P. 1
Çanakkale Gerçeği ve Ülke Gençliği 2

Çanakkale Gerçeği ve Ülke Gençliği 2

|Views: 931|Likes:
Yayınlayan: Halis Hakyemezoglu
Her yıl gerçekleştirdiğimiz Çanakkale-Bilecik Ziyaretlerimiz sonrasında hazırladığımız kitap serimizin ikincisi...
Her yıl gerçekleştirdiğimiz Çanakkale-Bilecik Ziyaretlerimiz sonrasında hazırladığımız kitap serimizin ikincisi...

More info:

Published by: Halis Hakyemezoglu on Jan 07, 2010
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

12/09/2010

pdf

text

original

2

Anafartalar Grup Komutaný Albay Mustafa Kemal Bu öyle alelâde bir taarruz deðil, herkesin baþarýlý olmak veya ölmek azmiyle harekete hazýr olduðu taarruzdur. Hattâ ben komutanlara þifahen verdiðim emirlerde þunu ilâve etmiþimdir: "- Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfýnda, yerimize baþka kuvvetler ve komutanlar geçebilir."

3

4

Abdullah GÜL
Cumhurbaşkanı

5

6

Recep Tayyip ERDOĞAN
Başbakan

7

8

Murat BAŞESGİOĞLU
Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanı

9

10

İçindekiler
Gönüllü Bombacı .....................................................................................................16 Kahraman Mehmet Çavuş........................................................................................17 Seyit Onbaşı ............................................................................................................18 Siperlerde Düşman Gözetleyen Mehmetçikler ..........................................................19 Arıburnu’nda 19 ncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, Esat Paşa ve diğer Komutanlar ................................................................................20 Cephe Gerisinde Ekmeklerini Paylaşan Mehmetçikler ..............................................21 Çanakkale muharebe sahası gerisinde istirahat eden birlik ......................................22 7 nci Tümen Karargahı............................................................................................23 Aziziye Tabyaları ......................................................................................................24 Turkuaz Denizaltı Gemisi .........................................................................................25 Çanakkale Şehitleri’ne (Şiir).....................................................................................26 Gelibolu Haritası......................................................................................................27 Kronoloii - Çanakkale Savaşları ...............................................................................29 Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı ......................................................................35 Yere Düşmeyen Sancak 57. Alay ..............................................................................38 Gençlerimiz Bilecik’te ..............................................................................................42 Gençlerimiz Çanakkale’de........................................................................................48 Teğmen Mehmet Dursun’un Harp Hatıralarını Anlatan Mektup ...............................78 Ömer Onbaşı’dan Kardeşine Yazılan Mektup ...........................................................59 Bir Bölük Komutanının Hatıra Defterinden ..............................................................79 Hüseyin Oğlu Ali......................................................................................................85 Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu .....................................................................94 Kınalı Hasan ............................................................................................................95 İstanbullu Yüzbaşı Muzaffer Bey’in Son Sözleri......................................................103 Mehmetçiğin, Çanakkale Savaşı’nı Kazandıran Yüksek Karakteri ..........................111 Mehmetçik.............................................................................................................155 Bir Fazilet Abidesi ..................................................................................................161 Türkler Yamyamdır, Sizi Yerler ...............................................................................165 Basında Çanakkale ................................................................................................168 Gençlik Haftası ......................................................................................................174

11

Çanakkale savaşı Türk’ün ateşle imtihanıdır. Bu imtihandan Türk zaferle çıkmış ve “Çanakkale Geçilmez!” mührünü tarihe vurmuştur. Zaferlerle anılan bir tarihe sahip milletin yeni kuşakları, atalarının bu şanlı destanlarını algılayamaz ve anlayamazsa topyekün bir millet için o tarih ne ifade edebilir? İki yüz yıl boyunca çekilen ve neredeyse Avrupa’daki bütün varlığını terk eden devletimiz, daha ne kadar çekilecekti? Çanakkale, Devletimizin çekilebileceği son raddenin bütün dünyaya tescili anlamına gelmektedir. Birinci Dünya Savaşı, üç asır boyunca Türk-İslam’ın Avrupa’dan atılması projesinin Şark Meselesi başlığı altında Batı’nın en donanımlı, en kararlı atılımı olmuştur. Türkiye çekirdeği ile Anadolu’su ile varolacak mıydı, olmayacak mıydı? İşte bu son radde bilinci, bütün ulusu Çanakkale’de şımarık emperyalistlere en keskin, en net, en yalın dersi verme kararlılığına sevketti … genç, yaşlı, kız, kızan, evli barklı, çoluk çocuk, zengin fakir hemen herkes “artık buraya kadar” deme iradesini ortaya koydu. 1850 yılına kadar dünyanın birinci devleti unvanını taşıyan Osmanlı devleti bu tarihten sonra bir yandan borçlanmaya, bir yandan da yenilgilerle sınırlarını daraltmaya başlamıştı. Batının “Hasta Adam” adını verdiği bu ülke bir kısım sömürgecilerin iştahını artırıyordu. Hele hele Birinci Dünya savaşı sırasında yaşananlar o zamana kadar mağlubiyet psikolojisini hiç yaşamamış her ufak yenilgiden sonra mutlaka zafer kazanmasını bilmiş bir millete derin üzüntüler yaşatmıştı. Türkiye’yi tamamen Avrupa’dan ve dahası Anadolu’dan çıkarmağa karar vermiş güçler, bunun hep böyle gideceğini, artık tarihten silineceğini yahut da Orta Asya’ya geri döneceklerini sanıyordu. İşte Çanakkale, son raddenin tescili anlamındadır
12

ve “artık yeter!” dediğimiz bir noktadır. Çanakkale’ye düşman, o zamana kadar dünyanın görmediği teknolojik bir yığınak yapmış, yüzbinlerce asker ve güçlü birkaç donanma getirmişti. ••• Âsım'ın nesli... Diyordum ya... Nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.

Şühedâ gövdesi, baksana, dağlar, taşlar... O, rükû olmasa dünyâda eğilmez başlar,

Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor; Bir hilal uğruna, yâ Rab, ne Güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!.. Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i... Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim gel seni târîhe!" desem, sığmazsın. ••• Ey şehîd oğlu, şehîd isteme benden makber, Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

İstiklal marşımızın şairinin dediği gibi, yedi iklim-i cihan karşımızdaydı. Kıtalar ötesinden Anzaklar, dünyanın her tarafından paralı askerler kinlerini kustular. En kesif ordular, Avustralya ile beraber Kanada, yedi iklim...

Çanakkale olmasaydı belki yine Kurtuluş Savaşı olacaktı. Ama Kurtuluş Savaşı’nın tetikleyicisi, kıvılcımı değil mi Çanakkale? Oradan alınan milli şuur uyanıklığı ve milli mücadele direnci ile Kurtuluş Savaşı gerçekleştirildi. Çanakkale’de alevlenen ruh, 9 Eylül’e kadar süren bir Anadolu dirilişi ortaya koydu ve bin yıllık terkibin, devlet millet varlığının Cumhuriyet’e kanatlanmasına sebep oldu. Çanakkale’de askerini tarif eden Mustafa Kemal Paşa onun iman gücüyle neler yapılabileceğini anlayarak Kurtuluş’un şifresini orada yakaladı. Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’de şahit olduğu ve bize aktardığı asker davranışının her dem farkında olmalıyız. Üç dakikaya kadar öleceğini bilen siperlerdeki askerin iman gücünü en yakından kavrayan oydu. “Siperler arası mesafe birkaç metre, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, ama en küçük bir fütur yok. Kuran okumasını bilenler, açmış okuyorlar. Öndekiler siperlerden çıkıyor ve şehit oluyor. Ardındakiler onların yerlerini alıyor. İşte Çanakkale’yi kazandıran bu ruhtur!” Avustralya’dan gelip burada ölen dedeleri için anma toplantıları yapanlara bağrımızı açıyoruz. Tıpkı Atatürk’ün yaptığı gibi… Onlara sormuyoruz, ne işiniz vardı, şimdi buralarda ne işiniz var diye… Ama biz zaferimizi, şanlı zaferimizi bile layık-ı veçhile anıyor muyuz? Evet! Tarihimizin her devresini, her demini anmalı, idrak etmeliyiz. Gençlik, her geçen yıl daha büyük bir milli şuur uyanıklığıyla Çanakkale’yi anıyor. Çanakkale’yi ziyaret etmek isteyen, oradaki kahramanların ruhuna fatiha göndermek arzusunda olan gençlerimizin sayısı her geçen gün artıyor. Bu millî şuur uyanıklığının bir ifadesidir. Gençliğimiz Çanakkale’deki siperlere gidiyor, sanki o eski anları yaşıyor, damarlarında hissediyor. Onlarla beraber şehitliğe, siperlere, çıkarmanın gerçekleştiği mevkilere, Gelibolu’ya, çatışmanın en yoğun yaşandığı cephelere gitmek; orada onlarla birlikte tarih bilincine erişmek ve böylece yaşadığımız toprakların nasıl vatanlaştığının idrakine ermek görevlerin, aynı zamanda düşlerin en huzur verenidir. “Biz gençliğimizin rehberliğinde düşler ülkesinde yaşarken, görev yapmış gibi değil de soluk alıp veriyormuş gibi hissediyoruz.” Elinizdeki kitapçıkta, Türkiye’nin her yanından Çanakkale’ye gelen gençlerimizin orada neler hissettiklerini bulacaksınız. Orada nasıl bir yeniden kaynaşma ve kendini bulma yaşandığına şahit olacaksınız. Genel Müdürlüğümüzce yürütülen bu projeye destek olanlara, katılanlara ve emeği geçenlere teşekkür ediyor, yarınlarımızın gençlerimizle birlikte ülkemiz için huzurlu mutlu ve başarılarla dolu olmasını diliyorum.
13

Çanakkale savaşı, bir Büyük Milletin olma mücadelesinin tarihe zafer

var

gecesi Nusret Mayın gemisinin deposunda kalan son 26 mayın Çanakkale’yi nasıl geçilmez kıldı ise, Türk gençliğinin beynindeki iman ve irfan ışıkları da bu vatan topraklarını geçilmez kılmaktadır. O günün zor şartlarında O, 26 mayın Fransız ve İngiliz gemilerini nasıl Ege’nin derinliklerinde boğdu ise , bu günün gençliği de imanı, irfanı, idealleri ve bilgi donanımıyla karanlığı, cehaleti, her türlü kötülüğü ve zulmü yok edecektir. Seyit Onbaşıdan, 57.inci Alay Şehitlerine

olarak

nakşedildiği Büyük Türk Milletinin şanlı tarihinin şeref levhasıdır. Çanakkale zaferi , Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri dehasının milletimiz tarafından keşfedildiği, bütün dünya devletlerince kabul edildiği, Büyük Komutan olarak nitelendirildiği zaferdir. Çanakkale adaletle savaşı; bir asırlarca milletin, dünyaya dünyayı

hükmetmiş

kadar Çanakkale savaşında yer alan ve bu güne kadar görülmemiş kahramanlığı gösteren Türk milletinin asil evlatlarını rahmet ve minnetle anarken Türk gençliğinin omuzlarındaki büyük onurlu ve şanlı yükü gururla taşıdıklarını görmekten mutluyuz. Bu gün her zamankinden çok ihtiyaç duyduğumuz birlik ve beraberlik ruhunu Çanakkale’deki şehitlik anıtını ziyaretimizde

sömürmek için toplanan, işgal eden emperyalist güçlere dur dediği bir büyük olaydır. Ve Çanakkale savaşı; bir büyük Türk

Devletinin (Türkiye Cumhuriyeti) temellerinin atıldığı büyük zaferdir. Çanakkale destanı insanın inandığında neleri başarabileceğinin ispatıdır. Çanakkale zaferi; imkansızın başarılmasının adıdır. Çanakkale zaferi; sadece bir milletin yok olmaktan kurtuluşu değil bir inancın topyekün yok edilmesinin 250 bin can vererek son anda önlendiği bir insanlık zaferidir. 1915 yılının 07 Mart’ı 08 Mart’a bağlayan
14

koyun koyuna yatan Karslı ile Edirneli, mersinli ile Trabzonlu da yeniden yaşamaktayız. Kısaca geçmişi olmayanın geleceği de olmaz. Geçmişe sahip çıkmayana gelecek de sahip çıkmaz. Hele hele bizim gibi şanlı ve onurlu bir maziye sahip olanlar için ise bu daha büyük bir onur ve gurur vesilesidir.

Alemlere nizam vermek gayesi ile cihan hakimiyeti kuran ve gittiği her yere adaleti götüren Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşunun gerçekleştiği yer olan Bilecik ilinin de gençlerimiz tarafından görülüp gezilmesi gerektiğine inandık. Söğüt, İnönü savaşlarının yaşandığı alanlar, Metristepe ve İntikamtepe anıtlarının ayrı ayrı önem ve değerleri vardır. Milletleri millet yapan en önemli özelliklerden ikisi o milletin kültürü ve tarihi geçmişidir. Gençlerimiz kültürünü yaşamalı, değerlerine sahip çıkmalı ve tarihi hafızayı hiçbir zaman koparmamalıdır. Çanakkale ve Bilecik gezilerini gençlerimize tarihi yeniden yerinde yaşatmak amacıyla düzenledik. Gezilerimize katılan gençlerimizden ve liderlerimizden derlemiş olduğumuz, ilerleyen sayfalarda sizlerinde okuyacağı metinlerden anlaşılacağı üzere Çanakkale- Bilecik gezilerine katılan ve

farklı kültürlerden bir araya gelen gençlerin büyük bir çoğunluğunun Vatan kelimesinin anlamını yeni keşfettiklerini, birlik ve beraberlik ruhunun ne demek olduğunu yeni anladıklarını gözlemlemek, bizlere ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu bir kez daha anlattı. Unutmamak gerekir ki tarihini tanımayan bir millet yok olmaya mahkumdur. Bu amaçla her yıl düzenlemeye devam edeceğimiz Çanakkale ve Bilecik gezileri ile Büyük önder Atatürk’ün başlatmış olduğu yolda, gençlerimize ışık tutarak, zaten var olan vatan sevgisini en üst moral değere çıkartarak yürümeye devam etmeye çalışacağız. Unutulmamalıdır ki her millet gençlerinin sahip çıktığı kültür ve değerleri ölçüsünde yaşar ve yücelir. Sevgili gençler; millet olarak sizlere güveniyor ve sizlerle gurur duyuyoruz.

15

Gönüllü Bombacý

"Henüz 13 yaþýnda bir küçük delikanlý... Fotoðrafýn üzerinde bir not... "Gönüllü Bombacý" Baþka bir bilgi düþülmemiþ... Duruþuyla, kararlýðýyla, gözlerinden okunan özgüveniyle "Gönüllü Bombacý"... Ne yapmýþtý da ona bu sýfatý layýk görmüþlerdi?"

16

Kahraman Mehmet Çavuþ
Seddülbahir ve Conkbayýr'ýn büyük kahramanlarýndan biride Bombacý Mehmet Çavuþ'tu. Bu kahraman Anadolu çocuðu, Ýngilizlerin siperlerimize fýrlattýðý el bombalarýný korkusuzca hemen yakalar, karþý tarafa fýrlatýr ve zararýný kendilerine dokundururdu. Ýngilizler bunu anlamýþ olacaklar ki bombalarý bir kaç sayý saydýktan sonra fýrlatarak Mehmet Çavuþ'un iadesini önlemeye çalýþmýþlardý. Ýþte böyle bir bomba Mehmet Çavuþ'un elinde patlayarak sað elinin bileðinden kopmasýna sebep olmuþtu. Bu yiðit delikanlý vazife þuuruyla hastahaneden tabur kumandanýna yazdýðý mektupta þöyle diyordu: "Sað kolumu kaybettim, zarar yok, sol kolum var. Onunla da pekala iþ görebilirim. Beni müteessir eden ve yine kýtama iltihak edip düþmanla çarpýþmama mani olan þey yaramýn henüz kapanmamýþ olmasýdýr. Hastahaneden kurtularak halen harbe iþtirak edemediðim için beni mazur görünüz, affedeniz muhterem kumandaným.."

17

Seyit Onbaþý

Türklerin vatan sevgisiyle dolu olan göðüsleri lanetli ihtiraslara karþý daima demirden bir duvar gibi yükselecektir. Mustafa Kemal ATATÜRK

18

Siperlerde Düþman Gözetleyen Mehmetçikler

"Çanakkale Muharebeleri, bir hayat müdafaasýdýr. Çanakkale Muharebelerinin sonunda ya kanlý bir ölüm yahut þanlý bir yaþamak vardýr. Yaþamak, ancak bu muharebeleri kazanmakla mümkün olacaktý. Türkler, Çanakkale'yi yaþamak için müdafaa ettiler."

19

Arýburnu'nda 19 ncu Tümen Komutaný Yarbay Mustafa Kemal, Esat Paþa ve diðer Komutanlar

"O kahramanlar, baþlarýnda fedakâr subaylarý olduðu halde, durdurulamayan saldýrýlarýyla ilk düþman hattýný bire kadar boðdular. Bundan baþka önlerine rastlayan, yardýma gelen bütün düþman birliklerini periþan ettiler. " Mustafa Kemal ATATÜRK
20

Cephe Gerisinde Ekmeklerini Paylaþan Mehmetçikler

Çanakkale savaþýnda þehitlerimizin yemek listesi GÜN
15 Haziran 26 Haziran 18 Temmuz 8 Aðustos

SABAH
üzüm hoþafý yok üzüm hoþafý Yarým ekmek

ÖÐLEN
yok yok yok yok

AKÞAM
yaðlý buðday çorbasý üzüm hoþafý yok þekersiz üzüm hoþafý

EKMEK
tam tam yarým yok

21

Çanakkale muharebe sahasý gerisinde istirahat eden birlik

".............Türk askerinin savaþ ve dövüþ hususunda haiz bulunduðu vasýflarýn baþlangýçta lâyýkýyle takdir edilmemiþ olmasý, Ýngilizler için felâket olmuþtur........ Türk askerinin ne yaman muharip olduðunu, Ýngilizler, ancak dövüþtükten sonra anlamýþlardýr." ÝNGÝLÝZ GENERALÝ OGLANDER

22

7 nci Tümen Karargâhý Abdurrahman Bayýrý'nda düþmanýn çekilmesini müteakip sahili ve düþman siperlerini seyrederken

"Çanakkale Muharebeleri neleri gerçekleþtirdi? Bugünü kurtardý. Maziye kahramanlýðýný ve büyüklüðünü iade etti. Vatanýmýzý, bizim için sonsuz vatan yaptý"

23

Muharebe baþladýðý zaman müstahkem mevki istihkamlarý ve toplarý Hamidiye Mecidiye Aziziye Tabyalarý

Zira bu yer, en fedâkar bir milletin Karamanlýk, þeref, namus kalesidir; Burada her ses, o ilâhi hürriyetin Asýrlara bizi söyler gür naðmesidir!...

24

Topçu Onbaþý Müstecip tarafýndan esir alýnan Turkuaz Denizaltý Gemisi

25

ÇANAKKALE ÞEHÝTLERÝ’NE
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtmede yer O ne müthiþ tipidir: Savrulur enkaaz-ý beþer... Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak, Boþanýr sýrtlara, vadilere, saðnak saðnak. --Þüheda gövdesi bir baksana daðlar, taþlar... O rüku olmasa dünyaya eðilmez baþlar, Vurulup tertemiz alnýndan uzanmýþ yatýyor, Bir hilal uðruna ya Rab, ne güneþler batýyor! Ey bu topraklar için topraða düþmüþ, asker! Gökten ecdad inerek öpse o pak alný deðer. --Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsýn? “Gömelim gel seni tarihe” desem, sýðmazsýn. --Ey þehid oðlu þehid, isteme benden makber. Sana aðuþunu açmýþ duruyor Peygamber.

MEHMET AKÝF

26

27

Genel Durum

Tarih Yer Sonuç Savaþ Nedeni

19 Þubat 1915-9 Ocak 1916 Gelibolu Yarýmadasý Osmanlý Devleti kazandý. Ýstanbul alýnarak Osmanlý Ýmparatorluðu'nun saf dýþý býrakýlmak istenmesi Britanya Ýmparatorluðu Fransa Hindistan Avustralya Yeni Zelanda Newfoundland Senegal

TARAFLAR Osmanlý Devleti

Kumandanlar Sir lan Hamilton Otto Liman von Sanders Güçler 6 tümen (baþlangýçta) 14 tümen (sonunda) 5 tümen (baþlangýçta) 14 tümen (sonunda) Kayýplar 252.000 (205.000 Ýngiliz, 47.000 Fransýz) 253.000

Çanakkale

Deniz Harekatý – Kara Harekatý – Seddülbahir Cephesi – 1.Krite – 2.Kirte – 3.Kirte – 1.Kerevizdere - Zýðýndere - 2.Kerevizdere Kirte Baðlarý – Arýburnu Cephesi – Anafartalar Cephesi – I. Anafartalar

28

Kronoloji - Çanakkale Savaþlarý
11 Ocak 1915 15 Ocak 1915 Amiral Carden'in, Bahriye Nezareti'ne Çanakkale Boðazý'na Taarruz Ýçin Hazýrlattýðý Planý Sunmasý Saphir Adýndaki Fransýz Denizaltý Gemisinin Köseburnu Önünde Batýrýlmasý. Çanakkale Boðazý'na Taarruz Ýçin Hazýrlanmýþ Planýn Uygun Olduðunun Amiral Carden'e Bildirilmesi 28 Ocak 1915 Savaþ Komitesinin Bugünkü Toplantýsýnda Çanakkale Boðazý'nýn Yalnýz Donanmayla Zorlanmasýna Karar Verilmesi 19 Þubat 1915'in Taarruz Tarihi Olarak Saptanmasý Mustafa Kemal'in Tekirdað'da Göreve Baþlamasý Barbaros ve Turgut Reis Muharebe Gemilerinin, Savunmaya Katýlmak Üzere Nara'ya Gelmesi Baþkomutan Vekili'nin Denetleme Ýçin Çanakkale'ye Gelmesi Birleþik Filo'nun Çanakkale Boðazý Giriþ Tabyalarýna Taarruz ve Muharebeleri. Ýtilaf Devletleri donanmasýnýn Çanakkale Boðazýna ikinci büyük saldýrýsý. 23 Þubat 1915 25 Þubat 1915 19. Tümen Kuruluþuna 6. Kolordu'dan Verilen 72. Piyade Alayý'nýn Eceabat'a Gelmesi 19. Tümen Komutaný, Karargahý, 57. Piyade Alayý, Dað Bataryasý, Sýhhiye Bölüðü, Seyyar Hastane Ekmekçi Müfrezesi'nin, Tekirdað'dan Eceabat'a Gelmesi. Çanakkale Müstahkem Mevkii Karargahý'nýn Hacýpaþa Çiftliði'ne Yer Deðiþtirmesi. Çanakkale Müstahkem Mevki Komutaný'nýn, 19. Tümen Komutaný'ný Eceabat Bölgesi Komutanlýðýna Atanmasý. Mustafa Kemal'in 19. Tümen Komutanlýðý'na atanmasý. Birleþik Filo'nun, Giriþ Tabyalarýndaki Toplarý Tahrip Etmesi ve Boðaz'a Girmeye Baþlamasý. 26 Þubat 1915 Deðirmenburnu - Çanakkale Feneri Arasýnda 10. Mayýn Hattý'nýn Kurulmasý. Seddülbahir ve Kumkale'ye Yapýlan Çýkarma. 01 Mart 1915 02 Mart 1915 Venizelos'un, Gelibolu Yarýmadasý'nda 3 Tümen Çýkarýlmasýný Önermesi. General Liman Von Sanders'in Çanakkale'deki Osmanlý Kara Kuvvetleri Baþkomutanlýðýna atanmasý. Ýngiltere, Fransa ve Rusya arasýnda Boðazlar'ýn taksimini öngören 'Ýstanbul Antlaþmasý' nýn imzalanmasý. 3. Avustralya Tugayý'nýn, Mondros Limaný'na Gelmesi . Çamkoyu Batýsýndan Queen Elizabeth Muharebe Gemisinin Merkez Tahkimatýný Aþýrma Biçiminde Bombardýmaný. Nusret Mayýn Gemisi'nin, elde kalan son 26 mayýnla Boðaz giriþindeki Karanlýk Koy'a mayýn döþemesi. Sir Ian Hamilton'un, Akdeniz Baðlaþýk Kuvveti Komutanlýðý'na Atanmasý. 11. Tümen'in Ezine, Bayramiç Bölgesine Gelmesi. Ýngiliz Deniz Piyade Tümeni'nin Artanýnýn Limni Adasýna Gelmesi.

01 Þubat 1915 17 Þubat 1915 18 Þubat 1915 19 Þubat 1915

04 Mart 1915

05-06 Mart 1915

07-08 Mart 1915

11 Mart 1915 12 Mart 1915

29

Kronoloji - Çanakkale Savaþlarý
13 Mart 1915 15 Mart 1915 16 Mart 1915 Kitchener'in, Hamilton'a Kara Kuvvetlerinin Kullanýlmasý Konusunda Yönerge Vermesi. General d'Amade Emrindeki Fransýz Doðu Sefer Kuvveti'nin Mondros Limaný'na Gelmesi. Amerika Büyük Elçisi, Adliye Nazýrý, Avusturya Askeri Ateþesi'nin Çanakkale'ye Gelmesi. Amiral Carden'in Saðlýk Nedeniyle Görevinden Ayrýlmasý. 17 Mart 1915 18 Mart 1915 Amiral de Robeck'in, Birleþik Filo Komutanlýðý Görevine Baþlamasý. Çanakkale Boðazý Muharebesi, Ýtilaf devletleri donanmasý yaklaþýk 30 savaþ gemisiyle savaþýn en geniþ kapsamlý saldýrýsýný baþlattý. Altý büyük gemiden Bouvet, Irresistible ve Ocean zýrhlýlarý batýrýldý, üçü ise kullanýlmaz duruma geldi. Çanakkale Boðazý’ný denizden geçme giriþimi Türk deniz ve kara savunmasý karþýsýnda baþarýsýzlýða uðradý. Alman general Liman Von Sanders 5. Ordu Komutanlýðý'na getirildi. Bu ordunun ihtiyatýný oluþturacak 19. Tümen’in komutanlýðýna ise Kurmay Yarbay Mustafa Kemal getirildi. General Hamilton'un Birliklerini Düzenlemek Üzere Mýsýr'a Hareket Etmesi. 9. Tümen Komutaný'nýn, Eceabat Bölgesi Komutanlýðý'ný 19. Tümen Komutaný'ndan Devralmasý. 5. Ordu Komutaný'nýn Gelibolu'ya Gelerek Göreve Baþlamasý. Churchill'in, Birlikte Harekata Karar Verildiðini Amiral de Robeck'e Bildirmesi. Tengerdere – Domuzdere Arasýnda Boðaz'ýn Ortasýna Doðru 19 Mayýndan Oluþan Son Mayýn Hattýnýn Kurulmasý.

23 Mart 1915

24 Mart 1915 25 Mart 1915

26 Mart 1915 27 Mart 1915 28 Mart 1915

31 Mart 1915 01 Nisan 1915 31 Mart 1915 01 Nisan 1915 10 Nisan 1915 Bu Mayýn Hattýna Paralel Olarak, Boðaz Doðrultusunda 10 Mayýnýn Uzatýlmasý. 3. Tümen'in Muharip Birlikleriyle Erenköy'e Gelmesi General Weber'in Kalvert Çiftliði'nde Mürettep Kolordu Komutanlýðý Görevine Baþlamasý. General Hamilton'un Mondros'a Gelmesi. Avustralya Tümeni'nin Büyük Kýsmýnýn, Mondros'a Gelmesi. 16 Nisan 1915 17 Nisan 1915 18-19 Nisan 1915 25 Nisan 1915 27 Nisan 1915 Demirhisar torpidobotunun kendini karaya oturtup batmasý. E-15 Ýngiliz Denizaltý Gemisinin, Boðaz'da Hasara Uðratýlýp Karaya Oturtulmasý. Ýngilizlerin, Torpido Atarak E-15 Denizaltý Gemisini Batýrmalarý. Ýtilaf güçlerinin en geniþ kapsamlý ilk çýkarmasý. Ýngiliz denizaltý gemilerinin Marmara’da denizaltý savaþýna baþlamalarý ve Barbaros zýrhlýsýnýn bir denizaltý tarafýndan batýrýlmasý. Birinci Kirte muharebesi. Sultanhisar torpidobotunun E-2 Ýngiliz denizaltý gemisini batýrmasý. Ýkinci Kirte muharebesi

28 Nisan 1915 30 Nisan 1915 06-08 Mayýs 1915

30

Kronoloji - Çanakkale Savaþlarý
12 Mayýs 1915 14 Mayýs 1915 19 Mayýs 1915 Muavenet-i Milliye torpidobotunun Ýngiliz Goliath zýrhlýsýný torpilleyerek batýrmasý. Churchill ve Amiral Fisher istifa ettiler. Liman Von Sanders’in 42 bin kiþilik bir kuvvetle Arýburnu çýkarma noktasýndaki Anzaklar’a yönelik baþarýsýz saldýrýsý. Türkler 10 bin kayýp vererek geri çekildi. Alman U-21 denizaltý gemisinin Ýngiliz Trumph zýrhlýsýný batýrýþý. Ayný denizaltý gemisinin önünde Majestic Ýngiliz zýrhlýsýný batýrýþý. Mustafa Kemal’in Albaylýða yükseltilmesi. Üçüncü Kirte muhaberesi. Kerevizdere muharebesi. Atatürk'ün, Kurmay Baþkaný Ýzzettin (Çalýþlar) Bey'le beraber Cesarettepesi'ndeki 18.Alay'a ait siperleri gezmesi ve buradaki mevzilerin kuvvetlendirilmesi için bazý direktifler vermesi, düþmanýn taarruzu halinde uygulanacak hareket hakkýnda komutanlarla görüþmesi. Tasir-i Efkar gazetesi muhabirlerinden Ferit Bey'in, 19.Tümen Karargahý'nda Atatürk'ü ziyareti. Ýngiliz ve Fransýzlarýn, Seddülbahir'e yeni bir taarruzu, ancak yedekteki birliklerin ileri sürülmesiyle önlenebilmesi. Gazeteci, yazar ve þairlerden oluþan bir edebi heyetin, harp alanýný ziyaret etmek üzere, Ýstanbul'dan Çanakkale'e geliþi. (Hamdullah Suphi (Tanrýöver), Ahmet Aðaoðlu, Ali Canip (Yöntem), Ömer Seyfettin, Mehmet Emin (Yurdakul), Ýbrahim Alaettin (Gövsa), Hakký Süha (Gezgin), Enis Behiç (Koryürek)'in de içinde bulunduðu heyet, Çanakkale cephesine gelerek 5.Ordu ve 3.Kolordu Karargahlarýný ziyaret etmiþ, Arýburnu ve Seddülbahir harp bölgelerini gezmiþtir. Heyet, Cesarettepesi'ne giden yolun düþman kontrolünde ve tehlikeli oluþu nedeniyle Atatürk'ü ziyaret edememiþ ancak telefonla konuþarak baþarýlarýný kutlamýþtýr. Gelibolu Mutasarrýfý Süreyya (Yiðit) Bey'le Maydos (Eceabat) Kaymakamý Rahmi Bey'in, 19.Tümen Karargahý'nda Atatürk'ü ziyareti ve geceyi karargahta geçirmeleri. Atatürk'ün, Kurmay Baþkaný Ýzzettin (Çalýþlar) Bey'le beraber, öðleden sonra, 3.Kolordu Karargahý'nýn bulunduðu Kemalyeri'ne gelerek Veliaht Yusuf Ýzzettin Efendi'yi karþýlama töreninde bulunmasý, akþam yemeðini Kemalyeri'nde yemesi, tekrar 19.Tümen Karargahý'na dönüþü. Atatürk'ün Kurmay Baþkaný Ýzzettin (Çalýþlar) Bey'le beraber 27.ve 57. Alay cephelerini gezmesi. 3.Kolordu Komutaný Esat (Bülkat) Paþa'nýn, Kurmay Baþkaný Fahrettin (Altay) Bey'le beraber 19.Tümen Karargahý'na gelerek Atatürk'ü ziyareti.

25 Mayýs 1915

01 Haziran 1915 04-06 Hzrn. 1915 21 Haziran 1915 04 Temmuz 1915

10 Temmuz 1915

13 Temmuz 1915

16 Temmuz 1915

17 Temmuz 1915

19 Temmuz 1915

28 Temmuz 1915

30 Temmuz 1915

06-07 Aðustos 1915 Ýngilizler’in Suvla Limaný çýkarmasý ve 1 nci Anafartalar savaþýnýn kazanýlmasý. 08-09 Aðustos 1915 Ýtilaf Güçlerinin Seddülbahir’i boþaltmalarý. 10 Aðustos 1915 Türklerin Anafartalar Grup Komutaný Albay Mustafa Kemal öncülüðünde geniþ kapsamlý Conkbayýrý taarruzu.

31

Kronoloji - Çanakkale Savaþlarý
14 Aðustos 1915 17 Aðustos 1915 21 Aðustos 1915 01 Eylül 1915 Mariot adlý Fransýz denizaltý gemisinin aðlara takýlýp batmasý Kireçtepe savaþýnýn kazanýlmasý 2 nci Anafartalar savaþýnýn kazanýlmasý Mustafa Kemal'e, Anafartalar Grubu Komutanlýðý'ndaki üstün baþarýlar nedeniyle "Muharebe Gümüþ Liyakat Madalyasý" veriliþi. Mustafa Kemal'in, Çanakkale Savaþlarýnda yaralanan ve sakatlanan Osmanlý askerleri için para toplayarak gönderen -Almanya'nýn Ýstanbul Elçiliði görevlilerinden- Dr.Ernest Jackh'a teþekkür mektubu :"...Kaderin savurduðu her haþin darbeye bizimle katlanmakla kalmayýp bundan doðan ýstýraplarý da hafifletmek için akla gelen her yardýmý esirgemeyen siz sadýk dosta, Fevzi (Çakmak) Bey de selamlarýný ve teþekkürlerini yollar." Atatürk'ün komuta ettiði Anafartalar Grubu Komutanlýðý'nýn Kurmay Baþkaný Binbaþý Ýzzettin (Çalýþlar) Bey'in, 16.Kolordu Kurmay Baþkanlýðý'na atanmasý. Mustafa Kemal'in, Anafartalar'da 4.ve 8.Tümen cephelerine giderek incelemelerde bulunmasý. Baþkomutan Vekili Enver Paþa'nýn, 5.Ordu Komutaný Liman von Sanders'in -Anafartalar Grubu'ndaki yeni düzenleme ile ilgili- 29 Aðustos 1915 tarihli önerisine cevabý :"Anafartalar Grubu'nun devamýný, bu grup içindeki tümenlerin þimdilik yalnýz 2.ve 15.Kolordularý oluþturmasýný ve Grup Komutanlýðý'nýn 16.Kolordu Komutaný Mustafa Kemal Bey tarafýndan yapýlmasýný, yüksek öneriniz üzerine uyarýnca uygun gördüm." Bulgaristan’ýn Türkiye ve Almanya’nýn yanýnda savaþa katýlmasý. Mustafa Kemal'in Bulgar Generali Petroff'un eþi Sultane Petroff'a Çanakkale'den Fransýzca mektubu :"...Düþman kuvvetlerine karþý kendi istediðimiz þekilde karþý koyduk ve daha önce Arýburnu'nda benim karþýmda hezimete uðrayan düþman kuvvetleri, aradan aylar geçtikten sonra bu defa da Anafartalar'da tam anlamýyla felç oldular. Generalimin, muhtemelen bunlardan haberi vardýr; ama olan biteni doðrudan benden öðrenmesi, sanýrým kendisini çok daha fazla memnun edecektir. General Hamilton'a ve Lord Kitchener'e ardý ardýna bu baþarýlarý elde etmeme vesile olduklarý için teþekkür etmem gerektiðine inanýyorum." Mustafa Kemal'in, 2.ve 15.Kolordu Komutanlarýyla Abdurrahman Bayýrý'na gidiþi. Mustafa Kemal'in rahatsýzlanmasý, Mareþal Liman von Sanders'in Anafartalar Grubu Karargahý'na gelerek, kendisine geçmiþ olsun dileðinde bulunmasý, sonra özel doktorunu gönderiþi. Mustafa Kemal'in, - Almanya'nýn Ýstanbul Elçiliði görevlilerinden- Dr.Ernest Jackh'ý çadýrýnda kabulü ve söyledikleri :"Tam manasýyla Ruslar gibi karaya týkýldýk. Ruslar çökmeðe mahkumdurlar; çünkü Boðazlarý kapayarak onlarý Karadeniz'e týkadým. Bu suretle, müttefiklerinden ayrý düþürdüm. Fakat biz de ayný sebep dolayýsýyla yýkýlmaya mahkumuz. Gerçekten biz, Akdeniz, Kýzýldeniz ve Hint Okyanusu sahillerine yerleþmiþ bulunuyoruz; fakat herhangi bir okyanusa çýkmayý göze alamayýz. Deniz kuvvetlerine sahip olmayan bir kara kuvveti olmak itibariyle biz, yarýmadamýzý, kara kuvvetlerini hiçbir tehdide

02 Eylül 1915

04 Eylül 1915

06 Eylül 1915 14 Eylül 1915

20 Eylül 1915

23 Eylül 1915

32

Kronoloji - Çanakkale Savaþlarý
uðramaksýzýn istediði sahile getirebilen deniz kuvvetlerine karþý savunmaya asla muktedir olamayacaðýz." (Atatürk, bu görüþmenin yapýldýðý günlerde rahatsýzlýðý nedeniyle çadýrýnda istirahat etmektedir. Ernest Jackh, hatýralarýnda þu bilgileri vermektedir :"Mustafa Kemal Bey aðýr surette hastaydý ve bu yüzden kendisini ziyaret için çadýrýna gittim. Malarya (sýtma)'ya tekrar yakalanmýþtý. O kadar zayýflamýþtý ki, ilkin tanýyamadým. Bununla beraber ateþli tabiatý, evvelce sýk sýk yaptýðýmýz bütün gece devam eden çok sevdiði görüþmeler gibi, bizi, siyasi bir tartýþmaya daldýrdý." 24 Eylül 1915 Baþkomutan Vekili Enver Paþa'nýn beraberinde Baþkomutanlýk Vekaleti Harekat Þubesi Müdürü Yarbay Ýsmet (Ýnönü) Bey olduðu halde Gelibolu'ya geliþi. Baþkomutan Vekili Enver Paþa'nýn sabahleyin Kuzey Grubu Karagahý'na gidiþi, daha sonra Anafartalar Grubu cephesine ait- Conkbayýrý'ný gezdikten sonra Gelibolu'da 5.Ordu karargahý'na dönüþü (Enver Paþa, bu inceleme gezisinde Anafartalar Grubu Karargahý'na uðramamýþtýr.) Mustafa Kemal'in, 5.Ordu Komutaný Mareþal Liman von Sanders'e Anafartalar Grubu Komutanlýðý'ndan affýný isteyen yazýsý :"...Geçenlerde Ekselanslarý Baþkomutan, Kuzey, Güney ve Asya Gruplarýný ziyaretiyle gereði gibi onurlandýrmýþtýr; ancak Anafartalar Grubu'nun varlýðýný tanýmak istememekle, bizi ziyaretinin onurundan mahrum kýlmýþtýr. ...Ekselanslarý Baþkomutan'ýn þahsýma karþý beslediði duygular böylece bilinirken, orduda ayný koþullar altýnda hizmet vermem benim için imkansýzdýr. Siz Ekselanslarýndan beni þu andan itibaren Grup Komutanlýðý'ndan istifa etmiþ sayma ve þahsýmla ilgili daha sonraki iþlemleri tayin etme lütfunda bulunmanýzý rica etmek onurunu taþýmaktayým." 5.Ordu Komutaný Mareþal Liman von Sanders'in Baþkomutan Vekili Enver Paþa'ya Mustafa Kemal'in Anafartalar Grubu Komutanlýðý'ndan affýný isteyen deilekçe vermiþ olduðunu, ancak kabul edilmemesini isteyen yazýsý :"...Bu dilekçeyi destekleyemem. Çünkü Mustafa Kemal Bey'i vatanýn bu büyük savaþta hizmetlerine muhakkak surette muhtaç olduðu, çok müstesna kabiliyetli, yetkili ve cesur bir subay olarak tanýdým ve takdir ettim. ...Þimdilik iliþikte takdim etmediðim ayrýlma dilekçesini, Ekselanslarýnýzýn, güvenini belirtmek suretiyle reddetmek lütfunda bulunmalarýný rica ediyorum." Gelibolu Yarýmadasý’nýn Ýtilaf Devletleri’nce boþaltýlmasýnýn ilk kez söz konusu oluþu Çanakkale bölgesinde General Hamilton'un komutayý General Birdwood'a devrederek cepheden ayrýlýþý. Mustafa Kemal'in, Baþkomutanlýk Vekaleti'nce 9.,11.ve 12.Tümenlerin birleþmesinden oluþacak 16.Kolordu komutanlýðýna atanmasý ve Kolordu Komutaný yetkisiyle "Anafartalar Grubu'nu yönetmekle görevlendirilmesi. Turkuaz isimli Fransýz denizaltý gemisinin esir edilmesi. Baþkomutan Vekili Enver Paþa'nýn, beraberinde Ahmet Ýzzet Paþa, Yarbay Feldmann ve Baþyaver Kazým (Orbay) Bey olmak üzere

26 Eylül 1915

27 Eylül 1915

30 Eylül 1915

11 Ekim 1915 17 Ekim 1915

26 Ekim 1915

30 Ekim 1915 31 Ekim 1915

33

Kronoloji - Çanakkale Savaþlarý
Anafartalar Grubu Karargahý'ný ziyareti, Atatürk'le görüþmesi, daha sonra at üzerinde Ýsmailoðlu Tepesi'ne gidilmesi. 03 Kasým 1915 Ýstanbul'dan Gelibolu'ya gelen Ayan ve Mebusan Heyeti'nin Anafartalar Grubu karargahý'na giderek Mustafa Kemal'i ziyareti ve beraber cepheyi gezmeleri. Çanakkale’den geçerek Marmara’ya girmiþ olan E-20 Ýngiliz denizaltý gemisinin esir edilmesi. Ýngiliz Harp Kabinesi'nin Çanakkale'yi boþaltma kararý. Fransýz denizaltý gemisi Turkuaz’a Enver Paþa’nýn katýldýðý bir törenle “Müstecip Onbaþý” adýnýn verilmesi. Mareþal Liman von Sanders'in Anafartalar Grubu Karargahý'na geliþi ve Mustafa Kemal'e, beraberinde getirdiði hava deðiþimi izin yazýsýný vermesi. Ýtilaf Güçlerinin Gelibolu Yarýmadasý’ný boþaltma hazýrlýklarý. Fethi (Okyar), Dr.Bahattin Þakir ve Dr.Tevfik Rüþtü (Aras) Bey'lerin akþam Atatürk'ün misafiri olarak Anafartalar Grubu Karargahý'na geliþleri. Atatürk'ün aldýðý hava deðiþimi izni üzerine Anafartalar Grubu Komutan Vekilliðine atanan Fevzi (Çakmak) Paþa'nýn Anafartalar Grubu Karargahý'na geliþi. Atatürk'ün -beraberinde misafirleri Fethi (Okyar), Bahattin Þakir ve Tevfik Rüþtü (Aras) Bey'ler olmak üzere- Çanakkale'den Ýstanbul'a hareketi. (Atatürk Ýstanbul'a dönüþünü takiben Çanakkale'den izinli olarak ayrýlýþ sebebini Salih (Bozok) Bey'e þöyle anlatmýþtýr :"Ben düþmanýn çekileceðini anladýðým için bir taarruz yapýlmasýný teklif etmiþtim. Fakat benim bu teklifimi kabul etmediler. Bundan dolayý caným sýkýldý. Çok da yorgun olduðum için izin alarak Ýstanbul'a geldim. Eðer ben orada iken düþman þimdiki gibi çekilmiþ olsaydý, herhalde daha çok sýkýlacaktým. Burada bulunmaklýðým benim için bir talih eseridir.) Mustafa Kemal'in Çanakkale'den Ýstanbul'a geliþi Ýtilaf Güçlerinin, iþgal ettikleri siperleri boþaltarak gece Anafartalar, Arýburnu bölgesinden gizli olarak çekilmeleri (Bu bölgedeki boþaltma son günlerde mevcut sisten de yararlanýlarak gizli olarak yapýlmakta idi. Ancak birlik ve malzemelerin büyük kýsmýný kapsayan boþaltma bu gece gerçekleþtirilmiþtir. Ýngilizler 8/9 Ocak 1916 gecesi de Seddülbahir bölgesinden çekilmiþlerdir.) Müttefiklerin Seddülbahir’i boþaltmalarý 5.Ordu Komutaný Mareþal Liman von Sanders'in Ýngilizlerin Gelibolu yarýmadasýndan çekilip gitmeleri üzerine- sabah 8.45'de Alçýtepe'den Baþkomutanlýk Vekaleti'ne telgrafý :"Tanrý'ya þükür Gelibolu yarýmadasý tamamen düþmandan temizlenmiþtir. Diðer ayrýntýlar ayrýca sunulacaktýr." 5.Ordu Karargahý'nýn, Müttefiklerin Gelibolu yarýmadasýný boþaltmalarý üzerine Çanakkale'den Lüleburgaz'a alýnmasý. Atatürk'e Anafartalar Grubu Komutanlýðý döneminde gösterdiði üstün baþarýlarý nedeniyle "Ýkinci Rütbe'den Osmani Niþaný" verilmesi.

06 Kasým 1915 07 Kasým 1915 10 Kasým 1915

05 Aralýk 1915

06 Aralýk 1915 08 Aralýk 1915

10 Aralýk 1915

11 Aralýk 1915 19-20 Aralýk 1915

08-09 Ocak 1916 09 Ocak 1916

18 Ocak 1916

01 Þubat 1916

34

GELÝBOLU YARIMADASI TARÝHÝ MÝLLÝ PARKI
Doðal ve kültürel deðerleri yanýsýra dünya savaþ tarihi açýsýndan büyük önem taþýyan ve Mustafa Kemal komutasýndaki Türk ordu birliklerinin dünyayý þaþýrtan cesaret ve kahramanlýklarýnýn sergilendiði Çanakkale Savaþlarýnýn izlerini ve anýlarýný korumak amacýyla 1973 yýlýnda Milli Park ilan edilmiþtir. Gelibolu Yarýmadasý Tarihi Milli Parký, ilimizin en önemli gezi yerlerinden birisidir. Parkýn kara sýnýrlarýný Gelibolu Yarýmadasý'nýn Saroz Körfezindeki Ece Limaný ile Çanakkale Boðazýnda yer alan Akbaþ Ýskelesi arasýnda çizelecek bir hat oluþturur. Seddülhabir Köyü çevresindeki Tekke ve Hisarlýk Burunlarý, Ertuðrul, Morto, Ýkiz koylarý, Alçýtepe, Kerevizdere, Zýðýndere ile kuzeydoðuda yer alan Arýburnu, Conkbayýrý, Kocaçimen, Kanlýsýrt, Anafartalar ve Suvla koylarý, savaþýn cereyan ettiði baþlýca alanlardýr. Çanakkale Savaþlarý sýrasýnda büyük cesaret göstererek þehit olan birlikler ve þahýslar adýna bugün Gelibolu Yarýmadasýnda çok sayýda þehitlik vardýr. Her biri ayrý bir kahramanlýk örneði olan bu þehitliklerin en önemlisi Morto Koyu'nda, Hisarlýk tepe üzerinde tüm þehitlerimizin anýsýna dikilen ÇANAKKALE ÞEHÝTLER ABÝDESÝ'dir. Gelibolu Yarýmadasý üzerinde, Çanakkale Savaþlarýnda hayatlarýný kaybeden yabancý askerler için de anýt ve mezarlýklar vardýr.

