P. 1
Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar

Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar

|Views: 19|Likes:
Yayınlayan: rollingstonenes

More info:

Published by: rollingstonenes on Feb 16, 2014
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

03/30/2014

pdf

text

original

Sections

  • KÜLTÜRÜN ÖNEM‹
  • SOSYAL B‹L‹MLERDE KÜLTÜR
  • Kültür Kavram›n›n Kökeni
  • Antropolojik Yaklafl›mlar
  • Evrimci ve Tarihselci Yaklafl›mlar
  • ‹fllevselci ve Yap›salc› Yaklafl›mlar
  • Sosyolojik Yaklafl›m
  • KÜLTÜR VE ‹DEOLOJ‹
  • KÜLTÜR VE GELENEK
  • KÜLTÜR VE B‹LG‹ ‹L‹fiK‹S‹
  • S‹MGELER‹N KAYNA⁄I OLARAK KÜLTÜR
  • SANAT VE TOPLUM
  • KÜRESELLEfiME VE KÜLTÜR
  • Özet
  • Kendimizi S›nayal›m
  • Okuma Parças›
  • Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar›
  • G‹R‹fi
  • EKONOM‹K DÜZEN‹N SOSYOLOJ‹K ANAL‹Z‹
  • Fonksiyonalist Perspektif
  • Mallar›n ve Hizmetlerin Da¤›t›m›
  • Gücün ve Zenginli¤in Üretimi
  • Yenilik
  • Çat›flma Kuram›
  • Sembolik Etkileflim Yaklafl›m›
  • ENDÜSTR‹ TOPLUMUNDA ‹fi‹N ÖRGÜTLENMES‹
  • Bilimsel Yönetim Anlay›fl› ve ‹nsan ‹liflkileri Okulu
  • Fordizm: Kitle Üretimi
  • Fordizmin Krizi
  • POST-ENDÜSTR‹YEL ÇA⁄DA ‹fi‹N ÖRGÜTLENMES‹
  • Standartlaflman›n Sonu
  • ‹flin Yeniden Örgütlenmesi: Esnek ya da Yal›n Üretim
  • Post-endüstriyel Ça¤›n ‹flleri ve Örgütleri
  • Üçüncü Sektör
  • ÇALIfiMANIN GELECE⁄‹
  • D‹N NED‹R?
  • Dinin Sosyolojik Tan›m›
  • Kutsal ve Din D›fl›
  • D‹N VE TOPLUM ‹L‹fiK‹S‹
  • Dinin Di¤er Toplumsal Kurumlarla ‹liflkisi
  • Din ve Siyaset ‹liflkisi
  • Din ve Aile ‹liflkisi
  • Din ve Ekonomi ‹liflkisi
  • Din ve E¤itim ‹liflkisi
  • D‹N SOSYOLOJ‹S‹
  • Din Sosyolojisinin Ortaya Ç›k›fl›
  • Dinin Kökenine Dair Sosyolojik Yaklafl›mlar
  • Din Sosyolojisi ve Dinî Sosyoloji Fark›
  • Dinin Sosyolojik ‹ncelemesi: Metodoloji Tart›flmas›
  • Bir Sosyal Aktör Olarak Din ve Dinî ‹nançlar
  • KLAS‹K SOSYOLOJ‹ TEOR‹LER‹NDE D‹N
  • Auguste Comte: Bir Hurafe Olarak Dinden Evrensel Bilim Dinine
  • Karl Marx: Bir Yanl›fl Bilinç ve Kalpsiz Bir Dünyan›n Kalbi Olarak Din
  • Émile Durkheim: Toplumsal Yap›flt›r›c› Olarak Din
  • Max Weber: Anlaml› Sosyal Eylem ve Motivasyon Olarak Din
  • A‹LE
  • Aileye Farkl› Yaklafl›mlar
  • Farkl› Aile Biçimleri
  • Toplumsal De¤iflim ve Aile
  • TOPLUMSAL C‹NS‹YET
  • Toplumsallaflma Sürecinde Cinsiyetin ‹nflas›
  • Medyan›n Toplumsal Cinsiyetin ‹nflas›ndaki Rolü
  • Cinsiyet Özellikleri
  • Cinsiyet Özelliklerinin Kültürel ‹nflas›
  • Cinsiyet Kal›plar›
  • Cinsiyet Kal›plar›n›n Yeniden Üretilmesi ve De¤iflmesi
  • Cinsiyete Dayal› ‹fl Bölümü
  • Delikli Tafl Yerde, Gelinlik K›z Evde Kalmaz- Geleneksel Deyim
  • ATAERK‹ (PATR‹ARKA)
  • Bireysel Yaflamlardan Toplumsal Örgütlenmeye
  • Ataerkillik ‹le Modernlik Aras›ndaki ‹liflki
  • TOPLUMSAL C‹NS‹YET ROLLER‹ VE Efi‹TS‹ZL‹K
  • Eflitlik Fikrinin Geliflmesi
  • Cinsiyet Eflitli¤i Ne Demektir?
  • Cinsiyet Rolleri ve Cinsiyet Eflitsizli¤i
  • C‹NS‹YETE DAYALI AYRIMCILIK
  • Cinsel Yönelim ve Cinsel Yönelim Ayr›mc›l›¤›
  • Kad›na Yönelik fiiddet
  • Yaflam›n ‹çinden
  • S›ra Sizde Yan›t Anahtar›
  • Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar
  • S‹YASET NED‹R?
  • S‹YASET B‹L‹M‹N‹N TEMEL KAVRAMLARI
  • Ulus-Devlet ve Küreselleflme
  • S‹YASAL ‹DEOLOJ‹LER
  • ‹deoloji Kavram›
  • Liberalizm
  • Sosyalizm
  • Muhafazakârl›k
  • Milliyetçilik
  • Sosyal Demokrasi
  • Faflizm
  • Feminizm
  • Çevrecilik
  • Demokrasi Nedir?
  • Seçimler ve Yasama Organ›
  • Yürütme Organ› ve Bürokrasi
  • Siyasi Partiler ve Parti Sistemleri
  • Bask› Gruplar› ve Sivil Toplum Kurulufllar›
  • Kamuoyu ve Medya
  • G‹R‹fi VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE
  • TAR‹H ‹Ç‹NDE TABAKALAfiMA
  • Kölelik Sistemi
  • Kast Sistemi
  • Feodalitede Görülen Toprak Mülkiyetine Dayal› Sistem
  • Sosyal S›n›flar
  • TOPLUMSAL TABAKALAfiMA KURAMLARI
  • Karl Marx
  • Max Weber
  • Sosyal S›n›f
  • Sosyal Statü
  • Yap›sal-‹fllevselci Okul-T. Parsons, K. Davis ve W.E. Moore
  • E. O. Wright
  • Toplumsal Hareketlilik
  • Toplumsal Tabakalaflman›n Yeni Aktörü: Orta S›n›f
  • Kültürel Dönüfl Tart›flmalar› ve Toplumsal Eflitsizlik
  • Pierre Bourdieu ve Yaflam Tarz›
  • Toplumsal Tabakalaflma ve Yoksulluk
  • Yeni Yoksulluk ve Tüketimden D›fllanm›fll›k
  • Yararlan›lanve Baflvurulabilecek Kaynaklar
  • G‹R‹fi: ÖNEML‹ B‹R TOPLUMSAL KURUM OLARAK MEDYA
  • Medya Nedir? Medya’y› Nas›l Ele Alabiliriz?
  • MEDYA’YA ÇA⁄DAfi ELEfiT‹REL YAKLAfiIMLAR
  • Frankfurt Okulu
  • Medya, ‹ktidar, ‹deoloji
  • Britanya Kültürel Çal›flmalar Okulu
  • Feminist Yaklafl›mlar
  • Post-Modern Yaklafl›m
  • ‹letiflimin “Yeni” S›n›rlar›: Dijital Uçurumlar, Bölünmeler
  • A¤ Toplumu Kavram›
  • Kitle ‹letifliminden A¤ Toplumuna
  • Etkileflimli Medya
  • Yak›nsama Kültürü
  • Sosyal A¤lar, Sanal Cemaatler
  • TOPLUM NED‹R?
  • TOPLUM FELSEFELER‹
  • Toplumsal Sözleflme Teorileri ve Toplum
  • Muhafazakâr Tepki ve Toplum
  • Bir Organizma Olarak Toplum: Spencer
  • Émile Durkheim
  • Georg Simmel
  • MODERN DÖNEM TOPLUM TEOR‹LER‹
  • Yap›salc›l›k
  • ‹fllevselcilik
  • Erken Dönem ‹fllevselcilik
  • Yap›sal-‹fllevselcilik
  • Çat›flma Teorisi
  • ‹fllevselcilerin ve Çat›flmac›lar›n Toplum Anlay›fllar›
  • M‹KRO VEYA B‹REYSEL ETK‹LEfi‹M TEMELL‹ TOPLUM ANLAYIfiLARI

T.C.

ANADOLU ÜN‹VERS‹TES‹ YAYINI NO: 2616 AÇIKÖ⁄RET‹M FAKÜLTES‹ YAYINI NO: 1584

SOSYAL B‹L‹MLERDE TEMEL KAVRAMLAR

Yazarlar Prof.Dr. Ali ERGUR (Ünite 1) Prof.Dr. Veysel BOZKURT (Ünite 2) Prof.Dr. Yasin AKTAY (Ünite 3) Doç.Dr. Aksu BORA (Ünite 4) Prof.Dr. Tanel DEM‹REL (Ünite 5) Prof.Dr. Sibel KALAYCIO⁄LU (Ünite 6) Doç.Dr. Hakan ERGÜL (Ünite 7) Yrd.Doç.Dr. Emre GÖKALP (Ünite 7) Prof.Dr. Ümit TATLICAN (Ünite 8)

Editör Yrd.Doç.Dr. Emre GÖKALP

ANADOLU ÜN‹VERS‹TES‹

Bu kitab›n bas›m, yay›m ve sat›fl haklar› Anadolu Üniversitesine aittir. “Uzaktan Ö¤retim” tekni¤ine uygun olarak haz›rlanan bu kitab›n bütün haklar› sakl›d›r. ‹lgili kurulufltan izin almadan kitab›n tümü ya da bölümleri mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kay›t veya baflka flekillerde ço¤alt›lamaz, bas›lamaz ve da¤›t›lamaz. Copyright © 2012 by Anadolu University All rights reserved No part of this book may be reproduced or stored in a retrieval system, or transmitted in any form or by any means mechanical, electronic, photocopy, magnetic tape or otherwise, without permission in writing from the University.

UZAKTAN Ö⁄RET‹M TASARIM B‹R‹M‹ Genel Koordinatör Doç.Dr. Müjgan Bozkaya Genel Koordinatör Yard›mc›s› Arfl.Gör.Dr. ‹rem Erdem Ayd›n Ö¤retim Tasar›mc›s› Doç.Dr. T. Volkan Yüzer Grafik Tasar›m Yönetmenleri Prof. Tevfik Fikret Uçar Ö¤r.Gör. Cemalettin Y›ld›z Ö¤r.Gör. Nilgün Salur Dil Yaz›m Dan›flman› Funda Gürbüz Grafiker Hilal Küçükda¤aflan Kitap Koordinasyon Birimi Uzm. Nermin Özgür Kapak Düzeni Prof. Tevfik Fikret Uçar Ö¤r.Gör. Cemalettin Y›ld›z Dizgi Aç›kö¤retim Fakültesi Dizgi Ekibi Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar ISBN 978-975-06-1281-7 1. Bask› Bu kitap ANADOLU ÜN‹VERS‹TES‹ Web-Ofset Tesislerinde 6.000 adet bas›lm›flt›r. ESK‹fiEH‹R, Haziran 2012

‹çindekiler

iii

‹çindekiler
Önsöz ............................................................................................................ viii

Kültür ........................................................................................
KÜLTÜRÜN ÖNEM‹ ...................................................................................... SOSYAL B‹L‹MLERDE KÜLTÜR .................................................................... Kültür Kavram›n›n Kökeni............................................................................ Antropolojik Yaklafl›mlar .............................................................................. Evrimci ve Tarihselci Yaklafl›mlar .......................................................... ‹fllevselci ve Yap›salc› Yaklafl›mlar ....................................................... Sosyolojik Yaklafl›m ..................................................................................... KÜLTÜR VE ‹DEOLOJ‹ ................................................................................ KÜLTÜR VE GELENEK.................................................................................. KÜLTÜR VE B‹LG‹ ‹L‹fiK‹S‹ ......................................................................... S‹MGELER‹N KAYNA⁄I OLARAK KÜLTÜR................................................. SANAT VE TOPLUM ..................................................................................... KÜRESELLEfiME VE KÜLTÜR ....................................................................... Özet ............................................................................................................... Kendimizi S›nayal›m ..................................................................................... Okuma Parças› ........................................................................................... .. Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar› ............................................................ S›ra Sizde Yan›t Anahtar› .............................................................................. Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar ...............................................

2
3 5 5 5 5 6 6 8 9 10 12 14 15 18 19 20 21 21 22

1. ÜN‹TE

Ekonomi ................................................................................... 24
G‹R‹fi .............................................................................................................. EKONOM‹K DÜZEN‹N SOSYOLOJ‹K ANAL‹Z‹ .......................................... Fonksiyonalist Perspektif .............................................................................. Mallar›n ve Hizmetlerin Da¤›t›m› ........................................................... Gücün ve Zenginli¤in Üretimi................................................................ Yenilik...................................................................................................... Çat›flma Kuram› ............................................................................................. Sembolik Etkileflim Yaklafl›m›....................................................................... ENDÜSTR‹ TOPLUMUNDA ‹fi‹N ÖRGÜTLENMES‹..................................... Bilimsel Yönetim Anlay›fl› ve ‹nsan ‹liflkileri Okulu ................................... Fordizm: Kitle Üretimi................................................................................... Fordizmin Krizi.............................................................................................. POST-ENDÜSTR‹YEL ÇA⁄DA ‹fi‹N ÖRGÜTLENMES‹ ................................ Standartlaflman›n Sonu.................................................................................. ‹flin Yeniden Örgütlenmesi: Esnek ya da Yal›n Üretim.............................. Post-endüstriyel Ça¤›n ‹flleri ve Örgütleri.................................................... Üçüncü Sektör ............................................................................................... ÇALIfiMANIN GELECE⁄‹............................................................................... Özet ............................................................................................................... Kendimizi S›nayal›m ..................................................................................... Okuma Parças› ........................................................................................... .. Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar› ............................................................ 25 25 26 26 26 26 26 27 28 28 30 32 33 33 34 38 41 41 43 46 47 47

2. ÜN‹TE

iv

‹çindekiler

S›ra Sizde Yan›t Anahtar› .............................................................................. Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar ...............................................

48 48

3. ÜN‹TE

Din.................................................................................. ........... 50
D‹N NED‹R? ................................................................................................... Dinin Sosyolojik Tan›m› .............................................................................. Kutsal ve Din D›fl› .................................................................................. Cemaat Veya Tek Bir Ahlaki Toplulukta Birlefltiren ‹nançlar Bütünlü¤ü ................................................................................................ D‹N VE TOPLUM ‹L‹fiK‹S‹ ............................................................................ Dinin Di¤er Toplumsal Kurumlarla ‹liflkisi.................................................. Din ve Siyaset ‹liflkisi .............................................................................. Din ve Aile ‹liflkisi................................................................................... Din ve Ekonomi ‹liflkisi .......................................................................... Din ve E¤itim ‹liflkisi............................................................................... D‹N SOSYOLOJ‹S‹......................................................................................... Din Sosyolojisinin Ortaya Ç›k›fl› ................................................................... Dinin Kökenine Dair Sosyolojik Yaklafl›mlar .............................................. Din Sosyolojisi ve Dinî Sosyoloji Fark›........................................................ Dinin Sosyolojik ‹ncelemesi: Metodoloji Tart›flmas› ................................... Bir Sosyal Aktör Olarak Din ve Dinî ‹nançlar............................................. KLAS‹K SOSYOLOJ‹ TEOR‹LER‹NDE D‹N ................................................. Auguste Comte: Bir Hurafe Olarak Dinden Evrensel Bilim Dinine ......... Karl Marx: Bir Yanl›fl Bilinç ve Kalpsiz Bir Dünyan›n Kalbi Olarak Din .. Émile Durkheim: Toplumsal Yap›flt›r›c› Olarak Din ................................... Max Weber: Anlaml› Sosyal Eylem ve Motivasyon Olarak Din ................. Özet ............................................................................................................... Kendimizi S›nayal›m ..................................................................................... Okuma Parças› ........................................................................................... .. Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar› ............................................................ S›ra Sizde Yan›t Anahtar› .............................................................................. Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar ............................................... 51 52 53 54 55 56 56 57 58 58 60 60 62 65 67 68 69 70 70 71 73 74 75 76 77 78 79

4. ÜN‹TE

Aile, Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet................................. 80
G‹R‹fi .............................................................................................................. A‹LE................................................................................................................ Aileye Farkl› Yaklafl›mlar .............................................................................. Farkl› Aile Biçimleri....................................................................................... Toplumsal De¤iflim ve Aile .......................................................................... TOPLUMSAL C‹NS‹YET................................................................................. Toplumsallaflma Sürecinde Cinsiyetin ‹nflas› ............................................... Medyan›n Toplumsal Cinsiyetin ‹nflas›ndaki Rolü ................................ Cinsiyet Özellikleri ........................................................................................ Cinsiyet Özelliklerinin Kültürel ‹nflas›.................................................... Cinsiyet Kal›plar› ........................................................................................... Cinsiyet Kal›plar›n›n Yeniden Üretilmesi ve De¤iflmesi ....................... Medyan›n Cinsiyet Kal›plar›n›n Yeniden Üretiminde ve De¤iflimindeki Rolü................................................................................. Cinsiyete Dayal› ‹fl Bölümü .......................................................................... Delikli Tafl Yerde, Gelinlik K›z Evde Kalmaz- Geleneksel Deyim ...... 81 81 82 83 83 84 85 85 86 88 89 89 90 91 92

...................... ‹deoloji Kavram› ............................. 110 S‹YASET NED‹R? ........ Siyasi Partiler ve Parti Sistemleri .................... Seçimler ve Yasama Organ› ......... Özet.................................................................................. 93 94 94 95 95 96 99 100 101 101 102 104 105 106 107 107 108 Siyaset ............................... DEMOKRAT‹K REJ‹MLERDE S‹YASAL KURUMLAR (DEVLET‹N ÖRGÜTLENMES‹)................ Kamuoyu ve Medya ...................................................... Yaflam›n ‹çinden.......................................... Çevrecilik ............... Sosyalizm ... Yürütme Organ› ve Bürokrasi ............ ‹ktidar................. S›ra Sizde Yan›t Anahtar› ................................. TOPLUMSAL C‹NS‹YET ROLLER‹ VE Efi‹TS‹ZL‹K ................................................ Cinsel Yönelim ve Cinsel Yönelim Ayr›mc›l›¤› ........................................... Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar ............................................................................................................ S‹YASET B‹L‹M‹N‹N TEMEL KAVRAMLARI ............. C‹NS‹YETE DAYALI AYRIMCILIK ................................................ Kad›na Yönelik fiiddet .......................... Kad›nlara Karfl› Her Türlü Ayr›mc›l›¤›n Önlenmesi Uluslararas› Sözleflmesi (CEDAW) ............................................................................ Özet............................................. Demokrasi Nedir? ................... Ataerkillik ‹le Modernlik Aras›ndaki ‹liflki .................................................... Eflitlik Fikrinin Geliflmesi ........................ S›ra Sizde Yan›t Anahtar› ........................................................................................................................................................................................................................................... Milliyetçilik................... S‹YASAL ‹DEOLOJ‹LER .................................................................................................................... Liberalizm ... Cinsiyet Rolleri ve Cinsiyet Eflitsizli¤i .................................................................................................................................................................................................................................. Okuma Parças› ............................................. Egemenlik........... Bireysel Yaflamlardan Toplumsal Örgütlenmeye .................................................................................... Devlet........................................................................... Muhafazakârl›k .............................................................................................................................................................................................................................................................................. Kendimizi S›nayal›m................................................................................................. Meflruiyet..................................................................................................................................................................................................................................................................................................................... Kendimizi S›nayal›m........................................................................................................................................................ 111 113 113 114 115 115 116 118 119 121 123 124 125 126 127 127 128 129 130 131 132 134 135 136 137 137 138 5......................................................................... Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar› ........................................................................... Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar› ............................................... Cinsiyet Eflitli¤i Ne Demektir?............................... Ulus-Devlet ve Küreselleflme.................................. Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar ....................................................................................................................................................................................................................................... ÜN‹TE .................................................................................................. Sosyal Demokrasi ............................... Bask› Gruplar› ve Sivil Toplum Kurulufllar› ............................ Faflizm ............................................................................................. DEVLET-TOPLUM ‹L‹fiK‹LER‹ VE S‹YASAL HAYAT ...................................... Feminizm ...........................‹çindekiler v ATAERK‹ (PATR‹ARKA) ..................................................................

.................................................................................... 140 G‹R‹fi VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE ..................................................................... Kölelik Sistemi .................................... Okuma Parças› ............... Etnik Köken ve Toplumsal Cinsiyet Kimlikleri Aras›ndaki Kesiflme Modeli ............................................................................ Özet.. TOPLUMSAL Efi‹TS‹ZL‹K VE TABAKALAfiMADA YEN‹ TARTIfiMALAR VE KURAMLAR ... ÜN‹TE Toplumsal Tabakalaflma ve Eflitsizlik ......................... MEDYA ARAfiTIRMALARININ TAR‹HÇES‹ VE ‹LK KURAMSAL YAKLAfiIMLAR .......................................................................................... O................ Toplumsal Tabakalaflman›n Yeni Aktörü: Orta S›n›f ....... Kendimizi S›nayal›m........... ÇA⁄DAfi KÜRESELLEfiME SÜREC‹NDE MEDYA VE A⁄ TOPLUMU TARTIfiMALARI ................................................................................................. Sosyal S›n›f .......................E.... Britanya Kültürel Çal›flmalar Okulu ........................................................................................... Yeni Yoksulluk ve Tüketimden D›fllanm›fll›k..................... Karl Marx ................... Sosyal S›n›f.. MEDYA’NIN EKONOM‹-POL‹T‹⁄‹ VE EKONOM‹-POL‹T‹K YAKLAfiIM(LAR) ............................................................................................... 165 166 167 171 171 172 173 174 175 176 177 178 ................... Bölünmeler .............................................................................................................. Post-Modern Yaklafl›m .......... Sosyal Statü......................................... Toplumsal Hareketlilik ........................................... Moore.............................. Max Weber ................................................................................................................... Politik Parti ...................... Frankfurt Okulu................................................................................................................................................................................................................................................................................................................. E................ Medya Nedir? Medya’y› Nas›l Ele Alabiliriz? . TAR‹H ‹Ç‹NDE TABAKALAfiMA ........ ‹ktidar........................................ Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar› ......... Yap›sal-‹fllevselci Okul-T........... ÜN‹TE Medya....................vi ‹çindekiler 6........................................................................................................ Parsons.......................................... Davis ve W............................. Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar .......................................................................................................................................................................................... MEDYA’YA ÇA⁄DAfi ELEfiT‹REL YAKLAfiIMLAR ........... Medya........................................ Kültürel Dönüfl Tart›flmalar› ve Toplumsal Eflitsizlik . Kast Sistemi ........................ Wright ......................... Pierre Bourdieu ve Yaflam Tarz› . TOPLUMSAL TABAKALAfiMA KURAMLARI ............... K.................................................................................. Feminist Yaklafl›mlar ................................................................................................................................. 141 142 142 143 144 144 145 145 146 147 148 148 149 150 151 152 152 154 155 156 156 157 158 160 161 162 162 163 7.......................... Toplumsal Tabakalaflma ve Yoksulluk ........................................................................................................................................................................ ‹deoloji .................................................................................. ‹letiflimin “Yeni” S›n›rlar›: Dijital Uçurumlar........................ Feodalitede Görülen Toprak Mülkiyetine Dayal› Sistem ............................................................................................ 164 G‹R‹fi: ÖNEML‹ B‹R TOPLUMSAL KURUM OLARAK MEDYA ........................................................... ........................................................................................ S›ra Sizde Yan›t Anahtar› ....................... Sosyal S›n›flar........................................................................................................................

. DURKHE‹M...................................................................................... Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar› ........................................................ KLAS‹K DÖNEM TOPLUM TEOR‹LER‹: MARX............................................................................................................... Yap›sal-‹fllevselcilik ............................. S›ra Sizde Yan›t Anahtar› ........................................ Sanal Cemaatler ................................................................... Georg Simmel..................................................................................... ÜN‹TE .............................................. Kitle ‹letifliminden A¤ Toplumuna ................................................... ‹fllevselcilik............... Max Weber .......................................................... MODERN DÖNEM TOPLUM TEOR‹LER‹ .............................................................................................................. Okuma Parças› ................. Yap›salc›l›k................................................. Çat›flma Teorisi ............................ M‹KRO VEYA B‹REYSEL ETK‹LEfi‹M TEMELL‹ TOPLUM ANLAYIfiLARI ...................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................... Sosyal A¤lar............................................ Kendimizi S›nayal›m.................... Muhafazakâr Tepki ve Toplum ............................... Etkileflimli Medya ..... Erken Dönem ‹fllevselcilik....................................................................... Toplumsal Sözleflme Teorileri ve Toplum............................... Karl Marx ................................................................................................................................................................................................................................. Sosyolojik Toplum Teorisinin Temelleri: Saint-Simon............................. Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar .................................................................. Bir Organizma Olarak Toplum: Spencer ............................................................................................ 197 197 198 199 200 200 201 201 204 206 208 209 210 210 210 211 212 213 214 215 217 218 219 220 221 8.................................... Okuma Parças› ............................................................ ................................................................................. Özet............................................................. Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar ................................................................ WEBER VE S‹MMEL.... ‹fllevselcilerin ve Çat›flmac›lar›n Toplum Anlay›fllar› .......................................................................................................................... S›ra Sizde Yan›t Anahtar› ........................... Kendimizi S›nayal›m ................................................................ TOPLUM FELSEFELER‹ .......................................................................................................................................... Özet .‹çindekiler vii A¤ Toplumu Kavram› .......................................................................... 196 TOPLUM NED‹R?....................................................................................................... Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar› ........................ Émile Durkheim ......................... 179 181 183 184 186 188 190 191 192 192 193 Toplum............................................ Comte ve Spencer ..................................................................... Yak›nsama Kültürü....................................

din.Dr. ekonomi. her biri kendi alan›nda çok sayg›n olan de¤erli yazarlar›m›z›n eseridir. cinsiyet kal›plar›. sosyalizm. ideoloji ve sanat kavramlar›n›n da tart›fl›ld›¤› bu ünitede ayr›ca kültür ve küreselleflme iliflkisi de de¤erlendirilmifltir. sosyal demokrasi. Tanel Demirel (Çankaya Üniversitesi-Siyaset Bilimi . belli bafll› siyasal ideolojiler tart›fl›lm›flt›r. Kitab›n birinci ünitesinde Kültürün insan-do¤a iliflkisi ba¤lam›ndaki yeri ve kültürün gündelik yaflamdaki çeflitli görünümleri ele al›nm›flt›r. milliyetçilik. Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar kitab› bir çok kiflinin fevkalade önemli katk›s›yla haz›rlanm›flt›r. fordizm. Din olgusunun sosyolojik boyutunun ele al›nd›¤› üçüncü ünitede inanç. Medya’n›n ele al›nd›¤› yedinci bölümde hem medya-ideoloji-iktidar iliflkisi hem de medya’n›n ekonomi-politi¤i çeflitli yaklafl›mlar do¤rultunda ele al›nm›flt›r. demokratik rejimlerde siyasal kurumlar›n iflleyifl mekanizmalar› hakk›nda temel bilgiler verilmifltir. ataerkillik ve toplumsal cinsiyet üzerine olan dördüncü ünitede aile kurumuna iliflkin farkl› yaklafl›mlarla birlikte ataerkillik. faflizm vb. muhafazakarl›k. Aksu Bora (Hacettepe Üniversitesi-‹letiflim Fakültesi). Tarihsel süreçte toplumsal tabakalama ve eflitsizli¤in de¤iflen biçimleri kölelik. Küreselleflme sürecinde a¤ toplumu tart›flmalar›yla birlikte baflta internet olmak üzere yeni medya ve sosyal paylafl›m a¤lar› ve sanal cemaatler de¤erlendirilmifltir.Dr.sizlere tan›tmakt›r. Ali Ergur (Galatasaray Üniversitesi-Sosyoloji Bölümü). toplumsal cinsiyet.Dr. Türkiye’deki sosyal bilim literatürüne. sosyal s›n›f. Stratejik Düflünce Enstitüsü).Dr. toplumsal hareketlilik. medya gibi temel toplumsal kurumlar› temel alarak sosyal bilimlerdeki temel kavramlar› -farkl› yaklafl›mlar ve tart›flmalar ekseninde. Prof. Aile. cinsiyet eflitli¤i ve cinsiyete dayal› ayr›mc›l›k kavramlar› tart›fl›lm›flt›r. kutsal. siyaset. Sekizinci ve son bölümde ise farkl› toplum felsefelerinin. Veysel Bozkurt (‹stanbul Üniversitesi-‹ktisat Fakültesi). dind›fl›. Doç. gelenek. klasik ve modern toplum teorilerinin toplum anlay›fllar› ile bireyin do¤as› ve toplum aras›ndaki iliflki konusundaki görüflleri aç›klanm›flt›r. Kitab›n temel amac› kültür. Prof. Prof. statü.Dr. post endürstriyel ça¤da iflin örgütlenmesi konular›yla birlikte çal›flman›n gelece¤i tart›fl›lm›flt›r. sekülarizm ve teokrasi gibi kavramlar eflli¤inde din ve toplum iliflkisi farkl› yaklafl›mlar çerçevesinde ele al›nm›flt›r. özellikle de sosyoloji literatürüne önemli bir katk› oluflturan bu kitap. Alt›nc› ünitede toplumsal tabakalaflma ve eflitsizlik olgular› masaya yat›r›lm›flt›r. aile.viii Önsöz Önsöz Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar kitab› uzaktan e¤itim yoluyla ön lisans ve lisans düzeyinde Felsefe baflta olmak üzere sosyal bilimler alan›nda e¤itim alan sizlere yönelik olarak haz›rlanm›flt›r. Ayr›ca ideoloji kavram› ile birlikte liberalizm. yeni orta s›n›f ve yoksulluk gibi kavramlarla birlikte tart›fl›lm›flt›r. Ünite s›ras›yla Prof. öncelikle. Yasin Aktay (Selçuk Üniversitesi-Sosyoloji Bölümü. Ekonomik düzenin farkl› yönlerine odaklanan ikinci ünitede taylorizm. Uygarl›k. Siyaset üzerine yo¤unlaflan beflinci ünitede siyaset bilimi disiplininin temel kavramlar›n› tan›mlanm›fl.

Dr.Dr.Dr. Sibel Kalayc›o¤lu (Orta Do¤u Teknik Üniversitesi-Sosyoloji Bölümü). Volkan Yüzer. Editör Yrd.Dr. Doç. Ümit Tatl›can’a (Adnan Menderes Üniversitesi–Sosyoloji Bölümü) çok de¤erli emekleri ve bu kitab›n bir parças› olduklar› için ne kadar teflekkür etsem azd›r. Kitab›n tasar›m›n› gerçeklefltiren ö¤retim tasar›mc›s› Doç. Hakan Ergül (Hacettepe Üniversitesi-‹letiflim Fakültesi) ve Prof.Dr.Önsöz ix ve Uluslararas› ‹liflkiler Bölümü).Ö. Prof.Doç. dizgi birimi çal›flanlar›na da çok teflekkür ederim.F. Emre GÖKALP . T. metindeki dil ve yaz›m hatalar›n› düzelten Funda Gürbüz ve kitab›n dizgi ve bas›m ifllerindeki emeklerinden dolay› baflta Mehmet Emin Yüksel ve Ufuk Önce olmak üzere A.

1 • • • • Kültür Uygarl›k ‹deoloji Simge SOSYAL B‹L‹MLERDE TEMEL KAVRAMLAR Amaçlar›m›z Bu üniteyi tamamlad›ktan sonra. Anahtar Kavramlar • • • • Bilgi Sanat Gelenek Küreselleflme ‹çindekiler • • • • • • KÜLTÜRÜN ÖNEM‹ SOSYAL B‹L‹MLERDE KÜLTÜR KÜLTÜR VE ‹DEOLOJ‹ KÜLTÜR VE GELENEK KÜLTÜR VE B‹LG‹ ‹L‹fiK‹S‹ S‹MGELER‹N KAYNA⁄I OLARAK KÜLTÜR • SANAT VE TOPLUM • KÜRESELLEfiME VE KÜLTÜR Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Kültür . Kültürün gündelik yaflamdaki çeflitli görünümleri hakk›nda bilgi edinebileceksiniz. Kültürün insan-do¤a iliflkisi ba¤lam›ndaki yerini tan›mlayabilecek. Kültür kavram›n›n anlam› üzerine çok boyutlu bir bak›fla sahip olabilecek. Kültürün bilgiyle iliflkisini toplumsal ba¤lamda aç›klayabilecek.

Kendi varl›¤› üzerine TELEV ‹ Z Y O N düflünebilme yetisi her ne kadar modern öncesi ça¤larda bilinen bir olgu olsa da Ayd›nlanma Ça¤›’n›n temel düflünsel unsuru olarak kabul edilmifltir. Di¤er bir deyiflle ‹NTERNET SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET . yaz›) insanl›k belle¤ine aktar›l›rlar. istikrarl› ticaret ve daha ileriki aflamalarda sanayi. Kültürü oluflturan bilgi ve ürünler. Öyleyse insan›n yaflam biçiminin belli bir süreklilik. dil. Kültürün oluflumunda insan›n kendi varl›¤›n›n fark›nda olmas› ve kendisini “düflünen bir varl›k” olarak tasavvur etmesi etkilidir. soyutlamalar arac›l›¤›yla (resim. Yak›n zamana kadar insan› di¤er türlerden ay›ran en temel özelli¤in zekâ oldu¤u düflünülmüfl ancak di¤er canl› türlerinde de zekân›n varl›¤›na dair bulgulara rastlanmas›yla bu kan› yavafl yavafl terk edilmektedir. aktarma ve bilgi birikimi gibi özellikler yaln›zca insan türünde mevcuttur. K›saca kültür bu flekilde bir düflünme yetisinin sonucunda ortaya ç›kan bir simge üretme etkinli¤idir. ortak bir ruhSIRA hâlinin de temsilcisidir çünkü kent yaflam› belirli bir yerde sabit kalmay› gerektiren üretim iliflkilerine ba¤l›d›r. çünkü kent yaflam› belirli bir yerde sabit kalmay› gerektiren üretim iliflkilerine ba¤l›d›r. Düzenli tar›m. Ancak AMAÇLARIMIZ zekân›n varl›¤› sonucunda ö¤renme. kenDÜfiÜNEL‹M tin varl›k nedeni olmufltur. Ayn› anlam benzerli¤i Arapça Medeniyet ve Medine (kent) sözcükleri aras›nda da vard›r. Uygarl›k da insan›n kültür üretme becerisinin sonucunda ortaya ç›kan bir durumdur. Kent S‹ZDE yaln›zca ortak bir yaflam alan› olman›n ötesinde. ‹nsan türünün tarihinde bir dönüm noktas› olan yaz›n›n icad› da bu fleklide örgütlü hâle gelen toplum yaflam›n›n kavramlar yoluyla S O R U kendini ifade etmeye ihtiyaç duymas›yla ilgilidir. Türkçe’de uygarl›k sözcü¤ü Avrupa dillerinin birço¤unda civilisation sözcü¤ü ile karfl›lan›r. Örne¤in. Kent yaln›zca ortak bir yaflam alan› olman›n ötesinde. ortak bir ruh hâlinin D ‹ K Kde A T temsilcisidir. örgütlülük ve karmafl›kl›k arz etti¤i durum olan uygarl›¤›n öncelikle ve belirleyici olarak kent tipi bir yerleflmenin ortaya ç›k›fl›yla yak›ndan iliflkisi oldu¤u söylenebilir. Kültür bir toplumda sa¤layan en temel unsur olarak kabul edilebilir. insan›n yegâne kültür üreticisi varl›k oldu¤u söylenebilir çünkü insan kendi varl›¤› üzerine düflünebilme yetisine sahip bir canl›d›r. Bu sözcük ise Latince’de kent anlam›na gelen civitas sözcü¤ünden türemifltir. K bütünleflmeyi ‹ T A P müzik.Kültür KÜLTÜRÜN ÖNEM‹ ‹nsana dair özellikleri di¤er canl› türlerinin özellikleriyle k›yaslamak ve insan›n ayr›cal›¤›n› tan›mlamak belirli ölçütler aç›s›ndan mümkündür.

toplumsal olarak üzerinde uzlafl›lm›fl anlamlar atfedilmesi. Kültür sonucunda ortaya ‹NTERNET ç›kan üretimler. Simgeler belirli bir çeflitlilik ve de¤iflme arz etseler de ortak yaflam› sürdürmek için baz› simgelerin genel nitelikte olmas› gerekir. De¤erler ve gelenekler tek bafllar›na bask› unsuru olamayacaklar›ndan dolay›. Norm yapt›r›m› D ‹ Kolan K A T toplumsal kurald›r. Ça¤dafl toplumlarda neredeyse nesnelere indirgenmifl olan teknoloji kavram›. insan etkinlikleri içinde kendine özgü dinamikleri olan ay‹NTERNET r›cal›kl› bir aland›r. Her toplum kendi örgütlenme biçimi cinsinden bir inanç sistemi gelifltirir. araç gereçten ziyade. Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U Ayd›nlanma Ça¤› ve Rönesans’tan itibaren insan. do¤as›nda özgürlük olan ve kendi bafl›na var olma hakk›na sahip bir varl›k olarak kavramsallaflt›ran felsefi yaklafl›m. alg›. toplumsal düzeni tam anlam›yla kurmak için gerekli olan dayatma gücünden yoksundurlar. ‹nsan›n bu sorular›na tatmin edici yan›tlar› en baflar›l› flekilde vermeyi baflaran inanç sistemi kurumsallafl›r. Bu inanç sistemi insan›n temel varolufl sorular›na tatmin edici yan›tlar vermek zorundad›r. EV‹ZYON araç gereçten onlar› ortaya ç›karan bilgi. onlar› ortaya ç›karan bilgi. tek bafl›na bir toplum düzeni oluflturmak için fazla soyut bir anlat›d›r. Bu üretimlerin birço¤u maddi koSIRA S‹ZDE SIRA anlamda S‹ZDE flullar›n somut de¤iflikli¤e u¤rat›lmas›yla olur. de¤erler ba¤lam›n›n tamam›d›r. de¤erler ba¤lam›n›n tamam›d›r. toplumsal iliflkilerini ve bunlara hakim olan iktidar yap›lar›na iliflkin kabulleri de beraberinde UP K S ‹ O TR A getirir. Her insan içerisine do¤du¤u evreni ve kendi var oluflunu aç›klayabilmek ister. kültürün belli topTELEV‹Z YON lumsal düzeyde varl›¤›n› koruyabilmesi için vazgeçilmez önemde bir simge sistemdir. De¤erler sadece kalan ve de¤iflmeyen unsurlar› de¤il. tasavvur. Bu ayr›cal›¤›n kökeninde insan›n kendini sorgulayabilme yeti- . SIRA S‹ZDE D‹KKAT SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ DÜfiÜNEL‹M K S‹ OT RAU P D‹KKAT TELEV‹ZYON SIRA S‹ZDE ‹NTERNET AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET Kültürün bileflenlerinden bir di¤eri de simgelerdir. tasavvur. en yayg›n simge sistemi olan dili ortaya ç›karm›flt›r. bir bask› unsuru olan normlar S O R U en basit anlam›yla yapt›r›m› olan toplumsal kurald›r. asl›nda. Ça¤dafl toplumlarda D ‹ K K A T neredeyse nesnelere indirgenmifl olan teknoloji kavram›. Do¤ay› dönüfltürme ve oradan anlamlar biriktirme etkinli¤i olan kültür. Toplumsal iliflkinin devam›n› sa¤layacak olan gelenek ve göreneklere dönüflecek olan de¤erler. Descartes’in ünlü ifadesiyle “düflünüyorum öyleyse var›m” (cogito ergo sum) insan›n düflünen bir varl›k oldu¤unu ortaya koymaktad›r. Kültürün temelini oluflturan inanç düzlemi. Toplumsal düDÜfiÜNEL‹M zen ancak kurumsallaflm›fl kurallarla ayakta durabilir. fikir. bu bak›mdan önce inançlar üzerine kuruludur. onlara dair söylem.4 Ayd›nlanma Ça¤›: Orta Ça¤’da dinsel dogmalar›n egemen oldu¤u feodal toplum düzeninde cemaat içinde kul konumunda olan insan›. mevcuttur. De¤erler kültürün önemli tafl›y›c›lar› olmakla birlikte. ‹nsan için do¤a bir simge üretme kayna¤›d›r. sadece Tanr›’n›n iradesine göre flekillenmifl bir varl›k de¤il. asl›nda. de¤iflmeye SIRA dair olanlar› da S‹ZDE harekete geçirirler. Sonuç olarak kültür. Köklerini inançlardan alan de¤erler inançlar› somutlaflt›rma e¤iliminin bir sonucudur. onun yerine geçen daha evrensel ve dolayl› göndermeleri hâline gelirler. T E L ziyade. ortak kurucu unsurlar olarak kabul edilir. ‹flte bu soyut temsillere simge ad› K ‹ T A P verilir. yanl›fllanabilir insan akl›n›n üstünlü¤ünü ilan ederek 1789 Frans›z Devrimi’nin düflünsel temellerini haz›rlayan düflünce ba¤lam›. Norm. Tanr› kelâm›n›n sorgulanamaz merkezîli¤ine karfl›. AMAÇLARIMIZ DÜfiÜNEL‹M Öyleyse kültürün bileflenlerinden biri olan teknoloji ça¤›n ruhunu. üretim. Örne¤in$ dil. de¤er ve yarg›lar›n soyut temsillere AMAÇLARIMIZ dönüflerek her bir somut üretimin kendisi yerine. Kendinde anlam› olmayan ses birimlerine. kendi iradesiyle kendi kaderini oluflturabilme gücü olan düflünsel bir birim olarak tasavvur edilmifltir. alg›. üretim.

kültür kavram›n›.Entelektüel ve sanatsal ve etkinlik pratikleri (yüksek kültür anlam›nda) ve iii. ‹NTERNET Evrimci ve Tarihselci Yaklafl›mlar Evrimcili¤in ilk ve en önemli temsilcilerinde olan Edward B. bu noktada bize “kültürel gözlük” benzetmesini önerir. Tylor (1832-1917) ayn› zamanda antropolojinin konusunun kültür oldu¤unu belirten ilk bilim insan›d›r. 18. Bu tan›m. Kent yaflam›n›n kültürle olan iliflkisi nedir? SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE SOSYAL B‹L‹MLERDE KÜLTÜR Kültür Kavram›n›n Kökeni 1 DÜfiÜNEL‹M DÜfiÜNEL‹M S O R U Latince Colere fiilinden türemifl olan kültür terimi. ii. Fakat birçok antropolog kültürün. “insan zihninin etkin olarak gelifltirilmesi” anlam›n› da kazanm›flt›r. . Tylor’a göre kültür “Bir dönemin ya da bir toplumsal grubun yaflam biçimi” olarak tan›mlan›r ve yaln›zca insanl›k kültüre sahiptir. Tylor. kültürel olanla biyolojik olan aras›ndaki ayr›ma vurgu yapm›flt›r. Ayd›nlanma Dönemi’nde antropolojinin de geliflmesiyle kültür belirli bir halk›n AMAÇLARIMIZ “bütün yaflam biçimi” anlam›nda yayg›n olarak kullan›lmaya bafllam›flt›r. ‹nsan türünü di¤er canl› türlerinden ay›ran dünyay› kavramsallaflt›rma ve bunu simgeler arac›l›¤›yla anlatabilme yetene¤i en eflsiz niteli¤idir.yy’a kadar tar›mS Ogenellikle R U sal etkinliklerde topra¤› ›slah etme ve ürün yetifltirme gibi anlamlarda kullan›lm›flt›r.1. “bir toplulu¤un toplumsal davran›fllar›n›n bütün ifadelerini. Her bir kültürün ayr› ayr› incelenmesi gerekti¤ini çünkü her kültürün kendine özgü ve ayr› bir tarihi oldu¤u görüflü Franz Boas (1858-1942) taraf›ndan kültürel görecelilik yaklafl›m›yla ele al›nmaktad›r. Kültür toplumsal iliflkiler sistemi ve örgütlenme biçiminin hem kurucusu hem de yans›mas›d›r. içinde yaflad›¤›m›z dünyay› alg›lamam›z› ve toplumsal yaflamlar›m›z› anlam›n› yorumlamam›z› sa¤lar. tar›msal etkinlikler için SIRA S‹ZDE kullan›ld›¤› anlam›n›n yan› s›ra. Boas. Bu görüfle göre her kültür kendi tarihinin ürünüyse ve var oldu¤u ba¤lam içerisinde inceleniyorsa insan kültürlerini daha ilkel ya da daha uygar olarak nitelemek veya kültürler aras›nda karfl›laflt›rma yapmak sorunlu bir analizdir. insanlar›n gündelik toplumsal yaflamlar›n›n tamam›n› kapsayacak flekilde geniflletir. Bir di¤er ifadeyle. Taylor’a göre kültür insan yeteneklerinin birikimi iken Boas’a göre kültür.yy.Kültür 5 si yatar. D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P Antropolojik Yaklafl›mlar TELEV‹ZYON TELEV‹ZYON Kültür. tinsel ve estetik geliflim süreci (uygarl›k Kmedeniyet ‹ T A P anlam›nda).Bir grubun ya da bir dönemin yaflam biçimi olarak kültür. Ünite . bireylerin içinde yaflad›klar› grubun al›flkanl›klar›ndan etkilenen tepkilerini ve bu al›flkanl›klar›n belirledi¤i insan etkinliklerini” kapsar.dan itibaren. Fakat 18. Ayd›nlanma Dönemi’nde kültür terimi. farkl› antropoloji geleneklerinde farkl› flekillerde ele al›nm›flt›r. insanlar›n ö¤rendiklerinin ve eylemlerinin niteli¤iyle il‹NTERN ET gili oldu¤una dair hemfikirdir. Williams’a (2005: 90) referansla kültür olgusunun üç anlam katman› oldu¤unu belirtebiliriz: iGenel bir entelektüel. Ayd›nlanma düflüncesiyle birlikte kültür terimi topD‹KKAT lumsal de¤er ve davran›fl biçimlerini ifade eden toplumsal bir anlam kazanm›flt›r. Bu gözlük.

1 Claude Lévi-Strauss: Yap›salc› antropoloji yaklafl›m›n›n kurucular›ndan Frans›z düflünür. o kültürün ba¤lam› içinde görmesini savunmak önemlidir. kültürel görecelili¤i. Toplumlar bu gereksinimleri karfl›lamak için din. farkl› kuramsal bak›fl aç›lar› taraf›ndan bütünlefltirici ögelerle çat›flmac› ögelerin kayna¤› olarak ele al›nm›flt›r. Bu ba¤lamda. düzen ve süreklili¤i sa¤layan . Her bir kültür. bir toplumun e¤itim. ortak de¤erler çerçevesinde ortak bilinci ifade eden. yani baflka kültürleri kiflinin kendi kültürünün de¤il. sanat. gereksinimleri karfl›layan kültürel uygulamalar ise yeni kültürel ihtiyaçlar› üretmektedir. ça¤dafl sosyolojiye de önemli katk›larda bulunmufltur. ‹fllevselci ve Yap›salc› Yaklafl›mlar Antropolojik yaklafl›mda ifllevsel yaklafl›m›n en önemli temsilcisi olan Bronislav Malinowski’ye (1884-1942) göre her biyolojik ihtiyaç. Fakat Malinowski’nin tersine. yüceltmesi ve di¤erlerini afla¤›lamas›d›r. Resim 1. kültür olgular›n›n kendi anlam ba¤lamlar›nda de¤erlendirilmeleri gerekti¤ini ileri süren Lévi-Staruss. kültür toplumsal ögelerin birbirleriyle olan iliflkilerinde. bireyin di¤er kültürleri yorumlarken kendi kültürünü dikkate almas›. sanat. Sosyolojik düflünce tarihinde kültür. hukuk. bir kültürel sisteme yol açmakta. Bu tikel kültürler için oldu¤u kadar genel kültür kavram› için de geçerlidir. Sosyolojik Yaklafl›m Antropolojinin kültür terimini temel konu edinmesinin yan›s›ra sosyoloji de toplumun bir bilefleni olarak inceler. topluma ait olup kültüre sahiptir. Brown. Farkl› bir deyiflle. Bu bak›fl aç›s›na göre. Toplumun varl›¤›n› sürdürmesi buna ba¤l›d›r. etnik-merkezcilik bünyesinde ›rkç›l›¤› da bar›nd›rd›¤› için. sanat. siyaset gibi temel alanlar›nda maddi ve maddi olmayan tüm birikimlerini kapsar. temelde yatan bir düflünce kal›b›n›n ürünüdür. Bir yap›salc› olarak Lévi-Strauss (1908-2009) kültürü insan zihninin simgesel ifadeleri olarak görür. Yap›salc›-ifllevselci ekolün kurucusu olan Radcliffe-Brown (1881-1955) din. bir toplumun her gelenek ve inanc›n›n. teknoloji. kendi fiziksel ve toplumsal çevresi taraf›ndan oldu¤u kadar tarih taraf›ndan da biçimlenir. bu do¤rulutuda birçok araflt›rma yapm›fl. Sosyolojide kültür. toplumsal yap›n›n sürdürülmesiydi. o toplumun yap›s›n› sürdürmeye dönük belirli bir ifllevi oldu¤una inan›r. hukuk gibi kurumlar›n bir kültürün anlafl›lmas›nda merkezî rol oynad›klar›n› kabul ediyordu. hukuk. aile ve akrabal›k gibi kurumlar› gelifltirmifltir. kültürel ifllevler. Kültürler aras›nda hiyerarflik bir s›ralama yap›lamayaca¤›n›. Etnik-merkezcilik. bireysel ihtiyaçlar›n karfl›lanmas› de¤il.6 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Kültürel görecelili¤in bir ad›m sonras› ise etnik-merkezcilik elefltirisidir. Genel olarak yap›salc›lara göre ise kültür. Bu bak›mdan birey. dolay›s›yla kültürün.

kültürel etkinliklerin toplumsal kimlikler üzerindeki yans›mas›ndan. Bu yaklafl›m. Buna göre kültürün. kültürel ürünlerin tüketilmesi yoluyla çat›flmay› yeniden üreten bir endüstri olarak ele al›r. Okul. Bafllang›çta Marksist düflünceye elefltirel bir tav›rla yeni bir yön varmeyi amaçlayan Frankfurt Okulu düflünürleri. propaganda. Geniflletilmifl bir kültür kavram›n› yaflama geçiren Birmingham Okulu hem yüksek kültür-afla¤› kültür ayr›m›na hem de herhangi bir kültürel tabakalaflmaya karfl› gelerek böylesi yaklafl›mlardan önemli bir kopufl gerçeklefltirmifltir. ana ak›m kültürün d›fl›nda kalarak alt-kültürlerin ortaya ç›kmas›na kadar bir çat›flma ortam› yaratmaktad›r. oyunun gerçekleflmesinde bir arada tutucu motifler üzerine e¤ilir. izleyicilerin alg›s›nda gerilemeye neden olur ve toplumsal eflitsizliklerin yeniden üretir. Toplumsal hayat›. kültür sisteminin rolü ve kültür sistemi çal›flmalar›d›r. Kültürün çat›flmac› ögelerin kayna¤› olarak en net hâli Marksist yaklafl›mdad›r. aksine bir mücadele ve çat›flma alan› olarak tarif etmifltir. zaman içinde önemli bir düflünce okulu hâline gelmesiyle k›saca Frankfurt okulu olarak an›lm›flt›r. toplumsal eylemi oyun metaforu üzerinden anlat›r. 1923’te Frankfurt’ta kurulan ve bir grup genç filozofu bir araya getiren Sosyal Araflt›rmalar Enstitüsü (Institut für Sozialforschung). Yap›salc› yaklafl›mda as›l odak.Kültür 7 bir kavram olarak bütünlefltirici bir role sahiptir. Antonio Gramsci taraf›ndan formüle edilem hegemonya kavram›/kuram› kapitalist bir toplumda. E¤lence ürünü üretimi ve da¤›t›m› yapan medya ve e¤lence flirketleri kültür endüstrilerine girmektedir. yönetici s›n›f›n ideolojisini kitlelere ço¤u zaman güce baflvurmaks›z›n onlar›n r›zas›n› kazanarak empoze ediflini aç›klar. Farkl› bir deyiflle yap›salc› yaklafl›m. ça¤dafl kültürel kuram içindeki önemli okullardan biridir. kültür endüstrisi standartlaflm›fl ürünler sunarak. s›n›f çat›flmalar›n› ve bask›n s›n›f›n meflrulu¤unu yeniden üreten bir unsur olarak ele al›nm›flt›r. Yap›salc›l›kta kültürle dil birbirine benzeyen kavramlar olarak ele al›n›r. Yap›salc› yaklafl›m›n kültüre iliflkin kuramsal çerçevesinin temeli yap›sal dilbilim ile göstergebilimsel alandaki çal›flmalard›r. Birmingham Okulu ayr›ca kültürü birlefltirici bir sistem ya da paylafl›lan de¤erler bütünü olarak de¤il. Kitle kültürü elefltirisi yapan okul. sahnelenen bir dramaya benzeterek bireyleri bu oyunu sergileyen aktörler olarak ele al›r. bireysel insan bilinci de¤il. Bu anlamda. Ünite . dilin de kültürün hazinesi ve bilincini oluflturdu¤una vurgu yapar. kültür endüstrisi kavram›n› gelifltirmifltir. Toplumsal tabakalaflma ve s›n›f çat›flmas›n› dinamiklerinden olan yüksek kültür ve popüler kültür ayr›m›. Yüksek kültür. kendi s›n›fsal ç›karlar›n› evrensel ç›karlar olarak ifade etmesi durumu. kültür endüstrisi. (Adorno 2006: 98-106). kültürün.1. Bu yaklafl›mlardan biri olan Frankfurt Okulu kültürü bir mücadele alan› olarak çözümler. Hegemonya ve ideoloji kavramlar› çerçevesinde ele al›nan kültür kavram›. özellikle yap›salc› ve ifllevselci yaklafl›mlar. kültür temelli araflt›rmalar yapm›fllard›r. kültürü. toplumsal uzlaflma ve toplumsal bütünlük sa¤lamada büyük önem tafl›d›¤›n› vurgularlar. iktidar›n ve direniflin iflledi¤i bir alan olarak ele al›r. Birmingham Üniversitesi’nde 1964 y›l›nda Ça¤dafl Kültürel Çal›flmalar Merkezi (ÇKÇM) olarak kuruldu¤u için Birmingham Okulu ya da Britanya kültürel çal›flmalar› okulu olarak da an›lan okul. Benzer bir bak›fl aç›s›yla Birmingham Kültürel Çal›flmalar Okulu. kitle kültürü. kültürün. toplumsal eflitsizlikleri. bir dizi entelektüel ve sanatsal faaliyetle bunlar›n ürünlerini tan›mlamada kullan›l›rken popüler kültürse. onu meflrulaflt›r›p onun ç›karlar›na hizmet eden bir ifllevi bulunmaktad›r. otoriter kiflilik gibi olgular üzerinde. kitle iletiflim araçlar› ve medyayla sarmalanan kültürü. . Dramaturjik yaklafl›msa. Buna göre. Bu konuda. Nasyonal Sosyalizm’in Almanya’da iktidar› ele geçirmesiyle birlikte sürgüne gitmek zorunda kalm›fllar ve ço¤u ABD’deki gözlemlerinden yola ç›karak. kültürün dilde yaflad›¤›. t›pk› dil gibi bütünlükçü bak›fl aç›s›ndan okunmas› bu yaklafl›mla mümkündür. geliflti¤i ve birikti¤ini. Hegemonya: Bir toplumda hakim s›n›f ya da yönetici s›n›f›n iktidar›n› do¤al ve meflru göstermesi. yönetici s›n›f›n görüfllerini yans›tan.

evrensel ahlak yerine. Kültür ise bu en etkin unsurlar›ndand›r. her türlü ço¤ulculuk ve yerellikten yanad›r. bas›n-yay›n. hapishane. toplumun ögelerini bir arada tuSIRA S‹ZDE tan bir unsur olarak ele alm›flt›r? AMAÇLARIMIZ DÜfiÜ NEL‹M KÜLTÜR VE ‹DEOLOJ‹ ‹ T A kavramlar›. ordu. hangi yaklafl›mlar. Modernleflmenin bir ürünü olan ulus-devletlerde. ulus-devlet s›n›rlar› ba¤lam›nda ulafl›lmas› gereken hedefleri olan bir ideolojiler bütünüdür. içinde s›n›f mücadelesinin verildi¤i bir alanTELEV‹ZYON TE LEV ‹ Z Yalan›n ON d›r. Modernlik kavram›. asimilasyon yoluyla özgünlüklerini kaybetmeleridir. saflaflt›r›c› rol postmodernizm taraf›ndan elefltirilmifltir. K ‹ T A P D‹KKAT Postmodernizm. evrensel ahlak yerine. Devletin Bask› Ayg›tlar›. Bunlar ideolojik yeniden üreolmad›¤n›. P ‹deoloji veK kültür ideal olanla gerçek olan aras›ndaki iliflkiyi sorgulamas› bak›m›ndan S O R U S O R Ukarfl›l›kl› iliflki içerisindedir. çok genifl kitleleri hedef alarak pazara sunulan kültür ürünlerini ve bu ürünleri tüketen gruplar› ifade etmektedir. kültür kavram›n›n ideolojik kullan›Resim 1. yeniden kümet. egemen s›n›f›n iktidar›n›n timi devletin iflleyifline ba¤layan kültürel ayg›tTEL E V ‹ Z Y O N için ideolojik TELEV‹ZYON süregitmesi lard›r (Althusser 2006: 128). bir D‹K K Adizi T entelektüel ve sanatsal faaliyetle bunlar›n ürünlerini tan›mlamada kullan›l›rken popüler kültürse. ‹kincisi DevleK ‹ T A P K üretimin ‹ T A P sadece tin ‹deolojik Ayg›tlar›. Marksizm’in pitalizmin yeniden üretimini sa¤lamada iki tür temel eserlerini yeniden sistemi vard›r: ‹lki. Postmodernizm. hüve yap›salc› bir bak›fl aç›s›yla okuyan. Bu durumun tehlikeli yan›ysa devlet s›n›rlar› içinde bulunan farkl› kültürlerin. Modernizmin kültüre yükledi¤i bütünlefltirici. polis. siyaset. Ulus-devsüreci olarak let terimiyle birlikte bir ulusal kültürden söz kavramsallaflt›rm›flt›r.SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar DÜfiÜNEL‹M 8D Ü fi Ü N E L ‹ M S O R U çok genifl kitleleri hedef alarak pazara sunulan kültür ürünlerini ve bu ürünleri tüS O ifade R U etmektedir. D‹KK AT SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P K ‹ T A P . edilmekte ve kültürel bütünleflmeyle ortak de¤erlerin yarat›l›p paylafl›larak korunmas› hedeflenmektedir. e¤itim. Kültür kavram›n›n ideolojik kullan›m›n›n saflaflt›r›c› boyutu ve ulus-devlet kapsam›nda bütünlefltirici rolünün yan› s›ra kültürün ço¤ulculu¤u önceledi¤ini belirSIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE ten bak›fl aç›lar› da mevcuttur. ‹ktidar. dünya siyasi tarihinde ulus-devtoplumsal ‹N T E R N E T yeniden üretim ‹NTERNET letlerin kurulma süreçleriyle bafllar. din. Buna göre devletin kaAMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ düflünür. kültürü. Marxsist bak›fl aç›s›na göre. ulusal bir kültür yaratmak için farkl›l›klar› eleme e¤ilimi belirgin hâle gelmifltir. Marksist perspektife göre ideoloji. S O R U S O R U bu ba¤lamda gelecek bütün ideolojilere karfl›d›r.2 SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE m›n›n en net görüldü¤ü örneklerden biri Louis ‹NTERNET ‹NTERNET Louis Althusser: Marksist Althusser’in Devletin ‹deolojik Ayg›tlar› (D‹A) yap›salc› Frans›z kavramsallaflt›rmas›d›r. ideolojiyi bir züyle bakmak. kültürel unsurlar da önemli rol oynamaktad›r. senekonomik olan üzerinden dika. keten gruplar› Yüksek kültür. Oysa postmodern yaklafl›m. SIRA S‹ZDE D‹KKAT SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ DÜfiÜNEL‹M 2 Sosyolojik düflünce tarihinde. her türlü ço¤ulculuk DÜfiÜNEL‹M DÜfiÜNEL‹M ve yerellikten yanad›r. Bu nedenle. ba¤lam›n da önem Kültür kavram›na bütünlefltirici bir araç götafl›d›¤›n› vurgulam›flt›r. yaln›z ekonomik alana D‹KKAT D‹KKAT dayanmamakta.

Bu kavram. sermaye ve mal piyasalar›n›n çok-uluslu flirketler arac›l›¤›yla uluslararas› bir nitelik kazanmas›n› ifade etmektedir. geçmifli ve dura¤anl›¤› an›msatsa da esasen dinamik bir kavramd›r ve bugüne ve gelece¤e iliflkindir. Örfler. küreselleflme kavram›nda da kültürel ço¤ulculuk ilkesi benimsenmektedir. Esas olarak. Bir davran›fl ya da düflünce belli say›daki kuflaklar› gerektirmeden de gelenek say›labilir. S‹ZDE mifli flimdiki zamana tafl›maktad›r. kitle iletiflim araçlar›n›n egemenli¤indedir. Gelenek. Bu durum. Zira toplumlar›n uzun bir geçmifle dayand›¤›n› sand›¤› ve ‹ N T E dönemlere RNET gelenek olarak gördü¤ü pek çok pratik asl›nda görece olarak yak›n aittir. Bu nedenle toplum taraf›ndan bir yandan benimsenirS O R U ken bir yandan da ihmal edilir. Küresel ve yerel kültürlerin ideolojik aç›dan karfl›laflmas›n› de¤erlendirin. Buna karfl›n daha fazla kufla¤›n bildiTELEV‹ZYON ¤i ve bir flekilde gelenek oldu¤u konusunda mutabakata var›lan bir fley de gelenek olarak kabul edilmeyebilir.Kültür 9 Paralel bir flekilde. Küreselleflme sürecinde. Oysa gelenek sadece S O R U geçmiflle de¤il bugün ve gelecekle de ilgilidir (Glassie. ulus-devletler zay›flamakta ve ulusal kültürler yerini. âdet ve örf aras›ndaki s›n›rlar çok belirgin de¤ildir. 2002: 8-9). ideoloji kültürel bir kod olarak kabul edilirken ço¤ulcu bak›fl aç›s›yla tüm yerelliklere büyük önem atfedilmektedir. sermayeyle birlikte kültür ve iletiflimdir. Yüzy›llard›r süregelen AMAÇLARIMIZ dövme gelene¤ine bir çok bölgede rastlamak mümkündür. kavram› belli bir zaman dizgesine yerlefltirirken fazla tutarl›l›k aramaktan kaynaklaK ‹ T A P n›r. K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U Örfler. Fakat küreselleflme kavram› her ne kadar bütünlefltirici yap›y› ön plana ç›kar›r görünse de bu bütün olma hâli ve ço¤ulculuk ilkesine ra¤men. gelene¤e benzer biçimde süre¤enlik duygusu oluflturmakta ve geçSIRAyüklüdür. Fakat SIRA S‹ZDE gelenek ilk baflta. sosyal bilimlerde s›k kullan›lan ama üzerinde me yap›lmam›fl bir kavramd›r. Ünite . Âdetler. bir toplumdaki ahlak ve terbiye standartlar›n› belirleyen temel oluflD ‹ K K kurallar› AT turmaktad›r. geçmifle ait pratik ve de¤erleri tan›mlamak için kullan›lan bir sözcüktür. Günlük dilde genel olarak. uzun bir zaman boyunca tekrar edilen. küresel ve yerel olan›n bir arada bulundu¤u bir yap›lanma almaktad›r. dinamik olmad›¤› ve toplumun de¤iflen yap›s›n› anlatD‹KKAT makta kullan›lamad›¤› nedeniyle sosyal bilimciler taraf›ndan ihmal edilmifltir. SIRA S‹ZDE D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ . Dolay›s›yla da de¤iflmeyi ifade ederler.1.3 D‹KKAT Dövme (yapt›rmak) san›ld›¤›n›n aksine SIRA S‹ZDE bugüne dair bir pratik de¤ildir. Bu süreçte. AMAÇLARIMIZ Gelene¤i tan›mlarken yaflanan sorun. Küreselleflme çok boyulu bir olgudur. Âdet. Bu aç›dan da gelenekler kadar etkin bir benimseme ve aktar›m sürecini geçirmezler. fazla üretimi satacak yeni Pazar aray›fllar›na dayanmaktad›r. Küreselleflen. Örf ise toplumsal D Ü fi Ü norm N E L ‹ M olarak tan›mlanabilir. KÜLTÜR VE GELENEK 3 SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U Resim 1. küreselleflme ekonomik bir kavramd›r ve ifl gücünün. SIRA S‹ZDE D Üsistemli fi Ü N E L ‹ M bir inceleGelenek kavram›. bir toplumdaki ahlak ve terbiye standartlar›n› belirleyen temel kurallar› oluflturmaktad›r. kurumsallaflm›fl toplumsal al›flkanl›klar olarak tan›mlanabilir. Fakat âdetler daha az de¤er göreli olarak daha az önemli toplumsal pratiklerdir. Çünkü küresel kitle kültürünün ço¤ulculu¤u esasen Bat›-merkezlidir ve küresel kitle kültüründe üretim. indirgemeci ve tek tiplefltirici bir boyuta sahiptir.

Bilginin niteli¤i üzerine düflünme alan›na epistemoloji ad› verilmektedir. özsel. öznellikten geçerek oluflan bir olgu oldu¤uTELE V ‹ Z Y O Nbilginin öznelli¤i üzerine kurulu bu yaklafl›m. Platon. Küreselleflmenin tan›mlanmas›ndaki temel güçlüklerden biri ekonomik ve kültürel küreselleflme aras›ndaki ba¤lant›lar›n kurulmas›ndad›r. edinim. Ancak nan’›n. Bilgi üzerine en eski felsefi tart›flmalar›. Sofistler’in bu bilgi anlay›fl›. bilgi ve uzmanl›k örüntüleri” olarak tan›mlanmaktad›r. çok basit olarak D‹K K A T bilen özneyle bilinen nesne aras›ndaki iliflki olarak tan›mlanabilir. felsefenin temel konular›ndan DÜfiÜNEL‹M biridir. özünde insan›n do¤ayla kurdu¤u uyum ve dönüfltürme iliflkisinin sonucunda oluflur. 2009: 76-77) ça¤dafl felsefenin temel ön kabulleriyle benzerlik göstermektedir. Gelenek kavram›n›n modernlikle olan bu karfl›t alg›lan›fl›ndan ötürü. Bilgi. Gelenek kavram›n›n tan›mlanmas›ndaki önemli güçlüklerden biri kavram›n genellikle modernlikle karfl›tl›k içinde kullan›lmas›ndan kaynaklanmaktad›r.10 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Ayr›ca gelenek kavram›. kavram geçmifle ait ve kal›nt› olarak düflünülmektedir. insan›n varl›¤› aç›klay›fl›. daha sonraki ça¤lar› da derinden etkileyen düflünürü Platon’dan itibaren. do¤al olarak bilginin görelili¤ini. insan›n akl› ve gündelik pratikleri sayesinde oluflan. Bunlar›n içinde bilgi kavram› özel bir yer kaplar. onlar›n varl›k kavram›n› alg›AMAÇLARIMIZ lay›fllar›yla yak›ndan ilgilidir: Sofistler’e göre. Her ne kadar bu bilen özneyle bilinen iliflki ça¤lar boyunca ayn› kalsa da unsurlar› farkl› dönemlerde farkl› flekillerde aç›klanm›flt›r. Bilginin toplumsal üretim. davran›fl. kurumlar›n biçimsel boyutlar› vb. nesnel bir gerçekli¤in parças› olarak alg›- SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET . yine Eski Yunu vurgular. bilgiyi zaten do¤ada var olan. Bir di¤er güçlükse. bireyi aflan. Sofistler’in bilgi ve varl›k aras›nda kurduklar› iliflki. mutlak ve evrensel bilgi kavram›na terk edecektir. KÜLTÜR VE B‹LG‹ ‹L‹fiK‹S‹ Kültür kavram›. kullan›m ve anlamlar› üzerine yap›lan tart›flmaS O R U lar ise bilgi sosyolojisi disiplininin alan›n› oluflturmaktad›r. insan akl›n›n keflfetti¤i ya da hat›rlad›¤› bir olgu olarak gör‹NTERNET müfltür. Bu iliflki sadece teknoloji. Bu ba¤lamda gelenek “belirli bir topluluk içinde toplumsallaflma yoluyla bir kuflaktan di¤erine aktar›lan inanç. antropolojide kimi kez kültürle eflanlaml› kullan›lmaktad›r. de¤er. akl›n›n ürünü olan bilgiden yola ç›k›larak yap›labilir. Onlara göre. K ‹‹lginç T A Pbir flekilde. (Uslu. Fakat ayn› zamanda gelenekler bir seçime tabi tutulmakta ve küreselleflme sürecinde hangilerinin korunmas› gerekti¤i bir sorun olmaktad›r. bilgi aran›p bulunacak bir hakikat olmaktan ziyade. bilginin. Bu karfl›tl›k esas olarak geleneksel toplumlar ve modern toplumlar aras›ndaki karfl›tl›kt›r fakat hangilerinin geleneksel hangilerinin modern oldu¤u net ve kolay olarak cevaplanabilecek bir soru de¤ildir. maddî olgular olarak ortaya ç›kmaz ayn› zamanda maddî-olmayan unsurlarda da somutlafl›r. Bilgi. Böyle bir bak›fl aç›s›. Oysa gelenek ve modern karfl›t olarak düflünülen iki toplum tipidir. Oysa geleneksel olarak adland›r›lan pratikler modern olanla iç içedir. çok basit olarak SIRA S‹ZDE nesne aras›ndaki iliflki olarak tan›mlanabilir. Küreselleflmenin ço¤ulcu söylemi içerisinde kültür ve gelene¤in asl›nda bir zenginlik oldu¤u ve korunmas› gerekti¤i dile getirilmektedir. baflta kendisininki olmak üzere. Bilginin ne oldu¤una dair tart›flmalar. Eski Yunan uygarl›¤›nda Sofistler’in SIRA S‹ZDE yapm›fl olduklar› bilinmektedir. âdet. Bu görüfl. küreselleflmenin gelenek ve kültürle olan iliflkisini kavramaktad›r. yerini. bir anlamda infla edilen bir olgudur.

Ona göre. nesnel. Bu ba¤lamda. 2008: 81). Farkl› biçimlerde yeniden tan›mlansa da bu mutlak bilgi anlay›fl› ça¤lar boyunca egemenli¤ini sürdürmüfltür. ‹nsan akl›n›n yard›m›yla. Günümüz modern dünyas›n›n düflünsel temellerini oluflturan Ayd›nlanma Felsefesi de bu tür bir bilgi anlay›fl›na sahiptir. Her ne kadar köklü elefltirileri yap›lm›fl da olsa do¤a bilimlerinin üretti¤i. ayn› zamanda farkl› toplumsal örgütlenmelerin gerektirici koflullar›d›r. görece erken bir dönemde. co¤rafi.) bir s›ralamas› yap›labilir.Kültür 11 lanmas› anlam›na geliyordu. Alman Tarihçi Okulu: ‹nsan ve topluma dair olgular›n aç›klanmas›n›n soyut kavramlarla yap›lamayaca¤›n›. gündelik yaflam›n yap›p etme bilgileri) en derindeki gerçeklik katmanlar›na uzanan (dünyaya anlam veren temel bilgi kategorileri. bu ba¤lamda bireyin anlam dünyas›n›n tekilli¤inden toplumsal yaflam› mümkün k›lan kolektif anlam birimlerinin kurulmas›na uzanan bir ço¤ulluk içinde kültürün kurucu unsuru hâline gelir. do¤an›n bilgimizin nesnesi olamayaca¤›na dair önermesiyle karfl› ç›km›flt›r. art›k yayg›nl›kla kabul gören bir yaklafl›md›r. imgelem vb. bilginin sadece do¤a bilimleri ve onlara özgü yöntemlerle üretilemeyece¤ini savunur. Di¤er bir deyiflle kültürler aras›ndan üstünlük cetveli oluflturulamaz. Bu nedenle. Farkl› bilgi biçimleri sadece insan›n do¤ayla kurdu¤u iliflkinin sonuçlar› de¤il. Birbirinden farkl› tarihsel. Uganda’daki yerel bir cemaatin kültürünün karfl›s›na. ak›l sahibi varl›k olan insanla do¤ay› bir karfl›tl›k içinde düflünerek özne-nesne iliflkisi ba¤lam›nda kavramsallaflt›rm›flt›r (Özlem. inanç. tarihinden ve kültüründen ayr› de¤erlendirilemeyece¤ini. biçimler. farkl› bilgi türleri oldu¤unu. Modernli¤in temel bir di¤er düflünürü olan Immanuel Kant (1724-1804) ise insan› bilen özne olarak kabul etmifl ancak onu mutlak bir bilme durumu içinde. Bunun nedeni basittir: ‹nsan do¤an›n varolufl koflul ve nedenlerini gerçek anlamda bilemez. tarihten soyutlanm›fl bilen özne kavram›na fliddetle karfl› ç›kar. Bunun yerine. Oysa ça¤dafl felsefe ve sosyal bilimlerdeki elefltirel yaklafl›mlar. Bilgileri kültür köklerine göre ayr›mlaflt›rmak (örne¤in. toplumsal gerçekli¤in farkl› bilgi türleriyle örülen çok katmanl› bir yap› arz etti¤ini ifade edebiliriz. Bununla birlikte. kültürel koflullarda oluflmufl bilgi türlerinin. Sosyoloji biliminin do¤uflu ve geliflmesiyle birlikte bilginin toplumsall›¤›na a¤›rl›k veren çeflitli yaklafl›mlar ortaya ç›km›flt›r. tarihsel ve kültürel ba¤lamda de¤erlendirerek bütünlük içinde anlafl›laca¤›n› savunan. ‹talyan düflünürü Giambattista Vico (1668-1744). Bu nedenle.1. Ünite . nesnel ve evrensel oldu¤u varsay›lan bilgi türünün en de¤erli bilme biçimi oldu¤u günümüzde yayg›nl›kla kabul edilmektedir. bir bilgi hiyerarflisi kurulmayaca¤› fikri. bilginin insan›n dünyay› anlamland›rmas›nda oynad›¤› ifllevsel role göre d›fl gerçeklikten (görünen olgular›n dünyas›. Modernli¤in kurucu düflünürü olarak tan›mlayabilece¤imiz René Descartes (1596-1650) bilgiyi.yy içinde geliflen felsefe ve tarih yaklafl›m›. kurumlar. Bilgi. sezgi. bilginin üretiminde do¤a bilimleri kadar tin bilimlerinin (Geisteswissenschaften) de ayn› önemde pay› vard›r. evrensel ve mutlak olmad›¤›n› göstermektedirler. bu egemen bilgi-varl›k iliflkisi yaklafl›m›na. bunlar›n farkl› türde deneyimlerin sonucu ortaya ç›kt›klar›n› kabul etmek daha do¤ru olacakt›r. Özellikle Alman Tarihçi Okulu insan›n. Almanya’da 19. bilgiye ulaflmak için sadece ak›l yeterli de¤ildir. ondan daha üstün oldu¤unu varsayd›¤›m›z New York’taki kent yaflam›n› yerlefltirmek) yerine. k›saca varl›¤›n›n bütünselli¤i içinde bilgiyi kurar. ama tarihselli¤i. insan sadece kendi pratiklerinden do¤an bilgiyi edinebilir. bilginin tek. . gündelik yaflam içindeki üretimi. Dilthey. Bilgiyi s›n›fland›rmak ancak onun karfl›l›k geldi¤i gerçeklik düzeyleriyle iliflkisi kurularak yap›labilir. bir de¤erlilik s›ralamas›na tabi tutulamayaca¤›. Ancak özne-nesne karfl›tl›¤›na iliflkin yaklafl›m› daha köktenci bir flekilde elefltiren düflünür Alman filozofu Wilhelm Dilthey (1833-1911) olmufltur. modern felsefenin. tarihsel ve kültürel bütünlü¤ünden s›y›rarak soyutlam›flt›r.

Toplumsal gerçekli¤in. Ba¤lamsal ögeleri dikkate ald›¤›m›zda. 20.yy’da Frans›z edebiyat elefltirmeni. Saussure’ün izinden giderek. onda bütün filmin içeri¤ini. karanl›k bir fonda. kültür kuramc›s› Roland Barthes (19151980). en çok DÜfiÜNEL‹M göstergebilim yorumu içinde ele al›n›r. ürkütücü bir flatonun önünde kime ait oldu¤u belli olmayan bir el taraf›ndan tutuluyorsa bunun bir korku filminin göstergesi oldu¤unu anlar›z. özde ayn› gösterge al›fl-verifli arac›l›¤›yla anlam aktarmaya çal›fl›r›z. Göstergebilim. sosyolojiden önce dilbilimde ortaya ç›km›flt›r. K ‹gösteren T A P ve gösterilen olarak iki boyutu oldu¤undan bahsetmifltir. 1995: 158) Göstergeyle karfl›laflt›¤›m›zda. Ayr›ca t›rpan nesnesi. kavram ve yap›lar olarak tan›mlanabilirler. Ancak o göstergenin E L E V ‹ Z Y Odüflünürüz N gerçek anlamland›rmas› onun içinde bulundu¤u gerçeklik ba¤lam›yla yak›ndan iliflkilidir. her tür iletiflim göstergelerin dolafl›m›n› mümkün k›lar. Örne¤in. sadece t›rpan nesnesini tekrar görmesi.12 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar S‹MGELER‹N KAYNA⁄I OLARAK KÜLTÜR Kültür kavram›n›n varolufl koflullar›ndan birisi. bir metin gibi okunabilir göstergelerden olufltu¤unu varsayan göstergebilim. Hatta bu teknik birçok yönetmen taraf›ndan uygulanan bir anlat›m biçimidir: Filmin son sahnesinde. nesne. onun uyand›rd›¤› duygular› yeniden ça¤r›flt›rabilecektir. gösterge. ‹letiflimin çeflitli biçimleri ve araçlar› vard›r. göstergenin (Saussure. okuyucuya göre de¤iflen anlamlar tafl›d›¤›n›. örne¤in bir film afiflinde t›rpan nesnesinin resmini gördü¤ümüzde. göstergenin anlam› da ço¤ullaflacak. Ancak bu çeflitlili¤e ra¤men. birçok kültürde ortak olarak ölümün simgesel anlat›m› olan Azrail’in vazgeçilmez gerecidir. önce onun yüzeyde ya da ilk anda alg›lad›¤›m›z T anlam›n› (bir tar›m aleti olarak t›rpan). onun güçlü gösterge etkisinde gizlidir. kavram ve yap›D‹KKAT lar olarak tan›mlanabilirler. bununla birlikte belli toplumsal kabuller üzerinde infla edildi¤ini ilk kez ‹sviçreli dilbilimci Ferdinand de Saussure (1857-1913) öne sürmüfltür. ‹ster karfl›m›zdaki kifliye basit bir göz k›rpma hareketi yapal›m ister dumanla ya da elektrik sinyalleriyle kodlar gönderelim ister televizyon gibi kitlesel özelli¤i olan bir araçla milyonlarca insan hitap edelim. ‹nsan›nSIRA her S‹ZDE eylemi. Göstergeler kendilerinden baflka bir fleye gönderme yapan eylem. nesne. Hatta her fley göstergedir diyebiliriz. filmin tamam›n› seyrettikten sonra bir seyircinin. gösterge bizim öznelli¤imizde özel ve ilk bak›flta fark edemedi¤imiz bir anlam kazanmaya bafllar: Üzerinden kan ‹NTERNET damlayan t›rpan. gönderme yapma gücü artacakt›r. ça¤dafl göstergebilimin temel kavramlar›n› ortaya atm›flt›r. Dilin bir kodlar ve AMAÇLARIMIZ göstergeler sistemi oldu¤unu. Göstergeler kendilerinden baflka bir fleye gönderme yapan eylem. baflka herhangi bir tamamlay›c› ba¤lamsal ögeye gereksinim duyulmadan sadece t›rpan›n gösterilmesinin yaratt›¤› etki. sürekli olarak iletiflime konu olmas›d›r. anlam tafl›y›c›s› göstergeler ve bunlar›n nas›l düzenlenece¤ine dair kurallar anlam›na gelen kodlar› çözümleS O R U meyi ve sistemlefltirmeyi hedefler. Bu sürekli simge al›fl-verifline iletiflim ad›n› veriyoruz. Barthes’a göre göstergenin anlamland›r›lmas› iki düzeyde gerçekleSIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET . ancak insanlar aras›nda sürekli bir gösterge ve kod al›fl-verifli oldu¤u sürece var olabilirler. Zira insan›n do¤ay› dönüfltürerek üretti¤i nesneler ve simgeler. Simgesel anlat›m soyutlaflt›kça. Saussure. Kavrama sosyal bilimlerde farkl› yaklafl›mlar gelifltirilmifl olsa da. kültür üretmeye yönelik oldu¤u için toplumsal gerçekli¤in tamam› çeflitli tipte göstergelerle doludur.

ayn› s›l özel bir yan anlam kazanabilece¤ini gösteren zamanda. Her türlü metin olmayan bir el bir yananlam içerebilir çünkü taraf›ndan tutuluyorsa. bu tan›m›ndan kurtarm›fl ça¤dafl toplumlar›n da asl›nda benzer aç›klama flemalar› kulland›klar›n› göstermifltir. o güne kadar antropolojide eski ya da “ilkel” olarak adland›r›lan basit bildiriflim dizgesidir. birçok beyiti anabiliriz: “Bir söz dedi cânan ki kerâmet kültürde ortak olarak ölümün var içinde/ Dün gîceye dair iflâret var içinde. Bu ikinci düzey. varl›klar›n ola¤anüstü bu ba¤lamda dünyaya anlam vermeye yarayan.1. reklâmlar. söylem de birer metin olarak kabul edilebilir) yüzeyde herkesçe üzerinde uzlafl›labilir bir düz anlam. Dîvan flairi Nedîm’in ünlü “içinde” redifli gazelinde. önemli olan onun kendisinde bunun bir korku filminin göstergesi mevcut olan anlam de¤il (böyle oldu¤unu anlar›z. bir de ba¤lam›na göre de¤iflerek okurun (göstergeyi Resim 1. kime ait oldu¤u belli anlamdan oluflur. göstergelerle dolu kod sistemleridir. e¤retileme vb. üretim iliflkilerine sahip toplumlara atfedilen mitoloji kavram›n›. Bu kodlar. karmafl›k ve iyi biçimlenmifl Barthes. dolayl› anlat›m. medya söylemi. bireyin onunla kurdu¤u iliflkinin eylemlerini efsane biçiminde anlatan ve kuflaktan kufla¤a niteli¤ini belirleyen. insanlar aras› simge al›fl-veriflinde ne denli özel göstergeler kullan›labilece¤ini ya da gündelik dilde herkes için s›radan olan bir Resim 1. özel bir ba¤lamda iki kifli aras›nda naT›rpan. kavram. iflaretler. Mitos. bu tür metinlerin temelini oluflturur. olgular›n ve olaylar›n› amac›yla do¤aüstü nesnelerin düzenini aç›klamak için gelifltirdi¤i aç›klama flemalar› vard›r. Ayn› kültürel mant›ktan geçen anlat›. o toplumun belle¤inde ve gündelik yaflam prati¤inde yönlendiri. Her kültürün. bir kültürde gerçekli¤in anlamland›r›lmas›nda bir çeflit aç›klama paketi olan mit ya da mitoslar arac›l›¤›yla ifllerlik kazan›rlar. göstergeler mitlere gönderme yaparak toplumsal gerçekli¤in Mit: ‹nsan ya da do¤a aç›klamak kurulmas› ve anlam üretmesini sa¤larlar. Di¤er bir deyiflle. Barthes’a göre türemifl mitoslar. varl›¤›.4 çözümleyen her özne bir okur olaÜzerinden kan rak kabul edilebilir) anlam dünyadamlayan t›rpan. okurda yapt›¤› ça¤r›fl›md›r. gündelik yaflam nesneleri gibi unsurlar ça¤dafl mitoslar›n (söylenler) üretildi¤i alanlard›r. bask›n s›n›f›n ideolojik amaçlar›na hizmet eden ci bir sistematik olarak genel bir mitoloji ya da mitologya olufltururlar. sonsuz say›da okumaya aç›kt›r.5 sözcü¤ün. kinaye. Mitoslar. mitos kavram›n›n modern toplumda ald›¤› biçimleri tart›flmakta ve 1950’lerin dünyas›n›n güncel örnekleriyle bu sav›n› desteklemektedir.” simgesel anlat›m› [Sevgili. gönderme. Her türlü ima. Ça¤dafl Söylenler (Mythologies) bafll›kl› kitab›nda Barthes. s›na örtük bir flekilde ulaflan yan karanl›k bir fonda. gizleyerek de¤il biçimi de¤ifltirerek etki- . Baz› metinler özellikle böyle bir anlam tafl›mas› için insanlar aras› iletiflime konu olurlar. Böylece metin bir kendisini bir de simgesel düzeyde anlatmak istediklerini içerir. Ünite .Kültür 13 flir: Her metin (nesne. evreni.mit. bir mutlak anlam yoktur).] Barthes. Barthes’a göre popüler kültür. ipuçlar› vard›. yan anlamlar›n inflas›nda toplumsal olarak üzerinde uzlafl›lm›fl baz› kodlar›n önemli oldu¤unu belirtir. imge. içinde keramet bulunan bir söz dedi olan Azrail’in (söyledi) (ve) o sözde dün geceye (sevgili ile bevazgeçilmez gerecidir! nim aramda geçen gece) dair izler.

baflka insanlarla paylafl›r›z. görüldü¤ü gibi her zaman ço¤ul anlama sahiptir. S›kl›kla kamusal ortamlarda duydu¤umuz. Bütün bu anlam ço¤ullu¤unun d›fl›nda. Her sanat eseri. vb. önemli ölçüde AMAÇLARIMIZ mitoslar ve bunlar›n anlamland›r›lmada kullan›lmalar› üzerinden gerçekleflir. asl›nda iliflkilendirdi¤imiz estetik ifadenin bizim zihnimizde ve o an edindi¤i özel anlam ya da anlamlar üzerinden sanat eserini anlamaya çal›fl›r›z. Kimi eserler. okuyucu. Biz bir seyirci. kendi ça¤›n›n ve içinde üretildi¤i toplumun özellikleri hakk›nda bize fikir ve‹NTERNET rir. sanat eseri karfl›s›nda sanatç›n›n ona yükledi¤i anlam› çözmeye çal›fl›r›z. dinledi¤imiz. Daha ayr›nt›l› K ‹bilgi T A için P Roland Barthes’›n Ça¤dafl Söylenler (Çev. bizim de dinlemekten hoflland›¤›m›z bir popüler müzik flark›s›. 1970: 207). Kültürün simge üretme ifllevi. hatta kimi zaman müdahil olmaya davet ederler. bir anlamda bunlar›n simgesel özeti say›labilecek bir estetik ba¤lam infla eder. ister istemez. birçok benzerinden bizim için farks›zken. al›mlayan› etkin bir flekilde estetik ba¤lama dâhil.S O R U S O R U D‹KKAT D‹KKAT Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar 14 SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ li olur (Barthes. bir yak›n›m›z›n ölümü. Birçok kez. Sonuçta. ‹stanbul: Metis Yay›nlar›. sanat eseri. kültür birikimi ve tarihselli¤i ba¤lam›nda özel anlamlar bulabilir. Bu nedenle gösteren-gösterilen iliflkisi en etkili flekilde mitoslardan yararlanarak kurulur. belli toplumsal koflullarda. bir gün. vb. sanat eserini tasarlayan ve üreten kifli ya da kiflilerin (sanatç›) sanat eserine katmak istedikleri bir anlam ba¤lam› da vard›r.: Tahsin Yücel. Bu nedenle. Böylece sanat eserinin estetik ve anlamsal aç›l›mlar›n›n yüzeysel olarak göründü¤ünden ya da san›ld›¤›ndan çok daha fazla olabilece¤ini iddia edebiliriz. Ça¤dafl sanat. bir insan›n çeflitli zaman ve durumlardaki ruh hâllerine göre.) özdefl hâle gelebilir. Tersine. Ancak bu sadece ikincil bir sorudur. toplumsal bir felaket. okudu¤umuz. belli bir tarihsel dönemde. sanat eseri al›lmamas› da de¤iflkenlik gösterebilir. Kuflkusuz. ‹NTERNET . vb. dinleyici. 1974 K›br›s Bar›fl Harekât› s›ras›nda “Memleketim” flark›s›n›n genifl bir be¤eniyle toplumsal bir gösterge olarak benimsenmesi). ayn› flekilde olumlu ve mutluluk verici olaylar da o güne kadar bizim gözümüzde s›radan olan flark›n›n çok özel bir anlam kazanmas›na neden olacakt›r. olarak sanatç›n›n niyetini anlamaya çal›flmakla birlikte. her sanat eseri o toplumda yaflayan her birey için ayr› bir anlam tafl›yabilecek kadar ço¤ul anlama gelebilir. bizde duygusal bir y›k›ma yol açan bir olayla (sevgilimizin bizi terk etmesi. her sanat eseri ya da etkinli¤i kendi toplumsal ba¤lam›nda bile tek bir anlam tafl›maz. önemli olan sanat› al›mlayan öznenin o eserde ve belli bir anda ona atfetti¤i anlamlard›r. Ça¤dafl müzik bestecisi John Cage’in (1912-1992) icrac›ya büyük özgürlük tan›yan müzikleri bu yaklafl›ma örnek olarak verilebilir. Bununla birlikte. sanat eserine atfedilen kolektif anlamlar da vard›r (örne¤in. 2011) kitab›na bakabilirsiniz. önemli ölçüde bu anlam ço¤ullu¤u ve de¤iflkenli¤i üzerine kurulan bir estetik ba¤lam› oluflturmaya çal›fl›r. bir sanat eseri karfl›s›nda s›kl›kla “sanatç› burada ne demek istemifl?” sorusunu kendimize ya da o eseri birlikte seyretti¤imiz. her birey kendi deneyim. Ayr›ca. K ‹ T A P TELEV‹ZYON SANAT VE TEL E V ‹ Z TOPLUM YON Sanat eseri. Kolektif olarak üzerinde uzlafl›lan sanat eserlerinde bile. Bununla birlikte.

bugün içinde yaflad›¤›m›z dünyay› tan›mlama çabas›nda bafll›ca toplumsal olgulardan birisi ol‹NTERNET AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET . SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE KÜRESELLEfiME VE KÜLTÜR Küreselleflme. iletiflim ve ulaflt›rma teknoTEL E V ‹ Z Y O N olmas›d›r lojilerinin geliflmesiyle parça bafl›na üretimin dünya ölçe¤inde yap›l›yor (Castells. Hatta Bourdieu’ye göre. öncelikle ekonomik temelli bir olgu olarak ele al›nmal›d›r.Kültür 15 Resim 1. bu kültür üzerinden hükmetme stratejilerinin kuruluflunda her zaman merkezî bir rol oynar (Bourdieu. kimi zaman ekonomik sermayeden bile belirleyici hâle gelebilir. ayn› zamanda di¤er insanlar üzerinde bir iktidar kurmak anlam›na gelecektir. ayn› zamanda kiflilerin kültür birikimi ve bunu toplumsal konumlar›n›n gereklerine uygun olarak en iyi flekilde seferber edebilme becerisi de önemlidir. ayn› zamanda kiflilerin kültür birikimi ve bunu toplumsal konumlar›n›n gereklerine uygun olarak en iyi flekilde seferber edebilme becerisi de önemlidir. Toplumsal eylem sadece ekonomik sermayenin belirledi¤i hiyerarflilere D ‹ Kgöre K A T yap›lanmaz. sürekli yeniden yap›lanan alanlardan oluflur. daima kültür üzerinden gerçekleflecektir. dünya ekonomisinden ay›ran fley. Böylece SIRA S‹ZDE toplum. her ne kadar tarihsel K yy’dan ‹ T A Pitibaren süolarak eskilere dayan›yor gibi görünse de küreselleflme ile 16. kültür üzerinden sürekli yeniden yap›lanan bir olgu olarak kavramsallaflt›r›labilir. Zira toplum. Ünite . bizim kültür alan›ndaki sermayemizin geniflli¤ini gösterir. toplumsal eylem sadece ekonomik sermayenin belirledi¤i hiyerarflilere göre yap›lanmaz. Buna göre. Ayn› zamanda bizim için yeni olan.6 Sanat eserine atfedebildi¤imiz anlamlar›n ço¤ullu¤u ve derinli¤i. 1996: 92).1. Böylece AMAÇLARIMIZ bu ekonomik dönüflümün kültürel. Küreselleflme kavram›n›n vurgulad›¤› küresel düzen. Di¤er bir deyiflle kültür birikim. küreselli¤in. regelen denizafl›r› bir ticaret sistemi olan dünya ekonomisi aras›nda fark vard›r. bilgi ve edinimlerimizi sergilemek. Sanat eserinin al›mlanmas›nda en önemli kavramlardan bir tanesi Frans›z toplumbilimci Pierre Bourdieu’nün (1930-2002) ortaya att›¤› kültür sermayesidir. O nedenle sanat›n üretimi kadar al›mlanmas› ve toplumsal olarak kulS O R U lan›lmas› da iktidar olgusuyla yak›ndan iliflkilidir. Sanat. Küresel ekonomiyi. kültüre sermayesi olarak adland›r›lan bu edinim ve beceriler toplam›. Bireyin alanlar içinde biçimlenen hükmetme stratejileri. 1979:198-99) Sanat eserine atfedebildi¤imiz DÜfiÜNEL‹M anlamlar›n ço¤ullu¤u ve derinli¤i. bizim kültür alan›ndaki sermayemizin geniflli¤ini gösterir. toplumsal ve siyasal etkileri daha iyi çözümlenebilir.

Resim 1. 20. Küreselleflme ayn› zamanda standartlaflm›fl kültür ürünlerinin dünya ölçe¤inde yayg›nlaflmas›na ve bu sayede ortak bir yeme-içme. teknoloji yard›m›yla genifl kitlelere ulaflmas› amaçlanan ürünlerdir çünkü bir ürünün genifl kitlelere ulaflmas› demek. Bugünkü anlam›yla kürselleflme olgusunun ortaya ç›k›fl›. yy’›n ilk yar›s›nda Frankfurt Okulu düflünürlerinden Max Horkheimer ve Theodor W. o toplumda yaflayan bireylerin oluflturdu¤u ortak bir yapma/bilme düzleminin ifadesi olmaktan çok.16 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar mas›d›r. tüketim yaz›n›nda da kavramsallaflt›r›lm›fl olan McDonald’s zincir restoranlar›d›r. Adorno taraf›ndan Marksist altyap›-üstyap› iliflkilerine referansla kavramsallaflt›r›lm›fl bir olgudur. Bu olgüya en iyi örnek. t-shirt. fordist üretim biçiminin 1973 petrol krizi ile yerini daha ak›flkan neo-liberal ekonomik politikalara b›rakmas› ile gerçekleflmifltir. giyinme. Dolay›s›yla popüler kültür. resim ister tiyatro veya edebiyat olsun. dünyan›n hemen hemen her yerinde var olan bu restoran›n. Kültürü ekonomiyle ve dünyadaki ekonomik dönüflümle ilgili en iyi aç›klayan kavramlardan birisi olan kültür endüstrisi kavram›. Popüler kültür ürünleri. Bu da belirli markalar›n dünyan›n her yerinde bir be¤eni ölçütü olarak tüketilmesi olgusunu beraberinde getirir. genifl anlam›yla kültür ürünlerinin endüstrileflmesi. Kavram. bizzat kültür endüstrisi taraf›ndan ifllenen bir kültürel ürünler bütünü olarak görülebilir. k›sacas› ortak bir be¤eninin oluflmas›na zemin haz›rlar. ister müzik. 2001: 198-218) dedi¤i bu olgu. e¤lenme. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda kültür endüstrisi. bireye ayn› mesaj› iletirler. sanayileflme ile birlikte kültür ve sanat ürünlerinin metalaflmas› olgusunun alt›n› çizer. kola gibi kültürel ürünlerin dünyan›n her yerine hatta kasaba ve köylere kadar yay›lmas› oluflturur. yeme içme be¤enileri d›fl›nda da tüm kültürel pratikleri de standartlaflt›rmas› anlam›na gelir. yani ekonomik kârl›l›k esas›yla yarat›lmas›. yani asl›nda bugün mevcut bütün kültürel ürünlerin popüler kültür ürünleri kapsam›na girdi¤ine dair kavramsallaflt›rmalar›n hakl›l›k pay› olmakla bir- . Teknolojinin geliflmesi ve yay›lmas›yla popüler kültürün var olan bütün alanlar› iflgal etti¤i. söz konusu genifl kitle taraf›ndan sat›n al›nmas› demektir. sanayi kapitalizminden sanayi sonras› kapitalizme geçifl döneminde. ortak bir kültür yaratan bütünleflik bir sistemdir. her biri ayn› sistemin ürünleridirler.7 Küreselleflme ayn› zamanda belirli markalar›n dünyan›n her yerinde bir be¤eni ölçütü olarak tüketilmesi olgusunu beraberinde getirir. George Ritzer’in Mcdonaldslaflt›rma (Ritzer. Bu durumun di¤er örneklerini jeans. Kültür endüstrisinin ürünleri.

‹letiflim teknolojilerinin geliflmesi ve kitlelerin eriflimine aç›k hâle gelmesi ile K A EP ‹ N ‹T ETR N T bugün insanlar›n birbirleriyle olan etkileflimleri giderek artmaktad›r. dünyay› TELEV‹ZYON kendisi gibi anlamland›ran di¤erleri ile karfl›lamas›na ve bunun sonucunda.ntvmsnbc.com/id/25312755/ adresindeki haberi okuyabilirsiniz. küresel ekonominin standartlaflt›r›c› dinamikleri ile flekillendirenD toplumsal ‹ K K A T düzen. Bireyi. toplumsal hareketlerin örgütlenebilmesine.Kültür SIRA S‹ZDE 17 likte teknolojinin mikro-ölçekli birtak›m bireysel ve etkileflimsel mekanizmalar›n DÜfiÜNEL‹M oluflmas›na olanak verdi¤i de bir gerçektir. farkl› kimliklerin seslerini duyurabilmelerine ve yeni kültürel bileflimlerin ortaya ç›kmas›na olanak tan›maktad›r. kültürün küreselleflmesinde nas›l bir rol oynad›¤›n› tart›fl›n. farkl› yerler hakk›nda enformasyon edinebilme kapasiS O R U temiz önemli derecede artm›flt›r. farkl› etkinlikler içine dâhil olabilmesine. kendisine yeni toplumsallaflma alanlar› kurmas›na olanak sa¤lamaktad›r. Ulafl›m ve iletiflim teknolojilerinin geliflmesiyle birlikte. kendi talepleri ve arzular› do¤rultusunda yeni insanlarla tan›flmas›na. kelerden insanlarla iletiflim hâlinde olmam›z mümkün hâle gelmifltir. birbirleriyle olan iliflkisi dönüflmüfltür.SIRA S‹ZDE 1. küresel ekonominin standartlaflt›r›c› dinamikleri ile flekillendiren toplumsal düzen. Teknolojinin. toplumlar›n küresel düzenleT bütünleflip E L E V ‹ Z Y O N dünyaya AMAÇLARIMIZ aç›lmas›na. Bu sayede uzakl›k K ‹ T A P Böylelikle ¤›n. hatta yaflanmakta olan her olay› takip etmemiz. ayn› zamanda yine küreselli¤in farkl›laflt›r›c› etkisi ile de¤iflme ve dönüflmeye aç›k hâle gelmifltir. SIRA S‹ZDE farkl› üldünya üzerinde yaflanan. Özellikle ‹nternet kullan›m›n›n yayg›nlaflmas› bireyin. SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U DÜfiÜNEL‹M SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE D‹KKAT DÜfiÜNEL‹M SIRA S‹ZDE S O R U AMAÇLARIMIZ D‹KKAT K ‹ T A P SIRA S‹ZDE TELEV‹ZYON AMAÇLARIMIZ ‹K N T‹ E T R NAE TP TELEV‹ZYON ‹NTERNET 4 SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT D‹KKAT SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P K ‹ T A P TELEV‹ZYON TELEV‹ZYON ‹NTERNET ‹NTERNET . Ünite . dünya üzerinde farkl› yerlere seyahat edebilme. Bu durum bireysel etkileflimleri art›rd›¤› gibi. zaman ve mekân›n anlam›. Eskiden bir yerden bir yere gitmek günler ve belAMAÇLARIMIZ ki de aylar sürerken bugün dünyan›n herhangi bir noktas› bizim için yaln›zca saD ‹ K K A T ve yak›nl›atlerle ifade edilebilecek uzakl›ktad›r/yak›nl›ktad›r. ayn› zamanda yine küreselli¤in S O R U farkl›laflt›r›c› etkisi ile de¤iflme ve dönüflmeye aç›k hâle gelmifltir. Küreselleflmenin kültür karfl›laflmalar› ve yeni bileflimler yaratmas›na olarak ‹ N T Ebir R N Eörnek T http://www. Bireyi.

felsefe. olgu. bunlar›n ötesinde. onu. normlar. toplumsal yaflam›n her parças›. di¤er türlerinden farkl› olarak. Bu dönüfltürme etkinliklerinin tamam›. kurallar. öncelikle insan›n. çevresindeki nesnelerin do¤as›n› da anlamaya çal›fl›r. ‹nsan. kendi varl›¤›n›n fark›nda olan bir canl›d›r. bilgi gibi alanlarda ortaya ç›kmaz. toplumsal yaflam›n düzenlenifline ait bütün unsurlar asl›nda kültürün farkl› görnümlerini oluflturur. insan›n her edimi asl›nda kültür üretimidir. filozoflar bilgi ve bilen insan aras›ndaki iliflki üzerine düflünmüfllerdir. kendi varl›¤›n›n sonlulu¤u fikrine de götürür. kültür kavram› birçok anlama gelecek bir flekilde kullan›l›r olmufltur. do¤ay› dönüfltürme etkinlikleri daima bu sürece dair bilgilerin de üretilmesini gerektirir. Sanat bunun en incelmifl ve simgesel anlamda soyut anlat›m›na verilen add›r. Kültür olgusu genellikle sanatla özdefllefltirilir. Kültür sadece sanat eserleri. öznelli¤inden üretti¤i bir olgu olarak kavramsallaflt›r›lm›flt›r. Bunu yapman›n yoluysa do¤adan nas›l farkl›laflt›¤›n› gösterebilecek eserler yaratmakt›r. felsefenin temel ilgi alanlar›ndan biridir. kendi varl›¤› üzerine düflünme etkinliklerinin sonucunda. Ayr›ca sanat ve düflün etkinlikleri de kuflkusuz kültürün en temel bileflenleridir. insan›n kendi varl›¤›n› kodlama çabas›n›n ürünü olan her fleyin toplam› olarak görebilece¤iz. Kültür. örf. Bu ünitede. Bu etkinliklerin gündelik yaflamda çeflitli flekillerde göründü¤ünü biliyoruz. birikim ve tarihselli¤i ba¤lam›nda. kural ve örgütlenme biçimlerinin tamam›n› içeren genel bir kavramd›r. âdet. gündelik yaflamda s›kl›kla kulland›¤›m›z ancak anlam› üzerine pek düflünmedi¤imiz bir kavramd›r. de¤er. Kültürün gündelik yaflamdaki çeflitli görünümleri hakk›nda bilgi edinmek. AM A Ç 4 AM A Ç 2 . kullan›m. insan çeflitli biçimlerde do¤ay› dönüfltürür. insan ve nesneler aras›nda bir iliflkiden do¤ar. Baz› yaklafl›mlarda bilgi do¤ada mutlak ve evrensel bir flekilde bulunan ve insan›n keflfetti¤i bir fley olarak düflünülürken. Gelenek.18 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Özet A M A Ç 1 Kültürün insan-do¤a iliflkisi ba¤lam›ndaki yerini tan›mlamak. ‹nsan›n. En basit iletiflimizden bilim ve sanat yapmaya giden yelpazede. kültür ad›n› verdi¤imiz birikimi oluflturur. Oysa sanat. A M A Ç 3 Kültürün bilgiyle iliflkisini toplumsal ba¤lamda aç›klamak. Bu fark›ndal›k. kültür kavram›n›n sadece gündelik yaflamda s›kl›kla kulland›¤›m›z flekilde ‘kültürlü olmak’ ya da ‘kültürel etkinlikler’ anlam›nda de¤il. düflünsel üretim. Bu nedenle. Bu nedenle. Kültür kavram›n›n anlam› üzerine çok boyutlu bir bak›fla sahip olmak. yaflarken dünyaya bir anlam katabilecek eserler b›rakmay› arzu eder. Bu nedenle onlarla sürekli olarak bir bilme iliflkisi kurar. Kültür. Böylece ölüme karfl› koyman›n bir yolu olarak. iradi bütün etkinlikleri bir anlamda kültür üretme anlam›na gelir. Bilgi konusu. Kültür. Kendini düflünebilen bir canl› olan insan. Antik Ça¤’dan beri. kültürün sadece bir boyutudur. baz›lar›nda insan›n kendi deneyim. ölümsüzlü¤ü aray›fl arzusunun güdümüyle do¤ay› dönüfltürerek üretti¤i bütün nesne. Gündelik yaflam›n her ögesi.

Afla¤›dakilerden hangisi René Descartes’›n düflüncesini yans›t›r? a. Bilginin öznel ve göreli bir olgu oldu¤unu iddiaeder. Bilginin evrenselli¤ini vurgular. b. Gösterge. gündelik hayatta sahnelen bir dramaya benzer. Kültür olgusu. Bilimsel düflüncenin yeniden düzenlenmesi gerekti¤i e. Dünya bir tepsi gibi düz de¤il. kitle kültürü oluflumu üzerinde etkilidir. toplumun bir bilefleni olarak inceler. b. 4. E¤itim b. 5. Sosyal paylafl›m siteleri ayn› görüflte olan insanlar›n bir araya gelmesine olanak sa¤lar b. Bilginin do¤ada mevcut oldu¤unu.Kültür 19 Kendimizi S›nayal›m 1. e. Kültür. Sosyoloji. Mitler kahramanl›k öykülerini. bir toplumda iktidar ve direniflin iflledi¤i alanlardan biridir. insan akl›n›n ona eriflmek için yeterli oldu¤unu savunur. ‹letiflim ve ulafl›m teknolojileri küreselleflmenin h›z›n› artt›r›r c. Bir toplumun yap›s› ve iflleyifli araflt›r›l›rken kültür kavram›na büyük önem atfedilir. Afla¤›dakilerden hangisi. d. Mit eski toplumlara.1. Din c. Küreselleflme toplumsal hareketlerin örgütlenmesini imkâns›z hâle getirir. Kültür kavram›n›n sosyolojik boyutuna iliflkin afla¤›da yer alan ifadelerden hangisi yanl›flt›r? a. ‹nsan akl›n›n üstünlü¤ü fikri b. var olman›n bilincine varmakt›r d. . e. Afla¤›dakilerden hangisi. d. b. Althusser’in “Devletin ‹deolojik Ayg›tlar›” olarak tan›mlad›¤› kültürel ayg›t ve örgütlenmelerden biri de¤ildir? a. Dinde reform yap›lmas› gerekti¤i d. yaln›zca bireylerin bir araya gelmesinden oluflmaz b. L. c. Var olman›n ön-koflulu. Teknoloji. c. c. bir toplumun maddi ve maddi olmayan tüm birikimlerini ifade eder. Bat› toplumlar›n›n di¤er toplumlardan üstünlü¤ü 2. Kültür yaln›zca ilkel toplumlara ait bir kavramd›r. Katolik Kilisesi yozlaflm›flt›r ve dinin reform sürecine girmesi gerekir c. Kültür. Aile e. b. Farkl› kimliklerin seslerini duyurabilmelerine olanak sa¤lar 6. küreselleflmenin standartlaflt›r›c› etkisini azaltabilir d. Bilimsel bilgi yanl›fllanamaz 3. e. çat›flmac› ögelerin kayna¤› olarak de¤erlendiren Birmingham Kültürel Çal›flmalar Okulu’na ait perspektiflerden biri de¤ildir? a. Kapitalist pazarla flekillenmifl yeni iletiflim teknolojileri. d. 8. mitin daha az soyutlanm›fl hâlidir. e. göstergeler bunlar›n simgesel ifadelerini dile getirirler. kültürü. Kültür. Gösterge. Dinin evreni aç›klamada önemli bir referans noktas› olmas› c. Mit yabanc› kültüre. c. Alman Tarihçi Okulu’nun bilginin edinimi konusunda yapt›¤› katk› afla¤›dakilerden hangisidir? a. Tin bilimlerinin do¤a bilimleri gibi bilgi üretti¤ini belirtir. gösterge modern toplumlara aittir. Bilgiyi nesnel bir olgu olarak de¤erlendirir. Kültür özerk bir aland›r. gösterge kendi kültürümüze aittir. Toplum. d. Küreselleflmenin teknoloji ile olan iliflkisi düflünülerek afla¤›dakilerden hangisi söylenemez? a. toplumdaki bütünlefltirici ve çat›flmac› ögelerin kayna¤› olarak de¤erlendirilir. medya analizleri ve kitle iletiflim araçlar› üzerinden de¤erlendirilebilir. varl›¤›n kültürüel anlamda aç›klamas› olan mit üzerinden anlamland›r›l›r. Hapishane d. yuvarlakt›r e. e. kültürü. Sendika 7. Ayd›nlanma Ça¤›’n›n felsefi temeli afla¤›dakilerden hangisidir? a. Kültür. Mitle gösterge aras›ndaki iliflki afla¤›dakilerden hangisinde dile getirilmifltir? a. Ünite .

bilgi ve uzmanl›k örüntüleri.. Eskiden kalan. âdetler ve kültürel süreklilikler. sihirli bir sözcü¤e. Küreselleflme ne kadar birlefltirirse. Bunlar›n aras›nda birbirleriyle yak›ndan ba¤lant›l› iki süreç. d. bu moda deyim h›zla bir parolaya. Bir topluluk içinde toplumsallaflma yoluyla aktar›lan de¤er. Gelene¤in günümüzde de¤eri. baz›lar› için yeni bir özgürlü¤ün iflaretini veren fley. geç modern ya da post modern zamanlar›n temel katmanlaflt›r›c› unsuru hâline gelmektedir. Fiziksel olarak yerimizde çak›l› duruyor olsak bile hareket hâlindeyiz: Hareketsizlik sürekli de¤iflen dünyada pek de geçerli bir seçenek de¤il. Küreselleflmifl bir dünyada yerel kalmak. geçmifl ve gelecek tüm gizlerin kap›lar›n› açacak bir anahtara dönüflüyor. insanl›k durumunun parametrelerinde süregiden çok yönlü dönüflümü özetler. Belirli bir toplumdaki toplumsal tutum. b. tüm insan nüfusunun varolufl koflullar› ile her bir yerli nüfusun çeflitli kesimlerinin varolufl koflullar›n› birbirinden kesin çizgilerle ay›rmaktad›r. birlefltirirken böler. baflkalar› için yerelleflme anlam›na gelmekte. gidiflat›n› belirleyenin de küreseller oldu¤u bir dünyada hiç de memnuniyet verici ya da tahammül edilir bir durum olmayan yerelliklerine sa¤lan›p kald›. bir yerelleflme. önemi ve hükmü olmayan bir fley olarak düflünülmesi. baflkalar›n›n üzerine davetsiz ve kötü bir kader gibi çullanmaktad›r. Baz›lar› için küreselleflme olarak görülen fley. o kadar böler. ve her zaman eflitsiz da¤›t›lan k›t bir meta olan hareket özgürlü¤ü h›zla. küreselleflme onsuz mutlu olamayaca¤›m›z fley. Baz›lar›na göre. baz›lar›na göre ise mutsuzlu¤umuzun nedeni. Gelgelelim. Hepimiz ister istemez. bu yeni koflulun yaratt›¤› sonuçlar son derece eflitsiz. Zaman ve mekân›n kullan›mlar› hem keskin bir biçimde farkl›laflm›fl hem de farkl›laflt›r›lm›flt›r. mekân sabitleme süreci de ifllemektedir. ticaret ve enformasyon ak›fl›n›n yerküresel boyutlara ulafl›yor olmas›n›n yan› s›ra. ‹fl. Afla¤›dakilerden hangisi. b. Gelene¤in de¤iflebilece¤i ve ayn› zamanda kimi kez modern olabilece¤i.. Baz›lar›m›zsa hayat oyununun kurallar›n› koyan›n da. Hareketlilik. kendi seçimimizle ya da baflka seçenek olmad›¤› için hareket hâlindeyiz. c. c. eylem veya davran›fl örüntüleri. küreselleflme sürecinin genellikle varsay›lan ortak etkilere sahip olmad›¤› gün gibi ortaya ç›kacakt›r. g›pta edilen de¤erler aras›nda en üst s›ralara yükselmekte. Gelene¤in sadece eskiye ait bir olgu olarak görülmesi. Kuflaktan kufla¤a aktar›lan âdet ve inançlar. inanç ve al›flkanl›klar. 10. e. Baz›lar›m›z eksiksiz ve gerçek anlamda küresel hâle geliyor. yerkürenin tek tipli¤ini teflvik etme nedenleriyle bölme nedenleri özdefltir.20 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Okuma Parças› 9. Hepimiz küresellefliyoruz ve küresellefliyor olmak tüm küreselleflmifller için üç afla¤› befl yukar› ayn› anlama geliyor. Gelene¤in de¤iflmeden kald›¤› izlenimi vermesi. Afla¤›dakilerden hangisi gelene¤in özelliklerinden biri de¤ildir? a. e. davran›fl. küreselleflmenin hem geri dönüflü olmayan hem de hepimizi ayn› ölçüde ve ayn› flekilde etkileyen bir süreç. Zaman/mekân s›k›flmas› terimi. gelene¤in modernlikle karfl›tl›k içinde kullan›lmas› sonucunda ortaya ç›kan sonuçlardan biri de¤ildir? a. Bununla birlikte. Âdet hâline gelmifl düflünme. toplumsal se- . finans. herkesin birleflti¤i nokta. de¤iflmeyen âdet. Herkesin dilinde bir küreselleflmedir gidiyor. Gelene¤in kal›nt› olarak görülmesi. dünyan›n kaçamayaca¤› kaderi oldu¤u. Bu s›k›flman›n toplumsal nedenlerine ve sonuçlar›na bak›ld›¤›nda. d.

c 10. Küreselleflme ve Toplumsal Sonuçlar›. dramaturjik yaklafl›m oyun metaforu üzerinden toplumu bir araya getiren etmenleri aç›klarken semiyolojik yaklafl›m da dilin ve kültürün yap›s› aras›nda paralellikler kurar. Yerel var oluflun getirdi¤i s›k›nt›lar yetmezmifl gibi. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Simgelerin Kayna¤› Olarak Kültür” konusunu yeniden gözden geçiriniz. e 9. 7-9. kamusal mekanlar yerelleflmifl hayat›n menzili d›fl›nda ç›km›flt›r. s. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Gelenek ve Kültür” konusunu yeniden gözden geçiriniz.Kültür 21 S›ra Sizde Yan›t Anahtar› faletin ve alçalman›n bir göstergesidir. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Küreselleflme ve Kültür” konusunu yeniden gözden geçiriniz. sosyal ve kültürel aç›l›mlar›n yay›lmas›nda kullan›lan ideolojik oluflumlar çerçevesinde incelenmektedir. bir yan›yla ekonomik bir bütünleflme ve standartlaflmaysa di¤er yan›yla kültürel bir ço¤ullaflma ve yeni bileflimlerin ortaya ç›kmas› anlam›na gelir. S›ra Sizde 4 Ulaflt›rma ve iletiflim alanlar›ndaki teknolojik ilerlemeler. S›ra Sizde 2 Sosyolojide. bunun sürekli yeni bileflimlerle beslendi¤ini ifade edebiliriz. ‹stanbul: Ayr›nt› Yay›nlar›. Dünya’n›n küresel bir pazar hâline gelmesi için yap›lan icatlar. medine) kavramlar› vard›r. dünya çap›nda. S›ra Sizde 1 Kültür. unsurlar›n bütünleflmesi yönünde oluflu ve bu bütünlü¤ün tek tip bir kültüre do¤ru evrilmesi tehlikesiyle birlikte. ifllevselci ve yap›salc› yaklafl›mlar. Ünite . ve yerel birimler anlam yaratma ya da anlam müzakere etme kapasitelerini kaybetmekte. bir uygarl›k oluflturmalar›n› mümkün k›lar. insan›n do¤ay› dönüfltürme eylemlerinin tam›m› olarak tan›mlanabilir. a Yan›t›n›z yanl›fl ise “Kültürün Önemi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. S›ra Sizde 3 Küreselleflme tart›flmalar›nda. Uygarl›k sözcü¤ü yabanc› dillerde civilisation ya da medeniyet olarak karfl›lanmaktad›r. Böylece küresel bir kültürün oluflmaya bafllad›¤›n›. a 2. 2006. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Kültürün ve Bilgi ‹liflkisi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Küreselleflme. kendi denetimleri d›fl›ndaki anlam verme ve yorumlama eylemlerine giderek daha fazla ba¤›ml› hâle gelmektedir. Bu oluflumlar›n. Kent yaflam› do¤rudan do¤ruya uygarl›kla iliflki içindedir. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Kültürün Önemi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. e 8. örgütlülük ve karmafl›kl›k arz etti¤i durum olan uygarl›¤›n öncelikle ve belirleyici olarak kent tipi bir yerleflmenin ortaya ç›k›fl›yla yak›ndan iliflkisi oldu¤u söylenebilir. Kaynak: Zygmunt Bauman. insan topluluklar›n›n daha örgütlü hâle gelmelerini. ayn› zamanda birbrinden yal›t›lm›fl flekilde uzak duran kültürlerin de karfl›laflmas›n› sa¤lam›flt›r. küreselli¤in kapsay›c›l›¤› içinde köklere ve yerele önem verme ve sayg› duyma durumu ortaya ç›km›flt›r. Her iki sözcü¤ün de kökeninde kent (civitas. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Kültür ve ‹deoloji” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Sosyal Bilimlerde Kültür” konusunu yeniden gözden geçiriniz.1. ortak bir ruh hâlinin de temsilcisidir çünkü kent yaflam› belirli bir yerde sabit kalmay› gerektiren üretim iliflkilerine ba¤l›d›r. Öte yandan. b 5. kültürler aras› al›fl-verifli h›zland›rm›fl ve kolaylaflt›rm›flt›r. d 4. c 7. Kent yaln›zca ortak bir yaflam alan› olman›n ötesinde. Kültür birikimi. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Gelenek ve Kültür” konusunu yeniden gözden geçiriniz . Yan›t›n›z yanl›fl ise “Sosyal Bilimlerde Kültür” konusunu yeniden gözden geçiriniz. d 6. ‹nsan›n yaflam biçiminin belli bir süreklilik. kültür kavram› ço¤unlukla. kültürü bir sistem olarak de¤erlendirerek toplumsal ögeleri bir arada tutan bir motif ve toplumsal ögelerin karfl›l›kl› iliflkilerinin dengesi olarak ele alarak bütüncü görüflü temsil etmektedir. Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar› 1. c 3.

Turkish Traditional Art Today. (1996). ‹stanbul: ‹thaki Yay›nlar›. Kültür ve Toplumun Sözvarl›¤› (Çev. Ankara: Do¤u-Bat› Yay›nlar›. Williams. de Minuit. Mythologies. Ritzer. du Seuil.W. Castells. (2001). Saussure (de). (2006). Madlen: Blackwell Publishers. The Culture Industry. Anahtar Sözcükler. Explorations in Social Theory: From Metotherizing to Rationalization. Barthes. B. Althusser. Bourdieu. Cours de Linguistique Générale. Henry (2002). (2008) Kültür Bilimleri ve Kültür Felsefesi. (1995). S. (2006). Londra: Routledge. R.: S). (1970). Paris: Eds.Tümertekin. Uslu. (1979).: Ergüden. La Distinction. Eskiflehir: Anadolu Üniversitesi Yay›nlar›. Critique Sociale du Jugement.22 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar Adorno. Alp). Yeniden-Üretim Üzerine (Çev. Paris: Eds. R. ‹stanbul: ‹letiflim Yay›nlar›. London: Sage. (2005). The Rise of the Network Society. Ankara: Ministry of Culture of the Turkish Republic-Indiana Universty Pres. G. ‹lkça¤ Felsefesi. L. Glassie. T.Payot. K›l›ç. Paris: Eds. (2009). Ifl›k . Özlem. D. M. F. .

.

Ekonomik düzenin farkl› yönlerine odaklanan sosyolojik yaklafl›mlar› aç›klayabilecek. Çal›flman›n insan geliflimi üzerindeki etkilerini özetleyebileceksiniz. Endüstriyel üretim ile post endüstriyel dönüflümün getirdi¤i de¤iflimi aç›klayabilecek. Anahtar Kavramlar • Ekonomi • Taylorizm • Fordizm: Kitle Üretimi • Post Endüstriyel Ça¤da ‹flin Örgütlenmesi • Esnek ya da Yal›n Üretim • Enformasyon Devrimi Ekonomi • G‹R‹fi • EKONOM‹K DÜZEN‹N SOSYOLOJ‹K ANAL‹Z‹ • ENDÜSTR‹ TOPLUMUNDA ‹fi‹N ÖRGÜTLENMES‹ • POST-ENDÜSTR‹YEL ÇA⁄DA ‹fi‹N ÖRGÜTLENMES‹ • ÇALIfiMANIN GELECE⁄‹ . Taylorist bilimsel yönetim anlay›fl›n› özetleyebilecek. Endüstri toplumunun flekillenmesini Fordist yaklafl›m üzerinden aç›klayabilecek. ‹flin yeniden örgütlenmesi sonucunda yal›n üretim sisteminin getirdi¤i yenilikleri de¤erlendirebilecek.2 Amaçlar›m›z ‹çindekiler Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar SOSYAL B‹L‹MLERDE TEMEL KAVRAMLAR Bu üniteyi tamamlad›ktan sonra.

Ekonomiyi bir “kurum” olarak adland›rmak. çeflitli flekillerde insanlar›n yaflant›lar›n› biçimlendirir. toplumda mallar›n ve hizmetlerin sistematik bir biçimde üretim. tüketim ve da¤›t›m› D ile Ü fi ilgilenir. Jiobu& Schwirian. Ü N E L ‹ M ‹nsanlar mallar ve hizmetler arac›l›¤›yla bir taraftan yaflayabilmeleri için gerekli ihtiyaçlar›n› karfl›larken di¤er taraftan da bunlar sayesinde toplumsal statü elde ederler (ThomS O R U son & Hickey. yüzme havuzu ve yat gibi lüks unsurlara kaK ‹ Tdoktorlar›n. insan›n toplumsal davran›fl›n› ekonomiye dayand›r›r. T›pk› Anadolu insan›n›n “Mal can›n yongas›d›r. giyecek korunma gibi zorunlu ihtiyaçlardan araba. Özellikle Karl Marks ve onun çat›flma yaklafl›m›. Bunlar: “Fonksiyonalizm”. K›saca ifade etmek gerekirse ekonomi. ekonomik çal›flmalardan çok büyük ölçüde etkilenmifltir. 1998:410). 1997:380): ‹NTERNET ‹NTERNET . ekonoAMAÇLARIMIZ minin di¤er sosyal kurumlar›n alan ve oluflumunu elefltirel olarak inceleyerek belli ekonomik düzenlemelerin özelliklerini tart›fl›rlar. Ekonomi. Toplumsal hayat›n farkl› yönlerini anlamam›za yard›mc› olan bu yaklafl›mlar› flu flekilde özetleyebiliriz (Curry. Marks’›n çal›flmalar›n›n önemli bir k›sm›. Hizmet ise dinî liderlerin. polislerin ve telefon operatörlerinin faaliyetlerinden elde edilen de¤erleri/kazançlar› ifade eder. ‹nsanlar. mal ve hizmetlere de¤er verirler çünkü onlar insanlar›n hayatTELEV‹Z YON lar›n› kolaylaflt›r›r (Macionis & Plummer. 1999:494).” dedi¤i gibi. Mallar.Ekonomi G‹R‹fi Baflta sosyoloji olmak üzere birçok sosyal bilim çok say›da önemli kavram› ekonomistlerden ödünç alm›flt›r. üretimi da¤›t›m› ve tüketimini örgütleyen D ‹ K K A T sosyal bir kurumdur. ekonomik düzenin farkl› yönlerine odaklanan üç farkl› yaklafl›mdan bahsedebiliriz. A P dar genifl bir alandaki ürünleri kapsar. SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON EKONOM‹K DÜZEN‹N SOSYOLOJ‹K ANAL‹Z‹ Sosyolojide. yiyecek. fonksiyonalistler de sosyolojik analizlerinde ekonomiden etkilenmifllerdir. en az›ndan genel hatlar›yla kestirilebilir yerleflik davran›fllar içinde ifllev gördü¤ünü ima eder. Sosyologlar. Di¤er baz› sosyoloSIRA S‹ZDE ji kuramlar›nda oldu¤u gibi. Ayr›ca mal ve hizmetlerin da¤›t›m›. “Çat›flmac› Yaklafl›m” ve “Sembolik Etkileflim Yaklafl›m”d›r. mallar ile hizmetlerin.

