, 57, 89, 91, 123
armoni 121, 122
Asurice 31, 76
Attikallar 119
Avesta 139, 141, 144
Avrupa 30, 31, 32, 43, 44, 45, 46, 47,
48, 49, 54, 63, 77, 80, 87, 91, 92,
93, 94, 95, 96, 103, 105, 107, 111,
125, 128, 130, 131, 132, 137, 138,
139, 146, 147

B
Bbil Kulesi 136
bant 28, 89, 103, 104, 107, 123,
125, 126
barbar 69, 70, 104, 106, 113, 115,
116, 118
Barnanca 30, 109, 135

162

ERNEST

Becker 42
beden 39, 40, 48, 53, 59, 66, 85, 87,
130
Bengalee 105, 106
Berberice 128, 133, 135
beyan 32, 94, 103, 111
bilgi 12, 34, 58, 71, 75, 98, 119, 139,
151, 155
bilim 9, 10, 11, 12, 17, 20, 23, 25, 26,
27, 30, 41, 52, 53, 55, 57, 60, 61,
63, 64, 69, 71, 74, 78, 84, 95, 124,
126, 127, 128, 129, 130, 131, 134,
137, 140, 143, 149, 150, 151, 153,
159
bilin 15, 38, 41, 51, 64, 67, 147, 155
birlik 17, 31, 37, 38, 40, 41, 44, 45,
46, 48, 49, 51, 53, 55, 57, 58, 59,
61, 71, 72, 74, 82, 96, 101, 103,
107, 112, 113, 117, 118, 119, 123,
126, 127, 128, 133, 140
Bizans 116, 124
B o n ald ll,27, 61,64, 71
Bopp 29, 63, 87, 88, 89, 93
Brahman 43, 48, 139, 140, 141, 146,
147
Brton 15, 91, 147
Buhara 143, 145
bulank 37, 70, 78, 79, 82, 115,155
Bunsen 42, 43, 44, 45, 46, 49, 76,
137, 141
bkmlenme 104, 105, 106, 108,
117, 125

c
Cassirer 9,159
caymaca 113
Cemid 139
Cermen 31, 46,47, 48, 105, 114, 116,
147

RENAN

Charma 98
cinsel 128
corafya 96, 105, 106, 113, 116, 117,
121, 122, 133, 139, 140, 142, 143,
144
Condillac 58, 59
Condorcet 58
Cousin 61, 68, 72,87, 149
ekimli 28, 73, 111, 118, 133
in 28, 29, 30, 45, 73, 92, 100, 108,
109, 125, 126, 129, 132, 133, 134,
137, 139, 147
ince 28, 29, 45, 73, 92, 100, 108,
109, 125, 126, 129, 132, 133, 134,
137
ocuk 5, 20, 29, 30, 39, 45, 47, 54,
56, 70, 71, 75, 78, 97, 98, 107, 134,
155, 157

D
De Brosses 60
deneysel 41, 53, 63
dil 4 ,5 ,7 ,9 ,1 0 ,1 1 ,1 2 , 13,16,18,23,
25, 26, 27, 28, 29, 30,
31,32,33,
34, 35, 36, 37, 38, 39,
40,41,42,
43, 44, 45, 46, 47, 48,
49,50,51,
55, 56, 57, 58, 59, 60,
61,62,63,
64, 65, 66, 67, 68, 69,
70,71,72,
73, 74, 75, 76, 77, 78,
79,80,82,
83, 84, 85, 86, 87, 88,
90,91,92,
93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101,
102, 103, 104,105, 106, 107, 108,
109, 110, 111,112, 113, 114, 115,
116, 117, 118,119, 121, 122, 123,
124, 125, 126,127, 128, 129, 130,
131, 132, 133,134, 135, 136, 137,
138, 145, 146,148, 149, 151, 154,
157, 158
dilsiz 50, 70, 97, 114, 115, 116, 157
din 15, 16, 18, 20, 54, 124

DLN

KKEN

Diogenes Laertius 57
diyalekt 47, 52, 57, 79,103,105,107,
113, 114, 116, 117, 118, 119, 120,
122, 129, 130
diyalektik 52, 57
dogma 12, 15, 42, 61, 62, 63, 137
Dorlar 34,119, 122
duyum 82, 83,84, 85, 87,89, 91,154

E
edat 105, 113
Edebiyat 4, 19, 116, 123, 125, 127
Eden 144
efsane 94, 136, 137, 139, 140, 141
Ehrimen 141
Eklemli 10,39, 50,59,65,66,95,114
Ekvator 141, 142
Eleallar 119
embriyon 45, 46, 136
entelektel 9, 30,36, 50, 80,96, 119,
123,145
Epe Barahibi 50
Epikr 57
Estonya 137
Etiyopya 45, 87, 134
etnografya 129
evirtme 124, 125
Ewald 112

