You are on page 1of 265

JOHAN HUIZINGA (1872-1945) Johan Huizinga Hollanda'nn en byk tarihilerinden biridir.

Groningen ve Leipzig niversitelerindeki gl bir renimin ardndan Dou zerine yapt bir uzmanlk teziyle bilim doktoru oldu. Haarlem'de tarih, Amsterdam'da da Hint edebiyat dersleri verdi. 1905-1915 arasnda Groningen'de, ardndan 1942'ye dein Leiden niversitesi'nde tarih profesr olarak grev yapt. Ayrca 1929-1945 arasnda Den Haag Bilimler Akademisi Edebiyat blm yneticilii yapt. 1942'de Nazilerce rehin alnd ve lmne dein gzaltnda bulunduruldu. nceleri Hint edebiyat ve Hindistan'daki kltrler zerine almalar yapt. Ama asl nn, 14.-15. yzyllarda Fransa ve Felemenk'teki yaam biimlerini ve dnce yapsn ele alan Herfsttij der middeleeuwen (Ortaan Gnbatm ev.: Mehmet Ali Klbay, mge Kitabevi, 1997) adl eseriyle kazand. Canl ve akc slubuyla yapt, tarih asndan olduu kadar edebi adan da nem tar. 1919 ylnda Hollanda'da yaymlanan bu temel kitap, ardndan Franszca'ya ve birok yabanc dile evrildi. Tarihi Huizinga'nn, Amerika Birleik Devletleri zerine iki kitabn (1918 ve 1926), Erasmus biyografisini (1924) ve eitli inceleme eserlerini de sayabiliriz. Tarihle ilgili eserleri kl klik yaran kesinlikteki belgeleme almasyla ve orijinal bak asndan kaynaklanan slupu zelliiyle ayrt edilir. Fakat Huizinga'nn, ayn zamanda, birinci snf bir denemeci olduu 1938'de yazd Homo Ludens okunduunda fatk edilecektir. In de schaduwen van Morgen (1935; Yarnn Glgesinde) adl eseriyle de btn dnyada n kazand. Bu sonuncu eserde, zamanmzn zellii olan endie verici fenomenleri, sosyalist adan olmasa da demokratik bir bak asyla ustaca analiz etmekte ve yarglamaktadr. Ypranm Dnya adl bir eseri ise lmnden sonra, 1945 ylnda yaymland. Huizinga, tm yaptlannda tarihsel olgular arasndaki toplumsal ve. tinsel ilikileri gereki bir tutumla ak'amaya almtr. Kltr, toplumun zdeksel, tinsel ve ahlki alanlarn nitelii, doal durumdan daha yksek bir varlk durumuna geite ortaya kan olgu diye tanmlar. Gu kavramna kar tarihsel deneyimden kaynaklanan bir gvensizlik duyan Huizinga, dengeli ve uyumlu bir hmanizmann savunucusudur. lm bilinci kavram zerinde de duran Huizinga, bunu bireycilie balar. Ona gre lm bilinci toplumsal rgtszlk dnemlerinde belirir. nk byle zamanlarda b'rey.sel seim, toplumsal deerlere kenuiliinden gsterilen uyumun nne geer. Huizinga bu tr dnemlere mek olarak ehir devletlerinin zlmesinden sonraki klasik toplumu, feodalizmin knden sonraki erken Rnesans dnemini ve 20. yzyl verir. Huizinga, Leiden niversitesi'ndeki rektrl srasnda Yahudi kart propagandadan sorumlu grd Alman bir okutman bu niversiteden uzaklatrarak soukkanl bir cesaret rnei vermitir. Hitler'in iktidara geliinden sonra meydana gelen bu olay ve Hollandal bilginin genel tavrlar, 1942 ylnda, Nazilerin elinde ay rehin kalmasna mal oldu ve lmne kadar tarada srgn hayat yaad.

Ayrnt: 123 inceleme dizisi: 214 Homo Ludens Oyunun Toplumsal levi zerine Bir Deneme Johan Huizinga Franszcadan eviren Mehmet AliKlbay Yayma hazrlayan Ik Ergiden eviride kullanlan metinler Homo Ludens Essai sur la Fonction Sociale du Jeu Franszcaya eviren: Cecile Seresia Gallimardll95l Homo Ludens A Study ofthe play element in culture Beacon Pressll955 Kooys and Von Gelderen Bu kitabn Trke yaym haklar Ayrnt Yaynlan'na aittir. Kapak resmi Bruegel, ocuk Oyunlar'ndan ayrnt Kapak dzeni Arslan Kahraman Dzelti Ayten Koal Bask ve cilt Sena Ofset (0212) 613 38 46 Birinci basm 1995 kinci basm 2006 Bask adedi 2000 ISBN 975-539-099-5

AYRINTI YAYINLARI ww.ayrintiyayinlari.com.tr & info@ayrintiyayinlari.com.tr Dizdariye emesi Sk. No.: 23/1 34400 emberlita-st. Tel.: (0 212) 518 7619 Faks: (0 212) 516 45 77

J o h a n

H u i z i n g a

Homo Ludens
o y u n u n Toplumsal i

l e v v i ^

Bir

Deneme

indekiler

SUNU/Mehmet Ali Klbay NSZ I. KLTR OLGUSU OLARAK OYUNUN DOASI VE ANLAMI II. OYUN KAVRAMININ DlLDE KAVRANILII VE FADE EDL m . KLTR YARATICI LEV OLARAK OYUN VE MSABAKA IV. OYUN VE HUKUK V. OYUN VE SAVA

7 13 16 49

70 106 120

VI. OYUN VE BLGELK VII. OYUN VE R

140 .'156

VHI. MYTHOPOIESIS 'N UNSURLARI (Hayal Gcnn levi) .176 IX. FELSEFENN OYUN S AL BMLER X. SANATIN OYUNSAL BMLER 188 201

XI. OYUN AISINDAN UYGARLIKLAR VE DNEMLER . . .219 XII. ADA KLTRDE OYUNSAL UNSUR Dizin 244 266

Sunu

"nsan", ou doktrin ve dnr asndan bir canl trn belirlemeyi aan bir anlam manzumesiyle ykldr. Bu yklemlerin, merebe gre deimek zere ok sayda olmas, "insan" kavramn en karmak, zmlemeye en az yatkn anlamsal krelerden biri haline getirmektedir; ylesine ki, kavram ou zaman ve ou kimsenin gznde simgesel bir ierik kazanmakta, hatta lksel bir erevenin paras haline gelmektedir. Ancak kavramn veya simgenin bu ierik zenginlii, bizatihi nesnesinin de karmak olmasn gerektirmemektedir. Hemen her kavramn bana geldii gibi, burada da var olan ile olmas istenilen, umulan, beklenen, uruna kan ve gzya dklen ayn ifade btn iinde bir araya getirilmitir. Bu yzden "insan"

ou kimse asndan, bir "ondan beklenenler" program olarak ortaya kmaktadr. "nsan"dan beklenenlerin banda ise, "ciddiyet" gelmektedir. nk, gene hemen her doktrin "insan"a u veya bu misyonu yklemektedir ve misyon kavramnn tamamlaycs ise, hemen her seferinde ciddiyet olmaktadr. Ciddiyetin zdd da, genel olarak "oyun" kavramnn iinde grlmektedir. Oysa Huizinga, iyi kumatan btn dnrler gibi, bu yerleik kabullerle hesaplamaya artarak balad eserinde, oyunun insann temel zelliklerinden biri olduunu ortaya koyarken, ayn oyunun kltr yaratc ilevini gzler nne sermekte ve asl nemlisi, oyun-ciddiyet ztlm gayet ikna edici bir ekilde reddetmektedir; nk oyun da son derece ciddi olabilir. Yzylmzn en byk tarihi ve dnrlerinden biri olarak kabul edilen Johan Huizinga, bu eski tarihli ama eskimeyen kitabnda karmza bir "oyuncu insan" tablosu karmakta ve bu rnek tipin hukuktan, savatan; iir ve felsefeye varana kadar, kltrel hayatn halen her yerinde grlen varlk ve kimliini ortaya koymaktadr. Bir sunu yazsnda kitabn ieriini gndeme getirmenin anlam ve yarar yoktur, fakat bu almalm derinlemesine zmlemelerinin, toplumsal bilim aratrmalarna yapt yntemsel katklar vurgulamann kesin zorunluluu bulunmaktadr. Huizinga, oyunkltr karlkl ilikisini dilsel kantlardan itibaren srdrp, sonunda ada uygarla ularken, hemen hemen btn toplumsal bilim verilerini kullanmaktadr. Huizinga'nn almasnn en nemli zelliini bu nokta oluturmaktadr. Bu kitabn ilk yaynlanma yl olan 1938 'de, her toplumsal bilim kendi kk vatann, ekildii surlarn arkasndan korumaktayd. Oysa, stat byk bir uzgrllk ve bilimsel sezgiyle (buna bilgelik de demek mmkndr), toplumsal bilimlerin ancak btnsellikleri iinde ve tek bir bilim olarak ele alndklarnda yntemsel bir tutarlla sahip olabileceklerini grmtr. Bugn, henz emekleme aamasnda olsa bile, toplumsal bilimler birleme ve btnlemeye doru bir aba, mesafe ve alan kazanmaktadrlar. Bu kitap ilk kez 1938'de yaynlanmtr. lk nce, Aralk

1939'da Almanca bir evirisi kmtr; yazar bu eviriye katk ve nerilerini getirmi, 1944 ylnda svire'de baka bir Almanca eviri yaynlanmtr. Eserini ngilizceye eviren bizzat yazardr. Ancak, 1950'de baka bir evirmen tarafndan kitap ngilizceye bir kez daha aktarlmtr. Bizim Trke eviriye esas aldmz metin ise, Felemenkeden Franszcaya aktarlan 1951 tarihli olandr. Fakat, 1939 ve 1944 Almanca eviriler kendi aralarnda tutarl deillerdir. Yazarn kendi yapt ngilizce eviri ile 1950 tarihli olan dieri arasnda da tutarszlklar ve farklar vardr. te yandan, bizim esas aldmz Franszca metin ile 1950 tarihli ngilizce metin arasnda nemli slup ve anlam farkllklar bulunmaktadr. Traduttori trattori; bundan hi kuku yok. Bu nedenle, ben eviri srasnda ngilizce metni de karlatrma unsuru olarak kullandm. Huizinga kitabn, Bat entelektel gelenei iinde, ok sayda yabanc kelime ve kavram kullanarak kaleme alm ve bunlarn ounu metin iinde veya dipnotla aklama ihtiyacn duymamtr. Ben bunlarn bazlarn (*) ile belirtilen dipnotlarla aklamaya altm, akn bozulmayacana inandm yerlerde ise, bu aklamalar parantezlerle metin iinde yaptm. Ancak gene de, evirmenin retmen olmadna ve yazarn bizzat aklamadklarn aklamak hakknn bulunmadna inanyorum. Fakat ne var ki, giderek ktlaan ve tembelleen Trk okuyucusu yayncy, yaync da evirmeni bu ynde zorluyor. Bunun geici olduunu umuyor ve eviri kitaplarn minik birer szlk ve ansiklopedi olmaktan kacaktan gn zlemle bekliyorum. Huizinga'nn kitab okuyucuyu daha ilk sahifesinden itibaren kskacna alaca iin, ben aradan ekiliyorum.
Mehmet Ali Klbay Mart 1993

nsz

Aydnlanma ann saf iyimserlii iinde hayal edildii kadar akll olmadmz sonunda ortaya knca Homo sapiens' adnn trmze eskiden sanld kadar uygun olmad aka belli oldu ve bu ilk tanma bir de Homo faber'm' eklenmesinin uygun olacana inanld. Oysa bu ikinci terim bizi tanmlamaya o kadar da uygun deildi; nk faber birok hayvan niteleyebilir. Ve imal etme konusunda doru olan, oyun oynama konusunda da dorudur: Birok hayvan oyun oynar. Buna karlk Homo ludens, yani "oyun oynayan insan" terimi bana, imal etmek kadar esasl bir ilevi ifade ediyormu ve buna bal olarak da Homo faber teriminin yannda yer almay hak ediyormu gibi gelmektedir.
* Akll insan, (.n.) ** imalat yapan insan, (.n.)

Eylemlerimizin ierii derinlemesine bir zmlemeye tabi tutulacak olursa, insanlarn btn yapp-etmelerinin yalnzca oyundan ibaret olduu sonucuna da varlabilir. Bu metafizik sonula yetinen bir kimse bu kitab okumasa iyi eder. Uyank kukuculuun khne tutumu, oyunu dnyada meydana gelen her eyin temel faktr olarak aa kartma iine kalkan bir incelemeden vazgemek iin yeterli bir neden olamaz. nsan uygarlnn, oyun olarak, 0301nun iinde ortaya kt ve gelitii eklindeki kanaatim ok eskilerden balayarak, yava yava glendi. Daha 1903'te bile yazlarmda bu bak asnn izlerini bulmak mmkndr. 1933'te Leiden niversitesi rektr olarak verdiim al sylevinin temas bu olmutur. Bu sylevin bal ver de grenzen van spel et ernst in de cultur1 idi. Daha sonra bu sylevi biri Zrih ve Viyana'da (1934), dieri de Londra'daki (1937) iki konferans vesilesiyle iki kez yeniden elden geirdim ve D as spielelement der Kultur, The Play element of Culture adn verdim. Dinleyicilerim beni iki keresinde "in der Kultur-in Culture" diye dzelttiler ve ben de her seferinde tamlamay salamak zere "of'u korudum.* nk benim iin sz konusu olan, oyunun dier kltrel olgular arasndaki yerini incelemek deil de, kltrn hangi llerde oyunsal bir karakter gsterdiini aratrmakt. Eer byle ifade etmemde bir yanllk yoksa, oyun kavramn kltr kavramyla btnletirmeye urayordum; tpk daha gelitirilmi bu incelemede yaptm gibi. Oyun biyolojik bir ilev olarak deil de, kltrel bir olgu olarak dnlm ve kltrn morfolojisine uygulanan bilimsel dnce aralaryla ele alnmtr. Yararl olmasna ramen, oyunun psikolojik yorumundan mmkn olduunca kandm ve zaman zaman etnolojik olgular zikretmek zorunda kalmakla birlikte etnolojinin kavram ve aklamalarn ok snrl bir ekilde kullandm fark edilecektir. rnein okuyucu sihirli terimine yalnzca bir kere rastlayacak, mana" ve di1. Oyun ve ciddiyetin kltr iindeki snrlar, Haarlem, Tjunk VVillink, 1933. * Mantksal olarak, kukusuz, Huizinga hakldr; ama ngilizce edatlar mantk ynetimi altnda olmadndan bu kitabn altbalnda kulaa daha ho gelen "in" ekini kullandm (ngilizceye evirenin notu). ** Mana, baz animist dinlerde doast g. (.n.)

er benzerlerine ise hi rastlanmayacaktr. Eer ispatlarm tez biimi altnda ortaya koysaydm, bu tezlerden biri etnoloji ile ona akraba olan bilimlerin oyun kavramm fazlasyla ihmal ettiklerini iddia etmek olurdu. Oyuna ilikin mevcut terminoloji yetersiz kalmaktadr. Oyuna tekabl eden ve sadece "oyuna ve oyunlara ait olan" ifade eden bir sfata hep ihtiya duydum. Franszcada psikoloji eserlerinde kullanlan ludigue kelimesini, Latincede bu biim altnda yer almyor olsa da, benimsememe izin verilsin.* Bu eser yaymlanrken, ierdii btn emee ramen, onun ok kimse tarafndan bir doalama veya yeteri kadar belgeye dayandrlmam bir inceleme olarak kabul edileceinden kayg duyuyorum. Tam anlamyla bilmedii eitli alanlarda macera aramak yerine baz kltrel sorunlara eilmek isteyen herkesi bekleyen kader budur. Bilgimdeki btn boluklar doldurarak ie balamay dnemezdim; dolaysyla her ayrntya bir atfla kefil olmay da kural haline getirmedim. Yrekten bal olduum bir konuda ya imdi yazmak ya da asla yazmamak seenei karsnda, ben birinci zm setim. Leiden, 15 Haziran 1938

KNC BASKIYA

NSZ

1939'da, Amsterdam'daki Pantheon Akademische Verlaganstalt'n gayretleriyle bu eserin Almancas yaymland. eviri faaliyetine katkda bulunurken, metni birok yerde tamamlama veya daha ak hale getirme frsatm oldu ve ayn zamanda yanllar dzeltebilmek iin baz dostane uyanlardan da yararlandm. Leiden, Eyll 1940

* Ben Iudiqu9 kelimesini, eviride "oyunsal" ile karladm, (.n.)

Kltr olgusu olarak oyunun doas ve anlam

Oyun kltrden daha eskidir. Nitekim, kltr kavramn ne kadar daraltsak da, bu kavram her halkrda bir insan toplumunun varln gerektirir ve hayvanlar kendilerine oyun oynamalarn retmesi iin insann gelmesini beklememilerdir. Kukusuz, unu hi ekinmeden ifade edebiliriz: nsan uygarl genel oyun kavramna hibir temel zellik katmamtr. Hayvanlar aynen insanlar gibi oyun oynarlar. Oyunun btn temel izgileri, hayvan oyunlarnda oktan gerekletirilmi durumdadr. Btn bu izgileri gzlemek iin, yavru kpeklerin neeli oynamalarn dikkatlice izlemek yeterlidir. Bunlar, bir tr ayini andran tavr ve jestlerle birbirlerini oyuna davet ederler. Yavru kpek, oyun oynad arkadann kulan srmay yasaklayan kurala uyar. Sanki korkun fkeliymiler

gibi davranrlar, ama btn bunlarn iinde, zellikle, art lde bir zevk almakta ve elenmekte olduklar aktr. Ancak, coku iindeki yavru kpeklerin bu tr oyunlar, gene de, hayvan elencesinin en ilkel biimlerinden biridir. Bu oyunlarn ok daha stn nitelikli ve sonsuz derecede daha gelimi olanlar vardr: Hakiki msabakalar ve seyirciler iin canlandrlan gzel sahneler. Burada ok nemli bir noktay hemen belirtmek uygun olacaktr. Oyun, eh basitj)igimlerinde ve hayvan hayatnn iinde.hils,. tamamen fizyolojik, bir o l g u da n veya fizyolojik olarak belirlenen psiik bir tepkiden daha fazla bir eydir. Bizatihi oyun olarak, tamamen biyolojik veya en azndan tamamen fiziksel bir faaliyetin snrlarn amaktadr. Oyun anlam bakmndan zengin bir ilevdir. Oyunda, yaamn dorudan gereksinimlerini aan ve eyleme anlam katan bamsz bir unsur "oynamaktadr". Her oyun bir anlam tar. Eer, oyuna bir z ykleyen bu faal ilkeye zihin dersek arya kam oluruz; eer ona igd dersek hibir ey sylememi oluruz. Hangi adan ele alnrsa alnsn, oyunun bu "kastl" karakteri, bizatihi znn iinde yer alan maddi olmayan bir unsurun varln ak etmektedir.

Psikoloji ve fizyoloji, oyunu hayvanlarda, ocuklarda ve yetikin insanlarda gzlemek, tasvir etmek ve aklamak iin aba sarf etmektedir. Bu bilim dallan oyunun doasn ve anlamn saptamaya ve onun hayat dzlemindeki yerini belirlemeye uramaktadr. Bu yerin nemi, oyunun yerine getirdii ilevin gerekli veya hi deilse yararl karakteri, genel olarak ve elikisiz bir ekilde, her bilimsel aratrma ve incelemenin hareket noktas olarak kabul edilmitir. Oyunun bu biyolojik ilevini tanmlamaya ynelik ok saydaki giriim birbirlerinden olduka farkllar. Kimileri oyunun kkeninin ve temelinin, yaam enerjisi fazlalndan kurtulmann bir biimi olarak tanmlanabileceine inanmtr. Baka teorilere gre ise, canl varlk oyun oynarken, doutan gelen bir taklit eiliminin hkm altndadr; veya bir geveme ihtiyacn tatmin etmektedir; veya hayatn ondan talep edecei ciddi faaliyetlere hazrlk antrenF2N/Homo Ludens

17

inan yapmaktadr; ya da oyun, insann nefsine hkim olmasn salamaktadr. Daha baka varsaymlar da, oyunun kkenini hem egemenlik kurma arzusu hem de yarma ihtiyac iinde, bir ey yapabilmeye veya bir eyi belirleyebilmeye ynelik olan kendiliinden yatknlkta aramaktadrlar. Nihayet dier baz teoriler, oyunu zararl eilimlerden masum bir ekilde kurtulma yolu olarak kabul etmektedirler; yani bunlara gr^oyun^a fazlasyla tek yanl olarak hareket etmeye ynelten bir eilimin zorunlu telafisidir, ya da gerek hayatta gerekletirilmesi olanaksz arzularn bir kurmaca araclyla giderilmesi ve bylece kiisel benlik duygusunun korunmasnn salanmasdr/. Btn bu aklamalar ortak bir hareket noktasndan yola kmaktadr: Oyunun oyun olmayan baka bir ey karsnda ortaya kt ve baz biyolojik beklentilere cevap verdii varsaym. Bu aklamalar oyunun nedenini ve amacm aratrmaktadr. Bu soruna verilen cevaplar birbirlerini hibir ekilde dlamaz. Belirtilen btn aklamalar, can skc bir kavram kargaasna dmeksizin, birbiri ardna kabul etmek mmkndr. Buradan, btn bu aklamalarn ksmi olduu sonucu kmaktadr. Eer aralarndan biri gerekten eksiksiz olsayd tekileri dlar veya onlar ierir ve st bir birim iinde zmlerdi. Bu aklama giriimlerinin ou, oyunun bizatihi, kendi olarak doas ve oyuncular iin tad anlam zerinde ancak ikincil olarak durmaktadr. Bunlar oyuna, ncelikle estetiin derinlerine demir atm olma niteliine hi dikkat etmeden, hemen deneysel bilimin l aletleriyle yaklamaktadrlar. Gerekten de, oyunun asl z tasvir bile edilmemitir. Getirilen her aklamann karsnda, u soru geerliini korumaktadr: Tamam yle olsun, ama sonuta oyunun "zevkli yan" nedir? Bebek neden zevkten barr? Ovin^n neden histaa,gftzii dfiner,.neden binlerce kii kalabalk^futbol manda lgnla varan bir heyecan yaar? Oyunun younluu hibir biyolojik zmleme tara1. Bu teorilere ilikin olarak bkz. H. Zondervan, Hef Spe( bij Dieren, Kinderen en Volwassen Menschen (Hayvanlarda, ocuklarda ve Yetikinlerde Oyun), Amsterdam, 1928; ve F.J.J. Buytendijk, Het Spel van Mensch en Dierals openbaring van levensdriften (nsanda ve Hayvanda Hayati Eilimlerin Davurumu Olarak Oyun), Amsterdam, 1932.

18

F2ARKA/Homo Ludens

fndan aklanabilmi deildir. Ve zaten oyunun z, tamamen onun kkeninde yer alan yan, tam da bu younlukta, bu an tahrik etme gcnde bulunmaktadr. Eer mantksal adan baklrsa, doann kendi yarattklarna gereksiz enerjileri sarf etmeye, gerilimden sonra gevemeye, hayatn gereklerine hazrlanmaya ve gerekletirilmesi en g olan arzular telafi etmeye yarayan tm bu ilevleri, basit uygulamalar ve mekanik tepkiler halinde verebilecei dnlebilirdi. Bunun tamamen tersine, doa bize oyunu, heyecan, sevin ve "matraklkla" ( grap ) birlikte vermitir. Bu sonuncu unsur, yani oyunun "zevkli yan" ( aardigheid) tm zmlemeleri veya mantksal yorumlamalar reddeder. Aardigheid kelimesi bu adan ok anlamldr. Bu kelimenin aard (doa, karakter) olan kk, fikrin daha derin bir aklamaya indirgenemeyeceini gstermektedir. Bu indirgenemezlik zellii, ngilizlerin gndelik dillerine henz girmi olan fun kelimesinde olduu kadar, bizim modern dil duygumuz iin bu denli arpc bir ekilde hibir yerde ifade edilmemitir. Bizim Hollanda dilindeki grap ve aardigheid kelimelerinin meydana getirdii btne, Almancann hem Spass', hem de Witt'i denk dmekteyse de bu, farkl gelimelerin sonucudur. Franszcada bu kavramn bir karl bulunmamas ilgintir. Oysa bu unsur tam da oyunun zn tanmlayan eydir. Oyunda, hayatn herkes tarafndan hemen tannabilen ve kesinlikle temel bir kategorisiyle kar karyayzdr. Oyunu, kelimenin modern anlamnda btnsellik olarak adlandrabiliriz; ve oyunu btnsellii iinde kavramak ve deerlendirmek zorundayz. Oyun herkes tarafndan gzlenebilir bir olgu olarak, ayn anda hem hayvanlar lemini, hem de insanlar lemini kapsamaktadr. Bunun sonucu olarak, hibir rasyonel iliki zerinde temellendirilemez; nk akla dayandrlmas onu insanlar lemiyle snrlandracaktr. Oyunun varl hibir uygarlk basamana, evreni kavrayn hibir biimine bal deildir. Her dnen varlk, dili oyunu tanmlayacak genel terime sahip olmasa bile, bu oyun ve oynama gereini bizatihi bamsz bir ey olarak tasarlayabilir. Oyunun varl inkr edilemez niteliktedir. Hemen hemen btn soyut bizatihilikleri -adalet, gzellik, hakikat, zihin, tanr- inkr etmek mm-

kndr. Ciddiyet de inkr edilebilir, ama oyun asla. Ama oyunu kabul etmek, istense de istenmese de tini kabul etmek demektir. nk z ne olursa olsun, oyun, madde deildir. Daha hayvanlar leminde bile fiziksel hayatn snrlarn amaktadr. Sadece g etkileri tarafndan ynetilen bir dnyaya ilikin determinist anlayn bak asndan, oyun, kelimenin tam anlamyla superabundans 'tr, yani gereksizdir. Yalnzca, mutlak determinizmi devre d brakan tinsel soluk oyunun mevcudiyetini mmkn, kavranabilir ve anlalabilir klmaktadr. Oyunun varl, bizim evren iindeki konumumuzun mantkst karakterini srekli ve en yksek anlamyla ortaya koymaktadr. Hayvanlar oyun oynayabilirler: Demek ki sadece mekanik eyler olmann ok tesindediler. Biz de oynuyoruz ve oynadmzn bilincindeyiz: Demek ki biz de sadece akll varlklar olmann tesindeyiz; nk oyun irrasyoneldir.

Oyunun ilevini hayvan hayatnda veya ocuk hayatnda deil de, kltrn iinde ele alarak, biyoloji ve psikolojinin oyun kavramn terk ettikleri yerden ie balamaktayz. Oyunu kltrn iinde, bizzat kltrden nce var olan, kltre elik eden ve bu kltre balangcndan iinde yaadmz dneme kadar damgasn vuran, verili bir bizatihilik olarak buluruz. Oyunun mevcudiyetiyle her yerde, "gndelik" hayattan farkllaan belirlenmi bir eylem nitelii olarak karlarz. Bilimsel zmleme yoluyla bu niteliin nereye kadar niceliksel faktrler haline indirgenebilecei sorusunu bir yana brakabiliriz. zellikle sz konusu olan ey, oyun adn verdiimiz hayat biimine zg olarak bulunan haliyle bu niteliktir. Faaliyet biimi olarak, anlam ykl biim olarak ve toplumsal ilev olarak oyun; ite inceleme konusu budur. Artk oyunu genel olarak belirleyen doal eilimleri daha fazla aratrmamza gerek yoktur, ama oyunu toplumsal yap olarak, ok saydaki somut biimleri iinde ele alabiliriz. Oyunu bizatihi oyuncunun tarzna uygun olarak, asl anlam iinde anlamaya alabiliriz. Eer oyunun belirgin imgelerin kullanmna, gerein belli bir temsiline dayandn fark edersek, bu durumda ilk abamz bu imgelerin veya bizatihi bu

temsilin deerinin anlalmas ynnde olacaktr. Bunlarn bizzat oyun zerindeki etkilerini gzleriz ve bunu yaparken de, oyunu kltrel hayatn faktr olarak kavramaya alrz. nsan toplumunun ilk byk faaliyetleri zaten oyunla i iedir. nsannlBinrEOrabilmek, renebilmek ve emredebilmek amacyla kendisi iin yaratt u ilk ye yce ara olan dili bir dnelim. nsan, dili sayesinde nesneleri ayrmakta, tanmlamakta, fark etmekte; tek kelimeyle, adlandrmaktadr, baka bir ifadeyle, eyleri zihin alanna kadar ykseltmektedir. Dilin yaratcs olan zihin, oyun oynayarak, maddeyle dnlen ey arasnda srekli olarak gidip gelmektedir. Soyutun her ifadesinde bir simge vardr ve her simge de bir kelime oyunu iermektedir. Bylece insanlk, doa evreninin yanndaki hayal edilmi ikinci evren olan varolu ifadesini hep yeniden yaratmaktadr. Mitoslar da ele alabiliriz; bunlar da gerein dntrlmesi veya "hayal edilmesidir", ama buradaki sre gndelik dilden daha karmaktr. lkel insan mitosun yardmyla dnyevi olgular aklamaya almakta ve insani eylerin temelini tanrsalda aramaktadr. Mitosun gerek grnts verdii deiken fantezilerin her birinde, ciddiyet ile akacln snrlarnda yer alan yaratc bir zihin vardr. Son olarak ibadet konusunu ele alalm. lkel topluluk, kendine dnyann esenliini gvenceye alma olana salayan kutsal ayinlerini, adaklarn, balarm ve trenlerini, kelimenin gerek anlamyla, basit oyunlar biiminde gerekletirmektedir. Efsane ile ibadetin kaynaklarndan kltr hayatnn byk faaliyetleri domaktadr: dzen ve hukuk, ticaret ve endstri, sanat ve zanaat, iir, bilgelik ve bilim. Demek ki bunlarn kklerinin bir ksm da oyunsal eylem alanndadr. Bu incelemenin amac, kltr sub specie ludi olarak ele alma fikrinin, tumturakl szlere merakl bir hatibin basit bir karlatrmasyla snrl olmadn gstermektir. Bu fikir kesinlikle yeni-deildir. Daha XVIL yzyln banda genel kabul grmt. Laik tiyatro o sralarda ortaya kmtr. Shakespeare ve Calderon'dan Racine'e uzanan bir dizi baarl yazaryla dram, o yzyln edebiyatna hkmetmitir. Srasyla her air dnyay, herkesin kendi roln

oynadi bjoahgye benzetmitir. Kltrel hayatn "oyunsal" karakteri bylece ekincesiz kabul edilmie benzemektedir. Ancak, hayatn bir gsteriye benzetilmesine ynelik bu karlatrmaya daha yalandan baklacak olursa, Platoncu temellerde kavranan bu dncenin adeta tamamen etik alannda yer ald grlr. Bu, dnyevi eylerin beyhudeliine, faniliine ilikin eski temann eitlemesinden baka bir ey deildi. Oyun ile kltrn gerekten i ie girmi olduklar burada ne kabul edilmi, ne de ifade edilmiti. imdi nemli olan, oyunun kltrn dpedz bir temeli ve bir faktr olduunu belirleyebilmektir.
>

Oyun fikri, bilincimizde ciddiyet fikrinin kartdr. lk bakta, bu antitez, bizatihi oyun kavram kadar ortadan kaldrlamaz gzkmektedir. Bu oyun-ciddiyet antitezi, daha yalandan ele alnnca, bize ne sonuca ulatrc ne de salam gelmektedir. unu syleyebiliriz: Oyun, ciddi-olmayan'dr. Fakat bu yarg oyunun pozitif karakterlerine ilikin hibir ey sylemedii gibi, ok da istikrarszdr. Yukardaki nermeyi, oyun ciddi deildir, biiminde deitirdiimiz anda, antitez bize hemen ihanet eder, nk oyun ok ciddi bir ey de olabilir. stelik, hayatta karlatmz birok temel kategori ciddi-olmayan iinde yer almakla birlikte, bu nedenden tr oyunla edeer deildir. Glme baz bakmlardan ciddiyetin kartdr, ama oyunla hibir ekilde dorudan balants yoktur. ocuklar, "futbol" veya satran oyuncular, akllarndan asla glme istei gemeden, derin bir ciddiyet iinde oynarlar. Nitekim, tamamen fizyolojik olan glme ilevinin sadece insana zg olmasna karlk, yaratc oyun ilevinin insan ile hayvanda ortak olarak bulunmas ilgintir. Aristoteles'in animal ridens' kavram, insan-hayvan ztln homo sapiens'ten daha ak bir ekilde nitelemektedir. Glme iin geerli olan, komik iin de geerlidir. Komik de ciddi-olmayan'm iinde yer almaktadr; glmeyle belli bir ilikisi vardr ve glmeye neden olur, ama oyunla olan balants ikincil dzeydedir. Bizatihi oyun ne oyuncular ne de seyirciler iin komiktir.
* Glen hayvan, (.n.)

Yavru hayvanlar veya kk ocuklar bazen oyun oynarken komik olurlar; ama birbirinin peindeki bir ift yetikin kpek artk komik deildir veya pek komik deildir. Eer farsa ve komediye komik diyorsak, bu bizatihi oyun eyleminden deil, bu gsteride ierilmi bulunan dnceden trdr. Palyaonun komik ve gln mimikleri ancak geni anlamda oyun olarak kabul edilebilir. Komik, aptallkla sk bir iliki iindedir. Buna karlk, oyun aptalca bir ey deildir ve bilgelik-aptallk ztlnn dnda yer almaktadr. Ancak, aptallk kavram ruh halleri arasndaki byk fark ifade etmek iin kullanlm olmaldr. Ortaan sonlarndaki kullanma gre, delilik ile anlama yetenei (idrak) kavram ifti, bizim oyun ile ciddiyet arasnda yaptmz ayrm da kapsamaktayd. Oyun, glme, aka, matraklk, komik ve aptalln mensup olduklar, birbirleriyle belirsizce ortak olan kavramlarn meydana getirdikleri bu grubun terimleri, ierdikleri anlayn indirgenemez karakterinden dolay birbirlerine akrabadrlar -bu karakterin oyunda da bulunduunu kabul etmek zorundayz. Bunlarn ratio'su*, bizim manevi varlmzn zellikle derin bir tabakasnda yer almaktadr. Oyun biimi ile ona akrabaym gibi grlen dier hayat biimleri arasndaki ayrm noktasn ortaya koymaya kalktka, oyun biimi de ar bamszln o lde gstermektedir. Ve oyunun byk kategorik ztlklar alanndan bu dlanmasn daha da ileri gtrebiliriz. Oyun bilgelik ile aptallk arasndaki balantszln dnda yer ald kadar, doru ile yanl arasndaki ztlktan da uzaktr. Ayn ekilde, iyi ile kt arasndaki ztln da uzandadr. Bizatihi oyun bir zihin faaliyeti meydana getirse de, ahlki ilev tamaz, yani ne erdem ne de gnah ierir. Oyunu ne doruya ne de iyiye dorudan balayabilmek mmkn olduundan estetik alann iinde rastlantsal olarak m yer ald konusunda tereddt ederiz. Gzellik bizatihi oyuna ikin bir nitelik deildir; ancak oyun btn gzellik unsurlaryla birlemeye ynelik bir eilim gstermektedir. Coku ve zarafet, daha balan* iki birim arasndaki iliki, (.n.)

gtan itibaren, oyunun en ilkel biimlerine balanmaktadrlar. Hareket halindeki insan vcudunun gzellii, en yksek ifadesini oyunda bulmaktadr. Oyun, en gelimi biimleri iinde insana bahedilmi estetik alglama yeteneinin en soylu unsurlarn meydana getiren ritim ve armoni ile doludur. Oyun ile gzellik arasnda ok sayda ve salam balar vardr. Btn bunlardan ortaya kan ey udur ki, oyun olgusunda, biyoloji tarafndan olduu kadar mantk veya estetik tarafndan da belirlenmeye pek izin vermeyen, canl varln bir ileviyle kar karyayz. Oyun kavram, manevi ve toplumsal hayatn yapm ifade edebildiimiz dier btn dnce biimlerinden farklln dikkat ekici bir ekilde korumaktadr. imdilik kendimizi oyunun temel karakterini belirlemekle snrlamalyz. Konumuz oyunun kltrle ilikisi olduundan, var olan btn oyun biimlerini ele almamz gerekmemektedir. lke olarak, kendimizi toplumsal nitelikli oyunlarla snrlandrabiliriz. Bunlar oyunun st biimleri olarak adlandrmak mmkndr. Bunlar, daha serpilmi ve daha eklemli grntleriyle, daha eitli ve daha grnr hale gelmi izgileriyle, bebeklerin veya yavru hayvanlarn en ilkel oyunlarndan daha kolay tasvir edilebilirler. Oysa ki, ilkel oyunun znn belirlenmesinde, zmleyemeyeceimizi kabul ettiimiz bu "oyunsal" olgunun indirgenemezlii neredeyse birdenbire karmza kar. Bu yzden yarmalardan ve ampiyonalardan, danstan ve mzikten, maskeli balolardan ve turnuvalardan sz etmek durumundayz. Sraladmz karakterlerden bazlar genel olarak oyuna atfta bulunmakta, dierleri ise zel olarak toplumsal oyuna uygulanmaktadr. Her oyun, her eyden nce gnll bir eylem.'dir. Emirlere bal oyun, oyun deildir. Olsa olsa, bir oyunun zorunlu temsili olabiIT. Oyun sadece bu zgrlk karakteriyle bile doal evrim srecini amaktadr. Bu srece eklenmekte, oraya bir ss gibi taklmaktadr. Kendiliinden anlalaca zere, zgrlk burada belirleyicilik sorununa hi temas edilmeyen, geni anlam iinde kabul edilmektedir. Bu zgrln yavru hayvan ve ocuk iin var olmad sylenebilir; bunlar igdlerinin bir emri nedeniyle oynamak zorunda-

drlar, nk oyun onlarn fiziksel ve semeci yeteneklerinin serpilmesine yaramaktadr. Fakat igd terimini ie dahil etmek, bir bilinmeyenin arkasna saklanmak ve oyunun yararnn, bizzat sav kantlamaya ynelik bir akl yrtmeye edeerli olduu varsaymn benimsemek anlamna gelmektedir. ocuk ve hayvan oynarlar, nk oynamaktan zevk alrlar; ite zgrlkleri tam da bu noktadadr. Her ne olursa olsun oyun, insan ve sorumlu yetikin iin, isterse ihmal edebilecei bir ilevdir. Oyun keyfe kederdir. Oyundan alman zevk oyunu ihtiya olarak hissettirdii lde oyunun gereklilii emredici hale gelmektedir. Oyun her an ertelenebilir veya iptal edilebilir. Oyun, fiziksel bir ivedilik veya ahlki bir dev tarafndan dayatlm hi deildir. Oyun bir grev deildir. "Bo zaman" iinde gerekletirilmektedir. Ancak oyun kltrel bir ilev haline geldii zaman zorunluluk, grev ve dev kavramlar ona dahil olmaktadr. Dolaysyla burada oyunun ilk temel izgisi ortaya kmaktadr: Oyun serbesttir, oyun zgrlktr. Bu izgiye, hemen bir bakas eklenmektedir. Oyun "gndelik" veya "asl" hayat deildir. Oyun, bu hayattan kaarak, kendine zg eilimleri olan geici bir faaliyet alanna girme bahanesi sunar. Kk ocuk bile "sadece ...mi gibi yapt", "yalnzca glmek iin" davrand konusunda tam bir bilince sahiptir. Bu bilincin ocuk ruhunu ne kadar karmaklatrd, bana gemite bir baba tarafndan aktarlan u vakada arpc bir ekilde aklanmaktadr: Bu baba drt yandaki olunu, bir dizi iskemlenin en nndekine oturmu "trencilik" oynarken bulmu. ocuunu pnce, olan ona hemen, "baba, lokomotifi pemezsin, vagonlar bu iin gerek olmadn dnebilirler" demi. Oyunun bu "sadece ...mi gibi yapma" nitelii iinde oyuna ilikin bir aalk duygusu, "ciddi"nin zdd olan bir "matrak" duygusunun ifade edildii grlr; bu duygu kimi zaman oyunun kendisi kadar temel bir duygudur. Bununla birlikte, daha nce de gzlediimiz gibi, bu "sadece ...mi gibi yapma" kavram, bu "sadece oynama"nn ar bir ciddiyetle veya cokuya dnen ve "sadece" nitelemesini

Oyunun bu vazgeilmez olma karakteri, kltr karsndaki bu yararllk karakteri, veya daha dorusu bu kltr karakteri oyun olgusunun kar gtmeme karakterini ortadan kaldrr m? Kukusuz hayr; oyunun amalar dolaysz maddi kar veya bireysel alklarn tatmini aknnn dnda yer almaktadr. Oyun kutsal eylem olarak grubun refahna katkda bulunabilir, ama bunu dorudan geim malzemesi edinmekten baka bir biimde ve baka aralarla yapar. Oyun gndelik hayattan, bu hayatn iinde igal ettii yer ve sreyle ayrlr. Yaltlm ve snrl olma nitelii oyunun nc zelliidir. Oyun, tam anlamyla cereyan eder. Zaman ve mekn olarak baz snrlarn iinde "sonuna kadar oynanr". Kendi akna ve kendinde anlamna sahiptir. te oyunun yeni ve pozitif bir izgisi. Oyun balar ve belli bir anda "biter". "Sonuna kadar oynanr". Oyun srerken hareket, gidi-geliler, kader deiiklikleri, birbiri yerine gemeler, balanmalar ve ayrlmalar grlr. Oyunun zamansal olarak snrlandrlmasna, dikkat ekici baka bir nitelik de dorudan balanr. Oyun hemen kltrel bir biim olarak belirlenir. Bir kez oynandktan sonra, belleklerde manevi bir yarat veya bir hazine olarak kalmakta, aktarlmaktadr; ve her an tekrarlanabilir, ya bir ocuk oyunu, bir tavla partisi veya bir yar gibi hemen ya da belli bir aradan sonra tekrarlanabilir. Bu tekrarlanabilme olana oyunun temel zelliklerinden biridir. Bu olanak yalnzca btn itibariyle ele alman oyuna deil, ayn zamanda oyunun i yapsna da uygulanabilir. Hemen tm gelimi oyun biimlerinde tekrar, nakarat, birbiri yerine geen eitlemeler, sanki bir zincir veya bir doku oluturmaktadrlar. Oyunun meknsal snrll, zamansal snrllndan da arpcdr. Her oyun ister maddi veya hayali, ister keyfe gre saptanm veya zorunlu olmu olsun, nceden belirlenmi kendi meknsal alannn snrlar iinde cereyan eder. Bir oyun ile kutsal bir eylem arasnda nasl hibir biimsel fark yoksa, yani kutsal eylem nasl oyununkilerle ayn biimler altnda gerekletiriliyorsa; kutsal yer de oyunun cereyan ettii yerden biimsel olarak farkl deildir. Arena, oyun masas, sihirli ember, tapmak, sahne, perde, mahkeme; bunlarn hepsi biim ve ilev asndan oyun alanlardr, yani

tahsis edilmi, ayrlm, evresine parmaklk ekilmi, kutsallatrlm ve kendi snrlar iinde zel kurallara tabi klnm yerlerdir. Bunlar bildik dnyann ortasnda, belirli bir eylemin gerekletirilmesi amacyla tasarlanm geici dnyalardr. Oyun alannn snrlar iinde kendine zg ve mutlak bir dzen hkm srer. te oyunun daha da pozitif yeni bir izgisi: Oyun dzen yaratr, oyun dzenin ta kendisidir. Dnyann kusurluluu ve hayatn karkl iinde geici ve snrl bir mkemmellik yaratr. Oyun mutlak bir dzen gerektirir. Bu dzenin en kk ihlali oyunu bozar, oyun niteliini ve deerini yok eder. Dzen kavramyla olan bu sk ortaklk, yukarda sras geldiinde belirttiimiz gibi, oyuna estetik alanda tannm olan bu kadar byk payn kesinlikle gerekesidir. Oyunun gzele doru bir eiliminin olduunu sylemitik. Bu estetik faktr, herhalde, oyuna btn veheleri itibariyle nfuz eden dzenli bir biim yaratma saplantsyla zdetir. Oyunun unsurlarn belirtmek iin kullanabileceimiz terimlerin byk bir blm estetik alanda yer almaktadr. Bunlar bize ayn zamanda gzellik izlenimlerini aktarma iinde de hizmet ederler: gerilim, denge, salnm, birbirinin yerine geme, ztlk, eitleme, birbirine eklenme, ayrlma ve zm. Oyun dahil eder ve serbest brakr. zmler. Yakalar, baka bir ifadeyle, cezbeder. nsann nesnelerde gzleyebildii ve hatta ifade edebildii u en ycesinden soylu iki nitelikle dopdoludur: ritim ve armoni. Oyun iin kullanlabilecek nitelemeler arasnda gerilimi de saydk. Bu unsur bizi megul eden oyun olgusunun iinde nemli ve ok kendine zg bir yer tutmaktadr. Gerilim, belirsizlie, ansa iaret eder. Bir geveme istei vardr. Belli bir aba pahasna bir ey "baarlmak" zorundadr. Gerilim unsuru parmaklarn bir yere geirmeye alan bebein minik ellerinde, bir makarayla oynayan yavru kedide, top atp yakalayan kk kzda bile grlr. Bu unsur beceri oyunlarna veya rnein yapboz, fal, hedefe at gibi bireysel problem-oyunlara hkmetmekte ve oyun az ok bir yarma nitelii aldka daha da nem kazanmaktadr. Bu gerilim zar oyunlarnda ve sportif msabakalarda doruk noktasna erimektedir. Gerilim, iyilik ve ktlk alanna yabanc olmasna ramen, oyun fa-

aliyetine belli bir etik kapsam vermektedir. nk bu gerilimde, oyuncunun gc snanmaktadr: Fiziksel gc, dayankll, mahareti, cesareti, tahamml gc ve ayn zamanda manevi gc; nk oyuncu kazanma konusundaki tm hrsna ramen, oyunun kurala balanm ve izin verilen snrlarnn iinde kalmak zorundadr. Oyuna zg dzen ve gerilim nitelikleri bizi oyunun kuraln ele almaya yneltmektedir.

Her oyunun kendi kurallar olur. Bunlar, oyun tarafndan izilen geici dnyann erevesi iinde neyin yasa gcne sahip olacan belirler. Bir oyunun kurallar mutlak olarak emredici ve tartlmaz niteliktedir. Paul Valery u dnceyi, bir gn ilk bakta sylemi olmasna ramen bu pek sradan olmayan bir fikirdir: "Bir oyunun kurallarndan kuku duymak asla mmkn deildir. nk onlar belirleyen ilke tartmasz niteliktedir. Kurallar ihlal edilir edilmez, oyun evreni ker, oyun diye bir ey ortada kalmaz. Hakemin dd byy bozar ve 'bildik dnya'nn mekanizmasn bir an iin geri getirir." Kurallara kar kan veya bunlara uymayan oyuncu, bir oyunbozandr. Fair kavram oyun iindeki tutuma sk skya baldr: "Drste" oynamak gerekir. Oyunbozan, szde oyuncudan tamamen baka bir eydir. Bu sonuncusu oyunu oynuyormu gibi yapmaktadr. Grnte oyunun byl emberini kabul ediyormu gibi davranmaya devam eder. Oyuncular topluluu onu oyunbozandan daha kolay affeder, nk oyunbozan onlarn evrenini tahrip etmektedir. Oyunbozan mzklk ederek, tekilerle beraber geicji olarak iine kapand bir evrenin nisbi deerini ve krlganln kefeder. Oyunun yaratt yanlsamay, inlusio'yu, kelimenin tam anlamyla "oyuna giri"i, anlam dolu bu kelimeyi yok eder. Hemen oyundan atlmaldr, nk oyuncular topluluunun varln tehdit etmektedir. Oyunbozan kiilii en ak biimiyle, ocuk oyunlarnda ortaya kmaktadr. Kk topluluk oyunbozann yeteneksizlikten mi, yoksa cesaret eksikliinden mi dnek olduu sorusunu sormaz. Veya daha dorusu, onun yeteneksiz olduunu kabul etmeye-

rek, onu korkaklkla sular. taat ve bilin sorunu bu topluluk iin, genellikle, ceza korkusunun tesine varmaz. Oyunbozan bu topluluun byl dnyasn bozmaktadr, bu nedenle haindir ve atlmas gerekir. Byk ciddiyet leminde bile sahte oyuncular, ikiyzller ve sahtekrlar -din deitirenler, sapknlar, slahatlar ve kendi vicdanlarnn esiri olanlar- oyunbozanlardan daha fazla ansa sahip olmulardr. Ama birok durumda, bu kiiler yeni ve kendine zg kurallar olan yeni cemaatler kurar. Bir topluluktan atlanlar, devrimciler, gizli rgt adamlar ve sapkn kiiler grup kurma konusunda olaanst yeteneklidir ve stelik bu gruplar hemen her zaman gl bir oyunsal karakterin damgasn tarlar. Oyuncular topluluu, oyun bitmi olsa bile, sreklilie ynelik genel bir eilim gstermektedir. Elbette en kk bir misket oyununun veya en nemsiz bir bri partisinin kulp kurmaya ynelttii sylenemez. Ancak istisnailiin iinde birlikte yaama, nemli bir eyi birlikte paylama, tekilerden hep birlikte ayrlma ve genel llerin dna kma duygusu, yalnzca oyun sresiyle snrl kalmayan bir cazibe oluturmaktadr. Nasl ki apka baa aitse, kulp de oyuna aittir. Buradan hareketle, etnolojinin fratri, klan veya erkek gruplar adn verdii eyleri oyun topluluklar olarak aklamak fazlasyla kolaya kaan bir yaklam olur. Yine de, zellikle ok nemli, trensel ve hatta kutsal amalaryla eski uygarlklardaki kalc toplumsal ilikileri oyun alanndan ayrmann ne denli g olduu her seferinde bir kez daha grlecektir. Oyunun istisnai veya benzersiz olma karakteri, en arpc biimde, oyunun gnll olarak brnd esrar havas iinde ortaya kmaktadr. Kk ocuklar bile, oyunlarn "esrarl kk bir ey" haline getirerek daha ekici klarlar. Bu oyun bakalarna deil, bize aittir. Dierlerinin bizim emberimiz dnda yaptklar, o an iin bizi ilgilendirmez. Gndelik hayatn kural ve rflerinin oyun alan iinde bir deeri yoktur. Biz bakayz ve "baka bir ekilde" hareket ederiz. "Bildik dnya"nn bu geici iptali, ocuklukta bile grlr. Ayrca, ilkel halklarn ibadete ynelik ayinsel oyunlarnda yer alan yetikinlerde de aka grlmektedir. lkel top-

lumlarda grlen, genlerin erkekler cemaatine kabul edildikleri inisiyasyon trenleri srasnda yasann ve genel kurallarn dnda tutulanlar yalnzca yeni adaylar deildir. Kabile iindeki btn kavgalar da askya alnm tu-. Btn kan davalar ertelenmitir. Kabilenin allm hayatnn kutsal oyunlar dnemi nedeniyle geici olarak iptal edilmesinin, daha gelimi kltrlerde de birok gstergesi vardr. Eski Roma'da Tanr Saturnus onuruna dzenlenen enlikler veya karnaval detleri buna tanklk etmektedirler. Snfsal karlarn daha fazla hkmnde olan ve daha sert bir asayi anlayna bal olan, daha kat yerel detlerin ar bast ulusal gemiimizde, gen insanlarn elencelerine "renci taknlklar" ad verilmekteydi. ngiliz niversitelerinde bu elenceler hl srmektedir ve "ragging" olarak snflandrlrlar; szlkte ise " ragging", an extensive display of noisy, disorderly conduct carried on in defance of authority and discipline'1 diye tanmlanmaktadr. teki olmann kolayl ve oyunun esrar, maskeli baloda ortaya kar. Burada, oyunun "allmamlk" karakteri tamdr. Klk deitiren veya maske takan kii, baka bir kiiyi "oynamaktadr". Baka bir "kiidir"! ocuka dehet, zincirinden boanm elence, kutsal ayin ve mistik hayal gc, maskeli balo veya kyafet deitirme alannn tmne, zlmez bir ekilde nfuz etmektedir. Demek ki oyunu biim asndan, ksaca tanmlamak mmkndr: olaan hayatn dnda yer ald hissedilen, zgr ve "kurmaca" ama yine de oyuncuyu tamamen iine ekme yeteneine sahip bir eylem. Oyun her tr maddi kar ve yarardan arnm bir eylemdir. Bu eylem bilhassa snrlandrlm bir zaman ve meknda gereklemekte, belirli kurallara uygun olarak, dzen iinde cereyan etmekte ve kendilerini gnl olarak bir esrar havasyla evreleyen veya allm dnyaya yabanc olduklarn klk deitirerek vurgulayan grup ilikileri dourmaktadr. Oyunun burada ele alman st biimler altndaki ilevi, byk blm itibariyle hemen iki esas veheye indirgenebilir. Oyun bir ey iin mcadeledir veya bir eyin temsilidir. Ayrca bu iki ilev,
2. "Otoriteye ve disipline meydan okuduu iin takibata konu olan grltc ve babozuk bir tutumun youn olarak sergilenmesi".

oyunun bir ey iin olan mcadeleyi "temsil" etmesi veya bir eyi en iyi temsil edecek bir mcadele olmas anlamnda i ie girebilir. Temsil etmek, etimolojik olarak, bir eyin grlmesini salamak kadar gl bir anlama sahiptir. Bu ilem, seyircilerin gzleri nne yerletirilen doal bir verinin grlmesine indirgenebilir. Erkek tavuskuu veya hindi, diilerine tylerinin ihtiamn gstermektedir; ama bu sunum alk olunmayan ok zel bir olgunun hayranlk uyandrmak zere davurumunu iermektedir. Eer ku buna bir de dans admlar eklerse, bu durumda i bir gsteriye, sradan gerekten bir kaa, bu gerein daha st bir dzleme aktarlmasna dnr. Bu durumda hayvanda neyin meydana geldiini bilmeyiz. Benzeri temsiller ocuk hayatnda ok erken yalardan itibaren hayal gcyle ykldr. Allm durumdakinden daha gzel, daha soylu veya daha tehlikeli baka bir ey temsil edilir. Prens, baba, kt byc veya kaplan olunur. ocuk ayrca, "sradan gerek" hakkndaki bilincini de tam olarak kaybetmeksizin, kendisini "yle olduuna inandran" bir heyecan hissetme derecesine ular. ocuk bir grnn, hayal edilen bir eyin gerekletirilmesini temsil eder; yani bu, imge araclyla bir yeniden retim veya ifadedir. imdi de ocuk oyunundan eski uygarlklarn ibadetlerindeki kutsal temsillere geecek olursak, burada ocuk oyunuyla kyaslandnda, "oyunun" daha da "iinde" olan ve aydnlatlmas ok g bir ruhani unsurla karlarz. Kutsal temsil bir grnn gerekletirilmesinden daha fazla bir ey olduu gibi, simgesel bir gerekletirmeden de fazla bir eydir: Mistik bir gerekletirmedir. Grnmez ve szle anlatlmas olanaksz bir ey burada gzel, hakiki ve kutsal bir biime brnmektedir. badete katlanlar, eylemin yce bir mutluluu somutlatrdndan ve kendi allm hayatlanndakinden daha yksek bir dzeni gerekletirdiinden emindir. Ancak, bu gsteri yoluyla gerekletirme, gene de oyunun biimsel karakteristiklerini her adan korumaktadr. Eyleme bal olarak snrlar belirlenen bir meknn iinde sahneye konulmakta ve bir enlik gibi, yani nee ve zgrlk iinde oynanmaktadr. Geici bir deeri olan, kendine zg bir evrenin snrlar bu amala belirlen-

mektedir. Ancak bu gerekletirmenin etkisi oyunun bitmesiyle sona ermez: Grkemini darya, olaan dnyaya yanstmakta ve bayram kutlam olan grup iin, bir dahaki kutsal dnem gelene kadar gvenlik, dzen ve refah salamaktadr. Dnyann her bir kesinde buna benzeyen rnekler bulunabilir. Eski bir in doktrinine gre, dans ile mziin amac evreni kendi yolunda tutmak ve doay insana yararl olmaya zorlamaktr. O yln refah, mevsimleri karlayan enliklerde dzenlenen msabakalara baldr. Eer bu toplantlar yaplmazsa, rnler olgunlaamayacaklardr.3 Kutsal eylem bir dromenon, yani kendi kendini yapan bir eydir. Temsil edilen ey bir drama, yani kendi kendini yapan eyin bir gsteri veya bir yar haline brnmesidir. Eylem kozmik bir olay, yalnzca temsil olarak deil, ayn zamanda zdeleme olarak da yeniden retir. Bu olay tekrarlar. badet, eylemde simgelenen etkiyi belirler. levi basit bir taklit deil de, bir dahil olma veya bir katlmdr.4 Eylemin ortaya kmasn salayan ( Helping the action out)* bir faktrdr.3 Kltr bilimi asndan sorun, bu olgularda ifadesini bulan sreci psikolojinin nasl kavradn bilebilmek deildir. Psikoloji, bu temsillere, "telafi edici zdeleme"ye veya "amal, gerek bir eylemin gerekletirilmesinin olanakszl nedeniyle temsile ynelik eylem"e6 ynelten ihtiyacn niteliini ortaya koyacaktr belki. Kltr bilimi asndan nemli olan, yaanm deneyin baka bir dzleme aktarlmasnn bir deer oluturduu halklarn zihninde bu simgesel temsillerin ne anlama geldiklerini anlamaktr. Burada dinbilimin temellerine, ibadetin, ayinin ve esrarn zne temas etmi oluyoruz. Vedalar'daki" btn eski Hint kurban etme
3. M.Granet, Fetes et Chansons anciennes de la Chine, Paris, 1914, s.150, 192; ayn yazar, Danses et Legendes de la Chine ancienne, Paris, 1926, s. 351 vd.; ayn yazar, La Civilisation chinoise, Paris, 1929, s. 231. 4. As the Greeks wold say, rather methectic than mimetic, J.E. Harrison, Themis, A Studyofthe social origins of Greek religion, Cambridge, 1912, s.125. * Metinde ngilizce, (.n.) 5. R.R. Marett, The Threshold of Religion, Londra, 1912, s.48. 6. Buytendijk, a.g.e., s. 70-71. ** Bilgiler. Hint'in ilk dinsel ve iirsel metinleri. Eski Sanskrite yazlmlardr, (.n.)
F3Nomo Ludos

33

ibadeti; gereklemesi istenilen belli bir kozmik olay ayin dzeniyle yeniden reten, nakleden veya simgeleyen adak, yar veya gsteri cinsinden ayinsel eylemin, tanrlar bu kozmik olay gerekten yapmaya zorlad fikrine dayanmaktadr. Antik dnyaya gelince, bu ilikiler, Bayan J.E. Harrison tarafndan, Themis, A Study of the Social origins of Greek Religion1 adl kitabnda, Girit'teki Kuretelerin silahl olarak yaptklar danstan yola karak incelenmitir. Bu temann dinler tarihinde ortaya kard sorunlara girmeden, kendimizi arkaik kutsal eylemin "oyunsal" karakterini daha yakndan incelemekle snrlandracaz. Demek ki ibadet bir gsteri, dramatik bir temsil, bir simgeletirme ve bir gerekleme ikamesidir. Cemaat, mevsimlerle birlikte gelen kutsal bayram gnlerinde, doa hayatnn byk olaylarm kutsal gsteriler araclyla kutlamaktadr. Mevsimlerin art arda gelii; yldzlarn dou ve batlar, rnlerin byyp olgunlamalar, insann ve hayvann doum, hayat ve lmlerine ilikin simgelerle temsil edilmektedir. nsanlk, Leo Frobenius'un ifadesiyle, doann dzenini,8 nasl kavryorsa yle oynamaktadr. Frobenius'a gre, insanlk gemi zamanlarda nce hayvanlar ve bitkiler alanndaki olgularn bilincine varm, sonra da zaman ve meknn, aylarn ve mevsimlerin, gnein hareketlerinin dzenine ilikin kavramlar edinmitir. Daha sonra, varoluun bu eksiksiz dzenini, kutsal bir oyun biiminde oynamaya balamtr. Ve bu oyunun iinde ve bu oyun araclyla, insanlk temsil edilen olaylar yeniden gerekletirmekte, evrensel dzenin korunmasna yardm etmektedir. Ama bundan da fazlas vardr. nk bu dinsel oyunun biimleri bizatihi cemaatin dzenine, onun ilkel siyasal kurumlarna da hayat vermitir. Kral gnetir, kral btn hayat boyunca gnei oynamakta ve sonunda gnein kaderine maruz kalmaktadr: Kraln ldrlmesi treni. Krala ilikin bu aklamann ve ierdii tm anlaylarn ne lde ikna edici olduunu lme iini bakalarna brakyoruz. Bi7. Cambridge, 1912. 8. Leo Frobenius, Kulturgeshichte Afrikas, Prolegomena zu einer historischen Gestaltlehre, Phaidon Verlag, 1933; Schicksalskunde im Sinne des Kultur verdens, Leipzig, 1932.

34

F3ARKA/Homo Ludens

zim iin nemli olan, doaya ilikin ilkel bir duyguyu bu ekilde temsil etmenin nasl anlalabileceidir. Kozmik olgularn ifade edilmeyen bir deneyiyle balayan ve bu olgularn oynanabilir bir imgesine ulaan sre nasl cereyan etmektedir? Frobenius, doutan gelen bir igd olarak "spieltrieb" (oyunun itici gc) kavramm iin iine sokarak bu durumun aklanabileceine inanan ar basitletirici gr hakl olarak reddetmektedir.' Ona gre, "igdler, gereklerin anlam karsndaki yetersizliimizin icaddr". En kk kltrel kazanm bile "ne amala?", "niin?", "hangi nedenle?" sorularyla aklamaya uraan modas gemi eilime kar byk bir inatla ve hakl olarak isyan etmektedir (bir cemaatin kltr yaratma gcnn bu kstasa gre yarglanabilecei iddia edilmektedir). Frobenius bu kstas gndemden dm bir amallk kavram olduu gerekesiyle reddetmektedir.10 Frobenius'un, burada gereklemi olmas muhtemel ruhani srece ilikin kendi kavray, yaklak olarak u anlama gelmektedir: Doann ve hayatn henz ifade edilmemi olan deneyi, kendini ilkel insanda "birdenbire gelen bir duygu" (" Ergriffenheit ") u olarak davurur. "Halklarn simge yaratmalar, tpk ocukta ve her yaratc insanda olduu gibi, birdenbire gelen bir duygudan hareketle olmaktadr." nsanlar kendilerini "kaderin elinde tutsak" olarak bulmaktadrlar... "Olu ve yokolu iindeki doal ritmin gereklii, onlarn bilinlerinin derinliine egemen olmu ve bu bilinci iradi ve refleksleri ll bir eyleme gtrmtr."12 Frobenius'a gre, bylece zorunlu olarak manevi bir deiim sreciyle kar karya kalnmaktadr. Bir doa duygusu gerekten de, Felemenkenin yakn terimleri olan benvogenheid, betroffenheid, ontroering'den (heyecan, altst olma, rahatszlk) daha anlaml bir terim olan "riffenheit" araclyla, annda iirsel bir kavraya, sanatsal bir biime yk9. A.g.e., s. 23-122. 10. Kulturg, s. 21. 11. A.g.e., s. 122. "Ergriffenheit, ocuk oyunu dnemi olarak, s.147; kr. Buytendijk'in Erwin Straus'tan ald ve ocuk oyununun temeli olarak kulland, "dokunakllk eilimi", "yakalama durumu" anlamna gelen terim, a.g.e., s. 20. 12. Schicksalskunde..., s.142.

selmektedir. Bu, hi kukusuz, yaratc srece ilikin olarak verebileceimiz en yaklak formldr, dolaysyla ancak ksmen bir aklama olarak kabul edilebilir. Kozmik bir dzene ilikin duygunun estetik veya mistik, her halkrda mantksal olmayan bir durumdan kutsal ibadet oyununa getii yol ise hl karanlktr. Bu byk antropolog, bu kutsal trenlere ilikin olarak oynamak terimini ska kullanm olsa da ne kastettii ak deildir. Frobenius oynamak terimini, ibadet trenlerinin faaliyetini ifade etmek zere birok kereler kullanmtr, ama kelimenin anlamm pek demie benzememektedir. Hatta insan, Frobenius'un hi holanmad ve oyun niteliine hi denk dmeyen amalln unsurlarndan birinin onun kavrayna da szp szmadn merak ediyor. nk Frobenius'a gre, oyun kozmik olay temsil etmeye, simgelemeye, ona elik etmeye, onu gerekletirmeye yaramaktadr; adeta rasyonel bir unsur, bu kozmik olayda kendini n alnmaz bir ekilde dayatmaktadr. Frobenius'a gre oyun, yani bu simgeletirme, varlk nedenini bu teki eyin, zellikle de ani bir kozmik duygu ifadesinin iinde korumaktadr. Bu dramatizasyonun oynanm olmas, onun gznde ikincil nemde bir anlama sahip olarak kalmaktadr. Olgu teorik olarak, kendini baka grntler altnda da davurabilir. Buna karlk, bize gre asl nemli olan, bizatihi oyun olgusudur. Bu oyun, z itibariyle, ocuklarn, hatta hayvanlarn temelde ayn olan oyunlarnn bir st biiminden baka bir ey deildir. Bu son iki biimin kkenleri ani bir kozmik duygunun, kendini ifade etmek isteyen evrensel dzene ait bir duygunun kapsamna biraz zor yerletirilir. Bylesine bir aklama en azndan hi de akla uygun olmaz. ocuk oyunu, oyunsal nitelie en saf grnts altnda sahiptir. "Hayatn ve doann aniden uyandrd duygu" aamasndan, kutsal bir oyun iinde bu bilincin kavranmasna gtren mekanizmay, Frobenius'unkilerden biraz farkl terimlerle tasvir edebilmek bize mmkn gelmektedir. Bu tasvir, gerekten kavranamaz bir eye aklama getirmeyi asla hedeflemez; yalnzca olgusal bir durumu akla yatkn hale getirmeye yneliktir. Arkaik topluluk, tpk ocuun ve hayvann oynad gibi oynamaktadr. Bu ilem, en ban-

da itibaren, oyuna zg unsurlardan yana zengindir: dzen, gerilim, hareket, gsteri, heyecan. Oyunun iinde bir eylerin -bir yaam imgesinin- ifade edildii eklindeki anlay, oyun kavramna ancak toplumsal hayatn daha evrilmi bir aamasnda dahil olur. Szel ifadeden yoksun olan oyun, iirsel bir biime brnmektedir. nsann kozmosla btnletii konusunda sahip olduu bilin, kendine zg bir nitelik olarak, en yksek ve en kutsal ilk ifadesini biimin iinde ve oyun ilevinin iinde bulmaktadr. Kutsal bir drama ilikin anlam yava yava oyunun iine dahil olmaktadr. badet oyuna eklenmektedir. Ama bizatihi, kendinde oyun, ilk ve temel olgudur.

Burada, psikolojinin aralaryla veya kendi bilgi yeteneimiz hakkndaki teori araclyla nfuz etmenin g olduu alanlarla kar karyayz. imdi karmza kan sorular, bilincimizin en derin noktalarna temas etmektedir. badet, ciddiyetin en yksek ve en kutsal biimidir. Bununla birlikte, acaba ayn zamanda oyunun da en yksek ve en kutsal biimi olabilir mi? Daha balangtan beri u saptanm durumdadr: ster ocuklara ister yetikinlere ait olsun, her oyun ancak tam bir ciddiyet iinde oynanabilir. Acaba, kutsamaya ilikin bir eylemin heyecanna oyunsal niteliin her zaman ortak olmak zorunda olduunu syleyecek kadar ii ileri gtrebilir miyiz? Bu konuda, formle ettiimiz kavramlarn sabitlii dnmemizi u veya bu lde engellemektedir. Oyun-ciddiyet ztln mutlak olarak kabul etmeye alz. Oysa btn belirtiler, bunun temel bir kural oluturmadn gstermektedir. u adm adm ilerleyen akl yrtmeye bir an iin bakalm: ocuk tam bir ciddiyet iinde oynamaktadr; buna hakl olarak, kutsal bir ciddiyet de denilebilir. Fakat ocuk oyun oynamakta ve oyun oynadn bilmektedir. Sporcu inanl bir ciddiyet iinde ve heyecann verdii atlganlkla oynamaktadr. Oyun oynamakta ve oyun oynadm bilmektedir. Aktr kendini oyununa kaptrmtr. Yine de oyun oynamaktadr ve bunun bilincindedir. Kemanc en kutsal heyecan duymaktadr; allm dnyann dnda ve stnde bir

dnyada yaamaktadr; ancak faaliyeti bir oyun olarak kalmaktadr. "Oyunsal" karakter, en yksek faaliyetlere zg olarak kalmay srdrebilir. Acaba bu saylanlar kutsal faaliyete kadar uzatlp, rahibin de ayinini yaparken "oynayan insan" olarak kald ileri srlebilir mi? Bunu bir din iin kabul etmek, btn dinler iin kabul etmek anlamna gelir. Bu durumda ayin, by, dinsel tren, kutsama ve esrar kavramlar oyun kavramnn kapsamna dahil olurlar. Burada, bu kavram fazla geniletmekten kanmak gerekir. Eer "oyunsal" kavramm fazla geniletirsek kelimelerle oynam oluruz. Fakat, kutsal eylemi oyun olarak nitelerken, bu arla dtmz sanmyorum. Biime gelince, kutsal eylem her adan oyundur ve katlanlar baka bir evrene gtrd lde, z itibariyle de oyundur. Platon oyun ile kutsal eylem arasndaki bu zdelii hi tereddtsz kabul etmiti. Kutsal eyleri oyun kategorisine dahil etmekte tereddt etmiyordu. Platon'a gre,13 ciddi olan ciddiyet iinde ele almak gerekir ve kutsal ciddiyete yalnzca Tanr layktr, oysa insan Tanr'nn oyunca olmak zere yaratlmtr ve ona den en iyi pay budur. Bylece kadm veya erkek herkes, tm hayat boyunca bu ilkeye uygun olarak o aki eilimlerine cevap veren en gzel oyunlar oynamaldr. nk insanlar sava ciddi bir ey sayarlar, "oysa sava ne oyun ne de eitim ierir,14 yani tam da bizim en ciddi saydmz eylere [sahip deildir]. Herkes elinden geldiince bar yaamaldr. yleyse bunun doru biimi nedir? Tanrlarn ltfunu kazanmak ve dmanlar pskrterek savatan galip kmak iin, hayat baz oyunlar oynayarak, kurban trenleri yaparak, ark syleyerek ve dans ederek geirmek gerekir."15
13. Yasalar, VII, 803. 14. Out' oun paidia... out'au paideia... axiologos. 15. Kr. Leges, VII, 796, Platon burada Kuretelerin kutsal danslarndan, Kouretn enoplia paignia olarak sz etmektedir. Kutsal sr ile oyun arasndaki ilk balantya Romano Guardini tarafndan, Vom Geistdes Liturgie adl kitabnn Die Liturgie als Spiel balkl blmnde (s. 56-57) arpc bir ekilde temas edilmitir (Ecclesia Orans. herausg. von Dr lldegons Herwegen I, Freiburg .B. 1922). Guardini, Platon'un adn vermeden, yukarda zikredilen yargya mmkn olduunca yaklamaktadr. Bizim oyunun zellikleri olarak saydmz birok karakteri dinsel trene atfetmektedir. Dinsel tren de nihai zmlemede "Zvvecklos aber doch sinn voll"dr (amasz, ama anlam bakmndan zengindir).

Platon'un yapt bu oyun ile kutsallk zdeletirmesinde, kutsallk hi de oyunun adndan tr aalanmam; ama oyun, kendi kavramna zihnin yce alanlarna giri olana tanndndan tr soylu hale gelmitir. Bu denemenin banda, oyunun btn kltrlerden nce ortaya ktn sylemitik. Bir bakma oyun btn kltrlerin zerinde yer almakta veya hi deilse, onlara kar bamsz kalmaktadr. Yetikin kimse, tpk ocuk gibi, zevk ve rahatlama iin, ciddi hayat dzeyinin altnda oyun oynamaktadr. Ayn zamanda, bu dzeyin stnde, gzellikten ve kutsallktan meydana gelen oyunlar da oynayabilir. Bu bak asyla, oyunu ibadete balayan derin ba ok daha yakndan saptayabiliriz. Ayinsel biimler ile oyunsal biimler arasndaki ar benzerlik bylece daha da aydnlanr; imdi geriye, her kutsal eylemin oyun alanna hangi lde dahil olduunu belirlemek kalmaktadr. Oyunun biimsel zellikleri arasnda en nemlisi, eylemin gndelik hayattan mekn olarak ayrlmasdr. Kapal bir mekn gndelik evreden ya maddi ya da dnsel olarak soyutlanm, ayrlmtr. Oyun, kurallarn geerli olduu bu ereve iinde cereyan etmektedir. Tahsis edilmi bir alann snrlandrlmas, ayn zamanda her kutsal eylemin de ilk zelliidir. badette, by ve hukuksal yaam da dahil, yer alan bu soyutlanma gerei, yerin ve zamann basit kapsamn fazlasyla amaktadr. Hemen hemen btn rahiplie atama ve yetikinlie kabul trenleri, din adamlar ve adaylar iin yapay tecrit halleri ve istisnai durumlar yaratma eilimindedir. Adan, bir tarikat veya bir loncaya kabuln, yemin etmenin veya gizli bir dernein sz konusu olduu her yerde, btn bunlarn geerli olduu benzeri bir ereve, her zaman u veya bu ekilde bulunmaktadr. Byc, khin ve kurban trenini yneten kii, tahsis edilen alann snrlarm belirlemekle ie balar. Kutsama ve dinsel ayin, kutsal bir alan gerektirir. Bu snrlandrma ister kutsal amalarla yaplsn, isterse dpedz oyuna ynelik olsun, biimsel olarak hep ayn ileve sahiptir. Kou alan, tenis kortu, kaydrak oynanan alan ve satran tahtas, biimsel olarak, tapmaktan veya sihirli emberden farkl deildir. Kutsal

trenler iin snrlandrlm alanlarn btn dnyada birbirlerine arpc bir ekilde benzemeleri, bu cins uygulamalarn kklerinin insan zihninin kkensel ve temel bir zelliine bal olduklarn dorulamaktadr. Kutsanm olduu iin zellikle tehdit altnda ve zellikle tehlikeli olan adanm bireyi zararl etkilerden uzak tutma kaygsyla snrlandrma ve ayr tutma ihtiyac ileri srlerek, kltr biimleri arasndaki bu genel benzerlik ou zaman mantksal bir gerekeye indirgenmektedir. Bu ise, sz konusu kltrn balangcna rasyonel dzeyde bir dnceyi ve bir yarar araym yerletirmek anlamna gelmektedir. Frobenius ite bu yararc aklamaya kar dikkatli olunmas uyarm yapmt. Bu aklamann dini, kurnaz rahiplerin dnp tanarak oluturduklar strateji olarak sunan aklamaya indirgemedii dorudur; ama gene de nedenleri rasyonalist bir yoruma tabi tutmaktadr. Buna karlk, eer oyunun ve ayinin temeldeki zdelikleri kabul edilir ve bunun sonucu olarak, kutsala tahsis edilen alann aslnda oyunsal bir mekn olduu konusunda ikna olunursa, "hangi amala?", "neden?" cinsinden hatal sorular asla sorulmaz. Eer kutsal eylem biimsel olarak oyundan hi ayrlabilir gibi gelmiyorsa, bu durumda, oyun ile ibadet arasndaki ilikinin salt biimsel alann tesine uzanp uzanmadn bilmek nem kazanmaktadr. Kutsal eylem oyun biimleri altnda cereyan ederken, ayn zamanda ne lde oyun tavrna gre ve oyun atmosferi iinde meydana geldiini belirleyebilme sorunu zerinde dinbilim ile sosyolojinin pek fazla durmam olmalar artcdr. Bildiim kadaryla, Frobenius da bu soruyu sormamtr. Bu konuda burada syleyebileceklerim, rastlantsal gzlemlerden kartlan birka noktayla snrldr. Kutsal ayinleri belirleyen ve gerekletiren bir topluluun ruhani tavrnn, ncelikle kutsal ve youn bir ciddiyet tad aka ortadadr. Fakat bir kez daha tekrarlayalm ki, gerek ve kendiliinden oyunsal olan tavr da derin bir ciddiyet iinde olabilir. Oyuncu kendini btn varlyla oyuna kaptrabilir. "Sadece oyun oynamak" bilinci tamamen geri plana itilmi olabilir. Oyuna zlmez bir ekilde bal olan sevin, yalmzca gerilime deil, ayn zaman-

da taknla da dnebilir. lgnlk ve huu oyunsal ortamn iki kutbunu meydana getirmektedir. Bu iki kelimenin "sonlu" bir durumu ifade etmeleri, kaytsz kalnacak bir ey deildir. Oyunun tonunun hep majr olduu sylenebilir. Ama bu bizi, kanmak istediimiz psikolojik sorulara gtrebilir. Oyun ortam, doas gerei istikrarszdr. Oyunu bozan d bir darbenin etkisiyle, kurallarn ihlal edilmesiyle, ya da bir i nedenden -oyun duygusunun azalmas, oyunun yanlsamasnn ortadan kalkmas, bysnn bozulmas- tr, "asl hayat" her an yeniden egemen duruma geebilir. Kutsal kutlamalardaki tutum ve atmosfer nedir? Kutlamak kelimesi bunu hemen hemen belirtmektedir: Kutsal eylem kutlanmaktadr, yani baka bir ifadeyle, bayram erevesi iine girmektedir. Kutsal meknlarna gitmeye kalkan halk, ortak bir sevin gsterisine hazrlanmaktadr. Kutsama, adak sunma, ayinsel dans ve msabakalar, temsiller, ayinler; btn bunlar bayramn parasdr. Ayinler kanl, toplulua katlma snamalar gaddar ve maskeler dehet verici olsa bile, her ey bir bayram havasnda oynanmaktadr. "Asl hayat" durmutur. lenler, lem yapmalar ve lgnlklar btn bayram sresince srer. Eski Yunan veya Afrika'daki rnekler bir dnlsn; genel bayram havasyla merkezinde ayinin yer ald kutsal heyecan arasnda net bir smr izmek zor bir i olacaktr. Macar bilim adam Kari Kerenyi'nin, bayramn zne ilikin olarak, adeta bu kitapla ayn anda, konusu bizimkine ok yakn olan bir almas yaynland.16 Kerenyi, bizim oyun kavramma dahil ettiimiz u temeldeki bamszlk karakterini de bayramn zellikleri arasna sokmaktadr. "Bayram, ruhun gerekleri arasnda, dnyada baka hibir eyle zdeletirilemeyecek bir bizatihiliktir,"17 demektedir. Kerenyi, "bayram olgusu(nun) etnologlar tarafndan tamamen skaland"n dnmektedir.18 Hakiki bir olgu
16. Vom Wesen des festes, Paideuma, Mitteilungen Zur Kulturkunde, I Heft 2 (Aralk 1938), s. 59-74; ayrca, ayn yazar, La Religione antica nelle sue linee fondamentali, Bologna, 1944, bl. II: II ssnso di festivit. 17. A.g.e., s. 63. 18. s. 65.

olan tren "sanki bilim iin yokmu gibi", sessizce geitirilmektedir. "Buna oyun olgusu da eklenmelidir."19 Bayram ile oyun arasnda doal olarak ok sk ilikiler vardr. Gndelik hayatn devred braklmas, eylemin gerekli deilse bile en azndan egemen tavrnn sevin olmas (bayram da ciddi olabilir), mekna ve zamana ilikin snrlar, kat bir kuralclk ile gerek bir zgrln akmas; oyun ile bayramn balca ortak izgileri ite bunlardr. ki kavram, en sk birlikteliklerini dansta gerekletirmi gibidir. Meksika'nn dou kylarnda yaayan Kora Kzlderilileri, msr ezme ve kavurma ilemi nedeniyle kutladklar dinsel bayramlarna, yce tanrnn bir "oyunu" adn vermektedirler.20 Kerenyi'nin, kltr kavram olarak bayram zerindeki kamlar, geici biimleri iinde bile (bu kanlarn daha derinlikli bir biimde sunulacaklarn umut ediyoruz) bu kitabn temelini pekitirmekte ve geniletmektedir. Ancak, kutsal bayram atmosferiyle oyunun atmosferi arasnda sk bir iliki kurmakla, her ey sylenmi olmaz. Biimsel izgileri ve neeli havasnn dnda, oyunun bozulmam ilk haline esasl bir karakter daha, ayrlmaz bir ekilde eklenmitir: arka plana atlm olsa bile, "yalnzca grnte yle davranyor olmak" bilinci. imdi geriye, benzeri duygunun kutsal eylemin gerekletirilmesiyle hangi lde ortak olabileceinin belirlenmesi kalmaktadr. Eer kendimizi ilkel kltrlerin ayinleriyle snrlandracak olursak, bu ayinlerin ciddiyet derecesine ilikin baz zellikleri aa kartmak mmkn olabilir. Baz etnologlar, vahilerde byk dinsel kutlama ve temsillerin arkasndaki ruh halinin tam bir huu ve yanlsama hali olmadn dnmektedirler sanyorum. Bir "gerek deil" bilinci arka planda varlm srdrmektedir. Ad. E. Jensen, Beschneidung und Reifezermonien bei Naturvlkeren21 adl kitabnda bu zihinsel tutumun canl bir grntsn sunmaktadr. nsanlarn, bayram sresince her yerde dolaan ve herkese kendi boyunda gzken ruhlar karsnda herhangi bir korku duyduklar
19. s. 63. 20. A.g.e., s. 60, K. Th. Preuss, D/e Nayarit-Expedition, I, 1912, s. 106 H.'den. 21. Stuttgart, 1933 ( lkel toplumlarda snnet ve olgunlua erme trenleri)

sylenemez. Bu durum artc deildir: Trenlerin her eyini sahneye koyup, ynetmekle hep ayn kiiler sorumludur; taktklar maskeleri bizzat kendileri yapmlardr ve bunlar kullandktan sonra kadnlardan saklarlar. Kiiler ruhun zuhur ettiini haber veren sesler kartmakta, bu ruhun izini kuma izmekte, atalarn seslerini temsil eden sesler kartan kavallar liflemekte ve kaynana zrltlarn almaktadrlar. Jensen, bunlarn durumunu, ksacas, Noel Baba rol oynayan ebeveynlerinkine benzetmektedir.22 Erkekler, kutsal ormandaki etraf evrili alanda olup bitenler hakknda kadnlara birtakm yalanlar sylemektedirler.23 Erginlenme trenine katlan adaylarn tutumu da, huu iinde heyecanlanma, sanki app kalm gibi yapma, dehetten titreme, byk havalarna girme ve ocuka caka satma arasnda gidip gelmektedir.24 Son olarak da, kadnlar tamamen enayi deillerdir. u veya bu maskenin arkasnda kimin gizlendiini kesin olarak bilmektedirler. Ancak, bir maske tehditkr bir ekilde onlara yaklap, ulumalaryla onlarn kamalarna neden olduunda, yine de biraz kayg duyarlar. Bu kayg belirtileri Jensen'e gre, ksmen kendiliinden ve samimi, ksmen de gelenek gerei uyulan bir devdir. Byle olmas gerekmektedir. Kadnlar sonu olarak, oyunun figranlar olmakta ve oyunbozanlk yapamayacaklarn bilmektedirler.25 Burada, kutsal ciddiyetin nerede akaya (fun) varp gevediini ve oyun haline geldiini belirlemek olanakszdr. Bizim toplumumuzda ocuk ruhlu bir baba, eer Noel hazrlklarn yaparken ocuklarna yakalanrsa, onlara gerekten kzabilir. ngiliz Kolombiyas'nda yaayan Kvvakiutl kabilesinden bir baba, tren iin oyma ii yaparken kendisini yakalayan kzn ldrmtr.26 Pechuel-Loesche, Loanga zencilerinin dinsel bilinlerinin deiken karakterini, Jensen'inkilere benzeyen terimlerle ifade etmektedir. Bu vahilerin kutsal gsteri ve detlere olan inanlar, alay ve kaytszlkla
22. A.g.e., s.151. 23. s. 156. 24. s. 158. 25. s. 150. 26. Boas, The social organization and the secret societies of the Kvvakiutl Indians, Washington, 1897, s. 435.

omuz omuza giden bir cins yar-inantr. Yazar, nemli olan bayram havasdr, sonucuna varmaktadr.27 R.R. Marette, The Threshold of Religion adl kitabnn Primitive Credulity balkl blmnde, ilkel inan sistemlerinde yer alan belli bir yapmacklk (make believe)' unsurunun kalc etkisini aklamaktadr. Byleyen veya bylenen ayn zamanda hem bilinli hem de kanmaya hazrdr ve kanmay istemektedir.28 "Vahi, temsil ettii figrle tamamen zdeleen iyi bir oyuncu olduu gibi, 'gerek' aslan olmadn bildii eyin kkremesi karsnda korkun bir dehete kaplma yeteneine sahip olan ocuun bir benzeri olarak, ayn zamanda iyi bir seyircidir de."29 Malinowski, "Yerli kendi inancn kendi iin formle ettiinden daha youn bir ekilde hisseder ve korkar"30 demektedir. Vahiler topluluunun doast nitelikler atfettii bireylerin tutumu ou zaman bir rol kesme31 (playing up to the role)* olarak tanmlanabilir. Bynn ve doast ilikilerin geree uygun olmamasna (kurmaca olmasna) ilikin bu ksmi bilincin varlna ramen, ayn gzlemciler tm inan ve uygulama sisteminin, yalmzca abucak kananlara egemen olma amac tayan bir uyanklar grubu tarafndan oluturulan bir sahtekrlk olduu sonucunu kartmamak gerektii konusunda srarldrlar. Zaten buna benzer yorumlar yalnzca ok saydaki seyyah tarafndan yaplmakla kalmam, yerlilerin gelenei de bunu dorulamtr. Ancak bu yorum doru olmayabilir. "Kutsal bir eylemin kkeni ancak genel inancn iinde yer alabilir ve bu inancn bir grubun gcn artrmak zere sahtekrlk yoluyla srdrlmesi ancak tarihsel bir gelimenin son rn olabilir."32
27. Volkskunda von Loango, Stutgart, 1887, s. 345. * Metinde ingilizce, (.n.) 28. s. 41-44. 29. s. 45. 30. Argonauts of the Westem Pacific, Londra, 1922, s. 239. 31. A.g.e., s. 240. * Metinde ngilizce, (.n.) 32. Jensen, a.g.e., s. 152. Dzmecilii bu ekilde iradiymi gibi aklama biimi, bana gre Jensen tarafndan hakl olarak reddedilen (s.153, 173-177) olgunlua erme ve snnet trenlerinin psikanalitik aklamasn biraz daha ykmaktadr.

