You are on page 1of 165

ABC Amber LIT Converter

http://www.processtext.com/abclit.html

ÜSTÜN KIRDAR

Fi

Bilgi Yayýnevi Edebiyat Yarýþmasý

“ekitap 2001 “ Roman Ödülü

http://www.kitap.gen.tr/

BÝLGÝ YAYINEVÝ

http://www.bilgiyayinevi.com.tr/

mailto:info@bilgiyayinevi.com.tr

kapak düzeni: bilgi yayýnevi

Bu kitabýn yayýn hakký, yazarýyla yapýlan

sözleþme gereði Bilgi Yayýnevi'ne aittir.

Kaynak gösterilmeden kitaptan alýntý

yapýlamaz; yayýnevinin yazýlý izni olmadan

radyo ve televizyona uyarlanamaz;

oyun, film, CD ya da manyetik bant

haline getirilemez; fotokopi ya da

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

herhangi bir yöntemle çoðaltýlamaz.

© Bilgi Yayýnevi

I
Pýrýl pýrýl, cam gibi bir Sibirya soðuðu vardý. Dokunulsa bin parça olacakmýþ gibi
incecik, buzdan bir fanusla kaplýydý sanki Turania “nýn göðü; mavi, açýk-uçuk-soðuk bir
maviydi batýsý ve doðuda ise –öðle zamaný olmasýna karþýn– uzun kýþ gecesinin
laciverdi belirmeye baþlamýþtý bile.

Novoturolsk“un, trafiðe kapalý, en büyük ve en kalabalýk caddesine açýlan ufak


sokaðýn dibindeki “KAFEPECTOPAH“lardan birindeydiler yýllardan beri ilk kez
biraraya gelmiþ eski ve birbirini hiç mi hiç sevmeyen iki arkadaþ. Kötü kokulu, katraný
bol Rus sigarasý dumaný, metil alkolce zengin, en kötü kalitelisinden kaçak yapým ucuz

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

votka ve yanmýþ domuz yaðý kokusu leþ gibi sarmýþtý her yaný. Bir yanda avaz avaz
konuþan, itiþip kakýþan adamlar, þuh kahkahalý, cýrtlak sesli, kâh neþeli, kâh kýzgýn
kadýnlar; diðer yanda mutsuz, donuk, kendi kendine konuþan, gözleri sabit bir yerlere
takýlý sarhoþlar ya da öyle olmak, hatta öyle görünmek isteyenler...

“Hey gidi koca çalýþkan çocuk hey!“ diye arkadaþýnýn cýlýz koluna bir yumruk attý
eski KGB kýdemli albayý, yeni iþadamý Meftuni Felesnikov. “Sýnýfýn ve okulun en
parlak öðrencisi, üniversitenin ünlü Rus Dili ve Edebiyatý Profesörü Dr. Farusti
Kristiyev!.. Ne bu hoþnutsuzluk, mutsuzluk böyle? Türk akrabalarýmýzýn dedikleri gibi,
Karadeniz“de gemilerin batmýþ gibisin.“

Farusti Kristiyev titrek, sýska eliyle kadehi yakalayýp zehir zýkkým votkayý
boþaltýverdi aðzýna. Çukurlarýnýn içine kaçmýþ fersiz gözleri masanýn pis örtüsünün
bir yanýna dikilmiþ kalmýþtý.

“Attýlar, dýþladýlar beni. Bunca yýllýk hizmetten sonra... Gerçek Rus üniversitelerinde
bile uzmanlýk alanýmda benimle aþýk atacak bir avuç insan çýkmaz.“

“Ne yazar be!“ diye tersledi Meftuni Felesnikov arkadaþýný hoyratça. “Öðrencin var
mý, öðrencin? Kaç tane? Kaç kiþiyi ilgilendiriyor Dostoyevski, Tolstoy, Gorki, Puþkin?
Kime ne Ana“sýndan, Karamazof“undan, Prens falanca ile Kont feþmekânýndan ya da
yoksul mujiklerle proleterlerden, katil öðrenci Raskolnikov“dan!.. Ne hayrýný gördük
Rusçanýn? Þimdiki zamanda Ýngilizce gerek insanlara; iþletme, pazarlama, uluslararasý
iliþkiler, iletiþim, biliþim, bilgisayar, moleküler biyoloji, uluslararasý hukuk gerek. Senin
gibiler olmasa da fazla bir eksiklik doðmaz Turaniamýzda. Üstüne üstlük, bir de þu koyu
Ortodoksluðun yok mu, benim gariban arkadaþým; o yüzden de ne Sovyet döneminde
saðlam ayakkabý adam gibi göründün yöneticilere, ne de þimdi. Hele hele þimdi! Sevgili
Turanialý halkýmýz, petro-dolarlý Araplar ile azgýn Ýslam þeriatçýsý Acem ve Türk
kardeþlerimizin destekleriyle, yeniden Müslümanlýðý keþfederken... Tabii koyarlar kâfiri
dýþ kapýnýn önüne havalansýn diye!“

“Boyunlarý altlarýnda kalsýn hepsinin!..“ diye avaz avaz haykýrýrken elindeki votka
kadehini tüm gücüyle yere çaldý Farusti Kristiyev. Ne de olsa, votka da –raký gibi–
þiþede durduðu gibi durmuyordu.

Herkes sus pus oldu bir anda. Dönüp baktýlar tüm þaþkýnlýklarý, aptal bakýþlarý ve
sarhoþluklarýyla. Müþterileri þapþallaþtýran, Farusti“nin taþ zemine çarpýp tuz buz
ettiði kadeh deðil, bu bitkin, yorgun ve sýska vücuttan nasýl olup da bu bangýr bangýr
gür bariton sesin çýkabildiðiydi. Anlamsýz bakýþlarla süzdüler iki adamý bir süre.
Ancak, sonra dikkatleri daðýlmaya baþladý; kafalarýný çevirip tekrar kendi dünyalarýna
döndüler, gevezelikleriyle tekrar salonun uðultusunu yükselttiler.

“Aðýr ol, sayýn hocam, yavaþtan gel hele“ diye sýrýttý hýnzýrca Meftuni Felesnikov.
“Bizi sille tokat attýrmaya niyetin yok herhalde buradan.“ Sonra ciddileþti birden.
Çevredeki garsonlara emredici bir sesle, “Oðlum, kaldýrýn þu cam parçalarýný
yerden!“ diye seslendi ve Farusti“nin periþan suratýna siyah, simsiyah gözlerini dikti:

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

“Ya ben kolay mý atlattým sanýyorsun bu deðiþimi? Bir gece görevimden ve


rütbemden oldum. Ertesi sabah, oturduðum KGB“ye ait daçanýn kapýsýna
konuluverdim eþyalarýmla birlikte; hem de pijamalarýmla... Arabama da, dýþ ülkelerden
topladýðým birkaç parça antika eþyaya da el koydular.Ve kendime içimdekialevi
saklamasaydým, bana ait hiçbir þey kalmayacaktý.* O alev ayakta tutar beni ve benim
gibileri. Komünistle komünist oluruz, liberalle de liberalin dik âlâsý gene bizizdir.“

Meftuni Felesnikov konuþurken, arkadaþýnýn, gözü arkasýnda bir yerlere takýlýp


kalmýþ, yavaþ yavaþ diklendiðini, bir cesedi andýran yüzüne kan, çukurlarýnýn içine
kaçmýþ fersiz gözlerine de can gelmeye baþladýðýný þaþkýnlýk ve dehþetle izlemeye
baþladý. Görünüþü, çoktan sönmüþ bir yanardaðýn yeniden fokur fokur kaynamaya
baþlayan krateri gibiydi... Meftuni merakla adamý bu kadar etkileyip deðiþime uðratan
þeyi anlamak için gözlerinin mýhlanýp kaldýðý yere doðru dönerek baktý. Yerdeki cam
kýrýklarýný faraþ ve süpürgeyle toplayan garson yardýmcýsý kýzý gördü. Kýzýn
vücudunun þehvet içeren dolgunluðu ve çekiciliði ile yüzünün hüzünlü saflýðý, temizliði
tam bir denge içindeydi. Gözlerinin, Turania göðü gibi açýk-uçuk-soðuk mavisi, eski
dinsel resimlerdeki havada yarý çýplak uçuþan küçük kanatlý tombul melekleri
çaðrýþtýrýyordu. Üstünde eski püskü, zevksiz bir elbise vardý. Önünde de pis, lekeli,
buruþ buruþ bir önlük; bacaklara aceleyle giyilmiþ –onlarýn tüm güzelliðini gizleyen–
kalýn çoraplar ve ayaklarda da topuðuyla parmak uçlarý açýk, baðlý, kaba saba hizmetçi,
tezgâhtar pabuçlarý... Kýz, bu haliyle, istiridyenin výcýk výcýk etleri arasýndan bir
görünüp bir kaybolan iri bir inciyi ya da yerde çamurlara bulanmýþ bir elmas parçasýný
andýrýyordu sanki. Eski mesleði gereði, iyi bir uzmandý Meftuni Felesnikov kaybolmuþ
inci ya da elmaslarý bulup ortaya çýkarmakta, ama bu iþi içi geçmiþ profesörün
kendisinden önce becermesine bayaðý þaþýrmýþtý.

“Teþekkürler, güzel kýz, ama söyler misin bana, senin gibi kibar, incelikli bir kýzýn ne
iþi var bu pis sarhoþlar arasýnda?“ diye sordu, bir yandan da dünyasý kaymýþ
arkadaþýný dürtükleyerek.

Kýz etkilenmiþti bu iki seçkin orta yaþlý adamdan. Saygýyla yanaþtý yanlarýna.
Koþuþturmaktan, içerinin tatsýz sýcaðýndan, azýcýk da utançtan akça pakça yüzünün iki
yaný, yanaklarý kýzarmýþtý. Bu da, yüzündeki çocuksu saflýk ifadesini büsbütün
pekiþtiriyordu. Baþý önde, gözlerini adamlardan kaçýrarak, titrek bir sesle yanýtladý:

“Biliyorsunuz, efendim, bu zamanda iþ aslanýn aðzýnda. Evde yaþlý, yatalak bir anne
ve doðuþtan özürlü bir aðabey...“

“Adýn ne senin, melek kýz?“ diye araya girdi Farusti.

“Gübertchinka, efendim.““Gübertchinka mý?“ Farusti þaþýrmýþtý. “Hiç


duymamýþtým, ne

güzel bir ad bu böyle! Gübertchinka, ama ne?

“Gübertchinka Gülbeyeva, efendim.“

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

“Küçük Gübertchinka, aman þahinlere, atmacalara dikkat!.. E mi kýzým?“ diyerek


kýzýn kolunu sevecenlikle okþadý Meftuni Felesnikov. “Sana daha mutlu bir yaþam
dilerim.“

Sonra cebinden biraz dolar çýkarýp –diðer garsonlara çaktýrmadan– kýzýn


önlüðündeki cebe sokuþturdu. Cebe konan bahþiþ herhalde kýzýn birkaç aylýk ücretine
denk düþecek kadardý. Kýz sevinç, heyecan ve utançtan nasýl teþekkür edeceðini
bilemeden rüzgâr gibi uzaklaþtý yanlarýndan.

Gübertchinka aklýný baþýndan alývermiþti içi geçmiþ dil bilimcinin. Alev alev
fokurdayan gözleri kýzý, bir an bile kaçýrmadan, þehvet ve karþý konulmaz bir istekle
izliyordu. Ömrü boyunca eline kadýn eli neredeyse hiç deðmemiþ, utangaç, içine
kapanýk, “bakir“ profesör, Gübertchinka Gülbeyeva ile þimdiye kadar hep bilincinin
arka taraflarýnda bir yerlerinde saklý tuttuðu ve varlýðýný unutmaya çalýþtýðý erkeksi
dürtülerine sanki yeniden kavuþmuþtu.

“Þu kýzla birlikte olabilmek için nelerimi vermez, nelerden vazgeçerdim,“ dedi
umutsuzca, ama istekli, açgözlü.

“Neyini?“ diye sinsice, alaylý sordu kýdemli albay eskisi, “Neyin var ki verecek?“

“Her þeyimi, her þeyimi, her þeyimi!.. Bedenimi, ruhumu, iyi olan her þeyimi, içimde
biriktirdiðim tüm kötülükleri, aklýmý, düþlerimi, umutlarýmý, bir sýkýmlýk kalmýþ
gücümü, her þeyimi...“

“Vay canýna!.. Demek o kadar çok þeyin var verecek bu deðiþ tokuþ için!“ diye dalga
geçti Meftuni. “Ya ünün ne olacak? Tüm ülkeye yayýlmýþ tertemiz adýn? Ya bilime
katký için kurmuþ olduðun düþler?“

“Kahrolsun düþlerin ikiyüzlülüðü, ünümüz ve adýmýzýn sözde kalýcýlýðý!.. “

Meftuni iki elini masaya dayayýp dik bir biçimde geriye doðru yaslandý. Þaþkýn
bakýþlarla þöyle bir süzdü periþan profesörü. Sonra da sýký bir yumruk daha indirdi
Farusti“nin sýrtýna.

“Aslan profesörüm benim! Yaþam belirtileri göstermeye baþladýn sonunda. Bu


geliþme hayra alamet sayýlabilir. Küçük güzel Gübertchinkamýz, bedeninde
pýhtýlaþmaya yüz tutmuþ kanýný adamakýllý inceltmeye baþladý demek, þu kötü
votkanýn da yardýmýyla. Haydi öyleyse, harekete geçme zamanýdýr þimdi.“

“Dalga geçme, pis casus eskisi!“

Saman alevi gibi tutuþup sönüvermiþti Farusti Kristiyev. Omuzlarý tekrar çökmüþ,
demin fýldýr fýldýr kaynayan gözleri yine eski sönmüþ krater çukurlarýna geri
çekilmiþti.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

“Hani nerede gençlik? Nerede para?“

“Ama bunlara karþýlýk verecek bir sürü þeyin var. Kendin saydýn ya.“ Meftuni
Felesnikov aðýrbaþlýlýðýný takýnmýþtý. Önemli bir ticari pazarlýk yapar havasýndaydý
þimdi. Tok ve etkileyici bir sesle sürdürdü konuþmasýný: “Dinle, sayýn profesör,
istediklerini sana bulup buluþturabilirim. Buna karþýlýk o saydýðýn þeyleri isterim
senden. Benim de onlara gereksinimim var. Kusura bakma, iþ baþka dostluk baþka. Her
þeyin bir ücreti olmalý, öyle deðil mi?“

Donup kalmýþtý sarhoþ adam. Gözleri kocaman kocaman, bakakalmýþtý. Sonra baþýný
önüne eðdi, uzun süre öyle kaldý; uyukladý mý, yoksa düþündü mü bilinmez. Hava
yetmezmiþ gibi sýkça nefes alýyor, gözlerini bir açýp bir kapatýyordu. Yavaþ yavaþ
baþýný kaldýrdý. Gözleri Gübertchinka“yý arayýp bulduðunda, demin sakinleþmiþ olan
yanardað tekrar canlandý, fokurdamaya baþladý. Hem rahatlamýþ, hem tedirgin, “Ýyi
madem, öyle olsun, ne yapalým,“ dedi.

Siyah gözlerinin ta içinde bir sevinç ve zafer parýltýsý çakýp söndü Meftuni
Felesnikov“un. “Bak iþte beðendim bu kararýný.Ancak bir þey daha, ölüm var, kalým
var, birkaç satýr rica edeceðim. “

Cebinden ufak bir kâðýt parçasý ile kalem çýkartýp bir-iki satýr bir þeyler yazdýrdý
Farusti“ye. Ve sonra hiç beklenmedik bir þey yaptý göz açýp kapayýncaya kadar:
Yakasýndan bir iðne çýkartýp saplayýverdi adamýn iþaret parmaðýna ve parmaðýný
sýkarak birkaç damla kan akýttý kâðýdýn üstüne. Farusti þimþek hýzýyla olup biten bu
harekete tepki verecek zaman bile bulamamýþtý.

“Böyle iþlerde imza kanla atýlmalý!Kan, çok özel bir sývýdýr “ dedi Meftuni
Felesnikov kýsýk, þehvetli bir sesle. “Hem DNA analizi için de gerekebilir. Yoksa,
insanýn en güvenilir imzasýnýn DNA“sý olduðunu söylemedi mi kimse sana þimdiye
kadar?“

Kâðýdý dikkatlice kývýrýp, cüzdanýndaki, ayýrdýna varýlmasý zor gizli gözlerinden


birine özenle yerleþtirirken yine ayný gözden buruþuk, lekeli ve uzun zamandýr saklý
kalmaktan sararmýþ, tek kolonu doldurulmuþ bir loto kuponu çýkararak Farusti“nin
eline sýkýþtýrdý. “Þu lotoyu oyna bu hafta. Bakarsýn Gübertchinka Gülbeyeva sana
uðurlu geliverir de bir þeyler çýkar. Ama sakýn diðer kolonlarý doldurma, e mi?“

Sonra neþelendi birden, kollarýný coþkuyla havaya kaldýrdý: “Haydi! Bütün


düþüncelerini býrak ve doðrudan atýl benimle dünyaya! Benden sana söylemesi: Ýçi boþ
kuramlarla, yararsýz yöntemlerle uðraþan bir herif, kötü bir ruhun kurak bir çayýrda
dolaþtýrdýðýbirhayvan gibidir, çevrede güzelim yeþil otlaklar dururken .“

Bu arada hesabý ödeyip gitmeye davranmýþlardý. Gübertchinka Gülbeyeva önlük


cebindeki yeþil dolarlarýn verdiði ivmeyle havalarda uçarak kendini vestiyerin yanýna
attý. Farusti Kristiyev“in hem þehvetli, hem sevgi ve þefkat dolu bakýþlarýndan hiç

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

rahatsýzlýk duymadan yardýmcý oldu adamlarýn paltolarýný ve kalpaklarýný


giymelerine.

Farusti kapýya doðru yürürken birden döndü, kýza iyice sokularak, “Bu aþaðýlýk yere
sýrf senin hatýrýna bir daha gelmek gerekebilir,“ diye fýsýldadý. Gübertchinka, kibar
ve hüzünlü gülücüklerle, açýldýðýnda buz gibi havanýn içeri buhar buhar doluþtuðu
kapýdan yolcu etti adamlarý.

***

Akþamýn sivri ayazý bir þamar gibi inmiþti suratlarýna dýþarý çýkar çýkmaz. Farusti
Kristiyev sýrtýný kapýnýn yanýndaki duvara dayamýþ derin derin nefes alýp veriyordu.
Sanki çivi gibi soðuðun bedenindeki alkolü bir an önce yakýp bitirmesini umuyordu.
Þimdiye kadar herhalde hiç bu kadar içmemiþti; ya da belki de içmiþti de, hiç bu kadar
sarhoþ olmamýþtý.

Gübertchinkacýk bir an bile gözünün önünden gitmiyordu. Onun oluþturduðu çekim


alaný, mýknatýsa yapýþmýþ bir çivi gibi, adamý taþ yapýnýn duvarýna yapýþtýrmýþtý
sanki.

Yaþamý hýzla gözünün önünden geçti. Çocukluðundan beri, doðru dürüst iliþki
kuramasa da, yine de okuduðu ya da hocalýk yaptýðý okullarda bir sürü genç kýz-kadýn
tanýmýþ, yýllardýr belki de yüzlerce –hem de bir kýsmý azýmsanmayacak çekicilikte–
kýz öðrenci elinden gelip geçmiþti. Hatta daha genç olduðu ilk hocalýk yýllarýnda
bunlardan bazýlarý kendisine asýlmaya, yanaþmaya kalkmýþlar, ama utangaçlýk, içine
kapanýklýk ve sünepelik duvarýný aþabilip Farusti“yle iliþki kurabilmeyi
baþaramamýþlardý. Yaþamýnda önüne çýkan hiçbir genç kýz, hiçbir kadýn –her
nedense– onu Gübertchinka kadar etkileyememiþ, cinsel isteðini, hýrsýný, gençlik
heyecanýný böylesine ayaklandýramamýþtý.

Rus dili ve edebiyatý uzmaný Farusti Kristiyev romanlarda, þiirlerde, öykülerde ha bire
sözü edilip durulan aþký, tutkuyu, isteði, cinselliði yaþamda sanki hiç var olmayan, ama
hep edebiyatýn içinde olmasý gerekli çekirdekler, parçacýklar olarak algýlamýþ; tüm
bunlarý, maddeleri oluþturan elementleri ve bunlarýn moleküllerinin yapýsýný çalýþýp
öðrenen çalýþkan bir kimyacý gibi soðuk bir yansýzlýk ve nesnellikle incelemiþ,
öðrenmiþ; edebiyat metinlerinin çözümlenmesi ve yorumlanmasýnda da ayný nesnellik
ve uzak duruþla, kendi içinde hiç ama hiç duyumsamadan, bunlarý öðrencilerine
aktarmýþtý. Kendini, bugüne kadar hiç hasta olup da ilaç almak zorunda kalmamýþ bir
doktor, ya da yaþamýnda ilk kez bu gün ayaðýna top deðmiþ bir futbol yorumcusu olarak
görüyor, bugün baþýna gelenleri þaþkýnlýk ve kaygý ile aklýndan geçiriyordu.

“Bu hýnzýr Meftuni, yoksa içkime falan bir halt mý karýþtýrdý?“ diye düþündü. Ama
sonra, Gübertchinka“nýn dolgun ve çekici vücudu ile meleðimsi mahcup yüzü gözünün
önüne gelince, içi mutluluk ve sevinçle doldu: “Adaaam sen de!.. Kendimi bir saat

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

öncesine göre daha iyi hissediyorum ya, sen ona bak; önemli olan da bu!“ dedi kendi
kendine.

***

Ýlerde, lokantanýn pencerelerinden birinin önüne beþ-altý pýrtýk kýyafetli çocuk


toplanmýþ, birbirlerini itip kakarak, soðuktan yerlerinde zýp zýp zýplýyor ve
–aðýzlarýnda dumanlar– içeriyi gözetlemeye çalýþýyorlardý. Ýçlerindeki en uzun
boylusu ise, hiç kýmýldamadan, yüzünde buz gibi bir ifade, pencereden bakýyordu.
Meftuni Felesnikov, profesörü olduðu yerde býrakýp, sessizce yanaþtý çocuklarýn
yanýna. Camlardaki yoðunlaþmýþ buhardan içerisi hayal meyal görünüyordu. Ancak,
arada bir, müþterilerden biri, dýþarýyý görebilmek için, elinin tersiyle camdaki buðuyu
sildikçe, çocuklar birbirlerini iterek açýlan delikten içeriye bakmaya çalýþýyorlardý. O
da merakla uzanýp baktý pencereden. Gübertchinka ve diðer garsonlar salonda telaþla
koþuþturup duruyorlar, müþterilerse kâh bir þeyler atýþtýrmak, kâh içmek ya da
konuþmak için boyuna aðýzlarýný açýp kapatýyorlardý. Bu yüzden de açýlan buðu
deliklerinden bakýldýðýnda salon bakýmsýz bir akvaryumu andýrýyordu.

“Söyleyin bakalým, küçük serseriler, neymiþ burada bu kadar ilginç olan?“ diye
baðýrýverdi Meftuni Felesnikov.

Çocuklar çok korkmuþlardý. Kaçýþmaya çalýþtýlar ama o, kuvvetli kollarýyla


pencerenin demirleri ile kendisi arasýna sýkýþtýrýverdi çocuklarý. Bir tek, anlamsýz
yüzlü, uzun boylu çocuk –hiç istifini bozmadan– izlemeye devam ediyordu içeriyi.
“Korkacak bir þey yok evlatlar, merak ettim sadece,“ dedi tüm yumuþaklýðý ve
sevecenliðiyle.

Çocuklar rahatlamýþlardý biraz, yine de yanýtlayamadýlar soruyu. Huzursuzca


kýpýrdanýp birbirlerine ve uzun boyluya baktýlar. Derken içlerinden birkaçý adamýn
bacaklarý, kollarý arasýndan cýva gibi akýp tüyüverdiler. En edepsiz, en açýk gözlü olan
kalmýþtý albayýn elinin altýnda; gözleri açlýkla adamýn parmaklarý arasýnda beliren
yeþil banknota takýlý kalarak.

“Bunun teyze kýzý çalýþýr burada“ diye fýsýldadý baþýyla oðlaný göstererek. “Her
akþam iþten çýkýnca, bizi de yanýna alýr, buraya geliriz. Bu, ortalýkta deli gibi
koþuþturan kýzý, biz de yiyecek içecekleri, obur insanlarý gözler dururuz. Sonra gece
yarýsý lokanta kapanýnca, soðuktan yarý donmuþ bir halde, kýzý evine götürür.
Kimsecikler kötülük etmesin diye...“ Sulu sulu sýrýtarak parmaklarý üzerinde dikildi
albayýn kulaðýna daha yaklaþmak için, ancak duyulabilir hýrýltýlý bir sesle mýrýldandý:
“Bizimki azýcýk tutkun da þu teyze kýzýna; hem de kýz kendisinden altý-yedi yaþ daha
büyük en azýndan. Ýyi mi!“ Birden adamýn elindeki yeþil banknotu kaptýðý gibi toz
oluverdi ortalýktan.

“Þu iþe bak yahu“ diye þaþkýnlýk ve neþe ile içinden söylendi Meftuni Felesnikov.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

“Biz, aman þahinlere, atmacalara dikkat, derken güzel Gübertchinkamýzýn heveslileri


ola ola bizim huysuz saksaðanla þu sivilceli aynak kuþuymuþ meðer.“

Yaklaþtý yanýna genç çocuðun; hem de ta burnunun dibine kadar. Oðlan oralý bile
olmadý. On altý, bilemedin on yedi yaþlarýnda belki. Ergenliðin tüm sivilcelerinin
serpiþtirildiði suratý –beslenme yetersizliðinden olacak– sarýmtýrak yeþil bir renk
almýþ, gözlerinin altý yorgunluk, uykusuzluk ve bol mastürbasyondan pörsümüþ,
kararmýþ; dudaklarýysa uzun süredir soðukta beklemekten mosmor...

“Teyze kýzýnýn durumuna çok üzülüyorsun,“ dedi Meftuni Felesnikov, pencereye


doðru baþýný çevirip camlarýn buðusu ardýndan Gübertchinka“yý zar zor izlemeye
çalýþarak. “Ama n“aparsýn, çalýþmak gerek. Ýþsizlik de, kendine uygun bir iþ
bulmak da çok zor bu zamanda.“

“Çalýþmak da... Böyle aþaðýlýk bir yerde deðil herhalde!“

“Sevdim seni be evlat!“ Oðlanýn sýrtýný yapmacýk bir þefkatle sývazladý, elinde
eldiveni olduðuna içinden þükürler ederek. “Bu zamanda ailesine, akrabalarýna
böylesine düþkünlük, böylesine bir duyarlýlýk çoktaaan unutuldu gitti sanýyordum.
Aþkolsun doðrusu!..“

Bir süre ikisi de pencereden içeriye bakýp durdular. Arkalarýndan, binanýn duvarýna
dayanmýþ Farusti Kristiyev“in zoraki nefes alýþ veriþleri ve kesik kesik saðlýksýz
öksürüklerine, sokaktaki diðer bar, kahve, atari salonlarý ve diskoteklerden taþan Rus,
Kazak, Tura, Türkmen, Azeri popçularýn avaz avaz haykýrýþlarý, Tarkan
“Þýkýdým“larý, Ýbo arabeskleri eþlik ediyordu.

Meftuni Felesnikov birdenbire oðlana dönüp sýska kollarýndan sýkýca kavradý.


Karadan daha kara gözlerini oðlanýn zavallýlýk akan gözlerine dikti: “Bana bak
delikanlý“ dedi sert bir tavýrla, “seni yanýma almaya karar verdim. Benimle
olacaksýn, benim emirlerimi yerine getireceksin. Beni, yararlý olduðuna inandýrýrsan,
tüm yaþam zorluklarý kalkar ortadan. Hem sen, hem ailen...“ kafasýyla pencereden
içerisini iþaret etti “...hem de akrabalarýn daha rahat, daha mutlu bir yaþama
kavuþurlar. Ha, söyle, ne dersin?“

Sivilceli aynak kuþu ipnotize olmuþ gibiydi. Albayýn emredici siyah gözlerinden
kopamadan, pili tükenmiþ sesiyle yarým yamalak söylendi: “Ama ne iþinize yararým ki
ben sizin?“

“Benim isteklerimi gerektiði gibi yerine getirirsen eðer, iþime yarýyorsun demektir.“

Meftuni Felesnikov neþeyle döndü arkadaþýna. Uzun paltosunun eteklerini kaldýrýp


havada kanat gibi sallayarak sevinç dolu bir sesle haykýrdý: “Haydi bakalým sevgili
dost, deðerli hoca!.. Haydi sen de sivilceli genç aynak kuþu!.. Takýlýn peþime, yeni ve
zenginliklerle dolu bir yaþama doðru dolu dizgin uçuyoruz!“

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

***

Meftuni Felesnikov“un koyu lacivert BMW 7.50“sine kuruldular. Farusti“nin de,


sivilceli genç oðlanýn da arabanýn lüksü ve konforu karþýsýnda dudaklarý uçuklamýþtý.
Ýkisi de herhalde yaþamlarýnda ilk kez böylesine bir arabayla yolculuk yapýyorlardý.
Profesör arkaya, sivilceli sýrýk oðlan ise, arabanýn etkileyiciliði ve KGB albayýnýn
kiþiliðinin aðýrlýðý ile ezilmiþ büzülmüþ bir durumda, öne, Meftuni“nin yanýna
iliþivermiþti.

Sarhoþ olan ve aklý Gübertchinka Gülbeyeva“nýn hüzünlü yüzüyle dolgun


kalçalarýnda uçuþan Farusti Kristiyev, yanlarýnda üçüncü bir kiþinin varlýðýnýn
ayýrdýna yeni varýyordu. Ön koltuklarýn arasýndaki boþluktan ileri doðru sarkarak
oðlanýn suratýný görmeye çalýþýrken bol votka ve soðanlý yahni kokulu nefesini
oðlanýn suratýna boþaltýverdi.

“Bu delikanlý da kim böyle?“ diye sordu þaþkýnlýkla.

Sivilceli oðlanýn aðzýný açýp da bir þeyler gevelemesine kalmadan atýlýverdi Meftuni
Felesnikov: “Fanustay Turayevski. Benim yardýmcým.“

Hem oðlan, hem de Farusti bu yanýta þaþakalmýþlardý, ama kimse sesini çýkarmadý.

Sarhoþ profesör, aklý Gübertchinka Gülbeyeva“da, arka koltuða gömülerek, bulanýk


bakýþlarla, yýllardýr kâh yürüyerek, kâh otobüsle, kâh döküntü Ladasý“yla belki de
binlerce kez geçtiði Novotu-rolsk“un sokak ve caddelerine daldý gitti.

Ýþ çýkýþý saatine denk düþtüðünden Novoturolsk“un bulvar ve caddelerinde cývýl


cývýl insan kaynýyordu. Akþam karanlýðý ile þiddetini büsbütün arttýran ve insanýn
yüzünü býçak gibi kesen ayaza karþýn Turania halkýnýn çoðunluðunu oluþturan
yuvarlak suratlý, sarýmsý tenli, çekik gözlü Turalar baþta olmak üzere, Moðollar, Ruslar,
Kazaklar, Özbekler –ülkede hüküm süren olaðanüstü ekonomik zorluklara karþýn– hem
alýþveriþlerini yapýyor, hem de güle oynaya, yüzlerinden hiç düþmeyen iyimser ve
sevecen gülücüklerle bulvarlarda, caddelerde piyasa yapýyorlardý.

Aslýnda, Rusya Federasyonu“na baðlý özerk cumhuriyetlerden Turania, bir yandan


gözden ýrak, kuþ uçmaz kervan geçmez bir yerde olmasý, diðer yandan da çalýþkan ve
üretken halkýnýn, üzerindeki ölü topraðýný atýp çabucak silkelenmesiyle, Sovyetler
Birliði“nin yýkýlýþ depremini görece daha kazasýz belasýz, ya da daha az “telefat“la
atlatmayý baþarabilmiþti.

Turania“nýn baþkenti ve de belki “kent“ olarak adlandýrýlabilecek tek kenti


Novoturolsk –ana bulvarlarda bol sayýda boy gösteren Sovyet döneminden kalma iç
kapayýcý, asýk suratlý “devlet“ yapýlarýna karþýn– yine Sovyet döneminin kalýtý olan,
geniþ, bol aðaçlý bulvarlarý, kocaman, görkemli alanlarý, kentin hemen her yerine

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

serpilmiþ olan parklarý ile alt yapýsý saðlam kurulmuþ oldukça güzel bir kentti. Kenti bir
baþtan bir baþa süzülüp kývrýlarak iki eþit parçaya bölen nazlý Dania, üstündeki minik
adacýklarý, þirin köprüleri ile ayrý bir güzellik kaynaðýydý.

Novoturolsk“un parklarý, bulvarlarý, alanlarý, devlet yapýlarýnýn önleri, onlarý ilk


görenlerde saygý ile karýþýk korku ve ürperti uyandýran, daha açýkçasý, insanlarda bu
duygularý uyandýrmak için dikilmiþ heykellerle doluydu. Daha doðrusu “Dolu idi“!..
Çünkü þimdi heykeller kaybolmuþ, geriye sadece kaideleri kalmýþtý. Sovyet
çöküntüsünden sonra, koca ve etkileyici bu heykeller, Sovyet sonrasý dönemin yeni
“Halk ve Devlet Büyükleri“nin yapýlacak heykellerine hammadde olmak üzere, bir
gece sessizce yerlerinden sökülüp dökümhanelere taþýnmýþlardý.

Ah, o heykelleri oluþturan bakýr-çinko-kurþun alaþýmlarýnýn dilleri olsa da anlatsalar


þimdiye kadar kimlerin kýlýklarýna girdiklerini! Ýnsanlarý korkutup ürkütmek,
sindirmek için en çatýk kaþlarý, en delici ve sabit bakýþlarýyla, yaz-kýþ, soðuk-sýcak
demeden ve de güvercin ve diðer kuþlarýn münasebetsizce baþlarýndan aþaðý
pisletmelerine hiç ses edemeden, kendilerini dýþ etkilere karþý koruyan yeþil renkli oksit
tabakasýna sarýnmýþ olarak o kaidelerin üstünde yýllar yýlý nasýl beklediklerini
anlatsalar.

Bu bakýr-çinko-kurþun alaþýmlarý ilk önce tarihte iz býrakmýþ önemli Rus


Çarlarý“nýn, içlerinde nedense hiç Turanialý bulunmayan, hepsi de tuhaf bir rastlantý ile
Rus olan Turania’nýn kurtarýcýlarýnýn –Turania’yý hangi düþmandan, ne için ve ne
zaman kurtardýklarý belirsiz kont, prens ve soylu generallerin– kýlýðýna bürünüp
kaidelerde dikildiler. Derken, Sovyet devriminden sonra, önce Marx-Engels çiftini,
Lenin“i; iþçi-köylü-devrimci gençliði simgeleyen, ellerinde kýzýl yýldýzlar, oraklar,
çekiçlerle tulumlu, kasketli proletaryayý ve sert, köþeli yüzlü delikanlýlarý; hepsinin de
dalgalý saçlarý rüzgardan havalarda uçuþan uzun eteklikli, güzel, yüzlerinde “devrimci
kararlýlýðý“ yansýtan genç kýzlarý; Ýkinci Dünya Savaþý“nýn adsýz kahramanlarý
olan askerleri, subaylarý, generalleri temsil ettiler bizim yeþil paslý tunçlar. Sonra, savaþ
sonrasýnýn Stalin döneminde, bu heykellerin bir bölümü ortadan çekilerek pos býyýklý,
devrimci kýyafetli Stalin“lere dönüþtüler. Stalin sonrasýnda ise bu yeþil Stalin“ler,
sahicisiyle birlikte, toz olup gittiler tarihin boþluklarýnda. Yerlerine yeniden, bunca
yýldýr yaþlanýp güçten düþmemiþ proletarya ile gençliklerini bir türlü terk edememiþ,
saçlarý bir türlü –güvercin pislikleri ile bile– aðaramamýþ devrimci gençlik kaideler
üstünde dikildiler. Tabii bu arada, yýllar sonra yeniden hatýrlanan çeþitli boy ve irilikteki
Lenin“ler de çýktýlar alanlara, bulvarlara. Ah, þu alaþýmlarýn dilleri çözülebilse de
anlatsalar baþlarýndan geçenleri! Þimdi onlar yeni kahramanlarýn, yeni yurt kurtaran
liderlerin kalýbýna girip alanlara yeniden çýkabilmeyi sabýrsýzlýkla bekliyorlar.

Bir zamanlar bu bulvar ve caddelerden tek tük, hurdasý çýkmýþ Lada“lar,


Moskovski“ler, Zip“ler, Volga“lar geçerken; þimdi sabahlarý ve akþamlarý, iþ çýkýþý
saatlerinde dört izli koskoca bulvarlar bile týkanýyordu. Neredeyse –Rus ve diðer eski
doðu bloku ülkeleri dýþýnda– her ülkenin her marka, her model arabasý týklým týklým
doldurmuþtu kenti. Onun için, Meftuni Felesnikov“un lüks BMW“si de –içindeki çok
deðerli konuklarýyla– dakikalardýr gýdým gýdým ilerleyebiliyordu boðucu trafikte.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

***

BMW, trafiði biraz zor da olsa aþarak Novoturolsk“un dýþ mahallelerine doðru yol
almaya baþladý. Kentin dýþýna doðru ulaþtýkça, trafik rahatladýðýndan, araba gittikçe
hýzlanýyordu. Üstünde ilerledikleri bulvar bitmiþ, yol kentler arasý yola dönüþmüþtü.
Saðda solda küçük, þirin, bahçeli evler, daçalar ve bunlarýn aralarýna sanki rastgele
serpiþtirilmiþ, devasa iþçi-memur sosyal konutlarý ile bunlarýn oluþturduklarý siteler,
mahalleler, pencerelerinden sýzan soluk-mahzun ýþýklarý ile gitgide daha da ufalarak
gözden kayboldular.

Bir süre sonra otoyolu da terk edip dar bir asfalt yola girdiler. Yýllarýn bakýmsýzlýðý
yüzünden delik deþik durumdaki yolda, otoyolda olduðundan daha da hýzlý gidiyordu
BMW; hýzlý gitmek de ne demek! Alçaktan uçuyordu! Ne, yolun neredeyse her yanýna
daðýlmýþ deliklerden, çukurlardan; ne de üstünü incecik polyester bir cila gibi kaplayan
buz tabakasýndan etkileniyordu.

Çevrede artýk elektrik ýþýðý iyice yok olmuþ, buzdan kesilip göðe yapýþtýrýlmýþ ay
dedenin soðuk-buz mavisi aydýnlatýr olmuþtu her yaný. Ekili alanlar, tarlalar bitmiþ,
yolun iki yanýný uçsuz bucaksýz uzanan tundralar sarmýþtý. Ortalýðýn ýssýzlýðý, in
yok cin yok soðukluðu Meftuni Felesnikov“un konuklarýnýn içlerini huzursuz etmiþti
ya, yine de kimse konuþmak ya da bir þey sormak yürekliliðini gösteremiyordu.

Derken, uçsuz bucaksýz ova, tundralarý, tek tük vahþi çalýlýklarýyla tükenmeye yüz
tuttu. Þimdi artýk dolambaçlý, bol virajlý, iyice daracýk, bir dað yolundaydýlar. Yolun
hemen kýyýsýnda, gecenin soðuk lacivert-mavisinde, insanda dibi yokmuþ duygusu
uyandýran, ürpertici bir uçurum uzanýp gidiyordu. Meftuni Felesnikov, bazý virajlarý
yüz elli ile dönerken BMW“nin iki tekerleði neredeyse havada kalýyordu. Miskin,
uyuþuk ve dalgýn sivilceli oðlan Fanustay Turayevski –Meftuni Felesnikov’un peþine
takýlmýþ olmaktan bin piþman– gözleri korkudan dört açýk, sað eliyle kapý üstündeki
tutunma koluna, sol eliyle oturduðu koltuða yapýþmýþtý; ayaðýyla da olmayan fren
pedalýný pompalayýp duruyordu.

Daða týrmanan bol virajlý, sert rampa, daha düz bir yola; çevrenin keskin kayalýklý,
uçurumlu doðasý da, ilerledikçe sýklaþan çam, meþe, kayýnlarýn oluþturduðu ormanlýða
býraktýlar yerlerini. Ormanýn içi ve aðaçlarýn üstü artýk iyice buzlanmýþ, kalýn bir
karla örtülüydü. Sýk aðaçlardan sýzabilen ay mavisi ile loþ aðaç altlarýnýn koyu
lacivertliði yer yer korkunç imgeler oluþturuyordu. Arada bir, ayaða dikilmiþ kocaman,
þaþkýn bir ayý; kanlý gözleri, aðýzlarýndan sarkmýþ salyalý dilleri ile nefes nefese,
arabanýn peþinden bir süre koþuþturduktan sonra durup uluyan ortak atamýz ve anamýz
Asena“nýn iðrenç ve mide bulandýrýcý, kalleþ torunlarý; koca koca boynuzlu, bön
suratlý ren geyikleri ya da þirin karacalar, ceylanlar görünüp kayboluyorlardý. Ormanýn
ta içlerinden çeþitli hayvanlarýn baðrýþmalarý, canhýraþ çýðlýklarý, aðaçlarýn gövdeleri
ve dallarý arasýndan, yankýlarýyla birlikte sýzarak BMW“ye kadar ulaþýyordu. Bu

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

hayvanlar gerçekte varlar mýydý? Yoksa arabadaki üç kiþi bunlarý görmeyi ya da


duymayý bekledikleri için, ay mavisinin yarattýðý ýþýk-gölge aldatmacalarý gözlerde,
rüzgârýn ve motorun výnlamalarýnýn aðaçlardan dönüp gelen yankýlarý da kulaklarda
bu imgeleri mi ortaya çýkarýyordu? Ya da bu sanal hayvanlar, arabadaki kiþilerin
bilinçaltlarýnýn oluþturduðu garip simgeler miydi?

Meftuni Felesnikov“un konuklarý, ikisi de ayrý ayrý, ama –nasýl olduysa– ayný anda,
ayný þeyi düþündüler. Ýkisi de, kendilerini Kont Drakula“nýn gizemli þatosuna ilk kez
giden yolcular gibi gördüler. Gerçekten de yolculuklarý, tüm Drakula filmlerinin
baþlarýnda yer alan bu sahneyi andýrýyordu. Aradaki tek fark, romanda ve filmlerde bu
yolculuk dört atlý yaylý bir kupa ile yapýlýrken; onlarýn, bu yolculuðu, üç yüz beygirlik,
V6 motorlu BMW ile yapmalarýydý.

Farusti Kristiyev yolculuðun ve geçtikleri çevrenin dehþetiyle votkanýn ve Gübertchinka


hayalinin getirdiði tatlý yorgunluðun mahmurluðundan yavaþ yavaþ sýyrýlmaya
baþlamýþtý. Kaygýlý, neredeyse ancak kendisinin duyabileceði titrek bir sesle, fýsýl
fýsýl konuþtu: “Hangi cehenneme götürüyorsun bizi Meftuni?“

“Gençliðe, mutluluða, iyi yaþama!..“ diye yanýtladý Meftuni. Sesi þen þakrak, azýcýk
da alaylýydý. “Yazdýðýn, sonra da kanýnla imzaladýðýn mektubunu unutmadýn
umarým. Kaygýlanacak bir þey yok.“ Göz ucuyla korkudan suratýnýn sarýlýðý bir kat
daha artmýþ, sivilceleri daha da irileþmiþ gibi görünen Fanustay Turayevski“ye keyifle
baktý: “Bak, genç dostumuz ne kadar sakin... Gerçi oturduðu yere tutkalla
yapýþtýrýlmýþ gibi bir hali var ama... Þimdi, gömül yine koltuðuna, sevgili dostun
Puþkin“in dizeleriyle hayallerine geri dön,“ diyerek Yevgeni Onegin“in CD“sini CD-
çalara sürdü. Gerçekten de, eski tatsýz-tuzsuz-renksiz yaþamýndan –Meftuni Felesni-
kov“un yardýmýyla– kurtulup zevk, þehvet, aþk üstüne kurulu yeni bir yaþantýya
atýlmayý aklýna koymuþ eski ve ünlü Rus Dili ve Edebiyatý Profesörü Dr. Farusti
Kristiyev, Çaykovski“nin müziði ile taçlandýrýlmýþ Puþkin dizeleri kulaðýna gelince
sakinleþtirici ilaç almýþ gibi gevþedi, arka koltuða iyice yayýldý ve Puþkin-Çaykovski
destekli Gübertchinka hayallerine geri döndü.

***

Sonunda, Drakula“nýn dehþet uyandýran þatosuna deðil ama, yamrý yumru, yýkýk
dökük, taþtan bir çiftlik evine vardýlar. Evin alt katýnda, mum ya da gaz lambalarýnýn
soluk, titrek ýþýklarýnýn aydýnlattýðý pencereler görülüyordu. Üst katlar ise zifiri
karanlýktý. Bahçe kapýsý yakýnýndaki aðaca tutturulmuþ eski püskü bir gemici feneri
eve giden ince patikayý belli belirsiz aydýnlatýyordu. Meftuni demir parmaklýklý bahçe
kapýsýný zorladýysa da açamadý. Birkaç kez kendini tanýtýp baðýrdý, ama evden bir
yanýt alamadý. Farusti ile Fanustay arabanýn içine sinmiþler sessizce onu izliyorlardý.

Artýk iyice sinirlenmiþti eski KGB albayý. Bir yandan avaz avaz baðýrýyor, bir yandan
da yerden eline geçirdiði taþlarý eve doðru rastgele atýyordu. Meftuni Felesnikov“un

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

gür, otoriter sesi ve atýlan taþlar evi canlandýrmaya baþladý. Pencerelerin cansýz
aydýnlýklarýnda gittikçe artan bir telaþla saða sola koþuþturan, kararsýz kambur gölgeler
sezilmeye baþlandý.

Derken, evin kapýsý yavaþça aralanarak giriþ holündeki ýþýk altýnda korkak ve ürkek
birtakým siluetler belirdi. Kapýdan çýkanlarýn gerçekten insan olup olmadýklarý kuþku
götürürdü. Bunlar, kýsa boylu, kamburumsu, elleri dizlerinin altýna kadar uzanan
yaratýklardý. Holden sýzan ýþýk bu garip yaratýklara boylarýnýn üç-dört katý gölgeler
oluþturuyor, bu da durumu daha korkunçlaþtýrýyordu. Bahçe kapýsýna yanaþtýkça
BMW“nin kuvvetli far ýþýðý altýnda daha iyi seçilmeye baþlanan, saç, sakal,
býyýklarý birbirine karýþmýþ, bol kýllý, maymunumsu insan mý, yoksa insanýmsý
maymun mu olduklarý pek anlaþýlamayan, evrimin iki yüz-üç yüz bin yýl öncesinde
takýlýp kalmýþ bu yaratýklar korkularýndan sýyrýlýp homurtuyla havlama arasý seslerle
haykýrmaya baþlarken, evin üst kat pencerelerinden biri aydýnlandý. Az sonra da kapýda
ufak tefek, kamburu çýkmýþ, baþýndaki eþarp ve uzun etekliðinden kadýn olduðu
anlaþýlan bir siluet daha belirdi. Belirmesiyle birlikte cýrtlak, çatallý, kulak týrmalayýcý
sesiyle cýyaklamasý bir oldu:

“Kimmiþ bakalým gecenin yarýsýnda bizi rahatsýz eden ha? Kimmiþ, Sibele
Sarmatvili“nin evini kerhane basan kabadayý ayaklarýnda basmaya kalkan pezevenk
ha?“

“Sesimi de mi unuttun aþaðýlýk cadý karý seni!“ diye en gür sesiyle uludu Meftuni
Felesnikov. “Hemen kapýyý açmaz ve de þu yaratýklarýný bizden uzak tutmazsan bu
köhne viraneni kokuþmuþ baþýna yýkarým, haberin olsun!“

Bu söz üzerine kadýn donup kalýverdi evin kapýsý önünde. Uzun bir sessizlikten sonra,
ok gibi fýrladý kapýdan, aksaya topallaya bahçe kapýsýna doðru koþtururken hem
önlüðünün cebinden kapýnýn koca anahtarlarýný çýkarýyor, hem de konuþuyordu:

“Ah benim kurbaný olasým albayým mý gelmiþ yoksa? Benim aslan burcundan olma
aslan yeleli albayým mý gelmiþ?“ Kapýnýn kilitlerini büyük bir þangýrtý açarken,
arkasýna, bahçenin karanlýk derinliklerine doðru kýzgýnlýkla baðýrýyordu: “Rezil
ettiniz beni aziz albayýma, aþaðýlýk yaratýklar sizi! Gelin de açýn þu lanet kapýyý.“
Meftuni“ye döndü: “Kusurumuza bakmayýn, sevgili efendimiz, bu in cin top oynayan
dað baþýnda, herhangi bir münasebetsizliðe karþý, adamakýllý sakýngan olmakta yarar
var da...“

“Aklý baþýnda kim yanaþabilir ki senin bu viranene? Ýn de olsa, cin de olsa...“ diye
sýrýttý siniri yatýþmýþ KGB albayý.

Bu arada BMW, Sibele Sarmatvili“nin garip yaratýklarýnýn ite kaka açtýklarý köhne,
paslý kapýdan geçerek evin kapýsýna kadar yanaþtý. Üçü de indiler arabadan.
Maymunumsu yaratýklar koþarak gelip kapýnýn iki yanýna bir tören kýtasý gibi
sýralanmýþlar, merak ve kuþku ile üç konuðu süzüyorlar, gelenleri baþlarý ile
birbirlerine gösterip homurdanýyorlardý. Kambur cadý türlü þirinlikler, yerlere kadar

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

reveranslar yaparak buyur etti konuklarý içeri.

Kapýnýn giriþinde aðýr bir havasýzlýk ve dayanýlmaz bir koku tokat gibi çarptý
konuklarý. Ölü hayvan, pislik ve laðým kokusuna karýþmýþ türlü asit, baz, diðer
kimyasal maddelerle ciðerlere çok zor çekilebilir yoðun bir H2S kokusu, öldürücü sarin
gazý etkisi yapmýþtý Farusti ile Fanustay üzerinde. Ýkisi de, birbirine sokulmuþ,
kapýdaki görünmez iðrenç koku duvarýna çarpmýþlar, adým atamaz olmuþlardý.
Meftuni Felesnikov alýþkýn ve dirençliydi bu kokuya anlaþýlan. Yine de burnunu
mendiliyle týkayýp buruþuk bir yüzle haykýrdý:

“Çabuk kapýlarý pencereleri açýp havalandýrt burayý pasaklý cadý!.. Konuklarýmý,


üzerlerine hardal gazý atýlmýþ Halepçe Kürtleri gibi acýlar içinde öldürmek mi
istiyorsun?“

Kambur cadý Sibele Sarmatvili ile maymun-insan yaratýklar evin alt katýna dalarak
büyük bir telaþla, önce –belki de yýllardýr açýlmamýþ– pencereleri açtýlar; evin içi taze
ama soðuk havayla doldu. Sonra da, cadýnýn anlaþýlmaz bir dilden baðýrýþ çaðýrýþlarý,
emirleri, küfürleri arasýnda salonun köþesindeki isli büyük þöminemsi ocaðýn geçmek
üzere olan ateþini harlayýp, yanmayan lambalarla mumlarý yakarak salonun aydýnlýk
düzeyini artýrmaya, panik içinde, umutsuzca saðý solu temizlemeye, derleyip toplamaya
çalýþtýlar. Sonunda iþlerini bitirip salonun bir köþesinde, aralarýnda homurdanarak,
konuklarý seyre koyuldular. Sibele Sarmatvili, yüzünde yapmacýk gülücüklerle yerlere
kadar eðilerek, KGB albayý ile korku, tiksinti ve þaþkýnlýk yaþayan konuklarýný içeri
buyur etti.

Burasý hemen tüm katý kaplayan bir laboratuvar, bir atölye havasýndaydý. Tüm
duvarlar boydan boya, tabandan tavana raflarla kaplýydý. Giriþte saðdaki duvar týklým
týklým kitap doluydu; kalýn, siyah ya da kýrmýzý ciltli, eski püskü, birçoðu yýrtýk
pýrtýk kitaplar. Farusti Kristiyev –mesleksel içgüdüsüyle– kitap raflarýna doðru seðirtti.
Kýsa bir incelemeden sonra dondu kaldý. Bu raflarda ne kitaplar, yoktu ki! Ýbranice,
Arapça, Farsça, eski Grekçe, Latince, Sanskritçe, Gürcüce, Ermenice, Osmanlýca, Rusça,
büyük çoðunluðu el yazmasý ve –profesörün anlayabildiði kadar– hemen hepsi
büyücülükle, büyülü ilaçlarýn yapýmýyla, çeþitli þeytan dualarýyla ilgili kitaplar; çeþitli
dillerdeki Kabalalar; ebcet hesaplarýný, eski Hint sihirlerini, hatta kimi el çizimi resimler,
þemalar, listelerle anlatan boy boy, cins cins kitaplar... Farusti Kristiyev yeni keþfedilmiþ
bir ortaçað manastýrýnýn kütüphanesinde olduðu duygusuna kapýldý. Deli gibi, telaþla,
sanki kitaplar elinden alýnacakmýþ korkusuyla, raflardaki kitaplarýn hiç deðilse bir
bölümüne elini sürebilmek, açýp içlerinde ne var ne yok diye bakabilmek için, birini
yerine koyarken diðerini eline alýyordu. Tüyleri diken diken oluyordu her yeni kitabý
eline alýp açtýðýnda. Yaþamýnda belki de ilk kez bu kadar deðiþik dilde yazýlmýþ
–hem de el yazmasý– garip kitabý birarada görüyordu.

Diðer duvarlardaki raflarda ise akla, ruh saðlýðýna ziyan her þey vardý: Ýnsan, ya da
baþka tür primatlarýn sýrýtkan kafa iskeletleri; kanlý, morarmaya, çürümeye yüz tutmuþ
eller, kollar; tek týrnaklý, çift týrnaklý hayvan bacaklarý; türlü yýrtýcý kuþ baþlarý,
patalarý; kimi kuru, kimi taze kokulu, zehirli ya da panzehirli, dikenli, bilinmedik

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

birtakým otlar, yapraklar, çiçekler; raflarýn bir kýsmýna çok düzgün olarak sýralanmýþ
koca boylu kavanozlarda, sarýmtýrak bir sývý içinde “konserve“ edilmiþ akrep, yýlan
ve iðrenç solucanlar, çeþitli boyda fare ve sýçanlar, baykuþlar, yarasalar, örümcekler,
kýrkayak türü garip böcekler; daha neler de neler... Ama kavanozlardan biri vardý ki,
Fanustay, sivilceli korkak, sýrýk oðlan, onun ayýrdýna vardýðýnda tüm vücudunun
kasýldýðýný, midesinin bulandýðýný, sýrtýndan aþaðý buz gibi terlerin boþandýðýný
duyumsadý. Kavanozun camýndan, gri gözleri açýk, buruþuk yüzlü, kýrmýzý saçlý,
kýzýl-kýr sakallarý uzamýþ, kafasý kesildiðinde suratýndaki delilik ifadesi de sarýmtýrak
sývý içinde olduðu gibi korunmuþ bir garip kiþi kafasý, deli bakýþlarýyla Fanustay“ý
gözetliyordu sanki. Kahverengi cam þiþeler, kavanozlar ve beyaz porselen kapaklý
kaplarda ise sývý, toz, kristalize ya da iri katý parçalar halinde çeþitli asit, baz ve tuzlar
gibi kimyasal maddeler bulunuyordu. Tüm kavanoz ve þiþelerin içeriklerinin adlarý ya da
kýsa tanýmlamalarý, üstlerine yapýþtýrýlmýþ etiketlerde Kiril ya da Gürcü alfabesiyle,
ama Latince olarak yazýlmýþtý.

Raflarýn geri kalan alt bölümleriyle ortadaki büyük, hantal masa üzerinde paslý
birtakým alet edevat, testere, kerpeten, eðe, çekiç, tahta baþlý balyoz, hepsi de kir pas
içinde ameliyat bisturisi, cýmbýz, el matkabý, aðaç ve pirinç havanlar, antika bir kahve
deðirmeni, altlarý simsiyah is içinde bakýr, emayeleri çatlayýp dökülmüþ çinko çeþitli
boy ve cinste kap kacak, sahan, tencere; türlü laboratuvar malzemesi: erlen-mayer, beher,
pipet, balon joje, distilasyon aygýtý, imbik, ölçü kabý, çeþitli boyda teraziler,
kristalizasyon kabý rastgele serpiþtirilmiþ, sanki yýllardýr kimse dokunmamýþçasýna
duruyorlardý.

Ortalýk, engizisyonca yakýlarak öldürtülmüþ bir ortaçað büyücüsünün terekesini ya da


bir simyacýnýn laboratuvarýný andýrýyordu.

Sibele Sarmatvili saygýyla Meftuni Felesnikov“un yanýna yanaþarak albaya


emirlerinin ne olduðunu sordu. Buruþ buruþ suratýnýn her yanýndan fýþkýrmýþ et
benleri ve sarkýk sivri çenesini sarmýþ bulunan en az birer santim uzunluðundaki
kýrlaþmýþ sakal tüyleri, diþsiz aðzýnýn içinde kaybolmuþ ince, kansýz dudaklarý, ucu
alt dudaða kadar sarkmýþ kemerli, yamru yumru burnu ile, yaþý bir yüzyýlý aþkýn
görünen, Gürcü-Oset karýþýmý Sibele Sarmatvili –ancak masallarda olduklarý sanýlan–
büyücü cadý karýlarýn þýp demiþ burunlarýndan düþmüþ, süpürgesine atladýðý gibi Kaf
Daðý’nýn –Kafkaslar’ýn– ardýndan buralara gelivermiþti.

“Bu iki dostumun da, Sibele Haným“ýn bilgiyle dolu kafasý ve becerikli elleriyle
ürettiði eþsiz ve saðlýk dolu þerbetlerine gereksinmeleri var.“

Deminden beri kadýna baðýrýp çaðýran, aðýz dolusu küfürler, hakaretler savuran KGB
albay eskisinin birdenbire –ikiyüzlülük koksa da– aðzýndan çýkýveren bu yumuþak,
sevecen sözler herkesi þaþýrtmýþtý; hatta insanýmsý-maymunumsu yaratýklarý bile...
Þaþýrmayan bir tek kiþi vardý: Sibele Sarmatvili! Nasýl ki küfürler, aþaðýlamalar,
hakaretler küçük, kambur cadýyý zerre kadar etkilemediyse, bu kibar, gönül alýcý sözler
de hiçbir etki yaratmamýþtý kendisinde. Soðuk ve mesafeli dalkavukluðuyla albayýn
önünde saygýyla eðilirken, öbür dünyanýn karanlýðýndan bakan gözleriyle iki konuðu

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

hýzlý bir biçimde tepeden týrnaða süzdü. “Sanýrým iki ayrý þerbet gerekecek“ dedi,
“ama nasýl iki þerbet?“

“Bu çok eski ve aziz arkadaþým“ diye yanýtladý albay Profesör Farusti Kristiyev“i
baþýyla göstererek. “Yaþamýný deðersiz bir sürü abur cuburla harcayarak yaþamayý
erteleyip durduktan sonra, aklý baþýna geldi en sonunda. Senin deðerli katkýlarýnla, bu
dostumun yaþamýn güzelliklerini görebilmesi, mutlu olabilmesi için bir kez daha
yaþamaya gereksinimi var. Yani sözün kýsasý: Gençliðe!..“

“Ya diðer genç konuðumuz, sayýn albayým?“ diye, saygýlý ama küçümser ve alaylý
bir biçimde, sivilceli aynak kuþunu yeniden baþtan aþaðý süzerek sordu Sibele
Sarmatvili.

“O genç ve deðerli yardýmcýmý da hýzlý bir biçimde olgunlaþtýrmamýz gerek; týpký


serada hýzla büyütülüp olgunlaþtýrýlan hormonlu, ama lezzetli, seri üretim bandýndan
çýkmýþçasýna düzgün ve geometrik yapýlý bir meyve gibi...“

Sibele Sarmatvili –sadece albayýn sezebileceði– hýnzýr bir gülüþle saygýyla yerlere
kadar eðilirken “Emirleriniz tam olarak anlaþýlmýþtýr, aziz albay ve hýzlýca yerine
getirilecektir,“ diye fýsýldadý. Sonra maymunumsu insancýklara dönerek yine
anlaþýlmaz bir dille, aðzýndan tükürükler saçarak emirler yaðdýrdý. Bunun üzerine
yaratýklar telaþ ve korkuyla saða sola koþuþturmaya baþladýlar.

Önce koca, hantal masalarý, üstlerinde bulunan garip alet edevat ve eþyalarý tangýr
tungur birbirlerine çarptýrarak salonun dibine sürükleyip ortada geniþ, boþ bir alan
oluþturdular. Daha sonra salonun tam ortasýnda, çok ustaca gizlenmiþ, açýlmaya
kalkýþýlmadýðýnda kimsenin kesinlikle orada olduðunu anlayamayacaðý, bodruma inen
merdivene ulaþmayý saðlayan –ve belli ki çok uzun zamandýr kullanýlmayan– kapaðý
bin bir zorlukla açarak havaya kaldýrdýlar.

Sibele Sarmatvili, uzun eteklerini toparlayarak, merdivenden inerken Meftuni


Felesnikov, “Aman Sibeleciðim, iyice dinlenmiþinden olsun ha!“ diye kadýnýn
arkasýndan seslendi. Ardýndan konuklarýna döndü: “Çünkü gücünü ikiye katlayan
zamandýr yalnýzca.“

Korku, neler döndüðünü anlayamamanýn verdiði tedirginlik ve kýzgýnlýkla, alkol ve


Gübertchinka hayallerinden tümüyle sýyrýlmýþ Farusti Kristiyev, sinirden her tarafý
zangýr zangýr titreyerek Meftuni Felesnikov“un üstüne yürüdü: “Bana bak, karanlýk
herif, beni öldürsen de, susuzluktan gebereyazsam da, bu rezil yerde, bu pis büyücü cadý
karýnýn elinden bir yudumcuk su bile içmem“ diyerek kapýya yönelirken Meftuni“nin
güçlü ellerinin omzunu mengene gibi sýkýþýnýn acýsýný duydu.

“Þimdi de sen bana bak bakalým, sevgili profesör!“ diyerek profesörü olduðu yerde
yüz seksen derece döndürüp simsiyah gözlerini onun çipil gözlerine deler gibi dikti.
Fanustay“ýn duyamayacaðý kadar kýsýk, ama býçak gibi keskin bir sesle konuþtu:
“Canýmý iyice sýkmaya baþladýðýný bilmem sezebiliyor musun? Yaþamýn

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

zevklerinden –geç de olsa– yararlanabilmek isteyen sensin, ben deðil! Senin için
özveride bulunup gecenin bu saatinde Tanrý“nýn unuttuðu bu yere senin için geldim.
Ayrýca, cebimde kapý gibi anlaþma var; hem de kanlý tarafýndan. Senin de tek kolonluk
loto kuponun!.. Sibele Sarmatvili Hanýmefendi“nin getireceði zýkkýmý içmezsen
cebindeki o lotonun da herhangi bir deðeri kalmayabilir! Bunu böylece o edebi kafana
sokmaný öneririm!“

Maymunumsu insancýklardan birkaçý, ellerinde þamdanlar ve kandillerle, Sibele


Sarmatvili“nin peþinden bodruma seðirtirken, birkaçýnýn elinde de, nereden çýktýklarý
belli olmayan, eski püskü birtakým müzik aletleri belirdi: Akordeon, tar, klarinet, kanun,
tef, davul, cilalarý yer yer dökülmüþ birkaç periþan keman, aile boyu bir kontrbas,
tekerlekli ayaklarýyla bir Macar çingenesi çembalosu... “Orkestra“ salonun bir
köþesinde yerini alarak klarnetin verdiði “la“ ile akort yapmaya baþladý. Bu arada
yaratýklardan üçü evin baþka bir köþesindeki, insan boyundan daha yüksek bir yedi kollu
þamdaný, bin bir güçlükle yerlerde sürükleyerek salonun tam ortasýna koyup mumlarýný
yakarken, diðerleri de yanmakta olan diðer tüm mum, lamba ve kandilleri söndürdüler.
Sonra da çapý dört-beþ metrelik bir çember oluþturacak biçimde, koca þamdanýn
çevresine dizleri üzerinde oturdular. Þimdi, sazlarýn akortlarý bitmiþ, yaratýklarýn
homurtularý da azalarak durulmuþtu. Hepsi aðýr bir sessizlik içinde bodruma inen
kapaða gözlerini dikmiþler, hafif hafif sallanarak bekleþiyorlardý. Köþedeki ocakta
yanmakta olan odunlarýn ve yedi kollu þamdanýn bilek kalýnlýðýndaki mumlarýnýn
alevleri, tavanda, duvarlardaki raflarýn üstlerinde sarý-kýrmýzý-turuncu, sürekli
oynaþan, eþyalarýn ve maymun-insanlarýn görünüþünü ve boyutlarýný deðiþtirip duran
garip ýþýk oyunlarý yaratýyordu. Hatta, Fanustay, bir ara bu ýþýk oyunlarýnýn
kavanozdaki deli bakýþlý, kýrmýzý saçlý adama göz kýrptýrdýðýný bile görür gibi oldu.
Her þey, sessiz sinema döneminde acemice çekilmiþ beceriksiz, nahif, biraz da gülünç
korku filmlerini anýmsatýyordu.

Derken, bodruma inen merdiven boþluðundan sesler geldi ve þamdanlarýn giderek artan
titrek ýþýklarý eþliðinde Sibele Sarmatvili ile yanýndaki yaratýklar göründüler. Orkestra
ne olduðu anlaþýlamayan bir müziði –belki de bir marþ, bir cenaze marþý– kulaklarý
týrmalayan bir uyumsuzluk ile çalmaya baþladý. Ýþte o anda Dr. Farusti Kristiyev ile
Fanustay Turayevski yaþamlarýný gerçeðe baðlayan palamarlarýn yavaþ yavaþ
çözülmeye baþladýðýný, yaþam gemilerinin gerçeðin rýhtýmýndan giderek
uzaklaþtýðýný içlerinde duydular.

Sibele Sarmatvili“nin boyu, ayaðýndaki çok yüksek topuklu iskarpinler yardýmýyla


bayaðý uzamýþtý. Üstünde, sýrmalý iþlemeli, Hýristiyan tabut örtüsünden yapýlma uzun
bir pelerin vardý. Kafasýna ise –pis baþ örtüsünü atarak– sarý, topuzlu bir peruk, onun
üstüne de rengârenk, sahte taþlarla bezeli tenekeden bir taç geçirmiþti. Suratýnda,
neredeyse bir parmak kalýnlýðýnda pat dö ten üstüne, abartýlý bir sirk ya da panayýr
makyajý vardý. Masaldaki kâh cadýya, kâh kraliçeye dönüþen üvey annenin kraliçe
evresine girmiþti þu anda Sibele Sarmatvili. Bodrum kapaðýnýn aðzýndan yedi kollu
þamdana kadar haþmetle, ama yüksek topuða alýþkýn olmadýðýndan, arada bir
sendeleyerek geldi. Ellerinde, bu sefil ve mide bulandýrýcý evde nasýl olup da
bulunduðu bilinemeyen, antika saf altýndan nefis birer kupa tutmaktaydý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

“Sað yanýma olgun olaný, sol yanýma da ham olaný getirin“ diye buyurdu Meftuni
Felesnikov“a, ufak bir el hareketi ile müziði susturarak. Bilinçleri bütünüyle buharlaþýp
gitmiþ “olgun“ ve “ham“ konuklar albayýn iteleyip kakalamasýyla Sibele“nin iki
yanýnda yerlerini aldýlar. Kraliçeye dönüþmüþ cadý duaya benzer bir þeyler
mýrýldanýyordu, fýsýltýyla baþlayýp gittikçe sesini yükselterek. Küçük orkestra da ona
uygun olarak “piyano“dan “forte“ye doðru açýlmaktaydý. Sibele Sarmatvili“nin
dualarý, her bir sözcüðü neredeyse baþka dillerden oluþmuþ bir dil çorbasý
görünümündeydi: Ýbranice, Rumca, Latince, Rusça, Arapça, Farsça, Türkçe, Ermenice,
Gürcüce... Cadýnýn aðzýndan çýkan her sözcüðün son heceleri insanýmsý yaratýklar
tarafýndan yankýlandýrýlýyordu; týpký taþtan yapýlmýþ koca bir mabetteki
yankýlanmalar gibi.

Anlaþýlan, Sibele Sarmatvili“nin her derde deva þerbetleri yanýnda, törensel


mizansenleri de son derecede baþarýlýydý. Törendeki her þey belli ki defalarca provasý
yaptýrýlarak maymunumsu yaratýklara öðretilmiþti.

Neye benzediði anlaþýlmaz cazýrtýlý müzikle beslenen dualarýn genliði ve temposu


arttýkça maymunumsu yaratýklarýn aðýzlarýndan tükürükler saçarak haykýrýþlarý ve
baþlarýn –kökünden koparýlmak istenircesine– ’vecd’ içinde öne arkaya, saða sola
devinimleri de, evin ahþap döþemelerini yerinden oynatacak denli titretiyordu. Görünüm,
sapkýn Ýslami tarikatlardan birinin çýlgýn ayinlerini anýmsatýyordu.

Cadý Sibele bile esrime içinde, yüksek gerilime çarpýlmýþçasýna hem titriyor, hem de
–kupalar içindeki sývýlarý yerlere sýçratmama baþarýsýný göstererek– Mevlevi derviþi
gibi tabut örtüsünden pelerininin eteklerini havalandýrarak dönüp duruyordu kendi
çevresinde.

Öyle bir an geldi ki, yaratýklar, haykýrýþlarý ve el-kol ve kafalarýnýn karmakarýþýk


devinimleriyle, dizleri üzerinde sola doðru yönelerek, ortalarýndaki yedi kollu koca
þamdan, Sibele ve “olgun“ ile “ham“ iki konuk çevresinde fokur fokur kaynaþan
döner bir çember oluþturdular.Böylece durum, ilkel bir kabile sihirbazýnýn yönettiði kötü
ruhlarý kovma ayinine dönüþtü.

Derken, Sibele Sarmatvili, sert bir el hareketiyle, tüm gürültü-patýrtýyý durduruverdi.


Herkes –fotoðraf karesi gibi– en son ne yapmakta ise o biçimde donup kaldý. Cadý, sað
elindeki kupayý Farusti Kristiyev“e, sol elindekini de Fanustay Turayevski“ye
uzatarak, emredercesine, “Ýçin hemen þunlarý!“ diye cýzýrdadý. “Bir içiþte. Sonuna
dek. Nefes bile almadan.“

Ýki konuk, Meftuni Felesnikov“un bile hayretten dört açýlmýþ gözleri önünde, son
derece uysal, hiçbir karþý çýkma ve iðrenme belirtisi göstermeden, bir yudumda
içiverdiler kendi þerbetlerini. Tören bitmiþti. Hep birlikte dýþarý çýktýlar.

Doðuda, daðlarýn, tepelerin, ormanlarýn, ovalarýn oya gibi iþlediði ufukta, laciverdin
incecik bir çizgi halinde eflatuna dönüþmeye baþlamasýndan yeni bir günün doðmak için

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

hazýrlýða baþladýðý anlaþýlýyordu.

Yeni gün, Prof. Dr. Farusti Kristiyev ile Fanustay Turayevski için –artýk geri dönüþü
olmayan– yeni bir dönemin, yeni bir yaþamýn baþlayacaðý dönemeç noktasýydý.

II
Sibele“nin iðrenç suratýný görüyordu karþýsýnda. Burun burunaydýlar. Cadý, onu,
kocaman Rus haçlý tabut örtüsüyle ellerini, ayaklarýný kýpýrdatamayacak biçimde,
sýmsýký sararak yere yatýrmýþtý. Kendisi de boylu boyunca üstüne uzanmýþ, çýlgýn bir
þehvetle dudaklarýndan öpmeye çalýþýyordu. O ise can havliyle baþýný bir saða, bir sola
döndürerek kadýnýn mide bulandýrýcý suratýndan ve –özellikle– fare leþi kokulu
aðzýndan kendini uzak tutmaya çalýþýyordu.

Maymunumsu yaratýklar, çevrelerini sarmýþ, ellerindeki çýngýraklý tütsü kaplarýný hep


ayný tempoda sallayarak ortalýðý göz yaþartýcý, öksürtücü bir tütsü sisine boðuyorlardý.
Cadý Sibele býkmadan usanmadan saldýrýya devam ediyordu; aðzýný yakalayamasa da,
adamýn boynunu, kulak memelerini, yanaklarýný, pis tükürüklerini sývaþtýrarak, hem
öpüyor, hem de ýsýrýyordu. Yüzleri sürtünürken, kadýnýn pat dö ten altýna gizlenmiþ
sakallarý, bulaþýk teli gibi çiziyordu adamýn suratýný; fena halde canýný yakýyordu.
Gözleri yaþartan, ciðerleri yerinden söken tütsü, monoton çýngýrak sesi ve cadýnýn
artsýz arasýz “cinsel tacizleri“ direnme gücünü yavaþ yavaþ tüketiyordu. Avazý
çýktýðý kadar baðýrdýðýný, yardým istediðini sanýyordu, ama aslýnda sesi
çýkamýyordu. Üstüne üstlük, Sibele arada bir cýrtlak sesiyle istek ve þehvetten titreyen
kahkahalarýný salýveriyordu kulaklarýnýn dibinde.

Cadýnýn iç bulandýrýcý suratýný görmemek için gözlerini sýký sýkýya yumduðu halde
kuvvetli bir ýþýk demetinin arada bir yüzünü yalayýp geçtiðinin ayýrdýna vardý.
Gözlerini korkarak hafifçe araladý: Yüzünde sýrýtkan bir ifadeyle Meftuni Felesnikov
baþlarýna dikilmiþ, bir elindeki elektrik feneriyle diðer elindeki buruþuk, kat yerlerinden
neredeyse yýrtýlmak üzere olan, eski loto kuponunu ritmik biçimde sallýyor, kahkahalar
atarak bir þeyler haykýrýyordu. Ama ne dediðini yalnýzca Sibele Sarmatvili anlýyor,
cýrtlak kahkahalarýnýn kulak týrmalayýcý þiddetini bir kat daha artýrýyordu.

Derken KGB albay eskisi hiç beklenmedik bir þey daha yaptý: Birdenbire elindeki güçlü
ýþýk demetini odanýn karanlýkta kalan köþesine tutuverdi. Aðýr tütsü sisinin arasýndan
belli belirsiz gözüken þey yýldýrým çarpmýþa döndürdü Farusti“yi. Odanýn
aydýnlanan köþesinde Gübertchinka ile Fanustay çýlgýnca seviþiyorlardý. Kýzýn kötü,
kalýn çoraplarý ayak bileðine kadar sýyrýlmýþ, güzel bacaklarý tümüyle açýða
çýkmýþtý. Bembeyaz, pýrýl pýrýl, neredeyse saydam, dolgun ve yumuþak kalçalarý
sivilceli oðlanýn altýnda çalkalanýp duruyordu. Fanustay kýzýn bluzunda saðlam düðme
býrakmamacasýna yýrtarak göðsünü açmýþ, sert, dimdik iri göðüslerini ortaya
çýkarmýþtý. Oðlan kýzý neresinden yemeye baþlayacaðýný bilememenin
kararsýzlýðýyla Gübertchinka Gülbeyeva“nýn kâh dudaklarýna, kâh yanaðýna,

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

boynuna, ensesine, memelerine, kâh da süt beyazý bacaklarýna, tombul kalçalarýna ve


bacak arasýnýn en kuytu köþesindeki gizli bölgelerine saldýrýyordu.

Farusti içinde depremler yaratan bu görünümden yýkýlmýþtý. Yaþamýnda ilk kez


kendisini ilgilendirebilen, ruhsal ve cinsel istekle yakýp tutuþturan kýz, bu sýska,
sivilceli, irin suratlý pis oðlanla seviþiyordu.

Meftuni elindeki feneri bir Gübertchinka ile Fanustay“a, bir Sibele ile Farusti“ye
tutuyor, her seferde de zýplayarak kahkahalar atýyordu. Gübertchinka ile Fanustay ara
ara seviþmeyi kesip yarý bellerine kadar doðrularak Sibele ile Farusti arasýnda aralýksýz
sürmekte olan cinsel savaþýmý izliyorlar, sonra da onlarý elleriyle birbirlerine göstererek
eðleniyorlardý. Zaten Farusti Kristiyev“den baþka herkes neþeli, coþkulu ve mutluydu;
maymunumsu yaratýklar bile...

Farusti Kristiyev nefes almakta zorluk çekiyordu; boðulacak gibiydi. Feci bir aðrý gelip
oturmuþtu göðsünün ortasýna. Aðrý göðüsten kalkýp sol kolu uyuþturuyor ve sýrtý
dolaþtýktan sonra tekrar eski yerine dönüp yerleþiyordu.

“Hapý yutmuþsun sen oðlum, pek sayýn profesör!“ diye geçirdi içinden. “Bunlar
tam tamýna, klasik bir enfarktüsün ön habercileri. Bu karýlar ve herifler hepsi bir
olmuþlar, seni gebertecekler!..“

Ölmek üzere olanlarda görülen bir enerji boþalmasýyla son bir çaba göstererek iki elini
birden tabut örtüsünden kurtardýktan sonra cadýnýn suratýna, kalan tüm gücüyle öyle bir
vurdu ki Sibele Sarmatvili bir yana, baþýndaki teneke taçla sarý peruk baþka bir yana
uçuþtular.

Meftuni Felesnikov bu iþe çok sinirlenmiþti. Boyun damarlarý yerlerinden


fýrlayacakmýþçasýna haykýrarak Farusti“yi azarlýyordu, ama sesi adama
ulaþamýyordu.

Teneke taç tangýrdayarak Gübertchinka“ya doðru giderken...

Karabasandan uyandý Farusti Kristiyev. Uyandý ama bir türlü gözlerini açma cesaretini
gösteremiyordu. Tüm vücudu sýrýlsýklam, ter içindeydi. Baþýnda astragan kalpaðý,
üstünde kalýn paltosu ve hatta ayaðýnda ayakkabýlarýyla sýzýp kalmýþtý anlaþýlan.
Kendine geldikçe dýþ dünya ile iletiþimini saðlayan duyularý da yavaþ yavaþ yerine
geliyordu. Ýçi mutlulukla dolmaya baþladý. Yaþadýklarý, bol metil alkollü votka ve
bozuk yiyecekler yüzünden karabasana dönüþmüþ düþler dizisiydi yalnýzca.

Ama mutluluðu býçak gibi kesiliverdi: Sýrtýndaki örtünün ayýrdýna varmýþtý.


Karabasandaki gibi tabut örtüsüyle mi sarýnmýþtý? Bu sorunun yanýtý gerçekle
karabasaný birbirinden ayýrt edecekti. Bunun için de sadece gözlerini açýp bakmasý
yeterliydi. Ama ölümüne korkuyordu bunu yapmaktan. Ya Sibele Sarmatvili“nin önce
pelerin gibi kullandýðý, sonra da kendisini sarýp sarmaladýðý Rus haçlý, siyah tabut
örtüsüyle burun buruna gelirse ne olacaktý? Ya cadýnýn insanda kusma duygusu

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

uyandýran pis suratýyla ve maymunumsu yaratýklarýyla karþý karþýya kalýrsa gözlerini


açtýðýnda?