ÇANAKKALE SAVAÞLARI Çanakkale Savaþlarý, Birinci Dünya Savaþý içinde, tarihin en kanlý bölümü olarak bilinir. Türk'ün sayýsýz zafer, þan ve þerefle dolu tarihinin en parlak sayfasýdýr. I.Dünya Savaþý'ndan kýsa bir süre önce, 1911-1912 yýllarýnda Osmanlý Devleti son Afrika topraklarýný Ýtalya'ya kaptýrmýþ, 1912-1913 Balkan hezimeti ise, Rumeli'deki son Türk hakimiyetini silip süpürmüþtür. Bulgar Ordularýnýn Ýstanbul kapýlarýný zorlamasý, 500 yýldýr Türk olan Rumeli'nin kaybý, Ýstanbul ve boðazlarýn güvenliðinin tehlikeye girmesi, o zamanýn devlet adamlarýnda siyasi yalnýzlýðýmýzýn tabii bir sonucu olarak deðerlendirilmiþtir. Dolayýsýyla I. Dünya Savaþý'na rastlayan günlerde Osmanlý devleti yalnýzlýktan ve emniyetsizlikten kurtulmuş fakat, Balkan savaþýnýn kötü hatýralarýnýn tesiri altýnda kalan her iki blokta Türk ittifakýný küçümsemiþler ve bu ittifakýn kendileri için bir yük olmasýndan endiþe etmiþlerdi. Ancak, Alman Ýmparatoru, her iki
35

CHURCHILL'in ýsrarla üzerinde durduðu bu fikirlere önceleri pek itibar edilmemiþtir. Ancak 1914 Aralýk ayýnda baþlayan Türk Sarýkamýþ harekatý üzerine telaþlanan; çok zor durumda kalan hiç deðilse bir kýsým Türk kuvvetlerinin baþka Cephelere çekilmesini isteyen Rusya'nýn yükünü azaltmak için, Çanakkale seferine karar verilmiþ, fakat kesin neticeyi batý cephesinde arayanlarý darýltmamak amacýyla önce sadece donanmayla ve zorla Çanakkale Boðazý geçilmeye çalýþýlmýþtýr. 18 Mart 1915'te yaklaþýk bir aydýr sürekli olarak bombaladýðý boðazýn her iki tarafýndaki Türk tabyalarýnýn artýk sustuðunu varsayan 12 zýrhlý, 18 muhrip, 7 mayýn tarama gemisi, çeþitli nakliye destek gemisi ve uçak gemilerinden meydana gelen I. Dünya savaþýnýn en büyük ve en modern donanmasý, boðazý geçme giriþiminde bulunmuþtur. Ancak ehliyetli ellerde sevk ve idare edilen kahraman Türk askerinin hayatýný hiçe sayarak, kanýný fedakarca akýtmasý sayesinde dünyanýn en modern silah ve teçhizatýyla donatýlmýþ düþman donanmasý, 7 modern savaþ gemisini ve binlerce askerini, kaybederek geri çekilmek zorunda kalmýþtýr. Zira, Mehmetçik, düþmaný denizden bir adým bile geçirmemeye yemin etmiþtir. Anadolu bozkýrýnýn o güne kadar deniz görmemiþ çocuklarý, sanki kýrk yýldýr denizlerde savaþýp da piþmiþ kiþilere özgü beceriyle zýrhlý düþman gemilerine geçiþ hakký tanýmamýþtýr. Bunun üzerine 25 Nisan ve 6 Aðustos 1915 tarihleri arasýnda düþman kara kuvvetleri Gelibolu Yarýmdasýna çýkarýlmýþ olup, çýkarma þöyle özetlenebilir. Asýl kuvvetler Gelibolu Yarýmadasýnýn güney ucuna iki ayrý noktadan çýkacak ve boðazlarý kontrol eden tepeleri alacak, bunu baþarmak için, iki tümenden oluþan bir Anzak (Avustralya ve Yeni Zelanda) Kolordusu Kabatepe bölgesine çýkacak ve iki İngiliz ve bir Fransýz tümeni ile bir Hint tugayýndan oluþan kuvvet, Seddülbahir bölgesini ele geçirecektir. Ayný anda bir aldatmaca olarak, boðazýn güneyinde Kumkale bölgesinde ikinci bir çýkarma yapýlacak ve bazý donanma birlikleri orada da çýkarma olacaðý izlenimi vermek üzere Saroz körfezine doðru seyredecektir. Fakat, kahraman TÜRK askerinin hayatýný hiçe sayarak kahramanca döðüþmesi TÜRK komutanlarýnýn ve bilhassa Mustafa KEMAL'in üstün sevk ve idareleri sonucunda düþman baþarýsýzlýða uðrayarak savaþ, siper savaþý halini almýþtýr. Gelibolu Yarýmdasýnda çýkarma yapan düþman kuvvetlerini meydana getiren askerlerin milliyetleri son derece enteresandýr. Ýngiliz ve Fransýzlar'ýn yanýsýra, bizimle hiç ilgisi olmayan Cezayir Berberilerini, Sengal

blok arasýndaki savaþta, Osmanlý devletinin hiç deðilse bir kýsým düþman kuvvetini meþgul edebileceði gerekçesiyle müdahale etmiþtir. Bu suretle Osmanlý devleti, kaderini alelacele, 2 Aðustos 1914'te "Üçlü ittifak'a baðlamýþtýr. Ýþte Çanakkale Zaferini yaratan kuvvet. 1914 yazýnda küçümsenen deðeri hakkýnda yanlýþ teþhis konan bu TÜRK ORDUSU'dur. Avrupa'da savaþ bütün þiddetiyle sürerken, hareket harbinin yerini siper harbi almýþtýr. Bu cephede yarma yapmak ve kesin sonuç almak son derece zorlanmýþtýr. Halbuki "üçlü itilaf"ýn askeri gücü günden güne artmaktadýr. Bu güç, hareket savaþýna müsait baþka savaþ alanlarýnda kullanýlmalýdýr. Ýngiltere Baþkaný Lloyd GEORGE ve Bahriye Nazýrý CHARCHILL bu görüþü benimsemiþlerdir. Çanakkale Savaþlarý, iþte bu görüþü benimseyenlerin esiridir. Hareket sahasý olarak Gelibolu Yarýmadasý'nýn seçilmesi, bu bölgenin jeopolitik bakýmdan çok büyük öneme sahip olmasýndandýr. Boðazlar, Güney Rusya ve bütün Karadeniz kýyýlarýnýn açýk denizlere olan tek çýkýþ noktasýdýr. Harp halinde bu geçidin kapanmasý, Rusya için hayati önem taþýmaktadýr. Zira, Rusya'nýn insan ve hammadde kaynaklarý zengin, fakat sanayi ve mali imkanlarý sýnýrlýdýr. Bunun için uzun ve sürekli bir savaþýn gerektirdiði silah, cephane ve malzeme ikmalini temin edemeyecek durumdadýr. Bu durumda boðazlar doðu cephesinin en müsait ve hayati menzul hattýný teþkil etmektedir. Bu geçidin açýlmasýyla Rusya'yý takviye edecek, batý cephesinin yükünü hafifletecek, dolayýsýyla savaþý kýsaltacaktýr. Osmanlý devletinin savaþ dýþý edilmesiyle, muhtemelen Balkan devletleri ve Ýtalya "itilaf" devletleri yanýnda savaþa katýlacaklardý. O zaman Ýngiliz Bahriye Nazýrý olan

36

zencilerini, Avustralyalý, Kanadalý, Yeni Zelandalý ve Hintlileri üzerimize salmýþlardýr. Þair. Þu mýsralarla, "Eski dünya, yeni dünya, bütün akvam-ý beþer, Kaynýyor kum gibi, tufan gibi, mahþer mi hakikat mahþer. Yedi iklimi cihanýn duruyor karþýnda, Avustralya'yla beraber, bakýyorsun Kanada! Çehreler baþka, lisanlar, deriler renkgarenk, sade bir hadise var ortada, vahþetler denk. Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela" diyerek, bunu ne güzel dile getirmiþtir. Evet, düþman yalnýzca birkaç devletten ibaret olmayýp, sanki karþýmýzda bütün dünya vardý. Düþman donanmasý II. Dünya Savaþý'na kadar, dünyanýn gördüðü en büyük ve en modern donanmasýydý. Hal böyle iken kazanýlan zaferin deðeri daha iyi anlaþýlmaktadýr. Zira bu savaþ; yenilmez sayýlan devletlerin maðlubiyetidir. Çanakkale'de tarihin kaydettiði en büyük ve en kanlý savunma savaþlarý verilmiþtir. Bu savaþlar Mustafa Kemal gibi bir askeri dehanýn Türk ve dünya kamuoyu tarafýndan tanýnmasýnýn saðlanmasý açýsýndan son derece önem taþýmaktadýr. Düþman durmadan saldýrmaktadýr. Anafartalar ve Arýburnu cephelerinde emir komuta karmaþasý vardýr. Bu durum çok tehlikelidir. Yarbay Mustafa Kemal, Ordu komutaný Alman General Liman Von Sandres'ten bütün mevcut kuvvetlerin emrine verilmesini ve bundan baþka çare kalmadýðýný bildirmiþ. Alman General "Çok gelmez mi?" diye sorduðunda Mustafa Kemal, "Az gelir" diye cevap vermiþtir. Ertesi gün emir gelmiþ ve bütün birliklerin komutasý Mustafa Kemal'e verilmiþtir. Bir cephe komutanlýðýnýn çok gelip gelmeyeceðini yarbay Mustafa Kemal'e soran ve "az gelir" cevabýný alan Alman General karþýsýndaki Türk'ün "ATATÜRK" olduðunu yýllar sonra öðrenecektir. Çanakkale Savaþlarý'nýn temel aðýrlýk noktasýný, Mustafa Kemal oluþturmuþtur. Mustafa Kemal Çanakkale Savaþlarý baþlamadan kýsa bir süre önce 2 Þubat 1915'te Tekirdað'da yeni kurulacak olan 18'inci Tümen Komutanlýðýna atanmýþtýr. Derhal göreve baþlayan Mustafa Kemal, o tümeni kýsa bir zaman içinde savaþa hazýr seçkin bir tümen haline getirmiþtir. Fakat kýsa bir zaman sonra Mustafa Kemal bu bölgeden alýnarak, tümeni ile birlikte Bigalý köyüne çekilmiþtir. Mustafa Kemal, düþmanýn Gelibolu çýkarmasýna kadar, yani 25 Nisan 1915'e kadar orada yedek kuvvet olarak kalmýþ, fakat Arýburnu taarruzu baþlar baþlamaz, kendi insiyatifi ve teþebbüsü ile emir beklemeden, Arýburnu'na yetiþerek taarruza geçmiþtir. Düþmaný Kocaçimentepe'de durdurarak, yarýmadanýn tahliyesine kadar düþmanýn ilerlemek için yaptýðý bütün taarruzlarý ve þiddetli hücumlarý erimeye mahkum etmiþ ve Türk'ün yiðit mehmetçiði Çanakkale'de sanki etten ve kemikten bir kale yaratmýþtýr. Bütün savaþlardan farklý bir savaþ malzemesi görülmüþtür. Bu da "ÝNANÇ"týr. Topa, tüfeðe, üstün kuvvete, çeliðe karþý dimdik duran ve kafa tutan bir inanç kendini göstermiþtir. Mustafa Kemal'in "Size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfýnda, yerinize baþka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir" dediði bu savaþlarda,

herkes öldürmek ve ölmek için düþmana atýlmýþtýr. Mustafa Kemal, bu savaþý "Bu öyle alelade bir taarruz deðil, herkesin muvaffak olmak veya ölmek arzusuyla harekete geçtiði bir taarruzdur" diye ifade etmiþtir. Burada meþhur 57'inci Alay, hiç kurtulmamacasýna Mustafa Kemal'in emrine uyarak tamamen þehit olmuþtur. Nitekim çeþitli milletlerden meydana gelmiþ, düþman askerleri, yapýþýp kaldýklarý Arýburnu'nun yalçýn yamaçlarýndan bir adým bile ileri atamamýþlardýr. Öncelikle Ýstanbul'u tehdit eden düþmanýn Gelibolu Yarýmdasýna yaptýðý bu taarruzu Kocaçimentepe'de durduran Mustafa Kemal, bu baþarýsýndan dolayý haklý olarak Albaylýða yükseltilmiþtir. 6-7 Aðustos 1915'te Türk askerini yandan, yani Anafartalar'dan çevirmek isteyen Klýchner ordusu da bu bölgenin Grup komutanlýðýna atanan Mustafa Kemal'in 10 Aðustos günü ayaðýnýn tozunu silmeden giriþtiði karþý taarruz sonucunda eriyip gitmiþtir. Mustafa Kemal bu savaþ sýrasýnda göðsünden bir þarapnel parçasý ile yaralanmýþ, fakat kalbi üzerindeki saat kendisini mutlak bir ölümden kurtarmýþtýr. Bu savaþlarýn akabinde, 17 Aðustos'ta Kireçtepe Zaferini, 21 Aðustos'ta 2'nci Anafartalar Zaferini kazanan Mustafa Kemal, düþmaný büyük hezimete uðratarak Çanakkale Muharebelerinin kaderini belirlemiþ, 9 Ocak 1916'da düþman, Türk topraklarýndan geri çekilmek zorunda kalmýþtýr. Halbuki, 2 Mart 1915'te Ýngiliz Amiral CARDEN Londra'ya "Hava bozmazsa iki haftaya kadar Ýstanbul'dayýz" þeklinde mesaj çekmiþ, ayrýca İngiliz ordularý Baþkomutaný General HAMÝLTON, resmi raporunda ise, "Türkler, birbiri ardýnca mükemmel taarruzlarda bulundular" diye yazmýþtýr. Hatta bu harekatý hazýrlayarak idare eden W. CHURCHILL’de hatýralarýnda muharebelerden bahsederken, Mustafa Kemal'in emsalsiz bir komutan, Türklüðün kaderine hakim bir deha olduðunun daha o zamanlarda anlaþýldýðýna iþaret ederek, "bir Miralay'ýn karþýmýza çýkýþý bütün talihimizi deðiþtirdi" diye belirtmiþtir. Mustafa Kemal'in Çanakkale'de verdiði bütün emirler kesin ve sonuç alýcýdýr. O, verdiði emirde aynen þöyle demiþtir. "Benimle burada muharebe eden bilcümle askerler katiyen bilmelidir ki, uhdemize tevdi edilen namus vazifesini tamamen ifa etmek için bir adým bile geri gitmek yoktur. Ýstirahat aramanýn, bu istirahattan yalnýz bizim deðil, bütün milletimizin ebediyen mahrum kalmasýna sebebiyet verebileceðini cümlenize hatýrlatýrým. Bütün arkadaþlarýmýn hemfikir olduklarýna ve düþmaný tamamen denize dökmedikçe yorgunluk belirtisi göstermeyeceklerine þüphe yoktur". 30 Nisan'daki komutanlar toplantýsýnda Mustafa Kemal, "İçimizde ve askerlerimizde Balkan Harbi'nin utancýný bir daha görmektense, ölmeyecek yoktur. Böyleleri varsa, onlarý kendi ellerimizle kurþuna dizelim." þeklinde kesin konuþmuþtur. Çanakkale Zaferi, meydana getirdiði nihai sonuçlar açýsýndan son derece önemlidir.

37

Çanakkale Savaþlarý üstüne onlarca komutanýn ayrýntýlý hatýralarý elli yýldýr önümüzde dururken, Çanakkale üzerine bir film ve bir tiyatro yapýlmayýþý, utancýmýzdýr. Tarihimizin en eþsiz sayfasýný oluþturan 57. Alay'ýn isminin tek bir sokak ve caddeye verilmeyiþi de ayrý bir utanç.
Kwai Köprüsü ve benzer II. Dünya Savaşı filmlerini bin defa seyreden gençlerimiz, dünya tarihinin en eþitsiz ve en eþsiz Çanakkale Savaþý'ný kulaktan dolma bilgilerle geçiþtirir. Oysa hepimiz bu savaþý avcumuzun içi gibi bilmeliyiz. Bu trajedilerin en büyüðünü dönüp dönüp anlatmak, vatan ve insanlýk görevidir. Avcumuzun içi gibi. Sol elimiz, Gelibolu olsun. Sol avuç ayamýzý açalým. Serçe parmaðýmýz kýyýsý Saroz Körfezi'ne açýlan Arýburnu olsun. Baþparmaðýmýz Çanakkale Boðazý. Avucumuzun ortasýnda büyük çizgiler, dereler, Arýburnu'na dökülen, Aðýl deresi, Çatlak Deresi, Sazlý dere. Baþparmaðýmýzýn en yüksek yeri Kocaçimen. Onun altý, dik bayýr Conkbayýrý, onun da altý Þahinsýrtý tepesi. Bileðinizde nabzýn attýðý yer Anafartalar olsun. Avcunuzun içindeki tepelerin, yerlerin isimleri yoktu, savaþ sýrasýnda haritalar çýkartýlýrken verildi: Süngübayýrý, Topçutepesi, Kanlýsýrt.. Korkuderesi, Domuzderesi, Kemalyeri.. Ve parmakuçlarýnýzdaki sahil Seddülbahir, Gelibolu'nun tam ucu. Parmakaralarýnda Azmak deresi, Kozlar çayýrý, Suvak kuyusu.. Bu küçük bir avuç harita üstünde tam 950 bin kiþi savaþtý. Bu arazi, tamamen fundalýk, çalýlýk, engebeli, çukurlarla dolu. Deðil savaþmak yürümek mümkün deðil. Düþman komutanlarý hatýralarýnda, 'Haritasýz, barýþ zamanýnda dahi yürünemez. Karmakarýþýk, çapraþýk, çukurlarla, tehlikelerle dolu, dikenli otlarla kaplý' diye yazmakta! Kara savaþlarý 25 Nisan 1915'te baþladý, tam sekiz ay sürdü. Savaþýn ilk dört günü verilen muharebelerin þiddeti tüm sekiz aya bedel. Düþmaný ilk karþýlayan 27. Alay'ýn komutaný Þefik Aker'dir, ardýndan 57. Alay'dýr, komutaný Mustafa Kemal'dir, sol yanýna takviye gelen alayýn adý ise 77. Alay'dýr. Sekiz ay boyunca onlarca alayýmýz, fýrkamýz, komutanýmýz kahramanca savaþtý, herbirini anlatmak kitaplar doldurur, bu üç alayýmýzýn özelliði, düþmaný ilk karþýlamalarý ve durdurmalarý! Bir manga dokuz kiþiden oluþur. Dokuz manga bir takým demek... Bir bölük, üç takýmdan oluþur. Düþmanýn ilk çýkartmasý dörtbin askerdir, bu dörtbin askere karþý önce, sadece iki takým asker savaþmýþtýr. Yani arkadan 27. Alay gelene kadar otuz-kýrk kiþi düþmaný oyaladý... Dörtbin kiþiye karþý otuz kiþi... Tarih kitaplarý bu birkaç manga askerin kahraman-

38

lýðýný ayrýntýlarýyla yazmakta. Mesela bir çavuþumuz, omuzundan vuruldu, devam etti, diðer omzundan vuruldu, yine devam etti, bir bacaðýndan vuruldu, yine devam etti... Savaþýn stratejisi basittir, Arýburnu'na gelen dünyanýn gelmiþ geçmiþ en büyük en kalabalýk zýrhlý gemileri, önce Þahin Sýrtý'na, hemen üstüne Conkbayýrý'na týrmanýp, sonra, boðaza hakim tepe Kocaçimen'i ele geçirince, Çanakkale'den düþman gemileri rahatlýkla geçebilecek. Ancak, düþmanýn hangi sahilden çýkartma yapacaðý, komutanlar arasýnda bugüne kadar süren tartýþmalar yarattý. Düþman, Gelibolu'nun ucu Seddülbahir'den de çýkabilir, Arýburnu'ndan da, göstermelik olarak Anadolu kýyýsýna asker çýkarabilir! Bu tereddüt düþmanýn sahile çýkar çýkmaz vurulmasý hazýrlýðýný karýþtýrmýþtýr! Her alayýmýzda sadece bir makinelitüfek takýmý var ve bu makinelitüfeklerin geri çevirme mekanizmalarý yoktu. Ýlk günlerde düþman öndeyken sakýncasý yoktu, ama sonraki günler bu makinelitüfekler iþe yaramadý. Askerlerimizin sýrt çantalarý bu çukurlarla dolu arazide çok yük olmuþtur. Yemekleri, kazma kürek takýmý dýþýndaki yükleri atýlýnca askerler hafifleyip, yükten kurtulmanýn sevinciyle bayram yapmakta. Çünkü bu arazide yürümek, savaþtan daha yorucu! 19. yüzyýlda tüm dünyayý sömürgeleþtirip, uçsuz bucaksýz köle ve maden kaynaklarýna ulaþan Ýngilizler, dünyanýn en büyük savaþ gemilerine sahip. Açýkta demirlemiþ yüzlerce gemi, laz askerler, kýyýda henüz savaþtan habersiz horon tepmekte... Okumuþ, bilgili, genç teðmen, askerlere, 'Düþman açýkta, siz burada horon tepiyorsunuz', der, 'O gemiler asker dolu, hepsinde azrail gibi toplar var', der. Laz asker: 'Korkma komutaným, Allah'tan büyük deðiller ya' diye cevap verir. Bu inanýlmaz toplara, yüksekten keþif yapan balonlara, bomba atan ve yine keþif yapan yüzlerce teyyaresine karþýlýk, Türklerin bir topçu cephanesi fabrikasý yoktu. Ýstanbul'da Yüzbaþý Piepen topçu cephanesi fabrikasý kurulmuþtu. Ama hikaye. Yirmi toptan ancak biri patlýyor. Yine de komutanlar, boþ mermileri manevra topu gibi atýyor, askerlere psikolojik destek için. Piyadeler, 'topçular bizi destekliyor' sansýn diye. Toplarýn boþ seslerini kullanýyor. Bugün dahi komutanlar, arkalarýna topçu desteði alamadýklarýný kahýrla anlatýyor. Elimizde Bulgar cephanesinden kaptýðýmýz birkaç top! Bir de komutanlarýn hatýralarýnda naklettiði, hepsi bir alem, Fatih zamanýndan kalma toplar. Þimdi Avustralya'da Gelibolu müzesindeki bir topun hikayesi ilginçtir. Bu bilgileri komutanlarýmýzýn hatýralarýndan aldýlar. 'Ey ziyaretçi, önünden geçmekte olduðun top, Türkler'in 1. Dünya Savaþý'nda ne kadar zaruret içinde olduðunu gös-

terir. Çünkü bu topu Türkler, Kafkasya cephesinden Süveyþ'e sürmüþ, Süveyþ'ten Çanakkale'ye, biz de bu topu Çanakkale'den Avustralya'ya getirdik!'... Üstelik, yine komutan hatýralarýnda, bu topun da arýzalý olduðu söylenir. Ýngilizler Arýburnu'na yaptýklarý çýkarmayý yýllar boyu milli bir bayram gibi 'andýlar'.. Ýngiliz komutanlar hatýralarýnda askerlerine 'kahramanlýk' payýný bol keseden biçti... Mesela bir Ýngiliz komutan, 'O gün Conkbayýrý tepesindeki makinelitüfeði ele geçirdik', diye yazýyor. Bizim komutanlarýmýz, bu hatýralarý okuyunca, hatýralarýný yeniden yazmaya baþlýyor: 'Ele geçirdikleri o makinelitüfeði iki saat sonra ellerinden aldýðýmýzý neden yazmýyorlar' diye... Daha ilk gün, düþman, Arýburnu'ndan karaya çýkýnca, hemen harekete geçen düþmaný göðüs göðüse karþýlayan 27. Alay'ýn komutaný Þefik Aker'dir. Ardýndan ona yetiþmeye çalýþan 57. Alay'ýn komutaný Mustafa Kemal'dir. Hem Þefik Aker, hem Mustafa Kemal, komutanlarý Enver Paþa ve Limon Von Sanders tarafýndan eleþtirildi. Oysa hem Þefik Aker, hem Mustafa Kemal, silahsýz, bombasýz, topsuz, alayýna sürekli cesaret ve yiðitlik telkin ederek, onlarý, çýplak bir boðazlamaya sürüklemekte, eþsiz nutuklar atmakta. Türk tarihine geçen: 'Size ölmeyi emrediyorum, sizler ölürken arkadan birliklerinizin yetiþmesi için zaman kazanacaksýnýz' nutku, 57. Alay'a söylenmiþtir. Avustralya Gelibolu müzesinde sergilenen bir sancaðýmýzýn önünde þu bilgiler var: 'Ey ziyaretçi, önünden geçmekte olduðun sancak, dünya müzelerinin en nadir eseridir. Gelibolu'dan getirilmiþtir. Son askerin altýnda cansýz yattýðý bir aðaç dalýnda asýlý bulunmuþtur!' Mermileri bittikten sonra elleriyle ve süngüleriyle gýrtlak gýrtlaða savaþan bu alayýmýzýn tümü þehit olmuþtur.. Þefik Aker Paþa, Cemil Conk Paþa, Fahrettin Altay Paþa, Selahattin Adil Paþa ve Mustafa Kemal gibi daha nicelerinin hatýralarýnda Þahin Sýrtý, Conkbayýrý ve Kocaçimen muharebelerinde bu alaylarýmýzýn kahramanlýðý ayrýntýlarýyla ve çok dokunaklý iþlenir!

39

Ýlk günkü savaþlarýn en trajik yaný, 27. ve 57. Alay'ý çaresiz býrakan, 27. Alay'ýn solyanýný korumakla görevli 77. Alay'ýn çözülmesi ve savaþ dýþý kalmasýdýr. 77. Alay korktu ve çalýlýklara daðýldý. Saða sola belirsiz ateþ açýyor, hepsi baþlarýnýn çaresini düþünüyor. Kimi karýn aðrýsýna tutulduðunu, kimi komutanýný kaybettiðini bahane ediyor. Muharebenin en çetin safhasýnda 27. Alay'a takviye diye gelen 77. Alay, bir Arap birliðiydi. O kadar ruhsuzdu ki, cesed gömmek için verilen küçük aralarda keyifle nargile içiyorlardý. 77. Alay, ordumuzun tüm birliklerinde büyük hayalkýrýklýðý yarattý. Tüm komutanlarýmýz hatýralarýnda, bu Arap birliði yerine ön cephede, yanýmýzda bir Türk birliði olsaydý, savaþýn ön cephesinde bu kadar aðýr kayýplar verilmezdi, deniyor. Düþmanýn Arýburnu mu, Seddülbahir mi, Saroz Körfezi'nden mi çýkartma yapacaðý tartýþmasý, komutanlarýn arasýný açtý, sinir krizi geçirip, aklýný kaybeden komutanlarýmýz oldu. Çünkü, Arýburnu'na çýkarýlan birlikler 'göstermelik' olabilir, bütün kuvvetleri Arýburnu'na çýkartma yapýlýyor diye buraya yýðmak da çok tehlikeli olabilirdi... Sonraki aylarda.. Ýngilizler 21 Aðustos'ta, tüm güçlerini toplayýp, büyük bir taarruza geçtiler. Bu taarruzda, Ýngiliz birlikleri içinde, Ýngiliz soylu ailelerinin en seçkin çocuklarý, hassa birliði, büyük kayýplar verince, Ýngilizler'in gözü korktu. Ve savaþý artýk savunmaya, geri çekilmeye doðru düþünmeye baþladýlar. Sayýsý hala tartýþmalý, kýrk, elli, yüz nakliye, savaþ gemisi, aylarca Ýngiltere'ye, Londra'ya cesed taþýdý. Beþyüz bin asker çýkardýlar sahile. Conkbayýrý'na sürünerek çýkan beþyüz bin kertenkele. Hepsi gördü sonunda, neymiþ, Çanakkale! Mustafa Kemal'in 57. Alay'ý yönettiði yerin adý Kemalyeri konuldu. Bugün topraðý kazýn, havada birbirine çarpýþýp kaynaþmýþ mermiler bulacaksýnýz. Birbirlerinin gýrtlaklarýna sarýlmýþ iskeletler göreceksiniz. Birbirinin kaburgasýna süngü girmiþ ve ikisi de karþýlýklý dizçökmüþ iskeletlerle karþýlaþacaksýnýz. Boðaz boðaza, gýrtlak gýrtlaða böyle bir savaþý tarih yazmaz. Komutanlarýmýz hatýralarýnda 'Kahramanlarýmýz, uçarak düþmana hücum ettiler' diye yazýyor ve peþinden þöyle ekliyorlar: 'Buradaki uçarcasý lafý bir benzetme deðil, gerçekten uçtular. Conkbayýrý tepesi uçurum, düþmaný kovalarken peþinden uçarak havada öldüler!'.. Yaralanmayan Türk komutaný yoktur, askerler savaþtan düþmesin diye, hepsi göðüslerindeki þarapnel parçalarýný askere göstermez. Sedyeyle götürülen askerler, düþmanla biraz daha savaþamadým diye, kahýrdan küfürler savuruyor. Kýpkýrmýzý sedye üstünde, yaralarýndan deðil,

Topu, tüfeði, mermisi kalmayan, arkadan takviye almasý imkansýz, süngüsüyle düþman üzerine çullanmaktan baþka hiçbir þansý kalmayan kahraman Þefik Aker ve Mustafa Kemal'in çaresizlikle askerlerine sabah akþam nutuk çekmesi... Onlara yalýnkýlýç, yumruk yumruða kavgadan baþka þanslarý olmadýðýný anlatmasý... Türk milletini... Fakru zaruretleri... Anadolu'yu... Yetimleri, öksüzleri, yokluðu, açlýðý anlatmasý... Düþmanlarý anlatmasý... Silahsýz askeri, yumruklarýyla, dünyanýn en büyük mekanize birlikleri üstüne sürüklemeleri, dünya savaþ tarihinde eþine bir daha rastlanmayacak, olaðanüstü, masalsýdýr! Daha ilk gün düþmana yumruklarý ve süngüleriyle çullanan 27. Alay'ýn komutaný Þefik Aker ve ardýndan yetiþen 57. Alay'ýn komutaný Mustafa Kemal'in savaþ tarihindeki tartýþmalarý sürmekte, çünkü, Enver Paþa ve Limon Von Sanders, ilk gün ani kararlarla büyük kayýplar verildiðini düþünürler. Þefik Aker'in iddiasý, 'Acil ve ani kararla düþmanýn önü kesilmeseydi, savaþ baþlamadan Çanakkale düþecekti', der. Ve birçok komutan hatýralarýnda, bu ilk dört gün içinde 27. ve 57. Alay'ýn ani kararýný destekler. Ayrýca, Þefik Aker ve Mustafa Kemal'in ani karar vermek zorunda kalmasý, arkadaki birliklerden hiç haber alýnamamasýdýr. Enver Paþa cepheyi ziyaretinde bu yüzden Mustafa Kemal'in yanýna uðramaz. Mustafa Kemal iþte o gün Enver Paþa'ya küser. Savaþýn sonraki aylarýnda Mustafa Kemal, arkadaki, Anafartalar'a tayin edilir. O günlerin Time dergisi, Çanakkale Savaþý'na muhabir gönderir ve savaþý 'kavimler savaþý' olarak niteler. Çünkü Ýngilizler'in yanýnda, Ýskoçyalýlar, Ýrlandalýlar, Avusturyalýlar, Yeni Zelandalýlar, Gurkaslar, Çýðlar, Pencabiler, Fransýzlar ve Senegalliler omuz omuza savaþýyordu. Bizim birliklerimiz, geçtiðimiz beþ yýl içinde, Balkanlar'da, Süveyþ'te savaþmýþ, çok yorgun, hepsi Yozgatlý, Çankýrýlý, Trabzonlu ve özellikle Ýstanbullu çocuklardý. Ýstanbul çok yakýn olduðu için ve sürekli takviye birlik istendiði için, Ýstanbul'dan savaþa erkek göndermeyen tek hane kalmadý. Bir de birlikte savaþa girdiðimiz için yanýmýzda Almanlar'ýn beþyüz kiþilik sembolik kuvveti vardý.

40

savaþtan geri kaldýklarý için acýyla naralar atýyorlar. Ýþte o savaþýn ön cephesinde savaþan Avusturyalý Anzaklar, tam seksen sene, hiçbir sene sektirmeden, her yýldönümü, gemilerle yine Arýburnu sahiline geldiler. Conkbayýrý tepesinde onlarý gazi dedelerimiz bekledi. Bu sefer süngüyle deðil, kollarýný açarak, sarýlmak için birbirlerine koþtular. Ýnsanoðlunun büyük trajedisine yazýlmýþ, çok aðlamaklý sahnelerdir bunlar. Mustafa Kemal'in topraklarýmýza gömülen Anzak þehitliðine yazdýðý o meþhur: 'Onlar artýk bizim evlatlarýmýzdýr' kitabesi, edebi olarak çok güçlüdür. Düþman gemileri günlerce Conkbayýrý sýrtýný bombalýyor. Ýngiliz komutanlarý çok haklý, bu kadar bombardýmana tek bir otun, tek bir böceðin yaþamasý mümkün deðildi. Türk siperleri tamamen paramparça edildi. Yeniden siper kazmak vakit alýyor. Kazýlsa da fazla derin kazýlamýyor. Bu 'paramparça', büyük toplarla tamamen yerin altýna gömülmüþ siperlerden, Türk askerlerinin yerin altýndan fýþkýrýyor gibi yeniden savaþa koþmasý, herkesin aklýný baþýndan aldý. Gerçekten 'aklýný' aldý, çünkü çok sonra, geride kalan askerlerimiz, þehidlerimizin, yeþil sarýklýlarýn yanýmýzda savaþtýðý gibi bir yýðýn hikaye anlattý.. Bir yeþilsarýklý Türk birliði hikayesi, çok meþhurdur. Askerlerimiz siper için, þehid arkadaþlarýnýn cesed bedenlerini kullanmakta. Türk askerleri, önündeki arkadaþýnýn ölüsüne, yanýna ve soluna tahta koyup, üstüne birkaç kürekle toprak atýp, cesed yüksekliðinden sipere giriyor. Bir komutanýmýzýn hatýrasý: 'Siperde atýþ yapan askerim, ikide bir doðrulup önündeki kumula toprak atýyor, ayaða kalktýðýnda düþmana hedef oluyor, 'ne yapýyorsun' dedim. Asker, düþman mermilerinin ölen arkadaþýnýn üstündeki

topraðý boþaltýp, arkadaþýnýn bacaklarýný, karnýný dýþarda býraktýðýný, yeniden üstüne toprak atmam gerekiyor, diye cevap verdi'... Komutanlarýmýz hatýralarýnda, 'Ýngilizler bizi, zavallý Hintliler, uyuþuk Çinliler, ilkel Etiyopyalýlar gibi kolaylýkla esir alýp burnumuza köle halkasý takacaklarýný sanýyorlardý', diyor. Bu savaþ, ordularýmýza komutanlýk yapan Limon Von Sanders'in ve birçok komutanýmýzýn özetlediði gibi, çeliðe karþý, etin ve kemiðin savaþýydý. Mevziler sekiz ay, yüz-yüzelli metre mesafeye kadar düþtü, ancak, savaþýn bazý bölümlerinde mevziler inanýlmaz ama, beþ metreye kadar düþtü. Gemiler durmaksýzýn aylarca, gece gündüz dövüyor Þahinsýrtý'ný, Conkbayýrý'ný, Kocaçimen'i... Komutanýmýz atýndan iner inmez büyük bir top atýþý parçalýyor atý, et parçalarý, yüzüne çarpýyor, ya da, komutanýmýz haritasý baþýndayken bir bombayla komuta ettiði bölüðün tümü bir anda havaya uçuyor... Ya da, düþman laðýmcýlarý, yerin altýndan, otomatik kazýcýlarla, muhtemelen motorlarla, bizim mevzilerin gizlice tam altýna kadar gelip dinamitliyorlar. Mevzilerimiz, üç-dört minare yüksekliðinde havaya uçuyor. Mustafa Kemal anlatýyor, birinci siperdekiler hiç kurtulamamacasýna düþüp ölüyor, arkalarýnda bekleyen ikinciler hemen siperlerine geçiyor, bir dakika sonra onlar da düþüyor, arkada bekleyenler, üç dakika sonra kendilerinin de öndekiler gibi öleceðini biliyor ve koþar adým yerlerini alýyorlar, onlar da ölüyor!..

41

Tarihte Bilecik İlinin en eski adı Agrilion yada Agrillum’dur. Osmanlı Devleti’nin Kuruluşuna Beşiklik yapan Bilecik 1. ve 2. İnönü Savaşlarına ev sahipliği yapmış, 3 kez Yunan işgaline uğrayarak yakılıp yıkılmış, Kurtuluş Savaşı esnasında ilk direniş çetelerini kurmuş, Büyük Taarruzla beraber 6 Eylül 1922 de işgalci güçlerden kurtarılmış ve sonrasında Cumhuriyetin kurulmasına da beşiklik yapmıştır.1924 yılında da il olmuştur. Anadolu(Türkiye) Selçuklularının 1308 yılında ortadan kalkmasıyla beraber, özellikle Batı Anadolu'daki beylikler arasında, Türk birliğini yeniden tesis etmeyi amaçlayan mücadeleler kızışmış ve bu mücadelelerin neticesinde Anadolu'da Osmanoğullarının yıldızı parlayarak altı yüz yılı aşan muhteşem bir Türk devletine tarih tanıklık etmiştir. Tarihi kaynaklara göre Osmanlı devletini kuranlar, Oğuzların 24 boyundan biri olan Kayı boyuna mensuptur. Oğuz an'anesine göre Kayılar, sağ kolda yer alan Boz-okların Günhan kolunun en büyük boyudur. Dolayısıyla Oğuz teşkilât yapısında Kayılar, hakim unsurdur. Osmanlı Beyliğinin Kuruluşu; 1230’lu yıllarda Kayı Boyundan 400 çadırlık bir grup Ertuğrul bey yönetiminde Söğüt çevresine yerleşmiştir. Selçukluların Bizanslılarla yaptıkları bir savaşta gösterdikleri başarıdan dolayı 1. Aleaddin Keykubat tarafından Söğüt kendilerine mülk olarak verilmiştir. 1281 yılında ölen Ertuğrul Beyin yerine oğlu Osman Bey başa geçmiştir. Osman Bey, Oğuz aşiretlerinin ittifakıyla başa geçtikten sonra, siyasî ve dinî bakımdan Anadolu'nun en itibarlı ve nüfuzlu tarikatlarından
42

Ahilerin mühim bir şahsiyeti olan Şeyh Edebali'nin kızı ile evlenerek, gücünü artırmıştır. Bundan sonra Osman Gazi, Bizans'a karşı genişleme politikasını uygulamıştır. Osman Bey 1286 yılında İnegöl yakınındaki Hisarcık kalesini Bizanslılardan zaptetmiş. 1287 yılında İnegöl Tekfuru’nu Domaniç yakınındaki İkizce’de (Erice) yenilgiye uğratmıştır. Osman Bey ve silah arkadaşlarının Bizans Tekfurları ile olan savaşlarını izleyen Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubat büyük bir ordu ile Karacahisar önlerine gelmiş. Osman Bey’in kuvvetleriyle birleşerek Bizans elindeki bu kaleyi kuşatmıştır. Kuşatma sürerken Selçuklu Sultanı geri dönmüş, Osman Bey’e bir sancak, tuğ alem ve gümüş takımlı bir at göndererek Söğüt ve Eskişehir’i de içine alan bu sancağı Osman Bey’e vermiştir. Karacahisar’daki Rum kilisesini camiye çeviren Osman Bey ilk kez kendi adına hutbe okutmuştur (1289). Bu olaylar Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun ilk işaretleri olarak nitelendirilmektedir. O sıralarda Bilecik henüz Türkler tarafından fethedilmemişti. Bizanslılara ait bir kentti. Bilecik (Belekoma) ve Yarhisar tekfurları vergiye bağlanmıştı. Osman Bey 1299 yılı yaz başında Belekoma kalesini ve peşinden Yarhisar kalesini fethetti. Bilecik, Yıldırım Bayezid dönemine kadar Osmanlı yönetiminde kalmış, ancak, 1402 yılında Ankara meydan savaşında Bayezid’in Timur’a yenilmesi sonucunda 2 ay kadar Timur’un hakimiyetine geçmiş ve Çelebi Sultan Mehmet tarafından geri alınmıştır. Bu tarihten sonra, Osmanlı yönetimi sırasında Bilecik giderek gelişmiş, ancak, şehrin kurulu bulunduğu alanın iskân için uygun olmaması daha hızlı gelişmesini engellemiştir. Bununla birlikte Bilecik, Bursa ve İznik’ten Eskişehir’e ve Anadolu içlerine giden yol üzerinde önemli bir konaklama ve dinlenme yeri olarak önemini korumuştur.

OSMANLININ KURULUŞUNDAN CUMHURİYET’E GİDEN YOL KURULUŞUN VE KURTULUŞUN BEŞİGİ BİLECİK

Ey Oðul! Sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz... Þunu da unutma! Ýnsaný yaþat ki, Devlet yaþasýn...

Kurtuluş Savaşında Bilecik İstiklal Savaşında T.B.M.M. hükümet ile İstanbul’da bulunan hükümet arasında ortaya çıkan ihtilafı gidermek amacı ile İstanbul’daki Tevfik Paşa hükümeti adına Dahiliye Nazırı Ahmet İzzet Paşa, Ankara Hükümeti ile bir görüşme yapmak istedi. Görüşmenin Bilecik İstasyon binasında yapılması kararlaştırıldı. Heyetler 5 Aralık 1920 günü Bilecik İstasyon binasında bir araya geldiler. İstanbul Heyeti Ahmet İzzet Paşa, Salih Paşa, elçilerden Cevat Bey, Ziraat Nazırı Kazım Bey, Hukuk Danışmanı Münir Bey ve Hoca Fatih Efendi’den oluşmuştu. Ankara heyetine ise Mustafa Kemal Paşa başkanlık etmişti. Heyette İsmet Bey (İnönü) de bulunuyordu. Bilecik Mülakatından olumlu ve somut bir sonuç elde edilememiştir. Yunan Ordusu 6 Ocak 1921 günü Bursa ve Uşak dolaylarından taarruza geçmiş. 8 Ocak 1921 akşamı BilecikKaraköy-Muratdere hattına kadar gelerek Bilecik’i işgal etmiştir. (Bilecik’in Yunanlılar tarafından ilk işgali). I. İnönü Savaşı I. İnönü Savaşı tümüyle Bilecik toprakları üzerinde geçmiştir. Akpınar, Oklubalı mevzilerinde göğüs göğüse kanlı çarpışmalar olmuştur. Üst üste yenilgiyi alan Yunan ordusu geri çekilmeye başlamış, öyle ki, 11 Ocak 1921 günü taarruzu ilk başlattıkları Zevvare Tepe, Tepeköy, Oluklu, Rızapaşa, Poyra, Beşkardeş Dağları, Zemzemiye ve Bursa’nın doğu mevzilerine kadar çekilmişlerdi. Bilecik’in ilk işgali 8-11 Ocak 1921 tarihleri arasında sadece 4 gün sürmüştür. II. İnönü Savaşı II. İnönü Savaşı, 23 Mart 1921’de Yunan ordusunun yeniden Bursa-Uşak kesimlerinden taarruzu üzerine başlamış ve Bilecik ili toprakları üzerinde geçmiştir. Albay İsmet Bey yönetimindeki Türk kuvvetleri, Yunan birliklerini Bilecik-Pazaryeri ve İnegöl hattında karşılamış

ve 26 Mart’ta ise Söğüt-Gündüzbey yolu, Yazıahlat-Karaköy demiryolu ve Bozüyük’ün batısı-Karasu çizgisinin oluşturduğu asıl mevzilerinde savaşılmıştır. İntikam Tepe, Zevvare Tepe ve Nazımbey Tepelerinde kanlı çarpışmalar olmuş, Yunanlılar 1 Nisan 1921 akşamı 1. ve 61. tümenlerimizin yaptığı saldırılarla buralardan atılmışlardır. II. İnönü Savaşı şanlı Türk Ordusunun kesin zaferiyle sonuçlanmıştır. II. İnönü Savaşları sırasında Bilecik iki kez daha Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir (ikinci ve üçüncü işgal). Geri çekilirken 12 Temmuz’da Karaköy ve Yeniköy’ü işgal eden Yunan birlikleri, 13 Temmuz 1921’de Bilecik’e girmişler (ikinci işgal), fakat, Türk Kuvvetlerinin karşı saldırıları sonucu şehri birkaç gün içinde boşaltmışlarsa da 22 Temmuz 1921’de yeniden Bilecik’i üçüncü kez işgal etmişlerdir. En uzun işgal de bu olmuştur. Ancak 30 Ağustos 1922’deki Başkomutanlık Meydan Muharebesiyle istilacı Yunan ordusuna karşı son ve kapsamlı zaferi kazanan Türk ordusu, 4 Eylül 1922’de Söğüt ve Bozüyük, 5 Eylül de Pazaryeri ve 6 Eylül l922’de ise Bilecik’i Yunan işgalinden kurtarmıştır. Yunanlılar bu ilçeler ve il merkezini boşaltırken bir çok yerde yangınlar çıkararak buraları harabeye çevirmişlerdir. Örneğin, Bilecik’te ancak Yukarı Mahalledeki birkaç evle, Tabakhane Mahallesi yangın ve tahripten kurtarılabilmiştir. Yangınlar sırasında 1956 ev, 331 dükkân, 18 han, hükümet konağı, tüm ipek fabrikaları, okul, cami ve türbeler yanarak kullanılamaz duruma gelmiştir.

43

Şeyh Edebalı 1206 yılında Merv'de doğdu.Selçukluların Şeyh'ül İslam'ı Şeyh Sadrettin Konevi ve Mevlâna Celâleddini Rumi'nin çağdaşıdır.Künyesi İmadüddin Mustafa b.İbrahim b.İnac el-Kırşehri'dir. Edebalı ilk tahsilini Karaman'da yaptı.Hanefi hukukçusu Necmeddin ez-Zahidi'nin öğrencisi oldu.Daha sonra Dımaşk'a(Şam) giderek Sadreddin Süleyman b.Ebül-iz ve Cemalettin el-Hasiri gibi dönemin tanınmış alimlerinden dini ilim tahsil etti.Şam'dan ülkesine dönünce tasavvufa yöneldi.Eskişehir yakınlarında bulunan İtburnu Köyü'nde bir zaviye kurarak halkı irşada başladı.Aşıkpaşazade zaviyesinin hiç boş kalmadığını, Edebalı'nın gelip geçen fukaranın hertürlü ihtiyacını gidermeye çalıştığını,hatta bu maksatla koyun sürüsü bulundurduğunu kaydederler.
Osman Gazi,mübarek günlerde Edebalı'nın zaviyesine giderek dini ve idari konularda ,onun görüşlerini alırdı. Osman bey Misafir olarak kaldığı bir gecede gördüğü rüya şöyle idi.Şey Edebalı'nın koynundan çıkan bir ay geldi kendi koynuna girdi.Göğsünden bir ağaç bitti.Öylesine büyük bir ağaç oldu ki dalları gökleri,kökleri tüm dünyaya sardı.Gölgesi bütün yeryüzünü tuttu.İnsanlar o ağacın gölgesinde toplandılar.Ulu dağlara ve dağların eteğinden çıkan coşkun sulara hep o ağaç gölge etti. Osman Bey rüyasını Şeyh Edebalı'ya anlatır.Edebalı rüyayı şöyle yorumlar:"Oğul Osman,Hak Teala sana ve soyuna hükümranlık verdi mübarek olsun,kızım Malhun Hatun senin helâlin olsun."der.Edebalı'nın bu yorumu üzerine Osman Gazi Malhun Hatun (Rabia Bala Hatun)ile evlenir. Şeyh Edebalı ahi teşkilatının reisi idi.Ahi Şeyhliğinin Edebalı'dan sonra kime geçtiği bilinmemektedir; ancak daha sonra I:Murat'a intikal etmiştir.Bilecik'in Osmanlılar tarafından fethedilmesinden sonra zaviyesini buraya taşıyan Edebalı, aynı şekilde dini hizmetlerine devam etmiştir. Osman Gazi'nin vefatından sonra kızı ve torunu Alâaddin Bey ile Bilecik'te Edebalı'ya Kozağaç (Şimdiki Karaağaç) köyünün öşür ve hasılatı verilmiş,kızı Rabia Hatun da kendilerine verilen bu köyü tekkeye vakfetmiştir.Şeyh Edebalı uzun bir hayat sürdükten sonra 726(1326) yılında Bilecik'te vefat etti. Zaviyesinin mescid olarak kullanılan odasına defnedildi. Edebalı, mutasavvıf olmasının yanında ilk Osmanlı kadısı ve müftüsüdür. Dönemin birçok fakihi ile görüşmüş ve onlardan ders almış, çok sayıda talebe yetiştirmiştir. Önde gelen öğrencilerinden aynı zamanda damadı Dursun Fakih, Edebalıdan sonra Osmanlı Devleti'nin ikinci müftüsü ve kadısı olmuştur. Mevlidi Şerif'in yazarı Süleyman Çelebi, Mahmut Paşa yönüyle ikinci kuşaktan Şeyh Edebalı'nın torunudur. Bilecik Edebalı zaviyesine kendisiyle birlikte hanımı, kızı, zamanın büyüklerinden Molla Hattab-ı Karahisar, Şeyh Muhlis Baba ve isimleri bilinmeyen bazı yakınları defnedilmiştir.
44

Ertuğrul Gazi Doğum tarihi kesin olarak bilinmediği gibi, Genel kabule göre 1189’da doğmuş, 1231’de Söğüt’e yerleşmiş 1281’de ise vefat etmiştir. Ertuğrul Gazi, çevresinde bulunan beylik ve devletlerin durumlarını, siyasi şartlarını iyi değerlendirdi. Komşularıyla daima iyi geçinerek aşiret ve tebaasını güçlü bir durumda rahat ve huzur içinde yaşattı. Ertuğrul Gazi’nin ölümünden sonra, küçük oğlu, Osman Gazi kavim ve kabilesinin reisi oldu. Osman Bey’in bağrından çıkarak denizleri, diyarları, kıtaları ve ülkeleri muhteşem dalları arasına alacak olan çınarın kökü toprağa yayılmaya başladı. Öyle ki,bu çınarın gölgesi altında bütün insanlık Asr-ı Saadetten sonra, bir daha görüp hayal edemediği bir şekilde tam altı asır yaşadı Ertuğrul Gazi, kuruluş döneminde Ahi Şeyhi olan Edebalı’dan büyük yardımlar görmüş ve oğlu Osman Gazi’ye vasiyetinde’de bunu açıkça dile getirmiştir

Ahi reisi Şeyh Edebalı kendisini dinleyenlere;
"Toprağa bağlanın.Suyu israf etmeyin. Mirasınızın sağlam kalmasına dikkat ediniz. Veriniz, cömert olunuz elleriniz yumuk kalmasın. İlim sahiplerini koruyunuz. Ağaç dikiniz. Ödünç aldığınızı fazlasıyla iade ediniz. Kuran-ı Kerimi güçlü olmak için okuyunuz. Bağınızı bahçenizi viran bırakmayınız. Hadis ezberleyiniz. Bildiklerini öğretenler unutmazlar. Asıl ölüm ilimden payını almayanlaradır. Faydalı ile faydasızı bilenler bilgi sahipleridir...."der ve tavsiyelerde bulunurdu. Şeyh Edebalı geleceği görebilen bir kişiliğe sahipti.Neyin ne kimin kim olduğunu bilen bir insandı. O gelecekteki Türk birliğini, Kayı Boyunun dolayısıyla Osman Bey'in kuracağını sezmişti. Tüm Kayı Erenleri Edebalı’dan feyiz almıştı.