F
Faris 139, 140, 141, 146
Farsa 84, 87, 105, 110, 134
felsefe 4, 9, 10,11, 15, 16, 18,25,41,
49, 54, 58, 62, 63, 67, 72, 78, 81,
94, 123, 125, 126
Fenike 16, 45
fenomen 32, 33, 41, 50, 52, 53, 54,
68, 72, 84, 89, 92, 108, 113, 133,
135, 146, 151, 152

Z E R N E

163

fiil 26, 38, 46, 49, 59, 76, 79, 87, 88,
89, 90, 93, 99, 100, 102, 103, 104,
105, 110, 111, 114, 153
filoloji 4, 16, 25, 29, 38, 43, 44, 47,
49, 55, 57, 64, 73, 74, 75, 78, 82,
93,99, 101, 128, 129, 130
Fin 43, 146
Firuzabadi 94
fizyoloji 31, 53,130, 137
fizyonomi 59, 74, 104
Franszca 4,23,35,40,49,84, 86, 87,
97, 106, 120
Freytag 115
fzyon 119

G
Gamier 65, 70, 114
Gazzeli Mahmud 140
Gesenius 76, 77, 86, 87, 93,111,112,
115
Goethe 72
Gotan 143
Gotik 105
gramatikal 30, 31, 36, 73, 74, 75, 76,
77, 100, 103, 107, 108, 110, 111,
117, 118, 125, 131, 133, 145
gramer 5, 28, 30, 33, 45, 4, 48, 57,
62, 69, 70, 73, 74, 77, 83, 89, 92,
100, 101, 102, 105, 108, 109, 110,
111, 112, 113, 122, 125, 131, 132,
134, 137
Grimm 25, 26, 27, 28, 29,30, 31, 35,
36, 63, 92, 137
Grnland 92, 102
Guatemala 116
Gney 30, 84, 115, 121, 133, 138,
140, 141, 142, 143
Grcce 105

164

ERNEST

RENAN

I-I

Habe 115
Habeistan 113
hafza 40
hakikat 30, 33, 51, 52, 57, 58, 60, 62,
63, 68, 82, 87, 89, 110, 111, 113,
124, 128, 129
halk 5, 18, 20, 28, 30, 31, 35, 41, 45,
46, 47, 51, 54, 56, 69, 70, 71, 73,
74, 84, 92, 93, 97, 98, 101, 103,
104, 106, 107,108, 110, 114, 115,
116, 117, 118,121, 122, 123, 124,
127, 129, 130,132, 134, 136, 138,
139, 142, 143, 144, 148, 150
Hamann 37, 60
Hammer 94
Havariler 19
Hegel 15
Herakleitos 9
Herder 15, 37, 60, 84, 107, 118
Heyse 42
Himalaya 140
Himyarit 115, 116
Hindu 36, 46, 95, 105, 114, 138, 140
Hinduku 140
Hint-Avrupa 30, 31, 32, 43, 44, 45,
46, 47, 48, 49, 54, 63, 77, 80, 87,
91, 93, 95, 96, 103, 107, 111, 125,
128, 130, 131, 132, 137, 138, 139,
146,147
hitabet 124
hiyeroglif 88
Homeros 33, 34, 37, 111, 119, 120
Horatius 59
Hotanto 30
Humboldt 37, 63, 64, 72, 74, 75, 76,
95, 102, 103, 105, 108, 109, 114,
116, 143
hkm 9, 50, 97, 99, 119, 127

branice 4, 16, 18, 19, 31, 45, 70, 76,


78, 79, 80, 84, 85, 86, 87, 91, 93,
107, 111, 112, 115, 119, 121, 122,
129
igd 37, 70, 71, 90, 96, 110, 112,
113, 117, 154, 155
idea 17, 28, 38, 39,40, 41, 50, 58,61,
67, 72, 77, 80, 83, 84, 86, 87, 88,
90, 99, 100, 101, 103, 104, 109,
122, 124, 125, 126, 127, 132
idealizm 125
ideograflk 88, 126
idrak 12, 17, 39, 43, 68, 99, 119,151
iklim 54, 80, 117, 121,122
ikonografi 88
lhi 4,9 , 34, 138, l5 l
iman 4, 12, 15,17, 18,61
imge 38, 85, 89, 96, 146, 154
inan 11
ngilizce 35, 51, 66,110
ngiltere 42
inorganik 64
irade 32, 67, 150,151, 152
irad 102
ran 46, 105, 138,139,140,141,142,
143, 144, 147
sa 16, 19
skender 103, 140
spanyolca 106
srail 20, 145
iaret 9, 23, 50, 54, 62,63,65, 66, 70,
82, 85, 86, 87, 90, 94, 101, 107,
114, 126,132, 136, :'40
talya 16, 106, 116
talyanca 49, 106
lyony 122, 151

