You are on page 1of 179

Scanned by AKIRAWA

Ursula K. LeGuin YERDENZ


BYCS
Ursula Kroeber LeGuin, 1929'da Kaliforniya'da dodu. Babas
nl antropolog Alfred Kroeber, annesi ise ya-zar Theodora
Kroeber'dir. Raddiff ve Columbia ni-versiteleri'nde edebiyat
eitimi grd. 1950'li yllarda fantastik ykler ve romanlar
yazmaya balad, ancak bunlar uzun sre yaymlanmad. 1962'de
ilk bilimkurgu yks yaymland. Mlksiizler'm yaymland
1974 ylma kadar alt bilimkurgu roman yazd. Bu tarihten
sonra zaman zaman bilimkurgu ykleri yazmakla bir-likte
romanlannda daha ziyade yan gereki/yan fan-tastik temalar
iledi. En nemli bilimkurgu roroanlan arasnda The
Dispossessed (1974; Mlkszler, Metis 1991), The Left Hand of
Darkness (1969; Karanln Sol Eli, Ayrnt 1993), City
oflllusions (1967; Hayaller ehri, mge 1994), Rocannon's
World (1966; Rocan-non'un Dnyas, Metis 1995), Planet
ofExile (Srgn Gezegeni, 1966) ve The Eye ofthe Heron (1978;
Balk-l Gz, Metis 1995) saylabilir. nemli fantastik romanlan ise Threshold (Eik) ve "Yerdeniz. lemesi" ad altnda
toplanan A Wizard of'Earthsea (1968; Yerde-niz. Bycs,
Metis 1994), The Tombs ofAtuan (1971;
Atuan Mezarlar, Metis 1995) ve The Farthest Shore' dr (1972;
En Uzak Sahil, Metis 1995). Yazar yllar sonra yazd
Tehanu'y (1990) "Yerdeniz" dizisinin drdnc ve son kitab
olarak yaymlamtr. Ursula Le Guin, ABD'nin Oregon
eyaletinde, Portland kentinde yayor.

Ursula K.LeGuin

YERDENZ
BYCSU
Yerdeniz lemesi I
ingilizce'den eviren:
DEM ERKAL PEK
METS YAYINLARI

Sz
sessizlikte,
k
karanlkta,
yaam lrken;
bombo
gkyznde
uarken parlar atmaca.
-Ea'nn Yaradl

SSTEK SAVAILAR
BASINI,

frtna ykl Kuzey Dou Denizi'nden bir mil kadar yksee


kaldran tek bir dadan olumu Gont Ada, bycle-riyle nldr.
Gont'un yksek vadilerindeki kasabalarndan, derin ve karanlk
koylanndaki limanehirlerinden. Adalar Diya-r'nn hkmdarlarna
ehirlerde byc olarak hizmet eden veya Yerdeniz'de adadan adaya
byler yaparak dolaan birok Gontlu kmtr. Bazlarnn
anlattma gre bunlarn en by, en azndan en byk gezgini,
yaad devirde hem ejderhalar efendisi hem de Babyc olan
evik Atmaca adnda bir adamm. evik Atmaca'nn hayat hikayesi
gerek Ged'in Kahra-manlklar'nda. gerekse baka arklarda
anlatlmaktadr, ama bu yk, onun nlenmesinden, adna arklar
yaklmasndan nce olanlarn yksdr.

evik Atmaca, Kuzey Yakas Vadisi'nin bandaki dam


ykseklerine kurulu Onakaaa admda bir kyde dnyaya gel-miti.
Bu vadinin ayr ve tarlalar kyn aasndan kademe kademe
denize doru iner. Blgedeki dier kasabalar Ar Neh-ri'nin
kvrmlarna kurulmutur. Kyn yukansnda ise sadece, zirvenin
kayasma ve karma doru, tepe tepe ykselen bir orman vardr.
ocukken tad ad olan Duny, ona annesi tarafndan verilmiti; zaten annesinin ona verebildii, sadece hayat ve ismi
olmutu nk daha evik Atmaca bir yasma varmadan annesi
lmt. Kyn tunustas olan babas pek konumayan, suratsz bir
adamd. Duny'nin alt aabeyi de yaa ondan olduka byk
olduundan, topra ilemek, denizlere almak veya tunustas olmak
iin Kuzey Yakas Vadisi'ndeki baka kasabalara giderek evden bir bir
ayrlmlard. ocuu efkatle yetitirebilecek kimse kalmamt.
Duny bir yaban gibi yetiti; kuvvetli bir ayrk otu; grltc, marur
ve huysuz, boylu poslu, evik bir olan. Kyn teki ocuklar ile
birlikte dere kaynaklarnn zerindeki dik ayrlarda kei otlatyordu
Duny; krkleri harekete geirecek kadar kuvvetlenince de babas onu
kam ve dayakla tun iliinde rak olarak altrmaya balamt.
Ama o pek bir ie yaramyordu. Hep iten kaytanp kayor, ormann
derin-liklerinde dolayor, tm Gont nehirleri gibi hzl ve souk akan
Ar Nehri'nin glcklerinde yzyor, sarp kayalk ve uurumlardan
ormann tepesindeki, Perregal'dan sonra hibir adann var olmad
engin kuzey okyanusunu seyredebilecei zirvelere trmanyordu.
Kylerinde, len annesinin bir kz kardei yayordu. Be-bekken
yaplmas gereken eyleri bu teyzesi yerine getirmiti, fakat kadnn
da kendisine ait ileri vard; Duny kendi basnn aresine bakabilecek
bir duruma gelince de onunla artk hi ilgi-lenmemeye balad. Fakat
bir gn, Duny henz yedi yanda, dnyadaki sanatlar ve gler
hakknda hibir ey bilmeyen cahil bir ocukken, teyzesinin
kulbenin damna kp aaya inmel istemeyen bir keiye syledii
szleri duydu: Kei, teyzesinir

syledii tekerlemeyi dyunca hemen aayp yanma gitmiti Ertesi


gn, Yksek elale'deki ayrlarda, uzun kll keileri ot latrken
Duny anlamm, ilevim ve ne tr szckler olduum bilmeden,
duymu olduu szcklerle onlara seslendi:
Noth hierth malk man hiolk
han merth han!
Duny tekerlemeyi yksek sesle haykrnca keiler ona don
geldiler. Hzla geldiler, hepsi bir arada ve hi ses karmadan Sar
gzlerindeki karanlk yarktan ona baktlar.
Duny gld ve ona keiler zerinde iktidar salayan tekerlemeyi
bir kez daha haykrd. Keiler ona daha da yaklatlar; k tk
etrafm sardlar. Birdenbire Duny keilerin kaln sivri boynuzlanndan, tuhaf gzlerinden ve tuhaf sessizliklerinden rkt.
Onlardan kurtulup kamak istedi. Etrafnda bir yumak olmu keiler
de onunla beraber kotular; sonunda btn keiler, grnmez bir iple
bir araya balanm gibi saldrrcasna kye vardlar, ocuk da
ortalarnda alyor ve bouluyordu. Kyller kei-lere svmek ve
olana glmek iin evlerinden dar frladlar. Aralarndan, olann
teyzesi geldi; o glmyordu. Keilere bir ey syledi ve hayvanlar
byden kurtularak meleip otlamaya baladlar.
"Benimle gel," dedi teyzesi Duny'ye.
Duny'yi, tek basma yaad kulbesine gtrd. Genellikle
buraya ocuklarn girmesine izin vermezdi; ocuklar da buradan
korkarlard zaten. Kulbe alak ve karanlk, penceresizdi; civanperemi, solucan otu ve defne gibi ifal bitkilerden kan gzel
kokularla doluydu. erde teyzesi atein nne bada kurarak oturdu,
dank siyah salarmn arasndan yan gzle olana ba-kp keilere ne
dediim, tekerlemenin ne olduunu bilip bilmediim sordu. Olann
hibir ey bilmedii halde keileri, yanma gelip onu izlemeleri iin
by ile baladm renince Duny' nin, gcn malzemesine sahip
olduunu anlad.
Kzkardeinin olu olarak ona hibir ey ifade etmeyen bu
olana, artk baka bir gzle bakmaya balad. Onu vd ve ona

daha ok holanaca tekerlemeler retebileceini syledi. Bir


salyangozu kabuundan dar baktracak bir szck veya bir ahini
gkyznden aracak bir isim gibi.
"Evet, ret bana o ismi!" dedi keilerin uyandrd korkudan
kurtulup, teyzesinin, ne kadar akll olduu yolundaki vg-leriyle
kaslmakta olan Duny.
Cad kadn "Eer sana retirsem, hibir zaman o szc dier
ocuklara sylemeyeceksin," dedi.
"Sz."

Kadn onun bu istekli cahilliine glmsedi, "yi o halde. Fakat


szn balayacam. Ben tekrar znceye kadar dilin balanacak,
sana rettiim sz baka birinin duyabilecei bir yerde
syleyemeyeceksin. Sanatmzn srlarm saklamamz gerek."
"yi," dedi olan. nk arkadalarmn bilmedii ve yapmad
eyleri bilmek ve yapmak dncesi houna gittiinden, srr oyun
arkadalarna sylemeye hi niyeti yoktu.
Teyzesi dank sam arkasna toplayp elbisesinin kemeri-ne
dm attktan sonra tekrar bada kurup atee avu avu yaprak
atarken, o, kprdamadan oturdu. Bylece ateten kan duman yaylp
kulbenin karanlm doldurdu. Kadn ark sylemeye balad. Sesi
zaman zaman deiiyor, ykselip alalyor-du; sanki baka bir ses
onun iinden ark sylyormu gibi. ark srd de srd, ta ki olan
uyank m, uyuyor mu olduu-nu anlayamayacak hale gelinceye
kadar. Tm bu sre iinde de cadnn hi havlamayan yal siyah
kpei, dumandan kanlanan gzleriyle olann yannda oturdu. Sonra
cad kadn, Duny'ye anlamad bir dilde konutu; sihir ocuu
etkisine alp onu ses-sizletirinceye kadar da, ona baz tekerlemeleri
ve szleri birlikte syletti.
"Konu!" dedi, tlsm denemek iin.
ocuk konuamad ama gld.
O zaman teyzesi ocuun gcnden biraz korktu nk b
yapabildii en gl byyd: Sadece konumasn denetim alt na
almaya ve onu susturmaya deil, ayn zamanda, sihir sanatn da
hizmette bulunmas iin onu kendisine balamaya almt
10

By onu balad halde ocuk yine de glebilmiti. Kadn bir ey


sylemedi. Duman dalncaya kadar atein zerine su dkt ve imesi
iin olana su verdi. Odann havas temizlenip ocuk tekrar
konumaya balaynca ona, ahinin arldmda gelmesi-ni salayan
asl ismini retti.
Bu, Duny'nin tm hayat boyunca izleyecei byclk yolundaki, bir glgeyi avlamak iin denizde ve karada, lm kral-lnn
ksz kylarna kadar kovalad yoldaki, ilk admyd.
ahinleri adlaryla ardmda, havadan kendisine doru
alaldklanni ve prenslerin avc kular gibi bileine imek kanatlaryla konduklarm anlad zaman, dier isimlerin alm
duyarak teyzesine gidip atmacann da, balk kartalnn da, kartaln da
isimlerim renmek istedi. Gcn szcklerim renebilmek iin
cadnn kendisinden istedii hereyi yapt; rendikle-rinin hepsi
yapmas veya bilmesi ho eyler olmasa da, rettii hereyi rendi.
Gont'ta bir sz vardr: Bir kadn bys kadar zayf. Bir sz daha
vardr: Bir kadn bys kadar habis. Onak-aaa'n cads kara
byc deildi; Kadim Gler'le bir alverii olmam, yksek
sanatlarla da hi uramamt; ama cahil insanlar arasnda yaayan
cahil bir kadn olarak yeteneim, sk sk aptalca ve belirsiz amalara
harcyordu. Gerek byclerin bildii, yolunda hizmet verdii ve
bylerim gerekten gereksinim duyulmadan kullanmalarm
engelleyen Denge ve Dzen hakknda hibir ey bilmiyordu. Onun her
durum iin bir bys vard ve srekli tlsmlar yapyordu. Bilgilerinin
ou, be para etmez birer hileydi; ayrca gerek byy, sahte
byden ayramyordu. Bir sr hastalk tanyordu; belki de hasta
etmekte, iyi etmekten daha ustayd. Birok ky cads gibi ak iksirleri
kay-natabiliyordu; ama daha baka, daha irkin iksirleri de vard, erkeklerin kskanlk ve nefretine yarayan. Fakat bu tr almalar gen
randan uzak tutuyor, ona, elinden geldiince drst bir sanat
retmeye alyordu.
lk balarda Ged'in byclk sanatndan ald tm zevk
ocukayd; bu sanatn ona verdii, hayvan ve kular etkileme-sine
yarayan g ve bunlarn bilgisiydi. Tm yaam boyunca da
11

bundan hep zevk ald. Onu sk sk yksek ayrlarda, etrafnc yrtc


kularla gren dier ocuklar, ona evik Atmaca ad takmlard;
gerek isminin bilinmedii daha sonraki yaamnc gndelik isim
olarak tad bu ismi de bylece edinmi oldu.
Cad kadn; bir sihirbazn insanlar zerinde edinebilec byk gc,
erefi ve zenginlii anlattka, Duny daha yar;
bilgiler edinmeye koyuldu. ok abuk reniyordu. Cad <
vyordu; kyn ocuklar ise ondan korkmaya baladlar. K dii de,
ksa bir sre sonra, insanlar arasmda nemli biri olac na emindi.
Bylece on iki yasma kadar cadyla, kelime keli by by,
almaya devam etti ve kadnn bildii eylerir unu rendi. Cad
ona bulma, balama, onarma, ama ve ya karma tlsmlaryla ilgili
ve ifal otlar ve tedavi konu btn bildiklerim retti. Halk
airlerinin ykleri ve B Kahramanlklar hakknda bildii hereyi ona
syledi; rel olan sihirbazn kendisine rettii Gerek Lisan
szcukle da Duny'ye retti. Ayrca Duny, Kuzey Yakas Vadisi'n
Dou Ormani'nda, bir kasabadan bir kasabaya gezen ikli ve gezgin
hokkabazlardan, eitli numaralar, akalar ve gi tlsmlar renmiti.
ite, bu hafif tlsmlarn birinin say< iindeki byk gcn varlm
kantlad.
O gnlerde Kargad mparatorluu glyd. mpan Kuzey
ve Dou Uyreleri arasnda kalan drt lkeden Karego-At,
Atuan, Hur-at-Hur, Amini. Buralarda konu' Adalar Diyar'nda
veya dier Uyreler'de konuulan hi< benzemez; buralarn
insanlar da, kann renginden ve yar terin kokusundan
holanan, beyaz tenli, sar sal, vah:
insanlardr. Bir yl nce krmz yelkenli gemilerden olu larnn
byk gcyle aknlar yaparak, Torikles ve gl olan
Torheven'e saldrmlard. Bu olayn haberi kuzey kadar geldi
fakat Gontlu hkmdarlar kendi korsan megul olduklarndan
dier lkelerin kederlerine pek mediler. Derken Spevy de
Karglar'n eline dt, ya yakld ykld, halk esir alnd; yle ki
buras hala bir tindedir. Karglar zafer tutkusuyla Gont'un yanma
kad

12

otuz byk gemiyle, bir ordu halinde Dou Limani'na ili


Savatlar, ehri aldlar ve yaktlar. Gemilerim Ar Nehri'nii znda
koruma altnda brakp, nlerine kan hayvanlar v sanlar
keserek, yamalayarak, ykarak Vadi'den yukar k ilerledike
gruplara ayrldlar; her grup caninin ektii yere Bunlarn
ellerinden kaanlar, zirvedeki kyleri uyardlar. bir sre sonra da
Onakaaa'taki insanlar, douda, gkler rartan dumanlar
grd; o gece Yksek elale'ye trman aaya, ince bir sis
tabakas altnda kalm, hasata hazrke tuturulmu tarlalardaki
yangnlarla yol yol krmz grner di'ye; alev alev dallarda
kzaran meyvalaryla yanm m bahelerine; iin iin yanan
harap iftlik evlerine baktlar.
Kyllerin bir ksm, koyaklardan kap ormana gizi bir
ksm hayadan pahasna savamak iin hazrland; bir l blm
ise hibir ey yapmadan atlar yakmaya balad. kaanlar
arasndayd. Kapperding Uurumu'nda bir mas gizlenip,
maarann azm da bylerle mhrledi. Duny'nii bas, yani
tunustas, kalanlar arasndayd; elli yldr al tun ocam terk
etmemiti. Btn gece boyunca, elinde '. bulunan madeni,
mzrak ucu haline getirmek iin dverek (, ti. Dierleri de
onunla birlikte bu ular krek ve apalarn larma -yuva ap
adam gibi vidalayacak vakit olmadn balayarak altlar.
Kyde avlanmak iin kullanlan okla ve baklardan baka silah
yoktu; nk Gont'un dalarnd;
ayan halk sava deildir; onlar savalaryla deil, kei
szlar, deniz korsanlar ve bycleriyle nldr.
Gnein domasyla beraber adann ykseklerine, ou
sabahnda olduu gibi, kaln, beyaz bir de sis kt. Onal a'n
kulbe ve evleri arasndaki sokaklarda, kyller ol yaylar ve
yeni yaplm mzraklanyia, Karglar'n uzakta m knda m
olduunu bilemeden, sessizce, hepsi de ekilleri, v lklar ve
tehlikeleri onlardan gizleyen sisin iine bakarak, b yorlard.
Duny onlarn yanndayd. Btn gece atei hav besleyen tun
ocann krnde, kei tulumundan yap krn saplarm
indirip kaldrarak almt. imdi ise kc
13

yapm olduu iten dolay ylesine aryor ve titriyordu ki, setii


mzra elinde tutamyordu. Nasl savaacana, kendisine veya
kyllere nasl yardmc olacana bir trl akl ermiyordu. Ya daha
henz bir ocukken, Kargl'nn birinin mzrana sapla-np da lrse
diye endielenmeye balad: Ya gerek adm, erkeklik adm
renmeden karanlklar lkesine giderse. Souk sisin neminden
slanm clz kollarna bir bakt; kuvvetsizliine hiddetlendi;
kuvvetinin snrlarm biliyordu, iinde bir g vard. Bir de nasl
kullanldm bilse; bildii tm sihirler iinder kendisine ve
beraberindekilere bir stnlk, en azndan bir an;
salayabilecek hileler arad. Fakat g, sadece ihtiya olduun da
ortaya kmaz: Bilgi de olmas gerekir.
Sonunda berrak gkyznn zirvelerinde, tm plakl il
parlayan gnein scakl altnda, sis dalmaya balad. Sis ti reket
edip byk kmeler ve dumanl huzmeler halinde aralar dika,
kyller bir grup savann dadan yukar doru kma! ta olduunu
grd. Karglar tuntan balklar ve baldr zrhla kaln deriden
gslkler, tahta ve tuntan kalkanlar ile korum yor; kl ve uzun
Karg mzraklar tayorlard. Ar'in derin ki) sndan dolana dolana,
bbrlenerek, grltyle, dank bir s halinde, beyaz yzlerinin
seilebilecei kadar yakma geldil< Birbirlerine seslenirken
kullandklar anlalmaz szckler duyuluyordu. Bu aknc birlikte
yz kadar adam vard, ok c il; ama kyde yalnzca on sekiz adam ve
olan vard.
ite o anda ihtiya bilgiyi ard: Duny, Karglar'n nc uzanan
yolun zerindeki sisin incelip, daldm grnce, ^ rarlanabilecei
bir bys olduunu fark etti. Olan rak c rak almaya alan
Vadi'deki yal bir iklimci, ona birka tli retmiti. Bu numaralardan
birine, sisrme deniyordu; bu b bir yerde, belli bir sre iin sisi bir
arada tutan birletirici bir yyd. Bu tlsmla, gzba konusunda
yetenekli bir kii, sisi sre dayanp sonra dalan, hayalete benzeyen
ekillere ok;
lirdi. Olann bu yetenei yoktu, zaten onun niyeti de baka ayrca
byy kendi amac iin kullanabilecek gc vard. bk abuk ve
yksek sesle kyn snrlarm izen yerlerin i;
14

lerini syledikten sonra sisrme bysn tekrarlad; fakat bu


bynn arasna, gizleme bysnn szlerim de katt ve en so-nunda
byy harekete geiren szc haykrd.
Tam bysn bitirmiti ki, arkasndan gelmekte olan babas
kafasna hzl bir amar indirip onu yere serdi. "Adam gibi dr salak!
Sylenmeyi brak. Eer dvemeyeceksen git de saklan!"
Duny ayaa kalkt. Artk Karglar'n kyn snrna, sepicinin
bahesinin kysndaki ulu porsukaacnn yanma kadar gelmi
olduklarm duyuyordu. Sesleri ve silahlarnn sakn net-lemiti;
fakat yine de grnmyorlard. Sis, kyn zerinde yo-unlamt,
, insann kendi ellerini gremeyecei kadar zayflatyor, etraf
bulanklatnyordu.
"Hepimizi sakladm," dedi Duny, ask bir yzle. Babasnn
vurduu yer aryordu nk; sonra ift ynl yapt by de gcn
kurutmutu. "Elimden geldii kadar bu sisi burada tutacam. Syle
brlerine, onlar Yksek elale'ye doru eksinler."
Tunustas bu garip ve nemli siste bir hayalet gibi duran o-luna
bakt. Duny'nin sylemek istediini anlamas bir dakikasn ald, ama
anlar anlamaz hemen brlerim bulup ne yapmalar gerektiini
bildirmek iin -kyn her kesini bucam ezbere bildiindensessizce kotu. Karglar bir evin damm tututurun-ca, gri siste, bir de
krmz bir leke yaylmaya balamt. Fakat Karglar hala kye
girmemilerdi; sisin, ganimetlerim ve avlarm tm plaklyla gzler
nne serecek lde dalmasm bekliyorlard.
Evi yaklan sepici, Karglar'n burunlarnn dibine, dzenli bir
ekilde glgeden kp barp tekrar glge iinde kaybolmalar iin
birka olan yollad. Bu arada adamlar bahe parmak-lklarmn
arkasndan emekleyerek, evden eve koarak dier ynden Karglar'a
yaklamlar, bir yumak halinde duran savalara ok ve mzraklarla
saldrmlard. Karglar'dan biri, daha yeni dvlm scak tuntan
mzran boydan boya vcudunu delip gemesiyle yere dt. Bir
ksm da okla vuruldu, ama hepsi de ok sinirlenmiti. O zaman onlar
da sisin iindeki elimsiz sal-drganlarna kar saldrya getiler; fakat
karlarnda sadece
15

seslerin yankland bir sis ktlesi buldular. nlerindeki sisi, byk,


tyl ve kanl mzraklaryla delerek sesleri izlediler. Cadde boyunca
bara ara ilerlediler. Bo evler ve kulbeler, kpr kpr gri sisin
iinden belirip belirip kaybolurken, kyn iinden geip gittiklerim
anlamamlard bile. Kyller etraf ok iyi tandklarndan, ou nde
dank bir ekilde kouyor lard. Fakat bazdan, olan ocuklar ve
yallar yavat. Karg lar'n ayaklar bunlara taklnca, sava lklar
atarak ya mz raklarn ektiler ya da kllaryla detiler. Atuan'n
Beyaz Kai de Tanrlarinin isimlerini haykrdlar:
'"SVuluah! Atwahi"
Gruptakilerin bir ksm, ayaklarmn altndaki topran se
letiini fark edince durdu, fakat dierleri hemen burunlarn dibinde
ilerleyen lo ve titrek ekilleri izleyerek hayalet k;
aramak iin yollarna devam etti. Tm sis, drt bir yandan ka< an,
titreyen, solan ekillerle canlanm gibiydi. Bir grup Kai hayaletleri
dosdoru Ar'n kaynaklarnn bulunduu uurum l nanna. Yksek
elale'ye doru kovalad, izledikleri ekiller, c lerindeki bolua
doru kap, incelmekte olan sisin iinde ki boldular. Onlar
izleyenler, lklar atarak nce sisin, ardnc da aniden beliren gne
nn arasndan, otuz metre aa kayalarn arasndaki s gllere
dt. Onlarn ardndan gelip dmemi olanlar, uurumun kenarnda
durup, sesleri dinledi
O zaman Karglar'n iine bir endie dt; bu acaip s kylleri
deil, birbirlerini aramaya koyuldular. Tepenin old tarafta bir araya
geldiklerinde, yine de aralarmda, arkadan k( gelip baklayan ve
sonra tekrar yok olan, hayalete benze baka ekiller vard. Karglar
birden bire gri renkli kr siste) kip da sabah gnei altnda plak ve
parlak duran nehri ve yn altndaki koyaklar grnceye kadar,
yokuaa, de l ve sessizce komaya baladlar. Sonra durdular,
bir araya g ler ve geriye baktlar. Dalgalanan ve kvrlan gri bir duvar
} te yannda, gerisindeki hereyi saklayarak, bombo duruy
Duvardan ise sadece, geride kalm, uzun mzraklar omuz dan
sallanan bir iki arkadalar, tkezleyerek saldrrcasna
16

Arkalanna bile bakmadan gittiler. Hepsi bu byl yerden uzak-lara,


aaya indi.
Bu savalar, Kuzey Yakas Vadisi'nin daha aalarnda savatan
nasiplerini aldlar. Ovark'tan kyya kadar uzanan Dou Orman
kasabalarmdaki adamlar toplanarak, Gont'u istila edenle-re kar
savamaya gitti. Gruplar halinde dalardan aaya indiler; o gn ve
ertesi gn Karglar Dou Limani'nn stndeki kum-sallara kadar geri
pskrtld. Buraya vardklarmda gemilerinin yaklm olduunu
grdler; bunun zerine srtlarm denize vere-rek, hepsi lnceye
kadar savaa devam etti. Armouth'n kumlan, gelgit temizleyinceye
kadar, kanla kahverengiye boyand.
Fakat, o sabah Onakaaa kynde ve Yksek elale'de nemli
gri sis, bir sre daha asl kaldktan sonra aniden dald ve eridi gitti,
insanlar, orada burada, sabahn rzgarl parlakl-nda kalakaldlar ve
merakla evrelerine bakmdlar. Burada, kanlar iinde, dalm uzun
sar salaryla l bir Karg yatyordu; orada ise dv srasmda bir kral
gibi lm olan sepici.
Kyde, atee verdikleri ev hala alev alevdi. Sava kazandklarndan, evi sndrmek iin kotular. Sokakta ulu porsukaac-nin
yannda, tunustasnn olu Duny'yi tek basma, yaralanmam ama
afallam biri gibi sessiz ve aptal aptal dururken buldular. Yapm
olduu eyin farkndaydlar; onu babasnn evine gtrdler, cady
maarasndan kp canlarm ve mallarm kurtarm olan bu delikanly
kurtarsn diye armaya gittiler. Karglar tarafndan sadece drt kii
ldrlm ve bir ev yaklmt.
Olan silahla yaralanmamt ama ne yemek yiyebiliyor, ne
konuabiliyor, ne de uyuyabiliyordu; kendisine sylenen szleri
duymuyor, kendisin! grmeye gelenleri grmyor gibiydi. O yrelerde, onu hasta eden eyden kurtaracak kadar byden anlayan biri
yoktu. Teyzesi "gcnden fazlasn harcad," dedi, ama ona yardm
edecek bilgisi yoktu.
O, bu ekilde karanlklar iinde sessiz yatarken, bir sis re-rek bir
sr glge sayesinde Kargl cengaverleri korkutup karan delikanlnn
yks, tm Kuzey Yakas Vadisi'nde, Dou Ormam'nda, yksek
dalarda, dalarn ardnda, hatta Gont'un
17

Byk Limani'nda bile anlatld. Bylece Armouth'daki kymn


beinci gnnde Onakaaa kyne bir yabanc geldi: Ba
ak, pelerinli, kendi boyunda mee bir asa tayan, ne gen ne
yal bir adam. ou insan gibi Ar yolundan karak deil, daha yksek dalardaki
ormandan inerek geldi. Onun bir byc olduunu hemen anlayan kyn kadnlar,
adam dertlerine deva olabileceini syleyince, onu doruca tunustasnn evine
getirdiler. Olann babas ve teyzesi dnda herkesi dar karan , Yabanc, sadece,
karanlklara dalm gzlerle yatan Duny'nin karyolasnn zerine eilip, elini
olann anlna koyup, dudaklarina bir kez dokundu,
Duny, etrafna baknarak yava yava doruldu. Ksa bir sre sonra da konutu;
kuvveti ve alk hissi geri gelmeye balad, Ona yemesi ve imesi iin bir eyler
verdiler. Kara gzlerim yabancdan alamayan Duny, tekrar yatt.
Tunustas, yabancya, "Sen pek yle sradan bir adama benzemiyorsun,"
dedi.
|
"Bu ocuk da sradan bir adam olmayacak," diye cevap verdi dieri. "Onun
sis ile yapt kahramanlklar, yaadm yer olan Re Albi'ye kadar geldi.
Buraya ona adm takmaya geldim, tabii eer dedikleri gibi henz erkeklie
adn almadysa."
Cad tunustasna, "Enite, bu adam mutlaka Re Albi By-cs Sessiz
Ogion'dur; zelzeleye dizgin vuran adam..." diye fsldad.
"Beyim," dedi byk isimlerden ekinmek gibi bir huyu olmayan
tunustas, "nmzdeki ay olum on yanda olacak ama biz Gei'i, bu k,
Gndnm elentilerinde gerekletirmeyi dndk."
"Brakn bir an nce bir ismi olsun," dedi byc, "nk bir isme ihtiyac
var. imdi baka bir iim var, fakat sizin setiiniz gn geri geleceim. Ondan
sonra giderken, eer uygun g-rrseniz onu da yanmda gtreceim. Eer
uygun olduunu ka-mtlayabilirse, onu ram olarak yanma alacam veya
yete-neklerine gre eitilmesini salayacam. Byc olarak domu birinin
aklm karanlkta brakmak tehlikelidir."
18

Ogion ok kibar ama kesin bir tarzda konuuyordu; dikkafah tunustas btn sylediklerim kabul etti.
Olann on yam doldurduu gn, daha parlak yapraklar
aalarn dallarndan dmeden, sonbaharn gzelliklerinin yeni yeni
yaanmaya balad gnlerde, Ogion Gont Da'ndaki ge-zilerinden,
kye geri dnd; bylece Gei treni yapld. Cad olandan,
annesinin ona bir bebekken vermi olduu Duny ismi-ni geri ald.
ocuk isimsiz ve plak olarak yksek uurumlarn dibinden fkran
Ar'n souk kaynaklarna girdi. O suya girerken, gnein nnden su
bulutlar geti ve glckte ocuun etrafndaki sularn zerinde byk
glgeler kayp oynat. ocuk bu canl ve ivi gibi suda, souktan
titrese de, davranmas gerektii gibi, yavaa ve dimdik yryerek
kar kyya geti. Kyya gelince, kendisini beklemekte olan Ogion
elini uzatt ve olan kolundan kavrayarak ona gerek ismini fsldad:
Ged.
Bylece ad, glerin kullanm konusunda ok zeki olan birisi
tarafndan taklm oldu.
Daha elentilerin bitmesine ok varken; daha btn kyller bol
yiyecek ve iecek bira ile Vadi'den gelen bir okuyucunun syledii
Ejderha Efendilerinin Kahramanlklar trklerim dinleyerek
elenirken, byc alak sesle Ged'e "Haydi olum. Ky halkyla
vedala, brak onlar elensinler," dedi.
Ged, babasnm kendisi iin yapt tun bak, sepicinin ka-nsnn
ona gre diktii deri bir kaban ve teyzesinin onun iin tl-smlad
akaaatan bir bastondan ibaret olan eyasn ald. Pantolonu ve
gmleinden baka, btn sahip olduu eyler bunlard. Hepsiyle
vedalat; dnyada tanm olduu tm insanlarla. Nehrin
kaynaklarnn yukarsnda, uurumun altma dalm kye bir kez
bakt. Sonra yeni ustasyla, bu dalk adann dik ormanlar, aydnlk
sonbaharn yapraklar ve glgeleri ara-sndan yola koyuldu.

19

11 GLGE
GED,

byk bir bycnn ra olarak, hemen gcn smna


erip, ona hakim olacam sanmst. Hayvanlarn dillerini, ormanm yapraklarnn sylediklerim anlayacam sanmt; szyle
rzgar etkileyeceim, istedii her kla gireceim... Belki de
ustasyla beraber Re Albi'ye gitmek iin geyik olup koacak veya kartal olup dalarn stnden uacaklarda
Fakat hi de yle olmad. nce Vadi'den aa, sonra da
yava yava da dolanarak, gneye ve batya doru, kk
kylerde kendilerine sunulan yerlerde ya da doann koynunda
ge-celeyerek dolatlar; yoksul gezgin sihirbazlar, tamirciler
veya dilenciler gibi. Hi de yle gizemli yerlere gitmediler. Hibir
ey olmad, ilk balarda Ged'in sabrsz bir korkuyla bakt bycnn mee asas, anlalan yrrken kullanmak iin
yaplm
20

salam bir bastondan baka bir ey deildi. Aradan gn geti, drt


gn geti, yine de Ogion, Ged'in grd kadaryla ne bir byclk
yapt, ne de ona bir tanecik isim, tek bir rn veya tlsm retti.
Ogion ok sessiz bir adam olduu halde, son derece yumuak ve
sakindi; yle ki sonunda Ged ona kar duyduu korkuyu yenerek,
birka gnde ustasna "Benim raklm ne zaman balayacak acaba?"
diye sorabilecek kadar cesaretlendi.
"Balad," dedi Ogion.
Sanki Ged'in syleyecek bir eyi varm da syleyemiyor-mu gibi
bir sessizlik oldu. Sonra syledi: "Ama daha hibir ey renmedim!"
"nk benim ne rettiimi henz kefedemedin," diye cevap
verdi byc, Ovark ve Wiss arasndaki yksek geitte yo-luna kararl
ve byk admlarla devam ederek. ou Gontlu gibi esmer bir adamd,
koyu bakr renginde; gri sal, bir taz kadar ince, dayankl ve
yorulmak bilmez. Seyrek konuur, az yer ve daha da az uyurdu.
Gzleri ve kulaklar ok keskindi; yznde her zaman, bir eyleri
dinliyormu gibi bir ifade tayordu.
Ged ona cevap vermedi. Bir bycye cevap vermek her zaman o
kadar kolay deildir.
"Tlsmlar yapmak istiyorsun," dedi Ogion, byk admlarla
yrrken. "O kuyudan ok su ektin. Bekle. Erkeklik, sabretmek
demektir. Ustalk ise dokuz kez sabretmek demektir. Yolun kenarndaki
o ot nedir?"
"Samaniei."
"Ya bu?"
"Bilmiyorum."
"Ona drtyaprak derler." Ogion asasnm bakr uunu clz otun
dibine batrarak durmutu, bylece Ged bitkiye yakndan bakt;
bitkiden kuru bir tohum zarf kopard ve Ogion baka bir ey
sylemedii iin sonunda sordu: "Ne ie yarar Usta?"
"Bildiim kadaryla hibir ie."
Yola devam ederlerken Ged tohum zarfm elinde tutuyordu, sonra
frlatt att.
21

"Drtyapra her mevsimde, yaprayla, ieiyle, kkyle,


kokusundan, grnnden ve tohumundan tanyacak hale gelince, o
zaman gerek ismini renebilirsin; varlnm ne oldu-unu
kavradn iin. Bu da kullanmm bilmekten daha nemlidir. Sonu
olarak, sen ne ie yaryorsun? Ya da ben? Gont Da bir ie yarar m?
Ya da Ak Deniz?" Ogion yarm mil daha gittikten sonra nihayet
"Duyabilmek iin susmak gerekir," dedi.
Olan kalarm att. Aptal yerine konmaktan holanmyordu.
Sonunda Ogion ona bir ey retmeye raz olur umuduyla,
ierlemesini ve sabrszlm bastrarak, itaatkar olmaya alt. Bir
eyler renmek ve g kazanmak iin byk bir alk duyuyordu.
Yine de ona, bir ifal ot toplaycs veya ky sihirba-zyla yrseydi
daha ok ey renirdi gibi gelmeye balad. Ve da dolanp batya,
Wiss'ten sonraki ssz ormanlarn ilerine doru gittike, bu byk
Byc Ogion'un byklnden ve sihrinden gitgide daha ok
kukulanmaya balad. nk yamur yadnda Ogion, her basit
iklimcinin bildii, frtnay uzaklatrmaya yarayan bylerden birisini
bile yapmad. Enla-des ve Gont gibi sihirbaz bol lkelerde, yamur
bulutlarnn bir tlsmdan bir tlsma ilerleyerek, sonunda ykn
huzur iinde denize boaltncaya kadar, yava yava bir yandan bir
yana, bir yerden bir yere hareket ettiini grebilirsiniz. Oysa Ogion
yamurun yaaca yere yamasna izin veriyordu. Ogion byk bir
kknar aac bulup altna uzand. Ged ie sular szlen allarn
arasna slak ve mutsuz kvrld; gce sahip olup da onu kullanmayacak kadar akll olmann ne ie yaradm merak etti ve Vadi'deki iklimcinin yanma, en azndan kuru yerde uyuyabilecei bir
yere rak gitmi olmay diledi. Dncelerinin hibirini aklamad.
Bir tek sz sylemedi. Ustas glmsedi ve yamur altnda uykuya
dald.
Gont tepelerine ilk karn dmeye balad Gndnm'ne
doru, Ogion'un ky Re Albi'ye vardlar. Overfeil'in yksek
kayalannn kysna kurulmu olan kasabann ad ahin Yuvas
anlamna geliyordu. Aaya baknca insan, derin krfezi, Gont
Limani'nn kulelerim, krfezin azndan Armed Kayalklar ara22

sndan gemilerin giri klarm grebiliyordu. Deniz zerinden iyice


batya baknca, Adalar'n en dousundaki ada olan Ora-nea'nn mavi
dalar da seilebiliyordu.
Bycnn evi, bir ate ukuru yerine oca ile bacas olan
ahaptan salamca yaplm byk bir ev olduu halde, Onaka-aa
koyunun kulbelerine benziyordu: Bir kesine keiler iin de yer
ayrlm, bir tek odadan ibaretti. Odann bat duvarnda, Ged'in yatt
bir girinti vard. Ot iltesinin zerinde, denize bakan bir pencere vard;
fakat klar batdan ve kuzeyden gelen kuvvetli rzgariara kar
kepenklerinin genellikle kapal olmas gerekiyordu. Ged k, evin
karanlk scanda, dardaki yamurun ve rzgarn sesini veya karn
sessizliim dinleyerek ve Hard dilinin Alt Yz Rn'n yazmay ve
okumay renerek geir-di. Ged bu bilgileri renmekten ok
mutluydu; nk bunlar bilmeden tlsm ve bylerin sadece
ezberlenmesi, insana tam anlamyla bir ustalk kazandrmyordu.
Adalar Diyan'nm Hard dili, dier dillerden farkl olarak byl bir
gce sahip olmad halde, kkleri varlklarn gerek adlarm aldklar
Kadim Lisan'a dayanyordu. Bu lisan anlamak iin de, dnya adalar
ilk olarak denizden ktklar zaman yazlm olan Rnlerle ie
balamak gerekiyordu.
Hala, hibir by, hibir olaand olay grmemiti. Btn k
boyunca Rn kitabinin ar sayfalarnn kantrlmasndan, yamur ve
karn yamasndan baka hareket olmamt. Bir de Ogion, buz gibi
havalarda yapt orman gezilerinden veya kei-lerinin bakmndan
dner, izmelerindeki kan silkip sessizce atein karsnda otururdu.
Bycnn, uzun ve dinleyen sessizlii oday ve Ged'in aklm
doldururdu, yle ki bazen kelimelerin nasl sylendiklerini unuttuunu
zannederdi Ged; en sonunda Ogion konusunca, ona, szckleri Ogion
hemen o anda, ilk kez icat ediyormu gibi gelirdi. Yine de syledii
szler, yle nemli konularda olmazd da ekmek, su, hava ve uyku gibi
basit eyler olur-du.
Canl ve parlak bahar aylar gelince, Ogion Ged'i, sk sk Re
Albi'nin yukarlarmdaki ayrlardan ifal otlar toplamaya yollad
23

ve btn gnn yamur suyuyla dolmu derelerin kenarlarmda,


ormanlarda ve gne altndaki slak yeil tarlalarda gezerek geirmesi iin serbest brakarak, istedii kadar oyalanabileceini
syledi. Ged her ef erinde sevinle gidip aksama kadar darda kald,
fakat ifal otlar da tmyle akhndan karmad. Trmanrken,
gezerken, sularda ve amurlarda yrrken, kefederken, bir yandan da
otlara dikkat ediyor ve eve hep biraz ot gtryordu. Bir gn 'kutsal
beyaz' denen bir iein bol bulunduu iki dere arasnda kalan bir
ayrla geldi; bu iekler nadir bulundu-undan ve ifaclar bunlara
deer verdiinden, ertesi gn de ayn yere gitti. Ondan nce bir
bakas oraya gelmiti bu kez; daha nce grm olduu bir kz; Re
Albi Lordu'nun kz. Ged onunla ko-numayacakt ama kz Ged'e
doru gelip, onu tatl tatl selamlad "Seni tanyorum, sen evik
Atmaca'sn, bycmzn evlatl Bana byclk hakknda bir
eyler syler misin?"
Ged kzn beyaz eteklerinin sprd beyaz ieklere bak ti; ilk
balarda utand, suratm ast ve zar zor cevap verdi. Faks kz, yava
yava onu da rahatlatan umursamaz, srarl ve a szl bir ekilde
konumaya devam etti. Aa yukar onun ya;
larnda, uzun boylu, neredeyse beyaz tenli denecek kadar solgu bir
kzd. Kyde, annesinin Osskil veya yle yabanc bir adadz gelmi
olduu syleniyordu. Sa dmdz, siyah bir elale gi omuzlarna
dklyordu. Ged kz ok irkin buldu ama konu tuka, giderek
artan bir arzuyla onu mutlu etmek, onun takdiri kazanmak istedi. Kz
Ged'e, Kargl savalar yenmelerine n den olan sis ile yapt
numaralarn tm yksn anlattn ok arm ve takdir etmi gibi
dinledi ama hi onu ven sc ler sylemedi. Bir sre sonra da baka bir
dala atlad: "Hayvs lan ve kular arabilir misin?" diye sordu.
"arabilirim," dedi Ged.
ayrn yukansndaki uurumda bir ahin yuvas oldu
biliyordu; kuu adyla ard. Ku geldi ama koluna konmi belli ki
kzn varlndan rkmt. Bir lk att, izgili ge kollaryla havay
dvp gklere ykseldi.
"ahinin gelmesini salayan bu tr ef unlara ne diyo
24

nuz?"

"ar bys."
"llerin ruhlarm da, sana gelmeleri iin arabilir misin?"
Ged, kz bu soruyu sorunca, ahin tam anlamyla onun arma
itaat etmedii iin, kendisiyle elendiim dnd. Kzn kendisiyle
elenmesine izin veremezdi. "Dilersem arabilirim," dedi sakin bir
sesle.
"Ruhlar armak zor ve tehlikeli deil midir?"
"Zor olmasna zor. Tehlikeli mi, bilemem." Omuzlarm silk-ti.
Bu kez kzn gzlerinde bir takdir izi olduuna, hemen hemen
emindi. "Bir ak efsunu yapabilir misin?"
"O ustalk isteyen bir ey deil ki."
"Doru," dedi kz " her ky cads bunu yapabilir. Dnm
byleri yapabilir misin peki? Byclerin grntlerim deitirdiklerim sylyorlar, sen de yapabilir misin?"
Bir kez daha kzn, soruyu alay etmek iin sorup sormad-na
emin olamad; bir kez daha, "dilersem yaparm," diye cevap verdi.
Kz, kendisini diledii herhangi bir eye evirmesi iin -ister bir
ahine, ister bir boaya, ister atee, isterse de bir aaca-yalvarmaya
balad. Kz ustasnm kulland, ksa, gizemli szlerle atlatt; fakat
kz onu tatl szlerle kandrnca, aka reddetmeyi bilemedi. Ayrca
kendisi de atp tuttuklarna inanp inanmadm pek bilemiyordu.
Ustas bycnn onu evde beklediim syleyerek kzdan ayrld ve
ertesi gn ayra gitmedi. Fakat bir gn sonra kendi kendine, aan
ieklerden biraz daha toplamas gerektiin! syleyerek, bir kez daha
gitti. Kz oraday-d; birlikte kutsal beyaz tomurcuklar toplayarak
amurlu imlerin zerinde yalnayak kotular. lkbahar gnei
parlyor, kz da onunla eski kyndeki bir kei oban kadar nee
iinde konuuyordu. Kz tekrar sihirbazlk hakknda sorular sordu ve
Ged'in anlatt hereyi gzlerini falta gibi aarak dinledi; bylece
olan tekrar bbrlenmeye balad. Derken kz ona bir Dnm
25

bys yapp yapamayacam sordu. Ged kz atlatnca da salarm


yznden arkaya doru atarak olana bakt ve "Korkuyor musun?"
dedi.
"Hayr, korkmuyorum."
Kz ona tepeden bakarak gld ve "Belki de ok kksn-dr,"
dedi.
ite buna katlanamazd. Pek bir ey sylemedi fakat kendisi-ni
kamtlamaya kesin karar verdi. Kza, eer isterse ertesi gn tekrar
ayra gelmesini syledi, ayrlmak iin izin istedi ve usta-s dnmeden
eve vard. Doruca raflara gidip henz Ogion'un onun yannda hi
amad iki rfan Kitabi'n ald.
Kendini dntrmek iin bir by arad fakat hala rnleri ok
yava okuduundan ve okuduunu da pek anlamadndan, arad
eyi bulamad. Ogion'a ustas Kahin Heleth'ten, Kahin Heleth'e de
kendi ustas Perregal Bycs'nden kalan ve kkleri efsanevi
zamanlara dayanan bu kitaplar ok eskiydi. imdiye kadar toprak
olmu birok deiik el tarafmdan zerinden geil-diinden ve
aralarna yeni bilgiler eklendiinden, kitaplarn yaz, kk ve
garipti. Ged yine de, orada burada okumaya alt eylerin bazlarm
anlyordu. Aklnn bir kesinde kzn soruu ve alay, kitab
kantrrken llerin ruhlarnn arlmasyla ilgili bir bynn yazl
olduu bir sayfada durdu,

Teker teker iaretleri ve rnleri zerek byy okuduka, iini


bir korku kaplad. Gzleri kitaba taklp kalm, byy okumay
bitirinceye kadar da gzlerim kitaptan ayramamt.
Gzlerim kaldrdmda, evin zifiri karanlk olduunu grd.
Karanlkta, k olmad halde okumuta. Kitaba bir kez daha
baktnda, rnleri okuyamad. Yine de iindeki korku gittike
byyor, onu sandalyesine balyordu. mt. Omuzundai
baknca, kapal kapnn yannda, karanlktan da karanlk ekil siz, pht
bir eyin srndn grd. Ona doru ilerliyor, on fsldyor;
fsldyarak onu aryor gibiydi. Ama Ged szckle ri
anlayamyordu.
Kap sonuna kadar ald, eriye, evresinde beyaz bir i'
kmesiyle bir adam girdi; yksek sesle, hiddetli ve aniden kon
26

an byk parlak bir ekil. Karanlk ve fsltlar yok olarak dald.