Ölüm korkusunu ve boðulma hissini yeniden duymaya baþladý. Son kez, giderayak,
görmeliydi olan biteni. Korkunun ecele herhangi bir yararý olmadýðýný biliyordu.

Ve açýverdi gözlerini... Ardýndan da derin ve içten bir “Ooohh!..“ çekti. Ne Sibele


vardý ortalýkta, ne de maymunumsular; ne Meftuni, ne Gübertchinka, ne de Fanustay...

Evindeydi. Devlet sosyal konutlar kooperatifindeki, bekârlar için tasarlanmýþ otuz beþ
metrekarelik dairesinde. Diðer zamanlarda içine girmek istemediði evi cennetten bir köþe
gibi görünüyordu þimdi kendisine. Kafasýný doðrultup merak ve kaygý ile üzerindeki
örtüye bakýp inceledi. Kendi kendine güldü, hem de kahkahayla... Karabasanýnda
kendisiyle alay edip eðlenenlerden sonra kahkaha atma sýrasý þimdi ona gelmiþti. Rus
haçlý, siyah tabut örtüsü yerine yataðýnýn üzerine serili, Türkiye“den bir ahbabýnýn
kendisine armaðaný olan, kalýn, uzun keçi kýlýndan Kilis battaniyesine, herhalde gece
üþüyüp, bilinçsizce sarýnmýþ kalmýþtý.

Karyolanýn baþucundaki okuma abajuru, Sibele“yle sürdürdüðü amansýz savaþým


sonucu, sallanýp duruyordu. Meftuni“nin, yüzünde oynaþtýrýp durduðu el fenerinin
ýþýðý bu olsa gerekti. Zaten odada ýþýk veren tek kaynak da bu abajurdu.

Yattýðý yerden gözleri pencereye kaydý. Dýþarýda garip bir alacakaranlýk vardý. Ama
sabah mýydý, yoksa akþam mý? Komodinin üstündeki çalar saatine bakmak için
doðruldu yerinden. Saat yerinde yoktu. Çünkü Farusti“nin tüm gücüyle elinin tersini
yapýþtýrdýðý þey, yerde tangýrdayarak giden Sibele“nin teneke tacý deðil, emektar
Serkisof“tu. Taa üniversite öðrenciliðinden beri Farusti Kristiyev“e hizmet vermiþ
olan Serkisofçuk, hiç beklemediði bu þiddetli darbeyle uçmuþtu ve ne yazýk ki bundan
böyle zamaný, günde yalnýzca iki kez doðru olarak gösterebilecekti.

Birden içi sevinç ve mutlulukla doldu Farusti Kristiyev“in. Sibele Sarmatvili de, onun
maymunumsu yaratýklarý da, sivilce bezeli yüzüyle Fanustay Turayevski de,
Gübertchinka Gülbeyeva da kötü ve saðlýksýz düþlerin, boðucu karabasanlarýn birer
ürünüydü yalnýzca. Bir yandan üzerinden büyük bir yük kalkmýþ gibiydi, ama diðer
yandan da –doðrusu– Gübertchinka’nýn gerçek olmamasý içini sýzlatýyordu. Meftuni
Felesnikov ise ne yazýk ki gerçekti! Eski okul arkadaþýyla o ucuz lokantada buluþup
yemek yemiþler, içki içmiþlerdi dün. Dün mü? Dün ya da belki daha önceki gün. Ondan
sonra olanlarý anýmsayamýyordu.

Yataktan fýrladý. Bir süre kalbini dinledi; derin derin nefes alýp verdi. Sapasaðlamdý.
Garip bir þekilde kendini dünden daha dinç ve formunda buluyordu. Anlaþýlan,
karabasanýn kendisine oynadýðý kötü numaralardan biriydi geçirdiði enfarktüs
boðuntularý da.

Ýç çamaþýrlarýný sýrýlsýklam yapan ter artýk iyice soðumuþ, üþütmeye baþlamýþtý


Farusti“yi. Soyunup hemen banyoya girdi.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Hem yatak odasý, hem de çalýþma odasý olarak kullanýlan mekân, insana bir daha
düzeltilemez duygusu veren, korkunç bir karýþýklýk içindeydi. Zaten bekârlýðýn tüm
özelliklerini yansýtan, “kadýn eli deðmemiþ“ bir odaydý. Üstüne üstlük Farusti
Kristiyev, kendisinden apar topar üniversitedeki odasýný terk etmesi istenince, orada
kütüphanesinde ve çalýþma masasýnda nesi varsa, ya mukavva kutularda, ya eski püskü
gazetelere sarýlmýþ biçimde, ya da açýkta taþýyarak getirip önce küçük çalýþma
masasýnýn üstüne, orasý yükünü aldýðýnda da yerlere rastgele serpiþtirmiþti. Çeþitli
Slav dilbilimleri ve edebiyatý ile ilgili araþtýrmalar, eleþtiri-inceleme kitaplarý, bu
dillerde yayýmlanmýþ sanatsal yapýtlar, Rusça, Lehçe, Bulgarca, Çekçe, “Srpski-
Hýrvatski“ce bilimsel ya da daha popüler dilbilim ve edebiyat dergileri, okunup not
verilmemiþ öðrenci ödevleri, sýnav kâðýtlarý, bitirme tezleri, lisansüstü ve doktora
öðrencilerinin karalama düzeyindeki taslak çalýþmalarý, yurt dýþýnda çeþitli kentlerde
katýldýðý uluslararasý kongre ve sempozyumlar sýrasýnda bu kentlerden aný olarak
edindiði ya da bu ülkelerdeki dostlarýnýn armaðanlarý olan irili ufaklý birtakým turistik
ve folklorik eþyalar... Bu odada dolaþmaya kalkan biri yerdeki minik Gorki büstünün pos
býyýklarýna, ya da Aslan Asker Þvayk kuklasýnýn saf-hýnzýr, sevimli yüzüne
basmamak için adamakýllý dikkatli olmalýydý.

Kurtlar gibi açlýk duygusu sarmýþtý midesini Farusti“nin. Ama –aksilik bu ya– evde,
buzdolabýnýn bir köþesinde unutulup kalmýþ, bozulmuþ birkaç dilim domuz jambonuyla
taþ kesilmiþ bayat bir ekmek parçasýndan baþka bir þey yoktu. Hemen giyinip sokaða
fýrladý ve yataktayken kestiremediði, þimdi artýk iyice karanlýða dönüþmüþ deminki
alacakaranlýðýn akþam karanlýðý olduðunu anladý.

***

Günlerdir kullanmadýðý döküntü, Fiat 124 bozmasý Lada“sýný güçlükle çalýþtýrarak


kentin merkezine doðru yola koyuldu.

Ýçi içine sýðmýyordu. Nedenini kestiremediði bir neþe, mutluluk ve özgürlük sevinci
duyumsuyordu içinde. Birden, beyninin karmaþýk kývrýmlarýnda gizlenmiþ cinsel
istekler, yaþamýnda ilk kez, üstlerindeki ölü topraðýný savurup ayaklanmaya baþladýlar.
Gerçi ayný duygularý Gübertchinka“yý gördüðünde de yaþamýþtý, ama... Ama o bir
düþün içindeki çok kýsa –birkaç karelik– bir sekans parçasýydý. Oysa þu an tam
tamýna gerçeðin içinde, az sonra tüm parçalarý birbirinden kopup çevreye yayýlacakmýþ
gibi zangýrdayan Lada“sýndaydý ve –açýkçasý– bir kadýn arkadaþa gereksinimi vardý;
konuþup dertleþeceði, yatýp kalkacaðý, bir kadýn arkadaþ... Ah, ne olurdu, þu
Gübertchinka Gülbeyeva denen kýz, düþlerin deðil de gerçeklerin içinde bulunabilseydi.

Farusti, bir yandan arabasýný çýlgýnca kullanýrken, bir yandan da kendine neler
olduðunu kestirmeye çalýþýyordu. Yaþamý boyunca hiç aklýna gelmemiþ düþüncelerin,
isteklerin kafasýnda saldýrýya geçmelerine bir anlam veremiyordu. Neler oluyordu
kendisine? Bedensel olarak kendini çok dinç hissediyor ve köhne Lada“nýn koltuk

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

yaylarýný poposunda duyarak hop oturup hop kalkýyordu. Uykusunda gördüðü bir
karabasanýn içinde olduðuna kesinlikle inanmasa, çirkin, iðrenç cadý Sibele
Sarmatvili“nin þerbetinin etkisini göstermeye baþladýðýný düþünecekti.

Arabasýný park edip yalnýzca yayalara açýk büyük caddeye fýrladý. Alelacele, telaþla
ilk önüne çýkan “fast food“cuya daldý. Dalmasýyla da, son yýllarda –her yerde olduðu
gibi– tüm Rusya Federasyonu’nun en ücra köþelerinde de mantar gibi biten ’Mc Do-
nald’s’lardan –ya da baþka bir deyiþle ’Mc Lenin’s’lerden– birine girdiðini fark etti.
Oysa, o güne kadar “Mc. Donald“s“lardan da “Coke“lardan da –biraz da Amerikalýlara
duyduðu tepki yüzünden– hep nefret etmiþti. Öyle ki, yolda yürürken bu tür ’fast
food“cularý gördüðünde karþý kaldýrýma, ya da olabildiðince uzaðýndan geçmeye çaba
gösterirdi, bu dükkânlardan dýþarý vuran o mide bulandýrýcý sos kokusunu duymamak
için. Ýçinde oluþmaya baþlayan garip deðiþim burada da kendini gösterdi:
Hamburgerden artýk iðrenmediði gibi tam tersine caný hamburger yemek istiyordu. Ya
midesini bulandýran o koku? Nedense artýk hiç þikâyetçi deðildi bundan; hatta hoþuna
bile gitmiþti. Kasaya yaklaþtý. “Maxi“li mönüden “Ancak doyarým“ diye
düþünerek iki kiþilik alýp büyük bir iþtahla yedi.

Karný doyunca kendini tekrar caddeye attý. Ortalýk cývýl cývýl insan kaynýyordu.
Çevreyi ve maðaza vitrinlerini seyrederek aðýr aðýr yürüyenler, birbirleriyle þakalaþan,
itiþip kakýþan, baðýrarak konuþan kýzlý-erkekli gençler, iþten çýkmýþ, yorgun yüzlü
ama neþeli insan kümeleri, bir an önce evlerine dönmek için, saða sola bakmadan, hýzla
yürüyenler... O da aralarýna karýþtý, hem þaþkýn, hem de sevinçli. Gelen geçenlerin
yüzlerini, maðaza vitrinlerini yaþamýnda sanki ilk kez görüyormuþ gibi mutlu bir
þaþkýnlýkla izliyordu. Neredeyse doðma büyüme bu kentli olan üniversite hocasý,
buraya ilk kez ayak basan bir taþralý görünümündeydi. Ýçindeki deðiþim sürüyordu:
Þimdiye kadar hiç ilgilenme gereði ve isteði duymadýðý kendisi dýþýndaki dünyayý
merakla izlemekten hoþlanmaya baþladýðýný seziyordu. Kadýn ve erkek konfeksiyon
maðazalarýnýn vitrinleri önünde dakikalarca kalýyor, sergilenmekte olan her þeyi
inceden inceye izliyordu. Özellikle kadýn eþyalarý satan maðazalarýn vitrinlerinde çok
oyalanýyordu. Üzerlerine kadýn giysileri, ya da iç çamaþýrlarý geçirilmiþ plastik
malzemeden yapýlma, sýska mankenler bile cinsel dürtülerini çimdikliyordu. Yaþamý
boyunca kitapçý vitrinlerinden baþkasýna baþýný çevirip bakmamýþ Farusti Kristiyev,
yeni ve hiç bilmediði bir dünyayý keþfetmekteydi.

Çevrenin kalabalýðý ile kendi içinde duyumsadýðý deðiþikliklerden serseme dönmüþ


durumda amaçsýzca yarý yürüyüp yarý koþturmaktayken ilerde, bir dükkânýn önünde
uzun bir insan kuyruðu oluþtuðunun ayýrdýna vardý. Kuyruktaki insancýklar, derileri
çatlatan acýmasýz Sibirya ayazýnda, aðýzlarýndan buharlar savurup –soðuktan daha az
etkilenmek için olacak– yerlerinde zýplayýp duruyorlardý.

“Ya dondurma kuyruðudur bu, ya da votka!“ diye düþündü Farusti. “Deli bu bizim
insanlar... Akþamýn bu ayazýnda...“

Yaklaþtýðýnda, önünde uzun kuyruk oluþmuþ dükkânýn, büyük maðazalarýn arasýna


sýkýþmýþ, daracýk bir loto ve piyango bayii olduðunu gördü. Küçümseyerek, hafif

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

alaylý bakýþlarla kuyruktakileri süzerek geçti gitti yanlarýndan. Ama içinde, bugün
kendine geldiðinden beri hissetmekte olduðu mutluluðu gölgeleyecek bir huzursuzluðun,
gittikçe büyüyerek beynini ele geçirmeye baþladýðýný þaþkýnlýk ve tedirginlikle
izliyordu. Bilinçaltýna gizlenmiþ bu yýlaný neyin uyandýrdýðýný anlayabilmek için,
epey uzaklaþmýþ olduðu loto kuyruðuna dönüp yeniden baktý. Bakmasýyla da
bilinçaltýndaki yýlan dikleþip bilincini sokuverdi. Donuk ve anlamsýz gözlerle
kuyruktakileri süzdü uzun bir süre. Sonra –kendinden geçmiþ bir halde– koþarak
kuyruðun sonunda sýraya girdi.

Bu da bir ilkti Farusti Kristiyev için. Anlaþýlan bugün bir “ilkler“ günüydü. Rus
dilbilimcisi emekli hoca yaþamýnda –askerliði dýþýnda– ilk kez bir kuyrukta sýraya
giriyordu; hem de –olacak þey deðil– loto oynamak için!..

Panik içinde ceplerini karýþtýrýyor, üstünü baþýný paralýyor, ama bulamýyordu.


Dondurucu soðukta alnýndan, ensesinden, sýrtýndan, tuzlu terler boþanýyordu. Alayla
süzme sýrasý þimdi kuyruktakilere gelmiþti. Herkes geriye dönmüþ kuyruðun en
dibindeki adamý hayretle ve gülümseyerek izliyordu.

En sonunda cüzdanýnýn ceplerinden birinde buldu aradýðýný Farusti: Kývrým


yerlerinden neredeyse yýrtýlmak üzere olan eski püskü loto kuponu... Evet ama bu kâðýt
parçasý, dünden beri olan bitenlerin birer düþ ve karabasan deðil de gerçeðin ta kendisi
olduðunu kanýtlamýyor muydu? Cadý Sibele Sarmatvili üstüne abanýp salyalý
tükürüklerle onu öper, ýsýrýrken Meftuni“nin gözüne gözüne salladýðý kâðýt parçasý,
bu –neredeyse daðýlmak üzere olan– paçavra loto kuponu deðil miydi?

Sýra kendisine geldiðinde, lotosunu oynadý; ücretini ödeyip dükkânýn önünden


uzaklaþýrken orada bulunan herkesin kahkahalarla güldüðünü duydu. Bu kahkahalar
–þimdi gerçek olduðu anlaþýlan– karabasanda suratýna boca edilen isterik kahkahalarý
andýrýyordu.

Loto biletini cüzdanýna yerleþtirirken gözü tek kolondaki oynanmýþ sayýlara kaydý: 1 -
2 - 3 - 4 -5 - 6 !..

“Göklerdeki kutsal babamýzýn tüm laneti üstünde olsun, aþaðýlýk Meftuni!“ diye
kükredi içinden. “Yine fena halde iþlettin beni. Üstüne üstlük bir de çevredekilere alay
konusu olduk. Ýnþallah kalabalýkta eski-yeni öðrencilerimden kimse yoktur.“

Caddede bir aþaðý, bir yukarý, ne yapacaðýný bilmez durumda dolaþýyordu. Yoldan
geçenlere çarpýyor, tökezliyor, bazýlarýndan sert paylamalar, azarlar yükseliyordu, ama
o ya hiçbir þey duymuyor, ya da algýlayamýyordu. Bir-iki kez koca vitrin camlarýna bile
bindirdi; sýska plastik mankenlerle kucaklaþmasýna ramak kaldý. Ama, deðil plastik
mankenleri, yoldan geçen nefes kesici, bir içim su kýzlarý bile gözü göremeyecek kadar
bilinci paramparça olmuþ, daðýlmýþtý.

“Mademki loto kuponu gerçek, o zaman Gübertchinka Gülbeyeva da gerçek!“ diye


söyleniyordu az da olsa sevinçle. “Ama o gerçekse Sibele Sarmatvili de, sivilceli sýska

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

oðlan da...“ Kafasý altüst olmuþtu yeniden.

Gitmeliydi. Gidip dün gece –ya da önceki gece, belki de daha önceki gece–
Meftuni“yle birlikte olduklarý salaþ lokantayý bulmalýydý; Gübertchinka“yý
bulmalýydý. Ýçinde hem merak hem de özlem kaynaþýyordu.

Ana caddeye açýlan sokaklardan biriydi, ama hangisi? Bir sürü sokaða girip çýktýktan
sonra, en sonunda bulabildi lokantayý. Lokantanýn sokaða açýlan pencereleri önünde,
pejmürde çocuklar, aðýzlarýndan buharlar saçarak içeriyi gözetlemekteydiler. Ama bu
kez sivilceli sýska oðlan Fanustay Turayevski yoktu aralarýnda. Þükürler olsun ki yoktu!
Yoksa, bu gergin ve allak bullak akþamýnda Fanustay“a da toslamak, Farusti
Kristiyev“in –zaten bir tutam kalmýþ– aklýnýn geri kalanýný da keçilere emanet edip
göndermesine neden olacaktý.

Çocuklarý itekleyerek pencerelerden birine yanaþtý. O anda, sýkýntý, merak ve stresten,


kalbi göðsünden fýrlayýp çýkacakmýþçasýna atýyordu. Camda açýlmýþ buðu
deliklerinden birine suratýný iyice yapýþtýrarak, içeri bakmaya baþladý. Ama kafasýnda
oluþturduðu Gübertchinka imgesine benzeyen hiç kimse yoktu ortalýkta. Uzunca bir süre
bekledi sabýrla. Burnunu yapýþtýrdýðý, kenarýndan sular sýzan buðu deliðinden
lokantanýn hemen her yanýný görüyor olmasýna karþýn Gübertchinka bir türlü ortaya
çýkmýyordu. Öyleyse Gübertchinka diye bir kýz yoktu burada; hiçbir zaman da
olmamýþtý. Garson kýzýn kanatlý çýplak meleklerden alýnmýþ bebek güzelliði ile
þehvet saçan dolgun vücudu hastalýklý ve votka kokulu düþlerinde saklýydý yalnýzca.

“Ne iyi olurdu gerçek olsaydý“ diye hüzünlenirken diðer yandan da içini anlamsýz bir
sevinç, bir mutluluk kapladý. “Evet, yazýk ki Gübertchinka Gülbeyeva diye bir kýz yok,
ama Meftuni Felesnikov dýþýnda diðerleri de yok! Ne sivilceli, irin suratlý oðlan, ne
iðrenç cadý karý ve maymunumsu adamlarý, ne de kupalarda sunulan balgam
kývamýnda sözüm ona þerbetler...“

Gitmek üzere camýn önünden çekilip geldiði yola koyulmuþken, pejmürde çocuk
kalabalýðýndan, maçta gol sevincine benzer, çýlgýnca bir haykýrýþ salvosu koptu.

“Geldi iþte sonunda“ diye sevinçten zýplayarak birbirlerine sesleniyorlardý. “Çok


geç kaldý bugün, ama geldi iþte!..“ Birbirlerini hoyratça itip kakarak camlarda
yakaladýklarý buðu aralýklarýndan içeriyi dikizlemeye çalýþýyorlardý.

Farusti þaþýrmýþtý bu “tezahürat“a. Dönüp merakla burnunu tekrar cama


yapýþtýrdýðnda dehþetle “o“nu gördü. Önlüðünü, anlaþýlan daha yeni giymiþti;
kuþaðýný baðlýyordu. Sonra ýþýðýn altýnda pýrýl pýrýl yanan o güzelim saçlarýndan
sarkan tutamlarý baþýnýn arkasýndaki topuzuna sokuþtururken, hiç beklemeden büyük
bir gayret ve hýzla, masalarýn arasýna daldý; müþterilerin önlerindeki iþi bitmiþ tabak,
çatal-býçak ve bardaklarý toplamaya, izmaritlerle dolmuþ küllükleri yenileri ile
deðiþtirmeye, masalarýn üstündeki ekmek ufaklarýný ve yemek döküntülerini omzunda
gezdirdiði bezle silmeye baþladý. Bu arada, müþterilerden laf atanlara, yüzünde soylu,
masum ve yapmacýk gülücüklerle yanýt yetiþtiriyor, yeni istekleri nefes almadan yerine

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

getiriyordu. Koþuþturmaktan alnýnda biriken ter kürecikleri buðulu camýn arkasýndan


bile gözlenebiliyordu.

“Ýçeri girip bir masaya oturmalý, bir þeyler zýkkýmlanmalý“ diye içinden geçirdi
Farusti. “O benim de masama gelir, bu arada bir-iki çift laf konuþuruz. Belki de dünü
–ya da önceki günü, ya da daha önceki günü– sorma olanaðý bulurum kendisine laf
arasýnda. Benim gibi bir sümsüðü anýmsayabilir mi bilmem. Ama belki –en azýndan–
Meftuni“nin yeþil dolarlarýný unutmamýþtýr sanýrým.“

Pencerenin önünde fýkýr fýkýr kaynayan çocuklardan bin bir güçlükle kendini sýyýrýp
lokantanýn kapýsý önüne geldi. Eli kapýnýn tokmaðý üstünde öylece kalakaldý. Bedeni
içeri girmek istiyor, ama duygularý buna karþý çýkýyordu. Þu anda “rölanti“de
çalýþan aklý ise bu ikisi arasýnda hakemlik yapacaðýna önce bedenden yana çýkýyor,
sonra da birdenbire duygudan yana tavýr koyuyordu. Üstüne bir bitkinlik çöktü. Her
tarafý tir tir titriyordu; hele bacaklarý... Bir an önce eve gidip yatýp dinlenmeliydi. Bu da
lokantaya girmemek için yarattýðý iyi bir nedendi. Gerisin geriye dönüp –periþan–
oradan uzaklaþtý.

***

Farusti Kristiyev, “cadýlý gece“den sonra –boðucu düþler, karabasanlarla birlikte olsa
da– hiç deðilse ertesi akþama kadar uyuyup kendine gelebilmiþti. Ama Fanustay
Turayevski, yazýk ki onun kadar þanslý deðildi.

Ýçilen onca kötü votkaya, gecenin kör karanlýðýndaki garip araba yolculuðuna, Sibele
tarafýndan sahnelenmiþ o iç karartýcý yarý dinsel törenlere, neredeyse sabaha karþý
kente dönebilmelerine karþýn –sanki tüm bunlar hiç olmamýþçasýna– fiziksel ve ruhsal
olarak kendisinde en ufak bir yorgunluk, ya da “akþamdan kalmalýk“ belirtisi
görülmeyen Meftuni Felesnikov, dün akþamdan beri yaþadýklarýndan ve gördüklerinden
sarsýlmýþ, gözlerinden uyku akan, periþan durumdaki Fanustay“ý kendi evine
götürerek önce güzelce yýkanmasýný saðladý. Sonra da tepeden týrnaða kadar üstündeki
her þeyi çöpe atýp onu, yeni çamaþýr, giysi, ayakkabý, kaban, kalpakla donattý. Ayrýca,
oðlancaðýzýn tüm aile bireylerinin bir yýlda kazanabileceklerinin toplamý kadar bir
parayý, maaþýnýn “avansý“ olarak, sýkýþtýrýverdi Fanustay“ýn cebine. Sivilceli genç
oðlan –uykusuzluk, açlýk ve ruhsal sarsýntýnýn dýþýnda– Meftuni’ye yaraþýr bir
yardýmcýlýk için geri dönüþsüz ilk adýmý atmýþtý. Bu kadar paraya deðil yardýmcý,
kul-köle bile olunurdu emekli KGB albayýna.

Meftuni Felesnikov“un, kentin en görkemli mahallelerinden birinde bulunan bürosuna


vardýklarýnda çalýþanlardan kimsecikler yoktu ortalýkta. Ýþyeri Ýtalyan malý, son
derecede lüks ve konforlu büro mobilyalarý ile donatýlmýþtý. Ayrýca tüm çalýþma
masalarýnda en modern bilgisayarlar, faks ve yazýcýlar, tarayýcýlar, uydu ve telsiz
haberleþme araçlarý, duvarlardan birinde dünyanýn belli baþlý borsalarýna iliþkin
bilgilerin aktarýldýðý kocaman bir “multimedia“ ekraný vardý. Ancak, ilk görüþte bu

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

büronun neyle “iþtigal“ ettiðini kestirmek oldukça zordu. Olsa olsa dýþalým,
dýþsatým ya da borsa, finans iþleri yürütülüyor olabilirdi burada.

“Sen bugünden baþlayarak benim en güvenilir adamlarýmdan biri olacaksýn.


Neredeyse yaþantýnýn büyükçe bir bölümü benim yanýmda geçecek,“ diye söze giriþti
birden albay, dediðim dedik bir tavýrla. Oysa tüm gece boyunca hemen hemen tek bir laf
bile etmemiþti Fanustay“a. “Hatta geceleri bile buradasýn artýk. Arkada fazla eþyanýn
konduðu küçük bir oda var. Oraya açýlýp kapatýlabilen bir yatak koyduracaðým
bugün.“

Meftuni“nin aðýr karizmasý altýnda pestili çýkmýþ genç oðlan, sesi soluðu çýkmadan,
gözleri, önündeki sehpanýn ayaklarýnda, sadece dinliyordu, ama þiddetli bir tokat
yemiþçesine gözlerinde þimþekler çakmýþ, beyninin ta ortasýna amansýz bir sancý gelip
oturmuþtu.

Para karþýlýðý özgürlüðüne fena halde el koymuþtu KGB albayý. Kendini


mahpushaneye düþmüþ “kader mahkûmu“ gibi görüyordu. Demek ki “geçici bir süre için
bile olsa“, ne anasýný, ne babasýný, ne kardeþlerini ve ne de –özellikle– Gübertchinka
Ablasýný görebilecekti. Hele hele Gübertchinka Abla!.. Onu uzunca bir süre deðil, bir
gün bile görememek ölümcül bir þey gibi geliyordu kendisine. Gübertchinka Abla onun
her þeyiydi: anasý, bacýsý, sýrdaþý, arkadaþý, dert ortaðý, düþlerinin sevgilisi ve
kendisini zevkten geberten erotik hayallerin baþrol oyuncusu... Ondan ayrý kalmak,
suyun dibindeki dalgýca oksijen taþýyan borunun kesilmesi ile eþ anlamlýydý.

Bu tutsaklýk dayanýlýr gibi olmayacaktý anlaþýlan. Çok paranýn da, temiz giysilerin de
canýna lanet!.. Hepsini terk edip buradan kaçmalýydý. Ama yapamazdý ne yazýk ki.
Çünkü nedensiz yere, ama ölümüne korkuyordu Meftuni Felesnikov“dan. Korkudan
baþýný kaldýrýp gözlerine bakmak bile onun için hemen hemen olanaksýzdý. Kimdi bu
adam? Neciydi? Ne iþ yapardý? Sahi, adý neydi bu adamýn? Gece boyunca yanýnda
bulunan arkadaþý birkaç kez adýyla seslenmiþti ona; ama Fanustay, kendisine çok
korkunç gelen o süre içinde herhangi bir adý aklýnda tutabilecek durumda deðildi.

Oðlandaki bu iç baþkaldýrý ile titrek korkuyu net bir biçimde sezmiþti albay. Yumuþak
bir sevecenlikle yarý ýslak saçlarýný karýþtýrdý Fanustay“ýn. “O kadar da üzülecek
bir þey yok delikanlý.“ Kabaran endiþeleri durultmak gerekiyordu. “Nasýl olsa
dýþarýda getir götür iþleri peþinde olacaksýn. O arada, aileni görmek için birkaç yarým
saat kaçamaða göz yumulur. Ama her gece mutlaka burada bulunmalýsýn. Büroda
dolaþmalý, arada bir, bazý ýþýklarý yakýp bazýlarýný da söndürmelisin, içeride her an
birilerinin bulunduðu izlenimini uyandýrmak için. Biliyorsun, son zamanlarda hýrsýzlýk
ve soygun olaylarý aldý baþýný gitti, özellikle iþyerlerinde.“

Düpedüz yalan söylüyordu oðlana Meftuni. Koskoca KGB eski albayý iþyerini
koruyacak Fanustay Turayevski“den baþkasýný bulamamýþ mýydý? O kadar deðerli ve
pahalý mobilyalarla akýl almaz en modern donaným, Rusya“da yeni türeyen aç, hýrslý,
gözü kara, acýmasýz çete bireylerine karþý, onun kaslarý geliþmemiþ sýska kollarýyla
aklý bir karýþ havadaki kafasýna mý emanet edilecekti? Amaç aslýnda oðlaný çok

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

ürkütmeden ailesi ve çevresinden kopartmak, sonra da iyice kendine baðlamaktý.

“Ben nasýl beceririm ki bu iþi? Silahým bile yok. Hem olsa da kullanmasýný bilemem
ki. Yaþamýmda hiç kullanmadým. Hiç de gerek olmadý,“ diye bir çýrpýda mýrýldandý
Fanustay, kendisinden beklenmeyecek bir hýzla, sözcükleri ardý ardýna bir solukta
sýralayarak.

“Yakýnda o iþi de pek güzel bir biçimde öðreneceksin; hem de en ufak ayrýntýsýna
kadar.“

Albay, sohbet havasýnda, oðlaný soru yaðmurlarýna tuttu. Soyu sopu, sülalesi,
ekonomik ve sosyal konumlarý, oturduklarý yer, ne yiyip, ne içtikleri... Soru üstüne
soru... Daha sonra sorular yavaþ yavaþ siyasal bir nitelik kazanmaya baþladý. Aile
büyükleri, içinde bulunduklarý yaþam koþullarýna nasýl bakýyorlardý, bir Tura olarak,
Turania“nýn durumu hakkýnda neler düþünüyorlardý? Turania“nýn geleceði ne
olacaktý?

Peki ya din? Ya Müslümanlýk? Ailenin Müslümanlýðý nereye kadardý? Eskisi gibi laik
bir Turania“da mý, yoksa þeriat yasalarýna göre yönetilen “Ýslami“ bir Turania“da mý
yaþamak onlarý –bu arada tabii kendisini de– mutlu kýlardý?

Fanustay, ardý arkasý kesilmeyen soru yaðmuruna –neredeyse nefes bile almadan–
yanýt yetiþtirmeye çalýþýyordu. Kýsa ve kesindi yanýtlar. Oðlan sorularý hýzlý bir
biçimde karþýlayarak bir an önce bu bol sorulu sýnavdan yakasýný kurtarmaya
çalýþýyordu.

Ekonomik ve sosyal olarak, hiç de rahat bir yaþam içinde olmadýklarýný anlattý albaya.
Sovyet dönemini tam olarak anýmsayamýyordu. Büyüklerinden duyduklarýna göre, o
zaman yaþantýlarý belki daha rahat, ama etnik ve dinsel baskýlara göðüs germeleri daha
zordu. Ama ya þimdi? Þimdi sanki daha mý kolaydý?

Müslümanlýðýna Müslümandýlar elhamdülillah. Hele babasý ve amcalarý en koyu


tarafýndan... Babasý bir fabrikada bakým ustasýydý. Baba ve amcalar, dinlerini daha iyi
öðrenebilmek için, düzen deðiþikliði sonrasý Turania“ya akýn akýn gelen adý-saný
duyulmamýþ, uydurma-kaydýrma tarikatlardan birine kapýlandýlar. Kapýlanýþ o
kapýlanýþ... Yavaþ yavaþ sakallar uzamaya, kalpaklar altýna takkeler giyilmeye,
Ýslam“ýn tüm farzlarý yerine getirilmeye baþlandý.

“Bir süre sonra, babam ve amcamlar karýlarýný ve kýz çocuklarýný Ýslami törelere
uygun olarak örtünmeye zorladýlar,“ diye sürdürdü Fanustay. “Bu tür bir yaþantýya
alýþýk olmayan kadýnlarýn bir kýsmý buna þiddetle karþý çýktýlar. Evlerimizde dirlik
düzenlik kalmadý.“

Üstüne üstlük, babasý fabrikada Ýslam þeriatýna dayalý bir Turania için etkinlik
göstermeye baþlayýnca, laikliðin sürmesinden yana olan Turalar ve Turanialý
Ruslar“dan oluþan fabrika yönetimi babasýný iþten çýkarmýþlardý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

“Þimdi iþsiz“ dedi aðlamaklý bir sesle. “Ýþ aramaya da hiç niyeti yok. Uyanýk olduðu
her dakikayý –artýk iyice abartýlmýþ biçimde– dua, namaz, tespihle geçiriyor. Evden
ise sadece yakýndaki Moðollardan kalma eski, hurda bir Budist tapýnaðý ve manastýrýna
postu sermiþ olan Takuyyiddin Efendi Tarikatý“nýn tekkesine gitmek için çýkýyor.“

“Peki, sen niye öðrenimine devam etmiyorsun?“ diye sordu Meftuni Felesnikov.

“Beni de okuldan attýlar.“

“Seni de mi? Yoksa sen de okulda Ýslam þeriatýyla yönetilen bir Turania için mi
çalýþmaya baþladýn?“

“Hayýr“ diye yanýtladý oðlan. “Ben, yazdýðým bir kompozisyon ödevi yüzünden
atýldým okuldan.“

Albay bile afallamýþtý bu söze. “Nee?.. Kompozisyon ödevi mi? Ne menem bir
ödevmiþ ki bu, bir öðrenciyi okuldan attýrabiliyor?“

“Kompozisyonda Turania“nýn federasyondan ayrýlarak baðýmsýzlýðýna


kavuþmasýný savunuyordum.“

“Kompozisyonda mý?“ Albay kendini tutamayarak gevrek gevrek güldü. “A oðlum,


ülkemizin geleceðini tartýþacak daha uygun bir ortam bulamadýn mý? Peki, söyle
bakalým bana, atýlmadan önce okulla aran nasýldý? Derslerine çalýþabiliyor muydun?
Notlarýn nasýldý?“ Meftuni yanýtýný kestirdiði sorularý sorar gibiydi.

Fanustay kem kümle savuþturacaðýný sandý bu sorularý, ama albay sertleþivermiþti


birden. “Adam gibi yanýt isterim sorularýma. Dürüstçe anlat bana. Seninle ilgili her
þeyi bilmeliyim. Hoþ, zaten vereceðin yanýtý kestiriyorsam da sen yine anlat.“

“Geçen yýl sýnýfta kaldým. Bu yýl da –atýlana kadar– ders notlarým oldukça
kötüydü.“ Sýska, sivilceli oðlan ürkmüþtü; titrek bir sesle anlatýyordu. “Ne fen
derslerine aklým eriyor, ne de sosyalleri öðrenip anýmsayabiliyorum.“ Sonra
kýzgýnlýkla baþýný kaldýrdý. “Ýyi oldu da attýlar beni okuldan! Derslerden de,
okuldan da, hocalardan da, hatta çevremdeki o öðrenci kalabalýðýndan da nefret
ediyorum. Bulantý geliyor içime okulla ilgili her þeyden.“

Meftuni Felesnikov hýnzýrca gülümseyerek içinden söylendi: “Aferinler olsun sana


albay eskisi! Adam sarraflýðý diye buna denir iþte. Al sana piþirilmiþ, doldurulmuþ,
kotarýlmýþ “yarý mamul “ bir hammadde daha... Bunu az bir çaba ile iþe yarar duruma
getirmek iþten bile deðil.“

Az sonra büro çalýþanlarý gruplar halinde sökün etmeye baþladýlar. Herkes tamam
olduðunda bilgisayarlar açýldý, mültimedya ekranýndaki borsa-para göstergeleri
canlandý, hareketlendi, telefonlar çalmaya, iletiþim aygýtlarýnýn sesleri duyulmaya

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

baþladý. Çalýþanlarýn uðultularý ile sabah çaylarýnýn, kahvelerinin kokularý Meftu-


ni“nin odasýna kadar sýzýyordu.

Albay Kazak asýllý büro þefini çaðýrttý yanýna. Fanustay Turayevski“yi tanýþtýrdý.
Onun artýk büronun yeni elemaný olduðunu, gündüzleri getir-götür iþlerinde ve þefin
uygun bulacaðý diðer iþlerde çalýþtýrýlmasýný, geceleri ise büroda güvenlik sorumlusu
olarak kalacaðýný, bunun için de arka odalardan birinde kendisine yatacak yer
hazýrlatýlmasýný istedi. Þef, þaþkýn, Fanustay“ý da yanýna alarak çýktý odadan.

Çalýþanlar soðuk bir ilgisizlik ve belki de hafif tiksintiyle süzdüler, uykusuzluktan ve


deminden beri albayýn karþýsýnda ezilip büzülmenin yorgunluðundan suratý daha da
sarararak sivilceleri iyice belirginleþmiþ oðlaný.

“Bu bizim patron da bir alem... Nereden de bulur bu antika, doðru dürüst bir iþe
yaramaz garibanlarý!“ diye aralarýnda söyleniyorlardý. “Hele en harikasý, koskoca
büroyu bu avanaða, güvenlik görevlisi olarak teslim etmek...“

Fanustay bu ilk büro gününde epeyce çalýþtýrýlýp koþuþturuldu akþama kadar. Gecenin
geç bir saatinde, her yeri özenle kontrol ettikten sonra, yeni odasýna doðru, gözlerinden
akan uyku ile yorgunluðunu sýrtýnda taþýyarak süründü ve Gübertchinka Ablasýný bile
düþünmeye olanak bulamadan, bir ceset gibi uyudu kaldý yeni yataðýnda.

***

Yýllarýn getirdiði alýþkanlýklar herhalde öyle kolayca terk edilemiyor. Emektar


Serkisof“un acýmasýz çýngýraðýyla ancak uyanabilir, kendine gelebilirdi yýllar boyu,
hep ayný erken saatte. Oysa bu sabah –merhum Serkisofcuk yerde, bir daha
uyanamayacaðý son uykusundayken– kendiliðinden yine ayný saatte, sabahýn kör
karanlýðýnda uyanýp yataktan fýrladý. Kendisi de oldukça þaþtý bu iþe. Serkisof
olmadan kesinlikle bu saatte ayakta olamayacaðýna o kadar emindi ki.

Kendini inanýlmaz biçimde iyi ve saðlýklý buluyordu. Derin bir uyku, bir gün önce
beynini týrmalayýp duran kötümserliðini ve içini basan hafakanlarý kovmuþtu. Ayrýca,
yýllardýr yataktan kalktýðýnda tüm vücudunu saran romatizmal aðrýlar ile kalp
çarpýntýlarý da –tuhaf bir biçimde– yok olup gitmiþlerdi bu sabah.

Ne yapacaðýný bilmez durumda, otuz beþ metrekarelik evin her bir metrekaresinde
dolanýp durdu bir süre. Pencere önünde durup iþlerine yetiþmek üzere telaþla koþuþturan
insanlarý uzun uzun izledi. Üniversiteden emekli edilmesine þükürler ederek dönüp
odanýn büyük kýsmýný kaplamýþ kitaplara, dergilere, makalelere, tezlere tiksinti ile
baktý. Bu “evrak-ý metruke“den bir an önce kurtulmasý gerektiðini düþündü. Bu
süprüntüden evi kurtardýðý gün yerine getirilmek üzere Aya Triada“ya ve Kutsal
Ana“ya adakta bulundu. Eski yaþamýný anýmsatacak hiçbir kalýntý gözünün önünde
durup onu rahatsýz etmemeliydi bundan böyle.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Yüzünü yýkamak, týraþ olmak üzere banyoya gitti ve belki de günlerdir ilk kez yüzüne
dikkatle bakýnca irkildi. Hayýr olamazdý! Bu yüz kendi yüzü olamazdý. Koca profesör
elli küsur yýllýk kendi yüzünü, Farusti Kristiyev“in yüzünü tanýmaz mýydý? Banyonun
yirmi beþ mumluk soluk ýþýðý mý aldatýyordu kendisini; yoksa... yoksa aynadan bakan,
baþka birinin yüzü müydü? Aynayý yerinden oynatýp arkasýndaki duvarý inceledi ciddi
ciddi. Sonra birden ünlü bir Türk þairinin –Cahit Sýtký Tarancý’nýn– çok ünlü
þiirinden bir beþliðin Rusça çevirisini ezberinden, ama gülmekten katýlarak yüksek sesle,
baðýra baðýra okudu:

Þakaklarýma kar mi yaðdý ne var?

Benim mi allahým bu çizgili yüz?

Ya gözler altýndaki mor halkalar?

Neden böyle düþman görünürsünüz,

Yýllar yýlý dost bildiðim aynalar?

Oysa durum tam tersini gösteriyordu. Aynadaki surat þiiri tepe taklak etmiþti. O da þiirin
bu bölümünü, gülmekten iki büklüm, tersyüz ediverdi, yine baðýrarak, gözünü aynadan
hiç ayýrmadan:

Þakaklarýma sim mi yaðdý ne var?

Benim mi allahým bu çizgisiz yüz?

Ya gözlerden yok olan mor halkalar?

Neden böylesi dost görünürsünüz,

Yýllar yýlý düþman olan aynalar?

Fýrladý banyodan. Yine otuz beþ metrekarelik evi birkaç kez dolaþtý amaçsýzca.
Aynada gördüðü surat inanýlýr gibi deðildi. Hoþ zaten þu Meftuni Felesnikov herifiyle
buluþtuðundan beri baþýna gelenlerin hepsi de inanýlmazdý ya... “Sende hormonal bir
dengesizlik seziyorum, Farusti oðlum, sanýyorum aþýrý derecede iyimserlik hormonu

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

salgýlýyorsun. Bu da saðlýksýz bir durum bence. Bir an önce bir doktora gitmelisin.“

Yeniden banyoya döndü. Ýçinde huzursuzlukla karýþýk bir korku vardý. Acaba o çizgili
yüz ile gözlerinin altýndaki mor halkalarý yeniden görecek miydi? Ama aynanýn
karþýsýna geçtiðinde yine o yabancý surat, mutlu bir sýrýtýþla kendisini süzmekteydi.
Yüzünde epeydir belirmiþ olan kahverengi lekeler de neredeyse yok olmak üzereydi. O
yaþlý görünüþlü, sinik, kiþiliksiz yüz gitmiþ, yerine yakýþýklý ve çekici bir orta yaþ
yüzü gelip oturmuþtu. Ýçini pýr pýr ettiren bir sevinçle banyoda týraþýný bitirip
giyinmek üzere odasýna döndü.

Gardýrobunun kapýsýný açýnca fena halde irkildi. Hepsi topu topu üç tane olan
takýmlarý giyilmeyecek kadar çirkin, paspal, rüküþ ve demode göründü gözüne.
Ceketlerin kocaman yakalarýnýn uzayýp giden sipsivri uçlarý; pantolonlarýn yetmiþlerin
modasýna uygun, geniþ Ýspanyol paçalarý; yakalarý handiyse meme uçlarýna deðecek
eskimiþ, kol aðýzlarý yýpranmýþ gömlekler; insanlarý kelli felli, aðýrbaþlý, saygýn, ama
–ayný zamanda da– yaþlý göstermeye yarayan, takým elbisenin kumaþýndan yapýlma
yelekler; yýllardýr takýla çýkarýla düðüm yerlerinden kumaþý akmaya baþlamýþ kirli,
lekeli, estetik fakiri, iþe yaramaz bir sürü kravat; yerinden kaldýrýlmasý zor aðýrlýðý ve
klasik kalýbý ile insaný baský altýnda tutan ve kiþiliksizleþtiren siyah palto; Sovyet
“Beykoz Kundura“larýndan birinden yadigâr, kaba saba ama saðlam, “evladiyelik“
ayakkabýlar... Koskoca üniversite öðretim üyesi, dilbilim ve edebiyat hocasý, nasýl
olmuþ da yýllar boyu bu kýyafetle insanlarýn içine çýkmýþ, sosyal yaþantýya
karýþmýþtý? Piþmanlýk ve utanç kýpýrdanýyordu içinde. Kimbilir öðrencileri –özellikle
kýzlar– ne eðlenmiþ, ne dalgalarýný geçmiþlerdi bu naftalin kokulu giysilerle
arkasýndan!

“Þu kitap, dergi, makale kalabalýðý ile birlikte bunlarý da yok etmeli“ diye düþündü.
“Kesinlikle Gübertchinka“ya bu felaket giysilerle görünmemeli. Yoksa daha baþtan
partiyi kaybedersin, bilmiþ ol!“ Az sonra da aklý baþýna geri geldi: “Yerine yenisini
alacak para nerede ama, geri zekâ!..“

Gardroptaki giyilebilecek tek þeyi, bir Litvanya görev gezisinde edindiði el örgüsü, dik
yakalý, son derecede güzel iþlemelerle bezeli kazaðý gözü kesti. Oysa aldýðýndan beri
“Çok genç iþiymiþ bu“ deyip bir türlü giymemiþti bu kazaðý.

Zaman geçirmeden kente inip ucuzcu, hafif defolu mal satan büyük maðazalardan
birinden yeni kiþiliðine uygun bir pantolonla kukuletalý bir kaban, bir de genç iþi uzun
bir yün atký aldý. Bu aylýk ancak bu kadarý alýnabilecekti. Çünkü artýk elinde kalan
para adamakýllý azalmýþtý.

Coþku ve merakla eve dönerek evdeki kazakla birlikte yeni aldýklarýný üstünde denedi.
Çok mutlu olmuþtu. Hantal ayakkabýlarý bile bu yeni kýyafetlerle o kadar da göze
batmýyordu.

Sabýrsýzlýkla, yüreði hop hop ederek, akþamý beklemeye baþladý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

***

Büro kapýsýnýn kilidi içinde dönen þangýr þungur anahtar sesleri ve kapýnýn
zorlanmasýyla yattýðý ölü uykusundan güçlükle uyandý, ama uyanýr uyanmaz da yay
gibi ayaða fýrladý. Korku içinde kapýya kulak kabarttý: Gürültü sürüyordu. Ne
yapacaðýný bilememenin þaþkýnlýðýyla çevresine bakýndý.

“Eyvahlar olsun!.. Daha ilk geceden baþým belada!“ diye söylendi ürküntüyle.

Sonra eline geçirdiði saðlamca bir demir boruyu kaparak büro kapýsýna doðru saldýrýya
geçti. Kapýnýn kilitleri açýlmýþ, ama Fanustay kapýnýn arkasýndaki üç kapý zincirini de
yuvalarýna geçirdiðinden kapý ancak bir karýþ kadar aralanabilmiþti. Kapýnýn
aralýðýndan bir kadýn yüzünün yarýsý görülüyordu.

“Evladým, sen de kimsin?“ diye sordu kadýn, þaþkýn ve kuþkulu. “Ne diye taktýn
zincirlerini kapýnýn?“

“Peki ya sen kimsin? Ne diye zorluyorsun kapýyý sabahýn kör karanlýðýnda?“

“Ben temizlikçi kadýným. Aç þu zincirleri de bir an önce iþe baþlayayým,“ dedi


kadýn. “Zaten bu sabah biraz geç kaldým. Þikâyet etmesinler buradakiler beni bizim
þirkete.“

Fanustay kapýyý açýnca, elinde çeþitli temizlik aygýtlarý bulunan, þiþko, kýsa boylu,
orta yaþlý, þirin, güleç suratlý bir Moðol kadýný ile burun buruna geldi.

“Ben buranýn yeni güvenlik görevlisiyim“ diyerek, kadýna yol verdi.

Kadýn sallana yuvarlana büroya girerken oðlanýn yanaðýný sevecenlikle okþadý. “Ah
benim yakýþýklý, güzel delikanlým, çok zor olmayacak mý bu iþ sana? Bunca it-köpek
ortalýktayken?“

Kadýn, kendinden beklenmeyecek bir enerji ve çabuklukla ortalýðý sildi süpürdü,


masalarýn üstlerinin tozunu aldý, küllükleri boþaltýp temizledi, masalarýn üstünde
kalmýþ çay-kahve bardaklarýný mutfaða götürüp güzelce yýkadý.

Fanustay þapþallaþmýþ biçimde, masalarýn arasýnda, lastik bir top gibi, hoplayýp
yuvarlanarak, hýzla ve nefes nefese gidip gelen kadýný izlerken, bir yandan da kendisine
söylediklerini düþünüyordu. Kendisiyle dalga mý geçmiþti acaba bu çekik gözlü, elma
yanaklý kadýn? Çünkü yaþamýnda kimse karþýsýna geçip, “Ah benim yakýþýklý, güzel
delikanlým...“ dememiþti. Hatta en yakýn, en sevgili aile bireylerinin, akrabalarýnýn bile
–doðal olarak Gübertchinka Abla dýþýnda– yüzüne, hafif bir acýma ve tiksinmeyle
baktýklarýný çok zaman içi sýzlayarak duyumsamýþtý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Þeker-þiþko Moðol temizlikçi, temizlik aygýtlarýný toparlayarak, yine geldiði gibi,


sallana yuvarlana giderken, “Kendine sahip ol oðlum“ dedi Fanustay“a. “Birileri için
–kim olursa olsun– yaþamýný tehlikeye atma. ’Kim vurdu’ya gidersen kimse ’aferin’
demez sana.“ Ve yanýt beklemeden çýktý gitti.

Az sonra da, büro çalýþanlarý birer-ikiþer gelmeye baþladýlar. Fanustay kapýda


gelenleri karþýladý, kalýn paltolarýný, kürklerini, þapka ve kalpaklarýný gardroptaki
askýlara taktý ve bu arada yeni gelenlerin de paltolarýný almak üzere geri döndüðünde,
altý-yedi kiþilik bir grubun, oldukça geniþ giriþ holünde, aðýzlarý bir karýþ açýk,
kendisini izlediklerini gördü ve fena halde rahatsýz oldu.

“Bak iþte bunlar da aptal, çirkin, sarý, sivilceli suratýma bakýp alay ediyorlar!“ diye
düþündü. “Yuvarlak Moðol karýsý tam anlamýyla saçmalamýþ.“ Fanustay, kýzlarýn ve
oðlanlarýn delici bakýþlarý altýnda, elini kolunu nereye koyacaðýný, yüzüne nasýl bir
ifade vereceðini bilemiyor, kapýya doðru dönmüþ, paltolarýný almak üzere yeni
birilerinin daha gelmesi için dua ediyor, ama –aksilik bu ya– o geçmek bilmez süre
içinde, bir tanrýnýn kulu da büro kapýsýnda belirmiyordu. Eline geçirdiði pis bir bez
parçasý ile gardrop tezgâhýnýn tozunu alýrmýþ gibi yaparken arkasýndan bol sigara ve
votkadan çatlamýþ bir kadýn sesi patladý:

“Sen yeni güvenlik görevlisi misin?“

“Evet, dün sabah iþe baþladým,“ diye yanýtladý Fanustay.

“Yalana bak sen, yalana!..“ diye gürledi bir baþkasý. “Oðlan, dünkü irin surat üstüne
bol sivilceli aptalýn kendisi olduðunu ileri sürüyor. Bu iþte bir üçkâðýt seziyorum.“

“Ýki arkadaþ bunlar herhalde. Nöbetleþe çalýþacaklar belki ikisi“ diye duruma
açýklýk kazandýrmaya çalýþtý bir baþkasý. Ama bu söz çileden çýkarmaya yetmiþti
sakin, utangaç Fanustay“ý.

“Benim hiç arkadaþým yok!..“ diyerek parladý. “Hiç olmadý, bundan böyle de hiç
olmayacak!..“

“Çok karýþtýrmayýn, iþinize bakýn siz!“ diye söylendi içlerinden bir diðeri. “Bay
Felesnikov“un iþlerine bizim gibi sýradan insanlarýn aklý ermez.“

Bu açýklama bile çatlak sesli anaç Rus sekretere doyurucu gelmemiþti. Utanmazca
yürüdü Fanustay“ýn üstüne. Bol makyajlý, kavanoz yeþili gözlerini Fanustay“ýnkilere
dikti. Sonra beklenmedik bir biçimde kollarýný kaldýrýp, uzun ve boyalý-cilalý
týrnaklarýn süslediði tombul, güzel kokulu kremlerle yumuþacýk yapýlmýþ elleriyle
oðlanýn yanaklarýna yapýþtý. Fanustay“ýn yüzüne annesi ile yakýn akrabalarýndan
baþka bir kadýnýn eli hiç deðmemiþti þimdiye dek. Ýçinden cinsel bir dürtünün uç
vermeye baþladýðýný duyumsadý. Gübertchinka“lý düþlerle hayaller dýþýnda böyle bir
þey baþýna ilk kez geliyordu. Bayaðý hoþlanmýþtý kadýnýn okþama-sýkýþtýrma-
larýndan. Ama kadýn iþi azýttýkça azýttý. Yavaþ yavaþ sýkýþtýrmalarýn þiddetini

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

artýrýyordu. Oðlan hem zevk alýyordu bu mýncýklamadan, hem de acýdan


kývranýyordu.

“Peki, sen dünkü o ebleh suratlý oðlansan þu suratýnýn her yanýna serpiþtirilmiþ
iðrenç sivilcelerin nereye uçtu gitti ha?“ Kadýn iki-üç sakal kýlýný yoldu suratýndan.
Acýdan gözlerinden yaþ geldi Fanustay“ýn. “Ya bu sakallar? Dünkü seyrek tüy-
sakallarý gönderip nereden edindin bu üç günlük sert erkek sakallarýný?“

Aksi huylu Kazak büro þefi beliriverdi kapýda da, Fanustay yolunmaktan kurtuldu. Yarý
Rusça, yarý Turaca baðýrýþ-çaðýrýþlar, aþaðýlamalarla holdeki herkesi kovaladý
iþlerinin baþýna. Paltosunu oðlana teslim edip geri dönerken birden gözü Fanustay“ýn
yüzüne kaydý.

“Sen de kimsin?“ diye sordu öfkeyle karýþýk þaþkýnlýkla. “Bizim görevlimiz


nerede?“

“O benim, efendim. Ben, Fanustay Turayevski,“ diye výzýldandý oðlan. “Evvelki


gece hiç uyumadan uzun bir yolculuktan buraya gelmiþtim. Uykusuzluk ve yorgunluktan
ruh gibiydim. Onun için bugünkü durumum size garip gelmiþ olabilir; içerdeki bayanlar
ve baylara da öyle...“

Þef ne diyeceðini þaþýrmýþ, kýzgýnlýkla haykýrdý: “Neden týraþ olmadýn? Ne bu


surat böyle, hapishane kaçkýnlarý gibi!.. Çabuk yýkýl karþýmdan, týraþ ol da gel!“

Oðlan þefi iyiden iyiye çileden çýkartmak için birebirdi bu sabah: “Benim týraþ
takýmým yok ki, efendim; hiç olamadý. On beþ günde, ayda bir babamýnkilerle
oluyorum.“

“Çabuk toz ol gözümden!“ diye gürledi adam. “Þuralarda bir yerde bir berber
olacak.“

Fanustay, yaka baðýr açýk, panik içinde bulvara fýrladý. Puslu, karanlýk bir
Novoturolsk sabahýnýn kör ayazýnda, tek tük insanlarýn yürümekte olduðu kâh karla,
kâh cam gibi buzla kaplý geniþ kaldýrýmlarda, aðzýndan buharlar saçarak, saða sola
koþuþturmaya baþladý. Sonunda iki cadde ötede çok modern bir “kuaför“ buldu.
Dükkân dýþarýdan o kadar lüks görünmekteydi ki, içeri girme yürekliliðini bir türlü
gösteremiyor, dükkânýn önünde, bir saða bir sola, bir öne bir arkaya yalpalayýp
duruyordu. Ya buraya gelen üst düzey insanlarýn önünde yapýlmamasý gereken bir
davranýþta bulunur, ya da söylenmemesi gereken bir sözü aðzýndan kaçýrýrsa? Ya rezil
olursa? Ya berberler ve müþteriler kendisiyle alay ederler, aþaðýlarlarsa?

Pencerenin arkasýndan kendisini gülerek izlemekte olan berberlerden birinin sabrý


tükendi, kapýyý açýp onu içeriye buyur etti. Daha doðrusu, adam neredeyse zorla, oðlaný
kolundan tutup içeri sürükledi. Çocukcaðýz yaþamýnda bu denli lüks ve her yanýndan
zenginlik fýþkýran bir kuaförü penceresinden bile görmemiþti.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Kuaför, kadýn ve erkekler için olmak üzere iki bölümden oluþuyordu. Nitelikleri ancak
New York, Los Angeles, Paris, Londra“dakilerle karþýlaþtýrýlabilecek olan dükkâna
“kuaför“den çok “kadýn ve erkekler için güzellik salonu“ demek daha doðru
olacaktý. Anlaþýlan, burasý ve buna benzer yerler, “transformasyonlarý“ Farusti
Kristiyev ile Fanustay Turayevski“den epey önce baþlamýþ bir bölüm eski Sovyet
yurttaþýnýn, iþ adamýnýn, kapitaliste dönüþen eski parti üyelerinin, “yuppi“ye
dönüþmüþ eski komsomol gençlerinin, iþ adamý görünüþündeki eski Kýzýl Ordu ve
KGB çalýþanlarýnýn oluþturduðu mafya örgütleri elemanlarý ile bunlarýn boyalý saçlý
karýlarý ya da metreslerinin gereksinimleri için –nemli, verimli ve de karanlýk
topraklarda yerden hýzla biten mantarlar örneði– göz açýp kapayýncaya oluþmuþ iþ
yerleriydi.

Sabahýn daha pek erken bir saati olduðundan koca salonda çok fazla müþteri yoktu.
Oðlan oturacaðý koltuða yönelirken, birden tüm duvarý baþtan baþa kaplayan aynada
kendi yüzüyle burun buruna geldi ve olduðu yerde kalakaldý. Aynadaki imge elini
aynadan dýþarý uzatýp tüm gücüyle Fanustay“ýn suratýna okkalý bir yumruk
sallamýþtý sanki. Bayýlýp düþtü.

Adamlar çocuðu karga tulumba bekleme bölümündeki bir kanepeye yatýrdýlar.


Kolonyayla alnýna, boynuna, ensesine usta ve becerikli elleriyle masajlar yaparak
sonunda ayýlttýlar.

“Biraz fenalaþtým galiba“ diye mýrýldandý, çevredekilerden özür dilercesine. Bir


þeyler söylemeli, doyurucu bir neden bulmalýydý. “Hep böyledir. Kuaföre gittiðimde
çoðu zaman beni ayna tutar; hele karným açsa... Bu sabah aceleden, bir þeyler yemeye
fýrsat bulamadým da.“

Oðlanýn Meftuni Felesnikov“un yanýnda çalýþtýðý anlaþýlýnca, hemen anýnda,


nereden geldiði bilinmeyen bir kahvaltý tepsisi kondu önüne. Bir kahvaltý servisi ki beþ
yýldýzlý otel müþterisine yaraþýr; “bacon“lý yaðda yumurta, her cins salam, jambon,
sosis, halis Hollanda gravyeri ve çeþitli ülkelerden birkaç cins peynir, ballar, reçeller,
marmelatlar, çörekler, “croissant“lar... Bir tek kuþ sütü eksik... Fanustaycýk
yaþamýnda ilk kez böylesine bir kahvaltý servisinin karþýsýnda oturuyordu. Düþündü de
iki-üç gündür galiba doðru dürüst bir þey boðazýndan geçmemiþti. Çevresine toplanmýþ
olanlarýn bakýþlarýna aldýrmadan, iþtahla ve kendisinden beklenmeyecek bir
umursamazlýk, utanmazlýkla, tepside ne var ne yok her þeyi afiyetle silip süpürdü.

Sonunda týraþ faslý baþladý. Usta kuaförler oðlaný Brad Pitt“in bir kopyasý yapýp
çýkardýlar. Sarýmsý, kýzýlýmsý sakalýný tam kökünden kesmeden bir-iki milim uzun
býraktýlar. Saçlar son moda genç iþi yapýldý; jellendi. Yüzü türlü kremlerle ovulup
masajlandý, sonra da “Calvin Klein“la “after shave“lendi.

Bitimde Fanustay“ýn ýsrarlarýna karþýn para kabul etmediler. Bay Felesnikov ve onun
Kazak büro þefine sonsuz saygý ve hürmetlerini götürmesini istediler kendisinden
sadece. Fanustay dükkândaki herkeste Meftuni Felesnikov“a karþý korkuyla karýþýk
bir saygý ve baþ eðme sezdi. Ta kapýlara kadar çýkýp, en güleç yüzleriyle uðurladýlar

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

genç ve “yakýþýklý“ oðlaný.

Fanustay Turayevski, büroyu terk edeli oldukça uzun bir zaman geçtiðini o zaman
anladý. Çünkü dükkândan çýktýðýnda hava epeyce aydýnlanmýþtý. Büro þefinin
Kazakça azarlarý ve fýrçalarýný bir an önce yiyebilmek için var gücüyle büroya koþup
nefes nefese içeri girdi. Onun içeri girmesiyle birlikte tüm büro çalýþanlarýnýn aðzýndan
þaþkýnlýk ve hayranlýk ünlemleri çýkýverdi. Ama þef ortalarda yoktu. Çalýþanlardan
biri yanýna yaklaþarak þefin Bay Felesni-kov“un yanýnda olduðunu ve geldiðini
patronun sekreterine haber vermesi gerektiðini kendisine anýmsattý.

Korku içinde Meftuni“nin huzurundaydý. Þef, patronun yanýnda, neredeyse “hazýr


ol“ durumundaydý. Meftuni þen, Kazak þef ise asýk bir suratla oðlaný süzüyorlardý.

“O kadar abartacak bir þey yok“ diye þefe döndü albay, sanki kaldýðý yerden
sürdürürcesine. “Yorgun ve uykusuzmuþ anlaþýlan. Hatta dün sabah, çok yorgun
olduðu için, benden bir gün izin istedi; tabii ki vermedim. Genç insanlar bu kadar
yorgunluða dayanabilmeli. Bak iþte, bir gece uyuyunca kendine gelmiþ anlaþýlan.“ Þef
bir þeyler söylemeye yeltendi, ama patron lafýný aðzýna týktý buyurgan bir tavýrla.
“Olay anlaþýlmýþ ve kapanmýþtýr“ diyerek önündeki belgeleri incelemeye
baþlayýnca þefle oðlan dönüp odadan çýktýlar.

Fanustay kapýnýn dibinde birden geri dönüp –sekreterin ve þefin þaþkýn ve kýzgýn
bakýþlarý altýnda– yeniden kapýyý týklatýp içeri girdi. ’Size bir þey sorabilir miyim?
Cadýnýn þerbeti etkisini mi göstermeye baþladý dersiniz?“ diye –damdan düþer gibi–
sorunca albay baþýný kâðýtlardan kaldýrdý.

Suratýnda ekþi ve þaþkýn bir görünüm vardý. “Ne cadýsý, ne þerbeti?“

“Hani evvelki akþam, dað baþýndaki evde...“

“Ev mi?“ diye kahkaha ile güldü. “Ev olur mu caným, büyücünün –bir girenin bir daha
çýkamadýðý– esrarengiz þatosu!’ Sonra birden ciddileþiverdi. ’Kendine gel oðlum!
Yirmi birinci yüzyýldayýz; üçüncü “milleniumda“... O dediklerin bin-bin beþ yüz yýl
öncesinin, ortaçaðýn masallarýnda, efsanelerinde kaldý. Tüm gece boyunca arabanýn ön
koltuðunda kývrýlmýþ uyurken, demek ki düþlerinde bu masal kahramanlarý ile
uðraþtýn durdun. Sakýn ha bu söylediklerini baþka bir yerde yineleme, ya alay konusu
olursun, ya da deli diye karþýlanýrsýn çevrede.“ Sertçe kapýyý gösterdi. “Haydi
bakalým! Bu kadar cadý muhabbeti yeter! Marþ marþ! Doðru iþinin baþýna...“

Albay yeniden önündeki belgelere eðilirken, “Öyle ya,“ diye düþündü Fanustay,
“anýmsadýklarým ancak bir düþ ürünü olabilir.“ Kapýdan sessizce, dýþarý süzüldü.

***

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Bir türlü akþam olmuyordu. Serkisof kýrýldýktan sonra, zaman da durmuþtu sanki;
geçmek bilmiyordu. Gübertchinka hayalleri içinde, ufacýk evinin yine her yanýný
amaçsýz, bilinçsiz arþýnlayýp durdu akþama dek; hem de hiç yorulmadan...

Akþam karanlýðý bastýrdýðýnda da, banyonun, sýrlarý yer yer dökülmeye baþlamýþ
aynasýnda, bugün tanýþtýðý yeni yüzünü uzun uzadýya inceledikten sonra hemen giyinip
kendini dýþarý attý. Atmasýyla da burun buruna gelmesi bir oldu yandaki dairede oturan
komþusuyla. Soðuk bir selam sarkýtýp yanýndan sývýþmaya çalýþtý, ama baþaramadý.

Bir fabrikada makine bakým ustasý olan komþu güçlü kollarý ve normalden daha büyük
nasýrlý elleriyle mengene gibi kavrayývermiþti Farusti“yi. Þaþkýn bakýþlarý
profesörün yüzünde asýlý kalmýþtý. “Vay canýna!“ diye zorlukla konuþtu.
“Saygýdeðer hocamýzýn bir oðlu olduðunu, hem de bu kadar büyük yaþta bir oðlu
olduðunu bilmiyordum. Ne kadar da benziyorsunuz kendisine. Buraya ilk geliþiniz
sanýrým.“

Ne diyeceðini þaþýrdý Farusti Kristiyev. “Ya, doðru“ diye kekeledi, “çok uzaklarda
bir yerlerdeyim; Turania“nýn dýþýnda... Onun için, sýk sýk gelmek o kadar kolay
olamýyor.“ Ýçinden derin bir “Ooh!“ çekti. Yalaný kývýrabilmiþti. “Þimdi,
izninizle, hemen gitmek zorundayým, çünkü uçaðý kaçýracaðým,“ diyerek yürüme-
koþma arasý adýmlarla adamýn yanýndan uzaklaþtý.

Ya yarýn-öbür gün de toslaþýrsa makine ustasý komþuyla, ne olacaktý? “Adaam sen


de!“ diye düþündü, “o zaman da yeni bir yalan uydurulur. Her münasebetsiz duruma
yeni bir yalan... O kadar da zor deðil görüldüðü gibi. Yalnýz, en kýsa zamanda bu siteden
kurtulmanýn bir yolunu bulmalý; bu edindiðim yeni suratla yeni yaþamýmý burada
sürdürmek hemen hemen olanaksýz görünüyor.“

Sanki ortada gerçekten kaçýrýlmamasý gereken bir uçak varmýþçasýna, nefes nefese
“Gübertchinka“lý lokantanýn giriþ holünde buldu kendini. Rastlantý bu ya, yeni
müþteriyi, kaç gündür yüzü gözünün önünden gitmeyen tatlý Gübertchinkacýk
karþýlamýþtý.

Farusti tüm gücü ve yürekliliðiyle atýldý: “Ýyi akþamlar Gübertchinka,“ dedi en


güven verici ve etkileyici sesiyle. “Lokanta giriþinde, birdenbire senin o güzelim, melek
yüzünle karþýlaþmak ne güzel rastlantý!“

“Adýmý biliyor musunuz?“ diye þaþkýnlýkla sordu kýz. Bunca zamandýr ilk kez
lokantanýn müþterilerinden biri kendisine adýyla sesleniyordu. Genelde o, müþterilerin
gözünde, lokantanýn dikkat edilmesi ve hele hele adýnýn bilinmesi hiç gerekmeyen,
saydam ayrýntýlarýndan biriydi yalnýzca.

“Adýný da biliyorum, hatta soyadýný da Gübertchinka Gülbe-yeva! Zaten hiç


aklýmdan çýkmadý ki!“ Sonra yüzünde hüzünlü bir gülümseyiþ belirip kayboldu.
“Ama sen benimle ilgili hiçbir þey anýmsamýyorsun anladýðým kadarýyla.“

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Kýz –þaþkýnlýktan dili tutulmuþ durumda– profesör eskisinin yeni kabanýný


sýrtýndan alýp vestiyere asarken dönüp yeniden baktý. “O kadar iyi tanýyorum ki
yüzünüzü. Ama bir türlü tam çýkaramýyorum. Biliyorsunuz, çalýþan azlýðýndan o kadar
çabuk ve seri davranmalýyýz ki, bir masadan diðerine deliler gibi koþuþtururken ne
bizim müþterilere, ne de müþterilerin bize dikkatle bakabilecek zamanýmýz oluyor.“

“Birkaç gün önce, bir arkadaþýmla buradaydýk...“ diye anýmsatmaya baþlamýþken,


sözü yarýda kaldý.

Kýz birdenbire atýlývermiþti: “Ýþte þimdi oldu“ dedi, “nasýl unutabilirim? Birlikte
olduðunuz, eli son derecede açýk, ama gözünün içine bakýnca baþýmý ve midemi
döndüren, az rastlanýr türden arkadaþýnýzýn þu cebime sýkýþtýrdýðý döviz tam beþ
aylýk ücretime denk düþüyor. Siz de, onun yanýndaki –bir þeylere kýzdýðýnýzdan
olacak– votka kadehini yere çalýp tuz buz eden saygýdeðer beysiniz!’ Döndü, gözleri
açýlmýþ, söylediðine kendisi de inanamamýþ, dikkatle süzdü Farusti“yi. “Ama nasýl
olur?“ dedi. “O günkü siz, zamanýndan önce bitmiþ, gücü ve yaþama isteði tükenmiþ
bir insandýnýz. Oysa þimdi, bugünkü görünüþünüz... ne desem... þaþýrtýcý, hatta biraz
da ürkütücü bir yenilenme...“

“Yapma, sevgili Gübertchinka! Azýcýk abartmýyor musun durumu?“ diyerek keyifle


güldü Farusti Kristiyev. “O gün ruhsal bir çöküntü içindeydim. Yorgundum, bitkindim.
Yýllarýmý verdiðim üniversitemden –ben Novoturolsk Üniversitesi’nin eski
hocalarýndandým– ayrýlmýþ, ne yapacaðýný bilmez, ortalýkta kalakalmýþtým. Ayrýca
–galiba o gece, iyice ipin ucunu kaçýrdým– bir manga askeri sarhoþ edecek kadar
votkayý da içime boca etmiþ ve iyiden iyiye tuþ olmuþtum. Ýki-üç gündür ancak
kendime gelebildim.“

“Ama tüm bunlar bile, bu alýþýlmamýþ deðiþimi açýklayabilir mi?“ diye tatlý-
yumuþak bir kuþkuculukla sordu Gübertchinka, o güzelim gözlerini Farusti“ye dikerek.
“Titrek ve buruþuk bir ihtiyardan...“ Utangaç bir çapkýnca gülümseyiþle, yanaklarý al
al kesilmiþ, sürdürdü: “Böylesine, yýllanmýþ þarap olgunluðunda, genç kýzlarýn
yüreklerini pýr pýr ettirebilecek hoþ bir beyefendiye...“

Farusti, aþýrý sevinç ve coþkudan tansiyonunun düþtüðünü, baþýnýn döndüðünü


duyumsadý; bir yere güç bela tutundu. “Beni anlatan bu iki tanýmlamadan ikisi de tam
doðruyu yansýtmýyor. Yine de senden bu sözleri iþitmek kulaða o kadar hoþ geliyor,
beni o kadar mutlu kýlýyor ki... Dinle tatlý Gübertchinka, buraya yalnýzca seni yeniden
görebilmek için geldim. Bundan sonra da sürekli geleceðim. Onun için beni bir tek senin
servis yapabileceðin bir yere oturtursan sevinirim.“

Kýz önde, diðeri arkada, salona girdiler. Vakit oldukça erken sayýlabileceði için lokanta
bayaðý tenha durumdaydý. Gübertchinka “müþterisi“ni salonun dibinde, gözden ýrak,
loþça bir köþesindeki ufacýk masaya buyur etti.

Ancak, masaya varana dek, Farusti fýsýr fýsýr konuþmayý sürdürüyordu. “Yürekleri
pýr pýr eden genç kýzlarýn arasýnda acaba sen de olabilir misin?“ diye sorunca

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Gübertchinka dönüp adama, insaný mutlu kýlan, anlamlý bir “Mona Lisa
gülümseyiþi“ ile baktý ve dönüp masaya yöneldi.

Profesör eskisinin içi içine sýðmýyordu. Tüm korkular, kaygýlar, beynini kara böcekler
gibi kemirip duran iç karartýcý düþler ve karabasan kýrýntýlarý buharlaþýp gidivermiþ,
dünya gözünde pespembe kesilmiþti. Þu pis kokulu aþaðýlýk lokanta bile, içinde melek
yüz Gübertchinkacýk“ýný barýndýrdýðýndan, gözüne cennetten bir köþe gibi
görünüyordu. “Güzelim Gübertchinkam bana hiç ters tepki vermedi“ diye düþündü, ta
içinde bir yerlerde oynaþýp duran sevinciyle. “Terbiyesi ve aðýr baþlýlýðýyla, çok
sýrnaþmadan, bana kapýlarýný –ardýna kadar açmasa bile– hiç deðilse aralýk tutuyor.’

Oysa profesör yanlýþ düþünüyordu. Gübertchinka da, týpký onun gibi, tutkulu bir coþku
içindeydi. Kýsacýk yaþamýnda hiç tatmadýðý sevinç dalgalarý nefes alýp vermesini bile
zorluyor, yüreði aðzýndan çýkýp gidesiye hýzlý ve güçlü bir ritimle atýp duruyordu.
Ergenlik çaðýndan beri düþlerini süsleyen olgun ve yýllanmýþ þarap kývamýndaki “sek“
erkeði sonunda çýkagelmiþ miydi? Nedense, oldum olasý genç, “týfýl“ delikanlýlar hiç
mi hiç ilgisini çekmemiþti Gübertchinka“nýn. O yüzden de yüreðinin kapýsý yarý aralýk
deðil, ama –dýþardan bakýldýðýnda pek fazla anlaþýlamasa da– ardýna kadar
Farusti“ye açýk olmalýydý.

Lokanta dolmaya, masalar gürültücü ve geveze kadýnlarla adamlar tarafýndan


doldurulmaya baþlanmýþtý. Gübertchinka –hýzlý oynatýlan bir filmdeki oyuncu gibi–
masadan masaya koþuyor, istekleri yerine getirmeye çalýþýyordu. Ama, bu arada,
ortalama iki-üç masa servisinde bir, kesinlikle profesörün masasýna uðramadan
edemiyordu. Bardan ve kasadan salona göz gezdiren patronlara yakalanýp onlarý
huylandýrmamak için de, akla gelebilecek türlü saçmalýklarý yapmaktan geri
kalmýyordu: Yaþamýnda aðzýna hiç sigara almamýþ bir adamýn önündeki tertemiz kül
tablasýný, ha bire, –nerdeyse dakikada bir– yenisiyle deðiþtirmek gibi; yapacak baþka
bir þey bulamadýðýnda –hiç gerekmediði halde– ön cebinden çýkardýðý minik fýrça ve
faraþla masanýn üstündeki ekmek kýrýntýlarýný toplamak gibi; yemeðini yemeðe
çalýþan Farusti“nin önünden zorla tabaðýný, çatal-býçaðýný kapýp yenisiyle
deðiþtirmek gibi; Farusti“nin hiç istemediði birtakým mezeleri önce getirip, sonra
yeniden hepsini derleyip toplayýp gerisin geriye götürmek gibi... Kýzý uzaktan dikkatlice
izleyen biri için, onun kýsa sürede en az otuz-kýrk kez köþedeki loþ küçük masaya ya bir
þeyler getirip, ya da masadan bir þeyleri alýp götürdüðünü izleyebilmek, kýzýn
devinimlerinin baþ döndürücü hýzýndan dolayý, oldukça zordu.

Gübertchinka“nýn masaya her geliþinde birbirlerinin gözlerinden içeri akarcasýna


bakýþýrken, emekli profesör –çevredeki geveze müþterilerin gürültüsünü bastýrmak
istercesine– avaz avaz, ama yumuþak, ama sevgi ve istek dolu bir sesle, Rus ve Leh
edebiyatýndan –üniversiteye, mesleðine, eski arkadaþlarýna karþý duyduðu dargýnlýk,
kýrgýnlýktan ötürü unutmak, aklýndan çýkarýp atmak istediði, ama bir türlü
unutamadýðý– aþka, güzelliðe, mutluluða adanmýþ dizeleri okuyor; bunlarý yaþamýnda
ilk kez duymakta olan gariban kýzýn, her okuduðu dizeyle, aklýný biraz daha baþýndan
alýyordu.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Kâh Veronika Tuþnova dizeleriyle sesleniyordu Gübertchin-ka“ya:

Ýkimizdik sadece bomboþ sokakta

gün batýmýnda, su birikintilerine ilenerek;

Ve her zaman yaptýðýn gibi, fenerin altýnda tam

yine aklýna esti beni öpmek.

Ve ayni anda, terslik bu ya

þamatacý bir öðrenci topluluðu çýkmaz mý karþýmýza...

Çok eðlendirmiþ olmalýyýz ki onlarý

Patladý ardýmýzdan kahkaha.

Söyledikleri þunlardý aþaðý yukarý:

- Bakýn hele su þaþkýnlara!

- Sapýtmýþ herif, genç olsa bari...

- Öyle!

- Kadýn da genç sayýlmaz ya!

...

Kâh David Samoylov“un “Güzellik“i akýp gidiyordu aðzýndan:

Omzumda bir keman gibidir o benim

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Ve ben týpký bir kemancý gibi

Bastýrýrým onu kendime.

Ve akar omuzdan saçlar

Dilsiz bir müzikmiþçesine.

Omzumda bir keman gibidir o benim

Müziðin yüceliði üstüne bildiði nedir kemanýn?

Benim onun üstüne bildiðim nedir? Alevin ýþýk üstüne bildiði?

Ve nedir yarattýðý üstüne bildiði tanrýnýn?

Yüce yetenek taþýmaz kendi bilincini,

Ve güzellik, daha da yücedir yetenekten.

O, çaba harcamadan kendini gösterir

Yorulmaz kendini armaðan etmekten.

...

Emekli hocanýn aðzýndan hiç zorlanmadan, yaðlý bir zeminden kayarcasýna dökülen bu
þiirler ilk kez, öðrenciler için hazýrlanmýþ ders malzemesi olmaktan çýkýyor, aþký,
sevgiyi, iliþkiyi güçlendiren vitaminlere dönüþüyorlardý. Bunlarý dinlerken sanki
lokantadaki sesler susuyor, Gübertchinka“nýn kulaklarýnda yalnýzca Farusti“nin sesi
yankýlanýyordu.