ŞEYH EDEBALI'NIN OSMAN BEY'E NASİHATI Oğul, İnsanlar vardır,şafak vaktinde doğar Akşam ezanında ölürler. Avun oğlum avun, Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın Ama, bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen Öfken ve nefsin bir olup aklını yener, Sabah rüzgârlarında savrulur gidersin. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmeyen gizemler, bilinmeyenler, Görülmeyenler, Ancak senin erdemlerinle Gün ışığına çıkacaklar. Ananı-atanı say. Bereket büyüklerle beraberdir. Bu dünya inancını kaybedersen Yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol. Her sözü üstüne alma, gördün söyleme, bildin bilme. Sevildiğin yere sık gidip gelme. Kalkar itibarın, muhabbet olmaz. Üç kişiye acı: Cahiller arasındaki alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene. Unnutmaki! Yüksekte yer tutanlar Aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklı olduğunda mücadeleden korkma. Bilesin ki atın iyisine doru, Yiğidin iyisine deli derler...

BOZÜYÜK
Geçmişi M.Ö.3000’li yıllara kadar uzanan ve birçok uygarlığın hüküm sürdüğü, yüzyıllar boyunca insanlara kucak açan ilçemiz, ülkemizin üç metropol şehri olan İstanbul, Ankara ve İzmir’in ortasında bulunmaktadır. Eski adı ‘Lamunia‘ olan Bozüyük, bugünkü adını görünüşü boz renkte olan, höyüğe benzeyen, şehrin kuzeybatısında bulunan tepeden almıştır. Kurtuluş Savaşında Batı Cephesi komutanlığına bir süre cephe karargâhlığı yapan Bozüyük, İnönü Savaşları sırasında işgale uğramış; 4 Eylül 1922’de kahraman Türk ordusu bu ilçemize ebedi bağımsızlığını kazandırmıştır. 1926 yılında da Bilecik’e bağlı bir ilçe olmuştur.
45

toprakların değerini idrak edemeyecek kadar da aciziz. Ancak inanıyorum ki bir gün gelecek biz gençler vatanı sahiplenip Atatürk’ün aydınlattığı yol da emin adımlarla ilerleyeceğiz, Mislina ALSAN

Benim Hazinem 27.04-06 / 01 – 05 – 06 Tarihleri arasında Çanakkale’ye yaptığımız gezi, Kültürümüzü ve Tarihimizi yerinde görerek bir kez daha hatırlamak ve öğrenmekti. Ders kitaplarında hepimiz ilköğretim dönemlerinde bunları okuduk ama yerinde görerek bir kez daha dinlemek gerçekten farklı şeyleri de öğrenmek olacaktı. Gençlerin birçoğunun şehir dışına ilk çıkmalarıydı ki doğrusu gençlerin hem bu kadar öğrenmeye, gezmeye, görmeye istekli hem de grup dinamiğini yakalamış olduklarını yolculuk yaparken gördüm. Farklı kültür düzeyinden ama ortak yanları imkanı kısıtlı gençlerin, başarılarının bir ödülü olarak da gördüğü bu gezi gençler üzerinde inanıyorum ki çok etkili olmuştur. Kendileri toplumdaki yerlerini ne şekilde alırlarsa alsınlar hayatları boyu hatırlarında kalacak olan onurlu bir milletin, onurlu vatandaşları oldukları, yurt topraklarını korumanın ne kadar önemli olduğunu da belleklerine yerleştirdiler. Filiz YALDIZ Adana / Seyhan Gençlik Merkezi Lideri Bir milletin en büyük hazinesidir tarihi. Ve ben öyle bir tarihe sahibim ki, kelimelerin dahi anlatmaya yetmediği, düşündüğünde “iyi ki Türküm” dedirten bir tarihe. Bunun en büyük kanıtıdır. “Çanakkale Zaferi” Düşmana verdiğimiz en güzel cevaptır. İnsan nasıl böyle bir tarihle gurur duymaz ki… Nasıl bir hazineye sahip olduğunu gidip görmeli insan. Yaşamalı… Ne büyük ve güzel bir tarihe sahip olduğumu gittim gördüm ve ben iyi ki bu vatanın evladıyım. Mihriban TÜRKMEN

Bildiğiniz gibi iki şehir de kuruluş şehirleri. Bilecik Osmanlı İmparatorluğunun, Çanakkale ise Türkiye Cumhuriyetinin…. Ben bu geziye gitmeden önce buraları sıradan bir yerler biliyordum. Fakat gidip görünce buraların kesinlikle düşündüğümün tersi olduğunu gördüm. “Buraları kesinlikle gidip görmem lazım” dedim. Çünkü buraların havası, suyu, toprağı kesinlikle farklı. Yani kendilerini belli ediyor bu şehirler özellikle Çanakkale… Ben Bilecik’ten etkilendim. Hele Osmanlı İmparatorluğu’nun manevi kurucusu Şeyh Edebali Hazretlerinin türbesinin oralar müthişti. Oranın manevi havası her yerden belliydi. Ama Çanakkale’den daha çok etkilendim. Bilmiyorum neden ama

İnsan için değerli olan şey en çok emek verdiği şeydir. Bu vatan için verilen emeği, malı bir yana koyun, bu vatan için verilen canlar, vatanın değerini kat kat arttırmıştır. Zaten zor elde edilen şeylerin gerek maddi, gerekse manevi olarak değerli olduğu en bariz gerçekse bu vatana olan borcumuz biter mi? Ya da bütün ömrümüz boyunca ağlayıp, kanla yıkanan vatanımızı gözyaşlarımızla yıkasak vicdanımız rahat bir gün bile uyuyabilir miyiz? Ama uyuyoruz. Hatta bastığımız

48

Çanakkale’nin benim açımdan havası daha güzeldi. Buranın havası buram, buram şehit kokuyor. Belki de bu etkiledi, Çünkü Truva ve Asos’ta bu kadar etkilenmeme rağmen şehitliklerde de içime bir şeyler oluyordu. Selahattin ÖZTÜRK

Çanakkale – Bilecik gezisi süprizlerlerle doluydu. Bizi bekleyen ilk sürpriz Albay’ımızın önbilgi vermek amacıyla hazırladığı seminerdi. Bu seminerde yapılan slayt gösterisi ve anlatılanlar, Çanakkale’de bizi nelerin beklediği konusundaki merak ve heyecanımızı arttırdı. Nüfus cüzdanımda memleketim olarak yazılan; atalarımın, dedelerimin yaşadığı topraklar olan Bilecik’in her yerini gezip, müzelerini dolaşma ve valisini ziyaret etme fırsatı buldum. Bu geziye çıkan bir diğer grup Kars’tan geliyordu. Gezi boyunca pek çok yerde onlarla da karşılaştık. Akşam Bilecik’te düzenlenen gençlik şöleninde provamız bile olmamasına rağmen ekibimiz geceye damgasını vurdu. Sonsuz eğlendim ve son derece önemli bilgiler edindiğim bu gezide hepimiz oldukça şanslıydık. Çünkü Çanakkale turunun başlamasıyla bize eşlik etmek için gönderilen rehberimiz çok neşeli, enerjik, bilgili, kültürlü ve disiplinliydi. Truva gezisi sırasında her yeri gezip görmemiz ve gereken tüm bilgileri en doğru şekilde öğrenip özümsememiz için elinden geleni yaptı. Birlikte en güzel fotoğrafları çektirdik. Böylece geri döndüğümüzde bu güzellikleri görmeyenlere, her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatabilecektik. Rehberimize verdiğimiz sözü tutarak ailemizi ve daha sonrada çocuklarımızı bu topraklara getirecek ve tarihimizi öğreteceğiz. İnci ÇAKIR

49

çok iyi ifade eden yerdir burası. Mücadele bilincinin oluşması için kendi canını düşünmeden; milleti, bayrağı, toprağı, uğruna savaşmaktan geçtiğinin kanıtıdır. Çanakkale Zaferi. Rehberimizden savaşları dinlerken, toprağa adımlarımızın ne kadar dikkatli atılması gerektiğini anladım. Her bir adımda şehidin yattığını düşündüğümde ise vücudumun baştan aşağıya iğnelendiğini hissettim. Zühal IŞILDAK 31 Mart sabahı “taşı mermer, toprağı seramik, yaprağı ipek” diye tabir edilen Bilecik şehrine vardık. Bir rehber eşliğinde Edebali bölgesine geldiğimizde bizi tarih öğretmeni karşıladı. Kurtuluş savaşı yıllarında yaşanan katliamlar anlatıldıkça o insanların feryatlarını sanki içimde duyuyor, ızdırap dolu sahneler gözümde canlanıyordu. Hiçbir hakları olmadığı halde masum kişilerin topraklarına göz koyanlara karşı büyük mücadeleler verilmiş ve kazanılmıştır. Hangi ırktan hangi milletten olursa olsun insanlık bu acıları yaşattıracak kadar zalim olmamalıydı ve de olmamalı! Bilecik’in ilçesi Bozüyük’te bulunan İnönü Şehitliği’ne geldiğimizde karşılaştığımız savaş gemilerini gördüğümde ise tatlı bir heyecan hissettim. O üniformaların içerisinde yaşlarına rağmen dimdik duran, hala heyecanını yitirmemiş olan ve vatanı için her şeyi göze alan bu kişilere aslında büyük bir borcumuz yok mudur? Öyle bir ışık vardı ki gemilerimizde bize toprak sevdasını yansıtıyorlar, içimizde yaşatmamıza da vesile oluyorlardı. Ertesi gün kahraman ve şehitler diyarı Çanakkale’deyiz. Buradaki ilk durağımız, kuruluşu 5000 yıl öncesine dayanan, birçok Yunan destanına kaynaklık etmiş olan Truva şehriydi. Bu mekanı gezerken ne kadar büyük miraslara sahip olduğumuzu anladım. Çünkü kendi vatanımızda belki de Dünya’nın en büyük hazinesiyle bile ölçüşemeyecek boyutta olan 5000 yıllık bir kültür yatıyor. Gelibolu Yarımadası’na baktığımız her tepede Türk bayrağı dalgalanıyor, şehitliklerin bulunduğunu simgeliyordu. “Vatan uğruna kan dökmek” sözünün ne anlama geldiğini

Çanakkale’yi önceden sadece gezmek için görmek istedim. Her ne kadar o toprak uğruna canını vermiş onca şehidi düşünsem de asıl amaç, gezip, görmekti benim için. Daha o topraklara ilk adımımı attığımda amacımın gezip görmek olmadığını anladım ve gözlerim yaşarmaya başladı. Şehrin güzelliğinden çok rehberimiz Ahmet Hoca’nın anlattıkları beni etkilemişti. O kadar içten ve doğru konuşuyordu ki, o anlattıkça ben de içimden şu cümleyi tekrarlayıp duruyordum: “Meğer ben vatanım hakkında hiçbir şey bilmiyormuşum” Ben de bundan sonra vatanımla gurur duyacağım ve herkese onu sevdirmek için elimden geleni yapacağım. Atatürk’e karşı her zaman ifade edemiyeceğim kadar büyük bir hayranlığım vardır. Bunu Çanakkale’yi gezerken bir kez daha anladım ve her zaman söylediğim “İyi ki vardım” cümlesini bir kez daha söyledim. Arzu GÜLTEKİN

Ve işte asıl beklenen an ertesi gün gerçekleşti. Çünkü binlerce vatan evladının şehit düştüğü topraklara, Gelibolu’ya, ertesi gün gittik. Öyle bir yer ki Gelibolu… O mübarek topraklara ayak bastığında yüreği sızlıyordu insanın. Çünkü her karış toprağı

50

şehit kanıyla sulanmıştı Gelibolu toprağının. Orada şehitlikleri gezerken gördüğüm siperler bende sanki savaş dün olmuş gibi bir his uyandırıyordu. Songül KONUKER

Şanlı ordumuzun ne sıkıntılarla, ne zorluklarla zamanın en güçlü emperyalist devletlerine karşı iman gücüyle göğüs gerdiği ve canını bizler için, öleceğini bile bile düşman askerlerinin karşılarına zırh yapan kahraman Türk’lerin zaferidir bu zafer. Ben de bu gezi sayesinde bu kahraman Türk askerlerinin şehitliklerini gezip bol bol dua etmek şerefine nail oldum. Onların bize kazandırdığı, eşsiz doğal ve tarihi güzelliklere sahip olan Çanakkale’yi ve Gelibolu yarımadası’nı karış karış gezdim. Her karış toprağının bir hikayesi var bu şehrin. Nereye adımımı atsam bir şehitlik ve bu şehitlerin yazmış olduğu kahramanlık destanıyla karşılaştım. Bizlerde bu şehitliklerin hikayelerini de dinleyerek bir rehber eşliğinde gezmiş olduk. Öznur BİLİR

51

Çanakkale’ye ilk kez gideceğim için heyecanlıydım. Böyle bir fırsat sunulduğu içinde çok mutluydum. Daha otobüsteyken oraların hayalini kurmaya başladım. Televizyon’da izlediğim ve kitaplarda okuduğum kadarıyla oraların güzelliğini gözümde canlandırmaya başladım. Karmaşık duygular içindeydim. Hüzün, mutluluk, heyecan hepsini bir arada yaşıyordum. Kesinlikle her Türk gencinin mutlaka gelip görmesi, gezmesi ve o anki duyguları yaşaması gerektiğini düşünüyorum. Çanakkale’yi, şehitleri ve o inanılmaz manzaraları gördükten sonra bu güzelim, eşsiz Türk topraklarının bir kez daha değerini anladım. Özlem FENT

Bu gezide öncelikle ülkemi tanıdım. Atalarımızın nasıl bir ruha sahip olduklarını gördüm, hissettim. Olayları yerinde görerek aklıma yerleştirdim ve canlandırdım. Truva ve Asos kentlerinde ise M.Ö. yıllarda bile insanların nasıl mantıklı düşünceleri olduğunu gördüm. Şehitliklerde yürürken şehitlerin bastığımız toprakta olduğunu düşündüm ve dizleriminin titrediğini hissettim. Ülkemin insanlarını gerçekten tanıdım. Onların ne yüce insan olduklarını vicdanlı olduğunu anladım. Esra YILDIZ

Yolculuk sırasında Truva filmini seyrettik. Çanakkale’ye geldiğimizde o olayların geçtiği yerleri gezdik. O kadar hayran kaldım ki büyük bir incelikle ve vay be nasıl düşünüp de yapmış dediklerim oldu. Gelibolu yarımadası ise başlı başına bir harikaydı. O kadar duygulandım ki bizim askerlerimiz bir karış toprak için kanlarını canlarını vermişler. Ben de şunu fark ettim bu zorluklarla alınan topraklara yeterince ilgi göstermiyoruz. Bir daha Çanakkale gezisi olsa büyük bir zevkle gelirim. Kezban ZENGİN

Geziye başlamadan önce sadece Çanakkale’ye gidiyordum. Tarihi hissetmeye değildi. Sadece gezecek, eğlenecek yeni yerler görecektim ve şimdi ben kanımı son damlasına kadar feda etmeye hazırım. Tuğba YURTCU

52

Türkiye’nin kaderinin değiştiği ve bu günleri borçlu olduğumuz o yerleri görmek heyecan vericiydi, Şehit olan binlerce askerimizin yattığı o yerleri görmek hem güzel hem de hüzün vericiydi tarihimi ve ülkemi daha yakından tanıdım. Katkılarından dolayı hem il müdürlüğüm hem de Gençlik Merkezime teşekkür ederim. Muhammet ALPASLAN

Dileyim odur ki her Türk gencinin gezip görmesi gereken bir yer. Bu tür gezileri gerçekleştiren kurumlara teşekkür ederim… Davut ÇELİK

2000 yılında Gençlik Merkezime üye oldum. Gençlik Merkezimin bütün faaliyetlerinde bulundum. Bunun mükafatı olarak Çanakkale ve Bilecik’e gittim. Bilecik’teki Osmanlı Tarihi ve Çanakkale’deki tarih beni çok etkiledi. O tarihten bir parça olduğumu hiçbir zaman aklımdan çıkarmıyorum. Caner ÜBEYLİ

53

Öncelikle böyle bir gezide bulunduğum için çok mutluyum. Bu geziyi düzenleyen Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne binlerce teşekkürler. Gezimiz Bilecik ve Çanakkale’yi gezmek ve görmekti. Bilecik’te atalarımızın yani Osmanlı’nın 700 yılı aşkın hüküm sürdüğü toprakları yani Osmanlı’nın kurulduğu yerleri gezdik. Tarihimizi yeniden yaşadık ve Çanakkale’yi gezdik. Açıkçası hissettiğim duyguları daha öncede yaşamıştım. Mehmetçiklerimizin kahramanlıklarını dinlemek o fakir dönemde nasıl çarpıştıklarını ne koşullarda savaştıklarını duymak ve yerinde görmek göz yaşlarımıza hakim olamamamıza neden oldu. Bu vatanı bize bırakan atalarımıza ne yapsak azdır. Cumali GÖRGÜLÜ

Çanakkale! 250.000 şehit verdiğimiz diyar, düşman ordularını denize döktüğümüz yer ve halen ismini duyduğumuzda bile tüylerimizin diken diken olduğu o büyük şehir. Zamanında binlerce düşman ordularının ve Mehmetçiklerimizin kanıyla boyanmış bu diyarları gezmek insana büyük bir mutluluk veriyor. Atalarımızın savaştığı alanlarda onların ne çile ile savaştıklarını bilerek o topraklarda gezmek, ben Türk’üm diyen bir insanın bu toprakları gezince asıl benliklerine kavuşacaklarını düşünüyorum. Çünkü ben burada sanki 1915 yılındaki savaş anını yaşıyormuş gibi gezdim. Sonuçta da her insanın da bu atalarımızın kanlarını döktüğü yerleri gezip, görmesini diliyorum. Bizlere bu imkanı veren herkese de sonsuz teşekkürlerimi diliyorum. Murat AKGÜN

Türkiye için karanlık bir sayfanın kapanıp, aydınlık bir sayfanın açıldığı yerlerde gezerken hüzünü, acıyı, mutluluğu aynı anda yaşadık. Milyonlarca Türk’ün canını verdiği yerleri gezerken insan düşünmeden geçemiyor; acaba geleceğin bize emanet edildiği biz gençlik orada yatan aziz şehitlerimiz gibi ülkemiz için korkusuzca, hırsla cesaretle zorluklara göğüs gerebilecekmiyiz? Rehberimizin anlattığı şu konu beni çok etkiledi: Kuzey cephesinde komutanı arkadan düşman askeri hançerleyerek ağır yaralar ve komutanın askerlerine son sözü şu olur: “O askere bir şey yapmayıp serbest bırakacaksınız o görevini yaptı”. Bu anlatılandan ne kadar adaletli, şerefli bir millet olduğumuzu bir kez daha idrak ettim. Aziz şehitlerimiz olmasaydı bizler belkide şu anda burada olmayacaktık. Bizlerin rahat ve huzurlu bir ortamda dünyaya gelmemizi sağladınız. Oraları gezip, görüpte bilinçlenmeyecek, vatan ve millet sevgisiyle dolmayacak hiçbir Türk genci düşünemiyorum. Rahat uyuyun gelecek emin ellerde Ruhunuz şad olsun. Melda GÖÇMEN

54

gereken bütün mesajlar alıyorduk. Bu şekilde her şey son derece zevkli oluyor, bizleri sıkmıyordu. Gezimizin kısa olması dışında hiçbir olumsuz şey yoktu. Bu güzel geziyi hazırlayan ve bizlere gezide emeğini esirgemeyen, yardımcı olan herkese teşekkür ediyorum. Herkese kesinlikle Çanakkale’yi gezip, görmelerini tavsiye ediyorum tabiî ki iyi bir rehber eşliğinde. Emin olduğum bir şey var ki; fırsat bulduğumda ilk işim tekrar Çanakkale’ye gitmek olacak!!! Merve SEVİNDİK Devletimizin bizim gibi imkan bulamayan gençlere gezi düzenlenmesi çok güzel bir şey. Böylelikle bütün sene çektiğimiz derslerin sıkıntısını ve stresini atmış olduk. Hem de Çanakkale savaşlarının yapıldığı yerleri tanıma fırsatı bulduk. Bu geziler bizim tarihimizi uygulamalı olarak öğrenmemizi sağlıyor. Bunun için Gençlik Merkezine teşekkür ediyorum Gülcan TÜRKMEN Gezinin bana katkılarının hepsini sizinle paylaşmak mümkün değil. Geziye gidilen ortamda gezi yeri kadar önemli bize büyük özen ve dikkat gösteren görevlilerimize çok teşekkür ederim. Az sürede çok şey ifade eden bu gezi bana çok değerler kazandırdı. İhsan KURT Bu gezide amaç sadece birkaç yer görüp, eğlenmek değildi kesinlikle! Hem bizleri bilgilendirmek, hem de birçok sonuç, görüş ve ders çıkartmamızı sağlamaktı. Belkide gezimizin birçok geziden farkı da buydu!!! Boş gezmiyor, bakıp bakıp geri dönmüyorduk. Hem geziyor, hem eğleniyor, hem de almamız Bu geziden çok etkilendiğimi ve çok şey öğrendiğimi içtenlikle açıklayabilirim. Öğrendiklerimin başında sahip olduğumuz şeylere sahip çıkmadığımız gibi onlara sahip olduğumuzun farkında bile değiliz. Yabancı turistlerin bu kadar ilgisini çekip de bizim neden farkında olmayışımızın nedenini de sadece kitap okumamak olarak değerlendiriyorum. Hangimiz tarih dersinde Çanakkale Zaferini işlerken onunla ilgili kitaplar alıp çok daha detaylı okuduk. Biz sadece bize verilenle yetinip daha fazlasını merak etmiyoruz. Buda bizim geçmişten alabileceğimiz dersleri kısıtlıyor. Toplu halde yaşıtlarımla geziye ilk defa çıktım. Ama beni bu kadar etkileyeceğini düşünmüyordum. Birde bizi hiç tanımayan ilk defa gören başımızdaki görevlilerin bizimle bu kadar samimi ve içten ilgilenmesi geçilecek bir nokta değil tabiî ki. Bu yüzden onlara ve bize bu şansı tanıyanlara çok teşekkür ediyorum. Kendimi bu gezide yer aldığım için de çok şanslı hissediyorum. Beni en çok etkileyen ise “Şeyh Edebali” türbesi idi. Daha sonra Bilecik’in bir köyüne gittik. Orada yöresel yemeklerini tatdık. O köyde çömlekçiliğin yaygın olduğunu öğrendik ve çömlek atölyelerini gezdik. Akşam Bilecik Gençlik Merkezi’ne döndük. Akşam yemeğinden sonra biraz dinlendik ve daha sonra bizim için hazırlanan eğlenceye katıldık. Bittikten sonra yola çıkarak Çanakkale’ye gittik. Vardıktan sonra öğlene kadar serbesttik, isteyen denize girdi, isteyen uyudu, öğleden sonra Truva’yı gezdik. Truva’nın hikayesi beni çok etkiledi. Birde atın düşmanlar tarafından neden içeri alındığı hakkında rehber eşliğinde tartıştık. Hala bir bir aklımda. Çünkü çok hoşuma gitti. Akşam şehir merkezini gezdik, gece otele döndük. Ertesi gün erken kalkarak feribota yetiştik. Midilli adasını gördük. Şehitlikleri gezdik. Şehitlikler gerçekten çok etkiledi beni. Öğlen yemeğinden sonra da Asos’u gezdik. Asos’un da bu kadar güzel olduğunu tahmin etmiyordum. Özge KURT

55

çıkmalarına, geleceklerini daha bilinçli planlamalarına yardımcı olacaktır. Nilüfer ALTUN Ankara Gençlik Merkezi Üyesi

Ey Çanakkale! Çanakkale her Türk evladının mutlaka görmesi gereken, şu zamandaki yaşamımıza en büyük katkıyı sağlayan bir ilimiz. Gençlik merkezlerinin gençlere vatan ve millet sevgisi aşılamak için yaptığı bu gezinin hepimize çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Bir insanın köklerini bilmesi, geleceğe bakış açısının değişmesi demektir. Geleceğinin ve şu anının kıymetini bilmesi demektir. Çanakkale ve Bilecik’te kendi köklerimizi gördük. Bu ülkenin hangi zorluklarla kazanıldığını gördük. Bu bilincin çok küçük yaşlarda verilmesi gençlerin kendi vatanlarına sahip

13 yy.’ın teknolojik ve dev ülkelerine karşı yorgun ve kendine güvensiz Türkiye. Diğer bir yanda Türkleri tarih sayfalarından silmek isteyen işgalci güçler. Fakat unuttukları hiç hatırlarına gelmeyen bir olay vardı; “Çanakkale Geçilmez, Türk Ordusu Yenilmez.” Çanakkale bir destandı. Her Türk’ün kulaklarında. Bizlere ecdadımızın, geleceğimizin bir dakika tereddüt etmeden şehit oldukları toprakları gezme, tanıma ve anlama olanağını tanıyan G.S.İ.M. ve bizleri bir gün de olsa misafir etme inceliğini gösteren Bilecik ve Çanakkale Gençlik Merkezine sonsuz teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunarım. Gökhan İĞDİR Sincan Gençlik Merkezi Üyesi

Bu topraklara gelmek çok heyecan verici… Çünkü kendi tarihimiz yazıldı burada. Çanakkale’nin doğal güzelliğinin yanında, sahip olduğu tarihi değer sayesinde yaşıyorum bu duygu yoğunluğunu. Özellikle Çanakkale için söylüyorum, buralar bizim en büyük değerlerimiz. Bu değeri korumak için, korumaktan önce buraların değerini aşılamak için daha sistemli ve güzel organizasyonlar yapmalıyız. Duygu Çağlar DOĞAN

56

Şu anda muhteşem bir denizin üzerindeyiz. Denizin insan ruhuna garip bir etkisi var ama Çanakkale’ye doğru giderken üzerinden usul usul aktığımız bu masmavi denizin benim ruhuma etkisi bir ayrı. Mutluluk ve en önemlisi huzur bu suların üzerinden yavaş yavaş ilerleyip tüm kollarıyla sizi sarıyor, ana gibi, yar gibi. Çanakkale’yi daha önce gezmemiştim. Bu vasıtayla şunu anladım ki buraya adım atmadan bu ömrü noktalamak Türk yurduna yapılacak en kötü ihanet olurmuş. Çünkü biz rahat evlerimizde elimize çayımızı alıp oturabilelim; bu güzelim yurdun denizinden, ormanından velhasıl saymakla bitmeyecek binbir güzelliğinden gururlanabilelim diye dedelerimiz, ninelerimiz, analarımız, babalarımız kendilerini siper etmişler. Pınar ÖZDEMİR 25 yaşına kadar görmenin nasıp olmadığı Çanakkale’nin Türkiye için büyük değerlere sahip bir il olduğunu düşünüyorum. Daha önce görmeyi çok istedim. Bir kez daha Türk evladı olmaktan gurur duydum. İnşallah bir daha gelmek nasip olur. Alev ER Sincan Gençlik Merkezi

57

Kanlısırt’taki düşmanın ileri siperlerinden birinde tek bir mitralyözü vardı ki fırkanın bütün cephesini taciz edip duruyordu. Daha ikmal edilememiş rah-ı mesturlardan bazıları bu mitralyözün altında idi. Ara sıra acı haberler alıyorduk. Üçüncü bölüğün emirberi sipere gelirken vurulmuş. Dördüncü mangadan bir nefer şehit olmuş, yüzbaşı yaralanmış... Artık bu mitralyöz bizim için meşum olmaya başlamıştı. Hatta bombalardan toplardan daha meşum! Çünkü bu silahların az çok mizacını biliyorduk. Mesela büyük torpil makinesi haftada iki gün bizim cephemizi ziyaret ediyordu. Bombalar, daha fazla akşamdan sonraki ziyaretçilerimiz meyanına dahildir. Velhasıl daimi bir ülfet neticesi olarak harbin kendisine mahsus imtiyazlarını öğrenmiş, ruhumuzda bir huzur ve sükun tesis edebilmiştik. İşte Kanlısırt’taki melun mitralyöz bizim bu kıymetle asayişimizi ihlal ediyordu. Gece toplanmış konuşuyorduk, ber mutad müsahabemiz bu uğursuz nokta üstünde deveran ediyordu: - Eee! Bu mitralyöz tahrip edilemeyecek mi? - Siperler yakındır, topçu ateş edemez. - Bir hücum yapsak! - Kumandan müdafaada kalmayı tercih ediyor. - Sen ne diyorsun ha, Mustafa Çavuş, can sıkmağa başlamadı mı bu mitralyöz? O, cevap vermedi, derin derin düşünüyordu: fakat doğrusu ya en baba yiğidimizde kendisiydi. Bahis değiştirmek üzere iken Mustafa Çavuş bir heykel gibi karşımıza dikildi “ben bunu gidip
58

götürürüm” dedi. “Satmıyorlarmış galiba!” diye latife etti. (Hiç bir)imiz de bu sözü ciddi söylediğine kani değildik. Fakat o hiç tavrını bozmadı gülümsemedi bile. Yalnız kendisini siperin üstüne fırlattı. O zaman anladık ki hakikaten mitralyözü almak için gidiyor. kendisini en çok seven iki hemşerisi arkasından koştu. Biraz sonra bu üç yiğit asker diğer bütün gecelerden daha korkunç ve daha siyah bir gecenin enginlerine doğru kopup gitmişlerdi. Hepimiz akabinden heyecandan sararmıştık. Avuçlarımızdaki tüfekleri sıkıyorduk. Şu dakika hücuma kalkmak için öyle dayanılmaz bir lezzet duyuyorduk ki... Hey yarab, eğer gidenler gelemeyecek olursa!.. Bu sefer orada kalsak bile, ey Kanlısırt’taki düşman mitralyözü, artık sen yerinden oynamıştın! Kulaklarımızı toprağa yaslamış, karanlıklar içinde gittikçe artan kurşun seslerini, bomba uğultularını dinleyerek tam bir çeyrek bu vaziyette bekledik... İnanılmaz şey! Mustafa Çavuş arkasında bir mitralyözle geliyordu. Yanında bir kişi vardı. Sonra anladık ki üç arkadaş görünmeksizin ilerlemişler, mitralyözün bulunduğu siperin içine atlamışlar, birkaç süngü darbesinden sonra büyük bir baskın verdiğini zanneden düşman dağılmaya başlamış. Mustafa Çavuş mitralyözü omuzlamış, dönerken arkadaşı alnına isabet eden bir kurşunla şehit düşmüş... Mustafa Çavuş arkasında zaptettiği mitralyöz, gözleri yaş dolu yanımıza geldi. Kaybettiği arkadaşının tesiriyle titreyen bir sesle ve kendi şivesiyle “Alun şu uğursuzu” dedi “bana pahalıya oturdu!”.

Bir tanecik Kardeşim Oğlum Mehmet.

Sen daha küçüksün, aklın ermez, ama Türk oğlu cenge girince aslan kesilir. Hey babam hey! Buraya geldik geleli öyle savaşıyoruz ki yerlerden babalarımız başlarını kaldırıyor, bize bakıyor. Göklerden melekler iniyor. Ne dersin Mehmet? Ben bir gece iki melek gördüm. Biri geldi, omzuma kondu. Öbürü gözümün önünde uçuştu, durdu. Amma! Nasıl düşman yaylım ateş ediyordu. Kurşunlar dolu tanesi gibi yağıyordu. Bu melekleri, bizim büyük şefaatçi peygamberimiz, beni korumaya göndermişti. Dualar edeyim dedim, kollarımı kaldıramam ki…

Gelsin yaylım ateş! Mavzerime kurşun yetiştiremiyorum. Derken melekler uçuverdiler. Düşman da tersine kaçtı. Kaçtı ters! Hala ovalarda gölgelerini görüyorum be! Ama biz şehit vermedik mi? Gazilerimiz yaralı düşmedi mi? Ne söyleyecek? Kıyamet gibi bir şey oldu. Yalnız bizim bölükden 12 yaralı saydılar. 4 tane de şehidimiz vardı. Oh! Şimdicik ağlayacağım. O arkadaşlarımdan bir tanesi benim kucağıma düştü. Hasangilin kara Ali, bilirsin ya! İşte o aslan, babayiğit birden yere yığılıverdi. Göğsünden bir kurşun girmişti. Hatta dedi ki: “Bölük Emini’ne yazdırıver arkadaş, ben ölüyorum, memleketime yazdır da bana ağlamasınlar. Ben öldüm, ama domuz düşman da kaçtı.” O zaman da bana gelen melekleri yine gördüm. Şehit arkadaşımın etrafında nurlar saçarak dolaştılar. Onun, -Mevlâ rahmet eylesincanım aldılar, cennete ilettiler. Koca Kara Ali o zaman ne de güzel gülüyordu, göresin!.. Fakat inşallah göreceksin. Hele birkaç sene daha sabret. Hazırlan, silahını kullanmayı öğren. Kendine çelik gibi gövde yap. O zaman inşallah bu düşmana gelirsen, benim geberttiğim kadar düşman gebertirsin. İnanırmısın Mehmet, bu harpte kendi cümle öldürdüğüm Moskof yirmiyi geçti, ya! İşte askerlik böyledir, oğlum. Ben 20 kişi öldürürüm. Bizim ilde yirmi bin kişi yaşar. Hangi birini söyleyim, Dizimin dibinde şehit olan Kara Ali’yi sakın unutma ha!.. O melekler senin rüyana girsin. Mehmet! Düşmanı kırıyoruz, vuruyoruz, bitiriyoruz. Orduya namazlarda dua et. Ağanı da arasıra hatırla. Sen daha masumsun. Orduya dua edersen, Allah kabul eder. Beni hatırlarsan vücudumdan kurşun geçmez. Ben şehit olmak isterim. Amma oncasını büyütmeliyim, ellerimle askere vermeliyim. Sonra beraber cengi gelmeliyiz. Ben de Kara Ali gibi senin dizinin dibinde şehit olmalıyım. Anladın mı oğlum? Daha fazla yazamayacağım. Zira gözlerimden sıcak bir şey dökülür gibi oluyor. Beni soranların hepsine çok çok selâmlar ederim.

Ağabeyin Ömer Onbaşı

59

Şimdiye kadar tarih derslerinde anlatılanlar örneğin ipek yolu beni bu kadar etkilememişti. O anda orda bizzat tercüme eden hocamızdan başlayan bir büyüyle onun anlattıklarıyla sanki o anki fırtınayı bende oluşturdu. Ardından Ertuğrul Gazi’nin eşinin ve kızının türbesini gördüğümüzde heyecanım daha da bi kasırgaya dönüşmüştü. Türbelerde okuduğumuz yazılar, sözler çok farklı sanki her şeyi o anda yaşıyormuş duygusu uyandırıyordu özellikle oralarda tarihten kalan değerin güzelliği insanı teşvik ediyordu. Metris tepesi en çok savaş adını anımsatmıştı. Tarihe isteğim olmadığı için burada gördüklerim bana çok etkileyici geldi. Ama yazıya dökemiyorum. Her şeyin bir cennet gibi güzelliğinin oluşu. Yaşanan olaylarla ve anlatılanlarla çok şeye karşı ilgim değişti Hacer SİMAV

Metris Tepe’ye geldik. Diğer adıyla Siper Tepe’ye tabi bu yeni öğrendiğim bilgiler arasında. Çok yüksek bir yerdeydi ve sis içindeydi. Birbirimizi göremiyorduk. Ama yine de burada İnönü Savaşları’nın yapıldığını bilmek insana ayrı bir duygu veriyor. Bu savaşların nasıl kazanıldığını anlıyorsunuz ve vatanınıza olan bağlılığınızı anlıyorsunuz. Hele İnönü şehitliği… İnsan o kadar soğuğa rağmen soğuğu hissetmiyor. Orada yatan şehitler bize bu duyguları yaşatan. Onlar sayesinde şu anda böyle huzurlu ve mutlu yaşıyoruz. Onlar savaş zamanında Atatürk’ün önderliğinde yurdumuzu düşman eline bırakmamak için çok çetin savaşlar verdiler ve bu güzel yurdumuzu düşman eline bırakmadılar. Aç, susuz, giysisiz… canla başla savaştılar. Bunları duydukça onlarla gurur duyuyorsunuz. Ayşe KAYATEPE

Bilecik’e geldik. Bilecik Gençlik Merkezinde kahvaltımızı yapıp Bilecik’in destansı güzelliklerini görebilmek için yola koyulduk. Bir Edebali Edebali manevi Gazinin müddet sonra ilk durağımız olan Şeyh Hazretlerinin türbesine ulaştık. Şeyh kimdir derseniz. Osmanlı devletinin kurucusuymuş aynı zamanda Osman kayınpederiymiş

Buradan ayrıldıktan sonra Dursun Fakıh Türbesini görmek için yola koyulduk. Yolculuk sırasında Bilecik’in güzel konumunun iyice farkına vardım. Bu kadar güzel olmasa Osmanlının 2. başkenti olmazdı. Daha sonra Ertuğrul Gazi türbesine geçtik. Ertuğrul Gazi Osmanlı İmparatorluğunun ilk adımlarını atan kişi, aynı zamanda Osman Gazi’nin babasıdır. Ertuğrul Gazi türbesini de gezdik ve Osmanlı imparatorluğu macerasını sona erdirmiş olduk. Artık Kurtuluş savaşının ayakları olan yani Türk milletini ayakta tutan İnönü Savaşı’nın yapıldığı yerler ve şehitlikleri görecektik. Yaklaşık 1 saat süren yolculuğun ardından Metris tepeye ulaştık. Metris tepe’de yerle gök birleşmişti sanki. Metris tepe (siper tepe) yolculuğu ardından İnönü şehitliğini görmek için yola koyulduk. İnönü şehitliğinde tüylerimi ürperten bir tabloyla karşılaştım. I. ve II. İnönü savaşlarının ardından 1846 şehit anısına 141 temsili kabristan bulunmaktaydı. Bu şehitlikte benliğimde olan bir dörtlük yazmak istiyorum. “Ey yolcu, Burada şu gördüğün mezar Türklerin istiklal abidesidir

60

Bir gökten bin göğe haykıran rüzgar İnönü cenginin zafer sesidir” Nihat AKYOL

Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan gezimiz, çok güzel başladı ve çok da güzel bitti. Feribota binip karşıya geçiş heyecanıyla içim içime sığmıyordu. İlk durağımız Koca Seyit Anıtı’nın bulunduğu yerdi. Muhteşem manzara arkamızda ve yine Barış Hoca derin bilgileri ile bizi aydınlattı. Daha sonra Şahin Tepe Şehitliği’ne kısa bir ziyaret yaptık. Yine duygulanmalar, hüzünlenmeler… sonra sabırsızlıkla beklediğim Çanakkale Şehitleri Anıtı’na geldi sıra Tüylerim diken diken oldu desem yeri vardı. Orada bilgilendikten ve gezdikten sonra müzedeki orijinal aletlere gelmişti sıra. Hepsinin gerçek olması gerçekten etkileyiciydi (özellikle mektuplar) Anzak Koyu da çok güzeldi. Conkbayırı ise son duraktı. O siperleri görmek, savaşılan tepeleri görmek, savaş yapılan alanlarda gezmek çok değişik bir duyguydu. Merve KASAPOĞLU

Gelibolu yarımadası’na geçilmesi ile içimizde zaten başlamış olan heyecan giderek artmıştı. Sonuç olarak bizim gibi bir ulusun evlatları asıl savaşların olduğu yerleri görmeli, bu duyguyu yaşamalılar. Gezdiğimiz her yer bu savaşların önemini, bugünü, dünü anlamamızı, yarına daha sıkı çalışmamızı sağlıyor. İnsanlarımızın sırf vatanları uğruna ölmeleri bile insanın içini yakıyor ve hüzünlendiriyor. Ayrıca Türk Milletindeki azim ve ulusal bağlar bizleri gururlandırıyor. Esma ADA

61

Vatanı kurtarmak için canlarını hiç düşünmeden feda eden bu kahraman milletin evlatlarını ilk defa ziyaret etmek beni çok duygulandırdı. Gezi sırasında sanki o günleri yaşıyormuşum gibi hem duygulandım hem de hüzünlendim. Aklımdan hemen şu düşünceler geçti. Bu vatanda bu millet yaşadığı sürece bu vatan ebedi kalacaktır. Ne mutlu Şehitlik Mertebesini görenlere. Murat ÖZTÜRK

Ben Çanakkale ve Bilecik’e ilk defa gittim. Buraları gezmek görmek bana büyük bir haz verdi Vatan için canlarını seve seve veren bu kahraman milletin evlatlarını ziyaret edip o günleri kitaptan aldığımız bilgilerle orada yaşadım ve o günler de ben de onların yanında olsaydım da ben de onlar gibi canımı seve seve bu vatan için verseydim dedim. Duygu ve Düşüncelerimi anlatmak ve yazmak o kadar da kolay değil çünkü bu duygu ve düşünceler anlatılacak veya yazılacak gibi değil. Birol ŞANAL

Hayatımda hep merak ettiğim Çanakkale’yi siz devlet büyükleri sayesinde gördüm. Çok beyendim. Bu faaliyetlerin devamını dilerim. Barış ÇİFCİ

62

Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün bize böyle imkanlar sağladığı için çok teşekkür ediyorum. Aynı faaliyetlerin devamını istiyorum. Hayatımda en çok görmek istediğim GELİBOLU’yu görme imkanı sağladığınız. Yolculuğumuz çok iyi geçti. Hiçbir zorlukla karşılaşmadık. Ceyhun ÇELİKTAŞ

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün biz gençlere sağladığı bu imkanları en iyi şekilde değerlendireceğiz ve en iyi şekilde faydalanmaya çalışacağız. Biz Artvin Gençliği olarak bu geziden çok şey kazandık. Gerek yolculuk esnasında gerekse de gezi esnasında çok güzel arkadaşlık bağları kurduk. Tarihe adını kanıyla yazdıran Türk Askeri’nin cesurca savaştığı Çanakkale Cephesini, Gelibolu Adası’nı ve Truva Antik Şehrini çok beğendik. Mehmet BAŞKÖYLÜ

Artvin ile Çanakkale arası çok uzak ve gitme imkanımız pek yok. Gençlik Hizmetleri böyle bir gezi ile Çanakkale’yi görmemizi sağladı. Çok güzel ve eğlenceli günler geçirdik. Diğer illerden gelen öğrencilerle tanıştık. Atatürk’ün savaştığı yerleri ve oradaki müzeleri gördük. Bilecik’te bizi çok güzel karşıladılar. Oradaki Türbeleri ve tarihi yerleri gezdirdiler. Burak AKIN

63

duyguyu yaşayanların davranışları da değişecek. Daha olgun bir insan olacaklar. Öncelikle böyle bir geziye katılacağım hiç aklıma gelmezdi. Ama hep hayal etmişimdir. Beni çok etkileyecek ve hayatım boyunca unutamayacağım yerleri gezip görmeyi. Neyse ki hayalim gerçek oldu. Artık benim de hayatım boyunca unutamayacağım güzel bir anım oldu. Bilecik ve Çanakkale’de geçirdiğim 3 gün benim için çok önemliydi. Oraların havası bile insana huzur veriyordu. Ormanlık alanları, çayırı, çimeni dahi başkaydı. Manevi değerlerin hepsi sanki oradaydı. Eserlerin hepsi de ayrı ayrı güzellik taşıyordu. Nilüfer Zehra ÇELİKBİLEK

Çok geçti saat. Yıldızlar güneşi perdelemişti artık. O gece bir yolculuk yapacaktım. Bu sefer yapacağım bu yolculuk sıradan değildi. Geçmişi öğrenmeye, bugün bu topraklarda huzur ve güven içinde yaşamamı sağlayan kimlerdi? Onu öğrenmeye gidiyordum. Çanakkale’nin “Çanakkale” ismini nereden aldığını hep merak etmişimdir. Ama en sonunda öğrendim. Çanakkale’de çanak ve çömleğin çok satılması nedeniyle “Çanak” ismini, Osmanlı Devleti’nin kullandığı dilde “kale” ismi bugünkü anlamda “şehir” anlamına geldiği için “kale” ismini de buradan almıştır. Artık anlamaya başlamıştım vatanın kıymetini. Daha çok çalışmam gerektiğini de anlamıştım vatanım için. Bir insan tanımak nasıl yeni bir dünya tanımaksa, ben de Çanakkale’yi tanıyınca geçmişimi tanıdım. Böylece geleceğimide. Boşa dememişler geçmişini bilmeyen geleceğini bilemez diye… Filiz ARMAN Düzenlenen bu gezi sayesinde bizlerin hayata bakış açısı değişti. Buna eminim. Sanırım bu

Tarihin bir bölümü Bilecikteydi. Bilecik bana sıradan bir il gibi geliyordu. İçinde saklı o kadar tarih vardı ama ben farkında değildim. O gün farkına vardım. Şeyh Ebebali, Orhan Gazi, Ertuğrul Gazi, Dursun Fakıh, Söğüt, Domaniç, Kınık adeta hiç görmediğim ve ismini duymadıklarımdı. O kişilerin ve yerlerin geçmişten günümüze kadar çok öğrenilecek şeyleri varmış ama ben neredeyse ayakta uyumuşum. Oraları gezmek bana adeta mutluluk, huzur veriyordu. Tarihi öğrenmek, tarihi yerleri gezmek ve görmekten mutluluk duyuyordum. Tarihin bir bölümü de Çanakkale’deydi. Çanakkale’de Atalarımızın geçmişten günümüze kadar yaptıkları vardı. Kendimi adeta bir rüyada hissediyordum. Tarihimi ve geçmişimi öğrenince tarih hakkındaki fikirlerim değişti. Bunları öğrendikçe içimde bir azim, bir sevinç, bir heyecan ve bir şeyleri başarma arzusu doğuyordu. Bende onlar gibi çok çalışıp gelecekteki nesillere tarihler bırakmak istiyordum. Sesimi, sevgimi ve azmimi tüm dünyaya duyurmak istiyordum. Şimdi düşünüyorum da geçmişimde çok şey atlamışım. Gözlerim kör olmuş sanki. Ama oraları gördükten sonra tarihi araştırıp, bende onlar gibi bir yerlere gelmeye çalışacağım ve ne olursa olsun vatanımı düşmanlarımıza vermeyeceğim. Zorluklarla savaşıp, mücadele edip bu vatana sahip çıkacağım. Daha çok çalışıp atalarımızın bizlere bıraktığı bu vatanı daha iyi koruyacağım.

64

Bu şekilde akıp geçen hayat bilinçsiz yaşamamıza neden oluyor. Gittiğimiz Çanakkale gezisi attığımız adımları daha sağlam kıldı. Gittiğimiz yerlerde sanki savaş yıllarını yaşadık tekrar, yani geziye kısacası zaman makinasına girmek de diyebiliriz. Her gün birbirinden daha güzeldi. Özellikle Çanakkale’den çok etkilendim. Rehberimizin hissederek anlatımı benimde o günleri daha iyi anlamamı sağladı. Bugüne kadar bu toprak üzerinde yürürken ne kadar rahat olduğumu hatırladım. Aytuğ KARAMEŞE Artık topraklarımızın değerini daha iyi biliyorum. Umarım bu tür geziler hiç bitmez. Gençlik Merkezine üye olmanın ayrıcalığını bir kez daha yaşadım. Tekrar teşekkür ederim. Gülen KAYNAK

Gerçekten de çok etkileyiciydi. Kendimi o savaş yıllarında gibi hissettim. Bu hissi yaşamama vesile olan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne sonsuz teşekkürlerimi ileterek başlamak istiyorum. Biz de dahil olmak üzere bir çok genç geçmişe değil geleceğe bakarak yaşıyor. Bizi de alıp sürükleyen teknoloji zaten geçmişi unutturuyor. Geçmişi bilmeden attığımız adımların temeli sağlam olmuyor.