Ged iinde bulunduu dehetten kurtuldu ama hala d kopuyordu; nk kapda, elindeki mee asas beyaz bir parlaklkla alev
alev yanan, etrafa k saarak duran Byc Ogion'du.
Byc tek bir sz sylemeden Ged'in yanndan geip lambay
yakt ve kitaplar raflardaki yerlerine koydu. Sonra olana dnd ve
"O byy, hayatm ve gcn tehlikeye atmadan kullanamazsn.
Kitaplar, bu byy bulmak iin mi amtn?" dedi.
"Hayr usta," diye mrldand olan; utanarak Ogion'a ne aradm
ve neden aradm anlatt.
"Sana sylediim eyleri hatrlamyorsun. Sana o kzn annesinin, yani Lord'un karsnn, efsunlarla uraan bir kadn ol-duunu
sylememi miydim?"
Gerekten de Ogion, bir keresinde bunu sylemiti; Ogi-on'un bir
nedeni olmadan, bou bouna konumayacam imdi-ye kadar
renmi olmasna ramen Ged, bu szlere pek kulak asmamt.
"Kz imdiden yar cad. Kz seninle konumas iin annesi
yollam olabilir. Kitabn senin okuduun sayfasn aan o olabilir. O
kadnn hizmet ettii gler benim hizmet ettiim glerle ayn deil.
Kadnn amacnn ne olduunu bilmiyorum ama hakkmda hayrl
eyler istemediim biliyorum. Ged, imdi beni iyi dinle. Tehlikenin
gc, glgenin kuatt gibi kuatacan hi dnmedin mi?
Sihir, zevk iin veya vlmek iin oynad-mz bir oyun deildir.
unu dn: Bizim Sanatmz'daki her sz, her hareket ya hayr iin ya
da er iin yaplr. Bir ey sylemeden veya bir ey yapmadan nce,
demen gereken bedeli bilmen gerekir!"
Utancn etkisiyle Ged "siz bana hibir ey retmezken, bunlar
bilmemi nasl beklersiniz? S izinle yaadmdan beri, ne bir ey
yaptm, ne de bir ey grdm..." dedi.
"imdi bir ey grdn ite," dedi byc, "eri girdiimde,
kapnn yannda, karanlkta."
27

Ged sustu.
Ogion diz kp ocaktaki atei yakt; ev soumuta. Sonra, hala
dizlerinin zerindeyken sakin bir sesle, "Ged, benim gen ahinim, sen
bana veya benim hizmetime baml deilsin. Sen bana gelmedin, ben
sana geldim. Sen bu seimi yapmak iin ok gensin ama yine de ben
senin yerine karar veremem. Eer ister-sen seni, btn yksek
sanatlarn retildii Roke Adasi'na yollarm. istediin hereyi
renebilirsin, senin ok byk bir gcn var. Hatta gururundan da
byk; umarm. Seni burada tutmak isterim nk sende olmayan ey
bende var; ama seni iste-inin dnda burada tutamam. imdi, Re Albi
ile Roke arasnda bir seim yap," dedi.
Ged sesini karmadan durdu, ok au-mt. Onu tek bir
dokunuuyla iyiletiren, iinde hi kzgnlk olmayan bu adam
sevmeye balamt. Onu sevdiim bu ana kadar fark etmemiti.
indeki parlaklkla, karanlktaki ktl nasl yaktm hatr-layarak
bacann kenarna dayanm olan mee asaya baknca, iinde Ogion'la
kalp, onunla ormanda uzun ve uzak yollara gitmek ve sessiz olmay
renmek iin bir istek duydu. Ama yine de, iinde, bastramad
baka arzular da vard; zafere duyulan istek, bir eyler baarma niyeti
gibi. Deniz rzgarlarnn sayesin-de, dosdoru Deniz'e, havann
byyle prl prl parlad ve Babyc'nn akl almaz mucizelerin
arasnda gezindii Bilgeler Adasi'na gitmek varken, Ogion'un yolu,
ustala giden uzun bir yol gibi grnyordu; yava ilerlenen, dolayl
bir yol.
"Usta," dedi, "ben Roke'a gideceim."
Bylece birka gn sonra, gneli bir bahar sabahnda Ogion,
Gont'un Byk Limam'ndan on be mil uzakta olan Over-feli'den
aaya giden dik yolda, Ged'in yannda uzun admlaryla yrd.
Byk Liman'n kapsnda ejderha heykellerinin arasnda duran Gont
ehri'nin nbetileri bycy grnce, onu plak kllar ile diz
kp karladlar. Bycy tanyorlard;
Prens'in emri ve kendi istekleri dorultusunda ona sayg gsteriyorlard; nk on yl nce Ogion, ehri zenginlerin kulelerim yerle bir
edecek ve Armed Kayalklar geidin! la kapayacak
28

olan bir zelzeleden kurtarmt. Gont Da ile konuup onu sakinletirmi, Overfeil'in titreyen sarp kayalklarm rkm bir yabani
hayvan yattrr gibi yattrmt. Ged bu konuda sylenenlerden
bazlarm duymutu, imdi ise silahl nbetilerin sessiz ustasmn
nnde diz ktklerim grnce, hereyi hatrlad. Bir zelzeleyi
durduran bu adama korkuyla bakt fakat Ogion'un yz her zamanki
gibi sakindi.
Rhtma gittiler. Liman efi, Ogion'u karlamak ve ona ne gibi bir
yardm dokunabileceim sormak iin onlara yaklat. Byc ne
istediim syler sylemez, o da Ged'in yolculuk yapabilecei,
Deniz'e doru yola kacak olan bir gemi olduu-nu syledi. "Ya da
onu rzgararc olarak alrlar," dedi adam, "eer yle bir hneri
varsa. Gemide iklimci yok."
"Sis konusunda biraz bilgisi var; deniz rzgarlar hakknda bir ey
bilmiyor," dedi byc, elini yavaa Ged'in omuzuna koyarak. "Sakn
deniz ve deniz rzgarlar zerine bir numara yapmaya kalkma evik
Atmaca; sen hala kara adamsn. ef, geminin ismi ne?"
"Glge, Andradeler'den, krk ve fildii ile Hort ehri'ne gidiyor.
yi bir gemidir, Ogion Usta."
Geminin ismini dyunca bycnn yz karard ama "yle
olsun," dedi. "Bu yazy Roke Okulu'nun mdrne ver evik Atmaca.
Rzgarn ak olsun. Gle gle git."
Ogion'un vedas bu kadard. Arkasm dnp byk admlarla
rhtmdan uzaklat. Ged mahzun, ustasmn uzaklamasn seyretti.
"Gel bakalm delikanl," dedi Liman efi olan deniz kena-nna,
Glge'nm yelken amaya hazrland iskeleye gtrrken.
Elli mil enindeki bir adada, denize bakan kayalarn zerine
kurulmu, ebediyen denizi seyreden bir kyde, bir ocuun hi gemiye
adm atmadan veya parmam denize hi sokmadan byyp adam
olmas garip gelebilir ama Ged'in durumu byleydi. Kara adamlar,
iftiler, kei obanlar, inek obanlar, avclar ve zanaatkarlar, denize
kendileri ile hibir ilgisi olmayan, gvenilmez tuzlu bir alem olarak
bakarlard. Kynden iki gnlk
29

uzaklkta olan kyler, onlar iin yabanc yerler saylrd; adala-nndan


bir gnlk uzaklkta bulunan adalar ise, suyun tesinden grnen,
kendi adalar gibi zerinde yrnebilecek salam topraklar deil de
var olduu rivayet edilen sisli tepelerdi onlar iin.
Bylece, dalarn doruklanndan aaya hi inmemi olan Ged
iin Gont Liman; byk evleri, kuleleri, rhtm, doklar, havuzlar,
gemi babalar, sallana sallana bekleyen yzlerce kay ve gemileriyle
veya tamir iin kenara ekilmi, ters evrilmi tekneleriyle liman,
sarlm yelkenleriyle ve kapal lombarlary-la d limanda demir
atm bekleyen gemileri, garip ivelerle baran, ar ykleriyle
variller, sandklar, kvrlm halatlar, krek ynlar arasnda
kouturan gemicileri ve liman iileri, sahildeki ince talarn zerinde
sessizce sohbet ederek yol alan krk kaftanlar iindeki tccarlar,
yakaladklar balklar boaltan balklar, ar admlarla yryen
fclar, eki sallayan gemi ustalar, ark syleyen midye satclar,
barp aran gemi kaptanlar ve tm bunlarn gerisinde sessizce
parlayan krfe-ziyle korkutucu, olaanst bir yerdi. Kelimenin tam
anlamyla sersemlemi olarak Liman efi'ni, Glge'mn bal
bulunduu doka kadar takip etti. Liman efi onu geminin kaplanma
gtrd.
Biraz konutuktan sonra, gemi kaptan, byc rica etmi olduu
iin Ged'i, yolcu olarak Roke Adasi'na gtrmeye raz oldu. Liman
efi de ocuu kaptana brakp gitti. Glge'ma kaptan, Andradeli
tccarlarn giydii kenar pellawi krkyle ssl bir kaftan giymi, iri,
iman bir adamd. Ged'e hi bakmadan gr bir sesle "Havayla
oynayabilir misin ocuk?" diye sordu.
"Oynayabilirim."
"Rzgar kartabilir misin?"
Ged kartamayacan sylemek zorunda kalnca, kaptan ona
ayakaltnda olmayan bir yer bulmasn ve orada kalmasn syledi.
Gemi, gece bastrmadan d limana kacandan ve sabaha kar
gelgitin yardmyla yelken aacandan, krekiler gemiye
30

gelmeye balamlard. Ayakalt olmayan hibir yer olmadm-dan


Ged, geminin knda, gzelce balanm ve hayvan postu-na sarlm
ykn stne trmanp, burada iyice tutunarak olup biteni seyretmeye
balad. Liman iileri, su varillerim rhtmdan, krekilerin
oturduklar yerlerin altna doru gmbr gmbr yuvarlarken, pazulu
kollaryla salam bnyeli krekiler s-rayarak gemiye ktlar. Yola
kmaya hazr olan salam yapl gemi, yknn altnda ezildii halde
gemiyi yalayan ky dalga-larnda biraz biraz dans ediyordu. Dmenci,
geminin Andrad'n Yal Ylan eklinde yontulmu ba
bodoslamasnda, omurgann birletii yerdeki kalaslarn zerinde
duran kaptana doru dnerek, k bodoslamasndaki yerini ald.
Kaptan tm hametiyle emirler verdi; Glge zlm, iki kayn
yardmyla doklardan kyordu. Sonra kaptann "Lombar kapaklarm
an," diye kkremesiyle iki yandaki on beer krek yerlerinden
karld. Kaptann yanndaki bir ocuk davulu aldka krekiler krekleri ekiyorlard. Bir martnn kanatlarnda gidiyormuasna
hareket etti gemi ve birden ehrin grlts ve kargaas geride
kalakald. Krfezin sessiz sulanna aldlar, balarmda, sanki denizin
zerine aslm gibi duran Da'n karl zirveleri ykseliyordu.
Gneydeki Armed Kayalklar'nn, rzgar altndaki s koyunda demir
atp geceyi geirdiler.
Geminin yetmi kiilik mrettebatndan bazlar, erkeklie adm
atm olsalar da Ged gibi kkller. Bu olanlar onu, birlikte yemeye
ve imeye ardlar; olduka kaba ve akac olma-larna ramen,
Ged'e dosta davrandlar. Gontlu olduu iin ona Kei oban
diyorlard ama akay daha fazla uzatp tadm karmyorlard. Ged on
be yandakiler kadar uzun boylu ve kuv-vetliydi, stelik ok da
hazrcevapt. Bylece denizci ocuklarla kaynat, yle ki daha ilk
geceden yaptklar ileri renip onlardan biri gibi davranmaya
balad. Bu, etrafta aylak aylak dolaan birine yer olmadm dnen
gemi subaylarnn da iine geldi.
Mrettebat iin bile zar zor yer bulunan; ykle, adamla ve erzakla
dolu gvertesiz kadrgada, konfordan eser yoktu. Fakat
31

konfor Ged'i hi ilgilendirmiyordu. O gece, kuzey adalanndan


getirilmi olan rulo rulo postlarn arasnda yatt ve Krfez'in
zerindeki bahar aylarnn yldzlar ile geminin k tarafnda kalan
ehrin klarm seyrederek uyudu; sabah byk bir neeyle kalkt.
Deniz, afaktan nce ykseldi. Demir aldlar; Armed Ka-yalar'nn
arasndan yavaa krek ekerek getiler. Gne, Gont Da'n
kzllatrmaya balaynca, Gont Denizi'nden gneybat-ya doru
byk yelkeni atlar.
Bamisk ve Torheven arasnda, yumuak bir rzgarla yol aldlar ve
ikinci gn. Adalar Diyar'nn yrei ve gzbebei olan Byk Ada
Havnor'u grdler. gn sreyle, dou sahilleri boyunca ilerledikleri
Havnor Adasi'nn yeil tepelerim seyrettiler ama karaya kmadlar.
Daha uzun yllar Ged, dnyann mer-kezinde bulunan Havnor'un
Byk Limani'mn beyaz kulelerim gremeyecek, adaya admm
atamayacaktl.
Bir gece Way Adasi'nn kuzey liman olan Kembermouth'da
konakladlar. Baka bir gece Felkway Krfezi'nin giriindeki kk bir
kasabada. Daha sonraki gece de kuzeydeki O bumundan geip
Ebavnor Boaz'na girdiler. Her iki yannda da kara bulunan ve kimi.
D Blgeler'den yllar sren yolculuklardan sonra getirdikleri garip
yklerle dolu, kimisi ise Deniz'de bir adadan bir adaya sraya
sraya giden irili ufakl ticaret gemilerinin ok yakmndan geilen bu
yerde, yelkenleri indirip krek ektiler. Bu kalabalk Boazlardan
sonra gneye doru dnerek Havnor'u arkalarnda brakp, nce
kuleler ve kentlerle sslenmi son derece zarif iki ada olan Ark ve
lien'in arasndan, daha sonra da Deniz'deki Roke Adasi'na doru
uzanan yollarnda, yamur ve artan rzgarn iinde ilerlediler.
Gece rzgar frtnaya dnnce geminin yelkenlerim indirdi-ler ve
ertesi gn de, gn boyunca krek ektiler. Byk gemi tm heybeliyle
dalgalarn zerinde dimdik duruyordu fakat geminin knda dmenin
basnda duran dmenci, denizi dven yamura bakyor, yamurdan
baka bir ey gremiyordu. Pusu-laya gre gneybatya gidiyorlard;
gittiklerinin de farkndaydlar ama hangi sularda olduklarm
bilemiyorlard. Ged adamlarn,
32

Roke Adasi'nn kuzeyindeki s kumsal ve doudaki Borilous Kayalar


hakkmda konutuklarm duydu. Bazlar da, imdiye kadar rotadan
kp, Kamery'nin bo sulanna varm olabileceklerim savunuyorlard.
Rzgar, gittike byyen dalgalarn ularm kopartp kpkler halinde
havaya savurarak kuvvetlenirken, onlar hala rzgar arkalarna alp
gneybatya doru krek ekiyorlard. Krek ekmek gletiinden
kreklerin balar ksaltld; artk bir kree iki ocuk oturtuluyordu,
Ged de Gont'tan ayrldklarndan beri yapt gibi, sras gelince
kreklere oturuyordu. Krek ekmedikleri zaman da geminin iindeki
suyu boaltyorlard, nk deniz artk gemiyi zorlamaya balamt.
Bylece, bir yandan yamur hzl hzl yaip souk da srrken,
davulcunun davulu da frtnann grlts iinde arpan bir kalp gibi
gmbrderken, rzgarn altnda, dumanl dalar gibi art arda gelen
dalgalarla boutular.
Adamlardan biri, Ged'in kreklerdeki yerini alarak onu pru-vadaki
kaptann yanma yollad. Kaptann cbbesinin kenanndan sular
damlyordu ama gvertedeki yerinde, bir arap fs gibi sapasalam
durarak Ged'e bakt ve "Bu rzgar dindirebilir misin ocuk?" diye
sordu.
"Hayr efendim."
"Demirle ilgili bir hnerin var m?"
Demek istedii, Ged pusulay Roke Adasi'na doru evirebilir
miydi? Yani pusula kuzeyi deil, Roke Adasi'n gsterecek-ti. Bu
Denizustalarnn gizli tuttuklar hnerlerindendi. Ged yine hayr
demek zorunda kald.
"O halde," diye kkredi kaptan, rzgar ve yamurun arasn-dan,
"seni Hort Kasabasi'ndan Roke Adasi'na geri gtrecek bir gemi
bulman gerekecek. Roke Ada u anda batda bir yerlerde olmal ve
bizi, bu havada oraya ancak bygc ulatrabilir. u anda gneye
gitmemiz gerek."
Ged bu haberi beenmedi nk gemicilerin Hort Kasabas
hakknda konutuklarm; burasnn, insanlarn Gney Blgele-ri'ne
alnp satld, ktlklerle dolu kanunsuz bir yer olduu-nu
duymutu. Kreklere geri dnerek, gl kuvvetli bir olan
33

olan Andradeli arkadayla beraber iine devam etti. Davulun sesini


duyuyor; geminin knda asl duran gemici lambasnn, rzgar
savurduka, yamurun dvd karanlkta can ekien bir leke gibi
k saarak salnm ve rpnm gryordu. O hengamede mmkn
olduu kadar ok batya bakyordu. Derken, gemi tam kabaran bir
dalgann zerindeyken, bir an iin, uuan karanlk sularn zerinden,
bulutlar arasnda batmakta olan gnei andran bir k grd. Ama
grd, gnein kzll deil, net bir kt. Krek arkada
grmemiti ama Ged yine de grdn dierlerine syledi.
Dmenci, dalgalarn tepesine ktklarnda, Ged'le beraber grd
ama bunun sadece kavumakta olan gnein olduunu syledi.
Bunun zerine Ged, su boaltan ocuklardan birine seslenerek, bir
dakika iin yerini almam rica etti ve bir kez daha zorlukla ilerlenen
sralarn arasndan, denize umamak iin tahtadan yontulmu pruvaya
tutunarak, kaptana seslendi: "Kaptan! Batda grnen u k Roke
Ada!"
"Ben k mk grmyorum," diye kkredi kaptan ama daha
szn bitirmemiti ki Ged eliyle bir yeri iaret etti. Hepsi, batda,
grltl denizin kabarm kp zerinde parlayan grd.
Yolcusunun hatr iin deil ama gemisini frtnann tehlike-sinden
kurtarmak iin kaptan, hemen dmenciye batdaki a doru gitmesi
iin seslendi. Yine de Ged'e "Oul, ayn bir Deni-zustas gibi
konuuyorsun ama sylemedi deme, eer bizi bu havada yanl yne
doru ynlendiriyorsan, Roke Adasi'na yze-rek gitmek zorunda
kalrsn," dedi.
Artk frtnay arkalarna alp gideceklerine, frtnay yandan
alarak krek ekmeye baladlar ki bu ok zor bir iti. Bordann tam
ortasndan vuran dalgalar, onlar yeni rotalarnn gneyine doru
srklyor, geminin iini de suyla dolduruyordu; o yzden su
boaltma iine aralksz devam etmeleri artt. Ayrca gemi
srklenirken, kreklerin suyun zerinde kalp krekileri oturduklar
sralarn stne devirme tehlikesi olduundan, k-rekilerin de
kreklerine dikkat etmesi gerekiyordu. Frtna bu34

lutlannn da etkisiyle hava hemen hemen kararmt, batlarmda kalan,


yollarna devam etmelerine yardmc olan arada bir
grebiliyorlard. Bylece abalamaya devam ettiler. En sonunda
rzgar biraz yavalad ve nlerindeki k kmesi byd. Krek
ekmeye devam ettiler ve yalnzca iki krek darbesi arasnda, sanki
bir perdeden gemiesine frtnadan karak, batmakta olan gnein
gkyznde ve denizde parlad sakin bir havaya girdiler. Kpkl
dalgalarn zerinden, ok uzakta olmayan yksek, yuvarlak, yeil bir
da ile dan altna kurulmu, kk sakin krfezinde gemilerin
demirlemi olduu bir kasaba grdler.
Elinin altndaki uzun dmene yaslanan dmenci, bam e-virip,
"Kaptan, bu hakiki bir ada m yoksa bir by m?" diye sordu. "Sen
dmeni dz tut, tahta kafa! Asln kreklere, yreksiz kleocuklar! O
grdnz, her salan anlayabilecei gibi, Thwill Krfezi'yle Roke
Tepesi! Asln kreklere!"
Bylece, davulun vurular eliinde, yorgun argn krfeze doru
krek ektiler. Krfezde herey sakindi, kasabadaki insanlarn ve
alan bir ann sesini bile iitebiliyorlard. Frtnann hrts ve
gmbrts ise uzaklarda kalmt. Bulutlar, adann kuzeyinde,
dousunda ve gneyinde, adadan birer mil uzaklkta, karanlkta asl
duruyorlard. Fakat Roke Adasi'nn zerinde, berrak gkyznde,
yldzlar birer birer parlamaya balyordu.

35

111 BYCLER OKULU


G E D o geceyi Glge'de geirdi; sabah olunca da etkenden arkasndan nee iinde, iyi dileklerini baran ilk deniz-yolda-larndan
aynlarak doklara doru yrd. Birka dar ve dik caddenin etrafna
toplanm yksek evleriyle Thwil kasabas, pek byk saylmazd.
Yine de Ged'e buras, bir ehir kadar byk geldi. Nereye gideceini
bilmediinden, nne kan ilk kasaba-lya Roke Okulu'nun
mdrn nerede bulabileceim sordu. Adam onu yle yangzle
uzun uzun szdkten sonra, "Akllya soru gerekmez; aptal ise bouna
sorar," deyip yoluna devam etti. Ged, yan dik arduvaz daml
evlerle, bir yan da byk bir binann duvaryla evrili bir meydana
varana kadar yoku yukar yrd. Binann duvarndaki kk
pencereler, evlerin bacalarn-dan daha yksekteydi. Byk gri ta
bloklardan yaplm olan bina bir kaleye veya atoya benziyordu.
Binann dibindeki meydan36

da pazar sergileri kurulmutu. Etrafta oraya buraya gidip gelen


insanlar vard. Ged ayn soruyu, bu kez elinde bir sepet midye olan
yal bir kadma sorunca kadn, "Mdr her zaman bulunduu yerde
bulamazsn; bazen de olmad yerde bulursun," diye cevap verip,
midyelerim bara bara satarak yoluna devam etti.
Byk binann bir kesinde, kk, zellii olmayan ahap bir
kap vard. Ged kapya gidip hzl hzl ald. Kapy aan yal adama,
"Gont Adasi'ndaki Byc Ogion'dan, bu adadaki okulun mdrne
bir mektup getirdim. Mdr aryorum ama artk daha fazla bilmece
duymak ve alaya alnmak istemiyorum," dedi.
"Aradn okul buras," dedi yal adam kibarca. "Ben kapcym.
Eer girebilirsen buyur gir."
Ged ileriye doru bir adm att. Kapdan ieri getiini zannetti
fakat hala darda, kaldrmn zerinde, biraz nce durduu yerde
duruyordu.
Bir kez daha ileriye doru bir adm att. Bir kez daha kapnn
dnda kald. Kapc, ierden, tatl tatl onu seyrediyordu.
Ged, armaktan ok kzmt; nk yine kendisiyle alay
ediliyor gibi gelmiti ona. Yksek sesle, elleriyle, uzun sre nce
teyzesinin retmi olduu Ama bysn yapt. Teyzesinin rettii
byler iinde en nemlisi buydu; o da artk bu byy byk bir
ustalkla yapyordu. Fakat yapt sadece bir cad ef-sunuydu; bu
kapy kapal tutan gce hibir faydas olmamt.
Bu da ie yaramaynca, Ged uzun sre, orada, kaldrmn zerinde
kalakald. En sonunda, ieride beklemekte olan yal adama bakt.
"Bana yardm etmezseniz," dedi isteksizce, "giremeyeceim."
Kapc cevap verdi: "Adm syle."
Ged yine bir sre durdu; nk can pahasma da olsa, insan
gerek ismini yksek sesle sylemezdi.
"Ben Ged," dedi yksek sesle. O zaman, admm att ve ak
kapdan girdi. Gne arkadan geldii halde, yine de ona, arka-smda bir
glge varm gibi geldi.
Arkasna dnerken, ayn zamanda, eiin, az nce zannettii gibi
ahap deil de fildii olduunu grd. Fakat hibir ek veya
37

balant yeri yoktu. Daha sonra bu kapmm Byk Ejderha'nm


diinden kesilmi olduunu renecekti. Yal adamm arkasndan
kapatt, iinden biraz gne geen kap ise, cilalanm
boynuzdan yaplm, i yzne de Bin Yaprakl Aa'm resmi
oyulmutu.
"Bu eve hogeldin delikanl," dedi kapc ve daha fazla konumadan Ged'i hollerden ve koridorlardan geirerek, binann
ilerinde bir yerde, ak bir avluya getirdi. Avlunun bir ksm talarla
kaplyd fakat st ackt; im olan blmnde, gnein altnda, gen
aalar arasnda bir eme akyordu. Ged burada, bir sre tek basma
bekledi. Hi hareket etmedi, kalbi hzl hzl arpyordu; nk
etrafnda grnmeyen varlklar ve gler hissettiim seziyordu.
Burasnn sadece tatan deil, tatan da gl bir byyle yaplm
olduunu da anlamt. Bilgeler Evi'nin en i odasnda bulunuyordu,
bu oda gkyzne alyordu. Sonra birdenbire beyazlar giymi bir
adamn, emenin akan sular-nm arkasndan kendisine bakmakta
olduunu fark etti.
Gz gze geldiklerinde, aacn dallarnda bir ku tmeye balad.
O anda Ged, kuun sarkm, emeden havuza dklen suyun dilini,
bulutlarn biimlerim, yapraklar arasnda dolanan rzgarn bam ve
sonunu anlad: Kendisinin de, gne tarafn-dan sylenmi bir sz
olduunu hissetti.
Derken o an geti, kendisi de, dnya da, eski haline dnd, ya da
neredeyse eski haline. Ogion'un yazm olduu mektubu uzatarak
Babyc'nn nnde diz kmek iin ilerledi.
Roke Mdr olan Babyc Nemmerle, yal bir adamd;
dendiine gre, o sralar hayatta olan en yal insand. Ged'e
memnuniyetle hogeldin diyen sesi, bir ku gibi titriyordu. Sa, sakal
ve cbbesi beyazd; yllarm yavaa kulland iin, tm karanlklar
ve arlklar zerinden szlm gitmi gibi grnyordu; yz yl
boyunca oradan oraya srklenmi bir tahta par-as gibi aklam ve
ypranmt. "Gzlerim ok zayflad, ustann bana yazm olduklarm
okuyamyorum," dedi titreyen bir sesle, "bana okuyuver delikanl."
Bylece Ged Hardca harflerle yazlm mektubu zerek
38

okudu. Mektupta sadece, Lord Nemmerle: Sana, eer rzgarlar doru


eserse, Gontlu byclerin en by olabilecek birim yolluyorum,
diye yazyordu. Mektup, Ogion'un Ged'in henz bilmedii gerek
ismiyle deil, Rnlerle yazl ismi olan Kapal Az diye imzalanmt.
"Zelzeleleri balayan biri tarafmdan gnderildiin iin iki misli
kucaklyorum seni. Gont'tan buraya geldiinde, gen Ogi-on'u ok
sevmitim. imdi bana yolculuunda getiin denizleri ve olan
olaylar anlat bakalm delikanl."
"Dnk frtnay saymazsak iyi bir yolculuk geirdim efen-dim."
"Seni buraya hangi gemi getirdi?"
"Andradeler'de ticaret yapan Glge."
"Kimin isteiyle geldin buraya?"
"Kendi isteimle."
Babyc nce Ged'e bakt, sonra basn evirdi ve akl adalar ve
yllar iinde gezinen yal bir adam gibi mrldanarak, Ged'in
anlamad bir dilde konumaya balad. Yine de mnl-danmasnn
arasnda, kuun akrken, suyun da dklrken sylemi olduu
kelimeler vard. By yapmyordu ama yine de se-sinde Ged'in akimi
kartran bir g vard, yle ki onu rktt. Bir an iin kendini
glgeler arasnda garip ve engin bir lde tek basma hissetti. Oysa,
hala gn ndaki avluda duruyor, emenin krtsn iitiyordu.
Ta terastan, imlerin zerinden, byk siyah bir ku, bir Osskil
kuzgunu yryerek geldi. Babycnn cbbesinin ete-ine kadar
ilerledi; karga burnu, aklta gibi gzleri ve tm si-yahlyla orada
durup, Ged'e yan yan bakt. Nemmerle'nin dayanmakta olduu beyaz
asay kere gagalaymca, yal byc mrldanmay brakt ve
glmsedi. "Ks oyna delikanl," dedi en sonunda, bir ocukla
konuur gibi. Ged bir kez daha tek dizinin stne kp onu
selamlad. Ayaa kalktnda Babyc gitmiti. Sadece onu szmeye
devam eden, gagasn yok olmu asay gagalayacakm gibi uzatan
kuzgun kalmt.
Ku, Ged'in Osskilce olduunu tahmin ettii bir dilde ko39

nutu. "Terrenon ussbuk" dedi gaklayarak. "Terrenon ussbuk orrek!"


Ve geldii gibi caka satarak yrd gitti.
Ged, nereye gideceim bilemeyerek, avludan ayrlmak iin
dnd. Kemerli yolun altnda, kendisin! bayla kibarca selamlayan,
uzun boylu bir genle karlat. "Adm Jasper, Havnor Adasi'ndaki
Eolg Hkmdar Enwit'in oluyum. Bugn, Byk Ev'i gezdirmek ve
elimden geldiince sorularnz cevaplamak zere hizmetinizdeyim.
Size nasl hitap edebilirim efendim?"
Hayat boyunca zengin tccarlar ve soylular arasnda hi bulunmam bir da kyls olan Ged'e, bu olann "efendim" ve
"hizmetinizdeyim" szleri, eilerek selam vermeleri, selam verirken
ayam sryerek geri ekmeleri, hep alay gibi geliyordu. Ksaca
"Bana evik Atmaca derler," dedi.
Dieri, sanki daha kibar bir cevap bekliyormu gibi durak-sad;
baka bir cevap alamaynca doruldu ve biraz yana dnd. Ged'den bir
iki ya daha bykt. ok uzun boyluydu, gergin bir zarafetle yryor
ve bir dans gibi pozlar veriyordu (diye dnd Ged). Gri cbbesinin
kaponunu arkaya atmt. Ged'i ilk nce okulun bir rencisi olarak,
stne uyan, ayn tr bir cbbe ve ihtiyac olan dier giysileri
bulabilecei giysi odasna gtrd. Ged setii koyu gri renkli cbbeyi
zerine giyince Jasper, "Artk bizden biri oldunuz," dedi.
Jasper konuurken yznde belli belirsiz bir glmseme oluyordu,
yle ki Ged kelimelerinin altnda bir alay aryordu, "insan byc
yapan kl mdr?" diye cevap verdi ask bir yzle.
"Hayr," dedi byk olan. "Ama duyduuma gre, insan insan
yapan davranlarym. imdi nereye?"
"Nereye istersen. Ben Ev'i tanmyorum,"
Jasper onu Byk Ev'in koridorlarndan geirerek, ak avlular,
st rtl salonlar, bilgelik kitaplar ve Rn ciltlerinin sakland
Raflar Odasi'n, tm okulun bayram gnleri topland byk
Ocakba Salonu'nu, yukar kat, kule ve tavanarasn-daki, rencilerin
ve hocalarn uyuduklar kk hcreleri gsterdi. Thwil kasabasnn
dik atlarna ve denize bakan ufak bir penceresi olan Ged'in hcresi.
Gney Kulesi'ndeydi. Dier hc40

reler gibi, bir kede duran ot yataktan baka eyas yoktu. "Burada
ok sade bir hayat sryoruz," dedi Jasper, "Ama sanrm bu sizi pek
rahatsz etmez."
"Ben alknm." Kendisinin, bu marur ve kibar genle eit
olduunu gstermeye alarak hemen ekledi: "Herhalde sen ilk
geldiinde buna alk deildin."
Jasper ona bakt, baklar "Sen, Havnor Adasi'ndaki Eolg
lkesi'nin Hkmdar'nn olu olan benim, kim olduumu, nele-re
alk olduumu, ne bilirsin ki?" diyordu. Yksek sesle ise sadece,
"yle byrn," dedi. Onlar yukardayken bir gong al-mt.
Aaya, yemekhanenin Uzun Masa'snda, yzden fazla olan ve
delikanlyla birlikte len yemein! yemeye indiler. Herkes,
yemekhaneye alan ufak pencerelerden alarla akalaarak, pencere
pervazlarndaki duman tten byk kaselerde-ki yemeklerden
tabaklarna alyor. Uzun Masa'da istedii yere oturuyordu. "Diyorlar
ki," dedi Jasper Ged'e, "bu masaya ka kii oturursa otursun, hep bo
bir yer vardr." Gerekten de, hem tantanayla yemek yiyen ve konuan
grltc olanlara, hem de cbbelerinin yakalar gmle
tutturulmu, ya ift ift ya da tek balanna, sanki dnecek ok
eyleri varm gibi ask ve dnceli bir suratla oturan, yaa daha
byk delikanllara yer vard. Jasper Ged'i, Vetch adnda, pek
konukan olmayan fakat byk bir itahla yemeini yiyen yapl bir
ocuun yanma oturttu. Vetch Dou Uyreleri aksanyla
konuuyordu; teni ok koyuydu; Adalar Diyar'ndaki birok insan ve
Ged ile Jasper gibi kzl-kahve deil de, siyahi bir teni vard. Basit bir
insand, davranlar da fazla ince deildi. Yemeyi bitirince, yemekten
ikayet etti, fakat sonra Ged'e dnerek, "En azndan buradaki birok
ey gibi gzba deil, insann iini styor," dedi. Ged Vetch'in ne
demek istediim anlayamad, fakat ona kam kaynad ve yemekten
sonra da yanlarnda kald iin ok memnun oldu.
Ged etraf rensin diye, beraberce kasabaya gittiler. Thwil' in
caddeleri, hem az, hem de ksayd; yksek atl evlerin ara-snda
dolandlar, burada insan rahatlkla yolunu kaybedeblirdi. Garip bir
kasabayd; tm dier kasabalardaki insanlar gibi balk41

, ii ve zanaatkar olan insanlar da garipti; Bilgeler Adasi'nda


srekli kullanlan bylere o kadar almlard ki kendileri de yarsihirbaz saylrlard. insanlar (Ged'in de renmi olduu gibi)
bilmecelerle konuuyor, bir ocuun bala dntn veya ku
olup utuunu grdklerinde, bunun okul ocuklarnm bir akas
olduunu bildiklerinden, gzlerin! bile krpmyor, umursamadan
ayakkab tamirine veya koyun eti kesmeye devam ediyorlard.
Arka Kap'dan kan olan. Byk Ev'in bahesinden dolanarak, berrak Thwilbum'n zerindeki tahta kprden geip,
kuzeydeki ormana, krlara gittiler. zledikleri yol dolana dolana
trmanyordu. Gnein tm pariaklna ramen koyu glgeler iinde
olan mee koruluklarm getiler. Sol tarafta, Ged'in, bir trl net olarak
gremedii, pek de uzakta olmayan bir koruluk vard. Neredeyse
ulaacakmsnz gibi grnse de yol oraya hi ulamyordu. Ged bu
korudaki aalarn ne tr aalar olduunu da tam olarak
kartamamt. Ged'in nereye baktm gren Vetch, "Oras Varlk
Komu. Biz daha oraya gelemiyoruz..." dedi yumuak bir sesle.
Gne altndaki scak ayrlarda sar iekler amt. "Kvlcimotu," dedi Jasper. "Erreth-Akbe'nin, Adalar Ate Tanr-s'na
kar koruduu zamanlarda, rzgarn, yanan Ilien'in klleri-ni getirip
brakt yerlerde biter." Jasper solmu bir iei fle-yince, iekten
kurtulan tohumlar, gne nda kvlcmlar gibi uutular.
Yol onlar, Ged'in Roke Adasi'nn byl sularna girdikle-rinde
gemiden grm olduu, yuvarlak ve aasz, byk yeil bir tepenin
eteklerinden dolatrp yukar kard. Jasper yamata durdu.
"Havnor'dayken Gont bycl konusunda ok ey duymutum;
hep de olumlu eyler. yle ki uzun zamandr bunun bir rneini
grmek istiyordum. imdi yanmzda bir Gont-lu var. u anda da
kkleri dnyann merkezine kadar inen Roke Tepesi'nin yamacnda
duruyoruz. Burada btn byler ok kuvvetli tutar. Bize bir numara
gster evik Atmaca. Bize slu-bunu gster."
42

Kafas karan ve aran Ged hi sesini kartmad.


"Daha sonra Jasper," dedi Vetch, her zamanki yaln haliyle. "Onu
biraz rahat brak."
"Ya bir hneri ya da gc var, yoksa kapc onu ieri sok-mazd.
Neden imdi gstermesin? Ha imdi ha sonra, ne fark eder? yle deil
mi evik Atmaca?"
"Hem hnerim, hem de gcm var," dedi Ged. "Bana neden sz
ettiim gster."
"Elbette gzbandan, grnt oyunlarndan bahsediyorum.
Bunun gibi."
Jasper, parmayla iaret ederek birka garip kelime syledi;
yamata iaret ettii yerde, yeil otlarn arasnda, ince iplik gibi bir su
akmaya balad; derken bir kaynaa dnen su tepeden aaya akt.
Ged elini caya soktu, slakt. Biraz iti, serindi. Yine de insann
susuzluunu gidermiyordu, nk sadece gz-bayd. Jasper, baka
bir kelimeyle suyu durdurdu, otlar gnein altnda kupkuru
dalgalandlar. "Sra sende Vetch," dedi souk tebessmyle.
Vetch ask suratla bam kad fakat yine de eline bir avu toprak
ald, kara parmaklaryla ekil vererek, skarak, okayarak, topraa
monoton bir ark okudu. Birdenbire elindeki toprak, kk gvdesi
tyl, ariya benzer bir bcee dnt, vzldya-rak Roke Tepesi'nin
zerinden utu ve gzden kayboldu.
Ged olanlar ylgn bir halde seyretti. Ky cadlarnm sihirlerinden, kei arma, siilleri iyi etme, ykleri harekete geirme ve
kapkaca tamir etme bylerinden baka ne biliyordu sanki?
"Ben byle numaralar yapmam," dedi. Yollanna devam etme
yanl olan Vetch iin, bu yeterli bir cevapl, ama Jasper "Neden
yapmazmsn?" dedi.
"Byclk bir oyun deildir. Biz Gontlular byy zevk iin
veya vg almak iin yapmayz," diye cevap verdi Ged, kibirle.
"Ya siz ne iin yapyorsunuz," diye sordu Jasper, "para iin n?"
"Hayr!..." Fakat, cahilliim gizlemek ve gururunu kurtar43

mak iin syleyecek baka ey bulamad. Jasper gld - ama kt


niyetle deil; sonra, onlar Roke Tepesi'ne doru ynelterek, yola
koyuldu. Ged, bir aptal gibi davrandnn farknda, fakat bundan
Jasper' sorumlu tutarak, krk bir kalp ve ask bir suratla onu izledi.
O gece, soukta, ot yatann zerinde, Roke'un Byk Ev'inin
mutlak sessizliinde, cbbesine sarmarak yattnda, bu yerin tuhafl
ile burada yaplm olan sihirlerin ve bylerin dncesi, stne
stne gelmeye balad. Karanlk onu sarmalad, iini korku doldurdu.
O an, Roke dnda herhangi bir yerde olmaya razyd. Ama o srada
Vetch, hasmn zerinde sallanan mavimsi tlsm kresiyle kapma
geldi ve biraz laflamak iin ieri girip giremeyeceim sordu. Ged'e
Gont hakknda sorular sordu; sonra kylerindeki evlerin bacalarmdan
kan dumanlarn komik isimli adalar arasna skm sessiz denize
doru dald, Dou Uyreleri'nde bulunan, kendi yaad
adalardan zlemle sz etti. Komik isimli adalar: Korp, Kopp ve Holp,
Ven-way ve Vemish, ffish, Koppish ve Sneg. Bu adalarn konumlarn Ged'e anlatmak iin parmayla yerdeki talarn zerine izdii
izgiler, sanki gmten bir ubukla izilmi gibi bir sre parldadktan sonra silindiler. Vetch yldr okuldayd, yaknda
Sihirbaz olacakt. kinci derecelerdeki byclk sanatyla pek
ilgilenmiyordu. Buna ramen iinde daha byk, henz renmemi
olduu bir yetenei vard: yilik sanat. O gece ve o geceyi takip eden
gnlerde hep Ged'le arkadalk etti; Ged'in geri evire-meyecei kadar
ak kalpli ve salam bir arkadalk sundu ona.
Fakat Vetch ayn zamanda, Roke Tepesi'nde Ged'i aptal yerine
koyan Jasper'n da arkadayd. Ged bu olay bir trl unu-tamyordu;
grne gre, onunla hep kibar bir tonda ve alayc bir tebessmle
konuan Jasper da ondan farkszd. Ged aalanmay ya da hafife
alnmay kaldracak biri deildi. Gnn birin-de, hem Jasper'n bir
eit nderlik yapt br ocuklara, hem de Jasper'a, gcnn
gerekte ne kadar byk olduunu kantla-maya and iti. Ne kadar
akll olurlarsa olsunlar, hibiri byclkle bir ky kurtarm
deildi. Sonra, hibiri iin Ogion, bu
44

Gont Adasi'mn en byk bycs olacak diye yazmamt.


Bylece gururunu besleyerek tm dikkatim kendisine verilen
devlerde toplad: Dokuzlar diye anlan, Roke'un gri cbbeli
Ustalar'nn rettii dersler, numaralar, tarih ve hnerlerde.
Her gn, bir sre, ona kahramanlarn servenlerim ve bilgeliin
trklerini reten Okuyucu Usta ile alyordu, lk olarak en eski
ark olan Ea'nn Yaradl ile balamlard. Sonra dier ocuklarn
bazlaryla birlikte Yelanahtar Usta ile rzgar ve iklim sanatlar
zerinde alyorlard, ilkbaharn ve ilkyazn parlak gnlerim, hep
Roke Krfezi'nde, kelimelerle dmen kullanmay, dalgalar
yattrmay, dnya rzganna konumay ve byrzgan karmay
renebilmek iin, kk yelkenlilere bi-nerek geirdiler. Bunlar ok
karmak becerilerdi, o yzden sk sk aniden esen ters bir rzgarn
etkisiyle, bir bordadan dierine geen yelkenlinin sereni Ged'in basma
arpyor veya koskoca krfezde dnya kadar bo yer varken, onun
teknesi gidip bir bakas ile arpyor veya teknedeki olanlarn
birden umulmadk bir anda, beklenmedik koca bir dalgayla devrilen
tekneden denize dyordu. Otlarn yetime biimlerim ve zelliklerin! reten ifac Usta ile birlikte karada yaptklar geziler daha
sakin geiyordu. El Usta da onlara, hokkabazlk, el abukluu ve
Dnm sanatnm basit numaralarm retiyordu.
Tm bu almalar Ged ok abuk kavryordu; bir ay iinde,
ondan bir yl nce Roke'a gelmi olan ocuklar gemeye balad.
zellikle de gzba numaralarm ok abuk kavram-t, yle ki sanki
bunlar bilerek domutu da birisinin ona hatr-latmas gerekmiti. El
Usta, rettii becerilerin gzellii ve in-celiinden sonsuz bir zevk
alan kibar, neeli, yal bir adamd. Ged ksa surede ona kar duyduu
korkuyu yendi ve durmadan yeni yeni byler retmesin! istedi; Usta
her seferinde glmseyerek ona istedii eyleri retti. Fakat bir gn
Ged, aklnda Jasper' mahcup etme dncesiyle. Grnt Avlusu'nda,
El Us-ta'ya, "Hocam, tm bu efsunlar hemen hemen ayn; insan birisini bildi mi brlerini de yapabilir. Sonra, bynn etkisi geer gemez
grnt de kayboluyor. Mesela, bir ta elmas haline d45

ntrnce," dedi, elinin bir hareketi ve tek bir kelimeyle dedii-ni


yaparak; "elmasn elmas olarak kalmas iin ne yapmalym? Dnm
bys nasl kilitlenir, nasl sabitletirilir?"
El Usta, Ged'in avucunda ldayan, ejderhalarn bekilik ettii
hazineler kadar parlak duran deerli tasa bakt. Yal Usta "Tolk" diye
mrldannca mcevherin yerini gri bir aklta ald. El Usta bu ta eline
alp uzun uzun tuttu. "Bu bir ta. Gerek Li-san'da ise tolk," dedi, Ged'in
yzne tatl tatl bakarak. "Roke Adam meydana getiren talardan biri,
insanlarn zerinde yaadklar kuru topraktan bir para. O, kendisi.
Dnyann bir par-as. Gzba ile onu bir elmas ya da bir iek, bir
sinek, bir gz ya da bir alev gibi gsterebilirsin..." Usta anlattka, ta
ekilden ekile giriyordu; sonunda tekrar ta oldu. "Ama bu sadece bir
grnt. Gzba, sadece onu gzleyenin duyularm kandrr;
insann onu grdn, duyduunu veya hissettiini zannetme-sini
salar. Ama nesneyi deitiremez. Bu ta bir elmas yapa-bilmen iin
onun gerek ismini deitirmen gerekir. Ve bunu da yapmak demek
olum, bu kadar ufak bir parasn deitirsen de, dnyay deitirmen
demektir. Bu olmayacak bir ey deil. Gerekten olmayacak bir ey
deil. Bu Dnm Ustasi'nn sanat; bunu renmeye hazr olduunda
reneceksin zaten. Fakat sonucunun ne gibi bir hayr veya er
getireceim bilmeden, tek bir eyi bile, ne bir ta ne bir kum tanesin!
dntrmemeli-sin. Dnya bir denge iindedir, Denge'dedir.
Byclerin Dntrme ve arma gleri dnyann dengesini
bozabilir. Bu g, tehlikeli bir gtr. Korkun bir gtr. Bilgiyi
izlemeli, ge-reksinime hizmet etmelidir. Bir mum yakan bir glge
yaratr..." <
Sonra tekrar akltana bakt. "Biliyor musun, ta da gzel ( bir
eydir," dedi. Eskisi kadar ciddi deildi artk. "Eer Yerde- niz Adalar
elmastan yaplm olsayd, halimiz harap olurda j Gzbann zevkini
kar oul, brak talar da ta olarak kalsn." l Glmsedi, fakat Ged
tatmin olmamt. insan bir bycy sr' c larn renmek iin
sktrnca, ayn Ogion gibi, dengeden, teh ^ ilkeden, karanlktan
konuup dururlar. Ama mutlaka, Gzba z 'nn bu ocuka oyunlarm
ap da Dntrme ve al
46

ma'nm gerek sanatlarm renmi olan bir byc, istediim


yapabilecek gtedir; dnyay caninin ektii gibi dengeleyebi-lir ve
karanl kendi yla alt edebilir.
Koridorda, baarlar okulda yaylmaya baladktan sonra Ged'le
daha arkadaa ama daha alayc bir tonda konumaya balayan
Jasper'la karlat. "Mutsuz grnyorsun evik Atmaca," dedi Jasper
bu sefer, "hokkabazlk numaralarn ters mi gitti?"
Kendisin! hep Jasper'la eit koullara koymak isteyen Ged, Jasper'n alayc
tonunu duymazla gelerek, hemen cevap verdi:
"Hokkabazlktan bktm, sadece uzak diyarlardaki ve atolardaki aylak
soylular elendirmeye yarayan, bu gzba numaralann-dan bktm.
Bugne kadar Roke Adasi'nda bana rettikleri tek adam gibi by,
tlsm ve biraz da, hava deitirme numaralar. Geri kalan herey
aldatmaca."
"Aldatmacalar bile," dedi Jasper, "aptallarn elinde tehlike yaratabilir."
Bu sz zerine Ged suratna bir tokat yemicesine dnp, Jasper'a
doru birka adm att; ama byk olan, sanki hi kt niyeti
yokmuasna glmseyip bam o gergin, nazik tavryla sallad ve
yoluna devam etti.
inde kpren bir hiddetle kalakalan Ged, Jasper'n arkasndan
bakarken rakibim, sadece basit bir gzba karlamasnda deil, bir
g snavnda yenmeye yemin etti. Kendisini kantla-yp, onu kk
drecekti. Jasper'n ona, kibirlice, nefretle ve kk grerek tepeden
bakmasna izin veremezdi.
Ged, Jasper'n neden kendisinden nefret edebileceim hi durup
dnmemiti. Sadece kendisinin neden Jasper'dan nefret ettiini biliyordu.
Dier raklar ksa bir sre sonra, ne akadan, rde- ne de gerekten Ged'le
ak atamayacaklarm anlamlard; onun rdu, iin, kimisi vgyle kimisi de
garezinden, "Bu ocuk doutan >n.' byc, kimsenin onu gemesine izin
vermiyor," diyorlard. Sasr dece Jasper, ne onu vyor, ne de ondan
saknyor, sadece kibir-teh li kibirli glerek ona tepeden bakyordu. O
yzden de geriye, re-zba zil edilecek tek rakip olarak Jasper kalyordu.
ar; Kendi gururunun bir paras olan, kr krne giritii ve
47

bytt bu rekabette. El Usta'nn kibarca uyarm olduu tehlikeyi,


karanl, grememiti; gremezdi de.
Hiddetten gzleri kr olmad zamanlar, henz ne Jasper'n ne de
daha byk ocuklardan herhangi birinin rakibi olmayacam ok iyi
gryor, bu yzden almaya devam ediyor ve olaan devlerin!
yerine getiriyordu. Yaz sonunda dersler biraz hafiflemiti, bu yzden
spora daha ok vakit ayrabiliyorlard:
Krfezde yaplan byl kayk yarlar; Byk Ev'in avlularn-da
yaplan Gzba gsterileri; uzayan akamlarda, korularda oynanan,
ebenin de saklananlarn da grnmez olduu ve sadece seslerin
glerek, birbirine seslenerek, aalarm arasnda, seri ve solgun
tlsmklarn izleyerek ve atlatarak dolat lgn saklamba
oyunlar. Derken, sonbahar yaklarken, yeni byler denedikleri
derslerine tekrar baladlar. Bylece Ged'in Roke'taki ilk aylar,
tutkuyla ve harikalarla dolu olarak abucak geiverdi.
Kn herey deiikli. Ged, yedi arkadayla beraber. Yalnz
Kule'nin bulunduu, Roke Adasi'nn en kuzey ucundaki burna
yolland. Burada, hibir dilde, hibir anlama gelmeyen Kurremkarmerruk adndaki simci Usta tek basma oturuyordu. Kule'nin
yaknnda ne bir ev, ne de bir tarla vard. Kuzey uurumlannn stnde
kasvetli bir grn vard kulenin; k denizinin zerindeki bulutlar
boz renkliydi; simci'nin sekiz rencisinin ren-mesi gereken isimler
ise bitmek tkenmek bilmiyordu. Kule'nin yksek tavanl odasnda,
Kurremkarmerruk, aralanna oturup, gece yanlarna, mrekkep
katlarn zerinden silininceye kadar, renmeleri gereken isim
listeleri kartyordu. Oda, Peln Denizi' nde kk bir adack olan
Lossow'un kylarndaki her burun, nokta, krfez, koy, boaz, kanal,
liman, slk, kayalk ve kayann ismini geceyarsndan nce
renmesi gereken bir rencinin i ekmeleri ve Usta'nn kaleminin
hrts dnda hep souk, lo ve sessizdi. Eer rencilerden biri
ikayet edecek olsa. Usta bir ey sylemez fakat listeyi uzatr veya
"Denizci Ustas olacak birisinin, denizdeki her zerrenin gerek ismini
bilmesi gerekir," derdi.
<
Ged, bazen i ekse de, hi ikayet etmezdi. Bu tozlu ve
48

dipsiz eitim konusunda, her eyin, her yerin ve her varln gerek
ismini renme iinin, yani elde etmeye alt gcn, kuru bir
kuyunun dibindeki mcevher gibi bir ey olduunu anla-mt. nk
by denen ey bundan oluuyordu, yani bir eyi gerek ismiyle
adlandrmaktan. Bunu Kurremkarmerruk, geldikleri ilk gece, Kule'de
onlara sylemi, bir daha da tekrarlama-mt, ama Ged'in aklndan hi
kmamt. "Birok gl byc," demiti Kurrremkarmerruk, "tm
hayatlarm, bir tek eyin ismini arayarak geirirler; tek bir gizli veya
kaybolmu ismi ara-yarak. Yine de listeler tamamlanm deildir. Ne
de dnyann sonuna kadar tamamlanabilecektir. Dinleyin, o zaman
nedenim anlarsnz. Gne altndaki bu dnyada ve gnein
varolmad dier dnyada, insanla ve insann lisanyla hi ilgisi
olmayan, ok ey vardr. Ve bizim gcmzden baka gler. Fakat
by, gerek by, ancak Yerdeniz'in Hard dilini veya bu dilin tremi
olduu Kadim Lisan konuanlar tarafndan yaplabilir.
"Bu, ejderhalarn konutuu dildir. Ve dnyann adalarm ve
trklerimizin, arklarmzn, bylerimizin, sihirlerimizin ve
dualarmzn dilini yaratan Segoy'un konutuu dildir. Bu dilin
kelimeleri, bizim Hard dilindeki kelimelerin arasna saklanm veya
deitirilmitir. Biz dalgalarn zerindeki kpklere sukien diyoruz; bu
Kadim Lisan'daki iki kelimeden tretilmitir:
suk, yani ty ve inien, yani deniz, kelimelerinden. Denizin ty de
kpk oluyor. Ama kpkleri sukien diyerek byleyemezsi-niz, onun
Kadim Lisan'daki esas adm kullanmanz gerekir: es-sa. Her cad
Kadim Lisan'dan bir iki kelime bilir; bycler ise ok kelime bilir.
Fakat yine de daha fazla kelime vardr, bazlar yzyllar iinde
kaybolmutur, bazlar gizlenmitir ve bazlarm da sadece ejderhalar
ve Dnya'nn Kadim Gleri bilir; bazlar ise hibir canl tarafndan
bilinmez, bu kelimeleri de hibir insan bulamaz. nk bu dilin bir
sonu yoktur.
"Nedeni ise u: Denizin ismi mien'dir, pekala. Ama bizim Deniz
dediimiz denizin, Kadim Lisan'da baka bir ismi var. Hibir varln
iki ismi olamayacana gre, demek ki inien Deniz dndaki btn
denizler anlamma geliyor. Ve tabii ki, as49

lnda sadece o anlama da gelmiyor nk kendilerine zg isimleri


olan saysz denizler, koylar ve boazlar var. Yani Denizci Ustas
Bycler'den birisi, tm okyanusu, bir frtna veya frtna dindirme
efsunu ile byleyecek kadar lgn olsayd, bys sadece inien
kelimesini deil. Adalar Diyar'ndaki, D Uyre-ler'deki ve ta
uzaklarda isimlerin varolmad yerlerdeki denizin de, her ke
bucann ismini kapsard. Bylece, bize by yapma gcn veren,
bu ekilde bu gcn snrlarm da izmi oluyor. Bir byc, sadece
yaknnda olup ismini tam ve net olarak koyabildii eyleri denetimi
altnda tutabilir. Bu da iyi bir eydir. Eer byle olmasayd, gllerin
ktlkleri ve de bilgelerin delilikleri, oktan deitirilemeyecek
eyleri deitirme yollarm arar, Denge'yi bozard. Dengesi bozulan
deniz, zerinde tehlikelere maruz kalarak yaadmz karalar basar
ve eski sessizlikte tm sesler ve isimler kaybolurdu."
Ged bu szler zerinde uzun uzun dnd ve bunu akimin
derinlerine kazd. Yine de devin soyluluu, Kule'de yaplan bir yllk
uzun almalar daha elenceli bir hale sokmuyor, kolaylatrmyordu. Yl sonunda Kurremkarmerruk, "ok iyi bir
balang yaptn," dedi. Ama o kadar. Bycler doru sylerler; o yl
Ged'in simler konusunda kazanmaya abalad ustaln, tm hayat
boyunca renmeye alaca eylerin sadece bir balangc olduu
doruydu. Ged'e, Yalnz Kule'den, beraber geldii arkadalarndan
nce ayrlmas iin izin verildi, nk o daha abuk renmiti; fakat
ald btn vg buydu.
K balarnda Ged, tek basma, ssz yollardan gneye doru
ilerleyerek, aday bir batan bir baa geti. Akam olduunda yamur
yamaya balad. Yamuru durdurmak iin by yapmad nk Roke
Adasi'nn hava koullar, Yelanahtar Usta'dan sorulurdu ve kimse
onun iine bumunu sokmazd. Ulu bir pen-dik aacnn akma snp
cbbesine sannarak uzannca, aklna, eski ustas Ogion geldi. Hala
yapraksz dallar ve yaan yamur altnda uyuyarak, Gont tepelerindeki
gezilerine devam ediyordur, diye dnd. Ogion'u dnnce, Ged,
kendi kendine glmsedi; Ogion'u ne zaman dnse ii huzur
doluyordu. Suyun
50

fsltsyla dolu souk karanlkta, huzur iinde bir uykuya dald. Gn


doarken uyanarak basn kaldrd; yamur durmutu. Cb-besinin
kvrmlar iinde, snmak iin kvrhp snm kk bir hayvann
uyumakta olduunu grd. Bu hayvann, az rastlanr, garip bir yaratk
olan otak olduunu grnce, ard.
Bu yaratklara, sadece Adalar Diyar'nn gneyindeki drt ada olan
Roke, Ensmer, Pody ve Wathort'ta rastlanr. Bunlar minik, ipek gibi
parlak grnl, ablak suratl, koyu kahverengi veya gri-kahverengi
benekli tyleri olan, kocaman gzl hayvanlardr. Huysuz olan bu
hayvanlarn dileri keskindir; o yzden de evcilletirilmezler. Bu
hayvanlarn sesleri yoktur. Yine de Ged bu otak okamaya balad.
Hayvan uyand, beyaz dilerim ve kk kahverengi dilini gstererek
esnedi, rkmemiti. "Otak," dedi Ged, sonra Kule'de rendii
binlerce hayvan ismi-ni hatrlayarak, bir kez daha, ama bu kez Kadim
Lisan'daki esas ismiyle seslendi hayvana, "Hoeg! Benimle gelmek ister
misin?"
Otak gelip Ged'in avucuna oturdu ve tylerim yalamaya balad.
Ged hayvan omuzuna, kaponunun katlar arasna yerletir-di;
hayvan orada kald. Gndz, bazen aa atlayp ormana doru gidiyor
fakat her seferinde geri geliyordu. Bir keresinde yakalad bir orman
faresini de aznda getirdi. Ged glerek hayvana, avm yemesini,
nk kendisinin oru tuttuunu syledi; o gece Gndnm
Bayrami'yd. Bylece, slak akam karanlnda, Roke tepesini anca,
Byk Ev'in zerinde oynamakta olan tl-smklarn grd. Ev'e
girdi. Atein yla aydnlanm salonda bulunan ustalar ve
arkadalar onu karlad. Aslnda dnebilecei bir yuvas olmayan
Ged, kendisini yuvasna geri dnm gibi hissediyordu. Tand
yzleri grmek onu mutlu etti; en ok da kara yznde koca bir
tebessmle onu kucaklamak iin ilerleyen Vetch'i grnce mutlu oldu.
Bu yl, arkadam tahmin ettiin-den de ok zlemiti. Vetch, o
sonbahar. Sihirbaz ilan edilmiti, artk rak deildi ama bu, ikisinin
arasna bir engel olarak girme-miti. Hemen sohbet etmeye baladlar.
Ged'e, o ilk saat iinde Vetch'le konutuklar, bir koca ylda Yalnz
Kule'de konutukla51

nnm toplammdan daha uzun srm gibi geldi.