Yukarda sylenenlerden, ortaya ok ak bir olgu kt kansndaym: lkel toplumlarn kutsal eylemlerine ilikin olarak, oyun kavramm bir an bile gzden karmama gereklilii. "Oynamak" terimini srekli kullanmaya zorlayan sadece olgularn tasviri deildir, ayn zamanda, oyun kavram kendinde, inan ile inanszlk arasndaki zlmez birliin, kutsal ciddiyet ile yapmack ve "lgnln" ortaklnn en iyi sentezini tamaktadr. ocuk dnyas ile ilkellerin dnyas arasndaki benzerlii kabul etmekle birlikte, Jensen'in burada, ocuun tavr ile ilkelin tavr arasnda bir ilke farkll getirmek istedii dorudur. Noel Baba'yla karlaan ocuk, "kendi yetenei sayesinde kendini hemen iinde bulabildii nceden belirlenmi bir grntyle" kar karyadr. "Burada sz konusu olan trenlerin hazrlanmas srasnda, bu insanlarn yaratc tavr tamamen farkldr. Bunlar nceden belirlenmi grntlere deil de, evrelerindeki doaya tepki vermektedirler ve bu doayla urarlar; bu doaya musallat olan, pek gven vermeyen demonlan kavramann ve temsil etmenin peindedirler."33 Burada Jensen'in hocas Frobenius'un grleri fark edilmektedir. Ancak bunlara kar iki itiraz ykselmektedir. ncelikle, Jensen'in "tamamen doal olarak" dedii ey, ocuk ruhunun ruhani sreci ile bir ayin biimi yaratan ilkelin ruhunun ruhani sreci arasnda ifade edilen yegne fark meydana getirmektedir. Ama biz bu sreci bilmiyoruz. Tpk bizim toplumumuzdaki ocuk gibi, "nceden belirlenmi" imgeleri geleneksel malzeme olarak kabul eden ve bu imgeler karsnda tpk ocuunki gibi tepki veren bir ibadet topluluuyla kar karyayz. Fakat bu bir yana braklacak olursa, "ani bir duygu douu"na ve ibadete ynelik bir sahnelemenin "temsili"ne varan bu doa deneyine ynelik "tepki"nin eitli aamalar, gzlemimizin tamamen dmda kalmaktadr. Frobenius ve Jensen buna ancak dsel bir metafor yardmyla yaklaabilmektedirler. Bu imgenin ortaya knda gerekletirilen ileve gelince, ondan ancak iirsel bir ilev olarak sz edilebilir ve onu oyunsal bir ilev olarak adlandnrsak daha iyi belirlemi oluruz. Benzeri dncelerle, balangta yer alan dinsel kavramlarn
33. s. 149-150.

z sorununa derinlemesine nfuz etmi oluruz. Bilindii zere, bu sorun btn dinbilim uzmanlar tarafndan incelenen konularn en nemlilerinden biridir. Bir din farkl trde iki ey arasnda, rnein bir insanla bir hayvan arasnda, ze ilikin kutsal bir zdeliin varln kabul ettiinde, bizim simgesel ba kavraymz bu ilikiyi ak ve tutarl bir ekilde ifade edemez. ki zn birlii, bir tz ile onun simgesel imgesi arasndaki ilikiden ok daha ze yneliktir. Bu mistik bir zdeliktir. Biri dieri haline gelmitir. lkel insan, bysel dansm yaparken bir kangurudur. Ancak farkllklar ve insanlar arasndaki ifade yetenei farklar konusunda dikkatli olmak gerekir. Biz, ilkelin zihin halini gzmzde canlandrabilmek iin, bu zihin halini kendi terminolojimiz araclyla tercme etmek zorunda kaldk. stesek de istemesek de, bu ilkel varln dinsel kavramlarn, kendi kavramlarmzn kat bir ekilde mantksal olan kesinlik dzlemine aktaryoruz. Bylece, bu ilkel ile hayvan arasndaki ilikiyi, ilkel iin "gereklik" anlamna gelen bir iliki olarak ifade ederken, ayn iliki bizim iin bir "oyun" olarak kalmaktadr. O, kangurunun zn almtr. Biz ise onun kanguruculuk oynadm syleriz. Fakat ilkel, "olmak" ve "oynamak" arasndaki ayrmn tamamen cahilidir, hibir zdelii, imgeyi veya simgeyi bilmemektedir. Bu durumda, ilkel insann ayinlerini gerekletirmesi srasndaki ruh halini kavramann en iyi yolunun, bu ilkel oyun kategorisine bal kalmak olup olmadm kendimize sormaya devam ediyoruz. Bizim oyun kavrammzda, "hemen kanma" ile "gibi yapma" arasndaki ayrm yok olmaktadr. Bu oyun kavram, ayin ve kutsallk kavramlaryla hi glk ekmeden birleebilmektedir. Bir trajedinin her dizesi, Bach'n her preld, trajedinin her kural bunu kantlamaktadr, ilkel kltr denilen eyi oyunsal bir alan olarak ele almay srdrmekle, onun doasn kat bir psikolojik veya sosyolojik zmlemenin izin vereceinden ok daha dolaysz ve ok daha genel bir ekilde anlama olana hazrlanm olmaktadr. Kozmik sezgi ile toplumsal gelimenin tohumu olan, topluluun selameti asndan vazgeilmez nitelikteki kutsal oyun, yine de, Platon'un ihtiyalarla dolu ve arbal, sradan hayat alannn d-

nda ve stnde gerekletiini syledii eylem anlamnda bir oyun olarak kalmaktadr. Bu kutsal oyun alam ocuun, airin ve ilkelin kendilerini evlerinde gibi hissettikleri alandr. Estetik duyarllk modern inam bu alana bir miktar yaklatrmtr. Bunu sylerken, sanat rn olarak kabul edilen maskenin imdilerde moda olmasn dnyoruz. Gnmz egzotizmi belli bir gsteri tutkusu ierse de, Trklerin, Kzlderililerin ve inlilerin moda olduu XVIII. yzyl egzotizminden ok daha derin kklere sahiptir. Modern insan hi kukusuz, uzak ve yabanc olan anlamaya ok daha yatkndr. Vahi toplumu anlama konusunda ona en yardmc olan ey, maske ve klk deitirme karsndaki duyarlldr. Etnoloji bu olgunun muazzam toplumsal nemini vurgularken, gelimi ve laiklemi kii de bu olgudaki dolaysz estetik duygusunu hissetmektedir; bu gzellik, dehet ve esrardan meydana gelen bir duygudur. Yetikin ve uygar kii iin bile, baz esrarl unsurlar maskeden kaynaklanr. Maskeli insann grn, belirgin dinsel kavraylarla hibir ilikisi olmayan saf estetik alglama olarak bile, bizi hemen "gndelik hayaf'n dma, gn nn aydnlatt dnyadan farkl olan baka bir dnyaya gtrr: ilkelin, ocuun ve airin alanna, yani oyun alanna.

Eer ilkel ayinlerin anlam ve doasna ilikin fikirlerimizi, indirgenmesi mmkn olmayan oyun kavram zerinde younlatrmamza izin verilecek olursa, etrefil bir sorunla kar karya geliriz. Acaba, alt dinsel biimlerden daha yksek olanlarna geildiinde oyun kavramm muhafaza etmek mmkn olabilecek midir? Baklar Afrika, Avustralya veya Amerika kabilelerinin kanl ayinlerinden, daha imdiden Upaniadlar'm bilgeliinin tohumlarm tayan Vedalar'n kurban ayinlerine veya Msrllarn son derece mistik ayinlerine ya da Orpheusu ibadete ve Eleusis ayinlerine ynelmektedir. Bunlarn biim ve uygulanlar, ilkel denilen ibadetlere, gaddarlk ve tuhaflk zelliklerine kadar, her ynyle benzemekte* Eski Hint'in ilk kutsal metin derlemelerinden biri. (.n.)

dir. Ancak, bunlarda grdmz veya grdmz sandmz bilgelik ve hakikat mertebesi, onlar hakknda tepeden bakarak sz etmemizi engeller. Zaten bu stnlk taslamas, ilkel toplumlar karsnda bile sz konusudur. imdi nem kazanan nokta, bu st biimler tarafndan ierilen inancn, biimsel bir benzerlikten tr -hatta dinsel bilin asndan bile- ayin nitelemesinin iine dahil edilmesinin gerekip gerekmediidir. Platon'un oyun hakkndaki kavray kabul edilecek olursa -ki sonunda bu noktaya ulam durumdayz-, bu soruya olumlu cevap verilmesini engelleyen hibir ey yoktur. Platon'un anlad anlamda tanrlara adanm olan oyunlar hayatm, insann drt elle sarlmas gereken en yce faaliyetleridir. Bu durumda kutsal ayinin, manta smayan eyin, anlalabilir en yce ifadesi olduu kabulnden hi de vazgeilmi olunmamaktadr. Kutsal eylem, vehelerinin bazlar itibariyle oyun kategorisinin iine girmekte, ama bu yzden ayinsel karakterinden herhangi bir ey kaybetmemektedir.

Oyun kavramnn dilde kavranl ve ifade edilii

Oyundan, bilinen bir eymi gibi sz ediyor, bu kelimenin iinde ifade edilen kavram zmlemeye veya hi deilse ona mmkn olduunca yaklamaya alyoruz; fakat bu kavramn, alk olduumuz kelime tarafndan sk skya belirlendiinin de tam olarak bilincindeyiz. Kelime ile kavram birlikte kavrayan, bir aratrma bilimi deil de, yaratc dil olmutur. Dil; yani saylamayacak kadar ok saydaki diller. Hi kimse bunlarn tek bir kelimeyle, tamamen zde bir kavram ayn ekilde ifade etmelerini bekleyemez; bu ancak ayak ve el gibi kavramlar iin mmkndr. Bizim konumuz ise bu kadar basit deildir. Burada, oyun kavramnn allm biiminden, yani modern Avrupa dillerinin oundaki gndelik kelimelerin baz farkllklarF4N/Homo Ludens

49

la birlikte ifade ettikleri haliyle oyun kavramndan yola kmak zorundayz. Bu kavram u ekilde snrlandrmay dnyoruz: Oyun, zgrce raz olunan, ama tamamen emredici kurallara uygun olarak belirli zaman ve mekn snrlar iinde gerekletirilen, bizatihi bir amaca sahip olan, bir gerilim ve sevin duygusu ile "allm hayaf'tan "baka trl olmak" bilincinin elik ettii, iradi bir eylem veya faaliyettir. Bylece tanmlanan kavram, hayvanlar, ocuklar ve yetikin insanlara ilikin olarak oyun adm verdiimiz her eyi kapsamaya yatkn hale gelmitir: beceri, g, zek ve ans gsterileri. Bu oyun kategorisi, hayatn temel ruhsal unsurlarndan biri olarak kabul edilebilir gibi gzkmekteydi. imdi, dilin her yerde ve her zaman bu kadar salam bir genel kategori ayrmna gitmemi olduu ve btn bunlarn sentezini tek bir kelimede yapamad hemen ortaya kar. Btn halklar oyun oynar ve bu ii birbirlerine olduka benzeyen biimler altnda yaparlar: Ancak btn diller oyun kavramm, modern Avrupa dillerinde olduu gibi, ayn anda hem ok belirgin hem de ok geni tek bir kelime iinde kavrayamazlar. Burada, genel kavramn temellerinin salamlna ilikin nominalist kuku yeniden dile getirilebilir ve yle denilebilir: Hibir insan grubu iin, oyun kavram, oyunu ifade etmek iin sahip olduklar kelimenin -kelime; ama bu ayn zamanda kelimeler de olabilir- ifade ettiinden daha fazlasn iermez. Bir dilin, kavramn farkl zelliklerini tekbir kelimede, dier dillerden daha iyi birletirmi olmas her zaman mmkndr. Zaten bu olabilirlik hemen bir olgu olarak ortaya kmaktadr. Genel bir oyun kavram soyutlamas, bir kltre bir dierinden daha erken ve daha tam bir ekilde dahil olmu ve bunun sonucu olarak, eitli oyun biimlerini ifade eden tamamen farkl kelimelerin kullanmn koruyan ok gelimi baz dillerde bu terim okluu btn oyun biimlerinin tek bir terim altoda toplanmasn engellemi olabilir. Bu durum, ilkel demlen dillerin bazen bir kategorinin eitli trlerini ifade etmek iin kelimelere sahip olmalarna karlk, genel kategoriyi belirleyen hibir kelimeye sahip olmamalar olgusuyla, ana hatlar itibariyle, kyaslanabilir niteliktedir: rnein, uskumru veya hamsi kelimelerinin olup da, balk kelimesinin olmamas gibi.
50
F4 ARKA/Homo Ludens

Birok gsterge, oyun ilevinin birincil olmasna karlk, bu olgunun soyutlanmasnn baz kltrlerde ikincil olarak yer aldm kantlamaktadr. Bu adan, bir olgu bana ok nemli olarak gzkmektedir: Bildiim mitolojilerin hibirinde oyun hibir tanrsal veya eytani unsurda cisimletirilmemitir1, ama bu mitolojilerde oyun oynayan bir tanrnn temsil edilmesine sklkla rastlanmaktadr. Genel oyun kavramnn ortaya ge tarihlerde ktna ilikin baka bir kant da udur: Oyunu ifade eden hibir ortak Hint-Avrupa kelimesi yoktur. Germanik diller grubu bile, oyunu belirten farkl terimin kullanlmasyla birbirlerinden ayrm durumdadrlar. Oyuna byk yer vermi olan baz halklarn, bu faaliyetin ifadesini farkl kelimeler halinde blm olmalar belki de hi rastlant deildir. Bu olgunun Yunanca, Sanskrite, ince ve ngilizce iin az ok doru olduuna inanyorum. Yunancadaki inda eki, ocuk oyununu belirtmek zere dikkat ekici bir ifade olana sunmaktadr. Bu sonek ekimsizdir ve dilsel adan indirgenemez niteliktedir.2 Yunanl ocuklar sphairinda -top-, helkustinda -ip-, streptinda -elik omak-, basilinda -kk kral- oynarlar. Bu sonekin tam bamszlnda, herhalde simgesel olarak ifade edilen oyun kavramnn indirgenemezlii yatmaktadr. ocuk oyununun bu mutlak anlamda zgl nitelendirilmesine karlk, Yunancada genel oyunsal alam ifade etmek zere en azndan farkl kelime kullanlmaktadr. ncelikle, oyunu ifade etmeye en uygun olan paidi terimi vardr. Bu kelimenin etimolojisi aka ortadadr: Terim ocua ait olan iaret etmekte, ama ocuksuluk anlamna gelen paldia dan vurgusuyla hemen ayrlmaktadr. Ayrca, paidi gndelik kullanm iinde ocuk oyunlaryla asla snrl deildir. Kelime, paizein -oynamak-, paigma ve
1. Bacchus'un olu veya arkada ve Lusitanyallarn atas Lusus, tabii ki daha ge tarihlerde icat edilmitir. 2. Olsa olsa inthos'\a baz ilikilerin olduu varsayiabilir ve bu temelde, indaekim eki Hint-Avrupa ncesi Ege blgesinin dilsel unsuru olarak kabul edilebilir. Bu ekim ekine, fiil soneki olarak, her ikisi de "vnmek" anlamna gelen alindo ve kudind kelimelerinde rastlanmaktadr (ali ve kuliff da da rastlanr). Kavram burada zayflama benzemektedir.

paignion -oyuncak- gibi trevleriyle, daha nce grdmz zere, en soylularna ve en kutsallarna varana kadar oyunsal biimlerin btn trlerini ifade edebilmektedir. Mutlu, sevinli, kaygsz gibi nanslar da bu kelime grubuna dahil edilmie benzemektedir. Athur ve athurma terimi paidi'ya nazaran arka planda kalmaktadr. Bu terim havai, ie yaramaz nansm ifade etmektedir. Geriye, yine oyun alanna giren, ama Yunanllarda ne paidiamn ne de athurma nm kapsad ve ifade ettii, zellikle msabakalar ve yarlar kapsayan ok geni bir terminolojik alan kalmaktadr. Yunan hayatnda byk nemi olan bu alann btn zerinde agn kelimesi hkm srmektedir. Bu kelimenin ierii, oyun kavramnn esasl bir blmn feda etmektedir. Ciddi-olmayan ve oyunsal kavramlar burada genel olarak ak bir ifadeye sahip deildir. Bolkestein, bu temelde ve agn'un Helen kltrnde ve tm Yunanllarn gndelik hayatlarnda kazand istisnai byklkteki yerden tr, ver de grenzen van spel en ertst in de cultur (Kltrde Oyun ve Ciddiyetin Snrlarna Dair) balkl konferansm vesilesiyle, Yunanllarn btn sportif msabakalarn, kltrn iine kk salm olanlardan en ie yaramazlarna kadar, oyun kavramnn iine dahil etmemi yanl buldu ve beni eletirdi.3 Bolkestein, "Olimpiyat oyunlar" dediimiz zaman, "Romallarn bu ekilde tanmlanan yarlara ilikin deer yarglarn aktaran Latince bir terimi tekrarlam oluyoruz" demektedir: "Bu deer yargs Yunanllarn yorumundan tamamen farkldr." Yunan hayatnda rekabete ynelik yarmalarn sahip olduu yeri gsteren, aart a ilikin eitli biimleri saydktan sonra u sonuca varmaktadr: "Eer Yunanllar iin tm hayatn bir oyun olduu iddia edilmeyecekse, btn bunlarn oyun"la hibir ilikisi yoktur." Bu almann ynelimi, bir balama bu dorultuda olacaktr. Utrechtli tarihinin Yunan uygarlna ilikin yapt srekli aklamalar karsnda duyduum hayranla ramen ve Yunancann agn ile oyun arasnda dilbilimsel ayrm yapan tek dil olmamasna ramen, yine de Bolkestein'n yargsna kesinlikle kar kmak du3. H. Bolkstein, De Cultuurhistoricus en zijn stof, Handeligen van het zeventiende Nederlandsche Philologercongres, 1937, s. 26.

rumundaym. Bundan sonraki tm aklamalar bu tezi rtmeye yneliktir. imdilik u kantla yetiniyorum: Agn, ister Yunan kltr erevesinde ister tm dnyada ele alnsn, oyunun btn biimsel zelliklerini tamakta ve ilevsel olarak, ncelikli bir blm itibariyle enlik alanna, yani oyunsal alana ait bulunmaktadr. Kltrel ilev olarak msabakay, oyun-enlik-ibadet ilikisinden ayrmak tamamen olanakszdr. Yunancadaki oyun ve msabaka kavramlar arasndaki ayrm aklayabilmek iin, daha ok u yolu benimsemek gerekir: Bizim bir nkabul olarak ileri srdmz zere genel, evrensel ve mantksal olarak homojen bir kavram ou zaman ge tarihlerde ortaya kmaktadr. Yunan toplumunda agn a ilikin kavram olduka erken dnemlerde ylesine bir yer kazanmtr ki, zihinlerin artk onun oyunsal karakterinin bilincine varma olana ortadan kalkmtr. Msabaka Yunanllarda her durum itibariyle ylesine youn bir kltrel ilev haline gelmitir ki, "allm" ve tamamen meru bir ey saylm, dolaysyla oyun olarak hissedilir olmaktan kmtr. Grlecei zere, Yunanllarn durumu hi de benzersiz deildir. Benzer durumlar, Eski Hint toplumlarnda biraz farkl olarak ortaya kmaktadr. Burada da oyun kavramnn ifadesi birok terim arasnda paylatrlmtr. Sanskritede bu konuda en azndan drt kk bulunmaktadr. Oynamak iin kullanlan en genel terim Krdati'dir. Bu kelime, ocuklarn, yetikinlerin ve hayvanlarn oyununu ifade etmektedir. Tpk Germanik dillerdeki karl olan terim gibi, rzgrn veya dalgalarn hareketini belirtmektedir. Bu kelime, zellikle bir oyun kavram iermeksizin, atlayp zplamak ve dans etmek konusundaki genel bir fikri de ifade edebilir. Oyun anlam, tm dans ve dramatik temsil alann ieren rrt kkne ok yakndr. Divyati her eyden nce zar oyununu ifade eder, ama ayn zamanda genel olarak oyunu; aka yapmak, "elenmek", latife yapmak gibi fiilleri de belirtir. lk anlam frlatmak olmutur, bu anlama ayn zamanda, n samak kavram da denk dmektedir.4 In samak, aniden belirmek, kmak, gidip gelmek, oynamak ve genel olarak "megul olmak" anlamlan, Almancann etwas tre4. Burada dyu (ak gkyz) ile yaplan bileimi dikkate almyoruz.

ibet gibi las kknde -vilsa buradan gelir- bir araya gelmitir. Ll biimindeki isim halinde (ad verici halinde llayati) muhtemelen sallanmak, beikte sallamak olan temel anlam, zellikle oyunun hafif, kaygsz, neeli, rahat ve nemsiz karakterini ifade etmektedir. Lil bunun dnda "gibi", benzerini yapma ve taklit fikrini de iermektedir: rnein, gajallay kelimesi kelimesine fil oyununu, "filcilik" oynamay ifade eder; gjendralla ile ifade edilen ise kelimesi kelimesine, oyunda fil taklidi yapmas, fili temsil etmesi ve oynamas gereken kiidir. Oyunun btn bu adlandrlmalarndaki semantik hareket noktasnn hzl bir hareket olduu sylenebilir ki, bu iliki dier birok dilde de bulunmaktadr. Tabii ki bu durum, bu kelimelerin balangta sadece bu gibi hareketleri ifade ettii ve oyuna ancak ok ge tarihlerde uyguland anlamna gelmemektedir. Sanskritede oyuna tahsis edilen kelimeler, msabaka kavramm ifade etmek iin kullanlmamlardr. te yandan, eski Hint'teki toplum hayatnda ok eitli msabaka biimleri olmasna ramen, bunu ifade edecek hibir zgl adn olmamas zel bir durumdur. inlilerde oyunun ilevinin ifade edili biimine ilikin baz verileri Profesr Duyvendak'n nazik yardmlarna borluyum. Bizim oyun kavram iinde sralamak zorunda olduumuza inandmz btn faaliyetlerin tek bir ad altnda birletirilmesine inlilerde de rastlanmamaktadr. Karmza ncelikle, ocuk oyunu kavramlarnn egemen olduu wan kelimesi kar. Terim esas olarak u balca anlamlar tamaktadr: bir eyle megul olmak, sama ilerle zaman ldrmek (to trifle), dalga gemek, elenmek, aka yapmak. Bu terim ayn zamanda, kullanmak, incelemek, koku almak, ufak tefek elii yapmak fikirlerini ifade etmektedir; son olarak da, mehtabn holuunun ifadesidir. Bu durumda, semantik hareket noktas sanki udur: Bir ie bir oyuncu dikkatiyle kalkmak, bir faaliyete kaygszca girimek. Beceri gerektiren oyun, msabaka, zar oyunu veya temsil anlamnda bu kelime kullanlmamaktadr. Bu sonuncu kategori, yani dzenlenmi dramatik oyun iin incede genel olarak "durum, kurulu, dzenleme" fikirlerini ifade eden kelimeler kullanlmaktadr. Msabakaya ilikin olan her ey

iin ise, Yunancann agn'uyla tamamen kyaslanabilir nitelikte olan eng kelimesi ile, bir dl elde edilmesi iin dzenlenen msabaka fikrine zg olan sai teriminden yararlanlmaktadr. Oyunsal kavramn ilkel denilen uygarlk alanna mensup bir dildeki ifade tarzna rnek olarak, Algonken Kzlderililerinin azlarndan biri olan "Blackfoot" (Kara Ayak) dilindeki durumu, Profesr Uhlenbeck'in yardmlar sayesinde tasvir edebilirim. Bu dil, btn ocuk oyunlar iin koni kkfiilini kullanmaktadr. Bu kk belli bir ocuk oyunuyla birletirilemez; ister uydurulmu olsun ister dzenlenmi, genel olarak ocuk oyununu iaret etmektedir. Yeniyetmeler veya yetikinler tarafndan yaplan bir faaliyet sz konusu olduunda, koni kk, ocuklarnkine benzeyen oyunlar iin bile olsa, hemen kullanm d kalmaktadr. Buna karlk, koni erotik bir anlam iinde ve zellikle de gayri meru ilikileri ifade etmek zere yeniden karmza kmaktadr. Kurala bal belli bir oyunu belirtmek iin genel terim olarak kachsti kullanlmaktadr. Bu kelime beceri ve gce dayanan oyunlar kadar, talih oyunlarn da ifade etmektedir. Olumlu anlamda rekabet ve zafer buradaki semantik unsuru meydana getirmektedir. Koni-kachsti ilikisi adsal dzlemden fiil dzlemine aktarldnda, paidi-agn ilikisiyle baz benzerlikler gstermektedir, ancak Yunanllara gre paidi fikrine dahil olan talih oyunlar, Blackfoot dilinde agn kategorisine aittir. Bysel ve dinsel alana ait olan eylerin tm iin, danslar ve oyunlar iin ne koni ne de kachsti kullanlmaktadr. Blackfoot dili, bunlarn dnda, "yenmek" fikrini vermek zere iki ayr kelimeye sahiptir; bunlardan biri olan amots hem bir msabaka, bir yar veya bir oyundaki, hem de bir arpmadaki zaferi ifade etmektedir; zellikle bu son durumda bir "kym operasyonu"nu ifade etmektedir. teki kelime olan skits veya skets ise yalnzca oyun ve spor iin geerlidir. Btn belirtiler dikkate alndnda, tamamen oyunsal alan ile agn alan burada birbirlerine karmaktadr. Bunun dnda, "iddiaya girmek" karl olan bir apska kelimesi de bulunmaktadr. Ayrca kip -"gibi"- n ekiyle bir fiil "glmek iin" eklinde ek bir anlam kazanabilmektedir: rnein, aniu -diyor-; kipaniu - inanmakszn, glmek iin diyor- haline gelmektedir.

Blackfoot dilindeki oyun kavram, soyutlama ve ifade olana asndan btn olarak ele alndnda, Yunan kavrayyla zde olmamakla birlikte, onun hi de uzanda kalmamaktadr. Yunanca, Farsa ve incede msabaka kavramnn ifadesi ile oyun kavramnn ifadesi arasnda genel bir ayrm olmasna karlk, Blackfoot dilinin daha farkl bir ayrm hatt meydana getirmesi, bu dilsel ayrm oyun ile msabaka arasndaki daha derin ve esasl sosyolojik, psikolojik bir farklla balayarak, Bolkestein'a hak vermemize yol aabilir. Ancak, bu cins sonulara varlmasn engelleyecek tek ey uygarlklar tarihi verilerinin btn deildir; bu bak asndan, oyun kavramna ilikin daha geni bir anlay sunan ve birbirlerine ok uzak kalan bir dizi dil de yukarda zikredilen dillerle eliebilir. Modern Avrupa dillerinin ounun yan sra, Latinceyi, Japoncay ve Sami dillerinden en az birini de hesaba katmak gerekir. Japoncaya ilikin olarak, Profesr Rahder'in dostane yardmlar sayesinde baz gzlemler yapabildim. Japonca, incenin tersine ve modem Bat dillerine uygun olarak, genel oyun ilemine tahsis edilmi tek bir belirgin kelimeye sahiptir ve bu kelime ciddiyeti ifade eden terimle ztlk iindedir. Asobi ad ve asobu fiili u anlamlara gelmektedir: genel oyun fikri, geveme, teneffs, zaman geirme, gezinti, bo zaman, sefahat, zar oyunu, aylaklk, bo olmak, isiz olmak. Ayrca u anlamlara da gelirler: oynamak, bir eyi temsil etmek, taklit etmek. lgin bir nokta olarak, speling ve play 'in anlam, yani bir tekerlein veya bir aracn srekli hareketi, Felemenke ve ngilizcede ayndr.5 Fakat bunun kadar dikkat ekici olan konu, asobu 'u birinin ynetimi altnda inceleme yapmak anlamn tamasdr; tpk Latincenin ludus kelimesinin okul fikrine bal olmas gibi, asobu da yar olmayan bir arpma taklidi anlamna gelebilmektedir; .demek ki oyun ile agn arasndaki bir baka farkllk sz konusudur. Son olarak da, asobu, burada incenin vran'yla kyaslanabilir nitelikte olarak, ay iilen ve seramik eyalarn incelikle kullanld sosyete toplantlarn belirtmek ze5. Burada Japonca zerindeki bir ingiliz teknii etkisinin sz konusu olup olmadn saptayamadm.

re kullanlmaktadr. Hzl hareket etmek, parlamak, elenmek fikriyle olan balantlar burada yok gibidir. Japoncadaki oyun kavramna ilikin zenli bir tanmlama, bizi Japon kltrnn daha derinlemesine bir incelemesine gtrecektir ki, bunu burada yapmak olanakszdr. O yzden kendimizi ununla snrlandralm: Japon yaama idealinin ar ciddiyeti, btn bunlarn oyundan baka bir ey olmad kurmacasnm altnda gizlenmektedir. Hristiyan ortaandaki valyeliin benzeri olan Japon bushido 'su, tamamen oyun alannda cereyan etmekte ve oyunsal biimlere brnmektedir. Dil bu kavram asobase-kotoba''a. korumaktadr; sarayl dili anlamna gelen asobase-kotoba, yksek mertebeden kiiler arasnda kullanlr ve kelime anlamyla oyun dili demektir. st snflar, en kk eylemlerinde bile oyun oynuyor saylmaktadrlar. "Tokyo'ya varyorsunuz" ifadesinin sarayl biimi, kelimesi kelimesine, "Tokyo'ya varnz oynuyorsunuz" olmaktadr. Ayn ekilde, "babanzn ldn haber aldm"; "babanz beyefendinin lmn oynadm haber aldm" haline gelmektedir. Eer yanlmyorsam bu ifade biimi bizim U gelieve (hounuza giderse) veya Almancann Seine Majestt haben geruht (Majesteleri ltfederlerse)6 ifadesine ok yakndr. Yksek mevkideki kii yle bir dzeyde grlmektedir ki, buradan ancak paa gnl isterse ayrlabilecektir. Soylu hayatn oyunsal alanda taklit edilmesine paralel olarak, Japoncada ciddiyeti, oyun-olmayan' belirten ok vurgulu bir kavram bulunmaktadr. Majime kelimesi u anlamlar iermektedir: ciddiyet, arballk, vakar, ycelik ve ayn zamanda sknet, drstlk, rahatlk. Majime kelimesi incenin iyi bilinen "ehreyi kaybetmek" deyiminde "ehre" olarak evirdiimiz kelimeye baldr. Sfat tamlamas olarak kullanldnda, "basit, baya" anlamna gelebilmektedir. Bunun dmda, "hissedildi", "glmyorum", "onu nakit para sand" gibi ifadelerde de kullanlmaktadr.
6. Ancak, ruhen (dinlenmek) fikrinin bu noktaya ikincil olarak dahil olduunu kaydetmek gerekir: gemileri in (...mek ltfunda bulunmak) kken olarak ruhen' le (dinlenmek) hibir ortakl yoktur, ama orta-Felemenkenin roec/cen'iyle (...den kaygl olmak) akrabadr; kr. roekeloos = dncesiz.

Profesr Wensinck'in verdii bilgilere gre, Sami dillerinde oyunun semantik alanna la'ab kk hkmetmekte, la' at kk de bununla aikr bir akrabalk iinde bulunmaktadr. Ancak burada kelime, asl oynamak anlamnn yan sra, glmek ve alay etmek anlamlarn da tamaktadr. Arapa ve Sryanicede, bu kk bir de bebein salyasnn akmas anlamm tamaktadr: Belki de bunu, bebeklerin yapt gibi ve bir oyun saylabilecek olan, tkrkle balon yapmak olarak yorumlamak mmkndr. Glmek ve oynamak anlamlan, ayn zamanda branicenin sahaq kelimesinde de bir arada bulunmaktadr. Bir de, Arapadaki la'iba kelimesinin baz modern Avrupa dilleriyle ortak olarak sahip olduu bir mzik aleti almak (oynamak) anlamm belirtmek gerekir. Sami dillerinde, oyunsal kavramn semantik hareket noktas, biraz nce incelenen dillerle ayn alandan kaynaklanmamaktadr. Daha ileride agn ile oyunun zdeliine ilikin ok ilgin branice bir veriyi yeniden ele alacaz. Oyunsal ilevi ifade etmek zere trde olmayan eitli ifade tarzlarna sahip olan Yunancayla arpc bir ztlk gsteren Latince, btn oyun ve oynamak alanm kaplayan tek bir kelimeyle ortaya kmaktadr: Ludus ve ludere; lusus ise bunun bir trevinden ibarettir. Bunun yan sra bir de iocus ve iocari vardr, ama bunlar elenmek, aka yapmak zel anlamn tamaktadr. Latincede bu terim asl oyuna iaret etmemektedir. Kelime balklarn oynamasn, kularn neeli uulann, suyun rpntsn ifade ediyorsa da, llidere'nin etimolojik temeli, birok oyunsal terimin tersine, hzl hareket alannda deil, ciddi-olmayan, "gibi yapma", alay alannda yer almaktadr. Ludus ve ludere, ocuk oyununu, gevemeyi, yanmay, ayinsel temsilleri ve genel olarak da sahne temsillerini, talih oyunlarn iermektedir. Lares ludentes ifadesi iinde ise "dans etmek" anlamna gelmektedir. "Bir eyin grntsne brnmek" kavram n planda gibidir. Ayn ekilde, alludo, colludo, illudo bileimlerinin hepsi de, hakiki olmayan ve sahte fikrine yneliktir. Ludi, Roma hayatnda sonradan ok byk bir yer kazanacak olan kamusal oyunlar anlamyla, bu semantik k noktasndan ayrlmaktadr; ayn ekilde ludus da okul anlamyla ayrlmaktadr; birin-

cisi yarma anlamndan, ikincisi de herhalde idman anlamndan tremitir. Ludus ve ludere' nin genel oyun kavram olarak Roman dillerinde varln srdrmemi ve ayrca benim bildiim kadaryla, bu dillerde ok az iz brakm olmalar ilgin bir noktadr. Bunun sonucu olarak iocus ve iocari zgl terimi btn Roman dillerinde, anlamm daha erken dnemlerde oyun, oynamak kavramlarna da yaym ve ludus ile ludere'yi tamamen devre d brakmtr. ocus, iocari'nin ald biimler yledir: Jeu, jouer (Franszca); giuoco, giocare (talyanca); juego, jugar (spanyolca); jogo, jogar (Portekizce); joc, juca (Romence).7 Ludus'un ortadan kaybolmasnn fonetik veya semantik nedenlere bal olup olmad sorununu burada ele almyoruz. Oyunsal terimin ifade alan, genel olarak modern Avrupa dillerinde zellikle genitir. Oyunsal terim Roman dillerinde olduu kadar, Germanik dillerde de, dar ve biimsel anlam iindeki oyunla hibir balants olmayan her tr hareket ve faaliyet kavramna kadar genilemektedir. rnein, yukarda belirttiimiz zere, bu terimin bir mekanizmann arklarnn kstl hareketliliine uygulanmas, Franszca, talyanca, spanyolca, ngilizce, Almanca, Felemenke ve Japoncada ortak bir durumdur. Her ey sanki oynamak kavram giderek hep daha byk -paizo ve hatta ludere 'ninkinden ok daha byk- bir alan kapsyor ve zel anlam burada adeta bir eylemin veya kolay bir hareketin anlam iinde eriyormu gibi cereyan etmektedir. Bu durum zellikle Germanik dillerde gzlenebilir. Daha yukarda kaydedildii 'iere, Germanik diller grubu, oyun ve oynamak fikrini ifade etmeK zere ortak bir terime sahip deildir. Demek ki bu fikir, ilkel Germanik dilin varsaymsal dneminde henz genel bir kavram olarak ortaya kmamt. Buna karlk, Germanik dillerin her bir dal oyun ve oynamak iin tek bir kelimeyi kullanr hale gelir gelmez, bu kelimelerin her biri tamamen paralel bir semantik evrim geirmeye balam veya daha dorusu,
7. Katalancada, Provence dilinde ve Rheto-Roman dilinde de benzeri terminoloji-

genilemi ve bazen de trde olmayan bir grnm sunan oyun kavramlar grubu bu kelime tarafndan ierilir hale gelmitir. Yaklak olarak Yeni Ahit'in tek bir blmyle kstl olan Gotadan gnmze kalan paralarda, oyunu ifade eden tek bir kelimeye rastlanmamaktadr. Fakat, Aziz Markos'a gre ncil'in X, 34'teki kai empaiksousin aut cmlesinin jah bilaikandina biiminde evrilmi olmas, Gotann oynamak fikrini laikan ile ifade ettiini gstermektedir. Bu genel kelime skandinav dillerinde de aym kavram ifade etmektedir ve eski ngilizce ile Almanca grubu iinde aym kapsam dahilinde yer almaktadr. Gotada laikan yalnzca sramak anlamnda grlmektedir. Yukarda, baz kelimelerin temel ve somut anlamlarnn, oyunu hzl bir hareket olarak veya daha dorusu canl, ritmik bir hareket olarak belirttiklerini grdk.8 Grimm'in Almanca Szl olan WrterbucKda leich ekine getirilen ilk tanm budur. Bu kkn sonradan ald anlamlar oyun alanna dahildir. te yandan Anglosaksoncann lcan' somut olarak, dalgalarn stndeki bir geminin hareketi gibi to swing, to wave about fikrini veya kular gibi kanat rpmay, veya alevin yanp snmesini ifade etmektedir. Daha sonra lc ve lcat eski Kuzey dilinin leikr, leika's gibi her cins oyunu, dans ve beden idmanm tanmlamak zere kullanlmlardr. Daha yakn tarihli skandinav azlarnda, lege, leka kelimelerinde hemen hemen yalnzca oynamak anlam kalmtr.9 Spel kknn Almanca grubu diller iindeki verimli geliimi, M. Heyne tarafndan Deutsche Wrterbuch, cilt X, 1,1905'te yazlan makalelerde aydnlatlmtr. Oyunsal kavramn semantik tutarllna ilikin olarak zellikle arpc bir olgu kendini dayatmaktadr. Felemenkede een spelletje doen (kk bir oyun yapmak), Almancada eit Spiel treiben (bir oyun yapmak) denilebilir, ama kullanlan fiil bizzat spelen'dk (oynamak). Bir oyun, oynanr. Baka
8. Oyunun kkeninde yavru hayvanlarn srama ihtiyacnn yer aldna ilikin Platon'un varsaym hatrlansn, Leen, II, 653. 9. Eski kuzey dilindeki leika, Felemenkenin spelerii gibi olaanst geni bir anlam kapasitesine sahiptir: serbeste hareket etmek, giriimde bulunmak, icra etmek, kullanmak, ...ye uygulamak veya vakit geirmek, ...ye almak iin uramak.

bir anlatmla, faaliyetin doasn ifade etmek iin, ekim ekinde ierilmi olan kvram, geili fiil olarak kullanlmak zere tekrarlanmak zorundadr. Bunun anlam, btn belirtilere gre bu eylemin zel ve bamsz bir doasnn olmas, eer deyim yerindeyse, allm faaliyetler alannn dna kmasdr: Oynamak, allm anlam iinde yapmak deildir. Baka bir nemli nokta: Bizim zihnimizde "oynamak" fikri (bu, to play, spelen ve spielen iin de ayn derece geerlidir), artk dar anlamdaki oynamak fikriyle hibir ortak zellii olmayan, -ister herhangi bir hafiflik nans, ister belli bir gerilim veya belirsizlik, isterse dzenli bir almaklk veya belli bir tercih zgrl sz konusu olsun- oyunun eitli niteliklerinden birine bile benzemeyen, belli bir faaliyet trne ilikin genel bir kavram biimini alarak, srekli zayflama eilimine girmektedir. Daha nce de iaret ettiimiz zere, oynamak hl snrl bir hareket serbestliini iaret etmeyi srdrmektedir. Florinin deerinin drld bir dnemde, Nederlandsche Bank guvernr, grne gre en ufak bir iirsellik veya espri niyeti tamakszn, yle demitir: "Altn-l sistemi iin geriye kalan kadar kstl bir hareket alannda, altn-l sistemi oynayamyordu." "Serbeste oynamak", "oyunu sonuna kadar srdrmek", "oyunda bir ey var" gibi ifadeler, oyunsal kavramda meydana gelen bozulmalarn gstergeleridir. Burada sz konusu olan, kavramn oyunsal bir eylem konusundaki zgl kavraytan daha baka fikirlere ait bir dzleme bilinli olarak aktarlmas deildir, yani burada iirsel bir ifade yoktur; kavram, daha ok, bilinsiz bir alaycln iinde kendiliinden erimektedir. Kukusuz, orta yukar Almancann spil (oyun) kelimesinin ve trevlerinin, mistik dil iinde bu kadar istekle kullanlmas bir rastlant deildir. Ayn ekilde, Kant'm eserlerinde "hayal gcnn oyunlar, fikir oyunu, kozmolojik fikirlerin btn diyalektik oyunlar" gibi ifadelerin ok sklkla kullanlm olmas arpcdr. Germanik dillerde oyun kavramn ifade eden nc kke gemeden nce, eski ngilizcenin (veya Anglosaksoncanu) lc ve plega'nn yan sra, spelian kelimesini de tandn -ancak "baka birini taklit etmek, temsil etmek", vicem gerere gibi zgl bir anlam-

da tandm- saptamakta yarar var. Bu kelime zellikle, shak'n yerine geen ko iin kullanlmtr. Bu anlam bizim "spelen"imize kesinlikle uygulanabilir, ama bu onun esas anlam deildir. Burada, eski ngilizcenin spelian' ile, Almanca grubunda genellemi olan spelen arasndaki gramatikal ilikiyi ele almayacaz.10 ngilizcenin play ve to play'i semantik adan zellikle dikkat ekicidir. Esas olarak oyun, oynamak ve ikincil olarak da, hzl hareket, jest, el skmas, alklama, bir mzik aleti almak gibi btn somut hareketleri ifade eden ve Anglosaksonca bir kelime olan plega ve plegandm tremitir. ngilizce, yalan tarihlere kadar bu geni anlamn izini fazlasyla korumutur: rnein Shakespeare'in III. Richard'ma. IV, 2'de: Ah, Buckingham, now do I play the touch To try ifthou be currert gold indeed* Eski Saksoncann plegan', eski yukar Almancann pflegan' ile eski Frizcenin plega's, biim asndan eski ngilizcenin bu plegan kelimesine denk dmektedir. Felemenkenin plegen i ile Almancann pflegen inin dorudan tredikleri btn bu kelimeler, anlamlar itibariylejj soyut alana dahildir. En eski anlamlar unlardr: Cevap vermek, kendini biri veya bir ey iin tehlikeye atmak veya rizikoya sokmak." Ayn fikir dzlemi iinde, pei sra u anlamlar gelmektedir: bir eye angaje olmak (Felemenke: zich verplichten), severek yapmak, zen gstermek, katlmak (Felemenke: verplegen). Felemenkenin plegen'i, yce eylemlerin gerekletirilmesine ilikin izgiler tamaktadr: sayg gsterme, affetme, yemin, al10. Kerspel, dingspetdeti (papazn ruhani yetki alan, mahkemenin yetkili olduu alan) spel biimi, ayn zamanda Almancann beispietm (rnek) ve ngilizcenin spell ve gospetm (hecelemek, ncil) veren ve spel (oyun) kknden ayr tutulan bir spell (Felemenkedeki spellen = hecelemedi buradan gelir) kkne ait saylmaktadr. * Buckingham, ben imdi mihenk ta olacam / Ve senin saf altndan olup olmadn belirleyeceim. [Kral III. Richard, ev.: Ali H. Neyzi, Mitos-Boyut Yay., 2004, s. 104] 11. Kr. Van VVjk-Franck, Etymologisch Woordenboek der Nederlandsche taal, La Haye, 1912; bkz. plegen, Boekenoogen Wdbd. Ned. taal, XII, I, (G.J. Bockenongen ve J.H. Van Lessen), ayn yazar.

ma, n kur yapmas, byclk, adalet... ve oyun.12 Demek ki, kelimenin anlamlarnn nemli bir blm, kutsal, hukuki ve etik alan iinde yer almaktadr. ngilizce to play -oynamak- ile Felemenke plegen m, aralarnda anlam fark olmasna ramen, eses11. ama gene de farkl bir ilk biimden tredikleri bugne kadar genellikle kabul edilmitir. Daha yalandan bakldnda, bu iki kelimeden biri somuta, dieri de soyuta doru bir evrim izlemie benzemektedir; ancak her iki evrimin de balang noktas, oyununkine ok yakn bir anlam alam iindedir. Buna trensel alan ad verilebilir. Plegen m en eski anlamlarnn arama bayram "kutlamak", "bolluk iinde olunduunu sergilemek" gibi anlamlar da eklemek gerekir. Felemenke plechtig (yce), bu fikir dzlemi iinde yer almaktadr. Felemenkenin plicht (dev) kelimesine, Anglosaksoncann pliht'i biimsel olarak denk dmektedir13; ngilizcenin plight' buradan tremitir, ama bu kelime ilk nce tehlike, sonra su, hata, ihtar ve pledge, yani angaje olma anlamna gelmektedir. Plihtan fiili tehlikeye atmak, tehlikeye sokmak, dahil etmek anlamna gelmektedir. Ortaa Latincesi, Germen dillerinin plegan' ndan plegium kelimesini tretmi, bu eski Franszcada pleige ve ngilizcede pledge haline gelmitir. Bu sonuncu kelimenin ilk anlam, gvence, rehine, rehindir, daha sonra "arpma rehini", yani arpmaya katlma anlamasnn bedeli, dl ve bunun iin yaplan tren, iki ime ve buradan da kadeh tokuturma, sz verme ve yemin haline gelmitir.14 Bu yarma, meydan okuma ve tehlike fikirlerinin oyun kavramna ok yakn olduklarn kim inkr edebilir ki? Oyun ve tehlike, rastlantya bal talih, cesurca eylem; btn bu kavramlar i iedir. yle bir sonuca varlabilir: Plegen kelimesi, btn trevleriyle birlikte -bunlar ister oyuna, ister deve ilikin izgiler tasnlar-,
12. Brabantl rahibe Hadevvych'in bir iirinde (XIII. yzyl) u dizelere rastlanmaktadr: Die minnen ghebruken, dat es een spel, / Dat niemand wel ghetoenen en mach, / Ende al mocht dies pleget iet toenen ive/, / Hine const verstaen, die s noejt en plach. (Yay. Joh. Snellen, Amsterdam, 1907, s.49 vd.) Burada plegen'i spelen olarak anlamakta hi saknca yoktur. 13. Pleotfun yannda, eski Frizce ple = tehlike. 14. Pledge'i bu son anlamlan iinde, Anglosaksoncanm baedevveg, baedovvef i = poculum certaminis, certamen ile karlatrnz.

"bir eyin oynand" alana dahildir. Bu da bizi, oyunun msabakayla ve genel olarak arpmayla olan ilikisine gtrmektedir. Btn Germanik dillerde ve ayrca dier baz baka dillerde, oyunsal kelime silahla yaplan ciddi arpmay ifade etmek iin de srekli olarak kullanlmaktadr. Tek bir rnekle yerinirsek, Anglosakson iiri bu kullanm teyit eden rneklerle doludur. arpma, heado-lc, beadu lc (tam olarak, arpma oyunu), sc-plega (karg oyunu) vs. adm almaktadr. Bu cins bileimlerde, inkr edilemez bir iirsel kyas vardr ve bu kyas iinde, oyun kavram bilinli bir ekilde kavga kavramyla ayn dzleme ekilmektedir. Bat Franklarnn kral III. Louis'nin (Ludwig) 881 'de Sancourt'da Normanlara kar kazand zaferi kutlayan ve Ludwigslied ad verilen eski yukar Almanca ark olan Spilodum their Vrankon'da da ("Franklar orada oynadlar" anlamna gelmektedir) ayn olgu, o kadar ak olmamakla birlikte fark edilmektedir. Fakat, oyunsal terimin ciddi arpmay tamamen iirsel metafor biiminde aktarmak amacyla kullanldm kabul etmek iin gene de acele etmemek gerekir. Burada, silahl olarak gerekletirilen ciddi arpmann, tpk msabaka veya en uyduruk oyunlardan kanl ve lmcl mcadeleye kadar uzanan agn gibi, karlkl bir talih riskinin bulunduu ve kurallara tabi klnm ilksel oyun kategorisi iinde yer ald, ilkel bir fikir alanna yerlemek gerekmektedir. Bu adan bakldnda, oyunsal terimin arpmaya da uygulanmas, bilinli bir metaforun ancak uzak bir sonucu olabilmektedir. Oyun arpmadr ve arpma oyundur. Bu semantik tutarlla ilikin olarak, Eski Ahit'teki dikkat ekici bir rnei zikretmek gerekir ki, bu rnei daha nce, Sami dillerindeki oyun kavramna ilikin olarak kullanmtm. Samuel'in II. kitab, 214'te, Abner, Joab'a yle demektedir: "Genler hazrlansnlar ve karmzda oynasnlar" Vulgate: Surgant pueri et ludant coram nobis). "ki taraftan on ikier kii gelir: Hepsi birbirini ldrr ve ldkleri yer, kahramanlk artran bir ad alr." Bu anlatmn bir yer adnn etimolojik aklamasn meydana getirip getirmedii veya bu anlatmn tarihsel bir temele oturup oturmad bizim iin nemli deildir. Bizi burada ilgilendiren nokta, bu eylemin adnn

oyun olmas ve bunun gerekte bir oyun olmadnn kesinlikle sylenmemi olmasdr. Ludent'in spelen, yani oynamak biimindeki evirisi dorudur. Burada, ilk olarak "glmek", sonra da "elenerek i yapmak" ve "dans etmek"15 anlamna sahip olan branice kelimenin bir biimi kullanlmtr ve iirsel aktarm sz konusu deildir: Bylesine arpmalar oyundur. Bylece, her yerde rastladmz haliyle16 -Yunan kltr tek rnei oluturmaz- msabaka ile kavramsal alan olarak oyunu birbirlerinden ayrmann hibir nedeni yoktur. Buradan bir sonu daha kmaktadr. Eski kltrde madem ki arpma ve oyun kategorileri birbirlerinden ayrlmamtr, o halde dil ve edebiyatta grld haliyle, avn oyun ile zde klnmas ek bir aklamaya ihtiya gstermemektedir. Plegen kelimesi, oyunsal terimin trensel kavram alanna nfuz edebileceinin anlalmasna olanak vermitir. Bu durum ok zel bir ekilde, orta Felemenkenin huweliec veya huweleic kelimeleri tarafndan kantlanmtr. Bugn bu kelimeler hmvelijk, feestelic, fest (bayram) ve vechtelic, gevech (arpma) haline gelmilerdir. Eski Frizcenin fyuchtleek'v de dahil, btn bu kelimeler daha nce zikrettiimiz ve skandinav dillerindeki genel oyun terimi olan leika kk sayesinde meydana gelmilerdir. Anglosaksoncadaki lc ve lcan biimi altnda, oynamak fikrinin yan sra, atlamak, uyumlu bir ekilde hareket etmek ve genel olarak adak, armaan, ltuf, hatta cmertlik fikirleri ifade edilmektedir. Bu ilgin semantik gelimenin hareket noktas, muhtemelen, Grimm tarafndan kabul edildii zere, Tanr rzas iin yaplan ayinsel dansta bulunmaktadr.17 Ecgalc ve sveorta-lc (kl dans) bu durumu zellikle belirtmektedir. Oyun kavramnn dilsel incelemesini bir yana brakmadan nce, oyunsal terimin genel olarak dil iindeki baz uygulanlarndan sz
15. Ebdomekontatda: Anastetsan de ta paidoraia paiksatosn enpion emn eklindedir. 16. yle bir gz attmz zere, Thor ile Loki'nin Utgardlok!deki teke tek mcadeleleri (Gylfaginning, 95) leika olarak adlandrlmaktadr. 17. Deutsche Mythologie, 1, yay. E.H. Meyer, I, Gttingen, 1875, s. 32; kr., Jan de Vries, Altgermanische Religionsgeschichtel, Berlin, 1934, s. 256; Robert Stamfl, Kultspiele der Germanen als Urpsrung des Mittelalterlichen Dramas, Bonn, 1936, s. 122-123.
F5N/Homo Ludcas

65

etmek gerekir. ncelikle de oynamak kelimesinin mzik aletleri kullanmn belirtmek zere kullanndan sz etmeli. Daha nce de belirttiimiz zere, Arapann la' iba kelimesi bu anlam birok Avrupa diliyle, zellikle de daha ilk dnemlerinden itibaren, genel mzik aleti alma becerisini oyunsal kategoriye mensup bir terimle iaret eden Germanik dillerle paylamaktadr.18 Roman dillerinde ise, grld kadaryla, bir tek Franszca oyun (jeu) ve oynamak'n (jouer) bu anlamm tanmaktadr," ki bu da muhtemelen Germanik bir etki olduunu gsterir. Yunanca ve Latincede bu kullanm bilinmez; buna karlk, herhalde Almancaclan dn alma biiminde olmak zere, baz Slav dillerinde rastlanmaktadr. Oyuncu (speelman) kelimesinin zellikle mzisyeni ifade etmesinden, bu kelimenin, genel anlam bir yandan arkc-ozan'la, te yandan da mzisyenle snrlanan, sonunda bak ve toplarla gsteri yapan panayr hokkabaz haline gelen ioculator ve jongleur't (hokkabaz) denk dt sonucuna varmamak gerekir. Zihnin, mzii oyun alam iinde dnme eiliminde olduu aka ortadadr. Mziin icra edilmesi, oyunun hemen btn zelliklerini ierir: Bu icra snrl bir ereve iinde cereyan etmektedir, tekrarlanabilir niteliktedir; dzen, ritim, almaklk iinde yaplmaktadr ve dinleyiciler ile icraclar "gndelik" alandan kartarak, kasvetli mzie bile yce bir zevk karakteri veren bir holuk duygusunun iine srklemektedir. Bu ekliyle, mzik olan her eyi oyunla btnletirmek tamamen anlalabilir bir eydir. Ancak, mzik aletleriyle oynamann (onlar almann) arkya asla uygulanamayaca ve birka dil dnda oyun kelimesinin kullanlmad hesaba katlacak olursa, oyun ile mzik aleti alma becerisi arasndaki kaynamann, ellerin hzl, evik ve dzenli hareketi kavramnda aranmasnn daha muhtemel olduu sonucuna varlabilir. Bunun dnda, oyunsal terimin oyun ile arpma zdelii kadar yaygn ve en az onun kadar aikr bir kullanmm daha, yani
18. Modern Frizce, ocuk oyununa uygulanan boartsje ile mzik aleti almaya uygulanan ve herhalde Felemenkeden gelen spylje arasnda ayrm yapmaktadr. (Bat dillerinin ounda mzik aleti almak, oynamak fiiliyle ifade edilir .n.). 19. Mzik aleti almak anlamnda italyancada sonare, ispanyolcada tocar kullanlr.

66

FSARKA/Homo Ludens

erotik anlamda alman oyun terimini de zikretmek gerekir. Germanik dillerin oynamak kelimesini erotik anlamda kullanmak iin sahip olduklar tercihi ok sayda rnekle aklamaya pek gerek yoktur. Franszcann enfant de l'amour (ak ocuu) terimine denk den Felemenkenin speelkind ifadesi ve gene ayn dildeki minnespel (ak hareketleri), eitli rnekler arasndan sadece ikisidir. Yukar Almancada, balklarn yumurtlama mevsimi iin kullanlan lach ve laichen ile; kularn yumurtlamasn belirtmek iin kullanlan svee leka kelimesi, yukarda ele alnm olan laikan, yani oynamak kelimesi ile balantldrlar. Sanskritedeki kredati -oynamak-, ou zaman erotik anlam iinde kullanlmtr: kradaratnam (oyunlarn en deerlisi) cinsel birlemeyi ifade eden bir terimdir. Profesr Buytendijk, btn oyunsal zellikleri en ak biimde gsterdiinden ak oyununu btn oyunlarn en saf rnei saymaktadr.20 Ancak, burada ayrm yapmak gerekir. Dili yaratan zihin tarafndan oyun olarak kabul edilen eyin, iftlemedeki katksz biyolojik eylem olmadm btn belirtiler gstermektedir. Bu eyleme, mevcut haliyle, oyunun ne biimsel ne de ilevsel izgileri uygulanabilir. Buna karlk, bu eylemin hazrlanmas ve girizgh ou zaman birok oyunsal karakter gstermektedir. Bu, zellikle, cinslerden birinin iftlemek zere dierini tavlamas gereken durumlarda geerlidir. Buytendijk'in szn ettii, oyunun dinamik unsurlar unlardr: engeller yaratmak, beklenmedik durum, ss ve makyaj, gerilim unsuru; bunlarn hepsi flirt ve wooing'de mevcuttur.21 Fakat gene de bu ilevleri, kelimenin kat anlam iinde tam bir oyun olarak kabul etmek mmkn deildir. Oyunsal bir unsur, yalnzca bir dans admnda ve kularn kurum satmalarnda aka ifade edilmektedir. Okamalar bu karaktere ancak yle bir ucundan katlmaktadr ve bizzat iftleme eylemini "ak oyunu" olarak oyun kategorisinin iinde saymak bir hata olacaktr. iftlemenin biyolojik olgusu, bizim erevesini izdiimiz haliyle, oyunun biimsel izgilerine uymamaktadr. Dil de zaten ou zaman, iftleme ile ak oyunlar konusunda bir aynm yapmaktadr. Spelen (oy20. A.g.e., s. 95; kr., 27-28. 21. Franszcada faire la cour = kur yapmak.

namak) fiili, zellikle, toplumsal lnn dna kan erotik ilikilere uygulanmaktadr. Daha nce de sylediimiz zere, Blackfoot dili ayn koni kelimesini hem genel anlamdaki ocuk oyununu hem de gayri meru ak ilikilerini ifade etmek iin kullanmaktadr. Soruna yalandan bakldnda, spelen kelimesinin erotik anlam hem yaygn hem de aikr olduundan tipik ve bilinli bir metafordan sz etmek mmkn gibi gelmektedir.

Bir kelimenin dil iindeki kavramsal deeri, aym zamanda onun zddn ifade eden kelime tarafndan da tanmlanr. Oyunun zdd, bize gre ciddiyet'tir ve ayn zamanda daha zel bir anlamda, alma'dr, te yandan, alayclk ve aka da ciddiyet'in kartdr. Oyun ve ciddiyet arasndaki tamamlayc ztlk, hibir dilde Germanik dillerde olduu kadar tam deildir. Bu dillerin iinde yer alan Almanca, Felemenke ve ngilizce grubunun ernst terimi, skandinavca grubunun ahara'sna hem kullanm hem de anlam olarak tamamen denk dmektedir. Bu ztlk Yunancann sponde-paidi'snda da ayn kesinlik iinde ifade edilmi bulunmaktadr. Dier diller, oyun kavramnn zdd olarak bir sfata sahiptir, ama ad ya yoktur ya da ksmen vardr. Latincede serius sfat vardr, ama hibir ad bulunmamaktadr. Gravis ve gravitas, ciddi, ciddiyet anlamna gelmektedir, ama bunlar hi de kavrama tahsis edilmi kelimeler deildir. Roman dilleri, sfatn bir trevine bavurmay srdrmektedir: talyancada seriet, spanyolcada seriedad. Franszcada ad haline getirilmi sfat (le serieux) kullanlmaktadr, ama hibir trev ad yaratlmamtr. Sponde nin semantik hareket noktas "heves, eli abukluk" anlamdr; serius'un semantik k noktas ise, muhtemelen, bu terimle akraba saylan "ar" kavramndadr. Germanik kelime ise daha ok glk kartmaktadr. Ernest, ernust ve eornost'un ilk anlam, her yerde "arpma" kavram olmutur. Zaten ernest baz durumlarda dpedz "arpma" anlamna gelebilmektedir. Ancak eski Norveenin orrusta's (praelium) ile eski ngilizcenin daha sonraki tarihlerde earnest ile karan ve teke tek arpma, pledge,

savata alman rehine ve delloya tahrik anlamlarna gelen ornesf inin eornost etimolojik kknden tremi olmalar -btn bu anlamlar tek bir iliki iinde olsalar bile- kukuludur. Yunancada, Germanik dillerde veya dier dillerde ciddiyeti ifade eden terimlerin, btn olarak, dildeki genel oyun kavramna genel olarak kar sav olma niteliindeki kavram ifade etme konusunda ikincil bir giriimi temsil ettikleri sonucuna varmak mmkndr. "Heves, aba, zahmet" fikrini oyun fikrine ortak etmek mmkn olsa da, ciddiyeti ifade eden terimler bu fikrin alannda yer almaktadr. Ciddiyeti belirtecek bir ifadenin ortaya kmas, bamsz genel kategori olarak oyun kavramnn bilincine tamamen ulald anlamna gelmektedir. Tam da bunun sonucu olarak, oyun kavramn ok geni ve ok kesin bir ekilde oluturmu olan Germanik diller, bu kavramn zddn da bir o kadar geni bir ekilde kavramlardr. Oyun-ciddiyet ztlamal grubu, dilsel sorunu ayr tutarak, daha yakndan incelenecek olursa, bu iki terimin edeerli olmadklar ortaya kar. Oyun burada pozitif terim olarak gzkmekte, ciddiyet ise oyunun inkr noktasnda kalmakta ve tkenmektedir: Ciddiyet, oyun-olmayan'dr ve baka hibir ey deildir. Buna karlk, oyun'un anlamsal arl ciddi-olmayan kavramyla asla tanmlanamaz ve tketilemez. Oyun bizatihi bir kavramdr. Bu kavram, olduu haliyle, ciddiyet kavramndan daha st bir dzlemde yer almaktadr. nk ciddiyet, oyun'u dlamaya yneliktir, oysa oyun, ciddiyet'i rahatlkla ierebilir. Oyunun aka bamsz ve kkensel karakterini bylece hatrlattktan sonra, imdi kltrn oyunsal unsurunun tarihsel olgu olarak incelenmesine geebiliriz.

Kltr yaratc ilev olarak oyun ve msabaka

Kltrn oyunsal unsurundan sz ederken, oyunlarn kltrel hayatn eitli faaliyetleri iinde nemli bir yeri olduunu kastetmiyoruz; kltrn bir evrim sreciyle oyundan kaynaklandn, yani balangta oyun olan eyin baka bir eye dnebildiim ve buna artk kltr denildiini de iddia etmiyoruz. Bizim kavraymz yledir: Kltr oyun biiminde doar, kltr balangtan itibaren oynanan bir eydir. rnein av gibi dorudan hayati ihtiyalarn giderilmesini hedefleyen faaliyetler bile, arkaik toplulukta kolaylkla oyun biimine brnmektedirler. Toplumsal hayat, oyunlar tarafndan temsil edilen yksek bir saygnlk veren biyoloji-st biimler halinde aa kmaktadr. Topluluk bu oyunlarda, hayat ve dnyay yorumlama biimini ifade etmektedir. Demek ki, oyunun klt-

re dntn deil de, tamamen tersine, kltrn ilk aamalarndan itibaren bir oyunun izgilerini tadm ve oyun biimleri altnda ve oyun ortamnda gelitiini anlamak gerekir. Kltr ile oyunun bu ikili birlikteliinde, oyun nesnel olarak gzlenebilen ve somut biimde belirlenebilen ilksel unsuru meydana getirmektedir; buna karlk kltr, bizim tarihsel yargmzn verisi olan bir duruma atfedilen nitelemeden baka bir ey deildir. Bu kavray, Kulturgeschichte Afrikas adl kitabnda kltrden " 'doal varlk'tan kaynaklanan bir 'oyun' " olarak sz eden1 Frobenius'un kavrayna yalandr. Frobenius, kltrn oyunla olan bu ilikisini an mistik bir biimde yorumlamakta ve onu olduka belirsiz bir biimde tasvir etmektedir. Forbenius, kltrn oyunsal karakterini tam olarak aa kartma noktasna hi ulaamamtr. Bir kltrn geliiminde, oyun ile "oyun-olmayan" arasnda kkenden beri olduu varsaylan iliki deiime urar. Kltr, doal olarak, oyunsal unsuru yava yava arka plana iter. Bu unsur byk bir blm itibariyle kutsal alan tarafndan zmlenir, bilgelik ve iir halinde, hukuki ve siyasal hayat biimleri iinde billurlar. Bylece oyunsal nitelik artk tamamen kltrel olgular tarafndan gizlenmektedir. Ancak oyunsal drt, gene de, -ok evrilmi kltrel biimler iinde bile- her an btn olarak yeniden geerli hale gelebilir ve bireyi de, kitleyi de devasa bir oyunun sarholuuna srkleyebilir. Kltr ile oyun balants, tm belirtilerden anlald zere, zellikle toplumsal oyunun st biimlerinde, yani bu oyunun bir topluluun veya bir grubun veyahut karlkl olarak iki grubun kurall eylemiyle ilikili olduu yerde aranmaldr. Bireyin tek bana oynad oyun, kltr iin ancak snrl lde verimlidir. Yukarda daha nce iaret ettiimiz zere, oyunun, hatta grup halindeki oyunun btn temel faktrleri hayvanlar leminde mevcuttur: mcadele, temsil, tahrik, gsteri, taklit, kstlayc kural, te yandan, soy geliimi olarak insandan ok uzak olan kularn insanla bu kadar ok benzerlik gstermesi daha da dikkat ekici bir olgudur: Dem eken kular danslar yapmakta, kargalar uma yanlar dzenle1. A.g.e., s. 23.

mekte, koru kular ve dierleri yuvalarn sslemekte, gzel ten kular melodi retmektedirler. Demek ki, yarma ve temsil, hoa vakit geirme biimi olarak, kltrden kaynaklanmamakta, ondan nce gelmektedir. Grup halindeki oyun, ok byk bir blm itibariyle, ztlamal bir karakter sunmaktadr. ou zaman iki taraf "arasnda" cereyan eder. Bu zorunlu bir koul deildir. Bir dans, bir geit resmi, bir gsteri bu karakterden rahatlkla yoksun olabilir. Ztlamal terimi, kendi bana, henz arpmal, agn tipi veya agn tr anlamna gelmemektedir. Karlkl olarak sylenen bir ark, bir koronun iki yars, bir saray dans, grup halinde oynanan mzikal bir oyunun blmleri veya sesleri, sosyolojinin ok yakndan ilgilendii adam karma trnden kk oyunlar; yarma unsuru ounlukla var olmasna ramen, mutlak bir agn karakterine sahip olmas zorunlu olmayan ztlamal oyuna dair rnekler sunmaktadrlar. rnein bir gsterinin sunulmas veya bir mzik parasnn icra edilmesi eklinde, tam bir oyun meydana getiren bir faaliyet, ou zaman Yunan tiyatrosunda olduu gibi- beste ve icra bir dle ynelik olduunda, ayrca bir yar konusu haline de gelebilmektedir. Oyunun genel karakteristikleri arasnda gerilim ve belirsizlii saymtk. Oyun her zaman baar sorununu ierir. Bu koul bireysel oyunlarda, beceri oyunlarnda, problem zmede veya talih oyunlarnda (pasyans, yap-boz, bulmaca, diabolo)" zaten mevcuttur. Agn cinsinden ztlamal oyunda, bu gerilim, talih ve belirsizlik unsuru en yksek noktasna ular. Kazanmak sz konusudur ve insan yle bir tutkuyla kazanmak ister ki, bu durum oyunun hafifliini ortadan kaldrma tehlikesini tar. Fakat bu tr oyun ile bir nceki arasndaki nemli bir fark daha belirtmek gerekmektedir. Katksz talih oyununda, gerilim oyunculardan seyircilere ancak belli belirsiz geebilmektedir. Zar oyunlar bile kltrel aratrmalar iin nemli konulardr, fakat bunlar bizatihi kltr asndan verimsiz saymak gerekir. Bunlarn zihin veya hayat asndan hibir yararlan yoktur. Beceri, bir ey yapma bilgisi, meziyet, cesaret
* plerden ve konik iki makaradan meydana gelen, frlatldnda geri gelen bir oyuncak, (.n.)

veya g, yarma eklindeki oyun asndan gerekli hale gelir gelmez iin rengi deimektedir. Oyun "daha zor"latka, seyircilerin gerilimi artar. Satran, gze grnr her tr gzellikten yoksun ve bir de stelik kltrel adan verimsiz olmasma ramen, seyredenleri gene de coturur. Eer oyun gzellik retirse, kltrel adan hemen bir deer kazanmaktadr. Fakat bu estetik deer, kltrn geliimi asndan vazgeilmez nitelikte deildir. Oyun; fiziksel, entelektel, ahlki veya ruhani deerler sayesinde de kltr dzeyine ykselebilir. Oyun, bireyin veya grubun hayat dzeyini ykseltmeye ne kadar yatknsa, o lde hakikaten kltr haline dnr. Kutsal temsil ve trensel yarma, her yerde karmza kan ve kltre oyun olarak ve oyun iinde gelime olana veren iki biimdir. Bir nceki blmde yle bir temas ettiimiz soru,2 burada yeniden karmza kmaktadr. Acaba hibir ekince koymakszn, btn yar ve msabakalar oyun kategorisine yerletirmek doru mudur? Yunanllarn agn ile paidi arasnda nasl ayrm yaptklarn sylemitim. Zaten bu olgu, bu iki terimin etimolojileri tarafndan hemen aklanmaktayd. Nitekim, paidi ocua ilikin eylerle o kadar dorudan ve ak bir ekilde balantlyd ki, ciddi msabakalara ancak trev anlamnda uygulanabilirdi. Buna karlk, agn terimi msabakay baka bir vehesi itibariyle belirtmekteydi: Agn'un ilk anlamnn toplant (kr. agora)' olduu dnlebilir. Fakat daha nce de sylediimiz zere, Platon, Kuretelerin kutsal danslarn belirtmek iin paignion ve genel olarak ayinleri belirtmek iin de paidi terimini kullanmaktayd. Helenlerdeki ou msabakann belirgin bir ciddiyet iinde cereyan etmi olmas, agn ile oyunun birbirlerinden ayrlmasna izin verecek nitelikte deildir. Bir msabakann gerekletirilmesine ikin olan ciddiyet, hi de oyunsal karakterin inkr anlamna gelmemektedir. Nitekim bu msabaka, oyunun btn biimsel ve hatta neredeyse ilevsel zelliklerini gstermektedir. Bu zellikler Felemenkenin wed2. Bkz. nceki blm. * Eski Yunan pofe'inde (kent), kamusal binalarn dkkn ve atelyelerin bulunduu, ayn zamanda halkn topland ve alveri yapt meydan, (.n.)

kamp (oyunsal alan -campus-) ve wedden (sz konusu olan eyin "cereyan ettii" yere simgesel olarak yerletirilmesi, gerilimin ve de "tehlike"nin younlat yer) kelimelerinin iinde bir arada ifade edilmi durumdadr. Ayrca, Samuel'in (II, 2-14) ilgin tanklm hatrlatalm; burada talihsiz ve lmcl bir msabaka, oyuna ayrlm ve glmek alanna ait bir terimle belirtilmitir. Bir Yunan vazosunun stnde grlen silahl arpma, flt alan birinin varl nedeniyle agn olarak nitelendirilmitir.3 Olimpiyat oyunlar esnasnda lmne dellolar yapld bilinmektedir.4 Thor ile yandalarnn Ugardaloki'nin hizmetkrlaryla yartklar iddetli cesaret gsterileri, zellikle oyun alanna ait olan leika kelimesinin yardmyla belirtilmekteydi. Yunancada oyun ile msabakaya verilen adlar arasndaki kartln, genel oyun kavramndaki az ok rastlantsal bir soyutlama eksikliinden kaynaklandn dnmek bize pek o kadar yanl grnmedi. Sonu olarak, kendi iinde ele alman msabakann oyun kategorisine dahil edilip edilemeyecei sorusuna tereddtsz olumlu cevap vermek gerekmektedir. Msabaka da, tpk dier oyunlar gibi, belli bir noktaya kadar amatan yoksundur. Baka bir ifadeyle, kendi iinde cereyan etmektedir ve sonucu hibir ekilde, topluluk hayatnn zorunlu aknn bir paras deildir. u halk deyii bu zellii aka dile getirir: nemli olan kazanlan misketler deil, oyundur. Bunun anlam, eylemin nihai unsurunun, ncelikle, ardndan gelenle dorudan ilikisi olmayan balangcn iinde yer alddr. Nesnel olgu olarak oyunun sonucu, bizatihi anlamsz ve nemsizdir. ngiltere'ye yapt bir yolculuk srasnda, "atlardan birinin dierinden daha hzl kotuunu bildii" gerekesiyle, bir at yarm izlemeyi reddeden ran ah, kendi asndan tamamen haklyd. Kendine yabanc bir oyunsal alana katlmaya raz olmamt; darda kalmay tercih etmiti. Bir oyunun veya bir yarn sonucu, yalnzca oyun alanna oyuncu veya seyirci olarak (orackta veya radyo ya da baka bir ey araclyla) girip, kurallarn kabul edenler iin neme sahiptir.
3. Paulo Wissowa XII c. 1860. 4. Kr. Harrison, Themis, s. 221, 323, Plutkarkhos'un bu mcadele biimini agn olarak deerlendirmesine hak vererek bence yanlmaktadr.