. çat›flma kuramlar›. kapitalizmin kendisinin bir çeliflki oldu¤unu öne sürerek uzun vadede kendi kendisini yok edece¤ini iddia ederler. afla¤›daki gerekler ve fonksiyonlar›n yerine getirilmesiyle sa¤lanabilir: Mallar›n ve Hizmetlerin Da¤›t›m› Fonksiyonalistler. mallar›n ve hizmetlerin da¤›t›m› ile üretimin teflvikini yeterince iyi sa¤lad›¤›na inan›rlar. serbest piyasa ve kâr aray›fl›n› öne ç›kartan kapitalist sistemin. Andrew Carnegie ve Andrew Mellon gibi kapitalistler. kendisini destekleyen bir finansör bularak fikrini uygulamaya geçirmifltir. ekonomik düzenin istikrars›zl›¤›n› vurgular. kapitalist toplumlarda. Fonksiyonalistlere göre toplumsal istikrar. ‹stikrar konusunu vurgulayan fonksiyonalist yaklafl›m›n aksine. Rockefeller.1 Fonksiyonalistler serbest piyasa ve kar anlay›fl›n› öne ç›kar›rlar Gücün ve Zenginli¤in Üretimi Fonksiyonalistler. Çünkü bu sistem insanlara. Öte yandan merkezî/bürokratik yap›lara sahip olan sosyalist ekonomiKaynak: htpp:// neo%20fonksiyonalist%20 ler. E¤er yeni bir hizmet ve ürün için bir piyasa (talep) var ise baz› giriflimciler büyük bir memnuniyetle onu keflfedecekler ve sonra ondan kâr elde edeceklerdir. Bu ö¤renci. ekonomi ve siyasal kurumlar aras›nda yak›n bir iliflki oldu¤unu iddia ederler. toplumun kaynaklar›n›n yönlendirilmesinde etkinli¤i art›r›r. kargolar›n çok k›sa bir sürede devredilmesi ihtiyac›n› duyan bir üniversite ö¤rencisinin fikridir. Bir örnekle aç›klamak gerekirse Federal Express fiirketi (flimdi ad› FedEx ). piyasan›n taleplerine yeterince h›zl› cevap veremezler. Bunun sebebi ise iflletmelerin yeni hizmetler ve ürünler önererek müflteriler için sürekli rekabet hâlinde olmas›d›r. yüzy›l›n “soyguncu baronlar›” ekonomik ve siyasal gücün nas›l bir arada yürütülebilece¤ini göstermifllerdir. Örne¤in. 19. Güç bireylere hükümetleri etkileme imkân› verir. Hatta baz› çat›flmac› yaklafl›mlar. sürekli yenilik içinde olduklar› için çevrelerindeki de¤iflime daha iyi uyum sa¤lam›fllard›r. Örne¤in. Yenilik Fonksiyonalist perspektife göre kapitalist toplumlar. risk almalar›n› ve yeni ifller gelifltirmelerini teflvik edecek yüksek kârlar sa¤lamaz. Çat›flma Kuram› ‹stikrar: Üretim ve tüketim aras›ndaki denge. John D. bu da yeni yat›r›m alanlar›n›n bulunmas›na yol açar. daha çok toplumda istikrar›n nas›l sürdürülece¤i ile ilgilenirler. FedEx bugün oldukça baflar›l› bir kargo flirketi olarak varl›¤›n› sürdürmektedir. ekonomik baflar› bireylerin zenginleflmelerine ve bunu güce dönüfltürmelerine imkân sa¤lar. Resim 2.26 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Fonksiyonalist Perspektif Fonksiyonalist teoriler. Onlara göre bu iliflki. elde ettikleri dev boyutlardaki servetleri güce dönüfltürmeyi bilmifllerdir.

kapitalizmin kendisinin bir çeliflki oldu¤unu öngörerek uzun vadede kendi kendisini yok edece¤ini iddia ederler. kitaplar. gruplar ve ekonomi aras›ndaki etkileflimi konu al›r. . Marks ve di¤er çat›flmac› kuramc›lar. Ayr›ca bu durum bir sorun olarak da alg›lanmamaktad›r çünkü ideolojik olarak desteklenen kapitalizm. Formel sosyalleflme araçlar›: Aile. iflle ilgili rol modellerinde hâlâ en önemli kaynaklard›r. Ailenin yan› s›ra arkadafl çevresi de bir baflka önemli informel sosyalleflme arac›d›r. Her meslek kendine özgü vas›flar ve kiflilik özellikleri ister. kapitalizmin üretti¤i büyük ekonomik eflitsizli¤e iflaret eder. Ekonomik davran›flla ilgili olarak aileler. Yine iflverenler belki de en önemli formel kariyer sosyalleflmesi arac›d›r. Genel olarak formel ve informel olmak üzere iki tür sosyalleflme arac› vard›r. büyük ölçüde sosyalleflme araçlar›yla yaflam boyunca sürer. okul ve ifl çevresi gibi formel mesleki sosyalleflme araçlar› da bulunmaktad›r. “kazananlar› ve kaybedenleri” meflrulaflt›r›r. aileler çocuklar›n› aile iflletmelerine getirdiklerinde bafllar ve öncelikle s›radan ifller yapan çocuklar daha sonra orada yönetici olurlar. Mesleki miras baz› durumlarda da spesifik meslekler için sosyalleflmeyi kapsar. comtagkapitalizmpage4 reciyle ilgilenir. Yine bu yaklafl›ma göre mevcut eflitsizlik gelecek kuflaklara da büyük ölçüde yans›maktad›r.arastiralim.2. Bu süreç mesleki miras olarak adland›r›l›r. özellikle de çal›flma ve kariyer hakk›ndaki düflünce biçimimiz ile edinilen bilgi süKaynak: http://www. Yafl›tlar.2 Karl Marx Bilindi¤i gibi çat›flmac› yaklafl›m›n temellerini Karl Marks (1818-1883) ortaya atm›flt›r. Medya. ‹nformel sosyalleflme araçlar›: Genelde aileler ilk ve en önemli sosyalleflme araçlar›d›r. Ünite . Sembolik Etkileflim Yaklafl›m› Fonksiyonalist ve çat›flmac› yaklafl›mlar ekonomik düzenin iflleyifli ve sonuçlar› üzerinde dururken Sembolik Etkileflim yaklafl›m› bireyler. okullarda meslek seçimi konusunda tavsiyeler söz konusudur. çocuklar›n çal›flmaya yönelik tutumlar›n› ve kariyer süreçlerini etkiler. bugün Amerikan ailelerin en zengin %10’luk grubu. Çat›flmac› kuramc›lar.3 Çat›flmac› yaklafl›mc›lar. Bu rehberlikler ço¤u kere ö¤rencilerin meslek tercihlerini etkiler. Baz› durumlarda mesleki miras. Ancak medya nadiren iflle ilgili gerçekçidir. bir bütün olarak ekonomik düzen söz konusu oldu¤unda. Resim 2. medya gibi informel sosyalleflme araçlar› yan›nda. arkadafl çevresi. filmler. nüfusunun % 90’›n›n sahip oldu¤u servetten daha fazlas›n› ellerinde tutmaktad›r. birer rol modeli oluflturabilirler veya kariyer sürecinde enformasyon sa¤layabilirler. Örne¤in. Birçok sembolik etkileflimci. Örne¤in.Ekonomi 27 Resim 2. Çal›flma ve kariyer sosyalleflmesi. çocuklar genellikle aileleri ile ayn› mesleklere girerler. Televizyon. gazeteler. serbest piyasan›n s›n›f çat›flmas›na ve iflgücünün yabanc›laflmas›na yol açt›¤›na inan›rlar. kariyer sosyalleflmesi nin ( career socialization ) etkisini vurgular. kariyer sosyalleflmesi sürecinde bir baflka önemli araçt›r. “‹syankâr çocuk” imaj›na ra¤men.

Etzioni. öte yandan da rutin üretim iflinin gerçeklefltirilmesinde makinelere ek olarak insan kullan›m›n› incelemifllerdir.1994:55). günlük üretimi en yüksek ortalama düzeye ç›karan yönetim anlay›fl›d›r.5 na iliflkin temel sorunlar› ortaya koymaya çal›flarak bunlara iliflkin çözüm yollar› getirmifl ve rutin üreTaylor ifllerin atölye tim ifllerinde yap›lan faaliyetlerin belirlenmesinin ve bürolarda önemli bir hüner mümkün oldu¤unu göstermifller ve daha çok örgügerektirmeden sürekli tün mekanik boyutu ile ilgilenmifllerdir (March & Sitekrarlanan flekilde mon.1964:22): orgyonetimyonetimteorilerianasayfa• Bir ifli yapmak için “en iyi tek yolu” bulmak amateoriler. Nitekim daha sonra uygulamaya geçirilen Taylor’un bu görüflleri kadar çok az insan›n görüfllerinin entelektüel tarihte etkili oldu¤u. ‹nsanlar›n istihdam›Resim 2. günlük ücret d›fl›nda belli bir ek prim verilerek motive edilmelidir.4 kilenmifltir. . önemli bir hüner gerektirmemekle birlikte sürekli tekrarlanan iflleri inceleyen Taylor’un önermeleri Kaynak: (ya da daha do¤ru bir ifade ile yöntemleri) flunlard›r http://www. Dolay›s›yla Taylor’un bilimsel yöTaylor örgütlere netim yaklafl›m› ile Weber’in bürokratik örgüt iliflkin kuram› aras›nda büyük ölçüde benzerlikler söz çal›flmalar›n› konusudur. E¤er verimlilik art›r›labilirse hem iflçiler hem de iflverenler bundan kazançl› ç›kacakt›r. iflin örgütlenmesi konusunda Weberyen teoriden büyük ölçüde etResim 2. • ‹fli en iyi ve en h›zl› bir biçimde yapabilmesi için iflçiyi özendirin. Bu amaçla bütün aletlerin yerleri sabit ve tan›mlanm›fl olmal›d›r. baz› yazarlar taraf›ndan iddia edilmektedir (Drucker. Ancak Taylor’a göre bu çat›flma gereksizdir. Dolay›s›yla Weber’in örgütlere iliflkin çal›flmalar›ndaki teorik boyuttaki a¤›rl›¤›n yerini Taylor’da daha çok uygulamaya yönelik boyut al›r. Bilgiyi iflin incelenmesine uygulayan Taylor.htm c›yla zaman ve yöntem araflt›rmas›n› kullan›n.28 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar ENDÜSTR‹ TOPLUMUNDA ‹fi‹N ÖRGÜTLENMES‹ Bilimsel Yönetim Anlay›fl› ve ‹nsan ‹liflkileri Okulu Weber’den farkl› olarak Taylor bilim adam› de¤il bir mühendistir. ‹flçi standart üretim düzeyine eriflti¤i zaman. 1975:14). (March & Simon.canaktan. • ‹flçiler. Bunun yan›nda Taylor. • ‹flçiye verilen ücret ile onun performans› aras›nda yak›n iliflki olmal›d›r.1975:21. önce iflin analizini daha sonra da mühendisli¤ini yapm›flt›r. Atölyelerde ve bürolarda yap›lan ve yap›lmas›n› gerçeklefltirmifltir. Bilindi¤i gibi Taylor’un ifl kavram›n› incelemeye bafllad›¤› dönemde iflçilerle iflverenler aras›nda oldukça fliddetli gerilimler mevcuttur. Taylor ve onu izleyenler incelenen konuyu çok daha fazla s›n›rlayarak bir taraftan içinde bulunduklar› durumun tarihsel özelliklerini ve kiflisel formasyonlar›n›. uygulamaya yönelik yapm›flt›r. En iyi yöntem. her iki el hareketlerini an›nda do¤al olarak yapabilir hâle gelmelidir.

do¤ufltan iflten nefret etmez. . Özellikle Henry Ford’un kitle üretimini öngören ve 20. Bu sayede endüstri öncesi toplumun çal›flma al›flkanl›klar›na sahip iflçilerin verimlilikleri çok daha kolay bir flekilde art›r›labilmifltir. gerekse Mayo ve haleflerince farkl› bir çizgide. 1992:117): • Babadan kalma yönetim anlay›fl› yerine bilimsel yönetimin tesisi • Çat›flma de¤il uyum • Bireycilik de¤il ifl birli¤i • S›n›rl› üretim yerine. Nitekim insan›n iflten kaytarmas›n›n genel bir kural oldu¤unu söyleyen Troçki’nin “insan tembel bir hayvand›r” sözü büyük ölçüde bu mantalitenin bir ürünüdür. Bu ödüllerin en önemlisi ise benli¤in doyurulmas› ve gerçeklefltirilmesidir. ‹fl bir doyum kayna¤› oldu¤u müddetçe iflçi onu severek yapar ancak ceza kayna¤› hâline dönüfltü¤ü zaman yapmaktan kaçar. makinelerin h›z›. kendi kendilerini yönetme ve kendi kendilerini denetim yollar›n› kullan›rlar.2. ak›lc› hareket eden ve kendi ç›karlar›n› düflünen insan. Teorik planda büyük yank›lar yapan “insan iliflkileri ekolü”nün temel varsay›mlar›n› Douglas McGroger (1970: 39-40) flu flekilde s›ralamaktad›r: • ‹flte fiziki ve zihni çaban›n harcanmas› oyun ya da dinlenme kadar do¤ald›r. Bu örgütsel amaçlar›n gerçeklefltirilmesi ile de sa¤lanabilir. Taylor’un fikirlerinin uygulamaya geçirilmesinden sonra tüm ileri ülkelerde verimlilik elli kat artm›flt›r. endüstriyel iflin örgütlenmesi konusunda endüstri sosyolojisinin teorisine önemli katk›lar yap›lm›flt›r (Öncü. Proleterya: ‹flçi S›n›f› Homo Economicus: Maksimum fayda peflinde koflan.1992:117) Taylor’un bilimsel yönetim anlay›fl›n›n temel karakteristikleri flunlard›r ( Hicks&Gullett. Örgüt teorisinde “insan iliflkileri” ekolü olarak an›lan bu teori. bu iflin de¤erlendirilerek küçük parçalara bölünmesini ve standartlaflt›r›lmas›n› öngören yönetim anlay›fl›na dayand›rd›¤›n› görüyoruz. Taylor’un görüflleri sendikalar taraf›ndan büyük tepki görmüfl olmas›na ra¤men uygulamada öncelikle ABD’de büyük ra¤bet görmüfltür. Bu anlay›fl büyük ölçüde. Taylorist ilkelere göre örgütlenmelerin çal›flanlar› ihmal etti¤ini. Özetle belirtmek gerekirse mevcut teoriler içinde en deterministik ve teknokratik karakterli olan (Grint. geliflmifl ülkelerin tümünü sarm›flt›r. maksimum üretim • Her insan›n etkinli¤inin ve refah›n›n maksimum düzeyde art›r›lmas›d›r. hem sosyalist hem de kapitalist sistemlerde iflçinin tembel oldu¤u. • Amaçlara ba¤l›l›k onlar›n elde edilmeleriyle ilgili olarak ödüllere ba¤l›d›r. insan›n do¤as› gere¤i çal›flmay› sevmedi¤i ve sorumluluktan kaç›nd›¤› varsay›mlar›na dayan›r.Ekonomi 29 ‹flçinin çal›flmas›n› kuflatan yöntemde. Ünite . Sonuçta Marx’›n proleteri art›k orta s›n›f›n temsilcileri hâline gelmeye bafllam›flt›r (Drucker. Bu verimlilik patlamas›ndan iflverenler kadar iflçiler ve toplumun di¤er üyeleri de faydalanm›flt›r. oysa çal›flan kiflilerin her fleyden önce insan oldu¤u ve bunun ihmal edilmesinin iflçiler kadar verimlili¤i art›rmak isteyen iflletmeler aç›s›ndan da sak›ncalar yaratabilece¤ini ileri sürmüfltür. 1994:62).1982:30). onlar› sadece maddi unsurlarla motive edilebilecek bir homo economicus olarak ele ald›¤›n›. Daha sonraki y›llarda ise gerek Taylor’un ilkeleri do¤rultusunda. Ba¤l› olduklar› amaçlar do¤rultusunda çal›flan insanlar. ifl öncelikleri gibi koflullar› düzenlemek için uzmanlaflm›fl kimseler kullan›lmal›d›r. Tayloristlerin görüfllerinin aksine s›radan bir insan. 1930 y›l›na geldi¤imiz zaman Taylor’un bilimsel yönetimi gerek sendikalar›n gerekse ayd›nlar›n karfl› ç›kmalar›na ra¤men. • D›flar›dan denetim ve ceza ile korkutma çal›flanlar› örgütsel amaçlara yöneltecek tek yol de¤ildir. yüzy›la damgas›n› vuran yönetim anlay›fl›n›n temellerini.

answers. Montaj hatt›ndaki iflçiler araba parçalar› kadar kolay de¤ifltirilebilmektedir. aletlerini tamir etmesi. biçimde konulabilecek flekilde de¤ifltirilebilir ve birbirine ba¤lanmas›n›n son derece basit olmas›nin çok daha önemli oldu¤u idResim 2. ayn› zamanda aramay› da ö¤renir. sadece iflçiler aras›nda de¤il mühendislerde de bölmüfltür. Ayr›ca Ford iflgücünü. LEV‹ZYON TELEV‹ZYON bilmesi dahi gerekmemektedir. Sorumluluktan kaç›nma. • Örgütsel sorunlar›n çözümünde insanlar gerekli yarat›c›l›k ve ustal›¤a sahiptirler. ‹leri düzeyde ifl bölümü ve standartlaflmay›. son derece kat› bir biçimde uygulayarak verimlilikte büyük art›fllar sa¤laD‹KKAT D‹KKAT m›flt›r. h›rs yoksunlu¤u ve güvenli¤e afl›r› önem verme gibi özellikler genellikle tecrübeler sonucunda elde edilir. Baz› endüstri mühendisleri montaj ifllemlerinde uzmanlafl›rken di¤erleri de tek parçalar› imal etmeye tahsis edilmifl makinelerin iflletiminde uzmanlaflm›flt›r. Bunun yerine comtopichenry-ford kafas›n› önüne e¤ip baflka fleyler düflünmektedir. kalite kontrolü yapKaynak: mas› ve hatta yan›ndaki iflçilerin ne yapt›¤›n› T Ehttp://www. Montaj iflçisinin parça ›smarlamakurucusu. Bu tür görevler ustabafl› ve endüstri mühendisine aitti. Örne¤in.6 AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ dia edilmektedir. D Ü fiKitle Ü N E L ‹ M Üretimi Fordizm: DÜfiÜNEL‹M S O R U Taylor’un bilimsel yönetim anlay›fl›n›n uygulamadaki temsilcisi Henry Ford olmufltur. iflçi bir arac›n hatal› çal›flmas›n› dahi bildirememekteydi. Baz› ürün mühendisleri . Ford bu Silkelerden hareketle kendi otomobil fabrikas›nda siparifl usulü üretimO R U den kitle hâlinde seri üretime yönelmifltir. SIRA S‹ZDE 1 Taylor’›n çal›flan› mekaniklefltirdi¤i ifl modelinin iflin örgütlenmesi konusunda endüstri SIRA S‹ZDE sosyolojisine nas›l bir katk›s› olmufltur.30 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar • Uygun bir ortamda s›radan bir kifli sorumlulu¤u sadece kabul etmeyi de¤il. c›vata s›kmak ya da üretilen her Fordist üretim arabaya bir tekerlek takmak gibi. birçok kiflinin inand›¤› gibi hareket eden SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE Daha çok parçalar›n birbirlerinin yerine tam ve uyumlu bir montaj hatt› de¤ildir. Bu parçalar›n nas›l bir araya geldi¤ini dü‹NTERNET ‹NTERNET flünmek ise endüstri mühendisinin görevidir. • Ça¤dafl endüstri toplumunda normal insan›n yeteneklerinin sadece bir k›sm›ndan yararlan›lmaktad›r. Baz› imalat mühendisleri montaj donan›m›n›n tasar›m›nda uzmanlafl›rken di¤erleri her özel parça için belli makineler tasarlamaktad›rlar. Örgütü ve çal›flanlar› âdeta mekanik unsurlar olarak gören Taylorist görüfllerden farkl› olarak iflin örgütlenmesinde sosyolojik ve psikolojik unsurlar› ön plana ç›kartan “insan iliflkileri” ekolünün günümüzde çok daha fazla do¤rulanan bu varsay›mlar› 1930’lu y›llarda ortaya at›lmas›na ra¤men uygulamada Taylorist görüfller kadar etkili olmam›flt›r. Buna karfl›l›k sadece birkaç dakikal›k e¤itimden geçen montaj iflçisi son derece kat› bir disiplin içinde belirli rutin iflleri tekrar tekrar yerine getirmektedir. yoksa do¤ufltan gelen özellik de¤ildirler. Yine kitle üretim biçiminde Henry Ford: montajc›n›n. Bu süreçte iflçinin herhangi bir görüfl bildirmesi söz konusu de¤ildir. s›. sadece tek K ‹ T A P Kmodelinin ‹ T A P bir ifli vard›r. Bu üretim biçiminde en önemli unsur.

Bununla iflçinin ifle zaman›nda gelip gitmesi.Ekonomi 31 motorlar üzerinde.2.1993:27-33). • Kitle üretimi ve kitle tüketimi aras›ndaki ba¤lant›n›n mevcudiyeti. özel amaçl› makinelerin kullan›m›. Bilgileri ve fikirleri yönlendiren fakat gerçekte bir otomobile hiç dokunmam›fl ya da fabrikaya girmemifl olan endüstri toplumunun bu “bilgi iflçileri” emek sanat ba¤›ml› geçmiflin e¤itimli atölye sahiplerinin ve eski tip fabrika ustabafllar›n›n yerlerini alm›fllard›r. büroda ya da makinenin bafl›nda standartlaflt›r›lm›fl rutin iflleri b›kmadan yapmas›n›n ö¤retilmesi amaçlanm›flt›r (Toffler. hesap ve biraz da tarih bilgisinin yan› s›ra ö¤rencilere endüstrinin gerektirdi¤i. onu yapacak makineleri getirmekte ve ço¤u zaman atölyede makinelerin iflletimini yönetmektedirler. Özetle belirtmek gerekirse kitle üretim biçiminin temel özellikleri flunlard›r (Allen. Her ifli kendileri yapan bu iflçi yöneticiler montajc› ile anlaflmakta parçalar›n tasar›m›n› yapmakta.1993:44). Endüstri toplumunun flekillenmesinde oldukça etkili olan Fordist üretim biçiminin yayg›nl›k kazanmas›yla birlikte fabrika endüstri toplumunun merkezi hâline gelmifltir. Asl›nda bu süreç 19. baz›lar› da elektrik sistemleri üzerinde uzmanlaflm›fllard›r. Bunun yan›nda Fordist kitle üretiminin yayg›nlaflmas› endüstri toplumunda sendikalar. endüstri toplumunda e¤itim kurumlar›ndan aile yap›s›na kadar her alana daha çok nüfuz eder olmufltur. Kitle üretimi sürecinde kullan›lan makineler niteliksiz iflçilerin kullanabilece¤i flekilde dar amaçl› olarak tasarlanm›flt›r. karar sürecinin de bütünüyle d›fl›nda tutulmufltur. uzun süreli standart mal üretimi. • Merkezî yönetim taraf›ndan karakterize edilen iflin örgütlenmesinin hiyerarflik ve bürokratik biçimi. • Büyük fabrikalarda yar› vas›fl› kitle iflçileri ile yüksek ücretli iflçilerin konsantrasyonu.1990:62-3) ve iflçiler birbirlerinin yerine kolayca ikame edilebilecek flekilde örgütlenmifltir. her fleyi zaman›nda yapmak ve söz dinlemek gibi montaj hatt›n›n taleplerine uygun bireyler yetifltirmifltir. . Bu yeni uzmanlar›n görevi endüstride vas›fs›z iflgücünün kullanaca¤› makineleri tasarlamakt›r (Womack&Jones. belirsizliklerden korunmaya çal›fl›lm›fl (Stinch-Combe. meslek kurulufllar› gibi kitle örgütlerinin de güçlenerek geliflmelerine ve bunlar›n yan› s›ra kitle iletiflim araçlar› ile kitle kültürünün de yükselifline yol açm›fl. Di¤er bir ifade ile iflçinin üretim üzerindeki kontrolü tamamen ortadan kald›r›lmaya çal›fl›lm›fl ve iflçilerin tatmini büyük ölçüde ücret art›fl›yla sa¤lanmaya çal›fl›lm›flt›r (Yentürk. 1992:185): • Standart parçalar›n birlefltirilmesi. Bunun yan›nda iflçi. • Büyük hacimli kitle üretimi yoluyla sa¤lanan ölçek ekonomileri. Böylece fabrika. Ünite . e¤itim kurumlar› bir taraftan kitle e¤itimi çerçevesinde okuma-yazma. toplumsal yap›da çok köklü dönüflümleri beraberinde getirmifltir. Örne¤in. yüzy›lda bafllat›lm›fl olmakla birlikte 20. yüzy›lda Fordist kitle üretim süreci ile birlikte çok daha yayg›nlaflt›r›lm›flt›r. • Gümrük duvarlar› yoluyla korunan pazarlarda. baz›lar› gövde üzerinde. Emek ile sermaye aras›nda yaflanan yo¤un gerginliklerin de etkisiyle Fordist kitle üretiminde ifl. iflgücünün vas›f yönünden fragmantasyonu ve montaj hatt›. talep ve refah dengeleri ve Keynezyen politikalar taraf›ndan düzenlenen ulusal devlet ekonomilerinin yönetimi. • Arz. 1981:53). amirlerinin ve yöneticilerinin verece¤i emirleri tart›flmadan yerine getirmesi.

Yükselifliyle üretim sürecinde maliyetlerin düflüflünde ve toplumsal yap›lar›n de¤iflmesinde büyük rol oynayan kitle üretimi zamanla tüm dünyaya yay›lm›flt›r ve bunu ilk kullanan firmalar aç›s›ndan söz konusu rekabet avantaj› da böylece ortadan kalkm›flt›r.com/2009/06/retool-the-auto-industry/ http://asitoughttobe.1990:2).7 Ford fabrikas›ndan çal›flmaya örnekler Kaynak: http://www. AMAÇLARIMIZ Yukar›da belirtilen tarihten sonra ise piyasalarda genel bir istikrars›zl›k görülmeye bafllanm›flt›r. Bu dönemde uygulanan Keynezyen politikalarla desteklenen “refah devleti” uygulamalar› piyasalar› geniflleterek kitle üretimi için oldukça uygun bir ortam sa¤lam›flt›r (Loveman&Sengenberger.sustainablecityblog. Durkheim’in toplumsal farkl›laflma sürecinin art›fl›yla birlikte ortaya ç›kt›¤›n› söyledi¤i “bireysellik” olgusu. Ayr›ca kitle üretiminde pazarlar hem kitlesel üretilmifl mallar için yeterli hem de büyük ölçekli firmalar›n D ‹ K Kolarak AT maliyetlerini amorti edebilmesi için istikrarl› olmal›d›r.com20110420henry-ford-socialist SIRA S‹ZDE 2 SIRA S‹ZDE yayg›nlaflmas›n›n endüstri toplumunun flekillenmesinde nas›l etFordist üretim biçiminin kileri olmufltur? DÜfiÜNEL‹M Fordizmin Krizi DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P 1970’li y›llar dünyada genel ekonomik krizle birlikte kitle üretiminin de krize girS Kitle O R U üretiminin varl›¤›n› sürdürebilmesi standart tüketim kal›plar› ve di¤i y›llard›r. Öte yandan kitleselleflmifl endüstriyel standart üretim düzeniyle bu toplumun kültürel ve siyasal mant›¤›n› oluflturan modernizm teorileri aras›nda da büyük paralellikler söz konusu olmufltur (Jeanniere. iletiflimde. istikrarl› pazarlar›n mevcudiyeti ile yak›ndan ilgilidir. 1970’li y›llara kadar gerek ulusal gerekse uluslararas› piyasalar kitle üretimi için oldukça müsait olmufltur SIRA S‹ZDE (Yentürk. 1993:21). Rejimleri ne olursa olsun bu kitleselleflmenin etkisiyle Kerr ve arkadafllar›n›n (1960) vurgulad›¤› flekilde endüstrileflmifl ülkeler aras›nda da giderek artan bir benzeflmeye tan›k olunmufltur. yüzy›lda egemenli¤ini büyük ölçüde sosyo-kültürel unsurlar›n varl›¤› ile sürdürebilmifltir. Rekabetin artt›¤› bu dönemde giderek daha TELEV‹ZYON TELEV‹ZYON ‹NTERNET ‹NTERNET . Resim 2. kitle üretiminin yayg›nl›k kazanmas›yla yani fabrikada. Ayr›ca giderek ucuzlayan teknolojinin küçük ve orta ölçekli firmalara geçmiflten olarak büyükler karfl›s›nda rekabet edebilme flans› vermeK ‹ T A farkl› P si piyasalarda rekabetin daha çok k›z›flmas›na ve dolay›s›yla kitle üretiminin de daha çok krize girmesine yol açm›flt›r. Örne¤in. mimaride ve tüketimde giderek artan standartlaflma ile birlikte son derece zay›flam›flt›r. 1993:44). kitle tüketimi anlay›fl›ndaki bir gerileme 70’li y›llar›n sonras›nda görüldü¤ü gibi kitle üretimi sürecinde de oldukça ciddi krizlerin yaflanmas›na yol açm›flt›r.32 Kitle Üretimi: ‹flin küçük parçalara bölünerek büyük miktarlarda üretilmesi Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Kitle üretimi 20. e¤itimde.

Ekonomi SIRA S‹ZDE 33 DÜfiÜNEL‹M S O R U çok seçene¤e sahip hâle gelen tüketici de daha fazla “nazlan›r” hâle Dofi Ü N Egelmifltir. önemli ölçüde buradaki gereksinimlerin de etkisiyle ortaya ç›kan teknolojik de¤iflmeler. 70’lerdeki petrol krizi ayn› zamanda eski endüstri toplumunun da ölümü anlam›na gelmifltir. Çünkü kitle üretirekabet ortam›nda faaliyette bulunan mi için gerekli olan piyasalar büyük iflletmeler yeniden ölçüde doyma sürecine girmifl ve reyap›lanma sürecine kabet ise çok daha fazla fliddetlenmiflgirmifllerdir. . yani kitlesel üretimde bulunan dev firmalar karfl›s›nda.designworldonline. talepleri k›sa sürede de¤iflen oldukça “nazl›” tüketicilerden oluflan istikrars›z piyasalarda eski S O R U avantajlar›n› kaybederek yaflam mücadelesi vermeye bafllam›fllard›r.comarticles238611Newla bireyselleflme güç kazanmaya baflLean-Manufacturing-Podcast-from-Bosch-Rexroth. talepte daralmalar›n da ortaya ç›kmas› kitle üretiminin çok daha olumsuz etkilenmesine yol açm›flt›r (Yentürk. kitle üretiminin avantajlar›n› ortadan kald›rm›flt›r. Tüketici art›k kendisine sunulan çeflitli ürünler karfl›s›nda gerçek anlamda krall›¤›n› ilan etmifltir. Yine ucuzlayan ve yayg›nlaflan teknolojiler sayesinde kitle iletiflim araçlar›nda tekeller k›r›lmaya bafllanm›fl ve toplumsal farkl›laflma ve dolay›s›yKaynak: http://www. Ünite . Böylece geçmiflte kitle üreT E L E yap›lanmalar V‹ZYON timinin rasyonel örgütlenmesi olarak kabul edilen kat› bürokratik yeni toplumun ve ekonominin gereksinimlerine cevap veremez olmufltur. ço¤u kez de¤iflimin ana kayna¤›n› teflkil etmifltir. ‹flin dönüflüm sürecinde ise çal›flma yaflam›n›n motor gücünü teflebbüsler oluflturmaktad›r (Oscarsson. Eski yöntemlerle çal›flan. Ancak kitle üretiminin çözülmesinde yukar›da d›fl›nda teknolojik geliflmenin çeflitlili¤i ve “siparifl usulü çal›flma”y› ucuzlatm›fl olmas›. L‹M DÜ lay›s›yla esnekli¤i olmayan ve büyük stoklarla çal›flan dev firmalar. talebi canland›rmay› öngören Keynesyen politikalardan s›k› para politikas›n› öngören Friedmanc› AMAÇLARIMIZ politikalara yönelmifl olmas›n›n etkisiyle. Di¤er bir ifadeyle. Bir üründen di¤erine çok daha kolay geçer hâle gelmifltir. 1993:47). Bunun yan› s›ra 70’li y›llar›n sonundan itibaren baz› ülkelerin.SIRA S‹ZDE 2. Özellikle petrol fiyatlar›n›n art›fl› devletlerin sosyal refah harcamalar›n› k›smalar›na K ‹ an›lan T A P faktörlerin neden olmufltur. 1970’li y›llar dünyada genel ekonomik krizle birlikte kitle üretiminin de D‹KK A Tkrize girdi¤i y›llard›r. ‹NTERNET SIRA S‹ZDE D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET POST-ENDÜSTR‹YEL ÇA⁄DA ‹fi‹N ÖRGÜTLENMES‹ Post-endüstriyel topluma geçiflin etkisini en çok hissettirdi¤i alan›n çal›flma hayat› olmas›ndan dolay›.aspx lam›flt›r.8 tan rekabet ortam›nda faaliyette bulu1970'li y›llardan nan iflletmeler yeniden yap›lanma süitibaren artan recine girmifllerdir. tir. daha küçük ve esnek firmalar pazarlarda daha avantajl› hâle gelmeye bafllam›flt›r. Standartlaflman›n Sonu Özellikle 1970’li y›llardan itibaren arResim 2. 1991:18). Sürekli en iyi ve en ucuz mala do¤ru de¤iflen ve farkl›laflan tüketicinin taleplerine kitle üretimi cevap veremez hâle gelmifltir.

Ortaya ç›kan bu üretim biçimi Lash ve Urry UP gibi baz› sosyologlar taraf›ndan çok net bir görünüm sergilemedi¤inden sermayenin düzensiz yeniden yap›lanmas› ya da örgütsüz kapitalizm (disorganized capiD‹KKAT T E L E Vtan›mlamaktad›r. onun beraberinde getirmifl oldu¤u bireyin konumunu geri plana iten. Bu örgütlenme biçimi bugün kat›l›kla ve çok farkl›laflm›fl müflteri taleplerine cevap verememekle suçlanmaktad›r. günümüzde piyasaya ç›kan bir bilgisayar›n ömrü en çok iki y›ld›r (Hammer. Sadece bununla kalmay›p bürokratik örgütlenmeye paralel iflleyen kitle üretimi anlay›fl› yerine küçük ve orta ölçeklerde esnek üretim anlay›fl›n› ön plana ç›kartan bir örgütlenmeye do¤ru bir yönelifl de ivme kazanm›flt›r. 1991:19). Bu yöneliflte 1974 Petrol krizinden sonra dünyan›n do¤al kaynaklar› bak›m›ndan en yoksul ülkelerinden biri olan Japonya’n›n özellikle mikro elektronik alan›nda yapt›¤› at›l›mlarla öncülü¤ü üstlendi¤ini görmekteyiz. Dünya ticareti büyük ölçüde artm›fl ve ulusal pazarlar›n önemi giderek azalm›flt›r. ‹NTERNET ‹flgücünün niteli¤inde ve sendikalar›n fonksiyonlar›nda ve önemlerinde de¤iflmeAMAÇLARIMIZ ler ortaya ç›kmaktad›r. Bu nedenle firmalar bürokratik formaliteleri mümkün oldu¤unca en aza indirmeye çal›flmaktad›r. Ayr›ca bu tarihten sonra özellikle enformasyon teknolojileri alan›ndaki geliflmeler. Hizmet sektöründe h›zl› bir geliflme gözlenmifltir. Bunun yan› s›ra enformasyon toplumuna geçifl sürecinde Taylorizm gibi endüstri toplumunun ürünü olan ve Weber taraf›ndan rasyonel organizasyon biçimi olarak sunulan bürokratik örgütlenme de kat› ve hantal yap›s›yla günümüzün gereksinimlerine cevap veremez hâle gelmifltir.34 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U Ayr›ca Fordizmin kitle üretimi anlay›fl›na karfl› ç›k›lmas›nda. ekonomik faktörler yan›nda. Bilindi¤i flekilde afl›r› ifl bölümünü öngören kitle üretiminin. yeknesak hâle dönüfltürülmüfl yaflam biçiminin de etkisi olmufltur. ‹ZYON talism) olarak Ancak bugün yeni üretim düzenini tan›mlamada en çok kullan›lan esnek üreSIRA S‹ZDE tim kavram›d›r. Giderek yayg›nl›k kazanan bu üretim biçiminde iflin örgütlenmesinin geçmiflten farkl› olarak çok köklü bir dönüflüme u¤rad›¤›na tan›k olmaktay›z. 1970’lerdeki D ‹petrol K K A T krizi ayn› zamanda eski endüstri toplumunun da krizi anlam›na gelmektedir. 1994:16). Geçmiflte kitle hâlinde standartlaflt›r›lm›fl üretimde bulunan firmalar daha esnek ve daha mobil örgütlenme biçimine yönelmifllerdir.Bugün bürokratik örgütlenme oldukça sert elefltiriler almaya devam etmektedir. D‹KKAT ‹NTERNET AMAÇLARIMIZ 70’lerin sonlar›ndan itibaren kitle üretiminin krize girmesi neticesinde iflin örgütKS ‹ OT RAaray›fllar lenmesinde yeni bafllam›flt›r. “Modern Zamanlar” filminde ya da “‹nsan ‹liflkileri” ekolünde oldu¤u gibi ayd›nlardan oldukça sert elefltiriler alm›flt›r. toplumsal dönüflüm sürecinde derin etkiler yapmaya SIRA S‹ZDE bafllam›fllard›r. K ‹ T A P K ‹ T A P TELEV‹ZYON TELEV‹ZYON . Örne¤in Ford’un. D‹KKAT SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ DÜfiÜNEL‹M 3 TüketicininSIRA tamamen S‹ZDE krall›¤›n› ilan etmesi sonucu endüstride nas›l bir de¤iflim olmufltur? DÜfiÜNEL‹M ‹flin Yeniden Örgütlenmesi: Esnek ya da Yal›n Üretim SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ TELEV‹ZYON SIRA S‹ZDE Esnek Üretim: Talepteki farkl›laflmalar K S ‹ O T RA UP göz önünde bulundurularak ve teknoloji etkin kullan›larak yap›lan üretim fleklidir. Bu süre her geçen gün daha S O R U da k›salmaktad›r. Ayr›ca ürünlerin yaflam süreleri k›salm›flt›r (Oscarsson. Model DÜfiÜNEL‹M T’yi tüm bir nesil için üretmesine karfl›l›k. bireyin yabanc›laflmas›na yol açm›fl olmas›. 1970’lerdeki petrol krizi ayn› zamanda eski endüstri toplumunun da krizi anlam›na gelmektedir.

Birinci yaklafl›m için ‹talya örne¤i s›kça verilmekte.1990:46) da vurgulad›¤› flekilde büyük ölçüde küreselleflmenin egemen oldu¤u toplum biçimidir. Bir di¤er ifadeyle bugün genel e¤ilim küçülmekten yana olsa bile baz› sektörler (örne¤in otomotiv) Drucker’›n da belirtti¤i gibi hâlâ büyük olmay› gerektirmektedir. Yeni anlay›fl›n önemli unsurlar›ndan birisini Schumacer’›n ifadesiyle “küçük güzeldir” ilkesi oluflturmaktad›r. Sonuçta Japonlar bu uygulamadan oldukça baflar›l› sonuçlar elde etmifllerdir. Çünkü bireyselli¤in güçlendi¤i ve ayn› mal› üreten firma say›s›n›n artm›fl oldu¤u günümüzde. Çünkü kitle üretimi yapan dev firmalar›n istikrars›z piyasalara karfl› küçük firmalar kadar uyum gösteremedi¤i anlay›fl› oldukça yayg›nd›r. yerel pazar›n darl›¤›. Dolay›s›yla bu toplumda uluslararas› rekabet son derece önemlidir ve firmalar bu süreçte en kaliteliyi en ucuza üretmek zorundad›rlar. Bir mal›n üretimini ise do¤al olarak en iyi onu üreten bilir. Dolay›s›yla Japonya ç›k›fll› bu yeni esnek üretim biçimi di¤er faktörlerin de etkisiyle son 20 y›lda tüm dünyada yayg›n hâle gelmifltir.Ekonomi 35 Enformasyon toplumu. yeni üretim biçimine uygun olarak esnek makinelerin almaya bafllad›¤›n› görmekteyiz. Dolay›s›yla çal›flan bireyin makineyle iliflkisi de¤iflmektedir. Masuda’n›n (Masuda. Ancak hem ölçek ekonomilerinden yararlan›p hem de mikro elektronik teknolojilerini adapte ederek istikrars›z küçük taleplerin ayr› ayr› dikkate al›nabilece¤i üretim sistemleriyle yeni çal›flma düzenine adapte edilebilece¤i de iddia edilmektedir.1993:49). Bunun yan› s›ra kitle üretiminin bant üretimi yerine yeni üretim biçimi içerisinde bilgisayarlarla desteklenmifl modül üretimi ön plana ç›km›flt›r. Japon Toyoto firmas›. 70’li y›llarda ise ortaya ç›kan kriz bütün sanayileflmifl ülkelerde üretim biçimlerinin yeniden sorgulanmas›na yol açm›flt›r. Ünite . ‹flin yeniden örgütlenmesi sürecinde çat›flma yerine iflbirli¤i. tüketicinin sürekli de¤iflen taleplerine uygun mal› en h›zl› flekilde üretmek. . Ancak ölçek ekonomisiyle amaçlanan 70 öncesi farkl› bir dönemin mant›¤› ile üretim kastedilmedi¤i gibi. firmalar›n yaflayabilmesi için hayati önem tafl›maktad›r. ikinci yaklafl›m için ise Japon firmalar›n›n baflar›lar› örnek olarak gösterilmektedir. Dolay›s›yla en kalitelinin üretilmesi isteniyorsa iflin örgütlenmesi sürecince o mal› üreten kiflinin karar sürecine dâhil edilmesi gerekmektedir. makine temposunda çal›flma yerine de bant üretiminden ba¤›ms›z çal›flma tercih edilmeye bafllanm›flt›r.2. Standart üretim mant›¤› çerçevesinde tek bir amaç için tasarlanan makinelerin yerlerini. buna karfl›l›k araç talebinin çeflitlili¤i gibi faktörlerin de bask›s›yla ‹kinci Dünya Savafl›’ndan sonra Amerikal› ve Avrupal› firmalara göre daha esnek bir örgütlenmeyi tercih etmifltir. Toyotaizm: Üretim ve yönetimde sürekli iyilefltirme yaklafl›m› ile hatas›z üretim gerçeklefltirme. Bunun yan› s›ra özellikle bir Japon firmas› olan Toyota’n›n üretim biçiminden esinlenerek gelifltirilen ve Toyotaizm denilen anlay›fl›n bir parças› olan örgütlenme biçimine göre kitle üretiminin standartlaflma anlay›fl›ndan farkl› olarak ürün farkl›laflmas›n›n art›r›lmas› yoluna gidildi¤ini görüyoruz. Bu anlay›fla göre sadece esnek uzmanlaflm›fl küçük firmalar kriz flartlar›na daha kolay uyum sa¤layabilirler. sadece yeni ortamda küçük firmalar›n yaflayabilece¤i de kastedilmemektedir (Yentürk.

abprotek. • ‹yi e¤itimli iflçileri elde tutmaya önem verilir. • Bir üründen di¤erine h›zla de¤iflebilme yetene¤ine önem verilir.9 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Charlie Chaplin’in Modern Zamanlar filminde elefltirilen (fordist kitlesel üretim sisteminde) çal›flan bireyin makina ile iliflkisi (Solda) günümüzdeki bilgisayarlarla desteklenmifl modül (esnek) üretiminde (Sa¤da) oldukça farkl›laflm›flt›r Kaynak: http://salihcenap. • Statü engelleri azalt›l›r. • Üretim sürecini gerekli flekilde anlayan çok becerikli elemanlar vard›r.wordpress.com Bir tür esnek üretim biçimi olan yal›n üretimin temel felsefesi. • Ücret sistemi. tesisin ve bireyin performans›na k›smen ba¤l›d›r. Böylece firmalar esnekleflme ile bir taraftan üzerlerindeki fazla yükleri kald›r›rken di¤er taraftan da üretim sürecinde sahip olacaklar› belirleme yetkisinin art›fl›yla de¤iflime daha kolay adapte olur hâle gelmektedirler. • Yüksek ba¤l›l›¤a dayal› ifl uygulamalar› vard›r. flirketin. bireyselli¤in ön plana ç›kart›lmas› ve çal›flanlar›n karar sürecine kat›lmalar› gibi. Ancak Fordist-Taylorist görüfllere alternatif olarak Toyota firmas›ndaki uygulamalardan esinlenerek gelifltirilen iflin örgütlenmesindeki bu yeni yaklafl›m ile 1930’larda Amerika’da Hawthorne araflt›rmalar› ile ortaya at›lan “insan iliflkileri” ekolünün varsay›mlar› aras›nda da paralellikler söz konusudur. kaliteden taviz verilemez. Dolay›s›yla bu yaklafl›m Japonya’da gelifltirilmifl olsa bile bütünüyle sadece Japonlara özgü bir yönetim biçimi olarak görülmemelidir. • E¤itime gerekli flekilde önem verilir.1995:61): • Fazla iflçiler de dâhil olmak üzere.com20110424modern-zamanlar http://www. otoritenin daha ›l›ml› hâle getirilmesi. ifl yerine afl›r› ba¤l›l›¤› öngören ifl ahlak› ve ömür boyu istihdam gibi uygulamalar. Japonlar›n grup kültürü.36 Resim 2. K›saca belirtmek gerekirse esnek ya da yal›n üretimin özelliklerini flu flekilde s›ralayabiliriz (Preffer. . • Kalite ve etkinlik do¤ru orant›l› kabul edilir. stok fazlal›¤› kald›r›l›r. yeni üretim biçimi için uygun bir kurumsal ya da kültürel ortam oluflturmufltur. Japon toplumunun de¤erleriyle de yak›ndan ilgilidir. Örne¤in.

Mevcut teknolojiler bireylere ve iflletmelere büyük bir esneklik kazand›rm›flt›r. ayn› zamanda iflçilerin de daha iyi motive olmalar›na yol açm›flt›r. makina kayna¤› 7 2 HATALAR Uygunsuz düzeyde ( az ya da çok) malzeme.10 Zay›f ergonomik süreç tasar›m›n›n veya organizasyonel kurgunun sonucu olarak fazla insan hareketi çaba ve ifllemler Müflterinin hangi ürünü. . ürün. sorunlara her yerde her zaman geçerli kat›. çeviklik. gerek tar›m toplumundaki. tek bir yöntemle yaklaflmak mümkün de¤ildir. Bu araflt›rmaya göre ad› geçen yerdeki fabrikada uygulanan Taylorist “Time and motion” yöntemi sadece ifl yerinde verimlili¤in ve kalitenin art›r›lmas›na de¤il. Yine yukar›da belirtilen görüfller esnek örgütlenme teorisini bütünüyle yanl›fllamamaktad›r. Ünite . Örne¤in ünlü “Harward Business Review”da ç›kan bir makalede GM ve Toyoto’nun ortakl›¤› olan Kaliforniya’da Foremont tesislerindeki uygulamadan hareketle Taylorist görüfllerin tekrar öne ç›kart›ld›¤›n› görmekteyiz. Yeni çal›flma düzeninde baflar› çok de¤iflik yollarla elde edilebilir. gerekse endüstri toplumundaki gibi. malzeme. ne kadar ve ne zaman istedi¤i ile gerçekte üretilen aras›ndaki fark FAZLA ÜRET‹M 1 HAREKET ZAMAN Gecikme bekleme sonucu at›l insan. karmafl›kl›k ve standards›zl›k sebebiyle müflterinin istedi¤inden daha az veya daha fazla ifl yap›lmas› Esnek Üretim modelinde sürekli iyilefltirme esast›r. bürokratik formalitelerin azl›¤› ve esneklik dolay›s›yla süratlilik büyük bir avantaj olarak kabul edilmekle birlikte özellikle otomotiv gibi vaktiyle “endüstrilerin endüstrisi” olarak kabul edilen baz› sektörler hâlâ büyük olmay› gerektirmektedir. Kaynak: http://www.eneraconsulting. Yine ayn› uygulama neticesinde esnek üretim teorisyenlerinin varsay›mlar›n›n tam aksi istikamette ö¤renmenin ve sürekli iyileflmenin de ortaya ç›kt›¤› vurgulanmaktad›r. Çünkü günümüzde özellikle yeni ifllerde küçüklük. Bu da flunu göstermektedir ki yeni çal›flma düzeninde. ara stok veya bilgi STOK 6 5 4 3 Spesifikasyon ve üretilen ürün aras›ndaki farktan dolay› fire veya tekrar iflleme do¤mas› TAfiIMA Gerekli olmayan. de¤er katmayan.comtagyalin-dusunce Bunun yan›nda esnek örgütlenmeye yönelik geliflmelerin tam karfl›s›nda yer alanlar da vard›r. bilgi ve insan hareketi SÜREÇ VER‹MS‹ZL‹⁄‹ Yetersiz proses tan›mlar›.2.Ekonomi 37 Resim 2.

‹fl yerkürenin her yerinde her zaman yap›labilir hâle gelmifltir. akKaynak: sine art›rm›flt›r.aspx derece gerilemifltir. tar›msal üretimi azaltmam›fl. tar›m. Dolay›s›yla gelecekte kültürel çeflitlilik esas olacakt›r. madencilik ve ulaflt›rma dallar›ndaki beden iflçilerinin verimini art›rmak art›k kendi bafl›na servet yaratamaz hâle gelecektir.38 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Post-endüstriyel Ça¤›n ‹flleri ve Örgütleri Baz› yazarlar endüstriyel üretim alan›nda art›k verimlilik devriminin sona erdi¤i görüflündedir. Dolay›s›yla endüstriyel üretimden farkl› süreçlere tabi hizmet/ bilgi/enformasyon üretiminin egemen oldu¤u enformasyon toplumunda iflin yeniden örgütlenmesi bir zorunluluk olarak ortaya ç›kmaktad›r. bir di¤er ifade ile standartlaflmadan uzaklaflmaya bafllanm›flt›r. kaym›flt›r. farkl› etnik gruplar beraber çal›flacakt›r.1993:25-30). zaman ve mekân kavram›n› de¤ifltirmesi dolay›s›yla örgütlerde yeri ve zaman› da de¤iflken hâle getirmifl. merkezî bir öneme sahip olmaktad›r. Bunun yan› s›ra örgütlerde hiyerarflik yap›lar h›zla çözülecektir. Yeni teknolojiler yukar›da da vurguland›¤› gibi. Enformasyon teknolojilerinin sa¤lad›¤› avantajla muhtemelen tek kiflilik müteflebbisler ordusunun ortaya ç›kmas› mümkün gözükmektedir. Örgütler h›zla de¤iflen ifl atmosferinde. Ancak bununla imalat›n bütüResim 2. fiöyle ki 1950’li y›llarda imalat ifli yapan ya da eflya tafl›yan insanlar tüm geliflmifl ülkelerde ço¤unlu¤u oluflturmaktayd›. 1994:4).com r›m›n pay› gerek istihdam. Tar›m toplumunimalattan bilgiye dan endüstri toplumuna geçifl. Enformasyon toplumunda zenginli¤in kayna¤› beden iflçisi olmayanlar›n yani bilgi iflçilerinin veriminin art›r›lmas›ndan geçecektir (Drucker. 2010 y›l›nda da bu rakam muhtemelen toplam iflgücünün onda birinden fazla olamayacakt›r. Bu süreçte özellikle bilgi iflleri. Yeni toplumun merkezinin imalattan bilgiye kaym›fl olmas› do¤al olarak sadece imalat sektöründe iflin örgütlenmesinde baz› de¤iflmeler getirmekte de¤il ayn› zamanda toplumdaki sektörel da¤›l›m içinde bilgi/enformasyon sektörünün a¤›rl›¤›nda da önemli de¤ifliklikler ortaya ç›karmaktad›r. 1990’l› y›llara gelindi¤inde ise bu say› toplam iflgücünün beflte birine düflmüfltür. buna karfl›l›k endüstriyel üretimin a¤›rl›¤› göreli olarak gerilemeye devam edecektir. Dolay›s›yla enformasyon toplumunda imalat. de¤iflimin nispeten daha yavafl oldu¤u tar›m ve endüstri toplumunun örgütlerinden farkl› olarak bu de¤iflime ayak uyduracak ve projeler üretip çözüm getirecek tak›m çal›flmalar›n›n geçici süreler çal›flmalar›na tan›k olunacakt›r (Paker.11 nüyle ortadan kalkaca¤› düflüYeni toplumun merkezi nülmemelidir. Benzer flekilde endüstri toplumundan enformasyon toplumuna geçiflte endüstriyel üretimi bütünüyle ortadan kald›rmayacakt›r.bilgicagi. . Ancak yine de tahttp://www. geYazilar1689-bilgi_ rekse toplam has›la içinde son toplumu_caginda_ mahremiyet.

yüzy›l Amerikan ifl dünyas›n› kuranlar aras›nda yaln›zca banker J. Morgan adl› birisinin ileri say›labilecek bir e¤itimi oldu¤u ileri sürülmektedir. 1994). Örne¤in. Yine esnekli¤in yan› s›ra yarat›c›l›k da son derece önemli olacakt›r. Ünite . Daha önce de vurguland›¤› gibi enformasyon toplumu imalata de¤il.P. Yak›n zamanlara kadar bilgi gerektiren çok az ifl söz konusudur. Bundan böyle birinin tepeden düflünüp bulmas› ve örgütte geriye kalan herkesin bu büyük stratejistin emirlerini dinliyor olmas› mümkün de¤ildir. nas›l de¤erlendirebilece¤ini keflfedenler olacakt›r (Senge. 1991:46). Baz› senaryolara göre bugünkü ileri düzeyde endüstrileflmifl ülkelerin gelecekte. Bilgi bu toplumlarda günümüzdekinden farkl› bir anlama ve iflleve sahiptir. Bir di¤er ifade ile bilgi bu toplumlarda bir zorunluluktan daha çok bir süstür. Aksi takdirde iflletmelerin giderek fliddetlenen rekabet ortam›na uyum sa¤lamalar› imkâns›z hâle gelmektedir. Enformasyon toplumuna geçifl geçmiflten büyük ölçüde bir kopufl anlam›na gelmektedir. Ford gibi geliflmeleri ö¤renen bir kiflinin olmas› yetmemektedir. Ancak bugünkü geliflmifl ülkelerin özellikle stratejik ürünlerin imalat›n›. yar›n geliflmekte olan ülkelere devredebilece¤ini düflünmek oldukça güçtür. Art›k örgütlerde Taylor. Çünkü gelecekte di¤erlerinin önüne geçecek örgütler. Okullarda oldu¤u gibi iflletmeler de kendi içlerinde e¤itimi ön plana ç›kartmak zorunda kalmaktad›rlar (Stone. hizmet ve dolay›s›yla enformasyon/bilgi üretimine dayanan toplumdur. Workplace 2000 (Boyet & Conn. Örne¤in. 1991:2-7) adl› bir çal›flmaya göre iflletmeler.12 Günümüzde ifl yerkürenin her yerinde her zaman yap›labilir hâle gelmifltir. Bu küresel rekabet ortam›nda e¤itim.Ekonomi 39 Resim 2. Öte yandan dönüflüm kaç›n›lmazd›r çünkü küresel rekabet de art›fl göstermektedir. Yeni örgütlerde enformasyon ak›fl›nda da büyük ölçüde de¤ifliklik ortaya ç›kacak ve enformasyonun paylafl›m› en hayati konulardan birisini oluflturacakt›r.2. iflin tasar›m› ya da teorik bilginin üretimiyle meflgul olan ofisler hâline dönüflebilece¤i. Oysa günümüz enformasyon toplumlar›na bakt›¤›m›z zaman üniversite mezunlar›n›n say›lar›nda ola¤anüstü bir art›fl›n mevcudiyeti göze çarpmaktad›r (Drucker. Yar›n›n fabrikas› çok daha fazla bilgisayar kullan›m› ile karakterize edilecektir (Rürup. flimdiki geliflmekte olan ülkelerin ise gelecekte imalat ifliyle meflgul olan fabrikalar olabilece¤i tart›fl›lmaktad›r. 1993:47). Nitekim Amerika Birleflik Devletleri’nde 80’li y›llarda yafland›¤› flekilde imalat sektörü neredeyse çökü- . 1993:12). iflletmelerin en önemli sorununu oluflturmaktad›r. yönetsel kontrolden daha çok kendi kendilerini kontrol edeceklerdir. Çünkü yeni teknolojiler paylafl›m› kolaylaflt›rmaktad›r. O da üniversiteyi b›rakm›fl birisidir. Bunun yan› s›ra endüstriyel üretimin yap›s›nda da çok köklü dönüflümler ortaya ç›kmas› beklenmektedir. 19. müflteri taleplerine adapte olabilmek amac›yla bugünkünden çok daha esnek olacakt›r. Ayr›ca ayn› çal›flmaya göre iflçiler. endüstriyel üretim yerine. kiflilerin bir örgütün tüm seviyelerinde ö¤renme yükümlülük ve kapasitesini.

Koordinasyon ve kontrol ise endüstri toplumunun modernist örgütlerinde yetki vermemeye dayanmas›na karfl›l›k. Modernist ve postmodernist örgütleri karfl›laflt›rd›¤›m›zda fonksiyonel s›ralamada bürokrasinin yerini demokrasi. aksine çal›flanlara standartlaflt›r›lm›fl kitle üretiminin talimatlar›n› makine temposunda b›kmadan tekrar tekrar yapmay› empoze ederler. aidiyet duygusu ve tak›m çal›flmas› gibi kavramlarla da yak›ndan iliflkilidir. Bu yöntemler yarat›c›l›¤› teflvik eden yöntemler de¤ildir. Bilgi üretimi her fleyden önce onu üreten bireyin yarat›c›l›¤›n› ön plana ç›kartmay› gerektirir. Karfl›l›kl› güven. geçmiflten farkl› flekilde de olsa tekrar merkezî önem kazanmaya bafllad›¤›n› görmekteyiz. bugün kalite kontrol çemberleri örne¤inde oldu¤u gibi. enformasyon toplumunda üretim sürecinde. 1994:657). Mümkün oldu¤unca dar bir alanda afl›r› uzmanlaflmadan kaç›n›lmaktad›r. bugün insan kaynaklar› yönetiminin en çok üzerinde durdu¤u ba¤l›l›k. postmodernist örgütlerde yay›lma almaktad›r. Emirler hep yukar›dan verilir ve ço¤u zaman çal›flanlar›n fikirlerinin al›nmas›na gerek duyulmaz. 1970’li y›llarda Amerika’da yarat›lan 19 milyon yeni iflin 17 milyonunu hizmet sektörü iflleri oluflturmaktad›r. Ancak günümüzde yükselmekte olan enformasyon toplumunun en önemli karakteristi¤ini oluflturan bilgi üretiminin esas oldu¤u iflleri. standart. Öte yandan enformasyon toplumunun ana eksenini oluflturan bilgi ifllerinin örgütlenmesinin Weberyen anlamda kat› bürokratik ya da Taylorist yöntemlerle yap›labilmesi oldukça güçtür. ba¤›ms›z ve mobil olacaklard›r (Alsene. kat› ve hiyerarflik yöntemlerle örgütlemek mümkün de¤ildir. Bürokratik tutuculuk de¤iflime adapte olabilmek için yap›lan çabalar›n önündeki en büyük engel olarak gösterilmektedir (Thurman. . çal›flanlar›n vas›f düzeylerinin yüksek olmad›¤› ve mevcut çal›flma düzeninin de¤erlerinin içsellefltirilmedi¤i koflullarda olumlu sonuçlar vermifltir. hiyerarflinin yerini piyasa almaktad›r. Yine bu süreçte çal›flanlar›n karar sürecine kat›lmalar› gerekti¤i görüflü de yayg›nl›k kazanmaktad›r. Geçmiflte bu yöntemler endüstriyel üretim sürecinde ne kadar ifllevsel olmufl olsalar da bugün yeni toplumun ifllerini.1993:12). Bu da yukar›dan dayat›lan kat› çal›flma kurallar›yla yerine getirilemez. Enformasyon ça¤›n›n örgütlerinde insanlar hem birbirinden izole olmadan sürekli bir diyalog içinde çal›flacaklar hem de çok daha vas›fl›. “bir ifli en iyi yapan bilir” anlay›fl›na dayanmaktad›r. mal üretimini dikkate alarak yap›lan ifl örgütlenmesi yöntemleriyle yapabilmek mümkün de¤ildir. Tam aksine mevcut üretim sürecinde çal›flanlara geçmiflten daha çok bireysel sorumluluk düflmektedir. Özellikle krizde olan sektörlere bakt›¤›m›z zaman bunlar›n geleneksel endüstriler oldu¤unu görmekteyiz.40 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar flün efli¤ine gelmifltir. Misyon. 1987). hedef ve stratejiler aç›s›ndan bakt›¤›m›zda ise uzmanlaflman›n yerini. Ancak bu kat›l›m endüstri toplumlar›nda gözledi¤imiz motivasyon sürecinin bir parças› olmaktan çok. Bu yöntemler imalat sektörünün egemen oldu¤u. Modernist örgütlerden farkl› olarak post-modernist örgütler büyük ölçüde güvene dayanmaktad›r. Ayr›ca endüstri devrimiyle üreticilikten ç›km›fl ve sadece tüketici konumuna düflmüfl olan ailenin. Nitekim aile ifllerinin say›s›nda da bir art›fl gözlenmektedir. enformasyon ça¤›n›n postmodernist örgütlerinde daha çok yetki devri ön plana ç›kmaktad›r. Bu ifllerin büyük bölümü ise bilgi iflleridir (Naisbitt.

ÇALIfiMANIN GELECE⁄‹ Bat› dillerinde “çal›flma” anlam›na gelen travail. Pre-endüstriyel toplumlarda insanlar flimdikinden daha az çal›flmaktad›r. Böylece iflinde yeterince yetki ve mücadele f›rsat› ile baflar› ortam› bulamayan insanlar. bir davaya inançla ve tutkuyla ba¤lanmay›. Dolay›s›yla böylesine bir geliflme toplum yap›s›nda da (iflin örgütlenmesi dâhil) oldukça önemli de¤iflmeleri beraberinde getirecektir. ›zd›rap” gibi ça¤r›fl›mlara sahiptir. bir veya birden fazla kurulufl için çal›flarak geçirmektedir. amaçlar do¤rultusunda yönetimi. sezgisel bir hünerdir. iflletmelerin ç›karaca¤› dersleri flöyle s›ralar: Kâr amaçs›z kurulufllar bilgi iflçilerinin nas›l kullan›laca¤›n›. bu arzular›n› gönüllü kurulufllarda çok daha kolay tatmin edebilir hâle gelmifllerdir (Drucker. kiliseler vb. asla “toplumsal bütünlük” unsuru olmam›fl ve “özel alan”a hapsedilmifltir. Bugün hükümetlerin cevap veremedi¤i sosyal sorunlar›n çözülmesinde katk›da bulunan üçüncü sektör kurulufllar›.bat› dillerine benzer biçimde . gerekli olan fleylerle aç›k-seçik görev tan›m›n›. afla¤›l›k bir ifl ya da ceza olarak görülmüfltür. kendi kendini denetlemeyi. sayg› görme. 1993:229-64). Özellikle Protestanl›k. Yine Romal›lar’›n kulland›¤› labour sözcü¤ü de “zahmet. Nitekim Amerika gibi enformasyon toplumu sürecinde olan ülkelerde bu kâr amaçs›z izciler. liyakat ve al›nan sonuçlar›n sorumlulu¤unu tafl›yabilmeyi ö¤retmifltir.“s›k›nt›.Ekonomi 41 Üçüncü Sektör Enformasyon toplumunun sosyal yap›s›n›n nüvesini. çal›flman›n kölelere özgü afla¤›l›k bir ifl oldu¤u konusunda hemfikir olmufllard›r. ‹nsanl›¤›n son 300 y›l›na damgas›n› vuran “modern/endüstriyel toplum. Bunun yan› s›ra modern dünyan›n ekonomik organizasyonlar› ve e¤itim kurumlar› da güçlü bir çal›flma disiplini/eti¤i oluflturulmas›nda önemli ifllevler görmüfltür. kapitalizmin “entelektüel ordusu” gibi çal›flm›flt›r.Yani. zor ifller beklemeyi fakat karfl›l›¤›nda yetki vermeyi. ait olma. Antik ça¤ filozoflar›.” bir “çal›flma toplumu” olmufltur. hedonist yaflam biçimine ve gösterifl tüketimine karfl› ç›km›fl çok çal›flmay› kutsallaflt›rm›flt›r. Çal›flma.2. çal›flma kültürünü yaratma yolunda. endüstri uygarl›¤›nda yok say›lan. Latince’de bir tür iflkence aleti olan tripalium’dan türemifltir. zahmet ve yorgunluk” anlam›na gelmektedir. yorgunluk. Pre-endüstriyel toplumlar›n “do¤al insan”› için çal›flma. Bu dönemde kilise. Ayr›ca giderek bireyselli¤in artt›¤› enformasyon ça¤›nda insanlar. “maddi ihtiyaçlar› karfl›- . sürekli ö¤renme ve ö¤retmeyi. Bu toplumlarda çal›flma. Bizde de “emek” sözcü¤ü . büyük ölçüde atadan kalma do¤al yaflam ritmine ba¤l›. Nitekim Drucker. Ünite . gönüllü kurulufllar›n üye say›lar›nda ola¤anüstü bir art›fl gözlenen bu sektörde 80 milyondan fazla insan (yani her iki yetiflkinden biri) haftada befl saatini.1994). Çal›flma bir tür. modern ça¤da endüstrileflme sürecine paralel olarak toplumsal yaflamda merkezî bir önem kazanm›flt›r. K›z›lhaç. ac›. geçim için yap›lan bir süreçtir. birçok konuda ihtilaf hâlinde olmalar›na ra¤men. Amerikan toplumunun en önemli ay›rt edici özelliklerinden birisi hâline gelmifltir (Drucker. insanlar›n kendi istekleri ile kat›lm›fl olduklar› gönüllü kurulufllar (yani üçüncü sektör) oluflturacakt›r (Masuda. geçmiflte çal›flmak kölelere özgü. 1990:120). kendini gerçeklefltirme gibi arzular›n› gönüllü kurulufllar içinde gerçeklefltirme f›rsat› bulmaktad›rlar. Gorz’un da ifade etti¤i gibi sanayileflmenin bafllang›ç y›llar›nda iflçilerin sürekli tam gün çal›flmay› istememeleri ilk fabrikalar›n çökmesine yol açm›flt›r.

42

Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar

lama” ya da “zenginlik yaratma” sürecinin ötesine geçmifl, insanlara “kendini gerçeklefltirme” imkân› sunmufl ve “kimlik” kazand›rm›flt›r. Ancak bugün, yeni bir ekonomik ve toplumsal düzene geçiflin sorguland›¤› ça¤›m›zda “çal›flman›n sonu” üzerinde en çok düflünülen konular›n bafl›nda gelmektedir. 19. yüzy›l›n endüstriyel düzeninde y›lda yaklafl›k befl bin saat çal›flan iflçiler, 1900 y›l›nda yaklafl›k üç bin iki yüz saat çal›flmaya bafllam›fllard›r. Attali’ye göre bu oran, geliflmifl ülkelerde bin saate kadar inecek ve çal›flmaya adanan süre beflte bire gerileyecektir.Yazar, gelecekte çal›flanlar›n yar›dan fazlas›n›n ücret almayaca¤›n›, ücretlilerin ne tam zamanl› çal›flaca¤›n› ne de s›n›rl› bir sözleflme ile iflletmeye ba¤l› olaca¤›n› ifade ediyor. ‹flyerine gitmeden çal›flma, istihdam›n yar›s›n› oluflturacak ve insanlar bir flirketin hem orta¤› hem de kendi iflvereni olabileceklerdir. Weber’in de belirtti¤i flekilde, endüstriyel düzenin yükselifline paralel bir biçimde, ev ile iflin ayr›lmas› (duygusal/kiflisel iliflkiler ile çal›flma iliflkileri birbirinden ayr›larak) toplumsal rasyonalizasyon için uygun bir zemin haz›rlam›flt›r. Bu sayede modern toplumun alamet-i farikas› olan rasyonalite, ekonomiden kültüre bütünüyle toplumsal dokuyu derinden etkilemifltir. Ancak günümüzün yeni dijital ekonomik düzeni içinde avukatlar, dan›flmanlar, reklamc›lar, ö¤retim üyeleri vb. giderek artan biçimde enformasyon teknolojilerinin sundu¤u imkânlarla ifllerini evlerinden yapabilir hâle gelmektedir. Endüstriyel devrimin aksine enformasyon devrimi, birçok meslek grubunda ev ile ifli yeniden bir araya getirmektedir. Bu da do¤al olarak sadece çal›flma hayat›n› de¤il, aile iliflkilerinden serbest zaman etkinliklerine kadar birçok alanda ekonomik ve toplumsal iliflkileri dönüfltürecektir. Bütün bu geliflmelerin bir sonucu olarak “ücretli çal›flman›n sonu”nun geldi¤i konusunda kayg›lar da artmaktad›r. Örne¤in Rifkin’e göre, yeni zeki makineler birçok alanda, insanlar›n yerine geçmektedir; yani “çal›flman›n sonu” gelmifltir. Dahrendorf’un “üçte iki” kuram›na göre de gelecekte iflgücünün “üçte ikisi” ifl bulurken “üçte biri” çal›flma hayat›n›n d›fl›nda kalacakt›r. Bu da çal›flma hayat›nda vas›fl› iflçilerle di¤erleri aras›nda bir kutuplaflmaya yol açacakt›r. Bir baflka öngörüye göre de gelecek 50 y›l içinde, yar›m düzine vas›fl› iflçi ile otomobil fabrikalar›nda üretim gerçeklefltirilebilecektir. Asl›nda, ücretli iflin sonuna iliflkin kayg›lar› ifade eden görüflleri daha da uzatmak mümkün. Ancak ortada bir gerçek var ki “çal›flman›n sonu” tezleri abart›l› olsa bile bildi¤imiz ekonomik, toplumsal ve kültürel düzenin “sonu”na geliyoruz. Bir yazar›n ifadesiyle “çal›flman›n dünyas› de¤ifliyor”. De¤iflen bu yeni düzen içinde çal›flanlar›n varl›¤›n› koruyabilmelerinin yolu, sahip olduklar› vas›flardan ve bunu sürekli bir üst düzeyde yenileyebilmelerinden geçiyor. Niteli¤i ve çal›flman›n gerçeklefltirildi¤i mekânlar flimdikinden çok farkl› olsa bile bugün oldu¤u gibi yar›n da çal›flma olacakt›r. ‹nsanl›k görünür bir gelecekte çal›flarak “varolma”ya devam edecektir. Ancak yeni çal›flma düzeni, e¤itim düzeyinin çok düflük oldu¤u bizim gibi ülkelerde toplumun geneli e¤er gerekli vas›flarla donat›lmazsa daha genifl kitlelerin çal›flma hayat›ndan d›fllanmas›na yol açacakt›r. Orta ve uzun vadede toplumun yeni çal›flma düzenin gerektirdi¤i vas›flarla donat›lmas›, ekonomik ve siyasal istikrar›n sa¤lanmas› kadar önemlidir.

2. Ünite - Ekonomi

43

Özet
A M A Ç

1

Ekonomik düzenin farkl› yönlerine odaklanan sosyolojik yaklafl›mlar› aç›klamak Sosyolojide, ekonomik düzenin farkl› yönlerine odaklanan, üç farkl› yaklafl›mdan bahsedebiliriz. Bunlar: “Fonksiyonalizm”, “Çat›flmac› Yaklafl›m” ve “Sembolik Etkileflim Yaklafl›m›.” Fonksiyonalist teoriler, daha çok toplumda istikrar›n nas›l sürdürülece¤i ile ilgilenirler. Fonksiyonalistler, serbest piyasa ve kâr aray›fl›n› öne ç›kartan kapitalist sistemin, mallar›n ve hizmetlerin da¤›t›m› ile üretimin teflvikini yeterince iyi sa¤lad›¤›na inan›r. E¤er yeni bir hizmet ve ürün için bir piyasa (talep) var ise baz› giriflimciler büyük bir memnuniyetle onu keflfedecekler ve sonra ondan kâr elde edeceklerdir. Fonksiyonalistler, ekonomi ve siyasal kurumlar aras›nda yak›n bir iliflki oldu¤unu iddia eder. Onlara göre bu iliflki, toplumun kaynaklar›n›n yönlendirilmesinde etkinli¤i art›r›r. Fonksiyonalist perspektife göre kapitalist toplumlar, sürekli yenilik içinde olduklar› için çevrelerindeki de¤iflime daha iyi uyum sa¤lam›fllard›r. ‹stikrar konusunu vurgulayan fonksiyonalist yaklafl›m›n aksine çat›flma kuramlar›, ekonomik düzenin istikrars›zl›¤›n› vurgular. Hatta baz› çat›flmac› yaklafl›mlar, kapitalizmin kendisinin bir çeliflki oldu¤unu iddia ederek, uzun vadede kendi kendisini yok edece¤ini iddia ederler. Çat›flmac› yaklafl›m›n temellerini, Karl Marks ortaya atm›flt›r. Marks ve di¤er çat›flmac› kuramc›lar serbest piyasan›n, s›n›f çat›flmas›na ve iflgücünün yabanc›laflmas›na yol açt›¤›na inan›r. Fonksiyonalist ve çat›flmac› yaklafl›mlar, ekonomik düzenin iflleyifli ve sonuçlar› üzerinde dururken, sembolik etkileflim yaklafl›m›, bireyler, gruplar ve ekonomi aras›ndaki etkileflimi konu al›r. Birçok sembolik etkileflimci, kariyer sosyalleflmesinin etkisini vurgularlar; özellikle de çal›flma ve kariyer hakk›ndaki düflünce biçimimiz ile edinilen bilgi süreciyle ilgilenir. Çal›flma ve kariyer sosyalleflmesi, büyük ölçüde sosyalleflme araçlar›yla yaflam boyunca sürer. Genel olarak formel ve informel olmak üzere iki tür sosyalleflme arac› vard›r. Genelde aileler ilk ve en önemli informel sosyalleflme araçlar›d›r. Arkadafl çevresi bir bafl-

ka önemli informel sosyalleflme arac›d›r. Yafl›tlar, birer rol modelleri oluflturabilirler veya kariyer sürecinde enformasyon sa¤layabilirler. Aile, arkadafl çevresi, medya gibi informel sosyalleflme araçlar› yan›nda, okul ve ifl çevresi gibi, formel meslekî sosyalleflme yer al›r.
A M A Ç

2

Taylorist bilimsel yönetim anlay›fl›n› özetletmek. Weber’den farkl› olarak Taylor bir bilim adam› de¤il bir mühendistir. Dolay›s›yla Weber’in örgütlere iliflkin çal›flmalar›ndaki teorik boyuttaki a¤›rl›¤›n yerini Taylor’da daha çok uygulamaya yönelik boyut al›r. Bilgiyi iflin incelenmesine uygulayan Taylor iflin analizini, daha sonra da mühendisli¤ini yapm›flt›r. Taylor’un bilimsel yönetim anlay›fl›n›n temel karakteristikleri flunlard›r: Babadan kalma yönetim anlay›fl› yerine bilimsel yönetimin tesisi, çat›flma de¤il uyum, bireycilik de¤il iflbirli¤i, s›n›rl› üretim yerine maksimum üretim ,her insan›n etkinli¤inin ve refah›n›n maksimum düzeyde art›r›lmas›d›r. Taylorist anlay›fl büyük ölçüde, hem sosyalist hem de kapitalist sistemlerde iflçinin tembel oldu¤u, insan›n do¤as› gere¤i çal›flmay› sevmedi¤i ve sorumluluktan kaç›nd›¤› varsay›mlar›na dayan›r. Taylor’un görüflleri özellikle sendikalar taraf›ndan büyük tepki alm›fl olmas›na ra¤men uygulamada öncelikle de ABD’de büyük ra¤bet görmüfltür. Özellikle Henry Ford’un kitle üretimini öngören ve 20. yüzy›la damgas›n› vuran yönetim anlay›fl›n›n temellerini, bu iflin de¤erlendirilerek küçük parçalara bölünmesini ve standartlaflt›r›lmas›n› öngören, yönetim anlay›fl›na dayand›rd›¤›n› görüyoruz. Bu sayede endüstri öncesi toplumun vas›f ve çal›flma al›flkanl›klar›na sahip iflçilerin verimleri çok daha kolay bir flekilde art›r›labilmifltir. Taylor’un fikirlerinin uygulamaya geçirilmesinden sonra tüm ileri ülkelerde verim elli kat›na ç›km›flt›r.

44
AM A Ç

Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar

3

Endüstri toplumunun flekillenmesini Fordist yaklafl›m üzerinden aç›klamak. Taylor’un bilimsel yönetim anlay›fl›n›n uygulamada temsilcisi Henry Ford olmufltur. Ford bu ilkelerden hareketle kendi otomobil fabrikas›nda siparifl usulü üretimden kitle hâlinde seri üretime yönelmifltir. ‹leri düzeyde ifl bölümü ve standartlaflmay› son derece kat› bir biçimde uygulayarak verimlilikte büyük art›fllar sa¤lam›flt›r. Bu üretim biçiminde en önemli unsur birçok kiflinin inand›¤› gibi hareket eden montaj hatt› de¤ildir. Daha çok parçalar›n birbirlerinin yerine tam ve tutarl› bir biçimde konulabilecek flekilde de¤ifltirilebilir ve birbirine ba¤lanmas›n›n son derece basit olmas›n›n çok daha önemli oldu¤u iddia edilmektedir. Yine kitle üretim biçiminde montajc›n›n sadece tek bir ifli vard›r. Birkaç dakikal›k e¤itimden geçen montaj iflçisi son derece kat› bir disiplin içinde belirli rutin iflleri tekrar tekrar yerine getirmektedir. Montaj hatt›ndaki iflçiler araba parçalar› kadar kolay de¤ifltirilebilmektedir.Bu süreçte iflçinin herhangi bir görüfl bildirmesi söz konusu de¤ildir. Ayr›ca Ford iflgücünü, sadece iflçiler aras›nda de¤il mühendislikte de bölmüfltür. Baz› endüstri mühendisleri montaj ifllemlerinde uzmanlafl›rken di¤erleri tek parçalar› imal etmeye tahsis edilmifl makinelerin iflletiminde uzmanlaflm›flt›r. Endüstri toplumunun flekillenmesinde oldukça etkili olan Fordist üretim biçiminin yayg›nl›k kazanmas›yla birlikte fabrika endüstri toplumunun merkezi hâline gelmifltir. Böylece fabrika, endüstri toplumunda e¤itim kurumlar›ndan aile yap›s›na kadar her alana daha çok nüfuz eder olmufltur. Bunun yan›nda Fordist kitle üretiminin yayg›nlaflmas› endüstri toplumunda sendikalar, meslek kurulufllar› gibi kitle örgütlerinin de güçlenerek geliflmelerine ve bunlar›n yan› s›ra kitle iletiflim araçlar› ile kitle tüketimi ve kitle kültürünün de yükselifline yol açm›fl; toplumsal yap›da çok köklü dönüflümleri beraberinde getirmifltir.

A M A Ç

4

‹flin yeniden örgütlenmesi sonucunda yal›n üretim sisteminin getirdi¤i yenilikleri de¤erlendirmek. 70’lerin sonlar›ndan itibaren kitle üretiminin krize girmesi neticesinde iflin örgütlenmesinde yeni aray›fllar bafllam›flt›r. Esnek üretim biçiminde iflin örgütlenmesinin geçmiflten farkl› olarak çok köklü bir dönüflüme u¤rad›¤›na tan›k olmaktay›z. Enformasyon toplumda uluslararas› rekabet son derece önemlidir ve firmalar bu süreçte en kaliteliyi en ucuza üretmek zorundad›rlar. Bir mal›n üretimini ise do¤al olarak en iyi onu üreten kifli bilir. Dolay›s›yla en kalitelinin üretilmesi isteniyorsa iflin örgütlenmesi sürecince o mal› üreten kiflinin karar sürecine dâhil edilmesi gerekmektedir. Japon Toyota firmas›, ‹kinci Dünya Savafl›’ndan sonra Amerikal› ve Avrupal› firmalara göre daha esnek bir örgütlenmeyi tercih etmifltir. Sonuçta Japonlar bu uygulamadan oldukça baflar›l› sonuçlar elde etmifllerdir. Japonya ç›k›fll› bu yeni esnek üretim biçimi di¤er faktörlerin de etkisiyle son 20 y›lda tüm dünyada yayg›n hâle gelmifltir. Bunun yan› s›ra özellikle bir Japon firmas› olan Toyota’n›n üretim biçiminden esinlenerek gelifltirilen ve Toyotaizm denilen anlay›fl›n bir parças› olan örgütlenme biçimine göre kitle üretiminin standartlaflma anlay›fl›ndan farkl› olarak ürün farkl›laflmas›n›n art›r›lmas› yoluna gidildi¤ini görüyoruz. Çünkü bireyselli¤in güçlendi¤i ve ayn› mal› üreten firma say›s›n›n artm›fl oldu¤u günümüzde, tüketicinin sürekli de¤iflen taleplerine uygun mal› en h›zl› flekilde üretmek, firmalar›n yaflayabilmesi için hayati önem tafl›maktad›r. Bunun yan› s›ra kitle üretiminin bant üretimi yerine yeni üretim biçimi içerisinde bilgisayarlarla desteklenmifl modül üretimin ön plana ç›kt›¤›n› görmekteyiz. Standart üretim mant›¤› çerçevesinde tek amaç için tasarlanan makinelerin yerlerini, yeni üretim biçimine uygun olarak esnek makinelerin almaya bafllad›¤›n› görmekteyiz.

2. Ünite - Ekonomi

45

AM A Ç

5

Endüstriyel üretim ile post endüstriyel dönüflümün getirdi¤i de¤iflimi aç›klamak. Yeni toplumun merkezinin imalattan bilgiye kaym›fl olmas› sadece imalat sektöründe iflin örgütlenmesinde baz› de¤iflmeler getirmez. Ayn› zamanda toplumdaki sektörel da¤›l›m içinde bilgi/enformasyon sektörünün a¤›rl›¤›nda da önemli de¤ifliklikler ortaya ç›kar›r. Bu süreçte özellikle bilgi iflleri, merkezî bir öneme sahip olmaktad›r. Ancak bununla imalat›n bütünüyle ortadan kalkaca¤› düflünülmemelidir.Tar›m toplumundan endüstri toplumuna geçifl, tar›msal üretimi azaltmam›fl, aksine art›rm›flt›r ancak yine de tar›m›n pay› gerek istihdam, gerekse toplam has›la içinde son derece gerilemifltir. Benzer flekilde endüstri toplumundan enformasyon toplumuna geçiflte endüstriyel üretimi bütünüyle ortadan kald›rmayacakt›r; buna karfl›l›k endüstriyel üretimin a¤›rl›¤› göreli olarak gerilemeye devam edecektir. Enformasyon toplumunun ana eksenini oluflturan bilgi ifllerinin örgütlenmesinin Weberyen anlamda kat› bürokratik ya da Taylorist yöntemlerle yap›labilmesi oldukça güçtür. Bu yöntemler endüstriyel üretim sürecinde geçmiflte ne kadar ifllevsel olurlarsa olsunlar, bugün yeni toplumun ifllerini, standart, kat› ve hiyerarflik yöntemlerle örgütlemek mümkün de¤ildir. Bürokratik tutuculuk de¤iflime adapte olabilmek için yap›lan çabalar›n önündeki en büyük engel olarak gösterilmektedir. Emirler hep yukar›dan verilir ve ço¤u zaman çal›flanlar›n fikirlerinin al›nmas›na gerek duyulmaz. Bu yöntemler imalat sektörünün egemen oldu¤u, çal›flanlar›n vas›f düzeylerinin düflük oldu¤u ve mevcut çal›flma düzeninin de¤erlerini içsellefltiremedi¤i koflullarda olumlu sonuçlar vermifltir. Ancak günümüzde yükselmekte olan enformasyon toplumunun en önemli karakteristi¤ini oluflturan bilgi üretiminin esas oldu¤u iflleri, mal üretimini dikkate alarak yap›lan ifl örgütlenmesi yöntemleriyle yapabilmek mümkün de¤ildir. Modernist ve postmodernist örgütleri karfl›laflt›rd›¤›m›zda fonksiyonel s›ralamada bürokrasinin yerini demokrasi, hiyerarflinin yerini piyasa almaktad›r. Koordinasyon ve kontrol ise endüstri toplumunun modernist örgütlerinde yetki vermemeye dayanmas›na karfl›l›k, enformasyon ça-

¤›n›n postmodernist örgütlerinde daha çok yetki devri ön plana ç›kmaktad›r. Misyon, hedef ve stratejiler aç›s›ndan bakt›¤›m›zda ise uzmanlaflman›n yerini, postmodernist örgütlerde yay›lma almaktad›r. Mümkün oldu¤unca dar bir alanda afl›r› uzmanlaflmadan kaç›n›lmaktad›r. Modernist örgütlerden farkl› olarak postmodernist örgütler büyük ölçüde güvene dayanmaktad›r. Karfl›l›kl› güven, bugün insan kaynaklar› yönetiminin en çok üzerinde durdu¤u ba¤l›l›k, aidiyet duygusu ve tak›m çal›flmas› gibi kavramlarla da yak›ndan iliflkilidir. Enformasyon ça¤›n›n örgütlerinde insanlar hem birbirinden izole olmadan sürekli bir diyalog içinde çal›flacaklar hem de çok daha vas›fl›, ba¤›ms›z ve mobil olacaklard›r. Çal›flman›n insan geliflimi üzerindeki etkilerini özetlemek. Modern dünyada çal›flma, bir tür, “maddi ihtiyaçlar› karfl›lama” ya da “zenginlik yaratma” sürecinin ötesine geçmifl, insanlara “kendini gerçeklefltirme” imkân› sunmufl ve “kimlik” kazand›rm›flt›r. Ancak bugün, yeni bir ekonomik ve toplumsal düzene geçiflin sorguland›¤› ça¤›m›zda “çal›flman›n sonu” üzerinde en çok düflünülen konular›n bafl›nda gelmektedir. Enformasyon devrimi, birçok meslek grubunda ev ile ifli yeniden bir araya getirmektedir. Bu da do¤al olarak sadece çal›flma hayat›n› de¤il, aile iliflkilerinden serbest zaman etkinliklerine kadar birçok alanda ekonomik ve toplumsal iliflkileri dönüfltürecektir. Bütün bu geliflmelerin bir sonucu olarak “ücretli çal›flman›n sonu”nun geldi¤i konusunda kayg›lar da artmaktad›r. Bir yazar›n ifadesiyle “çal›flman›n dünyas› de¤ifliyor”. De¤iflen bu yeni düzen içinde çal›flanlar›n varl›¤›n› koruyabilmelerinin yolu, sahip olduklar› vas›flardan ve bunu sürekli bir üst düzeyde yenileyebilmelerinden geçiyor. Türkiye gibi ülkelerde toplumun geneli, e¤er gerekli vas›flarla donat›lmazsa genifl kitlelerin çal›flma hayat›ndan d›fllanma tehlikesi söz konusudur. Orta ve uzun vadede toplumun, yeni çal›flma düzenin gerektirdi¤i vas›flarla donat›lmas›, ekonomik ve siyasal istikrar›n sa¤lanmas› kadar önemlidir.

A M A Ç

6

b. D›flar›dan denetim ve ceza ile korkutma çal›flan› örgütsel amaçlara yöneltecek tek yoldur. Üretim biçimine göre esnek makineler kullan›lmaya bafllam›flt›r. 2. Kariyer sosyalleflmesinin etkisini vurdular 7. Afla¤›dakilerden hangisi Esnek Üretimin özelliklerindendir? a. b. c. c. Kapitalizmin kendisinin bir çeliflki oldu¤unu iddia eder d. Çat›flma de¤il uyum d. Bireycilik de¤il iflbirli¤i e. 6. Grup kültürü b. Tar›m toplumlar›nda stratejik kaynak toprak ve iflgücüdür. Stoklu üretim 3. Robert Bosch b. e. Andrew Carnegie e. Standart miktar üretimi gerçeklefltirildikten sonra ilave yap›lan üretim için performans ücreti verilir. Afla¤›daki ifadelerden hangisi yanl›flt›r? a. d. Okul b. Bant üretimi modeli uygulamas›. Bilgi sektörünün a¤›rl›k kazanmas› e. Amaçlara ba¤l›l›k onlar›n elde edilmeleri ile ilgili olarak cezalara ba¤l›d›r. Enformasyon iflçilerinin veriminin artt›r›lmas› 5. Endüstri toplumunda sermaye merkezi bir öneme sahiptir. Yüksek ba¤l›l›¤a dayal› ifl uygulamalar› vard›r e. Henry Ford c. Afla¤›dakilerden hangisi fonksiyonalist yaklafl›m› temsil eder? a. Andrew Mellon . Afla¤›dakilerden hangisi Yal›n Üretim felsefesini yans›tmamaktad›r? a. S›radan bir insan do¤ufltan iflten nefret eder. d.46 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Kendimizi S›nayal›m 1. e. Rockefeller d. c. e. Bir iflçi birkaç dakikal›k bir e¤itimden sonra iflin bafl›na geçer c. Afla¤›dakilerden hangisi toyotaizm denen örgütlenme biçimini anlatmaz? a. Afla¤›dakilerden hangisi McGroger’in insan iliflkileri ekolünün temel varsay›mlar›ndan biridir? a. Afla¤›dakilerden hangisini formel sosyalleflme araçlar› aras›nda sayamay›z? a. Ekonomik düzenin istikrars›zl›¤›n› vurgular c. Ürün farkl›laflmas›n›n artt›r›lmas› yoluna gidilmifltir. S›n›rl› üretim yerine maksimum üretim 9. Bilgisayarlarla desteklenmifl modül üretimi ön plana ç›km›flt›r. Babadan kalma yönetim anlay›fl› c. Endüstri toplumunda sermaye sahipleri e¤itim ve araflt›rma gelifltirmeye en çok harcamay› yapm›fllard›r. Bireyler. Stoklu çal›fl›l›r. John D. ‹flyerine afl›r› ba¤l›l›¤› öngören ifl ahlak› c. Yarg› kurumlar› c. Taylor’un bilimsel yönetim anlay›fl›n›n uygulamadaki temsilcisi kimdir? a. gruplar ve ekonomi aras›ndaki etkileflimi konu al›r e. Emniyet birimleri e. d. Örgütsel sorunlar›n çözümünde insanlar gerekli yarat›c›l›k ve ustal›¤a sahiptir. Afla¤›dakilerden hangisi Enformasyon Toplumunda zenginli¤in kayna¤›n› oluflturan unsurlardan de¤ildir? a. Post-endüstriyel toplum bilgi etraf›nda örgütlenir. ‹flin yeniden örgütlenmesi süresinde çat›flma yerine iflbirli¤i alm›flt›r. Sürekli iyilefltirme e. Arkadafl çevresi 8. b. ‹fl çevresi d. b. Bilimsel yönetimin tesisi b. Toplumda istikrar›n nas›l sürdürülece¤i ile ilgilenirler b. d. Bir iflçinin yerine yeni bir iflçi kolayl›kla getirilebilir. Hizmet üretiminin artmas› c. Çal›flanlar kendi kendini yönetme ve kendi kendini denetim yollar›n› bir bask› olmadan kullanamazlar 10. 4. Bilgi iflçilerinin veriminin artt›r›lmas› b. ‹flin gelifltirilmesine tedarik zincirinin de dâhil edilmesi d. Beden iflçilerinin veriminin artt›r›lmas› d. Endüstri toplumu mallar›n üretimi için makinelerin ve insanlar›n koordinasyonuna dayan›r. Afla¤›dakilerden hangisi Taylor’un bilimsel yönetim anlay›fl›n›n temel karakteristikleri aras›nda yer almaz? a.

Burada eseneklik vurgulan›r. Karakter. her an de¤iflime haz›r olmalar›. “kapitalist sistem” sözünün tafl›d›¤› lanetten kurtulmak için “serbest giriflim” sistemi veya “özel giriflim” sistemi gibi pek çok dolaylama gelifltirilmiflti. e 8. b Yan›t›n›z yanl›fl ise “Post-Endüstriyel Ça¤da ‹flin Örgütlenmesi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. esnek kapitalizmin karakter konusunda karfl›m›za ç›kard›¤› sorunlard›r. a 7. Karakter kendini. mevcut ana odaklanan bir toplumda. onun belki de en kafa kar›flt›r›c› yönü. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Ekonomik Düzenin Sosyolojik Analizi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. d 4. belirli bir anda yaflad›¤›m›z duygu karmaflas›n›n içinden baz› duygular› seçer ve içimizde yaflat›r›z: Yaflatt›¤›m›z bu duygular karakterimizi oluflturur. Sab›rs›z. genelde okunaks›z bir iktidar rejimidir. kiflinin ekonomik u¤rafllar›n›n bir ömür boyu akt›¤› mecray› anlat›yordu. 2008). Kelime çal›flma ba¤lam›nda kullan›lmaya baflland›¤›nda da. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Post-Endüstriyel Ça¤da ‹flin Örgütlenmesi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Geçmiflte. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Endüstri Toplumunda ‹flin Örgütlenmesi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. hatta antikça¤ yazarlar›n›n “karakter” kelimesinin anlam› konusunda hiçbir flüpheleri yoktu: Karakter. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Post-Endüstriyel Ça¤da ‹flin Örgütlenmesi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. kapitalimin üzerindeki laneti silmenin baflka bir yolu olarak kullan›l›yor. karfl›l›kl› sadakat ve ba¤l›l›k nas›l sürdürülebilir? Bunlar yeni. Esnekli¤in kiflinin karakteri üzerindeki etkileri. c 5. Ancak bu yeni kontrol biçimlerini anlamak oldukça zordur. hangi özelli¤imizin kal›c› de¤er tafl›d›¤›na nas›l karar verebiliriz? K›sa vadeye kilitlenmifl bir ekonomide nas›l uzun vadeli hedeflere sahip olabiliriz? Her an parçalanan veya sürekli olarak yeniden flekillendirilen kurumlarda. Esnekli¤in kayg› yaratmas› son derece do¤al: ‹nsanlar hangi risklerin olumlu sonuç verece¤i veya hangi rotay› seçmeleri gerekti¤ini bilemiyor. Bu anlamda “karakter. as›l olarak duygusal deneyimlerimizin uzun vadeli boyutu üzerine odaklan›r. Her birimiz.Ekonomi 47 Okuma Parças› Bugün “esnek kapitalizm” sözüyle nitelenen sistem. d 10. sürekli olarak risk almalar›. insanlara kendi yaflamlar›n› flekillendirmede daha fazla özgürlük tan›d›¤› söyleniyor. b 9. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Endüstri Toplumunda ‹flin Örgütlenmesi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. insanlar›n hayat boyu götürü usulü çal›flmalar›. XIV. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Endüstri Toplumunda ‹flin Örgütlenmesi” konusunu yeniden gözden geçiriniz.” insan›n içinde besledi¤i ancak kimse taraf›ndan gözlemlenemeyen arzu ve duyarl›l›klar› ifade eden “kiflilik” adl› modern türevinden daha kapsay›c› bir terimdir. bildi¤imiz bir olgunun yeni bir varyasyonundan ibadert de¤ildir. Kat› bürokrasi biçimlerini elefltiren ve risk almaya vurgu yapan esnekli¤in. Bir yandan kat› bürokrasi biçimleri di¤er yandan da kör rutinin zararlar› elefltirilir. parça parça ifller yapmalar› fleklinde. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Ekonomik Düzenin Sosyolojik Analizi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. uzun vadeli bir hedef için çaba sarf etme ya da gelecekteki bir amaç u¤runa bugünkü kimi mükafatlar› erteleme fleklinde gösterir. düzenlemelere ve formel prosedürlere giderek daha az ba¤l› olmalar› isteniyor.2. s. kariyerin izledi¤i düz yolu kesti ve çal›flanlar› aniden bir ifl türünden di¤erine yönlendirdi. Günümüzde esneklik de. onun dünyayla olan ba¤lant›lar›yla ilintili oldu¤unu yazar. Karakter kendimizde de¤erli buldu¤umuz ve baflkalar›n›n de¤er vermesini bekledi¤imiz kiflisel özelliklerimizdir. Yeni Kapitalizmde ‹flin Kiflilik Üzerindeki Etkileri (‹stanbul: Ayr›nt› Yay›nevi.b 2. Kaynak: Richard Sennett. sadakat ve karfl›l›kl› ba¤l›l›k. Eski ‹ngilizce kullananlar›n. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Endüstri Toplumunda ‹flin Örgütlenmesi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Horatius bir insan›n karakterinin. kendi arzular›m›za ve di¤er insanlarla aram›zdaki iliflkilere yükledi¤imiz etik de¤erdir. ‹flçilerden seri hareket etmeleri. 10-11 Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar› 1. Örne¤in ‹ngilizcedeki “career” [kariyer] kelimesi eskiden tafl›tlar›n [carriage] kulland›¤› bir yolu ifade ediyordu. Ünite . Günümüzde esneklik. ifle eski anlam›n› iade eder. Oysa yeni düzen sadece geçmiflin yürürlükten kald›r›lm›fl kurallar›n›n yerine yeni kontrol biçimlerini geçiriyor. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Post-Endüstriyel Ça¤da ‹flin Örgütlenmesi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yüzy›l ‹ngilizcesindeki “Job” [ifl] kelimesi bir maddenin tafl›nabilir büyüklükteki bir miktar›n› veya parças›n› ifade ediyordu. e 6. .e 3. Esnek kapitalizm. Yeni kapitalizm . Karakter Afl›nmas›. Esnekli¤e yap›lan vurgu bizzat iflin anlam›n› ve dolay›s›yla onu anlatmak için kulland›¤›m›z kelimeleri de¤ifltiriyor.

& Simon. ‹nk›lap Yay. Prentice Hall Europe. Loveman. Rekabet artm›flt›r ve böylesi bir rekabet ortam›nda faaliyette bulunan iflletmeler yeniden yap›lanma sürecine girmifllerdir. Prentice Hall. Loveman. & Conn. Ankara. Etzioni. Oxford.Seized Enterprise Sector. K.F.. Polity Press. Edit. Geneva. oysa çal›flan kiflilerin her fleyden önce insan oldu¤u ve bunun ihmal edilmesinin iflçiler kadar verimi art›rmak isteyen iflletmeler aç›s›ndan da sak›ncalar yarataca¤› ortaya konulmufltur. M. Sabah Yay. Bu sebeple en iyi ve en ucuz mala do¤ru de¤iflen ve farkl›laflan tüketicinin taleplerine kitle üretimi cevap veremez hâle gelmifltir. International Labour Review. gösterileni kafa kullanmadan ö¤renmek gibi montaj hatt›n›n taleplerine uygun bireyler yetifltirmifltir. Drucker. ‹stanbul.H. Mc. Post-Industrializm and Post-Fordizm. Schwirian. Modernity and Its Futures. (1998). (1993). (1994). P. Printed in Great Britain. Türkiye ‹fl Bankas› Yay. Organizations: Theory and Behaviour.. vol. K. Modern Organizations. Kapitalist Ötesi Toplum.P. Grint. E¤itim kurumlar› bir taraftan kitle e¤itimi çerçevesinde okuma yazma hesap ve biraz da tarih bilgisinin yan› s›ra ö¤rencilere endüstrinin gerektirdi¤i. S›ra Sizde 3 Tüketici bir üründen di¤erine çok kolay geçer hâle gelmifltir. amirlerin ve yöneticilerin verece¤i emirleri tart›flmadan yerine getirmesi. Bununla iflçinin ifle zaman›nda gelip gitmesi. S. (1990). Workplace 2000: The Revolution Reshaping American Business.. Drucker. Bunun sonucu olarak eski yöntemlerle çal›flan. Boyet J. Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar Allen.G. daha küçük ve esnek firmalar pazarlarda daha avantajl› hâle gelmeye bafllam›fllard›r.G. Drucker. Jeanniere. Onaran. (1994). A Dutton Book.st Century. Çev. Sociology For The 21. (1994) Managing The Non Profit Organizations.’ Modernite Versus Post Modernite..133.&Gullett. Curry. M. Macionis. J.Hall. Hammer. A. T. her fleyi zaman›nda yapmak. Taylorizm bir taraftan verimlili¤i çok büyük ölçüde art›r›rken di¤er taraftan da insan›n ihmal edildi¤i bir çal›flma düzeninde yabanc›laflman›n artabilece¤ini fark etmemizi sa¤lam›flt›r. (1964). Gelecek ‹çin Yönetim:1990’lar ve Sonras›.48 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar S›ra Sizde Yan›t Anahtar› S›ra Sizde 1 Taylorist ilkelere göre örgütlenmelerin çal›flanlar› ihmal etti¤ini. (1997). yani kitlesel üretimde bulunan dev firmalar karfl›s›nda. (1975). Çev. TODA‹E Yay.ILO Pub. Ö. Oxford. (1991). March. Küçük. Grew. Massachusetts. De¤iflim Mühendisli¤i. Bozkurt ve O.K. Cambridge. söz dinlemek. Polity Pres. vd. Alsene.F.M. G.. Endüstri toplumunda ifl tüm yaflam hâline dönüflmüfltür. Drucker. Der. Böylece fabrika. Jiobu. Plummer. Hicks.J.. Harward University Press.R. Örgütler. Sociology: A Global Introduction. C. Buttenworth Ltd. Çev. Foundations of Modern Sociology. Industrialism and Industrial Man. Managing The Non Profit Organizations. büroda ya da makinenin bafl›nda standartlaflt›r›lm›fl rutin iflleri b›kmadan yapmas›n›n ö¤retilmesi amaçlanm›flt›r.. ‹stanbul. “Introduction-Economic and Social Reorganization in the Small and Medium. (1994). “Modernite Nedir?. Fikret Üçkan. Edit by W. P. E. J. Vadi/Toplum Yay. Computerized Integretion and The Organization Work in Enterpries. (1992).F. Blackwell.J. Mc. endüstri toplumunda e¤itim kurumlar›ndan aile yap›s›na kadar her alana daha çok nüfuz eder olmufltur. J. R. P. A. Ankara. Newyork. (1992). The Sociology of Work. (1975).G. S›ra Sizde 2 Fordist üretim biçiminin yayg›nl›k kazanmas›yla birlikte fabrika endüstri toplumunun merkezi hâline gelmifltir. P.. Piore. Kerr. & Sengenberger.Grow-Hill Book Company.” in The Reemergence of Small Enterprises: Industrial Restructuring in Industrialized Countries..F.Belk›s Çorakç›. Ankara. (1993).Sengerberger. H.(1994). W. .&Dunlop&Harbson&Myers (1960).A. onlar› sadece maddi unsurlarla motive edilebilecek bir homo economicus olarak ele ald›¤›n›. H. Buttenworth Ltd. H. Series. C.

(1999).Der. J. Say›: 56-61. (1993). Sabah Yay.. (1993).Ekonomi 49 Masuda Y. (1981).11. Geneva.. (1993). Senge. Relasing Snergy Japanese Style.. Örgütün ‹nsan ‹liflkileri Yönü. Preffer. Deutschland. Womack. Yay. ‹stanbul. D. “Post-Fordist Fordist Geliflmeler ve Dünya ‹ktisadi ‹flbölümünün Gelece¤i.. San. (1982). On Business and Work: An Overviev. “Does Business Have Any Business in Education?”. Bahar.P. (1991).” On Business and Work.. Bassil Blackwell. (1995). C. Rekabette Üstünlü¤ün S›rr› ‹nsan. ‹stanbul. (1993). J. Beflinci Disiplin. (Edit. ‹ldeniz. Longman.2. J. Öncü.L. University of California Pres Ltd. No. Stone. Bilgi Toplumu. Ter.. Yentürk.A. MarchApril. Alt›n Kitaplar Yay. (1993). Stinch-Combe.Thurman vd) International Labour Office Pub. ‹stanbul. Energin. J. Harvard Business Review. Thomson.Yay.A. W. Mc Groger. Sweden. Oscarsson.A. New York.E. Roos. Do¤ukan. N. Managing in the Information Society. Ankara. B. Üçüncü Dalga. Information and Organizations. Çev. J. B. (1990). Third Edition. Bireyselleflme ve Yönetim: ‹fl Yönetiminde Devrim.V. 2000 Y›l›n›n Sonras›: Sanayi Sonras› Toplum. Naisbitt.2.&Jones. Örgüt Sosyolojisi. A. (1991). N. Rürup. Tükçesi: Ali Seden.. ‹stanbul. D. . (1990). Yap› Kredi Yay. P.” Toplum ve Bilim. Çev. (1987). A. ‹stanbul. (1993). Turhan Kitabevi. ‹stanbul Mülkiyeliler Birli¤i Vakv› Yay. Work of the Future-The Future of Work. Oto. ODTÜ Yay. in On Business and Work Toward New Frontiers. Thurman. Paker. Toffler. Society in Focus. Ünite . Dünyay› De¤ifltiren Makine.E and Hickey. (1970). “Competence and Choice and Work.

Anahtar Kavramlar Din Sosyolojik Kurum Kutsal Din D›fl› • • • • Cemaat Altyap›-Üstyap› Sekülerizm Teokrasi ‹çindekiler • • • • D‹N NED‹R? D‹N VE TOPLUM ‹L‹fiK‹S‹ D‹N SOSYOLOJ‹S‹ KLAS‹K SOSYOLOJ‹K TEOR‹LERDE D‹N Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Din . Klasik sosyolojik teorilerde dinin nas›l ele al›nd›¤›n› özetleyebileceksiniz. Din sosyolojisinin ortaya ç›k›fl›n› ve dinin kökenine dair sosyolojik teorileri aç›klayabilecek ve din sosyolojisi ile dini sosyoloji aras›ndaki fark› ay›rt edebilecek.3 Amaçlar›m›z • • • • SOSYAL B‹L‹MLERDE TEMEL KAVRAMLAR Bu üniteyi tamamlad›ktan sonra. Dinin genel geçer tan›m›n›n ötesinde sosyolojik tan›m›n› saptayabilecek. Din ve toplum iliflkisini. dinin di¤er toplumsal kurumlarla iliflkisini aç›klayabilecek.

kulluk.1 Sözlüklerde bir tanr›ya veya tanr›lara inanmay› ve o tanr›lara tap›nma pratikleri ile ifade edilen din. Do¤rusu bu tan›mlar›n her biri bir dinin kendisini baflka dinlerden nas›l ay›rt etti¤ini görmek aç›s›ndan önemlidir. âdet.Din D‹N NED‹R? Dünyada gelmifl geçmifl bütün toplumlarda ve hâlen yaflamakta olan bütün toplumlarda din olgusuna rastl›yoruz. Dinlerin büyük ço¤unlu¤unun din hakk›nda da bir tan›m› vard›r ve bu tan›mlarda genellikle kendilerini standart. dinin bir sosyal olgu olarak her yerde varl›¤›n› görüyoruz. ceza ve mükafat gibi anlamlarda kullan›l›r. Ancak bu tan›mlardan yola ç›karak dinin tabiat› hakk›n- . Bu olgu ya tam teflekküllü bir kilise. mezhep. cemaat. itaat. hakimiyet. K›saca. yasa. Üstelik dünyan›n her yerinde dini inanç ya da davran›fl olarak ortaya konulan pratikler birbirinden oldukça farkl›l›k gösterebiliyor. Resim 3. normal ve hak din olarak gösterirler. Grekçe ve Latince “religion” olarak ayn› zamanda belli bir inanç çerçevesinde ba¤l›l›k ve düzenli olarak yap›lan ritüelleri kapsar. tap›nak ve ritüelleriyle yaflanan ve bütün toplumu etkisi alt›na alan bir flekilde ya da bir bütünsellikten yoksun bireysel dinî inançlar veya davran›fllar fleklinde ortaya ç›k›yor. Dilimizde kulland›¤›m›z “din” sözcü¤ünün kökeni Arapça olup sözcü¤ün de¤iflik türevleri boyun e¤me. izlenen örnek. yol.

toplumun genel flekillenmesine.52 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar da sosyal bilimler aç›s›ndan de¤erlendirilebilir bir tipolojiye ulaflmak mümkün de¤ildir. Sosyologlar böyle bir tan›ma ulaflmak için epey çal›flm›flt›r. Özellikle “Dini Hayat›n ‹lk Biçimleri” isimli eseriyle din sosyolojinin en önemli kitaplar›ndan birini yazm›flt›r. Bunu yaparken dinin kendini tan›mlay›fl›yla kendini bir tart›flman›n içine sokmamas› önemlidir. Genellikle her din kendine göre “do¤ru din” hakk›nda kendini iflaret eden bir tan›ma sahiptir. Aksi taktirde sosyoloji kendini bir anda teolojik bir tart›flman›n içinde bulabilir. Bu fark› sosyoloji lehine bir farkl›l›k olarak düflünmek gerekmiyor. Oysa sosyal bilim dünyan›n her yerinde karfl›lafl›lan bir olgu olarak dinin mahiyetine dair tarafl› olmayan bir tan›ma ulaflmak durumundad›r. Dini. Sosyolojiyi dinsel bir düflünce yap›s›na alternatif olarak o düflünceyi yanl›fllayan bir tez olarak düflünmek de gerekmez. özellikle din sosyolojisi alan›nda en önemli çal›flmalar› yapm›fl ve ifllevselci yaklafl›mlar› formüle etmifl Frans›z sosyolog. siyasi. “kilise” ve “bir tek ahlaki toplulukta birlefltiren inanç ve topluluklar” (yani cemaat) olarak ay›rt edilebilir. Dinin sosyolojik tan›m› ise sosyoloji tarihinde öyle kolay yap›lm›fl de¤ildir. sosyolojiyi bir disiplin hâline getirmifl. Dinin kendini tan›mlay›fl› kadar dünyay› da inananlar›yla inanmayanlar›yla tan›mlay›p tasarlamas› söz konusudur. Bunun için din sosyolojisinin her fleyden önce bir din tan›m›na sahip olmas› gerekir. Aksine toplumlar›n ortak bir davran›fl örüntüsü olarak binbir çeflitlili¤e sahip olan din olgusunda ortak olan›n ne oldu¤unu. Onun için öncelikle dinin sosyolojik mahiyetinin ne oldu¤unu ve bu mahiyeti ortaya ç›karmaya çal›flan sosyolojik çabalar› ele alal›m. yani bir kenara ayr›lm›fl ve yasaklanm›fl fleylere iliflkin inanç ve uygulamalar›n birleflik bir sistemi -Kilise diye an›lan bir tek ahlâkî toplulukta birlefltiren inanç ve pratikler. meflruiyet düzenlerinin oluflumuna nas›l bir katk›da bulundu¤u konusuyla ilgilenir. Aksine din sosyolojisi dinsel olarak teflhis edilen davran›fllar›n ne oldu¤u ve bu davran›fllar›n bir toplumun ekonomik. dinlerin din tan›m›yla kendini en temelde ay›rt etmesi gerekir. Bu çeflitlilikte her dinin kendine özgü bir hakikat iddias› vard›r. e¤itimsel ve sosyal tabakalaflma örüntülerine nas›l bir etkide bulundu¤u. genifl bir çeflitlili¤e sahiptir. Hangi tür davran›fllar›n dinsel olarak nitelenebilece¤i ve genel olarak sosyolojik bilginin bir nesnesi olarak dinin nas›l teflhis edilece¤i hususu sosyologlar aras›nda tart›flma konusu olmufltur. Yine de toplumsal yap› ve de¤iflim süreçleri içinde din. Sosyoloji belirli bir dinin kendini veya genel olarak dini tan›mlay›fl›yla yetinemez. Oysa sosyolojik düflünme ile dinsel düflünme temelden birbirinden farkl›d›r. ailevi. Dinin Sosyolojik Tan›m› Din olgusu bütün toplumlarda rastlanacak kadar yayg›n ve eski bir davran›fl örüntüsüdür. ancak onlar›n da ço¤u din hakk›nda kendi öznel tan›mlar›n› gelifltirmekten geri durmam›flt›r. ay›rt edilebilir bir etken olarak teflhis edilmeye çal›fl›lm›flt›r. Bu tan›mda göze çarpan en önemli unsurlar. “kutsal”. Ancak dinin bu flekilde kendini ve dünyay› tan›mlay›fl› belirli bir dinin sosyolojik incelemesi için önemli bir veri olufltursa da dinin sosyolojik tan›m› için yeterli de¤ildir. . sosyolojik bak›fl aç›s›ndan ay›rt etmek üzere bir tan›ma ulaflma çabalar›nda farkl› sosyolog veya antropologlar›n çabalar›n› görebiliyoruz. o davran›fl› dinsel olarak nitelemeyi gerektirecek olan›n ne oldu¤una dair genel kurallar› belirlemeye çal›fl›r. Ancak dinin her toplumda ortaya ç›k›fl tarz› farkl›d›r. Bu aç›dan sosyolojik olarak dinin tan›m›n›n. Émile Durkheim (18581917). Eski oldu¤u ölçüde din. Bu o dinin iddias›n› ayn› düzeyden hareket ederek reddetti¤i anlam›na gelmez. Bu konuda Émile Durkheim’in (1961: 62) tan›m›ndan yola ç›karsak “Kutsal fleylere. onlara taraftar olanlar›n tümü”nü ‘din’ olarak ay›rd edebiliriz.

bir ev. Durkheim dinin en ilkel biçimlerinden en karmafl›k ileri biçimlerine kadar hepsinde kutsal ve din d›fl› ay›r›m›n›n ortak bir özellik oldu¤undan hareketle. bir sembol. Bu ay›r›mlar›n karmafl›kl›¤› veya basitli¤i söz konusu toplumlar›n da karmafl›kl›¤›. sonuçlar› veya tezahürleri vard›r. Bütün kutsall›k anlay›fllar›nda bu tarz bir toplumsal özdeflli¤in izlerini bulmak mümkündür. Bu ölçüde geniflletilmifl bir kutsall›k hemen hemen her yerde bulunabilir. Din de bir bak›ma bu ay›r›ma dayan›r. Ona göre bütün toplumlar her fleyi “kutsal” ve “din d›fl›” fleklinde ay›ran bir kategorilefltirme sistemine sahiptir. Kutsaldan ise sadece Tanr›lar veya kutsal ruhlar kast edilmez. Din de Durkheim’a göre “kutsal fleylere yani bir kenara ayr›lm›fl ve tabulaflm›fl fleylere iliflkin birleflik bir inançlar ve davran›fllar sistemidir”. Topluluk sembollefltirdi¤i kutsallar üzerinden asl›nda kendi topluluk s›n›rlar›n› oluflturur ve kendisini baflkalar›ndan ay›r›r. hatta görünürde en din d›fl› toplumlarda bile rastlanmaktad›r. Bir tafl. Sosyoloji bu kutsallar›n bizatihi kendi etkilerinin var olup olmad›¤› sorusuyla ilgili de¤ildir. geliflmiflli¤i. Kutsal›n bir fleyi temsil ediyor olmas› söz konusudur. Bunlar›n en ilkel toplumlarda totemler fleklinde ortaya ç›kt›¤›n› görebilece¤imiz gibi daha ileri toplumlarda daha karmafl›k flekillerde ortaya ç›kt›¤›n› görebiliriz. sosyolojik olarak dini en kolay bu noktada teflhis edebilece¤imizi söyler. Kutsal say›lan nesnelerin kendi özünde bir kutsall›k olup olmamas› da sosyolojik aç›dan anlaml› bir soru de¤ildir.Din 53 Kutsal ve Din D›fl› Kutsal kavram› Durkheim’›n bütün toplumlar› incelerken baz ald›¤› kavramlardan biridir.3. Kutsal anlay›fl› etraf›nda toplumda oluflan birliktelik duygusu toplulu¤un bizatihi temelidir. Totemizm düflüncesinin modern dünyada da örnekleri hayat›n içinde bolca bulunur. . Resim 3. Önemli olan her kutsal say›lan nesnede sembolik bir yan olmas›d›r. Bir toplum ne kadar ilerlemiflse o kadar karmafl›klaflm›fl olup kutsal ve din d›fl› ay›r›mlar› da o ölçüde bundan etkilenmifltir. Totem düflüncesinin nas›l do¤mufl olabildi¤ini. bir nehir veya herhangi bir cisim kutsal olabilir. Bu tür davran›fllara dünyan›n hemen bütün toplumlar›nda. günümüzdeki reklam ve oyun (futbol. basketbol oyunlar›ndaki) sembolizm türlerine bakarak tahmin etmek zor olmaz. Ünite . bir a¤aç. bir odun parças›. Kendilerine atfedilen inanc›n do¤rulu¤u veya yanl›fll›¤› ile ilgili asla bir fley söylemeksizin insanlar›n onlara yak›flt›rd›klar› özellikler dolay›s›yla kendi davran›fllar›n› belirlemeleri sosyolojik aç›dan önemli bir durumdur.2 Hemen hemen dünyan›n her yerinde ço¤u futbol taraftar› için tuttuklar› tak›m›n formas› kutsald›r. Bu kutsal say›lan fleylerle insanlar›n kurduklar› iliflkilerin toplumda bir etkisi. basitli¤i ya da ilkelli¤ine paraleldir. Her tak›m› temsil eden sembolün zamanla fanatik taraftarlar› için fetiflleflme sürecine girdi¤ini görebiliyoruz. Bu ay›r›m da topluluk duygusunu canl› tutan bir tutumdur.

Ateist baz› toplumsal hareketlerde de bile yarat›lan flah›s kültleri. tanr›y› ve kendilerini nas›l alg›layacaklar›na dair ortak bir anlay›fl ve alg› sistemi oluflturur. Bu durum ortak inanc›n sürdürülebilmesi için genellikle iflleyen bir mekanizmad›r. D›flar›dan bakanlar için genellikle bir anlam ifade etmeyen ritüellerin devam› ancak bunlara dair ortak kabullerin oluflmas›yla sürdürülebilir. Cemaat ortak inanç ve alg›ya dayal› olarak oluflan toplulu¤u baflkalar›ndan ay›racak bir bilinci de gelifltirir. Din paylafl›lan bir anlam sistemi oluflturdu¤u için insanlar›n dünyay›. kutsallaflt›rma sadece bilinen geleneksel dinlerde söz konusu de¤ildir. Esasen bu ortak alg› ve inanç sistemleri ad›na din denmese de toplumun kuruluflunun temel bir düzeyidir. cenneti insanlar›n haf›zalar›.loonwatch. Bir ya¤mur duas›na ç›kan insanlar yapt›klar› duan›n sonunda ya¤murun ya¤abilece¤ine inan›rlar. Resim 3.com/2010/11/west-bank-muslims-jews-and-christians-pray-for-rain/ Dinin inanç paylafl›m›n›n en do¤rudan toplumsal sonucu cemaatleflmedir. kilisesi fabrikalar olarak bafltan sona bir kutsall›k aray›fl›yla bezenmifl oldu¤unu görüyoruz. ölümlerin flehitlikle nitelenmesi gibi durumlar da din sosyolojisi aç›s›ndan incelenmeyi hak eder.54 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Asl›nda modern seküler toplumlarda da görünürde bir kurumsal din söz konusu olmad›¤› hâlde kutsall›k atfedilmifl baz› sembollerin bu tür ifllevleri yerine getirdi¤ini görebiliriz. Ya¤mur ya¤mad›¤› takdirde ise genellikle ibadet ettikleri tanr›n›n ya¤mur ya¤d›ramad›¤›na veya bu yapt›klar›n›n etkisiz ve anlams›z bir fley oldu¤una de¤il. Farkl› bir ifadeyle. Bat› fieria’da Müslümanlar. Genellikle cemaatlerin gerçeklik hakk›ndaki ortak bilinç ve . Kendisi dinleri aflacak bir pozitivist felsefe iddias›nda sosyolojinin kurucusu Auguste Comte’un da nihayetinde idealize etti¤i dünyay› bir tür pozitivizm dini olarak tasarlad›¤›n› biliyoruz. Din bu ortak alg›lar sistemini en iyi düzenleyen mekanizmalardan biridir sadece. Bu ortak anlam sisteminin paylafl›m› dünyaya dair derin bir düzenlilik ve anlaml›l›k hissi verir. Kaynak: http://www. mücadele sürecine atfedilen kutsall›k. Fenomenoloji ve etnometodoloji gibi yaklafl›mlar. Cemaat Veya Tek Bir Ahlaki Toplulukta Birlefltiren ‹nançlar Bütünlü¤ü Dinlerin en önemli ifllevlerinden birisi mensuplar›n› ortak bir inanç etraf›nda birlefltirmeleridir. Bu dünyan›n peygamberleri bilim adamlar›. toplumu. Dinin yeterince güçlü olmad›¤› toplumlarda bile bunun yerini de¤iflik düzeylerde büyük veya küçük çapl› ideolojiler al›r. Hristiyanlar ve Yahudiler hep birlikte ya¤mur duas›ndalar. dualar›n›n kabul edilmedi¤ine hükmederek inançlar›na sadakatlerini sürdürürler. Ayn› inanc› paylaflan insanlar dünyaya ayn› pencereden bakarlar ve o pencereden ayn› fleyleri gördüklerini düflünürler.3 Kutsal topraklarda. bütün toplumlar›n ancak bu ortak alg›lar sistemiyle var olabildi¤ini vurgular.

Tarihin yaz›l› veya yaz›l› olmayan en eski dönemlerine giAMAÇLARIMIZ dildi¤inde bile insan varl›¤›n›n bir toplum içinde cereyan etti¤ini görürüz. ‹nsan do¤as› üzerine tart›flan Rousseau. Çünkü do¤al durumunu bilimsel imkânlarla hiç kimsenin hiç bir zaman bilme flans› olmayacakt›. rekabet ve düflmanl›k hâlinde bulundu¤unu görebiliyoruz. lemedi¤imiz dönemlerde de tek tek veya da¤›n›k biçimde yaflam›fllar m›d›r yoksa bafltan beri toplum hâlinde mi var olmufllard›r? fiayet bafltan beri toplum hâlinde deT E L E V ‹ Z Sonradan YON ¤illerse insanlar hangi nedenlerle toplum hâline yaflamaya bafllad›lar? herhangi bir nedenle toplum hâlinde yaflamaya karar verildiyse.3. ‹nsanlar›n bir toplum hâlinde yaflad›klar› bütün durumlarda ölesiye ve öldüresiye bir rekabet içinde bulunduklar› vurgulanm›flt›r.Din 55 alg›s› inananlarla inanmayanlar› veya bu ortak alg›y› paylaflanlarla paylaflmayanlar aras›nda bir ay›r›ma da gider. Dini D ‹ Khiç K A önemsemeyen T baz› insanlar›n kimi davran›fllar› dinsel olabilir. Gerçekten de bir taraftan insanlar›n sürekli birbirleriyle çat›flma. Özellikle ‹ngiliz filozof Thomas Hobbes taraf›ndan dillendirilen meflhur “insan insan›n kurdudur” ifadesinin arka plan›nda insan toplumlar› hakk›ndaki bu gözlem vard›r. Do¤al durumda. Dinin inananlar› gerekti¤inde tam bir grup bilinci içinde inanmayanlara karfl› bir birlik ve dayan›flma davran›fl›na kolayl›kla girerler. Her dinsel davran›fl mutlaka bir dine ait olmay› gerektirmeyebilir. bu karar nas›l oldu da hiç de¤iflmedi ve insan karakterinin vazgeçilmez bir parças› hâline geldi? Bu sorular özellikle insanlar›n birbirinin kurdu oldu¤unu gözlemledi¤imiz du‹NTERNET rumlarda akla çok daha kolay düflen sorulard›r. dayan›flma örüntüleri ve bunun üzerinden girilen ittifak veya çat›flmalard›r. Asl›nda dinin sosyolojik tezahürleri aç›s›ndan en önemli boyutu belki de cemaat boyutudur. Hayatlar›n›n merkezine dini L ‹ M koyan inDÜfiÜNE sanlar oldu¤u gibi. Küçük veya büyük insan topluluklar› insan›n yeryüzündeki seyrinin vazgeçilmez görünümünü oluflturmufltur. Locke ve Montesquieu gibi ayd›nlanma filozoflar›n›n as›l amaçlar› insan›n nas›l olup da toplum hâlinde yaflamaya bafllad›¤›n› anlamakt›. ‹nsan›n bu durumu de¤iflik dönemlerde baz› düflünürler veya K ‹ T A P ‹nsanlar bisosyologlar taraf›ndan üzerinde ciddiyetle durulmufl bir konu olmufltur. Sonuç olaS‹ZDE olarak dinrak burada sosyolojik olarak ay›rt edilebilecek bir din tan›m› SIRA ile genel sel davran›fl aras›nda da bir ay›r›m yap›labilir. Dinin sosyolojik görünürlü¤ü de yine bu cemaat boyutunda olmaktad›r. Dini cemaat böylece insanlara bir kimlik (identity) verirken baflkalar›ndan ayr›flmay› da (difference) ö¤retir. Ayn› fleyi di¤er sosyal düflünürler de merak etmifllerdir. Bu vurgular dolay›s›yla insanlar›n toplum hâlinde yaflamaya bafllamalar› bir tür muamma olarak görülmüfltür. Çünkü dinin do¤rudan etkisi yol açt›¤› bu grup bilinci. dini hiç önemsemeyen baz› insanlar›n baz› davran›fllar› dinsel olarak nitelenebilir. Her dinsel davran›fl tam teflekküllü bir dine mensup olmay› gerektirmeyebilir. SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT D‹N VE TOPLUM ‹L‹fiK‹S‹ SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE ‹nsan sosyal bir varl›kt›r. O yüzden dinin sosyolojik incelemesi çok genifl bir davran›flS O R U lar yelpazesini içerebilir. yani do¤as›nda. Ünite . ‹nsan›n do¤as›nda nas›l bir varl›k oldu¤u hususunda birbirleriyle ihtilafa düfltülerse de hepsi insan›n do¤a durumu hakk›nda çaresiz bir düflünce içindeydiler. Do¤al durum hakk›ndaki bütün öngörüler bir yandan insanlar›n nas›l toplum hâline geldiklerini aç›klamaya çal›flan senaryolard› ama bir yandan da bu senaryolar› tetikleyen fley gelecekte kurulmas› hayal edilen dünya imgesiydi. Toplumsal düzeyde dinin devrede oldu¤u hadiselerin bafl›nda bu cemaat boyutu gelmektedir. yani özünde “iyi” oldu¤u anlat›lan insan için ge- AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET .

Dolay›s›yla insan›n do¤as› denilen fleyin ne oldu¤u üzerinde her halükârda bitimsiz bir tart›flma olsa bile bu do¤an›n en tart›fl›lmaz yan› onun toplumsal bir gerçeklik oldu¤udur. fiimdi din kurumunun di¤er baz› önemli kurumlarla olan iliflkisini inceleyelim. gündelik dilde kullan›lan ve baz› örgütlenmeleri ifade etmek üzere kullan›lan kurum sözcü¤ünden farkl› olarak davran›fl örüntülerini ifade eder. Dinin Di¤er Toplumsal Kurumlarla ‹liflkisi ‹nsan›n toplumsal bir varl›k olmas› böylece tart›fl›lmaz bir gerçek olarak kabul edilmifltir. ‹flte din de böylesi bir kurumdur. Bu iliflkiler genel olarak “siyasall›k” diyebilece¤imiz bir düzeyi iflaret eder. nereden gelip nereye gittikleriyle ilgili sorular› anlamland›rd›klar› ve toplumda kutsal ve din d›fl› alanlar› oluflturup tan›mlad›klar› belli bir davran›fl düzeyi daha vard›r. bu toplumsall›¤›n kendisinde ortak veya ay›rd edici baflka nitelikler de aram›flt›r. Bu da din kurumudur. Siyasal düzeyi olmayan hiç bir toplum yoktur. Bu iliflkiye dayal› olarak rejimler teokratik veya seküler rejimler aras›nda farkl› örneklerle çeflitlenir. ‹nsan kelimesinin kendisi bile ancak baflka bir insan›n varl›¤›yla tamamlanan bir anlam içeri¤ine sahiptir. ›s›nma. insan özgürlüklerini alabildi¤ine tan›yan bir düzen olacakt›. Ne kadar eski zamanlara kadar gidilebilse orada insanlar›n küçük veya büyük toplumlar hâlinde yaflamalar›n›n bir alternatifi bulunam›yor. Dinin iddias› ile siyasetçilerin iddias›n›n paralel gitti¤i durumlarda toplum. Sonuçta bütün bu yaklafl›mlar›n bir yandan da cevab›n› arad›klar› ana soru toplumlar›n nas›l var olabildi¤iydi. Din ve Siyaset ‹liflkisi Bütün toplumsal oluflumlar›n kendi içlerinde bir liderlik. di¤er yandan bu toplumsall›¤a efllik eden vazgeçilmez ortak baz› kurumsal özellikler üzerinde durulmufltur. Çünkü genellikle dinin de böyle bir iddias› vard›r. Ancak teokratik say›lan rejimlerde dinin gerçekten de o rejimin hedefini mi belirledi¤i yoksa o siyasetin dini inançlar› kendi meflruiyetini sa¤lamak için bir araç olarak m› kulland›¤› kolay ay›rt edilebilen bir . Böylece hangi insan toplumsall›¤›na göz at›l›rsa at›ls›n görülebilecek asgari düzeyde paylafl›lan davran›fl örüntüleri tespit edilmeye çal›fl›lm›flt›r. siyasetin dinin etkisi alt›nda oldu¤u örnekler ortaya ç›kar›r. Ne kadar eski olursa olsun ve nerede olursa olsun insanlar›n öte dünyayla. yönetim ve iktidar iliflkileri ortaya ç›kard›¤› tespit edilmifltir. Çünkü insan kelimesi “ünsiyet” (al›flma. insan olma) anlamlar›yla tan›m gere¤i baflka insanlar›n varl›¤›n› kaç›n›lmaz k›lar. görünen dünyan›n ötesiyle ilgilendikleri. Dinin devlet yap›s›n› veya siyaseti tamamen belirledi¤i örneklere teokratik rejim(ler) denir. ‹flte toplumsall›k insan›n do¤as›n›n bir parças› olarak insan›n ortaya ç›kt›¤› her yerde ve her zaman rastlanan bir olgu olmufltur. Ancak sosyologlar. Burada kurum. O yüzden insan ancak baflka insanlar›n varl›¤›yla insan olabilen bir varl›kt›r. Siyaset bir dünyay› ve toplumu infla giriflimi oldu¤undan din ile yolu çak›fl›r.56 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar lecekte kurulacak düzen insana güven esas›na dayal›. ‹nsan toplumsall›¤›n›n ortaya ç›kt›¤› yerlerde toplumsal farkl›l›klar›n üzerinde de bu nedenle durulmufl. insan toplumsall›¤›n›n kendileriyle tezahür etti¤i ve hiç bir toplumda eksikli¤i görülmeyen toplumun varolufl dayana¤›n› oluflturan davran›fl örüntüleridir. Toplumsal kurumlar. Bu toplumsall›k ise bizatihi do¤al olan› iflleyerek onu do¤a d›fl›na ç›kararak var olabiliyor.

Bu aile hayat›n›n flekli. O yüzden siyasi çat›flmalar›n bir ço¤unda dinin önemli bir unsur olarak ortaya ç›kt›¤› görülür. Özellikle Yahudilik. Sekülerleflme dünyevileflme anlam›nda kullan›l›r. Din ve Aile ‹liflkisi Bütün toplumlarda biyolojik ve kültürel yeniden üretimi temin etmek üzere belirgin bir biçimde “aile” denilebilecek bir davran›fl örüntüsü bulunur. Günlük hayat›n veya siyasi düzenin dinin etkisinden ar›nmas›d›r.Din 57 durum de¤ildir.3. Bu ak›l ile laiklik din ve devlet iliflkilerini düzenleyen bir ilke olarak ortaya ç›kt›. Bu kurallar›n en önemlilerinden birisi ensest yasa¤›d›r. . Kendileriyle evlenilmesi yasak olanlar›n belirlenmesi tamamen din kaynakl› bir konudur. Din bir toplumsal birlefltirici olarak ifllev gördü¤ü hâlde farkl› dinler aras›nda da bir çat›flma etkeni olarak çal›flabilir. Sekülerleflmeyi insanlar kendi tercihleriyle veya toplumsal hayat›n veya siyasal düzenin etkisiyle yapabilirler. Ünite . Bir do¤al birlik olarak aile dinden ba¤›ms›z olarak vard›r ancak hem aile dini etkilemifl hem de din aileden etkilenmifltir. Ancak laikli¤in her yerde ayn› flekilde uygulanmamas› da din ve devlet aras›ndaki iliflkileri düzenleme kapasitesini düflürmektedir. yap›s› ve kodlar› farkl›laflabilir ancak aile hayat› olmayan hiç bir topluma rastlanmaz. Ayr›ca aile içindeki statüler ve bunlara uygun rollerin belirlenmesinde de dinin ahlaki söylemi aile bütünlü¤ünü koruma do¤rultusunda oldukça etkili olmaktad›r. Orta Ça¤ Avrupa’s›nda otuz ve yüzy›l olarak bilinen din çat›flmalar› yüzünden milyonlarca insan öldükten sonra kilise ve devletin birbirinden tamamen ayr›flt›r›lmas› yönünde genel bir ortak ak›l geliflti. Baz› kullan›mlarda sadece siyasal düzenin bir özelli¤i olan laiklik (laicite) den ay›rt edilebilir. H›ristiyanl›k ve ‹slam gibi dinler kiminle evlenilebilece¤i veya evlenilemeyece¤ini belirlemede ve neslin devam›n›n hangi iliflkiler düzeni içinde sa¤lanabilece¤ine dair aile kurumunu flekillendiren de¤er yap›lar› ve kurallar ortaya koymufllard›r. Fransa ve bir çok örnekte laiklik devletin tarafs›zl›k ilkesi yerine kendisi dinler aras›nda bir din gibi çal›flmakta oldu¤undan dinler aras›ndaki çat›flmay› daha da art›ran örnekler ortaya koymufltur. Bu arada toplumlar sanayileflmenin ve kentleflmenin de etkisi alt›nda siyasal düzenlerinden görece ba¤›ms›z olarak sekülerleflebiliyor. ‹ran ve Suudi Arabistan’›n siyaset biçimine ‹slam ad›na muhalefet eden Müslümanlar oldu¤u gibi ‹srail’in siyonist politikalar›na daha do¤ru bir Yahudilik yorumu ad›na fliddetle muhalefet eden Yahudiler de bulunmaktad›r. ‹ngiltere ve ‹rlanda aras›nda. Irak’ta ve Pakistan’da fiiilerle Sünniler aras›nda veya yine ‹srail ile bölge halklar› aras›ndaki çat›flmalarla din unsuru önemli bir rol oynuyor. ‹slam’›n (veya asl›nda ‹slam’›n bir yorumunun) devletin kurumsal yap›s›n› ve hedeflerini belirledi¤i ‹ran’da veya Suudi Arabistan’da bütün siyasetler dinin kurallar› veya hedefleriyle meflrulaflt›r›l›r. Burada siyasal bir etki alt›nda laikleflme ile sekülerleflme aras›nda bir ay›r›m yapmak mümkündür. Ayn› flekilde ‹srail’in hem devlet olarak varl›¤› hem de bütün yay›lmac› politikalar› Yahudili¤in bir okuma biçimine dayand›r›l›r.

neslin devam›n› sa¤lamas›. Din ve Ekonomi ‹liflkisi Bütün toplumlar bir üretim. do¤al/sosyal bir birlik olan aile taraf›ndan da flekillendirilmifllerdir. keyfî ve geçici olmamas›. vb.58 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Daha baflka tarihî örnekler de göz önünde bulundurulursa din-aile aras›ndaki iliflki konusunda flu sonuçlar ileri sürülebilir: a) Yüksek tipli dinler (salt toplumsal etkileflimlerin ürünü olmayan din) aileye etki ederek onu yeni bafltan flekillendirmifltir. Bu iliflkiler üzerinde de dinin düzenleyici kurallar› var oldu¤u için din ve ekonomi iliflkisi özel bir öneme sahiptir. Kaynak: Mustafa Ayd›n. Ekonomide paylafl›m› da mutlaka sal›k veren bir dinî anlay›flla birlikte kapitalist bir geliflmenin nas›l yaflanabilece¤i de bu ba¤lamda sorulan bir soru olmufltur. tüketim ve paylafl›m iliflkileri ortaya koyarlar. yönetim. Aile reisi.. Dinlerin t›pk› siyasette oldu¤u gibi mevcut ekonomik paylafl›m iliflkilerini olduklar› gibi meflrulaflt›r›p onlar›n ma¤duru olan kitlelerin de bu durumu kolayl›kla kabullenmelerini sa¤lamak gibi bir ifllevi olabiliyor. atalar kültü gibi. Bereket Tanr›s›. Dolay›s›yla dinlerin varl›¤› bizatihi güçlü bir e¤itim mekanizmas›n›n iflleyifline dayan›r. miras. gibi. Hristiyanl›k ve özellikle ‹slam aile konusunda ayr›nt›l› kurallar getirmifl ve onun (iki ayr› cins aras›nda meydana gelmesi. bu da “ekonomi” dedi¤imiz davran›fl örüntülerini görünür k›lar. Ço¤u durumda fakirlerin durumunu gözeten din egemen s›n›flar› rahats›z eden bir yaklafl›m› da temsil edebilir. Her fleyin bir Tanr›s› vard›r: Do¤um Tanr›s›. Bu ifllevi dinin hakim s›n›flar›n ç›kar›na çal›flt›¤› durumlar› ortaya ç›kar›r. Meselâ Yahudilik. evin belli köfleleri kutsald›r. 1997. tarzlar›n› aktarmak üzere baz› düzenlemelere. . belli kurallara ba¤lanm›flt›r. gibi) do¤al yap›s›n›n üzerine de¤erler yüklemifllerdir. Burada aile kendi yap›s›na uygun bir din gelifltirmifl bir kült oluflturmufltur: Ocak kültü. Din özgürlükleri de o yüzden her fleyden önce belli bir dinin e¤itiminin önünde bir engel olup olmamas›yla ilgilidir. ocak. Max Weber kapitalizm ile kapitalizmin ortaya ç›kt›¤› ba¤lamda mevcut olan. Kurumlar Sosyolojisi. kad›n ve erke¤in konumu. vb. uygulamalara veya davran›fl örüntülerine yani “e¤itim” davran›fl›na sahiptir. Ayr›ca din bir zihniyet dünyas› olarak insanlar›n ekonomik davran›fllar›n› da belirler. Bilinen bütün dinler kendi anlay›fllar›n› sonraki kuflaklara en sa¤l›kl› biçimde aktarmay› önemserler. Bu konuda en somut örnek politeist inançl› site toplumlar›d›r. vb. Bu toplumlarda aile kurumu dinden daha güçlüdür.. Ankara: Vadi Yay›nlar›. kültürünü. dolay›s›yla da ailenin dini belirlemesi daha ön plandad›r. boflanma. atalar ruhu. O yüzden dini kitlelerin afyonu olarak görmüfltür. karfl›l›kl› haklar ve ödevler. Oysa dinin ayn› zamanda yard›mlaflma a¤lar›n› harekete geçiren ve onlar› dini yaflam›n bir parças› hâline getiren boyutlar› daha belirgindir. Buna göre evlenme flekli... b) Toplumsal flartlar›n ürünü olan dinler ise di¤er kurumlar›n etkisi ve belirleyicili¤inde oldu¤u kadar. Burada ailenin pek çok motifi kutsal hâle gelmifltir. püriten ifl ahlak› ve çok çal›flmay› sal›k veren. Protestan ahlak› aras›nda bir iliflki tespit etmifltir. aileye ait mallar›n kullan›m›. Din ve E¤itim ‹liflkisi Yine bütün toplumlar gelecek nesillere sahip olduklar› anlam kodlar›n›. Marx’›n yaklafl›m› dinin egemen s›n›flar›n hizmetinde bir üstyap› kurumu oldu¤u yönündedir. Dinde ifllemekte olan tarihsel süreklilik mutlaka belli e¤itim örüntülerinin de iflliyor olmas› sayesinde sa¤lan›r.

‹srail devlet ve toplumunun tüm flekillenifli dinin anlamland›rd›¤› bir çerçevede gerçekleflir. feodal üretim biçiminde insan eme¤i çok merkezî oldu¤u için aile de bu ihtiyaçlara göre genifl aile olarak flekillenir. ekonomi. görece sekülerleflmifl örnekler de var olabilir. Örne¤in. Yahudiler.Din 59 Dolay›s›yla toplumun dayand›¤› bu kurumsal olgular aras›nda din de bulunuyor. Bu durumda toplumun baflka kurumsal örüntüleri. Din yine var olmaya devam etse de belirleyicili¤i azal›r. belki de ileri kapitalist toplumda giderek geliflen teknoloji insan eme¤inin önemini azaltt›¤› ölçüde aile hayat› gevflemeye yüz tutmufl en az›ndan çekirdek aileye do¤ru bir geliflim kaydedilmesine yol açm›flt›r. Karl Marx (1818-1883) toplumu alt yap› ve üstyap› aras›ndaki bir belirlenim iliflkisi olarak tan›mlam›flt›r. ‹nsanlar› bir dinî inanç etraf›nda topland›klar›. Toplumlarda hangi kurumlar›n daha belirleyici olaca¤› toplumun tarihine. Ünite . ‹slam’›n da toplumu bafltan afla¤›ya yap›land›rd›¤› örnekler çoktur. Altyap› her zaman kendi ihtiyaçlar› temelinde belli bir aile. harekete geçip o inanc›n flekillendirdi¤i bir toplumu kurmaya çal›flmalar› s›kça görülen örneklerdendir. baz› toplumlarda siyaset baflka baz› toplumlarda da ideolojik saç aya¤› belirleyicidir. Peki bu belirlenimcilik iliflkisinin baflka türlü cereyan etti¤i örnekler yok mudur? ‹deolojik yap›lar›n ve bilhassa dinin ekonomik davran›fl› belirledi¤i örnekler çokça bulunabilir. Altyap› ekonomi yani maddi üretim iliflkilerinden oluflur. Baz› toplumlarda ekonomi. Budistler veya Mormonlar›n içinde dinin emir ve yasaklar›n› gözeterek ve sadece bunlar› gözeterek bir hayat kurman›n öncelendi¤i örneklerin yan› s›ra dinî emirlerin bu toplumlar taraf›ndan hiç önemsenmedi¤i. aile veya e¤itim durumu bu toplumlar›n önceliklerini belirleyebilir. Bu kurumlar›n her birinin mutlaka toplumun oluflumunda çok önemli bir yeri vard›r ancak muhtemelen her toplumda bu kurumlar›n ayr› a¤›rl›klar› veya di¤er kurumlara karfl› belirleyicilikleri olabiliyor. Ancak Althusser’e göre hangi kurumun hangi toplumda son kertede belirleyici olaca¤›n› yine ekonomi belirler (üst-belirlenim) diyerek Marx’›n b›rakt›¤› bofllu¤u kendince kapat›r. bir din. siyaset ve ideoloji ayaklar› üzerine oturur. siyaset. Onun Protestan Ahlak› ile kapitalist ruh aras›ndaki çekicili¤e dair görüflleri bir ekonomik olgu olarak kapitalizmin oluflumunda bir . bir aile ve bir e¤itim düzenini üstyap› olarak belirler.3. di¤er bütün kurumlar de¤iflken olarak düflünülür. Belirlenimcilik tek tarafl› de¤ildir. Bu durumda dindarl›¤›n içeri¤i veya etkinli¤i di¤er kurumsal örüntülerin belirleyicili¤i alt›nda kal›r. örne¤in. Müslümanlar›n veya Mormonlar›n bütün eylemlerindeki tek motivasyonlar›n›n din oldu¤u anlam›na gelmiyor. dinamizmine göre de¤iflir. Müslümanlar. Çocuk say›s› özellikle eme¤iyle geçinenler için ekonomik olarak da güçlü olmay› getirir. H›ristiyanlar. Max Weber (1864-1920) ise özellikle ekonomi ile din aras›ndaki belirlenimcilik hususunda dinin öneminin Marksist literatürde fazla küçümsenmifl olmas›na karfl› önemli bir tezi ifade etmifltir. Hiç bir toplum için özü itibariyle dinin veya di¤er sosyolojik kurumlar›n daha belirleyici oldu¤u yönünde bir saptama yap›lamaz. Örne¤in. bir ideoloji. Oysa modern kapitalist toplumda. Ona göre toplum yap›s› ekonomi. Ancak bütün bunlar her yerdeki Yahudilerin. Yap›salc› Marksizmin ünlü düflünürü Louis Althusser tam da bu kurumlar aras›ndaki belirlenimcilik (determinizm) iliflkisini Marx’›n altyap›-üstyap› eksenine üçüncü bir boyut getirerek aç›klar. Böylece ekonomi sabit. bir siyaset. Ayn› flekilde Amerika’daki Mormonlar dinin toplumu flekillendirdi¤i tipik toplum biçimlerindendir. bilhassa siyaset veya din taraf›ndan veya aile yap›lar› taraf›ndan belirlendi¤i toplumlar veya durumlar da söz konusudur. Ekonominin tam da Marksist anlamda di¤er bütün kurumlar› belirledi¤i toplumlar olabildi¤i gibi.

Bir süre Ba¤dat’a dersler vererek ö¤renci yetifltirmifltir. O yüzden sosyolojik bilginin kökeD‹KKAT T E L E V ‹olarak Z Y O N flekillenmeye bafllad›¤› 19. Kelam. Bu eserinin yan› s›ra el-‹rflâd ilâ Akaidi’l ‹bâd. Abdulkerim (ö. fakat buradaki konuyu DÜfiÜ N E L ‹ M tamamlamak için önceden diyebiliriz ki. Musâraâtü’l Felâsife.60 SIRA S‹ZDE Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar DÜfiÜNEL‹M S O R U SIRA S‹ZDE dinsel zihniyet olarak Protestanl›¤›n çok önemli bir katk›s› oldu¤una dairdir. Bu eserlerde farkl› dinler kendi kavramlar›yla tan›t›l›rken bir tür fenomenolojik veya anlamac› din sosyolojisi çabas›n›n ilk örnekleri de verilmifl. 548/1153) Horasan’›n fiehristan bölgesinde do¤mufl. H›ristiyanlar için de insanlar yeterince tan›mlanm›fl ve s›n›rl› bir çeflitlili¤e sahipti. felsefe ve dinler ve mezhepler tarihi alan›nda önemli eserler vermifl bir ‹slam alimi. Harizm ve Cürcan’da sürdürmüfltür. Ancak farkl› dinlerin tabiat›na. yüzy›l›n ikinci yar›s›ndan çok danini bir disiplin ha gerilere götürebiliyorsak dine yönelik sosyolojik ilginin tarihini de paralel olaSIRA S‹ZDE götürebiliriz. rak çok daha eskilere Bu ba¤lamda Orta Ça¤ H›ristiyan kozmolojisinin di¤er insanlar ve inançlar hak‹NTERNET k›ndaki görüfllerine karfl›l›k ‹slam dünyas›nda çok daha eski bir literatür vard›r. Yahudilik ve H›ristiyanl›¤›n d›fl›nda kalanlar paganistler olarak önemsenebilecek bir çeflitlilik arz etmiyordu. D‹KKAT ‹nsan toplumlar›n›n D ‹ K K A T oldu¤u her yerde din var olsa da dinin hem her toplumdaki belirleyicili¤i ve hem de görünüm biçimi farkl› olabilmektedir. BüAMAÇLARIMIZ yük ‹slam bilginlerinden fiehristani’nin el-Milel ve’n-Nihal (Dinler ve Heretik Gruplar) isimli eseri ile Endülüslü büyük alim ‹bn Hazm’›n el-Fasl fi’l-Milel ve Ehvai ve’n-Nihal K (Dinler. Din ile di¤er sosyolojik SIRA S‹ZDE kurumlar aras›nda hangisi toplumun flekilleniflinde daha belirleyicidir? DÜfiÜNEL‹M D‹N SOSYOLOJ‹S‹ SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ DÜfiÜNEL‹M K S ‹ O T RA U P SIRA S‹ZDE 1 AMAÇLARIMIZ K S‹ OT R AU P Din Sosyolojisinin Ortaya Ç›k›fl› D‹KKAT TEL EV‹ZYON SIRA S‹ZDE ‹NTERNET AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET Din sosyolojisinin ortaya ç›k›fl› ve geliflimi genel olarak sosyolojinin ortaya ç›k›fl› ve geliflimiyle afla¤› yukar› ayn› tarihe sahiptir. E¤itimini Horasan’›n yan› s›ra Nisabur. Eserleri aras›nda en bilineni. Telhis’ül Aksâm li-Mezâhibi’l Enâm. Târihü’l-Hükema ve el-Mebde’ ve’l Meâd adl› eserleri say›labilir. Ancak baflka insanlar›n hayatlar›na dair bu ilgi kuflkusuz din sosyolojisinin bütün ihtiyaçlar›n› karfl›layacak kadar flekillenmifl de¤ildir. Yahudilik ‹srailo¤ullar›n›n d›fl›nda kalan insanlar›n tamam›n› gentile (Yahudi olmayanlar) olarak neredeyse tek bir kategoride de¤erlendirirken inançlar›n› önemsiz ve ilgilenmeye de¤mez olarak görmüfltür. Weber ekonomik belirlenimcili¤e tam karfl› bir alternatif olarak din belirlenimcili¤ini savunmaz. ve Heretik Grup ve Düflünceler için K›lavuz) isimli eseri bu ‹ T A P alandaki en önemli öncü metinlerdir. Bat›’da ise H›ristiyanl›¤›n veya Yahudili¤in baflka dinlere olan ilgisi nispeten daha zay›f kalm›flt›r. farkl› dinlerin inançlar› kendi kavramlar›yla anlat›lmaya çal›fl›lTELEV‹ZYON m›flt›r. Bu katk›n›n mahiyeti kuflkusuz tart›fl›labilir. fiehristani. Afla¤›da bu konuya tekrar dönece¤iz. yaflay›fllar›na ve dinlerin ortaya ç›k›fllar›na dair önemli sosyolojik verileri ‹NTERNET içermektedir. Muhammed b. O yüzden Bat› dünyas› co¤rafi kefliflerin sonucunda karfl›laflt›¤› yabanc› . Aksine bu belirlenimcili¤in tek tarafl› olmad›¤›n› ve özellikle kapitalist bir ahlak ile diS O R U nin bir araya gelmesinin bir tarihsel olay› meydana getirdi¤ini söyler. vekilli¤ini yapt›¤› vezire ithaf etti¤i Kitâbü’l Milel ve’n Nihal’dir.

O yüzden bu dönemde dine yönelik sosyolojik ilgi dinin bir sorun oldu¤u alg›s›na ve cenazesinin nas›l kalkaca¤›na dair bir meraka dayan›yordu. Comte. Marx. Afla¤›da her ikisinin görüfllerine daha detayl› bir biçimde de¤inece¤iz. Üç hâl yasas› olarak bilinen bu kurgusuna göre. Felsefi dedi¤i ikinci hâlde zay›flayarak da olsa ayakta kalm›fl olan dinin. Buna ra¤men bu merak dini sosyolojik araflt›rmalar›n önemli bir konusu olmaktan ç›karmad›¤› gibi dine yönelik sosyolojik ilginin çerçevesini oluflturmufltur. Onun bu görüflleri kendisinden önce Hegel taraf›ndan bafllat›lm›fl olan ve ünlü Alman felsefeci Ludwig Feuerbach (1804-1872) taraf›ndan belli bir yönde gelifltirilmifl olan düflüncelere bir tür reddiye niteli¤indeydi. yüzy›lda geliflen sosyoloji disiplini içinde din de özel bir yer tutar. . Bu dönemde Francis Bacon’un ve David Hume’un dinin tabiat›na dair yaklafl›mlar› din sosyolojisinin ve antropolojinin modern zamanlardaki ilk nüvelerini oluflturur. Bu yüzden karfl›lafl›lan yeni din ve inançlar teolojik bak›mdan bir bak›ma huzur kaç›r›yorlard›. Sanayileflmenin etkisiyle bu döneme kadar yaflanan h›zl› ve bafl döndürücü toplumsal de¤iflimden din de nasibini al›r. Gerçekten de dünyan›n sanayileflmenin etkisiyle büyük bir dönüflüm içinde oldu¤u 19. anlafl›lacak bir fley yoktu. Sosyolojinin kurucusu say›lan Auguste Comte tarihi do¤rusal bir ilerleme mant›¤› üzerine kuruyordu. Ünite . Bat›l› flartlarda flekillenmifl olan H›ristiyan teolojisiyle e¤itilmifl kitleler bu dünyan›n gelece¤inde Hz. Avrupa’da Rönesans ve reformasyon döneminde din alg›s›nda önemli de¤iflimler meydana gelir. Bu atmosfer alt›nda geliflen pozitivist-ilerlemeci yaklafl›mlar yaflanmakta olan geliflmenin ileri aflamalar›nda dinin yok olaca¤›n› öngörüyorlard›. Din sosyolojisinin genel sosyolojinin tarihine paralel olarak geliflmesinde Marx’›n din hakk›ndaki olumsuz da olsa bu de¤erlendirmelerinin özel bir önemi vard›r.Din 61 kültürleri âdeta bir sürpriz gibi karfl›l›yordu.3. ‹sa’ya inan›p Tanr› Krall›¤›na girecek olan insanlar›n d›fl›ndaki hiç kimse için bir yer ay›rm›fl de¤illerdi. Comte’un bu yaklafl›mlar›na paralel olarak Marx da dini bir üstyap› kurumu olarak ve yine bir sorun olarak infla ederken bu yaklafl›m›yla din sosyolojisinin flekillenmesine önemli bir katk› yapm›fl oluyordu. Özellikle David Hume’un (1711-1776) dinin do¤as› üzerine olan kitab› din sosyolojisi tarihi aç›s›ndan bafllang›ç metinlerinden biri say›labilir. Bu düflünceye paralel olarak paylaflt›klar› bir kanaat de dinin insan uydurmas› bir fenomen oldu¤uydu. O yüzden bu dönemlerde sosyolojik araflt›rmalar›n önemli bir k›sm› dini toplumsal bir kurum olarak alsalar da bu kurumun çözülmeye ve yok olmaya yüz tutan bir kurum oldu¤unda neredeyse birlefliyorlard›. Feuerbach dinin tabiat›n› ve ortaya ç›k›fl flartlar›n› anlamaya çal›fl›rken Marx için her fley çok belliydi. Uzun y›llara yay›lan din savafllar› ve akabinde sanayi toplumunun etkisiyle yaflanan sekülerleflme süreci dine yönelik bak›fl› da derinden sarsar. Daha sonra Durkheim’›n dinin özünü ve kökenini bulmak üzere ilkel dinler üzerine yapt›¤› ve Dini Hayat›n Temel Biçimleri bafll›¤› alt›nda toplanm›fl çal›flmalar› ile Weber’in Marx’›n maddeci yaklafl›mlar›na bir tür reddiye gibi alg›lanm›fl olan Protestan Ahlak› ve Kapitalizmin Ruhu isimli eseri din sosyolojisi alan›n› disipline eden temel referanslar› oluflturmufltur. dini di¤er bütün üstyap› kurumlar› gibi egemen s›n›flar›n ç›karlar›na hizmet eden bir ideoloji olarak de¤erlendiriyordu. yüzy›lda dine bir gelecek biçilemiyordu. dini teolojik dedi¤i birinci hâle ait görüyordu. 19. gelece¤in pozitif-bilimsel hâlinde tamamen yok olaca¤›n› öngörüyordu.

Onlar dinin nas›l ortaya ç›kt›¤› gibi hiçbir zaman ö¤renemedikleri ve belki de sosyolojik olarak hiçbir zaman tam olarak bilinemeyecek bir sorunun peflinden gitmifllerdir. yüzy›l filozoflar› aras›nda çarp›c› görüfllerden birini de Ludwig Feuerbach ortaya atm›flt›r. O da Tanr›’n›n yine insan taraf›ndan uydurulmufl oldu¤unu. bir gerçek olarak karfl›m›zda duran din olgusunun tamamen insan›n kendi uydurmas›yla ortaya ç›km›fl oldu¤unu söylemifltir. bu ifllevler üzerinde durmaktad›r. O yüzden gelece¤in pozitif dünyas› bilimin her fleyi aç›klayaca¤› bir dünya olaca¤› için dine de Tanr› fikrine de yer kalmayacakt›r. tanr› fikrine de ihtiyaç kalmayacak demektir. ‹nsan. Ama hiçbir zaman test edilemeyecek dönemlere veya alanlara dair bir fley söylemeye s›ra geldi¤inde bunu bilimsel olarak temellendirmek nas›l mümkün olacakt›r? Bu noktada ilk dönem sosyologlar›n hepsi binlerce y›l öncesine ait bir olgunun nas›l ortaya ç›km›fl oldu¤unu sormaya kalk›fl›nca bunu bilimsel olarak temellendirme sorunuyla karfl›laflm›fllard›r. Feuerbach’›n tanr› düflüncesine (teolojiye) getirdi¤i antropolojik yaklafl›m teoloji tarihinde oldukça önemsenmifltir. yani bilim bütün aç›klanamayanlar› aç›klad›¤›nda. aksine insanlar daha fazla bilgilendikçe dinsel aç›klamalar›n yeri ayr› tutuluyor hatta bu aç›klamalarla dinî düflünce daha da pekiflebiliyor. ama biçim olarak Comte’un düflündü¤ünden farkl› olarak ve bir ihtiyaç olarak yarat›ld›¤›n› düflünmüfltür. aile. Bu konuda sergilenen yaklafl›mlar asl›nda bir yandan da sosyolojinin çok temel bir metodoloji sorununu da a盤a ç›karm›flt›r. Örne¤in. ya¤mur gibi do¤a olaylar›n› aç›klamak üzere “tanr›” düflüncesini uydurmufltur. dolay›s›yla belli bir olgunun bugün baflka olgularla olan temaslar›n› ve etkileflimlerini tespit etmek mümkün. kendi zaaflar›n›n ve eksikliklerinin tamamlanm›fl oldu¤u kendi varl›¤›n›n mükemmel bir suretini Tanr› olarak yaratm›flt›r. Karl Max ise dinin kökenine dair Feuerbach’›n aç›klamalar›n› paylaflm›fl ancak onun dinin ifllevlerine gere¤inden fazla önem vermifl oldu¤unu düflünmüfltür. Marx’a göre din bir üstyap› kurumu olarak insanlarca yarat›lm›fl bir olgudur: “Cennetin fantastik gerçekli¤i içinde süper insan› arayan fakat orada kendi yans›mas›ndan baflka bir fley bulamayan insan.62 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Dinin Kökenine Dair Sosyolojik Yaklafl›mlar Dinin toplumda ne tür bir ifllevi oldu¤u. Dinlerin kökenine dair 19. Ona göre yeryüzünde yetenekleri ve güçleri bak›m›ndan do¤a karfl›s›na oldukça zay›f kalan insan. siyaset ve e¤itim gibi di¤er kurumlarla ne tür bir iliflki içinde oldu¤unu tespit etmek nispeten kolayd›r ve bunlar din sosyolojisinin asl›nda en temel ve görece kolay cevap verebilece¤i sorular›d›r. deprem. dini düflünce terk edilmiyor. Comte bugün bir veri. yine de dinin toplumsal ifllevlerini önemsemekte. Sorun flu ki bugün test edilebilecek bir alanda sosyal bilim yapmak mümkün. Dinin kökenine dair söyledikleri yöntemsel olarak söylenemeyecek fleyler olsa da teolojiyi insan› anlaman›n bir yolu olarak ele alan yaklafl›m› antropolojiye önemli bir katk› say›lm›flt›r. Comte’un düflündü¤ünün aksine insanlar›n baz› konulardaki bilgileri artt›¤› hâlde. Dinin kökenine dair bu cesur aç›klamas›na karfl›l›k Feuerbach. Yani Tanr› mükemmel bir insan olarak insan taraf›ndan bir yans›tma arac› olarak ortaya ç›km›flt›r. Bu yüzden sebebi aç›klanamayan bu olaylar›n gerçek nedenleri anlafl›ld›¤›nda. nedenleri aç›klanamayan ve korkutan y›ld›r›m. f›rt›na. Feuerbach’a göre bir dönemin düflüncesine yans›yan tanr›y› ö¤renince asl›nda sadece o dönemin insan›n› ö¤renmifl oluruz. toplumsal olaylar› nas›l etkiledi¤i. kendisinin as›l gerçekli¤ini ara- . ekonomi. Oysa din sosyolojisinin temel referanslar› say›lan isimlerin dinle ilgili sorduklar› sorular bunlarla s›n›rl› kalmam›flt›r.

onun manevi müeyyidesi. Fakat insan dünyan›n d›fl›nda ikamet eden soyut bir varl›k de¤ildir. aldan›fllara ihtiyaç duyan bir kofluldan vazgeçme iste¤idir. devleti. Örne¤in dinin bir afyon olmas›n›n basitçe dinin insanlar› uyutan bir olgudan öte. güçlü retori¤iyle bu iliflkiyi kurmakta zorlanmayacakt›r. Baflka bir deyiflle din henüz kendini bulamam›fl veya zaten kendini tekrar kaybetmifl insan›n öz bilinci. aramas› gereken yerde. Bu da tanr› veya di¤er dini unsurlardan baflka bir fley olmayacakt›r. Din. fludur: ‹nsan dini infla eder. Kuflkusuz bu dinin ifllevine dair baflka bir konudur. O tutum dinin kökenine dair önceden verilmifl bir hükümden baflkas› de¤ildir. Bu yüzden dine karfl› olan bu savafl dolayl› olarak öteki dünyayla olan savaflt›r -dinin ruhsal bir koku katt›¤› dünyaya karfl›. art›k kendi benzerinden -insan d›fl›ndan. popüler bir form içindeki mant›¤›. öz hissiyat›d›r. onun ruhsal onur meselesi. onun kökeni hakk›nda ne Marx’›n ne Comte’un ne de Feuer- . baz› örneklerde Marx’›n tam da resmetti¤i flekilde iflliyor olmas›. çünkü bu tersine dönmüfl bir dünyad›r. gerçek ›zd›raba karfl› bir protestodur. ‹nsan insan›n dünyas›. Ünite . Dinsel ›zd›rap ayn› zamanda gerçek (reel) ›zd›rab›n bir ifadesi.. Dinin bugün baz› toplumlarda. Bu devlet. bu dünyan›n genel teorisidir. Karl Marx .Hegel’in Hukuk Felsefesi’ni Elefltirisine Katk› Marx dinin kökenine dair bu kadar kesin konuflurken dinin sosyal ifllevine dair yer yer afl›r› ekonomik indirgemeci bir yaklafl›m› benimsemifltir. bir s›k›nt› ›rma¤›n›n tasar› hâlindeki elefltirisidir. Dini afyon olarak niteleyen ifadeleri ise genellikle onun dine karfl› uzlaflmaz karfl›tl›¤› fleklinde anlafl›lm›fl oldu¤u hâlde farkl› yorumlara da konu olmufltur. Marx’›n kendi teorisini gelifltirmede önemli olmufltur. onun ansiklopedik bir özeti. Din. Dinin ortadan kald›r›lmas› insanlar›n gerçek mutlulu¤u için gerekli olan aldat›c› (illusory) bir mutluluk gibidir. teselli ve hakl›laflt›r›m› için evrensel bir zemindir. Feuerbach’›n H›ristiyanl›¤›n Özü kitab›ndaki din hakk›ndaki görüflleri. Din yine tümevar›msal olarak altyap›n›n (maddi dünyan›n. Din insan›n afyonudur. bast›r›lm›fl varl›¤›n müflahadesi. t›pk› ruhsuz bir dünyan›n ruhu oldu¤u gibi. Dinin hakiki bir gerçekli¤inin olmad›¤› peflinen kabul edildi¤inde geriye onun ne flekilde uydurulmufl oldu¤unun aç›klamas›na gelir. bu toplum dini bu tersine dönmüfl bilinçlili¤i üretir.baflka bir fleyi bulmaya çal›flmayacakt›r” (Marx & Engels. Buna gerekçe olarak da Marx’›n ça¤›nda afyonun uyuflturucu anlam› kadar ilaç anlam›n›n da revaçta oldu¤u ileri sürülmüfltür.Din 63 Resim 3. Dinin elefltirisi. Bu terimlerle yaklafl›lan dine dair hükümler. insanlar› tedavi ve rehabilite eden bir s›¤›nak olmaya da iflaret edebilece¤i üzerinde durulmufltur. Onun koflullar›yla ilgili aldan›fltan (‹llüzyondan) vazgeçme iste¤i. 2007: 121). Marx. üretim düzenlerinin) bir türevi olarak kabul edildi¤inde yine geriye bu iliflkiyi mant›ksal olarak kurmak kal›yor. ciddi tamamlan›fl›. ‹nsan›n özünün fantastik gerçeklefltirimidir çünkü insan›n özü hakiki bir gerçekli¤e sahip de¤ildir. din insan› de¤il.4 Ünlü Alman Felsefecisi Ludwig A. dine karfl› tümevar›msal bir tutumdan kaynaklan›r. coflkusu. d›¤›. toplumudur. kalpsiz bir dünyan›n kalbidir.3. böylece hâlesi din olan bir hüzün. Din d›fl› elefltirinin temeli (esas›)..

Demek ki dinlerin kökeninin çok tanr›l› oldu¤u ve dinlerin tek tanr›l› bir dine do¤ru bir evrim geçiriyor oldu¤u düflüncesi basit bir .64 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar bach’›n yapt›¤› ç›kar›ma imkân vermiyor. Ancak bu kabul. Durkheim’in da Marx’›n da gözlemini yapmakta olduklar› dinsel olgular›n ifllevleri hakk›nda söylediklerine ilk anda itiraz edilmeyebilir. Din. Üstelik baz› örneklerde belli dinsel inançlar›n uydurulmas›na da tan›k olunabilir. Dinin en ilkel toplumlarda da bulunan temel bir flekli vard›r ve ilk ortaya ç›kt›¤›nda nas›l ise bu flekil bugünkü ilkel kabilelerde de ayn› flekliyle bulunabilir. 1. Dinin belli pratiklerde gerçekten iktidarlar› meflrulaflt›ran bir ideolojik araç olarak kullan›m› da yayg›nd›r. 2. Çünkü insanl›k tarihinin çok eski oldu¤u gerçe¤i göz önünde bulunduruldu¤unda en temel biçimlerin de bu en eski toplumlarda olaca¤› da kabul edilir. Dahas› çok ilkel say›labilecek baz› toplumlarda yine tek tanr›l› dinsel inançlar›n varl›¤› da gösterilebilir. Durkheim. Örne¤in. H›ristiyanl›k ilk ortaya ç›kt›¤›nda tam ikonoklazmik (put k›r›c›l›¤›. Oysa Durkheim en eski toplumlar›n ça¤›m›zda Avustralya’n›n balta girmemifl ormanlar›nda yeterince temsil ediliyor oldu¤unu düflünmüfl ve bu kabileleri inceledi¤inde sanki binlerce y›l önceki ilk insan toplumlar›n› da incelemifl olaca¤›n› varsaym›flt›r. Nas›l bugün ilkel kabilelerle eflzamanl› olarak alabildi¤ine geliflmifl medeniyetler örneklerini beraber sergiliyorlarsa geçmiflte de en ilkel san›lan dinsel biçimlerle efl zamanl› olarak daha medeni veya karmafl›k versiyonlar da ortaya konulmufl. Ayr›ca dinin toplumsal bütünlü¤ü sa¤lamak gibi baz› ifllevlerine de¤inilebilir. Binlerce y›l önceki ilk topluluklar›n nas›l oldu¤u bile tart›flma konusuyken ve o toplumlara dair elimizde hiçbir konuda kesin bilgiler yokken bugün yaflamakta olan bir kabilenin onlar› temsil ediyor olabilece¤ini düflünmek. basitçe insan taraf›ndan ve toplumsal bir ifllevi yerine getirmek üzere uydurulmufltur. Durkheim’in çal›flmalar›na yön veren varsay›mlar flöyle s›ralanabilir. Asl›nda burada Durkheim’in dinin kökenine dair yaklafl›m› di¤er pozitivist gelenekten gelen ça¤›n›n düflünür ve sosyologlar›nkini tekrarlamaktad›r. çok tanr›l›l›ktan tek tanr›c›l›¤a do¤ru bir evrim geçirir/geçirmifltir. 3. heykel karfl›tl›¤›) bir vurguya sahip oldu¤u hâlde k›sa bir süre içinde önce teslis inanc› arkas›ndan da kutsallaflt›r›lm›fl say›s›z figürün yeflermesine imkân veren bir geniflli¤i benimsemifltir. Çünkü din fikrinin ilk defa bütün insanl›¤›n akl›na nas›l gelmifl oldu¤unu bugünden bilimsel bir yolla tespit etmenin imkân› yoktur. Bugün baz› ilkel kabilelerde dinin yaflanma biçimi dinin geçmiflteki bütün örneklerde böyle yaflanm›fl veya böyle do¤mufl olmas›n› da göstermez. Din toplumlar›n geliflmesine paralel olarak basitten karmafl›¤a. Buna ra¤men bir s›n›fland›rmaya göre tam karfl›t bir noktada olmas›na ra¤men Émile Durkheim de dinin kökeniyle ilgili ayn› cesur yaklafl›m› paylafl›yor. Çünkü kendi teorik yaklafl›mlar›n› do¤rulayacak kadar ampirik veriye dayanabilirler. Dinin sosyolojik ifllevlerine dikkat çeken çal›flmalar›yla din sosyolojisinin tart›flmas›z en önemli isimlerinden olan Durkheim’in dinin kökenine girerken sosyolojinin bilimsel s›n›rlar›n› zorlamak durumunda kald›¤›n› kaydetmek gerekiyor. do¤rusu bilimsel aç›dan ciddi s›k›nt›l›d›r. O yüzden de Avustralya kabileleri aras›nda yaflamakta olan din binlerce y›l önce dinin ilk ortaya ç›kt›¤›nda yaflayan dinle ayn›d›r. Oysa bütün bunlar dinin ilk kökeninin ne oldu¤una dair bu kadar kesin konuflmaya imkân vermez. dinin sonuçta uydurulmufl oldu¤unu düflünmesine engel de¤ildir. Tek tanr›l› dinsel prati¤in tarihi de çok eski zamanlara götürülebilece¤i gibi baz› tektanr›l› dinlerin k›sa bir süre içinde pagan bir kültüre do¤ru farkl› bir de¤iflim yaflad›klar› da görülmüfltür. her toplumda bulunuyor olmas›ndan hareketle bu ifllevin toplum için çok önemli ve evrensel nitelikli oldu¤unu kabul eder. Dinî hayat›n ilk biçimlerini anlamay› hedeflerken bu ilk biçimleri nereden bulaca¤› ister istemez akla geliyor.

e¤itim) olan iliflkilerine dair sorulard›r. Ekonomik iliflkilerde Protestanl›kta veya Yahudilikte oldu¤u gibi rasyonel davran›fl› besleyerek sermaye birikimine mi yol açar. Dinî inanç veya davran›fllar ekonomiK ‹ T A P ye nas›l etki eder? Ekonomik geliflmeye etkileri olumlu mu yoksa olumsuz mudur? etki eder. Demokratik siyasete kat›l›mda bulunan vatandafllar›n davran›fllar›nda dinî inanç veya cemaatleflmelerinin etkisi de din sosyolojisi aç›s›ndan her zaman önemsenen konulardan olmufltur. Hem dinin yeni nesillere geleneksel bilginin aktar›lmas›nda oynad›¤› rol hem de dinin kendi süreklili¤ini sa¤layabilmek için içerdi¤i e¤itim boyutu din sosyolojisinin önemli konular›ndand›r. yoksa tamamen irrasyoTELEV‹ZYON nel bir flekilde insanlar› her türlü dünyevi etkinlikten uzak durmaya m› yöneltir? Dahas› ekonomik iliflkiler mi kendine özgü bir dinsellik yarat›r yoksa din mi ekonomik iliflkilere gerçek anlamda yön verir? Yan› s›ra bir sosyolojik kurum olarak ‹ N T biyolojik ERNET ne tür bir ailenin oluflumuna ne ölçüde yön verir? Aile toplumun yeniden üretimini sa¤layan temel bir sosyolojik kurumdur. Bunun yan› s›ra. Bütün bu sorular bir sosyolojik kurum olarak dinin di¤er sosyolojik kurumlarla (ekonomi. aile. Ünite . Oysa bu temel varsay›m›n kendisi sorunludur. dinsel davran›flla di¤er sosyolojik davran›fllar aras›ndaki iliflkiyi anlamaya ve aç›klamaya çal›flan sosyolojinin bir alt disiplinidir. Dinin flu veya bu flekilde olmas›. Sosyolojinin görevi paylafl›lan kutsall›klar›n toplumda ne ölçüde etkili oldu¤u.Din 65 evrimci tarih anlay›fl›n› temel almaktan kaynaklanmaktad›r. Toplumlarda paylafl›lan belli bir kutsall›k inanc› ve bu kutsall›k etraf›nda paylafl›lm›fl bir uygulamalar alan› varsa sosyoloji için ilgiye veya kayda deSIRA bu S‹ZDE ¤er bir din olgusu da var demektir. Dinin kendisinin e¤itim rolü veya e¤itim ihtiyac› oldu¤u aç›kt›r. din sosyolojisinin görevi bu asgari hâliyle tespit edilen din olgusunun di¤er sosyolojik kurumlarla olan etkileflimlerini de incelemektedir. din kurumunun di¤er sosyolojik kurumlarla olan iliflkisini. Bu kurumu ayakta tutan. flekillendiren de¤erlerin oluflumunda dinin etkisi nedir veya dinî inançlar›n nesilden nesile aktar›lmas›nda aile kurumunun rolü nedir? Di¤er sosyolojik kurumlardan siyasetle din aras›ndaki iliflki de her zaman din sosyolojisinin önemli konular›ndan birisi olmufltur. ‹lk dinsel tecrübenin nas›l yaflanm›fl olabilece¤ine dair gözlem ve deneye dayal› modern bilimin söyleyebilece¤i fazla bir fley yoktur. laiklik veya din devlet iliflkilerine dair di¤er kombinasyonlar da din sosyolojisinin önemli konular›ndand›r. Bütün bu aç›klamalar› yaparken din sosyolojisi inceledi¤i dinî davran›fl›n do¤rulu¤u veya yanl›fll›¤› hakk›nda bir yarg›da bulunmaz. Dinin sosyolojik bir kurum oldu¤u S O R U yani dünyan›n her yan›ndaki bütün toplumlarda mutlaka var oldu¤u üzerinde uzlafl›lm›fl bir tespittir. D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET . toplumu bir arada tutma veya baflka toplumlara dair ne tür alg›lar üretti¤i ve bu alg›lardan ne tür toplumsal dayan›flma veya çaAMAÇLARIMIZ t›flmalar›n ortaya ç›kt›¤›n› tespit etmeye çal›flmakt›r. Amac› hangi dinsel davran›fl›n do¤ru veya hangisinin yanl›fl oldu¤unu anlatmak de¤il. Din sosyolojisi. Teokrasi.3. belli dinsel anlay›fllar ile belli sosyal geliflmeler aras›nda ne türden bir iliflki oldu¤unu bulmaya çal›flmakt›r. Bir baflka sosyolojik kurum olarak e¤itim ile din aras›ndaki iliflkiden de din sosyolojisinin ilgilenece¤i bir dizi soru üretilebilir. Dinin ilk kez ortaya ç›kt›¤› zamanlar› veya nedenleri bugünkü ilkel örneklerden SIRA S‹ZDE yola ç›karak ne ölçüde bilebiliriz? SIRA S‹ZDE 2 Din Sosyolojisi ve Dinî Sosyoloji Fark› DÜfiÜNEL‹M DÜfiÜNEL‹M S O R U Din sosyolojisi. siyaset. dinin bir toplumsal kurum olarak toplumdaki rolünü ve etkisini incelemeye çal›flan bir bilim dal›d›r. flu veya bu içeri¤e sahip olmas› burada D‹KKAT önemli de¤ildir.

‹bn Haldun (1332-1406). M›s›r’da de¤iflik devlet görevlerinde bulunmufl ve bu görevleri dolay›s›yla devlet hakk›nda güçlü gözlemler yapm›fl bir tarihçi. O. Bu kitap tarihte en erken sosyolojik metinler aras›nda yer almakla birlikte hareket noktas› büyük ölçüde ‹slam dininden esinlenmifl temel kabullerdir. Buna göre söz konusu dinin nas›l bir toplum yap›s› önerdi¤i. tart›flmas›z gerçek veriler olarak alm›flt›r. ayn› zamanda onlar› çok derin tarihsel gözlemlerinden derledi¤i verilerle bir arada düflünüp ç›kar›mlara varm›flt›r. Gerçekten de baflta temel eseri Mukaddime olmak üzere di¤er kitaplar›nda da gelifltirdi¤i yaklafl›mlar bugün de toplumsal de¤iflimi anlamak için önemli bir çerçeve sunmaktad›r. Bu tespitlerden yola ç›k›larak ‹slam’›n toplumsal de¤iflim için kendine özgü bir teorisinin bulundu¤u üzerinde durulmufltur. böyle bir iliflki olmufltur. Kur’an-› Kerim’de toplumsal de¤iflimin tarz›na ve kurallar›na dair çok önemli tespitler vard›r. Bu durumda din sosyolojisi ile dinî sosyoloji aras›ndaki ay›r›m›n da yap›lmas›n›n kolay olmad›¤› güçlü örneklerin oldu¤unun en önemli kant›n› oluflturuyor. H›ristiyan teolojisi ile sosyoloji aras›nda.5 ‹bn Haldun. Tunus’ta do¤mufl ve hayat› boyunca Fas. Kur’an’daki bu tarz tespitlerden yola ç›karak toplumsal de¤iflimi modellemifltir. G›rnata. ‹bn Haldun’un Mukaddime isimli kitab› asl›nda bir ‹bretler Kitab› olarak tasarlad›¤› tarihin yöntem bilgisini içeren giriflidir. Resim 3.66 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Oysa dinî sosyoloji. sadece Kur’an’dan okudu¤unu yal›n hâliyle aktarmam›fl. H›ristiyanl›¤›n toplumsal bütünlü¤ü. dayan›flmay› ve bar›fl› sa¤lama konusunda içerdi¤i ahlaki unsurlara vurgu yap›l›r. kurumlar aras›ndaki iliflkilerin nas›l olmas› gerekti¤ine dair tespitlerinden ziyade önerileri temellendirilmeye çal›fl›l›r. Kilise. sosyolojiyi dinin veya belli bir dinin perspektifinden ele almakt›r. Ayn› zamanda H›ristiyanl›¤›n referans kaynaklar›nda nas›l bir toplum ve toplumsal de¤iflim modelinin ç›karsanabilece¤ine dair baz› araflt›rmalar da yap›lm›flt›r. Sosyolojinin bir disiplin olarak ad›n›n bile konmad›¤› bir tarihte yaflam›fl olsa da tarihi yapma tarz› dolay›s›yla dünyadaki ilk sosyolog olarak nitelenmeyi hak etmektedir. Burada söz konusu dinin içinden. Cezayir. o dinin hakikat iddialar›na inan›lm›fl olarak yola ç›k›l›r. H›ristiyanl›¤›n güçlü. Kuflkusuz o da Kur’an’daki verileri temel. Benzer bir tart›flma ‹slam sosyolojisi için de geçerlidir. . Protestanl›¤›n ekonomik bir geliflme olarak kapitalizmin gelifliminde oynad›¤› role dikkat çekilmesi bir tür Protestanl›k güzellemesi olarak okunmufltur. ancak o verilerin anlafl›lmas› ve yeniden yorumlanmas› hususunda kendine özgü bir kuramsallaflt›rma yapm›flt›r. ahlakl› ve H›ristiyan bir toplum oluflturma konusunda sosyolojinin verilerinden nas›l yararlan›labilece¤ini araflt›r›r. H›ristiyanl›¤›n önemsedi¤i aile kurumunun toplumdaki olumlu ifllevlerine vurgu yap›lmas› ayn› zamanda dinî bir sosyolojinin de temel öncelikleri aras›ndad›r.

örne¤in ‹slam’a iliflkin bir sosyoloji yaparken ‹slam dininin temel metinlerinde neyin nas›l tan›mland›¤›ndan ziyade. ama Sosyoloji referans al›nan kitaplar üzerinde bir incelemeden ziyade o dine mensup olan insanlar›n zihinlerinde her fleyi nas›l alg›lay›p yorumlad›klar›yla ilgilenir.3. Din ile belli sosyal olgular aras›ndaki iliflkileri anlamak önemli oldu¤undan dinin etkisinin nas›l ortaya ç›kt›¤›n› tespit etmek çok önemlidir. Bir dinin referans metnini insanlar›n sosyolog gibi anlamalar›n›n ne bir zorunlulu¤u ne de bir garantisi vard›r. Bu durumda dinin referans kitab›ndan yola ç›karak o dinin sosyolojisi yap›lamaz. ancak ankette yanl›fl sorulmufl bir soru yanl›fl yönlendirerek yanl›fl cevaplar›n ortaya ç›kmas›na da yol açabilir.Din 67 Dinin Sosyolojik ‹ncelemesi: Metodoloji Tart›flmas› Metodoloji her zaman bir fleyin asl›na en uygun bilgiyi elde etmenin yolunu ifade eder. Dini incelemenin bir yolu olarak bir din cemaatinin referans ald›¤› metinleri incelemek de s›kça baflvurulan bir yoldur. Metodoloji elefltirisi de belli bir yöntemin bize belirli bir konudaki bilgiyi yeterince verip verememesiyle ilgilenir. Bir anket sorusuna verilen cevaplar görünüflte sosyolojik bir çözümleme için bir veri sa¤lar. edince de farkl› yorumluyor olabilirler. Dine belli teorik varsay›mlardan hareketle aç›klamac› bir yolla yaklafl›rken aktörlerin kendi eylemleri hakk›ndaki niyetleri veya anlam kodlar› genellikle ihmal edilir. Yani insanlar›n zihinlerinde yaflad›klar› olaylarla ilgili anlam kodlar›n›n ne oldu¤u ve hangi duygularla ne tür davran›fllar yapmaya yöneldiklerini tespit etmek önemlidir. Sosyoloji. Ayr›ca bir dine mensup olan insanlar her zaman o referansa müracaat etmiyor olabilir. Sosyolojik metodolojide. Dinin kökeni ve toplumdaki ifllevine dair önceden benimsenmifl yaklafl›mlardan yola ç›karak bütün dinler hakk›nda aç›klamalar yapmaya giriflildi¤inde insanlar›n zihinlerinden neyi ne flekilde tasarlad›klar›yla ilgilenmenin gere¤i olmuyor. Pozitivist yaklafl›mlar din hakk›nda önceden baz› yarg›lara sahiptir. Dine mensup olanlar aras›nda o referans metinler hakk›nda da farkl› alg›. Derinlemesine mülakat. Bu da insanlar›n olaylara hangi anlam kodlar›yla bakt›klar›n› tespit etmekle bafllar. Oysa bu yol o dinin teorik veya doktrin temelini verse de iflin sosyolojik yans›malar› hususunda her zaman sa¤l›kl› bir sonuç vermez. yorum veya ilgi olabilir. fiu veya bu üretim sistemi içinde varolan din kurumunun da nas›lsa o üretim sistemiyle uyumlu ve onun bir sonucu oldu¤u varsay›m›yla dine dair do¤ru dürüst bir merak bile gereksiz görülebilir. . insanlar için anlam›n› gerçe¤e en yak›n flekilde çözümlemek hedeflenir. din olgusunun toplumdaki etkilerini. kat›l›mc› gözlem gibi yollar din sosyolojisi çal›flmalar› için çokça baflvurulmas› gereken yollard›r. Ayr›ca araflt›r›lan konuyla ilgili olarak anketin uygun bir veri sa¤lamayaca¤› da düflünülebilir. Bu alg› ve yoruma referans al›nan kitap hakk›ndaki bak›fllar da dahildir. din bir üstyap› kurumu oldu¤u için onu anlamak için ona bakmak bile gereksizdir. Marksist bir bak›fl aç›s›ndansa. Varolan üretim ve paylafl›m iliflkilerine bakarak bu iliflkilerin nas›l bir din kurumu gerektirdi¤i ç›karsanabilir. Aç›kt›r ki. Oysa bu niyetler ve aç›klamalar çok önemlidir ve insanlar›n belli olaylara kat›l›rken hangi niyet ve motivasyonla hareket ettiklerini gösterir. Kuflkusuz dinin referans kitab› o dine mensup olanlar›n o referans kitab›ndan en kadar etkilendi¤i hususunda da bir fikir verebilir. odak grup çal›flmalar›. bu da bir metodoloji sorunudur. Ünite . Sonuçta din olgusunun a¤›rl›¤›n› ve etkisini teflhis ve tespit etmenin yolu budur. Bu da tümdengelimsel baz› yarg›larla insanlar›n davran›fllar› hakk›nda karar vermekten ziyade insanlar›n zihinlerini anlamay› gerektiriyor. O yüzden bir din cemaatinin mensuplar› ayn› kitab› yorumlarken çok farkl› yorumlarla birbirlerinden farkl› pratikler ortaya koyabilir.

Sosyal eylem sadece eylemi fiziksel olarak yapt›¤› görülen bir insan m›d›r. bu etkileflimler sonucunda ortaya ç›kard›klar› sosyal olay ve olgular› ele al›r. Topluca yap›lan duan›n dünyan›n alg›lanmas›nda ve inflas›nda özel bir etkisi vard›r.6 Topluca yap›lan duan›n dünyan›n alg›lanmas›nda özel bir etkisi vard›r. Allah tabii ki her fleyi belirliyordur ve her fleyin mutlak failidir. Bu sosyoloji yapan birinin ayn› zamanda böyle bir endiflesi olamayaca¤›n› göstermez. Dua eyleminin bir anlam› oldu¤u ve bu eylem yoluyla dünyaya bir etkide bulunulabilece¤i ortak anlay›fl›n›n kendisi dünyaya bir etkide bulunuyordur. Tamamen bireysel s›n›rlarda kalan bu davran›fl›n sosyolojinin konusu olmas› için ya o duan›n baflkalar›yla da paylafl›lan bir ortak inanc› a盤a ç›karmas› ya da bu dua eyleminin bir araya getirdi¤i insanlarda yaratt›¤› sosyalleflmeyi iflaret etmesi gerekiyor. Resim 3. Bir kiflinin kendi bafl›na yapt›¤› ve sadece kendisini ilgilendiren. sosyolojik bir araflt›rmada tespit edilmek üzere. Ancak burada bahsetti¤imiz bu de¤il. Sadece yöntemsel olarak iki ifli birbirinden ay›rt etmenin gereklili¤ini söyler. Sosyolojinin bir konusu olarak sosyal eylem için eylemi yapan›n yönelmesi gereken baflka bir insan eylemi gerekiyorsa insan›n Tanr› ile kurdu¤u iliflki sosyal bir eylem say›lamaz m›? Dahas› insan›n etkisine inand›¤› ve bu yolla etkisine cevap verdi¤i bir inanç konusu olarak Tanr› sosyolojik anlamda bir sosyal aktör say›labilir mi? Allah’a inanan bir insan için kuflkusuz bu soru anlams›z hatta yanl›fl bir sorudur. yoksa insan›n infla etti¤i bir alan olarak kutsall›klar›n da bu eyleme bir katk›lar› varsay›labilir mi? Bu soru asl›nda daha ötede Allah için de sorulabilir. Bir Sosyal Aktör Olarak Din ve Dinî ‹nançlar Sosyoloji sosyal aktörlerin. kendi bireyselli¤iyle s›n›rla kalan bir davran›fl genellikle sosyal bir davran›fl olarak nitelenmez.68 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar bu tan›mlar›n insanlar taraf›ndan ne ölçüde benimsendi¤i ve baz› eylemleri ne ölçüde belirledi¤inden hareket eder. Her iki durumda insanlar aras›nda iflleyen ortak anlay›fl bir dünya kurma sürecini de bar›nd›r›r. Bu konuda tart›flmalar var olsa da sosyolojik davran›fl›n kabaca s›n›rlar›n› bu esas çerçevesinde görebiliriz. Marksist aç›dan bak›ld›¤›nda Allah veya genel olarak dinî inanç ve tasavvurlar›n insan eylemi üzerinde bir etkisi vard›r ama bu etki zaten ekonomik üretim iliflkilerinin bir türevi ola- . Bu durumda bir kiflinin hiç kimseyi ilgilendirmeyen bir biçimde kendi bafl›na dua etmesinin ne ölçüde sosyal bir eylem oldu¤u sorulabilir. K›sacas› dinin sosyolojik incelemesi yap›l›rken aslolan o dinin belli bir dönemde belli insanlar taraf›ndan nas›l anlafl›l›p o anlama fleklinden nas›l bir pratik ortaya ç›kt›¤›d›r. Allah’›n eylemidir. O yüzden sosyolojinin “do¤ru ‹slam” veya “‹slam’›n do¤rusu” gibi bir endiflesi yoktur. yani insanlar›n birbirleriyle etkileflimlerini. O davran›fl›n sosyal say›labilmesi için baflka birinin davran›fl›na yönelmesi ve baflka insanlarla bir etkileflim içinde olmas› gerekli görülür.

Baz› toplumlar›n geliflmifllik seviyesi o yüzden do¤rudan tanr› veya din anlay›fllar›na ba¤lanabiliyor. Do¤rusu sosyolojik anlamda farkl› Allah düflüncelerinin insanlar›n hayatlar› üzerinde farkl› etkileri oluyor. muhafazakar ve sa¤c› davran›fl tarz› hakim olur. Yoksa bilmemiz gerekir ki Ayd›nlanma Dönemi düflünürlerinin hemen hepsinin dine dair bir bak›fllar› vard›r. Sonuçta dinî inanc› benimseyerek insanlar kendileri aktif bir tercih yap›yor olabilir. LeibK aç›klamalar› ‹ T A P niz. tam da benimsenen flekline uygun olarak da insanlar› etkisi alt›na al›r. Bugün Türkiye’nin kendine özgü bir ‹slam anlay›fl›n›n oldu¤u ve bunun SIRA ‹slam S‹ZDE dünyas›ndaki di¤er ülkelere nazaran onu daha avantajl› k›ld›¤›n› ne ölçüde söyleyebiliriz? Resim 3. ‹nsan üretimi olan bir fleyin (emek veya düflüncenin) insan› etkileyecek bir noktaya gelmesi yabanc›laflman›n bir baflka örne¤ini ortaya koyar. Ünite . Newton. Sonuçta dinin D‹KKA T toplumsal hayatta oynad›¤› role dair bu düflünürlerin her biri kendine özgü teorileri içinde bir aç›klamaya sahiptir. Spinoza. Burada dinin bütün bu felsefeciler için ne anlam ifade etti¤inden ziyade bir disiplin olarak din sosyolojisini flekillendiren sosyologlar›n görüfllerini baz al›yoruz. Oysa Allah’›n insanlara hem seçme gücü vermifl oldu¤unu ve yap›lan her fleyden de sorumlu tutaca¤›n›. Farkl› dinî inançlar farkl› eylem tarzlar›n› ortaya ç›karabiliyor. Yukar›da dinin kökenine dair aç›klamalar›yla buSdüflünürlerin aç›klamalar›n›n sadece bir yönüne iflaret etmifl olduk. Çünkü olup bitenlerde nas›lsa bir etkileri olmayacaklar›n› düflündüklerinden.Din 69 rak üstyap›sal bir etkidir. olup biten her fleyin tanr›’n›n bir takdiri oldu¤u inanc›yla hiç bir fleye itiraz etmemeyi do¤ru sayarlar.7 Tanr› veya din sonuçta insan›n zihninde veya kalbinde olan bir konu olsa da insan davran›fllar› üzerinde en az›ndan bu yolla da olsa bir aktör olarak etkide bulunmaktad›r. Oysa bu düflünürlerin din hakk›ndaki görüflleri dinin kökenini aç›klamaktan ibaret olmam›flt›r. dünyada olup biten her fleyi insana hiç bir seçme gücü vermeksizin Tanr›’n›n yaratt›¤›n› düflünen insanlarda bir tür kaderci. John Locke ve Thomas Hobbes’dan Montesquieu ve Alexis de Tacqueville’ye ve Vico.3. TELEV‹ZYON DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET ‹NTERNET . Klasik sosyologlardan bahsederken sosyolojinin SIRA S‹ZDE bir disiplin olarak teflekkül etti¤i anlardan itibaren. Yani insan zaten kendi yaratm›fl oldu¤u tanr›n›n etkisi alt›na girer. Hume. her biri kendi sosyolojik çerçevelerini oluflturmufl sosyologlardan bahsediyoruz. Ancak ortal›kta fiziksel olarak bulunmayan ama varl›¤› insanlar›n benimsedikleri inançla flekillenen tanr›. ifllevi ve konumu konusu çok özel bir O R U yere sahiptir. Kant ve Hegel’e kadar bütün büyük felsefecilerin dine dair olmufltur. Örne¤in. 3 SIRA S‹ZDE KLAS‹K SOSYOLOJ‹ TEOR‹LER‹NDE D‹N D Ü fi Ü N E L ‹ M Klasik sosyoloji teorisyenleri için dinin yeri. Bu dinî inanc›n insan hayat› üzerindeki etkisini gösteriyor. bu sorumlulu¤u yerine getirmeyenleri de cezaland›raca¤›n› düflünenlerden sosyal hayata daha aktif bir kat›l›m beklenebilir. AMAÇLARIMIZ Toplum filozoflar›ndan Jean-Jacques Rousseau.

Büyük Fetifl ve Büyük Orta fleklinde ifade etti¤i bir tür teslis düflüncesi gelifltirdi. onun dünyas›na denk düflecek uygun bir din gelifltirmek pekâla iyi olabilirdi. Bilimsel düflünceye dayal› olaca¤› oldu¤u için evrenselli¤i ve kesinli¤i ispatlanm›fl olaca¤› beklenen bu insanl›k dinine bir de ilmihâl yazd›. Bu do¤rultuda Marx. Asl›nda Comte’un bu din kurma giriflimi ile din hakk›ndaki genel görüfllerini bir arada almak laz›m. Dinsel düflünceyi ilkel zamanlardaki insanl›k durumuna özgü bir cehalete ba¤lam›fl ve bilgi seviyesinin art›fl› oran›nda afl›lacak bir evre olarak görmüfl oldu¤u hâlde Comte’un kendisinin bilimsel dönemlere özgü bir din infla etme yoluna gitmifl olmas› da ilginçtir. sonras›nda bu üretimin mahiyeti üzerine kendi elefltirisini katm›flt›r. Bu görüfle göre dinin gerçek bir varl›¤› yoktur. rahipleri ise bilim adamlar› olacakt›. Bu yan›yla din egemen düzenin sürdürülebilmesi için gerekli ideolojik deste¤i. egemenlerin kurdu¤u dünyan›n yeniden üretilmesine katk›da bulunur. Gelifltirdi¤i dinin terminolojisi asl›nda H›ristiyanl›¤›n kavramlar›n› taklit ediyordu. yukar›da da belirtti¤imiz gibi. Karl Marx: Bir Yanl›fl Bilinç ve Kalpsiz Bir Dünyan›n Kalbi Olarak Din Marx’›n din hakk›ndaki görüflleri onun toplumsal yap› hakk›ndaki genel görüflleriyle tutarl› bir görünüm sergiler. ça¤›n ruhuna uygun bir din gelifltirme yolunu deneyerek bir “insanl›k dini” tasarlad›. Feuerbach da dinin insan zihninin bir ürünü oldu¤unu savunmufl ama bu üretimin insan›n yaflad›¤› tarihsel flartlarda kendisine teselli hatta güç veren bir imge olarak yani bir bak›ma toplumsal hayatta bir ifllevselli¤i olmak üzere dini yaratm›fl oldu¤unu anlatm›flt›. Ancak muhtemelen di¤er üstyap›sal kurumlardan biraz daha farkl› olarak din hakk›ndaki temel varsay›m›. toplum için daha faydal›. dinin bireysel de¤il toplumsal bir ürün oldu¤unu ve bu ürünün de yanl›fl ve aldat›c› bir dünya oluflturdu¤unu anlat›r. Buraya kadar›. O yüzden Hegel’in Hukuk Felsefesi’ni Elefltiriye Katk› isimli meflhur eserinde din elefltirisinin Almanya’da tamamlanm›fl ve geride kalm›fl oldu¤unu söylemiflse de o bu elefltiriyi daha da ileriye götürmüfltür. bu düzenin yaralad›¤› ve konumlar› gere¤i isyan noktas›na gelebilecek insanlara gerekli teselliyi ve huzuru yat›flt›r›- . Bu yanl›fl ve aldat›c› dünya t›pk› ideoloji gibi egemenlerin ç›kar›na hizmet eder. Bu yolla Comte. yani maddi-ekonomik altyap›y› koyunca dinin de bunun bir türevi olan di¤er birçok üstyap›sal kurumlar›n yan› s›ra bir ba¤›ml› de¤iflken gibi de¤erlendirilmesi kaç›n›lmaz olmufltur. asl›nda dinin bir hurafe ve uydurma oldu¤unu düflünse de bunun ayn› zamanda toplum için ifllevsel yönleri olan bir gereklilik oldu¤unu da kabul etmifl olur. Comte bu düflünceden hareketle bilimsel bir ça¤da. Almanya’daki din elefltirisinden kast› Ludwing Feuerbach’›n din elefltirisidir. Bu dinin kiliseleri üniversiteler ve okullar. Yüce Varl›k. olsa olsa maddi dünyan›n çarp›t›lm›fl bir yans›mas›d›r ve toplumdaki ifllevi de bu temel varsay›ma göre de¤erlendirilmelidir. Bu durumda Comte’un dinin toplumda oynad›¤› olumlu ifllevlerine inand›¤› ama bu ifllevine ra¤men dinin insan zihni taraf›ndan uydurulmufl bir hurafe oldu¤u inanc›nda oldu¤unu gösteriyor.70 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Auguste Comte: Bir Hurafe Olarak Dinden Evrensel Bilim Dinine Comte’un din hakk›ndaki görüflleri çok karmafl›kt›r. gelece¤in bilim insan›na hizmet edecek. Geçmiflte uydurulmufl ve olumsuz ifllevleri de olan dinlere karfl›l›k. dine iliflkin her fleyin tamamen insan zihninin bir ürünü oldu¤udur. Toplumsal yap›n›n temeline üretim iliflkilerini. yani dinin insan zihninin bir tasar›m› oldu¤u düflüncesi Marx’a yeter görünmüfl.

dinin insan zihninden yola ç›karak zamanla insanlar› etkisi alt›na almas›n› yabanc›laflma teorisine uygun olarak aç›klar. Tamamen kuruntu olan bir inanç ve ideoloji zamanla insanlar› nas›l bu kadar etkisi alt›na alabilir? Marx. Öncelikle din olgusunu bütün boyutlar›yla anlamaya çal›flm›fl ve onun toplumdaki rolünü. Ama Marx’a göre dine karfl› mücadeleyi do¤rudan dine yöneltmek de gereksizdir.Din 71 c› bir afyonla. Bu hareketler için dine çok aç›k cephe alm›fl olan Marx’›n sözlerinin elveriflli bir yorumu zorlamalardan kurtulamam›fl. yani üretim iliflkilerini de¤ifltirmektir. yüzy›lda dindar marksistler aras›nda farkl› yorumlara aç›lm›flt›r. 1841’de doktoras›n› tamamlad›. Dinin ifllevi D‹KKAT hakk›nda alabildi¤ine nesnel gözlemlere dayanarak ç›kar›mlarda bulunmaya çal›flm›flsa da bu onun dine olan ilgisinin tamamen de¤erlerden ba¤›ms›z oldu¤u anlaSIRA yaflanmakta S‹ZDE m›na gelmez. hem dindar hem Marxist olman›n yolu Marx’›n bu yaklafl›mlar›yla daha elefltirel bir hesaplaflmadan geçmek zorundad›r. Altyap›y› de¤ifltirmeden sadece üstyap› üzerinde yap›lacak bir de¤iflikli¤in kal›c› olma flans› yoktur. yani aldatarak verir. Nas›l insan eme¤i kapitalizme art›-de¤eri tafl›yarak kendine yabanc›laflan ve kendisini ezen-sömüren bir sistem kuruyorsa din de benzer bir yabanc›laflma sürecinin sonucunda insan› kuflat›r. Marx’›n dini bir afyon olarak niteleyen sözleri 20. Dini hayat›n baz› örneklerini kuflkusuz aç›klamakta. ifllevini ampirik yöntemlere dayanan yaklafl›m›yla aç›klamaya çal›flm›flt›r. Durkheim. Özellikle Latin Amerika ve ‹talya’daki H›ristiyan-Marksist ittifaklar bu tür yorumlara yüklenmifltir. her iki yaklafl›m›nda da dinin bir insan kuruntusu oldu¤unda ›srar etmifltir. Sonraki y›llarda Brüksel. dine hem bir üstyap› kurumu olarak hem de ideoloji olarak yaklaflm›fl. nihayetinde Marx’›n dine atfetti¤i afyon nitelemesinin bir metafor olarak ayn› zamanda tedavi edici anlam›na dikkat çekilmifltir. Din egemen s›n›flara hizmet eden bir ideoloji midir yoksa yoksul kitlelerin duygular›n› ve SIRA S‹ZDE isyanlar›n› dillendirmenin bir arac› m›d›r? Güncel örneklerle aç›klay›n›z. burada 1848 y›l›nda meflhur Komünist Manifesto’sunu yazd›. Köln ve Paris de bulunan Marx Paris’te Friedreich Engels ile devrimci gruplara kat›ld›. Bu hâliyle çarp›k da olsa gerçekli¤in üretti¤i bir yans›mad›r din. ‹çinde bulunulan gerçek dünyadan farkl› fantastik bir dünya kurarak yanl›fl bir dünya bilinci kurar. hatta anlamakta yard›mc› olsa da bütün din olgusunu anlamam›z› sa¤layacak bir teorik çerçeve sunamam›flt›r. tedavi eden bir ilaç boyutuna vurgu yapan bir niteleme olarak anlafl›labilir ki Marx’›n zaman›nda afyonun bu anlam›n›n daha bask›n oldu¤u bile düflünülmüfltür. En önemli eseri ise Kapital’dir. özelde Fransa’da ve genelde Avrupa’da olan AMAÇLARIMIZ D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P K ‹ T A P . Ünite . Marx’›n din konusundaki yaklafl›mlar› din sosyolojisinin ihtiyaçlar›n› tam olarak karfl›lamaktan uzak olmufltur. Oysa Marx’›n dinle ilgili teorik yaklafl›mlar› dinin kökenine dair kesin bir yarg› içerdi¤inden. Marx’›n din konusundaki çal›flmalar› flu kitaplar›nda a¤›rl›kl› olarak yer alm›flt›r: Hegel’in Hukuk Felsefesi’ni Elefltiriye Katk›. DÜfiÜNEL‹M Émile Durkheim: Toplumsal Yap›flt›r›c› Olarak Din 4 SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U Din sosyolojisinin gerçek anlamda çerçevesi belirlenmifl bir disiplin olarak ilk deS O R U fa Durkheim taraf›ndan uygulanm›fl oldu¤u rahatl›kla söylenebilir. Karl Marx (1818-1883) Almanya’da. Feuerbach Üzerine Tezler ve Kapital K›sacas› Marx. Çünkü aslolan onu bu hâliyle yans›tmas›n› sa¤layan maddi gerçekli¤i. Alman ‹deolojisi. Buna göre afyon nitelemesi dini afla¤›layan bir fley de¤il aksine rahatlatan. avukat bir baban›n o¤lu olarak do¤du.3.

Hatta Durkheim bütün dinlerin kökeninin bir oldu¤unu ve dünyada var olan bütün dinlerin belli bir tarihsel geliflimin de¤iflik evrelerine göre flekillendi¤ini düflündü. Dinin bu olumlu ifllevine olan inanc›. Ancak modern dünyada organik yap›ya do¤ru gelifltikçe farkl›laflan ve giderek parçalanma e¤ilimine giren toplumsal yap›y› bir arada tutan dinde de kayg› verici bir gevfleme bafl göstermifltir. Dinin de ifllevi toplumu bir arada tutmak. O yüzden Durkheim’in dinle ilgili çal›flmalar› da t›pk› intihar ile ilgili çal›flmalar› gibi toplumsal bütünlük ve düzen gibi pratik sorunlara bir çözüm aray›fl›nca yönlendirilmifltir.72 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar büyük parçalanma dönemini kendilerine dert edinen ve bu parçalanmadan bir bütünleflme formülü veya harc› üretmeye çal›flan toplum düflünürleri çevresinde yetiflmifltir. Durkheim’in meflhur eseri ‹ntihar. Yine de bu çat›flma ortam›nda bile dinin belli ölçekteki grubu bir arada tutma ifllevi daha fazla çal›flmaktad›r. Çünkü grup çat›flmalar› grubun dayan›flmas›n› ve grup bilincini canl› tutar. dini inançlar›n bu flekilde zay›flamas› ile intihar oranlar›n›n art›fl› aras›nda da anlaml› bir iliflkinin var oldu¤unu vulgular. toplumu kaynaflt›rmakt›r. Bu da dinin eskiden oldu¤u gibi toplumu bir arada tutan bir tutkal ifllevini yerine getirmeyi zorlaflt›rm›flt›r. Ayn› flekilde görece bireyselli¤i teflvik eden bir din olarak Protestanlar›n daha fazla yaflad›¤› ülkelerde de cemaat de¤erlerini daha fazla önemseyen Katolikli¤e nazaran daha fazla intihar vakas›n›n yafland›¤›n› tespit eder. Yani dini toplumsal bütünlü¤ün sa¤lanmas›nda ve sürdürülmesinde en güçlü yap›flt›r›c› (tutkal veya çimento) olarak görüyor ve bu ifllevinin sürdürülmesine olumlu bak›yordu. di¤er pozitivist ça¤dafllar› gibi dinin sonuçta insan zihninin bir ürünü oldu¤u düflüncesinden de al›koymuyordu. Bireyleflme ve ortak de¤erlere ba¤l›l›ktaki gevfleme toplumda ciddi sorunlara yol açmaktad›r. Ancak Durkheim sonras› ifllevselciler dinin gördü¤ü bu ifllevin ne türden bir ifllev oldu¤u konusunda Durkheim kadar emin olamam›flt›r. bir ifllevi yerine getiren herhangi bir kurum veya birimin bunu hangi ölçekteki bir toplum için yerine getirdi¤ini sormufltur. Yap›salc›-ifllevselci düflüncenin en önemli ismi say›lan Durkheim. Sanayi toplumu farkl› kültürlere ve inançlara sahip bir çok insan› bir araya getirmifltir. Merton. Kuru akademik çal›flmalar olmaktan öte. Robert K. Özellikle din söz konusu oldu¤unda belli ölçekteki bir toplumsal oluflum için tutkal veya yap›flt›r›c› ifllevini yerine getirdi¤i hâlde bir baflka ölçekteki bir toplumsal oluflumda toplumsal gruplar› birbiriyle çat›flt›ran ve o toplumu bir arada tutmak yerine bölen bir etki yapabilmektedir. Daha önce homojen bir çevrede yaflamakta olan ve bundan dolay› beraber yaflad›¤› insanlarla ayn› anlam dünyas›n› paylaflan modern insan flehirde kendi inanc›n› hiç tan›mayan. Durkheim’in anomie dedi¤i bu oluflum sanayi sonucu oluflan kentlerin tipik özelli¤idir. Bu ifllev için çimento veya tutkal gibi metaforlar kullan›lm›flt›r. o inançlara karfl› tamamen kay›ts›z insanlarla karfl›laflt›kça kendi inançlar›na olan ba¤l›l›¤›nda bir güvensizlik hissi oluflmaya bafllam›flt›r. O durumda dinin ifllevsel de¤il ifllev-bozma (disfunctional) etkisi daha a¤›r basmaktad›r. örne¤in. toplumu bir organizma olarak düflünmüfl ve her toplumsal kurum veya birimin bu yap›da bir ifllevi yerine getirdi¤ini belirtmifltir. Bu ortam paylafl›lan normlar›n zay›flamas› anlam›na gelir. Bu noktada Comte’un evrimci düflüncesini dinin tarihi için paylaflt› ve dinlerin basit mekanik toplumdan karmafl›k organik topluma do¤ru evrildikçe paralel olarak karmafl›klafl›p geliflti¤ini düflündü. Durkheim’›n din çal›flmalar› o yüzden toplumsal bütünlü¤ü hedefleyen araçsalc› bir yaklafl›m› da içinde bar›nd›r›r. gerçek bir sorunun çözümüne odaklanan çal›flmalard›r. . yukar›da da belirtti¤imiz gibi.

her çeflit kültür araflt›rmas› için Weber’in bu yaklafl›m› oldukça verimli bir çerçeve sunmaktad›r. Onun dine dair yaklafl›m› sosyal eylem hakk›ndaki tan›m›yla tutarl›d›r. Asl›nda sadece din araflt›rmalar› için de¤il. Protestanl›k ise bu çileyi dünya için pozitif bir de¤ere dönüfltürmüfl ve çile çekercesine çok çal›flmay› bu çilenin bir kefareti olarak al›r. içmek gibi en temel befleri hareketlerini bile hayvanlardan farkl› olarak kendi kültürel farkl›l›¤›n›. O yüzden yemek yeme adab› veya davran›fllar› her kültürde de¤iflir. yani anlam›n› atfederek yapar. Bu anlay›fl›n harcamaks›z›n çok çal›flmay› ve bu yüzden bir maddi birikimi üretti¤ini keffleden Weber böylece bir zihniyet dünyas›n›n kapitalizm gibi özünde maddi veya ekonomik olan bir geliflmeye etki etti¤ini söyler. Sosyolojinin bafll›ca rolünü sosyal eylemin yorumlanmas› ve anlafl›lmas› oldu¤unu söyleyen Weber’e göre “sosyal eylem” de anlaml› eylemden ibarettir. ‹nsanlar›n do¤ufltan günahkâr oldu¤una inan›lan H›ristiyanl›kta bu günah›n yükünden kurtulman›n bir yolu olarak dünya zevklerine mesafeli. Bu sonuca Weber kapitalizmin ilk ortaya ç›kt›¤› yerlerin Protestanlar›n yo¤un olarak yaflad›¤› yerler oldu¤undan hareketle var›r. Böylece Marksizmde ihmal edilen ve maddi flartlar›n bir sonucu olarak geliflen zihniyet dünyas›n› sosyolojik araflt›rman›n merkezine koyar. çileci bir hayat önerilir. Onu ortaya ç›karmak için bizzat eylemi yapan insanlar› dinleyip anlamaktan baflka bir yol da yoktur. Bu elefltiri “aç›klamac› sosyoloji” ile “anlamac› sosyoloji” aras›ndaki bir ay›r›m›n netleflmesine yol açarken Weber’in birinci önceli¤inin eylemin aktörünü “anlamak” oldu¤u görülür. bizzat onlar› dinleyerek kendi sosyolojik yaklafl›m›n›n fark›n› ortaya koyar. Ünite . O Protestanlar›n dünyay› ve kendi eylemlerini nas›l yorumlad›klar›na. Böyle olunca sosyolojinin de temel görevi eylemleri yapan insanlar›n kendi yapt›klar› hareketleri hakk›ndaki niyetlerini. Do¤rusu kendisi de bir Protestan oldu¤u için Protestanlar›n anlam dünyas›n› zaten yeterince tan›yordur. ‹nsan bütün eylemlerini bir anlam atfederek yapan bir varl›kt›r. aksine kapitalizmin ortaya ç›kmas›nda etkili olan bir çal›flma ve ifl ahlak› motivasyonu sa¤lad›¤›n› keflfeder. O yüzden yemek yemek. Weber’in bu yaklafl›m›n› uygulad›¤› meflhur çal›flmas› Protestan Ahlak› ve Kapitalizmin Ruhu’nda Marksistlere göre basitçe ekonomik flartlar›n bir sonucu veya türevi olmaktan ibaret olan Protestan hareketin. Çünkü insan varl›¤›yla do¤al olarak oluflan kültür bir anlam sistemidir ve bu anlam bireysel veya kolektif olarak insanlar›n zihinlerinde yer almaktad›r.3. . Weber bu yaklafl›m alt›nda dünya dinlerini ve dinlerin farkl› statü veya s›n›flar aras›ndaki flekilleniflini de inceler. anlamlar›n› veya tan›mlar›n› ö¤renmeden onlar hakk›nda baz› teorilerden yola ç›karak aç›klama yapamay›z. Onun Protestan Ahlak› ve Kapitalizmin Ruhu isimli kitab›n›n d›fl›nda ayr› bir Din Sosyolojisi ve Din Sosyolojisi üzerine Makalelerinin derlendi¤i kitaplar› da vard›r. Bugün din araflt›rmalar›n›n bir ço¤u Weber’in yorumlamac› sosyolojisinin etkisi alt›nda daha kolay yap›lmaktad›r.Din 73 Max Weber: Anlaml› Sosyal Eylem ve Motivasyon Olarak Din Yorumlamac› sosyolojinin ilk ve en önemli ismi olan Weber’in din sosyolojisi ile ilgili çok özel ve güçlü çal›flmalar› vard›r.

siyasi. Din sosyolojisinin ortaya ç›k›fl› genel olarak sosyolojinin ortaya ç›k›fl› ve geliflimiyle afla¤› yukar› ayn› tarihe sahiptir. Bir do¤al birlik olarak aile dinden ba¤›ms›z olarak vard›r ancak hem aile dini etkilemifl hem de din aileden etkilenmifltir. zira genellikle dinin de böyle bir iddias› vard›r. Marx ve Weber gibi sosyologlardan bahsediyoruz. Dinlerin varl›¤› güçlü bir e¤itim mekanizmas›n›n iflleyifline dayan›r. yani o dinin hakikat iddialar›na inan›lm›fl olarak yola ç›k›l›r. Dinin iddias› ile siyasetçilerin iddias›n›n paralel gitti¤i durumlarda toplum. toplumun genel flekillenmesine. O yüzden sosyolojik bilginin kökenini bir disiplin olarak flekillenmeye bafllad›¤› 19. A M A Ç 3 A M A Ç 2 Din sosyolojisinin ortaya ç›k›fl›n› ve dinin kökenine dair sosyolojik teorileri aç›klamak ve din sosyolojisi ile dinî sosyoloji aras›ndaki fark› ay›rt etmek. e¤itimsel ve sosyal tabakalaflma örüntülerine nas›l bir etkide bulundu¤u. dinin bir toplumsal kurum olarak toplumdaki rolünü ve etkisini incelemeye çal›flan bir bilim dal›d›r. Dinlerin mevcut ekonomik paylafl›m iliflkilerini olduklar› gibi meflrulaflt›rmak gibi bir ifllevi de olabilmektedir. sosyolojiyi dinin veya belli bir dinin perspektifinden ele almakt›r. Din kurumu di¤er baz› toplumsal kurumlarla oldukça iliflkilidir. ifllevi ve konumu konusu çok özel bir yere sahiptir. Klasik sosyologlardan bahsederken sosyolojinin bir disiplin olarak teflekkül etti¤i anlardan itibaren.74 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Özet A M A Ç 1 Dinin genel geçer tan›m›n›n ötesinde sosyolojik tan›m›n› saptamak. her biri kendi sosyolojik çerçevelerini oluflturmufl Comte. Bu düflünürlerin din hakk›ndaki görüflleri dinin kökenini aç›klamaktan ibaret olmam›flt›r. meflruiyet düzenlerinin oluflumuna nas›l bir katk›da bulundu¤u konusuyla ilgilenir. Din sosyolojisi. Durkheim’in tan›m›yla din: “Kutsal fleylere. ailevi. Oysa dinî sosyoloji. Sonuçta dinin toplumsal hayatta oynad›¤› role dair bu düflünürlerin her biri kendine özgü teorileri içinde bir aç›klamaya sahiptir. Din ve Toplum iliflkisini. Burada dinin içinden. Ayr›ca dinin tarihsel süreklili¤i mutlaka belli e¤itim örüntülerinin de ifllemesiyle sa¤lan›r. yani bir kenara ayr›lm›fl ve yasaklanm›fl fleylere iliflkin inanç ve uygulamalar›n birleflik bir sistemi” olarak tan›mlanabilir. Klasik sosyolojik teorilerde dinin nas›l ele al›nd›¤›n› özetlemek. Klasik sosyoloji teorisyenleri için dinin yeri. AM A Ç 4 . siyasetin dinin etkisi alt›nda oldu¤u örnekler ortaya ç›kar›r. Siyaset bir dünyay› ve toplumu infla giriflimi oldu¤undan din ile yolu çak›fl›r. Sosyoloji belirli bir dinin kendini veya genel olarak dini tan›mlay›fl›yla yetinemez. Durkheim. yüzy›l›n ikinci yar›s›ndan çok daha gerilere götürebildi¤imiz gibi dine yönelik sosyolojik ilginin tarihini de paralel olarak çok daha eskilere götürebiliriz. Sosyolojik bak›fl dinsel olarak teflhis edilen davran›fllar›n ne oldu¤u ve bu davran›fllar›n bir toplumun ekonomik. dinin di¤er toplumsal kurumlarla iliflkisini aç›klamak.

Cemaat b. Engels . Din olgusu. Kapitalizmin geliflmesi Protestanl›¤›n ortaya ç›kmas›n› sa¤lam›flt›r. Comte . Marx . Ünite . e. Din-E¤itim ‹liflkisi e. c. Din. Afla¤›daki önermelerden hangisi Émile Durkhem’in din görüflü ile ba¤daflmaktad›r? a. bir ihtiyaç olarak insan taraf›ndan yarat›lm›flt›r. Din toplumsal bütünleflme için bir yap›flt›r›c›d›r. Afla¤›daki cümlelerden hangisi dinin sosyolojik yönüne vurgu yapmaz? a. Din-Ekonomi ‹liflkisi d.Din tamamen insan›n kendi uydurmas›yla ortaya ç›km›flt›r. sosyal olaylara etki eden bir anlam sistemidir. ekonomik. Din. c. Dini. Din. F. anlaml› bir sosyal eylem ve motivasyon olarak aç›klayan Weber’in din teorisi dikkate al›nd›¤›nda afla¤›daki önermelerden hangisi yanl›flt›r? a. . meflruiyet düzeninin oluflumuna katk›da bulunabilir. b. ifl ahlak› motivasyonu sa¤lar. sosyolojik de¤il psikolojik bir olgudur. Din insanlar›n bu dünya ve öte dünyalar› için bir k›lavuzdur.Din. maddi dünyan›n çarp›t›lm›fl bir yans›mas›d›r. b. c. Din. Din. 8. Feuerbach . e. Bir H›ristiyan’›n günah ç›karmas› fleklinde c. Din ve dini inançlar bir sosyal aktör olarak nas›l tezahür eder? a.‹nsan. Dinin kökenleri ve ifllevleri birbirinden farkl›d›r. Dinin insanlar› etkisi alt›na almas› “yabanc›laflma” ile olmufltur. Birleflik inançlar ve davran›fllar e. Din. halklar›n afyonudur. Din. e. Doyumluluk 3. Kilise c. Hiç ölmeyecekmifl gibi dünya için çal›flmak fleklinde 6. Protestan Hareket. Yar›n ölecekmifl gibi vecd ile ibadet etmek fleklinde e. toplumlar›n ortak bir davran›fl örüntüsüdür. 5.Din 75 Kendimizi S›nayal›m 1. “Din bir toplumsal birlefltirici olarak ifl görebildi¤i halde farkl› dinler aras›nda bir çat›flma etkeni olarak çal›flabiliyor” ifadesi dinin hangi kurumla iliflkisinin bir tezahürüdür? a. kapitalizmin ortaya ç›kmas›nda etkilidir. kökeni bilinemeyen bir olgudur. c. e.Tanr›. Dinin kökeni hakk›nda sunulan görüfller çerçevesinde afla¤›daki hangi efllefltirme yanl›fl yap›lm›flt›r? a. bir üstyap› kurumu olarak insanlarca yarat›lm›fl bir olgudur. 2. d. Bir Yahudi’nin a¤lama duvar›ndaki ayini fleklinde d. Protestan Ahlak›. Din. Din-Aile ‹liflkisi b.3. d. dini infla eder. b. b. Kutsal d. Bir dindar insan›n yata¤›na yatarken dua okumas› fleklinde b. Durkheim . b. herhangi bir metodoloji ile aç›klanamaz. toplumun siyasi. K. d. Din-Hukuk ‹liflkisi 4. Din maddi üretim flekillerinin bir sonucu olarak flekillenmifltir. 7. e. e¤itimsel ve s›n›fsal örüntülerine etkide bulunabilir c. d.Din basitçe insan taraf›ndan ve toplumsal bir ifllevi yerine getirmek üzere uydurulmufltur. Davran›fllar›n arkas›nda yatan niyet ve anlamlar bir sosyolojik araflt›rma için esast›r. L. Bireyleri bir tek ahlaki toplulukta birlefltiren inanç ve topluluklar dinin bir unsurudur. Maddi flartlar›n oluflturdu¤u zihniyet dünyas› sosyolojik araflt›rman›n merkezinde yer al›r. Afla¤›dakilerden hangisi Durkheim’›n din tan›m›n›n unsurlar› aras›nda yer almaz? a. d. Afla¤›dakilerden hangisi Karl Marx’›n din hakk›ndaki görüflleri aras›nda yer almaz? a. A. Din-Siyaset ‹liflkisi c.

militan ‹slami hareketlerin yay›lmas›n› da beraberinde getirecek olan. Latin Amerika özgürlükçü dini hareketindeki etkinli¤i nedeniyle. onun sona ermesidir. Tom Bottomore b. sekülerli¤in krizine do¤ru bir geçifl yafland›¤›”ndan ve “gerileyen sekülerlik”ten bahsetmektedir (Berger. büyük bir tehlikede olduklar›” sonucuna varmaktad›r (Berger. ancak uluslararas› arenada yaflanan siyasi olaylarla mümkün olmufltur. Dinin akademik yönden ihmal edildi¤i dönem boyunca sosyal yaflamda süregelen toplumsal önemini göstererek seçkin bilimsel çal›flmalar ortaya koyan sosyologlar bulunmaktayd›. bölge kilisesini giderek artan sosyal eylemcilik ve bazen de yoksullar›n ad›na baflkald›r›c› isyanlara teflvik eden. ‹bni Haldun c. Bunlara ra¤men. Afla¤›dakilerden hangisi dinin. Cehalete karfl› korunmas› için dinin do¤rusunu ortaya koymak c. Ortado¤u ve Ortado¤u’nun da ötesinde pek çok bölgede. Do¤a kanunlar›na ba¤l› olmaks›z›n do¤ay› flekillendiren do¤aüstü varl›k ve güçlere inan›fl y›pranacak ve sadece ilginç bir tarihî hat›ra haline gelecektir. “güncel olaylara iliflkin analizlerinde dini göz ard› edenlerin. Dinin bilimsel bir içerikle de¤erlendirilememesi e. Müslüman militanlar fiah ‹ran’›n› devirmifl.76 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Okuma Parças› 9. suikast düzenlenerek öldürülmüfltür. Dinin sosyoloji için bir araflt›rma konusu olmas›n›n nedenlerinden biri afla¤›dakilerden hangisidir? a. art›k “dinin krizinden. Daha sonra 1980’de. ‹slami bir cumhuriyet kurmufllard›r. Antropolog Anthony Wallace (1966: 265) dönemin geçerli anlay›fl›n›. 1996: 12). Salvador-Roma Katolik Baflpiskoposu Oscar Romero. . Ayn› zamanda. ne de dinin çok büyük önem tafl›d›¤› düflünülüyordu. Platon d. evrimsel gelece¤i. Berger. ayr›ca. ne sosyologlar taraf›ndan dinin sosyal yaflamda önemli bir etken oldu¤una gereken önem veriliyor. 1983. onun hayatî önemini vurgulayan küresel geliflmelerdir. Önceki dönemin sekülerli¤i en iyi anlatan kuramc›lar›ndan biri olan Peter Berger.” Fakat daha sonraki on y›llarda ifller önemli ölçüde de¤iflmifltir. Bireyin inanç dünyas›n›n sosyal yaflam›n› etkilemesi Din Sosyolojisi Bundan otuz y›l önce. tarihsel süreç içerisinde evrilerek geliflti¤ini ve çok tanr›l› dinlerden tek tanr›l› dinlere do¤ru bir geliflme kaydetti¤ini düflünmektedir? a. Buradaki kritik seneler ise 1979 ve 1980’dir. 1979’da. Pitrim Sorokin 10. Sosyologlar›n. dine sosyal bir etken olarak yaklaflmada yeniden artan ilgisinin temel nedeni. Dinin metafizik gerçeklerinin yayg›n bir merak konusu olmas› b. daha sonralar› flu flekilde özetlemifltir: “Dinin. Bilimsel bilginin insanlar için giderek daha yeterli hale gelmesi ve yay›lmas› sonucu do¤aüstü güçlere inan›fl yavafl yavafl yok olmaya mahkûmdur. 1996). Dinin bireyin içsel dünyas›yla ilgili sergiledi¤i performans d. bilim dünyas›n›n hayrette kal›p eski sekülerleflme paradigmas›ndan uyanmas›. kendilerini Hristiyan fundamentalistler olarak tan›mlayan Hristiyan Sa¤’›ndan bir kesim Amerikan siyasetine yönelmifl -bu kifliler yar›m yüzy›l boyunca siyasi arenada görünmemifl ve seküler hümanizm güçlerine karfl› “ahlakl› bir ço¤unlu¤u” harekete geçirme ve bu suretle de yeniden bir Hristiyan Amerika oluflturma niyetlerini aç›kça ilan etmifllerdir. Auguste Comte e.

Say› 2. Hunter (1991) Amerika’da din temelli bir “kültürler savafl›” oldu¤unu aç›kl›yor ve Harvard Üniversitesi’nden Samuel Huntington (1996) dinsel farkl›l›klardan kaynaklanan küresel bir medeniyetler çat›flmas›n›n yaflanaca¤› öngörüsünde bulunuyordu. e 6. Do¤u Asya’n›n baz› bölgelerinde yay›lan Hristiyanl›k. Blackwell Publishers.tr/dergiler/37/59/568. Çeviren: ‹hsan Çapç›o¤lu) [Yaz›n›n tamam›n› http://dergiler. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Klasik Sosyoloji Teorilerinde Din: Weber” konusunu yeniden gözden geçiriniz.edu. Blau. gibi geliflmelerin yo¤unluk kazand›¤›n›n da fark›na varm›fllard›r.ankara. dünyan›n pek çok farkl› köflesinde önemli din-temelli bir dizi hareketin ortaya ç›k›fl›na tan›k olacakt›r: Güney Afrika’daki imtiyaz-karfl›t› hareket. ayn› zamanda giderek artan bir flekilde Latin Amerika’da yay›lmakta olan Pentakostalizm. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Klasik Sosyoloji Teorilerinde Din: Durkheim” konusunu yeniden gözden geçiriniz. e Yan›t›n›z yanl›fl ise “Din Nedir ve Dinin Sosyolojik Tan›m›” konusunu yeniden gözden geçiriniz. 1990’lar ile birlikte. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Auguste Comte: Bir Hurafe Olarak Dinden Evrensel Bilim Dinine” konusunu yeniden gözden geçiriniz.Robert D. Edited by Judith R. Bunlar abart›l› say›labilirse de. d 2. d 5. “Sociology of Religion”. d 10. eski-komünist Avrupa’n›n baz› yerlerinde yeniden dirilen dini kimlikler vs. a 7. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Bir Sosyal Aktör Olarak Din ve Dini ‹nançlar” konusunu yeniden gözden geçiriniz. yeni göç dalgalar› ile Amerika’da dinlerin çok daha bütünlük kazanan yap›s›. (Kaynak: AÜ‹FD 47 (2006). iflkence edilen ve öldürülen on binlerce Latin Amerikal› Hristiyan sosyal eylemci içerisinde sadece en çok bilinenidir. s. 100-114. Takip eden y›llar. d 8.. Christian Smith . Ünite . 215-216. The Blackwell Companion to Sociology. 2001. Virginia Üniversitesi’nden James D. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Din ve Toplum ‹liflkisi ‹le Dinin Sosyolojik ‹ncelemesi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Dinin toplumsal ve siyasal önemine farkl› bir bak›fl aç›s›yla yaklaflan sosyologlar. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Dinin Di¤er Sosyolojik Kurumlarla iliflkisi” konusunu yeniden gözden geçiriniz.. temel nokta de¤iflmez: Din geri dönmüfltür. Birleflik Devletler’deki Orta Amerika bar›fl hareketi. Do¤u Almaya’da komünizm-karfl›t› hareket. . Woodberry. e 3. b 9.3. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Dinin Kökenine Dair Sosyolojik Yaklafl›mlar” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Klasik Sosyoloji Teorilerinde Din: Marx” konusunu yeniden gözden geçiriniz. s.Din 77 Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar› Romero hadisesi 1970’lerde kaç›r›lan. b 4.pdf adresinden eriflerek okuyabilirsiniz] 1. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Dinin Sosyolojik Tan›m›” konusunu yeniden gözden geçiriniz.

S›ra Sizde 3 Türkiye’nin baflka ‹slam ülkelerinden fark›n›n onun farkl› ‹slam yorumuna veya anlay›fl›na ba¤lanmas› söz konusu edilebiliyor. En ilkel topluluklar›n pagan veya totemist oldu¤u düflüncesi dinin kayna¤› hakk›nda da bir hüküm vermifl oluyor. b. ekonominin bütün di¤er kurumlar üzerinde belirleyici oldu¤unu ve her fleyin ona göre flekillendi¤ini söylerken dinin de ekonominin bir sonucu oldu¤unu söylemifl olur. özel mülkiyetin yoklu¤undan mülkiyetli topluma ve ailenin de mülkiyetin bir parças› oldu¤u. Bütün toplumlar›n ayn› süreçlerden geçti¤i. Marx. totemist veya animist uygulamalar efl zamanl› olarak bulunmufltur.78 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar S›ra Sizde Yan›t Anahtar› S›ra Sizde 1 Toplum sosyolojik (toplumsal) kurumlardan oluflur. e¤itim ve bofl zamanlar gibi davran›fl örüntülerinden oluflur. Din anlay›fl›n›n farkl› davran›fl tarzlar›na yol açt›¤› düflüncesi Max Weber’in Protestan Ahlak› teziyle örneklenebilir. Bir bak›ma toplumlar›n karakterini oluflturan konulardan biri de bu kurumlardan hangisinin ne ölçüde belirleyici oldu¤udur. Oysa bilinen en ilkel insan topluluklar›nda bile tevhid düflüncesi ve uygulamas› ile paganist. köleli¤e ve kad›nlar›n ezilmesine karfl› güçlü bir itiraz olarak ortaya ç›km›flt›r. Musa’n›n ‹srailo¤ullar›n› kölelikten ç›karmak üzere yapt›¤› uzun yolculuk. daha belirleyici olabilir. Bugünün ilkel kabilelerinde (nas›lsa geliflimini tamamlamam›fl toplumlar olmas› dolay›s›yla) eski toplumun görülebilece¤i gibi alt varsay›mlara dayan›yor. H›ristiyanl›k ise bir ›rk›n üstünlü¤üne ve bir oligarflinin parças› hâline gelmifl olan Yahudi din kurumuna bir itiraz. ‹lk dönem hakk›ndaki bilgiler ampirik de¤il mant›ksal olarak temellendirilir. Sonuçta bütün dinler bütün toplumlarda ayn› etkiyi yap›p ayn› sonuçlar› do¤urmazlar. Durkheim ve Weber’in her birinin sosyolojik kurumlar› kendilerine özgü bir s›n›fland›rmas› var ve her birinin hangi kurumun daha belirleyici oldu¤una dair kendilerine özgü görüflleri vard›r. Bu sürecin basitten karmafl›¤a. S›ra Sizde 4 Din tarih boyunca Marx’›n tespitlerine hakl›l›k verecek flekilde egemen s›n›flara hizmet eden say›s›z örnekleri olmufltur ama her zaman bu yönüyle ortaya ç›km›fl de¤il. c. Örne¤in. Dinin bütün toplumlarda di¤er kurumlar üzerinde ayn› etkiye sahip oldu¤u söylenemez. ancak bu karfl›laflt›rmalar daha sosyolojik-siyasal nedenleri görmezden gelmemize yol açmamal›d›r. Bu konuda farkl› örnekler üzerinde durulabilir. Oysa bu yorumun göz ard› etti¤i bir gerçek Taliban’›n güçlü oldu¤u Afganistan’da da Hanefili¤in yayg›n oldu¤u ve Taliban’›n da Hanefi oldu¤udur. O mant›¤›n temeli de a. Bu yaklafl›m biraz da mant›ksal veya teorik bir faraziyeye dayan›yor. Bu kurumlar dünyan›n her taraf›nda bulunan ekonomi. Farkl› toplumlarda bu kurumlar›n baz›lar› di¤erlerinden daha önde. Ço¤u zaman din yoksullar›n. siyaset. ‹slamiyet ise bafltan itibaren Mekke’deki egemenlerin adaletsizliklerine. din. Esasen üç tek tanr›l› dinin her birinin ortaya ç›k›fl›nda bunu görmek mümkündür. örne¤in. S›ra Sizde 2 Bugünkü ilkel say›lan kabilelerin kadim zamanlarda yaflam›fl olan insanlara benzedi¤i düflüncesi ampirik verilere dayanm›yor. Türkiye ‹slam’›n›n Hanefi-Maturidi oldu¤u için daha radikal. . ama bütün toplumlarda bu kurumlar›n hepsi bulunur. aile. örne¤in Taliban ‹slam’›ndan daha ›l›ml› ve daha geliflmelere aç›k oldu¤u söylenir. Marx. ezilmifllerin. Yahudilik Hz. üstelik bu ezilmiflli¤i baflka bir dini anlay›flla içsellefltirmifl olanlar›n baflkald›r›fl›n› da sa¤lam›flt›r.

Max Weber ve ‹slam: Elefltirel Bir Yaklafl›m. ilk bask›s› 1841. çev. Peyami Erman. Bryan S (1997). ‘Theses on Feuerbach’. London: Allen & Unwin. 2 cilt. New York. New York. Max (1930). Ankara: Vadi Yay›nlar›. Londra. çev. George Eliot). Ludwing (1841). Ayd›n. Weber.. The Sociology of Religion (çev. ‹stanbul: Dergah Yay›nlar›.Selmin Evrim. Comte. ‹stanbul: ‹letiflim Yay›nlar›. Marx. The Social Reality of Religion. Swain). ilk bask›s› The Sacred Canopy ad›yla. Mustafa (1997). Hegel’in Hukuk Felsefesi’ni Elefltiriye Katk› (Yasin Aktay ve M. Weber. New York. David (1945) Dinin Do¤as›. Londra.3. 1967 (Türkçesi için bkz. Süleyman Uluda¤. Turner. Turner. J. Kurumlar Sosyolojisi. Mukaddime. Aktay. Yasin ve M. Karl (1971). Fuseth. Moskova. Inger ve Pal Repset (2011). . The Essence of Christianity (çev. K. Max (1965). 1993. Emin Köktafl der. ‹bn Hazm’›n el-Fasl fi’l-Milel ve Ehvai ve’n-Nihal Marx. Second edition. ‹stanbul: ‹nsan Yay›nlar›). Türk Dininin Sosyolojik ‹mkân›. Berger. Garden City. Ali Coflkun. Karl (1999). Ankara: Vadi Yay›nlar›. Din Sosyolojisine Girifl: Klasik ve Ça¤dafl Kuramlar. 1961 Feuerbach. Din Sosyolojisi.) Seçme metinler. Religion and Social Theory. Marx ve F. çev. Ünite . Yasin (1999). The Protestant Ethic and the Spirit of Capitalism. trans. çev. Emin Köktafl (1998). Ankara: Birleflik Yay›nlar›. Ankara: Vadi Yay›nlar›) fiehristani’nin el-Milel ve’n-Nihal: ‹stanbul: Litera Yay›nc›l›k (Dinler ve Heretik Gruplar). (1967). Dinin Sosyal Gerçekli¤i. The Elementary Forms of Religious Life (çev. çev.Din 79 Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar Aktay. Hume. Auguste (1952). Ankara: Vadi Yay›nlar›. 1957. Engels’in On Religion. Peter L. 1969. Ankara: MEB Yay›nevi. by Talcott Porsons. Ankara: MEB Yay›nevi ‹bn Haldun (1986). Eprahim Fischoff). (1994). Pozitivizmin ‹lmihali. Durkheim Émile (1961). ‹hsan Çapo¤lu ve Halil Ayd›nalp. Bryan S. London: Sage.

Ataerkillik kavram›n› aç›klayabilecek ve farkl› görünümlerini ay›rt edebilecek. cinsiyet rolleri ile cinsiyet eflitsizli¤ini iliflkilendirebilecek. Toplumsal cinsiyet kavram›n› tan›mlayabilecek.4 Amaçlar›m›z • • • • SOSYAL B‹L‹MLERDE TEMEL KAVRAMLAR Bu üniteyi tamamlad›ktan sonra. Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet • • • • • G‹R‹fi A‹LE TOPLUMSAL C‹NS‹YET ATAERK‹ (PATR‹ARKA) TOPLUMSAL C‹NS‹YET ROLLER‹ VE Efi‹TS‹ZL‹K • C‹NS‹YETE DAYALI AYRIMCILIK . Anahtar Kavramlar Aile Toplumsal Cinsiyet Cinsiyet Özellikleri Cinsiyet Kal›plar› • • • • Ataerkillik Cinsiyet Eflitli¤i Cinsiyete Dayal› Ayr›mc›l›k Cinsiyet Eflitli¤i ‹çindekiler Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Aile. Aile kurumuna iliflkin farkl› yaklafl›mlar› aç›klayabilecek. Cinsiyete dayal› ayr›mc›l›¤›n tan›m›n› yapabilecek ve ayr›mc› tutumlara iliflkin fark›ndal›k gelifltirebileceksiniz. Eflitlik ve cinsiyet eflitli¤i kavramlar›n› tan›mlayabilecek.

bireyler aras›nda kan ya da evlilik ba¤› ile oluflturulan soy çizgilerine iflaret eder. bir grup üniversite ö¤rencisi ailelerinden uzakta bir kentte birlikte yafl›yorlarsa bunlar bir hane halk› olufltururlar ama aile de¤ildirler. bireyin toplulu¤un de¤erlerini ve normlar›n› ö¤renme ve içsellefltirme sürecidir. e¤itim kurumlar›. aralar›nda akrabal›k ba¤› olmad›¤› halde ayn› evde yaflayan kiflilere iflaret eder. çocuklar›n dünyaya getirilmesi ve büyütülmesidir. baflta dil olmak üzere.Aile. biyolojik ve kültürel yeniden üretimdir. birbirlerine benzeyen ama ayr› iki kavramd›r. yani. sadece gündelik yaflam›m›zda ve siyasal alanda de¤il. meydana gelen olaylar ya da nesnelere iliflkin belirli bir iliflki modeline iflaret eder. ailede ve yüzyüze iliflkiler içinde olur. bir ailenin baflka flehirde okuyan çocu¤u. medya gibi kurumsal arac›larla gerçekleflir. farkl› mekânlarda da yaflayabilirler. Örne¤in. A‹LE Aile. Toplumsallaflma. üyeleri aras›ndaki iliflkileri eflitlik ve adalet kavramlar› çerçevesinde ele alabildi¤imiz bir kurum olarak de¤erlendiriyoruz. Örne¤in. Örüntü: Frans›zca patron kelimesinden gelen örüntü (pattern). Ço¤u toplulukta çocuklar›n toplumsallaflmas›n›n temel kurumu da ailedir. Aile ile hane halk›. Akrabal›k. toplumun anlafl›lmas› ile de ilgili oldu¤u sonucuna varabiliyoruz. Bu olay ya da nesneler. iliflkileri vurgulayan bir kavramd›r. eriflkin üyelerin çocuklara bakma sorumlulu¤unu üstlendi¤i bir insan toplulu¤udur. Aile içinde bafllayan cinsiyet eflitsizli¤i. sosyal bilimlerde de giderek daha genifl yer kaplayan kavramlar hâline geldi. toplumun çeflitli kurumlar›nda ve alanlar›nda devam ederek sistematik bir örüntü hâline geliyor. Aile üyeleri ayn› evde oturabilecekleri gibi. toplumsal cinsiyet ve cinsiyet eflitli¤i kavramlar›n›n sadece kad›n haklar› ile de¤il. Aile. Ailenin birincil ifllevi. Çocuk. Aileyi çeliflkisiz ve tutarl› bir bütün olarak görmek yerine. aralar›nda düzenli ve sistematik iliflkiler vard›r. as›l olarak mekânsal birlikteli¤i vurgular. Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet G‹R‹fi Toplumsal cinsiyet ve toplumsal cinsiyet eflitli¤i/eflitsizli¤i. aile üyesi olarak kabul edilir. öngörülebilir bir flekilde tekrarlan›r. ‹kincil toplumsallaflma. ortak mekândan çok. “Ayn› kazandan yemek” olarak da tarif edilen bu iliflki. Birincil toplumsallaflma. Bu geliflme. bizim aile konusunu da yeni bir ›fl›k alt›nda ele almam›za neden oluyor. birbirlerine do¤rudan akrabal›k ba¤lar›yla ba¤l› olan. içine do¤du¤u toplulu¤un kültürünü ö¤renir. Böylece. . Hane halk› ise.

. özel mülkiyetin ortaya ç›kmas›yla birlikte. Tar›msal üretimin yayg›n oldu¤u dönemde ailenin biyolojik ve toplumsal yeniden üretim ifllevinin yan› s›ra. sosyal psikoloji. toplumsal çat›flmalar›n hafifletilmesinde de önemli rol oynar. Bu elefltirilere göre. Aileyi mezo (orta) ve mikro (küçük) ölçekte ele alan çok say›da yaklafl›m da mevcuttur. Aile. üretim ifllevi de vard›. farkl› sosyolojik yaklafl›mlar taraf›ndan farkl› biçimlerde ve düzeylerde kavramsallaflt›r›lm›flt›r. aileyi içinde bulundu¤u toplumsal ba¤lamdan ayr› olarak ele almas› gelir. emekçilerin biyolojik ve toplumsal yeniden üretimlerinin çok düflük maliyetle sa¤lanmas›d›r. Kapitalist toplumlarda ise ailenin ifllevi. ev kad›n› olan bir anne ve bunlar›n çocuklar›ndan oluflan Bat› tipi orta s›n›f ailesini evrensel bir norm olarak görmektedir. miras›n güvenceye al›nmas› amac›yla oluflmufltur. Modern sanayi toplumlar›nda ise ev ile ifl yerinin ayr›flmas› sonucunda ailenin üretim ifllevi gerilemifl.82 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Aileye Farkl› Yaklafl›mlar Aile kurumu. as›l olarak feminist sosyologlardan gelmifltir. belirli ifllevleri yerine getirmek üzere varl›¤›n› sürdürür. Parsons’un “modern aile” idealini norm olarak kabul etti¤i ve böylece farkl› aile biçimlerini birer sapmaym›fl gibi ele ald›¤›d›r. yetiflkin üyelerine de destek vermeyi sürdürerek onlar›n kendilerini güvende hissetmelerine katk›da bulunur. Aile de bu toplumsal kurumlardan biri olarak farkl› tarihsel dönemlerde farkl› ifllevler üstlenmifltir. Aileye makro yaklafl›mlar›n en yayg›n olan› ve en bilineni. Aile içindeki rol da¤›l›m›n› sorgulamadan kabul etmesi de elefltiri noktalar›ndan biridir. Parsons’un aile kuram› da gözden düflmüfltür. ailenin toplumun hangi kesiminden oldu¤u. ifllevselcilik okuludur. Ayn› zamanda aile. Biz burada makro düzeydeki üç temel yaklafl›mdan söz edece¤iz: ‹fllevselci yaklafl›m. Kad›nlar›n evde. Bir baflka deyiflle aile art›k üretim de¤il. erkeklerin d›flar›da çal›flmas› biçimindeki modern aile idealinin zay›flamas›yla birlikte. Bir baflka elefltiri. Bu yaklafl›ma yönelik elefltirilerin bafl›nda. ‹fllevselcilik okulunun sosyolojik yaklafl›m›. Buna göre aile kurumu. bebeklerin içine do¤duklar› kültürün de¤erlerini ö¤renmesidir. psikoloji ve psikiyatri disiplinlerinden de beslenmifllerdir. toplumsal süreklili¤i ve oydaflmay› oda¤a al›r. çat›flmac› yaklafl›m ve feminist yaklafl›m. Çat›flmac› yaklafl›mlara yönelik elefltiri. çat›flmac› okulun yaklafl›m›d›r. ‹fllevselci okul. onun yap›s›n› büyük ölçüde belirleyecektir. d›flar›da çal›flan bir baba. buna karfl›l›k tüketici ifllevi a¤›rl›k kazanm›flt›r. Bu yaklafl›mlar. onlara göre her toplumsal kurum. ailenin as›l olarak iki ifllevi oldu¤unu söyler: Birincil toplumsallaflma ve kiflili¤in dengelenmesi. Kiflili¤in dengelenmesi ise eriflkinlerin duygusal ve maddi destek bulmalar›yla mümkün olur. Birincil toplumsallaflma (toplumsal yeniden üretim). Yani. Aileye iliflkin makro yaklafl›mlardan ikincisi. bu elefltirilerin en önemlileridir. Kad›nlar›n ev içindeki eme¤inin görülmeyip yaln›zca ücretli eme¤e kat›lmalar› durumunda “emekçi” olarak adland›r›lmalar› ve bak›m ifllerinin de¤ersiz k›l›nmas›. ‹fllevselci okulun en önemli ismi Talcott Parsons. tüketim ve yeniden üretim birimidir. sosyoloji içinde yayg›nl›¤›n› kaybederken aileye iliflkin görüflleri de elefltirilmifltir.

kad›nlar›n artan oranda ev d›fl›nda çal›flmaya bafllamas› gibi de¤iflimler. aileyi toplumsal ifllevi aç›s›ndan de¤il. iki kad›n ya da iki erkek ve edinilmifl çocuklar›ndan oluflan aileler de çekirdek ailenin farkl› bir biçimine iflaret ederler.Aile. “çekirdek S O R ile U çocuklar›naile”dir. boflanma oranlar›ndaki art›fl. dünyan›n pek çok yerinde. Ayn› zamanda. Haven in the Heartless World (Kaplsiz Bir Dünyada S›¤›nak) isimli çok ses getiren kitab›nda. Benzer biçimde. çok eflli evliliklere rastlanmaktad›r.com/lh/photo/iJMmD Bc9pC1nONfO4OAPNA?feat =embedwebsite Aileye iliflkin üçüncü makro düzey sosyolojik yaklafl›m. google. Genç kuflaklarda evlili¤e ve ana ‹NTER NET babal›¤a iliflkin tutumlar›n de¤iflmesi. Bu yazarlar. Örne¤in. Ayn› cinsiyetten aras›nK ‹ T bireyler A P da evlili¤in yasal kabul edildi¤i toplumlarda. Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet 83 Resim 4. Bir erkek ve birden fazla kad›n ve bunlar›n çocuklar›ndan oluflan aileler de genifl aile biçimlerinden biridir. AMAÇLARIMIZ Modern çekirdek aileler genellikle anne. Kaynak: https://picasaweb. feminist yaklafl›md›r. Modern toplumlarda en s›k rastlan›lan aile biçimi.4. Ünite . ailenin toplumsal bütünleflmeyi sa¤lad›¤›n› ve eflitsizlikleri hafifleterek çat›flmay› engelledi¤ini söylemiflti. anne ve babalar›n›n oluflturD‹KKAT du¤u haneye dâhil olurlar. Burada evli olan çocuklar da kendi çocuklar›yla birlikte. aile içindeki iliflkiler ve eflitsizlikler aç›s›ndan ele al›rlar. yaln›zca anne ile çocuklar›ndan oluflan “tek ebeveynli aileler” vard›r. Çekirdek aile. günümüz sosyolojisinin temel konular›ndan biri hâline gelmifltir. birbirleriyle evlilik ba¤›yla ba¤l› iki yetiflkin dan oluflur. baba ve ortak çocuklar›ndan oluflsalar da farkl› biçimler alabilirler.1 Yirminci yüzy›l›n Amerikan ailesine iliflkin en önemli analizlerden biri. Christopher Lasch taraf›ndan yap›lm›flt›. Böylece geleneksel sosyolojinin aileyi bir bütün olarak alan yaklafl›m›n› kökten de¤ifltirirler. DÜfiÜNEL‹M DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P Toplumsal De¤iflim ve Aile TELEV‹ZYON TELEV‹ZYON Toplumsal de¤iflimin do¤rudan etkiledi¤i (ve ondan etkilendi¤i) aile. SIRAnedir? S‹ZDE ‹fllevselci yaklafl›m ile feminist yaklafl›m aras›ndaki en önemli farkl›l›k Farkl› Aile Biçimleri 1 SIRA S‹ZDE Aile. Genifl aile ise ikiden fazla kufla¤›n oluflturdu¤u bir aile türüdür. aile kurumunu önemli ölçü- ‹NTERNET . farkl› kültürlerde ve toplumlarda farkl› biçimlerde tan›mlanabilir ve farkl› bileflenlerden oluflabilir. aileyi içinde bulundu¤u toplumsal ba¤lam çerçevesinde ele alarak yoksulluk ve tek ebeveynlilik aras›ndaki iliflkileri de analiz ederler. çok efllilik günümüz modern toplumlar›nda yasal de¤ildir anSIRA S‹ZDE cak hem tarihte hem de günümüzde.

tabii “erkek adam›n erkek evlad› olur” ayn› zamanda. ailemizin bizden beklentilerini ve bizimle ilgili umutlar›n› yans›t›rlar.84 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar de de¤ifltirmifltir. aile de¤erlerinin ortadan kalkmas› ve bunun da toplumsal kaosa yol açmas› korkusundan beslenir. do¤ufltan getirdi¤imiz özelliklerimiz kadar hatta ondan çok daha fazla. ‹simler. 1970’ler sonras›nda sosyoloji literatürüne girmifltir. Daha biz do¤madan ailemizin beklentileriyle bafllar hikâyemiz: “Ah” derler. Bir baflka görüfl ise aile de¤erlerinin ortadan kalkmad›¤›. olmayan baba.. içinde yaflad›¤›m›z toplumda de¤er verilen fleyleri de gösterir. di¤erini erkekte! Dünyaya geliflimiz muhtemelen ailemize sevinç verir ama baz›lar›m›z›n gelifli biraz daha fazla: O¤lan annesi olmak. sadece ailemizin beklenti ve umutlar›n› de¤il. . birini kad›nda. fark› bölgelerde ve farkl› sosyal s›n›flardan aileler içinde yapt›¤› araflt›rma sonucunda. Bunlar aras›nda tek ebeveynli aile. pek çok yerde genç gelinin aile içindeki statüsünü yükseltir. ›rklar aras› evlilikler ve eflcinsel evlilikler vard›r. “bir o¤lan olsa!”... Örne¤in Çi¤dem Ka¤›tç›bafl›. bazen benimseriz bazen bize yük gelir. daha alt s›n›flarda itaat ve uyum sa¤lamaya önem verildi¤ini ortaya koymufltur. orta s›n›f ailelerde çocuklara özerk davranma al›flkanl›¤› ve özgüven kazand›rman›n önemli olmas›na karfl›l›k. çocuklara verilmek istenen de¤erlerin de zaman içinde dönüfltü¤ü gözlenmifltir. O¤lan› bulana kadar çocuk yapmaya devam etmek ya da sohbetlerde uzayan bir sessizlik oldu¤unda “k›z do¤du galiba” flakas› yapmak ender gördü¤ümüz fleyler de¤illerdir. ‹simler. birlikte yaflama. Sonra s›ra isim koymaya gelir.. çal›flan anne. K›z Çiçek Gül Yaprak Duygu Sevgi Gönül Kader Döndü (art›k o¤lan istiyoruz!) O¤lan Arslan Pars Y›lmaz Savafl H›ncal Zeki Yaman Hakan Çiçekleri de azmi de seviyoruz. Daha önce yayg›n olmayan baz› kavramlar. ama tafl›r›z. Ayn› flekilde. dünyada bafl›m›za gelen fleylerle iliflkilidir. sadece biçim de¤ifltirdi¤i ve çeflitlendi¤i yolundad›r. aile içi fliddet. Ailenin de¤iflimine iliflkin tart›flmalar. TOPLUMSAL C‹NS‹YET Cinsiyet. bu beklenti ve umutlar› yaflam›m›z boyunca tafl›r›z.

Okul. cesaret. Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet 85 Erke¤in ve Kad›n›n Toplumsal De¤eri Bedevilerin kad›nlardan çok erkeklere de¤er verdiklerinin önemli bir ifadesi. bu kliflelerden biridir.. Medyan›n Toplumsal Cinsiyetin ‹nflas›ndaki Rolü Günümüzde medya. Hatta çad›r yasa bo¤ulur. bedenin geliflimi onun için do¤al bir fleydir. utanç ve s›k›nt›yla geçer o. erkekler saf” kliflesidir.4. plastik fincanlar. (. Okul ça¤›na gelen bir çocuk. toplar di¤er yanda. Böylece kad›na ac›rken bir yandan da onun edilgenli¤ini onaylam›fl oluruz. böylece erkekli¤iyle gurur duymay› ö¤renir (ve erkek olman›n bir bedeli oldu¤unu!). Birinin hayat bilgisinin kendini gösterme. güç ile di¤erininkinin itaat. Erkeklerin de kad›nlar›n da a¤›zlar›ndan “erkekler o¤lan yapmak için kad›nlarla evlenirler. Araflt›rmalar gösteriyor ki erken çocukluk evresinde ailelerin k›z ve erkeklere davran›fllar›nda belirgin bir farkl›l›k var: K›zlara daha koruyucu. tabancalar. do¤umda haz›r bulunanlar. 2004) Toplumsallaflma Sürecinde Cinsiyetin ‹nflas› Çocuklar. Minik k›zlar›n ve minik o¤lanlar›n oyuncaklar› da birbirinden farkl›d›r: Bebekler. art›k cinsiyet kimli¤ini kazanm›flt›r ama yine de ifli s›k› tutar. Bu mesajlar bize birkaç hikâye (klifle) anlat›r: “Kad›nlar kurband›r. o¤lanlara k›zlardan daha çok sevinirler. erkekler canavar”. Erkek canavard›r ama öznedir de ayn› zamanda.) ‹nsanlar. baba mutludur. küçük maceralar yaflamay›. okul kadar belki ondan da daha etkili bir ö¤renme arac›d›r. Yemek yenmez. e¤itimine devam ederiz: O¤lan› dü¤ün dernek sünnet ederiz. O¤lanlar›n terbiyesizliklerinin normal karfl›land›¤›n› hatta b›y›k alt›ndan gülündü¤ünü. “kad›nlar fettand›r. onu do¤uran. o¤lanlar› k›zlara tercih etmeleridir.Aile. çocuklar ve ergenler için ö¤renme kadar toplumsallaflma yeridir. E¤er k›zsa. de¤il mi?!). Özneli¤i vurgulamak. herkes üzülür. erkeklere daha cesaretlendiricidirler (ona bofluna koymam›flt›k Yaman ismini zaten. Çocuklu¤un ilk dönemlerinden bafllayarak medyan›n etkisi alt›nda sosyallefliriz. amcalar mutludurlar ve anneonun ne kadar mutlu oldu¤unu anlatamam!” (Lila Abu-Lughod. Herkes dü¤ün bayram eder. Sessizce. hatta bazen annesinden bir tokat yiyerek (kad›nl›¤›n bedeli öyle bir seferde ödenip bitmez!). Bir baflkas›. . Peçeli Duygular. bireylerin ya da birey gruplar›n›n kendilerini saran toplumsal gerçekli¤in ürünü de¤il. E¤er o¤lansa çad›r mutludur. Baban›n gazete okudu¤u. düfle kalka ö¤renmeyi severler. Ebelik günlerini anan yafll› bir kad›n. Aile içi fliddet haberlerinde s›kl›kla karfl›m›za ç›kan klifle budur. bu gerçekli¤in kurucular› oldu¤una iflaret etmek anlam›na gelir. dizilerden e¤lence programlar›na kadar cinsiyet rollerine iliflkin mesaj bombard›man›na tutuluruz. K›z çocuklar› bir ifle yaramazlar” gibi laflar ç›kar. mutfak eflyalar› bir yanda. K›z›n kad›nl›¤a geçifli böyle törenle olmaz. Gidip erkeklere haber vermezler. Toplumsal gerçekli¤in oluflumunda ve sürdürülmesinde etkin olarak rol oynayan bireyler ya da birey gruplar›na at›fta bulunur.. Bu kliflenin ka- Özne: ‹nsan bilimlerinin temel kavramlar›ndan biridir. çok erken yafltan itibaren etraf› keflfetmeyi. Ünite . k›zlar›n s›n›rlar› ihlal etme giriflimlerine ise hem ailelerinin hem de ö¤retmenlerinin dehfletle bakt›¤›n› fark eder. Haberlerden reklamlara. annenin mutfakta çal›flt›¤› kitaplardan hayat› ö¤renirken ö¤retmenlerin ço¤unun kad›n ama müdürün neredeyse hep erkek oldu¤unu da zihninin bir köflesine yazar. Babas›na koflup o¤lunun oldu¤unu söylerler. ayn› gün içinde iki o¤lan çocu¤u do¤urttu¤unu gururla anlatm›flt›: “O¤lan do¤urmak daha hay›rl›d›r. yumuflakl›k ve “idare etme” ile iliflkili oldu¤unu sezer. arabalar.

