I • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH •

YIL: 3 • SAYI: 5 NİSAN 2011

YEAR: 3 • ISSUE: 5 APRIL 2011

II • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • III

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH-

(e-dergi) ISSN: 1308-5468 (basılı) ISSN: 1308-545X
www.tarihinpesinde.com www.thepursuitofhistory.com TARİ Hİ N PEŞİ NDE Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi; EBSCO adlı uluslararası indeks ve veri tabanınca taranmaktadır. THE PURSUIT OF HISTORY -An International Periodical for History and Social Research indexed in EBSCO.

Editör Doç. Dr. Necmi UYANIK

Yönetim Kurulu Prof. Dr. Abdullah ÖZTÜRK, Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman SAVAŞ, Prof. Dr. A. Murat SÜNBÜL, Prof. Dr. Âlim GÜR, Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ, Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR, Prof. Dr. Emine YENİTERZİ, Prof. Dr. Hasan BAHAR, Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL, Prof. Dr. Muhittin TUŞ, Doç. Dr. Mustafa DEMİRCİ, Doç. Dr. Necmi UYANIK, Doç. Dr. Özdemir KOÇAK, Prof. Dr. Ramazan ÇALIK, Yrd. Doç. Dr. Sinan GÖNEN, Yrd. Doç. Dr. Ufuk Deniz AŞÇI

Editör Yardımcıları Cemal ÇETİN, Yrd. Doç. Dr. Cemal GÜVEN, Fatih ÇOLAK, Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ, Harun YILDIZ, Hüseyin TORUN, Mehmet Fatih BERK, Mustafa ARSLAN, Salih KIŞ, Yunus İNCE, Zehra ODABAŞI Yayın Kurulu Prof. Dr. Abdullah KAYGI, Prof. Dr. Abdüsselam ULUÇAM, Prof. Dr. Adnan ŞİŞMAN, Prof. Dr. Ahmet Yaşar OCAK, Prof. Dr. Ali BİRİNCİ, Prof. Dr. Ali İbrahim SAVAŞ, Prof. Dr. Anvarbek MOKEEV, Prof. Dr. Azmi ÖZCAN, Prof. Dr. Azmi SÜSLÜ, Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ, Prof. Dr. Benjamin FORTNA, Doç. Dr. Birol AKGÜN, Prof. Dr. Claus SCHÖNİG, Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR, Prof. Dr. Haluk Hadi SÜMER, Prof. Dr. Hasan BAHAR, Prof. Dr. Hüseyin BAĞCI, Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL, Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil SUGÖZÜ, Prof. Dr. İlber ORTAYLI, Prof. Dr. Kurtuluş DİNÇER, Prof. Dr. M. Akif ERDOĞRU, Doç. Dr. Mehmet KIRBIYIK, Doç. Dr. Mehmet ÖZDEN, Prof. Dr. Metin AYIŞIĞI, Prof. Dr. Metin HÜLAGÜ, Prof. Dr. Muhittin TUŞ, Doç. Dr. Mustafa DEMİRCİ, Prof. Dr. Mustafa YILMAZ, Dr. Mürteza HASANOĞLU, Doç. Dr. Necmi UYANIK, Doç. Dr. Özdemir KOÇAK, Prof. Dr. Rainer CZİCHON, Prof. Dr. Ramazan ÇALIK, Prof. Dr. Salim CÖHÇE, Prof. Dr. S. Esin DAYI, Prof. Dr. S. Waleck DALPOUR, Yrd. Doç. Dr. Sefer SOLMAZ, Prof. Dr. Semih YALÇIN, Prof. Dr. Süleyman BEYOĞLU, Prof. Dr. Thomas Drew-BEAR, Prof. Dr. Temuçin Faik ERTAN, Dr. Ufuk AYHAN, Yrd. Doç. Dr. Ufuk Deniz AŞÇI, Doç. Dr. Yusuf SARINAY, Dr. Zekeriya ŞİMŞİR

IV • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH-

Baskı Öncesi: MinyaTÜ ® K

Baskı:

Bilişim & Organizasyon Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi içi Selçuklu / Konya Tel: (0332) 223 14 25 - Faks: (0332) 241 15 23

İletişim: Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Kampüs/Konya 0.332.2231423 / 0.542.3566471 http://www.tarihinpesinde.com www.thepursuitofhistory.com tarihinpesinde@hotmail.com, dergi@tarihinpesinde.com, thepursuitofhistory@hotmail.com

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • V

Hakem ve Danışma Kurulu Prof. Dr. Abdullah KAYGI (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah ÖZTÜRK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah SAYDAM (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah TOPÇUOĞLU (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman SAVAŞ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Abdülkadir YUVALI (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Abdüsselam ULUÇAM (Batman Üniversitesi), Prof. Dr. Adil DAĞISTAN (Akdeniz Üniversitesi), Prof. Dr. Adnan SOFUOĞLU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Adnan ŞİŞMAN (Uşak Üniversitesi), Doç. Dr. Ahmet ÇAYCI (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ahmet GÖGERCİN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet KANKAL (Dicle Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ahmet Şamil GÜRER (Rize Üniversitesi), Doç. Dr. Ahmet ŞİMŞEK (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet TABAKOĞLU (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet YAMAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. A. Adil TIRPAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. A. Bican ERCİLASUN (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. A. Halûk YÜKSEL (Anadolu Üniversitesi), Prof. Dr. A. Kâzım ÜRÜN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. A. Kürşat GÖKKAYA (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. A. Yaşar OCAK (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Alaaddin AKÖZ (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Alexander A. SOTNİCENKO (St. Petersburg Devlet Üniversitesi/Rusya), Prof. Dr. Ali AKYILDIZ (Marmara Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ali BAYKAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ali BİRİNCİ (Türk Tarih Kurumu Başkanı), Yrd. Doç. Dr. Ali BÜYÜKARSLAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Alikram ABDULLAYEV (Devlet İdarecilik Akademisi/Azerbaycan), Prof. Dr. A. İbrahim SAVAŞ (Çankırı Karatekin Üniversitesi), Doç. Dr. A. Murat SÜNBÜL (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Âlim GÜR (Selçuk Üniversitesi) Prof. Dr. Anvarbek MOKEEV (Manas Üniversitesi/Kırgızistan), Doç. Dr. Arif BİLGİN (Sakarya Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Athina A. SPİTANOU (Makedonya Üniversitesi /Makedonya), Prof. Dr. Ayfer ÖZÇELİK (Pamukkale Üniversitesi), Prof. Dr. Aygün ATTAR (Giresun Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Aziz MERHAN (Yıldız Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Azmi ÖZCAN (Bilecik Üniversitesi), Prof. Dr. Azmi SÜSLÜ (Ankara Üniversitesi ), Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ (Hacettepe Üniversitesi ), Doç. Dr. Bayram AKÇA (Muğla Üniversitesi), Prof. Dr. Bayram ÜREKLİ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA (Abant İzzet Baysal Üniversitesi), Prof. Dr. Benjamin FORTNA (Londra Üniversitesi/İngiltere), Prof. Dr. Birol AKGÜN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Birol GÜLNAR (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Bülent ATALAY (Trakya Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Bülent BAKAR (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Bülent ÇUKUROVA (Çukurova Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Caner ARABACI (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Cemal GÜVEN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Cemil ÖZTÜRK (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Cezmi ERASLAN (İstanbul Üniversitesi/Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı), Doç. Dr. Charles WILKINS (Wake Forest Üniversitesi/ABD), Prof. Dr. Claus SCHÖNİG (Freie Üniversitesi Berlin/Almanya), Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. David KUSHNER (Haifa Üniversitesi/İsrail), Prof. Dr. Deniz ŞAHİN (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Dimitris MAVROSKOUFİS (Aristotle Üniversitesi/Yunanistan), Doç. Dr. Doğan YÖRÜK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Donald QUATAERT (Binghamton Üniversitesi/İngiltere), Doç. Dr. Durmuş BULGUR (İstanbul Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Dursun GÖK (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Elçin Ehmedov (Devlet İdarecilik Akademisi/Azerbaycan), Doç. Dr. Elman Nesirov (Devlet İdarecilik Akade-