Bunlar oyuna katlm ve katlmay semilerdir. Onlar iin galibin Njord veya Triton olmas ne nemsiz ne de kaytsz kalnacak bir eydir. "Kazanacak bir ey var": Bu deyim, oyunun zn en kesin ekilde ifade etmektedir. Ancak bu "bir ey", oyunsal eylemin, gol olmas gibi, maddi bir sonucu deil de, ideal baar veya oyunun gerekletirilmi olmasdr. Bu baar, az veya ok uzun bir sreden beri sebat etmi oyuncuyu yattrr. Bu durum rakip olmadan oynanan oyunda bile geerlidir. Katlmann verdii tatmin, varlklar zorunlu olmasa bile, seyircilerin varlyla artar. Pasyans aan kii, eer seyreden olursa, iki kat sevin duyar, ama kimse olmadnda da zevk alr. Btn oyunlarda bir nokta esastr: Baar, galibin teki karsnda n salamasna olanak vermektedir. Oltayla balk yakalayan kii, bu olgunun sk rastlanan rneidir. Bu soruna ileride dneceiz. Kazanma fikri oyunla ok sk bir iliki iindedir. Bireysel oyunda, oyunun hedefine ulamak, henz kazanmak anlamna gelmez. Bu kavram ancak, tekine kar oynand zaman ie dahil olmaktadr. , Kazanmak nedir? Ve ne kazanlmaktadr? Kazanmak, bir oyunun sonunda "stnln belli etmektir." Ancak, snrlan iyice belirli olan bu stnlk, genel bir stnlk grnmne brnme eilimi gsterir. Ve bu yzden de, kazanmak bizatihi oyunun snrlann aar, itibar ve onur verir. Ve bu onur ile itibardan, kazanan kiinin ait olduu grup da hemen yarar salar. Bylece, oyunun ok nemli bir nitelii ortaya kmaktadr: Burada kazanlan baan, byk lde bireyden gruba aktarlabilir niteliktedir. Fakat bundan daha nemli bir zellik vardr. Agn igdsnde, ncelikle, ne bir g arzusu ne de bir egemen olma iradesi vardr. lk gd, bakalann geme, birinci olma ve onurlandnlma ynndedir. Bunun sonucu olarak ortaya kabilen, kiinin veya grubun maddi gcn artrabilme olasl, yalnzca ikincil bir kaygdr. Esas olan "kazanm olmak"tr. Satran, gze grnr ve krl hibir belirtisi olmayan, yalnzca kazanmak olgusuyla da vurulan zaferin en saf rneidir.

Bir ey iin yarlmakta veya oynanmaktadr. Bizzat zafer, ilk ve sonuncu aamada, oyunun veya yarn amac olarak kalmaktadr, ama bu zafere, onun tadn kartmaya olanak veren birok ey elik etmektedir. ncelikle grup alklar ve vglerle zaferi kutlar. Onur, itibar ve prestij bunun uzun mrl sonulardr. Ancak olaan durumda, oyunun snrlarnn belirlendii andan itibaren, kazanma fikrine onurdan daha fazla bal olan bir faktr ortaya kmaktadr. Oyun bir dl varsaymaktadr. Bunun simgesel, maddi veyahut tamamen soyut bir deeri olabilir. dl, altn bir kupa, bir mcevher, kraln kz veya eyrek florin, bir oyuncunun hayat veya kabilenin an olabilir. Bu dl bir gvence veya bir bedel olabilir. Oyunsal alana konulan veya atlan simgesel nesneye vadium, yani gvence (Felemenkede pand veya wedde) ad verilmektedir. dl defneden bir ta, bir miktar para veya tamamen baka bir maddi deer olabilir. Pretium kelimesi, etimolojik olarak mbadele ve deer bime alannda ortaya kmaktadr; karlk kavramn da iermektedir, ama oyun alanna dahildir. Pretium (bedel, dl) bir yandan pretium justum (adil fiyat; modern ticari deer kavramnn ortaadaki edeeri) anlamna gelmektedir ve te yandan da kutlama ve onur anlamna gelecektir. Fiyat {bedel), kazan ve cret alanlar arasnda semantik bir kopma gerekletirmek hemen hemen olanakszdr. cret, oyun alanna tamamen yabancdr: Bir hizmetin veya bir almann meru bedeli anlamna gelmektedir. cret elde etmek iin oynanmamakta, allmaktadr. Fakat ngilizcede, creti ifade etmek iin kullanlan terim oyun alanndan alnmtr: Wages. Kazan, ayn anda hem ekonomik mbadele alanna hem de yarma biimindeki oyun alanna dahildir: Tccar bir kazan gerekletirir, oyuncu bir kazan elde eder. dl (fiyat, bedel) yara, piyangoya ve dkkndaki mala uygulanmaktadr. dll ile itibarl arasnda, ciddiyet ile oyun arasndaki ztlk vardr. Tutku, talih ve riziko unsuru oyuna olduu kadar, ekonomik faaliyete de zgdr. Saf tamahkrln ne bir etkisi olur, ne de bu duyguyla oyun oynanr. Riziko, talih, sonucun belirsizlii ve gerilim oyunsal tutkunun zn meydana getirir. nem duygusunu ve oyu-

nun deerini belirleyen gerilimdir ve gerilim artnca da oyuncu oyun oynadm unutur. Baz dilbilimciler, bir yarn dl anlamna gelen Yunanca athlon kelimesinin, Felemenke wedde, wedden (karlk, gvence) ve Latince vadimonium kelimeleriyle ayn kkten dirediini dnmektedirler. Bu kkten treyen kelimeler arasnda athletes (atlet) de bulunmaktadr. Burada bir araya gelen kavramlar, mcadele, aba, idman ve bu kelimelerden treyen dayankllk, ac ekme, diren ve yoksunluk fikridir.5 Germanik dillerdeki wedden teriminde, aba, heves kavramlar da ifade edilmektedir, ama bu terimin hukuk alanna kayd grlecektir; bu konunun zerinde ileride daha uzun duracaz. Her msabaka, yalnzca bir ey iin yaplmaz, ayn zamanda bir eye ilikin ve onun yardm sayesinde de yaplr. G veya beceri, bilgi, ustalk, an veya zenginlik, iyi kalplilik veya mutluluk, doum veya ocuk says asndan birinci olabilmek iin mcadele edilmektedir. Beden gc, silah, deha veya eller, gsteri, byk szler, vnme, palavra, hakaret yardmyla; zar fincanyla, hatta hile ve aldatmacaya bavurarak mcadele edilmektedir. Bu konuda basit bir yorum daha. Bizim kavraymza gre, hile ve aldatmacaya bavurulmas, msabakann oyunsal karakterini bozar ve ortadan kaldrr. nk oyunun z, kurallarna uyulmasdr. Ancak, arkaik kltr ile popler zihniyet bu noktada bizim ahlki yarglarmz hakl karmaz. Tavan ile kaplumbaa masalmda, kahraman roln, kouyu bir aldatmaca sayesinde kazanan kt oyuncu elde etmektedir. Birok efsane kahraman, benzeri hileler veya dardan gelen bir yardm sayesinde zafer kazanmtr. Pelops, Oenomaus'un arabacsna, dingillere balmumu iviler koymas iin rvet vermitir. ason ve Theseus, Medeia ve Ariane'nin yardmlar sayesinde snavlarndan baarl kmlardr; Gunther ailesi Siegfried sayesinde zafer kazanmtr. [Hint destan] Mahbhrata'da, Kaurava ailesi zar oyununu bir yutturmaca sayesinde kazanmtr. Fria, ifte bir hileyle, Wotan'n zaferi Lombardlara vermesini sa5. Balangta msabaka, sonra da ayn zamanda ruh mcadelesi ve endie anlamna gelen agniety agn ile birbirine balayan ilikiyi karlatrn.

lamtr. skandinav mitolojisindeki Aseler, devlere ettikleri yemini bozmulardr. Btn bunlarda, deyim yerindeyse, kurnazlk yeni bir msabaka temas ve oyunsal bir biim haline gelmektedir. Daha yukarda sylediimiz zere, sahte oyuncu, oyunbozan deildir. Sahte oyuncu, oyunun kurallarna uyuyormu gibi yapar ve maskesi dene kadar oynar.6 Oyun ile ciddiyet arasndaki snrlar, aadaki rneklerde olduu kadar belirsiz deildir. Rulet oynanr ve "borsada oynanr". Birinci durumda, oyuncu eyleminin oyun olduunu kabul edecek, ikincisinde etmeyecektir. Fiyatlarn ykselme veya dne ilikin belirsiz ihtimaller umuduyla al veya sat yapmak, "i hayat n n ve toplumun ekonomik ileyiinin ayrlmaz bir paras saylmaktadr. Yukarda verilen iki rnekte de beklenti ayndr: Bir kazan salamak. Birinci kta, ans genel olarak tamamen rastlantya tabidir, ama her zaman deil, nk kazanmay belirleyen "sistemler" vardr. kinci kta ise, oyuncu piyasann gelecekteki eilimini kestirebilecei yanlsamasna dmektedir. Zihinsel tutum farkll son derece azdr. Bunlarn, gelecekte gerekleme ihtimaline dayal olan ve bir bahisten kaynaklanan iki ticari iliki biimi olduunu belirtmek doru olacaktr; dolaysyla, bunlarn bir oyundan m, yoksa ciddi bir kardan m kaynakland sorusu sorulabilir. Ortaan sonunda hem Cenova'da hem de Anvers'de, "kiilerin hayat ve lmleri, yolculuklar veya hac ziyaretleri, kz veya erkek doumlar, baz topraklarn, mstahkem yerlerin veya kentlerin fethi"7 gibi, ekonomik olmayan olaslklar zerine bahis biiminde bir vadeli piyasann ve hayat sigortasnn ortaya kt grlmektedir. Bu cins ilemler, tamamen ticari bir kisveye brnm olsalar bile, gayri
6. Amacna hile ve aldatmacayla ulaan efsane kahraman ile, insana hem iyilik yapan hem de ihanet eden tanr figr arasnda dorudan bir iliki bulamadm. Bkz. W.B. Kristensen, De goddelijke bedrieger, Mededeelingen der K. Akad. V. VVettensch, afd. Letterk. 66 b no 3,1928 ve J.P.B. de Josselin de Jong, De oorsprong van den goddelijke bedrieger, a.g.e., 68 b no 1,1927. 7. Anthonio van Neulighem, Openbaringe van 't Italiaens boeckhouden, 1631, s. 25, 26, 77, 86 vd 91 vd.

meru talih oyunu niteliklerinden tr bata V. Charles tarafndan olmak zere,8 birok kere yasaklanmlardr. Tpk bugn bir yarn sonucuna ilikin yapld gibi, kimin papa seilecei konusunda bahse girilmekteydi. XVIII. yzylda bile, vadeli piyasa ilemlerine hl "bahis" ad veriliyordu.

Etnoloji, kltrn arkaik dnemlerinin, genel olarak ztlamal ve elikili bir topluluk yapsna ne lde dayandn ve byle bir topluluun zihinsel dnyasnn bu yapnn ikiliine uygun olarak nasl dzene sokulduunu ak bir ekilde ortaya koymaktadr. Bu ilkel ikiliin izlerine her yerde rastlanmaktadr. Buna gre kabile, topluluk dndan evlenen ve kart iki ksma veya fratriye blnm durumdadr. ki gmp, totemlerine gre birbirlerinden ayrlmaktadr. Karga-adam, ya da kaplumbaa-adam olmaya bal olarak, Karga veya Kaplumbaa grubuna zg koskoca bir zorunluluklar, savunmalar, detler ve sayg gsterilmesi gereken konular sistemine tabi olunur. ki fratrinin ilikileri, bir mcadele veya karlkl rekabet ilikileridir, ama ayn zamanda karlkl yardmlama ve dosta alverite bulunma da sz konusudur. Bu ilikilerin btn, aslnda kabilenin kamusal hayatm, kat bir ekilde kurala balanm, kesintisiz bir ayinler dizisine indirgemektedir. Kabilenin iki yarm aynan ikili sistem, giderek her tr evren kavrayn ierir. Her varlk ve her nesne ya bir cepheye, ya da dierine niensup olmakta, bylece evrenin tm bu tasnifin iine alnmaktadr. Fratrilere gre blnmenin yannda, kendini gene tamamen genel bir kozmik ikilik iinde ifade edebilen, cinsiyete gre gruplama ortaya kmaktadr: rnein inlilerin, birbirlerinin yerine geerek ve ibirlikleri sayesinde hayatn ritmim koruyan erkek ilke ve dii ilke olan Yn ve Yang ztl byledir. Bu dncede olanlara
8. Verachter, Inventaire des Chartes d'Anvers, II, s. 400, IV, s. 8; kr., E Bensa, Histoire du contrat d'assurance au rnoyen ge, 1987, s. 84 vd.: Barselona'da 1435'te; Cenova'da 1467'de: Decretum ne assecuratio fieri passit sper vita(m) principum et locorum mutationes. 9. R. Ehrenberg, Das Zeitalter der Fugger, lena, 1912, II, s.19 vd.

gre, felsefi sistem olarak cinsel ikiliin kkeninde, mevsimlerin karland bayramlarda, ayinsel biimler altoda karlkl sylenilen arklar ve oyundan yararlanarak birbirlerini cezbeden gen erkek ve kzlarn somut olarak gruplara ayrlmalar bulunmaktadr. Yldnm bayramlarnda, kabilenin zt gruplar veya cinsiyet gruplar arasndaki olumlu rekabet aa kmaktadr. Mevsimler deiirken dzenlenen her cinsten grkemli msabakalarn kltr yaratc deerleri, hibir byk uygarlk iin, Marcel Granet'nin eski in'e ilikin olarak yapt gibi aa kartlamamtr. Kabaca belirttii yap eski arklarn bir yorumuna dayanyor olsa da, ylesine salam bir ekilde desteklenmitir ve etnolojinin eski toplumlar hakkndaki retilerine ylesine denk dmektedir ki, uygarlk tarihinin gvenilir bir verisi olarak hi tereddtsz kullanlabilir.10 Granet, krsal klanlarn mevsim dnm bayramlarn, verimlilii ve retkenlii tevike ynelik eitli msabakalarla kutladklar bir durumu, in uygarlnn tamamen ilkel bir aamas olarak tasvir etmektedir. lkel denilen bu ayinsel trenlerin genelde bu tr bir amac olmas bilinen bir eydir. Bu trenlerin, oyun ve msabakalarn tek tek baars, arkaik topluluk zihniyeti iinde, grubun elde ettii refaha ynelik derin inanca baldr. Adaklar veya kutsal danslar baarl olmutur: Bu andan itibaren her ey iyi gider, yce gler onlardan yanadr, evrensel dzen korunmutur, kabilenin ve mensuplarnn kozmik ve toplumsal mutluluu salama alnmtr. Hi kukusuz, bu duygunun bir dizi rasyonel karsamann sonucu olduunu dnmemek gerekir. Sz konusu olan ey, daha ok, bir hayat bilinci, az ok formle edilmi bir inan halinde billurlaan bir rahatlama duygusudur -bu inancn belirtilerini daha yalandan ele alma frsatmz olacaktr. Granet'nin tarihncesi in'e ilikin tasvirine geri dnersek; erkeklerin bulunduu evde erkekler tarafndan kutlanan k bayram, youn bir dramatik karaktere brnmektedir. Hayvan danslar, yiyip ime lemleri, bahisler ve marifet gstermeler, bir coku ve huu sarholuu iinde dzenlenmekte10. M. Granet, Fetes et chansons anciennes de la Chine, Paris, 1919; Danses et lgendes de la Chine ancienne, Paris, 1926; La Civilisation chinoise, la vie publique et la vie prive (L'evolution de l'humanite, no. 25), Paris, 1929.

dir. Kadnlar bunlarn dnda tutulmakta, fakat trenin ztlamak karakteri gene de srmektedir. Ayinler, esas olarak, rekabet ve birbirinin yerine gemeye dayanmaktadr. Bir grup ev sahibi, dieri de konuktur. Gruplardan biri gnei, sy, yaz kapsayan Yang ilkesini temsil ederken; dieri de ay, souu ve k kapsayan Yiri' temsil etmektedir. Ancak Granet'nin vard sonular, klanlarn ve kabilelerin doasna gre dzenlenen, adeta masals bir tarmsal-krsal hayata ilikin tablonun iyice telerine gitmektedir. in halk tarafndan iskn edilmi byk topraklarn zerinde prensliklerin ve blgesel imparatorluklarn gelimesi, var olduu kabul edilen ilkel ikiliin yerine sonsuz sayda rakip grubun gemesine yol amtr. Kabile gruplarnn benzeri mevsimlik msabakalar, toplumun hiyerarik yaplanmasnn tabann salamaktadr. Feodalleme sreci, yarlarda savalar tarafndan elde edilen prestijden kaynaklanmtr. "Erkekler aras dayanma rgtlerini harekete geiren ve k mevsimi esnasnda onlar dansl dellolar iinde kar karya getiren rekabet zihniyeti, kurumsal gelimenin kkeninde yer almaktadr."" Fakat, in'in daha ileri tarihlerdeki tm devlet hiyerarisini bu ilkel detlerden treten Granet'nin ar karsamalarna katlmasak da, agn ilkesinin in uygarlnn yaps iinde kazand grkemli yeri gsterdiini gene de kabul etmek gerekir; bu yer, agdnun Helen uygarlnda kazandndan daha byktr ve esas oyunsal karakter in toplumunda ok daha anlaml bir ekilde ortaya kmaktadr. Btn ayinsel eylemler ksa bir sre sonra, trensel bir msabaka biimine brnmtr: bir nehrin geilmesi, bir daa k, odun kesme, iek toplama.12 Bir imparatorluun kurulmasna ilikin tipik in efsanesi, rakipleri zerindeki stnln kantlayan kahraman prensin olaanst cesaretini veya mucizevi eserini gsterir. Bylesine turnuvalarda yenik den genellikle ldrlmektedir.
11. Granet, Civilisation..., s. 241. Ayn tema Ortega y Gasset tarafndan zl bir ekilde ele alnmtr: "El origen deportivo del Estado", 1924, El Espectador, c. VII, Madrid, 1930, s.103-141. 12. Granet, Fetes et Chansons..., s. 203.
FSN/Homo Ludens

81

Buradaki nemli nokta, hayal gcmz btn bu msabakalara devasa ve lmcl biimler atfetse bile, bu msabakalarn en sradan zellikleri itibariyle bile oyun alanna mensup olmalardr. in geleneinin destans ve efsanevi bir biim altnda aktard yarmalar, bugn dnyann birok yerinde hl uygulanmakta olan mevsimlik msabakalarla kyaslanacak olursa bu durum apak grlr. Bu gzlem zellikle, ilkbahar veya sonbahar bayramlarndaki arklar -ve bir grubun gen erkek ve kzlar arasndaki oyunlariin geerlidir. Granet, eski in'e ilikin bu temay, e-King ak arklarna0 dayanarak gelitirirken, benzeri trenlerin Tonkin, Tibet ve Japonya'da da oktan beri var olduklarm belirtmekteydi. Bu uygulamalarn yalan tarihlere kadar grkemli bir ekilde srdkleri Annam'a ilikin olarak bu sorun Paris'te savunulan bir tezde parlak bir ekilde incelenmitir.14 nsan kendini burada, gerek oyunun ortasnda bulmaktadr. Karlkl arklar, top oyunlar, ivebazlklar, zek oyunlar, bilmeceler; btn bunlar kar cinsler arasndaki bir yarma biimi altnda canlandrlmaktadr. arklar bile oyunun tipik rnekleridir: Bunlar sabit kurallara, yer deitirmelere, tekrarlara tabidir ve soru-cevap biimindedir. Nguyen'in eseri, oyun ile kltr arasndaki ilikinin arpc bir aklamasn arayan herkes iin nerilebilir niteliktedir. Btn bu msabaka biimlerinin ibadetle olan balantlar daima dorulanmaktadr; nk bu msabaka biimlerinin mevsimlerin mutlu gemesi, hasatlarn olgunlamas ve yln verimlilii iin kanlmaz olduuna inanlmaktadr. Eer bylesine bir msabakann sonucu, baar olarak, doann akm etkiliyorsa, bunun ne tr bir msabaka olduunun pek bir nem tamayaca aktr. Bir arpmann baars, bizatihi eylerin akm etkiler. Her galibiyet, iyilik glerinin ktlk gleri zerindeki zaferini, bu zaferi elde eden grubun selametini temsil eder, yani bunlar gerekletirir. Bu balam iinde, saf talih oyunu; g, beceri veya deha gerektiren oyunlar kadar kutsal bir anlama
13. A.g.e., s. 11-154. 14. Nguyen Van Huyen, Les chants alternes des garons et des filles eri Annam, Tez, Paris, 1933.

82

F6ARKA/Homo Ludens

brnebilir ve bylece tanrsal faaliyetleri iaret edebilir ve belirleyebilir. Dahas var. nsan zihni asndan, talih ve kader kavramlar her zaman dinsel alana yakndr. Bu fikir balantlarn anlamak isteyen modern insan, ocukluk anlar arasnda koruduu ipe sapa gelmez kehanetleri dnmelidir: Hibir batl itikad olmayan, tamamen dengeli kii bile, hi nem atfetmeden, bazen kendini byle eylere kaptrabilmektedir. Edebiyat alanndan bir rnek verirsem, Tolstoy'un Dirilirinden bir pasaj hatrlatacam. Yazar, mahkemenin giriinde bir yargcn aklndan u dnceyi geirtir: "Eer koltuuma gitmek iin u kadar adm atarsam, bugn kamm armayacak." Birok halk, zar oyununu dinsel uygulamalar arasnda saymaktadr.15 Fratrilere blnm bir topluluun ikili yaps ile oyun masasnn veya talarn renk fark arasnda balant vardr. Eski Hint dilindeki dytam kelimesi, arpma ve zar oyunu kavramlarm i ie sokmaktadr. Baz ilgin balantlar, ok ve zar kavramlarn birletirmektedir.16 Evren bile, iva ile kars tarafndan oynanan bir zar oyunu olarak hayal edilmitir. Mevsimler (rtu), altn ve gm zarlarla oynayan alt adam tarafndan temsil edilmitir." Germen mitolojisinde de, ayn ekilde, bir masada oynanan tanrsal bir oyun vardr. Tanrlar, afetten sonra, zar oynamak zere toplanmlardr ve afakla birlikte hortlayan Aseler, genlemi olarak, eskiden oturduklar altn oyun masalarna yeniden oturmaktadrlar.18 Held yukarda zikredilen aratrmasnn etnolojik sonularm, Mahbhrata destanlarndaki esas eylemin Kral Yudhisthira ile Kauravalar arasnda oynanan zar partisi etrafnda dnmesinden karmtr. Bizim iin zellikle nemli olan, oyunun oynand yeri belirleyebilmektir. Bu basit bir emberden ( dytamandalam ) ibaret olsa bile, byl bir anlama sahiptir. Bu ember zenle izilmitir,
15. Stevvart Culin, Chess and Playing-cards, Ann. Report Smithsonian Inst., 1896. Kr., G.J. Held, The Mahbhrata, an Ethnological Study, Tez, Leyden, 1935. Bu eser, ayn zamanda oyun ile kltr arasndaki ilikilerin anlalmasnda ok yararldr. 16. Held, a.g.e, s. 273. 17. Mbh. 13. 2368, 2381. 18. J. de Vries, Altgermanische Religionsgeschichte, II, Berlin, 1937, s.154-155.

sahtekrla kar nlem alnmtr. Oyuncular grevlerini yerine getirmeden emberi terk edemezler.19 Fakat ou zaman, zellikle oyun iin ina edilmi byk bir yer bulunmaktadr ve buras oyundan sonra yklp tamamen kutsal bir alan haline gelir. MahbhratcCnn bir blmnn tamam, Pandu'nun oullan ile rakipleri arasndaki oyuna tahsis edilen bu oyunsal alann - sabh - kurulmasn ele almaktadr. Demek ki talih oyununun ciddi bir yan vardr; tapnmann bir parasdr. Tacitus, Germenlerin tek ciddi meguliyetinin zar oyunu olmasna haksz yere armaktayd. Fakat Held'in, zar oyununun kutsal anlamndan yola karak ilkel oyunlarn kelimenin tam anlamyla oyun olmadklar sonucuna varmasn,20 ben aka reddetmekten yanaym. Bunlarn ibadet iinde yer almalarm, daha ok oyunsal karakterlerine balamann doru olacan dnyorum.

Arkaik topluluklardaki kltr hayatnn agn tipi tabann, ngiliz Kolombiyas'ndaki Kzlderililerin, etnoloji tarafndan potlatch ad verilen bir geleneinden daha iyi ortaya koyan bir ey yoktur.21 zellikle Kvvakiutl kabilesinde ortaya kan en tipik biimiyle potlatch, byk ve gsterili bir seremonidir; iki gruptan biri, gsteri iinde ve trensel bir havada dier gruba ok sayda armaan verir, tek amac bylece onun karsnda stnln kantlamaktr. Dier tarafn buna verebilecei tek ve zorunlu karlk, bu treni belli bir sre iinde ve eer mmknse armaan miktarm artrarak tekrarlamaktr. Bu cins cmertlik bayramlan, bu usul bilen kabilelerin tm toplumsal hayatna, tapnmalarna, hukuki rflerine ve sanatlarna hkmeder. Doumlar, evlilikler, gen erkeklerin yetikinler topluluuna kabul trenleri, lmler, dvme yaplmas, bir
19. H. Lders, Das Wrfelspiel im Alten Indien, Abh. K. Gesellsch. d. VVissenschaften Gttingen, 1907, Ph. H. K, IX, 2, s. 9. 20. A.g.e., s. 255. 21. Hind dilleri iinde, sz konusu olguyu belirten ok saydaki terim arasndan seilen bu terimin anlam konusunda bkz. G. Davy, La Foi Juree, Tez, Paris, 1923; ayn yazar, Des dans aux Empires (L'evolution de l'humanite, no. 6), 1923; M. Mauss, Essai surle Don, torme archa'ique de echange, L'Annee sociologique, N.S.I, 1923-1924.

mezar yapm; btn bunlar potlatch bahanesidir. Kabilenin kodamanlarndan biri bir ev yaptrdnda veya bir totem diktiinde bir potlatch verir. Potlatch vesilesiyle kadnlar, erkekler ve klanlar en gzel ilahilerini syler, maskelerini sergilerler; ve klann ruhlarnn hkm altndaki bycler de bu cokuya katlrlar. Fakat asl olgu, zenginliklerin datlmasdr. Bayram dzenleyen kii, klann btn maddi varlm datr. te yandan, teki klan trene katlmaya rza gstererek, daha da savurgan baka bir potlatch vermeyi stlenmi olmaktadr. Eer bu ykmll yerine getirmezse, nn, armasn, totemlerini, medeni ve dinsel haklarm kaybetme tehlikesiyle kar karya kalr. Bylece, kaynaklar kabiledeki byk aileler arasnda rasgele dolama kar. Potlatch'm balangta yalnzca, ayn kabiledeki fratriler arasnda yapld varsaylmaktadr. Potlatch'stnlk yalnzca zenginliklerin cmerte balanmasyla deil, aym zamanda ve daha da arpc bir biimde varlklarn tahribi yoluyla iddia edilir ve bylelikle de mallarn nemsizlikleri belirtilmi olur. Bu tahribata, dramatik bir ayinsel yap ve kibirli meydan okumalar da elik etmektedir. Eylemin biimi her zaman bir yarmaya benzer: Eer kodamanlardan biri bakr bir ana krar, bir battaniye ynn yakar veya bir kay tahrip ederse, rakibi onunkine'eit veya daha yksek bir tahribata girimek zorundadr. Tahribatn kalntlar, tahrik amacyla rakibe gnderilir veya onur gstergesi olarak sergilenir. Kvvakiutllarla ok yakn akraba olan Tlinkitlere ilikin olarak, eflerden birinin bir dierine meydan okumak istediinde kendi klelerini ldrtt, bylece rakibini, ne gemek iin, kendi klelerinden daha fazlasn katletmeye zorlad anlatlmaktadr.22 En ar biimi, kiisel varlklarn zorunlu imhas olan bu lgnca israftan oluan yarmalarn izlerine, yeryznn her tarafnda az veya ok belli bir ekilde rastlanlmaktadr. Marcel Mauss, Melanezyallarda potlatch'a tamamen benzeyen uygulamalar ortaya karmtr. Essai sur le don (Ba zerine Deneme) adl kitabnda, Yunan, Roma ve eski Germen uygarlklarnda benzeri detlerin
22. Davy, La Foi Juree, s. 177.

izlerinin varlna iaret etmitir. Granet de, cmertlik ve tahribat yarmalarnn izlerine eski in geleneinde rastlamaktadr.23 slamiyet ncesi Arap putataparlnda bu uygulamalar bir anlama zeminine dayal olduklarm kantlayan bir ad altoda grlmtr: Muhakkare (nomen actionis).' Bu kelime etnolojik arka plandan habersiz eski szlklerin yle tanmladklar bir fiil biiminden tretilmitir: devenin sinirlerini keserek, itibar yartrmak.24 Held tarafndan gelitirilen tema, Mauss tarafndan zaten az veya ok formle edilmitir: "Mahbhrata, devasa bir potlatch yksdr."25 Btn bunlarn iinde, bizim konumuza ilikin noktalar unlardr. Potlatch olarak adlandrlan veya ona benzer olan eylerin ilgi merkezi kazanmak, bir bakasna kar galip gelmek; an, prestij ve hi de azmsanamayacak bir ayrnt olarak prestij tutkusudur. Bayram tek bir kii dzenlese bile, iki grup, hasmlk ve dayanmann i ie girdii bir ruh hali iinde karlarlar. Boas tarafndan tasvir edilen, Mamalekalarn yce eflerinden birinin evlilik treni srasnda,26 konuk grup "kavgay balatmaya hazr" olduunu, yani mstakbel kaynpederin kzndan ayrlaca treni balatmaya hazr olduunu ilan eder. Yerine getirilmesi gereken ykmllkler bir snama ve fedakrlk karakteri tamaktadr. Tren, kutsal bir eylem veya bir oyun grntsnde cereyan eder. Olayn cereyan ettii drt ke mekn, bir ip tarafndan snrlandrlmtr. Bu trene, karlkl sylenen arklar ve maskeli danslar elik etmektedir. Ayin kurallar katdr: En kk bir hata, eylemin etkinliini yok eder. Glmeler veya ksrmeler, en ar cezalarn tehdidi altodadr. Trenin iinde yer ald manevi alan, eref, gsteri, vnme ve meydan okuma alandr: Adlarn ve armalarn nem tad ve atalar silsilesinin sayld, valyece iftihar ve uydurma kahramanlklar dnyas. Buras, gndelik geim iin kayg duyulan, kr
23. Danses et Legendes, I, s. 57; Civilisation chinoise, s.196, 200. * Nomen actionis: eylem bildiren ad. (.n.) 24. G. Freytag, Lexicon arabico-latinum, Halle, 1830, .V. agara\ de gloria certavit in incidendis camelorum pedibus. 25. Essai sur le Don, s. 143. 26. Aktaran, Davy, s.119-120.

hesaplan yaplan ve yararl inallar edinmenin peinde olunan bir dnya deildir. Amalar grubun prestijine, mertebe soyluluuna, dierleri zerinde stnlk kurmaya yneliktir. Tlinkitlerin iki fratrisinin karlkl ilikileri, "sayg gstermek" gibi anlaml bir terimle ifade edilmektedir. Bu tutum, karlkl hizmet, zellikle de armaan dei tokuuyla srekli olarak davurulur. Etnoloji, benim bildiim kadanyla, potlatch olgusunun aklamasn bysel ve efsanevi kavraylarda aramaktadr. G.W. Locker, The Serpent in Kwakiutl Religion adl kitabnda, bu eilimin arpc bir rneini vermitir.27 Hi kukusuz, potlatch uygulamalar, bunlara uyan kabilenin dinsel evren kavrayna sk skya baldr. Ruhlarla iliki kurmaya, erginlenme ayinlerine, insann ve hayvann zdelemesine ilikin btn zgn dnceler potlatch iinde srekli olarak ortaya kmaktadr. Ama bu durum, sosyolojik bir olgu olarak potlatch'n belli bir dinsel kavraylar sistemiyle herhangi bir ilikiden bamsz olarak ele alnmasn dlamaz. Gelimi bir toplumdaki yeniyetmelik itkilerine tekabl eden duyarllk gdleri tarafndan dorudan ynetilen bir topluluun meydana getirdii alam zihinde canlandrmak yeterlidir. Bylesine bir topluluk, grubun erefi, bolluk ve cmertlik karsnda duyulan hayranlk, gsterie dayal dostluk ve sadakat, rekabet, meydan okuma, macera tutkusu ve maddi deerler karsnda kaytszlk yoluyla kendini srekli olarak yceltme ilkelerinden byk lde ilham alacaktr. Ksacas, bu topluluk entelektel ve duygusal dzlemde yeniyetmelik alannda yaayacaktr. Ayinsel bir temsil olarak, gerekten teknik bir ekilde rgtlenen potlatch'la ilikisinin dnda bile, cmerte baa ve kiisel mallann tahribine dayal bylesine bir yarma, herhangi biri asndan, psikolojik olgu olarak anlalabilir niteliktedir. Bu balamda, herhangi bir dinsel sistemden bamsz olan bu trden rnekler, tamamen zel bir nem tar: rnein, R. Maunier'nin bundan birka yl nce bir Msr gazetesine dayanarak aktard olay bu trdendir. ki Msr ingenesinin arasnda bir uyumazlk vardr. Bunlar durumu daha da kztrmak iin bir tren havasnda toplanm
27. Leyden, 1932.

oyulma biimi, iir, eref ve iyi davran kodu; btn bunlar Kula' ya baldr, ama ikincil olarak. Arkaik kltrel hayat tam bir soylu cemaat oyunu biimini, Melanezya Papularnda olduu kadar herhalde hibir yerde almamtr. Papularda msabaka ou zaman daha yksek bir uygarlk dzeyinde olan baka halklarn, benzer geleneklerinden daha katksz bir grnm sunar. nsann daha iyi bir hayata olan zlemi burada aka, btn bir kutsal ayin sisteminden kaynaklanm olarak ortaya kar. Bu zlemi tatmin eden biim, oyunun biimidir.

ocukluktan st kltr faaliyetlerine kadar, insann stnlnden tr vlme veya sayg grme istei, bireysel ve kolektif yetkinlemenin en gl nedenlerinden biri olarak etki eder. Karlkl iltifatlar yaplr, insan kendi kendini ver. Herkes kendi yeteneine uygun den saygy arar, iyi yapm olmann tatminini duymak ister. Bunun anlam udur: Baka birinden daha iyi yapm olmak. Birinci olabilmek iin, yle gzkmek, kendini yle gstermek gerekir. Rekabet ve yarma bu stnl kantlama frsat sunar. Arkaik toplulukta sizi saygya layk klan erdem, yce bir tanrsal gcn emirlerine gre llen ahlki yetkinlie ilikin soyut bir fikre karlk dmez. Erdem kavram, bir soyun deer, yetenek ve yetkinlik tercihine denk der. Felemenkenin deugen, Yunancann arete ve orta yukar Almancann tugende kelimelerinin ilk anlam budur. Her ey kendi doasna zg bir erdeme sahiptir. At, kpek, gz, yay, balta; bunlarn her birinin kendine zg erdemi vardr. G ve salk bedenin, kavray ve anlay da zihnin erdemini meydana getirir. Arete kelimesi aristos (en iyisi, en ycesi) ile balantldr.35 Soylu insann erdemi, onu savaabilme ve emredebilme konumuna getiren niteliklerin btndr. Bu btn, zorunlu olarak cmertlik, bilgelik ve adaleti ierir. Birok toplumda, erdem fikrini ifade eden terimin temelinde erkeklik kavramnn yer almas tamamen doaldr: Egemen anlam olarak cesareti uzun sre ko35. VVerner Jaeger, Paideia I, Berlin-Leipzig, 1934, s. 25 vd., Kr., R.W. Livingstone, Greek Ideals and Modern Life, Oxford, 1935, s. 102 vd.

rumu olan Latincedeki virtus zellikle byledir. Arete ile gl semantik benzerlikler gsteren ve g, cesaret, zenginlik, kiisel mallarn iyi ynetimi, iyi detler, kentli yaam tarz, kibarlk, cmertlik, gnl ycelii ve ahlki yetkinlik anlamlarm barndran Arapann mrvvet kelimesi iin de ayn ey geerlidir. ster Yunanllar sz konusu olsun, isterse de Araplar, Japonlar veya ortaa Hristiyan lemi, soylu ve sava bir kabile hayatna dayal arkaik topluma ilikin her gelime anlaynda, bir valyelik ideali ve valye zihniyeti yeerir. Ve bu erkeksi erdem ideali, erefin, ilkel ve gsterii erefin tannmasna ve srdrlmesine zlmez bir ekilde baldr. Aristoteles erefe, erdemin dl adn vermektedir.36 erefi erdemin amac veya temeli deil de, onun doal ls saymaktadr. "nsanlar, kendi deerleri ve erdemleri konusunda ikna olmak iin eref elde etmek isterler. Yarglama yeteneine sahip olanlarn, deerlerinden tr eref bahetmesini isterler."37 Erdem, eref, soyluluk ve an bylece daha balangtan beri, msabaka erevesinde, yani oyunun iinde yer alr. Gen soylu savann hayat, srekli olarak erdemli olmaktan ve bulunduu yksek mertebenin erefi iin mcadele etmekten ibarettir.

Homeros'un Aien aristeuein kai hupeirochon emmenai alln (tekileri geerek, hep en iyi olmak)38 sz, bu ideali tam olarak ifade etmektedir. Destann nemi, bizzat sava ilevinin kendinde deil tek tek her savann am/e;'sndadr. nsanlarn soylu bir hayata ynelik olarak yetitirilmeleri, devlet iinde ve devlet iin hayata ynelik eitimi dourmaktadr. Arete, bu balant iinde bile, henz tamamen etik bir nansa sahip deildir. Terim, yurttan polis iindeki grevine yatknln ifade etmeye devam etmektedir. Fakat, yarma iin idman unsuru, bu durumda bile neminden hibir ey kaybetmemitir.
36. Aristoteles, Eth. Nic., 1123 b 35. 37. A.g.e I, 95 b 26. 38. lyada, VI, 208.

Soyluluun erdeme dayand fikri, en bandan itibaren bu anlayn iinde yer alm, ama bu erdem kavram, uygarlk gelitike, yava yava baka bir ierik kazanmtr. Erdem kavram, bylece etik ve dinsel dzleme kadar ykselmitir. Eskiden erdem idealini cesaret ve erefin savunulmasyla gerekletiren ve kendini hl grevine sadk hisseden soylu, imdi, pratikte ortada olmad ak olan bu en stn etik ve dinsel deeri yce valyelik idealiyle btnletirmek, ya da yce bir snf ve lekesiz bir eref grnmn saray detlerinin gsteri ve debdebesiyle yanstmak zorundadr: Bu grnmdeki oyunsal unsur, balangta kltr yaratc bir ilevi temsil etmi olsa da artk sadece bir grnt ve gsteritir.

Soylu kkenden gelen adam, "erdem"ini g, beceri, cesaret ve hatta deha, bilgelik, alkanlk veyahut zenginlik ve cmertliin olumlu belirtisiyle kantlamaktadr; son olarak da sz yartrarak, yani rakibi glgede brakacan umduu erdemlerini verek, veyahut air veya tellal araclyla kendini vdrerek kantlar. Erdemin yarma biimi olarak yceltilmesi, kendiliinden, rakibin deerinin drlmesine dnmektedir. Bu deer drme de, yarma olarak zel bir biim kazanr; ve ilgin bir ey, bu ekime, bu sahte kahramanlklar ve bu hakaretler ok deiik kltrlerde nemli bir yere sahiptir. Bu hakaret turnuvalarn oyunsal biimler olarak nitelemek iin, kk ocuklarn tutumlarm hatrlamak yeterlidir. steyerek giriilen sahte kahramanlk ve hakaret ekimesini, genellikle silahl atmalarn balangcnda yer alan meydan okumadan ayrmak her zaman mmkn deildir. Eski in kaynaklarna gre arpma, tafra atmalardan, cmertliklerden, rakibe sayg gsterme ve saldrlardan vb. oluan karmak bir btndr. Silahl bir mcadeleden daha ok, manevi deerler dzleminde bir yarma, saygnlklarn kar karya gelmesi sz konusudur.3' En ufak hareketin bile, yapann veya maruz kalann utancm veya erefini iaret eden teknik bir anlam vardr. Roma tarihinin balangcnda, Romu39. Granet, Civil...., s. 317.

lus'un sn izgisi zerinden atlayan Remus'un tavrnda grlen, dman surlarna ynelik hakaret, in askeri anlatlarnda zorunlu bir meydan okuma saylmaktadr. rnein, savalardan biri dmann kapsnn nne gelir ve deme tahtalarn bir denekle sakin sakin sayar.40 Buna ok yakn bir tutum, kenti kuatanlar toplarn atelediklerinde, surlar zerinde bulunan Meaux'lu burjuvalarn apkalarnn tozlarn silkelemeleridir. Savataki agn unsurunu tanmlarken, bu konuya dneceiz. u an iin, kuralna uygun "bbrlenme ekimeleri" sz konusudur. Bu olgunun, potlatch"la gn gibi ortada olan yaknln belirtmeye gerek bile yoktur. u rnek, zenginlik ve bolluk mcadeleleri ile bbrlenme ekimeleri arasndaki balanty ortaya kartacaktr. Malinowski'nin aktardna gre, Trobriand adas vahileri arasnda gda maddeleri yalnzca yararlarndan tr deil, ayn zamanda gsteri ve bolluk nesneleri olarak da itibar grmektedir. Gam denilen konutlar yle bir ekilde yaplmtr ki, ierdeki zenginlikleri dardan deerlendirmek ve bunlarn niteliklerini blmeler arasndaki geni boluklardan fark etmek mmkndr. En gzel yiyecek paralar herkesin grebilecei yere konulmutur ve olaanst boyutlardaki rnekler, canl renklerle sslenmi ve erevelenmi olarak kilerden karlm ve evin dna aslmtr. Byk bir ef bir kye geldiinde, topluluun sradan yeleri kilerlerinde bulunan eyleri, efin zenginliiyle rekabet etmemek iin, hindistancevizi yapraklarnn altnda gizlemek zorundadr.41 in efsaneleri, kt kral en Siu'nun leni yksnde geen buna benzer bir durumu aktarrlar; bu kral arabalarn dolaabildii byklkte bir yiyecek da yaptrtm ve gemilerin dolaabildii, arapla dolu bir havuz kazdrtmtr.42 inli bir bilge, halkn bbrlenme turnuvalanndaki israf tasvir eder.43 in'de eref kazanmaya ynelik yarma, dier btn olas biimlerin dnda, "sray bakasna brakmak" anlamna gelen jang44
40. 41. 42. 43. 44. A.g.e., sf. 314. Argonauts, s. 168. Granet, Civii., s. 238. Granet, Danses etlegendes, I, s. 321. Bu kitabn ilk yaynnda, s.96, Jang kelimesini yanllkla, oyunu ifade etme-

kelimesiyle ifade edilen, ok zel bir kibarlk saldrs biimine de brnmektedir. Soylu tavrlarla, rakip karsnda kendini yok sayarak ve rakibe yer aarak rakipten daha stn olunduu gsterilir. Hi kukusuz, bu yar biimi hibir yerde in'de olduu kadar kurala balanmamtr, ama bu uygulamaya her yerde rastlanmaktadr.43 Sonu olarak, bunu sahte kahramanlk mcadelesinin biim deitirmi hali olarak adlandrmak mmkndr: Kibarlk gstermenin temeli, kiisel eref bilincinde yatar. Hakarete ynelik saldrgan sylevin, eski Arapa alannda nemli bir yeri vard ve bunun, potlatch'm bir vehesi olan, kiisel mallarn tahribi yoluyla rekabet etmeyle olan balants burada aka gzkmektedir. Rakiplerin kendi develerinin kas ularm kestikleri, muhakkare ad verilen bir uygulamay daha nce zikretmitik. Muhakkare'nin bal olduu fiilin temel biimi, incitmek veya sakatlamak anlamna gelmektedir. Muhakkare'ye ayrca, convieciis et dictis satyricis certavit cum aliquo (hakaret dolu szlerle ve laf atarak biriyle ekiti) anlam da verilmektedir. Bu tanm bize, gelenek haline gelmi tahripkr rekabetlerine "bbrlenme" denen, Msrl ingeneler rneini hatrlatt. slamiyet ncesi Araplar, muhakkare'nin yan sra, hakaret ve meydan okuma mcadelesinin, mnfere ve mfhare kelimeleri tarafndan iaret edilen iki teknik nansm daha bilmektedirler. Her terimin de ayn ekilde olutuu fark edilecektir. Bunlar fiilin szm ona nc biiminin tomira actionis'idirler. Ve bu durumun en ilgin noktas da, herhalde udur: Arapa, her kke, bir dierini bir eyde gemeye ynelik bir yarma ve rekabet anlam verebilen bir fiil biimine sahiptir; bu, stnlk bildiren fiil eklinde olmaktadr. Bunun dnda, altnc trev biim, karlkl etki kavramn ifade etmektedir. Bylece hesabat -saymak, sralamak- kknden, muhasebat -n elde etmek iin mcadele-; kesere -sayca stn olmak-; mukasere -miktar iin yar- tremektedir. Mfhare, n, vnmek anlamna gelen bir kkten tremitir; mnfere, bozmak, karmak semantik alanndan
ye tahsis edilmi olan birok kelimenin arasna sokabileceimi sandm. Zaten olgunun kendi de, bir soylu oyununa ait birok zellik tamaktadr. 45. Bkz. Huizinga, Dedin du Moyen Age, bl. II.

kmtr. vg, eref, erdem ve an Arapada, tpk benzeri kavramlarn Yunancada merkezi arete teriminin etrafnda toplanm olmalar gibi, tek bir anlam alannda bir arada bulunmaktadrlar.46 Arapada bu konudaki merkezi kavram ird" dir, bu kavram ok somut bir anlam iinde ele almak kouluyla bunun en iyi evirisi hl eref olarak yaplmaktadr. Soylu hayatn en yce talebi, kendi 'nf inin btnln ve gvenliini korumaktr. Buna karlk, rakibin amac, bu ird' hakaret ederek aalamak ve yok etmektir. Buradaki an ve eref ilkesi, yani erdem unsuru, ayn zamanda btn fiziksel, toplumsal, manevi veya entelektel stnl meydana getirmektedir. nsan, fetihlerinden, cesaretinden, grubunu meydana getirenlerin veya ocuklarnn saysndan, cmertliinden, otoritesinden, keskin grllnden, atlarnn gzelliinden dolay an salamaktadr. Btn bunlar, birinin izz ve i'zze'sini yani mkemmelliini, bir bakas zerindeki stnln ve dolaysyla da, gcn ve prestijini meydana getirmektedir. Rakibe ynelen hakaretler ve laf atmalar, bu kiisel /zz'in yceltilmesinde nemli bir yer tutmakta ve hica gibi teknik bir ad almaktadr. Mfhare ad verilen eref iin mcadeleler belirli zamanlarda yaplr; yllk pazar dnemlerinde ve hac sonrasnda. Kabileler, klanlar veya bireyler bu ek'lde rekabet edebilir. ki grup her karlatnda eref konusunda ekiirler. Bu yarmalarda air veya hatip byk bir rol oynamaktadr: Grubun belirlenmi bir szcs vardr. Bu konudaki rf aka kutsal bir karakterdedir. Bu rf, slamiyet ncesi Arap kltrnn yksek toplumsal gerilimini devrevi olarak canl tutmaktadr. slamiyet, bu rfe yeni bir dinsel ynelim vererek veya onu bir saray elencesi haline getirerek, onunla mcadele edecektir. Putperestlik dneminde, mfhare birok kereler kabileleraras sava ve katliama kadar varmtr. Mnfere kelimesi, zel olarak, iki tarafn eref mcadelelerini bir yargcn veya bir hakemin nne gtrdkleri yar ifade etmektedir: Yarg ve karar anlamlar da kelimenin kaynakland kke baldr. Bu yarmann bir dl
46. zleyen ksmlar iin bkz., Bichr Fares, L'Horneur chez les Arabes avant l'lslam, Etde de sociologie, Paris, 1932; ayn yazar, Encydopedie de l'lslam, Mufkhara md.

vardr ve yarma konusu da ounlukla saptanm durumdadr: rnein, atalarn soyluluuna ilikin bir tartmann dl yz devedir.47 Taraflar tpk bir davada olduu gibi, uayla ayaa kalkmakta ve oturmaktadrlar. Ve etkiyi artrmak iin, her taraf yeminli tanklarn yardmn almaktadr. Ancak, slamiyet dneminde hakemler yargda bulunmay ou zaman reddetmilerdir: arpan taraflar, adeta "ktlk isteyen iki aptal" gibi ac ac alaya alnrlar. Mnfere bazen manzum olarak srdrlr. nce mfhare (eref arpmas), sonra mnfere (karlkl hakaret) yapmak ve nihayet klla arpmak zere kulpler kurulmutur.48 Yunan geleneinde, bayram kapsam iinde yer alan ok sayda trensel hakaret turnuvasnn izine rastlanr. Nitekim, iambos kelimesinin balangta alay veya saraka anlamna geldii ve Demeter ve Dionysos tapn iinde yer alan, hakarete ve taklmaya ynelik halk arklaryla zellikle balantl olduu kabul edilmektedir. Halka zg bu alay alannda, Arkhilokhos'un hicvi domutur; mzik eliinde sylenen bu hiciv, yarmalarn bir parasdr. Eski bir halk uygulamasndan kaynaklanan iambos, ak bir eletiri arac haline gelmitir. Kadnlara laf atlmasna ilikin tema bile, Demeter veya Apollon bayramlarnda grlen, kadnlarla erkekler arasndaki atmal ve alayl arklar geleneinin devamna benzer. Psogos ad verilen kutsal bir kamusal rekabet oyunu, bu rflerin temelinde yer alm olmaldr.49 Germen antik geleneklerinde, Paulus Diconus'un destanlardan kard ve Gepidlerin sarayndaki Alboin'e ilikin anlat bir kral lenindeki hakaret ekimesinin ok eski bir rneini sunmaktadr.50 Lombardlar, Gepidlerin kral Turisind tarafndan lene davet edilmilerdir. Kral, Lombardlarla olan bir arpma srasnda len olu Turismod'un kayb zerine alamaya balaynca, dier olu ayaa kalkm ve Lombardlara hakaret yadrmaya balamtr (injuriis lacessere coepit). Onlara beyaz ayakl ksrak olduklarm sy47. G. Freytag, Einleitng in das Studium der arabischen Sprache bis Mohammed, Bonn, 1861, s.184. 48. Kitb al-Aghni, IV, s, VIII, 109 vd XV, 52, 57. 49. Kr. Jaeger, Paideia, I, s.168 vd. 50. Lib. I, c. 24.

lemi ve bir de le gibi koktuklarn eklemitir. Bunun zerine Lombardlardan biri karlk vermitir: "yleyse Asfeld arpmasnn getii yere git; orada hi kukusuz, bu ksraklarn saldrgan nasl cesaretle pskrtmeyi bildiklerini hissedeceksin; oras ayn zamanda kardeinin kemiklerinin de, dknt bir beygirinkiler gibi etrafa sald yerdir." Kral hasmlarn birbirlerine girmesine engel olmu ve "sonra, len nee iinde sona ermitir" (Laetis animis convivium peragunt). Bu sonuncu zellik, yaralayc szler turnuvasnn oyunsal karakterini aka gstermektedir. Kuzey dilindeki edebiyatta bu gelenek, zel bir biim olan mannjafnar, yani erkekler karlamas ad altnda bilinmektedir. Bu uygulama rf olarak, adak yarmasyla birlikte, 26 Aralk bayramna aittir. Orvar Odd saan (efsane), bunun gelimi bir rneidir. Kahraman, yabanc bir kraln saraynda, kim olduunu belli etmeden kain ve kellesini ortaya koyarak, kraln iki adamna iki ime konusunda meydan okur. me sras kendisine gelen her rakip, dierlerinin utanlacak bir kaytszlk iinde kadnlarn yannda kaldklar, ama kendinin katld bir arpmay anlatarak vnmektedir.51 Hatta bazen, palavra dolu sylevlerle rekabete girien iki kral olmaktadr. Eddas arklarndan biri olan Hrbarosljo'da, Odin ve Thor bu trden bir msabaka iinde sunulurlar.52 Ayn ekilde, Loki'nin, bir iki lemi esnasnda Aselerle tartmas (bu tartmalara Lokasenna denmektedir)53 da bu kategoriye mensuptur. Bu atmalarn kutsal karakteri, iki leminin yapld salonun "geni bir bar yeri" olduuna ilikin ifade tarafndan vurgulanmtr: Burada hi kimse, karlkl sylenen szlerin ardndan iddete bavuramaz. Btn bu rnekler, tarihncesine ait bu motifin edebi geliimini gz nne serse de, dinsel temel hl son derece aikrdr ve bunlarn ge dneme ait bir iirsel hayal gcnn kantlar olarak grlmesine izin vermez. Mac Datho'nun domuzu ve Brierend bayram gibi eski rlanda efsaneleri, erkekler arasndaki benzeri ekime rnekleri sunmaktadr. De Yries'e gre, mannjafnar tartlmaz bir ekilde din51. Edda I, Thule I, 1928, no. 29; kr. X, s. 298, 313. 52. A.g.e., II, no. 9. 53. A.g.e., II, no. 8. F7N/Homo Ludens 97

sel kavraylara dayanmaktadr.54 Bu cins hakaretlere verilen nem, kendisine ynelik bir inelemeden tr rlanda'ya kar misilleme seferine girimeye hazr olan Harald Gormsson rneinde grlmektedir. Eski ngilizce bir destan olan Beowulf ta, Danimarka saraynda yaayan kahraman, cesaret gsterdii eski giriimlerini saymasm isteyen Unferd'in meydan okumasyla kar karya kalmtr. Eski Germanik diller bu trensel palavraclk, vngenlik ve hakaret ykl sz alverii ile bunlarn arkasndan gelen silahl arpmay ifade etmek zere zel bir kelime kullanmaktadrlar: Gelp, gelpan; bu silahl atma ya bir turnuvaya baldr ya da bir bayram veya lenin unsurudur. Bu ad eski ngilizcede an, debdebe, iftihar, vnme ve kendini beenmilik; orta yukar Almancada bart, alay, meydan okuma ve gsteri anlamna gelmektedir. ngilizce szlk, bugn artk yalnzca kpek ciyaklamas anlamm tayan yelp iin, to applaud, to praise fiillerinin ve "vain glory" admm kullanmdan dm anlamlarm da vermektedir.55 Eski Franszcada yer alan ve kkeni belirsiz olan gab, gaber, Germanik dillerdeki gelp, gelpan kelimesinin ksmen karldr. Gab zellikle kavga balangc veya sofra keyfi anlamnda alay, aka, latife demektir. Gaber bir sanattr. Charlemagne ve on iki arkada, Konstantinopolis imparatorunun sarayndaki lenden sonra, Charles'n nerisi zerine uyumadan nce " gaber " iin on iki istirahat yatana yerleirler. Charles bizzat rnek olmu, sonra sra Roland'a gelmi, o da itiraz etmemitir. "Kral Hugues boynuzlarn bana dn verme ltfunda bulunsun; kentten byle kar ve yle bir flerim ki, btn kaplar menteelerinden frlar. Eer kral bana yaklarsa, onu yle bir dndrrm ki, kakum krk yok olur ve by tutuur."56 Geoffroi Gaimar'n, ngiltere Kral Kzl William hakkndaki uzun kroniinde, kral, rakibi Walter Tyrel ile bir bbrlenme eki54. Altgem. R&l. Gesch., II, s.153. 55. La Gesta Henvardi (XI. yzyl) bir Gilp-cwida rnei vermektedir, yay. Duffus Hardy ve C.T. Martin (Ek, Geoffroi Gaimar, Lestoire des Engles), Rolls Series, 1888, I, s.345. 56. Le Pelerinage de Charlemagne (XI. yzyl), yay. E. Koschvvitz, Paris, 1925, 471-481. dizeler. 98
F7 ARKA/Homo Ludens

meine girdikten sonra, New Forest'te onun lmcl bir darbesiyle lp gitmitir.51 yle gzkyor ki, zerinde anlamaya varlm bu ineleyici ve hakaret dolu szleri syleme ii, daha sonra turnuvalarda tellallarn oynadklar bir rol haline gelmitir. Bunlar, turnuvaya katlan kendi takmlarndan kiilerin silah kullanmadaki baarlarn vmekte, onlarn soylarn alklamakta, bazen de soylu hanmlarla alay etmektedirler; bu tellallar zrlt kartan kiiler ve dilenciler olarak nitelenip kmsenmektedir.58 XIV. yzylda gaber hl bilinnlektedir; kelime bu yzylda, sonuta zaten hep iaret ettii bir sosyete oyununa balanmtr. Sylendiine gre, Anjou dk Amadis de Gaule adl kitapta bu oyundan sz edildiini grm ve kendi saray halkyla bunu oynamaya karar vermitir. Bussy d'Amboise, dke karlk vermek zorunda olduuna zorlukla ikna edilebilmitir. Tpk Loki'nin haka r et saldrsnda Aegir'in salonunda olduu gibi, oyuna btn katlanlarn eit olacaklar ve hibir szn kt niyetle sarf edilemeyecei kural geerlidir. Fakat oyun burada da, Anjou dknn karsndakini lme srkledii adi entrikann balangc olmutur.59

Toplumsal hayatn esas unsuru olarak kabul edilen msabaka kavram, uzun zamandan beri bizim Helen uygarl anlaymza baldr. Sosyoloji ve etnolojinin agn tipi unsurun anlamm genel olarak kaydetmesinden ok nceleri, Jacob Burckhardt agonal kelimesini yaratm ve kavram Yunan kltrnn zelliklerinden biri olarak tanmlamtr. Ancak Burckhardt, olgunun genel sosyolojik temelini grmemitir. Onu tamamen Yunanllara zg bir izgi olarak yorumlayabileceini ve bunun etkisinin Yunan kltrnn belli bir dneminde younlatm dnmekteydi. Ona gre, Yunan tarihinin geliimi iinde nce kahraman insan ortaya km, ardn57. F. Michel, Chroniues anglo-normandes, I, s.52; ayrca bkz. Wace, Roman de Rou, 15038. dize vd. ve Guillaume de Malmesbury, IV, 320. 58. Tournoide Chauvency, yay. M. Delbouille, 540.- 1093-1158. dizeler vs. Le Dit des herauts, Romania, XLIII, s. 218 vd. 59. A de Varillas, Histoire de Henri III, Paris, 1694,1, s. 574, Godefroy tarafndan da ksmen aktarlmtr, szlk, "Gaber" md s. 197, 3.

dan "kolonyal ve agonal insan" gelmi ve bu tipin arkasndan da V. yzyl inam gelmitir; bu kiinin ardndan gelen tip, skender'e kadar srecek olan IV. yzyl insandr ve son olarak da ortaya Helenistik insan kmtr.60 Bilginimize gre, kolonyal ve agonal dnem, demek ki esas olarak VI. yzyl kapsamaktadr. Burckhardt'n bu fikrine, daha son yllara kadar katlanlar olmutur.61 Burckhardt "dier hibir halkn bilmedii itici g"e " agonal " adn vermekteydi.62 Derslerinde anlatt ve lmnden sonra Griechiche Kultur adyla yaymlanan byk eseri 1880'li yllara aittir, yani henz genel sosyolojinin, para para olan etnolojik verilerden yararlanamad bir dneme aittir. Ehrenberg'in bu bak am yakn tarihlerde bile hl destekleyebiliyor olmas ilgin bir noktadr. O da agn ilkesini tamamen Yunanllara zg saymaktadr. "Dou bu (ilkeye) yabanc ve hasm kalacaktr"; "Kitab Mukaddes'te agonal msabakalar aramak bouna bir gayret olacaktr."63 nceki sayfalarda, Uzakdou, Mahbhrata dnemi Hindistan' ve ilkel toplumlara ilikin dnceler, bu cins iddialarn hl rtlmesine gerek brakmayacak kadar sklkla tekrarlanmtr. Oyun ile agn tarz mcadelelerin ilikisine dair en arpc verilerden birini, tam da Eski Ahit'ten alm bulunuyoruz.64 Burckhardt msabakalarn hem ilkel hem de barbar toplumlarda var olduunu kabul etmekte, ama bunlara yalnzca snrl bir anlam tanmaktadr.65 Ehrenberg bu noktada daha da ileri gitmektedir: Nitekim agn tipi olguyu "bu haliyle genel, ama tarihi adan hibir yarar ve anlam olmayan insani bir zellik" olarak adlandrmaktadr! Kutsal veya by amacyla yaplan yarmay gz ard etmekte ve Yunan'a ilikin verilerin "folkloristik" yorumuna kar olduunu ilan etmektedir.66 Ehrenberg'e gre, yarma igds "hemen hemen hibir
60. Griechische Kulturgeschichte, herausgegeben von Rudolf Marx, III. 61. H. Schaefer, Staatsform und Politik, 1923; V. Ehrenberg, Ostund West, Studien zur geschichtlichen Problematik des Antike, Schriften der Phil Fak. d. deutschen Univ. Prag, s. 15, 1935. 62. Gr. Kult, g. III, s. 68. 63. A.g.e s. 93, 94, 90. 64. Yukarda. 65. A.g.e., III, s. 68. 66. A.g.e s. 65, 219.

yerde belirgin ve insanst bir toplumsal g haline gelmemitir."67 Ancak i iten getikten sonra, zlanda'daki paralel oluumlara dikkat etmi ve bunlara belli bir arlk tanmay kabul etmitir.68 Ehrenberg, agonal ilkeyi eski Yunan'daki kahramanlk dneminin hemen ardndan gelen dnemde younlatrma ve baz agonal zelliklerin yer yer kahramanlk anda da grld konusunda da Burckhardt' izlemektedir. Ona gre, Troya Sava btn itibariyle hibir agonal karakter tamamaktadr: Agn tipi unsurda bir karlk aranmasnn nedeni "sava faaliyetinin kahramanca edasn yok etmek"ten ibarettir. Demek ki agn tipi unsur, kltrn daha yeni bir aamasnn rn olarak ancak ikinci kertede "yeniden gelimekte"dir.69 Btn bunlar az veya ok, Burckhardt'n u zl sznn zerinde temellenmektedir: "Sava bilen bir halkn turnuvaya ihtiyac yoktur."70 Bununla birlikte gnmzde, sosyoloji ve etnoloji bu zdeyii, hi deilse uygarln arkaik dnemleri iin, tamamen rtmtr. Yarmann yalnzca tm Hellas' (Eski Yunan lemi) bir araya toplayan Olympia, Isthmus (Kstak), Delphoi ve Nemea'daki byk oyunlar esnasmda ve birka yzyl boyunca Yunan toplumunun hayati ilkesi haline gelmi olduunu kabul etsek de, srekli rekabet zihniyetinin bu dnemden nce ve sonra Helen kltrne daha az hkmetmi olduu doru deildir. Yunanllarn atletizm oyunlar, yzeysel bir incelemenin bunlar basit ulusal bayramlarla karlatrmaya izin verdii dnemde bile, sk skya dine bal kalmaya devam etmektedir. Pindaros'un zafer arklarnn tm, onun zengin kutsal iirinin iinde yer almakta ve bu iirden bize kalan yegne ksm meydana getirmektedir.71 Agn\m dinsel karakteri her yerde aa kmaktadr. Gen Ispartallann sunak nnde ac ekmek iin birbirleriyle yarmalar, yeryznn btn ilkel toplumlarnda rastlanan, erikinler topluluuna kabul trenlerindeki zorlu snavlarla zdeletirilebilir. Olimpiyat oyunlarnda galip gelen biri, soluuyla atasna hayati bir
67. 68. 69. 70. 71. A.g.e., s. 217. A.g.e., s. 69, 218. Burckhardt, a.g.e., s. 26, 43; Ehrenberg, a.g.e., s. 71, 67, 70, 66, 72. Burckhardt, a.g.e., s. 69; kr., Ehrenberg, a.g.e., s. 68. Jaeger, Paideia, I. s. 273.

g aktarabilmektedir.72 Yunan gelenei devlete, savaa ve hukuka ilikin yarlarla, g, bilgelik ve bolluk yarlar arasnda ayrm yapmaktadr. Bu ikili snflandrma, kltrn arkaik safhasnn agn tipi baz kalntlarn hl yanstyor gibidir. Bir yargcn nnde savunulan bir dava agn adn aldnda, bu, Burckhardt'n yorumunda olduu gibi,73 sonraki bir anlam yaktrmas deil, tersine, yzlerce yllk kavramlarn ilikisidir. Dava eskiden gerek bir agn'a.. Yunanllar, rekabetin mmkn olduu her alanda yarma dzenleme detine sahiplerdi. Panathenea ve Thesea bayramlarnda erkekleraras gzellik yarmalar yaplyordu. Symposia'larda ark syleme, bilmece sorma, uyank kalma ve ime yarmalar yaplyordu. Bu sonuncu tr msabakada bile, kutsallk alanyla olan iliki hi eksik deildir: Poluposia ve akratoposia, yani ok ve katksz ime olgusu Choen bayramnn bir parasyd. skender, Kalanos'un lmn, en iyi iiciler iin dl koyduu bir jimnastik ve mzik agon'uyla anmr: Bu yar boyunca otuz be yarmac lm, galibin de aralarnda olduu alts da yar bittikten sonra aym kadere uramtr.74 ok miktarda yemeye ve imeye dayal yarmalarla potlatch arasnda da bir ba grlr. Agn kavramnn ar dar yorumu, Ehrenberg'i Roma kltrne anti-agonik bir karakter tanmaya yneltir.73 Nitekim, zgr kiiler aras yarmalara burada pek rastlanmaz. Fakat bu, agn unsurunun Roma uygarlnn kuruluunda yer almad anlamna gelmez. Bunun yerine, burada olduka zgn bir olguyu meydana getiren ey, kiisel rekabete dayal yarmann yerini, ok erken dnemden itibaren bakalarnn arpmalarnn seyrine brakm olmasdr; ve bu amala adamlar tutulmutur. Hi kukusuz bu kayma, yarmalarn kutsallk karakterinin Romallarda zellikle salam kalm olmasna baldr. nk ikame eylemi, en eski geleneine zellikle ibadetle sahip olmutur. Gladyatr dvleri, hayvanlarla yaplan greler ve araba yarlar kleler tarafndan yapl72. 73. 74. 75. Pindare, Olymp., VIII, 92 (70). A.g.a, III, 85. Chares'e gre, bkz. Pauly VVissovva, s.v. Kalanos, c. 1545. A.g.e., s. 91.

masna ramen, bunlarn hepsi tamamen agn alanna mensuptur. Ludi yln belli gnlerindeki bayramlara bal deillerdi ve Ludi Votivi de ou zaman ller adna yaplan veya belli bT durumda tanrlarn hmm yattrmak iin adaklarn adand trenlerdi. Ayin dzenine ynelik en ufak hata veya en kk bir ihlal trenin tmn geersiz klyordu. Eylemin kutsal karakterini teyit eden yeni bir izgiydi bu. Basit bir kelime olan ludus'un*, sevinli ve zgr olma anlamnda artrd her eye ramen, Romallarn gladyatr dvlerini kanl, batl itikada dayal ve kleci yanlaryla birlikte belirtmeye her zaman yaram olmasnn byk nemi vardr. Bu olguyu nasl kavramalyz? Ehrenberg ve Burckhardt'm ortak yorumuna gre, Yunan toplumu, kltrnn arkaik ve kahramanlk dneminden sonra, ikincil olarak, egemen toplumsal ilke olan agonal aamaya ynelmitir, nk glerinin en iyilerini ciddi mcadelelerde tketmitir. "arpmadan oyuna"76 bir gei ve buna bal olarak bir yozlama meydana gelmitir. Ve uzun dnemde buna yol aan da, kukusuz agn unsurunun ne kmas olmutur. Ehrenberg'e gre agn, bouna ve yararsz karakteri iinde, sonuta u anlama gelmektedir: "Hayatn, dncenin ve eylemin btn ciddiyetinin ortadan kaldrlmas, her tr yabanc l karsnda kaytszlk, zafer kazanmak gibi bir ama dndaki her eye kar umursamazlk."77 Bu sonuncu szler kesinlikle bir doruluk payna sahiptir, ama olgularn birbiri ardna geli sras Ehrenberg'in kabul ettiinden farkldr ve her eye ramen, agn unsurunun kltr karsndaki anlamn farkl ekilde ifade etmek gerekir. Bu unsur "arpmadan oyuna" geiin sonucu deildir; "oyundan arpmaya" olan baka bir geiten de km deildir; "kltre varan bir yarma oyunu'ndan kaynaklanmtr. Bu oluum esnasnda, yarma kltrel hayat geici olarak istila etmi ve oyunsal, kutsal ve kltrel karakterini bir sre iin kaybederek saf bir rekabet atlm halinde yozlamtr. Birok
* Ludus (Lat.), oyun; o. Ludi. (.n.) 76. A.g.e., s. 80. 77. A.g.e., s. 96.

oyunsal biimin iinde icra edilen hemen hemen hl ocuksu bir oyun igds kavrayndan yola kmak gerekir, yani ritme, almakla, ztlamaya ve uyuma ynelik, doutan gelen yatknlklarn serpilebildikleri, kurala bal ve "gndelik hayattan" kurtulmu eylemlerden yola kmak gerekir. Bu igdye, bozulmu bir eref, liyakat, stnlk ve gzellik zihniyeti elik etmektedir. Btn mistik ve by alanlar, kahramanla ilikin alanlar ve mzikal, mantksal ve sanatsal alanlar bu soylu oyunun iinde biim ve ifade bulmaktadr. Kltr ne oyun olarak, ne de oyundan domaktadr, o, oyunun iindedir. Kltrn ztlamal ve agonistik temeli, bu kltrden nce var olan oyunun iinde yer almaktadr. Ve balang noktamza, Roma ludi'sine geri dnersek, Latince kutsal yarmalara oyun adn vererek kendini snrladnda, bylece bu kltr unsurunun zgl niteliini mmkn olduunca ak bir ekilde ifade etmitir. Her uygarln geliiminde, agonal ilev ve yap en ikar ve ou zaman da en gzel biimlerine, arkaik dnemden itibaren ular. Kltr malzemesinin daha karmak, dank ve geni hale gelmesi ve toplumsal, bireysel ve kolektif hayat ile retim tekniinin daha incelmi bir rgtlenmeyi bilir hale gelmesiyle birlikte, bir uygarln temeli, oyunla muhtemelen btn temasn kaybetmi olan kavram, sistem, kavray, doktrin, l, yapaylk ve rflerin istilasna urar. Kltr giderek daha ciddi hale gelir ve oyuna artk yalnzca ikincil bir yer verir. Agonal dnem geride kalmtr veya en azndan byle gzkmektedir. Bundan sonra, balca kltrel ilevlerin iindeki oyunsal unsurlarn dkmn izlemeden nce, eer aikr oyunsal biimler bir kez daha ele alnacak olursa -bunlara ilikin olarak, arkaik kltr ile oyunun ilikisini aka gstermeye altk- ilkel toplumsal hayat alannn, yeryznn tmnde, agonal karakterdeki kavram ve uygulamalara tamamen benzeyen bir btnn hkm altnda olduu gzlenecektir. Grne gre, bu yarma oyunu biimleri, sz konusu halklarn her birine ikin dinsel kavraylardan bamsz olarak domutur. Bu kimliin dolaysz aklamas, bizatihi hep ykselmeye hevesli olan insann doasndadr; bu ykselme dnye-

vi an ve stnlkte veya dnyevi unsurlar zerinde zafer kazanmakta yatar. Eer oyun kategorisi, gerekten bizim burada ele aldmz kltr olgularnn ilkiyse, o zaman u biimlerin arama kat snrlar koymak mantkl olmayacaktr: potlatch ve kula, karlkl arklar, hakaret dolu atmalar, meydan okumalar, kanl dvler vs. Bu temel karakter, eitli kltrel ilevlerin ayr ayr incelenmesine geip, ncelikle oyunun hukukla ilikisini incelediimizde, daha da ak bir ekilde ortaya karacaktr.

Oyun ve hukuk

Hukuk, yasa ve yarg alan ilk bakta, oyun alanndan ok uzak olarak gzkmektedir. Nitekim, hukuk ve yarg namna var olan her eye dinsel bir ciddiyet ve birey ile mensup olduu topluluun en hayati karlar egemendir. Hukuk, yarg ve yasa kavramlarm ifade eden terimlerin etimolojik temeli esas olarak, koymak, kurmak, iaret etmek, tutmak, benimsemek, semek, paylamak, bir araya getirmek, edeer klmak, balamak, almak, yerleik olmak fikirlerine veyahut dzen kavramna baldr. Bunlar, oyunu ifade eden kelimelerin ortaya ktklar semantik alanla aka ztlaan temsillerdir. Fakat biz, bir eylemin kutsal veya ciddi niteliinin oyun niteliini asla dlamadn kuku gtrmez bir ekilde saptamtk.

Hukuk ile oyun arasnda bir yaknln olabilirlii, davann, yani hukukun en mkemmel uygulannn -bunun ideal temelleri ne olursa olsun- geni lekte bir yarma niteliine brndn fark ettiimiz zaman kendini aka gstermektedir. Yarma fikri ile hukukun yaratlmas arasndaki baa, potlatch' tasvir ettiimizde deindik; nitekim Davy, potlatch kurumunu, hukuk tarihi asndan, ilkel bir anlamalar ve zorunluluklar sisteminin kkeni olarak incelemitir.1 Yunanllarda bir davann balangc taraflar arasndaki bir agn saylmaktadr; yani sabit kurallara tabi olan, belirgin biimler altnda cereyan eden ve iki rakibin bir hakemin kararna uyduklar bir mcadele biimindedir. Bir msabaka olarak kavranan bu dava, yakn tarihli bir gelime, kavramlarn baka bir balama aktarlmas, daha da kts, Ehrenberg'in muhtemelen inand gibi, kurumun bir yozlama aamas olarak kabul edilmemelidir.2 Hukuk alanndaki davann btn tarihsel evrimi, tam tersine, adli tartmaya zg olan kurall mcadele karakterinden kaynaklanmtr ve bu nitelik gnmze kadar varlm srdrmtr. Msabaka dendi mi, gndeme oyun gelir. Herhangi bir karlamann oyunsal karakterini reddetmek zere geerli bir neden bulunmadn daha nce grdk. Her topluluun adalet uygulamalarn srdrebilmek zere talep ettii u kutsallk alanna kadar yceltilmi olan oyunun ve msabakann nitelii, bugn bile, adli hayatn birok noktasnda ortaya kmaktadr. Adalet bir "avlu"*da datlmaktadr. Bu avlu, kelimenin tam anlamyla hieros kuklos'tur; yani Akhilleus'un kalkannda grlen ve davaya bakan yarglarn temsil edildii kutsal dairedir.3 Davaya baklan her yer, gerek bir temenos, gndelik dnyadan ayrlm ve snrlandrlm, kutsal bir alandr. Mahkemenin etraf ite byle evrilmekte (Felemenkede: men spant de vierschaar) ve sonra ona adalet datmas emri verilmektedir (Felemenkede: men bant haar vervolgens). Buras gerek bir sihirli ember, insanlar arasndaki allm mertebe farklarnn bir sre iin askya almd serbest bir alandr. Bu1. G. Davy, La Foi Juree. 2. Ost und Wast, s. 76, bkz., s. 71. *Franszcada cour. hem avlu, yani saha, hem de mahkeme anlamna gelir, .n. 3. Ilyada, XVIII, 504.

rada, geici bir sre iin, kimse kimseye zarar veremez. Loki, hakaret yarmasnn tehlikelerine atlmaya karar vermeden nce, bu msabakann cereyan edecei yerin "barn hkm srd byk bir alan"4 olduundan emin olmak istemitir. ngiliz Lordlar Kamaras, z itibariyle hep adalet datan bir mahkeme olmutur; bu balamda yvaalsack, yani aslnda bu konuyla hibir ilgisi olmayan Lord anslye'nin makam " teknik olarak Lordlar Kamaras evresinin d' saylmaktadr. Adalet datma ilemleri srasnda, "olaan hayat"n dna kan yarglar, cppe veya peruka takarlar. Acaba ngiliz yarglarnn bu uygulamalarnn etnolojik anlam aratrlm mdr? Bu uygulama ile XVII. ve XVIII. yzyllardaki peruka modas arasndaki ba, bana tali bir eymi gibi gelmektedir. Peruka gerekte, ngiltere'deki yarglarn eski alameti farikalar olan coif n devamdr. Coif, balangta kafaya yapan beyaz bir balkt ki, bugn perukalarn alt tarafndaki beyaz kenarlk bunu hatrlatmaktadr. Fakat yarglarn perukas, eski bir resmi detin kalntsndan daha fazla bir eydir. Bu perukann ilevi, ilkel toplumlarn dans maskelerinin ilevine ok benzemektedir. Perukay takan "baka bir varlk" haline gelmektedir. Britanya dnyas, kendine zg gelenek saygsyla, hukuk alanndaki ok eski baz zellikleri de korumaktadr. Davann zellikleri arasnda ok byk bir yer tutan spor ve mizah, zaten genel olarak adli hayatn esas zellikleri arasndadr. stelik, bu zellik Hollanda'da bile kamu vicdanna o kadar yabanc deildir. Amerikal iki kaaks, iki yasa dneminde, kendisini aramak isteyen gmrkye, be a good sport demiti. Hollanda vatanda da, adaletten bu sportif zihniyeti beklemektedir. Brabantl bir sank, bir polis memurunu kastl olarak ezmeye kalkt sulamasyla mahkemede yarglanrken5 yle demitir: "Hatta memuru kurtarmak iin sola yattm." Memur itiraz edince, sank yle karlk vermitir: "Drst ve sportif olunuz!"
4. Bkz. yukarda; kr. Jaeger, Paideia, s.147: "Die Dike (schafft) eine Plattform des ffentlischen Lebens, auf der Hoch und Gering sich als 'Gleiche gegenberstanden'. 5. Nieuwe Rotterdamsche Courant, 20 Haziran 1936, sabah nshas C.

Eski bir yarg bana yle yazmt: "Yarglama usulmzde yer alan baz blmlerin slup ve ierii, avukatlarmzn birbirlerini kant ve kar-kantlarla bunalttklar sportif hareketin ifadesidir (bu uygulamalar arasnda incelikli tarzlar da yok deildir): yle ki, avukatlarn zihniyeti bana birok kereler, her kant getirdiklerinde bir sopa diken ve bylece soktuu sopa says sayesinde galip gelmeye uraan u adat6 durumalarndaki hatipleri hatrlatt." Aralarnda pek fazla bir ba olmayan bu gzlemler, adaletin yerine getirilmesi ile oyun arasndaki esas ban kefine hazrlanmamza olanak vermektedir. Davann ilkel biimlerine geri dnelim. Yargcn nnde srdrlen yarglamada, her an ve her koulda kazanma arzusu o kadar ar basar ve ylesine bir sabit fikir haline gelir ki, agonal unsuru bir an iin bile unutmak mmkn olmaz. stelik, bu mcadeleye hkmeden kat kurallar sistemi, onu biimsel adan, kurala bal ztlamal oyunlarn erevesine tamamen yerletirir. lkel uygarlklarda hukk ile oyun arasndaki temel ba ayr vehe sunmaktadr: Dava bir talih oyunudur, bir yartr ve bir atmadr. Dava, hak olan ve olmayan eyi kabul ettirmek iin; kimin hakl, kimin haksz olduuna karar vermek iin; kimin kazandn, kimin kaybettiini belirlemek iin yaplan bir mcadeledir. Uygarlk dzeyi yksek toplumlardaki hukuk uygulamalarndan uzaklaarak, dikkatimizi uygarln daha az ilerlemi safhalarndaki toplumlarn ayn uygulamalarna yneltelim: "Kazanmak ve kaybetmek" kavramnn, yani katksz haldeki, kurala balanm mcadele kavramnn, topluluun bilincindeki "hak ve hakszlk" kavramn -yani etik ve hukuksal kavram- silip sprdn grrz. Adalet konusunda balangta yer alan bilince doru ilerledike, talih unsuru ile birlikte oyun unsuru da tamamen n plana geer. Khine danarak, tanr yargsna bavurarak, fal aarak, yani oyun araclyla karar verme kavramlarnn (nk sarslmaz karar yalnzca bir oyun kuralna dayanmaktadr) veya yargcn karar vermesinin henz tek bir btnn iinde yer aldklar bir fikirler lemiyle kar karyayz demektir.
6. Hollanda Dou Hint Adalarnda yerlilere uygulanan hukuk.