86
Yeme Bozukluklar›: Bireyin zihinsel ve fiziksel sa¤l›¤›n› tehlikeye atacak nitelikteki yeme al›flkanl›klar›d›r. Bunlar, afl›r› yemek ya da yetersiz beslenmek biçiminde ortaya ç›kabilir. S›kl›kla genç kad›nlarda görülmekle birlikte son y›llarda k›z ve erkek ergenlerde rastlanmaktad›r. Bu türden bozukluklar›nda yayg›n beden imajlar›n›n olumsuz etkisi oldu¤u düflünülmektedir.

Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar

d›n› özne olmay› becerebilmifltir ama gücünü kötüye kullanmakta erkeklerin hayat›n› mahvetmektedir. Buradaki erke¤e de ac›r›z ama onun gülünç bir yan› da vard›r: Erkeklikle edilgenlik bir arada olmaz çünkü!.. Tabii en çok da flu klifleleri duyar›z: “Mutlu, güzel, baflar›l› kad›nlar bizim deterjan› kullan›rlar”... “Kad›nlar›n bay›ld›klar› erkeklerin alt›nda, bizim arabam›z vard›r...” Böylesine bir “bombard›man”dan sa¤ salim ç›kmak zordur: Kad›n ve erkeklerin nas›l olduklar› (ve ayn› zamanda nas›l olmalar› gerekti¤i) hakk›nda kökleflmifl kanaatler ediniriz. Bu kanaatler, ölümcül sonuçlara yol açabilir: Kad›nlar›n ince, çok ince, çok çok ince olmalar› gerekti¤ini dinleyen küçük k›zlar, yeme bozuklu¤u hastal›klar›na yakalan›rlar örne¤in. Erkeklerin sert, çok sert, çok çok sert olmalar› gerekti¤ini dinleyen delikanl›lar, bir bakars›n›z s›n›f arkadafl›n› b›çaklay›vermifl. Yeme bozukluklar›yla SIRA S‹ZDE cinsiyet kal›plar› aras›nda nas›l bir ba¤lant› vard›r?
D Ü fi Ü N E Lk›z ‹ M ya da o¤lan bebekler olarak geliriz. Bu bizim seçti¤imiz bir fley Hepimiz dünyaya de¤ildir. Hangi kültürde, ça¤da yaflarsak yaflayal›m, k›z ya da o¤lan olarak do¤mak, t›pk› ölümlüSolmak O R U gibi biyolojik varl›¤›m›z›n bir niteli¤idir. Böyle oldu¤u için üzerinde düflünmeye gerek duymay›z: Öyle ya nas›l mavi gözlü, uzun boylu yahut siyah saçl› olmak “do¤al” durumlarsa kad›n ya da erkek olmak da öyledir. Oysa biraz D‹KKAT daha yak›ndan bakt›¤›m›zda, cinsiyetin yaln›zca biyolojik varl›¤›m›z›n bir niteli¤i olmakla kalmad›¤›n›, toplumsal konumumuzu da derinden etkiledi¤ini görebiliriz.

SIRA S‹ZDE

2

DÜfiÜNEL‹M S O R U

Cinsiyet Özellikleri

D‹KKAT

SIRA S‹ZDE

Resim 4.2

SIRA S‹ZDE

AMAÇLARIMIZ Beauvoir, “Kad›n

Simone de

AMAÇLARIMIZ

do¤ulmaz, kad›n olunur” diyerek cinsiyetin K ‹ T A P toplumsal boyutunun alt›n› çizmifltir.

K ‹ T A P

TELEV‹ZYON

Kaynak: http://www.listal.co m/viewimage/1454 686h

TELEV‹ZYON

‹NTERNET

‹NTERNET

Yani, cinsiyetimiz, yaln›zca biyolojik bir nitelik olmakla kalmaz, bizim toplumsal varl›¤›m›z›n da en önemli bileflenlerinden biridir. Kad›n ve erkekler için “uygun görülen” baz› nitelikler vard›r: Cesaret, özgüven, güç gibi nitelikler erkeklere, yumuflakl›k, fedakârl›k, çekingenlik gibi nitelikler ise kad›nlara atfedilir. Peki nedir bu “cinsiyet özellikleri” dedi¤imiz fley?

4. Ünite - Aile, Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet

87

Kad›n Do¤urabilir Sevecen ve fedakârd›r Sessizdir Ayr›nt›c›d›r Duygusald›r Tek efllili¤e yatk›nd›r Dikkati insanlar ve iliflkilere yöneliktir Dedikoducudur

Erkek Zihinsel yarat›c›l›¤› yüksektir Sorumluluk duygusu güçlüdür Yönetmeyi bilir Soyut düflünme yetene¤i geliflkindir Rasyoneldir “Bir çiçekle bahar olmaz” der. Duygular ve iliflkilerden çok, teknolojiye ve nesnelere ilgi duyar Sald›rgand›r
SIRA S‹ZDE

SIRA S‹ZDE Hangileri Cinsiyet özelliklerinden hangilerinin “biyolojik” oldu¤unu düflünüyorsunuz? içine do¤du¤umuz kültürün bize ö¤retti¤i nitelikler?

3

Cinsiyete göre da¤›t›lan bu nitelikler, bizim biyolojik varl›¤›m›zla iliflkilendirilir: Yani cinsiyetin, anatomik ve hormonal yap› taraf›ndan belirlendi¤i düflünülür. ÖrS O R U denir. Cinsine¤in, “kad›nlar anne olduklar› için erkeklere göre daha yumuflakt›r” yetimiz ile biyolojimizi birbirine en kolay ba¤layabilece¤imiz nokta budur çünkü: Annelik. Kad›nlar›n annelik potansiyelleri nedeniyle “kad›ns›” davrand›klar› söyleD‹KKAT nir. Oysa bu potansiyelin tamamen baflka türlü toplumsal niteliklere kaynakl›k etmesi mümkündür: Bir kad›n, anne oldu¤u için daha y›rt›c›, daha korumac› ve sert S‹ZDE de olabilir. Baz› kültürlerde bunun örneklerine de rastlar›z; SIRA örne¤in, çocuklar›n atalar›n ruhlar›n›n yeniden cisimleflmesi olduklar›na inanan topluluklar, çocuk bak›m›n› da toplulu¤un ortak ifli olarak tan›mlarlar; bu durumda annelik ve babal›k AMAÇLARIMIZ rolleri bizim “do¤al” kabul etti¤imizden çok farkl› biçimlenir.
Avustralya yerlilerinde “annelik” ve “babal›k” temelde biyolojikKolmayan, ‹ T A P özellikle toplumsal kavramlar olarak görülür. Anne ile çocuk aras›nda da kan ba¤› oldu¤una iliflkin bir fikir yoktur- ayn› flekilde, baba ile çocuk aras›nda da. Bu gerçe¤e pek önem verilmez... Bizim inanç sistemimiz bize bir çocu¤un kendisini tafl›yan kad›n›n TELEV‹ZYON yumurtas›n›n döllenmesinin ürünü oldu¤unu söyler -fizyolojik annelik- ama Aborjinler aras›nda kad›n ile “ondan ç›kan çocuk” aras›nda bu türden temel bir fizyolojik iliflki bilinmez. Kad›ndan do¤an çocu¤un, o s›rada kabilede yaflayan herkesten ‹ Ndünyaya T E R N E T yeniden daha yafll› oldu¤una, çünkü atalardan birinin ya da bir bilgenin geldi¤ine inan›l›r; bu nedenle de bebek, kabileye do¤du¤u ya da yeniden dünyaya geldi¤i zamandaki herhangi bir fizyolojik nedenden köken olarak tamamen ba¤›ms›z bir varl›k olarak kabul edilir (Ashley-Montagu, Coming into Being among the SIRA S‹ZDE Australian Aborigines, 1974).

DÜfiÜNEL‹M

DÜfiÜNEL‹M S O R U

D‹KKAT

SIRA S‹ZDE

AMAÇLARIMIZ

K ‹ T A P

TELEV‹ZYON

‹NTERNET
‹deal Annelik: Her kültüre, dönemine göre de¤iflebilen ideal bir annelik modeli hakimdir. Bilerek ya da bilmeyerek bütün kad›nlar SIRA S‹ZDE bu modelden etkilenir. Onu oldu¤u gibi kabul edebilir ya da etraf›ndan dolanabilirsiniz; D Ü müzakere fiÜNEL‹M edebilir ya da reddedebilirsiniz ama son kertede kendinizi hep bu S O R U modele göre belirlersiniz.

Bizim annelik ile “kad›ns›l›k” aras›nda kurdu¤umuz ba¤, gerçekte biyolojiden DÜfiÜNEL‹M çok, cinsiyete iliflkin inanç ve de¤erlerimizden kaynaklan›r. Bir baflka deyiflle kad›nlar anne olduklar› için fedakâr de¤iller, kad›nlar›n fedakâr olmalar› beklendi¤i S O R U için annelik de fedakârl›kla tan›mlan›yor. Biyoloji ile kültürün birbirlerine karfl›t iki alan olarak görülmesinin D kendisi, ‹ K K A T tart›fl›lmaya muhtaç bir yaklafl›md›r. Antropoloji disiplininin bize ö¤retti¤i bir gerçek, insan biyolojisi ile insan kültürü aras›nda yak›n bir etkileflim oldu¤udur. SIRA S‹ZDE
AMAÇLARIMIZ

D‹KKAT

SIRA S‹ZDE

AMAÇLARIMIZ

K ‹ T A P

K ‹ T A P

88
Resim 4.3 “‹deal annelik” kavram›, cinsiyet kal›plar›n›n en SIRA S‹ZDE güçlülerinden birine iflaret eder.
DKaynak: ÜfiÜNEL‹M

Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar

SIRA S‹ZDE

http://www.formeo. com.tr/anne-cocuktum/4.html S O R U
D‹KKAT

DÜfiÜNEL‹M S O R U

D‹KKAT

SIRA S‹ZDE

SIRA S‹ZDE

AMAÇLARIMIZ

AMAÇLARIMIZ

K ‹ T A P

Elisabeth Badinter’›n K ‹ T A P Kad›nl›k m› Annelik mi (‹letiflim Yay›nlar›, 2011) bafll›kl› kitab›, ideal anneli¤in de¤iflimi üzerine genifl bir perspektif sunmaktad›r.

TELEV‹ZYON

Cinsiyet TÖzelliklerinin Kültürel ‹nflas› ELEV‹ZYON
Kad›nl›k ve erkekli¤in toplumda nas›l alg›land›¤›, bunlara hangi anlamlar›n yüklendi¤ini bize gösteren pek çok fley olabilir: Deyimler, atasözleri, halk hikâyeleri gibi... Bunlar yaln›zca bizim içinde yaflad›¤›m›z (ya da araflt›rd›¤›m›z) toplumun ‹NTERNET özelliklerini anlamam›z› sa¤lamakla kalmaz, ayn› zamanda kad›nlar ve erkekler olarak belirli rol kal›plar›na girmemizi de sa¤lar. Örne¤in, “elinin hamuruyla erkek ifline kar›flma!” deyiflinin iki farkl› ifllevi olabilir: Birincisi, bu deyiflin geçerli oldu¤u bir toplumda, kad›nlar›n ikincil say›ld›klar›n›, “erkek ifli” olarak tan›mlanan karar verme ifllerinin d›fl›nda b›rak›ld›klar›n› gösterir. ‹kincisi, kad›nlara “yerlerini” hat›rlat›r: Hamur yo¤urmak ve erkek ifllerine kar›flmamak. Geleneksel ifadeler, modern toplumlarda etkisini yitirmifl ve güçsüzleflmifl gibi görünseler de farkl› biçimlerde varl›klar›n› sürdürürler. Kad›n›n yumuflak erke¤inse sert oldu¤u yolundaki eski inan›fl, günümüzde bir madencilik teriminde varl›¤›n› sürdürmektedir örne¤in: Kolay ifllenen madenlere “difli”, ifllenmesi güç olanlar›na ise “erkek” denir.

‹NTERNET

SIRA S‹ZDE

4

Modern toplumlarda SIRA S‹ZDEerkeklik ve kad›nl›k kal›plar›na iliflkin hangi örnekleri verebilirsiniz?
DÜfiÜNEL‹M Cinsiyet özelliklerinin anlamlar› göz önüne al›nd›¤›nda, “kad›n” ve “erkek”, cinsiyetlerin isimleri olduklar› kadar, o cinsiyetten olan insanlara uygun görülen s›fatS O R U lard›r da. Biyolojimiz, basitçe bizi kad›nlar ve erkekler olarak ikiye ay›rmakla kalmaz, uymam›z gereken kurallar›n, içine s›¤mam›z gereken kal›plar›n ve bize uygun görülen s›fatlar›n oldu¤u bir dünyaya da sokar bizi. Art›k burada biyolojiden D‹KKAT de¤il, toplumdan ve kültürden söz etmeye bafllamam›z gerekir.

DÜfiÜNEL‹M S O R U

D‹KKAT

SIRA S‹ZDE

SIRA S‹ZDE

AMAÇLARIMIZ

AMAÇLARIMIZ

K ‹ T A P

K ‹ T A P

4. Ünite - Aile, Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet

89

Cinsiyet Kal›plar›
Cinsiyetle ilgili isimlendirmeler, beklentiler, onaylamalar ya da cezaland›rmalar, çocuklar›n çok küçük yafltan itibaren birtak›m kal›plara uygun biçimlenmelerini sa¤lar. “K›z kal›plar›” ya da “erkek kal›plar›” diyebiliriz bunlara. Ancak, hat›rlatmak gerekir ki bütün k›zlar ya da bütün erkekler için tek bir kal›p yoktur: Yaflanan yere, ailenin durumuna, zengin ya da yoksul olmaya... Pek çok fleye göre farkl›laflan kal›plar vard›r. Örne¤in, ‹zmir’de yaflayan bir ortaokul ö¤rencisi k›z›n içine s›¤mas› gereken kal›pla Afyon’un bir köyünde yaflayan k›z›nki ayn› de¤ildir. Bu kal›plar›n hem biçimleri hem de genifllikleri farkl›d›r: Kimisi o kadar genifl olabilir ki, içine girmek hiç sorun olmaz ve varl›¤› fark edilmez; kimisi de o kadar dard›r ki içinde soluk alamayan k›z kendini can havliyle d›flar› atar... Bu kal›plar, çocuklukta bizi flekillendirmekle kalmaz, hayat›m›z boyunca de¤iflseler de varl›klar›n› korurlar: ‹ffetli genç k›z kal›b›, uysal gelin kal›b›, fedakâr anne kal›b›, cad› kaynana kal›b›... Kimimiz, çeflitli nedenlerle bu kal›plara s›¤makta di¤erlerinden daha fazla zorluk çekeriz: Hayallerimiz vard›r, yeteneklerimiz, arzular›m›z... Ya da bazen hayat›m›zda öyle bir fley olur ki art›k orada duramaz hâle geliriz: Biz fedakâr anne/iffetli efl kal›b›na uydu¤umuz hâlde kocam›z evi geçindiren/aileye kol kanat geren adam kal›b›na uymam›flt›r mesela. Yahut komflunun k›z› üniversiteye gitmeyi baflarm›flt›r ve onu gördükçe art›k evde çeyiz haz›rlamak bize daha zor gelir. Cinsiyet kal›plar› o kal›ba uymakta güçlük çeken bireyler taraf›ndan de¤ifltirilebilir mi? SIRA S‹ZDE Elbette ki sadece kad›nlar için de¤il, erkekler için de böyle örseleyici, daralt›c› ÜfiÜNEL‹M kal›plar vard›r. Onlar›nki hemen her durumda daha genifltir- D ne de olsa erkektir! Ama her zaman güçlü olmak, her zaman kararlar vermek, sorumluluk tafl›mak, naS kad›nlardan O R U mus bekçili¤i yapmak... Çok kolay olmasa gerektir. Erkeklerin daha güçlü olduklar› bir toplumsal düzende, erkeklik kal›b›n›n erkeklere nas›l zarar verdi¤ini görmek daha güçtür. D‹KKAT Güç, sorumluluk getirir. Erkekler için de güçlü cins olman›n a¤›r bir bedeli daha vard›r: Güçlü olmaya devam etme gerilimi! Erkeklerin strese ba¤l› hastal›klara SIRA S‹ZDE daha s›k yakalanmalar›, erken teflhis edilmesi gereken hastal›klardan ölüm oranlar›n›n daha yüksek olmas›, bu bedelin parçalar›d›r. “Erkek adam a¤lamaz” diye bafllayan hikâye, hastal›klar›n geçifltirilmesi, gerekti¤inde yard›m istenememesi, stresAMAÇLARIMIZ le bafla ç›kman›n becerilememesi ile devam eder. Bunlar kadar yaflamsal görünmeyen ama belki de birden fazla kufla¤› etkilemesi bak›m›ndan üzerinde daha fazla durulmay› hak eden bir baflka K ‹ T Ayük, P duygular dünyas›na uzakl›ktan kaynaklan›r. ‹nsan türünün her iki cinsinde de benzer biçimde yaflanan duygular, kad›nlar için serbestken erkekler için yasakt›r. Çocu¤una sevgisini göstermemeyi babal›¤›n bir parças› sanan erkek kuflaklar› sand›¤›m›z kaTELEV‹ZYON dar geride kalmad›!
Kal›p tip: “belirli özelliklere sahip en genel model” anlam›na gelir. Bütün modeller gibi, kal›p tiplerin de gerçeklikte birebir karfl›l›klar› yoktur, ancak gerçekli¤i anlamak için son derece elveriflli araçlard›r.

5

SIRA S‹ZDE

DÜfiÜNEL‹M S O R U

D‹KKAT

SIRA S‹ZDE

AMAÇLARIMIZ

K ‹ T A P

TELEV‹ZYON

Cinsiyet Kal›plar›n›n Yeniden Üretilmesi ve De¤iflmesi
‹NTER NET Cinsiyet kal›plar›, baflka toplumsal de¤er ve normlar gibi toplumu oluflturan bireyler taraf›ndan yeniden üretilir, tekrarlanarak ço¤alt›l›r. Bu süreç, genellikle fark›nda olunmadan yaflan›r. Çünkü “uygun davran›fllar” kuflaktan kufla¤a aktar›l›r, ö¤renme süreçlerinde pekifltirilir. Böylece, komflunun gelini çal›fl›yor diye dedikodu yapmak ya da k›z›n› okula göndermemek gibi gündelik davran›fllar, varolan kal›plar›n yeniden üretilmesini sa¤larlar. ‹NTERNET

kad›nlar›n yaflam hakk›n› ve kad›n cinselli¤ini yok sayan bir gelenek ve kültürün medyada nas›l yeniden üretildi¤i ya da pekifltirildi¤i sorununa dönüflür. geçti¤imiz günlerde popüler bir gazete. Söz gelimi. de¤iflmesi için çabalarlar. Sadece ‹stanbul’da her hafta en az bir kad›n töre cinayetine kurban gitmektedir (Radikal. bu kal›plar›n esnemesi. kad›n erkek iliflkileri söz konusu oldu¤unda. belirli bir toplumda revaçta olan kad›n ve erkek kal›plar›n›n hangileri oldu¤una iliflkin çok fazla ipucu verirler. Cinayetlerin fail ve ma¤durlar›n›n say›s› e¤itim seviyesi düfltükçe artmakta ve bu cinayetlerin %9’unu çocuklar ifllemektedir. Bu çaba her zaman do¤rudan bir karfl› ç›k›fl niteli¤inde de¤ildir. Türkiye’deki kad›n örgütleri televizyon haberlerindeki özensiz dil kullan›m› veya canland›rmalar ile gelenek. e¤itimli kad›nlar› piyasaya çekmek daha uygun görünmektedir. Cinsiyet kal›plar› sadece insanlar›n onlar› de¤ifltirmesiyle de¤il. onlar meslek sahibi olmay› hayal ederler. Rapora göre töre ve namus cinayetlerinin ifllendi¤i yerlerin bafl›nda büyük iller gelmektedir.90 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Bir yandan da ayn› kad›n ve erkekler. Çünkü en az›ndan belirli sektörler için kad›n ifl gücüne talep vard›r. cinsiyet kal›plar›n›n üretilmesinde ve de¤iflmesinde önemli bir etkendir: ‹deal tipler yaratarak baz› tipleri komiklefltirerek hatta baz›lar›n› suçlu/fleytan göstererek bunu yapar. namus saikiyle ifllenen cinayetlere âdeta meflruiyet atfedildi¤ini s›kl›kla dile getirmektedir. yaln›zca belirli bir bireyin hayat›nda de¤ifliklik yaratmakla kalmaz. töre.. art›k yeni yetiflen genç kad›nlar için arzu edilen bir fley de¤ildir. t›pk› kal›plar›n yeniden üretiminde oldu¤u gibi. Türkiye’de medyada kad›n›n temsiliyle iliflkili sorun. cinsiyet kal›plar›n›n de¤ifliminde de etkili olur. bunlar›n de¤ifliminde de gündelik davran›fl ve tutumlar belirleyici bir rol oynarlar. kar›s›n› ve kar›s›n›n sevgilisini öldüren “k›skanç koca”yla . Reklamlar. Bu gözle bak›ld›¤›nda. Türkiye’de kad›nlar ve medya Türkiye’de kad›nlar bir yandan geliflmifl Bat› ülkelerinde yaflanan kad›n sorunlar›n›n birço¤u ile gerek özel gerek kamusal hayatlar›nda yo¤un biçimde karfl›laflmakta öte yandan da kültür ve gelene¤in a¤›rlaflt›rd›¤› baflka türlü bask›larla mücadele etmektedirler. üçüncü sayfa haberleri. Örne¤in. “namus cinayeti” teriminin yanl›fll›¤›na birçok kad›n örgütü dikkat çekti¤i hâlde. K›sacas›. Genifl bir kad›n nüfusu. toplumsal koflullara ba¤l› olarak da de¤iflir. 20 Haziran 2008). bu tür meflrulaflt›r›c› ifadeler medyada s›kl›kla yer alabilmektedir. dizi filmler. Baflbakanl›k ‹nsan Haklar› Baflkanl›¤› taraf›ndan Haziran 2008’de aç›klanan Töre ve Namus Cinayeti Raporu’na göre. Medyan›n Cinsiyet Kal›plar›n›n Yeniden Üretiminde ve De¤iflimindeki Rolü Medya. kendilerine söz ve yaflam hakk› tan›mayan bir gelene¤in ve törelerin bask›s› alt›ndad›r. kad›nlar›n çal›flmas›n›n uygun bulunmad›¤› bir toplumsal çevrede dedikodulara kulak vermeden çal›flmaya gitmek ya da k›z çocuklar›n›n okutulmad›¤› bir yerde okuma hakk›n› elde edebilmek için yetkililere mektup yazmak gibi davran›fllar.. Örne¤in. Raporda 2002 y›l›nda 150 olan töre cinayeti say›s›n›n 2007 y›l›nda 220’ye yükseldi¤i belirtilmektedir. Örne¤in otuz y›l önce çok güçlü bir ideal olarak çizilen ev han›ml›¤›. eflitlikçi bir temsil sorunu olman›n ötesine geçer. Benzeri bir özensizlik k›skançl›k nedeniyle ifllenen cinayetlerle ilgili haberlerde de karfl›m›za ç›kmaktad›r. son befl y›lda “namus” nedeniyle ifllenen cinayetlerin say›s› bini geçmifltir.

Kaynak: http://static. Resim 4. özensiz bir habercili¤in tecavüz suçuna ifltirak etmek anlam›na geldi¤inin alt›n› çizmifl ve tecavüz haberleri ile iliflkili olarak flu konulara dikkat edilmesi gerekti¤ini belirtmifltir. kad›nlarla erkeklerin yapt›klar› ifller yaflad›klar› ortama göre de¤iflse de genel kal›p ayn›d›r: Kad›nlar evle ve eve yak›n olan ifllerle u¤rafl›rlar. Kad›nlarla ilgili bu tür haberlere televizyonda da s›kl›kla rastlanmaktad›r. Tecavüz haberlerinde ma¤dur kad›nlar›n suçlu gibi sunuldu¤u konusu kad›n örgütlerinin mütemadiyen dikkat çekti¤i bir konudur. Ünite .4. Ama cinsiyetlerin yapt›klar› ifllerle ayr›lmas›. Bu örnekte hemen her zaman oldu¤u gibi.4 Kad›nlar. Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet 91 ilgili haberi flu bafll›k alt›nda vermiflti. Televizyon Habercili¤inde Etik Sorunlar” ‹çinde. yani cinsiyete dayal› ifl bölümü. kad›nlarla erkekler. “fettan kad›n iki erke¤i birden yakt›”. bu kad›nlar›n adeta kendilerine yap›lan sald›r›lar› k›flk›rtt›klar› ya da bunu hak ettikleri ima edilmektedir. Üstelik bütün suç da bu “fettan kad›n”a yükleniyordu. Sevilay Çelenk. Dünyan›n her yerinde ve bildi¤imiz bütün kültürlerde. bütün toplumlar›n ortak bir özelli¤idir (bilebildi¤imiz bütün kültürlerde kad›nlar›n ikincil oldu¤unu da buna eklemeliyiz). Bizim toplumumuzda. cümlelerin bafl›na “gece e¤lencesinden dönen kad›n” veya “alkollü genç k›z” gibi tan›mlamalar yerlefltirilerek. örne¤in kimi kültürlerde erkekler fliirle ve estetikle u¤rafl›rken kaba ifller kad›nlar taraf›ndan yap›l›r ya da kad›nlar›n savaflç› özelliklerini yücelten toplumlar vard›r. sadece ölen sevgili ile hapse giden koca “kurban” olarak görülüyor ve kad›n›n da öldürülmüfl oldu¤u gerçe¤i büsbütün gözard› ediliyordu.com/photos/ori ginal/15328108 .Aile. Kas›m 2008’de medyaya bir ça¤r› yapan Kad›nlar›n Medya ‹zleme Grubu (MED‹Z). erkeklerse toplulukla ve evin d›fl›ndaki ifllerle. her fleyden önce yapt›klar› ifllerle birbirlerinden ayr›l›r. ayn› zamanda yaflamlar›n›. Bunun gibi tecavüz olaylar›nda da tecavüz ya da sald›r›ya u¤rayan kad›nlarla ilgili haberlerde. etkinliklerini de biçimlendirir. Cinsiyete Dayal› ‹fl Bölümü Kad›n ve erkeklere atfedilen nitelikler yaln›zca onlar›n kendilerine ve birbirlerine bak›fllar›n› belirlemez.panora mio. Cinsiyetlerden beklentiler birbirinden çok farkl› olabilir. “Kad›nlar›n Medyada Temsili ve Etik Sorunlar. s. Ancak tar›mdaki ölçek büyümesi ve makineleflmeyle birlikte kad›nlar›n üretimdeki pay› da düflmektedir. 232-233. dünyadaki tar›msal üretimin %75’ini gerçeklefltirirler.

Tar›msal iflgücüne büyük bir katk›lar› vard›r. genellikle cinsiyete dayal› ifl bölümünün bir sonucu olarak görülür. G›da. Erkekler.92 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Cinsiyete dayal› ifl bölümüne örnekler düflünelim: Kad›nlar ev ifllerini yapar. Ne de olsa. “evde kalmaz”. çocuklara bakar. asli iflleri her zaman evle ilgili olanlard›r. Kay›t d›fl› ekonomide büyük ölçüde kad›nlar istihdam edilir. kad›n iflleri ve erkek ifllerine bakt›¤›m›zda. hayat›n pek çok alan›nda tekrarlan›r. Bu istihdam görünmez oldu¤u için bu kad›nlar da istatistiklerde “ev han›m›” olarak görülürler. Kahvehaneler ve stadyumlar. mesai saati. ‹NTERNET . Bunun için ev d›fl›nda çal›fl›r. SIRA S‹ZDE Erkekler ne yapar? Çal›fl›r Erkeklerin çal›flma alanlar›. Bu Kör‹ün TmA eyP en bir emektir.Geleneksel Deyim SIRA S‹ZDE Kad›nlar ne yapar? AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON Çal›fl›r Kad›nlar›n birincil çal›flma alanlar›. Çocuklar›n terbiyesi ve temizli¤inden anne. çal›flmak gelir. Bu temel ifl bölümü. g lar›n evde yapt›klar› ifl günde 18 saatlik bir çal›flma anlam›na gelse bile. Delikli Tafl Yerde. erkeklerin kendi aralar›ndaki toplumsallaflman›n mekânlar›d›rlar. ayn› ayr›m› görürüz: Bahçecilik. Bu kimli¤in bir parças› olarak sendika. kad›nlar›n ev içinde harcad›klar› ve S O R U herhangi bir karfl›l›¤›nda ücret almad›klar› için “çal›flma” say›lmayan eme¤e iflaret D‹K K A Tetmek üzere kullan›l›r. sigortas› ve emeklili¤i olmayan bir çal›flmad›r. okula gidebilmesinden baba sorumludur. toplumsal hayata kat›lmak için çeflitli kanallara sahiptir. “sevgi eme¤i” T E L Eve V‹Z YON olarak görülür kad›nl›¤›n do¤al bir parças› gibi alg›lan›r. bu farkl› ifllere farkl› de¤erler yüklenmesi. SIRA S‹ZDE 6 Bütün kad›nlar ve bütün erkekler ayn› iflleri mi yaparlar? SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M Kad›nl›k. Bu kanallar›n bafl›nda. Bu statü. evin d›fl›d›r. Yap›ld›¤›nda de¤il de yap›lmad›¤›nda fark edilir. makineli tar›mda ise erkekler çal›fl›rlar. hayvanlar›n bak›m› gibi emek yo¤un ve eve yak›n ifllerde kad›nlar. Ekonomik krizlere ba¤l› olarak çal›flma koflullar› a¤›rlaflsa bile sigorta ve emeklilik haklar› vard›r. Gelinlik K›z Evde Kalmaz. T›pk› bulgur ö¤ütmeye yarayan delikli bir tafl›n ifllevselli¤i nedeniyle sahiplenilmesi gibi. erkeklerin aile içindeki konumlar›n› pekifltirir. Bu geleneksel deyim. Ayr›ca. evdir. “yuvay› difli kufl yapar”. yani cinsiyet eflitsizli¤i. “çal›flan bir insan” olarak toplumsal statü de kazan›rlar. Kad›nlar›n bilinen bütün kültürlerde erkeklere göre ikincil oluflu. Eflin ve çocuklar›n maddi ihtiyaçlar›n›n karfl›lanmas›. gelinlik k›z da aiS O emek R U leye getirece¤i gücü yüzünden. toplumun farkl› kesimlerinden kad›nlar için farkl› biçimlerde geçerlidir. Ancak ayn› zamanda büyük bir risk de tafl›r: Erkeklik evin geçindirilme sorumlulu¤u ile tan›mland›¤› sürece. iflsizlik yaln›zca yoksullaflma de¤il. cinsiyet eflitsizli¤inin de temelidir. Ev d›fl›nda ücretli çal›fl›yor bile olsalar. memur ya da esnaf olarak toplumun üretici eme¤inin bir parças›d›rlar ve bu onlara toplumsal bir kimlik sa¤lar. sadece k›rsal üretim için de¤il. ‹NTERNET Çal›fl›r Kad›nlar iflgücü piyasas›nda da çal›fl›rlar. iflçi. D‹KKAT DÜfiÜNEL‹M Kad›n›n görünmeyen eme¤i: Bu kavram. maddi karfl›l›¤›. Erkekler ise as›l olarak ailenin geçimini sa¤lamakla yükümlüdür. tekstil gibi sektörlerde kad›n eme¤i a¤›rl›kl›d›r. Genellikle ücret karfl›l›¤› çal›fl›rlar. baflka fleylerin yan›nda “çal›flma” ile belirlenir. Örne¤in tar›m kesiminde. Ev AMAÇLARIMIZ ifli. erkekler aç›s›ndan kimlik kayb› ve buna ba¤l› güçsüzleflme anlam›na da gelir. ‹liflkiler kurar Erkekler. Yani kad›nlar›n ve erkeklerin yapt›klar› ifllerin farkl›laflmas›. meslek örgütü ya da odas› türünden örgütlere kat›l›rlar. Kad›nbak›mdan. onlar›n sorumlulu¤undad›r.

bu kararlara iliflkin “r›za” üretimi. . Bu sistemde erkeklerin temel otorite figürü rolleri. hediyeleri düflünürler. kimlerle görüflemezler. ne s›kl›kla ziyaret edilecek? Kime ne kadar hizmet edilecek? Hangi konular› öteki taraf bilmese daha iyi olur? Hangi selamlar iletilecek. hangi durumlar›n babaya bildirilmesi gerekir? Gündelik yaflam›n “siyasetini” yürütür Kad›nlar›n yürüttükleri halkla iliflkiler ve diplomasi iflleri. Ama yapmad›klar›nda “kad›nl›ktan uzak” olmakla suçlan›rlar. Bu bilginin yaflam›n devam›nda büyük bir rolü olmas›na karfl›n.Aile. kad›nlar. ayn› zamanda onlar için bir güçlenme kayna¤›d›r da. Aile bireyleri hangi saatlerde evden ç›kacaklar. Ataerkillik. kurumsallaflm›fl bilim ve sanat›n d›fl›nda kurulur. Belediye meclislerinden parlâmentoya. kad›nlara önemli bir hareket ve güç alan› açar. gündelik deneyimin bilgisini biriktirirler. Ünite . evlilikleri düzenlerler.4. Merkezî ve yerel siyasetin aktörleri onlard›r. gündelik yaflam›m›z› etkileyen pek çok konuda erkekler karar verirler. ayn› zamanda baba soyludur. mülkiyetin ve ünvanlar›n da babadan o¤ula geçti¤i soy sistemidir. Sanatla ve bilimle u¤rafl›r Sanat ve bilim. Onlar. Konu komfluyla akrabalarla görüflmeleri. Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet 93 Çal›fl›r Kad›nlar. Benzer biçimde. çocuklar ve mülkiyet üzerinde egemendirler. erkeklerin tekelindedir.. Çal›fl›r Kad›nlar. parti delegeli¤ine kadar her aflamada erkekler büyük bir a¤›rl›¤› olufltururlar. Kim.. sosyal hizmet uzmanlar› ve hemflirelerdir. de¤ersiz kabul edilir. Bunu yaparken genellikle destek görmezler. Siyasetle u¤rafl›r Türkiye’de siyasal örgütlerin tamam›nda erkekler yer al›rlar. kendi aileleri ve kocalar›n›n ailesi aras›ndaki iliflkileri ustal›kla yürütmek zorundad›rlar. Babayla çocuklar. diplomatt›rlar. sadece çal›flma de¤il. insan türünün gelifliminde temel önemde faaliyet alanlar›d›r ve bu iki alan. Sanatla ve bilimle u¤rafl›r Kad›nlar›n estetik ve bilgiyle iliflkileri. gidebilecekleri ve gidemeyecekleri yerler nerelerdir. Baba soyluluk: Soyun baba taraf›ndan takip edildi¤i. Gündelik yaflam›n düzenlenmesine iliflkin kararlar›n al›nmas›. tarihsel olarak çok farkl› kültürlerde toplumsal. Karar verir Yaln›zca “siyasal” diyebileceklerimiz de¤il. bir sosyal sistemdir. Y›l dönümlerini hat›rlar. erkeklerin egemen ve ayr›cal›kl› olduklar› kurumlara ve kad›nlar›n itaatine iflaret eder. kimlerle görüflebilirler. Ataerkil toplumlar›n ço¤u. gündelik yaflam› estetize etme çabalar› da genellikle görmezden gelinir. toplumsal örgütlenmenin merkezinde durur ve babalar. Ailedeki engelli ve yafll›lara. iliflkileri ayarlar. halkla iliflkiler uzman›d›rlar. hangi haberler iletilmeyecek? Hangi durumda çocuklar “idare edilecek”. hastalara onlar bakarlar. Ataerkillik. pek az say›daki istisnalar d›fl›nda. Çal›fl›r Kad›nlar. Bu çizelgeye sizin ekleyebilece¤iniz faaliyetler var m›? ATAERK‹ (PATR‹ARKA) Ataerkillik.

bize kad›nlarla erkekler aras›ndaki farkl›l›klar›n toplumsal sonuçlar›n› gösterir. modern dönemin ekonomik. Ayn› zamanda. istatistiki veri toplayan kurulufllar›n yönelimi. basitçe bir “farkl›l›k” de¤ildir. “klasik ataerkillik” kavram›n› modern öncesi Orta Do¤u ve Akdeniz toplumlar› için ‹NTERNET kullan›r. dahas›. içinde yaflad›¤›m›z K ‹ T A P sosyal sistem ataerkilliktir. toplumsal düzeyde de aile reis- SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P T ELEV ‹ Z Y O N Deniz Klasik Ataerkillik: Kandiyoti. siyasal ve kültürel de¤iflimleri karfl›s›nda varl›¤›n› oldu¤u gibi sürdürememifltir. baban›n salonda SIRA S‹ZDE temsil edilmesinden e¤itim sektörü çal›flanlar›n›n neredeyse yar› yar›ya kad›n ve erkeklerden oluflmas›na karfl›n. siyasal kat›l›m. (Kaynak Yay›nlar›. okul müdürlerinin ve yöneticilerin a¤›rl›kla erkekler olmas›na kadar pek çok fley. ‹NTERNET Ataerkillik ‹le Modernlik Aras›ndaki ‹liflki Ataerkillik ile ilgili s›kl›kla tekrarlanan bir yan›lg›. 1996) kitab›n› okuyabilirsiniz. Türkiye K ‹ T A P baflta ‹statistik Kurumu olmak üzere. siyasal ve ekonomik örgütlenmelerde kendini ortaya koyar. modern e¤itimin cinsiyet aç›s›ndan eflitlikçi oldu¤unu. Örne¤in. ataerkil bir sosyal sistem içinde yaflad›¤›m›z için toplumsal cinsiyetler aras›ndaki T Eortaya L E V ‹ Z Y ç›kmaktad›r. Siyasal olarak ‹ N T E R N Etemsil T mutlak monarkta edilen “patriark” modeli. E L E V ‹ Z Y O N baban›n otoritesinin sars›lmaz ve tart›fl›lmaz oldu¤u. kaynaklardan yararlanma ve f›rsat eflitli¤i anlam›nda da dikkate al›nmas› gereken sonuçlar do¤urur. AMAÇLARIMIZ E¤itim. cinsiyet kal›plar› ve cinsiyete dayal› ifl bölümü bafll›klar› alt›nda gördü¤ümüz gibi cinsiyet farkl›l›¤›n›n kiflisel yaflamlar›m›z üzerinde son derece SIRA S‹ZDE önemli etkileri vard›r. Bu sistem. bu konuda henüz pek çok eksiklik mevcuttur. Ataerkilli¤in “geS O R U leneksel” biçiminden “modern” biçimine geçilirken kad›nl›k ve erkeklik modellerinde (kal›plar›nda) de¤iflim olmakla birlikte. topDÜfiÜNEL‹M lumsal eflitli¤i sa¤lamakta ifllevsel oldu¤unu düflünebiliriz.SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar 94 DÜfiÜNEL‹M U ayr›flt›r›lm›fl S O R göre Cinsiyete istatistikler: Çeflitli düzeylerde istatistiki veri toplan›rken veri toplama D‹KKAT aflamas›ndan ham verinin ifllenmesi ve analizi aflamalar›na kadar. DÜfiÜNEL‹M yasal. Konuyla ilgili bilgi için Firdevs Helvac›o¤lu’nun (1996) Ders Kitaplar›nda K ‹daha T A ayr›nt›l› P Cinsiyetçilik 1928-1995. Bu etkiler. kad›nlar›n ve gençlerin bu otoriteye tabiyetlerinin namus kodlar›yla düzenlendi¤i bir toplumsal sisteme iflaret eder. bize bunun do¤ru olmad›¤›n› gösterir. Bu yanl›fl kavray›fla göre. ‹KKAT Bireysel D Yaflamlardan Toplumsal Örgütlenmeye Toplumsal cinsiyet. Cinsiyete göre ayr›flt›r›lm›fl ve güncel istatistikler için www. ON eflitsizlikler Birincisi kiflisel düzeydeki iliflkilerimize iflaret ederken ikincisi toplumsal ve genel düzeydeki iliflki örüntülerine odaklan›r. toplumsal cinsiyet ile ataerkillik aras›nda do¤rudan bir ba¤lant› vard›r. Ders kitaplar›nda annenin mutfakta. bunun geçmiflte kalm›fl bir sistem oldu¤udur. K›z ve erkeklerin e¤itimden yararlanabilmekteki eflitsiz‹KKAT likleri ile birlikte e¤itim kurumlar›n›n yap›s›nda ve e¤itimin içeri¤inde de eflitli¤e ayk›r› pek çok öge vard›r.gov sitesini ziyaret ede‹NTE RNET bilirsiniz. sa¤l›k. yeni koflullara uyarlanm›fl biçimde varl›¤›n› sürdürmesini sa¤larlar. ‹flte bu sonuçlar›n do¤mas›na yol açan. kad›nlarla erkekler aras›ndaki eflitsizlik varl›¤›n› D sürdürmüfltür. Oysa daha önce de belirtti¤imiz gibi modern toplumsal kurumlar da ataerkilli¤in farkl› biçimlere SIRA S‹ZDEbürünmesini. modern e¤itim kurumlar›n›n eflitsizli¤i pekifltirici AMAÇLARIMIZ etkileri oldu¤una iflaret eder. Böylelikle kad›n ve erkekler aras›ndaki AMAÇLARIMIZ farkl›l›¤›n toplumsal sonuçlar›na iliflkin veriye dayal› bir bilgi edinmek mümkün olur. günümüzde baz› “ataerkil kal›nt›lar”la karfl›laflsak bile gerçekte bunlar ancak geçmiflin miras› olarak de¤erlendirilebilir. SIRA S‹ZDE cinsiyete göre ayr›flt›rma iflleminin yap›lmas› son derece önemlidir. KlasikT ataerkillik. . pek çok kültür daha eflitlikçi sosyal sistemlere geçmekte ise de ataerkilli¤in etkisiS O R U ni modern uygarl›kta da görürüz. verinin cinsiyete göre ayr›flt›r›lmas› T ELE V ‹ Z Y O N olmakla birlikte.ksgm. istihdam gibi temel alanlardaki cinsiyete göre ayr›flt›r›lm›fl istatistikler. Yani. Türkiye’de ve dünyada yap›lan pek çok araflt›rma.

Örne¤in. erkeklere tan›nan f›rsatlardan yararlanamamas›. yaln›zca ideolojik ve politik bir kampanya de¤il. baflka pek çok niteli¤imiz nedeniyle de birbirimizden farkl›y›z ve toplumu toplum yapan da bütün bu farkl›l›klar›n getirdi¤i zenginliktir. ayr›mc›l›kt›r ve eflitli¤e ayk›r›d›r. sonra da bu eflitsizlikleri gidermek için önlemler al›nmas› gerekir. Yani bir insan›n içine do¤du¤u ailenin diyelim bir ayakkab›c› ya da çiftçi ailesi olmas›. engellenmesi. Ancak. Bu ilkeler. kad›nlar›n erkeklerle eflitli¤inin sa¤lanmas› için de her fleyden önce çeflitli alanlardaki eflitsizliklerin fark›na var›lmas›. Özgürlük. Çünkü bilinmektedir ki bu k›zlar. seçeneklerimizin bu niteliklere ba¤l› olarak genifllemesi ya da daralmas›na neden olmamas›. ‹flte. eflitsiz koflullarda bafllayan bir yar›fl›n daha eflit hâle getirilebilmesini sa¤lamay› amaçlar. insanlar›n birlikte yaflamalar›n›n kurallar›n› belirleyen Toplum Sözleflmesi’nde de yepyeni bir döneme iflaret ediyordu. “geçici özel önlemler”. böyle bir mant›kla gelifltirilmifltir. kendisi de alt› yafl›ndan itibaren tarlada çal›flmaya bafllam›fl bir çocukla kentli ve e¤itimli bir ailenin çocu¤unun eflit f›rsatlara sahip olmas› için “temel e¤itim herkes için zorunlu ve paras›zd›r” hükmü yeterli olabilir mi? Yoksul olan çocuk çal›flmad›¤› zamanlarda okula gidebilse bile alaca¤› e¤itimin onu di¤eriyle eflit k›lmas› mümkün müdür? Bunun gibi.4.Aile. ‹nsanlar›n do¤ufltan getirdikleri baz› nitelikleri sebebiyle di¤erlerinden daha üstün ya da afla¤› olmayaca¤›n› teminat alt›na alan “eflitlik” ideali. Ancak. varolan eflitsizliklerin sürdürülmesini sa¤lar. modern toplumun kurucu ilkeleri oldu. Kad›nlar›n kendilerini sis- . bilindi¤i gibi. Eflitlik ilkesi hiçbir zaman insanlar›n birbirlerinin “ayn›” olmas› anlam›na gelmedi. Kardefllik. erkek yafl›tlar›n›n yaflad›¤› engellenmelere ek olarak bir de cinsiyetleri nedeniyle okuma hakk›ndan mahrum kalmaktad›r. Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet 95 lerinde karfl›l›¤›n› bulur. yafll› reislerin otoritesi sars›l›r ve genifl haneler çözülürken yeni. ayn› zamanda yoksul köylü k›zlar›n›n e¤itim haklar›ndan yararlanabilmesini sa¤lamaya dönük bir “geçici özel önlem”dir. bunlar›n kabul edilmesi. Frans›z Devrimi’nin üç ilkesinden biriydi: Eflitlik. Elbette ki yaln›zca cinsiyetimiz de¤il. kad›nlar›n da do¤ufltan getirdikleri nitelikler nedeniyle erkeklerden daha üstün ya da daha afla¤› bir konuma yerlefltirilmesi. Do¤ufltan eflit haklara sahip olmak ve kanun önünde eflitlik son derece önemli kazan›mlard›r ancak bu kazan›mlar›n fiilen eflitli¤i sa¤lamas› için baz› ek önlemler gerekir. TOPLUMSAL C‹NS‹YET ROLLER‹ VE Efi‹TS‹ZL‹K Eflitlik. Kad›nlar›n siyasette erkeklerle eflit biçimde varolabilmeleri için gelifltirilmifl kota gibi geçici özel önlemler de benzer biçimde. günümüzde de fiilen sürmektedir. “Haydi K›zlar Okula” Kampanyas›. Bunun gibi. Siyasal düzeydeki modernleflme monarklar› yerlerinden ederken sosyal düzeyde de aile reislerinin otoritesinin sars›ld›¤›n› görürüz. anne ve babas› okur yazar olmayan. eflitlikçi bir toplumun vazgeçilmez kofluludur. Örne¤in. Ünite . o insan›n zorunlu olarak ayakkab›c›l›¤› ya da çiftçili¤i sürdürece¤i anlam›na gelmez. Eflitlik Fikrinin Geliflmesi Bir ideal olarak eflitlik yayg›nl›kla benimsense de gerçeklefltirilmesinin çok kolay olmad›¤› ortadad›r. Çünkü fiilen eflit olmayanlara eflit muamele. Türkiye’de yasal olarak 2002 y›l›na kadar devam eden “aile reisli¤i” kavram›. bütün bu niteliklerimizin bizim di¤erlerinden daha fazla (ya da daha az) f›rsata sahip olmam›za. modern ailenin de bir reisi vard›r: Erkek.

96

Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar

tematik olarak d›fllayan bir mekanizmaya girebilmelerini mümkün k›lar, böylece daha fazla say›da kad›n›n siyasette varolmas› yoluyla cinsiyet eflitsizliklerine siyasal çözümlerin sa¤lanmas›n›n kolaylaflaca¤›n› öngörür.

Cinsiyet Eflitli¤i Ne Demektir?
Cinsiyet eflitli¤i, en genifl anlam›yla kad›nlarla erkeklerin eflit haklara ve sorumluluklara sahip olmalar› anlam›na gelir. Türkiye Cumhuriyeti, kuruluflundan bu yana, kad›n erkek eflitli¤ini ve kad›nlar›n toplumun her alan›nda hiçbir k›s›tlama ve ayr›mc›l›¤a u¤ramaks›z›n var olmalar›n› tart›fl›lmaz ilkeler olarak kabul etmifltir.
Resim 4.5 Atatürk ve ö¤retmenler kad›n erkek eflitli¤ini gerçeklefltirmek için büyük ad›mlar atm›flt›. K›z çocuklar›n›n e¤itimine büyük önem vermesi, eflitli¤in ancak e¤itimle gerçekleflebilece¤ine inanmas›ndand›. Kaynak: http://nkfu.com

Yasalar önündeki eflitlik, yani yasalarda cinsiyet ayr›mc›l›¤›n›n yap›lmamas›n›n eflitli¤i sa¤lamaya yeterli olmad›¤›, özellikle son otuz y›lda, bütün dünyada çok farkl› kesimler taraf›ndan dile getirilmektedir. Fiilen eflit olmayanlara eflit muamele yapmak, eflitsizliklerin ortadan kalkmas›n› sa¤lamaz. Bunun yerine eflitsizlikleri gören, dikkate alan ve düzeltmeye çal›flan bir bak›fl aç›s›na ihtiyaç vard›r. Örne¤in, Türkiye’de kad›nlar 1934’ten beri seçme ve seçilme hakk›na sahipler. Bu hakk› dünyan›n baflka pek çok ülkesindeki hemcinslerinden önce kazand›lar. Bu hakk› kazand›ktan sonraki ilk seçimlerde, Atatürk’ün de müdahalesi ile Mecliste %4.2 oran›nda temsil edildiler. Aradan geçen yetmifl y›lda bu oran de¤iflmedi. Bugün Mecliste kad›n milletvekili oran› % 9.1. Demek ki fiilen eflitsiz olanlar›n yasa önünde eflit olmas›, eflitsizli¤in ortadan kalkmas›n› sa¤lam›yor. O hâlde, eflitsizli¤i ortadan kald›rmak için özel politikalara, önlemlere ihtiyaç var. Atatürk’ün bundan yetmifl y›l önce görmüfl oldu¤u bu gerçe¤i bugün hâlâ göremeyenler olsa da özellikle son yirmi y›lda, eflitlik yönünde ciddi ad›mlar›n at›ld›¤›n› söyleyebiliriz.

4. Ünite - Aile, Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet

97

Okuma Parças› Türkiye Cumhuriyeti, varl›¤›n›n ilk y›llar›ndan itibaren ça¤dafl anlamda kad›n-erkek eflitli¤ine çok olumlu bir anlam yüklemifl, hatta o dönemde birçok Bat› ülkesine k›yasla çok daha radikal düzenlemeler ve uygulamalar gerçeklefltirmifltir. Bu durumun en bilinen örneklerinden bir tanesi, kad›nlar›n gerçek vatandafllar olarak tan›nmas›nda önemli bir ad›m olan kad›nlara seçme ve seçilme hakk›n›n Türkiye’de kad›nlara hayli erken bir dönemde (1934) tan›nm›fl olmas›d›r. Ancak, kad›n-erkek eflitli¤i alan›nda Cumhuriyet miras›n›n özü, kan›mca, eflit vatandafll›k tan›m› içerisinde kad›nlar›n yaln›zca kamusal alanda eflitli¤i ilkesini de¤il, ayn› zamanda özel alana yönelik eflitlik ve hak tan›mlar›n›n da yer alm›fl olmas›d›r. Cumhuriyet reformlar›n›n çok efllili¤i kald›rmas› ve evlilik kurumu ba¤lam›nda kad›n-erkek eflitli¤ini öngörmesi, dönemin koflullar› göz önüne al›nd›¤›nda, bu reformlar›n ne denli radikal oldu¤unu ortaya koymaktad›r. Nitekim, Cumhuriyet’in “ça¤dafl medeniyetler seviyesine ç›kma” söylemi ve bu yönde benimsedi¤i politikalar, Türkiye’de kad›nlar›n önemli bir kesiminin toplumdaki konumunu kökten de¤ifltirmifl ve ülkemizde kad›nerkek eflitli¤i alan›nda çok ciddi bir s›çrama kaydedilmesinde etken olmufltur. Laik devlet yap›s› ve Cumhuriyet’le benimsenen tekil hukuk sistemi, günümüze kadar gelen kad›n-erkek eflitli¤ine yönelik olumlu yasal çerçeveyi mümkün k›lm›flt›r. Uluslararas› deneyimin iflaret etti¤i bir gerçek, çoklu hukuk sistemlerinin uyguland›¤› toplumlarda flah›s hukuku ve özel alan iliflkilerinin (kad›n haklar› ve evlilik, boflanma, miras vb. konular›n) daima dinî hukuk ya da örf âdet hukukuna tabi olarak kald›¤›d›r. Bu durumlarda da kad›n-erkek eflitli¤inde yol al›nmas›n›n neredeyse imkâns›z oldu¤u aç›kt›r. Buna karfl›l›k ak›lc› yaklafl›m ve pozitif hukukun tek yasal düzenleme çerçevesi oldu¤u devletlerde cinsiyet ayr›m›n› gözetmeyen, eflitlikçi bir düzene yönelik ad›mlar›n çok daha kolay at›labildi¤i malumdur. Nitekim, Türkiye’de durum böyle olmufltur. Cumhuriyet reformlar› bir yandan kad›nlar›n kamu alan›na aç›lmas›n›n önündeki çok say›da engeli ortadan kald›r›rken bir yandan da toplumda kad›n-erkek eflitli¤i fikrine olumlu bir ideolojik anlam yüklemifl ve bu ideolojiyi benimseyen kad›n ve erkek yeni kuflaklar ve kadrolar yaratmaya çal›flm›flt›r. Feride Acar, Kad›n Haklar›/Uluslararas› Hukuk ve Uygulama

Kad›n ve erke¤e atfedilen nitelikler kültürden kültüre ve tarih içinde de¤iflimler gösterse de baz› unsurlar›n de¤iflmedi¤ini söyleyebiliriz. Bunlardan biri, kad›nlar›n do¤aya erkeklerden daha yak›n olduklar› fikridir. Anneli¤e ve “ölmeden kanama yetene¤ine” ba¤l› olarak kad›nlar›n erkeklerden daha “do¤al” olduklar› varsay›l›r. Bu nedenle ürkütücü, anlafl›lmas› zor, gizemli görünürler. Tam da bu noktada, cinsiyet eflitli¤i ile cinsiyet kal›plar› aras›ndaki ba¤lant› berraklafl›r: Kendilerinden korkulan cinsiyet olarak kad›nlar, farkl› kültürlerde ve tarih boyunca, ikincillefltirilmifllerdir.

98
Resim 4.6 ‹nsano¤lunun bilinç d›fl›n› keflfeden Freud, kad›nlar› karanl›k bir k›taya benzetmifl ve sormufltu: Kad›nlar ne ister?! Kaynak: http://www.mamm akaze.com/wpcontent/gallery/ma mmakazipics/freud -final.jpg

Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar

Bu varsay›m›n bir sonucu, kültürün ve uygarl›¤›n erkeklere, do¤an›n ise kad›nlara ait oldu¤u fikridir. Gerçekten de eski Yunan’dan bafllayarak Bat› felsefesinin önemli temsilcileri (Aristotales, Pythagoras, Heiddegger, Nietzsche...) uygarl›¤›n bir erkek ürünü oldu¤unu öne sürmüfllerdi. Kad›nlar›n korkulacak varl›klar oldu¤una iliflkin sözlerdeyse karfl›m›za kad›n düflmanl›¤› (misogyny) ç›kar: “Evrende, düzeni, ›fl›¤› ve erke¤i yaratan iyi bir ögeyle kar›fl›kl›¤›, karanl›¤› ve kad›n› yaratan kötü bir öge vard›r” (Pythagoras). Düzen ve ›fl›k kadar karanl›¤›n da insanlara özgü bir nitelik oldu¤unu hat›r›m›zdan ç›karmadan, cinsiyetlere atfedilen özelliklerin gerçekten cinsiyetle iliflkili olup olmad›¤›n› sorabiliriz: Nezaket, bilgelik, adalet duygusu, özgürlük arzusu... Bunlar›n biyolojiyle ya da anatomiyle bir iliflkisi var m›? Ya hesapç›l›k düzenbazl›k yahut kabal›¤›n? Üreme organlar›ndaki ve hormonlar›ndaki hangi nitelik insan› yalanc› yahut dürüst yapar? ‹nsan türüne ait niteliklerin ve potansiyellerin her birimizde farkl› derecelerde bulundu¤unu söyleyebiliriz. Bazen hayat›m›z›n sonuna kadar bu nitelik ve potansiyelleri ortaya ç›karmaya, hatta fark etmeye imkân bulamay›z. T›pk› ola¤anüstü resim yetene¤ini keflfedemeden yafllanan bir köylü gibi. Daha s›k yaflad›¤›m›z durum, baz› niteliklerimizin desteklenip yeflertilirken baz›lar›n›n bast›r›lmas›d›r. K›z ve erkek çocuklar› yetifltirirken sistematik olarak kimi niteliklerini destekler, kimilerini cezaland›r›r›z: “Ne iflin var k›z bafl›na senin orda?” “Erkek adam a¤lamaz!” “Hadi han›m k›z›m, a¤abeyine su ver”, “o¤lum, kardefline sahip ç›k”... Sonra da “kad›nlar çekingen”, “erkekler duygular›n› göstermeyi bilmez” gibi yarg›lara kolayca var›r›z. Kendi yapt›¤›m›z fleyi do¤aya yükleriz yani! Kad›nlar›n “erkeksi” nitelikleri benimsemesi, böyle özellikler göstermesi, belirli s›n›rlar içinde hoflgörülebilir: “Erkek gibi kad›n!” bir övgüdür. Kad›n›n cinsiyetinden beklenmeyecek bir cesaret ya da mertlik gösterdi¤ini ifade etmifl oluruz bunu söyleyerek. Oysa bir erke¤e “kad›n gibi” demek, yap›labilecek en büyük hakaretlerden biridir. Neden böyle dersiniz?

4. Ünite - Aile, Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet

99

Cinsiyet Rolleri ve Cinsiyet Eflitsizli¤i
Kad›nlarla erkeklerin yapt›klar› ifllerin farkl›l›¤›, onlar›n eflitsizli¤inin de temel kayna¤›d›r. Cinsiyete dayal› ifl bölümü, basitçe kad›nlarla erkekleri farkl›laflt›rmaz, ayn› zamanda, onlar› eflitsiz de k›lar. Kad›nlar›n yapt›klar› ifllerle erkeklerinkiler aras›ndaki farklara bakt›¤›m›zda bu eflitsizli¤i görmemiz kolaylafl›r. Farkl›l›klar›n bafl›nda, eme¤in karfl›l›¤›n›n olup olmamas› gelir. Erkekler, çal›flmalar›n›n karfl›l›¤›nda genellikle maddi bir kazanç sa¤larken “kad›n iflleri”nin karfl›l›¤›, ancak manevi olabilir. Bunun sonucunu mülkiyet ve gelire iliflkin rakamlarda görmek çok kolayd›r: Bütün dünyada özel mülkiyetin %1’i, gelirin ise %10’u kad›nlar›nd›r. Rakamlar, onlar›n daha az çal›flt›¤›n› de¤il, emeklerinin karfl›l›¤›n› almad›klar›n› gösterir. Kad›nlar›n yapt›klar› ifllerin büyük bölümü, ailenin ve evin çevrilmesine iliflkindir. Dolay›s›yla, “ifl” olarak görülmeyen, yap›ld›¤›nda de¤il ancak yap›lmad›¤›nda fark›na var›lan büyük bir ifl y›¤›n›, “ev kad›n›” rolünün arkas›nda gizlidir. Kad›nlar›n kendileri bile kendilerini “çal›flm›yor” olarak görürler çünkü yapt›klar› fley gün be gün tekrarlanmas› gereken, karfl›l›¤› olmayan, görünmeyen bir fleydir. Bir baflka farkl›l›k, yap›lan ifllerin niteli¤ine iliflkindir. Bütün bir ailenin günde üç ö¤ün doyurulmas›, evin temizlenmesi, çamafl›rlar›n y›kanmas›, al›flveriflin yap›lmas›... Bütün bu ifller, son derece rutin, bezdirici, kendini tekrarlayan ifllerdir ve insan›n kendini gelifltirmesine bir katk›lar› yoktur. Üstelik tam da masalda dendi¤i gibi, ev kad›n› da “az gider, uz gider, dere tepe düz gider, bir de dönüp arkas›na bakar ki bir arpa boyu yol gitmifl”! Arkas›na dönüp bakt›¤›nda “iflte bunu da ben yapt›m” diyebilece¤i somut bir ürün yoktur. Toplumsal statü ve gelir getirmeyen, üstelik pek çok durumda varl›¤› bile fark edilmeyen bir çal›flma alan›nda ömür tüketmeleri, kad›nlar›n erkeklerle eflit olmaSIRA S‹ZDE s›n›n önündeki en büyük engeldir. Yine buna ba¤l› olarak ücretli çal›flmaya kat›ld›klar›nda, ailenin geçiminden sorumlu olmad›klar›, sadece “muavin ve müflavir” addedildikleri Diçin daha ÜfiÜN E L ‹ M düflük ücretlere raz› olurlar. Kamu kesiminde, yani eflit ifle eflit ücret ilkesinin en güçlü uyguland›¤› yerde bile, kad›nlar›n ve erkeklerin kazand›klar› ücretler aras›nda önemS O R U li farkl›l›klar vard›r.
D ‹ K K A T kar› ve ko2002 y›l›nda yap›lan Medeni Kanun de¤iflikliklerinden önce, evlilik birli¤inde can›n rolleri tan›mlan›rken kocan›n aile birli¤inin “reisi”, kad›n›n ise onun “muavin ve müflaviri” oldu¤u ifade ediliyordu. 2002 y›l›nda bu tan›mlamalar kald›r›ld›. SIRA S‹ZDE

SIRA S‹ZDE

DÜfiÜNEL‹M S O R U

D‹KKAT

SIRA S‹ZDE

Kad›nlar, as›l olarak aile ve evle tan›mland›klar› için toplumsal sorunlarla ilgiAMAÇLARIMIZ lenmeleri, siyaset yapmalar› hofl karfl›lanmaz. “Elinin hamuruyla erkek ifline kar›flma” sözü, bunun bir ifadesidir. Böyle oldu¤u için de yaflad›klar› sorunlar› dile getirmeleri, çözüm önerileri gelifltirmeleri mümkün olmaz. Bu nedenle örne¤in aile K ‹ ifli” T A olarak P içi fliddet gibi çok önemli bir toplumsal sorunun “ailenin kendi görülmekten ç›k›p kamusal çözümler üretilmesi gereken bir konu olarak görülmesi, ancak son yirmi y›lda mümkün olmufltur. T E Lakraba EV‹ZYON Hareket alanlar› evle ve mahalleyle, görüfltükleri kifliler ise ve komflularla s›n›rland›r›lm›fl kad›nlar›n var olan haklar›n› bilmeleri, kullanmalar› da mümkün olmaz. E¤itim ve sa¤l›k hizmetlerinden yararlanmalar›n›n önündeki engellerden biri budur. Böyle bir k›s›tlanma, sadece kad›nlar› de¤il, erkekleri ve bütün bir ‹NTERNET toplumu da güçsüz düflürür. Çünkü nüfusun yar›s›, üretim gücünü, yarat›c› kapasitesini yeterince kullanamamaktad›r.

AMAÇLARIMIZ

K ‹ T A P

TELEV‹ZYON

‹NTERNET

Buna karfl›l›k. Örne¤in. Bu de¤erlendirme ve tutumlar. ait olunan grubu hedef al›rlar. C‹NS‹YETE DAYALI AYRIMCILIK Getto: Bir kentin herhangi bir az›nl›kça yerleflilen bölümüne verilen add›r. Ayr›mc›l›k. sosyal farkl›laflma yaratmaya yöneliktir. böyle bir farkl›laflmaya elefltirel bak›fl›n da çok küçük yafllarda mümkün olabildi¤ini görüyoruz. yöneldi¤i grupla her türlü iliflkinin kesilmesi anlam›na gelir ama daha s›k rastlanan ayr›mc›l›k biçimi. Bu çizimde. Ayr›mc›l›k. “Bütün Türkler. belirli sosyal ifllevlerle s›n›rland›r›lmalar›n› amaçlar. bir gruba ya da grup üyelerine karfl› olumsuz bir de¤erlendirme ve tutumdur.. kad›nlara yönelik ayr›mc›l›k. Yahudilerin gettolarda yaflamak zorunda kald›klar› dönemler. Önyarg›lar›n davran›fllara dönüflmesine. sosyal gerçekli¤in kabaca flematize edilmesini sa¤lar. web. böylece karfl›laflt›¤›m›z durumlar› ya da kiflileri gerçeklikte olduklar› gibi de¤il.100 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Bütün bunlar.7 Cinsiyetlere dayal› önyarg›lar ve ayr›mc›l›k. Resim 4. Orta Ça¤ Avrupas›’nda Yahudiler ve yabanc›lar. belirli bir Türk vatandafl›na yönelik olarak bu aidiyetinden ötürü bir önyarg›. ayr›mc›l›¤›n fiziksel yal›t›m biçiminde ç›kt›¤› bir örnektir. biz/onlar ayr›m›n› pekifltirdi¤i gibi “onlar” olarak adland›rd›¤›m›z grubu da türdeflmifl gibi alg›lamam›za neden olur.” biçimindeki bir de¤erlendirmeden kaynaklan›r. Önyarg›lar.children slibraryorg/library/r eviews/Grace_YR24-3-05-Friends. kimi durumda. karfl› cinsin “öteki” olarak alg›lanmas›.. Bu de¤erlendirme.jpg . bireysel varolufllardan çok. hem cinsiyet eflitsizli¤ine hem de toplumsal güçsüzlü¤e kaynakl›k etti¤ini gösterir. ayr›mc›l›k ad› verilir. göçmenlerin ve az›nl›klar›n yaflad›klar› ve kötü koflullara sahip mahalleler için kullan›l›r. siyasal ve sosyal haklardan mahrum olarak kentin çeperlerindeki mahallelerde yafl›yorlard›. çok küçük yafllarda bafllayabilir. Kaynak: http://www. önceden oluflmufl yarg›lar›m›z do¤rultusunda de¤erlendiririz. Bugün de getto sözcü¤ü. onlar›n fiziksel olarak yal›t›lmalar›na de¤il. cinsiyete dayal› ifl bölümünün basit bir “alanlar›n ayr›lmas›” meselesi olmad›¤›n›. Örne¤in.

taraf devletlerin cinsiyete dayal› ayr›mc›l›k içeren her türlü yasal düzenlemeyi ve kurumsal uygulamay› de¤ifltirmesini ve ayr›mc›l›¤› önlemeye daAMAÇLARIMIZ yal› somut önlemler almas›n› gerektirmektedir. medeni durumlar›na bak›lmaks›z›n ve kad›n ile erkek eflitli¤ine dayal› olarak politik. cinsel kimlik ve cinsel yönelim. Uluslararas› Hukuk ve Uygulama (Bilgi Üniversitesi Yay›nlar›. karfl› cinsten birini istiyorsak heteroseksüel. kullan›lD‹KKAT mas›n› ve bunlardan yararlan›lmas›n› engelleyen veya ortadan kald›ran veya bunu amaçlayan ve cinsiyete ba¤l› olarak yap›lan herhangi bir ayr›m. Konuyla ilgili daha ayr›nt›l› bilgi için Gökçeçiçek Ayata. Cinsiyetçilik terimi. aynen heteroseksüel yönelim gibi bir durumdur. bir kiflinin cinsiyetle ilgili olmayan alanlardaki yeteneklerinin ve kapasitesinin cinsiyetiyle iliflkili oldu¤unu varsayan yanl›fl inançlara iflaret eder. keyfî. belirli bir cinsiyete yönelik nefret veya ayr›mc›l›kt›r. cinsel yönelim ayr›mc›l›¤› ad›n› al›r. Ünite . Sevinç Ery›lmaz K ‹ Dilek T A Pve Bertil Emrah Oder’in Kad›n Haklar›. ahlaki veya istemli bir seçim de¤ildir. Bunun istisnas› da gene nadir olan cinsel kimlik farkl›l›klar›d›r. Cinsiyetçilik. “Ben kad›n›m” ya da “Ben erke¤im” duygumuz oluflur. ‘Bedensel cinsiyetimiz’ do¤ufltan belirlenir. medeni veya di¤er sahalardaki insan haklar› ve temel özgürlüklerinin tan›nmas›n›. ekonomik. mahrumiyet veya SIRA S‹ZDE k›s›tlama anlam›na gelecektir. genellikle belirli bir cinsiyetin üstünlü¤ü inanc›yla beslenir. Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet 101 Cinsiyetçilik ya da cinsiyete dayal› ayr›mc›l›k. ‹lk çocukluk yafllar›nda ‘cinsel kimli¤imiz’ geliflir. Heteroseksüel olmayan bireylere yönelik her türlü önyarg› ve kal›p tiplefltirme. Hiçbirimiz kad›n ya da erkek olarak do¤may› seçemeyece¤imiz gibi. taraf devletlere cinsiyet ayr›mc›l›¤›n›n her düÜ fi Üsözleflmenin NEL‹M zeyde ortadan kald›r›lmas› için çeflitli görevler yüklemektedir.4. Hepimiz kad›n ya da erkek cinsel organlar› ile do¤ar›z. kültürel. Ergenlikten itibaren de ‘cinsel yönelimimiz’ belirginleflir. SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P Cinsel Yönelim ve Cinsel Yönelim Ayr›mc›l›¤› TELEV‹ZYON TELEV‹ZYON Cinsiyete dayal› ayr›mc›l›¤›n özel bir türü. daha çok kad›nlara yönelik cinsiyet ayr›mc›l›¤› durumlar›nda kullan›l›r. Kad›nlara Karfl› Her Türlü Ayr›mc›l›¤›n Önlenmesi Uluslararas› Sözleflmesi (CEDAW) Türkiye’nin de 1985 y›l›nda baz› çekincelerle imzalay›p 2000 y›l›nda tüm çekinceSIRA S‹ZDE leri kald›rarak tam taraf oldu¤u Kad›nlara Karfl› Her Türlü Ayr›mc›l›¤›n Önlenmesi Uluslararas› Sözleflmesi (CEDAW). Geleneksel cinsiyet kal›plar› ve cinsiyet rollerine dayal› önyarg›lardan kaynaklan›r. cinsel yönelimimizi de seçemeyiz. en az 30 y›ld›r hastal›k ya da bozukluk olarak kabul edilmiyor. ‹NTERNET .DBu birinci maddesi. kiflilerin istemli olarak seçtikleri de¤il. her ikisini de istiyorsak biseksüel oluruz. 2010) kitab›na bakabilirsiniz. Kendimize kendi cinsimizden birini cinsel efl olarak istiyorsak eflcinsel. Ayr›ca cinsellikle ilgili bu üç temel kavram. cinsel ‹NTERNET yönelim ayr›mc›l›¤›na temel oluflturur. kad›nlara karfl› ayr›mc›l›¤› flöyle tan›mlar: “‹flbu sözleflmeye göre.” Bu sözleflme. Eflcinsel yönelim.Aile. karfl› karfl›ya kald›klar› durumlard›r. Tek istisna nadir görülen hermafroditlerdir. sosyal. bedensel cinsiyet. Bu üç cinsel yönelim de birbirine eflde¤erdir ve hiçbiri psikiyatride. S O R U “kad›nlara karfl› ayr›m” deyimi kad›nlar›n.

Birleflmifl Milletler taraf›ndan 20 Aral›k 1993 tarihinde kabul edilen Kad›nlara Yönelik fiiddetin Ortadan Kald›r›lmas›na Dair Bildirge’nin ikinci maddesi. drahoma ba¤lant›l› fliddet. yaflam›n her safhas›nda karfl›lafl›labilen bir insan hakk› ihlalidir.çok yavafl ve güç de¤iflir. psikologlarda. cinsel. psikiyatristlerde. zorla çal›flt›rmaya ve tecavüze kadar. eflcinsellere karfl› yanl›fl ve eksik bilgilenmeden kaynaklanan. efl haricinde (ev halk›na dâhil) kiflilerce uygulanan fliddet. önyarg›lar vard›r.102 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Önyarg›lar› De¤ifltirmek Toplumsal önyarg›lar. en yayg›n insan hakk› ihlalidir. do¤ru bilgilendirme olsa bile. Bu fiziksel. Kad›nlara ve k›z çocuklar›na yönelik fliddet. evlilik içi tecavüz. doktorlarda.tr Kad›na Yönelik fiiddet Ayr›mc›l›¤›n ve eflitsizli¤in sonuçlar›ndan biri. kad›nlara yönelik fliddettir. Homofobiyi. cinsel veya psikolojik fliddet. hukukçularda.org. yanl›fl bilgiler vererek ya da fark›nda olmadan verdi¤i yanl›fl mesajlarla. ev halk›na dâhil olan k›z çocuklar›n›n cinsel suistimali. Tedavi ve Araflt›rma Derne¤i Kaynak: www. yasal bir düzenlemeye konu olmam›flt›r. özellikle cinsellikle ilgili olanlar. eflcinselli¤e. ö¤retmenlerde. ötekilefltiren bir sistem içinde yafl›yor olmalar›ndan kaynaklan›r. bebeklerin cinsiyetinin önceden tahmin edilebilmesi ve k›z bebeklerin daha do¤madan hamileli¤e son verilmesinden namus cinayetlerine. eflcinselli¤i normalize edemeyen. Oysa. bir önyarg› olarak tan›mlayabiliriz. Homofobik inan›fllar da tüm önyarg›lar gibi toplumun her kesiminde. . kad›nlara yönelik fliddeti flu flekilde tan›mlar: Madde 2: Kad›nlara yönelik fliddetin. psikolojik ya da ekonomik fliddet olabilir. önyarg›lar›n pekiflmesine. Böylelikle. Cinsel yönelim nedeniyle ayr›mc› davran›fllar›n temelinde homofobik inan›fllar. Aile içi fliddet. Mesle¤imiz ve cinsel yönelimimiz ne olursa olsun. bunlarla s›n›rl› olmaks›z›n afla¤›dakileri içerir biçimde anlafl›lmas› gerekir: a) Dayak ve h›rpalama. Çünkü aile içinde yaflanan çat›flmalar›n ve sorunlar kamusal bir sorun olarak görülmemifltir. politikac›larda yayg›nd›r ve de¤iflime dirençlidir. medya üyelerinde. Genellikle fliddet türlerinden biri varsa di¤erlerinden biri ya da bir kaç›n›n da bulundu¤u düflünülür. eflcinsel olmalar›ndan de¤il. yüzy›l›n son çeyre¤ine gelininceye kadar kad›nlara yönelik ev içi fliddet. Nesrin Yetkin CETAD: Cinsel E¤itim. Dr.cetad. sürmesine de neden olabilir. eflcinsel/biseksüel bireylerin sorunlar›. Hepimiz bu homofobinin izlerini düflüncelerimizden. Ulusal ve kültürel s›n›rlar› aflan. hepimiz az ya da çok homofobi¤iz. Toplumun bilgilenmesinde rol oynayan tüm profesyoneller bu ifllevi yerine getirirken do¤ru bilgiler vererek önyarg›lar›n k›r›lmas›na yard›m edebilece¤i gibi. sömürüyle ba¤lant›l› fliddet dâhil olmak üzere aile içinde meydana gelen fiziksel. olumsuz veya düflmanca tutum. genellemelere dayanan. kad›nlar›n evde u¤rad›klar› her türlü fliddet. kad›n cinsel organ›n› sakatlama veya kad›na zarar veren di¤er geleneksel uygulamalar. ailenin “iç sorunu” olarak yasal ve kurumsal düzenlemelerin d›fl›nda b›rak›lm›flt›r. Üstelik yanl›fl bilgilerle pekiflmesi ne yaz›k ki daha yayg›nd›r. yeni bilgi ve anlay›fllarla karfl›lafl›ld›¤›nda de¤iflmeye aç›k olmayan. duygular›m›zdan ve belki de en önemlisi dilimizden temizlemek zorunday›z. 20. Çünkü hepimiz eflcinselli¤e karfl› olumsuz de¤er yarg›lar›n›n yayg›n oldu¤u bir toplumda yetifltik. her ›rk ve her s›n›fta yaflanan bir sorundur.

Dünyada ve Türkiye’de fliddete u¤rayan kad›nlar›n baflvurabilece¤i telefon hatlar›. Resim 4. dan›flma merkezleri bulunmaktad›r. durumun böyle olmad›¤›n› göstermektedir.8 fiiddete u¤ramak. cinsel veya psikolojik fliddet. e¤itim kurumlar›nda ya da di¤er yerlerde meydana gelen cinsel taciz ve sindirme. bireylerin kapasitesini azaltan. kad›n erkek eflitli¤inin sa¤lanmas›. Bu nedenle. kad›n› denetleme arzusundan ve kad›nlar›n ikincil cinsiyet olduklar›na duyulan inançtan kaynaklan›r. ifl yerinde. Kad›nlara yönelik fliddetin e¤itimsizlikten. s›¤›naklar. c) Nerede olursa olsun devlet taraf›ndan ifllenen veya göz yumulan fiziksel. Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet 103 b) Tecavüz. . fliddet görmüfl bireylerin sa¤l›kl› bir yaflama dönebilmeleri için fliddetin etkilerini azaltacak bir tedavi sürecinden geçmeleri gerekir. Her e¤itim düzeyinden. kad›nlar›n dövülebilir oldu¤u “bilgisi” nedeniyle fliddet uygularlar. en az›ndan azalt›lmas› için son derece önemli bir hedeftir. cinsel suistimal. alkol ya da uyuflturucu gibi ba¤›ml›l›klardan ya da ruh hastal›¤›ndan kaynakland›¤› söylense de fliddet uygulayanlar üzerinde yap›lan araflt›rmalar. kad›n ticareti ve fahifleli¤e zorlama dâhil olmak üzere genel olarak toplum içinde meydana gelen fliddet.4. Bu nedenle. Bu davran›fl. kifliliklerini örseleyen bir etki yapar.Aile. her toplumsal kesimden erkek. Yani erkekler. kad›nlara karfl› fliddet uygulayabilmektedir. fliddetin ortadan kald›r›lmas›. Ünite .

bu çerçevede düflünülmelidir. toplumsal iliflkiler içinde kurulan cinsiyet kimliklerine odaklanan bir kavramd›r. Modern öncesi dönemde soyun yeniden üretimi ve üretim a¤›rl›kl› olan bu ifllevin modernleflme ile birlikte soyun yeniden üretimi ve tüketim olarak belirdi¤ini öne sürer. Heteroseksüel olmayan bireylere yönelik her türlü ayr›mc›l›k ve fliddet. Çat›flmac› yaklafl›m. eflitsizliklere ve çat›flmalara odaklanmas›d›r. Klasik ataerkillikte yafll›lar›n ve erkeklerin egemenli¤i geleneksel kültürün kal›plar›yla desteklenirken modern olanlarda yafll› egemenli¤i sars›lm›flt›r ve modern kültürün kal›plar› daha büyük önem tafl›maya bafllam›flt›r. e¤itim ve medya gibi kurumlar arac›l›¤›yla ikincil toplumsallaflma sürecinde de devam eden bu infla. ailenin özel mülkiyetin miras b›rak›lmas›n› garanti alt›na almak üzere ortaya ç›kan bir kurum oldu¤unu iddia eder. mülkiyet. Toplumsal cinsiyet. Yani toplumsal cinsiyet. kad›n olman›n ve erkek olman›n toplumsal inflas›na iflaret eden bir kavramd›r. insanlar›n birbirinin ayn› olmas› de¤il. A M A Ç 5 A M A Ç 2 A M A Ç 3 . do¤ufltan getirilen biyolojik özelliklere de¤il. Erkeklerin egemenli¤inin sonuçlar›. emek gücünün yeniden üretimini sa¤lamakt›r. siyaset. Aile kurumuna makro düzeyde üç temel sosyolojik yaklafl›m vard›r: ‹fllevselci yaklafl›m. eflitsizlikleri hafifletmek. feminist yaklafl›m. kapitalist düzende ailenin rolü. ailenin ifllevlerine odaklan›r ve bunlar›n tarihsel olarak nas›l de¤iflti¤ini tart›fl›r. Ataerkil toplumlar genellikle baba soyludur. Cinsiyete dayal› ayr›mc›l›¤›n bir biçimi de cinsel yönelim ayr›mc›l›¤›d›r. A M A Ç 4 Eflitlik ve cinsiyet eflitli¤i kavramlar›n› tan›mlamak ve cinsiyet rolleri ile cinsiyet eflitsizli¤ini iliflkilendirmek. eflit hak ve sorumluluklar› güvence alt›na almaya yetmez. Modern toplumlarda ataerkillik yeni biçimler alarak kendini sürdürür. Eflitlik. ailedeki birincil toplumsallaflmadan bafllayarak kültür. toplumsal gerçekli¤in kabaca flematize edilmesini sa¤lad›¤› için çok kolay yay›labilen ve kolay benimsenen bir tutumdur. Kad›nlara yönelik ayr›mc›l›¤›n ortadan kald›r›lmas›n› sa¤lamak üzere bir uluslararas› sözleflme imzalanm›fl ve taraf devletlerin yasal ve kurumsal düzenlemelerle ayr›mc›l›¤› ortadan kald›rmalar› hedeflenmifltir. Ayr›mc›l›k. Önyarg›lar. Cinsiyet eflitli¤i de kad›nlarla erkeklerin eflit hak ve sorumluluklara sahip olmalar› demektir. Bunlar›n üçü de ailenin toplumsal organizasyonundaki yerine iliflkin makro düzeyde analizler yaparlar. ‹fllevselci yaklafl›m. eflitsizliklerin ortadan kald›r›lmas›n› sa¤lamak üzere “geçici özel önlem” ad› alt›ndaki eflitlik politikalar›n›n uygulanmas› gerekir. Buna göre. onlar›n cinsiyetleriyle ilgili olmayan alanlardaki yeteneklerinin de cinsiyetleriyle iliflkili oldu¤unu varsaymaya neden olur. Kad›nlara yönelik fliddet de ayr›mc›l›¤›n sonuçlar›ndan biridir. Bu yaklafl›ma göre. Ataerkillik kavram›n› aç›klamak ve farkl› görünümlerini ay›rt etmek. Kad›nlarla ilgili kal›p yarg›lar ve önyarg›lar. çat›flmac› yaklafl›m.104 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Özet A M A Ç 1 Aile kurumuna iliflkin farkl› yaklafl›mlar› aç›klamak. bireylerin belirli cinsiyet kal›plar›na uygun olarak biçimlenmelerini sa¤lar. aileyi bir bütün olarak ele almay›p içindeki iliflkilere. Ayr›mc›l›k. Toplumsal cinsiyet kavram›n› tan›mlamak. önyarg›lar›n davran›fla dönüflmesidir. Bu nedenle. bir gruba ya da grup üyelerine karfl› olumsuz de¤erlendirme ve tutumlard›r. kaynaklardan ve f›rsatlardan eflit oranda yararlanabilmesi anlam›na gelir. Ataerkillik. erkeklerin temel otorite figürü olduklar› bir sosyal sistemdir. sosyal yaflam ve kültürde görülebilir. Feminist yaklafl›m›n di¤erlerinden temel fark›. Ayr›mc›l›¤›n tan›m›n› yapmak ve ayr›mc› tutumlara iliflkin fark›ndal›k gelifltirmek . Yasalar önünde eflitlik.

Bütün dünyada kad›n okumaz yazmazl›¤›n›n s›f›ra indirilmesi b. E¤itim sistemi. cinsiyete dayal› ifl bölümü pekifltirir. e. b. Modern dönemde ailelerin tüketim ifllevleri önem kazanm›flt›r. Kad›n kuflaklar› aras›nda aktar›lan baz› gizli becerilerdir. 2. Kad›n ve erkeklerin eflit hak ve sorumluluklara sahip olmalar› d. Aile içinde sevgi ve sayg› vard›r. Yasalar önünde herkesin eflit olmas› e. Kad›nlar›n haklar›n›n verilmesi b. Farkl› toplumsal kesimlerde cinsiyete dayal› iflbölümü farkl›lafl›r. Önemli olan. Aile ile hane halk› ayn› fleydir. Kad›nlara yönelik fliddetin sona erdirilmesi c. Erkeklerin önyarg›lar› d. c. Aile daha genifl. e. ruh hastas›d›r. hane halk› daha dard›r. Kad›nlara yönelik fliddet konusunda afla¤›dakilerden hangisi söylenebilir? a. Kad›nlara yönelik her türlü ayr›mc›l›¤›n sona erdirilmesi d. Kad›n erkek eflitsizli¤i e. Ataerkillik afla¤›daki toplumlardan hangisinde görülmez? a. b. Geleneksel toplumlarda b. afla¤›dakilerden hangisini amaçlamaktad›r? a. Kad›na fliddet uygulayanlar. Kad›nlar›n da erkekler gibi olmalar› 9. Hepsi 4. Kad›nlar›n kad›n olduklar› için “do¤al olarak” yapt›klar› ifllerdir. Afla¤›dakilerden hangisi cinsiyete dayal› ifl bölümü için söylenemez? a. Medyadaki rol modelleri e. özel mülkiyetin kuflaktan kufla¤a aktar›lmas›n› sa¤lar. Kad›nlar fliddete u¤rasalar bile yuvalar›n› da¤›tmamal›d›rlar . e. 3. Zaman içinde cinsiyete dayal› ifl bölümü farkl›lafl›r. Kad›nlar›n kapat›lmas›d›r. E¤itim sistemi d. Aile içi kavgalar normaldir. Aile içindeki sorunlar›n aile içinde kalmas› gerekir. c. Kad›n iflçilerin fabrikada çal›flmas› ama emeklerinin karfl›l›¤›n› alamamalar›d›r. hane halk› mekâna iflaret eder. Erkeklerin eflitlik konusunda e¤itilmeleri 10. Cinsiyet kal›b› ne demektir? a. Bize konan isimler c. Sanayi sonras› toplumlarda e. d. c. c. d. Çocuk do¤urma gibi bedensel ve mahrem fleylerdir. b. Ünite . Kad›nl›¤›n ve erkekli¤in biçimlenmesini sa¤layan inanç. Kad›nlar›n kendilerini belirli modellere göre biçimlendirmesi b. Cinsiyet eflitli¤i ne anlama gelir? a. b. 7.Aile.4. Kad›n›n görünmeyen eme¤i ne demektir? a. de¤er ve tutumlar c. Hepsinde görülür 8. cinsiyete dayal› ifl bölümünü etkiler. Bir tokat yahut fiske gibi fleyler fliddet say›lmaz c. Aile daha dar. b. Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet 105 Kendimizi S›nayal›m 1. Aile ile hane halk› aras›ndaki fark nedir? a. e. Kad›nlar›n temiz içme suyuna kavuflma haklar›n›n sa¤lanmas› e. Ekonomik özgürlü¤ünü elde etmifl bir kad›n fliddete u¤ramaz e. Ailemizin beklentileri b. Modern toplumlarda c. Afla¤›dakilerden hangisi çat›flmac› aile yaklafl›mlar›na ait bir görüfl olabilir? a. Namus anlay›fllar› 5. Bütün kad›nlar›n benzer iflleri yapmas›d›r. Kapitalist toplumlarda d. Aile iliflkilere. K›r ya da kentte yaflamak. Toplumsal cinsiyetin oluflumunda afla¤›dakilerden hangisi etkilidir? a. ailenin kendi içindeki eflitsizlikler ve çat›flmalard›r. hane halk›nda yoktur. Erkek imtiyazlar›n›n ortadan kald›r›lmas› c. CEDAW. Kad›nlar›n ikincilli¤i ile fliddet aras›nda ba¤lant› vard›r d. 6. d. hane halk› daha genifltir. Aile. d.

Elde edemediklerinde de “varoluflsal k›vran›fllar” ad› alt›nda fl›mar›kl›k etmelerini hofl görüyoruz.. 6 Mart 2010 ” . Erke¤in Çocukluk Hakki Niye peki? Çünkü yaratan erkeklere bütün dünya olarak biz çocuk kalma hakk›n› veriyoruz. Anlars›n›z. Filmlerini ona yapt›¤›n›. Ne bileyim iflte. Onlar baflka bir fley istiyorlar. yazd›¤› ne varsa ona yazd›¤›n›. Erkeklerin içinde çok rahat hissetti¤i bu fl›mar›kl›k saray›nda onlar i¤reti duruyorlar. Bilirsiniz. Ama yaratan kad›nlar o tanr›ça-kraliçe taht›nda bir türlü.” Ben de! Ben de isterdim! Yaratan erkeklerin duygusal olarak bir eli ya¤da bir eli balda lüksünü.. Rodin’in aflk› ve kendisi de en az Rodin kadar çarp›c› bir heykelt›rafl olan Camille Claudel’in hayat›n›n anlat›ld›¤› filmi hat›rlad›m. Her fleyi hak etti¤i büyüsüne kapt›ram›yorlar kendilerini. Federico Fellini’nin “Sekiz Buçuk” filminin eksik kalan “yar›s›n›”...... Ne flanl› bir tanr›ça oldu¤unu. onu görüyorsunuz.. Elde edemedi¤i fleyler yüzünden fl›mar›kl›k yapma hakk› olmad›¤›n› bilen yetiflkinler.. erke¤e hizmet etmek için. Erkeklerin bucak bucak kaçt›¤› fley budur. yok olaca¤›n›. bir kare bile film çekemeyece¤ini. Fellini’nin ilham perisi Claudia’y› canland›r›rken böyle diyor: “Senin yerinde olmak isterdim. Onun hayat›nda sizin bu rollerden hangisini üstlendi¤inize... Hatta bu yetmiyor.. Bu yüzden iflte filmde kendisine ilham perisi olarak övgüler düzülen Nicole Kidman. Ne Halt Edecekler? Bu yüzden yaratan kad›nlar. Kendisine fliir yaz›lmas›na de¤il fliiri kendisi yazmaya karar vermifl kad›nlar›n bafl›na ne tür fenal›klar gelebilece¤ini görmek için. kad›na ona nas›l ilham verdi¤ini anlat›r... Ve kad›n konuflur: “Senin yerinde olmak isterdim. hiç de¤ilse bir kez olsun. bir erkek.. “duygu hizmetçisi” istemiyorlar.. bir hiç olaca¤›n›. Neleri var neleri yoksa vermek için hep oradalar. Nas›l diyeyim? Nas›l “hizmetçi” kad›nlarla dolu “yaratan erke¤in” hayat›. dost.. severler.. “metres”.. Ah! Ne çok ac› çekiyorlar! Ama kad›nlar. tüm dünya kad›nlar›n› tavlayabilir. bir erke¤in var olmas› için ne çok kad›n›n çabalad›¤›na bak›n.” Sekiz Buçuk’un Eksik Yar›s› Bu. Daha da beteri. Peki temel fark nerede? Bu tür bir duygusal bollu¤un sadece erkeklere ait olmas›n›n nedeni ne? Yaratan Erke¤in Krall›¤› Bir sürü fley s›ralayabilirsiniz. görüyorsunuz. rahat oturabiliyor. Bu “her fley dahil” servis onlar›n ruhuna iyi gelmiyor. Ama fliir yazan bir kad›n. Ama erkekler mikrofon kendilerinde olmad›¤›nda... fiiir yazan bir erkek tüm dünyay›. Yaratan erkekler tanr›-kral taht›nda. dinlemeyi bilirler. Hep öyle olaca¤›n›. Kad›ndan ona do¤ru akan fliir olmazsa kül olaca¤›n›. Dünyas›n› kad›n›n döndürdü¤ünü... efl. Filmi izlerken akl›ma bir baflka film geldi. Nihayet. Ama esas›nda fludur sorun: Kad›nlar.. gösterime yeni giren “Dokuz” filminden bir sahne. Anne. o olmadan yazamayaca¤›n›.. bütün o kad›nlar bir araya gelince var olabiliyor.. Ece Temelkuran Haber Türk Gazetesi. Neden? Kad›nlar çünkü. Üstelik o kad›nlar hep bir araya geliyorlar.. yarat›c›l›klar›n›n onlara verebilece¤i fl›mar›kl›k hakk›n› kullanamadan ve kimseden duygusal hizmet talep etmeden yaflamak zorunda kal›yorlar.. t›pk› her çocuk gibi istedikleri her fleyi hak ettikleri duygusunu yaflama hakk›n› veriyoruz.106 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar “ Yaflam›n ‹çinden Sen olmak isterdim Adam... s›rtlar›nda bir yük olarak yafl›yorlar.. Ölece¤ini. ço¤u ne halt edeceklerini kestiremezler. cilveli hayran. Erkek patronunuza bak›n. yani yönetmenin yarat›rkenki “yar›s›n›” anlat›yor. Onlar. o taht› hak ettiklerinden bütünüyle emin. “Yaratan erke¤in” hayat› nas›l. Erkek egemenli¤i vesaire vesaire.. Egolar› bunun için yap›land›r›lmam›fl. ilham perisi. San›r›m yaratan erkek ile yaratan kad›n›n hayatlar› aras›ndaki trajik fark› görmek için iki filmi art arda izlemek iyi bir ders olacakt›r. onlar›n derdiyle dertleniyoruz. Çünkü. yeteneklerini hayatlar›n› kolaylaflt›ran bir hediye olarak de¤il. Baflka bir fley iflte. Nedir yani sonuç olarak? Kad›nlar. yetiflkin.

c 9. mutfakta harcayaca¤› zaman› azaltacak yollar aramak gibi davran›fllar benimseyebilir. “güçlü ve paral› erkek” kal›b›na uymaya çal›flmaktad›r. Yan›t›n›z yanl›fl ise. orta s›n›ftan kentli genç kad›nlar için bedensel imaj son derece önemlidir çünkü bedenin forma sokulmas›. b 3. “Cinsiyet eflitli¤i ne demektir?” konusunu yeniden gözden geçiriniz. ücretli çal›flmaya kat›lmaktan baflka seçene¤i olmayan alt s›n›ftan bir kad›n için de orta s›n›f ev kad›n›n›n “difli kufl” kal›b› önemli ve etkilidir. Ailedeki de¤iflimlere dikkat etti¤inde de bunlar›n toplumsal de¤iflimlerden kaynakland›¤›n› ileri sürer. lendirici bir etki yapmaktad›r. “Aile” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Ünite . e Yan›t›n›z yanl›fl ise.Aile. b 7. Yan›t›n›z yanl›fl ise. S›ra Sizde 4 Modern toplumlarda erkeklik ve kad›nl›k kal›plar› kültüre. a 6. “Cinsiyete dayal› ifl bölümü” konusunu yeniden gözden geçiriniz. “Cinsiyete dayal› ifl bölümü” konusunu yeniden gözden geçiriniz. toplumsal normlar›n ve kal›plar›n oluflumunda di¤erlerinden daha etkilidirler. karfl›l›kl› bir de¤iflim biçiminde kavramaya çal›fl›r. b 2. “Kad›nlara Karfl› Her Türlü Ayr›mc›l›¤›n Önlenmesi Sözleflmesi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. “Ataerkillik ile modernlik aras›ndaki iliflki” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yan›t›n›z yanl›fl ise. Yukar›da belirtilen alt s›n›ftan kad›n›n orta s›n›f ev kad›n› kal›b›na uymakta güçlük çekece¤ini kestirebiliriz örne¤in. ifllevselci yaklafl›m çat›flmay› de¤il uzlaflmay›. “Aileye farkl› yaklafl›mlar” konusunu yeniden gözden geçiriniz. 4. feminist yaklafl›mlar ise toplumsal de¤iflimlerle ailedeki de¤iflimler aras›ndaki etkileflimi do¤rudan bir yans›ma olarak de¤il. S›ra Sizde 5 Cinsiyet kal›plar›na çeflitli nedenlerle uyum sa¤layamayabiliriz. T›pk› yemek yemenin sadece karn›m›z› doyurmak anlam›na gelmemesi gibi biyolojimizle ilgili oldu¤unu düflündü¤ümüz tutumlar›m›z›n ço¤u da kültür içinde flekillenmifltir. S›ra Sizde 2 Cinsiyet kal›plar›. Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet 107 Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar› 1. Yan›t›n›z yanl›fl ise. Bat› toplumlar›nda orta s›n›f kad›nlar ve erkekler için geçerli olan kal›plar. Yan›t›n›z yanl›fl ise. Oysa biyoloji ile kültür aras›nda bu türden bir karfl›tl›k yoktur ve biyolojik niteliklerimizin pek ço¤u. Yap›lan araflt›rmalar. Bu nedenle. orta s›n›ftan ergen k›zlar›n çok küçük yafllardan itibaren ölümcül diyetler yapt›klar›n› ve beden imajlar›n›n çarp›lm›fl oldu¤unu ortaya koymaktad›r. Yan›t›n›z yanl›fl ise. Medyada çok zay›f modellerin cinsel cazibe örnekleri olarak sunulmas›. “Cinsiyet kal›plar›” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Günümüzde. e 8. c 10. Yan›t›n›z yanl›fl ise. kal›b› biraz esnetmek. Yan›t›n›z yanl›fl ise. modern toplumlara özgü bir anlay›flt›r. “Toplumsallaflma sürecinde cinsiyetin inflas›” konusunu yeniden gözden geçiriniz. s›n›fa ve yafla göre farkl›l›k gösterir. b 5. Ayn› flekilde. alt s›n›ftakiler için geçerli olmayabilir. bu kal›b›n d›fl›ndakiler için baflar›s›zl›k duygusunu güç- . aile içindeki eflitsizlik ve çat›flma noktalar›na odaklan›r. toplumdan topluma ve zaman içinde de¤iflir. Bu türden çabalar zaman içinde kal›plar›n de¤iflmesini sa¤layabilir ancak bu de¤iflimin s›n›rlar› oldu¤unu unutmamak gerekir. c S›ra Sizde Yan›t Anahtar› S›ra Sizde 1 ‹fllevselci yaklafl›m aileyi bir bütün olarak alarak toplumsal ifllevini analiz ederken feminist yaklafl›m. de¤iflimi de¤il. kad›n-bireylerin en önemli sorumluluklar›ndan biri olarak görülmektedir.4. Çünkü onun orta s›n›f ev kad›n› kadar zaman› ve maddi imkân› olmayabilir. mümkün de¤ildir. Yan›t›n›z yanl›fl ise. Bu nedenle. “hâlâ annesinin ya¤›n› kullanmayan” meslek sahibi genç kad›nlar da t›pk› anneleri gibi ailenin beslenmesinin birincil sorumlusudurlar. süreklili¤i anlamaya çal›fl›r. Bu nedenle cinsiyet özelliklerinden baz›lar›n›n biyolojik baz›lar›n›n kültürel oldu¤unu ileri sürmek. “Kad›na yönelik fliddet” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Örne¤in. S›ra Sizde 3 Biyoloji ile kültür aras›nda bir karfl›tl›k iliflkisi kurmak ve kültürün do¤aya “ra¤men” gelifltirilen bir insan etkinli¤i oldu¤unu ileri sürmek. Bu bak›mdan. kültür taraf›ndan biçimlendirilir. Ancak unutmamak gerekir ki orta s›n›flar. kentli genç erkekler için bir statü sembolü olan otomobili sat›n alma gücü olmasa da borçlanarak alan erkek.

Bu nedenle. Sosyoloji. cinsiyete göre ifl bölümünün s›n›flar› ve kültürleri aflan genel örüntüleri yine de vard›r.108 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar S›ra Sizde 6 Cinsiyete dayal› ifl bölümü. KSGM (2011). Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar Ayata.unwomen. Kad›n Haklar› ve Uluslararas› Hukuk ve Uygulama. Progress of World’s Women.ankara. Annelik mi. Türkiye’de Kad›na Yönelik Aile ‹çi fiiddet Araflt›rmas›. Bek. sorumlulu¤un kad›nda oldu¤u gerçe¤ini de¤ifltirmez. Mine Gencel ve Mutlu Binark (2000). Giddens.org/ .huksam. Bora. Yerel Kalk›nma ve Cinsiyet Eflitli¤i. Anthony (2005). Doing Difference. Sivil Toplum Kurulufllar› ‹çin Toplumsal Cinsiyet Rehberi. AÜ Kasaum Yay›n›: Ankara. Ka-Der Yay›n›: Ankara Fenstermaker.edu.tr/Turkce/SayfaDosya/ders_kitaplarindaki_cinsiyetcilik. Kad›nl›k m›. Kad›nlarla Grup Çal›flmas› ‹çin Rehber. Routledge: New York.pdf Kardam. Sarah ve Candace West (2002) Doing Gender. Bu fark. bütün erkekler ve bütün kad›nlar ayn› iflleri yapmazlar. Gümüflo¤lu. http://progress. Filiz vd. kad›nlar›n ev ifllerinden sorumlu olmas›.pdf Bora. HÜÜNE Raporu. kültürel ve s›n›fsal farkl›l›klar gösterir.gov. Firdevs (eriflim tarihi: 10 Aral›k 2011) http://www. (2010). Ancak. Bora.ksgm. Aksu (2009). baz›lar›n›n ise bu ifli yapacak bir baflka kad›na ücret ödemesi biçiminde gerçekleflir. Örne¤in.tr/gorsel/dosya/1215414832MedyaveCinsiyetcilik. (2008). Ka-Der Yay›n›: Ankara.hacettepe. Aksu (2008). Elisabeth (2011). Gökçeçiçek vd. Aksu (2010).tr UNIFEM (2011). ‹letiflim Yay›nlar›: Ankara. Ayraç Yay›nevi: Ankara. Bilgi Üniversitesi Yay›nlar›: ‹stanbul. www. Badinter. http://kasaum. Toplumsal Cinsiyet Göstergeleri.edu. STGM Yay›n›: Ankara. Medya ve Cinsiyetçilik. baz› kad›nlar›n evin bütün iflini yapmas›.

.

Anahtar Kavramlar • ‹deolojiler • Liberal Demokrasi ‹çindekiler • S‹YASET NED‹R? • S‹YASET B‹L‹M‹N‹N TEMEL KAVRAMLARI • S‹YASAL ‹DEOLOJ‹LER • DEMOKRAT‹K REJ‹MLERDE S‹YASAL KURUMLAR. Liberal demokrasi kavram›n› de¤erlendirebilecek. DEVLETTOPLUM ‹L‹fiK‹LER‹ VE S‹YASAL HAYAT Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Siyaset . Siyaset ve siyasal faaliyetin ne oldu¤u hakk›ndaki farkl› görüflleri aç›klayabilecek. bu kurumlar›n iflleyifl mekanizmalar› hakk›nda temel bilgileri özetleyebileceksiniz. Siyaset bilimi disiplininin temel kavramlar›n› tan›mlayabilecek.5 Amaçlar›m›z • Siyaset • Uzlaflma • Çat›flma SOSYAL B‹L‹MLERDE TEMEL KAVRAMLAR Bu üniteyi tamamlad›ktan sonra. ‹deoloji kavram› ile birlikte belli bafll› siyasal ideolojileri özetleyebilecek. Demokratik rejimlerde siyasal kurumlar›n neler olduklar› ile birlikte.

1948). güvenlik ve soyunu sürdürme arzusu gibi maddi nitelikli isteklerini doyurabilecek bir bolluk toplumu hiç bir zaman söz konusu olmam›flt›r. Herkesin yeme içme. herkesi ba¤layan bir arada yaflamay› mümkün k›lan ortak kurallar› ve ortak karar alma mekanizmalar›n› gerekli k›lar. Yunanl› düflünür Aristoteles. Bir toplumdaki kaynaklar da s›n›rl›d›r. de¤er verilme gibi kiflinin baflka- . bar›nma. düflünceler. mizaç. toplum d›fl›nda yaflayabilen kiflilerin ya “Tanr›” ya da “ucube” olmalar› gerekti¤ini belirtmifltir (Aristoteles. ‹nsanlar baflta cinsiyet. su. ‹kinci bir sebep ise kaynak problemidir. Toplum içinde yaflamak demek. al›flkanl›klar. Siyaset sadece ortak yaflam› mümkün k›lan kurallarla ilgilenmez. bu vergilerin ne kadar›n›n yol. e¤itimin içeri¤inin ne olaca¤›. Tatmin edilen isteklerin yerini hemen bir yenisi almaktad›r. ne kadar›n›n e¤itime ve ne kadar›n›n da savunmaya harcanaca¤›. Bu kurallar› de¤iflen siyasal güç dengeleri ve toplumsal flartlara uygun bir biçimde de¤ifltirmek gerekebilir. ‹flte siyaset en genifl anlam›yla bu ortak kurallar ve karar alma mekanizmalar›yla ilgilenen sosyal bilim dal›d›r. be¤enilme. arzu ve isteklerin mahiyeti aç›s›ndan olmak üzere birçok aç›dan birbirlerinden farkl›d›r. Bu nedenle siyasetsiz bir toplumsal hayat düflünebilmek mümkün de¤ildir. Kimlerin topluma ait say›lacaklar› ya da toplumun s›n›rlar›n›n ne olaca¤›. yöneticilerin yönetilenlerle iliflkilerinin nas›l düzenlenece¤i bu kurallar›n bafl›nda gelir. Siyaset bir kez olup biten bir durumdan ziyade bir süreçtir. Kolektif karar alma süreci de ayn› flekilde toplum varl›¤›n› devam ettirdikçe var olacakt›r. Kimlerden ne kadar vergi al›naca¤›. kamu yat›r›mlar›nda önceli¤in hangi alanlara ve hangi bölgelere verilece¤i siyasetin ilgilendi¤i günlük kolektif kararlar›n bafl›nda gelir. Toplumsal yaflam sürdükçe bu hayat›n devam›n›n mümkün k›lan ortak kurallar ve ortak sorunlar hakk›nda karar alma süreci de olacakt›r. ‹nsanlar›n ortak kurallara ve bu kurallara uyulup uyulmad›¤›n› gözetecek kurumlara ihtiyaç duymas›n›n temel sebebi kurallar olmazsa insanlar aras›ndaki çat›flmalar›n kontrolden ç›kmas›. ayn› zamanda toplum hâlinde yaflaman›n gerektirdi¤i kolektif kararlar (ve karar alma süreçleri) ile de ilgilenir. takdir edilme. güçlü olan›n yeni bir güçlü gelene kadar hakim olmas› ihtimalini önleme arzusudur.Siyaset S‹YASET NED‹R? ‹nsanlar ancak toplum içinde yaflayabilirler. kimlerin nas›l yönetici olabilecekleri. elektrik gibi altyap› hizmetlerine ne kadar›n›n sosyal harcamalara. Ortak kurallar› bir kez koyduktan sonra süreç sona ermez. ‹nsanlar aras›ndaki çat›flmalar›n bir k›sm› farkl›l›ktan kaynaklan›r. Maddi isteklerin tatmini bir yana.

çat›flmalar›n içeri¤i ve çat›flan taraflar da sürekli de¤iflirler. sürekli yenilenen ittifaklar yapma sanat›d›r. Dolay›s›yla toplum hâlinde bir arada yaflayan insanlardan bahsetti¤imizde. onu di¤er toplumlardan ay›ran. Hiç bir çat›flma sonsuza kadar sürmez. siyasal faaliyetlere kat›l›m yoluyla insanlar. bizi siyasetin bir di¤er ayr›lmaz unsuru. Keza. Kimi düflünürler. siyasetin kaç›n›lmaz bir zorunluluk oldu¤u gerçe¤ini belirttikten sonra. Siyaset. E¤er mücadele sürecinde herkesin uymas› gereken ortak kurallar olmazsa güçlü olan›n hiç bir s›n›r tan›madan güçsüzü ezdi¤i bir kaos ve kargafla hâli söz konusu olur. kendilerini ifade etme. fikir yürütme. Siyasetsiz bir toplum hayal edebilmek mümkün müdür? SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U SIRA S‹ZDE 1 DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT D‹KKAT SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE .” lar›n›n gözündeki yeri ile ilgili manevi ya da duygusal ihtiyaçlar›n tatmini maddi ihtiyaçlar›n tatmininden daha zordur. siyasi birimin tamam›n› ilgilendiren kararlardan bahsetmek uzlaflmay› içerir. Siyaset bu çat›flmay› kontrol alt›nda tutmaya. uzlaflma ya da anlaflma boyutuna getirir. Hatta çat›flman›n en sert hâli olan savafl durumunda bile belli kurallara -ki bu asgari bir uzlaflman›n varl›¤›na iflaret eder. insan›n kendi hayat›n› ilgilendiren konularda söz sahibi oldu¤unu düflünebilmesinin de özgüveni art›r›c›. duygusal ya da statüye iliflkin de¤erler için de birbirleriyle mücadele eden insanlar akla gelmektedir. k›t olan maddi kaynaklar yan›nda.riayet edilir.1 Siyaset felsefecisi Thomas Hobbes’a (1588-1679) göre “insan insan›n kurdudur. 1968: 185). çat›flma noktalar›n› ortadan kald›rmadan bir süre içinde olsa ortak noktalar› vurgulamakta ve bu ortakl›klar üzerinden yeni diyalog f›rsatlar› yaratmaktad›rlar. Bu. Örne¤in.112 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Resim 5. düflünme. düzenlemeye ve ehlilefltirmeye gayret gösterir. insan›n kendini de¤erli hissetmesine yol açan bir faktör oldu¤u vurgulanm›flt›r. Toplumsal hayat›n do¤as›nda çat›flma olgusu yatar. birbirinden çok farkl›. Siyaset felsefecisi Thomas Hobbes “insan insan›n kurdudur” diyerek bu durumu anlatmak istemifltir (Hobbes. bu kaç›n›lmazl›¤›n insan›n insanlaflmas›na yapt›¤› olumlu katk›lar› da vurgulam›flt›r. Bu de¤iflim sürecinde çat›flmalardan daha çok diyalo¤un sürdürülmesi ve uzlaflma noktalar›n›n vurgulanmas› hayati öneme haizdir. Her toplumsal kural siyasetle ilgili de¤ildir. Toplumsal kurallar bu ihtimali önlemek için vard›r. Toplumlar sürekli de¤ifltikleri için. manevi. Siyaset. baflkalar›n› etkileme gibi siyaset olmasayd› kazan›lmas› kolay olmayan yetenekler kazanabilmifltir. toplumsal bask›ya güvenilir. ahlâk ve örf âdet kurallar›yla de¤il kalabal›k y›¤›n› ya da insan kümesini toplum hâline getiren. Ahlak ve örf ve âdet kurallar›n›n ihlali hâlinde devreye bir otorite girmez. Uzlaflma farkl›l›klar›n ortadan kald›r›lmas› ya da çat›flman›n ebediyen sonland›r›lmas› anlam›na gelmemektedir. ortak kurallar› belirleme ve gerekti¤inde zor kullanarak uygulama yetkisine sahip olan siyasi/merkezî iktidar›n ortaya ç›k›fl› ve varl›¤›n› sürdürmesi ile ilgilidir. Taraflar. Ortak kurallardan bahsetmek. Aristoteles’e göre.

Merkezî iktidar› tan›mlamadan önce iktidar kavram› üzerinde dural›m. sadece kendisinin kulland›¤› fliddetin meflru oldu¤unu. Her iktidar kendisini “meflru” göstermek zorundad›r. Devlet. Meflruiyet Herkesi ilgilendiren kurallar ve herkesi ilgilendiren kararlar alma anlam›nda siyasetten bahsedildi¤inde. ‹ktidar iliflkilerinin özünde zor kullanma tehdidi yatar. olmas› gereken bir eylem olarak gösterebilmek demektir. 1947: 154). devletin kurumlar›n›n bafl›nda olan kiflilerden ba¤›ms›z olarak varl›¤›n› devam ettiren bir tüzel kifliliktir. eylemi yapmas›n› isteyen kifliyi çok sevdi¤i için ya da kendisi de bu eylemden yarar görece¤ine inand›¤› için yapabilir. Egemen güç olarak devlet ortak kurallar› herkes eflit bir biçimde uygulama iddias›ndad›r. itaat edilmesini istedikleri toplumun varl›¤›n› sürdürmesine yard›m etmek. ola¤an. Bir kifli gerçekte istemedi¤i bir eylemi. merkezî iktidar ya da ço¤u zaman onunla efl anlaml› olarak kullan›lan devlet kurumundan bahsetmek gerekir. di¤er kifli. Keza. devredilemez bir güç olarak egemen olma iddias›ndad›r. Ünite . Egemenlik siyasal gücü ifade etmeye yarayan bir soyutlamad›r. Hukuki anlamda egemenlik ve ülke s›n›rlar› içinde hakim olan kendisinde baflka s›n›rlama kabul etmeyen herkesi ba¤layan kararlar alan en üstün gücün devlet oldu¤unu ifade eder. Egemenlik millete aittir denildi¤inde. Kendisi d›fl›ndaki fliddet kullananlar› cezaland›r›r. ahlâken kabul edilebilir olarak görülmesi anlam›na gelir. siyasal sistemin en üstün gücünün bir baflka soyutlama olan millet oldu¤unu ifade ederiz.Siyaset 113 S‹YASET B‹L‹M‹N‹N TEMEL KAVRAMLARI ‹ktidar. Devlet. akla ya da geleneklere uygun. Geleneksel toplumlarda egemenlik iddia eden krallar kendilerine itaat edilmesini isterlerken ya dinsel/geleneksel meflrulaflt›rma tezlerini dile getirirler ya kendilerinin karizmatik yönlerini öne ç›kar›rlar. ‹ktidar. grup ya da örgütlerin ise meflru müdafaa hâli d›fl›nda fliddet kullanamayacaklar›n› iddia eder. dinsel olabilece¤i gibi. eylemi yapan›n iradesinden ba¤›ms›z bir dayana¤› oldu¤unu dile getirir. iktidara itaat etmeyi normal. onu di¤erlerinden korumak. ülke içinde düzeni sa¤lamak gibi modern iddialar da kullan›lm›flt›r. Devlet. Bir eylemin ya da durumun meflru olmas› demek onun di¤erleri taraf›ndan normal. Egemenlik Krala aittir dedi¤imizde ise Kral’›n as›l güç oda¤› oldu¤u iddias›n› dile getiririz. Osmanl›ca kökenli meflruiyet kelimesi “fler” kökünden gelir ve temel yasa olan “fieriat”a uygunlu¤u ifade eder. Ancak ço¤u zaman iktidar iliflkilerinde karfl›l›kl›l›k ya da sevgi yerine zor kullanma tehdidinin öne ç›kt›¤›n› görürüz. Bir iktidar›n meflruiyeti ne kadar az ise o kadar çok zor kullanmaya baflvurmak zorunda kalacakt›r. Bu dayanak. ‹ktidar kavram› iktidara sahip olan ve iktidara tabi olan aras›ndaki bir iliflkiyi belirtir. Meflruiyet aray›fl› yap›lan eylemin veya uyulmas› istenen kural›n keyfî olmad›¤›n›. belli bir co¤rafya üzerindeki iktidar› tekeline alm›fl bir kurum akla gelir. Devlet. Merkezî siyasal iktidar ya da devlet dedi¤imiz zaman. Bir iktidar kendisini ne kadar çok meflrulaflt›r›rsa o kadar az zor kullan›r. do¤al hukuk kavram›nda oldu¤u gibi din d›fl› da olabilir. Bir kifli bir baflkas›na normalde yapmayaca¤› bir fleyi yapt›rabiliyorsa o kifli di¤eri üzerinde bir iktidara sahiptir. Meflrulaflt›rmak demek. Egemenlik. . 1970: 181). bir kimsenin kendi istedi¤ini bu talebe yönelik muhalefetin varl›¤›na ra¤men yapt›rabilme gücünü ifade eder (Weber.5. bölünmez. Devlet belli bir co¤rafi alan ve alan üzerinde yaflayan nüfus üzerinde fliddet kullanma tekeline sahip oldu¤unu iddia eden hiyerarflik bir örgütler bütünüdür (Weber.

Di¤er bir deyiflle. Refah devletleri gelir eflitsizliklerini gidermeye çal›fl›r. . Siyasi fetih ve kâr amac›yla Bat›l› devletlerin ve giriflimcilerin dünyan›n Avrupa d›fl›nda kalan di¤er bölgelerine ulaflma çabalar› 17. Küreselleflme ülkeler aras›ndaki iliflkileri ve karfl›l›kl› ba¤›ml›l›klar› art›r›r. insan. Küreselleflme yeni bir olgu de¤ildir. mal. S›n›rlar bulan›klafl›r. sermaye ve fikirlerin dünya üzerinde her zaman oldu¤undan çok daha h›zl› biçimde hareket etmeleri olgusunu ifade eder. iflsizlik. Tüm bu geliflmelerin ulus-devletleri zay›flatt›klar› bir gerçektir. Devlet. Modern devletler.meflrulaflt›rma biçimleri a¤›rl›k kazanm›flt›r. Dünyan›n bir bölgesinde olan bir olay di¤erini de yak›ndan etkiler (Stiglitz. En basit anlam›yla küreselleflme mal. ulus-devlet olarak da nitelendirilir. Hava ve deniz yoluyla ulafl›m›n kolaylaflmas›. istemedikleri fikirleri ülke d›fl›nda tutma konusunda. Baz› ulus-devletler küreselleflmeden olumlu etkilenir ve güçlenirlerken di¤erleri zay›flamaktad›r. yüzy›l önce hayal bile edilemeyecek ölçülerde h›zland›rm›flt›r. bilgi ve paran›n dünya üzerinde hareket edebilmesini. genellikle kendilerini bir ulus ile özdefllefltirirler. ulus devletler uluslararas› siyasetin temel aktörü olmaya devam etmektedir. iletiflimin kolaylaflmas› insan. Küreselleflmenin ulus-devletin sonunu getirece¤i iddia edilmiflti. yasal/ak›lc› dedi¤i -bürokrasinin modern hayat›n devam› için ne kadar merkezî oldu¤unu vurgulayan. Küreselleflme olgusu ulus devletleri eflit olmayan biçimlerde etkilemektedir. özel kifli ya da gruplar kendi geleceklerine iliflkin planlar›n› da “siyaset” kelimesini de kullanarak ifade edebilmektedirler. ulus-devletlerin kaynak da¤›tma yoluyla meflruiyet sa¤lama ifllevleri zorlaflm›flt›r. Refah devletlerinde sa¤l›k ve e¤itim harcamalar›n›n önemli bir k›sm› devlet taraf›ndan karfl›lan›r. dinî/geleneksel meflrulaflt›rma biçimleri etkisini yitirmifl ve onun yerine Max Weber’in. Teknolojinin geliflimi küreselleflmenin h›z›n› etkileyen esas dinamik hüviyetindedir. belli bir sosyoekonomik düzeyde yaflamalar›n› da amaçlayan devlet türü. uzun menzilli silahlar›n keflfi. Devlet mekanizmas›na hakim olmak. hiç olmad›klar› kadar güçsüz bir hâldedirler. Ancak ulus-devletin bitti¤ini söylemek ise abart›l› olacakt›r. devletler. hizmet. bu da refah devleti uygulamalar›n› sürdürmeyi zorlaflt›rm›flt›r. Bu nedenle de genellemelerden kaç›nmak gerekir. ulusun egemenli¤inin somut tezahürü olarak görülür. Ancak. Küreselleflme sermayenin de çok kolayl›kla ülkeler aras›nda hareket edebilmesi anlam›na geldi¤inden devletlerin sermayeyi vergilendirme kapasitelerinin düflmesi anlam›na gelmifl. siyaset sadece devlet dedi¤imiz kurumu etkilemeye yönelik olarak yap›lan bir faaliyet de¤ildir. hürriyet ve mülkiyet haklar›n› koruma ile beraber. onun kararlar›n› etkilemeye çal›flmak ya da devlete karfl› koymak siyasal faaliyet ve siyaset yapma sürecinin özü ve temelini oluflturur. Bir örgütlenme biçimi olarak ulus-devletlerin gerçekçi bir alternatifi bulunmamaktad›r. 2002: 9).114 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Ulus-Devlet ve Küreselleflme Modern toplumlarda devlet. farkl› kifli ya da gruplarla ittifaklar ifl birlikleri içine girmek de siyasetin ayr›lmaz bir parças›d›r. Modern devletlerde. hastal›k gibi hâllerde vatandafl› korumaya gayret gösterirler. yüzy›ldan itibaren h›z kazanm›flt›r. Gündelik hayatta. Modern dünya ulus-devletlerden oluflmakta. Ulus-devletlerin vatandafllar›n›n fikirlerini biçimlendirme çabalar› da küreselleflme ile büyük yara alm›flt›r. ‹nternet ve uydu televizyonlar sayesinde. Kendi iyi toplum anlay›fl›n›z› sizden farkl› olan di¤erlerine anlatmak. Refah Devleti: Bireylerin hayat.

‹deolojiler bize anlam sistemleri sa¤larlar. toplumsal yaflamTELEV‹ZYO N da hep var olan suç. S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE ‹deolojiler karmafl›k gerçekli¤i basite indirgeyerek dünyay› anlamam›za yard›mc› olurlar. nas›l iflleyebilece¤ini göstermektir. SIRA S‹ZDE Totalitaryanizm: Farkl›l›k ve ço¤ulculu¤u redderek hakikatin ne oldu¤unu bildi¤ini iddia eden seçkin kadronun tart›fl›lmaz önderli¤inde toplumsal yap›n›n her alan›na SIRA nüfuz S‹ZDE etmeyi amaçlayan siyasi anlay›fl. k›sa basit. do¤ruyu ve gerçe¤i temsil eden bilimsel düflüncenin z›tt›d›r.Siyaset 115 S‹YASAL ‹DEOLOJ‹LER ‹deoloji Kavram› Siyasal ideolojiler. karmafl›k sosyal olgular içinden elemeyi mümkün k›lan yol haritalar› sunarlar. Daha sonralar›.5. bunlar›n nereden kaynakland›klar›n› basitçe ifade ederler. do¤ruyu ve gerçe¤i temsil eden bilimsel düflüncenin z›tt›. ‹deolojiler. Bu. ideolojiyi s›n›f ve sömürü gerçekli¤ini gizlemek için egemenler taraf›ndan oluflturulup sürdürülen düflünceler anlam›nda kullanm›flt›r. ideolojinin asli ifllevlerinden biri so¤ukkanl›. sosyalist ya da muhafazakâr dedi¤imizde o insan›n siyasi duruflu hakk›nda belli ça¤r›fl›mlar uyan›r. objektif analiz ya da aç›klama ve öneriler sunmaktan ziyade. bir “anlam” da yüklemek zorunday›z. Di¤er bir deyiflle ideoloji. ‹deolojiler. Her ne kadar ‹NTERNET bir ideoloji var olan düzeni meflrulaflt›rmaya ve onun kurulabilecek en iyi düzen oldu¤unu iddia etmeye çal›flabilirse de ideolojiler genellikle düzeni elefltirip köklü ya da küçük de¤iflikliklerle daha iyi bir düzen hâline getirmeye/ de¤ifltirmeye yönelik aray›fllar› ifade ederler. insanlar› siyasal eyleme di¤er bir ifadeyle siyasete kat›lmaya ça¤›r›rlar. ‹deoloji. ‹deolojinin ikinci ifllevi insanlara. Nazi Almanya’s› ve Stalin dönemi Rusya’s› D Ü fi Ühayata NEL‹M totaliter ideolojinin geçirilmeye çal›fl›ld›¤› iki çok önemli örnektir. Bugün bilim ile ideoloji aras›nda net bir ayr›m yapmak imkâns›z olarak görülmektedir. sosyalist ve faflist fikir sistemleri. AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET . eflitsizlik. adaletsizlik. bireylerin siyasal dünyay› yorumlama ve aç›klamalar›na yard›m etti¤i gibi daha iyi bir dünyan›n nas›l kurulaca¤›n› göstererek insanlar› siyasal eyleme davet eden bir ölçüde sistematik ve kendi içinde tutarl› düflünceler demetidir. bilimsel olmayan kat› ideoloji olarak görülmüfl ve ideoloji toplumsal hayat›n tüm veçhelerine nüfuz etmeyi amaçlayan totaliter devlet ile özdefllefltirilmifltir. Bize neyin önemli neyin önemsiz olduK ‹ T A P ¤unu ifade ederler. ‹deolojiler. Esasen. 1950’li y›llarda Marksist olmayan Amerikal› sosyal bilimciler de benzeri bir anlay›fltan yana olmufllard›r. S O R U 2009: 172). Bir insana liberal. ideolojik denilerek küçümsenen bak›fl aç›fllar›ndan kendini kurtarabilmenin hiç de kolay olmad›¤›n› da gösteriyor (Hoffman ve Graham. leri düflünüldü¤ü gibi. ideoloji yanl›. bilimsel olmayand›r. Yapt›¤›m›z ifllere. çarp›k. Bilim ile ideolojinin birbirinden nas›l ayr›laca¤› konusu uzun y›llar tart›fl›lm›flt›r. kat› bir ayr›m yapman›n imkâns›z oldu¤u görüflü hakim olmaya bafllam›flt›r. SIRA S‹ZDEdaha öncehalen de tart›fl›lmaktad›r. yani D ‹basitçe K K A T bilimsel olmayan de¤ildir. Karl Marx. Bilimi ideolojiden ay›rmam›za yard›m edebilecek mükemmel ölDÜfiÜNEL‹M çütlere sahip de¤iliz. anlafl›l›r bir biçimde s›radan insanlar›n duygular›na hitap etmektir. ‹deoloji kelimesi ilk kez Frans›z Destutt de Tracy (1754-1836) taraf›ndan “düflünceleri inceleyen bilim” anlam›nda kullan›lm›flt›r. anlaml› yaflam›n mümkün oldu¤u “iyi toplum”un nas›l bir toplum olaca¤›. bilim ile ideoloji aras›nda. çarp›t›lm›fl düflünceleri ifade etmek için kullan›l›r olmufltur. üst düzey siyasal aktörlerin s›radan insanlar› siyasete çekebilmelerini kolaylaflt›r›rlar. Ünite . hayat›m›za. Gelinen noktada. ‹nsanlar sadece maddi gereksinimleri taraf›ndan yönlendirilen varl›kAMAÇLARIMIZ lar de¤illerdir. Ancak bu sefer. yoksulluk gibi olgular›n sebeplerinin neler oldu¤unu.

bunun d›fl›nda bireylere herhangi bir doktrin afl›lamaya çal›flmayacakt›r. Bu özgürlük anlay›fl›na “negatif özgürlük” de denilir. insan› öne ç›karan. bir kiflinin özgürlüklerinin s›n›r›n›n di¤erinin özgürlükleri oldu¤u bir toplumdur. Bir ideoloji olarak liberalizm. bireyi di¤er bireylere karfl› koruyan devletin kendisinin de özgürlüklere bir tehdit oluflturabilece¤inin fark›ndad›r. Bir birey ya da kurum. TELEV‹ZYON ‹NTERNET Gerekli fieytan: Hiç arzulanmayan ama kaç›n›lmaz olarak katlan›lan kifliler ya da kurumlar için ‹ngilizce ‘de kullan›lan bir deyimdir . her bireyin kendi hayat anlay›fl›n› özgürce seçebildi¤i. Ancak liberalizm devletsiz bir toplum düflünmez. Liberalizm. Esasen bu özellik. ortak iyi ad›na hareket etti¤ini iddia eden kamusal otoritelerin gerçekte belli özel ç›karlar› ortak iyi maskesi alt›nda savunduklar›n› düflünür ve devlet müdahalecili¤inin en aza indirilmesi gerekti¤ini ifade eder. Devlet. Liberal ideolojinin öne ç›kard›¤› temel de¤er birey ve bireyin özgürlü¤üdür (Yayla. renk. dil. hayat. Arz ve talebe göre belirlenen fiyatlar. “güçlü” ve fakat “s›n›rl›” bir devletten yanad›r. Devlet. ›rk. Özgürlük. din. Liberalizme göre. toplumu di¤er devletlere karfl› korudu¤u gibi. 1993: 137). birey özgürlü¤üne en büyük tehdit devletten gelir. Bunun ötesinde bireyleri ortak amaçlar do¤rultusunda yönlendirmeye ya da flekillendirmeye yönelik politikalardan kaç›n›lmas› gerekti¤ini savunur. her bir bireye en çok negatif özgürlük alan› tan›yan bir toplumsal/siyasal örgütlenmenin kurulmas›d›r. Bu ilkeye zarar ilkesi de denilir. farkl› liberalizmlerin ortaya ç›k›fl›nda etkili olan en önemli faktörlerden biridir. LiAncak liberal ideoloji beral gelenek içinde ak›lc›l›¤› ve ilerlemeyi öne ç›karan çizgi ile akl›n önemiyle birlikte ilerleme düflüncesini de sorgulayan çizgi aras›nda bir mücadele vard›r. Liberaller için devlet “gerekli fleytan”d›r. Ayr›ca devlet. Bir bireyin di¤eri üzerinde bask› yapmas›n› (zor kullanmas›n›) önlemek için devlete ihtiyaç vard›r. bir di¤er bireyi herhangi bir biçimde düflünmeye ya da davranmaya zorlayamaz. ülke içinde sözleflmelerin yerine getirilmesini de garanti alt›na al›r. hürriyet ve mülkiyeti koruyacak bütün bireylerin birbirlerine zarar vermeden dilediklerince yaflamalar›n mümkün k›lan genel hukuk kurallar›n› herkese eflit flekilde uygulayacak. Liberaller. hiç kimsenin tekelinde olmayan bilgileri uzun dönemde herkesin yarar›na olacak flekilde toplumun menfaatleri için kullan›lmas›n› Liberalizm TELEV‹ZYON . Liberalizmin ortak iyisi. hayat. bireylerin sahip olduklar› mallar ve sunabildikleri hizmetlerin karfl›l›kl› ç›kar temelinde de¤ifltirilmesine dayal› piyasa ekonomisinden yanad›r.D‹KKAT D‹KKAT SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar AMAÇLARIMIZ 116 AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P Siyasal ideolojiler daha detayl› bilgi için Andrew Heywood’un Siyasal ‹deolojiK ‹ T Ahakk›nda P ler. Liberaller özgürlü¤ü bireyin herhangi bir s›n›rlamaya tabi olmadan ve di¤er bireylerin özgürlü¤üne zarar vermeden istedi¤i flekilde hareket edebilmesi olarak tan›mlar. Ancak liberaller. ‹NTE R N E T bünyesinde güçlü bir ayd›nlanma elefltirisi de bar›nd›r›r. ortak iyi ya da kamu ç›kar› kavram›n›n kapsam›n› olabildi¤ince daraltmaktan yanad›r. Liberal toplum. ‹nsanlar s›rf insan olmalar› dolay›s›yla baflka hiç bir flarta gerek kalmadan. ak›l ve bilim yoluyla insan›n do¤a ve kendi hayat› üzerinde kontrol kurabilece¤ini ve insanl›¤›n sürekli daha iyiye do¤ru ilerledi¤i varsay›mlar›na dayal› “ayd›nlanma” gelene¤inin bir parças›d›r. hürriyet ve mülkiyet haklar›n› koruyacakt›r. Bireyler kendileri için neyin iyi oldu¤unu bilme ve seçme potansiyeline sahiptir. (Anahtar Yay›nlar›. soy gibi farkl›l›klar› bir kenara b›rakarak belli haklara sahip olmal›d›r. baflkas›na zarar vermedikçe diledi¤ini yapabilmektir. Liberaller. 2007) kitab›n› okuyabilirsiniz. Bu nedenle.