VI • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

misi/Azerbaycan), Prof. Dr. Emine YENİTERZİ (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ercan YILMAZ (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Erdal AÇIKSES (Fırat Üniversitesi), Doç. Dr. Erdal AYDOĞAN (Atatürk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Erdinç YAZICI (Gazi Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Erkan GÖKSU (Gaziosmanpaşa Üniversitesi), Prof. Dr. Esra BURCU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Evangelia BALTA (Milli Helenik Araştırma Vakfı/Yunanistan), Prof. Dr. Fahrettin TIZLAK (Süleyman Demirel Üniversitesi), Prof. Dr. Fahri UNAN (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Fatih ERBAY (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ferda AYSAN (Dokuz Eylül Üniversitesi), Doç. Dr. Ferudun ATA (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Fikret HACIZADE (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Géza Dávid (ELTE Török Tanszék Budapest Múzeum/Macaristan), Prof. Dr. Gökhan ÇETİNSAYA (İstanbul Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Gümeç KARAMUK (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Hakan KUYUMCU (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hale ŞIVGIN (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. Halil İNALCIK (Bilkent Üniversitesi), Prof. Dr. H. Hadi SÜMER (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hasan BAHAR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Haşim KARPUZ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hayati AKTAŞ (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Hayrani ALTINTAŞ (Ankara Üniversitesi), Prof. Dr. Hüseyin BAĞCI (Ortadoğu Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin ÇINAR (Kırıkkale Üniversitesi), Prof. Dr. Hüseyin GÜMÜŞ (Marmara Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin KANDEMİR (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. İbrahim İLKHAN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim KUNT (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. İbrahim SOLAK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim Hakkı KAYNAK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil SUGÖZÜ (Şırnak Üniversitesi), Prof. Dr. İhsan GÜNEŞ (Anadolu Üniversitesi), Prof. Dr. İlber ORTAYLI (Topkapı Sarayı Müze Müdürü), Prof. Dr. İlhan ŞAHİN (Manas Üniversitesi/Kırgızistan), Prof. Dr. İzzet ÖZTOPRAK (Ankara Üniversitesi), Doç. Dr. İzzet SAK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Jon T. OPLİNGER (Maine Üniversitesi/ABD), Prof. Dr. Judith SPENCER (Alberta Üniversit/Kanada), Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Kezban ACAR (Celal Bayar Üniversitesi), Prof. Dr. Kubilay AKTULUM (Süleyman Demirel Üniversitesi), Prof. Dr. Kurtuluş DİNÇER (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Levent ZOROĞLU (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Mahmut ATAY (Fırat Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet AÇA (Balıkesir Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet AKGÜL (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet İPÇİOĞLU (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet KIRBIYIK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet KURT (Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet MERCAN (Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet ÖZ (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet ÖZDEN (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet SEYİTDANLIOĞLU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet ŞAHİNGÖZ (Gazi Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet TEMEL (Muğla Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet YILMAZ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. M. Akif ÇUKURÇAYIR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. M. Akif ERDOĞRU (Ege Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Ali HACIGÖKMEN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Hulusi LEKESİZ (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Murat ÖNTUĞ (Uşak Üniversitesi), Doç. Dr. M. Serhat YILMAZ (Kastamonu Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Ziya KÖSE (Nevşehir Üniversitesi), Prof. Dr. Mesut ÇAPA (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Metin AYIŞIĞI (Balıkesir Üniversitesi), Prof. Dr. Metin HÜLAGÜ (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Michel BALİVET (Province Üniversitesi/Fransa), Prof. Dr. Mikail BAYRAM (Emekli