Tanrsal iradenin ne olduu, yani yakn gelecein ve mukadderatn ne getirecei Tanrdan gelen bir haber araclyla renilir. Kehaneti anlamak iin ansa bavurulur. Odunlar kaldrlr, talar atlr, kutsal kitabn sahifeleri arama bir bak konur. rnein Msr'dan k, XXVIII, 30'da, byk rahibin gsne urim ve tummim -bu eyler her ne iseler- konulmas ve bunlar yardmyla rahip Eleazar'n (Saylar, XXVII, 21) bir yarglama iine girimesi hkme balanmaktadr. rnein Saul, kendisiyle oul Yonatan arasndaki bir davay karara balamak zere fal almasn emretmitir (I, Samuel, XIV, 42). Kehanet, talih oyunu ve adalet arasndaki iliki burada olabildiince ak bir ekilde sunulmutur. Bylesine bir kehanet fal, eski Arap putataparl tarafndan da bilinmektedir.7 Acaba bu Zeus'u, arpmadan nce lmn kaderini kefelerinde tartarken grdmz lyada'ak kutsal teraziden baka bir ey midir? "Bir altn terazi kurdu baba tanr, bir kefeye [at terbiyecisi] Troyallann kara lmn kodu, bir kefeye [tunlarla kapl] Akhalarn kara lmn."8 Bu tart, Zeus'un yarglama ilemidir: dikazein. Tanrsal irade, kader ve talih kavramlar burada tamamen i ie girmitir. Adalet tartmaya yarayan terazi (Felemenke: weegschaal) -nk bu yklem kukusuz Homerosgil imgeye kadar uzanmaktadr-, kayg veren bir kaderi belirlemeye yarayan talih terazisidir (Felemenke: waagschaal). Burada henz, ahlki gerein bir zaferi, hakkn adaletten daha ar bast fikri sz konusu deildir. Akhilleus'un kalkannda tasvir edilen ve lyada'nn XVIII. arksnda betimlenen figrler arasnda, bir duruma da vardr; davaya bakan yarglar kutsal bir emberin iindedir. Ortada du chrusoio alanta, iki altn talanla (bir sikke ad) vardr ve bunlar en adil karar {diken) verenin olacaktr.' ki altn talanta\ ama acaba balangta, talanta hakkn tartld terazi olarak yorumlanmam mdr?10 Eer bu yorum doru olmasayd, hi kukusuz bir davadan
7. VVelIhausen, Reste arabischen Heidentumes, 2 Ausg. Berlin, 1927, s.132. 8. VIII, 69 vd. [Homeros, lyada, ev.: Azra Erhat-A. Kadir, Sander Yay., stanbul, 1981, 4. bask, s. 220]; XX, 209; XVI, 658; XIX, 223. 9. XVIII, 497-509. 10. airin burada, iki tarafn adalet terazisinin karlkl iki kefesine oturduklar es-

ok talih oyununa uyan kumar paras sz konusu olurdu. Yunanca dike (hukuk) kelimesi, katksz bir soyutlamadan daha somut kavramlara uzanan bir anlam yelpazesine sahiptir. Soyut kavram olan "hukuk" anlamnn yan sra, birine den pay veya verilen zararn tazminatm ifade edebilir: Taraflar dike vermekte ve almakta, yarg dike datmaktadr. Kelime ayn zamanda, davay, yargy ve cezay da ifade etmektedir. Werner Jaeger'e gre, bu durumda somut anlamn, istisna olarak, soyut anlamdan tredii kabul edilmelidir." Dikaios (hakkaniyet sahibi) ve dikaiosune (hakkaniyet) terimlerinin dike'den daha sonra olumu olmalar, bu grlere uymamaktadr. Adalet datma ile fal aarak karar verme arasndaki, daha nceden iaret ettiimiz ba, bizi Jaeger'in reddettii ve dikeyi dikein' den (atmak) treten etimolojiye ncelik vermeye yneltmektedir. Bunun birinci nedeni; nk branicede de tora (yasa, hukuk) ile fal amak (atmak), ekmek, bir kehanete yol amak anlamna gelen bir kk arasnda inkr edilemez bir iliki olmasdr.12 Paralarn zerindeki Dike eklinin, kimi zaman, Tykhea (belirsiz kader) ekline dnmesi de anlamldr. Bu tanna da elinde bir terazi tutmaktadr. Miss. Harrison yle der: "Bu ilahi ekiller ok sonralar 'bir araya getirilmi' deildir; ikisi de tek bir kavrayn rndr ve sonradan farkllamtr."13 Hukuk, fal ve ans arasndaki ilkel ba, Germanik toplumlarn gelerekleri arasnda da birden fazla ekilde gzlenebilir. Lot kelimesi bugn bile Felemenkede hem gelecekte olmas gereken eyi, birinin kaderini, aln yazm (Almancada Schicksal), hem de talihin maddi iaretini, rnein en uzun veya en ksa kibrit pn veyahut piyango biletini ifade etmektedir. Bu kabullerden hangisinin daha eski olduunu kesin olarak belirlemek mmkn deildir: Arkaik dncede bunlar i iedir. Zeus, tanrsal yarg terazisini elinde tutmakta; Aseler dnyann falma zar atarak bakmaktadr.14 Tanki bir temsil zerinde altn dnyorum; bu temsil daha sonra anlalamam ve talanta = para tutar imgesiyle ikame edilmitir. 11. Paideia, I, s.14. 12. Yukarda zikrettiim urim kelimesi de herhalde bu kkten tremektedir. 13. J.E. Harrison, Themis, s. 528. 14. Bkz. yukarda, Bl. II.

rlarn karar, bir g denemesinin veya silahl bir arpmann sonunda olduu kadar, oyun aletlerinin frlatlmasyla da ortaya kmaktadr. Kk hatrlanamayacak kadar eskilerde olan nedenlerden ve insan ruhundan tr, gelecek hl oyun ktlarna baklarak okunmaktadr. Silahl arpma, bazen zar oyununa elik etmektedir. Herullar ve Lombardlar arprlarken, iki tarafn kral da zar atar. Quierzy arpmasnda, Kral Thierry'nin adrnda da zar atlmaktadr.15 Tanr yargs dncesinin toplumlarn zihniyeti iindeki yerini tam olarak belirlemek kolay deildir. lk bakta, u ekilde tanmlamak mmknm gibi gzkmektedir: Tanrlar, bir smav veya atlan bir eyin ortaya kan sonucu araclyla, hakikatin hangi yanda olduunu veya ynn aa karmaktadrlar. Ama acaba bu, daha yakn tarihe ait bir yorum deil midir? Bizzat yar ve galibi belirleyecek olan oyun, hareket noktas deil midir? Talih oyununun sonucu, bizzat tanrlarn karardr. Bir kararname "oylarn eitlii halinde kuraya bavurulur" cinsinden bir hkm verdiinde, bugn bile byle olmaktadr. Aadaki gibi bir forml, ancak dinsel bilincin geliiminin ileri bir aamasnda ortaya kabilmitir: Hakikat ve adalet, zarlarn nasl geleceine bir tanrnn karar vermesi veya arpmadaki galibi belirlemesi olgusunda ortaya kmaktadr. Ehrenberg, "Laik yarg tanr yargsndan domutur" (Aus dem Gottesurteil envchst das weltliche Gericht)i6 diye yazdnda, bana tarihe uygun dmeyen bir kavram gelitiriyormu gibi gelmektedir. Olaylar tamamen baka bir ekilde sunmak daha doru olacaktr. Adalet datm ve tanr yargsnn ortak kkenleri, agonal bir kararn iinde yer almaktadr: Fal veya bir g denemesi nihai yargy belirlemektedir. Kimin yenip kimin kaybedeceini belirlemek iin yaplan mcadele, bizatihi kutsaldr. Eer bu mcadele ilhamm hak ve hakszla ilikin formle edilmi kavramlardan alyorsa, o zaman hukuk alanna kadar ykselir; eer tanrsal
15. Paulus Diacrus, I, 20; Fredegaire, IV, c. 27 (ss. rer, Merovv , II, s.131). Bu konuda bkz, adli kader denemesi, H. Brunner, Deutsche Rechtsgeschichte, 2. bask, II, s. 553 vd. 16. D/e Rechtsidee im frhen Griechentum, s.75.

gce ilikin pozitif kavramlarla aklanyorsa, bu durumda din alanna kadar ykselir. Ancak, temel olgu her halkrda oyundur. Adli atma, bazen bir yar (Felemenke: wedlop) ve bir gvence oluturulmas (Felemenke: weddenschap) biimine brnen bir msabakadr. Oyunsal terim olan wedde (Felemenkede bahis anlamna gelir), bizim kavraymzda giderek n plana gemektedir. Potlatch, ilkel bir adli ilikiler sistemine neden olur. Meydan okuma, bir anlamaya yol aar.17 Birok arkaik adli kurumda, potlatch'tm ve kabul edilen tanr yargsndan bamsz olarak, hak iin msabaka yaplr; yani belli bir duruma nazaran istikrarl bir konum olarak grlen bir karar iin msabaka yaplr. Otto Gierke, gemite, halk zihniyetindeki oyunlarn ifadesi olarak kabul edilen birok olguyu, herhangi baka bir aklama getirmeksizin, "Humor im Recht" (Hukukta Mizah) bal altnda toplamt. Adli tartma msabaka olarak kabul edildiinden bunlarn ounu doru olarak aklamak mmkn olur. Halk zihniyeti gerekten de oyun doludur; ama Gierke'nin kabul ettiinden daha derin ve daha ciddi bir anlamla ykl olarak. rnein, Germanik halklarn eski adli geleneklerinde, bir "marfee"nin18 veya bir toprak mlkiyetinin snrlar bazen bir yar veya bir baltann frlatlmas yoluyla belirlenmekteydi. Bir davay kimin kazanaca, ya gzleri balanm birinin bir kiiye veya bir eyaya dokunmas veya bir yumurtann dndrlmesi veyahut yuvarlanmas yoluyla belirlenmektedir. Btn bu rnekler, g denemesi veya talih oyunu yoluyla adli karar bal altnda toplanabilir. Arapada rehin kavramn ifade eden kelimenin kk (gara), kura ekmek, kurayla veya hedefe ok atarak kazanmak anlamna gelmektedir. Msabakann kar veya koca seiminde zellikle byk bir yer tutuyor olmas herhalde rastlant sonucu deildir. ngilizcede, evliliin tamamna erdirilmesi anlamna gelen wedding kelimesinin arkasnda, Felemenkenin bruiloft kelimesiyle ayn hukuk ve uygarlk tarihi gemii bulunmaktadr. Wedding'in kkeni bir anlamaya uyulmasn zorunlu klan simgesel rehin anlamna gelen wedde'ye
17. Davy, La foiJuree, s. 176, 126, 239, vs. 18. Kullanm bir toplulua ait olan topraklarn tm.
FSN/Homo Ludens

113

kadar uzanr.19 Bruilof, e elde etmek iin yaplan yar, yani bir anlamaya varlabilmesi iin gereken smav veya snavlardan birini hatrlatmaktadr.20 Danaidler bir yar sonunda kazanlmlard ve bu rnein tarihte bile taklitleri olmutur. Penelope'ye ilikin olarak da benzeri bir yar sz konusudur.21 nemli olan, yalnzca efsanede ve mitolojide yer alan bylesine bir eylemin tarihsel varlnn kantlanp kantlanamayaca deildir. Esas olan, e elde etmek iin yarma kavramnn var olmasdr. Etnologlara gre evlilik, "snava dayal bir szleme"dir, "a potlatch custom'"iT (bir potlatch deti). Mahbhrata'dz, Drupadi'nin taliplerinin gemek zorunda olduklar g gsterileri tasvir edilmektedir; Rmyana'da ise Sita'yla evlenmek isteyenlerin geecekleri snavlar belirtilmektedir; Nibelugenlied'de dl Brunhild olan g gsterileri terennm edilmektedir. Ayrca bunlarn, bir e elde etmek isteyenlere dayatlan g veya cesaret denemeleri olmas da gerekmez. Kimi zaman da zor sorularla adaylarn bilgileri yoklanr. Nguyen Van Huyen'in aktarmna borlu olduumuz, Annam'daki gen kz ve erkeklerin trensel bayramlarnda, bilgi ve hzl cevap yarmas geni bir yer tutmaktadr. Gen kzn bazen gen erkei gerek snavlardan geirdii de olur. Eddas gelenei iinde yer alan Alviss arksnda, e elde etmek iin yaplan bilgi yarmasnn bozulmu haline rastlamak mmkndr: Thor, eylerin gizli adlarm sylemesi kouluyla, kzm ok bilge bir cceye vereceine sz vermitir.22 imdi yarmadan, sz vermeyle sk bir ba iinde olan rehin vermeye geiyoruz. Bu rehin verme ilemi, adli usul iinde, u ekilde ortaya kabilmektedir. Davac taraf, hakkm "rehine koy19. Orta Felemenkede, evlenmek anlamna gelen bir vvedden de vardr: Hets beter wedden dan verbranden (yakmaktansa, evlenmek evladr). 20. Ayn ekilde, Anglo-Saksonca brijhleap, eski Kuzey dilinde brdhlaup, eski yukar Almanca brutloult. 21. Kr. J.E. Harrisson, Themis, s. 232. Frobenius'ta yer alan bir Nbya anlats rnek olarak alnabilir, Kulturgeschichte Afrikas, s. 429. * Metinde ngilizce, (.n.) 22. Fjlsvinnsmafde, motif daha da fazla bozulmua benzemektedir: Nitekim burada, bir e elde etmek iin tehlikeli maceralara atlan gen adam bakireyi koruyan deve soru sorar.

114

FSARKA/Homo Ludens

makta"dr (Felemenkede: wedt zijn rech); baka deyile, bir rehin (vadium) getirerek, rakibine meydan okumaktadr. ngiliz hukuku XIX. yzylda bile, wager (tam anlam, rehin verme) adn tayan iki medeni hukuk usuln uygulamay srdrmtr: Wager of battle ("arpma rehini" oluturulmas) ile herhangi birine adli dello teklif edilmekteydi; ve wager of law ("yasa rehini" oluturulmas) ile insan belli bir tarihteki masumiyetini yemin ederek kantlama ykmll altna girmekteydi. Bu yarg biimleri, uzun zamandan beri yrrlkten kalkm olmalarna ramen, ancak 1819 ve 1833'te tamamen iptal edilmilerdir.23 Eer dava bir rehin vermeyle balamsa, bu davaya katlanlar sonu zerinde bahse girerler.24 Adli bir karar zerine bahse girme ngiltere'de hl uygulanmaktadr. Anne Boleyn ve onunla birlikte sulananlar yarg nne ktklarnda, kralienin erkek kardei Rochford'un Tower Hail'da yapt gl savunma yle byk bir etki yaratmtr ki, beraat edeceine dair bire on bahse girilmitir. Habeistan'da, bir dava grlrken avukatlarn savunmalar ile tanklarn dinlenmesi arasndaki srede bahse girmek gerek bir meslekti.25 Bir davada oyun biimi gryoruz: Talih oyunu, yarma veya rehin verme ve szl ekime. Dava bu sonuncu biim altnda, uygarln daha ileri bir safhasnda, oyunsal karakterini tamamen veya ksmen, grnte veya gerekten kaybettikten sonra bile, tam anlamyla dava olarak kalmaya devam etmektedir. Konumuz asndan, en arlkl hukuki kantn deil de, en iddetli ve tutarl hakaretin belirleyici olduu szl ekimenin geerli olduu arkaik dnemi ele alacaz. Buradaki kurall oyun, hemen hemen tamamyla, iyi dzenlenmi hakaret ykl sylevlere ve rakibe stn gelmeye dayaldr. Daha nce, psogos, iambos, mfhare, mannjafrnor vs. 'ye ilikin olarak, eref ve prestijin korunmasna ynelik hakaret yarlarnn toplumsal kapsam sz konusu edildi. Az dalandan bir yarglama usul olarak hakaret yarmasna nasl geildiini aka belirlemek ok kolay deildir. Oyun ile kltr arasn23. Blackstone, Commentaries, yay. Kerr III, s. 337 vd. 24. Franszcaya evirenin notu: Bu weddenschap kelimesi Felemenkede, belirtildii gibi adaletin gvence koymas ve bahis anlamna gelmektedir. 25. Enno Littmann, Abessinien, Hamburg, 1935, s. 86.

daki ilikiler sorununun en dikkat ekici verilerinden biri olan Grnland Eskimolanndaki davul ve ark yarmalar incelendiinde bu durum aka ortaya kar. Burada, bugn bile, veya en azndan ok yalan bir gemie kadar, adalet datm adm verdiimiz toplumsal ilevin oyun alanndan veya doasndan henz tamamen syrlamad bir rnekle kar karyayz.26 Bir Eskimo bir dierinden ikyeti olduunda, onu bir davul veya ark yarmasna davet ederek meydan okur (Trommesatg, drum-match, drum-dance, song-contest). Kabile veya klan, bayramm gibi toplanr, herkes en iyi elbiselerini giyer ve nee iindedir. ki rakip, yanlarnda davullar olduu halde, karlkl olarak hakaret ykl arklar sylemekte, bu arklarla birbirlerine kar olan kt duygularn aktarmaktadrlar. Bu arklarda, ikyetin dayana olan itham, hiciv veya en adisinden iftira arasnda ayrm yaplmaz. arkclardan birinin, rakibinin kars ile kaynanasnn bir ktlk srasnda yedikleri tm insanlarn adlarm sayd bile olmutur! Olaya tank olanlar ok etkilenmiler ve hkrklara boulmulardr... arklara fiili tecavzler, hatta kt muameleler eklenmektedir: Rakibin yzne haprmak veya flemek, kafa atmak, azm zorla amak, onu bir adr kazna balamak: "Sank" btn bunlara iyi niyetle, hatta alayc bir glmsemeyle katlanmak zorundadr. Katlanlar arklarn nakaratlarna elik eder, alklar, taraflar tahrik ederler. Bazlar da uyur. Oturuma ara verildii sralarda, rakipler birbirlerine arkadaa davranrlar. Tek bir davann oturumlar yllar boyu srebilir; taraflar her seferinde yeni arklar yaratr ve kar tarafn yeni ktlklerini dile getirirler. Oturumlara katlanlar, sonunda kimin galip geldiine karar verirler. Bu karardan sonra, hasmlarn dost olduu veya yenik dmenin utanc yznden kaybeden tarafn kabileyi terk ettii durumlar ortaya kar. Bir kii, ayn anda birok davul yarna katlabilir. Kadnlar da bu yarmalara katlabilirler.
26. Thalbitzer, The Ammassalik Eskimo, Meddelelser om Grnland. b. 39, 1914; Birket Smith, The Caribou Eskimo's, Kopenhang, 1939; Knud Rasmussen, Fra Grnland tilStille Havet, l-ll, 1925-1926, The Netsilik Eskimo-, Report on Ihe Fifth Thule Expedition, 1921-1924, VIII, I, 2; Herbert Knig, Der Rechtsbruch und. SeinAusgleich beiden Eskimos, Anthropos, XIX-XX, 1924-1925.

Esas olan nokta, bu yarmalarn, uygulandklar kabilelerde adli karar yerine gemeleridir. Bu kabileler baka herhangi bir adalet datma yolu bilmez. ark yarmalar, bir uyumazl zmenin veya bir kamuoyu yaratmann yegne yoludur.27 Cinayetler bile bu yolla zlmektedir. ark yarmasnda zafer kazanldktan sonra, herhangi bir resmi tebligat olmamaktadr. Kadn konusundaki kavgalar, hemen her seferinde bu cinsten yarmalara yol amaktadr. Bununla birlikte, bu yarmalar adaleti yerine getirme arac olarak kullanan kabilelerle, bunlara yalnzca festival niteliinden tr bavuranlar arasnda ayrm yapmak gerekir. zin verilen iddet hareketleri farkl ekilde saptanmtr: Vurmak veya yalnzca balamak vs. Uyumazlklar, ark yarmalarnn dnda, bazen yumruklarla veya bedensel bir mcadeleyle zlmektedir. Demek ki burada, kurall bir mcadele biiminde ve ayn zamanda kelimenin tam anlamnda oyun olan ve adli bir ilevi yerine getiren toplumsal bir uygulamayla kar karyayz. Her ey glmeler ve keyif iinde gemektedir. Katlanlar keyiflendirmek sz konusudur. Igsiavik, "Bir dahaki sefere yeni bir ark besteleyeceim, bu ok keyifli bir ark olacak ve onu sylerken hasmm kaza balayacam,"28 demitir. Davul yarmalar, ortak yaamn balca elencesidir. Eer herhangi bir atma yoksa, benzeri yarmalar sadece zevk iin yaplacaktr. Bazen de bilmeceli arklar sylenmektedir -bu zellikle incelikli bir sanattr. Her trl kt hareketin -zellikle cinsel hayata ilikin olanlarn- cezalandrld hiciv ve mizah ykl adli oturumlar, davul yarmalarndan pek farkl deildir. Birok Germen lkesinin halk detleri arasnda bunlara rastlanmaktadr. Bunlar genelde keyifli olaylar olarak kabul edilir, ama kapsamlar bazen ciddi olmaktadr. rnein Rapperswil'deki genlerin "saugericht"inin29 kararlan, kentin Kk Meclis'inde temyiz edilebilmektedir.30
27. Birket Smith, a.g.e., s. 264'te, ark yarmalarnn Karibu Eskimolarnda yalnzca "basit bir intikam alma ya da huzuru ve dzeni salama amacnf gttkleri iin bu karaktere sahip olmadklarn sylediinde, "hukuki prosedr" ar kat bir ekilde snrlandrm olmaktadr. 28 Thalbitzer, V, s. 303. 29. iskorpit bal mahkemesi. 30. Stumpfl, Kultspiele, s. 16.

Potlatch, eski Araplarn bbrlenme ve hakaret yarmalar, mannjafnaor, Norve kin arklar, inlilerin msabakalar ve Eskimolann davul yarmalar; tm bunlarn aym alana dahil olduu aktr. Bu alann, en azndan balangta, terimin asl anlam iinde tanr yargs alam olmad da aktr. Tanrsal glerin gerek veya hakkaniyet lehinde karar vermeleri, bu cinsten uygulamalara olsa olsa tali olarak balanrlar; ama burada esas ve ncelikli olan nokta, kurall bir mcadelenin harekete geirdii karardr; yani bir oyunun iinde ve bir oyun araclyla ciddi konular alannda verilen karardr. zellikle, Araplarn bir hakemin nnde eref ve onur iin mcadele edilen nifr ve mnfareleri, Eskimolarn uygulamasna ok yakndr. Latincenin iurgium ve iurgo'sa da aym ekilde anlalmaldr. Bu kelimelerin birincisi, ius ve agere'dan treyen bir ius-igium biiminden gelmektedir; demek ki anlam "hak eylemi"dir bunu da litigium ("atma eylemi") ile karlatrmak gerekir. iurgium ayrca dava, adalet nnde eylem, aalayc sylev, karlkl olarak sylenilen hasmane szler, hakaret etme anlamlarna da gelmektedir; kelime, hak uyumazlnn henz bir hakaret yarmas karakteri tad bir aamay gstermektedir. Eskimolarn davul yarmalarnn nda Arkhilokhus gibi bir ahsiyet daha iyi anlalr; Arkhilokhus'un Lykambes'e ynelik iambes'leri, bu yarmalar vesilesiyle karlkl olarak edilen hakaretlere ksmen benzemektedir. Hatta, Hesiodos'un kardei Perses'e ettii beddu alar bu adan ele almak bile mmkndr. Jaeger, Yunan kamusal hicvinin yalnzca ahlki bir vaaz veya kiisel bir kinin tatmini kapsamnda olmad, ayn zamanda toplumsal bir ileve sahip olduu zerinde srar etmektedir.51 Biz ise, hibir yanlma kaygsna dmeden, bu ilevin Eskimo davullarna ait olduunu iddia edebiliriz. Zaten klasik uygarln oktan parlad sralarda, iddianame ile hakaret yarmasnn i ie olduu aama henz alm deildi. Atina'nm en grkemli dnemindeki adli hitabet, her zaman, btn hilelere ve ikna etmeye ynelik tm yntemlere izin veren bir beceri yarmasnn damgasn tamaktayd. Mahkeme ve meclis, ikna sanatnn ayrcalkl uygulama yerleri saylmaktayd. Bu sanat;
31. Paideia, s.169.

savan, haydutluun ve tiranln iddetiyle birlikte, Platon'un Sofistler'indeki kiilerin tanmlamaya uratklar "insan av"n meydana getirmekteydi.32 Sofistler, haksz bir davay hakl gsterme sanatm para karlnda retmekteydiler. Gen bir politikac, det gerei, kariyerine, rezalet kartm bir davada yapt ithamla balamaktayd. Roma'da, rakibi mahkemede haksz kartmak zere kullanlan btn yntemler, uzun sre meru saylmtr. Mahkemelerde matem kyafetleri giyilmekte, i ekilmekte ve hkrlmakta veya devletin selameti iin grltl bir ekilde yakanlmakta, mahkemeyi etkilemek iin ok sayda "desteki" getirilmekte, ksacas imdi de ara sra yaplan her ey yaplmaktayd.33 Stoaclar, adli hitabetin iinden bu oyun niteliini ayklamaya ve bu uygulamay kendilerinin hakikat ve saygnlk konusundaki kat llerine uygun hale getirmeye almlardr. Fakat, bu yeni tutumu uygulamaya sokmaya ilk kalkan kii olan Rutilus Rufus, davasn kaybetmi ve srgne mahkm edilmitir.

32. Platon, Sofistler, 222 C.D. 33. Ciceron, De oratore, I, 229 vd. Hauptmann davasnda Kitab- Mukaddes'e el basan, Amerikan bayran dalgalandran avukat; veya sansasyonel ar ceza davasnda psikiyatrik muayene raporunu yrtan Hollandal meslekta bir dnlsn. Kr. Littmann'n Habeistan'daki bir davaya ynelik olarak aktardklar: "Davac ikyetini, zenle hazrlanm ve ustaca bir sylev halinde ortaya koyar. Mizah, hiciv, duruma uygun halk deyileri, ekici szler, ineleyici imalar, iddetli bir ton, souk bir kmseme, ifade dolu mimikler ve bir sre sonra da tiz ve tahrik edici ulumalar... btn bunlar itham desteklemeye ve rakibin kaybetmesine yneliktir."

Oyun ve sava

arpmay bir oyun olarak adlandrmak, bizzat arpma ve oyunu ifade eden kelimeler kadar eski bir syleyi biimidir. Bylesine bir tanm, dar anlamda bir metafor olarak m kabul edilmelidir? Bu soruyu daha nce sorduk1 ve olumsuz cevaplandrlabileceini dndk: Oyun ve arpma kavramlar, ou zaman fiilen i ie girer. Kstlayc kurallara tabi olan her mcadele, bu snrlandrmadan tr zaten bir oyunun biimsel zelliklerini tamaktadr; zellikle youn, enerjik ve ayn zamanda son derece aikr ve ilkel bir cins oyun sz konusudur. Yavru kpekler ve ocuklar, iddet kullanmn snrlandran kurallara uyarak, "elenmek iin" dvmektedirler. Ancak, oyunun izin verdii snrn, kan dkmeyi veya hat1. II. Blm.

ta lmcl darbeyi dta brakmas gerekli deildir. Ortaa turnuvalar, hi tartmasz bir arpma taklidiydi, yani bunlar bir oyundu; fakat en eski biimi altnda, tam ve mutlak bir ekilde "hissedilmi" ve tpk Abner ve Joab gibi gen savalarn "oyun"unda olduu zere, lmle sonulanmaya kadar varmtr. Kltrel ilev olarak arpma, her zaman snrlandrc kurallar varsaymakta, oyunsal bir niteliin kabuln belli bir noktaya kadar talep etmektedir. Nispeten daha yalan dnemlerde bile, sava bazen aka oyunsal bir biime brnmekteydi. Brtanya'da 1351'de cereyan eden nl Otuzlar arpmas, kaynaklarda belki de zel olarak oyun biiminde tasvir edilmemitir, ama tamamen bir msabaka oyunu izlenimi vermektedir. 1503'te on talyan valyesiyle on Fransz valyesinin boy ltkleri Disfida di Barletta' iin de ayn eyleri sylemek mmkndr. Arkaik ya da romantik ve barbar bir fikirler alannda, kanl arpma, trensel ekime ve arpma taklidi de balangtaki oyun kavrayma dahildir, nk bunlarn hepsi de kurallara tabidir. Sava, yelerinin birbirlerini karlkl olarak eit veya hi deilse hak dzeyinde eit olarak kabul ettikleri bir evre iinde cereyan ettii srece, bir kltr ilevi saylabilir. Eer, insan olarak kabul edilmeyen, veya "barbarlar", "eytanlar", "putataparlar", "sapknlar" olarak adlandrlarak insan haklarndan yoksun kabul edilen gruplara kar bir arpma sz konusuysa, bu arpma ancak, bir grubun kendi erefini kurtarmak iin kendiliinden snrlama getirmesi halinde "kltr" snrlar iinde yer alacaktr. ok yakn bir gemie kadar, uluslararas hukuk buna benzer snrlamalara tabi olmutur ve bu snrlama savan kltr iine dahil edilme eiliminin bir gstergesidir. Sava hali bir yandan bar halinden, dier yandan da sua ynelik iddetten zellikle ayrlmtr. Savaan taraflarn zerinde, yelerini "insan topluluu" sayan ve "insanlar" olarak davranma haklan ve iddialaryla donanm bir cemaatin var olduu fikri ortaya kmtr. Savam kltrel ilevinin, dolaysyla oyunsal ilevinin son kalntlarn ilk yok eden, "topyekn sava" teorisidir. Agn w bizatihi her zaman oyunsal bir nitelik tad konu* Barletta Meydan Okumas, (.n.)

>

sundaki kanaatimizden yola karak, savan hangi lde topluluun agonal ilevi olarak kavranabilecei sorusuna varrz. Genel olarak, ok sayda arpma agonal olmadklar iin dta braklabilir. Modern sava geici olarak bir kenarda brakacaz. Ani saldrlar, pusular, yamalama seferleri, katliamlar; btn bu arpma biimleri agonal trden bir savata kullanlabilir nitelikte olsalar dahi bizatihi agonal saylmazlar. te yandan, bir savan siyasal amac -fetih, boyun edirme, baka bir halka egemen olma- msabaka alannn dnda yer almaktadr. Sz konusu taraflar birbirlerini karlkl olarak, zerinde hak sahibi olduklar bir ey iin arpyor olarak kabul ettikleri andan itibaren agonal unsur devreye girer. Nadir bir olaslk olarak, savama iradeleri saf bir tamahkrlktan kaynaklanyor olsa bile, mcadele kendini onlara kutsal bir dev, eref veya dl sorunu biiminde sunar. Gelimi kltrel koullarda, atmay hazrlayan devlet adamlar tarafndan bir iktidar sorunu haline getirildii durumda bile, maddi bir gce ulama arzusu ou zaman, iftihar, an, prestij ve stn gzkme niyetlerine nazaran ikincil kalmaktadr. Genel anlamda an terimi, antikadan gnmze kadar olan btn byk fetih savalarna ekonomik gler ve siyasal hesaplara ilikin herhangi bir dahiyane teoriden ok daha geerli ve gereki bir aklama salamaktadr. Modern sava yceltmeye ynelik ne yazk ki ok iyi bildiimiz genel eilimler, aslnda sava kutsal an salamak zere tanrlardan gelen bir emir sayan ve dmanlarn yok edilmesine dayanan Asur-Babil kavraynn tekrarndan baka bir ey deildir. Baz eski arpma biimlerinde, mcadelenin bir paras olan oyunsal karakter en dolaysz ve en ho ekilde ifade edilmektedir. Yarglamann, fal amann, talih oyunlarnn, bahislerin, tahriklerin, dvlerin ve tanrsal kararlarn tek bir kavram alannda birbirlerine yakn olduklar kltr dzeyinde, -daha yukarda gstermeye altmz zere- savan da doas itibariyle tamamen bu erevenin iinde yer almas gerekiyordu. Zafer veya yenilgi snamas yoluyla kutsal deeri olan bir karar tanrlardan elde etmek zere sava edilmekteydi. Tanrlarn bu karar vermeleri kura ekerek veya birbirleriyle sz veyahut silah dzeyinde len glerin s-

nanmas yoluyla kkrtlabilir. Bu sonuncu olaslkta, tanrlarn iradesi dier klarda olduu kadar abuk ortaya kmaktadr. Ordale (ngilizce: Ordeal, Felemenke: Oordeel) kelimesi, tanrsal gle olan zel bir ilikiyi ifade etmemektedir: Kurala bal biimlere uygun olarak salanan her karar, tanrsal glerin verdii bir karardr {oordeel). Tanr yargs gibi teknik bir kavram, mucizevi gcn belirgin kantlarna ancak ikincil olarak balanmaktadr. Bu ilikiyi iyi anlayabilmek iin, sonuta hukuki, dinsel ve siyasal alanlara ilikin bugn yaptmz kavramsal ayrmlar dikkate almamak gerekir. Bizim "hukuk" dediimiz ey, arkaik bak asndan "tanrsal irade" veya "aikr stnlk" olarak adlandrlabilir. Fal, mcadele ve hitabet, ayn sfatla, tanrlarn iradesini "kantlama yollan"dr. arpma, tpk kehanet veya mahkeme nnde yaplan savunma gibi, bir yarglama biimidir. Fakat, her karara ikin olan kutsal anlam hesaba katldnda, arpma sonuta bir kehanet olarak yorumlanabilir.2 Yarglamadan talih oyununa kadar uzanan, birbirine indirgenemez kavramlar btn, arkaik kltrlerdeki teke tek arpmalm ilevi iinde en arpc biimiyle ortaya kmaktadr. Bu cins arpma, eitli amalara ynelik olabilir. Genel arpmann balangc veya ona elik eden bir unsur olarak, bireysel aristeia'y kantlamaya ynelik olabilir; bu aristeia airler ve vakanvisler tarafndan yceltilmitir ve tarihin btn alanlarnda var olduu bilinmektedir. Muhammed'in Kureylileri yendii Bedir savandaki teke tek arpmalar rnek olarak verilebilir. savadan oluan bir grup, dman saflarndaki benzeri bir gruba meydan okur. arpmaclar kendilerini takdim ederler ve her biri karsndaki rakibin niteliklerini kabul eder.31914-1918 Dnya Sava srasnda, aristeia, nl pilotlarn hasmlarn tahrik amacyla uaklarndan attklar pusulalarla canlandrlmt. Teke tek arpma, ge2. Felemenkenin oorlog (sava) kelimesinin balangtaki kavran pek ak deildir, ama her halkrda, muhtemelen kutsallk alanna aittir. Oorlog kelimesine denk den eski Germanik terimler, arpma, kader, birine "tahsis" edilmi ey, ykmllklerin yeminle ifade edildikleri durum anlamlar arasnda gidip gelirler; ancak, her durumu ifade eden tek bir kelimeyle kar karya olunduu kesin deildir. 3. Bkz. Wakidi, yay. VVlIhausen, s. 53

lecekteki genel arpmann sonucu hakkndaki kehanetin yerine de geebilir. Bu biimiyle hem in hem de Germen uygarl tarafndan bilinmekteydi. arpmadan nce, en yavuz savalar dman tahrik ederler. "arpma, kaderi snamaya yarar. lk silahl vurumalar etkin kehanetlerdir."4 Ancak, teke tek arpma genel arpmann yerine de geebilir. spanya'da, Vandallarla Alamanlar arasndaki sava srasnda, uyumazlk teke tek bir arpmayla zlmtr5; demek ki, bu arpma bu rnekte nclk yapmamakta, genel arpmann yerini tutmaktadr, yani baka bir ifadeyle, taraflardan birinin kesin stnln agonal biim altnda teyit etmektedir. Bir iddiann daha gl olduunun bu kant, aym zamanda onun daha iyi olduunu da gstermektedir: Tanrlarn ltfuna mazhar olduu iin, hakll temsil etmektedir. te yandan, genel arpmann yerine teke tek mcadelenin gemesi, ilk dnemlerden itibaren, gereksiz kan dklmesinin engellenmesi olarak kabul edilmitir. Daha Quierzy-sur-Oise savanda, Merovenj kral Thierry'nin savalar yle aklamlardr: Tek bir adamn lm, btn bir ordunun kaybndan evladr.6 Ortaan balarnda, anl ve trensel, kurallar en ince ayrntsna kadar nceden saptanm ve iki senyrn veya iki kraln "kavga'Tarn zecekleri teke tek arpmalar ne zaman sz konusu olsa, zellikle ileri srlen gereke, "Hristiyan kannn akmasn ve halkn yok olmasn nlemek"7 idi. Fakat, hukuki bir uyumazln bu ekilde meru bir tarzda zldne ilikin eski fikir, gene de, bu olduka srekli detin iine kk salm durumdadr. Bu det, uzun sredir, uluslararas alanda yararsz ve gstermelik davranlar sergilemekten baka bir ey deildir artk, ama, bu tarza olan ballk ve uygulanmasndaki ciddiyet, kkeninin kutsal karakterini gstermektedir. Charles-Quint, I. Franois'ya kar iki kez usulne uygun olarak meydan okumutur8 ve bu sonuncu rnek olmayacaktr.
4. Granet, Civilisation, s. 313; kr., De Vries, Altgerm. Rel. Gesch. I, s. 258. 5. Grgoire de Tours, II, 2. 6. Fredegaire, I, IV, c. 27, MG. SS. rer. Mer, II, 131. 7. Bkz. Huizinga, Dedin du moyen ge, 1935, s. 134. 8. Zikredilen kaynaklarn dnda ayrca bkz., Erasme Schets Erasme de Rotterdam, 14, VIII, 1528, Ailen, no. 2024, 38 vd., 2059, 9.

Genel arpmann yerini tutan teke tek mcadele, bir hak uyumazln zen adli dellodan pek o kadar da farkl deildir. Adli dellonun ortaa yasa ve rfleri iindeki nemli yeri bilinmektedir. Adli delloyu H. Brunner9 ve dierlerinin dedii gibi bir tanr yargs olarak m, yoksa R. Schrder'in10 dnd gibi snamaya dnk bir olgu olarak m grmek gerektii nemini yitirmektedir. Gerekte ise, bir uyumazln adli dello ile zlmesi Anglosakson yasalar iinde yer almaz, bu uygulama bu lkelere Normanlar tarafndan getirilmitir; buna karlk tanr yargs uygulamas ngiltere'de ok yaygmd. Bu durumda, adli delloyu, tanrlarn iradesini ortaya koyduu lde hakll kantlanan kutsal bir agn olarak ele almak gerekir. Bazen lmle sonulanyor olsa bile,11 adli dello daha en bandan itibaren biimsel yann ne karma ve bylece oyunsal izgilerini vurgulama eilimindedir. Adli dellonun kiralk bir silahre yaptrlma ihtimali bile, bu arpmann trensel niteliine dayanr; nk kutsal bir eylem, ikameye izin verir. Ayn ekilde, kabul edilen silahlara getirilen snrlama ve eitsiz gteki savalara eit ans vermek zere konulan engeller -rnein, bir kadmla arpmak iin bir ukura giren adam gibi-, silahl oyun kategorisine dahildir. Ortaan sonunda, adli dello genelde byk zararlara yol amadan srmektedir ve bir cins sportif faaliyet haline gelmi gibidir: Bu noktaya geldikten sonra, oyunsal biimlere doru bir kaymann m, yoksa ciddiyeti ve kan dkmeyi zaten kapsayan bir oyun karakterinin gelenek iinde yer almasnn m sz konusu olduunu ayrt etmek gleir. Sonuncu trial by bale (adli dello), 1571 'de Court ofCommon Pleas'da* grlen kiisel bir davarm zlmesi kastyla, Westminster'deki Tothill Fields'de bu amala dzenlenmi 60 feet'lik bir alanda yaplmtr. arpma gnein douundan ilk yldzlarn ortaya kmasna kadar srecektir, fakat -Karolenj fermanlarnda
9. H. Brunner, C. Von Schvverin, Deutsche Rechtsgeschichte, II, 1928, s. 555. 10. R. Schrder, Lehrbuch der Deutschen Rechtsgeschichte, 5, s. 89. 11. Bkz. Huizinga, Dedin du moyen ge, s.138 vd. * ingiltere'de o dnemde halkn yargland mahkemeler. Soylular ise, mahkemede deil, eitleri olan dier soylular tarafndan yarglanmaktaydlar, (.n.)

hkme balanm olduu gibi- kalkan ve grzle arpan taraflardan biri "korkun kelime" olan ermen' syleyerek, yenildiini kabul edince sona ermitir. Blackstone'un deyiiyle, btn tren "baz krsal atletik elencelerle yalan bir benzerlik" iindeydi.12 Eer adli dello ve hkmdarlarn tamamen kurmaca olan dellolar salam bir oyunsal unsur ieriyorsa, bugn hl birok Avrupa halk tarafndan bilinen, yaygn dello iin de ayn ey geerlidir. Kiisel dello, eref yaralarnn intikamn almaktadr. Hakaret ve intikam gibi iki kavram, genel toplumsal ve psikolojik anlamlarndan ayr olarak, zellikle arkaik kltr alanna aittir. Bir kimsenin haysiyeti aikr olmaldr ve eer bu aikrlk tehlikeye girerse, bu durumda onu agonal eylemlerle korumak ve gvenceye almak gerekir. Bu kiisel erefin tannmasnda; hakkaniyet, gereklik ve dier etik ilkeler tabam hesaba katlmaz. Yalnzca, oyuna bal olan toplumsal erdem tartma konusudur. Kiisel dellonun adli dellodan kaynaklanp kaynaklanmad sorununu burada bir yana brakabiliriz. Bu biimler, z itibariyle ayndr: Hukuku ve gc kapsayan ilkel deer olan prestij amacyla dnyevi rekabete benzerler. ntikam, bazen bu duyguyu uyandrabilen yoz, caniyane veya hastalkl niyetlere ramen, eref duygusunu tatmin etmektedir. Dike (adalet) figrn, Tychea (Talih) figrnden ayrmann her zaman mmkn olmadn nceki blmlerde grdk. Dike figr ayn zamanda, eski Yunan kutsal metinlerindeki Nemesis (ntikam) ile de karmaktadr.13 Dello ayrca, yargsal bir kararla olan temeldeki zdeliini de u anlamda ortaya koymaktadr: Dello, kuralna uygun cereyan etmi olmas halinde, tpk teke tek arpmada olduu gibi, kurbann ailesine kan davas gtme zorunluluu getirmez. Askeri aristokrasinin egemenliinin fazlasyla belirleyici olduu dnemlerde, kiisel dello en kanl biimlere brnebilmektedir: Balca hasmlar ve tanklar, bylesi bir durumda, ellerinde tabanca, at stnde boy lr. XVI. yzylda Fransa'da benimsenen usul byleydi. ki soylu bay arasndaki nemsiz bir uyumaz12. Commentaries on the Laws of England, yay. R.M. Kerr, III, s. 337 vd. 13. Harrison, Themis, s. 528.

lk uruna alt ya da sekiz kiinin kan akmaktayd. Tanklarn arpmaya katlmalar bir eref zorunluluuydu. Montaigne, III. Henri'nin gzde adam ile Guise Kona'na mensup senyr arasnda geen bu trden bir delloyu anlatmaktadr. Richelieu bu deti yasaklamtr, ama dello XIV. Louis'nin saltanat dneminde hl kurban almaktadr. te yandan, gene sradan dellonun zndeki kutsal nitelie uygun olan baka bir izgi de, mcadelenin ldrme amac tamad durumlarda, kan akmasn erefin temizlenmesi saymaktr. Modern Fransz dellosu da, genelde yaralamayla sona erdiinde, ciddi geleneklerin gln biimde gevetilmesi saylmamaldr. Dello z itibariyle trensel bir oyun biimidir, snr tanmayan bir fke annda aniden indirilen lmcl darbenin kurala balanmasdr. Dellonun yapld yer oyunsal bir alandr; silahlar birbirlerinin tamamen ayn olmak zorundadr; dellonun balangc ve bitii bir iaretle belirtilir; ka el ate edilecei veya ka kl darbesi indirilecei hkme balanmtr. Kan akmas, erefin temizlenmesi iin kendi iinde yeterli bir kouldur.

Gerek savataki agonal unsuru deerlendirmek gtr. Kltrn en ilkel aamalarnda bu unsur, kabileleraras savalarda veya teke tek vurumalarda agonal olmayan biimlere yerini terk etmi gibidir. Yama seferleri, cinayetler, insan avlan; alk, korku, dinsel dnceler veya kana susamlk gibi nedenlerden tr hep uygulanmtr. Sonu olarak sava kavram, ancak istisnai ve ciddi bir genel husumet durumu bireysel kavgalardan ve belli bir noktaya kadar da aile ekimelerinden farkllat zaman ortaya kabilmitir. Bylesine bir ayrm, sava yalnzca kutsalln deil, aym zamanda agonal alann iine yerletirir. Sava bylece dinsel bir dava, genel bir g karlamas ve kader belirleyici bir dzeye ykselmitir; ksacas, hukukun, kaderin ve prestijin i ie girdikleri bir alana dahil olmutur. Bylece eref alannda yer alr, kutsal bir kurum haline gelir ve bu niteliinden tr, kabilenin sahip olduu tm manevi ve maddi sslere brnr. Bu durum, savan artk her adan, bir eref kodunun kurallanna uygun olarak ve dinsel

bir eylem biimi altnda yrtld anlamna gelmez. Kaba iddet hl geerlidir. Ancak, sava kutsal bir dev ve eref vehesi altnda dnlmektedir ve az ok bu ynelim tarafndan talep edilen biimlere gre cereyan etmektedir. Bu anlaylarn, savam yrtlmesi zerinde ne kadar etkili olduunu belirlemenin gl srmektedir. Bu byk arpmalara ilikin olarak tarihsel kaynaklardan gzel bir slupla rendiimiz her ey, o a yaayanlarn veya daha sonraki tarihlerde yaayan yllk yazarlarnn edebi baklarna dayanmaktadr; rnein destan, menkbe veya kroniklerdeki durum byledir. Oyunda nemli lde bir betimleyici idealletirme ve kahramanla ilikin romantik kurmaca vardr. Fakat, savam ahlki ve dinsel alanda yceltilerek soylulatrlmasna ynelik tm bu abalarn tamamen kurmaca olduklarn veya savan gzelletirilmesinin yalnzca gaddarl gizlemeye yaradm dnmek hakszlk olur. Durum byle olsa bile, trensel bir eref ve erdem oyunu olarak kabul edilen arpma kavram valyelik fikrine, yani sava soyluluk dncesine yol amtr. Bunun dnda, uluslararas hukuk da, valyelik devleri ve saygnl fikrine bal olarak gelimitir. Ve katksz insanlk kavramm valyelik ile uluslararas hukuk eklindeki bu iki ilke beslemitir. Farkl uygarlklar ve dnemlerde yaplacak aratrmalar savan agonal, yani oyunsal unsurunu aa kartacaktr. Her eyden nce, tam bir kant yerine geebilecek bir zellik: ngiliz dili hl to wage war, tam anlam olarak, sava iin "bahse girmek", arpma msabakas yapmaya tahrik etmek, arpmada simgesel bir rehin koymak ifadesini kullanmaktadr. te Yunan tarihinden alnma iki mek. Rivayete gre, M VII. yzylda, Euboia (Eriboz) adasnn iki kenti Khalkis ile Eretria arasndaki sava, tamamen bir msabaka biimi altnda yrtlmtr. arpma kurallarm hkme balayan resmi bir anlama Artemis tapmana konulmutur. arpmann yeri ve zaman bu belgede belirtilmitir. Mzrak, ok, sapan gibi her trl frlatlan silah yasaklanm, yalnzca kl ve kargya izin verilmitir. kinci rnek daha iyi bilinmektedir. Yunanllar Salamis zaferinden sonra, dl datmak zere Isthmus'a gitmilerdir; en baarl savalara

verilen bu dller aristeia adn tamaktadr. efler, bir birinci, bir de ikinci aday belirleyerek, oylarn Poseidon Tapma'nm sunana brakmlardr. Her ef birincilik oyunu kendisine vermi, fakat ou ikincilii Themistokles'e yneltmi, o da bylece oy okluunu salamtr; ancak karlkl kskanlklar bu kararn onaylanmasn engellemitir.14 Herodotos, Mykale Sava'n anlatrken, Hellespontus ile adalarn Perslerle Helenler arasndaki msabakann (aethla) dl olduunu aklar; ama bu herhalde o dnemin yaygn bir metaforudur. Herodotos'un, savataki yarma kavramnn deerine ilikin kukulan olduu aka ortadadsr. Heredotos, Pers imparatoru Khshayarsha'nu (Yunanca: Kserkses) saraynda toplandn hayal ettii sava kurulunda, Mardonius'un Yunanllann aptallklar konusunda knayc szler sarf ettii kansndadr. Mardonius'a gre, Yunanllar kendi aralanndaki savalar trensel bir ekilde ilan etmekte, sonra kazanann da kaybedenin de zararna olacak bir ekilde, byk ve dz bir arpma alan bulmaya almaktadrlar. Uyumazlklarm tellallar veya eliler araclyla zmeye alrlar, ama eer arpma kanlmaz hale gelirse saldrlara kar en iyi korunacaklan bir yer bulmaya alrlar.15 yle grnyor ki, soylu veya valyece savan tasvir edildii ve yceltildii hemen her yerde, bu cins arpmayla taktik veya stratejik stnl kar karya getiren eletiri ortaya kmaktadr. Bu adan, in verileri ile ortaa Avrupas'ndaki veriler arasnda grlen benzerlik arpcdr. ef arpmadan erefine eref katarak karsa zafer sz konusu olabilir -in'de feodal dneme ilikin savalar, Granet tarafndan byle tasvir edilmitir.16 Bu eref art, elde edilen stnlkten veya ar bir yarar salanmasndan daha ok, gsterilen lmllktan kaynaklanmaktadr. Tsin ile Ts'in adlarndaki iki senyr, ordularn arpmakszn sava durumuna getirmilerdir. Gece olunca, Ts'in'in bir habercisi gelerek, Tsin'i hazr olmas iin uyanr: "Her iki tarafta da yeteri kadar sava var. Sizi yann afakta arpmaya davet ediyorum." Fakat, Tsin'in adamlar,
14. Herodotos, VIII, c.123-125. 15. IV, c.101; VII, 96. 16. Civilisation, s. 320-321.
F9N/Homo Ludens

129

habercinin ses ve baklarndan bir kararszlk okunduunu fark etmilerdir. Ts'in oktan kaybetmitir. "Ts'in'in ordusu bizden korkuyor, kaacak! Dman nehre doru srelim! Onu kesinlikle yeneceiz." Ancak, Tsin'in ordusu kprdamam ve hasm da rahat rahat vaziyet alabilmitir. nk eref, u neriye uyulmasn gerektirmektedir: "l ve yarallar toplamamak insanlkddr! Saptanan zaman beklemeden dman gafil avlamak alaklktr."17 Ve galip gelen, arpma alanna bir zafer ant dikilmesini tevazuyla reddeder: Bu ancak, birer erdem abidesi olan eski krallar gklerdeki dmanlarla arpp, ktleri cezalandrdklar zamanlarda geerliydi, "ama burada sulular deil de, yalnzca lme kadar sadk kalmaya yemin etmi olan baml kiiler var. Bu bir zafer antn hak eder mi?" Bir ordugh ina edilirken, kamp zenle baz gksel blgelere (drt ana cepheye) yneltilmekteydi. Eski in'de askeri bir kampn nasl ina edilecei tamamen kurala balanmt ve kutsal bir nitelik tamaktayd, nk cennet modeline gre kurulmu imparatorluk saraynn bir benzeri olmak zorundayd. Bu cinsten ayrntlar, btn bunlar kuatan kutsallk alann aka ifade etmektedir.18 E Mller ve dierlerinin kabul ettikleri zere, Roma askeri kampnn, yaps itibariyle, kutsal kkenleri olup olmadm belirleme sorununu bir yana brakacaz. Yavuz Charles'm 1475'te Neuss kuatmas srasmda kurduu trden, ortaa sonunun yksek maliyetli ve ssl askeri kamplar, turnuva fikri ile sava fikri arasndaki sk ilikiyi arpc bir ekilde kantlamaktadr. Soylu bir oyun olarak kabul edilen sava kavrayndan treyen ve insanlkd olmasna ramen modern savata da bazen karmza kan bir det, dmanla kibarlk alveriinde bulunma ynndedir. Bu det, gelenein oyunsal karakterini daha da anlaml hale getiren bir hiciv unsurundan da yoksun deildir. in feodal savalarnda, hasma bir krba dolusu arap gnderilmekte, bu arap uzak gemiin erefine, trensel bir ekilde iilmektedir.19 Her tr sayg
17. stnlkten yararlanma konusundaki ayn eilim, kral Siang ile u imparatorluu arasndaki arpmada da grlr; a.g.e., 320. 18. A.g.e., s. 311. 19. Granet, a.g.e., s. 134.

130

F9ARKA/Homo Ludcm

gsterisi yaplarak karlkl selamlalmakta, veya Glacus ve Diomedes'in yaptklar gibi, armaan olarak karlkl silah dei tokuunda bulunulmaktadr. Buna modem Bat'dan bir rnek eklersek, Orange'l Friedrich-Heinrich tarafmdan 1637'de giriilen Breda kuatmasnda, kalenin komutam, Nassau Kontu'nun kuatma altnda olanlar tarafmdan karlm bulunan atlarm, askerleri iin 900 florin ekleyerek, kibarca geri vermitir. Kimi zaman dman, alayc ve hakaret dolu tavsiyelerde bulunmaktadr. Tsin ile Tch'ou arasndaki bir arpmada, bir sava karsndaki dman askerine, bir sava arabasnn amurdan nasl kurtarlacam sinir bozucu bir sabr iinde gstermi ve dl u szler olmutur: "Sizin byk lkenizde yaayanlar gibi kamaya o kadar alk deiliz."20 1400'lere doru Virnebourg kontu, gn ve yer saptayarak, Aix-laChapelle (Aachen) kentine arpma nermi ve uyumazlktan sorumlu khya de Juliers'nin de getirilmesini tavsiye etmitir.21 arpmann yer ve zamanna ilikin bu anlamalar, meru bir yarma olarak kabul edilen savam ana noktasn oluturmakta ve ayrca bir hukuk karan meydana getirmektedir. Bir arpma alannn, bir arenann etrafnn evrilmesi, mahkeme duvar kurulmasyla (Almancada Chegen) zdetir. Bu usul Norvee kaynaklarda tasvir edilmitir: arpma alannn snrlar tahta kamalar veya fndk dallanyla belirlenmektedir. Bu fikre ngilizcede, askerlik sanatnn btn llerine gre kurala balanm olan bir arpmay iaret eden a pitched battle ifadesinde hl rastlanmaktadr. Ciddi sava esnasnda, arpma alannn bu ekilde fiilen snrlandrlmasn fark etmek zordur. Bu snrlandrma zaten, z itibaryla kutsal bir biimdi ve bu haliyle, gerek bir snrn yerine geen herhangi bir gsterge araclyla tamamen simgesel olarak her zaman belirtilebilir. arpmann yer ve zamannn nerilmesine gelince, ortaa gelenei bunun rnekleriyle doludur. Zaten burada da, bu detin her eyden nce anlamaya dayal olma nitelii ortaya kmaktadr, nk neri genellikle ya reddedilir ya da buna kulak aslmaz.
20. A.g.e., s. 316. 21. W. Erben, Kriegsgeschichte des Mittelalters, 16. Beiheftzur Histor. -Zeitschrift, Mnih, 1929, s. 15.

Anjou Kontu Charles, Romallar Kral Hollandal Willem'e,22 "kendinin) ve adamlar(nn) onu Assch'ta gn bekleyecek'lerini duyurmutur. Brabant Dk Jean 1332'de, Bohemya Kral Jan'a bir haberci yollayarak, belli bir yerde, aramba gn, yalm kl arpma nerisinde bulunmu ve buna cevap verilmesini veya kar neride bulunulmasn rica etmitir. Ancak, o dnemin abartc valyeliinin en tipik rnei olan kral, dk gene de yamurun altonda tam bir gn bekletmitir. 1346'da meydana gelen Crecy arpmasndan nce bir mektuplama olmu, Fransa kral iki yer ve drt veya daha fazla tarih arasndan seim yapma hakkn ngiltere kralna brakmtr.21 Kral Edvvard, cevap olarak, Seine'i geemeyeceini ve zaten gn boyunca dman beklediini sylemitir. Aym ekilde, spanya'daki Najera'da, Enrique de Trestamare, ne pahasna olursa olsun rakibiyle dzlk alanda arpabilmek iin avantajl konumunu terk etmi ve yenilmitir. Kutsal biim burada bir trene, valyece bir eref oyununa indirgenmekte, ama esas olarak oyunsal olan karakterinden fazla bir ey kaybetmemektedir. Zafer kazanmaya ynelik egemen kayg, daha ilkel kltr ilikilerine dayanan -ve anlamn bu temelden elde eden- bir detin etkisini silmektedir.24 Zaman ve yer nermeyle ayn fikir dzlemi iinde yer alan ortaa askeri gelenekleri arasndaki baka bir unsur da, arpma dzeni iinde saptanan erefli yere ynelik talep ve galibin arpma alannda gn daha kalmasna ynelik unsurdur. Bazen yazl bir belgede yer alan veya belli hanedan ve senyrlklerin ayrcal olan bu taleplerin birincisi, sonunda lmcl olabilen sert tartmalara yol amaktayd. 1396 tarihli nl Nibolu savanda, sekin savalardan oluan bir ordu byk bir ihtiamla Hal seferine km ve Trkler tarafndan imha edilmitir. Bu arpmada zafer olasl, bu denli ipe sapa gelmez ncelik sorunlar yznden teh22. Stoke, III, 1387 civar. 23. Daha aaya bkz. Erben, a.g.e., s. 93 vd. ye Huizinga, a.g.e., s. 142. 24. Japon basn ajans Domei'ye gre, Japon'ordusu bakomutan, Kanton'un alnmasndan sonra, ang-Kay-ek'e, Gney in dzlklerinde son bir arpmaya girerek, askerlik onurunu kurtarmas ve kendini klcn adaletine teslim etmesi iin tahrik edici bir meydan okumada bulunmutur. (N.R.C., 13, XIII, 1938.)

likeye atlmtr. Sava meydannda her zaman talep edilen gn bekleme detinin, adliyenin sessio tribuna'sm&m dorudan kaynaklanp kaynaklanmadn bir yana brakalm. Kesin olan nokta, en farkl alanlarda yer alan bu trensel ve ayinsel nitelikli detlerde direnme, savam kkenini; oyun ile arpmann, adalet ile kaderin hl i ie olduklar ilkel agonal alana aka yerletirir.25 Eer agonal ve kutsal mcadele khnemi olarak nitelendirilirse, bu durum ilkel kltrn yalnzca kurala bal msabaka biimi altndaki arpmalar tand ve agonal unsurun modern savata hi yeri olmad anlamna gelmez. Hakl dava uruna verilen erefli kavga, her zaman bir insanlk ideali olmutur. Bu ideal, daha balangtan itibaren, kaba gerein iinde sakatlanmtr. Yenme arzusu, eref duygusunun dayatt lmllktan her zaman daha gl olmutur. nsan uygarl iddete, cemaatlerin kendilerini itilmi hissedecekleri snrlar koyabilir, ancak kazanma ihtiyac arpanlara yle kanlmaz bir ekilde egemen olmaktadr ki, insanln kt yan hep serbest alan bulmakta ve dnlebilecek her trl hileyi kullanmaya kendini yetkili grmektedir. Arkaik toplum, izin verilenleri sk skya snrlandrmaktadr; baka bir ifadeyle, ayn kabilenin yeleri veya snrl saydaki eit kiiler iin geerli kural belirlemektedir. Dna klmamas gereken eref kurallar, ancak eitler arasnda geerlidir. arpmada, taraflar kurallar kabul etmi olmaldr, aksi takdirde kurallar geerli olamaz. Eitlerle arpld srece, ilke olarak, bir eref duygusundan ilham alnmakta, bir rekabet zihniyeti ile belli bir lmllk arzusu buna elik etmektedir.26 Fakat mcadele, barbar veya buna benzer tm sfatlarla nitelenerek aa saylan hasmlara yneltildiinde, iddet artk hibir snr tanmaz: rnein insanlk tarihi, Asur ve Babil krallarnn tannlarn houna gidecek bir an olarak stlendikleri korkun gaddarlklarla kirlenmitir. Yakn tarihlerde teknik ve siyasal olanaklarda meydana gelen nemli gelime ve ahlk dzleminde ortaya kan derin bir sarsnt, her adan zenle hazrlanan sava hu* Mahkeme oturumu, celse, karar, (.n.) 25. Bkz. Erben, a.g.e., s. 100 ve Huizinga, a.g.e., s. 140. 26. in iin bkz. Granet, a.g.e., s. 334.

kukunu, silahl bar aamasnda bile ilevsiz brakmtr. Kltrn ileri safhalarnda, kklerini gururun iine salm olan ilkel eref ve soyluluk ideali yerini bir adalet idealine brakm veya daha dorusu, uygulamada yetersiz olsa da, bu ikisi birbirine eklenmitir. Bu uzun srete, klanlar ve kabileler arasndaki temaslar sayesinde, bu ideal, byk halklar ve devletler topluluu iinde yaygnlaan bir insan cemaatinin bilinen ve istenilen kural haline gelmitir. Uluslararas hukuk, kaynam agonal alanda, bir bilin biiminde bulmaktadr: "u durum erefe aykrdr, kurallara aylandr." Uluslararas ykmllk sistemi bir kez gelitikten sonra, agonal unsur artk devletleraras ilikilerde byk bir rol oynamamaktadr. Bu sistem, siyasal yanma igdsn hep hukuki bilin dzeyine ykseltme eilimindedir. Genel kabul gren uluslararas bir hukukun hkm altna giren bir devletler topluluu, artk kendi snrlar iinde agonal sava olana sunmamaktadr. Ancak byle olmakla birlikte, oyunsal bir topluluun tm zelliklerini henz yitirmemitir. Bu topluluun hukuki eitlik ilkesi, diplomatik biimleri, karlkl drstlk sorumluluktan ve varlan antlamalara uyma zorunluluu, insani ilikilerde dzenin zorunluluu kadar, biimsel olarak bfr oyun kuralyla edeerdedir. Ancak, bu "oyun" bizatihi her uygarln temelidir. Burada, oyun adnn verilmesinin yalnzca biimsel bir deeri vardr. yle ki, bu uluslararas hukuk sistemi gerekte artk her yerde, btn uygarlklarn temeli olarak kabul edilmemektedir. Bu devletler topluluunun yeleri uygulamadaki uluslararas hukukun ykmllklerini reddettiklerinde veya zel bir grubun -halk, parti, snf, kilise veya devlet- kannn ve gcnn siyasal davrann tek lt olmasn ilke olarak koymakla yetindikleri anda bile, oyunsal tutumun tamamen biimsel kalntlan ve bununla birlikte her trl uygarlk iddias da kaybolmaktadr: Topluluk arkaik toplumun kltr dzeyinden daha alt dzeye dmektedir. nk, mutlak iddet, "haklarm" yeniden kazanmaktadr. Btn bunlardan, nemli bir sonu ortaya kmaktadr. Oyun ruhu yoksa uygarlk mmkn deildir. Btn hukuki ilikileri terk ettiinden vahete tamamen geri dnm bir toplumda bile agonal tutku hibir ekilde yceltilmez, nk insann doasna ikindir.

Birinci olmaya ynelik doutan gelen yatknlk, gruplar birbirlerine drr; onlar anlamsz bir an duygusuna, duyulmadk krle ve sapknla srkleyebilir. nsan ister tarihin itici gcn iktisadi ilikilerde gren eski doktrine katlsn, isterse de bu zafere susamla biim ve ad vermek zere tamamen yeni dnceler oluturulsun, "kazanmak" artk hibir "kazan" temsil etmese bile, bu susamlm znn kazanmak arzusunda yer almadm sylemek mmkn deildir.

Kendini birinci gstermek iin giriilen rekabet, ortaya kmakta olan uygarlk iin hi kukusuz bir formasyon ve yceltme faktrdr. Entelektel bir gelimenin henz ocuka ve saf olduu, snf erefi dncesinin canl olduu aamalarnda, buna benzer bir rekabet gen bir kltr iin vazgeilmez nitelikte olan kibirli, bireysel kahramanla yol amtr. Dahas, inancn her zaman dahil olduu bu srekli tekrarlanan atletizm oyunlarnda uygarlk biimleri gelimekte, ortaklaa hayat yaplan serpilmektedir. Aristokratik hayat, eref ve cesareti ycelten bir oyun edasma brnmektedir. Fakat, bu soylu oyunun savam gaddarl iinde ancak ok dk oranda uygulanabilmesi, onun estetik bir toplumsal kurmacaya gre uygulanmasna neden olmaktadr. Kanl iddet, kltrn yksek biimleri arasna ancak yarm yamalak dahil edilebilir. te yandan, topluluk zihniyeti, saygn bir arpma ortam ve ideal bir eref, erdem ve gzellik alan iinde gerekleen kahramanca bir hayata gzel imgeleri iinde bir k yolu aramaktadr. Soylu mcadele kavram, kesin olarak, kltrn en kalc ve en gl etkilerinden birini meydana getirmektedir. Bu anlay, Ba ortaa valyelii veya Japon Buido'sunda olduu gibi sava bir atletizm, trensel bir topluluk oyunu ve hayat ilikilerinin iirsel yceltilmesi halinde serpilse de; cesareti artrarak ve grevi yerine getirme ilkesini ycelterek, kltrel ve kiisel tutum ve faaliyet iinde bir tepki yaratacaktr. En mkemmel hayatn biim ve ideali olarak kabul edilen soylu mcadele sistemi, doas itibariyle, senyre sadakatin merkezi gdy meydana getirdii bir yap olan, kutsal saylan bir sen-

yrlk otoritesine tabi, mtevaz bir toprak mlkiyetine sahip, kalabalk bir askeri aristokrasinin sz konusu olduu toplumsal bir yapya baldr. valyelik, mutlaka gerekli olan g snamalaryla -turnuvayla- birlikte, ancak zgr insann almak zorunda olmad bylesine bir toplumda serpilebilir. Oyun bu ortamda, fantastik isteklerden duyulmadk cesaret gsterilerine varana kadar, ciddiye alnmaktadr. nsan bu ortamda arma ve sancak sorunlaryla megul olur; bu ortamda saflar ayrlr ve mertebe ve ncelik elde etmek iin kavgalara giriilir. Bu cinsten bir varolu iin gereken bo zamana ve ruh haline yalnzca feodal bir aristokrasi sahip olabilir. Fikirler, detler ve kurumlardan oluan bu byk agonal btnn en kesin biimine Bat ortaanda, Mslman devletlerde ve Japonya'da rastlanmtr. Bu detlerin temel karakteri, Doan Gne lkesinde (Japonya), Hristiyan valyeliinde olduundan daha ak bir ekilde ortaya kmaktadr. Samuray, sradan insan iin ciddi olan eyin, cesur insan iin oyundan ibaret olduunu vazetmektedir. Onun iin her ey, lm tehlikesi karsnda insann kendine kar kazand soylu zaferde yatar. Yukarda szn ettiimiz, hakaret ykl szlerle yaplan saldr; arpanlarn kahramanca biimler konusundaki ustalklarn gsterdikleri soylu bir valyelik eylemi dzeyine ykselebilir. Bu feodal kahramanlk, ayn zamanda soylu kiinin maddi olan her eyi kmsemesini de iermektedir. Soylu Japon iyi bir eitim aldm, paraya hi deer vermeyerek kantlar. Kenn adndaki bir Japon senyr, dalarda oturan ingen adl bir dieriyle olan ak mcadelesinde, onun tuz iae kanallarn kesmitir. Kenin bunun zerine, uyruklarna dmana bolca tuz gndermeleri emrini vermi ve ona bu ekonomik mcadeleyi aalk bulduunu yazmtr: "Ben tuzla deil, klla arprm."27 Burada gene, oyun kurallarna uyulmas sz konusudur. Bu valyece eref, drstlk, cesaret, kendine hkim olma ve devini yerine getirme ideali, hi kukusuz bunlar vazeden kltrleri gerekten tevik etmi ve soylulatrmtr. Bu ideal, zellikle kurmaca ve fantezi alanlarnda ifade edilmi olmasna ramen; eitim ve kamusal hayat iinde bireysel karakter gcn kesinlikle ge27. Nitobe, The SoulofJapan, Tokyo, 1905, s. 98, 35.

litirmi ve etik dzeyi ykseltmitir. Ancak, ortaa Hristiyan ve Japon kaynaklarnda grld haliyle, bu cins kltrel biimlerin tarihsel imgesi, epik anla ve romantik cazibeyle halelenmi olarak, bar zihinleri bile, sava bir erdem ve bilgi kayna olarak, gerekte hi layk olmad dzeyde alklamaya yneltmitir. nsann zihinsel yeteneklerinin haznesi olarak kabul edilen savan methedilmesi temas, olduka dncesiz biimde ele alrfmtr. Ruskin, Woolwick'teki askeri rencilere sava, bar zamanndaki katksz ve soylu sanatlarn vazgeilmez koulu olarak sunduunda, biraz kendinden gemiti. "Yeryznde hibir byk sanat, eer bir asker ulusun barnda ortaya kmamsa, geliemez." "Bir halkn byk sanat yaratmas, ancak bir arpmadan yola kmas halinde mmkndr." Tarihten ald rneklerin kullanmnda baz saf uarlklar gsterme pahasna, yle srdrmektedir: "Ksacas, btn byk uluslarn szlerindeki tm gerein ve dncelerindeki tm gcn kaynan savata bulduklarna; savala beslendiklerine ve barla dumura uradklarna; savala eitildiklerine ve barla aldatldklarna; savala idmanl hale geldiklerine ve barla ihanete uradklarna inanyorum; tek kelimeyle, byk uluslar savan iinde domular ve barta lmlerdir." Hitabete ynelik bu szlerde, kukusuz baz gerekler vardr. Fakat Ruskin kendi teorisini hemen dzeltmektedir: Bu btn savalar iin geerli deildir. zellikle, "insanlarn doal istikrarszlnn ve kavga sevgisinin, ortak bir anlama uyarnca, onlan lmcl de olabilen gzel bir oyuna dntrebilen bir disipline tabi klan, yaratc veya temel sava" gz nne almaktadr. nsanl, en batan itibaren iki "rk"a blnm olarak grmektedir; "biri emekiler, dieri de oyuncular rk"; bu ikincisi savalarn rkdr, yani "aylaklklaryla iftihar eden ve bu nedenle srekli olarak bo zaman talep eden, bu zaman ksmen srler gibi, ksmen de lm oyunu'ndaki kuklalar veya piyonlar gibi, retken ve alma gerektiren emirleri yerine getirmekte kullanan" kiilerin rkdr. Ruskin'in eski savan oyunsal karakterine ilikin aceleci baknda, derin bir nfuz yetenei ile yzeysel bir dnce dizisi yan yana bulunmaktadr. nemli olan nokta, deneme yazarnn arpma-

nin bu oyunsal unsurunu alglam olmasdr. sparta'nrn ve ortaa valye snfnn bu eski sava idealini gerekletirdikleri kansndadr. Ancak, yukarda zikrettiimiz szlerden sonra, yazarn drst ve ciddi insancll bu atlgan yanndan intikam alr ve 1865 Amerikan Sava'ndaki katliamlarn etkisiyle, modern savaa kar tutkulu ve sert bir eletiri yazar.28 Gerekten de, savann aristokratik ve agonal hayatndan bir erdem kaynaklanm gibidir: sadakat. Sadakat, tartmasz bir ekilde ve kendini feda etmenin srekli dayatan deerinden kuku duymadan, bir kiiye, bir davaya veya bir fikre kendini vermektir. Bylesine bir tutum, oyunun znde vardr. Oyunsal hayatn bu ilkel alannda, en katksz biimi altmda ve korkun deformasyonuyla tarihe ok gl bir maya salam olan bir erdemi bulmak, hi de arya kamak olmayacaktr. Her ne olursa olsun, zengin kltrel deerlerin serpilmesi ve parlak bir dou valyeliin barndan kaynaklanmtr: En soylu ierie sahip destans ve lirik ifade, parlak ssleme sanat, gzel tren ve anlama biimleri. valyeden modern "centilmen"& giderken XVII. yzyln "namuslu insan"mdan geen yol kesintisizdir. Bat Latin dnyas bu sava aristokratik hayat kltne sarayl ak idealini de eklemi ve ikisini ylesine btnletirmitir ki, sonunda hangisinin dierini belirlediini anlamak olanaksz hale gelmitir. Bir noktann daha zerinde durmamz gerekiyor. rnein, eitli toplumlarn geleneinden tandmz valyelik gibi eylerin kltrn gzel rnleri olduunu sylerken, bunlarn dinsel arka plann gzden karma tehlikesine dlmektedir. Burada gzel ve soylu bir oyun olarak ele aldmz her ey, eskiden kutsal bir oyun idi. valyenin kl kuanmas, turnuva, unvanlar, yeminler, hi tartmasz eski bir gemiten kalma olan yetikinler topluluuna kabul ayinlerinden kaynaklanmtr. Bu gelime zincirinin halkalarm artk fark edemiyoruz. zellikle, ortaa Hristiyan valyelii, bizim tarafmzdan yapay olarak kavranan ve ksmen de amal bir ekilde diriltilen kltrel bir unsur olarak tannmaktadr.
28. The Crown of Wild Olive, Four lectures on Industry and War. III: War.

138

Baka bir almada,2' valyeliin zenle yorulmu eref kodu, sarayl detleri, arma tutkusu, grup ve turnuva disipliniyle ortaan sonunda da anlam tadm ortaya koymaya altm. Kltr ile oyunun derin ilikisini en ak olarak ite bu alanda grdm.

