P. 1
ataeymir tarihi

ataeymir tarihi

|Views: 2,059|Likes:
Yayınlayan: E KARACA
ataeymir tarihi by Av. İsa ÖZBİLEN (lawyer)
ataeymir tarihi by Av. İsa ÖZBİLEN (lawyer)

More info:

Categories:Types, Research, History
Published by: E KARACA on Oct 19, 2009
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as DOC or read online from Scribd
See more
See less

02/01/2013

I.

BÖLÜM TÜRKLERDEN ÖNCE ATAEYMİR ÇEVRESİ , EYMÜR ADININ KÖKENİ,ANLAMI
A- ATAEYMİR’İN COĞRAFİ YERİ Ataeymir’in kurulduğu yer, İlk çağda Batı Anadolu’nun Karia (Karya) olarak adlandırılan bölgesinde yer alır. Bugünün idari sınırlarıyla, “Aydın ilinin, Menderes güneyinde kalan parçası;Denizli ilinin Babadağ güneyinde ve Kızılhisar-Acıpayam Ovasının batısında kalan parçası;Fethiye ilçesine bağlı parça dışında Muğla ilinin tümü, Karia kapsamındadır.”1 Ataeymir, Aydın İli , Karacasu İlçesine bağlı, Tavas-İzmir karayolu üzerinde kurulmuş bir yerleşim yeridir. İzmir’e karayoluyla uzaklığı 235 km, Aydın İl merkezine 110 km, ilçe merkezine 17 kmdir. Yerleşim yerinin deniz seviyesinden yüksekliği 650 metredir.Ovası verimlidir. Akdeniz ikliminin eğemen olduğu bu yörede,Akdeniz ikliminde yetişen bitkilerinin çoğu yetişmektedir.Akarsu bakımından çok zengin değildir,kışın derelerde su olmakla birlikte, yazları sürekli akan akarsuyu yoktur. Ataeymir; doğusunda Babadağ , batısında Karıncalıdağ, güneyinde Avdan ve Kocadağ ile çevrili, tarihi Aphrodisias Kentinin de üzerinde bulunduğu ovanın doğu kenarında kurulmuştur. Bugün doğusunda Dikmen ve Yeniköy, güneydoğusunda Seki ,güneyinde Gökçeler ve Ören,batısında Geyre , kuzeyinde Palamutçuk köyleriyle çevrilidir.Osmanlı devrinde ise, bu köylerin bir kısmı yoktu.O zaman olan köylerin bir kısmı şimdi yoktur. Ataeymir ,muhtemelen ilk defa Türklerin kurduğu bir köydür.Köyün burada kurulmasının sebebi, köyün üst tarafında bulunan su kaynağıyla ilgili olabilir. B- ATAEYMİR ADININ KÖKENİ VE ANLAMI Yazılı kaynaklarda köyün ilk kuruluşuyla ilgili bilgi yoktur.Türklerin bu yörede 1261? lerden sonra etkin olduğu düşünülürse,en iyimser yorumla 1300’lü yıllarda ve daha sonrasında Eymür kurulmuş olabilir.MAD.232 no’lu 1470 tarihli Tapu tahrir defterine göre 1390’da bu yöre Osmanlı egemenliğine geçtiğinde Eymür köyünün olduğu kesindir.Köyün gelirinin padişah Yıldırım Hüdâvendigâr zamanında kime ait olduğu bu defterde gösterilmiştir. Resim 1: Bekar Çeşmesi Köyün adıyla ilgili söylenceler vardır.Söylenceler bazen gerçeklikleri özünde barındırır.Bu anlatılan söylenceler ne kadar gerçeği yansıtıyor, bilinemez. 1- Bundan yıllar önce Eymir’de Emir adında nişanlı çok güzel genç bir kız yaşarmış.Bu kız hastalanıp ,evlenemeden ölmüş. Emir kızın çeyizleri satılıp, çeyiz parasıyla bugünkü Emir Çeşmesi yaptırılmış.Bu olaydan sonra köyün adı Emir olmuş , zaman içinde Eymir olarak söylenir olmuş. 2- Yıllar önce Eymir köyünün bulunduğu yere, aileleriyle üç erkek kardeş gelmiş.Köyde bulunan su kaynağını üç parçaya bölüp, üç çeşme yapmışlar.Bu üç kardeşten
1

Bkz. Bilge Umar, Karia, İstanbul, 1999,s.1.

birinin adı Emir (Türkçede bey anlamındadır) imiş.Köyün adı Emir’den gelmiş.Bugün gerçekten üç tane çeşme vardır.Emir Çeşmesi, Bekâr Çeşmesi, Beş Ahır Çeşmesi. Eymür adı, Oğuzların Üçok Kolunun Dağhan sülâlesine mensup bir boyun adıdır. Anlamı ise,son derece iyi ve zengin demektir.Oğuz boyları içinde etkinlik açısından 4. sıradadır. 15,16.yüzyılda Aydın Sancağında Karacakoyunlu ulusuna ait iki Eymir cemaatı tespit edilmiştir.Bunlardan birincisi; Eymür cemaatı, ikincisi Sarı Eymür oğlu İsa cemaatıdır.15,16. yüzyıldan kalan Tapu Tahrir Defterlerinde Eymür köyünün erkek adları içinde İsa adının olduğu görülmektedir.2 Tarihçi Faruk Sümer ,16.yüzyıl Anadolusunda Eymür adlı 71 tane yer adı belirlemiştir. Bu yerleşim yerlerinden üç tanesi Aydın Sancağı’ndadır.Bu 71 yerleşim yeri içinde araştırma konumuz köy,vergi nüfusu açısından 6. sıradadır. Eymir adı 15,16.yüzyıllarda Osmanlı kaynaklarında Eymir ve Eymür ,1845’te ise Eymir olarak geçmektedir C- İLKÇAĞDAN 13.YÜZYILA KADAR ATAEYMİR ÇEVRESİ Esas olarak bu tarihsel dönem inceleme kapsamı dışında olduğu için, burada genel bilgi verilecektir.Bu bölge Anadolu’nun verimli bir yeri olması nedeniyle, çok eski çağlardan bu yana insanların yaşadığı,değişik uygarlıkların kurulup yok olduğu bir yerdir. Ataeymir’in 3 km batısında bulunan önemli antik çağ kenti Aphrodisias, bu coğrafyanın tarihi açısından önemli yere sahiptir.Bu antik kentte yapılan kazılarda ortaya çıkan tarihi malzemenin değerlendirmesinden bu yörede, yaklaşık İ.Ö.4360 lardan beri insanların yaşadığı ortaya çıkmıştır. Aphrodisias ve çevresinde ilk olarak yaşadığı bilinen halk, Luviler ( M.Ö.1.binyıl) olmuştur.Sonra sırasıyla , Karialılar (M.Ö.700-M.Ö.300),Lidyalılar(M.Ö.676-M.Ö.546) Persler (M.Ö.546-M.Ö.333), Makedonlar (M.Ö.333-M.Ö.30), Romalılar (M.Ö.30-M.S.395), Bizanslılar (M.S.395-M.S.1261?) egemenlik kurmuşlardır.3 Türkler 1261?den itibaren bu yörede etkin olmaya başlamışlardır.Yörenin beylikler dönemi ve Osmanlının ilk dönemlerine ait tarihi, bütünüyle ortaya çıkarılamamıştır.Bilinenler ise ; bu bölgede önce Muğla merkezli Menteşeoğulları (1261?-1308), (1308-1390) yılları arası Aydınoğulları , 1390-1402 arası Osmanlılar, 1402-1426 tekrar Aydınoğulları ,1426’dan sonra tamamen Osmanlı Devleti egemenliğine geçtiğidir.4

II.BÖLÜM
2

Bkz.Faruk Sümer, Oğuzlar ,İstanbul,1999,s.419-420;aynı yazar, “Osmanlı Devrinde Anadoluda Yaşayan ÜçOklu Oğuz Boylarına MensupTeşekküller” İÜİFM cilt 11,(1949-1950),sayı,1-4,s.466.;ayrıca Ekte verilen TT çevirileri. 3 Aphrodisias yöresinin Türk dönemi öncesi tarihi için bkz.Kenan T.Erim,Aphrodisias,Terc.Levent Tekeş-Nurdan Özarallı,İstanbul,1997,s.10. 4 Bkz.Paul Wittek,Menteşe Beyliği,Terc.O.Şaik Gökyay,Ankara,1999,s.113,164.;Himmet Akın, Aydınoğulları Tarihi Hakkında Bir Araştırma,Ankara,1968,s.1-6 vd.

OSMANLI DÖNEMİNDE ATAEYMİR VE ÇEVRESİ
Bölge 1390’da Osmanoğulları egemenliğine girmişse de,Ankara Savaşı’ndan sonra 1402-1426 yılları arası tekrar Aydınoğulları varlıklarını korumuşlar,1426’dan itibaren Osmanlı Devleti’nin egemenliği tamamen kurulmuştur.Bundan sonra Ataeymir, Aydın Sancağı Yenişehir Kazası’nın toprakları içinde yer almıştır. Yenişehir Kazası bugünün Karacasu çarşısının bulunduğu yerdedir.Yenişehir Osmanlı döneminde 15.yüzyıldan 1840’lı yıllara kadar idarî merkez olarak varlığını korumuştur.Karşıyaka olarak adlandırılan yer ise Karacasu Köyüdür.Bu iki yerleşim yeri 1840’ lı yıllarda Karacasu adı altında birleştirilmiştir.Hicrî1261/1845 tarihli Temettüat Defterlerinde Karacasu Köyü ile Yenişehir’in birleştiği görülmektedir.5 Resim 2 : Cami-i Kebir Karacasu Köyü, Fatih Sultan Mehmet Yukarı Cami zamanında İstanbul’daki Eyüp Sultan Külliyesi’nin vakıf köyü olmuş,1840’lı yıllara yakın bir zamanda vakıf köyü statüsünden çıkarılmıştır.Ancak bu konuyla ilgili hiçbir araştırma henüz yapılmamıştır. Osmanlı döneminde Yenişehir kazasının idarî sınırı, bugünkü idari sınırlardan çok genişti.Bugün Denizli ili Tavas ilçesinin Vakıf, Kızılcabölük, Karahisar ve çevresi, Bozdoğan ilçesi Amasya köyü ve çevresi , Kuyucak ilçesi sınırları içindeki Uzgur(Çamdibi), Yamalak, Başaran ve çevresindeki köyler Menderes nehrine kadar Yenişehir kazasının idari sınırları içindedir.6 Osmanlı Arşivlerinde15.yüzyıl öncesine ait belge yoktur.Eymir köyüne ait en eski belge, 15. yüzyıldan Fatih Sultan Mehmed zamanından kalmıştır.1470 yılına ait defterdeki bilgiden Eymür köyünün Yıldırım Bâyezid zamanında olduğunu tesbit etme dışında, köyün geliri kimin tasarrufunda öğrenebiliyoruz. Osmanlılar 1390’da Aydın bölgesini ele geçirdiklerinde bir tahrir yaptırdıkları kesindir.Bölgenin ilk tahrirlerine ait bu defterler ne yazık ki zamanımıza ulaşmamıştır. Yerel düzeyde tarihi açıdan değerlendirme yapabileceğimiz sadece mezarlıktaki mezartaşları vardır.Ancak, mezartaşları bu yazılı belgelerle kıyaslandığında yakın zamanlara aittir.Tespit edilebildiği kadarıyla,köyün mezarlığında bulunan en eski mezartaşının tarihi 250 yıl kadar geriye gitmektedir.Muhtemelen köyün ilk mezarlığı başka yerdeydi. Merkezi yönetimin tuttuğu Tahrir kayıtları devletin belli ihtiyaçları için tutulduğu için bize belli alanlarda bilgi veriyor.1470,1478 tarihli,232 ve 8 no’lu Tahrir defterlerine göre Eymir idari açıdan Aydın Livâsı(Sancak),Gerye(Geyre) Nahiyesine bağlı bir köydür. Tahmini nüfus hesaplarında Ömer Lütfi Barkan’ın her haneyi 5 nüfus kabul etme tarihçiler arasında genel kabul görmüştür.Ataeymir ve çevresindeki yerleşim yerlerinin tahmini nüfusunu ; hane x 5 = tahmini nüfus, formülü ile hesaplayabiliriz. Bazı tarihçiler, bekâr ve diğer muaf zümreleri de ekleyerek, tahmini nüfusu hesaplamaktadırlar.7
5

Bkz. Mehmet Başaran, 19.Yüzyılda Karacasu, İzmir? 2000, Karacasu mahallelerinin ayrı ayrı yazılmış olmasından bu yargıya varılmıştır. 6 Karacasu’nun vakıf köyü olmasıyla ilgili bkz.TKGMKKA .571 no’lu defter,vrk.133-b;Ayrıca TT.166, s.459-465. 7 Bkz. Ö.L.Barkan “Tarihi Demoğrafi Araştırmaları ve Osmanlı Tarihi” Türkiyat Mecmuası, X (1953) s.12; N.Göyünç “Hane Deyimi Hakkında” İÜEFTD. 32 (1979),s.331-348.