Saim SAVAŞ (Uşak Üniversitesi). Dr. Dr. Musa ÇADIRCI (Ankara Üniversitesi). Dr. Sadık SARISAMAN (Afyon Kocatepe Üniversitesi). Prof. Prof. Yrd. Dr. Doç. Yrd. Dr. Dr. Dr. Şerif AKTAŞ (Gazi Üniversitesi). Yrd. Yrd. Nazlı GÜNDÜZ (Selçuk Üniversitesi). Prof. Dr. Deniz AŞÇI (Selçuk Üniversitesi). Prof. Prof. Dr. S. Dr. Dr. Prof. Prof. Mustafa YILMAZ (Hacettepe Üniversitesi). Doç. Rüçhan ARIK (Emekli Öğretim Üyesi/Ankara). Sabri SÜRGEVİL (Ege Üniversitesi). Dr. Doç. Prof. Nikos P. Dr. Dr. Doç. Salih AYNURAL (Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü). Mustafa ÇOLAK (Mustafa Kemal Üniversitesi). Mustafa ARIKAN (Selçuk Üniversitesi ). Yrd.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • VII Öğretim Üyesi/Konya). Doç. Dr. Mushtaq Ahmad KAW (Keşmir Üniversitesi/Hindistan). Prof. Doç. Dr. Niyazi KARACA (Bozok Üniversitesi). Prof. S. Dr. Dr. Dr. Ruhi ÖZCAN (Selçuk Üniversitesi). Esin DAYI (Atatürk Üniversitesi). Reyhan SUNAY (Selçuk Üniversitesi). Prof. Dr. Dr. Dr. Prof. Özkan İZGİ (Hacettepe Üniversitesi). Naci BOSTANCI (Gazi Üniversitesi). Dr. Dr. Dr. N. Dr. Yrd. Tuncer BAYKARA (Emekli Öğretim Üyesi/ İzmir). Mustafa ÇIPAN (Selçuk Üniversitesi). Prof. Doç. Dr. Dr. Doç. Muhittin TUŞ (Selçuk Üniversitesi). Waleck DALPOUR (Maine Üniversitesi/ABD). Doç. Dr. Dr. Doç. Mustafa AVCI (Selçuk Üniversitesi ). Doç. Doç. Münir ATALAR (Gaziosmanpaşa Üniversitesi). Doç. Dr. Yrd. Semih YALÇIN (Gazi Üniversitesi). Dr. Dr. Nilgün ÇELEBİ (Ankara Üniversitesi). Doç. Prof. Yasemin DOĞANER (Hacettepe Üniversitesi). Orhan KILIÇ (Fırat Üniversitesi). Doç. Osman AKANDERE (Selçuk Üniversitesi). T. Dr. Salim KOCA (Gazi Üniversitesi). Petersburg Devlet Üniversitesi/Rusya). Prof. Dr. Yasin AKTAY (Selçuk Üniversitesi). Yrd. Dr. Güngör ERGAN (Hacettepe Üniversitesi). Yrd. Prof. Prof. Sinan GÖNEN (Selçuk Üniversitesi). Prof. Doç. Dr. Dr. TERZİS (Aristotle Üniversitesi /Yunanistan). Prof. Nuri ŞİMŞEKLER (Selçuk Üniversitesi). Doç. Prof. Naile HACIZADE (Selçuk Üniversitesi). Mustafa TOKER (Selçuk Üniversitesi). Dr. Prof. Dr. Ramazan ACUN (Hacettepe Üniversitesi). Mustafa ÖZCAN (Selçuk Üniversitesi). Dr. Prof. N. Yrd. Dr. Rüya KILIÇ (Hacettepe Üniversitesi). Dr. Doç. Selahattin AVŞAROĞLU (Selçuk Üniversitesi). Prof. Rainer CZİCHON (Freie Üniversitesi Berlin/Almanya). Faik ERTAN (Ankara Üniversitesi). Prof. Doç. Serdar SAĞLAM (Hacettepe Üniversitesi). Dr. Sabiroviç NİYAZOV (St. Süleyman KUCUR (Marmara Üniversitesi). Saadettin GÖMEÇ (Ankara Üniversitesi). Raif PARLAKKAYA (Selçuk Üniversitesi). Doç. Dr. Prof. Prof. T. Doç. Dr. Thomas Drew-BEAR (Lyon Üniversitesi /Fransa). Dr. Dr. Prof. Dr. Şefika KURNAZ (Gazi Üniversitesi). Prof. Dr. Doç. Nuriye BİLİK (Selçuk Üniversitesi). Prof. Necdet HAYTA (Gazi Üniversitesi). Mustafa TURAN (Gazi Üniversitesi). Salim CÖHÇE (İnönü Üniversitesi). Nurullah ÇETİN (Ankara Üniversitesi). Parviz ABOLGASSEMİ (Province Üniversitesi/Fransa). Prof. Mustafa DEMİRCİ (Selçuk Üniversitesi). Prof. Dr. Süleyman BEYOĞLU (Marmara Üniversitesi). Prof. Prof. Dr. Dr. Dr. Dr. Dr. Prof. Dr. Selahittin ÖZÇELİK (Pamukkale Üniversitesi). Dr. Prof. Mevlüt ÇELEBİ (Ege Üniversitesi). Oğuz AYTEPE (Ankara Üniversitesi). Dr. Yrd. Dr. Dr. Prof. Ramazan ÇALIK (Selçuk Üniversitesi). Prof. Dr. Selami KILIÇ (Atatürk Üniversitesi). Dr. Prof. Prof. Dr. Yrd. Nedim İPEK (Ondokuz Mayıs Üniversitesi). Prof. Sefer SOLMAZ (Selçuk Üniversitesi). Yaşar ERDEMİR . Doç. Necmi UYANIK (Selçuk Üniversitesi). Prof. Doç. Dr. Ramazan YELKEN (Selçuk Üniversitesi). Doç. Doç. Dr. U. Dr. Prof. Doç. Mustafa BIYIKLI (Dumlupınar Üniversitesi). Dr. Mustafa OFLAZ (Yüzüncü Yıl Üniversitesi). Dr. Yrd. Dr. Yrd. Dr. Prof. Prof. Doç. Nuri KÖSTÜKLÜ (Selçuk Üniversitesi). Dr. Şahin AKINCI (Selçuk Üniversitesi). Dr. Prof. Doç. Ömer TURAN (Ortadoğu Teknik Üniversitesi). Özdemir KOÇAK (Selçuk Üniversitesi). S. Prof. Dr. Yrd. Dr.

Yılmaz KOÇ (Selçuk Üniversitesi). Doç. Yrd. Prof. Doç. Dr. Yavuz ATAR (Selçuk Üniversitesi). Doç. Yusuf SARINAY (Devlet Arşivleri Genel Müdürü). Dr. Doç. Zekeriya KARADAVUT (Selçuk Üniversitesi) . Doç. Doç. Dr. Dr. Doç. Dr. Yusuf KÜÇÜKDAĞ (Selçuk Üniversitesi). Yaşar SEMİZ (Selçuk Üniversitesi). Dr. Dr. Dr. Yrd.VIII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH (Selçuk Üniversitesi). Yusuf KILIÇ (Pamukkale Üniversitesi). Dr. Yusuf ÖZ (Kırıkkale Üniversitesi). Dr. Prof. Yaşar ÖZÜÇETİN (Ahi Evran Üniversitesi). Doç. Yunus KOÇ (Hacettepe Üniversitesi).

Eski harfli metinler Universal Word ve benzeri programda yazılmış olmalıdır. Özel bir yazı karakteri kullanılmış ise belgeyle birlikte söz konusu fontun da gönderilmesi gerekmektedir. kenar boşlukları sağdan.5 satır aralığıyla. Derginin yayın dili Türkçe olmakla birlikte uygun görüldüğü takdirde İngilizce. adı soyadı./ The Pursuit Of History . 3. Makaleler için telif ücreti ödenmez. uluslararası hakemli bir dergi olup. Fransızca. 1. bahar ve güz olmak üzere yılda iki kez yayınlanır. . materyallerin “. öncesi ve sonrası 3 nk olacak şekilde ayarlanmalı ve sayfa numarası verilmelidir. Yazılarda yazar unvanı. Yazarlar dergi lehine makalelerinin telif hakkından feragat ettiklerini kabul ederler. 8.International Periodical For History And Social Research -. Paragraf başlarında “TAB” tuşu yerine “ENTER” veya “RETURN” tuşu kullanılmalıdır. 9. harita vb. 200 kelimeyi aşmayacak şekilde özet metin ve 5 kelimelik anahtar sözcükler bulunmalıdır. Yine her türlü haberleşme aşağıda belirtilen iletişim adresinden yapılmalıdır. Yukarıda belirtilen yabancı dillerden birisiyle yazılmış makalelerde ise. Yazılar. soldan.jpg / . Noktalama işaretleri kendilerinden önceki kelimelere bitişik yazılmalıdır. satır sonunda heceleme yapılmamalıdır. 4. Times New Roman karakterinde. Makalelerin başında. Ulusal ve uluslararası sempozyumlarda sunulan tebliğler başka bir yerde yayınlanmamış olması ve makale içinde sunulduğu sempozyum vb. 2. Almanca. Söz konusu işaretlerden sonra bir harflik boşluk bırakılmalıdır. Türkçe özet ve anahtar kelimelerin yanı sıra. Türkçe özet ve anahtar kelimeler de bulunmalıdır. 1. Almanca veya Rusça yabancı dillerinden birisine ait özet ve anahtar kelimeler yer almalıdır.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • IX TARİHİN PEŞİNDE Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi Yılda iki sayı (Bahar ve Güz) olmak üzere internet ortamında elektronik belge ve basılı olarak yayımlanan uluslararası hakemli bir dergidir. 7. yazarın kullandığı İngilizce. belirtilmek kaydıyla yayınlanabilir. Sayfa yapısı A4 ebadında. Metinler 33 sayfayı aşmamalıdır.doc” uzantılı belge oluşturmaya elverişli kelime işlem programında yazılarak bir adet disket veya CD kaydı ve üç kopya kâğıt çıktısıyla birlikte verilecektir. Türkçe makalelerde. Metin içinde kullanılan resim. 11 punto (dipnotlarda 9 punto) büyüklüğünde olmalı. üstten ve alttan 3 cm olmak üzere. Bu tür belgelerin baskı tekniğine uygun çözünürlükte (en az 300 piksel) ve sayfa alanını aşmayacak büyüklükte olmasına dikkat edilmelidir. YAYIN İLKELERİ Tarihin Peşinde -Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi. iki yandan hizalı ve paragraf arası boşluğu. Dergide Türk tarihi ağırlıklı olmak üzere sosyal bilimler alanında yazılmış olan makaleler yayınlanır. Makale içeriklerinin her türlü yasal sorumluluğu yazarlarına aittir. Dergiye gönderilen makalelerin özgün bir çalışma olması.tiff” uzantılı kayıtları da ayrıca eklenmelidir. daha önce yayınlanmamış olması gerekmektedir. 6. 5. Fransızca ve Rusça yazılara da yer verilecektir. görev yaptığı kurum ve e-mail adresi bulunmamalı ve aşağıda belirtilen iletişim adresi üzerinden gönderilmelidir. Makaleler PC uyumlu Microsoft Word veya “.