13-15 Ekim 2006 tarihinde gerçekleşen Çanakkale ve Bilecik gezi programını gerçekleştiren ve yerine getiren Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne sonsuz teşekkür ederim. Yapmış olduğumuz bu gezi sayesinde ecdadımızın bu topraklar için verdiği mücadeleyi sanki bire bir yaşadım. Bu vatanın nasıl zorluklar altında kazanıldığını ve kurulduğunu yerinde görme imkanını bu gezi sayesinde yaşadım. Ayrıca değişik illerden gelen genç arkadaşlarla tanışma ve kaynaşma imkanı buldum. Kıvanç ERDEM

Bu gezi bize kaybetmeye başladığımız değerleri yeniden kazandırdı. Bu organizasyonu düzenleyen herkese binlerce kez teşekkürler… Şeyma KIZILASLAN

65

sayesinde bu kadar rahat yaşıyoruz. Onlara ne kadar teşekkür etsek azdır. Allah onlardan razı olsun. Ruhları şad olsun!…. Murat DADAYLI

Bilecik’ten sonraki istikamet Çanakkale’ydi… Hani o “Geçilmez” dediğimiz yer… Hani koca bir devrin battığı yer… Söylerken bile tüylerimizi diken diken eden yer… Yüzbinlerce askerimizi şehit verdiğimiz yer… Hani 65-66 askerle 9000 kişilik orduyu savurduğumuz yer… Biz çok büyük bir yere gittik. Feribotla karşıya (Gelibolu) geçerken koca dağda aynen şu yazıyordu. “Bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir.” Allah’ım ne kadar büyük bir söz… Bu söz o kadar açıklıyor ki, burada ne kadar büyük savaşların olduğunu… Alkan ORMANCI

Bilecik’te bize tarih derslerinde anlatılan ihtişamlı Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş yerini görme fırsatımız oldu. Ayrıca orada Osmanlı İmparatorluğu zamanında giyilen kıyafetlere benzer kıyafetler giyerek o zamanı daha iyi ve eğlenceli anlamaya çalıştık. Çanakkale çok daha farklıydı. Unuttuğum bir çok değerin kafama tam olarak oturmasını sağladı. Bu kahramanlığın bizim yaşıtımız olan gençler tarafından gösterilmesi inanılmaz geldi. Kendi hayallerimi düşündüm ve orda yatan 18 ve 20’li yaşlarda şehit olmuş o gençlerin de hayallerinin olabileceği geldi aklıma. Şu ana kadar gezdiğim ve etkilendiğim tek ve en önemli yer diyebilirim. Benim elde ettiğim bu fırsatı daha bir çok gencin elde edebilmesi için bu tür gezilerin devam etmesini gerçekten çok isterim. M. Cansu PITIR

250 bin şehit verdiğimiz, bir devri batırdığımız, her toprağının altında isimleri dahi belli olmayan bir çok askerimizin yer aldığı Çanakkale’ye düzenlediğimiz gezide vatanı için canını vermekten kaçınmayan ve bile bile ölüme giden atalarımızın torunu olmaktan gurur duydum. Onların sayesinde bugün sömürülmüyoruz, onların sayesinde hür ve özgürüz. Onların

Bartın’dan gezi programına çıkarken çok heyecanlıydım. Çünkü Osmanlı Devletinin kuruluş şehrini ve unutulmaz kahramanlıkların gösterildiği bir yeri gezme heyecanı. Gezinin ilk günü Bilecik şehri ve oradaki türbeler müzeler hakkında bilgiler aldık. İlk olarak Şeyh Edebali Türbesini ziyaret ettik. Orası hakkında bilgiler aldık. Daha sonra onun yanındaki Orhan Gazi Camiini gezdik. Söğüt ilçesine giderek Osmanlı Devleti kurucusu Ertuğrul Gazi Türbesini gezdik orası hakkında bilgiler aldık. Oradan Pazaryeri ilçesine geçerek çömlek yapımı ve Kınık boyları hakkında bilgiler aldık. Çanakkale gezisi sırasında çok duygulandım. Kitaplarda televizyonda izlemeyle gezme arasında çok fark var. Çünkü gezerken insan duygulanıyor. Her Türk gencinin tarihini öğrenmesi gerekiyor. Ben gezdim gezerken insanın vatan duyguları daha güçleniyor. Gezilere gençlerin ilgi göstermesi gerektiğine inanıyorum. Aziz ARSLANOĞLU

66

Çanakkale seyahati hem arkadaşlıklar geliştirmede hem de kültürümüzün gelişmesinde çok faydalı oldu. Gezi sırasında hiçbir sıkıntımız olmadı, çünkü hocamız bütün ihtiyaçlarımızı karşıladı. Çanakkale’ye gitmeden önce Bilecik’e uğradık burada bizi çok iyi karşıladılar. Bilecik’te Osmanlı Devletinin kuruluş yerini gezdik, daha sonra Söğütte Ertuğrul Gazi Müzesini gezdik. Akşam eğlence vardı. Tunceli, Batman, Balıkesir ve Bilecik’in oluşturduğu gruplarla herkes çok eğlendi.Bilecik’ten sonra Çanakkale’ye geçtik oradaki tarihi yerleri gezip gördük. Truva şehri hakkındaki bilgileri, daha sonrada Assos’u ziyaret ettik. İki yerden de çok etkilendim. İkinci gün ise Gelibolu yarımadasını gezdik. Çanakkale gezisinin bana verdiği ders ise okumak ile görmek arasındaki farktı. İdris TUTUŞ

Hangi kelimeleri bir araya getirip bir cümle halinde orayı anlatsam bilmem ki. Orada yaşadığımız iki günlük gezide bize eşlik eden ve orayı tanıtan iki rehberin olması ayrı bir güzellik kattı. Anlattıkları ile kimi zaman gururlandık, kimi zaman güldük ve kimi zaman göz yaşlarımızın sel olup akmasına mani olamadık. Sadece ama sadece “ÇANAKKALE” demem yeterli olur mu? Hayır. Bu kadar geçmişi şanlı bir tarihle dolu olan bir yeri tek kelime değil bin cümle bile anlatamaz. Orda anlatılanlarla bir anda hayaller aleminden çok uzaklara tam asırlar öncesine gittik. O anlar gözlerimiz de canlanıvermişti. Yüreğim sızladı, boğazım düğümlendi. Bugünkü rahatlığa kavuşmamız için geçmişte anaların yavrularını bize kurban etmek için yetiştirmiş olmalarından bihaber yaşamış olmam bende bir eksiklik hissi yarattı. Çanakkale anlatılarak anlaşılmaz, gidip görmek lazım. Bu yazıyı okuyanlar! Ne duruyorsunuz, sizce hemen yola koyulmanın vakti gelmedi mi? Şuna inanmanızı isterim ki; oraya gidince asırlar öncesine bir yolculuk yapacaksınız. Ama hiçbir şey için geç kalmış sayılmazsınız. Gidin ve görün. Merak ediyorum acaba hissettiklerinizi anlatabilecek misiniz? Adil SERİHAN

67

Türk’ün cesaretini gösteren 1915 yılında başlayan o büyük savaşı, Çanakkale savaşını herkes Türk Milletinin kaybedeceğini tahmin ediyordu. Türk Milleti o büyük cesareti ile savaşa başlamış. Çok ama çok zorluklarla savaşa başlayan Türk Milleti yinede yıkılmamıştır. Askerler zaman zaman aç, zaman zaman ayakkabısız vb. kalsalar da yine de yenme umudunu hiç kafasından atmamış ve tam 250.000 şehit vererek bu savaşı bu zorluklarla, bu güçlüklerle kazanmayı başarmış. Biz bu yolculukta bunları sadece gördük ama rehberin anlattıklarıyla adeta yaşadık bu sahneleri. O zaman Türk Milletinin ne acılar çektiğini anladık. Berat KÖSE

gileri duyduk. Çok güzel ve eğlenceliydi. Truva’dan sonra yürekleri sızlatan siperleri ve abideleri ziyaret ettik. Atalarımızın ne kadar mert ve ne kadar cesur olduğunu öğrendik. Hele Seyid onbaşım böyle bir insan daha görülmemiştir, diye düşünüyorum. Bizim bu günümüzde bu rahatlıkla yaşamamızı onlara borçlu olduğumuzu bir kez daha anladım. Bizim için uğraşıp, bizim için savaşmış ve kan dökmüşler. Buradan o savaşta kan döken bütün şehitlerimize canı gönülden saygılarımı sunarım. Teşekkürler Oğuz AKTÜRK

Bayburt’tan uzun bir yolculuk sonunda nihayet Çanakkale’ye ulaştık. Tarih kitaplarından öğrendiğimiz savaşları, kahramanları bir de gerçekleşen yer de göreceğimiz için çok heyecanlıydık. Bir zamanlar vatan kalbinin attığı yerleri görmek ve her şeyini vatanı için seve seve veren insanları hatırladıkça duygulanıyorduk. Bir de o insanların savaştığı yerleri gördüğümüzü hayal ettikçe heyecanımız zirveye ulaşıyordu. Sefa BAŞYİĞİT

Çanakkale gezisinde ilk durağımız Eskişehir’di. Eskişehir’den çıktıktan sonra Çanakkale’ye vardık. Çok güzel bir geziydi. Çanakkale’de Truva şehrini ve Truva’nın tarihini inceledik. Truva’nın dönemlerini araştırdık. Mimari yapısını inceledik. Hayatımızda duymadığımız bil-

Bu gezinin amacı bence geleceğin büyüklerine bu vatanın kolay kazanılmadığını kavratmaktı. Her ne kadar biraz dalgaya alınsa da rehberimizin anlattıkları hepimizi etkiledi. Önceden kitaplardaki gördüğümüz resimlerle yetinirken şimdi ise yurdu için canını feda eden insanları anlamaya ve onların yerine koymaya çalıştık kendimizi. Hayal gücümüzü zorlayan tarihimizi bir kere daha sanki yaşamışçasına gözümüzün önünden geçirdik olayları. …Seyit çavuşun mermi taşıması şehitlerimizin cesurca siperlerde savaşması beni gerçekten hem sevindirdi hem de gururlandırdı. Bizim yurdumuzda ne kadar güzel insanlar yaşamış diye… Bence biz de onları örnek almalıyız. Çünkü rehberlerimiz olayları zihnimizde yaşatırcasına anlattılar bize. Hepsine teşekkür ederim. Bana göre çok faydalı bir geziydi. Hülya AKBAŞ

68

Çanakkale’nin o unutulmaz savaşlarının yaşadığı her kareyi, her köşeyi bize gösterip, öğretip, insanların çektiği acıları bir nebze olsun yaşamamızı, şehitlerimize dua etmemizi, Türkiye’nin güzelliklerinin bir yüzünü görmemizi, arkadaşlıklarımızı pekiştirmemizi, yeniden yardımlaşmayı paylaşmayı öğrenmemizi sağladığı için gençlik merkezine çok teşekkür ederim. Burcu ERKAN

Ertesi gün ise 250 bin şehit verdiğimiz Gelibolu yarımadasına gidecektik. Vapurla karşıya geçtik. Teker teker şehitlikleri ve atalarımızın ruhlarını taşıyan anıtları gezmeye başladık. Vatanı ve bayrağı uğruna ölümü hiç sayarak paslı silahlarla savaşan kahraman atalarımızı gurur ve rahmetle andık. Onların savaştığı siperleri ve kanlarının toprakla harmanladığı yerleri gezerken tüylerim diken diken oluyor ve adeta kanım donuyordu. Bu gezi sayesinde o yerleri gezip görmüş ve atalarımızı saygıyla anmıştık. Bence Türküm diyen her genç o kutsal yerleri gezip görmeli. Onur ALGIN

Sonunda biz Bilecikli gençlerinde Çanakkale’ye gitme zamanı gelmişti. Çanakkale’ye ulaştık. Burada Gençlik kampında konaklayacaktık. Bu gezi bizler için bir eğlence olmaktan öte, bugünlerde hürce yaşamamızı sağlayan aziz şehit atalarımızın kabirlerini ziyaret etmek ve o günleri, çok az da olsa o duyguları yaşayabilmekti. Gezinin ilk günü, bin yıllar öncesi kurulmuş ve kalıntılarının günümüze kadar dayanarak kaldığı Truva ve Assos antik şehirlerini gezdik. Rehberimizin eşliğinde ve anlattığı hikayelerle adeta o günleri tekrar canlandırdık. O gün eğlenmiştik.

Çanakkale gezisi benim için ve arkadaşlarım için çok yararlı oldu. Daha önce hiç gidip göremediğimiz şehitlerimizi gördük ve onlar için dua etme fırsatı bulduk. Bilecik ilimiz Osmanlının kuruluşu ve Cumhuriyetin Kurtuluş Beşiği olan bir ildir. Osmanlı’dan Cumhuriyete bir geçiş dönemi yaşadık. Truva ve Assos’u gezerken M.Ö.’sini yaşadık, gezinin ikinci gününde Cumhuriyetimizin kurulmasında vatanın ve milletin bölünmezliğinde en büyük rolü oynayan Çanakkale Savaşlarının ve bu savaşlarda şehit düşen atalarımızın kabirlerini ziyaret edip onlara manen bir dua okuyarak azda olsa borcumu ödediğimizi düşünüyorum. Cemile ÇELİK

Ben de Gençlik Merkezi’nin bir üyesiyim ve bundan çok mutluyum. Onların sayesinde Çanakkale’yi gezip görme imkanı buldum. Bu geziden çok keyif aldım. İlk başta Asos’a gittik. Altta deniz, üstte Behram köyü var. Her taraf taştan hiç beton ev yok. Evlerin hepsi taştan. Harika bir köy. Bu köyün önemi Behramkale’den geliyor Behramkale’nin bulunduğu yer ilk felsefe okulunun açıldığı yermiş. Her yıl dünyanın dört bir yanında felsefeciler gelirmiş buraya toplantıya. Burayı gezdikten sonra taş yollardan aşağıya indik. Yine her yer taştandı. Deniz kenarında tahta masalar, masaların üstünde sardunyalar. İkinci gün, Gelibolu’yu gezdik, gururlandık, hüzünlendik küçük şeylere üzülmemizin bencilce bir şey olduğunu anladık. Gerçekten de ağladığımız, sızlandığımız, surat astığımız şeyler o kadar küçük ki insan orda olanları öğrenince kendini bu yüce, mücadele karşısında küçük hissediyor. Gelibolu gezimiz süresinde bu duyguyla dolandık, durduk. Bu her Türk vatandaşının yerine getirmesi gereken bir görevdi ve bizde bu görevi yerine getirdik, Gelibolu’yu ziyaret ettik. Her şey için teşekkürler. Melis DEMİRCİ

69

Çanakkale-Bilecik gezisi benim için çok anlamlı ve güzel geçti. Bu güzel geziyi asla unutmayacağımı biliyorum. Her zaman televizyonda, resimlerde görüp, hayran kaldığımız yerleri canlı canlı görme imkanı bulduk. Her yer büyüleyici güzellikteydi. Yeni arkadaşlar edinip, farklı bir bölgeyi tanıdık. Çok güzel vakit geçirdik. Bu geziyi, gördüklerimi çevremdekilere aktarıp onları da bilgilendireceğim. Bu gezide bizlere yardım edenlere, hocalarımıza, rehberlerimize, katkıları geçenlere çok teşekkür ediyorum. Sağ olun. Çok teşekkürler. Şeyma ÖZTEKİN

Çanakkale-Bilecik gezisi süresince gözlemlediğim kadarıyla ben şunu anladım. Meğer biz, bu yolda yavrusunu kaybetmeyi göze alan milyonlarca ananın, her şeyini bu uğurda kaybederek fedakar bir şekilde ön siperlerde elinden gelenin üstü bir çaba harcayarak savaşan Türk kadınının, uğrunda 14 yaşındaki çocukların bile canlarını hiçe sayıp kahramanca savaştıkları ve bana göre dünya da eşi ve benzeri bulunmayan, bereketli, aziz ve her şeyden önce toprağı sıksan karış karış her tarafından şehit fışkıran bu topraklar üzerinde yaşıyoruz ve bir çoğumuz bunun ne kadar önemli olduğunun farkında bile değiliz. Bu gezide emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Filiz KAYĞAN

Bingöl Gençlik Merkezi’nin hazırlamış olduğu Bilecik ve Çanakkale gezisinden dolayı kendilerine öncelikle teşekkür ederim. Böyle güzel geziyi ve ilgileri bize okul öncesi moral oldu. Bilecik ve Çanakkale hem doğal güzellikleriyle hem de orada bulunan tarihi ve kültürel eserler yönünden muazzam bir güzelliğe sahiptiler. Bu geziden bu kadar memnun olacağımı hiç düşünmüyordum. Gezide katkısı bulunan herkese teşekkürler. Sait DEMİRCİ

70

Atalarımızın yıllarca süren savaşlar sonucu canları pahasına akıttıkları kanlar neticesinde bizlere emaneten bıraktıkları o toprakları, Bilecik’i Çanakkale’yi gördüğüm an itibariyle ne kadar sevindiğimi, ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Kültürümüzü, dilimizi, dinimizi, ırkımızı sahipsiz bırakmayıp bu günlere taşıyan atalarımızın o an yerinde olmak için neler vermezdim ki… Çünkü geçmişimizi, bugünümüzü, ve geleceğimizi biz o insanlara borçluyuz. Belki bizler onlar gibi vatanımız için savunmadık ama hiç olmazsa onların bize verdikleri emanetlere sahip çıkalım. Adem TAŞKAYA

Evet Çanakkale gezisine gidiyorduk. Hocamız bize önce Bilecik şehrine ardından Çanakkale’ye gideceğimizi söylemişti. Sabırsızlıkla altı asır boyunca din, ırk, mezhep ayrımı yapmadan üç kıtada birden hüküm süren adeta gönüllerde taht kuran cihan

devleti, Osmanlı İmparatorluğu’nun temellerinin atıldığı toprakları bekliyordum. Bekleyişim fazla sürmemişti Bilecik’e varmıştık. Bilecik’in görülmeye değer bütün yerlerini gezdik. Osman Bey’in babası olan Ertuğrul Gazi ve eşi Bala Hatun, Bala Hatun’un annesini ve babası Şeyh Edebali’nin türbelerini ziyaret ettik. Tam o gün Bilecik Belediyesi’nin düzenlediği bir şenlik vardır. O şenliğe katıldık, çok güzel yarışmalar ve konserlerle eğlendik. Yarışmalarda üç altın kazanmıştık. Ben yoğurdun içindeki altını bulmuştum. Çok eğlendik fakat Çanakkale bizi bekliyordu. Sonra Çanakkale’ye geçtik ve oradaki Gençlik Merkezine gittik. Burada da bizi çok iyi karşıladılar. İlk önce Truva’ya gittik. Truva şehrinde rehberimizden bilgi aldıktan sonra şehri ve Truva atını dolaştık. Daha sonra Assos şehrine gittik. Buradaki cami ve kiliseleri gezdik. Burada deniz kenarında muhteşem bir tatil köyü vardı. O kadar müthiş manzaralar vardı ki düşlerimde bile kuramayacağım. Türkiye’nin en uç noktasındaydık. Dönme vakti gelmişti. Assos’a hoşcakal derken deniz ve güneş adeta bize gülümseyerek güle güle diyorlardı. Akşam yemeğinden sonra diğer illerden gelen arkadaşlarımızla çeşitli oyunlar oynadık ve eğlendik. Güneşin ilk ışıklarının odamızın penceresine vurmasıyla uyandık. Bu gün çok yoğun olacaktı. İlk önce vapurla karşı tarafa geçtik. Hava oldukça rüzgarlıydı. Dalgalar kıyıya o kadar sert çarpıyordu ki yoldan geçen araçlar bile ıslanıyorlardı. Burada ilk önce şehir merkezini iyice gezdik. Ardından İngilizlerin en iyi donanmalarından olan Ochean zırhlısını 275 kg’lık mermiyi tek başına kaldırarak bu zırhlıyı hedef alıp ve onu derin sulara gömen Seyit Onbaşı’nın temsili heykelini ziyaret ettik. Daha sonra o kadar yer gezdik ki her bir yer bir öncekinden daha anlamlı ve daha duygusaldı. Muhammet Emin ÇOBAN

Çanakkale ve Bilecik tarihimizin önemli şehirleri arasında yer almaktadır. Çanakkale tarihimizin en önemli savaşlarından birine tanık olmuş, Bilecik ise tarihimizin kurulduğu mekandır. Buralarda gerçekten tarihimizi azıcık dahi olsa da hatırlamış, bulunduğumuz mekanların anlam ve önemini anlamış ve bizlere çok zevk veren şeylerle karşılaştık. Bu yerleri almış ve yüz yıllarca korumuş olduğumuzdan dolayı çok heybetlendik. Buralarda yapılan şenlikler bizlere sanki o mekanı yeniden almışcasına zevklendiriyordu. M. Ali DUMAN

71

Bu gezide emeği geçen herkese çok çok teşekkür ederim. E.Burak BİLGÜCÜ

Öncelikle arkadaşlarımla beraber hoş bir üç gün geçirdik. Gezdiğimiz yerler ve öğrendiklerimizle Bilecik ve Çanakkale hakkındaki bilgilerimize yeni bilgiler eklendi. Bahadır ÖZKAN

02-05.06.2006 günlerini kapsayan Bilecik ve Çanakkale gezileri çok iyiydi. Bu gezide emeği geçen herkese teşekkür ederim. Burhanettin TURAN

72

Bilecik-Çanakkale gezisine gelmeden önce sadece tek yönlü bir gezi olacağını düşünüyordum. Fakat geziye çıktığımızdan itibaren, gerekse yolcu arkadaşlarımızın birbirleriyle anlaşmaları birbirleriyle kaynaşmaları en güzel gözlemlemeydi. Ancak bu gezinin sosyal, kültürel yönden ve tarihi açıdan herkes için iyi bir faaliyet olduğunu düşünüyor ve her zaman tekrar yapılmasını arzu ediyorum. Her şeyiyle harika bir geziydi. Afife KARACA

anlattı. Adeta orayı canlandırmamız için bizlere ruh kattı. Bunun yanında bizim yanımızda gelen öğretmenlerimiz de bize çok iyi davrandılar. Bize öğretmen gibi değil arkadaşçasına yaklaştılar, bu da benim ve arkadaşlarımın çok hoşuna gitti. Haa birde unutmadan gezide yorulduğumuzda oldu ama gittiğimiz o güzel ve eşsiz yerler bize yorgunluğumuzu unutturdu. Çanakkale ve Bilecik kentlerinin ülkemiz açısından ne kadar değerli ve önemli bir yer olduğunu bu gezide biraz daha pekiştirdik. Zeynep ÖĞÜTCÜ

Türk tarihi için büyük önem taşıyan bu şehir için harika demekten başka bir şey diyemiyorum. Ekibimiz ve rehberimiz tek kelimeyle harikaydı. Gezip gördüğümüz yerler insanın geçmişini ve tarihini, atalarını unutulmaz kılıyor. Duygu yüklü bu yerleri her Türk’ün görmesi şart diye düşünüyorum. Bizim süremiz kısıtlıydı. Umarım daha sonra buraları uzun uzun gezmek nasip olur. Kübra KÜTÜK

Ben gezi sırasında çok güzel duygular hissettim. Önceden bu haberi öğrenince çok heyecanlandım. Bir de oraya gidince bu heyecanım iyice canlandı. Her şey çok harikaydı. Rehberimiz her şeyi çok güzel

73

Askerlerimizin mücadelelerini, fedakarlıklarını anlattıkça üzerinde gezdiğimiz toprakların kıymetini bizler, bir kez daha anlıyorduk. Şehitliklere gittiğimizde bizleri orada karşılayan hüzünlü bir havayla geziyorduk. Gezdiğimiz her toprak parçasının altında sanki hemen karşımıza çıkacak askerlerimizin adeta ruhlarını hissediyorduk. Mustafa

Çanakkale Zaferi benim için 18 Mart 1915’te vatanımıza ve de devletimize kasdetmeye kalkışan düşmanlara karşı, genç, yaşlı, kadın, erkek top yekün bir Millet olarak manganın tabur, taburun tümen ve Anadolu’nun yeniden ebedi vatan olduğu tarihtir… Yine unutma ki, güçlü ve inançlı olursan 2. bir Çanakkale Savaşı vermek zorunda kalmazsın! Yağmur TAŞDELEN

Bilecik yolculuğu ile başlayan gezi, şehrin tarihi mekanlarını ziyaret etmemizle devam etti. Burada ayrıca Bilecik’li kardeşlerimizin bizlere hazırlayıp sunduğu eğlence onların hoş gösterilerini de izledik. Çanakkale’ye vardığımızda konaklayacağımız tesisleri görünce büyülendik. Özellikle yer bakımından çok hoştu. Sunulan ikramlar ve sağlanan imkanlar son derece iyiydi. Ziyaret ettiğimiz mekanlar bizleri çok etkiledi. Kimi zaman duygulandık, kimi zaman da göğsümüz kabardı. Düzenlenen organizasyon sosyal ve kültürel açıdan iyi bir etkinlikti. Gezilen yerler tarihi önem açısından tüm Türk halkının görmesi gereken yerlerdi. Bu konuda bizlere yardımcı oldukları için tüm arkadaşlarım adına Gençlik Merkezine teşekkürlerimi sunuyorum. Aydın ALTIN

Onlara binlerce kez teşekkür ediyorum. Bizlere böylesine güzel bir vatan bıraktıkları için. Onlar böyle bir mücadelede bulunmasaydı acaba bugün buralarda bizler bulunurmuyduk. Çanakkale’den ayrıldığımızda, o güzel yeşilliğin ve denizin yanında şehrin üstünde bulunan o hüzünlü havayı hisseder gibiydik. Songü BİLEN

O Mükemmel şehri Çanakkale’yi binlerce şehitlerin canlarını verdikleri bu toprakları görmeyi Truva’yı Havranlı Seyid onbaşıyı, 57. Alayın mezarlarını kaleleri, topları, Atatürk’ün siperlerini, gözlerini bile kırpmadan bu vatan uğruna canını veren bütün askerleri saymakla bitmeyecek güzellikleri görmeyi sağladığınız için size ömrümce minnettar kalacağım. Şengül METE

74

En başta şunu belirtmek isterim ki hayatımdaki en güzel gezilerden birini yaşadım. Mukkemel bir 4 gün geçirdim. Duygularımı yazıyla ifade etmek isterdim ama oraları anlatmaya kelimeler yetmez. Gezmek görmek lazım ve oralarda zaman geçirmek gerek. Bu geziyi asla unutmayacağım. İsmail OBALI

Yaşanmışlık üzerine 3 günlük kısa ama anlamlı bir seyahat. Tarih, tarihimiz… Gelecek ancak tarihle birleştirildiği, arasında bağ kurulabildiği sürece sağlam gelecektir. Bu yüzden bazen tarihi sadece okumak yetmez, yetmemeli, iliklerine kadar hissetmeli. Bazen tarihi sadece görmek yetmez, yetmemeli. Bakarken yaşayabilmeli… İlknur BALTA

Bu olayların hepsi bende derin duygular bıraktı. Böyle topraklarda yaşadığım için çok mutluyum. Eğer atalarımız vatan sevgisiyle savaşmasalardı biz şu anda İngilizlerin topraklarında yaşıyor olacaktık. Atalarımızın böyle bir psikolojiyle bu vatanı kurtardıkları için çok mutluyum. Umarım gelecek nesillerde bu yaşanılanlardan ders alır. Hatice KAHRAMAN

Yaşanan o kanlı savaşları bizde yaşadık sanki o an, dökülen gözyaşlarını bizde akıttık içimize. Yaşamımın önemini o an o kadar iyi anladım ki işte benim yaşama sebebim, buraları görme sebebim ATALARIMDI. Nurdan KORKMAZ

75

Şimdi biz gençlere düşen görev Kemal Atatürk’ün ve aziz şehitlerimizin yolunda yürümek, bu şanlı vatanı onların bize emanet ettiği şekilde korumak ve gelecek nesillere ulaştırmaktır. Ali EROĞLU

Gelibolu Yarımadası’na ilk adımını attığımda içimde duygu yüklü anlar yaşanmaya başlamıştı bile. Basılan her yerde çatışma, kan ve şehitler. O anı hayal etmek bile beni duygulandırmaya yetmişti. Hele ki “Dur Yolcu Bilmeden Gelipte Bastığın Bu Toprak Bir Devrin Battığı Yerdir” yazısı insanı kendinden geçiriyor. Birde bunun üzerine rehberimizin bize anlattıkları bende duygu seline neden olmuştu. Siperlerde yürüdüğümüz anlar sanki insana o anı yaşatır gibiydi. Biz bu vatanı öyle sanıldığı gibi ucuza kurtarmadık. Vatanın, millet uğruna ciddi kararlar veren tek komutan Mustafa Kemal ATATÜRK’e şu an minnettarız. O ki ileri görüşlülüğü, disiplini, azmi ve zekasıyla bize bu güzel vatanı armağan eden kişi. Onun hakkında ne söylersem azdır. Onun savaş anında verdiği kararlar ki bunlar savaşın gidişatını Türk Milleti lehine çevirmiş kararlardır.

Çanakkale….. Evet Çanakkale’yi anlatmak gerçekten çok zor ve bir o kadar da gurur verici. Yaşamak ve hissetmek gerekir maneviyatı bağımsızlık ve hürriyet kokusunu. İçine çekmek olduğu gibi ecdadın kokusunu. Şükretmek Allah’a karnı aç, sırtı açık, canı dişinde kazanılan zaferin topraklarına. Attığın her adımda düşünmek toprak altında yatan binlerce kefensiz insanı. Bastığında toprağına mahçubiyetini bilmek ayaklarının. Bastıramamak kızgınlığını savaşlara. Her karışında yaşadıkça tarihini, duydukça verilen üstün mücadeleyi ve gördükçe bir zamanlar kan dalgaları vuran kıyılarını mavi denizlerin; binlerce kez ölesi gelir insanın bu öpülesi topraklar için. Vatan öleceğini bile bile siper edenlerin gövdelerini kurşunlara vatan; vatan için gençliğini verenlerin, bu vatan bize Atamın emaneti Mehmetçiğimin son eseridir. Çanakkale ise Türk Milleti’ne ve Türk gençliğine hatta tüm dünyaya bir milletin bağımsızlığına, vatanına, bayrağına gösterdiği akıl almaz üstünlüğü, önemi anlatan apaçık tarihe damgasını vurmuş bir destandır. Nuri ÖZKAN

76

hafife alması beni en çok kızdıran şey oldu. Televizyonda gördüğüm bir savaşa davet edilen düşmanların sanki bir tatile gidiyormuş gibi bir afiş bastırması bizi hafife aldıklarının göstergesidir. Ama Türkün sınırsız imanı onların teknolojik bütün ürünlerinden üstündür. Bilecik’te ise dünya topraklarının 1/3’ine hakim olan Osmanlı’nın kurulduğu mekanları gezdik bu topraklar Osmanlı imparatorluğunun doğduğu eşsiz mekanlardır. Benim dileğim bu tarihi gezilerin sık sık yapılmasıdır. Furkan AYKAÇ Tarihi önemi ve turistik yerleri bakımından çok gelişmiş bir tarihe sahip olan Çanakkale’yi bugün son kez gördüm. Öncellikle bu organizasyonu gerçekleştiren Çorum İl Spor ve Gençlik Müdürlüğü’ne çok çok teşekkür ederim. Gezi öncesi bu maneviyatı böylesine derin yaşayacağımı ummuyordum. Ama gerek gezi sırasında, gerekse de gezi sonrasında duygularım çok değişti. Medeniyetler beşiği olan Anadolu’nun en önemli deniz ticaretinin yapıldığı Çanakkale 1915 yılında efsanevi bir savaşa ev sahipliği yapmıştır. Çanakkale savaşları sonrası yeni bir Türk devleti kurulmuştur. Eğer biz şimdi bu topraklarda rahat rahat dolaşabiliyorsak atalarımızın sayesindedir. Onlar gerçekten her şeyi hak ediyorlar. Onlara ne unvan versek azdır. Çünkü onlar şehitlik mertebesine eriştiler bir karış toprağı için kanlarıyla suladılar. Bu geziyi düzenleyen tüm görevlilere ayrı ayrı teşekkür ederim. Alparslan TOPCU Gezi sonrası 250 bin şehit vermiş olduğumuz, hem de atalarımızın şehit olacağını bile bile düşman askerlerine karşılıksız ilerleme bizi duygulandırdı. Düşman askerinin Türkleri İlk önce o büyük imparatorluk Osmanlının kurulduğu yerleri gördük. Oralar bizim için çok önemli yerlermiş bunu öğrendim. İpek ve baharat yolları yani bütün dünyanın kullandığı ticaret yolları ordan geçmektedir. Buda bize bizim topraklarımızın ne kadar değerli olduğunu gösterir. Çanakkale bir zafer değil Türk milletinin yeniden doğuşudur. Birlik ve beraber olduktan sonra 7 düvel gelse en ufak bir kazanma umudu olsa bile savaşmayı göze almışızdır. Çanakkale hem tarihi hem de turistik olarak çok güzel bir yerdir. İbrahim TUFAN Çanakkale tarihinin ve Türkiye’min kalbi solunan havasının her zerresinde zafer kokusu, her bir toprak parçasında aziz şehitlerimizin saf kanları. Biz bu vatan üzerinde yaşıyorsak, bir hürriyetimiz varsa; vatan, bayrak ve namus için bir an bile düşünmeden canlarını feda eden şehitlerimiz sayesindedir. Bizler için, aç, sefil ve bitap bir biçimde vatanı savundular. Şuan biz rahat bir biçimde yolda yürüyebiliyoruz, istediğimiz şeyleri yapıyoruz ve en önemlisi benim vatanım, benim bayrağım kelimelerini sarfedebiliyoruz. Bunun için şehitlerimize ve M. Kemal Atatürk’e sonsuz minettarlığımızı bir nebzede olsa onların yanına giderek, görerek bildirmiş olduk. Bu söylediklerimin sonucu olarak bu vatanın ve bu bayrağın değerini bilelim. Bir Türk evladı olmanın ayrıcalığını en iyi şekilde yaşayalım. “Ne Mutlu Türküm Diyene!” Bu vatanın evladı olmaktan gurur duyuyorum. Zehra ÇETİN Okul hayatım boyunca bu savaşlar yaşananlar mücadeleler her zaman anlatıldı. Bu mücadelelerin şarların ne kadar zor olanaklarla aşıldığını biliyordum. Ama Çanakkale – Bilecik gerçekte tarihin en canlı kanıtlarından, tanıklarından biri. Şimdi düşünüyorum da bu savaş hiç çekinmeden vatanı için kendini ölüme atan ailesinden yerinden vatanı için vazgeçenlerin, dostluğun, yokluk için var olmamın savaşı Gülcan KABATOĞLU

77

45 nci Alayın 8 nci Bölük 2 nci Takım komutanı idim. 17 Nisan 1915’de alayımızla Akbaş Limanı’na çıkmıştık. 18 Nisan’ı Maydos Civarındaki zeytinlikde geçirdik. 2 Nisan’da bütün tümen Soğanlı Dere’de toplandı. O gün saat 07.00’de, Tümen Komutanı Miralay Şükrü Bey, Alay komutanları ile Tabur komutanlarını yanına çağırarak gerekli emirleri verdi. Tabur komutanımız İsmail Hakkı Bey’de bize iki günden beri yapılan ateşlerden düşmanın kuvveti kırılmış olduğu cihetle bu gece düşmana taarruz edilerek halkın desteğiyle denize döküleceğini, mümkün olduğu kadar toplu bir vaziyette silahlar doldurulmamış ve çantalar çıkarılmış olduğu halde gidileceğini, emir verildiği zaman süngü takılarak ilerideki avcı hattı ile birleşip düşmana hücum edeceğimizi tebliğ etti. Askerleri bu emir gereği hazırlayarak, saat 09.00’da ileri hareket ettik. Ufak bir mertek gerisine geldiğimiz zaman kurşun ve şarapnel taneleri mevcudiyetini hissettirmeğe başlamıştı. Düşman Çertik Tepesini oldukça şiddetli bir topçu ateşi altına almıştı. “Yere yat” emri verildi. O aralık tabur komutanı gelerek, süngü takıp ilerideki avcı hattı ile birleştikten sonra hücum edeceğimizi söyledi. 1 nci Takım öne çıktı. Ben 2 nci Takım’la onu takip ediyordum. Her sıçrayışta bir çok düşman maktulleri çiğneyerek cephemizde iki mevzi siper atladık. Nihayet son defa askerlere mevzi aldırdığım zaman cinsini tayin edemediğim bir topçu mermisi kolumun aşağı kısmına isabet ederek ağır surette beni yaraladı. Takım’ı çavuşuma teslim ettim. İki asil kalpli asker beni kolları arasında sargı mahalline götürdü. Soğanlı Dere’de kanın durdurulması için kolum sarıldıktan sonra hemen Kilitbahir Hastanesine gönderildim. Gözümü açtığım vakit kendimi yatakta kolsuz olarak buldum. Vatan için bu hale geldiğimi düşünerek teselli oldum. Oradan İstanbul’a gönderildim. Üsküdardaki Zeynep Kamil Hastanesinde, Moda ve Vitali Köşkü Subay Rhabilitasyon Merkezinde itina ve şefkatle tedavi edildim. Vücudumda eski kuvveti hissettiğim zaman boş durmamayı vicdanım emretti. Bir hizmete tayinimi istedim. Genelkurmay Başkanlığı Yaverliği refakatine tayin olundum. Şimdi orada bulunuyorum. Yüce Türk Milletim ve mukaddes vatanım için feda olan koluma acımıyorum.

78

17 AĞUSTOS 1915 KEREVİZDERE, KURT KUYULARI

Harbin en müthiş ve en ateşli bir gününü yaşıyorduk. Düşmanın piyade ateşi, bombaları, alışkanlık nedeniyle artık bize doğal geliyor, hatta bir eğlence teşkil ediyordu. Üzerimizden geçen kurşunları hemen el ile tutacak gibi idik… Fakat, bu defa düşman, ölüm fırtınaları koparan koca mermilerini o kadar büyük bir mes’uliyetle üzerimize savurmuş ve o kadar çok top ve havan mermisi atmıştı ki, nasıl olup da siperlerimizin alt üst olmadığını onlardan çok biz hayret ediyorduk. Düşmana bu müthiş faaliyetini, yine bir makam ve bir şey kazandırmamakla nihayetlendiren gece bastırdı. Biraz sonra bölüğümün 1 nci Takım Çavuş’u bana yaklaşarak; - Efendim, dedi. Bizim takımdan Kadir oğlu Sadık, şimdi siperden fırladı. Düşmanın gündüz attığı top ve havan mermilerinin patlamayanlarını kucaklayıp düşman siperlerinin önüne götürüp, bırakıyor. Kendisine o kadar söyledik. Etme be Sadık! Gel… Tehlikelidir, dedik, ama dinlemedi… ve eliyle göstererek; - İşte… bakın! Dedi. Gerçekten kahraman Sadık karanlıktan istifade ederek, top ve havan mermilerini düşman siperlerinin önüne taşıyor, yerleştiriyordu. Dönüşünde Sadık’ı çağırdım… - Sadık, ne yaptın! Dedim. Yarın yine bize atsın diye mi, düşmana top ve havan mermisi taşıyorsun? - Hayır, beyefendi. Onları kendi kazdıkları kuyuya düşüreceğim. - Nasıl! Onlara cephane, mermi, top ve havan mermisi taşıyarak mı? - Kusura bakma, beyefendi… Bana yarın sabaha kadar müsaade et… O zaman düşman

siperlerinde kazdıkları kuyuları görürsün. Maksadını anlamıştım. Bu fedakar vatanperveri bakışlarımla ve bütün ruhumla takdir ve teşvik ederek “Peki, Sadık! Göreyim seni” dedim.

18 AĞUSTOS 1915 Şafak atar atmaz, düşmanın karşımızdaki iki siperinin müthiş sesler, gözleri tırmalayan infilaklarla alt üst olduğunu ve pek çok zaiyat verdiği görülüyordu. Kahraman Sadık, gece yerleştirdiği top ve havan mermilerini, tam isabetli atışlarıyla infilak ettirmekte muvafak olmuştu. Hemen yanına gittim. Ben o’na “Aferin Sadık” diye taktir ve teşekkür etmek isterken o: - Beyefendi bak, akşam dediğim kuyuları görüyor musun? Diyor ve gülüyordu. Akşama kadar yapılan hücumlarda hep Sadık’ın düşmana bir arslan gibi saldırdığını gördüm. Ne çare ki akşamüzeri hain bir kurşun onu yeni bir kahramanlığı sırasında topraklara serdi. Yine kendi kurşunuyla yaralanan bir düşman askerini ölümden kurtararak siperimize getirmek üzere iken, yan tarafından gelen bir kurşun, Sadık’a pek sevdiği şehitlik rütbesini kazandırdı. Ne kadar gıpta edilecek bir durumdur ki, ölüm; o’nu, hayattakilere yeni ve son bir kahramanlık ilavesine engel teşkil etmemiştir.

KÜNYESİ Ankara’nın Koçhisar Kazası’nın Kaman Köyü’nden Oruç Oğullarından

79

gezmesini isterim. Bir daha böyle bir imkanım olsa yine gelirim. O kadar güzel yerlerdi ki keşke Denizli’ye hiç dönmesek, bir ömür boyu burada kalsak. Çanakkale’de o kadar güzel bir yer ki gezdiğimiz yerleri tek tek yazsam kağıtlar ve kalemler yetmez. Her attığım adımda rehberimiz Ahmet abi’nin anlattığı şeyleri gözümde canlandırdım. Ben imkanı olan herkesin şehitlerimizin kanının bulunduğu bu toprakları ziyaret etmesini isterim. Gerçekten görülmeye değer yerlerdi. Denizli’ye gidince arkadaşlarıma tek tek anlatacağım. Birsen SALMAN

Bir gecelik yolculuktan sonra Bilecik Gençlik Merkezine gelmiştik.Bilecik Gençlik Merkezindeki kahvaltıdan sonra Trabzon’dan arkadaşlarımız geldi. Buradan Bilecik Belediyesine ve ŞEYH EDEBALİ’YE bir gezi turuna başladık. Önce Belediyeyi ziyaret ettik. Belediye Başkanı bize Bilecik’i kısaca şöyle tanıttı. “Taşı mermer, toprağı seramik, yaprağı ipek.” Buradan Şeyh Edebali Türbesini dolaştık. Şeyh Edebali Türbesinden sonra Ertuğrul Gazi’nin Türbesine ve bu zamana kadar kurulan devlet büyüklerinin anıtını ziyaret ettik. Bundan sonra Özel Sevgi İ.Ö.O. da akşam yemeğimizi yedik. Yemekten sonra Bilecik Gençlik Merkezine geldik. Akşam saat 20.00 civarında Çanakkale’ye gitmek üzere yola çıktık. Çanakkale’ye geldiğimizde sabah olmuştu. Biraz dinlendikten sonra kahvaltı yaptık. Kahvaltıdan sonra sahile indik. Çanakkale turuna daha başlamadık. Bilecik çok güzel yerdi. İmkanı olan herkesin

Girdiğim resim yarışmasından Çanakkale gezisi kazandığımı duyunca çok sevindim. Çanakkale gezisine gideceğim zaman çok heyecanlı ve çok mutluydum. Çünkü oradaki şehitlerimizin mezarını görecek onlara dua okuyacaktım. Yolda çok eğlendik. Çanakkale öyle bir şehir ki her yerinde ayrı bir güzellik var. Truva atı ayrıca başka bir güzellikti. Müzelerde şehitlerimizin kullandıkları eşyalar vardı. Onları görünce içimde bir heyecan hissettim. Ayrıca Bilecik’te güzel bir şehir orada bir çok türbeleri gördük. Beğendiğimiz yerlerin fotoğraflarını çektik. O fotoğraflar bizim için çok güzel bir anı olacaktır. Çanakkale Assos ve benzeri bir çok yeri gördük. Ben öğrendim ki şehitlerimiz öyle çok şey yaptı ki asla unutulmayacak. Dilek CUMHUR

01 Haziran Perşembe günü Bilecik İlinden başlayan ve 04 Haziran Pazar günü Çanakkale ilinde noktalanan kültür ve tarihi gezimiz bizleri vatan sevgisine bir daha perçinleştirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Anadolu’da kurduğu 600 yıllık ömrünün temelinin atıldığı Söğüt ilçesinde yatan Ertuğrul Gazi Türbesi’nin güzelliği ve İmparatorluğun temeli olan Beyliğin burada başlaması, imparatorluğun son zamanında yaşanan Kurtuluş Savaşı’ndaki İnönü başarıları ve şehitlikler bizlerin tüylerini ayrı kabartmıştır.

80

Çanakkale’nin 5 bin yıllık Truva kenti ayrı bir tarihi güzelliği, Assos kentinin ayrı tarihi güzelliklerinin yanında bir çok medeniyetlerin bu kentlerin ayağına kadar gelip yaşatması, ülkemizin yıllar boyunca değişik kültür ve medeniyetlere sahip çıktığı ayrı bir özelliği göstermektedir. Hele ki o Çanakkale Savaşı’ndaki cephelerde yaşanan o muhteşem sahneler, atalarımızın daha değer vermeye vatanımızı daha önem vermeye gayret göstereceğimizin canlı canlı örnekleridir. Bu gezilerin diğer kardeşlerimizin de vatan sevgisini yaşayabilmeleri için devam etmesi yararlı olacaktır. Bu konuda yardımcı olan devletimize sonsuz şükranlarımı sunarım Yağmur ÖZYILMAZ

Çanakkale’yi görmeyi küçüklüğümden beri çok istiyordum ama bir türlü gidememiştim. Ses yarışmasında 1. oldum ve hediye olarak Gençlik Merkeziyle birlikte Çanakkale-Bilecik gezisine katılmaya hak kazandım. İnanın sevinçten ağladım, çünkü fırsat bulamayıp da gidemeyeceğimi düşünüyordum. Bilecik’e gittiğimizde Atalarımızın devletimizi kurduğu yeri görünce çok duygulandım. Çanakkale’de, vatan sevgimiz bir kez daha güçlendi ve bizim geleceğimiz için seve seve canını feda eden şehitlerimize sonsuz saygı duyduk. Onlara laik birer evlat olmak istiyorsanız siz de Çanakkale’ye gidin ve şehitlerimizin ruhuna Fatiha okuyun. Yurdumuzu tanıyın ve vatanımızın değerini anlayın. Bu geziyi düzenleyen Gençlik Merkezine, gezide yol boyunca yanımızda bulunan ve bize rehberlik yapan rehber öğretmene ve devletimize çok çok teşekkür ediyorum. Bu satırları şu an Çanakkale’de yazıyorum ve birkaç saat sonra Denizli’ye geri döneceğiz. İnanın geri dönmek istemiyorum, inşallah üniversiteyi kazanırım ama Çanakkale’deki bir üniversiteyi kazanmak istiyorum. Çünkü burayı gördükten sonra kopmak gerçekten zor olacak Saygılarımla Aytül ABAK

81

Bu şehrin çok farklı bir atmosferi vardı. Gezdikçe gözümde tarih canlanıyordu. Gördüğüm yerlerin atalarımızın kanıyla boyanmış olması, onların savaş zamanında çektikleri sıkıntılar vb. beni çok duygulandırmıştı. Özellikle şehitlikte vatan uğruna şehit olan bu kahramanların hikayelerini dinlerken bu vatanın anaları böyle evlatlar doğurduğu için önce onlarla gurur duydum sonra böyle bir vatanda yaşadığım için Allahıma şükrettim. Mehmet CANDAN

Bu benim ilk gezim oldu ama muhteşem bir gezi olduğunun kanaatindeyim. Geçmişimi bu gezi sayesinde görerek bizzat savaş alanındaymış gibi hissettim. Kitaplardan hep okurdum Çanakkale Savaşını ama o hazzı alamıyordum. Savaş alanına girişimizde şehitlikleri gezerken çok etkilendim. Hani derler ya “geçmişini bilmeyen geleceğinden emin olamaz” diye bu söz gerçekten de öyle. Bu vatan ne zorluklarda ne canlar vererek elimizde kaldı. Bugün bunu devam ettirmekse Türk gençliğinin elinde. Gizem OKAN

Sevgili günlük; Şimdi sana anlatacaklarımızın hepsi Çanakkale Gezisinin hatıralarıdır. İki güne sığdırdığımız gezide Çanakkale’nin nasıl bir muhteşem şehir olduğunu anlatacağım. Çanakkale geçmiş yüzyıllardan beri bir çok medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Bunun en bariz kanıtı da Truva’dır. Dokuz medeniyet bu görkemli şehre hüküm sürmüştür. Bu medeniyetlerin sonuncusu da Türkiye olarak kabul edilir. Evet. Çanakkale’nin güzellikleri Truvayla sınırlı değildir elbette. Mitolojinin de apayrı bir yeri vardır. Bunun bir örneği ise “Helen Tapınağıdır”. Bu tapınağı anlatmaya kalemler yetmez. Helen Tapınağına çıktığın vakit sanki Çanakkalenin tek hükümdarı senmişsin gibi görürsün kendini. Bunların hepsini bir kenara koyup bir de kahramanlığını dile getirmek istiyorum. Bu

Çanakkaleye gideceğimiz gün çok heyecanlıydım. Önceleri Çanakkale’yi sadece kitaplardan bilirdim. Fakat bu şehri görünce bu şehirle ilgili düşüncelerim çok değişti.