1470 tarihli, bu yöre için elimizdeki en eski tahrir defterine göre Eymir ve çevresindeki yerleşim yerlerinin tahmini nüfusları şöyledir:8 Yerleşim yeri Hane+Bekâr Toplamı Eymir(Ataeymir) 48+1=49 Gerye(Geyre) Nahiyesi 84+1=85 Çandır Köyü 14+1=15 Gökçeburun Köyü 30+1=31 OzanluKöyü 10 Seki Köy 42 Korkoz Köyü 14 Kurucakoz(Ataköy)Köyü 23+1=24 Mihaliç Köyü(Yeri belirlenemedi) 46+2=48 Kerdime Köyü(Yeri belirlenemedi) 5 Tahmini Nüfus(kişi) 49x5=245 84x5=420 14x5=70 30x5=150 10x5=50 42x5=210 14x5=70 23x5=115 46x5=230 5x5=25

1470 tarihli 232 no’lu Tahrir defterine göre Eymir köyünün vergi gelirlerini toplama hakkı Yusuf ve kardeşi Abdülkadir adlı sipahilere aittir.Vergi gelirleri ise şöyledir:9 Vergi adı Resm-i çift Nîm çift Çiftlü kara Caba kara Buğday öşrü Arpa öşrü Darı öşrü Bağ öşrü Resm-i ağnam Resm-i gerdek Seki köy suyundan iki gün iki gece su şerbi var, gelir. Vergi Miktarı(akçe) 120 245 36 110 600 320 75 420 150 120 220

1478 tarihinde Eymür köyünün çevresindeki yerleşim yerlerinin vergi haneleri ve tahmini nüfusları şöyledir.10 Yerleşim yeri Hane+Bekâr Toplamı Eymür(Ataeymir)Köyü 60+25=85 Gerye(Geyre) Nahiyesi 79+24=103 Çandır Köyü 22+12=34 Gökçeburun Köyü 39+15=54 Ozanlu Köyü 11+10=21 Seki Köy 34+15=49 Korkoz Köyü 22+13=25 Kurucakoz(Ataköy) Köyü 23+8=31 Mihaliç(Yeri belirlenemedi) Köyü 69+24=93 Kerdime(Yeri belirlenemedi) Köyü 5
8

Tahmini Nüfus(kişi) 60X5=300 79x5=395 22x5=110 39x5=195 11x5=55 34x5=170 22x5=60 23x5=115 69x5=345 5x5=25

Bkz.Ek-1,BOA.MAD.nr.232.s.17-30.Bu defter, padişah Yıldırım Bâyezid zamanında Eymir köyünün olduğunu açıkça göstermektedir. 9 Bkz.Ek-1,BOA.MAD.nr.232.s.28-29. 10 Bkz.BOA.TT.nr.8,s.456-467

15. yüzyılda Geyre (Tahrir Defterlerinde Gerye yazılmış) önemli bir idari merkez konumundadır.Tahrir defterlerinde Geyre ile Kıraçlu adlı bir köy birlikte yazılmıştır.Bugün yeri tam olarak bilinmeyen Kıraçlu köyü Geyre’nin çok yakınında bir köy olmalıdır ki birlikte yazılmış olsun.Bu köyün adı 16.yüzyıl defterlerinde de geçmektedir.Ancak 16.yüzyılda Geyre idari merkez konumundan gittikçe uzaklaşmış olmalıdır. Bunu nahiye değil köy olarak defterlere kaydedildiğinden rahatlıkla söyleyebiliriz. 15,16. yüzyılın ilk yarısında Gerye’de pazar kurulduğu birçok dükkanın bulunduğu tahrir defterlerindeki Kıst-ı bâzâr ve İhtisap vergisinden ve dükkan icarının yazılmasından anlaşılmaktadır.Gerye Pazarı’nda bulunan dükkanlardan elde edilen gelirlerin, Kütahya’da bulunan Karagöz Paşa Vakfı’na ait olduğu yine Tahrir Defterlerinde belirtilmiştir.11 Çandır köyü, Ataeymir- Geyre arasında devlet yolunun kuzeyinde Sarnıç’ın kenarındaydı.Çandır, mevkî adı olarak hâlâ yaşamaktadır.Gökçeburun ,Ozanlı köylerinin yerleri mevki adı olarak bellidir.Ozanlı köyünün mezarlığı da zamanımıza ulaşmıştır. Korkoz köyü ise bugünün Seki Köy sınırları içindedir.Eymir yaylasının güney doğusundaki derenin adı Korkoz deresidir.Ayrıca Korkoz arığı vardır.Bu adlar sayesinde Korkoz köyünün yerini tespit edebiliyoruz. Kurucakoz köyünün şimdiki Ataköy olduğunu ise, 16.yüzyıldaki defterlerden Şeyh Kemâl Zaviyesinin Kurucakoz köyünde olduğunu yazmalarından çıkarıyoruz. Mihaliç ve Kerdime köylerinin tam olarak yerini belirleyemedim.Yeri belirlenemeyen köyler sadece bunlar değildir.Yenişehir kazasının başka birçok köyü 15-16 .yüzyıl Tahrir defterlerinde adı olmasına rağmen bugüne ulaşamamıştır. Yok olan köylerin yerlerinin tespitinde en önemli belirtiler eski mezarlıklar, ev yıkıntılarıdır.Bu şekilde düşünürsek Ataeymir beldesinin doğusundaki Hamaz Tepesi’nin doğusunda Karyağdı Pınarı’nın batısında bir mezarlığın olduğu bellidir.Eskiden yakınında bir köyün olduğunu söyleyebiliriz.Marulluk mevkiinde de bir köyün olduğu oradaki ev yıkıntılarından Resim 3: Kuzeyden Ataeymir’e Bakış bellidir.1930-1940’lı yıllarda ev yıkıntılarının çok net olduğunu konuştuğum yaşlılardan öğrendim.Ayrıca , Palamutluk mevkiinde de bir köy kalıntısı vardır. Subaşı mevkiinde Geyre-Ören yolunun batısında Yörük Mezarlığı adında bir mezarlık vardır.Bu mezarlığın yakınında bir köyün olduğu söylenebilir.Bundan 30 yıl önce bu mezarlıkta birçok mezar taşı vardı. Şimdiki devlet yoluyla Ataeymir’den Karacasu’ya giderken Geyre’yi geçtikten sonra Güzelbeyli yol kavşağına varmadan derenin sağ kenarında Çaputlu Mezarlığı vardır.Bu mezarlığın yakınında eskiden mutlaka bir yerleşim yeri olması gerekir.

1478 tarihinde Eymür’ün vergi gelirleri ve miktarları şöyledir.12 Vergi adı Buğday öşrü Arpa öşrü
11 12

Vergi miktarı(Akçe) 900 816

Bkz.BOA.TT.nr.166,s.464. Bkz.Ek-2,BOA.TT nr.8,s.462.

Darı öşrü Resm-i zemin Resm-i çift Seki köy suyundan iki gün iki gece suyu var, gelir

15 10 1.150 220

Bu vergi kalemlerinden arpa, buğday,darı yetiştirilen temel ürünlerdir.Ayrıca köylülerin temel uğraşının tarım olduğunu söylemek mümkündür.Seki köy suyu ile ilgili kayıt ise , suyun kullanımıyla ilgili önemli bir ayrıntıdır. 1478 tarihinde Eymür köyünün vergi gelirlerinin yarısı; Hacı Ali oğlu Hasan ve Üveys’in ,yarısı Kara oğlu Ahmed’e aittir.Bu kişiler devletin sipahileridir.13 İncelediğimiz diğer iki kaynak, Aydın Sancağı TT.148 no’lu 1528 tarihli mufassal defter ile,TT. 166 no’lu H.937/1530 tarihli İcmâl Defteridir.148 no’lu defter ,Kanunî Sultan Süleyman’ın 1528’de yaptırdığı tahrir sonuçlarını göstermektedir.148 no’lu defterin 650-702 sahifeleri arasında Yenişehir kazasının bilgileri vardır.Bu defterin 654-656 sahifelerinde ise Eymür köyünde yaşayan vergi yükümlüleri ve ödedikleri vergi miktarları yazılıdır.1528 tarihinde Eymür köyünde 125 vergi hanesi, 14 bekâr, 1 imâm vardır.Yıllık ödenen vergi miktarı 3.264 akçedir. 148 no’lu deftere göre Eymür köyünün vergi gelirleri ise şöyledir:14 Vergi adı Vergi Miktarı(akçe) Resm-i çift 33 Nîm çift 610,5 Bennâk resmi 1044 Buğday öşrü 360 Arpa öşrü 250 Taru ve bakla ve burçak ve mercimek ve nohud ve böğrülce ve çavdar ve milâs ve sisam ve sair hububat 86,5 Resm-i zemin 65 Resm-i küvâre 50 Öşr-ü bâğât ve harac-ı bağçe 150 Mahsul-ü yoncalık 150 Resm-i arûsâne 50 Öşr-ü piyaz ve sir ve sair sebzevat 40 Öşrü penbe 25 Resm-i ağnam 25 Öşr-ü âsiyâb 100 Resm-i deştvâni ve cürm-ü cinayet ve yave kaçgun ve sair tayyarat 100 Öşr-ü ........... 25 Seki köy suyundan ödenen vergi 150 Toplam 3.264 166 no’lu defterde Yenişehir Kazası’nın sonuçları toplu olarak yazılıdır.Bu defterde Eymür’deki Mehmed Büksüz zaviyesi ve taşınmazları ayrıca belirtilmektedir.15 Aşağıda 166 no’lu defterden, Aydın Sancağı’nın bazı yerleşim yerlerinin hane sayıları ve tahmini nüfusları verilecektir.Böylece geçen uzun zaman içinde, yerleşim yerleri nüfus olarak nasıl değişmiş sayısal verilerle kıyaslama yapılması hedeflenmiştir.16
13 14

Bkz.Ek-2,BOA.TT.nr.8,s.461. Bkz.Ek-3,BOA.TT.nr.148,s.655-656. 15 Bkz.BOA.TT.nr.166,s.459 ve 464 16 Bkz.BOA.TT.nr.166.Nazilli, s.452; Yenişehir,s.459; Bozdoğan, s.470; Sultanhisarı, s.475; Aydın,s.438; Köşk, s.437; Kuyucak,s.454.

Yerleşim Yeri Vergi Hanesi Nefs-i Güzelhisar(Aydın)Kazası 90 Nefs-i Nazilli 327 Nefs-i Sultanhisarı Kazası 104 Nefs-i Köşk 45 Kuyucak Köyü 94 Nefs-i Bozdoğan Kazası 96 Nefs-iYenişehir Kazası 29 Karacasu Köyü 272 Geyre ve Kıraçlu Köyü 78 Eymür Köyü 125 Çandır Köyü 32 Gökçeburun Köyü 29 Ozanlu Köyü 26 Seki Köyü 45 Korkoz Köyü 11 Kurucakoz Köyü 23 Mihaliç Köyü(Yeri belirlenemedi) 45 Kerdime Köyü(Yeri belirlenemedi) 6

Tahmini Nüfus(kişi) 90x5=450 327x5=1635 104x5=520 45x5=225 94x5=470 96x5=480 29x5=145 272x5=1360 78x5=390 125x5=625 32x5=160 29x5=145 26x5=130 45x5=225 11x5=55 23x5=115 45x5=225 6x5=30

Resim 4 : Ataeymir – Aphrodisias – Karacasu Yolu Diğer kaynağımız Aydın Evkâf Defteri’nin tarihi 17.yüzyıl(H.1029-1065/M.16191654) olarak belirtilmekle birlikte içindeki bilgilerin bazıları 166 no’lu İcmâl defteri ile aynı olması, 1528 sayımlarının kopyası olduğu, ancak daha sonra bazı eklemeler yapıldığını göstermektedir.Ancak bazı konularda daha ayrıntılı bilgiler verilmiştir.Sözü edilen defterin varak133-b-146-a arası Yenişehir kazasıyla ilgilidir.Bu defterde Eymür’deki Mehmed Büksüz zaviyesiyle ilgili şu bilgi vardır: “Der karye-i Eymür tabi-i Yenişehir