müellif veya mütercim adından sonra [yz. ancak başlığın ilk kelimesindeki birinci harf büyük sonraki kelime/kelimelerin ilk harfi küçük olacak. en eski tarihli olandan yeni olana doğru. ilgili cümle içinde geçiyorsa. Kaynak Gösterme (Atıflar) * Makalede yapılacak atıflar. 2000b: 17) * Soyadları aynı olan iki yazarın aynı yılda yayınlanmış olan eserleri. A. Köprülü. adların ilk harflerinin de yazılması yoluyla belirtilir. sonuç. 13. yazarların isteği üzerine söz konusu sistem de uygulanabilir. basımı yapıldığında bir adet dergi yazarına gönderilir. Bir makalede sıra ile özet. (İnalcık. Makalede ana başlıkların tamamı büyük harflerle ve koyu yazılmalıdır. (Demir. birbirinden noktalı virgülle ayrılarak sıralanır. Raporların olumsuz olması nedeniyle makalenin yayınlanmaması durumunda yazar. 2003: 46). [yz.] kısaltması konmalı. (İnalcık. metin içindeki kısaltma örnekteki gibi olmalı. eserin yayın yılı ve sayfa numarası sırasıyla örnekteki gibi verilmelidir. 2000: 120.. giriş. Süreli yayınımız elektronik ve ayrıca basımı yapılan bir dergi olup. varak numarası örnekteki gibi belirtilmeli ve tam künye kaynakçada gösterilmelidir. Ayrı basım talep eden makale sahipleri. Ara başlıkların tamamı koyu olarak yazılacak. 12. parantez içinde tarih ve sayfanın belirtilmesi yeterlidir. 1864: 32'den aktaran. 1991: 19) * El yazması bir eser kaynak gösterilirken. Dergide gerek metin içerisinde gerekse dipnot şeklinde atıf yapılabilir. açılımı kaynakçada verilmelidir. Makale. 2002: 157) * Yazarın adı. Dergiye gönderilen makale. 11. 1410: 7b) * Arşiv belgeleri kaynak gösterilirken. Ancak genel bir uyum sağlanmasına dikkat edilmelidir. 14. yayın yılına bir harf eklenmek suretiyle ayırt edilir. (Bloch. (Demir. (Akgündüz-Öztürk vd. (Ahmedî. 2000a: 156). Faroqhi. parantez içinde yazarın soyadı. ana metin. 2003: 27) * Ulaşılamayan bir yayına metin içinde atıf yapılırken.X • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH 10. İkiden fazla yazarlı kaynaklarda ise ikinci yazarın soyadından sonra “vd. Metin içerisinde atıf sisteminin tercihi durumunda yapılacak olan açıklama dipnotlarında dipnottan sonra atıf yine metin içerisinde yapıldığı gibi olmalıdır. 2003: 28) * İki yazarlı kaynaklarda. Metin içerisinde yapılacak olan atıflarda aşağıdaki örneklere uygun davranılmalıdır. ilgili yerden hemen sonra. MAD 7342: 25) * Not: Alanlarında daha çok klasik atıf sistemi esas alınan bilim dallarında. 2006: 15). araya tire işareti (-) konulur. başlık sonuna iki nokta (üst üste) konularak yazıya aynı satırdan devam edilecektir. bu kaynakla birlikte alıntının yapıldığı eser şu şekilde gösterilmelidir: (Tabaqat-ı Nasırî. Alt başlıkların tamamı koyu olarak yazılacak.].. 2005: 28) * Birden fazla kaynak gösterileceği durumlarda eserler aynı parantez içinde. (İnalcık. dergi editörü/editör yardımcıları tarafından bilimsel yeterliliğinin denetlenmesi amacıyla üç hakeme gönderilir.. sitemize konulacak olan yazılarının pdf formatını indirip çoğaltabilirler. kaynakça ve (varsa) ekler bulunmalıdır. (BOA. her hangi bir hak talebinde bulunamaz. H.(1954: 77) * Yazarın aynı yıl yayınlanmış iki eseri. ancak her kelimenin ilk harfi büyük olacak ve başlık sonunda satırbaşı yapılacaktır. (İnalcık-Seyitdanlıoğlu.” kısaltması kullanılmalıdır. değerlendirme sonucunda iki hakemden gelecek olumlu raporlar doğrultusunda dergi yönetimi tarafından uygun görülen bir sayıda yayınlanır. (Örnek .

2007.html. (Yayına Hazırlayanlar: Alâaddin Aköz. M. * Makale: Demirpolat. erişim tarihi: 27. Ankara. ss. ss. Konya 2000. Yüzyıllar). * Derleme Kitap: İnalcık.) Bibliyografya (Kaynakça) * Kitap: Uzunçarşılı. Osmanlı İlmi Zihniyetinde Değişme (teşekkülgelişme-çözülme: XV-XVII. Phoenix Yayınları. ss. * Bildiriler: Yavaşca.xenodochy.439. Halil-Seyitdanlıoğlu Mehmet). Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi. Konya 2003. Konya. Meşrutiyet Devrinde İttihat ve Terakki'ye Karşı Çıkanlar. Mehmet. Türk Tarih Kurumu Yayınları. “Osmanlı ve Mûsiki”. Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XI Dipnot: Ali Birinci. * Derleme kitaplardaki makaleler: Clark. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. İsmail Hakkı. 29.09 Nisan 1999. Uluslararası Kuruluşunun 700. Sayı 9. Phoenix Yayınları 2006. s. İstanbul 1990. Selçuk Üniversitesi Basımevi. 467.. Ankara 1989. . Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. Dergâh Yay. Hulusi. “Osmanlı Sanayi Devrimi”.480. (Derleyen: İnalcık. Alâeddin. * Web siteleri: http://www. Enver. 07. Karakoyunlu Devletleri.41.11. “İslâm Felsefesinin Batı Düşüncesine Etkisi”. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu.. Edward C. * Tezler: Lekesiz. Halil-Seyitdanlıoğlu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara 2003. Ankara 2006. 429.org/ex/lists/maslow. 156-157.Bayram Ürekli-Ruhi Özcan). Hürriyet ve İtilâf Fırkası II.