82

şehir öyle bir kahramanlığa sahne olmuştur ki Dünya’nın hepsi bu kahramanlığın önünde diz çökmüştür. Bu kahraman ne biliyor musun? Tabiî ki Çanakkale Zaferi’dir. 18 Mart 1915’te itilaf devletleri karşısında kazandığımız zaferdir. Mehmet Ali DEMİR

Çanakkale Türkiye’nin en güzel şehirlerinden birisidir. Hem tabiat güzellikleriyle, hem de tarihi dokusuyla insanı büyüleyici bir havası var. Ne doğasını ne de geçmişini birbirinden ayıramadım. Hatta Çanakkale’nin geçmişi benim için doğasının önüne geçti. Orada öğrendim ki Çanakkale tarihiyle vardır, tarihiyle birdir. Türk askeri orada vatanını korumuş. Masmavi Çanakkale Boğazı askerlerimizle bir olup orada düşmana geçit vermemiş. Birinci Dünya Savaşı’nın tek tesellisi orada kazanılan zafer olmuş. Abdulkadir DEMİR

83

Bu topraklar için kan dökenler Yarınlar için bugün ölenler Bu yurt için canını verenler Çanakkale’de şehit düşen askerler

Ordular dört bir yandan saldırdı Düşmanların kanlarını akıttı Çanakkale bir devrin döndüğü yerdir. Yurdun işgallerden kurtulduğu yerdir. Mehmetçiğin destanları yazdığı yerdir. Bir Milletin umudunun arttığı yerdir. Türk’ün esareti kuvveti Düşmana oldu Çanakkale cehennemi Acımadılar kendilerine Yılmadan çarpıştılar düşmanla El, ayak, kafa, parmak, kol Feda ettiler vatan için, Çanakkale tarihe geçti. Şehitlerin anlı pak, yürekler de yükseldi. Evlat, koru vatanını Evlat, acı Mehmetçik’e Ata’na Acı bu topraklara evlat Verme bir karışını düşmana Soner AKYOL Diner TEKDEMİR Avrupa boğazlar diye inledi. Türk’ler burası Çanakkale’dir geçilmez diye ant içti. Bir orduydu Atatürk’le bin ordu oldu. Deniz kana bulandı, düşman Rusya’yı unuttu Hayallerle gelen İngilizler Verdiler binlerce ölüler

84

Yukarıdaki künyesi yazılı Çavuş, Arıburnu’nda 16 ncı Tümen ile birlikte bulunmuş, 125 nci ve 47 nci Alaylarla birlikte bu alayların cephesinde harp etmiştir. Bu esnada bulunduğu bölük, Edirne’de Kale İstihkâm Taburunun 1 nci Bölüğüdür. Bir gün, Arıburnu önünden kopup gelen beş düşman gemisi Kabatepe önünde karaya çıkmışlar. Bu bölükten Ali Çavuş ve kardeşi Nuri ile Bölük Başçavuşu Sadık ve diğer dört asker öğleden önce saat 8:00’de sahile inip soyunarak gemilere girmişler ve oradan iki tekerlekli 36 İngiliz arabasıyla, 11 fıçı tuzlu balık ve bir çok lastik borular, sandal küreği ve bir çok çuval peksimet çıkarmışlardır. Bunları çıkarırken gemilere yaklaşan bir düşman torpidosu, gemileri projektörlerle aydınlatıyordu. Arıburnu’nda düşman sol taraftan üzerlerine arasıra mitralyöz ateşi yapılıyordu. Bu fedakarlıktan sonra kendileri ellişer kuruş, Başçavuşa bir lira para ödülü ve her biri ayrıca sigara ve bisküvilerle ödüllendirilmişlerdir. Bundan başka, Arıburnu’nda 47 nci Alay cephesinde mayın muharebeleri yaparken kendisi posta başı imiş. Bir gün inşa etmekte oldukları bir mayının altında bir kazma gürültüsü hissetmişler. Bu çavuş gürültüyü susturarak araziyi dinlemiş ve tam alt taraflarında düşmanında bir tünel kazdığını anlamış. O günden iki gün evvel dahi böyle bir olaya tesadüf ederek piyade taburuna mayının acele ateşlenmesi için emir vermişler. Tabur alaya, alayda tümenden müsaade talep edinceye kadar epeyce bir zaman geçmiş. Bu zaman zarfında düşman yapmış olduğu mayını ateşleyerek bizim henüz bitmiş olan mayını havaya uçurduğu gibi bir çok barut ve insan kaybı olmuştur. Bunu dikkate alan Ali Çavuş, yine aynı hal tekrar eder düşüncesiyle her ne olursa olsun diyerek kendiliğinden mayını ateşlemiş ve bu olaydan yalnız kendi subayını haberdar ederek, onayını almıştı. Mayın patlayınca hakikaten düşman mayın tertibatının bozulduğu gibi mayıncı askerlerinin de tamamen öldüğü görülmüş. Yalnız, Çavuş o zaman ne ödül, ne de ceza almıştır. Çanakkale Muharebeleri’nde dört yerinden yaralanmıştır. Sağ bacağında kurşun parçaları vardır.
85

Bilecik’te bizi son derece sıcakkanlı karşıladılar. Kahvaltımızı orada yaptık, oradaki kahvaltıda diğer illerden gelen arkadaşlarla kaynaşma ortamı sağlanmıştı. Bizim kafileye rehberlik etmeye çalışan Bilecik Gençlik Merkezi Üyesi Zeynep arkadaşımız bilgisi, kültürü ile bize Bilecik’i son derece güzel tanıttı. Bilecik’te tarihi yerleri gezdik ancak yolculuk çok uzun ve yorucu idi. Öğle yemeğini Bilecik Termal Seramik fabrikasında yedik. Yemeği böyle bir fabrikada yemek ve bir kuruluşun bu etkinliğe destek olması beni son derece mutlu etti. Bilecik halkının bize gösterdiği ilgi açıkçası beni şaşırttı. İlgiden öte tam bir misafir perverlikti. Bilecik’teki rehber arkadaşların anlatımları sayesinde her türlü merakım giderildi. Aynı akşam Bilecik Gençlik Merkezindeki eğlence çok iyiydi. Bilecikli arkadaşlar son derece güzel hazırlıklar yapmış ve güzel bir program hazırlamışlardı. Gösterilerinden büyük bir keyif aldım, eğlence bittikten sonra bekleme yapmaksızın Çanakkale’ye doğru yola çıktık. Çanakkale’deki tesis tek kelime ile mükemmel bir yere kurulmuştur. Truva ve Assos gezisi ile gezinin 2. günü başladı. Bize verilen rehberlik

hizmeti Çanakkale’de profesyonel rehberler tarafından gerçekleştirildi. Rehberlik hizmetinin profesyonelce olması çok iyi oldu, Assos için uzunca bir yol gidildi bu yolun uzunluğuna değdiğini söyleyebilirim. Assos tek kelime ile mükemmel bir yerdi, orada huzur buldum ve yorgunluğumu unuttum. Gece tesislerde rahat bir uykudan sonra 3. güne hazırdık. Gezinin 3. gününde Gelibolu yarımadasında Çanakkale Savaşı’nın geçtiği tarihi yerleri ve şehitlikleri yine profesyonel rehberimiz eşliğinde gezdik. Bu savaşın anlatılması ve anlaşılması Türk Milleti için gerçekten gerekli. Gezi öğleden sonra 15.00 gibi bitti ve biz de Edirne’ye doğru yola çıktık. Özben İPÇİ

11 Mayıs Perşembe 24.00’de yola çıktık. Sabah Bilecik’teydik, burada Bilecik Gençlik Merkezi bizi karşıladı. Buradaki günümüzü seramik atölyelerini gezerek, topraktan çanak çömlek yaparak ve Osmanlı’nın kurulduğu Söğüt’ü, Domaniçi görerek geçirdik. Ertuğrul Gazi ve Edebali türbelerini gezmek bize tarihi yeniden yaşatırken yarı Karadeniz yarı Marmara bitki örtüsü ve serin iklimiyle yol yorgunlumuzu attırmamızı sağladı. Akşamaysa yaptıkları tiyatro, dans ve canlı müziklerle hoş bir akşam yaşadık ve diğer şehirlerin gençleriyle tanışma fırsatı bulduk. Ertesi sabah Çanakkale’ye Güzelyalı tesislerine vardık. Buraya yerleştikten sonra o günü Truva ve Assos’u gezerek geçirdik.Truva üst üste kurulmuş 9 farklı şehir ve kültürüyle tarihsel bir şölen yaşatırken Assos, taş evleri ve masmavi deniziyle bize huzur verdi. Pazar günüyse şehitliği gezdik. Bütün şehitliklerde içimiz burkulsa da gurur duyarak gezdik. Daha önce belki de önemsemeyerek çöp attığımız bu toprakların aslında ne kadar da kıymetli olduğunu anladık. Banu AKKOYUN

Bu geziye katılmamın nedeni tarih kitaplarında yazılanları bir de canlı olarak görmek ve arkadaşlarımızla güzel vakit geçirmekti. Bilecik’e vardığımızda bizi karşıladılar. Bilecik’i çömlekleriyle hatırlayacağım herhalde sonra burayı gezdik. Akşam bir eğlence oldu ama kaynaşma ortamı olmadı. Sonra Çanakkale’ye gittik. Çanakkale’de her şey bize rehber aracılığıyla anlatıldı. Böylece sıradan bir yer gibi değil de her şeyi anlayarak görmemiz sağlandı. Bence her insanın böyle tarih yatan yerlere

86

gitmesi gerekir. Böylece o üzerinde serbestçe dolaşabildiği topraklar için ne zorluklar çekildiğini anlasın diye. Çanakkale benim için farklı bir ortamdı. Düşünüyorum da ben Çanakkale’deydim tarihimiz zenginlikleriyle beraber tüm zerafetiyle karşımda duruyordu. Burada geçirdiğim günlerim hayatımda büyük yer edecek. Gülay AKBABA

Bilecik gezisinde, değişik arkadaşlar tanımanın yanında bir Edirneli olarak değişik insanlar değişik düğünler, çömlek yapılan yerleri gördük. Bilecik’te Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu yerleri gördüğümde duygulandım. Ertuğrul Gazi türbesini, Osman Gazi’nin mezarını ziyaret ettik. Metris tepede, İnönü savaşlarının yapıldığı yerleri gördüm ve çok etkilendim. Çanakkale’ye gittiğimizde, Çanakkale savaşlarının geçtiği yerleri, rehberimiz çok iyi anlattı ve çok etkilendim. Çanakkale Şehitliğini gezdik çok duygulandım ve ağladım. Şanlıurfa ve Karabük’ten gelen arkadaşlarla tanıştık. Bence bu tür gençlik gezilerinin her yıl yapılmasını ve mümkünse Türkiye’deki tüm gençlerin bu gezilere katılması gerektiğini düşünüyorum. Kübra AHÇI

Çanakkale-Bilecik gezisi benim için unutulmaz bir gezi oldu. Hem tarihi yerleri gezip geçmişe bir yolculuk yaptık hem de canlı müziklerle eğlendik. Geçmişi ve şimdiyi üç güne sığdırdığımız harika anlar yaşadık. Ertuğrul Gazi ve Şeyh Edebali Türbelerini gezerken çok heyecanlandım. Yahya Kemal’in şiirleri geldi aklıma sanki onlar tepeden bizi izliyorlardı. Akşam bambaşka bir atmosferde farklı duygular yaşadık. Tiyatro,müzik ve dans gösterileriyle gündüzün duygusal havasından sıyrılıp eğlenceli bir akşam geçirdik. Şanlıurfa ve Karabük’ten gelen ekiplerle tanıştık. İlk gün böyle oldukça eğlenceli geçti. Çanakkale tüm ihtişamıyla karşıladı bizi. Truva filminde gördüğüm atı görmek çok güzeldi. Assos’taki tarihi eserleri gördük. Matematik bilmeyen giremez sözünün söylendiği okulu görmek beni çok etkiledi. Özellikle şehitlikte çok duygulandım. Keşke tarih derslerini de gezerek işlesek. Bu geziyi düzenleyen herkese sonsuz teşekkürler Özgül AVCI

87

bize görme fırsatını Elazığ Gençlik Spor ve İl Müdürlüğü verdi. İlk olarak Bilecik Gençlik Spor Merkezine geldik. Orada bize gösterilen ilgi ve sevgiden gerçekten çok mutlu olduk. Sonra Bilecik’i çok iyi bilen insanlar bize rehberlik ederek en güzel yerleri gezme ve görme fırsatını bize sağladılar. Yaklaşık beş saat süren yolculuktan sonra Çanakkale Gençlik Spor Merkezine geldik ve geceyi orda geçirdikten sonra sabah kalkıp ilk işimiz Çanakkale şehitlerimizi ziyaret etmek oldu. Çanakkale savaşını çok iyi bilen bir rehber bize savaşı ayrıntılarıyla anlattı. Anlatılanlardan o kadar etkilendim ki kendimi o an savaşın içindeymişim gibi hissettim. Fikret SÜSLÜ

Acaba bastığım o topraklarda kaç tane şehidimizin kanı vardı. Tabi ki olayı yaşayanlar kuşkusuz daha iyi bilirlerdi. Bu savaşa Türk milleti girmeye zorlanmıştı. Fakat topraklarına kavuşmak elde edilen toprakları düşman ellerine yar etmemek için savaşmışlardı. Çanakkale’ye girdiğimde o güzel muntazam yeşillikler içinde adeta bir cenneti anımsatan dağların arasında ilgimi çeken bir yazı okumuştum. “Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir” bu yazı beni çok etkilemişti. Bastığımız bu topraklarda şehit topluluğu vardı. Topraklarda belki binlerce şehidimizin kemiklerine basıp kilolarca kanların üzerinden yürüyorduk. Bunun için bu toprakların değerini ve kıymetini Türk evladı olarak bilmemiz gerekiyor. Şenay CENGİZ Şimdiye kadar yaşadığım kentin dışına çıkma yurdumuzun diğer illerini görme fırsatı elime geçmemişti. Yurdumuzun birkaç güzel illerini

Bilecik’e giderken nasıl bir yerle karşılaşacağımı bilmiyordum. Bizi Gençlik Spor’da çalışan görevliler karşılamıştı. Önce zincirli kayanın olduğu yere gittik. Oraları gezerken çok güzel anılarım oldu. Gençlik Spor görevlilerinin bizler için düzenlediği gecede çok eğlenmiştim. Çanakkale’ye sabaha karşı varmıştık. Öğlen Truva’yı gezmeye gittik. Truva atını görünce çok hoşuma gitti. Çok güzeldi. Hiç böyle güzel yapılan bir at görmemiştim. Oradaki kaleleri görünce şaşırmıştım. Farklı dönemlerden kalan taşlar bu zamana kadar kaldığı için ilgimi bayağı çekmişti. Çanakkale’de olduğumuzun ikinci günüydü. Çanakkale şehitliklerini görmek için feribota binmiştik. Bindiğimiz andan itibaren içimi bir hüzün kaplamıştı. Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Nelerle karşılaşacağımı tahmin ediyordum. Tahmin ettiğimden daha fazla duygulanmıştım. Hayatımın en önemli anlarından biriydi o gün. Gezerken adım attığım her an biraz daha hüzünleniyordum. Vatanımız için yaptıklarını duydukça kendime güvenim artıyordu. Cüneyt ÖZATLI

88

Atalarımızın dünya tarihinde eşi benzeri bulunmayan bu direnişi yaptığı yerleri bizzat yerinde görmek benim için gurur ve duygu vericiydi. İçimde uyandırdığı bu hissin rüzgarı sanki beni alıp o günlerdeki cephelere sürüklüyordu. Alperen ÇİTAK

Sonsuz Teşekkürler: Çanakkale’de o yıllarda yaşanan tarihi olayları yüzbinlerce şehit verilerek santim santim şehit kanlarıyla sulanarak sahip olduğumuz vatanın bizler için ne kadar değerli olduğunu geziden sonra daha iyi anladım. Bizlerin bu gezilere katılmamızı sağlayan Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yetkililerine ve devlet büyüklerimize çok teşekkür ediyoruz. Çanakkale Geçilmez. Onur GÜLER

Bir kez daha olsa, bir kez daha gidip tekrar görmek isterim. Şehitlerimizi ziyaret etmek, beni çok mutlu etti. O güzel topraklara ayak basmak bile beni gururlandırıyordu. Bu geziyi düzenleyenlere teşekkürlerimi iletiyorum. Bu güzel toprakları bize bırakmak için kanlarını canlarını feda eden aziz şehitlerimizin ruhları şad olsun, onlar ölmedi hep bizlerle beraber. Şehitler asla ölmez bu vatanda kolay kolay bölünmez, bölünemez. Esin KAYA

89

Bilecik ve Çanakkale bu iki şehir hakkında kitaplardan birçok şey öğrenmiştik, ama kitaplarda okuduğum ve tanıdığımı sandığım bu iki şehrin aslında tarihin ta kendileri olduğunu bilmiyordum. Tarih konusunda ne kadar az şey biliyormuşuz. Osmanlıdan günümüze neler yaşanmış. Bilecik’e vardığımız an itibariyle tarihle iç içe olmaya başladık. Çanakkale ve Şehitlikler anlatılamaz. Bu kadar etkileneceğimiz aklıma gelmezdi. Bu anlamda yaşanan kahramanlıklar hepimizin hayata bakışını etkiledi. Şehitlerimize minnet duygularımızı nasıl dile getireceğimizi bilemedik. Bu geziden sonra hayatımıza nasıl yön vermemiz gerektiğini anladık.

Bilecik’e gittiğimizde daha da heyecan sardı içimizi. Liderler ve Gençlik Merkezi Müdürü çok iyi karşılayıp misafir ettiler. Bir eğlence düzenlediler. Orada çok eğlendik. Sonra akşam arabaya binip sabah Çanakkale’ye ulaştık. O anda o beldeye indiğimiz zaman içimi bir heyecan kapladı. Bir devrin battığı yeri görme heyecanı herkesi kapladı. O dünya tarihinin en önemli savaşının olduğu yerdeydik artık. Bol bol gezip fotoğraf çekerek bu anı ölümsüzleştirmek istiyordum. Ve öyle de oldu.

Anlatılanları dinlerken herkes gözyaşlarına boğuldu. Sanki o tarihi yaşıyormuş gibi oldum. İçim birden ürperdi. Rehberimiz Türk askerlerinin birbirlerinin cephelerine yiyecek attığını söyleyince Türklerin ne kadar fedakar olduğunu anladım. Artık gezi bitmişti eve dönüyorduk. İçimizde biraz hüzün biraz da burada gördüklerimizi arkadaşlarımıza anlatmanın heyecanı sardı.

90

Başta bu geziyi hazırlayan Gençlik ve Spor Başkanımıza, İl Başkanımıza ve bu geziyi hazırlayan herkese teşekkür ederim. Önce Söğüt’e gittik. Orada müzeleri gezdik. Şeyh Edebali’yi gezdik. Ondan sonra Bilecik’e gittik. Bilecik’te tarihi yerlere, müzelere ve Ertuğrul Gazi’ye gittik. Oraları gezdik fotoğraflar çekildik fotoğraflar çektik. Oradan Çanakkale’ye gittik. Orada Truva, Assos’a, gittik. Fotoğraflar çektik. Çanakkale’de bir gece kaldık. Sonra tekrar gezdik. Orada bütün yaşadıklarımı ömrüm boyunca unutmayacağım. Bu gezdiğimiz yerleri hiç unutmayacağım. Bütün bunlar için teşekkür ediyorum. Sibel ÖZLER

Ben Bilecik’e gelmeden önce Bilecik’in bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum. Söğüt’te gördüğüm müze ve türbeler beni çok etkiledi. Çünkü atalarımızı ve onlardan kalan eserleri görmek öğle etkiledi ki… Bilecik’teki arkadaşlarımızın hazırladığı gösteriler çok güzeldi. Yolculuğumuz çok eğlenceli geçti. Çanakkale’de birici gün Truva ve Assos’u gezdik. 2. gün feribotla Gelibolu’ya geçtik. Bunu gerçekten söylüyorum. Gelibolu’da gezdiğimiz her yer çok güzeldi. Gelibolu’da şehitlikleri, müzeleri gezdik. Gelibolu’da gördüğüm siperler, sanki bende o savaştayım havası yarattı. En çok da Seyit onbaşı. Buralarda olmak, atalarımızın mezarlarını gerçi onlar ölmedi yaşayanlar mezara gömülmez ama… beni hem duygulandırdı hem de mutlu etti. Her zaman televizyon ve gazetede gördüklerimizi daha yakından gördük... Bu inanın anlatılmaz yaşanır. Özgen KIRMIZIBEKMEZ

Bu gezinin bana çok faydası oldu. Coğrafi bilgim arttı.Yurdumuzun güzelliğini fark ettim. Yurdumuzun düşmanlardan nasıl kurtulduğunu yurdumuzdan düşmanları nasıl attığımızı fark ettim. Bunun sayesinde yurdumuzun kıymetini daha iyi anlıyorum.Teşekkür ederim. Sercan YANIK

91

kurucusu olan bu ulvi kişiliği ziyaret etmek, o uhrevi havayı solumak bence her Türk gencine yaşatılmalı. İnönü şehitliğinden içeri girdiğimiz andan itibaren şehitlik temsili olmasına rağmen uhrevi hava üzerine çöküyor. Her şey anlamsızlaşıyor maddi alemden manevi aleme geçiyorsunuz. Nefes almak güçleşiyor, kolunuz kanadınız kırılıyor ve orada kefensiz yatan şehitlerle aranızda manevi bir rabıta başlıyor. Metris tepeye çok komik bir sebep’ten dolayı gidemedik. Yollar bozuk olduğundan dolayı otobüs çıkamıyormuş. Japonlar bir bitkinin bile bitmediği topraklara çocuklarını götürürken biz neden metris tepe gibi şanlı bir mekana gidemiyoruz? Son durağımız Ertuğrul Gazi türbesiydi. Burada şanlı milletimizin nasıl azgın bir insan sürüsü ile mücadele ettiğini daha iyi gördüm. İnsan demek biraz iltifat kaçar bunu yapanlara Türk milletinin bağımsızlığına kasteden gafil düşman gerisin geri kaçarken bir türbeye kurşun sıkacak kadar aşağılık olabilir mi? Bilecik’te geçirdiğimiz geceden sonra Çanakkale’de ilk durağımız antik kent Truva oldu. Zamanın en modern yapı teknikleriyle yapılmış bu şehir günümüzde bile parmak ısırtıyor. Sonraki durağımız Assos’da ki kullanılan yapı teknikleri ve o zaman ki eğitim sistemi insanı kendine hayran bırakıyor. Sonra ki gün Eceabat’a geçtik. İlk durağımız şanlı bir zaferin altın sırmalarla yazılmaya başlandığı yerdi. Seyit onbaşıydı sonraki durağımız şahin dere şehitliği. Burada bedbaht düşmanın kendi Türk askerinin sargı yerlerinden tedavisi yapılan kendi askerinin üzerine bomba yağdıracak kadar kalleş olduğunu gördüm. Alcı tepe köyünde geçtikten sonra şehitlik abidesine ulaştık. Burada yatan isimsiz şehidimizin kabrini görünce ister istemez yaşlar boşanıyor gözlerinizden. Bu ne caniliktir ki vatanın bekası için mücadele eden bir yüce insanın kafasını kesip hatıra diye götüresiniz

Yol boyunca liderlerimizin abarttığını, bu kadar bilgiye ihtiyacımızın olmadığını düşünüyordum. Ne kadar çok şey biliyorlar diye kendi kendime söyleniyordum. Ama daha sonra bu düşüncelerimden dolayı kendimden utandım. Az bile anlatmışlar bize. Çanakkale’de geçen günlerim boyunca başta kendim olmak üzere tüm gençleri eleştirdim. O savaş zamanında yaşanan olayları anlatan Türkülerimizi hiç birimiz bilmiyoruz. Neyse bu eksikliklerimizin sadece biri Türkü’de demiş ki Çanakkale içinde vurdular beni, ölmeden mezara koydular beni. Buradaki mezardan kasıtları, atılan topların düştüğü yerlerde toprak öyle bir havalanırmış ki oradaki askerlerin üstüne düşermiş ve canlı canlı toprağın altında kalırlarmış. Böyle nice Türkülerimiz var. Nihan BULUT

Keyifli ve rahat bir yolculuktan sonra ilk durağımız olan Bilecik’e ulaştık. Kahvaltıdan sonra ilk durağımız Şeyh Edebali oldu. Osmanlının manevi kurucusu ve ahi teşkilatının

92

yanınızda. Sonraki durağımız Yahya çavuş’tu . Burada Türk askerinin dehasını cesaretini açıkça görüyoruz. Nasıl olur 63 kişi 3000 kişiyi 10 saat karaya ayak bastırmaz? İşte sözlerin bittiği an bu an kanlı sırt mevkiine geldiğimizde mücadelenin ne kadar zirvede olduğuna daha iyi idrak ediyorsunuz. Daha sonra conk bayırı mevkiine doğru yola çıktık. Bu yer Atamızın Türk Milletine bağışlandığı yer. Burada Türk askerinin dehasını tekrar gördüm. Bir gecede 600 düşman askeri süngü hücumuyla şehit olmuş. Gün bitip yola çıktığımızda çok değişik duygular içindeydim. Ve aklıma bazı sorular takılıyordu. Sinan ERDOĞAN

Canlarını veren insanların hiç mi vebali yok boynumda, hiç mi ezilmiyorum bu ağır yük altında, değmez mi feleğin sillesi yüzümüze ŞAK diye alaşağı etmez mi bizi? Daha önce pekiyi ile geçtiğimiz sınavlara yeniden 250.000 şehit vermeyi göze alabilir miyiz yada canımızı, ecdadımız kadar kolay Türk Milletine armağan edebilir miyiz? Tarihini bilmek kendini bilmektir? Kendini bilmek güç bulmak hayat bulmaktır. Dünyaya hükmeden de bizdik, Çanakkale’de binlerce şehidini veren de. Ne değişti. Soralım kendimize şimdiki konumuz yakışıyor mu bize. Mehmet BEKMEZ

Yolculuk güzel geçti tabi ki liderimiz ve arkadaşlarımızın sayesinde oldu bu. Liderimiz yolculuk öncesi toplantılarımızda, yolculuk sırasında ve sonrasında bizi bilgilendirdiler ve sorularımıza bıkmadan usanmadan cevap verdiler. Çanakkale savaşları sonuçları sebebiyle dünyaya Türk’ün yenilmezliğini, Mehmetçiğin azim ve iradesini ve de centilmenliğini göstermiştir. Bununla birlikte bu savaşlar sırasında bir komutan parlamıştır. Mustafa KEMAL daha sonra milleti arkasına alıp Türk’ün haklı davasını sürdürecek ve başarıya ulaşacak yeni bir devlet kuracaktır. Ayrıca bütün dünya onun dehasını takdir edecektir. Mustafa KEMAL ise bir şeyin farkındadır. Bağımsızlığı ve namusu söz konusu olunca Türk askerinin nasıl ölüme koştuğunu bilmektedir. Yeter ki onu idare edecek dahi bir komutan olsun. İşte o da Mustafa KEMAL idi. Siz hiç ölmek için can atan asker gördünüz mü? İşte Çanakkale savaşlarında Türk Askeri.

93

Valideciğim, Dört asker doğurmakla iftihar eden şanlı Türk annesi! İçinden öğüt alınacak mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki armut ağacının altında otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük büyük dersler aldım. Tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmesi, bana, annemden gelen mektubu selâmlıyor gibi geldi. Hepsi benden tarafa doğru eğilip kalkıyordu ve beni annemden mektup geldi diyerek tebrik ediyorlardı. Gözlerimi biraz sağa çevirdim; güzel bir yamacın eteklerindeki muhteşem çam ağaçları kendilerine mahsus bir seda ile beni müjdeliyorlardı. Gözlerimi sola çevirdim; çığıl çığıl akan dere, bana validemden gelen mektuptan dolayı gülüyor, oynuyor, köpürüyordu… Başımı kaldırdım, gölgesinde istirahat ettiğim ağacın yapraklarına baktım; hepsinin benim sevincime iştirak ettiğini, yaptıkları rakslarla anlatmak istiyordu. Diğer bir dalına baktım; güzel bir bülbül, tatlı sedasıyla beni müjdeliyor ve duygularıma ortak olduğunu ince gagalarını açarak göstermek istiyordu. İşte bu geçen dakikalar anında, hizmet eri; - Efendim, çayınız, buyurunuz, içiniz dedi.

94

Çanakkale köylerinden her gün yüzlerce genç savaşa katılmak üzere birliklerde toplanmaktadır. Acemi askerlerin eğitim ve techizatı tamamlandıktan sonra cepheye gönderilmektedir. Yüzbaşı Sırrı Bey, ikindi vakti yeni gelen erleri teftiş ederken, içlerinde bir tanesinin saçının bir tarafından kınalanmış olduğunu görür ve takılır: -“Hiç erkek kınalanır mı?” Mehmetçik -“Buraya gelmeden evvel, anam kınalamıştı komutanım” der ve sebebini bilmediğini ilave eder. Komutanın isteği üzerine anasına yazdığı mektupta: “Niye benim saçımı kınaladın?” diye sorar. Gelen cevabi mektupta ise şunlar yazılıdır: Ey Gözümün Nuru Hasan’ım, Köyümüzde rahat rahat oturalım mı? Vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyor. Sen ecdadından, babandan aşağı kalamazsın… Ben, senin anan isem, beni ve seni Allah yarattı, vatan büyüttü. Allah, bu vatan için seni besledi. Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor… Sen bu ailenin seçilmiş bir kurbanısın… Hasan’ım, söyle zabit efendiye… bizim köyde kurbanlık ayrılan koyunlar kınalanır… Ben de seni evlâtlarımın arasından vatana kurban adadım. Onun için saçını kınalamıştım… Allahın hükmüyle, Allah, seni İsmail Peygamber’in yolundan ayırmasın. Seni melekler şimdiden rahmetle anacaktır.

Gözlerinden öperim. Annen Hatice
95

Çanakkale… Taşıyla, toprağıyla binlerce şehidimize mezar olan, onları bağrına basan ve batan güneşlerimizi en mükemmel şekilde koruyan şehir; ulu nehir. O öyle büyük bir şehir ki; anlatmaya kelimeler yetmiyor. Daha birkaç yıl önce Çanakkale’ye şiirler yazardım. Bana çok kolay gelirdi iki dizeyi birbirine bağlamak. Ama şimdi herşey bambaşka bir hal aldı. Yani orayı gezip gördükten sonra, şehitlerimize bir kalp atışı kadar yakın olduktan sonra; kısacası bu zaferin mutluluğunu tattıktan sonra inanın ki; oraya, o güzellikleri anlatmaya değer bir kelime bulamıyorum. Bence Çanakkale’nin her bir yerini, taşını, toprağını altından bir çerçeveye koyup yüreğimizin en güzel yerine asmamız lazım. Her an şehitlerimizi anmamız lazım. En önemlisi de vatanımızın ve Mehmetçiklerimizin değerini anlamamız lazım. Ebrar KAYA

Anadolu’nun kalbi sayılacak yer. Dünyayı dize getiren Osmanlı devletinin kurulduğu yer. 700 yıllık çınarın tohumunun düşüp çimlendiği yerdeyim. Ufak bir kahvaltıdan sonra tarihi yerleri gezmeye başladık. Buram buram tarih kokan Bileciği daha güzel ve daha düzenli bekliyordum açıkçası. Belki de bir daha uğramayacağım. Bilecik camiinde kıldığım Cuma namazından sonra bazı türbe ve müzeleri ziyaret ettik. Herkesin aklında akşama yapılacak olan eğlence vardı. Derken akşam üstü farklı şehirlerin kardeşliğini, Türklerin sıcak kanlığını bir kez daha kanıtladık. Hiç tanımadığım Çorumlu, Adıyamanlı arkadaşlarla halay çekmek güzeldi. Yine yollardayız. Çanakkale!!! O tarihi yer. Bir devrin battığı, bir vatan kalbinin attığı yer. Her karışı Mehmetçik kanıyla sulanan yer. Yavaş yavaş şehitlikleri geziyoruz. Henüz 15-22 yaşlarında gençlerimizin şehit olması insanın gözlerinin dolmasına yetip de artıyor. O kahramanlıkları başka hangi millet yapabilirdi ki? Savaş anındaki atmosferi yaşamak için bir sipere giriyorum. İçim buruklaşıyor. Allah’ım diyorum. Ne mutlu bana ki bir Türk evladıyım. O tarihi yerleri tek tek geziyoruz. Arif AKSOY

Çanakkale’yi gezerken tarihi geçmişini ve güzelliklerini öğrenirken hiç tatmadığım duygular tattım. Hiç bilmediğim şeyler öğrendim. Duyduklarım ve gördüklerim beni çok etkiledi. Eğlenceli ve bilgi dolu bir gezi geçirdim. Gezide tarihi bir olay olan Truva’nın tarihinide öğrendim, onların ata ne kadar çok değer ve hayatlarında büyük bir yer verdiklerini öğrendim. Ama beni en çok etkileyen şehitlik anıtları oldu. Gezdiğim yerlerde ayak basacak bir yer bulamadım. Çünkü her yerin ayrı bir tarihi vardı. Sağım ve solum her tarafım tarihi anılarla doluydu. Nice şehitlerimiz bu yerde yatıyordu. O kadar büyülendiğim bir yer daha önce hiç olmamıştı. Rehberimizin anlattığı şeyler beni ve arkadaşlarımı bazen güldürdü bazense büyük bir anlaşılmaz duygulara

96

bürüdü. Anlatılanlar kanımı donduracak kadar acı ve cesaret doluydu. Özellikle 16 yaşında şehit olan cesur kardeşimiz Beyokat 124. Alay’dan İsmail oğlu Ali oldu. Onun cesaret öyküsü beni büyüledi ve bir o kadarda gurur verdi. Onların bu toprak parçası için canlarını hiç düşünmeden ortaya koymaları beni çok mutlu etti. Şu anda en çok istediğim şey; gelecekteki ve şimdiki gençlerimizin bu cesarette ve bu inançta olmasıdır. Kübra ŞAHİN

Dedelerimizin şehadetle tanıştığı bu yerlerde, hisler kabarmış, gözyaşları, pınarlarını terk etmiştir. Ama bir şey var ki onlar bizlerin geleceği için bu alicenaplığı yapmışlar, onların bu anılarının ve adlarının yaşatılması konusunda samimiyetle çalıştığımızı belki de görmek istemişlerdir. Arzum odur ki: Böyle bir neslin varlığıyla şeref duyarak, onların evlatları olarak memleketimize daha fazla sahip çıkmak adına gücümüzü sonuna kadar kullanmalıyız. Her ne kadar bu çalışmalar yeterli olmasa da bu yolda çaba sarfederek ömrümüzü tüketmeliyiz. Bizler torunlarımıza ne bıraktığımızın muhasebesini yaparak buraları onlara terk etmeliyiz. Gönül ister ki bu kahramanlarla birlikte olabilseydik. Gönül çok şey istemekle birlikte, bari onların sevgisiyle ölelim. Ne mutlu onlara ki böyle bir miras bıraktılar, ne mutlu bize ki böyle bir ecdadımız var. Mutluluklar fışkıran bu ülkemizde mutluluk güneşi hiç solmasın diliyorum. Kadir BAŞ

Gezi programı kapsamında ilk önce Bilecik’e gittik. Osmanlı devleti’nin kurulduğu yeri görmek, o yer hakkında bilgi sahibi olmak çok mutluluk ve gurur vericiydi. Daha sonra “Çanakkale Geçilmez” sözüne mazhar olan Çanakkale’ye gittik. Şehitliklerimizde gezerken adeta o yıllar gözümüzün önünden bir film şeridi gibi geçti. Vatanımızın bağımsızlığına kavuşmasında en büyük öneme sahip olan Gelibolu Yarımadasını bize rehberlik eden değerli hocamız İzzettin ŞENOL eşliğinde gezdik. Değerli hocamıza sonsuz teşekkürü bir borç biliyorum. Anlatış tarzıyla bizi adeta o günlere götürdü. Bu iki gezideki en büyük kazancımız tarihimizde yaşanan olayları yerinde gözlemle öğrendik ki bunun kalıcılığı da tartışılmazdır. Ali TOPAL

97

yabancı abideleri de geziyorduk. Yine dikkatimi çeken o abidelerin özeninin daha faz olmasıydı. Sonuç olarak ise herkesin içinde atasının yaşadığı toprakları yakından tanıma mutluluğuyla yolun etkisi altında Gümüşhane’ye geldik. Burak AŞKIN

Bilecik’e baktığımda Gümüşhane’yi andırıyordu. Daha sonra tarihi yerleri gezmek üzere yola çıktık. İlk olarak Ertuğrul Gazi’ye gittik, orada yapılmakta olan törenlere uğradık ve daha sonrada küçük bir beyliğin üç kıtaya ün saldığı Osmanlı’nın ana oluşum merkezi Söğüt’e gittik. Söğüt’de biraz durduktan sonra Çanakkale’ye doğru yola çıktık. İlk olarak karşıya geçip Şehitler Abidesi’ni görmeye gittik. Şehitler Abidesi deniz kıyısındaki konumuyla tarihini vurguluyordu. Şehitler Abide’sinin orada ki müzeyi gezince Türk askerinin formasının yıpranmış, eski olması ile düşman askerinin formasının yeni olması dikkatimi çekti. Anlaşılan o ki Türk Askeri o zamanlar fazla zorluk çekmiş. Şehitler Abidesi’ni gezdikten sonra diğer abideleri gezmek için yola koyulduk. Abidelerini gezdiğimde o kadar fazlaydıkiler oraya bakıldığında insanın gözünde o zaman ki an canlanıyordu. Arada sırada

Arabaya bindiğimde heyecanlanmıştım. Çünkü Türk Tarihinde büyük önemi olan Çanakkale ve Şehitlerimizin yanına gidecektim. Zaman geçtikce heyecanım artıyordu. İlk önce Bileciğe gittik. O gün Bileciğin Kurtuluşu vardı. Eğlenceler yapılıyordu. Biz bu eğlenceleri izledik. Sonra türbeleri gezdik. Arabaya binip Çanakkale’ye doğru gitmeye başladık. Çanakkale’ye gece varmıştık. Hemen odalara çıkıp dinlendik. Sabah olunca Çanakkale’yi gezmeye başladık. Rehberler bize gezdiğimiz yerleri anlatıyorlardı. Cephanelere gittik. Rehber burada bizim şehitlerimizin nasıl çatıştığını anlatırken ben çok duygulandım. Atatürk’ün saatinin onu ölümden kurtardığı yeri gördük. Zaman zaman alışverişler yapıyorduk. Bu alışverişte Seyit onbaşının heykeli dikkatimi çekti. Rehber bunun hikayesini anlattı. Ne ilahi güçtür ki ve vatan sevgisidir ki üç dört kişinin kaldıramadığı 250 kg. ağırlığındaki mermiyi tek başına cepheye taşımıştır. Bu mermi sayesinde vatanın kurtuluşunda büyük katkıda bulunmuştur. Ben bu hikaye yi duyduğumda çok duygulanmıştım. Daha sonra Truva atının hikayesini anlattı. Bu Truva atı ki görüşü ile düşmanı aldatan ve içinde askerlerin bulunduğundan bir haberi olmayan savaşı kazandık sevdası ile kendilerini içkiye veren düşmanlarının yok oluşunun bir abidesiydi. Dönüş zamanı gelmişti. Çanakkale’yi çok sevmiştim. Oradaki olaylar beni çok duygulandırıyordu. Şehitlerimizin nasıl bir zorlukla bu ülkeyi kazandıklarını düşündükçe daha çok duygulanıyordum. Atatürk’e sevgim daha çok

98

artmıştı. Bende böyle bir asker olmak istiyorum. Çanakkale’de kalıp şehitlerimizin bekçiliğini yapmak istiyorum. Bunu yapamadığım için üzülüyorum ama geri dönmek zorundayım. Görkem KALAYCI

Bilecik-Çanakkale gezisinde ilk önce 400 çadırla kurulup daha sonra 3 kıtada hüküm süren atalarımızın (Osmanlı İmp.) devletinin kurulduğu yerleri gördük. Anlatılan olaylar gördüğümüz tarihi eserler o günleri bize tekrar yaşattı uzun yol gittiğimiz için biraz yorulsakta beraber olduğumuz genç arkadaşlarımızla onların enerjileriyle yorgunluğumuzu üstümüzden attık. Bilecik’ten sonra Çanakkale’ye vardığımız da ilk gün dinlendikten sonra 2.gün Gelibolu yarım adasını gezimiz de tüm ekip arkadaşlarımız duygusal anlar yaşadı. Hep kitaplardan okuduğumuz gördüğümüz yerleri canlı olarak gördük. Rehberimizin anlattıkları karşısında göz yaşlarımızı tutamadık. Tarihimizi yeniden yaşama şansını bize veren Gençlik Spor Genel Müdürlüğü ve Gümüşhane Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne çok teşekkürlerimizi sunarız. Tayfun BOSTANOĞLU

Bu gezi bizim için çok heyecan verici eğitici ve öğretici olması çok güzeldi. Tüm gençlerimizin gitmelerini ve görmelerini isterim. Bizim için şehit olan askerlerimizi gördükçe insan her zaman bu duyguyu yaşamak istiyor. Bu geziyi düzenleyen Gençlik Merkezine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Yalnız gezinin kısa sürmesi çok üzücüydü. Bu gezi bizim için çok önemliydi. Rehberlerimizde çok iyi anlaşılır bi şekilde bizi bilgilendirdi. Onlarada sonsuz teşekkür ediyorum. Mehmet BAYRAKTAROĞLU

Öncelikle bu geziyi duyduğumda çok şaşırdım. Hayal bile edemezdim. Bir gün Çanakkale’ye gideceğimi. Çanakkale şehitler şehri çok güzel insanın içini kıpır kıpır yapan bir yer. Bir yandan da içimde bir hüzün vardı. Ülkemizin o kadar çok şehrinden şehitlerimiz vardı ki onlara dua ederken etkilenmemek mümkün değil. Daha sonra tarihi yerleri gezdik. Truva atı ve Truva harabelerini görünce hüzünlendim. Anadolumuzun tarihinin önemini gezip gördükten sonra daha iyi anladım. Bir Türk genci olarak bu kutsal yerleri görmemizi sağlayan Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne teşekkür ederim. Bu tür gezilerin devamını dilerim. Cengiz BAŞ

99

Hakkari gençlerine yapılan bu etkinlik belki ömründe batıyı görmeyen bizler için Hakkari gelenekleriyle ve farklı etkinlikleriyle karşılaştırmak ve onları kendi yüreğimize taşımak açısından çok güzel olmuştur. Mesela; ben her sabah uyandığımda sümbül dağını görür ve günümüzü sümbül dağı görmek ile geçirirdik. İşte Gençlik Merkezinin düzenlediği bu etkinlik en azından farklı şeyler ve farklı güzellikler görmemizi sağladı. Farklı farklı illerin insanı ile karşılaştık ve onlarla diyaloğa geçtik. Rüstem ÇAKÇI

Merhabalar ben Süheyla, gerçekten bize böyle bir fırsat tanındığı için ilgililere teşekkür ederim. Önceden Çanakkale denince bir zafer deyip geçerdim, şimdi ise gerçekten aklıma öyle bir yer edindi ki hiçbir zaman unutmayacağım bir güzellik oldu. Açıkçası o güzelim yerler tarih kokuyor ve bizzat kendimi ilk defa tarihi bir yerde bu kadar insiyatifli hissettim. Başta atamızın ve şehitlerimizin savaştığı toprakların üzerinde kendimi bir başka hissettim. O an işte şehitlerimizin savaştığı yer bu topraklar dedim. Ve ben ilk defa böyle güzel yerleri ve değer verilecek tarih kokan toprağı ilk defa gördüm. Süheyla ÖZKAN

Dışarıya hiç çıkmadığım için çok mutlu ve biraz heyecanlıydım. Ayrıca o “Çanakkale Şehitliğini” görüpte hüzüne kapılmamak ne mümkün. İnsan orayı, o şehitleri görünce tüyleri ürperiyor. Allah oraları görmeyen arkadaşlara oraları görmeyi nasip eder. Devletimize bize böyle bir imkan sağladığı için teşekkür ederiz. Ayrıca bizimle bir dost, bir arkadaş ve bir baba gibi olan Adil Hocama da sonsuz saygı ve sevgilerimi sunarım. Zozan PALA

Çanakkale şehri sadece bana okul hayatımda hocalarımın, savaşlarından Çanakkale’nin geçilmez olduğundan ve doğal güzelliklerinden bahsettiği bir rüya kentiydi. Hep görmek istedim bu şehir uğruna binlerce şehit canını siper etti, milyonlarca kahraman aynı cephelerde savaşmış ve Çanakkale’yi kurtarmışlar. İşte ben bunları gözümle görmek istedim. Ve böyle bir gezi çıkıncaya kadar. Nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Evet yıllarca içimde saklı olan özüme son vermeye gitmiştim. Hakkari gençliği olarak Çanakkale’nin tarihi yerlerini, cephelerini, milyonlarca kahraman şehitlerimizin huzur içinde yattıkları şehitlikleri gördük. Saime ADIYAMAN

Çanakkale gezisinde öncelikle tarih ve geçmişini hep bildim fakat oraları görmek hiç kısmet olmadı yoksa Truva’nın adını bilmeyen insan mı vardır. Hayır yoktur bana göre veya şehitliği, Assos daha bir çok yer. Artık oralarıda gördüm ne mutlu bana. Birde gezi hakkında ki düşüncelerimi anlatmak istiyorum. Bizimle birlikte kafileye katılan Kastamonu ve Yozgat Gençlik ve İl Spor Müdürlüğünün kafilesinden bir sürü kişiyle tanıştım, Arkadaş olduk, aynı masalarda yemek yedik, konuştuk, sahile gittik basket

Çanakkale’de gezdiğim, adımımı attığım her karış toprak zafer, barış ve sevgi kokuyordu. Bence her Türk evladı oralara gidip gezmeli, görmeli, o topraklardaki zafer barış ve sevgi kokusunu almalı. Eğer elimden gelse tüm Türk evlatlarına o duyguyu yaşatırdım. Hiçbir şeyi yaşamadan anlayamayız ve bence biz, bizim bugünlerimiz için bir an bile düşünmeden canlarını veren o kahraman askerlerimiz için onları kalplerde ve hafızalarda yaşatmalıyız ve yüceltmeliyiz. Dilan AKDAĞ

100

maçı yaptık, halay çektik onlar bizim oyunları oynamaya çalıştı biz onların oyunlarını v.s. Artık Hakkari’ye geldiğimde çok farklı duygularla gelmiş bir insan olarak gezdim. Ne mutlu bana. Recep ONAYLI

Çanakkale dendiği zaman fedekarlık; Çanakkale dendiği zaman azim; Çanakkale dendiği zaman sevgi akla gelir. Çanakkale benim için şehitlerin şarkı söylediği bir cennet bahçesi gibidir. Şehitler, öleceklerini bildiklerinden saçlarına kına sürüp temizlenip gittiler savaşa. Candan, yardan, anadan, vatan için vazgeçmenin adıydı Çanakkale. Çanakkale gezdiğim değil tarih içinde geçmişe döndüğüm bir yer oldu benim için. Nuran AKDAĞ

Çanakkale gezisine seçildiğimi duyduğum an çok sevinmiştim. Tabii o zaman önümde daha 3 ay vardı. Bu 3 ay nasıl geçecek diye düşünürken göz açıp kapıncaya kadar geçti. Önce Bilecik’e gittik ve oradaki tarihi yerleri gezdik hepsi birbirinden güzeldi. Bilecik’ten hiç ayrılmak istememiştik. İnanılmaz derecede eğlenmiştik. 2. şehrimiz olarak Çanakkale’ye gittik. Orada da çok yer gördük çok gezdik. Hepsi çok güzeldi. Gittiğimiz o yerler gezdiğimiz, dolaştığımız, o tarihi yerler ayrı bir güzellik oluşturuyordu bizlerde. Feribotla karşıya geçerken tam karşımızda tepede kocaman harflerle yazılmış bir şiir gördük. “DUR YOLCU” O şiiri okurken resmen tüylerimiz ürperdi. Kader AYTAŞ

101

Uyuyan bir neslin uyandığı, topraklarının kanlarla yıkandığı adeta ayrı bir ülke olan Çanakkale’yi kalplerimizi açarak geçmişi anımsayarak gezdik. Her Türk vatandaşı, bu toprakları vatanımızın ne zorluklarla kazanıldığının bilinciyle gezmeli bugününe şükretmeli ve gelecek için elinden geleni yapması gerektiğini unutmadan yaşamalıdır. Bizlere bu imkanı sağlayan herkese teşekkür ederim. Zeynep GÜLER

Ailemin gerçekten beni, yalnız olarak böyle bir geziye göndermesi mümkün değildi. Bende başta çok tedirgin oldum ta ki otobüse binene kadar, ancak yolculuk esnasında bunları hepten o samimi hava unutturdu bana, bir aile gibi gittik, Herkes orada hem bir yabancı hem de, yakın bir dost gibiydi. Yediklerimiz, gezmelerimiz, yattığımız yerlerin ve gidiş gelişlerimizde katkısı olan ama herkese teşekkür ederim. Böyle gezilerin devamını diler tüm Gençliğin katılmasını canı gönülden isterim. Elif Ezgi TÜRKAY