Ocakba Salonu'na, bayram erefine kurulmu olan uzun masaya,
yemee otururken, otak hala Ged'in omuzunda, kapo-nunun
kvrmlar arasnda duruyordu. Vetch, kk hayvan g-rnce ok
hayret etti; onu okamak iin elini uzattnda, otak dilerini gsterdi.
Vetch gld. "Ta ve emelerin Kadim G-leri'nin, vahi
hayvanlarca sevilen insanlara, insan sesiyle konutuu sylenir, evik
Atmaca."
"Gontlu byclerin, genellikle cinleri olduu da sylenir," dedi
Vetch'in br yannda oturan Jasper. "Bizim Lord Nem-merle'nin
kuzgunu var, sonra arklar, Ark'n Kzl Bycs' nn de, altn bir
zincirle gezdirdii yabani bir domuzu olduunu anlatyor. Ama
bugne kadar kaponunda fare besleyen bir sihirbaz duymamstm."
Bu sze herkes gld, Ged de onlarla beraber gld. Bu nee dolu
bir geceydi; ve orada, o neenin ve o scakln iinde olabildii ve
bayram arkadalar ile birlikte kutlayabildii iin, ok mutluydu.
Fakat Jasper'n tm szleri gibi, bu akas da si-nirlerini germiti.
O gece, kendisi de nl bir sihirbaz olan O Lordu, okulun konuuydu. Bir zamanlar Babyc'nn rencisi olan Lord, ara sra
Roke'a, K Bayram veya yazm kutlanan Uzun Dans iin ge-lirdi.
Yannda, yeni parlatlm bakr kadar parlak grnl, siyah salar
opallerle ssl, zarif ve gen bir kadn olan kar vard. Byk Ev'in
salonlarnda, kadnlara pek rastlanmazd; yal ustalarn bir ksm
kadn, orada olmasm hi onaylamyormuca-sna szyorlard. Ama
genler, tm dikkatleriyle bakyorlard kadna.
"Byle biri iin," dedi Vetch Ged'e, "en gl bylerimi
yapabilirim..." ini ekti ve gld.
"Sadece bir kadn o," diye cevap verdi Ged.
"Prenses Eifarran da sadece bir kadnd," dedi Vetch, "ama onun
iin tm Enlad heba olmu, Havnor'un Kahraman Bycs lm ve
Solea Ada da denizin dibine batmt."
"Eski masallar," dedi Ged. Ama o da, bu kadnn, eski ma52

sallarda anlatlan, lmcl gzellerden olup olmadm merak ederek,


O Leydisi'ne bakmaya balamt. Okuyucu Usta, Gen Kraln
Kahramanlklar adl arky syledi, sonra hep birlikte K arklar
sylediler. Beraberce masadan kalkmadan nce, bir duraksama oldu.
Bundan yararlanan Jasper kalkarak, Bab-yc, konuklar ve
Ustalar'm oturmakta olduu, ocaa en yakn masaya gitti ve O
Leydisi'yle konumaya balad. Jasper artk bir olan ocuu deil,
cbbesinin yakas gm bir tokayla tutturulmu, uzun boylu ve
gsterili bir delikanlyd. O da artk bir Sihirbaz olmutu. Gm toka
da bunun gstergesiydi. Kadn Jasper'n sylediklerine glmsedi;
siyah sandaki opaller parlad. Sonra Ustalar, hogryle balarm
sallaynca, Jasper kadn iin bir gzba yapt. Ta zeminden fkran
beyaz bir aa yaratt. Aacn dallar, salonun yksek tavanndaki at
kirilerine deiyor ve her daldaki her srgnden, her biri ayr bir gne
olan, altn birer elma parlyordu; nk bu bir Yl Aaci'yd. Derken
dallarn arasndan, kuyruu den karlar andran, beyaz bir ku utu.
Elmalar silikleerek tohumlara, tohumlar da kristal damlacklarna
dntler. Bu damlalar yamurun sesiyle aatan dklrken,
dallarda ate krmzs yapraklar ve yldz gibi beyaz iekler bitti. Ve
bylece grnt yava yava kayboldu. O Leydisi, heyecanla bir lk
att ve ustalndan dolay gen sihirbaza olan vgsn belirtmek
iin, prl prl parlayan basn edi. "Bizle 0-tokne'ye gel; 0-tokne'de
bizimle beraber yasa... Bizimle gelebilir, yle deil mi Lordum?" diye
sordu sert bir adam olan kocasna, ocuka. Ama Jasper sadece,
"Buradaki Ustalarma ve size layk olabilecek hnerler renince,
hanmm, o zaman memnuniyetle gelir, sonsuza kadar size zevkle
hizmet ederim," dedi.
Bylece orada bulunan herkesi memnun etmi oldu; Ged hari.
Ged vglere katld ama kalbiyle deil. "Ben daha iyisini
yapabilirdim," dedi kendi kendine, ac bir kskanlkla. Bu olaydan
sonra, gecenin tm elencesi onun iin bitmiti.

53

IV GLGENN SERBEST KALII


O BAHAR Ged, Vetch'i ve Jasper' pek gremedi, nk onlar artk
raklarn adm bile atamadklar Varlk Korusu'nun gizlilii iinde.
ekillendirme Ustas ile alyorlard. Ged Byk Ev'de kalm,
Ustalaryla, sihirbazlarn uyguladklar ustalklar zerinde alyordu.
Sihirbazlar sihir yapar, yani rzgar karrlar, hava durumunu kontrol
ederler, kayplar bulurlar, balarlar, bycdemirci veya
bycsanat olarak alrlar, anlatc, okuyucu, frk veya
ifac olurlard ama asa tamazlard. Geceleri hcresinde, tek basma,
kitabinin tepesinde mum veya lamba yerine bir tlsm, Byk
Tlsinilar'da kullanlan leri Rnleri ya da Ea Rnlerini alt. Bu
beceriler ona ok kolay geliyordu. renciler arasnda, falanca
ustann veya filanca us54

tann, Gontlu ocuun bugne kadar Roke'ta gelmi gemi en abuk


renen renci olduunu syledii dedikodular yaylyordu. Ayrca,
otakn Ged'in kulana bilgi fsldayan gizlenmi bir ruh olduu
yolundaki sylentiler de byyordu. Hatta hatta, Babyc'nn
kuzgununun Ged'i, ilk geldiinde, "gelecein Babycs," diye
selamlad bile syleniyordu. Bu tr yk-lere inanp inanmadklar
veya Ged'i sevip sevmedikleri bilinmez, ama arkadalarnn ou
Ged'i takdir ediyor, baharn uzayan akamlarnda oynadklar
oyunlarda, az da olsa keyfi gelip, oyunu idare etmek iin onlarla
beraber oynayan Ged'in pei sra gitmekten gurur duyuyorlard. Fakat
genellikle Ged demek, almak, gurur ve hiddet demekti;
dierlerinden hep ayr dururdu. renciler arasnda, Vetch de
ortalklarda olmad iin, hi arkada yoktu; bir arkada olmadnn
farknda bile deildi.
Ged on be yasma gelmiti; asa tayan byclerin Yksek
Sanatlar'm renmek iin henz ok kkl. Fakat gzbaclk
sanatnn inceliklerim renmekte o kadar hzlyd ki, kendisi de gen
bir adam olan Dnm Ustas, ksa bir sre sonra ona, dier
rencilerden ayr, gerek ekil Verme Byleri hakknda ders
vermeye balad. Ona, bir ey gerekten baka bir eye dntrldnde, by devam ettii srece nasl yeniden isimlendirilmesi gerektiim ve bu deiime uram varln, etrafndaki
varlklarn isimlerim ve doalarm nasl etkilediini anlatt.
Dnmn tehlikelerinden, hereyden nce de bir bycnn
kendisini dntrnce, kendi bysne kendisinin nasl kaplabileceinden sz etti. Yava yava, ocuun anladndan emin
olduka, gen Usta ona bu gizleri sadece anlatmakla kalmad.
Dnm'n Byk Byleri'nin nce birini, derken dierini retti ve
almas iin ekillendirme Kitabi'n verdi. Aslnda hibir kt niyeti
yoktu, ama bunu, dncesizce, Babyc'nn bilgisi dnda
yapmt.
/^'^
Ged artk ar Usta'yla da alyordu; faKat ar Usta,
retmekte olduu derin ve kasvetli byyle katlam ve yalanm
sert bir adamd. O gzbayla deil, sadece gerek byyle
urayordu; n, snn, mknatslar eken ve insanla55

nn arlk, biim, renk ve ses diye alglad glerin, animas ile: O


gler ki evrenin sonsuz ve engin enerjisinden elde edilen ve
hikimsenin bys veya kullanm ile bitmeyecek ve dengeleri
bozulamayacak, gerek glerdi. klimcilerin ve Denizci Us-talan'nn,
rzgarlara ve denize seslenileri rencilerinin zaten renmi
olduklar hnerlerdi. Ama rencilere, gerek byclerin bu byleri
ancak ok zorunlu zamanlarda kullandklarm, bu tr dnyevi gleri
armann, paras olduklar dnyay deitirmek demek olduunu
reten oydu. "Roke'ta yamur, Oss-kil'de kuraklk anlamna gelebilir,"
diyordu, "Dou Uyrele-ri'nde sakin bir hava, Bat'da frtna demek
olabilir. Tabii, ne yaptnz tam olarak bilmiyorsanz."
Gerek nesnelerin ve yaayan insanlarn arlmasna, llerin
ruhlannn uyandrlmasma ve Grnmeyen'e yaplan duala-ra; yani
ar Usta'nn sanatnn ve bir bycnn gcnn snr anlamna
gelen bu bylere gelince; bunlardan rencilerine pek sz etmiyordu.
Bir iki kere Ged, onun bu tr srlardan ko-numasn salamaya alt
ama Usta ona, Ged huzursuz oluncaya kadar uzun uzun, kt kt
bakt ve hibir ey sylemedi.
Gerekten de Ged bazen. ar Usta'nn rettii daha nemsiz
bylerle alrken bile huzursuz oluyordu. rfan Kitabi'nn baz
sayfalarnda, baz eski kelimeler vard ki daha nce hangi kitapta
grdn hatrlamamasma ramen, ona hi de yabanc gelmiyordu.
ar bylerinde tekrarlanmas gereken baz belirli cmleler vard ki,
onlar tekrar etmekten holanmyordu. Bunlar ona, rnein, kap
kapal, karanlk bir odada, kapnn bulunduu taraftaki keden,
kendisine doru ilerleyen glgeleri hatrlatyordu. abucak bu tr
hatralar ve dnceleri bir kenara atp s/-ne devam ediyordu Ged.
Kendi kendine, bu tr korku ve karank\ dolu anlarn, kendi
cahilliinin glgelerinden baka bir ey olmadm sylyordu. Ne
kadar renirse, o kadar az korkacakt. So-nunda, bir Byc olarak
gcnn doruuna erdiinde, dnyada-ki hibir eyden, hem de hibir
eyden korkmayacakt.
O yazn ikinci aynda, tm okul tekrar Byk Ev'de Uzun Dans'
ve Ay'n Gecesi'ni kutlamak iin topland. O yl, her iki
56

bayram, birbirini izleyen gecelere denk gelmiti, bu her elli iki ylda
bir byle olurdu. Yln en ksa dolunaynn olduu ilk gece boyunca
krlarda fltler alnd. Thwil'in dar sokaklar davul sesleri ve
mealelerle doldu. ark nameleri Roke Krfezi'nin mehtapl
sularmn zerine yayld. Ertesi gn gne doarken, Roke'un
okuyucular, Havnor'un beyaz kulelerinin nasl yapldm ve ErrethAkbe'nin, Eski Ada Ea'dan balayarak, tm Adalar Diyar'm ve
Uyreler'i gezdikten sonra en nihayet Ak De-niz'in kenarndaki Bat
Uyreleri'nin sonunda, ejderha Orm ile karlat yere kadar yapm
olduu yolculuu anlatan Erreth-Akbe'nin Kahramanlklar adl uzun
arky sylemeye balad. arknn anlattna gre, Erreth-Akbe'nin
kemikleri, Selidor'un ssz sahilinde, ejderhann kemiklerinin arasnda
bulunmaktadr;
fakat Havnor kulesinin tepesine saplanm olan klc, gne
Deniz'in zerinden batarken, kpkzl yanar. ark bilince Uzun Dans
balad. Kasaba halk. Ustalar, renciler ve iftiler; kadn erkek hep
beraber, akam karanlnda, davullarn, fltlerin ve gaydalarn
eliinde, Roke'un tozlu yollarndan deniz kysndaki kumsallara
kadar dans ettiler. Dans ede ede denizin iine kadar girdiler; bylece
gece mehtapta eridi; mzik sesi sahile vurup krlan dalgalarn sesleri
iinde yitti. Dou maya balaynca sahilden ve yollardan geri
geldiler; bu kez davullar vurmuyor fakat fltler yumuak ve tiz
sesleriyle almaya devam ediyordu. Adalar Diyan'nn her y annda bu
byle olmutu o gece: Denizin ayrd karalar tek bir dans, tek bir
mzik birbirine balamt.
Uzun Dans birince insanlarn ou, akam beraberce yemek ve
imek iin, gn uyuyarak geirdiler. raklar ve sihirbazlardan oluan
bir grup gen. Byk Ev'in avlusunda ayr bir elenti dzenlemek iin
yemeklerim yemekhaneden alp dar km-lard. Kule'den bayramn
erefine izin alp gelmi. ve hatta bu bayram iin Kurremkarmerruk'u
bile kartp buraya getirmeyi baarm olan yedi sekiz ocuk ile
Vetch, Jasper ve Ged den oluan bir gruptu bu. Ayn kral
ziyafetlerindeki gibi^-yiyorlar, iiyorlar ve elence olsun diye
sihirbazlk numaralar yapyorlard. Olanlardan biri avluyu yzlerce
tlsm yldzyla donatm57

ti; mcevher renklerine brnm yldzlar, genlerle gerek yldzlar


arasnda, yava ama kesintisiz hareketlerle salnyorlard. Bir grup
olan yeil alevden toplaryla ve toplar yaklatka srayan ve
hoplayan lobutlarla, bowling oynuyorlard. Tm bu sre ierisinde de
Vetch, havada bada kurmu, kzarm tavuk yiyordu. Gen
olanlardan biri onu yere ekmeye alt ama Vetch, gayet sakin,
glmseyerek biraz daha yukar, onun eriemeyecei bir yere kt.
Ara sra bir tavuk kemii atyor; kemik bir baykua dnerek bara
bara hareket halindeki yldzlarn arasnda uuuyordu. Ged
baykularn arkasndan, ekmek k-nntlarndan yapt oklar atyor ve
kular yere dryordu;
bayku ve oklar yere, birer gzba olarak deil, ekmek knnts ve
kemik olarak deiyordu. Ged havada duran Vetch'e yetimek istiyor
fakat sihirin anahtarm bilmediinden havada durabilmek iin kollarm
rpmak zorunda kalyordu. Herkes onun uuuna, kanat rpma ve
oraya buraya toslamalarna glyordu. O da bu kahkahalarn batrma,
kendisi de onlarla birlikte glerek, ak-labanlna devam ediyordu,
nk bu dans, mzik, mehtap ve byyle dolu iki geceden sonra
hereye ak, lgn ve uuk bir hale gelmiti.
En sonunda yavaa, Jasper'n yannda ayaklanrun zerine kondu.
Tm bu olaylar srasnda hi glmemi olan Jasper, "Uamayan bir
Atmaca..." diyerek yanndan ayrld.
"Ya Jasper,* deerli bir ta mdr?" dedi Ged dilerinin ara-sndan.
"Ey sihirbazlar Mcevheri, ey Havnor cevheri, parla bi-ze!"
Tlsmklanm havada tutan olan bir tanesini dans etsin ve
parldasn diye Jasper'n basnn stne yollad. Her zamanki soukkanllm koruyamayan Jasper hiddetle, elinin bir hareketiyle
basndan savip sndrd. "ocuklardan, grltden ve ahmaklktan
bktm," dedi.
"Yalanyorsun olum," dedi Vetch yukardan.
"Sessizlik ve kasvetse, istediin," diye sze girdi gen o* Jasper, ngilizce'de yeime benzeyen bir tan addr, (.n.) 58

tanlardan biri, "her zaman iin Kule'ye gidebilirsin."


Ged'se ona, "stein ne, o halde Jasper?" dedi.
"Kendime denk insanlarla bir arada olmak istiyorum," dedi Jasper.
"Haydi Vetch. Brak da raklar oyuncaklanyia oynasn-lar."
Ged dnerek Jasper'n yzne bakt. "Sihirbazlarn, raklardan ne
farklar varm?" diye sordu. Sesinin ok sakin olmasna ramen, dier
ocuklar aniden sessizletiler; nk aralarndaki kin, Ged'in sesinde,
ayn Jasper'nkinde olduu gibi, knndan kan klcn sesi kadar net
ve aka duyuluyordu.
"G!" dedi Jasper.
"Gcmle gcn, teke tek yantracam."
"B ana meydan m okuyorsun?"
"Sana meydan okuyorum."
Vetch o zaman yere atlayarak, ask bir yzle ikisinin arasna girdi.
"Sihirbazlk dellosu bize yasaktr, bunu siz de biliyorsunuz. Kesin
artk!"
Ged ile Jasper seslerim karmadan durdular; her ikisinin de Roke
kuralm bildikleri doruydu; ayrca Vetch'in sevgiden, ken-dilerinin ise
nefretten byle davrandklarm da biliyorlard. Yine de hiddetleri
yatmam, sadece duraklamt. Derken, Jasper, sanki sadece Vetch'in
duymas iin biraz kenara ekilerek, "Kei oban arkadana,
kendisini koruyan kural bir kez daha hatrlat-san iyi olacak. Surat pek
asld. Yoksa onun meydan okumasn ciddiye mi alacam zannetti?
Kei kokan, lk Dnm'n ne olduunu bile bilmeyen bir ran
meydan okumasn?" cwdi.
"Jasper," dedi Ged, "benim ne bilip bilmedig^mi sen nereden
biliyorsun?"
~
Bir anda, kimse sylenen bir kelime duymad halde, Ged gzler
nnden yok oldu; biraz nce durduu yerde, lk atmak iin eri
gagasn am, byk bir ahinin szld grld, sonra tekrar,
oynaan mealenin altnda, koyu gzleriyle Jasper' szen Ged
belirdi.
Jasper hayret iinde bir adm geriledi; ama sonra omuzlarm silkti
ve bir tek sz syledi: "Gzba."
59

Dierleri aralarnda mrldandlar. Vetch, "Bu gzba deildi.


Gerek bir dnmd. Ve bu kadar da yeter. Jasper, dinle..."
"Bu sadece, Usta'nn arkas dnkken. ekillendirme Kita-b'na gz
attm kantlar. E, ne olmu yani? Devam et kei oban. Kendi basma
rmeye baladn bu orab sevdim. Benim-le eit olduunu kantlamaya
altka, ne mal olduun ortaya kyor."
Bunun zerine Vetch Jasper'a arkasn dnp yumuak bir sesle Ged'i
ard: "evik Atmaca, ocuk olma, brak bunlar, benimle gel..."
Ged arkadama bakp glmsedi, ama tm syledii, "Benim iin
Hoeg'i bir sre tutabilir misin?" oldu. Her zamanki gibi omuzunda duran
otak, Vetch'in elleri arasna brakt. O gne kadar kendisine Ged'den baka
kimsenin dokunmasna izin vermeyen hayvan, bu kez Vetch'e gitti; koca
gzlerim sahibinden hi ayrmadan, Vetch'in kolundan yukar trmanarak
omuzuna sindi.
"imdi," dedi Ged, Jasper'a biraz nceki gibi sakin bir sesle, "benden
stn olduunu kantlamak iin ne yapacaksn Jasper?"
"Benim bir ey yapmama gerek yok kei oban. Ama yine de
yapacam. Sana bir hak, bir olanak salayacam. Kskanlk seni bir kurt
gibi kemiriyor. Bu kurdu ortaya karalm. Bir | keresinde, Roke Tepesi'nde,
Gontlu byclerin oyun oynamadklar hakknda atp tutmutun. imdi
gel, Roke Tepesi'nde, onlarn ne yaptklarm gster bize. Ondan sonra, belki
ben de sana bir sihir gsteririm."
A
"Bak onu grmek isterim ite," diye cevap verdi Ged. Ged'in tepesinin,
en ufak bir kmseme veya hor grme ima-snda bile attm bilen gen
renciler, imdiki bu soukkanll- p n hayretle izliyorlard. Vetch ise
onu, hayretle deil, byyen bir korkuyla izliyordu. Bir kez daha aralarna
girmeye alt ama Jasper, "Gel, aramza girme Vetch. Sana tandm bu
hakk nasl kullanacaksn kei oban? Bize bir gzba m yapacaksn,
ateten bir top mesela, yoksa keileri hastalklardan koruyan
60

bir tlsm m?" dedi.


"Sen ne yapmam isterdin Jasper?"
Byk olan omuzlarm silkti, "stersen ller arasndan bir ruh
ar."
"annm."

"aramazsn." Aniden kpren hiddeti kibirini bastran Jasper,


baklarm Ged'e dikti. "aramazsn. Bunu yapamazsn. Habire atp
tutuyorsun..."
"Adm zerine yemin ederim ki aracam."
Bir an iin hepsi ta kesildi.
stese onu durdurabilecek olan Vetch'in elinden kurtularak,
arkasna bile bakmadan avludan kt Ged. Tepelerinde dans etmekte
olan tlsmklar karard ve yere indi. Jasper bir an iin tereddt
ettikten sonra Ged'in peinden gitti. Dierleri, sessizce, merakla ve
korkuyla, arkadan takip ettiler.
Roke Tepesi, ay henz domad iin, yaz gecesinin karan-lna
doru trmanyordu. Birok mucizenin yaratlm olduu bu tepenin
varl, tpk etraflarndaki hava gibi ard. Tepeye yaklatka, bu
tepenin kklerinin nasl derinlere, hatta denizden bile derindeki,
dnyann ekirdeindeki eski, kr ve gizli atele-re kadar indiini
dndler. Doudaki bayrda durdular. Tepenin doruunda,
stlerinde, siyah otlarn zerinde yldzlar asl duruyordu. Hi rzgar
esmiyordu.
Ged, bayr yukar, dierlerinden birka adm teye gidip d-nerek
berrak bir sesle "Jasper! Kimin ruhunu araym?" dedi.
"Kimi istersen onu ar. Seni hibiri dinlemeyecektir." Jas-per'n
sesi titriyordu, belki de kzgnlktan. Ged yavaa, alay ederek cevap
verdi: "Korkuyor musun?"
Bir cevap verdiyse bile Jasper'n cevabm dinlemedi. Artk
Jasper'la ilgilenmiyordu. Bir kez Roke Tepesi'ne ktktan sonra fke
ve nefret yerini kesin bir gvene brakmt. Kimseyi ks-kanmaya
ihtiyac yoktu. Bu gece, bu karanlk byl topraklarda, gcnn her
zamankinden daha byk olduunu biliyordu. Bu g onu, titretinceye
kadar, zorlukla denetim altnda tutulabi61

len bir kuvvet hissiyle dolduruyordu. Artk Jasper'm, kendisin-den ok


aada bulunduunu, belki de onu buraya, bir rakip olarak deil de
sadece kaderinin bir hizmetkar olarak getirmek iin gnderilmi
olduunu biliyordu. Ayamn altnda tepenin kklerinin, derinlere, ta
derinlere, karanla doru gittiini hissetti; basnn zerinde yldzlarn
uzak ve kuru atelerim grd. Bunlarn arasndaki herey ise, onun
emrinde, onun hizmetin-deydi. Dnyann tam ortasnda duruyordu.
"Korkma," dedi glmseyerek. "Bir kadnn ruhunu aracam. Bir
kadndan korkmana gerek yok. Eifarran' aracam, Enlad'n
Kahramanlklar'ndsi anlatlan zarif kadn."
"O kadn binlerce yl nce ld, kemikleri Ea Denizi'nin di-binde
yatyor. Sonra belki yle bir kadn hi yaamamtr."
"Yllar ve uzaklklar ller iin bir ey ifade eder mi? arklar yalan
m sylyor?" dedi Ged, ayn alayc ve kibar tonla; E sonra da "Ellerimin
arasndaki bolua iyice bak," diyerek do- y np kprdamadan durdu.
ok yava ama hametli bir hareketle kollarm uzatt. Bu, dualarn
basnda yaplan bir karlama hareketidir. Ve konuma-ya balad.
Bu arma Bys'nn szlerim, iki yl kadar nce Ogi-on'un
kitaplarndan birinde okumu ve o gnden beri de bir daha hi grmemiti.
O zaman bynn szlerini karanlkta okumu-tu. imdi, buradaki
karanlkta, o gece nnde ak duran sayfadan okur gibi tekrar okudu.
Ama imdi yksek sesle okuduu her kelimenin ne anlama geldiin!
kavryor; bynn, sesi, bedeni ve ellerinin hareketleriyle nasl rlmesi
gerektiin! aklayan iaretleri grebiliyordu.
br olanlar konumadan, titremelerim saymazsak kprdamadan,
durmu seyrediyorlard. Kudretli by, ilemeye ba-lamt. Ged'in sesi
hala yumuakt fakat deimiti, derinden bir ahenk hakim olmutu.
Syledii kelimeler dierlerine yabancy-d. Derken Ged sustu. Birdenbire
otlarn arasndan bir rzgar, grleyerek esti. Ged dizlerinin zerine dp
yksek sesle ar< maya balad. Sonra, uzanm ellerle topra
kucaklamak ister- 3
62

eme, kendisini ileri doru att; dorulduunda kucak am elleri ve


kollar arasnda, kara bir ey tutuyordu; yle ar bir ey ki, ayaa
kalkarken harcad gten dolay sarslyordu. Scak rzgar, otlar
tepeye doru savurarak uuldad. Yldzlar parl-yorduysa bile, o anda
hibiri bunu gremiyordu.
Bynn kelimeleri Ged' dudaklar arasndan tslyarak, mrlt
halinde kyordu; sonra yksek sesle ve net bir ekilde bard:
"Eifarran!"
Sonra tekrar ayn ismi ard: "Eifarran!"
Yerden kaldrm olduu ekilsiz karanlk, araland. Aralktan,
kollarnm arasndan, ince bir k demeti parlad; ellerim kaldrd
yere kadar uzanan belli belirsiz oval bir k. Bir an iin, bu oval n
iinde, bir ekil hareket etti: Omuzundan ge-riye doru bakan uzun
boylu bir kadm. Kadnn yz ok gzel-di; zgn ve korku dolu.
Ruh sadece bir an iin burada parlamt. Sonra Ged'in kollar
arasndaki soluk oval k, parlaklamaya balad. Geniledi ve
yayld; dnyann ve gecenin karanlnda, gezegenin doku-sunu yrtp
aan bir yark oldu. Bu yarktan korkun bir parlaklk yayld. Ve bu
parlak biimsiz yrtktan, pht halinde kara bir glge gibi hzla hareket
eden, iren bir ey, trmanarak doruca Ged'in yzne srad. Bu
eyin arl altnda sendeleyen Ged ksa, bouk bir lk att.
Vetch'in omuzundan hereyi seyretmekte olan kk otak, hi sesi
olmad halde, yksek sesle lk atarak saldrmak istercesine ileri
atld.
Ged'in tepesindeki dnyann karanlnda olumu yark genileyip uzarken, o bouarak ve debelenerek yere dt. Olanlar
seyreden olanlar kat; Jasper topraa kapanarak gzlerim o korkun
ktan korudu. Sadece Vetch arkadana doru kotu. Bylece bir tek
o, Ged'e yapm, etlerim paralayan, glge kt-lesini grd. Kk
bir ocuk boyunda, kara bir hayvana benziyordu; ama bu ey sanki bir
iiyor, bir bzyordu. Ne kafas vard, ne de yz; sadece
yakalayp paralamak iin kulland drt tane penesi vard. Vetch
dehet iinde hkrmaya balad, yine de ellerini uzatp, o eyi
Ged'den ayrmaya alt. Ama da63

ha ona dokunamadan baland, artk kprdayamyordu.


Dayanlmaz parlaklk soldu ve dnyann kenarlar yava yava bir
araya geldi. Yaknlarnda bir ses, tpk bir aacn fslts veya bir
emenin suyunun krts gibi, hafife konuuyordu.
Yldzlar tekrar parlamaya baladlar; yamalardaki otlar, yeni
domakta olan mehtapla aard. Gece kurtulmutu. Aydnlk ve
karanln dengesi tekrar salanm ve sabitletirilmiti. Gl-geyaratk gitmiti. Ged yerde sere serpe, srtst yatyordu; kollar sanki
hala dua eder veya birini karlarm gibi ak duruyordu. Yz kanla
kaplanm, kararmt; gmleinin zerinde de byk kara lekeler
vard. Omuzuna sinmi olan kk otak titriyordu. Tam tepesinde,
cbbesi, ykselmekte olan ayn yla solgun solgun parlayan, yal
bir adam duruyordu: Babyc Nemmerle.
Nemmerle'nin asasnn ucu, Ged'in gsnn zerinde yaldzlar
kararak dolanyordu. Nemmerle bir eyler fsldarken, asasn
nazike, bir kez Ged'in kalbinin zerine, bir kez de du-daklarna
dedirdi. Ged kprdad; nefes alabilmek iin dudaklarm aralad.
Sonra yal Babyc asasn kaldrp topraa batrd ve sanki ayakta
duracak gc kalmam gibi ba nnde, asaya yasland.
Vetch, hareket edebildiini fark etti. Etrafna baktnda,
brlerinin de. ar Usta ve Dnm Ustasi'nm da, oraya gelmi
olduklarm grd. Byk byclk eylemleri, bu tr adamlar
harekete geirmeden, bir sonuca varmazlar. Bu adamlarn da
gereksinim annda, arldklarnda, kendilerine gre, hzla gelme
yntemleri vardr. Yine de hibiri Babyc kadar hzl ola-mamt.
Sonunda, yardm ardlar; gelenlerin bir ksm Ba-byc'yle
giderken, dierleri, ki bunlarn arasnda Vetch de vard, Ged'i ifac
Usta'nm odalarna tadlar.
Btn gece boyunca ar Usta, Roke Tepesi'nde nbet tuttu.
Fakat dnyann dokusunun yrtlp ald bu yamalarda, hibir ey
kmldamad bile. Kendi topraklarma geri trmanabil-mek iin,
mehtapta srnerek yrt arayan hibir glge grnmedi. Glge
Nemmerle'nin ellerinden; Roke Adasi'n koruyan
64

ve evreleyen kudretli by-duvarndan kurtulup, kamt ama imdi


de dnyada dolayordu. Dnyada, bir yerlerde saklanyordu. Ged o
gece lecek otursa, glge at kapy bulmaya alabilir, onu lm
aleminde de izleyebilir veya her nereden geldiyse oraya dnebilirdi.
te ar Usta bu yzden bekliyordu Roke Tepesi'nde. Fakat Ged
yaad.
Onu ifa odasna yatrdlar; ifac Usta, yznde, boaznda ve
omuzunda bulunan yaralar sard. Yaralar derin, byk ve k-tyd.
Yaralardan akan siyah kan, bylere ve zerine konan rmcek
alarna sarlm perriot yapraklarna ramen, durmuyordu. Ged,
kendini bilmeden, atete iin iin yanan bir dal gibi, ateler iinde
yatyordu; onu yakan eyi ise, hibir by souta-myordu.
Pek uzakta olmayan bir yerde, emenin akt, st rtsz
avluda, Babyc de kprdamadan yatyordu fakat o souktu, buz
gibi souk. Sadece, mehtapta suyun dkln ve kmlda-yan
yapraklar seyreden gzleri yayordu. Yanndakiler, ne by
yapyorlar, ne de ifa aryorlard. Zaman zaman kendi arala-nnda alak
sesle konuuyor sonra tekrar dnp efendilerine bakyorlard. O ise ay
altnda bir kemik kadar beyazlam ahin burnu, marur aln, ak
salaryla, kprdamadan yatyordu. Babo byy denetim altna
almak ve glgeyi Ged'den uzaklatrmak iin btn gcn harcamt.
Gcyle beraber, bedensel kuvveti de gitmiti. lyordu. Fakat,
yaad srece birok kez lmn krallnn kuru ve sarp
yamalannda gezmi byk bir bycnn lm tuhaf bir olaydr,
nk len adam gittii yere kr krne deil, kendinden emin,
gittii yollar bilerek gider. Nemmerle aacn yapraklar arasndan
yldzlara bakt zaman, yanndakiler, onun gerekten, bu yaz gn,
afan yaklamasyla solmakta olan yldzlara m, yoksa tepenin
zerindeki hibir afan gremedii ve hi batmayan dier yldzlara
m baktm bilemiyorlard.
Otuz yldr bycnn yolda olan Osskilli kuzgun gitmiti.
Kimse onun nereye gittiini grmemiti. "Onun nnden uuyor," dedi
ekillendirme Ustas nbet srasnda.
65

Doan gn lk ve ackt. Byk Ev ile Thwil sokaklarnda t


kmyordu. lene doru Okuyucular Kulesi'nin demir anlar ac ac
calip, yksek sesle sesleninceye kadar, hi ses duyulmad.
;
Ertesi gn Roke'un Dokuz Ustas, Varlk Korusu'nun karanlk
aalarmn altnda topland. Tm Yerdeniz bycleri ara-smdan yeni
Babyc'y seerken, orada bile, onlarla hi kimse veya hibir g
konuamasn ve onlarn ne konutuklarm da duyamasn diye etraflarna
dokuz sessiz duvar rdler. Way'li Gensher, Babyc seildi. Derhal
Roke Adasi'ndan, Deniz yoluyla Way Adasi'na, yeni Babyc'y
getirmesi iin bir gemi yolland. Yelanahtan Usta geminin knda
durarak yelkenleri doldurmas iin bir byrzgar kartt, bylece gemi
abucak yelken ap gzden kayboldu,
t
Btn bunlardan Ged'in hi haberi olmad. O scak yaz ayla-nnda,
tam drt hafta l gibi yatt. Yalnz bazen bir hayvan gibi inleyip
baryordu. Sonunda, ifac Usta'nn sabrla uygulad tedavi sonu
vermeye, yaralar kapanmaya ve atei dmeye balad. Yava yava,
tekrar duymaya balar gibi oldu ama hi konumuyordu. Gneli bir
sonbahar gn ifac Usta, Ged'in yatt odann panjurlarm at. Roke
Tepesi'ndeki gecenin karanln-dan beri, Ged hep karanlkta kalmt. O
an gn m ve parlayan gnei grd. Yaral yzn elleri arasna
alarak alamaya , balad,
t
K geldiinde bile hala kekeleyerek konuabiliyordu. ifac Usta da,
bedensel ve zihinsel gcn ona yava yava geri verebilmek amacyla,
onu hala ifa odasnda tutuyordu. Sonunda Usta onu taburcu ettiinde
baharn ilk gnleri yaanyordu. Sadakatim bildirmesi iin, onu ilk olarak
Babyc Gensher'e yollad. nk Gensher Roke'a geldiinde, bu
grevim yerine getirmek iin okulun dier rencilerine katlamamt
Ged.
|
Hastalnn srd aylar boyunca, hibir arkadann onu
n,etmesine izin verilmemiti. imdi onlarn arasndan ge- birbirlerine
"Bu da kim?" diye soruyorlard. Ged nl, evik ve kuvvetliydi. imdi ise
ektii aclar
66

ok byk bir g var ve sen o gc, denetim altmda tutamadn,


sonucunda aydnlk ile karanln, lm ile yaamn, iyi ile ktnn
dengesinin nasl etkileneceim bilmediin bir byde uygulayarak,
yanl yerde kullandn. Ve bunu da nefret ve gurur yznden yaptn.
Sonucun kt olduuna amamak gerek. Sen ller arasndan bir ruh
ardn ama onunla beraber Yaamsz-lk Gleri'nden biri de kp
geldi, isimlerin bulunmad bir yerden, arlmadan geldi. Ktlk,
senin araclnla ktlk yapmak istiyor. Onu armakta kullandn
g, onun yararma seni etkiliyor: artk birbirinize balandnz. O,
senin kibirinin glgesi, senin yarattn bir glge. Bir glgenin ad olur
mu?"
Ged hastalkl ve bitkin bir halde duruyordu. Sonunda, "Keke
lseydim," dedi.
"Sen kim oluyorsun da bunu sorgulamaya cesaret ediyorsun?
Nemmerle senin iin ld... Sen burada gvenliktesin. Burada yaayp
renimine devam edeceksin. B ana zeki olduunu sylediler. imdi
git ve devlerine al, yi al. Yapabilecein tek ey bu."
Bylece szlerim bitirdi Gensher ve aniden yok oldu, tm
bycler gibi. eme, gnein altnda akyordu; Ged, Nemmer-le'yi
dnerek bir sre emenin sesini dinledi. Bir keresinde bu avluda,
gnein kendisine konutuunu hissetmiti. te artk, karanlk da
konumutu: geri alnmas olanaksz bir sz.
Avludan ayrlarak Gney Kule'de, kendisi iin bo tutulmu olan
eski odasna gitti. Orada tek basma oturdu. Gong yemei haber
verince gitti ama Uzun Masa'da oturan dier ocuklarla ne konutu, ne
de yzn kaldrp bakt; hatta onu byk bir nezaketle karlayan
ocuklara bile. Bylece bir iki gn sonra, hepsi onu yalnz braktlar.
Yalnz kalmak onun kendi dileiydi; nk aklszca syleyecei veya
yapaca bir ktlkten korkuyordu.
Ne Vetch, ne de Jasper, ortalklardayd; Ged de onlarn nerede
olduklarm sormuyordu. Kendisin! kaybetmi olarak yatt iin
yitirdii aylar nedeniyle, daha nceleri nnde ve lideri olduu
ocuklar, artk onu gemilerdi. O bahar ve yaz, kendisin-den kk
ocuklarla birlikte ders yapt. Onlarn arasnda bile
68

parlamad; nk herhangi bir tlsmm szleri, hatta en basit gzba


sihirleri bile azndan duraksayarak kyor; elleri de marifetlerim
gstermekte tereddt ediyordu.
Sonbaharda, bir kez daha Yalnz Kule'ye gidip, simci Usta ile
almas gerekiyordu. Bir zamanlar kand bu i, imdi onu mutlu
ediyordu; nk zaten onun arad, by yaplmadan geen uzun
dersler, sessizlik ve iinde hala varolduunu bildii o gcn
kullanmasna gerek olmayan bir yerdi.
Kule'ye gidecei gnn arifesinde, akam, odasna bir ziyareti
geldi. Kahverengi gezgin cbbesi giymi, ucu demirli, mee asa
tayan biri. Byc asasn gren Ged, ayaa kalkt.
"evik Atmaca..."
Sesi dyunca Ged gzlerin! kaldrd: Karsnda duran Vetch'ti.
Siyah pervasz yz olgunlam ama yzndeki tebessm
deimemi; her zamanki kadar gvenilir, her zamanki kadar salam...
Omuzuna ise koca gzl, parlak tyl bir hayvan kvrlmt.
"Sen hastayken hep benle kald, imdi ondan ayrlacam iin ok
zlyorum. Ve senden ayrlacama daha da ok zlyorum evik
Atmaca. Ama eve dnyorum. Hadi bakalm Hoeg! Gerek sahibine
git!" Vetch otak okayp yere brakt. Hayvan gidip Ged'in ot iltesinin
zerine oturarak kk bir yapra andran diliyle tylerim yalamaya
balad. Vetch gld ama Ged glmseyemedi bile. Yzn saklamak
iin yere -meldi ve hayvan okamaya balad.
"Bana geleceim hi tahmin etmiyordum Vetch," dedi.
Sitem etmek niyetiyle sylememiti, ama Vetch, "Daha nce
gelemedim. ifac Usta izin vermedi. Ktan beri de Ko-ru'daydm,
Usta ile birlikte inzivaya ekilmitim. Asay almaya hak kazanncaya
kadar serbest deildim. Dinle: Sen de serbest kaldn zaman Dou
Uyresi'ne gel. Seni bekleyeceim. Oralardaki kk kylerin halk
ok misafirperverdir, sonra bycleri de ho tutarlar," dedi.
"Serbest kalmak..." diye mrldand Ged, glmsemeye al-arak;
hafife omuzlarm silkti.
69

Vetch ona bakt, ama eskisi gibi deil. Daha az sevgiyle deil, ama
belki, daha bir byc edasyla. Kibarca, "Sonsuza kadar Roke'ta
kalmayacaksn," dedi.
"ey... belki Kule'de Usta'yla alrm, kitaplar ve yldzlar
arasnda, kaybolmu isimleri arayanlardan biri olurum... pek bir ie
yaramasam da, zararm da olmaz, diye dnmtm..."
"Belki," dedi Vetch, "ben gelecei gremem. Fakat senin nnde
odalar ve kitaplar deil, uzak denizleri, ejderhalarn ate kusan
soluklarm, ehirlerin kulelerim ve atmacann ykseklerde ve
uzaklarda uarken grd eyleri gryorum."
"Ya ardmda... ardmda neler gryorsun?" diye sordu Ged ve
konuurken ayaa kalkt. Tepelerinde, tam aralarnda duran tlsm,
Ged'in glgesini arkadaki duvara ve yere dryordu. Sonra bam
yana evirip kekeleyerek, "Yine de bana nereye gideceini, ne
yapacam anlat," dedi.
"Eve gidip olan kardelerimi ve szn sk sk ettiim kzkardeimi greceim. Ayrldmda kzkardeim daha bir bebekli.
Yaknda smi taklacak... dnmesi bile garip geliyor insana! Sonra da
kk adalarn birinde, kendime byc olarak bir i bulacam. Ah,
senle oturup uzun uzun konumak isterdim ama oturamam. Gemim bu
gece ayrlyor ve deniz ykselmeye balad bile. evik Atmaca, eer
yolun Dou'ya derse, mutlaka bana ura. Ve, eer bana ihtiyacm
olursa, beni ar, beni admla a-r: Estarriol."
Bunu duyan Ged yaral yzn kaldrp arkadayla gzgze
geldi.
"Estarriol," dedi, "benim adm Ged."
Sonra sessizce vedalatlar. Vetch arkasn dnerek ta kori-riardan
inip gitti; Roke'tan ayrld.
Ljir sre, ok gzel bir haber alm da haberi sindirmek yanmak
isteyen biri gibi hareketsiz kald. Vetch'in ^n, gerek ismini
ona sylemesi, ok byk
kh

ismini kendisinden ve ismini verenden den


..amanla, eer isterse, ismini kardeine, ka70

nsna veya arkadana syleyebilir ama o nc ahslar da, bu ismi,


bir bakasnn duyabilecei yerlerde kullanmazlar. Baka-larnn
nnde onu, dier insanlar gibi, kullanlan adyla, takma adyla
arrlar; evik Atmaca gibi, Vetch gibi, "ty-yuma" anlamndaki
Ogion gibi. Basit insanlar, gerek isimlerim ok se-vip gvendikleri
birka kii dnda herkesten saklyorlarsa; byyle ilgisi olanlar, daha
tehlikeli ve tehlike altnda olduklann-dan, ok daha fazla korumak
zorundadrlar. Kim bir adamn is-mini biliyorsa, onun hayatm
avularnn iinde tutuyor demektir. Bylece, Vetch, kendine olan
gvenini yitirmi olan Ged'e, ancak gerek bir arkadan verebilecei
bir armaan, ona olan gveninin sarslmam, sarslmaz kantm vermi
oldu.
Ged ot yatann zerine oturarak, snerken iindeki bataklk gaz
hafife poflayan tlsmnn yuvarlak parltsn sn-drd. Sanki
daha nce baka hibir yerde uyumam gibi keyifle dizlerine uzanp
uyumu olan otak okad. Byk Ev sessiz-di. Ged'in aklna, o gnn,
Ogion'un ona ismini verdii, kendi Gei'inin yldnmnn arefesi
olduu geldi. Q gnden bu ya-na drt yl gemiti. simsiz ve plak
olarak getii dadaki kaynan soukluunu hatrlad. ocukken
yzd. Ar Neh-ri'ndeki dier berrak glckleri dnmeye balad;
sonra dan dik yamacndaki ormann altna kurulmu olan
Onakaaa koyunu; tozlu ky sokandaki sabah glgelerim; bir k
akamn-da, krn frmesiyle tunustasnn ateinden kan alevi;
havas duman ve yaplan bylerle arlam olan, cadnn karanlk ve
ho kokulu kulbesini... On yedi yam doldurduu bu akam, tm
bunlar tek tek aklna geldi. Ksa ve krk hayatinin tm yllar ve
yerleri, aklnda toplanp bir araya, bir btn haline geldi. Sonunda bir
kez daha, bu uzun, ac ve kaybolmu zamandan sonra, kim olduunu
ve nerede olduunu hatrlad.
Fakat nndeki yllarda nereye gidebileceim gremiyor, grmeye
de korkuyordu.
Ertesi sabah aday gemek iin yola koyuldu, otak eskisi gibi
omuzunda duruyordu. Bu sefer. Yalnz Kule'ye gitmek g-nn ald,
daha nce olduu gibi iki deil. Kuzey bumunun
71

uuldayan ve kpren denizinin zerindeki Kule'yi grdnde,


kprdayacak hali bile kalmamt. erisi, tpk hatrlad gibi karanlk,
souktu; Kurremkarmerruk da yksek taburesine oturmu, isim listeleri
kartyordu. Ged'e bakt ve Ged sanki hi oradan ayrlmam gibi
hogeldin bile demeden, "Git yat; yorgun adam aptal olur. Yarn,
Yaratanlar'n Giriimleri Kitabi'n ap, oradaki isimleri renebilirsin,"
dedi.
K sonu Ged Byk Ev'e geri dnd. O zaman sihirbazl ilan
edildi ve bu kez Babyc Gensher sadakatim kabul etti. Bundan
sonra, gzbacl sanatm aarak byclk asasn kazanabilmek iin
gerekli gerek byclk eylemleri olan yksek sanatlar ve byleri
okudu. Aylar getike byleri syleme ko-nusunda ektii
skntlardan kurtuldu; ellerine eski hneri geldi:
Yine de, korku kendisine uzun ve zorlu bir ders vermi olduun-dan,
eskisi kadar abuk renemiyordu. En tehlikeli byler olan
ekillendirme ve Yaratmann Byk Tlsmlan'n yaparken bile, hibir
uursuzluk olmad veya kt bir iarete rastlanmad. Hatta zaman
zaman Ged, artk ryasnda da grmediinden, ortaya sald glgenin
zayflam veya bir yolunu bulup dnyadan kam olup olmayacam
merak etmeye balad. Fakat iin iin bu tr mitlerin saflktan baka
bir ey olmadm da biliyordu.
Ustalarndan ve eski kitaplardan, serbest brakm olduu bu glge
ile ilgili renebilecei hereyi rendi Ged. Zaten re-^necek ok az
ey vard. Bu tr bir yaratn ne dorudan tarifi ie sz ediliyordu. En
fazla eski kitaplarn orasn-, glge-yarata benzeyebilecek eyler
hakknda Glge-yaratk bir insann ruhu deildi; Dnyann
yaratklanndan da deildi; ama yine de bun-, Ged'in byk bir dikkatle
okumu oldu-'a adl bir kitapta, kuzeydeki uzak lke-^Kadim
Gler'den biri olan, konuan bir ^ bir Ejderhalar Efendisi'nin yks
vard.Tan emriyle diyordu'''.kitap, "ller aleminden l bir ruh
armak iin konumutu.Fakat tan iradesiyle bycl-ruhla
birlikte bir de onu iten ie
72

kemiren, onun klna girerek hareket eden ve insanlara zarar veren


bir ey arlmadan geldi." Fakat kitap ne o eyin ne ol-duunu, ne de
yknn sonunda ne olduunu yazyordu. Ayrca Ustalar da byle bir
glgenin
nereden
gelebileceim
bilmiyorlard:
Babyc
yaamszlktan demiti; dnyann yanl tara-fndan demiti, Dnm
Ustas; ar Usta ise "Bilmiyorum," demiti. ar Usta Ged'in
hastal srasnda sk sk onunla oturmaya gelmiti. Her zamanki gibi
arbal ve suratszd ama Ged artk onun iindeki sevecenlii
anlamt ve onu ok seviyordu. "Bilmiyorum. O ey hakknda
bildiim tek ey u: sadece ok byk bir g onu arabilirdi; hatta
belki tek bir g... tek bir ses... senin sesin. Fakat bunun ne anlama
geldiim ben de bilmiyorum. Bunu sen bulacaksn. Bunu senin
bulman gerek, yoksa lrsn, hatta lmden de kt..." Skntl
gzlerle Ged'e bakarken, yumuak bir sesle konuuyordu. "ocukken,
byclerin hereyi yapabileceklerini sanyordun. Ben de yle sanrdm, bir zamanlar. Hepimiz yle sanrdk. Fakat gerek u ki, insann
gerek gc, byyp bilgisi arttka izleyebilecei yol, iyice
daralyor. Ta ki, en sonunda sadece ve sadece mutlaka gerekenden
baka yapacak eyi kalmayncaya kadar..."
On sekizinci yagnnden sonra, Babyc, Ged'i ekillendirme
Ustas ile almas iin yollad. Varlk Korusu'nda renilenler
hakknda baka yerlerde pek konuulmaz. Burada hibir bynn
ilemedii sylenir; ama zaten burann kendisi byldr. Korunun
aalar bazen grnr, bazen grnmez; sonra bu aalar her zaman
Roke Adasi'nn ayn yerinde de durmazlar. Koru'nun aalarnn bile,
birer bilge olduklar sylenir. ekillendirme Ustasi'nn stn
bylerin! bu Koru'dan rendii;
ve eer aalar lrse onun da bilgeliinin yok olaca ve yle bir ey
olursa, o gnlerde, tarihten nce Segoy'un denizin derin-liklerinden
ekip karm olduu Yerdeniz adalarnn, yani insanlarn ve
ejderhalarn zerinde yaad karalarn, hepsinin sular altnda
kalaca da sylentiler arasndadr.
Fakat bunlarn hepsi kulaktan dolma bilgilerdir, bycler bu
konuda konumaz.
73

Aradan aylar geti ve nihayet bir bahar gn Ged Byk iv'e geri
dnd. Bundan sonra ondan ne isteyeceklerine dair ibir fikri yoktu.
Roke Tepesi'nin bayrlarna doru alan bir .apda, yal bir adam
onu karlad. Ged'i kapnn aznda bek-[yordu. lk bata Ged onu
tanyamad. Sonra iyice dnnce, nn, be yl nce, Okul'a ilk
geldii gn, kendisin! ieriye alan dam olduunu kartt.
Yal adam glmseyerek onu adyla karlad ve sordu:
Benim kim olduumu biliyor musun?"
O anda Ged, hep Roke'un Dokuz Ustas dendii halde, sade-e
sekizinin ismini bildiim hatrlad: Yelanahtar, El, ifac, kuyucu.
Dnm, ar, simci ve ekillendirici. Ona hep, .abyc'den,
dokuzuncu Usta diye sz ediyorlarm gibi gel-liti. Ama yeni
Babyc seilecei zaman, Dokuz Usta top-np yapmt seimi.
"Sanrm siz Kapc Ustasnz," dedi Ged.
"yleyim. Ged, sen kendi ismini syleyerek Roke'a girmeye ak
kazanmm. imdi de benim ismimi syleyerek, buradan ;rbest
kalmaya hak kazanabilirsin." Byle dedi glmseyen asl adam ve
bekledi. Ged sustu kald.
Elbette ki insanlarn ve varlklarn isimlerim bulmak iin bin-;rce
yol, hner ve ara biliyordu; bu tr hnerler, Roke'ta ren-[i
eylerin bir parasyd, nk onlar olmadan, yaplacak b-iilerin ok
az ie yarard. Fakat bir bycnn veya Usta'nn imi bulabilmek,
tamamen ayr bir meseleydi. nk bir by-inn ismi, denizdeki
balktan daha iyi saklanr, ejderhalarn linden daha iyi korunurdu.
Aratrma iin yaplacak bir by, ha kuvvetli bir byyle karlar;
kurnazca yaplm oyunlar, asa kar; dolambal soruturmalar,
dolambal yoldan engelle-r; zorla kullanlan kuvvet de, ykc bir
ekilde geri teperdi.
"ok dar bir kapya bekilik yapyorsunuz Usta," dedi somda Ged.
"Sanrm burada, krlarda, biraz oturup oru tutmal-m ki bu dar
kapdan sabileyim."
"istediin kadar kalabilirsin orada," dedi Kapc glmseye-sk.
74

Bylece Ged biraz uzaklaarak, Thwilbum'n kysndaki bir


akaaacn altna oturdu. Otakn da omuzundan inip oyna-mas ve
amurlu nehir kysndaki tatlisu yengelerim avlamas iin serb&st
brakt. Gne ge vakitte, tm parlaklyla kavutu; bahar hayli
ilerlemiti. Byk Ev'in pencerelerinden tlsm-klarnm ve
lambalarn klar szlyordu; yamatan aada ise Thwil
kasabasnn sokaklar karanlk iindeydi. Evlerin dam-larnda
baykular tyor, derenin zerindeki lo havada yarasalar uuyordu.
Ama Ged hala Kapci'nn ismini nasl yapsa da rense diye
dnyordu. Zorla m, hileyle mi yoksa byyle mi? Dnp
tandka, iin iinden iyice kamaz oluyordu. Ro-ke'ta bulunduu
bu be yl sresince, rendii tm tlsmlar arasndan, byle bir
bycden, yle bir sim, zorla elde edebilecek olanm ne kadar arasa
bulamyordu.
Cebinde yuvalanm otak ile birlikte krlarda yatp, yldzlarn
altnda uyudu. Gne ykseldikten sonra, orucunu bozmadan, Ev'in
kapma giderek kapy ald. Kapc, kapy at.
"Usta," dedi Ged, "isminizi sizden zorla almaya gcm yetmez,
aldatp almaya aklm yetmez. O yzden burada kalp al-maya veya
renmeye devam etmeye, istediiniz hereyi yap-maya razym. Tabii
eer, kazara, bir sorumu cevaplamazsanz."
"Sor bakalm sorunu."
"Adnz nedir?"