use 1. At the paragraph indentation please use “TAB” key rather than “ENTER” or “RETURN”. French. The submissions should be written on word-processing programs such as Microsoft Word or the document (the “. The papers submitted for any symposiums or congresses can be published on condition that it has not been previously published and citing the name of the symposiums where the articles presented. The text shouldn't exceed 33 pages 10. Scientific and legal responsibilities of the published texts belong to the authors. Also you can communicate through the contact addresses. The texts written with the old (different) letters should be written on Universal Word or similar ones. If the article is written in the languages stated above. The titles. Articles sent for publication should have not been previously published in another journal. font size 11(9 font at footnotes).doc” texts) that is adaptable with PC and please send three paper complimentary copies of the texts in addition to the CD or floppy. the names. But if it is approved it can be published in English. Texts. Turkish abstract and key words are required.tiff” extension records of the materials used in the texts such as the pictures and the maps also should be attached to the texts. The “.5-line spacing.. German and Russian languages. No royalty payment for the articles. 7. The writers acknowledge that they will renounce their copyright. flush-right alignment.XII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH THE PURSUIT OF HISTORY -An International Periodical for History and Social Researchis published twice a year (in spring and in autumn) both in print and e-journal version. Leave 3 cm margins on left -and right and top and bottom. The above ones should be sent through the following contact address. one abstract written in any foreign language especially (French. The paper should be typed on A4-size paper. 3. Each article must include an abstract of not more than 200 words and 5 key words. German. is aninternational refereed journal and published twice a year (spring and autumn) 2. It is an international refereed journal. In Turkish articles. The submissions presented to the Journal based on Social Sciences especially Turkish history. The article that is arrived to the journal is sent to the three referees by the editor and the editor assistants in order to be examined in terms of . English and Russian) should be placed with 5 key words in addition to the Turkish abstracts and key words.surnames of the academicians. the association in which he/she is located. If any special typeface is used. Also pay attention to the pixel resolution (at least 300 pixel) adaptable with the printing technique and the size of the materials shouldn't exceed the size of the page. 8. Please do not syllabify at the end of the line.jpg / . The Pursuit of History -An International Periodical for History and Social Research. not even in a different language. Do not write the punctuation marks as adjacent to the last letter. Publication Principles 1. leave one letter space. 4. 5. 9. To adjust spacing before or after paragraphs leave “3 nk” and in addition to the page number. 6. The publication language of the journal is Turkish. please send the typeface character with the text. the e-mail addresses shouldn't be written on the texts. The main body of the text should be written in Times New Roman letters.

Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu. (İnalcık. (Demir. Karakoyunlu Devletleri. Both in text or footnote type reference can be possible. 2000: 120. 1410: 7b) * While attributing the archive documents.The whole tag can be cited in thebibliography (Ahmedî. (Demir. Köprülü.. 2000a: 156). one issue of the journal will be sent to the writer of the article. s. cite in the text just like the following sample. 2003: 28) * Please put hypen(-) on the resources with two writers. 13. Dergâh Yay. İsmail Hakkı.) Bibliography * Book: Uzunçarşılı.. . just only mention the date and the page number (1954: 77) * Two works of a writer that have been published in the same year can be distinguished by adding a letter to the publish date. The owner of the articles also downloads the text from the journal web site as PDF pattern Abstract. 14. The references used in text should be based on the following samples. 2000b: 17) * If the writers' surnames are similar as well as their publish date. 12. (İnalcık. (Bloch. page number stated as in the sample. The criterion for assessment is the appropriateness of two referee comments then the articles will be published in any issue decided by the journal management. 1864: 32'den aktaran.]. (Akgündüz-Öztürk et al. 2002: 157) * If the name of the writer is cited in the text. (İnalcık. MAD 7342: 25) * PS: Classical reference system can be used in some scientific branches that used mostly that system (Ali Birinci.the detailed version should be in the bibliography. Hürriyet ve İtilâf Fırkası II. 156-157. Faroqhi.” (İnalcık-Seyitdanlıoğlu. 2005: 28) * If more than one reference is preferred. Resource Attributes (References) * The references used in the text should be started from the relating point and in brackets. A. 2003: 46).TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XIII 11.and the leaf number should be stated as it is shown in the sample. after the name of author and translator put the abbrevaiton of [ms. H. the works should be cited in the same brackets from the older to the newer dated with semicolon.. main text. Following the publication. Ankara 2003. (BOA. then put the first letter of the names. Meşrutiyet Devrinde İttihat ve Terakki'ye Karşı Çıkanlar. Then following the headlines put colon (:) and continue to the text from the same line. 2003: 27) * If you don't find the resource that has been attributed in a text. the reference after footnote should be used as in the text on the explanatory footnotes. the surname of the writer. cite both of the resources in the following sample: (Tabaqat-ı Nasırî. the writer never demands for right. the other headlines should be written in bold type with the small letters except for the first letter.. İstanbul 1990. the publication year of the work. [yz. introduction.then after the surname use this abbreviation “et al. conclusion and bibliography are presented consecutively in a text. If you use the reference system in the text. Türk Tarih Kurumu Yayınları. If the assessment of the article is negative. Our periodical will be presented both e-journal and in print version. 1991: 19) * While attributing a manuscript.If the writers are more than two. But pay attention to the general consistency.]. 2006: 15). the academic competence. Main headlines should be big bold letters.

. Phoenix Yayınları 2006. M. ss.org/ex/lists/maslow.41. Konya. Ankara 1989. Halil-Seyitdanlıoğlu.. (Yayına Hazırlayanlar: Alâaddin AközBayram Ürekli-Ruhi Özcan).html. Phoenix Yayınları. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi. “İslâm Felsefesinin Batı Düşüncesine Etkisi”. Articles in a compilation work: Clark. Alâeddin. Web sites: http://www.439. “Osmanlı Sanayi Devrimi”. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi.2007. “Osmanlı ve Mûsiki”. Yüzyıllar). Konya 2003.Ankara. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Sayı 9. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu.09 Nisan 1999. ss. Article: Demirpolat. Enver. Selçuk Üniversitesi Basımevi. 29. Hulusi.XIV • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH * * * * * * Compilation: İnalcık.11. ss.480. Osmanlı İlmi Zihniyetinde Değişme (teşekkülgelişme-çözülme: XV-XVII.xenodochy. Announcements: Yavaşca. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. Halil-Seyitdanlıoğlu Mehmet). 07. Thesis: Lekesiz. Edward C. 467. Mehmet. Konya 2000. Ankara 2006. (Derleyen: İnalcık. 429. Uluslararası Kuruluşunun 700. history: 27.