102

Harp saflarında kurşunla vurulup düşen bir subayın son nefesi: Bu subay hayat ile, insanlar ve dünya ile veda dakikasında öldüğünü hissetmişti. Bu his korkunçtur. Ruhani ve manevi ızdırap yanında, bütün manevî ızdıraplar, aile, çocuk ve geride bırakılan şeylerin ızdırapları duyulur. Fakat o subay, meleklerini, bütün neş’elerini ve ızdıraplarını iki noktaya saplamıştı. Din ve Vatan. Zaten kahraman olmak için bu lazımdı. Maksat, uğruna ölmek için her şeyden önce bütün ölümlerin toplamını, mağlup olmak acısının yanında hiçe saymak ve bütün düşüncelerini, duygularını, ümit ve ihtiraslarını bu maksat etrafına toplamak lazımdı. İstanbullu Muzaffer Bey öyle bir insandı. Son nefesinde, sesinin artık çıkmadığı, gözlerinin bir şey anlatamadığı dakikada, cebinden bir zarf çıkardı. Üzerine yazdı; - “Kıble ne tarafta?” Öncelikle Allah ile dini mukaddesatıyla karşı karşıya kalmak istiyordu. O’nu kıbleye çevirdiler. Sonra yazmaya devam tti. - “Bölük intikamımı alsın.” Şimdi gözünün önünde vatan, ona son nefesini bile ateşle, duman ve kanla boğulmuş havasından veren toprak vardı. Bu subayda, en büyük kahramanların en büyük kuvveti olan, feragat ve feda duyguları yaşıyordu. O maksat için ölüyordu. Ölürken dünyadan bir insanın çekildiğini düşünmüyordu. Gayenin müdafaasız kalmasından korkuyordu ve devam etti: “Bölük intikamımı alsın!...” O zaman bölük ateşler içinde, ayakları kana saplanmış ve alnı dumanla kararmış. Onun ceset olmaya başlayan vücudu etrafında çarpışıyordu. Üçüncü cümlesini imzalamak isterken, İstanbullu Muzaffer Bey hayata veda etti. Muzaffer Bey’in son nefesiyle, bu toprağa, bu toprağın tarihine, yaşayan nesile ve yaşayacak nesillere yaptığı hizmet, milyonlarca insanın bütün hayatlarıyla yapacağı hizmetten büyüktür.
103

Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığımızın düzenlemiş olduğu Çanakkale-Bilecik gezisine katıldım. Böyle bir geziye katılacağımı rüyamda görsem inanmazdım. Ama Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığımızın sayesinde böylesine önemli bir geziye katıldığım için çok mutluyum. Bu gezide adeta tarih içinde dolaştık diyebilirim. Atalarımızın başarıları beni çok gururlandırdı. Bu günlere gelmemiz için atalarımızın ne zorluklar çektiği, ne kadar büyük fedakarlıklar yaptıklarını gördükçe onlara gıpta ettim. Bu gezide ayrıca Kocaeli ve Nevşehir’den gelen arkadaşlarımızla da tanışma imkanı bulduk. Çok güzel, unutamayacağım bir gezi oldu. Bu gezide emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Özgürcan TOSUN

Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Gençlik Hizmetleri Müdürlüğü ve Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığının yardımlarıyla düzenlenmiş olan Çanakkale-Bilecik gezisine katıldım. İlk başta böylesine tarihi yerleri gezeceğim için çok heyecanlanmıştım. Hep kitaplarda okuduğum bu tarihi yerleri gezmek beni çok gururlandırdı. Bu gezi, arkadaşlarıma anlatacağım önemli bir anım, unutamayacağım bir gezi oldu. Iğdır Gençlik Hizmetleri Müdürlüğü ve Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığı olmasaydı böyle bir geziye katılamayacaktım. Bu nedenle bize bu imkanları sağladıkları için öncelikle Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığına, Iğdır, Bilecik ve Çanakkale Gençlik Hizmetleri Müdürlüklerine çok teşekkür eder,saygılarımı sunarım. Fatma Nur EKİNCİ

Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığının organize ettiği Çanakkale-Bilecik gezisine katıldım. Gezimizin ilk gününde Bilecik’e gittik, buradaki tarihi yerleri, Osmanlı Devletinin kuruluş yeri olan Söğüt’e, Şeyh Edebalı Hazretlerinin Türbesine gittik, daha sonra İnönü Şehitliğine gittik, bu tarihi yerleri gezmek beni çok gururlandırdı. Akşam Bilecik’teki eğlence ve kaynaşma gecesinden sonra Çanakkale’ye gittik, burada fedakar atalarımızın kazanmış olduğu büyük zaferler bizi çok gururlandırdı. Eğer bugün bu kadar rahat yaşıyorsak bunu şehitlerimize borçlu olduğumuzu şimdi çok daha iyi anlıyorum. Bu geziye katıldığım için çok mutluyum Bu geziye katılmamızı sağlayan herkese teşekkür ederim. M.Hasan TEZEL

104

Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığının organize ettiği Iğdır, Bilecik, Kocaeli, Nevşehir ve Çanakkale Gençlik Hizmetleri İl Müdürlüklerinin katkıları ile düzenlenen Bilecik, Çanakkale gezisine katıldım. En çok görmek istediğim ve merak ettiğim Gelibolu ve Şehitlikler gezisinde rehberimizin anlattıklarını dinledikçe gözlerimizden yaşlar aktı, bir destanın yazıldığı o yerlerin havasını, Atmosferini solumak bambaşka bir şey, Herkesin gitmesi, görmesi gereken bir yer olduğuna inanıyorum o büyük insanlara minnettarız. Bu geziye katılmamızı sağlayan ve bu gezide emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.Saygılarımı sunarım. Fatih AKTAN

105

medeniyete ev sahipliği yapmış Truva… tam karşımızda durmaktaydı. Daha sonra Assos Behramkaya’ya gittik. Burada 2 dine hizmet etmiş ve hala hizmet eden camiyi gördük. Tepe’nin zirvesinde Marmara’nın muhteşem manzarası ve eski yunan medeniyetinden kalma tapınak bulguları... Pazar günü feribotla Eceabat’a geçtik yani Gelibolu’ya ayak bastık. Gelibolu’da bizi ilk bekleyen “Dur Yolcu Bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir” yazısıydı. Bu yazı bile anlatmıyor muydu tarihimizi Gelibolu’da 57. Alay şehitliğini, Anzak koyunu, Conk Bayırını gezdik. Bu şehitlikleri gezerken rehberimizin bize anlattığı yaşanmış olaylar tüylerimizi ürpertiyor ve duygulandırıyordu. Oranın maneviyatını içimizde hissediyorduk. Hatice AKBAŞ

Cuma sabahı Bilecik’teydik. Bilecik Gençlik ve Spor il Müdürlüğü’nün binasında kahvaltımızı yaptıktan sonra biraz dinlendik ve gezimizin ilk adımı olan Şeyh Edebali’nin türbesini ziyaret ettik. Bu türbenin yanında bulunan Orhan Gazi Camisi ve diğer türbeleride ziyaret ettik. Daha sonra altı yüzyıl dünyaya hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nun temellerinin atıldığı Söğüt’e gittik. Söğüt’le Ertuğrul Gazi türbesine ve Söğüt’te bulunan küçük bir müzeyi ziyaret ettikten sonra I. İnönü Şehitliği’ne doğru yola çıktık. Şehitliğe geldiğimiz zaman grubumuzdaki çoğu kişi duygulanmıştı. Duygulanmamak elde değildi. Şehitlikten sonra Bilecik’in Kınık köyüne gittik. Burada çok güzel topraktan çömleklerin ve süs eşyaların yapıldığı bir köydü. 26 Mayıs 2006 Cuma günü Çanakkale’ye ayak bastık. Bizi dinlenmeye aldılar öğleye kadar dinlendikten sonra rehberimizin eşliğinde Truva’ya doğru yola çıktık. Onlarca

Ben Gülistan İlköğretim Okulu 8. Sınıf öğrencisi Mertcan ÇEVİK. Müdürümüz bir gün arkadaşlarıma ve bana Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen BilecikÇanakkale gezisi olduğunu ve başvuru yapan öğrenciler içinden kura ile seçilen öğrencilerin gideceğini söyledi. Biz de başvurduk ama kurada bir tek ben çıktım. İyi bir yolculuktan sonra saat 6’da Bilecik’e vardık ve güzel bir uykudan sonra geziye başladık. Bilecik’te Şeyh Edebali ve Ertuğrul Gazi gibi Osmanlı büyüklerinin mezarlarını ziyaret ettik. Daha sonra bazı şehitliklerle müzeyi gezdik ve Bilecik Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün misafirhanesine geri döndük. Artık bir çok arkadaşım olmuştu. O Akşam misafirhanede bir parti düzenlenmişti. Partide eğlendikten sonra Cuma gecesi 00.00’da Çanakkale’ye hareket ettik. Çanakkale’de ilk gün efsane iki kent olan Truva’ya ve Assos kentlerini gezip rehberimizden efsanelerini öğrendik. İkinci gün ise Çanakkale Savaşı’nın merkezi olan Gelibolu yarımadasına geçtik. Orada Anzak Koyu, Conk Bayırı ve Hain tepe gibi savaşın yapıldığı yerlerin yanı sıra bir sürü

106

şehitlik gezdik ve asker hikayelerini duyup çok duygulandık. Aynı zamanda atalarımızın başarılarıyla gururlandık. Mertcan ÇEVİK

13 Yaşındayım şimdiye kadar doğum yerim olan Isparta’dan başka hiçbir il görmemiştim. Ders kitaplarında okuduğum ÇANAKKALE SAVAŞI’NIN nasıl olduğunu neler yaşandığını öğretmenlerimiz 40 dakikalık derslerimizde kısaca anlatırlardı. Gezinin düzenlendiğini duydum ve müracaat ettim. Isparta’da 200 kişiye yakın müracaat oldu bunların içinde kura ile bana çıktı ama çıkmaz diye çok korkuyordum. Yolda sabaha kadar heyecandan uyumadım. Çanakkale’yi çok merak ediyordum. Bilecik’e vardık orada müzeleri ve türbeleri gezdik çok güzel anılarımız oldu. Rehberlerimiz bize müzede bulunan eserlerin nerelerden geldiğini kimlerin kullandığını türbelerin kimlerin olduğunu ve hangi eserleri ve hangi savaşları yaptığını anlattılar. Çanakkale’de bize bir rehber verildi. Rehberimiz sanki savaşı yaşamış gibi Çanakkale savaşını ve Çanakkale savaşlarında yaşanan zorlukları düşmanın maddi ve manevi durumunu sayı ve silah olarak bizden çok çok üstün olduğunu bize anlattı o anlatırken sanki ben de savaşı yaşıyormuş gibi tüylerim diken diken oldu ve çok duygulandım. Esra ÇAKMAK

107

Çanakkale gezimiz sonrası anladım ki bu ülke yaşanmış yüz binlerce kahramanlığın bir kültür hazinesidir. Yüz binlerce askerin gözünü kırpmadan bu ülke için canını feda etmesi beni onore ettiği kadar, ben ve benim gibi gençlere düşen önemli sorumlulukların omuzlarımızda olduğu bilincine daha iyi vardım. Atatürk ve askerlerinin bin bir zorlukla kazandığı ülkemiz biz aydın Türk gençlerine emanettir. Bu gibi gezilerin Gençlik Merkezi tarafından biz gençler için organize edilmesi beni ayrıca sevindirdi. Tarih kitaplarımızdan okuduğumuz tarihimizi, hazinemizi yazı kültürümüzü birebir Çanakkale’de gezmek benim için çok heyecan vericiydi. Bu imkanları bizlere sağladığınız için siz Gençlik Merkezi idarecilerine çok teşekkür ederim. Elif YÖNDEM

Bir tarihin doğduğu topraklarda, vatanı uğruna canını verdiği 250 bin kefensiz yatan şehidin kanlarıyla sulanan topraklarda olmak beni çok duygulandırdı. Böyle bir milletin evladı olmaktan çok büyük bir onur duydum. Hangi millet böyle bir tarih yaşamıştır, böyle bir mücadele görmüştür. Ne şanslı bir insanım ki Türkiye Cumhuriyeti’nin ve kahraman bir milletin evladıyım. Gezdiğim kutsal topraklara layık birey olabiliyorsam “Ne mutlu bana” “Ne Mutlu Türküm Diyene” Esin METİN

Bilecik iline hayatımda ilk defa gittim. Küçük bir İl olduğunu biliyordum. Tarihimiz açısından da önemli bir yer olduğu kitaplarda vurgulanıyordu. Fakat yine de aşırı şekilde bana önemli gelmiyordu. Çünkü okumak ile görmek birbirini bütünleştirir. Bunlardan birinin olmaması bazı eksikliklere sebep olabilir. Tarihimiz açısından çok önemli bir yer olan Çanakkale’yi görmek nasıl ki her Türk vatandaşını duygulandırdığı gibi beni de duygulandırdı. İnanılmaz bir şey… Ama üzüldüğüm noktalar oldu. Onların başında biz kendi ülkemizde kendi tarihi yörelerimizi bilmiyoruz. Bu durum beni çok üzdü. Yabancıların ülkelerinden kalkıp buralara gelmeleri bunlara rağmen biz birkaç saatlik bir yerleri göremiyoruz. Bizlere bu imkanı veren Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne teşekkürlerimi sunuyorum. Turgut TAŞKIN

108

Sultantepe Gençlik Merkezi Lideri ve üyesi olarak katıldığım Bilecik ve Çanakkale-Gelibolu gezileri gerçekten her yönüyle çok güzeldi. Bilecik’te geçen İnönü savaşları ve ÇanakkaleGelibolu’da geçen ulusal kurtuluşumuzun temeli olan savaşların geçtiği yerleri yerinde görmek, biz gençleri bu günümüze ne şartlar altında geldiğimizi açık ve net bir şekilde gözlemlememize neden oldu. Her Türk gencinin gezip görmesi gereken yerleri bizlere gösteren, buraya gitmemize imkan sağlayan herkese teşekkürlerimizi bir borç biliriz. Gençlik olarak yaptığımız faaliyetlerle (Çanakkale şiirleri – Makale – Bağlama - Gitar gösterileriyle) gerektiği yerde hüzünlendik gerektiği yerde de gülüp eğlendik. Hem bu şekilde Gençlik olarak tarihimizi yerinde inceleyip bilgi sahibi olduk hem de aramızda kaynaşarak yeni yeni arkadaşlıklar edindik. Burada özellikle şunu da belirtmek isterim ki Çanakkale - Gelibolu’da bize rehberlik eden kişinin o anları sanki yaşıyormuş gibi anlatması hem bizi o yıllara götürüp duygulandırdı, heyecanlandırdı hem de gururlandırdı. Ali ŞEN

109

Gerçekten görmek isteyip de göremediğimiz (imkanlarımız el vermediği için) bu güzel yerleri gezmek, görmek imkanı bulduk. Gezi tertibatı, düzeni ve aktiviteleriyle çok harika bir geziydi. Gezi boyunca bir eksiklik göremedim, her şey çok güzel bir şekilde düşünülmüş ve ayarlanmıştı. Böyle gezilerin sık sık yapılmasını istiyorum. Çanakkale, ecdatlarımızın şehrini görmek en büyük hayalimdi. Bana bu imkanı verdiğiniz için Allah sizden razı olsun. Çanakkale’yi gezerken ve ayrıca rehberimizin de anlatımıyla beni geçmişe götürdü ve atalarımızın ne zorluklar çektiğini daha iyi anladım. Şehitlerimizin kanıyla sulanmış bir memleketti. Zeynep KARASU

badirelerden geçtiğini ve milyonlarca insanımızın bu ülkeyi düşman kuvvetlere kaptırmamak için canlarını bile hiçe saydıklarını anlattı. Seddülbahirde kanlı sırtta yalnız çamda kıran kırana düşman kuvvetlerle nasıl savaşıldığını daha ayrıntılı ve en önemlisi görerek öğrendim. Bu ataların torunu evladı olmaktan gurur duyuyordum. Rehber öğretmenimiz tarafından anlatılan ayrıntılar duygulanarak hüzünlenerek his ve duygularımın daha da perçinleşmesini sağladı. Ben böyle vatanı için bir emirle ölüme atılan atalarımın evladıyım.Ruhları şad olsun. Fatma ÇELİK

Çanakkale şehitliğini gezerken Türk Bayrağının o kırmızı renginin ve ne anlama geldiğini ve Bayrağımızın nasıl oluştuğunu çok daha iyi anladım. Çanakkale’de her metrekarede atalarımız şehit düştüğü yerleri görünce tüylerim diken diken oldu. On binlerce insanın o daracık yerde daha adım atmadan şehit düşmesi ve bu yerleri yaşarken görmem beni çok etkiledi ve tam olarak atalarıma nasıl saygı duymam gerektiğini anladım. Alper ABLAK

Çanakkale bana ayrıntısıyla bilmediğim tarihimin atalarımın bu ülkeyi kurtarmak için ne

Çocukluğumdan beri duyduğum Çanakkale ve Çanakkale şehitlerini görmek benim en büyük hayalim ve her Türk insanının Çanakkale şehitlerine bir vefa borcu olduğunun bilincinde büyüdüm. Bu borcu yerine getirmekten ve o güzel dedelerimizin bizler için savaştığı toprakları görmek bana büyük bir huzur verdi. Gözlerimden yaş da aksa sanki onlarla yaşadım Ömer KIRIK

110

“Bombasırtı Olayı (14 Mayıs 1915) çok önemli ve dünya harp tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir hadisedir. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hiçbirisi kurtulmamacasına hepsi düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerini alıyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle, biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kuran-ı Kerim okuyor ve Cennet’e gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler ise Kelime-i Şehadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak, cehennem gibi kaynıyor. Yirmi düşmana karşı her siperde bir nefer süngü ile çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor. İşte, bu Türk askerinde ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki; Çanakkale Muharebelerini kazandıran, bu yüksek ruhtur.” Mustafa Kemal ATATÜRK

111

olmak için. Her şey için sağ olun, kanlarınızla suladığınız topraklarda filizlenen gençlerin adına. Ayşegül DANACI

Milli duygularımızı depreştiren Çanakkale Gezisinden Merhaba; Her gün biraz daha köreltilen milli benliğime bugün yaşadıklarım merhem oldu. Anlamamı sağladı benim için yapılanları, şimdi geldik abideden. Taşların üzerine işlenmiş eserlerde gördüm savaşın gerçek yüzünü, acıyı, kanı, çaresizliği. Niçin savaştığını bilmeyen insanların hiçbir zaman tanıyamayacağı vatan kardeşleri için canlarını hiçe sayması. Bu jenerasyon onların kanlarıyla mühür bastıkları tepelere çıkmaya üşeniyorlar. Deymezmiş bence bize. Dökülen kanlara, yaşanılan acımasızlıklara. Atalarımız vatan sevgisini yüreklerinin ta derinliklerinde bulup avuçlarında hissetmişler. Bizi ayıran en önemli duygu bu bence. Birazda olsa anladık bağımsızlığımızı kazanmamız için yapılanların gerçek yüzünü. Sızlayan kemiklerinize çare Günlerce beklediğimiz gezi gerçekleşti. Muhteşem günler geçirdik. Attığımız her adımda bizim için dökülen kanların ve vatan için verilen canların varlığını hissettik üzerinde bulunduğumuz vatanın ne kadar eşsiz olduğunu fark ettiren bu gezi bize çok şey kattı. Yaşama amacımızı ve aldığımız nefesin ne kadar değerli olduğunu anladık sanki her geçen gün onlardan uzaklaşıyoruz gibi olsa da aslında onları her zaman hissediyor ve anlıyoruz. Eğer bugün buradaysak onların sayesinde Neslihan BETÜL

Kanlı toprakların anaların gözyaşlarıyla ıslandığı memleketteyim. Paramparça vücutlar arasında şaadet çığlıkları düşman askerini çarmıha gerdirecek güçteydi biliyorum, o ruhu, Türk evladı olmanın gururunu bir kez daha tüm hücrelerimde hissetmekten o kadar mutluyum ki! Bu vatan benim! Bu ruh benim! Ataların en güzeli benim! En yiğit askerler benim! Türk’üm ben ve Türklük namus, gurur şeref demek… iyi ki buradayım, iyi ki de bu aşkı tekrar yaşadım. Biliyorum ki

112

param parça olan vücutlarında sapasağlam bir ruh var. Şerefiyle, cesaretiyle aslında aslan gibi bir kalp hala atıyor içlerinde! Ve bu topraklar üzerinde tek bir Türk bayrağı dahi kalsa yine atacak, yine atacak! Ne diyebilirim ki NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! Hande ÇELİKKAYA

Her yerinde atalarımızın kanı bulunan bu güzel yeri gezmek çok duygulu ve heyecan verici bir şey olsa gerek. Bu geziye katılmadan önce farklı duygular içindeydim. Ama bu yerleri gezince…galiba insan duygularına hakim olamıyor. Yavaşça gençliğimizi kaybeder gibi olduğumuz bu zamanda böyle bir gezi yerinde oldu. Milli seceremiz yavaşça elimizden kaybolur, yok olur gibiyken tam bir merhem niyetindeydi…. ÇANAKKALE! Karış karış bu toprakları gezerken aklıma atalarımızın içinde bulunduğu o ortam geldi. Çok şey borçlu olduğumuzu atalarımıza tekrar anımsadım. Onların kanlarıyla sulanmamış mıydı bu topraklar? Onlar hiç düşünmeden bizim için, vatan için savaşmamış mıydı? Tek tek o anları anımsamaya, hatırlatmama gerek yok. Biz zaten ne olduğunu farkındayız…! Yeni yerler, yeni arkadaşlar (Urfalılar).. Sayamadığım her şey. Evet harikaydı. Bu gezide, attığım her adımda atalarımı anladım. Ne güzel bir vatana sahip olduğumu, aldığım nefesin ne kadar da önemli olduğunu fark ettim. Tuğba ÖNER

113

Çanakkale Gezisi tüm yaşamım boyunca sürekli hatırlayacağım çok güzel bir geziydi. Öncelikle ben 22 yaşında Çanakkale’yi görmenin mutluluğunu yaşamış olmakla beraber, her Türk gencinin oraları daha ilkokul yaşlarında görmesi gerektiğini öğrendim bu gezi dönüşünde, çünkü oraya giden herkes ancak oraları gördükten sonra bu vatının ne zor şartlarda alındığını anlayabileceğini düşünmekteyim. Fatma DUMAN Atalarımızın dünya tarihinde eşi benzeri bulunmayan bir direnişi gerçekleştirdiği yeri bizzat aynı mekanlarda görmek benim için gurur ve duygu vericiydi. İçimde uyandırdığı bu hissin rüzgarı sanki beni alıp o günlerdeki cephelere sürüklüyordu. Müthiş bir atmosferin büyüsü içerisindeydim. Ve şunu anladım üzerinde yaşadığımız vatanın ne kadar kutsal ve ulu bir yer olduğunu ve değerini bilmemiz gerektiğini… Mazlum ASLAN

Hayatın nereye sürükleyeceğini bilmeden savaşan yürekler ve mermi taşıyan çocukları hatırladım ve oraya vardığım zaman o toprakların kan kokusu burnuma geldi, hüzünlendim, ve de ağladım. Tepede o kan kırmızı bayrağın sallanması bi an şöyle anladım. Ben en yüce ve uluyum. Bütün insanlar benim topraklarımda yaşayan bütün insanlar benim kollarımın altındadır. Topraklarımda özgür beyinler yetiştikçe ben daha çok dalgalanacağım. Ruşen YORGUN

Atalarımızın meşur bir sözü vardır. “Geçmişini bilmeyen geleceğini göremez.” Türk milletinin geçmişide Çanakkale’de yatmaktadır. Her Türk genci Çanakkale’yi bilmeli ve orada yaşananları içine sindirerek hayatına uyarlamalıdır. Bana bu imkanı sunup, o atmosferi yaşatan Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne teşekkürlerimi borç bilirim. İbrahim YILDIZ

Şehit torunu olarak Çanakkale’ye gidip şehitlikleri ziyaret etmiş olmaktan bahtiyarım. Ulusal mücadele bir milletin top yekün savaşı olmakla beraber o milletin birliğini, beraberliğini ve bölünmez bütünlüğünü pekiştiren bir direniştir. İşte bunun bilincinde olan bir Cumhuriyet emanetçisi olarak Çanakkale gezisine katılma şansını yakalamanın mutluluğunu en çok yaşayanlardanım sanırım. Bunun yanında mitolojiyi ve efsaneleride birebir Asos, Troy şehrinde gezip görmek en büyük ayrıcalıklarımdandı benim için. Mustafa ŞAHİN

114

Şimdiye kadar tarihin önemini hiç bilmez kendi tarihimiz denilince hiçe sayardım. Şimdi çok daha iyi anlıyorum Atatürk’ün “Tarihini bilmeyen Millet, geleceğini yaşayamaz sözünü” Bilecik’te Osmanlı devletinin Kurucusu Osman Bey ve onun kayınpeder Şeyh Edebali’yi ziyaret etmek bunların yaşadıklarını öğrenmek, bunların yaptığı şeyleri bilmek, tarihin gerçeklerini öğrenmek dünyanın en büyük zevki bu olsa gerek. İnönü’de devletin mukus talihini yenmek için canla başla savaşan şehitlerimiz, bu şehitleri-mizden her mezarda 15-20 kişinin yattığı yeri görmek, buraları bilmek, kendi devletimizin tarihin en güzel yararıdır. Bin yıllardır tarihimizi aydınlatan Çanakkale denilince akla ilk gelen Truva bunun tarihini öğrenmek, nereden nasıl geldiğini bilmek, sırf o küçük bölge için kaç devletin yıkıldığını öğrenmek, buradan çalınan hazineleri bilmek Gelibolu, Gelibolu, Gelibolu…. Anadolu’nun beklide bu günkü Anadolu olmasını burası sağladı. Burada Yurdumuzu haince paylaşan ve işgal etmeye çalışan diğer devletlere karşı bizim askerlerin nasıl savaştığını bilmek, insanın içinden bir savaşa katılasım geliyor. Nuh YAZ

İnsanlar her zaman gezip bir yerlere gidip, kendilerine tarihi duyguları aşılamak isterler. Hele gitmek istenen veya gidilen yer, şehitlerle dolu ÇANAKKALE’yse… Başta çok heyecanlı, bir o kadar da duygu doluydum. Kolay değil. Bastığın her yere tek tek bakmak yada o havayı soluyabilmek önemliydi. Şu yaşamak için alınan nefeste bile hissedebiliyor insan kurşun veya kan kokusunu. Her ne kadar insan duyduğu hikayelere inanmış olsa da o yükü taşımak inanın ki hiç kolay değildir. Gezdikçe içim burkuluyordu ama geri dönünce çevremdekilere anlatacaklarım aklıma geldikçe yüzünde bir tebessüm oluşuyordu. Şehitlik yerleri gezdikçe, o şehitlerin yerinde olmak istediğimi ne kadar anlatsam, yine de anlayamazsınız. “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı” diye ne güzel demiş Mehmet Akif Ersoy. Ben de tanıdım. Az da olsa o duyguları, yüreğimde hissettim. Hissettiklerimi de bir ömür boyu yaşayacağıma adım gibi eminim. Ömer FARUK BOY

Bu vatanın öyle kolay kazanılmadığını ne uğraşlar verildiğini, hatta canlarını ortaya koyduklarını bir kez daha anladım ve bir kez daha Türk olmanın haklı gururunu yaşadım. Şunu da samimiyetle belirtmek isterim ki böyle bir gezi bugüne kadar bize anlatılanlardan, tarih derslerinde gördüklerimizden daha çok şey anlattı. Çünkü; her şey sözle bitmiyor. Gidip oraları görünce bu vatan için can veren şehitlerimizle gurur duydum. Onlar vatan için, bizim için bunları yapmışsa bizlerde bunun değerini bilmeli, vatanın öyle kolay kazanılmadığını herkese anlatmalıyız. Gezdiğim yerler hakkında söyleyeceğim çok şey olacak... Fatih DAŞDEMİR Gülahmet Aytemiz Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi

Çanakkale yeşiller içinde her kente sahip olmayan kimliğiyle bizi bağrına bastı. Gelibolu Yarımadası, Conkbayırı, 57. Alay gezilip görülmesi gereken güzide yerlerden birkaçı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen arkadaşlarla tanışıp, Çanakkale üzerine sohbetler ettik. Düşman gemilerinin nerelerden taarruz ettikleri, bizim askerlerimizin siper yerlerini, kullandıkları muhimmatları gezip gördük. Üç gün içinde koca bir tarihi gezip görmek mümkün değildi fakat o atmosferin içinde olmak bile insana yetiyor. Pazar akşamı diğer arkadaşlarla ve son defa Çanakkale’yle vedalaştık. Düştük yollara fakat gelirken bir daha tepelerine çöken karanlık müthiş bir manzaraya sahip olan Çanakkale’ye baktım. Ali İhsan KOÇ

115

Kastamonu Gençlik Merkezinin düzenlemiş olduğu Bilecik ve Çanakkale gezisinden duyduğum mutluluğu sizlerle paylaşmak istiyorum. Gezimiz tam manasıyla mükemmeldi. Emeği geçenlere sonsuz teşekkürler. Şükriye KOLAT

İlk defa Gençlik Merkezinin düzenlemiş olduğu bir geziye katılıyorum. Bu kadar eğlenceli geçeceğini tahmin etmemiştim. Hiç tanımadığımız insanlarla kültürlerimizi ve duygularımızı paylaşmak bambaşka bir duygu. Birlikte gezdik, birlikte eğlendik, birlikte üzüldük, birlikte yorulduk. Esra ÜNLÜER

İlk kez böyle bir geziye katılıyorum. Hiç tanımadığımız insanlarla kültürlerimizi paylaşmak, yeni arkadaşlar edinmek gerçekten çok çok güzel bir duygu. Bu gezi sayesinde Çanakkale’yi gördüm ve bugünlere kimlerin sayesinde ve nasıl geldiğimize dair bilgi aldım. Bu gezi beni gerçekten çok mutlu etti. Bu organizasyonda emeği geçen bütün herkese, liderlerimize Derya ve Oğuz hocaya çok teşekkür ediyorum. Binnur YURDAKUL

116

Bu gezi hayata, vatanımıza, milletimize bakış açımızı, ufkumuzu genişletti. Tarihimizi tanımamıza çok büyük katkısı oldu. Bundan sonra olaylara bakış açımız değişti. Sanki o anı bir daha yaşadım ve Türklüğümden gurur duydum. Bu geziyi düzenleyen ve aracı olan herkese şükranlarımı sunar teşekkür ederim. Cahit SAKİN Eski bir tarihe tanıklık yaptım. Daha önce duymuştum ama yaşamak daha farklı. Neler geçirmişler. Nasıl direnmişler. Bunun gururunu yaşadım. Zincirli kayada anne ve kızın çektiği işkenceler yaktı içimi. Söğütteki kalenin sadece temellerinin kalması beni çok üzdü. İnönü şehitliği. Gezinin en güzel bölümlerinden biriydi. Bir mezarda 20 kişinin yattığını söylediklerinde kulaklarıma inanamadım. Onun gibi daha niceleri yatıyordu orada buna eminim. Truva şehri ya insanlar 5000 yıl önce neler düşünüp yapmışlar. Belki de şimdi bizim bile

akıl edemeyeceğimiz şeyler. Duvarlarının eğimli olması, kapı girişlerinin oval olması zekalarının ne kadar gelişmiş olduğunu kanıtladı bana… Dünyanın en büyük hazinesi olması ve ilk arkeoloji çalışmalarının Truva şehrinin en önemli iki özelliği olması beni fazla şaşırtmadı. Kelimeler yetmez oraları anlatmaya. Ne aslan yürekliler, ne analar, ne babalar, ne ihtiyarlar varmış bizi düşünen. Rehberimiz her anlattığında gözyaşı döktüm. Şehitlerimi fazla anlatmak istemiyorum. Çünkü bu yazıyı okuyanların o tarihi kendilerinin yaşamasını istiyorum. Esra BATMAN Tarihtir şan, tarihtir şeref ve bu şeref uğruna ölecek olandır bizler. Yaşananları göremesek ve yaşamayasak bile emin olun ki anlatılan o anların üzerimizde bıraktığı etki akla, hayale durgunluk verebilecek kadar büyük ve onur doluydu. Bence her Türk çocuğu bu yerleri gezip oranın manevi değerini damarlarında hissetmeli. Bizim bu yolculukta hissettiğimiz gibi. Atalarımız bu vatanın üstünde rahat bir yaşam sürebilmemiz için kanlarının son damlasına kadar savaşmışlardır. Bunun en güzel örneği Çanakkale savaşında gözlerini kaybeden askerimizin duygularıdır. Ve bu duygularda gözler bir tek şeyi görmek istemiştir. Düşmanların boğazdan kaçıp gitmesi. Askerimiz bu duygularını “Benim gözlerim göreceğini gördü” diyerek açıklamıştır. Tuba YALTIR Yakın tarihimizin en büyük kahramanlık savaşının olduğu Çanakkale şehrimizin gezip o günü gözümüzün önünde canlandırdık ve nasıl bir savaşın kazanıldığını tahmin ettik. Türk ordusunun azmi ve iman gücüyle kaybetti sanılan bir savaş nasıl kazanıldı ve dünya tarihine “ÇANAKKALE GEÇİLMEZ” diye kazındı. Şehitlikleri gezdiğimizde çok duygulandık ve nasıl bir savaşın içinde olduklarını hayal ettik. Muhteşem tarihe sahip olan Çanakkale’nin herkes tarafından gezilip ve tarihin okunmasını isterim. Bize bu geziyi hazırlayan büyüklerimize minnettarız. Faruk YÜCEL

117

Mehmetçiklerin ne zorluklarla savaştıklarını, peki kaçımız biliyoruz onların vatanımız uğruna nelerden vazgeçtiklerini… Belki geriye dönüp baktılar ama kör olup göremediler ailelerini, belki gitmek istediler, sakat oldular, ayakları tutmadı, belki çocuklarının, kardeşlerinin son sözlerini duymak istediler, sağır oldular duyamadılar ve belki de tekrar dönmek istediler işte o zaman bedenleri değil, yürekleri öldü vatan sevgisi uğruna. Çanakkale hayatımın bakış açısını değiştiren şehir. Bu benim ilk uzun yolculuğum ve ilk tarihi gezim. Öyle duygular içindeyim ki sözler, kelimeler yetmiyor. Şehitliği gezerken rehber hocam Barış Kaya askerleri yani Mehmetçikleri anlatırken gözyaşlarımızı tutmak o anları hissetmemek elde değil çok samimi söylüyorum dağdaki yazı gibi dur yolcu bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir. Gerçekten de öyle bastığımız bu toprakların her bir karışın da bir ananın gözyaşını bir evladın baba diye haykırışı bir eşin kocasını bulma çabasını hissedeceksiniz. Evet bu topraklar bir devrin battığı yerdir. Remziye POLAT İşte Çanakkale… Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan Boğaz Köprüsü, kış ile yaz mevsimini birbirine bağlayan bahar kadar değerlidir. Hayatımızdaki yeri… Çünkü Çanakkale buram buram şehit kokmaktadır, çünkü Çanakkale toprakla değil kanla örtülüdür, çünkü Çanakkale’de vatanla insanı birbirine bağlayan bir köprüdür ve çünkü Çanakkale’dedir vatanımızın tarihi, mazimiz orada yatmaktadır. İşte Çanakkale… Şehitlerimizin bulunduğu topraklar, savaştıkları yerler… Önemli olan savaşmak değil, ölmektir ve bizim uğrunda canımızı vereceğimiz bir vatanımız var. Ne Mutlu ki Bayrağımız göklerde dalgalanabiliyor, ne mutlu ki şehitlerimiz şimdi rahatça uyuyabiliyor ve yine ne mutlu ki biz de ileride rahatça uyuyabileceğiz. Bunları bize yaşatanlar sağ olsun. NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE…. Seda KARAKUŞ

Şimdi rahatça yollarda yürüyebilmek değildi vatan sevgisi.. Kaçımız biliyoruz

İnsan körken gözünün, hapisteyken özgürlüğünün kıymetini anlarmış. Belki de özgürlüğümü hiç kaybetmediğim için vatanımın toprakları üzerinde rahatça adım atmanın bu kadar kıymetli olduğunu ve zor kazanıldığının farkında değildim. Özgürlüğüm için savaşmadım ki, Ben 14 yaşında oyun oynarken o yaşta özgürlüğü için, vatanı için hayatını verenleri Çanakkale bir kez daha hatırlattı bana. 17 yaşındayım ve 7 gün öncesine kadar hayatımı gerçek zannettiğim yalanlarla yaşıyordum. Her insanın ulaşmak istediği bir hedef vardır.

118

Vatan, özgürlük çoğu zaman unuttuğumuz kavramlar aslında her şeyden daha önemliymiş. Vatan için ne fedakarlıklar edilmiş, ne zorluklar çekilmiş en acısı ne canlar verilmiş. Bu zamanda bunları tam anlamıyla bilen kaç tane genç var. Tarih kitapları okumak yerine internette chatleşmeyi yeğliyorlar. Belki de özgürlük bize doğuştan verildiği için bu kadar kıymetli olduğunun farkında değiliz. Türkan KARAKUŞ Artık yepyeni bir insanım. Tarihi içmişim, Marmara sularında yıkanmışım. Bundan sonra görev, ödev ve sorumluluklarım tam olarak yerine getireceğim. Daha duyarlı daha bilgili ve de daha çalışkan olacağım. Bana emanet olan vatanıma, milletime ve Cumhuriyetime sahip çıkacağım. Tüm dünyaya da Türkleri tanıtacağım. Buna da yabancı dilimi geliştirerek başlayacağım. Tüm bunlar için kendime şeref sözü veriyorum. Bunları yapacağım çünkü ecdadıma borçluyum. Yıldız GÜNAY

Otobüsümüz Çanakkale’den Kilis’e dönmek üzere yola çıktığında ben de yeni bir kavşağı dönüyordum hayat yolunda. Bu gezi bana çok şey öğretti. Her karışı şehadet şerbetiyle sulanmış o toprağın yüzüne nakış nakış işlenmiş medeniyetleri okudum. Okudukça şaşırdım, duygulandım, ürperdim, gurur duydum, kızdım. Kitabı okudukça anladım ki ben daha hiçbir şey bilmiyormuşum. Sabrın, fedakarlığın, cesaretin ilmik ilmik örülüşüne baktıkça kendi kendime kızdım. Vatanım için fedakarlıklar yapmıyorum diye. Sabır ipliğinde boncuk olmam gerekirken bu vatan için gece gündüz çalışmam gerekirken, bencilliğin en hat safhasında bocalıyor kişisel çıkarlarım her şeyden önce tutuyorum. Ecdadımın benim için kanını döktüğü, dağ gibi bedenlerini öğüttüğü topraklarda yürürken tüm uzuvlarım titriyordu, utançtan.

119

Çanakkele tarihi öneme sahip bir ilimizdir. Biz buraya gelmekle atalarımızı, tarihimizi öğrenmiş olduk. Benim en çok gitmek istediğim yerler; Truva ve Mehmetçik Abidesidir. Televizyonda gördüğümüz gibi değildi, yakından görmek daha başka. Diğer yerler de çok güzeldi ama bu yerler daha başkaydı. Her şey çok güzeldi. Sadece Mehmetçik Abidesi’nde İstiklal Marşı’nı dalga geçer gibi söylemeleri hiç hoşuma gitmedi. Kimisi kalktı söyledi, kimisi yürümeye devam etti. Hiç hoş değildi. Ve bizim korumamız gereken yerleri başka ülkelerin sahip çıkması, koruması güzel bir olay değildi. Kendi değerlerimize kendimiz sahip çıkmamız ve korumamız gerekir. Rabia ERCAN

Çanakkale ve Bilecik gezimiz çok güzel geçti. Bu gezi süresince yeni arkadaşlar edindik, denize girdik, şarkılar söyledik, Çanakkale’de ve Bilecik’te rehberlerin anlattıkları çok ilgimi çekti. Çanakkale Zaferi’nde askerlerimizin göstermiş olduğu çaba ve mücadeleden ders çıkarmalıyız. Bilecik’te de ilgimi çeken zincirli kaya oldu. Askerlerimizin emeklerini boşa çıkarmamalıyız. Bunun için de bize düşen görevleri tamamiyle eksiksiz olarak yerine getirmeliyiz. Remziye DEMİR

Şunu söylemek isterimki bu gezi hepimiz için çok güzel ve önemli bir geziydi. Zincirli kayada olan olaylara çok üzüldüm. Çanakkale Savaşı’nda olanlara insanların şimdi biz burada rahat gezelim diye canlarını ortaya koydular ve çoğu şehit oldu. Buna çok üzüldüm. Aynı zamanda kazandığımız zaferler ve Türk askerinin cesareti beni çok mutlu etti. Nilüfer ÇETİN

Özellikle denizi çok sevdim. Çünkü hayatımda ilk kez deniz gördüm. Liderlerimize ayrıca teşekkür ederim. Şehitlerimizi gördüğüme sevindim. Çünkü hep görmek istiyordum. Yemeklerimizden çok memnunum hepsi çok güzeldi. Vapura ilk defa girmiştim çok güzeldi. Burada yazıma son veriyorum. Cemile KAHRAMAN

120

Bu gezi bana çok şey kazandırdı. Tarihimi öğrendim. Nelere sahip olduğumu ve neleri bilmediğimi öğrendim. Yeni arkadaşlıklar edindim. Bunlar beni en mutlu edenler tabi ki. Daha benim farkında olmadığım bir sürü kazandığım şeyler var tabi ki. Bu geziyi düzenleyip bizi tanıştırıp kaynaştıran ve ayrıca tarihimizi öğrenmemizi sağlayan herkese çok teşekkürler! Alper GÜREL Bu gezi gerçekten bize gerçek değerlerimizi ve bu değerlere ne kadar çok sahip çıkmamız gerektiğini öğretti. Bu gezide ben çok eğlendim ve tarihimizi en ince detayına kadar öğrendik. Güzel arkadaşlıklar yaptık. Bu gezide katkısı olan herkese sonsuz memnuniyetimi dile getirmeden duramıyorum. Salih GÜDÜLÜLER Her şey o kadar harika geçti ki kelimelere dökmek mümkün değil. Burada biz kardeşliği öğrendik, sevgimizi pekiştirdik, paylaşmayı öğrendik en önemlisi sıcak dostluklar kurduk. Tarihi mekanları gezerek, geçmişe yolculuğa çıktık. Geçmişin kokusunu doyasıya içimize çektik. Ercan MAKREŞ

121

Gençlik Merkezinin Çanakkale’ye bir ziyaret programı düzenlediğini duyunca çok heyecanlandım. Kahraman Ecdadıma zaferin yerinde bir fatiham nasip olacaktı. Her şey önceden Gençlik Merkezi tarafından planlanmıştı. Gezi boyunca hiçbir olumsuzlukla karşılaşmadım. Bu da benim geziye konsantremi arttırdı. Çanakkale’deydim Bastığım yerleri toprak diyerek geçmedim. Ayaklarım titredi, tüylerim diken dikendi, Asil bir ırkın kahraman ecdadın torunu, deden yoklukla, imkansızlıklarla, tüm varı pahasına bu toprağı geçilmez kıldı. Tuncay ŞAHİNER

Çanakkale Şehitliklerini gezmek her Türk’ün yapması gereken vatandaşlık görevlerinden biridir bence. Ben bu görevi Çanakkale’ye gitmeden anlayamamıştım. Daha doğrusu oranın atmosferine bu kadar kapılacağımı sanmıyordum. Hele ki rehberimiz aracılığıyla öğrendiğim bilgiler gerçekten de kanımı dondurdu, diyebilirim. Sanki yaşanması imkansız olaylar anlatılıyormuş gibi geldi ilk başta. Ama oranın havasını soluduğum her geçen dakikada bu fikrimden vazgeçtim. Ve gerçekten o topraklarda destan yazıldığına, oranın her Türk için kutsal bir yer olduğuna inanmaya başladım. İlk başlarda da bunun farkındaydım; ancak duygularım bu kadar yoğun olmamıştı. Bence şehitlerimiz için daha fazlası yapılmalı. Tuğba BOYNUEĞRİ

Bu gezi bence her yönden yararlı bir geziydi. Hem yeni arkadaşlar edinip, sosyalliğimizi geliştirdi. Hem de Türk Devleti için gerçekten önemli bir yeri ziyaret ettik. Özellikle Çanakkale’de Gelibolu Yarımadası’na gitmemiz çok iyi oldu. Böylece o ünlü savaşı yerinde dinlemiş olduk ve bu gerçekten önemli bana göre. Çünkü duyduklarımızı hissederek anladık. Yani bende böyleydi zaten bastığın yerlerde bir zamanlar bu topraklar için savaşıldığı; kim bilir kaç şehit düştüğünü düşünmek bambaşka bir duygu. Bu gezi süresince beni en çok etkileyen ise Abide’ye gittiğimiz zaman rehberimiz bize olayları anlatırken, askerlerin “Her şey vatan için” diye bağırarak gelmeleri oldu. Ve daha sonra hep beraber İstiklal Marşı’nı söylememiz. O an gerçekten çok duygulandım. Ayrıca çok da gururluydum. Hiç yaşamadığım duygular içindeydim. O yüzden ifade etmek biraz zor. Ayşenur ÖZKAYA

Her yıl 18 Mart’da televizyonda Çanakkaleyle ilgili belgeselleri, programları ilgiyle izlerdim.