Mehmed Büksüz nam kimesne hal-i hayatında zikr olunan karyede olan damların ve Sinek Deresi’nde bir pare bağı kendü bina eylediği zaviyeye vakf edüp,ayende ve revendeye mahsulat-ı bağdel öşr-ü sarf ola deyü , Yenişehir kadısının hücceti mucebince vakf-ı meşihat olmağın defter-i atikde sebt olduğu üzere uslubu sabık-ı mukarrer idügü defteri cedidde dahi şerh verildi” 17 Yukarıdaki alıntıda görüldüğü üzere;zaviyenin Mehmed Büksüz tarafından kurulduğu, köyün içindeki dam,Sinek Deresi’nde bir parça bağın gelirinin, gelen geçene hizmet amacıyla vakıf olarak zaviye kuranın sağlığında bağışlandığı belirtilmektedir.Ayrıca Yenişehir kadısının belgesiyle tescil edildiği,eski defterde olan bu bilğinin yeni deftere de geçirildiği yazılmıştır. Zaviyelerin Osmanlı toplumunda çok önemli yeri vardır.Yerleşim yerlerinin kurulması, insanların sosyalleştirilmesi,eğitilmesi, haberleşmenin sağlanması,dini eğitim sağlama, misafirlari ağırlama vb. birçok görevler üstlenmiş sosyal kurumlardır.Zaviyelerin ayakta kalması için vakıf şeklinde örgütlenmiş, devlet bu kurumları desteklemiştir.18 Yenişehir kazası sınırları içinde 16.yüzyılda 9 tane vakfı da olan zaviye vardır.Bunlardan biri Eymür köyündeki yukarıda değindiğimiz zaviyedir.Gerek Eymür’deki ,gerek diger zaviyelerin gelirleri çok değildir. Yenişehir kazası sınırları içindeki diğer zaviyelerin adları ve bulundukları yerler, şimdiki yer adlarıyla aşağıda gösterilmiştir:19 1-Aydın Bey Zaviyesi-Boyasın/Esençay 2-Şeyh Kemal Zaviyesi –Kurucakoz/Ataköy 3-İne Gazi Zaviyesi-Yenişehir/Karacasu 4-Kadı Zaviyesi-Vakıf/Tavas Vakıf köyü 5-Bahşayış Dede Zaviyesi-Mihaliç köyü 6-Derviş Ahmed Zaviyesi-Boyasın/Esençay 7-Ahi Süleyman Zaviyesi-Boyasın/Esençay 8-Derviş Ali Zaviyesi-Boyasın/Esençay 16.yüzyılın bir diğer defteri 1573 tarihli 144 no’lu Tapu Tahrir Defteridir.Bu deftere göre Eymür köyünde 157 vergi yükümlüsü ,4 vergiden muaf, toplam 161 erkek yetişkin kişi vardır.Muaf olan kişinin 2 si kadı, 1’i muhassil, 1’i şehzâdenin adamıdır.Erkek nüfusun 96’sı evli ,65 i bekârdır.Eymir’de bu tarihte tahminen 99 x 5 = 495 kişi yaşamaktadır.Toplam ödedikleri vergi miktarı 9000 akçedir.Bu defterdeki vergiler şunlardır:20 Vergi adı Resm-i çift Resm-i nîm çift Resm-i bennâk Resm-i mücerred Öşr-ü hınta, keylât 26 , kıymet Öşr-ü böğrülce ve nohud ve bakla ve sisam ve burçak ve alef ve çavdar ve hububat-ı saire Öşr-ü penbe Öşr-ü bostan Öşr-ü piyaz ve sir ve sair sebzevat Öşr-ü şa’ir, keylât 54, kıymet
17 18

Vergi miktarı(akçe) 132 181 828 390 1456 495 710 523 253 1723

Bkz.TKGM.KKA.TT.nr.571,vrk.144-b. Bkz.Ö.L.Barkan ,“İstila Devirlerinin Kolonizatör Türk Dervişleri ve Zaviyeler.” VD.II(1942),s. 279-304; A.Y.Ocak-S.Faroqhi “Zaviye” İA.Cilt 13(1986),s.468-476. 19 Bkz.TKGM.KKA.TT.nr.571,vrk.141-a-146-a ; TT.nr.166.s.462-464. 20 Bkz.TKGM.KKA.TT.nr.144.vrk.292-a

Öşr-ü ketân ve kendir ve kenevir Öşr-ü bağat ve harac-ı bahçe ki öşre muâdil ola Öşr-ü meyve Öşr-ü zeytun Öşr-ü ........... Resm-i küvâre Resm-i ağnam Resm-i arûsâne Resm-i deştivani Resm-i zemin-i reaya ve hariç reaya hak elverur Resm-i tapuyu zemin ve ziraat-ı zeminhane Mahsul-u yoncalık Resm-i duhan ve resm-i otlak ve resmi kışlak-ı yörükan-ı kışlakçıyan vire bad-ı heva ve sair tayyarat Nısf-ı cürm-ü cinayet

623 150 15 20 10 86 317 120 250 321 250 150 200 83

Bu vergi çeşitlerinden, köyde hangi ürünlerin ekildiği ve neler yetiştirildiği belirlenmektedir. Arpa ,buğday ,pamuk, bakla, nohud, bostan, yonca, börülce, susam,zeytin,kendir, kenevir, keten, soğan , sarımsak,meyve yetiştiriciliği ve bostan ekimi yapılmaktadır. Bağcılık, arıcılık, çok az küçük baş hayvan yetiştiriciliği yapıldığı da anlaşılmaktadır. Kışlak vergisi olmasından Eymür’e kışlamak için göçebelerin geldiği anlaşılmaktadır. Eymür çevresindeki yerleşim yerlerinin 1573’teki adları ve ödedikleri vergi miktarı şöyledir;21 Yerleşim yeri Gerye-Kırçalu Köyü (birlikte yazılmış) Çandır Köyü Ozanlu Köyü Gökçeburun Köyü Seki Köyü Korkoz Köyü Kurucakoz Köyü/Ataköy Mihaliç Köyü(Yeri belirlenemedi) Kerdime Köyü(Yeri belirlenemedi) Vergi miktarı (akçe ) 30,538 4,500 7,954 3,674 6,708 8,068 16,679 3,000 6,919

17 ve 18.yüzyıllar için elimizde belge olmadığı için bu zaman dilimi için ne yazık ki açıklama yapma imkanımız yoktur. 19.yüzyıl için kaynağımız H.1261/1845 tarihli 2789 no’lu Eymir köyünün Temettüat Defteridir.Bu defterin çok ayrıntılı olması ; bize, önce kullandığımz Tahrir defterlerinden daha çok tarihi malzeme vermektedir. Temettüat Defterine göre Eymir toplam 175 hanedir.Eymir 157 hane olarak önce yazılmış, sonra 18 kişi daha köy ya da mahalle adı belirtilmeden eklenmiştir.Bu 18 kişi bugünün Palamutçuk köylüleridir.Kişilerin bazılarının lâkaplarından Palamutçuk’lu oldukları anlaşılmaktadır.Demek ki bugünün Palamutçuk köyü ,1845’te Eymir’in mahallesiydi.Palamutçuk köyünün önceden Eymir’in mahallesi olduğunu sözlü olarak Eymirliler ve Palamutçuklular hep söylemişlerdir.Palamutçuk köyü, 19.yüzyılın sonlarında

21

Bkz.TKGM.KKA.TT.nr.144,vrk.288-a

köy statüsüne kavuşmuş olmalıdır.H.1312/1894 tarihli İmam mühüründen Palamutçuk köyünün Eymir’den ayrılarak ayrı köy olduğunu söyleyebiliriz.22 1845 tarihli defterde kimin hangi ürünü ektiği,kim kimle ortaklık yapmaktadır,ne kadar ekili tarlası ,kaç arı kovanı , kaç büyükbaş, kaç küçükbaş hayvanı var,sağılı inekten yıllık ne kadar vergi alındığını öğrenebiliyoruz.Sözü edilen defterde 1844 yılında alınan vergiler, 1845 yılı için beklenen tahmini gelirler yazılmıştır. Yine adı geçen defterden palamut’un önemli bir sanayi maddesi olduğu anlaşılmaktadır.Palamut derinin tabaklanmasında ve boya sanayinde o zamanlar önemli yere sahiptir.Kimin ne kadar palamut tarlası ve geliri olduğu gösterilmiştir.Ayrıca palamutun bir kantarının(19.yy Anadolusunda=230,922kg) 20 kuruş olduğu anlaşılmaktadır.Ödenen vergi miktarı içinde palamuttan alınan vergi önemli yere sahiptir.İç ve dış Pazar için önemini 1960 lı yıllara kadar bu bölgede korumuştur 19.yüzyılda bir kültür bitkisi pamuk(penbe) ekimi yaygındır.1845 lerde Eymir ovasında susuz pamuk ekiminin yaygın olması hayli önemlidir. 157 yıl önce de Eymir halkının temel uğraşı tarımdır.Hane sahiplerinden,175 kişiden, 145 tanesinin meslekleri Erbab-ı ziraat olarak gösterilmesi bunun göstergesidir.Köylülerin küçük çiftçi oldukları görülmektedir.100 dönümden fazla arazisi olan sadece iki kişidir.Köyde kara sığır öküz 189, sığır öküz sayısı 22 tanedir.23 Buğday’ın dolusu 5 kuruş, arpa’nın dolusu 2,5 kuruş, burçağın dolusu 3,5 kuruş, milâs(mısır)dolusu 4 kuruştur.Her hanenin ödediği öşür miktarından ,öşür miktarını 10 ile çarparak yapılan üretim miktarı bulunabilir.Arpa’nın buğdaydan daha çok yetiştirildiği Temettüat defterinde görülmektedir.24 1845’ te 13,55,88 no’lu haneler un değirmeni işletmektedirler.Yıllık gelirleri 760 kuruştur. Bu iki değirmenden biri,13 ve 88 hanede yazılı kişilerce ortak işletilmektedir.25 Burçak ekimi yaygın değildir.Sadece 17,43,66,70,93,115,122 hane numaralı kişilerin burçak ektikleri görülmektedir. Milâs(mısır) ekimi de yaygın değildir.Bugünün Palamutçuk köyünde oturan,1,6,7 hane numaralı köylüler ekmektedir.O dönemde darı ekimi de azdır. Küçük baş hayvanı olan sadece 3 ailedir.Bu aileler temel olarak tarımla uğraşmakla birlikte, ek iş olarak keçi beslemektedirler. 68 hane numarada kayıtlı Molla Ahmed oğlu Ahmed’in 135 keçisi, 98 hane numaralı Halil Dayı Osman’ın 12 keçisi, 115 hane numaralı Çardakçı oğlu Mustafa’nın 30 keçisi vardır. Sağılı(sağman-sağmal) inekten yıllık 15 kuruş gelir beklenmektedir.İnekler ve öküzler kara sığır cinsindendir. Katır sadece 3 tanedir.Bunun yanında eşek ve beygir en çok kullanılan yük hayvanlarıdır.Eşek 130, beygir ise 24 tanedir.Öküz,düve,katır,eşek,beygir’den vergi alınmamaktadır. Bağcılık Eymir’de yaygındır.Bir dönüm bağdan 50-100 kuruş gelir beklenmektedir. Arıcılık çok önemli olmasa da hayli yaygın görünmektedir.Toplam arı kovanı sayısı 82 dir.Bunların 28 tanesi Palamutçuk köylülerine aittir. Dokuma işiyle uğraşan 56 hane numarada kayıtlı Macar oğlu Mehmed bin Ömer ve 134 hane numarada kayıtlı Kayalıoğlu İsmaildir. İplikçilik sadece 151 hane numaralı Halil İmam oğlu Ali’nin yaptığı iş olarak görünmektedir. Eskicilik yapan 149 hane numaralı Yetim Hafız oğlu Hüseyin’dir. Köyde aklı tam olmayan 107,148 hane numaralı kişilerdir.
22 23

Bkz. Mustafa Kenan Özkan “ Karacasu Resmi Mühürleri”, Karacasu 1999 ,s.134-140. Bkz. M.Başaran, a.g.e.s.74 24 Bkz.Ek-5 25 Bkz. Ek-5,Hane no:13,55, 88.

Askerlikten emekli 126,137 hane numaralı kişiler vardır. Köydeki 5,13,28,41,47,100 hane numaralı kişilerin adlarında kethüda kelimesi geçmektedir.Kethüda Farsça bir kelimedir.Güvenilir, bir yeri idare eden kimse anlamındadır. Osmanlıda askeri ve idari anlamlarda kullanılmaktadır.Osmanlıda 1829’dan önce muhtarlık teşkilatı olmadığı için, köylerde muhtarların görevini yapan kişiler kethüda/kahya olarak adlandırılırdı. Ayrıca bu defterde muhtar belirtilmemiştir. Muhtemelen kethüda unvanlı iki kişi(Muhtar-ı evvel ve Muhtar-ı sani) bu tarihte köyün muhtarlık görevini yerine getirmektedirler.Eymir’de eski alışkanlığın etkisiyle kethüda/kahya denilmeye devam edilmiş olmalıdır.Aynı tarihte Karacasu mahallerinin ve Işıklar köyünün idarecileri Temettüat defterlerinde muhtar olarak yazılmıştır.26 Camii Kebir imamından sözedilmesi, köyde camiiden ayrı namaz kılınan mescidlerin olduğunu göstermektedir.Kaynak kişilerin verdiği bilgilere göre, hanönünde ve Mecidiye Mahallesi’ndeki mescidler 1950’ li yıllara kadar kullanılmıştır. Temettüat defteri lâkaplar açısından da önemlidir.Bu lâkaplardan bazıları 1934’ te Soyadı Kanunu çıktığında soyadı olarak alınmıştır.Bazıları unutulmuş, bazıları aradan geçen uzun zamana rağmen bugün hâlâ kullanılmaktadır.Nüfüs kütüklerindeki bilgilerin en eskisinin 19. yüzyılın sonlarına ait olduğu düşünülürse, lâkapların önemi iyice artmaktadır. Lâkap ve soyadı olarak kullanıldığı tespit edilebilenler şunlardır:27 Lâkaplar Çelebioğlu Bayraktaroğlu Simavlıoğlu Hatipler İnce Mehmetoğlu Beygircioğlu Hacı Tülüler Tuğsuz Kabakçıoğlu Sağırlar Çardakçılar Kasapoğlu Küpçü Molla Ömeroğlu Bekaroğlu Baltalıoğlu Gümüşoğlu Topsakaloğlu Kayalıoğlu İmamoğlu Molla Osman Hacı Bekiroğlu Uzun İsmailler Uzun Aliler Küçük Hacı Ömer Kahyaoğlu Kaçaroğlu Kel Mehmetoğlu
26

Soyadı Çelebioğlu ,Çelebi,Tuna Bayraktar Bozkurt Demirel İnceoğlu Beygirci Tülü, Çiyanlı Girgin,Tüysüz Kabakçıoğlu Gaga Çardak,Çardakçı,Durmaz,Gezgin,Duman Gündoğdu ......... Bozoğlu ........ Baltalı Gümüş Topsakal Alkan Belaşan Özdemir,Bayer Gaga Selçuk Serin, Karataş, Bir Karakaş, Kayhan Özgen Doğan

Bkz.Ek-5,Hane no:5 ve 13; M.Başaran ,age.s.35;Musa Çadırcı,Tanzimat Döneminde Anadolu Kentleri’nin Sosyal ve EkonomikYapıları, Ankara 1991,s.38-41. 27 Bu bilgiler 1845 tarihli Temettüat defteri ve Karacasu nüfus kütüğü bilgileri ve kaynak kişilerden derlenmiştir.