29. Huizinga, a.g.e., bl. It-X.

Oyun ve bilgelik

Birinci olmaya ynelik tutkulu istek, toplumun bu arzuya sunduu tatmin olanaklar kadar ok sayda biime brnmektedir. Bu alandaki mcadele biimi de, yarmann dl ve bu mcadele esnasnda gerekletirilen eylem kadar eitlidir. Karar; ansa, gce, beceriye veya kanl arpmaya braklmaktadr. Cesaret veya dayankllk, beceri veya bilgi, bbrlenme veya hile yartrlr. Bir g snamas veya bir aheser yaratlmas nerilmektedir; ya bir kl yaplacak, ya da msra dktrlecektir. Cevab aranacak sorular sorulacaktr. Yarma bir hakaret, bir bahis, adli bir duruma, bir adak veya bir bilmece biimine brnebilmekte, btn bu grntlerin altnda, z itibariyle bir oyun olarak kalmaktadr. Bu oyun olma nitelii, onun bir uygarln btn iindeki ilevini anlamaya izin

veren hareket noktasdr. Her msabakann kkeninde oyun vardr; yani bir gerilime son veren ve hayatn olaan akna yabanc olan bir eyi belirli bir zaman ve mekn iinde, baz kurallara ve belli bir biime uygun olarak gerekletirmeye ynelen bir anlama vardr. Tamamlanmas gereken ve bu ekilde elde edilen ey oyunu ancak ikincil olarak ilgilendirmektedir. Msabakalara bal detler ve bunlara yklenen anlam, btn uygarlklarda olaanst bir benzerlik gstermektedir. Hemen hemen eksiksiz olan bu benzerlik, tm bu oyun ve kurala bal mcadele faaliyetinin bireysel ve kolektif insan psikolojisinin derinlerine nasl kk saldn kantlamaktadr. Uygarln ilk aamalarndaki benzer karakter, hukuk ve sava alanndaki msabakalardan ok, bilgi ve bilgelik alanlarndaki msabakalarda ortaya kmaktadr. lkel insana gre, bir eye kalkabilmek ve onu yapabilmek, bir gce denk der, fakat bir ey bilmek, byl bir gce sahip olmak anlamna gelir. Her bilgi, ilkel insan asndan, aslnda kutsal bir bilimdir, byclk gcne ulatran bir srdr. nk ona gre, her bilgi aslnda dnyann dzeniyle iliki iindedir. nsan hayatn ve selametini korumak iin tanrlar tarafndan saptanm, kurala balanm ve ibadet tarafndan dzeni korunan eylerin dzenli akn -eski Hint dilindeki rtam'insanlann kutsal eyler hakknda, onlarn kutsal adlar ve dnyann kkeni hakknda bildikleri dnda bir ey kpruyamaz. Bu nedenle, dinsel bayramlar esnasnda bu alanda bilgi yarmalar yaplmaktadr; nk telaffuz edilen kelime dnyann dzenini etkiler. Kutsal bilgi yarmalar, ibadetin en derinlerine kk salmtr; bunlar bu ibadetin esas unsurunu meydana getirmektedir. Kurban ayinini ynetenlerin birbirlerine srayla veya tahrik amacyla sorduklar sorular, kelimenin tam anlamyla birer bilmecedir ve gerek biim gerekse yap olarak bugn hl topluca oynanan bilmecelere tamamen benzemektedirler. Bu ibadete dayal bilmece yarmalarnn ilevi, hibir yerde Veda geleneinde olduu kadar aka ortada deildir. Bu yarmalar, byk kurban trenlerinde, kurbann kendi kadar nemli bir ayin unsurudur. Brahmanlar, jta-

vidy (balang bilgisi) veya brahmodya (en iyi karl, "kutsaln ifadesf'dir) alanlarnda yarrlar. Kutsal oyuna verilen bu adlar, sorulan sorularn dnyann balangcna ilikin olduunun ifadesidir. Rigveda'da yer alan birok ark, bu cins yarmalarn dorudan iire dklm anlatlarn iermektedir. Rigveda I, 64'teki baz sorular kozmik olaylara, dier bazlar da kurban ayininin trensel zelliklerine ilikindir: "Size dnyann ucu konusunda soru soruyorum; size yeryznn gbeinin nerede olduunu soruyorum. Size tohumlaycnn spermas konusunda, akim zirvesi konusunda soru soruyorum."1 Rigveda VIII, 29'da on tipik bilmece, balca tanrlarn sfatlarn tasvir etmektedir; bunlarn adlar, bu bilmecelerin cevaplardr.2 "Bunlardan birinin derisi bakr rengi ve esmerdir, boyu deiir, cmerttir, gen bir adamdr, altn mcevherler (soma) takar. Gsne karanlkta parlayan bir varlk inmitir, tanrlarn en bilgesi (Agni), vb." Bu arklarda u ana kadar, zm kutsal trenlerin ve onlarn simgelerinin bilinmesine bal olan, trensel nitelikli bilmeceler (enigma) ne kmtr. Fakat, bu tip bilmecelerde, varln nedenleri konusundaki en derin bilgelik reym halinde bulunmaktadr. Rigveda X, 129'daki grkemli ilahi, Paul Deussen tarafndan, ok hakl olarak, "eski zamanlardan bize ulaan felsefi dncenin hi kukusuz en hayranlk verici olan"3 diye nitelendirilmitir. 1. "O zamanlar ne varlk ne de yokluk vard. Ne atmosfer, ne de onun zerinde gk vard. Hareket eden neydi? Nerede? Kimin korumas altnda? Uurumlarn derinlikleri suyla m doluydu? 2. "Ne lm ne de lmszlk vard; gn ile gece arasnda fark yoktu. Bir tek o, kendiliinden ve rzgr yaratmadan nefes alyordu; baka hibir ey yoktu."4 Bu ve izleyen dizelerin olumlu yaps nedeniyle, arknn iirsel yapsndaki bilmece biimi ancak ksmen grlebilmektedir. Bun1. Kr. Lieder des Rigveda, bersitzt von A. Hillebrandt ( Ouellen z. Religion gesch. VII, 5); Gttingen, 1913, s. 105 (I, 164, 34). 2. A.g.e., s. 98 (VIII, 291-292). 3. Allgemeine Geschichte der Philosophie, I, Leipzig, 1894, s.120. 4. Lieder des Rigveda, s. 133.

lardan sonra dorudan sorulara geilmektedir. 6. "Her eyin nereden doduunu, btn bu yaradln nereden geldiini burada kim biliyor, kim syleyecek...". Eer bu arknn kaynann, trensel bilmece arksnn -ki bu da, kurban trenleri srasnda bizzat yaplan bilmece yarmalarnn edebi uyarlamasndan baka bir ey deildir- iinde bulunduu kabul edilecek olursa, bilmece oyunuyla kutsal felsefe arasndaki soy bann aikr kant salanm olacaktr. Atharvaveda'mn X, 7 ve 8 gibi baz arklarnda, bir araya getirilerek birbirlerine balanm ve sanki ortak bir payda altnda gruplam gibi olan benzer bilmecelerin tam dizileri vardr; sorularn zmnn olmasnn ya da olmamasnn pek bir nemi yoktur. "Yarm aylar nereye gidiyor, yl meydana getiren aylar nereye gidiyor? Mevsimler nereye gidiyor?... Bana u Skambha'y syleyin!5 Farkl yryleri olan iki bakire, erime arzusuyla, gece gndz nereye doru seirtiyorlar? Sular, erime arzusuyla, nereye doru gidiyor? "Nasl oluyor da kesilmiyor rzgr? Nasl oluyor da, zihin hi durmuyor? Neden geree susam sular akmaya asla ara vermiyor?"6 Varoluun srlar karsndaki bu kkensel dnce taknl ile heyecan rnleri karsnda; kutsal bir iir, delilie kayan bir bilgelik, en derin mistisizm ve esrarl szler arasndaki snr izmek bize dmez. Bu eski air-rahiplerin szleri, bize olduu kadar onlara da kapal kalan bilinemezin kaplar nnde srekli olarak beklemektedir. Bu konuda unlar sylemek mmkndr: badete ilikin bu yarmalarda, felsefe bouna bir oyundan deil de, kutsal bir oyunun barndan domutur. Bilgelik, kutsal bir smav olarak uygulanmaktadr. Felsefe burada, oyun biiminde domaktadr. Evrenin yaratlmas sorunu, insan zihninin en ncelikli meguliyetlerinden biridir. Deneysel ocuk psikolojisi, alt yanda bir ocuk tarafmdan sorulan sorularn ounun genellikle evrenin yaratlna
5. Atharvaveda, X, 7, 5, 6. Tam karl "kazk, orta direk"; burada, var olann taban gibi mistik bir anlamda alnmtr. 6. X, 7, 37.

ilikin olduunu bize gstermektedir: Suyu kim aktyor, rzgr nereden geliyor; sorularn dierleri de lm durumu vb. hakkndadr.7 Vedalar' daki arklarn sorular bizi dorudan doruya, Upaniadlar m derinlikli hkmlerine gtrmektedir. Fakat kutsal bilmecelerin felsefi kapsamm daha yakndan incelemek burada bizim iimiz deildir; bu bilmecelerin oyunsal karakterinin tahlilini daha ileri gtrmek ve uygarln geliimi iindeki anlamn mmkn olduunca ak bir ekilde aydnlatmak daha nemlidir. Bilmece yarmalar, basit bir hoa vakit geirme biimi olmaktan ok, kurban vermeye dayal ibadetin esas unsurunu meydana getirmektedir. Bu ibadetten kurban trenini karp almak nasl mmkn deilse, bilmece zmeyi darda brakmak da ayn lde imknszdr.8 Bilmecelerin zmne ynelik bu ilem, tanrlarn zerinde bir zorlama meydana getirmektedir. Selebes adasnn orta kesimlerinde yaayan Toracalarda, eski Hint'tekine paralel bir gelenee rastlanmaktadr.' Bu toplumda, bayramlar srasnda bilmece sorulmas, pirincin "iman" hale gelmesi ile hasat ba arasndaki zamanla snrldr; bylece bilmecelerin "k", pirin tanelerinin "k"n tevik etmektedir. Her bilmeceye cevap verildiinde, koro u dilekte bulunmaktadr: "Gel pirin! k ey pirincimiz. kn ey yukar dalardaki, aa vadideki baaklar!..." Bu dnemden nceki mevsimde, btn edebi faaliyetler pirincin geliimi asndan tehlikeli olduklar gerekesiyle yasaklanr. Wailo kelimesi hem bilmece hem de dar, yani halk gdas olarak yerine pirincin getii tahl anlamna gelmektedir.10 Vedalaf da ve Brahmanalar'da grlen bir edebiyatta, eylerin kkenine ilikin aklamalar bu kadar eitli, ayrk, elikili, kark iseler; ve aralarnda tutarlk olmamas veya genel bir anlam ta7. Jean Piaget, Le langage et la pensee chez l'enfant, Neuchtel-Paris, 1930. V. Les Ouestions d'un enfant. 8. M. VVinternitz, Geschichte des Indischer Literatr, I, Leipzig, 1908, s.160. 9. N. Adriani ve A.C. Kruyt, De baree-sprekende Toradja's van Midden-Celebes. Bat. 1914, III, s. 371. 10. N. Adriani, De naam dergierst in Midden-Celebes, Tschr. Bat. Gen. 51, 1909, s. 370. isvire'nin Grisons blgesinde halkoyunlarn oynayanlar da yle deerlendiriliyordu: "Budayn daha iyi bymesi iin, lgn sapklklara bavuruyorlard".

mamalar iin bu denli uralmsa, bunun nedenini baz szde ayinsel kurnazlklarda, belli bir kurban ayinini ne karma isteinde veya baz keyfi fantezilerde aramamak gerekir.11 Btn bu elikili aklamalarn her birinin, bir tren bilmecesinin eitli zmlerine denk dmeleri son derece olasdr. Bilmecenin kutsal, yani "tehlikeli" karakteri, mitolojik ve ayinsel metinlerde kendini hep "hayat memat sorunu" bir bilmece olarak sunmasnda ortaya kmaktadr; baka deyile, cevap verenin hayat zme baldr, yani bu hayat oyunun dln meydana getirmektedir. Bu zellik ile, kimsenin cevap veremeyecei bir bilmeceyi dile getirmenin yce bilgelik saylmas arasnda bir ba vardr. Bu ifte veri, Kral Janaka'ya ilikin eski Hindu anlatsnda karmza kmaktadr. Kral, kendi dzenledii kurban trenine katlan Brahmanlar arasnda, dl bin inek olan bir ilahiyat yarmas yapar.12 Bilge Yjnavalkya, sry nceden kendine ayrm ve sonra da btn rakiplerini parlak bir ekilde yenmitir. Bu rakiplerden biri olan Vdagha Skalya onun bir sorusuna cevap veremeyince, ba gvdesinden kopartlr: Bu hi kukusuz, onun kafasnn kesilmesi iin mahkm olduuna ilikin daha eski bir motifin retici bir versiyonudur. Artk sonunda kimse soru sormaya cesaret edemez hale gelince, Yjnavalkya zafer l atarak yle der: "Saygdeer Brahmanlar, iinizden biri bana soru sormak istiyorsa sorsun ya da arzu ederse herkese sorsun; isteyene veya herkese cevap vereyim!" Oyun nitelii burada gn gibi ortadadr. Bizzat kutsal gelenek de burada oyuna katlmaktadr. Anlatnn kutsal metnin iine hangi ciddiyet derecesinde kabul edildiini belirleyebilmek mmkn deildir; soru bile ortada yoktur. Birinin bilmeceyi zemedii iin gerekten hayatn kaybedip kaybetmedii sorusuna cevap vermek de mmkn deildir. nemli olan, oyunun oyun olarak varldr. Yunan geleneinde, yenilginin hayatla dendii bilmece yarmas vardr: Bu motif, Kalkhas ve Mopsos adl khinlere ilikin anlat11. H. Oldenberg, Die Weltanschauung der Brahmanatexte, Gttingen, 1919'da bu eilimi srdrmeye niyetlidir, s. 166, 182. 12. Satapatha-Brahmana, XI, 6, 3, 3; Brhadaranyaka-Upaniad, III, 1-9.
FION/Homo Ludens

145

da, sk rastlanan bir biim altnda karmza kmaktadr. Kalkhas'a, eer kendinden daha gl bir khinle karlarsa lecei kehanetinde bulunulmutur. O da Mopsos'la karlar ve aralarnda bir bilmece yar balar. Mopsos kazanr, Kalkhas da, eer kzgnlkla intihar etmediyse, kahrndan lr. mezleri de Mopsos'un peine taklr.13 Burada, cevap verenin hayatnn sz konusu edildii deforme olmu bilmece temasyla kar karya olduumuz aka grlyor. dl hayat olan bilmece yarmas, Eddalar geleneinde srekli rastlanan bir temadr. VafthruonismVde Odin, balang dnemlerinin bilgisine sahip olan ok bilge dev Vafthrdnir'le bilgi yarmasna girer. Bu kelimenin tam anlamyla bir msabakada-; her biri hayatm tehlikeye atarak ansn dener. Sorular mitolojiye ve evrendouma (kozmogoni) ilikindir ve Vedalar'dan aldmz rneklerin tamamen benzeridir: Gece ve gndz nereden gelir; k ve yaz nereden gelir; rzgr nereden gelir? AlvissmVde Thor, cce Alvis'e, Aseler, Waneler, insanlar, devler, cceler arasnda ve Hel'de bulunan her eit eyin tad ad sorar. Sonunda afak sknce, cce zincire vurulur. Fjlsvinn arks da ayn niteliktedir. Heidrek Bilmeceleri'ne tema yledir: Kral Heidrek, kendisine kar su ileyen her kim olursa olsun, eer kral olarak cevap veremeyecei bir bilmece sorabilirse, kellesini kurtaracana yemin etmitir. Bu arklar Eddalar'm en yakn tarihli arklar arasnda yer almalarna ve airin amac hi kukusuz iirsel ustalk gstermekten baka bir ey olmamasna ramen, kutsal nitelikli bilmece yarmasyla olan ba aka ortadadr. Bir bilmecenin cevab ne dnerek, ne de mantksal bir akl yrtmeyle bulunmaktadr. Bu cevap aniden gelir ve sorulan soru yznden eli kolu balanan kii aniden kurtulur. te bu nedenden tr, doru zm soru soran aniden gsz brakmaktadr. lke olarak, her sorunun yalnzca bir cevab vardr. Bu cevap ancak oyunun kurallar biliniyorsa bulunabilir. Bu kurallar, gramer, iir ve tren dzleminde yer almaktadr. Bilmecenin dilini bilmek; tekerlek,
13. Strabon, XIV, c. 642; Hesiodos, fragman 160; kr. Ohlert, Rtsel u. Rtselspiele, 2, s. 28.

146

FlOARKA/Homo Ludens

ku ve inek simgeleriyle iaret edilen olgular dzenini bilmek gerekir. Eer kurala uygun olan ve soruyu sorann fark edemedii ikinci bir cevabm mmkn olduu ortaya karsa, vay haline! te yandan, tek ve aym ey o kadar ok biim altnda sorulabilir ve temsil edilebilir ki, iinde birok bilmece gizlenebilir. zm ou zaman, daha nce zikrettiimiz VahtruonismVde olduu gibi, yalnzca kutsal veya gizli bir adn belirlenmesine dayaldr. Burada bilmeceyle edebi bir biim olarak deil, yalnzca oyun olma nitelii ve kltr iindeki ilevi asndan ilgiliyiz. Bu durumda, bilmecenin (Almancada Rtsel) genel etimolojik ve semantik balantlarnn derinlerine girmemiz gerekir. rnein Felemenkede bu trden ilikiler " raadseF (bilmece) kelimesini, "raacT (tavsiye) ve "raden"e (hem tavsiyede bulunmak, hem de bir bilmeceyi zmek) balamaktadr. Yunancadaki durum da ayndr: Ainos (masal, karar, atasz) ainigmos-ma (bilmece) ile akrabadr. Uygarlk tarihi asndan, tavsiye, bilmece, efsaneden alnan mek, masals anlat ve atasz kavramlar birbirlerine ok yakndr. Btn bunlar burada, rnek olmalar kastyla ve bilmeceye zg nitelikleri baka ynlere de bir miktar ekebilmek amacyla veriyoruz. Bilmecenin ilke olarak ve kken itibariyle kutsal bir oyun olduu, yani bilmecenin oyunu* ciddi hayattan ayran snrn tesinde yer ald sonucuna varlabilir. Bilmece ok byk bir neme sahiptir, ama bu nedenden tr oyun karakterini kaybetmez. Bilmecenin hem zevk alannda hem de kutsal bilgi alannda dallanp budaklanmasna bakarak, ciddi bir eyin aka haline gelinceye kadar bozulmasndan veya ciddi bir ey olma dzeyine ykselen bir oyundan sz etmeye kalkmamak gerekir. Uygarln geliimi belli bir anda, bizim ciddiyet ve oyun adlan altnda farkllatrdmz iki alan arasnda bir kopua yol amtr; ama bu iki alan, balangta tek bir ortam meydana getirecek ekilde bir aradayd ve uygarlk da gelimeye bu ortam iinde balamtr. Bilmece, toplum ilikileri iinde kurala balanm yarma unsuru olarak veya daha basit bir ifadeyle ok sayda kii arasndaki elendirici oyun olarak, birok edebi emalarda ve ritmik biimli metinde vardr. rnek olarak zincirleme sorular veya birbirine s-

tn olan eylere ilikin sorular verilebilir; rnein u ok bilinen bir soru tipidir: "Baldan daha tatl ne vardr?" vb. Yunanllar aporia ad verilen ve ok sayda kii arasnda geen elendirici bir oyunu, yani nihai bir cevap vermenin mmkn olmad sorular sormay severlerdi. Bunlar, insann hayat pahasna zmesi gereken bilmecelerin yumuam bir biimi olarak grmek gerekir. Sfenks'in esrar, oyun srasnda arada srada belirmektedir: lke olarak bu oyunun dl hayattr. Daha sonraki bir gelenein, insan hayatnn bahis konusu edildii bilmece temasn, kutsal arka plan kefetme imknn koruyarak nasl dntrdne ilikin arpc bir rnek vardr: Bu, Byk skender'in Hintli "gymnosophiste'letie* karlamasnn yksdr. skender, kendine direnen bir kenti fethettikten sonra, mcadele nerisinde bulunmu olan on bilgeyi huzuruna kartmtr. Onlara zmsz sorular soracaktr. En kt cevap veren, ilk nce ldrlecektir. Deerlendirmeyi ilerinden biri yapacaktr: Eer iyi yarg yrtrse, kellesini kurtarm olacaktr. Sorular esas olarak, Veda arklarnn neeli eitlemeleri olan, evrene ilikin ikilemler biimindedir: "Canllar m daha ardr, ller mi? Deniz mi daha byktr, kara m? nce gn m olur, gece mi?" Verilen cevaplar, mistik bilgelikten ok, mantk ustalna dayanr. Sonunda bilgelerden biri, "En kt kim cevap verdi?" sorusuna karlk olarak, "Herkes bir dierinden daha kt" cevabn vererek plann gereklemesini engellemi; kimse ldrlmemitir.14 Hasm aldatma niyeti, ikilemem esas yandr; bilmece sorulduunda, "cevap veren"in kafas karmaldr. Ayn ey iki cevab olan sorular iin de sylenebilir; cevaplardan biri utan verici olup, akla ilk o gelir. Bunun rnekleri Atharvaveda'da. vard.15 Bilmecenin elendirici ya da retici bir amala, edebi nitelik altnda ortaya kt karma biimlerden bazlar zel bir dikkati
* yeleri elbise giymeyen ve hayatlarn derin dnce ve ile iinde geiren eski bir Hindu tarikatnn filozoflarna verilen ad. (.n.) 14. U. VVlcken, Alexander des Grosse u. die indischen Gymnosophisten, Sitzangsber, Preuss. Akad., 1923, 33, s.164. Elyazmalartnda braklan boluklar vardr; VVlcken, bu durumdan kaynaklanan zorluklar pek ikna edici bir ekilde zm gibi gzkmyor. 15. XX, no. 133, 134.

hak etmektedir; nitekim bunlar oyunsal karakter ile kutsal karakter arasndaki ba ok ak bir ekilde gsterir. Bu biimlerin birincisi, dinsel veya felsefi dzlemdeki sorulardan oluan sohbettir. Bu sohbet trne ok eitli uygarlklarda rastlanmaktadr. Konu adeta her zaman ayndr: Bir bilge, bir kii veya baka bilgeler tarafndan sorguya ekilmektedir. rnein Zerdt, kral Tristspu'nun altm bilgesinin sorularna bu ekilde cevap vermitir. Sleyman da, Seba melikesinin sorularn cevaplandrmtr. Brahman edebiyatndaki deimez konu, kraln sarayna gidip, burada sorguya ekilen veya soru soran ve bylece rencilikten hocala geen gen brahmacrint ilikin olandr. Bu temann arkaik trdeki bilmece yarmasna skca bal olduunu kavramak iin kant gerekmemektedir. Mahbhrata'da. yer alan bir anlat, bu adan karakteristiktir.16 Pndabalar korular iinde dolarlarken, gzel bir gln kysna varrlar. Bu gle hkmeden ruh, sorularna cevap vermeden su imelerine izin vermez. Buna uymayanlar lrler. Sonunda Judhisthira, ruhun sorularna cevap vermeye hazr olduunu bildirir. Bunun zerine bir soru-cevap oyunu balar; bu oyun evrene ilikin kutsal bilmeceden zek oyununa geii arpc bir ekilde gstermektedir: Hindu etiinin adeta tm bu biim altnda sergilenmektedir. Reformasyon dnemindeki dinsel kurullar -rnein Luther ve Zwingli'nin 1529'da Marburg'da ve Theodore de Beze ve meslektalarnn 1561'de Poissy'de Katolik ulular ile birlikte kurduklar kurullar- eer incelenecek olursa, bunlarn antik bir kutsal uygulamann dorudan devam olduklar grlr. Bu sorulu cevapl sohbeerden doan edebi eserler arasnda biri, biraz daha yakndan ele alnmay hak etmektedir. Milindapanha, yani Menardros' un Sorular -M II. yzylda Baktriana'da hkm srm Helen-Hint krallarndan biri- grne gre miladn ilk yllarnda Pali dilinde kaleme alnmtr ve dinsel hukuk (Tripilaka) iine alnmam olmakla birlikte, Gney ve Kuzey Budistleri arasnda ok byk bir itibara sahiptir. Milattan nce II. yzylda, byk Arhat Ngasena ile birlikte Baktriana ze16. III, 313.

rinde, Yunan egemenliini srdren Kral Menandros'la yaplan sohbetleri iermektedir. Eserin ierii ve eilimi tamamen dinsel ve felsefidir; ama biim ve ton olarak tamamen bilmece yarmalarna baldr. Bu sohbetlerin giri blm bile ilgintir. Kral yle demektedir: "Saygdeer Ngasena, benimle sohbet eder misiniz? -Eer Majesteleri benimle, bilgelerin konutuklar gibi sohbet edeceklerse razym, ama eer benimle krallarn konutuklar gibi konuacaklarsa raz deilim. "Bilgeler nasl konuurlar, Saygdeer Ngasena?" Bunun arkasndan aklama gelir: "Bilgeler, krallarn tersine, zor bir duruma dtklerinde rahatsz olmazlar." Kral bunun zerine, tpk zellikle Anjou kontu Franois rneinde olduu gibi, Franszcada gaber adm alan oyuna benzer bir ekilde, sohbeti eitlik temelinde yrtmeye rza gsterir. Bu sohbete krallk saraynn bilgeleri de katlr. Be yz Yonaka, yani yonyallar, Grekler ve seksen bin kei de seyirci kitlesini meydana getirmektedir. Ngasena, "iki nokta zerinde, derin, bir dmden daha zor zlen, g bir problem" sormu ve kraln bilgeleri, sapkn eilimli tuzak sorularla, onlarn kafalarm kartrdndan yalanmlardr. Nitekim, bunlar ou zaman muzaffer bir hava iinde sorulan, tahrik edici ikilemlerdir: "te Majesteleri imdi bunun iinden kmaya alsnlar!" Ve bylece, Budist doktrinin esas sorunlarnn, felsefi grnl basit formller halinde, Sokratik bir grnm altmda art arda gndeme geldikleri grlr. Snorre Edda'mn Gylfaginting incelemesi de, soru-cevap biimindeki sohbet trne aittir. Gangleri nce yedi klla cambazlk gsterisi yapp, Kral Gylfi'nin dikkatini ektikten sonra, Har 'la bir yarma biimindeki sohbete girimektedir. eylerin kkeni konusundaki kutsal bilmece yarmas ve dl eref, hayat veya mal varl olan bilmece yarmas ile ilahiyat veya felsefe sorular, trensel yceltmeler veya dinsel bir inancn davurumu biimindeki sohbet, farkna varlmayan geilerle birbirine balanmaktadr. Bu biimler hibir yerde, doktrinin esas olarak Zerdt ile Ahura Mazda arasndaki soru ve cevaplar halinde sunulduu Avesta'da olduu kadar sk skya i ie girmemitir. Yasnalar, yani kurban trenine ilikin dinsel metinler, kkende yer

alan oyunsal bir karakterin ok saydaki izini hl yanstmaktadr. Doktrine, hayattaki davran kurallarna ve trensel yapya ilikin tipik ilahiyat sorular, Yasna 44'teki gibi evrene ilikin eski sorularla srekli yer deitirip durmaktadr.17 Her dizeye, Zerdt'n u szleri nclk etmektedir: "Size u konuda soru soruyorum, aydnlatn beni ey Ahura!". Sonra, "...yi yapan kimdir..." diye biten veya "Acaba biz gerekten...." gibi szlerle balayan sorular birbiri pei sra gelmektedir. "Kim yeri buraya, g de dmeyecek ekilde yukar koydu?", "Rzgra ve bulutlara hz kim verdi?", "Kim bizim yararmz iin aydnlk ve karanl... uyku ve uyankl yaratt?" Ve bunun arkasndan, sonlara doru, gerekten de eski bir bilmece yarmasnn kalntsyla kar karya olduumuzu ortaya koyan u dikkat ekici soru gelmektedir: "Size u konuda soru soruyorum... ey Mazda, acaba bana vaat edilmi olan, iki ksrak, bir aygr ve bir deveden oluan dl alabilecek miyim?" Tamamen din eitimine ilikin olan sorular, insann kken ve karakteriyle, iyilik ve ktln ayrlmasyla, arnma sorunlaryla, kt ruhlarla mcadeleyle vb. ilgilidir. Pestalozzi'nin zamannda ve lkesinde, ocuklar iin kaleme ald din bilgisi kitabna Ratselbchlein (Kk Bilmece Kitab) adn veren svireli papaz, aslmda fikrinin onu uygarln ok eski aamalarna yaklatrdn aklna bile getirmemiti. Kral Menandros'unkine benzeyen, ilahiyat ve felsefeye ilikin diyalog, daha sonraki yzyllarda hkmdarlar tarafmdan, saraylarnda yaayan bilginlere veya yabanc lkelerden gelen bilge kiilere sorulan bilimsel dzlemdeki sorularn dorudan ncldr. Hohenstaufen hanedanndan mparator II. Friedrich'in mneccimi Michael Scotus'a18 sorduu sorularn bir listesiyle, Mslman lim bn Sebin'e Fas'ta sorulan bir dizi felsefi soru gnmze kadar gelmitir. Birinci dizi, evrene ilikin verilerin, fizik ve ilahiyat kavramlarnn bir karm olduundan, bizim amzdan zellikle dik17. Kr. Bartholomae, Die Gotha's des Avvesta, IX, s. 58, 59. 18. Bkz. Isis, IV, 2, no. 11, 1921; Harvard Historical Studies, 27, 1914; K. Hampe, Friedrich II als Fragesteller, Kultur-u. Universalgeschichte (Festschrift VValter Goetz), 1927, s. 53-67.

kat ekicidir. Dnya neyin zerinde durur? Ka gk kat vardr? Tanr tahtnda nasl oturur? Lanetlilerin ruhlar ile kovulmu meleklerin ruhlar arasnda ne fark vardr? Dnya tamamen yekpare bir ktle midir, yoksa boluklar iermekte midir? Denizin suyunu tuzlu klan nedir? Rzgrn farkl ynlerden esmesi nasl aklanabilir? Yanardalarn gaz pskrtmeleri ve patlamalar nasl aklanabilir? lenlerin ruhlar nasl oluyor da dnyaya geri gelmek istemiyorlar? vs. Bu sorularda, yeni temalara karm olan eski temalarn izi grlmektedir. bn Sebin'e sorulan "Sicilya Sorulan", kukucu ve Aristotelesgil olup, birinci dizidekilerden daha felsefi niteliktedir. Ancak, bunlar da eski tre balanmaktadr. Gen Mslman filozof, imparatora tam anlamyla ders vermitir: "Sorularnz aptalca ve elikili, kendi kendinize ters dyorsunuz." mparatorun bu azarlamay sknet ve tevazu iinde kabul etmesini, Hampe "insan Friedrich"i bulmak olarak deerlendirmekte ve bu tutumu alklamaktadr. Fakat Friedrich, tpk Kral Menandros gibi, soru-cevap oyununun eitlik taban zerinde oynandm biliyordu: Yal Ngasena'nn deyiiyle, krallann deil de, bilgelerin tarzna uygun olarak sohbet edilmekteydi.

Daha yakn dnemlerdeki Yunanllar, bulmaca oyunu ile felsefenin kkenleri arasndaki ilikinin tamamen farkndaydlar. Aristoteles'in mezlerinden Klearkhos, bir atasz derlemesinde bir bilmece teorisi ortaya atmtr. Bu teori, felsefi bir almann konusunun ne olduunu gstermektedir: "Eskiler entelektel gelimelerinin ( paideia) kantn byle sunma detine sahipti."19 Yunan felsefi dncesinin ilk rnlerini ok eski bilmecelere balayan bir izgi bulmak ok zor deildir. Felsefi iddiann balangcnn bir tahrike, zlmesi gereken bir veriye kadar uzandn problema kelimesinin ne lde belirttii sorunu hakknda kanaat belirtmeyeceiz. Fakat en eski zamanlardan sonuncu sofist ve hatiplere kadar, bilgelik arayan kiinin bir
19. Kr. Prantl, Geschichte der Logik: im Abendlande, I, s. 399.

ampiyon edas altnda ortaya kt kesindir. Bu kii rakiplerini tartmaya tahrik etmekte, sert bir eletiri yaparak onlarla kavgaya girimekte ve arkaik insann hemen hemen ocuksu gveni iinde kendi grlerini savunmaktadr. lk felsefe denemelerinin tarz ve biimi, belirli kurallara gre cereyan eden bir mcadele ve bir polemik karakteri tamaktadr. Bunlarn yazanlar, allm olduu zere, birinci ahs olarak konuurlar. Eleal Zenon rakipleriyle kavga ettiinde, bunu aporia'lar yardmyla yapar; yani baka bir ifadeyle, rakiplerinin grlerini temel olarak alyormu gibi grnr, ama bunlardan iki elien sonu kartr. Onun kulland biim de bilmece alanna aittir. "Zenon sordu: Eer uzay bir eyse, yleyse neyin iinde yer alr? Bilmeceyi zmek zor deildir." Karanlk filozof Herakleitos'a gre, doa ve hayat bir griphos', bir bilmeceyi temsil etmektedir. Bu bilmeceyi bizzat Herakleitos zmektedir.20 Empedokles'in iddialar, birok kereler mistik bilmecelerin zmlerinin yanksdr.21 stelik bunlar iirsel bir biim iinde sylenmitir. Empedokles'in, hayvanlarn kkeni konusundaki groteskle omuz omuza giden-vahi bir hayal gcnden kaynaklanan doktrinal kavraylar, hayal gcnn adeta zincirlerinden boanm olduu u eski Hint Brahman arklarndan birine dahil edilse, kimse bunu garipsemez: "Ondan [Doadan], boyunsuz canavar kafalar dodu, omuzsuz kollar babo dolayor ve gzler alndan yoksun halde frdolay dnyorlard."22 En eski filozoflar kehanet ve vecd tonu iinde konumaktadrlar. Bunlar kurban ayinini yneten rahip veya dinin srlarn reten kii (mystagogos) olduklarndan kendilerine ar gvenmektedirler. eylerin kkeni, balangc, olular, arkhe'si, physis'i sorunlaryla megul olmaktadrlar. Bu sorunlar, mitos biimi altnda, ezelden beri sorulan ilkel evrendoum sorulardr. Evrenin yaps hakkndaki mantksal speklasyon ancak, Pythagoras'n ikizkenar gen biiminde yan yana yerleti20. Aristoteles, Physica, IV, 3, 210 b 22 vd. W. Capelle, Die Vorsokratikes, s. 172. 21. Jaeger, Paideia, s. 243-244. 22. Capelle, a.g.e., s. 216. Morgenstern'in u cmlesinde, arpc bir fantezi paralellik bulunmaktadr:"Ein Knie geht einsam durch die Welf' (Bir diz, dnya zerinde tek bana gidiyor).

rilmi 183 dnyas gibi,23 mitos'a. dayal bir evren kavraynn hayali temsilinden kurtularak geliebilmitir. Arkaik felsefe, bizatihi eylerin iinde mevcut olan elikilerden domu ebedi atmay her yerde grmektedir. Herakleitos'a gre, atma "her eyin babasdr". Empedokles, dnyann hareketine ezelden ebede, iki ilkenin hkmettiini iddia etmekteydi: Philia (dostluk) ve neikos (atma) kavramlar. Varoluun aklanmas konusunda en eski felsefedeki ztlamaya dayal eilimin, kurala balanm msabakann esasl bir rol oynad ilkel toplumun ztlamal yapma tekabl etmesinin rastlant sonucu olmadm btn belirtiler gstermektedir. Her eyi ztlamal bir ikilik iinde kavrama ve her eye yarmann hkmettiini kabul etme eilimi ezelden beri vardr. Hesiodos hl selamet getiren iyi Eris ile ktlk getiren kt Eris'i atma halinde grmektedir. Dnyann dzenini ebedi bir atma haline getiren bu kavray, bizi arkaik oyun alannn ta gbeine gtren bir imgeyle i iedir. Doadaki bu ebedi atma, adalet karsndaki bir atmadr. Werner Jaeger 'e gre,24 Kosmos, Dike ve (emein bedeli, zahmet anlamna gelen) Tisis kavranlan, ait olduklan adli hayattan aktanlarak bir davann terimleriyle anlalabilsin diye dnyann hareketine uygulanmtr. Balangta sululuk anlamna gelen, daha sonra doal nedensellii ifade eden terim haline dnen aitia kavramn da buraya yerletirmek gerekir. Bu fikre kendine zg bir biim veren Anaksimandres olmutur; ama bu fikir bize, ne yazk ki eksik bir ekilde ulaabilmitir.25 "eylerin kkeninde bizatihi o vardr (burada sonsuzluk kastediliyor), bu ekilde onlar zorunlu olarak yok etmektedir. nk bunlar adaletsizlikleri nedeniyle, zamann kararlarna uygun olarak, bir biledim ve ceza meydana getirmek zorundaydlar". Ancak, bu temsilin temelinde, tpk Yunan polis'i rneinde olduu gibi, siyasal bir dzene ve hukuk tarafndan kurala balanm bir hayata ilikin oktan olgunlam bir fikrin yer alp almad sorulabilir. Acaba burada, daha eski bir hukuki kavramlar taba23. A.g.e., s. 102. 24. Paideia, s. 220. 25. Vorsokr., s. 82.

kas sz konusu deil midir? Burada ifade edilen acaba, daha yukarda szn ettiimiz u eski hukuk ve dl kavram deil midir? Hukuk fikrinin henz kader ve mcadele alannda yer ald, yani ksacas adli uyumazl henz kutsal bir oyun olarak gren u kavram deil midir? Empedokles'ten bize ulaan metin blmlerinden birinde, unsurlarn iddetli mcadelesine ilikin olarak, bu temel ilkelerin srayla "geni apl bir yemin"le katlm olacaklar bir zamansal btnlkten sz edilmektedir.26 Bu mistik-mitolojik imgeyi tam olarak anlamak hi kukusuz olanakszdr. Fakat, filozof-khin fikrinin burada hem oyun hem de hak mcadelesi alannda yer ald kesindir: Bu alann, uygarln ve dncenin nemli bir tabam olduunu grmtk.

26. Capelle, s. 32-30, Vorsokr, s. 200.

VII

Oyun ve iir

Yunan felsefesinin kkenlerini, bilgelik yarmasnn meydana getirdii dnyevi kutsal oyunla olan ilikisi iinde ele almak isteyen her kii, kanlmaz ve srekli olarak felsefi-dinsel ifade ile iirsel ifadenin snrlarnda bulur kendini. Bu durumda, iirsel yaratnn zne ilikin soruyu, vakit geirmeden hemen sormak uygun olacaktr. Bu soru bir bakma, oyun ile kltr arasndaki baa ilikin bir akl yrtmenin de merkezi temasn meydana getirmektedir. Nitekim, eer din, bilim, hukuk, sava ve siyaset, kltrn u daha geri aamalarnda sahip olduklar ok sk temaslar, daha gelimi toplum biimlerinde yava yava kaybediyor gibi gzkseler de; oyun alan iinde domu olan iir bu alann dna asla kmamtr. Poiesis oyunsal bir ilevdir. Zihnin oyunsal bir meknnda, zih-

nin kendine yaratt zgn bir evrende, eylerin "gndelik layaf'takinden farkl bir grnme brndkleri ve mantk balarndan farkl balarla birbirlerine balandklar bir alanda yer almaktadr. Eer ciddiyet, sadece akl banda hayat terimleri iinde ifade edilen ey olarak kavranrsa, iir bu durumda asla tamamen ciddi olamaz. Ciddiyetin tesinde; ocua, hayvana, vahiye ve kaa zg olan ilk alanda; d, coku, sarholuk ve glme alannda yer almaktadr. iiri anlayabilmek iin, tpk sihirli bir elbise giyer gibi, ocuk ruhuna brnmek ve ocuksu bilgeliin yetikininkinden stn olduunu kabul etmek gerekir. Katksz oyun kavramna, Vico tarafndan bundan iki yzyl nce kavranlan ve ifade edilen iirin u esasl doas kadar yakn hibir ey yoktur.1 Poesis doctrinae tanquam somnium: Francis Bacon'n derin ifadesiyle, iir felsefi bir doktrinin d gibidir. Varoluun nedenleri konusunda henz doal hale ok yakn olan bir halkn efsanevi fantezileri bile, daha sonralar mantksal biim ve kategoriler halinde olgunlamaya ve kendini ifade etmeye alacak olan fikri tohum halinde ierir. Filoloji ve karlatrmal din bilimi, ilkel inancn bu efsanevi aracnn anlamna daha derinlemesine nfuz etmeye hep uramaktadr.2 iirin, kutsal doktrinin, bilgeliin ve ibadetin ilkel birliinin altnda eski uygarlklarn btn ilevi yeni bir yoruma konu olmaktadr. Benzeri bir yorumlamann ilk koulu, iirin yalnzca estetik bir ileve sahip olabilecei veya ancak estetik alanda anlalr ve aklanabilir olabilecei kavraynn terk edilmesidir. Serpilmi ve canl btn uygarlklarda ve zellikle de arkaik kltrlerde iirin hayati, toplumsal ve dinsel bir ilevi vardr. Her ilkel iir ayn zamanda ve eanl olarak, ibadet, trensel elence, toplu oynanan oyun, hayat bilgisi, bilmece veya bilmece zm, bilgeliin retilmesi, ikna, byclk, khinlik, ngr ve yarmadr. Arkaik dinsel hayatn eitli unsurlar, herhalde Fin halk destan Kalevala'da oldu1. Kr. Auerbach, Giambatista Vico und die Idee der Philologie, Homenatge a Antoni Rubie i Lluch, Barselona, 1935, I, s. 297 vd. 2. Apollon derlemesi, Studien ber at]tike Religion und Humanitt, Viyana, 1937'de yer alan W.-B. Kristensen veya K. Kerengi'ninki gibi incelemeleri dnyorum.

u kadar baka hibir yerde bylesine arpc bir ekilde bir araya gelmemitir. Yal bilge Vainamoinen, kendisini bir yarmaya girmeye tahrik eden kendini beenmi genci byler. Aralarndaki yar, balangta, doa, daha sonra yaradln kkenine ilikin bilgiye dayanr ve gen Jou Kahainen bu aamada, yaradltan kendine pay karacak kadar ileri gider. Yal byc bunun zerine, syledii ark yoluyla gen rakibini topraa gmer, batakla, suya daldrr: nce yar beline ve koltuk altlarna kadar, sonra azma kadar, sonunda rakibi, kz kardei Aina'y yal bycye vermeye sz verir. Vainamoinen, yapt byleri bozmak ve cesur rakibini kurtarmak iin bir kayaln zerine oturarak saat boyunca ark syler. Yukarda saylan btn msabaka biimleri burada bir aradadr: hakaret ederek saldrma, bbrlenme, insanlarn kyaslanmas, evrenin yaratlna ilikin bilgi yarmas; btn bunlar, iirsel hayal gcnn hem vahi hem de karanlk ak iinde olur. air bir Vates'r; cinlere karm ilham alan ve vecd halinde biridir. Eski Araplarn dedii gibi bilgedir, faVdir. Eddalar mitolojisinde, air olmak iin iilen iki, cevap veremeyecei soru olmayan, bilgeler bilgesi Kvasir'in kanndan hazrlanmtr. air-sanat figrnden, yava yava khin, rahip, falc, gizbilimci, zanaatkrair, filozof, yasa koyucu, hatip, demagog, sofist, szbilimci figr ortaya kmaktadr. En eski Yunan airleri, ok gl bir toplumsal ileve sahip olmay srdrmekteydiler. Halklarna eitimci ve danman kii kimliiyle hitap etmekteydiler. Bunlar, sofistlerin sahneye klarna kadar, halkn rehberleri olarak kalmlardr.3 Vates figr, eski Norve edebiyatnda, ok eitli ehreler altnda thulr olarak (Anglosaksoncada thyle) temsil edilmitir.4 Thulr'un en anlaml rnei Starkaor'dur; Saxo, kelimeyi hakl olarak vates ile karlamaktadr. Thulr kimi zaman dinsel kelmlar dile getiren biri olarak ortaya km, ardndan kutsal dramatik oyunda oyuncu olarak, daha sonra kurban treni yneticisi ve nihayet byc olarak ortaya kmtr. Bazen saray airinden, hatipten ba3. Kr. Jaeger, Paideia, s. 65, 181, 206, 303. 4. W.-H. Vogt, Stilgeschichte der eddischen Wissensdichtung, I: Der kultredner Schriften der Baltischen kommission zu Kiel, IV, I, 1927.

ka bir ey deildir. Scurra (soytar) terimi de onun ilevini ifade etmek iin kullanlmaktadr. Buna denk den thylja fiili, dinsel bir metni yksek sesle okumak ve muhtemelen byclk ve frklk yapmak anlamna da gelmektedir. Thulr, btn mitolojik bilginin ve tm iir geleneinin muhafzdr. Tarihi ve detleri bilen, trenlerde konuan, kahramanlarn ve soylularn soy zincirlerini ezberden sayabilen yal bilgedir. Onun zel grevi, hitabet veya her tr bilgi alanndaki yarmadr. Onu, Beowulf destannda, Unfero ad altnda bu ii yaparken grrz. Yukarda szn ettiimiz mannjafnaor, yani Odin'in devler veya ccelerle yapt bilgelik yarmalar thulr alanna dahildir. Anglosaksonca nl iirler olan Vdisso ve Serseri, ok eitli ilerle uraan bu saray airlerinin tipik rnleridir. Btn bu zellikler, her zaman hem kutsal hem de edebi bir ileve sahip olan eski air imgesini oluturmak zere ok doal olarak bir araya gelmitir. Bu ilev, ister kutsal olsun ister olmasn, kaynam her zaman bir oyun biiminden almaktadr. Germen antikandaki vates tipine ilikin unu da ekleyebiliriz ki, thulr'un ardllarm feodal ortaada, bir yandan saz airinde (joculator), te yandan da tellalda aramak bana sakncal gelmemektedir. Hakarete dayal ekime vesilesiyle daha nce szn ettiimiz tellal, yal Kultredner'le birok bakmdan ortak grevlere sahip bulunmaktadr. kisi de tarihin, gelenein ve soy zincirinin muhafzdr, ibadette hatiptirler ve zellikle de resmi konumac ve palavracdrlar. iir, ilkel kltrlerin unsuru olan balangtaki ilevi iinde, oyun esnasmda, oyun olarak domutur. Kutsal bir oyundur, ama bu karakterine ramen hep zprln, akann ve hoa vakit geirmenin snrnda yer almaktadr. Daha uzun bir sre boyunca, bir gzellik talebinin bilinli tatmini sz konusu olmayacaktr. Bu tatmin, iir biimi altoda ifade edilen ve mucize olarak, trensel bir sarholuk ve kendinden geme olarak hissedilen kutsal eylemin gerekletirilmesinde ierilmi, bilmezden gelinmitir. Ancak her ey bundan ibaret deildir: iir eylemi ayn zamanda, ok kii arasnda oynanan srkleyici ve neeli oyunun ve arkaik topluluun gruplar arasndaki ateli rekabetin iinde de gelimitir. lkbahar bayram-

larnn veya kabilenin dier mevsimlik trenlerinin neeli biimleri altnda kutlanan, kadn-erkek arasndaki yaknlama kadar iirsel ifadeye daha yatkn baka hibir alan yoktur. iir, zikrettiimiz bu sonuncu grnt altnda, gen erkekler ile gen kzlar arasnda hep tekrarlanan cezbetme ve kama oyununun szel ifadesi olarak ve alayclkta ta gediine koyma ustalna dayal bir yarma olarak, kesinlikle iirin kutsal ilevi kadar eski bir yere sahiptir. De Josselin de Jong'un Polinezya takmadalarndaki Boeroe ve Babar adalarnda yapt aratrmalardan elde ettii sonulara gre, buralarda toplumsal ve agonal olarak adlandrlabilecek olduka gelimi bir iir, henz zel kltrel oyun ilevi iinde yer almaktadr. Yazarn nezaketi sayesinde, henz yaymlanmam incelemesinin baz unsurlarn buraya alabiliyoruz.5 Boeroe veya Rana adasnn orta kesimlerinde yaayanlar, inga fouka adn verdikleri trensel atmal arklar bilmektedirler. Kar karya oturan kadnlar ve erkekler, davul sesine uyarak, srayla doalama ksa arklar sylemekte veya daha ncekileri tekrar etmektedirler. En azndan be tr inga fouka grlr. Bu inga fouka her zaman karlkl olarak dizelerin attnlmasna, laf dokundurma ve karlk verme, soru ve cevap, meydan okuma ve rvana dayanmaktadr. Bazen bilmece yarmasna benzeyen bir biime yaklar. nga fouka'mn balca biimi "nde gitmek ve izlemek" adn almaktadr, burada btn drtlkler, tpk bir ocuk oyununda olduu gibi, u szlerle balar: "nde gideni takip et". iire ilikin biimsel ilem, ayn kelimenin tekrar ve kelimeler zerinde yaplan eitlemeler yoluyla tezi antiteze balayan ses eliidir. Saf iirsel unsur imaya, ani bir fikir parltsna, kelime oyununa veya kelimelerin sesleri zerinde oynamaya dayanmaktadr; bu durumda anlam tamamen yok olabilir. Bu iir ancak, oyunsal alana ait terimlerin yardmyla tasvir edilebilir. Szlerin mzie veya mziin szlere uyarlanmas kurallarna ilikin incelikli bir sisteme tabi olmaktadr. Temalar ilhamlarn aktan almakta veya bilgelik derslerinden, ineleyici zellik ve alaylardan olumaktadr. Geleneksel nga fouka
5. Profesr De Josselin de Jong tarafndan 12 Haziran 1935'te, "Dou Endonezya iiri" bal altnda sunulmu inceleme, K. Ned. Akad. v. VVetensch., afd. Lett.

ktalarndan oluan bir repertuvar varln srdryorsa da, iirsel unsur hep doalama olarak kalmaktadr. Mevcut ktalar, uygun ekilde gelitirilerek ve eitlendirilerek sslenir. Ustalk ok takdir grmektedir ama beceri eksiklii de katlanlr bir eydir. evirisi verilen rnekler, eilim ve karakter olarak, Bo.eroe edebiyatnn tamamen bamsz olmad Malay pantum'unu hatrlatmaktadr, ama bunun ok uzak bir biimi olan Japon hai-kai'sini de dnmek gerekir. Bu adada, asl inga fouka'nn yan sura, nianl erkekle kzn klanlar arasnda evlilik vesilesiyle yaplan armaan dei tokuu trenlerinde yer alan "nden gideni izlemek" trnden, aym biimsel ilkeye dayal baka iirsel biimler de grlr. De Josselin de Jong, Gneydou adalarnn Babar grubundan Wetan adasnda tamamen farkl bir iir kefetmitir. Burada yalnzca doalamayla karlarz. Babar yerlileri, bir arada ve yalnzken, ama zellikle de alrken, Boeroe yerlilerinden ok daha fazla ark sylemektedirler. Hindistancevizi-palmiye aalarnn tepesinde palm ya toplamakla uraan erkekler ya yaknma arklar, ya da yan aataki bir arkada alaya alan arklar sylemektedirler. Bazen bu uygulama olduka sert, sesli bir dello haline dnmekte ve bu da arada srada cinayetle veya lmcl darbelerle sona ermektedir. Burada btn arklar, biri "kk", dieri "tepe" veya "zirve" olarak ifade edilen iki dizeden meydana gelmektedir, fakat soru-cevap emasm aka grmek mmkn deildir -veya artk mmkn deildir. Bu Babar iirinin karakteristik yan, burada etkinin kelimenin anlam ve sesleri zerindeki oyundan ok, ark syleme biimlerinin eitliliinde aranyor olmasdr. lk iki dizesi bir imgeyi hatrlatan veya bir olguyu saptayan ve dier iki dizesi buna ok uzak bir imayla cevap veren, apraz vezinli, drt dizelik iir olan Malay pantum'u, zek oyununa ilikin birok zellik gstermektedir. Pantum kelimesi, XVI. yzyla kadar genel olarak mesel veya atasz ve yalnrzca baz durumlarda da drtlk anlamna gelmitir. Sonuncu dize, Java dilinde cavab (cevap, zm) adn almaktadr. Demek ki, bu kelime grne gre, belirli bir iirsel biim haline gelmeden nce, bir oyunun ifadesiydi. zm, sesFllN/Homo Ludens

161

lerin vezinli arm yardmyla yaplan bir imada yatmaktadr.6 Japon hai-kai iirsel biimi, srasyla be, yedi ve be hecelik dizeden olumakta ve yalnzca bitkilerin, hayvanlarn, doann veya insanlarn hayatna ilikin ho ve uar bir izlenimi artrmaktadr; bunu bazen melankolik bir lirizm veya nostalji soluuyla, bazen de ok hafif bir mizah tonuyla yapmaktadr. Baz rnekler verirsek: Ne de ok ey Kalbimde! Usunlar Stlerin hrtsyla. Kimonolor gnete kuruyorlar Ey, l ocuun Kk kol az! Hai-kai'n kkeninde, izlenmesi gereken birinci dizenin belirlendii bir vezin zinciri oyunu da yer alm olmaldr.7 Oyunsal iirin karakteristik bir biimi, Fin Kalevala'snn tumturakl geleneinde yer almaktadr. Burada, bir srann zerinde yan yana oturan iki ozan, el ele tutumu bir durumda ileri geri sallanarak iir ktalarn okuma konusunda rekabete girer. Benzeri bir uygulama Norve saga'snda daha nce tasvir edilmiti.8 Bilinli bir gzellik retme niyetinin bulunduunu sylemenin mmkn olmad toplumsal oyun olarak iire her yerde ve eitli biimler altnda rastlanmaktadr. Rekabet unsuru da burada ska grlr; bu unsur bir yandan atmal arklara, sava iirine, iirsel turnuvaya ve te yandan da belli bir saldrdan kurtulmak iin yaratlan doalamaya egemendir. Bu sonuncu motifin yukarda zikrettiimiz sfenks bilmecesine ok yakn olduu aktr. Btn bu biimler Uzakdou'da fazlasyla gelimitir. Granet
6. Hsein Djajadinigrat, De maogische achtergrond nan den Maleische pantoen, Batavya, 1933; ayn yazar, Przyluski, Journal asiatique, 1924, c. 205, s. 101. 7. Hai-kai de Basho et de ses disciples, Fra. ev., K. Matsuo ve Steinilher-Oberlin, Paris, 1936. 8. Kr. W.-H. Vogt, a.g.e., s. 166.

162

F 1 ARKA/Homo Ludens

incelikli ve nfuz edici yorumunda ve eski in metinlerini yeniden olutururken, atmal korolara ilikin bol miktarda rnek vermektedir. Soru ve cevap ktalar biimindeki bu arklar araclyla gen erkek ve kzlar eski in'deki mevsim karlama bayramlarm kutlamaktaydlar. Nguyen van Huyen daha nce baka bir balamda zikrettiimiz kitabnda, bu uygulamann hl canl olduu Annam'da bu arklar kaydedebilmitir. Bu lkede, birinin kalbini kazanmaya ynelik olan iirsel kantlama, bazen iirin tezini reddedilemez tanklklar halinde destekleyen bir atasz dizisine dayanmaktadr. Bu akl yrtme deti, tamamen ayn biim altnda, XV. yzyl Fransz Dekanlarnda* da bulunmaktadr; bu iirlerin her ktas bir ataszyle biter. Eer bir yandan, in edebiyatnda ve Annam halk hayatnda rastlanan iirsel biim altodaki trensel ilan aklar; ve te yandan da eski Arabistan'n mfhare ve mnafare denilen hakaret ve bbrlenme yarmalar ile Eskimolarda yarg yerine geen, kindar ve iftirac davul yarmalar hesaba katlacak olursa, troubadour'la dnemindeki kur yapmalar da hi tereddtsz ayn dizinin iine yerletirilir. Troubadour** iirini bu kur yapmalarla aklayan ve bundan trediini iddia eden eski tezi hakl olarak reddeden Roman edebiyat"* uzmanlar bir tartma noktasn yok etmeyi baaramamlarda:: Bu kur yapmalar acaba gerekten var myd, yoksa bunlar tamamen edebi bir kurgu olarak m kabul etmek gerekir? Bu sonuncu varsaym ok sayda taraftar toplamtr, ama buradan yola karak ok uzak sonulara gidilmitir.9 Kur yapmak, adli ve iirsel bir oyun olarak ve kukusuz uygulamada geerli olan sonular yaratarak XII. yzyl latgue d'Oc"" (Languedoc) lkesinin detlerine olduu kadar Uzakdou ve uzak Kuzey lkelerinin det* Tartma. Buradaki anlam, atma, (.n.) ** Feodal dnemde, Gney Fransa'da sarayl akn terennm eden saz airi. (.n.) *** Latinceden treme dillerle (Fra., Isp., Port gibi) yaplan edebiyat, (.n.) 9. V. Rosenberg'in, gelenein gerekliini destekleyen kitab: Eleanor of Aquitaire, Queen of the troubadours and of the Courts of love, Londra, 1937. Ne yazk ki konuyu yeteri kadar bilimsel bir ekilde ele almamaktadr. **** Oc dili, ortaada Gney Fransa'da konuulan dil. Kuzeyde ise langue d'Oil (Oil dili) konuulmaktayd, (.n.)

lerine de uymaktadr. Btn bu alanlarda olayn erevesi ayndr. Ak sorunlarm ince eleyip sk dokuyan ve polemik nitelikli bir tartma hep sz konusudur; bu tartma oyun biiminde olmaktadr. rnein Eskimolarn davul yarmalarnn nedeni ou zaman kadn meselesi olmaktadr. Ak ikilemleri ve ilam aklar bunlarn temasn meydana getirmektedir; ama, bizzat erefe ynelik bir n korumaktr. Benzerlikler ve nceller kant gsterilerek, bir davann cereyan edii olabildiince sadk bir ekilde taklit edilmektedir. Troubadour iirindeki castiamen -azarlama (eski Franszcada: chastoiement)-, tenzone -tartma (eski Franszcada: tenori)-, partimen -atmal ark, joc partit10 (eski Franszcada: parti)- gibi biimler, soru ve cevap oyunlar ilam akla yakn ba iindedir. Btn bunlarn kkeninde gerek bir yarglama, serbest bir iirsel arzu, hatta kalabalk bir oyun deil de, ak alanndaki erefi kurtarmaya ynelik dnyevi kavga vardr. Daha baka iirsel biimler de agonal bir temel zerinde oynanan kltr bak asyla ele alnmaldr. Biri, istemedii bir durumdan kurtulabilmek iin, doalama iir snavna katlmak zorunda kalr. Burada, bylesine bir uygulamann, uygarln herhangi bir dneminde gndelik hayata elik edip etmediini bilmenin de bir nemi yoktur. Baka bir olgu ilgintir: zm hayat memat meselesi olan ve z itibariyle rehin verme oyununa benzeyen bilmeceden ayrlmaz nitelikte olan oyunsal motifin iinde, insan zihni her zaman hayat mcadelesinin ifadesini bulur ve asla bilinli bir gzellik retimine ynelik olmayan iirsel ilev de, benzeri bir oyunun iinde, iirin geliimine zellikle uygun bir alan grr. te ncelikle ak alanndan alnma bir rnek: Tn adndaki bir retmenin rencileri, bu retmenin evinin yannda oturan bir kzn kapsnn nnden srekli gemektedirler. Gen olanlar her geilerinde, gen kza, "Harikasn, gerek bir hazinesin" demektedirler. Bir gn kz onlar fkeyle bekler ve u cevab verir: "Beni seviyor musunuz? yi, yleyse size bir soru soracam: Hanginiz denk bir cmleyle cevap verirse akma sahip olacaktr; aksi takdirde, benim kapmm nnden gemeyip yolunuzu deitireceksiniz." Soruyu
10. ngilizcenin Jocparty kelimesinin etimolojik biimi.

sorar. rencilerden hibiri cevap veremez. Ertesi gnler, retmenin evine ulamak iin yolu uzatmak zorunda kalrlar. Bu bir cins epik svamyamvara veya Brunhild'e yaplan kurun benzeridir ve Anaml renciler tarafndan krsal iir biiminde yaplmtr." Trn hanedanndan Khank-Du ar bir hatasndan tr azledilmi ve i-Linh'de kmr satcs olmutur. Askeri bir sefer sonrasnda bir kye doru geri ekilmekte olan imparator burada eski mandarinine rastlar. Ona "kmr sat" zerine bir iir yazmasn emreder. Khank-Du emri yerine getirir. Etkilenen imparator ona unvanlarn geri verir.12 Paralel cmleler halinde doalama dize dktrmek, Uzakdou'nun tmnde adeta vazgeilmez bir yetenekti. Kimi zaman bir Annam eli heyetinin Pekin sarayndaki baars bakann doalama yeteneine bal olurdu. mparator veya mandarinleri tarafndan sorulan sorulara ve binlerce bilmeceye cevap vermeye her an hazrlkl olmak gerekiyordu.13 Dolaysyla bu da oyun biimindeki diplomasi olmaktayd. Yararl bilgilerden oluan tam bir dizi, bylece, dizelere dklm soru-cevap biimi altnda icra edilmekteydi. Bir gen kz evet demitir. Szlsyle birlikte bir dkkn amaya karar verirler. Gen adam kzdan btn ilalara ad vermesini ister. Ardndan, ilalar hakknda tam bir aklama gelir. Aritmetik, zahire bilgisi, iftilerin takvim kullanm da ayn ekilde ezberden sylenir. Bazen de klar birbirlerini bildik zek oyunlar veya edebiyat bilgileriyle snarlar. Daha yukarda belirttiimiz zere, din bilgisi retim biimi de dorudan bilmece oyununa balanmaktadr. Uzakdou'nun toplumsal hayatnda olaanst byk bir yere sahip olmu olan snavlarn biimi de gerekte byleydi. Arkaik durum, daha ileri gitmi uygarlklarda uzun sre varln srdrmektedir: iirsel biim, estetik bir ihtiyacn saf tatmini olarak kavranmasa da, cemaatin yaamnda nemli ve hayati olan her eyi ifade etmeye yaramaktadr. iirsel biim her yerde edebi
11. Nguyen, a.g.e., s. 131. 12. A.g.e., s. 132. 13. A.g.e s. 134.

dzyazdan nce gelmektedir; kutsal ve trensel olan her ey onun araclyla ifade edilmektedir. lahiler ve ataszlerinden baka, uygulamadaki vezin ve kafiye modeline uygun uzun incelemeler de kaleme alnmtr: Eski Hint'in retici eserleri -Sutralar ve Sastralar- ve Yunan biliminin en ilkel rnleri gibi. Empedokles felsefesini iir kalbna dkm ve Lucretius bile onu bu alanda taklit etmitir. Eski bilimin iirsel biimi kullanmasn -rnein bu biim, kitaptan yoksun bir toplumun unutmamasn saladndan- katksz bir yarar salama amacna balamak yeterli deildir. Bu olgunun balca nedeni, kltrn arkaik dneminde hayatn kendinin de, deyim yerindeyse, vezin ve kafiyeye dayal olarak ina edilmesidir. iir bu toplumda, yksek sorunlar her sz konusu olduunda, hl en doal ifade biimidir. Japonya'da ar siyasal sorunlarn z 1868 devrimine kadar iir biiminde ele alnmtr. Hukuk tarihi, Germen lkelerindeki "Dichtung um Redif kalntlarna zel bir dikkat gstermitir. Eski Frizya hukukundan alnma pasaj iyi bilinmektedir14; bu pasajda bir yetimin malvarlnn satlma zorunluluu aniden lirik bir ses uyumuna dnmektedir: "kinci zorunluluk udur: Eer bu yl pahallk olursa ve tehlikeli bir alk lkeyi istila ederse ve ocuk alktan lecek olursa, anne bu durumda ocuunun miras payn satmak ve ocuu iin bir inek, buday vb. almak zorundadr..." "nc zorunluluk udur: Eer ocuk bir solucan gibi plak ve barmakszsa ve k souklar ve kt yllar skn ettiyse, bu durumda herkes kendi ocana, evine ve scak yuvasna snr ve vahi hayvan bedenini koruyabilecei aa kovuu ve dalarda snak arar. Bu durumda sbyan ocuk banr, inler ve stnn bann olmamasndan ve yuvasnn yokluundan yaknr ve onu ala ve kt havaya kar korumas gerekirken meenin iine drt iviyle hapsedilmi olarak topram altnda karanlk uurumlara gml babas iin alar." Bana gre burada sz konusu olan, metnin oyunsal bir istee bal olarak kastl bir ekilde dizeletirilmi olmas deil, adli ifadenin de doal ifade tarz hl iirsel biim olan manevi alana ait
14. Die vierudzwanzig Landrechte, yay. v. Richthofen Friesiche Rechtsquellen, s. 42 vd.

olmasdr. Frizya'dan alnan bu rnek, bu ani iirsel patlamadan tr zellikle arpc ve hatta baz bakmlardan eski zlanda dilinde yazlm eski bartrma ifadesi olan Trygdamran daha arpcdr. Bu sonuncu metnin tm yarm vezinli ktalardan olumutur ve banm geri geliini belgelemekte, ceza denmesini kayt altna almakta, her tr yeni atmay zellikle yasaklamakta, ardndan, atmalarn yeniden balamasndan sorumlu olacak kiinin hibir yerde huzur bulamayacan ilan ederek, bu "hibir yer"in her yerde geerli zelliini glendirmek zere bir dizi imge gelitirmektedir: nsanlar ne kadar uzakta avlarlarsa avlasnlar kurdu; Hristiyanlar kiliseye nerede isterlerse orada gitseler de; Putataparlar kurban sunsalar da herhangi bir tapnakta; Ate nerede yanarsa yansn; Tarla nerede yeerirse y eer sin; ocuk nerede annesini arrsa arsn; Ana ocuunu nerede doyurursa doyursun; Tekne hangi sularda szlrse szlsn; Paralar nerede il il parlarsa parlasn; Gne nerede parldarsa parldasn; Kar nereye yaarsa yasn; Kknar nerede byrse bysn; ahin nerede uarsa usun - bir bahar gn boyunca iki kanadn sert bir rzgr tasa da; Gk ne kadar ykselirse ykselsin; Ev nerede ina edilirse edilsin; Rzgr nerede uuldarsa uuldasm; Su denize nerede varrsa varsn; Serfler nerede buday ekerse eksin.

Ancak burada tabii ki belli bir hukuki durumun edebi gzellemesi sz konusudur; bu metin herhalde geerli bir uygulama belgesi olarak kullanlmamtr. Fakat bizi, iir ile kutsal yarg kavramnn ilkel birlik alanna somut bir ekilde gtrmektedir ve bizim iin nemli olan da budur. iir olan her ey oyun biimi altoda gelimektedir: Tanrlara ibadetin kutsal oyunu, kur yapmaya ynelik trensel oyun, kavgal oyun; bbrlenme, hakaret ve alayn elik ettii rekabet oyunu, beceri ve yetenek oyunu. Serpilmi ve uzmanlam bir uygarlkta iirin oyunsal nitelii varln hangi noktaya kadar srdrmektedir? Efsane hangi biim altnda aktarlrsa aktanlsm her zaman iirdir. Gerekten meydana gelmi olduuna inanlan olaylar hayal gcnn olanaklar iinde dile getirmektedir; en derin ve en dinsel anlamla dolu olabilir; rasyonel olarak tasvir edilmeleri olanaksz balantlar bile ifade edebilir. Efsanenin denk dt kltr safhasnda sahip olduu kutsal ve mistik karaktere ramen -ve bu karakterin mutlak bir itenlikle benimsendiini kabul ederek- efsanenin asla tamamen ciddi olarak nitelenip nitelenemeyeceini kendimize sorabiliriz. Buna verilebilecek cevap, iir ne kadar ciddiyse efsanenin de o kadar ciddi olduudur. Mantksal akl yrtmenin snrlarn aan her eyle birlikte iir ve efsane oyun alannn iinde hareket ederler. Bu, aa bir alanda olduklar anlamna gelmemektedir. Efsane oynanrken, akln ulaamayaca zirvelere kt da olmaktadr. Mmkn olduu iin uygun olanla mmkn olmad iin uygun olmayan arasndaki snr, insan zihni tarafndan ancak uygarln ilerleme sreci iinde izilebilmitir. Dnya hakknda snrl mantksal kavraya sahip vahi iin sonuta her ey mmkndr. Efsane, samalklar ve abartmalar, balantlarn lszl ve karkl, temkinli tutarszlklar ve oyunsal eitlemeleri iinde, vahinin kafasn henz olanaksz bir ey olarak megul etmemektedir. Ancak, vahi iin bile, en kutsal efsanelere olan inancn iinde daha balangtan itibaren belli bir mizah kavraynn olup olmad sorulabilir. Efsane, oyun alannn iinde, iirle birlikte do-

mutur ve vahinin hayat gibi inancnn da byk blm bu alann iinde yer almaktadr. Efsane edebi hale gelince, yani baka bir ifadeyle, vahinin hayal gcne dayal erevesinden zaman iinde syrlan bir kltr tarafndan sabit ve geleneksel bir biim iinde aktarlmaya balannca, bu efsane ciddiyet ile oyun arasndaki ayrma tabi hale gelmitir. Efsane kutsaldr, yleyse ciddi olmaldr. Fakat hl vahinin diliyle, yani oyun-ciddiyet kartlnn henz olmad imge ykl bir dille ifade edilmektedir. Yunan mitolojisinin imgeleri, uzun zamandan beri alk olduumuz eylerdir ve bunlar bizim romantik hayranlmz iinde, Eddalar mitolojisiyle aynlamaya ylesine hazr hale gelmilerdir ki, her ikisinin de iddetli barbarlm hi grmeme eilimine girmiizdir. Ancak bizi en az etkileyen Hint efsanevi malzemesini ve etnologlarn dnyann her bir yanndan devirerek nmze serdikleri kaba olaandlklar kefettikten sonra, Yunan veya Germen mitolojisinin imgelerinin Hint, Afrika veya Avustralya mitolojilerinden, mantksal ve estetik nitelikler bakmndan -etikten ise hi sz etmiyoruz- hi farkllamadklann anlayabiliyoruz. Bizim kendi kstaslarmza gre (tabii ki tartmaya ak bir yargdr bu) bunlara btn olarak baktmzda, hepsi de slup yoksunu, tatsz tuzsuz olarak gzkr. Hermes'in maceralar, tpk Odin ve Thor'unkiler gibi, vahi yklerdir. Onlar geleneksel bir biim altnda aktaran dnemin mitolojik temsilleri, hi kukusuz o dnemde ulalm zihinsel dzeye denk dmemektedir. Demek ki, efsane kltrn adna layk dinsel bir unsuru olarak kalabilmek iin ya mistik bir tarzda yorumlanmak ya da tamamen edebi bir bak as altnda ilenmelidir. nan unsuru efsaneden uzaklatka, balangtan itibaren efsaneyi niteleyen oyunsal slup kendini giderek daha fazla gsterir. Homeros artk bir mmin deildir. Ancak, tanrsal unsurun iirsel ifadesi olarak efsane, tamamen estetik alann dnda hl nemli bir role sahiptir; yani dnceyi tam olarak aktarma ilevini kaybettikten sonra bile, ayinsel kurallara ilikin bir ileve sahip olmay srdrmektedir. Tpk Platon gibi, Aristoteles de felsefi dncelerinin en derin zn hl efsane biimine dahil etmektedir: Platon'da ruh efsanesi, Aristoteles'te dn-

yann deimez hareket ettiricisi olarak eylerin sahip olduklar sevgi fikri byledir. Efsaneye zg oyunsal slubu anlayabilme konusunda, ilkel Eddalar'm balangcm meydana getiren Gylfaginning ve SkaldskaparomaVden daha anlaml hibir mitoloji yoktur. Burada, tamamen edebiyat haline gelmi olan efsanevi bir malzemeyle kar karyayzdr; bu edebiyat putatapar niteliinden tr resmen kabul grmemekte, ama kltrel varlk olarak srdrlmektedir.15 Yazarlar Hristiyan, hatta rahiptir. Bunlar efsanevi maceralar, alay ve mizahn gzden hi kamad bir slup iinde tasvir etmektedirler. Fakat hissedilen ey, imanyla yenik drd putataparlm zerinde ykselen ve onunla elenen Hristiyann veya gemii karanlk ve eytani bir dnem olarak kabul ederek kavga eden bir dnmenin slubu deildir; sz konusu olan daha ok, efsanevi dnceye uzun zamandan beri ikin olan ve putataparln rabette olduu gnlerde pek bir yank bulmayan yar-saf, yan-ciddi tondur. Tamamen vahi fantezisi olan sama efsanevi temalarla -rnein Hrungnir, Groa, Aurwandire ilikin anlatlar gibi- ok gelimi iirsel tekniin birlemesi, her zaman ve her yerde en soylu ifade biimine ynelen efsanenin zyle tamamen uyum iindedir. lk blm olan Gylfaginning'm. ad -yani aldatlan Gylfi- insan dnmeye yneltmektedir. Bu eski tarz eser, evrene ilikin sorgulamann iyi bilinen bir rneidir. Thor, Utgard-Loki'nin salonunda, buna benzer bir tartma yapmaktadr. G. Neckel burada, hakl olarak, oyunsal bir nitelik bulmaktadr.16 Gangleri, eylerin, rzgrn, yazn ve kn kkenine ilikin eski ayinsel sorular sormaktadr. Cevaplar, genel olarak zm asndan tuhaf bir mitolojik grnmden baka bir ey deildir. ShaldskaparmaVn balangc da, btn itibariyle oyun alannda yer almaktadr: Kt ve aptal devler, kurnaz cceler, kaba ve gln maceralar, nihayet anlam yanlsamas yoluyla aklanan mucizevi olgular zerine ilkel ve sluptan yoksun fantezi. Burada hi kukusuz, nihai aamaya ulam bir ef15. Josselin de Jong, Boeroe adasna ilikin olarak, benzeri bir durumu tasvir etmektedir. 16. Thule, XX, 24.

sane sz konusudur. Ancak bu efsane tatsz tuzsuz, sama ve kastl bir fantezi olarak ortaya km gibi gzkyorsa da, bu zellikleri kahramanlk efsanelerine ilikin kavramlarn daha sonraki tarihlerde meydana gelen yozlamas olarak kabul etmemek gerekir. Tersine, bunlar bizatihi slup yetersizliklerinden tr, daha ilk batan itibaren tamamen efsaneye aittir. iir eitleri ok saydadr: vezinli yaplar, ktalar, ses ve l uyumu, karlkl arklar ve nakarat; epik, lirik ve dramatik ifade biimleri. Bu biimler bu kadar eitli olsalar da, onlara gene de dnyann btn halklarnda rastlanmaktadr. iir konulan ve genel anlat gelenei iin de ayn durum sz konusudur. Bunlar grnte ok saydadr, ama her yerde ve her zaman hepsine rastlanr. Bu biimler ve konular o kadar alk olduumuz eylerdir ki, varlklan bizim iin hi de artc deildir ve bu yzden, onlann baka bir biimde deil de, byle belirlenmi olmalannn genel nedenini nadiren aratrmz. iirsel ifade biimlerinin, insanln bildiimiz btn dnemlerinde grlen bu an benzerlii, zellikle tm kltrel hayattan daha eski ve daha ilkel bir ilevin varlna balanabilirmi gibi gelmektedir; biimleri yaratan bir sz ifade yetenei kklerini buradan almaktadr. Bu ilev, oyundur. zel olarak oyuna ikin olarak grdmz zellikleri bir kez daha hatrlatalm. Oyun belli bir yer, zaman ve irade snrlar iinde, ikar bir dzene uygun olarak, serbeste rza gsterilen kurallara uyularak ve maddi yarar ve gereklilik alannn dnda cereyan eden bir faaliyettir. ster kutsal bir oyun, isterse sradan bir bayram; ister bir ayin, isterse hoa vakit geirme sz konusu olsun, oyunun ortam bylenme ve heyecan ortamdr. Aktanm ve gerilim duygulan faaliyete elik etmekte ve bu faaliyet kendiyle birlikte nee ve geveme getirmektedir. iirsel yarat faaliyetlerinin tmnn -sylenen veya terennm edilen sylevin vezinli veya ritmik olarak blnmesinin, ses veya l uyumundaki etkili vurgunun, anlamn gizlenmesinin, ve cmlenin ustaca kurulmasnn- bu oyun alanna ait olduunu reddetmek mmkn deildir. iiri, Paul Valery gibi, bir oyun olarak, bir kelime ve dil oyunu

olarak tanmlamak hi de bir metafor deil, bizatihi iir kelimesinin en derin anlamnn aa kartlmasdr. iir ile oyun arasndaki balant, yalnzca sylevin d yapm ilgilendirmemektedir. Bu balant, hayal gcnn biimlerine, motiflere, bunlarn ss ve ifadelerine esastan balym gibi gzkmektedir. Karmzda ister efsanevi, epik, dramatik veya lirik bir ilham; ister ilkel efsaneler; isterse de gnmz roman olsun, bilinli veya bilinsiz ama hep kelime araclyla, dinleyiciyi (veya okuyucuyu) soluk solua tutan gerilimi kkrtmaktr. Dokunmak ve bir etki yaratmak her zaman nemlidir. Bunun dayana her zaman, bu gerilimi aktarmaya uygun olan insan hayatnn bir durumu veya insan duygusallnn bir rneidir. Yine de bu durum ve bu rnekler ok sayda deildir. En geni anlamyla bunlar byk lde mcadele veya ak durumlarna veya bu ikisinin i ie getii durumlara ilikindir. Burada, oyun kategorisine dahil edebileceimize inandmz msabaka alanna oktan yaklam oluyoruz. iirsel -veya genel olarak edebi- bir verinin ana temas, rneklerin ou itibariyle, kahramann yerine getirmesi gereken bir deve, gemesi gereken bir snava, amas gereken bir engele ilikindir. Bir anlatnn eylemde bulunan kiisine atfedilen kahraman veya meydan okuyan adlandrmas yeteri kadar aklaycdr. Gemesi gereken snav olaand bir zorlukta ve grne gre baarlmas olanaksz olacaktr. ou zaman bir snama, ya meydan okumaya veya bir istein, bir giriimin, bir adan veya bir szn yerine getirilmesine baldr. Grld zere, btn bu motifler bizi dorudan doruya agonal oyun alanna gtrmektedir, ikinci bir gerilim motifi dizisi, kahramann gizlenmi kimlii zerinde temellenmektedir. Kahraman gerek kimliini saklad veya kendi de bilmedii, ya baka bir grnme brnebildii ya da kendi grntsn deitirebildii iin, asl olduu halde tannmamaktadr. Tek kelimeyle, kahraman bir maske takmakta, baka biri olarak gzkmekte, bir esrara brnmektedir. te bir kez daha, kendini yalnzca kurallar bilenlere ifa eden gizlenmi varla ilikin ilkel kutsal oyunun yaknlarndayz.

Hemen her zaman bir rakibi gemenin hedeflendii bir msabaka gibi uygulanan arkaik iir, mistik ve ustalkl bilmece yarmalarnn dnyevi niteliinden hi de ayrlabilir gibi deildir. Tpk bilmece yarmalarnn bilgelie neden olmas gibi, iir oyunu da gzel sze yol amaktadr. Bunlarn her ikisi de, kutsal veya tamamen iirsel terminolojiyi ve simgeleri belirleyen bir oyunsal kurallar sisteminin hkm altndadr: Kutsallk ve iirsellik ou zaman i iedir. Bilmece ve iir yarmalar, kullanlan zel dili anlayabilen, srra vakf kiilerden oluan bir evreyi varsaymaktadr. Her iki yarma trnde de zm, ancak oyunun kuralna uygun olmas halinde geerlidir. air, sanatn dilini konumasn bilendir. iir dili, ounluun ulaamayaca zel imgeler araclyla konuma niyetiyle gndelik dilden ayrlmaktadr. Her dil, imgeler araclyla ifadedir. Nesnel varolu ile zek arasndaki uurum, ancak hayal gcnn kvlcmlar sayesinde alabilir. Kelimelerle eleen kavram, hayatn akyla hibir zaman uyum iinde olmamaldr. Kelime-imge, eyleri ifadenin altnda gizler, fikir nlarnn buraya ancak szmasna izin verir. Gndelik hayatn dili, herkesin ulaabildii uygulamaya ynelik ara olarak, her szn imge ykl olma niteliini zayflatr ve grne gre kat bir mantksal bamszl kabul ederken, iir bu imge ykl olma niteliini kastl bir ekilde gelitirmeye devam eder. iir dilinin imgeler araclyla gerekletirdii ey bir oyundur. Bu dil onlar yce diziler halinde dzene sokar, bu dzenin iine esrar yerletirir; ylesine ki, her imge oyunu bir bilmeceye karlk der. iir dili arkaik uygarlkta hl en mkemmel ifade aracdr. iir bu toplumda, edebi arzularn tatmininden daha geni ve daha hayati ilevleri yerine getirmektedir. Tapnmay sze dntrmekte, toplumsal ilikileri saptamakta; bilgeliin, yasann, rfn taycs haline gelmektedir. Btn bunlar, onun oyunsal zn hi de zayflatmamaktadr, nk bizzat ilka kltrnn erevesi, oyunsal bir erevedir. iirin etkisi zellikle, ok kiiyle oynanan oyun biimi altoda ortaya kmaktadr. Yararl faaliyetler bile, tercihan ba-

z oyunsal zorunluluklarla birliktedir. Uygarlk maddi ve manevi dzlemde serpildike, artk oyunsal niteliin fark edilemedii sahalar, oyunun kendine serbest alan bulduu sahalarn zararna genilemektedir. Tm uygarlk daha ciddi hale gelmektedir. Yasa ve sava, endstri, teknik ve bilim oyunla olan temasm kaybetmi gibidir. Eskiden kutsal eylem iinde, geni bir oyunsal ifade alanna sahip olan ibadet bile bu evrimi izlemi gibidir. Bir tek iir, serpilen ve soylu bir oyun kalesi olarak kalmaya devam etmektedir. iir metaforlarnn oyunsal karakteri o kadar aikrdr ki, bunu kant ve rneklerden destek alarak gstermeye hi gerek yoktur. iir uygulamasnn arkaik kltrde temsil ettii temel deer, bu dnem esnasnda ulalan iir tekniinin salamlk ve titizlik dzeyinin yksekliini aklamaktadr. Nitekim, zenle erevelenmi bir oyunsal kurallar kodu, yasa gcne sahip ama sonsuz eitleme olana bulunan kat bir sistem sz konusudur. Sistem, soylu bir bilim olarak korunmakta ve aktarlmaktadr. Bu kltrel titizliin, alanlar kapal olduundan, edebiyatlarm etkileyebilecek daha zengin ve daha eski kltrlerle temas etmemi veya ok nemsiz dzeyde temas etmi iki halkta gzlenebilmi olmas bir rastlant deildir: Eski Arabistan ile Eddalar'm ve Sagalar'n zlanda's. Vezin ve szlerin mzie uyarlanmasna ilikin zellikleri bir yana brakabiliriz; bu iddiay zellikle Kuzey dilinin kenningar' gibi, anlaml tek bir rnekle aklamak yeterli olacaktr. Dil yerine "konuma dilinin dikeni", toprak yerine "rzgrlarn ini", rzgr yerine "aalarn kurdu" diyen kii, dinleyicilerine yava yava zecekleri bir yn bilmece sunmu olmaktadr. air ve rakipleri, bu rneklerden yzlercesini bilmek zorundadr. rnein altn gibi nemli eylerin, onlarca iirsel ad vardr. Edda'nn en'ge tarihlilerinden biri olan SkaldskaparmaVda, yani airin Dili'nde, ok sayda iirsel deyim saylmaktadr. Kenring, bir kiinin mitoloji bilgisinin kant olarak kullanlacak sonuncu rnek deildir. Her tanr, eitli maceralarna, girdii biimlere veya kozmik akrabalklarna denk den deiik lakaplara sahiptir. "Heimdall nasl tasvir edilir? -Ona dokuz annenin olu veya tanrlarn muhafz veya be-

yaz Ase, Loki'nin dman, Freyja'nn gerdanlm arayan kimse denilir"; ve bir sr baka ad da vardr.'7 ok sayda baka gsterge de iirin bilmeceyle olan balantsn ortaya koymaktadr. Skaldlarda, ar anlalrlk teknik bir hata saylmaktayd. iirsel szn kapal olmas gerektii, Yunanllar tarafmdan da paylalan eski bir inantr. Sanatlar her eyden daha ok birden fazla kiinin katld oyun ilevinin ifadesi olan troubadour'larda (trobar clus, kelime anlam olarak: anlam gizli iir), gizli anlamla ykl olan iir zel bir itibar grmekteydi. G ulalabilen eyin alannda yol alan ve anlam esrarl bir szn iinde gizleyen modern lirik akmlar, bu nitelikleriyle sanatlarnn zne sadk kalmaktadrlar. Onlarn dilini anlayan veya en azndan tanyan kstl bir okuyucu evresiyle birlikte, ok eski tipten kapal bir kltr grubu meydana getirmektedirler. Geriye kalan ey, bu akmlar kuatan kltrn, onlar, sanatlarnn varlk nedeni olan hayati ilevi icra edebilecekleri alan oluturacak kadar takdir edip etmediini ve tanyp tanmadm bilmektir.

17. Kenningafm balang ilkesini iir alannda arayan varsaym, tabu olgularyla bir ilikiyi dta brakamaz. Kr. Alberta A. Portengen, La Langue poetiue vieil-allemande et ses rapports etymologigues, Leiden, 1915.