Geliþ-gidiþlerin bir keresinde, kýz yine masanýn üzerinde olmayacak saçmalýkta bir
þeyler yapmaktayken Farusti birdenbire kýzýn, hafif ýslak, deterjandan kavlamýþ,
bakýmsýz eline sarýlýp yýldýrým gibi aðzýna götürüp öpüverdi. Kýz, aklý baþýna
geldiðinde, hýzla elini adamýn elinden kurtardý. Korkuyla çevreye bakýp, olayýn izlenip
izlenmediðini kontrol ettikten sonra Farusti“ye dönerek, tatlý bir sertlikle kaþlarý
çatýlmýþ, yaramaz bir çocuðu azarlarcasýna iþaret parmaðýný uzatýp salladý.

Baþka bir geliþte “Melek Gübertchinkacýk, beni genç kýzlarýn ýrzýna düþman kart bir
zampara gibi görmüyorsun deðil mi?“ diye fýsýldayarak sordu. Kýz buna da tatlý-sert
kaþ çatýþýyla tepki verdi. Sonra adamýn ayaðýna masanýn altýndan beklenmedik sert bir

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

tekme sallayýp gülerek kýçýný döndü ve hýzla oradan uzaklaþtý. Farusti Kristiyev bir
yandan, bacaðýna yediði sert tekmenin acýsýyla, gözlerinden yaþlar gelerek kývranýyor,
ama bir yandan da, mutluluk kahkahalarýný patlatýrken melek Gübertchinkacýðýnýn baþ
döndürücü hýzla koþuþturmalarýný –mest olmuþ– uzaktan izliyordu.

Gecenin geççe bir saatinde, Farusti Kristiyev artýk gitme zamanýnýn geldiðine karar
verdi. Elinde olmadan yapacaðý bir davranýþla, herkesin içinde –özellikle patronlara
karþý– kýzý zor duruma düþürmekten korkuyordu.

Gübertchinka çýkýþta kabanýný giymesine yardým ederken, “Gübertchinka,“ dedi,


“seninle hep böyle bu lokantanýn gürültücü ve geveze müþterileri arasýnda, hýrsýzlama
iki çift sözcükle sohbet etmek zorunda mýyýz? Dýþarýda sakin sakin, kimseden
korkmadan, ürkmeden, þöyle baþ baþa oturmak bize haram mý?“

Tam o anda, çýkmak üzere, birkaç müþteri daha geldi dýþ kapýya açýlan hole. “Beni
sokaðýn çýkýþýndaki pub“ta bekleyin“ diye fýsýldadý Gübertchinka ürkekçe.
“Lokanta kapanýnca oraya gelirim.“

Farusti kendisi pub“ta, ama aklý Gübertchinkasý“nda, mutluluk, sevinç ve bu


–kendisine gerçekleþtirilmesi son derecede zor görünen– ’tavlama’ iþini baþarýyla
bitirivermenin coþkulu gururuyla “Melek Kýz“ýný bekledi.

Sonunda Gübertchinka yorgunluktan avurtlarý çökmüþ, bitkin, bir çuval gibi atýverdi
kendini profesörün karþýsýna. “Çok oturmadan, az sonra hemen gidebilir miyiz?“
diyerek yalvaran gözlerle baktý adama.
“Biz

im mahalleden geçen son


otobüsü kaçýrmamalýyým. Annem yolumu gözler her gece. Biraz geç kalsam kýyameti
kopartýr.“

“Telaþlanma Gübertchinka,“ dedi Farusti sevgi ve yakýnlýk dolu kýsýk bir sesle.
“Otobüsü kaçýrsan da bende araba var. Üstelik daha da hýzlý gideriz otobüsten. Her
gece eve vardýðýn saatte seni yetiþtiririm. Sen bir kahve içimlik soluklan hele þimdi.“

Kýzýn sýrtýndan paltosunu aldýktan sonra, garsona en koyu cinsinden iki kahve
ýsmarladý.

“Demek ki evde yaþlý, yatalak bir anneyle doðuþtan özürlü bir aðabey senin yolunu
gözlüyorlar her gece?“

“Ay, onu da mý biliyorsunuz siz?“ diye þaþkýn bakakaldý kýz. Zaten bu gece,
karþýsýndaki adam sanki kendisini sürekli þaþýrtmakla görevlendirilmiþti.

“Korkma polis hafiyesi falan deðilim ben“ dedi gülerek Farus-ti. “Yalnýzca, senin –ama

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

bir tek senin– aðzýndan çýkan her þeyi, kasete kaydedercesine, aklýmda tutuyorum;
hepsi bu...“

“Ama haksýzlýk bu!“ diye çýkýþtý kýz. “Siz benimle ilgili bir sürü þey biliyorsunuz,
ama ben, üniversite hocasý olmanýzdan baþka bir þey bilmiyorum sizle ilgili olarak;
hatta –gülünç ama!– adýnýzý bile...’

“Adým mý? Adým Farusti Kristiyev.“

Gübertchinka“nýn keyfi kaçar gibi oldu. “Ortodoks Turalardansýnýz demek...“

“Senin için çok mu önemli bu?“ Profesörün de süngüsü düþmüþtü. “Bundan birkaç
yýl öncesine kadar kimse, kimsenin diniyle, etnik kökeniyle ilgilenmezdi. Yazýk, çok
yazýk...“

Kýz, elinde olmayarak aðzýndan kaçan söz için çoktan piþman olmuþtu. Ýki eliyle
adamýn elini yakalayýp okþadý. “Ne olur, inanýn, benim için hiç ama hiç önemi yok
böyle þeylerin. Ama çevrem, ailem, akrabalarým o kadar hýzlý, inanýlmaz bir koyu
Ýslamlaþma sürecinde ki... Ýnsan ister istemez etkileniyor. Þu anda bir Hýristi-yanla
kahvede birlikte olduðum duyulsa, herkes ensemde boza piþirmek için birbiriyle yarýþýr.
Hoþ, hiçbiri de umurumda deðil ya!“

Gübertchinka, oluþan soðuk havayý daðýtmak için can havliyle sürdürdü sorularýný:
“Eee, öðrene öðrene bir tek adýnýzý ve mesleðinizi öðrenebildik. Dahasý yok mu?“

“Anlatacak pek fazla renkli bir yaþamým yok... Ne ailem var, ne de akrabam. Hep
yalnýzdým. Þimdi de yalnýzým. Hiç evlenmedim. Ne aþkým, ne de sevgilim oldu. Ýþte
hepsi bu kadar, sevgili Gübertchinkacýk!“

“Çok tuhaf! Niçin hiç evlenmediniz? Sizin gibi hoþ bir insaný, çevrenizdeki
kadýnlardan en az biri çoktan yakalamýþ olmalýydý.“

“Beni beðenenleri ben beðenmedim, benim beðendiklerim de beni beðenmediler. Ýþte


sorunun kýsa yanýtý. Ama eðer, sen beni hoþ buluyorsan tüm diðerlerinin caný
cehenneme.“ Kýzýn elini avucuna alarak uzun uzadýya öptü. Gübertchinka, bu kez elini
kaçýrmadý. O da diðer eliyle Farusti“nin saçlarýný sevecenlikle okþadý.

Kahvelerini içtikten sonra, hesabý ödeyip arabaya doðru yürüdüler. Arabada giderlerken,
bir yandan Gübertchinka yolu gösteriyor, bir yandan da konuþmalarýný sürdürüyorlardý.
Kýzýn gösterdiði yoldan, kentin hemen kýyýsýndaki, oldukça yoksul mahallelere doðru
yol alýyorlardý. Yön duygusu ve belleði hiç geliþmemiþ Farusti, Gübertchinkacýðýnýn
hatýrýna, geçtikleri her caddeyi, her sokaðý -bir daha unutmamak üzere– tüm gücüyle
belleðine kazýyordu.

“Gündüzleri iþe gelene kadar ne yapýyorsun peki?“ diye sordu profesör. “Sabahlarý
biraraya gelebilir miyiz bari?“

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Yapmacýk bir neþeyle güler gibi yaptý Gübertchinka. “Sabahlarý iþe gelene kadar yan
gelip yattýðýmý sanýyorsunuz galiba, deðil mi? Uyku saatleri dýþýnda, sürekli çalýþmak
için dünyaya getirilmiþ bir yaratýktýr Gübertchinka Gülbeyeva! Sabahýn köründen evi
terk edene dek yatalak annesine, kafadan özürlü aðabeyine bakar, yemekleri yapar, onlarý
doyurur, ortalýðý silip süpürür, bir koþu çarþýdan gerekli þeylerin alýþveriþini yapar, en
sonunda da anneyle aðabeye bakan komþu kýzý geldiðinde de –günlük tüketebileceði
toplam enerjisinin en az yarýsýný kaybetmiþ ve geri kalanýn da tümünü harcamak
üzere– koþturarak lokantaya gelir. Ýþte size Gübertchinka’nýn mutlu yaþantýsýndan
hoþ bir kesit!..“

Farusti dönüp þaþkýnlýkla baktý kýza. Hatta, bu yüzden, kötü bir trafik kazasýný da son
anda atlattý. Bazý insanlarýn bu tür ya da benzer yaþantýlar içinde olmasýný hiç aklýna
getirmiþ miydi acaba þimdiye dek? Böyle bir yaþantý bir hafta, bilemedin bir aydan daha
fazla nasýl sürdürülebilirdi? Bu kýzý, dayanýlmaz bu yaþama biçiminden
uzaklaþtýrmanýn bir yolu olmalýydý. Ama nasýl ve hangi parayla? Evlenme iþi, din
ayrýlýðý sorunundan dolayý, olanaksýz gibi görünüyordu. Ayrýca da evlenme yatalak
anne ve beyinsel özürlü kardeþ sorununu pek çözeceðe de benzemiyordu. Ne diyeceðini
bilememenin sýkýntýsýyla konuþtu: “Demek, sen olmadýðýn zamanlar bir kýz bakýyor
annenle kardeþine?“

“Evet, ama lokantadan aldýðým ücretin üçte biri de ona gidiyor. Ama, doðrusu, helal
olsun! Evde pek az þeye elini sürse de, aksi, huysuz annemin abuk sabuk konuþmalarýný,
baþýný uysalca sallayarak, onaylamak; kardeþimin saçma sapanlýklarýna sesini
çýkarmadan katlanmak doðrusu kolay iþ deðil. Biliyor musunuz, benim haftadaki en kötü
ve mutsuz günüm hangisi?“

“Onu bilmeyecek ne var?“ diye adam acý acý gülerek yanýtladý. “Tabii ki,
lokantanýn kapalý olduðu dinlenme günün!“

“Siz bir harikasýnýz! Durumu tümden kavradýnýz. Yattýðý yerden eve ve herkese
egemen olmaya çalýþan annemin ardý arkasý kesilmez istekleri ve kaprisleri ile beyinsel
özürlü aðabeyimin nedeni ve zamaný kestirilemeyen öfkeleri sonucu eline geçen her þeyi
paralayarak kýrýp dökmesi, bana lokantadaki koþuþturmalarýmýn on katýndan daha aðýr
geliyor.“

Gübertchinka“nýn evinin bulunduðu sokaðýn baþýna gelmiþlerdi. Kýz daha fazla


girmesini istemedi sokaða arabanýn. Birdenbire atýlarak adamý dudaklarýndan, hem de
aþýrý bir istek ve sevgi ile öptü. Farusti Kristiyev neye uðradýðýný þaþýrmýþtý. Her
ikisi de yaþamlarýnda ilk kez karþý cinsten biriyle dudak dudaða öpüþmüþlerdi; sarhoþ
gibiydiler. Farusti o anda Gübertchinka“nýn o güzelim kýrmýzý yanaklarýnýn
gözyaþlarý ile kaplanmýþ olduðunu anladý.

Kýz, arabanýn kapýsýný açýp çýkmak üzereyken adamýn fýsýldayýþýný duydu. “Ne
olur, bir daha!..“ Kýz döndü. Ýlkinin iki katý uzunlukta bir öpüþ... Kýz çýkarken yeni bir
fýsýltý: “Son bir kez daha lütfen...“ Kýz –hiç karþý çýkmaksýzýn– yeniden döndü ve

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

bu kez üç kat uzunlukta bir öpüþme... “Yarýn evden iþe gidiþ saatinde buradayým.“

Gübertchinka Gülbeyeva koþa koþa, coþku içinde eve doðru gözden kayboldu.

***

Ertesi sabah erkenden, Fanustay“ý kent içine bir iþ için gönderdiler. Verilen iþin
gereði, araya giren bir bekleme süresinden yararlanarak, oðlan Gübertchinka“yý
görebilmek için kendini teyzesinin evine attý.

Kapýda Gübertchinka, oðlanýn yeni görünüþünden aptallaþmýþ, karþýladý onu.


“Nerelerdesin sen koca herif?“ diye çýkýþýrken kucaklaþtýlar. “Kaç gündür herkesi
endiþe içinde býraktýn.“

Fanustay, teyzesinin yatak ucuna iliþerek, ikisine, üç-dört gündür baþýndan geçenleri
–tabii, aslýnda düþ ürünü olduðuna iyice inandýðý, BMW’li geceyi atlayarak– bir bir
anlattý. Gübertchinka oðlanýn anlattýklarýndan fena halde huylanmýþtý, ama sesini
çýkarmadan dinledi her þeyi. Acaba, Fanustay“ýn yeni patronu, o gece Farusti“yle
birlikte olan, o garip, o, yüzü gözleri önüne geldikçe tüylerini ürperten kiþi miydi?

“Aman evladým, sakýn bunlar, þimdi her yaný sardýðý söylenen mafya çetelerinden
biri olmasýn?“ diye atýldý uyanýk, cadaloz teyze.

“Yok teyzeciðim,“ diye yanýtladý oðlan, Gübertchinka“da da, uyandýðýný gördüðü


kuþkularý gidermek istercesine. “Novotu-rolsk“un en lüks yöresinde, son derecede iyi
döþenmiþ, görkemli bir ticaret ve finans þirketinde mafyanýn ne iþi var?“

Gübertchinka huzursuzluk içindeydi; içine kurt düþmüþtü. Olmayacak bir nedenle


oðlaný –evin huysuz kadýndan en uzak ve güvenli yeri olan– banyoya çaðýrýp sorguya
çekmeliydi. Anneye duyurmadan sessizce fýsýldaþtýlar banyoda. “O adamla nerede
tanýþtýn?“ diye baþladý sorgulama.

“Senin lokantanýn önünde... Benimle azýcýk konuþtuktan sonra beni çok beðendiðini,
yanýnda çalýþtýracaðýný söyledi ve arabasýyla aldý götürdü.“

“A aptal kardeþim benim, sana seni çok beðendiðini söyleyen her kiþinin kuyruðuna
takýlýp gidersen burnun pislikten kurtulmaz. Ne yaptýðýný, neci olduðunu, ne alýp, ne
sattýðýný bilmediðin adamýn peþinden gidilir mi hiç?“

“Ne yapabilirdim? Bay Felesnikov o kadar etkileyici biri ki, insan –ister istemez– ona
karþý çýkamadan, her dediðine uymak zorunda kalýyor. Ayrýca, bana verdiði iþ de hiç
yorucu olmayan, çok hafif bir iþ. O pis fabrikada, olmayacak kötü koþullarda ter
dökmekten bin kez daha iyi þimdiki iþim; sýcacýk, uygar bir ortamdayým hiç deðilse.
Üstüne üstlük, parasýz yeme içme, yatacak yer dýþýnda, elime düþlerimde bile

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

göremeyeceðim kadar bir ücret geçecek; herhalde senin lokantadan aldýðýnýn üç-dört
katý kadar...“

Bu arada, huysuz kocakarý, tüm aksiliði üstünde, ciyak ciyak baðýrdý içerden: “Neler
oluyor orada? Benden gizli, neler fýsýldaþýp duruyorsunuz? Çabuk buraya! Ne
konuþacaksanýz benim yanýmda konuþun.“

Gübertchinka sinir içinde odaya koþtu. “Keser misin artýk anne! Vazgeç bu her þeyi
bilme merakýndan!“ Fanustay“a duyurmamak istercesine alçalttý sesini. “Oðlancýk
bana aþkýný, kýz arkadaþýný anlatýyor. Rahat býrak biraz yeðenini!“ Yeniden banyoya
döndü sorgulamasýný kaldýðý yerden sürdürmek üzere. “Peki, seni arabasýna aldýðý
akþam, Bay Felesnikov“un yanýnda baþka biri daha var mýydý?“

“Vardý evet.“ Anýmsamak istercesine düþündü biraz Fanustay. “Sanýrým bir


arkadaþý... Varlýðý ile yokluðu bir olan sönük bir kiþi.“

“Konuþabildiniz mi hiç? Görsen tanýyabilir misin?“ diye merakla sordu kýz.

“Sanmam. O karanlýkta, ancak arabaya bindiðimde sezdim varlýðýný. Körkütük


sarhoþtu. Arabanýn arka koltuðuna içi sývý madde ile doldurulmuþ naylon bir torba gibi
yayýlýp horul horul uyudu yol boyunca. Her soluyuþunda arabanýn içi votka ve bol
soðanlý yahni kokusuna bulanýyordu. Önce onu evine býraktý Bay Felesnikov.“

“Bu kiþi Bay Felesnikov“un yanýnda çalýþmýyor mu?“

“Bilmem; en azýndan bizim büroda deðil... Onu o geceden sonra bir daha hiç
görmedim.“ Fanustay, kendinden beklenmeyecek bir sakýnmazlýkla, kýzý belinden iki
eliyle sarýp kendine çekti. “Þeker Gübertchinka Ablacýðým, seni bugün ben neye
benzetiyorum, biliyor musun? Þu uyduruk Amerikan filmlerindeki cinayet soruþturmasý
yapan kadýn dedektiflerden birine.“

Gübertchinka yapmacýk bir kýzgýnlýkla yumuþak tokatlar indirdi oðlanýn bakýmlý


suratýna. “Saf kuzenim benim, senin kendi kendine sorman gerekip de sormayý akýl
edemediðin sorularý ben sana sormak zorunda kalýyorum. Benim en çok sevdiðim,
kendime en yakýn bulduðum akrabamýn baþýný bilinmedik belalara sokmasýný hiç
istemiyorum.“ Boynuna sarýlýp iki yanaðýndan öptü oðlaný. Fanustay“ýn yüreðinin
yaðlarý erimiþti. “Ya bu baþ döndürücü kokularý da Bay Felesnikov mu sürdü
suratýna? Üç-dört günde sende oluþan bu garip deðiþimin bir açýklamasý var mý sence
küçük beyimiz?“

“Abartma, caným ablacýðým! Adamlar, beni pek bakýmsýz bulup bir kuaföre –ama o
bizim bildiðimiz cinsten olanlardan deðil, bir güzellik salonu neredeyse– gönderip güzel
bir “yýkama-yaðlama“ yaptýrdýlar. O adamlarýn eline uyuz bir sokak kedisi teslim
etsen, az sonra sana onu yeryüzünün en pahalý en cins kedisi olarak yuttururlar. Benim
durumum da ona benziyor.“

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Fanustay, kýzýn boynuna sarýlmasýndan ve sözlerinden yüreklenerek ablasýný iyice


çekti kendine doðru. Kýzýn bacaklarýnýn bacaklarýna, sütyensiz sert memelerinin
göðsüne dayanmasý oðlanýn cinsel dürtülerini önlenemez biçimde ayaklandýrmýþtý.
Yanaðýný kýzýn yanaðýna dayadý. “Kokumu güzel buluyorsan azýcýk daha
koklayabilirsin.“

Gübertchinka oðlanýn önündeki þeyin iyiden iyiye sertleþmeye baþladýðýný sezince


hýzla uzaklaþtýrdý onu kendisinden. “Eve gittin mi?“ diye sordu.

“Yok,“ dedi Fanustay. “Onlarla telefonla konuþtum, ama seni çok özlemiþtim. Onun
için önce size geldim.“

“Çabuk fýrla, hemen þimdi, onlara da uðra!“ diye emretti Gü-bertchinka. “Çabuk
haydi!“

Oðlan, neye uðradýðýný anlayamadan kendini sokakta bulmuþtu.

Çok bilmiþ huysuz anne, oðlan çýkar çýkmaz, cýrladý yattýðý yerden: “Mafya olmuþ
bu, mafya! Artýk istese de ellerinden kurtulamaz; öldürüverirler hemen.“

“Uzatma anne,“ diye tersledi Gübertchinka, caný sýkkýn. “Herkes kendine uygun bir
yaþam biçimini kendisi seçecek sonunda.“

Gübertchinka, iþe gitmeden önce, yapmasý gereken iþlerin baþýna döndü. Fanustay“ýn
çýkageliþi, evde uygulanmasý gerekli günlük iþ programýný iyice aksatmýþtý. Onun
için, iþe gidene kadar daha yoðun ve hýzlý çalýþmasý gerekiyordu.

Komþu kýz Aitcha geldiðinde evden çýkmak üzere hazýrlanmýþ durumdaydý. Bugün,
her günkünden farklý olarak, boyanmýþ, üstüne baþýna, saçýna daha fazla özen
göstermiþti. Tam evden çýkmak üzereyken, yattýðý yerden nasýl olup da en ufak
ayrýntýlarý bile gözünden kaçýrmadýðý bir türlü anlaþýlamayan anne, yeniden tüyler
ürpertici ciyaklamalarýný kýzýn üstüne salýverdi: “Ne o kýz!.. Sen iþe giderken hiç
boyanmazdýn; üstüne giydiðin de dolabýndaki en þýk elbisen... Demin mutfakta,
Fanustay mý sana kýz arkadaþýndan söz ediyordu, yoksa sen mi oðlana kendi erkek
arkadaþýný anlatýyordun fýsýr fýsýr?“

Gübertchinka, burnundan soluyup içinden lanetler savurarak, hiç yanýt vermeden,


kapýyý tüm gücüyle çarptý, çýktý.

Sokaðýn çýkýþýnda, dün akþamki yerinde döküntü Lada“sýyla bekliyordu Farusti


Kristiev, sanki hiç yerinden kýmýldamamýþçasýna. Gübertchinka arabaya binince, bu
kez Farusti öpmeye davrandý kýzý, ama kýz sertçe uzaklaþtýrdý kendisinden.
“Yapmayýn, ne olur,“ diye yalvarmayý andýran bir sesle inledi. “Daha göz gözü
görürken rezil olmayayým konu komþuya; tabii daha henüz olmamýþsam!“

Yolda yine oradan buradan konuþtular hiç durmamacasýna. Kýz evden çýkarken,

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Meftuni Felesnikov ile teyze oðlundan Farus-ti“ye söz açmaya kesinlikle karar vermiþti,
ama bir türlü punduna getirip aklýndan geçenleri sorma yürekliliðini gösteremedi yol
boyunca. Sonunda adamla birarada olma, onunla konuþma, arada bir birbirlerinin
gözlerine kaçamak bakýþ atma mutluluðu gevþetti Gübertchinka“yý; Meftuni“yi de,
teyze oðlunu da unuttu.

Gübertchinka“nýn çalýþtýðý lokantanýn bulunduðu sokaðýn baþýna geldiklerinde,


“Melek Gübertchinkacýk, sana iyi çalýþmalar,“ deyip sýrtýný okþadý profesör kýzýn.
“Ýþ çýkýþýnda seni ayný yerde bekliyorum.“

“Gelmiyor musunuz lokantaya?“ diye keyfi kaçmýþ sordu Gübertchinka. Bir günde
anlaþýlmaz bir biçimde alýþmýþtý Farus-ti“ye. Lokantada oradan oraya
koþuþturmaktayken bile adamý yakýnýnda duyumsamak onu rahatlatacak, mutlu
edecekti.

“Dün akþam sezdim ki, benim orada oturuyor olmam senin daha çok yorulmana neden
oluyor, benimle de ilgilenmeye çalýþmandan dolayý. Üstelik patronlarýn da durumdan
kuþkulanmaya baþlayacaklar.“

“Peki, öyle olsun.“ Kýz hüzünlü, uzanýp adamý yanaðýndan öptü. “Çýkýþta sizinle
“pub“ta buluþuyoruz o zaman.“

Kýz tam dönüp gitmek üzereyken Farusti seslendi: “Gübert-chinkam, bana ne zaman
“sen“ demeyi düþünüyorsun acaba?“

“Günün birinde kendiliðinden çýkacak aðzýmdan. Eðer zorlarsanýz, daha da gecikir


sonra!“ Gülerek göz kýrptý, döndü, koþarak uzaklaþtý lokantaya doðru.

Profesör dalgýn ve baygýn bakýþlarýyla izledi Gübertchinkasýný. Aslýnda adam kýza


yalan söylemiþti. Lokantaya gelmemesinin asýl nedeni parasaldý. Çünkü artýk cebinde
lokantada yeni bir hesap ödeyecek kadar para kalmamýþtý. Parasý ancak iþ çýkýþý iki
kahveye yetecek kadardý. Sabah yola çýktýðýnda, arabanýn deposunun sýfýrlandýðýný
görüp cebinde kalan son paranýn büyük bir bölümüyle ancak birkaç gün yetecek kadar
benzin alabilmiþti.

Parasýzlýðýn verdiði can sýkýntýsýyla bilinçsizce dolaþtý çevrede. Caddeleri, sokaklarý


arþýnladý, dalgýn, düþünceli. Son birkaç günün, alýþýlmýþýn dýþýndaki harcamalarý,
zaten bir tutamcýk olan emekli maaþýný eritivermiþti. Çok kýsa süre içinde bu soruna
–geçici de olsa– bir çözüm üretmesi kaçýnýlmazdý. Üniversitedeki eski
arkadaþlarýndan borç isteyebilirdi belki. Ama onlarýn da durumunun kendisinden farklý
olmadýðýný biliyordu. Üstelik, onlarýn hemen hepsi evli ve çocuk sahibiydi. Ayrýca da
–borç para istemek için bile olsa– hiçbirinin suratýný görmek istemiyordu; öylesine
küskün ve nefretle kopmuþtu ki çevresinden... Meftuni Felesnikov geçer gibi oldu
aklýndan, ama içi bulanarak aklýndaki bu düþünceyi silmeye çabaladý. Ýsteyebilse, hiç
düþünmeden kendisine kredi açacaðýndan kesinlikle kuþkusu yoktu albayýn;
Gübertchinka“nýn cebine beþ aylýk ücretini koyabilen adamýn parasal durumunun

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

rahatlýðý da besbelliydi. Ama, ne var ki, parayý alýþýn sonrasýnda kendisini elaleme
rezil etmelerine, pis alaylarýna, anlamlý dokundurmalarýna dayanabilecek gücü yoktu.
En iyisi, baþka gidilecek hiçbir yol kalmadýðýnda –tam boðulmak üzereyken– bu
yýlana sarýlmayý denemekti.

Birden aklýna evdeki deðerli sayýlabilecek birkaç þeyi satýp paraya dönüþtürmek düþtü.
Gerçi evde öyle çok sayýda deðerli þey yoksa da, para edebileceðini umduðu, en
azýndan, çok az sayýda olduðunu bildiði birkaç deðerli kitap, biblo çýkabilirdi. Buradan
gelecek para, kýsa süre için bile olsa, kendisine bir rahatlama saðlayabilirdi. Yalnýz, önce
bitpazarýný, eski kitap satýcýlarýný, antikacýlarý þöyle bir kolaçan etmek iyi olacaktý.

Bitpazarýna girince beyninden vurulmuþa döndü. Burada, neredeyse yalnýzca eski


Kýzýl Ordu üniformalarý, Lenin niþanlarý, Kýzýl Yýldýzlý madalyalar, Ýkinci Dünya
Savaþý anýsý eski püskü tabancalar, merasim kýlýçlarý, kýnlý hançerler, Lenin, Marx-
Engels rozetleri gözükmekteydi vitrinlerde. Baþka birkaç dükkânda ise dinsel özellik
taþýyan eþyalar sergilenmekteydi: Güzelim antika Ortodoks ikonalarý, çeþitli boy ve
biçimde tahta, gümüþ, pirinç haçlar ve dinsel törenlerde kullanýlan türlü takým taklavat...
Bunlarý gördüðünde içi “cýýýz“ etti Farusti“nin; koskoca bir dünya devletinin kendi
tarihini bu adamlar eliyle haraçsýz mezatsýz satýlýða çýkarmasýna mý yanmalýydý,
yoksa bugünleri düþünemeyip nefretle çöpe attýðý eþyalara mý? O zamanlar pireye
kýzýp yorganlarý yakmasaydý, þu vitrindeki periþan, caný çýkmýþ eþyanýn kat be kat
daha deðerlileri þimdi elinde olacaktý.

Farusti Kristiev“in babasý Kýzýl Ordu“nun Ýkinci Dünya Savaþý


kahramanlarýndandý. Turania“da adeta efsaneye dönüþmüþtü tüm savaþ boyunca
gösterdiði yiðitlikler. Baba, savaþtan binbaþý rütbesi ve koca bir torbaya ancak sýðabilen
niþanlar, madalyalarla dönmüþtü. Kýzýl Ordu“dan terhis edilip sivil yaþama döndüðünde
ise, çok sýký komünistliði ve de –özellikle– sadýk bir biçimde baðlý olduðu Stalinistliði
ile göze girerek partinin Turania bölgesi sekreterliðinde ücreti oldukça iyi olan bir görev
kapmayý baþarmýþtý.

Ancak, sofu bir Ortodoks olan, içine kapanýk, þizofrenik görünümlü annesinin –oðlu
Farusti“yi de, kendisi gibi koyu bir Hýristiyan olarak yetiþtirmiþti– babasý ile yýldýzý
bir türlü barýþamadý. Çünkü baba iflah olmaz bir din düþmaný ve tanrýtanýmazdý.
Adamýn, karýsýnýn dindarlýðý ile ilgili olarak yaptýðý kaba ve aþaðýlayýcý þakalarýný,
dinin toplumda yaptýðý afyon etkisini konu alan didaktik söylevlerini, anne-oðul
birbirlerine sokularak, hiç tepki vermeden, baþlarý öne eðik, dinlemekle yetinirler, ama
içlerinden nefretlerini ve lanetlemelerini hiç eksik etmezlerdi. Haftanýn birkaç günü
evlerine gelen partili arkadaþlarýyla yaptýklarý votkalý muhabbetler, önce kapitalist
emperyalistlerin yeryüzünden nasýl ve ne zaman silineceðine iliþkin öngörülerle ve
gerçekleþmesi olanaksýz önerilerle baþlar; gecenin ilerleyen saatlerinde, votka dozu
yükseldikçe kaba, erotik fýkralardan, küfürlere, itiþip kakýþmalara ve –özellikle
babasýnýn yandaki odadaki karýsý ile oðluna duyurmak üzere– din, Hz. Ýsa’nýn kimin
oðlu olduðu, Meryem“in ilk önce Tanrý ile mi, yoksa Vaftizci Juhanna ile mi yatýp

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kalktýðý tartýþmalarýna kadar varýrdý. Bu toplantýlar sýrasýnda, hastalýklý ruhlu anne,


kaný çekilmiþ mum gibi donuk yüzüyle yan odadaki koltuðunda bir heykel gibi
devinimsiz, gözleri sabit bir noktada öylece oturur; yalnýzca dua okuyan dudaklarýnýn
hafif kýpýrtýsý belli belirsiz sezilirdi. Küçük Farusti, bu hengâmede bir yandan derslerini
yapmaya çalýþýrken, diðer yandan da babasýna, aklýna gelen tüm küfürleri içinden
savurarak, annesinin korkutucu sessizliðini yan gözle ürkekçe izlerdi.

Sonunda olan oldu. Dinin kördüðüm olmuþ örümcek aðlarýyla sarýlmýþ bilinci ile
kocasýnýn saldýrgan din düþmanlýðý arasýnda kalan annesinin beyni bu gerilime daha
fazla dayanamadý. Yine bol votkalý bir muhabbet akþamýnda, Farusti“ye bile
sezdirmeden usulca pencereyi açýp, oturduklarý beþinci kattan, dudaklarý dualarla kýpýr
kýpýr, kafa üstü aþaðýdaki beton yola kendini býrakýverdi.

Bu olaydan sonra evde yalnýz kalan babayla oðul arasýndaki zaten pamuk ipliði ile
baðlý iliþki kökünden koptu. Ayný evi paylaþan, birbirlerini hiç tanýmayan iki yabancý
pansiyoner gibiydiler.

Aradan çok geçmeden Stalin devri kapandý ve tüm ülkede, parti örgütlerinde köklü
temizlikler baþladý. Tabii bu arada babasý da unutulmamýþtý. Bir gece yarýsý iyi
giyimli, kibar görünüþlü iki bey kapýda belirerek çok saygýlý bir tavýrla, “bazý kiþilerle
ilgili olarak bilgi ve görgüsüne baþvurulmak üzere“ kendisini bir yere davet ettiler. Genç
çocuk iki adamýn arasýnda uzaklaþan babasýný uykulu gözlerle izledi. Farusti –ne de
olsa– bu gidiþin dönüþü olmadýðýný kestirebilecek kadar büyümüþ ve akýllanmýþtý.

Þimdi artýk yapayalnýzdý; ne eski bir dost, ne de bir akraba... Oturdu bir güzel, doya
doya aðladý. Annesinin cenazesinde hem babasýna zayýf görünmemek, hem de
kadýncaðýzýn ruhunu fazla incitmemek için aðlamamýþ, put gibi soðuk, töreni izlemekle
yetinmiþti. Ama o akþam, içine birikmiþ tüm zehirleri, gözyaþý stoku sýfýrlanana kadar,
dýþarý boþalttý, rahatladý.

Sýra, önemli bir iþi bitirmeye gelmiþti. Evde bulabildiði tüm bavullarý ortaya döktü.
Evin içinde babasýný ve annesini anýmsatacak ne varsa, eline ne geçerse týktý bavullara.
Bavullar týka basa dolduðunda ise yatak çarþaflarýndan, nevresimlerden, battaniyelerden
bohçalar yaparak geride ne kaldýysa içlerine doldurdu. Neler vardý, neler!.. Þu
bitpazarýndaki büyükçe dükkânlardan birinin içini rahatlýkla döþeyecek kadar malzeme;
hemen hemen de buradakilerin aynýsý, ama çok daha niteliklisi... Sonra da, üþenmeden,
sabaha kadar yedi-sekiz seferde, hazýrladýðý tüm bavullarý, bohçalarý sessizce, ama
zorlukla taþýdý sitenin çöp toplama merkezine. Burada onlarý, diðer çöplerin atýldýðý
dev bidonlara atarak derin bir “Oh!“ çekti içinden. Sonunda, kendisini yapayalnýz
ortalýkta býraktýklarý için, ikisinden de intikamýný almýþtý. Yeryüzünde, çöp
bidonlarýnýn dýþýnda, anne-babasýyla ilgili bir tek düðme, bir ufacýk toplu iðne bile
býrakmayarak, onlarý hiç yaþamamýþlar gibi kýldýðýna inanýyordu.

Ertesi sabah, kendisi için sakladýðý ufak bir valize ders kitaplarýný, defterlerini, gerekli
araç-gereci, birkaç parça iç çamaþýr, ütüsüz bir-iki gömlek ve pantolon koyarak,
annesinin babasýnýn kokularý sinmiþ sýkýcý daireyi –bir daha geri dönmemek üzere–

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

terk etti. Babasýnýn görev yapmýþ olduðu bölge parti sekreterliðine giderek, doðruca sert
bakýþlý, iri yarý, kaba saba sekreterin karþýsýna dikildi, olanlarý anlattý. Kendisinin
okulunun en iyi öðrencilerinden biri ve ders notlarýnýn da oldukça yüksek olduðunu,
eðitimini aralýksýz sürdürmek istediðini, bunun için de partinin velayetini üstüne almasý
gerektiðini –hiçbir kendini acýndýrma ve yalvarma belirtisi göstermeden– açýk ve
kararlý bir biçimde sekreter yoldaþa “teblið“ etti.

Babasýnýn ortadan yok edilmesinde de büyük payý olan afur-tafurlu, kaba saba adam,
çocuðun tavrý karþýsýnda yelkenleri suya indirmiþti. Sevecenlik ve belki de biraz
piþmanlýkla genç Farusti“yi sýkýca kollarýnýn arasýna alarak sarýldý ve –hayret!–
koca adam sarsýla sarsýla aðlamaya baþladý. Gözlerinden dereler gibi akan yaþlar, siyah
ve gür pos býyýklarýný aþarak, oðlanýn saçlarýný ýslatýyordu. Neden sonra kendine
geldi, iki eliyle Farusti“nin omuzlarýný tutarak gözlerinin içine baktý: “Gönlünü ferah
tut, delikanlý“ diyerek ceketinin koluyla gözlerini ve sýrýlsýklam býyýklarýný
kuruladý. “Partimiz, üniversite sonuna kadar senin tüm gereksinmelerini karþýlayacak,
huzur içinde öðrenimini sürdürmeni saðlayacaktýr. Hatta bu olanaðýn, burada görev
yapacak kiþilerin kiþisel kararlarýndan baðýmsýz kýlýnmasýný saðlamak için, Merkez
Komitesi“nce yayýmlanmýþ yazýlý bir belge durumuna getirilmesine çalýþacaðým.“

Bitpazarýnda sergilenen eþyalar ve çocukluðunun kokularýyla dolu havasý, Farusti“nin,


bilinçaltýna sýký sýkýya gömdüðü, yaþamýnýn en yaþanmayasý acý anýlarýnýn gün
yüzüne fýþkýrývermesine neden olmuþtu. Hüzün ve sýkýntý boþ midesinin asit üretimini
artýrmýþtý. Çöpe hýrs ve kýzgýnlýkla attýðý eþyalarý –diþini azýcýk sýkýp– bugüne
saklayabilseydi, þimdi çektiði parasal sýkýntýdan en az beþ yýl için kurtulmuþ
olabileceðini hesapladý.

Askeri üniformalar satan bir dükkâna girerek bu giysileri kimin aldýðýný, kimin iþine
yarayacaðýný sordu merakla.

“Senin dünyadan haberin yok galiba dostum,“ diye alayla gülümsedi dükkân sahibi.
“Yabancý ülkelerde kapýþ kapýþ gidiyor bunlar. Bizim “bavulcular“ bizden alýp
götürüp oralarda satýyorlar. Dýþarýya gideceksen sana da birkaç Lenin niþaný ile bir
Kýzýl Ordu generalinin þapkasýný verelim istersen. Yolculuðun, hiç deðilse bir bölümü
bedavaya gelir.“

Antikamsý eþyalar satan bir dükkâna girip, elinde birkaç deðerli biblo olduðunu
söylemeye kalmadan adam atýldý: “Yalnýzca Çarlýk Devri ürünlerini alýyoruz. Hele
saraylardan birinden olduðu belgelenebilirse iyi para veririz. Bunun dýþýndakiler için
boþuna zahmet etme ahbap.“

Eski kitaplar satýlan bir dükkâna, antika kitap alýp almadýklarýný sordu. Sevimsiz herif
kitaplarý ayýrmadan kilo ile aldýklarýný, iþine geliyorsa getirmesini söyledi.

“Aþaðýlýk herifler,“ diye neredeyse koþarak terk etti mahalleyi Farusti. “Satýcýya

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

þahin, alýcýya muhabbet kuþu mübarekler!..“

Þu sokak senin, bu sokak benim, avare avare dolaþýrken bir yandan para sorununa
çözüm arýyor, diðer yandan da bitpazarýnýn ortalýk yere serdiði ilk gençliðinin acý
anýlarýný yeniden gerisin geriye, bilinçaltýna týkýþtýrmaya çalýþýyordu.

Aradan epey bir süre geçmiþ, lokantanýn kapanma saati yaklaþmýþtý. Çok geç
kaldýðýný anlayarak telaþla “pub“a koþtururken, kapýda karþýlaþtýlar
Gübertchinka“yla. Kýz, çok yorgun olduðunu ileri sürerek, içeri girmek istemedi.
Gübertchinka ile Farusti sarmaþ dolaþ, arabanýn bulunduðu yere yürüdüler.

Gübertchinka“nýn sokaðýnýn baþýnda –yine ayný yerde– durdu araba. Yine, her biri
bir öncekinin iki katý uzunluðunda üç kez öpüþtüler sevgi ve istekle. Ardýndan, ertesi
gün, yine ayný yerde buluþma sözleriyle ayrýldýlar.

***

Gözlerini zorlukla açarak uyandý. Ýçeri odadaki mekanik zilli, Allahlýk telefonun kulak
paralayýcý zýrýltýsý bir türlü bitmek bilmiyordu. Uyuþuk bedeninde kalmýþ son güçle
doðrulup kalktý yataðýndan. Belli ki, sokaklarda, o saatler süren –hem de poposunu bir
yerlere koymadan– serserice dolaþmalarý, ayak-bacak kaslarýný iyice tutuklaþtýrmýþtý.
Güçlükle ulaþabildi telefona. Telefondaki ses, þu sýralar duymak isteyeceði en son sesti:
Meftuni Felesnikov“un alaylý, aþaðýlayýcý sesi!..

“Ne o hoca hazretleri, bizi unuttun gittin galiba.“ Meftuni kahkahayý koyverdi.
“Hani senin çok sevgili lise arkadaþýn! Þu “pis casus eskisi“, KGB albay emeklisi
arkadaþýn var ya! Ýþte o!“

“Niçin arayacakmýþým seni? Yine beni iþletip elaleme rezil etmen için mi? Neydi o
geçen günkü loto rezilliði?.. Bayiin önündeki halka maskara oldum.“

“Haa, sahi“ diye yeni anýmsamýþ gibi yaptý albay. “Oynadýn, deðil mi, o tek
kolonluk lotoyu? Nasýl? Bir þeyler vurdu mu bari?“

“Bak hâlâ utanmadan benimle dalgasýný geçiyor! Bakmadým bile sonuçlara. 1-2-3-4-
5-6 ! Bu sayýlara loto mu çýkarmýþ?“

Yanýndaki birine lotonun ne zaman çekildiðini sorduðu duyuldu Meftuni“nin. “A,


benim sersem profesörüm, ta evvelki gün çekilmiþ. Ýnsan merak edip de bakmaz mý bir
kez bile? Anlaþýldý, senin bu iþi becereceðin yok, bari ben baktýrayým. Sayýlar ne
demiþtin? 1-2-3-4-5-6 mýydý?“ Meftuni“nin, yanýndakine sonuçlarý öðrenip
kendisine bildirmesini emrettiði duyuluyordu. “Bir dakika bekle“ diye seslendi
Farusti“ye. Sonra uzun süren bir sessizlik... Farusti bir an önce albayýn bu oyunu sona
erdirmesini ve yataðýna dönüp uyumayý bekliyordu uyuþuklukla.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Birden Meftuni“nin bomba gibi patlayan kahkahasý ayakta uyumak üzere olan
Farusti“yi yerinden sýçrattý. Kulak zarýný korumak için ahizeyi kendinden
uzaklaþtýrdý.

“Sen kazandýn, oðlum, sen kazandýn!.. “Dolar milyoneri“ oldun.“ Bir an bir
sessizlik oldu. Meftuni“nin þen-þakrak sesi durgunlaþmýþtý. “Farusti, oradasýn deðil
mi? Ýyi misin? Beni duyuyor musun?“ diye endiþeli bir kuþkuyla sordu adama.
“Niçin tepki vermiyorsun?“

Farusti, anlamsýz bakýþlarý ve kýpýrtýsýzlýðýyla dondurulmuþ bir canlý


görünümündeydi. Albayýn haberine inanmakla inanmamak arasýnda ikircikli kalmýþtý.
Gerçek miydi, yoksa albayýn soðuk þakalarýndan biri miydi bu? Kendini çok yorgun ve
uykulu görüyordu. Yakýndaki bir iskemleye çöktü sonunda. “Albay, senin benden
baþka iþletecek, maytap geçecek arkadaþýn yok mu hiç?“

“Bana bak, sen doðru atla gel büroya!“ diye sertçe emretti Meftuni, ama sonra
vazgeçti. “Yok yok, sen gelmeye kalkma o paslý, hurda demir parçasýyla buralara.
Sabah mahmurluðu ile, inanmamak için çok çaba sarf ettiðin bu haber sana oldukça trajik
bir trafik kazasý yaptýrabilir. Loto-moto paniklemesi yüzünden bir de sevgili dil ve
edebiyat bilimcisi arkadaþýmýzý kurban vermeyelim trafiðe!“ diye alaycýlýðýný
sürdürdü, ama hemen ciddileþti. “Hiçbir yere kýpýrdama evden. Ben seni aldýrtacaðým.
Benim ve loto bayisinin verdiði kuponlarý unutma sakýn.“

Yarým saatten az bir zamanda Farusti büronun kapýsýndaydý. Çalýnan kapýyý Fanustay
açtý. Ýkisi birbirleriyle bakýþtýlar bir an. Her ikisi de karþýsýndaki yüzü tanýdýk
bulmuþ, ama kim olduðunu çýkartamamýþtý. Soðukça selamlaþtýlar. Albayýn odasýna
girdiðinde, Meftuni önündeki bilgisayar ekranýndan kafasýný kaldýrmadan Farusti“yi
yanýna çaðýrarak ekrandaki internet sitesinde gözüken sayýlarý gözüne soktu hocanýn.

“Seni iþletmek için herhalde sahte bir internet sitesi uydurmadýk!“ diye sitem etti
hocaya dargýn bir tavýrla. “Sendeki þu þansa bak ki son üç haftadýr kimse “altý“
tutturamýyormuþ; yani sana tam dört haftanýn birikmiþ parasý ödenecek. Ýyi mi? Sen þu
kuponlarý ver hele; parayý çektirtip hesabýna yatýralým. Çünkü sana kalsa, bu iþi de
aðzýna gözüne bulaþtýrýrsýn her zamanki gibi.“

Meftuni, Farusti“ye vermiþ olduðu, kat yerlerinden lime lime olmuþ kuponu cüzdanýna
koydu, bayi kuponunu da yanýna çaðýrttýðý büro þefine verip paranýn çekilmesini,
bildirdiði banka hesap numarasýna yatýrýlmasýný söyledi.

“Ýnanýlýr gibi deðil!“ diye kendi kendine söylendi Farusti. “Sen ne biçim bir
adamsýn Tanrý aþkýna?“ Bir þeyler çýkartmaya çalýþýrcasýna albayýn yüzünü
inceliyordu büyük bir dikkatle.

“Otur þimdi karþýma þöyle hele. Seninle biraz ciddi þeyler konuþalým,“ dedi albay.
Farusti hemen emre uydu; albayýn gösterdiði koltuðun ucuna iliþti. Bu adama karþý

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

duyduðu nefret ve tiksinti gitmiþ, yerine korkuyla karýþýk bir saygý belirmeye
baþlamýþtý içinde.

KGB albay eskisinin öyle sýradan, yabana atýlacak biri olmadýðýný ta okul çaðlarýndan
beri bilirdi de, nedense –týpký diðer arkadaþlarý gibi– içinde ona karþý bir tiksinti, bir
iðrenme duygusu oluþmuþtu. Meftuni“nin her an kötülük yapmaya hazýr, aþaðýlayýcý
bir tavrý olduðunu sezer ve bu onu çok rahatsýz ederdi. Oysa þimdiki görünüþü
eskisinden çok farklýydý. Ya da belki aslýnda farklý deðildi de, kendisini –en gerekli
anda– zengin kýldýðý için Meftuni’ ye karþý duyduðu gönül borcu, albayý daha cana
yakýn, daha sevimli bulmasýna neden oluyordu.

“Turania“daki durumu görüyorsun.“ Albay tane tane, ders verircesine konuþmaya


baþladý. “Ülkemiz Suudiler, Ýranlýlar, radikal Ýslamcý Türkler“in Ýslam þeriatçýsý
misyonerleri tarafýndan düzenlenen üstü örtülü bir “cihat“ giriþimi ya da kuþatmasý
altýnda. Bunlarýn niyetleri, Turania“yý Rusya Federasyonu“ndan kopartarak, bin dört
yüz yýl önceki Arap çöl bedevileri için biçilmiþ giysiyi bize zorla giydirmeye çalýþmak,
Ýslam þeriatý ile yönetilen bir devlete dönüþtürmek. Baþarýrlarsa, bu Turania“nýn da,
Turalarýn da sonu demek olur.“

“Lanet olsun! Tanrý hepsinin belalarýný versin!“ diye aðzýndan tükürükler saçarak
kükredi Farusti Kristiev. Küçüklüðünde annesi tarafýndan damarlarýndan “zerk“
edilmiþ olan Ortodoksluðu tüm þiddetiyle ayaklanmýþtý.

“Lanet postalamakla, bela okumakla, bedduayla iþler oluruna girse ne iyi olurdu!“
diye belli belirsiz sýrýttý Meftuni. “Ama yazýk ki, tüm bunlar kötü gidiþleri olumluya
çeviremiyor.“ Dua edercesine elini ve yüzünü göðe doðru çevirdi: “Göklerdeki
babamýz iþleri bizim yönlendirmemizi bekliyor. Onun için kötü gidiþe “dur“ demek
için hepimiz el ele verip eylemin içine girmeliyiz.“

“Ben ne yapabilirim tek baþýma?“ dedi kýzgýnlýðý sönmüþ Fa-rusti. “Tabancayý,


tüfeði elime alýp hepsini tarayacak halim yok ya...“

“Günü geldiðinde, zorunlu olarak ona da sýra gelecek belki. Ama bugün, þimdilik,
hemen yapabileceðin daha basit þeyler var.“

“Ne gibi?“

“Þu anda oldukça zengin bir adam sayýlýrsýn. Bu paranýn küçücük bir bölümü bile
adamakýllý etkin iþlerde kullanýlabilir.“

Farusti kuþkuyla baktý albaya. “Kim ya da kimler tarafýndan? Nereye gidecek bu


para?“

“Verilecek yer çok; yeter ki sen iste. Örneðin, Turania Ortodokslarý Birliði!“

“Ýlahi albay!“ diye elini önündeki sehpaya vurdu Farusti keyifle. “Gitgide gözümde

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

büyüyorsun bugün. Onlara yardým etmeyeceðim de kimlere edeceðim? Elbette el


vereceðiz kardeþlerimize. Sence ne kadar bir þey uygun olur?“

“Bilemem ki!“ Meftuni, dudaklarýný bükerek düþündü bir süre. “Alacaðýn paranýn
beþte biri gibi bir tutarýný baðýþlayabilirsin on-lara. Elbette yine sen bilirsin. Para
senin.“

“Yok daha neler!.. O kadarcýk yardým mý olurmuþ? Bence en az yarýsý olmalý.“

“Aferin, benim iyi yürekli, inançlý arkadaþým!“ Meftuni Felesnikov coþkulu titrek
bir sesle konuþtu. Hani neredeyse gözyaþlarýna engel olamayacaktý. “Sen de benim
iyiden iyiye gözüme girmeye baþlýyorsun.“ Sonra öðüt veren bir öðretmen havasýna
büründü. “Yalnýz, sadece parasal yardým yeterli olmaz, sen de biliyorsun. Ýnsanlar
imanlarý ve inançlarý için her þeylerini ortaya koymalý. Birliðin saflarýnda etkin görev
almalýsýn. Nasýl olsa artýk iþin gücün yok. Tüm gücünle Ýslam þeriatçýlýðýnýn
Turaniamýza daha fazla sýçramamasý için çalýþýp çaba harcamalýsýn.“

Farusti ülkesini kurtarmaya giden kahraman bir asker kadar coþkulu ve kararlýydý: “En
kýsa zamanda aralarýna girerek görev alacaðým. Yalnýz önce kendi yaþamýmý düzene
koymam gerek. Ne de olsa yeni bir yaþamýn tüm gerekleri yerine getirilmeli.“

“Sakýn ha, kimseye loto iþinden söz açma; en yakýnlarýna bile...“ diye albay
alçalttýðý sesi ve korkmuþçasýna açtýðý gözleri ile profesörü yýldýrma iþlemini
baþlattý. “Yerin kulaðý vardýr, derler ya. Ýnsanlar gizli tutulmasý gereken þeyleri
baþkalarýna yine gizli tutulmasý koþuluyla aktarmaktan dehþetli hoþlanýrlar. Söz yayýla
yayýla Rus, Çeçen, Kazak, Azeri mafyalarýna kadar ulaþýp da, senin peþine düþtüler mi,
iþin bitik demektir. Kýçýndaki donuna kadar her þeyini aldýktan sonra, içine
sümkürülmüþ bir kâðýt mendil gibi buruþturup çöp tenekesine atarlar seni. O duruma
düþersen artýk seni ben bile kurtaramam; haberin olsun! Onun için tüm parayý kendi
hesaplarýmdan birine yatýrttým. Turania Ortodokslarý Birliði“ne yapacaðýn baðýþ
tutarýný onlara ben postalayacaðým. Þimdi, yaptýðýn baðýþtan geri kalan paranýn küçük
bir bölümünü çeþitli bankalarda senin adýna açýlacak hesaplara daðýtalým. Böylece
bankalarda da fazla dikkat çekmekten kurtulmuþ olursun. Çünkü bazý bankalardan bile
mafya kanallarýna “enformasyon kaçaðý“, görülmedik olay deðil bu günlerde.
Korkma, paran bende güvenlikte olacak. Ayrýca da paraný benim finans kuruluþumda,
piyasada geçerli en yüksek faizden, “over-night“ repoya yatýrmýþ olacaksýn. Paran
azaldýkça gelip benden istersin; banka hesaplarýný zenginleþtiririz. Anlaþtýk mý, sevgili
hocam?“

Farusti uysalca baþýyla onayladý. Albay yeniden þefi yanýna çaðýrtarak gerekli emirleri
verdi; iþlemler hýzla yerine getirilmeye baþlandý.

“Artýk paran bol!“ diye keyifle arkasýna yaslandý Meftuni. “Bu kadar zenginliðin
karþýsýnda tüm Turania kadýnlarý peþinden koþar. Beðen beðen al içlerinden birkaçýný!
Yaþamýn tadýný çýkar. Fazla uzun sürmez bu günler çünkü. Ýstersen sana bu konuda da
yardýmcý olabilirim.“

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

“Ýstemez!“ diye sinirli bir tavýrla karþý çýktý Farusti. “Benim bir kadýným var.“

“Yapma yahu!“ dedi Meftuni. O alaylý, küçümser görünümü yeniden belirmiþti.


“Son görüþtüðümüzde o beþinci sýnýf lokantanýn garson kýzýna bile sarkmaya
kalkmýþtýn.“

“Ýyi bildin!“ Gübertchinka aklýna düþünce þenlenmiþ, coþkulanmýþtý. “Ýþte o


benim sevgilim! Yaþamýmý nurlandýran mutluluk ve aþk meleðim benim!..“

“Hoppalaaa!..“ Albay bir an þaþkýnca baktý arkadaþýna. Ama arkadan hemen öðüt
veren öðretmen havasýna geri dönüþ yaptý. “Sevgili arkadaþým, lütfen aklýný baþýna
topla ve kendine gel! Bugüne bugün, sen yalnýz Turania“nýn deðil, tüm Rusya
Federasyonu“nun sayýlý zenginlerinden biri sayýlýrsýn. Hiç senin gibi adama beþinci
sýnýf bir lokantanýn garson kýzýyla düþüp kalkmak yaraþýr mý? Ben senin yerinde
olsam, belki de tüm Avrupa“nýn en güzel kadýnlarýnýn yaþadýðý Çek ülkesini kolaçan
ederek, kendime uygun birkaç iyi parçayla keyfime bakardým.“ Meftuni içinden kopup
gelen bir sesi dinledi irkilerek: “Bu türden âþýk bir budala, sevdiði hoþça vakit geçirsin
diye, güneþ, ay ve yýldýzlarý bile, bir anda harcayýverir.“ Bir süre –kendi yarattýðý bir
yapýta hayranlýkla ve gururla bakan bir heykeltýraþ gibi– inceledi Farusti’yi. ’Ayrýca,
seni son gördüðüm geceki o sümsüklükten, o yarý cesetlikten adamakýllý kurtulmuþ,
neredeyse gençleþmiþ, aslanlar gibi, yakýþýklý, olgun bir erkek olmuþsun; tam
kadýnlarý bayýltýp, aþk acýlarýyla kývrandýracak türden hem de...“

“Açýkçasý, bendeki bu deðiþimi ben de þaþkýnlýkla izliyorum. Geçen gün banyodaki


aynada baþka birinin bana bakmakta olduðundan kuþkulanýp aynanýn arkasýný
inceledim. Senin cadý karýnýn þerbeti epey etkiliymiþ anlaþýlan.“

Farusti“yi gülerek dinlemekte olan Meftuni“nin suratý, son tümcede ekþiyiverdi.


Profesör de þaþakalmýþtý bu ekþimeye; þen-þakrak tavrý dudaklarýnda dondu kaldý.

“Anlamadým,“ dedi sinirli bir merakla. “Kimmiþ benim cadý? Ne þerbetinden söz
ediyorsun sen?“

“Hani o gece caným, daðdaki evde...“ Farusti albayýn görünüþünden dehþetli


korkmuþ, kekeliyordu. “Meyhaneden çýkýnca senin yanýndaki oðlanla birlikte o
cadýnýn daðdaki evine gittik de, senin isteðinle kadýn bize safra suyuyla balgam
karýþýmý iðrenç bir þeyler içirdi ya.“

“O gece nasýl sarhoþ olduðunu anýmsýyor musun sen? Ýçtiðin o kötü votkadaki metil
alkol beyninin bazý hücrelerini fena biçimde yýkýma uðratmýþ anlaþýlan. Aradan bir
hafta geçtiði halde hâlâ bu sanrýlarýn etkisi altýnda olduðuna göre hücrelerin bu yýkýmý
kalýcý olmalý!..“

Meftuni derin bir nefesle birlikte sustu, duruldu. Kýzgýnlýðý geçer gibi olmuþtu.
Arkadaþýný inandýrmak için tane tane konuþmayý sürdürdü. “O evine uðradýðýmýz,

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

senin cadý dediðin kadýn, son derecede saygýn, akýllý bir iþ kadýný, bir hanýmefendi,
ayrýca da benim çok yakýn dostumdur. O gece içtiðin –daha doðrusu– hepimizin içtiði
sývý da, kadýncaðýzýn kendi elceðiziyle yaptýðý, bol tarçýn ve zencefilli bozaydý;
bildiðimiz boza... Kýþ günlerinde kendisine her uðradýðýmda, kesinlikle koca bir bardak
boza içmeden edemem. Ne yazýk ki, çarþýda satýlmakta olan bozalarýn tadý onunki
kadar güzel olmuyor.

Farusti aðzýndan kaçan sözden çok utanmýþtý. Yaptýðý yakýþýk almaz bir davranýþ
yüzünden azarlanan çocuk gibi baþý önünde, sýkýlgan, kýmýldamadan oturuyordu.
“Yok, ben de pek gerçek olduðuna inanamýyordum gördüðüm sanrýlarýn“ diye
mýrýldandý korkakça, “ama aynada yeni yüzümle burun buruna gelince...“

“Ne var bunda þaþýracak?“ diye sözü aðzýndan kaptý profesörün Meftuni. “Sýkýntýlý,
stresli bir dönem geçirdin bu aralar. Ondan, olduðundan daha yaþlý, yaþamdan kopmak
üzere olan biri gibi görünüyordun. Ama –anlaþýlan– emekliliðin rahatlýðý, gevþekliði
seni epeyce dinlendirmiþ, kendine getirmiþ.

Albayýn tedirgin telaþý durulmuþ, yine o eski alaycý, dalga geçer hali gelip oturmuþtu
suratýna. “Ayrýca, baksana, garson-marson da olsa, kendine yeni bir sevgili de
edinmiþsin. Ýçindeki dinlenmiþlik, huzur, mutluluk, yaþama yeniden kavuþmanýn
sevinci yüzüne de vurmuþ. Adamakýllý gençleþtirmiþ seni. Ýþte, bilmecenin yanýtý
bu!“

Bu arada Kazak þef, Farusti için çeþitli bankalarda açýlmýþ hesaplarýn defterlerini, çek
koçanlarýný, banka kredi kartlarýný albayýn masasýna yaydý. Farusti“ye –yaþamýnda
ilk kez burun buruna geldiði– tüm bunlarla ilgili ön bilgiler, neyi nasýl kullanacaðýna
iliþkin tüm ayrýntýlar, çok büyük zorluklarla, birkaç kez yinelenmek zorunda kalýnarak,
albay ve becerikli Kazak þefi tarafýndan anlatýldý.

Emekli dil ve edebiyat profesörü banka hesaplarýna iliþkin defterleri, kâðýtlarý ceplerine
özenle yerleþtirirken –alýþkanlýðý üzere– bir þiiri ya da pek bilinen bir oyundan çok
ünlü bir tiradý ezberlercesine, kendisine anlatýlanlardan bir tek sözcüðü bile unutmamak
için, içinden yineleyerek kapýdan çýkýp gitmek üzereyken Meftuni arkasýndan seslendi:
“Sakýn ha, bana bu söylediklerini baþka yerde, baþkalarýna da yineleme, olur mu? Hem
kendini gülünç duruma düþürürsün, hem de benim ticari itibarýmý zedelemiþ olursun.
Sanrýlarýný bilincinin derinliklerinde kilit altýnda tut, bir yerlere salýverme sakýn.“

Farusti ile Fanustay kapýda, yine birbirlerini düþmanca ve soran gözlerle süzdüler, yine
soðukça “Ýyi günler“ dilediler birbirlerine. Hoca bürodan ayrýldý.

***

Çok geç kalmýþtý. Büronun yakýnýnda bulunan, yeni açýlmýþ, Türk akrabalardan bir
þirketin yaptýrýp iþlettiði çok “lux“, pýrýl pýrýl alýþveriþ merkezinde bulduðu ilk

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kuyumcuya daldý. Ýçerde vitrinde sergilenmekte olan takýlardan, iri pýrlantalarla


bezenmiþ, kolye, bilezik ve küpeden oluþan üçlü bir takýmý –fazla oyalanmadan–
beðenerek özenli bir armaðan paketi yaptýrdý. Kuyumcular, fiyatýný bile sormadan,
takýyý alan adamý hayretler içinde tepeden týrnaða süzdüler. Farusti cebinden
bankalardan birinin çek defterini çýkardý. Kalemi elinde, çeke ne yazmasý gerektiðini,
yüzlerine bile bakmadan sordu. Söylenen astronomik sayýyý hiç sarsýlmadan,
þaþýrmadan ya da en ufak bir tepki bile göstermeden soðukkanlýlýkla ve hýzla
–kendisine öðretildiði gibi– çeke yazýp koçanýndan yýrtýp verdi. Adamlar, hocanýn hal
ve tavrýndan, durumu hiç güven verici bulmamýþlardý. Yine de yalnýzca telefonla
provizyon almakla yetindiler. Farusti bu paketin, vereceði bir adrese çok ivedilikle
gönderilip gönderilemeyeceðini sordu. Adamlar, saygýyla, bu iþi yerine
getirebileceklerini bildirdiler kendisine. Temiz bir kâðýtla zarf istedi, oturdu yazdý:
“Melek Gübertchinkam, bugün önemli bazý iþlerim yüzünden seni almaya
gelemiyorum. Akþama lokantandaki masamý kimseye kaptýrma. Olabildiðince erken
gelmeye çalýþýrým. Çünkü akþama kadar seni daha da özleyeceðim. Sevgilerle...
Farusti.“

Kâðýdý özenle katlayýp zarfa koydu, yapýþtýrdý ve paketle zarfýn, üzerinde adý, adresi
yazýlý kiþiye hemen ulaþtýrýlmasýný istedi.

Þimdi sýra bir çiçekçi bulmaya gelmiþti. Ucu bucaðý gözükmeyen koca alýþveriþ
merkezinde o da vardý. Oradan da Gübert-chinkasýna en güzel, en pahalý kýrmýzý
güllerden bir buket yaptýrarak verdiði adrese gönderilmesini saðladý.

Derin bir nefes alarak alýþveriþ merkezindeki insan akýntýsýna koyverdi kendini.
Yapýlmasý gerekli iþlerden birini becermek içini rahatlatmýþtý. Artýk biraz da kendi
üstüne baþýna bakmalýydý. Erkek giyim eþyalarý satan koca bir maðaza görünce girip
kendini tepeden týrnaða donattý; giysi paketlerini yüklenip alýþveriþ merkezindeki
turlamasýný sürdürdü. Bugüne kadar içten içe hoþuna gidip de, edinmeyi aklýnýn
ucundan bile geçiremediði, gözüne iliþen ne varsa, görgüsüz bir çýlgýnlýkla üstlerine
saldýrýp aldý. Neler neler... Gübertchinka ile kendisine en pahalýsýndan birer Rolex saat
ile en “sofistikesinden“ birer cep telefonu, kalem takýmý, mini cep bilgisayarý, dört-
beþ çift çeþitli renk, biçim ve iþlevlerde Ýtalyan ya da Ýngiliz ayakkabý, gerekli
gereksiz bir sürü þey daha... En sonunda elindeki irili ufaklý paketleri taþýyamaz duruma
gelince yeni açýlmýþ “Louis Vuitton“ yetiþti imdadýna. Buradan gerçek birer sanat
yapýtý sayýlabilecek orta boy bir valiz ile birkaç deðiþik boy ve türde çanta satýn aldý.
Elindeki paketleri valize yerleþtirerek, ayakta durmaktan, insan kalabalýðýnýn –alýþýk
olmadýðý– devinimiyle gürültüsünden, dükkânlara, maðazalara girip çýkmaktan periþan
durumda, kendini alýþveriþ merkezinin dýþýna attý.

Bundan sonraki ilk hedef, yeni bir ev ayarlayana kadar, Novoturolsk“ta yeni açýlan beþ
yýldýzlý otellerden birinde bir oda tutmaktý. O, bakýmsýz, yoksulluk ve hüzün dolu
sosyal konut sitesindeki otuz beþ metre karelik zavallý dairede bir gece daha fazla
kalmaya dayanamazdý. Tatsýz tuzsuz bir yaþamýn kötü, iç karartýcý anýlarýyla dolu bu
eve kesinlikle adým atasý gelmiyordu. Ayrýca Farusti –bilindiði gibi– ev terk etme
konusunda, çocukluktan kalma bir deneyime de sahipti.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Taksi beklerken birden taksiciye verecek kadar bile parasý olmadýðýnýn ayýrdýna
vardý. Ceplerinde milyonlarca rublelik banka hesaplarýnýn defterleri, kartlarý ve çek
koçanlarý vardý, ama yanýndaki nakit birkaç rubleyi geçmiyordu. Büyük cadde boyunca
yürüyerek, kendisi için hesap açýlmýþ beþ bankadan birinin þubesini aradý ve ilk
bulduðundan para çekti. Þu anda, yanýnda üniversiteden emekli edilmeden önce almakta
olduðu maaþýn iki yýllýk toplamýna denk düþecek kadar nakit para bulunmaktaydý.
Aklýndan bu hesabý yaptýðýnda, acý acý gülümsedi.

Tam geçen bir taksiyi durdurmuþ, binmek üzereyken, gözü caddenin karþýsýndaki
Volvo satan galeriye takýldý. “Tam zamanýdýr“ diye söylenerek taksiyi savdý. “Bu
arada þu araba iþini de hal yoluna koymalý.“ Elinde koca valiz ve diðer çantalarla, uçak
pisti benzeri caddeyi, nefes nefese zorlukla aþarak kendini galerinin içine attý. Koyu
bordo, yeni model bir Volvo S80“de karar kýldý arabalarý inceledikten sonra ve hemen
teslim almak istediðini, parayý da hemen ödeyeceðini bildirdi. Ancak galeri ilgilileri
bunun olanaksýz olduðunu, arabayý yarýn, tüm bürokratik iþlemler tamamlandýðýnda
verebileceklerini, ancak –çok gerekliyse– bu akþamlýk daha eski model bir araba
kullanabileceðini söylediler. Farusti, çaresiz kabul etti. Kaparoyu verdi ve bavullarýný
geçici arabasýnýn bagajýna koyarak otele gitti.

Otelin on ikinci katýndaki odasýnda, önce valizi boþaltýp içinden çýkan giysi, çamaþýr,
ayakkabý ve diðer eþyalarý –ilk kez görüyormuþ gibi– uzun uzadýya hayranlýkla
inceledi. Ýçinde gitgide büyümekte olan mutluluðun coþkusu nefesini daraltýyordu. Bir
an boðulacaðýný sandý. Ne olursa olsun biraz sakinleþmeli, içindeki bu taþkýnlýðý
frenlemeliydi. En iyisi, ilgisini baþka þeylere yöneltmekti. Televizyondaki yerli-yabancý
bir sürü kanaldan diðerine atlarken, St. Petersburg kiliselerinden birinden naklen
verilmekte olan, Bach“ýn Sankt Matteus Passion“unu yakaladý. Ýçindeki koyu
Hýristiyanlýðý alevlendiren eþsiz güzellikteki müzik baygýn düþürmüþtü Farusti“yi.
Ne kadar gençleþirse gençleþsin, ne kadar yaþamýný tepeden týrnaða yenilerse yenilesin,
müzik beðenisinin deðiþime uðramasýný olanaksýz görüyordu. Onun için geçerli olan
tek müzik türü bu olarak kalacaktý.

Kulaðý o güzelim müzikte, pencereden dýþarýyý gözledi. Kalýn, koyu gri bulutlar,
Turania“nýn o doyumsuz açýk buz mavisi gökyüzünü, en ufak bir delik
býrakmamacasýna, haince kaplamýþlar, Novoturolsk“un üstüne tüm kasvetli
aðýrlýklarý ile çökmüþlerdi. Bu yüzden de hava olduðundan daha erken kararýyordu bu
akþam. Cadde ve parklarýn sarý sodyum lambalarý donuk Dania“nýn buzdan yüzeyinde
yansýyarak onu, kentin ortasýna rastgele atýlmýþ dev bir altýn zincire benzetmiþti.
Nehrin yüzeyini yýlýn en az dört ayýnda kaplayan kalýn buz tabakasý üzerinde çeþitli
araçlarla kaymak, uzun kýþ akþamlarýnda çocuklarýn –okul çýkýþý– en büyük
eðlencelerinden biriydi. Profesör de çocukluk ve gençliðinde, yaþamýný berbat eden o
tatsýz ailevi sorunlarla yüz yüze kalana kadar, bu coþkulu eðlenceyi bol bol tatmýþtý.
Ýþte þimdi de, binlerce çocuk ve genç nehrin üstünde minik kýzaklarla, buz patenleriyle
kayýyorlar, birbirleriyle çarpýþýp yerlere düþüyorlar, itiþip kakýþýyorlar, cývýl cývýl
eðleniyorlardý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Farusti, Novoturolsk“u bu kadar yüksekten, kuþbakýþý, ilk kez görüyor, kentin


alacakaranlýktaki görünümünü hayranlýkla izliyordu. “Ýyi ki buralýyým“ diye
düþündü. “Bu güzel ülkeyi çok seviyorum.“ Hýrs ve kýzgýnlýkla yumruklarýný sýktý.
“Bu yaþanasý ülkeyi, ne yapýp yapýp çaðdýþý þeriatçýlara teslim etmemek gerek. Bu
kurbaný olduðum anayurdum, hiç bir zaman Arap“ýn, Acem“in þeriatýyla
yönetilmemeli!“

Aþýrý mutluluðun verdiði boðulma duygusunun yerini, bu kez de tam tersi, aþýrý
sýkýntý, bunalým almýþtý. Ruhsal yetersizlik ve dengesizliði, iki aþýrý uç duygu
arasýnda bir denge noktasý bulamýyor, salýnýmlarla kâh oraya, kâh buraya savrulup
duruyordu. Birazcýk sakinleþebilmek için, mini barýn kapaðýný açýp birer dublelik
küçük içki þiþelerini inceledi. Ýçlerinden seçtiði halis Ýskoç ürünü malt viskiyi
yuvarladý bir dikiþte. Yaþamýnda ilk kez bir malt viski tadýyordu. Viskinin büyük bir
zarafet ve aðýrbaþlýlýkla, yavaþça, salýna salýna yemek borusundan mideye süzülüþünü,
gözleri kapalý izledi. “Anasýný sattýðýmýnýn heriflerinin içkilerinde bile anlaþýlmaz
bir soyluluk var!“ diye söylenerek mini bardan bir küçük malt daha bulup, viskinin
aðzýndan baþlayarak mideyi buluþunu yine büyük bir zevkle izledi.

Derken, aklýna baþka bir hýnzýrlýk geldi. Tüm þýmarýk zengin pezevenkler nasýl
davranýyorsa o da öyle davranmalýydý. Hemen telefona sarýlarak oda servisinden
kendisine buz gibi bir Don Perignon ile en iyi cinsinden havyar getirmelerini istedi. Bu
arada suyla doldurmaya baþladýðý jakuzili banyoya köpüklü sývý sabun katarak suyun
üstünün hafif mavimtýrak köpükle kaplanmasýný saðladý.

Garsonun getirdiði þampanyayý dikkatlice patlatarak, tek bir damlayý bile ziyan
etmeden, kadehine doldurdu ve merakla yudum yudum içti. Evvelce tatmýþ olduðu, adý
þampanyaya çýkmýþ hiçbir sývýya benzemiyordu bu. “Bu içki filan deðil!..“ diye
yüksek sesle söylendi. Kadehini ýþýða doðru tutup berrak, açýk sarý sývýnýn içinde
oluþan binlerce minik hava kabarcýðýný, laboratuvarda kimyasal deney yapan bilim
adamý ciddiyetiyle inceledi. “Bu, doðayla insanýn el ele verip oluþturduklarý görkemli
bir sanat yapýtý!“ Ýçindeki edebiyatçý “background“u kabarmýþtý yine.

Kalkýp soyundu ve yanýna Don Perignon“lu buz kovasý ile kadehini alarak küvetteki
ýlýk, mis gibi köpüklü suya girdi. Ýçmeyi orada da sürdürdü. Sonunda jakuzi motorunu
çalýþtýrarak bedenine yumuþak, rahatlatýcý, uyuþukluk verici su masajýný uyguladý ve
banyodan çýktý. Üstüne, karþý konulamaz, bir uyku çökmüþtü. Sabahtan beri yaþadýðý,
hiç de alýþýk olmadýðý “yaþamýnýn ilkleri“, coþkular, gerginlikler, koþuþturmalar,
biteviyeliðe, rutine koþullanmýþ profesörün beynini ve bedenini yorgun düþürmüþtü.
Kurulandýktan sonra, yine çýrýlçýplak, yataða girdi. Kuþ tüyü yorganýn nevresimi ve
yatak çarþafý halis ipekliydi. Ýpeðin, arada hiçbir yabancý madde olmadan, doðrudan
doðruya bedenini saran ýlýk ve kaygan yumuþaklýðý adamýn cinsel güdülerini
uyandýrmýþtý. Cinsel duygularý her uyandýðýnda sevgili Gübertchinkasý aklýna
düþerdi. Gübertchinkalý gevþekliði, uyuþukluðu üstüne, iki duble malt viskiyle koca bir
þiþe Don Perignon, göz kapaklarýný aðýr aðýr düþürdü. Öylece sýzdý kaldý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

***

Önce kuyumcunun adamý çaldý kapýyý. Elindeki paketi teslim edip Gübertchinka“nýn
imzasýný aldý, gitti. Kýz, yarý merak, yarý þaþkýnlýkla, paketi parçalarcasýna açtý.
Farusti“nin notunu okudu; sonra da armaðanlarýn, en az içindekiler kadar zarif, incelikli
ve soylu kutularýný açtýðýnda sevinç, coþku ve mutluluktan düþüp bayýlacaðýný sandý.
Bir zaman, yerinden kýpýrdamadan derin derin soluk alýp verdi. Avazý çýktýðý kadar
haykýrabilse, yerinde zýp zýp zýplayabilse ne iyi olurdu ama... Yapamazdý; içerde yatan
lanet kocakarýdan dolayý yapamazdý. Onun görevi susmak, kederini, üzüntülerini hep
nasýl içine atýyorsa, mutluluklarýný, sevinçlerini de içine atýp dýþarý göstermemekti.
Usulca banyoya gitti; içlerinde neler olduðunu kestirdiði kadife torbacýklarý açýp içinden
çýkan göz kamaþtýrýcý takýlarý büyük bir keyifle, tadýný çýkara çýkara takýndý.
Marifetli takýlar saçtýklarý gizemli pýrýltýlarla, kadýnlarý sanki daha güzel, daha çekici,
daha alýmlý kýlmak için üretilmiþlerdi. Bu pýrlantayla altýnýn insanýn yaratýcý emeði
ile birleþmiþ görkemli karýþýmý, kendisini kullanan yeryüzünün en çirkin, en sevimsiz
yaratýðýný bile tapýnýlacak bir tanrýça gibi göstermeye yeterdi.

Gübertchinka aynada takýlarýn yaydýðý sihirli ýþýnlarla aydýnlanmýþ yüzünü görünce


kendi de þaþtý kaldý makyajsýz peri güzelliðine. “Bu Farusti bulunmaz bir adam“
diye düþündü hayranlýkla yüzünü izlerken. “Sevdiði kýzýn nasýl daha güzelleþtirilip
kendine yaraþýr kýlýnacaðýný çok iyi biliyor.“

Birden huysuz annenin canhýraþ haykýrýþlarý duyuldu yatak odasýndan. Sanki kadýný
birileri boðazlýyordu içerde. Kýz korku ve telaþla –annesine gösterme niyetinde
olmadýðý takýlarý üstünde unutarak– fýrlayýp yanýna koþtu kadýnýn.

Huysuz kadýn, boðazlanýrcasýna baðýran kendisi deðilmiþ gibi doðrulup kýzýn


üstündeki takýlara büyülenmiþ gibi baktý. “Kapýya gelen adam bunlarý getirdi demek.
Sen de onun için yok oldun ortalýktan. Söyle bakalým neyin karþýlýðýnda verildi bunlar
sana? Bu takýlar karþýlýðýnda mý satýþa çýkardýn “iffetini“?“

Gübertchinka“nýn suratýnýn kýzarmasý pýrlantalardan yansýyarak çevreye alevler


fýþkýrttý. “Senin gibi bir kadýnýn lokantada garson yamaklýðý yapan kýzýnýn
“iffeti“ için çok fazla bu armaðanlar! O “iffet“ için bu kadar pahalýsý gereksiz!“
diye kadýnýn üstüne kusarcasýna konuþtu. Kadýný iyice çileden çýkarmak istercesine
acýmasýz bir nefretle gözlerini dikti annesinin üzerine.

Bu sýrada kapý bir kez daha çalýndý. Ýnatçý kadýn yenilmek niyetinde deðildi. “Bak
bakalým kapýya,“ dedi hýnzýrca. “Bu kez kimden ne armaðan gelmiþ, hele bir
öðrenelim.“

Gübertchinka kapýdan koca bir kýrmýzý gül buketiyle döndü. Çiçek buketine ilk gelen
taký paketinden daha fazla sevinmiþ gibiydi. Annesiyle paylaþtýklarý odada –huysuz
yatalaðý kudurtmak istercesine– koca kýrmýzý gül buketine düþsel bir kavalye gibi
sarýlýp kendi çevresinde romantik bir valsle dönüp duruyordu. Mutluluktan sanki ha

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

uçtu, ha uçacaktý. Nursuz kadýn öfke, kin ve belki de kýskançlýkla önünde peri kýzý
gibi dönüp duran kýzýný süzüyordu.