Kel Ahmetoğlu Mestan Aliler Yılancıoğlu Solakoğlu Dayıoğlu Demirayakoğlu Kazak Ömeroğlu Mehmetce oğlu Mehmet Deli Yusuf oğlu Bekir Kahyaoğlu Kör Bekir Hacı Hasanoğlu Hacı Ömeroğlu Ali Eskicioğlu Kel Mehmet oğlu Mustafa Hacı Ahmet oğlu İsmail Ciğerci oğlu Ömer Ekşi oğlu Ahmet Benli oğlu Çırakkeloğlu Ömer Kahyaoğlu Osman Sarı Hüseyinler Ebicekli oğlu İsmail Deli Bekir oğlu Kırlı Ali oğlu Hacı Hasan Azmanoğlu Molla İbrahim Abacıoğlu Halil Dayıoğlu Mustafa Deli Hüseyinoğlu Hasan Hüseyin Ömer Kahyaoğlu Mustafa Topal Hasanlar Demircioğlu Molla İsmail oğlu Çiyan Hasan Koca Delioğlu Hüseyin Koca Ömeroğlu Süleyman Hasan Kahyaoğulları Koca Hasanoğlu Ali Osmanlar Hacı Ali oğlu Ali Molla Hacı Ömeroğlu Hacı Efendiler Kırlıoğlu Taktaklar Hacı Ömeroğlu Kırlı Ali Süleyman Kırlı Ali Sadık Gedik Aliler Kocaeseler Tuzcular Yoğurtçular Okkalıoğlu

Kaba Dirik Gülgen Solak Yalabık Demiralan Toker, Kavaklı Kazancı Acar Görmez Çetin Yağcıoğlu Başalan Dalğıç Gökdemir,Çam Ciğer, Pehlivan Ekşi Turgut Yıldırım,Bozhöyük Coşkun Sarı,Keser Çandır Yenice Bozkır, Akbaş Belge Düzalan Olgun Gök Germe Akçura Aslan Yalçın Çevik Serin Kerman Çakmakçı Uğur Erçetin Çam Kırtaş Taktakoğlu Yanık, Dönmez Gündeay Ünal Çelik Altınöz, Altıntaş,Özbilen Karaisli, Altınyıldız Tungut Okkalı

Osmanlı dönemi belgelerinde Eymir’de medreseyle ilgili bilgiler yoktur.Sadece 1470 tarihli defterde bir kişi muallim olarak yazılmıştır.1845 tarihli Karacasu kazasının Temettüat defterlerinde Karacasu merkezinde ve Işıklar köyünde bazı kişilerin unvanlarının muallim olarak yazılmasından, bu yerleşim yerlerinde1845’te medrese olduğu yargısına varabiliriz. Eymir’deki bazı insanların Molla, Şeyh, Fakih unvanıyla Tahrir defterlerine yazılması okuryazar olduklarının göstergesidir.Ancak eğitimlerini nerede aldıklarını belirleyemiyoruz.Kaynak kişiler Cumhuriyet devrinde de okul olarak kullanılan Yukarı Camiinin kenarında bulunan odaların Osmanlı devrinde medrese olarak kullanıldığını, hocalığını ise camii imamının yaptığını yaşlılardan duyduklarını belirtmişlerdir.Medrese resmi bir kurum olmanın ötesinde köydeki erkek çocukların okuma yazma ve namaz duası öğretildiği bir yer olmalıdır.

III. BÖLÜM CUMHURİYET DÖNEMİNDE ATAEYMİR
A- Ataeymir’de Sosyal ve Ekonomik Yapı ve Değişim Türkiye Cumhuriyeti 1923’te kurulduğunda Eymir , temel uğraşı tarım olan, insan gücünün önemli bir miktarını savaşlarda kaybetmiş bir köydür. Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte, Kurtuluş Savaşı öncesi bozulan toplumsal düzen ülkenin her yerinde olduğu gibi bu bölgede de sağlanmıştır.

Köyün Osmanlı döneminde de merkezi olan yeri Yukarı Camiinin çevresidir.Köyün bakkalı, okulu,kahvesi, köyodası buradaydı.1940’lı yıllara kadar bu ilk merkez önemini korumuştur. Köyün ikinci merkezi Hanönü mevkiidir.Burada büyük bir han vardır.Bu han konaklama amacıyla Tavas’lı deveciler tarafından yaptırılmıştır.Kesin yapılma tarihi belirlenemiştir. 1960’lı yılların başından itibaren üçüncü merkezi ise şimdiki şehir merkezi olan yer olmuştur.Köyün ikinci camii 1966’da ibadete açılmıştır.Camiinin yapılmasında köylülerin katkısı olmakla birlikte ,Süleyman Taktakoğlu’nun da katkıları olmuştur.Köyün üçüncü camii Tavas-İzmir karayolu kenarında 2000 yılında ibadete açılmıştır. 1955-1956’da köyün arazisi kadastro görmüştür.Bu Cumhuriyet tarihi açısından erken bir tarih sayılır.Köyde herkesin arazisinin tapusunun olması, arazi anlaşmazlıklarını sona erdirmiştir.Kayda değer bir anlaşmazlık yakın zamanda görülmemiştir. Resim 5: Hanönünde Köyde eskiden üretilen belli başlı ürünler; buğday arpa, Bir Ataeymirli yulaf, burçak, pamuk, bostan,üzüm, mercimek, nohut, armut,afyon, palamuttu.Bu ürünlerden yulaf, burçak,afyon,1970’lerden bu yana hiç üretilmemektedir.Afyon ekimi Aydın İlinde 1972’de yasaklanmıştır.Burçak ve yulaf hayvan yemi olarak üretildiği için, köyde hayvan çifti kalmadığından ekilmemektedir.

Resim 7 : Harman Zamanı Tahıl ekimi 1970’lere öküz ve çifti ile Resim 6 : Harman Zamanı Deste Çekimi yapılırdı.Sonraları traktörle ekim yapılmaya başlamıştır.Tahıl ürünlerinin tanelerinden ayrılması,önceleri hayvanların çiğnemesiyle gerçekleştirilirdi.Daha sonra dövenle yapıldı.Döven önce hayvan gücüyle, sonra traktörle çekilirdi.1970’lerden sonra patoz kullanılmaya başlanmış, harman savurma işlemi ortadan kalkmıştır. Palamut ağaçları 1965-70’lerde büyük oranda tarım yapmaya engel olması nedeniyle kesilmiştir.Zaten kimya sanayinin gelişmesi palamuta olan ihtiyacı azalttığı için gerekli olmaması da ağaçların kesilmesinde etken olmuştur.

kadar beygir

Eymir çevresinde üretilen palamut, Eymir’deki palamut depolarında toplanır,İzmir’li tüccarlara satılırdı.1960’lı yıllara kadar taşıma işlemi Karacasu’ya veya Kuyucak’a develerle yapılırdı. Eymir’de zeytin bitkisinin 16. yüzyılda da yetiştirildiği Tapu Tahrir Defterlerinden anlaşılmaktadır.Yöre zeytin yetiştirmeye elverişli olmasına rağmen Osmanlı döneminde zeytinin az yetiştirildiği,Cumhuriyet döneminde de 1950’li yıllara kadar zeytin ağacı yetiştirmenin ciddiye alınmadığı görülmektedir.1950’lerde , köyün yakın yerlerinde ve bağların içinde çok az sayıda zeytin ağacı olduğunu kaynak kişiler belirtmişlerdir.Son kırk yıldır zeytin ağacı sayısı önemli derecede artmıştır.Bugün için köylülerin önemli geçim kaynağı haline gelmiştir.Yıllık yaklaşık 1000 ton zeytin üretilmektedir. Yöre İlk çağda bağçılıkta gelişmiş olmalıdır.Aphrodisias kazılarında çıkarılan eserlerdeki kabartmalardaki üzüm salkımları bu görüşümüzü destekler mahiyettedir. Osmanlı ve Cumhuriyetin ilk elli yılında üzüm yetiştiriciliği yapılmakla birlikte. son 20 yıldır bağcılık daha bilinçli yapılmaya başlanmıştır.1980’li yıllara kadar, bağların yoğun olduğu mevkiilerde pekmez ocakları(pekmez yapılan yer) vardı.Bu ocaklar mevsimlik ticari ünitelerdi.Özellikle siyah üzüm bağları sökülüp yerine çekirdeksiz üzüm bağları Resim 8: Zeytin Toplama dikildikten sonra bu ocaklar tamamen kapanmıştır.Pekmez ocakları; Karayer mevkisindeki Süleyman Dikmen’e, Köyaltı Bağları mevkisinde Ali Osman Çakmakcı, Muhammet Tungut, Ali Sarı’ya aitti.28 Belediye tarafından ilk defa 7-8-9 Ağustos 2001 tarihinde üzüm festivali düzenlenmiştir.2002 yılında ikincisi aynı tarihte tekrarlanmış ve gelecek yıllarda sürekli yapılması hedeflenmiştir. Festivalin amacı halkın eğlenmesi ve üzüm yetiştiriciliğini teşvik etmektir. Tarım ürünlerinin üretim miktarlarıyla ilgili elimizde istatiki bilgilerimiz olmamakla birlikte, geleneksel üretim sonunda çok fazla ürün elde edilememiş, üretimin çoğu kendi tüketimleri için Resim 9 : Birinci Üzüm Festivali yapılmıştır.İhtiyaç fazlası üretim ise, bugün olduğu gibi Karacasu ve Tavas pazarlarında satılmaktadır.

28

Pekmez ocağı bilgileri, Mehmet Çakmakcı, Muhammet Dikmen’den alınmıştır.

Resim 10: Tütün Fidesi

Resim 11 : Tütün Kırımı

Resim 12 : Tütünün Balya Yapılması 1965’ten sonra köyde tütün ekimi yaygınlaşmıştır.Yıllık tütün üretimi 400 ton civarındadır.Tütünden elde edilen gelirin artması insanların daha iyi koşullarda yaşama isteğini artırmıştır.Bu nedenle köylüler eski yerleşim alanlarından göç edip, yeni yerleşim alanlarında konutlar yapmaya hız vermişlerdir.Köy nüfusunun büyük bir kısmı şimdiki yeni yaşam alanına gelmiştir. 1965 sonrası konut yapma şeklide değişmiştir.O zamana kadar duvarların taş, çatının genellikle toprak olduğu konut tipi ağırlıktaydı.1965’lı yıllardan sonra duvarlar taş veya tuğladan , çatılar ise kiremit veya betondan yapılmaya başlanmıştır.Bu sayede çağdaş yaşama uygun ve daha iyi imkanlara sahip konutlar üretilmeye başlanmıştır. Osmanlı devrinden farklı olarak, Cumhuriyet devrinde yaklaşık 30 kadar aile tarım işiyle birlikte yan uğraş olarak hayvancılıkla uğraşmaktaydı.Küçükbaş hayvancılıkla uğraşanların bir kısmı 1915’lerde köye yerleşen Kocaeseler ve Tuzcular sülâlesinden, bir kısmı ise köyün yerlileridir.1980’li yıllarda küçükbaş hayvancılıkla uğraşan ailelerin sayısı 5-

6 aileye kadar düşmüştür.Sürü büyüklüğü 300- 400 baş keçi veya koyundur.2002 yılında yaklaşık 2500 küçükbaş koyun ve keçi vardır. Ataeymir’de son 30 yıldır,et ve süt besi hayvancılığı gelişmiştir.Bu belde halkının önemli gelir kaynağı olmuştur.Her gün üretilen süt ,Ataeymir süt toplama merkezinde toplanıp,Denizli ,İzmir ve Nazilli’deki süt fabrikalarına gönderilmektedir.2002 yılında hepsi kültür ırkı 750 civarında inek vardır. Osmanlı

Resim 13 : Mandırada Süt Sağma Hazırlığı döneminde olduğu gibi Cumhuriyet döneminde de Eymirliler yaz mevsiminde yaylaya göçerlerdi.Yaylanın serin olması esas gitme sebebiydi.1970’li yıllara kadar yaylaya göç alışkanlığı devam etmiştir.1970’lerde yayla suyu nedeniyle Seki köy ile yaşanan tartışmadan sonra yaylaya göç etme son bulmuştur. Köylüler 1945? Li yıllara kadar köydeki kaynak suyuyla idare etmişler, içme suyunun az gelmesi nedeniyle kendi imkânlarıyla toprak borularla(künk) Babadağ’dan kaynak suyu getirmişlerdir. 1970’te ise diğer köylerle birlikte YSE ve köylülerin katkısıyla Babadağ suyu plastik borularla köye getirilmiştir.1975’ten itibaren evlere basınçlı su verilmeye başlanmıştır. 1970’lerde Yayla suyunun Seki köy tarafından kesilmesi, Ataeymirlileri yeni arayışlara itmiştir.Zamanın Belediye başkanı Ömer Topsakal’ın gayretleriyle ovanın değişik yerlerinde sondajlar yaptırılmış, su bulunmuş yer altı sularıyla ovanın sulanması için çabalar yoğunlaştırılmıştır.Ovada sulama kanalları yaptırılmış, ovanın büyük oranda sulanması sağlanmıştır. 1985 öncesi Ataeymir çevresindeki tarım alanı dışı yerler; ağaçsız, sadece maki bitkisi çalıların bulunduğu yerlerdi.Orman Bakanlığının ağaçlandırması sayesinde Ataeymir ve çevre

Resim 14 : Ataeymirde Ağaçlandırma Çalışmaları köylerin mer’aları büyük oranda ağaçlandırılmıştır.