Kapc glmsedi ve ismini syledi; ismi tekrarlayan Ged, son kez


o Ev'e girdi.
Ev'den ayrldnda ar, lacivert bir cbbe giyiyordu. Cb-be,
gitmekte olduu Aa Toming kazasnn bir hediyesiydi ona. Orada
bir bycye ihtiyalar vard. Ayn zamanda, porsu-kaacndan
yaplm, ucu tun kapl, kendi boyunca bir asa tayordu. Byk Ev'in
boynuzdan ve fldiinden yaplm arka kapm onun iin aarken.
Kapc Ged'e iyi yolculuklar diledi. Ged, sabahn berrak sularnda,
kendisini beklemekte olan gemi-ye gitmek iin, Thwil'in
sokaklarndan aa doru indi.

75

v
PENDOR EJDERHAS1
ROKE'UN

batsnda, iki byk kara paras olan Hosk ve Ens-mer


adalar arasnda, topluluk halinde Doksan Adalar bulunur. Roke'a en
yakn olan ada Serd ada, en uzak olan ada da neredeyse Peln
Denizi'nde bulunan, Seppish adadr. Bu adalarn toplam say snn
doksan olup olmad soruu ise, hala cevaplandrlamamtr; nk
zerinde tatlisu bulunan adalar sayacak olursanz, yetmi ada kar;
yok tm kaya paralarm say-maya kalkarsanz, yz de geersiniz;
sonra gelgitler de sonucu etkiler. Adacklar arasndaki kanallar ok
dardr ve Deniz'in yumuak gelgitleri, bunlar andrr, dolanr;
ykseldiinde ok ykselir, alaldnda da ok slar; yle ki, sular
ykseldiinde adacn olduu bir yerde, sular alalnca sadece tek
bir
76

ada kalr. Gelgitlerin tm tehlikelerine ramen yrmesini renen her


ocuk, ayn zamanda krek ekmesin! de renir, kendi kk
kayma sahip olur. Ev kadnlar, komularyla ruva ay imek iin,
kanal kayklaryla geerler; seyyar satclar mallarm satmak iin,
ektikleri krein ritmiyle barrlar. Tm sokaklar tuzlu suyla
doludur. Bu sokaklarn n, sadece, daralan yerlerde, evden eve, turbi
ad verilen bir eit bal yakalamak iin gerilmi alarla kesilir.
Doksan Adalar'n servetim, bu balktan elde edilen ya oluturur. Bu
adalarda ancak birka tane kpr vardr; ve hi byk yerleim
merkezi yoktur. Her ada iftliklerle ve balk kulbeleriyle k
tktr; ve bunlarn her on-yirmi kadar bir araya gelip, bir kaza
olutururlar. Bu kazalardan biri de, en batda, Deniz'e deil de,
sadece, ejderhalarn yamaladklar bir ada olan Pendor'un bulunduu,
oradan sonra da Bat Blgesi'nin terkedilmi sularnn yer ald.
Adalar Diya-r'nn ssz kesine, bombo duran okyanusa bakmakta
olan Aa Toming'dir.
Kazann yeni bycs iin bir ev hazrlanmt. Yeil arpa
tarlalar arasndaki bir tepenin zerine yaplm olan ev, o sralar
krmz iekler am pendik aalarndan bir koruyla bat rzgarlanndan korunuyordu, nsan, evin kapsndan, saz daml dier
evleri, korular, baheleri; korularyla, evleriyle, baheleriyle dier
adalar ve adalar arasnda kvrla kvnia uzanan, saysz, prl prl su
kanallarm seyredebiliyordu. Penceresi olmayan, toprak zeminli bir
fakir eviydi, yine de Ged'in domu olduu evden daha iyi bir evdi.
Roke Adasi'ndan gelecek olan bycden ekinen Aa Toming'in
adal halk, bu mtevaz evden dolay zr dilediler. "Yaplarda
kullanmak iin tamz yok," dedi bir tanesi; "Alktan lmesek de
hibirimiz zengin deiliz," dedi bir bakas; bir dieri de, "En azndan
kuru olacak, damm kendi ellerimle aktardm efendim," dedi. Ged'in
gznde, evin bir saraydan fark yoktu. Kazann yneticilerine,
itenlikle teekkr etti; bylece on sekizi de kendi kayklarma binip, ev
kadnlarma ve balklara, yeni bycnn ok az konuan ama
konutu mu da kibirle deil, adaletle konuan, asikyzl, tuhaf bir
gen ol77

dn anlatmak iin, kendi adalarma gitti.


Ged'in, bu ilk byclk iinde pek kibirlenecek bir durumu
yoktu belki de. Roke Adasi'nda yetien bycler genellikle, soylulara
hizmet etmek iin, byk bir saygyla karlandklar ehirlere ve
atolara giderlerdi. Normal koullarda. Aa Tor-ning'deki bu
balklara, balk alarm efsunlayacak, yeni kayklarm okuyacak,
hayvanlarn ve insanlarn hastalklarm iyi edecek bir cad veya
sihirbaz yeterli olurdu. Fakat birka yl nce, Pendor Ejderhas
yumurtlamt: imdi, Pendor Leventleri'nin kulelerinin ykntlar
arasnda, pullu karnlarm mermer basamaklarda ve buradaki krk
kaplar arasnda srkleye srkleye dolaan, dokuz ejderhann yatt
syleniyordu. Birka yla kadar, biraz daha bydklerinde ve iyice
acktklarnda, bu l adada yiyecek bir eyler bulamaynca etrafta
uacaklard. Daha imdiden. Hot adasnn gneybat kylarnda
drdnn utuu grlm; yere inmemiler fakat koyun srlerim,
ahrlar ve kylerin durumunu kefe kmlard. Bir ejderha ok yava
ac-krd ama ackt m da, onu doyurmak ok zordu. Bu nedenle Aa
Toming adalarnn halk, Roke'a bir eli yollayarak, kendilerim batda
beklemekte olan felaketten kurtarmas iin, bir byc gndermelerim
rica etmi, Babyc de korkularm ye-rinde bulmutu.
"Buras rahat bir yer deil," demiti Babyc, Ged'i byc
yapt gn. "n kazanamazsn, zengin olamazsn, hatta teh-likesi bile
yok. Gidecek misin?"
"Giderim," diye cevap vermiti Ged, sadece itaat etmek kaygsyla
deil. Roke Tepesi'ndeki geceden sonra, hrete ve gs-terie olan
dknl, tam tersine dnm, artk tam aksi eyleri ister olmutu.
Artk, kuvvetinden emin olamyor ve gcn deneyebilecei
ortamlardan kanyordu. Yine de ejderhalardan sz edilmesi, ilgisin!
ekmiti. Gont'ta yzlerce yldr ejderhalar grlmemiti; ayrca,
bys nedeniyle Roke'un yaknma, buca-na ejderha gelemezdi; o
yzden orada da ejderhalar sadece yklerde ve trklerde anlatlan
sorunlard; szleri edilen fakat hi grlmeyen varlklar. Ged, Okul'da,
ejderhalarla ilgili re78

nebilecei hereyi renmiti. Fakat insann ejderhalar derslerde


okumas baka eydi, karsnda grmesi baka. nnde byle bir
olanak olunca, tm kalbiyle cevap verdi, "Giderim."
Babyc Gensher, bayla onaylad ama skntl bir ifade-si
vard. "Syle bakalm," dedi en sonunda, " Roke'tan aynima-ya
korkuyor musun? Yoksa buradan ayrlmaya istekli misin?"
"Her ikisi de efendim."
Gensher tekrar bam sallad. "Seni buradan, bu gvenceli yerden
yollamakla iyi edip etmediim! bilemiyorum," dedi yavaa.
"nndeki yolu gremiyorum. Karanlklar iine gizlenmi. Ayrca
kuzeyde bir g var, seni mahvedecek bir g; fakat ne olduunu,
nerede olduunu, geleceinde mi, gemiinde mi olduunu
syleyemem: Herey karanlklar iinde. Aa Tor-ning'den adamlar
gelince ilk olarak seni dndm; oras, gc-n toplamak iin zaman
bulabilecein, gvenceli bir yere, aya-kalt olmayan bir yere benziyor.
Yine de, sonunda nereye varacam veya senin iin gvenceli bir yerin
varolup olmadm bi-le bilemiyorum. Seni karanlklara yollamak
istemiyorum..."
lk bata, iek aan aalarn altndaki bu ev, Ged'e yeterince
canl bir yer gibi gelmiti. Burada yaayp, sk sk gkyznn bat
yakasn gzledi ve byc kulaklarm pullu kanatlardan kacak olan
seslere ak tuttu. Fakat hibir ejderha gelmedi. Ged iskelesinden balk
avlad; bahesiyle oyaland. Bu gzel yaz gnlerinde, bir yandan otak
y annda uyurken veya papatya ve ot ormannda fare avlarken, o,
pendik aalarmn altnda oturup, btn gnlerim Roke'tan getirmi
olduu irfan Kitaptan'nda geen bir sayfa, bir satr veya bir kelime
zermde d-nerek geiriyordu. Aa Toming halkma, ondan yardm
istedikleri zamanlar, ifac ve iklimci olarak hizmet veriyordu. Bir bycnn, bu tr basit ilerle uramaktan utanabilecei aklna bile
gelmiyordu, nk kendisi de bu insanlardan daha fakir insanlar
arasnda, bir cad ocuu olarak yetimiti. te yandan halk, gerek
Bilgeler Adasi'ndan gelen bir byc olduundan, gerekse sessizlii ve
yzndeki yaralar nedeniyle, ondan korktuklar iin, az ey istiyordu.
Gen olmasna ramen, onda insa79

n tedirgin eden bir ey vard,


Yine de, o kendisine bir arkada edinmiti; dou tarafndaki
adada yaayan bir kayk ustas. Ad Pechvarry'ydi. lk olarak
Ged'in iskelesinde, Ged onun kk bir yelkenlinin direini dikiini seyretmek iin durduunda tanmlard. Pechvarry glmseyerek bycye bakp, "Bir aylk i hemen hemen bitti.
Herhalde siz bunu bir dakikada, bir tek sznzle bitirirdiniz,
yle deil mi?" demiti.
"Olabilir," dedi Ged, "ama byy yapmaya devam etmezsem, br dakikada da batard. Fakat eer istersen..." Durdu.
"Neyi, efendim?"
"Bu ok irin kk bir tekne. Hereyi de tamam. Ama eer
istersen, onu daha da salam yapmak iin bir balama bys,
veya denizden eve dnmesini salamak iin bir bulma bys
yapabilirim."
Ged, zannatkar gcendirmemek iin, ekine ekine konu- :
mutu; fakat Pechvarry'nin yz aydnland. "Tekneyi oluma
yapyorum beyim, eer dediiniz byleri yaparsanz, bu ok
byk bir iyilik, ok dosta bir davran olur." Ve hemen iskeleye atlayp, Ged'in ellerine sarlarak ona teekkr etti.
Bu olaydan sonra, sk sk bir araya geldiler. Ged, bydeki r
ustalm, Pechvarry'nin kayklar onarrken veya yaparken gsterdii elustalyla birletiriyor, karlnda da Pechvarry'den,
bir kayn nasl yapldm ve bynn yardm olmadan bir
yelkenlinin nasl idare edilebileceim reniyordu. Her nedense,
Roke'ta normal yntemlerle yelkenli kullanmnn stnde pek
durulmamt. Ged iyi bir denizci oluncaya ve Pechvarry ile ara- .
lanndaki dostluk iyice pekiinceye kadar, sk sk Ged, Pechvarry ve kk olu oeth, kanallarda veya koylarda, bir gn o
kaykla krek ekerek, bir gn bu yelkenliyle yelken aarak, gezindiler durdular,
Sonbaharn sonlanna doru bir gn kayk ustasmn olu
hastaland. Annesi, Tesk Adasi'nda oturan, hastalklar iyi etme
konusunda becerisi olan bir cadya haber sald. Birka gn herey yolunda gitti. Sonra, frtnal bir gece yarsnda, Pechvarry

Ged'in kapsm yumruklayarak, gelip ocuunu kurtarmas iin ona


yalvard. Ged hemen onunla birlikte kaya kotu; beraberce kayk
ustasnn evine doru krek ektiler. Orada Ged, ocuu ot yatann
zerinde yatarken grd; annesi sessizce yambana melmiti. Cad
kadn da, korii kk ttss yapp, Nagian ilahileri sylyordu;
elinden gelenin en iyisi buydu. Fakat Ged'e, "Byc Hazretleri,
ocuun atei kzl ate; ocuk bu gece bu ate yznden lecek," dedi.
Ged diz kp elini ocuun stne koyunca, ayn eyi d-np,
bir an elini geri ekti. Uzun hastalk dneminin son ayla-nnda, ifac
Usta ona ifa bilgilerinin bir ounu retmiti. Bu bilgiler de, u
kuralla balar ve biter: Yaray tmar et ve hastal iyiletir, ama brak
lmekte olan ruh gitsin.
ocuun annesi, Ged'in yapt hareketi grp anlamm anlaynca,
aresizlik iinde bara bara alamaya balad. Pech-varry, "evik
Atmaca Hazretleri onu kurtarr, hanm. Alamana gerek yok! Artk
geldi ya, olan kurtarr," diyerek kadna doru eildi.
Anann feryatlarm duyan ve Pechvarry'nin de kendisine olan
gvenini gren Ged, onlar nasl hayal krklna uratabilecei-ni
bilemedi. Kendi koyduu tehise gvenmedi; eer ate drlrse
belki de ocuk kurtarlabilir diye dnd. "Elimden geleni yapacam
Pechvarry," dedi.
Dardan yeni getirmi olduklar souk yamur suyuyla olan
ykad ve ate drc bylerden birini yapmaya balad. By ne
etkisini gsterdi, ne de bir ie yarad; bir an iin ocuun kollannda
lmekte olduunu dnd.
Hemen tm gcn toplayarak ve kendisin! hi dnmeden,
ocuun ruhunu geri getirebilmek iin, kendi ruhunu ocuun ruhunun
arkasndan yollad. ocua adyla seslendi: "o-eth!" ten, zayf bir
cevabn geldiim dnerek, bir kez daha seslendi ve ocuun peine
dt. Sonra kk olann ilerde, uzakta, engin bir tepenin karanlk
yokuundan aaya, hzla kotuunu grd. Etrafta hi ses yoktu.
Tepenin stnde grd yldzlar, imdiye kadar hi grmedii
yldzlard. Yine de ta81

kmyldzlar isimleriyle biliyordu: Deste, Kap, Dnen, Aa. Bunlar,


o hi batmayan yldzlarda gelen gnn yla solma-yan yldzlar.
lmekte olan ocuu, fazla izlemiti.
Bunun bilincine vardnda, kendisini karanlk yamata buldu.
Geriye dn zordu, hem de ok zor. Yava yava geri dnd. Yava
yava, tepeye geri trmanmak iin bir ayam ileri att, sonra dierim.
Adm adm ilerledi, her adm, azimle atlyordu. Ve her adm bir
ncekinden daha zordu.
Yldzlar hareket etmedi. Kuru ve sarp zeminin zerinde rzgar
esmedi. Karanln tm engin krallnda, bir tek o hareket etti;
yavaa, trmanarak. Tepenin basma gelince, burada alak bir ta
duvar grd. Fakat duvarn br yannda, bir glge ona doru dnm
duruyordu.
Glgenin, ne insan gibi, ne de hayvan gibi bir ekli vard. Glge
ekilsizdi, belli belirsiz grnyordu ama Ged'e bir eyler fsldyordu.
Fsltsnda kelimeler yoktu. Ve glge Ged'e doru uzand. Ve glge,
yaayanlarn tarafnda duruyordu; Ged ise llerin tarafnda.
Ya tepeden aaya llerin ksz ehirierine ve orak topraklarna gidecek, ya da, ekilsiz eytani eyin kendisini bekledii
duvardan atlayarak, tekrar yaama geri dnecekti.
Ruh asas, Ged'in elindeydi; asasn ykseklere kaldrd. Bu
hareketle gc geri geldi. Dosdoru, glgeye doru, alak ta duvarn
zerinden atlarken, elindeki asa birden beyaz bir kla yanmaya
balad; bu lo yerde kr edici bir kla parlad. Ged atlad, dtn
hissetti; baka bir ey de grmedi.
Bu arada Pechvarry'nin, karsnn ve cadnn grdkleri ise
unlard: Gen byc, bysnn ortasnda durmu ve ocuu bir
sre kprdamadan ellerinde tutmutu. Sonra oeth'i yavaa iltenin
zerine brakm, dorulmu; elinde asas sessizce dur-mutu. Derken
birdenbire asasn havaya kaldrmt, asa beyaz bir atele yanyordu;
adeta avucunda bir imek tutuyordu Ged. O bir anlk atete evdeki
tm eyalar anszn garip bir ekilde belirginletiler. Gzlerinin
kamamas geince, gen adamn, ocuun l olarak yatt ot
yatan yannda, toprak zeminin
82

zerinde yzkoyun uzanm olduunu grdler.


Pechvarry'ye byc de lm gibi geldi. Kar alad; ama o
tamamen sersemlemiti. Fakat cadnn, byclkle ve gerek bir
bycnn br dnyaya gidiiyle ilgili kulaktan dolma bil-gisi vard;
Ged'e, her ne kadar souk ve hareketsiz yatsa da, bir l gibi deil,
hasta veya trans halindeki bir adam gibi davraml-masn salad. Ged'i
evine tadlar; uyanp uyanmayacam iz-lemesi iin, yanma yal bir
kadn braktlar.
Kk otak, yabanclar eve geldiinde her zaman yapt gibi,
evin at kiriinde saklanyordu. Yamur duvarlar dvp ate geerken
ve akam da yava yava ilerlerken, hayvan orada durmaya devam etti,
ta ki yal kadn atein yanibanda uyuya-kalncaya kadar. O zaman
otak aa indi ve yatakta kaskat ve hareketsiz yatmakta olan Ged'in
yanma gitti. Ellerim ve bileklerim, sabrla uzun uzun, kahverengi bir
yapraa benzeyen kuru diliyle yalamaya balad. Ged'in basnn yanma
melerek akaklarm, yaral yanaklarm ve yavaa, kapal gzlerim
yalad. Ve Ged yava yava, o yumuak dokunula kendine geldi. Daha
nce veya o an, nerede olduunu veya tepesindeki soluk n ne
olduunu, bilemeden uyand. Ik, dnyaya domakta olan gnein
yd. Sonra, otak her zamanki gibi, onun omuzuna yaklaarak
kvrld, uyudu.
Daha sonra, Ged o geceyi dndnde, byle ruhu kaybolmu
halde yatarken, kimse kendisine dokunmam olsa, kimse onu yle
veya byle geri armam olsa, ruhunun sonsuza kadar
kaybolabileceini fark etti. Onu geri aran sadece, can yanm
dostunu rahatlatmak iin yalayan hayvann, igdsel dilsiz
bilgeliiydi. Yine de o bilgelikte, Ged kendi gcne yakn bir eyler
buldu, byclk kadar derin olan bir eyler. O andan itibaren, bilge
kiinin, kendisini, konuabilseler de konuamasa-lar da, yaayan dier
varlklardan ayrmayan kii olduuna inand. Daha sonraki yllarda da,
hayvanlarn gzlerinden, kularn uularndan, aalarn ar ve ulu
hareketlerinden; konuamayan bu varlklardan renebilecei eyleri
renmek iin ok alt.
83

lk defa olarak yara almadan, sadece bir bycnn gzleri ak


olarak yapabilecei eyi baarmtr Snr geip geri dnmeyi. Byle
bir eyi, en byk bycler bile, baz tehlikeleri gze almadan
yapamazlar. Fakat geri dndnde, onu korku ve keder bekliyordu.
Keder, arkada Pechvarry iindi, korku ise kendisi iin. imdi
Babyc'nn onu gndermeye neden kork-tuunu; ve bycnn
bile ileriyi grme yetisini karartan ve perdeleyen eyin ne olduunu
anlamt. nk zaten onu bekleyen ey, karanln kendisiydi; ismi
olmayan, dnyaya ait olmayan bir varlk; yaratt veya salverdii, bir
glge. Bir ruh olarak, tm bu yllar boyunca, onu lm ile yaamn
snrndaki duvarda beklemiti. Sonunda da Ged'i orada bulmutu.
Ged'e yaklaabilmek, Ged'in gcn elde edebilmek, yaamm
emebilmek ve Ged'in etine brnebilmek iin, artk yola koyulmu
olmalyd.
Daha sonralar Ged, ryasnda o eyi kafas ve yz olmayan, ay
gibi bir ey olarak grd. Evin duvarlarmda el yordamyla kapy
aryordu. O eyin at yaralar getiinden beri byle ryalar
grmemiti. Uyand zaman kuvvetsiz kalmt, yordu. Yzndeki
ve omuzundaki yaralar geriliyor ve aryordu.
Artk kt bir dnem balamt. Ryasnda ne zaman glgeyi
grse, ya da onun hakknda ok dnse, hep ayn souk deheti
yayordu: Duyular ve gc onu terk ettiklerinden, ap-tallayor ve
yolunu anyordu. Korkaklna ok hiddetleniyordu ama bu bir ie
yaramyordu. Kendisini korumann yollar-n aryordu ama hi aresi
yoktu: O ey etten kemikten deildi, canl deildi, bir ruh da deildi,
ismi yoktu; Ged'in kendisinin ona vermi olduu, gnein d
dnyann kanunlarnn dndaki o korkun gten baka hibir varl
yoktu. Onun hakknda btn bildii, kendi yarat olduu iin, o eyi
kendisine doru ektii ve o eyin kendisini etkisi altna almaya
alaca idi. Fakat, henz kendisine zg bir biimi olmad iin,
hangi biimde geleceim, nasl geleceim ve ne zaman geleceim bilmiyordu.
Evinin ve yaad adann evresini, bildii btn engelleyici
bylerle evirdi. Bu tr by duvarlarnn durmadan yeni84

lenmeleri gerekir; sonunda Ged de, btn gcn bu duvarlara


harcarsa, ada halkna hibir yarar dokunmayacam fark etti. Eer
Pendor'dan bir ejderha gelirse, o zaman bu iki dman ara-snda ne
yapabilirdi?
Tekrar bir rya grd; ama bu kez ryasnda glge, evin iinde
kapnn yanndayd; karanln iinden ona doru, Ged'in anlayamad
birtakm szckler fisldayarak, ilerliyordu. Dehet iinde uyand;
glgenin hibir yerde olmadna emin oluncaya kadar, havada
yanmakta olan tlsmn kk evin her kesine yollad. Sonra
atein korlarmn zerine odun att ve atein nda dnceli
dnceli oturarak, sazdan yaplm damn ve plak aalarn arasnda
gezinmekte olan sonbahar rzgarm dinledi, inde eski bir fke
yeniden kabard. aresizlik iindeki bu bekleyie, kk bir adada
kapana kslm gibi, ie yaramaz kilit byleri mrldanp, oturup
kalmaya boyun eme-yecekti. Ama yine de bu kapandan kolay kolay
kurtulamyordu:
Bunu yapmak ada balknn gvenini ktye kullanmak ve onlar
yaknlarndaki korkun ejderhaya kar savunmasz brakmak demekti.
Yaplabilecek tek ey kalyordu.
Ertesi gn, balklarn arasndan geerek. Aa Toming'in en
byk iskelesine gitti; orada Adallarn Ba'n bulup, ona, "Buradan
ayrlmam gerekiyor. Ben byk bir tehlike iindeyim ve sizi de
tehlikeye atyorum. Gitmem gerekiyor," dedi. "O yzden, sizden,
Pendor'a gidip ejderhalar yok etmek iin izin istiyorum. Bylece size
kar grevimi yerine getirmi olacam; o zaman rahata ayrlabilirim.
Yok eer baaramazsam, o zaman ejderhalar buraya geldiklerinde de
baaramam demektir. yle bir eyin de sonradan renileceine,
imdiden bilinmesi daha iyi."
Adal, az bir kar ak dinledi Ged'i. "evik Atmaca Hazretleri," dedi, "orada tam dokuz tane ejderha var!"
"Dediklerine gre, sekizi henz kkm."
"Fakat y asllar..."
"Size buradan gitmem gerektiini sylyorum. Eer baarabilirsem, nce sizi ejderha tehlikesinden kurtarmak iin izin istiyorum."
85

"Nasl isterseniz beyim," dedi Adal, mitsizce. Orada bulu-nup


da konuulanlar dinleyen herkes, bunun gen byclerinin bir
delilii, delice bir cesaret rnei olduunu dnd. Ask suratlarla
Ged'in ayrlmasn izlediler, ondan bir daha haber almay hi
ummuyorlard. Bazlar, Ged'in onlar bu mkl durumda brakarak,
Hosk zerinden Deniz'e dneceim ima etti; dierleri, ki bunlarn
arasnda Pechvarry de vard, onun delirdiim ve lm arandm
dndler.
Drt nesildir gemiler rotalarm, Pendor Ada kylarmn
uzandan geirirdi. Bugne kadar, adadaki ejderha ile dvmek iin
hibir byc gelmemiti, nk ada hibir geminin yolu zerinde
deildi. Zaten bu adada yaayan insanlar da, Yer-deniz'in gneybat
blgelerinde yaayanlar tarafndan hi sevilmeyen, korsanlk, esir
tccarl yapan kavgac insanlard. O yzden, ejderha aniden batdan
kp gelerek, kulede elenmekte olan adamlaryla beraber Pendor
Hkmdar'nn zerim, azn-dan kustuu atele rtverdiinde ve
kasaba halkm da bara-rak denize dktnde, hi kimse clerini
almay dnmedi. intikam alnmaynca, btn kemikleri, kuleleri,
Paln ve Hosk sa-hillerinde yaayp da oktan lm olan prenslerden
alnm mcevherleriyle, Pendor olduu gibi ejderhaya kalm oldu.
Btn bunlar Ged ok iyi biliyordu. Ged dahasn da biliyordu
nk Aa Torning'e geldiinden beri, ejderhalar hakknda rendii
hereyi tekrar tekrar gzden geiriyor ve bunlar aklndan
karmyordu. Kk kaym batya doru srerken -artk krek
ekmiyor, Pechvarry'nin kendisine retmi olduu denizcilik
hnerlerim kullanmyor, yelkenim byrzgar ile doldurarak ve
tekneyi doru ynlendirmesi iin by yaparak, bir byc gibi
yelken ayordu- l adann, denizin kenarndan ykseliini seyretti.
Byrzgarn, hz istedii iin kullanyordu, nk nndekinden
ok, ardndakinden korkuyordu. Fakat gn ilerledike, sabrszl
korkudan, bir eit honut kzgnla dnt. En azndan kendi
isteiyle bir tehlikeye atlyordu ve tehlikeye yaklatka, en azndan
bu sre iin, belki de lmn-den nceki bu bir saat iin, zgr
olduunu hissediyordu. Glge
86

onu, ejderhann aznn iine kadar izlemeye cesaret edemezdi.


Dalgalar, bozbulank denizde, beyaz tepeleriyle birbirini izliyordu;
basnn zerindeki boz bulutlar ise, kuzey rzgaryla kotu-ruyordu.
Yelkenindeki hzl byrzganyia, batya doru ilerledi ve Pendor'un
kayalklannn, kasabasnn hareketsiz sokaklan-nin ve yamalanm
ykk kulelerinin gr alanna girdi.
Hilal eklindeki s limann giriinde, byrzgarn kesti ve
teknesini durdurdu. Kk tekne denizin zerinde sallanyordu. Sonra
ejderhay ard: "Pendor'un cellad, gel de hazineni koru!"
Sesi, klrengi sahile vuran dalgalarn sesleri arasnda kayboldu;
fakat ejderhalarn ok hassas kulaklar vardr. Ejderhalardan biri,
kasabann atsz ykntlar arasndan havaland; ince kanatlaryla ve
dikenli srlyla, iri siyah bir yarasa gibi, kuzey rzgarna dalarak,
halkalar ize ize Ged'e doru gelmeye balad. Halk iin bir efsane
olan bu yarat grnce, Ged'in gs darald; kahkaha atarak bard,
"Sen git de ihtiyar ar, rz-gar-solucan!"
Bu gelen, seneler nce Bat Yresi'nden gelmi dii bir ejderhann
yumurtalarndan km olan gen ejderhalardan biriy-di. O dii
ejderha da, btn dii ejderhalarn yaptklar sylenen eyi yapm;
deriyle kapl byk yumurtalarm kulenin yklm gneli odalarndan
birine brakm ve yavrular zehirli birer kertenkele gibi yumurtadan
ktklarnda, onlara bakmas iin Pendor'un Yal Ejderhasi'na emanet
ederek tekrar uup gitmiti.
Gen ejderha hi cevap vermedi. Cinsine gre pek byk
saylmazd, herhalde ancak krk krekli bir gemi uzunluunday-d.
Her yan, zar gibi olan siyah kanatlarnn ucuna kadar, bir solucan
kadar zayft. Henz ergenlie ulamam, sesi gelimemi, ejderha
niteliklerim elde edememiti. Sallanmakta olan kk kaykta duran
Ged'in stne doru, havadan, keskin dilerle dolu azm ap, bir ok
gibi kayarak geldi. Bylece Ged'e sadece, keskin bir byyle
ejderhann kanatlarm, kollarm ve bacaklarm balayp, yuvarlanan
bir ta gibi denize frlatmak kalmt. Boz sular ejderhann zerinde
kapand.
87

lkine benzeyen iki ejderha daha, en yksek kulenin dibin-den


havaland. Ayn birincisi gibi, havadan, doruca Ged'e do-.ru bir
dal yaptlar. yle olduu halde Ged ikisini de yakalad, her ikisini de
balad ve suda bodu. stelik bunlar yaparken daha byclk
asasm hi kullanmamt.
Derken ksa bir sre sonra, adadan tane ejderha Ged'e doru
gelmeye balad. Bunlardan biri olduka bykl ve a-zndan ate
kusuyordu. ki tanesi kanatlarm rpa rpa uarak yaklayordu ama
byk olan, arkadan, halkalar izerek, azn-dan kan ate ile Ged'i
ve kaym kavurmak iin byk bir hzla geliyordu. ki tanesi
kuzeyden, bir tanesi de gneyden yaklat iin, hibir balama
bys bunlar etkileyemezdi. Bunu fark ettii an Ged bir Dnm
bys yapt; gz ap kapyn-caya kadar da kayktan bir ejderha
klnda havaland.
Geni kanatlarm aarak ve penelerim uzatarak, ejderhalarn
ikisiyle yz yze gelip onlar ateiyle kavurdu, sonra kendi-sinden
daha byk olan ve ate kusabilen nc ejderhaya dnd. ki
ejderha, boz dalgalarn zerinden esen rzgarda, ate saan
azlarndan kan krmz kla aydnlanm bir duman etraflarm
sarncaya kadar dvtler, kvlcmlar satlar, kaptlar, saldrdlar.
Ged, birden yukar doru umaya balad, dieri de aadan onu
izledi. Uuunun tam ortasnda Ejderha Ged, kanatlarm kabartt ve
durdu. Ve bir ahin gibi, penelerini uzatarak alalmaya balad. Dier
ejderhaya saldrarak, boynundan ve brnden yakalad ve aaya
itti. Siyah kanatlar rpnd ve denize koyu siyah ejderha kan damlad.
Kendisini kurtaran Pen-dor ejderhas, aksaya aksaya alaktan uarak
saklanmak iin adaya dnd. Harabe halindeki kasabadaki
maaralardan ya da kovuklardan birine kvrld.
Ged derhal eski haline dnp kayktaki yerini ald, nk
gerektiinden fazla ejderha halinde kalmak ok tehlikeliydi. Elleri,
yakan scak kanla simsiyah olmutu; kafas da atele yan-mt ama
bunlar hi nemli deildi imdi. Kendini toparlayn-caya kadar bekledi
ve sonra, "Altsn grdm, besini geberttim;
dokuz tane var demilerdi. kn dar solucanlar!" dedi.
88

Uzun bir sre iin adada, kyya grltyle arpan dalgalardan


baka, hibir canl kmldanmad, hibir ses duyulmad. Sonra Ged,
kasabadaki en yksek kulenin, sanki yanndan bir kol kyormu gibi
yavaa biim deitirdiim grd. Ged, ejderha bysnden
korkuyordu; nk yal ejderhalar by ko-nusunda son derece gl
ve hilekardrlar. By konusunda in-sanlara hem benzerler, hem
benzemezler. Biraz daha bekleyince bunun, ejderhann bir numaras
olmadm, yalnzca kendi gz-nn bir aldanmas olduunu anlad.
Kulenin bir paras zanneti-i ey, kvrlm olduu yerden yavaa
dorulmakta olan Pen-dor Ejderhasi'nn omuzuydu.
Ayaa kalktnda, atall ve dikenlerle donanm ba, kuleden
daha yukarda, peneli n ayaklar da altndaki kasabann yklm
talar zerinde duruyordu. Koyu gri dikenleri, gne m, krk ta
paralar gibi yanstyordu. Bir taz kadar ince, bir da kadar
hametliydi. Ged ejderhaya korkuyla bakakal-d. Hibir trk veya
masal, insan bu grntye hazrlayamaz-d. Tam ejderhann
gzlerinin iine bakp yakalanyordu ki -kimse ejderhann gzlerine
bakamaz- onu izleyen ya yeili baktan kard gzlerim. O anda, bir
omak paras, bir kymk gibi kalm olan asasn nnde tuttu.
"Sekiz olum vard, kk byc," dedi alayl ve gr bir sesle
ejderha, "bei ld, biri de lyor: Yeter artk. Onlar ld-rerek benim
hazineme sahip olamazsn."
"Ben senin hazineni istemiyorum."
Ejderhann burun deliklerinden sar bir duman szld: Bu onun
kahkahasyd.
"Karaya kp bir bakmak istemez miydin, kk byc? Bir gz
atmaya deer."
"Hayr, ejderha." Ejderhalarn hsmlklar rzgar ve ateledir,
deniz stnde dvmek istemezler. Bu ana kadar bu, Ged iin bir
stnlkt; Ged bunu elinden karmad. Fakat Ged ile iri gri peneler
arasndaki tuzlu su eridi, artk pek bir stnlk salayabilecee
benzemiyordu.
Onu izleyen, yeil gzlere bakmamak ok zordu.
89

"ok gensin," dedi ejderha, "insanlarn bu kadar kkken g


sahibi olabileceklerim bilmiyordum." Ejderha, Ged gibi, Kadim
Lisan'da konuuyordu. nk bu dil ejderhalarn hala kullandklar
dildir. Kadim Lisan' kullanmak, bir insan doru sylemeye mecbur
eder, ancak bu ejderhalar iin geerli bir kural deildir. Bu onlarn
kendi dilleridir, bu dili konuurken yalan syleyebilirler; kelimelerin
anlamlarm saptrp yanltabilirler;
dikkatsiz bir dinleyiciyi, her biri gerei yanstan ama hibiri bir yere
varmayan ters szcklerle bir labirente ekebilirler. Ged, sk sk bu
konuda uyarlmt; ejderha konumaya balaymca, onu tm
gvensizliiyle, pheci kulaklarla dinlemeye balad. Fakat szckler
basit ve yaln gibi grnyorlard: "Benden yardm istemeye mi
geldin, kk byc?"
"Hayr, ejderha."
"Yine de ben sana yardm edebilirim. Yaknda yardma ihtiyacn
olacak; karanlklarda seni avlamaya alan eye kar."
Ged'in dili tutulmutu.
"Peinde olan ey nedir? Bana ismini syle onun."
"Eer ismini syleyebilseydim..." Ged hemen sustu, ki ate
ukurunu andran burun deliklerinden kan sar duman, ejderhann
basndan yukar doru, kvnia kvrla ykseldi.
"Eer ismini syleyebilseydin, ona hakim olurdun belki, kk
byc. Belki onu yakndan grrsem, ben ismini syleyebilirim. Ve
eer, benim adamn etrafnda beklersen, o gelecektir. Senin gittiin her
yere gelecektir. Eer sana ok yaklamasn is-temiyorsan kanan,
kaman ve durmadan kaman gerekecektir ondan. Ama yine de seni
takip edecektir. Onun ismini renmek ister misin?"
Ged bir kez daha sessiz kald. Onun serbest brakt o glgeyi,
ejderha nereden bilebilirdi? Veya glgenin adm nereden tahmin
edebilirdi? Ged bir trl anlayamyordu. Babyc glgenin bir ismi
olmadm sylemiti. Yine de ejderhalarn ken-dilerine zg
bilgelikleri vardr; sonra kkleri insanlktan daha eskilere dayanr. ok
az insan, ejderhalarn neler bildiin! ve bu bilgileri nasl edindiklerim
bilebilir, bu insanlara da Ejderhalarn
90

Efendisi denir. Ged tek bir eyden emindi: Ejderha doruyu sylyorsa
bile -Ged'e gerekten o glge eyin doasm ve adm syleyebilir ve
Ged'in ona kar stnlk elde etmesini salaya-bilirdi de- yle olsa
bile, bunu kendi karlar iin yapacakt.
"Ejderhalarn," dedi sonunda gen adam, "insanlar iin bir iyilik
yapmak istemelerine pek ender rastlanr."
"Ama ldrmeden nce," dedi ejderha, "kedilerin farelerle
oynamas ok yaygndr."
"Ama ben buraya oynamak veya oynanmak iin gelmedim.
Seninle bir pazarlk yapmaya geldim."
Ejderhann bir kl kadar keskin ama bir kltan be kez daha
uzun olan kuyruunun ucu, akrep misali, zrhla kapl srlnn zerinden
ve kulenin tepesinden aarak havaya kalkt. nceden inceye alay ederek
konutu: "Ben pazarla oturmam. Ala-cam alrm, istediim zaman
senden alamayacam, neyin var ki?"
"Gvenlik. Senin gvenliin. Bana Pendor'un dousuna doru
umayacana yemin et, ben de sana bir zarar vermeden gideceime
yemin edeyim."
Ejderhann boazndan, bir veya dalarn arasnda yuvarlanan
talarn sesini andran bir gcrt sesi ykseldi. atall dilinde alevler
oynat. Harabelerin zerinde biraz daha ykselerek tm hametiyle
durdu. "Bana gvenlik neriyorsun! Beni tehdit ediyorsun! Ne ile?"
"smin ile, Yevaud."
ismi sylerken Ged'in sesi titredi ama yine de net bir ekilde ve
yksek sesle syledi, smini dyunca yal ejderha kalakald, ta
kesildi. Bir dakika geti, sonra bir dakika daha; Ged, alkalanmakta
olan minik kaynda durmu, glmsyordu. Bu tehlikeli ii ve kendi
hayatm, Roke'ta okumu olduu eski ejderha tarihi kitaplarndan yola
karak yrtt bir tahmine dayana-rak riske atmt. Pendor
Ejderhasi'nn, Morred ile Eifarran'n yaad devirde yaam olan,
Osskiil'in batm yamalayan ve Osskill'den Elt adnda, isim bulma
konusunda becerikli bir byc tarafndan uzaklatrlan ejderhayla,
ayn ejderha olduunu
91

tahmin etmiti. Tahmini de doru kt.


"imdi detik Yevaud. Sende kuvvet var; bende ise senin ismin.
Pazarla oturacak msn?"
Ejderha yine cevap vermedi. Ejderha yllardr, altn zrhlarn ve
zmrtlerin, tozun, topran ve kemiklerin birbirine karm
bulunduu bu adann zerinde, sere serpe yayordu; bu adada,
kertenkelemsi kara yavrularn ev ykmtlannn arasnda oynaylarm
ve uurumdan aaya umaya almalarm seyretmi, insan veya
yelkenli sesiyle rahatsz edilmeden gne alt-na yaylp uyumutu.
Artk yalanmt. Kmldamak, bu byc delikanlya, bu zayf
dmana kar koymak artk ok gt. Ged'in asas karsmda yal
ejderha Yevaud titriyordu. "Hazi-nem arasndan dokuz ta
seebilirsin," dedi en sonunda; sesi uzun enesinden karken tslyor
ve zrldyordu. "En iyilerim. ansm kullan. Sonra da git!"
"Senin talarm istemiyorum, Yevaud."
"nsanlarn agzllne ne oldu? Eskiden, kuzeyde insanlar
parlak talara baylrd... Senin ne istediin! biliyorum byc. Ben de
sana 'gvenlik' nerebilirim, nk seni neyin koruyabileceim
biliyorum. Seni koruyabilecek tek eyin ne olduu-nu biliyorum. Seni
izleyen korkun bir ey var. Sana onun ismi-ni syleyebilirim."
Ged, kalbi yerinden frlayacakm gibi arparken, en az ejderha
kadar hareketsiz durarak, elindeki asay sk sk tuttu. Birdenbire
ortaya kan bu artc mitle, bir an iin boutu.
Pazarlm yapt ey kendi hayat deildi. Bu ejderha karsmda
sadece, bir kere stnlk salanabilirdi; sadece bir kere. iinden mit
beslese de yapmas gerekeni yapmalyd. "Ben onu istemiyorum
Yevaud." Ejderhann adm syledike, bu alamet varl, boazndan
geirdii salam ve ince bir tasma yardmyla elinde tutuyormu gibi
oluyordu. Ejderhann kendi zerinde gezdirdii baklarndaki,
insanlarn eski ktlklerim ve deneyimlerim hissedebiliyor, her biri
bir insan kolu uzunluunda olan elik penelerini, ta gibi sert derisini,
ejderhann boazn-da gizlenmi kz atei fark edebiliyordu. Ama yine
de tasma da92

ralyor, daralyordu.
Ged tekrar konutu: "Yevaud! Senin ve oullarmn, bir daha
Adalar Diyar'na hi gelmeyeceinize dair yemin et."
Birdenbire, ejderha azndan alevler kusmaya balad ve "Adm
zerine yemin ederim ki gelmeyeceiz!" dedi.
O zaman aday bir sessizlik kaplad.
Yevaud kocaman basn nne edi. Bam tekrar kaldrp
baktnda byc gitmiti. Dou ynne, i denizlerin zengin ve
bereketli adalanna doru yol almakta olan teknenin yelkeni, dalgalar
zerinde beyaz bir benek gibi kalmt. O zaman kple-re binmi olan
yal Pendor Ejderhas, vcudunun darbeleri ve uzunluu kasabann
boyu kadar olan kanatlarnn rpnmasyla, kuleyi ykarak doruldu.
Fakat ettii yemin onu balyordu; o yzden, ne o gn, ne de bir daha.
Adalar Diyar'na doru hi umad.

93

VI

Av
P E N DO R arkasnda, ufukta gzden kaybolduktan sonra dou-ya
bakan Ged, gnlne yeniden glgenin korkusunun dstn hissetti;
ejderhalarn aydnlk tehlikelerinden, ekilsiz ve mitsiz bir dehete
dnmek ok zordu. Byrzgarn durdurdu, dnyann rzgaryla
gitmeye balad nk artk iinde hz yapma ar-zusu yoktu. Ne
yapmas gerektiine dair bir plan bile yoktu. Ejderhann da demi
olduu gibi kamas gerekiyordu; ama nere-ye? Roke'a, diye dnd,
en azmdan orada korunuyordu; sonra orada bilgelere danabilirdi.
Fakat nce, bir kez daha Aa Toming'e gidip olanlar ada
halkma anlatmas gerekiyordu. Gittiinin beinci gn, dnd
haberi yaylnca adallar ve kazada yaayan insanlarn yar kayklaryla, koarak geldiler, etrafm aldlar, onu seyrettiler ve
dinlediler. Ged yksn anlatt; adamlardan biri, "Ama bu kat94

ledilen ve aciz braklan ejderhalar kim grm? Ya bize..." diyecek


oldu.
"Ke sesini," dedi Adallarn Bakan kabaca; nk o da
dinleyenlerin bir ou gibi biliyordu ki, byclerin gerei
kendilerine gre kurnazca anlatma yntemleri vardr; nk olanlar
onlarn ustalklardr; gerei sadece kendilerine saklayabilirler ama
bir ey oldu diyorlarsa o ey olmutur. Bu yzden ada halk ok
ard. Korkularnn getiini hissetmeye ve ar-dindan da sevinlerim
kutlamaya baladlar. Gen byclerinin etrafm alp, yky bir kez
daha anlatmasn! istediler. Derken daha ok insan geldi ve tekrar
Ged'in yksn anlatmasm istedi. Gece kerken, artk Ged'in
yksn anlatmasna gerek kal-mamt. Onlar onun yerine, daha
gzel baaryorlard bu ii. Ky okuyucular yky, eski bir ezgiye
uydurmular ve evik Atmaca'mn arksi'm sylemeye balamlard
bile. Sadece Aa Toming'de deil; doudaki ve gneydeki kazalarda
da, enlik ateleri yakld. Balklar kayktan kaya haberi
baryorlard. Adadan adaya haber yaylmt: Ktlk nlendi,
ejderhalar Pendor'dan buralara gelmeyecekler!
O gece, yalnzca o gece, Ged iin elence doluydu. Hibir glge o
gece, her tepede ve her kumsalda yaklm olan o kran atelerinin
parlaklndan syrlarak veya etrafm evirip dans eden, onu ven
arklar syleyen, ellerindeki mealeleri rzgarl sonbahar akam
iinde sallayan insan halkalarnn iinden gee-rek ona ulaamazd.
nsanlar mealelerim salladka, youn, parlak ve abucak geen
kvlcmlar, rzgara doru ykseliyordu.
Ertesi gn, ona "Senin bu kadar yce biri olduunu bilmiyordum,
efendimiz," diyen Pechvarry ile karlat. Bu szlerde bir korku
gizliydi nk Ged'le arkadalk etmeye cret etmiti;
fakat ayn zamanda bir serzeni de vard. Ged ejderhalar ldr-mt
ama onun ocuunu kurtarmamt. Bu konumadan sonra Ged,
Pendor'a gitmesine neden olan sabrszl ve huzursuzluu yeniden
hissetti. Bu sabrszlk ve huzursuzluk onu imdi de Aa Toming'den
uzaklatryordu. Aslnda adallar onu m-rnn sonuna kadar vp,
vnerek memnuniyetle konuk eder95

lerdi ama, Ged, ertesi gn tepedeki evinden, sadece kitaplar, asas ve


omuzundaki otak ile ayrld.
Ged, onun kayks olma erefi iin yaran birka balk ile
birlikte bir kaykla, Aa Toming'den ayrld. Suyun zerine doru
eilmi balkon ve pencerelerin altndan; Nesh'in rhtmla-nnm,
Dromgan'n yamurlu ayrlarnn, Geath'in pis kokulu yahanelerinin
ve Doksan Adalar'n dou kanallarm dolduran teknelerin arasndan
krek ekerek ilerlerken, hep Ged'in kahra-manlklarnn
kendilerinden nce gitmi olduunu grdler. O ilerledike insanlar
evik Atmaca'nm arksi'm slkla alyorlar ve Ged'in kendilerinde
konaklayp, ejderhann yksn anlat-mas iin, birbirleriyle
yaryorlard. En sonunda Serd'e geldi-inde, Roke'a gitmek iin
bavurduu geminin kaptan, nnde yerlere kadar eilerek ona,
"Benim iin bir ayrcalk, gemim iin ise bir onurdur. Byc
Hazretleri!" dedi.
Bylece Ged, srtm Doksan Adalar'a evirdi; fakat daha gemi
Serd'in Limam'ndan yeni ayrlm ve yelkenin! yeni am-t ki,
dou ynnden sert bir rzgar esti. Bu biraz garipti, nk k
olmasna ramen gkyz ackt. O sabah da, hava yumuak olacaa
benziyordu. Serd ile Roke aras sadece otuz mildi; gemi yola koyuldu.
Rzgar artt; onlar yollarna devam ettiler, Deniz ticari gemilerinin
ou gibi, bu kk geminin de, nden gelen rzgar yakalayabilmek
iin bir yan yelkeni vard; sonra kaptan da, ustalyla vnen,
becerikli bir gemiciydi. Bir gneye bir kuzeye zikzaklar izerek,
douya doru ilerlediler. Her yandan bora halinde deli gibi esen
rzgarla gelen bulut ve yamurun gemiyi ciddi bir biimde srkleme
tehlikesi vard. "evik Atmaca Hazretleri," dedi geminin kaptan,
geminin kndaki eref kesinde onunla beraber oturan gen adama
-geri hepsini su iindeki cbbeleriyle, perian bir durumda prl prl
parlayn-caya kadar srlsklam eden o rzgar ve yamur altnda pek
erefe falan baklacak gibi deildi- "evik Atmaca Hazretleri, acaba
bu rzgara bir eyler sylemeniz mmkn myd?"
"Roke'a ne kadar yaklatk?"
"Yar yolu atk. Fakat, son bir saattir hi yol kaydedeme96

dik, beyim."
Ged rzgarla konutu. Rzgar daha yava esti, bir sre iin
olduka iyi yol kaydettiler. Derken, gneyden, slk ala ala byk bir
bora geldi. Bu borayla karlanca, tekrar batya doru geri
srklendiler. Bulutlar gkyznde kaynayordu; kaptan hiddetle
kkredi: "Bu soytar rzgar, ayn anda her yandan esiyor! Bizi bu
havadan ancak byrzgar kurtarr efendim."
Ged bu neriyi ask yzle karlad, fakat gemi ve adamlar onun
yznden tehlikeye girmilerdi, o nedenle yelkenleri by-rzgaryla
doldurdu. Gemi hemen douya doru friaynca kaptann yz yeniden
glmeye balad. Fakat, yava yava, Ged tlsma devam ettii halde,
byrzgar iddetim kayberek, gemi bir an iin, tm o kemekein
iinde yelkenleri dp, dalgalarn zerinde hareketsizce asl
kalncaya kadar zayflad. Sonra, byk bir gmbrtyle seren dnd
ve gemi de rkm bir kedi gibi kuzeye doru zplayarak
srklenmeye balad.
Gemi hemen hemen yan yatm olduu iin, Ged payandaya
yaparak bard, "Kaptan, Serd'e geri don!"
Kaptan lanet okudu ve bararak geri dnmeyecein! syledi:
"Gemide bir byc olsun, ben de meslein en iyi gemicisi olaym, bu
da bugne kadar srdm en iyi gemi olsun da, ben geriye dneyim
ha?"
Sonra geminin omurgas bir girdaba kaplm gibi tekrar d-nnce,
kaptan da denize dmemek iin payandaya zor tutundu. Ged ona,
"Beni Serd'e brak, sonra nereye istersen git. Bu rzgar senin gemine
kar esmiyor, bana kar esiyor," dedi.
"Size kar m? Roke'lu bir bycye kar m?"
"Hi Roke-rzgarn duymu muydunuz kaptan?"
"Evet, kt gleri Bilgeler Adasi'ndan uzak tutan rzgar. Ama
bunun sizle, bir ejderha terbiyecisiyle ne ilgisi olabilir ki?"
"Bu glgemle benim aramda olan bir ey," diye kestirip att Ged
her bycnn yapaca gibi. Sabit bir rzgarla, almakta olan
gkyznn altnda, deniz zerinden hzla Serd'e doru gi-derken,
baka bir ey de sylemedi.
Serd'in nhtmndan giderken, iinde bir arlk, bir endie
97

vard. K yaklatndan gnler ksalyor, hava abuk kararyor-du.