Bugün Farusti kendisini almaya gelemeyeceðine göre evden daha erken çýkmalýydý.
Önce bir vazoya kýrmýzý gülleri güzelce yerleþtirip sehpanýn üstüne koydu. Görkemli
kýrmýzý güller yoksul ve zevksiz döþenmiþ bu odayý bile, biçimleri, renkleri ve
kokularýyla neredeyse güzelleþtirmiþlerdi; týpký o eþsiz etkileyicilikteki takýlarýn çok
çirkin bir kadýný bile çekici kýlmasý gibi... Kolye ve bileziði çýkarýp özenle kendi
kutularýna yerleþtirdi. Geceleri yatmakta olduðu, annesinin karþýsýndaki yatak-
kanepenin baþucunda duran eski püskü komodinin gözlerinden birine koydu. Üzerinde
yalnýzca kulaklarýndaki pýrlanta küpeler kalmýþtý. Annesinin o sinir bozucu sesiyle
verdiði “dini-ahlaki“ söylevleri dinler gibi yapýp ivedilikle, yine en güzel giysileri ve
en çarpýcý makyajýyla, evden çýktý, lokantaya gitti.

Aradan saatler geçtiði halde profesör ortalarda görünmüyordu. Masalarýn arasýnda


deliler gibi koþturarak kafalarý bulmaya baþlamýþ müþterilerin sipariþlerini yerine
getirmeye çalýþýyordu her akþamki gibi; ama bir gözüyle de sürekli olarak kapýyý
gözetlemeden edemiyordu.

Gece ilerliyor, lokantada artan müþteri sayýsýyla salonun havasýndaki oksijen gitgide
azalarak, yerini kötü votka, yanmýþ domuz yaðý ve Rus sigarasý kokusuna terk
ediyordu. Lokantanýn kapýsýnýn her açýlýþ kapanýþý Gübertchinka“nýn yüreðini
yerinden hoplatýyor, ama Farusti“yi göremeyince düþ kýrýklýðý artýyordu.

Kýz, aklýna bile getirmek istemediði olasýlýðýn gerçek olduðuna kendini inandýrmaya
baþladý sonunda: Takýlarý ve kýrmýzý gülleri kendisine bir “veda“ armaðaný olarak
göndermiþti adam ve kýzý boþlamýþtý. “Ne kadar þanssýz bir kýzým ben“ diye
düþündü. “Neyi tutsam elimde kalýyor. Oysa ne kadar da baðlanmýþtým kendisine.
Onun gibi yüksek düzeyde birine göre oldukça basit, yontulmamýþ, zavallý biriyim ben.
Bu acý sondan baþka ne umabilirdim ki?“

Tam tüm umudunu kestiði, artýk onu da, onunla yaþadýðý kýsacýk serüveni de aklýndan
silmesi gerektiðine karar verdiði sýrada –gözlerine inanamadan– giriþteki holde
Farusti“nin, garsonlardan biriyle tartýþtýðýný, sonra da dönüp kapýdan çýktýðýný
gördü. Masalar ve servis yapan garsonlar arasýndan nasýl olup da bir þeylere, birilerine
çarpýp dökmeden geçebildiðine kendisi de þaþarak kapýdan fýrladý. Dýþarý çýkar
çýkmaz da buz gibi havada asýlý sivri uçlu mikroskobik buz kristallerinin yüzüne ve
bedeninin açýktaki bölümlerine binlerce iðne olarak battýðýný duyumsadý. “Farusti,
nereye gidiyorsunuz?“ diye avazý çýktýðý kadar haykýrdý.

Farusti geri dönerek koþa koþa kýzýn yanýna geldi; kucaklaþýp doyasýya öpüþtüler.
Uzun yýllardýr birbirlerine hasret kalmýþ iki sevgili gibiydiler. “Ne yapabilirim?“
diye elini yana açtý neþeyle. “Kapýdaki garson “Yer yok“ diye beni baþýndan
defetti.“ Mutlulukla kýza göz kýrparak, poposuna hafif bir þaplak indirdi. “Ben de

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

çaresiz, içinde meleklere benzeyen Gübertchinkasý olan baþka bir restoran aramaya
kalktým.“

Kýz gülemedi bu þakaya; tam tersine neredeyse aðlayacaktý. “Masanýz kimseye


verilmedi gecenin bu saatine kadar. Bu kadar gecikmenize meraktan delirecektim.“
Önce, yaþadýðý tedirginlik ve düþ kýrýklýðý, sonra da Farusti“nin gelmiþ olmasýnýn
yarattýðý coþku ve sevinç, yüreðini ayaklandýrmýþtý. Baþýný adamýn göðsüne dayayýp
hüngür hüngür aðlayarak içini boþalttý.

Kýz aðladýkça, adam onu dýþ dünyanýn kötülüklerinden sakýnmak istercesine daha da
sýký göðsüne bastýrýyordu. “Haklýsýn, affet! Fena halde uyuyakalmýþým,“ diye özür
diledi. “Haydi içeri girelim. Çünkü donmuþ bir Gübertchinka, canlýsý kadar sevimli
olmayabilir.“

Kýz bu söze gülümseyebildi sonunda. Ýkisi birbirlerine sarýlmýþ durumda lokantadan


içeri girdiler. Girmeleriyle de patronlardan biriyle burun buruna gelmeleri bir oldu.
Gübertchinka, sýký sýkýya sarýlmýþ olduðu Farusti“den hýzla kendini uzaklaþtýrdý.
Yüzü utançtan kýpkýrmýzý, kopya çekerken öðretmenine yaklanmýþçasýna, baþý
önündeydi.

Patron çok kýzgýndý; ateþ püskürüyordu. “Kýzým, seninle baþtan pazarlýk etmedik
miydi, “Çalýþma saatleri içinde özel hiçbir þey yapamayacaksýn“ diye? Sense
lokantanýn en hareketli saatlerinde sevgilinle aþna-fiþne için dýþarýlarda
geziniyorsun.“ Eliyle sertçe içeriyi göstererek emretti: “Haydi bakalým! Çabuk iþinin
baþýna!“ Farusti“ye hiç bakmýyor, onu görmezlikten geliyordu.

Ne yapacaðýný þaþýrmýþ kýz, adamýn emrini yerine getirmek için, ok gibi fýrlayarak
içeri gitmeye davranýrken Farusti sertçe kýzýn bileðinden tutup gitmesine engel oldu.
Profesör duruma çok sinirlenmiþti. Ancak olay çýkmasýný da istemiyordu. Sahte bir
kibarlýkla araya girdi. “Sayýn patron“ diye baþladý saygýyla eðilerek. “Sözünü ettiðiniz
davranýþ gerçekten iþ yaþamý etiðine ve verilen sözlere uygun düþmüyor. Bence bu suç
–çalýþan diðer personele de bir ibret olmak üzere– cezasýz býrakýlmamalý ve Bayan
Gülbeye-va“nýn iþine derhal ve hiçbir tazminat söz konusu olmadan son verilmelidir.
Hatta bu olay iþinizin en yoðun zamanýnda baþýnýza geldiði için ayrýca
cezalandýrýlmalý ve...“ Döndü, kendisini aptalca ve korkulu bir bakýþla izlemekte olan
Gübertchinka“ya son ay aldýðý ücretini sordu. Sonra cebinden bir tomar para
çýkartýrken yüksek sesle kýzýn aylýk ücretini üçle çarptý; bu tutarý dolara çevirip üstüne
de bir yüzde on ekleyerek ortalýkta neler döndüðünü ve kendisiyle alay edilip
edilmediðini bir türlü anlayamamýþ patrona ödedi. “Sanýrým bu, bayan Gülbeyeva“ya
ödediðiniz ücretleri enflasyona karþý da korumuþ olacaktýr.“

Gübertchinka sonunda þaþkýnlýðý ve korkuyu üzerinden atarak kendine geldi,


profesörün kulaðýna eðildi: “Farusti, patronlarým en güç günlerimde bana ve aileme
çok yardýmcý oldular, elimden tuttular.“ Yalvarýrcasýna, titrek, güçsüz bir sesle
konuþuyordu. “Onlarý güç durumda býrakamam. Ayrýca, iþe girerken onlara, ayrýlmak
istediðimde en az bir ay önceden haber vermeye söz vermiþtim.“ Patronuna dönerek

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

neredeyse yalvardý: “Siz de belki bu verilen tazminat karþýlýðý benim bir hafta sonra
ayrýlmama izin verebilirsiniz sanýrým. Çok özel bir neden ayrýlmamý gerektiriyor
da...“

Patron yumuþamýþtý. Farusti“ye bakarak gülümsedi. “Sanýrým “çok özel neden“


açýkça görülebiliyor.’ Elinde tutmakta olduðu paralarý –Meftuni’nin bir hafta önce
yaptýðý gibi– kýzýn önlük cebine sokuþturdu. Sonra, ’Ýzin verirseniz,’ diye yine
Farusti“ye döndü: “Bu, mutlulukla sürmesini dilediðimiz “çok özel nedene“ bizim
de ufacýk bir katkýmýz olsun.“ Ýki adam gülerek el sýkýþtýlar. Patron bu kez de
Gübertchinka“ya döndü: “Bu gece ve yarýn kesinlikle iþinin baþýndasýn!“ diye
tatlý-sert azarladý kýzý. “Yarýndan sonra da seni buralarda bir daha görmek
istemiyorum.“ Yine Farusti“ye konuþtu: “Görüyorsunuz ki, þu vahþi iþ yaþamýný
daha henüz adam gibi doðru dürüst öðrenemedik; bu kafayla da pek öðrenebileceðimiz
yok anlaþýlan!“ Döndü, içeri salona girdi.

“Ben daha fazla kalabalýk etmeyeyim buralarda“ diyerek Farusti kýzýn alnýna bir
öpücük kondurdu. “Çýkýþta yine eski yerimizdeyim.“

Lokantadan çýkarken arkadan Gübertchinka yetiþti. “Size o akýl almaz görkemdeki


armaðanlarýnýz için kuru bir teþekkür bile edecek zaman bulamadým. O deðerli, pahalý
armaðanlarý biraz abartmamýþ mýsýnýz? Onlar benim gibi biri için çok fazla sayýlmaz
mý?“ Annesinin armaðanlara ve kendisine olan tavrýný acýyla anýmsadý.

Farusti“nin kaþlarý çatýldý. “Ne biçim sözler bunlar?“ diye sertçe yanýtladý kýzý.
“Hiçbir þey senden daha deðerli deðil benim için melek Gübertchinkam!“ Kapýdan
çýktý gitti.

Lokanta kapandýðýnda Farusti Gübertchinka“yý pub“ýn kapýsýnda karþýladý. “Bu


pis yerde oturacaðýmýza kaldýðým otelin barýnda oturup bir þeyler yiyip içelim,“ dedi
sevgilisinin omzuna elini atarak. Bulunduklarý yere çok yakýn olan otele yürüyerek
gittiler. Otelin daha giriþ kapýsýndan baþlayan þatafatý, Gübertchinka“ nýn gözlerini
kamaþtýrmýþtý. Hatta bir an içeri girip girmemekte bile kararsýz kaldý. Saçý-baþý,
giyimi-kuþamý hiç de buraya uygun gözükmüyordu. Adamýn zoruyla içeri girdiðinde de
aptalca bakýþlarla çevreyi þaþkýn þaþkýn süzdü. Yaþamýnda ilk kez böylesine bir yere
adým atýyordu. Baþka bir gezegene gelmiþ gibiydi. Nasýl davranmasý gerektiðini,
ellerini nereye koyacaðýný bilemiyordu.

Barda sandviç atýþtýrýp þarap içerek konuþmaya daldýlar.

Farusti yanýndaki küçük çantasýndan saati ve cep telefonunu çýkararak kýza verdi.
“Bunlarý adamlarý sana gönderdikten sonra almýþtým,“ dedi kýzýn koluna göz
kamaþtýrýcý Rolex“i takarken.

Gübertchinka küçük bir servete mal olduðu besbelli göz kamaþtýrýcý saatten
bakýþlarýný ayýramadan sordu: “Ailenizden birinden miras falan mý kaldý?“ Sonra
birden baþýný kaldýrýp gözlerini adamýn gözlerine dikti. “Sakýn, son zamanlarda

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

ülkemizde iyiden iyiye yaygýnlaþtýðý söylenen kara para iþi olmasýn?“ Huzursuz,
endiþeli bir kuþku vardý bakýþlarýnda. “Uyuþturucu, silah kaçakçýlýðý... Baþýnýzý
belaya sokmayýn sakýn bunlarla birkaç kuruþ için.“

“Yok daha neler!..“ diye sertçe karþýladý Farusti. “Tam o söylediðin haltlarý
karýþtýracak adamý buldun sen de!“ dedi, ama bunu demesi yetmiyordu. Akla yakýn
bir açýklamasýný yapabilmeliydi kýza tüm bu eli açýklýðýn, bu çýlgýn tüketimin.
Meftuni“nin sýký sýký tembihlediði gibi loto iþinden kesinlikle kimseye söz
açmamalýydý; hatta Gübertchinka“ya bile... Ama, sersem kafa, bu durumu kýza nasýl
açýklayacaðýný daha önce hiç düþünmemiþti o an“a kadar.

Uzunca süre bocalama içinde kýza bakarken uydurma bir öykü kurdu kafasýnda. Sonra
da baþladý anlatmaya: Güya þimdiye kadar varlýðýndan hiç haberi bile olmadýðý, uzun
yýllar önce Sovyetler Birliði“nin çok gizli stratejik silahlar geliþtirmek üzere
görevlendirilmiþ araþtýrma enstitülerinden birinin önemli pozisyondaki fiziko-
kimyacýlarýndan olan dayýsý, bir punduna getirip –CIA’nýn da yardýmlarýyla–
Amerika“ya kaçarak –ya da kaçýrýlarak– bu ülkeden sýðýnma hakký istemiþ. Dayý
“Batý“ya, SSCB“de geliþtirilmekte olan, bilebildiði tüm gizli silah projelerine iliþkin
teknik ayrýntýlarý aktardýðý gibi, silah üreten “Batý“nýn belli baþlý ülkelerinde, çok
büyük ücretler karþýlýðý teknik danýþmanlýklarda da bulunmuþ ve hatta bazý silah
üreticisi þirketlerden önemli sayýda hisse alabilmeyi bile baþararak bu yolla oldukça
hatýrý sayýlýr bir servet sahibi olmuþ. Bu yüzden de, ülkesince vatan haini, halk
düþmaný ve “uluslar arasý sermayenin uþaðý“ ilan edilen, yaþamý gizemlerle dolu
dayý, çok sýký komünistlerden ve kýz kardeþinin kocasý, yani Farusti“nin babasý
tarafýndan da aile içi “aforoz“a uðrayarak adý-saný aile içinde unutturulmaya
çalýþýlmýþ ve “Amerikalý dayý“ gerçekten de unutulup gitmiþ.

Farusti anlattýkça açýlýyor, bu kadar kuyruklu yalaný nasýl olup da ardý ardýna
sýralayabildiðine doðrusu kendisi de þaþýyordu. Gübertchinka ise “best seller“ bir
serüven romanýnýn bir bölümünü izlercesine, aðzý bir karýþ açýk, Farusti“yi
dinliyordu.

Profesör masalýmsý senaryosunu anlatmayý sürdürdü: Gel zaman git zaman,


“unutturulmuþ dayý“, bankasýndaki hesabýnda birikmiþ serveti arkasýnda býrakýp,
çoluksuz çocuksuz olarak, bir gece göklerdeki kutsal babamýzla bakire anamýza
kavuþmak üzere yola çýkar. Býraktýðý vasiyetname açýldýðýnda tüm servetini biricik
kýz kardeþinin oðlu olan, Rusya Federasyonu Turania Özerk Cumhuriyeti“ndeki
Novoturolsk Üniversitesi öðretim üyelerinden Prof. Dr. Farusti Kristiev“e býraktýðý
anlaþýlýr. Uzun zamandýr süregelen bürokratik engellemeler ancak aþýlabilmiþ ve para
transferi Ýstanbul“da þubesi olan bir ABD bankasý ile Novoturolsk“ta yeni þube
açmýþ bir Türk bankasý iþbirliðiyle gerçekleþtirilerek para kendisinin hesabýna
geçirilmiþtir.

Ýþte, Farusti“nin dolar milyoneri kesiliþinin gerçek(!) ve çok kýsa öyküsü!

Gübertchinka açýklamayý doyurucu bulmuþ, bu büyük paranýn kökeninde pislik

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

bulunmamasý onu oldukça sevindirmiþti. Ama Farusti, yalana daha da inandýrýcýlýk


katabilmek için olayý baþka boyuttan deðerlendirdi: “Gerçi, bu paranýn kökeni de
pisliðe bulanmýþ sayýlabilir aslýnda.“ Gübertchinka“nýn gözleri dört açýlmýþ, donup
kalmýþtý. Adam, yurtsever bir bilgiçlikle sürdürdü konuþmasýný. “Bu para, ülkemizin
bir konudaki bilgi birikiminin ve alýn terinin çalýnarak, en büyük düþmanýmýza
satýlmasýyla elde edildiðine göre pisliðe bulaþmýþ kara para sayýlabilir aslýnda.“

Kýz bu açýklamayla rahatlamýþtý. “Aman, tek derdiniz bu olsun!“ dedi keyifle


gülümseyerek. “Þanlý SSCB“miz de nükleer teknolojiyi tek baþýna mý geliþtirdi?
Yoksa onun da kökeninde buna benzer bir hýrsýzlýk mý var? Boþ verin! Paþa gönlünüzü
de fazla üzmeyin böyle düþüncelerle. Elinize geçen parayý afiyetle yiyin.“

Farusti yalan öykünün son yorumunu yaptýðýna yapacaðýna piþman oldu. Ama
Gübertchinka“nýn tepkisi de hoþuna gitmemiþ deðildi.

Saat oldukça geç olmuþtu. Kýz, huzursuzluk içinde, geciktiðini, annesiyle, evine gitmek
için onun gelmesini bekleyen Aitcha kýzýn huysuzlanmaya baþlayacaklarýný söyledi.

Birlikte otelin garajýna inerek arabaya atlayýp yine Gübert-chinka“nýn sokaðýnýn


baþýndaki köþede durdular. Yine, her geceki öpüþ faslý baþladý, ama bu gecekiler pek
öyle üçle-beþle biter gibi gözükmüyordu; altý, dokuz, on iki... Bu geceki her öpüþ
öncekinden daha hýrslý, daha istek doluydu; þehvetin dozu giderek ve önlenemez
biçimde artýyordu. Farusti, tüm doymaz saldýrganlýðýyla kýzýn dudaklarýndan yavaþça
aþaðýya doðru kaydýrmaya baþlamýþtý öpüþlerini.

Gübertchinka, adamýn erkeksi kokusu ile üzerine abanmýþ aðýrlýðý altýnda, sonsuz ve
bitmesini hiç istemediði bir zevk içinde eziliyor, kendinden geçiyordu. Farusti“nin elinin
göðüslerinden aþaðý, etek altýna doðru kaydýðýný duyumsayýnca –sürmesi için içinden
gelen tüm isteðe karþýn– direnmeye baþladý. ’Duralým artýk ne olur’ diye yalvardý.
Sevgiyle Farusti“nin yüzünü okþadý. “Öpüþlerinizden, dokunuþlarýnýzdan,
okþamalarýnýzdan, sizinle birbirimize bu kadar yakýn olmaktan korkunç zevk alýyorum;
sizden hiç ayrýlasým gelmiyor. Ama biraz daha sabredelim lütfen.“ Arabadan
fýrlayarak eve koþtu.

Farusti kýzý her akþamki gibi, arkasýndan bir süre sevgiyle izledikten sonra evinin
bulunduðu toplu konut sitesine doðru yola çýktý. Küçücük, periþan dairesiyle köhne
Lada“sýndan bir biçimde kurtulmalýydý. Gübertchinka“ya gelmeden önce yeni aldýðý
küçük valizlerden birine, üstünden çýkan tüm eski giysileri, çamaþýrlarý, ayakkabýlarý
týkýþtýrarak garajda bulunan Volvo“nun bagajýna koymuþtu. Siteye ve dairesinin
bulunduðu apartmana girip çýkarken kimseye görünmemek için özellikle geç bir saati
seçmiþti.

Gerçekten de gecenin o saatinde siteye vardýðýnda ortalýktan el-etek çekilmiþti. Elinde


küçük valizi, bir hýrsýz gibi saða sola dikkatle bakýnýp ses çýkartmamak için
parmaklarýnýn ucunda yürüyerek, kendini dairesine attý. Daha bu sabah terk ettiði evine
sanki aylardýr ilk kez adým atmýþ gibiydi. Yatak, çalýþma, yemek, oturma odalarý

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

görevlerini gören tek ve küçük odasý, tepede yanan kýrk mumluk, üstü toz ve örümcek
baðlamýþ ampul ýþýðýnda –özellikle de otelin konforlu odasýný gördükten sonra–
büsbütün hazin ve boðucu gözüktü gözüne. Kendisini geçen gün baktýðýnda þaþkýnlýða
uðratan kýrýk ve sýrlarý yer yer dökülmüþ aynanýn bulunduðu banyo-tuvalete baþýný
uzatýp baktý. Ýçerdeki her þey ne kadar da zavallý, ne kadar da ilkel görünüþteydi:
Küçücük pis bir lavabo, emayelerinin döküldüðü yerlerde paslý demirleri görünen ayaklý
bir banyo küveti, bir cývatasý düþtüðü için tuvaletin üstünde yampiri duran tuvalet
kapaðý, nikelaj kaplamalarý dökük musluk, batarya ve duþ, ortalýða kesif bir bozuk yað
kokusu saçan, mikrop yuvasý, yeþil renkli kesme sabun kalýplarý...

Ýskemlelerden birine oturarak odayý izledi bir süre. Burada geçirdiði yaþam hýzla
gözünün önünden aktý. Odada bulunan, gördüðü her þey ona –nedense– yaþamýndaki
en kötü, en bunaltýcý olaylarý anýmsatýyordu. Hiç mi iyi bir zamaný, hiç mi mutlulukla
andýðý bir yaþantý parçasý olamamýþtý? Yok, bu bunalým saçan saplantýlar böyle sürüp
gidemezdi; en iyisi bir an önce buradan kaçýp gitmekti.

Kalkýp önce valize týkýþtýrmýþ olduðu, üstünden çýkmýþ eski eþyalarý gardrobun
dibine boþalttý. Sonra, alýp götürmeye niyetlendiði, vazgeçmesi olanaksýz deðerli
kitaplarý ile birkaç anýyý boþalmýþ valize doldurdu. Sýra yazacaðý mektuba gelmiþti.
Temiz bir kâðýt, zarf buldu bir yerlerden. Masanýn baþýna oturarak mektubunu yazmaya
baþladý:

“Sayýn Site Yöneticisi,

Aldýðým bir görevden dolayý, uzun zaman geri dönmemek üzere, çok ivedi olarak yurt
dýþýna gitmek zorunda kaldýðým için, içinde bulunan tüm eþyalarla birlikte dairemi ve
Lada marka arabamý, gereksinmesi olanlara verilmek üzere size býrakýyorum. Evdeki
kitaplar ile diðer bilimsel çalýþmalar ise, Novoturolsk Üniversitesi Slav Dilleri ve
Edebiyatlarý Enstitüsü Kütüphanesi yetkilileri tarafýndan sizden teslim alýnacaktýr.

Sizden bu zor yardýmý istemek zorunda kaldýðým için, þimdiden affýnýzý dilerim.

En derin saygýlarýmla.

Prof. Dr. Farusti Kristiev

Emekli Üniversite Öðretim Üyesi“

Zarfýn üstüne de “Sayýn Site Yöneticisi“ diye yazdý. Dairenin ve Lada“nýn


anahtarlarý ile mektubu zarfa koyarak kapattý, cebine attý.

Üçkâðýtçý “Sayýn Site Yöneticisi“ne verilen bu görevin hiç de can sýkýcý bir
angarya olmayacaðýný çok iyi biliyordu profesör. Sinekten yað çýkarma üstadý
yöneticinin, evdeki tüm eþya ile arabayý haraç mezat satacaðýndan ve parayý da cebine
atacaðýndan hiç kuþkusu yoktu. Apartmandaki daire ise zaten Sosyal Konutlar
Kurumu'nun malýydý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Valizini alýp evi terk etmek üzereyken, durdu, geri döndü. Evdeki her þeye tek tek,
dikkatlice baktý. Ýçinin “cýýýz“ ettiðini, göðsünden bir þeylerin zorla kopartýldýðýný
duyumsadý. Bu terk ediþ, on altý yaþýnda baba evini öfke ve kinle terk ediþe hiç
benzememiþti. Gözlerinden bir-iki damla yaþ süzüldü. Döndü, kapýyý çekip çýktý.

Apartman çýkýþ kapýsýnda bulunan, üzerinde “Site Yönetimi Dilek ve Þikâyetler“


yazýlý posta kutusuna cebindeki zarfý attý.

Volvosuyla otoparktan ayrýlýrken arabanýn farý bir ara, hurdasý çýkmýþ, döküntü
Lada“yý aydýnlattý. Durdu. Uzun süre emektar, yaþlý Ladacýðýný süzdü. Lada onda
yaþamýyla ilgili hiçbir ilginç anýyý canlandýrmasa da, onu bir daha göremeyecek, binip
gidemeyecek olmasý kendisini hüzünlendiriyordu. Arabayý sürdü, oradan uzaklaþýrken
dikiz aynasýndan Lada“yý bu kez baþka bir açýdan gördü. Arabacýk sanki mahzun
mahzun arkasýndan bakýyordu.

“Tanrým!“ diye söylendi. “Yaþamýn en güzel geçmesi gereken günlerini birlikte


yaþamýþ olsak da, insana, bu cansýz olduklarýný bildiðimiz eþyalardan ayrýlmak niye
bu kadar acý ve iç karartýcý bir hüzün veriyor?“ Evde býraktýðý eþyalar da gözünün
önünden geçti.

Sonra –arkasýna bakmadan– Volvo’nun gazýný tüm gücüyle kökleyerek, gözleri dolu
dolu, siteden hýzla uzaklaþýp gitti.

III
O gün, Gübertchinka“nýn garsonluðunun son günü olacaktý. Farusti, kýzýn iþe gidiþ
saatinde, yeni Volvo S80“iyle sokaðýn köþesinde her zamanki yerine yanaþtý. “Melek
Gübertchinkam yeni Volvo“yu görünce kimbilir nasýl þaþýracak ve soylu arabaya ne
kadar hayran olacak?“ diye düþündü.

Az sonra Gübertchinka uzaktan göründü. Önüne bakarak, hýzlý hýzlý arabaya


yaklaþýyordu. Farusti gördüklerinden beyninden vurulmuþa dönmüþtü. Alýþýlmýþýn
dýþýna çýkarak arabadan fýrladý, kýza doðru hamle yaptý. Kýzýn gözlerinin altýnda,
çenesinde, boynunda pençe pençe morluklar vardý. Ayrýca yüzünün çeþitli yerleri de
tentürdiyotlanmýþ ve küçük yara bantlarý ile kapatýlmýþtý. Gözleri de aðlamaktan
þiþmiþ durumdaydý.

“Bu ne hal, Gübertchinkam!“ diye çýldýrmýþ gibi haykýrdý Fa-rusti. “Kim, niçin
yaptý bunlarý?“ Ellerini ellerinin arasýna almýþ, acýyla kýzýn yüzünü inceliyordu.

“Bir an önce buradan gidelim, fazla oyalanmadan Farusti,“ diye yalvardý aðlamaklý
bir sesle Gübertchinka. “Yolda anlatýrým.“ Arabanýn sað kapýsýný açarak hýþýmla
içeri girdi. Deðil arabanýn yeni olduðunu anlamak, bindiði aracýn otomobil mi, çöp

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kamyonu mu olduðunun farkýna varacak durumda bile deðildi.

Farusti sinirden tir tir titreyerek arabaya atladý, þimdiye kadar hiç yapmadýðý bir
“þýmarýk zengin çocuðu“ kalkýþýyla arabayý ileri doðru fýrlattý. Yepyeni Volvo S80
–sarhoþ gibi– yalpalayarak yolda çýlgýn bir hýzla gidiyordu.

“Yapmayýn Farusti!“ diye baðýrmak zorunda kaldý Gübert-chinka en sonunda.


“Tüm olanlarýn üstüne bir de kaza yapmayalým. Pýrýl pýrýl yeni arabanýzý trafik
kazasýna kurban etmeyin durup dururken.“ Adam bu uyarýyla kendine gelir gibi
olurken kýz baþladý anlatmaya:

Önceki gece, Gübertchinka eve döndüðünde, gündüz Farus-ti“nin gönderdiði kýrmýzý


gül demetini, koyduðu vazodan çýkarýlmýþ, kapýnýn hemen yanýnda yerde görünce
þaþýrýp kalýyor. O sýrada, geldiðini duyan komþu kýzý Aitcha odadan sessizce fýrlýyor.
Kýz bir yandan iþaret parmaðýný dudaðýna bastýrarak “sus“ derken, diðer yandan da
kolundan çekiþtirerek, evde gizli iþ yapýlabilecek ya da konuþulabilecek “özgür ve
kurtarýlmýþ“ tek bölge olan banyoya sokuyor Gübertchinka“yý. Gübertchinka“nýn,
anlatacaklarýna tepkisinden korka korka konuþuyor.

Gübertchinka evden çýkar çýkmaz, yatalak anne önce kýrmýzý gül buketini çöpe
atmasýný istemiþ Aitcha“dan. Kýzcaðýz, kadýnýn þerrinden sesini çýkartamamýþ, ama
güzelim çiçeklere de kýyamadýðýndan “Bari giderken eve götüreyim“ diye düþünüp
kýrmýzý gülleri sokak kapýsýnýn yanýna koymuþ. Ardýndan, kadýn cýrtlak sesiyle kýzý
yanýna çaðýrarak koþup hemen iki sokak ötedeki tekkenin þeyhine selamlarýný,
hürmetlerini iletmesini ve tarikata oldukça dolgun bir baðýþta bulunmak üzere þeyh
efendinin –bir zahmet– eve kadar çaðrýlmasýný istemiþ. Genç kýz, bu köhne, izbe yapý
ile buraya girip çýkan cüppeli-sarýklý, çatýk kara kaþlý, kara sakallý, gülmeyi unutmuþ
karanlýk suratlý heriflerden ödü koptuðunu söyleyerek kadýnýn bu isteðine tüm gücüyle
karþý çýkmýþ; ama nafile... Huysuz yatalak kýzcaðýzý kâh tehditle korkutarak, kâh
pohpohlayarak tekkeye gidip þeyhi eve davet etmeye kandýrmýþ sonunda.

Eski, terk edilmiþ bir Budist tapýnaðý ve manastýrýna el koyup yerleþen tarikatýn
þeyhinin huzuruna çýkarýldýðýnda Aitcha þaþkýnlýk içinde kalmýþ: Cüppeli-sarýklý bir
þeyh efendiyle karþýlaþmayý umarken, karþýsýnda yelekli, kravatlý, çok pahalý bir
takým elbise giymiþ bir “Gospodin“ bulmuþ. Adam –iyice kýsa kesilmiþ, düzeltilmiþ,
bakýmlý sakalýyla– bir din adamýndan çok, bir iþ adamýný andýrýyormuþ. Þeyh efendi
hazretleri –’dolgun baðýþ’ sözlerini duyunca– koþa koþa gelmiþ eve. Yatalak kadýnýn
önünde temennalar çakarak, önce hal hatýr sorduktan sonra onun saðlýðýna kavuþmasý
için her namazda yüce rabbine yakardýðýný, hatta her akþam saðlýkla ilgili hazýrlanmýþ
özel dualarý da, yatalak anne için aralýksýz okumakta olduðunu kendisine belirtmiþ.
Gübertchinka“nýn annesi, koskoca þeyh efendinin kendi saðlýðý için dualar etmesinden
pek mutlu olmuþ ve –gözyaþlarý içinde– yataðýndan doðrulup þeyh efendinin kaba
saba, kýllý ellerini salya sümük öpücüklere boðmuþ. Adam ellerini kurtarmayý
baþardýðýnda çaðrýlýþ nedenini sormuþ.

Kadýn, kapýnýn aðzýnda dikilmekte olan bakýcýsý Aitcha“dan, Gübertchinka“nýn

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

yataðýnýn baþucundaki komodini açarak içindeki lacivert kadife torbayý þeyh efendiye
vermesini buyurmuþ. Aitcha-cýk, þeyh efendiye olabildiðince uzak durup, kendisini
kötülük dolu bakýþlarla süzen adamýn fýldýr fýldýr gözlerinden korunmak istercesine,
kafasýný öne eðerek torbayý þeyh efendiye vermiþ ve korkuyla kendini yine odanýn
kapýsýnýn önüne atmýþ.

Þeyh efendi heyecanla torbaya sarýlýp içindeki lacivert kadifeyle kaplý kutularý açarak
kadýnýn yataðýnýn ayak ucundaki sehpaya serdiðinde, odadaki üç kiþi de donup
kalmýþlar, pýrlantalara bakakalmýþlar. Hoca efendinin yuvalarý içinde dört dönen
gözleri bile hýz kesip pýrlantalara sabitlenmiþ. Oda sanki aydýnlanmýþ, büyümüþ.
Pýrlantalar odaya sýzan ikindi ýþýðýnýn içinde gizlenmiþ renkleri birbirinden ayýrarak
odanýn duvarlarýnda, tavanýnda rengârenk çiçekler, yapraklar, dallar oluþturuvermiþler.
Derin, þaþkýn, büyülü sessizlik uzun süre kalakalmýþ odada.

Sonunda þeyh efendi –gözlerini pýrlantalardan ayýramadan– aðzýný açabilmiþ:


“Aman, muhterem büyük haným,“ diye fýsýldamýþ, “bunlar da ne böyle? Ailenizden
kalma herhalde...“

“Ne gezer...“ demiþ yaþlý kadýn, “kim olduðu belirsiz bir kiþiden kýzýma verilmiþ
bir armaðan. Bu zamanda kim kime böyle bir armaðan verir hiçbir karþýlýk beklemeden?
Yani anlayacaðýnýz þeyh efendi hazretleri, bizim kýz iyi yoldan çýkmýþ, kötü yola
sapmýþ ya da sapmak üzere.“ Bir an sehpanýn üzerinde pýrýldamakta olan takýlara
nefret –ve belki de kýskançlýkla– bakmýþ. ’Haram mal bunlar,’ diye cýrtlak sesiyle
haykýrmýþ. “Haram, haram, haram! Haram edinilmiþmal ruhu karartýr, kaný
kurutur .“ Beyni bacaklarýna komut verebilse bir tekmeyle sehpayý, üzerindeki
takýlarla devirecekmiþ. Gayret de etmiþ bir süre, ama baþaramamýþ. “Bu haram
mallardan kurtarýn bizi, aziz þeyh efendi hazretleri; bu ahlaksal kirlenmeden hanemizi
temizleyin. En iyisi,biz bunlarý tarikatýnýzýn kurucusu cennet mekân Takuyittin efendi
hazretlerinin yüce ruhunaadayalým ve cennetin nimetlerine sevinelim ! Buna karþýlýk
olarak da, siz pek muhterem þeyh efendi hazretleriyle tekkenizin diðer inananlarýnýn,
kýzýmýn ve onun gibilerin doðru yola dönmesi için ulu tanrýya yakarmasýný yalvararak
rica ediyorum.“ Yaþlý kadýn gözlerinden akan yaþlarý yorganýyla kurulamýþ ve yine
þeyh efendinin ellerine sarýlarak doyasýya öpmüþ.

Þeyh efendi yapmacýk bir kederle ve bilgiççe baþýný sallamýþ. “Doðruluk budur iþte.
Nefsini yenen kazanýr, aziz hanýmým.“ Sehpanýn üstünde ýþýl ýþýl parlamakta olan
takýlara tiksinti ile bakmýþ. “Tarikatýmýzýnsaðlam bir midesi vardýr .Yalnýzca
tarikatýmýz,sevgili hanýmlar , bu mundar ve harammülkü sindirebilir . Çünkü,
inancýmýza göre, Ýslam“ýn tüm ülkelere yayýlmasý, inananlara cennetin kapýlarýnýn
açýlmasý için, zaman zaman bu tür mundar ve haram malýn da bu yolda kullanýlmasý
gerekiyor. Bir malýn niteliði kullanýldýðý yere ve varýlmak istenen amaca göre
belirlenir, bildiðiniz gibi. Bugün þu evde mundar ve haram olan bu mal, yarýn Ýslam“a,
onun þeriatýna yürekten inanmýþ ve bunu halk kitlelerine yaymakla görevli beþ on yeni
genç imam ve vaizin yetiþmesinde kullanýldýðýnda üstüne yapýþmýþ haram damgasý
silinip gidecek, sizin evinizin üstüne çökmüþ bulunan aðýr ve pis kokulu günah bulutlarý
da yok olacaktýr.“

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Þeyh efendi sehpanýn üstündeki takýlarý özenle kendi kutularýna yerleþtirip hepsini
büyük kadife torbaya doldurmuþ. “Eh, ben artýk izninizi isteyeyim,“ diyerek gitmek
üzere ayaða kalkmýþ. “Bizi ziyaret etmek üzere gelecek bir grup insan var da, onlarý
daha fazla bekletmeyelim.“ Ama sonra birden bir þey anýmsamýþ gibi kadýna dönmüþ.
“Kýzýnýzý ne yapýp edip bana gönderin. Ben ona, öðütlerim ve dualarýmla, bir aya
kalmaz dinimizin emirlerine göre yaþamayý –bir daha kötü yola düþmeyecek biçimde–
öðretirim.“

Sokak kapýsýnda, kendisini geçirmek üzere arkasýndan gelen Aitcha“ya dönüp


kulaðýna eðilmiþ: “Bak güzel kýz,“ demiþ yýlýþýkça, “bu tür günahlardan kendini
korumak istersen, sen de bana gelip gidebilirsin. Benim yakýn gözetimim altýnda
olursan, belki bir gün bu torba içindekilerden birkaçý senin olabilir.“

Adam kýllý elini uzatýp kýzýn yanaðýný okþamaya kalkmýþ, ama Aitcha korku ve
iðrenme duygusuyla baþýný sertçe arkaya atýp hoca efendinin elinden yanaðýný
kurtarýrken tüm gücüyle daire kapýsýný adamýn suratýna çarpývermiþ.

Ýþte, bakýcý kýz Aitcha“nýn, Gübertchinka“nýn evden çýkmasýndan sonra olan


bitenler hakkýnda tüm söyleyecekleri bunlarmýþ.

Gübertchinka katýlmýþ kalmýþ; sanki nefes almýyor, sanki evin tüm duvarlarý
saydammýþ da, annesini banyodan görebiliyormuþ gibi, onun yattýðý yöne doðru
bakýyor. Aitcha“nýn olaný biteni anlattýðý süre içinde giderek artan korkutucu bir ölü
beyazlýðýna bürünen yüzüne, kýzýn konuþmasý bittiðinde kan gelmeye baþlýyor. Daha
sonra, Aitcha“nýn anlattýðýna göre, bu kez kan tüm bedenden çekilip yürek tarafýndan
suratýna doðru pompalanýyor Gübert-chinka“nýn. Gözleri kocaman açýlmýþ, alevler
saçýyor. O saf, o temiz, o melek yüzlü Gübertchinka gitmiþ, yerine kýzgýn bir savaþ
tanrýçasý gelmiþ sanki.

Aitchacýk, olan biteni bu kadar dallandýrýp budaklandýrarak anlatmýþ olmaktan bin


piþman, çekinerek Gübertchinka“ya yanaþýyor. “Ablacýðým,“ diyor, “bu kadar
üzülmene, kýzmana gerek yok belki de. Yarýn sabah adamdan geri istenebilir
verilenler.“

Gübertchinka ise hiç oralý deðil. Kendisiyle banyo kapýsý arasýnda olan kýzý, eliyle
sertçe yana doðru savuruyor ve kapýya doðru yürüyor; gözleri yine saydam duvarlarýn
ötesindeki yaþlý kadýnda... Gidip annesinin yataðýnýn baþucuna oturuyor. Gözlerini bile
kýrpmadan, uyuþturucu ilacýn etkisiyle derin bir uykuya gömülmüþ olan yaþlý kadýna
uzun uzun, sessizce bakýp kalýyor.

Aitcha, odanýn kapýsýndan durumu gözlediðinde, içi rahat ediyor. “Sinirleri yatýþmýþ
görünüyor,“ diye düþünüyor, “kýzgýnlýðýný frenledi gibi. Bundan sonra bir olay
çýkmaz sanýrým.“ Mantosunu giyiyor, Novoturolsk gecesinin keskin býçak gibi kesen
ayazýndan korunmak için büyükçe þalýyla baþýný sarýp sarmalýyor, bir eski gazete
kâðýdýna sardýðý kýrmýzý güllerini alýyor ve sessizliði bozmadan –parmaklarýnýn

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

ucunda– kapýyý yavaþça açýp evden tam çýkmak üzereyken...

Kýzýlca kýyamet kopuyor. Kapýnýn eþiðinden çýkmak üzere olan kýz, soluk soluða
odaya geri döndüðünde, saçý baþý daðýlmýþ Gübertchinka“nýn –kendisinden hiç
beklenmeyecek bir acýmasýzlýk ve hunharlýkla– yaþlý kadýný, cýlýz omuzlarýndan
tutmuþ, yataktan kaldýrýp kaldýrýp yine tüm hýzýyla yataða vurmakta olduðunu
ürpertiler içinde görüyor. Bir yandan da, aðzýndan köpükler saçarak, anlaþýlmaz bir
þeyler kusuyor yaþlý-yatalak kadýnýn suratýna.

Çok deðerli bir malý yitirmiþ olmanýn çýlgýnlýðý mý; yoksa kýrýlan onurunun,
aþaðýlanmanýn sonucu beynin çýðýrýndan çýkýþý mý; ya da, neredeyse doðduðundan
beri yatalak, lanet bir anne ile beyinsel özürlü bir aðabeye bakmak zorunda kalarak tüm
bir çocukluðu, genç kýzlýðý adam gibi yaþayamadan ziyan zebil etmiþ olmanýn
biriktirdiði hýncýn patlamasý mý? Belki de hepsinin tehlikeli bir karýþýmý bu.

Sonunda kadýn, tüm bu sarsýntýlar ve haykýrýþlar karþýsýnda, aðýr uyuþturucu ilacýn


etkisiyle daldýðý derin uykudan zorlukla uyandýðýnda, yüzünün çok yakýnýnda
neredeyse çýldýrmýþ Gübert-chinka“nýn ciðer kýrmýzýsý suratý, aslýnda gök mavisi
olan, ama bu gece mora dönüþmüþ göz bebekleri ile suratýna tükürükler saçan
haykýrýþlarýyla karþýlaþtýðýnda ödü patlýyor; kýzýnýn kendisini öldürmek üzere
olduðu düþüyor aklýna. Baþlýyor avazý çýktýðý kadar baðýrýp imdat istemeye. Bir
yandan Gübertchinka“nýn, diðer yandan annenin haykýrýþlarý birbirine karýþýp önce
evi, ardýndan aralýk kalmýþ daire kapýsýndan sýzarak koskoca site apartmanýnýn
koridorlarýný, merdivenlerini, sonunda da apartmanýn diðer dairelerini, kulak
týrmalayýcý biçimde dalga dalga kaplýyor.

Aitcha, yaþlý kadýnýn bu itilip kakýlmalara daha fazla dayanamayacaðýný seziyor ve


Gübertchinka“ya engel olmaya çalýþýyor. Ama kýzýn, çelik birer mengeneye
dönüþmüþ kollarýný kadýnýn kýrýlmak üzere olan cýlýz omuz kemiklerinden
ayýramýyor. “Yapma, þeker ablacýðým!“ diye aðlamaklý yalvarýyor. “Öldüreceksin
kadýný; deðmez ablacýðým!"

Kýzcaðýz o sýrada apartmandaki diðer dairelerin kapýlarýnýn açýlýp kapandýðýný,


konuþmalarý, baðýrtýlarý, koþuþturmalarý duyup seviniyor; konu komþunun yetiþip
yaþlý kadýný –bilinci uçup gitmiþ– kýzýnýn elinden kurtaracaklarýný umuyor. Ama
umulan olmuyor; iþler daha da sarpa sarýyor.

Aitcha birden bedeninin, önemsiz bir eþya gibi bir köþeye savrulduðunu, tüm
kemiklerinin sýzladýðýný duyumsuyor. Gözünü açtýðýnda, beyin özürlü, ama bedence
güçlü kuvvetli aðabeyin Gübertchinka“yý yere yatýrmýþ, rastgele yüzüne gözüne
vurduðunu, dehþetle görüyor. Aðabey bir yandan da, aðzýndan salyalar akarak iki
sözcüðü yineleyip duruyor: “Öldürüyor annemi, öldürüyor annemi, öldürüyor annemi!“
Artýk ne annenin, ne de Gübertchin-ka“nýn sesi çýkýyor. Anne –tüm gücü tükenmiþ–
þaþkýn bakýþlarla olanlarý izliyor. Gübertchinka“nýn ise yüzü morarmaya yüz tutmuþ,
aðabeyinin kuvvetli parmaklarý arasýnda boðulmak üzere... Bu kez küçük kýz,
soluðunun elverdiði kadar, avaz avaz baðýrýyor: “Ýmdat!.. Kurtarýn, öldürüyor!“

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Bu canhýraþ çaðrý, yarý aralýk duran daire kapýsý önüne toplaþmýþ olan, ama içeri
dalmaktan çekinen apartman ahalisini yüreklendirmeye yetiyor. Önde güçlü kuvvetli
erkekler, arkada yaþlýlar ve çocuklar, en geride de kadýnlar, bir sel gibi akýp minicik
daireyi týkýþ týkýþ dolduruyorlar. Gürültü-kýyamet, baðrýþlar, söylenmeler...
Gübertchinka –tam boðulmak üzereyken– dört-beþ komþunun ’cansiperane’
çabalarýyla oðlanýn elinden kurtarýlýyor. Kadýnlardan bir bölümü, ölümden kýl payý
kurtulmuþ Gübertchinka“nýn yüzünü, kollarýný kolonyayla, suyla ovup kendine
getirmeye çalýþýyorlar; yüzündeki yýrtýklara, týrnak çiziklerine alkol ve tentürdiyotla
pansuman yapýyorlar. Ortalýkta bir telaþ, bir koþuþturma... Güçlü oðlan kargatulumba
odasýna taþýnýyor, çýrpýnmalar, tükürmeler, tekmelerle direnmesine karþýn. Bakýcý
kýz Aitcha, yalnýzca bu gibi kriz durumlarýnda kullanýlmak üzere doktor tarafýndan
verilmiþ aðýr uyuþturucu iðneyi, komþularýn zorlukla tutabildiði oðlanýn koluna zerk
ediveriyor. Oðlan, damardan beynine hýzla ulaþan uyuþturucuyla sakinleþirken, kurþun
gibi aðýrlaþmýþ göz kapaklarýný zorla açýk tutmaya çalýþarak keçeleþmiþ dudaklarý
arasýndan deminki iki sözcüðü gitgide zayýflayan bir sesle yineleyip duruyor:
“Öldürüyor annemi, öldürüyor annemi...“ Etrafýndakiler, oðlan iyice uyuþup en az on-
on bir saat sürecek derin uykusuna dalýnca, usulca baþýndan çekiliyorlar.

Ýçeri doluþmuþ kalabalýðýn büyük bir bölümü yavaþ yavaþ –geçmiþ olsun
dilekleriyle– kendi dairelerine çekiliyorlar. Geriye, çevrede sözü geçen, seçkin birkaç
aile kalýyor. Bunlar, artýk iyice kendine gelmeye baþlamýþ olan Gübertchinka ile
korkusunu ve þaþkýnlýðýný henüz üstünden atamamýþ annesinin baþýna oturup artýk bu
oðlanla ayný evde yaþamanýn sakýncalarýna dikkat çekiyorlar. Genç adamýn, günün
birinde –Allah korusun– evdekilerden birinin yaþamýna mal olacaðýndan
korktuklarýný; demin daire kapýsý aralýk olmasa, Gübertchinka“yý aðabeyinin elinden
kurtarmaya yetiþemeyeceklerini ve belki de þu anda kýzýn yaþamýyor olabileceðini
anlatmaya çalýþýyorlar anne ile kýzýna. Bugün oðlanýn, kýz kardeþinin annesini
öldüreceðini sandýðýný, yarýn-öbür gün ise hastalýklý kafasýna takýlan bir baþka –buna
benzer– takýntýyla bir faciaya neden olabileceðini anýmsatýyorlar. Bu genç adamýn, bir
an önce –hiç deðilse bir süre için– akýl hastalýklarý ile ilgili bir bakým evine
yatýrýlmasýný; dilerlerse bu konuda her türlü yardýma hazýr olduklarýný da belirtmeden
edemiyorlar.

Gübertchinka, iki eli bacak arasýna sarkmýþ, sararmýþ yüzü öne eðik, mumdan yapma
bir heykel gibi kýlý kýpýrdamadan ve konuþulanlara tepki vermeden oturuyor. Yaþlý
kadýnsa, tam tersi, yattýðý yerde fýkýr fýkýr, elleriyle kýzýný göstererek bir þeyler
söylemeye çabalýyor, aðzýný açýp kapatýyor, ama bir türlü derdini seslendiremiyor.
Kadýnýn bakýcýsý Aitcha ürkeklikle bu çýrpýnmalarý izliyor ve kadýnýn
konuþamamasý için bildiði tüm dualarý okuyup duruyor. Biliyor ki annesi bir konuþursa
kýzýnýn kendisini gerçekten öldürmeye kalkýþtýðýný, oðlunun gelerek onu
kurtardýðýný, arkasýndan da deðerli armaðanlar öyküsünü komþulara da anlatarak
Gübertchin-ka“yý rezil edecek. Neyse ki, kadýn sonunda çabalamaktan yorgun düþüp
konuþmaktan vazgeçiyor.

Az sonra son kalan komþular da, Aitcha da –tabii kýrmýzý güller giren çýkanýn

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

ayaklarý altýnda ezildiðinden, onlarý alamadan– evden ayrýlýyorlar. Ana ile kýzý, hiçbir
þey olmamýþ gibi, hiç konuþmadan, birbirlerine bakmadan, yorgunluk, gerginlik,
kýzgýnlýk ve nefret ardýndan birdenbire gevþeyen, pelteleþen bedenlerini karþýlýklý
yataklarýna atarak uyuyup kalýyorlar.

“Ýþte olan bitenin hepsi bu!“ diye, Farusti“ye dönerek sürdürdü Gübertchinka,
uzunca bir sessizlik ve soluklanmadan sonra. “Bana armaðanýnýz olan deðerli takýlarýn
göz göre göre elden gitmesinin dýþýnda, yaþananlar benim gündelik yaþantýmýn içinden
bir parça yalnýzca, gördüðünüz gibi.“

Kýzgýn ve sýkýntýlýydý Farusti. “Takýlarý sakýn ha takma kafana!.. Bendeki parayla o


takýlardan binlercesi alýnabilir neredeyse. Ama benim canýmý sýkan, paramýn
–küçücük bir bölümünün bile olsa– nefret ettiðim ve Turaniamýz için çok tehlikeli
gördüðüm bu gibi heriflerin eline geçmiþ olmasý.“ Gübertchinka“nýn bacaðýný
okþadý sevgiyle. “Asýl önemlisi seni en ivedi biçimde bu sürdürülemez yaþantýdan
kurtarmak. Annenle aðabeyini incitmeden, kýrýp dökmeden, sessizce bu sorunu
halletmek gerek; hem de hiç gecikmeden. Ama nasýl? Bunu birlikte düþünüp taþýnýp iyi
bir çözüm bulacaðýz elbette.“

***

Gübertchinka“yý, son gecesinde erken salýverdiler lokantanýn patronlarý. Çýktýðýnda


Farusti ile otelin barýnda buluþtular. Göz gözü görmez karanlýk içindeki barda kýzýn ne
üstündeki ucuz, zevksiz elbise, ne de suratýndaki yara bere izleri ayýrt edilebilecek gibi
deðildi. Gübertchinka“nýn içinde deðiþik duygular kaynaþýp duruyordu. Bir yandan
sevinç, mutluluk, bir yandan da huzursuzluk, kýzgýnlýk, geleceði görememenin verdiði
sýkýntý... Bir de, lokantadaki bu son geceyle birlikte yaþamýnýn kökünden deðiþeceðini
kestirmenin getirdiði korkuyla karýþýk coþku... Tüm bu birbirine arapsaçý gibi
dolanmýþ duygular ve Farusti“nin sevgi dolu, þiir dolu, güzellik ve aþk dolu sözleri,
yaþamýnda bira ve birkaç bardak þaraptan baþka bir içki tatmamýþ Gübertchinka“ya
içtiði viskilerin sayýsýný þaþýrttý. Volvo“ya atladýklarýnda araba dönüyordu,
Gübertchinka da dönüyordu; “dünya dönüyordu“!

Ýçki, coþku ve sohbet zamaný unutturmuþtu ikisine de. Gübert-chinka, üzerindeki tüm o
sýkýntý, umutsuzluk, kýzgýnlýk havasýný atmýþ, tatlý bir sarhoþluk içinde, gülüyor,
konuþuyor, fýkýr fýkýr kaynýyordu. Onun bu hallerine bakýp Farusti de keyiflendi.
Gübert-chinkasýna yeniden bir kat daha vuruldu. Evin sokaðýna geldiklerinde olaðan eve
dönüþ zamanýný bir saatten fazla aþmýþlardý. Farusti, her zamanki gibi kýzý öpmeye
davranýrken, Gübertchinka direndi.

“Durun Farusti!“ dedi adamý kendinden uzaklaþtýrarak. Gözlerinde þeytanca


parýltýlar bir yanýyor, bir sönüyordu.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

“Bu akþam için daha deðiþik bir þey aklýma düþtü.“

Aklýndan geçenler kendisini sevinçle fýkýrdatýyor, ama sakin ve ciddi olmaya


çabalýyordu. “Þimdi beni dikkatle dinleyin. Ben eve girdikten az sonra bizimkilerin
bakýcýsý evden çýkýp kendi evine doðru gidecek. O ortalýktan kaybolur kaybolmaz siz
ayný kapýdan içeri girip üçüncü kata çýkýn. Saðdaki koridora sapýp soldan ikinci
kapýyý, 302 numaralý dairenin kapýsýný týklatýn. Ben kapýyý açarým.“

Farusti afallamýþtý. “Ne yani, sen þimdi beni eve mi alacaksýn?“

“Elbette. Neden olmasýn?“

“Peki, gecenin bir yarýsýnda eve gelen konuða annen ne diyecek?“

“Kaygýlanmanýza hiç gerek yok. Bu saatten sonra annem de, aðabeyim de top atýlsa
uyanamazlar derin uykularýndan.“ Döndü, arabadan atladý. Kuþ gibi uçtu gitti eve
doðru; kapýnýn karanlýðýnda kayboldu.

Farusti arkasýndan bakakaldý ne yapmak istediðini kestirmeye çalýþtýðý kýzýn.


Arabanýn saati bir yirmiyi gösteriyordu. Gecenin bu saatinde hiç tanýmadýðý bir eve
gitmek... Peki, ya epeyce farfaralý olduðu anlaþýlan anne –aksilik bu ya– uyanýverirse?
Eve gitmeyi hiç caný çekmiyordu. Bol para ve Gübertchinka ile olan birlikteliðinin
sevinci, coþkusu hýzla eriyip bitmiþti. Huzursuzlukla kývrandý oturduðu yerde. Ama
yapacak bir þey yoktu artýk. Gitmezse eðer, Gübertchinka“yý çok kýrmýþ olacaktý.

Saniyeler saatler gibiydi. Bir türlü geçmek bilmiyorlardý. Baþýný kaldýrýp sokaktaki
apartmanlara baktý. Tüm ýþýklarý sönük dairelerin karanlýk pencerelerinden sanki
insanlar gizlice kendisini izliyor ve dalgalarýný geçiyorlardý: “Yuh sana!.. Kart
zampara!.. Yuh sana!.. Yuh sana!..“ Çok rahatsýz ve huzursuzdu. Kaçýp gitmeyi bile
düþündü bir an. Ama yapamazdý.

Bir süre sonra bakýcý genç kýz Aitcha belirdi kapýda. Dondurucu soðuktan korunmak
için, baþýný –yalnýzca gözleri açýkta kalacak gibi– büyük þalýyla sýmsýký örtmüþtü.
Hýzlý adýmlarla kaldýrýmýn üstünde sekerek iki blok ötedeki apartmanýn kapýsýnda
kaybolduðunda Farusti arabadan çýktý, apartmana girdi. Loþ ve izbe yapýda saða sola
çarparak, basamaklarda tökezleyerek merdivenlerden zorlukla çýkabildi, kendini
Gübertchinka“nýn dairesi önüne attý. Kapýyý týklattý.

Kýz, “sus“ iþareti yaparak kapýyý açtý ve açmasýyla birlikte Farusti“yi kolundan
yakalayýp içeri çekmesi, ardýndan da kapýyý usulca kapamasý bir oldu. “Muhteþem ve
eþsiz konutumuza þeref verdiniz, sayýn profesör!“ diye neþeyle fýsýldadý. Tarihsel bir
yapýyý gezdiren turist rehberi gibiydi: “Þu görmekte olduðunuz periþan tezgâh kümesi
mutfak. Yanýndaki banyo-tuvalet; saðda dipte aðabeyimin odasý var. Oraya ancak benle
bakýcý kýz girebilir. Bu da annemin odasý; ayný zamanda benim yatak odam; ayný
zamanda oturma odasý, ayný zamanda salon, ayný zamanda “Salle à manger“(!)...“

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Koridorun sönük ýþýðýnýn dýþýnda evin geri kalaný hüzünlü bir loþluk içindeydi. Bu
loþlukevi büsbütün acýklý ve zavallý gösteriyordu.

“Peki biz nereye buyur edileceðiz bu durumda?“ diye sordu Farusti.

“Elbette ki salonumuza!“ diye annesinin yattýðý odayý gösterdi Gübertchinka.

“Yani annenin yattýðý odaya!..“ diyerek adam yüzünü ekþitti. “Gecenin bu


saatinde... Senin aksi ve huysuz olarak tanýmladýðýn kadýncaðýz gözünü bir açacak ki
karþýsýnda, kýzýnýn yanýnda hiç tanýmadýðý yabancý bir adam oturuyor. Yine senin
tanýmlamana göre, “cýrtlak ve yýrtýcý“ sesiyle avaz avaz haykýrýp tüm mahalleyi
ayaða kaldýracak.“

“Hiç öyle bir þey olmayacak. Çünkü annem uyanmayacak. Tabii, kulaðýnýn dibinde
borazan çalmazsanýz!..“

Farusti“ye hiç de inandýrýcý gelmemiþti bu söz. “Melek Gübert-chinkam,“ dedi


sýkýntýyla, “gel, biz bu iþten vazgeçelim bu akþam. Ben yarýn yine gelirim; beni
annenle tanýþtýrýrsýn.“

“Sizi annemle tanýþtýrmak isteyen kim?“ diye huysuzlandý kýz. “Ben sadece bu
akþam biraz daha fazla sizinle birlikte olmak istiyorum; hepsi bu...“

“Yalvarýrým Gübertchinkam, bu gecemiz burada bitsin!“ Koskoca Farusti Kristiev


–korkuyormuþ gibi– zangýr zangýr titriyor; titremesi fýsýltýlý konuþmasýna da
yansýyordu. Zavallý adam neredeyse aðlayacaktý. “Yarýndan baþlayarak yaþamýmýz
tümden deðiþecek, zaten bundan sonra hep birlikte olacaðýz.“

Gübertchinka sinirlenmeye baþlamýþtý. “Bu tavrýnýzý anlamakta zorluk


çekiyorum!“ diye söylendi sesinin tonunu giderek yükselterek.

Bu kez, “yavaþ konuþ“ iþareti yapma sýrasý Farusti“ye gelmiþti. “Tanýmlanmasý


zor, garip duygular kaynaþýp duruyor içimde. Bu geceyi burada kesip daðýlmazsak kötü
olaylarla karþýlaþacaðýz gibi geliyor bana.“

Adamýn söyledikleri kýzýn umurunda bile deðildi. Sabrý taþmýþtý. “Çok uzattýnýz
ama artýk Farusti! Fazla naz âþýk usandýrýr. Öyle deðil mi?“ diyerek, boþ bulunan
adamý kolundan sýkýca tuttuðu gibi annesinin yattýðý odanýn ortasýna doðru savurdu.
Sonra hýzla dönüp, evdeki tek ýþýk kaynaðý olan koridorun cýlýz lambasýný söndürdü.
Ev zifiri karanlýk kesilmiþti.

Farusti bir heykel kadar cansýz, donup kalmýþtý odanýn ortasýnda. Karanlýkta bir yere
çarpma korkusuyla ne ileri bir adým atabiliyor, ne de geri dönmeye cesaret edebiliyordu.
Kýsa zaman sonra gözleri karanlýða alýþtý. Sokak lambalarý hafifçe aydýnlatýyordu
odayý. Aðýr bir koku vardý odanýn içinde: havasýzlýk, yemek, ilaç, idrar... Hepsi

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

birbirine karýþmýþ, odada solunmasý zor bir hava oluþmuþtu.

Gübertchinka usulca arkasýndan yanaþarak adamý solda, pencerenin önündeki kendi


yataðýna doðru itti. Ýkisi yan yana oturdular kanepeye. Farusti yaþlý kadýnýn saðlýksýz
ve ritmik olmayan nefes alýp veriþlerini duyuyordu. Bu garip karanlýkta kadýnla ayný
odada olmak, bu kokuyu solumak, bu nefes seslerini iþitmek –sanki bir cesetle ayný
odada kalmýþçasýna– ölümcül bir korku ve huzursuzluk salýyordu adamýn içine.

Oysa Gübertchinka hiç oralý deðildi. Bir süre annesinin nefesini dinledi. Çocukluðundan
beri edindiði deneyimle bu sesin temposu ve þiddeti, ona annesinin uykusunun derinliðini
belirlemesinde yardýmcý olurdu. Uyku derinliði ölçme iþlemini yapýp durumu güvenli
gördükten sonra, yavaþ yavaþ sevgilisine sokuldu Gübertchinka. Önce adamýn boynunu-
boðazýný öpmeye, ýsýrmaya baþladý. Farusti –paslý çivilerle kaplý bir döþekte
otururcasýna– rahatsýz ve huzursuzdu. Ýki eliyle kanepenin þiltesini kavramýþ, dimdik,
kazýk gibi oturuyor, ne kýza direnebiliyor, ne de onun seviþme isteðine kendini
kaptýrabiliyordu. Gübertchinka“nýn kulaðýna fýsýldadýðý tutku dolu sözlerin, tek bir
sözcük bile kaçýrmadan, sinsi yaþlý kadýn tarafýndan dinlendiði kanýsýndaydý Farusti;
seviþme arzusuyla çýldýran kýzýn gittikçe artan devinimlerini, kadýn yattýðý
karanlýktan kurnazca izliyordu sanki.

Gübertchinka ataklarýný yýlmadan, sürdürmek niyetindeydi. Adamýn kolunu


boynundan aþýrttý ve elini yakalayarak göðsünden içeri soktu. Diri, el deðmemiþ
memelerini Farusti“nin eliyle buluþturdu. Sonra diðer elini de kaptýðý gibi apýþ
arasýna sýkýþtýrýverdi. Ýþte o anda, kýzýn üstünde önü açýk bir sabahlýktan baþka bir
þey olmadýðýnýn farkýna vardý Farusti. Anlaþýlan, bakýcý kýzýn evden çýkmasýyla,
kaþla göz arasýnda, üstünde ne var, ne yok çýkartýp atmýþ, Farusti“nin geliþi için
hazýrlýk yapmýþtý. Aklý baþýndan gitti adamýn. Bedenini sarmalamýþ olan sanal ve
kalýn buz tabakasý eriyiverdi. Ýçini kemiren rahatsýzlýðý, huzursuzluðu bir anda
buharlaþýp yok olmuþ, birdenbire azýtan cinsel dürtüleri ona, yaþlý yatalak kadýný,
saatin kaç olduðunu, evdeki o iç bulandýrýcý kokuyu, her þeyi, her þeyi unutturmuþtu.
Kendini kaybetmiþ durumda kýza saldýrdý. Gübertchinka, tüm bu yer ve zaman
olumsuzluklarýna karþýn Farusti“nin direncini kýrmayý baþarmýþtý.

Daha ilk hamlede sabahlýk sýyrýlýp kaydý Gübertchinka“nýn üzerinden. Pencereden


sýzan solgun sokak ýþýðýnda bile kýzýn bedeni tüm güzelliði ile kendini gösteriyordu.
Ýki sevgilinin seviþme-boðuþmasýna bir süre sonra kanepe dar gelmeye baþlamýþtý;
yavaþça yere, halýnýn üstüne kaydýlar. Oda tuhaf bir görünüm almýþtý. Bir yanda
horultularla derin bir uykuyu yaþayan yaþlý kadýn, diðer yanda biri tam, öteki yarým
soyunuk, birbirlerine aþk dolu, sevda dolu, tutku dolu sözcükleri, “ah“lar, “ohh“lar
arasýnda fýsýldayarak, halýnýn üstünde, çýlgýnca seviþen iki sevgili...

Sokaktaki aðaçlarýn arasýndan süzülüp gelen sokak lambasýnýn soluk ýþýðý, esinti
aðaçlarý salladýkça odanýn tavanýnda, duvarlarýnda garip yansýmalar yaratýyordu.
Çýlgýn seviþme sýrasýnda, artýk iyice karanlýða alýþmýþ Farusti“nin gözü yataða
kaydý bir ara; tüyleri ürperdi. Bir kadavra gibi yatakta büzülmüþ yatan yaþlý kadýnýn
üstünde oynaþýp duran titrek ýþýk, “Sizi gidi sizi!“ dermiþçesine kadýnýn kafasýný

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

sallatýyordu sanki. Oysa ayný gölgelerle oynaþan ýþýk, þehvetten kýpýr kýpýr
Gübertchinka“nýn bembeyaz, diri, güzelim bedeninde üstü iri çiçek desenli dantel bir
sabahlýk etkisi uyandýrýyor, onu daha da çekici, daha da baþtan çýkarýcý gösteriyordu.

Bir süre sonra, coþkunun dozu arttýkça, fýsýldaþmalar konuþmaya, hatta zaman zaman
da kimi ünlemler hafif çýðlýklara bile dönüþtü. Neyse ki tüm bunlar, oldukça aðýr bir
uyku ilacý ile beyni uyuþmuþ yatalak kadýnýnýn uykusunu bölemezdi.

Ama beklenmeyen baþka bir felaket geldi o sýrada baþlarýna. Aslýnda beklenmesi
gerekip de, yazýk ki Gübertchinka“nýn sarhoþ kafasýyla öngöremediði, dolayýsýyla da
önlem almayý akýl edemediði, sürpriz sayýlamayacak bir felaket...

Birdenbire oda aydýnlanýverdi. Gübertchinka, üstündeki Fa-rusti“yi iterek hafif bir


çýðlýk attý. Kapýda, gözleri kan içinde, ayakta sallanan, her bir tarafý titremekte olan
aðabey belirmiþti. Beyinsel özürlülüðün tüm belirtilerinin üstüne kazýnmýþ olduðu koca,
ablak çocuk suratý, inanýlmaz ölçüdeki iri yarý, kaba saba bedenine hiç yakýþmýyordu.
Baþ, bedenin omuzlarý arasýna sanki sonradan monte edilmiþ gibiydi. Kýzgýn bir
gergedanýn kulak týrmalayýcý ýslýklarýyla nefes alýp veriyordu. Koca bir þömine
maþasý vardý elinde. Ýki eliyle sýkýca kavradýðý maþayý baþýnýn üstüne kaldýrmýþ
homurdanýyordu: “Gübertchinkamý öldürecekler!“

“Yapma aðabey!“ diye haykýrdý Gübertchinka can havliyle. “Bu bey kötülük için
burada deðil. O benim niþanlým. Yakýnda evleneceðiz.“ Ama aðabeyin –Farusti
dýþýnda– dýþ dünyayla iliþkisi tamamen kesilmiþti. Gübertchinka’ya bakmadý, onu
duymadý bile. Tüm dikkati profesörün üzerine toplanmýþtý; gözlerini kýrpmadan onu
süzüyordu. Ateþler saçýyordu gözleri.

Farusti bu kýzgýn genç adamýn sözle yatýþtýrýlamayacaðýný anlamýþtý. Çok kýsa bir
süre içinde, karþý konulamaz bir öfkeyle üstüne saldýracaðý besbelliydi. Yaþamýnda ilk
kez canýnýn tehlikede olduðunu duyumsuyordu; ölüm korkusundan –gözüne ýþýk
tutulmuþ tavþan gibi– katýlýp kalmýþtý. Son derecede elveriþsiz bir ortamda
yakalanmýþtý kýzýn aðabeyine. Gübertchinka ile birlikte yerdeydiler. Ayrýca pantolonu
da dizlerine kadar sýyrýk durumdaydý. Ayaða kalkmaya davransa pantolon iyice
bileklerine kadar düþecek, hareket edebilmesi hayli zorlaþacaktý. Pantolona çekidüzen
vermeye çalýþmak da kafasýna koca maþayý yemek demekti. Kendini metresinin kocasý
tarafýndan “iþ üstünde“ yakalanmýþ pis bir zampara gibi görüyor, içinde bulunduðu
acýklý-gülünç duruma hem gülesi, hem de aðlayasý geliyordu.

Sonunda beklenen oldu: Aðabey saldýrýya geçti. Farusti, can havliyle iki eli üzerinde
doðrularak kendisine yaklaþmakta olan genç adamýn apýþ arasýna þiddetli bir tekme
savuruverdi. Suratýndan kan çekildi oðlanýn; bembeyaz kesildi. Acýyla kývranarak
elindeki maþayý attý. Ýki eliyle ön tarafýný kavrayýp öne doðru kaykýldý ve yavaþça
serilmeye baþladý Gübertchinka ile Farusti“nin üstüne doðru. Bayýlmýþtý. Ýkisi de
yerde sürünerek kaçýþtýlar saða sola. Farusti pantolonunu ilikleyerek fýrladý, maþayý
kaptý. Gübertchinka ise telaþla sabahlýðýný üstüne geçirmiþ, aðabeyi ile ilgileniyordu.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Bu arada ikisinin de farkýna varamadýklarý bir þey olmuþtu.

Odanýn lambasýnýn yanmasý ile oðlunun homurtularý annenin aðýr uykusunu


çözüvermiþti. Kadýn gözlerini açtýðýnda kafasýný kaldýrmýþ, solda kapýnýn önünde
elinde maþasýyla beyinsel özürlü zavallý oðlunu, saðda odanýn köþesinde yerde
çýrýlçýplak kýzý ile pantolonu ve külotu dizlerine kadar sýyrýlmýþ yabancý adamý
görmüþtü. Sonra oðlunun adamýn üzerine doðru yürüdüðünü, yabancýnýn þiddetli
tekmesini izledi. Yere yýkýlan oðlanýn öldüðünü sanmýþtý. Oðlunun hayalarýna gelen
tekme kadýnýn beynine ve yüreðine vurulmuþtu sanki. Ne yarý uyuþuk beyni
dayanabilirdi bu darbeye, ne de zaten tekleyen yüreði... Kafasý yastýða düþtü; gözleri
çýrýlçýplak kýzýna kilitli; öylece kalakaldý.

Aðabey kendine geldi. Kaldýðý yerden sürdürmeye kararlýydý kavgayý. Yerinden


doðrulurken Gübertchinka bir þeyler söyleyerek onu tutmaya çalýþtý, ama aðabeyinden
öyle bir dirsek yedi ki, halýnýn üstünden havalanýp kanepeye serildi. Oðlan çýldýrmýþ
gibiydi; yerinden fýrlayýp eline geçirdiði aðýr, metal bir bibloyu, kendisiyle kapý
arasýnda elinde maþayla bekleyen Farusti“nin üstüne salladý tüm gücüyle. Emekli
profesör kendinden beklenmeyecek bir çeviklikle sýçradý yana doðru; biblo uçarak holde
mutfak olarak kullanýlan tezgâhlardan birinin üstünü sýyýrýp önüne gelen ne varsa tuz
buz ederek karþý duvara çarptý, lavabonun içine düþtü, onu da bin parça etti.

“Aman Tanrým!“ diye iç geçirdi Gübertchinka. “Yine tüm konu komþu kapýmýza
gelecek!..“ Oysa komþular, canhýraþ baðýrtýlar, imdat dileyen haykýrýþlar dýþýnda
böylesi gürültülere çoktan alýþtýrmýþlardý kendilerini.

Oðlan, bu kez silahsýz ve baþýný maþadan korumak üzere kollarý havada, yeniden
saldýrýya geçti. Ama Farusti henüz hazýrlanamamýþtý; maþasý yere doðru bakýyordu.
Maþayý kaldýrabildiði kadar kaldýrdý ve soldan saða biçercesine vurdu. “Took“ diye
bir ses iþitildi: Karaciðer üstüne tam isabet! Oðlan derin bir acýyla inledi. Elleri sað
böðründe yavaþça çöktü dizleri üzerine. Genç adamýn bu darbeye karþýn savaþý
sürdürmeye kararlý olduðu anlaþýlýyordu. Baþýný kaldýrýp acý içinde, ama kinle
Farusti“ye baktý. Bu bakýþ, sýrtýnda üç kanlý kýlýçla aðzýnda kanlý salyasý, arena
boðasýnýn matadoruna bakýþýydý.

“Boða“ yeni bir saldýrý için dizleri üzerinden doðrulmaya çalýþýrken bu kez aðýr
maþasýný iki eliyle baþýnýn tepesinde tutmakta olan “matador“, kolunda kalan tüm
güçle maþayý aðabeyin kafasýna geçiriverdi. Oðlan, yüksek bir yerden atýlmýþ içi dolu
bir çuval gibi, yýðýlýp kaldý. Ana-oðul birlikte terk ettiler bu köhne dünyayý. Halýnýn
üstünde oðlanýn kanýyla kýz kardeþinin “bekâret“ kaný birbirine karýþmýþtý.

Gübertchinka aðabeyine atýldý. Sessizce, ölü kardeþinin kanlý saçlarýný okþuyordu. Bir
süre sonra, baþýný kaldýrdý. Dik dik baktý sevgilisine. “Öldürmek tek seçenek
miydi?“ diye çýkýþtý sanki adama.

“Yok, tek deðildi elbette, ikinci bir seçenek daha vardý!“ diye soðukça yanýtladý
Farusti. “O da benim ölmemdi!.. Maþa aðabeyinin elinde kalsaydý, þimdi onun yerinde

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

ben bir ölü olarak yatýyor olacaktým burada. O ise, þu sýrada –elinde kanlý maþasý–
senin icabýna bakýyor olacaktý.“

Hâlâ elinde tutmakta olduðu maþayý yere fýrlattý. Ýki sevgili düþmanca baktýlar
birbirlerine. Adam oda kapýsýnýn pervazýna dayanýp –yorgun, býkkýn, uykusuz–
kýmýldamadan kaldý.

Uzunca bir süre tam bir sessizlik yaþandý. O sessizliðin içinde birden Farusti yaþlý
kadýnýn aritmik horultularýnýn epeydir duyulmadýðýnýn farkýna vardý. Baþýný çevirip
kadýnýn cesedini süzdü. Gözler sonuna kadar açýk, bir noktaya çivilenip kalmýþtý.
Çenesi açýlmýþ, yastýðýn kenarýndan sarkýyordu. Cýlýz bedeni sanki iyice ufalmýþ,
koca yatakta minicik bir yer kaplýyordu.

“Gübertchinka, annen de gitmiþ bu arada!“ dedi buz gibi bir sesle, hiç kýlýný
kýpýrdatmadan.

Kýz fýrladý aðabeyinin baþýndan, annesine koþtu. Baþýný dayadý annesinin baþýna,
hýçkýra hýçkýra aðladý. Bir çeþit öç almak istemiþti annesinden. Kendisine armaðan
edilmiþ takýlarý annesinin tekkeye baðýþlamasýna karþýlýk sevgilisiyle onunla ayný
odada, onun karþýsýnda seviþerek, hatta kýzlýðýndan soyunarak kendince yaþlý
kadýndan öcünü alacaktý. Ertesi sabah da, gece odasýnda, onun karþýsýnda, ondan iki-üç
metre uzakta olanlarý kendisine en ufak ayrýntýsýna kadar anlatarak, yatalak kadýný
çýldýrtacaktý aklýnca. Öç alma operasyonu fena baþlamamýþtý ama, hiç
öngörülmeyecek biçimde, iki ölü vererek tamamlanabilmiþti ne yazýk ki. Þimdi
Gübertchinka piþmanlýk ve utanç içinde yapayalnýzlýðýný duyumsuyordu. “Alo, polis
imdat merkezi mi?“ diye adamýn cep telefonu ile konuþmaya baþladýðýný duydu
Gübertchinka. Þimþek gibi fýrladý yerinden, Farusti“nin elinden telefonu kapýp
kapattý. “Farusti, delirdin mi sen! Polis aranýr mý hiç bu durumda?“ dedi nefes nefese.
Sevgilisine “siz“ yerine “sen“ diyebilmek için iki ölü verilmesi gerekmiþti herhalde.
Deminden beri olan bitenin gerginliði üstüne bir de polis korkusu sapsarý kesmiþti
benzini; kendini düþüp bayýlacakmýþ gibi halsiz buluyordu.

“Ne yapmalý yani sence?“ diye dargýn bir sesle yanýtladý Farusti. “Novoturolsk
Üniversitesi emekli öðretim üyelerinden Dr. Kristiev adi bir cinayet zanlýsý olarak bucak
bucak kaçýp saklansýn mý polisten? Ýþte o zaman gerçekten suçlu olurum. Oysa þimdi
kendim polise teslim olursam, bunun “meþru savunma“ için yapýldýðýný anlatmak
daha kolay olur. Az bir ceza ile kurtulurum belki.“

“Kurtulamazsýn!“ diye hýrladý Gübertchinka adama. Dudaklarý titriyordu.


“Kurtulamazsýn! Ýkimiz de kurtulamayýz! Senin, gecenin üç buçuðunda, bu evde, bu
odada bulunuyor olmaný hiç kimseye anlatamayýz.“

“Ýþte bu sözün çok doðru!“ dedi soðuk ve yapmacýk bir neþeyle Farusti. “Gecenin
üç buçuðunda, bu evde, bu odada bulunuyor olmamý ben kendime bile anlatabilmiþ
deðilim!“

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Kýz bu söze çok bozulmuþtu. “Az önceki seviþmemizi anlatabildin mi bari kendine?“
diye sordu.

Adam utanç ve piþmanlýkla baþýný öne eðdi.

Gübertchinka elinde tuttuðu cep telefonunu uzattý adamýn burnuna: “Polisten önce
Bay Felesnikov“u aramalýsýn.“

Farusti“nin kaný dondu bu adý duyunca. “Sen nereden biliyorsun bu “Bay


Felesnikov“u?“ diye sordu þaþkýnca.

“Hani þu bana beþ maaþým tutarýnda bahþiþ veren arkadaþýn var ya... Ýþte onun
verdiði dolarlarýn arasýna karýþmýþ birkaç kartviziti çýkmýþtý. Oradan adý kalmýþ
aklýmda. Bana çok sevimsiz ve korkutucu gelmiþti ama, sanýyorum son derecede
becerikli bir adam. Ara çabuk þu Bay Felesnikov“u. Hiç kuþkum yok, bu belayý
atlatmada bize yardýmcý olacaktýr.“

Farusti uysallýkla kýzýn dediðini yaptý. Telefonda Meftuni“ye olan biteni anlattý fazla
ayrýntýya girmeden.