Türkiye Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre, 1927’den bu yana yapılan nüfus sayımlarında Ataeymir’de yaşayan kişi sayısı şöyledir : Sayım Yılı 1935 1940 1950 1960 1965 1970 1975 1980 1985 1990 1997 2000 Erkek Kadın Toplam (Sadece Karacasu kazası toplamı verilmiştir) 933 452 503 955 1.103 696 770 1.466 632 694 1.326 1.018 1.105 2.123 782 873 1.655 1.653 1.876 2.008 1.830 1.684

Cumhuriyet Döneminde Eymir Köyünde muhtarlık yapanlardan tespit edilebilenler aşağıda gösterilmiştir.Ancak, 1943’ten önce muhtarlık yapanların adlarının hepsi ve muhtarlık dönemleri belirlenememiştir.(* işaretliler vefat etmiştir)29 Adı Soyadı Hüseyin Selçuk* Rüştü Tuncer* İbrahim Yıldız* Şükrü Taktakoğlu* Ali Turgut* Ömer Topsakal Süleyman Taktakoğlu* ( Karacasu’ya göç etmiştir) Ömer Çelik* Halil İbrahim Baltalı* Ziya Güneş(Öğretmen,askeri yönetim atamıştır) İsmail İnceoğlu*(Askeri yönetim atamıştır) Süleyman Taktakoğlu( İzmir’e göç etmiştir) Ahmet Çobanoğlu(vekil) Mustafa Karataş(vekil) Halil İbrahim Baltalı* Bekir Gaga*(vekil) Ömer Çelik* Muhtarlık Yaptığı Yıllar

....... 1943 1943-1946 1947-1950 1950-1953 1954-1955 1955-1960 1960-1961 1961-1963 1963-1964 1964 1965 1965-1967 1967 1967-1972

B- Ataeymir’de Eğitimin Gelişimi Cumhuriyet döneminde İlkokul 1924’te eğitim öğretime başlamıştır.Okulun yeri Yukarı Camiinin bitişiğindeki duvarları hâlâ ayakta olan yapıdır.Bilinen ilk öğretmeni Karacasu’lu Ahmet (Saygı) Efendidir.Ahmet Saygı eski ve yeni yazı öğretmiştir.1928 sonrasında, Anamurlu İsa Efendi,Tahsin Efendi, Ali Şendur,yeni yazı ile eğitim öğretim
29

Bu bilgiler Eymir Köyü Evlenme Defterlerinden ve kaynak kişilerden derlenmiştir.

yaptırmışlardır. Köy okulları o dönemde üç yıllıktır, bir öğretmen öğrencileri birleştirilmiş sınıfta okutmaktadır.30 1944’te köylülerin katkılarıyla yapılan bina İlkokul olarak kullanılmaya başlanmış,1967’de şimdi kullanılan binanın yapılmasıyla İlkokul oraya taşınmıştır. 1970’ te Ortaokul’un açılmasıyla eski bina Ortaokul binası olarak 1993’e kadar hizmet vermiştir.1994’ten sonra İlköğretim Okulu olarak eğitim,öğretim devam etmektedir.

Resim 15 : Ataeymir İlköğretim Okulu Birinci Kademe Binası

Re sim 16: Ataeymir İlköğretim Okulu İkinci Kademe Binası

2002 yılında İlköğretim Okulunda kadrolu 1 müdür, 1 müdür yardımcısı,5 sınıf öğretmeni,3 branş öğretmeni,1 ana sınıfı öğretmeni ve 1 hizmetli çalışmaktadır Ek binalarla 9 sınıfı bulunan İlköğretim okulunun, 6 bilgisayarlı bir laboratuvarı bulunmaktadır.

Resim 18 : Ataeymir İlköğretim Okulu Halk Oyunları Ekibi

Resim17 : Ataeymir İlköğretim Okulu Halkoyunları Ekibi Ataeymir İlköğretim Okulunda 2002-2003 Eğitim öğretim yılında toplam 259 öğrenci vardır.Bu öğrencilerin 55 tanesi taşımalı eğitim çerçevesinde Dikmen ve Yeniköy’den taşınmaktadır.Taşımalı sistemle gelen öğrencilere öğle yemeği verilmektedir.31

30

İlkokuldaki ilk öğretmenlerle ilgili bilgi, sayın Ali Başalan(D.T:1915),sayın Mustafa İnceoğlu(D.T:1920)’dan alınmıştır. 31 Sayısal veriler İlköğretim Okulu Müdürü sayın Doğan Çevik’den alınmıştır.

Ataeymir’de İlkokul çok erken açılmasına rağmen, köylüler okumaya karşı çok istekli olmamışlardır.1970’li yıllardan önce köyden, Lise ve Lise dengi okullarda ve üniversitede okuyan insan sayısı azdır. 1970’den önce ,Ortaokul, Lise ve dengi okullar ile üniversitede okuduğu tespit edilebilenler soyadı sırasına göre aşağıda yazılmıştır: Adı Soyadı Mesleği Nazmi Altınöz Memur (Emekli) Musa Altınöz Çiftçi İsmail Bozkurt İmam (Vefat etti) İbrahim Coşkun Öğretmen(Emekli) Selahattin Çakmakçı İmam(Vefat etti) Arif Çardak Çiftçi Mustafa Çelebi Öğretmen(Vefat etti) Medine Çelebi Öğretmen(Emekli) Münire Çelebi Ebe(Emekli) Ali Çelebi İmam Durmuş Ali Çelik Sağlık Memuru(Emekli) Ali Rıza Dirik Öğretmen (Vefat etti) Ömer Erçetin İşçi ( Emekli) Ali İhsan Erçetin Memur Lütfiye Gaga Hemşire(Emekli) Nusret Gezgin Sağlık Memuru (Emekli) Veysel İnceoğlu Assubay (Emekli) Ahmet İnceoğlu Assubay (Emekli) Muhammet İnceoğlu Müftü Rıfat İnceoğlu Öğretmen(Emekli) Hüsamettin İnceoğlu İmam Şevket Kavaklı Öğretmen(Emekli) Durdu Kerman Memur (Vefat etti) Ali Kerman İmam(Emekli) Tahsin Korkut Memur (Emekli) Cemal Özdemir Memur Ergül Taktakoğlu Eczacı Cumhur Taktakoğlu Doktor Erdoğuş Topsakal İnşaat Mühendisi(Emekli) Cevdet Varyemez Makine Mühendisi(Emekli) İsmail Yağcıoğlu Sivil Savunma Müdürü Emine Yıldırım Öğretmen(Emekli) Serpil Yıldız Öğretmen(Emekli) 1970’de Ortaokulun açılmasıyla okumaya karşı ilgi artmış, köyden bir çok kişi, lisede ve üniversitelerde okumaya başlamıştır.Bugün Ataeymir’den değişik mesleklerden insanlar, serbest ya da kamu görevlisi olarak çalışmaktadırlar. Ataeymir’de 1970 sonrası 2 yıllık yüksekokul ve üniversitede okudukları tespit edilebilenler, varsa meslekleriyle birlikte aşağıda soyadı sırasıyla gösterilmiştir:(* işaretli olanlar İlkokulu Ataeymir’de okumamışlardır)32
32

Bu listenin hazırlanmasında; Ali Altıntaş , İlhan Altınöz, Yaşar Bozoğlu, Ömer Ciğer, Musa Çam , Süleyman Çardak, Osman Çelebi, Bekir Görmez,Mustafa Gökgedik, Mehmet Karakaş,Öğrt.İbrahim Kırtaş, Mehmet Özbilen , Mesut Yağcıoğlu yardımcı olmuşlardır.(İsimler soyadı sırasıyla yazılmıştır)

Adı Soyadı Hüseyin Alkan Zeliha Altıntaş Raşit Altınöz Mehmet Altınöz Mehmet Altınöz Zeliha Altınöz İlhan Altınöz Fatma Altınöz Mutlu Altınöz Leyla Altınöz Fatma Altınöz Seyhan Altınöz Himmet Altınöz Serpil Altınöz Dilber Altınöz Özlem Altınöz Cihan Altınöz Rıza Altınöz Serpil Altınyıldız Sadi Bozkurt* Süleyman Bozoğlu Ömer Bozoğlu Şerife Çakmakçı Selcan Çakmakçı Gülfidan Çakmakçı Nursel Çakmakçı Adnan Çam Ali Çam Saime Çam Halil Çardak Sevinç Çardak Şerife Çardak Elif Çardak İsmail Çelik Umut Çelik* Bircan Çelebi Meral Çelebi Gülay Çelebioğlu Ayşe Ciğer Bünyamin Çobanoğlu Ayşe Dikmen Aliye Dikmen Ali Dikmen Süleyman Dikmen Aydın Dikmen Emine Dikmen Filiz Dikmen Ayseren Dikmen

Mesleği/Öğrenim Durumu Mühendis Hemşire Öğretmen Öğretmen Ziraat Teknisyeni Öğretmen Banka Denetçisi Öğrenci Öğretmen Öğrenci Memur Öğretmen Öğrenci Hemşire Hemşire Hemşire Memur Bankacı Hemşire Avukat Hakim Öğrenci Hemşire Hemşire Öğretmen Öğretmen Öğretmen Polis Öğrenci Sağlık Memuru Öğretmen Laborant Öğrenci Dr.Biyoloğ Veteriner Öğretmen Öğretmen Öğrenci Öğretmen İcra Müdürü Öğretmen Hemşire Veteriner Öğretmen Memur Öğrenci Öğrenci Y.ok.mz.

Tekin Dikmen Mehmet Dikmen* Şenol Dirik Şefika Dirik* Erdal Dirik Alper Dirik Hüsamettin Dalgıç Mehmet Baki Durmaz Muammer Durmaz Timur Durgut Osman Duru Aysun Duru Ali Duman Celal Duman Emine Demirel İzzet Demirel* Ayşegül Düzalan Dilek Düzalan Bülent Erçetin* Ahmet Erçetin Mustafa Gezgin Ünsal Gezgin Mustafa Gündeay Süleyman Gündeay Dilek Göksu İsmail Göksu Önder Göksu* Emine Göksu* Mehmet Gökdemir Mustafa Gökgedik Alim Görmez Halil Görmez Hediye Gündoğdu Mehmet İnceoğlu İrfan İnceoğlu* Özlem İnceoğlu* İsmail İnceoğlu Nihal İnceoğlu* Seval İnceoğlu* İlhami İnceoğlu İdris İnceoğlu Berna İnceoğlu* Hacer İnceoğlu* Salih İnceoğlu* Leyla Kabakçıoğlu Fatma Karakaş Yılmaz Karakaş Nilüfer Karakaş Mehmet Karakuzuoğlu Fatma Karataş

Y.ok.mz. Mimar Öğretmen Diş Hekimi Subay Y.ok.mz. Öğretmen İmam Öğretmen Elektrik Teknisyeni Öğretmen Öğrenci Öğretmen Biyoloğ Y. ok.mz. Öğretmen Hemşire Öğrenci Öğretmen Assubay Öğretmen Öğretmen Polis Kimyager Öğrenci Memur Tercüman Hakim Müteahhit Elektrikci Öğretmen Laborant Öğrenci Mimar Öğretmen Öğrenci Hakim -Müfettiş Doktor Bilgisayar Proğramcısı Öğretmen Öğretmen Öğretmen Öğretmen Subay Öğretmen Hemşire Öğretmen Y.ok mz. Öğrenci Hemşire