Mythopoiesis'in unsurlar (Hayal Gcnn levi)

Bir metafor, etkisini canl hayatm kategorilerine uygun bir durumun veya bir olayn tasvirinden elde ettii andan itibaren, kiiletirmenin yolu alm olur. Bedensel olmayann veya canszn kiiletirilmesi, tm efsanevi oluumlarn ve hemen tm iirin ruhudur. Dar anlamda ele alndnda sre yukarda iaret edilen ardk dzen iinde gelimez. Nitekim, bir eyi balangta bedensel olmayan ve cansz kavramyla dnp ancak daha sonra canl bir ey olarak ifade etmek sz konusu deildir. Bir kavram alglanr alglanmaz canl biime aktarlr. Aktarm, alglanan kavramn iletilme ihtiyacnn hissedilmesiyle ilemeye balar. Kavram, hayal gcnn ilevi olarak domutur. Zihnin, canl varlklardan meydana gelen zihinsel bir dnya ya-

ratmaya ynelik, bu doutan gelen ve vazgeilmez nitelikteki eilimine acaba zek oyunu adn verebilir miyiz? En ilkel kiiletirmelerin arama dnyann ve eylerin yaratlmasna ilikin efsanevi speklasyonlar yerletirmek gerekir; bu speklasyonlarda yaratl, baz yaratc tanrlarn evrensel bir devin organlarm kullanmalar olarak temsil edilmektedir. zellikle, Rigveda'dak ve daha yakn tarihli olan Edda'daki kavray bilinmektedir. Anlatnn yazya dklmesi her iki durumda da daha yakn tarihlerde meydana gelmi olarak kabul edilmektedir. Rigveda X, 90'daki arkda karmzda, bilindii kabul edilen eski bir temann, kurban trenini yneten rahiplerin mistik ayinsel hayal gleri tarafndan geniletilerek aklanm bir hali bulunmaktadr. lk varlk olan Purusha, yani insan, evrene malzeme olarak hizmet etmitir. Her biim onun bedeninden domutur: "Aklk alanlardaki, korulardaki ve kylerdeki hayvanlar"; "ay onun zihninden, gne gznden; Indra ve Agni azndan, rzgr nefesinden, hava gbeinden, gk kafasndan, toprak ayaklarndan, ufuk kulandan kt: Bylece onlar (tanrlar)1 dnyalar yarattlar." Rahipler Purusha' y tanrlara ba olarak yakyorlard. ark, ilkel ve speklatif efsanevi motifleri birbirlerine kartrmakta ve bozmaktadr. XI. ayette, bildiimiz soru dizisi ortaya kmaktadr: Tanrlar "Purusha'y bldklerinde, onu ka paraya ayrdlar? Azma, kollarna ne denildi, kalalarna, ayaklarna ne ad verildi?". Ganglieri de Snorra Edda'da ayn ekilde sormaktadr: "Balang ne idi? Nasl balad? Daha nce ne vard?" Bunun arkasndan, dank bir sz ym halinde, dnyann yaratlnn tasviri gelmektedir: Balangta her eyin atas olan ilk Ymir, scak bir hava akmyla bir buzulun karlamasndan doar. Tanrlar onu ldrrler ve etinden dnyay, kanndan deniz ve glleri, kemiklerinden dalar, salarndan aalan, kafatasndan gkyzn vb. yaratrlar. Snorri bu zellikleri eitli iirlerden devirmitir. Bu, binlerce yllk bir efsanenin ilk szlerine hi de benzememektedir. Hi deilse, yukarda zikrettiimiz Edda rneinde, iba1. Evrenin yaratl efsanesi, her varolutan nce bir primum agens (ilk fail) koymak zorundadr.
F12N/HomoLydens

177

det alanndan hemen tamamen karak edebiyat alanna geen ve gelecek kuaklar iin saygn kltrel unsur olarak korunan geleneksel malzeme sz konusudur. Btn bunlarn ortaya kt Gylfaginning'in btn olarak yaps, slubu ve eilimi itibariyle ciddiyetten yoksun ve eski motifleri kullanan bir oyunun tm zelliklerine nasl sahip olduunu yukarda belirtmitik. Ancak geriye, baz oyunsal niteliklerin daha balangtan itibaren bu temsillerin ortaya kt alana zg olup olmadm bilmek kalmaktadr. Baka deyile -genel olarak efsane hakknda daha nce sylediklerimize geri dnersek- evrenin insan vcudunun blnmesiyle yaratlmas gibi bir olay karsndaki Hindu veya eski Germen inanlarnn samimiyetinden kuku duyulabilir. Bu samimiyeti kantlamak her halkrda olanakszdr. Dahas, bu samimiyet mmkn deildir. Genelde, soyutlamalarn kiiletirilmesini, eitimle ilgili ve yakn dneme ait bir icat olarak grme eilimindeyiz: Plastik sanatlarda ve edebiyatta her zaman kullanlan tarzdan alegori. Ve bu olgudan tr, iirsel metaforlar artk katksz ve ilkel efsane dzeyinde yaplamaz hale gelince, kutsal bir eyleme ait olmaktan kmakta, kiiletirmelerin inanlrlk ls, kandrc demesek de, tamamen sorunlu hale gelmektedir. Kiiletirme, kutsal kavramlara biim vermek iin bile olsa, iirsel ara olarak tamamen bilinli bir ekilde kullanlmaktadr. Bu yarg, ilk bakta, daha Homeros'ta rastlanlan Ate (insanlarn kalbine giren yanlsama) ve onun yol at Litai (hepsi de Zeus'un kzlar olan irkin ve kt yakarlar) gibi kavramlar iin de geerlidir. Hesiodos'ta grlen ok saydaki kiiletirme de ayn derecede bulank kalmaktadr ve bunlar, grne gre, ayn ekilde yapay bir icadn rndr. Yal air, bir dizi soyutlamay bize uursuz Eris'in ocuklar olarak sunmaktadr: Emek, Unutkanlk, Alk, Aclar, lmcl Darbeler ve Cinayetler, Kavgalar, Aldatma, Haset. Okyanus'un kz Styx ile titan Pallas'n ocuklar olan Kratos ve Bia (G ve iddet) srekli olarak Zeus'un evinde oturmakta, onunla birlikte her yere gitmektedirler.2 Bu, katksz ve tatsz tuzsuz alegoriden, yapay temsillerden baka bir ey midir? Bundan
2 . Theog., 2 2 7 vd., 3 8 3 vd. F 2ARKA/Homo Ludens

178

emin deiliz. Niteliklerdeki bu kiiletirilme daha ok, insann kendisini kuattklarn hissettii g ve kudretlerin henz insan biimine brnmedikleri dinsel temsillerin, kkeni hatrlanamayacak kadar eskilerde bulunan ilevlerine aittir; byle dnmemiz iin nedenler vardr. Zihin, insanbiimlilii kavramadan nce, doann ve hayatn srlar ve azameti karsnda/duyduu altst oluun dolaysz etkisiyle, onu bask altna alan veya coturan eylere bulank adlar vermektedir. Onlar varlk olarak grmekte, ama henz pek temsil edememektedir.3 Empedokles'in cehenneme doldurduu yan-ilkel, yan-limane grnl ehreler de, zihindeki bu temel kaygsndan kaynaklanma benzemektedir: "Cinayetin, gazabm ve daha bir sr uursuz baka tanrnn, bitkin dren hastalklarn, rme ve ayrmann, mutsuzluun karanlk topranda kol gezdikleri uursuz yer."4 "Anamz Toprak ve delici bakl, gen kz Gne; kanl Kavga, ciddi bakl sakin Uyum, Gzel hanm ve irkin hanm, Hzl hanm ve Yava hanm, sevimli Hakikat ve kara gzl Karanlk burada bulunuyorlard."5 Romallar, olduka arkaik dinsel bilinlerinde, bizim soyut olarak nitelediimiz bu fikirlerin dorudan temsiline ynelik ilevi muhafaza etmiler ve bunu indiitamenta'ya, -yani topluluk tarafndan hissedilen baz ruhsal sarsntlar nedeniyle veya srekli olan baz duygu ve kayglar saptamak zere yeni tanrsal ehreler yaratma uygulamasna- teknik ve trensel olarak yerletirmilerdir. rnein bu ekilde ortaya kan Pallor ve Pavor'u (Solgunluk ve Endie'yi); Galyallann saldrsn haber veren ses olan Aius Locutius'u, Hannibal'i aran Rediculus'u; evin yolunu gsteren Domiduca'y tanyoruz. Eski Ahit'teki Merhamet, Gerek, Adalet ve Bar drtlemesinde (85. mezmur) ve Sleyman'n zdeyileri'ndeki Bilgelik'te, akan ve i ie geen soyut niteliklerin kiiletirilmesine ilikin rnekler vardr. ngiliz Kolombiyas'nda yaayan Hiy3. Kr. Gilbert Murray, Anthropoiogy and the Ciassics, yay. R.R. Marett, 1908, s. 75. 4. 176, fr. 121, Capelle, s. 242. 5. A.g.e., s. 24, 122. Kr., Diels, Fragm. dar Vorsokratiker. II, s. 219, Schvvarzhaarige; yakn tarihli yaynlarda Scharzugige olarak geer.

da Kzlderilileri arasnda, zenginlik salayan bir cins talih tanras olan ve Mlkiyet Hanm olarak adlandrlan bir tanrann varl zikredilmitir.6 Btn bu rneklerde, bu kiiletirme ilevinin, zihnin inan ad verilebilecek bir tutumundan hangi lde kaynaklandn -veya buna vardm- sormak mmkndr. Btn bu temsiller acaba, batan sona bir zihin oyunu deil midir daha ok? Daha yalan tarihli rnekler, bizi bylesine bir sonucu kabul etmeye yatkn hale getirmektedir. Assisili Aziz Francesco, kutsal bir huu iinde, nianls olan Fakirlii ok iten bir inanla yceltmektedir. Fakat ad Fakirlik olan ruhani bir gksel varla, yani gerekten Fakirliin fikri olan bir varla sahiden inanp inanmad sorulacak olursa keye skrz. Soruyu, bu tamamen mantksal terimler iinde sorma olgusu bile, fikrin duygusal kapsamm zorlamtr. Francesco buna hem inanyordu hem de inanmyordu. Kilise onun bylesine bir inanca sahip olmasna ancak ylesine, kysndan kesinden izin vermekteydi; asla, aka deil. Fakirliin temsili, srekli olarak iirsel hayal gc alam ile vaaz edilen dogma alam arasnda gidip gelmek, ama bu sonuncu alana ynelmek zorunda kalmtr. Bu zihinsel faaliyetin en doru ifadesi, Francesco'nun Fakirlik fgryle oynad eklindedir. Zaten, Assisili azizin btn hayat tamamen oyunsal faktrler ve figrlerle doludur ve bu onun en gzel yandr. Bundan bir yzyl sonra Henri Suso, pek ho lirik ve mistik fantezilerinde, sevgilisi olarak kabul ettii Ebedi Bilgelik'le oyun oynayacaktr. Ancak, mistiklerin ve azizlerin oynadklar oyunsal alan, rasyonel dnce alannn dna tamaktadr; mantksal kavramlara tabi speklasyonun bu alana ulamas olanakszdr. Oyun ve kutsallk kavramlar bir buluma noktasn her zaman muhafaza etmektedir. iirsel hayal gc ile inan iin de ayn durum sz konusudur. Gnl gzne sahip baz ortaa airleriyle ilahiyatlarnn alegorik temsillerinin kavramsal deeri sorununu, Ueber die Veknpfung des Poeischen mit dem Theologischen bei Alanus de Insulis
6. Mauss, Essai sur le don, s. 112.

adl almamda daha geni olarak incelemitim.7 iirsel alegorik kiiletirme ile gksel (veya cehennemi) varlklarn tannbilimsel kavran arasndaki snr bence pek salam deildir. Alain de Lille gibi ilahiyat bir airin, Anticlaudianus ve De Planctu Naturae adl kitaplarndaki tm imge hazinesini saf bir edebi "oyun" olarak nitelemek ona hakszlk etmek olacaktr. Bu airin hayal gc, felsefe ve ilahiyat konusundaki en derin dncelerle fazlasyla i iedir. te yandan, bu kavramlarn hayali karakterinin tamamen bilincindedir. Hatta Bingenli Hildegard bile gnl gzyle grd erdem imgelerini metafizik gerekler olarak ne srmedii gibi, bylesine bir dnceye kar da uyanda bulunmaktadr.8 Grlen imgeler ile asl erdemler arasndaki iliki, bir "iaret etme ilikisidir" designare, praetendere, declarare, sigrifcare, praefigurare.' Ancak, gnl gzyle bakldnda, bu imgeler gene de tamamen canl varlklar gibi hareket ederler. Aslnda, mistik deney olarak sunulan gnl gzyle bakta, mutlak gerek iddias daha fazla ne kanlamaz.9 iirsel hayal gc Hildegard'da ve Alain'de, inan ile temsil, oyun ile ciddiyet arasnda hep gidip gelmektedir. En kutsalndan en edebisine, Vedalar'daki Purusha'dan The Rape of the Lock'm sevimli kk figrlerine kadar btn imgelerde, kiiletirme ayn anda hem insan zihninin son derece nemli bir ifade biimi hem de oyunsal bir ilev olarak kalmaktadr. Modern kltrde de kiiletirme, ayn ekilde, keyfi olarak seilmi edebi bir altrmaya hibir durumda indirgenemez. Kiiletirme, gndeliK hayatmzda bile baml olmay srdrdmz zihinsel bir alkanlktr. Kim kendini cansz bir nesneye, rnein bir trl takamadmz bir kol dmesine, ok byk bir ciddiyet iinde ve onun bu direncine veya kt niyetine kar duyduu isyan ifade eden tamamen insani sfatlarla hitap ederken yakalamamtr ki? Bunu yaparken, kol dmesinin canl varlk olduuna, hatta fikir olduuna
7. Mededeelingen der Kon. akad. v. VVetenschappen, afd. Letterk, 74, B. no, 6, 1932, s. 82 vd. 8. A.g.e., s. 89. * aret etmek, iddia etmek, ilan etmek, iaretlemek, olacak bir eyin tm belirtilerine sahip olmak, (.n.) 9. A.g.e., s. 90.

kukusuz inanlmaz. nsan yalnzca, kendine ramen oyunsal tutumun iine srklenmektedir. Eer zihnin, gndelik eyalar birer kii olarak kabul etme ynnde olan, her zaman faaliyet halindeki eilimi oyunsal tutumun iinde yer alyorsa, ortaya hemen nemli bir soru kmaktadr (bu soruya burada ancak kysndan dokunabileceiz). Oyunsal tutum, insani bir kltrn veya konuma ve ifade yeteneinin var olmasndan nce mevcut olmak zorundadr. Kiiletirici hayal gcne uygun alan, en eski dnemlerden itibaren var olmutur. Etnoloji ile karlatrmal dinbilim bize, tanrlarn ve soyut dnyann temsilinin hayvansal biim altnda yapldm gstermi ve bu durumu, arkaik veya dinsel hayatn en nemli unsurlarndan biri olarak bize sunmulardr. Bu hayvanbiimli (theriomorphe) hayal gc, totemizm adn tayan her eyin temelinde yer alr. Kanguru veya kaplumbaa "olan", ikiye blnm kabileler vardr. Bu hayal gc ayn ekilde, evrensel bir yaygnl olan versipellis, yani kurt klna giren gulyabani gibi geici olarak hayvan biimine brnen insan kavramm da ifade etmektedir. Zeus'un Europa, Leda vb...'ye duyduu aktan tr geirdii dnmleri ve son olarak da, Msr pantheon'undaki* hayvan ve insan figrlerinin i ie gemelerini ifade etmektedir. Btn bu rneklerde, insani unsurun fantastik bir ekilde hayvani biime geiiyle karlarz. Hayvann byle bir kutsallk iinde temsili, vahi insan tarafndan hi kukusuz mutlak olarak "hissedilmi"tir. Zaten vahi, tpk ocuk gibi, insan ile hayvan arama belirgin bir smr ekmemektedir. Fakat, korkutucu hayvan maskesini taktnda ve sahneye hayvan olarak girdiinde, aslmda "ne olduunu" bilmektedir. Artk tamamen vahi olmayan bizlerin bu duruma ilikin az ok yapabileceimiz tek yorum, tpk ocukta gzlediimiz gibi, vahi iin de oyunun ruhani alannn onun btn varlm hl ierdiini, en kutsal duygulardan en ocuksu zevklere varana kadar koruduunu kabul etmek olacakta. badet, mitoloji ve dinsel doktrin iindeki hayvanbiimlilik unsurunun en iyi aklamasn, hareket noktas olarak alman oyunsal tutumda bulduu varsaymm ortaya atma riskini gze alabiliriz.
* oktanrl bir dinin tanrlarnn tm. (.n.)

Kiiletirmeye ve alegoriye ilikin anlaylar, daha da nemli bir probleme malzeme salamaktadr. Gnmz felsefesi ve psikolojisi acaba alegorinin ifade aralarm terk etmi midir? Yoksa, kkeni hatrlanamayacak kadar eskilerde olan alegori, ruhun grdklerini, zihnin tutumlarn tanmlamay amalayan u bilimler tarafmdan kullanlan terminolojinin iine hep szm mdr? Yoksa gerekte, alegorisi olmayan mecazl bir dil hi olmam mdr?

Sonu olarak, iirin unsurlarnn ve usullerinin, zellikle oyunsal ilevler olarak anlalmas gerekir. nsan niin sz lye, uyaa ve ritme uydurmaktadr? Olguyu bir gzellik veya hareket arzusuyla aklamak, sorunu daha da ulalmaz bir alana kaydrmak olacaktr. Buna karlk, topluluk iindeki oyunsal bir talebin iirde insani boyutta gerekletiini grmek, esas noktaya temas etmek olacaktr. Vezin ancak, topluluk iindeki oyun esnasnda oluur; ilevi ve deeri buradadr; Topluluk iindeki oyunun dinsel, ayinsel veya trensel karakteri ortadan kalktka bu zellikleri de kaybolur. Kafiyeler, cmleler, koutluklar, tek bir anlam ieren beyitler, tm anlamlarn yalnzca, binlerce yllk atma, ykseli ve d, soru ve cevap, bilmece ve zm gibi oyunsal biimlerin iinde kazanmaktadrlar. Bunlar balangta, hepsi de insann ilk ilevi olan oyunun iinde yer alan ark, mzik ve dans ilkelerine zlmez bir ekilde balanmlardr. iirin iinde yava yava bilinli nitelik olarak kabul edilen her ey -gzellik, kutsal karakteri, byl g- balangta oyunun temel nitelikleri arasnda yer almlardr. Yunanlarn lmsz rneine dayanarak iirde fark ettiimiz byk trler arasnda lirik tr oyunun ilkel alanna tam olarak dahil olmay srdrmektedir. Lirik nitelemesini burada ok geni bir anlam iinde, yalnzca mevcut haliyle tr deil, ayn zamanda bir "iklim"i ve genel olarak iirsel bir ifadeyi belirliyor olarak ele almak gerekir; iir nerede ve nasl ortaya karsa ksn, btn heyecan biimleri onun alanna dahildir. Lirik unsur, mantksal unsura en uzak ve mzikal unsur ile dansa en yalan olandr. Mistik speklasyonun, kehanetlerin, bynn dili lirik bir karakter tar. air i-

te bu biimleri kullanarak, dtan gelen bir ilham duygusunu en youn biimde hisseder. Bilgeliin doruuna ve de lgnla en yalan temas o anda salamaktadr. Akla uygun anlamn tamamen terk edilmesi, ilkel toplumlarda rahibin ve khinin dilinin bir zelliidir; bu dil bazen tamamen sama sapan szlere dnmektedir. Emile Faguet, "modern lirizme gerekli olan bir miktar salaklk'la ilgili baz rnekleri eitli yerlerde zikretmitir. Fakat bu saptama yalnzca modern lirizm iin geerli deildir; nk lirik iirin bizatihi z, mantksal akim zorlamalarnn dnda hareket etmektir. Lirik hayal gcnn temel karakterlerinden biri, lgnca arla olan eilimdir. iir son derece ar olmaldr. Cretkr ve sama imgenin kullanmnda, Rigveda daki evrenin yaratlna ilikin ve mistik bilmecelerin fantezisi ile klasisizmin ve alegorinin mecazl dili bulumaktadr; ama bu sonuncusu arkaik vates'in "impefs"unu (cokusunu, itkisini) korumaktadr. Zaten, ortak lleri olmayan nicelik veya niteliklerin anlmas yoluyla, fikri mmkn olduunca artc hale getirme ynndeki eilim, bir tek iirsel ilev dzleminde ve yalnzca lirik biim altnda grlmez. Bu arya kama zevki, aslmda tipik olarak oyunsal bir ilevdir. ocua zgdr ve sinir hastalarnda grlmektedir.10 Ayn ekilde, efsanelerin edebi uyarlamasn yapanlar ve kutsal kiilerin hayat hikyelerini yazanlar da bu zevki iyi bilmektedir. Eski bir Hint efsanesinde, ileke Cyavana, yalnzca gzleri alev alev yanan kmrler gibi gzkecek ekilde bir karnca ynnn altna gizlenmi olarak tepas ilemiyle urarken grlmektedir. Visvmitra, bin yl boyunca ayak baparmaklarnn ucunda durmutur. Hayali saylarn veya boyutlarn hesabna dayanan bu oyun kategorisinin iinde, mitolojiden Gulliver'a varana kadar birok dev ve cce yks yer almaktadr. Snorra Edda'da, Thor ve arkadalar,
10. yandaki kk bir kz, oyuncak bir maymun istemektedir. Maymun ne kadar byk olmaldr? "Gkyzne kadar olmaldr." Bir hasta psikiyatra yle der: "Doktor, birazdan gelip beni arabayla alacaklar". Doktor: "Herhalde sradan bir araba deil?". Hasta: "Altndan bir araba". Doktor: "Peki, koumlar neden olacak?" Hasta: "Krk milyon tane elmas geyikten". Dr. J. Sch.'in 1900'ler civarndaki szl grmesi. Budist efsane de benzeri nitelikleri ve saylar kullanmaktadr.

muazzam bir yatak odasnn iinde, geceyi geirecekleri kk bir oda bulurlar. Ertesi sabah, bu kk odann dev Syrymirs'in eldiveninin baparma olduu anlalr." Snrsz bir abartmayla veya lleri ve boyutlar kartrarak bir aknlk etkisi yaratma istei, bence, ister bir inan sisteminin tamamlayc parasn oluturan efsanelerde, isterse tamamen edebi veya ocuksu bir hayal gcnn unsuru olarak karmza ksn, bunu tamamen ciddi bir ey olarak ele almamak gerekir. Btn bu durumlarda karmzda hep zihnin oyuna eilimi vardr. Bugn, ilkel insann kendi zihninden kma efsanelere olan inanc, modern bilimsel, felsefi veya dogmatik kstaslara gre, ister istemez, ar bir deerlendirmeye tabi tutulmaktadr. Kk bir aka gerek efsanenin bir parasdr. Burada her zamai, Platon'un szn ettii "iirin artc unsuru" bulunmaktadr.12 aknla, arla drme ihtiyac, efsanelerdeki fantezilerin byk blmn aklamaktadr. iir, Yunan poiesis'i anlamndaki, geni ilkel anlam iinde, oyun alannda kalmay srdrse de, oyunsal karakteri varln her yerde devam ettirememektedir. Destan, topluluk iinde trensel olarak terennm edilmekten kp okunur hale gelince, oyunla olan balantsn kaybetmektedir. Lirik iir de, ayn ekilde, mzikle olan balantlar kopunca, artk oyunsal bir ilev saylmaz. Bir tek tiyatro, srekli eylem zelliinden tr, oyunla olan balantsn korumaktadr. Bata Latince ve Latium pnarlarndan beslenen azlar olmak zere, dil de bu sk ilikiyi yanstmaktadr. Drama bu blgede oyun denilmekte ve oynanmakta'da. Yukarda sylenenlerin nda anlalabilir olmakla birlikte Yunanllar, tiyatro yoluyla temsili veya kelimenin gerek anlamyla dram oyun kelimesiyle belirtmemilerdir. Gene de ilgin bir nokta, en tamamlanm biimi altnda dram icat etmi olan Yunanllarda, btn oyun alann belirleyecek evrensel bir kelimenin yokluunu yukarda belirtmitik.13 Bu olgu bir bakma, tm anlatm biimleri tamamen oyunsal olan Yunan toplumunun rgtlenme tarzna affedilmelidir;
11. Gylfaginning, 45, kr., Ylan Midgard'n yakalanmas, 48. 12. Sofistler, 268 D. 13. Birinci blm.

ylesine ki, bu oyunsal karakteri zel bir ey olarak asla hissetmemilerdir. Trajedi ile komedinin oyunsal kkeni her zaman ortadadr. Attika trajedisi, Dionysos bayrammdaki kmos lgnlndan tremitir. Bu ancak daha ileri bir aamada, bilinli bir edebi ura olarak yorumlanmtr. Ve o zaman bile, Aristophanes dnemindeki komedi bile, Dionysos ayinlerine zg dinsel gemiinin eitli izlerini tamaya devam etmitir. Parabasis ad verilen koronun geit treni esnasnda, koro halka dnerek, serbeste alay etmekte ve kurbanm parmakla gstererek laf atmaktadr. Oyuncularn erkek cinsel organ gibi olan kyafetleri, koronun maskeleri, zellikle de hayvan maskeleri ok eski geleneklerdir. Aristophanes, Eek Ars, Kular, Kurbaalar adl oyunlarnda, hayvansal biimler altnda temsil etmeye ynelik kutsal bir gelenei srdrmektedir. Eski komedi, halka ynelik eletirisi ve ineleyici alaylaryla, tamamen hakarete ynelik ve tahrik edici atmal arklar alanna dahildir, ama gene de yukarda zikredildii zere trensel niteliktedir. Germen kltrnde, Yunan komedisindeki geliime tamamen paralel bir gelimenin olduuna dair varsaym, Robert Strumph'un, Die Kultspiele der Germatenals Ursprung des mittelalterlischen Dramas adl kitabnda14 sergiledii geree ok yakn kantlar araclyla, yalan dnemde ok ikna edici bir ekilde ortaya konulmutur. Ayn ekilde, trajedi, kkeni itibariyle, insani bir macerann -iradi olarak- edebi bir yeniden retimi deil de, kutsal bir oyundur: Teatral edebiyat deil, oyun olarak oynanan dindir. Efsanevi bir temann etkisi, bir olay dizisinin, bir anlatnn diyalog ve mim halindeki eylem biiminde temsil edilmesini yava yava dourmutur. Fakat biz burada Yunan trajedisinin kkenleri zerine aklamalar yapmaya kalkmayacaz. Trajedi ve komedi, balangtan itibaren msabaka alannda yer almtr ki, yukarda gsterdiimiz zere, msabakaya her koul altoda oyun demek gerekmektedir. Rakip airler, eserlerini Dionysos yarlar vesilesiyle retmektedir. Bu yar kukusuz devlet dzenlememekte, ama ynetmektedir. Her zaman ok sayda ikinci ve
14. Berlin, 1936.

nc dereceden yar vardr. Srekli kyaslama yaplmakta, eletiriler ac olmaktadr. Tm halk btn imalar anlamakta, tm nitelik ve slup inceliklerine tepki vermekte, tpk bir futbol mann seyircileri gibi yarmann gerilimine ortak olmaktadr. Oyuncu olarak seilen yurttalarn tam bir yl boyunca prova yaparak hazrlandklar yeni koro heyecanla beklenmektedir. Dramn ve zellikle de komedinin ierii agonal karakterdedir. Burada bir kavga verilmekte veya bir kiiye yahut bir gre saldrda bulunulmaktadr. Aristophanes, gzel sz syleme yeteneini Sokrates ve Euripides'e kar kullanmaktadr.15 Dramn havas; Dionysos bayramlanndaki cokunun, trensel sarholuun, Dionysos'a adanan arklardaki tutkunun havasdr; maskesi nedeniyle seyircilerin gznde sradan dnyann dna yerleen oyuncu, artk temsil etmeyip, gerekletirdii ve bedenine brnd yabanc bir ben'e tanm olmaktadr. Bu duygusunu seyircilere de aktarmaktadr. Aiskhylos'un yaralayc dilinin iddeti, ifade ve hayal gcnn izgi d olmas, oyunun kutsal karakterine tamamen uygundur ve bu karakterden tremitir. Yunan dramnn iinde doduu ruhani alanda, ciddi ile ciddiolmayan arasndaki ayrm tamamen silirihektedir. Aiskhylos'ta, ciddiyet duygusu, oyunun biim ve niteliiyle kendini gstermektedir. Euripides'in slubu derin ciddiyet ile uar elence arasnda gidip gelmektedir. Platon'un Sokrates'e sylettirdii tanma gre, gerek air hem trajik hem de komik olmaldr; insan hayatnn tm aym anda hem trajedi hem de komedi olarak kabul edilmelidir.16

15. Kr. Jaeger, Paideia, s. 463-474. 16. Symp. 223 D, Phileb., 50 B.

Felsefenin oyunsal biimleri

Oyun kavramnn yardmyla tasvir etmeye altmz erevenin tam ortasnda Yunan sofisti yer almaktadr. Sofist, arkaik kltrel hayattaki, srasyla khin, aman, gnl gzyle gren kimse, keramet sahibi ve air olarak grdmz ve en uygun adnn vates olduunu dndmz u merkezi figrn hafife sapm devamdr. Mmkn en iyi gsteriyi sunmak ve bir rakibi halkn gz nnde cereyan eden bir arpmada yenmek; birden fazla kii arasnda oynanan oyunun bu iki byk devindirici gc, sofistin faaliyetinde daha ilk bakta grlr. Sofist adnn Aiskhylos'ta, Prometheus ve Palamedes gibi bilge kahramanlar iaret etmekte olduunu unutmayalm. Bunlarn ikisi de, kefettikleri ve insann hizmetine verdikleri btn sanatlar iftiharla sayarlar. Yetenekleri ko-

nusundaki bu vngenlik onlar Hippias Polyhistor gibi ge tarihlerde yaam bir sofistle zdeletirmektedir. Hippias kendini bilgi kp, bellek stad olarak grmekte ve sanki bir tutumluluk kahramanymasna, giydii her eyi kendi yapm olmakla vnmekte ve her konuda tartmak zere hep Olympos'a gitmektedir; en iyi ekilde nutuk atmak ve sorulacak her soruya cevap vermek zere inceden inceye hazrland her konuda konumaya hazrdr ve kendinden ustasna hi rastlamadm iddia etmektedir.1 Bu konuma tarz, bilmeceleri zen Brahmana rahibi Yajnavalkya'nn tarznn tamamen aynsdr. Epideixis, temsil, sergi, gsteri: Sofistin sahneye giriine bu ad verilmektedir. Daha nce zikrettiimiz zere, baarl sonular elde edebilecek, salam bir repertuvara sahiptir. Bunun karlnda cret almaktadr: Hatta baz paralar iin sabit cretler sz konusudur, rnein Prodikos'un elli drahmilik sylevleri gibi. Gorgias ise yle cretler almaktayd ki, Delphoi tanrs adna, kendinin somaki altndan heykelini yaptrtabilmiti. Protagoras gibi gezgin sofistler mthi baarlar elde etmekteydiler. nl bir sofistin bir kentte ortaya kmas bir olay olmaktayd. Bunlar keramet sahibi saylmakta ve atletlerle kyaslanmaktaydlar: Ksacas, sofistlerin faaliyeti tamamen spor alannda gelimektedir. Seyirciler iyi atlan bir laf karsnda glmekte ve alklamaktadr. Bu tam bir oyundur: Rakipler bir sylev ma yaparlar2; birbirlerini nakavt ederler3; verilecek her cevabm yanl olaca tuzakl sorular sormakla vnrler. Protagoras sofstik'i "eski bir sanat" - techen palainan- olarak adlandrdnda, sorunun zne temas etmiti. Bu, arkaik kltrn en ilkel dnemlerinden itibaren her kutsal dzlemden uzaklaarak basit bir elence haline dnen, bir an iin yce bilgelik haline geldikten sonra tekrar oyunsal bir msabakaya dnen eski zek oyunudur. Werner Jaeger, "Pythagoras' bir cins arlatan olarak kabul etmeye ynelik yeni moda"y5 geerli grmemitir. arlatann,
1. 2. 3. 4. 5. Hippias Minr, 368-369. Euthydemus, 303 a. Plegeis, a.g.e., 303 b.e. Protag., 316 d. Paideia, s. 221.

hem filozoflarn hem de sofistlerin bak asyla ve tarihsel olarak gerekten onlarn aabeyi olduunu unutmaktadr. Ve hem filozoflar, hem de sofistler, bu eski akrabaln btn izgilerini korumaktadrlar. Bizzat sofistler, kendi faaliyetlerinin oyunsal karakterinin tamamen farkndadrlar. Hatta Gorgias, Helena Methiyesi m bir oyun olarak -emon de paigniot- adlandracak kadar ileri gitmi ve Doaya Dair adl incelemesi bir hitabet oyunu olarak deerlendirilmitir.6 Bu aklamaya kar kanlarn,7 sofist hitabet alannda oyun ile ciddiyet arasndaki snrlarn tam olarak belirlenmediini ve oyun nitelemesinin aslnda btn bunlarn doasn ok iyi ifade ettiini gz nne almas gerekir. Platon'un sofistlere ilikin izdii grnty karikatr ve parodi8 sayanlar, sofistler tarafmdan temsil edilen kltrn btn oyunsal ve kark izgilerinin, kltrn arkaik znden ayrlmaz nitelikte olduunu unutmaktadrlar. Sofist, doas gerei, az veya ok gebe kategorisine mensuptur. Doutan getirdii hakla, biraz serseri, biraz da asalaktr.9 Fakat sofistler, ayn zamanda, Yunanllarn eitim ve uygarlk konusundaki fikirlerinin biimlendii ortam da yaratmaktadrlar. Nitekim, Yunan bilgelii ve bilimi okulda (bu kelimeden anladmz anlamda) domamtr. Bilgelik ve bilim, yararl veya gelir getirici kariyerlere hazrlanmann ek bir unsuru olarak kabul edilmemitir. Bunlar Yunanllar asndan, bo zamanlarn (schole) bir rnyd ve zgr insan iin kamusal grev, sava veya ibadet hizmetleri talep etmeyen btn zamanlar botur.10 "Okul" kelimesinin ilgin bir tarihncesi vardr. Balangta zgr insann bo zaman anlamna gelir; ve sofist en eski zamanlardan beri, dnme ve aratrmaya adanm bir hayatn ilk temsilcisi olarak bu alana aittir. Eer sofistin kendine zg retimi olan sofizm, teknik grn itibariyle bir ifade biimi olarak ele alnacak olursa, sofistin nceli olan arkaik vates'te daha nce rastladmz ilkel oyunla olan
6. H. Gomperz, Sophisten und Rhetorik, 1912, s.17, 33. 7. rnein Capelle, a.g.e., s. 344. 8. Metinde Franszca. 9. rnein Jaeger, a.g.e., s. 398. 10. Kr. R.W. Livingstone, Greek Ideals and Modern Life, s. 64.

balantlar hemen gzler nne serilir. Sofizm, bilmeceye ok yakndr. Kk bir arpma aheseridir. Problema kelimesi balangta iki somut anlama sahiptir: Korunmak iin elde tutulan veya ne konulan bir ey, rnein bir kalkan; ve birine yakalamas iin atlan bir ey. Bu iki tanm mecazi olarak, sofistin sanatna tam uymaktadr.11 Sofistin sorulan ve kantlar, kelimenin gerek anlamnda tam bir problemata dr. Zek oyunlan, insanlann iine dmeleri iin uralan tuzaklar, Yunanllarn sohbetlerinde byk bir yer tutmaktayd. eitli tuzak tipleri farkl teknik adlandrmalar altnda snflandrlmaktadr: sorites, apophaskon, outis, pseudomenos, antistrephon vs. Aristoteles'in rencilerinden Klearkhos, bir bilmece teorisi, zellikle de griphos ad verilen tre ilikin bir teori yazmtr; bu tr, bir dl veya ceza karl sorulan elenceli bir probleme dayanmaktadr. "Her yerde ve hibir yerde hep ayn kalan nedir?" Cevap: "zaman". "Sen, benim olduum ey deilsin. te yandan, ben bir insanm. Demek ki, sen bir insan deilsin." Diogenes buna yle cevap vermitir: "Bunun doru olmasn istiyorsan, benden bala."12 Khrysippos, belirli sofizmler hakknda koskoca bir inceleme yazmtr. Btn bu "tuzaklar", rakibin "ama, ancak" bile demeden -bu tr ifadeler, Diogenes'in yapt gibi, oyun bozarlar- zmnen kabul edecei oyun mant tarafndan sunulmu oyunsal bir koula dayanmaktadr. Bu nermeler slup asndan, ritim, tekrar, paralellikler vs. ile birlikte sanatsal biimler halinde gelitirilebilir. Sofistin zenle sslenip pslenmi uzun sylevlerinden oluan bu "oyunlar"la, Sokrates tr felsefi diyalog arasndaki geii hissetmek mmkn deildir. Sofizm, elendirmeyi amalayan yaygn bilmeceye yakn olduu kadar evrene ilikin kutsal bilmecelere de yalandr. Euthydemes, bazen ocuka gramatikal ve mantksal bir sofizm oyunu oynamakta,13 bazen de sorusu evrenin yaratlyla ve bilgelikle ilgili bilmecenin derinliklerine temas etmektedir.14 Eleallarn, "ne nicelik vardr ne hareket ne de olu" eklindeki sonucu
T T k r . Sofistler, 261 b. 12 Prantl, Gesch. der Logik, I, s.492. 13. Euth. 293 C. 14. Kratylos, 386 d.

gibi, Yunan felsefesinin afandaki anlam bakmndan zengin szler, bir soru-cevap biimi iinde domutur. Herhangi bir genel yargda bulunmay olanaksz klacak kadar soyut bir sonu, zincirleme tasm, zincirleme sorular biiminde hissedilir hale gelmektedir. Bir uval tahl dkldnde, ilk tane ses kartr m? -Hayr- Ya ikincisi? vs. Bizzat Yunanllar da, btn bunlarn oyun alannda yer aldnn hep bilincinde olmulardr. Platon Euthydemos'tu, Sokrates'i sofistlerin tuzaklarm ocuka bir eitim oyunu olarak reddederken gstermektedir. "Bunlar, bizatihi eylerin z hakknda size hibir ey retmez; yalnzca szel ayrntlar yardmyla insanlara oyun oynamasn retirler; bu tpk birine elme takmak veya tam oturaca srada iskemlesini altndan ekmek gibi bir eydir" demektedir. Daha ileride ise, "bu gen adam bir bilge haline getireceini sylerken oyun mu oynuyorsun, yoksa ciddi misin?" diye sormaktadr.15 Platon'un Sofist'inde, Theaetos, Eleal bir yabancy, sofizmin bir cins panayr hokkabaznn, yani oyunla uraan kiilerin ii, ton tes paidias metechonton olduuna ikna etmeye uramaktadr.16 Varolu sorunu hakknda sz sylemek zorunda kalan Parmenides, bu ii zor bir oyun -pragmateide paidion paizein-" olarak adlandrmakta ve bunun ardndan varln temel sorunlarna girmektedir. Ancak btn bunlar, gene de bir soru-cevap oyunu biiminde cereyan etmektedir. "Bir'in paralar olamaz, snrszdr, demek ki biimi yoktur, hibir yerdedir, hareketsizdir, zamanddr, bilinemez." Daha sonra, akl yrtme tersine dndrlmekte, sonra tekrar ters yz edilmektedir.18 Kant, tpk bir mekik gibi gidip gelmekte ve bilgi, soylu bir oyunun hareketi iinde biim kazanmaktadr. Bu oyunu oynayan sadece sofistler deildir; Sokrates ve hatta Platon tarafndan da uygulanmtr.19 Aristoteles'e baklacak olursa, Megaral filozoflara ve Sofistlere zg olan bu sorgulama biimindeki diyaloglar ilk kaleme d15. 16. 17. 18. 19. Euthyd., 278 b. Soph., 235 b. Parm., 137 b. 142 b, 155 e, 165 e. Bkz. Prantl, I, s. 9.

ken kii Eleal Zenon'dur. Bu, rakibi tuzaa drmeyi amalayan bir teknikti. Platon diyaloglarnda, zellikle komik yazlar yazan Sophron'u izlemitir ve Aristoteles diyaloga, ok doal bir ekilde mim, yani komedi biimindeki fars demektedir:20 Sofistlerin cambazlar, hokkabazlar ve sihirbazlarla ayn trden grlmesinden, ne Sokrates ne de Platon kendini kurtarabilmitir.21 Eer btn bunlar felsefenin oyunsal unsurunu aa kartmaya yetmiyorsa, bu unsuru bizzat Platon'un diyaloglarnda bulmak mmkndr. Diyalog, sanatsal bir biimdir. Bir kurgudur. Gerek konuma, Yunanllarda benzeri bir dzeye ykselebilmi olsa da, hibir zaman diyalogun edebi biimine tam olarak denk dmemitir. Diyalog Platon'da, hafif ve oyunsal bir tr sanat olarak kalmaktadr. Parmenides'm anlatsal yapsna, Kratylos'un balang blmne, bu iki diyalogun ve ok saydaki dier diyaloglarn havasna bir baklsn. Buralarda mimos'la ve satirle inkr olanaksz bir benzerlik bulunacaktr. Sofist'te, eski felsefenin eitli ilkelerine ynelik imalar, elenceli bir tarzda yaplmtr.22 Protagoras7ta yer alan Epimetheos ve Prometheos efsanesi, tamamen mizahi bir edaya sahiptir.23 Sokrates, Kratylos'ta "bu tanrlarn fizyonomisine ve adlarna ilikin olarak, biri ciddi, dieri elenceli iki aklama vardr, nk tanrlar da aka severler (philopaismones gar kai oi theoi)" demektedir. Platon ayn diyalogda, ona unu syletmektedir: "Eer Prodikos'un elli drahmilik konumasn dinleseydim bundan hemen haberin olurdu, ama ben yalnzca bir drahmilik konumay dinledim."24 Ve samal ve satiri aka hedefleyen, ayn sluptaki etimoloji oyunu iinde unlar sylemektedir: "imdi, zemediim her konuda bavurduum kurnazca oyun karsnda dikkatli olunuz."23 Ve son olarak: "Kendi bilgeliime uzun sre hayran oldum, artk ona inanmyorum." Protagoras diyalogunun, bak alan tersine dnerek sona ermesi veya Meneksenos'taki cenaze sylevinin ciddi olup olmad20. 21. 22. 23. 24. 25. Poet., 1447 b. H. Reich, DerMimus, s. 354. 242 c, d. Kr. Kratylos, 440. 406 c. 384 b. 409 d. 193

F 3N/Homo Ldcns

nn tartlabilirlii karsnda ne demeli? Platon'un muhataplar da, kendi felsefi faaliyetlerini zevkli bir zaman geirme yolu olarak grmektedir. Genlik, tartmaya olan tutkusunun yan sra, bykler tarafndan takdir edilmek de istemektedir.26 Kallikles, Gorgias'ta. "te, hakikat bu; daha stn ilerle uramak zere felsefeyi brakrsan anlayacaksn bunu. nk felsefe, genken arya kamadan uralacak olursa ho bir eydir, ama gerektiinden fazla uzarsa, insan iin zararl olur" der.27 Bir genlik oyunu: Bizzat bilgeliin ve felsefenin lmsz temellerini atanlar tarafmdan bile bu faaliyet byle deerlendirilmekteydi. Platon, sofistlerin temel hatalarm, mantklarnn ve etiklerinin eksikliini ebediyen gsterebilmi olmak iin, esnek diyalogun hafif edasm kmseme yoluna gitmemitir. nk felsefe, Platon iin de, tm derinliine ramen soylu bir oyun olarak kalmaktadr. Ve eer sadece Platon deil, ayn zamanda Aristoteles de, sofistlerin yanltc kantlarm ve kelime oyunlarm ciddi bir eletiriye layk grdlerse, bunun nedeni, kendi felsefelerinin de henz oyun alanndan kmam olmas deil midir? Acaba felsefe oyun alanndan hi kabilmi midir?

Felsefenin sonraki safhalarn ksaca belirtmek mmkndr. Felsefe ok eski bir dnemde, trensel elence ilevini de yerine getiren bilmece ve ztlamaya dayal kutsal oyunun bir parasdr. Kutsal unsur, Upaniadlar'm ve Sokrates-ncesi dncelerin teozofilerini ve derin felsefelerini yaratrken; oyunsal unsur sofistlerin faaliyetini dourmutur. Bu iki alan birbirlerinden tam olarak ayrlmaz. Platon felsefeyi en soylu hakikat aray haline getirmi ve onu bir tek kendinin ulaabilecei zirvelere ykseltmitir, ama bu tre ok uygun olan neeli biimi her zaman kullanmtr. Ayn zamanda, felsefeyi daha alt bir biimde de ilemitir: Ayrnt oyunlar, zek oyunu, sofstik ve retorik (hitabet). Gerei sylemek gerekirse, agonal unsur eski Yunan leminde o kadar glenmiti ki, hitabet
26. Parmenides, 128 e. 27. Gorgias, 484 c. Kr., Menexene (Bude, s. 52).

194

F 3ARKA/Homo Ludens

geliebilmi ve glgede brakt, hatta bomakla tehdit ettii katksz felsefenin zararna olmak zere, kitle kltr haline gelebilmiti. Parlak szn gcn yceltmek ve bunu ktye kullanmak zere derin bilgelie srt eviren Gorgias, uygarln bu yozlamasnn rnei olarak kalmtr. Msabakann en u noktada uygulan ve felsefi faaliyetin ukalaca sistemletirilmesi atba gitmektedir. Benzer bir d ortaan sonlarnda da grlmtr; eylerin anlamm arayan bir dnemin ardndan, sz ve formlle yetinen bir baka dnem gelmitir. Bu olgularn oyunsal ieriini kesin bir ekilde belirlemek olanakszdr. ocuka "elence" ile, bazen en derin geree temas eden sahte parlt arasndaki snr izmek ancak nadiren kolay olmaktadr. Gorgias 'n "Yoklua Dair" adl nl incelemesi, her tr ciddi bilgiyi kesinlikle reddederek, kktenci bir nihilizmden yana kmaktadr; kendinin Helen zerine Tumturakl Szler adm verdii yazs gibi bunu da oyun olarak adlandrmak mmkndr. Oyun ile bilgelik arasnda aka bilinli snrlarn bulunmamas, Stoaclarn dilbilgisiyle ilgili bir tuzak zerinde temellenen sama sofizmleri ile Megara Okulu'nun ar bal akl yrtmelerini e dzeyde ele almalar olgusunda da fark edilmektedir.28 Tartma ve tumturakl sz syleme zirvedeki yerlerini koruyordu. Tumturakl sz syleme ayn zamanda, halka ak bir yarmann da konusuydu. Konumak, bir gsteri yapmak, caka satmak ve kelimeleri sergilemek idi. Sz msabakas eski Yunanl iin, etrefil bir sorunu ifade etmenin ve yarglamann tavsiye edilen edebi biimiydi. rnein Thukydides, Arkhidamos ve Sthenaladas sylevinde, sava ile bar arasndaki ikilemi gstermi; Nicias ve Alkibiades, Kleon ve Diodotos sylevlerinde de baka sorunlar ortaya koymutur. rnein Melos adasnn tarafszlnn ihlal edilmesine ilikin tartmada -tamamen sofistik bir soru-cevap oyunu biiminde kaleme alnmtr-, g ile hak arasndaki atma ele alnmaktadr. Aristophanes Bulutlar'z., doru ve yanl akl yrtme tarzndaki hitabet dellosu biimi altnda, gsteri yapmaya dnk tartmadan alman zevkin parodisini yapmaktadr.
28. Prantl, a.g.e., s. 494.

Sofistlerin ok sevdikleri anilogia (ifte akl yrtme), bu biimin oyunsal deerine tam olarak bal deildir. Antilogia aym zamanda insani yargnn ebedi ikircikliini anlaml bir ekilde ifade etmeye yneliktir: Her ey u veya bu ekilde sylenebilir. Bu bir bakma, szle galip gelmenin katkszln koruyan sylevin oyunsal karakteridir. Sofistin sz, kelime ve kavramlar tamamen ahlkd amalarla kullanmak zere yeteneinden yararlanmas halinde yanltr: rnein Kallikles'in "Efendilerin Ahlk"29 zerine olan doktrini byledir. Baz alardan, agonal niyet hakikatin anlamnn zararna gelitiinden, oktan sahte bir hal almtr. Kendilerine sofist veya hatip diyenler iin ama, geree ulamak deil de, son sz sylemi olmaktr. Bunlarn tavr, arkaik msabakalardaki tavrn ayndr. Biyografisini yazanlardan bazlarnn30 iddia ettikleri zere, Nietzsche felsefenin agonistik yapsn yeniden benimseyerek, onu ilkel kltrn kkenlerindeki alana kadar geri gtrmtr. zerinde derinleemeyeceimiz, adeta zmsz bir sorun da, akl yrtme olanaklarmzn zleri gerei hangi noktaya kadar oyun kurallarnn niteliini tadm bilebilmektir; yani baka bir ifadeyle, bunlarn ancak belli bir entelektel ereve iinde geerli olmalarnn nedenini bilebilmektir. Burada, genel olarak mantkta ve zel olarak da kyaslamada; kategori ve kavramlarn deerinin bir satran tahtasnn kareleri ve talar gibi hesaba katldklar, esiz bir oyunsal anlama m vardr? Sorunu zme ii bakalarna dmektedir. Burada yalnzca, Yunan uygarlndan sonraki dnemlerde tartma ve tumturakl szlerin fiili oyunsal niteliini belirtmek nemlidir. Bunu yapmak iin fazla sze ihtiya yoktur: Olgu, srekli olarak, birbirine ok benzeyen biimler altnda tekrarlanmaktadr ve ayrca, Bat uygarlndaki geliimi, Yunan modeline byk lde bal kalmtr. Quintilianus, hitabet ve tumturakl sz doktrinini Latin edebiyatna aktarmtr. mparatorluk dneminde, tartma ve lafazanlk yapma yalnzca okulla snrl deildi. Hatip Dion Khrysostomos,
29. Gorgias, 483 a-484 d. 30. Bkz. H.L. Mieville, Nietzsche et la Volonte de puissance, Lozan, 1934; Charles Andler, Nietzsche, sa vie et sa pensee, c. I, s. 141; III, I, 162.

ak sak fkralar, bo lakrdlar ve ta gediine koyan szleriyle klelerin ve denizcilerin balarn dndren bir cins dkn sofistler olan sokak filozoflarndan sz etmektedir. Bunlar herhalde isyan propagandas da yapmaktayd: Bunun kant, mparator Vespasianus'un tm filozoflar Roma'dan kovan kararnamesidir. Ciddi dnrler, sofizmin neminin abartlmasna kar srekli uyarda bulunmak zorunda kalyorlard. Aziz Augustinus, rakibi tuzaa drme konusundaki kt niyetli tutkudan ve ocuka abalardan sz etmektedir.31 "Boynuzlarn var, nk seninkiler henz dmedi -demek ki hl boynuzlarn var"32 emsinden szler, tm okul edebiyatnda hl prim yapmaktayd. Kukusuz, bunu katksz bir aka haline getiren mantk hatasn aka fark etmek kolay i deildi. Vzigotlann Ariusuluktan Katoliklie gemeleri, 589'da Toledo'da iki inann yksek dereceden mensuplar arasnda dzenlenen resmi bir ilahiyat yarmasnn sonularna gre gereklemitir. Felsefenin ortaa balarndaki sportif karakterinin arpc grntlerinden birini, ileride II. Sylvestrus adyla papa olacak olan Gerbert ile rakibi Magdeburglu Ortric'in 980'de, II. Otton'un Ravenna'daki saraynda yaptklar yarmann anlatsndan reniyoruz.33 Gerbert'in zaferini kskanan Ortric, onu hata yaparken sust yakalasn diye, dersini dinlemesi iin birini gizlice Reims'e gndermitir. Casus, Gerbert'in szlerini tersinden anlam ve duyduunu sand eyleri sarayda aktarmtr. mparator ertesi yl iki allmeyi Ravenna'da bir araya getirmek iin hazrlk yapar. Onlar kalabalk bir dinleyici kitlesinin nnde tarttrr; bu tartma gn batmna kadar ve dinleyiciler bkknlk belirtileri gsterene kadar srmtr. Tartmann ana noktas udur: Ortric rakibini, matematii fiziin bir altblm olarak saymakla sulamaktadr.34 Aslnda Gerbert, bunlar edeerli saym ve her ikisini birlikte zikretmitir. Szm ona Karolenj Rnesans denilen olgunun, yani katlanlarn kendilerine ncil'den alnma ve klasik adlar taktklar bilgi, iir
31. 32. 33. 34. De doctrina ehristiana, II, 31. A.g.e. Richer, Hist., II, IV, III, c. 55-65. Bu iki terim ortaadaki anlamlar iinde alnmaldr.

ve imana ilikin grkemli faaliyetin esas niteliinin sonuta oyunsal olup olmadm incelemeye deer. Alcuin kendine Horatius; Angilbert, Homeros, bizzat Charlemagne ise Davud adlarm takmlardr. Bizzat saray kltr de oyunsal biime zellikle elverilidir. Onun emberi de kstl ve kapaldr. Krala duyulan sayg, her tr kurala ve kurguya riayet edilmesini dayatmaktadr. Charlemagne'm, kesin amac Athenae novae'y' gerekletirmek olan Academia Palatinasma," mmince niyetlere ramen, soylu bir elence atmosferi sz konusuydu. iirsel yetenek ve atlganlk alannda rekabet edilmekteydi. Ancak, klasik zarafete olan eilim, ilkel bir izgiyi dlamamaktayd. Charlemagne'n gen olu Pepin "Yaz nedir?" diye soruyor ve Alcuin de "Bilimin muhafzdr", diye cevap veriyordu. "Kelime nedir?" -"Dncenin ihaneti." -"Kelimeyi kim dourur?" -"Dil." -"Dil nedir?" -"Havada bir kam." -"Hava nedir?" -"Hayatn muhafz." -"Hayat nedir?" -"Mutlunun sevinci, mutsuzun zdrab, lm bekleyi." -"nsan nedir? -"lmn klesi, tek bir yerin sahibi, geip giden bir yolcu." Bu ton bizim yabancmz deildir. te, karmzda yeniden soru-cevap oyunu, bilmece yarmas, bir formlle verilen cevap, yani ksacas daha nce Vedalar dnemi Hindularnda, Araplarda ve skandinavlarda grdmz bilgi oyununun btn zellikleri vardr. XI. yzyln sonuna doru, ksa bir sre sonra niversite bnyesinde skolastii retecek ve sonunda canl bir entelektel hareket haline gelmek zere birok alanda yaylacak olan varoluu ve var olan bilme al gelitiinde, bu serpilme byk kltr yenilemelerine zg u adeta ateli younluk iinde meydana gelmitir. Bu durumda, agonal unsur kanlmaz olarak ne kmtr. Kantlar araclyla indirilen darbelerle arpmak, birok adan silah kullanmna benzeyen bir spor haline dnmtr. eitli lkelerden gelen gruplar veya rakip arayan baz gezgin oyuncular tarafndan yaplan ilkel kanl turnuva biiminin ykselii, ok ilgin bir ekilde, Pierre Damien'in nefret ettii serseri tartmaclarn (tpk
* Yeni Atina, (.n.) " Saray Akademisi, (.n.)

Yunan sofistleri gibi) sanatlarn sergileme ve zafer kazanma konusundaki amalarnn bir salgn haline gelmesiyle akmtr. XII. yzyl okullarnda, hakaret ve iftirann da dahil olduklar en lgn yarmalar ok revatayd. Kilise yazarlarnn, okullardaki faaliyete ilikin olarak iziktirdikleri tablolarda hr karma ve hakaret yarmalarn hemen grmek mmkndr. Herkes binlerce hile ve hurdayla kar tarafa stn gelmeye almakta, herkes birbirini kelimelerin ve hecelerin oltasna drmektedir. Byk statlara balanlmakta ve onlar tanm ve izlemi olmakla vnlmektedir.35 Bu statlar, tpk Yunan sofistleri gibi, byk paralar kazanmaktadrlar. Roscelin ac bir dille kaleme ald risalesinde, verdii kt eitimin haslatm akamlar sayan ve bunlar sefahat yolunda israf eden Abelardus'u tasvir etmektedir. Abelardus'un tanklna gre ise, kendisi para kazanmak iin okumu ve iyi de para kazanmtr. Arkadalarnn meydan okumalar zerine, o zamana kadar sadece fizik (yani felsefe) retmi olduu halde, ustalm gstermek zere, Kutsal Yazlan aklayabilecei konusunda bahse girmitir.36 ok daha nceleri, diyalektiin silahlarn sava silahlanna tercih etmi ve sonunda "okul kampn" Sainte-Genevieve tepesine "kurarak", Paris'teki krsy igal eden rakibini "kuatm"tr.37 Hitabetin, savam ve oyunun birbirlerine karmasna ilikin btn bu gstergeler, Mslman ilahiyatnn bilgilik yarmalannda da grlmektedir.38 Skolastiin ve niversitenin tm geliiminde, agonal unsur byk bir nem tamaktadr. Taraflan, gerekiler ve adclar olarak ikiye blen, felsefi tartmann merkezi temas olan tmeller sorununun kalc modas, hi kukusuz bir tartma noktasnn evresinde kar gruplan oluturma konusundaki temel ihtiyaca denk dmektedir; bu durum btn entelektel kltr atlmlarnn ayrlmaz izgisidir. Ortaa niversitesinin btn faaliyetleri oyunsal biimlere brnmtr. Szel bilgi alveriinin meydana getirdii srek35. Hugues de Saint-Victor, Didascalia, Migne, c. 176, 773, d. 803, De vanitate mundi, a.g.e., 709; Salisbury'li John, Metalogicus, I, c. 3, Policraticus, V, c.15. 36. Abelard, Opera, I, s. 7, 9, 19; II, s. 3. 37. A.g.e., s. 4. 38. Bunu Profesr C. Snoucle Hurgronje'nin tebliine borluyum.

li tartmalar, niversitede fazlasyla gelien trensel yap, nationes (millet) esasma gre gruplanma, eitli ynelimler arasndaki ztlama; tm bunlar az ya da ok yarma ve oyun kurallar alanna dahildir. Erasmus, rakibi Noel Bedier'ye yazd bir mektupta, antika dnrlerinin mirasnn okullarda nasl bir darkafallk iinde ele alndndan ve fikir atmalarnda, okullarda kabul edilen ilkelerin tek k noktas olmasndan yaknrken bu ilikinin hl farkndayd. "Bana gre, okulda, tpk saldr, iskambil veya zar oyununda olduu gibi bir usul uygulamak gerekmez. nk bunlarda geerli olan ilke, eer kural yoksa oyun da yoktur ilkesidir. Fakat bilgince konumalarda, masaya yeni bir kant atmay rezalet veya cret olarak grmeye gerek yoktur..."3' Felsefe de dahil bilim, doas gerei polemik niteliklidir ve polemik unsur agonal unsurdan ayrlamaz. Byk yeniliklerin ortaya kt dnemlerde agonal unsur her zaman n plana kar. rnein, XVII. yzylda doa bilimi, gz kamatrc bir ekilde serpilirken kendi alann fethedip, ayn anda hem antika dnrlerinin, hem de inancn otoritesini sarstnda byle olmutur. Herkes yeniden kamplara ve kar gruplarna blnmtr. Kartezyen veya anti-kartezyen olunmutur, "Antiklerin" veya "Modernlerin" taraf tutulmutur; hatta bilim evrelerinin dmda bile Nevvton'dan yana veya ona kar, dnyann tepsi gibiliinden yana veya kar, adan yana veya aya kar olunmutur, vs. XVIII. yzyl entelektel alverilerinin younluuyla, iletiim aralarnn snrllndan tr kaotik nitelikteki bollua kar korunuyor olduundan, mkemmel bir kalemrlk dnemi olmutur. Bu kavgalar; mzik, peruka, uar rasyonalizm, Rokokonun zarafeti ve salonlarn ekiciliiyle birlikte, XVIII. yzylda hi kimsenin reddedemeyecei ve bizim de bazen haset ettiimiz, u zellikle anlaml genel oyunsal karakterin ayrlmaz bir parasn meydana getirmekteydi.

39. Ailen, Opus epst. Erasmi, c. VI, no. 1581-621 vd., 15 Haziran 1525.

200

Sanatn oyunsal biimleri

Daha nce grdmz zere oyunsal unsur iirin zne o kadar ikin ve her tr iirsel biim oyunun yapsna o kadar sk skya baldr ki, bu sk iliki ortadan kaldrlamaz; bu ilikinin iindeki oyun ve iir terimleri de kendilerine zg anlamlarm kaybetmeye yatkndr. Bu saptama, oyun ile mzik balantsnda daha da geerlidir. Mzik aleti almann, baz dillerde oyun adm aldm yukarda belirtmitik: Bir yandan Arapada, te yandan Germanik dillerde ve baz Slav dilleriyle Franszcada durum byledir. Bu olgu, oyun ile mzik arasndaki balanty belirleyen derin psikolojik temelin bir gstergesi olarak kabul edilebilir; nk Arapa ile Avrupa dilleri denilen diller arasndaki bu semantik uyumu, bir dn alma ilikisine dayandrmak pek kolay deildir.

Mzik ile oyun arasndaki bu balantnn doal bir veri olduu konusunda sahip olduumuz izlenime ramen, bu balantnn ilkesi hakknda aka tanmlanm bir fikir edinmemiz gtr. ki kavramda da bulunan ortak kategorileri ortaya koyma konusundaki bir giriim yeterli olabilir. Daha nce de sylediimiz gibi, oyun gndelik hayatn mantnn dnda, gereklilik ve yararllk alannn dnda yer almaktadr. Mzikal ifade ve biimler iin de ayn durum sz konusudur. Oyun, akl, dev ve hakikat llerinin dnda bir geerlilie sahiptir. Mzik iin de ayn durum sz konusudur. Mziin biimlerinin ve ilevinin geerlilii, grnr veya gn gibi ortada olan biim ve kavramlarn tesinde yer alan ller tarafndan belirlenir. Bu lleri yalnzca zgn adlar belirtebilir; bu adlar -ritim ve armoni gibi- mzie olduu kadar oyuna da uygulanabilir. Ritim ve armoni, hem mziin hem de oyunun tamamen zde anlam tayan faktrleridir. Fakat sz, iiri tamamen oyunsal olan alandan ksmen alarak, onu kavram ve yarg alanna dahil edebilecek durumdayken, mzik btn olarak oyun alannda kalmaya devam etmektedir. iirsel szn arkaik kltrlerdeki gl toplumsal ve dinsel ilevi, iirsel szn ifadesinin, bu aamada henz mziin icrasndan ayrlamaz nitelikte olmasma sk skya baldr. Her hakiki ibadet arkyla, dansla, oyunla ifade edilmektedir. Daha ileri bir kltrn tayclar olan bizleri kutsal bir oyuna dahil edecek, mzikal heyecandan daha uygun bir ey yoktur. Formle edilmi dinsel fikirlerden bile bamsz olarak, gzellik ve kutsallk duygusu mzikal zevk iinde erir ve bu kaynamann iinde oyun ile ciddiyet arasndaki ztlk yok olur. Bu balamda, bizim oyun, alma ve sanatsal zevk terimleriyle belirttiimiz kavramlarn, Yunan dncesinde, bugn bizim iin tadklarndan nasl baka bir iliki iinde olduklarm ortaya koymak gerekmektedir. Mzik, musike kelimesinin Yunancada, bugn biz modernler iin olduundan ok daha geni bir anlama sahip olduu bilinmektedir. Bu kelime eski Yunancada, ark ve mzik aletiyle elik etmenin dnda yalnzca dans kapsamakla kalmamakta, ayn zamanda Apollon ve Musalar'n nderliindeki tm sanat ve bilgilere de genel olarak uygulanmaktadr. Bu faaliyetler, Mu-

salar'n* alannn dnda yer alan plastik ve mekanik sanatlara kart olarak, mzikal sanatlar adm alrlar. Her mzikal unsur ibadete ve zellikle de kendine zg bir ilev stlenebildii bayramlara sk skya baldr. badet, dans, mzik ve oyun arasndaki balant, herhalde hibir yerde Platon'un Yasalar'mda. olduu kadar aka tasvir edilmemitir. Bu eserden okuduumuza gre, tanrlar,1 ac ekmek iin domu olan insanla acdklarndan, onun kayglarn ara sra dindirmek zere adak enlikleri dzenlemiler ve konuk olarak, Musalar'm efendisi Apollon ile Dionysos'u yollamlardr: Bylece, bu tanrsal ve trensel toplant sayesinde, insanlar arasndaki dzen kurulabilmitir. Platon'un sklkla zikredilen oyun hakkndaki aklamasn ieren pasaj da hemen buna balanr. Platon burada, bedenlerini ve seslerini dinlendirme yeteneine sahip olmayan gen yaratklarn, hareket etmekten, grlt yapmaktan, atlamaktan, zplamaktan, sramaktan ve her tr sesi karmaktan kendilerini alamadklarn sylemektedir. Ancak, hayvanlar btn bu faaliyetlerdeki ritim ve armoni denilen dzen ile dzensizlik arasnda ayrm yapmay bilmemektedir. Danslarda bize elik eden tanrlar, biz insanlara zevk anlarmzda ritm ve armoniyi fark etme yeteneini balamlardr. Demek ki burada, oyun ile mzik arasndaki dolaysz balant en ak ekilde ortaya konulmaktadr. Fakat bu fikir, Yunan zihniyetinde yukarda zikrettiimiz semantik olgudan tr yine de kstldr: Eski Yunan'da, ocuk oyunu ve ocuklama anlam, paidia tarafndan ifade edilen oyunsal terime, etimolojik kkeninden tr ok gl bir ekilde dahil olmaktadr. Paidia, st oyunsal biimleri belirlemekte zorlanmaktadr: ocuk fikri bu kavramla zlmez bir ortaklk iindedir. Bunun sonucu olarak, bu st oyunsal biimler, agn (yarma), scholazein (bo zaman geirmek), diagge (kelime anlam: datma) gibi dar kapsaml terimlerde ifadesini bulmutur. Bylece, eski Yunan zihniyeti, btn bu kavramlarn Latincenin ludus''unda. veya dier modern Avrupa dillerinde olduu gibi, tek bir genel kavram halinde bir araya
* Yunan mitolojisinde, 9 sanatn tanralar. Mzik veya musiki kelimesi de, Musalar'n sanat anlamna gelmektedir, (.n.) 1. Yasalar, II, 653.

toplanmalarna tank olmamtr. Aristoteles ve Platon'un, mziin oyundan daha fazla bir ey olup olmadna, daha fazlaysa ne lde fazla olduunu belirlemeye karar vermedeki skntlar buradan kaynaklanr. Platon'da unlar okumak mmkndr:2 Ne yarar ne hakikat ne de kyas deeri ieren ve te yandan hibir zararl yan olmayan bir ey, en doru olarak, ierdii cazibe (Kharis) ve verdii zevke gre deerlendirilebilir. Hibir hissedilir yarar veya zarar nitelii olmayan bu cinsten bir tatmin, bir oyundur: Paidia. Dikkatli olmal: Bu terim her zaman mzikal ifadeye ilikindir. Ancak, gene de mzikte bu tatminden stn eyler aramak gerekir ve Platon akl yrtmesinin bu noktasnda daha uzaa giderek doru tanma yaklamaktadr. Aristoteles,3 tpk mzik bilgisinin yarar gibi, mziin doasnn da kolaylkla tanmlanamayacan sylemektedir. Acaba, nemden veya ciddiyetten ( spudaa ) bizatihi yoksun eyler olarak, ho ve kayg giderici olan uyku ve iki gibi, mzik de oyun (paidia) -burada "zevk" olarak da evrilebilir- ve geveme ihtiyacndan tr m arzu edilmektedir? Baz kimseler mzii bu ynde kullanmakta ve uyku-iki-mzik lsne bir de dans katmaktadrlar. Yoksa mziin, tpk jimnastik gibi, bedeni formda tuttuu iin bo zamanlarmz gerektii gibi geirmemizi salayarak bizi erdeme ynelttiini mi syleyeceiz? Yoksa, Aristoteles'in nc varsaym olarak, mziin zihinsel gevemeye -diagge- ve bilgiye -phronesis- katkda bulunduunu mu syleyeceiz? Burada gndeme gelen iliki iinde, bu diagge ilgin bir kelimedir. Bunun tam anlam, "zamann datlmas"dr, fakat eer Aristoteles'in alma-zevk ztlamal yorumuna atfta bulunacak olursak, kabul edilebilir tek evirisi "geveme" olmaktadr. Aristoteles,4 "imdilerde ounluk mzii zevk iin icra etmektedir, ama eskiler onu eitim (paideia) kategorisine koymulard, nk bizzat doa bizim yalnzca iyi almamz deil, ayn zamanda bo zamanlarmz da iyi geirmemizi ister"5 demektedir. nk bo za2. 3. 4. 5. Yasalar, II, 667 E. Politeia, VIII, 4 = 1339 a. 1337 b 28. Scholazein durasthai kals.

man her eyin badr. Bo zaman almaya tercih edilir ve almalm amacdr (telos). Bizim alk olduumuz ilikilerin tersine evrilmesi, ancak zgr eski Yunan'a, soylu ve yaratc faaliyetlere ynelerek amalarna (telos) ulama frsat veren ve cret karl alma zorunluluu olmayan bir hayat iinde anlalr niteliktedir. Demek ki, nemli olan bo zamann (schole) nasl kullanlacan bilmektir. Oynayarak deil, nk bu durumda oyun hayatmzn amac haline gelecektir. Bu olanaksz bir eydir (nk, Aristoteles'e gre, paidia yalnzca ocuk oyunu, elenme anlamna gelmektedir). Oyun, ruha dinlenme ve geveme salayan bir ila gibi, almann geriliminden kurtulmaktan baka bir ey salamaz. Ancak, bo zaman zevki, mutluluu ve yaama sevincini ieriyor gibidir. Bu mutluluk, yani sahip olunmayan eye artk arzu duymama durumu hayatn amacdr (telos). Fakat, herkes aym eylerden zevk almamaktadr. Zevk, zevki tadan kii insanlarn en kusursuzu olduunda ve beklentisi soylu olduunda en yce zevk olmaktadr. Demek ki, "zaman geirmek"6 iin renmek ve yetimek gerekir ve renilen veya insann kendinde gelien eyler almann gerektirdii deil de, bizzat kendileri iin uygulanan eyler olmaldr. Ye ite bu nedenden tr, eskiler mzii tpk okuma ve edebiyat gibi, zorunlu olmayan, ama yararl olan ve yalnzca zaman geirmeye yarayan bir ey olarak paideia -eitim, yetitirme, uygarlk- kategorisine dahil etmilerdir. te, oyun ile ciddiyet arasndaki snrn ve bu iki kavram deerlendirme kstaslarnn bizim llerimize gre byk lde deitii bir aklama. Diagge burada, zgr insana uygun den entelektel ve estetik faaliyet ve zevk anlamm belli belirsiz bir ekilde kazanmtr. Gene Aristoteles'ten okumaya devam ettiimiz zere,7 ocuklar henz diagge ye yatkn deillerdir; nk bu bir ama, bir olgunlamadr ve henz tamla erimemi varlklarn bu mkemmellie ulamalar olanakszdr. Mzik zevki de bylesine bir amaca (telos) temas etmektedir,8 nk bu zevk, gelecekte elde
6. Pros ten en te schole diaggen. 7. 1339 a 29. 8. 1339 b 35.

edilmesi beklenen bir kar iin deil de, bizzat kendi iin istenmektedir. Bu kavray, sonu olarak, mzii soylu oyun ile yarar amac gtmeyen estetik zevk arasnda bulunan bir alana yerletirmektedir. Ancak, bu bak as, Yunanlarn mzie fazlasyla tanmlanm teknik, ahlki ve psikolojik ilev ykleyen bir baka inanc tarafndan dzeltilir. Mzik bir mim veya taklit sanat saylmaktadr ve bu taklit, olumlu veya olumsuz etik duygular uyandrmak gibi bir etkiye sahiptir. Her cins ark, terennm ve dans figr bir ey gstermekte, temsil etmekte, resmetmektedir ve temsil edilen eyin iyi veya kt, gzel veya irkin olmas lsnde, mzik de iyi veya kt olmaktadr. Mziin yksek etik veya eitsel deeri bu zelliine baldr. Taklidi dinlemek, kendileri de taklit olan duygular harekete geirir.10 Olimpiyat melodileri heyecan yaratmaktadr; baka ritimler ve baka makamlar ise fke veya tevecch, cesaret, dengeli olma gibi duygular uyandrmaktadr. Dokunma ve tat alma duygularnda etik dzlemin hibir etkisinin bulunmamasna ve grme duygusunda da ancak ok zayf bir etik unsurun varlna ramen bizatihi melodinin iinde bir ethos' ifadesi yatmaktadr. Bu durum, gl etik kapsam ve ritmiyle tonal eitlemelere ilikin ok daha arpc bir ekilde ortaya kmaktadr. Eski Yunanllarn, her bir tonal eide ayr bir etki atfettikleri bilinmektedir: Lidya tonu hznlendirmekte, Frigya tonu sakinletirmekteydi. Mzik aletleri iin de ayn durum sz konusuydu: Flt heyecan yaratmaktadr vs. Platon'un bir sz, hem taklit kavramm hem de sanatnn tutumunu ierir.11 Platon'a gre takliti (mimetes), tpk yaratc veya yorumcu sanat gibi, yaptnn iyi veya kt olduunu bilmemektedir. Taklit etmek (mimesis) onun asndan ciddi bir i olmayp, bir oyundur.12 Trajedi yazan airler iin de ayn durum sz konusudur. Bunlarn hibiri taklitiden baka bir ey deildir: mimetikoi. Sanata yaratc faaliyetini ar bir ekilde kmseyen bu tanm bura9. Platon, Yasalar, II, 668. 10. Aristoteles, Politeia, VIII, 1340 a. * Eski Yunanca, detler, (.n.) 11. Devlet, X, 602 b. 12. Einai paidlan tina kai ou sponden ten mimesin.

da dikkate almayabiliriz. Bu eilim tam anlamyla belirgin deildir. Bizim amzdan nemli olan, Platon'un bu faaliyeti bir oyun olarak ele alm olmasdr. Yunanllarn mzii deerlendirirken konudan sapmalar, mziin doa ve ilevini belirlemeye alan dncenin, oyun kavramna nasl srekli olarak temas ettiini gstermektedir. Her mzik faaliyetinin z bir oyundur. Bu kkensel olgu, sonuta her yerde, hatta ak bir ekilde formle edilmedii yerlerde bile bilinmektedir. Mzik ister elendirmeye ve nee vermeye yarasn, ister yce bir gzellii dile getirsin, isterse kutsal bir ayin karakterine sahip olsun, her zaman bir oyun olarak kalmaktadr. rnein ibadet de oyunsal ilevin doruu olan dansa ou zaman sk skya baldr. Uygarln eski dnemlerinde, mziin niteliinin ayrma tabi tutulmasna ve tasvirine ynelik abalar saf ve hatal kalmlardr. Kutsal mziin uyandrd heyecan, melekler korosu, gk kubbe vb. ile yaplan kyaslamalar araclyla ifade edilmektedir. Mzik o ualarda, dinsel ilevinin dnda, esas olarak soylu bir vakit geirme biimi ve hayranlk verici bir ustalk olarak veya tamamen neeli bir elence olarak da takdir grmekteydi. Mzik, ancak ok daha sonralar, kiisel sanat deneyi ve heyecan olarak takdir grebilecek, en azndan bu takdirin ifade edilmesi baarlabilecektir. Mziin her zaman kabul edilen ilevi, soylu ve yceltici toplumsal bir oyunun ilevi olmutur ve bunun da en st noktas olaand bir beceri performansdr. Mzik, yorumcular itibariyle uzun sre tamamen klelere has bir faaliyet olarak kalmtr. Aristoteles, meslekleri mzisyenlik olanlar aa tabakadan saymaktadr. Ortaan algclar, gezginci zmreye mensup olmulardr. XVII. yzylda ve hatta daha sonralarnda bile, her hkmdarn ahrlar olduu gibi, "mzka"s da vard. Senyrlerin mzisyenleri de, uzun sre hizmetkrlarla edeerde grlmlerdir. Bir besteci, XIV. Louis dneminde "kraln mzka"sna daimi olarak balyd. Kraln "24 kemancs" hl az ok oyuncu saylmaktayd. Mzisyen Bocan, ayn zamanda dans hocasyd. Haydn ise, Prens Esterhzy'nin yanndaki hizmetini uak niformasyla yapyor ve sk sk prensin emirlerine maruz kalyordu. Bu dnemde halkn zihniyeti ok ge-

limi ve incelmi olmasna ramen, sanata ve icraclara kar olan saygnn ok dk dzeyde kaldm unutmamak gerekir. Gnmzde konserlerin adeta dinsel bir huu iinde dinlenmesi ve orkestra eflerine neredeyse taplmas ok yalan tarihlerde ortaya km olgulardr. Mzik dinlenilen oturumlar resmeden XVIII. yzyl tablolar, dinleyicileri hep ene alarken gstermektedir. Bundan otuz yl nceki Fransz mzik yaamnda, orkestra veya ef icrann ortasnda eletirilebilmekteydi.13 Mzik her eyden nce bir elenceydi ve yle de kalmaktayd ve takdir veya en azndan ifade edilen takdir zellikle ustala ynelikti. Bestecinin yarats henz hibir ekilde kutsal ve dokunulmaz saylmyordu. Paralar ylesine serbeste alnmaktayd ki, bu duruma dur demek gerekli hale gelmiti. Prusya kral II. Friedrich, arkclarn bir besteye kendi rettikleri sslemeleri katmalarm yasaklamt. Apollon ile Marsyas arasndaki mcadeleden gnmze kadar hibir sanat yarma unsurunu mzik kadar aikr hale getirmemitir. Wagner'in lmszletirdii, usta arkclar (meistersinger) arasndaki ses yarmalarndan daha yalan tarihli baz rnekler verecek olursak, Kardinal Ottoboni 1709'da, Haendel ile Scarlatti'yi arp ve org alma konusunda yartrmtr Saksonya ve Polonya kral Gl Augustus, 1717'de J.S. Bach ile J.L. Marchand adl bir mzisyen arasnda bir yar dzenlemek istemi, ama Marchand bu yarmaya gelmemitir. Londra sosyetesi 1726'da, talyan arkclar Faustina ile Cuzzoni arasndaki yartan tr mdan kmtr: Bu iki arkc birbirlerini tokatlam, seyirciler onlar slklamtr. Mzikte olduu kadar baka hibir alanda bu denli hzla kar gruplar olumamtr. XVIII. yzyl, taraftarlar aras bu kavgalarla doludur: Benoncini, Haendel'e kar, komik tiyatro operaya kar, Gluck, Piccinni'ye kar. Mzik alanndaki tartma hemen bir husumet kimliine brnmektedir: rnein Wagner hayranlar ile Brahms yanllar arasndaki ekime gibi. Birok estetik deerin bilincine varmamza neden olan romantizm, mziin yksek sanatsal ieriinin ve derinlemesine canl an13. Bu edisyonda (1938) atf yaplan olaylar 1908'e kadar geri gitmektedirler (Franszca yaymcsnn notu).

lamnn giderek daha geni evreler tarafndan tannmasna katkda bulunmutur. te yandan, mziin eski ilev veya deerlerinin hibiri de kullanmdan dmemitir. Mzikal hayatn agonal nitelikleri bile, her zaman ne iseler hep yle kalmlardr." Sonuta mzie ilikin eyler, srekli olarak oyun erevesinde kalyorsa, mziin ikizi olan baka bir sanat -dans- iin bu durum haydi haydi geerlidir. ster ilkel halklarn kutsal ve byl danslar, ister Yunan ibadeti ikide yer alan danslar, isterse de Kral Davud'un ahit sand (branilerin yasa levhalarn sakladklar ok deer verilen sandklar) nnde yapt dans olsun, veya herhangi bir dnemde, harhangi bir halkn elenmek amacyla yapt dans olsun; dans, kelimenin tam anlamyla, en mkemmel oyun, oyunsal biimlerin en saf ve en tam olanlarndan birinin ifadesi olarak kabul edilebilir. Hi kukusuz, oyunsal nitelik tm dans biimlerinde bu kadar mutlak bir ekilde ortaya kmaz. En ak olarak, bir yandan rondoda ve figrl dansta, dier yandan da bireysel dansta ve nihayet dansn temsil, gsteri ve tablo olduu veya menuet yahut kadrilde olduu gibi ritmik kompozisyon ve hareket biimini ald yerde ortaya kar. Acaba rondo ve figrl dansn yerini, iftler tarafndan yaplan dansn -polka ve vals gibi badndrc veya daha yakn tarihlerde kayarcasna yaplan dansn- almas kltrn gevemesine veya fakirlemesine ilikin bir olgu olarak m kabul edilmelidir? Btn soylu gzellik ve slup ifadelerinden modern koreografi sanatnn dikkat ekici yeniden douuna kadar olan sre boyunca dans tarihinde yaplacak bir gezinti, bu soruya olumlu cevap vermek iin gereken nedenleri salayacaktr. Kesin olan nokta, dansa bu kadar zsel bir ekilde ikin olan oyunsal karakterin bugnk dans biimleri iinde kaybolmakta olduudur. Dans ile oyun arasndaki balant sorun kartmamaktadr. Bu balant o kadar aikr, o kadar sk ve o kadar tamdr ki, bunu ayrca tasvir etmenin gerei yoktur. Dans ile oyun arasndaki balant bir katlmaya deil, bir kaynamaya, esasa dair bir zdelie ilikindir. Dans, bizatihi oyunun zel ve ok mkemmel bir biimidir.
14. Gazetelerde, Gabriel Faure'nin piyano iin Altnc Noktrrin en iyi alana verilecek bir dl iin, 1937'de Henry de Jouvenel tarafndan ilk nce Paris'te dzenlenen bir yarmaya ilikin bir haber buldum.
F14N/Homo Ludens

209

iir, mzik ve danstan plastik sanatlar alanna geilecek olursa, burada oyunla olan balarn pek o kadar aikr olmad fark edilecektir. Bu iki estetik retim ve gzlem alam arasndaki temel fark eski Yunanlar tarafndan iyice kavranm durumdayd; nk Helen zihniyeti, baz bilgi ve becerileri Musalar' m hkm altna koyarken, bu erefi bizim plastik sanatlar adm verdiimiz dier bir diziye tanmamt. El emeine bal olduu dnlen bu sanatsal ifadelerin hibirinin Musa ile balants yoktu. stelik, plastik sanatlar tanrsal bir iradeye balydlar ve Hephaistos veya Athene Ergane'nin yetki alannda saylmaktaydlar. Plastik sanatlarla uraanlar, airlere gsterilen ilgi ve itibardan yararlanamyorlard, buna layk olabilmeleri iin krk frn ekmek yemeleri gerekecektir. te yandan, sanatya tannan eref ve itibara ilikin olarak, Musalar'n alan ile dier sanatlarn alan arasndaki snr; yukarda zikrettiimiz zere, mzisyenin sahip olduu vasat toplumsal itibarn da tanklk ettii gibi ok ak bir ekilde belirlenmi deildi. Lirik sanatlar ile plastik sanatlar arasndaki derin fark, kabaca, oyunsal unsurun plastik sanatlarda yer almamasna karlk, lirik sanatlarda oyunsal niteliklerin aikr olmasna denk dmektedir. Bu ztln balca nedeni, gerek estetik faaliyetin mzikal sanatlar asndan icrann iinde yer almasndan kaynaklanmaktadr. Eser nceden bestelenmi, incelenmi veya notaya dklm olsa bile, ancak icrann, temsilin, dinletinin ve kelimenin ngilizcede hl koruduu anlam balamnda retimin iinde canl hale gelebilmektedir. Mzik sanat etkilidir ve bu niteliinden tr, tekrarland her seferinde, icrann iinde tadlmaktadr. Astronomi, epik iir ve tarihin de dokuz Musa'nn ynetimi altnda yer almas, bu bak am sakatlamaktadr. Ancak, Musalar arasndaki iblmnn daha ileri tarihlerde gerekletii ve en azndan epik iir ile tarihin (srasyla Calliope ve Clio'nun alanlarnn), balangta vates'in grevleri arasnda yer aldklar ve bunlarn bu iki alan en iyi melodiler ve dizelerle yorumladklar varsaylabilir. te yandan, iirden duyulan estetik heyecann dinleme alanndan kendi bana yaplan okuma alanna kaymas, temeldeki bu etki karakterini ortadan 210
F14ARKA/Homo Ldens

kaldrmaz. Mzik sanatnn gerekletii bu etkinin bizatihi kendisine oyun adm vermek gerekmektedir. Plastik sanatlar iin durum tamamen farkldr. Malzemeye olan bamllklar ve bu malzemenin dayatt biimsel olanaklarn snrll nedeniyle bu sanatlar, zaten bo alanlarda serbeste dolaan iir ve mzik kadar zgr bir oyun oynayamazlar. Dans bu balamda, ara bir alanda yer almaktadr. Hem mzikal hem de plastiktir; mzikaldir, nk hareket ve ritim dansn esas unsurlarm meydana getirmektedir. Btn faaliyeti, ritmik hareketin iinde yer almaktadr. Ama gene de malzemeye bamldr. Onu ifade eden insan vcudunun, tavr ve hareket konusunda snrlan vardr ve dansn gzellii bizatihi hareket eden bedenin gzelliidir. Dans, heykelle edeerli olmak zere plastiktir; ama geici bir sre iin. Dans, tpk ona elik eden ve yneten mzik gibi, tekrar sayesinde hayat bulmaktadr. Ayn ekilde, plastik sanatlarn etkisi mzikal sanatlannkinden tamamen farkldr. Mimar, heykeltra, ressam veya izimci, mleki ve genel olarak bezeme sanats, estetik gdsn zenli ve sabrl bir almayla malzemenin iine yerletirmektedir. Bu sanatnn yarats uzun mrldr ve srekli olarak grlebilir niteliktedir. Sanatnn etkisi, mzikte olduu gibi, bizzat kendinin veya bakasmn geici bir icrasna veya bir temsile bal deildir. Eser bir kez meydana getirildikten sonra, esere bakacak insanlar olduu srece, eserin etkisi deimeden ve sessiz bir ekilde devam eder. Sanat eserinin canland ve tadna varld kamusal etkinin yokluu, plastik sanatlar alannda oyunsal bir faktrn yokluuna yol aar. Sanat, yaratc atlmna ne kadar baml olursa olsun, tpk bir kol iisi gibi ciddiyet ve gerilim iinde, deneyerek ve kendini srekli dzelterek almaktadr. Sanatnn tasanm srasnda zgr ve cokun heyecan, eserin gerekletirilmesi esnasnda, biimi ve snrlar belirleyen elin becerisine tabi kalmak zorundadr. Bu cins eserlerin gerekletirilmesi esnasnda oyunsal unsurun yokluu aikr olduu gibi, oyun unsuru kendini seyir ve seyirden duyulan haz esnasmda da ifade edememektedir. Gze grnr bir etki yoktur. Uygulamal alma, elii ve endstriyel faaliyet zellii plastik

sanatlardaki oyunsal faktr zedeledii gibi, sanat eserinin doasnn genelde uygulamaya ynelik olmas ve bu yneliin de estetik bir amacnn bulunmamas bu ilikiyi daha da gletirmektedir. Emek sarf ederek bir ey reten kiinin ii ciddi ve sorumluluk tayan niteliktedir: Her tr oyun kavram ona yabancdr. badetin, ehirciliin veya barnmann gereklerine uyarlanm ve bu gerekleri karlayabilecek bir bina ina etmek; simge veya taklit olarak ifade ettii fikre dek den bir figr meydana getirmek veya bir eya ya da bir kyafet oluturmak sz konusudur. Demek ki plastik sanat retimi oyun alannn tamamen dnda gereklemektedir ve bu rnn ayin, tren, hoa vakit geirme, toplumsal olay biimleri altnda sergilenmesine ancak tali olarak giriilmektedir. Al, temel atma trenleri, sergiler, bizatihi sanatsal mekanizmann bir paras deildir ve zaten bunlar ok yakn tarihlerde ortaya kan olgulardr. Mzik eseri toplumsal bir coku havas iinde yaanmakta ve gelimektedir; plastik eser iin byle bir durum sz konusu deildir. Bu temel ztla ramen, oyunsal unsur gene de eitli bak alarndan btn plastik sanatlarda grlebilir. Maddi sanat eseri, arkaik kltrdeki yerini ve ynn zellikle ibadette, antta, heykelde, sslemede, ssl silahlarda bulmaktadr. Sanat eseri hemen her zaman kutsal evrenin bir parasdr, onun erdemleriyle ykldr: byl g, kutsal anlam, kozmik nesnelerle temsili zdelik, simgesel deer, dinsel trenler. Daha nce gsterdiimiz zere, ayin dzeni ile oyun o kadar sk bir ortaklk iindedir ki, plastik sanat retiminde ve deerlendirmesinde ibadetin oyunsal niteliinin ksmen de olsa etkide bulunduunu grmemek olanaksz hale gelmektedir. Biraz tereddt etmekle birlikte, eski Yunan kltr uzmanlarna, ibadet, sanat ve oyun arasndaki belli bir semantik ban Yunancann agalma kelimesinde ifade edilip edilmediini soracam. Bu kelime, dier anlamlarnn yan sra, heykel veya tanr heykelini de ifade etmektedir; "ok byk bir sevin duymak, sevinten ba dnmek" -Almancada frohlocken- gibi bir ifadenin merkezinde yer ald bir anlam alanndan oluan ve "parlamak, gsteri yap-

mak, kutlamak, sslemek, yanp snmek ve sevinmek" anlamlarn tayan bir fiil kknden meydana gelmitir. Agalma kelimesinin balangtaki anlamlan ss, en beenilen para, grkem ve tadna vanlan eydir. Agalmata nuktos, yani gece mcevherleri, yldzlarn iirsel addr. Kelime adak anlamndan geerek, bir tann heykelini ifade eder hale gelmi olmaldr. Eski Yunanllar kutsal sanatn en iyi ifadesini sevinten kendinden geme alanna dahil bir kelimede bulduklarna gre tamamen arkaik ibadete zg gibi gelen u oyunsal ayin ortamna yaklam olmuyor muyuz? Bu gzlemlerden daha belirgin sonulara ulamakta tereddt ediyorum. Plastik sanatlar ile oyun arasndaki iliki, sanatsal biimlerin retimini insann doutan kaynaklanan oyun eilimiyle aklamaya alan bir teori tarafndan oktan kabul edilmi durumdadr.15 Nitekim, oyunsal bir ilev olarak adlandrlmay hakl olarak layk olan ve adeta igdsel bir ekilde kendiliinden bir ssleme ihtiyacn kolayca fark edebiliriz. Elinde bir kalem olduu halde, canskc baz toplantlara katlm olan herkes bunu bilir. Bir kda izgiler izmek ve karalamaktan ibaret olan gayriihtiyari, ama a2 ok bir bilin unsuru da ieren bu oyun, ortaya fantastik sslemeler ile olduka deiik hayvan veya insan figrleri kartmaktadr. Psikolojinin, skntdan kaynaklanan bylesine bir sanata atfettii bilind veya bilinalt nedenler bir yana brakldktan sonra, bu faaliyete kesinlikle oyun denebilir; yeni domu bebein oyununun yannda, en alt oyunsal kategorilerin birinden kaynaklanan bir oyun olduu sylenebilir, nk dzenlenmi toplumsal oyunun yksek yaps burada yer almamaktadr. Genel olarak plastik yaratdan sz etmesek bile, bu psiik ilevin, sanatta ssleme biimlerinin douundaki rolne ilikin temel aklama henz ok yetersizdir. Amasz bir iziktirme oyunundan hibir slup domaz. Bunun dnda, plastik yarat ihtiyac, bir yzeyin sslenmesini fazlasyla amaktadr. Bu ihtiyacn cephesi vardr: Sslemeyi, inay ve taklidi hedeflemektedir. Sanat btn olarak bir " Spieltrieb"den tretmek iin, bu kategorinin iine mimari ile resmi de dahil etmek gerekir.
15. Schiller, Ueberdie estetische Erziehung des Menschen (1795), Vierzebuter Brief.