DL N

KKEN

Z E R N E

165

Java64, 105

Lamennais 11, 61
Lao-Tsu 125
Laponca 94, 102
Lassen 104, 105, 106, 118, 138, 139,
140, 143
Ltince 28, 35, 46, 47, 49, 70, 86, 87,
91, 100, 106, 111, 124
Leibniz 4, 41, 58, 69, 87, 92
Leo 115
lingua toscana 117
linguistik 11, 23, 76, 140
Litvanya 49
Locke 4, 41, 58, 87, 123
Lucretius 57, 66, 157, 159

K
Kafkas 105, 113
Kant 123
Kagar143
kategori 41, 52, 73, 77, 80, 83, 89,
100, 125, 132, 145
Katolik 4 ,1 5 ,1 6
kavram 64, 83
Kawi 64, 105,109
kekeme 115
Keldani45, 107
Kelt46, 91, 115, 116
kendiliinden 5, 12, 15, 33, 34, 37,
50, 53, 61, 62, 65, 68, 69, 71, 82,
103, 145, 149, 153, 154
kesinlik 32, 77, 84, 106, 121, 128,
129,130
Kemir 144
Kptice 128, 133, 135
Kzlderili 69
Kiepert 141, 142, 143
Kitab- Mukaddes 11
kombinasyon 59, 60, 69
kken 9 ,1 0 ,1 1 ,1 8 ,2 6 ,2 9,30,36, 37,
40, 44, 46, 47, 48, 49, 50, 55, 57,
58, 60, 64, 66, 88, 89, 91, 95, 100,
106, 108, 112, 114, 116, 117, 127,
128, 129, 130, 131, 134, 135, 136,
139, 140, 141, 144, 145, 146, 147,
148, 149, 152, 153,157
Kratylos 57, 97
Kritik 33, 61, 69
Kuhn 87, 114,115
kuzey 4, 15, 84, 121, 124, 138, 140,
141, 142, 143
kltr 11, 13, 120, 137, 145, 147

M
Macar 116
Maine de Biran 62, 67, 83
Malebranche 150
Malezya 135
mandarin 73, 109
mantk 29,41, 52, 69, 77, 84, 99, 113
Maupertuis 58, 67
mecburi 153
Med 141
mefhum 83, 96, 101, 103
mekanizma 36, 39, 56, 59, 71, 78,
103, 107,108, 150
Meksika 92
Merian 9,159
Metafizik 4, 90, 95, 96, 123, 125, 126
metafor 12, 33, 61, 84, 85, 86, 96
Metot 4, 53
Mezopotamya 141
Msr 97, 125, 126, 134, 147
mitos 62,143
modern 57, 61, 79, 100, 103, 105,
106, 107, 108, 113, 116, 124, 135,
139, 141, 143, 144, 146

166

ERNEST

Mool 102, 146


mucize 12, 55, 61, 71,97, 150, 151
muhakeme 32, 59, 140, 147, 151,
153
muhayyile 96, 128, 146, 154
mukayese 18, 31, 47, 56, 57, 58, 63,
114, 137, 145
mdrike 12, 99
Mller 42, 43, 44, 46, 48, 49, 137

N
nedensel 68
nid 84, 90,91, 121
Nordik 105
notasyon 126

O
objektif 42, 89, 123
Okyanusya 86, 114, 134,135
onomatope 77,87,90,91,92,93,95,
97, 114, 131
organik 42, 64, 65, 75, 104, 125, 135
organizma 42
zbekistan 139

P
Pakistan 139
paleontoloji 153
Pali 104, 105, 106, 146
Papua 54
Pascal 10, 123, 159
Pasifik 102
Pehlevi 134
Persler 115
Platon 57, 97
poetik 55, 62, 89
Polinezya 135
Port-Royal 69, 89, 123
Pott 30, 44, 48, 87, 88, 93, 98, 111,
113, 115, 137

RENAN

pozitivist 17
Prakrit 105, 106
Psammethicus 97
psikoloji 25, 38, 39, 40, 41, 53, 55,
58, 68, 71, 72, 73, 82, 86, 89, 99,
117, 121, 127, 132, 133

