You are on page 1of 13

Cenaze Merasimim…………….

!br@h!m
Bizim avludan mı kalkacak cenazem?

Nasıl indireceksiniz beni üçüncü kattan?

Asansöre sığmaz tabut,


merdivenler daracık.
Belki avluda dizboyu güneş ve güvercinler olacak,

belki kar yağacak çocuk çığlıklarıyla dolu,

belki ıslak asfaltıyla yağmur.

Ve avluda çöp bidonları duracak her zamanki gibi.

!br@h!m
Kamyona, yerli gelenekle,yüzüm açık yükleneceksem,

bir şey damlayabilir alnıma bir güvercinden; uğurdur.

Bando gelse de, gelmese de çocuklar gelecek yanıma,

meraklıdır ölülere çocuklar.

!br@h!m
Bakacak arkamdan mutfak penceremiz.

Balkonumuz geçirecek beni çamaşırlarıyla.

Ben bu avluda bahtiyar yaşadım bilemediğiniz kadar.

Avludaşlarım, uzun ömürler dilerim hepinize...

Nazım HİKMET RAN

!br@h!m
N Kendi kaleminden otobiyografisi;
A
Z 1902'de doğdum
I doğduğum şehre dönmedim bir daha
M geriye dönmeyi sevmem
üçyaşımda Halep'te paşa torunluğu ettim
on dokuzumda Moskova'da komünist üniversite öğrenciliği
H kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti konukluğu
İ ve on dördümden beri şairlik ederim
K
M
E
T

R
A
N
N kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
A ben ayrılıkların
Z kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
I ben hasretlerin
M hapislerde de yattım büyük otellerde de
açlık çektim açlık gırevi de içinde ve tatmadığım yemek yok
H gibidir
otuzumda asılmamı istediler
İ
kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini
K verdiler de
M
E
T

R
A
N
N
otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu
A
elli dokuzumda on sekiz saatte uçtum Pırağ'dan Havana'ya
Z Lenin'i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924'te
I 961'de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır
M partimden koparmağa yeltendiler beni
sökmedi
H yıkılan putların altında da ezilmedim
İ 951'de bir denizde gençbir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
K 52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü
M sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
E şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
aldattım kadınlarımı
T
konuşmadım arkasından dostlarımın
içtim ama akşamcı olmadım
R hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana
A
N
başkasının hesabına utandım yalan söyledim
N yalan söyledim başkasını üzmemek için
A ama durup dururken de yalan söyledim
Z bindim tirene uçağa otomobile
I çoğunluk binemiyor
M operaya gittim
çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
H çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
İ camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
K ama kahve falıma baktırdığım oldu
yazılarım otuz kırk dilde basılır
M
Türkiye'mde Türkçemle yasak
E
T

R
A
N
kansere yakalanmadım daha
N yakalanmam da şart değil
A başbakan filan olacağım yok
Z meraklısı da değilim bu işin
I bir de harbe girmedim
M sığınaklara da inmedim gece yarıları
yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
H ama sevdalandım altmışıma yakın
sözün kısası yoldaşlar
İ
bugün Berlin'de kederden gebermekte olsam da
K
insanca yaşadım diyebilirim
M ve daha ne kadar yaşarım
E başımdan neler geçer daha
T kim bilir.

R Bu otobiyografi 1961 yılı 11 Eylülünde


A Doğu Berlin'de yazıldı.
N
VASİYET
N Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
A ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
Z
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.
I
M Hasan beyin vurdurduğu
ırgat Osman yatsın bir yanımda
H ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
İ kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.
K
M Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,
E seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
T tarlalar orta malı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.
R
Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
A toprağın altında yatar upuzun,
N çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.
Ama bu türküleri söylemişim ben
N daha onlar düzülmeden,
A duymuşum yanık benzin kokusunu
Z traktörlerin resmi bile çizilmeden.
I
M Benim sessiz komşulara gelince,
şehit Ayşe'yle ırgat Osman
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
H belki de farkında bile olmadan.
İ
K Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
M - öyle gibi de görünüyor -
E Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
T ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
R taş maş da istemez hani...
A
N 1953, 27 Nisan
Barviha Sanatoryumu
Saygıyla anıyoruz..
Ver coşkuyu kolonl@r@
!br@h!m