Ta devrine ait maara resimleri oyunsal bir gdnn rn mdr? Bunu iddia etmek, cretkr bir zihinsel srama olacaktr. Ve mimariye gelince, bu varsaym burada devreye sokulamaz; nk arlarn ve kunduzlarn ina faaliyetlerinin kantlad zere, estetik gd bu alanda ncelikli deildir. Bu kitabn da tanklk ettii gibi, oyuna kltr unsuru olarak ncelikli bir nem tansak bile, sanatn kkenini doutan gelen oyunsal bir gdye dayandran bir aklama tatmin edici olmayacaktr. Fakat, birok zengin plastik sanat dizisi sz konusu olduunda, fantezi bir oyunu, zihin ile elin oyunsal bir yaratm akla getirmemek olanakszda. lkel toplumlardaki maskeli danslarn barbar tuhafl, biimlerin arapsa gibi birbirlerinin iine gemesi, totemlerde grlen ssleme unsurlarnn fantastik karmlar ile insan ve hayvan ekillerinin karikatre dndrlmesi; btn bunlar bizi kar konulmaz bir ekilde, oyunsal alanla ortaklk bulunduu fikrine gtrmektedir. Fakat, sanatsal yaratclk mekanizmasna ilikin olarak oyunsal faktr plastik sanatlar alannda mzikal sanatlarda grldnden daha az belirginse de, sanat eserinin yaratlma tarzndan plastik sanatlarn toplumsal ortamla btnleme biimlerini incelemeye getiimizde iliki deimektedir. Tpk insani yetenein hemen btn rnleri gibi plastik beceri de ok yksek dereceden bir yarma konusu oluturur gibidir. Kltrn birok alannda ok etkin olduu aa km olan agonal gd sanat alannda da gldr. Kltrn derin ilkel tabakalarnda, g, hatta olanaksz bir beceri gsterisine dayanan karlkl tahrikler ve yarma ihtiyac yer almaktadr. Bunlar, bizim bilgelik, iir veya cesaret alannda rastladmz btn agonal snamalarn edeerlilerinden baka bir ey deildir. Acaba buradan hareketle, beceri snamasnn plastik yeteneklerin serpilmesinde; kutsal bilmecenin felsefenin gelimesinde veya ark ve iir yarmasnn da iirin gelimesinde sahip olduu anlam temsil ettii sonucuna varlabilir mi? Baka bir ifadeyle, plastik sanatlar ayn zamanda yarmann iinde ve onun sayesinde mi gelimilerdir? Her eyden nce, bir ey retmeye ynelik yarma ile bir ey baarmaya ynelik yarma arasnda kesin bir sr belirlemek olanakszdr. Odysseus'un on iki baltayla yapt trden g

ve beceri snamas tamamen oyun alanna aittir. Burada sanatsal bir yarat yoktur, ama bizim dilimizle konuursak, bal gibi bir sanat eseri vardr. Arkaik kltrde ve ok daha sonraki tarihlere kadar sanat kelimesi insann btn becerilerini kapsamtr. Bu genel balant bize, usta eller tarafndan yaplan uzun mrl yaratda, hatta kelimenin dar anlamyla bayaptta bile, oyunsal faktr bulma olana vermektedir. En gzel sanat eserini yaratma konusundaki yarma -bu gnmzde hl, btn Roma dlleri'rim amacdr-, artc bir yetenekle herkese stn gelmeyi ve aym zamanda tm yarmaclarn en gls olduunu ilan etmeyi amalayan dnyevi yarmann kendine zg bir yandr. Arkaik kltrlerde, sanat ve teknik, beceri ve yaratclk, henz birbirlerinden farkllamam bir ekilde, rakibi gemek ve kazanmak gdsnn iinde yer almaktayd. Yarmalarn en alt basamanda keleusmata'la, yani lende davetlilere meydan okuyan symposiarkhos'\ax bulunmaktadr. Bu kategorinin iinde, o ualarda tamamen oyun saylan poenitet ve rehine koymalar da yer almaktadr. Bunlara benzeyen bir oyun cinsi de dm atmak ve zmek idi. Oyun bu balamda, koskoca bir kutsal detler blmn kapsamaktadr; ama biz bu konuyu burada incelemeyeceiz. Byk skender Gordion dmn kestiinde, birok bakmdan tam bir oyunbozan gibi davranmtr. Ancak, btn bu balantlar, yarmann sanatn gelimesi iindeki pay sorununu zememektedir. lgin olan nokta, hayranlk verici yaptlarn gerekletirilmesine ilikin rneklerin bizim gzmzde sanat tarihinin aslna uygun olaylar olmaktan ok, mitolojik, masals veya edebi temalar olarak ortaya kmalardr. Zihin, artc, harika ve sama olmasna ramen gereklik haline gelmi eyler zerinde her zaman gnll olarak speklasyon yapar. Oyun kendine, olaanst sanatlarn imgelem alanndan daha zengin bir yeri nerede bulabilir? Mitolojiden rendiimize gre, ilk alarn byk kltr yaratclar, hayatlarm kurtarabilmek iin, bugnn kltr hazinelerini meydana getiren btn yeni eyleri yarmann iinde yaratmlardr. Veda dini kendi Deus faber'me Tvashtar, yani imal eden, yaratan adm vermektedir. Bu tanr, Ind* imal eden, imalat tanr, (.n.)

ra iin imek savuran eki vajra'y yapmtr. Indra'mn atlarm, Asvinlerin arabasm ve Brhaspati'nin mucizevi ineini yaratan ilahi varlklar olan Rbhu'yla -veya sanatyla- beceri yarma girimitir. Yunanllarn da, birbirlerini Hera ile Zeus arasndaki sevgiden daha byk bir sevgiyle sevmekle vnen Polytekhnos ve Aedon'a ilikin bir efsaneleri vardr: Zeus, onlar tm beceri alanlarnda yarmaya tevik etmesi iin Eris'i (haset) gndermiti. Rzgrn savurduu yn ynlarn lime lime edecek kadar keskin kllar dven demirci Wieland ve Dedalus -Kuzey'in becerikli cceleri de- bu dizinin iinde yer almaktadr. Dedalus'un becerisi evrensel niteliktedir: Labirent ve yryebilen heykeller buna tanktr. Bir deniz kabuunun yivleri iinden iplik geirme gibi bir problemle kar karya kaldnda, bu sorunu iplii bir karncaya balayarak zmtr. Burada, teknik snamann bilmeceyle balants grlmektedir. Ancak teknik snamayla bilmece arasnda yle bir fark vardr: yi bir bilmecenin zmnn, zihnin arpc ve beklenmedik bir ksa devre yapmasnda yatmasna karlk, teknik snamada ender olarak birincisi kadar ikna edici bir zm vardr ve ou zaman samala dlr. nl kumdan ip, diki dikmek iin kullanlan tatan iplik: ite teknik efsanenin hayal ettii aralar bunlardr.16 in'in tarihncesi kahramanlk dnemi kral, iddialarn rnein Yu ile Huang-Ti arasndaki en iyi demircilik yarmas gibi, beceri snavlaryla ve eitli snamalarla kantlamak zorundadr.17 Her ey dikkate alndnda, mucizevi ekilde gerekletirilen bu g gsterileri arasna mucizeyi, yani l ya da diri azizin insanst saygnlk iddiasnn ya da hevesinin yerinde olduunu kantlad hneri de dahil etmek gerekir. Mucize anlatsnn ou kere inkr edilmez bir oyunsal unsurla ilikide olduunu gzlemlemek iin azizlerin yaamyklerine yle bir bakmak yeter. Beceri yarmas motifine zellikle mythos, saga ve efsanede rastlanyorsa da, yarma faktr teknik ve sanatn gerek gelimelerine de kesinlikle katkda bulunmutur. Polytekhnos ve Aedon
16. The Story of Ahikar, yay. F.C. Conybeare, J. Rendel Harris ve Agnes Smith Levvis, Cambridge, 1913, s. LXXXIX, 20-21. 17. Granet, Civilisation, s. 229, 235-239.

arasndaki efsanevi yetenek yarmalarnn yan sra; Aias ile Odysseus'un arpmalarn temsil etmek zere Samos'ta Parrhasios ile bir rakibi arasmda yaplan mcadele veya Pythia bayramlar srasnda Panaenos ve Khalkisli Timagoras arasmda yaplan gibi tarihsel yarmalar da bulunmaktadr. Phidias, Polykletos ve bakalan, en gzel Amazon heykeli yapma konusunda yarmlardr. Bu cins yarmalarn tarihsel adan gerekliklerini kantlayan yaztlarn tankl da eksik deildir. Bir Nike heykelinin (Adalet tanras) kaidesinde unlar okunmaktadr: "Paionios yapt bunu... o ayn zamanda tapmak iin akrotheria'y da yapt ve bylece dl ald."18 Kamuya ak smav ve yarma trnden her ey sonuta, herhangi bir alanda, bir sanat eserinin gerekletirilmesi yoluyla yaplan snamalarn arkaik biiminden kaynaklanmaktadr. Ortaada, tpk zanaat gibi, niversite hayat da bu ilkenin etkisi altndayd. Sz konusu olann bireysel bir smav veya tek bir dl iin birok eserin yarmas olmasnn pek bir nemi yoktur. Putatapar kutsallk alannda loncann ylesine derin kkleri vardr ki, burada eitli biimler altnda agonal unsura da rastlanmas hi artc olmayacaktr. Usta olmak iin yaplmas gereken "bayapt", ancak ileri tarihlerde sabit bir kurala balanabilmitir ve onun da kkleri hatrlanamayacak kadar eski olan yarma detleri iinde yer almaktadr. Bilindii zere, loncalarn kkeni ekonomik alanda deildir (veya ksmen deildir). Zanaatkr veya tccar loncalar, ancak kentlerin XII. yzylda yeniden canlanmalarndan itibaren baat bir unsur haline gelebilmilerdir. Lonca bu biimi altnda bile, oyunsal zelliklerin ounu -lenler, iki yarmalar vb - korumaktadr. Ekonomik kar, bunlar ancak yava yava devre d brakabilecektir. XIII. yzylda yaam olan Fransz mimar Villard de Honnecourt'un nl albm, antsal eserler yapma konusundaki yarlara ilikin baz rnekler vermektedir. Bir izimi yorumlarken, "kilisenin papazlara ayrlan bu blm, aralarndaki bir yar vesilesiyle, Villard de Hontecourt ve Pierre de Corbie tarafndan tasarlanm18. Ehrenberg, Ost und West, s. 76.

tr -invenerurt iner se disputando-" demektedir. Bu perpetuum mobile projesinin yannda," maint jor se sunt maistre dispute defaire torner une ruce par li seule..."19 (ustalar, kendi bana dnen bir tekerlek nasl yaplr diye gnlerce tarttlar) diye bir ifade yer almaktadr. Yarmalarn dnya apndaki uzun tarihncesi dnemi bilinmezse, sanat alannda bugn bile sren yarma detinin, yalnzca yarar nedeniyle yapld dnlebilir. Bir belediye kona yapm iin yarma almaktadr, sanat okulu rencileri bir burs iin yara sokulmaktadr. Buradaki ama bulu yapma yeteneini tevik etmek veya en iyi niteliklerin ortaya kmasn salamaktr ve bunu yaparken de en iyi nitelikli sonu hedeflenir. Fakat, bu cins yarmalarn uygulamaya dnk nedenleri gene de alann tmn kapsamamaktadr. Arka planda, her zaman yzlerce yllk oyunsal ilev yer almaktadr. Tarihsel rneklere ilikin olarak, yararn m, yoksa agonal tutkunun mu ncelikli olduunu kimse belirleyemez: rnein 1418'de Floransa kenti bir kubbe yaptrarak, katedralin tamamlanmas iin yarma atnda ve Brunelleschi on yarmac arasndan dl aldnda, ortada byle bir sorun vardr. Oysa, bylesine cretkr bir kubbe yapmaya inam hibir kar yneltmez. Bundan iki yzyl nce, ayn Floransa kenti, soylu aileler arasnda uzlamazlk ve rekabet konusu oluturan kulelerden bir ormana dnmt. Sanat ve sava tarihi, u anda Floransa'daki kuleleri, savunmaya ynelik yaplardan ok "gsteri kuleleri" olarak kabul etmeye eilimlidir. Ortaa kenti, muhteem oyunsal fikirlerin gerekletirilmesine izin vermekteydi.

19. Albm de Villard de Honnecourt, yay. H. Omont, levha XXIX, varak 15; ayn yazar, varak IX.

Oyun asndan uygarlklar ve dnemler


Bat Uygarl
Sub specie ludi

Btn byk ortaklaa hayat biimlerinin ortaya knda oyunsal bir faktrn ok faal ve verimli mevcudiyetini gstermek kolay bir iti. Oyunsal rekabet, toplumsal hayat gds olarak, bizzat kltrden de eskidir ve arkaik kltr biimlerinin gelimesinde bir maya gibi etki etmektedir. badet, kutsal oyun iinde serpilmektedir. iir oyundan domutur ve oyunsal biimler sayesinde yaamaya devam etmektedir. Mzik ve dans ortaya saf oyun olarak kmlardr. Bilgelik ve bilim ifadelerini kutsal yarma oyunlarnda bulmulardr. Hukuk, toplumsal oyundan syrlarak ortaya kmak zorunda kalmtr. Silahl atmalarn kurala balanmas, aristokratik hayatn kurallar oyunsal biimler zerinde temellenmitir. Sonu olarak, kltr ilkel aamalarnda oyun olarak oynanmtr; ana bitki-

den ayrlan canl bir meyve gibi oyundan domam, oyunun iinde ve oyun olarak serpilmitir. Bu gr kabul edildikten sonra -bunu kabul etmemek mmknm gibi gzkmemektedir- geriye uygarln arkaik dneminden daha sonraki dnemlerinde kltrel hayatn iindeki oyunsal unsurun farkna varmann bizim iin hangi lde mmkn olduu sorusu kalmaktadr. Birok kereler, daha eski bir kltre ait oyunsal faktre ilikin bir rnei, XVIII. yzyldaki veya bizim dnemimizdeki paralel bir durumla aklayabildik. Bu XVIII. yzyl grnts, kendini bize tam da oyunsal unsurlarla dolu olarak dayatmaktadr. te yandan, XVIII. yzyl olsa olsa bizim dnemimizden bir nceki duraktr. Bu yalan gemile olan manevi balarmz acaba oktan kaybettik mi? Bu kitap imdi, kendi zamanmzn, bugnk uygarln oyunsal ierii sorununu ele alacaktr. Burada, kltrdeki oyunsal unsuru yzyllar boyunca incelemek sz konusu deildir. inde yaadmz dneme gelmeden nce, alk olduumuz baz dnemlerin tarihine gene de biraz bakacaz; ama bu kez zellikle belirgin kltrel ilevlere deil de, belli dnemlerin genel hayat iindeki oyunsal unsura dikkat edeceiz. Roma mparatorluu uygarl, eski Yunan uygarlyla olan ztlndan tr zel bir dikkati hak etmektedir. zellikle, eski Roma toplumu, Yunan toplumundan daha az oyunsal izgiye sahip gibi gzkmektedir. Antik Latinlik karakteri bize, yavanlk, katlk, ekonomi ve hukuk alanndaki pratik dnce, snrl hayalgc ve slupsuz batl itikat nitelikleri tarafndan belirleniyormu gibi gelmektedir. Eski Roma toplumunda tarlalardaki ve evlerdeki ibadet yerleri tanrdan himaye bekleyen saf kylce biimlerle doludur. Roma kltrnn Cumhuriyet dnemindeki eilimi, henz klan ve kabileye olan sk ballk ynndedir -ki biz bundan henz kurtulabilmi durumdayz. Devletin koruma kaygs, geniu'lara -koruyucu ruhlar- bal olan ev ii ibadetin btn izgilerini muhafaza etmektedir. Dinsel fikirler hayal gcnden yoksundur ve ancak zayf bir ekilde ifade edilmektedirler. Zihni anlk olarak igal eden her bir fikrin kendiliinden kiiselletirilmesi, grnte yksek bir

soyutlama ilevi olmakla birlikte, gerekte daha ok bir ocuk oyununa ok yakn, ilkel bir tutum olmaktadr.1 Abundantia, Concordia, Pietas,' virtus gibi figrler, Roma'da ok gelimi siyasal bir dncenin olgunlam ilkelerini deil de, refahm st glerle pratik bir alveri sayesinde salamak isteyen ilkel bir toplumun maddi ideallerini temsil etmektedir. Refah kutsal yoldan salamak amacyla her yl ok sayda bayram dzenlenmekte ve bunlar byk bir neme sahip olmaktaydlar. Bu dinsel geleneklerin Roma'da oyunlar (ludi) adm korumu olmalar bir rastlant deildir. nk bunlar gerekten de oyundurlar. Eski Roma toplumunda ncelik tayan kutsallk karakteri, bu toplumun derinlemesine oyunsal olan niteliinin damgasn yemi durumdayd; bu oyunsal faktr Roma toplumunda, Yunan ve in kltrnde olduundan daha renksiz ve cansz, o kadar grkemli olmayan grntler altnda ifade ediliyor olmasna ramen, bu gene de byleydi. Roma bir dnya imparatorluu haline gelmiti. Kendinden nceki Eskidnya'nrn, Eskidou'nun yars olan Msr'n ve Helenizmin mirasna konmutu. Roma uygarl, yabanc kltrlerin an bolluundan beslenmiti. Roma mparatorluu'ndaki siyaset ve hukuk, yol a ve askerlik bilimi, gnmzde bile grlmedik bir dzeye ulamt. Roma edebiyat ve sanat, Yunan kknn zerine baaryla alanmt. Fakat btn bunlara ramen, bu siyasal devin temelleri arkaiklikten kurtulamaz. Roma'nin kabul gren varlk nedeni, dinsel zorunlulua dayanmay srdrmektedir. Siyasal bir macerac sonunda btn yetkileri kendinde toplamaya baladnda, kiilii ve iktidar fikri hemen dinsel alanla btnleir. Augustus haline gelir; yani tannsal gcn ve zn temsilcisi, kurtarc, ihya edici, selamet ve ban getiren, refah ve bolluk veren ve bunlar gvenceye alan kii haline gelir. lkel kabilenin, hayatta kalabilmesi iin gerekenler konusunda duyduu tm endieler, artk tanrsalln zuhuru olarak kabul edilen hkmdara aktarlm olmaktadr. Bunlar, yeni ve grkemli sslerle bezenmi, tamamen ilkel kavraylardr. Kahraman figr -vahi kabilenin kltrnn koruyucu1. Bkz. yukarda, Bl. VI. * Bolluk, Uyum, man, Erdem, (.n.)

su-, Princeps'in* Hercules veya Apollon'la zdeletirilmesinin iinde, yeni bir biim altnda yeniden domaktadr. Bu kavramlar besleyen ve yayan toplum ok gelimiti. Bu imparator-tanrya boyun een zihinler, Helenik bilgeliin, dncenin ve zevkin btn incelme aamalarm, kukuculuk ve inanszla varana kadar kat etmilerdi. Horatius ve Vergilius, ok bilgince olan iirlerinde belirmekte olan yeni dnemi alkladklarnda, kltrel bir oyun oynamaktaydlar. Bir devlet hibir zaman saf bir yarar ve kar kurumu deildir. Zamann yzeyinde, tpk cam stne den kra gibi, onun kadar deiken, onun kadar ksa mrl ve grne gre biimin izgileri tarafndan onun kadar belirlenmi olarak billurlar. Gerekte, her tr kkenden kaynaklanan, trde olmayan glerin billurlamasnn sonucu olarak ortaya kan kltrel bir atlm, devlet adm alan ve daha sonra varlk nedenini ya bir hanedann ihtiamnda ya da bir halkn stnlnde arayan bir g younlamasyla btnlemitir. Devlet, kendi ilkesini ifade ederken, sama ve kendini tahrip eden eylemler iinde, fantastik doasn eitli biimlerde ak etmektedir. Roma mparatorluu, kutsal bir hakka yaplan atflarla maskelenen bu akld karakteri ok st perdeden sergilemektedir. Roma mparatorluu'nun toplumsal ve ekonomik yaps rmtr ve ksrdr. Btn iae, siyasal ynetim ve uygarlk sistemi, yalnzca klelerin ve proleterlerin zerinde ykselen kk bir aznln yararna olmak zere, kentlerde younlamtr. Antik dnemde kentsel birim, toplumsal hayatn ve uygarln ylesine bir ekseni haline gelmitir ki; bunlarn salkl bir halk yaamnn doal organlar olarak geliip geliemeyecekleri hi dnlmeden, llerin yan balarna kadar her yerde yzlerce yeni kent kurulmu ve ina edilmitir. Bu grkemli sluptaki ehircilik anlaynn anlaml kalntlar ele alnacak olursa, bu kentlerin kltr oca olarak, ilevleriyle debdebeli iddialar arasndaki denge bir sorun olarak ortaya kmaktadr. Roma uygarlnn ge dnem rnlerinin genel niteliinden hareketle bir yargya varlrsa, bu kentler yapla* Roma'da cumhuriyetten imparatorlua geilirken, nce Birinci Yurtta'n, sonra imparator'un unvanlarndan biri. (.n.)

nnn ve mimarilerinin yksek deerine ramen, canllklarn hi de antik kltrn en iyi akmlarna borlu olmamlardr. Geleneksel kalplar iinde kalm ve batl itikatlar tarafndan sakatlanm bir ibadete adanan tapmaklar; haksz kazan ve mutlak itaat sisteminin ynetim ve adalet aygtlarm tamamen dengesiz hale getirdii toplumsal ve ekonomik bir yap tarafndan yava yava yozlatnlan devlet dairelerine ve mahkemelere tahsis edilen salonlar ve bazilikalar; kanl ve barbar oyunlarn ve iren sahnelerin sergilendii sirkler ve tiyatrolar; gelitirmekten ok geveten bir beden kltrne uygun den hamamlar... byle bir kltrn tamamnn gerek ve adil bir uygarlk oluturmas zordur. Bu kamusal meknlarn ou gsterie, zevke ve ii bo ne yaramaktayd. Roma mparatorluu, z boalm bir gvdeden baka bir ey deildi. Parlak yaztlaryla bir debdebe grnts artran cmert balarn refah, olabildiince ksa mrlyd. Bu refah ilk darbede kmtr. ae iyi salanamyordu. Devlet bile, kendi refahn salayacak bir rgtlenme kurabilecek durumda deildi. Sahte bir ihtiam, bu uygarln tmn kaplamaktadr. Din, sanat ve edebiyat, an bir srarla ve srekli olarak, her eyin en iyisinin Roma ve evlatlar iin olduunu, bolluk ve tartmasz bir galibiyet gcnn salandm iddia etmek zorundayd. ftihar duygusuyla dolu yaplar, stunlar ve zafer taklar, alak kabartmalaryla sunaklar, evlerdeki duvar resimleri hep bu tr fikirlere tanklk etmektedir. Kutsal ve kutsal d imgeler, Roma sanatnda i iedir. Pek bir soylu yanlar bulunmayan tanrlar, biraz lgnca bir cazibe iinde ve hibir slup salaml olmakszn, sevimli ruhlarn koruduu, bildik ve baya lks ve bolluk atflarnn yer ald, i serinleten alegorilerle evrelenmi olarak grlmektedirler. Btn bunlarn iinde bir miktar ciddiyetsizlik, krsal hayata doru bir ka vardr ki, bunlar bir uygarln gerilemesinin gstergeleridir. Bu uygarln oyunsal unsuru gl bir ekilde vurgulanmtr, ama artk bu unsurun toplumsal yapnn ve faaliyetin iinde organik bir ilevi yoktur. mparatorlarn gttkleri siyaset bile, toplumun selametini eski kutsal oyunsal biimler altnda, ok ykseklerde gsterme ihtiyac-

na bel balamtr. mparatorluun siyasetini belirleyen hedeflerin ancak ok az akla uygundur -zaten baka trl olabilir miydi? Hi kukusuz fetihler yeni iletme alanlarnn ele geirilmesiyle refahn srdrlmesine, snrlarn geniletilmesiyle gvenliin garantiye alnmasna, P ax Augusta'nm bozulmadan korunmasna hizmet etmektedir. Fakat btn bu konularda da, yarar gerekeleri dinsel bir ideale tabi kalmaktadr. Zafer, defne talar ve askeri an; bunlar bizatihi amalar, imparatorun yerine getirmek zorunda olduu kutsal grevlerdir.2 Devlet selamete ktn veya iyiletiini dorudan doruya zafer kazandnda hissetmektedir. lkel agonal ideal, Roma mparatorluu gibi dnya leindeki bir yapnn iinde bile, kendi tarihinin damgasn yemi olarak gzkmektedir; yani prestij biimi her tr faaliyetin temeli olarak kalmaya devam etmektedir. Her halk, kendi balatt veya maruz kald btn savalar, varolu iin gerekletirilen muzaffer mcadeleler olarak sunmaktadr. Roma, Galyallara, Kartacallara, sonra da Barbarlara ilikin olarak byle bir aklama yapmakta herhalde haklyd. Ancak, bir lm kalm mcadelesinin kkeninde bile, onu belirleyen alk veya tehlikeden ok, g ve eref konusundaki rekabet yatmaktadr. Roma devletindeki oyunsal unsur, en ak olarak u sloganda ortaya kmaktadr: Panem et circenses"', bu, halkn devletten beklediklerinin ifadesidir. Gnmzn inam, bu terimlerin iinde yalnzca, yiyecek ve sinema bileti isteyen isizlerin taleplerinden baka bir ey grmeyecektir: Geinmek ve elenmek. Roma forml bundan fazlasn ifade etmekteydi. Roma toplumu oyun olmadan yaayamazd. Bu oyunlar, bu toplum iin en az ekmek kadar gerekliydi. Nitekim, bunlar kutsal oyunlard ve halk da bu oyunlar konusunda gene kutsal olan bir hakka sahipti. Bunlarn ilkel ilevleri, topluma salanm olan selametin trensel bir ekilde kutlanmas kadar, kutsal eylem araclyla, gelecekteki selametin salanmas* Augustus bar. lk imparator Augustus'un kurduu bar, (.n.) 2. Rostovvtzeff, Social and economic history of the Roman Empire, Oxford, 1926'ya gre. ** Eski Roma'da isiz gsz halk kitlelerinin anariye kaymamalar iin, devlet tarafndan karnlarnn bedava doyurulmasn, barndrlmalarn ve elendirilmelerini ifade eden mecazl terim: Ekmek ve Sirk. (.n.)

n ve glendirilmesini de iermekteydi. Oyunsal faktr burada, zaman iinde tamamen ilevsiz kalm olmakla birlikte, eski biimini korumaktayd. Nitekim, Roma kentinde bile, imparatorlarn ihtiam sefil kent proletaryasna sunulan bir iae datm ve lgnca bir israf haline dnmtr. Ludi'de hibir zaman eksik olmayan dinsel kutsama, muhtemelen artk kitleler tarafndarf hissedilir olmaktan kmtr. Oyunun, Roma kltrnn ilevi olarak neminin tanklk ettii olgu ok daha anlamldr: Harabelerden anladmz zere, anfitiyatronun her kentte sahip olduu yer. spanyol kltrnn temel ilevi olarak boa grei, Roma ludi olgusunu gnmze tamaktadr -gnmz corrida's bu oyunlarn kkenine gladyatr dvlerinden ok daha yakndr. Kent halkma ynelik cmert balar yalnzca imparatorun tekelinde deildi. mparatorluun ilk yzyllarnda, devletin en d blgelerine varana kadar, binlerce yurtta hamam ve tiyatro yaptrm; yiyecek datmnda, oyun dzenlemekte ve bunlara gere salanmasnda birbirleriyle yarm ve bu ilere yaplan katklarn miktar giderek artmtr. Bu katklarda bulunanlar, yaptklarn gelecek kuaklarn renmeleri iin bunlar kendilerini vdkleri yaztlara dkmlerdir. Bu giriimleri harekete geken ruh hali neydi? Acaba, Hristiyan caritas'm" haber veren bir olgu muydu? Bu pek geerli bir aklamaya benzememektedir. Bu cmertliin hedefi ve biimleri ok farkl bir eilime tanklk etmektedir. yleyse, modern anlamyla public spirit mi sz konusuydu? Antik cmertlik, kesinlikle, Hristiyan merhamet anlayndan daha ok public spirit'e yakndr. Fakat acaba bu eilimi, potlatch zihniyetinden sz ederek belirlemek, doruya daha fazla yaklamak olmayacak mdr? an ve eref uruna rakibi glgede brakmak ve yenmek iin cmert gzkmek... ite btn bunlar Roma uygarlnn.eski agonal ve kutsal temelinden kaynaklanmaktadr. Son olarak, Roma kltrndeki oyunsal unsur, edebiyat ve sanat biimleri altnda daha da ak olarak ortaya kmaktadr. Edebiyat, debdebeli methiyeler ve ii bo sylevlerle kendini gsterir.
* Boa grei veya kousu, (.n.) ** Yardmseverlik, iyiliteeverlik. (.n.)
F 5N/Homo Ludens

225

Sanat ise, yapnn arln gizleyen bir ssleme ve gevek bir ycelie ynelik duvar bezemeleriyle ne kmaktadr: Bunlar, Roma'nn antik ihtiamnn son evresini belli bir zevksizlikle damgalayan temel izgilerdir. Hayat, dinsel faktrn biim olarak var olduu, ama dindarln geri ekildii bir kltr oyunu haline gelmitir. En derin ruhani itkiler, bu uygarln yzeyinden ekilerek esrarl tapnlarn tohumlarn atmlardr. Hristiyanlk, Roma kltrn sonunda kutsal temelinden tamamen kopartnca, bu kltr abucak solmutur. Oyunsal faktrn Roma antikandaki canl gcnn dikkat ekici bir kant olan ludi ilkesi, Bizans hipodromunda ok ilgin bir grnt sunmaktadr. At yarlarnn yapld meydan, tapnya ilikin kkenlerinden kopmakla birlikte, toplumsal hayatn odaklarndan biri olarak kalmaya devam etmektedir. Halkn, eskiden hayvanlar veya insanlar arasndaki kanl arpmalarla tatmin edilen tutkular, artk areyi at yarlarnda aramak zorundadr. At yarlar artk dind bir elenceden baka bir ey deildir, ama gene de halkn btn dikkatini ekmektedir. Sirk kelimenin asl anlamnda, yalnzca atletik yarmalarn deil, ayn zamanda hizipler arasndaki siyasal ve hatta ksmen de dinsel mcadelelerin merkezi haline gelmitir. Araba srclerinin tadklar drt renge gre adlandrlan yan dernekleri, yalnzca yarlar kurala balamakla kalmamakta, ayn zamanda kabul gren halk rgtlerini oluturmaktadr. Partilere demos, bunlarn nderlerine demarchoi ad verilmektedir. Generaller za/erlerini hipodromda kutlamakta, imparator kendini halka burada gstermekte; bazen de mahkeme burada kurulmaktadr. Trensel elence ile kamusal hayatn bu kaynamasnn, oyun ile kutsal eylemin arkaik birliiyle pek bir ilikisi yoktu. Bu durum, perdenin kapanmasndan nceki son sahneydi.

Baka bir almamda,3 ortaadaki oyunsal unsuru olduka ayrntl bir ekilde ele alm olduum iin, burada baz ksa gzlemleri aktarmakla yetinebilirim. Ortaa oyunla, lgn ve ipe sapa gelmez
3. Dedin 226 du moyen ge. F 5ARKA/Homo Ludcm

halk oyunlaryla doludur; kutsal anlamlarn kaybederek, katksz elence haline dnen putataparlk diemi unsurlaryla, grkemli ve ciddi valye oyunlaryla, incelmi ilan ak oyunlaryla ve dier birok oyun biimiyle doludur. Fakat, bu oyunsal biimler gerekten kltr yaratc bir ilevi iermez. nk ortaa, kltrn yksek biimleri olan iir ve ibadeti, bilgelik ve bilimi, siyaset ve sava zaten antik gemiinden miras almtr. Bunlar sabittir. Ortaa kltr artk arkaik bir kltr deildir. erii ister Hristiyan ister klasik olsun, geleneksel malzemeyi elden geirmitir. Oyunsal faktrn yaratc eylemi iin hl serbest olan alan yalmzca, bu kltrn antik bir taban zerinde gelimedii, Kilise'den ve YunanRoma kltrnden ilham almad yerdir. Yani, bu serbest alan, ortaa uygarlnn, Kelt-Germen veya daha eskilere giden kendi yerli kltrne dayanarak oluturduu alanlardr. valyeliin kkeni ve ksmen de genel feodal biimler byledir. valyenin kl kuanmas, fief verilmesi, turnuva, armalar, valye tarikatlar ve yeminler... btn bunlar antik etkilere ramen, arkaik dnemlere dorudan temas etmektedirler; oyunsal faktr burada tm gcyle ve hl gerekten yaratc olarak ortaya kmaktadr. Ve baka alanlarda, adalet ve adli yarg gibi alanlarn anlam bakmndan zengin simgecilii ve garip biimlilikleri iinde; (rnein hayvanlarn yarglanmas gibi) loncalarda ve okul dnyasnda da, oyunsal "iklim"in etkisi fazlasyla hissedilir niteliktedir. Rnesans ve Hmanizma dnemlerine hzl bir ekilde gz atalm. Kendi bilincine sahip ve kendini soyutlamak isteyen bir sekinler grubunun, temsil edilen bir mkemmellik oyunu biiminde hayat ele almaya kalkmas, bu Rnesans dneminde qlmutur. Oyunun ciddiyeti dlamadn yeniden hatrlatacam/Rnesans zihniyeti uarlktan uzakt. Antikan taklidi, bu dnem insanlarnn gznde kutsal bir ciddiyete sahip bir i saylmaktayd. Plastik yaratclk ve entelektel keif idealine ballk o zamana kadar ei grlmedik bir younluk, derinlik ve katkszla sahip hale gelmiti. Leonardo ve Michelangelo'dan daha ciddi kiiler dnmek ola-

nakszd. Ama, Rnesans'n btn manevi tutumu gene de oyunsal bir tutum olmutur. Soylu ve gzel biime ynelik hem incelikli hem yeni hem de gl istek, oyun oynanan kltr alannda yer almaktadr. Rnesans'n btn gsterili yan, ideal ve fantastik bir gemiin sslerine brnm, neeli veya trensel bir maskeli balodur. Mitolojik figr ve alegoriler; astrolojik ve tarihsel bilgilerle arlatrlan ve karmak hale getirilen amblemlerin hepsi, satran talar gibidir. Mimarideki ve grafik sanatlardaki ssleme fantezisi, klasik motiflerle, ortaan sslemecilerinden ok daha bilinli bir ekilde oynamaktadr. Rnesans, hayatn en mkemtnel iki oyunsal kavrayn diriltmitir: Kahramanlar oban olan oyunlar ve valyelik; Rnesans bunlar edebiyat ve tren alanlarnda yeniden canlandrmtr. Saf oyunsal zihniyeti Ariosto'dan daha iyi temsil eden baka bir air daha bulmak zordur. te yandan, bu air bize Rnesans'm slup, ifade ve ieriini dier herkesten daha iyi aktarmta. Acaba iir tamamen oyunsal bir alanda, Ariosto'da olduu kadar kendiliinden bir ekilde hareket etmi midir? Ariosto, gerein tamamen dnda, ama gene de en grnr figrlerle dolu olan, adeta mzikal bir armoni alam iinde, patetik kahramanlk ile komik arasndaki ele avuca smaz salmmyla ve zellikle de vurgusundan hi eksik olmayan neesiyle, oyun ile iirin zdeliinin tan gibidir. Hmanizma kelimesine, Rnesans iin olduundan daha renksiz ve daha ciddi kavramlar ortak etme alkanlna sahibiz. Oysa, her ey hesaba katldnda, Rnesans'n oyunsal karakterine ilikin gzlemler hmanizma iin de tamamen geerlidir. Hmanizma, Rnesans'tan daha geni bir lekte, konunun srlarna vakf ve anlayl kiilerin oluturduklar kapal bir emberin iinde yer almaktadr. Hmanistler, kat bir ekilde formle edilmi bir hayat ve zihniyet idealine sahiplerdi. Antik ve putatapar figrleri ve klasik dilleri sayesinde, sahip olduklar Hristiyan imann aklayabilmilerdir; ama bunu yaparken, bu imana yapay bir vurgu yklemiler ve bylece inanlarnn derinlii azalmtr. Hmanizma dilinin titreimleri hibir zaman tam Hristiyanca olmamtr. Calvin ve Luther, hmanist Erasmus'un kutsal konular ele alrken kulland s-

luba tahamml edememilerdir. Erasmus'un tm varoluu oyunsal ortamn damgasn tamaktadr. Bu hava yalnzca Encomium Moriae'ds, [Delilie vg] ve Clloquia Familiaria'da [Bilimsel Tartmalar] deil, ayn zamanda Adagia ve mektuplarndaki keyifli ve lgnca tutumda, hatta ciddi eserlerinde bile grlr. Eer Rnesans dnemi air kalabal, ilhamlarn henz Burgonya ortamndan almakta olan Molinet ve Jean Lemaire de Belges gibi byk belagatiler ve dorudan doruya Rnesans dneminin ortaya kard ve ok revata olan yeni pastorallerin yazar olan Sannazaro veya Guarino gibi airler gzden geirilecek olursa, her eser, zihniyetinin esas olarak oyunsal karakteriyle bizi arpacaktr. ster Rabelais veya Sannazaro, Guarino veya Amadis de Gaule dizisi -bu dizi romantik kahramanl zirveye kartm ve Cervantes'in alaylarna hedef olmutur- veyahut da Marguerite de Navarre'n Heptameron , unda ortaya kt ekliyle ak sak bir tr ile ciddi haval bir Platonculuun garip karm sz konusu olsun, oyunsal bir unsur her zaman mevcuttur ve eserin z olarak gzkmeye ok yakndr. Hmanist hukukular okulu bile, hukuku gzellik ve slup dzeyine kartma amacyla bu oyun eilimini teyit etmektedir.

Eer daha sonra XVII. yzyln oyunsal ierii snanmak istenirse, Barok kavram kendini ok doal olarak ve kelimenin u son eyrek yzyl esnasnda kazand yaygn anlam iinde -ifadesini yalnzca dnemin mimarisinde ve heykelinde bulmakla kalmayp, ayn zamanda resim, iir, hatta o an felsefe, siyaset ve ilahiyatna nfuz eden genel bir slup zellii olarak- bir inceleme nesnesi halinde sunacaktr. Barok kelimesinin akla getirdii genel fikirler, hi kukusuz bu hareketin ilk dneminin daha dank ve frtnal imgelerine veya son dnemin ihtiaml kesinliine bal kalnmasna gre ok farkl olmaktadr. Fakat, Barok fikri gene de bilinli bir abartma, iradi ekilde dayatlan bir ey ve kararl bir gerekdlk bak asna bal kalmay srdrmektedir. Barok biimler, terimin tam anlamnda sanatsal biimlerdir ve yle kalmaktadr. Bunlann

kutsal eyleri temsil ettikleri yerde bile, moda olan estetik ne kmaktadr; ylesine ki, daha sonraki dnemlerde bu eserleri inceleyenler, dinsel bir ilhamn varlm hemen kavrayamazlar. Barok'a zg bu taknlk ihtiyac, ancak yaratc gdnn son derece oyunsal olmasyla aklanabilirmi gibi gzkmektedir. Rubens, Vondel ve Bernini'nin zevkine itenlikle varabilmek ve onlara hayran olmak iin, ncelikle onlarn, eer deyim yerindeyse, cum grano salis ifade biimlerini yorumlamak gerekmektedir. Eer ayn eyleri her tr iir ve her tr sanat iin sylemek mmkn olursa, bu durum kltrn oyunsal faktrnn nemini daha iyi kantlayacak ve yukarda sunduumuz her eye uygun decektir. Fakat bu oyun unsuru, Barok anlay iinde zel bir zarafetle sunulmaktadr. Sanatnn kavray iindeki bilinli ciddiyet payn aramaya kalkmayalm: Her eyden nce, bylesine bir lp bime ilemi olanakszdr ve sonra da, yaratcnn znel duygusu tutarl bir l olmayacaktr. Bir mek: Grotius zellikle ciddi, mizah yetenei zayf ve iinde byk bir hakikat ak duyan bir kimseydi. Bayapt olan, zihninin lmsz ant De jure belli ac patis'i [Sava ve Bar Hukukuna Dair], Fransa kral XIII. Louis'ye adamtr. Bu ithaf, Barok dnemin en abartl ifadesinin kk bir rnei olup, kraln herkesin takdirini toplayan adaletinden, bu adaletin Roma'nn tm ihtiamn glgede braktndan sz etmektedir. Grotius bunlara inanyor muydu? Yoksa yalan m sylyordu? thaf vesilesiyle, devrin modasna uygun bir ekilde oyun oynuyordu. Devrin slubu, hibir yzylda zihinleri XVII. yzylda olduu kadar gl bir ekilde damgalamamtr. Hayatn, dncenin ve tutumun Barok rnee gre biime sokulmas, en arpc ifadesini kyafette bulmaktadr. Gsterili erkek giyim modas -nk slubu burada aramak gerekmektedir- XVII. yzyln tm boyunca bir dizi ani srama yapmtr. Basitlikten, doallktan ve pratiklikten uzaklama, 1665 'e doru zirve noktasna ulamtr. Kyafet aksesuarlarnn biimleri ar abartlmtr: Yelek artk yalnzca koltuk altlarna kadar inmektedir; gmlek, yelek ile pantolon arasnda, drtte itibariyle ortaya kmaktadr; pantolon ise ar ksalm ve genilemitir ve rhingrave denilen biimiyle, kk bir eteklie

benzer hale gelerek, tannmaz olmutur. eritler, kaytanlar, danteller vs. ile ssl bu zpr giysi, prestijini ve onurunu ancak manto, apka ve peruka ile kurtarabilmitir. Avrupa uygarlnn daha ge dnemlerinde, kltrn oyunsal eilimini, XVII. ve XVIII. yzyllarda taklan peruka kadar iyi belirten baka bir unsur yoktur. Biz Hollandallarn XVIII. yzyla Peruka Dnemi adn vermemiz eksik bir tarihsel baka dayanmaktadr, nk XVII. yzyl bu adan ok daha karakteristiktir. Dnemin tm ztlklarla doludur. Descartes'n, Port-Royal'in, Pascal'n ve Spinoza'nn, Rembrandt'm ve Milton'n, cesur deniz yolculuklarnn, denizar kolonizasyonun, giriimci toptan ticaretin, domakta olan doa bilimlerinin, ahlk edebiyatn yzyl, perukay retmitir. Bu yzyln yirmili yllarna doru, ksa satan uzun saa geilmi; ellili yllarndan ksa bir sre sonra peruka sahneye kmtr. ster aristokrat, yarg, subay, rahip, isterse tccar olsun, soylu biri olarak gzkmek isteyen herkes, tren kyafeti iinde peruka takar hale gelmitir; amiraller bile bunu tren niformalarnn zerine geirmilerdir. Daha altml yllarda, peruka en ihtiaml ve uzun biimlerine ulamtr. Bu biimi, slup ve gzellik peindeki bir eilimin benzersiz ve gln abarts olarak nitelemek mmkndr. Ama bu her eyi aklamaz. Peruka, kltrel olgu olarak daha yakndan incelenmeyi hak etmektedir. Bu uzun mrl modann hareket noktas, uzun salarn ok daha fazla zene ve bol saa ihtiya duymas ve erkeklerin ounda ne bol san ne de zenin olmasdr. Peruka balangta sa bolmu gibi gsteren ey, yani doann bir taklidi olarak ortaya kmtr. Ancak, peruka takmann genel bir moda haline gelmesiyle, bu kyafet paras, doal bir san ikamesi olmaktan karak bir slup unsuruna dnmtr. XVII. yzylda, adeta bu modann balangcndan itibaren, slup perukas sz konusudur. Bu, kelimenin tam anlamyla, tpk bir tablo gibi yz erevelemektedir (nitekim, ereve kullanm da aym dnemde tipik biimini almtr). Peruka taklit etmeye deil de, soyutlamaya, soylulatrmaya, ykseltmeye yaramaktadr. Bylece, peruka Barok dnemin en Barok unsurudur. Uzayan perukann boyutlar hiperbolik hale gelmekte, fakat btn olarak

rahat bir zarafeti, hatta gen XIV. Louis'nin tarzna tam uygun olan bir nebze ihtiam da korumaktadr. Gerei sylemek gerekirse -bunu btn sanat doktrinlerinin tersine, biz kabul edelim-, bylece gerek bir gzellik etkisi elde edilmi olmaktadr: Uzun peruka, uygulamal bir sanattr. Bizim bu olgu hakknda, yalnzca byk tarzdaki tablolara bakarak yarg oluturduumuz dnlecek olursa, perukay canl modellerin balarnda gren o a insanlarndan daha byk bir yanlsamayla kar karya olduumuz grlecektir. Resim ve gravr bize perukann ssl yanlarm gstermekte ve acnacak yan olan pislii fark etmemize olanak vermemektedir. Perukann uyandrd ilgi, bu unsurun ok doad, rahatsz edici ve salksz olmasna ramen bir buuk yzyl devam etmesine bal deildir; bu nedenle perukay sadece modann bir kaprisi olarak deil de, doal bir sa yapsndan giderek sapan tedrici sluplama olarak ele almak gerekir. Bu sluplama yoldan elde edilmektedir: Yapay bukleler, pudra ve bir dm. XVII. ve XVIII. yzyllar arasndaki gei dneminden beri, peruka genellikle pudralanm olarak kullanlmtr. Bu detin etkisi de bize portrelerde ok olumlu bir adan gzkmektedir. Bu uygulamann psikolojik ve kltrel nedenlerini zmek olanakszdr. XVIII. yzyln ortasndan itibaren, bukleli ve kulaklarn zerine kadar inen, peremi ok yukarda ve enseye gelen yerine de bir dm atlan perukalar ortaya kmtr. Doann taklidine ilikin btn grntler terk edilmitir: Peruka bir tak haline gelmitir. ki nokta daha temas edilmeyi hak etmektedir. Birincisi, kadnlar gerekmedike peruka takmamaktadr; ama sa biimleri, XVIII. yzyln sonuna doru doruk noktasna kan sluplama ve pudra ile aa yukar erkek modasn izlemektedir. kinci olarak, perukann saltanat mutlak olmamtr. Bir yandan, tiyatroda antik kahramanlara ilikin roller bile o gnlerin perukalaryla oynanrken; te yandan, XVIII. yzyln bandan itibaren birok insan, en bata da genler, zellikle ngiltere'de ortala doal uzun salarla kmlardr. Bu durum bir serbestlie, hafiflie, uarla, saf bir kendiliindenlie doru olan eilimi gstermektedir; bu eilim XVIII. yzyln tm boyunca, Watteau dneminden beri hkm srm

olan katla ve yapmackla kar kmaktadr. Bu eilimi, kltrn baka alanlarnda da izlemek ekici ve ilgin olacaktr: Bylelikle, oyunla olan birok balant ortaya kar, fakat bylesine bir i bizi uzaklara tayacaktr.4 Burada nemli olan, uzun mrl bir moda olarak tm peruka olgusunu, oyunsal faktrn kltr iindeki aikr davurumlarndan daha baka bir yerde snflandrmann zor olmasdr. Fransz Devrimi peruka modasnn sonunu getirmi, ama onu aniden ortadan kaldrmamtr. Tarihin nemli bir parasna son veren bu evrimi burada ancak geerken hatrlatabilecek durumdayz.

Eer Barok dnemde canl bir oyunsal unsur tehis edebildiysek, bu saptama bir sonraki dnem olan Rokoko iin haydi haydi geerlidir. Zaten oyunsal unsur bu slubun iinde ylesine byk bir gle gelimitir ki, bizzat Rokoko'nun tanm oyunsever sfatndan geer. Uzun zamandan beri, oyunsal bir nitelik bu slubun esas unsurlarndan biri olarak belirtilmitir. Fakat bizatihi slup kavram zaten belli bir oyun unsurunun tannmasn gerektirmiyor mu? Bir zek veya g oyunu, biim yaratc bir oyun, slubun balangtan itibaren ikin bir unsuru deil midir? Bir slup, oyunla aym eyler sayesinde yaar: Ritim, armoni, karlkllk ve tekrar, nakarat ve uyum. slup ve moda kavramlar birbirlerine, ortodoks bir estetik doktrinin kabul etmeye yanamayaca kadar yakndr. Bir moda sz konusu olduunda, canl bir topluluun gzellik istei, tutkular ve duygularla i iedir: hoa gitme istei, gurur, iftihar. Bir slupta ise bu gzellik istei en saf biimi iinde billurlamtr. slup ve moda ve buradan hareketle oyun ve sanat birbirlerine Rokoko'da olduu kadar, ancak nadiren yaklamlardr -Japon kltr iin de ayn eyi sylemek mmkndr. Saxe porselenleri* veya daha nce hi olmad kadar incelmi ve duygulu hale gelmi pastoraller, Watteau'dan Lancret'ye kadar btn ressamlarda ortaya kan i
4. Perukann ngiltere'de adalet simgesi olmas konusunda, bkz. yukarda Bl. IV. * Bu lkenin ad Trkede Saksonya'dr, ancak porselenler sz konusu olduunda, lkemizde Saxe porselenleri denilmektedir (.n.)

ssleme; Trklere, Hintlilere veya inlilere ilikin harika ve duygulu grntlerle oynayan egzotik merak bir dnlsn; tam bir oyun duygusu bizi bir an bile terk etmeyecektir. XVIII. yzyl kltrndeki bu oyunsal niteliin daha da derin kkleri vardr. Siyaset -kapal kaplar ardndaki siyaset ve entrika ile macera siyaseti- hibir zaman bu denli gerek bir oyun haline gelmemitir. Sorumsuz olduu kadar da tam yetkili olan bakanlar veya hkmdarlarn bizzat kendileri lkelerinin kaderiyle arzu ettikleri her an oynamakta zgrdler ve sanki satran tahtasnda bir hamle yapar gibi dudaklarnda bir glmseme ve nezaket szckleriyle davranrlard. Kiisel kibir ve hanedann an ve hret alnn gdledii, bazen de yanltc bir "halkn babas" unvan kuanan bu kiiler, iktidarlarnn grece salam unsurlaryla ustaca tezghlar kurmaktadrlar. XVIII. yzyln uygarlk tarihinin her sahifesinde; kulplerin kurulmasnda, edebiyat derneklerinde ve gizli bilimlere merakl kiilerin birliklerinde, nadir eyalar ve doadaki ilgin eyleri toplama tutkusunda, gizli derneklere olan eilimde, cemiyet toplantlarnda, ksacas oyunsal bir tutuma dayanan her eyde aa kan saf rekabet ve gizlilik zihniyetine rastlanmaktadr. Bunun anlam, bu eilimlerin deersiz olduklar deildir; tersine, insanlarn kendilerini oyunsal atlma terk etmeleri, bu ilgi ve meraklar kltr asndan ok verimli klmtr. "Olay izleyen" uluslararas sekinleri elendiren ve tahrik eden tartmal edebiyat ve bilim zihniyeti de oyunsal karaktere sahiptir. Fontenelle'in Entretiens sur la pluralite des Mondes (Dnyalarn oulluu zerine Sohbetler) adl kitabnn muhatab olan kibar kitle, o gnlerin her bir sorunu konusunda kamplara ve gruplara blnmekteydi. Tm edebiyat aygt tamamen oyunsal figrlerden meydana gelmekteydi: Clz alegorik soyutlamalar, ii bo ahlki zl szler. iirdeki oyunsal becerinin bayapt olan Pope'un Rape of the Lock'u bu dnemde doacaktr. amz, XVIII. yzyl sanatnn yksek deerinin bilincine ancak yava yava varabilmitir. XIX. yzyl, bu oyunsal nitelikler iin gerekli olan duyarll kaybetmiti ve bunlarn ierdii ciddiyeti kavrayamamt. XIX. yzyl, tpk mzikal sslemede olduu gibi dz izgiyi gizleyen Rokoko bezemeciliinde yalnzca yapay-

lk ve geveklik grd. XVIII. yzyl zihniyetinin, bu ss oyunu iinde bilinli bir ekilde doaya bir geri dn aradn anlayamad, onu slupu bir biim olarak deerlendirdi. Bu yzyln gene ok sayda rettii mimari eserlerdeki bezemenin ciddi antsal biimleri hi bozmadn, btn bu eserlerin uyumlu boyutlarnda soylu ihtiamn korunduunu gremedi. ok az saydaki sanatsal dnem, ciddiyet ile oyun arasnda Rokoko kadar saf bir denge kurabilmitir. Gene ok az saydaki dnem, mzikal ifade ile plastik ifade arasnda byle bir uyuma tank olabilmitir. Mziin zel oyunsal nitelii, burada genel olarak yeni bir kanta ihtiya duymamaktadr. Mzik, insann facultas ludendVsinin* en saf davurumudur. XVIII. yzyln mzik asndan benzersiz nemini, o an mziinin oyunsal ierii ile tamamen estetik ierii arasndaki dengeye balamak hi de cretkr bir giriim gibi gzkmez. Bu dnemde, tamamen akustik olgu olarak mzik, aletlerin gelimesi ve oalmas, icralarda kadn sesine daha fazla yer verilmesi vb. sayesinde zenginletirilmi, glendirilmi ve inceltilmitir. Enstrmantal mzik vokal mzie nazaran gelitike sz ile mzik arasndaki ba gevemi ve mziin bamsz sanat olarak konumu daha da glenmitir. Estetik faktr olarak da nemi birok biimde kantlanmtr. Sosyete hayatnn daha parlak hale gelmesiyle, mziin kltr unsuru olma anlam giderek bymtr. Mziin bizatihi kendi iin icra edilmesi giderek daha nemli bir yere sahip olmutur. amzdan farkl olan u iki noktann mziin lehine mi, aleyhine mi olduu sorusunu bir yana brakalm. Mzik eseri retimi XVIII. yzylda hl dinsel ayin veya dind trenlerle balantl olarak, koullara tabi bir retimdi. Bach'n eserlerini hatrlayalm. Sanatsal mzik henz, daha sonraki dnemlerde ortaya kacak olan tannmln uzandayd. ok sklkla yapld zere, mziin tamamen estetik ieriiyle oyunsal ieriini karlatracak olursak, bu ayrm aa yukar yle ifade edilebilir: Mzikal biimler oyunsal biimlerdir. Mzik;
* Oyunculuk yetenei, (.n.)

tonaliteyi, ly, armoniyi ve melodiyi belirleyen, zerinde herkesin anlat kat bir kurallar sisteminin uygulanmasna zgrce boyun emeye dayanmaktadr (bu, imdiye kadar yrrlkte olan kurallarn terk edilmesi durumunda bile geerlidir). Bu mzikal deer sistemleri, bilindii zere, dnemlere ve blgelere gre deimektedir. Dou mzii ile Bat mziini veya ortaa mzii ile bugnk mzii birbirine balayan herhangi bir akustik ama yoktur. Her kltrn, kendi mzikal uzlamalar vardr ve kulak her yerde ancak beslendii akustik tonlara tahamml edebilmektedir. Mziin eitlilii, onun z itibariyle bir oyun olduunun kantdr; yani mziin tamamen isel, ama ayn zamanda da emredici biimde snrlanm olan kurallara dayal bir anlama olduunu; yarar amac olmayan, ama bir zevk, geveme, sevin ve coku etkisi yaratmay hedefleyen bir faaliyet olduunu gsterir. Kat bir eitimin mutlaka gerekli olmas, izin verilen eylerin aka belirlenmesi, her mziin gzellik ls olarak emsalsiz bir deere sahip olma iddias... btn bunlar mziin oyunsal niteliinin tipik izgileridir. Mzik kurallar, bizatihi onun bu niteliinden tr, plastik sanatlarn kurallarndan ok daha katdr. Kuraln en ufak bir ihlali, oyunu bozmaya yetmektedir. nsan arkaik dnemlerde mziin bilincine, kutsallatrc g, duygusal coku ve oyun olarak varmaktayd. Btn bunlara drdnc bir deerlendirme biiminin eklenmesi, ancak ok ge tarihlerde grlmtr: Mzik, anlam bakmndan zengin, hayati bir ilev, hayatn bir ifadesi ve modern anlam iinde bir sanat olarak grlmeye balanr. Bu sonuncu kstasn XVIII. yzylda henz eksik bir ekilde, doann bir lnn dolaysz ifadesi olarak yorumland5 gz nne alnacak olursa, XVIII. yzyl mziinin oyunsal ierii ile estetik ierii arasnda denge kurulmasna ilikin szlerimiz herhalde daha iyi anlalacaktr. Bach'n ve hatta Mozart'n mzii, en soylu vakit geirme biimlerinden biri (Aristoteles'in kavray iinde bir diagge) ve tm yeteneklerin eksiksizi olarak grlyordu. Bu bestecilerin bylesine bir mkemmellie ulamalarna tanrsal iradenin karar verdiine inanlyordu.
5. Rousseau'nun ve bakalarnn teorisi bu yndedir.

Grnte ilkesel bir itiraz noktasnn varlna ramen Rokoko'dan sonraki dnemin de benzeri bir oyunsal nitelie sahip olduunu reddetmek iin bir neden yoktur. lk bakta, yenilenmi ve yeniletirilmi klasisizm ve domakta olan romantizm dneminde koyu ciddiyet, hzn ve gzyalar hi kukusuz ylesine egemendir ki, oyunsal unsura bir yer bulmak pek kolay deildir. Ama daha yakndan baklacak olursa, bunun tersi fark edilir. Eer bir dnemin tarz ve eilimi oyunun iinde doduysa, bu XVIII. yzyln son dnemi Avrupa uygarldr. Bu durum, neo-klasisizm iin olduu kadar, romantik ilham iin de dorudur. Avrupa zihniyeti, antikaa ve klasik uygarla tekrar tekrar geri dnlerinde, tam da kendi zamannn karakterine uyarlanabilen eyleri aram ve bulmutur. nemsiz ve souk cazibesini zenginletirmek ve gelitirmek zorunda olan bir dnem iin, ekici bir antikan yeni biimlerini de beraberinde getiren Pompei tam zamannda hortlamtr. ngiliz mimarisinin klasisizmi ve Adam'lann, Vedgewood'larn ve Flaxman'lerin i sslemeleri XVIII. yzyln oyuncu zevkinden kaynaklanmtr. Romantizmin ne kadar deiik biimi varsa, o kadar da ehresi vardr. Romantizmi XVIII. yzylda ortaya kt biimiyle ele alacak olursak, sanatsal ve duygusal hayat, figrlerin aka belirlenmek yerine esrar ve dehetle ykl hale getirildikleri hayali bir gemiin alanna aktarma ihtiyac olarak tanmlanabilir. Oyunsal eilim, daha imdiden ideal bir meknn bylesine soyutlanmasyla ifade edilmektedir. Ama daha ileri gitmek de mmkndr: Tarihsel gerekliklerde bile romantizmin bir oyundan doduu grlmektedir. Horace Walpole'un, bu oluumun gerekten gzler nne serildii mektuplarnn dikkatli bir ekilde okunmas, yazarn kavraylar ve kanaatleri itibariyle sonuta ok klasik kalmaya devam ettiinin kefedilmesine olanak vermektedir. Romantizmin herkesten daha gl bir ekilde belirdii bu yazar, ayn romantizmi bir vakit geirme biimi saymaktadr. Ortaa ortamnda geen ilk ve beceriksiz kara roman denemesi olan Otrarto atosu'nu biraz kapristen biraz da can skntsndan yazmtr. Stawberry Hill'deki evine doldurduu "gotik" antikalar, onun asndan sana-

t ya da kutsal emanetleri deil de, merak unsuru eyleri temsil ediyordu. Gotik dneme olan tutkusuna da tam anlamyla teslim olmuyordu: Gotik karsnda "trifling" ve "nemsizlik" vurgusunu koruyor ve gotik tutku bakalarnda ortaya ktnda onlarla alay ediyordu. Ruh halleriyle yle biraz oynamakla yetiniyordu. Gotik tarzla birlikte, duyguculuk da gelimektedir. Duyguculuun, eylemleri ve dnceleri tamamen baka eylere ynelik dnyadaki yaklak eyrek yzyllk saltanat, XII. ve XVIII. yzyllardaki sarayl ak idealiyle tamamen kyaslanabilir niteliktedir. Bir sekinler topluluunun tm, yapmack ve gsterili bir hayat ve ak idealine gre davranr. stelik, XVIII. yzyl sonunun sekin tabakas, Bertrand de Born'dan Dante'ye kadar uzanan feodal aristokratik dnyann sekinlerinden ok daha kalabalktr. Burjuva unsuru ve burjuva hayat ile zihniyeti bu elite oktan egemen hale gelmitir. Toplumsal ve pedagojik fikirler bu grubun iinde etkindir. Fakat, kltr sreci gene de kendinden be yzyl ncesinin ayndr. Kiisel hayatn tm duygular, beikten mezara kadar, sanatsal biim altnda ilenmektedir. Her ey ak ile evlilik evresinde dnmekte, ama baka hayat koullar ve ilikileri de burada kendiliklerinden ie karmaktadr: Eitim, ebeveyn-ocuk ilikileri, hastalk ve tedavi, lm ve matem duygular. Duygu, edebiyatn iinde kendini evinde hisseder; ama gerek hayat da yeni yaam tarznn taleplerine belli bir dereceye kadar uyum salamaktadr. Ciddiyet derecesi sorunu, kendini burada her yerde olduundan daha fazla dayatmaktadr. Dnemin slubunun deney ve uygulamas kimler iin daha ciddi olmutur: Hmanistler ve Barok zihniyete sahip olanlar iin mi yoksa XIX. yzyln romantikleri ve duygusallar iin mi? Akas, birinciler klasik idealin l olma deerinin reddedilmezlii konusunda ikincilerden daha fazla ikna olmu durumdaydlar; gotik tarz yanllar ise bu deeri, dn kurduklar bir gemie ilikin bulank bir kavraya dayal bir rnek ve emredici bir ilke olarak alglyorlard. Goethe Totenianz\ [ller Dans] yazdnda, bu onun iin kesinlikle bir oyundan baka bir ey deildi. Ancak duyguculuk asndan durum, ortaa biimlerinin gustosundan biraz farklyd. Yksek dereceden Hollandal bir me-

mur, XVII. yzylda, portresini altn yaldzl olarak antik tarzda yaptrdnda veya kendine Roma tarz bir methiye dzdrdnde, bu maskaralktan baka bir ey deildi. Hollandalnn resimde brnd Roma kumalar ve bunlarn kvrmlar, Romal erdemine sahip olmak yerine, onun maskeli balo kiisini oynadm gstermekteydi. Btn bu yaplanlar, antik hayatn taklidi anlamna gelmiyordu. Buna karlk, Julie'yi ve Werther\ okuyanlar, bu ideallerin duygusal ve anlamsal kodlarna uygun bir ekilde yaayabilmek iin bir miktar gayret sarf etmilerdir. Baka bir ifadeyle, duyguculuk hmanizmamn ve Barok'un antik yapmacklndan ok daha ciddi, ok daha gerek bir imitatio* idi. rnein, Diderot kadar zgr dnceli bir kii bile, Greuse'n Malediction Paternelle'inin (Baba Laneti) taknlklar karsnda kendinden geebiliyor ve Napoleon, Ossian'n iirinden heyecan duyabiliyordu. Fakat bize gre, XVIII. yzyln duyguculuunda biimsel bir oyun faktrnn mevcudiyeti inkr edilemez niteliktedir. Duygusal bir ekilde dnme ve yaama ihtiyac fazla derinleememitir. Kelimenin gerek anlamnda uygarlk dnemine yaklatka gdlerin kltr iindeki payn kestirmek daha da glemektedir. kiyzllk ve poz yapma kukusu, bizim belirsizliimize -ciddi veya oyun olarak- eskisinden daha fazla karmaktadr. "Hissedilen ey" ile "yalnzca glmek iin yaplan" arasndaki istikrarsz denge ve arkaik kltrlerin kutsal oyununda bile bir "-m gibi yapma" unsurunun aikr mevcudiyeti daha nce belirtilmiti.6 Hatta, oyunsal unsuru kutsallk kavramyla bile btnletirmitik. Bu ikircikli durum, dind nitelikteki kltr deneylerinde haydi haydi kabul edilmek zorundadr. Bunun sonucu olarak, byk oranda ciddiyet tarafndan beslense bile, bir kltr olgusunu gerek bir oyun olarak yorumlamamza hibir engel yoktur. Kelimenin en geni anlamnda romantizm iin ve ona elik eden ve onu besleyen artc patetik taknlk olan duyguculuk iin de durum byledir. XIX. yzyl, kltrel evrim faktr olarak oyuna pek yer vermie benzememektedir. Bu ilevi dlyor gibi gzken baz eilimler
* Taklit, (.n.) 6. Bkz. yukarda, bl. I.

giderek daha ncelikli hale gelmilerdir. Yavan ve kuru yarar duygusu (Barok dnce iin ldrc olmutur) ve burjuva rahatl ideali, daha XVIII. yzylda toplum zihniyeti zerinde etkili olmaya balamtr. Bu yzyln sonuna doru, endstri devrimi srekli artan etkinliiyle bu eilimleri glendirmeye balamtr. alma ve retim bir ideal, ksa bir . sre sonra da bir ibadet unsuru haline gelmitir. Avrupa srtna i elbisesini geirmitir. Toplumsal anlam, pedagojik istekler ve bilimsel kstas kltrel evrime egemen olmulardr. Mthi endstri ve teknik gelime hz kazanp, buhar makinesinden elektrik enerjisine doru gidildike, uygarln gelimesinin bizatihi bu endstri ve teknik srete yatt ynnde giderek daha da byyen bir yanlsama domaktadr. Bunun sonucu olarak, ekonomik g ve karlarn dnyann gidiini belirleyecei ve ona hkmedecei konusundaki utan verici hata doabilmi ve yaylabilmitir. Ekonomik faktre toplumda ve insan zihninde ar deer verilmesi, bir bakma, esrar ldren ve insann hata ve gnahtan arndn ilan eden rasyonalizm ile yararcln doal rnyd. Ancak insan aptallktan ve soysuzluktan arndrmak unutulmutu ve bu durumda insan da dnyann selametini kendi bayaln rnek alarak gerekletirmeye yatkn ve hazrd. En kt vehesi itibariyle, XIX. yzyl ite byleydi. Bu yzyln byk dnce akmlar, toplumsal hayat iindeki oyunsal faktrn adeta tam kart kutbunda yer almaktayd. Ne liberalizm ne de sosyalizm oyunu beslemiti. Deneysel ve zmlemeci bilim, felsefe, siyasal yararclk ve slahatlk, Manchester Okulu'nun dncesi; bunlarn her biri kkten ciddi faaliyetlerdi. Ve eer edebiyat ve sanatta romantik heyecan tkendiyse, bu durumda, gerekilik ve doaclk ve zellikle de izlenimcilikle birlikte romantizmin yerine geen biimlerin, kltr alannda daha nce yeeren her eye nazaran, oyun kavramna en yabanc ifade biimleri olduklarm kabul etmek gerekir. Eer tm varoluu ve kendini ciddiye alan bir yzyl varsa, bu tam da XIX. yzyldr. Kltrn ciddiyetinin genel olarak vurgulanmasnn XIX. yzyla ait bir olgu olduu bize pek inkr edilemez nitelikteymi gibi gzkmektedir. Bu kltr, daha nceki yzyllara nazaran son derece daha dk bir lde

"oynanm"tr. Toplumsal hayat biimleri artk, eskiden kl, dar pantalon ve perukayla olduu gibi, st bir hayat idealini "temsil etmemektedir." Oyunsal unsurun terk edilmesini, erkek kyafetindeki fantezi unsurun azalmas kadar dikkat ekici bir ekilde gsteren baka herhangi bir ey yoktur. Bu alanda Fransz Devrimi, kltr tarihinde ancak nadiren grlebilen bir altst olua yol amta. Eskiden btn lkelerde kyllerin, balklarn, denizcilerin giydikleri pantalon -Commedia deli' arte'deki* oyunlar buna tanktraniden kibar beyefendilerin kyafetinin paras haline gelmi ve bununla birlikte, serbest braklan yele biimindeki uzun salar devrimci atein simgesi olmutur.7 Tuhaflk modas, "nanlmazlar"in arlklarnda son bir rpm gstermi ve Napoleon dneminin (amatac, romantik, kullansz) askeri niformalar iinde kendine serbest bir alan bulmu olsa da, soylu d grn kendini sergilemekten, oyun olarak oynanmaktan kmtr. Elbise giderek renksiz ve biimsiz hale gelmekte ve deiebilme zelliini giderek kaybetmektedir. Prestijini ve saygnlm debdebeli kyafeti iinde sergileyen eskinin senyr, imdi ciddi bir adam haline gelmitir. Kyafetiyle artk kahraman roln oynamamaktadr. Silindir apkayla, varoluunun ciddiyetinin simgesini ve tacn tamaktadr. Bacaklara yapan pantolon, kendi stne dolanan kravat ve kolal yaka gibi kk fanteziler ve tuhaflklar, XIX. yzyln ilk yarsnda erkek kyafetindeki oyunsal faktr hl srdren yegne unsurlardr. Yzyln ikinci yarsnda, ssleme karakterinin sonuncu unsurlar da ortadan silinerek yerlerini tren kyafetlerindeki silik izlere brakmlardr. Canl, alacal bulacal renkler yok olmutur; zengin ynl kuman yerine sko kkenli kaba kumalar gemitir; uzun ceketler gsteri kyafeti ve kahve garsonu niformas haline gelerek yzyllk kariyerlerini tamamlam ve yerlerini ksa cekete brakmlardr. Erkek modasndaki deiiklikler, spor elbiselerin dmda giderek azalmtr. 1890'larn bir elbisesi, ancak uzman bir gzn dikkatinden kamayacak farklar iermektedir.
* talyan tuluat tiyatrosu, (.n.) 7. Karmakark sa modas kadnlar iin bile geerliydi: rnein bkz. Prusya kraliesi Louisa'nn Schadow tarafndan yaplm portresi.
F 6N/Homo Ludens

241

Erkek kyafetinde meydana gelen bu tektipleme ve sabitleme srecini, bir kltr olgusu olarak kmsememek gerekir. Toplum ve zihniyet alannda Fransz Devrimi'nden beri ortaya kan btn altst olular bu olgunun iinde ifade edilmi durumdadr. Doal olarak, kadn veya daha dorusu hanm kyafeti -nk burada, kltr "temsil eden" sekinler sz konusudur-, erkek elbisesinde yaanan basitleme ve tekdzelemeye ortak olmamtr. Gzellik faktr ve cinsel ekiciliin rol kadn kyafetinde o kadar ncelikli (hayvanlarda olduundan farkl bir ekilde!) olmutur ki, bu alandaki evrim tamamen baka bir nitelik kazanmtr. Kadn modasnn XVIII. yzyln sonundan itibaren, erkek modasndan farkl bir yol izlemi olmasmda alacak bir yan yoksa da, baka bir olgu dikkati ekmektedir. Dnemin slubu iinde sz veya grntyle yaplan tm talama ve kinayelere ramen kadn modas ortaan bandan itibaren erkek modasma nazaran daha az deiim ve sapmaya uramtr. Bu tespit, rnein 1500-1700 dnemi dnldnde arpc hale gelmektedir: erkek kyafetinde derin ve srekli deimeler, kadmlannkinde nemli bir istikrar dzeyi. Bu durum belli bir noktaya kadar aklanabilir niteliktedir. Kadn kyafetinin balca biimleri olan topuklara kadar inen entari ve beli saran st blm, hogrde ve detlerde ok daha kat olunduuna baklrsa, erkek kyafetinde olduundan daha az deimeye izin vermektedir. Kadm kyafeti ancak XVIII. yzyln sonuna doru "oynayacak"tr. Rokoko ilhaml, antsal sa biimleri ortaya karken, romantizm kane baklar, uuan salar ve (daha ortaada hogr gsterilen ak gslerden ok daha ge ortaya kabilmi olan) plak kollaryla, yar unutulmuluk iinde sona ermektedir. Direktuvar dneminden beri kadn kyafeti deime ve tuhaflk alannda erkeklerinkini ok gerilerde brakmtr. 1860'lara doru kan balinalarla tutturulan kabark eteklikler ve 1880'lerdeki eteklik altna konulan elastik kabartc para gibi tuhaflklar daha nceki yzyllarn kadm modasnn asla tank olmad eylerdi. Kadm modasn 1300 Terden beri tank olmad bir basitlik ve doalla geri gtrme ynndeki nemli bir eilim ancak yzyln sonuna doru ortaya kmaya balamtr.
242
F 6ARKA/Homo Ludens

zet olarak, XIX. yzyln hemen btn kltrel ifadeleri itibariyle, oyunsal faktr arka plana att iddia edilebilir. Toplumun maddi ve manevi rgtlenmesi, bu faktrn aikr bir etkide bulunmasn engellemektedir. Toplum, karlar ve abalan konusunda fazlasyla bilinli hale gelmitir. Kendine ilikin olarak ok yksek bir fikre sahip olmutur. Dnyevi rahatlna ynelik bilimsel hedeflerle almaktadr. alma, eitim ve demokrasi idealleri, yzyllk oyun ilkesine hi yer brakmamtr. Bylece bu incelemenin sonuncu sorusuna gelmi bulunuyoruz. Bugnn kltrel hayatnda oyunsal faktrn nemi nedir?

ada kltrde oyunsal unsur

ada kelimesinin anlam zerinde durmayacaz. ada dediimiz her zamann daima, oktan tarih olmu bir gemi, uzaklaldka eriyen bir gemi olduu kendiliinden aktr. En gen kuaklar tarafndan oktan "eski zaman"a ait saylan olgular, daha yallar iin hl "bizim zamanmz" kavramnn iinde yer almaktadr. Bunun nedeni, daha yalnn bu zamana ilikin kiisel bir anya sahip olmas deil de, kltrnn hl o dneme dahil olmasdr. Ancak bu duygu yalnzca mensup olunan kuaa deil, ayn zamanda sahip olunan bilgiye de baldr. Genel kural olarak, tarihsel konum duygusuna sahip olan bir akl, miyop bir bak asnn grd imdiki zamandan daha geni bir gemi dilimini kendi "modem" veya "ada" kavramyla btnletirecektir.