“Ah, benim geri zekâlý profesörüm, ah,“ diye iç geçirdi yarý alaylý, yarý da
azarlayarak albay. “Basit bir zamparalýk serüvenini bile içinden çýkýlmaz
karmaþýklýkta bir soruna dönüþtürmeyi nasýl baþarabiliyorsun, doðrusu anlamak zor.“
Bundan sonraki konuþmasý sert ve emrediciydi. “Bulunduðunuz yerden kýpýrdamayýn.
Hiçbir þeye dokunmayýn. Hiç kimseyi aramayýn. Kimseyi eve almayýn. Biz az sonra
ilgililerle orada olacaðýz.“ Adresi ve cep numarasýný aldý, telefonu kapattý.

Gübertchinka alelacele gitti, giyindi. Sonra annesinin baþucuna oturdu. Aðlamaklý


gözleri aðabeyinin cesedi üzerindeydi. Farusti ise uzun süredir kýmýldamadan oda
kapýsýnýn pervazýna çakýlýp kalmýþtý. Bu andan sonra –görevli kalabalýðý evi
doldurana kadar– birbirlerinin yüzüne bakmadýlar; birbirleriyle konuþmadýlar. Gecenin
sessizliði, odanýn havasýzlýðý ve kokusuna iki ölünün varlýðý da eklenince sýkýntýlý
bir gerginlik oluþmuþtu.

Ýkisine de çok uzun gelen tatsýz bekleyiþ, sonunda Farusti“nin telefonunun


çalmasýyla bitti. Meftuni ve polis ekibi aþaðý kapýdaydý. Daire kapýsýný açmalarýný
istedi. Sessizce, apartmaný ayaða kaldýrmadan içeri gireceklerdi. Polis þefi her ikisinin
de ifadelerini alýp zabýt tuttururken, diðerleri yerde yatan ölüyü soðukkanlý bir
nesnellikle incelediler. Tebeþirle iþaretler kondu. Çeþitli açýlardan ölülerin fotoðraflarý
çekildi. Mutfakta önüne ne geldiyse tuz buz etmiþ aðýr metal biblo ile koca maþa kanýt
olarak plastik torbalara konup aðýzlarý mühürlendi; bunlarla ilgili notlar tutuldu.

Yapýlmasý gerekenler bitince adli týp görevlileri ölüleri, yanlarýnda getirdikleri siyah,
fermuarlý ceset torbalarýna koyarak, geldikleri gibi yine sessizce, dýþarýdaki araca
taþýdýlar.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

“Sizi bu gecelik polis merkezindeki nezarethanemizde konuk etmek zorundayýz,“


dedi ikisine de polis þefi. “Ama sabah nöbetçi savcýlýkça ifadeniz alýnýp Suçüstü
Mahkemesi“ne gönderildiðinizde, hiç kuþkum yok, yargýç tutuksuz olarak
yargýlanmanýza karar verecektir.“

Hepsi birlikte kapýyý çekip çýktýlar.

Neredeyse sabah olmak üzereydi.

***

Aksi gibi kuzeydoðudan gelen yeni bir soðuk hava dalgasý tam da o gün ulaþmýþtý
Novoturolsk“a. Zaten hep soðuk olan kent iklimi, bu yeni soðuk dalgasýyla birlikte,
insanlarý burunlarýný dýþarý çýkartamaz duruma getirmiþti. Kar tane tane deðil de bir
sis gibi yaslanýyor; eskimiþ, kirlenmiþ, buzlaþmýþ kitlenin üstünü bembeyaz kýlarken,
kutuptan Sibirya“yý süpürerek kopup gelen acý-keskin tipi tarafýndan daðýtýlýyordu.

Mezarlýk kentin epeyce açýðýnda, ufak bir tepenin kuzeye bakan yamacýna kurulu
olmasýna karþýn, sýkça dikilmiþ selviler ve diðer yaprak dökmeyen aðaçlar dolayýsýyla
rüzgâra, tipiye karþý oldukça korunaklýydý. Yine de iki kiþilik yeni mezar kazmak ve iki
tabutu mezarlarý baþýna kadar elde taþýmak adamakýllý güç oldu. Albay ve
görevlendirdiði adamlar olmasa, bu kötü havada bu iþleri yapacak insan bulmakta
zorlanacaklardý.

Gömülme iþi tamamlanmýþtý. Þeyh efendi mezarlarýn baþýnda son dualarý


okumaktaydý. Rahmetli yaþlý annenin bir gün önce tekkeye yaptýðý deðerli baðýþ
hatýrýna, cenaze namazlarý ile kabir baþý dualarý þeyh efendi hazretleri tarafýndan
üstlenilmiþti. Havanýn elveriþsizliði cenazeye katýlýmý da oldukça etkilemiþti.
Yalnýzca çok yakýn akrabalarla birkaç komþu bulunmaktaydý mezarlarýn baþýnda.
Tavýrlarýndan, þeyh efendinin iþi fazla uzatmadan bitirmesini istedikleri anlaþýlýyordu.
Gübertchinka ile Farusti“nin salýverilmeleri epey geciktiðinden, tekkenin mescidinde
kýlýnan cenaze namazýný kaçýrmýþlar, gömülme töreninin de ancak sonuna
yetiþmiþlerdi. Diðerlerinden daha uzakta bir yerde olan biteni izlemekteydiler.
Geldiklerinde o sýrada orada bulunanlar –Gübertchinka’ya baþsaðlýðý dilemek bir
yana– kafalarýný çevirip yüzüne bile bakmamýþlardý. Arada bir, birkaçý –gözlerinde
nefret ve aþaðýlama– ikisini de baþtan aþaðý süzüyor, sonra baþlarýný çeviriyorlardý.
“Bunlar burada ne arýyor?“ der gibiydiler. Cenazelerine katýldýklarý yaþlý kadýnla
oðlu, uzakta bir yabancý gibi kalmýþ, üzüntü içinde büzülmüþ genç kadýnýn annesi ile
aðabeyi deðildi sanki. Sanki bu iki kiþi, böyle bir törene katýlmalarý uygun olmayan iki
yaratýktý.

Gübertchinka ortada býrakýlmýþlýðýn, ailesinden ve yakýn çevresinden


koparýlmýþlýðýn keskin acýsýný yüreðinde, midesinde, göðsünde duyumsadý. Belli ki
ana-oðlun ölümünden –sevgilisiyle birlikte– kendisi de sorumlu tutuluyor, bunun için de

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

dýþlanýyordu çevresindeki insanlarca. Bu ona annesinin ve aðabeyinin anýmsamak bile


istemediði çirkin ölümlerinden daha çok koydu; içinde öfkeli bir isyan kabardý. Gidip
hepsinin yakasýna yapýþmak, avaz avaz baðýrmak geliyordu içinden: “Ben deðil
miydim, ta çocuk yaþýmdan beri bu iki insana köpek gibi hizmet eden? En pis, en
yorucu, en aðýr iþlerde çalýþarak bu iki insana ekmek parasý getiren ben deðil miydim?
Ben deðil miyim, þimdi ölü olan bu iki insan için, ne çocukluðunu çocuk gibi
yaþayabilen, ne de okuyabilen, gençliðini ziyan eden? Peki, o zamanlar sizler
nerelerdeydiniz? En ufak bir desteðiniz oldu mu bize, akýl verip sýrt sývazlamaktan,
aferinler baðýþlamaktan baþka?“

Gübertchinka, bundan böyle, artýk yapayalnýz býrakýldýðýný seziyordu; tutunabileceði


tek dal Farusti Kristiev“di artýk.

Sonunda þeyh efendinin dualarý bitti. Yerlerinden hiç kýpýrdamamýþ Gübertchinka ile
Farusti dýþýndakiler, kapalý bir yerlere kapaðý atabilmek için koþar adým
uzaklaþýrlarken, ileriden karlara bata çýka koþarak birinin yaklaþtýðý görüldü.
Mezarlarýn arasýndan kývrýlarak giden daracýk yaya yolundan uzaklaþmakta olan
cenaze katýlýmcýlarýna çarparak, onlarý itip kakarak Gübertchinka ile Farusti“ye
yaklaþmaya çalýþýyordu. Gözleri soðuktan ve aðlamaktan kan çanaðýna dönmüþ,
aðzýndan buhar buhar yorgun nefesler saçan öfkeli bu kiþi teyze oðlu Fanustay
Turayevski“nin ta kendisiydi.

Oðlan teyze kýzýnýn yüzüne bile bakmadan saldýrdý Farusti“nin üstüne; okkalý bir
yumruk giydirdi karýn boþluðuna adamýn. Bu saldýrýya hazýrlýksýz yakalanmýþtý
Farusti. Fanustay, midesini tutarak acýyla öne doðru kaykýlmýþ adamýn çenesini ve
diþlerini diziyle daðýtmak üzereyken Gübertchinka, tek bacaðýnýn üstünde dikilmiþ
oðlaný tam zamanýnda itiverdi. Fanustay dengesini kaybetti, arkaya doðru yýkýldý.
Yerinden doðrulmaya çalýþýrken Gübertchinka kapaklanýverdi üstüne. Sular, seller gibi
gözyaþý akýtýyordu.

“Sakin ol Fanustaycýðým, n“olursun sakin ol!“ diye yalvarýyordu oðlana. Sesi çatal
çatal, boðuk çýkýyordu. “Ýkimizin de suçu yok bu felaketin oluþmasýnda; senin
baþýna ant içerim ki yok! Aðabeyimi sen herkesten daha çok tanýrsýn; takýntýlarýný
da... Evvelki akþam benim annemi öldürmeye çalýþtýðýmý sandý: Son anda, komþular
kurtardý beni elinden; yoksa boðuyordu beni. Dün gece de Farusti beni öldürecek diye
tutturdu, saldýrdý üstüne. Adam canýný zor kurtardý.“

“Aðabeyinin yerine keþke o geberseydi!“ diye kinle söylendi Fanustay, bir yandan da
kýzýn omzu üzerinden Farusti“ye öfkeyle bakýyordu. Belki de, adamýn teyze oðlunu
kazayla öldürmesinden çok, sevgili Gübertchinka ablasýna sahip çýkmasýna, onu elinden
almýþ olmasýna sinirleniyordu.

“Ama iþ onunla bitmeyecekti ki... Arkasýndan bana da saldýracaktý; biliyorsun...“

“Doðaldýr!.. Annesinin gözü önünde, sokaktan yakaladýðý adamýn tekiyle kedi-köpek


gibi seviþen karýya ne yapmalý? “Aferin“ mi demeli?“

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

“Bu aptalca adi dedikodulara inanýyor musun sen? Benim böyle bir þey
yapabileceðime bu kadar kolaylýkla mý kanýyorsun? Aþk olsun sana!“

Fanustay“ýn kýzgýnlýðý tam yatýþmamýþtý, ama ilk geldiði ana göre daha
sakinleþmiþti. Üzerine abanmýþ teyze kýzýný dargýnca iterek kendinden uzaklaþtýrdý,
ayaða fýrladý.

“Beni ara Fanustay, yalvarýyorum beni ara!“ diye arkasýndan umutsuzca baðýrdý kýz.
“Cep telefonu numaram Aitcha“da var. Beni yapayalnýz býrakma!“ Yalnýzca Farusti“ye
dayanmayý yeteri kadar güvenli bulmuyor, Fanustay“ýn desteðine de gereksinme
duyuyordu; onu da –diðer akrabalarý gibi– kaybetmek istemiyordu.

Döndü oðlan, dizlerinin üstüne çökmüþ olan Gübertchinka“ya küçümseyerek baktý.


Hiçbir þey söylemeden, yine geldiði gibi, dar patikadan koþarak uzaklaþtý.

Çevrede ikisinden baþka kimse kalmamýþtý. Dakikalarca sessiz, yerlerinden


kýpýrdamadan donmuþ gibi kalakaldýlar. Yavaþ yavaþ sona ermekteydi kýsa kýþ günü.
Aðaçlarýn üstüne abanmýþ kalýn siyah bulutlar da ortalýðý büsbütün karartýyordu.

Neden sonra Farusti kýpýrdadý yerinden; hâlâ yerde, diz üstü duran Gübertchinka“nýn
yanýna geldi yavaþça. “Haydi artýk gidelim, Gübertchinka,“ dedi, “biraz daha
gecikirsek karanlýkta çýkýþ kapýsýný bulamayacaðýz, iskeletler arkamýzdan dalga
geçecekler!“

Gübertchinka son bir kez daha baktý piþmanlýkla annesiyle aðabeyinin taze
mezarlarýna. Sonra baþlarý önde, ayaklarýný sürüyerek yürüyüp gittiler.

***

Fanustay, mezarlýktan ayrýlýþý gibi, yine koþarak, nefes nefese büroya döndüðünde
kendisini patronun görmek istediðini söylediler. Elini, yüzünü yýkadý; çekidüzen verdi
üstüne baþýna. Albayýn yanýna girdi.

Meftuni Felesnikov yapmacýk bir üzüntüyle karþýladý kendisini.

“Duyduðuma göre teyzenle oðlunu kaybetmiþsin. Sana sabýrlar dilerim. Ben


sevineceðin iyi bir haber vermek için çaðýrtmýþtým seni. Sonunda beklediðim haber
geldi,“ dedi. “Seni göndereceðim kampta bir kiþilik yer boþalmýþ. Yarýn sabah
erkenden gelip seni alacaklar.“

“Ne kampý bu, efendim?“ diye sordu genç oðlan. Neye uðradýðýný þaþýrmýþtý.

“Bu kamp senin yaþamýný yeniden düzenlemene yardým edecek bir kamp. Bu kamp

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

sana ve ulusuna gerekli olan her þeyi öðretecek bir kamp. Bu kamp sana Turalýðýný
anýmsatacak, onu sana öðretecek; Turalarýn tarihini, törelerini öðretecek. Turacýlýk“ý
hem aklýnla, hem de duygularýnla yaþamayý öðretecek. Bu kamp sana Ýslam“ý ve
onun yasalarýný da öðretecek. Turalarý çepeçevre kuþatmýþ olan acýmasýz
düþmanlarýný sana gösterecek. Bu kamp, düþmanlarýmýza karþý düþünsel olduðu kadar
bedensel olarak da kuvvetli olmaný saðlayacak; onlarla etkin biçimde savaþabilmek için
gerekli tüm bilgi ve becerilerle seni ve senin gibileri donatacak. Ülkene, ulusuna hizmet
vermenin onurunu, coþkusunu ve mutluluðunu sana yaþatacak bu kamp. Baðýmsýz
Büyük Turania“ya giden yolda ilk adýmý bu kampta atacaksýn.“

Fanustay duyduklarýna inanamýyordu; çýlgýna dönmüþtü sevinçten ve coþkudan. Uzun


zamandýr içinde oluþan istekler sonunda gerçekleþiyordu demek ki. “Ne kadar sürer
efendim, bu kamp?“ diye sordu.

“Gereði ve yeteri kadar!“ diye gizemli bir tavýrla yanýtladý albay.

O gece Fanustay“ýn gözüne uyku girmedi. Sürekli olarak albayýn sesi


kulaklarýndaydý. Ýçi içine sýðmýyordu meraktan ve mutluluktan. Sabahýn bir an önce
olmasýný istiyor, kendisini alýp götürecekleri saati iple çekiyordu.

Tam zamanýnda çýkmýþtý bu kamp iþi. Ailesine, akrabalarýna o kadar fazla meraklý
deðildi. Eþi, dostu, arkadaþý da yoktu pek. Yaþam ile tek baðlantýsý –düne kadar–
Gübertchinka Ablasýydý. Ama, ondan da soðumuþtu, iki ölümle sonuçlanan felaketi
duyduktan sonra. “Þeytan görsün suratýný!“ diye beddua okuyordu kin ve
kýskançlýkla. “Ömür boyu bir daha onu arayýp sormayacaðým. Ne hali varsa görsün!
Artýk benim öyle bir akrabam, arkadaþým yok!“ diye düþünüyordu büroya gelirken, ama
bu düþüncesine kendisi bile inanmýyordu. Mezarlýkta arkasýndan aðlayan Gübertchin-
ka“nýn, “Beni yapayalnýz býrakma!“ diye yalvarýþý –tüm gayretlerine karþýn– bir
türlü kulaklarýndan silinmiyordu. Acaba o hâlâ çocukluðundan beri bildiði, taparcasýna
sevdiði, saf, bozulmamýþ, temiz Gübertchinka Ablasý mýydý? O kadar kötü ve
aþaðýlayýcý davranýp, hakaretler savurmakla haksýzlýk mý etmiþti yoksa ona? Hayýr,
yumuþamamalýydý. Kafasýnda oluþan bu sorularý yanýtsýz býrakmaya, silip atmaya
çalýþýyor, ama baþaramýyordu. Gübertchinka“nýn o güzelim yüzünü yeniden görme,
onunla baþ baþa oturup saatlerce konuþma, dertleþme özleminin depreþmesinden, onu
yaþamýndan silme, unutma istencinin yenilgiye uðramasýndan korkuyordu.

Bu kamp iþi, biraz da bunun için ilaç gibi geldi Fanustay“a. Belli ki kampta hem
kuramsal eðitim görecekler, hem de oldukça aðýr bir komando eðitiminden
geçirileceklerdi. Bu da, sýký disiplinli kampýn oldukça uzun bir zaman sürmesi demekti.

Sabah erkenden gelip aldýlar Fanustay“ý. Gelenler, esmer, kara saçlý, dudaklarýn iki
yanýndan çeneye doðru sarkan kara býyýklý, kara bakýþlý, yontulmamýþ iki genç
adamdý. Turaca konuþuyorlardý, ama dilleri çalýyordu; besbelliydi Tura olmadýklarý.
Zaten Tura-nia“da bu kadar kara kuru, bu kadar kara saçlý, kara kaþlý, kara gözlü adam,
aransa bulunamazdý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Daha kapýdan çýkmadan gelenlerden biri Fanustay“ýn elindeki –akþamdan


hazýrladýðý– valizi kaptý saygýsýzca. Hiç izin istemeye gerek görmeden açarak içindeki
her þeyi didikledi. Sonra kapaðýný kapatmaya bile gerek duymadan kaldýrdýðý gibi attý
valizi bir köþeye.

“Bu aptal eþyalarla dolu valiz taþýnmaz kampa kadar; gereði de yok!“ diye azarlar
gibi konuþtu. “Bunun içindeki hiçbir eþyayý kullanamazsýn orada. Sana gerekli olan
her þey kamp yönetimi tarafýndan saðlanacak. Haydi þimdi düþ bakalým önümüze!“

Kendilerini bekleyen, her tarafý pas içinde, tenteli, eski püskü bir arazi aracýna bindiler.
Adamlar Fanustay“ýn gözlerini sýkýca baðladýktan sonra, araba yola koyuldu.
Hýzlandýkça, çürümeden dolayý üstünde delikler, yarýklar açýlmýþ tenteden giren kutup
soðuðunu taþýyan rüzgâr kamçý gibi þaklýyordu suratlarýnda. Yaptýklarý uzun yolculuk
Fanustay“a hiç bitmeyecekmiþ gibi geldi. Çok garibine gidiyordu, yolda adamlarýn
birbirlerine yaptýklarý abuk sabuk þakalar, itiþip kakýþmalar. Hele hele, yoldan geçen
kýzlara, kadýnlara atýldýðýný sandýðý laflarýn, yapýlan esprilerin düþük düzeyi, yakasý
açýlmadýk küfürlerin “bini bir paralýðý“ katlanýlýr gibi deðildi.

Sonunda araba durdu. Gözlerini açmadan oðlaný indirdiler. Genç adamlardan biri
yanýna yaklaþtý: “Boþuna heveslenme!“ dedi. “Daha çok yolumuz var kampa kadar.
Gözlerin kampa kadar baðlý kalacak.“

Diðeri karýþtý söze: “Arabayla yolculuk burada bitti. Bundan sonrasý katýr sýrtýnda
ya da yaya...“

Az bir süre dinlendikten sonra gerçekten de katýr sýrtýnda yola çýktýlar. Yaþamýnda ilk
kez bir binek hayvaný sýrtýndaydý; hem de gözleri baðlý olarak... Konuþmalardan ve
çevreden gelen çeþitli seslerden anladýðý kadarýyla, kendisiyle birlikte en az dört-beþ
Büyük Ýslam Turania Devleti için savaþçý adayý daha vardý katýrlý konvoyda.

Kampa varmak için yapýlan býktýrýcý, zorlu yolculuk, Fanus-tay“a, kampta


karþýlaþacaðý yaþantýnýn ne kadar aðýr olacaðýna iliþkin ipuçlarýný veriyordu. Gerçi
genç oðlan aðýr bir askeri disiplin altýnda yapýlacak komando eðitimi için toplanýlan
kamptaki yaþantýnýn bürodakine benzemeyeceðini kestirmiþ ve kendini buna
hazýrlamýþtý. Ama, daha yolculuk aþamasýnda yaþadýklarý, karþýlaþacaðý zorluklarýn,
tahmininin çok üzerinde olacaðýný anlatýyordu ona.

Bundan sonraki zor yaþantýyý katlanýlabilir kýlan, kampý düzenleyenlerin ve


katýlanlarýn sahip olduklarý Yüce Ülkü“ydü yalnýzca.

***

Dondurucu, sevimsiz soðuklar epey yumuþamýþtý. Galiba bahar, karýn, buzun, tipinin,
ayazýn ardýndan, kendini, çiçekler açmýþ mis kokulu yüzünü Turania“ya göstermeye

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

niyet etmiþti. Meteoroloji raporlarýnda bu kýþýn en soðuk günü olarak,


Gübertchinka“nýn annesiyle aðabeyinin gömüldüðü gün gösterilmiþti. Anlaþýlan, çatýk
kaþlý kýþ, ayazdan kamçýsýný son kez, Turania“da iþlenmiþ günahlar üstünde
þaklatmýþ, sonra yavaþ yavaþ uzaklaþmaya baþlamýþtý bölgeden.

Farusti yeni yapýlan lüks sitelerden birinde, tüm konforu tamam bir daire satýn almýþtý.
Ancak, Farusti“nin de, Gübertchinka“nýn da böyle bir dairenin nasýl döþenmesi
gerektiðine iliþkin en ufak bir fikirleri ya da görüþleri yoktu; ne yapacaklarýný
bilemiyorlardý. Sonunda iþi tanýnmýþ bir Rus dekoratöre devrederek bu iþten
kurtuldular. Ama, adamýn döþediði eve ilk girdiklerinde beyinlerinden vurulmuþa döndü
ikisi de. Eve konan takýmlarý son derecede rüküþ, rahatsýz, zevksiz bulmuþlardý. Ama
“Modern yeni zengin evleri herhalde böyle döþeniyor“ diye düþünüp seslerini
çýkartmadan eve yerleþtiler.

Sitede yok, yoktu: Açýk ve kapalý yüzme havuzlarý, saunalar, aletli, aletsiz beden
eðitimi salonlarý, kafeterya, sinema, bar, restoran, oyun makineleri ve de tabii yeni
zengin, mafya bozuntusu, kaba saba adamlarla onlarýn boyalý saçlý, bol makyajlý, bol
gürültülü karýlarý ve þýmarýk, huysuz çocuklarý...

Gübertchinka ile Farusti arasýna o uðursuz gecede örülen buzdan duvar, erimeye,
incelmeye baþladý zamanla. Ama iliþkileri hiçbir zaman o gece öncesinin içtenliðine,
sýcacýklýðýna, yakýnlýðýna ulaþamadý; aralarýnda hep bir uzaklýk kaldýðýný
duyumsadý ikisi de. Evlilik, söylenmesi, aðza alýnmasý yasaklanmýþ bir tabu sözcük ya
da kavram gibi ikisi tarafýndan da unutuldu gitti; sözü bile edilmedi bir daha.

O gece yaþananlarýn tüm sorumluluðunun kendinde olduðunu içten içe kabullenmiþ


genç kadýn bir gün, çekilen onca acýnýn, onca gözyaþýnýn altýna gizlenmiþ bir sevinç,
sýrtýndaki aðýr yükten kurtulmuþ olmanýn getirdiði bir rahatlýk duyumsadý içinde.
Bunun þaþkýnlýðý ve utancýyla ezildi. Bu içi kötülük dolu sevinç ve rahatlýðý bir daha
duymamak için talihsiz annesi ile aðabeyini ve onlarýn ölümlerini artýk düþünmemeye,
kafasýndan silmeye karar verdi.

Kýsa bir zaman sonra, o ölümcül günah gecesinde atýlan tohumun karnýnda yavaþça
tomurcuklanmaya baþladýðýný sezdi Gübertchinka. Paniðe kapýldý, nefes nefese gidip
Farusti“ye haber verdi durumu. Ýkisinin de tüyleri diken diken olmuþtu. Bu cenin o
gecenin tüyler ürpertici uðursuzluðunu taþýyacak ve yeryüzüne geldiðinde, bu kötülüðü,
bu uðursuzluðu bir virüs gibi her yana bulaþtýracakmýþ gibi geldi ikisine de. Hemen bir
doktor bulup bebeði aldýrmak istediler. Ýþlem –nedense– oldukça zor gerçekleþti.
Uzun uðraþýlar sonucu “uðursuzluk virüsü“ taþýyan bebek “ölü olarak ele
geçirildi“ ama, annesi de yaþam boyu çocuk yapma yeteneðini kaybetmiþti o arada.

Farusti, Gübertchinka“nýn yalvarmalarýna dayanamayarak –hiç istememesine karþýn–


batýya doðru bir gezi düzenledi. Programda Budapeþte, Prag, Krakov, Varþova, Sen
Petersburg ve Moskova vardý. Doðduðundan beri Novoturolsk“un dýþýna burnunu bile

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

uzatamamýþ Gübertchinka için bu gezi tam bir þölene dönüþmüþtü. Gerçi bu kentlerdeki
tarihsel kalýtlar, müzeler, sanat yapýtlarý ona pek fazla bir þey söylemiyordu ama,
sokaklarda baþka uluslarýn insanlarý ile birlikte olmak, onlarýn davranýþlarýný izlemek,
hiç anlamadýðý dillerde konuþmalarýný dinlemek hoþuna gidiyordu. Tabii, bu arada,
gerekli gereksiz ne gördüyse aldý. Farusti bu çýðrýndan çýkmýþ alýþveriþi biraz
yadýrgýyor, ama bir yandan da, “Adam sen de!“ diye düþünüyordu, “nasýl olsa para
çok! Caný ne istiyorsa alsýn.“

Sonunda, yorgun argýn, yanlarýnda bir kamyonet dolusu bavulla kentlerine döndüler.
Gübertchinka doyamamýþtý geziye. Bunun sýk sýk yapýlmasý gerektiðini, bundan sonra
Ýtalya ve Ýspanya“yý görmek istediðini býkýp usanmadan yineleyip Farusti“nin
baþýnýn etini yiyordu. Farusti ise tüm bu ýsrarlarý yarým aðýzla, “Olur... tabii... neden
olmasýn... düþünelim... bakarýz...“ türü kaçamak yanýtlarla geçiþtirmeye çalýþýyordu.
Ama yeni bir gezi hiçbir zaman kýsmet olmadý ikisine.

***

Günlerden bir gün cep telefonundan arandý Farusti. Ama bir türlü konuþmaya olanak
bulamadý. Yalnýzca uzun süre dinledi telefondaki sesi ve aðzýndan bir tek sözcük
çýkamadan kapandý telefon. Farusti bir süre dalýp gitti. Zaten pek yerinde olmayan
neþesi iyice yok olmuþtu. Gübertchinka“nýn dikkatini çekti bu durum. Neler olduðunu,
telefonla kimin aradýðýný sordu. Farusti gençlik arkadaþlarýndan bir kýsmýnýn bu
akþam biraraya geleceklerini, kendisini de bu toplantýya çaðýrdýklarýný söyledi
sevgilisine. Gübertchinka böylesine keyif kaçýrýcý, can sýkýcý bir arkadaþ toplantýsýný
epeyce garipsemiþti. Ama fazla da üstüne gitmedi.

Akþamüzeri Farusti, “arkadaþ toplantýsý“ için çýkýp gitti.

Verilen adrese yakýn ýssýz bir sokaða park etti arabasýný. Burasý, daha çok Rus
azýnlýðýn yoðun olarak yerleþik bulunduðu mahallelerden biriydi. Çiseleyen yaðmur,
sokaklarý ve kaldýrýmlarý yýkamýþ, pýrýl pýrýl parlatmýþtý. Ayaðýný sürüyerek,
olabildiðince aðýrdan alarak yürüdü kendisinden baþka kimseciklerin görünmediði so-
kakta.

Nedense caný telefonla verilen randevuya gitmeyi hiç mi hiç istemiyordu. Turania için
bile olsa, yeni bir savaþýma katýlmak, yeni insanlarla tanýþmak, onlarla birlikte
çalýþmaya, çatýþmaya itelenmek zoruna gidiyordu. Kalýn, koruyucu kabuðundan
sýyrýlarak kalabalýða karýþmayý caný hiç çekmiyordu, yalnýz ve arkadaþsýz bir yaþam
geçirmiþ asosyal profesörün. Ayrýca zenginliðe, rahat ve sorunsuz yaþantýya çok çabuk
alýþmýþtý; bu düzenin dýþýnda yeni bir serüvene atýlmak, doðrusu hiç iþine
gelmiyordu.

Kendisine telefon ederek buluþmak üzere randevu verenler cep telefonu numarasýný
nereden biliyorlardý? Besbelliydi ki beklenen randevu, cep numarasýný –Gübertchinka

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

dýþýnda– tek bilen, Meftuni Felesnikov tarafýndan düzenlenmiþti. O zaman randevuya


gecikmeden gitmeliydi. Albayýn isteklerine karþý koyacak gücü yoktu. O neyi uygun
görüyorsa onu yapmak zorundaydý. Adýmlarýný hýzlandýrarak telefonda sözü edilen
parký aramaya baþladý.

Akþamýn çökmesi ve yaðmurdan dolayý parkta in cin top oynuyordu. Aðaçlar ve


çalýlarla çevrilmiþ karanlýk yaya yolundan parkýn içerilerine doðru yürümeye baþladý.
Bir yandan da korku içinde çevresine göz gezdiriyor, arada bir arkasýný dönerek peþine
birilerinin takýlýp takýlmadýðýný kontrol ediyordu. Saðda solda bazý banklarda birkaç
berduþun uzanýp sýzdýklarýný gördü. Labirente benzeyen yollarda yönünü
þaþýrmamaya dikkat ederek koþarcasýna ilerlerken, birden aðaçlarýn bittiðini ve önüne
çýkan geniþ çimenlik alanýn ortasýnda bir kilise bulunduðunu gördü, rahat bir nefes aldý.

Çevresindeki park lambalarýnýn solukça aydýnlattýðý kilisenin çok eski, ahþap bir yapý
olduðu anlaþýlýyordu. Ürkek bir tavýrla kapýyý zorlayarak içeri süzüldü. Girdiðinde
gördüðü ilk þey, titrek mum ve kandil ýþýðýnda arkasý dönük dua etmekte olan papaz
oldu. Kendisi de gidip sýralardan birine oturdu. Kilisenin içindeki her þey öylesine garip,
öylesine ürkütücüydü ki, piþman olmuþtu geldiðine. Gözleri yarý karanlýða alýþtýðýnda
kendisiyle birlikte sýralarda iki kiþi daha olduðunu ayrýmsadý. Arada bir dönüp,
kendisini süzdüklerini sezer gibi oldu kaçamak bakýþlarla. Ýçerde derin bir sessizlik
vardý.

Az sonra önce biri, arkasýndan diðeri yerlerinden kalkarak arkadaki kapýdan çýktýlar.
Önce kalkanýn bir kadýn olduðu anlaþýlýyordu. Dua etmekte olan –ya da dua
ediyormuþ gibi görünen– papaz kadýnla bakýþtýktan sonra diz çökmüþ olduðu yerden
kalkarak Farusti“nin yanýna yaklaþtý. Avuç içleri bitiþik elleri tanrýya yakarýr
konumunu sürdürerek yanýndan geçerken, “Beni izleyin lütfen, Dr. Kristiev!“ diye
mýrýldandý. Kapýya ulaþtýklarýnda, papaz kapýyý tutarak Farusti“ye yol verdi ve
odaya kendisi girmeyerek, arkasýndan kapýyý çekti. Kadýnla adam içerdeydiler, ama oda
tek mumla aydýnlatýldýðýndan ve onlar da kendilerini mumdan uzak tuttuklarýndan
yüzleri seçilemiyordu. Anlaþýlan, Farusti“ye karþý yeterli güven oluþmadan kendilerini
göstermeye niyetleri yoktu.

“Ýzlendiniz mi, Dr. Kristiev?“ diye sordu kadýn.

“Yoo!“ diye yanýtladý profesör kayýtsýzca. “Ýzlenmem mi gerekiyordu? Ne


yapmýþ olabilirim ki izlenmek için?“ Bu bayat casusluk oyununa sinirlenmeye
baþlamýþtý. Dalga geçmek istedi: “Tabii, eðer parkta banklarýn üstüne serilip yatmýþ
berduþlar benim ya da sizin izleyicileriniz deðilse!..“

Bu son söz adamla kadýnýnýn üzerinde soðuk duþ etkisi yapmýþtý. Birbirlerine baktýlar
ürkmüþçesine.

“Nereden biliyorsunuz onlarýn bizim adamýmýz olduklarýný?“ diye adam safça


sorunca kadýndan sert bir dirsek yedi. Aðzýndan kaçan sözün suçluluk duygusu içinde
korkuyla baktý kadýna. “Acaba kuþku verici bir tavýrlarýný mý gördünüz, diye sordum.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Onlar en seçme adamlarýdýr örgütümüzün de.“

Þaþkýnlýk sýrasý Farusti“deydi bu kez. Dalga geçmek için bir söz atmýþtý ortaya, ama
balýk oltaya gelmiþti. Hiç renk vermedi. Çatmak için uygun durumu yakalamýþtý:
“Onlarýn görevli olduklarýný anlamamak için geri zekâlý olmak gerek!“ diye
fýrçaladý adamý. Sonra kadýna dönüp konuþtu: “Siz bu casus-hýrsýz-polis senaryolarý
ile oyalanmaya çalýþýrken iþ iþten çoktan geçmiþ olacak; Turaniamýz Müslüman-ulusçu
Tura kardeþlerimizle ithal malý Ýslamcý yobazlar tarafýndan afiyetle yenilip
yutulacak!“

Kadýn konuyu deðiþtirmek istedi. “Örgütümüze yaptýðýnýz akýl almaz büyüklükteki


baðýþýnýz için örgüt adýna size minnet ve þükranlarýmýzý sunuyoruz. Ama, ayrýca sizi
örgütümüzün etkinliklerinde de görmek istiyoruz. Sizin gibi kültür ve bilgiyle dolu bir
kafaya ve kuvvetli bir kaleme gereksinimimiz var Dr. Kristiev.“

Konuþmalar sonunda Farusti“nin görevi saptandý: Rusça ve Turaca olarak iki dilde
yayýmlanan örgütün gazetesi Yeni Hedef“e, Ruslar ile Ortodoks Turalarý ve ülkenin
aydýn-laik kesimini Ýslamcýlara karþý kýþkýrtmak, onlarý örgütün belirlediði
“hedef“e kilitlemek üzere akla, ama daha çok duygulara seslenen coþkulandýrýcý
makaleler yazacaktý.

Farusti bu göreve çok sevindi. Hiç deðilse becerebildiði, yapmaktan zevk alabileceði bir
iþle harekete katkýda bulunacak olmasý umutlandýrmýþtý onu.

Kadýn, profesörün örgütle iliþkisinin yalnýzca ikisi tarafýndan saðlanacaðýný, örgütün


güvenliði için, profesörün baþka kimseyle görüþmeyeceðini kendisine “teblið“ etti.
Yazýlarýný ise, daha sonra kendisine bildirilecek e-posta adresine, imzasýz ya da takma
adla göndermesi kararlaþtýrýldý.

Yine evlere þenlik bir casus romaný gizemi içinde kiliseden ve birbirlerinden deðiþik
yönlere doðru ayrýldýlar.

***

Tüm bu yaylalar bizim,

Bu daðlar, bu ovalar.

Hiçbir þeyden yýlmayýz,

Biz gözü pek Turalar.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Þanlý tarihimizde

Ne savaþýmlar yatar.

Kýlýçlar elimizde,

Biziz yýlmaz Turalar.

Atasýyýz hepsinin,

Türk, Özbek ve Kazaklar.

Tatar“ýn, Azeri“nin

En büyüðü Turalar.

Ellerinde çapraz tutulmuþ Kalaþnikovlar, koþar adým talim alanýnda topluca dönüp
dururken bir yandan da bu marþý, koþunun ritmine uydurulmuþ olarak ve gýrtlaklarý
paralanýrcasýna söylüyorlardý. Bunun gibi üç marþ daha vardý ama, en güzeli ve en
yürekleri titreten buydu. Fanustay ve arkadaþlarý bu marþlarý her söyleyiþlerinde
yürekleri yurt ve ulus sevgisiyle daha da çok çarpýyor, coþkularý seslerini daha da
gürleþtirip yamacýnda bulunduklarý daðýn kayalarýný daha þiddetli titreþtiriyordu. Genç
oðlan marþ söyleyerek koþarken, bir yandan da bu marþlarý niçin daha önceleri okulda
kendilerine öðretmediklerini, bu marþlarýn niçin radyolarda, televizyonlarda tüm ülkeye
dinletilmediðini þaþkýnlýk içinde kendi kendine soruyordu. Büyük Tura Devleti
kurulduðunda bu iþ, kesinlikle savsaklanmadan uygulanmalýydý.

Fanustay çok kolay alýþmýþtý Büyük Turania Savaþçýlarý Kampý“nýn aðýr disiplinli
yaþamýna. Bu ortamda yaþamayý seviyordu. Bu yaþam biçimi ondaki yalnýzlýk, boþluk,
hiçlik, kendinden utanma, kendini aþaðýlama, kendine ya da baþkalarýna acýma gibi
saðlýksýz duygularý kurutmuþ, kiþiliðini kökten deðiþtirip güçlendirmiþti. Buradaki
gençlere düþünmek, kendi kendine olmak, yalnýz kalmak olanaðý tanýnmýyordu. Her
þey birlikte yapýlacak, birlikte çalýþýlýp yorulunacak, birlikte dinlenilecekti. Fanustay
buna seve seve katlanýyor, hatta daha da fazla yorulmak için çaba harcýyordu. Hiçbir þey
düþünemiyordu çok yorulduðu zaman. Kampta kendisine öðretilenlerin dýþýnda, kafasý
hiçbir þeye çalýþmýyor, hiçbir þey onu ilgilendirmiyordu. Ailesini tümden unutmuþ,
kafasýndan silmiþti. Yalnýz, arada bir, Gübertchinka Ablasý aklýna düþüyor, ama o bu
düþünceyi kafasýndan þiddet ve nefretle kovalamaya çalýþýyordu.

Kamp, bir daðýn ovayla buluþtuðu yamaçlarýna kurulmuþtu. Eski bir çiftliðin evleri,
ahýrlarý, ambarlarý yeniden elden geçirilmiþ, ayrýca öðrencilere yatakhanelik yapacak
dört teneke baraka eklenerek ciddi bir askeri tesis oluþturulmuþtu. Kampta bulunan her

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

þey, dýþarýya karþý o kadar ustaca gizlenip araziye uydurulmuþtu ki, çok yakýnlarda
olan birisi bile çýplak gözle kampý sezemezdi.

Kampta yaþam sabah saat altýda baþlýyor, tüm gün dolu dolu yaþanarak, akþam saat
ona kadar sürüyordu. Deðiþimli olarak aletli-aletsiz beden eðitimi, askeri eðitim, silah
eðitimi, Uzakdoðu sporlarý, komando eðitimi, ikili savaþýmlarda süngü, býçak ve boðma
teli ile düþmaný öldürme talimleri, bubi tuzaðý kurmak, molotov kokteyli, el yapýmý
mayýn hazýrlamak için pratik yöntemler, iþkenceyle adam konuþturmak ve türlü iþkence
yöntemleri, S.S.C.B. paraþütçü komando indirme alaylarýnda görev yapmýþ Müslüman
Tura kökenli eski subay, astsubaylar ile Suudi Vahabilerce finanse edilen Çeçen þeriatçý
gerillalar tarafýndan uygulamalý olarak öðretiliyordu.

Ayrýca, tüm bu askersel-bedensel eðitimin arasýna, elbette ki çok sýký kuramsal eðitim
dersleri de serpiþtirilmiþ durumdaydý. Bu süreler içinde Turacýlýk ülküsü, Tura töreleri,
Turalarýn tarihi anlatýlýyordu. Dersleri veren Tura ulusçuluðu ideologlarýna göre,
Moðollar, “Türkiler“ denen Orta Asya uluslarý, Azeriler ve Ön Asya Türkleri
Turalardan türemiþlerdi. Bu yüzden, tüm bu uluslarýn biraraya gelip Büyük Tura
Devleti“ni kurmalarý iþten bile deðildi ve bu oluþumu Turalar çok rahatlýkla
baþaracaklardý. Hatta bazý öðretmenler daha da ileri gidip, Ruslarýn bile Slavlaþmýþ
Tura olduklarýný, kesinleþmiþ bir tarihsel gerçek olarak öne sürüyorlardý.

Öðrenciler arasýnda sýký fýký arkadaþlýklardan pek fazla hoþlanmýyordu kamp


komutanlýðý. Oluþacak dostluðun, arkadaþlýðýn ve sevginin, öðrencileri yumuþatacaðý,
onlarýn sertliklerini, acýmasýzlýklarýný törpüleyeceði düþünülüyordu. Ýlerde bu
öðrenciler arasýnda “davadan dönen“ olursa, “saðlam“ savaþçý, arkadaþlýk ve
sevgi baðýyla baðlý olduðu bu kiþiyi kolaylýkla ortadan kaldýrabilir miydi?

Kamp komutanlýðý bu oluþumu önlemek yolunda iki yöntem geliþtirmiþti:

Birincisi, her gece tüm öðrencilerin yataklarý deðiþtiriliyor, böylece birbirlerine yakýn
yatmakta olanlarýn aralarýnda dostluðun geliþmesi önlenmiþ oluyordu.

Ýkinci yöntem ise çok özgündü. Kamp komutanlýðý öðrencilerin en az haftada bir
oynamalarý için yeni bir oyun icat etmiþti: “Dövme Oyunu“! Bu oyun þöyle
oynanýyordu: Öðrenciler rastgele, her yeni oynanýþta deðiþen, beþer kiþilik gruplara
ayrýlýyor, her grup da, kura ile aralarýndan bir “dövülen“ seçiyordu. Her grubun
“dövülen“inin üstüne Turalarýn düþmanlarý olan devletlerin bayraklarý, gençleri
sinirlendirip öfkelendirecek çeþitli simgeler, Turalara düþman olduklarý varsayýlan
birtakým yabancý devlet adamlarýnýn fotoðraf ya da karikatürleri iliþtiriliyordu. Böylece
“döven“ dört öðrencinin “dövülen“in kiþiliðinde Tura düþmanlarýný görerek ona
hýrslanmalarý, öfke ve kin içinde saldýrganlaþmalarý saðlanmýþ oluyordu. Derken,
kamp komutanýnýn düdüðü ile birlikte, her grubun “döven“leri, o grubun “dövülen“inin
üstüne saldýrarak –neredeyse öldüresiye– onu dövüyorlardý.

Komutanlar, “döven“lerin içinde, “dövülen“e acýdýðý için yeteri kadar vurmayan,


ya da dövüyormuþ gibi yapýp da aslýnda gerçekten dövmeyen birini gözlediklerinde,

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

hemen oyunu durdurup bu kiþi ile “dövülen“in yerini deðiþtiriyorlardý. Tabii kimse
“dövülen“e dönüþmek istemediði için, var güçleriyle dövmeye çalýþýyorlardý.

Kendisine verdikleri postalýn bir numara küçük olmasýndan dolayý ayaðý fena halde
sýktýðýndan acý çeken bir genç durumu komutanýna aktarýp yeni bir postal istediðinde
komutandan suratýna okkalý bir þamar yemiþ ve yanýndan kovulmuþtu. Fanustay,
çaresizlik ve acý içinde kývranan gencin postalý ile, oldukça bol gelen kendi postalýný
deðiþ tokuþ yaparak oðlaný bu iþkenceden kurtardý. Oðlancýk hiç beklemediði bu
yardým ve yakýnlýk karþýsýnda Fanustay“a içtenlikle teþekkürler etmiþ, ona minnettar
kalmýþtý. Birkaç gün sonra ikisi “Dövme Oyunu“nda ayný beþli içine düþtüler. Bu
beþli için çekilen kurada Fanustay“a çýktý “dövülen“lik. “Döven“ dörtlü arasýnda
bulunan, ayaklarý rahatlamýþ oðlan, minnet borcuyla dolu olduðu Fanustay“a vurup, onu
dövmeye bir türlü kýyamamýþtý. En sonunda durum komutanlar tarafýndan görüldü ve
“döven“le “dövülen“ yer deðiþtirdi. O an“a kadar diðer üç “döven“ tarafýndan kötü bir
dayak yemiþ olan Fanustay –bir daha ’dövülen’liðe dönmemek için– zavallý oðlaný
deliler gibi dövmüþ böylece oðlanýn minnet duygularýný nefrete dönüþtürmeyi
baþarmýþtý.

Çeþitli silahlarla sabit, cansýz hedeflere yapýlan atýþ eðitimleri tamamlandýðýnda, sýra
“canlý“ hedeflere gelmiþti. Bunun için çeþitli kentlerden toplanmýþ sokak kedileri ve
köpekleri kullanýlýyordu. Hayvanlar önce uzaktan tüfeklerle öldürülüyordu genç
öðrencilerce. Sonra daha yakýndan, bu iþ tabancayla yaptýrtýldý. En sonunda da, býçak
ve boðma telleri kullandýrýldý. Burada amaç bir yandan savaþçý adaylarýný acýma,
sevecenlik gibi duygulardan bütün bütüne arýndýrmak, diðer yandan da bir canlýyý
öldürme zevkini onlara tattýrmaktý. Çünkü bu tür eðitimin uzmanlarý, insan ya da
hayvan öldürme zevkini tatmýþ birinin, artýk bu zevkin baðýmlýsý olacaðýný,
yaþamýnýn sonuna kadar da ölüm ve kan olmazsa rahat yüzü göremeyeceðini çok iyi
biliyorlardý.

Görüldüðü gibi, yakýn geleceðin Büyük Turania Savaþçýlarý bu tür kamplarda çok iyi
ve özenli bir biçimde yetiþtiriliyorlardý.

Talim alanýnda koþarak dönüp durmaktayken, bir komutla baþka bir marþa geçtiler genç
savaþçýlar:

Ya Allah Bismillah, Allah-u Ekber.

Islam Turania“ya kim göz diker.

Ezilsin beyinler, kirilsin eller.

Defolsun ülkeden rezil kâfirler.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Güzel ülkesinden cesur Tura“nin,

Dogacak parlak günesi Islam“in.

Bu zulüm, bu zorbalik, artik yeter.

Ya Allah Bismillah, Allah-u Ekber.

***

Gübertchinka“nýn annesinin ve aðabeyinin bakýcýsý küçük komþu kýzý Aitcha endiþe


ve sýkýntý içinde kývranýyordu telefonda; konuþurken aðladýðý belli oluyordu. Kendini
bildi bileli taptýðý, hayran olduðu, bayýldýðý Gübertchinka Ablasýyla görüþüp
dertleþmek, baþýna gelenler için ondan akýl almak istiyordu.

Gübertchinka önce kuþkulandý Aitcha“nýn kendini aramasýndan. Mahalle halký ile


akrabalar Gübertchinka“nýn nerede oturduðunu, nasýl bir yaþantýsý olduðunu
öðrenmek, ondan haber alabilmek için küçük komþu kýzý kullanýyor olabilirlerdi. Öyle
olsa bile bu genç kadýn için yine de sevindiriciydi. Kendisiyle hâlâ ilgilenmekte
olduklarýný gösterirdi yakýn çevresinin; eðer öngörüsü doðruysa... Ayrýca biriyle
konuþmaya, arkadaþlýk etmeye uzun zamandýr hasret kalmýþtý. Çok yalnýzlýk
çekiyordu sitede; can sýkýntýsýndan patlýyordu. Kimseyle dostluk, ahbaplýk
kuramamýþtý burada. Sitede oturan boyalý saçlý yeni zengin karýlarý –nedense– bir
türlü yüz vermemiþlerdi Gübertchinka“ya. Belki de onun bir zamanlar üçüncü sýnýf bir
lokantada garsonluk yaptýðýný bilen birileri, bunu kulaktan kulaða sitede yaymýþlardý.
Farusti ise o gizemli arkadaþ toplantýsýndan beri neredeyse yatmaktan yatmaya
geliyordu eve; hatta, arada bir onu bile yapmýyor, geceyi dýþarýda geçirdiði oluyordu.
Gübertchinka“nýn içi bu yüzden sevinçle hop etti küçük kýzýn sesini duyunca. Adresini
verip hemen Aitcha“yý yanýna çaðýrdý.

Kýz –üzüntü ve korkudan olsa gerek– yemekten içmekten kesilmiþ, iyice


zayýflamýþtý. Doyasýya sarýldý çok özlediði Gübertchinka Ablasýna, hýçkýra hýçkýra
aðladý baþýný göðsüne gömerek.

Ve baþladý anlatmaya, aðlamalar, burun çekmeler arasýnda:

Gübertchinka“nýn, annesi ve aðabeyinin ölümüyle birlikte, ailesi yok olup evi


kapanýnca, Aitcha“nýn anne ile aðabeye bakma karþýlýðý aldýðý ufak ücret de yok
oluyor doðal olarak. Genç kadýnýn komþularý olan küçük kýzýn ailesinin zor dikiþ
tutmuþ bütçesinde, bu yüzden yamanamaz büyüklükte koca bir delik açýlmýþ oluyor.
Bunun üzerine, Aitcha“nýn yoksulluðun eþiðindeki ailesi kýza yeni bir iþ arama peþine
düþüyorlar, ama uygun bir iþ bulamýyorlar bir türlü. En sonunda kýzý
Gübertchinka“nýn çalýþmýþ olduðu lokantaya garson yamaðý olarak vermek

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

akýllarýna düþüyor. Ama, lokantada çalýþmanýn zorluklarýný, yýpratýcýlýðýný


Gübertchinka Ablasýndan en ince ayrýntýsýna kadar dinlemiþ olan Aitcha bu iþe isyan
edip tüm gücüyle karþý çýkýyor. Bu baþkaldýrý, geçim sýkýntýsýndan iyice bunalmýþ
babasý tarafýndan evrile çevrile dövülmesiyle son buluyor. Çaresiz, bir süre lokantada
çalýþmak zorunda kalýyor.

Lokantadaki bu aðýr çalýþma ortamýndan fena halde sýkýlmaya baþlayan,


Gübertchinka“nýn evindeki tembel yaþama alýþmýþ Aitcha, þeytana uymakta
gecikmiyor: Takuyittin Efendi Hazretleri Dergâhý“nýn, Gübertchinka“ya armaðan
pýrlantalý takýlarý iç eden þeyhini mahallelerindeki tekkesinde ziyaret etmeyi aklýna
koyup, günün birinde de çalýyor kapýsýný þeyh efendinin. Aitcha –belleðinde ha bire
yanar döner ýþýklar saçan pýrlantalar– hoca efendiye sýrnaþýp yanaþmayý kuruyor
kafasýnda. Aç gözlü kýz, kendisi gibi aç gözlü þeyh efendiyle yakýnlaþýp pýrlantalý
taký takýmýndan hiç deðilse bir parçayý aklýnca elde etmeyi düþlüyor. O takýmýn
küçücük bir parçasýnýn bile ailesini ve kendisini rahatlatacaðýný, çalýþmaya gerek
kalmayacaðýný çok iyi biliyor küçük kýz.

Þeyh efendiye, para kazanmasý için kendisini üçüncü sýnýf içkili bir lokantada,
Gübertchinka Ablasýnýn çalýþmýþ olduðu o pis yerde –hem de Gübertchinka
Ablasýnýn baþýna gelen bunca þey henüz unutulmamýþ iken– garson yamaklýðý
yapmaya zorlayan annesini, babasýný þikâyet ediyor abartýlmýþ aðlamalarla. Ama bu
arada, ailesinin çok zor durumda olduðunu, kendisinin herhangi bir biçimde, kesinlikle
para kazanmasý gerektiðini de söylemeyi unutmuyor. Eðer þeyh efendi uygun görürlerse
–az bir ücrete de olsa– onun yanýnda çalýþmasýnýn kendisi için en iyi, en namuslu
çözüm olacaðýný belirtiyor.

Þeyh efendi tabii ki çok sinirleniyor genç kýzýn içkili lokantada çalýþmasýna; bir
yandan da küçük lokmanýn aðzýna düþmesine için için sevinerek... Aðzýndan tükürükler
saçarak, annesiyle babasýný yanýna çaðýrtýp onlarý bir güzel azarlýyor küçük kýzlarýný
domuz eti yenen, içki içilen bir yerde çalýþtýrdýklarý için. Tekkesinin kýsýtlý parasal
olanaklarýna, ayrýca da, þu anda pek gereksinme olmamasýna karþýn, sýrf kýzý o
aþaðýlýk yerden kurtarmak ve yoksul ailenin geçimine ufak bir katkýda bulunabilmek
umuduyla küçük kýzý yanýna yatýlý olarak aldýðýný aileye bildiriyor. Aile de þeyh
efendi hazretlerinin bu iyi yürekli davranýþý karþýsýnda teþekkür ve minnet
duygularýyla kýzlarýný tekkeye teslim ediyor.

Uyanýk küçük kýz, amacý doðrultusundaki ilk adýmý atmýþ olmanýn ve lokanta
iþinden kurtulmanýn sevincini yaþýyor. Hoca efendinin hizmetinde çalýþmaya, onun
küçük sataþmalarýna iþvelerle, þirinliklerle çanak tutmaya baþlýyor. Önceleri küçük
sýkýþtýrmalar, okþamalar, ellemeler derken, iþ zamanla daha da büyüyerek yatakta
bitiyor. Kýyý-köþe temizlik, yemek, bulaþýk, gelen konuklara hizmetle birlikte her sabah
ve her akþam þeyh efendinin bitip tükenmek bilmeyen isteklerini de dindirme göreviyle
yükümlü kýzcaðýz, lokantadakinden daha da aðýr bir çalýþmaya atýldýðýný anlamakta
gecikmiyor. Aradan günler haftalar geçiyor, ama pýrlantanýn “p“sinin bile sözü
edilmiyor. Sonunda, bir gün konuyu efendi hazretlerine açacak gibi oluyor, ama aðýr
hakaretler, küfürlerle kovuluyor huzurdan.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Gübertchinka Ablasý ile konuþmadan birkaç gün önce, pýrlantanýn “p“si yerine piçin
“p“sinin karnýnda büyümeye baþladýðýný anlýyor, ablasýný bu yüzden panik içinde
arýyor.

Gübertchinka kin ve kýzgýnlýkla sarsýldý. Uðursuz pýrlanta taký annesinin, aðabeyinin,


kendisinin baþýný yediði gibi küçük, hýrslý komþu kýzýnýn da baþýný yemiþti. Bu
armaðaný kendisine veren Farusti“ye içinden nefretle söylendi. Kendisini kurtardýðý
gibi Aitcha“yý da kurtarmalýydý karnýnda peydahlanan bu kötülük tohumundan.
Küçük kýza kendisini bu münasebetsizlikten kurtaracaðýný, yok yere canýný
üzmemesini söyledi. Aitcha, bununla yetinmedi. Gübertchinka Ablasýnýn yanýnda
kalmak istiyordu. Evin tüm iþlerini üstlenir, ablasýnýn hizmetinde o ne isterse yerine
getirirdi, yeme, yatma ve ufak bir cep harçlýðý karþýlýðýnda. Aslýnda Gübertchinka da
düþünmüþtü bunu; kýzcaðýzý bu durumda zaten geriye, mahallesine gönderemezdi.
Ayrýca yalnýzlýðýn boðucu sessizliðinde akýp giden tekdüze yaþantýsýnda yeni bir
renk, bir can yoldaþý olacaðýný düþünmüþtü kýzýn. Ama Farusti“ye danýþmadan
aðzýný açmak istememiþti.

Farusti o akþam –hiç beklenmedik biçimde– çok erken geldi eve; yorgun, huzursuz ve
uykusuzdu. Olan biten bir kez de ona anlatýldý. Profesör tabii bu iþe çok sinirlendi,
kýzýp köpürdü; aðzýna geleni döküp savurdu Ýslamcýlara, onlarýn çaðdýþý
tarikatlarýna. Aslýnda –Ýslam yobazlarý ile ilgili böyle bir olay yakalamýþ olmaktan
dolayý– sevinç içindeydi. Gübertchinka’ya kýzýn karnýndaki ’Ýslam tohumu’nu
yerinden söküp atmanýn gerekli olduðunu, Aitcha“yý ertesi gün, kendisine kürtaj
yapmýþ olan doktora götürmesini söyledi ve onlardan önce davranýp, “Kýzý artýk
salmayalým mahallesine“ diye ekledi endiþeli bir yüzle. “Ailesinden ve kahrolasý
tekkeden gelecek tehlikeli saldýrýlara karþý koyamaz zavallýcýk. Bizle birlikte kalsýn.
Hem arkadaþlýk, can yoldaþlýðý yapar sana, hem de ev iþlerinde yardýmcý olur.“

Aitcha da, Gübertchinka da mutlu olmuþlardý bu sözlere.

Farusti kýzý çekti karþýsýna. Röportaj yapan bir usta gazeteci edasýyla cebinden küçük
bir not defteri çýkartarak Aitcha“yý soru yaðmuruna tuttu. Önemli bulduðu noktalarý
defterine not ediyordu kýz anlatýrken.

En baþta tekkenin bulunduðu yerin tam adresini istedi ve yazdý. Sonra içeri kimlerin
girip çýktýðýný, içerde neler yapýldýðýný en ufak ayrýntýsýna kadar öðrendi küçük
kýzdan. Tekkenin ve þeyh efendi hazretlerinin çevrede ne kadar etkili olduklarýný,
çevrede oturan insanlarýn tekkeyle fazla ilgileri olup olmadýðýný sordu. Sordu ama,
sorduðuna soracaðýna da bin piþman oldu; kýzýn yanýtý kahredip üzüntüye boðmaya
yetti profesörü.

Önceleri mahalleden hiç kimse dikkate almamýþ bu tekke kuþlarýný. Ama zamanla,
çarpýk ve çaðdýþý öðretilerini çevredeki insanlara alttan alta iþlemeye baþlamýþlar.
Yoksullara yardým eli uzatmýþlar, gereksinmesi olanlara para ya da gýda yardýmý
yapmýþlar. Uygar görünüþlü, iyi giyimli birtakým genç adamlar ve çok modern

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

görünüþlü, ama baþý türbanlý genç kadýnlar evleri tek tek ziyaret ederek ev halkýný
armaðanlara boðmuþlar, dostluklar kurup ikili iliþkileri geliþtirmiþler, beyinleri
yýkamýþlar ve haftanýn belirli günleri tekkede toplanmayý kabul ettirmiþler
insancýklara. Bu toplantýlarda þeyh efendi ve kýdemli inanmýþlarý, toplantýya gelenleri
kâh þaþýrtýp kâh korkutarak kendilerine çekmeye baþlamýþlar.

Þimdi –kýzýn ailesi baþta olmak üzere– çevredeki insanlarýn en az yarýsýndan fazlasý
tekkenin sürekli ve sadýk “müdavim“i durumuna gelmiþ. Mahallelinin yaþam biçimi,
davranýþlarý, kýlýk-kýyafetleri –þeyh efendi hazretlerinin inandýrýcý anlatýmlarý,
cennet, cehennem, günah korkutmacalarýnýn yardýmýyla– Arap-Acem biçemine
dönüþme yolunu tutmuþ. Hemen hemen, kalpaðýnýn altýnda takkesi olmayan er kiþi
kalmamýþ. Yöredeki çoðunluk sakal býrakmýþ; hatta bir bölümü, iyice aþýrýya kaçarak,
cüppeli-sarýklý giysilere bürünmüþ. Þimdiye kadar, yalnýzca soðuktan korunmak için
baþlarýna þal sarýnan, þapka, kalpak giyen hatun kiþiler ise bugünlerde saçlarýnýn bir
telini bile göstermeyen, dudaklarýný “þehvet dolu“ bakýþlardan gizleyen türbanlarla
dolaþýr olmuþlar.

Kýzýn anlattýklarýndan anlaþýldýðý kadar, buna benzer ülkelerde uygulanan yöntem


burada da uygulanmýþ ve baþarýlý sonuçlar yavaþ yavaþ alýnmaya baþlanmýþ bile.

Farusti sorgu-suali bitirdikten sonra yemek yendi. Düþünceli ve sýkýntýlýydý profesör;


hiç konuþmadý. Yemeðini alelacele yedikten sonra bir iþi olduðunu söyleyip arabasýna
atladý gitti. Gübertchinka ve Aitcha bakakaldýlar arkasýndan; bu gidiþe bir anlam
verememiþlerdi.

“Yanýnda yaþlýca bir adam olduðunu söylemiþlerdi o gün mezarlýkta seni görenler,“
diye arkasýndan söylendi küçük komþu kýzý. “Oysa bana hiç de öyle gelmedi. Bu
adama orta yaþlý bile denemez bence. Biraz huysuz görünüþlü ama, doðrusu beðendim
adamýný ablacýðým.“

“Ýnþallah daha da fazla gençleþmez!“ diye yanýtladý Gübert-chinka, durgun bir


ifadeyle.

***

Farusti, çok sýký bir biçimde, çok hevesle baþlamýþtý gazete köþe yazarlýðýna.
Yýllardýr dilinin ucuna kadar gelip de bir türlü söyleyemediði ne varsa hepsini yazýp
çizeceðini, içini dökebileceðini hayal etmiþti. Gerçekten de, en baþlarda dehþet yazýlar
döktürüyor, hem düþünceleri, hem de sarsýcý yazýnsal biçemiyle okuyucuyu þaþýrtýp
gitgide kendine daha fazla baðlýyordu. Öyle ki, profesörün yazýlarýnýn çýktýðý günler
Yeni Hedef gazetesinin tirajý ikiye katlanýyordu neredeyse. Yazýlarýnda sevgili
Turaniasýnýn tepe üstü düþmekte olduðu karanlýk kuyuya okuyucunun dikkatini
çekmeye çalýþýyor, Ýslam þeriatçýlarýnýn, çýlgýn Tura ulusçularýnýn, ülkesini geri
dönüþü olmayan tehlikeli serüvenlere itmeye çalýþtýklarýný gýrtlaðýnýn –daha doðrusu

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kaleminin– tüm gücüyle haykýrýyordu. Yazdýðý zehir zemberek köþe yazýlarýndan,


herkesten önce, Farusti“nin kendisi etkileniyordu. Her yazýsý, ülkesinin iç ve dýþ
düþmanlarýna karþý olan nefretini biraz daha keskinleþtiriyor, savunduðu düþüncelere
biraz daha inançla baðlanmasýný saðlýyordu. Yazarlýktaki görevi okuyucunun aklýný ve
duygularýný gýdýklayýp –dilbilim ve edebiyatta harcadýðý yýllarýn getirdiði
birikimden yararlanarak– onu gözle görünmekte olan tehlikelere karþý kýþkýrtmak,
baþkaldýrmasýný saðlamaktý. Ama, yazýlý haykýrýþlar okuyucudan önce kendisine
ulaþýyor, herkesten önce kendisini “ajite“ ediyordu.

Yeni Hedef, daha çok çeþitli dinsel ve etnik kökenlerden gelmekle birlikte, laik devlet
düzeni içinde yaþamayý içine sindirmiþ ve bu düzenin sürmesinden yana, eðitim düzeyi
yüksek bir okuyucu kitlesine sahipti. Bu kitleden insanlar, yutar gibi, merak ve coþku
içinde okuyorlardý kim olduðunu bilmedikleri bu köþe yazarýnýn yazýlarýný. Hatta,
gazeteye ulaþtýrdýklarý yazýlý ve sözlü iletileriyle, bu gizemli yazardan takdir ve
hayranlýklarýný da esirgemiyorlardý. Ama iþ orada bitiyordu. Farusti“nin yazýlarý,
coþkulu ve içten kutlamalarýn dýþýnda, bu okuyucu kitlesini yerinden kýpýrdatacak
herhangi bir etki yaratamýyordu anlaþýlan. Profesör bu gerçeði duyumsuyor, bundan da
çok rahatsýz oluyordu. Kendisinden baþka hiç kimseyi kýþkýrtamadýðýný umutsuzca
gözlüyordu. Hevesle, inançla yapmaya baþladýðý iþin gereksizliðine, iþlevsizliðine olan
inancý her geçen gün artýyordu. Umutsuzca, okuyucuyu kýþkýrtacak yeni konular
aranýp dururken düþünsel sermayesinin giderek azalýp zayýfladýðýný, yazdýðý her yeni
yazýnýn eskilerin yinelenmesi olduðunu görüp kahroluyordu.

Ýþte tam da böyle bir dönemde Gübertchinka“nýn küçük komþu kýzýnýn çýkagelmesi
Farusti için bir can simidi olmuþtu. Bu fýrsatý olabildiðince çabuk ve iyi deðerlendirmeli,
küçük Aitcha“nýn baþýna gelenleri, laik kesime atýlacak kýþkýrtýcý bir çimdik olarak,
sonuna kadar “istismar“ etmeliydi. Onun için küçük kýzýn “ifadesini“ aldýktan sonra
gecenin münasebetsiz bir saatinde –genç kadýnlarýn þaþkýn bakýþlarý altýnda– palas
pandýras kendini sokaða atmýþ, bürosuna gitmiþti.

Ertesi gün, Yeni Hedef olayý sürmanþetten okuyucusuna duyurdu. Haber yazýlarýný
bile –en usta haber muhabirlerine parmak ýsýrtacak renklilik ve kolay okunurlukla–
Farusti yazmýþtý. Bunun dýþýnda, gazetenin çeþitli köþelerinde bazýlarý imzasýz,
bazýlarý takma adlý, deðiþik biçemdeki birkaç yorum yazýsý da gece yarýsýndan sonra
profesör tarafýndan alelacele yazýlarak, baský baþlamadan, gazeteye “e-postalandý“.

Bunca zamandýr Farusti“nin düþlediði, gerçekleþmesi için yüzlerce yazý yazarak


çabaladýðý þey sonunda olmuþ, kýyamet kopmuþtu. Gazetenin o günkü sayýsý bayilere
daðýtýldýðýnda tüm Turania“da yer yerinden oynadý. Yeni Hedef“in ilk baskýsý bir
saat sonra tükenmiþti. O gün, akþama kadar Yeni Hedef tam beþ baský yapmak zorunda
kaldý. Þeyh efendi hazretlerinin tekkesinde olan bitenlerle küçük komþu kýzý
Aitcha“nýn öyküsünden baþka bir þey konuþulmaz oldu halk arasýnda. Þeriatçý
Ýslamcýlarýn derinden derine sürdürdükleri sýzma harekâtý hangi dinden olursa olsun
laik çevrelerde büyük rahatsýzlýk, huzursuzluk yaratmýþ, ileriye dönük kuþkularý
güçlendirmiþti. Diðer yandan, Yeni Hedef“te ayrýntýlarýyla anlatýlan sansasyonel “A
la Ýslam“ Lolita öyküsü halk yýðýnlarýna son derece çekici gelmiþti. Ülkedeki

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

ekonomik bunalým, insanlarýn içinde bulunduðu geçim zorluklarý, iþsizlik, parasýzlýk,


Sovyet çöküntüsünden beri bir türlü çalýþtýrýlamayan modasý geçmiþ, geri teknolojiye
sahip fabrikalarýn, sanayi kuruluþlarýnýn “hali-pür melali“, hepsi bir anda unutulmuþ,
herkesin dikkati bu olaya çevrilmiþti.

Ertesi gün, tüm Turania medyasý –’rating’ patlamasýndan en iyi biçimde yararlanýp
Yeni Hedef“e meydaný kaptýrmamak amacýyla– olaya, gazetelerin birinci sayfalarýnda,
televizyon ve radyolarda da “prime time“larda geniþ yer verdiler. Medya habercileri
tekkenin içinde bulunduðu mahalleyi karýþ karýþ gezip resimler ve yazýlarla tanýttýlar,
izlenimlerini aktardýlar okuyucu ya da izleyicilerine. Ama, þeyh efendi hazretlerine ya da
tekkedeki müritlerle, küçük komþu kýzý Aitcha“ya ulaþma olanaðýný bulamadýlar.
Tüm çabalara karþýn, tekkeden en ufak bir sýzýntý saðlanamadý. Medyacýlar sonunda
kýzýn evini ve ailesini keþfedebildilerse de, anne-babayý kamera önüne çýkartmak ve
aðýzlarýndan laf almak o kadar kolay olmadý. Ailenin büyükleri þaþkýnlýk ve
kýzgýnlýk içindeydiler ama, ne kýzlarý, ne de þeyh efendi hazretleri ve tekkesi ile ilgili
olarak iyi ya da kötü anlam çýkartýlabilecek herhangi bir sözü aðýzlarýndan kaçýrmak
istemiyorlardý.

Ama, bu olayý daha saydamlaþtýracak haber ve açýklamalar peþindeki medyacýlar


yýlmadýlar. Susma konusunda inatçý, dirençli ve elbette ki üzgün anne-babaya,
sessizliklerini bozmak için, öylesine inanýlmaz boyutta maddi olanaklar sundular ki,
çözülüverdi diller. Küçük kýzýn ortadan kayboluþuyla tekkeden gelen alçakgönüllü
ufacýk ücretin de tehlikeye girmesinden sonra, yoksulluk içinde çýrpýnan aileye sunulan
olanaklar onlarýn bülbül kesilmesine yetti. Hatta, paranýn tatlý kokusuyla, kýzlarýnýn
fotoðraflarýný bile –en gizli kalmasý, aile dýþýna çýkmamasý gerekenleriyle birlikte–
medyacýlara teslim etmekte herhangi bir sakýnca görmediler. Þeyh efendi hazretleriyle
tekkesini incitmemeye, kýzdýrmamaya özen göstererek konuþtular medya habercileriyle.
Onlara göre tüm bu olanlardan ahlak düþkünü kýzlarý ile bu gibi yollarý ona öðreten
“kýsa süre öncesine kadar çalýþtýðý evin kýzý“ sorumluydu. Allah“tan, “kýsa süre
öncesine kadar çalýþtýðý evin kýzý“ habercilerin dikkatini çekmemiþ ve onun da
üzerine gitmeye kalkýþmamýþlardý. Sonraki gün, Turania“da ne kadar gazete varsa
hepsinin sayfalarýný, Aitcha“nýn boy boy fotoðraflarý ile anne-babayla yapýlmýþ
çeþitli röportajlar, olayla, tekkeyle, tekkenin bulunduðu mahalleyle ilgili dedikodular,
söylentiler kaplamýþtý. Þeriatçý Ýslam“ýn, yörenin görünüþünde, yöre insanýnýn
kýlýk-kýyafetlerinde saðladýðý deðiþimler, Turania Müslümanlarýnýn geleceði, uzun
uzun tartýþýlýyordu medya ortamýnda. Öyle ki þeyh efendi hazretleriyle tekkesini ve
küçük komþu kýzý Aitcha“yý tanýmayan kalmamýþtý Turania“da.

Bu gürültü patýrtý arasýnda sesi soluðu çýkmayan bir tek “ithal malý“ Ýslami kesim
kalmýþtý. Zamansýz bastýran bu medya ve kamuoyu saldýrýsýndan neye uðradýklarýný
þaþýrmýþlardý bu kesimin ileri gelenleri. Ýslamcýlara yakýn basýn-yayýn organlarý,
çalkantýlar yaratan olayý ve kendilerine yönelik eleþtiri ve saldýrýlarý görme-mezlik,
duymamazlýktan geldiler önceleri. Bu konuyu okuyucularýna duyurmayýp yorum
yapmayarak tepkilerin soðumasýný, olayýn –benzerlerinde olduðu gibi– unutulmasýný
bekliyorlardý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Birkaç gün sonra, kopartýlan fýrtýnanýn hýz kesmeye, ortalýðýn durulmaya


baþladýðýný gördüklerinde, çekildikleri sanal siperlerden baþlarýný çýkarmaya, yavaþ
yavaþ seslerini duyurmaya baþladýlar. Önce savunmaya aðýrlýk verdiler. Hemen
ardýndan da saldýrýya geçtiler. Þeyh hazretlerine ve tarikatýna yapýlan saldýrýlar,
Ýslamcý yazarlara göre, baþtan sona gerçek dýþý iftiralardan baþka bir þey deðildi.
Muhterem þeyh efendi hazretleri ile onun çilekeþ tarikatý, karþýsýna çýkarýlan her türlü
zorluklara, engellemelere karþýn, Turania“nýn Müslüman diye bilinip de
Müslümanlýðý çoktan unutmuþ halkýna Ýslam“ý yeniden öðretmek, ona Allah“ýn
yolunu, yasalarýný göstermek için didinip durmaktaydýlar. Onlar bu topraklarda yaþayan
Müslüman halklarýn dinden, imandan, inançtan uzaklaþtýrýldýklarýnda baþlarýna neler
geldiðini; bu ahlak çöküntüsünün, bu inanç eksikliðinin, Allah“ýn yolundan ayrýlmanýn
toplumun bugün içinde bulunduðu zavallýlýðýn baþlýca nedeni olduðunu çok iyi
bilmekteydiler. Ýþte o yüzden de, tüm güçleriyle, Turalarý, bu güzel insanlarý yeniden
Ýslam“a kazandýrma çabasý içine girmiþlerdi. Zaten tüm bu çamur atmalar, dini,
dindarlarý, Ýslam“ý halkýn gözünde küçük düþürerek dinsiz Sovyetler“i yeniden
canlandýrma hayali içindeki Rus komünistlerince hazýrlanmýþ bir komplonun adým
adým yürürlüðe konan parçalarýydý.

Ya o bayaðýnýn bayaðýsý Aitcha olayýna ne demeliydi? Tura ve Ýslam karþýtý


“malum“ çevrelerin, þeyh efendi hazretlerini –akýllarýnca– zorda býrakmaya yönelik,
acemice hazýrladýklarý planlý-programlý bir tuzaktan baþka bir þey miydi sanki? Þeyh
efendi hazretlerinin karizmatik kiþiliði ile fiziði, þimdiye dek pek çok kadýný etki
alanýna almýþtý. Ancak Allah korkusu içine sinmiþ hoca efendi en çekicilerine, en
alýmlýlarýna bile kafasýný çevirmemiþken, bu çocukluktan yeni kurtulmuþ sýska,
saðlýksýz, çirkin, torunu yaþýndaki kýza mý bakacak, ona mý yakýþýksýz davranýþlarda
bulunacaktý? Olacak þey mi, atýlacak iftira mýydý bu?

Turania halký –en iyisi– kendini Allah’ýn yoluna, Ýslam’a býrakmalý, onun yasalarý
ile yaþamayý seçmeliydi. Gerçek zenginlik, gerçek mutluluk ancak böyle yakalanýrdý.

Turania medyasýnda esen bu fýrtýna iki kiþiye ulaþamamýþtý yalnýzca; hem de olayla
en yakýndan ilgili iki kiþiye... Gazete okuma ve televizyonda haber izleme alýþkanlýðý
bulunmayan Gübertchinka ile kendi baþýnýn derdine düþmüþ Aitcha, “Ýslami
ceninden“ kurtulurken kürtajý yapan doktordan öðrenebildiler ancak olan bitenle ilgili
haberleri. Küçük kýz periþan olmuþtu haberi alýnca. Ýyiden iyiye yaþamýnýn
söndüðünü, bundan sonra, utançtan ve korkudan burnunu bile sokaða çýkaramayacaðýný,
ülkedeki herkesin kendisini gördüðünde tanýyýp ayýplayacaðýný, aþaðýlanacaðýný
sanýyor ve çok üzülüyordu. Hele hele, anne-babasýnýn kendisini suçlayan, aþaðýlayan
demeçleri Aitcha“yý iyiden iyiye bitirip tüketmiþti. Gü-bertchinka, Aitcha“ya bu
kazýðýn Farusti tarafýndan atýldýðýný anlamýþtý. Ama, ne genç kadýnlar ona bu
konuda bir soru sorabilmiþler, ne de profesörün aðzýndan konu ile ilgili herhangi bir söz
dökülmüþtü.

Yalnýz kaldýklarý uygun bir anda, Gübertchinka Farusti“den bunun hesabýný sormaya
kalkýþmýþ, ama profesörün aksi ve kavgacý tavrýyla karþýlaþmýþtý:

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

“Turania için, sevgili ülkemiz için, zamaný geldiðinde hepimiz özveri göstermeliyiz!“
diye azarlarcasýna yanýtlamýþtý genç kadýný Farusti. “Turaniamýzýn azgýn radikal
Ýslamcýlarýn saldýrýlarýndan korunmasý için baþlatýlan savaþýmda ilk ve önemli
simgelerden biri olacaktýr Aitcha kýzýmýz! Daha ne olsun?“

***

Tepkiler medyadan kamuoyuna doðru sarkmaya baþladý neden sonra. Ülkedeki gidiþin
korkutuculuðunu sezmiþ deðiþik kesimlerden çeþitli gruplar, tekkenin bulunduðu
mahallenin yakýnýndaki alanda büyük bir protesto mitingi düzenlediler. Mitinge
katýlým, öngörülerin kat be kat üzerinde olmuþtu; on binlerce kiþi týklým týklým
doldurmuþtu miting alanýný.

Gölgesi üþütücü serin, güneþi bolca kavuran yaz baþlarýydý. Kafalarýnda güneþ
ýþýnlarýndan korunmak için çeþitli tip ve renkteki, çoðu kartondan þapkalarýyla yaþlý-
genç, çoluk-çocuk insan kalabalýðýyla; mallarýný satabilmek için anlaþýlmaz garip
sesler çýkaran börek, çörek, simit, su, gazoz satýcýlarýyla; tombalacýlarý,
piyangocularýyla; baðrýþý çaðýrýþý, þarkýsý türküsüyle çevre, bir protesto mitingini
deðil de, doðulu toplumlara özgü renkli bir panayýrý çaðrýþtýrýyordu. Bando mu, pop
müzik orkestrasý mý olduðu anlaþýlamayan bir grup da marþlar, þarkýlar, folklorik dans
havalarýyla coþturuyor, dalgalandýrýyordu miting kalabalýðýný. Arada bir, saða sola
yayýlmýþ küçük gruplardan açýlan pankartlar ve atýlan sloganlar ise, insanlara bir
mitingte bulunduklarýný –dürtüklercesine– anýmsatýyorlardý. Demokrasi geleneði
hemen hemen sýfýr olan Turania“da, insanlarýn neredeyse yarýsý, ülkede yaþananlarý
protesto etmek için deðil, böylesi bir demokratik eylemi merak ettikleri için mitinge
katýlmýþlardý.

Sonunda konuþmalar baþladý. Çeþitli dinsel ve etnik gruplarýn temsilcileri yaptýklarý


konuþmalarla, bazý iç ve dýþ güçlerin etkin çabalarla ülkeyi içine sürüklemeye
çalýþtýklarý çað dýþý, Arap-Acem taklitçisi þeriatçý Ýslam“ýn ülke ve halk için
barýndýrdýðý tehlikelere iþaret ettiler. Mitinge katýlan tüm gruplar laik Turania
ilkesinden –ne pahasýna olursa olsun– ödün verilmemesi gerektiði, ithal malý þeriatçý-
Ýslamcý örgütlerin, iþ iþten geçmeden, ülkeden temizlenmesi gereði üstünde durdular.