Süleyman Kayhan Ömer Kayhan Memduh Kerman Resul Kerman Mustafa Kerman İbrahim Kırtaş Ali İhsan Kırtaş Fatih Kırtaş Raziye Kırtaş Kemal Okkalı Mehmet Ozan * Kenan Ozan* İsa Özbilen Perihan Özbilen Aysel Özbilen Mehmet Özbilen Adnan Özdemir Gülsüm Özdemir Besim Özdemir Sevcan Peker Aşkın Selçuk Zübeyde Serdar Perihan Serdar Aynur Serin Gülay Taktakoğlu* Nuray Taktakoğlu* Mehmet Tuncer Rüştü Tuncer Mehmet Toker Muammer Topsakal Enver Topsakal Türkan Topsakal Emre Topsakal* Esra Topsakal* Mustafa Topsakal Faruk Topsakal* Melâhat Tungut İsmail Varyemez* Tolga Varyemez* Olga Varyemez* M.Tamer Varyemez* Mesut Yağcıoğlu Hasan Yağcıoğlu İsmail Yağcıoğlu Ahmet Yıldırım Mehmet Yıldız

Y.ok.mz. Y.ok.mz. Doktor-Öğretim üyesi. Öğretmen Öğrenci Öğretmen Öğretmen Öğrenci Öğrenci Öğretmen Subay Öğretmen Öğretmen-Avukat Hemşire Y.ok.mz. Avukat Öğretmen Hemşire Öğretmen Y.ok.mz. Memur Hemşire Öğretmen Öğrenci Doktor Su Ürünleri Fakültesi Mz. Elektrik Teknisyeni İnşaat Teknisyeni Assubay Öğretmen Öğretmen Öğretmen Petrol Mühendisi İşletmeci Subay ........... Ziraat Mühendisi. Subay Bilgisayar Mühendisi Deniz Bilimleri Mühendisi Öğrenci Öğretmen Öğretmen Öğretmen Orman Mühendisi. Öğretmen

C- Ataeymir Belediyesi’nin Kurulması ve Gelişmesi

Resim 19 : Belediye Binası Eymir’de 4 Haziran 1972 tarihinde belediye kurulmuştur.Eymir adı Selanikli olarak değiştirilmiştir.Belde ,Cumhuriyet Mahallesi, Fatih Mahallesi, Mecidiye Mahallesi olarak üç mahalleye ayrılmıştır.Selanikli adı 1974 yılında Belediye Meclisinin aldığı karar doğrultusunda,Bakanlar Kurulunun 24.4.1975 tarih 719858 tarihli kararıyla, Ataeymir olarak değiştirilmiştir.Selanikli adının değiştirilmesinde beldenin adının önemli bir Türk boyuna ait olması ve insanların kafasında yer etmesinin etkisi büyüktür.Ataeymir olması ise,Aydın İli’nde bulunan diğer Eymir adlı yerleşim yerleri ile, yazışmalarda karışıklığa sebep olmasıdır. 1972-2002 döneminde Ataeymir Belediye Başkanlığı yapanlar: Adı Soyadı Ömer Çelik Ömer Topsakal Altan Türe (1980’de askeri yönetim atamıştır.) Mustafa Germe Ali Uysal Mehmet Başalan Süleyman Çardak 1972-2002 döneminde mahalle muhtarlığı yapanlar: Adı Soyadı Mahallesi Mehmet Çelebi .Mahalleler ayrılmadan muhtarlık yapmıştır. Ali Uysal Cumhuriyet İsmail Alkan Cumhuriyet Ahmet Danış Cumhuriyet Mustafa Gündeay Cumhuriyet Rıza Demirel Fatih Halil Can Fatih İsmail Şen (Vekil) Fatih Rıza Demirel Fatih Erdinç Duman Fatih Başkanlık Dönemi 1972-1973 1973-1980 1980-1984 1984-1989 1989-1994 1994-1999 1999- devam ediyor.

Muhtarlık Dönemi 1972-1973 1973-1984 1984-1989 1989-1999 1999- devam ediyor. 1973-1978 1978-1981 1981-1984 1984-1999 1999-devam ediyor.

Halil İbrahim Dirik Ali Dirik Hasan Özdemir

Mecidiye Mecidiye Mecidiye

1973-1984 1984-1989 1989-devam ediyor.

Bugüne kadar muhtarlık ve Belediye başkanlığı yapan bütün idareciler,beldenin ihtiyacını gidermek için önemli çalışmalar yapmışlardır. 2002 yılı itibariyle Ataeymir Belediyesinde başkan hariç 6 memur,6 işçi çalışmaktadır. Belediyenin 1 dozer, 2 greyder,1 itfaiye kamyonu,1 çöp kamyonu,1 damperli kamyon,3 traktör,1 4x4 kepçe,1 traktör kepçe,1 makam aracı mevcuttur.33 Ataeymir’e 1972’de elektrik gelmiştir.1972’de Karacasu-Ataeymir arası yol asfalt olmuştur.1975’ te de Ataeymir-Tavas yolu asfalt olarak yapılmıştır.Ulaşımın iyileşmesi araç sayısını artırmış,köylüler hem ürettiklerini pazarlama hem gezme amacıyla çevre kentlere daha çok gidip gelmeye başlamışlardır. PTT 1972’den, Kültür Bakanlığı Ataeymir Kütüphanesi 1983’ten , 1986’dan bu yana Tarım Kredi Kooperatifi hizmet vermektedir.Ayrıca 1978’ten beri Toprak Su Kooperatifi de faaliyettedir.1985’te Sağlık Ocağı açılmıştır.Açıldığından bu güne doktor ve hemşiresiyle hizmet vermektedir. Belediyenin ekmek fırını 1975, akaryakıt istasyonu 1987 yılından bu yana çalışmaktadır. Beldede 3 tanesinin mülkiyeti Belediyeye ait ,6 tane kahvehane halen çalışır durumdadır.Cuma günleri Pazar kurulmaktadır.Beldenin ihtiyacını karşılayacak bir parkı da vardır.

Resim 20 : Cuma Pazarı Ticarethane olarak; 7 bakkal,1 lokanta, 2 marangoz atölyesi, 2 demirci dükkanı, 3 berber dükkanı,1 oto tamircisi,1 sıhhi tesisat ve elektirik malzemesi dükkanı,1 tuhafiyeci dükkanı, 2 elektrikle çalışan un değirmeni, özel sektöre ait Melengiç Deresi’nde maden ocağı bulunmaktadır. D- Ataeymir’de Maniler, Özlü Sözler,Türküler Maniler

33

Belediye ile ilgili bilgiler, Ataeymir Belediyesi’nden alınmıştır.

Ataeymir’de, özellikle okuma yazma bilmeyen bazı yaşlı kadınlar iyi mani söylerler.Bu maniler sözlü kültür açısından önemlidir.Manilerin konuları sevgi, aşk, ölüm, ayrılık,vb.yaşamın her alanıyla ilgili olabililir.Bazı mani örnekleri şunlardır; 1Ördek isen göle gel Şahin isen yola gel. Hakikatli yar isen, El ettiğim yere gel.34 Pencereden bakıyor Lokum şeker atıyor Yanağına gül takmış Salındıkça kokuyor Yol kıyısında evimiz Nedir bizim sevimiz Bu seviler bizdeyken Ayrılmayız ikimiz. Çadır kurdum düzlere Diken oldum sizlere İşte geldim gidiyorum Hayalim kalsın sizlere Taş üstüne taş koydum Gül yastığa baş koydum Yarim gelecek diye Sağ yanımı boş koydum Kaşık aldım oymadan Ağzıma lokma koymadan Ne tez gelmiş ayrılık Ben Dünya’dan doymadan 3Hey dağlar dağlar Bülbül gül için ağlar Koyverin yarim gelsin Dinsiz imansız dağlar.35 Evimin önünde pınar Elimi soksam elim donar Tez buldum tez ayrıldım Yüreğim ondan yanar. Mendilim benek benek Ortasında kelebek Yazı birlikte geçirdik Güzün ayırdı felek. Fistanım var kırmızı Şu gelen kimin kızı Çifte yılanlar soksun Yarimle yatan kızı. Denizim var denizim Çadır serili çeyizim Jandarma Hasan’ı görünce Küle döndü benizim.36 Kahvenin piştiği yerler Pişip de taştığı yerler Güzel çirkin tanımaz Sevinin düştüğü yerler.37

2-

4-

5-

10-

6-

11-

7-

12-

8-

13-

9-

Şu taşlar dikim dikim Dolaşsın gelsin hekim Kaynanam yok ise Babam olsun vekilim. Özlü Sözler Yerel düzeyde yaygın olarak söylenen, yöre insanının yaşam anlayışını anlatan sözlerin kültür açısından önemi büyüktür.Bu sözlerle anlatılanlar uzun bir yaşam deneyimin ürünüdür.Elbette belli koşullarda ortaya çıktılar,belli değer yargılarını içerirler.Yaşam şartları değiştikçe bazıları değerini yitirmiştir.Ama yine de geçmiş yaşantıyı yansıtması açısından tarihçiler,halkbilimciler vb. açısından önemlidirler.
34 35

1,2,5,6,7,8,9 no’lu maniler Elmas Altıntaş (DT:1938)’tan derlenmiştir. 3,4,10,11 no’lu maniler Elif Çardak (DT:1934)’tan derlenmiştir.Kaynak kişi, 11 no’lu maninin kendisinin olmadığını başka bir hanımın olduğunu belirtmiştir.Asıl söyleyen kişiyle görüşemediğim ve iznini almadığım için adını belirtmedim. 36 12 no’lu mani, Himmet Altınöz (DT:1919)’den derlenmiştir. 37 13 no’lu mani ,Halil İbrahim Duman (DT:1933 )’dan derlenmiştir.

Çocuklu karı, sıpalı eşekle yola çıkma. Eldeki(yabancıdaki) gömlek eskimez. Baba oğula bağ bağışlamış, oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş. Korkma zemherinin kışından, kork Nisan beşinden. Güvenme dayına ,ekmek al yanına. Canavara (kurt) sormuşlar: Ne zaman yaylaya çıkacaksın?Çobanlara bağlıyım ,demiş. Canavara neden boynun kalın demişler, kendi işimi kendim görürüm, demiş. Cahil insanın kafasından bir torba saman eksiktir. Sadaka çok bela savar. Deve ırak gider,öğürdünü güder. Yiğit vurmayla,beylik giymeyle ,ağalık vermeyle olur. Çobanın gönlü olursa, tekeden süt çıkarır. Kız alırken kardeşli yerden, tarla alırken taşlı yerden alma. Erken kalkan ve erken evlenen aldanmaz. Keçinin uyuzu , pınarın gözünden su içer. Sütlü koyun sürüden atılmaz. Ortak ineğin olacağına,tek başına buzağın olsun. Dere kenarından tarla alma sel alır, kendinden genç karı alma el alır. Hırsız keçinin hırsız oğlağı olur. Ağustos’tan sonra ekilen darıdan,kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez. Yerli düşman dost olmaz, tilki derisinden post olmaz. El elle olur, kör tavuk birbiriyle olur. Boşadığın karının topuğuna bakılmaz. Canavarın yaraladığı canavarın olur. Suyun sessiz akanından, insanın yere bakanından kork. Hocanın kızını,eşeğin bozunu, soğanın ağını alma. Analı kuzu yarda, anasız kuzu yerde oynar. Tabak sevdiği deriyi yerden yere çarpar. Isıracak köpek havlamaz. Köpek ne yapsın takkeyi, tin tin ederken düşürür. Çatal kazık yere gitmez. Türküler Ataeymir yöresinde yaşamış bir ozandan, âşıktan, kaynak kişiden derlenmiş türkü yoktur.Düğünlerde söylenen türküler ,Tavas, Aydın, Muğla,Burdur yörelerinin zeybek havalarıdır.Bazı zeybeklerin sözü yoktur, sadece oyunları vardır. Sözü olan, yaygın olarak düğünlerde oynanan veya söylenenlerden bazıları şunlardır; Eski Tavas Zeybeği (Yöre:Tavas ) Haydülen de haydülen,ineğiyle danası Kızı da bana yangın,ne karışır anası Haydülen de haydülen, karaç kestim güründen Neden de vurdun sen beni, öncek öldürdün, Haydi gelmiş efeler Sobaların da Kuru da Meşe Yanıyor (Yöre:Tavas,Derleyen: Özay Gönlüm) Sobalırın da kuru da meşe yanıyor Efem Yanıyor da Memed Efe’m de üşümüş de donuyor

Boncuklu da gelin ortalıkda dönüyor da, dönüyor Gar mı yağıp ba Yaren Göme’nin dağına Efe’m Memed ağam da oturu da vermiş, efelerin de sağına “Çıkam haden” der,”şu dağların başına” da başına Yörük Ali Türküsü ( Yöre : Aydın) Şu Dalma’dan geçtin mi? Soğuk sular içtin mi? Efelerin içinde, Yörük’de Ali’yi seçtin mi? Hey gidinin efesi, Efesi, efelerin efesi. Cepkeninin kolları, Parıldıyor pulları, Yörük de Ali geliyor, Açıl Aydın yolları. Hey gidinin efesi, Efesi, efelerin efesi. Al Yazmam dalda Kaldı (Yöre: Korkuteli ) Çay benim çeşme benim, Aman derdimi deşme benim. Hakikatli yâr isen, Aman önümden geçme benim. Al yazmam dalda kaldı, Aman gözlerim yolda kaldı. Yıkılası meyhane, Aman serhoşum nerde kaldı? Çakırcalı Mehmet’in Türküsü ( Yöre: Aydın) Bu türkü Ege’nin ünlü Efelerinden Çakırcalı Mehmet Efe’nin 1911 de Karıncalı Dağ’da öldürülmesinden sonra yakılmıştır.Ataeymir’de eskiden düğünlerde çalındığı, söylendiğini şimdi 60 yaşın üzerinde olanlar hatırlamaktadırlar.Bu türkü son yıllarda radyo ve televizyonlarda da söylenmektedir.38 Mezarımın taşı Bozdağ’a karşı, Üstünün toprağı gözümün yaşı Çakırcalı Memedi vurdular, akşama karşı. Uyan anam uyan, gör neler oldu Karıncalı Dağ başı , kan ile doldu
38

Efeler için bkz. Sabri Yetkin, Ege’de Eşkiyalar, İstanbul 1996.