Hava kararnca Ged'in huzursuzluu hep artard; imdi ise her sokan
dnemeci, ona bir tehlike gibi grnyor, arkasndan neyin gelmekte
olduunu grmek iin, omuzundan geriye bakmamak iin kendisin!
zorlamas gerekiyordu. Ged, Serd'deki Deniz Evi'ne gitti. Deniz
Evleri, yiyeceklerin kaza tarafndan saland, yolcularn ve
tccarlarn beraberce yiyip itikleri ve isterlerse, st kapal uzun
salonunda uyuyabildikleri yerlerdir, yemekleri de iyidir. Buralar,
bayndr Deniz adalarnn misa-firperverliinin bir rneidir.
Kendi yemeinden bir para et ayran Ged, daha sonra atein
kenannda, btn gn boyunca kvrlm olduu kaponu-nun iinden
otakn diller dkerek kartp, eti ona yedirmeye alt. Bir yandan
hayvan okuyor, bir yandan da fsldyordu, "Hoeg, Hoeg, km
benim, sessiz Hoeg..." Fakat hayvan yemek yemedi ve tekrar
saklanmak iin Ged'in cebine trmand. Bu yzden, kendi kasvetli
gvensizliinden ve byk odann kelerindeki karanln
grnnden, glgenin fazla uzakta olmadm anlad.
Burada kimse onu tanmyordu: Buradakiler, evik Atma-ca'nn
arksi'm bilmeyen, dier adalardan gelmi yolculard. Kimse onunla
konumad. En sonunda kendisine ot bir ilte se-ip uzand; ama tm
gece boyunca o st kapal salonda, uyumakta olan yabanclarn
arasnda, gzlerim krpmadan yatt. Btn gece boyunca yolunu
izmeye, gidecei yeri ve yapaca eyi tasarlamaya alt, ama her
seenek, her tasar kt bir son sezgisiyle tkanyordu. Her yolun
sonunda glge oluyordu. Sadece Roke'ta yoktu glge: Roke'a da, Ged
gidemiyordu. Tehli-kedeki aday koruyan yksek, karmak ve eski
byler, Ged'in girmesini engelliyordu. Roke-rzgarmn ona kar
esmi olmas, peinde olan eyin, ok yaknda olduunu kantlyordu
Ged'e.
O ey vcutsuzdu, gn na krd; ksz, yersiz, zamansz bir
diyarn yaratyd. Gn boyunca, gnein aydnlatt dnyann
denizlerinde, Ged'i el yordamyla izleyebiliyor, ancak geceleri, ryada
ve karanlkta, grlebilen bir ekle brnyor98

du. Daha henz, gnein nlarnm zerine debilecei bir varl


veya bir cismi yoktu. Hode'un Kahramanlklar'nda da sylendii gibi,
"Gnn aarmas dnyay ve denizi vareder; glgeden ekli kartr,
d karanlklar krallna kovar." Fakat glge bir kez Ged'e
yetimeye grsn, Ged'in gcn, hatta vcudu-nun arlm,
scaklm ve yaamm, onu hareket ettiren irade-sini de ekip
alabilirdi.
nnde uzanan her yolun sonunu, ite byle gryordu Ged.
Ayrca, bu sona doru gitmesi iin, kandrlabileceini de biliyordu;
nk Ged'e daha da yaklam olduu iin, her an biraz daha
kuvvetlenen glge, u anda bile kt gleri veya kt adamlar, Ged'e
yanl ipular vermeleri iin kendi emrinde altracak kadar gce
sahip olabilir veya bir yabancnn sesiyle konuabilirdi. Btn bildii,
o kara eyin bu gece, bu Deniz Evi'nin kelerinden birinde uyumakta
olan bu adamlardan birinin iine gizlenmi olabileceiydi. Karanlk bir
ruhta kendisine salam bir yer bulmu, Ged'i izleyerek bekliyor ve
Ged'in u anki zayflndan, gvensizliinden ve korkusundan
besleniyordu.
Dayanlr ey deildi bu. Kendisin! sansa brakp, talihinin izdii
yoldan gitmesi gerekecekti. Ged, afan ilk iaretiyle kalkp solmakta
olan yldzlarn altnda, Serd rhtmna doru hzla ilerledi. nne
kan ilk gemiye binip, gemi onu nereye gtrrse, oraya gitmeye
kararlyd. Kadrgalardan birine, turbie ya ykleniyordu; gemi
afakla, Havnor'un Byk Limani'na gitmek iin yola kacakt. Ged,
geminin kaptanndan yolculuk iin izin istedi. Byc asas, ou
gemilerde, bir pasaport, bir bilet yerine geer. Ged'i gemiye
memnuniyetle aldlar; bir saat iinde de gemi denize ald. Krk
krein suya dalmasyla, Ged'in skntlar dald; krekilere tempo
tutan davulun sesi bile ona tatl geliyordu.
Ama yine de Havnor'da ne yapacam veya oradan nereye
geecein! bilmiyordu. Onun iin her yer birdi; kuzeye de gide-bilirdi.
Zaten kendisi de bir Kuzeyli'ydi; belki Havnor'dan, ken-disini Gont'a
gtrecek bir gemi bulabilir, Ogion'u tekrar grebi-lirdi. Veya onu ok
uzak Uyrelere; glgenin, onun izini kay99

bedip, onu izlemekten vazgeecei kadar uzak yerlere gtrebilecek


bir gemi bulabilirdi. Kafasnda, bu tr belirsiz dnceler dnda
herhangi bir tasar yoktu. zlemesi gerektiine inand bir yol da
yoktu. Sadece kamas gerekiyordu...
O krk krek gemiyi, Serd'den ayrllarmn ikinci gn daha
gne batmadan, yz elli milden uzak bir mesafeye ulatrd. Byk
kara paras Hosk'un dou sahilinde bulunan Orrimy'nin limanna
yanatlar, Deniz'e ait bu ticaret kadrgalar kydan yol alrlar ve
mmkn olan yerlerde, geceyi limanlarda geirirler. Hava hala
aydnlk olduundan Ged karaya kt; amasz ve dnceli, liman
kentinin dik sokaklarnda gezinmeye balad.
Orrimy, ar talar ve tulalarla ina edilmi, Hosk Ada-s'nn i
kesimlerinde yaayan kanunsuz hkmdarlara kar surlarla evrilmi,
eski bir kasabadr. Doklarda bulunan ambarlar kale gibidir; kulelerle
korunan tccarlarn evleri ise, tahkim edilmitir. Yine de sokaklarda
gezinen Ged iin, bu dev yerleim birimleri, gerisinde bo bir karanlk
bulunan bir peeydi; yanndan gemekte olan, kendilerini tamamen
ilerine vermi insanlar ise ona, gerek insan deil de insanlarn sessiz
glgeleriymi gibi geliyordu. Gne kavuurken Ged tekrar rhtma
dnd; orada, akamn engin kzllnda ve rzgarnda bile, deniz ve
kara ona, sessiz, donuk geldi.
"Yolunuz ne yana. Byc Hazretleri?"
Byle selamlad birisi onu, arkasndan. Dndnde, elinde ar
bir tahtadan yaplm, ama byc asas olmayan bir asa tayan,
griler giyinmi bir adam grd. Yabancnn yz, kaponun iinde
kaldndan, kzl ktan korunuyordu; fakat Ged, adamn
grnmeyen gzleriyle onu izlediin! hissetti. O da baklaryla
karlk vererek, porsukaacndan yaplm asasn, yabancyla arasna
alarak kaldrd.
Kibarca sordu adam: "Neden korkuyorsunuz?"
"Beni arkamdan izleyenden."
"Yani? Ben sizin glgeniz deilim ki."
Ged sesini karmadan durdu. Gerekten de bu adamn, her ne
idiyse, onun korktuu ey olmadm biliyordu: O bir glge,
100

bir hayalet veya bir gebbet-yarat deildi. Dnyann zerine km


olan bu kuru sessizlik ve glge iinde bile, bir sese, hatta biraz da
cisme sahipti. Sonra kaponunu kaldrd. Garip, krk, kel bir kafas,
izgilerle dolu bir yz vard. Sesi yllarn izi-ni tamasa bile,
grn yal bir adam olduunu gsteriyordu.
"Emin deilim ama," dedi griler iindeki adam, "belki de tanmamz tesadf deildi. Gen bir adamn, yz yaral bir adamn,
karanlklar iinden geip, byk bir egemenlik, hatta bir krallk
kazandnn yksn duymutum bir zamanlar. Bu yknn senin
ykn olup olmadm bilmiyorum. Fakat sana u kadarm
syleyeyim: Eer glgelerle savamak iin bir klca ihtiyacn varsa,
Terrenon Saray'na git. Porsukaacndan yaplm bir asa senin iine
yaramaz."
Adam dinlerken Ged'in iinde mit ve gvensizlik sava
veriyordu. Byclkle ilgisi olan bir insan, ksa bir sre sonra,
hayatndaki hibir eyin, iyi olsun kt olsun, tesadf eseri olmadm
renirdi.
"Terrenon Saray hangi lkededir?"
"Osskil'de."
Bu ismi iitir iitmez Ged, bir an iin, belleinin bir oyunuyla,
yeil otlar zerinde, l l boncuk gzleriyle onu yandan s-zen ve
konuan kara bir kuzgun grd; ama kuzgunun szlerim unutmutu.
"O lkenin adeta karanlk bir ismi var," dedi Ged, griler iindeki
adamdan gzlerim ayrmadan, ne biim bir adam olduunu anlamaya
alarak. Sihirbaz, hatta byc olabileceim dndren bir havas
vard adamn; geri Ged'le korkusuzca konumutu ama tuhaf, bitkin
bir grn vard, hasta, tutsak veya kleye benzeyen bir grn.
"Sen Roke'tansn," dedi adam. "Roke bycleri, kendileri-ne ait
olmayan bylere karanlk isimler takarlar."
"Sen ne biim bir adamsn?"
"Bir gezgin. Osskilli bir tccarn temsilcisiyim, buraya i iin
geldim," dedi grili adam. Ged'den bir cevap alamaymca,
101

gen adama iyi geceler dileyip, rhtmm zerindeki basamakl dar


sokaklarda uzaklat.
Bu iareti nemseyip nemsememe konusunda eliki iinde olan
Ged, dnp kuzeye bakt. Kzl k, dalarn ve rzgarl denizin
ardndan hzla kayboluyordu. Eteklerinde geceyi barndran, gri
karanlk kt.
Ged ani bir kararla, rhtm boyunca hzla ilerleyerek, alar-n
kayna yerletiren bir balkya yaklap onu selamlad: "Bu
limanda, kuzeye, Semel'e veya Enlad'lara gidecek olan bir gemi var m
acaba?"
"urackta duran byk gemi Osskil'den; belki o Enlad'lara
urar."
Ayn hzla Ged, balknn iaret ettii byk gemiye gitti:
Altm krekli; yass yuvarlak loto-kabuklar kaklm yksek ve eri
yontma pruvas, kreklerin kt, her birine siyahla eski ifi harfi
yazl lumbar kapaklar olan, krmz boyal, bir ylan kadar ince,
byk bir gemi. Kasvetli ve hzl bir gemiye benziyordu. Yk
istiflenmi, mrettebat da gvertede hazr bekliyordu. Ged geminin
kaptanm arayarak, Osskil'e kadar yolculuk etmesine izin vermesini
rica etti.
"cretim deyebilir misin?"
"Rzgar konusunda hnerlerim var."
"Ben kendim de iklimciyim. Verebilecek hibir eyin yok mu?
Hi mi paran yok?"
Aa Toming'de Adallar Ged'e ellerinden geldiince. Adalar
Diyar'ndaki tccarlar tarafndan kullanlan fildii paralaryla bir
deme yapmlard. Daha fazla vermek istedikleri halde Ged, sadece
on para almt. Ged bunlar Osskilli'ye nerdi ama adam bam
sallad. "Biz bunlar kullanmyoruz. Eer kar-lnda verecek bir
eyin yoksa, gemide de yerin yok demektir."
"Kol kuvvetine ihtiyacnz var m? Daha nce bir kadrgada krek
ekmitim."
"Eyvallah, ki eksiimiz var. Git oturacak bir sra bul kendi-ne,"
diyerek bir daha Ged'i hi umursamad kaptan.
Kitaplannn durduu torbay ve asasn, krekilerin oturdu702

u srann altna koyan Ged, o k gnlerinde, on zorlu gn boyunca o


Kuzey gemisine kreki oldu. Gn rken, Orrimy'den ayrldlar; o
gn Ged, iini baaramayacam dnd. Sol kolu, omuzundaki eski
yaralar nedeniyle biraz sakatlanm; Aa Toming'nin kanallarndaki
krek ekme deneyimleri, davulun sesiyle amanszca, durmadan
ekilen bu byk kadrga krekle-rine hazrlayamamt onu. Krek
basnda geen her nbet, iki saat sryor; sonra sray bir sonraki
vardiyann krekileri alyorlard ama Ged'in adeleleri anca
toparlanyordu ki, sra tekrar ona geliyordu. kinci gn, birincisinden
de ktyd. Fakat ondan sonra Ged ie alt ve olduka ilerledi.
Roke'a ilk gittii zaman bindii Glge gemisindeki arkadalk
ortam, bu gemide yoktu. Andrade ve Gont gemilerinde mrettebat,
ortak bir kar iin alr, yaplan ticarete ortaktr; halbuki Osskilli
tccarlar, bu i iin ya kle, ya topraa bal kyl kullanrlar, ya da az
miktarda altn karlnda adam altrrlar. Osskil'de altn ok
nemlidir. Fakat altn, ne oralarda, ne de altna ok nem veren
ejderhalar arasnda, arkadalk iin bir ara olmamtr. Gemideki
mrettebatn yans, topraa bal kyllerden olduundan, zorla
altrlyorlard; geminin yneticileri ise kle kahyasyd; stelik
insafszdlar da. Krbalarm, para veya yolculuk hakk iin krekilik
yapanlarn srtna hi indirmiyorlard, ama kimisi krbalanan, kimisi
de krbalanma-yan bir mrettebat arasnda pek arkadalk ortam
oluturula-mazd.
Ged'in
yanndakiler
aralarnda
pek
konumuyorlard;
Ged ile ise daha da az konuuyorlard. Mrettebatn ou Oss-killi'ydi.
Bunlar, Adalar Diyan'da konuulan Hard diliyle deil, kendilerine
zg bir lisanla konuan, ak tenli, sarkk siyah bykl, dz sal, ters
insanlard. Ged'in onlar arasndaki ismi Ke-lub, kzl idi. Byc
olduunu bildikleri halde, ona hi sayg gstermiyor, sakngan bir kin
besliyorlard. Geri Ged de arkadalk kuracak durumda deildi. Bo
gri deniz zerinde hzla ilerlemekte olan gemilerden birindeki altm
krekiden biri ola-rak, kreklerin mthi temposuna kaplm
srasnda otururken bile, kendisini korunmasz ve aresiz hissediyordu.
Akam vakti
703

yabanc limanlara girdiklerinde, cbbesine sarnp uyumaya hazrlanrken, o kadar yorgunluunun iinde, uyuyup uyanp rya
gryordu; uyandnda hatrlayamad kt ryalar. Ama grd
ryalar sanki gemide ve gemideki insanlarn zerine asl kalyordu; o
yzden Ged gemidekilerin her birinden kukulanyordu.
Osskilli btn zgr adamlar, bellerinde uzun baklar tayorlard. Bir gn, Ged'lerin grubu len yemeini yerken, adamlardan
biri Ged'e sordu: "Sen kle misin, yoksa yemininden dnm biri
misin, Kelub?"
"Hibiri."
"Niye ban yok o zaman? Dvmeye mi korkuyorsun?" dedi
ad Skiorh olan adam, alayla.
"Hayr."
"Senin yerine kk kpein mi dvyor?"
"Otak," dedi, onlar dinlemekte olan baka biri. "Kpek deil, bir
otak o." Sonra Skiorh'un kalarm atp dnmesine neden olan bir ey
syledi Osskil dilinde. Tam dnerken, Ged, Skiorh'un yznde bir
deiiklik grd: sanki bir an iin onu bir ey deitirmi, kullanm
ve yan gzle de onun gzlerini kulla-narak Ged'e bakm gibi;
ehresinde bir bulanklk, bir deiiklik. Buna ramen Ged, hemen
ardndan adamn yzn nden grdnde, bir deiiklik fark
etmedi. Bu yzden Ged, kendi kendine, grm olduu eyin kendi
korkusundan kaynaklandm, kendi endiesinin bir bakasmn
gzlerine yansdm, dnd. Fakat o gece, Esen limannda
konakladklarnda, bir rya grd; ryasnda Skiorh dolayordu. Bu
olaydan sonra, Ged dinden geldii kadar adamla karlamamaya
alt; sanki Skiorh da ondan kanyordu; bir daha da aralarnda
hibir konuma gemedi.
Havnor'un kar kapl dalar arkalarnda, gneyde, kn ilk
gnlerinin pusu altnda bulanklaarak, gzden kayboldu. Yllar nce
Eifarran'n boulmu olduu Ea Denizi'nin azndan, En-lad'n
yamndan getiler, ki gn sreyle, efsanelerle dolu En-lad'n batsnda,
krfezin zerinden bembeyaz ykselen bir li104

man kenti olan Berila'da, Fildii ehri'nde konakladlar. Gittikleri her


limanda mrettebat gemide tutuluyor, karaya ayak basma-larna izin
verilmiyordu. Sonra kzl gne ykselirken, Osskil Denizi'ne, Kuzey
Yreleri'nin adaz enginlerinden, hibir engelle karlamadan
esmekte olan kuzeydou rzgarlarnn iine doru krek ekmeye
baladlar. O sert denizden yklerin! sa salim geirip, ikinci gn
Berila'dan karak. Dou Osskil'in ticaret kenti olan Neshum limanna
vardlar.
Ged, yamur ykl rzgarlarn kamlam olduu alak bir sahil
ile liman oluturan uzun ta dalgakranlarn ardna sinmi gri renkli
bir kasaba, kasabann gerisinde de kar bulutlaryla kararm bir gn
altmda, aasz tepeler grd, Deniz'in gnlk gnelik ortamndan
ok uzaktaydlar.
Neshum'daki Denizciler Loncasi'nn liman iileri, yk -altn,
gm, mcevher, kaliteli ipekliler ve Gney ii goblenler, yani
Osskilli soylularn istifledikleri kymetli eyleri- boaltmak iin
gverteye ktlar. Gemideki hr mrettebat da salverildi. Ged
mrettebattakilerden birini durdurarak yolu sordu. Bu ana kadar onlara
besledii gvensizlik, nereye gideceim ylemesine engel olmutu,
fakat imdi yabanc topraklara ayak basp da yalnz kalnca, ynn
bulabilmek iin yardm istemek zorunda kalmt. Sorduu adam,
sabrszlkla bilmediim syleyerek yo-luna devam etti; fakat
konuulanlar duyan Skiorh, "Terrenon Saray m? Keksemt
Bataklklan'nda. Ben o tarafa gidiyorum," dedi.
Skiorh, Ged'in kendi seecei bir yolda deildi ama, hem dili,
hem de yolu bilmedii iin, pek aresi yoktu. Pek de nemi yok, diye
dnd; buraya gelmeyi de kendisi sememiti. Bura-ya
srklenmiti; imdi de srklenmeye devam ediyordu. Ka-ponunu
basma takip asasn ve torbasn ald ve Osskilli'yi kentin
sokaklarndan karl tepelere doru izledi. Kk otak omuzunda
durmuyor, souk havalarda hep yapt gibi cbbesi-nin altna giydii
koyun postundan yaplm tuniin cebine saklanyordu. Tepeler, gz
alabildiince dalgalanan plak bataklk-lara kadar uzanyordu.
Sessizce yrdler; kn sessizlii de
705

topran zerine sinmiti zaten.


Ged, birka mil gittikten sonra etrafta hibir ky veya iftliin
izine rastlayamaynca, yanlannda yiyecek olmadm d-nerek, "Ne
kadar yolumuz var?" diye sordu. Skiorh, kendi kap-onunu takarken,
bir an iin bam evirerek, "ok deil," dedi.
Yz ok irkin, solgun, kaba ve zalimdi ama Ged insanlardan
korkmuyordu; yine de byle bir adamn kendisine rehberlik ettii bir
durumda, insanlardan da korkabilirdi. Bam sallad ve yrmeye
devam ettiler. Yollar, ince bir kar tabakas ile yapraksz allardan
ibaret bu ssz yerde, sadece bir izden oluuyordu. Zaman zaman
yollar baka yollarla kesiiyor veya yollarn-dan baka yollar
ayrlyordu. Artk Neshum'un bacalarndan tten duman da,
arkalarndaki akam karanlna dalan tepelerin ardnda kaybolurken,
ne tarafa doru gitmeleri gerektiim veya ne tarafa gitmi olduklarm
belirtecek hibir iz grlmyordu. Sadece rzgar hep doudan
esiyordu. Ancak, birka saat yrdkten sonra Ged, yollarnn uzand
kuzeybat ynndeki te-. pelerde, gkyznde clz bir izik grdn
sand; beyaz bir di gibi. Fakat ksa gnn klar solduundan, yolun
bir sonraki ykseltisinde grd eyi daha iyi seemedi; bir kule mi,
bir aa m, her ne idiyse, ne olduunu anlayamad.
"Oraya m gidiyoruz?" diye sordu, iaret ederek.
Bandaki krkl kapsonuyla Osskil cbbesine sarnm olan
Skiorh, cevap vermeden yrmesine devam etti. Ged onun yannda
byk admlarla yryordu. ok uzun bir yol katetmi-lerdi; sonra
yrylerinin hzl temposu ve gemideki yorgunluk dolu geceler ve
gnler nedeniyle de stne bir arlk kmt. Sanki ezelden beri bu
sessiz varlm yannda, kararmakta olan sessiz bir diyarda yryormu
gibi geldi Ged'e. iindeki dikkat ve gayret hisleri kreldi. Sanki uzun,
ok uzun bir dte, hibir yere doru yryordu.
Cebindeki otak kmldaynca, iinde clz bir korku dodu ve
kmldand. Konumak iin kendisin! zorlad. "Karanlk bast-nyor, kar
da. Ne kadar kald Skiorh?"
Bir sre duraksadktan sonra dieri, dnmeden cevap verdi:
706

"ok deil."
Fakat sesi bir insan sesinden ok, konumaya alan kaba ve
dudaksz bir hayvann sesine benziyordu.
Ged durdu. Etrafnda, akam alacakaranlnda, bombo tepeler
uzanyordu. Tek tuk kar attnyordu. "Skiorh!" deyince dieri de
durdu ve dnd. Sivri kaponun iinde, bir insan yz yoktu.
Daha Ged bir by okuyup gcn toplayamadan gebbet konutu.
O kaba sesiyle "Ged!" dedi.
Gen adam kendini baka bireye dntremedi; kendi gerek
benliinde kilitlendi kald. Gebbetle byle savunmasz bir ekilde
karlamak zorundayd. Kimseyi ve hibir eyi tanmad bu yabanc
topraklarda, yardm da aramyordu; arsa da kimse arma
cevap vermezdi. Tek basma duruyordu. Dman ile arasnda ise
sadece, sa elinde tuttuu porsukaacndan yaplm asa vard.
Skiorh'un aklm yutan ve tenine sahip olan ey, vcuda, Ged'e
doru bir adm attrd. Kollar Ged'e doru uzanmt. fkeli bir dehet
sard Ged'i; elindeki asay havada savurdu, asa slk alarak glgeyz saklamakta olan kaponun zerine indi. Cbbe ve kapon,
sanki iinde havadan baka bir ey yokmu gibi yere ylr gibi oldu.
Sonra tekrar kvrla bkle ayaa kalkt. Gebbetin bedeni gerek
cisminden km, insan grnl bir kabuk veya bir buhar haline
gelmiti: Gerek glgeyi kaplayan, etten kemikten, gerekd bir klf.
Glge, sanki rzgardan etkileniyormu gibi silkinip dalgalanarak,
kollarm uza-tp Ged'e doru ilerledi; Ged'i Roke Tepesi'nde eline
geirmi olduu gibi yakalamaya alt. Eer bunu baarrsa
Skiorh'un kabuunu atacak ve Ged'e sahip olarak iine girecekti. Tm
amac buydu zaten. Ged bir kez daha, ar ve dumanlar tten asasyla
vurdu ve savurdu glgeyi; ama o yine geri geldi. Ged bir daha vurdu;
sonra eli yannca, iin iin yanp alevlenen asay elinden drd. Geri
geri gitti; sonra arkasn dnd ve koma-ya balad.
Ged kotu; gebbet ise ona ne yetiebiliyor, ne de geride kal707

yor, tam bir adm geriden izliyordu. Ged arkasna hi bakmad. O


engin alacakaranlkta saklanacak hibir yer yoktu ama o kotu, kotu,
kotu. Bir keresinde gebbet, o bouk tslayan sesiyle Ged'i tekrar
ismiyle ard. Bu ekilde byclk gcn Ged'den ald halde,
bedeninin gc zerinde hibir hkm yoktu; onu durduramyordu.
Ged kotu.
Gece avc ile av zerine kt; kar, artk Ged'in seemedii yola
iyice yamaya balad. Gzleri zonkluyor, nefesi grtlam yakyordu;
artk koamyor tkezleyerek, sendeleyerek ilerliyordu. Ama yine de,
onu tam bir adm gerisinden izleyen, yorulmak nedir bilmeyen
takipisi, onu bir trl yakalayamyor gibiydi. Artk Ged'e bir eyler
fisldayarak ve mnidanarak onu arma-ya balad. Ged tm hayat
boyunca bu fsltlarn kulaklarm doldurmu olduunu fark etti. Daha
nceleri, iitme duyusunun eiinde bekleen bu fsltlar, artk
duyabiliyordu. Bu seslere boyun emesi, pes etmesi, durmas
gerekiyordu. Ama o yine de, uzun ve lo bir tepeden yukarya doru
kmak iin abalamaya devam etti. nnde bir yerlerde bir k grr
gibi oldu. nn-de, yukarlarda bir yerde, ona "Gel! Gel!" diyen bir
ses duydu-unu zannetti.
Cevap vermeye alt ama hi sesi kalmamt. Solgun k
belirginleip, nndeki bir kapdan szlerek parlamaya balad.
Duvarlar gremiyordu, fakat kapy seebiliyordu. Bu grnt
karsnda durunca gebbet cppesin! kapt, onu arkasndan yakalayabilmek iin iki yanndan beceriksizce tutmaya alt, inde kalan
son bir gayretle Ged, o solgun kl kapdan ieriye dald. Geriye
dnp kapy gebbetin zerine kapatmak istedi fakat bacaklar artk
onu tayamyordu. Sendeleyerek tutunacak bir yer arad. Gzlerinde
klar dansedip parlad. Ylmakta olduunu ve daha ylmadan biri
tarafndan tutulduunu hissetti. Son rad-desine kadar tkenmi olan
zihni, karanlklara kayd gitti.

108

VII

AHNN

Uuu

uyand; uzun bir sre, sadece uyanmann ho olduunun


bilincinde, yatt; bir daha uyanabileceini hi ummuyordu. Ik
grmek ise ok daha hotu; etrafm sarm olan engin, sade gn m
grmek. Sanki o n iinde yzyormu veya sakin sular stnde bir
kayn iinde srkleniyormu gibi geldi ona. En sonunda bir yatakta
olduu fark etti; fakat imdiye kadar uyumad cinsten bir yatakta.
Tahtadan yontulmu, drt uzun bacak zerine oturtulmu bir
erevenin iindeki yatan rtleri de, ileri kuty dolu byk ipek
torbalard; zaten o yzden Ged kendisin! yzyor zannetmiti; tm
bunlarn zerine de hava akmlarna kar koyu krmz bir perde
rtlmt. Her iki yandan perdeler geriye doru balanmt; Ged
duvarlar ve zemini tala rlm odaya gz gezdirdi. Odada bulunan
ykGED

709

sek pencereden, hafif k gnei altnda uzanan, oras buras karlarla


kapl plak ve boz renkli bataklklar grd. Oda, yerden yksek
olmalyd, nk topran epeyce stnde bulunuyordu.
Ged yatakta dorulurken, ku tynden saten yorgan yana doru
kaynca, soylular gibi, ipek ve yaldzl kumatan yaplm bir tunik
giymekte olduunu fark etti. Yatan yanndaki bir sandalyede, onun
iin hazrlanm, yumuak deriden izmeler ve kenarlar pellawi
krkyle evrilmi bir cbbe duruyordu. Bir sre iin bylenmi gibi
afallam ve sakin bir ekilde durduktan sonra, elini asasn almak iin
uzatarak ayaa kalkt. Ama asas yoktu.
Sa elinin tm parmaklannn yanklar, merhemlenmi ve sarlm
olmasna ramen, aryordu. O anda elinin arsn ve vcudunun
szlarm hissetti.
Bir sre daha kprdamadan durdu. Sonra fsldad; ama pek
yksek sesle ve umutla deil: "Hoeg... Hoeg..." nk hareketli,
sadk, kk hayvan; onu bir zamanlar lmn krallndan geri
aran kk ruh da yoktu. Bir gece nce koarken, hala yanm-da
myd acaba? Peki bunlar dn gece mi olmutu, birka gece nce mi?
Bilemiyordu. Kafasnda bunlar belirsiz ve karanlkt:
Gebbet, yanan asa, komaca, fsltlar, kap. Bunlarn hibiri net
deildi. u anda yaadklar bile net deildi. Bir kez daha, mitsizce
hayvaninin ismini fsldad ve gzleri yala doldu.
Uzaklarda bir yerde bir an ald. kinci bir an, hemen odann
dnda tatl bir cngllyla ald. Odann br uunda, arka-snda bir
kap ald ve ieriye bir kadn girdi. "Hogeldin evik Atmaca," dedi
glmseyerek.
Gen ve uzun boyluydu; beyazlar ve simler iindeydi. Gmten
bir a, bir elale gibi omuzlarma dklen siyah salarm sslyordu.
Dimdik duran Ged kadn selamlad.
"Sanrm beni hatrlamyorsun." . , "Hatrlamak m, hanmefendi?"
Daha nce, gzelliine yaraacak biimde giyinmi, gzel bir
kadn, sadece bir kere grmt: Roke'taki Gndnm
770

bayramna kocasyla beraber gelmi olan O Leydisi. O Leydisi, zayf


ama parlak bir mum alevi gibiydi, bu kadnsa ayn ondr-d kadar
gzeldi.
"Ben de hatrlamayacam tahmin etmitim," dedi glmseyerek.
"Ama ne kadar unutkan olursan ol, yine de eski bir dost olarak buraya
hogeldin."
"Buras neresi?" diye sordu Ged, hala gergin bir halde ve hala zor
konuarak. Kadnla konumakta zorlanyordu, fakat gzlerim de ondan
alamyordu. Giymekte olduu soylu giysiler garip; zerinde durduu
talar allmam; nefes ald hava ise yabanc geliyordu. Kendi
benliinde, daha nceki benliinde deildi adeta.
"Bu atoya Terrenon Saray denir. Eim olan Benderesk, Terrenon
ad verilen kymetli tan ve Keksemt Bataklklar'nn kysndan
balayp, kuzeydeki Os Dalar'na kadar uzanan bu topraklarn
hkmdardr. Bana gelince, bana burada, Osskil'de, onlarn dilinde
Gm anlamna gelen Serret diyorlar. Ve sana da evik Atmaca
dendiim biliyorum; Bilgeler Adasi'nda byc olarak yetitirildin."
Ged yanm eline bakarak hemen, "Ne olduumu bilmiyorum. Bir
zamanlar gcm vard. Sanrm bu gc kaybettim," dedi.
"Hayr, kaybetmedin; veya belki de, on mislini elde edebilmek
iin kaybettin. Seni buraya kovalayan eye kar burada emniyettesin,
dostum. Bu kulenin duvarlar ok salamdr; sadece tatan da
yaplmamtr stelik. Burada dinlenip, gcn yeniden toplayabilirsin.
Burada baka bir g bulabilirsin; bir de elinde yanp kl olmayacak,
baka trl bir asa. Kt bir yol, insan iyi bir sona ulatrabilir. imdi
benimle birlikte gel, sana topraklarmz gstereyim."
Kadn o kadar tatl konuuyordu ki, Ged syledii szleri
duyamyor, sadece kadnn sesinde sakl olan vaadleri izliyordu.
Kadnn ardndan gitti.
Gerekten de odas, tepenin zerinden, kpek dii gibi ykselmekte olan kulenin st katlarnda bir yerdeydi. Aa doru
ili

kvrla kvrla inen mermer merdivenlerden, zengin denmi


odalardan ve salonlardan, gneli bir k havasnda, kuzey, gney,
dou, bat ynlerinde birbiri ardsra devam edip duran, evsiz, aasz
ve tekdze, alak ve boz tepelere bakan, yksek pencerelerin nnden
geerken, Serret'i izledi. Sadece kuzey y-nnde, uzaklarda, mavinin
zerindeki beyaz zirveler kendini belli ediyor; gneyde de insan
denizin prltsnn varlm d-leyebiliyordu.
Hizmetkarlar kaplar aarak, Ged ile hanmlarmn gemesi iin
kenara ekiliyorlard. Hepsi solgun renkli Osskilli'ydi. Kadnn rengi
de ackt ama onlarn tersine Hard dilini ok gzel konuuyordu; hatta
Ged'e Gont aksanyla konuuyor gibi geldi. O gn, daha sonra, Ged'i,
Terrenon Hkmdar olan kocas Ben-deresk'in huzuruna gtrd. Bir
iskelet kadar renksiz, bir iskelet kadar ince ve karsndan kez daha
yal olan Lord Benderesk, Ged'i souk bir kibarlkla karlayp, ona
burada konuu olarak istedii kadar kalabileceim syledi. Bundan
baka syleyecek bir eyi kalmad; Ged'e yolculuklar veya onu oraya
kadar izleyen dman hakknda hibir ey sormad. Leydi Serret de
bu konuda bir ey sormamt.
Eer bu durum garip olarak yorumlanacak olursa; bu, bura-daki
garipliklerin ve Ged'in orada bulunuundaki garipliin, sadece kk
bir parasyd. Ged aklm bir trl tam anlamyla to-parlayamyordu.
Olaylar ak seik gremiyordu. Bu kule eklindeki atoya, talihin bir
cilvesiyle gelmiti; yine de talihi, tasarlanm bir talihli; ya da buraya
tasarlanm bir biimde gelmi, ama yine de tasarlar talihin bir
cilvesiyle gereklemiti. Ged kuzeye doru yola kmt; Orrimy'de
bir yabanc ona, yardm burada aramasn sylemiti; bir Osskil
gemisi onu bekliyordu; Skiorh da ona rehberlik etmiti. Bu olanlarn
ne kadar Ged'i avlayan glgenin marifetiydi acaba? Yoksa onun hi
ilgisi yok muydu? Avyla birlikte, o da buraya baka bir g tarafndan m ekilmiti acaba? Yoksa Ged yemi takip ederken, o da Ged'i
takip edip zaman gelince, silah olarak Skiorh'u ele mi ge-inniti?
yle olmu olmas gerekirdi, nk Serret'in de belirt772

mis olduu gibi, glge Terrenon Saray'na girememiti. Kulede


uyand andan beri, onun pusuya yatm varlmn bir izini veya
tehdidin! hissetmemiti. O halde Ged'i buraya ne getirmiti? nk
buras insanlarn kazara gelecekleri bir yer deildi; d-ncelerinin
durgunluunda bile bunu grmeye balamt. Bu kaplara ondan
baka yabanc gelmemiti. Kule, srtm, en yakn kasaba olan
Neshum'a giden yola dnm, hereyden rak ve tek basma
ykseliyordu. atoya, ne bir insan geliyor, ne de bir insan buradan
gidiyordu. Pencereleri yalnzla alyordu.
Gnler gnlere eklendike, Ged yalnz kald zamanlar, bu
pencerelerden dar bakt; durgun, kederli ve yerek... Tm o
hallara, resim dokumal duvar rtlerine, zengin krkl giysile-re ve
geni mermer minelere ramen, kule her zaman souktu. nsann
iliine, kemiine ileyen ve engellenmesi olanaksz bir souktu bu.
Dmanyla nasl karlatm, yenildiini ve katm dndke,
Ged'in gnlne de, souk bir utan yerlemi-ti. Dncesinde,
ortalarnda kalar atk duran Babyc Gensher ile tm Roke'lu
Ustalar bir araya toplamt; Nemmerle de yanlarndayd, Ogion da,
hatta ona ilk bysn reten cad da: Hepsi ona bakyorlard, Ged
onlarn gvenlerim boa kardm biliyordu. Yalvarrcasna, "Eer
kamasaydm, glge beni ele geirecekti. Zaten Skiorh'un tm
kuvvetim ve benim gc-mn bir blmn elde etmiti bile. Onunla
dvemezdim:
Adm biliyordu. Kamam gerekiyordu. Byc bir gebbet, ktlkler
ve ykm adna hizmet veren, korkun bir g demektir. Kamam
gerekiyordu," diyordu. Fakat, dncesinde onu dinleyenlerden
hibiri, cevap vermedi. Ged de, pencerenin altndaki bo topraklara
durmadan ince ince yaan kar seyrederken, iinde bymekte olan
kasvetli souu, sonunda bir eit bezginlik dnda hibir hissi
kalmayncaya kadar hissetti.
Gnlerce, srf hissettii bu strap nedeniyle, kimseyle grmedi.
Odasndan kt zaman da sessiz ve gergindi. atoda-ki Leydi'nin
gzellii aklm kartryor; bu zengin, gsterili, tertipli ve yabanc
sarayda, kendisini doma byme bir kei oban gibi hissediyordu.
113

Yalnz kalmak istedii zamanlarda, onu yalnz braktlar;


dncelerine ve den karn seyrine dayanamayacak duruma gelince,
Serret genellikle kulenin daha aalarmda bulunan, mealelerle
aydnlatlm, duvarlar kuma kapl, eri salonlarn birinde onunla
bulutu; oturup konutular. ato'nun Leydisi neesiz bir kadnd, sk
sk glmsedii halde hi kahkahayla gl-memiti, ama tek bir
glmsemesi bile Ged'i rahatlatmaya yetiyordu. Onun yannda Ged
gerginliim ve utancm unutuyordu. Ksa bir sre sonra, her gn
sohbet etmek iin bulumaya, Ser-ret'in yanndan ayrlmayan hizmeti
kadnlarn biraz ilerisinde, kulenin yksek odalarndaki pencerelerin
veya atein kenarnda oturup, uzun uzun, sessizce, aylaka konumaya
balamlard.
Btn gece boyunca sihirler kaynatm yal bir sihirbaz gibi,
ato'nun karl i avlusunda bir aa bir yukar volta atmak iin,
sadece sabahlar dar kan yal Lord, genellikle kendine ayrlm
odalarda duruyordu. Yemeklerde Ged ile Serret'e katl-dnda da,
arada bir gen karma kskan ve sert baklar frla-tarak, sessiz
duruyordu. O zaman Ged kadma acd. Serret, kanatlar kesilmi
beyaz bir kusa, kafese kapatlm beyaz bir cey-lana, yal bir adamn
parmandaki gm bir yze benziyordu. Benderesk'in hazinesinin
bir parasyd. atonun efendisi yanlarmdan ayrlnca Ged, kadnn
yannda kalarak, ayn Ser-ret'in kendi yalnzlm paylam olduu
gibi, Serret'in yalnzlm paylamak istedi.
"atonuza ismim veren bu mcevher de neyin nesi?" diye sordu,
mum yla aydnlatlm oymal yemek odasnda, boalm altn
tabaklar ve bardaklarn nnde sohbetlerine devam ederken.
"Onun hakknda hibir ey duymadn m? ok nldr."
"Hayr. Ben sadece Osskilli soylularn nl hazineleri oldu-unu
biliyordum."
"Bunun yannda hepsi snk kalr. Grmek ister misin, gel."
Sanki yapt eyden biraz korku duyuyormu gibi, alayc ve
cretkar bir edayla glmseyerek, gen adam salondan ka114

rp kulenin altndaki dar koridorlardan geirerek, yer altnda, daha


nce Ged'in grmemi olduu, kilitli duran bir kapnn nne getirdi.
Ged'i beraberinde getirmekle bir tehlikeyi gze aldm belirtircesine,
ayn glmsemeyle Ged'e bakarak, kapy gm bir anahtarla at.
Kapnn arkasnda ksa bir geitten sonra, gen kadnn altn bir
anahtarla at bir kap daha vard; onun ardnda da zme bysnn
Yce Szleri'yle at baka bir kap. En son kapdan geince, gen
kadnn elindeki mum, bir hcreye benzeyen kk bir oday
aydnlatt: Zemini, duvarlar ve tavan kaba tatan yaplm,
mobilyasz, bo bir oda.
"Grebiliyor musun?" diye sordu Serret.
Ged, byc gzlerin! odada gezdirirken, baklar zemini
meydana getiren talardan birine takld. O ta da dierleri kadar kaba
ve rutubetliydi; ar, ekilsiz bir kaldrm ta; yine de Ged tan
gcn hissetti, sanki ta yksek sesle ona sesleniyormu-asna. Bir
an nefesi tkand ve hastalanr gibi oldu. Bu, kulenin temel tayd.
Buras kulenin en merkezi yeriydi ve souktu; sran bir souk vard.
Bu kk oday hibir ey stamazd. Bu ok, ok eski bir nesneydi:
Eski ve korkun bir ruh, bu ta blo-kunun iine hapsedilmiti. Serret'e,
evet veya hayr diye cevap vermedi; sadece kprdamadan durdu.
Bunun zerine merakl kaamak bir bakla ona bakan Serret, ta
iaret etti. "Terrenon bu. Neden bu kadar kymetli bir mcevheri, en
dipteki hazine odamzda kilit altnda tuttuumuzu merak ediyor
musun?"
Ged yine cevap vermedi, afallam ve bezgin bir ekilde durdu.
Kadn onu deniyor olabilirdi; ama, diye dnd, ta bu kadar hafife
alarak konutuuna gre, doas hakknda bir fikri yok. Ondan
korkacak kadar ok ey bilmiyordu. "Bana onun g-cnden bahset,"
dedi en sonunda.
"Bu ta, Segoy dnyann adalarm Ak Deniz'den karmadan
nce yaratlm. Dnyann kendisi yaratld zaman yaratlm ve
dnyann sonuna kadar da varlm srdrecekmi. Onun iin zamann
bir anlam yok. Eer elini zerine koyup ona soru sorarsan, senin
iindeki gce gre, sana cevap veriyor. Eer din-lemesini bilirsen, bir
sesi olduunu duyuyorsun. Gemite, gele115

ekte ve zamanmzdaki eyler hakknda konuuyor. Sen daha bu


topraklara ayak basmadan, senin buraya geleceim syledi. imdi ona
bir soru sormak ister misin?"
"Hayr."
"Sana cevap verecektir."
"Ona soracak bir sorum yok."
"Sana," dedi Serret kadife gibi sesiyle, "dmanm nasl yeneceini syleyebilir."
,,
Ged put gibi durdu.
"Tatan korkuyor musun?" diye sordu gen kadn, gzlerine
inanamaz gibi hayretle; ve Ged cevaplad, "Evet."
;
Art arda dizilmi ta ve by duvarlaryla evrili odann lmcl
soukluu ve sessizliinde; gen kadnn elinde tuttuu tek bir mumun
altnda, Serret bir kez daha, ltl gzlerle Ged'i szd. "evik
Atmaca," dedi, "sen korkmuyorsun."
"Ama o ruhla da konumayacam," diye cevaplad Ged; kadnn
gzlerinin iine bakarak temkinli bir cesaretle konutu:
"Hanmm, o ruh bir tan iine hapsedilmi ve ta da, kymetli olduu
iin deil, ok byk ktlkler retebilecei iin, bir balama bys,
bir kreltme bys, bir kilit tlsm ile bala-np, plak topraklarda
kere kuvvetlendirilmi kale duvarlar-na hapsedilmi. Buraya
geldiinizde size ne sylediklerini bilmiyorum. Fakat siz, gen ve
merhametli biri olarak, o eye hi dokunmamalsnz. Hatta
bakmamalsmz bile. Size bir yarar dokunmaz."
"Tasa dokundum. Tala konutum, onun konutuunu da duydum.
Bana bir ktl dokunmuyor."
Gen kadn geri dnd ve kaplardan, koridorlardan geip
mealelerin aydnlatt, kulenin geni merdivenlerine gelince, mumu
sndrd. Birka szle birbirlerinden ayrldlar.
O gece Ged ok az uyudu. Onu ayk tutan, glgenin dn-cesi
deildi; glgenin dncesi, bu kulenin zerine oturtulmu olduu o
Ta'n grnts tarafndan, neredeyse tamamen silin-miti; onu ayk
tutan, Serret'in, mum nda bir aydnlanan, bir kararan yznn
hayaliydi. Tekrar ve tekrar kadnn gzlerim
116

zerinde hissetti; tasa dokunmay reddettii zaman, o yzn ne ekil


aldm kartmaya alt. Onu hor mu grmt, yoksa krlm
myd? Yatan ipek araflar zerine uyumak iin uzandnda buz
kesmi, gece karanlkta durmadan uyanarak Ta' ve Serret'in gzlerini
dnmt.
Ertesi gn Serret'i, akamstleri oyun oynad veya hizmetkarlaryla beraber dokuma tezgahnn basma getii, batya doru
ilerlemekte olan gnein aydnlatt gri mermerli, eri salonda buldu.
Ona, "Leydi Serret, sizi gcendirdim. Bunun iin ok zgnm," dedi.
"Hayr," dedi gen kadn dnceli dnceli, sonra tekrar,
"Hayr..." dedi. Yanndaki hizmetkar kadnlar uzaklatrd. Yalnz
kaldklarnda Ged'e dnerek, "Konuum, arkadam," dedi, "sen ok
engin grlsn, ama belki de grmen gerekenlerin hepsini
gremiyorsundur. Gont'ta, Roke'ta, yksek byclk retilir. Fakat
her trl byclk retilmez. Buras Osskil, Kuzgunlarn Topra:
Buras bir Hard lkesi deil: Buray bycler ynetmezler, burasyla
ilgili pek fazla ey de bilmezler. Burada, Gney'in irfanyla
zlemeyecek eyler olur; buradaki eyler simci'nin listesinde
bulunmazlar. nsanlar bilmedikleri eylerden korkarlar. Fakat senin
burada, Terrenon Saray'nda, korkmana gerek yok. Daha zayf bir
adam korkabilir elbette. Ama sen deil. Sen, mhrl odadaki eyi
denetimin altnda tutabilecek bir gle dodun. Ben bu kadarm
biliyorum. imdi burada olmann nedeni de bu."
"Anlayamyorum."
"Bunun nedeni, kocam Lord Benderesk'in sana kar, tam
anlamyla ak szl olmam olmas. Ben ak szl olacam. Gel,
buraya yanma otur."
Ged, onun yanma, derin ve minderlerle denmi pencere
pervazna oturdu. Batmakta olan gne pencere ile ayn seviye-ye
gelmi, onlar hibir ss olmayan nlarna bouyordu. Aa-larnda,
bataklkta, topran zerine rtlm beyaz, kasvetli bir tabut rt
gibi, erimeden kalm olan bir gece ncesinin kar, imdiden
karanlklara gmlyordu.
117