Siyasal kat›l›m ya da daha fazla demokrasi her zaman en iyi sonuçlar› do¤urmaz. Siyasal süreç kaynak da¤›l›m›na müdahaleden olabildi¤ince kaç›nmal›d›r. Ünite . Liberalizmin refah devleti karfl›tl›¤›n›n arka plan›nda yatan gerekçelerden biri de budur. Zira hayat. farkl› bireyleri ortak payda da eflitlemeye çal›flman›n hem mümkün olmad›¤›n› hem de baz› bireylerin özgürlüklerini zedeledi¤ine inan›r. Di¤er bir deyiflle iktisadi hayat›n devlet kontrolü alt›na girmesi ya da devletin a¤›rl›¤›n›n artmas› temel hak ve hürriyetlerin korunmas›n› da zorlaflt›r›r. yöneticileri kans›z bir biçimde iflbafl›ndan uzaklaflt›rmaya yarayan vazgeçilemez bir araçt›r (Popper. Bir di¤er elefltiri. onun be¤enilmedi¤ini gösterir ve üreticileri daha iyi mal üretmeye ya da piyasadan tamamen çekilmeye zorlar. Liberalizm her bir bireyin farkl› oldu¤unu. Demokrasinin alternatifi yoktur. Demokrasi. liberaller aç›s›ndan temel de¤er olan hayat. .Siyaset 117 sa¤lar. özgürlük idealinin de piyasalara asgari müdahaleyi gerektirdi¤ini düflünmeleriyle ba¤lant›l›d›r. ço¤unlu¤un tiranl›¤› da denilen. bireylerin pozitif özgürlüklerini art›rmaya yönelik önlemlerin. demokratik ço¤unluk iktisadi süreçlere müdahale edilmesini de arzu eder. Bir mal ve hizmetin fiyat›n›n düflük olmas›. Demokrasi. Liberaller insana verilen de¤er. piyasan›n alternatifinin olmad›¤›na inanmalar› kadar. Liberaller. Keza. Bu da piyasada oluflmufl bulunan dengeyi bozma potansiyeline sahiptir. siyasal karar alma mekanizmalar›nda ço¤unlu¤un ya da ço¤unlu¤un temsilcilerinin olabildi¤ince yer almas› gerekti¤ini savunur. Tüm bu elefltirilere ra¤men liberaller demokrasiden vazgeçmez. di¤er bireylerin negatif özgürlüklerini zedeleyebilece¤ini iddia eder. hürriyet ve mülkiyet haklar›n› koruyan bir diktatörün var olabilece¤ine inanmak hayat›n ola¤an ak›fl›na ayk›r›d›r. liberallerin bireyin arzu ettiklerini gerçeklefltirebilme potansiyeline -literatürde buna pozitif özgürlük de denilir. Liberalizme yönelik elefltirilerin bafl›nda. Liberaller aç›s›ndan demokrasi. özgürlüklerine yönelik bir tehdit hâlinde devlete karfl› güçlü bir biçimde hareket edemez.5. Belli bir doygunluk noktas›nda fiyatlar yeniden düfler ve böylece ihtiyaçlar merkezî planlaman›n beceremeyece¤i bir biçimde karfl›lanm›fl olur. 1945: 123). birey özgürlüklerine tehdit oluflturma potansiyeline sahiptirler. Piyasa ekonomisi sa¤lad›¤› sinyallerle. Liberalizm kaynak da¤›l›m›n›n piyasa taraf›ndan gerçeklefltirilmesini savunur. Bir ideolojinin de¤erinin onun nerede ç›kt›¤›ndan ba¤›ms›z olarak de¤erlendirilmelidir fleklinde bir baflka cevap da verilir. iktidarlar›n keyfiliklerinin s›n›rland›r›lmas› gibi iki temel liberal de¤erin sadece bat› kültürüne özgü olmay›p baflka kültürlerde de bulunabildi¤ini belirtir. Yüksek fiyatlar ise.sahip olup olmad›¤› sorusuna dikkat etmedikleri gelir. talebin çoklu¤unu gösterir ve yeni oyuncular›n ayn› mal ve hizmeti üretmelerini teflvik eder. Liberallerin piyasa savunusu. Gündelik hayatlar›n› sürdürmek için flu ya da bu flekilde devlete ba¤›ml› olan insanlar. hürriyet ve mülkiyet haklar›n› tehlikeye düflürebilir ancak faydas› potansiyel zararlar›ndan daha fazlad›r. liberalizm ve liberal de¤erlerin evrensel olmay›p Bat› kültürünün bir ürünü oldu¤u bu nedenle de Bat› d›fl› kültürler için fazlaca bir anlam ifade etmedi¤idir. liberalizm ya da di¤er ideolojiler gibi kapsaml› bir insan ve toplum anlay›fl›na sahip de¤ildir. Liberalizm ile demokrasi birbirinden farkl›d›r. birbirinden habersiz milyonlarca farkl› bireyin arzu ve taleplerini birbiriyle buluflturan bir araç olarak görülür. Demokratik ço¤unluklar. Demokrasi. Bireylerin hiçbir demokratik ço¤unlu¤un dokunmamas› gereken hak ve hürriyetleri vard›r.

Bu isimler. Di¤er taraftan. Kendilerine sosyalist ad›n› veren bu ülkelerde altyap› yat›r›mlar› gerçeklefltirildi. Tarih boyunca sosyo-ekonomik eflitsizliklerin elefltirisi hep var olmufltur. Sosyalist düflünce. reel sosyalist rejimlerde insan hak ve hürriyetleri büyük ölçüde ihlal edildi.2 Karl Marx (18181883) . Sosyalist rejimler iktisadi kalk›nma sürecinin k›smen kolay ilk aflamalar›nda gösterdikleri baflar›lar› tüketim mallar› üretiminde gösteremediler. Rus Marksisti Vladimir ‹lyiç Lenin (1870-1924) sosyalist devrimin geliflmifl kapitalist ülkelerde gerçekleflece¤ini ileri süren Marx’›n teorilerini gelifltirerek devrimin emperyalizmin en zay›f halkas›nda gerçekleflebilece¤ini savundu. eflitsizliklerin olmad›¤› bir toplum hayalini kuran ütopyac› sosyalistler vard›. hem özgürlük hem de eflitli¤in sa¤land›¤› bir düzenin mümkün ve kurulabilir oldu¤unu belirtmifllerdir. Di¤er büyük ülke Çin ise sosyalizm söylemini koruyarak h›zla kapitalist bir sisteme do¤ru evrilmeye devam etti. belli bir iktisadi geliflme sa¤land›. Kendi yaklafl›m›n› bilimsel. komünist parti mensuplar›n›n ayr›cal›kl› bir s›n›f oluflturdu¤u di¤erlerininse yoksullukta eflitlendi¤i yeni bask›c› rejimlerin koruyucusu hüviyetine büründüler. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birli¤i (SSCB) 1991 y›l›nda da¤›ld›. topluluk ve kolektif mülkiyet gibi de¤erleri öne ç›karan bir ideolojidir (Heywood 1998: 105-116). eflitsizliklerin kaynaklar› konusunda kapsaml› bir aç›klama getirmedikleri gibi bu ideal toplumun nas›l kurulabilece¤i konusunda da gerçekçi öneriler getir(e)mediler. Böylece insanl›k tarihinin en büyük sosyal mühendislik tecrübesi bafllam›fl oldu. etkileyici bir kapitalizm elefltirisiyle birlikte sosyalizmin kapitalizmin krizlerinin kaç›n›lmaz bir neticesi olarak kurulabilece¤ini ileri sürdü. okuryazarl›k ile kad›n/erkek eflitli¤i gibi konular olumlu geliflmeler gözlendi. Resim 5. kardefllik. gerçeklefltirilemeyece¤ine de inanan liberallerden farkl› olarak sosyalistler. paylaflma. T›pk› liberalizm gibi sosyalizm de ayd›nlanma düflüncesinin bir ürünüdür.118 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Sosyalizm Sosyalizm sosyo-ekonomik eflitlik. ‹nsan›n hem do¤aya hem de sosyal dünyaya hakim olabilece¤ine inan›r. Di¤er yandan. Bundan sonra da baflta Do¤u Avrupa ülkeleri ve Çin olmak üzere dünyan›n birçok yöresinde sosyalizmi amaçlayan yeni rejimler kuruldu. Marx’tan önce kaynaklar›n eflit bir biçimde da¤›ld›¤›. Rusya’da 1917 Ekim Devrimi ile iktidar› ele alan Lenin ve arkadafllar› sosyalist toplumu infla etmeye soyundu. toplumu de¤ifltirmeye yönelik kapsaml› bir ideoloji olarak sosyalizmin ortaya ç›k›fl› Avrupa’da Endüstri Devrimi’nin yaratt›¤› iflçi s›n›f›n›n do¤uflu ile paralel seyretmifltir. Sosyo-ekonomik eflitli¤in özlenilir olmad›¤› gibi. Bu anlamda sosyalist düflüncenin kökleri çok gerilere götürülebilir. di¤erlerininkiniyse ütopik ya da ideolojik olarak nitelendiren Marx. Karl Marx (1818-1883) sosyalizmin tarihinde bir dönüm noktas›d›r. ‹flçi s›n›f›n›n tamam›n› temsil etme iddias›yla devleti s›n›rland›ran mekanizmalar› reddeden sosyalist devletler. bireylerin tek bafllar›na yaflayamayacaklar›n› belirterek beraberce üretmenin ve paylaflman›n önemli oldu¤unu vurgular.

kapitalizmin elefltirdikleri yönlerini de törpülemeye çal›fl›yorlar. Muhafazakârlar. Kapitalist sisteme radikal bir meydan okuma olup olmad›¤› çok flüpheli bu tutum ve davran›fl›n ne ölçüde sosyalist olarak nitelendirilebilece¤i tart›fl›labilir. Muhafazakârl›k olsa olsa çok temel bir iki de¤er/ilke d›fl›nda olmazsa olmazlar› olmayan bir pozisyon al›flt›r. 2004: 5-6). Frans›z Devrimi ve onun arka plan›ndaki Ayd›nlanma felsefesinin sorgulanmas› Avrupa’da muhafazakârl›¤›n ortaya ç›k›fl›n› tetikleyen temel siyasal olgudur (Özipek. hiçbir zaman kapitalist sistemin sahip oldu¤u verimlilik. bilindik sosyal demokrat siyasal çizginin devam› oldu¤unu söylüyor. toplumsal de¤iflimin h›zland›r›labilece¤i düflüncesini sorgular. Sosyalistler. kapitalist sistemi bütünüyle reddetmeden daha fazla sosyo-ekonomik eflitli¤i sa¤lamaya yönelik önerilerle geliyor. Di¤er bir kesim ise. esneklik ya da ürün çeflitlili¤ini sa¤layamayaca¤›n› iddia eden liberal tezleri ciddiye alan baz› sosyalistler piyasa sosyalizmi kavram›n› tart›flmaya bafllad›. dolay›s›yla toplum da hiçbir zaman mükemmel ya da kusursuz olmayacakt›r. Sosyalist olman›n ne anlama geldi¤inin yeniden tan›mland›¤› bir dönemde oldu¤umuz söylenebilir. Tart›flmalar daha uzunca bir süre devam edece¤e benziyor. somut durumun gereklerine göre tutum ve davran›fllar› ayarlamak politikalar› belirlemek gerekir. Soyut prensiplerden ziyade. Frans›z Devrimini önceleyen toplumun soyut ilkeler ve ak›l yoluyla flekillendirebilece¤i. Muhafazakârl›k tam da soyut prensipler ›fl›¤›nda toplumu de¤ifltirmeyi amaçlayan bu tür projelere karfl› oldu¤u için kendisinin bir ideoloji olmad›¤› iddias›n› dile getirir. özellikle erken dönem sosyalistlerinin küçümsedi¤i temel hak ve hürriyetlerin sosyalist devlete karfl› da korunmas› gerekti¤i fikrini reddetmeyecek bir sosyalizm aray›fl› içine girdi (‹nsel. 1957: 455-6). “bürokratik” muhafazakârl›ktan bahsedilebilir. insan akl›n›n gücü abart›lmamal›d›r. ‹nsan asla mükemmel olamayacak kusurlu bir yarat›kt›r. seçmen düzeyinde anlaml› bir baflar›ya ulaflamad›. Muhafazakârlara göre. çevreci. Birçok sosyalist bunun sosyalizm de¤il.5.Siyaset 119 Reel sosyalizmin çöküflü sosyalizm ideolojisinde de büyük bir aray›fl sürecini tetikledi. Ünite . Bu görüflü savunanlar. 2010). Muhafazakâr felsefe. Muhafazakârl›k Muhafazakârl›k tan›mlanmas› en zor olan ideolojilerdendir. eski s›n›f siyasetini sorguluyor. . refah devletini koruma ve güçlendirmeyle beraber. kendi yaklafl›mlar›n› genellikle bir ideoloji olarak görmez. sosyalizm ve milliyetçilik gibi ideolojiler. Bir k›s›m sosyalistler. Merkezî planlamaya dayal› bir iktisadi sistemin belli bafll› temel ihtiyaç maddelerini ancak k›smen üretebilece¤i. sosyalizmin Marx taraf›ndan ifade edilen teorisinde bir sorun olmad›¤›n› meselenin uygulamadan ve Marx’›n yanl›fl anlafl›lmas›ndankaynakland›¤›n› ifade etti. ak›l yoluyla akl›n çizdi¤i plana göre toplumu de¤ifltirmeye yönelen toplumsal mühendislik projeleridir. Günümüzde kendilerini sosyalist olarak nitelendirenlerin önemli bir ço¤unlu¤u. Var olan durumu koruma e¤ilimi olarak muhafazakârl›k -Samuel Huntington buna “durumsal muhafazakârl›k” der. Onlara göre liberalizm.insan do¤as›n›n temel özelliklerinden biri oldu¤u gibi hemen her ideolojide bulunan bir özelliktir (Huntington. Di¤er taraftan liberalizm ya da sosyalizm kadar net olmasa da kapsaml› bir insan ve toplum anlay›fl›na dayal› bir doktriner diyebilece¤imiz bir muhafazakârl›k da söz konusudur. Muhafazakârl›¤›n babas› say›lan Edmund Burke. Bu anlamda “sosyalist” muhafazakârl›ktan. etnik ve cinsiyet temelli siyasi hareketlere yönelik daha hassas tutum ve davran›fllar. tezlerini Frans›z Devriminin elefltirisi üzerinden aç›klamaya çal›flm›flt›r. daha uluslararas› bir yönelim sergiliyor.

‹NTERNET H›zl› toplumsal de¤iflme ve h›zl› siyasal de¤iflmenin bir örne¤i olarak “devrim” muhafazakârlar›n hep elefltirdikleri bir olgudur. yerellik önemlidir. (‹stanbul: Timafl Yay›nlar› 2011) çal›flmas›na bakabilirsiniz. Muhafazakâr felsefe din. Ne flekilde olursa olsun do¤ruyu yanl›fltan ay›rmam›z› kolaylaflt›ran bir otorite flartt›r. bu da genel olarak muhafazakârl›k üzerine konuflmay› güçlefltirmektedir. Bu kurumlar.D‹KKAT D‹KKAT SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar AMAÇLARIMIZ 120 AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P Muhafazakârl›¤›n K ‹ T bir A P ideoloji olarak nas›l ortaya ç›kt›¤›n› ve ne oldu¤unu kapsaml› bir biçimde ele alan Bekir Berat Özipek’in Muhafazakârl›k: Ak›l. Ancak yine de bu ilkeye liberaller gibi yaklaflt›klar›n› söylemek zordur. ‹nsan akl›na duyulan güvensizlik muhafazakârl›¤›n temel köfle tafllar›ndan birisidir. TELEV‹ZYON T E L E VResim ‹ Z Y O N 5. Siyaset. muhafazakârlar için çok önemlidir zira yüzy›llar›n tecrübesi içinden süzülüp gelmifltir. Birçok muhafazakâr kanun önünde eflitlik ilkesini kabul eder. Muhafazakârlar. Bunlar›n yeni kuflaklara ö¤retilmesi ve uymayanlar›n uyar›lmas› gerekir. Bu otorite her fleyden önce ailedir. önce aile içinde do¤ruyu. Sosyal dünya karmafl›kt›r. do¤alar› itibar›yla yanl›fl yapmaya meyyal bireyleri kontrol alt›nda tutmaya yard›m edebilecek kurumlard›r. Bu felsefenin arka plan›nda insanlar›n eflit yarat›lmad›¤› ve buna uygun olarak da eflit muameleye tabii tutulmas›n› savunan hiyerarflik toplum anlay›fl› yatar. Herkesin haklar› ve sorumluluklar› vard›r. onun kaç›n›lmaz oldu¤una inan›r. Önemli olan de¤iflimin h›z›d›r. insan›n kendi hâline b›rak›l›rsa en iyiyi seçece¤i görüflü de sorgulan›r. ahlak. Gelene¤i koruyarak de¤iflmek temel muhafazakâr slogand›r. Gelenek. geleneksel de¤erleri koruma hedefi u¤runda de¤iflimi durdurmay› denemeyi düflünmez. madem de¤iflim kaç›n›lmazd›r bu tedrici/›l›ml›/yavafl bir toplumsal de¤iflim olmal›d›r.3 ‹NTERNET . yanl›fl› ve sayg›. aile ve baz› durumlarda devlet gibi kurumlar›n sosyalleflme süreciyle sosyal düzenin sürdürülmesinde aktif rol almalar›n› ister. rahats›zl›k duymaz. ‹nsan ahlaken bozulmaya meyyal bir yarat›kt›r. Dolay›s›yla. “Korumak için de¤iflmek” ya da de¤iflime katlanmak birçok muhafazakâr›n benimsedi¤i bir slogand›r. Muhafazakârlar. Devlet tarafs›z olamaz. Muhafazakârlara göre toplumu akl›n buldu¤u ilkelere göre yeniden flekillendirme giriflimi. bir toplum için geçerli olan fley di¤eri için geçerli olmayabilir. o tecrübenin kaybolmamas› ve yeni kuflaklara aktar›lmas›na yard›mc› olmaktad›r. gideni yeniden geri getirmeyi. eskiyi geri getirmeyi amaçlayan reaksiyoner veya gerici gelenekten de ço¤u zaman ayr›l›r. büyük bir baflar›s›zl›kla sonuçlanmaya mahkûmdur. Keza muhafazakârlar her zaman her yerde uygulanabilecek olan kurallar›n var oldu¤u düflüncesini -evrenselcili¤i. Bu nedenle muhafazakârl›k her toplumda çok farkl› biçimler alabilmekte.sorgular. Çocuk. Din kurumu da ayn› ifllevi yetiflkin hayat›nda yerine getirir. Toplum. statülerden. Gelene¤e sayg›. Muhafazakâr felsefe. var olan geleneksel hiyerarflilerden. Tedrici dönüflümlere karfl› ç›k›lmamal›d›r aksi takdirde çok daha radikal ve h›zl› dönüflümün önüne geçilememifl olur. sevgi kendini kontrol etme gibi de¤erleri ö¤renir.

her milletin kendi devletine sahip olmas› gerekti¤ini ifade eder. soy. Ancak muhafazakârlar›n önemli bir ço¤unlu¤u milliyetçili¤in de ak›lc›l›¤a dayanan sosyal mühendislik arzusundan fazlaca etkilenebilece¤inden de korkarak milliyetçilik ile araya belli bir mesafeyi koymay› arzularlar. toplum dün yaflam›fl olan bugün yaflayan ve yar›n da yaflayacak olan kuflaklar aras›ndaki bir ba¤d›r ve tamamen ak›lc› ve sözleflmeci teoriler temelinde aç›klanamaz.SIRA E¤er insanlar. devletlerin s›n›rlar› içinde K ‹ T A P mümkün oldu¤unca tek bir millet yaflamal›d›r. millet olma ölN T E R N E T hayata geçütlerinin ne oldu¤u ile milletlerin kendi kaderlerini tayin etme‹ hakk›n›n çirilmesi konusunda milliyetçilik net ve tutarl› aç›klamalar getirmekten uzakt›r. Milliyetçilik de ayn› flekilde. her flu ya da S O ideoloji R U bu flekilde milliyetçilik ideolojisi ile yak›nlaflmak/hesaplaflmak durumunda kalm›flt›r.5. Bu noktada muhafazakârl›k milliyetçilik ile benzer bir pozisyondad›r. sosyal harcamalar› art›rmal›d›r. Muhafazakâr felsefe için özel mülkiyet kutsal de¤ildir fakat çok önemlidir. “Liberal-Muhafazakârl›k” tutars›z bir ideolojik bileflim midir? SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE D Ü fi Ü N Ebir L ‹ M insan. kültür. Ancak bu. sosyalizm ya da muhafazakârl›k gibi kapsaml› lum ve siyaset anlay›fl›na dayal› temel ideolojilerden biri de¤ildir. Milliyetçi ideolojiye göre. ‹nsan›n geçmifli ve gelece¤i olan kurallar› bulunan bir toplulu¤a ait olma ihtiyac› vard›r. liberalizm. yoksullar› korumal›. Bir ideoloji olarak milliyetçilik teorik tutarl›l›k aç›s›ndan en sorunlu olan ideolojilerden biridir. gelenek ve birlikte yaflama iradesinin varl›¤›-yoklu¤u aç›s›ndan farkl› gören kimselerin oluflturdu¤u S‹ZDE bir bütün olarak görülebilir. Mülkiyet kiflinin kendisi ve ailesi için küçük ve özel bir dünya yaratmas›n› kolaylaflt›r›r. Toplum yaflayan bir organizmad›r. Üst s›n›flar›n da -haklar› kadar. flu ya da bu flekilde. Devlet. topMilliyetçilik. siyasi otorite ve devleti çok önemser. bir milletin parças› olduklar›n› iddia ediyorlarsa bu iddia hayata geçirilebiliyorsa orada bir milletin var oldu¤unu düflünmek yanl›fl olmaz. çok farkl› ideolojilerle yan yana gelebilmifltir. güvenlik hissi verir. farkl› gruplar birbirlerine ihtiyaç duyarlar. D‹KKAT Millet ya da ulus. Dünyan›n millî devletler taraf›ndan paylafl›ld›¤› düflünüldü¤ünde bir milletin kendi ka- Milliyetçilik 2 DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET . Liberallerden farkl› olarak muhafazakârlar. AMAÇLARIMIZ ‹deoloji olarak milliyetçilik. Devlet ço¤u zaman mistik anlamlar da yüklenen bir mekanizmad›r. Devletin iktisadi hayata müdahalesi söz konusu oldu¤unda liberallere göre çok daha devletçi bir çizgiden yanad›r. devletin iktisadi hayat› kontrol etmesini talep etme aflamas›na kadar gelmez. hakim milleti temsil eden bir kurum olarak millî kimlik ile örtüflmelidir (Gellner 1991: 382). bunlar› liberaller gibi gerekli fleytan olarak görmez ancak bu devlete mutlak güven anlam›na da gelmez.sorumluluklar› vard›r. Keza. Milli-devletlerin hakim siyasi örgütlenme biçimi hâline dönüflmeleriyle beraber. herkesin bu organizma içinde belli bir yeri ile birlikte görev ve sorumluluklar› da vard›r. cinsiyet. Devlet. kendisini di¤er milletlerden dil. Özel mülkiyet savunusu muhafazakârlarla liberalleri birbirine yaklaflt›ran bir ortak noktad›r. keyfî siyasi müdahaleler söz konusu oldu¤unda s›¤›n›lacak bir kale görevi görebilir. sosyo-ekonomik köken gibi hayati farkl›l›klar› bir kenara iterek sadece bir hayal edilen bir cemaat olarak millete ait olanlar ile o milletin d›fl›nda kalanlar ayr›m›na indirgeme e¤ilimi içindedir.Siyaset 121 Muhafazakârlar›n toplum anlay›fl› bir süreklilik içerir. statü. yoksa zengin yoksul uçurumu sistemin tamam›n› tehdit edebilir. Millete ba¤l›l›¤›n di¤er tüm ba¤l›l›klar›n üzerinde olmas› gerekti¤i de milliyetçiler taraf›ndan savunulur. Ünite . ‹nTELEV‹ZYON sanlar aras›ndaki din. Milliyetçilik bir bilinç meselesidir.

Bu anlamda milliyetçilik. otoriter ve genifllemeci bir e¤ilim içine de kolayl›kla girebilmifltir. Di¤er taraftan milliyetçilik. Milliyetçili¤in millî ç›karlar›n di¤er bütün de¤erlerin üstünde tutulmas› talebi. dini. Milliyetçilik Frans›z Devrimi’nden sonra yay›lmaya bafllam›flt›r. Biz farkl›y›z noktas›ndan biz üstünüz noktas›na geçifl zor de¤ilSIRA S‹ZDE dir. Milliyetçili¤in do¤as› gere¤i yapmak zorunda oldu¤u farkl›laflt›rma D‹KKAT d›fllamaya dönüflebilmektedir. rengi. rahatl›kla d›fllay›c›. MilliyetçilikKve kuramlar›na iliflkin elefltirel bir de¤erlendirme için Umut Öz‹ milliyetçilik T A P k›r›ml›’n›n Milliyetçilik Kuramlar›: Elefltirel Bir Bak›fl (Ankara: Do¤u-Bat› Yay›nlar›. dili. Mutlakiyetçi imparatorluklara karfl› meydan okuyan yeni siyasi güçler. Bizden olanlar ve olmayanlar ayr›m› bask›c› politikalara temel oluflturabilmekte.122 Resim 5. egemenli¤in krala ya da hanedana de¤il soyut bir kavram olarak millete ait olmas› gerekti¤ini ifade etmifllerdir. siyasi inançlar› ne olursa olsun insan›n hiç bir biçimde ihlal edilemeyecek teSIRA S‹ZDE mel hak ve hürriyetlere lay›k bir varl›k oldu¤u düflüncesinin sorgulanmas›n› kolaylaflt›rmaktaDÜfiÜNEL‹M d›r. Erken dönem Avrupa milliyetçili¤i ile liberal talepler aras›nda önemli bir yak›nlaflma ve benzerlik vard›r. 2008) kitab›na bakabilirsiniz. anayasal idare ve insan hak ve hürriyetlerinin tan›nmas› talebini de içermekteydi. Yurtseverlik. insanlardan ziyade co¤rafyay› öne ç›karan yurtseverli¤in ›rkç›l›¤a meyletme potansiyeli yüksek milliyetçilikten daha liberal bir anlay›fl› temsil etti¤ini söyleyenler de vard›r. ülke içindeki -sosyolojik anlamda. Yurtseverlik ile milliyetçili¤in ayn› fley oldu¤unu düflünenler yan›nda. Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Resim 5.4 Ressam Eugéne Delacroix’un Frans›z Devrimi’ni temsil eden ya¤l› boya tablosu (1830). bir kiflinin ülke ya da yurduna duydu¤u sevgi ya da ba¤l›l›k anlam›na gelir. uluslararas› siyaset arenas›nda yay›lmac› AMAÇLARIMIZ e¤ilimleri güçlendirmektedir. TELEV‹ZYON K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET ‹NTERNET .5 SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ derini tayin hakk› di¤er millî devletin toprak kayb› anlam›na gelmektedir. Bu nedenle birçok yorumcu buna liberal milliyetçilik der.hakim millete ait olmayanlara yönelik bask›c› politikalara yönelimi kolaylaflt›rabilmektedir. Ayn› flekilde sömürge yönetimlerine karfl› ayaklanan millî ba¤›ms›zl›¤› savunan hareketler de liberal ideallerden esinlenmifllerdi. Milliyetçi ideoloji. Bu da çat›flmalar› beslemektedir. bizden olmayanlar›n hayat hakk›n›n olmad›¤› noktas›S O R U na kadar gidilebilmektedir. Millî devlet içinde sosyolojik anlamda az›nl›klara bask› fleklinde tezahür edebilen bu e¤ilim.

2000) kitab›na bakabilirsiniz. birçok kifli taAMAÇLARIMIZ raf›ndan kapitalizmin daha yumuflak bir biçimde sunulmas› olarak alg›land›. sosyalizm. Sosyal demokratlar. SIRA S‹ZDE 1970’lerin iktisadi krizinin etkisiyle devletin iktisadi alandan geri çekilmesini. sosyal demokrat ideolojiyi yeniden canland›rma çabalar›n›n en önemli örne¤i oldu (Giddens. Her iki parti de iktidar olduklar›nda yüksek vergilendirme yoluyla toplumsal eflitsizlikleri gidermeye çal›flt›. Sosyalist sisS O R U temlerin çöküflü ve sermayenin dolafl›m› önündeki engellerin azalt›lmas›. iflçi s›n›f›n›n oy hakk›n›n genifllemesine paralel olarak en az›ndan Avrupa’da iflçi s›n›f›n›n parlâmenter yollarla iktidara gelebilece¤i. baflta ‹ngiltere ve ABD olmak üzere birçok ülkede uygulanmaya baflland›. sosyalizmi amaçlad›¤›n› belirtiyordu. sosyalizmin bu flekilde kurulabilece¤ini savundu.Siyaset 123 Sosyal Demokrasi Sosyal demokrasi. sosyal devlete fazlaca itiraz etmedi. Petrol kriziyle birlikte Avrupa’n›n belli bafll› ülkelerinde refah devleti uygulamalar› ve ekonomiyi uyarmak için kamu harcamalar›n›n art›r›lmas›n› savunan Keynezyen iktisat sorgulanmaya baflland›. ‹ngiliz ‹flçi Partisi. Anthony Giddens taraf›ndan gelifltirilen “üçüncü yol” siyaseti hakk›nda daha K ‹ T A P detayl› bilgi için kuramc›n›n Üçüncü Yol: Sosyal Demokrasinin Yeniden Dirilifli (Birey Yay›nc›l›k. devletin aktif olarak üretim faaliyeti içinde yer almas›n› savundu. Ancak seçim baflar›lar›na ra¤men “üçüncü yol” siyaseti. ekonomilerin d›fla aç›lmas›n› ve sermayenin serbestçe dolafl›m›n› sa¤lamay› hedefDÜfiÜNEL‹M leyen neo-liberal iktisadi politikalar yeniden gündeme geldi. geliflmifl kapitalist ülkelerde 19. Ortodoks Marksistler Eduard Bernstein (1850-1932) ve Karl Kautsky (1854-1938) gibi ilk sosyal demokratlar› revizyonist olmakla elefltirdi. keza. Sosyal demokrasinin kayna¤›nda sosyalizme bar›flç› parlâmenter yollardan geçme fikri yatar. Sosyalizm ile kapitalizmin en iyi yönlerini verimlilik sayesinde artan üretim ve artan zenginli¤in piyasa mekanizmas› taraf›ndan de¤il adil bir biçimde paylafl›lmas›. Dünyan›n en eski partilerinden Alman Sosyal Demokrat Partisi kendisini sosyalist bir parti olarak nitelendiriyor.5. Bu. içeri¤i bulan›k b›rak›lm›fl bir sosyalizm hedefinden vazgeçmemiflti. Ünite . Sosyal demokrasi alt›n ça¤›n› savafl sonras› iktisadi genifllemesine tekabül eden 1950-1973 y›llar› aras›nda yaflad›. Karma ekonomi söylemlerine ra¤men. liberalizm. orta s›n›flara da güvence sa¤layan refah devleti kavram›n› gelifltirdi. devletlerin sermayeyi vergilendirme kapasitelerini de oldukça azaltt›.birlefltirme iddias› dile getirildi. TELEV‹ZYON SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET ‹NTERNET . Bu politikalar. Anthony Giddens taraf›ndan gelifltirilen ve ‹ngiliz SIRA S‹ZDE ‹flçi Partisi’nce Tony Blair iktidar›nda uygulanan “üçüncü yol” siyaseti. Marksist toplumsal analizden esinlenen ve kendilerini sosyalist diye tan›mlayan ilk sosyal demokratlar. 1998). Sosyal demokrasi. Zira iflçi s›n›f› rejime bir tehdit olmaktan ç›km›flt› ve sermaye art›k daha düflük maliyetli ülkelere yat›r›m D‹KKAT yapabiliyordu. yüzy›lda ortaya ç›kan ve iflçi s›n›f›n›n kapitalist düzeni devirmesini de¤il de sistem içinde kalarak demokratik mücadeleler yoluyla haklar elde etmesini savunan bir ideolojidir. iflçi ve ücretli kesimin sosyal haklar›n› geniflletti. alt s›n›flar lehine devlet müdahalecili¤ini öngören bir kapitalizmdi. Sosyalizmin gerçek bir tehdit olarak alg›land›¤› so¤uk savafl y›llar›nda burjuvazi ya da kapitalistler iflçi s›n›f›n› sistem içinde tutaca¤› gerekçesiyle yüksek vergilere. bildi¤imiz anlamda sosyal demokrat politikalar›n savunulmas› ve uygulanmas›n› da zorlaflt›rd›. kurulan düzen sosyalizm de¤ildi. muhafazakârl›k gibi kapsaml› bir insan ve toplum anlay›fl›na dayal› temel ideolojiler aras›nda say›lmaz.

topluma nüfuz etmeyi bir kitle temeli yaratmay› amaçlam›fllard›r. sosyal demokrat aray›fllar›n hâlen önemini korudu¤u görülmektedir. Faflizmin kendine has özelliklerinin gözden kaç›r›ld›¤› söylenmektedir. Her ikisi de sorgulanmayan üstün liderler kavramlaflt›rmas›ndan yanad›r. 1930’lu y›llarda doruk noktas›na ç›km›fl savafl sonras›nda ise k›smen marjinal bir hareket olarak devam etmifltir. yabanc› düflmanl›¤› ve ‹slamofobi temelinde güç toplamaya çal›flmaktad›rlar.124 Resim 5. Faflizm kendisini daha çok karfl› oldu¤u fleyle tan›mlamaya çal›flan bir ideolojidir. devlet d›fl›ndaki ara kurumlara izin verilmemesi.6 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar ‹flçi s›n›f›n›n nicel olarak zay›flamas›. Bir siyasi hareket olarak faflizm. sistematik bir ideolojik çerçeve kayg›s› duymam›flt›r. kitle mobilizasyonuna özel önem veren belli bir ulus ya da ›rk›n üstünlü¤ünü vurgulayan. devlet müdahalecili¤inin yaratt›¤› iktisadi sorunlar. bireyin tamamen üstün liderin kiflili¤inde somutlaflan devlete tabi olmas›. Alman faflizmi. ‹talya ve Almanya baflta olmak üzere. Günümüzde geliflmifl ülkelerde. faflist ideolojilerin neredeyse ortak diyebilece¤imiz temel özelliklerindendir. yabanc›lara yö- . yüzy›l ideolojisidir. kendi aralar›nda birçok farkl›l›k ve çeflitlilik gösteren otoriter rejimleri ifade eden genel bir kavram hâline dönüfltürdü¤ü için elefltirilmektedir. Düflünceden ziyade eylemi vurgulayan faflistler. Afl›r› milliyetçilikle faflizm s›n›rlar›nda dolaflan yasal örgütlenmelerin güç kazand›klar› hatta koalisyon orta¤› olarak hükümete girebildikleri görülebilmektedir. Keza. kimlik siyasetlerinin ortaya ç›k›fl›. komünizm ve sosyalizm karfl›tl›¤›. 2009: 287-9). büyük ve gösteriflli mitingler. yay›lmac› ya da ›rkç› niteli¤i öne ç›kmamakla beraber aç›kça otoriter olan di¤er rejimleri de ifade etmek için de kullan›labilmektedir. Bu noktada. geliflmeler Avrupa’da bildi¤imiz anlamda sosyal demokrasinin gelece¤inin parlak olmad›¤›n› düflündürüyor. Genellikle korkular›n› k›flk›rtarak harekete geçirdikleri s›radan insanlar› etkilemek için. Yahudi aleyhtarl›¤›n› vurgular ve ›rkç› özellikler tafl›rken ‹talyan faflizmi devlet kültüne dayal› olmufltur. temel hak ve hürriyet kavram› ile parlâmenter demokrasinin reddi. flovenist milliyetçilik ya da ›rkç›l›¤a dayal› yay›lmac› ve sald›rgan d›fl politika anlay›fl›. Faflizm Faflizm. liberal de¤erler. Faflizm bazen askerî rejimlerle birlikte. Kesif propaganda ve ajitasyon faflizmin temel özelliklerindendir. protestolar. devleti öne ç›karan otoriter bir 20. Faflist hareketler. fliddet. Asya’n›n yükselifli vb. Üstün bir ulus ya da ›rk›n üstün olmayan di¤er uluslar üzerinde egemenlik hakk› oldu¤u fikri. Bu kullan›m faflizmi. demokrasi ve Ayd›nlanma düflüncesi karfl›tl›¤› öne ç›kar (Hoffman ve Graham. faflist hareketler daha çok ›rkç›l›k. Faflizmi di¤er geleneksel otoriter rejimlerden ay›rt eden bafll›ca özellik. Ancak günümüzde neo-liberal iktisadi politikalar›n çok sorguland›¤› göz önüne al›nd›¤›nda. savafl ve militarist de¤erleri öne ç›karan bir kültür savunusu. ifl yerleri ve okullarda örgütlenmeye gitmifllerdir. kitlenin radyo gibi döneminin ça¤dafl iletiflim araçlar› kullan›larak harekete geçirilmesidir. yürüyüfller yapm›fllar.

Aile. kad›nlar›n kanun önünde eflitlik ilkesini özellikle de kad›nlar›n erkeklerle eflit seçme ve seçilme ve miras haklar›na sahip olmalar›n› amaçl›yordu. Onlara göre kapitalist sistem ortadan kald›r›lmadan bu sorunlar›n düzelmesi imkâns›zd›. sanat gibi faaliyetler erkek-merkezli ve erkeklerin egemenli¤ini yeniden üretmeye yönelik bir e¤ilim içinde flekillenmifllerdir. kad›nlar hem cinsel hem de cinsel kaynakl› olmayan fliddete maruz kalmaktad›r. kad›nlar›n erkeklerle eflit siyasi haklara sahip olmalar›. Radikal feministler.5. liberal ve sosyalist feministlerin “toplumsal cinsiyet” (gender) kavram›na gerekli önemi vermedikleri tespitiyle yola ç›kt› (Donovan. Sosyalist blo¤un çökmesi ile sosyalist feminizm de ikinci plana düfltü. Keza. akademik dünyada üst pozisyonlarda yer alan kad›nlar›n oran› düflüktür. ‹lk dalga feminizmi ya da liberal feminizm denen bu e¤ilim. onu tamamen dönüfltürmek gerekir. ayr›mc›l›k ve fiziksel fliddet hareketlerinin yayg›nlaflt›¤› bir vak›ad›r. 1960’lardan sonra ise ikinci dalga feminizmi diyebilece¤imiz siyasal e¤ilim gündeme geldi. Ataerkil düzenden hak talep etmek yetmez. bir ilerlemeydi ancak bu kad›nlar aleyhine iflleyen ayr›mc›l›k düzenini de¤ifltirmeye yetmiyordu. Feminizm Genellikle klasik ideolojiler aras›nda say›lmayan feminizm. Liberallerin soyut insan haklar› savunusu. ataerkil de¤erlerin yeniden üretildi¤i en önemli kurumdur. 2005: 268 vd). kad›nlar›n yaflad›¤› sorunlar›n kapitalist sistemin gereklerinden kaynaklad›¤›n› belirtiyordu. erkek egemen düzeni sembolize eden “patriyarki” (ataerkillik) kavram› yard›m›yla kad›n/erkek eflitsizli¤inin di¤er eflitsizliklerle benzer statüye sahip olmad›¤›n› belirtti. yeni filizlenmekte olan kamusal alana girebilmeleri. Onlara göre. tarih. Seçme ve seçilme haklar›na sahip olmak. edebiyat. Büyük flirketlerde. yabanc› karfl›t› bir atmosfer yaratarak merkez partileri bu konuda daha milliyetçi bir çizgi izlemeye zorlama gücüne sahip olmalar›nda yatar. Toplumsal cinsiyet kavram›yla kad›nl›k ya da erkeklik gibi rollerin do¤al biyolojik farkl›l›klardan kaynaklanmay›p erkeklerin egemenli¤ini sürdürmeye yönelik olarak üretildiklerini belirttiler. kanun önünde eflitlik yeterli de¤ildi. Ünite . kurtulufl ancak sosyalizm ile mümkün olacakt›. Bunun ötesinde kad›nlara yönelik pozitif ayr›mc›l›k talepleri söz konusu de¤ildi (Heywood. Ekonomi. 1980’lere kadar etkili olan sosyalist feministler. siyasette. erkeklerle eflit vatandafl olabilmeleri talepleriyle paralel geliflmifltir. toplumsal zenginli¤in ancak ufak bir k›sm›n› kontrol etmektedir. ‹kinci dalga feminizmi bünyesinde çok farkl› e¤ilimler bar›nd›rmaktayd›. günümüz siyasal ve sosyal düzeninin erke¤in lehine kad›n›n aleyhine iflledi¤i düflüncesinden yola ç›kar.Siyaset 125 nelik d›fllama. Feminizmin ilk ortaya ç›k›fl›. Kad›nl›k rolü ve hâllerinin tan›mlanmas› ve belirlenmesi erkekler taraf›ndan yürütüldü ve erkek egemen düzenin devam›na yönelik olarak gelifltirildi.7 Toplumsal cinsiyet eflitli¤i sembolü = . din. 1998: 239-240). cinsiyet ayr›mc›l›¤›na dayal› fiilî durumun gözden kaçmas›na sebep oluyordu. Geliflmifl ülkelerde bile kad›nlar nüfusun yar›s›n› oluflturmalar›na ra¤men. Resim 5. Radikal feministler. Faflist hareketlerin gücü iktidara gelme ihtimallerinden ziyade. Buna göre. insanl›k tarihî patriyarkal kültürün yeflermesi ve yerleflmesinin de tarihidir.

çevreci tezlerin. 1998: 266-7). tahrip oldu¤udur. Hangi e¤ilime sahip olursa olsunlar. meseleyi teknik bir sorun olarak ele al›r. Derin ekolojistler.126 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Feminizm klasik siyasi ideolojilerin ihmal etti¤i önemli bir çat›flma ekseni olan kad›n/erkek eflitsizli¤ini gündeme getirerek çok önemli bir hizmette bulunmufltur/bulunmaktad›r. insan›n bütün dünyan›n merkezî ve efendisi oldu¤u ve bütün do¤al yaflam›n da (tabiat ve hayvanlar›n) insana hizmet etmek için var oldu¤u anlay›fl›d›r. Çevrecilik denilen genifl ideolojik çerçeve içinde iki farkl› e¤ilimden bahsedilebilir. Derin ekolojistlere göre bu anlay›fl toptan reddedilip ekosantrik ya da do¤a-merkezli bir toplumsal siyasal örgütlenmeye gidilmedikçe sorun çözülmeyecektir. ‹lk ikisi kadar güçlü olmasa da endüstri kapitalizmi ile büyük flehir yaflam›n› reddeden basit. modern hayat› mümkün k›lan teknolojileri ve onun gerisindeki kapitalist sistemi reddettikleri için gerçekçi olmamakla elefltirir. Dünyan›n böyle devam edemeyece¤i vurgulan›r. klasik sosyalist gelene¤in üretimin art›r›lmas› hedefinden vazgeçilmesi gerekti¤ini belirterek do¤a-merkezli bir sosyalist anlay›fl› önerir. Ekofeministler ise kapitalizmle beraber “patriyarki”nin de reddedilmesi gerekti¤ini belirtir. “Yeflil siyaset” de her iki e¤ilimi ifade etmek kullan›lan bir di¤er kavramd›r. Fakat derin ekoloji dedi¤imiz ak›mlar›n ortak noktas› sürekli daha fazla tüketimi teflvik eden kapitalist iktisadi düzenin reddedilmesi ya da zararl› oldu¤una inan›lan yönleri kontrol alt›nda tutacak bir otorite taraf›ndan kontrol edilmesidir. Çevrecilik “Çevrecilik” ço¤u zaman “ekolojizm” ile eflanlaml› olarak kullan›l›r. Birinci e¤ilim. çevreyi kirletmenin maliyetinin art›r›lmas› ilkesine dayal› serbest piyasa çözümleri önerir. Sosyalist çevreciler. toplumsal siyasal hayat› mümkün k›lan do¤al dünyan›n. Farkl› ideolojik geleneklerden beslenen farkl› feminizmler. Biyolojinin bir alt dal› olarak geliflen ekoloji bilimi. Bu ak›ma göre. ekososyalistler. Meselenin teknik boyutunu öne ç›karanlar›. Çevrecilik ak›m›n›n temel tezi. çevre sorunlar›n›n kayna¤›nda kapitalizmin ve sistemin teflvik etti¤i bitmek bilmez üretim ve tüketim ç›lg›nl›¤›n›n yatt›¤›n› söyler. Örne¤in. hem çevre duyarl›l›¤›n›n art›r›lmas› hem de çevreyi kirleten faaliyetlerin azalt›lmas› ve çevreci teknolojilerin teflvik edilmesi merkezinde politikalar demeti önerilir. Kapsaml› bir ideolojinin karmafl›k çat›flma eksenlerini tek bir boyuta indirgememesi gerekti¤i de öne sürülür. Ekolojizm bu mekanizman›n insan müdahalesiyle bozuldu¤u varsay›m› üzerinden flekillenir. meselenin de¤iflik boyutlar›n› ortaya koymufllard›r. k›rsal hayat ile cemaatçi bir toplumsal yap›lanmaya dönüflü arzulayan dinsel renkler tafl›yan “ekomuhafazakar” bir çizgi de söz konusudur. Feminizme yönelik elefltirilerin bafl›nda. “gölge” ekolojist olmakla suçlayan ve “derin ekoloji” de denilen ak›m ise çok daha radikal ve kapsaml› bir dönüflümün peflindedir. Do¤a-merkezli bir siyasal örgütlenmeden ne anlafl›ld›¤› konusunda da farkl› görüfller söz konusudur. insanlar ve insanlar›n faaliyetleri neticesinde zarara u¤rad›¤›. Çevreyi korumak için. son iki yüzy›ld›r bütün siyasi ideolojiler antroposantrik ya da insan merkezli olmufllard›r (Heywood. do¤adaki tüm canl›lar›n hayatlar›n› sürdürmelerini mümkün k›lan kendi kendini yeniden düzenleyen/üreten bir do¤al mekanizman›n varl›¤›n› kabul eder. klasik siyasal ideolojileri çevre meselesini . Bu. kad›n/erkek farkl›laflmas› d›fl›ndaki alanlarda feministlerin söylebildiklerinin s›n›rl› kald›¤› gelir. Liberal çevreciler. Do¤al dünyaya ve insan d›fl›ndaki di¤er canl›lara ve gelecek kuflaklara karfl› sorumluluklar›m›z vard›r.

. özerk birey kavram›yla birlikte gönüllülük temelinde örgütlenmelerin öne ç›kmas›. etnik ya da cinsiyet ayr›mlar›na dayal› eflitsiz iliflkileri görünür k›larak düzeltme yönünde ad›mlar at›lmas›n›n önünü açar.temsilciler taraf›ndan halk için idaresi anlay›fl› savunulur. demokrasinin özelliklerindendir. Ancak demokrasi sadece seçimlerden ibaret de¤ildir. Cumhuriyetçilik ilke olarak liberal demokrasiyi d›fllamaz. yönetilenlerin haklar›n›n tan›nmas›. sivil toplum kurulufllar› ve medya fleffafl›¤›n sa¤lanmas›nda hayati rol oynar. ›rk. Toplumdan bahsetmek demek din. devlet ayg›t›n›n ve bir bütün olarak tüm yöneticilerin hangi hâllerde güç kullanaca¤›n› ve gücün s›n›rlar›n›n ne olaca¤›n› aç›kça belirtmeyi amaçlarlar. bunlar› belli kurallara tabii tutarak. as›l de¤er olan özgürlükleri korumak için bulunabilen en iyi sistem olmas› hasebiyle de¤erlidir. hem sosyo-ekonomik. Ba¤›ms›z yarg›. Demokrasinin tan›mlay›c› özelli¤i nihai siyasi karar al›c›lar›n serbest seçimlerle iktidara gelmeleri ve siyasi iktidar›n s›n›rlar›n›n hukuki normlarla belirtilmifl -bu T E L E V ‹daha Z Y O N korunakl› temel hak ve hürriyetlerinin demokratik olmayan rejimlere k›yasla olmas› anlam›na gelir. cinsiyet.olmas›d›r (Schmitter ve Karl. seçilmiflleri denetim alt›nda tutman›n temel arac›d›r. Seçilmifl otoriteler bütün eylem ve ifllemlerinde hukuka uygun davranmakla yükümlüdür. DEVLET-TOPLUM ‹L‹fiK‹LER‹ VE S‹YASAL HAYAT AMAÇLARIMIZ Demokrasi Nedir? K ‹ biçimlerinden T A P Demokrasi modern devleti idare etmekte kullan›lan siyasi rejim biridir. siyasal mücadele ehlilefltirilmek istenir. halk›n seçti¤i -ve geri ça¤›rabilece¤i. statü ya da düflünce farkl›l›klar›yla k›t SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET Cumhuriyetçilik: Siyasi gücün kayna¤›nda hanedan ya da monarflinin de¤il. Çevre meselesinin en öncelikli gündem meselesi olaca¤›ndan çok az kimse kuflku duymaktad›r. Sadece bu farkl›l›k ve çat›flmalarla bir arada yaflamaya. Demokratik rejim hem temel hak ve hürriyetlerin daha iyi korunabilmesine imkân verir. Sosyo-ekonomik eflitli¤e ya da seçimler d›fl›nda yurttafl kat›l›m›na özel bir yer vermeyen bu kavramlaflt›rmaya “minimalist” ya da “liberal demokrasi” de denilmektedir (Przeworski. Demokratik rejimler. Demokrasi bütün toplumsal ve siyasal çat›flmalar› çözecek sihirli bir anahtar olmad›¤› gibi. kültürel. Çevrecilik. Siyasal mücadelede neyin yap›l›p neyin yap›lamayaca¤›n› belirlemeye/s›n›rland›rmaya çal›flarak siyasal hayata bir düzen vermek amaçlan›r. Cumhuriyetçi “halk›n halk taraf›ndan halk için yönetimi” anlay›fl› gerçekçi bulunmaz. seçilmifl siyasiler taraf›ndan belirlenmifl politikalar› uygulamakla mükelleftir. Demokrasiler. Demokrasi. dolays›z demokrasi idealini ifade eden. Demokrasilerde askerî/sivil bürokrasi. Yönetilenlerin yönetime kat›l›mlar›. Seçimler. iktidar iliflkilerini ortadan kald›rma iddias›nda de¤ildir. halk›n r›zas›n›n olmas› gerekti¤ini söyleyen siyasi ilke. 1991: 76). iyi vatandafl olman›n haklar yan›nda sorumluluklar da yükledi¤ini belirtir ve kamusal alan›n güçlendirilmesini savunur. dil. Ancak birey de¤il topluluk öne ç›kar›l›r. Bu ilke ayn› zamanda. Ünite . toplumlara damgas›n› vuran çat›flma ve farkl›l›klar›. yurttafl giriflimleri.SIRA S‹ZDE 5. halk›n.Siyaset SIRA S‹ZDE 127 DÜfiÜNEL‹M S O R U yeniden ciddi bir biçimde düflünmeye zorlad›klar› bir vak›ad›r. düzenlemeye gayret gösterirler (Mouffe. Bu O R U nedenle çevreci düflünce gelene¤inin canl›l›¤›n› sürdürece¤ini Ssöylemek gerekir. bu sorunlar çözülünce kurulabilecek bir siyasi rejim de de¤ildir. Ayr›ca yöneticilere de¤iflen derecelerde hesap sorabilmeyi de mümkün k›lar. kanun önünde eflitlik ve siyasi eflitlik prensiplerinin kabulü. ‹NTERNET 1999: 23-55). klasik siyasal ideolojileri çevre meselesini yeniden ciddi bir düflünmeKKAT D ‹ biçimde ye zorlamaktad›r DÜfiÜNEL‹M D‹KKAT DEMOKRAT‹K REJ‹MLERDE S‹YASAL KURUMLAR (DEVLET‹N ÖRGÜTLENMES‹). Bu yaklafl›mda. 1993:146).

P e¤itim düzeyi ya da cinsiyet temelinde oy hakk› s›n›rlamalar› modern dünyada orS O R U tadan kalkm›flt›r.128 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U kaynaklar›n eflitsiz da¤›l›m›ndan kaynaklanan sorunlar›n hep var olaca¤› gerçe¤ini kabul etmek demektir. yasalar› kald›rmak ya da de¤ifltirmektir. Seçimler yoluyla halk›n temsilcileSeçimler demokratik rini seçti¤i K kabul Kimlerin oy kullanabilece¤ine iliflkin ›rk. Genellikle 18 yafl ve üzerinde olma flart› ile vatandafll›k flart› d›fl›nda baflka söz konusu de¤ildir. bizatihi sorunlarla bir arada yaflaman›n. seçmenlerin taleplerini arzular›n› dikkate alacaklard›r ancak temsilci seçmenin taleplerini harfiyen yerine getirmesi beklenen bir kifli de¤ildir. bireylerin hak ve hürriyetlerini devlet ayg›t›na karSIRA S‹ZDE fl› koruyabildikleri. Seçim sistemleri. Seçim sistemleri ço¤u zaman her iki sistemden özellikler tafl›r. Baz› ülkelerde kad›n temsilci kotalar› getirilmifltir. En basit anlat›m›yla demokrasiler. Yasama organlar›n›n ilk görevi -anayasa da dâhil olmak üzere. Birleflik Krall›k Lordlar Kamaras› bunun bir örne¤idir. Birinci sistem temsilde adaleTELEV‹ZYON ti öne ç›kar›rken ikincisi hükümet kurabilecek ço¤unlu¤a sahip parlâmento kompozisyonu yaratmay› amaçlar. Zaten temsilAMAÇLARIMIZ cilerin sadece seçildikleri bölgeyi de¤il. ‹kinci meclisler tamamen sembolik de olabilir. Meclis araflt›rmas›. meclis soruflturmas›. Amerika Birleflik Devletleri ile Almanya buna örnektir. kamusal kararlara olabildi¤ince kat›l›m sa¤layabildikleri ve kamusal gücü kullananlara hesap sorabildikleri ölçüde “yüksek kaliteli” bunlar› yapamad›klar› ölçüde de “düflük kaliteli” demokrasi olarak nitelendirilebilirler (DiaDÜfiÜNEL‹M mond ve Morlino. DemokR U S O rejimlerdir. hak ve hürriyetlerini devlet ayg›t›na karfl› koruyabildikleri.yasa yapmak. soru ve gensoru yollar› denetimin AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P S O R U TELEV‹ZYON D‹KKAT SIRA S‹ZDE ‹NTERNET AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET . SIRAile S‹ZDE Temsilciler seçenler aras›ndaki iliflki bir emredici vekâlet iliflkisi de¤ildir. Se‹NTERNET çilenler. Kimlerin temsilci olabilecekleri koT E Lbir E V ‹ s›n›rlama ZYON D‹KKAT nusunda da genellikle yafl ve vatandafll›k s›n›rlamalar› d›fl›nda herhangi bir s›n›rland›rma getirilmez. tüm ülkeyi temsil ettikleri parlâmenter sistemlerde özel olarak vurgulan›r. SIRA S‹ZDE D‹KKAT SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ DÜfiÜNEL‹M 3 Serbest piyasa ekonomisi olmadan liberal demokrasi olabilir mi? SIRA S‹ZDE Seçimler ve Yasama Organ› D Ü fi Ü N E L ‹ M rejimin olmazsa olmaz›d›r. kullan›lan oylarla milletvekili say›lar› aras›nda orant›l› bir temsili öngören nispi temsil sistemi ile en fazla oy alan parti ya da adaya avantaj sa¤layan ço¤unluk sistemi olmak üzere ikiye ayr›l›r. Demokrasilerin düzeyi ya da kalitesi hakk›nda çeflitli ölçütler kullan›larak s›n›fland›rmalar yap›lmaktad›r (Munck. ‹ktidar›n merkezî hükümet ile yerel hükümet aras›nda paylafl›ld›¤› federal sisteme sahip ülkelerde genellikle çift meclis olur. din. Yasama organlar› tek ya da çift meclisli olabilir. onlar› yönetilebilir ve katlan›labilir hâle getirmenin en önemli yollar›ndan biridir. Hiç bir demokrasi mükemmel olmad›¤› gibi yüksek kaliteli demokrasilerin hep ayn› düzeyi tutturabileceklerini düflünmemeliyiz. kaD ‹ bireylerin KKAT musal kararlara olabildi¤ince kat›l›m sa¤layabildikleri ve iktidar› kullananlara hesap sorabildikleri ölçüde “yüksek kaliteli” olur. Kullan›lan oylar›n parlâmentoya nas›l yans›yaca¤›n› seçim sistemleri vas›tas›yla K ‹ T A P buluruz. mülkiyet. ‹kinci bir görev ise yürütme organ›n› denetlemektir. Demokrasi. ‹ T Aedilir. çokça tart›fl›lsalar da. rasiler k›r›lgan Demokrasiler. Bu s›n›fland›rmalar. millet egemenli¤inin tezahür etti¤i esas odak noktas›d›r. ‹NTERNE T Halk›n seçti¤i temsilcilerin oluflturdu¤u yasama organ› ya da parlâmento siyasal gücün topland›¤›. dil. 2004). 2009). herhangi bir demokratik rejimin nas›l alg›land›¤› konusunda fikir verirler.

Yasama organlar› ayn› zamanda halka aç›k ülkenin bütününü ilgilendiren sorunlar›n tart›fl›ld›¤› bir platform hüviyetindedir (Carey. Ancak ad› üzerinde herhangi bir sorumlulu¤a sahip olmad›¤› için kural olarak yetkisi de yoktur. Parlâmenter sistemlerde. Özellikle de tek bafl›na iktidar olabilecek kadar bir ço¤unlu¤a sahip olan parti. Ancak yasa yap›m› ve yüksek bürokratlar›n atanmalar› sürecinde baflkan meclisin deste¤ine ihtiyaç duyar. temeli ve merkezidir. Cumhurbaflkan› ya da varsa Kral ya da Kraliçe de yürütmenin sembolik bafl›d›r. bürokrasi de anlafl›l›r. Ünite . Baflkan taraf›ndan atanan bakanlar sadece baflkana karfl› sorumludur. Baflkanl›k sisteminde ise belli bir süre için seçilen baflkan›n görevde kalmak için meclisin onay›na ihtiyac› yoktur. Yasama organlar›ndan farkl› olarak yürütme organlar› ortaya ç›kan kriz durumlar›na karfl› h›zl› ve kararl› bir biçimde müdahale etme flans›na sahiptir. Kendi bafllar›na siyaset belirleyemezler. Baflkanl›k sisteminin yap›s› piramide benzer.5. baflbakan ve bakanlar kurulu parlâmento üyeleri aras›ndan seçilirler ve parlâmentonun güvenine mazhar olduklar› müddetçe iktidarda kalabilirler. ‹ç ve d›fl güvenlikten sorumlu olan ordu ve polis teflkilat›. kabine ya da baflkan de¤il. hükümet tasar›s› olarak meclise gelir ve tart›fl›l›r. Yürütme organ› devleti temsil etti¤i gibi parlâmenter sistemlerde yürütme organ› bakan ve baflbakanlardan oluflan hükümet taraf›ndan oluflturulur. yasama neredeyse yürütme organ›na tabi hâle gelebilecektir. Dolay›s›yla yürütme organ›n›n yasa yapma konusunda da inisiyatifi ele alabildi¤i bir gerçektir. Yürütme organ› hükümetin gündelik iflleyiflinden sorumludur. Demokrasilerde bürokratlar ya da atanm›fllar seçimlerle gelenlerin belirledi¤i politikalar› uygulamakla/hayata geçirmekle yükümlüdürler. Zira seçmenlere hesap vermek durumunda de¤illerdir. Yürütme Organ› ve Bürokrasi Yürütme. Baflkan›n. . Bürokrasi al›nan kararlar› hayata geçirir (Kettl. Teorik olarak yürütme organ› yasama taraf›ndan yap›lan yasalar›n uygulanmas›n› gözetmekle sorumludur. yasalar›n ve al›nan kararlar›n hayata geçirilmesinden sorumlu olan devlet organ›d›r. Tipik örne¤i 1958 sonras› Fransa’d›r. hizmetlerini yerine getirmek için sürekli memurlara ihtiyaç duyar. Baflkan ile yasama organ›n›n karfl›l›kl› olarak birbirlerini etkileme olas›l›klar› bulunur. Baflkan yürütmenin asli unsurudur. bu duruma örnektir. Ancak fiili durum ço¤u zaman farkl›d›r. Yeni yasa önerilerinin büyük bir k›sm› s›radan milletvekillerinden de¤il. Di¤er bir deyiflle parlâmento güvensizlik oyu verirse herhangi bir hükümeti iktidardan düflürebilir. Ancak disiplinli partiler sayesinde parlâmenter sistemlerde yürütme organ›n›n yasama organ› üzerindeki etkisinin artt›¤› bir gerçektir. Bürokrasi kelime anlam›yla bürokratlar›n idaresi anlam›na gelir. Kriz yönetimi de yürütmenin sorumlulu¤undad›r. yarg› teflkilat› bürokrasinin temelini oluflturur. Buna k›saca kabine de denilir. Yürütme devlet ayg›t›n›n ilk planda görünen yüzü. Baflkanl›k sistemi ile parlâmenter sistem aras›ndaki temel fark budur. vergi toplamadan sorumlu maliye teflkilat›.Siyaset 129 temel araçlar›d›r. Büyük Britanya ve 2007 seçimleri sonras› Türkiye. yasama organ›na da hakim olacak. 2006: 430-434). yasama organ›ndan ayr› olarak seçildi¤i baflkanl›k sisteminde ise yasama organ› yürütme organ›n› güvensizlik oyu ile düflüremez. 2006: 366). Yar› Baflkanl›k sistemindeyse Baflkanl›k sisteminde oldu¤u gibi baflkan›n yasama organ›ndan ayr› seçildi¤i ancak parlâmentoya karfl› sorumlu ve parlâmento içinden gelmesi zorunlu bir kabineyi de öngören karma bir sistem söz konusudur. Baflbakan hukuken di¤er bakanlardan farkl› bir statüde olmasa da eflitler aras›nda birinci konumundad›r. Devlet. Genifl anlamda yürütme denildi¤inde sadece hükümet.

Kazanan ve kaybedenler bellidir. Siyasal Partiler. gelece¤in siyasal elitinin de yetiflti¤i yerlerdir. hukuki engel yaratma. S‹ZDE topland›¤› bir havuz olan siyasal partiler bu talepleri birbirleToplumsal SIRA taleplerin riyle ba¤daflt›rmay› denerler. Siyasi partiler. Keza. Geleneksel olarak siyasal partiler. partiler yapt›klar› ve yapamad›klar› için sorumlu tutulurlar. SIRA S‹ZDE 4 DemokratikSIRA rejimin istikrar› aç›s›ndan baflkanl›k sistemi mi. Bu. Bu beklentiler partileri nas›l flekillendirirse partilerin de bir ölçüde bu talepleri ve daha genel K ‹ T A P düzlemde toplumsal tabanlar›n› biçimlendirebilme güçleri vard›r. Kadro partileri. genellikle hiçbir parti tek bafl›na hükümet kuracak kadar oy alamaz ve koalisyonlar zorunluluk olur. uygulamaya iliflkin tavsiyeler de bulunanlar ço¤u zaman bürokratlard›r. Bürokrasinin gücünün kayna¤›nda bürokrat›n hem kendi konusuna hâkimiyeti hem de devletin iflleyifline iliflkin hukuki/teknik bilgiye sahip olmas› önemli rol oynar. Partiler iktidara geldiklerinde devletin en üst karar alma mevkilerini iflgal etmifl olurlar. bunlar› bir siyasi paket hâline döTELEV‹ZYON nüfltürürler ve seçmenlerin karfl›s›na ç›karlar. Liberal demokrasilerde partilerin birbirleriyle etkileflimini ifade eden parti sistemleri de farkl›l›klar gösterir. genellikle S O belli R U bir ideolojik uyum gösteren örgütlerdir (Heywood. 2005: 281). Keza. Koalisyon iki ya da üç parti taraf›ndan kurulabilir.130 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Bürokrasinin denetim ve kontrolünün çok zor oldu¤u. bu politikalar› uygulamaya çal›fl›rlar. Siyasal partiler devlet ile toplum aras›ndaki temel ba¤lant› noktalar›ndan birini temsil ederler. Bürokrasiyi kontrol alt›nda tutabilmenin sihirli bir reçetesi bulunmufl de¤ildir. durumun de¤iflen gereklerine göre de¤ifliklikler de yaparlar. bürokratlar›n be¤enmedikleri proje ve programlar›n hayata geçirilmesine. siyasetçiyi önemsemeyen bir siyasi zihniyeti benimsemifl olabilir. bürokrasinin belirlenen politikalar› uygulamak yerine politikalar›n biçimlenmesinde merkezî rol oynad›¤› elefltirileri s›kl›kla dile getirilmektedir. bürokrasi içi dayan›flma da önemlidir. Muhalefette olduklar›nda ise topluma yak›nlafl›rlar. Siyasi partiler. Kitle partileri ise üye say›lar›n› art›rmay› ve üyeleriyle her zaman s›k› iliflki kurmay› hedefleyen partilerdir. Il›ml› çok parti sisteminde. 2007: 272). kadro partileri ve kitle partileri olarak ikiye ayr›l›rlar. genellikle seçim zamanlar› aktif olan dar bir kadro ile fa‹NTERN ET aliyet gösteren seçmen taban›n›n geniflletme ve dönüfltürme ifllevine öncelik vermeyen partilerdir. Seçilmifl otoritelere bilgi sa¤layanlar. ifli uzatma gibi yollarla sekte vurabilmelerini kolaylaflt›r›r. parlâmenter sistem mi tercih S‹ZDE edilmeli? D Ü fi Ü N E L ‹ M ve Parti Sistemleri Siyasi Partiler DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET Siyasi partiler seçimlerde halk›n oylar›n› alarak iktidara gelme amac›yla örgütlenmifl. sorumlulu¤u koalisyon ortaklar›na yükleyemezler. toplumsal talepleri dikkate al›r. seçimlerin iki parti aras›nda geçti¤i ve bir partinin iktidar›n›n di¤erinin muhalefette olmas› anlam›na geldi¤i sistemlerdir. eksik bilgi verme. . Siyasal partileri bir sarkaç gibi düflünebilmek mümkündür (Schwartz D‹KKAT and Lawson. belirli bir toplumsal kesime hitap etmeye çal›flan ve uzun dönemde iktidar olmay› amaçlayan partilerle daha belirsiz esnek bir ideolojiye sahip olup tüm toplumsal kesimlere hitap etmeyi amaçlayan “hepsini yakala” (catch all) partileri aras›ndad›r. çeflitli kesimlerin arzu ve beklentilerini bir ayna gibi yans›tmazAMAÇLARIMIZ lar. Toplumsal kesimlerle sürekli bir biçimde karfl›l›kl› etkileflim içindedirler. ‹ktidara gelmeleri hâlinde. Bürokrat. Bir baflka ayr›m ise. Ad›na toplumsal dedi¤imiz talepler de bu karmafl›k süreç içinde flekil al›r. ‹ki partili sistem. k›smen net bir ideolojiyi yaymaya.

Bir ideali.Siyaset 131 E¤er iktidara gelebilmek için üç ya da daha fazla partinin ifl birli¤i yapmas› gerekli oluyorsa afl›r› çok partili sistemden söz etmek mümkün olacakt›r. Ünite . ›l›ml› ya da afl›r› çok partili sistemlerin her siyasi görüfl ve toplumsal taleplerin bir biçimde iktidarda yer almalar›na imkân vererek siyasal bütünleflmeye hizmet ettikleri de dile getirilmektedir.5. Bir grup ya da kesimin a¤›rl›kl› olarak maddi ç›karlar›n› korumak ve geniflletmek isteyen gruplara örnek olarak iflçi ve iflveren örgütleri verilebilir. Keza sosyalist ideolojinin krizi. Bask› gruplar›n›n amac› iktidara gelmek de¤il. gönüllülük esas›na dayal› örgütlenmeler olarak tan›mlanabilirler. Siyasal hayatta görselli¤in öne ç›kmas› kaç›n›lmaz olarak liderleri öne ç›karmaktad›r. Burada devreye bask› gruplar› girer. 2005: 287-289). Ancak sivil toplum kurulufllar› denildi¤i zaman çok daha genifl bir yelpazeyi kapsayan örgütlenme a¤lar› akla gelir. Her bask› grubu ayn› zamanda bir sivil toplum kurulufludur ya da bask› gruplar› sivil toplumun vazgeçilmez unsurlar›d›r. E¤er toplumlar çok farkl› siyasi. Siyaset bilimi literatüründe. bir fikri yaymak için kurulan bask› gruplar›na örnek olarak ise çevre ya da hayvanlar› koruma gruplar› ile beraber. Üye say›lar› azalmakta. Koalisyonlar› zorunlu k›ld›¤› için ›l›ml› ya da afl›r› çok partili sistemlerin siyasal istikrar› olumsuz etkiledikleri. her partinin baflar›y› kendilerine baflar›s›zl›¤› ise koalisyon ortaklar›na mal etmelerine imkân verdi¤i düflünülür. Bu türlü örgütler üyelerinin ço¤u zaman maddi menfaatlerini öne ç›kar›rlar. refah devleti uygulamalar›n›n eskisi gibi sürdürülemeyece¤i anlam›na gelen dünya ekonomik sistemindeki de¤iflimler. Di¤er taraftan. Örne¤in. Günümüzde siyasal partilerin etkisinin azalmakta oldu¤u gözlemlenmektedir. Siyasi partilerin yeni siyaset yapma biçimleri karfl›s›nda yetersiz kalarak siyasetin oda¤›n›n siyasi parti karfl›t› gruplar ve yeni sosyal hareketlere do¤ru kayd›¤› da ifade edilmektedir. kendilerini ilgilendiren konularda iktidardakileri etkilemeye çal›flmakt›r. yeni gruplara ve onlar›n taleplerine yan›t vermedi¤i elefltirileri de yap›lmaktad›r. kültürel ç›karlar› bünyelerinde bar›nd›r›yorlarsa bu farkl› ç›karlar›n da temsil edilmeleri özlenilir. partilere duyulan ba¤›ml›l›k (partizanl›k) düzeyinde de zay›flama oldu¤u iddialar› dile getirilmektedir. cami yapt›rma derneklerini ya da Anarflist Düflünce Toplulu¤u’nu siyasi iktidar› etkilemeye yönelik ve ücretli çal›flan nüfusun büyük bir k›sm›n› bünyesinde bar›nd›ran . Bask› Gruplar› ve Sivil Toplum Kurulufllar› Bask› gruplar› belli kesim ya da gruplar›n taleplerini siyasal alana tafl›may› amaçlayan genellikle s›n›rl› üye say›s›na sahip örgütlerden oluflan siyasi aktörler olarak tan›mlanabilirler. Özü itibar›yla bürokratik bir yap›lanma olan siyasal partilerin bir siyaset s›n›f›n›n ç›karlar›n› gözetti¤i. Parti sistemlerinin biçimlenmesinde o ülkenin siyasal çat›flma eksenleri rol oynad›¤› gibi seçim sistemleri de rol oynar. Sivil toplum kurulufllar› devletten ba¤›ms›z olarak kamusal alan› etkilemek isteyen bireyler taraf›ndan oluflturulmufl. partiler aras›ndaki ideolojik ve siyasi farkl›l›klar›n azalmas›n› gündeme getirmifl bu da parti ba¤l›l›klar›n› zay›flatan bir di¤er etken olmufltur. Keza hemflehri dernekleri ya da kad›nlara yönelik fliddetin önlenmesi ya da yoksullara yard›m etmeyi amac› güden dayan›flma a¤lar›n› güçlendirmeye yönelik gruplar da bu ikinci gruba girerler. Siyasi partiler bu temsil için ço¤u zaman yeterli olmazlar. bask› gruplar› yerine sivil toplum kurulufllar› kavram›n›n giderek daha fazla kullan›ld›¤› görülmektedir. Ancak flekli olarak örgütlenmemifl daha çok klik hüviyetini tafl›yan bask› gruplar› da söz konusu olabilir (Granados and Knoke. herhangi bir dini ya da inanc› yaymak için kurulan gruplar verilebilir. ekonomik.

Örnekler ço¤alt›labilir. Bu gruplar›n. daha çok örgütlü ve sesini duyurabilen kesimlerin önemli gördükleri meseleler hakk›nda oluflturduklar› ve di¤erlerine benimsetmeye çal›flt›klar› fikirler bütünü olarak görülebilir. devletin ezici gücü karfl›s›nda zay›f kalan bireylerin hem kendi ç›karlar›n› D‹K KAT savunmalar›na hem de kendilerini devlete karfl› daha iyi korumalar›na yard›m ederler. Kelime anlam› olarak halk›n kanaatleri anlam›na gelir. Bir ülkede sivil toplum kurulufllar›n›n say›s›n›n ya da genel olarak örgütlenme düzeyinin yüksek olmas›n›n. kamuoyunun ço¤unlu¤un önemli bir k›sm›n›n iradesini yans›tmayabilece¤i ihtimalini bilirler. ‹flveren sendikas›na üye bir iflveren. sorunlar› diyalog yoluyla çözme gibi demokratik de¤erleri içsellefltirme ihtimalleri de artar. Bask› gruplar›. siyasal partiler taraf›ndan yeterince temsil edil(e)meyen ç›karlar› siyasal sistemin merkezine tafl›ma potansiyeline sahiptirler. Di¤er bir deyiflle kamuoyu kararlar›n al›nmas›nda fazla etkili olmasa bile hükümetlerin neleri yapamayacaklar›n›n belirlenmesinde etkili olur (Qualter. ‹NTERNET . SIRA S‹ZDE D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON Kamuoyu ve Medya TELEV ‹ZYO N Kamuoyu kavram› tart›flmal›d›r. Bask› gruplar›. çok küçük bir kesimi ilgilendiren ayr›nt›l› teknik meseleleri gözden kaç›rabilir ya da bilerek bir kenara itebilirler.132 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U büyük iflçi sendikalar› ile ayn› kefeye koyarak bask› grubu olarak nitelendirmek yerinde olmayabilir. medya. Ancak. yurttafll›k de¤erlerinin de geliflimine olumlu katk›da bulundu¤u genellikle kabul edilir. siyasetçiler ve hatta bürokratlar önemli olduklar›n› düflündükleri meselelerde “kamuoyu” oluflturma çabas› içindedirler. iflsizlik ihtimalinden daha az çekinir. Ancak her ikisinin de sivil toplum kuruluflu olduklar› tart›flma götürmez. milyonlarca insan›n benNTERNET zer fikirde ‹ olmas› mümkün olmad›¤› gibi bir toplumda yaflayan herkesin o topluma iliflkin sorunlar›n tamam› hakk›nda fikir sahibi olmas›n› beklemek de gerçekçi de¤ildir. Hükümetler. devletin ezici gücü ile k›yasland›¤›nSIRA bireylerin S‹ZDE da zay›f kalan sadece kendi ç›karlar›n› savunmalar›na de¤il. Ancak hükümetlerin her zaman kamuoyunu çok ciddiye ald›klar›n› söylemek kolay de¤ildir. baflkalar›n› anlama. herkesi ilgilendiren. E¤er demokrasi halk›n isteklerine uygun yönetim ise halk iradesinin yans›tt›¤› düflünülen bir olgu olarak kamuoyu da önemli olacakt›r. Kamuoyu böyle düflünüyor denildi¤inde ortak. iktidarlar üzerinde bir bask› unsuru oluflturabilmektedir. Zira siyasi partiler. Kamuoyu dedi¤imiz fley hiç de öyle önemli bir ço¤unlu¤un arzular›n›n yans›mas› olmayabilir. örgütler yoluyla siyasete kat›ld›kça taAMAÇLARIMIZ hammül. Bask› gruplar› ya da sivil toplum kurulufllar›. kamuya iliflkin meselelerde hakim olan fikirler akla gelir. ‹nsanlar. Sendikal› bir iflçi. Her örgütlü az›nl›k kendi fikirlerini kamunun fikirleriymifl gibi sunma çabas› içine girecektir. 1991: 511). siyasi iktidarlar›n kendilerine yönelik uygulamalar›na karfl› ses ç›karmalar›. O hâlde kamuoyu. Di¤er taraftan örgütlü ve çok kuvvetli bask› gruplar›n›n zay›f K ‹ T A P siyasi iktidarlar› etkileri alt›na alarak kendi lehlerine ve fakat kamusal ç›karlar aleyhine kararlar almaya zorlayabildikleri de bir vak›ad›r. Bask› gruplar› ve sivil toplum kurulufllar›. kendi iflletmesine yönelebilecek çeflitli siyasi bask›lara S O R U karfl› daha güçlü bir biçimde mücadele edebilir. kendilerini de devlete karfl› daha iyi korumalar›na da yard›m ederler. Kamuoyunun hükümetin ne yapaca¤›n› de¤il de neler yapamayaca¤›n› daha fazla etkileme potansiyeline sahip oldu¤u söylenmifltir. Örgütlenme düzeyi yüksek bir toplumda devlet kaynakl› hak ve hürriyet ihlallerine karfl› tepki göstermek DÜfiÜNEL‹M daha kolayd›r.

Medya. medyaya olan güvensizli¤in orada ifade edilenlere karfl› kat› bir güvensizlik yaratt›¤›. Medyan›n ço¤u zaman demokratik de¤erleri içsellefltirme seviyesinin yüksek olmamas›. kamuoyu oluflturma faaliyetinin en önemli unsurlar›ndan biridir. Di¤er taraftan medyan›n gücünün abart›lmamas› gerekti¤ini söyleyenler de vard›r. kötü ekonomik haberleri görmezden gelir ya da çok az yer verir. ait olunan holdingin ç›karlar›n› zedeleyebilecek haberler yapmaktan kaç›nd›klar›na iliflkin elefltiriler giderek artmaktad›r. Medya. var olan sosyal siyasal gerçekli¤i bir ayna gibi yans›tmaz. . Diktatörlükler. kamusal meseleler hakk›nda anlaml› ve ciddi bir tart›flma platformu olma potansiyeline de sahiptir. medyan›n manipülatif faaliyetlerinin ters tepti¤i gibi iddialar dile getirilmektedir. ülke içi ve d›fl›nda neler olup bitti¤ini a¤›rl›kl› olarak medya kanallar›yla ö¤renmektedir. Büyük ifl dünyas›n›n medyaya giderek daha fazla girmesi ile birlikte kâr güdüsünün öne ç›kt›¤›. Demokrasilerde de siyasi iktidarlar medya üzerinde etkili olmaya çal›flmaktan vazgeçemezler. a¤›rl›kl› olarak yaz›l› ve sözlü medya arac›l›¤›yla insanlar gündemden haberdar olurlar. Ünite . Örne¤in. S›radan insan. Medya neyin önemli olup olmad›¤›. ‹deal olarak medyan›n demokrasilerde hükümet ile bürokrasinin iktidarlar›n› kötüye kullanmalar› ihtimallerine karfl› bir denetim ve bask› unsuru olabilece¤i düflünülür. hükümete yönelik muhalefeti gösteren haberleri öne ç›karabilir. olumlu geliflmeleri görmezden gelebilir. iktidarlarla kurduklar› özel iliflkiler ve medyan›n kendi içinde fleffaf olmaktan uzak olmas›. ‹nsanlar›n zaten kendi görüfllerine yak›n olan görüflleri dile getiren medya organlar›n› okuduklar› ya da izledikleri.5. Zira. kendi kontrollerindeki medyay› etkin bir propaganda arac› olarak kullanm›fllard›r. 2010: 490). onu önemli ölçülerde yeniden biçimlendirir ve bizlere sunar. bu rolün yerine getirilmesini güçlefltiren faktörler aras›nda say›lmaktad›r. hükümete yönelik flikâyetlerden ya da protestolardan bahsetmeyebilir ya da tam tersi. Bir süzgeç ifllevi görür. hangi meselenin tart›fl›l›p hangilerinin tart›fl›lmayaca¤› konusunda çok etkili olabilecek bir güçtür. hükümete destek olmay› düflünen bir medya grubu.Siyaset 133 Medya. iktidarlar›n bilinmesinin istemedikleri hak ihlallerini gündeme tafl›ma potansiyeline sahiptir. Siyasi iktidarlar›n medyaya yönelik ilgisi ise yeni de¤ildir. Medyan›n demokratikleflmeye hizmet eden bir yönü oldu¤u düflüncesi de giderek daha az taraftar bulmaktad›r (Dumitrescu ve Mughan. Hangi haberin ne zaman ve ne flekilde verilece¤ini kararlaflt›rma gücünün önemi ihmal edilemez. hükümete sempatiyle bakmayan bir medya gurubu. Medya ayr›ca. gazete yazar ve editörlerinin.

Siyasi partiler seçimlerde halk›n oylar›n› alarak iktidara gelme amac›yla örgütlenmifl. bir kimsenin kendi istedi¤ini bu talebe yönelik muhalefetin varl›¤›na ra¤men yapt›rabilme gücünü ifade eder. ‹ktidar. yasalar›n ve al›nan kararlar›n hayata geçirilmesinden sorumlu olan devlet organ›d›r. ‹nsanlar ancak toplum içinde yaflayabilir. genellikle kendilerini bir ulus ile özdefllefltirirler. Liberal demokrasinin tan›mlay›c› özelli¤i siyasi karar al›c›lar›n serbest seçimlerle iktidara gelmeleri ve siyasi iktidar›n s›n›rlar›n›n hukuki normlarla belirtilmifl olmas›d›r. her milletin kendi devletine sahip olmas› gerekti¤ini ifade eder. Seçimler demokratik rejimin olmazsa olmaz›d›r. Seçim sistemleri. Devlet. Siyasal partiler devlet ile toplum aras›ndaki temel ba¤lant› noktalar›ndan birini temsil ederler. ulusun egemenli¤inin somut tezahürü olarak görülür. Çevrecilik ve feminizm. ‹kinci bir görev ise yürütme organ›n› denetlemektir. bir arada yaflamay› mümkün k›lan ortak kurallar› ve ortak kararlar alma mekanizmalar›n› gerekli k›lar. Devlet. herkesi ba¤layan. Liberal ideolojinin öne ç›kard›¤› temel de¤er birey ve bireyin özgürlü¤üdür. din. Halk›n seçti¤i temsilcileri oluflturdu¤u yasama organ› ya da parlâmento siyasal gücün topland›¤›. soy gibi farkl›l›klar› bir kenara b›rakarak. Siyaset bilimi disiplininin temel kavramlar›n› tan›mlamak. Seçimler yoluyla halk›n temsilcilerini seçti¤i kabul edilir. Yürütme. geleneksel ideolojilerden farkl› olarak çevre ve kad›n/erkek eflitsizli¤ini vurgulayan ideolojilerdir. AM A Ç 4 AM A Ç 5 A M A Ç 3 . Toplum içinde bir arada yaflamak demek. devlet ayg›t›n›n ve bir bütün olarak tüm yöneticilerin hangi hâllerde güç kullanaca¤›n› ve gücün s›n›rlar›n›n ne olaca¤›n› aç›kça belirtmeyi amaçlarlar. belli bir ›rk ya da milletin üstünlü¤ünü öne ç›karan. Egemenlik siyasal gücü ifade etmeye yarayan bir soyutlamad›r. Demokratik rejimlerde siyasal kurumlar›n neler olduklar› ile birlikte bu kurumlar›n nas›l iflledi¤ine iliflkin temel bilgileri özetlemek. fliddeti yücelten yay›lmac› bir otoriter ideolojidir. Muhafazakâr felsefe. Yasama organlar›n›n ilk görevi -anayasa da dâhil olmak üzere. ‹nsan. Faflizm. Modern devletler. ‹deoloji olarak milliyetçilik. Demokratik rejimler.134 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Özet A M A Ç 1 Siyaset ve siyasal faaliyetin ne oldu¤u hakk›ndaki farkl› görüflleri aç›klamak. Devlet belli bir co¤rafi alan ve alan üzerinde yaflayan nüfus üzerinde fliddet kullanma tekeline sahip hiyerarflik bir örgütler bütünüdür. Milliyetçi ideolojiye göre devletlerin s›n›rlar› içinde mümkün oldu¤unca tek bir millet yaflamal›d›r. toplumun soyut ilkeler ve ak›l yoluyla flekillendirebilece¤i düflüncesini sorgular. millet egemenli¤inin tezahür etti¤i esas odak noktas›d›r. Sosyalistler ise hem özgürlük hem de eflitli¤in sa¤land›¤› bir düzenin mümkün ve kurulabilir oldu¤unu belirtir. Hukuki anlamda egemenlik ve ülke s›n›rlar› içinde hakim olan kendisinde baflka s›n›rlama kabul etmeyen herkesi ba¤layan kararlar alan en üstün gücün devlet oldu¤unu ifade eder. Liberal demokrasi kavram›n› de¤erlendirmek. Siyasal ideolojiler. kullan›lan oylarla milletvekili say›lar› aras›nda orant›l› bir temsilî öngören nispi temsil sistemi ile en fazla oy alan parti ya da adaya avantaj sa¤layan ço¤unluk sistemi olmak üzere ikiye ayr›l›r. genellikle belli bir ideolojik uyum gösteren örgütlerdir. ‹flte siyaset en genifl anlam›yla bu ortak kurallar ve karar alma mekanizmalar›yla ilgilenen sosyal bilim dal›d›r.yasa yapmak. dil. Muhafazakârlara göre insan asla mükemmel olamayacak kusurlu bir varl›kt›r dolay›s›yla toplum da hiç bir zaman mü- A M A Ç 2 kemmel ya da kusursuz olmayacakt›r. hakim milleti temsil eden bir kurum olarak millî kimlik ile örtüflmelidir. yasalar› kald›rmak ya da de¤ifltirmektir. s›rf insan olmas› dolay›s›yla baflka hiç bir flarta gerek kalmadan renk ›rk. ‹deoloji kavram› ile birlikte belli bafll› siyasal ideolojileri özetlemek. bireylerin siyasal dünyay› yorumlama ve aç›klamalar›na yard›m etti¤i gibi daha iyi bir dünyan›n nas›l kurulaca¤›n› göstererek insanlar› siyasal eyleme davet eden bir ölçüde sistematik ve kendi içinde tutarl› düflünceler demetidir. belli haklara sahip olmal›d›r.

Afl›r› çok partili sistemlerde tek parti iktidar olabilir. Il›ml› çok partili sistemde hükümet kurmak için iki ya da üç partili koalisyon gerekir c.Siyaset 135 Kendimizi S›nayal›m 1. Siyasal olaylar› aç›klama c. Siyasal ç›karlar›n temsili 2. Kamuoyu hakk›nda söylenilenlerin hangisi yanl›flt›r? a. Ünite . b. d. c. Kamusal meselelere ilgi duyma d. e. 9. Farkl› ç›karlar› temsil etmek.5. Hâkim parti sisteminde hür seçimlere ra¤men ayn› parti seçim kazan›r b. Sosyalist ideoloji hakk›nda afla¤›daki önermelerden hangisi do¤rudur? a. Ba¤›ms›z yarg› c. Liderlik sorgulanmamal›d›r. Parti sistemleri hakk›nda afla¤›daki ifadelerden hangisi yanl›flt›r? a. Medya kamuoyu oluflturulmas›nda etkili bir araçt›r. d. c. Sosyalistler rahatl›kla milliyetçi olabilirler. Afla¤›dakilerden hangisi sivil toplum kurulufllar›n›n özelliklerinden biri de¤ildir? a. e. c. fiiddet kullanmak yanl›flt›r. d. Milliyetçi ideoloji afla¤›daki önermelerden hangisini savunmaz? a. Sosyalizm kabul edilebilir bir ideolojidir. c. Kamusal meseleler hakk›nda görüfl bildirmek. Sosyalist ideoloji hem özgürlük hem eflitlik arzu eder. e. b. Yasama organ› . Üyelerinin siyasal sosyalleflmesine katk›da bulunmak. b. b. 6. ‹ki partili sistemde koalisyon kurmak gerekli de¤ildir. e. Hükümetler de kamuoyunu biçimlendirmeye çal›fl›rlar. Gönüllülük b. Liberal feminizm kad›nlar ve erkeklerin kanun önünde eflitliklerini savunur. Siyasi iktidara gelmeyi hedefleme 10. Serbest seçimler b. d. Sosyalistler her fleyin devlet kontrolü alt›nda olmas›n› isterler. Sosyalist feministler kapitalizmi sorgulamazlar. d. Baflkanl›k sistemi d. e. yüzy›lda ortaya ç›km›flt›r. 5. Her devlet kendi milletini yönetmelidir. c. Devletten ba¤›ms›zl›k c. Üyelerine maddi ç›karlar sa¤lamak. Afla¤›dakilerden hangisi siyasal partilerin görevlerinden biri de¤ildir? a. ‹ki partili sistemde kazanan ve kaybedenler bellidir d. ‹nsan haklar› millet kavram›ndan önce gelir. 3. Afla¤›dakilerden hangisi liberal demokrasinin olmazsa olmazlar›ndan de¤ildir? a. Devlet gücü kontrol alt›nda tutulmamal›d›r. Bütün feministler erkek düflman›d›r. ‹yi toplumun nas›l olaca¤›n› gösterme e. Siyasal eyleme ça¤r› b. Radikal feminizm liberal feminizmi tamamen reddeder. c. d. Her millet kendi devletine sahip olmal›d›r. 4. Kamuoyunun oluflumunda bütün siyasi güçler eflit bir biçimde yer almaz. Faflist ideoloji afla¤›daki görüfllerden hangisini benimser? a. Afla¤›dakilerden hangisi ideolojilerin ifllevlerinden biri de¤ildir? a. Siyasetçi yetifltirmek. Medya e. 7. Feminizm 20. Hükümetler kamuoyuna ters düflen bir biçimde davranamaz. b. Baz› milletler di¤erlerinden üstündür. Kamuoyu ço¤unlu¤un görüflü anlam›na gelmez. Siyaseti anlamland›rma d. Siyasi iktidar› etkilemeye çal›flma e. Millet bir hayali cemaat de¤ildir. e. b. 8. Bütün milletler eflittir. Sosyalistler özgürlük istemezler. e. Kad›n/erkek eflitli¤i reddedilir. Feminizm ile ilgili olarak afla¤›dakilerden hangisi do¤rudur? a.

seçkin tahakkümünü örtme ve kitleleri bask›ya boyun e¤dirme teflebbüslerini gizleyen sahte bir görüntüden baflka bir fley de¤ildir. Dini fundamentalist devlet.136 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Okuma Parças› Demokrasi Üzerine Bak›fl Aç›lar› Liberaller. kad›nlar› kamusal ve siyasal ve hayattan d›fllamaya veya bu alanda onlar› ikincil konuma itmeye yarayan ataerkil devletin. Anarflistler. erkek ihtiyac›n›n bir arac› olarak görürler. Faflistler. Sosyalistler. Ancak yeni sa¤. totaliter demokrasi dairesindeki fikirleri benimserler. ayr›cal›kl› seçkinlerin bask›s›ndan daha az mas-um de¤ildir. Sosyalistler. terbiye görmemifl “halk y›¤›n›”n›n iradesinden korunma ihtiyac›n› karfl›layacak nitelikleri bar›nd›rmal›d›r. Klasik liberaller devleti gerekli bir kötülük olarak görürler ve minimal devleti överler. mevcut kufla¤›n ( bu yönde oy hakk› olmaks›z›n) ç›karlar›n› gelecek kuflaklara.. s. neo-liberaller bürokratik ifllemlerle ekonomik baflar›y› engelledi¤i için devletin etkisinin afla¤› çekilmesini benimserler. geleneksel olarak. modern liberaller özgürlü¤ü geniflleten ve f›rsat eflitli¤ini sa¤layan devletin pozitif rolünü vurgularlar. iktisadi yaflam› kamusal denetim alt›na alma arzusu tafl›rlar. moral ve kültürel yenilenmeyi getirecek araç olarak gördükleri devleti pozitif olarak de¤erlendirirler. Dini Fundamentalistler. Faflistler. Feministler. bireyci terimler çerçevesinde oy sand›¤›nda ifadesini bulan r›za olarak görürler. Ankara: Adres Yay›nlar›. yozlaflm›fl ve kokuflmufltur. Anarflistler. ulusal toplulu¤un bütünlü¤ünü yans›yan üstün etik ideal olarak görürler. Kapitalist demokrasi oldu¤u gerekçesiyle liberal demokrasiyi d›fllayan sosyalistler. dini otoritenin ve hikmetin siyasi manifestosu olarak kabul edilir. Geleneksel muhafazakârlar devlet ve sivil toplum aras›nda pragmatik bir dengeyi desteklerken. bask›c› ve zorlay›c› otoritesi güçlü. Bu elefltiri temsili demokrasiyi . devletin gereksiz bir kötülük oldu¤unu kabul ederler. Hakiki bir demokrasinin mutlak diktatörlük oldu¤u düflüncesini tafl›rlar. sosyal. Marksistler s›n›flar aras›ndaki mücadeleyi düzenleyen devlet ve s›n›f sistemi aras›ndaki mücadeleyi düzenleyen devlet ve s›n›f sistemi aras›ndaki ba¤lant›y› vurgularlar. düzenli ve rekabete aç›k seçimler ile ayn› fleymifl gibi görülür. Bu yüzden parti ve seçim rekabeti. mülkiyeti ve geleneksel kurumlar›. 56 ve 238 . tarafs›z bir hakem olarak görürler. Temsili demokrasi. Muhafazakârlar. özellikle ‹talyan gelene¤inde. demokrasiyi. Devlet do¤al olarak bask›c› ve zalim oldu¤u için tüm devletlerin ayn› karakteri vard›r. devletin müdahalecili¤ini onaylar. Kaynak: Andrew Heywood. Yani demokrasi. Naziler devleti içinde ›rk ya da ulus bulunan bir damar olarak görürler. Di¤er sosyalistler devleti ortak faydan›n somutlaflm›fl hali olarak görürler ve bu yüzden sosyalizmin hem sosyal demokrat hem de devletçi-kolektivist flekli. liberal demokratik yönetimi benimsemektedirler ama bu demokrasi. ideolojik bilgeli¤i tekeline alabilir ve yaln›zca bu lider tek bir halk›n gerçek ç›karlar›n› dillendirebilir. flimdisi modern sosyal demokratlar. Çünkü önder. Demokrasi bir yandan iktidar›n kötüye kullan›m›n› engellemektir ama ço¤unlu¤un zorbal›¤›n›n engellenmesi ad›na. liberal demokratik yap›lara sad›k kalmada flüphe etmezler.. Muhafazakarlar. temsili demokrasiyle afl›r› müdahaleci yönetim ve iktisadi durgunluk meseleleri aras›nda iliflki kurmaktad›r. her zaman anayasal bir çerçevede iflletilmelidir. devleti otorite ve disiplini sa¤layarak. Ancak. Ekolojistler. toplumu kaos ve düzensizlikten koruma ihtiyac›yla ba¤lant›l› olarak gördükleri için geleneksel olarak güçlü bir devleti tercih ederler. devleti. halk›n kat›l›m›na dayal› radikal bir demokrasi fleklini benimserler. 2007. totalitarizme olan inançlar›ndan ötürü. ço¤unlukla radikal ya da kat›l›mc› demokrasiyi desteklerler. Devlet Üzerine Bak›fl Aç›lar› Liberaller. devleti. seçimlerde hayata geçirilebilecek reformlar›n bir arac› olarak görürler. devletle ilgili birbiriyle çat›flan görüfl aç›lar›na sahip olmufllard›r. “Koyu” yefliller. di¤er türlere ve do¤aya bir bütün olarak dayatma arac› gibi tan›mlar. devleti toplum içinde rekabet ve mücadele eden s›n›flar aras›nda sosyal düzeni sa¤lamak için gerekli. Devletin hakim. Liberal feministler yine de devleti. Siyasi ‹deolojiler. özel bir temsili demokrasi elefltirisi gelifltirmifllerdir. do¤rudan demokrasiyi savunurlar ve süreklilik arz eden halkç› kat›l›mla beraber radikal adem-i merkeziyetçilik vurgusu yaparlar.

d 9. 10. S›ra Sizde 4 Siyaset bilimcilerin önemli bir ço¤unlu¤u demokratik rejimin istikrar› aç›s›ndan parlâmenter sistemin tercih edilmesi gerekti¤ini ileri sürmüfllerdi. ara renkler tafl›yan sistemler de söz konusudur. c 8. Serbest piyasa ekonomisi otoriter rejimlerle de uyum gösterebilir. e 4.5.Siyaset 137 Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar› 1. Bu tez giderek daha fazla siyaset bilimci taraf›ndan sorgulanmaya bafllanm›flt›r. kamu otoritesine muhalif olabilmek çok zordur. Zira tek ya da saf bir baflkanl›k ya da parlâmenter sistem tipi yoktur. Ayr›ca demokratik rejimin istikrarl› olup olmamas› etkileyen birçok faktör vard›r. klasik muhafazakâr tezlerden yak›ndan etkilenmifllerdir. d 7. Piyasa ekonomisi. c S›ra Sizde Yan›t Anahtar› S›ra Sizde 1 Siyasetsiz bir toplum hayal edebilmek ancak insanlar›n birbirlerini tam olarak anlayabildikleri. liberal muhafazakârl›k da daha az çeliflkili bir görünüm alm›fl gibidir. serbest piyasa ekonomisinin mutlaka liberal demokrasiyi gerektirdi¤i anlam›na gelmez. Hükümetlerin kolayca kurulmas›na izin veren parlâmenter rejimin sistem d›fl› aray›fllar› da frenleyece¤i. Bu meyanda. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Kamuoyu ve Medya” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Özel mülkiyetin tan›nmad›¤› rejimlerde. e 2. yüzy›l liberalleri özellikle de Hayek. Ancak böyle bir toplumda ortak kurallar ve kurallar› uygulayacak bir mekanizmaya gerek kalmaz. d 5. uzlaflma kültürünün eksik oldu¤u di¤er ülkelerde sistemin t›kanmas›na ve askerî darbelere yol açm›flt›r. Ancak post modern düflünce ikliminin de katk›s›yla ayd›nlanmac› liberalizmin liberal gelenek içinde giderek güç kaybetti¤i de aç›kt›r. Serbest piyasa ekonomisi olmadan liberal demokrasi olmaz demek. Böyle bir toplumun k›tl›k gibi bir sorun da yaflamamas› gerekir. Çok farkl›. Tüm bunlar da yetmez. Özel mülkiyet ve serbest teflebbüsün varl›¤› sizin kamu otoritesine ba¤›ml›l›k düzeyinizi düflürür. Ünite . 20. birbirlerinin hak ve sorumluluklar›n›n neler oldu¤unu kendili¤inden bilip buna uygun davranabildikleri bir toplumda düflünülebilir. Bu teze göre baflkanl›k sistemi sadece ABD’de de baflar›l› olmufl. a 3. çat›flmalar› yumuflatabilece¤i de söylenmifltir. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Siyasi Partiler ve Parti Sistemleri” konusunu yeniden gözden geçiriniz Yan›t›n›z yanl›fl ise “Siyasi Partiler ve Parti Sistemleri” konusunu yeniden gözden geçiriniz Yan›t›n›z yanl›fl ise “Feminizm” konusunu yeniden gözden geçiriniz Yan›t›n›z yanl›fl ise “Faflizm” konusunu yeniden gözden geçiriniz Yan›t›n›z yanl›fl ise “Milliyetçilik” konusunu yeniden gözden geçiriniz Yan›t›n›z yanl›fl ise “Sosyalizm” konusunu yeniden gözden geçiriniz Yan›t›n›z yanl›fl ise “Bask› Gruplar› ve Sivil Toplum Kurulufllar›” konusunu yeniden gözden geçiriniz Yan›t›n›z yanl›fl ise “Demokrasi Nedir?” konusunu yeniden gözden geçiriniz s›cak bakar hâldedir. Zira otoriteyle ters düfltü¤ünüz anda iflinizi de kaybedersiniz. a 6. e Yan›t›n›z yanl›fl ise “Siyasi ‹deolojiler” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Siyasal rejim bunlardan sadece biridir. Böylece liberalizm ile muhafazakârl›k aras›nda yak›nlaflma platformu do¤mufltur. S›ra Sizde 3 Serbest piyasa ekonomisi ve bu sistemin dayand›¤› özel mülkiyet rejimi olmadan liberal demokrasi de mümkün olmaz. Bu toplumun düflman› da olmamal› ya da kendisini di¤erlerinden tamamen ay›rabilmelidir. Öte yandan muhafazakârlar›n önemli bir k›sm› da liberallerin bireysel özgürlük vurgusuna her zamankinden daha . muhaliflerin baflvurabilece¤i alternatif iktisadi güç odaklar›n›n var olmas›na izin verir. S›ra Sizde 2 E¤er liberalizmden ak›l yoluyla insanl›¤›n sürekli daha iyiye gidece¤ini varsayan ayd›nlanmac› liberalizm anlafl›l›yorsa bu türlü bir liberalizmin muhafazakârl›kla yan yana bulunmas› mümkün de¤ildir.

” American Political Science Review. “Mass Media and Democratic Politics. 2. Milliyetçilik Kuramlar›. Rhodes. Esasa. s. Sarah Binder. Christopher B. Özk›r›ml›. Gellner.M Henderson ve Talcott Parsons). Ak›l. E. “Public Bureaucracies” The Oxford Handbook of Political Institutions. ‹stanbul: Birikim Ketll. London: Longmann Pearson. Macpherson). 51. (2002). Thomas. haz. Oxford: Blackwell. Atilla. Toplum. Thomas Janoski ve di¤erleri. Max (1947). “Minimalist Conception of Democracy: A Defence. . (Çev.H.” The Blackwell Encyclopedia of Political Science. Mouffe.A. Gerardo L (2009). (2006) “Legislative Organization”. (1968). Open Society and Its Enemies. The Handbook of Political Sociology. Ahmet (2010). London: Routledge and Paul. Siyaset. Ernst (1991). vol 1. London: Routledge Yayla. Cambridge: University Press. Liberalizm. Measuring Democracy.Essays in Sociology. “Political Parties: Social Bases. Politics Between Abundance and Back. (1993). Gerth ve C. The Handbook of Political Sociology. (der. Manchester: University Press. Ankara: Turhan. Sosyalizm. Norton. R. Manchester). “Nationalism.: A. Özipek.” Radical Democracy. Umut (2009). C. Oxford). (1970). 3. 2. Introduction to Political Theory. Vernon Bogdanor). haz. Ankara: Liberte.W. Andrew (1998). Cambridge). (1957). Munck. Leviathan. Muhafazakârl›k. Vernon Bogdanor). Ufka ve Bugüne Dair. Tery Lynn (1991). “For an Agonistic public sphere. Max. Bert A Rockman. Kevin T. (yay. Qualter. Bekir Berat (2004). (Der. Oxford: Oxford University Press. New York: Springer. Schwartz. Hoffmann John ve Paul Graham (2009). Granados Fransisco. Dumitrescu Delia ve Anthony Mugan (2010). Elefltirel Bir Bak›fl. Aksu Bora ve di¤erler). (1998). (Der. Oxford: University Press. Ian Shapiro & Casino Hacker Gordon. Cambridge). Thomas H (1991). (Der. J ve David Knoke (2005). Oxford: Blackwell. Globalization and Its Discontents. Baker). Bert A Rockman). Cambridge: University Press. 454-473. Philippe ve Karl. Baltimore: The Johns Hopkins University Press. ‹stanbul: ‹letiflim. Heywood Andrew. New York: Palgrave. (2005). “What Democracy is and is not. Craig Jenkins).” Journal of Democracy. 1991. Cambridge). Mildred A ve Kay Lawson. Popper. Schmitter. ‹nsel.A. Donovan. Hobbes. Wright Mills). New York: London. John M. London: Penguin. Heywood. Oxford: Clarendon. “Conservatism as an Ideology. Donald F (2006).138 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar Aristotle (1948). “Organized Interest Groups and Policy Networks”. Stiglitz. Sarah Binder.” Handbook of Politics -State and Society in Global Perspective. Carey. Plato. (der. Palgrave. The Theory of Social and Economic Organization. Leicht ve J. Thomas Janoski ve di¤erleri. and Environment”. Lars Tonder and Lassa Thomassen. Feminist Teori (çev. (der. (2007). Przeworski. Cambridge: University Press.W.” Democracy’s Value. New York. “Public Opoinion” The Blackwell Encyclopedia of Political Science.Third Way: the Renewal of Social Democracy Cambridge: Polity. Ankara: Do¤u Bat›. (Der. Josephine (2005). From Max Weber. A Bridge Between Scholarship & Politics. (Der. R. Samuel P. New York: Oxford University Press Weber. Politics. Huntington. Karl (1945). Kegan Paul. Rhodes. The Oxford Handbook of Political Institutions (der. Political Ideologies. Joseph E. Politics (yay. Giddens Anthony. Organization. Chantal (2005). Adam (1999). Weber. (der. H.

.

Tarih boyunca toplumsal tabakalaflma ve eflitsizli¤in de¤iflen biçimlerini aç›klayabilecek. Günümüz toplumlar›nda toplumsal tabakalaflma ve eflitsizli¤e iliflkin yeni tart›flmalar› ve kuramlar› aç›klayabileceksiniz. Toplumsal tabakalaflma ve eflitsizlik konusunda farkl› yaklafl›mlar› özetleyebilecek. Anahtar Kavramlar Toplumsal Tabakalaflma Toplumsal Eflitsizlik Sosyal S›n›f Sosyal Statü Toplumsal Hareketlilik • • • • Orta S›n›f Kültürel Dönüfl Yaflam Tarz› Yoksulluk ve Yeni Yoksulluk ‹çindekiler • G‹R‹fi VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE • TAR‹H ‹Ç‹NDE TABAKALAfiMA • TOPLUMSAL TABAKALAfiMA KURAMLARI • TOPLUMSAL Efi‹TS‹ZL‹K VE TABAKALAfiMADA YEN‹ TARTIfiMALAR & KURAMLAR Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Toplumsal Tabakalaflma ve Eflitsizlik . Toplumsal tabakalaflma ve eflitsizlik olgular›n› ve onlarla ilgili kavramlar› tan›mlayabilecek.6 Amaçlar›m›z • • • • • SOSYAL B‹L‹MLERDE TEMEL KAVRAMLAR Bu üniteyi tamamlad›ktan sonra.

siyasal. yafl. gibi bir de¤erlendirmeye.Toplumsal Tabakalaflma ve Eflitsizlik G‹R‹fi VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE Sosyolojide toplumsal tabakalaflma ve eflitsizlik kavramlar› toplumda bireyler veya gruplar aras›nda var olan eflitsizlikleri tan›mlamak için kullan›l›r. Kapitalizm öncesi toplumlarda eflitsizlikler var olmakla beraber bu eflitsizlikler “do¤al. sosyal adaletin tüm bireyler aras›nda tümüyle sa¤land›¤› “eflitlikçi” bir toplum daima eriflilecek bir hedef olmufltur. Daha önceki egemenlerin öne sürdü¤ü dine ve soy sopa dayal› eflitsizliklerin yerine Frans›z Devrimi’nin insanl›¤a sundu¤u özgürlük. “iyi . “üst . Krallar ve dinî otoriteler gibi çeflitli egemen güçler bu düflünceyi desteklemektedir. Bu toplumda insanlar aras›ndaki sosyal adaleti sa¤lamak için eflitli¤in olabilmesi ve bunun için gerekli ekonomik. sosyal yap›sal mekanizmalar›n gelifltirilmesi gerekmektedir. ekonomik. Bu kavramlardan ilki farkl›laflmad›r. s›ralamaya sokmaya veya de¤erlendirmeye bafllar›z iflte . kimsenin di¤erine göre daha az eflit olmad›¤›. Toplumun üyeleri aras›nda ekonomik. siyasi yaflama eflit bireyler olarak kat›labilmeleri ve kendilerini sosyokültürel düzlemde temsil edebilmeleri gereklidir. 1789’da ilan edilen Fransa ‹nsan ve Yurttafl Haklar› Bildirisi’ne göre “‹nsanlar›n eflit do¤du¤u ve eflit yaflamas›”n›n gerekli oldu¤u belirtilmifltir. Ancak toplumsal tabakalaflma ve eflitsizlik kavramlar›nda dönüm noktas› 1789 Frans›z Devrimi ve kapitalist toplumdur. Genellikle bu eflitsizliklerin kayna¤› olarak ekonomik gelir ve mülkiyet farkl›l›klar› düflünülürse de toplumsal cinsiyet.kötü”. Modern toplum art›k krallar›n veya dinî otoritelerin yönlendirmesine ba¤l› olmayan. kültürel ve sosyal bir çok farkl›l›k bulunmaktad›r. Öte yandan en bafl›ndan beri en basit örgütlenmifl olandan en geliflmifl örgütlülü¤e sahip toplumlara kadar tüm toplumlarda toplumsal eflitsizli¤in farkl› derece ve türlerine rastlamak mümkündür. farkl› etnik köken ve inançlarda toplumsal eflitsizliklere neden olabilir. siyasi ve sosyal f›rsatlara eriflim aç›s›ndan bir farkl›l›k bulunmad›¤›. insan›n kendi akl›n› kullanarak kendi kaderi ve gelece¤i üzerine karar verebilece¤i bir toplumdur. eflitlik ve kardefllik ilkeleri evrenselleflmifl ve kay›ts›z flarts›z eflitlik çok önemli bir insanl›k de¤eri olarak meflruiyet kazanm›flt›r. Ancak ne zaman ki egemen de¤er yarg›lar› ve normlara göre bu olas› farkl›l›klar› “normal .anormal”. Toplumsal tabakalaflma ve eflitsizlik konusunu daha iyi anlayabilmek için baz› önemli kavramlar›n iyi aç›klanmas› gereklidir.” “kaç›n›lamaz” ve “mutlak” olarak kabul edilmifltir. psikolojik. ‹nsanlar ve gruplar aras›nda fiziksel. ifl gücüne.alt”. biyolojik. Eflitsizlikleri ortadan kald›rmak için tüm bireylerin e¤itime.

toplumda varl›kl› olmak üst bir de¤er ve olanaklar sa¤larken yoksul olmak alt bir de¤er al›r ve olanaklar› k›s›tlar. ‹nsanl›¤›n yerleflik düzene geçmesi ve özellikle insan eme¤ine dayal› tar›m topluluklar›n›n geliflmesi ile bafllayan tarihsel süreçte ortaya ç›km›flt›r. Tar›m iflinin yorucu ve hor görülen bir ifl biçimi olarak köleler taraf›ndan yap›lmas› normal karfl›lan›r. Ancak “prestij” kavram› toplumda önem verilen ve kültürel ve sosyal olarak anlaml› özelliklere iflaret etmektedir. 2004. toplumsal konumlar›. Örne¤in. flan. Bunlar›n yan› s›ra Güç ve ‹ktidar kavram› da eflitsizli¤in sosyolojik analizinde önemli bir kavramd›r. Belli bir gruba. E¤itimli olmak üst bir de¤er alarak toplumda yükselmeye olanak tan›rken e¤itimsiz olmak alt bir de¤er al›r ve bireyin toplumda yükselmesini olumsuz etkiler. Ekonomik f›rsatlara ulaflabilen kifliler ayn› zamanda siyasi ve sosyal güce de ulaflabilir ve bu anlamda imtiyazl› olabilir. s›n›fa ait olmak daha üst bir de¤er ve imtiyaz getirirken bir baflka bir gruba. Dolay›s›yla toplumda daha çok yap›sal olarak ortaya ç›kan farkl›l›klar bu anlam sistemi içinde bireyler ve gruplar aras›nda çeflitli (ekonomik. dayatabilmeleri anlam›na gelir. sanat ve kültürel etkinlikler gibi daha zor ve toplumda daha ‘üst’ görülen . Güç ve iktidar bireylerin ve gruplar›n kendi iradelerini ve isteklerini baflkalar›na. Bu anlamda prestij daha çok subjektif ve de¤erler sistemine ba¤l› bir farkl›l›kt›r. Bu toplumda insanlar ya köle olarak ya da köle sahibi olarak do¤ar. S›ralama yap›ld›¤›nda baz› farkl›l›klar daha üst bir de¤er al›rken baz›lar› daha alt bir de¤er al›rlar. zenginlik bir imtiyaz olabilirken her zaman prestij sa¤lamayabilir (Haralambos ve Holborn. Ancak tar›m›n temel üretim oldu¤u bu toplumlarda savaflta kaybeden taraftan olan kiflilerde kölelefltirilerek tar›m ifllerinde ve askerî görevlerde kullan›l›rlar. toplumsal eflitsizli¤in sosyal s›n›f. Di¤er bir kavram ise imtiyaz kavram›d›r. s. s›n›fa aidiyet alt bir de¤er ve imtiyazs›zl›k olabilir. özenilen ancak herkesin ulaflamayaca¤› f›rsatlar› anlatmak için kullan›l›r. Sosyolojide. Kölelik daha çok do¤ufltan belirlenen ve babadan o¤ula geçen bir statüdür. unvan. Bu anlamda tarihte dört farkl› toplumsal tabakalaflma sisteminden bahsetmek mümkündür: • Kölelik sistemi • Kast sistemi • Feodalitede görülen toprak mülkiyetine dayal› sistem • Sosyal s›n›flar Kölelik Sistemi Kölelik. herkesin tercih edece¤i. 1). liderlik yetene¤i. onlar›n onaylar› olsun veya olmas›n. Örne¤in.142 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar toplumsal tabakalaflma ve eflitsizlik o noktadan sonra bireyin yaflam›na girer ve tüm yaflam›n› belirler. TAR‹H ‹Ç‹NDE TABAKALAfiMA Toplumsal tabakalaflma insanl›k tarihinin ilk aflamalar›ndan beri farkl› formlarda görülen bir gerçekliktir. statü ve güçiktidara göre tan›mlanmas› ve bunlar›n neden ve sonuçlar›n›n çal›fl›lmas› en temel konulardan biridir. bir insan›n di¤er insan üzerindeki mülkiyet hakk›n› tan›mlayan en afl›r› eflitsizlik olarak kabul edilir. ‹mtiyaz toplumdaki insanlar›n elde etmek istedikleri. ‹nsanlar›n yaflam stilleri. kültürel) eflitsizliklere neden olabilirler. siyasal. sosyal. Aristo’nun belirtti¤i gibi kölelerin de köle sahibi olanlar›n da bu konumlar›n›n “olmas› gerekti¤i gibi oldu¤u” düflünülür. Köle sahipleri ise yöneticilik. fleref gibi özellikler prestij farkl›l›klar› yaratmaktad›r.

Kast Sistemi Kast Orta Ça¤’da.1 Steven Spielberg’in yönetmenli¤ini yapt›¤› ve konusu yaflanm›fl gerçek bir olaya dayanan 1997 tarihli Amistad filmi 1839 y›l›nda siyahi köleleri tafl›yan ayn› adl› gemide kölelerin ç›kard›¤› isyan sonras› yaflananlar konu edilir. Bu da toplumda çok kat› bir hiyerarfli ve parçalanm›fll›k yarat›r. özellikle Hindistan’da geçerli olan ve Hindu felsefesi. ‹spanyolca’da Kast “tür” veya “akraba grubu” anlam›na gelir. Bu flekilde bir temas olursa kast üyelerinin ar›nma töreninden geçmeleri gerekir. özellikler Brahmin olanlar›n. Buradan görülece¤i gibi Varna sistemi din ve geleneklerin yan› s›ra toplumda bir ifl bölümü ve meslek bölünmesine de dayan›r. gelenek ve mesleki ayr›mlara dayal› bir tabakalaflma biçimidir. sosyal ve dinsel yaflam ve ortak kültürü takip etmeleri gerekir. Burada önemli bir farkl›l›¤a da de¤inirsek eski Yunan’da güvenilir ve ak›ll› oldu¤u görülen kölelere bazen kâhyal›k gibi görevler verildi¤i. kal›tsal bir statüdür ve ortak bir soy ve bir atadan gelir.N. Kast Hindistan’dan baflka tüm Uzak Do¤u toplumlar›nda da görülebilen ve Asya’n›n kolonileflmesi s›ras›nda ‹spanyol gemicilerin bu toplumsal kuruma verdikleri isimdir. Di¤er taraftan. Ünite . Bailey’e göre kast üyelerinin ortak bir meslek. Kölelik çok kat› kurallar› olan bir sistemdir. . herbir kast grubunun kendi içinde alt kastlara bölünerek toplumu kesitlere ay›ran bir mekanizma olarak görür. M. din. Vaishya (tüccarlar) ve Shudra (iflçiler). kast sistemini. Her Varna grubuna üyelik do¤ufltan kazan›lan. Hindu toplumu dört temel Varna grubuna ayr›lm›flt›r: Brahmin (din adamlar›). Kast üyelerinin ba¤l› bulunduklar› Kast grubunu de¤ifltirmelerine olanak yoktur. Bu dört kast grubundan baflka birde herhangi bir kast üyesi olamayan kastd›fl› (dokunulamayan) gruplar vard›r.6. Resim 6. Hindistan’da Sanskrit dilinde Kast kelimesinin karfl›l›¤› “varna”d›r ve “renk” anlam›na gelir. töre. Kast konusunda çeflitli tan›mlar mevcuttur. Ancak Hindu inan›fllar›na göre insanlar bu yaflamlar›nda ait olduklar› kast grubunun görevlerini yerine getirdi ve kurallara harfiyen uydu ise ikinci defa dünyaya geldiklerinde bir üst kast üyesi olarak do¤ar ve bu flekilde ödüllendirilebilirler. Buradan görülebilece¤i gibi “beden ifli” ile “beyin ifli”nin toplumlarda farkl› de¤erlendirilmeleri konusu çok eskilere dayan›r. kastd›fl› gruptan birisinin sundu¤u bir hizmeti kullanmas› veya temas etmesi yasakt›r. Kast üyelerinin.Toplumsal Tabakalaflma ve Eflitsizlik 143 görevleri yerine getirmektedir. Kashtriya (askerler). Bu gruplar toplumda hayvan bak›c›l›¤› ve temiz olmad›¤› kabul edilen iflleri yaparlar. baz› kölelerin de sadakatlerini ispat ederlerse serbest b›rak›ld›klar› görülse de Güney Amerika’da var olan kölelik bundan çok daha kat›d›r. Srinivas.

Farkl› s›n›flar aras› evlilik daha yayg›n ve herhangi bir resmî veya dinî k›s›tlanma yoktur. Sosyal s›n›f kifliler aras›nda özellikle maddi kaynaklar›n mülkiyeti ve kontrolü gibi ekonomik temelli farkl›l›klara dayan›r. Öte yandan soylular serflerin do¤um. yine içine do¤ulan konum önemli olmakla beraber. yüzy›ldan 14 . Feodal sistem. K ‹ T. Serfler ise kendi yaflamlar›n› sürdürebilmek için soylulardan üzeS O R U rinde üretim yapabilecekleri bir toprak parças›n› alabilmek hakk›na sahiptir. yüzy›la kadar bu flekilde devam eder. Soylular bu toprak parças› üzerindeki üretimden.serfler aras›ndaki “karfl›l›kl› haklar ve sorumluluklara” dayanan bir sistemdir. Bu kuramlara altta de¤inece¤iz. geleneksel ve kültürel kurallar gibi ekonomik olmayan farkl›l›klar daha önemlidir. Ancak 15. Öte yandan sosyal s›n›f sisteminin di¤er sistemlerden baz› farklar› vard›r (Giddens. Bir kiflinin sosyal s›n›f›. dikey ve yatay toplumsal hareketlilik olas›l›¤› vard›r. meslekleri aç›s›ndan farkl›l›klar vard›r. 3. Di¤er toplumsal tabakalaflma biçimlerinde ise eflitsizlikler daha çok bireyler aras› hak ve görev ilifl- . Bu sistem içinde üç temel grup. pazar yeri giÜfiÜNEL‹M bi sosyal gereksinimlerini karfl›lamak ve bir kurakl›k durumunda aç b›rakmamaktan sorumludur. soylular. E L E V kavram› ‹ZYON Sosyal Ts›n›f sosyolojik çal›flmalarda çok çeflitli kuramlarla aç›klanmaktad›r. Bu topraklar›n büyüklü¤ü ve kullan›m haklar› yasal olarak tan›mlan›r. yüzy›ldan sonra Kapitalizme geçifl ile beraber bu sistem sona erer. sayg›nl›k. sosyal s›n›flar daha çok “modern” ve sanayileflmifl toplumlarda ortaya ç›kt›¤› kabul edilen bir eflitsizlik biçimidir. bilgi ve becerileri. çal›flma yaflam›nda kifliler aras›nda ald›klar› ücret. Ancak di¤er sistemlerde unvan. 2001: 282). 4. ölüm. vergileri toplamaktan ve geSIRA S‹ZDE rekti¤inde kral›n hizmetine sunacaklar› bir ordu yetifltirmekten sorumludur. toplumsal yaflam tarzlar› ve tercihlerinin birbirine benzedi¤i. Sosyal s›n›flar herhangi bir kanunla veya dinsel bir aç›klama ile yap›lanmaz. Örne¤in. Sosyal s›n›flar daha çok formal iliflkiler içinde belirlenir. Bu toprak da soylu derebeyi taraf›ndan üzerinde yaflamakta olan serf aileleri aras›nda topra¤›n ekilmesi amac› ile da¤›t›l›r. serfler ve din adamlar›d›r. büyük bir topluluk kesiti olarak tan›mlayabiliriz. ‹NTERNET Sosyal bir s›n›fa ait olma durumu aileden miras al›nan ve yasal veya geleneksel bir temele oturmaz. Her toprak parças› yasal hak ve görevleri. yüzy›ldan sonra feodalite çeflitli faktörlere ba¤l› olarak çözülmeye bafllar ve 18. Bunlar: 1. çal›flma flartlar›.144 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Feodalitede Görülen Toprak Mülkiyetine Dayal› Sistem Feodalite’de topraklar kral taraf›ndan soylular aras›nda da¤›t›l›r. bir ölçüde de “kazan›lm›fl” bir konum olmaya izin verir.15. üyelerinin siyasi güç ve iktidara eriflebilirli¤i. Buradan anlafl›laca¤› gibi çeflitli aç›klamalar olmakla beraber. D ‹kral K K AT soylular . Tabakalar aras› yukar› ve afla¤›. ekonomik A P Sosyal s›n›f› kaynaklara ayn› uzakl›kta veya yak›nl›kta olan. 2. Serfler ise toprakta çal›fl›p vergilerini ürün olarak vermek ve askerlik görevlerini yerine getirmekleDsorumludur. yetkileri ve yükümlülükleri ile birlikte bir soyluya verilir. SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE Sosyal S›n›flar SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET Sosyal s›n›flar di¤er tüm toplumsal tabakalaflma sistemlerinden farkl› olarak kiflinin içine do¤du¤u mevkii/statüyü de¤ifltirebilme özelli¤ine sahip oldu¤u. bunu da AMAÇLARIMIZ kendi yetenekleri ve kazan›mlar› ile yapabilece¤i için de¤iflime ve dinamizme en aç›k sistem olarak tan›mlan›r. Bu sistem 9.