122

Çok sağ olun değerli büyüklerimiz, böyle güzel bir organizasyon düzenlediğiniz için. Türkeyi’nin kuruluşundan bu güne kadar atalarımızın bizler için neler yaptığını üç gün içinde gösterdiğiniz için. Bu geziler gençlerimizin geçmişimiz hakkında olumsuz düşüncelerini olumlu yöne çevrilmesi için çok önemli. Şehitlerimizin anıtları, savaş alanları, o zaman yaşananlar insanı hayretler içinde bırakıyor. Tüylerimiz diken diken oldu, gözyaşlarımı tutamadım. Atalarımızın bu vatanı kurtarmak için gösterdiği çaba müthiş bir olay. Her şey için teşekkürler. Gezi çok güzeldi. Özlem ATALAY Sabah 5’te kakmıştık. Gençlik Merkezinden Bilecik’e gittik. Orhan Gazinin Mezarını, Şehitlikleri gördük. Sonra tekrar Bilecik’e doğru yol aldık. Orada yapılan güzel bir

eğlenceden sonra saat 11’de Çanakkale’ye doğru yola çıktık. İlk gün Truva ve Assos’a gittik. 2 gün Gelibolu Yarımadasına gittik. Orada savaş alanını gördük. Sonra Şehitlikleri gördük. Oradaki rehber öğretmen bize savaşı anlattı ve bu Çanakkale savaşının çok kolay geçmediğini anladık. Sonra Seyit Onbaşı’nın nasıl 275 kilo topu kaldırdığını anlattı rehber öğretmen. Sonra Körfeze doğru yola çıktık. Esra ŞEKER Uyan gafletinden ey Türk Gençliği Bak! Nasıl da sızlıyor atalarının kemikleri Ne canlar verildi, ne analar ağladı bir karış toprağım uğruna Al bayrağımızdaki ay yıldız özgürce dalgalansın diye Kem gözler her daim üzerinde iken cennet yurdumun Sen bilmelisin özünü Seni sen yapan ve geleceğin olan geçmişini Bakma artık sadece, gör tüm gerçekleri uyan Bu vatan uğruna canlarını feda edenler seni bekler. Bu vatan Sana emanet… Kocaeli Gençlik Merkezi

123

dan tanıdığım, unutamayacağım dolu dolu bir dört gün geçirdim. Özellikle Çanakkale’ye hayran kaldım. Kendi tarihimi, özdeğerlerimizi, bu vatan uğruna neler yapıldığını, bizim bu toprakları kolay almadığımızı ve kolay kolay da vermeyeceğimizi bir kez daha anladım. Rehber bir gezide gerçekten önemli bir yere sahip, rehberimiz bizi gerçekten çok güzel bir şekilde bilgilendirdi. Onun sayesinde bir çok bilmediğimiz konuyu öğrendik. Çanakkale deyince ilk önce akla gelen burada yazılan büyük destandır. Bu destanın yazıldığı toprakları görmek hep hayalimdeydi. Bu hayalimde Gençlik Merkezi sayesinde gerçekleşmiş oldu. Çanakkale’ye geldiğimde çok heycanlıydım. Değişik bir yer. Öyle ki insanı başka alemlere götürüyor. Anlatılanları dinledikçe yaşananlar gözümde canlanıyor sanki. Binlerce askerimiz vatan için bu günler için, gelecek için gözünü kırpmadan şehit düşmüş. Bu günlerimizi kimlere borçlu olduğumuzu çok iyi bilmeliyiz. Bu emaneti bizde gelecek nesle en iyi şekil de taşımalıyız. Her genç arkadaşımın mutlaka buraları ziyaret etmesi gerekiyor. Zarife AKYOL Uzun bir yolculuktan sonra elbette yorgunum şu an ama bu yorgunluğa değen bir geziydi. Bize bu fırsatı verdiği için Gençlik Merkezine ve emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Fatma T. KAHRAMAN

Hep istemişimdir Çanakkale’ye gitmeyi. Tarihle ve doğayla iç içe insanı başka alemlere götüren memleketimizin bu güzel köşesini hep görmek istemişimdir. Bu hayalimde Gençlik Merkezi sayesinde gerçekleşmiş oldu. Çanakkale gezisinden sonra bu vatan için neler feda edildiğini ve bu günlere kolay gelinmediğini bir kez daha anladım. Her genç arkadaşımın buraları ziyaret etmesinin bir vefa borcu olduğunu düşünüyorum. Gençlik Merkezi’nin sağladığı bu imkanla sadece şehitliklerimiz değil Çanakkale ve Bilecik’in Tarihi yerlerini ve doğal güzelliklerini görmüş olduk. Yolculuk ve gezi esnasında yeni arkadaşlıklar edindik ve unutulmayan güzel anlar yaşadık. Bu gezinin ben ve arkadaşlarım için hem tarih hem de kültür yönünden büyük katkısı olduğuna inanıyorum. Hayatımda en anlamlı, en duygulu ve en gerekli geziydi. Öncelikle Gençlik Merkezi böyle bir imkan sağladığı için sonsuz teşekkürler. Bize yol gösteren hocalarımızda ne kadar teşekkür etsek azdır. Devletimizin iyi ki böyle bir kurumu var. Süleyman TOPKARA

Bin yıllık okul ve kurs döneminin sonunda benim için hem yorgunluğumu (senenin stresini) attığım hem de tarihimi daha yakın-

124

Yol boyunca hayal ettim Çanakkale’yi. Dillere destan 90 yılı geride kalmış o eşsiz mücadeleyi. Herşey rüya gibi başlamıştı içimde. İnanılmaz duygular vardı. Adını koyamadığım birşeyler! Yavaş yavaş yaklaşıyorduk, bütün benliğimi duygularımı Çanakkale Destanı sarmıştı. İşte Çanakkaledeydik. Adım adım geziyorduk heryeri. İçim kıpır kıpırdı. Bambaşka bir yerdi burası. Ayrı alemlere götürüyordu insanları. Anlatılanları dinledikçe sanki yaşıyordum o günleri. Binlerce askerin Vatan uğruna yaptığı mücadele, yüreklerindeki inanç ve iman gücüyle yılmadan savaşmaları. Analara yazılmış mektuplar. Kelimelere dökülmeyen onca şey. Ama içimde kopan fırtınalar. Anılardan ve zihinlerden çıkmayacak eşsiz güzel yerler. Kelimelere sığdıramıyorum ama içimde yaşatıyorum. Geçmişimizin ve tarihimizin kıymetini iyi bilelim. Bu topraklar kolay elde edilmedi. Gençlik Merkezi Üyesi

naştı. Belki de sıcak dostluklar kuruldu. Bunda hocalarımızın emeği de çok önemli bir husus. Bizimle çok iyi ilgilendiler. Sıcak, dostça davrandılar. Bu yüzden hocalarımıza da çok teşekkür ediyorum. Sonuç olarak bu gezinin amacına ulaştığına inanıyorum. Hüvel TÜRER Çanakkale gezisi bizler için bir dönüm noktası oldu. Zamanımız o kadar güzel geçti ki daha önce hiç tatmadığımız duyguları tattık. Ayrıca bugüne kadar Çanakkale tarihi hakkında aslında pek birşey bilmediğimizi anladık. Rehberimiz Ahmet beyin sayesinde gerçekten aklımızdan silinmeyecek bilgiler edindik. Bu güzel gezi için üyesi olduğumuz Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne ve Gençlik Merkezine çok çok teşekkür ediyorum. Umarım biz gençlerin yönlendirilmesindeki bu başarıları devam eder. Gençlik Merkezindeki bu gezi için emeği geçen herkese ayrıca teşekkür ediyorum. Veli ODABAŞI

Çok eğitici aynı zamanda da eğlenceli bir gezi oldu. Yakın tarihimizi tüm ayrıntılarıyla bir kez daha gözden geçirdim. Osmanlı Devleti’nin temellerinin atıldığı merkezleri gezdik. Bu büyük devletin hangi temeller üzerine kurulduğunu öğrendik. Ayrıca gezinin gençlerin sosyalleşmesi açısından da çok faydalı olduğunu gördüm. İnsanlar birbirleriyle kay-

125

malzemesiz olarak nasıl savaşmışlar daha sonra İnönü şehitliğine gittik ve sonra Çanakkale’ye doğru yola koyulduk. Çanakkale’de benim için en önemli yere gelmiştik. Atalarımızın vatanımız için canlarını hiç düşünmeden verdiklerinin bir göstergesi olan bir yere gitmiştik. Seyit Onbaşı ile başladığınız gezi 57. Alay Şehitliği, Çanakkale Şehitliği ve Abide gördüğümüz siperler ve bence hepsinin vermek istediği anlam aynı olmalı. Oraların nasıl kazanıldığı... vatanımızın ne büyük bir tehlike atlattığı ve o toprakların şehit kanlarıyla sulandığı... Biz de onları gördüğümüz gibi aynı onlar gibi olmalıydık. Yani Yahya Çavuş, bir Seyit Onbaşı olmalıyız. Damarlarımızda onların hissettiklerini hissetmeliyiz. Gezinin en sevdiğim kısmı Gelibolu bölümüydü. Ahmet İYİSAN

Gezimiz Bilecik’teki Osmanlı Devleti’nin manevi kurucusu olan Şeyh Edebali türbesini ziyaretimizle başladı. 600 sene 8 kıtaya hakim olan Osmanlı İmparatorluğu’nun manevi kurucusunun huzurunda olmak beni çok duygulandırdı. Daha sonra Osmanlı Devleti için ayrı bir önemi olan ve bir dünya devleti olan Osmanlı imparatorluğu’nun bağımsızlığını sağlayan Osman Bey adına verilen hutbeyi okuyan o büyük alim Dursu Fakıh’ın türbesini gezdik. (Dursu Fakıh Osman beyin bacanağıdır.) Söğüt’e geçtiğimizde Osmanoğulları Beyliğinin temeli olan kayı boyunun lideri olan Ertuğrul Gazi’nin türbesini gezdik. Burada hanımının mezarı ve oğlu Osman Bey’in manevi kabri vardı. Kurtuluş Savaşı’nın en önemli savaşlarından olan I. ve II. İnönü Savaşları’nın geçtiği Metris tepeye geçtik hava sisli olduğu için tam olarak her yeri göremedik. Şunu anladım biz arabayla oraya çıkmakta zorlanırken atalarımız düşmanla orada

Bugün benim için çok farklı bir gündü. Diğer günlere yada yaptığım gezilere göre daha heyecanlı daha da istekliydim. Çünkü gittiğim yer Çanakkaleydi, bence orası her Türk vatandaşının görmesi gereken yerlerden birisi. O kahraman Türk Askerlerinin canla başla bir an bile düşünmeden nasıl kahramanca savaştığını belkide en iyi anlatan yerlerden birisi orası işte içimde o buram buram kahramanlık kokan, şehitlerimize kucak açmış bir yere gitmenin heyecanı vardı. İlk olarak Bilecik’e gittik, orada türbeleri ziyaret ettik, daha sonra birbirimizle daha çok kaynaştık. Belki o anları, o savaşları görmedim ama anlatılanlar bile insanın tüylerini ürpertmeye yetiyor. Derya ULUALAN

126

Orada ne Türk, ne Kürt, ne Çerkez, ne alevi, ne de sunni ayrımı yapıldı. Hepsi can-ı gönülden bir dakika sonra öleceklerini bile bile savaştılar. Vatan için her şeyin yapılacağını, milli birlik ve beraberliğin en zoru bile başaracağını anladık bu gezide. Her Türk Gencinin oraları görmesini; neler pahasına yurdun kazanıldığını benimsemesini isterim. Neslihan S. KÜÇÜKER İnsan kendi vatanının gezdikçe anlıyor onun değerini. Sadece yaşadığı yerin kendi vatanı olmadığını... Yurdumun yegane güzelliklerinden biri de Çanakkale’dir. O, bu güzelliğin yalnız doğa güzelliği olmadığını, ona has bir maneviyatın varlığını anlatıyor gezinin her adımında, içimden, “peki, senin manevi güzelliğin nedendir” diyorum. O da bana; “Ben bir neslin yok olduğu, şehitlerin kanıyla yıkanmış aziz bir vatan parçasıyım” diyor. Bizler için orda binlerce körpe yiğitlerin öldüğünü, anaların yavrularından genç kızların yarlarından ayrıldığını anımsıyorum. Daha bıyığı bile terlememiş 15 yaşlarında ellerinde silahlarla gençleri gördüm sanki. Kimi zaman üzülüyor, kimi zaman da gururlanıyordum. İstikbalin kurulduğu, milli birlik ve beraberliğin en büyük örneğini görmek benim için çok büyük bir gururdu. Bu gezide vatanın kolay alınmadığını, onun için çok ağır bedeller ödediğimizi fark ettik.

Yıkılan bir imparatorlukla birlikte Anadolu halkının yeniden dirilişini canı pahasına da olsa vatanını kurtarmak için savaşmasını ve sonra halkın egemenliği ile birlikte oluşan çağdaş Türkiye’yi gördüm ben Çanakkale’de… Vatanın kolay alınmadığını onun için çok ağır bedeller ödediğimizi öğrendim. Çoğu zaman Çanakkale’ye gidenlerin orada gözlerinin yaşardıklarını söylerlerdi de inanmazdım. Fakat 57. Tümen gezisinde bir taburun yok oluşunu görmek büyük bir üzüntü ve gurur karışımı ile gözyaşları olarak gözlerimden aktı. Bu gezide vatan için her şeyin yapılacağını milli birlik ve beraberliğin önemini, düşmanın ne kadar zalim olduğunu öğrendim. Bu nedenle bütün yurttaşlarımın bu toprakları gezip bu duyguları tatmasını isterim. Aslıhan KÜÇÜKER

Gezimiz çok güzeldi. Orda bir çok anıtları gezdik. Her şeyden memnun kaldım. Rehberimiz çok muhteşem anlatıyordu. Bir çok şeyi orda öğrendik. Anlıyacağınız Çanakkale turumuz muhteşemdi. Hocamızda bizimle çok güzel ilgilendi. Bu gezide emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Nigar ÖNER

127

Kabatepe müzesine girdiğimizde neredeyse hepsi yabancıydı. Buna biraz üzüldüm, doğrusunu söylemek gerekirse. Bizim kendi insanımız Çanakkale’ye gelmeye üşeniyor ama millet ta Japonyalardan, Almanyalardan ülkemizi gezmeye geliyor. Ezgi ORAN

Bilecik ilinde yapılan etkinlikte Şeyh Edebali, Osmanlı imparatorluğunun kurucularından Ertuğrul Gazi ve diğer Osmanlı büyüklerinin bulunduğu Söğüt ilçesi gezilerek ilgililerden bilgi alınmıştır. Ayrıca Bilecik Gençlik Merkezinde Manisa-Sivas ve Muğla illerinin ortaklaşa katıldığı şenlik programı düzenlenmiştir. Çanakkale iline yapılan ziyaretimizde Asos ve Truva gezileri gerçekleşti. Bu yerler hakkında rehberimiz tarafından detaylı bilgiler katılımcı gençlere aktarıldı. Çok faydalı olduğu kanısındayım. Çanakkale gezimizin 2. gününde şehitlikler gezildi, bölgede yaşanılan savaşlar hakkında rehberimizin detaylı anlatımıyla gençlerimizin bilgileri tazelendi. Bir Milletin her şeye rağmen özgürlüğünü kazanabilmek uğruna canını seve seve feda ettiği eşsiz kahramanlıklar gençlerimizi çok duygulandırdı. Tekin DEMİR

Tarihi yerlerimizi gördüğüm için gerçekten de çok duygulandım. Böyle gezilerin her zaman düzenlenmesi gençlerin tarihi yerlerimizi görmeleri için her şey yapılmalıdır. Askerlerimizin, şehitlerimizin vatan için canlarını vermeleri her şeyden önemlidir. Bu tarihi yerlerimizi görmek herkese nasip olur inşallah. Dört gün boyunca çok eğlendim. Her şey için herkese çok teşekkür ederim. Cemile GENÇERLER

Gezi çok güzeldi. Bilecik gezisi bizi çok yordu ama gece çok güzeldi. Muğla ve Sivas’tan gelen arkadaşlarımızla bol bol halay çekip oynadık. Ertesi gün Truva’ya ve Assos’a gittik. Truva atı çok görkemliydi. Oradaki turistler çok tatlıydı. Çok sevecendiler. Assos’taki manzara beni büyüledi diyebilirim. Orada da bol bol fotoğraf çektik. Ayrıca rehberimiz çok bilgiliydi. Onunla da sohbet etmeyi ihmal etmedim. Çanakkale gezisi uzun, duygulu ve çok güzel bir geziydi. 57. Alay beni birazcık duygulandırdı. En sevdiğim heykel ise en yaşlı gazinin heykeliydi. Yine rehberimiz bizi savaş konusunda bilgilendirdi. Sosyal öğretmeniz bile savaşı bu kadar güzel anlatmamıştı. Bu yüzden rehberimizi çok sevdim. Başak ERTÜRK

128

sergileme fırsatı buldular. Yörelerimize ait oyunlarla, şarkılarla eğlendik şiirlerle duygulandık. Daha sonra Çanakkale’ye uzanan yolda giderken Mardin ilimize ait şarkıları, türküleri hep bir ağızdan söyledik. Çanakkale gerçekten görülmeye değer bir şehir. Şehitlikleriyle, Truvasıyla, Asosuyla, antik müzeleriyle, tiyatrolarıyla büyüleyici bir şehir Çanakkale’yi anlatmak için yaşamak, havasını solumak, yaşanan zorlukların farkına varmak, zaferlerin haklı onurunu kazanmak gerekir. Çanakkale gezisinden sizlere bazı şeyler nakletmek istiyorum. Gezimiz Truva ile başladı. Truva Hamerus’un kenti olarak bilinmektedir. Daha demirin bile bilinmediği erken tunç çağlarına kadar uzanıp 5000 yıllık sur duvarları tarihin en muhteşem savunma sistemi ve dilere destan Truva atını, gördüm. Assos kalesinin manzarası görülmeye değerdi. Bir tarafta Ege denizi bir taraftan da Marmara denizi muhteşem bir şekilde görünüyordu. Ve Yüce Şehitlerimiz; Türk’ün o şanlı zaferini bilhassa kendi içimde yaşadım. Çünkü bastığım her yerde şehitlerimizin o kutsal kanı vardı. Onlar neler feda etmedi ki bu vatan uğruna... Tuba KOÇ Çanakkale Evet Çanakkale bazı şeyler vardır anlatılmaz yaşanır buda öyle olsa gerek o yüzden sadece dilime getirebildiklerimi şu kağıda dökeyim. Gideceğim zaman bu kadar etkisinde kalacağımı tahmin etmiyordum. Fakat üzerinden günler geçti ama ben etkisinden hala kurtulamadım. Aslında kurtulmakta istemiyorum. Maneviyatı bu kadar zengin bir yere iyi ki gitmişim iyi ki böyle güzel bir şansı biz gençlere tanımışlar. O gün bu gündür gittiğim her yerde anlatıyorum herkese bu kadar heyecanla nasıl anlatıyorsun diyorlar. Bide görseler ne derler. Rahatsızlığımdan dolayı belki her şeyi net anlatamam. Zaman da yolculuk son buluyor hepimiz geri dönüş yolundayız ve ben dönerken hiçbir şeye yabancı olmadığımı hissediyorum. Sanki ben o anı daha önce yaşamıştım. Önce rüyamda gördüğümü düşündüm ama sonra düşününce bizden öncekilerin yaşamlarının beni etkilediğini ve sanki onlarla yaşamışım gibi geldiğini fark ettim. Hiçbir zaman aklımdan gitmeyecek gezim burada son buluyor ama yaşananlar her zaman aklımda. Teşekkür etsem de az gelecek bu güzellikler hayatım da bir iz taşıyacak evet Atam izindeyiz. Aycan ÖZMEN Çanakkale bana göre zor elde edilen güzelliklerin, onurunu, şanın ve vatan sevgisinin nelere mal olduğunu gösteren bir simge. Atalarımızın canlarını, mallarını, çocuklarını gözlerini kırpmadan feda ettiği bir vatanda yaşadığımız asla unutmamalı ve bu duruma layık bir şekilde yaşamalıyız. Gerektiği zaman bizlerinde şehitlerimizin kanıyla sulanan vatanımız uğruna çekinmeden can verebileceğimizi öğrendim. Müzeyyen KÖSESOY

Müthiş bir organizasyonla yola çıktığımız gezimizde ilk durak olarak Bilecik Gençlik Merkezi tarafından karşılandık. Sıcak sevecen, atmosfer bizleri çok sevindirdi hazırlanan özel gece eğlencesinde Gençler yeteneklerini

129

Cumartesi sabahı Çanakkale Güzel Yalıdayız. Denizin kulağımıza fısıldadığı, kuşların en güzel kadar şarkılarını tonunun bizim bir için söylediği olduğunu muhteşem bir yer. Daha önce mavinin bu arada görmemiştim. Pazar günü ilk iş 8 feribotuna yetişip Eceabat’a gitmek oldu. Bu topraklar bir imparatorluğun yıkılışına ve çağdaş bir yöneYolculuk, Perşembe akşamı başladı. Uzun bir yolculuğun ardından Cuma sabahı Bilecik’e ulaştık. Bütün hazırlıklar tamamlandı ve turumuz başladı. İlk durak Söğüt, bu topraklar 700 yıllık bir imparatorluğun temellerinin atıldığı topraklardı. Bu topraklar üzerinde Osman ve Ertuğrul Gazi’nin yürüdüğü Anadolu’daki ilk evleri olarak benimsedikleri topraklardı. Bu topraklar Dünyayı 700 yıl boyunca kasıp kavuran bir imparatorluğun büyüdüğü beşiktir. Bu topraklar Söğüt’ü Söğüt yapanların ebedi uykularına daldıkları topraklardır: Şeyh Edebali türbesi, Ertuğrul Gazi türbesi Söğüt artık yüksek dağların ve yemyeşil ağaçların bekçiliğini yaptığı sessiz bir yer. Bir devlet için en değerli en önemli olan şey nedir? Bu söze cevap tek kelime bağımsızlık olsa gerek. Bağımsızlığın ne demek olduğunu Türk insanından, Türk askerlerinden başka hiçbir devlet, hiçbir kimse tadamaz. Çünkü; bu savaşta Türk insanı silahla değil, vatan vatan diye çarpan Türk askerinin kalpleri, ruhları savaşmıştır. Çanakkale’yi gezmek de aynı savaşta olmak gibi duygulara sürüklüyor insanı. Hayatımda hiç bu kadar derin bir duyguyla karşılaşmamıştım. Nefise CAM tim sisteminin temellerinin atılmasına tanıklık eden topraklardır. Boğazdan geçemeyen işgalci devletlerin son şanslarını denedikleri Gelibolu’dayız şimdi. On binlerce askerin gözleri kapalı savaştığı Conk Bayırını, arı burnunu, kanlı sırtı tüylerimiz ürpererek gezdik. Hangi halk bu kadar dar bir savaş alanında yüzyıla yakın bir süreden beri unutulmayan ve asla unutulmayacak olan çeşitli coğrafyalarda ve geniş alanlarda kulaktan kulağa saygıyla anlatılan bir destan yazabilir ki? Yadigar ŞAHİN

130

Adım Necati KISAÇ 12 yaşındayım. İlk kez ailemden ayrı böyle bir geziye katıldım. Döndüğümde kendimi çok bilgiyle yüklü ve mutlu hissediyordum. İlk gün Bilecik’te Şeyh Edebali ve Ertuğrul gazi’ye ait bir müzeyi gezdik. Buradaki vasiyetler çok ilgimi çekti. Özellikle Ertuğrul Gazi’nin Osman Gazi’ye yazdığı yazı. O dönemin kılık kıyafetleri ve kullanılan silahlar hoşuma gitti. Akşam Bilecik Gençlik ve Spor Merkezindeki tiyatro, müzik gösterisinde çok eğlendim. Çanakkale’deki ilk günümüzde Assos ve Truva’yı gezdik. İkinci gün feribotla Çanakkale Gelibolu’ya gittik. En çok merak ettiğim yer burasıydı. Burada Anzak Mezarlığını, şehitlikleri gezdik. Burada şehitlerin yaşları çok dikkatimi çekti. 15 yaşından başlıyordu. Tarihi siperleri, tünelleri gördük. Müzeyi gezdik. Burada havada çarpışan mermiler, ayak içinde kalan ayakkabı beni çok duygulandırdı. Necati KISAÇ Geziye ilk Bilecik’le başladığımızda Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşu hakkında bilgi sahibi olduk. Çeşitli yerler gezdik. En çok ilgimi çeken yer Şeyh Edebali türbesiydi. Burayı gezmeden önce Osmanlı İmparatorluğunun Osman bey tarafından kurulurken arkasında Şeyh Edebali’nin olduğunu bilmiyordum. Bilecik gezisi bana bunun gibi daha bir çok bilmediğim şeyleri öğretme fırsatı verdi. Bir sonraki durağımız Çanakkale’ydi. Çanakkale’de Bilecik’e göre daha duygusal anlar yaşayacağımı biliyordum. Ama bu kadar olacağını tahmin etmemiştim. Bayram TETİKOĞLU

131

Bilecik Gençlik Spor Merkezinde kahvaltımızı yaptıktan sonra buradaki tarihi yerleri ve türbeleri gezmeye çıktık. İlk gittiğimiz yer Şeyh Edebali türbesiydi. Türbeyi ve buradaki birkaç tarihi yerleri ve türbeleri gezdikten sonra Bilecik Gençlik Merkezine geri döndük. Tabi burada da herkesi bir heyecan sarmıştı. Çünkü akşam Gençlik Merkezinde kaynaşma gecesi yapılacaktı. Sivas, Manisa ve Muğlalılar hepimiz bu gecede eğlendik. Gerçekten eğlenceli bir kaynaşma gecesiydi. Hameros’un kentine yani Troya gittik. Bize rehberimiz en güzel bir şekilde anlattı. Daha sonra burada 5000 yıllık sur duvarlarını, tarihin en güzel savunma sistemini ve dillere destan Truva atını gezdik. Buradan sonra Aristo’nun kentine yani Assos’a gittik. Rehberimiz Aristo’nun burada bir felsefe okulu kurduğunu ve Assos kentinden bir kız

ile evlendiğini söyledi. Bu 2 yeri gezdikten sonra kaldığımız yere yani Çanakkale Gençlik Merkezine geri döndük. Erkenden yattık çünkü yarın bizi daha güzel bir gezi bekliyordu. Sabah erkenden kalktık ve kahvaltımızı yaptık. Feribotla Eceabat’a geçtik. Burada Koca Seyid’i, Şahin dere şehitliğini, Mehmetçik Abidesini, Seddülbahir’i gezdik. buradan sonra Alçı tepe’de öğle yemeği yedik. Öğle yemeğinden sonra Kaba tepe müzesi, Anzak köyü, 57. Alay şehitliğini ve conk bayırı’ı gezdik. Burada Atatürk’ün gözetleme yerini gezdik ve Atatürk’ün burada askerlerine söylediği sözler akla geldi” Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” dediği ve savaşı başlattığı. Atatürk burada aldı göğsüne kurşunu, saati parçalanmıştı ama çelik gibi umutları vardı. Türk halkının geleceği için orada 250 bin asker şehit vermişiz. İşte burada anlam kazanıyor bir destandır Gelibolu sözü... Tuğba BALTACI

Eşsiz şehri dolaşmaya başladığımızda içimde kocaman bir heyecan vardı. Her biri geçmişi simgeleyen eserleri gezmeye, görmeye başladığımda, o şansa sahip olmanın getirdiği bir mutluluk kapladı içimi. Bu mutluluk yavaş yavaş geçmişimizin binlerce şehit verilerek bir dilim katı ekmek ve bir tas üzüm hoşafı içilerek günlerin geçirildiği yerlerde yerini acıya bırakıyordu. Ya şehitlerimizin yaşadığı acılar? Ama bu acılar vatan aşkının yanında neydi ki? Koca bir hiç. Gerçekten her

132

bastığım adımda Mehmetçiklerimizin gözlerindeki gurur, yüreklerindeki cesaret geldi gözümün önüne gerçekten Çanakkale’yi yaşamak lazım.Tüm bunların arkasında koca bir sahne, koca bir yürek, koca bir kahraman MUSTAFA KEMAL en ön siperde yüreğindeki sonsuz vatan aşkıyla damarlarındaki coşkun millet sevgisiyle ölüme meydan okudu, eşsiz şehrin eşsiz kahramanı Hicran DURAN

Sahipsiz vatanın batması haktır, sen sahip olursan batmayacaktır. Düşman Çanakkale Boğazı’nı geçerek, İslam aleminin ümidi ve kalesi olan İstanbul’u ele geçirmek, itilaf kuvvetlerine Rusya’ya giden yolu açmak istiyordu. Çanakkale savunması imanın, idealin ve cesaretin; fenne ve teknolojinin her türlü silahına karşı direnişi olmuştur. İngilizler Seddülbahir’de tahmin etmedikleri bir dirençle karşılaşmışlardır. Kendinden o kadar emin olan itilaf devletleri ilk saldırılarında başarılı olamamışlar ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Bu savaşta birçok gencimiz şehit olmuştur. Ülkemizdeki asker sayımız azalmış ve diğer saldırı için eli silah tutan 40 kiloyu geçen herkes savaşa alınmıştır. Türk milleti, vatan ve milletini kurtarmak için, İngilizlerin dünyanın çeşitli yerlerinden toplayıp getirdikleri düşman ordusuyla savaşmış ve can-

larını vatanı uğruna feda etmişlerdir. İkinci saldırıda atalarımız düşmanı anında vurmuşlar. Bu savaşta bir metrekareye 6000 kurşun gelmiş buna rağmen Türkler yılmamış ve Türk milletinin canı, geleceği için kendilerini siper etmişler. Türk kadınları düşman askerleri gelip namuslarına göz dikmesin diye kendilerini hayvan pisliklerine boyayıp, çocuklarını düşmana karşı gönderip her tarafta yardımcı olmaya koşmuşlardır. Bu savaşta Türk milleti diğer milletlere Çanakkale’nin geçilmez olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Fatma ÇELİK

133

Türkiye’de istediğimiz konumda olabilmemizde büyük rol oynayan büyüklerimizin yaşam tarzı, bulundukları yerler ve daha da önemlisi ölüme kadar süren kardeşlik hikayeleri içimi ürpertti. Sanki o an bende savaşın içindeymişim gibi belli belirsiz duygulara kapıldım. Bütün yorgunluğuma, bıkkınlığıma rağmen her şeyi unutup, Çanakkale’ye öz memleketim gibi baktım. Çanakkale… Çanakkale… Çanakkale… Kültürünle tarihinle öz geçmişinle varsın ve hep öyle kalacaksın Çünkü binlerce can, binlerce Mehmet yatıyordu o topraklar da. İşte o an vatanımın, içinde bulunduğum toprakların değerini daha iyi anladım ve kimseler görmeden yere eğildim. Vatanımın şehit kanıyla süslenmiş topraklarını üç defa öptüm, Çünkü öpülmeye layıktı bu topraklar, şehitlerimizin kanıyla süslenmişti. İki gün bu şekilde şehitlikleri gezdik. Gezerken hüzün, sevinç ve mutluluk iç içeydi yüreğimizde. Necdet KILIÇASLAN Ceylan YAMAN

İlk defa bu yaşımda gezmek en önemlisi Çanakkale gibi şehit kanlarıyla süslenen bu şehri görmek beni gururlandırıyordu. Uzun ve yorucu otobüs yolculuğundan sonra gece geç saatlerde Çanakkale’ye varmıştık. İlk olarak tarih kokan kente yani Truva kentine gittik. Orda 5 bin yıllık tarihi eserleri gördük belkide ilk defa bu kadar eski yapılar görmüştük. İlk truva gezisinden sonra en önemli bölüme gelmiştik. 2 gün şehitlikleri gezdik. Mezar taşlarını anımsatan taşların basında şehitlerimize birer birer fatihe okuduk. Ordan ayrılmak istemiyordum. Sanki her şey olup bitmişti yada zaman çok azdı. Evet zaman azdı. O güzelim şehri yıllarca süren savaşlardan sonra kazanılan vatanı 4 gün içinde gezmek gerçekten çok az bir süreydi üzüldük. Mesut ÇELİKOL

Çanakkale deyince; akıllara, hayale durgunluk veren savaş ve o dramatik sonlar gelir. Çanakkale’ye gitmeden önce bunların hiçbir önemi yoktu tabii.. Bilecik turundan sonra, zamanımızın kısıtlı olması nedeniyle, yorgunluğumu üzerimden bir türlü atamıyor ve sürekli bir bıkkınlık içindeydim. İlk başta bana cazip gelmeyen bu yolculuk Çanakkale Truva adasında sona erdi. Taki şehitlik anıtını görene dek. Rehberimiz sayesinde o kültürü, bugün

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Muş Gençlik Merkezince düzenlenen faaliyette yer almak bence muhteşem bir duygu. Bu faaliyeti bu derece de duygulu yapan şey Çanakkale’de gerçekleşmesidir. Çanakkale kadar Bilecik İli de beni büyüledi. Ertuğrul gazi ve Şeyh Edebali’yi ziyaret etmek aklımdan bile geçmemişti. Tarihi ipek yolunun bu il üzerinden geçtiğini duyunca ne yapacağımı şaşırdım. Yüzyıllar önce insanların gelip geçtikleri toprağı görmek duygularımın hat safhaya ulaşmasına sebep oldu. Ayrıca Bilecik ve Çanakkale ilinde üç ilden katılan arkadaşlarımızla çok güzel zamanlar geçirdik. Her şey süperdi yalnız tek sorun zamandı. O güzellikleri dört günde gezip görmek bana göre çok az bir zaman oldu. Ama yine de her şeye rağmen muhteşem bir faaliyet olduğuna inanıyorum. Kader ÇETİNTAŞ

134

Beklediğim gibi güzel geçti. Çok yararlı ve eğitici olduğunu düşünüyorum. Herkesin faydalandığını düşünüyorum. Sizlere teşekkür ediyorum. Mediha GÜNER

Gezi çok iyi geçti. Hepimize yararlı oldu. Çok eğitici bir geziydi. Bu geziyi düzenlediğiniz için çok teşekkürler ederim. Özlem DOĞRU

Gezimiz tek kelimeyle mükemmeldi. Çanakkale her Türk’ün görmesi gereken bir yer. İnşallah bir daha böyle bir gezide yer alırım. Duygu ŞİMŞEK

Çanakkale harika bir yer. Çok güzel. Bizim tarihimizi anlatan güzel bir yer kaldığımız Gençlik Merkezi bizi çok iyi karşıladı. Çanakkale denizi, Gelibolu yarımadası ve Truvasıyla harika bir yer. Huriye ATLI

135

insanın yaralandığı topraklarda gezmek, anlatılanları dinlemek sanki insanı o zamana alıp götürüyor. Burada gördüğüm Çanakkale hayal ettiğim Çanakkale’den çok daha güzel, Ne Mutlu Türk askerlerine ki bizlere bu kolaylığı sağladınız. Ebru ONGUN Bugün buradan ayrılıyoruz. Çanakkale’de gezmek beni öyle duygulandırıyor ki anlatmak çok güç. Aslında Çanakkale’ye gelip, gezmeyi görmeyi hayal bile etmiyordum. Ancak bir meslek sahibi olunca gelir gezerim diyordum. Ama Gençlik Merkezi Müdürlüğünün sağladığı imkanlarla dolu dolu üç gün geçirdik. Benim için burada geçirdiğim günler hayatımdaki en güzel günlerden oldu. Kimi zaman güldük, oynadık, kimi zaman ise duygulandık. Bu toprakların üstünde özgürce adım atmamızı sağlayan o yüce Türk askerlerine Türk şehitlerine ne kadar teşekkür etsek yine de azdır. Gezdiğimiz her yerde yeni bir şeyler öğrenmek. Türklerin aslında yaptıklarıyla ne kadar zeki insanlar olduğunu öğrenmek sevindirdi beni. Osmanlı Devleti’nin ilk kurulduğu yerden tut da, Atatürk’ün o ulu

Bu geziyi yaklaşık 3 aydır dört gözle bekliyordum. Öncelikli Bilecik’ten söz edeyim. Oradaki türbeler çok ilgi çekici aynı zamanda en çok dikkatimi çeken efsaneleri oldu. Belki efsane belki gerçektir. Ama bana çok inandırıcı geldi. Çünkü gerçekten çok mantıklıydı. Aynı zamanda Bilecik’in insanları çok cana yakındı. Çanakkale’ye gelince gerçekten çok heyecanlandım o kadar heyecanlandım ki Çanakkale’ye bir saat kala artık heyecandan nefes almakta zorlanıyordum. Dakikaları sayıyordum. Çanakkale çok güzel bir şehir birde şehitlerimizin oralar için savaştığını görünce vatan sevgisine daha çok önem verdim. Bu yaşıma kadar tarih derslerinde öğretmenler anlatınca hiç duygulanmıyor heyecanlanmıyordum hatta bu kadar bilgili bile değildim ama şimdi o kadar çok şey biliyorum ki. Ben tarihi hiç sevmiyorum bir tek zayıf dersim o. Fakat buraları görüp bizim için savaşan şehitlerimizin mezarlarını görüp bizler için bir çok şey yaptıklarını anlayınca artık tarihimi daha çok seviyorum ve bundan sonra da seveceğim.

136

Bence anlatmak değil gelip görmek çok önemli birde o şehitlerimizin yerinde olmayı çok isterdim. İnşallah şehitlerimizin kemiklerini sızlatlatacak hiçbir şey yapmamışızdır. Nur içinde huzur dolu yatsınlar Tuğba DANA

İnsanlar tarihlerini geçmişlerini bilmedikleri sürece gelecekte başarılı olamazlar. Bu gezi bize geçmişimizi tanımak için verilmiş en büyük fırsattır. Ben tarihi çok severim. Üç gün boyunca da tarih hakkında geniş bilgilere sahip olduk. Yeni şehirler, kültürler öğrendik. Bazen duygulandık, bazen sevindik. Söğüt ve Domaniç’te Osmanlı ile ilgili bilgiler elde ettik. Mutlu olduk. Çanakkale’ye gittiğimizde Truva ve Assos’da ise M.Ö.lere gittik o zamanki insanların ne kadar güzel mimariler yaptığını gördük. Onların ne kadar zeki olduğunu anladık. Gelibolu’ya gittiğimizde ise hepimiz duygulandık. Ordaki şehitlerimizin kahramanlık hikayelerini dinleyerek ders çıkardık. Şehitlikleri gezdikçe tüylerimiz diken diken oldu.

Şimdi ise geri dönüyorum. Burada yaşadıklarımız, tanıştığımız insanlar bizim için güzel bir anı olarak kalacak. Bu geziye katılmamızı sağlayan Ankara Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne teşekkür ederim. Bensu ELMACI

Herşey çok güzeldi. Bizlere sağlamış olduğunuz bu imkanlardan dolayı teşekkür ederim. Çanakkale herşeyiyle muhteşem bir şehir... Burayı herkesin gelip görmesini çok isterim. Teşekkürler Mustafa GÜLHAN

137

mezarlığında her gün esen o rüzgar belki de onların bize söylediği bir türküydü, belki de isyandı şimdiki zamana… Duygu BAŞKAYA

Her şeyi ile bir başkaydı Çanakkale… Her şey bizi neyin beklediğini bilmediğimiz bir yolculuk ile başladı Önce Bilecik’e gittik. Osmanlı Devleti’nin kurulduğu yerleri görmek canlı canlı yaşamak, hem bir gurur hem de burukluk verdi. Küçük ama şirin bir İl’di. Ve sonra Çanakkale Yemeğe,içmeye hiçbir şey bulamazken karda kışta kanının son damlasına kadar mücadele veren o aziz şehitlerimizi nasıl sığdırabilirim şu kağıda?...Nasıl kıyaslayabilirim o zamanla bu zamanı? İnsanların tüylerini ürperten bir destan vardı. Çanakkale’de gözleri dolduran anıtlar, göz boyayan bir doğa vardı. Öyle de bir rüzgar vardı ki… Aslında, şunu düşündüm o an. Çanakkale şehit

Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün düzenlediği geziye katılmak istememin asıl amacı destanlar yaratılan Çanakkale’yi görmekti. “Çanakkale Geçilemez” diyen bir neslin evladı olarak heyecanım anlatılacak gibi değildi. Evlatlarını bu topraklar için şehit olmaya gönderen anaların ellerinden öpüyorum. O şehitler sayesinde tarih yazılan Çanakkale’yi gördüm. Savaşılan yerlerdeki insan üstü fedakarlık örnekleri beni duygulandırdı. Bildiğim gerçek, bastığım yerlerin altında onlarca şehidin durduğuydu. Çanakkale’nin doğal yapısının korunarak, burayı açık hava müzesi haline getiren yöneticileri kutluyorum. Her Türk gencinin Çanakkale’yi görmesi, vatanımızın nasıl savunulduğunu öğrenmesi gerekir. Çanakkale’de kaldığım iki gün beni çok büyüttü, bana çok şey öğretti, tarihin yanında, güzelliği, güzelliklerin yanında arkadaşlığı öğrendiğim için şanslıyım. Bu güzel olayları bize yaşatanlara minnettarım. Ercenk ÖZEL

138

Bir Türk genci olarak vatanım ve bayrağım için hiçbir şey yapmadığımı hissediyordum. Sevmek diyordum kendi kendime vatanı ve bayrağı sevmek; insanların dillerinden düşürmediği sözcükler evet bunları söylemek yada başkasından duymak çok güzel. Peki vatanımızı severken onlar için ne yaptığımızda önemli değil mi? Mehmetçiklerimi, dedelerimiz, babalarımız, ağabeylerimiz ve onlara her zaman yardım eden analarımız, Türk kadınları onlar vatan ve bayrak sevgisi için savaş meydanlarında ölüm kuyruğuna girdiler. Conk Bayırı’ında, Anafartalar’da ve daha bilmediğimiz ülkemizin dört bir köşesinde. O topraklarda gezerken üzerimde bir ağırlığın kalktığını hissettim. İçimdeki mutluluğu sizlere anlatmam imkansız ancak şunu söylemek isterim ki; Görevini yerine getiren insanların duyduğu huzur ve mutluluğu yüreğimde hissediyor, o güzel insanları bugüne deyin ziyaret etmemenin hüznünü içimden atamıyorum. Hanım GÖK

139

Bilecik ve Çanakkale gezisi benim için son derece yararlı oldu. Çünkü bu yerleri daha önce görme imkanı bulamamıştım. Böyle bir geziye katıldığım için kendimi şanslı görüyorum. Bence bu yerleri her Türk gencinin gezip görmesi gereklidir. Çünkü bu iller tarihimizde çok önemli yer tutuyor. Tarihin akışını değiştiren Çanakkale savaşında şehit olan ecdatlarımızın savaştığı yerleri gördüğümde gerçekten bu vatan toprağının her parçasının ne kadar kutsal olduğunu anladım. Özellikle Çanakkale’yi gezerken tüylerim diken diken oldu. Kulaklarımda her zaman Atatürk’ün şu emri çınlıyordu: “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum.” Böyle bir tarihe ve kutsal bir vatana sahip olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Selma İNCE

Bilecik’e ulaştığımızda gençlik merkezinde kahvaltı yaptıktan sonra rehberler eşliğinde türbeleri gezmeye çıktık. Türbelerin farklı kokuları ve farklı hikayeleri vardı. Bilecik’te İpek yolunu, kervansarayların zamanı öğrenmesi için yapılan saati ve çok beğendiğim; içindeki birçok şey el yapımı olan Yörük çadırlarını görebildik… Bilecik’te beni en fazla etkileyen İnönü şehitliği oldu… Bu şehitlikte onlarca mezar vardı. Her mezarda 15 (on beş) kadar kişinin olabileceği söyleniyordu. Bu mezarların üzerinde isim yazmıyordu. Sadece ay yıldız vardı. Şimdi isimlerini dahi bilmediğimiz bu şehitler bizlerin ay yıldızlı bayrağımızın altında huzurlu yaşayabilmemiz için can vermişlerdi. Çanakkale’deki gezimiz oradaki rehberler eşliğinde başladı. Truva Atı, efsane masalları, büyük bir özenle yapılan duvarları, farklı inanç ve kültürlerden kalan izleriyle Çanakkale adeta masallar diyarı. Her yerin farklı olağan dışı bir hikayesi var. Aysel BERKSOY

22-24 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz Bilecik – Çanakkale ve şehitlikler Gezisi’nde birçok tarih ve kültürel kalıntılar görerek geçmişimizi tanıma imkanı bulduk. Kendi tarihi bilgilerimizin gerçekliğini test ettik. İlk olarak gittiğimiz Bilecik gezisinde tarihi türbe ve şehitlikleri gördük. Osmanlı’nın ilk başkenti olan Söğüt’ü de ziyaret ederek rehberlerimizden burası hakkında bilgi aldık. Daha sonra tarih sayfalarımızın şüphesiz en

140

önemli yeri olan Çanakkale’ye gittik. Orada yapılan büyük savaşı yerinde, kalıntılarıyla görerek o savaşın önemini bir kez daha anladık. Orada gördüğümüz atalarımızın hala kanı üzerinde duran giysileri, ayakları içinde kalmış ayakkabıları, başlarından kurşun geçmiş kafatasları savaşın boyutunu ve önemini bize anlatmaktaydı. Murat Hasan BALLİ

Gençlik Hizmetleri Dairesi Başkanlığımızın 2006 yılı faaliyet programında yer alan Bilecik ve Çanakkale gezisine katıldık. Bu gezi herkes için çok faydalı bir geziydi. Vatan sevgisi bilincinin gelişmesi açısından her gencin Çanakkale’yi görmesi gerekir. Orda her yer şehit dolu. Feribotla Gelibolu Yarımadasına giderken dağa işlenmiş bir asker resmi vardı ve üzerinde “Dur Yolcu; bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir.” yazıyordu. Bu herkesi çok etkilemişti. Dünya tarihini değiştiren Çanakkale Savaşı cesaretin kahramanlığa dönüştüğü ve eşi görülmemiş bir centilmenlik savaşıdır. Her iki tarafın birbirinden nefret etmeden siperlerden birbirlerine su ve yiyecek atarak şehitlerinin de koyun koyuna yattığı destansı bir savaştır. İsmail ALIÇ

141

Düşmez düşman eline Bu kahraman milletin Boğulurlar seline Bilecik’te kuruldu Osmanlı’nın düzeni Viyana’ya dayandı Bilecik ve Çanakkale, Şanlı Türk tarihinin en önemli merkezleridir. Bilecik Viyana kapılarına kadar dayanan 600 yıl hüküm süren Osmanlı imparatorluğunun kurulduğu yer. Çanakkale Türk’ün son kalesi yüz binlerce şehit verilerek yedi düvelin mağlup edildiği yer. Her Türk gencinin ülkemizin nasıl vatanlaştığını ve bu günlerimizin kıymetini iyi bilmeleri için mutlaka görmeleri icap eden yerlerdir. Şanlı devletin eli Geçilmez Çanakkale Geçemedi düşmanlar Yüz binlerce şehidi Almıştır o toprak Mustafa TİRYAKİ

Rize’den çıkıp geldik Biz Bilecik İline Severiz TÜRKİYE’Yİ Bu böylece biline Bizim güzel yurdumuz

Günümüzde bile süren sonu bitmek bilmeyen bir tartışma var ya hani “Çok gezen mi yoksa çok okuyan mı bilir? Bu bir tek yer için geçerli değil. Orası da Çanakkale Okudukça tüylerimizi diken diken eden yerleri görmek bambaşka bir şeymiş. Gözlerimi kırpmadan baktım her yere, her noktasına, her taşına. Bu yazdığım şeylerin aslında hiçbir manası yok, çünkü yazarak anlatacağım hiçbir şey yok. O kadar şehidin can verdiği topraklar da tek yapabildiğim dinlemekti. Sessizliği ve o havadaki tarifsiz uğultuyu. Çanakkale öyle bir yer ki ruhunuzu alıp başka bir yere götürüyor. Herkes orayı görmeli. Görmezse çok şey kaybedeceğini de bilmeli. Bilecik de bulunmak ise bambaşka bir keyifti. Osmanlının kurulduğu yeri görmek ise bana şaşkınlık verdi. Ufacık bir yerden koca bir imparatorluğa. ATAM ne güzel demiş “Bir Türk cihana bedeldir”. Bu gezide emeği olan herkese teşekkürler. Caner ÇELİK

142

Bilecik gezisinde beni en çok etkileyen yer Kocatepe bizim bile şapkalar montlar ve atkılar takmamıza ve iliklerimize kadar üşümemize rağmen, dedelerimizin dedeleri o soğukta üzerlerinde doğru düzgün giyecekleri yokken orada savaşmaları beni duygulandırdı. Çanakkale gezisinde ise en çok etkilendiğim olay en son durağımız olan müzeydi. Müzedeki bir kalıntı çok kötüydü. Bir askerin ayakları postalında kalmıştı. Onu görünce bir an dona kaldım. Nejdet AVCI

Aslında bu gezi hakkında duygular yazılmaz bence yaşanmalı, çünkü bu gezi benim hayatımı çok büyük ölçüde etkiledi. Bilecik çok güzel bir yer Gençlik Merkezi bizi öyle güzel ağırladı ki sanki kendi evimizdeydik doğrusu. Müdürümüz olmasa bu kadar güzellik bizim için bir hayal olacaktı. Çanakkale denince akla ilk gelen şey savaş olmalı. İşte bizi bu savaşlar kurtardı. İnsan düşünüyor yeri gelince bu savaşlar olmasa ne olurdu. Biz Çanakkale’ye gezmeye gitmedik, biz orada tarihin içinde kalmış olayların içine girmek için gittik. İnsan keşke bu savaşta bende olsaydım der O kadar şehitler var ki saymakla bitmez. Hepsini teker teker çekip sorsalardı neden şehit oldun diye verecekleri cevap bu olsa gerek “Bizim tarihte en büyük hayalimizdi”. Ömer AKGÜL

143

Çanakkale gezisi boyunca tarihimizle ilgili duyduğumuz gerçeklere birde görsel olarak şahit olduk. Gerçekten çok etkileyici bir geziydi. Türklüğümüzle birkez daha gurur duyduk. Gökhan KÖSTERELİ

Ülkemizin asla unutulmayacak, hiçbir zaman tarihe karışmayacak, bizlere Kurtuluş Savaş’larımızı anımsatacak Çanakkale ve Bilecik gezileri düzenlenildiği için öncelikle teşekkür ediyorum. Tarihi ve kültür bakımından zengin olan Çanakkale – Bilecik’te gezdiğimiz yerlerden ve tanıdığımız kişilerden Şeyh Edebalı, Truva Anıtı, şehitlerimiz başlarında olmak üzere Gelibolu Yarımadası ve Çanakkale Savaş’ında binlerce şehitlerimizin vatanı, yurdu için döktüğü kanlar ve son nefesine kadar savaşan şehit askerlerimiz beni çok duygulandırmış ve benim değişilmezliğim olmuştur. Son olarak bu organizasyonu düzenleyen Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne teşekkür ediyorum. Mehtap DEMİRCİOĞLU

Kampta geçirdiğimiz güzel günler için Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne ve hocalarımıza çok teşekkür ediyorum. Gezdiğimiz süre boyunca çok güzel anlarım oldu. Öncelikle sadece duyduğum inanılmaz gerçeklerin neler olduğunu ve nerelerde gerçekleştiğini gördüm. Tarihimden bize nelerin kaldığını gördüm ve aşırı duygulandım. Çok güzel arkadaşlıklar yaşadım. Aydın KAYNAK

144

Katılmış olduğum Bilecik ve Çanakkale gezisinde bilmediğim bir çok şeyi öğrenme ve görmediğim yerleri görme imkanı kazandım. Ayrıca daha önce edindiğim bilgileri gezi sırasında gezip gördüm ve rehberimizin anlatımlarıyla pekiştirerek bilgimi arttırdım. Daha önemlisi yeni bir ortamda yeni insanlar tanıyıp, yeni arkadaşlar edindim. Ve bu gezi benim için iyi bir deneyim oldu. Adem ŞENOCAK Çanakkale gezisi güzel tasarlanmış iyi rehberler seçilmiş çok yer gezmemize, yorulmamıza rağmen, duygulu hoş bir gezi oldu. Maddi durumu iyi olmayan gençler ile engellilerimizde bu geziden memnun kaldılar. Böyle geziler sık tekrarlanmalı ve özellikle maddi gücü olmayan çocukların yararlanılması sağlanmalı, biz böyle bir geziyi ömür boyu yapamazdık diyen gençlerimizi gördükten sonra gezi amacına ulaştı diye düşünüyorum. Emeği geçen herkese saygılar sunuyorum. Nihal KAMACIOĞLU

05-07 Mayıs arası katılmış olduğum Çanakkale gezisi ile ülkem hakkında; ne tür zorluklarla kurulduğunu, askerlerimizin o zaman ki yaşantıları şeklinde bir çok bilgi edindim. Bunun yanı sıra gittiğimiz Bilecik ilindeki bir çok tarihi mekanları da gezme fırsatı buldum. Gençlerin bu şekilde kaynaşmasının sağlanması çok hoşuma gitti. Yapılan eğlenceler, hoş sohbetler hayatım boyunca geçirdiğim unutulmaz anıların arasında olacaktır. Yapmış olduğunuz bu tür gezilerin devamını diler, bana bu şekilde gezi hakkı tanıdığınız içinde teşekkürlerimi sunarım. Burak DEMİR

Bu gezi kafamdaki bütün soru işaretlerine cevap bulmama yardımcı oldu. Bana ışık tuttu. Geziyi düzenleyenlere gönülden teşekkür ederim. Esra CANTÜRK

145

olmadığımızı anladık ve bize bizi düşman gösterenleri hatırladık. İbrahim Emre ERMAN