Gen kadn son derece yumuak konuuyordu. "Benderesk,


Terrenon'un Mirass ve Efendisi; ama onu kullanamyor; onun kendi
isteklerine hizmet etmesini salayamyor. Ben de yapam-yorum bunu,
ne tek bama, ne de onunla beraber. Ne onda, ne de bende, g ve
hner yok. Sende ise ikisi de var."
"Bunu nereden biliyorsun?"
"Ta'n kendisinden. Senin geleceinden sz ettiim syle-mitim
sana. Hakiminin kim olduunu biliyor. Senin gelmeni bekledi. Daha
sen domadan, senin gelmeni bekliyordu, kendisi-ne hkmedebilecek
birini. Terrenon'dan sorduklarnn cevabm alabilen ve ona istediin!
yaptrabilen kimse, kendi kaderine de hkmedebilir; ister lml
olsun, ister br dnyadan, dman-n ezecek gce sahip olabilir.
Gelecei grme, bilgi, zenginlik, topraklar ve Babyc'nn bile
bumunu srtebilecek dzeyde bir byclk bilgisi, emrinde olabilir.
ster ok, ister az, ne kadar istersen emrinde olacaktr."
Bir kez daha, garip, parlak gzlerim Ged'e doru kaldrd;
baklar Ged'in iine iledi, o kadar ki Ged, souktan rperdi. Yine de,
gen kadnn yznde korku vard; sanki onun yardm-n bekliyormu
ama bunu ileyemeyecek kadar da gururluymu gibi. Ged dehete
dt. Kadn konuurken, elini Ged'in elinin zerine koydu; dokunuu
ok hafifti, eli Ged'in gl ve esmer ellerinin stnde narin ve beyaz
kalyordu. Ged yalvarrcasna, "Serret! Benim, senin zannettiin gibi
bir gcm yok - bir zamanlar olan gcm de frlatp attm. Sana
yardm edemem, sana hibir faydam dokunmaz. Fakat unu bil,
dnyann Kadim Gleri, insanlar kullansnlar diye yaratlmamlardr.
Onlar hibir zaman, bizim ellerimize teslim edilmemilerdir, bizim
elleri-mizde sadece zarar verirler. Kt niyet, kt sonu dourur. Ben
buraya ekilmedim; itildim. Beni buraya iten g beni yok etmeye
alyor. Sana yardm edemem."
"Kendi gcn frlatp atan kii, bazen ok daha byk bir gle
dolar," dedi Serret glmseyerek, sanki Ged'in kuku ve korkular
ocukaym gibi. "Seni buraya getiren ey hakknda senden daha
fazla ey biliyor olabilirim. Orrimy'de, sokakta, bir
118

adam sana konumad m? O bir haberci, Terrenon'un bir hizmetkaryd. O adam da, bir zamanlar bycyd ama byclerinkinden ok daha byk bir gce hizmet edebilmek iin, asas-n att.
Ve sen Osskil'e geldin; bataklkta elindeki asayla bir glge ile
dvsmeye altn. Neredeyse biz bile seni kurtaramaya-caktk; seni
izleyen ey bizim tahmin ettiimizden daha kurnaz kt ve zaten senin
gcnn olduka fazla bir miktarm da ek-miti... Glgelerle ancak
glgeler savaabilir. Sadece karanlklar karanl yok edebilir. Dinle
evik Atmaca! Seni bu duvarlarn dnda bekleyen o glgeyi altetmek
iin, ne istiyorsun o halde?"
"Bilemediim eyi istiyorum, smini."
"Tm doumlar, lmleri, lmden nceki ve sonraki tm
varlklar, domamlar, lmeyenleri, aydnlk dnyay, karanlk
dnyay bilen Terrenon, sana o ismi de syleyecektir."
"Peki ya bedeli?"
"Bedeli medeli yok. Sana sylyorum, o sana boyun eecek, sana
klenmi gibi hizmet edecek."
Sarslan ve can sklan Ged, cevap vermedi. imdi gen kadn,
Ged'in elini avularnn iine alm, yzne bakyordu. Gne, ufku
donuklatran sisin iine dmt; havann kendisi de donuklamt
fakat kadnn yz, Ged'i izleyip onun kararszla dtn
grdke, zafer ve kranla aydnlanmaya balad. Yavaa fsldad:
"Sen tm insanlardan daha kudretli olacaksn, tm insanlarn kral
olacaksn. Sen, yneteceksin ve ben de se-ninle birlikte
yneteceim..."
Ged aniden ayaa kalkp ileri doru bir adm atnca, Terrenon
Lordu'nun, uzun salonun erisinin hemen ardnda, yznde hafif bir
tebessmle, kapnn yannda durup onlar dinlediim grd.
Birdenbire Ged'in gz ald; akl da. Serret'e bakt. "Karanl
yok eden ktr," dedi kekeleyerek, "k."
Konutuka, buraya gerekten de nasl ekildiim, bir yemin
peinden nasl buraya geldiim, onu ynlendirmek iin kor-kusunu
nasl kullandklarm ve bir kez ellerine geirdiklerinde, onu nasl
ellerinde tutacak olduklarm, kendi szckleri nnde119

kileri aydnlatan bir km gibi, grd. Onu gerekten de glgeden


kurtarmlard; Ta'm klesi olmadan nce, glge tarafn-dan ele
geirilmesini istemiyorlard, radesi bir kez Ta tarafin-dan ele
geirilince, glgenin duvarlardan gemesine izin vere-ceklerdi, nk
bir gebbet bir insandan daha iyi hizmetkar olur-du. Eer tasa bir kez
dokunmu veya onunla konumu olsayd, tamamen kaybolmu
olacakt. Glge onu tam anlamyla yakala-yp ele geirmedii gibi. Ta
da onu henz tam olarak kullanamamt. Ged neredeyse boyun
emiti, ama tam olarak deil. Teslim olmamt. Ktlerin, teslim
olmam ruhlar ele geirmeleri ok zordur.
Boyun emi, teslim olmu iki kiinin arasnda duruyor,
Benderesk onlara doru ilerlerken, bir birine, bir dierine bakyordu.
"Sana sylemitim, Serret," dedi Terrenon Lordu kuru bir sesle
karma, "ellerinden syrlp kurtulacam. Bunlar, senin Gontlu
sihirbazlarn, kurnaz aptallardandr. Sen de aptalsn, Gontlu kadn, hem
beni hem onu kandrp, gzelliinle ikimize de hakim olacam ve
Terrenon'u kendi karlarn iin kullanacam sandn iin. Ama
Ta'm Lordu benim, ben; ve ben sadk olmayan elere bak ne yaparm:
Ekavroe ai oelwantar..." Bu bir dnm bysyd; Benderesk'in
uzun elleri, korkudan sinmi olan kadn, iren bir ekle, bir domuz,
bir kpek veya salyas akan bir acuze biimine sokmak iin, havaya
kalkmt. Ged ile-riye doru bir adm att, sadece tek bir szck
syleyerek, Lord'un ellerine, kendi elleriyle vurdu ve yere indirdi.
Asas olmad ve yabanc topraklarda, kt topraklarda, karanlk
glerin diyannda olduu halde, kendi isteim yerine getirebildi.
Benderesk ta kesildi; nefret dolu, glgelenen gzleri, grmeksi-zin
Serret'e dikilmi bakyordu.
"Gel," dedi kadn, titreyen bir sesle, "evik Atmaca, gel; abuk
ol, Ta'm Hizmetkarlar'n armadan..."
Sanki yank halinde bir fslt doland kuleyi, yerin ve duvarlarn
talarm; yerkrenin kendisi konuuyormu gibi, kuru, titrek bir mrlt.
120

Ged'in elim yakalayan Serret, onunla birlikte geitlerden,


salonlardan ve dne dne inen merdivenlerden kotu. Gnn son,
gmi klarnn, hala yerdeki toprakla karm ve ezilmi karn
zerinde asl durduu atonun avlusuna ktlar. atonun
hizmetkarlarmdan , suratszca ve sorgulayan bir edayla, sanki bu
ikisinin efendilerine kar yapabilecekleri bir komplodan hep
phelenirlermi gibi, yollarm kesti. "Hava kararyor Leydi," dedi
biri, dieri ise, "imdi ata binemezsiniz."
"ekilin yolumdan pislikler!" diye bard Serret, tslayan Osskil
dilinde. Adamlar geri ekilip, kvranarak yere meldiler, birisi yksek
sesle bard.
"Kapdan dar kmamz gerek, baka yol yok. Grebiliyor
musun? Bulabilir misin kapy. evik Atmaca?"
Kadn Ged'in elinden ekitiriyordu ama, o, yine de duraklad.
"Onlara ne bys yaptn?"
"liklerine kzgn kurun dktm; lecekler. abuk diyorum sana,
Ta'n Hizmetkarlar'm serbest brakacak imdi. Ben kapy bulamam zerinde byk bir by var. abuk!"
Ged kadnn ne demek istediin! anlayamad; nk o, kemerli
giriin arasndan grnen byl kapy, en az kemerli giri kadar ak
seik gryordu. Ged Serret'i, n avlunun bozulmam karlarnm
zerinden geirdi ve sonra bir Ama szc syleyerek kadn by
duvarlaryla kapal kapdan kard.
Terrenon Saray'nn gmi alacakaranlndan ayrlp kapdan
geince, Serret deiti. Bataklklarn kasvetli nda daha irkin
deildi, ama gzelliinde hiddetli bir cad grnts vard: sonunda
Ged onu tanmt... Re Albi Lordu'nun kz; ok zaman nce, Ogion'un
evinin yukarsndaki ayrlarda onunla alay eden ve onu, glgeyi
serbest brakmasna neden olan byy okumaya yollayan Osskilli
sihirbaz kadnn kz. Fakat u anda Ged bunu pek dnmyordu;
nk tm dikkatiyle etrafna bakmyor, dmanm aryordu; Ged'i
byl duvarlarn dnda bir yerlerde beklemekte olan glgeyi. Hala
Skiorh'un lsne brnm bir gebbet olabilir veya kmekte olan
karanlkta onu yakalamak ve ekilsizliine Ged'in yaayan teniyle ekil
vermek
121

iin saklanm olabilirdi. Onun yaknlarda bir yerlerde olduunu


hissediyor ama gremiyordu. Etrafna baknrken, kapdan birka
adm ileride, karn iine yan yarya gmlm, kk kara bir ey
grd. Eilerek, o eyi dikkatle ellerine ald. Otakt bu;
gzel krk kamara bulanmt, kk bedeni hafif, gergin ve souktu
avularnn iinde.
"Kendini dntr! Kendini baka bir ekle dntr, geliyorlar!"
diye bard Serret, Ged'in koluna aslp arkalarnda, alacakaranlkta
uzun, beyaz bir di gibi srtan kuleyi gstererek. Zemine yakn, yark
eklindeki pencerelerden kara yaratklar kyor, uzun kanatlarm
rparak, yava yava duvarlarn zerin-den halkalar izerek, yamata
savunmasz duran Ged ile Serret'e doru geliyorlard. atonun
iindeyken duyduklar titreyen fslt, daha da ykselmi, ayaklarnn
altndaki topran iinde bir sarsntya, bir iniltiye dnmt.
Ged'in gnlndeki nefret derinleti; onu kandran, tuzaa dren
ve avlayan tm insafsz ve l ruhlu eylere kar ateli hiddetin
yaratt bir nefret. "Kendini dntr!" diye baryordu Serret lk
la; kendisi, bir nefeste syledii bir byyle gri bir martya
dnp utu. Fakat Ged eilip, otakn l ola-rak yatt yerdeki
karn iinden, elimsizce ve kupkuru kan yabani otlarn arasndan,
ince uzun bir yaprak ald. Bu ince uzun yapra havaya kaldrd. Ged
yaprakla Gerek Lisan'da konusunca, yaprak uzad ve kalnlat;
szlerim bitirdiinde elinde byk bir asa tutuyordu, bir byc asas.
Kanat rpa rpa Ter-renon Saray'ndan gelen kara yaratklar zerine
ullandklarnda, onlara asa ile vurunca, zehirli gler asay kzl
ateleriyle yaka-madlar. Asa sadece, yakmayan ama karanl kovan
beyaz byc ateiyle tututu.
Yaratklar yeniden saldrmak iin geri dndler: Kularn,
ejderhalarn ve insanlarn varolmadklar asrlardan kalma, gni-
tarafndan oktan unutulmu gitmi, ama Ta'n yal, ktcl ve kinci
gc tarafndan arlm, kaba yaratklar. Ged'e rahat vermiyor,
zerine ullanyorlard. Ged yaratklarn penele-rinin trpan-ularn
zerinde hissetti; le kokularndan midesi
122

buland. Yabani bir ot ile kzgmhnm karmndan yaratlm olan


asasyla, yaratklarn darbelerim vahice savuturarak onla-ra vurdu.
Sonra aniden tm yaratklar, rktlp bir leten havalanan kuzgunlar
gibi, sessizce kanat rparak Serret'in bir mart olarak gittii yne
doru uzaklatlar. Geni kanadan ar gibi grnse de hzl
ilerliyorlard. Her kanat rplarnda, byk bir mesafe katediyorlard.
Hibir mart bu mthi hzla baa ka-mazd.
Ged, daha nce bir kere Roke'ta yapm olduu gibi, abucak
byk bir ahin klna brnd: ad gibi bir atmacaya deil; bir ok,
bir dnce kadar hzl uan bir alaca doana. izgili, keskin ve gl
kanatlaryla uup saldrganlara saldrd. Hava karard ve bulutlarn
arasndan yldzlar aydnlanarak parlad. ileride, dzensiz kara bir
srnn, havada bir yerde, bir noktaya dal yaptklarm grd. O
siyah ktlenin arkasnda, gnn kl renkli son nlar altmda
solgunlaan deniz uzanyordu. ahin-Ged, hzla, dosdoru Ta'n
yaratklarnn arasna dald; suya atlan bir akl tayla su tanecikleri
nasl srarsa, yaratklar da Ged ilerine dalnca yle daldlar. Fakat
onlar avlarm zaten yakalamlard. Birinin gagasna kanlar bulanm,
bir dierinin penelerine beyaz tyler yapmt. Yaratklarn gerisinde
solgun denizin zerinde de, uan tek bir mart bile yoktu.
Yeniden, demir gagalar alabildiine alm, hantalca ama hzla
Ged'e doru dnyorlard bile. Ged, bir kez manevra yapa-rak onlarn
zerine knca, bir ahinin cretkar fkesinin aynas olan lyla
bard, sonra da denizin sahilde krlan dalgalan-nin, Osskil'in alak
kumsallarnn zerinden ok gibi frlad gitti.
Ta'n yaratklar bir sre daha halkalar izerek ve gaklaya-rak
utuktan sonra, birer birer, bataklklarn zerinden, adann ilerine
doru dndler. Her biri bir adaya, bir yere, bir maara-ya, bir tasa
veya bir kuyuya bal olduundan. Kadim Gler denizleri aamazlar.
Gerisingeri dnd Kule-atonun yaratklar;
Terrenon Lordu Benderesk'in alamakta, belki de glmekte olduu
yere. Fakat Ged, ahin kanatlaryla, ahin lgnlyla, yere dmeyen
bir ok misali, unutulmu bir dnce gibi, Osskil
123

denizinin zerinden douya, k rzgarlarmm ve gecenin iine doru


yoluna devam ediyordu.
Sessiz Ogion, sonbahar gezilerinden evine, Re Albi'ye biraz ge
dnmt. Yllar getike daha bir sessiz, daha bir mnzevi olmutu.
Aadaki ehirde oturan yeni Gont Hkmdar, And-radeler'e kar
yapacaklar korsanca bir akn konusunda bycden yardm istemek
iin ta ahin Yuvasi'na kadar trmand halde, Ogion'un azndan bir
kelime bile alamamt. Alarnda-ki rmceklerle konutuu, byk
aalar saygyla selamlad grlen Ogion, yanndan dargn ayrlan
Adann Hkmdar'na, tek bir szck bile sylememiti. Belki
Ogion'un iinde de bir dargnlk, bir huzursuzluk vard; nk btn
yaz ve sonbahar, tek basma dada geirmi ve ancak imdi,
Gndnm yaklarken ocakbana geri dnmt.
Dnd gnn sabah ge kalkt; can bir bardak ruva ay
ektii iin, evinin aasndaki yamataki kaynaktan su doldurmak
amacyla dar kt. Kaynan kk, canl havuzunun kenarlar buz
tutmu, talarn arasma skm olan, sararm yosunlarn zerine de
kra dmt. Gn mt ama gne daha bir saat dan hametli
omuzlarm aydnlatmayacakt: Deniz kenarndaki kumsallardan dan
doruklarna kadar, tm bat Gont, bu k sabahnda sessiz, gnesiz ve
berrakt. Byc kaynan yannda durup aa doru inmekte olan
topraklara, lima-na ve denizin gri ufkuna bakarken, zerinde bir ift
kanat rpn-maya balad. Kollanndan birini hafife kaldrarak yukar
bakt. Koca bir ahin, grltyle rpt kanatlaryla, aa doru szld ve bileine kondu. Eitilmi bir alc ku gibi, skca tutundu;
fakat ne kopmu bir tasmas, ne bir kay, ne de bir ngra vard.
Peneleri Ogion'un bileini sk sk kavramt;
izgili kanatlar titriyordu; yuvarlak altn rengi gz vahi ve donuktu.
"Sen bir haberci misin, yoksa haber misin?" dedi Ogion a-hine
usulca. "Benimle gel..." Ogion konuurken, ahin ona bakt. Ogion bir
sre sustu. "Sanrm bir zamanlar sana ismini ben
124

vermitim," dedi, sonra byk admlarla evine doru ilerledi ve ieri


girdi; ku hala bileinde duruyordu. ahini, ocan yanma koydu,
atein scaklnda durmasn salad; imesi iin su verdi. Ku suyu
imiyordu. Derken Ogion bir by yapmaya balad, yava yava,
szlerinden ok elleriyle ryordu byy. B-ys rlp bitince
yavaa "Ged" dedi, ocan yanndaki ahi-ne bakmadan. Bir sre
bekledi, sonra dnd ve ayaa kalkt; atein nnde titremekte olan
bo bakl gen adamn yanma gitti.
Ged zengin ve allmadk grnml krklere, ipeklilere ve
gmlere brnm, ancak giysileri yrtlm, deniz suyuyla
sertlemiti. Kendisi de zayflam ve kamburlamt; salar yaral
yzne dmt.
Ogion, Ged'in omuzlarndan amura bulanm grkemli cbbesini
ald; onu bir zamanlar rakken yatt blmeye gtrd ve oradaki
iltenin zerine yatrp, bir uyku bys mrlda-narak yanndan
ayrld. O anda Ged'in bir insan sesine sahip olmadm bildii iin,
onunla hi konumad.
Ogion ocukken, tm ocuklar gibi, insann byyle, ister insan,
ister hayvan, ister aa, ister bulut, istedii kla girmesi-nin ve
bylece binbir eit varla katlmasnn, ok elenceli ol-duunu
dnrd. Fakat byc olduunda, bu oyunun bedeli-nin, oynarken
gerekten uzaklap, benliini kaybetme tehlikesi olduunu rendi.
Bir insan, kendine ait olmayan bir biimde ne kadar uzun sre kalrsa,
tehlike de o kadar byk olurdu. Her sihirbaz ra, ay klna
girmekten ok holanan Way'li byc Bordger'in yksn renir.
Byc bu ii o kadar sk yapyormu ki, iindeki ay bym ve
adam lm; sonunda gerekten bir ay olmu ve ormanda kendi kk
olunu ldrence, halk tarafndan yakalanp ldrlm. Ayrca kimse,
Deniz'in sularnda oynaan yunuslardan kann bir zamanlar kpr
kpr denizin elencesi iinde kendi isimlerini ve bilgeliklerim unutan
akll insanlar olduklarm bilemez.
Ged, iddetli bir aresizlik ve fke annda ahin klna gir-miti.
Osskil'den utuunda aklnda sadece ve sadece tek bir dnce vard:
Evine dnebilmek iin Ta'dan ve glgeden hzl
125

umak ve bu hain topraklardan kamak. ahinin vaheti ve fke-si


sanki kendi vaheti ve fkesiydi; iindeki uma istei de ahinin
isteine dnmt. Bylece, tenha bir orman glcnde su imek
iin alalp sonra hemen, arkasndan gelmekte olan glgenin
korkusuyla kanat aarak, Enlad'n zerinden umutu. Enlad Az
denen byk deniz yolunu geip, gney ynnden douya doru
gitmiti; sama Oranea'nn belli belirsiz dalarm, soluna daha da
belirsiz Andrad dalarm, nne ise sadece denizi alp, umutu; ta ki
sonunda, tam nne, dalgalar arasnda, hep daha yksee, hep daha
yksee kabaran ama hi deimeyen bir dalga kncaya kadar:
Gont'un beyaz zirvesi. Bu by, uu sresince, gndz ve gece,
ahinin kanatlarm kullanm, ahinin gzleriyle bakm ve sonunda
kendi dncelerinin ne olduunu unutarak, sadece ahinin bildii
eyleri bilmeye bala-mt: Alk, rzgar ve utuu yn.
Doru snaa umutu. Onu tekrar insan haline sokabilecek,
Roke'ta ancak birka kii, Gont'ta ise tek bir kii vard.
Uyandnda yabanl ve sessizdi. Ogion onunla hi konumad,
sadece et ve su verdi ve brakt atein yanmda, byk, yorgun ve
kskn bir ahin gibi suratszca, kamburunu kartp otursun. Gece
olunca uyuyordu. nc gn, bycnn atei seyretmekte olduu
ocak basma geldi ve "Usta..." dedi.
"Hogeldin, oul," dedi Ogion.
"Sana, ayrldm zamanki -gibi geri geldim: Bir aptal ola-rak,"
dedi gen adam; sesi sertlemi, kalnlamt. Byc hafife
glmseyerek, Ged'e atein yanmda, karsna oturmasn iaret etti ve
ay demlemeye balad.
Kar yayordu; burada, Gont'un aa yamalarndaki ilk kar.
Ogion'un pencereleri sk sk kapanmt fakat atya yumuak
yumuak den slak karn sesini ve evin her taratma yaylm olan
derin dinginliini duyabiliyorlard. Uzun bir sre orada, atein
yannda oturdular; Ged eski ustasna, Gont'tan Glge adl gemiyle
ayrld gnden beri olanlarn yksn anlatt. Ogion hi soru
sormad; Ged szn bitirince de, uzun bir sre, sakin ve dnceler
iinde, sessiz kald. Sonra ayaa kalkp ma126

saya ekmek, peynir ve arap koydu; birlikte yediler. Yemekleri-ni


bitirip oday topladktan sonra Ogion konutu.
"u tadn yaralar, ac yaralar oul," dedi.
"O eye kar hibir gcm yok," diye cevap verdi Ged.
Ogion basn sallad ama bir sre daha konumad. Sonunda,
"Garip," dedi, "Bir bycnn bysn kendi topraklarnda
bozabilecek kadar gcn varm; orada, Osskil'de. Tuzaklara kar
koyabilecek ve Dnya'nn Kadim Gleri'nin birinin hizmetkarlarm
uzaklatrabilecek kadar gcn varm. Sonra Pen-dor'da, ejderhaya
kafa tutacak kadar da gcn varm."
"Osskil'de talih bana yardm etti, yoksa benim gcm yoklu," diye
cevap verdi Ged; Terrenon Saray'nn o d gibi lmcl souunu
hatrlaynca bir kez daha titredi. "Ejderhaya gelince, onun da adm
biliyordum. O kt eyin, benim peimde olan glgenin bir ad yok."
"Her eyin bir ad vardr," dedi Ogion. Bunu kendinden o kadar
emin olarak syledi ki Ged, Babyc Gensher'in, onun serbest
brakm olduu ey gibi kt glerin ad olmad yolundaki
szlerim, Ogion'a tekrarlama cesaretim bulamad. Gerekten de
Pendor Ejderhas, glgenin ismini sylemeyi nermi-ti, ama Ged o
neriye pek gvenmemiti; ne de Serret'in, Ta'n ona renmek
istedii eyi syleyeceine dair verdii sze inan-mt.
"Eer glgenin bir ad varsa," dedi sonunda, "durup da bana
syleyeceini sanmyorum..."
"Hayr," dedi Ogion. "Ama sen de, durup ona ismini sylememiim. Oysa o, yine de biliyordu. Osskil'deki bataklkta seni
isminle ard, benim sana vermi olduum isimle. Bu garip, ok
garip..."
Tekrar dncelere dald. En sonunda Ged, "Buraya danmak iin
geldim, Usta, snmak iin deil," dedi." Bu glgenin senin zerine
gelmesine izin vermeyeceim ve eer burada kal-maya devam
edersem, ksa bir sre sonra burada olacaktr. Bir keresinde onu bu
odadan kovmutun..."
"Hayr; o, bunun habercisiydi, glgenin glgesi. imdi onu
127

kovamam. Bunu yalnz sen yapabilirsin."


"Ama onun karsnda hibir gcm yok. Acaba emin bir..." Daha
sorusunu tamamlamadan sustu.
"Emniyetli bir yer yok," dedi Ogion kibarca. "Bir daha ken-dini
dntrme Ged. Glge senin gerek benliini yoketmek iin
urayor. Seni bir ahinin benliine sokarak bunu neredeyse
baannt da. Hayr, nereye gitmen gerektiim bilemiyorum. Ama
yine de ne yapabilecein hakknda bir fikrim var. S ana bunu
sylemek zor."
Ged'in suskunluu gerei duymak istediin! vurgulaynca,
Ogion, "Geriye dnmelisin," dedi sonunda.
"Geriye mi dnmeliyim?"
"leri doru gittiinde, nereye kaarsan ka, seni tehlike ve
ktlk bekleyecek; nk seni ynlendiren o, senin ne yne doru
gitmen gerektiini o seiyor. Bu yolu sen semelisin. Seni izleyeni
izlemelisin. Avcy avlamalsn."
Ged hibir ey sylemedi.
"Seni Ar Nehri'nin kaynanda adlandrdm," dedi byc,
"dadan gelip denize akan nehrin kaynanda. Bir adam varmakta
olduu sonu bilir ama bir daha dnp dnmeyeceim, ilk balad
yere geri dnp o balangc benliinde tutup tutamayacam bilemez.
Eer nehrin akntsnda dne dne srklenen bir omak deilse, o
zaman nehrin kendisi olmak zorundadr;
kaynad noktadan, denize dkld yere varasya, tm bir nehir.
Sen Gont'a dndn, bana dndn, Ged. imdi ise gerisingeri don, ve
kaynan kendisin!, kaynan da nndeki kayna ara. Elde etmek
istediin g umudunu orada bulabilirsin."
"Orada m Usta?" dedi Ged. Sesinde bir dehet gizliydi.
"Nerede?"
Ogion cevap vermedi.
"Eer dnersem," dedi Ged, bir sre sonra, "eer sizin sylediiniz gibi avcy avlarsam, sanrm av fazla uzun srmez. Onun
btn istedii benimle yz yze gelmek, ki kere bunu baard ve her
ikisinde de beni yendi."
"te keramet vardr," dedi Ogion.
128

Ged, odada bir aa bir yukar, ocaktan kapya, kapdan ocaa


yrd. "Ve eer beni tamamen yenilgiye uratrsa," dedi, kendisiyle
mi Ogion'la m tartt belirsiz, "benim gcm ve benim bilgimi
eline geirerek kullanacak. u anda sadece beni tehdit ediyor. Ama
eer iime girip de benliime sahip olursa, benim araclmla ok
byk ktlkler yapacak."
"Bu doru. Eer seni yenebilirse."
"Buna ramen, eer yine kaarsam, beni yine bulacaktr... Btn
gcm kamaya harcyorum." Ged biraz daha dolandktan sonra
birdenbire dnd ve bycnn nnde diz kerek, "Byk
byclerle beraber yrdm. Bilgeler adasnda bulundum ama siz
benim gerek ustamsnz Ogion," dedi. Sevgiyle ve arbal bir
neeyle konuuyordu.
"Gzel," dedi Ogion. "imdi bunu anladn. Hi yoktan iyidir.
Fakat sonunda, sen benim ustam olacaksn." Ayaa kalkarak atei
besledi ve aydanl kaynamas iin zerine ast. Koyun postundan
yaplm kabanm giyerek "Gidip keilerime bakmam gerek;
aydanla gz kulak oluver oul," dedi.
Tekrar, st ba kar iinde ieri dnp de kei derisinden
yaplm botlarndaki kar, ayaklarm yere vurarak silktiinde, elinde
porsukaacndan yaplma, uzun ve kaba bir asa tayordu. Ksa
akamst boyunca ve yemekten sonra, lamba nda, zmpara ta
ve byclk hnerleriyle, asa zerinde alt durdu. Birok kez, elini
asann zerinde gezdirdi; sanki herhangi bir prz var m yok mu
anlamak istermi gibi. alt srece, yavaa arklar syledi sk sk.
Hala yorgun olan Ged dinliyordu; uykusu geldike kendisini,
Onakaaa kyndeki cadnn, havas ifal otlarn ve ttsnn
kokusuyla arlam kulbesin-de, atein aydnlatt karl bir gecede,
uzun ve yumuak by arklarm ve karanlk glerle savap onlar
yenmi veya yllarca nce uzak adalarda kaybolmu olan
kahramanlarn destanlarm dinlerken akl hayal aleminde gezinen bir
ocuk gibi hissediyordu.
"te," dedi Ogion, ve bitmi asay Ged'e uzatt. "Babyc sana
porsukaac vermi; iyi bir seim, ben de bu seime sadk
129

kaldm. Ben asay uzun bir yaya benzetmeyi dnmtm ama


bylesi daha iyi. yi geceler, olum."
Teekkr etmek iin kelime bulamayan Ged kendi blm-ne
giderken, Ogion onu seyretti ve Ged'iri duyamayaca kadar alak bir
sesle, "Ey benim gen ahinim, iyi uular!" dedi.
Ogion seher vakti, soukta uyandmda, Ged gitmiti. Sadece,
byclk usulnce, ocam talar zerine, Ogion okuduka silinen
yaldzl harflerle bir mesaj brakmt: "Usta, ben avlan-maya
gidiyorum."

130

VIII

AVCI
G E D, gne domadan nce, k karanlnda, Re Albi'den aa
doru yola koyulmu ve leden nce Gont Limani'na var-mt.
Ogion, Ged'e, ssl Osskil giysileri yerine, temiz Gont tozluklar,
gmlei, deri yelei ve keten amarlar vermiti ama Ged yine de,
kenar pellawi krk kapl, o soylulara yarar cb-besini, k
yolculuu iin saklamt. Srtnda bu cbbeyle, elinde yalnzca boyu
kadar kara bir asa, ehir Kapsi'na geldi. Kabartma ejderhalara
dayanm aylak aylak duran askerlerin, Ged'in bir byc olduunu
anlamas iin pek akll olmalarna gerek yoktu. Mzraklarm yana
ekerek, soru bile sormadan Ged'i ieri aldlar. Caddeden yryp
giderken de arkasndan baktlar.
Rhtmda ve Denizciler Loncas Evi'nde, kuzeye veya batya,
Enlad'a, Andrad'a veya Oranea'ya giden gemi olup olmadm sordu
Ged. Herkes ona, Gndnm'ne ok az kald iin, o
131

gnlerde hibir geminin Gont Limam'ndan ayrlmayacam syledi.


Denizciler Loncasi'nda, balk teknelerinin bile bu tutarsz havada
Armed Kayalklar arasndan gemediim sylediler.
Denizciler Loncasi'nn kilerinde, Ged'e yiyecek ikram ettiler; bir
byc ok ender olarak kendisine yemek verilmesin! ister. Bir sre
oradaki liman ve tersane iileri ve iklimcilerle beraber oturdu.
Onlarn yava, az konuulan sohbetlerinden ve homurtulu Gont
dillerinden ok holanyordu. Burada, Gont'ta kalmay; bycl ve
tehlikeyi brakp, gc ve korkuyu unutup, ana vatann sevgili
topraklarnda, herhangi bir adam gibi huzur iinde yaamay ok
istiyordu, stei buydu ama iradesi baka yndeydi. Limandan
ayrlacak gemi olmadm rendikten sonra, ne Denizciler
Loncasi'nda, ne de kasabada fazla oyaland. Gont ehri'nin kuzeyinde
bulunan kk kylerden ilkine gelinceye kadar, krfezin kysndan
yrmeye balad. Burada da balklara sora sora, satacak bir kay
olan bir balk buldu.
Balk, ters ve yal bir adamd. buuk, drt metre uzunluunda, kaplama paralar birbirine bindirilerek yaplm olan kay,
ylesine erilip arplmt ki denize pek dayanacak gibi
grnmyordu; ama adam yine de kay iin yksek bir bedel istedi:
Dier kay, kendi ve olu stne, denize kar bir emniyet bys.
nk Gontlu balklar hibir eyden, byclerden bile korkmazlar,
denizden korktuklar kadar.
Kuzey Adalar Diyar'nda ok gvenilen bu emniyet byleri, hi
kimseyi frtna-rzgar ve frtna-dalgasndan kurtaramaz ama yerel
denizleri ve gemicilik hnerlerim bilen ve kayklardan anlayan biri
tarafindan yaplrsa, balkya biraz gvence getirebilir. Ged byy,
zerinde btn gece ve ertesi gn al-arak, hibir eyi eksik
brakmadan, gvenle ve sabrla, hem salamca, hem de drste yapt;
yine de tm bu sre iinde, yaad korku nedeniyle zihni ok
gergindi; dnceleri karanlk yollarda dolayor, glgenin bir dahaki
sefere nne nasl, ne zaman ve nerede kabileceim tahayyl
etmeye alyordu. By bitip balandnda ok yorulmutu. O gece
balknn kulbe-sinde, balina barsandan yaplm bir hamakta
uyudu; kurutul132

mu bir ringa bal gibi kokarak kalkt ve Cutnorth Kayalkla-r'nm


altmdaki koya, yeni kaymm balanm olduu yere git.
Kay iskelenin kenarndan kprtsz denize indirir indirmez,
iine su dolmaya balad. Kayn iine bir kedi kadar hafif srayan
Ged, Aa Toming'de Pechvarry ile yaptklar gibi, hem aletlerle, hem
de efsunla alarak, erilmi tahtalar, paslanm ivileri dzeltti. Ky
halk, Ged'e ok yaklamadan, sratle alan ellerini seyretmek ve
yumuak sesini dinlemek iin, sessizce basma topland. Ged bu ii de,
kayk sapasalam ortaya kncaya kadar, en iyi ekilde ve sabrla
yapt. Direk yerine, Ogion'un kendisi iin yapm olduu asay dikti ve
byyle sa-bitletirdikten sonra, salam tahtadan bir sereni buraya
ilitirdi. Bu serenden aaya doru, rzgarn dokuma tezgahnda,
byden bir yelken dokudu: Gont'un zirveleri kadar beyaz, kare bir
yelken. Bunu seyreden kadnlar kskanlklarndan i geirdiler. Sonra
yelken direinin y annda duran Ged, hafif bir byrzgan kartt.
Tekne, suyun zerinden, byk krfezin kar yakasndaki Armed
Kayalklar'na doru hareket etti. Olanlar sessizce seyreden balklar,
bir zamanlar su karan kayn, yelkenin altnda kanat am bir
ulluk kadar seri ve dzgn ekilde kaydm g-rnce, kumsaln
souk havasmda srtp tepinerek alk tuttular. Arkasna dnp bakan
Ged, karl bayrlar bulutlara ykselen Da'n altnda, sivri ve karanlk
bir ktle halinde duran Cutnorth Uurumu'nun dibinde, kendisine alk
tutan halk grd.
Krfezi boylu boyunca geip Armed Kayalklar'ndan ilerie-yerek
Gont Denizi'ne ulat; orada, geldii ynden dnebilmek ve
Oranea'nn kuzeyinden gemek iin, ynn kuzeybatya evirdi.
Bunu yaparken, gelmi olduu yolu izlemekten baka bir amac veya
stratejisi yoktu. Osskil'den beri gnler ve rzgarlar boyunca Ged'in
ahin-uuunu izleyen glge, bu yol zerinde dolanyor olabilirdi,
hatta karsna bile kabilirdi; kim bilebilir-di ki? Eer hayal alemine
tmyle dnmemise, Ged'i, ak deniz zerinde, saklanmadan
kendisine doru gelirken karmas mmkn deildi.
133

Eer onunla karlaacaksa, deniz zerinde karlamay tercih


ederdi. Bunun nedenini bilmiyordu, ama o eyle tekrar kuru toprak
zerinde karlamaktan ok korkuyordu. Denizden frtnalar ve
canavarlar gelir, ama ktlk gelmez. Ktlk karadadr. Ayrca, bir
zamanlar Ged'in gitmi olduu o karanlk topraklarda, hi deniz, hi
akan nehir, hi pnar yoktu. lm, kuru bir yerdir. Mevsimi
geldiinde, sert havalarda, deniz de bir tehlike oluturur geri; ama bu
tehlike, deiim ve tutarszlk Ged'e bir savunma, bir frsat gibi
grnyordu. Ged, bu lgnln sonun-da glge ile karlatmda,
belki o eyi, en azndan onun beni yakalad gibi yakalayabilir, onu
bedenimin arlyla denizin koyu karanlna srkleyebilirim; bu
ekilde tutulunca da belki bir daha hi yukarya kamaz, diye
dnd. En azndan yasayarak ortaya kard bu ktle lerek bir
son verebilirdi.
stnde bulutlarn byk, yasl tller halinde bir alalp bir
ykseldikleri, kaba dalgal bir denizde yolculuk etti Ged. By-rzgar
kullanmyor, kuzeybatdan serte esmekte olan dnya rzgarndan
yararlanyordu imdilik. Fsldad tek bir szckle, byyle rlm
yelkenini bir arada tuttuu srece, yelken, rzgar yakalayabilmek iin
kendi kendisine dnyordu. Eer by kullanmam olsayd, bu
dengesiz ufack kay, o sert denizde, bu rotada tutabilmek iin ok
zorlanrd. Yoluna devam etti; gzlerim ve kulaklarm drt aarak
etrafm izliyordu. Balknn kans Ged'e iki somun ekmek ile bir testi
su vermiti; aradan birka saat getikten sonra, Gont ile Oranea
arasndaki tek adack olan Kameber Kayasi'n ilk grd yerde, biraz
yiyip iince, ona bu yiyecekleri veren sessiz Gontlu kadna kretti.
Karada olsa sulusepken saylabilecek belli belirsiz, slak bir serpinti
altnda, teknesin! biraz daha batya doru dndrerek, karann belirsiz
grntsnn yanndan geip gitti. Teknenin gcrt-s ve gsne
arpan dalgalarn sesinden baka hibir ses yoktu. Yanndan ne bir ku,
ne de tekne geti. Durup dinlenmeksizin hareket eden sudan ve
srklenen bulutlardan baka kmldayan bir ey yoktu. Bulutlar; bir
ahin olarak ayn yol zerinde batya deil de douya doru uarken
her yanndan akp gittiklerim
134

belli belirsiz hatrlad o bulutlar. O zamanlar, imdi gri gklere


bakt gibi, aaya, gri denize bakyordu.
Etrafma bakndnda, nnde hibir ey grmyordu. Ayaa
kalkt; rpermi, karanlk bolua bakmaktan, boluu gzetlemekten
yorulmutu. "Haydi gelsene," diye mrldand, "haydi, ne bekliyorsun.
Glge?" Dalgalarn ve karanlk sisin iinden hibir kprt, hibir
cevap gelmedi. Yine de Ged, krkrne, kendi soumu izini
aramakta olan o eyin, pek uzaklarda bir yerde olmadndan artk
gittike daha ok emin oluyordu. Birdenbire tm gcyle bard Ged:
"Ben buradaym. Ben, evik Atmaca Ged ve ben glgemi
aryorum!"
Tekne gcrdad, dalgalar prdad ve rzgar, beyaz yelkenin
iinde hafife slk ald. Dakikalar dakikalar kovalad. Ged, bir eli
teknesinin porsukaacndan yaplm direinde, kuzeyden, deniz
zerinden yaan buz gibi serpintiye gzlerim dikmi, hala bekliyordu.
Zaman ilerledi. Derken, uzakta, denizin zerinde, yamurun iinde,
kendisine doru gelen glgeyi grd.
Osskilli kreki Skiorh'un bedeniyle ii bittiinden, onu rzgarlar
iindeki denizin stnde, bir gebbet olarak izlemiyordu glge. Ne de,
ryalarnda ve Roke Tepesi'nde grd zamanki hayvan biimine
girmiti. Yine de, o anda, bir biimi vard, gn nda bile.
Bataklklarda Ged'e saldrdnda ve onunla bou-tuunda, Ged'in
gcn emerek kendisine mal etmiti. Ged'in onu gn nda yksek
sesle arm olmas, belki de ona, zorla bir biim veya bir grn
kazandrm olabilirdi. Gerekten de imdi, bir glge olduu iin
glgesi olmad halde, hafiften, bir adam andnyordu. Bylece,
Enlad Az'ndan Gont'a doru denizin zerinden geldi; dalgalar
zerinde dolanan, ilerledike rzgarn ve souk yamurun iinden
geip gittii, biim-siz, belirsiz bir nesne.
Gn ndan yar yarya krlemi olduu ve kendisini Ged
ard iin, o Ged'i grmeden, Ged onu grd. Glge nasl tm
varlklar ve tm glgeler arasnda onu tanyorsa, Ged de Glge'yi
tanmt.
K denizinin korkun yalnzl iinde Ged, aya kalkp
135

korktuu eyi grd. Rzgar onu tekneden uzaklatryor gibiy-di;


dalgalar, Ged'in gzlerim aldatarak o eyin altndan geiyordu; tekrar
tekrar, yaklayormu gibi geliyordu Ged'e. Hareket edip etmediini
anlayamyordu. O da Ged'i grmt artk. Ak-lnda onun kendisine
dokunma dncesinden, hayatm kurutmu olan o souk ve kara
acdan kaynaklanan dehet ve korkudan baka bir ey olmad halde,
yine de kprdamadan bekledi. Sonra aniden, yksek sesle, beyaz
yelkenin! birdenbire kuvvetle iiren byrzgarn ard. Teknesi,
gri dalgalarn zerinden, dosdoru rzgarda asl duran, incelmeye
balam olan eye doru gitti.
Mutlak bir sessizlik iinde olan glge, dalgalanarak dnp kat.
Rzgara kar, kuzeye doru gitti. Rzgara kar, Ged'in tek-nesi
onu izledi. Byc hnerine kar, glge hz; ve her ikisine kar da
yal frtna. Gen adam teknesine, yelkenine, nndeki dalgalara
baryordu, tpk bir avcnn, nnde koan kurdu aka grd
zaman tazlarna bard gibi; ve by do-kulu yelkenlerine,
kumatan yaplm olsa yelkenleri parampara edecek ve teknesin!
havada uuan bir deniz kp gibi sa-vuracak gte bir rzgar
doldurarak, kamakta olan eyi, gittike yaklaarak izliyordu.
Glge, yarm daire izerek dnd; insandan ok rzgarda savrulan
bir duman gibi gevekleip belirsizleerek dnd, sanki Gont'a gitmek
istiyormu gibi rzgar arkasna alarak ilerledi.
Kol kuvveti ve by yardmyla Ged de teknesini evirdi;
bu ani dnle, tekne bir yunus gibi suyun stnde srayp kayd.
Daha da byk bir hzla izlemeye balad, ama glge belirginliim
yitiriyor gibi geliyordu ona. Karla kark yamur, srt-na ve sol
yanana, srrcasna iniyordu. Ged yz metreden son-rasn
gremiyordu. Ksa bir sre sonra, frtna iddetlendii iin, glge
grnmez oldu. Yine de Ged, sanki deniz stnde kaan bir hayaleti
deil de kar stnde bir hayvann izlerini takip ediyormuasna,
izledii yoldan emindi. Rzgar, artk gittii ynde estii halde o yine
de arklar syleyen byrzgarn
136

yelkeninden eksik etmedi; teknenin kt pruvasndan kpkler


uuuyor, tekne ilerlerken suyu tokatlyordu.
Uzun bir sre iin av ile avc, garip ve hzl seyirlerine devam
ettiler; gn de hzla kararyordu. Ged, u son birka saattir gitmekte
olduu hzla, Gont'un gneylerinde, Gont'tan sonraki Spevy ve
Torheven adalarna doru bir yere, hatta bu adalar da geerek ak
yrelere varm olmas gerektiim biliyordu. Emin deildi.
Umurunda da deildi. Ava kmt, izliyordu; ve korku nnden
kayordu.
Birdenbire, nnde, pek de uzakta olmayan bir yerde, bir an iin,
bir glge grd. Dnyann rzgar yavalyordu; frtnann devaml
yaan sulusepken! de yerini rpertici, youn, blk prk bir ie
brakmt. Bu sisin iinden, gz ucuyla, glgenin seyrettikleri yolun
sama doru katm grd sanki. Rzgarla ve yelkenle konuup
dmeni krarak kovalamaya devam etti;
ama yine kr krne bir kovalamacayd bu. Sis, byrzgary-la
birletii yerde fokurdayp paralanarak gittike daha da younlayor,
teknenin her yanm kaplyor, ve grnty ldren ekilsiz bir
solgunluk halini alyordu. Ged, bir sis datma bysnn daha ilk
szcklerin! sylerken, glgeyi yine grd;
hala rotalannn biraz sanda ama daha yakndayd ve ok yava
ilerliyordu. Sis, basnn suratsz belirsizliinin iinden geiyordu; hala
insan biimindeydi, ancak bir insann glgesi gibi eri-lip
bklyordu. Ged bir kez daha teknenin ynn evirdi; dman
kstrdm dnerek. O anda, yaratk yok oldu; Ged'in teknesi de,
uuan sisin gizlemi olduu sahildeki kayalara ar-parak karaya
oturdu. Neredeyse tekneden frlayacakt ama bir sonraki dalga
gelmeden nce asadan yaplm yelken direine tutunabildi. Gelen
dalga ok bykl, ceviz kabuunu kaldrp krar gibi kk tekneyi
kaldrp kayann zerine oturtmutu.
Ogion'un ekil vermi olduu tlsml asa, salamd. Ne krld ne
de batt, ayn kuru bir ktk gibi suyun zerinde yzd. Hala onu sk
sk tutan Ged, dalga geri ekilirken, kayann ze-rinden srklenerek
derin sulara dald ve bylece kayalara arpmaktan kurtuldu; bir sonraki
dalgaya kadar. Gzleri tuzdan kr137

lemi ve su yutmu bir durumda basn suyun zerinde tutup, denizin


muazzam ekme gcne kar savat. Kayalarn biraz ilerisinde bir
kumsal vard, bir sonraki dalgann ykselii balamadan nce buraya
doru yzerken, bir iki kere gz atabilmiti. Btn kuvveti ve asann
gcnn de yardmyla, kumsala ulamak iin abalad. Sahile
yaklaamyordu. Dalgalarn ykselip alalmalar, onu bo bir uval
gibi oradan oraya savuruyor; derin denizin soukluu bedenindeki
sy hzla emiyor, artk kollarm kmldatamayacak kadar yoruyordu
onu. Kayalar da, sahil de, grnmez oldu; ne yne baktm bile
bilmiyordu artk. Et-rafanda, altnda, stnde sadece, onu kr eden ve
boan, suyun kemekei vard.
Blk prk sisin altnda kabaran bir dalga onu alp yuvarlad,
yuvarlad, yuvarlad ve bir omak parasym gibi kumsala friatp
att.
Orada ylece yatt. Porsukaacndan yaplm asasn, hala iki
eliyle sk sk tutuyordu. Daha kk dalgalar geri ekilirken onu da
kumlarn zerinden kendileriyle birlikte ekmeye alyor, sis
zerinde alp kapanyordu; daha sonra karla kark bir yamur da
dvmeye balad Ged'i.
Uzun bir sre sonra kprdad. Ellerinin ve dizlerinin zerine
kalkp, suyun kenarndan ayrlarak yava yava kumsalda emeklemeye balad. Artk ortalk zifiri karanlkt ama o asasna fsldaynca, asann tepesinde bir tlsmk belirdi. Ona yol gsteren
bu tlsmyla yava yava kum tepeciklerine doru iler-lemeye
alt. O kadar yorulmutu, o kadar bitmiti ve o kadar yordu ki,
denizin gmbrtsyle dolu, slklar alan bu karanlkta, slak kum
zerinde srnmek, hayatnda yapm olduu en zor ey gibi geldi
ona. Bir iki kere, denizin ve rzgarn sesinin kesildiim ve elinin
altndaki slak kumun kuru topraa dnt-n sand; srmda,
yabanc yldzlarn kprdamayan baklarm hissetti ama bam
kaldrmad bile; srnmeye devam etti. Bir sre sonra hzl hzl alp
vermekte olduu kendi nefesim duydu; ac rzgarn, yzne gzne
yamur savurduunu hissetti.
Sonunda hareket etmek onu biraz stt; yamurla kark
138

esen sert yellerin yavalamaya yz tuttuu kum tepeciklerinin iine


kadar srndkten sonra, ayaa kalkmay baarabildi. Asadan daha
kuvvetli bir k istedi, nk dnya tamamen karar-mt; sonra,
asasna dayanarak, adann iine doru yarm mil kadar, de kalka
ilerledi. Derken, kum tepeciklerinden birinin tepesinde yeniden
denizin gr sesini duydu; nnde, arkasnda deil. Kum tepecikleri
tekrar, bu kez baka bir kumsala doru alalyordu. zerinde durduu
bu yer bir ada deil sadece bir re-sifti; okyanusun ortasnda bir avu
kum.
zlemeyecek kadar yorgundu, ama yine de hkrr gibi bir ses
kartarak dehet iinde, uzun bir sre, asasna dayanarak dondu kald.
Sonra sebatla sol tarafna dnd, bylece en azn-dan rzgar
arkasndan gelecekti; ve ayaklarm srye srye, kenarlar buz
tutmu deniz otlar arasmda barnabilecei bir oyuk arayarak, yksek
kum tepesinden aaya doru inmeye balad. nnde ne olduunu
grebilmek iin asasn kaldrnca, tlsmnn yayd k
emberinin en uunda, snk bir lt gzne arpt: yamurla
ykanm tahtadan bir duvar.
Grd ey, sanki bir ocuk tarafndan, derme atma yaplm
kk bir kulbe veya barakayd. Ged alak kapm asasy-la ald.
Kap almad. Ged kapy iterek at ve neredeyse iki bklm olacak
kadar eilerek, ieri girdi. Kulbenin iinde dik duramyordu. Ate
ukurundaki kmrler, kor halindeydi; kor atein nda Ged, dehet
iinde kar duvarn yanma bzm, uzun beyaz sal bir adam
grd. Bir de, adam m kadn m olduunu pek anlayamad baka
birini, yerdeki paavra ve post paralar arasndan bakarken grd.
"Size zararm dokunmaz," diye fsldad Ged.
Onlar bir ey demediler. Ged, birinden dierine bakt. Korkudan,
ikisinin de gzleri bir ey grmyordu. Elindeki asay yere braknca,
paavralarn altnda olan, szlanarak sakland. Ged, su ve buz ile
arlam olan cbbesini kartp, ini plak soyunarak ate
ukurunun yanma kvrld. "Sarnabileceim bir ey verin bana,"dedi.
Sesi bouk kyordu; takrdayan dileri ve onu sarsan uzun titreme
nbetleri nedeniyle zor konuuyordu.
139

Onu duydularsa bile, ihtiyarlarn ikisi de ona cevap vermedi. Yatak


ynnn zerinden bir kei postu almak iin uzand; kei postunun
artk kei postluu kalmam, lime lime olmu ve yadan kararmt.
Yatak ynnn altnda olan, yine korkuyla szland ama Ged bunu
umursamad. Kendini iyice kuruladktan sonra, "Odununuz var m?
Biraz atei besleyiver ihtiyar. Kapn-za geldim, size zararm
dokunmaz," dedi.
Korkudan baylacak bir halde Ged'e bakmakta olan yal adam
kprdamad.
"Beni anlyor musunuz siz? Hardca konumuyor musunuz yoksa?"
Ged biraz duraksadktan sonra sordu, "Kargad?"
Bu kelimeyi duyan yal adam, hemen basn sallad; iplere bal
bir kukla gibi, tek bir kere indirip kaldrd bam. Fakat Ged'in bildii
tek Kargca szck bu olduundan, muhabbetleri de orada kald.
Duvarlardan birinin yannda istiflenmi odun bu-lup atei kendisi
besledi; sonra hareketlerle su istedi; deniz suyunu yutmu olduu iin
midesi bulanyor, imdi de susuzluktan yanyordu. Yal adam,
korkuyla iyice sinerek, su dolu byk bir deniz kabuunu iaret etti ve
iinde ttslenmi balk paralar bulunan baka bir deniz kabuunu
atein yanma doru ittir-di. Bylece Ged, atee yakn bir yerde bada
kurarak biraz su iip biraz da yemek yedi; yava yava kuvvetim
toparlayp akl basma gelince, nerede olduunu merak etmeye balad.
By-rzgaryla bile Kargad Topraklar'na ulam olamazd. Bu adack, Gont'un dousunda ama yine de Karego-At'n batsmdaki
Uyreler'de bir yerde olmalyd. insanlarn bu kadar kk ve ssz bir
yerde, sadece bir kum eritiinin zerinde yayor olmalar ok
garipti. Belki de bunlar kaakt; ama u anda aklm bunlarla megul
edemeyecek kadar yorgun hissediyordu kendi-sini Ged.
Cbbesini atein karsnda evirip duruyordu. Gm rengi
pellawi krk hemen kurudu; cbbenin yn yz biraz snr snmaz,
kurumam olduu halde ona sarnarak, ate ukurunun yanma uzand.
"Yatn uyuyun, fukaralar," dedi sessiz ev sahiple-rine; bam kumdan
zemine koyarak uykuya dald.
140