Bylece, ada kltr kavram burada, XIX. yzyln ilerine kadar uzanan, geni lde geriye ynelik bir anlamda kullanlmtr. inde yaadmz kltrn hangi oyun biimleri altoda serpildiini renmeye alacaz. Bu kltre maruz kalan insan, oyunsal zihniyete hangi lde ulaabilmektedir? Daha nce de sylediimiz zere, geen yzyl daha nceki btn yzyllar nitelemi olan oyun unsurlarnn ounu kaybetmiti. Bu ak acaba kapatlm mdr, yoksa daha da m artmtr? Telafi edici nemli bir olgu, ilk bakta toplumsal hayat iindeki oyunsal biimlerin kaybm gidermekten daha fazlasn yapm gibidir. Spor, toplumsal ilev olarak anlamm geniletmeye ve giderek daha geni alanlar kendi sahasna ekmeye devam etmektedir. Hatrlanamayacak kadar eski dnemlerden beri, beceri, g ve dayankllk msabakalar her uygarlkta ya ibadetle ilikili olarak ya da sadece genlik oyunlar ve trensel elenceler olarak nemli bir yere sahip olmulardr. Ortaan feodal toplumu aslnda, yalnzca turnuvaya zel bir dikkat gstermitir. Turnuva, fazlasyla seyirlik ve aristokratik edasyla, yalnzca spor olarak nitelenemez. Ayn zamanda tiyatro ilevi d, grmektedir. Yalnzca, snrl saydaki bir sekinler grubunun katlm sz konusudur. Kilise ideali genelde fiziksel idman ve neeli g gsterisine ynelik zevke kar kyordu; folklor bize ortaa toplumunun oyunlarda boy lmeyi sevdiinin saylamayacak kadar ok rneini sunmasna ramen, turnuvann kendisi de aristokratlarn eitimine hibir katkda bulunmuyordu. Hmanizmann bilgi edinme ideali, oyuna ve fiziksel idmana byk bir kltrel deer tanma konusunda, Reform ve kar-Reform dneminin kat ahlk idealinden daha elverili deildi. Oyun ile fiziksel idmann hayat iindeki yerleri XVIII. yzyla kadar kayda deer bir deiime uramamtr. Sportif msabaka biimleri, doal olarak yzyllardan beri sabit kalmtr. Baz msabaka biimlerinde g denemesi veya kimin daha hzl olduu n plana kmaktadr. Kou veya paten yar, araba veya at yar, halter, nianclk vs. bu kategoriye mensuptur. Kimin en hzl koacama, krek ekeceine, yzeceine, suyun altnda en fazla kalacana (Beowulfta. olduu gibi, rakibi dalm

durumda suyun altnda uzun sre tutma kaygsyla birlikte) dayal olan bu yarma biimleri, dzenlenmi oyun karakterine ancak snrl lde sahiptir. Ancak, agonal niteliklerinden tr, hi kimse bunlar oyun olarak adlandrmakta tereddt etmeyecektir. Zaten, bir kurallar sistemiyle birlikte, kendiliklerinden dzenli oyunlar halinde gelien biimler de vardr. zellikle, top oyunu ve kovalamacaya dayal oyunlarn durumu byledir. Burada, frsatlara bal elenceden, kulp ve dzenlenmi msabakaya gei sorununa gelmi oluyoruz. XVII. yzyl Avrupa resmi, ateli bir ekilde golf oynayan sradan insanlar gstermektedir; ama benim bildiim kadaryla, o dnemde oyunun kulplerde veya dzenli msabakalar halinde rgtlenmesi sz konusu deildir. Yine de sabit bir erevesi olan bu rgtlenme, bir grubun bir baka gruba kar oynad yerde ok daha kolaylkla gereklemektedir. Bu gelime de dnya kadar eskidir: Bir ky baka bir kyle boy lmekte, bir okul baka bir okula kar oynamakta, bir mahalle bir bakasyla ekimektedir. Daimi takmlarn birlikte idman yapmalar, zellikle byk top oyunlar vesilesiyle ortaya kmtr ve modem spor da bu alandan kaynaklanmtr. Bu srecin oluumuna hi kukusuz katkda bulunan ngiliz halknn kendine zg doasnn meydana getirdii faktr yok edilemez ve belirlenemez olsa da, bu olgunun XIX. yzylda ngiltere'de domu olmas az veya ok aklanabilir niteliktedir. ngiliz toplumunun temel zellikleri de hi kukusuz bu oluuma katkda bulunmutur. zerk yerel ynetim, yerel ballk ve dayanma zihniyetini glendirmektedir. Genel ve zorunlu askerlik hizmetinin bulunmamas, serbeste yaplan fiziksel idman frsat ve hevesini tevik etmektedir. Okul rgtlenme biimleri de ayn ynde etki etmektedir. Son olarak da, ky cemaatlerine ait ortak ayrlar (commoris) biiminde en gzel dzlkleri ve manzaralar sunan doa koullarnn da kesinlikle byk etkisi olmutur. XIX. yzyln son eyreinden itibaren sporun bir zatiyet olarak geliimi, giderek daha ciddileen bir oyun kavray iinde meydana gelmitir. Kurallar daha kesinlemi ve ok daha incelikli klnarak zenginletirilmitir. Eskiden hi dnlemeyecek rekorlar k-

nlmtr. Geen yzyln ilk yansna ait gravrlerde, balarnda silindir apkalarla kriket oynayanlan herkes grmtr. Bunlar anlamldr. imdilerde yaanan, oyunun sistemletirilmesi ve srekli artan disiplini, oyunsal ierie ilikin baz eyleri uzun dnemde yok edecektir. Bu olgu, profesyonellerle amatrler arasndaki koputa aa kmaktadr. Bir oyun dalndaki takm, artk oyunu oyun olarak grmeyenlerle daha yksek kapasiteye sahip olsalar bile gerek oyunculara nazaran daha alt toplumsal konumda olanlar birbirinden ayrmaktadr. Profesyonelin tutumu artk bir oyun tavn deildir; kendiliindenliini ve tasaszln kaybetmitir. Spor modern toplumda, oyunsal alandan yava yava uzaklamakta ve artk ancak ciddi olunduunda oyun olan sui generis* bir unsur haline gelmektedir. Spor bugnk dnyada, asl kltrn evriminin dnda bir yere sahiptir; bu kltr sporu iermez. Arkaik uygarlklarda, msabakalar kutsal bayramlarn kapsam iinde yer almaktayd. Modem sporda, ibadetle olan bu ba tamamen kopmutur. Spor tamamen dind hale gelmitir ve ynetici bir otorite sporun uygulann hkme balyor olsa bile toplumun organik yapsyla bir balants kalmamtr. Spor artk, toplumsal yneliin verimli bir faktrnden ok, agonal igdnn zerk bir ifadesidir. Kitlesel gsterilerin etkisini ykseltme konusunda modern toplumsal tekniin geni bilgisinin, olimpiyat oyunlarnn veya Amerikan niversitelerinin dzenledii sportif organizasyonlarn veyahut da byk amatayla ilan edilen uluslararas msabakalarn sporu tarz ve kltr yaratan bir faaliyet dzeyine kartmasnda hibir katks yoktur. Spor, katlanlarn ve seyircilerin gznde sahip olduu byk neme ramen, eski oyunsal faktrn adeta tamamen ortadan kalkt ksr bir ilev olarak kalmaktadr. Bu kavray, sporu kltrmzn en mkemmel oyunsal unsuru sayan genel kamusal kanaatin tamamen tersidir. Spor aslnda, oyunsal ieriinin en iyi blmlerini kaybetmitir. Oyun daha ciddi hale gelmi, oyunsal ruh hali giderek yok olmutur. lgin bir nokta, bu ciddiyete kayn atletik olmayan oyunlarda, zellikle de
* Nev'i ahsna mnhasr; tek bana bir tr oluturan, (.n.)

satran ve baz iskambil oyunlar gibi yalnzca akli ilemlere dayal olan oyunlar alannda da meydana gelmi olmasdr. lkel toplumlarda oktan yaygnlam olan masa oyunlarnda, (rulet trnden) ansa dayal oyunlar sz konusu olduunda bile, daha balangtan itibaren bir ciddiyet unsuru mevcut olmutur. Dama veya satran gibi ans unsurunun hibir rolnn olmad oyunlarda sevin atmosferi sz konusu deildir. Fakat bu oyunlar gene de oyun tanmna tamamen dahildir. Btn bu zek, masa veya iskambil oyunlar ancak yakn tarihlerde, reklamclk tarafndan uluslararas ampiyonalar, halka ak msabakalar, plak kaytlar vs. yoluyla spor alanna dahil edilmilerdir. skambil oyunlar, rastlant unsuru asla tamamen dlanmadndan, masa oyunlarndan farkldr. skambil oyunlar talih oyununa yaklatklar lde, eilim asndan zar oyunlar trne yaklamakta, yani kulp veya halka ak msabaka halinde rgtlenmeye pek yatkn olmayan entelektel bir faaliyet olarak kalmaktadr. Buna karlk, dnme gerektiren iskambil oyunlar bylesine bir gelimeye olanak vermektedir. Bu alanda grlen ve giderek daha vurgulu hale gelen ciddiyete doru ynelim fazlasyla anlamldr. skambil oyunlar, hombre ve kadrilden whist ve brie, giderek daha incelikli bir hale gelmektedir: Ancak, modern toplumsal teknik ilk kez brile birlikte oyuna egemen olmutur. El kitaplar ve sistemleriyle, byk ustalar ve profesyonel altnclaryla bri son derece ciddi bir i haline gelmitir. Gazetelerde yaknlarda kan bir habere gre, Culbertson iftinin gelirleri 200.000 dolarn stne kmaktadr. Bri srekli ve genel bir faaliyet olarak, her gn nemli miktarda zihinsel enerji tketimine neden olmaktadr; bu, toplumun yararna da olabilir, zararna da. Burada, Aristoteles 'in kelimeye ykledii anlamda soylu bir diagoge'den sz etmek g olacaktr: Entelektel yetenekleri sadece tek yanl olarak gelitiren ve ruhu zenginletirmeyen, daha iyi yerlerde (ama belki de daha kt yerlerde) kullanlabilecek entelektel ve zihinsel bir enerji miktarn esir eden ve tketen, tamamen ksr bir bilim. Briin ada hayatmz iinde sahip olduu yer, kltrmzn oyunsal unsurunu grnte imdiye kadar hi duyulmadk lde glendirmi-

e benzemektedir. Gerekte durum byle deildir. nsann gerekten oynamas iin, oyun esnasnda yeniden ocuk olmas gerekir. Acaba bu durumu, son derece incelikli bylesine bir zek oyununda gzlemek mmkn mdr? Eer buna olumlu cevap verilemiyorsa, bu durumda oyun esas niteliinden mahrum kalm demektir. Modern hayatn karmaas iinde oyunsal unsurun yerini aratrmak bizi srekli olarak elikili sonulara gtrmektedir. Eskiden spor alannda oyun olarak kabul edilen ve hissedilen bir faaliyet karsmdaydk, ama bu faaliyet ylesine bir teknik rgtleme, malzeme ve bilimsel dnce dzeyine kartlmtr ki, gerek oyun atmosferinin yok olmas tehlikesi belirmitir. Oyunun ciddiyet alan haline dnme eilimi karsnda, baz olgular zt bir eilim gsteriyor gibidir. Varolu nedenlerini kar, ihtiya veya gereklilikten alan ve bylece balangta oyunsal zellik gstermeyen baz meguliyetler, oyundan baka bir ekilde yorumlanmas mmkn olmayan bir karakteri ikincil nitelik olarak gelitirmektedir. Eylemin deeri bizatihi kapal bir alanla snrlanmakta ve burada geerli olan kurallar genel amallklarn kaybetmektedir. Spor rneinde, ciddiyet iinde donan, ama oyun olarak saylmaya devam eden bir oyun; dier durumda ise, oyun haline gelerek bozulan, ama hl ciddi kabul edilen ciddi bir meguliyet sz konusudur. Bu iki olgu, dnyaya birok baka biim altnda da egemen olan gl agonal igd araclyla birbirine balanmtr. Dr yay oyun cephesine srkleyen bu agonal igdnn geliimi, aslnda kltr zihniyetinden bamsz bir d faktr tarafndan tevik edilmektedir: zellikle, insan ilikilerinin btn alanlarda ve tm aralar sayesinde olaanst geliimi. Teknik, reklam ve propaganda her yerde rekabeti tevik etmekte ve bu igdnn tatminini mmkn klmaktadr. Ticari rekabet, ilkel ve yzyllk kutsal oyunlar alanna mensup deildir. Bu rekabet tr ancak, bir bakasn gemenin ve ondan daha kurnaz olmann gerekli olduu ticari faaliyet alanlarnn yaratlmaya balanmasyla aka ortaya kmaktadr. Snrlayc kurallar, yani ticari rf ve detler, bu alanda abucak vazgeilmez hale gelmektedir. Ticari rekabet olduka ya-

kn tarihlere kadar ilkel bir grnme sahip olmutur. Ancak modern ticari ilikiler, propaganda ve istatistik sayesinde younlaabilmitir. Spor alannda doan rekor kavram, i leminde de kendine yer edinmekte gecikmeyecektir. Gnmzdeki anlamyla rekor kelimesi balangta, eer Hollanda'ya ilikin bir uygulamadan haraketle bir benzetme yaplacak olursa, yar birinci bitiren patencinin hann tahta kapsna kazd iareti ifade etmekteydi. Karlatrmal ticaret ve retim istatistikleri, bu spor unsurunu ok doal bir ekilde ekonomik ve teknik hayatn iine dahil etmilerdir. Endstriyel retimin sportif bir karaktere brnd her yerde, rekor krma hevesi kendine uygun bir alan bulmutur: En yksek tonajl ilebe, en ksa deniz yolculuunu yapan gemiye mavi kurdele. Burada, katksz oyunsal bir unsur, yarar nedenlerini tamamen arka plana itmitir: Ciddiyet oyun haline gelmitir. Byk bir firma, retimini arttrabilme amacyla, sportif unsuru kendi alanna bilinli bir ekilde dahil etmektedir. Bylece sre daha imdiden tersine dndrlm olmaktadr: Oyun yeniden ciddi hale gelmektedir. Bir irketin mdr olan A.F. Philips, Rotterdam Yksek Ticaret Okulu tarafndan kendine onursal bir unvan verilmesi vesilesiyle yapt konumada unlar sylemitir:
"Bu irkete girdiimden beri, teknik ve ticari blmler arasnda, kim kimi mat edecek cinsinden bir rekabet olmutur. Teknik blm, ticaret blmnn yeteri kadar mahre bulamayacan dnerek an retim yaparken; dieri de teknik blmn talebi karlamaya yetemeyecei dzeye varana kadar mal pazarlamaya urayordu ve bu mcadele hep srd; her blm sras geldiinde zafer kazanyordu. Kardeim ve ben, iimizi daima bir grev olarak deil de, alma arkadalarmz ortak etmek istediimiz bir spor olarak dndk."

Byk firmalar bu rekabet ruhunu glendirmek iin artk kendi spor topluluklarm kurmakta ve hatta, yalnzca mesleki nitelikleri deil, takmlara uygun zellikleri de dnerek ii almaktadrlar. Sre yeniden tersine dndrlmtr. ada sanat alanndaki oyunsal faktre ilikin sorun, i lemindeki agonal faktr sorununa nazaran daha basittir. Oyunsal un-

surun, sanatsal yarat ve icrann zne hi de yabanc olmadn yukarda gstermitik. Bu olgu zellikle, gl bir oyunsal ieriin temelli ve ze ilikin olarak kabul edilebilecei mzikal sanatlar alannda dorulanmaktadr. Plastik sanatlarda, oyunsal bir anlam, sslemeye ilikin olan her eye zg olarak gzkmekteydi; yani sanatsal gerekletirmede oyun faktr zellikle el ve zihnin ok byk serbestlik iinde i grebildikleri yerde etkili olmaktadr. Bunun dnda, oyun faktr baka yerlerde olduu gibi bu sahada da, zanaat snav, bayapt, yani yarma iinde icra edilen sanat olarak deer kazanmaktayd. imdi geriye, sanatn iindeki bu oyunsal unsurun XVIII. yzyln sonundan bu yana geliip gelimediini renmek kalmaktadr. Sanat toplumsal hayatn yaamsal ilevi olma temelinden yava yava kopartan ve onu bireyin giderek daha serbest ve daha zerk bir faaliyeti haline getiren kltr evrimi yzyllardan beri srmektedir. ereveli resmin freski arka plana itmesi ve bamsz gravrl levhann kitap resimlemesini glgede brakmas gibi deimeler bu evrimin aamalarn oluturmulardr. Rnesans'tan sonra mimarinin arlk merkezinin yer deitirmesiyle, buna benzer bir ekilde, toplumsaldan bireysele bir kay daha meydana gelmitir. Mimarinin balca devi artk kilise veya saray deil de, konutlar; debdebeli galeriler deil de, apartman daireleri ina etmektir. Sanat daha mahrem, ama ayn zamanda daha soyutlanm, tek bir kiiyi ilgilendiren bir ey haline gelmitir. Kiisel estetik beklentilerini tatmine ynelik olan oda mzii ve ark da, benzer bir ekilde, daha ok kamusal hayata ynelik olan sanat biimlerini, etkilerinin yaygnl ve zellikle de ifadelerinin younluuyla glgede brakmtr. Sanatn rolne ilikin olarak, ayn dnemde, bir deime daha meydana gelmitir. Sanat, tamamen zerk ve olaanst yksek bir kltr deeri olarak kabul etme eilimi giderek artmtr. Sanat XVIII. yzyla kadar, kltr deerleri iinde ok alt bir yere sahip olmutur. Sanat o dneme kadar, ayrcalkllarn hayatnn soylu bir ssnden ibaretti. Estetik zevk, bugn olduu kadar gl bir ekilde hissedilmekteydi, fakat bu zevk genelde ya dinsel bir coku, ya

da hoa vakit geirmeye yarayan st dzeyden bir merak olarak yorumlanmaktayd. Her zaman bir zanaatkr saylan sanat, alt dzeyden biri olarak kabul edilmekte, buna karlk bilimle uramak, para kazanma gibi bir dertleri olmayanlarn ayrcal olarak grlmekteydi. Byk deime, XVIII. yzyln ilk yarsndan sonra, romantik ve klasik bir biim altoda ortaya kan yeni estetik akmdan kaynaklanmtr. Bu biimlerin birincisi asl nemli olandr, dieri ona elik etmektedir. Bu ikisinin kaynamasndan, hayattaki deerler leinde estetik zevk iinde plaklk unsurunun yceltilmesi olgusu ortaya kacaktr; plaklk yceltilmitir, nk dinsel bilincin zayflamas buna olanak vermektedir. Bu hareket Winchelmann'dan Ruskin'e kadar srmtr. Sanat halka indirme modas ancak XIX. yzyln sonlarna doru yaylmaya balamtr ve burada fotoraflk tekniinde meydana gelen gelimelerin roln inkr etmek mmkn deildir. Sanat kamusal bir alan haline gelirken, sanat sevgisi de kibarlara yarar bir hale gelmektedir. Sanatnn stn bir varlk olduu kavray her yere szmtr. Zppelik, halkn zerinde gl bir etki yapmaktadr. Ayn zamanda, sanat alanndaki lgnca yenilik al, retim iin baat bir gdleyici haline gelmektedir. Yeni ve duyulmadk olana ynelik bu srekli ihtiya, kmekte olan empresyonist sanat XX. yzyldaki arlklarna gtrmektedir. Sanat, modern retim mekanizmasnn zararl etkilerine, bilimden daha fazla maruz kalmaktadr. Mekanikleme, reklam ve etki peinde koma gibi unsurlar sanat avcuna almtr, nk sanat artk daha dorudan bir ekilde piyasa iin almakta ve daha fazla teknik olanaktan yararlanmaktadr. Btn bunlarn iinden oyunsal unsuru ayklamak g bir itir. Sanat XVIII. yzyldan beri, uygarlk faktrnn bilincine varmasyla birlikte, btn belirtilerden anlald zere, oyunsal nitelik namna kazandndan fazlasn kaybetmitir. Bu bir dzey ykselmesi anlamna m gelmektedir? Sanatn eskiden yklendii anlamn ve yaratt gzelliin byk lde bilincinde olmamasnn onun iin bir ltuf olduunu gstermek mmkndr. Sanatn kendi yceliinin farkna varmasyla, yzyllk saflndan ve basitliin-

den bir eyler eksilmitir. Baka bir bak asyla, oyun unsurunun sanatsal hayat iinde belli bir lde glendiini u olgudan hareketle saptamak mmkndr : Sanat, benzerlerinin oluturduu kitlenin zerinde yer alan, olaanst bir varlk olarak kabul edilmektedir ve o da bu nedenle belli bir sayg beklemektedir. Bu emsalsizlik duygusunu hissedebilmesi iin bir hayranlar topluluuna veya bir manevi kardeler grubuna ihtiyac vardr, nk kitle ona olsa olsa szel bir sayg gsterir. Tpk en eski iirde olduu gibi, modern sanat iin de belli bir kapallk, yalnzca o alanda yer alanlarn anlayabilecekleri bir yap mutlaka gereklidir. Her kapalln temelinde bir anlama yer almaktadr: "Biz, bu kapalln srrna vakf olanlar, bunu u ekilde anlayacaz, yarglayacaz ve beeneceiz." Bu anlama, kendi esrarnn arkasna saklanan oyunsal bir cemaat gerektirmektedir. Sanatsal bir ynelimin izm ile biten bir parola tarafndan zetlendii her yerde, oyunsal bir cemaat aka grlr. Abartl vgye, sergi ve konferanslara dayanan edebi eletiriyle birlikte modern reklam aygt, sanatn davurumlarndaki oyunsal karakteri yceltmeye yatkndr. Modern bilimin oyunsal ieriini belirlemeye kalktmzda durum ok farkldr. Bunun nedeni, bu alanda u sorunun kanlmaz olarak karmza kmasdr: Oyun nedir? Oysa imdiye kadar, oyun kategorisini verili ve genel kabul gren bir bizatihilik sayarak hareket etmitik. Bu eserin balangcnda, oyunun ze ilikin koul ve karakteristiklerinden biri olarak oyunsal bir mekn, eylemin cereyan ettii ve kurallarn yasa hkmnde olduklar, zellikle snrlanm bir ereveyi getirmitik. Bundan hareketle, bylesine kapatlm her sahay, en mkemmelinden bir oyunsal alan olarak grme eilimine girmitik. Ynteminin ve kavramlarnn snrlan iindeki soyutlanmlndan tr herhangi bir bilime bir oyun karakteri atfetmekten daha kolay bir ey olamaz. Fakat, kendiliinden dnce asndan geerli ve aikr bir oyun kavram bulmak istiyorsak, oyunsal alan artk oyunu niteleme konusunda yeterli olmaktan kar. Oyun geicidir, sonuna kadar oynanr ve kendinin dnda zgl bir amac yoktur. Gndelik hayatn taleplerinden kopmu olan neeli bir geveme bilinci tarafndan beslenir. Btn bun-

lar bilime uygulanabilir nitelikte deildir. Nitekim bilim, evrensel deeri olan genel bir gereklikle temas noktas aramaktadr. Bilimin kurallar, oyununkiler gibi sonsuza kadar geerli deildir. Bilimin kurallar deney tarafndan srekli yanllanarak deimektedir. Bir oyunun kurallarm yanllamak mmkn deildir. Oyunu deitirmeden kurallar deitirilemez. Bunlara bal olarak, yle bir sonuca varmamz iin btn nedenler bulunmaktadr: Her bilimin bir oyundan baka bir ey olmadnn sylenilmesi, u an iin devre d braklmas gereken bo bir iddiadr. Buna karlk, bir bilimin kendi yntemi tarafndan snrlanm alan iinde "oynanp oynanmayaca"nn bilinmesi ise baka bir eydir. rnein, her tr srekli sistemletirme faaliyetinin iinde, adeta ayrlmaz bir ekilde bir oyun eilimi yer almaktadr. Yeterli deneysel tabandan yoksun olan eski bilim, her tr nitelik ve kavram tutarsz biimde sistemletirme alkanlna sahipti. Gzlem ve dnme, burada engelleyici bir unsur olsa da, tam bir gvence oluturmazlar. yi bir ekilde oluturulmu zel bir yntemin terimleri her zaman kolayca oyunsal biimler olarak kullanlabilir. Hukukular her zaman byle yapyor olmakla eletirilmilerdir. Eski Ahit'ten ve Vedalar'dan beri zerinde almalar yaplan kelime aklamasna ilikin eski oyuna dncesizce katlan dilciler de bu eletiriye maruz kalmlardr; bu eletiri, bugn dilbilim hakknda bir ey bilmedii halde bu aklama iine girienlere yneltilmitir. En yeni ve tamamen bilimsel sentaks okullarnn yeni bir oyunsal yol zerinde olmadklar o kadar kesin midir? Uzmanlktan veya cehaletten tr, Freudu terminolojiyi an bir istekle kullanarak bir oyuna dnen bilimlerin says birden fazla deil midir? Bir bilim dalndaki uzmann veya amatrn sahip olduu kendi alannn terimleriyle "oynama" olana soyutlandnda, bilimsel faaliyet de, yarma zevkinden tr oyun alanna srklenebilmektedir. Bilim alanndaki yarma ekonomik faktrler tarafndan sanat alannda olduundan daha dolayl belirleniyorsa da; buna karlk, bilim alanndaki diyalektik karakter kltrn gelimesine daha fazla katk yapacak niteliktedir. Yukarda, arkaik dnemlerde

bilgelik ve bilimin kkenlerini incelemitik: Bunlar hep agonal unsura baldrlar. Bilimin polemik nitelikte olduu kantlarla gsterilmitir. Ancak, bir bilim dalnda, bulu veya bir kant yoluyla bir baka bilimadamn geride brakma arzusu n plana ktnda bu kt bir iaret olmaktadr. Aratrma yoluyla hakikate ulama susuzluunu duyan kii, bir hasmna kar zafer kazanmaya pek kulak asmaz. Sonu olarak, modern bilim kesinlie ve gereklie tapmaya bal olduu ve te yandan kstasmz belli bir oyun kavray oluturduu iin, oyunsal tutuma pek yatkn olmayan bir alan saylacaktr; bilim ortaya kt veya XVI. yzyl ile XVIII. yzyl arasnda yaad yeniden dou srecinde olduundan ok daha az oyunsal izgiye sahip bulunmaktadr. Son olarak, genel toplumsal hayattaki -siyasal hayat da dahiloyunsal ieriin belirlenmesine geilecek olursa, iki olabilirlii nceden birbirinden iyice ayrmak gerekir. Her eyden nce, toplumsal veya siyasal bir amac rtmek iin az ok bilinli bir ekilde benimsenen oyunsal biimlerin olabilirlii. Bylesine bir durumda, kltrn yzyllk oyunsal unsuru deil de hilebazlk sz konusudur. kinci olarak, oyunsal grne yzeyde sahip olgulara dayanan yanl bir yol zerinde kaybolma olasl. Bugnk toplumlarn gndelik hayat, oyun igdsyle baz ortak yanlan olan bir niteliin hkm altna giderek daha fazla girmektedir ve modern kltrn zellikle zengin bir oyunsal unsurunu bu alanda kefetmeye kalkmak denemeye deer bir eydir. Bu nitelii en iyi belirten terim, "ocuk gibi" terimidir; bu kelime hem ocukluu, hem de safl ayn anlam iinde birletirmektedir. Fakat ocukluk ve oyun tek ve ayn ey deildir. Bundan birka yl kadar nce, gnmzn toplumsal hayatndaki kayg verici olgulann ocukluk adlandrmas altnda zetlenebileceini sanmtm;1 bu almada gnmz insannn, zellikle de oluum halindeki baz topluluklarn yesi olarak insann bir dizi faaliyetinin yeniyetmelik dneminin zihinsel llerine uygun bir ekilde cereyan ettiini gstermeye almtm. Byk bir blm
1. m Schutten von morgen (Incertitudes: Belirsizlikler), Zrih, 1930, s. 140-151.

itibariyle, ada zihinsel alveri teknii tarafndan ya artlandrlan ya da tevik edilen alkanlklar sz konusuydu. Bunlar arasnda, zaman geirmeye ilikin sradan biimlere, gl sansasyon ihtiyacna ve kitleye gsteri yapmaya ynelik kolaylkla tatmin edilen, ama hibir zaman bas tnlamayan ihtiya ve itahlar yer almaktayd. Bunlara, daha derin bir psikolojik dzeyde; gze grnr aync iaretler, anlamaya dayal hareketler, taraftarlara zg barlar (yells, zel tezharat biimleri), belli yry biimleri vs. ile birlikte, canl bir kulplk zihniyeti eklenmekteydi. ncekilerden daha derin psikolojik kkleri olan ve aym ekilde ocukluk kategorisi iine dahil edilebilen bir zellikler dizisi de mizah yokluu, kin veya sevgi ykl sloganlar, grubun dnda kalanlara kar gsterilen kt niyet ve bunlara ynelik ar hogrszlk, vg ve svgdeki lsz abart ve grubun kendine saygsn veya bilincini okayan her trl yanlgya hayat hakk tannmasyla belirlenen reflekslerdir. Bu ocuksu izgilerin ouna, uygarln eski dnemlerinde de geni lde rastlanmaktadr2; ama bunlar bu dnemlerde hibir zaman, bugnk kamusal hayatn iinde gsterdikleri kitlesel ve kaba grntye sahip olmamlardr. Burada, bu kltr olgusunun nedenlerinin ve geliiminin koullarna ilikin aynntl bir incelemeye girimeye gerek yoktur. Bu olgunun ortaya kmasna katkda bulunan faktrlerin arasnda, yan eitimli kitlenin zihinsel harekete katlmas, ahlki llerin gevemesi ve teknik ile rgtlenmenin yaratt, kitleleri ynetme konusundaki fazlasyla byk olanaklar saylabilir. Eitimin ve gelenein engellemelerinden kurtulmu olan yeniyetmelerin zihinsel tutumu, btn sahalarda stn gelmeye almakta ve bunu ok iyi becermektedir. ocuka davrann resmi biimine ilikin binlerce rnekten biri: 9 Ocak 1935 tarihli Pravda gazetesi, Kursk ili yerel Sovyet ynetiminin Budenj, Krupskaya ve Kzl Buday Tarlas adl kolektif iftlie, tahl teslimatnda ak verdiklerinden tr Tembel, Sabotajc ve e Yaramaz diye yeni adlar verdiini bildirmektedir. Bu an heveskrlndan tr yerel makam hi kukusuz parti merkez komitesinden azar iitmi ve bu karan iptal edilmitir, ama bu
2. rnek olarak bkz. Huizinga, Dedin du moyen ge, bl. XVIII.

rnek bir zihin halini aka ortaya koymaktadr. Ad deitirmeler, Konvansiyon dneminde3 olduu kadar, eski kentlerini kendi takviminin azizlerine gre yeniden adlandran gnmz Rusya'smda da siyasal coku dnemlerinin zelliklerindendir. Dzenlenmi ocuk zihniyetinin toplumsal gcn ilk anlayan ve bunu artc icad olan izcilikte kullanan insan olma erefi Lord Baden Powell'e aittir. Bu konuda ocuk gibilikten sz etmek uygun deildir; nk burada, bu ya grubunun eilim ve alkanlklarndan hareketle, akll bir ekilde hesaplanm ve yararl amalar dorultusunda kullanlan eitsel bir ocuk oyunu sz konusudur. zci hareketi kendine oyun demektedir. Bu oyun alkanlklar, tamamen ciddi saylan meguliyet alanlarna szdnda ve siyasal-toplumsal mcadelelerin kt tutkularyla ykl hale geldiinde durum tamamen deimektedir. Durum byle olduunda, bugnn toplumlarnda ok fazla bir gelime gsteren ocuk gibi davranmann oyunsal bir ilev olarak kabul edilip edilemeyecei sorusu ortaya kmaktadr. Cevap ilk bakta olumluya benzemektedir; ve zaten ben, oyun ile kltr arasndaki ilikiyi ele aldm her seferinde, olguyu bu dorultuda yorumlamtm.4 Ancak imdi kendimi, oyun kavramn daha ak bir ekilde tanmlamak ve bu alanda ocuksulua ilikin u nitelemeyi reddetmek zorunda hissediyorum. Oyun oynayan bir ocuk ocuksu deildir. Ancak oyun onu sktnda veya ne oynayacam bilemediinde byle olur. Eer imdiki ocuksuluk gerek bir oyun olsayd, bu durumda toplumun, arkaik kltr biimlerine (yani oyunun canl ve yaratc bir faktr olduu biimlere) dnme yolunda olduunu grmek gerekirdi. Herhalde ou kimse, toplumun giderek artan bu tekdzelemesini bylesine bir geri dnn ilk safhas olarak grecektir. Bana gre hata edeceklerdir. Olgunluunun ayrcalklarndan kendi isteiyle vazgeen bir akln btn davurumlarnda, biz ancak kanlmaz bir zlmenin iaretlerini
3. Terrist Bernard de Saintes, Adrien-Antoine olan kk adlarnn yerine Piochefer'i geirerek Aziz adlarn u sanlarla ikame etmitir: Kazma ve demir; bunlar devrimci takvimde Adrien ve Antoine adl azizlere ait gnn yerine gemilerdir. 4. Sur les frontieres du jeu et du serieux dans la culture, s. 22 ve Incertitudes, ayn yer.
F17N/Homo Ludcns

257

grebiliriz. ocuksu tavrlar genelde oyun biiminde ortaya ksa da burada gerek oyunun esas izgileri eksiktir. Kltr, ateli bir heyecan duygusunu, zsayg ve slubu yeniden yakalayabilmek iin baka yollara girmek zorundadr.

Kltrn oyunsal unsurunun, hl tam bir serpilme iinde grdmz sandmz XVIII. yzyldan bu yana, alkn olduu hemen tm alanlardaki anlamn kaybettii sonucu giderek ne kmaktadr. Modern kltr artk hi "oynanmamakta" ve oynand izlenimini verdii yerde de hile yaplmaktadr. Bu arada, ada dneme yaklaldka uygarlk olgular iinde oyun ile oyun-olmayan arasnda ayrm yaplmas giderek daha g hale gelmektedir. Bu durum zellikle, ada siyasetin uygarlk olgusu olarak tad deerin farkna varlmaya balandnda grlr. Daha yakn zamana kadar, demokratik ve parlamenter grnm altnda kurala balanm olan siyasal hayat, inkr edilemeyecek kadar ok oyunsal unsur iermekteydi. 1933 tarihli bir sylevimdeki5 baz iaretlerle iliki kuran rencilerimden biri, yaknlarda kaleme ald ve Fransa ile ngiltere'deki parlamento sylevlerindeki hitabet unsurunu ele alan bir incelemede,6 Avam Kamaras'ndaki tartmalarn XVIII. yzyln sonundan beri bir oyunun kurallarna tamamen denk dtklerini ikna edici bir ekilde gsterdi. Bu tartmalarda her zaman kiisel yarmalar hkimdir. Bu, oyuncularn mutlak bir ciddiyet iinde, hizmet ettikleri lke karlarn hi kale almakszn, karlkl inatlamalarna dayanan srekli bir "ma"tr. Parlamento hayatnn havas ve rfleri her zaman tamamen sportif nitelikte olmutur. Bu durum, ngiliz modeline az ok sadk kalm olan lkeler iin de geerlidir. imdi bile bir arkadalk zihniyeti, tartmalar sona erer ermez, en inat hasmlarn kendi aralarnda arkadaa akalamalarna izin vermektedir. Lord Hugh Cecil mizah ykl bir slup iinde, piskoposlar Lordlar Kamaras'nda istemediklerini
5. ver de grenzen von spel et cultuur. 6. J.K. Oudendijk, Een cultuurhistorische Vergelijking tusschen de Fransche en de Engelsche parlementaire redeveering, Utrecht, 1937. 258
P17 ARKA/Homo Ludens

ilan etmi ve daha sonra da Canterbury Bapiskoposumla gayet dosta sohbet etmiti. Centilmenlik anlamas tarz da -bu centilmenlerden biri tarafndan bazen kt yorumlansa da- parlamentonun oyunsal alanna dahildir. Bu oyun unsurunun iinde, parlamentarizmin bugn ok eletirilen en nemli vehelerinden birini -hi deilse ngiltere'de- grmek hi de artc deildir. Bu unsur, ilikilerin esnekliini gvenceye almakta, baka trl olsayd dayanlmaz olacak gerilimlere izin vermektedir; mizah duygusunun kaybedilmesi her zaman ldrcdr. ngiliz parlamenter hayat iinde oyunsal unsurun kendini yalnzca geleneksel genel kurul biimleri ve tartmalar iinde deil de, ayn zamanda tm seim sistemine ortak olarak ifade ettiini gstermeye hi ihtiya yoktur. Oyunsal unsur, ngiliz parlamentosunda olduundan daha da aikr bir ekilde Amerikan siyasal alkanlklarnda grlmektedir. ki partili sistemin Amerika'da, ancak uzman bir gzn fark edebilecei siyasal farkllklara sahip iki takm arasndaki mcadele biimini yakn tarihlerde almas zerine seim propagandas da bu lkede ulusal apta bir olimpiyat grnmne brnmtr. 1840'taki bakanlk seimi kesin slubu belirlemitir. Halkn ok tuttuu General Harrison bu seimde aday olmutur. Taraftarlarnn bir program yoktur, ama rastlant sayesinde log-cabin denilen (kaba saba malzemeden yaplma tuzak kulbesi) bir simgeye kavumu ve bunun sayesinde kazanmlardr. En ok oy alann, yani lehinde en fazla amata yaplann aday gsterilmesi 1860 seimlerinde gndeme gelmi ve bu seimi Lincoln kazanmtr. Amerikan siyasetinin duygusal nitelii, bu ncler dnyasnn ilkel koullarndan doduunu hibir zaman inkr etmeyen bir halkn kklerinde yer almaktadr. Partiye gz kapal sadakat, gizli rgt, kitle heyecan; btn bunlar bir de ocuksu bir simge sevgisiyle birleince, Amerikan siyasetinin oyunsal unsuruna Eskidnya'daki kitle hareketlerinde bulunmayan saf ve kendiliinden bir eyler katmaktadr. Fransa'da siyaset oyunu, daha basit bir ekilde ortaya kmaktadr. ou, kiilerin ve gruplarn karlarm temsil eden ve bakan devirme taktikleriyle, devletin kesin aleyhine olmak zere, lkeyi srekli olarak tehlikeli siyasal bunalmlara maruz brakan ok say-

daki siyasal partinin tutumlarn oyunsal grn altoda ele almak iin bu lkede de nedenler vardr. Ancak, partilerin fazlasyla gze batan -kolektif veya bireysel- tutkular, oyunun gerek zne pek uymamaktadr.

ada devletlerin i siyasetleri yeterli miktarda oyunsal faktr gstergesi ierse de, uluslararas siyasetlerinde ilk bakta oyun alann dndrtecek hibir unsur yoktur. Ancak, devletler arasndaki siyasal hayatm inanlmaz boyutlara ykselen ar iddet ve tehlike tarafndan yozlatnlmas, oyun kavramnn bu alandan elenmesi konusunda yeterli bir neden deildir. Oyunun gaddar ve kanl olabileceini ve ou zaman hile de ierdiini yeteri kadar grdk. Her hukuksal veya siyasal topluluk, doas gerei kendini bir oyun topluluuyla ortak klan zellikler tar. Bir uluslararas hukuk sisteminin tutarll, metafizik iindeki temelleri her ne olursa olsun uygulamada oyun kurallar gibi etki eden ilke ve szlerin karlkl olarak kabul edilmesine baldr. Pacta sunt servanda (ahde vefa) ilkesinin getirdii rahatlk, aslnda sistemin btnlnn yalmzca oyuna katlma iradesine dayal olduunu gstermektedir. Taraflardan biri sistemin kurallarna uymaktan vazgetii anda ya uluslararas hukuk sistemi (geici bile olsa) tamamen kmekte ya da kural ihlal eden, uluslararas topluluktan oyunbozan olarak atlmaktadr. Uluslararas hukukun korunabilmesi, her zaman byk lde eref, yaama bilgisi ve kibarlk kavramlarna baml olmutur. Avrupa sava hukukunun gelimesinde, valyelik eref kodunun nemli bir paya sahip olmas bir rastlant deildir. Uluslararas hukuk, yenik bir devletin, tpk bir centilmen gibi "kaybetmeyi kabullenebilen biri" olarak davranmasn zmni olarak gerektirmekteydi, ama devletler bu ilan edilmemi kurala ok nadiren uymulardr. Savam resmen ilan edilme zorunluluu, ou zaman ihlal edilmesine ramen, savaan devletlerin edepli davranmalarn gerektiriyordu. Ksacas, tm arkaik dnemlerde rastladmz ve sava yasalarna uyma konusundaki mutlak devin kaynakland, savan eski oyunsal unsurlar, varlklarm modern Avrupa savala-

rnda olduka yakn tarihlere kadar srdrmlerdir. Gndelik dile girmi bir Alman deyimi, sava halinin ortaya kmasn "ciddi durum" olarak adlandrmaktadr. Bu sz, salt askeri adan dorudur. Askeri manevra ve eitimlerdeki arpma taklitleri karsnda "gerek" savan durumu tpk oyun karsndaki ciddiyet gibidir. Eer terim siyasal anlam iinde anlalmak istenirse durum deimektedir. Nitekim bu durumda, uluslararas diplomatik faaliyetin savatan nce henz tm ciddiyetine, gerek etkinliine ulamad varsaylacaktr. Bazlar bu inanc savunmaktadr.7 Onlara gre, devletleraras tm diplomatik trafik, pazarlklar ve anlamalarn snrlar iinde kald srece, yalnzca iki sava arasndaki geici bir eylem deerine sahiptir. Yegne ciddi siyaset olarak sava (sava hazrl da buna dahildir) gren teorinin yandalarnn, savata hibir msabaka ve buna bal olarak oyun unsurunun olamayacan savunmalar mantk gereidir. Bu kiilere gre, eski dnemlerde agonal unsur gl bir etki yaptysa da, gnmzn sava kendisini antik msabakalarn stne ykselten bir karaktere brnmtr. Modern sava, "dman-dost" ilkesine dayanmaktadr. Halklar ve devletler arasndaki btn asli siyasal ilikiler bu ilkenin hkm altndadr.8 Dier grup, her zaman ya dost, ya da dmandr. Dman, ininicus veya echtros, yani kiisel bir kinin konusu olan veya kt bir varlk olarak deil; sadece hostis veya polemios anlamnda, yani engel kartan veya saldran yabanc olarak anlalmaldr. Hatta Schmitt, dmann bir rakip veya kart bir kimse olarak kabul edilmesini bile reddetmektedir. Ona gre yalnzca, kelimenin gerek anlamnda bir hasm, yani yok edilmesi gereken bir kii sz konusudur. Eer tarih iinde, bu husumet kavramnn adeta mekanik bir ilikiye indirgendii bir konum varsa, bu tam da arkaik toplumdaki fratrilerin, klanlarn veya kabilelerin ztlamalardr. Bu ztlamann iinde oyun unsuru, bizim kltrmzn ancak yava yava aabildii ok byk bir yere sahipti. Schmitt'in insanlk d hezeyanlarnda eer bir nebze gerek7. Bkz. Huizinga, Incertitudes, s.107-115. 8. Cari Schmitt, Der Begriff des Politischen, Hamburg, 3. Ausgabe 1933, (I. bask 1927).

lik pay varsa, "ciddi durum"un sava deil de bar olduu sonucuna varmak gerekir. nk, u alanas dost-dman ilikisinin ortadan kaldrlmas, insann saygnlna geri dnmesi olacaktr. Sava, harekete geiren ve elik eden her eyle birlikte, oyunun byl ve eytani ama taklp kalr. Sorunun can skc zmszl, burada bir kez daha karmza kmaktadr: oyun veya ciddiyet. Kltrn soylu oyuna dayand ve eer slup ve saygnlk niteliini en yce biimiyle sergilemek istiyorsa, oyunsal ierikten vazgememesi gerektii kansna adm adm ulatk. Konulmu kurallara uyulmas, hibir yerde halklarla devletler arasndaki ilikilerde olduu kadar vazgeilmez nitelikte deildir. Eer bu kurallar ihlal edilirse, toplum barbarln ve kaosun iine der. te yandan, prestij amal ilkel oyuna biimini ve temelini salayan bu agonal davrana insann, tam da savata dt kansndayz. Fakat modern sava, oyunla tm ilikisini kaybetmie benzemektedir. ok uygarlam devletler, uluslararas hukuk alanndan tamamen ekilmekte ve hi utanmadan bir pacta non sunt servancfa'dan (ahde vefaszlktan) yana tavr koymaktadrlar. D grntsnden tr, karlkl bir anlama zemini oluturmak iin siyasal biimlere bavurmaya ve son derece yksek tahrip glerini kullanmamaya giderek daha fazla zorlanan bir dnya, atma durumunda tehlikeyi nleyecek ve bir ibirlii olanan koruyacak snrlayc gvenlik anlamalar olmadan var olamaz. Aralarn mkemmelliinden tr sava bir ulima ratio,* bir ultima rabies" haline gelmitir. An bir uzgrllk ve -eer gerekirse- ar bir sava hazrlna dayanan gnmz siyasetinde, eski oyunsal tutumun glgesinden bile eser kalmamtr. Sava trene ve ibadete balayan hibir eyin izine bugnk savalarda rastlanmaz ve oyun bu ekilde yabanclaarak ayn zamanda kltr unsuru olarak sahip olduu yeri de kaybetmitir. Fakat sava, Chamberlain'in 1939 Eyll banda radyodan yaynlanan bir sylevinde dedii gibi, bir zar oyunu, kumar olarak kalmaktadr.
* Nihai iliki, (.n.) ** Nihai kudurganlk, (.n.)

Bir saldrnn kurban olanlarn, haklan ve zgrlkleri iin mcadele edenlerin asndan bakldnda, oyun dncesinin ortaya kma olasl yok olmaktadr. Neden? Bu durumda, savam bir oyunla zdeletirilmesi neden mmkn deildir? nk sava bu durumda ahlki bir deere sahiptir ve nk ahlki ieriin iinde, oyunsal nitelemenin anlamn kaybettii bir nokta yer almaktadr. Yzyllk oyun-ciddiyet ikilemi, etik deer kstas iinde tm zel durumlarda kendi zmn bulmaktadr. Hukukun ve ahlki llerin nesnel deerini bilmezden gelen biri, bu zm asla bulamaz. Siyasetin btn kkleri, msabaka halinde oynanan kltrn ilkel alannn iindedir. Siyaset, soylu hale gelmek zere, bu alandan ancak dman-dost ilikisinin deerini reddeden ve halkn kendine zg iddialarn yce l olarak kabul etmekten vazgeen bir ethos sayesinde kabilir. Yava yava bir sonuca ulamaktayz: Gerek bir kltr, belli bir oyunsal ierik olmakszn var olamaz, nk kltr belli bir lmll ve kendine egemen olmay gerektirir; mkemmele ulamay kendi eilimlerinde grmeyi deil de, kendini serbeste rza gsterilen snrlann iine kapatlm olarak kabul etmeyi gerektirir. Kltr, belli kurallara uyulmas ynndeki karlkl bir anlamann varl nedeniyle her zaman bir lde oynanm olacaktr. Gerek uygarlk, her zaman ve btn alardan fair play'i' talep etmektedir ve fair play de, iyi niyetin oyunsal terimlere evrilmi halinden baka bir ey deildir. Oyunbozan, bizzat kltr bozmaktadr. Uygarln oyunsal ieriinin kltr yaratcs olmas veya kltr tevik etmesi iin, bu ieriin saf olmas gerekir. Akim, insanln veya imann koyduu llerin bozulmasna veya reddine ilikin bir ierik sz konusu olmamaldr. Oyunsal biimlerin amal geliimi araclyla belirlenmi olan hedeflere ulama niyetini gizleyen "gibi yapma" eklinde olmamaldr. Gerek oyun, her tr propaganday danda brakr. Kendisi bizatihi bir amatr. Onun ruhu ve iklimi, histerik bir ateliliin deil, neeli bir cokunun ruh ve iklimidir. Hayatn btn alanlarn eline geiren bugnk propaganda, kitlelerin histerik tepkilerinden yararlanmaktadr. Bu nedenle,
* Oyunu kurallarna gre oynamak, (.n.)

oyunsal biimlere brndnde bile, modern oyun ruhu olarak deil, yalmzca onun bozulmu ve sahte hali olarak kabul edilebilir.

Konumuzu ilerken, olumlu ve genelde kabul gren bir oyun kavramna mmkn olduunca sadk kalmaya altk. Baka deyile, oyunu aikr anlam iinde aldk ve onu hibir ayrm yapmadan her yerde gren entelektel kolayclktan kanmak istedik. Fakat bu kavray, sunumumuzun sonunda pusuya yatm olarak bizi beklemekte ve tavr almaya zorlamaktadr. Herakleitos gelenei iindeki eski Yunan dncesi bu dnrn, "insan dncelerine ocuk oyunlar ad"n9 verdiini oktan ilan etmitir. Bu incelemenin banda,10 Platon'un burada tekrarlanacak kadar nemli olan szlerini zikretmitik: "Hi kukusuz insani iler byk bir ciddiyeti hak etmez, ama ciddiyet bir mutluluk olmasa bile, gene de ciddi olmak gerekir... unu demek istiyorum ki, insan ciddi olanla ciddi olmak zorundadr, baka bir eyle deil. Tanr doas gerei, en yce ciddiyete layktr. Ancak, insan Tanrnn oyunca olmak zere yaratlmtr ve bu aslnda onun payna den en iyi eydir. nsan hayatn bu doasna uygun bir ekilde ve imdiki konumunun tersine, en gzel oyunu oynayarak geirmek zorundadr. Bylece eer oyun en ciddi eyse, bu durumda hayat, tanrlarn ltfunu salamak ve arpmada zafer kazanmak zere baz kurban oyunlar oynayarak, arklar ve danslarla geirmek gerekir". Demek ki "onlar (insanlar) doalarna uygun olarak yaayacaklardr, nk hemen her adan birer kukladrlar ve geree ancak ok kk bir lde katlrlar." Diyalogdaki muhatap, "Ey yabanc, insanlara pek nem vermiyorsun" diye karlk verir. Yabanc buna, "Beni affet. Tanry dndm ve bu dnce beni altst ettii iin byle konutum. Aslnda, cinsimizin daha fazla saygya ve belli bir ciddiyete layk olduunu kabul ediyorum,"11 diye cevap verir.
9. Fragment, 70. 10. Yukarda, Bl. I. 11. Yasalar, 803, 804, kr. 685. Platon'un bakalar tarafndan defalarca ete al264

nsan oyunun sihirli emberinden ancak gzlerini yce varla doru ynelterek kurtulabilir. eylerin mantksal kavranyla pek uzaa gidemez. nsan dncesi zihnin btn hazinelerine egemen olduunda ve yeteneklerinin tm grkemini hissettiinde bile, btn ciddi akl yrtmelerin dibinde hl problemli bir tortu kalr. Kesin bir yargnn ilam, kiisel bilin tarafndan tamamen ikna edici olarak kabul edilmez. Yargnn sendeledii bu noktada mutlak ciddiyet duygusu yok olur. Belki de bu durumda, bin yllk her ey bouna sznn yerine, her ey oyun sz kendini dayatr ve bu yeni szn vurgusu daha olumlu olur. Bu ucuz bir benzetme ve zihnin bir yetersizlii olarak grlecektir. Fakat, Platon'un insann tanrlarn oyunca olduunu sylerken ulat bilgelik ite buradadr. Dnce garip bir geri dnle, Sleyman'n zdeyileri Kitab 'na gelmektedir.12 Adalet ve Otorite'nin kayna olan Ebedi Bilgelik, yaratltan nce, Tanrnn can skntsn gidermek zere onun karsnda oynadn ve dnya yaratldktan sonra da, bu sefer kendi can skntsn insanoullarmn arasnda giderdiini sylemektedir. Yzyllk oyun-ciddiyet dnmnn karsnda ba dnen kimse, mantn ona salamay reddettii destek noktasn etikte bulur. Balangta da dediimiz gibi, oyun kendi iinde ahlki ller alannn dnda yer almaktadr. Bizatihi ne iyidir ne de kt. Fakat insan, iradesinin kendisini ynelttii bir eylemin ciddi mi, yoksa oyun mu olduuna karar vermek zorunda kaldnda, ahlki bilinci ona hemen mihenk tam sunar. Eylem kararyla birlikte, doruluk ve adalet, acma ve affetme duygular ie kartnda sorunun bir anlam kalmamaktadr. Minicik bir acma duygusu, eylemlerimizi entelektel ayrmlarn zerine kartmaya yeter. Adalet ve merhametin tannmasna dayandrlm her ahlki bilinte, o zamana dek zmsz kalm oyun-ciddiyet ikilemi ebediyen gndemden der.
nan sz, Luther'in cmlelerinde daha da karanlk bir vurgu kazanmaktadr: "Btn yaratklar Tanrnn larvalar ve klk deitirmi halidir", Erlanger Ausq., XI. s. 115. 12. VIII, 30, 31.

Dizin

1914-1918 Dnya Sava 123 III. Richard 62

A
Abelardus 199 adalet 90, 107, 108,109, 110,112, 116,117,133, 154, 265 adalet datma 107,107,111,117 adli dello 115, 125, 126 agonal ilev 104, 122 Aiskhylos 187,188 Alcuin 198 alegori 178,180, 183, 184, 224, 227, 228 Alkibiades 195

47, 48, 73, 79, 87, 89, 90, 138, 141, 142,145, 153, 171, 186,207, 212,213, 235 Aziz Augustinus 197 Aziz Francesco 180 Aziz Markos 60

B
Babar yerlileri 161 Bacan, francis 157 Bach, J.S. 46, 208, 235, 236 bahis 78, 79, 80, 88,113,122,140 bahse girmek 115, 128 Barok 229, 230, 231, 233, 238, 239, 240 bayram 41,42,44, 80, 82, 85, 86,96,98, 114, 144, 171,221 Bedier, Noel 200 Belges, Jean Lemaire de 229 belirsizlik 61, 72 benlik duygusu 18 Benoncini 208

Alvtssml 146
Amadis de Gaule 99 Amerika 47, 259 Amerikan Sava 138 Anaksimandres 154 Angilbert 198 aptallk 23, 129, 240 Argonauls of the Western Pacific 89 Ariosto 228 Aristophanes 186,187 195 Aristoteles 22, 91, 152,169,191, 192, 193, 194, 204, 205, 207, 248 arkaik kltr 104,123,174,189, 202, 215,219, 239, 257 arkaik kltr alan 126 arkaik iir 173 arkaik topluluk 80, 84, 90 arkaik toplum 91,133, 134, 261 Arkhidamos 195 Arkhilokhos 96 asl hayat 41 Atharvaveda 143,148 atletizm 101,135 Avesta 150 Avrupa uygarl 237 ayin 16, 21,30, 31, 33, 34, 38, 40, 41, 42, 44, 45, 46,

Beowulf9?
Bemvulf destan 159 Bermini 230 bilgelik 23, 48, 90, 141, 142, 143, 152,157, 173, 184, 189,190,194,219,227 bilgi 37, 58, 72, 77, 114, 137, 130, 141,147, 158, 159, 165, 189,192,195, 197, 198, 199, 202, 204, 210, 244, 245 bilgi yarmalar 141, 146, 158 bilim 200,219, 227,252,253,254, 255 bilim alam 254 Bilimsel Tartmalar 229 bilmece 141,142,143,144,145,146,147,148,149, 150, 152, 153, 157,162,164, 165, 174, 175, 191 bilmece yarmalar 141,143, 144,145,146,149, 150, 160, 173, 198 Bizans 226 Blackstone 126 Boas 86 Bocan 207

Boeroe yerlileri 161 boa grei 225 Boley, Anne 115 Bolkestein 52, 56 Born, Bertrand de 238 bo zaman 25, 56,136,137,190, 203, 204, 205 Brahmanalar 144 Brahrrn 208 bri 31, 248 Britanya 108 Brianya 121 Brunelleschi 218 Bnnner, H. 125 Bulutlar 195 Burckhardt, Jacob 99,100,101, 102,103 Buytendijk 67 btnsellik 8, 19 byc 32, 39, 85,158 byclk 63, 141, 157, 159 Byk skender 148, 215

ocuksu 104, 153,157, 182, 185, 256, 257, 258, 259 ocuksuhk51, 257

D
d'Amboise, Bussy 99 Damien, K e n e 198 dans 203, 207,209,210, 211, 219 Dante 238 Davy 88,107 De Vries 97 Delilie vg 229 demokrasi 243 Descartes 231 Deussen, Paul 142 Deutsche Wrterbuch 60 devlet 81, 91, 102,119, 134, 186, 220, 222, 223, 224, 259, 260,261 Diconus, Paulus 96 Diderot 239 dil 21, 49, 50, 55, 56, 57, 65, 67, 68, 185 din 34,38, 39, 40, 46, 113, 151,157,165, 223 Diodotos 195 Direktuvar 242 Dirili} 83 Disfda di Barletta 121 diyalektik 61, 199, 254 diyalog 151, 186, 191,192,193, 264 don 8, 13, 23, 28, 38, 40, 44, 51, 63, 73, 78, 82, 84, 89, 101,109,110, 112, 113,125, 146,180,191, 195, 204,237, 242, 261 dram 21, 37, 185, 187 drama 185 duyguculuk 238, 239 Duyvendak 54 dello 69, 74, 81, 126, 127, 195 dman 38, 93,122, 123,124, 130, 131, 132, 136, 175, 261, 262, 263 dzen 21, 28, 29, 31, 32, 33, 34, 36,37, 66, 79, 80, 103,106,132, 134, 141, 154,171, 173, 176, 203, 212, 246

c-
Calderon 21 Calvin 228 Cecil, Lord Hugh 258 Cervantes 229 Chamberlain 262 Charlemagne 198 Charles, V. 79 Charles, Yavuz 130 Charles-Quint 124 ciddi-olmayan22, 52, 58, 187 ciddiyet 20,21,22,23, 25, 26, 37, 38, 40, 42, 43, 45, 57, 68, 69, 73, 76, 78,103,106,124, 145, 157, 169, 178, 181,187, 204, 205, 227, 235, 238, 240, 247, 248,250, 258, 261, 262, 265, 265 Corbie, Pierre de 217 Cuzzoni 208 aba 8, 17, 28, 77, 128, 197, 207,243 ada kltr 244,245 alma 8, 41, 52, 62, 68, 76, 129, 137, 240, 243 arpma 64, 65, 68, 74, 82, 83, 92, 102, 103, 120, 121, 122, 123,124,125, 126, 128, 129, 130, 131, 133,137 arpma alam 129,130,131, 132 atma 92, 98,109,113,118, 122, 154, 167, 195, 200, 219, 262 . in 80, 81, 82, 92, 93, 94,124,129,130,163, 216, 221 ocuk 17, 20, 24, 25, 32, 36, 37, 45,50, 73, 205, 257 ocuk oyunu 27,32,36,51,54,55, 58, 160, 203, 205,221 ocukluk 83, 255,256

E
Edda, Snorre 150 edebiyat 65, 83, 97, 178, 205, 223,225 Edward, Kral 132 efsane 21, 168, 169,170, 171, 178, 185 egemenlik kurma 18 eitim 38, 136,190,192,204,243 Ehrenberg 100,101,102,103,107,112 Empedokles 153,154,155, 179 endstriyel tiretim 250 Enstretiens sur la pluraliti des Monde (Dnyalarn oulluu zerine Sohbetler) 234

Erasmus 200, 228, 229 erdem 90, 91, 92, 95, 130, 137, 138 Eski Ahit 64, 100, 179,254 eski Yunan 4 1 , 1 0 1 , 1 2 6 , 1 5 8 , 1 9 4 , 1 9 5 , 203,205, 212, 220, 264 Essair su le don (Ba zerine Deneme) 85 estetik 18, 23, 24, 28, 36, 47, 73, 157, 165, 206, 208, 210,210,211, 2 3 0 , 2 3 3 , 2 3 5 , 2 5 1 estetik alan 23, 28, 157, 169 etik 91, 92, 206, 265 Euripides 187 Euthydemes 191 Euthydemos 192

Guarino 229 g 19,30,32, 37, 75, 77, 90, 101, 102, 112, 113, 114, 126, 127, 136,140,150,179, 195, 214, 222, 224,240,245, 248, 252, 258 g etkileri 20 Gl Augustas 208 glme 22, 23, 25, 86, 157 gndelik hayat 26, 27,30, 39, 42, 157, 164, 173, 202, 253 gzellik 23, 24, 26, 28, 39, 47, 73, 162,164,183, 202, 207, 233, 242 Gylfaginning 150

H F
Faguet, Emile 184 fair play 263 Fauslina 208 felsefe 193,194,197, 200, 229 Fjlsvinn arks 146 Fontenelle 234 Franois, L 124 Fransa 126, 258, 259 Fransz Devrimi 233,241, 242 Friedrich, II. 151, 152, 208 Friedrich-Heinrich 131 Frobenius, Leo 34, 35, 36, 40,45, 71 Habeistan 115 Haendel 208 hakikat 48, 112, 194, 196. 255 Hampe 152 hareket 17, 18, 24, 37, 54, 57, 58, 59, 60, 61, 65, 68, 89, 112, 141,142, 168,170,181, 182, 183, 184, 191, 198,203, 209,211,228, 231, 252 Harrison, J.E. 34,111 hayal gc 176, 184, 185 Haydn 207 hayvanlar 16, 17, 20, 22, 24, 25, 36, 50, 153,203 hayvanlar lemi 19, 20, 26, 71 Heidrek Bilmeceleri 146 Held 83, 84, 86, 88 Helen kltr 101 Helen uygarl 99 Helena Methiyesi 190 Helenistik insan 100 Helenizm 221 Helenler 73 Henri, . 127 Herakleitos 153, 154, 264 Herodotos 129 Hesiodos 154,178 heyecan 18, 19, 32, 35, 37, 41, 89, 143,171, 183, 187, 202, 206, 207, 211, 239, 240, 258, 259 Heyne, M. 60 Hristiyanlk 226 Hildegard 181 hile 77, 118,133, 140,199, 255, 258, 260 Hindistan 100 hitabet 118, 119, 123, 139, 159, 190, 194, 195, 196, 199,258 Hollanda 19, 108, 250 Homeros 91, 169, 178, 198 Honnecourt, Villard de 217 Horatius 198, 222 hukuk 102, 106,107, 108, 109, 115,126, 127,131, 141,155, 219

G
Gaimar, Geoffroi 98 General Harrison 259 Gerbert 197 gerilim 29, 37, 4 0 , 7 2 , 7 6 , 7 7 , 1 4 1 , 1 7 1 , 1 7 2 Germanik diller 98 Germanik halklar 113 Germen kltr 186 Germen mitolojisi 83,169 Germen uygarl 124 Gierke, Otto gladyatr dvleri 102, 103, 225 Gluck 208 Goethe 238 Gorgias 189, 190, 195 Gorgias 194 Gormsson, Harald 98 gotik 237, 238 gsteri 3 7 , 4 7 , 7 1 , 81, 84, 86, 8 7 , 9 2 , 9 3 , 9 8 , 1 9 5 , 212, 218, 223, 241, 256 Granet, Marcel 80, 81, 82, 86, 129, 163 Greuse 239 Griechiche Kultur 100 Grimm 60, 65 Grotius 230

hukuk alam 77, 107,108, 112, 220,262 Huyen, Nguyen Van 114 li;: ya, Nguyen van 163 hmanizma 227,228, 239, 245

I-
Igsiavik 117 ibadet 21, 33, 34, 37, 39, 40, 82, 84,141, 143,157, 159, 174, 182, 190, 203, 207, 212, 220, 227, 245, 247 igd 17, 24,25, 35,75, 88, 89, 100, 104,134, 247, 249 iktidar 122,221, 234 ilkel 17, 24, 30, 34, 35, 42, 44, 45, 46, 47, 50, 55, 59, 64, 79, 80, 81, 84, 88, 91,100,107, 109, 111, 113, 120, 126, 127, 132, 134,138, 141,157,167, 168, 171, 177,178,179, 183,185, 189, 190,198, 209, 214,219, 221, 224, 249, 250, 259, 262, 263 ilkel ayinler 47 ilkel kltr 42, 46,132, 133, 159, 196 ilkel toplumlar 48,100, 108,154, 184,248

Kzl William 98 kiiletirme 178, 180, 181, 183 Kitab- Mukaddes 100 klasisizm 237 Klearkhos 191 Kleon 195 komedi 23,186, 187, 193 komik 22, 23, 187, 193,208, 228 konvansiyon 257 kt 23, 32, 77, 93, 99, 116, 117, 133, 138,151, 154, 166, 170,178,181, 197, 199, 206, 240,248, 259, 256, 257, 259, 261, 265 Kratylos 193 Kulturgeschichle Afrikas 71 kurban 33, 38, 39, 47, 126, 127, 141, 142, 144, 145, 150 kurban treni 141,143, 144, 145, 150, 158, 177 kurmaca 18,31,44,57,126, 128, 135, 136 kutsal alan 26,71,88 kutsal ayin 21, 31, 40, 48, 90 kutsal bilgi 141, 147 kutsal eylem 38,39, 40, 48,226 kutsal oyun 31,46,142, 156, 168, 172, 219, 223, 224, 239,240 kutsal oyun alam 47 kutsal tren 36, 39, 142 kutsallk 26, 39,46,127, 173, 180, 202 kutsallk alan 102, 107, 130, 217 kltr 16, 20, 21, 22, 24, 27, 33, 39, 40, 42, 50, 52, 65, 70, 71, 72, 73, 79, 84,101,103, 104, 105, 115,121,127,134, 135, 136, 139, 156,168, 169, 175, 214,219, 223, 230, 231, 233, 234,240, 242, 244, 245,247, 255, 257, 258, 262, 263 kltr alan 126, 228, 240 kltr yaratc 92, 227 Kwakiutl kabilesi 84

lyaia 1 1 0
ngiltere 125, 232, 258 iman 16,19,21,22,38, 177, 265 rlanda 97, 98 skender 100,102 slamiyet 86, 95, 96 slamiyet ncesi 94 spanyol kltr 225 izlanda 101

J
Jaeger, Werner 111,154, 189 Japonya 166 Jensen,Ad.E. 42, 43,45 Jong, de Josselinde 160, 161 Julie 239

K
kader 15, 27, 34, 35, 83, 102, 110,111, 124, 127, 133, 155,234 kahraman 77, 81, 97,98, 99, 172, 188, 221, 241 Kallikles 194, 196 kamusal hayat 79,136, 226, 251, 256 Kant, Emamel 61 Karolenj Rnesansr 197 kazan 76, 78 kazanma 75, 78, 86, 109, 133, 135 kehanet 110, 123,124,153 kendinde oyun 37 Kerenyi, Kari 41, 42 Khrysippos 191 Khrysostomos, Dion 196

L
Lancret 233 Latin edebiyat 196 Leonardo 227 liberalizm 240

Lieder des Rigveda 142


Lille, Alaide 181 Lincoln, Abraham 259 Locker, G.W. 87 Loesche, Pechuel 43 Louis, III. 64 Louis, XIII. 230 Louis, XIV. 127,207, 232 Lucretius 166 Luthe 149, 228

M
Magdeburglu Ortric 197 Mahbhrata 77, 84, 86,114,149 Mahbhrata destanlar 83 Malkowski 44, 89, 93 Manchester Okulu 240 Marchand, 31*. 208 Marette, R.R. 44 maske 47, 85, 108, 172, 187 matrakhk 19, 23 Maunier, R. 87, 88 Mauss, Marcel 85, 86, 88 Mazda, Ahura 150 mekanikleme 252 Melanezya adalar 89 Menandros'un Sorular 149 merhamet 179,225,265 Msr 47, 87,182, 221 Michalengelo 227 Milton 231 mitoloji 51, 78, 83, 114, 146, 158, 169, 170, 174, 182,184 mitos 21, 153,154 moda 47, 189, 230, 231, 232, 233, 241, 242, 252 modem toplum 247 Molinet 229 Montaigne 127 Mozart 236 mucize 159, 216

O-
olimpiyat oyunlar 74,101, 247 onur 75, 76, 85, 118,231 Ossian 239 Ottoboni 208 Otuzlar arpmas 121 oynamak 53, 59, 61, 62, 65, 66, 67 oyun 16,17, 18,19, 20,21,22, 23,24, 25,26,27, 28, 29, 30, 31, 32, 34, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 45, 46,47,48,49,50, 51, 53, 54, 55,56,57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 80, 82, 84, 86, 88, 90, 91,103, 104, 105,106,107,109,109,112, 113, 115,117,118,120, 133,134,135,136,138, 139,140,141,143,145,146,147,148, 149,150, 155, 156, 157, 159, 160,164, 165, 168, 169, 171, 172, 173, 174, 175. 180,181, 182, 183, 184, 185, 186,187,188,189,190,195,199,201,202, 203, 204, 204, 205, 206, 207,209, 212, 213, 215, 219, 221, 222, 224, 225,226,227, 228, 230,233, 234, 235, 239, 243, 245, 246,247, 248, 249, 250, 251, 253, 254, 257, 258, 260,261, 262, 263, 264, 265 oyun alam 28, 30,39,47, 52,60, 66, 74, 76, 82,116, 154, 168, 185, 194,254,260 oyun dili 57 oyun unsuru 109, 211, 230, 233, 253, 259, 261 oyunbozan 29,30, 78, 215, 260, 263 oyunbozanlk 43 oyuncu 18, 20, 26, 30, 40, 74, 75, 76, 77, 158, 187 oyun-oimayan 57, 69, 71, 258 oyunsal 38, 40, 45, 46, 52, 57,58, Sj, 60,61,64, 65, 66, 67, 71, 78, 92,104,113,121,126,132,134, 138, 166, 183, 195,198, 218, 225, 229, 235, 236 oyunsal alan 53, 55, 57, 74, 76, 84, 160, 247, 253, 259 oyunsal drt 71 oyunsal eylem 21,75 oyunsal karakter 38, 71, 73, 81,84,97, 107, 122, 130, 137, 144, 174,185,186, 196, 200, 209, 229, 234, 253 oyunsal ortam 41, 229 oyunsal rekabet 219 oyunsal iir 162 oyunsal tutum 134, 182, 255, 262 oyunsal unsur 193, 201, 210, 216,220,224,225, 233, 241, 249, 252,255,258, 259 oyunsal slup 169,170 oyunun sistemi etirilmedi 247 od\76,140,146,155

Muhammed, Hz. 123


mcadele 77, 95, 117, 120, 122, 125, 155 Mlkr.F. 130 msabaka 17,52,53,54, 55, 56, 64, 65, 73, 74, 77, 7, 40, 1, 82,90,91,99,100,102,107, 107, 108, 113, 121, 128, 129,141, 146, 154, 172, 173, 186, 189, 195, 196, 245, 248, 261, 263 msabaka alam 122, 172,186 mzik 66, 201, 202,203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 210, 211, 219,235,236

N
Napoleon 239,241 Navarre, Marguerite de 229 Neckel, G. 170 neo-klasisizm 237 Newton 200 Nguyen 82 Nibelugenlied 114 Nicias 195 Nietzsche 196 Noel Baba 43, 45

mer Dans 238


teki 18, 29, 30, 31, 36, 55, 75, 85, 91 zdeleme 33, 87 zgrlk 24, 25, 32,263

p
Pacta sun t senanda 260
Paris 82

Parmenides 193
Pascal 231

PaxAugusta 224
peruka 108,231, 232, 233 Pestalozzi 151 Philips, AF. 250 Piccinni 208 Pindaros 101 plastik sanatlar 210, 211, 212, 213,214 Platon 38, 39, 46, 48, 73, 119, 169, 185, 187, 190, 192,193,194,203,204,206,207, 264,265 Polphistor, Hippias 189 Pope234 Port-Royal 231 potlatch 84, 85, 86, 87, 88, 89,93, 94,102,105,107, 113, 118,225 Powell, Lord Baden 257 Pravda 256 Prodikos 189 propaganda 157, 249, 250, 259, 263 Protagoras 189

Roscelin 199 Rnesans 227, 228, 228, 229, 251 Rubens 230 Rufus, Rutilus 119 Ruskin 137,252 Rusya 257

s-
sadakat 87, 137,138, 259 sahte oyuncu 30, 78 Samuel 64, 74 sanat 208, 211, 212, 213, 215, 216, 218, 223, 226, 233, 250,251, 252, 253 sanat alan 214, 218, 250, 252, 254 sanat 158, 206, 210, 211, 215, 216, 230, 252, 253 Sannazaro 229 saray airi 158, 159 satran 75, 88,234,248 sava 93, 101,102, 121, 122,127,128,130, 131, 135,137,138,141, 174, 190, 199, 227,260, 261, 262, 263 Scarlatti 208 Schmitt 261, 262 Schrder, R. 125 Scotus, Michael 151 Sebin, lbn 152 seyirci 17, 22, 32, 44, 72, 73, 74, 75,150,187,189, 208, 247 Shakespeare, William 21,62 silahl arpma 74, 98, 112 silahl atma 92, 98,219 silahl oyun 125 simgeletirme 34, 36 sirk 223,226 siyaset 227, 229,234, 260, 262, 263 skolastik 198,199 Snorri 177 Sofist 192,193 Sofistler 119 sofistler 119, 188, 189, 190, 191, 192,194, 196, 199 sofizm 190, 191, 192, 197 Sokrates 187,191,192 Sophron 193 sosyalizm oyunu 240 sosyete oyunu 99 Spinoza231 spor 245, 246,247, 249, 250 Sthenaladas 195 stoaclar 119,195 Strumph, Robert 186 Sleyman 149 Sleyman'n zdeyileri Kitab 265 Sylvestro, II. 197

Protagoras 193
psikoloji 14, 17, 20, 33, 37, 141, 143, 183,213 Pythagoras 153

Q-R
Ouintilianus 196 Rabelais 229 Racine 21 Rahder 56 rakip 75, 81, 84, 88, 94, 97, 116, 145, 153, 174, 186, 189, 198,261

Rmyana 114
Mtselbchlein (Kiik Bilmece Kitab) 151 rehin verme 114, 115,164 rekabet 80, 90, 101,103,135, 159, 162, 234, 249, 250 reklam 249, 252,253 Rembrandt231 retorik 194 Richelieu 127 riziko 62,76 Rokoko 233, 235, 237,242 rol kesme 44 Roma 119,197, 220, 221, 224,225,226, 230, 239 Roma mparatorluu 220, 222, 223,224 Roma kltr 102,225, 226 Roma uygarl 225 Romallar 102,103,179 romantizm 208, 237, 239, 240, 242

air 21,47,92,95,123,143,146,158,159,173, 174, 183 aka 23, 43, 53,54, 58, 68, 98, 147, 159,185, 193, 197, 258 ans 28, 30, 50, 78,110, 111, 125,140,146, 248 iddet74, 97, 115, 117,120, 121, 128, 131, 134,13 c 155, 169, 187, 260 iir 157,159, 160,161,164,166,168,171,172,174, 175, 183, 184, 185,201,202,210, 210, 219,227 iir dili 173 iir yarmalar 173, 214 iirsel biim 161,162,163,164,165,166,201 iirsellik 61,173 valyelik 128, 136, 138, 139, 227, 228, 260

V
Vafthruonisml 146, 147 Valfty, Paul 29,171

Vedalar 144, 146, 181, 198, 254


Vergilius 222 Vespastanus 197 Vico 157 Vondel230

W
Wagner, Richard 208 Walpole, Horace 237 Watteau 233 Wensinck 58 W*rther 239 Winchelmann 252 Wrterbuch 60

T
taklit 17,33,54,57,71,114,164,166,212, 231, 261 taklit etmek 56, 61, 206 talih 63, 64, 72, 76, 83, 88, 109,110, 111, 126, 180 talih oyunu 55,72,79, 82, 84, 88, 109, 110, 111, 112, 115, 122, 123, 248 talih unsuru 109 tellal 92, 99, 129, 159 temsil 20, 21, 24, 31, 32, 34, 35, 36, 41, 42, 43, 44, 45, 51, 53,54,56, 58,61,68, 70,71, 72, 73, 81, 82, 83, 87, 89, 91, 106, 107,124, 135, 147, 153, 154,158, 169,174,177, 178,179,180,181,182, 185, 186, 187, 189. 190,206, 209, 210, 211, 212, 214, 217, 221, 227, 228, 230, 238, 241, 242, 259 The Rape of theLock 181 The Serpent in Kwakiu Religion 87 Thukydides 195 tin 20 Titus-Livus 88 tiyatro 21, 72, 185, 208,223,225, 232, 245 Tolstoy 83 toplumsal erdem 126 toplumsal oyun 24, 71, 162,213,219 totemizm 182 trajedi 46, 186, 187,206 Trobriand adalar 89 Troya Sava 101 turnuva 96, 97, 98, 101, 121,136, 139,245

Y
yanl 14, 15, 23,52, 74,189,195, 196, 254, 255 yarg 22, 96, 106,112, 115, 148, 163, 167, 202, 227, 232, 265 yar 27, 33,34, 52, 55, 56, 72,73,74, 76, 88, 94, 102, 113, 114,208,217, 226 yarma 18, 28, 58, 72, 82, 85, 87, 90, 91, 92, 93, 100, 101,107, 114,115,117, 140,143,144, 154, 160, 199,214, 215,216,217,218, 254 yasa 29, 31, 106,125,127, 158, 173, 174, 209, 253, 260 Yasalar 203 Yas/talar 150 Yeni Ahit 60 Yeni Gine 89 yenilgi 122 Yunan 100, 102,103,126,128,145,166,169,194, 202, 203, 212, 220, 221 Yunan felsefesi 192 Yunan kltr 99 Yunan mitolojisi 169 Yunan uygarl 196 Yunanllar 100, 101, 102,107,128,129,148,152, 175,183, 185, 190,192, 206, 207, 213, 216

u-
Uhlenbeck 55 uluslararas hukuk 134,260, 262 Upaniadlar 194 uygarlk 134, 135,141,144,147,151,155, 168, 174, 195, 207, 220, 234, 252,256, 258, 263 Uzakdou 165 cret 76, 189, 205

z
zafer 55, 75, 76, 77, 105, 122,132 zar oyunu 83, 84, 112 zek oyunu 177, 191,194 Zenon, Eleah 153,193 Zerdt 149,150, 151 ztlamah oyun 72 zihin 21,23, 66,67,179,216 Zwingli 149