Konuþmalar bittiðinde, miting daðýlmak üzereyken, kürsü çevresindeki kalabalýk


arasýnda bir dalgalanma, bir itiþ kakýþ gözlendi. Herkes neler olduðunu anlamaya
çalýþýrken kalabalýðýn arasýndan genç, çevik bir adam –yayýndan kurtulmuþçasýna–
fýrladý kürsüye. Bir elinde miting düzenleyicilerinin elinden kaptýðý mikrofonu tutuyor,
diðer eliyle ise itiþ-kakýþ anýnda daðýlmýþ uzun saçlarýný düzeltiyordu. Ýnsanlarýn
içini coþkuyla titreten konuþmasýna baþladý. Tok sesli, sinirli, ama düzgün konuþmasý,
etkileyici fiziði ve davranýþlarý ile miting katýlýmcýlarýný tam anlamýyla büyülemiþti
genç adam. Baþta kendisine engel olmak isteyen mitingin düzenleyicileri bile þaþkýn ve
donmuþ biçimde kim olduðu bilinemeyen bu kiþiyi çýt çýkarmadan izliyorlardý.
Konuþmacý konuþtukça açýlýyor, açýldýkça da konuþmasý daha coþkulandýrýcý, daha

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kýþkýrtýcý oluyordu. Bu büyük mitingin, bu anlamlý günün böyle sona ermemesi,


buradan doðruca, hep birlikte tekkeye gidilerek protestolarýn orada sürdürülmesi
gerektiðini; ülkelerini bataða sürüklemek isteyen bu gibi tarikatçý mikroplara, onlara
kendini kaptýrmýþ yöre insanýna ve –asýl en önemlisi– bunlarýn arkasýndaki herkesin
bildiði dýþ güçlere, þeriat karþýtý ve laik kenetlenmenin gerçek gücünü göstermek
gerektiðini bildirerek bitirdi kýsa ve keskin konuþmasýný genç ve yakýþýklý profesör
emeklisi Dr. Farusti Kristiev.

Öfkeli, coþkulu ve kýþkýrtýlmýþ miting kalabalýðý hýzla tekkenin bulunduðu


mahalleye doðru yürümeye baþlamýþtý bile. Miting düzenleyicileri hiç beklemedikleri
bu hareketlilik karþýsýnda neye uðradýklarýný þaþýrmýþlardý. Birkaçý kürsüye
fýrlayýp, çoktan ortadan yok olmuþ olan Farusti“nin bir köþeye attýðý mikrofondan
halký yatýþtýrmaya çabaladýlarsa da bu uyarýlara pek kulak asan olmadý.

Kýzgýn ve ateþli konuþmacý Dr. Kristiev konuþmasýndan sonra buhar olup uçmuþtu
sanki. Gidilmekte olunan mahalle halkýndan bazýlarýnýn kendisini tanýyabilecekleri
endiþesiyle ortalýktan kaybolmuþtu. Oysa, artýk kendisini evvelce görmüþ bir kimsenin
–geçirmekte olduðu akýl almaz deðiþimden dolayý– profesörü tanýyabilme olanaðý
hemen hemen hiç kalmamýþtý. Farusti henüz bunun farkýnda deðildi anlaþýlan.

Kalabalýk, büyük bir gürültü ile tarikatýn tekkesi olarak kullanýlan eski Budist
manastýrýnýn önünde toplanmaya baþlamýþtý. Burada da protesto sloganlarý,
“Yuuh!..“lar, “Defolun ülkemizden!..“ baðýrýþlarý sürerken birden beklenmedik bir
þey oldu. Tekkenin yüksek bahçe duvarlarýnýn ardýndan koca taþ parçalarý atýlmaya
baþlandý kalabalýðýn üstüne. Mitingcilerden çok sayýda yaralanan olmuþtu; hem de
bazýlarý oldukça aðýr olmak üzere... Kýzgýn ve coþkuyla dolu kalabalýk tam kaynama
noktasýna gelmek üzereyken, bu gibi toplumsal eylemlere pek alýþýk olmayan güvenlik
güçleri geç de olsa yetiþti. Tekkenin önü kordon altýna alýndý. Kalabalýk daðýlmaya
zorlandý.

Köpürmüþ kalabalýk daðýlýrken çevredeki bina ve dükkânlarda saðlam cam-çerçeve


kalmamýþtý. Bir bölüm miting kýzgýný, sokak aralarýnda olaylarý kem bakýþlarla
izleyen yöre halkýndan bazý takkeli, cüppeli, sakallý kiþiler ile taþlý-sopalý savaþtýlar.
Bu kavgalardan çok sayýda kiþi aðýr yaralý olarak kurtulabildi. Neredeyse koma
durumunda hastanelere kaldýrýlanlar arasýnda þeyh efendi hazretlerinin müritlerinden
olan, Fanustay ile küçük Aitcha“nýn babalarý ve amcalarý da vardý.

Cadý kazanýnýn altýndaki odunlara ilk kibrit böylece atýlmýþtý.

***

Olaylara iliþkin haberler ýþýk hýzýyla yayýlmýþtý ülkenin dört bir yanýna; tabii Büyük
Turania Savaþçýlarý kampýna da... Hop oturup hop kalktý tüm kamp. Öfke dalga dalga
yayýldý; savaþçýlardan komutanlara kadar. Kamptaki herkes, Müslüman Turalarýn

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

büyük ve alçakça bir komplo karþýsýnda olduðunu düþünüyor, bir an önce harekete
geçmenin gereði üzerinde duruyordu. Genç savaþçýlardan birkaç kýdemli, bu iç
düþmanlara gereken dersin en sert, en can acýtýcý biçimde verilmesi amacýyla
oluþturulacak bir time eylem için izin verilmesini istediler komutanlarýndan.

O günün akþamý kamp komutaný savaþçý gençleri biraraya toplayarak uzun bir
konuþma yaptý. Komutan kendinden beklenmeyecek kadar akýllýca bir taktikle
konuþuyordu. Güya yatýþtýrmaya çalýþýyordu emrindeki genç savaþçýlarý ama, aslýnda
fena halde kýþkýrtýyordu. Anlaþýlan epey emek verilmiþti bu konuþmanýn
hazýrlanmasýna.

Komutan gençlerin öfkesini saygýyla karþýladýðýný, komuta kademesi olarak


kendilerinin de içlerinden öfkeler taþtýðýný, ama olaylarý duygularýn parlamasýyla
deðil, soðukkanlýlýkla irdelemenin Büyük Turania Savaþçýlarýnýn önde gelen görevi
olmasý gerektiðini söyleyerek konuþmasýna baþladý. Eylemler rastgele ve bireysel deðil,
planlý ve örgütsel olmalýydý. Kendileri de harekete geçmek için örgütün üst
yönetiminden emir bekliyorlardý. Elbette ki bu kâfirlerin, bu komünist dönem kalýntýsý,
kendilerine laik adýný uygun bulmuþ bu putataparlarýn suratýna unutamayacaklarý
þiddetteki tokat, en kýsa zamanda indirilecekti. Turania“nýn gerçek sahibi elbette ki
Müslüman Turalardý. Turania demek Müslüman Turania demek olmalýydý. Geri kalan
etnik ve dinsel kökenlerden gelenler ise ülkenin barýndýrdýðý mikroplar, asalaklardý.
Hele hele kendilerinin Tura olduklarýný ileri süren, ama Hýristiyan olanlar bunlarýn
içindeki en aþaðýlýk kesimdi. Çünkü onlar aslýnda Rus“tular. Birkaç yüzyýl önce,
Müslüman Turalara geleneklerini, törelerini unutturmak, onlarý Ruslaþtýrmak,
Hýristiyanlaþtýrmak için, yine Ruslar tarafýndan Turania“ya yerleþtirilmiþlerdi. Ve de
Müslüman Turalar ülkelerini –Savaþçýlarýn önderliði ve çabalarýyla– bunlardan ve
tabii bunlarýn doðal can yoldaþlarý olan putperest Budistlerden bir an önce
temizleyecekti. Ama, önce Ýslam“ý öðrenmek, onunla yaþamak gerekiyordu. Uzun
yýllardýr Turalara unutturulan Ýslam“ý birileri anýmsatmalý, onu yeniden öðretmeliydi
halka. Turalar bir yandan Tura töreleri, diðer yandan da Ýslam þeriatýnýn gerektirdiði
yaþam biçimine dönmeliydi. Ancak ondan sonra bu ülke düþürüldüðü bugünkü acýnasý
durumdan kurtulacak, baþýný dikleþtirebilecek, iç ve dýþ düþmanlara karþý inançla,
imanla savaþabilecekti. Ýþte bu yüzden, dost, kardeþ Müslüman ülkelerin desteði ile
halka Ýslam“ý öðreten, ona doðru yolu göstermekte rehberlik yapan elleri öpülesi
kiþiler ve temsil ettikleri kurumlar Müslüman Turalar tarafýndan el üstünde tutulmalý,
onlara engel olmak üzere uzanan eller acýmasýzca kýrýlmalýydý.

Komutanýn konuþmasý, savaþçýlarýn coþku, öfke ve kinle dolu gözyaþlarý arasýnda


sürüp giderken, beklenen mesaj geldi. Mesaj ivedi hareket emrini veriyordu.

Komutanlar tarafýndan üçer kiþilik timler kurularak yapmalarý gereken her þey
anlatýldý ve eylemde kullanýlacak araç-gereçler teslim edildi kendilerine. Henüz acemi
eðitimini bile bitirememiþ, ama þeyhin tekkesi ile çevresini iyi bilen, ayrýca da kayýp
küçük kýz Aitcha“yý tanýdýðýný aðzýndan kaçýrmýþ Fanustay da Savaþçý
Timleri“nin içine alýnmýþtý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Yola çýkmadan önce –gençlerin öfkelerini iyice ayaða kaldýrmak için olsa gerek– þeyh
efendi hazretleri ile Aitcha olayýnýn patlak verdiði günden beri –baþta Yeni Hedef
olmak üzere– ülkede yayýmlanan tüm tarafsýz ve laiklik yandaþý gazeteler, oluþturulan
timlerin savaþçýlarýna ezberletircesine okutuldu. Fanustay iþte bu arada öðrendi
babasýyla amcasýnýn yedikleri feci dayaktan hastanede, yoðun bakýmda olduklarýný ve
öfkeden çýlgýna döndü. Aslýnda, babasýna da, amcasýna da pek o kadar yakýnlýk
duymaz, ikisine de pek önem vermezdi. Bu iki gariban adamcýk bir trafik kazasýnda
yaralansalar bu kadar öfkelenip üzülecek miydi? Hiç sanmýyordu. Duyduðu öfke, baba
ve amcasýnýn baþýna gelenlere deðil, laik züppelereydi.

Komutanlar Fanustay“a, Aitcha“nýn nerede olabileceðini sordular. Bir akraba, yakýn


dost, arkadaþ evine gitmiþ olabilir miydi? Bu kýzýn kesinlikle bulunup
cezalandýrýlmasý gerekmekteydi. Kendini Turania“ya adamýþ, halka din yolunu, ahlak
yolunu göstermeye baþ koymuþ çok muhterem bir hoca efendiyi Turalarýn gözünden
düþürmek için planlanmýþ korkunç iftirayý atan kiþi bunu yaþamýyla ödemeli ve bu
cezalandýrma baþkalarýna da ibret olmalýydý. Komutanlar Aitcha“yý bulma ve
cezalandýrma iþiyle Fanustay“ý görevlendirdiler. Genç savaþçý kýzýn nerede olduðunu
kestiremediðini, ama ailesiyle görüþerek gidebileceði yerleri araþtýracaðýný söyledi
komutanlarýna. Aslýnda kýzýn nerede olduðunu çok iyi kestirebiliyordu ama bunu
söylemek istemiyordu. Zaten Aitcha“yý tanýdýðýný söylediðine de bin piþman
olmuþtu. Hem, çocukluðunu bildiði, bunca yýl teyzesinin her türlü aksiliðine,
nemrutluðuna sessizce boyun eðerek hizmet etmiþ küçük kýzýn, hem de onu yanýna
aldýðýndan emin olduðu Gübertchinka“nýn baþýna herhangi bir kötülük gelmesini
istemiyordu. Anlaþýlýyordu ki, Fanustay henüz acemilikten, insanlara acýma, sevgi ve
yakýnlýk duyma gibi zararlý duygulardan kendini tam olarak kurtaramamýþ, yetkin bir
savaþçý olamamýþtý.

Tüm hazýrlýklar tamamlandýktan sonra, Büyük Turania Savaþçýlarý özel timleri, sabah
kente ulaþmak üzere, gecenin kör karanlýðýnda yola çýktýlar.

***

Öðeye doðru Yeni Hedef gazetesi yönetimi ile matbaasýnýn bulunduðu bina büyük bir
gümbürtüyle sarsýldý. Ýlk belirlemelere göre, matbaa bölümünde üç ölü ile beþ aðýr
yaralý olduðu bildirildi. Çok güçlü tahrip kalýplarý binanýn ilk katlarýnda saðlam
makine býrakmamýþtý. Yukarý katlarda ise yaralý on iki kiþi kurtarýldý. Bereket versin,
patlama, ertesi günkü sayýnýn sayfalarýnýn hazýrlanmasý ve basýmý çalýþmalarýnýn
henüz baþlamadýðý öðle öncesi saatlerde olduðundan, binanýn içi fazla kalabalýk
deðildi. Bu beklenmedik darbe Yeni Hedef“in yayýmlanmasýný artýk olanaksýz
kýlmýþtý.

Ayný günün akþamý Ýslamcýlara karþý yapýlan protesto mitingini düzenleyenlerden


yedi genç, bir evde telle boðularak öldürülmüþ olarak bulundu.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

***

Birkaç gün sonra Suudi sermayesi ve Türk teknik desteði ile yaptýrýlmakta olan bir cami
ile ona baðlý akýl almaz büyüklükteki külliye inþaatý havaya uçuruldu. Bu marifetin kim
tarafýndan becerildiði anlaþýlamadýysa da, Müslüman Turalarý o gün ayaða kaldýrmaya
yetti bu olay. Mabetlerine yapýlan saldýrý kendilerine yapýlmýþ demekti. Büyük Turania
Savaþçýlarý önderliðinde ve korumasýnda kalabalýk bir kitle yürüyüþüyle Hýristiyan
mahallelerine karþý saldýrý baþlatýldý.

Önce baðýrýþ çaðýrýþ, sloganlar, küfürler, beddualar derken iþ taþlý sopalý kavgaya
dönüþtü; silahlar patladý ardýndan da. Evler, dükkânlar, iþyerleri yaðmalandý. Cinsel
sarkýntýlýklar, saldýrýlar da görüldü bu tür yaðma-talan olaylarýnda görüldüðü gibi. Ölü
ve yaralýlarýn yaný sýra maddi yýkým da çok fazlaydý.

Uçurulan camiye karþýlýk olmak üzere, Farusti“nin Turania Ortodokslar Birliði


yetkilileriyle buluþtuðu park içindeki kilise kundaklandý o gece. Ahþap eski yapý çýra
gibi harlandý, tutuþtu. Olay o kadar çabuk olup bitmiþti ki, o an içeride bulunan papaz da
kiliseyle birlikte cayýr cayýr yandý, kül oldu.

Cadý kazanýnýn altýndaki odunlar artýk söndürülemez biçimde tutuþmuþtu.

***

Aitcha“nýn bulunup cezalandýrýlmasý olayýnda Fanustay fena halde baþarýsýz


olmuþtu. Kýzýn ailesi ile mahalleliye o kadar baský yapmasýna, onlarý sýkýþtýrmasýna
karþýn kimsenin Aitcha“nýn nerede olduðuna iliþkin bir öngörüsü olmadýðýný, kaldý
ki nerede olduðunu bilseler, onu cezalandýrmak için, önce kendilerinin kýzýn peþine
düþeceklerini söylediklerini aktardý komutanlarýna. Aitcha“nýn yakýnlarýna göre,
kýzlarý Hýristiyan örgütleri tarafýndan Turania dýþýna kaçýrýlmýþtý. Komutanlara
tatmin edici gelmedi genç savaþçýnýn öne sürdükleri. Kýzýn yakalanma görevini
Fanustay“dan alýp baþka bir savaþçý timine verdiler.

Görevli yeni tim daha kaba saba davrandý Aitcha“nýn ailesi ve yakýnlarýna. Aba
altýndan sopa gösterdiler, tehdit ettiler, hakaretler savurdular. Ama onlar da ele-diþe
dokunur bir bilgi alamadýlar. Aile ile mahalleli –aðýz birliði etmiþçesine– kýzýn nerede
olduðunu bilemediklerini, yurt dýþýna kaçýrýlmýþ olabileceðini düþündüklerini
aktardýlar tim elemanlarýna.

Aslýnda, bu “Hýristiyan örgütlerce yurt dýþýna kaçýrýlmýþ olma“ senaryosu


Fanustay tarafýndan yaratýlmýþtý. Fanustay aile ile konuþmaya gittiðinde, onlara usulca
Aitcha“nýn baþýnýn fena halde dertte olduðunu, kýzlarýnýn savaþçýlar tarafýndan
bulunup öldürülmesini istemiyorlarsa, herkesin aklýna ilk gelen olasýlýðýn, onun

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Gübertchinka“yla birlikte olabileceðinin kesinlikle aðza alýnmamasý gerektiðini


bildirmiþ; aksi durumda, Aitcha“nýn yakalanmasýnýn çok kolaylaþacaðýný ve
yaþamýnýn tehlikeye girebileceðini söylemiþti. Gerçekte kimse Gübertchinka“nýn
nerede olduðunu bilmiyordu, yine de ablasýnýn adý ortalýkta dolaþmamalýydý. Anne-
baba ise –her þeye karþýn– kýzlarýný seviyorlar ve doðal olarak ölmesini
istemiyorlardý.

Fanustay“ýn, daha ilk görevi olan Aitcha“yý bulup cezalandýrmadaki baþarýsýzlýðý


komutanlarýn bayaðý canýný sýkmýþtý. Ancak oðlanýn arkasýnda olduðunu bildikleri
saygýdeðer albay Felesni-kov“un varlýðý onlarý daha sert tavýr almaktan
alýkoyuyordu. Bu kez daha zor bir iþ yüklediler Fanustay“a. Yan tutmamasý,
akýlcýlýðý, uzlaþmacýlýðý ile tanýnmýþ laik görüþlü bir yazar öldürülecekti. Bu iþ iki
savaþçýyla birlikte kotarýlacaktý.

Fanustay bunun yerine bir kundaklama iþi almayý doðrusu tercih ederdi. Kilisenin
yakýldýðý akþam, bina tutuþtuktan sonra uzaktan yangýný izlemek çok hoþuna gitmiþti.
Nazlý alevlerin saða-sola yalpalayarak dans etmelerini, binayý yavaþ yavaþ
egemenlikleri altýna almalarýný görmek, yanan ahþabýn kulaða hoþ gelen çýtýrtýlarýný
duymak þehvete benzer doyumsuz bir zevk vermiþti Fa-nustay“a.

O akþamüzeri, verilen görev sorun çýkmadan yerine getirildi.

***

Birkaç gün sonra, tarikatlardan birinin yönetimindeki bir okul, Turania Ortodokslarý
Birliði“nden bir grup çýlgýn militan tarafýndan, müthiþ bir patlama sonrasý, harabeye
döndürüldü. Yaz tatili dolayýsýyla okullarda öðrenci olmayacaðý düþünülüp
planlanmýþtý bu eylem. Yalnýz unutulan bir þey vardý: Okulun kapalý olmasýndan
yararlanarak tarikat burada ilkokul öðrencilerine, Kur“an, Arapça ve þer“i bilgilerin
verildiði kurslar düzenlemekteydi. Sonuçta 23 küçük öðrenci hemen oracýkta ölmüþ,
diðerleri de aðýr yaralý olarak hastanelere kaldýrýlmýþlardý.

Bu eylemin karþýlýðý çok kýsa zamanda verildi. Novoturolsk Üniversitesi“nin


diploma töreninin tam ortasýnda kentin her yanýndan duyulan korkunç bir patlamanýn
ardýndan tören alaný cehenneme döndü. Havada kopmuþ kollar-bacaklar-baþlar
uçuþuyor, alanýn hemen arkasýndaki rektörlük binasýný alevler sarýyordu. Hocalar,
öðrenciler ve davetlilerden çok sayýda ölü ve yaralý vardý. Ölenlerin içinde tüm Turania
mozaiðinden insan bulunuyordu. Sanki özel olarak istenmiþti böyle olmasý.

Her kesim eylemin sorumluluðunu diðerlerinin üstüne atýyordu. Bu olay didiþmeyi


üniversiteye de sýçratmýþtý sonunda. Öðretim üyeleri ile öðrenciler tam bir kamplaþma
içindeydi. Üniversite içinde etnik ve dinsel gruplar oluþmuþ, birbirleriyle savaþýr
duruma gelmiþlerdi kýyasýya.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

***

Düþmanlýk virüsü köktenci küçük gruplardan Turania“yý oluþturan halklara doðru


yayýlmaya baþlamýþtý. Herkes olan bitenin sorumlusu olarak karþýsýndakileri görüyor,
birbirlerine olan nefretleri giderek büyüyordu. Çok deðil, bundan bir-iki ay önce dost
olanlar, þimdi düþman kesilmiþlerdi. Ayný mahallede, ayný sokakta çocukluklarýndan
beri birbirleriyle kardeþ gibi yaþayan karþýt kesimden insanlar artýk birbirlerini düþman
olarak görüyordu.

Hemen her gün –þimdiye dek Turania’da hiç görülmedik biçimde– ’faili meçhul’ en
az bir öldürme, yaralama, ya da kundaklama, bombalama olayý duyuluyor, halk da
kanýksadýðý bu olaylarla ilgili haberleri –çok doðalmýþçasýna– izleyip geçiyordu.
Arada bir, bir kesimden militanlar karþýt kesimden halkýn oturmakta olduðu mahalleleri
arabalarla basarak kahveleri, lokantalarý tarýyor, iþyerlerini, konutlarý bombalayýp
kaçýyorlardý.

Güvenlik güçleri de artýk olaylarla baþ edemez olmuþ, kontrolü elden kaçýrmýþlardý.
Çünkü onlar da içlerinde bölünmüþler, çatýþmaya baþlamýþlardý. Her kesimden
güvenlik çalýþanlarý kendilerinden olanlarýn iþledikleri suçlarý görmezden geliyor,
korkudan karþý kesimden suçlulara da bulaþmak istemiyorlardý. Yalnýz güvenlik güçleri
deðildi bu parçalanmayý yaþayan. Tüm devlet kuruluþlarý içinde insanlar birbirleriyle
didiþiyorlardý; hatta, böyle günlerde en gerekli olan itfaiye, saðlýk personeli, hastaneler
de parçalanma ve karþýlýklý itiþme içine girmiþti. Devlet giderek felç olma yolundaydý.

Deðiþik etnik ve dinsel gruplarýn ayrýþmasýndan sonra bunlarýn oturduklarý mahalleler


de kalýn duvarlar, içine çimento dökülmüþ variller, kum torbalarýndan oluþan sýnýrlarla
birbirinden ayrýlmaya baþlanmýþtý. Artýk her kesim kendi gereksinmelerini kendisi
karþýlýyor, sorunlar kendi aralarýnda çözülüyordu.

Turania“da insanlardan baþlayan çatlama, çözülme, parçalanma, sokaklardan


caddelere, mahallelere, giderek köylere, kasabalara, kentlere yayýlýyordu, yavaþ ama
kararlý adýmlarla. Öfke, korku, nefret kanserli bir hücre gibi tüm Turania“ya yayýlýyor
ve yapýyý temelden çürütüyordu.

***

Turania yerel hükümetinin kimbilir kaçýncý kez Rusya hükümetine yaptýðý, olaylara
etkin biçimde el atma çaðrýsýna bir türlü olumlu bir yanýt alýnamýyordu. Daðlar gibi
birikmiþ çözüm bekleyen sorunlar, ne zamandýr belini doðrultamayan ekonomik gidiþ,
harekete geçmekte isteksiz kýlmýþtý Moskova“yý.

Turania“ya en yakýn askeri birlik üç yüz elli kilometre kuzeyde karargâhý bulunan

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

zýrhlý tümendi. Koskoca tümeni Turania“ya kaydýrmanýn maliyeti, yapýlan kaba bir
hesapla, milyarlarca rubleyi buluyordu ve de bu parayý hükümetin bir yerlerden buraya
aktarma olanaðý yoktu. Ayrýca, yýllardýr eskimiþ, bakýmsýz kalmýþ ve durduklarý
yerde çürümüþ araçlardan en az yarýsýnýn, askeri bir birliðin hareketi için oldukça uzun
olan bu yolun sonuna varabilmeleri kuþkuluydu. Bunun dýþýnda, askeri yetkililer yeni
bir Çeçenistan örneði bataklýða saplanýp kalma korkusuyla Turania özerk bölgesine
yapýlmasý düþünülecek askeri eyleme doðrusu pek sýcak bakmýyorlardý.

En önemlisi, kaydýrýlmalarý düþünülen birliklerdeki subay, astsubay ve er ailelerinin


oluþturduðu kamuoyu pis ve aþaðýlýk Turalar için evlatlarýnýn yok yere telef edilmesi
olasýlýðýna karþý baþ kaldýrmýþtý. Turania eksik olursa çok þey mi kaybederdi sanki
Rusya Federasyonu? Sovyet dönemindeki gibi, devlet büyüklerinin, her canlarý
istediðinde bir yerlere ordu birlikleri göndermesi artýk çok gerilerde kalmýþtý. Tüm
demokratik ülkelerde olduðu gibi burada da yöneticiler, yurttaþlarýn yaþamlarýnýn söz
konusu olduðu konularda kamuoyuna kulak vermek zorundaydýlar bundan böyle.

Üstüne üstlük, yönetim, Çeçen savaþý ile iyice yýpranan görüntüsünü, yeni ve uçsuz
bucaksýz bir serüvenle, tüm yeryüzü ülkeleri karþýsýnda büsbütün yüzüne
bakýlamayacak duruma düþürmek istemiyordu.

***

Yazýn alabildiðine sýcak, bitmek bilmeyen uzunluktaki günleri yaþanýyordu.


Turania“yý kasýp kavurmaktaydý Orta Asya çöllerinin kýzgýn kumlarýný yalayan
güney yelleri.

Turalarýn üzerine çökmüþ olan delilik azýcýk durulur gibi olmuþtu. Sýcaklarýn
oluþturduðu miskinlik mi, yoksa herkesin biraz durup düþünerek davranýþlarýný
frenlemesi mi bilinmez ama, ortalýk sanki daha az kaynaþýr gibiydi.

Ýþte tam bu sýrada, olabilecek þeylerin en kötüsü oldu. Turania“nýn belini öylesine
çökertti ki bu olay, bir daha kendi olanaklarýyla doðrulabilecek gücünü hepten kaybetti.

Ülkenin tek enerji santralý olan –’Nuh-u Nebi’den kalma, hurdasý çýkmýþ, otuz-kýrk
yýllýk eski bir teknolojinin ürünü– nükleer santrala bir gece sabaha karþý oldukça etkin
bir sabotaj düzenlendi. Her büyük eylemde olduðu gibi, kim olduklarý bilinmeyen
sabotajcýlar gerçi nükleer yakýt elemanlarýnýn bulunduðu reaktöre kadar
ulaþamamýþlardý ama, santralý bir daha çalýþmamak üzere durdurmayý baþarmýþlardý.

Reaktörün birincil soðutma suyu devresinin pompalarý durduðundan ýsý kabul edilemez
biçimde yükseldi ve reaktör otomatik olarak kapandý. Ýþin daha da kötüsü, birincil
soðutma devresinin zaten çoktan çürümeye yüz tutmuþ borularý patlamanýn
sarsýntýsýyla yer yer çatlamýþ, bu kapalý devre sistemi içinde bulunan son derecede
yüksek radyoaktif ve çok uzun yarý ömürlü izotoplar içeren soðutma suyu bir yandan

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

reaktörün içine, bir yandan da ikincil soðutma suyuna karýþarak bu suya da þiddetli
radyoaktiviteyi bulaþtýrmýþtý.

Dania“dan beslenen ikincil soðutma suyu, Dania“nýn da suyunu hýzla kirletiyordu.


Turania“yý kývrýla kývrýla bir baþtan bir baþa kateden, yýllar yýlý Turalarýn baþlýca
dinlenme, serinleme, eðlence, ulaþtýrma, su ve buz sporlarý amacýyla yararlandýklarý
nazlý Dania, bundan böyle tüm ülkeye yüksek ve öldürücü radyasyon bulaþtýran bir
canavara dönüþmüþtü.

Tüm Turania elektriksizdi artýk. Çok uzun yaz günlerinde ve “beyaz geceler“de
elektriksiz kalmak o kadar sorun olmayacaktý ama, sular akabilseydi. Barajlardaki su
kentlere dev elektrik motorlarýyla çalýþan pompalarla basýlabiliyordu ve artýk bu
mümkün deðildi. Olanlar yetmiyormuþ ðibi, uzun, kavurucu yaz günlerinde ülke bir de
susuz kalmýþtý. Suyunda çok þiddetli radyoaktif atýklar içeren Dania“dan ise
yararlanmak bir yana, yanýna yaklaþma olanaðý bile yoktu. Peki, ya günün neredeyse üç
çeyreðini kaplayan uzun mu uzun, buzdan da soðuk, dondurucu kýþ gecelerinde ne
olacaktý?

Son facia her þeyin üstüne tüy dikmiþti. Batý yönetimleri bile –hayret verici bir
biçimde– zaman geçirilmeden Turania olayýna el koymasý için Rusya’yý sýkýþtýrmaya
baþladýlar. Çünkü kimsenin, Turania“da parlayan þeriatçý Ýslam“la, ondan aþaðý
kalýr yeri olmayan yobaz Ortodoks ve ýrkçý-faþist ulusçu yangýnýn kýsa sürede tüm
Orta Asya ile Kafkasya“nýn laik düzenle yönetilen ülkelerine sýçrayacaðýndan kuþkusu
yoktu.

Rusya, bu nükleer santral sabotajý ardýndan, –’kerhen’ de olsa– Turania bataklýðýna


ayaklarýný sokma kararýný verebildi. Bu zor durumda kimse “Ne halleri varsa
görsünler!..“ bahanesine sýðýnamazdý.

Kuzeydeki zýrhlý tümen, tüm hantallýðý ile üzerindeki tozlarý, örümcek aðlarýný
silkeleyip temizleyerek yola çýktý. Öngörüldüðü gibi, caný çýkmýþ zýrhlý araçlarýn
yarýya yakýný ve Turania“da savaþmak istemeyen askerlerden fireler verilerek bin bir
güçlükle “görev mahalline“ varýlabildi. Ayrýca, bir gece yarýsý, paraþütçü komando
birlikleri sessizce indirildi ülkenin güneyindeki tundralýk bölgeye. Böylelikle Turania
hemen hemen dört bir tarafýndan ablukaya alýnmýþ oluyordu.

Ayak sürüyerek, isteksizce Turania“ya giren Rusya Federasyonu Ordusu birlikleri


inanýlmaz, neredeyse vahþi denebilecek bir sertlikle atýldý Turalarýn üstüne. Askerler,
ayný federasyonun üyesi bir halký içine düþtüðü bataklýktan kurtarmaya gelmiþ dost
birlikler gibi deðil de, düþman topraklarýný ele geçirmiþ bir ordunun hunharlýðýyla
davranýyorlardý Turalara.

Rus birliklerinin sertliði, acýmasýzlýðý karþýsýnda düþ kýrýklýðýna uðrayan Turalar


–Ortodokslar, hatta Turania’da yerleþik Ruslar da içlerinde olmak üzere– var güçleriyle
ordu birliklerine direnmeye baþladýlar. Bu direnme karþýsýnda asker büsbütün katýlaþýp
saldýrganlaþtý. Evler, mahalleler rastgele bombalanýyor, yakýlýp yýkýlýyor, her iki

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

taraftan da yüzlerce, binlerce insan ölüyordu.

Rus yönetiminin korktuðu baþýna gelmiþ, bir ayaðýný Çeçen bataklýðýndan kurtarmaya
çalýþýrken diðer ayaðýný da Turania bataklýðýna kaptýrmýþtý.

Susuzluk, karmaþadan kent hizmetlerinin tümüyle felç olmasý, saðlýkla ilgili her türlü
etkinliðin durma noktasýna gelmesi, salgýn hastalýklarýnýn hýzla ülkeye yayýlmasýna
neden olmuþtu. Bunlar yetmezmiþ gibi, ülkeyi baþtan baþa kuþatan þiddetli radyasyon
içeren atýklar hýzla çeþitli kanser hastalýklarýný ortaya çýkartmaya baþlamýþtý bile.

Salgýn hastalýk ve radyasyon korkusu yüzünden çevredeki ülkeler Turania ile ticari
alýþveriþleri, ulaþýmý tümüyle durdurmuþlardý. Endüstriyel ve tarýmsal üretim ise zaten
çoktandýr duraklamýþtý ülkedeki kargaþa yüzünden. Tüm temel gýda ürünleri yanýnda,
ülke tahýl stoklarýnýn sýfýra yaklaþmasý, ekmeði bile çok güç bulunur duruma
düþürmüþtü.

***

Önce kafalarý esir alan dogmalar, kin, nefret, kan davalarý, sonra da savaþ, ölüm, açlýk,
sefalet, salgýn hastalýklar ve yeryüzünün çaðdaþ “veba“sý kanser...

Sonunda istenen olmuþ –emekli kýdemli albay Meftuni Felesnikov ile arkadaþlarýnýn
çok deðerli katkýlarýyla– Apokalips’in Turania Þubesi törenle hizmete girmiþti!

IV
Farusti Kristiev“in gazete yazarlýðý serüveni pek kýsa sürmüþtü. Artýk evden
–neredeyse– hiç çýkmýyor, bir köþede arpacýk kumrusu gibi düþünüp duruyordu.
Turania“nýn baþýna neler geldiðini, neden geldiðini anlamaya çalýþýyor, ama bir türlü
iþin içinden çýkamýyordu. Ülkesinin geçirmekte olduðu toplumsal depremi kendisi mi
tetiklemiþti? Yoksa o da –diðerleri gibi– bir piyon muydu yalnýzca? Üniversiteden
atýlmasýyla bugüne dek olanlarý bir bir aklýndan geçiriyor, iþin içinden çýkamayýnca da
sil baþtan yapýyordu. Yedi-sekiz aylýk bu zaman aralýðý, baþý sonuna baðlanmýþ bir
film þeridi gibi gözlerinin önünde akýp duruyordu.

Ýyice kopmuþtu Gübertchinka ile iliþkileri ne zamandýr. Cicim aylarý daha baþlamadan
bitmiþti. Günlük yaþantýdaki en gerekli sözler, en kaçýnýlmaz konuþmalar dýþýnda,
aralarýndaki iletiþim hemen hemen yok olmuþtu; çok zorunlu olmadýkça baþlarýný
kaldýrýp birbirlerinin gözlerine bakmýyorlar, birbirleriyle konuþmuyorlar ya da Aitcha
aracýlýðýyla sürdürmeye çaba harcýyorlardý iletiþimlerini. Evde birarada oturabilmeyi
galiba yalnýzca küçük kadýn Aitcha“nýn sessiz, uysal varlýðý olanaklý kýlabiliyordu.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Yatak odalarýný da çoktandýr ayýrmýþlardý. Farusti zamanýnýn büyük bölümünü


odasýna kapanarak geçiriyordu. Yemekler ve akþamüstü çayý için salona geldiðinde de
ya bir þeyler okumayý sürdürüyor, ya da –gözleri bir noktaya çivili– dalgýn bakýþlarla
oturuyordu. Gübertchinka ile Aitcha ise bir köþede diz dize, küçük gülüþlerle
kýkýrdayarak fýsýr fýsýr kaynatýp duruyorlardý.

Gübertchinka, kendisinin, Aitcha“nýn ve ülkenin baþýna gelen ne varsa hepsinden


Farusti“yi sorumlu tutuyor, onun için de adamdan giderek uzaklaþýyordu. Çoktandýr
aralarýna girmiþ olan soðukluðun birbirlerine karþý nefrete dönüþmekte olduðunu
anlýyordu. Olgun davranýþlarý, sevdalý bakan gözleri, aþkla dolu þiirsel sözleri ile
yüreðini pýr pýr ettiren o yýllanmýþ þarap kývamýndaki erkek gitmiþ; yerine aksi,
sevgisiz bakýþlarýyla, ya hiç konuþmayan, ya da konuþtuðunda iç sýkýcý birkaç sözcük
homurdanan, zayýf, hastalýklý, otuz-otuz beþinde –ve tanýdýðýndan beri her geçen gün
biraz daha gençleþen– sevimsiz bir adam gelmiþti.

Genç kadýn, Aitcha ile birlikte bu evden kaçmak isterdi; ama nereye? Gidebileceði
hiçbir yer yoktu. Hele hele Turania“nýn içine düþtüðü bu acýnasý durumda böyle bir
kaçýþa kalkýþmak, açlýðýn, sefaletin, anarþinin kucaðýna düþmek anlamýna geliyordu.
Oturduklarý, çevresi yüksek duvarlarla çevrili, sadýk “bodyguard“larca güvenliði
saðlanmýþ yeni zenginler sitesiyle Farusti“nin kaynaðý kuþkulu paralarý, ülkenin
tepesinde dolaþan uðursuz kasýrgadan olabildiðince az etkilenmelerini saðlayan bir
sýðýnak oluþturuyordu kendilerine. Ayrýca, Turania“nýn en ünlü(!) genç kadýný
Aitcha“yla sokakta dolaþmak demek, hem kýzcaðýzý, hem de kendisini ölüm tehlikesine
atmak demekti. Onun için hocanýn mutsuz ve nursuz suratýna, aksi davranýþlarýna
katlanýyor, onunla bir evde yaþýyor, yemeðini yapýyor, çamaþýrlarýný yýkýyor, evi
temiz tutuyorlardý. Hatta Gübertchinka –çok seyrek de olsa– Farusti’nin cinsel
gereksinimlerini bile karþýlýyordu. Onunla birlikte yaþamak, onunla ayný evde
oturmaktan baþka çýkar yollarý yoktu; en azýndan yakýn vadede.

Ýþte bu günlerde geliþen bir olay Gübertchinka“da, kýsa bir süre için bile olsa,
Farusti“siz bir yaþama kavuþma, rahat nefes alma umudu uyandýrdý.

Sabahtý. Profesör her zamanki berbat suratýyla alelacele kahvaltýsýný yapmýþ ve


kaçarcasýna kendi odasýna çekilmiþti. Aitcha mutfaðý, Gübertchinka ise salondaki
kahvaltý sofrasýný toplamaktayken daire kapýsý vuruldu. Koþarak kapýnýn göz
deliðinden baktý Gübertchinka. Merdiven sahanlýðýnda, lunaparklardaki kahkaha
aynalarýnýn yansýttýðý biçimde gülünç görünen kafa ve gövdeleriyle biri kadýn üç kiþi
duruyordu. Suratlarýndaki sert, kýzgýn, ürkütücü ifade dehþete düþürdü
Gübertchinka“yý. Korku içinde Farusti“yi çaðýrdý. Ne de olsa, uzun zamandýr ilk kez
kapýlarý hiç tanýmadýðý birilerince çalýnýyordu.

Farusti de kaygýyla göz deliðinden baktý. Sonra, Gübert-chinka“nýn “Ne yapýyorsun


sen? Deli misin!“ itirazlarýna karþýn tüm kilitleri, zincirleri boþaltarak kapýyý ardýna
kadar açtý. Kadýnla adamlardan biri, sonradan yakýlan ahþap kilisede ilk buluþtuðu
kiþilerdi. Bir daha da görüþmemiþlerdi. Önde kadýn, arkada adamlar hole daldýlar, davet
beklemeden. Uzun süre konuþmadan evi, eþyalarý incelediler. Sonra kadýnýn “sevici“

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

bakýþlarý Gübertchin-ka“ya kaydý. Genç kadýný baþtan ayaða istek ve þehvetle uzun
uzun süzdü. Vitrindeki bir plastik manken gibi donup kalmýþtý Gübertchinka. Bu
bakýþlardan Farusti de çok rahatsýz olmuþtu. Kadýnýn dikkatini kendi üzerine çekmek
için atýldý:

“Ne iþiniz var burada?“ demesine kalmadý, mutfakta olanlarý duymamýþ olanAitcha,
ablasýna bir þeyler söylemek için –güle oynaya– içeri girdi. Girmesiyle de korku içinde
donup kalmasý bir oldu.

Yabancýlar Aitcha“yý gördüklerine çok þaþýrmýþlardý doðal olarak. Sevici kýlýklý


kadýn onu da inceden inceye süzdükten sonra yüzünde alaycý bir gülümsemeyle
Farusti“ye baktý. “Demek en deðerli sermayenizi de yanýnýzda barýndýrýyorsunuz
sayýn profesör!“ diye dalga geçti. Arkasýndan, kafasýyla Gübertchinka ile Aitcha“yý
göstererek konuþtu. “Ýçinde Müslüman aþifteleri bulunmayan bir odasý varsa bu evin,
orada iki çift laf konuþsak. Ne dersiniz?“

Farusti, sesini çýkarmadan davetsiz konuklarý çalýþma odasýna alýp kapýyý sýkýca
kapattý. Kadýnýn edepsiz ve saygýsýz konuþmalarý, davranýþlarý, bakýþlarý çileden
çýkarmýþtý profesörü. “Nedir bu bayaðýca davranýþlar? Ne söyleyecekseniz söyleyin,
sonra da çekip gidin!“ diye payladý konuklarý. Her yaný sinirden titriyordu.

“Yeni bir görev daha var sizin için. Ama bu kez yazma-çizme iþi deðil!“

“Yeni bir görev falan yok artýk!“ diye neredeyse haykýrdý Farusti kýzgýnlýkla,
“ben çekiliyorum aranýzdan! Benden bu kadar!..“

“Bu tür örgütlere bir kez girildi mi, çýkýlmasý pek zordur sayýn hocam.“ Kadýna,
aðzýnda peynir tutan kargadan o güzelim sesiyle þarký söylemesini rica eden tilkinin
suratý gelip oturmuþtu. “Ayrýca, bu gibi önemli görev emirlerinin –sizin de pek
yakýndan tanýdýðýnýz– çok yüksek yerlerdeki kiþilerden geldiðini bilmez deðilsiniz
sanýrým!“ deyince kadýn, Farusti“nin aklý baþýna geldi. Bu kiþilerle arkadaþý
Meftuni Felesnikov arasýndaki iliþkiyi kafasýndan nedense silmiþti uzun zamandýr.
Kadýn bunu anýmsatmaktaydý kendisine. Bir an albayýn yüzü gözlerinin önüne geldi.
Tüylerinin diken diken olduðunu, içinde tanýmlanamaz bir korkunun filizlendiðini
duyumsadý. Yelkenleri suya indirdi.

“Neymiþ bu görev dediðiniz bakalým?“ diye uysalca sordu. “Çok sýkýntý verici ve
zor bir iþ olmasa bari.“

“Sýkýcý olur mu hiç?“ diye kýkýrdadý kendine yakýþmayan bir biçimde kadýn.
“Üstelik de çok eðlenceli... Keþke ben görevlendirilseydim bu iþle. Böyle her
bakýmdan deðiþik, eðlenceli bir yolculuða çýkmayý ne kadar da isterdim.“

Sonra anlattý:

Novoturolsk“un yakýnlarýndaki bir yerden birtakým mallar üç TIR“a yüklenerek

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Afganistan“da þu anda kimsenin bilemediði bir yere götürülüp buradaki ilgili kiþilere
teslim edilecek ve geri dönülecekti. Görev çok önemliydi, çünkü TIR“larýn içine
konulacak yük çok önemliydi, –anlaþýldýðýna göre– yükün teslim edileceði kiþiler de
çok önemliydi. Farusti iþte bu –kendisi de önemli– konvoyun baþýndaki yönetici
olacak, konvoyun, herhangi bir kazaya uðramadan, sað salim teslim yerine
ulaþtýrýlmasýný saðlayacaktý.

O, iki silahlý korumasý ve þoförü ile baþka bir arabayla konvoyun, duruma göre kâh
önünde, kâh arkasýnda yolculuk ederek konvoyu kollayacak, nerede, ne zaman mola
verileceði, nerelerde konaklanacaðý, hatta araçlarýn nerelerde yakýt alacaðý Farusti“nin
telsizle vereceði emirlerle düzenlenecekti. Tabii Farusti de bu emirleri kursaðýndan
uydurmayacak, kendisine yazýlý olarak verilecek yolculuk programý ve bununla ilgili
direktiflere uygun düzenlemeleri personeline uygulattýracaktý.

Þoförler ve yardýmcýlarý, böylesine uzun, riskli, tehlikelerle dolu ve yorucu olmasý


beklenen yolculuðun gerektirdiði saðlýklý bedene sahip, uykusuzluða ve yorgunluða
dayanýklý, ama özellikle de zekâca geri kalmýþ kiþiler arasýndan seçilmiþlerdi. Çünkü
bu tür görevler uyanýk, belleði kuvvetli kiþilere göre deðildi. Bu gibi iþlerde, gidilen
yerler ile karþýlaþýlan kiþileri çok çabuk unutabilme becerisi olanlar, “Niçin? Neden?
Kim bunlar?“ gibi gereksiz sorularý sormayý akýl edemeyenler görev alabilirlerdi
ancak. Onun için de bu zor yolculukta konvoyu yönetmek, eþgüdümü saðlamak üzere
profesör gibi akýllý, deneyimli, soðukkanlý bir yönetici görevlendirilmiþ, ekipte bulunan
herkesin ona baþ eðmesi saðlanmýþtý.

“Ne zaman mý olacak bu yolculuk?“ dedi kadýn. “Yarýn akþam dokuzda görev
baþlýyor. Ama önce personeliniz size tanýþtýrýlacak. Ardýndan yolculukla ilgili yazýlý
ve sözlü emirler, direktifler bildirilecek. Yolla, geçeceðiniz ülkelerle ilgili ayrýntýlý
bilgileri alacaksýnýz. Haydi bakalým, hareketin baþlatýlacaðý yere hemen þimdi
gidiyoruz. Hazýrlýklar için önümüzdeki zaman çok az çünkü.“

Farusti alelacele hazýrlandý ve birlikte çýktýlar.

Kendi odasýyla Farusti“nin odasý arasýndaki kullanýlmayan kapýnýn anahtar


deliðinden konuþulanlarý dinlemiþti Gübertchinka. Þükür ki, adam uzunca bir süre için
ortadan yok olacaktý. Ýçi sevinçle doldu. Öylesine uzun zaman olmuþtu ki sevinmeyeli...
Bir koþu, müjdeyi Aitcha kýza da yetiþtirdi.

***

Kadýn ve iki adamýnýn Farusti ile birlikte binadan çýkmalarýyla Fanustay þaþkýnlýktan
neredeyse küçük dilini yutacaktý. Gübert-chinka ablasýnýn sevgilisi olan adamý þýp diye
tanýyývermiþti. Ama mezarlýkta gördüðü yaþlýca adam nasýl oluyordu da gözüne
böylesine genç görünüyordu bugün? Yoksa adamýn oðlu ya da yakýn bir akrabasý
mýydý diðerleriyle birlikte binadan çýkan? Kalp atýþlarýnýn hýzlandýðýný, yüzüne kan

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

hücum etmeye baþladýðýný, kýzardýðýný duyumsadý. Aylardýr Gübertchinka“ya


duyduðu –daha doðrusu, duymaya çabaladýðý– öfke, kýrgýnlýk eriyip gitmiþ, yerini
karþý ko-nulmasý zor bir özlem duygusu almýþtý. Gübertchinka ile Aitcha“ya bu kadar
yakýn mýydý yoksa þu anda? Ýnanýlýr gibi deðildi bu. Küçük bir olasýlýk bile olsa,
onlarýn bu kadar yakýnýnda olmak içini sevinçle, mutlulukla ýsýtýyordu. Kadýn, Farusti
ve diðerleri arabaya binip hareket etmiþlerdi bile.

Fanatik Ortodoks terör örgütünün elebaþýlarýndan olan sevici suratlý kadýnla yanýndaki
adamlarý izlemekle görevli timin elemanlarýndandý Fanustay. Ýþte bu görev onu
Gübertchinka, Aitcha ve Farusti“nin oturduklarý siteye, hatta neredeyse dairelerinin
kapýsýna kadar getirmiþti. Rastlantýnýn böylesi de ancak romanlarda olur. Timde görevli
diðer iki savaþçý ise arabalarýyla site çevresini kolaçan etmekteydiler. Bu anda
yapýlmasý gereken kadýný ve adamlarýný izlemeyi sürdürmekti. Hemen timin diðer iki
elemanýný telsizle arayarak arabanýn gitmekte olduðu yönü bildirdi. O arabayý
kesinlikle gözden kaçýrmamalýydýlar. Ýzlenenlerle ilgili beklenmeyen bir geliþme
olursa kendisini arayýp bilgilendirmeliydiler. Kendisi, sitede kalýp gözlemlediði ilginç
bir durumun peþine düþmek zorundaydý.

Apartmandaki görevli ve yöneticiyle konuþarak Gübertchinka ile Farusti“nin kalmakta


olduklarý daireyi öðrendi. Altýncý kattaki daireye merdivenleri çifter çifter atlayarak
çýkmaya baþladý ama, pili çabuk tükendi. Coþkulu tedirginliði yerini –þimdiye dek hiç
duyumsamadýðý– bir bitkinliðe, yorgunluða býrakmýþtý. Bir basamak bile çýkabilecek
gücü kalmamýþtý. Merdivende oturup kafasýný týrabzana dayadý. Yüreði –aðzýndan
çýkýp gidecekmiþçesine– hýzlý çarpýyor, nefes almakta zorlanýyordu.

“Neler oluyor bana böyle?“ diye içinden geçirdi. “Niçin bu kadar çabuk yoruldum?
Gübertchinka ile Aitcha“yý uzun zamandýr ilk kez görebilecek olmanýn gerginliði
bedenimi güçten düþürdü herhalde.“

Bir süre dinlenip kendine gelir gibi olduðunda –bu kez çok aðýr bir tempoyla–
merdivenleri çýkmayý sürdürdü. Tüm yavaþlýðýna karþýn yedi-sekiz basamakta bir
durup dinlenme gereksinimi duyuyor, derince nefes alýp vermeye çalýþýyordu. Sonunda
kendini Gübertchinka ile Farusti“nin oturmakta olduðu dairenin önüne atabildi.
Bedeninde kalan son enerji kýrýntýsýyla uzanýp kapýyý çaldý. Zangýr zangýr titremekte
olan bacaklarý kendisini ayakta tutmakta zorlanýyordu.

Fanustay“la Gübertchinka özlem ve sevgiyle sarhoþ, þaþkýn, sarmaþ dolaþ oldular.


Ýkisi de birbirlerinin omzuna sessizce gözyaþlarýný akýtýyorlardý. Az sonra yaný
baþlarýnda Aitcha belirdi. “Yeter artýk!“ dedi gözleri dolu dolu. “Azýcýk da ben
“Hoþ geldin“ diyeyim Fanustay Aðabeyime.“ Aitcha ile de mutlulukla kucaklaþtýlar.
Onlarý biri izlese, en az on yýldýr birbirlerini görmemiþler sanýrdý. Oysa görüþmeyeli
altý ay ya olmuþ, ya olmamýþtý.

“Bu ne hal?“ diye sordu Gübertchinka bir yandan kolunun yeniyle gözyaþlarýný
silerken. “Nasýl da kendini yýpratmýþsýn bu kýsa zamanda! Genç adamlýktan orta
yaþlýlýða doðru hýzla yol almýþsýn.“ Aitcha“ya þaþkýnlýk ve üzüntüyle kuzeninin

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

suratýný gösterdi. “Baksana þunun suratýndaki kýrýþýklýklara! Sanki yaþamýn tüm


kötülüklerini yýllarca sýrtýnda taþýmýþ gibi...“

Gübertchinka yaklaþarak daðýnýk saçlarýný okþadý Fanustay“ýn. Genç adam kesik


kesik nefes alýp verirken Gübertchinka ile Aitcha“ya bakýp mutlulukla gülümsüyor,
ama aðzýndan tek bir sözcük bile çýkmýyordu, çýkamýyordu.

“Üstelik teke gibi kokuyor bu oðlan!“ diye yüzünü buruþturdu Gübertchinka. Aitcha
ile birlikte Fanustay“ý ite kaka banyoya sokup yýkanmasýný saðladýlar. Sonra da bir
güzel karnýný doyurdular. Fanustay tümden þapþallaþmýþ durumdaydý. Çünkü bu sitede
su da vardý, elektrik de. Bu zenginler sitesi sanki Turania“da deðil gibiydi; açlýðýn,
susuzluðun, elektriksizliðin, can güvensizliðinin, anarþinin, karmaþanýn hüküm sürdüðü
Turania“nýn bir kentindeki bir mahalle deðildi sanki burasý. Turania“nýn ortalýk yerinde
–henüz fethedilememiþ– bir bolluk, mutluluk adasýydý bu site.

Fanustay“ýn ilk þaþkýnlýðý geçmiþ, kendine gelmeye, dili de çözülmeye baþlamýþtý.


Gübertchinka“nýn sormasýna kalmadan baþýndan geçenleri sýrasýyla, bir bir anlattý.
Sonra Aitcha“nýn buradaki varlýðýndan kimsenin haberi olup olmadýðýný sordu.
Kýzýn yerinin anlaþýlmasý yalnýz kendisinin deðil yanýnda bulunanlarýn da yaþamýný
tehlikeye atabilirdi. En sonunda, Fanustay Ortodoks teröristlerin önderlerinden olan
kadýnla yanýndaki adamlarýn bu daireye niye geldiklerini, Farusti“yi nereden
tanýdýklarýný, adamýn bunlarla ne gibi bir alýþveriþi olabileceðini öðrenmek istedi
Gübertchin-ka“dan.

“Ne gibi bir alýþveriþi mi var?“ diye keyifsizce gülümsedi Gü-bertchinka. “Bizimki
bunlarýn en yakýn adamlarýndan!“ Farusti“yle ilgili olarak bildiði her þeyi,
profesörün kýsa süreli gazetecilik serüvenini, Aitcha olayýnýn patlak vermesine
Farusti“nin Yeni Hedef“teki yazýlarýnýn, açtýðý kampanyanýn neden olduðunu
ayrýntýlarýyla Fanustay“a aktardý. Son olarak da, az önce o suratsýz kadýnla
adamlarýnýn geliþlerinde anahtar deliðinden duyduklarýný aktardý oðlana. Fanustay“a
çok ilginç geldi Gübertchinka“nýn anlattýklarý. Bu arada baþka bir þey de dikkatini
çekmiþti. Gübertchinka Ablasý Farusti“den, ayný evde onunla yaþayan biri gibi deðil
de, yabancý, hatta hiç hoþlanmadýðý birinden söz eder gibi konuþuyordu. Konuþma
biçiminde, tavýrlarýnda ne ufak bir sevgi kýrýntýsý vardý Farusti ile ilgili olarak, ne de
saygý; yalnýzca býkkýnlýk ve soðukluk gözleniyordu. Bu durum, profesörün ve içinde
olduðu örgütün kirli çamaþýrlarýný öðrenmiþ olmaktan daha çok sevindirdi
Fanustay“ý. Nedense ikisinin arasýna girmiþ olan soðukluk kendisinde sinsi bir neþe,
sadist bir coþku uyandýrmýþtý. Hiç renk vermedi, bu konuda Gübertchinka“ya da
hiçbir þey sormadý. “Demek yarýn akþam yola çýkýyor, öyle mi? Ýnþallah yakýn
zamanda geri döner,“ diye baþý önde, býyýk altýndan gülümseyerek konuþtu. “Siz de
fazla yalnýz kalmamýþ olursunuz.“

Aitcha Fanustay“ýn sinsi gülümseyiþini ve içtenlikten uzak tavrýný ayrýmsamýþ,


þaþkýna dönmüþtü. Gübertchinka ise bunu atlamýþtý. Yine de piþman oldu bu kadar
açýldýðýna. “Kesinlikle aramýzda kalacak deðil mi bu anlattýklarým Fanustay?“ diye
sertçe konuþtu, ama sesinde de gizli bir yalvarýþýn titrekliði duyumsanýyordu. Her þeye

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

karþýn, profesörünün baþýna bir kötülük gelmesini istemiyordu. Ayrýca, Farusti ile
birlikte oturuyor olmanýn hem kendisi, hem de Aitcha için yaþamsal deðerde olduðunun
da bilincindeydi.

“Yok, yok! Güzel ablacýðým, bu anlattýklarýný bizimkilere aktarmayacaðýmdan emin


olabilirsin. Ýstersen yemin bile edebilirim. Senin adamýnla ilgili edindiðim bu bilgileri
bizim komutanlara aktarsam, yalnýz onun deðil ikinizin de baþý fena halde derde girer.
Ýkinizi de öyle seviyorum ki, böyle bir þeye izin vermem,“ dedi Fanustay.

Gübertchinka“nýn içi rahatlamýþtý. “Bizi sýk sýk ara; yalnýz býrakma. Gözlerimiz
yollarda kalmasýn!“ dedi.

“Farusti dönene kadar, görevli olmadýðým her an, hep yanýnýzda olacaðým; hem de
sizleri kendimden býktýrtana kadar!..“

Fanustay, sevinç ve mutlulukla ikisini de sevgiyle öperek gitti.

***

Ertesi akþam tam saat dokuzda Farusti buluþma yerindeydi. Yolculuða çýkacak tüm
kiþiler daha evvel gelmiþlerdi. Odundan oyulmuþa benzeyen þoförler birbirleriyle
konuþuyor, þakalaþýyor, itiþip kakýþýyor, aðýzlarýndan tükürükler saçarak yakasý
açýlmadýk küfürler edip, kaba kahkahalar atýyorlardý. Ýçlerinden biri diðerlerine,
“Bize bu yolunmuþ karga mý kýlavuzluk yapacak yani?“ diye sýrýtarak sordu, genç
görünüþlü emekli profesörü baþýyla göstererek. Þoförler yapýlan bu ince espriye çok
güldüler, büsbütün neþelendiler.

Artýk yola çýkma zamaný gelmiþti. Farusti ilgili herkesi çevresine toplayarak son
talimatlarý verdi; ilk aþamada izlenecek yolu gösterdi elindeki haritalardan. Sonunda
Farusti“nin arabasý önde, TIR“lar arkada, yola çýkýldý. Post-modern Orta Asya
kervaný beklenenin tersine güneye deðil de tam kuzeye yönelmiþti. Profesörün þoförü ile
korumalarý gidilen bu yönün yanlýþ olabileceðini öne sürerek karþý çýktýlarsa da
Farusti hepsini sert biçimde susturarak emirlerini uygulamaktan baþka bir þey
düþünmemeleri için onlarý uyardý. Belgeleri ve yönergeleri yeniden dikkatle inceledi,
iyice emin oldu gitmekte olduklarý yoldan. Eline teslim edilen tüm yazýlý belgeler, artýk
bileni çok az kalmýþ, Kafkas, Yakut ve eski Leh dilleri karýþýmý garip bir dille
yazýlmýþtý. Bu belgeleri sökebilmek için bir dil uzmaný olmak gerekirdi. Konvoy
personeli içinde bu çorba dili okuyup anlayabilecek –Farusti dýþýnda– bir tek kiþi
yoktu. Uzun yolculuk sýrasýnda bu belgeler bu kiþilerin ya da kazara Kazak, Özbek
görevlilerin eline geçse bile, onlar için sýradan birer yaprak kâðýt olmanýn ötesinde bir
anlam taþýmayacaklardý. Bu uzun ve yorucu göreve Farusti özellikle atanmýþtý.

Zifiri karanlýkta, hem de oldukça kötü bir yolda yolculuk sürüyordu. Turania“nýn
yoksul kýrsalý derin bir gece uykusuna çekilmiþti. Bozuk stabilize yolda TIR“lar

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

arkalarýnda yoðun toz bulutlarý býrakarak, içinde Farusti“nin bulunduðu arabayý


–kendisine çok fazla yaklaþmadan– izliyorlardý. Saat bir buçuk-iki sularýnda konvoy
Farusti“nin bir iþareti ile durdu. Daðlýk bir yerdeydiler. Uzaktan zayýf, titrek birkaç
ýþýk kümesi belli belirsiz görülebiliyordu. Elindeki belgeleri dikkatle inceledikten sonra
saðda görülen ve ýþýk kümesine doðru gittiði anlaþýlan yola girmesini istedi þoförden.
Konvoy yamru yumru yolda son derece yavaþ ilerleyerek on beþ-yirmi dakika sonra
ýþýk kümesine iyice yaklaþtý.

Çevresini kuþatan kalýn duvarlar, dikenli teller, yüksek nöbetçi kuleleri, kapýdaki
makineli tabanca taþýyan nöbetçiler... Görünen her þey buranýn bir askeri tesis olduðunu
anlatýyordu. Kapýnýn önünde duran konvoy ellerindeki silahlarý doðrultmuþ durumda
askerler tarafýndan kuþatýldý. Az sonra da bir elinde makineli tabanca, diðer elinde fener
tutan nizamiye nöbetçi astsubayý kulübesinden çýkarak “kovboyvari“ bir tavýrla arabaya
yaklaþtý. Arabada bulunan herkesi elindeki fenerin kuvvetli ýþýðý altýnda incelerken
Farusti çantasýndan çýkardýðý bir kâðýdý –titreyen elleriyle– astsubaya uzattý. Adam
kâðýdý inceledikten sonra hiçbir tepki vermeden, kulübesine doðru uzaklaþýrken,
kapýnýn açýlmasý için nöbetçilere iþaret verdi. Konvoy, önüne katýlan bir askeri cipin
peþinde, aðýr aðýr tesisin içine girdi.

Tüm konvoy personeli –konvoyun lideri Farusti dahil– þaþkýn durumdaydýlar.


Yolculuðun ilk aþamasý hiç beklemedikleri biçimde, bir askeri tesiste bitmiþti. Ne iþleri
vardý bir askeri birliðin ta göbeðinde? Nasýl olmuþtu da bir askeri birlik böylesi sivil bir
konvoyu kabul edebilmiþti? Önemli bir devlet görevinde olduklarýný anýmsadý neden
sonra Farusti. Böyle bir görevin içinde“neden“in, “niçin“in yeri yoktu. Önce kendini
inandýrdý buna, sonra arabadakilere ve telsiziyle diðerlerine inandýrýcý bir söylev çekti.
Çünkü herkeste –týpký kendisinde olduðu gibi– filizlenen kuþkularý yok etmesi
gerekiyordu.

Bir süre sonra öncü askeri cip, konvoyu metruk bir barakanýn önünde durdurdu. Araçtan
inen küçük rütbeli nöbetçi subaylardan biri TIR“larýn, gönderilecek mallarý yüklemek
üzere, burada terk edilmesi gerektiðini, konvoy personelinin ise kendileri tarafýndan
konuk edileceðini, Farusti“ye bildirdi. Herkes, kontak anahtarlarýný üstünde býrakarak,
araçlardan indirildi. Arkalarýndan kendilerini izlemiþ olan, kamyondan bozma bir araçla,
garnizonun içinde epeyce yol alarak ulaþtýklarý yemekhane-kantin bozmasý barakada
adamakýllý acýkmýþ karýnlarý güzelce doyuruldu. Sonra, yatmak üzere kendileri için
hazýrlanmýþ yatakhaneye götürülürken, sabah kendilerini almaya gelene kadar
bulunduklarý yeri terk etmemeleri konusunda sertçe uyarýldýlar.

Elbiseleri ile uzandýklarý ranzalý yataklarýnda daldýklarý derin ve tatlý uykudan,


nöbetçi subayýn sert-kaba baðýrýþ çaðýrýþlarý ile uyanýp fýrladýlar. Alacakaranlýk
açýlmýþ, günün aydýnlýðýna yerini býrakmýþtý. Kantinde alelacele bir-iki þey atýþtýrýp
çaylarýný içtikten sonra yeniden araçlarýnýn baþýna getirilmek üzere yola çýkarýldýlar.
Gündüz gözüyle ortalýk daha da periþan görünüyordu. Garnizonda bulunan binalar,
askeri barakalar, yollar, çevre, dahasý saðda solda görülen subaylarýn, astsubaylarýn,
erlerin üst-baþlarý tam bir bitmiþliði yansýtýyordu.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Araçlarýnýn çevresinde yirmi-yirmi beþ kadar asker ile birkaç subay vardý. Hepsinin de
yüzlerinden uyku ve yorgunluk akýyordu. Belli ki sabaha kadar süren yorucu bir
çalýþmayla mallarý TIR“lara yüklemiþlerdi. Konteynerlerin kapaklarý kapatýlmýþ,
konvoy araçlarý yola çýkmak üzere hazýr duruma getirilmiþti.

Subaylardan biri Farusti“ye büyükçe bir zarf vererek gün daha fazla aðarmadan bir an
önce yola çýkmalarýnýn iyi olacaðýný söyledi. Tüm ekip hýzla yol hazýrlýklarýna
giriþti. Yorgun askerler konvoyun çevresinde toplanmýþ, aptal ve umursamaz gözlerle
Farusti ile adamlarýný izliyorlardý. Profesör sýkýntýyla askeri birliðin kapladýðý alanýn
ötesine, ufak tepeler arasýnda uzayýp giden kurak ve bomboþ steplere dalýp gitti. En çok
on-on iki saate kadar Turania“yý terk etmiþ olacaklardý. Kimbilir ülkesine ne zaman
geri dönebilecekti!

Araçlar garnizondan çýkýp da anayola varana dek Farusti iç dünyasýndan sýyrýlamadý.


Neden sonra kendine geldiðinde konvoyun, verdiði direktifler doðrultusunda, güneybatý
yönündeki yolda gitmekte olduðunu gördü. O an“a kadar, garnizondan ayrýlýrken
subaylardan birinin eline tutuþturduðu büyük zarfý unutmuþtu. Birden zarfta neler
olduðunun merakýna düþtü. Telaþla açýp içindeki belgeleri incelemeye baþladý. Bu
kâðýtlar, yüklenen mallara ait irsaliyeler ve her bir TIR“ýn plakasý ile taþýdýðý
konteynerin seri numarasýna göre düzenlenmiþ kargo konþimentolarýydý. Belgeler,
Trans-Asia adlý bir Rus kargo þirketinin antetini taþýmaktaydýlar. Antette verilen
adreslere göre þirketin merkezi Krasnoyarsk kentinde bulunmaktaydý. Ayrýca Sibirya ile
Orta Asya“nýn belli baþlý kentlerinde bulunan þubelerinin telefon-faks numaralarý,
posta ve e-posta adresleri de antette belirtilmekteydi. Konþimentolara göre mallar
Novosibirsk kentinden yüklenmiþ, kargonun teslim yeri olarak da Semerkant“taki bir
gýda toptancýsý ile elektrikli makineler ve oto yedek parçacýsýnýn adlarý, adresleri
yazýlmýþtý. Oysa Farusti“nin elindeki gizli belgelerde bambaþka þeylerden söz
ediliyordu. Belgelerin damgalarý, imzalarý, her þeyi tamam ve yasalara uygun gibi
gözüküyordu. Belgeler sýnýrlardaki, bol miktarda rüþvetle doyurulmuþ Kazak ve Özbek
gümrükçüleri, aramadan geçiþ yapmalarýna göz yumduklarý konvoyda, ilerde baþlarýný
belaya sokacak kargo bulunmadýðýna inandýracak, onlara güven verecek biçimde
hazýrlanmýþtý.

Ancak, okudukça Farusti“yi çýldýrtan, kafasýný allak bullak eden þey


konþimentolarýn içeriðiydi. Meðer, bu üç TIR“dan oluþan ve binlerce yol gidecek olan
konvoy neler taþýmaktaymýþ! Öncelikle, en önde yolculuk yapan frigorifik konteynerli
kamyon, derileri yüzülmüþ ancak parçalanmamýþ sýðýr, koyun, keçi etleri ve
kurutulmuþ ya da salamura kutupdenizi balýklarý ile týka-basa doldurulmuþtu
konþimentolara göre. Ýlgili konþimentolar, ikinci kamyonda elektrikli ya da elektriksiz
dikiþ makineleri, ev ve sanayi tipi elektrikli süpürgeler, araba ve kamyonlar için fren ya
da debriyaj balatalarý, bujiler, hava ve yað filtreleri; üçüncüsünde ise kuru soðan, patates,
sarmýsak, sývý ya da margarin ayçiçek yaðlarý yüklü olduðunu yazýyordu. Farusti çok
ciddi bir oyunun figüranlýðýný yapmakta olduðunu korku ve yýlgýnlýkla düþündü. Ama
artýk geriye dönüþ yoktu.

Bozuk yollar yüzünden profesörün hýzý düþürtüp konvoyu yavaþlatmasýyla, gecenin

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

geç bir saatinde özel olarak seçilmiþ, gözden ýrak, geleni gideni az, kayýp sýnýr
kapýlarýndan birine vardýlar. Sýnýr kapýsý o kadar zavallýydý ki, Turania ile
Kazakistan gümrükçüleri ayný –eskilik ve bakýmsýzlýktan neredeyse yýkýlacakmýþ
duygusunu uyandýran– ’mail-i inhidam’ binayý paylaþýyorlardý. Zaten çevredeki
kurak, bitkisiz topraklarda baþka herhangi bir bina da görünmüyordu. Yazýn son günleri
olmasýna karþýn gecenin ayazý insanýn nefesini kesecek düzeydeydi. Görünürde, gelen
ya da giden ne bir araç, ne de canlý bir yaratýk vardý.

Binanýn alt katýnda Tura ve Kazak gümrükçüler bir masanýn çevresinde toplaþmýþ
kâðýt oynuyorlardý. Konvoyun motor gürültüleri iþitildiðinde baþlarýný oyundan
kaldýrýp binanýn önüne yanaþmýþ araba ile kamyonlara ilgisizce baktýktan sonra
birbirlerini anlamlý bakýþlarla süzüp býyýk altýndan sýrýttýlar. Sonra, kaldýðý yerden
oyunlarýný sürdürdüler. Ýçlerinden gözleri kan çanaðýna dönmüþ, yorgun ve býkkýn
biri aðýr aðýr masadan kalktý, dýþarý çýktý. Elindeki fenerle arabalarýn plakalarýný
kontrol etti. Soðuktan titriyor, ellerini ovuþturuyordu. Arabalara ve tüm personele iliþkin
belgelere baþtan savma bir biçimde bakarak hem Turania, hem de Kazakistan
damgalarýný rastgele vurdu. Sonunda, eliyle “yürü“ iþareti yapýp, konvoyun yerinden
kalkmasýný bile beklemeden, ayaklarýný sürüyerek, masaya geri döndü ve oyuna
katýldý.

Farusti içinden derin bir “Oohh!..“ çekerek yerinden doðruldu. Korkudan büzülüp
kalmýþtý sýnýr kapýsýna yaklaþalý beri. Aslýnda korkulacak bir þey yoktu, ama
profesör bu gibi görevlere, ne de olsa henüz alýþmýþ deðildi.

Konvoy, ürkütücü karanlýk, sessizlik içindeki insansýz, hayvansýz, bitkisiz kurak


bozkýrda homurtuyla ilerlemeye baþladý.

***

Fanustay iyice demir atmýþtý Gübertchinka ile Aitcha“nýn yanýna. Artýk geceleri de
onlarla kalýyordu. Eve her geliþinde Gübertchinka“ya Farusti“den bir haber olup
olmadýðýný soruyor, genç kadýnýn endiþeli ve üzüntülü yanýtý karþýsýnda içindeki
gizli sevinci dýþa vurmazlýk edemiyordu.

Gübertchinka, içinde bir yerlerde kanamakta olan Farusti bilmecesini unutabilmeyi de


çok iyi beceriyor, diðer ikisinin coþkularýna ortak olmakta gecikmiyordu. Üçü de
birarada olmanýn mutluluðunu, sevincini, uçarýlýðýný doya doya yaþamaktaydýlar.
Fanustay ile Aitcha, baþlarýnda Gübertchinka Ablalalarý, çocukluk günlerine geri
dönmüþlerdi. Çocukluklarýndaki gibi oyunlar oynuyorlar, þarkýlar söylüyor, dans
ediyorlardý. Hele evde Farusti“den kalma deðerli ithal içkileri ardý ardýna
devirdiklerinde iyice çýðýrlarýndan çýkýyorlardý. Baðýrýþ çaðýrýþlarýyla çevreyi
rahatsýz etmeye baþladýklarýnda, Gübertchinka hýzla kendini toparlayarak –hiç caný
istememesine karþýn– çatýk kaþlý ablalýðýný takýnýyor ve azgýnlýklarý frenlemeye
çalýþýyordu. Üçü de çocukça bir coþkuyla, son bir yýldýr üst üste yýðýlan sýkýntýlarýn,

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

içlerine attýklarý gerginliklerin bir tür boþalýmýný saðlýyorlardý.

Kafalarýn iyice dumanlandýðý, bedenlerinse hoplayýp zýplamaktan, dans etmekten


yorulduðu bir gecenin oldukça geç saatlerinde, yerlere, yumuþak deðerli halýlarýn üstüne
serildiler. Küçücük bir mumun ýþýðýnda, Fanustay“ýn o akþam eve gelirken yanýnda
getirdiði kokain tozunu, onun öðrettiði yöntemle, törensel bir havada burunlarýna
çektiler. Sonra baþladýlar konuþmaya, anlatmaya, içlerini dökmeye. Herkes diðerlerine
son bir yýldýr baþlarýndan geçenleri, yaþadýklarý en özel olaylarý, gördüklerini,
bildiklerini, duyduklarýný, hiç çekinmeden, sansüre uðratmadan, en ufak ayrýntýsýna
kadar anlatmaya baþladý. Anlattýkça, anlatanlarýn sýrtlarýndan aðýr bir yük kalkmýþ
gibi oluyor, ferahlýyorlar, rahatlýyorlardý. Rahatladýkça da daha çok þeyi, daha
sakýnmadan, daha açýk seçik, belki daha abartarak ve belki de hiç olmamýþ olaylarý
olmuþ gibi yaparak anlatýyorlardý. Bu üç kiþi, o gece, ayýrdýna bile varmadan,
kendiliklerinden, doðal yollarla bir tür “grup terapisi“ uygulamaya baþladýlar
aralarýnda. Kokain bilincin, bilinçaltýnýn tüm gizli kapaklarýný ardýna kadar açýp
içinde ne var, ne yok dýþarý dökülmesini saðlýyordu. Ýçlerinden hiçbiri eylemleri,
davranýþlarý, düþüncelerinden dolayý diðerleri tarafýndan ayýplanmaktan,
aþaðýlanmaktan korkmuyordu; tam tersine, karþýsýndakileri þaþýrtacak, edep
duygularýný derinden sarsacak, yerleþik alýþkanlýklarý yerle bir edecek düþünceleri,
davranýþlarý, eylemleri, ballandýra ballandýra anlatmaktan neredeyse cinsel dürtülerini
kaþýyacak bir zevk almaktaydý.

Gecenin tüm ayýplarý örten derin loþluðundaki “seans“larda neler anlatýlmadý ki!..

Gübertchinka, önce Farusti ile tanýþmalarýný, iliþki kurmalarýný hýzlý bir biçimde,
baþtan savma geçiþtirirken, yatalak annesinin odasýnda, onun karþýsýnda profesörle
nasýl azgýnca seviþtiklerini, bekâretinden soyunurken akan kanýn nasýl da annesinin iki
metre ötesine, halýya süzüldüðünü, birbirlerini nasýl soyup öpülmedik, sevilmedik
yerlerini býrakmadýklarýný uzun uzun, tadýný çýkararak anlattý. Bundan yedi-sekiz ay
önce olsa, bu anlatýlanlar karþýsýnda küplere binecek, Gübertchinka“nýn ne
ahlaksýzlýðýný, ne fahiþeliðini býrakmayacak olan Fanustay, gizemli mum ýþýðý
altýnda, gözleri yarý kapalý, genç kadýnýn aðzýndan dökülen erotik tümceleri afyonlu
bir sigara dumaný gibi içine çekiyor, tüm bedenine –özellikle de kasýklarýnýn arasýna–
tatlý bir uyuþturucu sýcaklýðýnýn yayýldýðýný, cinsel uyarýnýn doruða eriþtiðini
duyumsuyordu. Gübertchinka konuþurken, Fanustay, ablasýnýn çýrýlçýplak bedenini,
sert, büyük göðüslerini, dolgun kalçalarýný, kalýn ama düzgün süt gibi bacaklarýný,
yuvarlak etli omuzlarýný gözünde canlandýrdý durdu.

Derken anlatma sýrasý Fanustay“a geldi. Ama oðlanýn anlatacak, cinselliðiyle,


erotizmiyle genç kadýnlarý çarpacak, onlarý etkileyecek bir öyküsü yoktu. Çünkü bu tür
serüvenleri yaþayacak zamaný olamamýþtý. Bir yýldýr, Albay Felesnikov“un
yönlendirmesiyle, önce aðýr bir komando eðitiminden geçmiþ, sonra da acýmasýz terör
eylemleri içinde kaybolup gitmiþti. Anlatacaklarý ancak bunlar olabilirdi. Þimdiye dek
hiç kimseye anlatmadýðý olaylarý açýk yürekle anlatmaya baþladý. Büyük Turania
Savaþçýlarýnýn kampýndaki aðýr komando eðitiminden baþladý söze. Sonra da, iyi
yetiþtirilmiþ usta birer terörist olarak yaptýklarý eylemleri, ilkel vahþeti anlattý

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Gübertchinka ile Aitcha“ya. Rastgele, saða sola attýklarý bombalardan, kundaklama


olaylarýndan, üniversitedeki kanlý eylemlerinden kaç kiþinin öldüðünü, kaçýnýn kolsuz-
bacaksýz sakat kaldýðýný ayrýntýlarý ile anlattý. Yedi gencecik delikanlýyý tellerle
nasýl boðduklarý, öldürmek üzere pusu kurduklarý –tüm suçu komutanlarý ya da onlarý
yönetenler gibi düþünmemek olan– genç gazete baþyazarýna kurþun sýkmak üzereyken
adamýn gözlerinden akan korku ve þaþkýnlýðý, duruþmada yargýca ifade veren bir
zanlýnýn tekdüze ve kuru, soðukkanlý tavrýyla aktardý.