TBMM HÜKÜMETİ’NİN İLK ULUSLARARASI ANLAŞMASI: “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE” THE FIRST INTERNATIONAL AGREEMENT OF TGNA GOVERNMENT: 20 DAYS TEMPORARY ARMISTICE Cihat YILDIRIM 57-70 İZMİR İNGİLİZ KONSOLOSLUĞUNUN SİYASİ FAALİYETLERİ KAP SAMINDA ERMENİ MESELESİ (1878-1914) THE ARMENIAN QUESTION WITHIN THE POLITICAL ACTIVITIES OF IZMIR BRITISH CONSULATE (1878-1914) Funda ADITATAR 71-88 ÇOCUK VE GENÇ İKBALİN ŞİİR DÜNYASINDA CHILDHOOD AND YOUTH IN IQBAL’S POETRY WORLD Hakan KUYUMCU 89-102 ASSUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞI’NDA ORTA ANADOLU’DA DİNSEL YAP I THE RELIGIOUS SITUATION IN THE CENTRAL ANATOLIA DURING THE ASSYRIAN TRADE COLONY PERIOD Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ .TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XV İÇİNDEKİLER 1-15 BİR HATT-I HÜMÂYUN YENİÇERİ TARİHİNİ ÖZETLEMEYE YETER Mİ? IS A HATT-I HÜMÂYUN ENOUGH TO SUMMARIZE THE HISTORY OF JENISSARY? Ahmet YÜKSEL 17-38 OSMANLI DEVLETİ’NDE ULAŞIM VE İLETİŞİMİN ÖRGÜTLENMESİ ORGANIZATION OF TRANSPORTATION AND COMMUNICATION IN THE OTTOMAN STATE Cemal ÇETİN 39-56 I.

XVI • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

103-108 ANKARALI AHİ MAMAK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA A RESEARCH ON AHI MAMAK FROM ANKARA M. Ali HACIGÖKMEN

109-124 ABBASÎLER İLE HAZARLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER ( VIII-IX. Y.Y.) THE RELATIONS BETWEEN THE ABBASIDS AND THE KHAZAR, (VIII-IX.CC) Mustafa DEMİRCİ

125-140 DUVARLAR ARASINDA ANTALYA YAHUDİ CEMAATİ-I ANTALYA’S JEWISH COMMUNITY WITHIN WALLS-I Mustafa ORAL

141-176 CUMHURİYET DÖNEMİNDE YAŞANAN KURAKLIK FELAKETLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME AN ANALYSIS OF THE DROUGTH DISASTERS IN THE PERIOD OF REPUBLIC Necmi UYANIK - Muhammed SARI

177-190 ALMAN ASKERÎ CEZA KANUNNAMESİNİN OSMANLI ASKERÎ CEZA KANUNNAMESİNE TATBİKİ EXECUTING OF GERMAN MILITARY CRIMINAL CODE ON THE OTTOMANMILITARY CRIMINAL CODE Nuran KOYUNCU - Salih KIŞ

191-196 TÜRK TARİHİNDE AN LU-SHAN VE DESTANI THE AN LU-SHAN’S EPIC IN THE TURKISH HISTORY Saadettin GÖMEÇ

197-214 AFYONKARAHİSAR’DA İLK TUNÇ ÇAĞI ÇANAK ÇÖMLEK KÜLTÜRÜ THE EARLY BRONZE AGE POTTERY CULTURE IN AFYONKARAHISAR Salih KAYMAKÇI

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XVII

215-234 II. DÜNYA SAVAŞI YILLARI’NDA UYGULAMAYA KONULAN TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİ VE KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ THE TAX ON AGRICULTURAL PRODUCTS IMPOSED DURING II. WORLD WAR AND ITS EFFECT ON THE PEASANTS Sevilay ÖZER

235-250 CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA ILGIN’DA GÖREV YAP AN ÖĞRETMENLERİN SOSYAL VE MESLEKİ P ROFİLLERİ THE SOCIAL AND PROFESSIONAL PROFILES OF THE TEACHERS IN ILGIN IN THE FIRST YEARS OF THE REPUBLIC OF TURKEY Seyit TAŞER

251-282 HIYANET-İ VATANİYE KANUNU’NUN MÜZAKERELERİ VE KABULÜ THE NEGOTIATIONS AND ACCEPTANCE OF THE LAW OF TREASON Yaşar ÖZÜÇETİN - H. Mehmet DAĞISTAN

XVIII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH •

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH -

Yıl: 2 0 1 1 , Sa yı: 5 Sa yfa : 1 -1 6

Ye a r: 2 0 1 1 , Issue : 5 Pa ge : 1 -1 6

BİR HATT-I HÜMÂYUN YENİÇERİ TARİHİNİ ÖZETLEMEYE YETER Mİ? Ahmet YÜKSEL∗
Özet Bu çalışmaya temel teşkil eden Hatt-ı Hümâyun; Sultan II.Mahmud'a (1808-1839), ayrıca 1815 senesine aittir. Hatt-ı Hümâyun’da birbirinden farklı iki hadiseden bahsedilmektedir. Bunlardan ilki Yeniçeri Ocağı'nın Bektaşîlikle olan münasebetine dair izler taşırken, diğeri imparatorluktan kopma emelinin peşine düşen Rumların istiklallerini kazanma yolundaki ilk kıpırdanışlarının Yeniçerilerde ve devlet merkezinde uyandırdığı akislere ilişkindir. Hatt-ı Hümâyun'un böyle bir çalışmaya konu olması ise; söz konusu hadiselerin aktarımından ziyade, Yeniçerilerin; onlar karşısındaki girift tavırlarına, tarihe karışmazdan yaklaşık 10 sene evvel geldikleri noktaya ve bilhassa gittikleri sonun kaçınılmazlığına bir kez daha şahit olabilmekten mülhemdir. Anahtar Kelimeler II. Ma hmud, Yeniçeriler, Bek ta şîlik , Rum Meselesi IS A HATT-I HÜMÂYUN ENOUGH TO SUMMARIZE THE HISTORY OF JENISSARY? Abstract The basis of this study, the Hatt-ı Hümâyun (the own writing of the Ottoman Sultan), belongs to Mahmud II’s (1808-1839) and the year of 1815. Two different events are mentioned in the Hatt-ı Hümayun. The first one had some tracks concerning the relation of the Jenissary Association with the Bektashi order and the other is the first movements of the Rums on the way of gaining their independence with the aim of seperating from the Empire and its reflections over the the Jenissaries and the center of the government. The existence of the Hatt-ı Hümayun in such a study based on the complicated attitudes of the Jenissaries, the point that they had reached 10 years before they disappeared and unfortunately witnessing their inevitable collapse once more. Key Words Ma hmud II, The Jenissa ry, The Bek ta shi order, The Rum Problem

Arş.Gör., Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. ahmetarih@hotmail.com