1995. kültürel dönüflümleri AMAÇLARIMIZ büyük ölçüde etkilemektedir. Ünite . yaflam biçimleri üzerinden yap›lan tart›flmalar damgas›n› vurmufltur. de¤iflmeyi ve ortaya ç›kan yeni eflitsizlikleri anlamak için yeterli bir kavram olmad›¤› kuvvetle idSIRA S‹ZDE dia edilmifltir. tüketim farkl›l›klar› gibi farkl›l›klar›n. Ancak hâlen nüfusun % 25’i köylerde yaflamakta ve köy hem kentsel yaflam biçimlerini. Orta S›n›f . veya köleler ve efendiler veya üst alt kastlara ait olan kifliler aras›ndaki gibi). En büyük eseri olan Kapital’in (Das Capital) üçüncü cildi üzerinde çal›fl›rken “Sosyal s›n›f nas›l oluflur?” K ‹ T A P K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET . Daha sonra 1950’de Amerika Birleflik Devletleri’nde ilk kez akademik sosyoloji içinde flekillenen Yap›sal.‹fllevselci okul ve Çat›flma okulu içinde daha farkl› ele al›nm›flt›r. ‹ T A P ‹stanbul ve Türkiye’de s›n›flarla ilgili olarak daha ayr›nt›l› bilgi için KorkutKBoratav’›n Anadolu’dan S›n›f Profilleri (‹stanbul:Tarih Vakf› Yurt Yay›nlar›. Türkiye’de sanayileflme sürecinde h›zla geliflmekte olan toplumlardan olup köylülükle geçinenSIRA kitleler giderek azalS‹ZDE makta ve kentlere büyük oranlarda göçle beraber köyler boflalmaktad›r. Öte ‹yandan Marx’›n sosyal s›n›flar üzerinde yazd›¤› bir eser veya bölüm yoktur. iflveren. 1980 sonras›nda ki eflitsizlik tarD‹KKAT t›flmalar›nda ise “sosyal s›n›f” kavram›n›n toplumdaki geliflmeleri. tercihleri. D Ü fi Ü N E L ‹ Mdevlet görevinde daha alt ücretli ifllerde çal›flanlar. Fransa ve Almanya’da ekonomik paralel T Egeliflmelere LEV‹ZYON olarak yaflanan. Art›k toplumlarda toplumsal cinsiyet. Bunlardan baflka sanayileflmekte olan ve tar›m sektörünün hâlen güçlü oldu¤u toplumlarda birde köylülerden bahsetmek S O R U gerekmektedir. [Üçüncü bask› 2009]) kitab›n› okuyabilirsiniz.gayrimenkul ve menkul sahipli¤i. Do¤al olarak köylülü¤ün de kendi içinde toprak sahibi olup olmama. Marx ayn› zamanda o dönem ‹ngiltere. iflledi¤i ürün.beyaz yakal›. TOPLUMSAL TABAKALAfiMA KURAMLARI ‹NTERNET 1 SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M ‹N T‹ M DT ÜE fiR ÜN NE EL S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ Karl Marx Almanya’da do¤up yaflam›n›n büyük bölümünü ‹ngiltere’de geçirmesi Marx’› ‹ngiliz sanayileflmesini ve iflçi s›n›f›n›n do¤uflunu izleme flans› verilmifltir. masa bafl› ifl yapan da çal›flanlar. sanayici veya üst düzey yönetici konumunda toplumda kaynaklara sahip veSIRA S‹ZDE konumunya kontrol edebilen grup. profesyonel mesleklere sahip olanlar. TELEV‹ZYON SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹nsanl›k tarihi içinde kaç tabakalaflma sistemi sayabilirsiniz? SIRA S‹ZDE Karl Marx (1818-1883) ve Max Weber (1864-1920) eflitsizlik üzerine birbirlerinin yazd›klar›ndan etkilenmifller ancak kendi epistemolojik ve mant›ksal çerçeveleri S O R U içinde çok farkl› sonuçlara ulaflm›fllard›r. ›rk. bölgesel farkl›l›k gibi birçok nedene ba¤l› olarak kendi farkl›laflD ‹ K K içinde AT t›¤›n› da göz önünde bulundurmak gereklidir. salt ekonomik analize dayal› sosyal s›n›f farkl›l›¤›n›n önüne geçti¤i düflüncesi önem kazanm›fl ve eflitsizli¤e tüketim AMAÇLARIMIZ farkl›l›klar›. genellikle imalatta çal›flan iflçiler. el eme¤i ile çal›flanlar. tercihler. çal›flmalar›nda ‘sosyal s›n›flar’ ve ‘toplumsal eflitsizlik’ NTERNET kavramlar›n› kuramlar›n›n bel kemi¤i olarak kullanm›flt›r. Sanayileflmifl ve ekonomik olarak geliflmifl toplumlarda genellikle üç sosyal s›n›ftan söz etmek mümkündür: Üst S›n›f . devlet görevlileri. etnik köken. Alt S›n›f mavi yakal›.6. Bu deneyimlerine ba¤l› olarak Marx. yaflam stratejilerini ve hem de de¤erleri.Toplumsal Tabakalaflma ve Eflitsizlik 145 kilerine dayan›r (soylular ve serfler. sahip oldu¤u topra¤›n büyüklü¤ü. liberalleflme ve bireysel özgürlük gibi konular› çözmeye çal›flan siyasi hareketler ve dönüflümlerin ço¤unun içinde bizzat yer alm›flt›r. pazarla bütünleflmifl olup olmama.

Tarihsel süreçte s›n›f ç›karlar› mücadelesi içinde oluflan s›n›flar bir yandan da kendi tarihlerini yazmakta ve kendi deneyimlerini yaflamaktad›rlar. 1974). Sosyal s›n›flar›n yap›sal temelini mülkiyet iliflkileri oluflturur. sanayileflme devletin sanayicilere verdi¤i destek ile gerçekleflmifltir. tüm eserlerinin okunmas› ve incelenmesinden ortaya ç›kar›lan bir analize dayal›d›r. Mülkiyet iliflkileri içinde üretim araçlar›n›n mülkiyetini ve kontrolünü elinde tutan ancak üretici olmayan s›n›f giderek birikimini art›r›r ve zenginleflirken üretim araçlar›n›n mülkiyetinden d›fllanan ancak üretici olan s›n›f sürekli kaybeden ve ancak geçimini sa¤layabilen bir durumda kalmaktad›r. Birincisi. Öte yandan. Marx “gerçek s›n›flar” derken her s›n›f›n kendi flartlar›nda bizzat yaflad›¤› deneyimleri kastetmektedir. soylu toprak sahibi . yani siyasi erkin belirleyici gücünü vurgular.emek gücünü oluflturan proletaryad›r. Bu da çeflitli analistler aras›nda tart›flmaya yol açabilmektedir (Giddens. eserin geri kalan k›sm› tamamlanamadan hayata veda etmifltir (Marx. Weber’de sosyal s›n›flar›n ço¤unlukla ekonomik temeller üzerinden belirlendi¤ini kabul etmekle beraber. bafll›¤› at›ld›ktan sonra.efendi.146 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Mülkiyet iliflkileri: S›n›flar›n yaflamlar› sürdürmeleri için üretim yapabilmelerini sa¤layan üretim araçlar›n›n sahipli¤i ve kontrolüne olan yak›nl›k ve uzakl›¤› belirtir. hukuksal üst yap› ve s›n›f bilinci. Weber’in kuram› Marx’dan çok farkl› ve kendi yaflad›¤› deneyimleri daha iyi yans›t›r flekilde biçimlenmifltir. fabrikalara. Üretim iliflkileri kavram› ise üretim sürecindeki ifl bölümüne dayal› olarak yarat›c› olan ve de¤er üreten s›n›f ile de¤erin üretimine katk› yapmayan. Ekonomik alt yap›.serf. 1974). Tarih boyunca tüm toplumsal aflamalarda üretimdeki ifl bölümüne göre üreten ve üretmeyen iki temel s›n›f vard›r. 2001: 284). üretmeyen ancak üretilen de¤ere el koyan s›n›f› tan›mlar. . meslek gruplar›na. veya prestij farkl›laflmas›na göre tan›mlanmazlar. yasal. Tabakalaflma yaz›n›nda s›k kullan›lan “üst s›n›f”. Tarihteki aflamalarda temel s›n›flar köle . Weber’le Marx aras›nda iki temel fark vard›r. Bu üç düzey birbirleri ile diyalektik bir iliflki içindedir. Marx bir üretim tarz› içindeki sosyal s›n›flar› tan›mlamak için üç boyutun gerekli oldu¤u söyler. Marx’a göre eflitsizlik toplumda birbiriyle z›t ve çeliflkili ç›karlara sahip iki sosyal s›n›f aras›ndaki kutuplaflmaya dayal› olarak oluflur. “orta s›n›f” ve “alt s›n›f” kavramlar› Marx’›n s›n›f tan›m› d›fl›ndad›r. makinelere sahip olan sermaye ve bu sermayenin kontrolünde olan emektir. Üretim araçlar›: Sanayi öncesinde toprak ve topra¤›n ifllenmesi için kullan›lan aletler. 1974). Ancak Almanya’da sanayileflmeye karfl› ç›kan güçlü toprak sahiplerine karfl›n. kapitalist sanayileflme sonras›nda ise topra¤a ilaveten. Weber’in tabakalaflma konusundaki görüflleri de bu nedenle ekonomik temeli de¤il üst yap›n›n etkisini. Bu tür tan›mlar sadece bir tür kategorilefltirmedir. Bu deneyimler sayesinde s›n›flar s›n›f çeliflkisini yaflarlar (Marx. Marx’a göre s›n›f eflitsizli¤inin oluflmas› toplumdaki s›n›flar mücadelesi içinde anlafl›lmal›d›r. Bu iki kavram›n birbirleri ile olan çeliflkisi ise toplumlardaki dönüflümü belirleyen temel unsurdur. Ayr›ca s›n›flar kendi ç›karlar› için di¤er s›n›flara karfl› mücadele verirken tarihi oluflturan tarihsel aktörlerdir. Hâlbuki Marx’›n tan›mlad›¤› sosyal s›n›flar sosyal ve ekonomik yap›da ifl bölümündeki eflitsizliklere dayal› oluflan gerçek s›n›flard›r. Asl›nda kendinden önce Marx’›n yapt›¤› analizin etkisinde kalsa da her iki düflünürün analize bafllama öncüleri çok farkl› oldu¤undan. Ne zaman ki toplumda var olan üretim iliflkileri üretim araçlar›n›n geliflmesine engel olur o zaman üretim iliflkilerinin çözülüp yeni bir üretim tarz›na geçifl gerçekleflir (Marx. Max Weber Marx gibi Weber’de Almanya’da do¤mufl. Üretim iliflkilerinin ve üretim araçlar› sahipli¤inin birbirleri ile olan bütünlü¤ü o tarihsel aflamadaki üretim tarz›n› belirler. Dolay›s›yla sosyal s›n›f kavram›n› nas›l anlad›¤›. Almanya’daki güçlü Bismark dönemini görmüfl ve Almanya tam kendi sanayileflme hamlelerini gerçeklefltirirken izlemek flans›n› bulmufltur. Marx’a göre sosyal s›n›flar basitçe gelir farkl›l›klar›na. sermaye sahibi burjuva .

2. s›n›f konumu bireylerin piyasadaki ekonomik konumudur. rantiyer olmak ve sahip oldu¤u toprak veya gayrimenkulün kiras›na sahip olmak.1948). ‹ktidar-Güç. yar›-vas›fl›. Bunlar sosyal s›n›f. Müteflebbis olmak ve ticari yat›r›m sermayesine sahip olarak bu yat›r›mlar›n kar›ndan yararlanmak. Weber’in bu görüflü. mal sahibi olan grup kendi içinde sahibi oldu¤u mal›n kullan›m ve de¤iflim de¤erine göre daha üst imtiyazl› veya alt imtiyazl› gruplara ayr›l›rken iflçilerde sunduklar› hizmetin vas›f düzeyine ve ücretlerine göre daha üst veya alt imtiyaz gruplar›na ayr›l›r. Dolay›s›yla Weber’in toplumsal tabakalaflma kuram› üç boyut üzerinden tan›mlanmaktad›r (Bendix ve Lipset. 2. Ünite . 2002: 300).1967. Toplumsal eylem. . sa¤lad›klar› hizmet karfl›l›¤›nda ücret kazan›mlar› vard›r. Her iki grubun kazan›mlar›na göre yaflam standartlar› ve yaflam f›rsatlar› farkl›d›r. Gayrimenkul sahipli¤i. Sosyal S›n›f Weber’in sosyal s›n›f tan›m›n›n üç önemli özelli¤i vard›r: 1. Bu üç kavram tabakalaflman›n üç boyutunun tan›m›nda kullan›lacakt›r. statü gruplar› toplumsal eylemin içinde olabilecekler. kifliler aras›ndaki bilgi beceri farkl›laflmas› gibi çok çeflitli faktörlere göre de belirlendi¤ini söylemektedir. Weber’e göre. politik partiye üyelik egemenlik ve güç getirebilecektir. Sadece mal ve eme¤in karfl›l›kl› de¤ifliminin yer ald›¤› pazar iliflkileri içinde tan›mlan›r. ‹flçiler vas›fl›. ‹kincisi ise Weber sosyal s›n›flar› tabakalaflman›n sadece bir boyutu olarak görür. ‹ki tür mal sahibi vard›r: 1. 2. ‹fl gücü pazar›na sa¤lad›klar› hizmet ile dâhil olan iflçiler mülk sahibi de¤ildir. Hizmet sunanlar mal sahiplerine göre daha az imtiyazl› yaflam f›rsatlar›na sahip olsalar da her grup kendi içinde daha üst veya daha alt imtiyazl› ve ayr›cal›kl› gruplara ayr›l›r. Gücün meflru olarak siyasi alanda kullan›m› otoriteyi oluflturur ve egemenli¤i sa¤lar. Kuramsal olarak bu üç boyut birbirinden ba¤›ms›z olarak belirlenir. Marx’›n birbirine z›t ve aralar›nda s›n›f çeliflkisi bulunan iki temel s›n›f anlay›fl›ndan farkl› olarak çoklu s›n›f anlay›fl›n› temsil eder. 1947). Her iki mülkiyet sahipli¤i de mülkü paraya dönüfltürerek imtiyaz ve üstünlük sa¤layabilecek güce sahiptir. 3. Ücretleri hizmetlerin de¤erine göre farkl› olur. Örne¤in. Marx’tan çok farkl› olarak Weber’de s›n›fa ait olma bir güç veya siyasi egemenlik sa¤lamaz. Mülkiyete sahip olmak temel s›n›f farkl›l›¤›d›r. Ancak bazen s›n›f partileri veya statü partileri olabilir.6.Toplumsal Tabakalaflma ve Eflitsizlik 147 ekonomik faktörlerin sadece üretim araçlar›na uzakl›k üzerinden de¤il. Bu durumda gücün bir s›n›f taraf›ndan kullan›m› olas› olur. Mülkiyet ve mal sahiplerinin eme¤e sahip olanlara göre aç›k bir imtiyaz fark› vard›r. Bu anlamda s›n›f de¤iflkendir ve s›n›f çeliflkisi yaratacak bir aidiyet içermez (Weber. Güç bir grubun veya kiflinin iradesini di¤er kifli ve gruplara ra¤men gerçeklefltirebilmesi olarak tan›mlan›r. 3. Gerth ve Mills. Ekonomik ç›karlara ve zenginli¤e ba¤l›d›r. Toplumsal eylem ise bir konuda benzer düflünen kiflilerin beraber bir eylem ortaya koymalar›d›r. Öte yandan Weber’in tabakalaflma kuram›nda önemli olan üç kavram önemlidir: 1. statü ve politik partidir (Kalayc›o¤lu. Egemen ve üstün olma. Zengin olmak otomatik olarak kifliye yüksek statü veya iktidar konumu sa¤lamaz. Örne¤in. Bireylerin yaflam f›rsatlar›n› (life chances) belirler. Ayr›ca her iki grubun sadece birbirlerine karfl› de¤il kendi içlerinde de farkl›l›klar› vard›r. vas›fl›l›k derecesi. Bireylerin s›n›f konumu bir anlamda yaflam f›rsatlar›n› belirler. vas›fs›z olarak hizmet sunarlar ancak bu gruplar aras›nda imtiyaz fark› vard›r.

Buna göre e¤itimli olan›n toplumsal statüsü ve prestiji di¤erine göre daha üstündür. Toplumda herkesin bir partiye üye olmas› düflünülmedi¤inden bu boyut sadece parti üyesi olanlar› kapsar. 1947). giyinme. Yaflam tarzlar› ve kültürel farkl›l›klara atfedilen de¤erlere göre statü farklar› ortaya ç›kmaktad›r. sa¤lad›klar› hizmet karfl›l›¤›nda ücret kazan›mlar› vard›r. Türkiye’de ‹stanbul flivesi. Örne¤in. Örne¤in. ‹ngiltere’de Oxford flivesi ile konuflmak üst bir statü kriteridir. Günümüzde en çok tüketim normlar›na ba¤l› olarak bu tür statü farkl›l›klar› yaflanmaktad›r. derne¤e üye olmak üye olan kiflilere toplu olarak baz› ayr›cal›klar sa¤lar. Bir partiye veya sendikaya. . e¤itimli olmak üst bir de¤er iken e¤itimsizlik alt bir de¤erdir. Ücretleri hizmetlerin de¤erine göre farkl› olur. Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Sosyal Statü Weber’in bu kavram› toplumda flan. Sosyal s›n›f kifliye aidiyet sa¤lamaz iken kiflinin kendi statü grubuna aidiyeti beklenir. Sosyal s›n›flar toplumsal bir hareketin temelini oluflturamazken statüye ba¤l› toplumsal hareketler oluflabilir. Toplumlarda meslekler aras›nda da mesleklere verilen de¤erler aras›ndaki farklara dayal› olarak statü farkl›l›¤› belirlenir. Zira statü kuramsal olarak zenginlik veya ekonomik yaflam f›rsatlar›ndan ba¤›ms›z belirlenir. Var olan dilin kullan›lan fliveleri aras›nda bir prestij farkl›l›¤› olabilir. Öte yandan Weber’de önemli bir nokta zenginlik veya mülkiyet her zaman yüksek statü sa¤layacak diye bir kuralda yoktur. En az›ndan bu kifliler karar mekanizmalar›na daha yak›nd›rlar ve al›nan kararlar› kendi ç›karlar› için etkileme flans›na sahiptir. Örne¤in. davranma veya belli bir gruba ait olma gibi birçok statü konumu olabilir. unvan gibi prestij faktörlerine göre yap›lan ayr›flmaya karfl›l›k tan›mlanm›flt›r.2 ‹fl gücü pazar›na sa¤lad›klar› hizmet ile dâhil olan iflçiler mülk sahibi de¤ildir. Weber’de sosyal s›n›f objektif kriterlere göre ve ekonomik düzlemde belirlenirken sosyal statü subjektif kriterlere göre ve sosyal düzlemde ve tüketim içinde belirlenir. Parti Weber’de parti siyasi erke ve otorite konumlar›na yak›nl›k ve uzakl›¤› belirler. Toplumlarda var olan kültürel kodlara göre baz› sosyal konumlara verilen de¤er ve tan›ma di¤er konumlardan üstündür. tüketiciler statü grubu olarak artan fiyatlara karfl› ç›karlar (Weber. Yine s›n›ftan ba¤›ms›z bir boyuttur. fleref.148 Resim 6. Toplumda dili kullanma.

AMAÇLARIMIZ teknolojik.E.6. Bu yüzden tabakalaflma Marx’taki gibi dönüflüme neden olmaz. e¤itim. Toplumun gereksinimlerine göre de toplumdaki ifllevler belirlenir. • Toplumda herkesin farkl› yetenekleri bulunur. Ünite . Buna liyakat sistemi denir. • Buna ba¤l› olarak kifliler bu uzun ve masrafl› e¤itime ve fedakârl›¤a ancak bu konumlara daha yüksek ödüller verilirse hevesli olabilirler. prestij ve statü gibi kavramlar› kullanarak alt s›n›ftan üst s›n›fa kadar toplumu SIRA S‹ZDE baz› katmanlara ay›r›r. beceri ve vas›f niteli¤ine dönüflmesi gereklidir. Yap›sal ifllevselci K ‹ T A P okul toplumu analiz ederken “bütünü oluflturan parçalard›r” mant›¤› ile hareket etti¤i için bu ifllevlerin yerine getirilmesi ve gereksinimler aras›ndaki uyum çok önemlidir ve toplumda düzeni sa¤lar. Parsons. Bu farkl›laflma sayesinde toplumda gerekli ifllevler liyakat’a (meritokrasi) dayal› bir biçimde yerine geti‹NTERNET rilir ve toplumda istikrar ile düzen sa¤lan›r. Bu masraf ve fedakârl›¤› yapabilme durumuna göre kifliler toplumun kendilerine sa¤lad›DÜfiÜNEL‹M 2 DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE Toplumun gereksinimleri: O toplumdaki ekonomik. Davis ve Moore’a (1945) göre: • Toplumlarda gereksinimlerin sa¤lanabilmesi. sosyal ve kültürel geliflme düzeyine ba¤l› olarak verili bir zamanda. sendika veya dernek üyesi olamama daha az siyasi ayr›cal›k anlam›na gelmektedir (Kalayc›o¤lu. Bu mant›¤a ba¤l› olarak toplumsal tabaklaflma T E L E V ‹ Z Y O N toplumda eflitsizlik de¤il “do¤al” ve “kaç›n›lmaz” olarak ele al›nmas› gerekli bir farkl›laflma ortaya ç›kar›r. “toplumun gereksinimleri ile belirlenen ifllevler aras›ndaki uyum ve bireylerin belirlenen ifllevler aras›nda kendi yetenekleri ve e¤itimlerine uygun olarak da¤›t›lmas›” sürecinde oluflur. Önemi yüksek olan bu ifllevler ya toplumun sürdürülebilmesi için büyük önem tafl›rlar ya da gereksinim duyduklar› bilgi. 2002: 301). Tabakalaflma görüflü eflitsizli¤i tarihsel ba¤lam›ndan ba¤›ms›z sadece var olan toplumdaki bir farkl›laflma olarak görür. deneyim ve ilgi alanlar› olan kiflilere seslerini duyurabilecekleri bir platform olabilme ayr›cal›¤›n› sa¤lad›¤› için çok kullan›lan bir kavramd›r. • Ancak toplumdaki baz› ifllevler di¤erlerinden daha önemlidir. • E¤itim ise kifli için bir anlamda uzun süreli ve masrafl› bir “fedakârl›k” anlam›na gelir. K. Böylece ortaya en üstten en alta kadar toplumdaki ifllevleri ve karfl›l›¤›nda beklenen becerileri s›ralayan bir sistem ç›kar. Davis ve W. Ancak toplumun ortaya ç›kan bu ifllevsel öncelikler s›ralamas›na göre bu yeteneklerin öncelikle bir e¤itimden geçerek bilgi. Marksist ve Weberyan S›n›f görüfllerini karfl›laflt›r›n›z. toplumun devam› ve düzenin sa¤lanmas› için K ‹ T A P gerekli olan ifllevlerdir. Ayr›ca tabakalaflma gelir. D‹KKAT Dinamik de¤il statik bir bak›fl aç›s› söz konusudur. vas›f ve yetene¤e gereksinim vard›r. Dolay›s›yla tüm bilgi ve beceriler toplumun ifllevsel önceliklerine göre bir s›ralamaya tabi tutulur. Bu farkl›l›k toplum için olumlu ve gereklidir. vas›f düzeyleri yüksektir ve bu bilgi becerilere sahip olabilen kifli say›s› azd›r. Moore Eflitsizli¤i anlatmak için toplumsal tabakalaflma kavram›n› kullanan ifllevselci okula göre toplum aynen jeolojide oldu¤u gibi farkl› katmanlara ayr›lm›flt›r. beceri. TELEV‹ZYON ‹NTERNET . Tüm parçalar bütünü tamamlamak için gereklidir. iflleyiflin düzenli olabilmesi için her türlü bilgi. ‹fllevselci AMAÇLARIMIZ okula göre toplumsal tabakalaflma. Dolay›s›yla bu tür bir parti. SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE Yap›sal-‹fllevselci Okul-T. Ancak bu S O R U katmanlar birbirleri ile etkileflime geçen insan katmanlar›d›r. siyasi. beceri.Toplumsal Tabakalaflma ve Eflitsizlik 149 Weber’in parti boyutu da bugün siyasi yönetimlerde “çok sesli demokrasi” kavram› ile anlat›lmak istenen ve toplumda ortak ç›kar. ‹fllevselci okulun toplum analizi toplumun gereksinimleri kavram›ndan bafllar.

otorite ve ‘sömürü’ iliflkilerine göre tan›mlayarak Amerika için bir ‘s›n›f haritas›’ ortaya ç›karmakta ve bu kriterlerle her ülke için benzer bir çal›flman›n yap›labilece¤ini savunmaktad›r (Wright. O. Davis ve Moore’un bu yaklafl›mlar› baz› yönleri ile elefltiriye aç›kt›r. toplumun devam›n› ve bütünlü¤ünü sa¤lama gibi duygular yarat›r. E. 2002:310). Bu tart›flma Türkiye’de ücret ve maafllar aras›ndaki dengesizlik tart›flmalar›n› veya “ifle göre adam de¤il. Marx’›n iki s›n›fl› yap›s›na ilaveten. toplumda baz› konumlar›n di¤erlerinden önemli oldu¤u fikrine. Sonunda her birey kendi karar› ve gerekli e¤itimi gerçeklefltirdi¤i ölçüde toplumda bir konuma sahip olur. Ayr›ca Wright. toplumlar›n devam› ve yeni konumlar›n gereklerini yerine getirecek ama toplumlarda az bulunan yetenekli kiflilerin bu görevleri kabul edebilmesi için gerekli ve kaç›n›lmazd›r. Örne¤in. Dolay›s›yla Davis ve Moore toplumsal tabakalaflman›n bu anlamda olumlu katk›lar› oldu¤unu öne sürer. toplumda önemli konumlara uygun kifli say›s›n›n az oldu¤u düflüncesine de belki daha fazla say›da yetenekli kifli var ama ellerine f›rsat geçmedi¤i için ortaya ç›kam›yorlar diyerek karfl›l›k verilmektedir (Kalayc›o¤lu. Wright ilk çal›flmas›nda 1979’da Amerika’da tabaka/s›n›f analizlerinde kuram›n ihmal edildi¤i ve Marx’›n s›n›f analizlerinin bugünün ekonomik ve teknolojik flartlar›na uyarlanarak yeniden düflünülmesi gerekti¤ini savunmufltur. 1985). Wright. topluma yararl› olma.bir uzlaflma (value consensus) vard›r ve bu durum eflitsizlik olarak de¤il farkl›l›k veya ifllevsel bir tabakalaflma olarak alg›lan›r. E¤er toplumlarda kilit konumunda olan ve büyük sorumluluk isteyen görevleri dolduracak do¤ru insanlar› özendirecek bir ödül mekanizmas› yoksa o toplumlarda istikrar ve sa¤l›kl› bir toplumsal düzen sürdürülmesi olanakl› de¤ildir. • Bu yüzden toplumlarda her toplumsal konumun e¤itim ve bilgi. Ayr›ca. pahal› ve farkl› yetenekler isteyen bir farkl›l›k varsa bireyler kendi durumlar›na göre karar vererek bu e¤itime devam eder. • Bu ödüllendirme sistemi üzerinde toplumun de¤erler sisteminde oluflmufl herkesin farkl› oldu¤u ve herkesin ayn› ifli yapamayaca¤› üzerine. Yine bu önerme Türkiye için özellikle üniversiteyi bitirip iflsiz kalan gençler örne¤ini hat›rlatmaktad›r. Ayr›ca bu kurama göre kifliye e¤itim verilmeli ve bu kiflinin de fedakârl›¤›n›n karfl›l›¤›n› almas› sa¤lanmal›d›r. adama göre ifl” uygulamas› elefltirilerini akla getirmektedir. lise mezunu olmak ile üniversiteye gitmek aras›nda herkesin raz› olamayaca¤› veya karfl›layamayaca¤› çok uzun. Wright’›n sosyal s›n›flar›n günümüzde nas›l alg›lanmas› gerekti¤i üzerine yapt›¤› çal›flmalardan ç›km›flt›r. bu . bu önem s›ras›n›n objektif olarak yap›lamayaca¤› nedeni ile karfl› ç›k›lmaktad›r. Bu durum bireylerde konumlar›na yönelik bir çeliflki. Wright Yeni say›labilecek tart›flmalardan olan 1980 sonras› daha çok önem kazanan bir baflka görüfl ise E. Marx’›n s›n›f kuram›n› modern topluma uyarlarken ortaya ç›kan ara katmanlar› Marx’tan farkl› olarak bir s›n›f olarak görmektedir. Wright. memnuniyetsizlik duygusu de¤il tam tersine bir bütünün parças› olma. O. 1976.150 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar ¤› f›rsatlardan ne kadar yararlanabileceklerine karar verirler. küçük burjuva da kendi bafl›na s›n›f olma özelli¤i kazanm›flt›r. beceri gereksinimine göre ve gerekli fedakârl›k ölçüsünde ödüller belirlenece¤i için toplumda eflit olamayacak olan bir ödüllendirme sistemi olmak zorundad›r. Onlar için toplumsal tabakalaflma. Wright farkl› s›n›flar› aralar›ndaki üretim. Örne¤in. kontrol ve mülkiyet. Örne¤in. Ancak sonunda toplumda o e¤itimin sa¤layabilece¤i konuma ve bu konuma verilen ödüle raz› olurlar.

1963). ayr›ca yönetim ve karar verme kademelerine yak›nl›¤› ile de kol eme¤inin önüne geçmifltir. Bir kiflinin kendi ailesine k›yasla yapt›¤› kazan›mlar› anlatan.6. kiflinin babas›na göre toplumsal konumundaki de¤ifliklikleri aç›klamak için kullan›l›r. teknolojik geliflmelerin toplum . yeni f›rsatlar›n yarat›lmad›¤›. Toplumsal Hareketlilik Yap›sal . ‹ngiltere’de yukar› hareketlili¤in oran›n› düflük bulmufl. Buna göre beyaz yakal› iflçilik. ifl konumu ve otoriteye yak›nl›k gibi kriterlere göre bu s›n›flara kat›lamayacak ara s›n›flardan da (contradictory class locations) bahsetmifltir. Her iki kuramda kapitalist toplumlar› inceledikleri. yani kendi ilk ifline bafllad›¤›ndan son ifline kadar yapt›¤› tüm kazan›mlar› anlatan hareketlilik 2. Toplumsal hareketlilik çal›flmalar›nda daha çok Weber’in statü. Toplumsal hareketlilikte iki olas›l›k vard›r: Nesiller aras› yukar› dikey hareketlilik ve afla¤› dikey hareketlilik. toplumsal hareketlili¤in iki farkl› formu vard›r. Bir kiflinin yaflam süresi boyunca nesil içi (intragenerational). temiz ifl ve statüsü daha yüksek bir ifl konumu olarak yorumlanm›fl. Afla¤›ya do¤ru hareketlili¤in daha yüksek olmas› ise o toplumda ekonomik geliflmenin eksik oldu¤u. öte yandan orta gruptaki beyaz yakal› iflçilik ve teknisyen grubunun çok artt›¤› görülmüfltür (Goldthorpe. toplumdaki geliflmifllik düzeyi ölçülmeye çal›fl›l›r.Toplumsal Tabakalaflma ve Eflitsizlik 151 üçlü s›n›f yap›s› yan› s›ra mülkiyet. Toplumsal hareketlilik ile ilgili ilk çal›flmalar. Toplumsal hareketlilik kavram› bireylerin ‘babadan o¤ula’ olarak tan›mlanan. liyakat sisteminin (meritokrasinin) ifllemedi¤inin göstergesi olarak kabul edilir. toplumsal. Bu da o toplumdaki ekonomik. Glass. masa bafl› ifl. Daha sonra 1980’de J.V.ifllevci okul ve Weberyan okulun toplumsal tabakalaflma konusuna yapt›klar› bir baflka katk› da “Toplumsal Hareketlilik” kavram›d›r. nesiller aras› (intergenerational) hareketlilik. Toplumsal konum bireyin toplumda kendisine verilen f›rsatlar› de¤erlendirerek e¤itimle ve fedakârl›kla kazand›¤› (ascriptive) konumdur. f›rsatlar›n aç›k ve herkes taraf›ndan ulafl›l›r olmad›¤›. Savafl›n etkileri geçti¤inden ve toplumda ekonomik geliflme sa¤land›¤›ndan kol eme¤i ile çal›flan ve en alttaki kategori olan hünersiz. Kapitalist toplumlarda bireyin bu kazan›mlar› ile babas›ndan (ailesinden) daha farkl› ve tercihen daha üst bir konuma gelece¤i varsay›l›r ve aradaki farka bak›larak toplumdaki f›rsatlardaki yayg›nl›k. yer de¤ifltirmeyi toplumsal hareketlilik olarak adland›rm›fllard›r. bu toplumlara özgü çoklu s›n›f konumlar›n› kabul ettikleri ve kapitalist toplumun “tüm bireylere eflitlik de¤ilse bile f›rsat eflitli¤i sunan ‘aç›k toplumlar’” oldu¤u fikrinden hareketle farkl› toplumsal konumlar aras›ndaki geçiflkenli¤i. üniversite mezunu iflsizlerin yayg›n olmas› vb.). 1. Bunun nedeni ‹kinci Dünya Savafl› sonras›nda ortaya ç›kan savafl›n ekonomik etkilerinin insanlar›n yaflam›na ve kazan›mlar›na etkisidir. sosyal ve siyasi aç›dan geliflmifl say›lan bir toplumda tüm bireylerin bir evvelki nesile göre yukar› hareketlilik yapmalar› beklenir. kol eme¤i yerine kafa eme¤i kullanan. Glass’›n bafllatt›¤› ve bir hareketlilik analizi gelifltirme amac›na yönelik olarak bafllayan çal›flmalard›r (Glass ve Hall. Goldthorpe’›n Oxford Toplumsal Hareketlilik Projesi’nde mesle¤e endeksli bir s›n›f/tabaka çal›flmas› yap›lm›flt›r. 1980). demografik yap› ile var olan toplumsal konumlar aras›nda uyumsuzluk oldu¤u (nüfus art›fl›n› karfl›layacak say›da pozisyon olmamas›. ayr›ca üst tabakadan ailelerin çocuklar›n› ayn› konumda tutamad›klar›n› ve bu çocuklar›n yaklafl›k % 50’sinin afla¤› hareketlilik yaparak babalar›na göre konum kaybettiklerini ortaya ç›karm›flt›r. Bunlara ilaveten. ücreti daha yüksek. Ünite . Ekonomik. güç ve iktidar kavramlar› kullan›lmaktad›r. yar›-hünerli iflçili¤in çok azald›¤›. ‹ngiltere’de 1954’te D.

özellikle hane reisinin meslek statüsü üzerine yo¤unlafl›p hanelerde art›k giderek önemli bir gelir getiren kad›n eme¤ini yok saymas›d›r. Öte yandan. Goldthorpe buradan devamla. ekip biçilen ürünler. özellikle geniflleyen orta s›n›flar›n/katmanlar›n siyasi görüfllerini. 1995’te Boratav’›n çal›flmas› 1991-1992 aras›nda geliflen ekonomik koflullar›n toplumsal s›n›flar› nas›l etkiledi¤i sorusundan yola ç›karak önce k›rda ve kentteki s›n›flar› tan›mlamaktad›r. Daha sonra bu s›n›flar›n ekonomik koflullara karfl› nas›l savunma stratejileri gelifltirdiklerini irdelemifltir. Etnik Köken ve Toplumsal Cinsiyet Kimlikleri Aras›ndaki Kesiflme Modeli 1980’lerin bafllar›nda sosyal s›n›f tart›flmalar›nda yeni bir evreye girildi. Sonuç olarak s›n›f/tabakalaflma ve hareketlilik analizlerinde bugün gelinen noktada sadece meslek kategorilerinin kullan›ld›¤› görülmektedir. Boratav’›n çal›flmas› ölçek gelifltirme yönünde ilk çal›flmad›r (Kalayc›o¤lu. fordist ifl süreçlerinin yerini fordizm sonras› (post-fordist) ifl süreçlerine b›rakmas›. köylerin suya ve yola yak›nl›¤› uzakl›¤› gibi birçok faktörü kullanarak yap›lan çal›flma dört köydeki farkl› geliflme olanaklar›na ba¤l› olan toplumsal tabakalaflma biçimlerini anlatmaktad›r. kol eme¤inden kafa eme¤ine geçiflin gerçekleflmesi. topra¤›n verimlilik düzeyi. iflçiler aras›nda farkl›laflman›n oluflmas› (Sennett. siyasi partilere ve sendikalara karfl› tutumlar›n› inceleyerek 1980’lerde Avrupa’daki sa¤ ve muhafazakâr partilere yöneliflin nedenlerini irdeler. 1998) ve benzer flekilde ifl dünyas›nda yönetim ile mülkiyet aras›nda bir bölünme yaflanmas› tart›fl›lmaya baflland› (Harvey. siyasi yaflamda sosyal refah devletinden vazgeçilmesi ve toplumda herkesin kimseden destek almadan art›k kendi ayaklar› üzerinde durabilece¤i ve refah ödemelerinin zaten çok fazla büyümesi nedeniyle art›k devlet taraf›ndan karfl›lanamayaca¤› savlar› da önemli bir dönüflüme neden oldu. 2000). 2002: 313). toplumda her zaman aktif iflgücü içinde yer almayan ancak potansiyel ifl gücünü oluflturan gruplar› kapsam d›fl› b›rakmas›. mal ve tafl›nmazlara ait mülkiyet konumlar›n› belgelemekten uzak oluflu. köyde yaflayanlar›n geçimlerini kazanma biçimleri (tar›m iflçisi veya küçük toprak sahibi). k›rsal s›n›flar›n tan›mlanmas›nda ise toprak mülkiyetlerinin flekli ve büyüklü¤ü ana kriterleri oluflturmufltur. Mavi yakal› babalar›n o¤ullar› art›k yönetici kademelerine gelebilmektedir. Mesle¤e dayal› statü endekslerine en çok yöneltilen elefltiriler aras›nda mesle¤in kiflilerin ellerindeki sermaye. Kentsel s›n›flar›n tan›mlanmas›nda en çok meslek ve meslekteki mevki. köylerin pazara aç›l›p aç›lmad›¤›. emek gücünün becerisinin ve dolay›s›yla iflyerinde inisiyatifinin almas›.152 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar katmanlar› üzerinde etkisini göstermektedir. 1980’lerle birlikte çal›flma yaflam›n›n de¤iflmesi. . 1970’de K›ray ve Hinderik’in çal›flmas› Çukurova’da dört köyü tabakalaflma aç›s›ndan karfl›laflt›rmaktad›r. Bu çal›flmalar öncelikle Türkiye’nin iflçi s›n›f› tarihi’ni yazmaya yönelmifllerdir. TOPLUMSAL Efi‹TS‹ZL‹K VE TABAKALAfiMADA YEN‹ TARTIfiMALAR VE KURAMLAR Sosyal S›n›f. Türkiye’nin tar›msal yap›s›na uygun olarak Çukurova’daki 4 köyde karfl›laflt›rmal› olarak tar›mdaki toprak sahipli¤i. Türkiye’de toplumsal s›n›flar/tabakalaflma konusunda yap›lan çal›flmalarda daha çok 1960-70 döneminin özelli¤ini yans›tan tarihsel ve siyasi geliflmeler a¤›r basm›flt›r.

ev eflyalar›n› yenilemek ve genelde ifl yaflam› d›fl›ndaki yaflama önem vermek tipik davran›fl örnekleridir. Yeni iflçilerin istedi¤i ifl sonras› vakitlerini ailesi ile veya farkl› kiflilerle geçirmek ve baz› yeni bofl zaman faaliyetlerine yönelmek. Bu yeni toplumda ise art›k ekonomik SIRA S‹ZDE yaflam. Bu yeni toplumda eskiden oldu¤u gibi ifl odakl› bir s›n›f kimli¤i insanlar aras›ndaki eflitsizlik ve farkl›l›klar› ortaya koymaya yeterli olmamaktad›r. 1980’ler sonras›nda sosyal s›n›f kavram› iliflkin tart›flmalar bir dönüflüm ve topD ‹ K Kgeçirmifl AT lumsal cinsiyet. yafl ve tüketim normlar›na dayal› yeni kültürel kimlikler s›n›f kimli¤inin yan› S O R U s›ra önem kazanm›flt›r. becerisi artan ve dolas›yla yaflam standard› yükselen bir iflçilik var ve bu iflçilik Marx’›n zaman›nda bahsetti¤i kol eme¤inden çok farkl› özellikler tafl›yor. Art›k günümüzde zenginleflen.3 Günümüzde iflçilik kol eme¤inden çok belirli vas›f ve beceri gerektiriyor. SIRA S‹ZDE Burada s›n›f tart›flmalar›nda önemli bir tart›flma ortaya ç›km›flt›r. iyi bir restoranda yeme¤e gitmek. 2000’lere gelindi¤inde art›k sosyoloji eflitsizlik ve tabakalaflma çal›flmalar›nda en çok a¤›rl›k kazanan tart›flmalar sosyal s›n›f. etnik köken. sa¤l›kl› yaflam için spor yap›p hep “fit” gözükmek. Bir kere bu iflçilik art›k tüm zamanlar›n› ifl yerinde ve iflten sonra ifl arkadafllar› ile geçirmek istemiyor. etnik veya ›rka dayal› köken. Bu nedenle sosyal s›n›f kavram›na D Ü fi Ü N E L ‹ M iliflkin tart›flmalarda bir dönüflüm geçirmifl ve toplumsal cinsiyet. yeni markalar sat›n alarak giyim kuflam›na dikkat etmek.6. Ünite . toplumsal cinsiyet ve etnik köken kimliklerinin ile orT E L E Vkesiflmesi ‹ZYON SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET ‹NTERNET . Bu bofl zaman faaliyetlerinin daha çok yöneldi¤i alan ise tüketim alan› olmufltur. Bir grup ise sosyal s›n›f kimli¤i kimliklerin kesiflti¤i iddias› ile yeni tart›flmalar yürütmüfllerdir. Örne¤in. yafl ve tüketim normlar›na dayal› yeni kültürel kimlikler s›n›f kimli¤inin yan› s›ra önem kazanm›flt›r. Böylece 1980 öncesinin ifl yaflam› odakl› iflçili¤i gitmifl.Toplumsal Tabakalaflma ve Eflitsizlik 153 Resim 6. siyaset ve sosyal yaflam de¤iflmek zorundad›r. Bir grup sosyal s›n›f kimli¤inin hâlen geçerli oldu¤u ve terk edilmemesini savunurken AMAÇLARIMIZ di¤er bir grup ise s›n›f kimli¤i kavram›n›n tabakalaflma tart›flmalar›nda yetersiz kald›¤›ndan ç›karak toplumda daha çok önem kazanan yeni kültürel kimliklere dayal› eflitsizK ile ‹ T kültürel A P likleri çal›flmaya yönelmifllerdir. yerine tüketim odakl› bir yeni toplum gelmifltir.

zevkler. tek tip olamayan hatta buna karfl› olan. stiller. “kad›n” olmak ve “siyah” olmaktan da kaynakland›¤› ve hatta üçlü bir etki yaratt›¤›n›n yeni kavramlarla gözlenmesi daha olas›l›kl› hâle gelmifltir (Anthias. ‹maj ve kiflinin kendine bir “tarz” edinmesi gündelik yaflamda önemli bir faktör olur.154 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar taya ç›kan eflitsizliklerdir. Zira orta s›n›f heterojen yap›s› nedeniyle bir araya gelemeyen. siyah bir kad›n›n ifl yaflam›nda kendi durumuna özgü yaflad›¤› eflitsizliklerin sadece iflçi olmaktan de¤il. Burada önemli olan insanlar›n yaflam›nda bu kesiflmenin ne gibi yeni eflitsizliklere neden oldu¤unu anlamakt›r. Örne¤in. göçmen ve farkl› etnik kimliklerden olmalar› ile anlafl›lmal›d›r (Kastoryano. Toplumsal Tabakalaflman›n Yeni Aktörü: Orta S›n›f Tüketim odakl› yeni toplum biçiminin ortaya ç›kard›¤› baflka bir kavram ise iflçili¤in esas faktör olarak çal›fl›ld›¤› dönemlerde fazla üzerinde durulmayan ancak 1980 sonras› toplumda temel aktör olarak öne ç›kan Orta S›n›ft›r. s›n›f analizlerinde kullan›lan meslek s›ralamalar›nda ve toplumsal tabakalaflma kategorilerinde “eme¤e dayal› olmayan” iflleri yapanlar. kafa eme¤i. 2004). tasar›m ve grafik. toplumdaki en alt statüde.) eski beyaz yakal› orta s›n›ftan çok farkl›. Toplumlarda yeni yaflam. kendini iflçiden farkl›laflt›ran bir gruptur. otoriteye ba¤l› olmadan çal›flabilen. Orta s›n›f kendini “iflçi” görmeyen. yöneticilik. yeni aktör orta s›n›f taraf›ndan art›k farkl›l›klar›n tasarland›¤› bir gösteri dünyas› olarak yeniden yap›lanmaktad›r. daha rafine ve incelikli katmanlarda kad›n/erkek olman›n veya bir etnik kökene ait olman›n sosyal s›n›f›n üstüne neler katt›¤›n› görebilmemizi sa¤lam›flt›r. Bu yeni toplumsal aktörün eski siyasi ve sosyal s›n›f örgütlenmelerine. toplu kimliklere ve aidiyete karfl› olan tutumu kendi s›n›f›n›n özeliklerinden kaynaklanmaktad›r. Orta s›n›f› oluflturan bireyler çok farkl› özelliklere sahiptir ve bu farkl›l›klar›n› da özellikle öne ç›karmak yani bir birlerine benzememek isterler. Belli bir toplumsal cinsiyet veya etnik veya ›rk kimli¤i insanlara var olan s›n›f eflitsizliklerinin üstünde ve onlar›n etkisini katlayan. en alt ücretli ve güvencesiz iflleri yapmakta en alttakiler olmaktad›r. marka kullan›m› olarak belirlenir. profesyonel. yönetim ve büro ifllerini yapan beyaz yakal›lar (kol eme¤ine mavi yakal› dendi¤i gibi) fleklinde adland›r›l›r. reklamc›l›k. üst düzey e¤itimli. . Di¤er bir örnek. Orta s›n›f. Orta s›n›f›n en önemli özelli¤i iflçi s›n›f›ndan farkl› olarak kendi içinde heterojen olmas›d›r. çok vas›fl› bir gruptur. Avrupa’da göçmen iflçilerin sosyal yaflamdan d›fllanmas›n›n ve çal›flma yaflam›nda en alt statüde ifller almalar›n›n nedeni sadece iflçi olmalar› ile de¤il. iflletmecilik. medya ve iletiflim sektörü vb. 1980 sonras› teknolojinin geliflmesi ile ortaya ç›kan yeni ve profesyonel meslek alanlar› (enformasyon teknolojileri. ‹flçi s›n›f›n›n hiç bu flekilde bir davran›fl› yok iken orta s›n›f için gündelik yaflamda en önemli konu bu farkl›l›¤›n gösterimidir. Buradan anlafl›ld›¤› gibi art›k toplumsal eflitsizlik kavram› sosyal s›n›flar anlay›fl› ile herkesi homojen oldu¤u varsay›lan tek bir s›n›fta toplamak yerine. 2005). Bu nedenle eflitsizlik tart›flmalar›nda toplumsal cinsiyete dayal› eflitsizlikler çok önemli bir yer tutmaktad›r. daha derin eflitsizlikler ortaya ç›karmaktad›r. Tüketim odakl› bir dünyada bu farkl›l›klar özellikle tüketimde farkl› yaflam tarzlar›. ‹nsanlar toplumsal cinsiyet veya etnik köken kimlikleri ile d›fllanmakta. bireysel özelliklerin ve her türlü bireysel özgürlük ve temsillerin önem kazand›¤› bir yeni s›n›ft›r. inisiyatifi yüksek. toplu s›n›f davran›fllar›na.

Ancak grup aidiyetlerinin temel kayna¤› olmaktan uzak ve salt ba¤lamsal bir s›n›rl›l›k içinde olsa bile bireylerin kendilerini bir s›n›fa mensup olarak tan›mlad›klar› gözlemlenmifltir (Savage. zevkler ve marka kullan›m› olarak belirlenir Kültürel Dönüfl Tart›flmalar› ve Toplumsal Eflitsizlik Geleneksel s›n›f teorilerini. be¤enilerinin. Savage’a göre. Bu yeni paradigma s›n›f kimliklerini kolektif olarak tan›mlamak yerine. Ancak toplumsal eflitsizliklerin derinleflerek devam etti¤i bir dönemde s›n›f kimliklerinin net bir biçimde gözlemlenemiyor oluflu. ‹ngiltere’de. de¤erlendirme flemalar›m›z› içeren bireysel alanlarda aranmal›d›r. bu yeni yaklafl›m›n günümüz toplumunu analizinde karfl›laflt›¤› en temel sorun olarak gösterilmektedir.Toplumsal Tabakalaflma ve Eflitsizlik 155 Resim 6. kolektif hareketlerde somutlaflan geleneksel s›n›f tan›mlar›yla ölçüldü¤ünde s›n›f fark›ndal›¤›n› ve bilincini gözlemlemek mümkün de¤ildir çünkü toplumsal s›n›flar kolektif hareketler ve kümelenmeler arac›l›¤›yla somutlaflamamaktad›r. yukar›da aç›klad›¤›m›z geleneksel s›n›f teorilerine çeflitli elefltiriler getirmektedirler. Bir baflka deyiflle s›n›f›n izleri kolektif hareketlerde de¤il. Yeni paradigmaya göre s›n›flar araflt›rmac›lar taraf›ndan doldurulan nesnel ve bofl kategorilerden ziyade bireylerin sosyal pratikleri ve sembolik araçlar› arac›l›¤›yla infla olunan bir de¤iflkendir. gündelik yaflant›m›z›. al›flkanl›klar›m›z›. ‹flte bu tart›flma sonucunda Savage ve di¤er baz› akademisyenler “sosyal s›n›fa ba¤l› kolektif bir bilinç oluflmuyorsa ve s›n›f kendi bafl›na kolektif bir bilinç yaratm›yorsa niçin hâlâ s›n›f `kültürel dönüfl` paradigmas› için aç›klay›c› bir de¤iflken olarak önemlidir?” sorusunu sormaktad›rlar. Bu yaklafl›mlar. Tüketim odakl› bir dünyada bu farkl›l›klar özellikle tüketimde farkl› yaflam tarzlar›. bireysel kimliklerin s›n›f süreçleri ile nas›l flekillendi¤ini sorunsallaflt›rarak çal›flmalar›n odak noktas›n› kolektif s›n›f kimliklerinden s›n›flaflan bireysel kimliklere tafl›m›flt›r. Bu yeni paradigmaya göre öncelikle geleneksel çal›flmalardaki k›s›tl›l›klar› aflmak için ekonomik alan ile sosyal alan›n karfl›l›kl› kurdu¤u iliflkiye odaklanarak kimliklerin ve kiflilerin özel ilgilerinin. çeflitli aç›lardan elefltiren ve s›n›f analizlerinde kuramsal ve kavramsal yenili¤in gereklili¤ine ça¤r› yapan yeni yaklafl›mlar sosyolojide “kültürel dönüfl” (cultural turn) olarak isimlendirilmifltir. 2000: 40). . Ünite . Savage`in ‹ngiltere`de s›n›f kimli¤i üzerine yapt›¤› çal›flmalar›ndan ç›kard›¤› sonuçlarda s›n›f›n de¤iflen deneyimlenme biçimine iflaret etmektedir.4 Orta s›n›f› oluflturan bireyler farkl›l›klar›n› öne ç›karmak ister.6. stiller. farkl›l›klar›n›n yak›ndan araflt›r›lmas› gerekmektedir.

tüketim. Bunlardan en yayg›n olan› yoksullu¤u mutlak yoksulluk (absolute poverty) veya göreceli yoksulluk (relative poverty) gibi iki kategoriye ay›rarak incelemektir. Toplumsal Tabakalaflma ve Yoksulluk Tabakalaflma çal›flmalar› içinde yoksulluk konusu 1980 sonralar›nda yer almaya bafllam›flt›r. insanca bir yaflam düzeyine ve toplumdaki sosyal temsile kat›lman›n engellenmifl olmas› durumunu içermektedir. normlar) gibi dört yeni de¤iflkenin eski s›n›f analizlerindeki meslek. Göreceli yoksullu¤u “maddi kaynaklar›n toplumda norm olmufl veya en az›ndan özendirilen ve onaylanan normal etkinliklere kat›l›m›n. Bu tart›flmalara önemli bir kuramsal katk›da P. bunun yan›nda veya alternatif olarak yafl. bilgi olanaklar›). sembolik sermaye (kifliyi etkileyen de¤erler. Göreceli mahrumiyet: (relative deprivation) Alt gelir gruplar›na ait kesimlerin daha üst konumda olan›n çok fazla göz önünde olan yaflam biçimlerinden etkilenmesini ve karfl›laflt›rd›¤›nda kendini mahrum hissetmesini aç›klayan bir kavramd›r. günümüzde toplumsal s›n›flar›n belirlenmesinde yaflam tarz›. Eflitsizlik ve yoksulluk iliflkisini anlamak için önemli olan bir baflka kavram ise kent yoksullar› kavram›d›r. Art›k s›n›f/tabaka terimlerinin sanayi sonras› toplumlardaki geliflmeleri aç›klamaktan yoksun oldu¤u. konfora ve yaflam koflullar›na sahip olman›n olanaks›z veya son derece k›s›tl› hâle gelecek kadar yetersiz kalmas›” fleklinde tan›mlamak da mümkündür. kendisinden daha yüksek yaflam standard›na ve f›rsatlara sahip bir referans grubu ile karfl›laflt›rmas› sonucunda ortaya ç›kan göreceli mahrumiyet olgusudur. Öte yandan göreceli yoksulluk daha çok bir kiflinin veya grubun yaflam düzeyini. bofl zaman al›flkanl›klar› gibi farkl› zevklere hitap edebilen konular›n çal›fl›lmas› gerekti¤i üzerinde durmakta ve ekonomik sermaye (kiflinin elindeki maddi olanaklar). Dünyada giderek sanayileflmifl ve ekonomik olarak geliflmifl ülkelerde bile sosyal devlet kavram›ndan vazgeçilmesi. e¤itim de¤iflkenlerinin yerini almas› gerekti¤ini savunmaktad›r. Bu durumda daha yayg›n kullan›lan “mutlak yoksulluk” daha çok bireylerin fiziksel yaflamlar›n› sürdürebilme hedefine yönelikken “göreceli yoksulluk” bireylerin di¤er kesimlere görece olarak yaflama standartlar›n› karfl›laflt›rmaktad›r. sosyal sermaye (kiflinin sosyal iliflki a¤lar›). ›rk veya etnik kimlik gibi de¤iflkenlerin aç›klay›c›l›¤›na gereksinim oldu¤u belirtilmektedir. . hobiler. çeflitli nedenlerle tarihsel ve co¤rafik olarak belirlenmifl asgari bir geçim standard›n› sa¤layabilecek yeterli kaynaklara ve konuta ulaflamamas›. kaliteli e¤itime. boyutlar› ve sonuçlar› kavramlaflt›r›lmak istenmifltir. Yoksullukla ilgili en tart›flmal› konu yoksullu¤un nas›l tan›mlanmas› gerekti¤ine dairdir. toplumsal cinsiyet. gelir. de¤iflen yaflam standartlar›. kültürel sermaye (kiflinin eriflebildi¤i e¤itim. iflsizli¤in artmas› gibi nedenlerle yoksullu¤un nedenleri. sanayileflmenin gerilemesi. Mutlak yoksulluk hanelerin veya bireylerin asgari geçim standard›n›n alt›na düflmesini ve hesaplanm›fl yoksulluk s›n›r›n›n alt›na düflenleri tan›mlar. Mutlak yoksulluk daha çok refah devleti politikalar›nda gelir da¤›l›m› ve tüketim harcamalar› hesaplamalar›na dayal› olarak somut ve ölçülebilen kriterlerle tan›mlanmakta ve kullan›lmaktad›r.156 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Pierre Bourdieu ve Yaflam Tarz› Yukar›da belirtti¤imiz gibi 1980 sonras›nda sosyal bilimlerde uzunca bir süre ihmal edilen tüketime olan ilginin artmas›. bar›nma yoksullu¤u ile beraber davran›flsal ve toplumsal iliflkiler aç›s›ndan sorunlara yol açabilecek bir konumda olmas› durumunu anlatmaktad›r. Birleflmifl Milletler Habitat Raporunda (1996) nüfusun kentlerde yaflayan bir kesiminin. Göreceli yoksulluk mutlak temel ihtiyaçlar›n› karfl›layabilen ancak f›rsat eflitsizlikleri yüzünden toplumun genel refah düzeyine. Bourdieu. teknoloji ve sanayide ortaya ç›kan yenilikler s›n›f/tabaka terimlerinin ve tabakalaflma kavram›n›n yeniden ele al›nmas› tart›flmalar›n› getirmifltir. Her çal›flma yoksullu¤u farkl› tan›m ve ölçeklerle çal›flmaktad›r. Bourdieu’den (1989) gelmifltir.

enformel sektör iflleri de k›s›tlanm›fl olan. Yoksulluk ayn› zamanda sosyal ve psikolojik bir durumdur. Yeni Yoksulluk ve Tüketimden D›fllanm›fll›k Yoksulluk çal›flmalar›nda yeni bir e¤ilim tüketim çerçevesinden sosyal yaflama bakarak yeni toplumsal kimliklerin ve farkl›l›klar›n. Bauman’›n vurgulad›¤› gibi yeni yoksulluk anlay›fl› tüketim toplumunda “toplumda yayg›n kabul gören ve gösterisel biçimde tüketemeyenin yoksullu¤u” olarak tan›mlanmaktad›r. toplumdan ve var olan kamusal veya sosyal olanaklardan d›fllanm›fl bir gruptur söz konusu olan. Görüldü¤ü gibi yoksulluk toplumsal tabakalaflma ile yak›ndan ilgilidir ve flu s›ralar tabakalaflman›n en çok gündeme gelen konusudur. yaflam stilleri ve tüketime iliflkin be¤enileriyle olufltu¤unu öne süren çal›flmalard›r. yetersiz olarak tan›mlayarak d›fllar. ar›zal›. Toplumda tam istihdam olsa bile çal›flan yoksullar olabilece¤i. Bu yeni modernitede birey daha özgürdür. Tüketim toplumu zevk ve haz üzerinden tan›mlad›¤› toplumsall›k ile yoksullar› sakat. Toplumda tüketici görevlerini yerine getirememenin güçsüzlü¤ü. eskisinden farkl› olarak üretime dayal› toplumsal s›n›f kimli¤i ile de¤il. onur k›r›c› durumdan tek ç›k›fl yolu tüketici yetersizli¤i ile bafl etmektir. Bu özgürlük ise daha çok tercih yapabilme özgürlü¤ü. Bauman’a göre içinde yaflad›¤›m›z toplumsal yap›da kat› modernlikten daha esnek ve de¤iflken bir moderniteye geçilmifltir. Ancak tüketim ve yoksulluk aras›ndaki iliflkiye vurgu yapan Zymaunt Bauman’dan (1998) burada bahsetmek gereklidir. yakalad›¤› f›rsatlar› kamusal alanda gösterebilen tüketici bireyler olarak tan›mland›¤›nda. zevk alma. bireylerin tüketim alan›nda benimsedikleri tarzlar›. Bireyin refah›nda ve baflar›s›nda toplumun sorumlulu¤u son derece azalm›fl. Formel sektörden d›fllanm›fl ancak marjinal . belirsizlikler içinde sürekli kay›plar›n› ve kazançlar›n› hesap ederek yaflamal›d›r. tüketim toplumu yoksullar› mutlu yaflam flöyle dursun. üreticiler a¤›rl›kl› bir toplumdan tüketici a¤›rl›kl› bir topluma evrilmifltir.Toplumsal Tabakalaflma ve Eflitsizlik 157 Bütün bu tan›mlar›n yan› s›ra 1990 sonras› literatüre giren s›n›f alt› ya da s›n›f d›fl› (underclass) kavram› ise uzun süren iflsizlik çeken ve ifl bulma olas›l›¤› zay›f veya art›k çal›flamayacak durumda olan kesime iflaret eder. Ayr›ca “mutlu bir yaflam” tüketim toplumunda hayat›n sundu¤u f›rsatlardan yararlanma. tüm sosyal hastal›klar›n ilac› olarak düflünülen ifl ve istihdam›n asl›nda yoksulluk problemini tam da çözmedi¤i bilgisi hayal k›r›kl›¤›na neden olmufltur. birey ise tüm yaflam›n›n sorumlulu¤unu üstlenmifltir. Toplum. sat›n alabilme özgürlü¤ü. Kültürel ve sosyal pratikler arac›l›¤›yla s›n›f süreçlerinin kimliklere nas›l örtülü bir flekilde ifllendi¤ini araflt›ran farkl› ülkelerde farkl› yöntemlerle yap›lm›fl çal›flmalar›n hepsine bu bölümde de¤inmemiz çal›flmam›z›n s›n›rlar› aç›s›ndan mümkün de¤ildir. Birey yeni koflullara uygun olarak sürekli de¤iflen stratejiler yapabilmeli. normal yaflama bile eriflemeyen bireylerdir. Toplumda nezih yaflam standard› olarak kabul edilmifl ölçütlerde yaflayamamak bireyin öz sayg›s›n› yitirmesine de sebep olur. Bireylerin h›zla de¤iflen süreçlere adaptasyon yetene¤i onlar›n yaflamdaki baflar›s›n› belirlenmektedir. yaflam›n›n yegâne sorumlusu olmufltur. esnek bir hâl almaktad›r.6. Birey. Ünite . Bu yetersizlik öncelikle tüketici olarak yetersizliktir. Bauman’a göre yoksulluk sadece yokluk ve bedensel tehlike anlam›na da gelmemektedir. kusurlu. Bireyleri yaflamlar› da tüketim toplumu içinde parçal›. Toplumlarda ifl olanaklar› azald›kça kitleler giderek beklentilerinin alt›na düfltükçe ve sosyal devletin sa¤lad›¤› bir çok yard›m kesildikçe bireylerin kamu harcamalar›na kat›lmalar› anlay›fl› egemen oldukça yoksullu¤un ve toplumdaki olumsuz etkilerinin artmas›ndan korkulmaktad›r. Buna karfl›l›k sivil toplum kurulufllar› arac›l›¤› ile bafllat›lan birçok sivil inisiyatif bu noktada çok önem kazanm›flt›r. . tüketim özgürlü¤ü ve yaflamdan haz alma özgürlü¤ü olarak tan›mlanmaktad›r.

Kölelik sistemi 2. Vaishya (tüccarlar) ve Shudra (iflçiler). bunu da kendi yetenekleri ve kazan›mlar› ile yapabilece¤i için de¤iflime ve dinamizme en aç›k sistem olarak tan›mlan›r. Toplumsal tabakalaflma ve eflitsizlik konusunda farkl› yaklafl›mlar› özetlemek. eflitlik ve kardefllik ilkeleri evrenselleflmifl. Feodalitede görülen toprak mülkiyetine dayal› sistem ve 4. din. de¤iflmeyi ve ortaya ç›kan yeni eflitsizlikleri anlamak için yeterli bir kavram olmad›¤› yayg›n bir flekilde iddia edilmifltir. tercihler. Kast Orta Ça¤’da. Bu topraklar›n büyüklü¤ü ve kullan›m haklar› yasal olarak tan›mlan›r. ekonomik ve kültürel nedenlerle ortaya ç›kan farkl›l›klar bireyler ve gruplar aras›nda çeflitli eflitsizliklere neden olabilirler.158 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Özet AM A Ç 1 Toplumsal tabakalaflma ve eflitsizlik olgular›n› ve onlarla ilgili kavramlar› tan›mlamak. Bunlar. kay›ts›z flarts›z eflitlik çok önemli bir insanl›k de¤eri olarak meflruiyet kazanm›flt›r. statü ve politik partidir. Tarih boyunca toplumsal tabakalaflma ve eflitsizli¤in de¤iflen biçimlerini aç›klamak. tüketim farkl›l›klar› gibi farkl›l›klar›n. etnik köken. 1. Ancak savafllar sonunda da yenilen taraf›n kölelefltirilmesi mümkündür.alt” gibi bir de¤erlendirmeye tabi tutulduklar›nda toplumsal tabakalaflma ve eflitsizlik bireylerin yaflam›nda önem kazanmaya bafllar. psikolojik. Sosyal S›n›flar ise di¤er tüm toplumsal tabakalaflma sistemlerinden farkl› olarak kiflinin içine do¤du¤u mevki/statüyü de¤ifltirebilme özelli¤ine sahip oldu¤u. Kast sistemi 3. Sosyolojide toplumsal tabakalaflma ve eflitsizlik konusunu daha iyi anlayabilmek için önemli kavramlardan ilki farkl›laflma’d›r. Ona göre s›n›f eflitsizli¤inin oluflmas› toplumdaki s›n›flar mücadelesi içinde anlafl›lmal›d›r. Marx’a göre eflitsizlik toplumda birbiriyle z›t ve çeliflkili ç›karlara sahip iki sosyal s›n›f aras›ndaki kutuplaflmaya dayal› olarak oluflur. Bu gruplara üyelik do¤ufltan kazan›lan kal›tsal bir statüdür ve kast üyelerinin ba¤l› bulunduklar› kast grubunu de¤ifltirmelerine olanak yoktur. Toplumda daha çok yap›sal. Frans›z Devrimi’nin insanl›¤a sundu¤u özgürlük. Belli bir gruba. Dört temel kast (Varna) grubu vard›r: Brahmin (din adamlar›). Bunlar. Ancak bu farkl›l›klar toplumdaki egemen de¤er yarg›lar› ve normlara göre. salt ekonomik analize dayal› sosyal s›n›f farkl›l›¤›n›n önüne geçti¤i düflüncesi önem kazanm›fl ve eflitsizli¤e tüketim farkl›l›klar›. Weber’in toplumsal tabakalaflma kuram›ysa üç boyut üzerinden tan›mlanmaktad›r. Bu sistem içinde üç temel grup soylular. Genelde do¤ufltan kazan›lan babadan o¤ula geçen bir statüdür. Kuramsal olarak bu üç boyut birbirinden ba¤›ms›z olarak belirlenir. yaflam biçimleri üzerinden yap›lan tart›flmalar damgas›n› vurmufltur. Tarihte dört farkl› toplumsal tabakalaflma sisteminden bahsetmek mümkündür. serfler ve din adamlar›d›r. gelenek ve mesleki ayr›mlara dayal› bir tabakalaflma biçimidir. “üst . Kölelik bir insan›n di¤er insan üzerindeki mülkiyet hakk›n› tan›mlayan en afl›r› eflitsizlik biçimidir. Yap›sal-‹fllevselci okula göre toplumsal tabakalaflma “toplumun gereksinimleri ile belirlenen ifllevler aras›ndaki uyum ve bireylerin belirlenen ifllevler AM A Ç 3 A M A Ç 2 . 1789’da ilan edilen Fransa ‹nsan ve Yurttafl Haklar› Bildirisi’ne göre “‹nsanlar›n eflit do¤du¤u ve eflit yaflamas›”n›n gerekli oldu¤u belirtilmifltir. özellikle Hindistan’da geçerli olan ve Hindu felsefesi. kültürel ve sosyal bir çok farkl›l›¤a iflaret eder. biyolojik. s›n›fa ait olmak daha üst bir de¤er ve imtiyaz getirirken bir baflka bir gruba. Feodalite’de topraklar kral taraf›ndan soylular aras›nda da¤›t›l›r. Sosyal s›n›fa aidiyet aileden miras al›nmad›¤› gibi yasal veya geleneksel bir temele de oturmaz. ekonomik. Sosyal s›n›flar olarak kabul edilir. sosyal s›n›f. ›rk. töre. Art›k toplumlarda toplumsal cinsiyet. Sosyolojide Karl Marx ve Max Weber eflitsizlik üzerine birbirlerinin yazd›klar›ndan etkilenmifller ancak kendi epistemolojik ve mant›ksal çerçeveleri içinde çok farkl› sonuçlara ulaflm›fllard›r. s›n›fa aidiyet alt bir de¤er ve imtiyazs›zl›k olabilir. Kashtriya (askerler). 1980 sonras›ndaki eflitsizlik tart›flmalar›ndaysa sosyal s›n›f kavram›n›n toplumdaki geliflmeleri. Bu kavram insanlar ve gruplar aras›nda fiziksel. Daha sonra eflitsizlik 1950’de ABD’de ilk kez akademik sosyoloji içinde flekillenen Yap›sal-‹fllevselci okul ve Çat›flma okulu içinde daha farkl› ele al›nm›flt›r.

bireysel özelliklerin ve her türlü bireysel özgürlük ve temsillerin önem kazand›¤› bir yeni s›n›f- AM A Ç 4 t›r. kol eme¤inden kafa eme¤ine geçiflin gerçekleflti¤i. “eme¤e dayal› olmayan” iflleri yapanlar. stiller. Bu da¤›lma liyakat kural›na göre olmal›d›r. yönetim ve büro ifllerini yapan beyaz yakal›lar (kol eme¤ine mavi yakal› dendi¤i gibi) gibi ifl ve meslekleri temsil eder. medya ve iletiflim sektörü. Sosyal s›n›f kavram›na iliflkin tart›flmalar da bir dönüflüm geçirdi. yöneticilik. tek tip olamayan ve buna karfl› ç›kan. Zira orta s›n›f heterojen yap›s› nedeniyle bir araya gelemeyen. 1980 sonras› teknolojinin geliflmesi ile ortaya ç›kan yeni ve profesyonel meslekler (enformasyon teknolojileri. Toplumsal cinsiyet. inisiyatifi yüksek. . boyutlar› ve sonuçlar› kavramlaflt›r›lmak istenmifltir. iflsizli¤in artmas› gibi nedenlerle yoksullu¤un nedenleri. etnik veya ›rka dayal› köken. Bu yeni toplumsal aktörün eski siyasi ve sosyal s›n›f örgütlenmelerine. 1980 sonras›nda E. iflletmecilik. bofl zaman faaliyetlerinin ve tüketim alan›n›n insanlar›n yaflam›nda daha çok yer tuttu¤u bu yeni zamanlarda eflitsizlik tart›flmalar› da bu yeni alanlarda oluflan eflitsizlikleri anlamaya do¤ru evrildi.” “kent yoksullar›” ve “s›n›f alt›” gibi kavramlarla anlat›lmaktad›r.) ise eski beyaz yakal› orta s›n›ftan çok farkl›. Günümüz toplumlar›nda toplumsal tabakalaflma ve eflitsizli¤e iliflkin yeni tart›flmalar› ve kuramlar› aç›klamak. fordist ifl süreçlerinin yerini fordizm sonras› ifl süreçlerine b›rakt›¤›. vb. sanayileflmenin gerilemesi. Wright tabaka/s›n›f analizlerinde Marx’›n s›n›f analizlerinin bugünün ekonomik ve teknolojik flartlar›na uyarlanmas›n› savunmufltur. otoriteye ba¤l› olmadan çal›flabilen. Orta s›n›f›n tüketim odakl› bir dünyada farkl›l›klar› özellikle tüketimde farkl› yaflam tarzlar›. reklamc›l›k. emek gücünün becerisinin artt›¤›. Yoksulluk ve eflitsizlik aras›ndaki iliflki “mutlak yoksulluk.Toplumsal Tabakalaflma ve Eflitsizlik 159 aras›nda kendi yetenekleri ve e¤itimlerine uygun olarak da¤›t›lmas›” sürecinde oluflur. 1980 sonras› toplumda temel aktör olarak öne ç›kan Orta S›n›f. kafa eme¤i. Tabakalaflma çal›flmalar› içinde yoksulluk konusu 1980 sonralar›nda yer almaya bafllam›flt›r.6. çok vas›fl› bir grup olarak yeni orta s›n›f› oluflturmaktad›r. tasar›m ve grafik. marka kullan›m› olarak belirlenir. 1980’lerin bafllar›nda sosyal s›n›f tart›flmalar›nda yeni bir evreye girildi. O. Çal›flma yaflam›n›n de¤iflti¤i. Ünite . yafl ve tüketim normlar›na dayal› yeni kültürel kimlikler s›n›f kimli¤inin yan› s›ra önem kazand›. profesyonel. toplu kimliklere ve aidiyete karfl› olan tutumu kendi s›n›f›n›n özeliklerinden kaynaklanmaktad›r. zevkler.” “göreceli yoksulluk. iflçiler aras›nda bir farkl›laflma yafland›¤›. Dünyada sanayileflmifl ve ekonomik olarak geliflmifl ülkelerde bile sosyal devlet kavram›ndan giderek vazgeçilmesi. üst düzey e¤itimli. toplu s›n›f davran›fllar›na.

7. Sosyal s›n›flar e. Soy sopa dayal› eflitsizlikleri ifade etmek için kullan›l›r b. Toplumsal uzlaflma ile çözülür. E¤itim sistemine ba¤l› oldu¤unu d.afla¤› do¤u hareketlili¤inin afla¤›daki faktörlerden hangisine ba¤l› oldu¤una iflaret eder? a. T. Dezavantajl› gruplar e. Siyasi gücü olan ile olmayan aras›ndaki farkl›l›¤a karfl›l›k gelir d. Toplumda kat› bir hiyerarfli olmas›na dayan›r e. flan. Soy sopa ba¤l› eflitsizliklerin ortaya ç›kmas› d. Marx için s›n›f çeliflkisi kavram› nas›l tan›mlan›r? Toplumsal süreç içinde geçicidir S›n›flar aras›nda z›tl›klar oluflturur Toplumsal süreç içinde kal›c› ve çözülemezdir Toplum düzeninin bozulmas›d›r. Feodalitede görülen toprak mülkiyetine dayal› sistem 3. d. 1789 Frans›z Devrimi e. Toplumdaki ekonomik farkl›l›klar ile belirlenir 8. K. Modern toplum c. Göreceli yoksulluk kavram›na afla¤›dakilerden hangisi karfl›l›k gelir? a. Köleli¤in babadan o¤ula geçmesi. e. Modern toplumda çal›flma yaflam›ndaki iflbölümünde kazan›lm›fl bir statünün paylafl›ld›¤› bir gruba ait olma durumunu ifade eder. Toplumda fleref. d. Kast Sistemi d. Kölelerin en yorucu ifllerde çal›flmas›. Tarihte kölelik sisteminin en afl›r› eflitsizlik olarak tan›mlanmas›ndaki temel neden afla¤›dakilerden hangisidir? a. d. Farkl› kastlar aras›ndaki ifl bölümüne dayan›r. Köleli¤in bir insan›n di¤er insan üzerindeki mülkiyet hakk› olmas›. 9. e. toplumsal cinsiyet ve etnik köken gibi kimlikler aras›nda kesiflme ile ortaya ç›kan eflitsizlikler b. Çal›flma yaflam›ndaki dönüflümler c. Kölelik sistemi b. Sosyal s›n›f tart›flmalar›nda 1980 sonras› en önemli geliflme nedir? a. Kast sistemi d›fl›nda gruplar olmas›na dayan›r. 4. Genel refah düzeyine ve insanca bir yaflam düzeyine eriflmesi engellenmifl olanlar .yoksulluk konumunu anlat›r c. b. Kast sistemi toplumda uzun seneler yaflayabilmesin temelindeki meflruiyet afla¤›dakilerden hangisine dayan›r? a. c. 5. Miras yolu ile kiflilere geçen vars›ll›k. Sosyolojide Sosyal S›n›f kavram› daha çok hangi amaçla kullan›l›r? a. Parsons’›n öne sürdü¤ü bir kavramd›r b. Toplumsal hareketlilik toplumda bireylerin toplumsal konumlar aras›nda yukar›. unvan farkl›l›klar› ile belirlenir e. Toplumun farkl› kast gruplar›na bölünmesine dayan›r c. Kapitalizmin geliflmesi b. Aile kökenine ba¤l› oldu¤unu b. Afla¤›dakilerden hangisi Sosyal statü kavram› için do¤ru bir ifadedir? a. Bireyin do¤um yerine ba¤l› oldu¤unu c. 6. Toplumdaki liyakat mekanizmas›na ba¤l› oldu¤unu e. Kifliler aras›ndaki hak ve görev iliflkilerine dayan›r. c. Eflitsizlik kavram›n›n toplumda dikkat çeken bir konuma gelmesi ve sorgulanmaya bafllanmas› için afla¤›da verilen geliflmelerin hangisi en önemlidir? a. a. Toplumda k›t bulunan maddi kaynaklar›n mülkiyetine ulaflabilme yetkisini ifade eder d. b.160 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Kendimizi S›nayal›m 1. Statü gruplar› c. e. Kölelerin özgürlüklerinin olmamas›. Düflük ücretliler c. Yeni markalar›n ortaya ç›kmas› e Toplumda güvencesiz ifllerin artmas› 10. S›n›f. K. Afla¤›dakilerden hangisi bir toplumsal tabakalaflma sistemi de¤ildir? a. Toplumsal cinsiyet kimli¤inin toplumda önem kazanmas› d. Temel ihtiyaçlar›n› karfl›layamayan gruplar b. Köleli¤in kat› kurallar› olmas›. Marx’›n öne sürdü¤ü bir kavramd›r c. Bireyin babas›n›n konumuna ba¤l› oldu¤unu Söyler. 1789 Frans›z ‹nsan ve Yurttafl Haklar› Bildirisi 2. Hindu felsefesine ve ikinci hayat inan›fl›na dayan›r b. Yafll›lar ve engelliler d.

kaçak köleler. Yeni iktisadi yap›lanmalar›n yaratt›¤› etkiyi en iyi yeni kentsel iflkollar› ve kentsel mekan da¤›l›mlar› ile çözebilece¤imiz aç›kt›r (Lash & Urry. “Oysa” der Granovetter. Ona göre “‹nsan Kaynaklar› Teorisi”. Güvenç. bunlar›n belirgin yaflam stilleri ve tüketim kal›plar› aç›s›ndan ay›rt edilebilece¤ini gösterdiler. kentsel yap›larda gerilemeler. 1992. “kentsel alanlar” ve “çal›flma” üzerinde yeniden düflünmemizi gerektirdi. gelir ve statü iliflkisini. siyahlar. yoksullu¤un hangi kategorilerle tan›mlanaca¤›. bu yeni durumun göstergeleri olarak kabul ediliyor” (Payne & Payne& Hyde. 1999). ifli yapan kiflinin bireysel karakteristiklerini ve ayr›ca ifle eriflme yollar›n›. tehlikeli yeni s›n›f›n (“S›n›f d›fl›”n›n. Marx için lümpen proleter:“. 1999).. imalat›n bu yolla üçüncü dünyaya yay›ld›¤›n› ve bu nedenle yoksullu¤un artt›¤›n› öne sürenler (Brown & Scase. Myrdal için “underclass” (s›n›f d›fl›) kavramlar›yla aç›klanan bu yeni yüzer-kategorileri tan›mlamada. dilenciler. toplumun k›r›nt›lar›yla yetinen.. meslektafllar› taraf›ndan “ekonomistik” aç›klamalarla yetindikleri için elefltirildiler (Burrows & Loader.. “‹kincil ‹flgücü Pazar›” kavram›yla tart›flt›¤› analizinde. Yoksullu¤un bu tabakas›n›n Marx’a göre tarifi moral bir kavramlaflt›rma içermekteydi ve sonradan bu moral kavramsal analizle çal›flan birkaç sosyolog için de anahtar olabildi. torbac›lar.k›r/kent dengelerinde bozulmalar.1988). kentlere farkl› tabakalardan ve nedenlerden akan göç ve göçle birlikte hareket eden iflgücü. Kentsel yeni yoksulluk tart›flmalar›. 1962) ya da E. iflin statüsünü ve iflçinin buna ba¤l› statüsünü etkileyen üç as›l faktör olarak al›r” (Granovetter. 1996:1). Kaygalak (2001). yeni iflkollar›n›n ortaya ç›kmas›. iflin süreklili¤i ve karakteristi¤i. tamam›yla sosyal ve sosyalpsikolojik eriflme ve edinme faktörlerini göz ard› etmektedir. çanta tafl›y›c›lar›. “kendili¤inden ç›kar›n› maksimize eden insan” temelinde. kumarbazlar. statü ile ifl aras›nda anlaml› bir korelasyon oldu¤unu iddia ederken. (2000). Kentsel iflgücünün yeni nitelikleri üzerine çal›flmalar. Pahl (1984. bileyciler.. 1994). Birleflmifl Milletler için “Dezavantajl› gruplar”.. 1980’leri izleyen y›llarda. kent yoksullar›.. “. “. 1991). Kentsel yeni yoksulluk kavram›.6. göstergelerle u¤rasan akademisyenler kadar. istenmeyen ve tehlikeli olan›n) analizleri yapmada da öncü olabilmifltir (Westergaard. Granovetter. “yoksulluk”. belirli bir ifli. tabaka ve s›n›f analizleri konusunu revize etmemizi gerektirecek yeni analizlere ihtiyaç duyurdu. tokatç›lar. Parkin için “non-labor”. Ünite . genelev kap›c›lar›. Öte yandan “Yeni Endüstriyel Paradigma ve Kurumsal Ekonomi” teorileri ise. gerek zorunlu göç kapsam›ndaki büyük yer de¤ifltirmelerin gerekse küreselleflmenin ortaya ç›kard›¤› düflük nitelikli iflgücünün kentlere ak›s›n›n bir ç›kt›s› olarak. sosyal hizmet uzmanlar›n›n da ilgi oda¤› olmaktad›r. 1993). ordu art›¤› askerler. süprüntü. hapishane kaçk›nlar›. sokak çalg›c›lar›. Mingione (1996)). göç. olmayan. Ne yaz›k ki bu anahtar. 1991) ve spesifik üretim normlar›n›n kapitalist pazar ekonomisini bu yolla yayg›nlaflt›rd›¤›n› iddia edenler (Lipietz.. Hareket kabiliyeti ve f›rsat›n› en az ele geçirebilenler. bu ba¤lant›n›n basit bir korelasyona dayanmad›¤›n› gösterir (Granovetter.’ikincil iflgücü pazar›’ aç›klamas›. yani ikincil ifl gücü pazar›n›n daimi oyuncular›: kad›nlar. çul-çaput toplayanlar. özellikle iflin ve çal›flman›n yeni biçimleri ve kentsel meslek ve ifl d›fl› alanlara iliflkin aç›klamalar bu çerçevede de¤erlendirilmektedir. tenekeciler. non-labor’un . 13-18 yas_ gruplar›d›r. Payne (1987).O Wright’›n Kapitalin bir fonksiyonu olarak s›n›f” kavramlar›ndan farkl› bir yeni aç›klama gerektiren bu yeni tabaka. analizlerinde ücret yap›lar›n› ve ifl gücü pazar›n› do¤rudan ekonomik pazar›n birer ba¤›ml› de¤iflkeni olarak almaktad›r. 1992). Yeni kentsel s›n›flar›n ya da tabakalar›n ortaya ç›kmas›.. 1962:295). “k›rsal alan”. tüm s›n›flardan kovulmufl art›klard›r (Marx. e¤itim sisteminde niteli¤in bütünsel olarak azalmas›. Bu göstergeler “göç”. Jenks & Peterson. tombalac›lar. yine moral bir tersine çevirmeyle “Yeni sa¤” teorilerine. “kentsel yeni yoksulluk” kavram›n› da ortaya ç›karm›flt›r. öncelikle ‹ngiltere’de yap›lan çal›flmalar etken olmufltur.bu ayaktak›m›.tüm suç ve h›rs›zl›k türlerine bulaflm›fl. t›rt›kç›lar. cepçiler. Bu dönüflümü “Küreselleflme” ve “ Post-Fordist üretim sistemlerin yayg›nlaflmas›” ve buna ba¤l› olarak yoksullu¤un yayg›nlaflmas› ile birlikte alan görüfller (Jessop. yeni göç ve yeni kentli analizlerinde anahtar bir kavram olarak kullan›lmaya bafllanm›flt›r (Bkz.Toplumsal Tabakalaflma ve Eflitsizlik 161 Okuma Parças› Kentte Yeni Yoksulluk ve Çöp ‹nsanlar›* Küreselleflme ve buna ba¤l› olarak yeni ekonomi politikalar›ndaki (NEPs) yay›lma. ayr›ca yeni iflkollar›n›n kentte yaratt›¤› yoksulluk ve yoksullukla birlikte yaflama biçimlerine iliflkin çal›flmalarla birlikte ilerlemektedir. Marx’›n “Yedek iflgücü ordusu” (Marx. Goldhorpe ve Marshall (1992) yeni üretim sistemati¤i ve kentsel s›n›f analizlerinde “Halihaz›rdaki toplumda 2/3 istihdama karfl›l›k 1/3 iflsiz oran›n›” vurgulayarak.. 1994). Parkin. cahiller. ba¤lant›s›..

a Yan›t›n›z yanl›fl ise “Girifl ve Kavramsal Çerçeve” konusunu yeniden gözden geçiriniz. ‘yeni yoksulluk’ kavram›n› tart›flmak için arac› k›l›nacakt›r. Kuramlar” konusunu gözden geçiriniz. ikinci olarak çöpün ekonomik ve ekolojik de¤erleriyle birlikte ele al›nacakt›r. Abelda (1999:725) yoksullu¤u. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Tarih ‹çinde Tabakalaflma” konusunu yeniden gözden geçiriniz. d 8.pdf adresinden okuyabilirsiniz. argoda 'lefl yiyen' anlam›na gelmektedir. yeni kent yoksulu profili. b 3. 10. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Toplumsal Eflitsizlik ve Tabakalaflmada Yeni Tart›flmalar. Ancak Marx kapitalist sistemin insanlara dayatt›¤› toplumsal ifl bölümü ile ortaya ç›kan egemen s›n›f ve tabi olan s›n›f yap›s›nda böyle aç›k bir . Yan›t›n›z yanl›fl ise “Tarih ‹çinde Tabakalaflma” konusunu yeniden gözden geçiriniz. 88-89.” Toplum ve Bilim. aile yap›s›. e S›ra Sizde Yan›t Anahtar› S›ra Sizde 1 ‹nsanlar›n edindikleri e¤itim ve mesle¤e dayal› bir gelir elde etmeleri daha çok Weber’ci ve Yap›sal ‹fllevselci kuramlar›n üzerinde durdu¤u do¤al. cinsiyet ve etnisite (Parkin. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Toplumsal Tabakalaflma Kuramlar›” konusunu yeniden gözden geçiriniz. bu yolla ‘çöp insanlar›’ araflt›rmas›. s. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Toplumsal Tabakalaflma ve Yoksulluk” konusunu gözden geçiriniz. *"Çöp ‹nsanlar›" terimi. 2000). Türkçe d›fl›ndaki karfl›l›¤› olan 'scavengers' ise. 1. Kentsel yeni yoksullu¤un. d 9. gelir gibi eski kriterlerle aç›klanamayacak yeni bir kast sistemine do¤ru evrildi¤ine dikkati çeker. her iki okulda kapitalizmin “aç›k bir toplum” olarak insanlara eflit düzeyde f›rsatlar sundu¤unu ama insanlar›n bu f›rsatlardan yararlanmalar›n›n kendi kararlar› oldu¤unu söyler. Ancak bu aç›klamalar. Harris(1996). yeni eflitsizlik kategorilerinin. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Toplumsal Tabakalaflma Kuramlar›” konusunun gözden geçiriniz. b 4. kentsel bir yoksul tipi olarak “çöp toplay›c›l›¤›n” bir ifl ya da meslek kategorisi olarak ele al›n›p al›namayaca¤› tart›fl›lacak. Yap›sal-ifllevsel okul ise toplumun gereksinimlerinden yola ç›karken farkl› meslekleri topluma yararl› farkl› ifllevler olarak kabul edip bu yararl› bilgi becerilerin elde edilme süresi (e¤itim) ve bu konuda yap›lan fedakârl›klar›n (zaman ve para harcama) ilerde farkl› gelir düzeyleri olarak bir ödül sistemine dönüflmesini öngörür. “Çöpte Yaflayanlar” ve “Çöpten geçinenler” kategorileri.162 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar› üç kategori ile belirlenebilece¤ini belirtir: ›rk. Weber toplumda s›n›fa dayal› eflitsizliklerin piyasa mekanizmas› içinde ortaya ç›kt›¤›n› kabul etti¤i için farkl› meslek gruplar›n›n farkl› e¤itim düzeylerine gereksinimleri olaca¤› ve bu edinilen bilgi becerinin de iflçiler aras›nda farkl› gelir gruplar› yarataca¤›n› görmek mümkündür. ›rk. Scott(1994). Bir y›l arayla iki flehirde (Denizli ve Samsun) gerçeklefltirilen “Kentsel Kat› At›k Projeleri”nde toplanan veriler ›fl›¤›nda. kentsel alanda "Sokaktan çöp toplayarak geçinen. Say›: 89. yoksullu¤un daha ileri ve a¤›r bir biçimi oldu¤una iliflin önermelerin tart›fl›lmas› ise son k›sm› oluflturacakt›r. Makalenin devam›n›/tamam›n› http://www.1997)). öncelikle küresel ekonominin kentsel iflgücü üzerindeki mikro ve makro etkileriyle. “ifl ve kazanç olanaklar›na ve refah›n istihdam. salt etnisite. c 7. “Kentte Yeni Yoksulluk ve Çöp ‹nsanlar›. Treanor. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Tarih ‹çinde Tabakalaflma” konusunu yeniden gözden geçiriniz. kaç›n›lmaz ama toplum için geliflmeyi sa¤layan bir eflitsizliktir. e 2.net/tr/yayinlar/7.neseozgen. Erder(1996. a 5. Ayr›ca Weber pazara mal sunanlar ile hizmet sunanlar aras›ndaki temel eflitsizli¤i de yine gelir fark› olarak anlar. kentsel yeni yoksulu tan›mlamada oldukça elveriflli kavramlard›r." "Çöpte çal›flan ve çöpte yaflayan" ya da günlük deyimiyle "korsan çöp toplay›c›lar›"n› tan›mlamak için üretilmifl bir kavramd›r. Kaynak: Nefle Özgen. bak›m sözü ve kazanç konusundaki yükümlülüklerine eriflmede yetersizlik” hali olarak tan›mlar. kentsel yeni yoksullu¤u yine de yap›salc› aç›klama çabalar› olmakla elefltirildiler (Bauman (1998). Yan›t›n›z yanl›fl ise “Toplumsal Hareketlilik” konusunun gözden geçiriniz. e 6. Bu çal›flmada. Öte yandan. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Tarih ‹çinde Tabakalaflma” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Liberal görüflün de temel fikri olan insan özgürlü¤ü bu anlay›fl›n temel dayana¤›d›r.

R. Bask›. Ço¤u durumda kad›n ailesinin statüsüne ba¤l› kalarak liyakat ilkesinden yararlanamamaktad›r. (2. D. 66. Boratav. European Journal of Women’s Studies. K. Ünite 7. (1985). “Toplumsal Eflitsizlikler. ve Waters. onlar›n ev d›fl› faaliyetleri üzerinden tan›mlanm›fl bir kavramd›r. Bask›. 13 (3): 193-290 . (2004).) Urban Poverty and The Underclass. N. “Race and Ethnicity in France” in Devine. (1948).S. Sociology: Themes and Perspectives. New York: Norton Marx. Londra. Oxford : Polity Gerth. ‹hsan Sezal). ve Crompton. s. Londra: Taylor & Francis Giddens. Kastoryano. Readings in Contemporary Political Sociology. (1989). Londra: Blackwell.Z. M. (1947)..O. siyasal ve sosyal konumlar›nda kendileri seçmese de yaflamlar›n› sürdürmek zorundad›r. “Social Stratification and Social Inequality: Models of Intersectionality and Identity” içinde Devine. 234-274. Moore (1945) “Some principles of Stratification”. T. Kalayc›o¤lu. J. Eskiflehir : Aç›kögretim Fakültesi Yay›n› No: 1401. (1976). J. Wright. Distinction : A Social Critique of Judgement of Taste. J. Status And Power. (1963). (1967) Class. E. The Theory of Social and Economic Organization. Kad›n ev d›fl›nda bir e¤itim. K. (2002). P. ve Hinderik. C. “Social Mobility in Great Britain: A study of Intergeneration Changes in Status” içinde Glass. ve Holborn. toplumsal cinsiyet rollerine ba¤l› olarak kad›nlar için geçerli olmayan kavramlard›r. Scott.Toplumsal Tabakalaflma ve Eflitsizlik 163 toplum olamayaca¤›n› belirtir. Blackwell. Anadolu Üniversitesi Yay›n› No: 2415. (ed. (ed. Haralambos. Anthias.C. Oxford: Clarendon Press. R. Sosyolojiye Girifl. “Gender. “Intersectionality and Feminist Politics”. Kalayc›o¤lu. Cilt: 3. M. S. Londra: Lawrence Wishart Walby. L.) Social Mobility in Great Britain.. Social Mobility and Class Structure in Modern Britain. Londra: Hutchinson. K›ray.). Social Inequalities in Comparative Perspective. F. Ünite .E. J. H. Class and Stratification” içinde Crompton.W. Bendix. s. Corrosion of Character. 4. London: Verso Yuval-Davis. ve Mann. K.R. S›ra Sizde 2 Toplumsal hareketlilik toplumdaki geliflmelerin bireylerin refah›na. (1995) ‹stanbul ve Anadolu’dan S›n›f Profilleri. (2000). New York: Palgrave Macmillan. E. “From Fordism to Flexible Accumulation” içinde Nash. toplumsal temsiliyet kazanamad›¤›ndan ve sürekli kocas›na. ifl gücüne kat›l›m› ve yükselen kariyeri ile sürekli yükseltebilir. M. (ed. ‹stanbul: Tarih Vakf› Yurt Yay›nlar›. Work. Londra : Collins.C.V.S. S›n›f ve Yoksulluk” Toplumsal Tabakalaflma ve Eflitsizlik kitab› içinde. (Eds. gelirine. s. Wacquant. D. Glass. R. syf. “The Red Belt. Classes.F. Harvey. Ayr›ca. Goldthorpe. (1986). Savage. A. babas›na ba¤›ml› olarak yaflamak zorunda kald›¤›ndan toplumsal statüsünün yükselmesi de olanaks›z hâle gelir. Yani erkekler için tan›mlanm›fl. bas›m).” Open University Press. 6. kad›nlar›n ev içi emeklerinin daha önemli oldu¤unu vurgulad›kça kad›nlar toplumsal hareketlilikte bir konum almaktan geri b›rakt›r›lm›fl olurlar. ‹nsanlar kendilerine dayat›lan ekonomik. ‘Class Boundaries in Advanced Capitalist Societies’. Weber. günümüzde kalk›nma dendi¤inde ekonomistlerce ortaya at›lan kavram geliri art›rmak veya pastay› büyütmek olsa da sosyolojide ve eflitsizlik yaz›n›nda bu gelirin/pastan›n bölüflümü veya bu sistem içinde kimlerin kendi toplumsal konumlar›n› seçme hakk›na ne kadar sahip olabildikleri konusunda bir tart›flma vard›r. M. (2004).) Rethinking Class. cilt:10. K. “Class analysis and Social Transformation. S. toplumsal hareketlilik kavram›n›n öngördü¤ü liyakat ve kazan›lan toplumsal konumlar. Black Belt : Racial Division. Ankara : Mart› Kitap ve Yay›nevi. New Left Review..M. (1974). Social Stratification as an Obstacle to Development : A Study in Four Turkish Towns. Dolay›s›yla toplumsal cinsiyet kimli¤ine göre ayr›flm›fl bir toplumda bu varsay›m tam da yerine gelmez. (2001).. New York : Praeger Publications Savage. M. F. (1996). (1998). Buckingham/ Philadelphia: Open University Press. ve Hall. (1998). 98. (eds. Sociology. Öncelikle toplumsal cinsiyet rollerinin ö¤retisi kad›nla erke¤in farkl› rolleri oldu¤unu. NewYork: Oxford University Press Wright. (1970). D. (1980).) Gender and Stratification. M. Erkek ise toplumsal konumunu e¤itimi. Class Inequality and the State in the French Urban Periphery and the American Ghetto” içinde Mingione. Sennett. (ed).6.R.D. Türkiye Araflt›rmalar›. 295-316. ve W.O. M.V. Dolay›s›yla kalk›nm›fl toplumlar bireylerinin kendi toplumsal konumlar›n› görece özgür ve kendi tercihleri do¤rultusunda belirleyebildikleri toplumlard›r. Polity Press.. Capital.J. Consumerism and the New Poor. no. Mike (2000). kariyer edinebilece¤i bir ifl. ve Mills.88. American Sociological Review. (2011). (ed. (2006). Londra: Routledge. R. Londra: Blackwell. e¤itimine yans›yarak daha gelifltirece¤i varsay›m›ndan yola ç›kar. From Max Weber: Essays in Sociology. Ve Lipset. Bu anlamda. Ayr›ca bu kavram di¤er tabakalaflma kavramlar› için oldu¤u gibi eril bir kavramd›r. (2005).E. Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar Bourdieu. London: Routledge Davis. 242-249. “Toplumsal Tabakalaflma”.. Bauman.

Günümüzün önemli toplumsal kurumlar›ndan biri olan medyan›n nas›l ele al›nmas› gerekti¤ini aç›klayabilecek. ekonomik.7 Amaçlar›m›z • • • • • • • • • SOSYAL B‹L‹MLERDE TEMEL KAVRAMLAR Bu üniteyi tamamlad›ktan sonra. Medya araflt›rmalar›n›n tarihsel olarak nas›l dönemsellefltirdi¤ini saptayabilecek ve medya sosyolojisindeki egemen paradigmay› tart›flabilecek. Medyaya ekonomi-politik yaklafl›mlar› ve dijital uçurum tart›flmas›n› özetleyebilecek. Ça¤dafl elefltirel yaklafl›mlar›n medyay› nas›l ele ald›¤›n› analiz edebilecek. Kitle toplumundan a¤ toplumuna geçiflin tarihsel temellerini saptayabilecek ve a¤ toplumunun teknolojik. Medya-küreselleflme iliflkisini de¤erlendirebilecek ve küreselleflme sürecinde ortaya ç›kan “a¤ toplumu” kavram›n› tan›mlayarak yap›sal özelliklerini aç›klayabilecek. toplumsal niteliklerini tan›mlayabilecek. Anahtar Kavramlar A¤ Toplumu Enformasyon/Bilgi Toplumu Bilgisel Ekonomi Dijital Uçurum-Dijital Bölünme Etkileflimli Medya ‹nternet ‹zleyici Küreselleflme Medya Endüstrisi • Medya ‹çeri¤i • Medya’n›n Al›mlanmas› • Medya’n›n Ekonomi-Politik Yap›s› • Sanal Cemaatler • Sosyal Paylafl›m A¤lar› /Sosyal Medya • Yak›nsama • Yeni Medya ‹çindekiler • G‹R‹fi: ÖNEML‹ B‹R TOPLUMSAL KURUM OLARAK MEDYA • MEDYA ARAfiTIRMALARININ TAR‹HÇES‹ VE ‹LK KURAMSAL YAKLAfiIMLAR • MEDYA’YA ÇA⁄DAfi ELEfiT‹REL YAKLAfiIMLAR • MEDYA’NIN EKONOM‹-POL‹T‹⁄‹ VE EKONOM‹-POL‹T‹K YAKLAfiIM(LAR) • ÇA⁄DAfi KÜRESELLEfiME SÜREC‹NDE MEDYA VE A⁄ TOPLUMU TARTIfiMALARI Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Medya . Baflta ‹nternet olmak üzere “yeni medya”n›n ve “sosyal medya”n›n potansiyelini de¤erlendirebilecek ve a¤ toplumunda de¤iflen cemaat yap›lar›n› ve sanal cemaatler kavram›n› karfl›laflt›rmal› olarak aç›klayabileceksiniz.

1995) soludu¤umuzu söyleyebiliriz. Toplumsal/siyasal yaflamda “gerçeklik”(ler)in ne(ler) oldu¤u art›k önemli düzeyde medya dolay›m›yla infla edilmektedir. Bireyler aras› iletiflim bugüne dek hiç olmad›¤› kadar art›k etkileflimsel mecralarda sosyal a¤larda gerçeklefliyor. Günümüzde milyarlarca insan›n günlük yaflam›n›n en önemli parças›n› art›k medya oluflturuyor. siyasal ve kültürel alanda böylesine kritik bir rol oynuyor olmas› üzerinde önemle durulmas› gereken bir durumdur. Günümüzde medya kültürünü soluyan bireyler olan› biteni anlama. Yeni (etkileflimli) Medya Radyo.ne kadar çok yer ald›¤›na hayret edeceksiniz. 20. kültürel alan›n ve siyasi arenan›n önemli bir ögesi hâline gelen medya art›k hayat›m›z›n merkezindedir. oyun konsollar› vb ‹nternet eriflimli iletiflim ve enformasyon teknolojilerinin genel ad›d›r. Öyle ki epeydir “medya kültürü”nü (Kellner. siyasal ve ekonomik alanda da medyan›n çok önemli bir yeri oldu¤u uzun zamand›r tart›flmas›z kabul görüyor. befl y›l öncesini göz önüne getirdi¤inizde bile. Medyan›n toplumsal. ayn› a¤/site içerisinde iletiflim içinde olduklar› di¤er kullan›c›lar›n profillerini karfl›l›kl› etkileflim içinde takip etmelerini sa¤layan web tabanl› servislerdir. Sadece günlük hayat›m›zda de¤il sosyal. bugünün küresel dünyas›nda insan›n hayata. sosyal a¤lar ya da yayg›n tabirle “sosyal medya” hayat›m›z›n her alan›n› sar›p sarmalad›. gazete. dergi ve televizyon gibi ‘geleneksel’ medyadan farkl› olarak kullan›c›lar›na etkileflimli iletiflim imkân› sa¤layan cep telefonlar›. Medya. di¤er iletiflim araçlar› içerisinde öne ç›kt›. bugün medyan›n hayat›n›zda -”dün”e k›yasla. Di¤er bir deyiflle günümüzde medya kurumlar› kapitalist piyasa koflullar›nda ve kâr maksimizasyonu mant›¤›/hedefi ile faaliyet gösteren birer endüstridirler. . 1980’lerde ivme kazanan neo-liberal politikalarla efl zamanl› gerçekleflen özellefltirme ve deregülasyon uygulamalar›yla medya kurumlar›n›n yap›s› ve ifllevi farkl›laflm›flt›r. yüzy›ldan itibaren. Bu süreçte baflta ‹nternet olmak üzere yeni medya. tablet ve avuç içi bilgisayarlar. Toplumsal yaflam›n. B›rak›n on sene evvelini an›msamay›. özellikle içinde yaflad›¤›m›z 21.Medya G‹R‹fi: ÖNEML‹ B‹R TOPLUMSAL KURUM OLARAK MEDYA Günde ortalama kaç saatinizi TV izlemek ya da baflta farkl› sosyal a¤lar olmak üzere ‹nternet bafl›nda geçirdi¤inizi hiç düflündünüz mü? Kabaca bir hesap yapt›¤›n›zda muhtemelen sizi bile ürkütecek ya da en az›ndan düflündürecek bir zaman diliminde medya ile iç içe oldu¤unuzu fark edeceksiniz. Sosyal A¤(lar) ya da sosyal paylafl›m a¤lar›. Medya ayn› zamanda devasa hacimde bir ekonomik sektördür. ülkeye ve dünyaya dair imgelerinin yegâne kayna¤› hâline gelmifltir. e¤itim kurumu hariç. kullan›c›lar›n bir a¤ ya da site içinde bütün ‹nternet kullan›c›lar›na aç›k (iste¤e göre yar› aç›k veya kapal›) bir profil oluflturmalar›na. toplumsal dünyay› yorumlama sürecinde büyük ölçüde medya’ya ba¤›ml› bir duruma gelmifl olduklar›ndan bu endüstrilerinin kapsaml› bir flekilde kavranmas› hayati önem arz eder. yüzy›l›n en önemli toplumsal kurumlar›ndan biri hâline gelen medyan›n “kapsama alan›” hayal gücümüzü zorlayacak bir h›zla genifllemifl durumdad›r. kültürel. Çünkü önemi her geçen gün artan bir toplumsal kurum olan medyan›n. di¤er toplumsal kurumlardan farkl›laflt›¤› bir nokta söz konudur.

medya çal›flmalar›. Medya terimini karfl›lamak üzere son döneme kadar kitle iletiflim araçlar› kavram› kullan›lm›fl olsa da özellikle son 20 y›ld›r medya sözcü¤ü yayg›n olarak kullan›lmaktad›r. dergi. gazete. telefon. Farkl› bir ifadeyle teknoloji. iletiflim kuramayan iki düzlem ya da iki ba¤lam aras›nda iletiflimi sa¤layan araçlar medya olarak tan›mlanmaktad›r. tablet bilgisayarlar› ve bu yeni iletiflim ve enformasyon teknolojileri aras›nda gerçekleflen yak›nsamay› göz önüne ald›¤›m›zda yaflanan sürecin çarp›c›l›¤›n› görebiliriz. sinema. kültürel çal›flmalar. ‹nternet gibi iletiflim araçlar›n› bu kavram›n s›n›rlar› içinde düflünebiliriz. yeni nesil ‹nternet hizmetlerinin geliflmesiyle birlikte “kitle iletiflimi” kavram›n›n karfl›l›kl› etkileflimin mümkün oldu¤u iletiflim ortamlar›n› yeterince tarif edemez hâle gelmesidir. televizyon ve ‹nternet kast edilmektedir. yani Web 2. üretim. bildiri. Dolay›s›yla sözcü¤ü tekil. Alman filozof Martin Heidegger’in (1889-1976) ünlü deyifliyle ifade edersek “teknoloji hiç teknik bir olgu de¤ildir. ça¤›n›n ruhunu. Kald› ki “iletiflimin [de] öncelikle teknik de¤il. hatta disiplinler-üstü özellikler gösteren genifl kapsaml› çal›flmalar ortaya ç›km›flt›r. Yak›nsama: Farkl› teknolojik sistemlerin benzer görevleri uyum içinde yerine getirebilecek flekilde gelifltirilmesidir.” Teknoloji. funzin.0: 2004 y›l›nda gelifltirilen Web 2. özellikle radyo. ak›ll› TV ve mobil telefonlar› ile bunlar› bir arada kullanmam›z› mümkün k›lan yak›nsama televizyon ve gazete gibi geleneksel medyan›n ifllevlerini farkl›laflt›r›rken araflt›rmac›lar için de yeni inceleme alanlar› oluflturmaktad›r. Bir ç›rp›da sayd›¤›m›z iletiflim teknolojilerinden söz ederken sadece teknik araçlardan söz etmiyoruz elbette: Teknoloji onlar› ortaya ç›karan bilgi. 2011:20) vurgulama- . 2011: 13) ki bu anlamda ideolojik bir olgudur. avuç içi bilgisayarlar›.0. gazetecilik vb. medyan›n daha çok mercek alt›na al›nmas›na neden olmufltur. Böylelikle medya sosyolojisi. ak›ll› TV’leri. her ne kadar “kurallar›n kald›r›lmas›” demek olsa da esas olarak 1970’lerden itibaren kamu yay›nc›l›¤› tekellerinin ortadan kalkmas› ve özel radyo/televizyon yay›nc›l›¤›n›n yayg›nlaflmas› yönünde kurallar›n de¤ifltirilmesi sürecini anlatmak için kullan›l›r. DVD. gazete. Burada dikkat edilmesi gereken nokta medya teriminin ço¤ul olarak bu iletiflimi mümkün k›lan araçlara karfl›l›k geldi¤idir. ak›ll› mobil (cep) telefonlar›. de¤erler ba¤lam›n›n tümüne karfl›l›k gelir. tasavvur. Medya Nedir? Medya’y› Nas›l Ele Alabiliriz? Türkçede kulland›¤›m›z medya kavram› ‹ngilizce’deki media’n›n karfl›l›¤› olup Latince araç. ortam. yani medya’n›n toplumsal ve ekonomik yaflamdaki yerinin ve öneminin genifllemesi. broflür. ikinci nesil ‹nternet hizmetlerini. “Peki ilk kullan›m›yla kitle iletiflim araçlar› ya da bugün kulland›¤›m›z flekilde medya dedi¤imizde hangi iletiflim araçlar›na iflaret ediyoruz?” En genifl anlam›yla düflündü¤ümüzde kitap. yani ‹nternet kullan›c›lar›n›n ortaklafla ve paylaflarak yaratt›¤› sistemi tan›mlar Baflta Facebook ve Twitter olmak üzere di¤er sosyal a¤lar›n›n kendi üreticilerini yine tüketicileri aras›ndan oluflturabilmesine imkân veren ‹nternet teknolojisinin temelinde Web 2. VCD. Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Modern kitle iletiflim kurumlar›n›n. kitle iletiflim araçlar› kavramlar›n›n yerine art›k sadece medya kavram› kullan›lmaktad›r. Ayr›ca iletiflim ve enformasyon teknolojilerinde flahit oldu¤umuz bafl döndürücü geliflmeler medyaya iliflkin akademik tart›flmalarda da yank›lanmaktad›r.166 Deregülasyon. sinema-televizyon. çok farkl› disiplinlerin bir araya geldi¤i disiplinleraras›.0 tabanl›. Bunun nedeni sadece medya kelimesinin daha popüler olmas› de¤il. arac› anlamlar›na gelen mediumteriminin ço¤uludur. Günümüzde toplumsal iletiflim büyük ölçüde bu amaçla gelifltirilmifl ileri teknoloji ürünü araçlarla gerçeklefltirildi¤inden bu ünitede medya denildi¤inde ço¤unlukla “kitle medyas›” yani kitlesel düzeyde eriflime ve/veya etkileflime olanak sa¤layan araçlar. mobil telefon. billboard. tekniklere dair bilgiyi içermekle birlikte as›l bunlar›n fikrini ve bu fikrin toplumsal meflruiyet kaynaklar›n› içerir. kültürel ve politik bir olgu oldu¤unu” (Maigret. radyo. Birbirleriyle iletiflimi olmayan. etkileflimli uygulama yatar. Web 2. alg›.0 tabanl› etkileflim uygulamalar›n›. ‹flte ikinci nesil ‹nternet hizmetleri. yani tek bir araç olarak görerek farkl› iletiflim araçlar›ndan söz edilirken “medyalar” denilmesi yanl›fl bir kullan›md›r. ‹kinci nesil ‹nternet hizmetlerini. Günümüzde kitle iletiflimi. toplumsal iliflkilerini ve bunlara hakim olan iktidar yap›lar›na iliflkin ön-kabulleri de beraberinde getirir (Ergur. televizyon.

20. görmeyi ifade etse de medya çal›flmalar›nda “izleyici” ya da “izler kitle” sözcü¤ü.7. Savafl atmosferinin ve kitle toplumu paradigmas›n›n söz konusu oldu¤u bu döneme. ‹flte medyay› ve medya-toplum iliflkisini anlamak için bu üç boyutu mümkün oldu¤unca birlikte düflünmemiz gerekir. Propaganda analizinde Harold Laswell. 1. Modernitenin ortaya ç›kard›¤› olgulardan birisi de kitle iletiflimi olmufl ve kitle medyas›n›n yayg›nlaflmas› sonucunda da kitle iletiflim (ya da medya) araflt›rmalar› 20. 2003: 43-55). Bu dönemin hakim yaklafl›m› olan Hipodermik fl›r›nga modeline göre medya mesajlar› insanlar›n beynine t›pk› bir fl›r›ngadan ilac›n zerk edilmesi gibi veriliyordu. Her ne kadar “izlemek” mastar›. Kitlelerin çok güçlü oldu¤u kabul edilen medya taraf›ndan kolayca manipüle edildi¤i ve bylece kitle iletiflim araçlar›n› elinde bulunduran ve iyi kullananlar›n kitlelere istediklerini yapt›rabilecekleri varsay›m› bu döneme damgas›n› vurdu. Kuramsal bir bak›flla iletiflim sürecini ve ortam›n› anlarken öncelikle medyan›n hitap etti¤i izler kitleden. Dünya MEDYA ARAfiTIRMALARININ TAR‹HÇES‹ VE ‹LK KURAMSAL YAKLAfiIMLAR ‹NTERNET . Teknolojinin ve iletiflimin “ideolojik” oldu¤u vurgusu ünitenin ilerleyen bölümlerinde ayr›nt›l› olarak karfl›m›za ç›kacakt›r. edilgin bir tutumla kabul etmek anlam›na m› geliyor? Peki ifllevi sadece bir noktadan di¤erine aktar›lan içeriklerle mi s›n›rl›d›r? Yoksa bu içerikler bireyin toplumsal iliflkilerine katk›da bulunur mu? ‹zleyicilerin toplumsal dünyay› DÜfiÜNEL‹M yorumlamalar›nda medya nas›l bir rol üstlenir? Medya organlar›n›n genel olarak kâr amac›yla iflleyen kurulufllar oldu¤unu ve büyük sermayedarlar›n elinde bulunO R U du¤unu düflündü¤ümüzde medya içeriklerine sadece medya Sprofesyonellerinin karar verdi¤ini söyleyebilir miyiz? Medyan›n yönetimi sadece ona sahip olanlar›n kontrolünde midir? Devlet ayg›t›n›n ve siyasi iktidarlar›n medyaDüzerindeki aç›k ya ‹KKAT da örtük bask› ve müdahalesi yok mudur? Son olarak Türkiye’de RTÜK (Radyo-Televizyon Üst Kurulu) örne¤inde gördü¤ümüz denetleme/düzenleme kurulufllar›n›n SIRA S‹ZDE medyaya yönelik ne gibi yapt›r›mlar› söz konusudur? (Nalçao¤lu. fiimdilik cevaplardan çok sorular öne ç›km›fl durumda olsa da ilerleyen bölümlerde bu sorulara farkl› yaklafl›mlar ekseninde çok boyutlu bir AMAÇLARIMIZ tart›flma içinde cevap aranacakt›r. E R N E T di¤er yanKapitalist modernitenin geliflmesi. medya ne aktar›yorsa. Bu üniteyi okurken kavramakta zorland›¤›n›z ya da hakk›nda daha ayr›nt›l› almak isK ‹ T A bilgi P tedi¤iniz kavramlar için Erol Mutlu’nun ‹letiflim Sözlü¤ü’ne (Ankara: Ayraç Yay›nevi. ne gösteriyorsa onu oldu¤u gibi alSIRA medyan›n S‹ZDE mak. modern kitle iletiflim araçlar›n›n ortaya ç›k›fl› ile Bat› toplumlar›nda modernitenin belirmesi efl zamanl› gerçekleflmifltir. 2006) baflvurabilirsiniz. Peki izleyici olmak. kitle iletiflim araçlar›n›n çok güçlü propaganda kurumlar› olduklar›na ve insanlar›n bir anlamda beynini y›kad›¤›na dair bir medya görüflü damgas›n› vurmufltur. yüzy›l›n bafllar›nda ortaya ç›km›flt›r. hitap ederken aktard›¤› içerikten ve söz konusu içeri¤i önemli ölçüde üreten kurumsal yap›dan söz ediyoruz. enformasyonun h›zl› ve etkili dan kitlesel ve kamusal bir iletiflim ortam›n› gerekli k›lm›fl. TELEV‹ZYON SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹ N Tak›fl›n›. yüzy›l bafl›ndan 1940’a kadar iki büyük dünya savafl› aras›ndaki y›llar› kapsayan ilk dönemde medyan›n çok güçlü ve ikna edici bir etkisi oldu¤una dair ortak bir görüfl egemen olmufltur. Ünite . bütün medya tüketicilerine karfl›l›k gelecek flekilde kullan›lmaktad›r. seyretmeyi.Medya 167 l›y›z. yani izleyici/dinleyici/okuyuculardan. 2008) ve/veya Hüseyin Köse’nin ‹letiflim Sosyolojisi: Temel Kavramlar Antolojisi’ne (‹stanbul: Yirmi dört Yay›nevi.

168 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Foto¤raf 7. 2003:23-31. 2. seçmenlerin oy verme davran›fllar› üzerinde çok fazla bir etkiye yol açmam›flt›. 1995: 27). Propagandan›n incelenmesinden vazgeçen ve fl›r›nga modelini ortadan kald›rmay› hedefleyen bu yaklafl›m genellikle kitle iletiflim araçlar›n›n hangi koflullar alt›nda izlerkitlenin tutum ve davran›fllar›nda de¤iflikli¤e yol açt›¤›n› anlamay› amaçlamaktayd›. Bu tür kurumlar›n kendi yönetsel amaçlar› için anlaml› olabilecek ve bir kullan›m de¤eri . 1982: 230. iktidar›n tek bir merkezde bulundu¤u bir toplum tasavvuru yerine. Bu dönemin en önemli isimlerinden Paul Lazarsfeld (1901-1976) ve arkadafllar› 1940 y›l›nda ABD’de yapt›klar› araflt›rmada kitle iletiflim araçlar›n›n etkisinin “çok s›n›rl›” oldu¤u sonucuna vard›. zengin ve çok çeflitli ba¤larla içi içe geçmifl. Elihu Katz ve Paul Lazarsfeld’in Kiflisel Etki adl› çal›flmalar›nda yazd›klar› gibi kitle iletiflimi ak›fl›nda insanlar›n oynad›¤› rol ile ilgiliydiler. k›sa vadeli ve davran›flsal “etkileri”nin araflt›r›lmas› hedeflendi. Sadece kampanya türü mesajlara bakan araflt›rmac›lara göre reklam ya da seçim kampanyalar› gözlemlenebilir davran›fllarda ölçülebilir etki yaratm›flsa medya etkilidir. Dünya Savafl› s›ras›nda propaganda araçlar› olarak çok kritik bir rol oynad›¤›n› görüflü. dayan›flman›n egemen oldu¤u. Araflt›rmac›lara göre kitle iletiflim araçlar› arac›l›¤›yla gerçekleflen seçim kampanyalar›. Araflt›rman›n sonunda kiflileraras› ve iki aflamal› bir iletiflimin daha çok etkisi oldu¤u. yüzy›lda ortaya ç›kan propaganda olgusu yeni iletiflim teknolojileri sayesinde çok daha etkili bir ifllev kazand›. mesajlar›n grup içindeki ‘kanaat önderi’ne ulaflt›¤› ve onlar arac›l›¤›yla toplulu¤a aktar›ld›¤› vurguland›. Pasif ve atomize olmufl bireylerden oluflan. ölçülebilir. 1930’larda Avrupa’da faflizm ve Sovyetlerde Stalinizm gibi totaliter rejimlerin ivme kazanmas›yla zirveye t›rmand›. yaratmam›flsa etkili de¤ildir.. kimin üzerinde ne kadar etkili oldu¤u sorunsal›na dönüfltürüldü. Mutman. Ampirik çal›flmalar etraf›nda flekillenen bu paradigmada medyan›n etkisi niceliksel bir araflt›rma konusuna.1 Paul Lazarsfeld Savafl› sonras›ndaki olumsuz koflullar›n. iktidar›n tek bir merkezde olmad›¤› ve farkl› toplumsal gruplar›n temsil edildi¤i ço¤ulcu toplum görüflü medya çal›flmalar›nda da yank› buldu. Böylece ço¤unlukla medya endüstrileri ya da hükümetlere yap›lan profesyonel araflt›rmalarda seçim ve reklam kampanyalar›n›n etkisi ölçülmeye çal›fl›ld›. Dünya Savafl› s›ras›nda ise kitle iletiflimi neredeyse propagandayla efl tutuluyordu (Curran vd. Ana ak›m ya da liberal/ço¤ulcu olarak adland›r›lan çal›flmalar›n yeflerdi¤i bu dönemde. ABD’de yap›lan Etki Araflt›rmalar› sonucunda medyan›n “s›n›rl› bir etkisi” oldu¤una dair bambaflka bir yaklafl›m ortaya ç›kt›. Williams. Kitle iletiflimi araflt›rmalar›n›n 1940-60’lar dönemini kapsayan ikinci evresinde totaliter tehlikenin ve beraberinde kitle toplumu paradigmas›n›n ortadan kalkmas›yla ilk döneme damgas›n› vuran “her fleye gücü yeten medya” anlay›fl› da geçerlili¤ini önemli ölçüde yitirdi. ‹letiflim araçlar›n›n içeri¤inin sadece bireysel. Kitle iletiflim araçlar›n›n 1. 19. büyük ekonomik bunal›m›n ve siyasal istikras›zl›¤›n insanlar›n psikolojisini kötü etkiledi¤ini ve medyan›n bir fl›r›nga i¤nesi gibi insanlar›n bilincine girip onlar› manipüle edebilece¤ini belirtti. neyin.