Genç kadýnlarýn bu anlatýlanlara korkunç tepki göstereceklerini, kendisinden de,


yaptýðý eylemlerden de, burada bunlarý anlatýyor olmasýndan da iðreneceklerini,
midelerinin bulanacaðýný ve belki de nefretle kendisini evden kovacaklarýný beklerken,
hiç ummadýðý bir tepkiyle karþýlaþtý Fanustay. Kokain bu insanlarý deðiþtirmiþ,
beyinlerinde kurulu etik düzeni hepten alt üst etmiþti. Gübertchinka da, Aitcha da
kudurmuþlardý sanki. Gözleri ateþler saçýyor, aðýzlarýndan –tükürüklerle karýþýk,
hiçbir anlamý olmayan– þehvetli sözler dökülüyordu. Engel olamadýklarý histerik, tiz
çýðlýklar atýyorlardý. Arenada, ortalýðý kan götüren acýmasýz, vahþi gladyatör
savaþlarýný izlemekte olan zevkten çýldýrmýþ, Romalý soylularý andýrýyorlardý. Genç
kadýnlarýn histerileri arttýkça Fanustay daha da azýtýyor, anlattýkça daha da açýlýyordu.
Kundakladýklarý evlerden, kiliselerden, okullardan göðe yükselen kara dumanlý alevleri
izlemenin kendisine ne büyük zevkler verdiðini, hele yangýnda diri diri yanmakta olan
yaþlý insanlarýn, ufacýk çocuklarýn canhýraþ haykýrýþlarýný duydukça nasýl cinsel
boþalýma uðradýðýný anlatýnca, kadýnlar çýlgýnlýklarýnýn doruk noktasýna ulaþtýlar.

Aitcha dayanamadý en sonunda. Birdenbire Fanustay“ýn üstüne atladý. Kulak


memelerini, yanaklarýný, dudaklarýný, çenesini, boynunu, boðazýný öpüp ýsýrmaya
baþladý. Fanustay da karþý saldýrýya geçti, kýzýn üstünde ne var, ne yok yýrttý,
parçaladý, düðmeleri koparttý; sonra da kendi üstündekileri... Þimdi, çýrýlçýplak,
halýnýn üstünde alt alta, üst üste seviþiyorlardý. Damdaki kýzgýn mart kedileri
gibiydiler.

Gübertchinka yanýp tutuþmuþ, tepiniyordu yerinde, çatal çatal bir sesle haykýrmaya
çalýþýyordu. “Susma Fanustay! Ara verme! Fanustay, susma, anlat!..“

Fanustay dediðini yaptý ablasýnýn. Anlattýklarýný yeniden, yeni eklemeler,


abartmalarla anlatmaya baþladý. Hem anlatýyor, hem de deliler gibi seviþiyordu.
Sonunda boþaldýlar birbirlerinin içine. Halýnýn üstüne serilip kaldýlar. Boþalmayla
birlikte Fanustay“ýn anlatacaklarý da bitmiþti. Derin ve uzun bir sessizlik oldu odada.

“Rahmetli aðabeyinin, geliþmemiþ, beþ yaþýndaki çocuk aklýnýn yanýnda, o güzelim


adaleli, saðlýklý bedeni, çocuk yaþlarýmdan beri, bana çok çekici gelmiþtir.“ diye söze
baþladý Aitcha. Sýra ona gelmiþti. “Aðabeyinle birlikte olmak, ona bakmak, onunla
ilgilenmek –tüm zorluklarýna ve huysuz annene karþýn– bana her zaman garip bir keyif
verdi. Annenin yýlan diline, sevimsiz gevezeliklerine katlanabilmemin asýl nedeni de
budur. Aðabeyini hep ben yýkardým, biliyorsun. Onun çýrýlçýplak küvetin içinde
oturuþu hiç gözümün önünden gitmiyor. Temizlemek bahanesiyle çýplak bedenine
dokunmak, ovuþturmak, tanýmlanamaz duygular uyandýrýrdý bende. Bu okþamalarýn

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

onu da çileden çýkardýðýný seziyordum. Ama zavallýcýk, ne yapmasý gerektiðini


bilemiyordu. Yalnýzca, zevkten süzülmüþ gözleri, suratýndaki aptal ve mutlu
gülümseyiþiyle beni izlerdi yýkanma süresince.“

Aitcha, anlattýðý þeyleri Fanustay“ýn üstünde uygulamaya baþladý. Aðabeye yaptýðý


her þeyi Fanustay“a da yapýyordu. Fanustay da aðabey rolü oynuyor, “aptal ve mutlu
gülümseyiþiyle“ Aitcha“yý izliyordu. Aitcha, sýrtýný, omuzlarýný, göðsünü,
bacaklarýný, bacak aralarýný silip temizlermiþ, masaj yaparmýþ gibi genç adamýn
bedenini ovuþturuyor, arada bir de her yanýna küçük öpücükler konduruyordu.

“Yalnýzca salak salak gülümsemesi, beni dokunmaya, okþamaya, mýncýklamaya


kalkýþmamasý sinirlerimi bozuyor, beni çýldýrtýyordu. Derken, günün birinde, böyle bir
yýkanma-temizlenme gününde, daha fazla dayanamadým. Aðabeyini soyup küvete
oturttuktan sonra kendimi de anadan doðma yapýp çevresinde dolanmaya baþladým.
Ýþte o zaman, birden her þey deðiþti. Beni güçlü kollarýyla kaptýðý gibi, havada
uçurarak küvetin içine aldý. Kucaðýna oturttu.“

Der demez Fanustay kaptýðý gibi Aitcha“yý “havada uçurarak“ ata biner gibi, yüz
yüze, kucaðýna oturttu. Aitcha, bir yandan oðlanýn kýllý göðsünü öpüyor, ýsýrýyor,
diðer yandan da anlatmayý sürdürüyordu.

“Tam o anda, yattýðý yerden tüm evde olan biteni bilen canavar annen viyaklamaya,
beni yanýna çaðýrmaya baþladý. Sanki banyodaki halimizi görmüþtü. Duymazlýða
geldim. O sýrada, yanýna gitmek istesem de, aðabeyinin elinden kurtulup gidemezdim.
Hoþ, zaten kim isterdi ki bunu? Aðabeyin kalan bir tutamcýk aklýný da kaçýrmýþ
gibiydi. Gözleri kocaman kocamandý. Aðzýndan salyalar akýyordu. Öpülmedik,
sevilmedik, ýsýrýlmadýk yer býrakmadý bedenimde. Annenin kulak týrmalayan baðýrýþ
çaðýrýþlarý arasýnda biz iþimizi bitirdik aðabeyinle.“

Aitcha“nýn sözü bitmiþ, ama seviþme bitmemiþti. Gübert-chinka yine


sabýrsýzlanmaya, yine tepinmeye baþlamýþtý yerinde. Bu kez de þeyh efendi serüvenini
anlatmasýný ýsrarla istiyordu Aitcha“dan.

Aitcha ile Fanustay kestiler birden seviþmeyi. Suratlarýnda muzýrlýk yapmak üzere olan
afacan çocuk ifadesi, birbirlerine baktýlar. Sonra ikisi birden Gübertchinka“nýn üstüne
atladýlar. Onu da seviþmelerinin içine aldýlar. Onun da giysilerini paramparça ederek
çýkarttýlar üstünden. Onun da bedenini çizikler, morluklar içinde býraktýlar. Bu arada
þeyh efendi öyküsünü de anlattý Aitcha.

Sonra o da bitti. Yorgun ve uykusuz, serildiler yerlere. Halýnýn üstünde yarý uyur, yarý
uyanýk öylece kalakaldýlar. Aradan uzun süre geçti. Kokainin etkisi yavaþ yavaþ yok
olmaya baþlamýþtý. Etki azaldýkça birbirlerinden ve anlattýklarýndan, davranýþlarýndan
utanmaya baþladýlar. Çýlgýnlýðýn yerini, piþmanlýk, hüzün, melan-koli ve çok derin bir
uyuma isteði almýþtý.

Gün boyu garip bir devinimsizlik vardý evin içinde. Akþamüzeri uyandýlar

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

uykularýndan Gübertchinka ile Aitcha. Dört gözle Fanustay“ý beklemeye baþladýlar.


Gece olan biteni unutmuþlardý. Yalnýzca iyi ve eðlenceli saatler yaþadýklarýný
anýmsýyorlar ve bunu yine yaþamak istiyorlardý. Fanustay gelince yine bol içki ve
kokain... Yine þeytana, kötülüðe, günaha tapýnma ayinleri... Yine utanç, piþmanlýk,
hüzün...

Ýzleyen gecelerde de –kokainin giderek artýrýlan dozu ile birlikte– bu böyle sürdü
gitti.

***

Geceleri dondurucu ayaz, gündüzleri ise kavurucu güneþ... Konteynerlerin aþýrý


derecede yüklenmiþ olmalarý, kamyonlarýn eskiliði ve bakýmsýzlýðý, TIR konvoyunun
normal bir hýzla ilerlemesine engel oluyordu. Profesörün post-modern mekanize kervaný
Orta Asya“nýn çorak steplerinde gidiyor, ha bire gidiyor, ama Kazakistan bir türlü
bitmek bilmiyordu. Yolun ve çevresinin tekdüzeliði, sonsuza kadar sürecekmiþ gibi
gözüken bitmezliði, toz ve kum yaðmuru, günün yarýsýnýn aþýrý sýcaðý, yarýsýnýn
garip ayazý konvoydaki herkesin aklýný baþýndan almýþ, üstlerine delimtrak bir
uyuþukluk çökmüþtü. Farusti dýþýndakiler kaç gündür yollarda olduklarýnýn bile
hesabýný artýk iyice karýþtýrmýþlardý. O ise, hem konvoy önderi, hem de sadýk bir
“seyir defteri“ tutucusu olmak nedeniyle, her þeyi bilmek ya da anýmsamak
zorundaydý.

Ýþin gerçeði þu ki, Farusti“deki deðiþim yolculukla birlikte daha da hýz kazanmýþtý.
Bir grup önderi, çölümsü steplerde yol alan kara gemisinin kaptaný olmaktan çýkýyor,
yavaþ yavaþ, halim selim, sessiz, içine dönük, korkak, geminin ufak, sýska kâtibine
dönüþüyordu. Yol boyunca kimseyle konuþmadýðý gibi, konuþulanlarý dinlemiyor,
sorulanlara da yanýt vermiyordu. Yalnýzca bir köþeye büzülmüþ okuyor, okumadýðý
zamanlarda da bir þeyler yazýp duruyordu. Zekâ, akýl, kültür düzeyleri yerlerde sürünen
konvoy personeli bile sonunda, önderlerindeki bu deðiþimin ayýrdýna varmaya
baþlamýþlardý. Önceleri, çekingen, saygýlý, ama meraklý olan kaçamak göz ucu
süzmeleri, daha sonra yüzsüz, alaylý, sýrýtkan bakýþlara dönüþtü. Mola yerlerinde
herkes birbirine garipseyerek önderlerini gösteriyor, yarý kahkahalý fýsýldaþmalar
kulaðýna çalýnýyordu profesörün. Ama o oralý deðildi. Hep diðerlerinden uzak oturuyor,
onlarýn yüzlerine pek bakmýyordu. Tüm bunlara karþýn, önderlik ve yöneticilik
görevlerini hâlâ baþarýyla sürdürebiliyordu.

***

Örgütü tarafýndan baþka ülkelere “mal“ götürmekle görevlendirilen yalnýz Farusti


deðildi. Ruslarýn Turania“daki kargaþayý, epeyce acýmasýzca –bir ölçüde de olsa–
bastýrmasýnýn ardýndan, açýkta kalan örgütler iþi baþka tür etkinliklere doðru

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kaydýrmaya baþlamýþlardý.

Fanustay, iþte böyle bir eylem için iki genç kadýnla yaþadýðý balayýný kýsa kesmek
zorunda býrakýldý.

Günlerden bir gün, sabahýn köründe Büyük Turania Savaþçýlarýnýn grup


komutanlarýndan biri Fanustay“ý yanýna çaðýrttý. Çok önemli ve gizli bir görev onu
bekliyordu. Komutanýn dediðine göre, zaten çok önemli ve gizli olduðu içindir ki,
Fanustay –savaþ-çýlarýn en güveniliri ve inanýlýrý bulunarak– bu göreve atanmýþtý.
Rastlantý bu ya, yerine getirilmesi istenen görev de týpatýp Farusti“ye verilene
benziyordu. Yani, Turania“da birilerinden teslim alýnacak “mal“, Ýran
Kürdistaný“nýn bir sýnýr kasabasýndaki adrese teslim edilecek ve geri dönülecekti.

Bu iþte üç savaþçý birlikte görev yapacaklardý. Yapýlmasý istenen iþ, ilk bakýþta çok
kolay ve sorunsuz gözükmesine karþýn, olayýn aslý hiç de gözüktüðü gibi deðildi. Bir
kez, görevin gizliliðine kesinlikle uyulmasý gerekiyordu. Bu görevle ilgili en ufak bir
bilginin diðer savaþçýlara bile sýzdýrýlmasý önlenmeliydi. Ýkincisi, götürülecek “mal“
son derecede deðerliydi ve yapýlacak bu hizmete karþýlýk savaþçýlar en yeni, en
geliþmiþ savaþ araç-gereçleriyle donanacaklardý. Bu yüzden “mal“ýn baþýna
gelebilecek –istenen ya da istenmeyen– bir kaza, en önde Büyük Turania
Savaþçýlarýný, dolayýsýyla da Turania“yý derinden yaralayabilirdi. Ayrýca da, “mal“ýn
“yükte hafif, pahada aðýrlýðý“ –tabii ki Büyük Turania ülküsü için savaþan erdemli
savaþçý Fanustay“ý deðil, ama– diðer iki savaþçýnýn aklýný çelebilir, kötü düþüncelere
onlarý itebilirdi. Ýþte bunun için, yolculukta Fanustay “mal“dan çok, birlikte
olduklarý bu iki kiþi üzerine dikkatini yoðunlaþtýrmalýydý.

“Ýyi ya da kötü niyetle, hedefine doðru taþýnan mal ortalýktan yok olur ya da istenen
hedefe varamazsa“ diye sürdürdü konuþmasýný komutan, aba altýndan sopa göstererek,
“Malýn baþýna gelebilecek en ufak bir kazanýn sorumluluðu kimde olursa olsun, timi
oluþturan üç kiþinin üçü de bu iþten sorumlu tutulur ve yeryüzünün neresine kaçarlarsa
kaçsýnlar, savaþçýlar tarafýndan kýsa sürede yakalanarak, iþledikleri bu suçtan dolayý
“ölümüne“ cezalandýrýlýrlar.“

Komutan, Fanustay“ýn arkasýndan diðer ikisini de tek tek yanýna çaðýrtarak, hemen
hemen ayný sözleri, ayný mimikler, ayný el-kol devinimleri, ayný aba altýndan sopa
göstermeler ile –neredeyse noktasýna, virgülüne kadar– onlara da yineledi. Böylelikle,
üç savaþçýnýn da içine güvensizlik ve kuþku tohumlarý serperek birbirlerini kontrol
altýnda bulundurmalarýyla ’mal’a –en azýndan– ’içerden’ gelebilecek bir saldýrýnýn
önlenmesi saðlanmýþ oluyordu.

Hemen arkasýndan üç savaþçýyý biraraya topladý komutan. Yapýlacak iþi tüm


ayrýntýlarýyla anlattý. Ama yalnýzca sözlü olarak verdi bilgileri; ellerine herhangi bir
belge tutuþturmadý. Anlatýlanlarý belleklerine sýkýca kazýmalarýný istedi
savaþçýlardan. Ertesi gün, sabah erkenden yola çýkmalarý gerekiyordu.

Fanustay yýkýlmýþtý. Artýk yeni bir serüvene atýlmak, Gübertchinka ile Aitcha“dan

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

–kýsa bir süre için bile olsa– ayrýlmak, ikisi ile birlikteki tatlý-mutlu yaþantýsýna
bundan sonra ara vermek istemiyordu. Ama direniþ boþunaydý. Bu kötülükler seline bir
kez kapýlmýþ gidiyordu; kurtulmasý ise –en azýndan yakýn gelecek için– olanaksýz
gibi görünüyordu. Ayrýca verilen göreve isteksizlik göstermesi kendisi için çok kötü
sonuçlara yol açabilirdi. Savaþçýlarýn içinden birkaç kiþinin verilen görevleri
savsaklamalarýnýn baþlarýna ne iþler açtýðýný yakýndan izlemiþti.

Akþam, dayak yemiþçesine eve döndü. Kendisine verilen görevi anlattý. Bu gece burada
son gecesiydi. Kadýnlar deliye döndüler bu haberi duyunca.

“Bizi burada yalnýz býrakýp gitme, caným Fanustayým!“ diye aðlayarak


sýzlanýyordu Aitcha.

“Bak, görüyorsun Farusti gitti ne kadar zamandýr, ama dönüþü olmadý.“


Gübertchinka“nýn gözleri dolu dolu, sesi titrekti. “Þimdi sen de gideceksin ve belki de
bir daha dönemeyeceksin.“

Fanustay, kendinin de inanmadýðý sözlerle, biraz olsun yatýþtýrdý kýzlarý. Yapýlacak


iþin çok basit ve tehlikesiz olduðunu, kýsa zamanda yanlarýna dönmüþ olacaðýný,
ayrýca da bu göreve gitmek zorunda olduðunu söyleyerek onlarý inandýrdý.

O gece þeytana, kötülüðe, utanmazlýða, günaha son törensel selamlarýný çaktýlar hep
birlikte. O gece her þey bir baþkaydý.

Gecenin yorgunluðuyla genç kadýnlar –her biri bir köþede– sýzýp kalmýþken,
Fanustay sitenin kapýsýnda kendisini beklemekte olan hurda Volkswagen minivana
atladý. Üç savaþçý sabah karanlýðýnda yollara düþtüler.

***

Hiçbir canlý barýndýrmayan uçsuz bucaksýz bozkýrlar yeþillenmeye baþladý sonunda.


Köyler, kasabalar giderek sýklaþýyor, konut ve insanlarýn sayýsýysa artýyor, giderek
daha da belirginleþiyordu toplumsal yaþamýn hareketliliði.

Farusti uzun zamandýr içine kapandýðý dalgýnlýktan, içe dönüklükten sýyrýlmaya, dýþ
dünya ile yeniden iletiþim kurmaya baþlamýþtý. Kýþ uykusundan yeni uyanmýþ bir
hayvan tavrýyla baþýný dikmiþ, uykulu gözlerle yolun iki yanýnda uzanan evleri,
iþyerlerini, tek tük de olsa ortada gözükmeye baþlamýþ insanlarý izliyordu.

Özbekistan sýnýrýna yaklaþýlýyordu artýk. Elde bulunan yazýlý direktiflere uygun


olarak yine çok az kullanýlan bir sýnýr kapýsýna doðru gidiyorlardý. Konvoydaki
herkesin içi rahattý. Patronlar iyi örgütlemiþlerdi yolculuðu. Korkacak, çekinecek bir þey
yok gibi görünüyordu. Ýçlerinde bir tek Farusti“yi ölesiye bir korku sarmalamýþtý. Her
þeyin bu kadar uzun süre aksamadan gitmesi, iþlerin yolunda gidiyor gibi görünmesi

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

garip geliyordu kendisine. Kesinlikle, bir yerde bir aksilik çýkmalý, baþlarý fena halde
belaya girmeliydi “Murphy Yasalarý“na göre.

Varmalarý gereken sýnýr kapýsýna yaklaþtýkça iyice kaný suratýndan çekildi


Farusti“nin. Dudaklarý morarmýþ, ölü donukluðundaki gözleriyse yarý kapanmýþtý.
Zayýf bedeni iyice küçülmüþ, üstündeki her þey sanki iki-üç numara büyükmüþçesine
giysilerinin içinde kaybolmaya yüz tutmuþtu.

Yine bir gecenin kör, saðýr karanlýðý seçilmiþti sýnýr kapýsý geçiþi için. Araba farlarý
puslu karanlýðý delip gümrük binasýný gösterdiðinde saat üçü bulmuþtu. Gecenin
acýmasýz ayazý sinsi sinsi sýzýyordu arabanýn içine pencere camlarýndan. Farusti,
arabadakilerin þaþkýn bakýþlarý altýnda, ateþi sanki kýrk bire fýrlamýþçasýna,
sarsýlarak titriyordu.

Kazak gümrükçüler zorluk çýkarmadan bastýlar imza-mühürleri belgelerin üstüne.


Konvoy otuz-kýrk metre ilerideki Özbek gümrüðü önünde durduruldu. Bu kez durum
ciddi gibi gözüküyordu. Asýk suratlý Özbek gümrükçülerle polisler sardýlar
kamyonlarýn dört bir yanýný. Yolculuk baþlayalý ilk kez sýkýca kontrol ediliyor ve
aranýyordu konvoy. Konteynerlerin kapaklarý açtýrýlarak incelenmeye baþlandý. Bu
arada baþka bir grup da, ellerindeki dev fenerlerle araçlarýn altlarýna, motor bölmelerine,
yakýt depolarýna bakmaya baþladýlar. Narkotikçilerse, köpekleriyle her yanda
uyuþturucu arayýp duruyorlardý.

Sonunda, gün aðarýrken, baþ memur olduðu anlaþýlan sivil giyimli biri düdüðünü
çalarak incelemenin durdurulmasýný istedi. Polisler ve gümrükçüler, yorgun ve uykusuz,
yerlerine döndüler. Hepsinin de yüzünden, görevlerini yapmýþ, ama herhangi bir suç
kanýtý bulamamýþ insanlarýn huzuru okunuyordu.

Konvoy, sabahýn puslu alacakaranlýðýnda yeniden –bu önemli vartayý da atlatmýþ


olmanýn sevinciyle– hoplaya zýplaya yola koyuldu. Konvoydakiler kendilerine
gelmiþlerdi. Yeni baþlayan gün, coþkuyla, neþeyle karþýlýyordu onlarý. Farusti bile sara
nöbetine benzer titremelerini unutmuþ, uzun zamandýr görülmedik garip bir gülümseme
gelip oturmuþtu yüzüne. Diðerleri gibi kendisini, görevini tamamlayýp bu aðýr
sorumluluktan yakasýný kurtarmýþ biri gibi duyumsuyordu. Sýrtýndan büyük yük
kalkmýþ, hafiflemiþti. Pek yakýnda tutsaklýðý bitecek, kuþlar gibi özgür olacaktý. Oysa
daha çok erken deðil miydi bu mutluluk, bu coþku için? Çünkü, daha ne de olsa,
Semerkant“a kadar tepilecek epey bir yol görünüyordu.

Birden þoför sevinç içinde haykýrdý: “Hele þükür! Buralarda da bize benzer insanlar
olduðunu görür gibiyim. Yaþam belirtileri çýkmaya baþladý ortaya. Baksanýza þu
kalabalýða! Ýki gruba ayrýlmýþlar, birbirleriyle dövüþüyorlar.“

Gerçekten de, ilerde çarpýþmýþ olduklarý anlaþýlan eski bir otobüsle bir minibüsün
þoförleriyle müþterileri, baðýrýþ çaðýrýþ, sille tokat birbirlerine girmiþlerdi. Arada
kalmýþ bazýlarýysa kavgacýlarý ayýrmaya çalýþýyor, ama en büyük dayaðý da onlar
yiyordu. Otobüs minibüse arkadan vurarak þarampole itmiþti. Aracýn önü yola dik

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kalmýþ, arka tekerlekleri ise þarampoldeydi. Otobüs çarpýþmanýn etkisiyle kayarak


ancak son anda yola çaprazlamasýna durabilmiþti. Konvoyun kaza yapan araçlarýn
arasýndan süzülerek yolunu sürdürme olanaðý yoktu. Zorunlu olarak, itiþ-kakýþýn
bitmesi, otobüsün yolun saðýna çekilmesi saðlanana kadar beklemek durumundaydýlar.
Konvoyun araçlarý saða çekilip park etti. Tüm uzun yol þoförleri gibi konvoyun þoförleri
de yol ve trafik kavgalarýný izlemeye bayýlýrlardý. Farusti dýþýnda, hepsi arabalardan
atlayýp kavgaya koþtular.

Koþtular ama, kavga yerine vardýklarýnda da çok garip bir þey oldu: Kavga, baðýrýþ
çaðýrýþ birden durdu. Derin bir sessizlik kapladý ortalýðý. Deminden beri kavga
edermiþ numarasý yapmakta olanlar sessizce, anlamsýz bakýþlarla silahlarýný çekip
konvoy personeline doðrulttular. Kadýnlý, erkekli kalabalýk çevrelerini sarmýþ, onlarý
tutsak etmiþti. Trafik kazasý ve kavga, konvoyu etkisiz duruma getirmek üzere
düþünülmüþ usta iþi bir oyundu. Farusti“nin aklýný kurcalayýp ölümüne korkutan þey
sonunda gerçekleþmiþ, “Murphy Yasalarý“ kendini göstermiþti.

Grubun önderi olduðu anlaþýlan biri sýyrýldý aradan. Arabanýn içinde köþesine
büzülmüþ olan Farusti“ye doðru yürümeye baþladý. Gözleri, gözlerine kilitlenmiþti;
sanki uzun zamandýr onu tanýr gibiydi. Farusti, titremesini frenlemeye çalýþarak,
zorlukla dikildi oturduðu yerde. Adam yarý açýk pencereden kafasýný uzattý.

“Esselâmün Aleyküm ve rahmetullah!“ diye soðukça gülümsedi. “Tura


kardeþlerimize minnet, sevgi ve yürekten selam! Özbe-kistanýmýzý laik komünistler ile
onlarýn çete baþý Ýslâm Kerimov“dan kurtarma savaþýmýmýzdaki en zor günlerimizi
yaþarken, yaptýðýnýz bu üç TIR“lýk silah ve mühimmat yardýmý bizleri ne kadar
sevindirdi, nasýl ilaç gibi geldi bir bilseniz. Üstelik sizin de hiç de parlak olmadýðý
anlaþýlan son zamanlardaki durumunuzu düþündükçe, en kara günlerimizde yapýlan bu
eþsiz ve yeri doldurulmaz yardýmýnýz bizde silinmez izler býrakacak. Ýnþallah
baþýmýza çöreklenmiþ bu laik soyguncularý temizleyip iktidarý ele geçirdiðimizde ayný
ümmetin çocuklarý olan sizlere tüm gücümüzle destek olacaðýz. En kýsa zamanda Orta
Asyamýzda Ýslam þeriatýnýn þanlý bayraðý dalgalanýrken sonsuza kadar siz
kardeþlerimizle birarada yaþayacaðýz.“

Farusti beynine sopayla vurulmuþçasýna bakýyordu adama. Titremeyi de, terlemeyi de


unutuvermiþti. Çipil gözlerini ardý ardýna kýrpýþtýrýp dururken neyi nasýl söylemesi
gerektiðini, artýk hiç çalýþmayan kafasýnda planlamaya çalýþýyordu. Sonunda büyük
çabalarý sonucunda aðzýndan duyulmasý zor sözler dökülmeye baþladý.

“Aziz kardeþim“ diye baþlarken yaþamýnýn en büyük sahtekârlýðýný da oracýkta


yapýverdi içinden kendine lanetler savurarak. Korku insana bazen düþündüklerinin tam
tersini de söyletebiliyordu. “Özbekistan“ýn þeriatla yönetilen bir Ýslam
Cumhuriyetine kavuþmasý savaþýmýna Turania“nýn destek olma çabalarýný sevinçle,
coþkuyla karþýladým. Ulu Rabbimizin yol göstericiliyle, inþallah çok yakýnda
amacýnýza ulaþacaksýnýz. Hepimizin dualarý sizinle olsun. Ancak, galiba bir yanlýþlýk
oldu. Belki de sizlere yardým ulaþtýracak konvoy bizim arkamýzdadýr. Çünkü bizim
gideceðimiz yer baþka. Ayrýca da, yükümüz sizin beklediðiniz silah ve mühimmat deðil,

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kuru gýda, yað, et ürünleri, elektrik malzemesi ve oto yedek parçalarý. Eðer
gereksinmeniz varsa, ben konvoyun yöneticisi olarak yetkimi kullanýp, saydýðým
kalemlerden sizlere bir miktar verilmesini saðlayabilirim.“ Uzun zamandýr kimseyle bu
kadar uzun konuþmamýþtý Farusti. Adamlarýn elinden yakayý kurtarabilmek için yükün
yarýsýný bile bunlara vermeyi göze almýþtý.

Adamýn yüzündeki soðuk gülüþ kahkahaya dönüþtü. “Sizi çok iyi anlýyorum Farusti
Bey!“ dedi, adýný nasýl olup da bildiðini kendi kendine soran profesörün donuklaþmýþ
bakýþlarý altýnda. “Elinizde bulunan konþimentolarýn dökümünün gerçeði
yansýttýðýný sanmýyorsunuzdur herhalde. Çok tabiidir ki, Kýzýl Ordu feshedildikten
sonra hurdaya ayrýlmýþ, biraz demode Rus yapýmý savaþ araç-gereçlerini sayýp
dökecek halleri yoktu herhalde konþimentolarda. Bizim hükümete baðlý güvenlik güçleri
Özbek sýnýrýndan bu tür bir malzemeyi geçirdiðinizi sezseler hepinizi hemen oracýkta
ipe dizerlerdi. Deðil mi ama?“

“Ama biz bu yükü, bize verilen talimat gereði...“ diye Farusti yorgun ve isteksizce
direnmesini sürdürürken adam sözünü aðzýna týktý.

“...Afganistan“a götürüyordunuz tabii! Öyle deðil mi? Þefleriniz sizin canýnýzý


tehlikeye atmamak için size bile açýklamadýlar konvoyun gerçek hedefini ve yükün
gerçek dökümünü.“ Sonra elini pencereden içeri uzatýp sevecenlikle Farusti“nin
sýrtýný sývazladý. “Siz yoksa gerçekte Özbek-Afgan sýnýrýndan öyle rahat, elinizi
kolunuzu sallayarak geçip geri dönebileceðinizi mi sanýyorsunuz?“

“Söylediklerinize aklým yattý sonunda!“ diye, adamýn haklýlýðýný kabullendiðini


býkkýnca belirtti Farusti. Bunun üzerine de, adam eliyle silahlarýn indirilmesini iþaret
etti kalabalýða. Hepsi, neler olup bittiðini bir türlü anlayamamýþ, sersemlemiþ konvoy
personeline yaklaþarak dostça ellerini sýktýlar.

Nasýl olup da Turania Ortodokslar Birliði“nin Ýslam þeriatçýsý gerillalara silah ve


savaþ araç-gereçleri gönderdiðine bir türlü aklý ermemiþti profesörün. Aslýnda kafasýný
yormak da istemiyordu bundan böyle bu iþlere. Artýk hiçbir þey umurunda deðildi.
Yalnýzca, bir an önce bu insanlarýn arasýndan, buralardan kaçýp kurtulmak istiyordu.

TIR“larýn yükünü boþaltmak üzere Ýslamcý gerillalarýn yakýndaki üslerinden birine


doðru yola çýktýlar hep birlikte.

***

Geçmekte olduklarý yerler hiç de yabancý gelmiyordu Fa-nustay“a. Sanki buralardan


bir kez daha geçmiþ gibi bir duygu vardý içinde. Yol ve çevresi çok tanýdýk gibiydi, ama
ne zaman, hangi nedenle buralardan geçtiðini bir türlü çýkartamýyordu.

Uzun süre bir orman alanýnda yol aldýktan sonra, büyük bir çiftlik evinin önünde

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

durdurdu arabayý þoförlük yapan savaþçý. Virane evin demir bahçe kapýsýný görünce,
Fanustay“ýn kafasýna “dank!“ etti. Düþlerinden bir türlü çýkmak bilmeyen cadý
kadýn ile maymunumsu insan yardýmcýlarýný çok iyi anýmsýyordu. Zaten hepsi de evin
kapýsýna çýkmýþlardý bile. Albay kendisine yalan söylemiþti. Kötü bir düþ ürünü
sandýðý cadý kadýn ve adamlarý kanlý canlý karþýsýndaydýlar.

Bahçe kapýsý adamlar tarafýndan ardýna kadar açýlýp Volks-wagen van evin kapýsýna
kadar sokuldu. Savaþçýlarýn üçü de malý arabaya yüklemek için arabadan atlayýp
kadýnýn karþýsýna dikildiler kabadayý bir tavýrla. Cadý, öbür dünyadan bakan uykulu
gözleri ve aþaðýlayýcý tavrýyla, üçünü de uzun süre tepeden týrnaða süzdü. Sonra birden
Fanustay“a takýldý gözleri. Göz göze kaldýlar bir süre. Oðlanýn içi hop etti. Cadýnýn
kendisini tanýmasý, diðer iki savaþçýnýn yanýnda durumunu çok güçlendirebilirdi. Ama
olmadý. Kadýn ilgisizce baþýný çevirip arabaya konulacak þeyleri getirmelerini emretti
adamlarýna. Bir daha da hiçbirinin suratýna bakmadý.

Adamlar yerde yuvarlayarak getirdiler götürülecek nesneleri. Bunlar iki tane


Volkswagen van stepnesiydi. Stepnelerin jantlarý, dýþ lastik çaplarý, kalýnlýklarý,
markalarý, arabanýn özgün tekerleklerinin aynýsýydý.

“Götüreceðiniz mal bu stepnelerin iç lastikleri içinde,“ diye azarlarcasýna konuþtu


Sibele Sarmatvili. “Lastiðiniz patlarsa sakýn bunlarý takmayýn. Çok da gizlemeye
kalkmayýn arabanýn içinde. Býrakýn ortalýk bir yerde, göz önünde dursunlar. Hepsi bu
kadar! Haydi bakalým, þimdi yola!..“ dedi ve dönüp evden içeri girdi, gözden kayboldu.

Üç savaþçý “mallarýyla“ birlikte yola koyuldular.

“Götürdüðümüz bu nesnenin ne olduðunu bileniniz var mý içimizde?“ diye bir soru


attý ortaya savaþçýlardan biri. Aslýnda hepsinin de kafasýný bu kurcalýyordu.
Stepnelerin içinde ne vardý acaba? Uzun bir sessizlik oldu. Kimse soruyu ilk
yanýtlayanýn kendisi olmasýný istemiyordu belki de. Birinci sorunun yanýtý gelmeden
ikinci soruyu da sordu ayný savaþçý: “Peki, bu kadýnýn kim olduðunu bir bilen var
mý?“

“Tabii var!“ diye atýldý sabýrsýzca Fanustay. Bu kadýný önceden tanýyor olmak bir
ayrýcalýktý sanki. “Cadý bu kadýn! Basbayaðý bir cadý!“ Neredeyse soluk bile
almadan ardý ardýna sýraladý. “Hani þu masallardakinden... Týlsýmlý þerbetler yapýp
içiriyor insanlara; büyüler yapýyor. Siz hele bir de evinin içini görseniz. Ev, ev deðil,
cadý laboratuvarý!“

Sözünü daha sürdürecekti ama, iki savaþçý arkadaþýnýn yerlerinde tepinerek


güldüklerini þaþkýnlýkla gördü. Gençlerin gülmekten gözlerinden yaþlar boþanýyordu.

Sorularý soran genç, gülme nöbeti biraz hafiflediðinde, “Demek Sibele Sarmatvili
Hanýmefendi bir cadý!.. Öyle mi?“ diye Fanustay“ýn nasýl olup da bu kadar saf
kalabildiðinin þaþkýnlýðýyla karýþýk alaylý bir sesle sordu. “Yoksa sen de içtin mi
onun yaptýðýný söylediðin týlsýmlý þerbetlerden?“

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

“Daha da neler!..“ diye sözü aðzýna týkadý oðlanýn. Çok fazla konuþtuðunu,
aðzýndan söylenmemesi gereken sözler döküldüðünü anlamýþtý. “Ben bu kadýný
yaþamýmda ilk kez görüyorum.“

“E, hani evinin içini de anlattýn ya bize?“ diye takýldý gülerek öteki savaþçý.

“Bir þey gördüðümden deðil. Saðda solda bu kadýnla ilgili konuþulanlarý duydum
yalnýzca.“ Bilgiçlik taslayayým derken, diðerlerinin önünde alay konusu olmuþtu. Fazla
konuþmamayý öðrenmeliydi.

Güneþ batmak üzere ufka doðru hýzla yaklaþýyordu. Her taraf kýzýla boyanmýþtý.
Sibirya sonbaharý akþamýnýn mor-kýrmýzýsý çökmüþtü çevreye. Batmakta olan güneþ
arabayý kullanan savaþçýnýn gözünü kör ediyordu.Az sonra Turania“nýn
kuzeybatýsýndan Rusya“ya gireceklerdi.

“Stepnelerin içindeki çok deðerli “malýn“ ne olabileceðini sormuþtum sizlere.“ Sorularý


soran savaþçý –gözü Fanustay’da– soruyu yineledi. ’Ama cadý muhabbetine
sardýrdýnýz sorumu.“

“Ne bileyim ben!“ diyerek huysuzlandý Fanustay. “Anladýðýma göre þu Sibele


bilmem ne vili hanýmefendiyi siz ikiniz de benden iyi tanýyorsunuz. Onun ne marifetler
çevirdiðini de herhalde benden daha iyi bilirsiniz! Ama yine de öngörümü söyleyeyim
size. Ancak üçümüze birden emanet edilebilen, böylesine üstüne titrenen, satýldýðýnda
elde edilecek gelirle binlerce modern silahýn alýnabileceði, yükte hafif, ama pahada aðýr
“mal“ ne olabilir sizce?“

“Ne olacak! Tabii ki “beyaz“!..“ diye haykýrdý neþeyle üç savaþçý birden.

Üçü de, tek tek sezdikleri þeyi ortak bir bilgiye dönüþtürmekten mutluydular.

“Ne “beyaz“ dýr ama, iç lastikler içine gizlenmiþ “mal“!“ diye inledi arabayý
kullanan. Coþkudan arabanýn direksiyonuna abanmýþ ayaða kalkmýþtý. Yarý ayakta
kullanýyordu arabayý. “Süt gibi “beyaz“ dýr bu “mal“, süt gibi “beyaz“!..“

Bir koca þaplak indirdi sorularý soran ayakta araba kullanmaya çalýþana. “Süt deðil,
kaymak gibi yumuþak, kaymak gibi “beyaz“!..“

Fanustay arabanýn arkasýnda, yere uzanmýþ, kafasýný içi “mal“la dolu lastiklere
dayamýþtý. “Bu saflýkta, bu kývamda, bu nefasette “beyaz“ý yapsa yapsa ancak
cadý bilmem ne vili hanýmefendi yapabilir.“

Üçü de kahkahayla güldüler.

Aradan bir zaman geçti. Konuþmalar bitmiþ, coþkulu, neþeli gülmeler durulmuþtu.
Motor gürültüsü ile tekerleklerin yolda çýkardýðý seslerden baþka ses kalmamýþtý

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

arabada.

“Ne para yatýyor þu hurdanýn içinde! Öyle deðil mi çocuklar?“ diye aðzýný
þapýrdattý arabayý kullanmakta olan genç savaþçý. “Stepnelerin içinde gizlenmekte
olan kutsal “malýmýz“ýn onda biri bile üçümüzü ömür boyu, hiç çalýþýp
çabalamadan, gül gibi, bolluk içinde yaþatmaya yeter de artar bile. Ha? Ne dersiniz?“

Ama umduðu yanýt gelmedi diðer ikisinden. Arada, buz gibi, uzun bir sessizlik oldu.
Belki hepsi böyle düþünüyorlar, ama bunun bir baþkasýnýn aðzýndan, yüksek sesle
söylenmesinden hoþlanmýyorlar ve korkuyorlardý.

“Haydi çocuklar, býrakýn þimdi bu erdemlilik numaralarýný!“ diye üsteledi sürücü.


“Sizin de benim gibi düþündüðünüzden kuþkum yok. Ama korkuyorsunuz. Birincisi
benden korkuyorsunuz: “Herif bizim aðzýmýzý arýyor. Gerçek niyetimizi aðzýmýzdan
kaçýrmamýzý bekliyor üstlerimize bizi jurnallemek için“ diye düþünüyorsunuz.
Ýkincisi ise kendinizden ve örgütten korkuyorsunuz. Aklý evvel komutanýn
palavralarýndan korkuyorsunuz: “Yeryüzünün neresine kaçarlarsa kaçsýnlar, iþledikleri
bu suçtan dolayý ölümüne cezalandýrýlýrlar“mýþ!.. Koskoca CIA, MOSSAD
bulamýyorlar aradýklarýný yeryüzünde de bizim kýçý kýrýk savaþçýlarýmýz mý bulacak
bizleri?“

Diðer iki savaþçý kalýn bir sessizliðe bürünmüþlerdi; gýklarý çýkmýyordu. Hiçbir þey
duymaz gibiydiler. Yalnýzca pencerelerden dýþarý bakýyorlardý.

“Ülkümüz þimdi paramparça! Birilerinin peþinde Turaniamýzý eskisinden bin beter


duruma düþürdük, bataða sürükledik. Bu gidiþle Turania ile birlikte kendimiz de periþan
olacaðýz. Ülkemizi kurtaramadýk, bari bundan böyle kendimizi kurtaralým.
Yaþamýmýzý, gençliðimizi ziyan zebil etmeyelim. Bu güzel fýrsat bir daha kolay kolay
ele geçmez.“

Sessizlik sürüyordu. Sessizlik bu üç savaþçý arasýndaki ilk çatlaðý büyütüyordu.

Akþamýn alacakaranlýðýnda hiç sorunla karþýlaþmadan Rusya“ya geçtiler.

***

Ýslamcý gerillalarýn çorak daðlarýn arasýnda sýkýþmýþ gizli karargâhlarýndaki sözüm


ona “lojistik“ merkezinin önünde oturmuþ, TIR konteynerlerinin boþaltýlmasýný büyük
bir þaþkýnlýk ve kaygý ile izliyorlardý. Binlerce kilometreden beri –neredeyse
sýrtlarýnda– taþýdýklarý yükler açýða çýktýkça, tüyleri diken diken oluyordu. Elbette ki
bir askeri üsten yüklenenlerin patates, kuru soðan, et, dikiþ makinesi, araba balatasý
olmasý beklenemezdi. Ama böylesi de ne Farusti“nin, ne de diðerlerinin aklýnýn
ucundan geçmiþti. Neler çýkmýyordu ki konteynerlerin içinden!.. Arka kapýlardan her
yeni sandýk ya da paket çýkarýldýðýnda hepsinin dudaklarý biraz daha uçukluyordu:

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

“Müteveffa“ Kýzýl Ordu “terekesinden“ en küçüðünden en aðýrýna “terminatör“


silahlarý, el bombalarý, biyolojik-kimyasal gaz bombalarý, çeþitli boy ve cinste
mayýnlar, bubi tuzaklarý, yerden yere ya da yerden havaya roketatarlar, bunlara iliþkin
çeþitli güçteki roketler, gece dürbünleri, gaz maskeleri, çelik yelekler, çeþitli iletiþim
araçlarý, taþýnabilir radar donanýmlarý... Farusti, bu arada birkaç küçük sandýk üzerinde
radyasyon tehlikesini simgeleyen amblemi de gördü. Bunlar küçük roketatarlarla bile
kullanýlabilen küçük güçlü nükleer roket baþlýðý kutularýydý. Farusti“nin
anýmsadýðýna göre, bu küçük(!) güçlü roketler, bir kenti deðil ama orta boy bir kasabayý
insanýyla, binasýyla, caddesi-sokaðýyla yeryüzünden rahatlýkla silebilecek güçteydi.

Kýsacasý, insan öldürmek için gerekli ne varsa hemen hepsi bir bir çýkarýlýyordu
konteynerlerden. Farusti, bu araç-gereçle Ýslam þeriatçýlarýnýn, deðil yalnýzca
Özbekistan, Orta Asya“daki tüm devletlere kafa tutabileceklerini düþünüyordu. Ýçi
hýrsla, nefretle doldu. “Bir þeyler yapmalý“ diye içinden geçirdi. Oysa bir þey
yapacak ne gücü, ne de cesareti kalmýþtý. Bir yandan piþmanlýk ve kýzgýnlýkla
çýkarýlýp taþýnmakta olan askeri araç-gereçleri gözlüyor, bir yandan da elinden
gelebilen tek þeyi yapýyordu, içinden beddua okuyordu saða sola: Albay arkadaþýna,
Ortodokslar Birliði“nin, baþta kart, sevici suratlý kadýn olmak üzere, tüm militanlarýna,
Ýslamcýlara, Tura Ulusçularýna, aklýna gelen herkese lanetler okuyor, küfürler
ediyordu. “Ýnþallah en yakýn zamanda Özbek hükümet güçleri bu rezilleri enseler de,
bu korkunç araç-gereç kullanýlmaya kalmadan ellerinden alýnýr!“ diye tüm yüreði ile
“göklerdeki ulu babamýz“a yakardý.

Ne olduysa, nasýl olduysa oldu; yakarýþý duydu göklerdeki ulu babamýz ve de gereðini
yerine getirdi!

Birden son derecede güçlü ýþýldaklar býçak gibi kesti karanlýðý. Þeriatçý gerillalar
beklemedikleri, kurtulunmasý olanaksýz bir baskýna uðramýþlardý. Tüm çevreleri Özbek
Ordusu“nun yüzlerce komandosu tarafýndan çembere alýnmýþtý. Ayrýca, nereden
çýktýklarý anlaþýlamayan kapkara, Afganistan yadigârý, ürkütücü beþ savaþ helikopteri
de tepelerindeydi. Tek kurþun bile atmaya fýrsat tanýmadan gerillalar ve tabii konvoy
personeli kolaylýkla teslim alýndý. Anlaþýldýðý kadarýyla bu öyle rastgele, son
dakikada kararlaþtýrýlan bir baskýna benzemiyordu. Her ayrýntýsý uzun uzun düþünülüp
planlanmýþ bir baskýndý bu.

Farusti ve adamlarýný –nasýl olduysa– þýp diye tanýyývermiþlerdi baskýný


düzenleyenler. Onlara olan tavýrlarý daha deðiþikti. Turalarý diðerlerinden ayýrarak ayrý
bir askeri kamyona týktýlar ite kaka. Diðerleri baþka kamyonlara daðýtýldý. Tutsaklar
yere baðdaþ kurarak oturtulmuþlar, elleri de baþlarýnýn üzerinde kenetlenmiþti.
Kamyonun tahta banklarýna da ellerindeki otomatik tabancalarý tutsaklara doðrultmuþ
sert bakýþlý Özbek komando erleri oturtulmuþtu.

Uzunca bir bekleyiþten sonra kamyonlar hareket ettiler. Kamyonlarýn brandalarý kapalý
tutulduðu için nereye gittiklerini kestiremiyorlardý. Hoþ artýk nereye gittiklerinin ne
önemi kalmýþtý ki! Hava dehþetli soðumuþtu. Kamyonlarýn hýzlanmasýyla yýrtýk
brandalarýn arasýndan sýzan yelin debisi ve soðukluðu giderek artýyor, insanlarýn

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

suratýnda, sýrtýnda, göðsünde kýrbaç gibi þaklýyordu.

Gözleri dalan Farusti, panik içinde belleðini yokladý. Bir þeyler düþünebilmeyi, bir
þeyler anýmsayabilmeyi istiyordu. Ýçinde bulunduðu bu felaket durumu yaþamamak,
duymamak için geçmiþte kalan bir þeyler aklýna düþmeli, geçmiþi düþünmeli, geçmiþi
yaþamalýydý. Ama olmuyordu, yapamýyordu. Belleði, inatla, en ufak bir ipucu bile
vermiyordu. Sanki bilincine, tanýmadýðý biri baðdaþ kurup oturmuþ, elindeki kocaman
silgiyle geçmiþine iliþkin ne varsa hýzla silmekteydi. Henüz silginin hýþmýna
uðramamýþ bellek hücrelerini yakalayabilmek için büyük çaba gösteriyordu. Sonunda bir
ölçüde baþardý: Turania“dan ayrýlalý hiç aklýna düþmemiþ Gübertchinka“nýn o
hüzünlü, mutsuz, güzel melek yüzü ilk ve son olarak beliriverdi gözlerinin önünde. Kim
olduðunu bilemiyordu, adýný bile anýmsamýyordu. Duyumsadýðý tek þey, özlemin ve
piþmanlýðýn keskin hançerinin yüreðini deþerken verdiði þiddetli acýydý. Ayný anda bir
baþka bellek hücresinin kapaðý açýldý, içinden Puþkin dizeleri dökülüverdi:

Seviyordum sizi; ve bu aþk belki

Ýçimde sönmedi bütünüyle;

Fakat üzmesin sizi artýk bu sevgi;

Ýstemem üzülmenizi hiçbir þeyle.

Sessizce, umutsuzca seviyordum sizi;

Kâh ürkeklik, kâh kýskançlýkla üzgün;

Bu öyle içten, öyle candan bir sevgiydi ki,

Dilerim bir baþkasýnca da böyle sevilin.

Sonra birden, gözlerinin önündeki Gübertchinka ile kulaklarýný çýnlatan Puþkin, el ele
tutuþarak döküntü kamyonun yýrtýk bran-dasýndaki deliklerden birinden süzülüp uçarak
gittiler; bir daha geri dönmemek üzere...

Soðuktan tir tir titreyen Farusti böðrüne inen sert dirseðin verdiði acýyla inledi. “Tüm
bu belalarý sen açtýn bizim baþýmýza sýska, tüysüz orospu çocuðu!“ diye diþleri
arasýndan hýrladý dirseði indiren insan azmaný þoförlerden biri. “Bu korku verici araç-
gereci taþýdýðýmýzý bir tek sen biliyordun ve bize hiçbir þey anlatmadýn. Bir de üstelik
yükümüzü ne idüðü belirsiz kiþilere teslim ediverdin anlamadan, dinlemeden. Yaktýn

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

hepimizi! Yaþamýmýzý kararttýn!“ Þiddetli bir dirsek daha indi böðrüne Farusti“nin.
“Bize attýðýn bu kazýðý ben senin uygun bir yerine sokmaz mýyým? Ben seni...“

Kamyondaki askerlerin baþýndaki çavuþun dipçiði patladý odun kafalý þoförün


kafasýnda. Adamýn baþý kan içinde kalmýþtý. “Konuþmak yok, devinmek yok!“ diye
kabaca baðýrdý çavuþ. “Yoksa yersin kurþunu alnýnýn ortasýna!“

Yaklaþan sabahýn kör ayazýnda, hiç bitmeyecekmiþ gibi gelen uzun bir yolculuðun
sonunda, bilmedikleri bir yerde durdu kamyonlar. Bindirildikleri gibi ite kaka indirildiler.
Karanlýk ve pis kokulu uçsuz bucaksýz koridorlardan yürütülüp bir koðuþa sokuldular.
Koðuþtakiler yine yalnýzca konvoy personeliydi.

Kapý kapanýr kapanmaz tüm konvoy görevlileri Farusti“nin üstüne saldýrdýlar.


Baþlarýna gelen her þeyden onu sorumlu ve suçlu buluyorlardý. Küfürler, aþaðýlamalar,
aðýz dolusu tükürükler savurarak, sille-tokat-tekme, dövmeye baþladýlar adamý.

Farusti“nin gýký çýkmýyordu. Elbiselerinin içinde büzülmüþ, düþünüyordu. Sabah


sorguya aldýklarýnda her þeyi açýklýkla, çekinmeden anlatacak ve düþtükleri bu laðým
kuyusundan hem kendini, hem de –þu anda kendisini öldüresiye dövmekte olan–
adamlarýný kurtaracaktý. Çantasýndaki belgeleri, konþimentolarý, faturalarý göstererek
nasýl aldatýldýklarýný, nasýl alçakça bir tuzaðýn kurbaný olduklarýný ortaya koyacaktý.

Farusti algýlamýyordu artýk tekmeleri, silleleri, tokatlarý; hiçbir yeri acýmýyordu.


Baðýrýþ çaðýrýþý da, küfürleri de ya duymuyordu ya da anlayamýyordu. Yalnýzca
üþüyordu. Her tekme-tokatta, kulaðýna çalýnan her yeni küfür ve aþaðýlamada biraz
daha küçüldüðünü, biraz daha zayýfladýðýný, tükendiðini duyumsuyordu.

Dövenlerin kollarýndaki güç tükenmiþti en sonunda; yorgunluktan baygýn düþmüþ,


birer köþeye serilmiþlerdi. Yediði bunca köteðe karþýn içlerinde en dingini yine de
Farusti idi. Dayaktan daha çok aklý ertesi gün yapacaðý savunmada ve göstereceði
kanýtlardaydý. Ýþledikleri suçun bilinçli yapýlmýþ bir suç olmadýðýný soruþturmayý
yürütenler de anlayacaklar, en azýndan küçük bir cezayla yakayý kurtaracaklardý. Belki
de Turania“da bu yük taþýmacýlýðýný planlayanlar, yakalanma haberi duyulur
duyulmaz olaya el koyacaklar ve kendilerini, yargý karþýsýna bile çýkmadan, buralardan
kaçýracaklardý. Ýslam þeriatçýsý gerillalar tarafýndan zorla el konan bu askeri araç-
gerecin Özbekistan“la en ufak bir ilgisi bulunmadýðý, bu yükün aslýnda Taliban“a
karþý savaþan Özbek asýllý gruplara lojistik destek saðlamak üzere ulaþtýrýlmaya
çalýþýldýðý açýklýkla anlatýlacaktý. Ama önce kendisinin çantasýndaki belgeleri
sorumlulara bir bir sunmasý ve açýklama yapmasý gerekiyordu. Farusti sabaha kadar
çantasýna iyi sahip olmalýydý. Bunun için çantasýný –artýk iyice bollanmýþ olan–
pantolonunun beline sýkýþtýrarak öyle yatmalýydý. Eliyle loþ koðuþun taþ zemininde
çantasýný aradý ama bulamadý. Ýleriye, geriye, saða, sola doðru birkaç hamle daha
yaptý. Çanta yoktu.

“Bunlar bana saldýrýrken kimbilir nerelere kayýp gitmiþtir“ diye düþündü.


Emekleyerek el yordamýyla yerleri kolaçan ediyordu. Uzaktan bakýldýðýnda, kendisine

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

atýlmýþ sadakayý kaybetmiþ de onu arayan bir kör dilenciye benziyordu. Koðuþun hiçbir
yanýnda çantaya benzer bir þey yoktu. Arandýkça Farusti“nin içindeki panik de
büyüyordu. Yeniden titremeye baþlamýþtý. Üþüyordu. Ayrýca, yediði dayaðýn acýsý
çýkýyordu yavaþ yavaþ; bedeninin her bir yaný dayanýlmaz biçimde aðrýyor,
sýzlýyordu.

Farusti, demin kendisini eþek sudan gelene kadar dövenlerin dizlerine, ayaklarýna
kapandý. Sarsýla sarsýla aðlýyor, gözyaþý döküyordu. Onlara çantayý bulmalarý için
yalvardý. Çanta olmadan hepsinin yaþamlarý kaymýþ demekti. Çanta olmadan buradan
bir adým uzaklaþamazlardý. Þoförlerin Farusti“ye olan kýzgýnlýklarý geçmiþ, ya da
ona niye bu denli kýzgýn olduklarýný belki de unutuvermiþlerdi. Hepsi bön ve þaþkýn,
bomboþ koðuþun taþlarýnda çanta aramaya baþladýlar.

Farusti –yine emekleyerek– koðuþun kapýsýna vardý. Kolunda kalan son güçle kapýyý
yumrukladý. “Çantamý getirin bana! Kamyonda elimdeydi. Lütfen bulun onu benim
için. Kurtarsa kurtarsa o çanta kurtaracak bizi. Yalvarýyorum!..“

Kapý beklenmedik biçimde açýlýverdi. Kapýda beliren gardiyan koca postallarýyla


þiddetli bir tekme salladý yerde sürünmekte olan Farusti“ye. Küçük adam kendini yana
savurarak kafasýný kurtardý tekmeden ama, koca postal sol omzuna yapýþtý. Farusti
yerden fýrlayýp –boþ bir kutu gibi– yüzüstü uzanýverdi taþlara. Dayanýlmaz acýlar
içindeydi; sanki kör bir testere ile her yanýný kýtýr kýtýr doðruyorlardý.

“Uslu oturmazsan,“ dedi gardiyan kabaca, “seni üç kat yerin altýndaki karanlýk
zindanlardan birine götürürüm. Orada, göz gözü görmez karanlýkta, bir karýþ su içinde,
kedi büyüklüðünde sýçanlarla yatýp kalkarsýn.“ Kapýyý gürültüyle kapayýp kilitledi.

Farusti yattýðý yerden kendisini izlemekte olan anlamsýz suratlý konvoy görevlilerine
göz gezdirdi. Buradaki bu insan büyüklüðünde sýçanlarla yaþamak daha mý az
tehlikeliydi sanki?

***

O gece hiç durmadan ilerlediler. Yorulan, direksiyonu býrakýp arka tarafta uyuyor,
yorgun olmayanlardan biri minivaný kullanma görevini devralýyordu. Ýkinci ve üçüncü
geceler de böyle geçti. Bol miktarda yiyecek içecekleri de olduðundan, yalnýzca benzin
almak için duruyorlar, bu arada da tuvalet gereksinmelerini karþýlýyorlardý.

Dördüncü gün akþam bastýrýrken, ilk gün Turania“dan çýkarken arabayý süren
savaþçý, “Biliyorsunuz Urallar“a vardýk artýk. Bundan sonraki yol iniþli çýkýþlý,
kývrýmlý, insan gözünü aldatýcý bir yol Urallar“ý aþana kadar. Bu yolda araba
kullanmak uçsuz bucaksýz tundralarýn arasýnda direksiyon sallamaya benzemez. Yorgun
bedenle, yorgun kafayla, gecenin kör karanlýðýnda, daðlara kývrýla kývrýla týrmanan,
kývrýla kývrýla inen bu yýlan gibi kötü yollar kazasýz belasýz atlatýlmaz. Onun için, ben

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

derim ki Volga ovalarýna kadar geceleri arabayý bir yere çekip rahat rahat uyuyalým.
Yalnýzca gündüzleri yol alalým,“ diye çýktý ortaya.

Fanustay ile diðer savaþçý þaþýrmýþlardý bu öneriye. “Ýyi ama,“ dedi Fanustay,
“yorgun olan zaten arkada yatýp dinleniyor, horul horul uyuyor. En dinlenmiþ ve dinç
olanýmýz direksiyon baþýna geçiyor. Bunun için yedi-sekiz saat durup mola vermeye ne
gerek var ki!“

“Yalnýzca gündüzleri yolculuðu sürdürüp geceleri mola vererek biz bu yolu


bitiremeyiz kardeþim,“ diye diðeri destek çýktý Fanustay“a. “Ayrýca komutanlarca
gece molasý vermememiz için sýký sýký uyarýlmadýk mý?“

“Sen onlara bakma!“ diye gürledi ilk savaþçý. “Onlarda aðýz kalabalýðý çok;
eyleme gelince hiçbirinde iþ yok! Gece-gündüz hiç durmadan yol alýrken, kötü
amortisörlü arabanýn tangýrtýsý-tungurtusunda yatýp da adam gibi uyumak, dinlenmek,
yorgunluðunu atabilmek olasý mý?“

“Anlaþýldý!“ diye arkadaþýný yatýþtýrmaya çalýþtý Fanustay. “Sen galiba kendini


azýcýk yorgun buluyorsun, gece araba kullanmaktan ürküyorsun. Olabilir. Doðaldýr.
Bundan sonra geceleri araba kullanma istersen. Biz, ikimiz, nöbetleþe kullanýrýz.
Gündüzleri de sen kullanýrsýn, biz dinleniriz. Anlaþtýk mý?“

Bu öneri büsbütün kýzdýrmýþtý gece molasý vermekte ýsrarcý olan oðlaný: “Sen
çocuk mu kandýrýyorsun kuzum?“ diyerek Fanus-tay“ý azarladý. “Ýkinizden biri,
gecenin uykuyu davet eden karanlýðýnda, bir anlýk bir dikkatsizlikte ya da aþýrý
yorgunluk ve uykuyla kurþun gibi aðýrlaþan gözkapaklarý bir-iki saniyecik
kapandýðýnda arabayý dik bir uçuruma yuvarlarsa içinde ben de olmayacak mýyým? Bu
hurdasý çýkmýþ arabanýn beþ metre ilerisini bile adam gibi gösteremeyen ölü gözü
farlarýyla, yol almaya çalýþmanýn ne denli zor olduðunu bilmiyor musunuz? Üstelik,
yüksek daðlýk yerlerde çok koyu sislerin baþladýðý mevsim içinde deðil miyiz?“

Diðer ikisi ikna olmuþa benziyordu. Gece molacýsý son saðlam kanýtýný en sona
saklamýþtý. “Ayrýca,“ dedi, “bu yöreden baþlayarak Ural geçiþlerindeki trafik
yoðunluðu giderek artar. Çünkü –bildiðiniz gibi– Urallar’ýn doðu eteklerindeki bu
topraklarda çok yoðun olarak sanayi kuruluþlarý bulunmakta. Bu bölgeyle Batý Rusya
arasýndaki karayolu ulaþýmý ise –þimdi bizim de geçmek zorunda olduðumuz– bu dar,
kývrýmlý, kötü yüzey kaplamalý yollardan saðlanýyor. Bu yollarda direksiyon sallayan
þoförlerin hemen hepsi, en az üç-dört duble votka atmadan kesinlikle yola çýkmazlar. Ve
siz, benim atýlgan, sadýk gece kuþu kardeþlerim, kulaklarýndan bile buram buram alkol
fýþkýran böyle bir ayýnýn kullandýðý kamyon ya da TIR“ýn altýnda kaldýðýnda,
hanginiz üçümüzün de yaþamýný kurtaracak?“

Daha fazla direnemedi Fanustay“la arkadaþý üçüncü savaþçýya. Gece molasý vermeye
karar verdiler ve ilk karþýlaþtýklarý benzin istasyonunun yanýnda bulunan kamyon
otoparkýna minivanlarýný çekerek durdular. Gece molasý isteyen oðlan çok sevinmiþti
bu duruma.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

“Sözümü dinleyip üçümüzün de yaþamýný kurtardýðýnýz için bu geceki yiyecekler


içecekler benden!“ diye neþeyle baðýrdý. “Arkadaki tatsýz tuzsuz konserveler canýma
yetti. Benzinliðin yanýndaki markette herhalde yenebilecek adam gibi bir þeyler vardýr.
Ben gidip bir kolaçan edeyim.“

Az sonra oðlan kucaðýnda koca bir plastik torbayla döndü. Torbanýn içinde neler yoktu
ki! Oðlan mola sevincinden küçük markette yenecek ne varsa almýþtý: Kýzarmýþ tavuk
butlarý, salam, sosis, jambon, peynir, Rus salatasý, iki tane altýlý kutu bira kasasý ve
votka.

Görmemiþler gibi yediler, içtiler. Kafayý buldukça, önce Turania“yý “kurtardýlar“,


sonra baðýrdýlar, çaðýrdýlar, þarkýlar, türküler söylediler, arabanýn içinde saða sola
çarparak oyunlar oynadýlar, eðlendiler. En sonunda da, hepsi arabanýn birer köþesinde
sýzýp kaldýlar.

Fanustay kâðýt hýþýrtýlarý ile gözlerini açtý. Üç tane hiç tanýmadýðý garip koca
hayvan et kokusunu duyup arabanýn açýk arka kapýsýndan girmiþler, kâðýtlarýn
içindeki yemek artýklarýný mideye indiriyorlardý. Hayvanlarý kovaladýktan sonra
doðruldu yerinden. Gece molasýný arkadaþlarýna kabul ettiren oðlan arabada yoktu.
“Eþek herif!“ diye söylendi, “insan, gecenin kör karanlýðýnda çiþe giderken
arkasýndan kapýyý kapatmaz mý?“ Atladý arabanýn arka kapýsýndan, oðlaný aramaya
çýktý. Hiç alýþýk olmadýðý kadar yiyip içmekten kafasý zonkluyor, midesi fena halde
bulanýyordu. Bacaklarý bedenini zor taþýyordu.

Uzun zaman bakýndý çevreye. Benzinliðin tuvaletine baktý. Oðlan ortalýkta yoktu.
Birden aklýnda bir þey çaktý. Koþa koþa gitti baktý minivanýn arka bölümüne. Ýçlerinde
çok deðerli “mal“ýn saklandýðý iki stepneden biri yok olmuþtu. Panik ve sinir içinde
öteki oðlaný binbir zorlukla uyandýrdý daldýðý derin sarhoþ uykusundan. Durumu
anlattý. Üçüncü oðlan stepnelerden biriyle birlikte yok olmuþtu.

“Bunun içinmiþ meðer bu ýsrar, bu kýyamet gece molasý vermek için!“ diye
kýzgýnca söylenerek direksiyona geçti haberi alýnca uykusu da, sarhoþluðu da bir anda
uçup giden oðlan. “Bu kadar yedirme içirme de bizi uyutmak içinmiþ.“

Arabayla otoparktan ayrýlýp karayoluna çýktýlar.

“Saða doðru mu gitmiþtir, sola doðru mu?“ diye sordu Fanustay.

“Aþýrdýðý uðursuz mal nerede para ederse o yana. Yani batýya. Yani saða.“

Urallar“a doðru son hýzla yola düzüldüler. Ýkisi de yolun iki yanýný gözleriyle
dikkatle tarýyorlardý. Bu olay yorgunluklarýný da, sarhoþluklarýný, uykusuzluklarýný
da unutturmuþtu savaþçýlara, çivi gibi olmuþlardý.

“Ýnþallah gidiþiyle benim uyanmam arasýnda çok zaman geçmemiþtir.“ Fanustay

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kendi kendine konuþurcasýna söylendi. Sesi kaygýlýydý.

“Hýyar yerine koydu herif bizi!“ diye öfkeyle parlarken öteki, birden gözlerini
kýsarak karanlýðý delmek istercesine baþýný ön cama yanaþtýrdý. “Ýti an, sopayý
hazýrla!“ diye bir zafer narasý attý.

Hýrsýz savaþçý ilerde yolun üzerinde lastiðin üstüne oturmuþ uyumuþ kalmýþtý.
Arabanýn sesini duyunca yerinden fýrladý. Elleri kollarýyla otostop iþareti yapýyor,
arabayý durdurmaya çalýþýyordu. Anlaþýlan gelenin kendi minivanlarý olduðunu
anlayamamýþtý. Araba, oðlaný geçtikten sonra yavaþlayýp saða yanaþtý, durdu. Oðlan
sevinçle tekerleðini yerde yuvarlayarak arabaya doðru koþarken arabayý kullanan
savaþçý birden vitesi geriye takarak tam gazla arabayý geri doðru fýrlattý. Önce
oðlandan çýkan canhýraþ bir çýðlýk, arkasýndan da tok bir çarpma sesi duyuldu. Acemi
hýrsýz oðlan kanlar içinde yerdeydi.

Direksiyondaki oðlan, Fanustay“ýn bile kanýný donduran sadist kahkahalar atýyordu.


“Bizim mi, yoksa senin mi enayi olduðunu öbür dünyada bol bol düþünecek zamanýn
var artýk þimdi!“ diye söylenirken ikisi de arabadan indiler. Oðlan cansýz yatýyordu.

Cesedin baþýnda Fanustay“ýn baþý dönmeye, midesi bulanmaya baþladý. Zor attý
kendini yolun kenarýna. Þarampole midesindeki hazmolmaya zaman bulamamýþ
tavuklarý, sosisleri, biralarý, votkalarý, ne var ne yoksa hepsini çýkardý. Bu arada öteki
savaþçý, son derece profesyonelce, oðlanýn üstünde kimliðinin anlaþýlmasýný
kolaylaþtýracak ne varsa, hepsini almýþtý.

“Gerekli miydi bunu yapmak?“ diyerek tiksintiyle bir ölüye, bir de diðerine baktý.
“Elinden lastiði aldýktan sonra, bir güzel döver, baþýmýzdan savardýk.“

“Bunu cebinde buldum þimdi!“ diye ufak bir tabanca gösterdi öteki. “Bize,
yolculuða çýkarken teslim edilen tek silah. Kaçmadan önce döþemenin altýndaki gizli
yerinden çýkarmýþ anlaþýlan. Kendisine yaklaþan arabanýn bizim arabamýz olduðunu
sezseydi, hiç kuþkun olmasýn, ikimizi de öldürürdü. Ayrýca, davadan dönenin
vurulacaðýndan da þimdiye kadar kimse söz etmedi mi sana?“

“Saçmalama!..“ diye sertçe tersledi Fanustay. “Öldürecekse bizi, park alanýnda,


arabada sýzmýþ durumdayken öldürürdü. Böylece hem araba, hem de ikinci tekerlek de
ona kalýrdý.“

“Orada öldüremezdi. Çünkü öyle bir þey yapmaya kalksaydý, tabanca sesiyle park
alanýndaki kamyonlarda uyumakta olan þoförler, benzinlik ve marketteki çocuklar
ayaklanýrlardý.“ Ayaða kalktý acýmasýz savaþçý, çevreye göz gezdirmeye baþladý.
“Haydi artýk uzatma da, önce þu tekerleði bulup arabaya atalým, sonra da bunu ortadan
kaldýralým.“

Tekerlek –çarpmanýn þiddetiyle– yolun karþý tarafýndaki hendeðe fýrlayýp gitmiþti.


Onu bulup arabaya koydular. Sonra cesedi ayak ve ellerinden tutarak yoldan uzak bir

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

noktaya götürüp attýlar. Savaþçý arabanýn benzin deposunda ýslattýðý paçavralarla


cesedi benzine buladý. Sonra da vurdu çakmaðý cesedin üstüne. Koþarak arabaya
atladýlar ve oradan hýzla uzaklaþtýlar.

Fanustay yan gözle arabayý kullanmakta olan yol arkadaþýna baktý. “Örgüte layýk bir
savaþçý iþte böyle olmalý!“ diye düþündü. Tiksiniyordu, midesi bulanýyordu, beyni
zonkluyordu. “Yazýk ki ben onun kadar iyi bir savaþçý deðilim. Ne kadar çaba
gösterirsem göstereyim, hiçbir zaman da olamayacaðým.“ Döndü, yanmakta olan
cesedin alevlerine baktý. Ateþ yandaki çalýlara, tundralara da sýçramýþ, yangýn
büyümüþtü. Her zaman yangýnlarý, havada dans etmekte olan kývrak alevleri izlemekten
“þehevi zevk“ duyan Fanustay, bu kez acýyla bakýyordu yükselen alevlere.

Arabayý kullanan savaþçý –bakýþlarýna delice bir ifade gelip oturmuþ– kampta
kendilerine öðretilen coþkulandýrýcý marþlardan birini baðýra baðýra söylüyordu.

Volkswagen minivan –bir yolcu eksiðiyle– Urallar’ý geçmeye hazýrlanýyordu.

***

“Mola“ sözcüðünü hiç aðýzlarýna almadan, nöbetleþe arabayý kullanarak, durup


dinlenmeksizin, iki gün sonra, 1925“ten Stalin“in ölümüne kadar bir süre adý
Stalingrad“a dönüþtürülmüþ Vol-gograd“a vardýlar. Ýkisi de þimdiye kadar böylesine
büyük ve hareketli bir kent ve ona adýný veren Volga gibi görkemli bir ýrmak
görmemiþlerdi. Yaþam boyu tanýdýklarý tek akarsu Dania, Volga“nýn yanýnda dere
gibi kalýyordu. Kenti dolaþtýlar önce. Sonra da kýyýda bir yerde oturup Rusya“nýn
simgesi, tarih boyunca halk þarkýlarýna, öykülere, destanlara, masallara konu olmuþ
“Volga Ana“ya bakakaldýlar.

Birkaç saat sonra yeniden, Volga“yý sollarýna alarak, onunla birlikte güneye, Hazar
kýyýlarýna doðru yola çýktýlar. Rusya“nýn “atardamar“ýnýn beslediði bereketli
topraklarý, onun insanlarýný, çevrenin çarpýcý güzelliðini, ýrmaðýn üstündeki
olaðanüstü trafiði, þaþkýn ve hayran izleyerek Volga deltasýna, Astragan“a vardýlar.
Buradan Ýran“ýn Reþt kenti yakýnlarýndaki Bender-i Enzeli limanýna kamyon ve TIR
taþýyan Ro-Ro“larýn nereden hareket ettiklerini sorup öðrendiler, ama çok da fena
canlarý sýkýldý kendilerine verilen bilgiye. Yorgunluktan ikisi de neredeyse ölmek
üzereydiler. Astragan“da hemen gemiye bineceklerini ve bol bol dinlenecek zaman
bulabileceklerini hayal etmiþlerdi. Oysa þimdi öðrendiklerine göre, bu yörelerde deniz
çok sýð olduðundan, aradýklarý gemileri bulabilecekleri limanlar, kentin en az iki yüz
elli ya da üç yüz kilometre batýsýnda bulunuyordu.

Yorgunluktan bitik, moralleri bozuk, küçük bir kasabanýn kýyýsýndaki limana vardýlar
sonunda. Ýskelede kuru yük kosterine benzer bir gemi vardý, ama araç taþýyacak Ro-Ro
tipinden bir tekne gözükmüyordu ortalarda. Biraz dikkatli bakýnca anladýlar iþin püf
noktasýný. Geminin bordasýnda araçlarýn giriþ-çýkýþ yapabileceði bir delik açýlmýþ,

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

böylece de eski kuru yük kosteri araç taþýyabilen bir gemiye dönüþtürülmüþtü. Bu
delikten giren aðýr ve aþýrý yüklü araçlar geminin alt ambarlarýna alýnýyor, küçük ve
yükü olmayan araçlar ise vinçlerle geminin güvertesine diziliyordu. Geminin bacasýndaki
kýzýl üzerindeki sarý orak-çekiç kapatýlýp, baca Rusya bayraðýnýn kýrmýzý, beyaz,
mavi renklerine boyanmýþtý. Ama boyama o kadar baþtan savmaydý ki, beyaz rengin
altýndan orak-çekiç hâlâ sýrýtýyordu. Kýyýda, limanýn giriþinde uzun bir kamyon,
kamyonet, otobüs ve TIR kuyruðu vardý. Volkswagen minivan da kuyruðun sonuna
girdi. Fanustay ile savaþçý arkadaþýnýn sýradaki kamyonlarýn þoförleriyle yaptýklarý
sohbette, bu ve buna benzer gemilerin Sovyet döneminden sonra özelleþtirilerek kendi
personeline, simgesel bir paraya devredildikleri anlaþýldý. Azerbaycan“a,
Ermenistan“a, Ýran“a, son zamanlarda giderek artan kara taþýmacýlýðý, Hazar“ýn
batýsýndaki yolun Kafkas “cangýlý“ içinden geçmesi, doðusundakinin ise üç ayrý
devletin aç gözlü rüþvetçi memurlarýnýn sýnýr kapýlarýnda konuþlanmalarý ve araç
þoförleri ile taþýma þirketlerine kan kusturmalarý nedeniyle gittikçe daha az
kullanýlýyordu. Bu yüzden de, bu üç ülkeye yük taþýmacýlýðý yerine, yük taþýyan araç
taþýmacýlýðý daha iyi ekmek parasý getirir olmuþtu. Firmalar ve þoförler Hazar“ýn iki
kýyýsýndaki ülkelerden geçmek yerine, çürük çarýk gemilerle bin iki yüz kilometrelik
uzun Hazar denizi yolculuðunu yeðliyorlardý.

Uzun kuyrukta iki gün bekledikten sonra, iskeleye yanaþan üçüncü gemiye binebilme
hakkýný elde ettiler. Hurda minivan, sýradaki diðer küçük araçlarla birlikte, geminin
vinçleriyle güverteye yerleþtirildi. Çok geçmeden de gemi, Bender-i Enzeli“ye doðru
yol almak üzere, açýldý limandan. Güzel bir sonbahar günü baþlamýþ, kýpýrtýsýz hava
denizi çarþaf gibi yapmýþtý. Bahar sarýlýðýna bürünmekte olan yeþillikler ve yoksul
kasabanýn yoksul evleri yavaþ yavaþ küçülüp gözden kayboldu. Sakin denizin üstünde
kayar gibi giden geminin içinde olmak, havanýn güzelliði iki oðlaný da serseme
çevirmiþ, mutlu kýlmýþtý. Tembelce uzanýp denizi, masmavi berrak havayý, yiyecek
peþinde geminin üstünde dolanan beyaz martýlarý izlediler hiç konuþmadan.

Üçüncü savaþçýnýn öldürülmesi gecesinden beri geriye kalan iki savaþçý arasýna kalýn,
aþýlmaz duvarlar örülmüþtü sanki. En gerekli þeylerin dýþýnda, birbirleriyle
konuþmamaya çalýþýyorlardý. Her ikisi de diðerini bir tehlike olarak görüyor,
birbirlerine kesinlikle güvenmiyorlardý. Karþýdakinden gelebilecek bir kazýktan
öylesine korkuyorlardý ki, arabadan uzaklaþmak gerektiðinde ikisi de ayný anda
arabadan iniyor, ayný anda arabaya biniyorlardý. Tuvalete bile birlikte gidiyorlardý.
Ýkisi de diðerine –kýsa bir süre için bile olsa– arabayý ve tabii özellikle de stepneleri
emanet etmek istemiyordu.

O günün akþamýna doðru ikisi de sýkýlmaya baþlamýþtý. Arabayý býrakýp gemiyi


keþfe çýktýlar. Önce arabasýz yolcularla araba kullanan þoförlerin zaman geçirdikleri
yolcu salonuna girdiler. Korkunç bir havasýzlýk, yanýk yað, ter, ayak kokusu sert bir
tokat gibi çarptý suratlarýna içeri girer girmez. Kimi yolcu kanepelere uzanmýþ horul
horul uyumaktaydý. Kimisi ise baðýra çaðýra birbirleriyle muhabbet ediyor, hatta
birbirlerine elleriyle eþek þakalarý bile yapýyorlardý. Yolcularýn bir bölümü ise tavla,
satranç, dama, domino, okey ya da kâðýt oynamaktaydý. Tüm bu hengâmeye, köþede
tavana yakýn monte edilmiþ bir televizyondaki, briyantinle diken diken edilmiþ saçlarý,

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

düðmeleri göbeðine kadar açýk, cart kýrmýzý gömleði, daracýk pantolonu, detone sesiyle
çýðlýk çýðlýða Rus pop þarkýlarý haykýran bir “yumuþak“ ayrý bir renk
katmaktaydý. Salonun dibinde, çay, kahve, sandviç, tost, bisküvi satýlan büfe
görünüyordu. Büfe, isteyenlere omlet ile sosisli, salamlý, jambonlu yumurta da
yapmaktaydý. Salondaki dayanýlmaz kokunun asýl kaynaðýnýn bu büfe ile
ayakkabýlarýný çýkarýp kanepelerde uyumaktaki yolcular olduðu anlaþýlýyordu.
Savaþçýlar bu kokuya kýsa bir süre dayanabildiler ancak, hemen dýþarý çýktýlar.

Geminin alt katlarýný da görmek istediler. Ama geminin iç görünüþü dýþýndan daha
korkutucu geldi kendilerine. Boyalar dökülmüþ, demir olan her þey kalýn bir pas
tabakasýyla kaplanmýþtý. Anlaþýlan, gemi yýllardýr bakým ve boya görmemiþti.
Hazar“ýn aþýrý tuzlu suyu geminin her yanýný karþý konulamaz biçimde çürütmüþtü.
Her yandan ince ince sular sýzýyor, koridorlarda fareler cirit atýyordu. Fanustay“ýn, bu
görünüm karþýsýnda, içi korkuyla titredi. Bu hurda demir yýðýnýnýn yolcularýný sað
salim Ýran“a ulaþtýrabilmesi gerçek bir mucize olurdu. Göz ucuyla yanýndakini süzdü
Fanustay, duygularýný sezebilmek için. Ama oðlanýn suratýndan ne düþündüðünü
anlamak olanaksýzdý. Havasýzlýk, aðýr nem ve personel yemekhanesiyle mutfaðýndan
sýzan iðrenç kokular burayý yukarýdaki yolcu salonundan bile dayanýlmaz kýlýyordu.
Ýki savaþçý, merdivenleri nasýl üçer-beþer týrmanýp kendilerini açýk havaya
attýklarýný bilemediler.