“Dur yolcu! dediler önce bize; “Eğil de kulak ver! dediler. Bizde dinledik rehberimizi ve o günlere gitmiş gibi olduk. Atalarımızın savaştığı cepheleri karış karış gezdik. Bazen Koca Seyit olmak istedik; bazen Yahya Çavuş onların yaşadığı sıkıntıları duyunca daha da güçlendi vatan sevgimiz. Yiyeceklerini, giyeceklerini, çarıklarını görüp duyunca bir düğüm toplanıverdi boğazımıza, kolalarımızı yudumlamadan önce tereddüt ediverdik birden. Sonra ülkemizin son 15-20 yılını hatırladık ve utandık onlardan. Yurdun her yanında ırk, dil, din ayrımı demeden omuz omuza savaşmış şehitlerimizi gördük. Kendimize baktık sonra, bugün nelerle uğraştığımıza baktık utandık, yine onlardan ama sonra hatırımıza Bilecik geldi. Niğde’den, Bayburt’tan gelen arkadaşlarımızla onlarca beden ama bir tek ruh olmuş şarkılar, türküler söylüyorduk. Bizim böyle

Çoktandır dört gözle beklediğim bir geziydi. Uzun bir yolculuk sonrası Bilecik’e vardık. Aynı gün gezilerimiz başladı. Ertuğrul Gazi’nin türbesini ziyaret ettik. Dünden bugüne kadar o kahraman hükümdarların büstlerini gördük. Bilecik ilinin kültürel hayatı yaşam tarzı geçmişini müzede gördük ve çok etkilendik. Aynı günün gecesi Çanakkale’ye vardık. Savaş alanlarını gezdik gördük çok etkilendik ve anıtı gezdik. Bizim için hiç gözlerini kırpmadan savaşa giden şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Ve şehitleri gördük, onların ne kadar kahraman insanlar olduklarını anlatamıyorum. Ben onların mezarlarında rahat ve mekanlarının cennettin en güzel yerinde olmasını dilerim. Gülay GÖK

Hayatımın en güzel ve en duygusal anıydı. Çanakkale’ye gitmek. Bilecik müzesindeki kalıntılar ve o günden kalma yaşam tarzını belirten eserler vardı. Bilecik’in en güzel yeri bana sorarsanız dünden bugüne gelen imparatorların, hükümdarların büstleriydi. Çanakkale gezisi ise unutulmayacak aksine her sene gidilmek istenecek bir yer. O savaş anında yaşananlar anlatılınca tüylerimiz ürperiyordu. Şehitler anıtını gördüğümüzde ağlamaklı olduk. Ve bunlardan alınacak çok ders var. Bu imkanı bize sağladığınız için çok teşekkür ederim Songül KAYA

146

lar eşsizdi. Bunu ancak yaşayan anlar. Ama şunu bilin ki şimdi geleceğime ve yurdumun geleceğine daha hırsla, daha inançla bakıyorum. Özlem KÜÇÜK

Orda yatan değil yaşayan ve belki daha binlerce yüz binlerce yıl yaşayacak olan tarihimizin varlığını hissettim. Çanakkale’ye gidip de mükemmelliğinden ve kutsallığından etkilenmemek mümkün değil. Uykuya yatan milli duyguların uyanması için çok etkili bir yer ve içerisinde rahatça yaşadığım bu toprak parçasından ziyade değerli vatanın her karışını hak etmek için önümde değerlendireceğim uzun yıllarımın olması büyük avantajım. Gerçekten bir Türk olarak yaşamak için bunu hak etmek için elimden gelen her şeyi yapacağım. Havva Emine CAN

Tarihimizin en şanlı, Türkün gücünü gösteren Çanakkale savaşının yaşandığı yerleri görmek o anı hissetmek bir Türk genci olarak beni çok onurlandırdı. Birde gezimiz sırasında Truva, Assos, Şehitler Abidesi gibi sayısı bir hayli fazla anıtlar gördük. Aslında yaşadığımız toprakların kıymetini bilmeliyiz. Kolay kazanılmamış bu topraklar. O savaş yapılan cephede siperler o günün şartlarında nasıl da yapılmış, en ince ayrıntı düşünülmüş. Gezerken bir yandan da kıyaslama yaptım, acaba bu günün şartlarında olsa daha mı az şehit olurdu diye. Bana Çanakkale gezisi çok şey öğretti. En azından biraz daha bilinçli bireyler olarak yetişmeye yöneltti. Benim için bu duygu-

Benim için elbette farklı bir deneyim oldu. Bu gezide damarlarımdan akan kanın benzersiz bir gururla vücudumda dolaştığını hissettim. Milli benlik duygularımı uyandıran mükemmel bir yer. Biz bu vatanın değerini biliyoruz. Ne fedakarlıklar yapıldığını biliyoruz. Umarım bizde atalarımıza layık birer TÜRK GENCİ oluruz. Vatanı korumak için canımızdan başka neyimiz var ki? Aykut DEMİRCİ

147

Destanlar şehri Çanakkale Birinci Dünya Savaşı Osmanlı devleti’nin istemeden de olsa girdiği ve insanlık tarihinin en kanlı geçen savaşıdır. Bizler Sivas Gençlik Merkezi olarak Çanakkale’ye geldik. Çanakkale’yi görmek hepimiz için inanılmaz bir duyguydu. Aramızda önceden giden olmadığı için herkes rehberi bir sevinçle, bir heyecanla dinliyordu. I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale Cephesi açılmıştı. Bu Cepheye Osmanlı İmparatorluğunun çökmesi ile işgal edilen vatan topraklarını, kurduğu milli ordularla kurtaran, hem Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran hem de yaptığı yenilikler ve koyduğu ilkelerle onu güçlü medeni bir ülke yapan devlet adamı M. Kemal Atatürk bulunuyordu. Neslihan YILDIRIM

Bugüne kadar tarih adına hiç bir şey bilmiyormuşum meğer. Çanakkale aslında tarihimizi, bizi, biz Türkleri tam manasıyla yansıtan bir mekan. O kadar karmaşık duygular içerisindeyim ki düşüncelerimi tam manasıyla yansıtamıyorum bile. Ama bu karmaşıklık beni daha da çok tetikliyor yani, bugüne kadar geçen zamanımın boş geçmesinin ızdırabını daha bi içim sızlayarak çekiyorum Çanakkale’de vatanı kurtarmak uğruna canlarını hiçe sayarak düşmana karşı savaşan askerlerimizin ayak bastıkları, yattıkları ve kan döktükleri toprakların üzerinde yürümek o kadar güzel bir duygu ki şu an bile tüylerim ürpertiyor. Buşra TUFAN

BASTIĞIM YERLER… Çanakkale’de gerçekten dedikleri gibi o savaş duygularını tattım o kutsal yerlerin gerçekten değerli olduğunu anladım. Okullarda yapılan törenlerde neler anlatılır ve onların ne anlatılmak istediğini anlamazdım ama o yerleri gördükten sonra bize verilenleri anladım. Oradaki dakikaları hissettim, yaşadım. Bizlerin bile birbirimize vermediğimiz değeri atalarımız canlarıyla kanlarıyla korumuşlar ve bütün dünyaya Türkleri ispatlamışlardır. Bu dünyadaki değerimi anladım. Kimbilir belki bastığım her adımda üst üste kefensizce yatan yüzlerce dedelerimiz atalarımız vardır. O anda kuş olup oraları çiğnememek isterdim. Attığım adımda sanki bana toprak basma diyordu. Mehmet Akif Ersoy’un Bastığın yerleri toprak ! diyerek geçme, tanı; Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı; Sen şehit oğlusun, inciltme, yazıktır, atanı; Verme, dünyaları olsanda, bu cennet vatanı. Dizelerinden daha iyi kendimi ifade edemezdim. Elif Dilara YEŞİL

148

11.05.2006 Çanakkale gezisi benim hayatımda yeni bir dönüm noktası oldu. Bu gezide o kadar çok şey öğrendim ki gerek tarih gerekse dostluk, arkadaşlık ve daha güzel bir paylaşım. Çanakkale ve Bilecik’te çok güzel farklı insanlar tanıdım. Hepsi o kadar sıcaktı ki gerçekten bu gezinin olması beni çok mutlu etti. Böyle bir gezi her insana kısmet olmaz ben kendimi çok şanslı buluyorum. Umarım bütün kardeşlerime nasip olur. Merve ŞELLİ

Daha önce hiç Çanakkale’ye gitmedim ama çok merak ederdim ve bu merakımı Gençlik Spor sayesinde çözdüm. Çanakkale’ye gitmemizin amacı orada gezmek değil ordaki topraklar üzerinde oynanan oyunları ve bizim bugün böyle rahat bolluk içerisinde yaşamamızı sağlayan ve Hürriyetimizi bize veren Kemal ATATÜRK’ün o topraklar da verdiği mücadeleyi hissetmek. Savaş yapılan yerleri Kemal ATATÜRK’ün, Seyit onbaşının vb. kahramanların mücadele ettikleri yerleri ve heykellerini canlı olarak gördük. Kasım AKILLI

Çanakkale gezisi güzel geçti. Bayağı iyi arkadaş ortamı iyi tanımadığım kişiyle tanışıyorsunuz. Daha önce böyle bir gezi görmedim. İlk defa bu kadar uzak yere gidiyordum. Benim için süperdi. Daha önce Çanakkale dendiğinde sadece Kurtuluş Savaşı aklıma geliyordu. Çanakkale’yi gördüğümde gezdiğimde yine düşündüm bu toprağın kıymetini bilmemiz gerekir. Nasıl kıymetini bilmemiz derseniz çok okuyarak. Ben hayatımda ilk defa feribota bindim. Fethi AYDIN

Bu geziyi çok beğendim. Ömrümde tarihi hiç sevmezken şimdi sevmeye başladım. Bundan önce Çanakkale’yi görmeyi çok istiyordum. Fakat bir türlü kısmet olmamıştı. Oradaki rehberlerinde anlatışlarını çok beğendim. Onlara da teşekkür ederim Bize güzel anlaşılır bir dilde anlattılar. Hatice ÖZTAŞ

149

Bu tür gezilerin başka amaçları da vardır. Bunların en önemlisi değişik yerlerden, hiç tanımadığımız insanlarla beraber oluyoruz. Bu da hayatımız açısından çok önemlidir. Gerçekten de bu geziye katıldığım için son derece mutluyum. Umarım diğer arkadaşlar da mutlu olmuşlardır. Mahmut ÜREN

Öncelikle bu geziyi düzenleyen ve emeği geçen herkese çok çok teşekkür ederim. Böyle bir geziye katıldığım için çok mutluyum. Daha önce Van’a gitmiştim. Ama böyle etkileyici ve eğlenceli değildi. Çanakkale’ye ilk gelişim. Ordaki gençlik kampının adını okulda görmüştüm. Fakat gideceğimi hiç düşünmemiştim. Sayenizde ilk defa gemiye bindim. Yakın tarihimizi görme fırsatı buldum. Kısacası çok çok etkileyici eğlenceli ve güzeldi. Böyle geziler anlatılamaz yaşanır. Abdullah BULUT

Öncelikle bu geziye katılmamızı sağlayanlara çok teşekkür ederim. Gezi genel olarak çok faydalı geçti. Liderlerimiz ve Çanakkale – Bilecik insanları bizimle çok ilgilendiler. Bu geziyle ülkemizin ne kadar güzel bir ülke olduğunu ve ne kadar zorluklarla bu topraklara sahip çıkıldığını gördük. Bizler bu güzel ülkemizin daha çok güzel yerlerinin olduğunu biliyoruz ama göremiyoruz. Bu tür geziler arttırılırsa çok memnun olacağız. Çünkü şartlarımız kısıtlı olduğu için kendimiz bu tür yerleri göremiyoruz. Sizlerin yardımıyla aracılığıyla olacaktır. Cuma UMAÇ

Gençlik Spor İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan bu yılki gezimiz Bilecik ve Çanakkale’ydi. Bugüne kadar kitaplardan, dergilerden başka kaynaklardan duyduğumuz tarihi olayları, çağları artık gözlerimizle gördük.

İlk başta bu gezinin benim için çok faydalı olduğunu belirteyim. Geçmişini bilmeyen geleceğinde başarılı olamaz. Bu sözden ders alarak herkesin bu tür etkinliklere katılmasını istiyorum. Hiçbir şekilde burada anladıklarımı kesinlikle okulda öğreneceğimizi sanmıyorum. Uygulama, görme ile anlatma hiçbir zaman bir olamaz. O tarihi eserleri gördüğümde gerçektende duygulandım. Muhammed ANIK

150

Ben İdil Lisesinde Abdulgafur UZUN. İlk önce bu tür faaliyetlerde bulundukları için il gençlik spor müdürlüğüne teşekkür ediyorum. Ben hayatımın en güzel gezisini ve tüm dünyanın ortak bir eseri olan Truva antik kentini, bir kahramanlık adasından Gelibolu adasını yani şehitler diyarını gezdim ve hayran kaldım. Ben bir Şırnaklı olarak bu diyarların gezilmesini her hemşerime tavsiye ediyorum. Nasıl her yolun bir sonu varsa, her hayalinde mutlu bir sonu vardır ve biz bu hayalleri gerçekleştirdik. Abdulgafur UZUN Çanakkale ve Bilecik gezilerinin bizlerde bıraktığı etkileri genel olarak kağıda aktarmaya çalışırsak her halde bir kitap ortaya çıkar. Evet 2 gündü belki ama inanılmaz keyifli ve yoğun duygularla dolu iki gündü. Buram buram tarih kokan ülkemizin güzel iki şehri Çanakkale ve Bilecik; güzelim ülkemizin ne kadar zorluklarla ve bir çok düşmana karşı korunduğu ve mücadele edildiğinin kanıtlarıyla dolu. Gezimize renk katan, bizlerle sıcağa ve yorgunluğa rağmen eşlik eden rehberimize çok teşekkür ederim. O kadar güzel anlattıki gezdiğimiz yerleri, o kadar sürükleyici anlattı ki her anlattığı bir film gibi canlanıyordu kafamızda. Şehitlerimizin ve gazilerimizin başarılarını duyduğumuzda göğsümüz kabarıyor ve gözlerimiz doluyordu. Bir ŞIRNAK’lı genç olarak bu topraklarda ve bu Bayrak altında yaşamaktan mutluluk ve gurur duyuyorum ve böylede devam edecek. Polat BİRLİK

151

kez daha hayretler uyandırmış ve daha önce öğrenmediğim bilgilere ulaşmıştım. Gezideki son günümüz biraz yoğun bir programla sürmüştü fakat bu beni hiç yormamıştı. Çünkü bu vatan uğruna canlarını feda eden insanların bu vatan nasıl koruduklarını gösteriyordu. Bu savaşta dünya tarihinin en büyük başarısını gösteren bir ülkenin evlatPerşembe günü yola çıkarken içimde garip bir heyecan vardı. Bu heyecan insanın yeni yerler görme istediğinden mi? Bence evet. Çünkü yeni yerler görmek ufkumuzun açılmasına ve tarihimizi öğrenmemize neden oldu. Bu gezide ilk günümüz “Osmanlı’nın Fikir Babası” Şeyh Edebali’nin türbesini gezmekle başladı. Daha sonra Osmanlının kurulduğu yer Söğüt’e gittik. Buralarda geçmişimizi hatırladıktan sonra yakın geçmişimiz olan I. ve II. İnönü savaşlarında ölen şehitlerimizi gördük. İkinci günümüz yakın geçmişimizin Buraya gelmeden önce gezinin bu kadar eğlenceli ve güzel olacağını düşünmemiştim. Gezide bundan sonraki hayatımda yararlanabileceğim bilgiler edindim. Son gün şehitliklere gittiğimizde çok iyi bilgiler edindim. Ve o gün bence gezinin en güzel günüydü. Aslında sıcaklık gibi dış etkenler olmasaydı daha güzel geçebilirdi. Şehitliklerde askerimizin gösterdiği başarıyı dinleyince duygulandım. Bu kahramanlıklar olmasaydı şu anda buralara gelemeyeceğimizi biliyordum. Askerlerimiz ve komutanlarımız sayesinde büyük toprak kaybından kurtulduk ve diğer ülkelerinde takdirini topladık. Bize karşı yapılan onca hileye karşı ve onca sıkıntılarımıza rağmen savaşlarda büyük başarılar gösterdik. Ceyhan İLERİ ları ve gençliği olmak benim içimde bu ülkeye olan saygımızın ne kadar doğru olduğunu bir kez daha göstermişti. Bu kadar güzel bir organizasyon düzenlendiği için G.S.İ.M.ye teşekkür ederim. Onur Tuğhan BİNZAT

yaşandığı Çanakkale’ydi. Daha önce okul gezileriyle gitmiş olduğum yerler bende bir

Tarih Kokan Bir Gezi. Uzun bir yolculuktan sonra Bilecik’e gelmiştik. Biraz dinlendikten sonra kahvaltı yapıp ilk

152

durağımıza gittik. İlk durağımız Şeyh Edebali türbesiydi. Daha önce Edebali hakkında hiçbir şey bilmezken şimdi ise Osmanlı İmparatorluğunun kurulmasında büyük önemi olduğunu biliyorum. Söğüt’e gittiğimizde Ertuğrul Gazi müzesini ve türbesini gezdik. Bu sefer ki durağımız İnönü şehitliği’ydi. 141 mezar vardı. Her mezarda da 10-12 tane şehit yatmaktaydı. Bu askerler 1. ve 2. İnönü savaşlarında şehit olmuşlardı. Bilecik’ten ayrılmadan önce bizim için bir parti verilmişti. Partide çok eğlenmiştik. Sonra on bir gibi yola çıktık.Sabah saat yedi gibi Çanakkale’ye varmıştık. Bir antik kent olan Truva’ya gitmiştik. Truva 5000 yıllık bir geçmişe sahip olup 10 katmandan oluşmuştur. Son katman olan 10. katmanda ise Türkler yaşamaktaydı. Gelibolu’daki şehitlikleri daha önce gezmiştim. Ama yine de her gidişimde içim pır pır ediyordu. O kadar insanın öleceklerini bile bile bizim için canlarını çekinmeden vermeleri herhalde her insanın içinde birazcıkta olsa bir kıvılcım oluşturur. Tuse MALTEPE

153

Benim için Çanakkale’ye gidip tarihimizi bizim için savaşıp kanlarını, canlarını veren aziz şehitlerimizi ziyaret etmek ve o günleri hissedip tekrar yaşamak hayaldi. Hala hayallerimin gerçek olduğuna inanamıyorum. Buradan ayrılırken büyük gurur ve mutluluk duyuyorum. Allah tüm gençlere nasip etsin ve tarihini unutup bilinçsiz yaşayanların kendilerine gelmesini nasip etsin. Son olarak o mübarek insanların bıraktığı emanete sahip çıkmanın Türk milletinin en önemli görevi olduğunun bilinmesini, o güzel yerlerin herkese anlatılmasını ve korunmasını istiyorum. Mihrap TOKATLI

Çanakkale’ye gitmeyi herkes gibi bende çok istiyordum. Oraları gezip, bizlerin bugün yaşamasını sağlayan atalarımızın şehit oldukları yerleri görmek benim için çok önemliydi. Oraları gidip gördüğüm için çok şanslıyım. Çanakkale’deki manzarayı görünce geçen tarihimizi görmüş yaşamış gibi oldum. Askerlerimizin bilek gücü ve alın teriyle birlikte iman güçleriyle kazandığı bu savaş yerlerini görmek çok gurur vericiydi. Gerçekten bizlere o ilimizi öğretmek için çabalayan, bunlardan ders almamızı sağlayan herse teşekkür ediyorum. Merve BAYLAN

Bilecik Çanakkale gezisinde bize tarihimizi öğrettiğiniz için teşekkür ederim. Benim de hayallerimden biri Çanakkale’yi görmekti. Çünkü Çanakkale büyük bir savaşın yaşandığı yerdi ve bu topraklarda bizim atalarımız savaştı ve kan döktüler. Bu güzel mekanı görme fırsatı verdiğiniz için emeği geçenlere teşekkür ederim. F. Mustafa DOĞAN

154

Bir milletin, cephede savaşan evlâtları dünyayı hayretler içinde bırakan kahramanlıklar yaratmışsa, hiç şüphe yok ki; o milletin yalnız cephede savaşan erleri değil beşik sallayan anaları, okul çağındaki evlâtları ve ak saçlı ihtiyarları, sonuç olarak bütünü kahramandır. Bütünü kahraman olan bir milletin fertlerini ismen ayırt etmek, kahramanlıklarını sayabilmek ise imkansızdır. İşte onları hepsini bir tek adla bağrına basmak için Türk Milleti, adları ayırt edilemeyen evlatlarının hepsine birden, bir sevgi, kendisini savaş alanlarında tanıyan düşmanları ise bir saygı nişanesi olarak “Mehmetçik” demiştir. Mehmetçik, bütün Türk Ordusunun sembolüdür. Mehmetçik, bir isim değil bir fikirdir, bir idealdir. Mehmetçiğin manevi varlığında; mertlik, doğruluk, büyüklerine saygı, küçüklerine sevgi, komutanlarına itaat ve bağlılık, cesaret, kahramanlık, fedakarlık, tevazu ve yurt sevgisi bütünleşmiştir. O, askerlik şerefini, Türklüğün yüceliğini öz varlığının çok üzerinde tutar. O’nda askerlik duygusu beşikte başlar. Fedakarlık, hak için, yurdu ve ulusu için her şeyi, gaziliği, şehitliği göze almayı, kendisine söylenilen ninnilerden öğrenmiştir. O, silahının milletinin kutsal emaneti olduğunu bilir. O’nun için en büyük rütbe şehitlik, sonra gaziliktir.

Savaşta Mehmetçik; hisseden, duyan varlık halinden çıkar, düşmanını ezen, yakan, kavuran bir ateş kütlesi olur ve yurdunun masum topraklarına göz diken düşmanını yok eder. Mehmetçik, tarih boyunca zaferden zafere, alevden bir sel gibi akıp gitmiş ve geçtiği her yerde uygarlık, asalet, adalet izleri bırakarak yeni ülkelere doğru ilerlemiş ve bazen de kendi yurdumu, özgürlüğünü, bağımsızlığını ve şerefini savunmak zorunda kalmıştır. Orta Asya’dan, Tuna Boyları’na ve bütün Akdeniz kıyıları’na nam salmış ve katıldığı her savaşta zaferler kazanmış olan Mehmetçik ile, bütün milletce haklı olarak iftihar ve gurur duymaktayız. Türk Milletinin potasında her biri seçkin subaylarının ellerinde yoğrularak meydana gelen Mehmetçik, hiçbir milletin askerine nasip olmayan uzun ve parlak bir geçmişe sahiptir Tarihin her sayfasında, onun örnek zaferlerini bulmak ve görmek mümkündür. Bu zaferler, Mehmetçiğin kanı ve canı pahasına milli şeref ve namusu uğruna yazılmış bulunmaktadır. Bizlere düşen görev, bu zengin özelliklere sahip askerlerimize sahip çıkmak, onlarla yakından ilgilenmek, onlardaki bu özellikleri daima sıcak ve taze tutmaktır. Ruhsuz ve heyecansız bir kıt’a asla başarılı olamaz.

155

bombalar, yağmur gibi yağan mermiler altında geçen kahramanca mücadeleyi yaşıyor gibi oluyor insan. Serkan SERBEST

Çanakkale’ye gideceğim için çok heyecanlı ve mutluydum. Canlı canlı tarihimizi yerinde görmek çok güzel bir duygu olsa gerek. Beni daha da heyecanlandıran ve merak duygumu arttıran otobüsümüzün önüne yazan “ÇANAKKALE’Yİ GEÇİLMEZ YAPAN ECDADA GİDİYORUZ” yazısı oldu. Gelibolu gezimiz başladığında çok karmaşık duygular içindeydim. Gururlanmak mı, üzülmek mi, ağlamak mı, tüm hepsi geliyordu içimden. Benim atalarım, dedelerimin vatanı kurtarmak için verdikleri o onurlu, gururlu, şerefli mücadeleleri insanı bambaşka duygulara sürüklüyordu. Şerefli Türk askerinin tüm olumsuzluklara karşı göğsünü gere gere verdiği Kurtuluş mücadelesini ve gök gürültüsü gibi atılan

Öncelikle geziyi düzenleyen Gençlik Merkezi Müdürlüğüne ve hocalarımıza biz gençleri böyle güzel bir geziyle bir araya topladıkları için çok teşekkür ederim. Gezide gerek arkadaş ortamı, gerek yaptığımız geziler, şehirlerin tanıtımı her şey güzeldi. Bu gezi sayesinde yeni yeni arkadaşlar edinip, Çanakkale’deki şehitlerimizi tanıma ve yaptıkları büyük kahramanlıkları en ince ayrıntısına kadar öğrenme imkanı bulduk. Şehitlik, Assos, Truva, şehir gezisi ve vapur yolculuğu çok güzeldi. Bize böyle bir gezi yaşattıkları ve bizimle oldukça iyi ilgilendikleri için hocalarımızdan Allah razı olsun. Bilecik’te güzeldi ama bir de Kınık köyünde otobüsümüz arızalanmasaydı daha güzel olurdu. Söğüt’e Orhan Gazi türbesine gidemediğimiz için üzüldüm. Neyse her şeyde bir hayır vardır. Soner DEMİRTAŞ

Bilecik’in Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti olması özelliğini taşıyan tarihi bir kent olduğunu biliyordum, fakat gezip görünce bilgilerimi tam olarak pekiştirmiş oldum. İlk olarak şehir merkezini dolaştık. Belediye binasına gittik. Bu bina Osmanlı zamanından kalma idi ve hiçbir onarım geçirmemiş sapasağlam ayakta duruyordu. Daha sonra

156

Şeyh Edebali türbesini ziyaret ettik, buradan manevi bir haz aldım. Buradan da Kınık köyüne çamurdan yapılan güveç ve hediyelik eşyaların yapıldığı yere gittik, canlı olarak gördük bazı arkadaşlarımız yapmaya çalıştı ve komik şekiller elde ettiler bu da bizim için ayrı bir anı olmuş oldu. Buradan da Söğüt’e gidecektik fakat aracımız arızalanınca gidemedik, başka bir araçla Bilecik’e geri dönmek zorunda kaldık. O akşam Bolu, Denizli ve Trabzon Gençlik Merkezlerinin düzenlemiş olduğu tiyatro ve halk oyunları gösterileri oldu. Ülkemiz ve bizim için canını feda eden, düşmana geçit vermeyen ecdadımızın bedenlerinin bulunduğu o muhteşem şehre Çanakkale’ye gelmiştik artık, çok duygulanmıştım. Bütün gençliğimizle birlik beraberlik içinde her zaman bu ülkeye fazlasıyla sahip çıkacağımızı göstermemiz lazım tüm dünyaya. Bunun için sonuna kadar birbirimize sahip çıkmalıyız. İçimizdeki düşmanlara göz yummamamız gerekli, o düşmanların hepimizi rahatsız ettiğinin farkına varmalıyız artık. İnanıyorum ki bu gençlik bunun üstesinden gelecektir. Özgür GÜNEY

157

ayakkabılarına göre kullanılmayacak durumdayken onların o ayakkabıları bile zor bulması önemli derecede beni etkiledi Hazal SALTIK

Bilecik’te en çok dikkatimi çeken ve merak ettiğim yer Şeyh Edebali’nin türbesiydi. Şeyh Edebali türbesi gerçekten çok güzel bir türbeydi. Karşısında ipek yolu vardır. Daha sonra Söğüt’te Ertuğrul Gazi türbesi, Metris tepe, İnönü şehitliği, Kınık bu yerlerde tarihi güzelliği ve gerekse tarihi değeriyle ilgimizi çekti. Bilecik’ten sonra Çanakkale’ye geçtik. Çanakkale’de Truva, Assos ve Gelibolu yarımadasını gezdik. Truva’da gördüğüm şehit mezarları karşısında bu vatanın ne zorluklar ve mücadelelerle alındığını kitaplarda okurken duygulanırdım. Fakat görürken o duygular daha bir yoğunlaştı. O günler ne zorluklarla geçirilirken bizim günümüz koşulları o zamanlar sarayda yaşamak gibidir belki de. Müzelerde gördüğümüz arkeolojik buluntular ilgimi çekti. Özellikle ayakkabıların günümüz

İlk yolculuğumuz Bilecik’e oldu. Orada bulunan rehberimizin yardımıyla geçmişimizi biraz da ondan öğrendik. Bilecik’te Edebali’yi gezdik. Rehberimiz ve Bilecik’te bulunan insanlar çok sıcak kanlıydılar ve onları sevdik. Çanakkale’ye geldiğimizde Truva, Assos, şehitlikleri… gibi yerleri gezdik. En çok Assos’u beğendim ve bana gerçekten geçmişi hayallerimi göz önüne getirdi. Şehitliklerdeki ölen o kadar milyonlarca gencin, yaşlının çocuğunun vb. ölmesi beni üzdü. Tarihi yani geçmişini bilmeyen bir insan kendini de bilmez. Çiğdem TORUN

Gerçekten bunlar düşündürücü olaylar. Gittiğimiz bütün yerlerde yani bastığımız topraklarda belki bilmeden binlerce şehidimize basıyoruz. Ve şu an düşünüyorum da böyle bir savaş şimdi olsa bence eskisi gibi olmaz. Ve biz bunları bilerek tarihimize ve geleceğimize sahip çıkmalıyız. Bu geziler sayesinde tarihimizi daha iyi öğreniyoruz. Yeni arkadaşlar ve yeni yerler görüyoruz. Bundan dolayı bu geziyi düzenleyen herkese teşekkür ederim. Ayrıca bu olayları dinlerken az da olsa kendimi orada zannediyorum. Bu olayların hepsi acı verici ve istenmeyen durumlar. Bizde tarihimize ve geleceğimize sahip çıkmalıyız. Zelal AKSOY

158

lere merakım arttı. Bu gibi gezilere katılmak istiyorum. Bence Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı tamamen fedakarlık savaşıdır. Arıburnu’nda Atatürk’ün saatinden vurulması büyük bir mucizedir. 57 Alay’ı gezerken çok duygulandım. Bizim şimdi burada olmamızı sağlayan tüm Türk askerlerine layık olmaya çalışacağım. Büşra OSMANLI

Çanakkale stratejik olarak önemli bir yere sahiptir. I.Dünya savaşında da itilaf devletleri bu önemli toprakları ele geçirmek istediler. Açılan Çanakkale Cephesinde Mustafa Kemal’in ve Türk ordusunun gücüyle Çanakkale’nin geçilmeyeceğini dünyaya ispatladık. Bir avuç toprak parçasına canlarını feda etmiş şehitlerimizle gurur duyup ve benimde olası bir savaşa karşı bu tutumu sergilemem gerektiğini bir kat daha anladım. Ayrıca attığım her adımda acaba burada kaç askerimiz şehit oldu, düşüncesi oluştu. Son olarak da doğululara karşı bakış açım değişti. Onların hiç bu kadar arkadaş canlısı olduğunu bilmiyordum. Mesut BÖLME

Gezi sonrası bilgilerden ilk olarak en çok etkilendiğim Seyit Onbaşı’nın o topu kaldırmayı başardığı manevi gücü anlatırdım. Truva kenti ve oradaki savaşları. Ayrıca yolculuğumuz sırasında değişik illerden kişilerle tanışıp onlarla iki gün içinde nasıl kaynaştığımızı anlatırdım. Özellikle Bitlis’li arkadaşlarımız çok canayakın, doğu – batı her yerdeki insanlarla bir olmamız güzeldi. Onları olduğu gibi kabullenmek ve her yöreden bir şeyler öğrenmeye, anlamaya çalışmak da hoşuma gitti. Savaş sırasında kazılan siperler, Truva’daki ilk buzdolabı ve ölülerin de onunla gömülmesi eskiden insanların din anlayışının bugünden daha farklı olarak geliştiğini anlatırım. Yani doyasıya Tarih yaşadığımı söylerim. Yeşim BÜLBÜL

Tarih dersinden sıkılırdım. Ama gidip gördükten sonra olayları birebir yaşayınca tarih daha zevkli gelmeye başladı. Gezerken çok duygulandım. Bundan sonra tarihi yer-

Beni daha çok Ertuğrul Gazi Türbesi ve Edebali Türbesi etkiledi. İnsan Ertuğrul Gazinin yaptıklarını duyunca daha çok etkileniyor. Hameros kenti de farklıydı. Çünkü tunç devrine kadar uzanıp, sur duvarları, tarihin en muhteşem savunma sistemi ve dillere destan Truva atını gördüm. Aristo’nun Assos kentinde bir felsefe okulu kurduğunu ve buradan bir kız ile evlendiğini öğrendim. Koca Seyit’in arkasında 276 kg mermiyi taşıması bence onur duyulacak bir duygu. Mehmetçik Abidesi, Gelibolu yarımadasının en büyük şehitliği, Gelibolu’nun neresinden bakılırsa bakılsın Hep M harfi şeklinde. Kabatepe Müzesi hepsinden farklıydı. Çünkü orada savaştan kalma eşyalar vardı şehitlerin, kafa tasları, dişleri, kıyafetleri, hançerleri, kotalar, ayakları, bir toprak kesitinde yüze yakın merminin olması bir askerin su matarası, eski sikkeler, paralar, mühürler, şarap şişeleri, şehitlerin parmak kemikleri vardı. 57. Alay şehitliği, Bu olayın asıl önemi, bu şehitlikte hiç kimsenin sağ kalmamasıdır. Sevil KARAHAN

159

Bize bu imkanı sağlayan herkese çok teşekkür ederim. Vatanımız uğruna şehit düşen binlerce insanı ziyaret etmek hem gurur verici, hem hüzünlendiriciydi. Süheyla ADIYAMAN

O topraklar için canlarını feda eden binlerce şehitlerimizin ziyaretlerine gittik. Onların ruhlarını bizler bir kez daha şad etmiş olduk. Bu gezi hayatımda çok önem taşıyacak. Asla unutamayacağım bir gezi oldu. Nihal ARVAS

Ben daha önce buna benzer ne yolculuk nede geziye gittim. Gezi gerçekten hayal ettiğim gibi geçti. Başta liderlerimiz olmak üzere bütün gezi arkadaşlarımızla mükemmel bir gezi geçirdik. Gülizar NARİN

Bu şehir dışına 2. çıkışım ama ilk defa bu kadar eğlendiğimi ve mutlu olduğumu söyleyebilirim. Burada tanıdığım arkadaşlar edindiğim bilgiler gördüğüm tarihi eserler bana çok şey anlattı. Bu gezi güzel ancak güzel olduğu kadar da hüzünlendiriciydi. Ayak bastığım yerler vatan askerlerinin şehit düştüğü mücadele ettiği canını seve seve feda ettiği topraklardı. Büsranur ÇAKAY

Böyle bir geziye katıldığım için çok şanslıyım. Bir çok kişinin hayal edipte görmek istediği bir yeri dolaştığım için kendimi dünyanın en şanslı insanı olarak görüyorum. Ahmet ATAŞ

Bu gezi bana göre çok güzeldi. Hocalarımız bize çok yardımcı oldular. Bir çok şey öğrendim. Bu tür faaliyetlerin devam etmesini temenni ederim. İnsanları hayatın gerçek yüzüyle karşılaştırmak onları bilgilendirmek çok güzel. Bu gezide emeği geçen herkese teşekkür ederim. İlyas TÜRÜN

Geziye katkısı olan herkese teşekkür ederim. İnşallah bu tür faaliyetler bizden sonraki arkadaşlarımıza da nasip olur. Ahmet AYAZ

160

Her savaşta olduğu gibi, Çanakkale Harbi’nde de kahramanca savaşan Türk askeri, düşmanlarını bile hayran bırakmıştır. Bu savaşta, bir kolu ile bir ayağını kaybeden Fransız Generalinin yurduna döndükten sonra anlattığı bir savaş hatırası şöyledir: “Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için daima iftihar edebilirler. Hiç unutmam Savaş sahasında dövüş bitmişti. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zaiyat vermişlerdi. Bu sırada gördüğüm hadiseyi ömrüm boyunca unutamayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeri kendi gömleğini yırtmış, onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtasıyla şöyle bir konuşma yaptık: - Niçin öldürmek istediğin düşmana yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi: - Bu Fransız yaralanınca, cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı. Bir şeyler söyledi. Anlamadım ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok. İstedim ki, o kurtulup anasının yanına dönsün. Bu asil duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı. O anda gördüğüm manzara karşısında şok oldum. Çünkü Türk askerinin göğsünde, bizim askerinkinden çok daha ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutam ot tıkamıştı. Az sonra ikisi de öldüler.”

161

bunlara rağmen asla vazgeçmediklerini bilmek gözlerimizi yaşarttı. Her bir Mehmetçiğin cesurca ölümü kabullenmesi, şu an bastığımız toprağın nasıl kazanıldığını yeterince anlatıyor olmalı. Geçmişimizle bu kadar iç içe olmamızı sağladığınız için tekrar tekrar teşekkür ederim. Son olarak bilmelisiniz ki biz bu toprakların kıymetini biliyoruz ve sonuna kadar sahip çıkacağız. Yağmur KIZILTAN

Yola çıktığımızda açıkçası bu kadarını beklemiyordum. Bilecik’e vardığımızda arkadaşlarımız bizi çok iyi karşıladılar. Güzel bir gezi geçirmemiz için ellerinden geleni yaptılar. Gezdiğimiz her yer geçmişimize bizi bir adım daha yaklaştırdı. Osmanlı Devleti’nin ilk kurulduğu yerlerde yürüdük. Onların yaşadıklarını daha iyi anladık. Tarihimize sahip çıkmamız gerektiğini, ne zorluklarla kurulduğunu bunları bir tarih kitabını okumaktan çok daha öte de olduğunu, bu yerlere gitmemiş arkadaşlara söylemek isterim. Çanakkale’de ise duygularımız ağır bastı. Atalarımızın bize bugünleri yaşatmak için ölümüne savaştıklarını, ne zorluklarla karşılaştıklarını görmek tüm

Dünya’nın birçok ülkesindeki savaşların ve felaketlerin anlatılarak Vatan ve Millet sevgisinin daha iyi kavratıldığını duyuyorduk. Ve sizler geçte olsa bir çok dünya ülkelerinde yapılanın aynısını bize de yaşattırdınız... Ülkemizin aydınlık günlerinin bizleri beklediğini anımsattınız. İşte bununla beraber biz gençler olarak dünyaya bakış açımızı bir an da değiştirdik. Diğer gençlerimizin de bizim gördüklerimizi, hissettiklerimizi, tüylerimizin diken diken oluşunu ve vatan sevgisinin ne olduğunu görmelerini isterim. Güzel yarınlar bizleri bekliyor…….. Ece Seçil AKBAŞ

Bilecik’te Osmanlı’nın kökenine ait kalıntıları ziyaret ettik. Bu gezi sayesinde insan geçmişi-

162

ni daha iyi öğreniyor. Aslında bu geziler tarihimizi öğrenmemiz için büyük şanstı. Bunu da en iyi şekilde değerlendirmeye çalıştık. Akşam ise Bilecik’teki arkadaşlar bize bir eğlence düzenlendiler. Bizlerde bu eğlencede bir katkıda bulunduk. Bilecik’ten sonra Çanakkale’ye gittik. Çanakkale’de herkeste bir hüzün vardı. İnsan kökeniyle ilgili bir iki şey öğrenmesi mutlu ediyor. Kendi benliğimizi daha iyi benimsememizi sağladı. Çanakkale ile ilgili bilgileri bir çok kitaptan okuduk ama insanın o yerleri gözleriyle görmesi ve yakından incelemesi bir başka oluyor. Özge KOVAN

İlk olarak uğranan Bilecik’te Gençlik Merkezi üyelerinin sıcak karşılamasıyla başladı. Bilecik’te bir çok tarihi yer gezildi. Bu yerlerde Osmanlı Devleti’nin yerleşim yerleri hakkında bilgi edinildi. İkinci olarak gezilen yer Çanakkale şehriydi. Orada büyük bir zafer kazanıldığı, Türk askerinin cesurca, mertçe, canını hiçe sayarak düşman ordusuna karşı geldiği bize anlatıldı ve cepheler tek tek gezildi. Rehber öğretmen eşliğinde gezilen bu yerlerde çok ilgi çekici, önceden bilmediğim ve öğrendiğimde de şaşkınlığımı gizleyemediğim şeyler duydum. Murat BAYRAM

Öncelikle bizim gibi gençlere böyle bir fırsat vermenizden dolayı bu uğurda emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Bu gezide vatanımızın hangi zorluklar altında alındığını şahsen gezerek öğrendim. Vatani duygularımız kabardı. “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı” cümlesini artık çok daha iyi anlamaktayım. Karış karış her toprağı gezdik ve üstünde yürümek bile insanı duygulandırmaya yetti. Buram buram tarih kokan topraklarda gezmek çok güzeldi. Keşke her Türk genci bu topraklar da gezebilse… Gerçekten geçmişimden bir kez daha gurur duydum. Tüm şehitleri bir kez daha saygıyla anıyorum. Yaptığınız çalışmaların devamını diler saygılarımı sunarım. Eda Ebru NANECİ

163

şey çok güzeldi farklı şeylerle farklı kültürlerle farklı insanlarla tanıştık. Bize bu geziyi düzenleyen ve emeklerini bizden esirgemeyen sevgi dolu hocalarımıza canı gönülden teşekkür ediyorum. Şerife ŞAHİN

Öncelikle şunu söyleyim. Hayatımda böyle bir geziye hiç gitmedim. İlk defa sizlerin sayesinde gittim. O da en çok istediğim yer ÇANAKKALE. Böyle bir gezi düzenlediğiniz için çok teşekkür ederim. İnşallah bir değil her sene düzenlersinizde her gencimiz orayı gezip görür. Mehmet BAŞKURT

İlk olarak geziyi düzenleyen emeği geçen herkese teşekkür ederim. Gezi çok güzeldi. Bu gezinin bir daha olmasını isterim. Gezide gördüklerimi hayatım boyunca unutmayacağım. Güler KILIÇ

Çanakkale gezisi çok güzeldi. Geziden çok ders aldım. Artık hayatımda bazı değişikler olacak. Metin YÜKSEL

Her gezdiğim ilde gerçekten duygu dolu anlar yaşadım. Bu topraklarımızın ne kadar değerli olduğunu bize sunmuş olduğunuz gezide gördüklerimizle daha iyi anlamışızdır umarım. Gerçekten her

Sevgili hocalarım sizlere çok teşekkürlerimi sunuyorum. Bu gezi hayatımın en güzel günlerini ve en duygulu günlerimi geçirmeme neden oldu. Bu gezide atalarımızın bize sunduğu büyük nimeti fark ettim. Süleyman ŞAHİN

164

Yıl 1945. Arıburnu çıkartmasında (25 Nisan 1915) esir düşern iki Anzak subayından biri, eşi ile birlikte 3o yıl sonra harp ettiği toprakları ziyarete gelir. Çanakkale harp sahaları 1945' de yasak bölgedir. anzak subayı Genelkurmay başkanlığına müracaat ettiğinde onlara yardımcı olan 1915 yılında 57.Piyade alay komutanı Şehit Yarbay Hüseyin Avni beyin oğlu emekli Hv.K.K. Orgeneral tekin ARIBURUNDUR. O günlerde Genelkurmay Başkanlığında hava dairesi komutanıdır. Arıburun okyanusun öbür ucundan kalkıp gelen bu aileye üç gün izin alır. Onlardan tek ricası Çanakkale dönüşü Ankara'ya tekrar gelip bir kahvesini içmeleridir. Babası şehit olduğu zaman sekiz yaşında olan Tekin Paşa, yıllardır baba özlemini içinde taşımaktadır. Anzak subayı üç gün sonra Çanakkale'den, eşi ile Ankara'ya döner. Tekin Paşa onları karşılar ve evine götürür. Salona buyur eder ve ikramda bulunmak için mutfağa gider. herşeyden habersiz olan Tekin Paşa salondan ingilizce "Bu komutan bizi esir almıştı" cümlesini duyar. Salonda Babasının üniformalı ve kalpaklı bir resmi asılıdır. O zamana kadar babasının harp hatıraları hayatta kalan arkadaşları tarafından Tekin Paşa'ya anlatıla gelmiştir. Bunlardan biri de şudur: Çıkartma sırasında esir düşen iki Anzak subayı, 57. Piyade alay komutanının çadırına kadar getirilir. İkisi de tir tir titremektedir. Alay komutanı anzaklardan bilgi alabilmek için onlara ikramlarda bulunur. Üzerlerinde ki tabanca, dürbün, incil vs. eşya alınır. Fakat kendilerine başka hediyeler verilir. Anzaklar'ın titremeleri hala devam etmektedir. O hatıra Tekin Paşa'nın hafızasında canlanır. Hemen salona girer ve bir dolaptan fildişi kaplı incili, tabancayı ve dürbünü çıkararak misafirlere gösterir. İhtiyar anzak "aaa.... eşyalarım" der. Tekin Paşa sorar: "Babamın çadırında neden saatlerce titrediniz?" Misafirin cevabı enteresandır: "Bakın, bugün hayattayım; diğer arkadaşlarımda Avustralya'da yaşıyor. Babanız bize misafir gibi muamelede bulundu. Bugünümüzü ona borçluyuz. Çadırında ki asil muameleden sonra hicap duydum. Bizzat babanıza söyledim. Fakat bizi esir alanlara işaretle anlatmıştım. Şimdi size burada anlatıyorum. Çıkartmadan bir gün önce Limni Adasında bizlere hitap eden ordu komutanı "Sakın Türklere esir düşmeyin ve ölene kadar çarpışın.Çünkü Türkler yamyamdır, sizi yerler" demişti. Bizler de o gün esir düştüğümüzde yenileceğimiz saati beklerken, Türkler tarafından hiç beklemediğimiz centilmenlikle karşılaştık. Ve bu asil bir milleti yakından tanımış ve vatanları için ne büyük fedakarlıklara katlandıklarını görmüş olduk."
165

bütün çabaları. Ve başardılar. Çünkü onlar içlerinden vatan sevgisiyle çıkmışlardı yola. Emindiler, yemin etmişlerdi bu vatanın evlatları olup, bu vatana daha nice Türk evlatları vermeye. Biz de bugün onların, kazanmaya yemin ettiği o toprakları gördük. Çok değişik duygular yaşadık. İnsan hem gururlanıp hem de hüzünleniyor. Bu gezi benim ilk gezimdi. Benim için hem ilk olması, hem de tarihimizi tanımam açısından çok önemli ve çok heyecanlı bir geziydi. Çanakkale’yi ve Çanakkale’de olan savaşları bana anlattıklarında hayal gibi gelirdi bana her şey, bugün bunu yaşadım ve olanların hayal olmadıklarını anladım ve çok duygulandım. Armağan ESGÜN Bu topraklara basabilmek,şehitlerimizin anıtlarını ziyaret etmek benim için şeref ve onur verici olmuştur. En duygu yüklü anlarımı Çanakkale’de yaşadım.Bu geziyi düzenlediğiniz için hepinize candan teşekkür ederim. Bütün Türklerin bütün vatanseverlerin Çanakkale’yi ziyaret etmesini isterim. Sinem YILDIZ Zehra TAŞDELEN

Ey, Koca destanları içinde barındıran kutsal memleket… Sen nasıl bir büyüsün ki ayak bastığım an içimde bir gurur duygusu uyandı. Ve ben bugün bir kez daha Türk olduğum için gurur duydum. Tuğba SARIKAŞ

Canım Vatanım; Senin uğruna,binlerce Türk askeri canını, gözünü bile kırpmadan vermiştir. Taşı toprağı altın olan bu vatana sahip olmaktı

Çanakkale’ye gelmek çok güzel. Tarihimizi yerinde öğrenmek insanı çok duygulandırıyor.

166

Bu gezi sayesinde çok şeyler öğrendim. Türk olduğumdan bir kez daha gurur duydum. Diğer arkadaşlarımın da burayı görmesini çok isterim. Seçkin DELİCİK

Çanakkale’deydik bugün Bir devrin battığı yerde… Atatürk’ün askerlere ölmeyi emrettiği yerde… Türk tarihinin değiştiği yerde… Oraları gezip, gördükten sonra anladım Türk olmanın ne demek olduğunu ve ne kadar önemli bir tarihin bekçileri olduğumuzu Elif Birce ERK

Çanakkale’yi küçüklüğümden beri görmek isterdim. Belgesellerde derslerde gördüğümüz Çanakkale’yi yakından görmek benim için muhteşem bir olaydı. Hayatımın en güzel dört günüydü. Tuğberk AYAROĞLU

Öncelikle bu gezide emeği geçen herkese teşekkür ederim. Bize tarihimizi gösterdiniz. Göstermekle de kalmadınız içimizdeki vatan severliğin bin kat daha artmasını sağladınız. Elfuz ÖZCAN

167

168

169

170

171

172

173

Gençlerimizin; serbest zamanlarında yapmış oldukları sanatsal-kültürel ve sportif etkinliklerini aktif olarak sergilemelerini, milli değerler etrafında toplumla bütünleşmelerini, görev ve sorumluluk duygularını geliştirmelerini sağlamak amacıyla 15-21 Mayıs tarihlerini içine alan haftanın Gençlik Haftası olarak kutlanması 15.4.l983 gün ve 83/6394 sayılı bakanlar kurulu kararı ile uygun görülmüştür.

174

“Gençlik haftası” nedeniyle her ilden 1, KKTC’den 2, engelli gençleri temsilen 4 ve çalışan gençleri temsilen 3 gencimiz Ankara’ya gelmekte, Ankara’ya gelen gençler devlet büyükleri tarafından kabul edilmekte ayrıca başkentteki etkinliklere katılmaktadırlar.

175

176

Gençlik Hizmetleri Dairesi Baþkanlýðý Tel: 0 312 430 33 78 • Fax: 0 312 430 33 79 E-mail: bilgi@genclikhizmetleri.gov.tr URL: http://www.genclikhizmetleri.gov.tr

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->