2 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

GİRİŞ: YENİÇERİLER VE BEKTAŞÎLİK Hadiselere geçmeden önce hakkında birkaç söz söylenilmesi gereken mevzu vardır ki Yeniçeri Ocağı ile Bektaşîlik arasında tesis edilmiş olan yakın münasebet bunların başında gelir. Rumeli'deki ilk Osmanlı yayılmasından itibaren fetihlerin devamının daimî ve muvazzaf bir ordu ile mümkün olacağının anlaşılması üzerine I. Murad zamanında teşkil olunan Yeniçeri Ocağı'na1 Bektaşîliğin hangi tarihte girmiş olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte Yeniçerilerin Bektaşîlikle alâkaları, oc aklarının kaldırılışına kadar sürmüştür. Bazı kaynaklar Yeniçeri Oc ağı’nın teşekkülünde Hacı Bektaş Veli’nin bizzat etkili olduğunu iddia etseler de oc ağın kuruluş tarihi ile Hac ı Bektaş Veli’nin yaşadığı dönem arasında bir uyumsuzluk olduğu Osmanlı kaynaklarından (özellikle Âşıkpaşazâde Tarihi'nden) hareketle ortaya konulmuştur. Dolayısıyla Yeniçeri Ocağı ile Bektaşîlik arasında bir bağın olduğunu, ancak bu bağın Hacı Bektaş Veli’den sonra ortaya ç ıktığını söylemek yerinde olacaktır.2 A.Y.Ocak'a göre; Yeniçeri Ocağı'nda Hacı Bektaş inanışı rastlantısal biç imde bir Kalenderî-Bektaşî temeli üzerine kurulmuştur.3 Rastlantı noktasında Oc ak'la hemfikir olan Hasluck da; Yeniçeri Ocağı'nın kuruluşu ile ilgili olarak Hac ı Bektaş'ın adına bağlanan söylenceyi; onu kendilerinin "pir"i, tarikatı da ruhanî dayanakları gibi görenlerin Yeniçeri Ocağını bu tarikata bağlı tutmaya yönelik bir "kurgu"su olarak kabul etmiştir.4 Melikoff ise böylesi fetihlerin gerçekleştiği, her şeyin sultanın adına ve onun iradesi ile olduğu bir dönemde Hac ı Bektaş adının Yeniç eri Ocağı'na bağlanışını Bektaşîlerin bir "kurgu"su saymanın, Osmanoğulları'nın ağırlığını ve hanedanın elinde bulundurduğu yaptırıcı gücü küç ümsemekten başka bir şey olmayacağı görüşündedir.5 Aslında devrin özelliklerine şöyle bir göz atınca meseleye dair daha sağlıklı tespitlerde bulunmak mümkün olac aktır. Şöyle ki, 13.yüzyılda kurulan her yeni sınıfın, yaşamış ve geç miş ya da hayalden doğmuş erenlerden birini kendisine pir sayması fütüvvet temellerindendi. Osmanlı Devleti’nin ilk temsilcileri de fütüvvet yolundandı. Bu nedenle fütüvvetin seyfî (kılıçlı) kolunun teşkilatlanması sonuc u ortaya ç ıkan Yeniç eri Oc ağı da Hacı Bektaş Veli’yi kendisine pir seçmişti. Buradan hareketle Yeniçeriler, oc aklarına Hacı Bektaş Ocağı adını verdikleri gibi kendilerini de Ha cı Bekta ş köçeği diye tanıtmaktan övünç duymuşlardır. Bektaşîlikle artan ilişkilerinden sonra zamanla Yeniç eriler; Taife-i Bektaşîye, Gürûh-ı Bekta şîye, Zümre-i Bekta şîya n, Oca ğ-ı Bekta şîyan şeklinde anıldıkları gibi ordudaki rütbeler de silsile-i ta rîk-i Bekta şîya n şeklini almıştır. Yeniçeri Ağası'na da Ağa-yı Bektaşîyan adı verilmiştir. Yeniç erileri sevmeyen, onların zorbalığa varan hareketlerini tasvip etmeyenler ise, onlar iç in
1 2

3

4

5

Ocak hakkında daha fazla bilgi için bkz. Mücteba İlgürel, “ Yeniçeriler” , MEB.İ.A, XIII, Eskişehir 1997, s.385-395. Meselenin kısa bir tartışması için bkz. Kemal Da şçıo ğ lu, "Yeniçeri Oca ğ ı ve Bekta şî Zaviyelerinin Kapatılması", Gazi Üniversitesi Hacı Bekta ş Veli Ara ştırma Dergisi, sy.34, Ankara 2005, ss.307–315. Ahmet Ya şar Ocak, Osmanlı İmparatorlu ğ u'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII.Yüzyıllar), Ankara 1992, s.211212 vd. F.W. Hasluck, Christianity and Islam under the Sultans, 2 c., Oxford 1929 (Clarendon Press), s.489-93'ten naklen İrene Melikoff, Hacı Bekta ş Efsaneden Gerçe ğ e, Çev: Turan Alptekin, İstanbul 1998, s.136. Melikoff, Hacı Bekta ş..., s.136.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 3

Gürûh-ı Bektâşîyan tabirini kullanmışlardır. Bu da gösteriyor ki; Yeniçerilik, halkın gözünde Bektaşîlik demek olmuştur.6 İlber Ortaylı, Bektaşîlik ritlerinin, Hacı Bektaş-ı Veli'nin Yeniçeri oc ağının piri olması hususunun ve geleneğin dışında; Yeniçerilerin Bektaşîlik görüş ve ayinleri ile ne derecede yakın alakaları olduğunun halen etraflıca ve ikna edici bir biçimde ortaya konmuş olmadığı iddiasındadır. O’na göre; son devirde Bektaşî derviş ve babalarının bazılarının Yeniçerilerle yakın gündelik ilişkisi olmuştur; ama bu, oc ağa mensup asker ve zabıtanın bu tarikat ve onun tekkeleriyle ne kadar yakın ilgisi ve aidiyeti olduğu konusundaki temel soruları c evaplamaya yetmez.7 Nitekim S uraiya Faroqhi de Yeniçeriler ve Bektaşîler arasındaki ilişkiye dair elde bulunan belgelerin yok denecek kadar az olduğuna dikkat çekmektedir.8 Öte taraftan Ahmed Cevdet Paşa, Bektaşî Babalarının Yeniçeri birliklerine vaizler olarak eşlik etmiş olduklarını, Hacı Bektaş'ın resmî bir temsilc isinin sürekli olarak 94.ortanın9 kışlasında yaşadığını, bu temsilc inin tarikatın başındaki şahıs tarafından atandığında İstanbul'a gelerek düzenlenen bir törenle Yeniçeri Ağa'sı tarafından kendisine taç giydirildiğini kaydetmiştir.10 Velhâsıl, Yeniç erilerin Bektaşî tarikatı ile olan ilişkilerinin boyutlarını tam manâsı ile ortaya koymanın güçlüğü her ne kadar ortada ise de tarikatın ocak iç erisindeki etkisinin yadsınamayacak bir derecede olduğu da aşikardır. Mesela Yeniç eri birliklerinin bir üyesi olarak yazılan her bir askerden Hac ı Bektaş Yolu'na iman yemini alınmıştır.11 Yine Yeniçerileri etkileyen pek ç ok Bektaşî sembol ve motifi olmuştur: Yeniçerilerin harbe giderken Bektaşî gülbanklarını (dua-ilahi) tekrar ettiklerinden, yanlarında taşıdıkları cönk defterlerinde Bektaşî büyüklerinin menkıbelerini anlatan çok sayıda velâyetnamenin de yazılı olduğundan bahsedilmektedir.12 I.ESKİ ÂDET, YENİ RİCÂL Başta S ultan olmak üzere Şeyhülislam, Sadrazam ve Yeniçeri Ağası gibi imparatorluğun en ileri gelen dört isminin söz konusu Hatt-ı Hümâyun'daki hadiselerde kendisini bütün çıplaklığıyla gösteren Yeniç eri zorbalığı karşısında neden o kadar sessiz kaldıklarını anlayabilmek için; öyle çok fazla kaynak taramasına ge6