Çekin kıratımı binek taşına Kollarım ermiyor eyer kaşına Karıncalı Dağ ‘da geldi, ölüm başıma. Ağla bacım ağla, günler doğunca Beni kaldırmasınlar, sen gelmeyince

IV.BÖLÜM ATAEYMİR’DE GÜNLÜK YAŞAM
ATAEYMİR’DE YAŞAMIN GEÇİŞ DÖNEMLERİ VE GELENEKLER Dünyanın her yerinde insan yaşamının üç önemli geçiş dönemi vardır.Bu geçiş dönemleri , doğum, evlilik ve ölümdür.Bu geçiş dönemleri kendi içinde alt ayrımlara tâbi tutulabilir.Bu geçiş dönemleri her toplumda törensel bazı işlemlere konu olur.Törensel işlemlerin farklı gerekçeleri vardır.Herhalde en önemli gerekçe geçiş dönemlerinde insanların

zayıf olduğu düşünüldüğünden dolayı ,toplumsal dayanışma içinde olma isteğidir. Geçiş dönemlerinde yapılan törensel işlemler,ait olunan sosyal gruba göre değişiklik gösterir.Bu törensel işlemler, bireyi olduğu sosyal grubun üyesi olarak yapması gerekenleri öğretir.Ait olduğu toplumun üyesi olmayı kolaylaştırır.Geleneksel topluluklar olan küçük yerleşim yerlerinde bu törensel işlemlerin önemi büyüktür. Günlük yaşamda pek farkında olmadığımız halde, geçiş dönemlerinde törensel işlemler karşımıza çıkar, bireyleri belli davranış kalıpları içine girmeye zorlar. a-Doğum Yaşamın ilk geçiş dönemi doğumdur.Doğum her toplumda mutlu bir olay olarak değerlendirilir.Yeni bir birey, aile için soyun devamıdır,aile ocağının tütmesi demektir.Sülâle için de çocuk önemli sayılır.Sülâlenin kalabalık olması bütün geleneksel toplumlarda güvence olarak görülmüştür. Her doğum ailede ana ve babanın saygınlığını artırır.Her yerde olduğu gibi Ataeymirde de doğum öncesinden,doğum sonrasına kadar birçok törensel işlem,eylem anne ve babayı belli davranışlara iter. Evlenen insanlardan ilk beklenen hemen bir çocuklarının olmasıdır.Eğer çocugun olması gecikirse,bazı sağaltma yollarına başvurulur.Bunlar şu başlıklar altında toplanabilir; 1- Dinsel, büyüsel nitelekte olanlar:Hocaya gitme, yatırlara gitme. 2-Halk hekimliğiyle ilgili olanlar:Bel çekilmesi, kaplıcalara gitme . 3-Doktora,ebeye,hastahaneye gitme:Yukarıdaki işlemler çare etmezse bu yollara başvurulur. Eğer kadın hamile kalırsa,gebelik döneminde belli bazı şeylere dikkat etmelidir.Ağır eşya kaldırmama, bazı gıdalardan sakınma gibi.Köyde hamile bayanlara ,iki canlı ,yüklü gibi adlar takılır.İyi beslenmesine özen gösterilir. Doğum eskiden evlerde, deneyimli bir hanım gözetiminde yapılırdı.Şimdi genelde hastahanede ve ebe gözetiminde yaptırılmaktadır. Çocuğun göbeği düştüğünde, rastgele yere atılmaz.Ya toprağa gömülür,ya da büyüdüğünde nasıl olması isteniyorsa ona göre işlem yapılır.Hoca olması isteniyorsa Camii avlusuna, okuması isteniyorsa okul avlusuna gömülür.Hayvanları sevmesi isteniyorsa ahır duvarına konur. Çocuk doğduktan sonra 40 gün daha çok özen gösterilir.Bu hem annenin kendini toparlaması, hem bebeğin sağlıklı gelişmesi için önemlidir. Bebekler tahta veya demir beşiklerde büyütülür.Daha çok özel çaput bezler kullanılır.Daha Resim 21 : Yeni az olarak hazır bebek bezi kullanımı da vardır. Tuzlanmış Bebek Küçük çocuğu olan anneler , ilk 40 gün içinde birbirlerinin çocuklarını görmeye gitmezler.Bunun sebebi çocukların kırkı karışır düşüncesidir.Eğer cinsiyet farkı varsa küçük çocuğu olan anneler birbirlerinin çocuklarını emzirmek istemezler.Süt kardeşi olanların evlenmeleri mümkün olmadığı için bu konuda dikkatli davranırlar. Çocuk kırk günlük olunca hâlâ törensel yıkama işlemi yapılır.Ayrıca çoçuklar mutlaka tuzlanır.Tuzlama işleminin çocuğun büyüdüğünde terinin kokmasını engellediğine inanılır. Ad koyma Türk toplumunda ad koymanın köklü bir geçmişi vardır.Ad varlıkların birbirinden kolay ayırt edilmesi için zorunludur.Aynı zamanda yasal bir zorunluluktur.Çocuğa ad koyma

bazı törensel işlemleri gerektirdiği gibi, ad verilirken özenle seçilmesi gerekir.Kimse, çocuğunun adını kötü çağrışımlar yapacak adlar koymaz. Ad sosyal, yasal bir zorunluluk olmanın ötesinde dinsel bir simgedir.İnsanların adlarıyla inançları arasında yakın ilgi vardır.Ataeymir’de, çocuklara ad koymada şu konulara dikkat edilir; 1-Anne veya babanın adını koyma 2-Önceden vefat eden kardeş,amca,dayı,hala,teyze,yeğen varsa onların adını koyma 3-Beğenilen sanatçı ve siyasetçinin adını koyma 4-Tarihi şahsiyetlerin adını koyma 5-Çocuğun doğduğu gün ve ayla ilgili ad koyma 6-Çiçek adları koyma 7-Asker arkadaşının, komutanın adını koyma 8-Kur’an da geçen kelimelerden ad koyma Eş dost çocuk görmeye mutlaka bir hediye alarak “ömürlü olsuna” gider.Amaç dayanışmayı geliştirmektir.Götürülen hediye, samimiyete, yakınlığa, ekonomik duruma göre değişiklik göstermektedir. Sünnet Ataeymir’de erkek çocuklar için en önemli geleneksel işlemlerden biri sünnettir.Hiçbir anne baba çocuğunu bu törensel işlemden mahrum bırakmak istemez.Erkek çocuğu olmayan aileler “bir oğlumuz olmadı ki sünnet düğünü yapalım” diye sitem ederler.Bir yıl çalışıp bir günlük tören için harcama yapılması yaygındır.Ailelerin bu işi ne kadar önemsediklerini bu yaygın uygulama göstermektedir. Sünnet sözcüğü Arapça kökenlidir, ilk anlamı işlek yol demektir.Ancak halkın verdiği anlam daha geniş olarak; Allah’ın yolunu ve insanın âdet durumuna soktuğu iyi davranışı ifade eder.İslam inancında Hz.Muhammed’in yaptığı,yapmayı öğütlediği şeylere uymayı anlatır.İnsanlar daha çok bu yönüyle sünneti önemserler. Çocukların sünnet edilmesi sadece ,İslâma özgü değildir.Yahudilerde ve başka bazı toplumlarda Resim 22 : Sünnet Çocuğunun da bu âdet vardır.Sünnet özünde erkek çocuğun Gezdirilmesi erkeklik organın ucundaki derinin cerrahi bir işlemle kesilmesidir.Dinsel,kültürel,sağlık yönünden yapılması gerektiği yönünde görüşler vardır.39

39

Bkz.Sedat Veyis Örnek, Türk Halkbilimi,Ankara 2000,s.174; Pertev Naili Boratav,Türk Folkloru,İstanbul 1973, s.193-199; Muhammed Hamidullah “Sünnet”, İA,cilt 11(1979),s.242-245.

Resim 23 : Sünnet Çocuklarının Gezdirilmesi Ataeymir’de sünnet İlköğretim çağında yapılır.Bazı durumlarda çok küçük bebekler bile sünnet ettirilir.Sünnet zamanı çocuğun okula gidip gitmemesi, işlerin yoğun olup olmamasına göre değişir.Mümkün olduğu kadar Kış mevsiminde yapılmaz.Sünneti,sağlık memurları,doktorlar yapmaktadırlar. Çocuklar sünnete hem ruhsal olarak, hem sünnet giysileri alınarak hazırlanır.Sünnet töreninde yemek verilmesi,mevlit okutulması usüldendir.Misafirler, çocuklara para, altın takarlar.Bazen çocuklara hediye alındığı da olur. b-Evlenme Yaşamın ikinci geçiş dönemi olan evlenme ,her toplumda önemsenen, belirli törensel işlemlere tâbi olan bir olaydır.Toplumların temeli olan aile, insanların sosyalleşmesinde, ailelerin dayanışmasında, yeni akrabalıklar kurulmasında, kültür aktarımında ,çocukların mutlu yetiştirilmesinde her çağda önemli olmuştur. Ataeymir’de; geleneksel evlenme biçimi olan görücü usül, büyük oranda varlığını sürdürmekle birlikte,ayrıca anlaşmalı evliliklerin yapıldığı da görülmektedir.Ancak, asıl olan Resim 24 : Kız Evinden Gelinin çocukların isteğidir.Anne babalar, çocuklarını Çıkarılması istemediği kişilerle evlendirmeyi istememektedirler.Ayrıca erkeğin askerliğini yapması genelde aranır.Gelinle, oğlanın ailesi oğlan askerdeyken sorun yaşanmasını istemediği için bu konuya dikkat edilir.Ancak bu kesin kural değildir.Erkek askerliğini yapmadan da evlilikler yapılmaktadır. Ataeymir’de kızlar için evlilik çağı 17,18 yaşlarında başlar.Daha erken yaşta evlilikler çok az yapılır.Erkekler için bu yaşlarda başlamakla birlikte,evlilik çağı daha uzundur.Kızların erken evlenmesi desteklenir.Kız satımı kuzu satımı denir.Sürenin kısa olduğu, zamanı geçerse evde kalacağından endişe duyulduğunu anlatmaktadır.İlkinden dönen mülkünden dönmüş demektir, sözü de köyde kullanılır.Bu sözle kızların ilk isteyenle evlenmesinin iyi olacağı anlatılmak istenir.

Kız İsteme Köy içinden evliliklerde ,insanlar birbirlerini tanıdıkları için, gençler eğer birbirlerinden hoşlanıyorlarsa, oğlan tarafının evlenme isteğini önce kızın ailesine iletmesiyle bu istek ortaya konulur. Aracıların verdiği bilgiye göre, işin resmi olan kısmı başlar veya başlamaz. Oğlan babası için,kız isteyip olumsuz sonuçlanması iyi karşılanmaz.Bu nedenle olumlu sonuçlanma ihtimali yüksek olacak durumlarda, kız istemeye gidilir. Oğlanın anne babası, varsa dedesi veya kızın ailesiyle iyi görüşen hatırı sayılır kişilerle birlikte kız istemeye gidilir.Önceden haber verilerek gidilmesi kuraldır.İstisna olarak habersiz de gidilebilir. Kız istemek için , Perşembe ve Pazar akşamları gitmek alışkanlıktır.Bu günler dışında gitmek görgüsüzlük olarak nitelenir. Kız istemeye giden kişiler, hoş beşten sonra, geliş amaçlarını söylerler.Türkiye’nin bir çok yerinde olduğu gibi; “ Allah’ın izni Hz. Peygamberin kavliyle kızınız.............., oğlumuz.............istiyoruz. Biz münasip gördük siz ne dersiniz”, denir. Kız tarafı “düşünelim, taşınalım, kızımıza soralım, nasipse olur,”derler.Cevabın olumsuz olma ihtimali büyükse, bu mesele için bir daha gelmeyin, diye söylenir.Cevabın olumlu olma ihtimali yüksek olsa bile, ilk defa kız istemede kabul edilmez.İlk defada evet denilmesi ayıp karşılanır. İkinci defa gidildiğinde cevap olumlu ise söz kesilir,kız tarafı söz mendili ve içinde iç çamaşırı, gömlek,vs. eşyalar olan bir bohçayı oğlan tarafına verir. Kız isteme işi bu şekilde sona erer.Daha sonra nişan, düğün zamanı belirlenir. Nişan ve Düğün Eskiden nişan genellikle ayrı yapılırdı.Takı takılması temel özelliğiydi.Günümüzde daha çok düğünle birlikte nişan yapılmaktadır.Düğün için duyuru 30-40 yıl önce oku/okuntu denen genelde küçük bez cep mendili, yakın akrabalara havlu veya başka bir şey verilerek düğüne davet işlemi yapılırdı.Günümüzde davetiye bastırılıp dağıtma daha yaygın hale gelmiştir. Köyde bütün evlerin dolaşılarak,şeker,helva gibi şeyler bırakılarak ayrıca davet işlemi hâlâ varlığını sürdürmektedir.