Çok güzel ve çok sakin bir geceydi. Her ne kadar kuzey yavaþça bulutlanmaktaysa da,
gökyüzü yanýp sönen, göz kýrpan yýldýzlarla týklým týklýmdý. Gecenin bayýltýcý
güzelliði karþýsýnda insanýn içinden yatýp uyumak gelmiyordu. Gözlerinden uyku akana
kadar gecenin güzelliðini içlerine çeken genç savaþçýlar sonunda minivanlarýna dönüp
uyku tulumlarý içinde kývrýlýp yattýlar.

Diðer savaþçý hemen horlamaya baþlamýþtý bile, ama geminin içinin yürekler acýsý ve
insaný korkulara salan durumu bir türlü gözlerinin önünden gitmeyen Fanustay uyku
tulumunun içinde huzursuzca kývranýp durmaktaydý. Yarý uyur, yarý uyanýk, sürekli
olarak çürük gemiyi, onu oluþturan omurgayla ona perçinler, kaynaklarla tutturulmuþ sac
gövdeyi düþünüyordu. Pastan çürümüþ perçinlerin, boydan boya çatlamýþ kaynak
dikiþlerinin bu gemiyi daha ne kadar ayakta tutabileceðini kendi kendine soruyordu ama,
yanýtýný veremiyordu. Yanýndaki oðlanýn dünyayý umursamaz, horultulu, ýslýklý
uykusu da sinirini bozmuþtu Fanustay“ýn. Baþýný tulumdan çýkarýp tiksintiyle oðlana
baktý. “Bu gemiyle yolculuk ederken nasýl oluyor da böylesine rahat uyuyabiliyor?“
diye kýskançlýkla düþündü. Korku ve sýkýntý içinde kývranmaktan yorgun düþtü
sonunda, uyudu kaldý.

Uyumak iyi de, ah bir de þu karabasanlar olmasa!

Koridorlarda gördükleri fareler iyice büyümüþ, insan boyunda, sevimsiz ve korkutucu


koca sýçanlara dönüþmüþlerdi. Her birisi, kaburganýn üstündeki etleri kemirir gibi
geminin omurgasýný gövdeye baðlayan kaynak dikiþlerini kemirip duruyordu. Kemirme
sýrasýnda bir perçine rastladýklarýnda –balýðýn kýlçýðýný ayýklarcasýna– yerinden
çýkartarak üzerindeki paslý tabakayý afiyetle yalayýp yutuyor, sonra onu bir köþeye

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

atýyorlardý. Her kemiriþ, eksilen her perçin gemiyi biraz daha zayýflatýyor, dengesini
biraz daha bozuyordu. Arada bir –aslýnda korkmadýklarý halde– türlerine özgü
alýþkanlýkla, korkmuþ gibi baþlarýný kaldýrýp saða sola bakýnýyorlar, her þeyin
yolunda olduðunu sezdiklerinde kaldýklarý yerden aç gözlü kemirmelerini
sürdürüyorlardý.

Yaþlý gemi, canlý canlý eti, kemiði kopartýlýp yenen bir av hayvaný gibi suyun üstünde
debeleniyor, sanki çektiði can acýsýndan, canhýraþ gýcýrtýlar, çatýrtýlar salýveriyordu
karanlýk denizin yüzeyine. Ýçten içe kemirilmesi biten gemi artýk üstündeki yükü ve
kendi aðýrlýðýný kaldýramaz olmuþtu. Neredeyse teknenin tüm parçalarý birbirinden
ayrýlmak üzereydi. Kendini bir saða, bir sola atarak kaderinin belirlediði acý sondan
kendini kurtarmaya çabalýyordu.

Geminin saða sola þiddetli yalpalamalarý, minivanýnda uyumakta olan savaþçýlarý da,
uyku tulumlarýyla birlikte, birbirlerinin üstüne savurdu. Kafa kafaya tokuþtuklarýnda,
derin uykularýndan uyanýp tulumlarýndan dýþarý fýrladýlar. Dýþarýda tam anlamýyla
kýyamet kopuyordu. O güzelim hava, o sakin deniz gitmiþ, yerine bir cehennem
fýrtýnasý –daha doðrusu tufaný– gelip oturmuþtu. Kuzeyden patlayan fýrtýna, kovadan
dökülürcesine yaðmakta olan yaðmuru geminin üstüne bir kamçý gibi þaklatýyordu.
Hazar“ýn azgýn dalgalarý zavallý gemiyi kaldýrýp kaldýrýp suya vuruyordu. Yaþlý ve
çürük tekne, Fanustay“ýn düþündeki gibi, gerçekten de canhýraþ gýcýrtýlar, çatýrtýlar,
inildemeler içindeydi.

Gemi limandan kalkmadan önce tüm araçlar sýký sýkýya takozlandýðý halde, þiddetli
sallantýyla kimi arabalarýn takozlarýndan kurtularak birbirleriyle çarpýþtýklarý
duyuluyordu. Minivan bu afete daha fazla direnememiþ, her bir yanýndan içeri yaðmur
sularýný almaya baþlamýþtý. Arabanýn solgun tavan ýþýðý altýnda iki savaþçý
birbirlerine baktýlar. Fanustay korku içinde titriyordu. Nefes almakta zorluk çektiðinden,
dudaklarý ve yüzü morarmaya baþlamýþtý. Diðerinin ise dünya umurunda deðildi.

“Þu suratýnýn haline bak!.. Yolculuða baþladýðýmýzdan bu yana bayaðý yaþlandýn be


Fanustay!“ diye hoyratça alay etti. “Hele þu Hazar“ýn hýnzýrlýklarý yok mu, senin
yaþamýndan þöyle bir kýrk-elli yýlý alýp götürmüþe benziyor. Bana kalýrsa, senin
ölümün pek öyle fýrtýnadan, gemiden, Hazar“ýn azgýn sularýndan deðil, aþýrý
yaþlanmadan ve korkudan olacak.“ Çok gülünç bir þey söylemiþçesine pis bir kahkaha
patlattý aðzýndan tükürükler saçarak Fanustay“a.

Minivanýn içinde oradan oraya savrulup duruyorlardý. Fanustay, panik içinde, ön ve


arka pencerelerden dýþarýda neler olup bittiðini anlamaya çalýþýyordu. “Býrak
zevzekliði!“ diye titrek sesiyle azarladý oðlaný. “Þimdi ne halt edeceðiz? Kapana
kýstýrýlmýþ fareler gibi sýkýþtýk kaldýk burada.“

“Bu akþam da farelerle bozdun sen. Gece boyunca sýçan-fare edebiyatý yapýp durdun
sayýklayarak. Þimdi biz bir an önce buradan arkadaki yolcu salonuna gitmek
zorundayýz.“

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

“Deli misin sen!“ diye tersledi Fanustay. “Bu kýyamette yerinden kayan
kamyonlarýn arasýnda dolaþýlýr mý hiç?“

“Burada hiçbir þeyden habersiz bekleyemeyiz. Gemi personeli ve yolcularla birarada


olmalýyýz, herhangi bir kötü durumda birlikte hareket edebilmek için.“

Bu son söz üzerine daha fazla direnemedi Fanustay. Sarýnýp sarmalanýp arabadan
çýkmalarýyla afetin içine düþmeleri bir oldu. Zifiri karanlýkta el fenerleriyle önlerini
görmeye çalýþýyorlardý. Yaðmur delicesine yaðmayý sürdürüyordu. Bir yandan þiddetli
yele karþý koymaya çalýþýrken, diðer yandan da kaymayan, yerinde sýký duran araçlarý
belirleyip onlarýn arasýndan arka tarafa ulaþmaya çalýþýyorlardý.

Oðlan, Fanustay“ý hepten çileden çýkarmak istercesine –ortam uygunmuþ gibi–


Nâzým“dan bir þiir okumaya baþladý avaz avaz:

Ufuklardan ufuklara

ordu ordu köpüklü mor dalgalar koþuyordu;

Hazer rüzgârlarýn dilini konuþuyor balam,

konuþup coþuyordu

...

Çýkýyor kayýk

iniyor kayýk

devrilen

bir atin

sýrtýndan inip

þahlanan

bir ata

biniyor kayýk!

–Yaman esiyor be karayel yaman!

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Sakin özünü Hazer“in hilesinden aman!

Aman oyun oynamasýn sana rüzgâr!

–Aldýrma anam ne çýkar

ne çýkar

kudurtsun

karayel

sularý,

Hazer“de doðanýn

Hazer“dir mezarý!

Çýkýyor kayýk

iniyor kayýk

Çýkýyor kay...

iniyor ka...

Çýk...

in...

çýk...

Sonunda araçlar bitti, açýklýk bir alana çýktýlar. Bir yerlere tutunmadan ayakta
durabilmek adamakýllý marifetti. Burundaki direkte, tüm fýrtýna kýyamete karþýn
yanmakta direnen solgun ýþýðýndan geminin pruvasýna gelmiþ olduklarýný
umutsuzlukla gördü Fanustay. Ne yazýk ki, bin bir güçlükle, yanlýþ yöne doðru
yürümüþlerdi. Bu tufan altýnda –hem de kuzeyden kudurmuþçasýna esen yele ve
yaðmura karþý– koca gemiyi boydan boya geçip arkadaki yolcu salonuna varabilmeleri
hemen hemen olanaksýzdý. Geminin neredeyse batmak üzere olduðu bu kötü durumda,
personelden ve yolculardan çok uzakta, ikisi yalnýz baþlarýna kalakalmýþlardý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Ýçinde bulunduklarý durum Fanustay“ý ruhsal olarak da, fiziksel olarak da tam bir
çöküntüye uðratmýþtý. Göðsü sancýlar içindeydi. Nefes almakta zorlanýyor, kendini
zorlukla ayakta tutmaya çalýþýyordu. Ne halt etmeleri gerektiðini konuþmak üzere
savaþçý arkadaþýna döndüðünde oðlanýn þeytansý parýltýlar saçan gözleriyle
karþýlaþtý, irkildi. Dudaklarý eðrilmiþ, pis bir ifade oturmuþtu suratýna oðlanýn.

“Seninle de iþimiz buraya kadar Fanustay Efendi! Senden nasýl kurtulacaðýmý


düþünürken bu fýrtýna kýyamet iþime yaradý doðrusu. Ne güzel de seni yanýltýp
geminin burnuna getirdim ama!.. Senden kurtulduðumda, o güzelim stepneler benim,
yalnýz benim olacak. Yaþamým deðiþecek. Gýrtlaðýma kadar paralara batýk, güle
oynaya yaþayýp gideceðim.“ Elindeki tabancayý Fanustay“ýn gýrtlaðýna dayadý birden.
“Al sana iki seçenek: Birincisi, þu silahla seni hemen þurada gebertebilirim. Ýkincisi,
sana –az da olsa– bir yaþama fýrsatý tanýmayý düþündüm.’ Sol elinde tuttuðu can
simidini gösterdi. Anlaþýlan buraya oldukça hazýrlýklý gelmiþti genç savaþçý. “Þu can
simidini geçir boynundan ve koyver kendini Hazar“ýn azgýn sularýna. Hazar ana acýr
da, kaldýrýp kaldýrýp geminin bordasýna çarparak paralamak yerine fýrtýnadan sonra
kýyýlarýndan birine atarsa seni, yaþamýn kurtuldu demektir. Haa, bir de þunu unutma
sakýn: Denize atlar atlamaz hemen uzaklaþmaya bak gemiden; tabii azgýn dalgalar bunu
yapmana izin verirse... Yoksa, kendini uskur suyuna bir kaptýrýrsan, maazallah, et
kýyma makinesine girmekten beter olursun sonra.“ Elindeki tabancayla Fanustay“ýn
gýrtlaðýný dürtükledi. “Önce ceplerinde ne var, ne yok bir boþalt hele bakalým. Ne de
olsa, onlar pek iþine yaramaz bundan sonra; ne senin, ne de Hazar ananýn baðrýnda
beslediði iri mersin balýklarýnýn... Aman, çok sevgili savaþçý kardeþim, sakýn bir
yaramazlýk yapmaya kalkýþýp da, sana sunmuþ olduðum iki seçenekten birincisini
uygulamak zorunda býrakma beni, e mi? Çünkü, bu kýyamette, leþini sürükleyip denize
atmak hiç iþime gelmez doðrusu.“

Fanustay ceplerindeki her þeyi çýkartýp verdi oðlanýn eline, can simidini aldý. Bir an
göz göze geldiler. Fanustay oðlanýn yýlan yeþili ve soðukluðundaki gözlerinden niyetini
okumaya çalýþtý. “Benim –çok az da olsa– yaþamam gibi bir riski kesinlikle göze
alamaz bu“ diye korku ve umutsuzlukla içinden geçirdi. “Denize atlarken arkamdan
ateþ ederek ya öldürecek ya da yaralayacak beni. Bu durumda kurtulmak için hiçbir
þansým yok!“

Oysa yanýlýyordu Fanustay. Sevecen Hazar ana Fanustay“a acýmýþ, ona son bir þans
tanýmaya karar vermiþti. Dalgalarýndan en en þiddetlisini –elinin tersiyle
çarparcasýna– indirdi geminin sancak bordasýna. Bu, fýrtýnanýn baþlangýcýndan beri
geminin aldýðý en sarsýcý darbeydi. Canhýraþ iniltiler, gýcýrtýlarla çok tehlikeli
biçimde yana yattý yaþlý tekne. Ýskele güvertesi bir süre azgýn denizin sularýyla
yalandý durdu. Ancak bu þiddetli dalga tokadýna bile dayanmýþtý cefakâr gemi,
yenilmemiþti. Yeniden dengesini buldu. Yalnýz, bu arada, eli silahlý savaþçý arka üstü
yere düþmüþ, Fanustay ise, can simidiyle birlikte yere kapaklanmýþtý. Hazar ananýn
kendisine tanýdýðý þansý iyi kullanmalý, can pazarýnda yenen taraf o olmalýydý. Bir ok
gibi fýrladý yerden ve elindeki can simidini hýzla oðlanýn kafasýndan geçirerek ta beline
kadar, zorla indirdi. Oðlan, bedenine yapýþýk kollarýný kýmýldatamaz durumda, öylece
kalakalmýþtý. Deli gömleði giydirilmiþ saldýrgan bir çýlgýn gibi debeleniyor,

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

baðýrýyor, çaðýrýyor, Turaca ve Rusça aðýz dolusu tükürüklü küfürler savuruyordu.


Fanustay oðlanýn elindeki tabancayý almaya çalýþýyor, ama o, güçlü parmaklarýyla,
inatla tabancayý kaptýrmak istemiyordu. Ýtiþ-kakýþ arasýnda tabanca birden patladý.
Oðlan acýyla kývranmaya baþladý yattýðý yerde. Kendi kendini sað bacaðýndan
vurmuþtu. Parmaklarý gevþedi, tabanca yere düþerken Fanustay hemen kaptý. Ýçinde
yolculuk boyunca birikmiþ tüm nefret ve tiksintiyle, tabancanýn içindeki mermileri
boþalttý oðlanýn suratýna. Arabadaki “mal“a tek baþýna konmayý kafasýný takmýþ
hýrslý oðlanýn cesedi tanýnamaz hale geldi. Ceplerini boþalttýktan sonra cesedi bin bir
güçlükle sürükleyerek denize attý. Arkasýndan da tabancayý fýrlattý. Güverte üstündeki
kan lekelerini ise çoktan yok edivermiþti bardaktan boþanýrcasýna yaðan yaðmur.

Nefes nefeseydi. Adým atacak bile gücü kalmamýþtý. Güvertenin kuytusunda bir yere
oturdu. Garip bir sancý göðsüne gelip oturmuþtu. Bitkindi, ruhsal bir çöküntü içindeydi.
Birden yüzünü elleri arasýna alýp aðlamaya baþladý. Doya doya, baðýrarak, sarsýlarak,
hýçkýrarak aðlýyordu. Savaþçýlar kampýna gidiþinin, suçsuz bir sürü insanýn ölümünde
ya da yaþamlarýnýn zehir zýkkým kesilmesinde, Turania“nýn –geri dönülmesi zor
biçimde– alt üst edilmesinde katký sahibi oluþunun, Gübertchinka ile Aitcha’yý
yapayalnýz, korumasýz býrakýp bu iðrenç yolculuða çýkýþýnýn piþmanlýðýyla aðlýyor,
gözyaþlarý yaðmura karýþýyordu.

Fanustay, hiçbir þeyden habersiz, aðlayýp dururken, hiç bitmeyecekmiþçesine yaþlý


gemiyi oradan oraya sallayýp duran çýlgýn tufan sakinleþmeye baþladý. Sanki iki genç
adam arasýndaki didiþmenin bitmesini beklemiþti çekilip gitmek için. Kuzey yelinin
hýzý, dalgalarýn yüksekliði, yaðmurun debisi giderek azalýyordu. Þimdi gemi,
yolculuðunu daha az sallantýlý, daha az yalpalayarak sürdürebiliyordu.

Bir süre sonra yolcular, þoförler, arabalarýndaki hasarý görmek, gemiciler ise tekneyi
kontrol etmek, çevreyi denetlemek üzere güvertede dolaþmaya baþladýlar. Hayalet
gemide yaþam belirtileri ortaya çýkmaya baþlamýþtý sonunda. Hareketlenmeyen bir tek
Fanustay vardý gemide. Hiç ara vermeden aðlamasýný sürdürüyor, korkunç fýrtýnanýn
dindiðinin, yaný baþýnda insanlarýn gezinmekte olduðunun ayýrdýna varamýyordu.
Ortalýkta dolaþmakta olanlar gördüler en sonunda iki elini yüzüne kapatmýþ
hýçkýrmakta olan Fanustay“ý. Onu ilgi ile izlediler. Ýçlerinden biri yanýna yanaþýp
sevecenlikle sýrtýný sývazladý.

“Korkacak bir þey yok, babalýk!“ dedi gülerek. “Bak, tüm o gürültü kýyamet
bitiverdi iþte. Hoþ, bitmese de korkmaya deðmez. Bu gemiler bunun gibi kimbilir kaç
fýrtýna atlatmýþlardýr!“

Fanustay irkilerek doðruldu oturduðu yerden. Kendisine “babalýk“ diyen adam en az


beþ-altý yaþ daha büyüktü oðlandan. Çevresine toplanmýþ insanlar gülerek ona
bakýyorlardý. Çýrýlçýplak, insanlarýn arasýna düþmüþ gibiydi. Bir çocuk gibi baðýra
çaðýra aðlamýþ olmaktan utanç duydu. Ama daha rahatlamýþtý þimdi. Aðlamak ona iyi
gelmiþti.

Kazak steplerinin üstünde güzel ve sakin bir gün aydýnlanýyordu.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

***

Günler geçiyordu. Ama koðuþa ne gelen vardý, ne de giden; ne arayan vardý, ne de


soran. Hoþ zaten artýk Farusti de ne savcýnýn, yargýcýn karþýsýna çýkmayý bekliyor,
ne de kendini, birlikte olduðu personeli savunmayý, aklanmayý düþünüyordu. Niçin
burada olduðunu, sorgulamada neler söylemesi gerektiðini de artýk bilmiyordu. Bedenin
küçülmesiyle birlikte, bellekteki gereksiz bilgi yýðýný da yavaþ yavaþ silinmeye, beyni
keçeleþmeye baþlamýþtý. Ne silah yüklü konvoyu, ne at suratlý sevici örgüt yetkilisi
kadýný, ne Albay Felesnikov“u, ne Gübertchinka“yý, Aitcha“yý, ne de kendisinin
kim olduðunu, geçmiþini anýmsayabiliyordu.

Koðuþtaki kamyoncular Farusti“yi koðuþ meydancýsý olarak kullanýyorlardý. Onlara


hizmet ediyor, onlar ne isterse onu yapýyordu. Farusti bir süre sonra, koðuþun eðlencesi,
maskotu da oldu. Onu ortalarýna alýp kedi-fare oyunu oynuyorlar, hiç kimsenin
kaldýramayacaðý eþek þakalarýný da acýmasýzca ona yapýp eðleniyorlardý. Bu
karanlýk, bu izbe, bu boðucu koðuþta günler ancak böyle geçebiliyordu çünkü.
Farusti“nin bunlara aldýrdýðý yoktu. Neyin iyi, neyin kötü, neyin eðlenceli, neyin
sýkýcý, neyin sevindirici, neyin öfkelendirici olduðunu ayýrt etme yeteneði de tümden
yok olmuþtu. Hatta, tam tersine, olduðundan daha þapþal, daha beceriksiz, daha sakar
görünüp onlarýn eðlenmelerini, kendisini de rahat býrakmalarýný saðlýyordu.

Farusti ortalýðý silip süpürüyor, þoförlerin kirli çamaþýrlarýný yýkýyor, yemeklerini,


çaylarýný hazýrlýyor, ayaklarýna kadar götürüp servis yapýyordu. Hiç durmamacasýna
çalýþarak eski yol arkadaþlarýna hizmet götürüyordu. Bir süre sonra baþka bir konuda
daha hizmette bulunmaya baþladý Farusti, yok olan konvoydan geriye kalan þoförlere.
Yarý insan, yarý odun þoförlerin en hoþuna giden hizmet de bu olmuþtu.

Günlerden bir gün, odun þoförlerden biri Farusti“nin bedenindeki tüm tüylerin
döküldüðünün, pýrýl pýrýl, bembeyaz, duru ve yumuþak bir bedenin ortaya çýktýðýnýn
ayýrdýna vardý. Hemen kaptý Farusti“yi, kucaðýna oturttu. Soydu giysilerini üstünden,
süt gibi bacaklarý, kollarý, sýrtý, göðsü, göbeðini okþayýp mýncýklamaya baþladý.
Küçük Farusti ise uslu uslu kucakta oturuyor, yalnýzca ilerideki sabit bir noktaya
bakýyordu. Koðuþtaki diðerleri bunlarýn çevrelerini sarmýþ, bir porno film izlercesine
heyecan içinde olana bitene bakýyorlardý. Odun þoför dayanamadý en sonunda,
pantolonunu indirip, eski profesör, yeni parlak çocuk Farusti“yi hemen oracýkta,
herkesin gözü önünde beceriverdi.

Koðuþtakiler sonucu coþkuyla alkýþladýlar. Odun þoförü, bu harika buluþundan dolayý,


içtenlikle kutladýlar ve Farusti“yi hemen onun elinden kapýp kendi kucaklarýna
oturttular. O andan sonra artýk Farusti elden ele dolaþtýrýlýyor, eski yol arkadaþlarýnýn
cinsel gereksinmelerini baþarý ile karþýlýyordu. Böyle bir rezil hapishanenin bu
aþaðýlýk koðuþunda Farusti ile birlikte olmak ne büyük nimetti!

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Ama þoförlerin bu mutluluðu çok uzun sürmedi.

Bir sabah, Adalet Bakanlýðý“ndan bir denetmen grubu hapishaneyi denetlemek üzere
Taþkent“ten geldi. Hapishane müdürü ve savcýyla birlikte hapishaneyi dolaþýrlarken,
denetmenlerden birinin bir koðuþun küçük, parmaklýklý penceresinden bakacaðý tuttu.
Bakmasýyla da, geri dönüp –alý al, moru mor– müdürle savcýnýn üstüne yürümesi bir
oldu.

“Bu çocuk ne arýyor bu koðuþta?“ diye sert biçimde sordu.

Ýkisinin de betleri benizleri atmýþtý. Bir aðýzdan konuþtular. “Ne çocuðu?“

Diðer denetmenlerin ardýndan müdürle savcý da baktýlar pencereden.

“Bu çocuk falan deðil!“ dedi müdür. “Bu, üç TIR dolusu askeri silahý Rusya“dan
Ýslamcý teröristlere teslim etmek için getiren ekibin lideri olan kiþi.“

“Ýçerdeki bir koðuþ dolusu ayýya bu çocukcaðýz mý liderlik yapýyordu?“ diye


isteksizce güldü diðer denetmen.

“Son gördüðümde bu kadar küçülmemiþti.“ Savcý, dizleri titreyerek konuþuyordu.


“Yemeden içmeden kesilmiþ anlaþýlan. Ya da diðerleri ona yemek vermiyorlar.“

“Vurdumduymazlýðýnýzýn, iþinizi savsaklamanýn cezasýný çekeceksiniz!“

Gerçekten de, ertesi gün hapishane müdürüyle savcý, iþten el çektirilerek, açýða
alýndýlar. Denetmenlerin baskýsýyla alelacele soruþturma baþlatýldý Farusti için.
Yalnýz küçük adamdan doðru dürüst bir ifade ve bilgi alýnamýyordu bir türlü. Sanýk
adýný, soyadýný, yaþýný, iþini bile anýmsayamýyordu. Bilirkiþi olarak atanan bir çocuk
psikoloðu, raporunda Farusti“nin o kadar da genç olamayacaðýný, ancak zekâ yaþýnýn
üçten fazla göstermediðini yazdý. Bunun üzerine mahkeme “cezai ehliyetsizlik“ten
Farusti“nin salýverilmesi ve ülkesine iade edilmesi kararýna vardý.

Bir sabah Farusti Özbekistan“dan getirilerek Novoturolsk sokaklarýna salýndý.

***

Volkswagen minivan ve içindeki deðerli “mal“la birlikte, hiç bilmediði, tanýmadýðý


bir ülkede tek baþýnaydý artýk. Stepnelerin koruyucusu ve taþýyýcýsý üç savaþçýdan
ikisi yok olmuþ, bundan sonraki iþler Fanustay“a kalmýþtý. Burada kendini baþka bir
gezegendeymiþ gibi yabancý ve yalnýz duyumsuyordu. Yollar, binalar, insanlar ve
onlarýn kýlýk kýyafetleri, bakýþlarý, davranýþlarý... Hepsi garip ve itici geliyordu
kendisine. Bender-i Enzeli“den, önce Reþt kentine, sonra da Kazvin“e gelmiþ, buradan
kuzeybatýya, Tebriz“e doðru yola koyulmuþtu. Amaç Urumiye gölünün batýsýndaki

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Rizaiye“ye ulaþabilmekti. Ama onun aklýnda baþka þeyler de vardý.

“Mal“ tümüyle Fanustay“ýn emrindeydi artýk. Tebriz“den yolu deðiþtirip


Azerbaycan“a kaçmayý düþünüyordu. Orada Azeri mafyalarýndan biriyle iliþki kurar,
ucuza da olsa elden çýkartýrdý malý. Ederinin onda birini bile alabilse, bu para üçünü de
ömür boyu rahatça yaþatabilirdi. Gübertchinka Ablasý ile Aitchasýný hüzünle, derin bir
özlemle andý. Ýki kadýn, birinci savaþçýnýn ölümünden beri ilk kez Fanustay“ýn
aklýna düþüyor, gözünde canlanýyorlardý. Büyük para eline geçtiðinde, onlarý
Turania“dan kaçýrýp, kendilerini hiç kimsenin bulamayacaðý, güzel bir ülkeye
yerleþecekler, yaþamlarýný birarada, zenginlik içinde sürdüreceklerdi. Savaþçý oðlan bu
zor ele geçer fýrsattan yararlanýp Turania“dan da, Büyük Turania Savaþçýlarýndan da
yakasýný kurtarmýþ olacaktý.

Fanustay –gözleri yarý kapalý– yarý uykuda kurduðu tatlý hayallerin coþkusuyla
arabanýn gazýný köklemiþti. Öksürüklü aksýrýklý araba, inlemeler içinde, yapabileceði
en son hýzla çorak daðlarýn arasýndaki daracýk yolda yalpalayarak gidiyordu. Gün
bitiyordu. Kýpkýrmýzý güneþ artýk iyice yatmýþ, bitkisiz kýrmýzý topraðý tümden
kýzýla boyamýþtý.

Uzun mu, kýsa mý belirsiz bir zaman sonra Fanustay sert, irkiltici bir kamyon kornasý
ve selektör yapan farlarýn ýþýðýyla yerinden sýçradý. Karþýsýnda beliren koca bir
kamyon üstüne üstüne geliyordu. Son saniyede yolun saðýna kaçýp canýný zor kurtardý.
Bu kamyon ve yarattýðý dehþet, hem uykusunu daðýtmýþ, hem de aklýný baþýna
getirmiþti Fanustay“ýn; hayalleri terk etmiþ, gerçeklere dönebilmiþti.

“Aptallýðýn gereði yok, oðlum Fanustay!“ diye yüksek sesle konuþtu kendi kendine.
“Mafya, karþýsýnda bir örgüt deðil de, senin gibi tek baþýna, dýmdýzlak bir herif
görürse, kendilerine satmak istediðin altmýþ-yetmiþ kilo eroinin çalýntý olduðunu
anlamaz mý? Ya da belki de bir tuzak... Mafya bu malý yine de alýr almasýna ama, hem
bedavaya, hem de getireni bir daha bulunamayacak biçimde ortadan kaldýrmak
koþuluyla. Gel sen uyma þeytana, oðlum Fanustay, hýrslarý boylarýndan büyük
“merhum“ iki savaþçý gibi! Bu iþ senin gibi garibanlarýn becerebileceði türden bir iþ
deðil. Hele hele, arkanda sýký bir örgüt, etkili bir çeten olmadýkça, bireysel olarak
yapýlacak bir iþ hiç deðil.“

Fanustay içindeki öteki Fanustay“a uydu. Attý kafasýndan yararsýz düþünceleri,


aldatýcý hayalleri. Tüm dikkatini yola ve arabasýna verdi. Ýki gün önceki o
“meþ“um“ karabasan gecesinin korkularý, uykusuzluðu, bedeninin uðradýðý
hýrpalanmalar hasta etmiþti kendisini. Çok yorgun ve uykusuzdu. Onun için de çok
dikkatli olmalý, uyumamaya çalýþmalýydý.

Gemi yolculuðu sýrasýnda kendisine edilmiþ iki tümce þimdi bile kulaðýný týrmalýyor,
içini huzursuzlukla dolduruyordu.

“Þu suratýnýn haline bak!.. Yolculuða baþladýðýmýzdan bu yana yaþlandýn be


Fanustay!“ diye dalga geçmiþti savaþçý. Gerçekten yaþlanmýþ mýydý? Yoksa salt

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

moralini bozmak, aþaðýlamak için mi böyle konuþmuþtu?

“Korkacak bir þey yok, babalýk!“ Neden böyle seslenmiþti kendisine kaba saba, insan
irisi, kendisinden yaþlý kamyon þoförü?

Bu iki tümceyi düþünmemek istiyordu. Ama bunlar, inatla arada bir aklýnýn bir
köþesinden kendilerini gösteriyorlardý. Fanustay istese dikiz aynasýnda yüzünü
inceleyebilirdi, ama buna cesareti yoktu. Hatta, ayna korkusundan, o fýrtýna sabahýndan
beri sakal týraþý bile olmuyordu.

Aklýnýn içinde cirit atan, kimi iyimser, kimi kötümser bin bir düþünce ile akþamüzeri
Tebriz“e vardý. Yorgunluktan caný çýkmýþtý. Komutanlarýn mal teslim edilene kadar
kesinlikle araba dýþýnda gecelenmemesi yönündeki emirlerine karþýn Tebriz“in yoksul
dýþ mahallelerinin birindeki, daha çok transit kamyon ve TIR þoförlerinin geceledikleri
salaþ bir otele yerleþti. Çok deðerli “mal“ýn da, komutanlarýn da, savaþçýlarýn da,
hepsinin caný cehenneme! Yorgunluktan, uykusuzluktan ölecek hali yoktu ya. Minivan
ve içindeki servet geceleyin çalýnýrsa çok da fazla üzülmeye niyeti yoktu. Hoþ zaten, her
yaný kalýn bir toz tabakasýyla kaplý yaþlý Volkswagen“i hangi enayi çalar da baþýna
bela ederdi! Nereye, nasýl yattýðýný bilemeden kalýp gibi düþtü, hiç su ve sabun yüzü
görmemiþ nevresim, çarþaf ve paspasa benzer bir battaniye ile kaplý yataðýn üstüne.
Derin bir uykuya daldý. Bu onun Novoturolsk“tan beri bir odada ve bir yatakta yatarak
uyuduðu ilk geceydi.

Sabahýn köründe, kurulmuþ gibi fýrladý yataðýndan; pencereye koþtu. Kir pas içindeki
minivan caddenin karþýsýnda, býraktýðý yerdeydi. Fazla zaman geçirmeden yola çýktý.
Tebriz“den uzaklaþtýkça yoksulluðun, geliþmemiþliðin izleri daha da belirginleþiyordu
çevrede ve insanlarda.

Akþama doðru ancak varabildi Rizaiye“ye. Karþýsýna ilk çýkan uygun yerden
pasaportunda þifreli olarak iþaretlenmiþ telefon numarasýný tuþladý. Karþýsýnda,
böylesine kasaba irisi bir kentte bulunmasý düþünülemeyecek bir otomatik santralýn
bilgisayarýnýn belleðine kaydedilmiþ kalýn sesli erkek operatörü vardý. Önce Farsça,
sonra da kötü, zor anlaþýlýr bir Rusça ile konuþtu:

“Bismillâhirahmanirrahim. Sizlere hayýrlý sabahlar dileriz. Lütfen aradýðýnýz kiþinin


iç numarasýný tuþlayýnýz.“

Fanustay hazýrlýklýydý. Numarayý tuþladý. Bu kez ayný ses ikinci bir numara daha
tuþlamasýný istedi. Bu numara da tuþlandý oðlan tarafýndan. Operatör, Fanustay“a
kentin ana caddesinde beklemesini bildirdi. Az sonra bir motosikletli genç arabaya
yanaþýp baktýktan sonra yoluna devam edecekti. Arabayla bu motosikletin izlenmesini
istedi operatör.

Bir süre sonra, motosiklet önde, VW minivan arkada, yola düzüldüler. Kentin dýþýna
çýkýp batýya doðru yönelmiþlerdi. Karanlýk bastýrmak üzereydi. Arabanýn kandil gibi
güçsüz farlarýnýn ýþýðýnda, yamrý yumru, patikamsý yolda hoplaya zýplaya

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

ilerliyorlardý. Yoldaki çukurlara girip, ardýndan koca taþ parçalarýnýn üstünden sektikçe
zavallý VW“nin tüm parçalarý birbirinden ayrýlýp daðýlýverecek gibi oluyordu.

Ha bire gidiyorlar, ama yol bir türlü bitmek bilmiyordu. Fanustay artýk iyice yanlýþ
motosiklet arkasýna takýldýðýndan kuþkulanmaya baþlamýþtý. Sonunda, Ýran ile
Türkiye arasýndaki sarp daðlarýn arasýna sýkýþmýþ bir vadideki derme çatma, köye
benzer bir yerleþim yerine vardýlar. Motosikletin ve arabanýn çevresi bir anda
kalaþnikovlu kiþilerce sarýldý. Kýlýk kýyafetlerinden ve baþlarýna sýký sýkýya sarýlý
poþulardan, bunlarýn Kürt gerillalarý olduklarý anlaþýlýyordu. Fanustay, silahlarla itile
kakýla çevredeki en iri ve gösteriþli binaya götürüldü.

Binanýn üst katýnda büyükçe bir odaya alýndý. Odaya adým atar atmaz yoðun ve pis
kokulu bir sigara dumaný sarýp sarmaladý Fanustay“ý. Havasýz odada çepeçevre yere
serilmiþ minderler üstünde baðdaþ kurmuþ, yine baþlarý poþulu sekiz-on kiþi
oturuyordu. Bunlarýn tavýrlarýndan gerillalarýn liderleri, aðalarý olduklarý
anlaþýlýyordu. Önlerindeki tepsilerden yiyip içiyorlar, aralarýnda konuþuyorlardý.
Umursamazlýkla, göz ucuyla kapýnýn önünde dikilmiþ periþan Fanustay“ý süzdüler bir
an. Sonra umursamazlýkla baþlarýný çevirip aralarýnda konuþmayý sürdürdüler.
Ýçlerinden yalnýzca biri ilgiyle bakýyordu Fanustay“a. Bu adam diðerlerinden çok
deðiþikti; kahverengi cübbesi, sarýðý, kara sakallarýyla, Ýran Ýslam Cumhuriyeti“nin
“resmi“ mollalarýndan biriydi.

“Malý getiren demek sensin ihtiyar!“ diye son derece düzgün bir Rusça ile konuþtu.
“Çok deðerli malýmýzý kendisine emanet ederek bu uzun, yorucu ve tehlikelerle dolu
yolculuðu yapacak, senden baþka, senden daha genç birini bulamadýlar demek ki. Aþk
olsun doðrusu! Hani üç gence verilmiþti bu zor görev? Onlar nerede?“

Ne diyeceðini, nasýl diyeceðini þaþýrmýþtý Fanustay. “Diðer ikisinin hemen


yapýlmasý gerekli önemli iþleri çýktý“ diye aðzýndan çýkanlarý kendisinin bile
duyamayacaðý pes bir sesle geveledi. “Onun için yalnýz ben gelebildim.“ Diðer ikisi
olmadan buraya gelmenin suçluluðu içindeydi sanki. Rahatsýz ve huzursuzdu. Ellerini
kollarýný nerelere saklayacaðýný bilemiyordu. “Þu malý benden teslim alsanýz da, bir
an önce geri dönmek üzere yola çýksam.“

“Rahat ol ihtiyar!“ diyerek güldü molla efendi. Fanustay“ýn huzursuz halinden o


bile etkilenmiþti. “Sýkýlma. Burada yabancý yok. Gel otur bakalým hele þöyle.“
Fanustay, diðerleri gibi baðdaþ kurarak oturmayý denedi. Ama bu biçim oturmaya hiç
alýþýk olmadýðýndan eðreti ve rahatsýz bir biçimde iliþmiþti minderin ucuna.
Baldýrlarý, kuyruksokumu, kalça kemikleri sýzlýyordu. Molla yemekle doldurduðu bir
tabaðý Fanustay“ýn önüne koydu. “Al bakalým. Karnýný doyur önce. Bizim acelemiz
yok. Hem bu gece geriye dönmeyi de aklýndan çýkart. Buralarda gecenin kör karanlýðý
kötülüklerle doludur. Bu akþam burada yatýp güzelce bir dinlen. Yarýn, hayýrlýsýyla
erkenden yola çýkarsýn. Kendine bir baksana! Suratýndan yorgunluk akýyor.“

Yemekten sonra aþaðý katta ufak bir odadaki yer yataðýna uzandý. Uzanýr uzanmaz da
öylece uyudu kaldý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Fanustay korkunç gürültülerle yerinden fýrladý gecenin bir yarýsýnda. Böylesi,


öngörülmemiþ felaketlerle karþýlaþmak için derin ve tatlý uykusundan uyandýrýlmaktan,
ölüm korkusu yaþamaktan nefret ediyordu. O gürültü kýyamet arasýnda kendi kendine
söz verdi: Bu gece olacak olanlarý da sað salim atlatabilirse, bu düþük nitelikli insanlarla
birarada olmaktan, bu karanlýk çevrelerden, bu kavgadan, bu itiþ kakýþtan, ölme ve
öldürme korkusundan kesinkes uzak bir yaþam biçimi seçecekti kendisine; ama fýrsat
olursa tabii...

Roketatarlarla saldýrýya geçmiþlerdi her kimseler. Ortalýk tam bir ana-baba günüydü.
Ciyak ciyak insan sesleri, makinelilerden kulaða gelen tarakalar, patlayan el bombalarý,
koþuþturmalar, Farsça, Azerice, Kürtçe baðýrýþ çaðýrýþlar, motosiklet ve çeþitli motorlu
araç homurtularý, at kiþnemeleri, köpek havlamalarý... Kýsaca, artýk Fanustay“ýn
duymak istemediði, duymaktan nefret ettiði, huzur bozucu tüm sesler.

Moral bozukluðu ve uykusunu alamamýþ olmanýn verdiði yorgunlukla yataðýndan


fýrladý. Yatarken vermiþ olduklarý mumu el yordamýyla arayarak zorlukla yaktý ve
çevresini inceledi. Yattýðý odanýn penceresinin olmadýðýnýn ayýrdýna o zaman vardý;
þaþýrmýþtý. Roketatarlar, üst katlardan baþlamak üzere, binayý parça parça
yýkýyorlardý. Gürültülerden ve panik havasýndan, üst katýn –içindeki insanlarla
birlikte– tümüyle yok olduðu anlaþýlýyordu. Sýra alt kata gelmiþti. Küçük odada duvara
gömme bir dolabýn kapaðýný gördü. Hemen gizlenmek için kapaðýný açtý. Çünkü artýk
zaman çok daralmýþtý. Elindeki mumun titrek, soluk ýþýðýnda, aslýnda dolabýn aþaðý
inen gizli bir merdivenin sahanlýðý görevini yaptýðýný anladý. Hýzla merdivenden
aþaðý attý kendini. Bodrumdaki hava akýmý mumu söndürmüþtü. Orada öylece
kalakaldý. Yukarýdaki müthiþ gürültü tüm gücüyle sürüyordu. Duvarlardan, tavandan
kopan parçalarýn gürültüyle oda zeminine düþtükleri duyuluyordu.

“Bu taþ-toprak, bu gidiþle tümüyle dolduracak odayý. Ben de diri diri bu mezara
gömülmüþ olacaðým.“ Kötümserdi. Bu kez kurtuluþun hemen hemen olanaksýz
olduðunu görüyor ve kendisini bu durumlara düþürenlere için için lanetler okuyordu.

Bodrumun nemli serinliði içini ürpertti bir an. Göz gözü görmez karanlýkta elleriyle
kollarýný, bedenini ovuþturarak ýsýnmayý denedi. O zaman iþte, üstünde parkasýnýn
olmadýðýný fark etti. Yolda gelirken sýcak basmýþ, çýkartmýþtý. Köye geldiðinde ise,
kalaþnikovlarýn gölgesinde arabadan indirilirken, þaþkýn ve paniklemiþ durumda,
parkasýný yanýna alýp üstüne giymeyi unutmuþtu. “Ýnþallah bizim parka bu
kýyamette kazaya gelmez!“ diye içinden geçirdi. “Üþümek bir yana, ne kadar deðerli
eþyam varsa hepsi ceplerinde.“

Aradan birkaç saat geçtikten sonra, yavaþ yavaþ gürültüler hafiflemeye, silah sesleri,
haykýrýþlar seyrekleþmeye baþladý. Koþuþturmalar, panik havasý gitmiþ, yerini daha
kendinden emin, daha aceleci olmayan ayak sesleri almýþtý. Bunlarýn, baþarýlý baskýný
gerçekleþtirip savaþý kazananlar olduðu anlaþýlýyordu. Artýk bir enkaz olan binanýn
çevresinde ve yýkýntýlarýn arasýnda dolaþýyorlar, rastladýklarý yaralýlarý birkaç mermi
ile öldürüyorlardý.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Bir süre sonra baskýncýlar çekilmeye, köyü terk etmeye baþladýlar. Sesler azalmayý
sürdürdü. Sonunda, her zamanki derin sessizlik çöktü vadiye. Yalnýzca arada bir uzaktan
uzaða köpek ulumalarý duyuluyordu. Ama, Fanustay yine de yerinden kýpýrdamaya
korkuyordu. Ya bu koyu sessizlik bir tuzaksa? Ya baskýncýlar köyün çýkýþýnda
ortalýkta dolaþacak canlýlarý avlamak için pusuya yatmýþlarsa? En iyisi, sabaha kadar
sesini çýkartmadan burada beklemekti. “Ýnþallah günün aðardýðýný haber verecek bir
horoz vardýr bu köyde!“ diye içinden geçirdi.

Ortalýk sakinleþip ölüm korkusu azaldýkça yorgunluk ve uykusuzluk kendini


göstermeye baþladý Fanustay“da. Ýçinde bulunduðu zifiri karanlýk da uyumak için
uygun bir ortam yaratmýþtý. Tüm direniþine karþýn, gözkapaklarý aðýrlaþtý, kafasý
önüne düþtü.

Fanustay“ýn dileði yerine gelmiþ, gün aðarýrken, ardý ardýna vadide yankýlanan horoz
ötüþleri onu daldýðý derin uykudan uyandýrmýþtý. Beklediðinin tersine, fazla zorlukla
karþýlaþmadan yýkýntýlarýn arasýndan çýkmayý baþarabildi. Bir süre çevreyi kolaçan
ettikten sonra arabasýna doðru koþarken dondu kaldý gördüðü manzara karþýsýnda.
Zavallý VW minivan önce makinelitüfeklerle delik deþik edilmiþ, sonra da yakýlmýþtý.
Arabadan geriye paslý bir iskeletten baþka bir þey kalmamýþtý; ne deðerli stepneler, ne
parka, ne de ölen savaþçýlarýn ceplerinden çýkan herhangi bir þey... Anlaþýlan,
arabadaki deðerli mallar için yapýlmýþtý geceki baskýn. Kargaþa sýrasýnda önce
arabadaki mallara el konulmuþ, sonra da araba yakýlmýþtý. Yanan ya da çalýnan
parkayla birlikte kendisinin ve diðer iki savaþçýnýn üstünden çýkan paralar, kimliði,
pasaportu, her þeyi yok olup gitmiþti. Bir gömlek, bir pantolonla dýmdýzlak
kalakalmýþtý bu harap köyde; bir de pantolon cebinde –neyse ki– bir miktar Rus
rublesi... Sabah ayazý içine iþliyordu. Ne yapmasý gerektiðini, buralardan sað salim
kurtulmanýn yolunun ne olduðunu kafasýnda kurmaya çalýþýyor, ama bir çýkýþ yolu,
bir çözüm üretemiyordu. Tüm yapabildiði, son bir yýldýr tanýdýðý herkese, her þeye
küfür etmekti.

Fazla göze batmadan, usulca dün akþam geldiði yöne doðru köyün içinden uzaklaþmaya
çalýþýrken harap bir evin önünde, duvar dibine çömelmiþ konuþan birkaç yaþlý köylü
gördü. Fanustay þaþkýnlýk içinde duraklayýp kendi diline benzer bir dil konuþan
adamlara döndü. Biraz daha tane tane konuþsalar adamlarýn ne dediklerini neredeyse
anlayacaktý. Coþku ve sevinçle koþtu üstlerine. Önlerinde çömelip ellerini tuttu. Onlara
baþýndan geçenleri, içinde bulunduðu durumu anlattý bir bir, el-kol devinimleriyle,
mimiklerle pekiþtirerek konuþmasýný. Köylülerin þaþkýnlýktan gözleri dört açýlmýþtý.

“Sen dün akþam þu caný çýkmýþ arabayla gelen Rus deðil misin?“ diye sordu
köylülerden biri. “Dilimize benzer bu dili nereden öðrendin?“

“Ben Rus deðilim. Rusya yurttaþýyým.“ Sonra da kýsaca Turania“yý, Turalarý


anlattý Fanustay kendisine aval aval bakmakta olan köylülere. Gergin sinirleri iyice
boþanmýþ, aðlýyor, zavallý köylülerin ellerine, dizlerine kapanýyor, yardým dileniyor,
kendisine akýl vermelerini istiyordu. Boðazýna kadar battýðý bu pislikten nasýl

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

kurtulabilir, yurduna kazasýz belasýz nasýl geri dönebilirdi?

Azeri köylüler adamakýllý acýmýþlardý Hazar“ýn yukarýlarýndan, binlerce kilometre


uzaklardan gelmiþ, kendilerinin anlayabildiði bir dil konuþan bu garip, bu yaþlý adama.
Fanustay gerçekten de acýnacak bir durumdaydý. Köylüler bir süre aralarýnda görüþüp
tartýþtýlar. Yardým etmek istiyorlar, ama çok da korkuyorlardý.

“Sakýn geldiðin yoldan geri dönmeye kalkýþayým deme, amca!“ dedi içlerinden biri.
“Bu kaþ-göz, bu saç, bu ten renginle anýnda yakalarlar seni. Senin için tek kurtuluþ, þu
daðlarýn arkasýndaki Türkiye“ye kaçmak...“

Bir baþkasý söze karýþtý: “Yýkýntýnýn içindeki ölülerin üst-baþlarýndan kendine sýký
bir giysi uydur ilk önce. Seni Türkiye“ye kaçak kasaplýk hayvan sokan çobanlarýn
arasýna katarýz. Sen onlara yamaklýk yaparsýn, onlar da seni bu ülkeye sokup yol
gösterirler.“

“Tabii o uzun, o zorlu yolculuða dayanabilirsen!“ diye atýldý en yaþlýlarý. “Senin,


benim gibi yaþlýlar için hiç de kolay deðil bu. Ama baþka da bir çaren yok.“

Fanustay baþýný kaldýrýp, þimdiye dek hiç bakmadýðý daðlara baktý; iç karartýcý,
ürkütücü, sevimsiz, kahverengi daðlara... Öylesine gözüne büyüyordu ki onlarý aþmak.
Ama görünen tek kurtuluþ yolu buydu anlaþýlan. Figüranlýðýný yaptýðý, hiç
bitmeyecekmiþ gibi görünen bu tatsýz serüvende baþýna kimbilir daha neler gelecek, ne
belalarla savaþmak zorunda kalacaktý.

***

Aradan bunca zaman geçmiþ, ama ne Farusti“den, ne de Fanustay“dan bir haber


çýkmýþtý. Sanki ikisi de yaþanýlamaz bu ülkeden –bir daha hiç dönmemecesine–
kaçmýþlar, kendisini ve Aitcha“yý yüzüstü býrakmýþlardý. Geri dönmemelerine,
durumlarý ile ilgili bir bilgi ulaþtýrmamalarýna hem kýzýp köpürüyor, hem de fena halde
üzülüyordu. Gübertchinka, her iki erkeðin de baþlarýna kötü bir þeyler gelmiþ
olmasýnýn, hâlâ yaþayýp yaþamadýklarýnýn iç kemirici kuþkularý içindeydi. Ýkisini de
dehþetli özlüyor, bir an önce dönmeleri için dualar ediyordu. Fanustay için her neyse
ama, Farusti“ye özlem duymasýna, bir an önce ona kavuþma isteðine kendisi de
þaþýrýyordu. Onun o uzun yolculuða çýkýþýna ne kadar çok sevindiðini utançla ve
piþmanlýkla anýmsýyordu þimdi. Gitmeden önceki yaþantýlarýnda Farusti“ye karþý
buz gibi soðuk davranmasýnýn, onu dýþlamasýnýn, aþaðýlamasýnýn, ev yaþamýný
iþkence haline getirmesinin utancýný, acýsýný þimdi içinde duyuyor, kahroluyordu.

Aitcha ise yalnýzca Fanustay“ý düþünüyor, yalnýz onunla yatýp, onunla kalkýyordu.
Aylardýr –dýþarý adýmýný atmadan– evde hapis yaþamý sürdürmesi, Fanustay
özlemiyle tutku içinde yanýp tutuþmasý, umutsuzluk, korku, ne yapacaðýný, neler
olacaðýný kestirememenin boðucu sýkýntýsý ergenlik çaðýnýn yarý hastalýklý ruhuna

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

iyi gelmemiþ, ruhsal dengesi gün geçtikçe daha da bozulur olmuþ, gergin bekleyiþ cýlýz
bedenini de iyiden iyiye iðne ipliðe döndürmüþtü. Arada bir uyurgezer gibi –Fanustay’ý
ararcasýna– evin tüm odalarýný dolaþýyor, sonra sitenin giriþ kapýsýnýn göründüðü
pencerenin önüne dikilerek saatlerce siteye girecek, gelip kendisini kucaklayacak,
öpecek, okþayacak Fanustay“ýn yolunu gözlüyordu. Kimi zaman, birdenbire aklýna
esiyor, Gübertchinka Ablasýna gelip, yarý uykulu, tek düze bir sesle Fanustay“ýn ne
zaman geri döneceðini soruyor, ama hemen dönüp odadan çýkýyordu yanýtý
beklemeden. Gübertchinka“nýn, onu teselli edici sözleri Aitcha“nýn bir kulaðýndan
girip diðerinden çýkýyordu. Bilinci aðýr yaralý Aitcha Opheliacýlýk oynuyor,
Gübertchinka ise kraliçelikle ona eþlik ediyordu. Gübertchinka, yarý çocuk genç kadýnýn
günden güne eridiðini, aklýnýn artýk tutulamaz biçimde baþýndan uçup gitmekte
olduðunu gördükçe, çaresizlik içinde kahroluyordu.

Hoþ Gübertchinka“nýn da ruhsal bunalým konusunda Aitcha“dan aþaðý kalýr


durumu yoktu! O da bu soðuk ve sýkýcý sitede kendini mahpus gibi görüyordu. Farusti
gitti gideli bulunduklarý sitenin dýþýna adým atmadýðý gibi oturduklarý daireden de çok
seyrek çýkar olmuþtu. Hatta son zamanlarda evden dýþarý hemen hemen hiç
çýkmamýþtý. Kendini bu site ile oturanlarýna karþý çok yabancý görüyor, bu kalabalýk
arasýnda ayrýkotu gibi sýrýttýðýný, diðerlerinin de kendisini böyle gördüklerini
duyumsuyordu. Kimsenin yüzünü görmek istemiyor, kimsenin de kendisine alaycý,
küçümser biçimde bakmasý hoþuna gitmiyordu.

Yine de, ülkenin terör ve kaos çamurunda debelendiði bu dönemde, çevresi yüksek
duvarlarla çevrili, dört bir yaný profesyonel güvenlik elemanlarýnýn korumasýndaki bu
sitede oturabilmek gerçek bir ayrýcalýktý. Bu site yerine, Novoturolsk“un içindeki
evlerde oturuyor olsalardý, yaþam kendisi ve Aitcha için çok daha zor olacaktý.
Gübertchinka, içinde bulunduðu bu durumu her anýmsayýþýnda Farusti“yi özlem ve
sevgiyle anýyor, ona minnetlerini yolluyordu. Tüm olumsuzluklara karþýn, Aitcha“yla
birlikte, bu evde can ve mal derdinden uzak bir yaþantý içindeydiler hiç deðilse.

Bu kavgadan uzak, dingin yaþantý da –onarýlamaz biçimde– bozuluverdi bir süre


sonra. Aitcha, dalgýn ve uyuþuk, aklý bir karýþ havada, bir sabah, Gübertchinka“nýn
aylar öncesinden kendisine kesin olarak yasakladýðý þeyi yapýverdi: Çalan daire
kapýsýný birden açtý hiçbir önlem almadan. Açmasýyla da apartman görevlisi ile burun
buruna geliverdi. Gübertchinka telaþ içinde yetiþti, ama geç kalmýþtý. Adam tanýmýþtý
Aitcha“yý. Soluk almadan gidip durumu site yöneticilerine yetiþtirdi.

Üç yönetici Gübertchinka“nýn ziyaretine geldi aradan çok geçmeden. Yöneticiler, site


oturanlarýnýn Turania“da süregiden Hýristiyan-Müslüman kavgasýna taraf olmak
istemediklerini, bu yüzden, bu savaþýma adý karýþmýþ kiþilerin sitelerinde
oturmalarýna izin veremeyeceklerini son derece kibarca Gübertchinka“ya bildirdiler.
“Ricalarý“ en kýsa sürede siteyi terk etmeleriydi. Bu iþin bir an önce
gerçekleþtirilebilmesi için site yönetimi hiçbir yardýmý kendilerinden esirgemeyecekti.
Eðer buradan ayrýlmakta direnirlerse doðacak kötü sonuçlara katlanmalarý gerekecekti.

“Bizi böylesine sokak ortasýna koyuveremezsiniz!“ diye Gü-bertchinka, bir türlü

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

tutmaya baþaramadýðý gözlerinden akan yaþlarla konuþmaya çabaladý. “Yanýmda bu


kýzla, Turania“nýn neresinde olursa olsun, baþýmýza neler gelebileceðini sizler de çok
iyi biliyorsunuz.“ Ama yöneticilerin bu konuda geri çekilmeye pek niyetleri yoktu.
Hiçbir bir yararý olmadý Gübertchinka“nýn yalvarýp yakarmalarýnýn.

Sonunda, birden genç kadýnýn aklýna kendince parlak bir çözüm geldi. Koþa koþa
Farusti“nin odasýna gidip Volvo“nun anahtarlarýný getirdi, çarparcasýna masanýn
üstüne fýrlattý. Yüzündeki o aðlamaklý, o yalvaran, yakaran görünüm kaybolmuþ, üstüne
hýrslý, kýzgýn, baþkaldýran bir hal gelmiþti. Öfkeli gözleri çakmak çakmak
parýldýyordu.

“Bu anahtarlar otoparktaki Volvo S80“in anahtarlarý. Alýn sizin olsun!“ diye gürledi
titreyen dudaklarýyla. “Ama üç þey karþýlýðýnda: Birincisi, sitedeki varlýðý hepinizin
ödünü patlatan, yanýmdaki çelimsiz, zavallý küçük kýza, baþka bir ad için hazýrlanmýþ
bir Rus pasaportu isterim. Ýkinci isteðim daha kolay, yeteri kadar para. Sonuncu
koþulum da, ikimizi Turania“dan kaçýrýp Rusya“daki uygun bir kente götürmeniz.“

Gübertchinka“daki bu tavýr deðiþikliði bir tokat gibi çarpmýþtý adamlarýn suratýna.


Bu kýsa kiþilik gösterisi saygýnlýðýný artýrmýþtý gözlerinde genç kadýnýn.
Birbirleriyle þaþkýnlýkla bakýþtýktan sonra baþlarýný sallayarak öneriyi
onayladýklarýný belirttiler. Bu sitede oturan insanlar için, sayýlan bu üç koþul da –bu
bunalým günlerinde bile– çok kolaylýkla yerine getirilebilir þeylerdi.

Pasaport iþi birkaç günde tamamlandý. Ayrýca, bir kötü rastlantý ile karþýlaþmamak
için, site yöneticileri bu iki genç kadýnýn özel devlet görevlisi olduklarýný açýklayan bir
belge de almýþlardý yetkili makamlardan. Bir gece yarýsý, ancak en gerekli, en “yükte
hafif, pahada aðýr“ eþyalarýný iki-üç bavula týkýþtýrýp aþaðýya Volvo“nun yanýna
indiler. Gübertchinka“nýn yaný sýra Aitcha“nýn da sýrtýnda, Turania“nýn iyi
günlerinde cicim aylarýný yaþarlarken Farusti tarafýndan alýnmýþ, son derecede þýk ve
deðerli bir kürk, baþýnda astragan kalpak ve ayaðýnda pahalý çizmeler vardý.
Yüzlerindeki çarpýcý makyaj ise ikisini de göze batýcý “birer içim su“ yapmýþtý.
Çünkü kaçýþý planlayan yöneticiler bunu özellikle kendilerinden istemiþlerdi. Bu giyim,
bu makyajla sýska, saðlýksýz, sarý suratlý Aitchacýk bile adamakýllý güzellikte, çekici
genç bir kadýna dönüþüvermiþti. Bu kýlýk-kýyafetle onu gören biri, onun Turania“yý
tutuþturan minik kibrit olduðuna dünyada inanmazdý.

Gübertchinka, evden ayrýlmadan önce Farusti“ye olan biteni, baþlarýna gelenleri


anlatan uzun bir mektup yazýp göze görünür bir yere býraktý. Profesörden üzülüp
endiþeye kapýlmamasýný, geliþini beklemesini istiyor, Aitcha“yý güvenlik altýna
aldýktan sonra, kýsa zamanda geri dönmeyi umut ettiðini bildiriyordu. Mektubun
sonunda sevgilisini sevgi ve özlemle kucakladýðýný ateþli tümcelerle belirtmeyi ihmal
etmedi, Bu mektup, bir anlamda, sevgi ve tutkunun tazelenmesi ile özür dileme ve
piþmanlýk belirten bir iletiydi Farusti“ye; ya da Farusti“den daha çok kendi kendine.
Geleceðe karþý duyduðu karamsarlýðýn tam tersini yansýtmýþtý mektubuna.
Farusti“nin geri gelip de bu mektubu okuyamayacaðýný, kendisinin de Turania“ya bir
daha dönemeyeceðini çok iyi kestirebiliyordu aslýnda.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Arabaya binerken Gübertchinka döndü, evine, ardýndan tüm siteye baktý. Buradan
ayrýlmanýn, ortalýk yerde sap gibi kalakalmanýn iç karartýcý korkusunu yaþarken, bu
soðuk siteden ve tiksindiði sakinlerinden kurtulduðuna da için için seviniyordu. Farusti
ile kendisinin tuhaf bir alýnyazýsýnýn ortaklarý olduklarýný düþündü. Ýkisi de
yaþamlarýnýn belirli dönemlerinde oturduklarý evi-barký ikiþer kez terk etmiþler ve yeni
bir yaþam serüvenine atýlmýþlardý. Bu garip yazgý þimdi yeniden beliriyor ve
Gübertchinka ile Aitcha“yý yaþamýn baþka bir kompartýmanýna kaldýrýp atýyordu.

Kendilerine sitenin iki güvenlik görevlisi eþlik ediyordu. Biri arabayý kullanýyor, diðeri
de onun yanýnda oturup koruma görevini yapýyordu. Kuzeye giden ana yola çýkabilmek
için Novoturolsk“un ara caddelerinden geçmeleri gerekiyordu. Bir ara, bu caddelerden
birinde, kavþaktaki kýrmýzý ýþýkta durmak zorunda kaldýlar. Lüks arabanýn çevresi bir
anda yýrtýk pýrtýk giysili kâðýt mendil satan çocuklar tarafýndan çevrildi. Kavþaðýn
kuvvetli sarý ýþýklarý arabanýn arka koltuðundaki iki genç ve güzel kadýný
aydýnlatýyordu.

Çocuklardan irice olaný burnunu cama yapýþtýrmýþ, kendinden bir kâðýt mendil almasý
için yalvaran, ama aslýnda yýlýþýk, sýrnaþýk bir ifadeyle Gübertchinka“ya gözlerini
dikmiþti. Mantarlaþmýþ suratýyla, çocuktan çok köse bir cüceyi andýran bu oðlanýn
bakýþlarý nedense çok rahatsýz etti Gübertchinka“yý. Kendisine çok tanýdýk gelen bu
gözlerden kaçýrmaya çalýþýyor gözlerini, ama bir türlü baþaramýyordu. Huzursuz oldu.
Nefes almaya çalýþýyor, ama boðulacak gibi oluyordu. Alnýnda, yanaklarýnda,
burnunun üstünde boncuk boncuk ter taneleri belirmeye baþlamýþtý.

“Hâlâ yanamadý mý þu lanet yeþil ýþýk?“ diye kendini tutamadan haykýrdý.

Öndeki adamlar dönüp þaþkýnlýkla kýza baktýlar. “Mendilci çocuklar rahatsýz etti sizi
anlaþýlan,“ dedi koruma görevlisi. “Herhalde uzun zamandýr siteden dýþarý
çýkmadýnýz. Biz ise her gün göre göre alýþtýk artýk.“

Araba hýzla yerinden fýrladý. Gübertchinka ile Aitcha dönüp baktýlar arka camdan.
Diðer çocuklar, kesen caddedeki kýrmýzý ýþýkta bekleyen arabalara doðru
koþuþturmaya baþlarken, mantar suratlý cüce, yerinde durmuþ –aðzýnda yývýþýk
gülümsemesi– Volvo’nun arkasýndan kendilerine bakýyordu.

“Kimdi o çocuk, ablacýðým?“ diye adamlarýn iþitemeyeceði kýsýk bir sesle, korkulu
gözlerle sordu Aitcha. “Nereden tanýyoruz biz onu? O da bizi çok iyi tanýyor.“

“Bizim mahallenin çocuklarýndandýr caným. Baþka kim olacak?“ diye yapay bir
umursamazlýkla yanýt verdi Gübertchinka.

“Olamaz! Mahallenin çocuklarýný yakýndan bilirim. Bu onlardan deðil! Baþka bir


yerden tanýyorum ben onu. Ama nereden?“

“Hiçbir yerden tanýmýyorsun sen onu!“ diye sertçe kestirip attý Gübertchinka.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

“Haydi artýk baþýný daya arkaya ve biraz uyumaya çalýþ. Yolumuz çok uzun.“ Ya
Aitcha düþünmeyi sürdürürse bu konuyu... Ama kýzýn niyeti yoktu fazla düþünmeye.
Gübertchinka Ablasýnýn sözünü tuttu ve Fanustay“lý düþlerle süslenmiþ mýþýl mýþýl
bir uykuya daldý.

O mantar surat hiç gitmiyordu gözlerinin önünden Gübert-chinka“nýn. Aklýndan


çýkartýp atmak istiyor, ama baþarýlý olamý-yordu. O suratýn kime ait olduðunu ne
düþünmek, ne de bilmek istiyordu. Birden gevrek bir kahkaha attýðýný duydu
Aitcha“nýn. Döndü baktý. Kýz, kimbilir ne tatlý düþlerle, uykusunda gülüyordu.
Aitcha“nýn saf ve temiz, güzel yüzünü izledi uzun uzun. Mantar suratlý cüceyi unutup
gittiði anlaþýlýyordu. Böyle yarým akýllý olmak pek de kötü bir þey sayýlmazdý
doðrusu. Ne iyiydi yaþadýklarýný, gördüklerini göz açýp kapayýncaya kadar,
unutabilmek. Keþke kendi aklý da böyle, yarý yarýya azalmýþ olsaydý.

Kýþ artýk bastýrmaya baþlamýþ, Sibirya“nýn her yanýný beyaza boyamýþtý. Ertesi
akþam Omsk kentine vardýlar. Birkaç gün önceden yer ayýrtýlmýþ olan otele þoför ve
korumanýn yardýmýyla yerleþtiler. Adamlar genç kadýnlarla vedalaþarak, geldikleri
yoldan geri dönmek üzere, hýzla yola çýktýlar.

Caddeye bakan pencereden Volvo“nun uzaklaþmasýný yaþlý gözlerle izleyen


Gübertchinka, giden arabayla birlikte yaþamýnýn bir döneminin de gözlerinin önünden
–bir daha dönüþü olmamacasýna– hýzla uzaklaþýp kaybolmakta olduðunu hüzünle
duyumsadý.

***

Aylar geçti aradan. Sonunda Fanustay dönebildi bin bir zorlukla ülkesine. Aylar boyu
Türkiye“de para biriktirip yurduna dönebilmek için, artýk iyice iflas etmiþ kalbiyle
ciðerlerinin izin verdikleri ölçüde, türlü iþlerde çalýþmýþtý: Belediyelerden ihale almýþ
birkaç firmada çöpçülük; çorbacýda, lokantada bulaþýkçýlýk; inþaatlarda amelelik; iþ
hanlarýnda temizlikçilik, paspasçýlýk; tarlalarda, baðlarda, bahçelerde karýn tokluðuna
ýrgatlýk.

Sonunda yol parasýný biriktirip Novoturolsk“ta buldu kendini. Özlemlerini duyduðu


iki kadýnýn oturduðu siteyi bulmalýydý. Eskiden arabayla kolaylýkla ulaþtýðý siteye
yürüyerek gitmek zorundaydý þimdi. Çünkü ne taksi vardý ortada, ne de taksiye verecek
parasý. Artýk iyice yaþlanmýþtý. Kamburu çýkmýþ, adýmlarýný kýsa kýsa atabilir
olmuþtu. Biraz yürüyünce, soðuktan ve yorgunluktan ciðerleri hýþýr hýþýr ötmeye
baþlýyor, oturup bir süre dinleniyordu. Onlara bir kavuþabilse, çektiði tüm acýlar,
sýkýntýlar sona erecekti. Ama bu uzun yürüyüþün sonuna kadar dayanabilmeliydi.

Üstü baþý periþan durumdaydý. Giyilip çýkartýlmaktan caný çýkmýþ kýrk yýllýk palto
ile yýrtýk pýrtýk atkýyý son çalýþtýðý sabahçý kahvesinin sahibi, ülkeye geri dönerken
kendisine acýyýp vermiþti. Turania“nýn acýmasýz soðuk yelleri, ayakkabýsýnýn bir

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

yarýðýndan girip ötekinden çýkýyordu. Ayaklarý donmak üzereydi.

Yürüyüþe baþlayalý saatler geçmiþ, zaman gece yarýsýný aþmýþtý. Siteyi bulabildi en
sonunda. Ama kapýdan girmeye kalktýðýnda güvenlik görevlileri tarafýndan durduruldu.
Adamýn halinden, tavrýndan, kýlýk-kýyafetinden dilenci olduðuna karar vermiþlerdi,
ama gecenin bu saati dilenmek için hiç de uygun bir saat deðildi.

“Hop dedik, babalýk!“ diye hoyratça gürlerdi içlerinden biri. “Nereye bakalým
böyle, hem de gece yarýsýný geçe?“

“Teyze kýzým burada oturuyor da, ona geldim.“

Kahkahalarla güldüler adamlar bu yanýta. Böyle bir garibanýn teyze kýzýnýn bu sitede
oturduðunu öne sürmesi olur palavra deðildi. Güvenlik görevlilerinden biri diðerlerini
susturdu. “Durun bakalým hele! Belki de evlerdeki hizmetçi kadýnlardan biridir.“
Sonra Fanustay“a döndü. “Söyle bakalým! Bu senin teyze kýzýnýn adý neymiþ? Kaç
numaralý dairede oturuyor?“ diye sordu.

Fanustay durakladý. Boþ ve anlamsýz gözlerle güvenlik görevlisine bakýyordu. Bir


þeyler söylemek istedi ama aðzýnýn içinde kopuk heceler dolaþýp duruyor, kekeliyordu.
Nefes nefese çýrpýnýyordu. Ama beceremedi. Derin bir nefes vererek en sonunda,
–gözleri yarý kapalý– kabul etti yenilgiyi. ’Anýmsayamýyorum; ne adýný, ne de
oturduðu daireyi...“ diye acý içinde fýsýldadý.

Gözlerindeki yaþlar yüzündeki derin kýrýþýklarýn arasýndan süzülüyordu. Bedeninden


sonra ruhu da, morali de çöküntüye uðramýþtý. Yaþamýnýn en deðerli, en önem verdiði
kiþilerinin adýný unutmuþtu. Teyze kýzý ile yanýnda barýnan küçük kýzýn yüzlerini, hiç
deðilse yüzlerini gözlerinin önüne getirmeye çalýþtý. Ama onu da baþaramadý. Bu
yaþamý böylece sürdürmeye çalýþmak çok yorucu gelmeye baþlamýþtý Fanustay“a.
Artýk ölmek istiyordu. Kendiliðinden ölebilse ne iyi olurdu.

Dargýn bir bakýþ fýrlattýktan sonra güvenlik görevlilerine, döndü, geldiði yöne doðru
gitmeye davrandý. Ama adamlar önüne geçtiler Fanustay“ýn. Çarpýlmýþ gibiydiler.
Yaþlý adamýn durumu yüreklerine dokunmuþ, gözlerini yaþartmýþtý. Ona kaba ve
hoyrat davranmýþ olmaktan utanç duyuyorlardý.

“Dur, tonton amcacýðým!“ diye atýldý içlerinden biri. “Seni þöyle kulübemizde
konuk edelim biraz. Çayýmýz yeni demli. Allah ne verdiyse birkaç lokma da yiyeceðimiz
var. Hem ýsýnýr, hem de karnýný doyurursun. Az sonra ekmek kamyoneti gelecek zaten.
O seni kente geri götürür.“

Sitelere ekmek daðýtan kamyonet Fanustay“ý kente giriþteki kavþaklardan birine


býraktý. Bitkindi Fanustay, ayakta zor duruyordu. Çevresine umutsuzca bakýndý. Ne
yapacaðýný, nereye gideceðini bilemedi.

“Bir sürü insan öldürdüm, bir sürü insanýn da ölümüne neden oldum. Þimdi sýra

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

bende. Son cinayetimi de kendime karþý iþlemeliyim.“ Yüksek sesle konuþuyordu.


Üzüntü içinde derin bir nefes alýp verdi. “Ama nerede bende o yürek! Baþkasýný
öldürmeye benzemiyor kendini öldürmek. Can tatlý!“

Karanlýk sokaklardan birinde, hiç deðilse geceyi donmadan geçireceði bir yer
bakýnýrken karþýsýna sekiz-on tane sokak çocuðu çýktý. Çevresini sardýlar adamýn.
Üstlerinden baþlarýndan leþ gibi tiner kokusu yayýlýyordu.

“Haydi bakalým, moruk, çýk üstündeki tüm paralarý!“ diye elindeki þiþle ileri çýktý
mantar suratlý, köse görünümlü cüce. Ölü gibi donuk gözlerinden kötülük akýyordu.
“Sana, bundan sonra para mara gerekmeyecek nasýl olsa.“

“Alýn iþte! Tüm param bu.“ Yaþlý adam cebinden bir tomar para çýkardý, ama hepsi
de Türk Lirasý ve Ýran Dinarý.

“Sen bizimle maytap mý geçiyorsun, buruþuk ihtiyar? Bu deðeri yerlerde sürünen


paralarýn hepsini toplasan beþ dolar bile etmez.“ Birden elindeki þiþi soktu çýkardý
adamýn karnýnýn altýna; sonra bir daha... bir daha... “Bu sana ders olsun, þeker
dedeciðim! Bir daha yeryüzüne geliþte, Novoturolsk sokaklarýnda, gecenin kayýp bir
saatinde dolaþýrken yanýna daha fazla ve daha güçlü paralardan almayý unutmazsýn
umarým.“ Az önce ölü gözleri gibi donuk olan gözleri, þimdi, öldürmenin þehvetiyle
parýldýyordu.

Yaþlý adam sýrtüstü yere serildi. Mantar suratlý cüce fýrladý, ata biner gibi oturdu
adamýn göðsüne. Ýkisi göz gözeydiler. Sevinçle gülümseyerek birbirlerine bakýyorlardý.
Yaþlý adamýn sevincinin nedeni belliydi: Ölüyordu sonunda. Ya diðerindeki bu sevinç
neyin nesiydi? Yoksa, konvoyun baþýna önce Ýslamcý teröristleri salýp, arkasýndan
hükümet güçlerine gammazlayanýn ölmekte olan bu adam olduðunu mu anlamýþtý?
Ama olamaz ki! Ýkisinin de beyinleri, bellekleri bir güzel yýkanmýþ, temizlenmiþ,
ütülenip bir köþeye kaldýrýlmamýþ mýydý çok zaman önce?

O gecenin sabahý, kâðýt mendil satýcýsý çocuklar kýrmýzý ýþýkta, arabalara


sýrnaþýrken, bir iþ adamý mafya babasýnýn –rüþvetle yeni sürücü belgesi almýþ– çýtý
pýtý manken metresi Grand Cherokee“si ile belirdi caddede. Kýrmýzýya dönmüþ trafik
ýþýklarýnda durmaya çalýþýrken çýtý pýtý manken metres, fren yerine yanlýþlýkla gazý
kökleyiverdi. Üç litrelik V8 silindirli “lenduha“ –atalarý Kýzýlderililerin atlarýna
rahmet okuturcasýna– þimþek gibi fýrladý yerinden ve kendisine kâðýt mendil satmak
üzere üstüne doðru gelmekte olan mantar suratlý köse cüce görünümündeki çocuða
çarptý, altýna alýp üstünden geçti. Durup çocukla ilgilenmekten korktu çýtý pýtý manken
metres. Polisle baþý derde girerse çok sinirlenirdi sevgilisi. Onun için, kýrmýzý ýþýkta
durmadan basýp gitti.

***

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Yaþlý kimsesiz adamýn on sekiz-on dokuz yaþlarýndaki bedeni, Novoturolsk


Üniversitesi Týp Fakültesi“nin ikinci sýnýfýnda öðrenim gören öðrencilerin kadavralarý
kesip biçtikleri Anatomi Bölümü“nde, içi formolle dolu kadavra bekletme havuzuna,
diðer kadavralarýn üstüne hoyratça, çýrýlçýplak atýldý.

Kimsesiz mantar suratlý cüce ise –çocuk sanýlýp– ayný fakültenin Organ Nakli
Enstitüsü“ne verildi; kýrk yýldýr içilen onca votkanýn kevgire döndürdüðü karaciðerini,
prostatlý bedenin içi taþla, kumla kaplý böbreklerini, altmýþ yýllýk yaþamýn tüm
pisliklerini görmüþ yorgun gözlerini genç insanlara nakledip onlarýn da yaþamýný
kaydýrmak için.

***

Gübertchinka ile Aitcha“ya neler oldu?

Onlar mý?

Onlar þimdi NATAÞA!

Albay Felesnikov“un dediði gibi, þahinlere, atmacalara, huysuz saksaðanlara, sivilceli


aynak kuþlarýna deðil ama, Ortadoðu“nun –ismi lazým deðil– bir ülkesinde,
bedenlerindeki uzun siyah kýllarýnýn dibinden, soðan, sarmýsak, ishot, hamsi kokulu,
bol yaðlý terler fýþkýrtan akbabalara, kuzgunlara, sýrtlanlara yem oldular.

***

Ya emekli albay Meftuni Felesnikov?

O þimdi general!

Turania“nýn içine düþtüðü acýklý durumda, Sovyetler Birliði döneminin Tura asýllý
deðerli ve de deneyimli bürokrat ve askerlerine her zamandan çok gereksinme vardý;
özellikle de emekli albay Meftuni Felesnikov“a tabii ki... Turania ordusu
komutanlýðýnýn önerisi ve Rusya Savunma Bakanlýðý“nýn onayý ile Felesnikov“un
emeklilik iþlemleri geriye alýnarak tek yýldýzlý general rütbesiyle Turania ordusuna
atandý.

Þu andaki görevi Turania Özerk Bölgesi Olaðanüstü Hal Geçici Askeri Hükümeti“nde
Ýç Güvenlik ve Haberalmadan Sorumlu Baþbakan Yardýmcýlýðý.

General Felesnikov, engin bilgi ve deneyimi, karizmatik kiþiliði ile ülkesini esenliðe
çýkaracak çok deðerli hizmetlerde bulunacaktýr.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

Ve elbette tüm Turania onunla gurur duyacaktýr.

***

NOTLAR:

1) Rusya Federatif Cumhuriyeti“nde Turania adlý bir özerk bölge ve Tura adýný
taþýyan bir etnik topluluk bulunmamaktadýr.

2)Alýntýlar:

a) Ýtalik karakterle yazýlmýþ tümceler ve tümce parçalarý J. W. Goethe“nin Faust


yapýtýndan alýnmýþtýr. Çeviren: Nihat Ülner, Öteki Yayýnevi, Beþinci Baský, 1998,
ISBN: 975-7782-13-0.

b) II. Bölüm“deki þiirleri Türkçeye çeviren: Ataol Behramoðlu, Çaðdaþ Rus Þiiri
Antolojisi, Adam Yayýnevi, Ýkinci Baský, 2000, ISBN: 975-418-612-X.

c) IV. Bölüm“deki “Seviyordum Sizi“ þiiri, A.S.Puþkin“in “Ýnsan Üstü Bir Anýt
Diktim Kendime“ adlý þiir kitabýndan alýnmýþtýr. Çeviren: Ataol Behramoðlu, Adam
Yayýnevi, ISBN: 975-418-405-4.

d) Kitaptaki son þiir: Nâzým Hikmet“in “Bahri Hazer“ þiiri “835 Satýr“dan
alýnmýþtýr.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html
ABC Amber LIT Converter
http://www.processtext.com/abclit.html

*)Ýtalik karakterle yazýlmýþ tümceler ve tümce parçalarý,J.W.Goethe “ninFaust


yapýtýndan alýnmýþtýr.

ABC Amber LIT Converter


http://www.processtext.com/abclit.html