“Kullan›mlar ve Doyumlar” yaklafl›m›na göre izleyiciler günlük hayat›n s›k›nt›lar›ndan uzaklaflma. Medyan›n içinde yer ald›¤› kapitalist dinamikler ve devlet düzenlemelerinin denetiminde var olabilmesi. ifllevselci bir bak›fl aç›s›yla gelifltirdi¤i “Kullan›mlar ve Doyumlar” yaklafl›m› ile izleyicilerin izlenilen medya içeriklerini aktif bir flekilde de¤erlendirmelerinin ve medyay› farkl› amaçlar› için kullanmalar›n›n mümkün oldu¤unu belirtti. Medya sosyolojisi alan›nda paradigmatik önem kazanan bu ampirik araflt›rma gelene¤i topluma dair birbiriyle iliflkili iki teorinin eflli¤inde geliflmifltir. Williams. 1978. ‹fllevselcilik ve ço¤ulculuk. iletiflim araçlar›n› ifllevsel bir etkene indirgemesi ve kitle iletiflim deneyimini “doyum” an›yla k›s›tlamas› nedeniyle elefltirilir (Mutlu. insanlar›n medyay› ne amaçla kulland›¤›na bak›lmas› gerekti¤ini vurgulad›. medyan›n toplumsal anlam›na dair sosyolojik bir de¤erlendirmeye katk›s› ise s›n›rl› olacakt›r. Bunlar ifllevselcilik ve ço¤ulculuktur. Araflt›rmac›lara göre bu durumun sorumlulu¤u kitle iletiflim araçlar›d›r (Gitlin. 1982. 2003. medyan›n insanlara ne yapt›¤›n› de¤il. 1995: 30). ‹fllevselcilik ve ço¤ulculu¤a göre medya- . Özellikle 1960 ve 70’li y›llarda iletiflim çal›flmalar›nda çok etkili olan bu yaklafl›m izleyicilerin medyay› farkl› flekillerde de¤erlendirebilece¤i vurgusuyla önemli olsa da. Kendi dile getirdikleri sorular› cevaps›z b›rakarak çal›flt›klar› kurumlarla uyum içinde. Lazarsfeld ve Robert K. 1994:140141’den özetlenerek aktar›lm›flt›r). Ünite . medyan›n mülkiyet yap›s›n›n ve kontrolünün meflrulaflt›r›lmas›na da yol açt›. elefltirel medya çal›flmalar›nda büyük ölçüde kabul böyle bir argümana 1948 y›l›nda imza atm›fl olsalar da bu görüflü hem gelifltirmemifller hem de çal›flmalar›n› bu yaklafl›m çerçevesinde yapmam›fllard›r. sonraki y›llarda artan bir ivmeyle medya araflt›rmalar› içinde yer bulacakt›r. dünya olaylar›ndan haberdar olma gibi gereksinimlerini doyurmak amac›yla medyay› kullan›rlar. Mutlu. Mutman.. Foto¤raf 7. e¤lenme. Yine de medya sosyolojisinde egemen paradigman›n oluflmas›nda oldukça etkili olan Lazarsfeld ve Merton kitle iletiflim araçlar›n›n etkilerine yönelik olarak öne sürdükleri ‘uyuflturma etkisi’ kavram› ile izlerkitlenin toplumsal sorunlara tepki vermek ve müdahale etmek yerine tepkisiz kalmas›n›n alt›n› çizmifllerdir. Söz konusu araflt›rmac›lar. Ayr›ca mevcut kurumsal düzeni verili kabul ederek dikkati kitle iletiflim üretiminin daha genel toplumsal anlamlar›ndan uzaklaflt›rd›.Medya 169 olabilecek bu bak›fl aç›s›n›n. ayn› zamanda toplumun yap›s› hakk›nda temel sorular› sormay› baflaram›yor. ‹nsanlar›n “birey” olarak ne gibi beklenti ve amaçlarla medyay› kulland›¤›n›n göz ard› edildi¤ini ifade eden Katz. 1998). 1978: 21).” (Akt.7. güncel geliflmelerle ilgili bilgi edinme. Merton’un bu s›n›rl›l›¤›n fark›nda olmad›klar›n› söylemek elbette haks›zl›k olur. 1995. Curran vd.2 Elihu Katz: Kullan›mlar ve Doyumlar Yaklafl›m› Sosyolog Elihu Katz (1926-). piyasa araflt›rmas› flirketlerine ve siyasal adaylara yararl› hâle getirmeyi” tercih etmifllerdir (Gitlin. Zira birlikte yazd›klar› flu sat›rlarda medyaya dair çok daha sofistike bir yaklafl›m›n ipucu vard›r: “Medyan›n gücü söyledi¤inden de¤il as›l söylemedi¤inden gelir çünkü bu araçlar statükoyu onaylamay› sürdürmekle kalm›yor. kendilerini “televizyon flebekelerine. topluma ve siyasete büyük ölçüde elefltirel olmayan iki yaklafl›md›r. Kitle iletiflim araçlar›n›n etkisinin çok s›n›rl› oldu¤u görüflü iflte bu ba¤lam içinde düflünülmelidir. yaln›zl›k duygular›n› hafifletme. Mutman. Medya izleyicisinin “verileni” oldu¤u gibi alan pasif bir tüketici konumunda oldu¤u görüflüne karfl› ç›kt›. Bu tespit.

yani halk ad›na gözetim yapmak ve serbest düflünce pazar› oluflturmak. Liberal demokrasi teorisinin merkezinde yer alan ço¤ulculuk. Bu gruplar aras›ndaki rekabet gücün/iktidar›n tek bir merkezde toplanmadan da¤›l›m›n› sa¤larken medya kurumlar› da -gruplar aras› bu rekabette hakem rolünde olarak görülen. tüketiciler/izleyiciler ve onlar›n istekleridir.170 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar n›n temel rolü ve ifllevi istikrarl› bir toplumu koruyacak de¤erlerin aktar›lmas›d›r. medyan›n mülkiyet sahipleri de¤il. Bat› toplumlar›nda güç/iktidar. 1996. toplumun “sa¤l›¤›” için de bütün “organlar›n›n” uyumlu bir biçimde ifllemesi gerekti¤ini ifade eden bu yaklafl›ma göre toplumsal düzen. var olan “d›fl gerçekli¤i” nesnel bir biçimde yans›tan/yans›tabilen bir araç olarak görülür. 1990:330). Liberal/ço¤ulcu yaklafl›ma göre medya kurumlar›n›n topluma. haber medyas› da yay›nlar›nda tarafs›z ve nesnel olmal›d›r. sonras›nda ise “temsil” kavram› ile medyay› ele alan elefltirel araflt›rmalara b›rakm›flt›r (Hall. içinde yaflan›lan dünyay›. yasama. siyasal partilerden ve di¤er bask› gruplar›ndan özerk bir yap›ya sahiptir. hiçbir grubun tam olarak egemenlik kuramad›¤›. Liberal-ço¤ulcu yaklafl›ma göre medya içeri¤ini belirleyen. ‹fllevselcili¤in siyasal manifestosu olarak görülebilecek ço¤ulculuk. yarg› ve yürütme gücünü teslim ettikleri erk sahiplerinin sahip olduklar› iktidar› suiistimal edip etmediklerini. yani kamusal iletiflim üzerinde do¤rudan ya da dolayl› her türlü hükümet ve/veya devlet sansürü ve müdahalesi olmamal›d›r. haber medyas› kurumlar›n›n da toplumsal gerçekli¤e ayna tutmas› gerekti¤ini ve istenirse ayna tutulabilece¤ini belirtir. Bundan dolay› haber medyas› kurumlar›. medyan›n demokrasinin ortak de¤erlerini insanlara özümseterek bir görüfl birli¤i sa¤lamadaki rolüne dikkat çekerken ço¤ulculuk. Çünkü yurttafllar oylar›yla yasama. Gökalp. yurttafllar›n do¤ruyu ve “gerçe¤i” ö¤renebilmesi için.haber medyas› sayesinde ö¤renebilir. ‹fllevselcilik. toplumu. 2009). 1996. hangi ve ne tür bir medya aktivitesinin toplum düzeni için ifllevsel olup olmad›¤›n›n belirli ve sabit olmamas›d›r (Williams. Demokratik sistemin sa¤l›kl› iflleyebilmesi için “4. Bu çerçevede dil.devletten. birbiriyle sürekli rekabet hâlindeki gruplar ve ç›karlar karmas› olarak görür. Güç” payesiyle haber medyas› kurumlar›na çok önemli bir misyon yüklenir: Kamu. Ancak bu düflünce. hiçbiri tek bafl›na hakim olmayan çeflitli gruplar›n elindedir. haber medyas›n›n ise toplumsal gerçekli¤e “ayna” tutan bir ifllevle tan›mlan›yor olmas›. 1997. 1985. yürütme ve yarg› güçlerine ek olarak dördüncü güç konumundad›r (Curran. Ayr›ca. ‹fllevselci yaklafl›m›n açmaz› ise bir ifllevin ne oldu¤unun tamamen tan›mlanamamas›. 2003: 50-51). medyan›n toplumsal/siyasal alan›n d›fl›nda ve bu d›flsal konumu nedeniyle de toplumsal› yans›tabilen bir araç olarak kabul edilmesi ile iç içedir. bu gücü toplumun ç›karlar› lehine kullan›p kullanmad›klar›n› ancak -onlar ad›na bu güç odaklar›n› gözetleme/denetleme görevi verilmifl olan. Medyan›n topluma. ‹rvan. ‹nal. haber medyas›n›n yanl›l›¤›na iliflkin gözlemlerle sars›l›p liberal/ço¤ulcu literatürde bile önce yanl›l›¤› sergileyen çal›flmalara. liberal demokrasinin bugünden yar›na var olabilmesi ve geliflmesi için medyan›n “olmazsa olmaz” oldu¤unu vurgular (Williams. Bu paradigman›n epistemolojik arka plan›na bak›ld›¤›nda ise k›saca pozitivist bir yaklafl›m söz konusudur. Medya. . 2003: 47-49). Toplumlar› canl›lara ve toplumu oluflturan birimleri de canl›lar›n organlar›na benzeten. medyan›n toplumdaki farkl› gruplar›n›n kendilerini duyurabilmesi için gerekli oldu¤unu vurgular. bireyler birbirinden izole oldukça bozulmakta ve “kolektif bilinç”in çökmesi toplumsal sorunlara ve felaketlere neden olmaktad›r. ‹fllevselci yaklafl›m iflte bu ba¤lamda medyan›n sosyal düzen ve yap›n›n korunmas›ndaki rolü üzerine yo¤unlaflm›flt›r. Hackett.

literatürde yayg›n olarak Elefltirel kuram ya da Elefltirel teori olarak da adland›r›l›r. “Bugün kültür her fleyi birbirine benzetiyor. kitle iletiflimi. K›saca. Adorno . Filmler. Özellikle Theodor W. Frankfurt Okulu yaklafl›m›. Mutman. teknoloji. Horkheimer ve Benjamin. 1995). reklam endüstrisi arac›l›¤›yla da bireylerin sat›n alma güdüleri harekete geçirilip sürekli olarak tüketime yönlendirilmektedir. art›k farkl› co¤rafyalarda yer alan modern toplumlar kültür endüstrisinin süzgecinden geçmek zorunda b›rak›lm›flt›r. radyo ve dergiler bir sistem oluflturuyor. Ünite . Leo Lowenthal (1900-1993) ve Herbert Marcuse’un (1898-1979) kültür. Bu okulun temsilcileri 2. Max Horkheimer (1895-1973). en genifl kitlelere ulaflmay› hedefleyen. sosyal bilim literatüründe k›saca Frankfurt Okulu olarak bilinmektedir. Adorno ve Horkheimer’in (1944:7) kendi sözleriyle. Her alan kendi içinde ve di¤erleriyle bir sistem oluflturuyor. Adorno (1903-1969). Bu yapay ve do¤al olmaktan uzak kültürün tüketicisi ise kültür endüstrilerinin en sad›k tüketicisi olan modern bireyden baflkas› de¤ildir. birilerinin manipülasyonu ya da teknolojinin kendinden menkul gücü sonucu bireyleri etkilemesi sorunu de¤il. Kuramc›lara göre kültür endüstrisi sayesinde kitle kültürüne indirgenen kültür ürünleri rasyonel tekniklerle standartlaflt›r›l›p da¤›t›lmakta. her iki yaklafl›mda Frankfurt Okulu olarak adland›r›lan ça¤dafl elefltirel gelenek bünyesindeki üç önemli kuramc›dan gelir: Adorno. Adorno ve Horkheimer. otorite. kendili¤inden geliflmeyen. ayn› zamanda kitle kültürü olarak da adland›r›l›r. 1996. bu nedenle de standartlaflt›r›lm›fl ve metalaflt›r›lm›fl bir kültürdür. Geliflmifl kapitalizmdeki kültürel üretimin yap›lanmas› her fleye damgas›n› vuran bir tekdüzelilik sorunu yaratm›flt›r. yüzy›lda geldi¤i noktay› ve bu süreçte tan›k olduklar› kültürel dönüflümü.1944: Ritzer. kültür endüstrilerinin bir sonucu olarak analiz ettiler. 1920’lerin bafllar›nda Frankfurt Üniversitesinde kurulan Sosyal Araflt›rmalar Enstitüsü.Medya 171 MEDYA’YA ÇA⁄DAfi ELEfiT‹REL YAKLAfiIMLAR Frankfurt Okulu Amerikan medya sosyolojisinin hakim oldu¤u “s›n›rl› etkiler” döneminde iki yaklafl›m. “kültür endüstrisi” kavram› televizyon flebekeleri gibi önemli ölçüde modern kültürü kontrol edip denetleyen rasyonel olarak örgütlü-bürokratik yap›lara iflaret etmektedir. kültür endüstrisi ve sanat konular›nda önemli çal›flmalar yapm›fllard›r. Dünya Savafl›’ndan sonraki dönemde bilhassa faflizm. bürokrasi. Adorno ve Horkheimer’in bu yaklafl›m› ekseriyetle ilk dönem medya kuram› içinde de¤erlendirildi. K›saca. sitemin iflleyiflinin tam da kendisiydi (Adorno ve Horkheimer. Foto¤raf 7.3 Theodor W.” Bu dönüflüm sürecinin dinamiklerine küreselleflme ve a¤ toplumu tart›flmalar›n›n yer ald›¤› bölümünde yeniden dönece¤iz. Bu yaklafl›mlar birbirlerinden farkl› olsalar da. sanayileflme sonras› modernleflme sürecinin 20.7. egemen paradigman›n yan›nda yeterince etkili olamad›. Walter Benjamin (1892-1940). Kuramc›lara göre kültür endüstrilerinin ürettikleri kültür. Kültürün temelsizleflmesi ve basitleflmesi olarak tan›mlanabilecek bu durum. Onlara göre medya. ideoloji ve kitle iletiflim araçlar›na dair analizleri oldukça önemlidir.

medya teorisinde Marksizm’in güçlenmesine neden olmufltur. Ordu ve polis gibi fliddet kullanarak müdahalede bulunabilecek unsurlar› devletin “bask› ayg›tlar›”n› olufltururken e¤itim. Klasik Marksist görüflten farkl› olarak Althusser. ideolojinin görece özerkli¤ini vurgulayan Yap›salc› yaklafl›mlara geçilmesi önemlidir. Yine de savafl sonras› dönemde bu düflüncenin ciddi de¤iflikli¤e u¤rad›¤› da unutulmal›d›r. ‹deoloji 1950’lerden 60’lara kadar süregelen toplumsal istikrar›n ve refah döneminin 60’lar›n ikinci yar›s› siyasal kargafla ve çat›flmalara b›rakmas›. mevcut teknolojik yeniliklerin ve popüler sanat›n potansiyeli konusunda iyimser bir bak›fl aç›s› sergiler. Benjamin medyan›n etkili olup olmad›¤›ndan ziyade fotografik ve sinematografik alg›lama tarzlar›n›n nas›l farkl›laflt›¤›n› göstermifltir. 1936. din ve medya gibi kurumlar devletin ideolojik ayg›tlar›d›r. devletin bask› ayg›tlar› ve ideolojik ayg›tlar› aras›nda ayr›m yapar. Benjamin medyay› sorgulamaya yönelerek onu basitçe bir araç olarak de¤il. medyan›n hakim s›n›f›n görüflünü. Ünlü kültür kuramc›s› Raymond Williams da (1921-1988) 1974 tarihli önemli çal›flmas› Televizyon: Teknoloji ve Kültürel Biçim de teknolojiyi bir kültürel biçim olarak ele almay› önerecektir. Klasik Marksist bak›fl aç›s›na göre medya egemen kapitalist s›n›f›n ç›karlar›n› bugünden yar›na koruyan. Williams’a göre özellikle televizyon basitçe bir araç olmaktan çok toplumsal formasyonu belirleyen bir kültürel biçimdir (Benjamin. K›saca. bafll› bafl›na bir kültürel biçim olarak görüyordu. medyan›n -di¤er ideolojik ayg›tlarla bir- . normal ve kaç›n›lmaz oldu¤una ikna etmeye çal›fl›r. ‹ktidar. 1995). Neo-Marksist teoriler aras›nda önemli farkl›l›klar olmas›na ra¤men hepsinin ortak noktas›.4 Walter Benjamin Resmî olarak hiçbir zaman Enstitünün üyesi olmayan Walter Benjamin (18921940) özellikle Adorno ile düflünsel etkileflimi sonucu okulla iliflkili olmufl. Teknolojik geliflme ve mekanik yeniden üretim yeni alg› biçimlerini beraberinde getirmifltir. meflrulaflt›ran ve pekifltiren bir iflleve sahiptir. Mutman. okuduklar›m›z ve duyduklar›m›z bizi içinde yaflad›¤›m›z toplumsal sistemin ve dünyan›n do¤al. Ekonomik belirlenimci bir yorumdan uzaklaflarak medyan›n belirli egemen görüflleri nas›l yeniden üretti¤i sorusuna yo¤unlaflan kuramc›lardan birisi Louis Althusser’dir (1918-1990). Ona göre foto¤raf ya da sinema basitçe birer kay›t arac› olmaktan çok dünyay› belli bir biçimde alg›lama ve kurmay› ima ediyorlard›. Benjamin’in çal›flmas›. ‹deoloji ve Devletin ‹deolojik Ayg›tlar› (1970) adl› çal›flmas›nda Althusser. Tart›flmalar ve görüfl farkl›l›klar› ise medyan›n bunu nas›l ve ne düzeyde gerçeklefltirdi¤i üzerinedir. erken ölümünden sonra da bütün eserleri kurumun katk›lar› ile yay›nlanm›flt›r. Medya.172 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Foto¤raf 7. Marks’›n ideoloji ve kültürü toplumun ekonomik alt-yap›s›n›n belirledi¤ini süren klasik modelinden. Medyada izlediklerimiz. Özellikle. ç›karlar›n› ve gücünü meflru k›lmak için çal›flan ideolojik bir ayg›t oldu¤udur. fotografik ve sinematografik teknolojinin devreye girmesiyle alg›n›n nas›l de¤iflti¤ini ortaya koymas› aç›s›ndan oldukça önemlidir. Bundan dolay› Frankfurt Okulu kuramc›lar›yla birlikte an›lan Benjamin Mekanik Yeniden Üretim Ça¤›nda Sanat Yap›t› (1936) adl› önemli makalesinde.

” “kaç›n›lmaz” ya da “evrensel” fikirler ve de¤erler olarak kabul edilir. Ünite . 2007: 157. ideolojinin yeniden üretiminde medyan›n oynad›¤› rolün anlafl›lmas›na yönelik önemli bir di¤er kuramc›d›r. Bu sürecin sonunda. Hegemonya bu anlamda. egemen s›n›f›n kendisini sadece fliddet ve güç kullanarak devam ettirmedi¤ini. Post-yap›salc› bir düflünür olarak görülen Foucault.Williams. Antonio Gramsci’nin (1891-1937) ise özellikle hegemonya teorisi Britanya Kültürel Çal›flmalar Okulunun medya analizinde oldukça önemlidir. 200360-61). Uzun y›llar Stuart Hall’un (1932. anlam. simgelerin ve mitlerin kullan›m›n›n büyük bir önemi oldu¤unu belirtmifltir. Nesnel. bunlar›n ekonomik dinamiklerin kontrolüne ba¤l› oldu¤u görüflüne ise kat›lmaz. 2002: 50-52). Smith. bir rejim.) direktörlü¤ünü yapt›¤› bu okula göre iletiflim. egemen s›n›f(lar)›n ç›karlar›n› sürdüren ve meflrulaflt›ran fikirler ve de¤erlerin önemli bir bölümü “tarafs›z. egemen s›n›flar›n ba¤›ml› s›n›flar üzerinde zor ve ikna yöntemleri kullanarak bütünlüklü bir otorite/egemenlik kurulmas›n› sürecine iflaret eder. “anlamland›rma” mekanizmas› içinde çal›fl›r. Althusser’in “toplumsal faillere kendini zorla dayatan görünmez bir yap›” olarak kavrad›¤› ideoloji olgusunu yeniden de¤erlendirmesi çok önemli bir u¤rakt›r (Williams. Bu yaklafl›m ‹nflac› dil/temsil modeline dayan›r. Do¤rudan medya üzerine çal›flmalar› olmasa da Michael Foucault (1926-1984) özellikle iktidar olgusunu yeniden ele al›fl› ve söylem kavram› ile dikkat çekmifltir. kendi d›fl›nda var olan anlam›n fleffaf tafl›y›c›s› olan bir iletiflim ayg›t› de¤ildir. iktidar olgular› ürerinde durulmal›d›r. K›saca kültürel alan oldukça önemli bir hegemonik mücadele alan›d›r. medya. Bu modelde dil. temsil. dil. 2002: 233-235. Marx’a benzer flekilde bilgi ve ideolojinin toplum içindeki güç/iktidar iliflkilerini yans›tt›¤›n› söyleyen Foucault. Gramsci. Edles. mitleflerek do¤allaflan ve herkese aitmifl gibi gösterilen anlamland›rma biçimleri sayesinde ideolojinin iflledi¤ini belirtir. dinî kurumlar vb. Ça¤dafl Söylenler (1957) adl› kitab›nda arkas›nda kapitalist ç›karlar›n oldu¤u düflünme biçimlerinin nas›l mitler hâline dönüflerek do¤allaflt›¤›n› inceler. Dilbilimci Saussure’den etkilenen Barthes. R›zan›n kazan›lmas› veya ço¤unlu¤un ikna edilmesi ise esas olarak e¤itim. Barthes. Bilginin kitleleri kontrol etmek için bir iktidar biçimi olarak kullan›ld›¤›n› belirtir. üst-yap› kurumlar› arac›l›¤›yla gerçekleflir. (Stevenson. Ona göre medyan›n ideolojik rolünü oynayabilmesi ancak görece özerk ve ba¤›ms›z görülmesi sayesindedir.7. Mevcut iktidar biçimi içselleflti¤inde ve do¤al-normal görüldü¤ünde tam bir hegemonyadan söz edilebilir. 2001:62-64. bireyin bilincinin. dil içinde ve dil dolay›m›yla infla edilir.egemen s›n›f›n do¤rudan kontrolünden görece özerk oldu¤unu belirtir. Roland Barthes (1915-1980). dünya alg›s›n›n biyolojik ya da s›n›fsal faktörlere dayand›¤› görüflünü reddederek kendimizin ve içinde yaflad›¤›m›z dünyaya bak›fl›m›z›n söylemler taraf›ndan flekillendirildi¤ini belirtir. sosyal sistem ya da siyasi iktidar›n bask›dan çok genifl toplum kesimlerinin ona r›za göstermesi sonucu ortaya ç›kan egemenlik biçimidir. Medyan›n kültürel alan içindeki “kapsama alan›” göz önüne al›n›rsa kitle iletiflim araçlar›n›n hegemonik ifllevinin muazzam oldu¤u kuflku götürmez (Edgar ve Sedgwick. Britanya Kültürel Çal›flmalar Okulu Birmingham Üniversitesinde kurulan Ça¤dafl Kültürel Araflt›rmalar Merkezi Britanya Kültürel Çal›flmalar Okulu olarak an›ld›¤› gibi k›saca Birmingham Okulu olarak da bilinir. aile. Bundan dolay› bu mekanizmay› çözümlemek için ideoloji. K›saca hegemonya kavram›. egemen s›n›f›n›n iktidar›n› bugünden yar›na sürdürebilmesinde yönetimin ikna ya da r›zaya dayand›rmas›n›n da önemli oldu¤unu belirtir. aksine anlam.Medya 173 likte. saf bir flekilde d›fl dün- . 2003:52-53). medyan›n bir ideolojiyi insanlara kabul ettirmede göstergelerin.

. etnisite. 1.5 Stuart Hall Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar yada duran bir toplumsal anlam yoktur. Yani medya. Kimi feminist çal›flmalar. Medyadaki kad›n imaj›n›n ya da kad›n temsillerinin. 2009). ‹zleyicilerin medya metinlerini nas›l okuyacaklar›/yorumlayacaklar› yafl. Medya içeriklerini oldu¤u gibi kabul eden pasif izleyici modelinden önemli bir kopufl gerçeklefltiren çal›flmas›nda Hall. s›n›f. yani izleyiciler taraf›ndan nas›l okundu¤una iliflkindir. 1997. Yani. Hardt. 2007: 37-39). feminist yaklafl›m ataerkil hegemonyan›n bugünden yar›na devam›nda medyan›n önemini vurgular. Feminist Yaklafl›mlar Feminist yaklafl›mlar. 1979. siyasi düflünce ve medya e¤itimi/okur-yazarl›¤› gibi de¤iflkenlere ba¤l›d›r. modern toplumlarda. haberlerde tüm üniversite hocalar›n›n maafllar›nda bir kesintiye olaca¤› söyleniyor ve ikna oluyorsam bu egemen bir okumad›r. egemen söylemler içinde “dünyay› s›n›fland›rmak” gibi önemli bir ideolojik/hegemonik ifllevin yerine getirilmesine hizmet eder (Hall. Medyan›n topluma. Farkl› feminist yaklafl›mlar olmakla birlikte. 2. izleyicilerin üç farkl› biçimde medya içeriklerini okuyabilece¤ini öne sürmüfltür. Stevenson (2002: 77-78) der ki. sabit ve verili de¤il. Mine Gencel Bek taraf›ndan 2006 y›l›nda Medya ve Toplumsal Kat›l›m bafll›¤›yla Türkiye’de yap›lan araflt›rma sonuçlar›na göre kad›nlar erkeklere oranla daha az temsil edilmekle beraber. geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini destekleyerek ataerkilli¤i yeniden üretmekle sorumlu tutulur. flayet üniversite hocalar›n›n ücretlerinde herhangi bir kesinti yap›lmas›n› kabul edilemez görüyorsam bu karfl›t bir okumad›r. 1984. e¤itim. ‹flte medya anlam›n bu flekilde toplumsal inflas› sürecinde önemli bir rol oynar. Ücret kesintisinin olabilece¤ini ancak bir kere geçerli olmak üzere ve sadece yüksek maafll› hocalar ile s›n›rl› kalmas› gerekti¤i düflünüldü¤ünde bu müzakereli okumad›r 3. medyada kad›nlar›n “eksik” ve/veya “sorunlu” temsil edilmesi en temel elefltiri noktas›d›r. bütün “ötekiler” aras›nda “öteki” olarak medyada en fazla temsil edilenlerdir. Medya. hayata ve dünyaya dair anlam›n oluflmas›nda rol oynamas› onun ideolojik bir ifllevi yerine getirdi¤ini gösterir. Bütün bu rakamlar kad›nlar›n toplumsal olarak u¤rad›klar› ayr›mc›l›k ve eflitsizlerin medyada yeniden üretildi¤ini göstermektedir (Alankufl.K›saca. medya çal›flmalar›nda ve medya sosyolojisi alan›nda da her geçen gün artan bir etkiye sahiptir.Egemen okuma: Metinde oluflturulan anlam› kabul ederek okumad›r. Ancak Hall (1980:135) metinde belirli anlam(lar)›n oluflturulmas›n›n. kad›n› bask› alt›na tutan hayat pratikleriyle iliflkisi sorgulan›r.1989). kad›n sorununa yer vermeyen medya çal›flmalar›ndaki eksiklikler ve medyadaki kad›n imaj›n›n çarp›kl›klara dikkat çeker. toplumsal cinsiyet. Ayr›ca medya.174 Foto¤raf 7. Hall’un elefltirel medya çal›flmalar›na önemli bir katk›s› da medya metinlerinin al›mlanmas›na. tersine oluflturulan bir fleyse bu durumda ayn› olaylara farkl› anlamlar atfedilebilir.Müzakereci okuma: ‹zleyici/okuyucu burada metindeki anlam›n bir bölümüne ikna okurken bir bölümüne de olmaz. “gerçekli¤i” yaln›zca yeniden üretmemekte daha önemlisi onu tan›mlar. Anlam.Muhalif ya da karfl›t okuma: Metindeki anlama tamamen karfl› ç›k›larak okunmas›d›r. okumalar› s›n›rland›r›c› bir etkiye sahip oldu¤unu belirtmifltir (Gökalp.

Bu bak›fl aç›s›.6 Marshall McLuhan . asl›nda tafl›d›¤› en önemli iletinin kendi meflruiyeti oldu¤unu ifade etmekteydi. 2003:65-66. mesajlar› reddetme ve özümsememe gücü vermektedir (Williams. Haber ve e¤lence aras›ndaki fark›n belirsizleflmesi gibi medya içeri¤inde bir bulan›kl›k söz konusudur. di¤er bir deyiflle baflta televizyon olmak üzere elektronik medyan›n dünyay› küresel bir köye dönüfltürdü¤ünü öne sürer. farkl›l›klar›n ortadan kalkt›¤› ve benzerliklerin öne ç›kt›¤› küresel ölçekte bir köy olufltu¤unu belirtir. oradaki imgeyi görmesine ve hemen ard›ndan gelen yeni imgeyle bir öncekini unutmas›na neden olmaktad›r. 2012). Bundan dolay› kitab›n ad› olan önerme (arac› masajd›r). Marshall McLuhan (1911-1980). özellikle 1962’de yay›nlad›¤› The Gutenberg Galaxy (Gütenberg Gökadas›) bafll›kl› kitab›nda iletiflim teknolojileri sayesinde insanlar ve toplumlar aras›ndaki zaman ve mekân engellerinin yok oldu¤unu. post-modern dönemde imgenin gerçeklikle hiçbir ba¤› kalmam›flt›r. ‹mgeler gerçekten simgeledikleri fleylerden ayr›lm›fl. Foto¤raf 7. Ergur. Böylece alg›lar› dönüfltürerek kendi varl›¤›n› meflrulaflt›rd›¤›n› öne sürer. iletinin anlam›n› çözmeye yönelik çabalar› da büyük oranda geçersiz k›l›yordu çünkü as›l anlam. Kuramc›. Jean Baudrillard (1929-2007).Medya 175 Post-Modern Yaklafl›m Post-modern düflünce son dönemde medya çal›flmalar›n› da oldukça etkilemifltir.7. Baudrillard’a göre bireyler günümüzde bir imge/gösterge bombard›man› alt›nda olmas› insanlar›n gerçekli¤i de¤il. Ünite . McLuhan’›n çal›flmalar›ndan etkilendi¤ini her zaman dile getirmifltir. medium’un kendisiydi (Williams. yayg›nl›kla ‘arac› iletidir’ (medium is the message) fleklinde benimsenmifltir. S›radan insanlar medyan›n say›s›z ve anlams›z mesaj› karfl›s›nda pasif bir durumda olsalar da bu durum izleyiciye. kitle iletiflim arac›) insan duyular› üzerinde masaj gibi bir etki yapt›¤›n› belirtecektir. tam tersine. 2003-63-64). Ünlü The Medium is the Massage: An Inventory of Effects (Arac› Masajd›r: Etkiler Envanteri) adl› kitab›nda (1967) ise bir sözcük oyunundan yola ç›kan McLuhan mesaj ve masaj sözcükleri aras›ndaki fonetik benzerlikten yararlanarak arac›n›n (medium. medyan›n imge/gösterge ve gerçeklik aras›ndaki fark› siliklefltirdi¤ini vurgulamaktad›r. düflünüldü¤ü gibi sadece anlam tafl›y›c› olan de¤er-yüksüz (nötr) araçlar olmad›¤›n›. Baudrillard. Medyan›n yayd›¤› iletilerin (mesaj).

Ayn› zamanda reklam verenlerin. Medya içeriklerinin/ürünlerinin üretimi flüphesiz medya kurulufllar›n›n yap›s› ile yak›ndan iliflkilidir. Medyan›n ard›ndaki kapitalist dinamikler ve ekonomik ç›karlar ihmal edilerek analiz edilemeyece¤ini vurgulayan elefltirel ekonomi politik yaklafl›m. büyük sermaye sahiplerinin ç›karlar›n›n “basit bir yans›mas›” olarak görülmemelidir. Artan özellefltirme politikalar› sonucunda tekelleflme e¤ilimi tek seslili¤i beraberinde getirmektedir (Murdock. gerekirse reklam vermeme yoluyla medya içeri¤ini do¤rudan etkileyebilme potansiyelleri söz konusudur ve . medya yöneticilerinin ve çal›flanlar›n›n etkinliklerini flekillendirir. Ekonomik yap›n›n bask›s› maksimum kâr için hareket etmeyi ve bunun için daha fazla rekabeti gerektirdi¤inden. Sorun sadece sahip olduklar› birçok büyük flirketle birlikte çok say›da medya kurumuna da sahip olan büyük sermayedarlar›n medya üzerinde do¤rudan denetimleri de¤ildir.176 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar MEDYA’NIN EKONOM‹-POL‹T‹⁄‹ VE EKONOM‹POL‹T‹K YAKLAfiIM(LAR) Medya kurulufllar›n›n kapitalist piyasa koflullar›nda faaliyet göstermesi. Neo-liberal politikalar›n start ald›¤› 1980’li y›llarda bafllayan özellefltirme uygulamalar› sonucunda bugün “büyük” medya kurumlar›n›n tamam› büyük ölçüde finans ve endüstriyel sermaye alan›ndaki büyük holdingler taraf›ndan sat›n al›nm›flt›r. Medyada bir dizi mesleki kodlar a¤› içinde belirli kiflisel ve/veya toplumsal amaçlar do¤rultusunda çal›flan medya profesyonellerinin tamamen olmasa da görece özerkli¤i vard›r. kültürel ve siyasal yaflam üzerinde de kontrol gücüne sahip olabilecekleri tehlikesine dikkat çekilir. propaganda modeli ad›n› verdikleri yaklafl›mlar›nda devlet ve özel sektörün propaganda ifllevinin medyan›n bütün hizmetleri içinde çok önemli bir yer tuttu¤unu belirtirler ve özel mülkiyet alt›ndaki medya kurumlar›n› s›n›f tahakkümünün araçlar› olarak nitelendirirler. Peter Golding ve Graham Murdock gibi bu yaklafl›m›n temsilcilerine göre medya içerikleri. duyaca¤›na ve düflünece¤ine karar verme ve düzenli propaganda kampanyalar›yla kamuoyunu yönetme gücüne sahiptirler. Böylelikle halk›n neyi görece¤ine. 1990:6-10). Medya patronlar› hangi fikirlerin kitlelere ulaflt›r›laca¤› konusunda tart›flmas›z söz sahibidir. Medya endüstrilerindeki kapitalistleflme pazara girifli engellemekte ve egemen ekonomik güçlerin ayr›cal›kl› bir konuma sahip olmalar›na neden olmaktad›r. bu yaklafl›ma göre mülkiyet sahiplerinin niyetinden çok. medya sahiplerinin. Medya kurulufllar›n›n hükümetlerle kamu ad›na gözetim iliflkisi büyük ölçüde kendi maddi ç›karlar›n› koruma iliflkisine dönüflmüfltür. Medyan›n mülkiyetine sahip olanlar›n medya ve medya içerikleri üzerinde do¤rudan bir kontrole sahip oldu¤unu belirten araçsalc› yaklafl›mlar medyada mülkiyet ve yönetimin do¤rudan birbirine ba¤l› oldu¤unu belirtirler. Yine de medya sektöründe alan›n en büyü¤ü olan flirketlerin toplumsal. medya endüstrilerinde görülen tekelleflme ve denetimin yo¤unlaflmas›na odaklan›r. Egemen seçkinlerin mülkiyetinde olan medya do¤rudan onlar taraf›nda kontrol edilmektedir. Herman ve Chomsky (1988). Bu nedenle yukar›da de¤inilen yaklafl›mlar› “k›smen hakl›” olsalar da “sistemdeki çeliflkileri gözden kaç›r›r” zira “medya sahipleri her zaman dilediklerini yapamazlar” (Golding ve Murdock. 2003: 83-84). 1991: 55). büyük sermayenin mülkiyetinde olmas› ve medya endüstrisindeki tekelleflme e¤ilimine tarihsel olarak özellikle ekonomi politik yaklafl›mlar hassasiyet göstermifllerdir. Mülkiyet yap›s›ndaki de¤iflim ayr›ca medyan›n siyasi iktidarla da iliflkisini de¤ifltirmifltir. medya profesyonellerine yönelik bu yap›sal bask› ve s›n›rlamalar daha belirleyicidir (Williams. Benzer gelenek içindeki yap›sal yaklafl›ma göre ise ekonomik yap›.

bir ölçüde bu teknolojiler için de geçerli hâle geldi. daha çok reklam almak için de daha çok izlenme oran› ve/veya tiraja S O R U gibi. Gelinen durum. 1992: 147-148. mobil telefon gibi teknolojilerin yayg›nlaflmas›na neden oldu. 2006) kitab›n›. insanlara yurttafl olarak seslenmekten çok tüketici olarak seslenmeyi tercih etmekte” oluAMAÇLARIMIZ fludur (Golding ve Murdock. Günümüzde dünyan›n birçok ülkesinde oldu¤u ye’de de büyük bir “reklam pastas›” vard›r.155-164. Gurevitch ve Blumler. ›rka ve konuma ba¤l› eflitsizliklerden söz eden bir rapor haz›rlad›. ‹nternet’e eriflim ve kullan›mda genel olarak toplumsal cinsiyete. 1999 y›l›na gelindi¤inde Tayland’da kullan›lan mobil telefon say›s›.7. Oysa dijital bölünme “teknolojiye do¤rudan eriflim olana¤› bulanlar” ile “bu olanaktan yoksun olanlar” aras›ndaki uçurumdan ibaret de¤ildir. GüSIRA S‹ZDE nümüz medyas›n›n büyük bir k›sm›n› oluflturan “e¤lence medyas›. “A¤’dan Düflmek” bafll›kl› rapor. dünyan›n en yoksul bölgelerinde bile ‹nternet. yafla. kültürel s›n›rlar. Raporun haz›rland›¤› 1990’l› y›llarda ileri kapitalist ülkeler birer bilgi toplumu olarak öne ç›karken dünya nüfusunun % 80’i yaflamlar› boyunca bir kez bile herhangi bir telefondan çevir sesi duymam›flt›.Medya 177 bu potansiyel. gelire. Beybin Kejanl›o¤lu’nun Türkiye’de Medyan›n Dönüflümü ‹mT E L E V ‹ Z Y O(Ankara: N ge Kitabevi.2 milyar $) olmufltur. yurttafll›k erdemlerini gelifltirmekten ziyade özel zevkleri gelifltirmeye hizmet etmekte. yeni medyan›n yerküre üzerinde beklenmedik bir h›zla yay›lmas›yla birlikte. dünden bugüne Türkiye’de Medya sektörünün dönüflümüyle ilgili de D. dil. 2004) adl› kitab›n› okuyabilirsiniz. ‹NTERNET Elefltirel ekonomi politik yaklafl›m›n uzun y›llar geleneksel medyaya dair dile getirdi¤i kayg›lar. Daha çok kâr için daha çok reklam almak. 2009) Türkiye’de Medya Endüstrisi ile ilgili daha ayr›nt›l› bilgi için Gülseren TürkiK ‹ TAdakl›’n›n A P ye’de Medya Endüstrisi: Neoliberalizm Ça¤›nda Mülkiyet ve Kontrol ‹liflkileri. D ‹ K K A T Medya kurumlar› daha çok reklam geliri elde etmek için kamusal fayda ve toplumsal sorumluluk ilkelerinden s›yr›larak giderek “e¤lence medyas›” hâline dönüflmüfltür.8 milyar (yaklafl›k 2. Türkisahip olmak gerekir. 1990:215-216). Dünya üzerinde dijital teknolojilere ulaflacak maddi güce sahip olmayan. Ünite . benzer biçimde ABD’de de bütün dünyadaki bilgisayarlardan fazlas› bulunuyordu (Creeber ve Martin. Öte yandan son on y›lda yeni iletiflim teknolojilerindeki geliflmeler ve ucuzlama e¤ilimi. 1991:74. toplumun farkl› kesimleri aras›nda bir uçurum oluflmaya bafllad›¤›na dikkat çekiyor ve bu sorunu ilk kez dijital uçurum (digital divide) ya da dijital bölünme olarak tan›ml›yordu. Gökalp. (Ankara: Ütopya Yay›nevi. 1990’lar›n sonunda ABD’de Ulusal Telekomünikasyon ve Enformasyon ‹daresi (NTIA). bütün Afrika k›tas›ndaki mobil telefon say›s›ndan fazlayd›. 2009: 123-125). Bölünmeler ‹NTERNET . belirli bir medya okuryazarl›¤› becerisi kazanamayan. Söz konusu bölünmeyi besleyen e¤itime dayal› so- SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹letiflimin “Yeni” S›n›rlar›: Dijital Uçurumlar. Kapitalist endüstrilerin genelinde oldu¤u gibi medya endüstrisindeki üretim de DÜfiÜNEL‹M piyasa koflullar›nda gerçekleflir ve kâr merkezlidir. iletiflim teknolojilerine eriflim aç›s›ndan dijital bölünmenin giderek kapand›¤› ya da en az›ndan eskisi kadar büyük bir sorun olmad›¤› izlenimi yaratabilir. sansür ve bask› mekanizmalar› gibi etkenler nedeniyle yeni medya üzerinden özgür bir iletiflim kuramayan kesimler ile bu olana¤› etkili biçimde kullanabilen toplum kesimleri aras›nda gün geçtikçe artan bir uçurum gözlemlenir oldu. 2011 y›l›nda Türkiye’de reklam pastas›n›n büyüklü¤ü yaklafl›k 3. medya sahiplerinin reklam verenlerin beklentilerine ve (ideolojik) ç›SIRA S‹ZDE karlar›na uygun yay›n politikalar› ve bu yönde bir oto-kontrol gelifltirmelerine neden olabilir (Curran.

Bireylerin iletiflim teknolojilerinden etkili biçimde yararlanabilmeleri için ‹nternet’in sundu¤u s›n›rs›z say›daki dijital içeri¤i eleyebilecek.178 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar runlar. 2009: 124). e¤itim düzeyine ve demokratik de¤erlere dayanan köklü uçurumlar. göstergelerin tafl›y›c›l›¤›n› yapmas›d›r. Baflta ‹nternet olmak üzere küreselleflme sürecinin en önemli tafl›y›c›lar› olarak yeni iletiflim teknolojileri. alt bafll›klara ayr›lmal›. Bugün uydu. bölgesel. sermayenin dünya üzerinde ulusal s›n›rlar› aflarak ola¤anüstü ak›flkanl›k kazanmas› ve böylece dünyay› bir ortak pazar hâline getirmesi ise bir di¤er önemli dinamik de yeni enformasyon ve iletiflim teknolojilerinin tüm dünyay› sar›p sarmalayarak küresel imgelerin. Benzer biçimde dünyada üretilen dijital içeri¤in büyük k›sm›n›n ‹ngilizce olmas›. yoksullar›n. politik ve co¤rafi s›n›rlar bulunuyor ve bu sorunlar basit bir teknolojik altyap› politikas› ya da en yak›ndaki ‹nternet ba¤lant›s› üzerinden dijital dünyaya eriflmekle afl›lam›yor. Ça¤dafl küreselleflme sürecinin kendinden önceki dönemden belirgin biçimde ayr›lmas›nda belirleyici rol oynayan elektronik ve dijital teknolojiler sayesinde ulusal s›n›rlar. kültürel. toplumsal cinsiyet. Bu teknolojilerle birlikte bireyin zaman ve mekân alg›s› radikal de¤iflimlere u¤ram›flt›r. e¤itim. dahas› kendi s›n›fsal. yafl ve gelir gibi sosyo-demografik engellerin yaratt›¤› toplumsal uçurumlar. bu süreç içinde. di¤er uçurumlarla ve bölünmelerle iliflki içinde tart›fl›lmal›d›r. engellilerin ve toplum içerisinde marjinallefltirilen di¤er kimliklerin ‹nternet ortam›nda temsilini sorunlu hâle getirirken söz konusu teknolojilere eriflimi de demokratik olmaktan ç›kar›yor. kad›nlar›n. Özetlemek gerekirse dijital bölünme kavram› teknolojiye sahip olmak ya da olmamak sorununa indirgenemeyecek kadar karmafl›kt›r. kapitalizminin ve tüketim kültürünün de¤erlerini ve yaflam felsefesini tafl›yan ticarileflmifl . az›nl›klar›n. fiziksel olarak de¤il ama alg› olarak daha önce hiç olmad›¤› kadar küçülmüfl durumdad›r. bir anlamda geçersizleflmifl. Küresel kapitalizm sadece küresel ekonomi-politi¤i yap›land›rmakla kalmamakta. çocuklar›n. ulusal s›n›rlar›n afl›larak ulus-ötesi kamusall›klar›n oluflmas›n› mümkün k›lmaktad›r. çözümleyebilecek ve kendi yaflamlar›nda etkin biçimde kullanabilecek düzeyde e¤itim alm›fl olmalar›. küresel eflitsizliklerden beslenen ve dünyay› farkl› bölgelere ay›ran co¤rafi uçurumlar. Yeni iletiflim ve enformasyon teknolojileri sayesinde dünya. bu teknolojilerin sundu¤u olanaklardan ve s›n›rl›l›klardan haberdar olabilecek kadar teknoloji okuryazar› olmalar›. Böylece. metaforik olarak ulus-devletin s›n›rlar› afl›lm›flt›r. s›n›f. politik sürece ve eylemlere etkin kat›l›m› s›n›rlayan rejimlerin yaratt›¤› (anti)demokratik uçurumlar giderilmeksizin bireyler ve toplumlar aras›ndaki dijital makas›n daralt›lmas› mümkün gözükmüyor. toplumsal cinsiyete. Bütün bu sorunlar›n yan› s›ra toplumlar›n bar›nd›rd›¤› bir ucu ekonomik-s›n›fsal koflullara. sosyo-ekonomik sorunlar›n› tarif edebilecek ve bu koflullar›n oluflumunda etkili olan süreçlerle ve kurumlarla mücadele edebilecek bir bilince sahip olmalar› gerekiyor. bu içerikleri anlayabilenlerin say›s›n› önemli ölçüde s›n›rlarken yerel diller ‹nternet ortam›nda giderek marjinallefliyor (Creeber ve Martin. ‹nternet ve dijital iletiflim araçlar›n›n küresel düzeyde bireysel ve toplumsal yaflama etkilerinden söz edilebilir. Ulusal. ›rk. bilgi ak›fl›n›. ÇA⁄DAfi KÜRESELLEfiME SÜREC‹NDE MEDYA VE A⁄ TOPLUMU TARTIfiMALARI Küreselleflmeyi yaflama geçiren en önemli dinamiklerden biri. ulus-devletlerin türdefl ve d›fla kapal› ulusal kültürleri korumalar›n› oldukça zorlaflm›flt›r. Bugün milyarlarca insan uydu ve ‹nternet teknolojisiyle düne kadar sahip olmad›klar› bir dizi kültürel ve sosyal deneyimi yaflayabiliyor. kültürel.

ve tek tip bir küreselleflmeden söz etmek elbette mümkün de¤ildir. Gerçekten de günümüz tüketim kültürünün ve tüketimcilik ideolojisinin yeniden üretiminde medyan›n çok önemli bir rolü vard›r. yeni bir toplumsal yap›n›n. bu yeni toplumsal örgütlenmeyi aç›klamakta bize yard›mc› olabilir. Appadurai’›n (1996) dile getirdi¤i üzere ça¤dafl küreselleflme sürecinde dünya. etnik. yüzy›l boyunca kullana geldi¤imiz “endüstri toplumu”. ekonomik etkileri aç›s›ndan kendinden önceki dönemlerden farkl›laflan. a¤ toplumunun yükselifline iflaret ediyor.bp. kültürel. Küresel kültür bir yandan benzeflme/homojenleflme e¤ilimini körüklerken bir yandan da çeflitliklerin ve farkl›l›klar›n alt›n› çiziyor. teknolojik.7 Kent sosyolojisi. “a¤ toplumu”nun kavramsallaflt›r›lmas›na öncülük etmifltir Kaynak: http://4. “sanayi-sonras› toplum” ya da “bilgi toplumu” gibi tan›mlamalar yetersiz kal›yor. daha az geliflmifl ülkelere. finansal son derece karmafl›k bir ak›fllar uzam›na dönüflmüfltür ve medya bu sürecin en önemli aktörlerinden biridir.Medya 179 medya ürünlerinin da¤›t›m yoluyla küresel kültürü de belirlemektedir. Ünite .jpg . A¤ Toplumu Kavram› ‹lk kez Manuel Castells taraf›ndan 90’l› y›llarda gelifltirilen kavram. Dünya.blogspot. her ne kadar kendinden önceki toplum modellerini miras alsa da bugüne kadar tan›k olmad›¤›m›z baflka nitelikler ve yenilikler de tafl›yor. toplumsal. gerçekte küreselleflme sürecinin geldi¤i en son ve karmafl›k toplumsal örgütlenmelerden birine. 20.com/_mVKuDt3Xp3A/R4dr3o-Y_zI/AAAAAAAAAHw/YTvaxpHTxJA/s400/castells. Castells’e göre ikinci milenyum sona ererken yaflanan sosyal. Kuramc›ya göre “a¤ toplumu” kavram›. a¤ toplumunun inflas›na tan›kl›k ediyor. Foto¤raf 7. teknolojik. Yeni medyan›n olanaklar›ndan yararlanabilen bireyin kürenin herhangi bir bölgesiyle iletiflime geçebilmesi ve ortak bir deneyim yaflayabilmesi için. Bugün dünyan›n farkl› bölgelerinde mikro/bölgesel küreselleflmelerin yafland›¤›n›. Bugün okuma yazmay› ö¤renmeden bilgisayar teknolojisini kullanabilen çocuklar›n bile kolayca üstesinden gelebildikleri bu “basit” iletiflim süreci. enformasyon toplumu ve iletiflim alan›ndaki tezleriyle ve etkili çal›flmalar›yla tan›nan Manuel Castells. ideolojik. Bat›l› toplumlardan bafllayarak yayg›nlaflt›¤› ileri sürülen bu yeni toplumsal model. Öte yandan tek yönlü -sadece geliflmifl kapitalist ülkelerden.7. yüzy›l›n sonlar›nda enformasyon ve iletiflim teknolojileri alan›nda yaflanan radikal geliflmeleri ve bu geliflmelerin yaratt›¤› toplum modelini tan›mlamak amac›yla kullan›l›yor (2010: XVI). etkileflimin tek yönlü de¤il karfl›l›kl› oldu¤unu biliyoruz. ekonomik ve kültürel dönüflümün do¤urdu¤u yeni toplum biçimi karfl›s›nda 20. ‹nternet ba¤lant›s› olan bir bilgisayar›n ya da telefonun klavyesinde birkaç tufla basmas› yetebiliyor. farkl› kültürel kimlikler yeniden keflfediliyor.

TELEV‹ZYON TELEV‹ZYON ‹NTERNET A¤ toplumu. Küreselleflmenin toplumsal ve bireysel yans›malar›n›n en somut biçimde gözlemlenebildi¤i bir dönemden geçiyoruz ve bu süreçte yeni medya sayesinde sosyalleflme pratiklerimiz de alabildi¤ine de¤ifliyor. kültürel. Küresel eksende bak›ld›¤›nda ise giderek artan say›da bireyin ve grubun iletiflim teknolojilerini kullanarak ülkelerin politik s›n›rlar›n› aflabildi¤ini etnik. ortak ç›karlar ve ilgi alanlar› do¤rultusunda bir araya gelebildi¤ini gözlemliyoruz. hak temelli oluflumlar. Bir ürünün tamamlanmas› birden fazla iflçinin küresel efl güdümüyle gerçekleflebiliyor. co¤rafyas› geniflliyor. politik. yerel. 2008) kitab›nda tart›flmam›za temel oluflturan geliflmeleri ayr›nt›l› biçimde bulabilirsiniz. yersiz yurtsuzlaflma (deterritorialization).D‹KKAT D‹KKAT SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar AMAÇLARIMIZ 180 AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P Manuel Castells’in K ‹ T AA¤ P toplumunun Yükselifli Enformasyon Ça¤›: Ekonomi. kültürel. etnik. yak›nsama (convergence). oysa bu araçlar›n olmad›¤› bir hayat› art›k düflünemiyoruz. Bireyler do¤rudan bir flirkete ba¤l› olmadan. medya çal›flmalar› alan›n›n oldukça yeni kavramlar› aras›nda yerini alsa da asl›nda kavram›n iflaret etti¤i toplumsal dönüflüme yabanc› say›lmay›z. ‹nternet üzerinden pekifltirilen yatay ve etkili bir örgütlenme modeliyle hiyerarflik iktidar yap›lar› ve diktatör- . 2003). s›n›fsal yeni topluluklar kurabiliyor. Sayd›¤›m›z iletiflim araçlar›n›n kitlelerin kullan›m›na sunulmas›n›n üzerinden henüz bir çeyrek yüzy›l bile geçmedi. Çevreci hareketler. bölgesel. Özellikle ileri kapitalist toplumlarda iletiflim teknolojilerinde yaflanan ve h›zla dünyan›n kalan›na yay›lan geliflmeler. gündelik hayat›m›zda yans›malar›n› gide‹NTERNET rek daha fazla hissediyoruz. yeni iletiflim teknolojilerinin genifl olanaklar›ndan yararlanarak ortak kültürel de¤erlere ba¤l›l›k gösterebiliyor. dinî. h›zl›. efl zamanl›l›k. iletiflim teknolojilerinin getirdi¤i olanaklardan yararlanarak yerel bir co¤rafyaya ba¤l› kalmadan üretim gerçeklefltirebiliyor. Kendi özel alan›m›zdan yerel. politik. gün geçtikçe a¤lara olan ba¤l›l›¤› art›r›yor. K›sacas›. Toplum ve Kültür (‹stanbul Bilgi Üniversitesi Yay›nlar›. Küresel düzlemde bireyler ve gruplar iletiflim teknolojilerini kullanarak ortak ç›karlar› ve ilgileri do¤rultusunda ülkelerinin politik s›n›rlar›n› aflabiliyor. yeteneklerimizin s›n›rlar›n› geniflletiyor. yine tan›k olmad›¤›m›z bir ba¤›ml›l›k deneyimiyle bir arada yafl›yoruz. Bu de¤iflimlere ba¤l› olarak daha önce de de¤indi¤imiz üzere uzak. bir çeliflki gibi görünse de yeni iletiflim teknolojileri sayesinde hiç tan›k olmad›¤›m›z bir özgürlü¤ü. küresel bir yurttafll›k kavram›n›n da temellerini at›yor (Stevenson. Böylece esnek emek. Bir iflveren. ulusal ya da uluslar aras› sözcükleri eski önemlerini h›zla yitirirken. cep telefonu ve di¤er dijital teknolojiler sayesinde ulaflabilece¤imiz ve paylaflabilece¤imiz bilginin miktar› art›yor. Giderek ucuzlayan ve yayg›nlaflan ‹nternet. Böylece farkl› kültürlerden gelen bireyler. dinî. küresel kamusal alanlara aç›lman›n yepyeni yollar›yla tan›fl›yoruz. gerçek-zaman (real-time). yak›n. esnek istihdam rejimleri h›zla yayg›nlafl›yor. ‹letiflimin de¤iflen do¤as› bizi alabildi¤ine özgürlefltiriyor. Günlük yaflam›m›zda bu araçlar› kullanarak gerçeklefltirdi¤imiz her türlü iletiflimde kontrol ve kay›t alt›na al›nmam›za neden olabilen izler b›rak›yoruz. küreselleflme karfl›t› gruplar söz konusu sürecin somut örnekleri aras›nda yer al›yor. s›n›fsal yeni topluluklar kurabildi¤ini. Bizzat içinde yafl›yoruz bu dönüflümün. Öte yandan ayn› geliflmeler bugüne dek yaflamad›¤›m›z ölçüde bir ba¤›ml›l›k ve kontrol gerçe¤ini de beraberinde getiriyor. yavafl. ulus-afl›r›l›k ve küresel ak›fl kavramlar› öne ç›k›yor. hatta evlerini terk etmeden çal›flma imkân›na eriflebiliyor.

Londra. yüzy›l›n en önemli geliflmeleri aras›nda say›lan Fordist üretim modeli. Daniel Bell gibi önde gelen düflünürlerin öngörülerini hakl› ç›karacak baz› geliflmeler yafland›: Yaflanan kriz karfl›s›nda hizmet sektöründe çal›flanlar›n say›s› düzenli olarak artarken tar›m. bu kentlerin ait olduklar› ülkelerin gücünü afl›yor. afla¤›dan küreselleflmenin (Kellner. yaratt›klar› dalgalanmalar. hak temelli oluflumlar. Tokyo gibi küresel kentlerin kendi aralar›nda kurduklar› iletiflim a¤lar› ve bu yolla gerçekleflen ekonomik etkinlikler. 1970’li y›llarda endüstrisonras› topluma dair çok önemli TELEV‹ZYON gözlemlerde bulunmufl. Çevreci hareketler.html) Uzun y›llar baflar›l› olan ve ekonomik ve toplumsal etkileri aç›s›ndan 20. dünyan›n kalan›n› yak›ndan ilgilendiriyor (Sassen. 1960’lara gelindi¤inde kriz sinyalleri vermeye bafllad›: Ücret politikalar›. Kaynak: http://www. Yeni medyan›n olanaklar›n› etkili biçimde kullanan bu oluflumlar. Bu y›llarda Bat›l› toplumlarda. Ford. ModelS ad›n› O R U Amerikal› ifl adam› Henry Ford’dan al›yor. AMAÇLARIMIZ D‹KKAT SIRA S‹ZDE Foto¤raf 7. bant hareket ettikçe önlerine gelen parçalar üzerinde sadece kendi görev tan›mlar›na uygun olan iflleS‹ZDE ri. madencilik sektörünün yan› s›ra ikincil endüstrilerde çal›flanlar›n say›s› azalma e¤ilimi gösterdi. küreselleflme karfl›t› gruplar söz konusu sürecin somut örnekleri aras›nda yer al›yor. lükler afl›n›yor. bilgi toplumu ve a¤ toplumu ‹NTERNET tart›flmalar›na kaynakl›k edecek nitelikte öngörüler gelifltirmeyi baflarm›flt›r. dikey bir örgütlenmeye anlay›fl›na tan›k oldu: Fordist üretim anlay›fl›. finans merkezî konumunda olan New York. Böylesine karmafl›k bir üretim sürecinin yö- . yüzy›l›n ilk yar›s›nda hiyerarflik. belirli bir sürat ve beceriyle yapmakla sorumluydu.com/news/local/breaking_news/2011/01/daniel_bell_not.8 AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET Amerikal› sosyolog Daniel Bell K (1919‹ T A P 2011).7. Ulus-temelli Fordist üretim biçimi verimli olmaktan uzaklafl›rken yerini dünyan›n farkl› bölgelerine yay›lan parçal› ve esnek üretim modellerine b›rak›yordu. sosyal politikalar. otomobil üretiminde gelifltirdi¤i üretim modelinde bir otomobile ait parçalar›n fabrikada bir bant üzerinde hareket etmesini önD‹KKAT görüyordu. Afla¤›dan küreselleflme kavram›n› anlafl›l›r k›lmak için küresel düzeyde SIRAbaflka S‹ZDEörnekler verebilir misiniz? 1 SIRA S‹ZDE Kitle ‹letifliminden A¤ Toplumuna DÜfiÜNEL‹M DÜfiÜNEL‹M S O R U Bat›l›. Band›n çevresinde bulunan iflçiler ve uzmanlar. 2001). yüksel maliyetli altyap› çözülmesi güç ekonomik sorunlara yol açt›. sanayileflmifl toplumlar 20. 2002) çarp›c› örnekleri aras›nda say›l›yor. rasyonel ve kitlesel üretim biçimi benimsendi. Ünite . H›zla SIRA yayg›nlaflan bu yeni üretim anlay›fl›nda maliyetleri düflürmek ve üretimi h›zland›rmak için büyük ölçekli. ulusafl›r› örgütlenmeler yoluyla afla¤›dan küreselleflme ad› verilen toplumsal hareketleri bafllatm›fllard›r.Medya 181 Afla¤›dan küreselleflme: Küreselleflme sürecinde ekonomik ve politik iktidar sahiplerinin ç›karlar› korunurken iktidara uzak bireylerin ve toplumlar›n y›k›c› etkilere maruz kald›klar›n› ileri sürenler. Yine ayn› teknolojiler sayesinde.boston.

‹flte buAMAÇLARIMIZ dönüflümler. iletiflim sürecine etkin olarak kat›labildikleri. bireyin kapitalist üretim sisteminde bir makinenin de¤ersiz bir parças›na dönüflümünü alayc› bir tonda elefltirir. Foto¤raf 7. Bu yeni iletiflim ortam›n› tan›mlarken “kitle iletiflimi” terimini kullanmak. üretim ve da¤›t›m politikalar›n›n bu genifl pazara göre ayarland›¤›. bir yandan sanayi sonras› toplumlar›n temel özellikleri aras›nda say›l›rken bir yandan da 1970’li y›llarda “bilgi toplumu” ya da “enformasyon K ‹ T A P D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P TELEV‹ZYON TELEV‹ZYON . Kaynak: http://modcool. genifl halk kesimlerine ulaflmay› hedefleyen “kitlesel iletiflimi” ve Frankfurt Okulu’nun elefltirilerini yöneltti¤i “kitle kültürü” anlay›fl›n›n flekillendirdi¤i medya sektörü. gerek tek yönlü bir ak›fl› benimsedi¤i için gerekse yeni dünyada bireyin etkin rolünü görmezden geldi¤i için. Bu geliflmenin sonuçlar›n› bugün ç›plak gözle izleyebiliyoruz. araflt›rmac›lar.9 Ünlü ‹ngiliz yönetmen ve komedyen Charles Spencer Chaplin (bilinen ad›yla. ciddi bir otorite yitimine u¤ruyordu. televizyon. medyan›n yalS O R U n›zca tüketicisi de¤il. Her ne kadar televizyon merkezî yerini koruyor gözükse de özellikle 15-24 yafl aras›nda yer alan genç kesimin bilgisayar temelli teknolojilerle iletiflimi bafl döndürücü bir h›zla art›yor. ülkelerinin s›n›rlar›na ba¤l› kalmadan küresel iletiflime eklemlenebildikleri. Charlie Chaplin). t›pk› kitle toplumu. yüzy›l›n ilk y›llar›nda bu yeni toplumsal örgütlenmeye uyum göstermek zorunda kald›.182 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar netilebilmesi. yeterince aç›klay›c› gözükmüyor. radyo. A¤ toplumu kavram›n›n. bilgi toplumu. K›saca belirtmek gerekirse geleneksel medya elbette yok olmuyor ancak yeni teknolojilere uyum göstermek zorunda kal›yor. Kitle iletiflimi modeli.com/watson-jeopardy-and-11-other-man-vs-machine-battles-of-epic-proportions/ SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U 20. kitle iletiflimi. kitle kültürü. Bu yeni toplumsal yap› içerisinde üretim araçlar›na sahip sermayedarlar›n iktidar› h›zla zay›flarken bilgi ve enformasyonu kontrol edebilenler (Örn. Medyaya ça¤dafl elefltirel yaklafl›mSIRA S‹ZDE lar bölümünde de¤indi¤imiz üzere kitle iletiflimi. teknokratlar vb. gazete gibi iletiflim araçlar›n›n. B‹T uzmanlar›. 21. üreticisi de olabildikleri bir iletiflim ortam›ndan söz ediyoruz. bilgi ve iletiflim teknolojilerine olan gereksinimi de kaç›n›lmaz olarak art›r›yordu. dönüflüyor. Modern Zamanlar (1936) filminde. televizyon flirketleri yeni nesle ulaflabilmek için onlar›n tercih etti¤i medya ortamlar›nda var olmaya çal›fl›yor. yukar›dan afla¤› yap›lanan bir iletiflim modelini betimlerken bugün bireylerin diledikleri gibi DÜfiÜNEL‹M geniflletip daraltabildikleri.) giderek güçleniyordu. tüD‹KKAT ketim toplumu ya da web toplumu kavramlar› gibi oldukça tart›flmal› bir kavram oldu¤unu ve yaflanacak yeni dönüflümlerin ard›ndan yerini farkl› kavramlara b›rakaca¤› gerçe¤iSIRA S‹ZDE ni akl›m›zda tutmal›y›z. yüzy›lda sinema. genifl halk kesimlerinin öne ç›kt›¤›.

Kimi kuramc›lar taraf›ndan kapitalizmin bu yeni aflamas›. farkl› co¤rafyalarda efl güdümlü çal›flabilir hâle geldi. bireysel. Ther da ayn› anda kesen bir noktada duruyor. ‹nternet’den önce gerçek anlamda “etkileflimli medya” kategorisinde say›labilecek tek iletiflim arac› telefondur. Böylece kapitalist üretim iliflkilerinde enformasyonun ve enformasyon teknolojilerinin yaflamsal önem kazand›¤›. Yeni ‹letiflim Ortam› (Bilim ve Sanat. A¤ toplumunun kurulufluna öncülük eden ve çok say›da araflt›rmac› taraf›ndan bilgi/enformasyon ça¤› olarak adland›r›lan bu dönemin arkas›nda 1950’li y›llarda mikro-elektronik alan›nda yaflanan devrim niteli¤indeki geliflmeler yat›yor. bilgisel (enformasyonel). toplumsal. küresel ve a¤larla birbirine ba¤l› yeni bir toplumsal yap› görünür hâle geldi. Yeni ‹letiflim Teknolojileri ve Demokrasi (Dost. 2005) kitab›nda da SIRA S‹ZDE geleneksel iletiflim araçlar›ndan. belirsizlikleri aza indirebilen. çok DÜfiÜNEL‹M dü¤ümlü bir iletiflim modeli gerekiyordu. daha esnek. Hiyerarflik yap›lanma yerini. büyük ölçüde bilgi/enformasyon toplumuna ve a¤ toplumuna da miras kald›¤›n› ileri sürebiliriz. Enformasyonun yine bir baflka enformasyonla üretildi¤i bu dönüflümlü üretim ortam›nda somut olarak dokunamad›¤›m›z ama piyasada de¤iflim de¤eri tafl›yan bu ekonomik ürünü. yatay bir örgütlenme modeline b›rakt›. Nilüfer Timisi. esnek. ‹lk kez Amerika Birleflik Devletleri’nde Silikon Vadisi’nde ortaya ç›kan geliflmeler.Böylesine karmafl›k bir örgütlenmeSIRA en S‹ZDE nin çökmeden ayakta kalabilmesi için. Bir bak›ma “sanayi-sonras› toplum” kavram›. yüksek teknolojiye olan ba¤›ml›l›¤› nedeniyle teknokapitalizm olarak adland›r›ld›. üretilen bir ürüne pazar bulmak yerine var olan pazar›n taleplerine göre üretimi benimseyen. yerel. bir baflka ifadeyle “enformasyonu” kullanma. Enformasyon odakl› bu ekonomik yap›da farkl› birimler. parçal›. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda ekonomik etkinliklerin enformasyon/bilgi ak›fl›na s›k› s›k›ya ba¤l› oldu¤u ilk toplumsal yap›lanman›n da sanayi sonras› toplumlar oldu¤unu görüyoruz. küresel iliflkilerin bir arada buS O R U lundu¤u a¤ toplumunun da temel mimari özelli¤ini oluflturuyor. yeni medyaya geçiflin arka plan›n› ve haber medyas›na yans›malar›n› bulabilirsiniz.Medya 183 toplumu” olarak adland›r›lacak olan dönüflümün ayak sesleri olarak kabul edildi. hatta daha da s›n›rlayarak söyleyelim. bilgi ve iletiflim teknolojilerini yap›sal olarak dönüfltürdü ve h›zla dünyan›n kalan›n› etkisi alt›na ald›. iflleme ve yayma teknolojileri de ekonominin çekici gücünü oluflturuyor. son derece önemli toplumsal yans›malar› olan ve a¤ toplumu tart›flma‹NTERNET lar›nda öne ç›kan kavramlar aras›ndad›r. dijital a¤lar›n ve yeni iletiflim teknolojilerinin içeri¤ini ve s›n›rlar›n› yeniden tan›mlad›¤›.7. ard›ndan da bu içeriklerin bireyin toplumsal iliflkilerine ne tür katk›larda bulundu¤u sorusunu sormufltuk. Ünite . 2003) yeni D ‹ K K Akitab›nda T medyan›n demokratik kat›l›m süreçlerindeki yans›malar›n› ayr›nt›l› biçimde irdeliyor. Metin boyunca yeri geldikçe bu sorulara yan›t vermeye çal›flt›k. bilgisayar teknolojisi ve di¤er ileri teknolojilerin dönüfltürücü gücüne vurgu yapan yeni parametrelerle yeniden tan›mlan›yordu. Dolay›s›yla sanayi-sonras› topluma atfedilen pek çok niteli¤in. Açmaya çal›flal›m: “Etkileflimlilik” (interactivity). Nurcan Törenli’nin Yeni Medya. küresel ve efl zamanl› iletiflimi mümkün k›lan çok merkezli. E L E iki V ‹ Z soruyu YON ‹flte bu bölümde ele alaca¤›m›z “etkileflimli medya” kavram›. Dijital temelli teknolojilerden. depolama. AMAÇLARIMIZ SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ Etkileflimli Medya An›msayaca¤›n›z üzere bu bölümün giriflinde “medyan›n ifllevi sadece bir noktaK ‹ T A hemen P dan di¤erine aktar›lan içeriklerle mi s›n›rl›d›r?” sorusunu yöneltmifl. Uzak mesafelerdeki bireyK ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET . Üretim/tüketim iliflkilerini dönüfltüren bu yeni örgütlenme biçimi.

toplumsal ve kültürel yap› üzerindeki dönüfltürücü etkisine odaklanman›n kaç›n›lmaz oldu¤unu belirtmifltik. iletiflime geçmek istedi¤i kitlenin büyüklü¤üne kendisinin karar verebildi¤i bir iletiflim ortam›yla tan›flm›fl oluyordu. Bugün “etkileflimli medya” kavram›n› ‹nternet ve di¤er dijital teknolojilerin sa¤lad›¤› olanaklar aç›s›ndan düflündü¤ümüzde. Yak›nsama Kültürü A¤ toplumunun niteliklerini anlamaya çal›fl›rken teknolojinin ekonomik. yaln›zca teknolojik boyutla s›n›rl› bir olgu de¤il. hatta giderek a¤’laflmas› anlam›na geliyordu. aramak istedi¤iniz numaray› söyledikten sonra telefonunuzu kapatman›z. Baflka ABD olmak üzere çok say›da geliflmifl ülkede telekomünikasyon endüstrisi. 2011). Dolay›s›yla bireyler aras›nda “etkileflim” diledi¤iniz her an gerçeklefltirebilece¤iniz bir iletiflim etkinli¤i olmaktan oldukça uzakt›. Uzun y›llar farkl› yasal düzenlemelere ba¤l› olarak çal›flan medya organlar›n›n ve telekomünikasyon endüstrilerinin bu yeni birlikteli¤e uyum gösterebilmeleri için. Farkl› teknolojilerin birbirleriyle uyumlu çal›flabilmelerine olanak tan›yan dijital ve elektronik teknolojiler. zaman›n›. bir postane ya da santral yard›m› olmadan da ulaflabilece¤imiz hane içi bir teknolojiye evrilmiflti. telefon sayesinde ilk kez tan›flt›¤›m›z etkileflimli iletiflim. Bu etkileri tan›mlarken de¤inmemiz gereken kavramlardan biri de yak›nsamad›r. farkl› zaman dilimlerinde genifl bir içerik yelpazesi sunan ve tüketmek istedi¤i içeri¤i diledi¤i gibi seçebilme olana¤› veren televizyon yay›nc›l›¤›na da böyle bir sürecin sonunda ulafl›ld› (Hodkinson. Birey. pek çok etkileflimli iletiflim arac›n›n bir arada ayn› a¤ içerisinde uyumlu biçimde çal›flabilmesiyle mümkündür. ‹nternet ve dijital teknolojiler sayesinde yeni bir “ilk”le daha tan›flt›: Etkileflimli kitlesel iletiflim. 1980’lerde bafllayan ve 1990’l› y›llarda h›zlanan . teknolojik yak›nsama ad› verilen olguyu yarat›yor. Etkileflimin s›n›rlar›n› yeniden tan›mlayan ve daha önce bir benzeriyle karfl›laflmad›¤›m›z bu yeni iletiflim ortam›. Çok gerilere gitmemize gerek yok: 1980’li y›llara ad›m att›¤›m›z dönemde telefon. kendi tarihi içerisinde önemli aflamalar kat etmifl. iletiflim tarihi içerisinde özel bir konuma sahiptir. bloglara ve finansal etkinliklere kadar etkileflimin geniflleyen s›n›rlar›. Farkl› co¤rafyalardan say›s›z bireyin ayn› içerikle buluflmas›n› ve geribildirimde bulunabilmelerini sa¤layan bu yeni iletiflim ortam›. uzun bir bekleyiflin ard›ndan bir santral memuruna ba¤lanabilmeniz. Bugün. Ancak tahmin edilece¤i gibi yak›nsama. geleneksel yay›nc›l›¤›n kal›plar›n› da zorlad›: ‹zleyicisine farkl› kanallarda. Bu iletiflim ortam› bireysel oldu¤u ölçüde kitlesel de olabiliyordu. bu denli karmafl›k ve pahal› olunca baflka ülkelerde yaflayanlar› tan›d›klar›m›z› aramak da ancak özel günlerde katlan›labilecek bir zahmete dönüflüyordu. Video oyunlar›ndan e-forumlara. bireysel ve toplumsal iletiflimin s›n›rlar›n›n da geçirgenleflmesi. sohbet odalar›ndan haber sitelerine. içeri¤ini ve s›kl›¤›n› kendisinin seçti¤i. sizden önce numara yazd›ranlar›n konuflmalar›n› bitirmelerini sab›rla bekledikten sonra da ayn› santral memurunun sizi arayaca¤› o mutlu an›n bir an önce gelmesini dilemeniz gerekiyordu.184 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar leri efl zamanl› olarak ayn› iletiflim ortam›nda buluflturabilme niteli¤i sayesinde telefon. Yine de ayn› y›llarda Türkiye’de “milletleraras›” bir telefon görüflmesi yapabilmek için bir santral numaras›n› çevirmeniz. geleneksel telefonlar›n sa¤lad›¤› “etkileflimin” son derece dar ve s›n›rl› kald›¤›n› görüyoruz. hükümetlerin ve düzenleyici kurulufllar›n da ortak ad›m atmalar› zorunlu hâle geldi. bir iletiflim arac›n›n dü¤mesine basarak kendisine sunulan içeri¤i tüketmek zorunda olmaktan tümüyle kurtuluyor. Bugün birkaç saniyede gerçeklefltirebildi¤iniz bu “basit” etkileflimli iletiflim hizmeti.

ses kayd› ya da bir metin olabilir) üretildikten sonra çok farkl› iletiflim araçlar›nda dolafl›ma girebilmesine olanak sa¤layan teknolojik geliflmeler. Ünite . Yan› s›ra Linux benzeri kolektif olarak üretilen. bilgi paylafl›m yöntemlerinin s›n›rs›z boyutlara ulaflt›¤› yeni ve etkileflimli bir medya ortam›. Bu süreç sonunda medyada sahiplik yap›lar›n› yeniden düzenleyen. 1998 y›l›nda ise Avrupa Birli¤i.com/ photos/pforret/152500052/ Eriflim: 4 Temmuz 2011) . iletiflim ve telekomünikasyon endüstrisini bir arada ele alan bir anlay›fla dayan›yor ve yeni geliflmelere ba¤l› olarak kendini ayn› h›zla yeniliyor.7. Bu geliflmelere uyum sa¤layabilmek ve rekabetçi bir iletiflim ortam› yaratabilmek amac›yla 1996 y›l›nda Amerika Birleflik Devletleri.) daha da karmafl›k hâle getirebiliyor. bilgi ifllem ve telekomünikasyon alanlar› aras›ndaki geleneksel s›n›rlar›n silikleflti¤i yeni medya ortam›n› düzenleyen. ‹nternet gibi medya. Bu konuda çok say›da örnek verilebilir: Söz gelimi bir medya içeri¤inin (bu bir video. bu içeri¤i üreten. merkeziyetçi bürokrasinin s›n›rland›¤› bir dizi yasal de¤ifliklik gerçeklefltirildi. telekomünikasyon alan›nda yayg›n olan devlet tekelini ortadan kald›ran. say›s›z bilgi ak›fl›n›n dünyan›n her yerinde ayn› anda gerçekleflti¤i. bu alanda faaliyet gösteren endüstrilerin yerel-ulusal-küresel düzeydeki zorlu rekabet ortam›nda ayakta kalabilmelerini sa¤layan. aç›k kodlu bilgisayar yaz›l›mlar›n›n ya da Wikipedia gibi ortaklafla bir emekle yarat›lan ortamlar›n nas›l düzenlenece¤i sorular› yeni yan›tlar bekliyor. hak temelli baz› konular› (telif hakk›. yak›nsama kültürünün de temelini oluflturuyor. vb. suçun ve suçlunun tan›mlar›n› da yeniden yapmam›z gerekebiliyor. Ancak ‹nternet gibi tüketicinin ayn› zamanda üretici rolü de üstlenebildi¤i. gizlili¤in. Düzenleyici yak›nsama (regulatory convergence) ad› verilen olgu.1 Pek çok iletiflim arac›n›n birbirlerine uyumlu biçimde çal›flabilmesi.flickr. Özel ve kamusal alan aras›ndaki s›n›rlar›n silikleflti¤i bu dijital dünyada mahremiyetin.Medya 185 çok say›da de¤iflime tan›k oldu. da¤›t›m›n› gerçeklefltiren ve tüketen kiflilerin yasal düzenlemeler çerçevesinde yeniden tan›mlanmas›n› da gerekli k›l›yor. fiekil 7. Kaynak: http://www. birer Telekomünikasyon Yasas›’n› yürürlü¤e koydular.

186 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Sosyal A¤lar. kitlesel oldu¤u ölçüde bireysel olabilen bir iletiflimi öne ç›kar›rken “cemaatleflme-bireyselleflme” ve “gerçek dünya-sanal dünya” gibi karfl›tl›klar›n geçerliliklerini de sorgulan›r hâle getirdi. Friendfeed gibi sosyal paylafl›m siteleri. Yüz yüze SIRA S‹ZDE yak›nl›¤›n belirleyici oldu¤u ve Tönnies’in Gemeinschaft olailetiflimin ve fiziksel rak kavramsallaflt›rd›¤› cemaat ideali karfl›s›nda (Day. Twitter. büyük flirketlerden bürokrasinin en üst kademelerine kadar pek çok kurum ve kifli. bir yandan cemaat kavram›n›n do¤as›na yak›n özellikler bar›nd›r›rken bir yandan da kavram›n geleneksel tan›mlar›ndan uzaklaflan bir topluluk modelinin do¤makta oldu¤unun iflaretlerini veriyordu. daha çok tahayyüle dayal› dijital topluluklar olufluyordu. Facebook. sadece zihinde var olan cemaatler” anlamlar›n› akla getirse de bu yeni cemaat modelinin bireysel ve sosyal yaflamdaki alg›sal. toplumlar›n ve kurumlar›n yeni medyayla iliflkileri kestirilemez ölçüde geliflti. üyelerinin ço¤u yüz yüze iletiflim kurmaDÜfiÜNEL‹M yan ama birbirlerinin varl›klar›ndan haberdar olan. Yak›n dönemde yaflanan bu geliflmeler. ‹ngilizce “virtual community ” kavram›n›n karfl›l›¤› olarak kullan›lagelen “sanal cemaat” D‹KKA T tan›mlamas›. Anderson’›n (1991) “hayali cemaatler” kavram›n› an›msatan. 2011). hedef kitlelerine bu siteler üzerinden ulafl›yor. Böyle bir dönemde küçük. a¤ toplumunun kurucu özneS O R U leri hâline geliyordu. 2006). AMAÇLARIMIZ SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE Foto¤raf 7. Sanal Cemaatler 90’l› y›llardan bugüne bireylerin.10 AMAÇLARIMIZ Sosyal medya tart›flmalar›nda örnek K s›kl›kla ‹ T A P gösterilen Facebook girifliminin ortaya ç›k›fl öyküsünü T Ekonu L E V ‹ Zedinen YON “Sosyal A¤” filmi (yönetmen David Fincher). ayn› a¤ üzerinde bulunan di¤er üyeler taraf›ndan “takip ediliyor”. ilk bak›flta “farazi.jpg. son eriflim tarihi: 24 A¤ustos 2011 ) Howard Rheingold’un ilk kez 1993 y›l›nda kulland›¤› “sanal cemaatler” (virtual communities) kavram›. Yazar. yeni cemaat yap›lar›n›n ‹N T E R N E T ve oluflumu mimarisi hakk›nda fikir veriyor.com/wp-content/uploads/2010/10/alg_social-network_2. duygusal ve maddi SIRA S‹ZDE uzant›lar› “sanal” olamayacak kadar sahicidir. Bu sosyal a¤lar›n üyeleri. kurulduklar› y›llarda s›n›rl› say›da üyeye hizmet verirken 2011 y›l›na gelindi¤inde yaln›zca Facebook’a üye olan aktif kullan›c›lar›n say›s› 750 milyona ulaflt› (Facebook. Bu devasa toplulu¤un üyelerinin kifli bafl›na ortalama 130 sitearkadafl›na sahip oldu¤unu ve site üzerinde harcanan zaman›n ayda toplam 700 milyar dakikaya eriflti¤ini de an›msatal›m. K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET Kaynak:http://thefilmnest. kendi gözlemlerinden yola ç›karak bu yeni cemaatleflme modelinin arkas›nda ça¤dafl toplumlar- .

bireyler sohbet odalar›. yoluyla giderek zay›flayan birliktelik ve cemaat ruhunu yeniden güçlendirebilecekleri bir ortam yaratmaktad›r. Birey. birey-merkezli ça¤dafl kent yaflam›n›n ve dönüflen kamusal mekân›n dayatmalar› karfl›s›nda yok olmaya yüz tutmufltur. 2011: 39) gün geçtikçe daha da ba¤›ml› hâle geldi¤imiz gerçe¤ini görmezden gelmektedir.blogspot. daha s›n›rlar› belli bir toplumsal modelin etkinli¤ini yitirdi¤i bir dönemde ‹nternet temelli teknolojiler. bir bak›ma sosyal bir tutkal ifllevi üstlenen. World T E L Ebir V ‹ Ztür YON Wide Web’in eski sürümü. belirli s›n›rlara ve de¤erlere sayg› duyulmas›n› ve çat›flmadan kaç›n›lmas›n› gerektiren bir yerellikten SIRA S‹ZDE koparken.Medya 187 da bireyin yitirmeye bafllad›¤› cemaat ruhuna duyulan açl›¤›n bulundu¤unu ileri sürüyordu. ‹flte bireyleri birbirlerine yak›nlaflt›ran. d›flar›daki/gerçek dünyada çözülmekte olan informal iliflkilerin yerini almaya adayd›r. Çevrimiçi topluluklar söz konusu oldu¤unda s›kl›kla an›lan ve yüceltilen “bireysel seçme özgürlü¤ü”. ‹NTERNET ‹NTERNET Kaynak: http://webucation1.. Sanal cemaatler kavram›na olumlu yaklaflanlar›n görüfllerinden yola ç›karak SIRA S‹ZDE “çevrimiçi a¤lar bireyi gerçek dünyadan yal›t›yor” görüflü hakk›nda ne söylenebilir? D Ü fi Üdurum N E L ‹ M oldukça Kavrama elefltirel ve mesafeli yaklaflan araflt›rmac›lar içinse farkl›d›r. 2 SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P ‹ T A P fiekil K 7.com/2007/09/where-do-students-obtain-their-support. Sanal cemaat kavram›na olumlu yaklaflanlara göre ‹nternet üzerinden kurulan cemaatler. sosyal medyaya ve arkas›ndaki ekonomi-politik mekanizmaAMAÇLARIMIZ lara (Adakl›.html . a¤ toplumunun özünü oluflturan yeni bir cemaat modeli önermektedir. birliktelik ilkesi geçici ve zay›f bir cemaati seçmektedir. belirli kurallarla iflleyen.7. “s›k›flt›r›lm›fl bir zaman ve S O R U uzamda iletiflim hâlinde olma” gibi nitelikler. 2011: 190-192). ayaküstü yemek zincirlerinin. Ayr›ca sanal cemaatleri olumlarken dile getirilen özgürleflim potansiyeli. asl›nda küçük bir az›nl›k taraf›ndan iflletilen. Ünite . Sanal olmakla elefltirilen cemaatler do¤rudan bireylerin kiflisel seçimleriyle olufltu¤u için geleneksel cemaat yap›s›na göre daha gerçek ve sahicidir (Miller. “yerellikte soyutlanma”. daha güvenilir.2 TELEV‹ZYON Bu bir kütüphane tatl›m.. e-gruplar vb. blog’lar. asl›nda büyük ölçüde bireyselleflmeden ve tüketim kültüründen beslenen ça¤dafl küreselleflme sürecinin ve kapitalizD‹KKAT min vazgeçilmez unsurlar›d›r. Reingold’a göre bu ruh. e-forumlar. al›flverifl merkezlerinin.

üretim. birilerinin manipülasyonu ya da teknolojinin kendinden menkul gücü sonucu bireyleri etkilemesi sorunu de¤il. ekonomik belirlenimci bir yorumdan uzaklaflarak medyan›n belirli egemen görüflleri nas›l yeniden üretti¤i sorusuna yo¤unlaflan önemli kuramc›lar aras›ndad›r. Bu okulun kurucular› medyay›. 1940-60’lar dönemini kapsayan ikinci evresinde Bat›l› toplumlarda totaliter tehlikenin bertaraf olmas› ve kitle toplumu paradigmas›n›n önemini yitirmesiyle “çok güçlü medya” anlay›fl› yerine medyan›n “s›n›rl› bir etkisi” oldu¤u görüflü hâkim oldu. Medya endüstrilerinde görülen tekelleflme ve denetimin yo¤unlaflmas›na odaklanan elefltirel eko- A M A Ç 4 . Feminist yaklafl›mlar. büyük sermayenin mülkiyetinde olmas› ve medya endüstrisindeki tekelleflme e¤ilimi tarihsel olarak ekonomi politik yaklafl›mlar›n üzerinde durdu¤u konulard›r. Ço¤unlukla medya endüstrileri ya da hükümetler ad›na gerçeklefltirilen profesyonel araflt›rmalarda seçim ve reklam kampanyalar›n›n etkisi ölçüldü. Bununla birlikte kuramsal bir bak›flla medyay› anlamak için medyan›n hitap etti¤i izlerkitle hitap ederken aktard›¤› içerik ve söz konusu içeri¤i önemli ölçüde üreten kurumsal yap› birlikte de¤erlendirilmelidir. sadece kampanya türü mesajlara odaklanarak. basitçe bir araç olarak de¤il. Medyaya ekonomi-politik yaklafl›mlar› ve dijital uçurum tart›flmas›n› özetlemek. sitemin iflleyiflinin tam da kendisiydi. onlar› ortaya ç›karan bilgi. reklam ya da seçim kampanyalar› gözlemlenebilir davran›fllarda ölçülebilir etki yaratmad›¤› ölçüde medyan›n etkisinin “çok s›n›rl›” oldu¤unu ileri sürdür . Gramsci’nin hegemonya kuram› ise özellikle Kültürel Çal›flmalar okulunun medya analizinde merkezî önemdedir. Bu kavram›n yerine önceleri kitle iletiflim araçlar› kavram› kullan›lsa da son dönemde medya terimi yayg›n olarak kullan›lmaktad›r. Frankfurt Okulu kuramc›lar›na göre medya. yüzy›l›n bafllar›ndan 1940’a kadar süregelen ilk döneme. Kültürel Çal›flmalar okuluna göre ise medya anlam›n toplumsal inflas› sürecinde aktif bir rol oynar ve egemen söylemler içinde “dünyay› s›n›fland›rmak” gibi önemli bir ideolojik/hegemonik ifllevi yerine getirir. Bu kurumlar›n yönetsel amaçlar› için anlaml› olabilecek ve bir kullan›m de¤eri olabilecek bu bak›fl aç›s›n›n medyan›n toplumsal anlam›na dair sosyolojik bir de¤erlendirmeye katk›s› ise s›n›rl› oldu. iletiflim kuramayan iki nokta ya da düzlem aras›nda iletiflimi sa¤layan araçlara karfl›l›k gelir. Teknoloji. A M A Ç 3 A M A Ç 2 Ça¤dafl elefltirel yaklafl›mlar›n medyay› nas›l ele ald›¤›n› analiz etmek. Klasik ekonomi-politik yaklafl›mlara göre medyan›n mülkiyetine sahip olanlar medya ve medya içerikleri üzerinde do¤rudan bir kontrole sahiptir. Medya araflt›rmalar›n›n tarihsel olarak nas›l dönemsellefltirdi¤ini saptamak ve medya sosyolojisindeki egemen paradigmay› tart›flmak. Medya araflt›rmalar›n›n. Medya. Medya kurulufllar›n›n kapitalist piyasa koflullar›nda faaliyet göstermesi. Bu ba¤lamda iletiflim de öncelikle teknik de¤il.188 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Özet A M A Ç 1 Günümüzün önemli toplumsal kurumlar›ndan biri olan medyan›n nas›l ele al›nmas› gerekti¤ini aç›klamak. Medya araflt›rmalar›n›n ortaya ç›kt›¤› 20. etimolojik anlam› itibar›yla birbirleriyle iletiflimi olmayan. ‹letiflim teknolojilerinden söz ederken sadece birtak›m teknik araçlar akla gelmemelidir. Propagandan›n incelenmesinden vazgeçen ve fl›r›nga modelini geçersiz k›lmay› hedefleyen egemen paradigma. Althusser. medya organlar›n›n çok güçlü propaganda kurumlar› olduklar› ve insanlar›n beynini y›kad›klar›na dair görüfl damgas›n› vurdu. Baflta Baudrillard olmak üzere post-modern kuramc›lar ise medyan›n imge/gösterge ve gerçeklik aras›ndaki fark› siliklefltirdi¤ini vurgular. ‹deolojinin yeniden üretiminde medyan›n oynad›¤› rolün anlafl›lmas›na yönelik önemli bir di¤er kuramc› da Barthes’d›r. medyada kad›nlar›n “eksik” ve/veya “sorunlu” temsil edil biçimlerini ortaya ç›kart›r. Toplumsal iletiflim art›k büyük ölçüde bu amaçla gelifltirilmifl ileri teknoloji ürünü araçlarla gerçekleflti¤inden bu tart›flmada medya ço¤unlukla “kitle medyas›” yani kitlesel düzeyde eriflime ve/veya etkileflime olanak sa¤layan araçlar ve ortamlar olarak düflünülmelidir. kültürel ve politik bir olgudur. de¤erler ba¤lam›n›n tümüne karfl›l›k geldi¤i ölçüde ideolojik bir olgudur. bafll› bafl›na bir kültürel biçim olarak de¤erlendirdi.

Kitle toplumundan a¤ toplumuna geçiflin tarihsel temellerini saptamak ve a¤ toplumunun teknolojik. 1990’lar›n sonunda ABD’de haz›rlanan “A¤’dan Düflmek” bafll›kl› rapor. bilgi ve iletiflim teknolojilerinde yaflanan geliflmelerin ileri kapitalist toplumlar›n toplumsal örgütlenme biçimleri üzerindeki yans›malar›n› betimlemek amac›yla kullan›lan bir kavramd›r. ifllenmesi ve da¤›t›m›.Medya 189 nomi politik yaklafl›m. rasyonelleflmeyi. A¤ toplumu. Farkl› co¤rafyalarda ve efl güdümlü çal›flman›n öne ç›kt›¤›. küresel özellikler tafl›yan ve geleneklerden uzak sanal cemaatler güç kazanmaya bafllad›. Daha önce var olan toplumsal modellerden radikal biçimde ayr›lan bu yeni toplum yap›s›. yerel özellikler gösteren ve yüz yüze iletiflime dayanan geleneksel cemaat yap›s›n›n zay›flamas›na neden oldu. yeni medyan›n giderek artan a¤›rl›¤› karfl›s›nda otorite yitimine u¤rad›. sorun ilk kez dijital uçurum ya da dijital bölünme olarak tan›mlanm›flt›r. daha parçal› bir toplum yap›s› ald›. Küreselleflme sürecinin geldi¤i son toplumsal dönüflümü betimlemek için kullan›lan a¤ toplumu. AM A Ç 5 1960’lara gelindi¤inde ücret politikalar›nda ve sosyal politikalarda ortaya ç›kan sorunlar nedeniyle kriz belirtileri gösterdi. Medya-küreselleflme iliflkisini de¤erlendirmek ve küreselleflme sürecinde ortaya ç›kan “a¤ toplumu” kavram›n› tan›mlayarak yap›sal özelliklerini aç›klamak. A¤ toplumunun aktörleri sosyal. çal›flma koflullar› küresel düzeyde de¤iflirken esnek emek ve esnek istihdam rejimleri yayg›nlaflmaktad›r. Kapitalist üretim iliflkilerinin flekillendirdi¤i ve bilgisel ekonominin merkezî rol oynad›¤› a¤ toplumu. sosyalleflme biçimleri üzerinde etkili olurken toplumun üzerine kuruldu¤u örgütsel yap› bir a¤›n özelliklerini tafl›maya bafllad›. Fordist üretimin ulus merkezli üretim stratejisi. ekonominin de temelini oluflturdu. Temelde kullan›c›lar›n kiflisel seçimlerinin belirleyici oldu¤u dijital iletiflim ortam›. yatay bir örgütlenme modeline dayan›r. yeni medyan›n yerküre üzerinde beklenmedik bir h›zla yay›lmas›yla birlikte bu teknolojiler için de geçerli olmufltur. ekonomik. göstergelerin tafl›y›c›l›¤›n› yapmas›d›r. medya dolay›m›yla kurulan. Üretimde uzmanlaflmay›. uzlaflmac› toplumsal de¤erlerde gerilemeye ve politik kutuplaflmaya neden oldu¤unu savunmaktad›r. Kitle iletiflim modeli. A¤ toplumuna atfedilen özelliklerin önemli bir bölümü bilgi toplumundan miras kalm›flt›r. parçal› ve esnek bir modele b›rakt›. Bu süreçte kitle toplumu ve kitle kültürünün yerini ise bireyselleflmifl. bu yeni cemaat yap›s›n›n özünde kapitalist sisteme hizmet etti¤ini. cemaat yap›lar›n› da radikal olarak de¤ifltirdi. Ünite . Bilginin yine bilgiyle üretildi¤i bu enformasyonel/bilgisel üretim ortam›nda ekonomik bir de¤er olarak bilginin kullan›m›. küresel ve a¤larla birbirine ba¤l› yeni bir toplumsal yap› üzerinde kurulur. standartlaflmay›. kimi kuramc›lar taraf›ndan yüksek teknolojiye olan ba¤›ml›l›¤› nedeniyle teknokapitalizm olarak adland›r›ld›. büyük ölçekli kitlesel üretimi ve kitlesel tüketimi benimseyen bu üretim modeli. sa¤lad›¤› say›s›z özgürlü¤ün yan› s›ra karfl›l›kl› ba¤›ml›l›¤›n ve gözetimin de yolunu açmaktad›r. depolamas›. toplumun farkl› kesimleri aras›nda bir uçurum oluflmaya bafllad›¤›na dikkat çekerek. Baflta ‹nternet olmak üzere “yeni medya”n›n ve “sosyal medya”n›n potansiyelini de¤erlendirmek ve a¤ toplumunda de¤iflen cemaat yap›lar›n› ve sanal cemaatler kavram›n› karfl›laflt›rmal› olarak aç›klamak. genel olarak medyan›n mülkiyet yap›s› ve/veya kapitalist dinamikler ile sorunsallaflt›r›larak analiz edilmesi gerekti¤ini vurgular. bireylerin. toplumlar›n yaflam›nda geri çevrilemez bir dönüflüme neden olurken. kurumlar›n ve toplumlar›n a¤larla birbirlerine ba¤l› olduklar›. yerini üretimin dünyan›n farkl› bölgelerine yay›ld›¤›. Küreselleflmeyi oluflturan en belirleyici dinamik. Elefltirel ekonomi politik yaklafl›m›n geleneksel medyaya iliflkin dile getirdi¤i kayg›lar. ‹nternet temelli teknolojiler. Bu süreçte yeni iletiflim teknolojileri. Kimi araflt›rmac›lar sanal cemaatlerin çözülmekte olan informal iliflkilerin yerini ald›¤›n› ve zay›flayan cemaat ruhunu böylece güçlendi¤ini ileri sürerken elefltirel yaklaflanlar. parçal› ve yatay bir örgütlenme modelinin geçerli oldu¤u bu kapitalist model. toplumsal niteliklerini tan›mlamak.7. kültürel ya da ekonomik etkinliklerini fiziksel uzakl›klar›n geçerli olmad›¤› bir uzamda gerçeklefltirmekte. A M A Ç 7 A M A Ç 6 . sermayenin dünya üzerinde ulusal s›n›rlar› aflarak ola¤anüstü ak›flkanl›k kazanmas› ve böylece dünyay› bir ortak pazar hâline getirmesi ise bir di¤er önemli dinamik de tüm dünyay› kuflatan yeni enformasyon ve iletiflim teknolojilerinin küresel imgelerin. Yerine.

kiflisel seçimlerin belirleyici oldu¤u ve kü-yerel kimliklerin öne ç›kt›¤› cemaat yap›lanmas›na ne ad verilir? a. iletiflim ve telekomünikasyon endüstrisinin bir arada ele al›nd›¤› düzenlemelere ne ad verilir? a. Yeni medya ortam›n›n gerektirdi¤i yasal çerçevenin haz›rlanabilmesi amac›yla. Kullan›mlar ve Doyumlar yaklafl›m› c. S›n›f fark› d. s›n›f. A¤ toplumu c. ‹nternet’e eriflim ve kullan›mda toplumun farkl› kesimleri aras›nda bir uçuruma iflarete eden kavram afla¤›dakilerden hangisidir? a. ‹çerme-d›fllama d. Chomsky c. Yak›nsama kültürü e. Demokratik uçurum e. A¤ toplumu d. Miller c. S›n›f çat›flmas› c. Modern toplum d. Sosyal medya e. Negri 7. Hall e. Castells d. Yeni medya 2. Merton 5. Düzenleyici yak›nsama c. Kitle toplumu e. Tabakalaflma b. ‹nsanlar›n medyay› farkl› amaçlarla kulland›¤›n› ileri süren yaklafl›m afla¤›dakilerden hangisidir? a. Propaganda analizi e. toplumsal cinsiyet. Kapitalist toplum 8. Bireylerin yeni medya ve sosyal a¤lar yoluyla iletiflime geçtikleri. Lowenthal 4. Hardt e. Murdock e. iletiflim teknolojilerine eriflimde ›rk. Hayali cemaat e. e¤itim. Yeni bilgi ve iletiflim teknolojilerinin. fiziksel uzakl›¤›n önemini yitirdi¤i. Dijital uçurum . Netsizlik e. Dijital uçurum d. Golding b. Afla¤›dan küreselleflme c. Horkheimer c. bireylerin sosyalleflme sürecinin her aflamas›nda önemli hâle geldi¤i. ‹letiflim toplumu c. bireylerin. Wikipedi c. Marcuse d. kurumlar›n ve toplumlar›n yatay bir örgütlenmeyle birbirlerine ba¤l› olduklar› toplum yap›s› afla¤›dakilerden hangisidir? a. Hall d. Kullan›c›lar›n bir a¤/ site içinde bütün di¤er kullan›c›lar›na aç›k bir profil oluflturmalar›n› ve ayn› a¤/site içerisinde iletiflim içinde olduklar› di¤er kullan›c› profillerini karfl›l›kl› etkileflim içinde takip etmelerini sa¤layan web tabanl› servisleri ne ad verilir? a. Teknolojik yak›nsama b. Teknolojik yak›nsama 10. Hayali cemaatler b. Teknokapitalizm b. yafl ve gelir durumu gibi farkl›l›klara ba¤l› olarak karfl›lafl›lan eflitsizlikleri tan›mlamak için kullan›lmaktad›r? a. Blog b. Sanal cemaatler 3. Afla¤›dakilerden hangisi Frankfurt Okulu kuramc›lardan biri de¤ildir? a. Bell b. Endüstri-sonras› toplum b. Sosyal a¤ d. Afla¤›dakiler kavramlardan hangisi. Afla¤›dakilerden hangisi Propaganda Modelinin bir temsilcisidir? a. S›n›rl› etkiler yaklafl›m› b. A¤ toplumu 6. Güçlü etkiler yaklafl›m› d.190 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Kendimizi S›nayal›m 1. Teknokapitalizm 9. “A¤ toplumu”nu ilk kez kavramsallaflt›ran sosyolog afla¤›dakilerden hangisidir? a. Adorno b.

Toplumsal örgütlenmenin a¤ biçiminde olmas›. kamuoyunun köklerinde yer alan yeni medyan›n küresel a¤›nda ise bu dü¤ümler. toplumlar›m›zda bask›n olan ifllevleri ve süreçleri yap›land›r›r. baflka uzamlarda gerçekleflmifl olsa da. her a¤›n karfl›s›ndaki dinamikleri. Avrupa Birli¤i’ni yöneten siyasi a¤da ise ülkelerin bankalar konseyleri ve Avrupa komisyonu üyeleridir. A¤lar. sonu gelmez bir y›k›m ve yeniden yap›lanma kültürü için. ayn› zamanda. Kaynak: Manuel Castells. 621-23. iflçiler ve flirketler için. sosyal. (2008). a¤lar aras›ndaki iliflkilerin ›fl›k h›z›nda iflleyen enformasyon teknolojilerine dayal› mimarisi. s. s›n›rs›z biçimde geniflleyebilen. A¤lar toplumlar›m›z›n yeni sosyal morfolojisini oluflturur. Di¤er yandan belli bir a¤ içinde dü¤ümler aras›ndaki ak›fllarda bir mesafe yoktur ya da ayn› mesafe korunmaz. kültürel) s›f›r ile (ayn› a¤daki herhangi bir dü¤üm için) sonsuz (a¤›n d›fl›ndaki bütün noktalar için) aras›nda de¤iflir. e¤lence stüdyolar›. bask›n toplumsal süreçlere damgas›n› vurur. sokak çeteleri. Ayr›ca bu a¤lar oluflturma mant›¤›n›n. Enformasyon Ça¤›’nda kültürel ifadenin. dü¤ümün ne oldu¤u. a¤lar aras›ndaki iç iflleyifl kurallar› ile makaslar. esneklik ve uyarlanabilirli¤e dayal› ifl. A¤lar›n tan›mlad›¤› topoloji. gizli havaalanlar›. Toplum ve Kültür. Toplumsal evrim ile enformasyon teknolojilerinin uyumlu hâle gelmesi. merkezsiz yo¤unlaflmaya dayal› bir kapitalist ekonomi için. A¤a dayal› bir toplumsal yap›. A¤da yer almak ya da almamak. a¤lar oluflturma mant›¤›n›n yay›lmas› da üretim. A¤lar hâlindeki bu somut zemin. a¤lar üzerinde ifade edilen özgül toplumsal ç›karlardan daha yüksek düzeyde bir toplumsal belirleyicili¤i oldu¤unu savunuyorum: Ak›fllar›n iktidar›. yenili¤e. A¤lar› birbirine ba¤layan makaslar (örne¤in siyasi sonuçlar› etkileyen medya imparatorluklar›n› kontrol alt›na alan finansal ak›fllar gibi). devletlere nüfuz eden uyuflturucu kaçakç›l›¤› a¤›nda. gönderen. iktidar iliflkilerinin anlaml› bir biçimde yeniden örgütlenmesinin de kayna¤›nda yer al›r. zaman›n bertaraf edilmesini amaçlayan bir toplumsal örgütlenme için çok uygun araçlard›r. bilgisayar grafi¤i ortamlar›. yönlendirilmesinin bafll›ca kaynaklar› hâline gelmifllerdir. A¤lar çok oldu¤undan. iktidar ve kültür süreçlerindeki iflleyifli. gizli laboratuvarlar. Ancak a¤›n morfolojisi. aç›k bir sistemdir. yeni teknolojik paradigma. toplumsal yap›n›n tamam›na yay›lmas› için gerekli maddi zemini de sa¤lar. alan seyyar ayg›tlard›r. kamunun ruh halinin an›nda ifllenmesine ayarlanm›fl bir politika için.Medya 191 Okuma Parças› Tarihsel bir e¤ilim olarak. ayn› a¤da bulunmayan iki nokta aras›ndaki uzakl›¤a k›yasla daha k›sa olmas›n› (ya da daha s›k ya da daha yo¤un) belirler. dengesini bozmaks›z›n yeniliklere gidebilecek. .7. sonuçlar› ciddi biçimde de¤ifltirir. deneyim. Ünite . Küresel finansal ak›fllar a¤›nda dü¤ümler. ‹stanbul Bilgi Üniversitesi Yay›nlar›: ‹stanbul. iktidar›n ak›fllar›n›n önüne geçer. haber ekipleri. Dolay›s›yla belli bir a¤ içinde dü¤ümler aras›ndaki ak›fllar aras›nda bir mesafe yoktur ya da ayn› mesafe korunmaz. siyasi. A¤lar. süreçler giderek a¤lar etraf›nda örgütlenmektedir. uzam›n yeniden edilmesini. birbiriyle ba¤lant›l› dü¤ümler dizisidir. sosyal yap› çerçevesindeki etkinliklerin geçeklefltirilmesi için somut bir zemin haz›rlanm›flt›r. Dolay›s›yla makasç›lar da iktidar sahipleridir. aç›kças› ayn› iletiflim kurallar›n› (örne¤in de¤erler ya da performans hedefleri) paylaflmalar› hâlinde yeni dü¤ümlerle bütünleflen aç›k yap›lard›r. iki nokta (ya da sosyal konum) aras›ndaki uzakl›¤›n (ya da etkileflim yo¤unlu¤u ve frekans›n›n) bu iki noktan›n ayn› a¤daki dü¤ümler olmas› hâlinde. ekonomik. toplumlar›n flekillendirilmesinin. baflka zamanlarda. A¤ toplumunun Yükselifli Enformasyon Ça¤›: Ekonomi. böylece toplumsal yap›n›n kendisini flekillendirir. A¤. yeni de¤erlerin. Enformasyon Ça¤›’nda bask›n olan ifllevler. son derece dinamik. A¤lar›n kapsamas›/d›fllamas›. Daha aç›k konuflacak olursak. para aklayan finansal kurumlard›r. koka ve haflhafl laboratuvarlar›. toplumumuzda bask›n olman›n ve de¤iflimin bafll›ca kaynaklar›d›r: Bu yüzden de a¤ toplumu dememiz yerinde olur bu topluma. hangi somut a¤lardan bahsetti¤imize ba¤l›d›r. menkul k›ymetler piyasas›d›r. a¤ çerçevesinde iletiflim kurabilmeleri. toplumlara. küreselleflmeye. sinyaller üreten. Dü¤üm bir büklümün kendi kendini kesti¤i noktad›r. Dünya çap›nda ekonomilere. televizyon sistemleri. ayr›cal›kl› iktidar ayg›tlar›d›r. Dolay›s›yla belli bir noktan›n ya da konumun mesafesi (fiziksel. sosyal morfolojinin sosyal eyleme üstün olmas›n›n damgas›n› vurdu¤u bir toplumdur bu (2008: 621).

Yan›t›n›z yanl›fl ise “Yak›nsama” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yan›t›n›z yanl›fl ise “‹letiflimin ‘Yeni’ S›n›rlar›” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yan›t›n›z yanl›fl ise “A¤ Toplumu Kavram›na Genel Bak›fl” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yan›t›n›z yanl›fl ise “A¤ Toplumunun Aktörleri” konusunu yeniden gözden geçiriniz. S›ra Sizde 2 Sanal cemaatler. Yan›t›n›z yanl›fl ise. “‹letiflimin “Yeni” S›n›rlar›: Dijital Uçurumlar. c Yan›t›n›z yanl›fl ise. Seslerini küresel düzeyde duyurmay› baflaran hareketler aras›nda Küresel Adalet Hareketi (Global Justice Movement). Yan›t›n›z yanl›fl ise “A¤ Toplumunun Mimarisi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. 2. Bölünmeler” konusunu yeniden gözden geçiriniz. b 8. ça¤dafl dünyada hayat›n y›k›c› ak›fl› ve zaman›n bölünmüfllü¤ü içerisinde kendini toplumsal iliflkilerin d›fl›nda ya da k›y›s›nda bulan bireyin yal›t›lm›fll›ktan kurtulmas›na olanak sa¤lamaktad›r. “Medyaya Ça¤dafl Elefltirel Yaklafl›mlar” konusunu yeniden gözden geçiriniz. “Medya’n›n Ekonomi-Politi¤i ve Ekonomi-Politik Yaklafl›m(lar)” konusunu yeniden gözden geçiriniz. e 6. Yan›t›n›z yanl›fl ise. Yan›t›n›z yanl›fl ise. Dünya Sosyal Forumu (World Social Forum) ya da Halklar›n Küresel Hareketi (Peoples’ Global Movement) say›labilir. S›ra Sizde Yan›t Anahtar› S›ra Sizde 1 Ekonomik ve politik iktidarlar›n küreselleflme sürecinde uygulad›klar› yay›lmac› politikalar karfl›s›nda elefltirel bir tutum sergilenmesi gerekti¤ini ileri süren ve küreselleflme karfl›t› söylemleriyle bilinen çeflitli toplumsal hareketler bulunmaktad›r. c 7. b 9. Yan›t›n›z yanl›fl ise. “Girifl: Önemli Bir Toplumsal Kurum Olarak Medya” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Üstelik birey içine do¤du¤u iliflkiler a¤›na ba¤l› kalmak zorunda olmadan da üyesi olmak istedi¤i grubu ve iliflki biçimini kendi amaçlar› do¤rultusunda seçebilir ya da diledi¤inde bu cemaatin üyeli¤inden ayr›labilir. d 4. “Medya Araflt›rmalar›n›n Tarihçesi ve ‹lk Kuramsal Yaklafl›mlar” konusunu yeniden gözden geçiriniz. e . b 3.192 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar› 1. c 10. b 5.

‹LEF Y›ll›k. Gülseren (2006). “Kültür Endüstrisi: Kitlelerin Aldat›lmas› OlarakAyd›nlanma. Çev.) Medya. Ali (2012).” (Der.) Mehmet Küçük. “Kültür. Theodor (1975). A¤ toplumunun Yükselifli Enformasyon Ça¤›: Ekonomi. Medya. Imagined Communities: Reflections of the Spread of Nationalism. ‹deolojik Etki. Arjun (1996). ‹rvan (der. Castells. Toplum ve Kültür. J.” Yay›nlamam›fl Çal›flma. Siyaset. s. Ankara: ‹mge yay›nevi. . ‹stanbul: Kabalc› .R.1996. “‹letiflim Araçlar› Üzerine Bir Çal›flma: Kuramsal Yaklafl›mlar. s. Medya. ‹nal). “Önsöz: Neden Kad›n Odakl› Habercilik. 1994) içinde. Appadurai. “Medya Sosyolojisi: Egemen Paradigma. Siyaset..” Culture.. 38-41. Emre (2009). (1990). Boston: Beacon Press. s. Glen ve Royston Martin (2009). Manuel (2010). Manuel. Anderson. 1997. s. Eskiflehir: Anadolu Üniversitesi AÖF Yay›nlar›. php?statistics. 25-66. 251-274. Sosyolojiye Girifl. Uygulamal› Kültürel Sosyoloji. Routledge. ve Blumler. (2009). 199-219. s. “Sosyal Medyan›n ‘Devrimci’ Gücü Üzerine Genel bir De¤erlendirme”. Medya. The New Media Monopoly. Castells. Mass Communication Review Yearbook. (2008). M. K. Tony ve di¤erleri (2003).” (Der. The Coming of the Post Industrial Society: A venture in social forecasting. 268301. Gurevitch. Hall. Society and Culture-1. s. “Kültür. W. Robert (1985).) Nadir Su¤ur. Penguin: Harmonsworth. Gülseren (2011). 49-78. “Kitle ‹letiflim Araflt›rmas›nda Yeni Revizyonizm: Bir Yeniden De¤erlendirme Çabas›. Say›: 36. Language. Yaz 2003. Ç.Adorno ve M. Londra: Verso. Çev. ‹ktidar.com/press/info. Todd (1978).” (Çev. Community and Everyday Life. Oxford University Press: USA.” S. Horkheimer. 128-138. Communication Power. ‹stanbul: ‹stanbul Bilgi Üniversitesi Yay›nlar›:. 1993. Edgar. Creeber. (Son eriflim tarihi: 18 A¤ustos 2011). Kitle ‹letiflimi ve Toplum. Peter ve Graham Murdock (1991).”Medya Dünyalar› ve Toplumsal Dönüflüm. ‹stanbul: Aç›l›m Kitap Edles. Kültür. 329-356. Golding. Media. Ankara: Ütopya Yay›nevi Adakl›. Dursun. “Kültür Endüstrisini Yeniden Düflünmek. (Çeviri Editörü. 1997. Meral Özbek). Ben (2004). : Minneapolis: University of Minnesota Press Bagdikian. s. Gökalp. New York: Routledge. Gitlin. (1982). ‹ktidar. Atay. Adorno. The Information Age: Economy. 2006 Ergur. The Rise of the Network Society. Castells. Laura Desfor (2002). Hackett.) Stuart Hall ve di¤. TV Haberlerinde ‹deoloji. 19-65. W. James vd. “Siyasal ‹letiflim Sistemleri ve Demokratik De¤erler. s.7-62. (Der. Digital Cultures: Understanding New Media. s.” ‹letiflim Çal›flmalar›nda K›r›lmalar ve Uzlaflmalar.Medya 193 Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar Adakl›. Stuart (1980). Ankara: Ark yay›nevi. Neoliberalizm Ça¤›nda Mülkiyet ve Kontrol ‹liflkileri.7.) Kad›n Odakl› Habercilik (‹stanbul: IPS ‹letiflim Vakf› Yay›nlar›). Gurevitch& M. s. 2. ‹deoloji (Ankara: Ark yay›nevi. Bilton. Ankara: Siyasal Kitabevi. Curran. Blackwell: Oxford.” (Der. Benedict (1991).” S. Ankara: Ark yay›nevi. 169-209. s. Karaflahan. Levy. Bell. Hall. London: Open University Press. “Decline of a Paradigm? Bias and Objectivity in News Media Studies. Stuart (1979). KAOSGL. Sevilay Çelenk (Ankara: DeKi Yay›nlar›.” Cogito. s.) Süleyman ‹rvan. ‹letiflim ve Ekonomi Politik. s. W. Modernity at Large. Alankufl (Der. Ayd›nlanman›n Diyalekti¤i. Graham (2006).” T. Manuel. Ünite . www.” (Der. Theodor ve Max Horkheimer (1944). Daniel (1973).” (Der. (5). Day.) Mehmet Küçük Medya. (2001). Kültür. Bask›. Der. 2008. “Medya. Alankufl. UK. Türkiye’de Medya Endüstrisi. 1-26 Facebook (2011). ‹deoloji (Ankara: Ark Yay›nevi) içinde. M. Sosyoloji. Sevda (2007).) M. Kültürel Kuramda Anahtar Kavramlar. Andrew ve Peter Sedgwick (2007). James (1990). 1985. “Encoding/Decoding. 119. 228-253. 2008). C. 7683 Adorno.facebook. Curran. ‹stanbul: Babil Yay›nlar›.

1-55. Erol (1994). Hanno. s. Nurcan (2005). Orhon ve B. Londra: Sage Mutman. Haberi Okumak. Sassen. ‹stanbul: Babil yay›nlar›. New York University Press: New York.) S. Media. Ankara: Ark Yay›nevi Nalçao¤lu.” Haralambos. 13-74. Yeni ‹letiflim Ortam›. Press. s. Raflit (2009). Yeni ‹letiflim Teknolojileri ve Demokrasi. M. Kevin (2003). Mahmut (1995). Ankara: ‹mge Yay›nevi Kellner. 20: 3. 1997. “Communication and the Media. Törenli. Londra: Routledge. Lolborn. Sage: London. ‹ktidar Yuma¤›. The New Imperatives. S. s. 43-57. Van Zoonen. Saskia (2001). 26-71 Murdock. Paul (2011). Aksoy. ve M.” (Der. “Televizyonu Nas›l Sorgulamal›?. Siyaset. Medya. Kaya. 1994). Rheingold. Mutlu. Medya. Cultural Citizenship and the Public Sphere. 57-103.) Stuart Hall.” (Der.” Londra: Sage. The global city: New York. Nick (2003). “Medyaya Feminist Yaklafl›mlar. Medya ve ‹letiflim Sosyolojisi. (1989). Ankara: Bilim ve Sanat. 2005. Themes and Perspectives.” Sociological Theory. Kültür.” (Der. ‹ktidar. 301-335. Massachusetts: Addison Wesley. Siyaset. Timisi. Éric (2011). s. “‘Elefltirelin Geri Dönüflü ve Radikal Muhalefetin Meydan Okuyuflu: Elefltirel Teori. “Media. Stevenson. s. Medya. Kültür.) Medya. 710-741. Philip (2001). Maigret. Hodkinson. Halil (2003). Süleyman (Der. ‹ktidar. ‹nal. ‹stanbul: IPS ‹letiflim Vakf› Yay›nlar›. s. G. Ankara: Dost Yay›nevi Trowler. ‹deoloji. Stuart (1997). Douglas (2002). “The Work of Representation. Understanding Digital Culture. (1990). London. Understanding Media Theory. Güzelsar› ve ‹. ‹stanbul: Temuçin Yay›nevi. Çev. s. “Theorizing Globalization. Vincent (2011). Sosyal Teori ve ‹letiflim. Nilüfer (2003). Williams. “Medya ve Toplum ‹liflkisini Anlamak Üzere Bir Çerçeve.) Mehmet Küçük.” (Der. “Roland Barthes:Bir Avant-Garde Yazar›. Stevenson. Ankara: Ark.” Public Communication. G. Howard (1993).” Cultural Citizenship Cosmopolitan Questions. Tokyo. 1-15. No:67. “Redrawing the Map of the Communications Industries: Concentrationand Ownersip in theEra of Privatization. Gündo¤du. Kültürel Kuram.) (1997). Sociology. 1997. Paul (2008). Kültürel Çal›flmalar ve Amerikan Kitle ‹letiflim Araflt›rmas›. Ankara: Ark Yay›nevi. Stuart (1984). Londra: Arnold . (Ankara: Ark yay›nevi. Culture and Society: An Introduction. Liesbet (1991).1(1): 9-38 ‹rvan. Douglas (1995). Medya ve Toplum.194 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Hall. Media Culture.” Toplum ve Bilim. Ayfle (1996). Londra: Collins. Representation: Cultural Representations and Signifying Practices. Medya Kültürleri.” ‹letiflim Araflt›rmalar›. Kellner. Henry (2006). Virtual Communities: Homesteading on the Electronic Fronties. Jenkins. “‹deolojinin Yeniden Keflfi: Medya Çal›flmalar›nda Bask› Alt›nda Tutulan›n Geri Dönüsü. ‹stanbul: ‹letiflim yay›nlar›. Medya-SermayeDevlet.) Mehmet Küçük (der.E. Miller.) Sevda Alankufl. 1994) içinde. Londra: Sage. Convergence Culture: Where Old and New Media Collide. ‹deoloji (Ankara: Ark yay›nevi. Hardt. Nick (2002). Princeton University Press. s. Yeni Medya. Hall. Ankara: Ütopya Kitabevi.” (Der. Ayfle (2003). ‹nal. Open Uni. 285-305. Çev. ‹letiflim Sözlü¤ü. Smith. ‹rvan.

.

yap›sal-ifllevselcilik ve çat›flmac› yaklafl›m›n temel özelliklerini ve toplum konusundaki görüfllerini karfl›laflt›rabilecek. Mikro veya bireysel etkileflim temelli toplum anlay›fllar›n›n topluma genel yaklafl›m biçimlerini aç›klayabileceksiniz. WEBER VE S‹MMEL • MODERN DÖNEM TOPLUM TEOR‹LER‹ • M‹KRO VEYA B‹REYSEL ETK‹LEfi‹M TEMELL‹ TOPLUM ANLAYIfiLARI Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Toplum . Farkl› toplum felsefeleri ve sözleflme teorilerinin toplum anlay›fllar›n› ve bireyin do¤as› ve toplum aras›ndaki iliflki konusundaki görüfllerini aç›klayabilecek. Modern sosyal teorilerden yap›salc›l›k. erken dönem ifllevselcilik. DURKHE‹M. Klasik sosyal teorinin kurucular› olan Karl Marx.8 Amaçlar›m›z • • • • • • • SOSYAL B‹L‹MLERDE TEMEL KAVRAMLAR Bu üniteyi tamamlad›ktan sonra. Max Weber ve Georg Simmel’in toplum teorilerinin temellerini ve aralar›ndaki farkl›l›klar ve benzerliklerini ay›rt edebilecek. Anahtar Kavramlar Toplum Felsefesi Toplumsal Sözleflme Muhafazakâr Sosyoloji Organizmac›l›k Evrimcilik Klasik Teorileri Modern Teorileri • • • • • Yap›salc›l›k Erken Dönem ‹fllevselcilik Yap›sal-ifllevselcilik Çat›flma Teorisi Mikro veya Bireysel Etkileflim Temelli Toplum Anlay›fllar› ‹çindekiler • TOPLUM NED‹R? • TOPLUM FELSEFELER‹ • KLAS‹K DÖNEM TOPLUM TEOR‹LER‹: MARX. Émile Durkheim.

savaflç›lar. 427.322). Örne¤in. yani toplumun bireylerden de¤il gruplardan olufltu¤una inan›r.347) ve Aristoteles (M.M. tüccarlar. Bu nedenle “toplum” olgusunu anlayabilmek için farkl› yaklafl›mlarda toplumun nas›l ele al›nd›¤›n› görmek önemlidir. yoksullar. Ayr›ca. baflka yaz›lar›n›n yan› s›ra s›ras›yla özellikle Devlet ve Politika adl› kitaplar›nda bir toplum tan›m› yapmaya çal›flm›fl ve bu tan›mlar günümüzdeki sosyologlar ve sosyal bilimcileri farkl› biçimlerde etkilemifltir. Tarihsel bir perspektifle önce felsefi yaklafl›mlara bakal›m. farkl›laflm›fl bir yap› olarak kavrar. TOPLUM FELSEFELER‹ ‹nsanlar en bafl›ndan beri içinde yaflad›klar› toplumlar› anlamaya ve tan›mlamaya çal›flm›fllard›r. ‹nsanlar›n bu yüzden topluluklar hâlinde. ‹kisi de toplumu bütüncü (holistik) bir temelde. toplumu ifl bölümü ve toplumsal eflitsizlik etraf›nda yap›lanm›fl ‘birleflik’ bir sistem olarak ele al›r. . Platon. Toplumun kökeninde insan do¤as›n›n yatt›¤›n› düflünen Aristoteles. parçalar›n bütüne zorunlu olarak ba¤l› olduklar› bir ‘organizma’ biçiminde tan›mlam›fllard›r.M. birçok sosyal bilimci ve sosyolog bunu söylerken bak›fl aç›lar›na ba¤l› olarak toplum kavram›na farkl› anlamlar yüklemektedir. Dolay›s›yla toplumun bu iç güdünün doruk noktas›n› oluflturan toplumsal iliflkilerde içkin bir sosyalli¤in ifadesi oldu¤unu kabul eder. Antik Ça¤’da Platon (M.Ö. karmafl›k. ayr› unsurlar›n hem bütüne katk›da bulunduklar› hem de ondan ba¤›ms›z olarak kald›klar›. Toplum felsefesi: Toplumun bilimsel yöntemler ve araflt›rmalarla de¤il.Ö. bütünün hem kendisi hem unsurlar› di¤er parçalar›yla karfl›l›kl› iliflki içindedir ve di¤erlerinden ba¤›ms›z olarak aç›klanamaz. Bu yaklafl›ma göre. Platon. orta s›n›ftan) olufltu¤unu kabul eder.Ö. yani toplumsal düzenin. Ancak. Aristoteles. insanl›¤›n do¤as› gere¤i toplumsal ve politik özellikler tafl›d›¤›n› belirtir. 384. bütünün ç›karlar›n›n tek tek parçalar›n ç›karlar› karfl›s›nda önceli¤e sahip oldu¤u “ak›lc› yasalar”›n ürünü olarak görür. Bütüncü (holistik) yaklafl›m: Her varl›¤›n içinde bulundu¤u ortamla ve/veya kendini oluflturan unsurlarla bütünlü¤ü içinde aç›klanmas›. zenginler.Toplum TOPLUM NED‹R? ‹nsanlar›n tarihte uzun bir zamand›r toplum hâlinde ve farkl› toplum biçimleri içinde yaflad›klar› söylenir. parçalar› bütüne tabi olmalar› çerçevesinde tan›mlayarak özellikle toplumsal düzenin birli¤ini vurgularken Aristoteles toplumu. farkl›laflm›fl bir yap› olan toplumsal bütünün. Toplumun sa¤l›¤›n›n. Toplumsal kurumlar›n bireyleri gruplar ve birlikler oluflturmaya yöneltip insan›n asli do¤as›n› gelifltirmesini sa¤layan cinsel arzu gibi iç güdülerden türedi¤ini düflünür.Ö. baflkalar›yla birlikte yaflamaya mahkûm olduklar›n› öne sürer. salt soyut ve varsay›msal özelliklerine göre sadece ak›l yoluyla aç›klanmas›n› öngören felsefedir. Böylece toplumsal yap›n›n ifllevler ve toplumsal zenginlik temelinde ayr›flm›fl toplumsal gruplardan (üreticiler.

bunlar›n yaratt›¤› alt üst olufllar ve ciddi sosyal problemleri aç›klamaya itmifltir. daha çok fizyolojik ve biyolojik varl›klar olarak yaflad›klar› bir dönemin bulundu¤u görüflü. herkesin herkesle savafl içinde oldu¤u bir durum de¤ildir. Bunlardan Thomas Hobbes (1588-1679). onlar üzerinde egemenlik kurmad›kça kendini güvenli hissetmeyece¤i için bu istek toplum içinde uyguland›¤›nda ‘iktidar arzusu’na dönüflür. Locke için do¤a durumu insan›n insan›n kurdu oldu¤u. Bu de¤iflimler keflifler ve icatlar. O. Do¤a durumu: ‹nsanlar›n toplum hayat›na geçmeden önce do¤ayla uyumlu. Orta Ça¤’›n ‹lâhi Yasa ve dinsel egemenlik anlay›fllar›n› reddeden alternatif bir dünya görüflü olarak geliflen Ayd›nlanma’yla birlikte toplumun kökenleri sözleflmeye dayal› yükümlülüklerin ve karfl›l›kl› toplumsal iliflkilerin temel oldu¤u bir yap›da aranmaya bafllam›flt›r. Do¤an›n sa¤lad›¤› imkânlardan herkes eflit olarak yararland›¤› için mülkiyetin ortak oldu¤unu kabul eder. Bu yüzden.198 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Toplumsal Sözleflme Teorileri ve Toplum Toplumsal sözleflme: ‹nsanlar›n asosyal bir durumdan ç›kmak için aralar›nda farkl› nedenlerle sözleflme (anlaflma) yapt›klar› ve kendilerini ba¤layan bu sözleflme temelinde toplum hayat›na geçtikleri düflüncesi. do¤ada veya toplumdaki belirli oluflumlar veya süreçleri sadece belirli bir faktöre dayand›rarak aç›klama e¤ilimi. ‹nsan›n toplum içindeki davran›fllar›n›n temelinde “hayat›n› sürdürmek amac›” veya bunun uzant›s› olan ‘güvenlik iste¤i’ ve ‘bencillik’ yatt›¤›n› düflünen Hobbes’a göre birey aç›s›ndan aslolan kendi ç›karlar›d›r ve toplum bireysel ç›karlar›n gerçeklefltirilme arac›d›r. Ayr›ca. mutlulu¤a yönelip elemden kaçt›klar› için herkesin kendi zevkleri ve mutlulu¤u yönünde davranmas›n›n sa¤lanmas› gerekir. ‹nsanlar. iyi niyeti ve karfl›l›kl› iliflkileri yans›tt›¤›n› düflünen John Locke’a (1632-1704) göre toplumsal çat›flmalar›n ve uzlaflmaz ç›karlar›n kayna¤› özel mülkiyet ve toplumsal eflitsizli¤in artmas›d›r. ‹ndirgemecilik: Evrende. Ayd›nlanma’n›n ve önceki de¤iflimlerin hem bir sonucu olan hem de onlar› yeniden dönüfltüren iki büyük olay Frans›z Devrimi ve Sanayi Devrimi de insanlar›n toplumu anlama. intikam›n da etkisiyle toplumsal kargaflaya yol açabilir. do¤a yasas›n›n s›n›rlar› içinde davran›fllar›n› düzenlemek konusunda mükemmel bir özgürlük ve eflitlik içinde olduklar› bir durum oldu¤unu düflünür. bu yöndeki aray›fllar› daha acil hâle getirmifltir. kolay de¤iflmez ve ebediymifl gibi görünen Orta Ça¤’›n kurumlar›n›n yaflanan köklü dönüflümler sonucunda y›k›lmas› ve yeni bir toplumun ortaya ç›k›fl› insanlar› bu h›zl› de¤iflimleri. Baflka de¤iflimlerin yan› s›ra. eflit ve bar›fl içinde olmalar›na ra¤men. onu yeniden tan›mlama çabalar›n›. Burada toplum insanlar›n tarihin bafllar›nda içinde yaflad›klar› varsay›lan do¤a durumu ve dolay›s›yla bir ‘insan do¤as›’ fikri etraf›nda aç›klanmaya çal›fl›l›r. Do¤al koflullar›n daha çok bar›fl›. Öteki insanlar aras›ndaki bir insan. kiflinin kendine zarar vereni cezaland›rma hakk› ‘savafl durumu’ yarataca¤› için bu savafl durumundan kurtulmak amac›yla do¤a durumunu terk edip topluma girmifllerdir. do¤a durumunda özgür. do¤a durumunun insanlar›n kimseden izin almadan ve baflkas›n›n iradesine tabi olmadan. Ona göre insanlar hazza. ‹stikrarl›. yo¤un bir sermaye birikimi sonucunda oluflan ticarî ve mali burjuvazi. kendi kaba materyalist ve indirgemeci yaklafl›m›ndan hareketle olaylar›n nedeni olan nesnenin hareket yasalar›n›n insan davran›fllar› alan›nda oldu¤u kadar toplumsal olaylar alan›nda da geçerli oldu¤unu belirtir. bilginin ve bilimsel bilgilerin teknolojiye dönüfltürülmesiyle ortaya ç›kan sanayi toplumunun (ve kapitalizmin) üretti¤i sanayi burjuvazisinin ve bütün bu ekonomik dönüflümler neticesinde büyük ölçüde daha önce topra¤a ba¤l› serflerin dönüflmesiyle ortaya ç›kan iflçi s›n›f›n›n (proletaryan›n) ortaya ç›kmas›d›r. bu ‘do¤a durumu’nda güvenlik iste¤i insan do¤as›n›n temel ihtiyac›d›r. yani hem davac› hem de yarg›ç olma hakk›na sahip oldu¤u için bu durum. . Kaba materyalizm: Materyalizm her fleyin kayna¤›nda maddenin oldu¤unu veya maddenin farkl› biçim kazanm›fl hâlleri oldu¤unu öne sürerken kaba materyalizm her fleyin salt maddî oluflumlarla veya onlar›n basit yans›malar› olarak aç›klanabilece¤ini öne sürer. bir insan›n öteki insanlarla ilgilenmesinin bir nedeni kendi güvenli¤iyle ilgili kayg›lar›d›r. Ancak ona göre do¤a durumunda herkes kendine zarar vereni cezaland›rma.