R
redde 140
reel 38, 52
refleksiyon 29, 30, 33, 41, 46, 50, 51,
53, 59, 60, 63, 66, 67, 68, 69, 71,
7 2 ,7 7 ,8 3 ,9 1 117,118,119,123,
124, 145, 146 148, 149, 154, 155
Rig-Veda34, 133
Ritter 49, 50, 51, 14/
Romal 115
Romen 28
Rousseau 58, 59
ruh 17, 18, 26, 38, 39, 40, 41, 48, 53,
71, 80, 85, 87, 88, 89, 90, 125, 126
ruhsal 53, 90
Rusa 84

s-
saduyu 120, 125, 128, 138
Sakson 94
Smi 4, 16, 18, 30, 31, 32, 34, 43, 44,
45, 48, 54, 73, 75, 76, 77, 79, 80,
84, 89, 91, 93, 95, 100, 107, 115,
119, 121, 123, 124, 128, 130, 131,
132, 133, 134, 135, 136, 137, 142,
144, 146, 150
Sanskrite 28, 31, 36, 47, 87, 91, 93,
95, 96, 102, 103, 104, 105, 106,
114, 129, 137, 138, 139, 146
Saussure 10, 11, 159
Schlegel 56, 63, 71, 72, 95, 105
Senkretizm 12, 101, 119,155

DLN

k k e n i

sentaks 102, 123


Sentez 12, 28, 29, 78, 99, 101, 103,
108, 119, 121, 155
simge 63, 83, 127
Siyamca 129, 133
skolastik 80, 99
Slav 46, 47,48,105, 115, 116, 147
Slovence 105
Smith 60, 101
soyutlama 38, 52, 82,123,125
spiritalist 96
spiritel 63
Steinthal 37, 38, 39, 40, 41, 42
sbjektif 42, 89
Sryani 45, 93, 107
Sryanice 45, 93, 107
iir 33, 34, 35, 37, 55, 72, 96, 119,
120, 121, 123

T
tabiat 9, 26, 32, 40, 49, 50, 61, 66, 67,
68, 71, 72, 78, 83, 84, 89, 90, 91,
93, 149, 150, 152, 153, 157
Tacikistan 139
taklit 65, 90, 91, 92, 93, 97, 112
Tanr 17, 60, 61, 62, 63, 68, 71, 85,
124, 126, 140, 151
tarih 9, 10, 12, 13, 18, 19, 20, 26, 28,
29, 34, 38, 39, 43, 49, 51, 63, 73,
75, 77, 78, 94, 97, 100, 102, 103,
108, 109, 112, 119, 121, 123, 126,
129, 130, 132, 133, 134, 135, 136,
140, 141, 145, 146, 147, 150, 154
tecrbe 27, 56, 66, 71, 73, 84, 88,
140, 150, 151
teessr 40, 85
tek heceli 27, 28, 29, 30, 76, 77, 78,
91, 106, 107, 108, 109, 111, 122,
125, 133, 135

z e r i n e

167

Tektanrc 124, 137


Tekvin 55, 62, 144, 145
temayl 18, 60
temsil 5, 17, 40, 44, 69, 88, 91, 92,
103, 104, 125, 126, 128
tercme 13, 124, 127, 139
tez 4, 11, 12, 1 6 ,2 7 ,6 1 ,9 7 ,9 8 , 130
Thales 152
Thomas Reid 59
Tibete 30, 108, 109, 135
tikel 82, 152
Tuareg 128, 133
Turan 43, 44
Turgot 58, 67, 99
tmdengelim 52, 64
tmevarm 26, 29, 32, 48, 53, 73, 82,
128, 131, 138, 140, 144, 149
Trk 116
Trke 17, 134
Trkmenistan 139

u
Ural 146
Urduca 84
Uzakdou 30
nl 36, 49, 76, 121, 122, 143, 144
nsz 121,122

V
vahyedilmi 11, 27, 61, 62, 63
Voltaire 18

w
Weber 104, 138, 139
Wiseman 73,76, 123

Y
Yaban 30, 39, 54, 57, 60, 62, 93, 97,
114

168

ERNEST

Yana 139
Yarkent 143
yaz 25, 37, 43, 49, 55, 68, 73, 77, 88,
94, 101, 102, 103, 109, 112, 117,
126, 130, 134
yeter-sebep 52, 131
yresel 110, 114,116
Yunanca 18, 28, 31, 40, 47, 86, 87,
91, 96, 106, 111, 114, 116, 122,
124, 143