Bu isimsiz adada gece geirdi Ged; nk uyand ilk sabah,


btn bedenindeki adaleler aryordu; atei vard ve has-tayd. Btn
gn ve gece boyunca, kulbede bir ktk gibi yatt. Ertesi sabah
kaslar yine gergin ve arl kalkt ama kendisin! toplamt. Tuzdan
kabuk gibi sertlemi giysilerim giydi; onlar ykayacak kadar su
yoktu; darya, rzgarl ve boz sabaha kp glgenin onu kandrarak
srklemi olduu bu yere baknd.
Buras eni bir mil, boyu bundan biraz daha uzun olan, her yandan
kumsal ve kayalarla evrili, kayalkl bir kum eridiydi. zerinde,
boyunlarm bken deniz otlarndan baka ne bir aa, ne bir al, hi
bitki yoktu. Kulbe, kum tepeciklerinin arasndaki oyuklardan
birindeydi; yal adam ve kadn, burada, bo denizin mutlak
yalnzlmda yayorlard. Kulbe, srklenmi tahta ve odun
paralarndan yaplm, daha dorusu ylmt. Sular-n, kulbenin
yanndaki suyu ac olan bir kuyudan alyorlard;
yiyecekleri ise kurutulmu veya taze, balk, kabuklu deniz rnleri ve
talarn arasndaki yabani otuklard. Kulbenin iindeki yrtk prtk
krkler, kemikten ine ve olta stoklar, olta olarak kullandklar ipler,
Ged'in ilk bata tahmin ettii gibi keilerden deil benekli foklardan
elde edilmiti. Gerekten de buras tam foklarn yazn gelip yavrularm
yetitirecekleri bir yerdi. Fakat byle bir yere, foklardan bakas da
gelmez. Yallar, Ged'den, onun bir ruh olduunu zannettikleri veya
byc olduu iin deil, sadece bir insan olduu iin korkmulard.
Dnyada baka insanlarn da varolduunu unutmulard nk.
Yal adamn karamsar korkuu hi eksilmedi. Ged'in kendi-sine
dokunacak kadar yaklatm hissedince, bir yandan kalarm atarak
kirli beyaz salar arasndan bakyor, bir yandan da topallayarak
kayordu. lk balarda yal kadn, Ged'in her k-mldannda,
szlanarak paavra ynmn altna saklanyordu, ama karanlk
kulbede ate iinde uyuklamaya baladnda Ged, kadnn
melerek, kendisini garip, donuk ve zlem dolu gzlerle seyrettiim
grd. Dorulup, deniz kabuunu ondan almak istediinde, korkan
kadn elindeki kabuu drerek suyu dkt, sonra da alad.
Gzlerim uzun beyaz salaryla sildi.
141

imdi ise Ged kumsalda, yal adamn tatan kaba keseri ve by


ile, denizin srkleyip sahile atm olduu veya kendi ka-yndan
dalm olan tahta paralaryla yeni bir kayk yapma-ya alrken,
onu seyrediyordu. Bu ne bir onanmd, ne de yeni bir kayk yapmak
saylrd, nk yeteri kadar dzgn tahtas yoktu; gereken malzemeyi
salt byclkle elde etmek zorundayd. Buna ramen yal kadnn
gzlerinde ayn zlem dolu baklarla seyrettii, bu mkemmel i
deil Ged'in kendisiydi. Bir sre sonra kadn, Ged'in yanndan ayrld
ve az sonra elinde bir armaan ile geri geldi: talardan toplam
olduu bir avu midye. Ged bunlar, kadnn verdii gibi, tuzlu tuzlu,
slak ve i olarak yedikten sonra teekkr etti. Bundan cesaret alma
benzeyen kadn, kulbeye giderek tekrar elinde bir eyle geri dnd:
paavraya sarl bir kn. ekingen ekingen, elindekile-ri aarak
Ged'in grmesi iin uzatt, bu arada srekli olarak Ged'in yzn
izliyordu.
Kadnn elinde, inci taneleriyle sk sk ilenmi, denizin tuzlu
suyuyla lekelenmi, yllarla sararm, kabartmal ipek kumatan bir
ocuk elbisesi vard. Kk yelein zerine, incilerle, Ged'in tand
bir ekil nakedilmiti: zerinde bir kral tac bulunan, Kargad
mparatorluu'nun Karde Tanrlar'nn ifte oklar.
stnkr dikilmi fok derilerinden bir torba giyen, le gibi pis
ve buru buru grnl yal kadn, bir kk ipek elbiseyi, bir de
kendini iaret ederek gld; ayn bir bebein tatl ve anlamsz gl
gibi. Elbisesinin eteinin bir keciine dikilmi gizli bir cepten kk
bir cisim kartp, bunu Ged'e doru uzatt. Bu kara bir metal
parasyd; belki krk bir mcevher paras, krlm bir yzn
yans. Ged buna bakt, fakat kadn Ged'e almam iaret etti. Ged,
bunu kabul edinceye kadar da rahat etmedi; sonra bam sallad ve
glmsedi. Ged'e bir armaan vermiti. Elbiseyi ise tekrar yal
paavra parasna dikkatle sa-rp, bu kymetli eyi saklamak iin
kulbeye doru ayaklarm srye srye gitti.
Ged, kalbi acma hissiyle dolduundan, hemen hemen ayn
142

zeni gstererek krk cismi tniinin cebine yerletirdi. Bu adamla


kadnn, Kargad mparatoriuu'nda soylu bir ailenin ocuklar
olabileceini dnd: Soylu kan aktmaktan ekinen bir yamac
veya hain, bu ikisinden kurtulmak iin, onlar Kare-go-At'tan uzakta,
ku umaz kervan gemez ssz bir adaya brakm olabilirdi. Belki de
olan sekiz on yalarnda bir ocuk, kz da ipekler ve inciler iinde
grbz bir bebek prensesti. Burada, okyanusun ortasndaki kayann
zerinde. Keder Prensi ve Prensesi olarak yllarca, yllarca, belki krk
yl, belki elli yl ya-amlard.
Fakat bu tahminlerinin gerekliim, yllar sonra Erreth-Akbe'in
Halkasi'n ararken Kargad Topraklan'na, Atuan Mezar-lan'na gidinceye
kadar renemeyecekti.
Adada geirdii nc gece, yerini durgun ve soluk bir afaa
brakt. Bu Gndnm gnyd; yln en ksa gn. Krpnt ve
byden olumu kk kay hazrd. htiyarlara, onlar herhangi bir
kara parasna, Gont'a, Spevy'ye veya Torik-les'e, gtrebileceini
anlatmaya alt. Hatta, Karg sular, Adalar Diyar'ndan biri iin hi
de emniyetli bir yer olmad halde, onlar Karego-At'ta, ssz bir
sahile bile brakabilirdi eer ister-lerse. Ama, onlar orak adalarndan
ayrlmak istemediler. Yal kadn, Ged'in iaretlerle anlatmaya alt
eyi anlamama benziyordu; yal adam ise anlad ve reddetti. Dier
topraklar ve dier insanlar hakknda tm hatrladklar, bir ocuun
kan, canavar ve lklarla dolu kabusundan ibaretti. Ged bunlar
basn srarla sallayan adamn yznden okumutu.
Bylece Ged o sabah, fok bal derisinden yaplm tulumu
kuyudaki suyla doldurdu, htiyarlara ate ve yiyecek iin teekkr
edemediinden ve yal kadna arzu ettii gibi bir armaan
sunamadndan, elinden geleni yapt; suyunun ne zaman olup ne
zaman olmayaca belli olmayan tuzlu kuyuya, bir by yapt. Su
kumlarn arasndan, ayn Gont'un zirvelerindeki pnarlarn suyu kadar
tatl ve berrak akmaya balad ve bir daha hi kesilmedi. Bu yzden,
kum tepeciklerinden ve kayalardan oluan bu yer, artk bir urak yeri
haline gelmitir; bu yerin artk bir ad
143

vardr: Gemiciler buraya Kaynaksuyu Adac derler. Ama bura-daki


kulbecik yok olmutur; geip gitmi olan k frtnalar, hayatlarm
burada geirip yalnz balarna lm olan bu iki insann izlerim
silmitir.
Ged, adann kumsal olan gney uundan kay denize indirirken, ikisi, sanki seyretmekten korkuyorlarm gibi kulbeleri-ne
saklandlar. Ged, bykumandan yapt yelkenini kuzeyden gelen
ve deimeyen dnya rzgaryla doldurdu ve byk bir hzla denizde
ilerlemeye balad.
Artk, avladnn ne olduunu da, avnn Yerdeniz'de nerede
olabileceini de bilmeyen bir avc olduundan, Ged'in bu deniz
zerinde srdrd av, garip bir mesele haline gelmiti. Kendisi de
bunun bilincindeydi. Avm, tpk onun kendisine yapm olduu gibi,
tahminle, zerine giderek, ansn yardmyla avlamalyd. Her ikisi de
birbirinin varlna kar krd; Ged, ele gemeyen dmanmn
karsnda bocalyordu, tpk glgenin gn ve somut eyler
karsnda bocalad gibi. Ged'in emin olduu tek bir ey vard: u
anda, gerekten de av deil avcyd. nk glge, onu kandrp
kayalara arpmasna neden olduktan sonra isteseydi, yar l durumda
sahilde yatarken ve frtnal kum tepeciklerinde sarsak sarsak
dolanrken, Ged'i keye kst-rabilirdi; ama bunu yapmak iin
beklememiti. Ged'i kandrr kandrmaz, onunla yz yze gelmeye
cesaret edemeden kap gitmiti. Ged, bu konuda Ogion'un hakl
olduunu fark etti: Glge, Ged'in yz kendisine dnk olunca, onun
gcn ekeme-miti. O halde glgenin izi, bu engin deniz stnde
silinmi bile olsa, hep onun karsna kmal, peinden gitmeliydi.
Ona, gney ynnden esen dnya rzgarndan baka yol gsterecek
bir ey varsa, o da zihninde ona gneye veya douya doru gitmesi-ni
syleyen belli belirsiz bir tahmin, bir dnceydi.
Gece kmeden nce, sol tarafinda, uzaklarda, uzun ve solgun bir
ky eridi grd. Buras herhalde Karego-At't. O beyaz, barbar
insanlarn tam yollar zerindeydi. Bir Karg gemisi veya kadrgas
grr mym diye dikkat kesilmiti. Kzl akam -nda ilerlerken,
Onakaaa kynde, ocukluunda yaam
144

olduu o sabah, sorgulu savalar, atei ve sisi hatrlad. O gn


dnrken, birdenbire glgenin nasl onu kendi oyununa getirmi
olduunu fark etti. Sanki gemiinden kartp getirir gibi, o sisi
etrafnda younlatrm, onu kr ederek tehlikeyi grmesini
engellemi ve kandrarak lme srklemiti.
Gneydou ynndeki seyrine devam etti; dnyann bat kenarna gece inerken, kara gzden kaybolmutu. Tepeleri henz batnn
kzllm yanstan dalgalarn ukurlar kapkaranlk ol-mutu. Ged
yksek sesle, K lahisi'ni ve aklnda kald kadaryla, Gen Kraln
Kahramanlklar gibi arklardan bazlarm syledi; nk bu arklar
Gndnm Bayrami'nda sylemek adettir. Sesi grd, ama denizin
engin sessizliinde boulup yok oluyordu. Gece hzla kt; k
yldzlar da ayn hzla parlad.
Yln en uzun gecesi olan o gece, k aylarnn bitmek tkenmek
bilmeyen rzgarlar onu grnmeyen deniz zerinde gneye doru
srklerken, Ged yldzlarn sol yanmdan doup zerinden dolanarak
sa yanndaki karanlk sulara batmalarm seyrederek hi uyumad.
Ancak arada bir, birka saniyeliine kendinden geebiliyor, sonra
aniden uyanyordu. Bu zerinde durduu tekne, aslnda tekne mekne
deil, yarsndan ou sihirbazlk ve byclk olan tahta paralar ile
al rp ynyd. Eer zerlerindeki ekillendirme ve balama
bysn biraz gevetirse, tekne darma dan olur, bir gemi enkaz
gibi dalgalarn zerine yaylrd. Tlsm ve havadan dokunmu olan
yelken de, eer uyursa rzgara fazla dayanamaz, kendisi de yele
dnerdi. Ged'in byleri kuvvetli ve etkiliydi, fakat bu tr bylerin
dayanaklar ne kadar az olursa, bunlar bir arada tutan byy o kadar
sk yenilemek gerekir, te bu yzden Ged o gece uyumad. Bir ahin
veya bir yunus olarak daha hzl ve daha kolaylkla ilerleye-bilirdi,
ama Ogion ona baka bir eye dnmemesini tlemi-ti; Ged de
Ogion'un tlerinin ne kadar deerli olduunun farkndayd.
Bylece, batya doru hareket eden yldzlarn altnda, gneye doru
yelken at; yeni yln ilk gnei, denizi aydnlat-maya balayncaya
kadar, uzun gece yava yava geti.
Gne doduktan ksa bir sre sonra, nnde bir kara grn145

d; fakat Ged adaya doru ok yava ilerliyordu. Seherle birlikte


dnya rzgar dinmiti. Ged adaya doru ilerlemek iin yelkenim hafif
bir byrzgaryla doldurdu. Karann grntsyle iine yeniden bir
korku dmt; arkasna bile bakmadan kamak iin onu drten,
iine ken bir korku. Ged bu korkuyu her an sakland allktan
kp zerine atlayabilecek bir aynn, byk, silik pene izlerini ve
iaretlerim takip eden bir avc gibi izliyordu. nk ona ok
yaklamt; bunu hissediyordu.
nnde duran kara paras, yaklatka denizden ykselme-ye
balayan, garip grnl bir adayd. Yaklatka, uzaktan duvar
eklinde tek bir da gibi grnen eyin, belki de ayn ayr adacklardan
olumu, aralarna denizin ince bir kanal veya boaz gibi girdii,
birka srada olduu ortaya kt. Ged, Ro-ke'ta, simci Usta'nn
Kulesi'nde bir sr haritann zerinde inceden inceye almt, ama
onlar daha ok i denizlerin ve Adalar Diyar'nn haritalaryd. u anda
Dou Uyreleri'nde bulunuyor ve bu adann, ne ada olabileceini
kestiremiyordu. nnde uzanan ey, ondan pusuya yatarak saklanan
ey, adann or-manlannda ve yamalarnda onu bekleyen ey,
korkuydu. Ged de doruca onun zerine gitti.
Artk, karanlk ormanlarla talanm uurumlar, teknesinin
zerinden kasvetle ykseliyor, byrzgar yelkenlisin! iki byk
burnun arasndan, adann derinliklerine doru uzanan ve iki kadrga
boyundan daha geni olmayan boaza veya su geidine doru
gtrrken, kayalklarn kntlarna arparak krlan dalgalarn
zerrecikleri, yelkenine doru uuuyordu. Kuatlm deniz, kpr kpr
derin sahili andryordu. Hi kumsal yoktu; sradalar dimdik,
doruklarnn souk glgesinin karartm olduu denize iniyorlard.
Buras rzgarsz ve ok sessizdi.
Glge onu Osskil'de kandrarak bataklklara ekmi, siste
kayalara bindirmesine neden olmutu; yoksa imdi nc bir oyun
mu hazrlyordu? Ged mi glgeyi buraya srmt, yoksa glge mi
onu kandrp bir tuzaa ekmiti? Bilemiyordu. Sadece korkunun
yaratt ikenceyi, yoluna devam etmesi ve yapmaya niyetlendii eyi
yapmas gerektiini biliyordu. Kt varl av146

lamas, deheti kaynana kadar izlemesi gerekiyordu. Seyrine, nn


arkasn, aay yukary, her yan kollayarak, byk bir dikkatle
devam etti. Taze gnn gneini arkada, ak denizde brakmt.
Buras tamamen karanlkt. Arkasna dnp baktn-da, burunlar
arasndaki aklk, uzak ve aydnlk bir kapy and-nyordu. Sradalar
nnde, dalarn boy verdii eteklerine yaklatka ykseliyor, hep
daha ok ykseliyor, su geidi de gittike daralyordu. nnde uzanan
karanlk atlaa doru, sama, soluna, maaralarla ve yerinden kopup
devrilmi kaya paralaryla dolu, aalarn kklerinin yansnn havada
durduu ya-malara bakt. Hibir ey kprdamyordu. Artk, koyun
sonuna yaklayordu: Son deniz dalgalarnn dermanszca kucaklad,
clz bir dere geniliindeki yksek, bo, kr kr bir kaya ktleme.
Dm olan kaya paralar, iri budakl aalarn rm gvdeleri
ve kkleri, kprdanmak iin ok dar bir yer brakyordu. Bir tuzak:
Sessiz dan eteklerinin dibinde bir tuzak;
Ged de bu tuzaa dmt. nnde ve yukarsmda hibir ey
kprdamyordu. Hereyde bir lm durgunluu vard. Daha ile-riye
gidemiyordu.
Suyun altndaki kayalardan birine bindirmesin veya uzanm olan
aa dallar ve kklerine taklmasn diye teknesini, by ve elindeki
krek ile son derece dikkatlice ynelerek, tekrar k ynne
dnnceye kadar evirdi ve tam geldii ynden geri dnebilmek iin
bir byrzgar kartyordu ki, aniden bynn szckleri
dudaklarnda dondu kald; kalbi buz kesildi. Omuzundan geriye doru
bakt. Glge, arkasnda, teknenin iinde duruyordu.
Eer bir an daha kaybetmi olsayd, tamamen kaybolacakt;
fakat Ged hazrlklyd ve hemen eriebilecei bir yerde, dalgalanmakta ve titremekte olan eyi yakalamak ve elinde tutmak iin bir
hamle yapt. O anda byclk ona yardmc olamazd. Sadece kendi
kol kuvveti, bu yaamsz varla kar kendi yaam bir ie yarard.
Hibir sz sylemeden saldrd. Bu ani saldr ve hamlesi nedeniyle
tekne, suya batt kt. Kollarndan gsne doru, nefesini kesen bir
ac yayld, ii buz kesti, gz147

leri grmez oldu. Ancak glgeyi yakalayan ellerinde, karanlktan ve


havadan baka bir ey yoktu.
leriye doru tkezledi, dmemek iin yelken direine tutununca gzlerine k imek gibi geldi. Glgenin korku iinde
katm ve bztn, sonra da bir anda kendisinin ve yelkenin
zerinde byyp uzadm grd. Sonra glge, rzgara kaplm
siyah bir duman gibi, yeniden toparlanp, biimsiz bir ekilde
sradalarn arasndaki parlak kapya doru kat.
Ged dizlerinin zerine kt. Byl kk tekne tekrar bir batt
kt, sonra, huzursuz dalgalarn zerinde srklenerek, sal-lana
sallana durdu. Ged, teknenin iine, duygusuzca, dncesizce
meldi; nefesim toplamaya alyordu. Sonunda ellerinin altnda
ykselmeye balayan souk su, onu, teknesine bakmas gerektii
konusunda uyard. Kay bir arada tutan by zayfla-maya
balamt. Yelken direi yerine geen asaya tutunarak ayaa kalkt,
elinden geldii kadaryla, birletirme bysn tekrarlad. rpermi
ve yorulmutu, elleri ve kollar szlyordu, hi gc kuvveti
kalmamt. Denizin ve dan birletii o karanlk yerde yatp,
durmadan sallanan suyun zerinde uyumak, uyumak istedi.
Bu yorgunluunun, kaarken glge tarafmdan yaplm olan bir
byden mi, yoksa o eyin buz gibi temasndan m, yoksa sadece
alk, uykusuzluk ve ok g harcam olmasndan m kaynaklandm anlayamad; fakat bu duruma kar koydu, yelkenim
doldurmas iin hafif bir byrzgar kartmak ve glgenin kam
olduu karanlk deniz yolunu izlemek iin kendisin! zorlad.
Tm deheti gemiti. Tm neesi kamt. Artk bu i bir
kovalamaca olmaktan kmt. Artk ne av ne de avcyd. nc
keredir karlap birbirlerine demilerdi; Ged kendi isteiyle, onu
elleriyle tutabilmeyi umarak, glgeye doru dnmt. Onu
tutamamt ama aralarnda, hibir kopma noktas olmayan bir zincir,
bir ba kurmutu. O eyin izini srmeye, onu avlama-ya hi gerek
yoktu; ne de ondan kamasmn bir tayda vard. kisi de kaamazd.
Son kez buluacaklar yer ve zaman geldi-inde, ite o zaman tam
anlamyla buluacaklarda
148

Fakat o zamana ve o yere kadar, artk Ged iin karada ve denizde,


gece veya gndz hi huzur kalmamt. Artk biliyordu ki grevi,
yapt hatay dzeltmek deildi, hi olmamt;
yapmas gereken, balad eyi bitirmekti, ve bunu bilmek hi de
kolay deildi.
Karanlk dalarn arasndan kt; denizin zerinde, kuzeyden
esen tatl bir rzgarla, prl prl, snrsz bir sabah hkm sryordu.
Fok bal tulumunda kalan suyun hepsini iti ve bu ada ile ikinci
bir ada arasnda uzanan geni bir geide gelinceye kadar, en batdaki
burna doru seyretmeye balad. O zaman. Dou Uyreleri'nin
haritasn gznn nne getirerek, burann nere-si olduunu anlad.
Bunlar El Adalar'yd; dadan parmaklarm Kargad Topraklar'na
doru uzatan bir ift ssz ada. kisinin arasndan yelken at;
akamst, hava kuzeyden gelen frtna bulutlaryla kararrken,
batdaki adann gney sahilinde karaya kt. Burada, kumsaln st
yakasnda, bir derenin denize dkld yerde kk bir ky
olduunu grmt. ecek su, snmak iin ate ve yatacak yer
bulabilecek
olduktan
sonra,
orada
nasl
karlanacam
umursamyordu.
Kyller kaba ve ekingen, byc asasndan korkan, yabanc
birine kar ihtiyatl ama frtna ncesi denizden yalnz basma gelmi
birisine kar misafirperver insanlard. Ged'e bol bol yiyecek ve iecek
ikram ettiler; ocak ateinin scakl ve kendi dili olan Hard dilinde
konuan insan sesinin vermi olduu huzuru bahettiler; son olarak da,
en ok ihtiyac olan eyi, ykanp souktan ve tuzdan kurtulmas iin
scak su ve yatmas iin bir yatak verdiler.

149

IX

FFSH
GED,

Bat El Adasi'ndaki o kyde gn geirdi. Bu arada kendisin!


toparlad ve by ile denizin srkledii tahtalardan deil de,
kendinden salam bir direi ve yelkeni olan, iyice ivilenmi ve
kalafat edilmi, salam kalaslardan yaplm, iinde rahata yolculuk
edip, gerektiinde de uyuyabilecei bir tekne hazrlad. Kuzey'in ve
Uyre teknelerinin ou gibi, sert deniz-lere dayanabilecek gte
olmas iin kaplama paralar birbirine bindirilerek yaplmt; her
paras son derece dikkatlice imal edilmi, dayankl bir tekneydi.
Ged, bu tekne ile uzun yollar ka-tedebileceini dnerek, tahtay bir
de derinlemesine rlm bylerle kuvvetlendirdi. ki kii
tayabilecek ekilde yaplmt tekne; sahibi olan yal adam,
kardeleriyle birlikte, bu kaykla sert denizlerde ve kt havalarda ok
yolculuklar yapm olduklarm ve teknenin tm koullarda yiite yol
aldm anlatt.
150

Gontlu akgz balknn tersine, bu yal adam Ged'in byclnden ekindii ve ona hayran olduu iin, kay bedava
verecekti. Ama Ged, sihirbaz usul yapt demesin!; adamn gzlerini
kr eden kataraktm iyiletirerek. Buna ok sevinen adam, Ged'e, "Biz
tekneye Deniz ulluu derdik, ama sen ona Ufkabakan de ve
bumunun iki yanma gz resimleri iz. Benim minnettarlm o kr
tahtalardan seni gzetecektir; seni denizin stndeki ve altndaki
kayalardan koruyacaktr. Dnyann ne kadar aydnlk olduunu, sen
bana gstermceye kadar unutmu-tum," dedi.
Ged, El Adasndaki dik ormann altna kurulmu olan kyde, gc
yerine geldike, baka iler de yapt. Burann halk, Ged'in
ocukluunda, Gont'taki Kuzey Vadisi'nde tand in-sanlara
benziyordu. Bunlar, onlardan bile fakirdi. Onlarn yann-da, kendisini,
zenginlerin saraylarndakinden ok daha rahat hissediyor; daha onlar
istemeden, neye gereksinim duyduklarm biliyordu. Hastalkl ve
sakat ocuklara iyiletirme ve koruma byleri, kyllerin zayf
koyun ve kei srlerine bereket tlsm yapt. Ona getirdikleri ilere
ve dokuma tezgahlarna, teknelerin kreklerine ve tuntan yaplm
aletlerine, talarna Simn Rn iledi. Kulbelerinin damlarna da
evleri ve ev halkm yangndan, rzgardan ve delilikten koruyan Pirr
Rn yazd.
Teknesi Ufkabakan su ve kurutulmu balkla iyice doldurulup
hazr olduunda bile Ged, kyn gen okuyucusuna Mor-red'in
Kahramanlklar ve Havnor Ezgisi'ni retmek iin bir gece daha
kyde kald. El Adalar'na, Adalar Diyar'nn gemileri ok ender
urard; bir asr nce kartlan arklar bile bu ky halkna yeni
geliyor, kahramanlar hakknda bir eyler duymak iin yanp
tutuuyorlard. Eer Ged'in basnda bu bela olmasayd, orada seve
seve bir hafta veya bir ay daha kalp bildii btn arklar onlara
sylerdi; bylece bu byk arklar, yeni bir adada daha renilmi
olurdu. Fakat zgr deildi; ertesi gn yelken aarak Uyre'nin
engin denizlerinden dosdoru gneye doru gitmeye balad. nk
glge gneye doru gitmiti. Bunu anlamak iin arama-efsunu
yapmasna gerek yoktu. Bunu
151

sanki salam ve zlmez bir sicim ikisini birbirine balyor-mu gibi


biliyordu. Aradaki uzaklklar, denizler, karalar, hi mi hi bir ey ifade
etmiyordu. Bylece kendinden emin olarak, acele ya da mit etmeden,
gitmesi gereken yolda ilerledi. K aylarnn rzgar onu gneye
gtryordu.
Yapayalnz denizde, bir gn ve bir gece yol ald; ikinci gn kk
bir adaya geldi. Adann adinin Vemish olduunu rendi. Kk
limandaki insanlar, Ged'e gz ucuyla bakyorlard; derken kyn
sihirbaz geldi, alelacele. Ged'e ters ters baktktan sonra selam verdi ve
hem gururlu, hem de onu kandrmak istercesine tatl bir edayla,
"Byc Hazretleri! Bu ar cesaretimi ho grnz; yolculuunuz
iin gerekli olan herhangi bir eyi -yiyecek, iecek, yelken kuma,
urgan- ne olursa, size vermemi-ze izin vererek bizi onurlandrnz.
Kzm u anda kaynza, yeni kzarm bir ift tavuk getiriyor. Yine
de ben, eer uygun grrseniz, bir an nce buradan gitmenizin akllca
olacam dnyorum. Halkmz byk bir korku iinde. Ksa bir
sre nce, evvelki gn, birisi bizim gsterisiz adamz kuzeyden
gneye doru gemiti; ama bu adam buraya getiren veya bu adam
burada brakan bir gemi grnmedi. Bu adamn bir glgesi de yoktu.
Onu grenler, size benzediim sylyorlar," dedi.
Bunun zerine Ged bam eip dnd ve bir daha arkasna
bakmadan Vemish'in limanna gidip, adadan ayrld. Adallar
korkutmak veya sihirbaz kendisine dman etmek, onun hibir iine
yaramazd. Byle olmasmdansa, denizde uyuyup, sihirbazn kendisine
sylemi olduu eyler zerinde dnmeyi tercih ederdi. Bu olay
iyice karan kartrmt.
Gn sona erdi; gece ise, tm karanlk saatler ve gri bir alacakaranlk boyunca, denizin zerinden fsldayan souk bir yamur
eliinde geti. Hala kuzeyden esen hafif bir rzgar, Ufka-bakan'a. yol
veriyordu. Ksa bir sre sonra yamur dindi, sis dald; gn
ilerieyince Ged, sa apraznda k aylarnn o amaszca srklenen
gnei altnda parldayan, alak mavi tepeleriy-le byk bir ada grd.
Bu tepelerin arasna kurulmu kk kk kasabalarn ocaklarndan
kan dumanlar, kuruni daml ev152

lerin zerine, masmavi asl dumyordu; denizin bu engin deimezlii


iinde ho bir grnt.
Ged limanna dnen bir balk filosunu izledi; altn renkli bu k
akamnda, kasabann sokaklarndan geerek Harrekki adnda bir han
buldu. Handaki ocak atei, bira, kzarm kuzu pirzolas, hem ruhunu
hem de bedenini stt. Hann masalarnda birka yolcu daha vard;
Dou Uyreleri'nin tccarlar. Fakat ounluu, buraya kaliteli bira,
havadis ve sohbet iin gelen kasaballar oluturuyordu. Burann halk,
El Adasi'nn balk halk gibi kaba ve mahcup insanlar deildi. Tam
kasabalydlar; uyank ve temkinli. Belli ki Ged'in byc olduunu
anlamlard ama bu konuda hibir ey sylenmemiti. Sadece hanc,
laf ara-snda (ok da enesi dk bir adamd), bu kasabann, yani smay'in, paha biilmez bir serveti, yani Roke Okulu'nda yetimi,
asasn bizzat Babyc tarafndan alm hnerli bir bycy adann
dier kasabalaryla paylat iin ok ansl olduunu;
u anda kasaba dmda olsa da, smay'in iinde, ailesinden kalma bir
evde oturduunu ve bu yzden de, bu kasabann Yksek Sanatlarla
megul baka birine gereksinim duymadm syledi. "Zaten ne
demiler; bir kasabada iki asa, kavga kar sonunda, yle deil mi
efendim?" dedi hanc, neeyle glmseyerek. Bylece Ged'e,
byclkle rzkm arayan bir gezgin-bycye bu kasabada yer
olmad bildirilmiti. Sonuta, Vemish'ten pervaszca, smay'dense
yumuak bir ekilde kovulmutu. Oysa Dou Uyreleri'nin
misafirperverlik gelenekleri iin neler duymutu Ged. Buras ffish
Adasi'yd, arkada Vetch'in domu olduu ada. Hi de Vetch'in
anlatm olduu gibi misafirperver bir ada-ya benzemiyordu.
Ama yine de, aslnda, yzlerinden iyi insanlar olduklar grlyordu. Sadece gerei sezmilerdi: Ged'in onlardan ayr olduu,
onlardan koparld, kt bir kadere sahip olduu ve karanlk bir ey
tarafndan kovaland gereini. Atein stt scack bir odada esen
souk bir rzgar, bir frtna tarafndan, yabanc topraklardan
srklenip getirilmi kara bir ku gibiydi. Kt kaderini alp ne kadar
abuk uzaklarsa, bu insanlar iin o
153

kadar iyi olacakt.


"Bir iz peindeyim," dedi hancya. "Burada sadece bir iki gece
kalacam." Sesi biraz kasvetliydi. Hanc, kede duran
porsukaacndan byk asaya bir gz atarak, ilk defa hibir ey
sylemedi; bunun yerine, Ged'in bardam zerinden kpkleri
tancaya kadar kaliteli siyah birayla doldurdu.
Ged, smay'de sadece bir gece geirmesi gerektiim biliyordu.
Onu ne burada, ne de baka bir yerde, ho tutuyorlard artk. Yolcu
yolunda gerekti. Fakat Ged, bombo, souk denizden ve kendisiyle
konuan tek bir kulun olmad o sessizlikten bkm-t. Kendi
kendine, smay'de bir gece daha kaldktan sonra, ertesi gn gitmeye
karar verdi. O yzden ge yatt; uyandnda hafif bir kar attryordu.
Ged o gn, kendi ileriyle megul insanlar seyretmek iin kasabann
yollarnda ve sokaklarnda aylak aylak dolat. Krk pelerinlerine
sarnm ocuklar, buzdan kalelerin-de oynarken, kardan adam
yaparken seyretti. Sokak aralarnda ak kaplardan, kapdan kapya
yaplan dedikodular dinledi. Pancar gibi kzarm yzyle, atein
nnde koca krn saplarm aa yukar ap kapayan, kan ter
iindeki kk ra ile tunustasn izledi. Ksa gn sona ererken,
kzla alan sar bir kla aydnlanm evlerin pencerelerinden,
evlerinde, dokuma tezgahlarnn basnda, bir ey sylemek veya
glmsemek iin dnp o scack yuvada bulunan kocalarna veya
ocuklarma bakan kadnlar grd. Ged tm bunlar dardan,
uzaktan, yapayalnz izledi. Bu kadar kederliyken bile, zgn olduunu
kendi kendisine bile itiraf etmiyordu. Gece karanl kmesine ramen, hana geri dnmeye gnl raz olmuyor, sokaklarda dolan-maya
devam ediyordu. Bir adamla bir kzn, nee iinde caddeden beraberce
yryerek yanndan geip kasaba meydanna doru ilerledikleri
duydu. Adamn sesini duyar duymaz geri dnd, bu sesi ok iyi
tanyordu.
iftin arkasndan gidip onlar yakalad. Yalnzca uzaktaki
lambalarn aydnlatt alacakaranlkta onlarn yanma vard. Ged'i
grnce, kz geriye doru bir adm att, fakat adam Ged'i szdkten
sonra, elinde tamakta olduu asay Ged ile aralarma
154

gelecek ekilde, kt bir hareketten veya tehditten kendisini koruyacak


bir engel oluturmak istercesine havaya kaldrd. Bu Ged'in
kaldramayaca kadar ar bir hareketli. "Beni tanyacam
zannetmitim, Vetch," derken, sesi biraz titriyordu.
Bu szn zerine bile Vetch bir an tereddt etti.
"Seni tanyorum," dedi. Asasn indirdi, Ged'in elini tuttu ve ona
sarld. "Seni tanyorum! Ho geldin dostum, ho geldin! Seni ne kt
karladm, sanki arkamdan gelen bir hayaletmisin gibi... stelik hep
senin gelmeni bekledim, yolunu gzledim..."
"Demek smay'in, anlata anlata bitiremedikleri bycs sendin.
Ben de merak etmitim..."
"A, evet, onlarn bycsym; ama dinle, sana, neden seni
tanyamadm anlataym. Belki de seni gereinden ok dnyordum. gn nce... gn nce burada, ffish'te miydin?"
"Dn geldim."
" gn nce, Quor'un sokaklarnda, u tepelerdeki kyde, seni
grdm. Daha dorusu, senin bir benzerim, bir kopyan veya sadece
sana benzeyen baka bir adam grdm. nmde yryor, kyden
dar kyordu. Onu grdm anda, yoldaki bir dnemeten
dnyordu. Ona seslendim ama bir cevap alama-dm. Peinden gittim
ama kimseleri gremedim. Bir iz yoktu fakat toprak donmutu. Bu ok
tuhaf bir eydi; imdi de, sen yle glgeden kp geliverince, iin
iinde yine bir oyun olabilir diye dndm. ok zr dilerim Ged."
Vetch, Ged'in gerek is-mini, biraz gerisinde beklemekte olan kzn
duyamayaca ekilde, yavaa sylemiti.
Ged de arkadann gerek ismini kullanabilmek iin yavaa
konutu: "nemli deil, Estarriol. Bu benim gerek varlm, ve seni
grdme ok memnun oldum..."
Vetch, belki de Ged'in sesinde, salt memnuniyetten baka bir ey daha
duydu. Elini hala Ged'in omuzundan ekmemiti;
artk Gerek Lisan'da konuuyordu: "Basnda bir dertle karanlklardan
kp geldin Ged, yine de geliin bana mutluluk getirdi." Sonra da
Uyre ivesiyle konutuu Hard diliyle devam etti. "Haydi, bizimle
birlikte eve gel; biz de eve gidiyorduk zaten.
155

Karanlklardan kmann zaman geldi!... Bu benim kz kardeim, en


kmz, grdn gibi benden daha gzel ama daha saf. smi
Civanperemi. Civanperemi, bu evik Atmaca, en iyimiz ve benim
arkadam."
"Byc Hazretleri," diye selamlad kz Ged'i; Dou Uyreleri'ndeki kadnlarn yapt ekilde basn terbiyelice nne edi ve
saygsm belirtmek iin gzlerin! elleriyle kapad; gizlemedii
zamanlar, gzleri zeki, utanga ve merakl bir ltyla parlyordu. On
drt yalarndayd; aabeyi gibi kara renkli fakat ince ve zarifti.
Elbisesinin kolundan, kanatlaryla ve peneleriyle, elinden daha uzun
olmayan bir ejderha sallanyordu.
Hep birlikte, lo sokaktan aa doru ilerlemeye baladlar. Yolda
Ged, "Gont'ta, Gont kadnlarnn cesur olduunu sylerler; ama ben
bugne kadar orada, gen bir hanmn bir ejderhay bilezik diye
bileine doladm grmedim," dedi.
Bu sz, Civanperemi'ni gldrd; hemen cevap verdi: "Bu
sadece bir harreki; Gont'ta harreki yok mu?" Sonra utanp gzlerim
rtt.
"Hayr, yok; ejderha da yok. O yaratk bir ejderha deil mi?"
"Mee aalarnda yaayan; eek ans, solucan ve sere yumurtasyla beslenen kk ejderhacklar. Bundan daha fazla bymezler. ey, Efendim, aabeyim sk sk sizin kk hayvan-mzdan,
otaktan sz ederdi... hala yannzda m?"
"Hayr. Artk yok."
Vetch, sorgularcasna Ged'e dnd. Ama kendisine hakim olup bir
ey sormad. Ta ki evinde, Ged ile babaa, tatan yaplm ate
ukurunun kenarna oturuncaya kadar.
Tm ffish adasnn ba bycs olduu halde, Vetch, en kk
olan kardei ve kz kardeiyle birlikte, domu olduu bu kk
kasabada, smay'de oturuyordu. Vetch'in babas, belli bir serveti olan
bir deniz tccarym. Evleri de, ferah ve salam yaplyd. i, eya
bakmndan olduka zengindi: Oymal raflarn st ve dolaplarn ii
anak mlek, kaliteli kumalar, tuntan ve pirinten kaplarla doluydu.
Oturma odasnn bir kesin-de bir Taon harpi, dier kesinde de
Civanperemi'nin fildii
156

kakma dokuma tezgah duruyordu. Burada Vetch, tm alakgnlllne ramen, hem gl bir byc hem de evinin efendisiydi. Evde, evle birlikte yalanan bir iki yal hizmetkar, Vetch'in
nee dolu olan kardei, bir de kk bir balk kadar seri ve sessiz
olan Civanperemi yayordu. Civanperemi, akam yemeinde iki
arkadaa hizmet edip konumalarm dinleye-rek onlarla birlikte
yedikten sonra, kendi odasna ekildi. Herey salam, huzur dolu ve
kesindi: Ged, ate yla aydnlanm odaya gz gezdirerek, "te,
insan byle yaamal," dedi ve i geirdi.
"Yollardan biri bu," dedi Vetch, "ama baka yollar da var. imdi
arkada, eer mmknse, son konutuumuzdan beri, yani iki yldan
bu y ana basndan geen olaylar anlat bana. Syle bana, bu ktn
yolculuk neyin nesidir; nk bu kez bizlerle fazla kalmayacam ok
iyi gryorum."
Ged, Vetch'e anlatt; szn bitirdiinde, Vetch uzun bir sre
derin derin dnd. Sonra, "Ben de seninle geleceim Ged," dedi.
"Hayr."
"Sanrm geleceim."
"Hayr, Estarriol. Bu ne senin iin, ne de senin felaketin. Bu kt
yolculua tek bama atldm, tek bama da bitireceim. Bir
bakasnn bu yzden ac ekmesini istemiyorum, zellikle de senin;
beni ilk bata bu kt davranta bulunmamam iin durdurmaya
alan sendin, Estarriol..."
"Gurur hep senin aklnn efendisi olmutur zaten," dedi arkada
glmseyerek; sanki ikisini de pek az ilgilendiren bir konu zerinde
konuuyorlarm gibi. "imdi dn: Tamam, bu senin avm; peki ama
baarl olamazsan, orada bir bakasnn bu-lunup Adalar Diyar'n
uyarabilmesi, doru olmaz m sence? nk o zaman, glge korkun
bir gce sahip olacaktr. Veya, diyelim ki baarl oldun, o zaman orada
olanlar Adalar Diya-r'nda anlatacak birinin bulunmas, bylece bu
Kahramanln duyulmas ve arklarnn sylenmesi, doru olmaz
m? Sana hibir yardmmn dokunamayacam biliyorum; yine de
seninle
157

gelmem gerektiine inanyorum."


Bu ekilde rica edince, Ged arkadam kramadysa da, "Bu gece
burada kalmamalydm. Ama bile bile kaldm," dedi.
"Bycler tesadfen karlamazlar, arkadam," dedi Vetch.
"Hem sonra, senin de dediin gibi, yolculuunun basnda seninleydim.
Sonuna kadar da seninle gelmem doru olur." Atee bir odun att; bir
sre atei seyrederek oturdular.
"Roke Tepesi'ndeki o geceden beri, sadece bir kiiden haber
alamadm, Okul'da da kimseye sormaya cesaret edemedim: Jas-per'
kastediyorum," dedi Ged.
"O, asasn hibir zaman kazanamad. O yaz, Roke'tan ayrld ve
0-tokne'deki Lord'un saraynda sihirbazlk yapmak iin, O Adasi'na
gitti. Bundan baka bildiim bir ey yok."
Geni ate ukurunun etrafnda, neredeyse ayaklar korlarn iinde
sessizce otururken, atei seyretmeye ve scakln bacak-larma ve
yzlerine vurmasnn keyfini kartmaya (nk dar-da ok ac bir
souk vard) devam ettiler.
Sonunda Ged, alak sesle konuarak, "Korktuum tek bir ey var
Estarriol," dedi. "Eer sen benimle gelirsen, bundan daha da ok
korkacam. Orada, El Adalarndaki o ieri doru giren derin koyun
kmaz sonunda geri dndmde, glge elimin erdii bir yerde
duruyordu ve onu yakaladm... Onu yakalamaya altm. Ama
tutabileceim hibir ey yoktu. Onu yenemedim. O kat, ben
kovaladm. Ama bu yine byle olabilir ve hep byle devam edebilir. O
eyin zerinde, hibir gcm yok. Bu avn sonunda sark sylenecek
bir zafer veya lm olmayabilir; bir son olmayabilir. Hayatmn
sonuna kadar, bir denizden dierine, bir karadan dierine, bir glge
peinde, sonu olmayan, anlamsz bir tehlike peinde, mrm
harcayabilirim."
"Tersine don!" dedi Vetch, sylenen uursuz dilei tersine
evirmek iin, sol eliyle elini tersine evirir gibi bir hareket ya-parak.
Tm kasvetli dncelerine ramen, bu Ged'i biraz g-lmsetti; bir
bycden ok bir ocua yakan bir tlsmd nk. Vetch'te her
zaman iin, bu tr bir kyl safl vard zaten. Yine de, Vetch ayn
zamanda, sorunlarn zerine zerine giden,
158

zeki ve akgz bir insand. "Bu karamsar bir dnce; stelik bence,
yanl da. Tam aksine, baladm grdm eyin, sonu-nu da
grebilirim. Sen onun doasm, varlm, ne olduunu, yle veya
byle, anlayacak ve onu eline geirip balayacak ve altedeceksin. Ama
zor bir soru bu: nedir karmzdaki? Beni dndren tek bir ey var,
bunu bir trl anlayamyorum. Grnen o ki, glge u sralar senin
biiminde geziyor; ya da en azn-dan sana benzemeye balad. Onu
Vemish'te de byle grmler, ben ffish'te de byle grdm. Bu nasl
olabilir, veya neden byle olabilir, veya neden Adalar Diyar'nda byle
olmamt?"
"Uyreler'de kurallar deiir, derler."
"Doru; bence de doru bir sz bu. Roke'ta renmi olduum
ok iyi byler var ki burada ya hi ie yaramyor, ya da ters tepiyor.
Ayrca, Roke'ta renmemi olduum baz sihirler var ki, burada ie
yaryor. Her kara parasnn, kendine ait bir gc var; ve bir ada,
Adalar'dan ne kadar uzaklarsa, insan bu gler ve bu glerin
ynetimleri hakknda, o kadar az tahminde bulunabiliyor. Fakat bence,
glgedeki deiiklie neden olan tek ey bu deil."
"Bence de. Bence, ben ondan kamaktan vazgeip de ona doru
dnnce, benim irademin ona dnmesi ekil ve biim ka-zanmasn
salad; ama ayn eylem benim gcm emmesini de engelledi. Benim
her hareketimin onda bir yansmas var. O, benim yaratm."
"Osskil'de senin ismini syleyerek, ona kar kullanabilecein tm
byclk glerini durdurmu oldu. Peki ama, neden El Adalar'nda
da ayn eyi yapmad?"
"Bilmiyorum. Belki de, konuma gcn sadece benim gszlmden ekip kartabiliyordu. Neredeyse benim azm-dan
konuuyordu: Yoksa benim ismimi nereden bilebilirdi ki? Benim
ismimi nereden bildi? Gont'tan ayrldmdan beri, bu konu zerinde
kafa patlattm ve bir sonuca yaramadm. Belki de kendi biiminde
veya biimsizliinde, hi konuamyordur da, bir gebbet olarak, o
anda, dn bir dille konumutur. Bilmiyo
rum."
159

"O halde, onunla bir kere daha gebbet biiminde karlamaktan


saknmalsn."
"Sanrm," diye cevap verdi Ged, sanki ii rpermi gibi el-lerini
kzl korlarn zerine doru uzatarak, "sanrm bunu yapamaz. u anda
ben ona nasl balysam, o da bana bal. Skiorh'a yapm olduu gibi,
baka bir adamn varlm ve iradesin! ele geirecek kadar
uzaklaamaz benden. Bana sahip olabilir. Eer bir daha zayflar, ondan
kamaya alr ve ba koparrsam, bana sahip olabilir. Yine de onu,
tm gcmle tutmaya altm-da, buhar olup benden kat... Bu
byle tekrarlanacak; yine de benden, kelimenin tam anlamyla
kaamyor, nk onu her zaman bulabilirim. Bu iren ve insafsz
eye balym ve ona hakim olan kelimeyi bulamadka da bal
kalacam: Adm yani."
Arkada dnceli dnceli sordu: "Karanlk lkelerde isimler
var m?"
"Babyc Gensher yok dedi. Benim ustam Ogion ise tam
tersini."
"Byclerin tartmalar hi son bulmaz," diye alnt yapt Vetch,
ac bir tebessmle.
"Osskil'deki Kadim G'e hizmet eden o kadn da, tan bana ismi
syleyeceine dair yemin etti; ama ben o sze pek gvenmiyorum.
Bununla beraber, benden kurtulmak iin onun ismim syleyeceini
vadederek benimle pazarlk yapmaya alan, bir de ejderha vard. Ben
de kendi kendime dndm: Byclerin bir sonuca varamadklar
konular, ejderhalarn bilgi alann girebilir."
"Girer ama onlar zalimdirler, yi de ne ejderhasym bu? Son
grtmzden beri, ejderhalarla konutuunu syleme-mitin
bana."
O gece, ge vakitlere kadar konutular; sonunda hep o sevimsiz
konuya, Ged'i neyin beklemekte olduu konusuna vardklar halde,
birlikte olmaktan duyduklar mutluluk hereyi bas-tryordu. nk
aralarndaki sevgi salam ve sarslmazd; zaman ve koullar onu hi
ypratmamt. Sabah, Ged arkadanm at altnda uyand; daha
henz uyku mahmuruyken kendisini
160

o kadar huzurlu hissetti ki, kt gler ve ktlklere kar korunan


bir yerde bulunduunu zannetti. Btn gnn, sanki gzel bir dilek
deil de kendisine verilmi bir armaanm gibi, dncelerine
yapm kalm bu olmayan-huzurla geirdi. Ona, bu evden ayrlmak,
son snandan da ayrlmak demek olacak gibi geliyordu; o yzden,
bu ksa d srerken, huzur dolu yaamak istiyordu.
ffish'ten ayrlmadan nce yapmas gereken eyleri halletmek iin
Vetch, yannda ra ile birlikte adann dier kyleri-ne gitti. Ged,
Civanperemi ve yaa Vetch ile kzn arasnda olan Vetch'in olan
kardei Karabatak ile birlikte evde kald. Karabatak, henz ocuk
saylrd; iinde bycle ynelik bir g veya drt yoktu;
ffish'ten, Tok'tan ve Holp'tan baka hibir yere de gitmemiti;
yaants kolay ve sorunsuzdu. Ged onu hayretle, biraz da kskanlkla
izliyordu. O da ayn hislerle Ged'e bakyordu: Her ikisine de dierinin
kendisiyle ayn yata olmas, yani on dokuz yanda olmas, ok tuhaf,
ok deiik geliyordu. Ged, on dokuz yl yaam birinin bu kadar
rahat olabil-mesine ayordu. Karabatak'n yakkl, neeli yzn
ok beenen Ged, kendisini kuru ve sert buluyordu. Bilmiyordu ki,
Karabatak da onun yznde derin izler brakm yaralarm bile, bir
ejderhann pene izleri zannediyor ve bunlar bir kahramann iaretleri
ve belirtisi olarak grdnden, kskanyordu.
Bylece, iki gen adam, bir yerde, birbirlerinden utanyorlard.
Fakat Civanperemi, ksa bir sre sonra, kendi evinde olduu ve
evinin hanm olduu iin, Ged'den ekinmekten vazgeti. Ged,
Civanperemi'ne ok kibar davranyordu. Civanper-emi'nin Ged'e
sorduu sorularn da ard arkas kesilmiyordu hani. nk, diyordu
kz, Vetch onun sorularna hi cevap vermezmi. O iki gn boyunca
kz, yolculara yolluk olarak peksimet yapt; kurutulmu et, balk ve
yiyecek olarak bulabildii hereyi paketledi; ta ki Ged artk durmasn,
Selidor'a kadar durmadan gitmeye niyetleri olmadm syleyinceye
kadar.
"Selidor nerede?"
"Bat Uyreleri'nin en uzak noktas, ejderhalarn fareler gi161

bi kaynat yer."
"Demek ki, insan Dou'dan ayrlmasn; bizim ejderhalar-mz fare
byklnde. O halde, yiyeceiniz hazr; yeteceine emin misiniz?
Bak imdi, ben bir ey anlamyorum: Hem aabeyim hem de sen ok
kudretli byclersiniz; elinizi sallayp bir iki sz mrldanyorsunuz,
i oluyor. O zaman neden ackyorsunuz? Denizdeyken, yemek zaman
gelince, neden Kymal B-rek\ deyip kymal brek ortaya knca onu
yemiyorsunuz?"
"Aslnda bunu yapabiliriz. Ama, hani derler ya, laf salatas yemek
istemiyoruz. Kymal Brek\ dediin, sadece bir laf salatas... Biz, mis
gibi kokan, son derece lezzetli ve hatta doyurucu bir brek yapabiliriz
ama, o yine de szden baka bir ey olmaz. Mideyi kandrr ama
ackm olan adama g kuvvet vermez."
"Demek ki, byclerden a olmaz," dedi, mutfaktaki atein
yannda, Ged'in karsnda oturmakta olan Karabatak. Tahtadan, bir
kutu kapa oyuyordu; bu konuda ok gayretli olmasa da, meslei
oymaclkt.
"Alardan da byc olmaz, ne yazk ki," dedi, mutfak ocann
tulalarnn zerinde pimekte olan son posta peksimetler kzaryor
mu diye bakmak iin diz km olan Civan-peremi. "Ama ben yine
de anlayamyorum evik Atmaca. Aa-beyimin, hatta rann bile,
tek bir szckle karanlk bir yerde bir k yaktklarm grdm. O k
parlyordu, parlakt; insan nn szle deil, kla grebilir ancak!"
"Doru," diye cevaplad Ged. "Ik, gtr. Byk bir g, bizim
varlmzn kayna; ama bizim gereksinimimiz dnda, kendinden
var olan bir g. Gne ve yldz klar, zamandr;
zaman da ktr. Yaam, gne nda, gnlerde ve yllardadr.
Karanlk bir yerde, yaam, adyla seslenerek arabilir... Fakat
bu, genellikle bir bycnn herhangi bir eyin ortaya kmas iin
ona seslenmesi veya onu armasyla ayn ey deildir. Byc,
kendisinden daha byk olan bir gce seslenmez ve ortaya kan da
sadece bir gzbadr. Orada varolmayan bir eyi armak, ona
gerek ismiyle seslenmek ise ok byk bir ustalk ister ki bu da olur
olmaz kullanlmaz. nsan ackt diye
162

yapmaz bunu. Civanperemi, kk ejderhan bir peksimet yrtt."