Ona göre toplumsal hayat›n temel amac›.Toplum 199 Bireylerin do¤aya ba¤›ml› olduklar› ve ‘insanlar’›n sadece basit fiziksel ihtiyaçlara sahip olduklar› toplum-öncesi bir “do¤a durumu”ndan söz eden Jean-Jacques Rousseau (1712-1778) da ‘do¤a durumu’nda tüm evrende insanlar›n arzulad›klar› fleylerin sadece besin. ‹nsan ancak toplum için varolur. Birey kendi bafl›na çaresizdir. Her birey sadece kendi bireysel ç›kar›n›n. toplumun bireyi biçimlendirdi¤ini kabul eder. hiyerarfli gibi geleneksel de¤erler ve yaflam biçimlerini ak›l ve bilim arac›l›¤›yla dönüfltürmeyi ve bilimsel ilkeler üzerine yeni bir toplum kurmay› hedefleyen düflünceler bütünü. Rousseau insanl›¤›n bu geliflmelerin yaratt›¤› olumsuzluklardan kurtulman›n ‘do¤a durumu’nun temel ilkelerinin modern dünyan›n. eflitlikten söz etmekse aylakl›k ve günahkârl›kt›r. birikmifl iktisadi mallar›n fiyat mekanizmas› arac›l›¤›yla da¤›t›m›n›n do¤al olarak düzenlenmesi sistemi. iflçi ve iflveren. Toplum olarak an›lan oluflum son derece rasyonel bir iktisadi topluluk.. devletin bireylerin ekonomik ve di¤er giriflimlerine hiçbir müdahalede bulunmamas› gerekti¤inin. Bonald. örne¤in Adam Smith gibi tan›mlayan. “do¤rudan Tanr›’n›n yaratt›¤› toplum”u esas al›r. Toplumun yap›sal kanunu. toplumu dönemin ‹ngiliz iktisatç›lar›. bir tür ekonomik maddî iliflkilerdir. toplumsal. kilise ve loncan›n otoritesi alt›nda refaha ulaflabilir. ilerlemeci toplum ve insan anlay›fllar›na tepki olarak Orta Ça¤’a veya modern koflullarda Orta Ça¤’›n ilkelerine dönmeyi öneren muhafazakâr toplum felsefeleri ortaya ç›km›flt›r. insanlar›n kendi bencillikleri genel ihtiyaçlar›n doyurulmas›Ayd›nlanmac›l›k: Ortaça¤›n son döneminde yaflanan büyük çapl› ekonomik. hiçbir katk›da bulunamaz. toplum onu kendi amaçlar› do¤rultusunda biçimlendirir. toplum ve devlet olmak üzere üç ahlakilik dünyas› oldu¤unu düflünen. ‹nsanlar›n karfl›l›kl› iliflkilerinin oldukça s›n›rl› oldu¤unu ve birbirlerine fazla muhtaç olmad›klar›n› belirten Rousseau’ya göre toplum tar›m›n keflfi. otorite. yani do¤al dürtüler oldu¤unu ifade eder. arz eden ve talep eden olarak belirli ç›karlarla karfl›laflmas› esas›na dayan›r. gelenekler. Tekil bireyler sadece kendi amaçlar› peflinde koflarken esas maddi iliflkiler kanununa uyarak di¤er bireylerin ve genelin ç›karlar›na uygun davranmak zorundad›r. Toplumun kayna¤› Tanr› oldu¤u için akl›n geleneksel inançlardan üstün görülemeyece¤ini öne süren Bonald’a göre. Muhafazakâr felsefenin en önemli temsilcilerinden biri olan Louis de Bonald (1754-1840) ç›k›fl noktas› olarak bireyi de¤il toplumu. do¤rudan bir piyasa ve mübadele toplumudur. ç›karlar› ve de¤erlerini toplumun genel ç›karlar› üzerinde tutan. ifl bölümünün. Toplum insan ihtiyaçlar›n›n. . Genele dâhil oldu¤u hâlde. metalürjinin geliflimi ve di¤er olaylar sonucunda ortaya ç›km›flt›r. günün koflullar›na uygun biçimde uyarlanmas›yla mümkün oldu¤unu düflünür. cinsellik vb. Tanr› toplumu yaratt›¤› için. Ayn› zamanda. yani liberal kapitalist bir toplum anlay›fl›n› benimseyen Georg Wilhelm Friedrich Hegel (1770-1831) dir. bireyci. “‹nsan hayat› toplum onu nas›l yapm›flsa ancak o olabilir.8. din. Ona göre toplumsal ba¤lar›n özü hiyerarflidir. bireysel amaçlar›n›n peflindedir. Bunlardan biri de muhafazakâr yan› a¤›r basmas›na ra¤men. bireylerin aile birli¤indeki organik ba¤l›l›klar›ndan ayr›lm›fl. insanlar›n onun ifllerine kar›flmamalar› ve kutsal bir varl›¤› de¤ifltirmeye çal›flmamalar› gerekir. di¤erlerini de zorunlu olarak görse de devleti en üste yerlefltiren Hegel’e göre toplum kendine özgü kanunlara sahip bir yap›d›r. mal ve hizmetlerin arz-talebinin ve fiyat oluflumunun piyasada kendili¤inden flekillenece¤inin düflünüldü¤ü ekonomik sistem. toplumlar›n bu ilkeler üzerine kurulmas› gerekti¤ini öne süren anlay›fl. otorite olmal›d›r. bireyci de¤erlerin ve piyasa ilkelerinin egemen oldu¤u. bireyin kendisinin d›fl›ndakiler onun için hiçbir anlam ifade etmez. Muhafazakâr Tepki ve Toplum Bu Ayd›nlanmac›. bireysel özgürlük de¤il. Bireycilik: Bireyin kiflisel haklar›.” Muhafazakâr toplum anlay›fl› sonraki dönemlerde birçok toplum felsefesi ve yaklafl›m›n› farkl› biçimlerde etkilemifltir. Toplum içinde bireyler sadece bu münasebetle birbirlerine yanafl›r ve ba¤lan›r. yerel topluluk. bireyin toplumu de¤il. siyasal ve kültürel geliflmeler sonucunda ortaya ç›kan. Çünkü insanlar ancak aile. Liberal kapitalizm: Bafllang›çta ‘serbest rekabetçi kapitalizm’ olarak da adland›r›lan. Aile. Ünite . sadece bireyler olarak birbirleriyle sat›c› ve al›c›.

toplumu hareket ve dönüflüm hâlinde incelemektir. onun deyimiyle ‘sosyal fizyolojinin. ifl bölümünün daha geliflkin hâle gelmesini anlar. toplumun belirli evrim geçirdi¤ini kabul etse de bu evrimden köklü ve yap›sal bir de¤iflimi de¤il. Bu ve benzeri bütün pozitivist ve evrimci anlay›fllarda Spencer’da da görece¤imiz gibi toplum do¤ayla özünde ayn› yasalara tabi bir varl›k. istikrarl›. araflt›r›lamayan ve s›nanamayan iddialar›n temelden yoksun metafizik önermeler olduklar›n› öne sürer. toplumun do¤an›n bir parças› ve uzant›s›. gelir ve yaflam düzeyleri. zihniyetin bir evrimi oldu¤unu düflünen Comte toplumun statik ve dinamik yanlar› oldu¤unu öne sürer. Pozitivizm: Genelde. Saint-Simon. Spencer. Toplumun kanunlar›n›n do¤al kanunlar oldu¤unu belirten Hegel’e göre toplum esas yap›s›nda de¤iflmezdir. Sosyal s›n›f: Meslekleri. Sosyal Darwinizm: Darwin’in do¤ada canl› türleri aras›nda ifllerlikte oldu¤unu iddia etti¤i yasalar veya ilkelerin toplumlarda da geçerli oldu¤u düflüncesi. kal›c›. toplumun kendi do¤al evrimi içinde daha iyiye gidece¤ini düflündü¤ü için devrimci de¤iflmeler önermez. Saint-Simon’dan farkl› olarak toplumlar›n evriminin asl›nda özellikle insanl›¤›n dünyaya bak›fl aç›s›n›n. yal›n ve homojen ilkel kabile gruplar›ndan. toplumsal gerçekli¤i aç›klay›c› unsurlar›n bu gerçekli¤in. hayatta kalma ve adaptasyon süreciyle iliflkili belirli ‘temel yasalar’a göre gelifltiklerini öne sürer. farkl›laflmay›. yani toplumun (somut) oluflumunda bulundu¤unu öne sürer. Organizmac›l›k: Toplumun canl› bir organizmaya benzedi¤i ve onun gibi iflledi¤i düflüncesi. Spencer. Darwin gibi Spencer da toplumu . Sosyolojik Toplum Teorisinin Temelleri: Saint-Simon. toplumlar›n bir içsel farkl›laflma ve bütünleflme süreciyle çevrelerine uyum sa¤lad›klar›n› ve homojenlikten heterojenli¤e do¤ru ilerlediklerini ifade eder. kurumlar ve inançlar tarihsel süreç içerisinde sürekli dönüflüm hâlindedir.200 ‹ç dinamikler: Toplumun yap›s›. geliflmifl ve farkl›laflm›fl modern sosyal sistemlere do¤ru evrimlefltiklerini düflünür. Sosyal Darwinist bir bak›fl aç›s›yla toplumlar›n t›pk› do¤a gibi do¤al ay›klanma. Marx’a göre bireylerin sosyal s›n›flar›n› üretim araçlar›n›n özel mülkiyetine sahip olup olmamalar› belirlerken Weber’e göre bireylerin s›n›fsal konumlar›n›n belirlenmesinde mülkiyetin yan› s›ra statü ve güç de etkilidir. temel görevi. Sosyal dinamik: Comte’a göre sosyolojinin toplumun nas›l ve hangi süreçlere göre ve hangi ilkeler (veya yasalar) temelinde de¤iflti¤ini ve evrimleflti¤ini araflt›ran k›sm›. çal›flma koflullar›. tüketim al›flkanl›klar› ve genel düflünce tarzlar› bak›m›ndan birbirine benzer koflullar ve özelliklere sahip insanlar toplulu¤u veya kategorisidir. ‹flte ‘toplum’. dolay›s›yla do¤a yasalar›na tabi oldu¤u için sosyal bilimlerin yöntem olarak do¤a bilimlerini kendine model almas› gerekti¤ini savunan pozitivizm. Bu yüzden sosyolojinin. sosyolojinin toplumun düzenli. toplumlar›n evrimine yön veren güçlerin toplumsal gruplar veya sosyal s›n›flar aras›ndaki çat›flmalar oldu¤unu düflünür. devletin aksine. Sosyal fizyoloji: SaintSimon’un toplumun bir organizmaya benzedi¤ini ve onun gibi incelenebilece¤ini belirtmek için gelifltirdi¤i kavram. O. toplum alan›na uyarlamaya çal›flan Herbert Spencer (1820-1903) organizmac› toplum anlay›fllar›n›n örnek temsilcisi olarak görülebilir. Sosyal statik: Comte’a göre. sürece yard›mc› olacak reformlar›n gerekli oldu¤unu belirtir. Hegel. biyolojik organizmalar gibi toplumlar›n da basit yap›lardan karmafl›k yap›lara do¤ru gelifltiklerini belirtir. Bu mekanizmay› düzenleyen kanunlar de¤iflmez ve bir tür do¤a kanunlar›d›r. Toplumun iç dinamiklerinin önemini vurgulayan Saint-Simon’a göre bir toplumdaki yap›lar. Hem toplumsal düzeni hem de de¤iflmeyi aç›klamaya çal›flan bu sosyologlar hem muhafazakâr hem de yenilikçi toplum anlay›fllar›n›n s›k›nt›l› bir kar›fl›m›n› savunur. Bir Organizma Olarak Toplum: Spencer Charles Darwin’in düflüncesini sosyal bilimlere. yani onun nas›l belirli bir düzen içinde ve düzenli olarak iflledi¤ini araflt›ran k›sm›. Comte ve Spencer Toplum felsefesi düzeyinde kalmalar›na ra¤men daha bilimsel ve sosyolojik toplum anlay›fllar›n›n temelleri Saint-Simon (1760-1825) ve Auguste Comte (17981857) taraf›ndan farkl› biçimlerde at›l›r. Farkl› bir ifadeyle insan topluluklar›n›n. Saint-Simon. Saint-Simon toplumun bilimini ‘sosyal fizyoloji’ olarak nitelerken Comte bafllarda sosyoloji yerine ‘sosyal fizik’ terimini kullan›r. Bu toplum anlay›fl› sonraki birçok düflünür ve sosyal bilimciyi farkl› derecelerde etkilemifltir. Bütün toplumlar›n ortak bir evrim çizgisinden geçmeleri gerekti¤ini düflünen Comte. somut olarak gözlenemeyen. toplum zemininde tarihsel evrim yoktur. uzun süreli özelliklerini. do¤an›n bir uzant›s› veya onun en geliflmifl düzeyi olarak görülür. esas itibariyle organik bir oluflumdan ziyade bir mekanizmad›r. Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar na dönüflür ve bireylerin özel ç›karlar› peflinden koflmalar›yla genel ç›kar geliflir. iflleyifli ve de¤ifliminde etkili olan içsel faktörler.

temel de¤erler ve ahlak konusunda do¤al bir uzlaflman›n oluflturdu¤una inan›r. bu yap›n›n ekonomik temelinin di¤erlerinden daha önemli oldu¤unu düflünür. Toplumu bir organizmadan daha çok “kompleks bir düzenleme” olarak gören Marx. mevcut veya de¤iflen koflullara ayak uyduramayan bireyler veya türlerin zamanla ay›klanacaklar›. Bu ‘toplumsal orman yasas›’ sayesinde sadece en uygun toplumlar hayatta kal›r ve insan toplumlar› bu toplumsal evrim yasas› sayesinde ‘ilerlemifllerdir’. de¤iflmeleri ve ortadan kalkmalar›n› belirleyen bir ‘genel evrim teorisi’ gelifltirmeye çal›flan Spencer. dengelenme ihtiyac› içinde oldu¤unu düflünen Spencer’a göre. genel evrim yasalar› bulundu¤unda insanlar onlara itaat etmeli ve siyasal yasalar arac›l›¤›yla bu yasalara ayk›r› toplumsal formlar› oluflturmaktan vazgeçmelidir. Farkl› bir ifadeyle ekonomik teTELEV‹ZYON K ‹ T A P Genel evrim teorisi: Evrendeki bütün canl› ve cans›z varl›klar›n ayn› evrim ilkeleri veya T yasalar›na ba¤l› ELEV‹ZY ON olduklar› görüflü. birçok bak›mdan organizmaya benzetir. Spencer’›n toplumun yasalar›n› orman yasalar›na. ekonomik ve sosyal alana müdahale etmemesi gerekti¤ini savunan Ü fi Ü N Euzant›lar› L‹M Sosyal Darwinist yaklafl›m›n›n insanlar aras› iliflkilere ve toplumsal D hayata sizce neler olabilir? 1 SIRA S‹ZDE KLAS‹K DÖNEM TOPLUM TEOR‹LER‹: MARX. düzensizlik yaratma e¤ilimi. uygun olmayanlar daha geliflmifl ve sald›rgan topluluklar›n rekabeti karfl›s›nda yavafl yavafl ortadan kaybolurlar. yetifltirK ‹ T besinler A P me ve mamul mallar üretme biçimlerimizi al›r. WEBER VE S‹MMEL S O R U Klâsik dönemde dört temel kurucunun toplum anlay›fllar› ve tan›mlar› öne ç›kar. ortama veya ortamdaki de¤iflikliklere uyum sa¤layamayan. hatta hükümetler bile toplumun do¤al iflleyifline müdahale etmemeli. DURKHE‹M.8. evrende ve AMAÇLARIMIZ do¤adaki di¤er varl›klardan farkl› ortak evrim yasalar› oldu¤u fikri. Bunlardan ilk ikisi Marx ve Durkheim daha yap›salc› bir e¤ilim içinde do¤rudan SIRAve S‹ZDE toplum (ve yap›) temelli aç›klamalar yaparken di¤er ikisi Weber Simmel ise bireysel eylem temelli aç›klamalar yapar. ‹NTERNET ‹NTERNET . bu sayede bunu sa¤layamayanlardan birçok bak›mdan üstün olduklar› düflüncesi. devletin sadece bu süreçlerin düzgün bir biçimde ifllemesine yard›mc› olmas›. dolay›s›yla toplumsal alan› türler araSIRA S‹ZDE s›ndaki mücadeleye benzeten. zay›flar› koruyarak toplumun do¤al ilkesi olan do¤al ay›klanma yasas›na ters düflmemelidir. En uygunun hayatta kalmas›: Do¤al ortam ve koflullara en uygun olan veya uyum (adaptasyon) sa¤layabilen bireyler veya türlerin hayatta kalabilecekleri. Spencer bu görüflleri (i) do¤al ay›klanma veya kendi deyimiyle “en uygunun hayatta kalmas›”. toplumsal yap›n›n çeflitli parçalar› aras›ndaki veya toplumla çevresi aras›ndaki dengenin bozulmas›ndan kaynaklan›r. ‹çkin istikrars›zl›k: Toplumun veya organizman›n do¤as›n›n veya içyap›s›n›n özelliklerinin kendili¤inden bir dengesizlik. Temel konsensüs: Toplumun üyelerinin temel de¤erler ve kurallar konusunda fikir birli¤i içinde olmalar›. Karl Marx AMAÇLARIMIZ Karl Marx (1818-1881). koflullara adapte olanlar›n yeni özellikler gelifltirerek ve evrimleflerek varl›klar›n› sürdürecekleri tezi. Ünite . do¤adaki türler gibi insan topluluklar› da yal›n kabile birimlerinden günümüzün karmafl›k yap›lar›na do¤ru evrimleflirler. olanlar›n ortadan kalkt›klar› veya güçlünün egemenli¤i alt›na girmek zorunda D‹KKAT olduklar› düflüncesi. Evrendeki tüm sistemlerin denge. Toplumsal de¤iflme bu denge hâlinin. Adam Smith ve Hegel gibi piyasa ilkelerine dayal› liberal kapitalist bir toplum anlay›fl›n› savunan Spencer’a göre hiçbir fley. Spencer’a göre toplumsal düzen ve istikrar. yeni bir denge. yeni bir ahlakî konsensüs ortaya ç›kar ve giderek farkl›laflan toplumsal parçalar aras›nda yeni bir iliflki oluflur. Ayr›ca Comte gibi. toplumu ve toplumsal süreçleri aç›klamaya çal›fl›rken hareket noktas› olarak gündelik etkinliklerimizi.Toplum 201 Do¤al ay›klanma: Belirli bir ortam veya çevrede yaflayan canl› türleri aras›nda mevcut s›n›rl› kaynaklar etraf›nda bir hayatta kalma mücadelesi oldu¤u. toplumsal evrimin temel dinami¤i olarak özellikle nüfus gelifliminin yaratt›¤› bask›lar› görür. Böylece. t›pk› do¤adaki gibi do¤al bir denge gerektirir. Uyum sa¤layamayanlar. Evrendeki bütün varl›klar›n hareketleri. (ii) her sosyal sistemin do¤as›na içkin istikrars›zl›k fikirleri etraf›nda bir toplumsal evrim teorisi içinde harmanlar. geçimimizi sa¤lama. Toplumsal evrim yasas›: SIRA S‹ZDE Toplumlar›n canl› ve cans›z bütün varl›klar› ba¤layan zorunlu evrim yasalar›n›n yan› s›ra. karars›zl›k. varl›klar›n› sürdürmeleri. D‹KKAT Toplumsal orman yasas›: DÜfiÜ NEL‹M Vahfli do¤ada oldu¤u gibi bir anlamda toplumda güçlü olanlar›n hayatta kald›klar› S O Rzay›f U ve egemen olduklar›. toplumsal düzenin merkezini temel bir konsensüs. Bir istikrar döneminin ard›ndan yeni bir toplumsal düzen.

söz gelimi kapitalizmin tarihsel gelifliminin daha az karmafl›k bir yap›n›n. k›saca onlar bütünlüklü bir yap› veya sistemin parçalar›d›r. ‘kapitalist’. Bu yaklafl›ma göre her unsur sahip oldu¤u kimli¤i. Üçüncü olarak toplumlar›n de¤ifliminin bu evreler temelinde öngörülebilir bir yönde ilerledi¤ini. toplumsal de¤iflmenin tüm toplumlar›n ayr›lmaz bir parças› oldu¤unu söyler. binalar. din. daha çok toplumlar›n iç dinamikleri oldu¤unu savunan iç-dinamikçi (veya içsel) bir toplumsal de¤iflme teorisini benimser. yani emek gücünün kullan›m› ve üretim araçlar› (örne¤in. akrabal›k. bir bireyin kiflisel nitelikleri onu bir köle k›lmaz ve özel bir makinenin yap›s›ndaki hiçbir fley o nesneyi bir sermaye unsuru yapmaz. Üretici güçler ve üretim iliflkileri: Belirli bir tarihsel dönemde üretimin niteli¤i veya karakteristik üretim biçimi anlam›na gelen üretim tarz›n›. karfl›l›kl› iliflki içinde olmakla kalmay›p ayr›ca karfl›tlar›n›n geliflimine yol açacak içkin ‘çeliflkiler’ bar›nd›rd›¤› ilkesine dayan›r. Marx’ta insanlar›n yaflant›lar›n› meydana getiren görünür etkiler ve eylemleri yöneten üretici güçler olarak temel bir toplumsal yap› fikrine rastlan›r. ‹kinci olarak insanlar sürekli artan ihtiyaçlar›n› karfl›larken tarihi yapt›klar› için. Marx’a göre. ifl bölümü iliflkileri. Bu de¤iflme teorisi esasen toplumun bütün parçalar›n›n. yani üretici güçler ve üretim iliflkilerinin ‘üstyap›’ ad›n› verdi¤i kültür. Söz gelimi. ideoloji. tabakalaflma yap›s›n›n unsurlar› aras›ndaki ba¤lant›lar› araflt›r›rken burjuvazi proletaryayla iliflki içinde ele al›nmal›d›r. özgürce eylemde bulunan insanlar›n her toplumda geliflen öngörülebilir karfl›tl›k ve s›n›f çat›flmas› örüntüleri ›fl›¤›nda tarihin yönünü biçimlendirdiklerini baflka ifadeyle “tarihi. üretim ve tüketim süreci tabakalaflmayla daha genel düzeyde s›n›fsal iliflkiler ekonomi. suç. kültürel de¤erler vb. siyaset. Üretim iliflkileri üretim araçlar›n›n özel mülkiyeti arac›l›¤›yla.202 Resim 8. hastal›k ve t›bbi tedavi. unsurlar› ve özelliklerinin. Dördüncü olarak kendi gelifltirdi¤i praksis kavram› temelinde. ço¤unlukla yasalarla sa¤lanan. yani iç dinamikleri gere¤i ‘ilkel-komünal’. hukuk. Tarihin yönünün ihtiyaç yaratma örüntüsünün etkisiyle daha az karmafl›k olandans daha karmafl›k olana do¤ru oldu¤unu kabul eder. ‘feodal’. melin bir ölçüde di¤er parçalar›n varolufllar›n› koflulland›rd›¤›na ve en az›ndan orada olup bitenleri belirledi¤ine inan›r. ahlak. Zira iki s›n›f aras›nda asli bir iliflki vard›r. Marx kendi evrimci toplum teorisinde bütün toplumlar›n tarihin bafl›ndan itibaren. ‹liflkisel yaklafl›m: Bir yap› veya sistemin parçalar›. Bu temelde Marx. din. daha do¤rusu önemli ölçüde flekillendirdi¤ini öne sürer. toplumsal kurumlar. özellikleri di¤er unsurlarla iliflkileri içinde kazan›r. do¤alar›. bu karfl›tl›klar›n kendini gösterdi¤i bir . Ancak bireylerin içinde eylemlerini flekillendirdikleri toplumun farkl› ç›karlar ve f›rsatlara sahip s›n›flar temelinde. araçlar. aile vb. insanlar ve nesneler aras› iliflkiler ve sosyal s›n›flar aras› iliflkilerdir. ‘köleci’. toplumun üretici de¤erlerini yönlendiren güç ve kontrol iliflkileri. gibi karfl›l›kl› iliflkili parçalara sahip fleyler olarak görür. Benzer flekilde. ancak kendi seçmedikleri koflullarda yapt›klar›”n› düflünür. örne¤in feodalizmin do¤as›nda içkin olarak bulundu¤unu belirtir. onun deyimiyle ‘üretim tarz›’ kendi içinde kaç›n›lmaz olarak yeni bir toplum biçimine (üretim tarz›na) yol açacak toplumsal iliflkileri bar›nd›r›r. üretici güçler.1 Karl Marx Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar (Ekonomik) temel: Marx ‘temel’ biçiminde kulland›¤› ‘altyap›’n›n. Fakat bu en temel de¤iflimin kayna¤›n›n d›flar›s› de¤il. unsurlar ve özellikleriyle iliflkileri temelinde aç›klanmas›. âletler. biri olmadan di¤eri olamaz. Her toplum biçimi. yani bütünsel bir birlik oluflturan s›n›flar. Bu unsurlar kimliklerini sadece bir sistemin parças› olarak yani köle sahipli¤i veya kapitalist üretim düzeninin bir parças› olarak kazan›rlar. ilk olarak toplumu bir sosyal yap› veya sistem. tek bafllar›na de¤il de bütünle di¤er parçalar. Bu bak›fl aç›s› iliflkiseldir: toplumun bir parças› içinde yer ald›¤› bütünle ve di¤er parçalar›yla iliflki içinde ele al›nmal›d›r. kurumlar› belirledi¤ini. Örne¤in. teknolojiler ve üretim materyalleri) belirler. zira bir çiçe¤in bir tohumun do¤as›nda içkin olarak bulunmas› gibi daha karmafl›k bir toplumsal yap›n›n. e¤itim ve yönetim gibi hayat›n tüm alanlar›yla iliflki içinde ele al›nmal›d›r. Bu yüzden araflt›rmac›n›n topluma bak›fl aç›s›n›n önemli oldu¤unu düflünür. e¤itim. ‘sosyalist’ evrelerden geçerek ‘komünist’ evreye do¤ru ilerlediklerini varsayar.

alanlar›nda yaflanan yabanc›laflma sürecinde. yapt›klar› ifli veya emekleriyle yaratt›klar› ürünleri kontrol edemedikleri için sömürülür ve yabanc›lafl›rlar. bireylerin kendi iflleri. etkileri olmay›p kendileri yaratmasalar da tarihsel koflullar› yorumlayabilecek. di¤er hayvanlardan farkl› flekilde varl›klar›n› sürdürebilmek ve böylece ‘tarihi yapmak’ için çevreden yararlanarak üretim yapabilir. ancak ifl bölümünün her zaman sömürü ve yabanc›laflmay› içeren bir hiyerarflik tabakalaflma yap›s›n› ifade etti¤ini ve tüm toplumlarda bunun temelinde toprak veya sermayenin. ‹nsanlar. bar›nak. Mülksüzler. Bu anlamda üretim ve tüketimi birbirinden ayr› düflünmek imkâns›zd›r. yaratt›klar› farkl› türden eserler üzerindeki kontrollerini yitirip onlar›n egemenlikleri ve kontrolleri alt›na girmeleri. onlar. gündelik iliflkiler. Ünite . ihtiyaç yaratma süreci sadece daha iyi besin. egemen bir mülk sahipleri grubu ile onlar›n alt›nda yer alan farkl› ölçülerde yabanc›laflm›fl ve sömürülen di¤er s›n›flardan oluflan bir tabakalaflma yap›s› üretir. uzmanlaflmas› ve farkl› insanlar veya birimler taraf›ndan yerine getirilmesi. kültür vb. ç›karlar›n›n bilincinde olan ve ona göre davranan insanlar aras›ndaki karfl›l›kl› etkileflim vurgulan›r. toplumlarda üretimin ifl bölümüne dayal› oldu¤unu. insanlar›n sadece hayvan benzeri ihtiyaçlar›nda (söz gelimi. ‹kinci olarak Marx’a göre üretim (veya çal›flma). bu yüzden.8. hayatlar›n› sürdürebilmek için gerekli asgari koflullar›n ötesindeki mallar› (lüks mallar›) üretir ve tüketirken di¤er türlerden farkl› kendilerine has insani özellikler gelifltirebilmeleri anlam›nda ‘uygarlafl›rlar’. Üçüncü olarak Marx. içme ve cinsel iliflki esnas›nda) kendilerini gerçekte özgür hissettikleri fantastik bir y›k›m biçimini al›r. Zira üretim faaliyeti fiziksel ihtiyaçlar›n doyurulmas›n›n yan› s›ra insan›n kendine has yarat›c›l›¤›n› ifade etmesini. Yabanc›laflma: Hayat›n ekonomi. Bu ba¤lamda yabanc›laflma. maddî ihtiyaçlar›n› üreterek karfl›lamak zorunda olan “yaflayan insan bireylerin mevcudiyeti”yle temellendirilmeli. ‹nsan tarihinin daha az karmafl›k toplumsal yap›lardan daha karmafl›k olanlara do¤ru evrimci bir örüntü sergiledi¤ine ve de¤iflmenin bizzat toplumun içinden kaynakland›¤›na inanan Marx için. Fakat o ço¤u insan›n çal›flarak kendi insani potansiyelini ifade imkân›n›n ifl bölümüne içkin sömürü ve yabanc›laflman›n yaratt›¤› güçlükler nedeniyle engellendi¤ini belirtir. Bu toplum anlay›fl›nda tarihsel ve yap›sal zorunluluklar›n dayatt›¤› koflullar ve bu koflullar› kendi (daha ziyade ortak) ç›karlar› etraf›nda dönüfltürmeye çal›flan. kuklalar›. . din. Üretim ve tüketim süreçleri her zaman birikimli olarak yani bir ihtiyaçlar bütünü doyuruldu¤unda yenileri ortaya ç›kacak biçimde birbirlerini besler. üretim araçlar›n›n özel mülkiyeti. S›n›f çat›flmas› bir tercih meselesi olmasa da eylemde bulunan tarih de¤il insanlar oldu¤u için. de¤erlendirebilecek ve bilinçli eylemleriyle dönüfltürebilecek bir kapasiteye sahip olduklar›n› anlatmak için gelifltirdi¤i. kültürel.Toplum 203 Praksis: Marx’›n bireylerin basitçe yap›n›n ürünleri. hayat›n farkl› nimetlerine arzuyu da gerektirir. ‹nsan “hayat› baflka fleylerden önce beslenme. kendi ifadesiyle üretim araçlar›n›n özel mülkiyetinin yatt›¤›n› öne sürer. tabakalaflma yap›s› içinde anlafl›labilece¤ini öne sürer. insanlar›n “kendi geçim araçlar›n› nas›l ürettikleri”ni aç›klamal›d›r. kapasitelerini gerçeklefltirmesini mümkün k›lar. faaliyet alanlar›n›n ve ifllerin kendi içlerinde ayr›lmas›. ürettikleri ürünler ve üretim süreci. S›n›f çat›flmas›: Marx’a göre tarihte s›n›flara ayr›flm›fl bütün toplumlarda karfl›l›kl› uzlaflmaz ç›karlar söz konusu oldu¤undan s›n›flar aras›nda mücadeleler ve çat›flmalar olmas› kaç›n›lmazd›r. güçlerini birlefltirdiklerini ve bir devrime yol aç›laca¤›n› belirlemenin önemli oldu¤unu vurgular. yeme. her zaman farkl› türden araçlar kullanmay› ve bu araçlar›n daha fazla ve daha iyi tüketim mallar› üretmek için sürekli iyilefltirilmesini gerektirdi¤i için yeni ihtiyaçlar yarat›r. tüm toplumlar›n dört temel özellik sergiledi¤ini vurgular. Ona göre. giyim ve bar›nak arzusunu de¤il. Bu yüzden sosyal teori. hangi koflullarda insanlar›n s›n›fsal ç›karlar›n›n bilincine vard›klar›n›. di¤er hayvanlar sadece ‘do¤rudan fiziksel ihtiyaçlar’›n› karfl›lamaya çal›fl›rken “insanlar fiziksel ihtiyaçlar›ndan kurtulduklar›nda bile ve sadece gerçekte bu ihtiyaçlardan kurtulmalar› nedeniyle üretirler”. siyasal vb. süreci veya sonucu kontrol edemedikle- ‹fl Bölümü: Toplumda farkl› ekonomik. insanlar. giyim ve di¤er birçok [maddî] fleyi gerektirir”. yarat›c› eylem” anlam›na gelen bir kavram. Bu ihtiyaçlar çevreyi bir ölçüde toplumsal olarak düzenlemeyi mümkün k›lan teknoloji sayesinde karfl›lan›r. ‹lk olarak. “aktif. Marx. siyaset.

Émile Durkheim Marx’tan oldukça farkl› bir bak›fl aç›s›na. yönetim v. hem egemen düflüncenin AMAÇLARIMIZ yap›sal kaynaklar›na hem de bu inançlar›n insanlar› etkileme derecesine‹ N odaklanmay› gerektirir. Dördüncü olarak Marx toplumdaki düflünceler ve de¤erlerin kayna¤›n›n ifl böÜ fi Ü N E L ‹ M geçimlerini sa¤lama. sosyolojinin felsefeden ba¤›ms›z ayr› bir bilim kimli¤i kazanmas› için konusunu toplumsal olgularla s›n›rland›rmas› düflünür. yani egemen s›n›f üyelerinin yarar›na mallar üretmeyi sürdürebilmek için alt s›n›flaDÜfiÜNEL‹M r›n daima emek güçlerini satmak zorunda kald›klar› her toplumda bir tabakalaflma yap›s› vard›r. Anlum. düflünme ve hissetme biçimleri olarak tan›mlar. Tatl›can. ba¤›ms›z cak ekonomi. Ona göre topS O bir R U parçalar sisteminden oluflan di¤er organizmalar gibi ifller. temel bir de¤erler sistemi. D‹KKAT Kolektif bilinç/vicdan: Bir toplumdaki insanlar›n olaylara ortak bak›fl aç›lar›. yani bir ahlaki konsensüs veya kolektif bilince D‹K KAT dayanan. kurallar vb. biT SIRA E L E V S‹ZDE ‹ZYON reyler üretim araçlar›n› ortak ç›karlardan ziyade kendileri için kullanma hakk›na sahiplerdir. Toplum kavram›n› toplumsal olgular kavram› üzerinden tan›mlayan ve çoAMAÇLARIMIZ ¤u kez iki kavram› ayn› anlamda kullanan Durkheim. ‹stanbul: ‹letiflim Yay›nlar›.204 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Kolektif mülkiyet: Marx’a göre bir toplumdaki herkesi SIRA S‹ZDE ilgilendiren üretim araçlar›n›n özel bireylerin (kapitalizmde burjuvazinin) elinden ç›k›p tüm toplumun DÜfiÜNEL‹M eflit kullan›m›na aç›k hâle gelmesi. Marx söz konusu sorunlar›n sadece kolektif mülkiyetle çözülebileS O R U toplumu’ anlay›fl›na sahiptir. SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE D‹KKAT SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE Statüko(culuk): Mevcut DÜfiÜN E L ‹ M gibi veya durumu oldu¤u özünde de¤ifliklikler AMAÇLARIMIZ yapmadan sürdürme e¤ilimi S O R U ‹deoloji: Marx’a göre. Ona göre iflbölümü. Marx’a göre dinK ‹ T A P sel ö¤retiler ve siyasal de¤erlerde somutlaflan ‘ideolojiler dünyan›n nas›l olmas› D‹KKAT gerekti¤i hakk›ndaki görüfllerdir. Ü. AMAÇLARIMIZ Norm: Genelde kabul gören de¤erler çerçevesinde bir toplumdaki ve K ‹ T A tutumlar P eylemlerini düzenleyen. ço¤u kez ahlâkî de¤er yarg›lar›. sömürü ve yabanc›laflma. ‹NTERNET K ‹ T A P SIRA S‹ZDE TE LEV‹ ZYON 2 SIRA TE LE V ‹S‹ZDE ZYON Marx iliflkisel yaklafl›m›nda kapitalizmi hangi faktörler temelinde ve nas›l aç›klar? DÜfiÜNEL‹M ‹fllevselcilik: Bir toplum ‹ N T E Rkurumlar. Düflünceler ve de¤erlerin kayna¤›n›n ifl bölümü olmas› ona göre. sömürücü ve yabanc›laflt›r›c› durumu meflrulaflt›ran ‘egemen s›n›f›n ideolojileri’ olduklar›n› öne sürer.b nedenlerden oluflan bu parçalar› bir arada tutan fley. ayr›ca SIRA S‹ZDE toplumun kendi bireylerini kontrol alt›na al›p yönlendirmesi aç›s›ndan da hayati bir öneme sahiplerdir. Kapitalist toplumlarda dinsel ve siyasal inançlar bireylerin toprak ve sermaye edinme hakk›na sahip olduklar›n› ifade ederler. S O R U ri için çal›flma gibi özellikle insani görevlerinde kendilerini insan olarak hissetmezler. SIRA S‹ZDE ortak düflünsel ve duygusal tepkileri. ifllevselci bir toplum teorisi gelifltirir. onlar› birbirine ba¤layan. ideoloji K ‹ T egemen A P s›n›flar›n bask› ve sömürüsünü D ‹ K K T s›n›fsal gizlemek. yaniD insanlar›n AMAÇLARIMIZ yönelik somut çabalar› oldu¤unu öne sürer. Ancak bu düflünceler ve de¤erlerin genellikle statüko S O R U yu. Böylesi bir tan›mla davran›fllar.nin toplumsal S O R U bütüne ifllerli¤ine katk›lar›n› vurgulayan sosyolojik yaklafl›m. Sonuç olarak. Toplumsal olguyu (toplumu) bireye d›flsal K ‹ gerekti¤ini T A P olan ve onu kontrol alt›nda tutan zorlay›c› güce sahip eylem. pozitivist bir yaklafl›ma sahip olan Émi‹NTERNET le Durkheim (1858-1917). Bu normlar topluma sadece genel bir çerçeve kazand›r›p istikrar kayna¤› oluflturmakla kalmaz. aile. paradoksal olarak proleterlerin kendilerini kölelefltiren kapitalizmi sürekli yeniden-üretmeleri anlam›na gelir. normlar ad› verilen bir toplumsal k›lavuzdur. ce¤i bir ‘gelece¤in Marx’a göre kapitalist D ‹ K K A T toplumlarda yabanc›laflma. NET içindeki de¤erler. ihtiyaçlar yaratma ve birlikte çal›flmaya lümü. düflünceler ve TELEV‹ZYON DÜfiÜNEL‹M TELEV‹ZYON ‹NTERNET ‹NTERNET . farkl› biSIRA S‹ZDE çimlerde. yani mevcut eflitsiz. A özel ç›karlar›n› tüm toplumun veya bütün insanl›¤›n genel Tç›karlar›ym›fl E L E VS‹ZDE ‹ Z Y Ogibi N göstermek SIRA için kendi ayd›nlar› arac›l›¤›yla gelifltirdikleri de¤erler ve düflünceler AMAÇLARIMIZ sistemleridir. TERNET Kapitalizmle daha K ilgili ‹ T A P ayr›nt›l› bilgi için Anthony Giddens’›n Kapitalizm ve Modern Sosyal Teori (Çev. emek sömürüsü ve toplumsal tabakalaflma sürekli ve kaç›n›lmazd›r. 2009) adl› kitab›n› okuyabilirsiniz. ba¤lay›c›l›¤a ve ahlakî ve hukuki yapt›r›m gücüne sahip davran›fl kurallar›. üretim araçlar›nda özel mülkiyetin oldu¤u her toplumda ortaya ç›kar. Kapitalizmde “hayvan insana ve insan hayvana dönüflür”.

anomi daha ziyade toplumlar›n geçifl veya kriz dönemlerinde yaflanan bir düzensizlik ve zihin kar›fl›kl›¤› hâlidir. Ünite .bunlar› kontrol alt›na almak zorundad›r.Toplum 205 Resim 8. Farkl› meslekler. Bu yüzden. Toplumlar geliflip modernleflirken sanayi ekonomileri ve karmafl›k iflbölümleri geliflir ve insanlar k›rdan kente göç ederken sonuçta mekanik dayan›flma topluma dar gelmeye bafllar. Toplumsal farkl›l›klar çok azd›r ve bireyselli¤e çok az yer vard›r. D›flsall›k ve zorlay›c›l›k: Durkheim’a göre. insanlar›n ço¤unlu¤u genellikle ayn› ifli yapar (örne¤in. düflünme ve hissetme biçimleridir. ahlâkî rehberli¤e ihtiyac› vard›r. avc› veya çiftçidir).2 Émile Durkheim duygular› tamamen sosyolojinin alan› içine dâhil eder. Anomi: Durkheim’a göre. ortak mülkiyet yerine özel mülki- Toplumsal olgular: Durkheim’a göre. K›sacas› bireyin. aksi takdirde soyutlanacak ve köksüz kalacakt›r. Özelde o dinin ve geleneksel düzenin zay›flamas› karfl›s›nda ahlâkî bir reform gelifltirmeye çal›flm›flt›r. toplumsal olgular bireye d›flsal olan ve onu kontrol alt›nda tutan zorlay›c› güce sahip eylem. Ona göre. düflüncelerini Comte ve Spencer taraf›ndan gelifltirilen evrimci bir çerçeve içinde konumland›r›r ve analizlerinde belirgin biçimde biyolojik analojiler ve kavramlar kullan›l›r. onlar üzerinde iradelerine ra¤men bask›. Sa¤l›kl› bir toplum dayan›flman›n yüksek oldu¤u ve hastal›kl› bir toplum da anominin kargaflaya yol açt›¤› ve toplumsal düzenin iflleyiflinin bozuldu¤u toplumdur. bir toplumsal düzen veya uygarl›k biçimi var olabilmek için. Özel mülkiyet neredeyse hiç bilinmez ve bu yüzden uyum/itaat hem ‘do¤al’d›r hem de sosyalleflmeyle ve aile. Durkheim. Toplumu bir arada tutan fley ‘mekanik dayan›flma’. herkes taraf›ndan bilinen ve uygulanan ortak âdetler ve ritüeller vard›r. Durkheim. Ona göre. insan›n istekleri s›n›rs›z ve doyurulmas› imkâns›z oldu¤u için. . Anomik durumlar genellikle daha önceki geleneksel de¤erler ve yaflam biçimleri y›k›lmas›na ra¤men henüz yeni de¤erler ve yaflam biçimlerinin flekillenmedi¤i geçifl toplumlar›nda yaflan›r. ‹flbölümü çok basittir. kendi kiflisel mutlulu¤u için bu tutkular›n› kontrol alt›na almaya. zor ve yapt›r›m uygulad›klar› için ‘zorlay›c›’d›rlar. Sapmalar fliddetle ve kollektif olarak cezaland›r›l›r. hayat tarzlar› ve alt-kültürlerin ço¤almas› ve yasall›k kazanmas›yla benzerlik yerini farkl›laflmaya. Bu yüzden Durkheim’a göre. din gibi temel toplumsal düzenlemeler arac›l›¤›yla sa¤lan›r. toplumlar zamanla daha kompleks ve farkl›laflm›fl hâle geleceklerdir. Durkheim’›n yaklafl›m›n›n temel bir hedefi. bireyin istekleri ile toplumun düzen ve kontrol ihtiyaçlar› aras›nda temel bir çat›flma veya gerilim her zaman var olacakt›r. homojenlik yerini heterojenli¤e b›rak›r. devlet görevlilerinin rolü doktorunkine benzer: “‹yi hijyen koflullar› sa¤layarak hastal›¤›n ortaya ç›kmas›n› engellemek veya hastal›k ortaya ç›kt›¤›nda onu tedavi etmeye çal›flmak”. Geleneksel toplumlarda topluluklar veya gruplar içindeki iliflkiler yüz yüze veya mekaniktir. Kolektif bilinç/vicdan güçlüdür. Durkheim’a göre. toplum veya toplumsal olgular bireylerden önce geldikleri. yani inançlar ve duygular benzerli¤ine dayal› bir iç bütünlük biçimidir. Kollektivizm yerine bireycilik. Ortak bir hayat tarz›.8. onlar› d›flardan belirledikleri veya yönlendirdikleri için ‘d›flsal’. organizmac› ve evrimci yaklafl›m› çerçevesinde iflbölümü kavram› temelinde bir toplumsal evrim teorisi gelifltirir. sosyolojik düflünceleri içinde yaflad›¤› dönemde Fransa ve Avrupa’daki krizler ve ç›kmazlara pratik olarak uygulamakt›r.

(1) ‹fllevselci ‹lke: Genel toplumsal ihtiyaçlar kavram›. eylem ve planlama biçimlerinin geliflimi oldu¤unu öne sürer. hayatta kalabilmek ve baflar› sa¤layabilmek için karfl›l›kl›l›k ve ifl birli¤i oluflturur. Modern toplumlar› sadece ‘organik dayan›flma’. (3) Evrimci ‹lke: Durkheim’›n toplumsal ve biyolojik analojilerle ilgilenmesi ve onun evrim teorisinde farkl›laflma düflüncesinin merkezi rolü. uzmanlaflma ve iflbölümünün oldukça karmafl›k hâle geldi¤i toplumlardaki daha gevflek. Farkl› bir ifadeyle insanlardan ziyade yasalar ve düzenlemeler taraf›ndan yönetilme. Kollektivizm: Bireysel de¤il genel. K›saca. Mekanik ve organik dayan›flma: Durkheim’a göre. Geliflmifl sanayi toplumlar›n›n sözleflmelerinin temelini baz› ahlak biçimleri. normlar ve de¤erlerle iliflkili baz› ahlak kurallar› oluflturmak zorundad›r. yani mant›kl›. modern sanayi toplumunun temel özelliklerini belirlemeye ve Bat› kapitalizminin temel ruhu ve dinami¤ini kavramaya çal›fl›r. Resmi sosyal kontroller. resmî olmayan sosyal kontroller toplumda kendili¤inden. güç ve otorite aile ve kiliseden hukuk ve devlete geçer. Ona göre. toplumsal ve kollektif ç›karlar›n önde tutulmas›. birbirlerinden meslekleri. (2) Organizmac› ‹lke: Toplumsal sa¤l›k farkl› parçalar›n bütünle ifllevsel olarak iliflkili olma derecesine ba¤l›d›r. Durkheim’a göre. rasyonel temellerde sürdürmeleri. bu yüzden. karfl›l›kl› ç›kar. mekanik toplumlarda birey ve kollektif bilinç gerçekte ayn› fleyi anlat›rken organik toplumlarda ikisi birbirinden ayr›. yaflam tarzlar›. Ancak anomi sadece geçici bir evredir. ba¤›ms›z ve ço¤u kez çat›flma içindedir.gerektirir. ekonomik ç›karc›l›¤›n tek bafl›na uygar toplumlar› birlefltirebilece¤i ve istikrarl› k›labilece¤ini öne süren faydac› argümanlara. bu yüzden. Sa¤l›kl› bir toplum temel de¤erlerin ve normatif rehberli¤in kurumsallaflmas›na ba¤l›d›r. karfl›l›kl› ekonomik ba¤›ml›l›¤›n yan› s›ra. yani toplumu oluflturan unsurlar›n karfl›l›kl› ba¤›ml›l›¤› ve iflbirli¤ine dayal› bir iç bütünlük bir arada tutabilir. ç›karc›l›k tek bafl›na toplumsal çat›flma ve kaos üretecektir. insan do¤as›n›n ikili¤i fikrini gelifltirir: hepimiz iki bilince. ak›lc›. bir güvenlik ve adalet sisteminin üzerine kurulabilece¤i genel kabul gören ilkeler. toplumun rolü de bu insani özellikleri kendi özel evrimci geliflim evresine göre mümkün oldu¤u ölçüde s›n›rlamaya çal›flmakt›r. biri ç›karc›l›¤a dayal› kiflisel. kalabal›k. iflbölümünde farkl›laflman›n oldukça s›n›rl› kald›¤› toplumlardaki s›k› dayan›flma biçimiyken organik dayan›flma büyük. yüz yüze iliflkilerin egemen oldu¤u. duygulardan uzak bir biçimde. Toplumlar bütünleflme veya düzenlenme ihtiyac›na sahip varl›klard›r. informel (resmi) iliflkilerin egemen oldu¤u. Max Weber Max Weber (1864-1920). kiflilikleri bak›m›ndan büyük ölçüde farkl›laflt›klar›. Ona göre sosyolojik analizin toplumun parçalar›n›n bu merkezî ifllevleri nas›l yerine getirdiklerini belirlemesi gerekir. ço¤u kez ç›kar temelli dayan›flmalard›r. Durkheim’›n toplum anlay›fl›nda özetle 3 ilkeye rastlan›r. Weber’e göre. kendini meydana getiren bireylerin basit bir toplam›ndan daha fazlas›d›r. mevcut bir toplum. ‹nsanlar özgeci olduklar› kadar açgözlü de olabilirler. Rasyonelleflme: ‹nsanlar ve organizasyonlar›n gündelik. basit. Sanayi toplumlar›n›n temel özelli¤inin rasyonelleflme e¤ilimi. Durkheim. gücün gelenek ya da kiflisel . mesleki ve örgütsel faaliyetlerini. cezaevleri gibi resmî kurumlar arac›l›¤›yla sa¤lan›rken. Sosyoloji modern topluma uygun de¤erler ve normatif kurallar›n uygulanmas› konusunda katk›da bulunabilir. herkesin büyük ölçüde her bak›mdan birbirine benzedi¤i.206 Ritüel: Ayn› de¤erler ve yaflam tarzlar›na ba¤l› bireylerin genelde kutsal say›lan mekânlarda (ve zamanlarda) benzer biçimde tekrarlad›klar›. di¤eri toplumsal ç›karlara dayal› toplumsal bilince sahibiz. rasyonel ve hesapl› düflünce. Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar yet geçmeye bafllar. T›pk› do¤ada oldu¤u gibi bu farkl›laflma ve karmafl›klaflma toplumsal dayan›flma için yeni bir temel -yani organik dayan›flmay›. Yüz yüze iliflkiler ve resmî olmayan sosyal kontroller art›k toplumu bir arada tutamaz. Toplumlar de¤erlere ve paylafl›lan de¤erlere ihtiyaç duyarlar. küçük. toplumun kendi bütünlü¤ü içinde anlafl›lmas› gerekir. törenler. Bu ba¤lay›c› de¤er kal›plar› ve normlar olmadan toplumsal ve siyasal hayat düzensizlik içinde olacakt›r. Resmî ve resmî-olmayan sosyal kontroller: Resmî sosyal kontroller hukuk kurallar› ve yasalar gibi yöntemlerle ve mahkemeler. Sosyal kontrol: Bireyler ve gruplar›n davran›fllar›n› düzenleyen. devlet veya toplumsal grubun kurallar›na uyum ve itaati sa¤layan resmî ve resmî olmayan kurallarla iflleyen genel toplumsal süreçler ve mekanizmalar. mekanik dayan›flma daha çok az nüfuslu. Durkheim’a göre. Ancak o. ayinler. özellikle Herbert Spencer’in bu konudaki tezlerine karfl› ç›kar. organik toplumlarda mekanik toplumlara göre daha fazla gerekli hâle gelir. modern toplumlar›n temelini. al›flkanl›k hâline gelmifl ve kutsall›k yükledikleri davran›fl biçimleri. Ayr›ca. düzensiz ve yüz yüze iliflkiler içinde sa¤lan›r. Modern toplumun temelini hukuki otorite oluflturur. modern toplumlarda güç rasyonel bir temele sahiptir. Toplum bileflenlerinin bir toplam› olarak görülemez.

Onlar karakteristik olarak farkl› gruplaflma biçimlerinin.8. modern toplumu yönlendiren ve düzenleyen güçlü bir ulus-devlete inanc› yatar. modern toplumu geçmiflteki toplumlardan ay›ran temel dinamik ve temel bir özellik rasyonalitedir. Bürokrasi bu düzenleyici yönetimin. Bürokrasi. Weber’e göre. Ekonomik eflitsizlik önemli olmas›na ve ço¤u kez önde geSIRA S‹ZDE len bir rol oynamas›na ra¤men sadece bir eflitsizlik türüdür. TELEV‹ZYON SIRA S‹ZDE Do¤rudan demokrasi: Bir grup. kesinlikle insanlara de¤il kurallara.Toplum 207 Güç ve otorite: Weber’e göre. her türden modern sanayi toplumu düzgün iflleyebilmek için oldukça etkin örgütsel yap›lara gerek duyar. yani s›n›f. Ona göre. K ‹ T A P TELEV‹ZYON ‹NTERNET ‹NTERNET . toplumsal yaflam›n farkl› eflitsizliklerle iç içe oldu¤unu Resim 8. bu ifllerin istikrarl› ve sistemli bir biçimde yerine getirilmesi için gerekli bir otorite yap›s›na ve görevler hiyerarflisine sahip. onun geliflmeyi sa¤layacak biçimde ve h›zda modern topluma uygulanma biçiminin örnekleridir. Ünite . bir kiflisel iliflkiler a¤›na de¤il bir görevler hiyerarflisine dayand›¤› için en etkili ve teknik bak›mdan en üstün organizasyon biçimidir. çal›flanlar›n birimlere yar›flma s›navlar›yla genel kurallara göre yerlefltirildi¤i organizasyonlar. statü grubu ‹ T A P ve partinin temelleridir. Örne¤in. Bu üç grup türü güç üzerinde toplumK ve ülkenin gelece¤i konusunda belirleyici olma mücadelesi verirler. toplumsal yaflam birçok toplumsal eflitsizlik biçimiyle doludur. Gücün üç boyutu. Bürokrasi: Formel olarak tan›mlanm›fl uzman görevlere sahip çok say›da birim içeren. modern hukuk ve ifl hayat› rasyonalitenin. (2) prestij ve (3) ç›plak güçtür. güç baflkalar›n›n direnifline ra¤men arzulanan sonuçlara ulaflma kapasitesiyken otorite insanlar›n zorlay›c› olmaktan ziyade meflru olarak gördükleri güçtür. S O R U Bu nedenle. örgüt. Önceki toplumlar din. Modern bilim ve teknoloji. Weber’in toplum aç›klamas›ndaki anahtar bir unsur tabakalaflmad›r. mant›kl› düflünme ve organizasyon biçimidir. devlet ve bürokrasiye hayranl›¤›n›n ard›nda siyasal yönelimi. Marx gibi.3 Max Weber SIRA S‹ZDE DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT Ona göre tabakalaflm›fl bir sistemde eflitsizlikler üç boyutta düzenlenir ancak SIRA S‹ZDE onlar›n hepsi bir güç/iktidar biçimidir. gelenek veya kiflisel karizma gibi irrasyonel inançlar veya düflünce sistemlerine dayan›rken modern toplum mant›¤a ve kendi düflünce ve örgütlenme sisteminin as›l temeli olarak akla baflvurmaya dayan›r. yani rasyonel. ekonomik zenginlik kiflinin arAMAÇLARIMIZ zulad›¤› fleyleri almas›n› sa¤layan bir güç biçimidir. Weber de. Ancak bütün bunlara ra¤men. Güç istedi¤iniz fleyi di¤erlerinden gelen direnifllere ra¤men yapabilme kapasitesidir. En temel düzeyde toplumun güç mücadeleleriyle iliflkili organizasyonuna bakan Weber’e göre Marx gibi. karizmadan çok r›za ve görevin gerektirdi¤i otorite arac›l›¤›yla meflrulaflt›r›lmas› esast›r. Weber’in güç ve otoriteye. Bütün eflitsizlik biçimleri güç eflitsizlikleridir. özgürlükçü demokrasiye inan›r fakat do¤rudan demokrasiyi veya halk iradesi düflüncesini tamamen reddeder. kiflisel olmayan ve tarafs›z gücün bir örne¤idir. Mevcut bir durumda eflitsizlik mutlaka ekonomik bir eflitsizlik de¤ildir. Gruplar›n organizasyonlar›n›n temelini eflitsizlikler oluflDÜfiÜNEL‹M turur ve eflitsizlikler üzerindeki mücadele gruplar aras›nda oldukça yayg›nd›r. toplum veya ülkeyi ilgilendiren kararlar›n ilgili tüm üyeler veya AMAÇLARIMIZ vatandafllar›n kat›l›mlar› ve oylar›yla al›nd›¤› ve uyguland›¤› demokrasi biçimi. (1) ekonomik güç. D ‹ K K A T düflünür.

SIRA S‹ZDE toplumlarda hem ekonomik hem idari bürokrasi niçin merkezî bir Weber’e göre. bütün insanlar (kendilerince) belirli amaçlarla hareket eden varl›klar olsalar bile onlar›n eylemleri beklenmedik. T A P toplumsal organizasyon kal›plar›n›n temel etkileflim süreçlerinden kuruldu¤unu kabul etmesidir. Simmel’in toplumu bu flekilde tan›mlamas›n›n K ‹ nedeni. Toplum bu iliflkilerin özet toplam›yla ayn› fleydir”. Ona göre sosyoloji “insanlar›n. geleneksel ve rasyonel hukuki egemenlik.. Weber’de birey ve toplum iliflkisinin aç›klanmas›nda beklenmedik sonuçlar kavram› büyük bir öneme sahiptir. Thomas Hobbes’un aksine. Bu tür meflru egemenlik iliflkileri genelde üç flekildedir. yani baz› insanlar liderler veya komutanlar olarak görülür ve di¤erlerinden emirlerine itaat etmelerini bekleme hakk›na sahip olduklar› kabul edilir. “bir güç mücadelesi olarak toplum” anlay›fl›na ra¤men. “Toplum”. insanlar aras›ndaki bütün iliflkilerin ‘herkesin herkese karfl› savafl›’ fikrindekine benzer bir üstünlük sa¤lama mücadelesi içerdi¤ini düflünmez. Toplumsal organizasyon kal›b› olan toplum kavram› “sadece” nispeten “sürekli etkileflimler”i anlat›r. Weber’in insanlar›n toplumsal yap›lar› yaratt›klar› ancak bu yap›lar›n yarat›c›lar› üzerinde. Buna göre insanlar üzerlerinde kontrol gücüne sahip olmad›klar› için yap›lar oldukça çeflitli tamamen beklenmedik yönlerde geliflebilirler. rasyonel-hukukî otorite yasal olarak uygulanan kurallar ve düzenlemeler arac›l›¤›yla meflrulaflt›r›lan güçtür. güç konumunu elinde tutanlar›n ço¤u kez nispeten az direniflle karfl›laflt›klar›n›.208 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Beklenmedik sonuçlar: Weber’e göre. Güç ço¤u kez meflrudur. zira bireyler ve gruplar›n eylemleriyle niyetlendikleri fleylerin ço¤u kez onlar›n niyetlerinden farkl› sonuçlara yol açt›¤›na inan›r. D‹KKAT SIRA S‹ZDE AMAÇLARIMIZ Biçim ve içerik ayr›m›: K ‹ T A P Geometrik nesnelerin biçimlerinin. D‹KKAT “insanlar aras›ndaki etkileflim” -bu insanlar birbirlerini karfl›l›kl› etkileyecek ve kendilerini gruplar veya di¤er toplumsal birimler içinde organize edecek biçimdeSIRA S‹ZDE yeterli s›kl›k ve yo¤unlukta ortaya ç›kt›¤›nda var olur. bu özel etkileflimler bütününün sadece bir sentezidir veya ona verilen genel isimdir. karizmatik. niyetlenmedikleri sonuçlara sahip olabilir. ‘toplum’dan söz etti¤imizde devlet ve aile lonca ve kilise sosyal s›n›flar ve AMAÇLARIMIZ ortak ç›karlar üzerine kurulu organizasyonlar gibi sabitlik kazanm›fl tan›mlanabilir. Weber. kendilerine has içeriklerinden ba¤›ms›z olarak T ELEV‹ZYO N incelenebilmesi gibi toplumun da ayn› flekilde incelenebilece¤ini öne sürmek için Simmel’in gelifltirdi¤i ayr›m. geleneksel otorite uzunca süredir yerleflik kültürel örüntülere sayg›yla meflrulaflt›r›lan güç. geometriden esinlenerek biçim ve içerik ayr›m› gelifltiren Simmel toplumsal yap›la‹ N T E R N E sergileseler T r›n. ‹NTERNET Geliflmekte olan sosyoloji disiplini için tek uygun konunun temel ve genel etkiS O R Uoldu¤unu öne süren Georg Simmel’e (1858-1918) göre. güç direnifl üzerinde bile sonuçlar sa¤lamas›na ra¤men. s›n›rl› düzeyde müdahale edebildikleri kendilerine ait ba¤›ms›z bir varl›k kazand›klar›n› düflündü¤ü söylenebilir. hayat›n bütün alanlar›n›n temelinde çat›flman›n yatt›¤›n› söylemez. yani genel ve evrensel özelliklerinin sahip olduklar› özel.. Böylece güç bir otoriteye dönüflür. Bu aç›dan. Daha özelde. güçlünün emrine ço¤u kez kolayca itaat edildi¤ini kabul eder.. “Topleflim biçimleri lum.. Ona göre. sürekli yap›lar benzeri etkileflimler akl›m›za gelir. Karizmatik otorite ba¤l›l›k ve itaat afl›layan s›ra d›fl› kiflisel yetenekler arac›l›¤›yla meflrulaflt›r›lan güç. tüm do¤alar› ve tüm görünümleriyle di¤er insanlarla etkileflim içinde yaflad›klar› koflullar taraf›ndan belirlendikleri kabulü” üzeTELEV‹ZY ON rine kuruludur. farkl› içerikler bile benzer formlara sahip olabileceklerini ve bu temelde toplumsal etkileflim hakk›nda “zamanla s›n›rl› olmayan yasalar” gelifltirme- . Akademik bir disiplin olarak sosyoloji “insanlar›n yaflad›klar› olaylar› ve hangi kurallara göre davrand›klar›n› sorar”. Aksine. Herbiri itaat temelleri bak›m›ndan birbirinden ayr›l›r. modern öneme sahiptir? DÜfiÜNEL‹M Georg Simmel SIRA S‹ZDE 3 DÜfiÜNEL‹M Temel ve genel etkileflim biçimleri: S O R ‹nsanl›k U tarihindeki bütün toplum türlerinde yer alan genel ve zorunlu etkileflim biçimleri. Toplumu aç›klamak için. büyük insan kitlelerinin genelde daha pasif olduklar›n›.

Gerçekli¤i hayat›n temel ‘biçim’i ve içeri¤ine göre yorumlayabilecek bir sosyoloji oluflturmaya çal›flan Simmel’in yaklafl›m›. sevgi ve yabanc›laflma gibi kavramDÜfiÜNEL‹M lar insanlar›n onlara yükledikleri anlamlardan ba¤›ms›z olarak var olmazlar. D‹K KAT genelde yeni do¤an çocuklar›n zamanla toplumun mevcut de¤erleri. Bu yüzden. daha çok gerçek hayatta ayr›lmas› imkâns›z biçimde iç içe AMAÇLARIMIZ geçmifl birlefltirici ve ay›r›c› güçler olarak görür. gündelik hayat ve iliflkilerin ayr›nt›lar›n› yakalayan bir saf sosyoloji oluflturmaya çal›fl›r. Simmel ile ilgili daha ayr›nt›l› bilgi için Sosyolog.bir toplumsal formlar silsilesi içerir. beslenme. belirli bir kültür veya çevrede yaflayan birey gruplar›n›n gündelik haS O fley R U yoktur. toplumsal etkileflimler ve iliflkilere. 2011) kitab›n› inceleyebilirsiniz. yaflam biçimi ve davran›fl kurallar›n› SIRA S‹ZDE ö¤renmeleri. özel formlar içinde somutlafl›r. SIRA S‹ZDE Saf sosyoloji: Simmel’in bütün toplum türlerinin genel ve evrensel biçimleri ve düzenlerini içinde yer ald›klar› DÜfi ÜN EL‹M tarihsel koflullardan ba¤›ms›z olarak araflt›rmak için gerekli oldu¤unu düflündü¤ü sosyoloS O R U ji türü. Makro ve mikro sosyoloji: Makro sosyoloji toplumsal olaylar ve süreçlere en genel. boyunduru¤u ‹alt›na alan NTER N E ve T büyük ölçüde do¤allaflt›r›lan ve kutsallaflt›r›lan güçler hâline gelmesi. yani sosyallefltiren birçok farkl› form vard›r.. Amerikan sosyoloji‹NTERNET sinde Parsons’›n etkisinde ve önderli¤inde yap›sal-ifllevselcili¤e dönüflür. yaratt›klar› fleylerin kendi d›fllar›nda. onu üyelerinin üzerinde ve ötesinde bir ‘form’ olarak görmeye itmez. bu yüzden. sadece özel iliflkiler a¤›. Gündelik hayat -çal›flma. Formdan yoksun hiçbir toplum yoktur. . Anyatlar› ve toplumsal etkileflimlerinden ba¤›ms›z toplum diye bir cak bilimsel soyutlamaya bu vurgu Simmel’i toplumu fleylefltirmeye. Ünite . onlar› yönlendiren. “toplumun sadece di¤er insanlarla iliflkiler içindeki bireylerin zihinlerinde var oldu¤u” düflüncesine dayan›r. tutkular. yap›sal ve kurumlar düzeyinde bakarken mikro sosyoloji kifliler aras› yüz yüze etkileflimlere ve bu etkileflimle ilgili temel süreçler ve oluflumlara odaklan›r. duygular ve h›rslar hayati önemde olsalar bile. SIRA S‹ZDE Marx gibi çat›flman›n toplumda her yerde ve sürekli var oldu¤unu düflünen Simmel. Simmel. ondan farkl› olarak toplumsal yap›y› (toplumu) bir tahakküm ve ba¤›ml›l›k yap›s› olarak de¤il. Ça¤dafl sosyolojiye hakim olan daha makro ve yap›sal toplum anlay›fllar›ndan (yap›sal) ifllevselcilik ve çat›flma teorisi oldukça etkili olmufltur. maddileflirler.. hiçbir formun olmad›¤› düflünüldü¤ünde toplum var olmayacakt›r”. içsellefltirmeleri ve kifliliklerinin bir parças› hâline getirmeleri sürecidir. Sanatç›.Toplum 209 Resim 8. Bafllang›çta büyük ölçüde ‹ngiliz antropologlar taraf›ndan gelifltirilen ifllevselcilik. Simmel. makro düzeyde çal›flma e¤iliminde olan ifllevselcilik ve Marksizmin aksine duygular›. gündelik toplumsal hayat›n sosyal sistemi meydana getiren büyük toplumsal kurumlar›n temelini oluflturan. Sosyalleflme: Bir topluma yeni kat›lan bireylerin. insan ‹ K Ktoplumu AT ürünü bir yarat› olarak görür çünkü toplum “sadece birçok birey etkileflimde bulundu¤unda var olur”.ince ayr›nt›lar›na ve bireylerin toplumsal etkinli¤i (yeniden) yorumlama biçimlerine odaklan›r. AMAÇLARIMIZ K ‹ T A P MODERN DÖNEM TOPLUM TEOR‹LER‹ TELEV‹ZYON TELEV‹ZYON fieylefltirme: ‹nsanlar›n kendi ürettikleri.DO. Bir di¤er egemen yaklafl›m yap›salc›l›kt›r. ruhu. Düflünür: K ‹Georg T A PSimmel (Ankara: Do¤u-Bat› Yay›nlar›. sosyal etkinlikler gibi. Simmel’in ifadesiyle SIRA S‹ZDE “Bilinen her toplumda bizi bir arada tutan. Ona göre bireysel güdüler. Aile ve hukuk gibi toplumsal kurumlar.4 Georg Simmel nin mümkün oldu¤unu düflünür.8. tutumlar›.

kurallar ve ilkelere sahip oldu¤u ve bütünün tüm özellikleri ve hareketlerinin bunlara göre flekillendi¤i düflüncesi. bu yüzden bütün toplumlar›n insanlar›n ikili karfl›tl›klar temelinde kurduklar› iliflkiler çerçevesinde yap›land›¤›n› öne sürer. en genel düzeyde “en ilkelinden en geliflmifline kadar insan hayat›n›n her düzeyinde ifllerlikte olan evrensel ve de¤iflmez insanl›k yasalar›”n› arama giriflimi olarak tan›mlanabilir. Sosyolo¤un görevi. Frans›z yap›salc›l›¤›n›n en önemli temsilcilerinden biri Claude Lévi-Strauss’tur (1908-2009). iflleyifle. yani kifli unsurlardan biri de¤iflti¤inde yap›n›n nas›l tepki verece¤ini öngörebilir. ifllevine) ba¤l›d›r. ekonomi. Baflka deyiflle toplumsal hayat›n bu farkl› düzlemleri aras›nda eflbiçimlilikler vard›r. Hem yeni bir topluma aktar›lan kültürel ürünler içsellefltirilir ve yeni ba¤lam›n gereklerine uydurulur hem de toplumsal unsurlar›n kökenlerine bakmak imkâns›zd›r ve bunu yapmak söz konusu unsurlar›n günümüzdeki ifllevsel mant›¤›n› göz ard› etmektir. Bu. t›pk› organizmalar gibi sistemin devaml›l›¤› için karfl›lanmas› gereken zorunlu ihtiyaçlar› oldu¤u fikri.210 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar Yap›salc›l›k Kökleri dilbilimde olan bir toplumsal ve kültürel analiz modeli olan yap›salc›l›k. Artzamanl› ve eflzamanl› analiz: Artzamanl› analiz bir yap›n›n. deyim yerindeyse foto¤raf› çekilir. Toplumlar› bütünler olarak kavraman›n önemli oldu¤unu belirten erken dönem ifllevselcilere göre bir toplumsal unsurun anlam› onun söz konusu toplumda hâlihaz›rda kullan›mda olan di¤er unsurlarla iliflkisine ve bir bütün olarak topluma katk›s›na (yani. eflzamanl›-ve-bütüncü mant›k sadece günümüzde ifllerlikte olan tüm kültürü kapsaml› olarak anlamakla mümkün olur. Eflbiçimlilikler: Belirli bir ortamda yer alan ve ifllerlikte olan toplumlar. Bütün insan toplumlar›nda insan zihninin biyolojik ve kimyasal do¤as› gere¤i ayn› ilkeler temelinde iflledi¤ini öne süren Lévi-Strauss ‘ilkel’ ve ‘geliflmifl’ toplumlar aras›ndaki fark›n sadece zihnin içinde iflledi¤i koflullardan kaynakland›¤›n›. (1) Bireylerin hayatta kalabilmeleri için karfl›lanmas› gereken beslenme ve doyum ihtiyac› gibi ‘temel biyolojik ihtiyaçlar’›. konuflmay› mümkün k›lan bir kurallar sistemi olan ‘dil’in nesnel oldu¤unu. Temel nedensellik: Bir bütünün yap›s›. Ancak Malinowski’ye göre toplumu ona psikolojik veya biyolojik mekanizmalara temel nedensellik yükleyerek aç›klamak hata olacakt›r. Onlara göre sosyal sistemlerin sa¤l›kl› olmalar› veya en az›ndan varl›klar›n› sürdürebilmeleri için belirli ihtiyaçlar›n karfl›lanmas› gerekir. siyaset. Erken dönem ifllevselcilerden Malinowski toplumun psikolojik ve biyolojik özelliklere sahip bireylerden olufltu¤unu kabul eder. Durkheim aksine zihnin toplumsal üzerindeki önceli¤ini vurgular. Bir yap›n›n varl›¤› toplumsal hayat›n bütün unsurlar›n›n prensipte anlafl›labilir olduklar› anlam›na gelir. bir sistem (veya yap›) olarak dilin artzamanl›. Saussure ‘konuflma’n›n öznel. yap› (toplum) sistematik özelliklere sahiptir. yani tarihsel de¤il. ‹fllevselci hareketin öncüleri genel toplumsal ihtiyaçlar kavram›n› kullanm›fllard›r. mit) aras›ndaki iliflkiler bir di¤erine dönüfltürülebilir. Unsurlar aras›ndaki iliflki empirik olarak belirlenebilir. her toplumda üç tip temel ihtiyaç vard›r. hareketleri ve süreçlerinin flekillenmesinde rol oynayan faktörlerden baz›lar›n›n en temel olduklar› düflüncesi. Durkheim’›n totem ve göstergeler analizini dilbilime uyarlamaya çal›flan. toplumun veya organizasyonun zaman içindeki tarihsel geliflimini araflt›r›rken eflzamanl› analizde tarih içinde belirli bir zaman dilimindeki iflleyifline. onun bir bilimin araflt›rma-nesnesinin nesnel olarak gözlenebilen somut oluflumlara dayanmas› gerekti¤i görüflünden hareket eden Ferdinand de Saussure’›n dil ve söz ayr›m›ndan etkilenen yap›salc›l›k toplumun bir dil yap›land›¤›n› kabul eder. bir iç düzenlili¤e. örgütler veya kurumlar›n yap›lar› ve iflleyiflleri aras›ndaki benzeflmeler veya paralellikler. yani hiçbiri bütün di¤erleri etkilemeden de¤iflemeyecek baz› unsurlardan oluflur. Ona göre. yani belirli bir zamanda karfl›l›kl› iliflkileri içinde kavranabilece¤ini öne sürer. akrabal›k. eflzamanl›. Lévi-Strauss. Ona göre. ‹fllevsel mant›k: Her toplum veya organizman›n iflleyiflinin kendine ait bir iç mant›¤a. ‹fllevselcilik Erken Dönem ‹fllevselcilik Genel toplumsal ihtiyaçlar: Bir toplumun. (2) ‹fl birli¤i ve dayan›flma ihtiyac› gi- . yani belirli bir düzen içinde nas›l iflledi¤ine odaklan›l›r ve unsurlar› aras›ndaki karfl›l›kl› iliflkilerin. bu ihtiyaçlar› belirlemek ve ihtiyaçlar›n›n karfl›lanmas› için toplumu yönlendirmeye yard›mc› olmakt›r. Bu unsurlar (örne¤in.

Sistemin herhangi bir k›sm›nda görülen de¤iflme sistemde dengesizli¤e neden olur ve bu dengesizlik de sistemin di¤er k›s›mlar›nda de¤iflmeye yol açar. Sistem kendini oluflturan unsurlar ve bu unsurlar›n aralar›ndaki iliflkileri içine alan bir bütündür ve sistemi oluflturan unsurlar sistemin bütünlü¤ünden ba¤›ms›z olarak anlafl›lamaz.5 Talcott Parsons Alt sistemler: Genel bir sistemin içinde yer alan. Bir sistem modeli kullan›larak unsurlar›n sistemin devaml›l›¤›na katk›s›n›n vurguland›¤› ifllevsel aç›klamalarda toplum birbirleriyle iliflkili unsurlar›n oluflturdu¤u bir sistem olarak tan›mlan›r. Bu flekilde örgütlenmifl bir sistem için ifllevler sistemin çevreye uyumu ve kendi kendini denetimiyle ilgilidir. ‹fllevselci yaz›larda toplum belirli bir çevrede varl›¤›n› sürdürebilmek için adapte olmaya ve evrimleflmeye. de¤iflim bir ölçüde bir bütün olarak sistemin yeniden organizasyonuyla sonuçlan›r. yani ifllevleri özelleflmifl unsurlar›n kompleks iç denetimine muhtaçlard›r. Raddcliffe-Brown’a göre. Bu aflamada. Ünite . toplumun istikrar› bütünün ‘ifllevsel birli¤i’ne yani farkl› parçalar›n karfl›l›kl› uyumuna ba¤l›d›r.Toplum 211 bi ‘toplumsal ihtiyaçlar’. Yine bu sistemler hayatlar›n› sürdürebilmek için alt-sistemlere. Di¤er erken dönem bir ifllevselci Raddcliffe-Brown. Temel ihtiyaçlar›n doyurulabilmesi için bu toplumsal ihtiyaçlar›n karfl›lanmas› gerekir. Bireyler ve toplumsal yap› (veya sistem) aras›ndaki ba¤lant›y› sa¤layan ve toplumun gündelik hayattaki özünü oluflturan toplumsal rollerin gerçeklefltirilmesiyle insanlar›n özel ihtiyaç ve güdüleri toplumsal düzenlemeler sayesinde karfl›lan›r. Yap›sal-ifllevselcilik toplumsal olgular›n incelenmesinde toplumun hem yap›s›n› hem de ifllevlerini göz önünde bulundurur. Yap›sal-‹fllevselcilik ‹fllevselcili¤e ‘yap›’ kavram›n› sokan Talcott Parsons (1902-1979) toplumu. Topluma kendine özgü karakterini kazand›ran kültürel de¤erler ve normlar insanlar›n yaflant›lar›na toplumsal roller sistemi arac›l›¤›yla girerler. toplumun indirgenemez bir karmafl›kl›¤a sahip oldu¤unu. Durkheim gibi kendi üyelerinin üstünde ve ötesinde kendine ait bir hayata ve yap›ya sahip yaflayan bir varl›k olarak görür. (3) ‘Toplumun bütünlü¤üyle ilgili ihtiyaçlar’. toplumsal mekanizmalarla aç›klanabilece¤ini ve psikolojik olgular toplam› olarak görülemeyece¤ini öne sürer.8. genele ba¤l› olmas›na ra¤men hem genelden hem de di¤er parçalardan belirli ölçüde özerk bir iflleyifl ve düzene sahip olan sistemler. onun alt düzeyde iflleyen mekanizmalarla veya biyolojik mekanizmalarla de¤il. ‘denge’sini korumaya ve kendi bedeninin her parças›n›n düzgün flekilde ifllerli¤ini sa¤lamaya çal›flan bir organizmaya benzetilir. Erken dönem ifllevselciler gibi toplumlar› canl› organizmalara benzeten Parsons’a göre de besin ve su gibi belirli gerekler karfl›lanmad›¤› ve bunlar› enerjiye Resim 8. . insan organizmas›n›n hayat›n› sürdürebilmek için g›da ve oksijene muhtaç olmas› gibi çevresel kaynaklara ihtiyaç duyarlar. Sistemler hayatlar›n› devam ettirebilmek için.

Çat›flma Teorisi Ç›kar gruplar›: Belirli ortak ç›karlar› ve görüfllerini gerçeklefltirmek için bir araya gelen ve kimi zaman örgütlenmifl ve örgütlü mücadele veren insan topluluklar›. Konsensüs teorisyenleri toplumda ‘de¤er bütünleflmesi’ni. (3) De¤erler ve düflünceler. Bu yüzden kendi kaynaklar›n› üretmek. (3) Her toplum bir aidiyet. ‹fllevselcili¤in toplumun bir yan›yla yani toplumun süreklili¤ine katk›da bulunan ve onu dengede tutan yap›lar ve süreçlerle meflgul oldu¤u için. ekonomi ve ekonomiyi güdüleyen kaynak parad›r. toplumun eksik bir resmini sundu¤unu belirtir. mahkemeler. çat›flmac›larsa ‘bask›’ oldu¤unu öne sürerler. Kendi kurallar›n›. denge. belirli ç›kar gruplar›n›n tekelinde yo¤unlaflm›fl bir fley ve bu yüzden sadece bir çat›flma kayna¤› de¤il. birbirlerini karfl›l›kl› gerektiren çat›flma ve konsensüs olmadan toplumlar da var olamaz. Çat›flma teorisinin kurucular›ndan Ralf Dahrendorf (1929-2009) toplumun konsensüs ve çat›flma olmak üzere iki yüzü oldu¤unu vurgular. (1) ‹nsanlar›n baz› temel ‘ç›karlar’›. giyim ve bar›nma ihtiyaçlar›n› karfl›lamak zorundad›r. çocu¤unu sosyallefltiren aileye ba¤l›d›r. Ona göre. Parsons bir sistemin. âdetleri ve kültürünü kuflaktan kufla¤a aktarmaya çal›fl›r ve bu örüntü/kal›p devaml›l›¤›. imkânlar ve ayr›cal›klar sa¤lamas›. siyasal kesim. din ve hukuk gibi di¤er toplumsal kurumlarla pekifltirilir. Adaptasyon’u karfl›layan kesim. kararlar vermek ve organizasyonlar yapmak zorundad›r ve bu yüzden bir siyasal sisteme ihtiyaç duyar. polis ve hapishaneler) ihtiyaç duyar. bir toplumun kimli¤i ve hedeflerini tan›mlayan bir araçtan ziyade. faaliyetleri gücün meflru kullan›m›yla koordine ederek hedeflere ulaflmaya çal›fl›r. esas olarak akrabal›k sistemine. Konsensüs teorileri: Toplumlarda genelde uyum. Örne¤in. farkl› gruplar›n amaçlar›na ulaflmak için kulland›klar› silahlard›r. . istedikleri ve elde etmeye çal›flt›klar› fleyler vard›r (2) ‘Güç’ toplumsal iliflkilerin özünü oluflturur. Ona göre. ayr›ca çevreden ustaca yararlanacak ekonomik metalar ve zenginliklerin üretimiyle ilgilidir. S›ras›yla aktar›rsak (1) her toplum kendi üyelerinin g›da. varl›¤›n› sürdürebilmesi için dört temel ihtiyaç› karfl›lamas› gerekti¤i düflüncesini -ilgili sözcüklerin ‹ngilizce bafl harflerinden oluflturdu¤u. Adaptasyon. istikrars›zl›k ve çat›flma gibi olgular›n geçici durumlar oldu¤unu varsayan sosyoloji teorileri Farkl›l›k yarat›c› otorite da¤›l›m›: Bir örgütteki otorite da¤›l›m›n›n farkl› konumlar ve mevkilerdeki bireylere daha afla¤› konumda olanlara göre farkl› güç. Bu da toplumdaki baz› konumlar›n di¤erlerinden daha güçlü olmas› ve böylece farkl›l›k yarat›c› otorite da¤›l›m›n›n her zaman sistematik toplumsal çat›flmalar›n belirleyici faktörü hâline gelmesi anlam›na gelmektedir.212 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar dönüfltürecek (sindirim ifllemi gibi) baz› mekanizmalar olmad›¤›nda organizman›n sonunda ölmesi gibi sosyal sistemlerin de iyi ve sürekli bir iflleyifl içinde kalmak için karfl›lamalar› gereken ‘ihtiyaçlar’› vard›r. (4) Di¤er bütün türler gibi her toplum kendini meydana getiren üyelerin sürekli ölmesi ve onlar›n yerine yenileri gelmesine ra¤men. Dolay›s›yla sosyolojinin yani çat›flma ve konsensüs teorileri olarak iki k›sma ayr›lmas› gerekti¤ini öne sürer. Bu süreç okul. iletiflim (medya) ve sosyal kontrole (hukuk. aksi takdirde çözülmeye u¤rayacakt›r. özünde zorlay›c›/bask›c› bir fleydir. (2) Her toplum kendi amaçlar›n› oluflturmak. bu resmin tam olabilmesi için ifllevselci ve çat›flmac› toplum modellerine gerek vard›r. ‹fllevselciler sosyal sistemi bir arada tutan fleyin gönüllü/iradi ifl birli¤i. toplumun de¤erleri ve kurallar› konusunda bir genel fikir birli¤i oldu¤unu öne süren. bizzat varl›¤›n› sürdürmeye çal›fl›r. Çat›flma teorisi üç temel ve birbiriyle iliflkili kabul üzerine kurulur. Bunlar A=Adaptasyon. G=Amaca ulaflma. çat›flmac›lar›nsa ‘ç›kar çat›flmalar›’n› ve toplumu bir arada tutan ‘bask›’y› incelemeleri gerekti¤ini belirtir. istikrar ve bütünlük. medya. hangi düzeyde olursa olsun.AGIL fiemas›’yla aç›klar. yerleflik davran›fl kurallar› (din). Bu yüzden. topluluk/cemaat duygusu ve ortak bir kimlik yaratmak zorundad›r. uyumsuzluk. L=Varl›¤›n› sürdürme biçiminde s›ralan›r. I=Bütünleflme. da¤›t›mlar›n› yapmak ve d›fl çevreye uyum sa¤lamak için ekonomik sisteme ihtiyaç duyar. dengesizlik. sadece k›t ve eflitsiz olarak da¤›lm›fl. Bir toplum toplumsal bölünmeler ve çat›flmalar› engellemek zorundad›r.

toplumsal düzenin bir ölçüde. (ii) her sosyal sistem farkl› iliflkili parçalar aras›nda dengesizlik. ç›kar farkl›l›klar›n›n yaratt›¤› ‘çat›flma’ veya ‘çat›flma potansiyeli’ nedeniyle er veya geç bozulma e¤ilimindedir. dolay›s›yla yapt›r›mlara baflvurmay› gerektirir. hangi türde olursa olsun. Ayr›ca. hem mevcut normlar›n daha belirgin hâle gelmesini sa¤lar hem de yeni koflullara uygun normlar›n oluflumuna katk›da bulunabilir. Bu yüzden ‘toplumsal düzen’i otorite iliflkileri yaratan süreçler ayakta tutar. art›racak veya azaltacak biçimlerde ifller. ‹fllevselciler kurumlar› toplumsal bütünleflmeyi art›rman›n bir arac› olarak görürken çat›flma teorisyenleri baz› gruplar›n di¤erleri aleyhine fayda sa¤lad›klar› belirli bir düzeni tan›mlama ve desteklemenin bir yolu olarak düflünürler. Çat›flman›n kurumsallaflmas›: Modern toplumlarda farkl› s›n›flar veya toplumun farkl› kesimleri aras›ndaki ç›kar. (iv) fliddet. üst konumlardaki üyelerin di¤er baz› üyeler üzerinde kurduklar› bask›dan kaynaklan›r. de¤erler ve ortak bir ahlak temelinde sa¤lan›rken çat›flma teorisine göre düzen. ifllevselcilere göre genelde normlar. onlar›n özü en iyi flekilde güçlünün ç›karlar›na göre aç›klanabilir ve neticede yerleflik normlar yönetici normlardan baflka bir fley de¤ildir. Ünite . Dolay›s›yla. Dolay›s›yla. güçlülerin konumlar›n›n çok sabit oldu¤u toplumlarda bile. Ancak insanlar boyun e¤mekten hofllanmad›klar› için ç›kar çat›flmalar› kaç›n›lmazd›r. yani “rekabet hâlindeki gruplar veya ç›karlar sistemi” olarak görülür. mevcut normlar› güçlendirmenin yan› s›ra. sapma ve çat›flma gibi genellikle sistem için y›k›c› oldu¤u düflünülen ço¤u süreç. gerilimler ve ç›kar çat›flmalar› sergiler. 2. Bu normlar güçlüler taraf›ndan oluflturuldu¤u ve sürdürüldü¤ü için. ‹fllevselcilerin ve Çat›flmac›lar›n Toplum Anlay›fllar› 1. Di¤er taraftan çat›flma. Coser. Güç da¤›l›m›: Bir toplum veya örgüt içinde güç ve otoritenin eflitsiz da¤›l›m›. çat›flma toplumsal yap›n›n oluflumu. güç ve de¤er çat›flmalar›n›n toplumda genel kabul gören yasalaflm›fl kurallar ve demokratik ilkeler çerçevesinde gerçekleflmesi. toplumdaki bu iki grubun ç›karlar› zorunlu olarak farkl›d›r ve bu yüzden. de¤ifltirecek. Güç ve otorite hem alt gruplar›n güç iliflkileri içinde üzerinde rekabet ve mücadele ettikleri kaynaklar› hem de böylece de¤iflmenin ve çat›flman›n kurumsallaflm›fl temel kaynaklar›n› oluflturur.Toplum 213 Güç sahibi gruplar ç›karlar›n› sürdürebilirken güçten yoksun konumdakiler bunu baflaramad›klar› için. ‹fllevselciler toplumlar ve toplumsal kurumlar›. bütünlü¤ü ve devam› aç›s›ndan araçsal bir süreç görevi yüklenebilir. güç kullanma bask› ve zorlamay›. Coser’a göre. Coser’›n toplum imgesine göre (i) toplumsal dünya iliflkili farkl› parçalardan oluflan bir sistem olarak görülebilir. 3.8. fikir ayr›l›klar›. güce dayal› bu iliflkinin yaratt›¤› denge. genel toplumsal normlar toplumsal konsensüsü yans›tmaz veya konsensüs sonucunda oluflmaz. Toplumsal düzen. . bütün parçalar› birbirine ba¤›ml› olan ve denge sa¤layacak bir biçimde iflleyen sistemler olarak görürken çat›flma teorisinde toplum gruplar›n güç mücadelesi verdikleri bir arena. farkl› koflullarda sistemin bütünlü¤ü ve adaptasyonunu sa¤layacak. Sosyal sistemlerin (toplumun) devaml›l›¤›nda çat›flman›n olumlu ifllevlerini vurgulayan Lewis Coser (1913-2003) bu görüfllerinde sosyolojinin kurucular›ndan Simmel’in düflüncelerinden oldukça etkilenmifltir. mevcut düzenlemeler üzerinde konsensüsle sürdürüldü¤ünü ve çat›flman›n yaratt›¤› “düzensizli¤in” bu konsensüs zay›flad›¤›nda veya düzenin meflrulu¤u azald›¤›nda ortaya ç›kt›¤›n› öne sürer. belirli koflullar alt›nda sistemin bütünleflme temeli kadar çevreye adaptasyonunu da güçlendirici bir temeli olarak görülebilir. (iii) sistemi meydana getiren parçalar›n kendi içlerindeki ve aralar›ndaki süreçler. hem çat›flma insan tarihinin yarat›c› gücüdür hem de toplumdaki veya konum içindeki güç da¤›l›m› toplumsal yap›n›n temel belirleyicisidir.

Fenomenolojik sosyolojinin kurucusu Alfred Schutz (1899-1959) toplumu. kiflisel. Sembolik etkileflimcili¤in fikri ve bilimsel temellerini atan George Herbert Mead (1863-1931) toplum konusunu tart›flt›¤›nda Marx. Düzenin devam›nda. ba¤›ms›z bir zihin dünyas›na sahip de¤illerdir. ‹nsan toplumu eylem. bir toplumu meydana getiren bireyler sadece kendilerine ait. ‹nsanlar›n rasyonel olduklar›n›. Mead’in toplum anlay›fl›nda önemli olan fley toplumun bireyden önce gelmesi ve zihinsel süreçlerin kayna¤›n›n toplum olmas›d›r. 5. grup hayat› ise “süregiden kompleks bir etkinliktir”. üyelerin kendi yorumlama prosedürleriyle sürdürdükleri toplumsal yap› anlam›nda bir kaynak olarak görür. Fenomenolojik e¤ilimi nedeniyle kendine amaç olarak öznel yönelimlerin nesnel yap›s›n›n betimlemesini al›r. aksine (perspektiflerin ayarlanmas›n› mümkün k›lan) bir ve ayn› gerçeklik içinde yer al›rlar.214 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar 4. Benzer flekilde kurumu ortak tepkiler bütünü olarak görür. Ona göre toplumsal gerçeklik özneler-aras› bir meseledir. ‹fllevselciler düzene vurguda bulunurken çat›flma teorisi sosyal sistemin her noktas›nda anlaflmazl›klar ve çat›flmalar oldu¤unu vurgular. SIRA S‹ZDE 4 SIRA S‹ZDE topluma hangi düzeyde bakar ve genelde hangi özellikleri vurguMikro toplum anlay›fllar› larlar? DÜfiÜNEL‹M S O R U DÜfiÜNEL‹M S O R U D‹KKAT D‹KKAT SIRA S‹ZDE SIRA S‹ZDE . Birbiriyle iç içe geçmifl eylem ve etkileflim kal›plar› gruplar ve toplumlar› meydana getirir. Ancak. ifllevselciler paylafl›lan toplumsal de¤erlerin yaratt›¤› içbütünlü¤e vurguda bulunurken çat›flma teorisi gücü vurgular. toplum birbirinden ba¤›ms›z bir dizi edimden oluflmaz. Toplumun özü aktörler ve eylem içinde bulunabilir: “‹nsan toplumunun eyleyen insanlardan ve toplumsal hayat›n da onlar›n eylemlerinden olufltu¤u düflünülebilir. 6. Etnometodolojinin kurucusu Harold Garfinkel (1917-2011) ise toplumsal dünyay› (toplumu) süregiden pratik bir icraat olarak görür. Mead’in ö¤rencisi ve ‘sembolik etkileflimcilik’ okulunun isim babas› olan Herbert Blumer’e (1900-1987) göre toplum makro yap›lardan oluflmaz. Özetle toplumsal dünya içindekiler taraf›ndan ortaklafla bilinen bir fleydir. Bu yaklafl›mdan hareketle toplumun nesnel özelliklerinin bu evrensel öznel temele dayand›¤›n› düflünür. ‹fllevselcilere göre toplumdaki her unsur istikrara katk›da bulunurken çat›flma teorisine göre genel toplumsal unsurlar›n ço¤u çözülme ve çat›flmaya katk›da bulunur. zihin ve benli¤in içinde olufltu¤u toplumsal organizasyondan daha fazla bir fleyi ifade etmez. ancak kendi hayatlar›n› sürdürmek için “pratik ak›l yürütmeler”e baflvurduklar›n› düflünür. 7. Yani. M‹KRO VEYA B‹REYSEL ETK‹LEfi‹M TEMELL‹ TOPLUM ANLAYIfiLARI Araflt›rma konusu olarak gündelik hayattaki yüz yüze etkileflimleri alan bu tür yaklafl›mlar ço¤u kez do¤rudan bir toplum tan›m› yapma gere¤i duymad›klar› için onlar›n toplum anlay›fllar› genellikle yaz›lar›ndan ç›kart›labilir. Weber ve Durkheim’› önemli ölçüde ilgilendiren büyük ölçekli yap›lar hakk›nda yok denecek kadar az fikre sahiptir. Mead için toplum. ‹fllevselciler toplumdaki her unsurun statik veya en az›ndan hareketli bir denge hâlinde oldu¤unu vurgularken çat›flma teorisinde toplumlar›n sürekli de¤iflme hâlinde olduklar› kabul edilir.

statü ve gücü de dikkate alan çok yönlü aç›klamalar gelifltirilmesi gerekti¤ini öne sürer. Ayd›nlanmac› ve muhafazakâr görüfllerin farkl› ve bazen s›k›nt›l› bileflimlerini içeren Hegel’e ve en belirgin biçimde Comte. Weber ve Simmel ise birey temelli bir toplum anlay›fl› gelifltirerek sosyolojinin bireylerin çevreleri ve eylemlerine yükledikleri anlamlara ve bu anlamlar temelinde kurulan ‘toplumsal etkileflimler’e dikkat çekerler. bunlar›n meflrulaflt›r›lmas›n› sa¤layan ideolojileri yerlefltirir. Bu iki karfl›t yaklafl›m özellikle sosyolojinin kurulufl dönemindeki felsefi ve sosyolojik yaklafl›mlar› farkl› biçimler ve düzeylerde etkilemifl. sadece ak›l yoluyla aç›klanmaya çal›flan ilk giriflimler Antik Ça¤ felsefesinde Platon ve Aristoteles’e. ikisi aras›nda kalan görüfller gelifltirmelerine yol açm›flt›r. her olgunun kendi özel tarihsel ve toplumsal koflullar›. Ancak Simmel sosyolojinin tarihteki bütün toplumlarda özel ‘içerikler’inden ba¤›ms›z olarak ortaya ç›kan evrensel “temel ve genel etkileflim ‘biçim’leri” araflt›rmas› gerekti¤ini vurgularken Weber “genel tarihsel evrim”den ve yasalardan söz edilemeyece¤ini. bireyin etkisini yok saymasalar da toplumun. do¤al ay›klanma. parçalar› aras›ndaki uyum ve bütünlü¤ü. toplumun bileflimi. Toplumun bireylerin eylemleri ve onlara yükledikleri anlamlardan hareketle aç›klanabilece¤ini kabul eden Weber ve Simmel.8. bu ba¤lamda farkl› ‘insan do¤as›’ ve birey-toplum iliflkisi anlay›fl› ortaya koymufllard›r. ba¤lamlar› içinde araflt›r›lmas› gerekti¤ini iddia eder. sömürü ve bask›y›. toplumsal yap› ve koflullar›n insanlar›n eylemleri üzerindeki a¤›rl›kl› etkisini vurgularlar. Émile Durkheim. baflka deyiflle ‘düzen ve ilerleme’yi birlikte aç›klamaya çal›flan Saint-Simon ve Comte. Weber. Ayd›nlanma Dönemi’nde ‘toplumsal sözleflme teorileri’ne ve onlar› kesinlikle reddeden muhafazakâr tepkiye. ortak kültürel de¤erleri. Daha bireyci olan bu anlay›fllara karfl› tam tersine toplum ve birey karfl›s›ndaki önceli¤ini vurgulayan. iflbölümünün yol açt›¤› eflitsizlik ve tabakalaflma. Saint-Simon ve sosyolojik evrimcili¤in temsilcisi Spencer’a aittir. bireyi neredeyse yok sayan bir ‘muhafazakâr sosyoloji’ geliflmifltir. Toplumu bütüncül bir temelde aç›klayan Platon ve Aristoteles hem toplumun unsurlar› olan kurumsal birli¤ini hem de kendi içindeki farkl›laflmalar› farkl› biçimler ve derecelerde vurgulayarak günümüzdeki ifllevselci ve çat›flmac› sosyolojik teorilere öncülük etmifllerdir. toplumsal dayan›flmay› ve onun bozan etkenleri. di¤erlerinden farkl› olarak modern kapitalizmin ve modern dünyan›n geliflmesinde rasyonelleflme ve bürokrasinin önemini ve içerebilece¤i tehlikeleri. sadece sosyal s›n›flara dayal› bir yaklafl›m›n indirgemecilik olaca¤›n›. A M A Ç 2 Klasik sosyal teorinin kurucular› olan Karl Marx. serbest piyasac› yaklafl›m içinde temellendirmifltir. Toplumsal sözleflme teorileri. insanlar›n tarihte topluma geçmeden önce bir ‘do¤a durumu’nda yaflad›klar›n›. temeli ve iflleyiflini farkl› biçimlerde konumland›rsalar da evrimci ve reformcu bir geliflme anlay›fl› gelifltirmifllerdir. farkl› nedenlerle bu durumdan uzaklaflmak zorunda kald›klar›n› vurgulam›fl. Marx toplumlar›n temeline üretim araçlar›n›n özel mülkiyeti. ‹fllevselci ve evrimci bir toplum teorisi gelifltiren Durkheim bir sistem olarak toplumun ifllevsel bütünlü¤ünü. Toplumu bilimsel yöntemler ve araflt›rmalarla de¤il.Toplum 215 Özet A M A Ç 1 Farkl› toplum felsefeleri ve sözleflme teorilerinin toplum anlay›fllar›n› ve bireyin do¤as› ve toplum aras›ndaki iliflki konusundaki görüfllerini aç›klamak. güç ve otorite iliflkilerinin temellerini ve toplumlar›n yap›laflmalar› ve de¤iflimlerindeki rollerini ortaya koymaya çal›fl›r. Ünite . ilerlemeci ve Ayd›nlanmac› bir temelde. Spencer ise bu vurguyu evrimci. yani ‘toplumsal konsensüs’ü vurgular. Weber ise Marx gibi üretim araçlar›nda özel mülkiyetin tabakalaflman›n ve sosyal s›n›flar›n ortaya ç›k›fl› ve flekillenmesinde etkili oldu¤unu kabul etmesine ra¤men. Hegel devleti en üste koyan bir görüfl gelifltirirken toplumu daha bireyci. üretici güçler ve üretim iliflkileri. Max Weber ve Georg Simmel’in toplum teorilerinin temellerini ve aralar›ndaki farkl›l›klar ve benzerlikleri ay›rt etmek. bireylerin yüz yüze karfl›laflmalardaki toplumsal etkileflimlerini sosyolojinin konusu olarak kabul ederler. adaptasyon ve en uygunun hayatta kalmas› ilkeleriyle ve (bireysel ve toplumsal) türler aras›ndaki bir mücadele fikriyle tamamlar. salt soyut ve varsay›msal özelliklerine göre. Marx ve Durkheim. . Toplumdaki hem de¤iflmeyi hem istikrar›.

ilkeler. yani yap›n›n (dilin) eylemden (sözden) önce geldi¤ini ve onlar› mümkün k›ld›¤›n› öne süren yap›salc› teoride bir bütün oluflturdu¤u varsay›lan yap›n›n (toplumun) bileflenleri aras›ndaki karfl›l›kl› (yap›n›n belirleyici konumda oldu¤u) etkileflimlerle ilgilenilir. erken dönem ifllevselcilik. içinde bulunduklar› toplumsal ortamda varl›klar›n› sürdürebilmek için bu temel ihtiyaçlar› karfl›lamak zorunda olduklar›n› öne sürer. bütünlü¤ü ve devam› aç›s›ndan araçsal bir süreç görevi yüklenebilece¤ini öne sürer. bir sistem olarak toplumun hem çevresiyle etkileflimini hem de kendi içyap›s›n›n iflleyiflini düzenleyen temel süreçler. Her organizasyonun. iflleyiflleri ve aralar›ndaki iliflkiler ve etkileflimlere odaklanan makro düzey yaklafl›mlard›r. büyük veya küçük. dengesizlik. Çat›flmalar›n ifllevselli¤ini vurgulayan Coser gerçek toplumlar›n konsensüs. Modern toplum teorilerinden yap›salc›l›k. genelde toplumsal kurumlar. Mead’in ö¤rencisi ve ‘sembolik etkileflimcilik’ okulunun isim babas› olan Blumer. yap›sal-ifllevselcilik toplumu bir yap› veya sistem olarak gören. çat›flmay› bir patoloji (hastal›k) ve ortadan kald›r›lmas› gereken bir fley olarak gören yaklafl›m›n› elefltirmek ve bütünlüklü bir sosyolojik analizin toplumun di¤er yüzünü de yani uyumsuzluk. Evrimci bir toplum anlay›fl›na sahip olan Parsons. karfl›l›kl› ba¤›ml›l›k. toplumsal kurumlar› ortak tepkiler bütünü olarak tan›mlar. Mikro veya bireysel etkileflim temelli toplum anlay›fllar›n›n topluma genel yaklafl›m biçimlerini aç›klamak. güç ve otorite iliflkileri ve da¤›l›m› ba¤lam›nda ele al›r. dilbilimci Ferdinand de Saussure’›n “konuflma ve dil analizi” ve Claude Lévi-Strauss’›n yap›salc› mit analizleri yatar. hayatlar›n› sürdürmek için “pratik ak›l yürütmeler”e baflvururlar. toplumun özünün aktörler ve eylem içinde bulunabilece¤ini öne sürer. di¤erlerinden farkl› olarak tarihteki bütün insanlarda ayn› biçimde var oldu¤unu ve dolay›s›yla evrensel oldu¤unu düflündü¤ü “insan zihninin yap›s›”n›n belirleyici faktör oldu¤unu kabul eder ve bu ortak yap›lar› araflt›r›r. Bunlardan sembolik etkileflimcili¤in kurucusu Mead toplum zihin ve benli¤in içinde olufltu¤u bir toplumsal organizasyon. istikrar› esas alan. otoritenin eflitsiz da¤›l›m› nedeniyle bir çat›flma potansiyeli içerdi¤ini belirtir. Mikro veya bireysel etkileflim temelli toplum anlay›fllar› araflt›rma konusu olarak gündelik hayattaki yüz yüze etkileflimleri ald›klar› için. erken dönem ifllevselcilik. bu sistem veya yap›n›n içindeki bireylerin davran›fllar›n› belirledi¤ini kabul eden. Coser. Genellikle Frans›z yap›salc›l›¤› olarak an›lan yap›salc›l›¤›n kayna¤›nda Durkheim’›n toplum analizi. Erken dönem ifllevselciler. toplumun makro yap›lardan oluflmad›¤›n›. bir arada yaflayabilme ve zorlama sayesinde var olabildiklerini vurgular. Ona göre.216 Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar AM A Ç 3 Modern sosyal teorilerden yap›salc›l›k. Çat›flmac› yaklafl›m ifllevselcili¤in ve Parsons’›n toplumsal uyum. yasalar ve kurallar› belirlemeye ve bir sosyal sistemin temellerini ortaya ç›karmaya çal›fl›r. toplumun devaml›l›¤› için ortak ‘beklentiler’ setinin. ço¤u kez do¤rudan bir toplum tan›m› yapmazlar. denge. Parsons. Etnometodolojide toplumsal dünya (toplum) süregiden pratik bir icraat olarak görülür. Dahrendorf toplumsal çat›flmay› büyük ölçüde örgütsel ba¤lamda. yap›sal-ifllevselcilik ve çat›flmac› yaklafl›m›n temel özelliklerini ve toplum konusundaki görüfllerini karfl›laflt›rmak. çat›flman›n toplumsal yap›n›n oluflumu. istikrars›zl›k ve çat›flmay› da araflt›rmas› gerekti¤ini vurgulamak için ortaya ç›km›flt›r. insanlar rasyonel varl›k olmalar›na ra¤men. AM A Ç 4 . üyelerin kendi yorumlama prosedürleriyle sürdürdükleri toplumsal yap› anlam›nda bir kaynak olarak görülür. Fenomenolojik sosyolojide toplum. çok önemli bir olgu olan çat›flma toplumsal hayat›n sadece bir yan›n› oluflturur ve konsensüsten daha ‘temel’ de¤ildir. Yap›sal-ifllevselcili¤in kurucusu olan Parsons toplumu bir tür organik sistem olarak tan›mlar. Toplumun bireyden. organizmalar gibi toplumlar›n da genel toplumsal ihtiyaçlar› oldu¤unu. Lévi-Strauss. Toplumun nesnel özelliklerini bireylerin öznel yönelimlerinin oluflturdu¤u kabul edilir. Bu yaklafl›ma göre. yani ilgili toplumu oluflturan bireyler aras›ndaki konsensüsün önemini vurgular.

8. Ünite - Toplum

217

Kendimizi S›nayal›m
1. Afla¤›dakilerden hangisi bütün toplumsal sözleflme teorilerinin ortak bir özelli¤idir? a. Bir ‘do¤a durumu’ varsay›m›na dayanma. b. Toplumsal sözleflmeyi güvenlik iste¤iyle aç›klama. c. Toplumsal çat›flmalar›n kayna¤›n›n özel mülkiyet oldu¤unu savunma. d. ‹nsan› do¤ufltan bencil bir varl›k olarak görme. e. Medeniyetin insan› gelifltirdi¤ini kabul etme. 2. Afla¤›dakilerden hangisi muhafazakâr sosyolojik e¤ilimlerin ortak bir özelli¤i de¤ildir? a. Birey üzerinde topluma öncelik tan›ma. b. Geleneklere büyük önem ve de¤er yükleme. c. Toplumun bireyi kendi amaçlar› do¤rultusunda biçimlendirdi¤ini savunma. d. Kiflisel haklar ve özgürlükleri vurgulama. e. Toplumsal ba¤lar›n özünün hiyerarfli oldu¤unu düflünme. 3. Afla¤›daki kavramlardan hangisi Spencer’›n evrimci yaklafl›m›n›n tamamlay›c› bir özelli¤i olamaz? a. Farkl›laflma ve uzmanlaflma. b. Do¤al ay›klanma. c. Toplumsal konsensüs. d. Sistemin içkin istikrars›zl›¤›. e. Türlerin eflitli¤i. 4. Afla¤›daki görüfllerden hangisi hem Marx hem de Weber’e aittir? a. Bütün toplumsal eflitsizliklerin kayna¤›nda özel mülkiyet vard›r. b. Sosyal s›n›flar bir toplumun temel bir bileflenidir. c. Eflitsizlik, sömürü ve bask›n›n temel nedeni iflbölümüdür. d. Modern toplumun belirleyici özelli¤i rasyonelleflmedir. e. Toplumun temeli bireylerin eylemlerine yükledikleri anlamlard›r. 5. Afla¤›dakilerden hangisi Durkheim’›n temel vurgular›ndan biridir? a. S›n›f çat›flmas›. b. Temel ve genel etkileflimler. c. Kapitalist ruh d. Toplumun ifllevsel bütünlü¤ü. e. Statü ve gücün önemi. 6. Afla¤›dakilerden hangisi erken dönem ifllevselcili¤in temel görüfllerinden biri de¤ildir? a. Bir kültürel unsur ilk ortaya ç›kt›¤› koflullara göre aç›klanabilir. b. De¤iflen koflullar ayn› bir kültürel unsura yüklenen anlamlar› de¤ifltirebilir. c. Gerçek sosyal analizler artzamanl› de¤il, eflzamanl› analizlerdir. d. Ayn› görünen iki pratik farkl› koflullarda farkl› ifllevleri yerine getirebilir. e. Bir toplumsal pratik mevcut kültürel ba¤lam› içinde anlafl›labilir. 7. Parsons’a göre, afla¤›dakilerden hangisi bir sosyal sistemin temel ihtiyaçlar›ndan de¤ildir? a. Üyelerinin temel ekonomik gereklerini karfl›lamak b. ‹nsanlar› belirli ortak amaçlar temelinde yönlendirmek. c. Bireylere ortak bir kültürel kimlik sunmak. d. Varl›¤›n› nesiller boyu sürdürmek. e. Toplumsal çat›flmalar›n kurallar›n› düzenlemek. 8. Afla¤›dakilerden hangisi Dahrendorf’un temel görüfllerinden biri de¤ildir? a. Çat›flma ortadan kald›r›lmas› gereken bir hastal›kt›r. b. Daha güçlü olanlar statükoyu korumaya daha fazla e¤ilimlidir. c. Toplumlarda çat›flma potansiyeli her zaman vard›r. d. Uyumsuzluk, dengesizlik ve istikrars›zl›k da toplumun do¤al bir parças›d›r. e. Çat›flmalar›n temel kayna¤› toplumdaki eflitsiz güç da¤›l›m›d›r. 9. ‹fllevselci ve çat›flmac› teorilere iliflkin afla¤›daki ifadelerden hangisi yanl›flt›r? a. ‹fllevselciler kurumlar› toplumsal bütünleflmeyi art›rman›n arac› olarak görürler. b. Çat›flma teorisi sürekli de¤iflme hâlinde toplum fikrini benimser. c. ‹fllevselciler toplumdaki her unsurun istikrara katk›da bulundu¤unu öne sürer. d. Çat›flma teorisi normlar, de¤erleri toplumun genelde paylaflt›¤› fleyler olarak görür. e. ‹fllevselciler düzenin devam›nda paylafl›lan toplumsal de¤erlerin yaratt›¤› iç-bütünlü¤ü vurgularlar.

218

Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar

Okuma Parças›
10. Afla¤›dakilerden hangisi mikro veya bireysel etkileflim temelli toplum anlay›fllar›n›n özelliklerinden biri de¤ildir? a. Yüz yüze etkileflimler ve karfl›laflmalara odaklanma. b. Toplumun özünü onun kurumlar› ve yap›s› içinde arama. c. Bireylerin öznel yönelimlerini dikkate alma. d. Toplumu süregiden pratik bir icraat olarak görme. e. Toplumsal kurumlar› ortak tepkiler bütünü olarak tan›mlama. KLÂS‹K SOSYOLOJ‹K TEOR‹N‹N M‹RASI Ço¤u yüksek okul ve üniversitede, sosyoloji ö¤rencileri sosyal teori derslerinde Karl Marx, Max Weber ve Emile Durkheim’dan metinler okurlar. 19. yüzy›l Avrupal› sosyal teorisyenlerinin sosyolojinin temel teorik konular›n› formüle ettikleri düflünülür. Fakat bu klâsiklerin yorumlar› asla aç›k de¤ildir. Onlar›n yaz›lar›n›n anlam›yla ilgili tart›flmalar bafl›ndan beri sosyolojik teoriyi beslemifltir. Ça¤dafl toplumsal dünyay› etkileyen temel toplumsal de¤iflimler sonucunda, art›fl tart›flmalar ço¤u kez bu teorisyenlerin ça¤dafl toplumlar›n anlafl›lmas› aç›s›ndan önemlerine odaklanmaktad›r. Giddens ço¤u sosyolo¤u, ilk kez Kapitalizm ve Modern Sosyal Teori’de (1971) klâsik sosyolojik teorinin do¤as› ve miras› üzerine gelifltirdi¤i yorumlar›ndan hareketle ele al›r... Klâsik figürlerin oldukça soyut veya polemik yorumlar› olarak gördü¤ü düflünceleri elefltiren Giddens Marx, Durkheim ve Weber’i ilgili dönemin toplumsal ba¤lam›na yerlefltirir; o bu üç teorisyenin modern toplumun do¤as› hakk›nda elefltirel bir perspektif yaratt›klar›n› düflünür, ancak bu yaklafl›mlar›n modern dünyay› anlamam›z› sa¤layacak biçimde yeniden formüle edilebileceklerini vurgular.... Marx, Weber, Durkheim ve modernitenin do¤usu Marx, Weber ve Durkheim’›n teorileri sosyolojik gelene¤in çekirde¤ini oluflturur. Onlar sosyolojiye çok özel yönelimler ve güçlü düflünceler sa¤lam›fllard›r. Üç düflünür de ortak fikri bir giriflime, Collins’in ‘toplumun keflfi’ ad›n› verdi¤i fleye katk›da bulunmufltur. Onlar 19. yüzy›lda ve 20. yüzy›l bafl›nda, Bat› toplumun ortaa ç›k›fl› ve dönüflümü dâhil, ortak bir ba¤lama farkl› tepkiler vermifllerdir. Frans›z Devrimi, ard›ndan sanayi devrimi ve piyasan›n ortaya ç›k›fl› toplums al, ekonomik ve kültürel imkânlara ve -(kapitalizm ve sosyalizm gibi) yeni, daha kompleks organizasyon biçimlerinden (gelenekten ziyade rasyonelli¤e, toplumsal kat›l›m ve bireycili¤e dayal›) yeni bir kültür tipine kadar-önceden akla gelmeyecek birçok soruna yol açm›flt›r. Marx, Weber, ve Durkheim, modern dünyada ortaya ç›kan ve demokraside cisimleflen rasyonalite ve insan özgürlü¤üyle ilgili imkânlar görür, ancak onlar ca¤dafl toplumlara içkin problemlerin varl›¤›n› da kabul ederler: Marx’ta yabanc›laflma, Weber’de bürokratik ak›lc›l›¤›n demir kafesinde anlam›n kayb› ve Durkheim’da an›mi. Marx’ta tarih-

8. Ünite - Toplum

219

sel materyalizmi kapitalizm ve sanay›leflmenin oluflum sürecini vurgular. Marx ideoloji ve devlek konusunda oldukça ileri görüfller gelifltirse de, teorisi insanlar›n maddî varolufllar›n› belirleyen emek sürevi içinde hayatlar›n› nas›l sürdükleri ve yeniden ürettiklerine odaklan›r. Toplumsal hayat›n maddî üretimi birbirleriyle çat›flma içindeki s›n›flar›n mevcudiyetiyle iliflkilidir, çünkü tüm tarih s›n›f mücadeleleri tarihidir. Marx’a göre, modern s›n›f çat›flmalar› kapitalizmin temel çeliflkisinden, yani proletaryan›n (iflçi s›n›f›) gerçeklefltirdi¤i üretimin toplumsal do¤as› ile kapitalist s›n›f›n elinde yo¤unlaflan ve eme¤in ürünlerinin gasp edildi¤i özel mülkiyet aras›ndaki çeliflkiden kaynaklan›r. Sosyalizm ve ard›ndan gelecek komünizm üretimin kollektif mülkiyeti ve yönetimi anlam›na gelir ve bu temel çeliflkinin afl›lmas›n› mümkün k›lar. Weber’e göre, modern toplumlar› önceki toplumsal organizsayon biçimlerinden ay›ran fley yeni s›n›f mücadelesi biçimleri de¤il, rasyonalitenin ortaya ç›k›fl›d›r. Kapitalizm ve demokrasinin ortaya ç›k›fl›yla gündelik hayat rasyonelleflir ve büflüsü bozulurken, dünya bilim ve akl›n etkisiyle gizemli ve büyüsel niteliklerini yitirir. Kapitalizmin ortaya ç›k›fl›yla ilgili bir faktör olan protestan ahlâk›ndan modern dünyada bürokrasinin hâkimiyetine ve bilimin sayg›nl›¤›na kadar, rasyonalite modern insanlar›n yaflam biçimlerine kurumsal ve öznel düzeyde kök salar. Weber’e göre, bu rasyonellefltirici genel e¤ilimlerine ra¤men, toplumsal hayat›n kompleksli¤i sosyal bilimlerin onu tamamen kavramas›n› engeller... Durkheim modern dünyay›, Weber gibi, büyüsü bozulmufl bir fley olarak görmez; daha ziyade, toplumsal dayan›flman›n yarat›lmas›nda paylafl›lan, kutsal inançlar›n merkezili¤ini vurgular. Durkheim için, toplum bir organizma gibi ifller, de¤iflti¤inde yeniden denge haline dönme e¤ilimindedir. Ancak bu süreç otomatik olarak ifllemez. ‹nsanlar›n toplumsal davran›fllar› onlar›n ininad›r›c› ve cazip bulmalar› gereken kurallar ve inanaçlara ittaatlerine dayan›r. Toplumsal kurallar insanlara anlam ve istikrar sa¤lar; etkili olmalar› için bu kurallara kutsal bir özün atfedilmesi gerekir. Toplum, de¤erlerine sayg› gösterilmesi ve periyodik olarak canl› tutulmas› gereken kutsal, ahlâkî bir evrendir. Ritüeller ve seremoniler, modern organik dayan›flman›n ifl bölümünde ve progesyonel ve mesleki gruplar içinde kök sald›¤› toplumsal hayat› anl› tutma araçlar›d›r. Organik dayan›flma insanlar›n içinde yaflad›klar› temel gruplar›n yarat›lmas›na demokratik ve rasyonel kat›l›mlar›na dayanmal›d›r. Aktif kat›l›-

m›n yoklu¤u insanlar›n toplumsal hayat›n ahlâkî faydalar›n› paylaflmad›klar› anomi ve bencilli¤in karakterize etti¤i anlams›z bir toplumsal varolufla yol açabilir. Kaynak: Kenneth Tucker, Jr., Anthony Giddens and Modern Social Theory, Sage Publications, 1998, s. 1415, Çeviren: Ümit Tatl›can http://www.umittatlican.com/files/Klasik%20Sosyolojik%20teorinin%20Mirasi%20%20(Kenneth%20Tucker,%20Jr.-1998).pdf

Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar›
1. a 2. d 3. e Yan›t›n›z yanl›fl ise “Toplum Sözleflmesi Teorileri” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Muhafazakâr Tepki” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Sosyolojik Toplum Teorisinin Temelleri” ve “Spencer” konular›n› yeniden gözden geçiriniz. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Karl Marx” ve “Max Weber” konular›n› yeniden gözden geçiriniz. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Émìle Durkheim” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Erken Dönem ‹fllevselcilik” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Yap›sal ‹fllevselcilik” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Çat›flma Teorisi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yan›t›n›z yanl›fl ise “‹fllevselcilerin ve Çat›flmac›lar›n Toplum Anlay›fllar›” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yan›t›n›z yanl›fl ise “Mikro veya Bireysel Etkileflim Temelli Toplum Anlay›fllar›” konusunu yeniden gözden geçiriniz.

4. b 5. d 6. a 7. e 8. a 9. d

10. b

220

Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar

S›ra Sizde Yan›t Anahtar›
S›ra Sizde 1 Toplumun do¤adaki di¤er canl›lar gibi bir organizma, ayn› zamanda orman yasalar›na tabi bir fley olarak görülmesi toplumun di¤er toplumlarla iliflkisi ve kendi içindeki bireylerin birbirleriyle iliflkileri olmak üzere iki düzeyde sonuca sahip olabilir. Di¤er toplumlarla iliflkilerde, toplumlar aras›ndaki k›yas›ya savafllar› do¤al ve bu savafllarda galip gelenleri di¤erlerinden üstün varl›klar olarak görürüz. Toplum içindeki iliflkileri de benzer biçimde, daha güçlü ç›kma, daha güçlü ç›kan›n daha üstün ve de¤erli olmas› mücadelesi olarak görürüz. Bu bir anlamda toplumdaki mevcut ayr›mlar›, eflitsizlikler, ayr›cal›klar› ve dolay›s›yla statükoyu do¤allaflt›rmaya hizmet edecektir. Zay›f durumda olanlar› koruyacak ekonomik ve sosyal önlemleri almad›¤›m›zda onlar› güçlünün eline ve insaf›na teslim eder, toplum içindeki çat›flmalar› azaltmak yerine art›r›r›z. S›ra Sizde 2 Marx bir sistem olarak kapitalist toplumlar› öncelikle üretici güçler ve üretim iliflkileri faktörleri temelinde aç›klar. Bu üretici güçler ve üretim iliflkileri kapitalist toplumun ekonomik temelini (altyap›s›n›) oluflturur ve üstyap›y› belirler veya onlara damgas›n› vurur. Marx üretim araçlar›nda özel mülkiyetin ve iflbölümünün aralar›nda eflitsiz ve sömürüye dayal› iliflkiler olan sosyal s›n›flar› (burjuvazi ve proletarya) ve bir tabakalaflma yap›s›n› yaratt›¤›n› öne sürer. Ona göre, mevcut sistemden kazançl› olanlar statükoyu sürdürme; zarar görenlerse onu de¤ifltirme, devrimci bir mücadeleyle y›kma e¤ilimindedirler. Bu da uzlaflmaz ç›karlara sahip olan sosyal s›n›flar aras›nda s›n›f mücadeleleri veya çat›flmalar›na yol açar. Statükodan kazançl› olanlar durumlar›n› do¤allaflt›rmak ve meflrulaflt›rmak, sömürü ve bask›y› gizlemek için kendi ç›karlar›na uygun olan de¤erleri ve inançlar›n› belirli bir ideoloji alt›nda tüm insanl›¤›n evrensel de¤erleriymifl gibi sunmaya çal›fl›rlar. Kapitalist sistemin ortadan kald›r›lmas› gerekti¤ini düflünen Marx’a göre bunun çözümü üretim araçlar›nda özel mülkiyetin kald›r›lmas› ve kollektif mülkiyetin geçirilmesi, yani bunlar›n herkesin eflit yararlanmas›na aç›k olmas›d›r. S›ra Sizde 3 Weber’e göre, modern sanayi toplumlar› düzgün iflleyebilmek için oldukça etkin örgütsel yap›lara gerek duyarlar. ‹nsanlara de¤il bürokratik kurallara, bir kiflisel iliflkiler a¤›na de¤il bir görevler hiyerarflisine dayanan bürokrasi, en etkili ve teknik bak›mdan en üstün organizasyon biçimidir. Modern bir ekonomik iflletmenin veya kamu bürokrasisinin düzenli, etkili ve verimli bir biçimde iflleyebilmesi için, ilk olarak ifllerin keyfî uygulamalara de¤il, sabit, standart ilkeler ve kurallara dayanmas› gerekir. ‹kinci olarak ifllerle ilgili e¤itimi alm›fl ve gerekli becerilere sahip uzmanlar›n çal›flt›r›lmas› gerekir. Bu yüzden, üçüncü olarak iflbölümünün ilgili kurumun amaçlar›na uygun biçimde kesin tan›mlanm›fl ilkeler ve kurallar temelinde düzenlenmesi, bir görevler ve otorite hiyerarflisinin oluflturulmas› gerekir. Dördüncü olarak çal›flanlar›n ilgili birimlere yar›flma s›navlar›yla genel kurallara göre yerlefltirilmesi ve yapt›klar› ifle uygun bir ücret sistemine ba¤l› olmalar› gerekir. Beflinci olarak görevlilerin eflit, iflin gereklerine göre ve tarafs›z olarak davranmalar›, bu kamusal rasyonel davran›fl alan›n› özel hayatlar›ndan kesinlikle uzak tutmalar› gerekir. Bütün bu modern yönetim sistemi modern devleti, para ekonomisini ve rekabet esasl› uzmanlaflm›fl e¤itimin temelini oluflturan bir genel e¤itim sistemini, ayr›ca bürokratik faaliyetler için istikrarl› bir yasal ortam sunacak bir rasyonel hukuk sistemini gerektirir. Sonuç olarak oldukça karmafl›k modern toplumlarda birçok farkl› faaliyetin birbirleriyle uyumlu, koordineli, kapsaml›, h›zl›, etkili, verimli ve objektif bir biçimde yürütülebilmesi toplumdaki kurumlar›n büyük ölçüde bürokratikleflmesini zorunlu k›lm›flt›r. S›ra Sizde 4 Mikro toplum anlay›fllar› topluma yüz yüze iliflkiler ve insanlar›n gündelik hayattaki davran›fllar› ve karfl›laflmalar› ba¤lam›nda bakarlar. Bu yaklafl›mlar bireylerin, do¤al ve toplumsal dünyay› ve gündelik hayattaki davran›fllar› ve karfl›laflmalar›n›, alg›lama, yorumlama, de¤erlendirme, s›n›fland›rma biçimleri ve bunlar temelinde ald›klar› kararlar› vurgularlar. Toplumu bireylerin d›fl›nda, karfl›s›nda hiçbir fley yapamayacaklar› d›flsal bir fley olarak de¤il, kendi yorumlar›, tan›mlar›, kararlar› ve eylemleri içinde flekillendirebilecekleri süreçler ve oluflumlar olarak görürler.

Bursa: Sentez Yay›nlar›. Tatl›can). Benton. Siyasal Düflünceler Tarihi. Bask›.Toplum 221 Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar Baert. (2004). Four Sociological Traditions. Sosyal Bilimler Felsefesi: Pragmatizme Do¤ru (Çev. Wadsworth Puplishing Company. Turner Jonathan H.W. Bilton. & Francis. E. (1990). Tatl›can). Charles H. Tahir Ça¤atay. ‹stanbul: Küre Yay›nlar›. (2011). (2006). Tatl›can). ‹lkel Topluluktan Uygar Topluma. 2011). ‹stanbul: Sentez Yay›nlar›. (2004). Bask›. A. John J. Alain (2010). 11. Hans (2012). (2008). Ritzer. Prentice Hall Europe. Bursa: Sentez Yay›nlar›. P. Randall (1994). Harvester Wheatsheaf. 8th edition. T. S. Sociology. 4th edition. Bask›. 5th edition. Slattery. The McGraw-Hill. 3rd Edition Freyer. Sosyolojide Temel Fikirler (Yay›na Haz. Modern Social Theory: From Parsons to Habermas. Sharrock. Turner. Beeghley. Ü. Patrick. Classical Sociological Theory. G. Turner Jonathan H. Sosyoloji. Sosyolojik Teorinin Oluflumu (Çev. Bursa: Sentez Yay›nlar›. Sosyoloji Kuramlar› Tarihi (Çev.: Ü.W. (4. Yay›na haz. Sosyal Bilim Felsefesi : Toplumsal Düflüncenin Felsefi Temelleri (Çev. Tatl›can). Ü. Tony vd. Tatl›can). D. fienel. Ankara: Do¤u Bat› Yay›nlar› Giddens. (1997). Ü. ve I. 1992 Cuff. Ü. (1991) The Structure of Sociological Theory. Kapitalizm ve Modern Sosyal Teori (Çev. Rami Ayas). Aladdin. Leonard. A Global Introduction. Coulon. Ü. W. Etnometodoloji (Çev. The McGraw-Hill. Sosyal Teori ve Sosyoloji: Klasikler ve Ötesi (Der. . fienel. ‹stanbul: ‹letiflim Yay›nlar›. Martin. George. Craib (2008). Ritzer. Sosyoloji ve Sosyal Teori Yaz›lar›. Ümit. Goodman Douglas J. Craib.8. ‹stanbul: Küre Yay›nlar›. Tatl›can). (2010).. Oxford University Press. Tatl›can. George. (2008). (2007). Ankara: Siyasal Kitabevi Collins. Aladdin. Tatl›can. Demiriz).C. Ken. Sosyal Teoriye Girifl (Çev.: Ü. (1995). D. Sociological Theory. Ankara: Bilim ve Sanat Yay›nlar›. Powers. and Plummer. Perspectives in Sociology. ‹stanbul: Küre Yay›nlar›. Macions.. Routledge. Layder. (2010). ‹stanbul: Küre Yay›nlar›. Ünite . (2009). Ü. Ian (1992). (2008). Tatl›can). 6. Ankara: Bilim ve Sanat Yay›nlar›.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->