Resim 25 : Takı Töreni (1976)

Resim 26 : Takı Töreni (2001)

Düğünler,işlerin yoğunluğunun az olduğu zamanlarda daha çok yapılır.Erkek tarafı;kız tarafı için çengici-çalğıcı kiralar,erkeklerin eğlenmesi için de davulcu zurnacı,sazcıdan,cümbüşcüden vb. oluşan çalgıcı tâbir edilen bir ekip kiralar.Geleneksel düğünler haftada üç gün devam eder.Cuma,Cumartesi,Pazar ya da Salı, Çarşamba, Perşembe. Salı günü başlayan düğüne ters düğün denir. Günümüzde sadece bir günde bitirilen düğünler de yapılmaya başlanmıştır.Çağımızda işlerin yoğunluğu eski âdetleri değiştirmeye başlamıştır.

Yeni bir aile kurulurken,kızın ve oğlanın aileleri ekonomik durumlarına göre yeni evlenecek çocukların ihtiyacı olan her eşyayı almaya çalışırlar.Oğlanın babası gelinin ziynet eşyalarını,yatak odası takımlarını genellikle alır.Kız tarafı beyaz eşya türü olanları almaktadır. Misafirler düğüne gelirken ya hediye getirirler,ya da zarf içinde para getirirler.Bazı misafirler takı töreni yapılırken,para veya ziynet eşyası takarlar. Resmi nikah belediye başkanı tarafından yapılır.İmam nikahı genelde,gerdeğe girmeden önce, çağrılan bir imam tarafından yapılmaktadır. Gelinlikler hep beyazdır.Başka renk kullanılmaz.Gelinin eline kına yakma âdeti varlığını korumaktadır.Damatlara kına yakılmaz.Gelinin eline kına yakarken bazı maniler söylenir. Düğünlerde mutlaka yemek pişer,düğüne gelenlere yemek sunulur.Düğünlerde pişen yemekler mevsimine göre değişmektedir.Başlıca düğün yemekleri şunlardır; Keşkek, şehriye çorbası, güveç,nohut,lahana sarması, patates, patlıcan dolması, kuru fasulye,taze fasulye,pirinç pilavı,turşu,helva, vs. Bu yöre kültürel geçiş bölgesi olduğu için çok farklı oyunlar oynanmaktadır. Aydın Zeybeği,Muğla Zeybeği ,Tavas Zeybeği, Harmandalı Zeybeği, Al Yazma Zeybeği gibi bölgesel oyunlar düğünlerde en çok oynananlardır.Ayrıca moda olan oyunlar kadınlar tarafından oynanır. Gelin alma,yaklaşık 30 yıldır taksiyle yapılmaktadır.Daha önce atla gelin alınır,damadın evine getirilirdi.Gelin alıcılar gelince,erkekler yöresel oyunlar oynarlar.Gelin evden çıkarken genelde,Gelin Ağlatması Türküsü, Şen ola gelin Şen ola türküleri çalınır. Gelin, evden babası veya babası ölmüşse bir aile büyüğünün refakatında çıkarılır, damadın babasına, ölmüşse bir aile büyüğüne teslim edilir.Damat gelin alma sırasında araçta bekler.Gelin araca getirilir,damada teslim edilir,gelin arabasıyla damadın evine götürülür. Gelin babasının evinden çıkarken gelinin annesi, damadın evine girerken, damadın annesi, buğday şeker,metal paralardan oluşan saçıyı gelinin başının üstünden saçar.Buğdayın anlamı bereket,şekerin anlamı gelinin dili tatlı olsun, paranın anlamı yeni evliler bolluk içinde yaşasın ,demektir.Gelin yeni evine gelince, kucağına erkek çocuğu verme âdeti vardır.İlk çocuğu erkek olsun diye. Damadın geline yüz görümlüğü hediyesi verme âdeti hâlâ devam etmektedir.Bu hediye genelde takı eşyası olur.Eskiden, koyun keçi,sığır verildiğini yaşlılar belirtmişlerdir. Gelin yeni evine gittikten sonra, kız evi damada, haşlanmış tavuk,tatlı vs.yemek gönderme âdeti hâlâ devam etmektedir. Düğünün bitmesinin ertesi günü güvey çağırması vardır.Damat ve eşinin kayın babasının evine gitmesi âdettir. c-Ölüm Yaşamın son geçiş dönemi olan ölüm karşısında, bütün toplumlarda bazı törensel işlemler gelişmiştir.Ölüm karşısındaki çaresizlik, bu törensel işlemlerin ortaya çıkmasında en etkili olanıdır. Ölüm karşısında yapılanlar belli başlı üç ana başlık altında toplanabilir; 1-Ölünün, yakınları gözünde öte dünyada mutlu olmasını sağlamaya yönelik olanlar. 2-Ölünün, geride kalanlara zarar vermesini engellemesine yönelik olanlar. 3-Ölünün, yakınlarını teselli etmeye yönelik olanlar. Ölüm gerçekleştiğinde ilk önce,ölünün gözü açıksa kapatılır,çenesi bağlanır.Bunlar görünüşünün kötü olmamasına yöneliktir.Sonra akrabalarına haber verilir.Camiiden Salâ verilir.Köylüler ölen kişinin evine baş sağlına gelirler.Akrabalar ve komşular yapılması gerekenler için yardımcı olurlar.Acı paylaşılır, yakınlar teselli edilir.

Baş sağlığında özellikle şu sözler söylenenir; Başınız sağ olsun Emir Allah’tan geldi, ne yapalım,Allah’ın yanında sevgili imiş. Allah daha büyük acı göstermesin Ölenle ölünmez. Ölüme dağlar dayanamamış,insanoğlu dayanmış. Hepimizin gideceği yer orası. Evden eve gezen ölüm,her düzeni bozan ölüm. Allah iman, Kur’an nasip etsin. Ölünün cinsiyeti erkek ise genelde imam, kadın ise ölü yıkamada deneyimli bir hanım tarafından ılık su ile yıkanır,kefenlenir. Ölünün uzaktan beklenen bir yakını yoksa, en kısa sürede defnedilmesi için çaba harcanır.Cenaze namazı kılınıp,hazırlanan mezara İslamî usüllere göre konur.Ceset mezara konduktan sonra, cesedin çürümesi hızlansın diye kefenin bağı çözülür.Mezar toprakla örtüldükten sonra üzerine su dökülür.Bu işlemler yapılırken imam Kur’an okur. Cenazenin kalktığı günün akşamında ölü yemeği verilir.Bunun ana amacı ölü evini yalnız bırakmamak ve ölen kişinin yakınlarını teselli etmektir.Cenazenin kalktığı günün 3. gününde 3. gün hayırı yapılır.Ayrıca 52 . gününde yine yemek verilir.Bu üç yemekte de mevlit ve Kur’an okutulması yaygın âdettir.Bu toplantılar İslami olmadan ziyade sosyal boyutu olan olaylardır.İnsanlar bu vecibeleri yapmazlarsa rahatsız olurlar, ayıplanırlar. İnsanların bilinçlenmesi, din adamlarının boş inançlara karşı halkı aydınlatması neticesinde, gerek ölüm konusunda gerek diğer konularda hurâfelerin etkisi azalmıştır. Ataeymir Mezarlığı Mezar taşları ,yazılarındaki aktardıkları duygularla, yazı şekilleriyle,taş işçiliğiyle, Türk- İslam dünyasında her zaman çok önemli kültür malzemeleridir.İnsanların mezartaşlarını koruması kültürle uğraşanlar için bir şanstır.

Resim 27 : 1185/1769 Tarihli Mezar Taşı

Resim 28 : 1165/1750 Tarihli Mezar Taşı

Resim 29 : 12... Tarihli Mehmet Oğlu Şeyh Ali

Mezarlıktaki eski mezar taşlarından yaklaşık 250 yıldır mezarlık olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.Yaklaşık 80 hektar kadar alanı vardır. 25 yıldır dört tarafı duvarla çevrilidir.

1966’lara kadar içinde büyük melengiç ve palamut ağaçları vardı.Bir yangın sonunda mezarlıktaki ağaçlar yandığı için, sonradan ağaçları kesilmiş, melengiç ağaçlarının yangının etkisiyle kurumayanları Antep Fıstığıyla aşılanmıştır.Ayrıca mezarlığa yakın zamanlarda zeytin ağaçları dikilmiştir. Doğu, Batı, Güney kıyısından yol geçmektedir.Bütün Türk-İslam mezarlıkları gibi yol kenarında olmasının nedeni , insanlar gelir geçerken bir Fatiha okusunlar, ölülerini unutmasınlar düşüncesine yöneliktir. Mezarlığın Güney kıyısından geçen yol ,Osmanlı döneminde ,Tavas-Karacasu Deveci Yolu idi.Eski mezar taşlarının o yol kenarında daha çok olması,Deveci Yolu kenarının tercih edildiğini göstermektedir. Resim 30 : Eymirli Cumhuriyet döneminde Ağıldere Yolu kenarı Abdülkadiroğlu Molla daha tercih edilen yer olmuştur.Yer tercihinin Ali’ nin Mezar Taşı değişmesinde, yolun işlek olmasıyla yakın ilgi olduğu (1257/1841) görülmektedir. Dini bayramlarda mezarlık ziyaret edilir.Mezarlıkta Kur’an okunur.Son yıllarda kadınlar da mezar ziyareti yapmaktadır.Eskiden ziyaretlerde mezarların üzerine mersin bırakılmaktaydı.Bu âdet terk edilmiştir.Son 15-20 yıldır,bazı insanlar mezar ziyaretinde buğday götürerek,mezarlarının üzerlerine kuşların yemesi için saçmaktadırlar.

Sonuç Bu araştırma Ataeymir tarihi için bir başlangıçtır.Osmanlı Arşivlerinde bulunan en eski tarihli belgelere ulaşılmıştır.Ancak 17.18 yüzyıllar için eksik olduğu gibi,gündelik yaşamı yansıtma açısından eksikliği olduğu söylenebilir. Bu yöre 15.yüzyılda tamamen Türkleşmiş ve İslâmlaşmıştır.Tahrir defterlerindeki isimlerin islâmi adlar olmasından bu yargıya ulaşmak mümkündür.Türklerin İslâm öncesinde kullandığı bazı Türkçe adlar 15.16.yüzyıllarda varlığını korumaktadır.Aydın, Karaca,Turmuş,Bali,Turak,Yayla örnek gösterilebilir.15.16.yüzyıllarda kullanılan İslâm öncesinin ve İslâmî dönemin bazı adları bugün köyde kullanılmaz olmuştur.Bali, Hızır,Turak, Kulfal, Kılavuz/Kılaguz, Karaca, İskender, Seydi, Seydi Bali, Hüsâm, Ayvaz, Mümin, Satılmış, Büksüz ,Abdülkerim,Abidin , Abdi, Nebi,Bahşayış,bunlardan bazılarıdır. 15.16.yüzyıllarda imam çocuğu veya akrabalarının okur yazar oldukları defterlerin incelenmesiyle anlaşılmaktadır. Osmanlılar Hicaz bölgesini ele geçirmeden önce köyden hacca giden kişilerin olduğunu söylemek mümkündür.15. yüzyıldan kalan defterlerde hacı unvanlı kişiler vardır.16. yüzyılda hacı unvanlı kişilerin sayısı artmıştır.1517’den sonra hac yolları ve hicaz bölgesinin Osmanlı Devleti egemenliğine girmiş olması ve yaşam düzeyinin yükselmesi sayının artmasında etkin olmuş olabilir.

Tarihi belgeler, Ataeymir insanının temel geçim kaynağının tarım olduğunu göstermiştir.İnsanların yaşamında, son 30 yıla kadar büyük değişiklik oduğunu söylemek zordur.İnsanlar, umutlarını hep gelecek yıla bırakmışlardır.Belki bunun için, çiftçinin karnını yarmışlar, içinden kırk tane gelecek yıl çıkmış sözü köyde çok söylenir. Ataeymir’in 1390 sonrası tarihi bu araştırmayla kısmen ortaya çıkarılmıştır.Eski dönemlere ait yazılı kaynaklar çok fazla tarihsel malzeme vermedikleri için fazla yorum yapma şansımız yoktur.Köyün tarihi bu tarihsel dönemden daha gerilere gittiği kesindir.Ancak arşivlerimizde ve yerel düzeyde daha eski dönemlere ait kaynağımız ne yazık ki yoktur.Yakın dönemler için, kaynak kişilerden bilgiler alınmakla birlikte, istenen ölçüde başarılı sonuçlar alınamamıştır.Yaklaşık 50 yıl öncesi için bile bilgiler belirgin değildir.Yazılı olmayan bilgiler bir zaman sonra kaybolmaktadır.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->