Civanperemi, Ged konuurken onu can kulayla dinleyip
dikkatle izledii iin, harrekinin ocan zerindeki, aydanlklarn
asld engelde bulunan scack tneinden aceleyle inerek,
kendinden byk bir peksimeti kaptm grmemit. Kk, pullu
hayvan kucana alarak peksimet krntlarm yedirirken, Ged'in
sylemi olduu eyler hakknda derin derin dnyordu.
"Yani, aabeyimin hep syledii o eyi bozmadan, gerek bir
kymal brek var edemezsiniz o halde; neydi onun ad..."
"Denge," diye cevap verdi Ged ar bal bir edayla, nk kz ok
ciddiydi.
"Evet. Ama, teknen kazaya urad zaman, o adacktan tahtadan
ok bylerle rlm bir tekneyle ayrlmtr ve teknen de su
almyordu. Bu da bir gzba myd?"
"Eh, ksmen gzbayd; nk ben deniz suyunun teknem-deki
deliklerden ieri girmesini grmekten rahatsz olurum; o yzden de,
sadece grn yznden, tekneyi yamadm. Ama teknenin kuvveti
gzba deildi; ar da deildi; o baka bir sanat oluyor, balama
bys diye. Tahtalar, bir tek ey, bir btn, bir tekne oluturmak iin
balanmlard. Tekne, iine su almayan bir tahtadan baka nedir ki?"
"Ben su alanlarndan, ok su boalttm," dedi Karabatak.
"Eh, benimki de almad deil. Eer srekli byy yenile-mezsem
su alyordu." Kedeki yerinden eilerek tulalarn ze-rinden bir
peksimet alp elleri yanmasn diye hoplatmaya balad. "Ben de bir
peksimet aldm."
"O halde parmaklarm yakmsndr. Uzak adalar arasndaki o
terkedilmi sularda, alktan kvranrken. Ah! Eer o peksimeti
asrmasaydm imdi yerdim, diyeceksin ama... Ben de aabeyimin
hakkn yiyeyim de, o da seninle beraber alktan kvrana-bilsin..."
"Bylece denge saland," dedi Ged, kz yar kzarm, scak bir
peksimeti alp hapur hupur yerken. Bu sz Civanperemi'ni
163

gldrnce, lokmas boazmda kald. Ama derhal ciddileerek, "Ne


demek isteim, gerekten anlamak isterdim. Ben ok aptalm," dedi.
,
"Km," dedi Ged, "anlatmasn beceremeyen benim. Eer
vaktimiz olsayd..."
"Daha vaktimiz olacak," dedi Civanperemi. "Aabeyim geri
dnd zaman, sen de onunla dneceksin, en azndan bir sre iin;
dnmez misin?"
"Dnebilirsem," diye cevap verdi Ged, kibarca.
Ksa bir sessizlik oldu; sonra Civanperemi, tneine geri
dnmekte olan harrekiyi gzleriyle izleyerek sordu: "Bana sadece unu
syle, tabii eer bu bir sr deilse: Iktan baka hangi byk gler
var?"
"Sr diye bir ey yok. Varolan btn gler, kaynanda ve
sonunda tektir, bence. Yllar ve uzaklklar, yldzlar ve mumlar, su ve
rzgar ve byclk, insanolunun elindeki yetenek ve aacn
kkndeki bilgelik: Hepsi bir btn olarak ykselir. Benim adm,
seninki ve gnein gerek ad veya bir su kaynanm veya domam
bir ocuunki; bunlarn hepsi yldzlar tarafn-dan, yava yava
sylenen, muazzam bir szcn heceleridir. Bundan baka g
yoktur. Baka bir isim de yoktur."
Karabatak'n elindeki bak, oymakta olduu tahta zerinde
dondu, "Ya lm?" dedi.
Kz parlak, siyah bam nne emi, konuulanlar dinliyordu.
"Bir szn sylenebilmesi iin," diye cevap verdi Ged yavaa,
"sessizlik olmas gerekir. nce ve sonra." Sonra aniden ayaa
kalkarak, "Bunlarla ilgili konumaya hakkm yok benim. Ben,
sylemem gereken sz yanl sylemitim. Susmam daha hayrl; bir
daha konumayacam. Belki de karanlktan baka, gerek g
yoktur." Byle diyerek cbbesini ald ve ocak basn, scack mutfa
terk etti. Tek basma, sokaklarda iselemekte olan souk k yamuruna
kt.
"Lanetlenmi," dedi Karabatak, Ged'in arkasnda biraz korkuyla
bakarak.
164

"Sanrm km olduu bu yolculuk onu lmne gtryor,"


dedi kz, "o da bundan korkuyor ama yoluna devam ediyor." Sanki al
alevlerin arasndan, tek basma, k denizinden gelip tekrar ssz
denizlere alan tekneyi grebiliyormu gibi, basn kaldmp bakt.
Sonra gzleri yaard ama hibir ey sylemedi.
Ertesi gn Vetch geri geldi. Onun byle k ortasmda, stelik
kendisiyle bir ilgisi olmayan, amansz bir maceraya atlmak iin yola
kmasn hi istemeyen smay'in ileri gelenlerinden, yola kmak iin
izin istedi. Sitem etseler bile, onu yolundan al-koyabilmek iin
yapabilecekleri hibir ey yoktu. Kendisin! durmadan azarlayan yal
adamlardan sklan Vetch, "Ben size aidim; hem soy, hem gelenekler,
hem de size kar stlenmi olduun grev nedeniyle, sizinim. Ben
sizin bycnzm. Ama, bir hizmetkar olduum halde, sizin
hizmetkarnz olmadm hatr-lamanzn zaman geldi. Geri gelmek
iin serbest kaldm an, geri geleceim: O gne kadar, hoakaln,"
dedi.
Seher vakti, douda, denizin zerinde gri k kmeleri toplanrken, iki gen adam, Ufkabakan'm iinde, kahverengi, salam
dokulu yelkenlerim kuzey rzgarna aarak, smay limann-dan
ayrldlar. Limanda, Civanperemi onlarn gidilerim seyretti; tpk
tm Yerdeniz sahillerindeki, denize alan erkeklerinin ayrlm
seyreden balk karlar ve kzkardeleri gibi. Kadnlar ne ellerini
sallar, ne de yksek sesle seslenirler; sadece, kahverengi ya da gri,
kaponlu cbbeleriyle orackta, tekneden bakl-dnda, aradaki su
genilerken gitgide ufalan karada, kprdamadan dururlar.

165

AIK DENZ
LMAN artk gzden kaybolmutu; Ufkabakan'm deniz suyuyla
srlsklam olmu gzleri, nnde uzanan, daha engin ve ssz
denizlere evnimiti. Yoldalar iki gn ve gecede, ffish'ten So-ders
Adasi'na gemilerdi; bu, yz millik kt hava koullar ve ters
rzgarlar demekti. Buradaki limanda ok ksa bir sre kaldlar; ancak
su tulumlarm dolduracak ve gvertesi olmayan tek-nelerinin iindeki
takmlarm, yamur ve deniz suyundan korumak iin katran srlm
yelken bezi alacak kadar. Bunlar daha nce salamamlard, nk
normalde bycler byle ufak tefek ileri by ile hallederler; son
derece sradan ve ufak bylerle. Deniz suyunu iilir duruma getirmek
iinse, birazck daha fazla byye gerek vardr. Bylece byclerin
yanlarnda taze su tamalarna gerek kalmaz. Ama Ged, bu konudaki
yeteneim
166

kullanmaya hi niyetli grnmedii gibi, Vetch'in de kullanma-sm


istemiyordu. Sadece, "Yapmasak daha iyi," deyince, arkada ne
nedenim sordu, ne de onunla tartt. nk, rzgar yelkenlerim
iirdii ilk andan beri, her ikisi de kt bir eylerin olabilecein!
sezmilerdi; en az bu k rzgar gibi rpertici bir eyin. Korunak,
liman, huzur, emniyet; bunlarn hepsi geride kalmt. Hepsine yz
evirmilerdi. Artk her olayn kendi basma bir tehlike olduu ve
hibir hareketin anlamsz olmad bir yolda ilerliyorlard. Giritikleri
bu yolda, en basit bir bynn sylenmesi bile anslarm dndrebilir,
gcn ve sonucun dengesin! deiti-rebilirdi. nk u anda,
dengenin tam ortasna, kla karanln birletii noktaya doru
gidiyorlard. Byle bir yolculua kanlar, dncesizce tek bir sz
bile etmezler.
Tekrar yelken aarak, beyaz kar tarlalarnm sisli tepeler iinde
kaybolduu Soders Adasi'nn ky boyunca ilerlediler. Ged, tekneyi
tekrar gneye doru evirdi. Artk, Adalar Diya-n'nn byk
tccarlarnm hi ayak basmadklar sulara girmi-lerdi; Uyreler'in en
son snrlarma.
Vetch, gidecekleri yn Ged'in semediim, sadece gitmesi
gerektii yere doru gittiini bildii iin, rotalar konusunda Ged'e
soru sormuyordu. Soders Ada arkalarnda klmeye ve solmaya,
dalgalar da teknenin bumuna arpp tslamaya bala-ymca ve
etraflarm, her yandan, ta gkyzne kadar gri renkli, muazzam deniz
dzlemi kuatnca, Ged sordu, "Bu yol zerinde hangi topraklar var?"
"Soders'in gneyinde hi ada yoktur. Eer gneydouya doru
gidersen, birka adaya rastlayabilirsin: Pelimer, Komay, Gosk,
Astowell falan. Astowell'e, Sonkara da derler. Onun geri-sinde ise
Ak Deniz vardr."
"Ya gneybatsnda?"
"Rolameny; bizim Dou Uyresi adalarndan birisidir; et-rafnda
da birka kk adack vardr. Sonra Gney Uyresi'ne kadar baka
bir ey yoktur. Gney Uyresi'nde de Rood ve To-om adalar, bir de
insanlarn gitmedii Kulak Ada vardr."
"Biz gidebiliriz," dedi Ged, yzn eksilerek.
167

"Gitmemeyi tercih ederim..." dedi Vetch, "...dediklerine gre, oras


dnyann uygunsuz bir kesiymi; kemik ve uursuzluklarla
doluymu. Gemiciler, Kulak Adasi'ndan ve Far Sorr'dan, dnyann
baka hibir yerinden grnmeyen ve bu g-ne kadar da
isimlendirilmemi yldzlarn grldn sylerler."
"Doru, beni Roke'a getiren gemide, bundan sz eden bir gemici
vard. Ayn adam Gney Uyreler'in iyice ilerisindeki Sal-nsanlar ile
ilgili ykler de anlatmt. Bunlar, ylda sadece bir kere, o da sallar
iin byk ktkler kesmek amacyla kara-ya karlarm; yln geri
kalan zamannda da, tm o gnler ve aylar boyunca, okyanusun
akntlaryla srklenirlermi. Ama btn adalardan uzaklarda. ahsen
o saldan kyleri grmek isterim."
"Ben istemezdim," dedi Vetch, sntarak. "Bana karalardan ve kara
insanlarndan sz et; brak deniz kendi yatanda kalsn, ben de
kendiminkinde..."
"Adalar Diyar'ndaki tm ehirleri grmek isterdim," dedi Ged,
yelken ipini tutarak ve nndeki engin, gri boluu sze-rek.
"Dnyann kalbi, Havnor; efsanelerin yurdu Ea; Way Adasndaki
Pnarlarla Dolu Shelieth; tm kentler ve tm byk adalar. Sonra
kk adalar; D Uyreler'deki garip adalar da grmek isterdim. Ta
batdaki. Ejderhalar Yolu'nda da yelken amak isterdim. Veya kuzeyde
buz sahralarndan, doruca Hogen Adasi'na gitmek isterdim. Bazlar,
bu adann, tm Adalar Diya-n'ndan daha byk olduunu sylyor;
bazlar da, burasnn sadece arasnda buzlar olan kayalklardan
olutuunu savunuyor. Kimsenin bir ey bildii yok. Kuzey
denizlerindeki balinalar da grmek isterdim... Ama gremem. Srtm
parlak sahillere dne-rek, gitmem gereken yere gitmeliyim. ok
acelem vard, imdi de fazla zamanm kalmad. Btn gne m,
kentleri, uzak lkeleri bir avu gce sattm; bir glge iin, karanlk
iin." Bylece her doma byme bycnn yapt gibi Ged de,
korku-sunun ve pimanlnn atm yakt; ksa, yar sylenmi ama
sadece kendisi iin olmayan bir at; arkada cevap olarak Er168

reth-Akbe'nin Kahramanlklar'ndaa, kahramann szlerini yineledi:


"Ah, bir kez daha grebilseydim, dnyann o parlak oca-n;
Havnor'un o beyaz kulelerim..."
Bylece, bu terk edilmi engin sular zerindeki dar yollarn-da
ilerlemeyi srdrdler. O gn grdkleri en nemli ey, g-neye doru
yzmekte olan gm balklarn oluturduu sry-d; hi srayan bir
yunus, gri g yaran bir mart, bir karabatak veya deniz krlangc
grmemilerdi. Dou kararmaya, bat da kzarmaya balaynca, Vetch,
yiyeceklerim kartarak pay etti ve, "te son biramz. Souk havada,
susayacak adamlar d-nerek, bu testiyi buraya koymay akl edenin
erefine; kardeim Civanperemi'nin erefine," dedi.
Bunun zerine Ged, dalm gzlerim denizden ayrarak i
karartan dncelerinden syrld ve Civanperemi'ni, belki de
Vetch'ten daha iten selamlad. Kzn dncesi, aklna Civanperemi'nin zekice ama ocuksu tatllnn duygusunu getirdi. O gne
kadar tand hi kimseye benzemiyordu. (Zaten o gne kadar hangi
kz tanmt ki? Ama o, bunu dnmyordu.) "Kk bir bala,
berrak bir derede yaayan minik bir sazana benziyor," dedi Ged,
"...savunmasz; ama insan yine de yakalayamyor onu."
Bu sz zerine Vetch, glmseyerek Ged'e bakt. "Sen doma
byme bir bycsn," dedi. "Civanperemi'nin gerek ismi Kest."
Kadim Lisan'da kest, Ged'in de ok iyi bildii gibi, minik sazan bal
demektir. Bu Ged'i ok mutlu etmiti. "Belki de bana onun ismini
sylemeseydin daha iyi olurdu," dedi.
Fakat, syledii sz dncesizce sylememi olan Vetch,
"Onun ad sende, en az benim adm kadar emniyette. Hem sonra, sen
zaten ben sylemeden de bunu biliyordun..." dedi.
Batnn al, kllerin iinde kayboldu; klrengi de yerini si-yaha
brakt. Deniz de, gk de tamamen karanlkt. Ged, krkl yn
cbbesine sarnarak, uyumak iin teknenin iine uzand. Yelken ipini
tutan Vetch, ona hafif hafif Enlad'm Kahramanlklar adl arky
syledi. arkda, Ak Morred'in nasl byk, k-reksiz bir gemiyle
Havnor'dan ayrld ve nasl baharda Solea
169

Adasi'na vardnda Eifarran' meyva bahelerinin arasmda grd


anlatlyordu. Ged, ark, sevgililerin aknn hznl so-nuna
varmadan uyuy akaidi. Sonunda Morred lm, Enlad mahvolmu;
byk ve zalim deniz dalgalar Solea'nn meyva bahelerim basmt.
Geceyarsna dom Ged uyanarak nbeti devra-lnca, Vetch uyudu.
Kk tekne, yelkenlerine dolan sert rzgarla kayarak alkantl deniz
zerinde hzla ilerliyor, gecenin ka-ranlna kr krne dalyordu.
Fakat karanlk krlmaya balam ve tan yeri aarmadan, ay kenarlar
koyulam bulutlarn arasndan parlayarak denizin zerine zayf
klarm yaymt.
Gn domadan nce uyanm olan Vetch, "ay incelmeye balad,"
diye mrldand, souk rzgar bir an iin yavaladn-da. Ged,
aydnlanmaya balayan gkyznn dousuna, yarm aya bakt; bir
ey sylemedi. Gndnmnden sonra, ayn ilk karanlkta kald
geceye Nadas denir. Bu zaman, yazn Uzun Dans Bayrami'nm
kutland, ayn en uzun grnd zamann, tam tersidir. Bu gnler,
yolcular ve hastalar iin uursuz bir zaman olarak kabul edilir.
Nadas'ta, ocuklara gerek isimleri taklmaz, kahramanlk arklar
sylenmez, kllar veya sivri, kesici aletler bilenmez, yemin edilmez.
Bu gnler, yaplan ilerin hep ters gittii, yln en karanlk dilimidir.
Soders'den gn sonra, deniz kularm ve yosunlar izleye-rek
dalgal, gri denizden bir kambur gibi ykselen kk bir ada olan
Pelimer'e geldiler. Ada halk Hardca konuuyordu ama leheleri
Vetch'e bile garip gelmiti. Gen adamlar, biraz taze su bulmak, biraz
da dinlenmek iin burada karaya ktlar, lk bata, merak ve
heyecanla, ok iyi karlandlar. Adann en nemli kasabasnda bir
sihirbaz vard; ama adam delirmiti. Sadece, Pe-limer'in temelini
yemekte olan byk bir ylandan sz ediyor;
bylece adann temelinden ayrlp, halatlar zlm bir gemi gibi
yzeceini ve dnyann kenarndan aa decein! anlatyordu.
Balangta gen bycleri saygyla karlad; fakat ylan hakknda
konumaya balaynca, Ged'e pheli pheli bak-maya, sonra da
birdenbire Ged ile Vetch'e sokak ortasnda, casuslar, deniz-ylannn
uaklar, diye barmaya balad. Bu
170

olaydan sonra Pelimerliler, Ged ile Vetch'e ters ters bakmaya


baladlar; deli de olsa, o onlarn sihirbazyd. Bylece, Ged ile Vetch
burada fazla kalamadlar; gece kmeden yola karak, hep gneye ve
douya doru ilerlediler.
Denizde yol aldklar bu gnler ve geceler boyunca, Ged, ne
glgeden, ne de avndan sz etti. Vetoh'in sorduu, bu konuyla en ok
ilgisi olan soru da, (Yerdeniz'in bilinen adalarndan gittike
uzaklatklar ve hep ayn rota zerinde ilerledikleri iin) "Emin
misin?..." oldu. Ged'in buna cevab ise, "Demir, mknatsn nerede
olduundan emin midir?" idi. Vetch basn sallad ve ikisi de bir daha
bu konuda bir ey demeden yollarna devam ettiler. Fakat, zaman
zaman, eski gnlerde yaam byclerin, tehlikeli gler ve
varlklarn gizli isimlerini bulmak iin kullandklar hnerler ve
yntemler hakknda konuuyorlar; Palni Ne-reger'in, nasl Kara
Byc'nn ismini ejderhalar konuurken duyduunu; Morred'in nasl
dmann ismini, Enlad Ovala-r'ndaki sava alanndaki tozun zerine,
yaan yamur damlalar tarafmdan yazldm grdn
anlatyorlard. Bulma-byleri, dualar ve sadece Roke'taki
ekillendirme Ustasi'nn sorabilecei, Cevaplandrlabilir Sorular
hakknda konutular. Fakat genellikle Ged konumalarm, Ogion'un
ona yllar nce bir sonbaharda, Gont Da'nm srtlarnda sylemi
olduu bir eyi mrldana-rak bitiriyordu: "Duyabilmek iin, susmak
gerekir..." Sonra ses-sizleip, saatler boyunca, durmadan nnde
uzanan denizi seyre-derek, derin derin dnyordu. Bazen Vetch'e,
sanki arkada dalgalarn, nlerinde uzanan uzaklklarn ve henz
gelmemi olan gri gnlerin arasndan, yolculuklarnn karanlklarla
kapl sonunu ve izlemekte olduklar eyi gryor gibi geliyordu.
Kt bir havada, Komay ve Gosk adalarnn arasndan getiler.
Yamur ve sisin iinde adalarn ikisini de gremediler. Adalar gemi
olduklarm da, ancak ertesi gn, nlerinde, tiz lklar denizde ok
uzaklardan duyulan byk mart srleri-nin zerinde umakta
olduu, sivri tepeli bir ada grdklerinde anladlar. Vetch, "Bu ada
Astowell'e benziyor. Sonkara. Bu adann gneyinde ve dousundaki
alanlar bombotur," dedi.
171

"Yine de, burada oturanlar, daha uzaklardaki kara paralar


hakknda bir eyler bilebilir," diye cevap verdi Ged.
"Neden yle diyorsun?" diye sordu Vetch, nk Ged huzursuz
bir edayla konuuyordu. Ged'in bu somya verdii cevap da insan
duraksatan, garip bir cevapl: "Orada deil," dedi, nlerindeki
AstoweU'e bakarak; sonra baklar aday deldi geti... "Orada deil.
Denizde de deil. Denizde deil ama kuru toprakta: Hangi adada?
Ak denizin pmarlarndan nce, kaynaklarmm tesinde, gn nn
kaplarnn ardnda..."
Sonra sustu; tekrar konutuunda, sesi gndelik halini al-mt,
sanki bir byden veya bir grden kurtulmu da, ne ol-duunu
hatrlamyormu gibi. Yksek kayalklarn arasndaki bir dere azma
kurulmu olan Astovveli liman, adann kuzey k-ysndayd;
kasabann tm evleri de ya kuzeye, ya batya bakyorlard. Sanki ada
yzn, ok uzakta da olsa, Yerdeniz'e, insanln olduu yere doru
evirmiti.
Hibir geminin Astovvell'in evresindeki denizlerde dola-maya
cesaret edemedii bir mevsimde yabanclarn gelii, heyecan ve korku
yaratt. Kadnlar al rpdan yaplm evlerinden darya kmadlar;
ocuklarm eteklerinin arasna saklayarak kapdan gzetlediler;
yabanclar kumsaldan beriye gelirken, korkuyla kulbelerinin
karanlna ekildiler. Soua kar yetersizce giyinmi olan erkekler
ise, Vetch ile Ged'in etrafmda, ask yzlerle bir halka oluturdular. Her
birinin elinde, ya tatan bir balta ya da deniz kabuundan bir bak
vard. Fakat bir kez korkular geince, yabanclar tm
samimiyetleriyle kucakladlar;
sorularnn ard arkas kesilmiyordu. Adalarna gemiler ok ender
geliyordu, hatta Soders ve Rolameny adalarndan bile; ada-dakilerin
tun ve anak mlekle dei toku edebilecekleri bir eyleri yoktu;
tahta bile yoktu. Kayklar bile sazdan rlerek yaplmt; yle bir
tekne iinde, Gosk veya Komay'a ancak cesur denizciler gidebilirdi.
Burada, tm haritalarn kysnda, tek balarna yayorlard. Ne bir
cadlar, ne de bir sihirbazlar vard; grne gre, gen byclerin
asalannn da ne olduunu pek anlamamlar; bunlar, sadece yaplm
olduklar kymetli
172

maddeden, yani tahta olduklarndan dolay hayranlkla seyrediyorlard. Adann reisi ok yalyd; halk arasmda bir tek o, daha nce.
Adalar Diyar'nda domu bir adam grmt. Bu yzden, Ged onlara
ok ilgin gelmiti. Adamlar gidip olan ocuklarm, Adalar
Diyar'ndan gelen bu adama bakmalar iin getirdiler; ocuklar
yalandklarnda, Adalar Diyar'ndan gelen birisini grdklerim
anlatabilsinler diye. Gont'u, hi duymamlard; sadece Havnor ile
Ea'y biliyorlard. Ged'i de bir Havnor lordu zannettiler. Ged,
hayatnda hi grmemi olduu beyaz kent ile ilgili sorular, elinden
geldiince cevaplad. Fakat, akam saatleri ilerledike huzursuz
olmaya balad; sonunda, kyn misafirhanesin-deki ate ukurunun
etrafnda, ellerinde bulunan tek yakacak olan kei gbresi ve sprge
allarnm pis kokan scaklnda dizilmi otururken, ky adamlanna
sordu: "Adanzn dousunda ne var?"
Hi kimse konumad; kimisi srtyor, kimisi suratm asyordu.
Yal reis cevap verdi, "Deniz."
"Onun gerisinde baka hi kara yok mu?"
"Buras Sonkara. Buradan sonra baka kara yoktur. Dnyann
kenarna kadar, sudan baka bir ey yok."
"Baba, bunlar bilgili adamlar," dedi daha gen bir adam, "bunlar
denizci, yolcu. Belki onlar, bizim bilmediimiz bir karann varlm
biliyorlardr."
"Bu karann dousunda baka kara yok," dedi yal adam, Ged'e
uzun uzun bakt; bir daha da Ged'le hi konumad.
Yoldalar, o gece misafirhanenin dumanl scaklnda yattlar.
Gne domadan nce Ged arkadam kaldrd, ona, "Estar-riol, uyan.
Burada oyalanamayz, hemen gitmemiz gerek," diye fsldayarak.
"Niye bu kadar erken?" diye sordu Vetch, uykulu uykulu.
"Erken deil... ge. ok yava izledim. Benden kamann yolunu
buldu; bylece beni kt bir sona mahkum etti. Benden kamamas
gerek. Ne kadar uzaa giderse gitsin, onu izlemem lazm. Eer onu
kaybedersem, ben de kaybolurum."
173

"Nereye doru izleyeceiz onu?"


"Douya. Gel. Ben tulumlar suyla doldurdum."
Kyde, kulbelerden birinin karanlnda alamakta olan bir
bebekten baka kimse uyanmadan, misafirhaneden ayrldlar. Bebek
susunca her yer yine sessizlie brnd. Yldzlarn solgun mda,
dere aznn yolunu buldular; Ufkabakan', bal bulunduu ta
babadan zerek, siyah sulara doru ittiler. Bylece, Astowell'in
dousuna. Ak Deniz'e doru, Nadas'n ilk g-nnde, gn domadan
nce yola koyuldular.
O gn, hava ackt. Dnya rzgar souk ve kesik kesik esiyordu.
Ged byrzgar kartt. El Adalan'ndan ayrldndan beri yapt ilk
byyd bu. Douya doru, hzla yol almaya baladlar. Tekne,
ilerledike gvdesine arpan, byk, dumanl ve l l dalgalarla
titredi ama onu yapan kayk ustasnn syledii gibi, zerafetle,
byrzgarna, byyle Roke'ta yaplm bir kayk kadar dayanarak
ilerliyordu.
O sabah Ged, rzgar bysn ve yelkenin dayanmas iin yapt
byy yinelemek dnda hi konumad. Bu arada Vetch, teknenin
knda, biraz huzursuz, uykusuna devam etti. le vakti yemeklerim
yediler. Ged, yiyeceklerim, idare ederek karde pay yapt. Bunun ne
anlama geldii olduka belirgindi;
fakat her ikisi de tuzlu balklarm ve peksimetlerim yerken bir ey
sylemedi.
Btn bir akam st boyunca, saa sola sapmadan, hzlar-n
yavalatmadan, douya doru yol almaya devam ettiler. Bir ara Ged,
sessizliin! bozarak, "Dnyann, D Uyreler'den sonra baka
karann olmad bir denizden ibaret olduuna inananlardan msn,
yoksa, dnyann br yznde baka Ada Diyarlar veya daha
kefedilmemi byk karalar olduuna inananlardan msn?" dedi.
"u anda," dedi Vetch, "dnyann sadece bir yz olduu ve ok
ileri giden birinin, dnyann kenarndan deceine inananlarla ayn
dncedeyim."
Ged glmsemedi; iinde hi nee kalmamt. "nsann orada
nelerle karlaacam, kim bilebilir ki? Sahillerimizden ve
174

kumsallanmzdan hi aynimadmz iin, bunu bizler bilemeyiz."


"Gerei bulmaya alanlar olmutu, ama hi geri gelmediler.
Ayrca, bilmediimiz yerlerden de, bize hi gemi gelmiyor."
Ged cevap vermedi.
Btn gn ve btn gece boyunca, bynn gl rzgany-la,
kabarm okyanusta douya doru srklenerek ilerlediler. Ged hava
karard andan gn yncaya kadar nbet tuttu; nk karanlkta,
onu eken veya onu ynlendiren etken, daha da fazlalayordu. Ayn
domad o zifiri karanlkta, teknenin bur-nuna izilmi olan
gzlerden daha uzam grememesine ramen, hep nne bakyordu.
Gn doduunda, esmer yz yorgunluktan gri bir renk alm ve
souktan yle tutulmutu ki, dinlenmek iin yere zor uzand.
Fsldyarak, "Byrzgarm batdan ver, Estarriol," dedi ve uyudu.
Gne domad; biraz sonra da, kuzeydoudan, teknenin
pruvasn dven bir yamur geldi. Bir frtna deildi bu, sadece uzun
ve souk k yamurlar ve rzgarlaryd. Ksa bir sre sonra, satn
alm olduklar yelken bezine ramen, st ak olan teknedeki herey
su iinde kald. Vetch'e kendisi de iliklerine kadar slanm gibi geldi;
Ged ise uykusunda titriyordu. Arkada-na acyarak, belki biraz da
kendisini dnerek, yamur ykl bu sert ve kesintisiz rzgara biraz
yan dnmeye alt. Ama, Ged'in istei dorultusunda byrzgarn
kuvvetli ve sabit tuttuu halde, iklim zerindeki etkisi burada, karadan
bu kadar uzakta ok az ie yaryor; Ak Deniz'in rzgar onun szn
dinlemiyordu.
Durum byle olunca, Vetch biraz korkmaya balad, insanlarn
zerinde yaamalar iin yaratlm karalardan bu kadar uzaklarlarsa,
kendisinde ve Ged'de ne lde byclk kudreti kalacam merak
etmeye balad.
O gece tekrar Ged nbet tuttu ve btn gece boyunca, tekneyi
douya doru ynlendirdi. Gndz olduunda, dnya rzgar yavalar
gibi oldu ve gne prl prl parlad. Fakat dalgalar o kadar
ykselmiti ki, Ufkabakan, bu dalgalara, sanki bir tepeyi
175

trmanr gibi bir hamle yaparak trmanmak zorunda kalyordu. Bir sre
iin dalga tepesinde asl kaldktan sonra da birdenbire suya dalyordu;
sonra tekrar bir sonraki dalgaya trmanyor, sonra tekrar trmanyor,
sonra tekrar, tekrar; hi durmadan devam ediyordu.
O gnn akamnda Vetch, uzun sessizliklerini bozarak konutu.
"Arkadam," dedi, "bir keresinde, bir karaya gelecei-mizden
eminmisin gibi konumutun. Senin grn hakknda hi phem
yok ama bu bir numara olabilir; izlemekte olduun ey tarafndan,
seni okyanusta insanlarn ulaamayacaklar kadar uzak bir yere
ekmek iin hazrlanm bir aldatmaca olabilir. Glerimiz, yabanc
denizlerde deiebilir veya azalabilir. Glge yorulmuyor, ackmyor
veya boulmuyor."
Teknede yan yana oturuyorlard, ama Ged ona uzaklardan, geni
bir uurumun tesinden bakyor gibiydi. Gzleri dertliydi ve cevap
verirken ardan alyordu.
Sonunda, "Estarriol, iyice yaklatk," dedi.
Bu szleri duyan arkada, doru yolda olduklarm anlad. O
zaman korktu. Ama elim Ged'in omuzuna koyarak, sadece, "yi o
halde; bu ok iyi," dedi.
O gece tekrar Ged nbet tuttu; nk karanlkta uyuyam-yordu.
Ne de nc gn geldiinde uyuyabildi. Hala, deniz zerindeki o
aralksz, evik ve korkun hzla ilerlemeye devam ediyorlard. Vetch,
saatler ve saatler boyunca bu kadar kuvvetli bir byrzgarn devam
ettirebildii iin, Ged'in gcne hayret ediyordu; stelik burada. Ak
Deniz'de, Vetch'in kendi gcnn zayfladm ve yolunu ardm
hissettii bu yerde. Yol-larna devam ettiler, ta ki Vetch, Ged'in
sylemi olduklarnn doru ktm, denizin kaynaklarnn ve gn
nn kapsmn ardna gittiklerim dnmeye balayncaya kadar.
Ged teknenin bumunda duruyor ve her zamanki gibi ileriyi
gzlyordu. Ama artk okyanusa bakmyordu; veya Vetch'in grmekte
olduu okyanusu, gkyznn kenanna doru kabarmakta olan
bombo su ktlesini grmyordu. Ged'in gzleri, gri denizin ve gri gn stne binen ve onlar rten karanlk bir grnty algl176

yordu. Karanlk byyor, rt kalmlayordu. Vetch bunlarn hibirini


gremiyordu; yalnz arkadann yzne baknca, o da bir an iin bir
karanlk grd. Yollarna devam ettiler, ettiler. Onlar ayn teknede,
ayn rzgar srkledii halde, sanki Vetch dnya denizi zerinde
douya doru gidiyor, Ged ise, douu bat, doan ve batan gnei
veya yldzlar olmayan bir diyarda, tek basma ilerliyordu.
Ged, birdenbire teknenin bumunda ayaa kalkt ve yksek sesle
konutu. Byrzgar dindi. Ufkabakan'm ilerlemesi durdu ve bir tahta
paras gibi, byk dalgalarn zerinde inip kalkma-ya balad. O anda
dnya rzgar, her zamanki gibi gl ve doruca kuzeyden esiyordu
ama kahverengi yelken gevemi, hi kmldamyordu. Dalgalarn
yava yava sallad tekne, asl kalm, hibir yne doru
gidemiyordu.
"Yelkeni indir," dedi Ged, kreklerin bam zp yerlerine
yerletirerek srtm dnp krek ekmeye balarken; Vetch de onun
dediini abucak yerine getirdi.
Sadece, dalgalarn gr alanlarm kapatacak kadar kabarp
alaldklarn gren Vetch, neden imdi krek ektiklerini anlayamyordu. Ama bekledi; ksa bir sre sonra, dnya rzgarnn
yavalayp, dalgalarn klmeye baladm fark etti. Teknenin
trmanlar ve dleri, gitgide azalmaya balamt. Artk sanki
tekne, Ged'in gl krek darbeleri sayesinde, kapal bir limann
iindeymi gibi, hemen hemen kprtsz duran deniz zerinde
ilerliyordu. Ged'in krek ekerken, kayn yolu zerinde ne var diye
omuzundan geriye baktnda grdklerim, kprdama-yan yldzlar
altndaki tepeleri gremedii halde Vetch, byc gzyle dalgalarn
diplerinde, teknenin etrafnda toplanmaya balayan bir karanlk grd;
kabarm dalgalarn kumla boul-maya baladklarndan alalp
arlamaya baladm fark etti.
Eer bu, bir gzba tlsmysa, inanlmaz derecede gly-d:
Ak Denizi kuma evirmek. Vetch, aklm ve cesaretim top-lamaya
alarak Aa karma Bys'n okumaya balad;
yava yava sylenen her hece arasnda, bu garip, kuruyan ve
kumsallaan okyanus cehenneminde bir deiiklik, bir kprt
177

oiup olmadigma bakiyordu. Ama hicbir hareket yoktu. Beiki de


bliyuntin -buyu zaten sadece kendi goriisiinu etkileyebilirdi;
yoksa etraflarindaki sihre hi9bir hukmii olmazdi- burada hi^bir etkisi
yoktu. Beiki de ortahkta gozbagi yoktu; dunyanm sonuna gelmislerdi.
Ged, hi9bir eyi umursamadan, gitgide daha da yavalaya-rak ve
sadece kendi gorebildigi kanallar veya sighklar arasmdan bir yol
bularak, kiirek 9ekmeye devam etti. Tekne, omurgasi siir-tiinduk^e
titriyordu. Omurganm altinda, denizin engin derinlik-leri yatiyordu;
yine de karadaydilar. Ged, kiirekleri cektikce is-karmozlar
takirdiyordu; bu korkunc bir sesti, 9unku baka hi9bir ses yoktu.
Suyun, ruzgann, tahtanm, yelkenin turn sesleri, beiki de sonsuza kadar
bozulmayacak bu sessizlik i9inde yok olmutu. Tekne hareketsiz
kaldi. Kil bile kipirdamiyordu. Deniz, golgeli ve el degmemis kuma
donusmustu. Karanlik gokyiizunde hi9bir sey kipirdamadi; ne de,
goziin gorebildigince, ta yogunlamakta olan karanhga dogru uzanan,
uzanan, uzanan kuru ve ger9ek dii topraklar lizerinde bir kipirti oldu.
Ged ayaga kalkti, asasini aldi ve teknenin kenanndan aagi-ya
si9radi. Vetch, Ged'in denize diiup batacagini duundii; mut-laka bu
kuru ve belirsiz ortu, suyu, gogii ve iigi gizliyordu. Ama artik deniz
yoktu. Ged, yuriiyerek tekneden uzaklati. Karanlik kumun uzerinde,
gittigi yone dogru ayak izleri beliriyor ve adimlanmn altinda kum
higirdiyordu.
Asasi, tilsimiigi ile degil, berrak beyaz bir iikla parlamaya
basladi; oyle ki, kisa bir sure sonra isik sa9an bu sopayi tutan
parmaklan, imlann etkisiyle kipkirmizi gorunmeye balamiti.
Tekneden uzaklasarak, ileriye dogru buyiik adimlaria ilerli-yordu, ama
gittigi herhangi bir yon yoktu. Burada yon yoktu;
dogu, bati, kuzey, guney yoktu; sadece, bu yana ve ote yana var-di.
Olanlari seyretmekte olan Vetch'e, Ged'in elinde tuttugu isik,
karanlikta ilerleyen bir yildiz gibi goruniiyordu. Iigm etra-findaki
karanlik yogunlasiyor, daha da karanyor ve bir araya toplamyordu.
Bunu, isik sayesinde onunu gorebilen Ged de fark
178

etmiti. Bir sure sonra, isigin aydinlattigi 9emberin en uq kose-sinde,


kumlann arasindan bir golgenin kendisine dogru gelmek-te oldugunu
gordii.
Ilk basta golgenin bir sekli yoktu; fakat yaklastik9a, bir adam
bityimine buriinmeye basladi. Yasli bir adama benziyordu;
Ged'e dogru ilerleyen gri renkli ve asik yiizlu bir adam. Fakat Ged,
gelmekte olan adamda, babasinm goruntiisunu yakaladigi halde,
aslinda onun yah degil gen9 bir adam oldugunu fark etti. Jasper'di
bu; Jasper'm kiistah, yakiikli, gen9 yuzii, gumu tokali gri ciibbesi
ve kasmtili yuriiyusu. Aralanndaki karanlik havayi delerek Ged'e
dikmis oldugu bakislan, nefret doluydu. Ged, dur-madi, ancak
adimlarmi yavaslatti ve ilerledik9e, asasmi biraz da-ha yiiksege
kaldirdi. Asa parladi; isigmda, Ged'e dogru yaklas-makta olan
hayaldeki Jasper goriintusu gitti ve yerine Pech-varry'nin goriintiisu
belirdi. Fakat Pechvarry'nin yuzii, bogulmus bir adamin yiizu gibi,
sismis ve solmutu; ellerini garip bir sekil-de, sanki onu 9aginyormus
gibi ileri dogru uzatmisti. Ged, yine de durmadi; ilerlemeye devam
etti; artik aralannda sadece bir-ka9 metre kalmiti. Derken, Ged'in
oniindeki ey 9ehresini tama-men degitirdi; sanki biiyuk kanatlarim
a9iyormu gibi her iki yanma dogru yayildi, 9irpmdi, kabardi ve
tekrar buzustii. Ged, bir an i9in onu Skiorh'un beyaz yuziiyle gordii;
sonra kendisini aynlmadan izleyen, bir 9ift bugulu goz olarak; sonra
birdenbire hi9 tanimadigi, titreyen dudaklan ve kara bir bosluga
a9iliyor-mus hissini veren 9ukur gozleriyle, bir adamm veya bir
canava-nn korkun9 yuzii olarak gordii.
Bunun iizerine Ged asasmi iyice yiikseklere kaldirdi; asanm
parlakligi dayamlacak gibi degildi; oyle beyaz ve oyle kuvvetii
parhyordu ki, bu asirlik karanligi bile zorluyor ve yirtiyordu. Bu isigin
altinda, Ged'e dogru ilerleyen o seyden, tiim insan suretle-ri slynlip
aynlmisti. Bir araya toplanan sey, biiziistu, karardi ve kum iizerinde,
pen9eye benzeyen dort kisa bacakia siiriinmeye basladi. Ama yine de
ilerlemeye devam ediyor, agzi, bumu ve kulaklan olmayan, hortuma
benzer sivri, hayvansi 9ehresini Ged'e dogru kaldmyordu. Kari
kariya geldiklerinde, etrafinda
179

pariayan beyaz buyucii isigmda, karahgi iyice belirginlesmisti.


Dogruldu. Sessizlikte, adam ile golgesi, yuz yiize gelerek durdul^r.

Ged, yillarm sessizligini bozarak, yiiksek ve a^ik bir sesle


golgenin ismini soyledi; aym anda, dudaklan ve dili olmayan golge de
ayni sozii soyledi: "Ged." Ve bu iki ses, tek bir sesti.
Ged, asasini birakarak elini uzatti ve golgeyi, kendisine uza-nan
kara benligi, yakaladi. Isikia karanlik birlesti, kaynasti ve tek bir butun
oldu.
Fakat karanlikta, kumlarin ilerisinde olanlan dehset i9inde
seyretmekte olan Vetch'e, Ged yenilmi gibi gelmisti. Cunkii, keskin
parlakligm azalip soldugunu g6rmutii. l9ini bir ofke ve 9aresizlik
kapladi, kuma atladi; ya arkadama yardim edecek, ya da onunia
birlikte olecekti. Kuru kumlar iizerinde, ku9ulmeye balayan solgun
iiga dogru komaya bagladi. Fakat kotuk9a, ayaklarmm altmdaki
kumlara batiyor, kumlaria, bir batakliktay-mi veya siddetii bir
akmtidaymis gibi cebellesiyordu. Sonra birdenbire, giirleyen bir sesle,
giin iiginm zaferiyle, kisin isiran soguguyla, tuzun yakan tadiyla
birlikte, diinya tekrar eski halini aldi ve Vetch, ger9ek ve canli bir
deniz i9inde debelenmeye bas-ladi.
Yanmda, tekne bog olarak gri dalgalarin iizerinde salimyor-du.
Vetch, suyun iizerinde baska bir ey goremiyordu; yiikselen dalgalar
goziine ka9iyor, gormesini engelliyordu. Pek iyi bir yii-zucii
olmadigmdan, tekneye ulaabilmek i9in elinden geldigince ugrasti,
sonunda kendisini tekneye 9ekti. Oksiirerek ve sa9indan siizulen sulari
kurulamaya 9aliarak, iimitsizce etrafina bakindi;
ne yone bakacagmi bilemiyordu. En sonunda, dalgalarin arasin-da,
uzaklarda, biraz once kum olan, simdi ise azgin denizin kap-lamis
oldugu yerde, kara bir sey gordii. Kiireklere asilarak, bli-yiik bir
gayretle arkadama dogru ilerledi; Ged'in kolundan ya-kalayarak
tekneye 9ikmasma yardim etti.
Ged afallamisti; gozleri hi^bir ey gormuyor gibiydi; gorii-niirde
bir yarasi yoktu. Asasini, artik isildamayan, kara porsuka-gacmdan
asasini, sag eliyle siki siki tutuyor, birakmiyordu. ?9
180

konusmadi. Bitmis, sinlsiklam olmu ve tir tir titrer bir halde, yelkeni
a^ip kuzeydogu ruzgarini yakalayan Vetch'e hi9 bakma-dan, diregin
yanina buziistii. Ileride, yollarmin iizerinde, giines batip da gokyiizu
kararana, mavi bir isik denizi i^indeki uzun bulutlarm arasmdan,
karanliklar okyanusu iizerinde bir fildisi yiizuk veya bir boynuzun
kenari gibi parlayarak giinesin isinlari-m yansitan yeni ay doguncaya
kadar, Ged'in diinya ile hiq ilgisi olmadi.
Ged basuu kaldu-arak, batida, uzakta parlayan yeni aya uzun uzun
bakti.
Uzun bir sure bakmaya devam ettikten sonra, asasim bir savas9inin kilicim tuttugu gibi iki eliyle kavrayarak, dimdik ayaga
kalkti. Gokyiiziine, denize, iizerlerindeki riizgaria ien kahve-rengi
yelkene ve arkadamm yuziine bakti.
"Estarriol," dedi, "bak, bitti. Bitti artik." Kahkaha atti. "Yara
iyileti," dedi, "artik biitunum, ozguriim." Sonra egilerek, baim
kollarma dayadi ve bir 9ocuk gibi agladi.
0 ana kadar Vetch, korku dolu bir endiseyle Ged'i izliyordu,
cunku karanlik topraklarda neler oldugunu g6rememiti. Tekne-de
yanmda duranm Ged oldugundan emin olamadigmdan, Yer-deniz
limanlarina Ged'in gonintusu ve bi^imine burunmu olabi-lecek bu
kotii eyi goturmektense, tahtalan kirarak, delik a9ip tekneyi denizin
dibine yollamak icin, elini saatlerdir demirin iizerinde tutuyordu. Ama
imdi arkadami goriip onun konutu-gunu duyunca, butiin
tereddiitleri kayboldu. Ve Vetch, gercegi gormeye baladi: Ged, ne
kaybetmi ne de kazanmiti, ama ken-di olumiinun golgesini, kendi
ismiyle adiandirarak, kendisini bii-tunlemiti; tarn bir insan olmutu:
Turn kiiliginin bilincinde olan, kendisinden baska hi^bir gu9
tarafindan kullanilamayacak veya ele ge9irilemeyecek, o yuzden de
hayatini hayattan yana yasayacak, hi9bir zaman yikim, aci, nefret ve
karanligm hizme-tine girmeyecek bir insan. En eski arki olan Ea'mn
Yaradih-Si'nda, "Soz sessizlikte, isik karanlikta, yasam oliirken;
bombos gokyiizunde u9arken parlar atmaca," denir. A9ik Deniz'in
engin-lerinden esen kis gecesinin riizgari, arkalanndan gelip tekneyi
181

batiya dogru gotiiriirken, Vetch artik bu arkiyi yiiksek sesle


soyliiyordu.
Tarn sekiz gun boyunca yol aldilar; karaya vanncaya kadar bir
sekiz gun daha ilerlediler. Bir^ok kez su tulumlarmi, buyii ile
tatlandinlmis su ile doldurmak zomnda kaldilar. Balik aviadilar, ama
bahk9i biiyuleri kullandiklari halde 9ok az balik aviayabil-diler, 9iinku
A9ik Deniz'in baliklari ger^ek isimlerini bilmez, o yiizden de buyuye
kulak asmazlar. Birka9 tutsiilenmis et par9a-sindan baka yiyecek bir
eyleri
kalmaymca,
Ged,
ocaktan
pek-simet
9aldigmda
Civanper9emi'nin denizde aciktigi zaman bu yaptigma pisman
olacagini soylemis oldugunu hatirladi. A9 da olsa, akhna gelenler onu
mutlu etmisti. (^unkii kiz aym zamanda onun, agabeyiyle birlikte geri
gelecegini de soylemisti.
Buyuruzgari onlan 09 giinde doguya g6turmutu ama batiya geri
donmek i9in on alti gun yol aldilar. A9ik Deniz'de, kim Nadas
zamani, o kadar uzaklami olan hi9 kimse, iistu a9ik balik9i
teknesiyle giden iki gen9 biiyucu Estarriol ve Ged gibi geri
donememisti. Qok buyiik firtmalaria karsilasmamilardi; pusula-yi ve
Tolbegren yildizini izleyip, surekli olarak dumen kirarak, daha once
gelmi olduklan yolun biraz daha kuzeyinden bir rota izlemilerdi. Bu
ekilde, Astowell'e geri gitmemisler; Far Tolly ve Sneg Adalari'm
gormeden ge9mislerdi. Ilk gordiikleri kara, Koppish adasmm en
giiney bumuydu. Dalgalann iizerinden, buyiik kaleler gibi yiikselen
tas kayaliklari gorduler. Deniz kuslari, karaya 9arpip kopiiren
dalgalarm iizerinde halkalar 9izerek U9U-yor, kii9uk koylerin
bacalarindan 9ikan dumanlar, riizgarda mavi mavi siizuluyordu.
Buradan Iffish'e fazia yollan kalmamisti. Ismay limanma sa-kin ve
karanlik bir aksam, kar yagmadan hemen once vardilar. Onlan olum
kralligmin sahillerine kadar goturup geri getiren tekneleri Ufkabakan'i
baglayip, dar sokaklardan biiyucunun evi-ne gittiler. Atele
aydinlanmis sicacik yuvaya girerken, bir ku kadar hafiftiler;
Civanper9emi, sevin9ten 9ighklar atarak onlan karsilamaya kostu.
182

Iffish'li Estarriol sozunti tutup Ged'in ilk biiyiik kahramanliginm sarkisim yaktiysa bile, bu arki kaybolmu demektir.
Dogu Ucyoreleri'nde, sahillerden gunlerce uzaklikta, okyanus
ucurumunun otesinde bir yerde, kuru topraklara cikan bir tekne-nin
oykiisu aniatilir. Iffish'te, tekneyi kullananm Estarriol oldu-gu
soylenir; fakat Tok'da, bir firtma yuziinden A9ik Deniz'e sii-ruklenen
iki balik^i oldugunu soylerier; Holp'ta ise oykii, Holplu bir balik^inin
bamdan ge9mitir. Adam, teknesini, oturdugu g6-riinmeyen
kumlardan kurtaramadigi i9in, hala oralarda gezmek-teymi. Boylece,
Golge'nin sarkismdan geriye, uzun yillar bo-yunca, adadan adaya
suriiklenen bir tahta par^asi gibi, birka^ destan kirmtisi kalmitir
ancak. Fakat Ged'in Kahramanliklan adii arkida, Ged'in Ejderhalar
Yolu'nda yara almadan yaptigi yolculuktan veya Erreth-Akbe'nin
Halkasi'm Atuan Mezarla-n'ndan alip Havnor'a geri goturmesinden
veya Roke'a son kez, diinyanin tiim adalannm Babuyiicusu olarak
geri donmesinden once yapmis oldugu bu yolculuktan ve golge ile
karsilasmasm-dan hi^ soz edilmez.
EGER