RENAN

Yunanistan 106, 117

z
zek 17, 37,38, 39,44, 54, 55,58, 59,
62, 70, 71, 72, 82, 83, 84, 96, 108,
121, 136, 154
Zendi 105,146
Zerdtlk 145
zmn 72
zihin 90, 99, 113, 133, 153

74

ERNEST

RENAN

kalarak cazibesini ve fizyonomisini btnyle deitirebilir;


kelime hzinesini zenginletirebilir veya yenileyebilir; ama
her bir dilin grameri, onun bireysel ve karakteristik formu
dur; bir baka ad alarak veya olduu ey olmaktan vazgee
rek bakalaamaz.
Bylece her dil ailesi, var olduu ilk nlardan beri, insan
zihninin btnne tekabl etmitir. Derinlikli aratrmalar
dilbilimcileri, eski filolojinin, sylemin blmlerini birbirin
den tretme teebbslerini reddetmek zorunda brakt. Sz
konusu blmlerin hepsi ilk dillerdeki gibiydi; btn rkla
rn atadan kalma dillerinde, daha az seik ekilde, ama bi
reyselliklerinin ilkesiyle birlikte, hepsi birden mevcuttu [co
exister] . Dilin ksm ksm, para para yaratldn farz et
mektense en karmak ilemlerin, onun balangcnda da
var olduunu ve kendi ahengi iinde, beer melekelerin b
tnn sergilemedii tek bir n farz etmek yedir. Her rkn
grameri (gramerin, bir dilin asl unsuru olduunu hatrlar
sak) ilk anda meydana geldi. Bir kez ihdas edilmi bir blge
dili kalb, yok edilemez bir bireysellik, ekilmi ve o andan
itibaren almas zahmetli bir snr oluturur. Msy Humboldt yle der: Bir dilin, birok veheleri bakmndan ge
irdii deiimler ne kadar byk olursa olsun dilin asl
hayl edelim ve de gittii lkenin hi bilmedii dilini [eitim almadan
-ev.] sadece duyarak ve konumaya alarak rendiini farz edelim.
Bir sre sonra o dildeki baz kelimeleri konumaya muvaffak olacaktr,
ama meramn ancak ana dilinin ifade kalplaryla ve deyimleriyle anla
tabilecektir. Bu ifade kalplar o adamla birlikte yalanacak ve bir bak
ma onun dnceleriyle birlikte asimile olup gidecektir. Birbirleriyle i
ie gemi halklar iin de durumun haydi haydi byle olmas gerekmez
mi? te bu nedenledir ki dillerin snflandrlmasnda gramatikal zel
likler, leksikolojik zelliklerden ok daha nemlidir.

DL N

KKEN

ZE RNE

75

gramatikal sisteminin, kelime hzinesinin, yapsnn byk


oranda ayn kald ve Ltin dillerinden Rumen dillerine ge
iteki gibi bu sistemin farkllat noktaya, yeni bir dilin
balangcn konumlandrmak gerektii grlr. yleyse dil
lerde, artk esas itibariyle deimedikleri bir forma kavu
tuklar bir a var gibi grnmektedir. Dillerin hakik olgun
luk a da o olsa gerekir; ama dillerin ocukluundan bah
setmek iin, bu forma hissedilmeden kavuup kavumadk
larn ya da ilk fkrma hllerinin bizzat bu formda olup ol
madn da bilmek gerekir. te buras, bilgilerimizin mev
cut seviyesiyle, benim bir ey sylemekte tereddt ettiim
bir noktadr43.
Karlatrmal filolojinin kaydettii geliim gz nnde
bulundurulduunda, bu phede taklp kalmayz. Sz ko
nusu geliim sadece, hibir dilin tarihin belli bir dneminde
sistemini tamamlamadn aa karmakla kalmaz, bir
dildeki sahiden radikal devrimlerin imknszln da ada
makll ortaya koyar. Smi dilleri, btn diller iinde, orga
nik bir dnmn [transformation] en belirgin rneini
sunar. te Smi diller sisteminin, insann byle bir hlin ta
rihte var olduuna ve de yalnln/basitliin karmaklktan
nce geldii eklindeki yanltc ilke uyarnca sz konusu h
lin zamansal nceliine inanmaya meyledeceinden daha
yaln bir hle dnmeye kendini koyvermesindeki kolaylk da
budur. Bu fikir, Smi dillerini incelemeye gnl vermi bilginlerce yakn zamanda gelitirildi ve Michaelis, Adelung,
43 Wilhelm von Humboldt, Lettre A lben Rmusal sur la nature de des fo r
mes gram m aticales en gnral, et sur le gnie d e la langue chinoise en
particulier, s. 72.