7 8 9

10 11 12

İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti Te şkilâtından Kapıkulu Ocakları, I, Ankara 1984, s.144; John Kingsley Birge, Bekta şîlik Tarihi, İstanbul 1991, s.85; Da şçıo ğ lu, "Yeniçeri Oca ğ ı ve Bekta şî Zaviyelerinin Kapatılması", s.3. İlber Ortaylı, "Tarikatlar ve Tanzimat Dönemi Osmanlı Yönetimi", OTAM, sy.6, Ankara 1995, s.282. Suraiya Faroqhi, Anadolu'da Bekta şîlik, İstanbul 2003, s.82-83. Orta; Yeniçeri te şkilâtında bölük/tabur yerinde kullanılan bir tâbirdir. Yeniçeri ortalarının sayısı zaman zaman artırılmış, son zamanlarda ise 196'ya kadar çıkarılmıştır. Ortaların mevcudu azalmış ve ço ğ almış oldu ğ u halde 196 adedi nihayete kadar sabit kalmıştır. İlk zamanlarda her Yeniçeri ortası; altmış, yetmiş kişiden müte şekkilken daha sonraları bu sayı yüze kadar çıkarılmıştır. Ortalarının her birinin ayrı ayrı bayrakları ve ortalarına mahsus alâmetleri olmu ştur. Bkz. Mehmed Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü, I, İstanbul 1993, s.730; Uzunçarşılı, ...Kapıkulu Ocakları, s.155-56. Ahmed Cevdet Pa şa, Tarih-i Cevdet, XII, (Üçdal Ne şriyat), İstanbul 1966, s.234–235. Birge, Bekta şîlik Tarihi, s.86. Osman Eğ ri, "Yeniçeri Oca ğ ının Manevi Eğ itimi ve Bekta şîlik", Gazi Üniversitesi Hacı Bekta ş Veli Ara ştırma Dergisi, V/10, Ankara 1999, ss.173-196.

Yeniçerilerin küçük zabitlerinden birinin unvanıdır. Pakalın.Mahmud'un ölümüne kadar. Tam da bu sırada eşkıya Yeniçeriler. Kapı. Tarih Musahabeleri. Osmanlı Tarih Deyimleri. s. yani altı buçuk sene süreyle ikinci defa sadrazamlığ a getirilecektir. 35 ya şlarında iken defterdarlıktan vezirlik rütbesi ile birden bire sadrazam oldu ğ unda ıslahat ve ilerlemeye taraftar ve devletin nizamlarının yenile ştirilmesine hevesli göründü ğ ünden. yoldaşlarının zindandan çıkarılmasını talep ettiklerinde cesur bir adam olan S eyit Mehmed Efendi onları azarlamıştır. 22 Mart 1815 tarihinde Şeyhülislâm tayin edilmiştir. Ankara 1985. İstanbul 2008. ayrıca Kallavi hikâyesi için bkz. Ağ a Kapısı: Yeniçeri a ğ alarının bulundu ğu resmî daireye verilen addı. bir isyan hareketine hazırlanmışlardır. akıllılığ ı ve a ğ ırba şlılığ ı ile Abdülmecid Han'ın yanında da itibarını bir kat daha arttıracak. Sicill-i Osmanî.953. Bu vakıanın tarihi Sicill-i Osmanîde Şubat 1815 olarak kaydedilmiştir.. Her ortanın ayrı ayrı ustası vardı. yeni Sultan ne zaman sıkılsa pa şayı sadrazamlığ a getirecektir. Bu izahattan sonra sözü Ahmed Cevdet Paşa'ya bırakmanın zamanı geldi.7-10. Abdurrahman Şeref Efendi. Mehmed Süreyya. Yeniçeriler karşısında devlet ric alinin iç erisine düşmüş olduğu korkuyu anlamak ç ok kolay olmayac aktır. zamanında resmî daire demek oldu ğ u için Ağ a Kapısı da Ağ a Dairesi demekti. İstanbul 1993. Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi de hiç bir gayret göstermediğinden azledilmişlerdir.. daha doğru bir ifade ile Yeniçerilerce yaşatılmış. Zeynelâbidin Efendi18 de Şeyhülislamlık makamına getirileceklerdir. Bkz.552. o me şhur "Kallavi Hikâyesi'nin" ba şkahramanlarından olan Mehmed Emin Rauf Pa şa'nın a ğ ırba şlı. Rauf Pa şa. Ağa Seyit Mehmed Efendi'yi öldürmüşlerdir. gayet tutucu. Osmanlı Tarih Deyimleri. Yeni Ağa olarak kimin tayin olunduğu ise maalesef tespit edilememiştir. 6 gün kaldığ ı bu makamdan "Softalar Vakası".. Bunun üzerine sıranın kendilerine gelmekte olduğunu düşünen öteki ustalar Ağa aleyhine birleşip. İstanbul 1996.. Ahmed Cevdet Paşa tarafından da bir güzel kaydedilmiş olayları hatırlatmak. çok tecrübeli. Aksi takdirde. (Seyyid Mehmed) Zeynelâbidin Efendi Nakîb-ül-Eşrâflıktan ma'zul bulundu ğ u sırada. diğerleri de zindandaki mahpusları ç ıkarmışlardır. Hatt-ı Hümâyun'daki olayların yaşandığı 1815 senesine dair hadiselerden bahsederken merkezî otoritenin tesisi için Yeniçeri Ağası Seyit Mehmet Efendi'nin asi Yeniçerilere ve ustalarına13 karşı girişmiş olduğu müc adeleye de yer ayırmıştır. Yeniçerilerin taraftarlığ ını yapan Hâlet Efendi'nin kin ve dü şmanlığ ına hedef olarak 1817'de azl ve Sakız'a sürgün edilmiştir. onu Ağa Kapısı'na14 doğru götürmüşler. Bkz. 10 ay. Ağa asileri birer bahane bularak ortadan kaldırmakta. bir kısmını idam ettirirken.281. Ölüm tarihi 1859 olan Mehmet Emin Rauf Pa şa'nın hayatı ve faaliyetleri ile ilgili daha fazla bilgi. "Vaka-i Mum" veyahut "Mum Gavgası" gibi . I. s. III. Sonra affolunarak 15 sene Anadolu'da eyaletlerde (vali olarak) dola şmıştır. Kendisi. bilgili. onurlu. Buna göre. II.16 Bu yaşananlardan sonra Mehmed Emin Rauf Paşa17 S adaret'e. Bu doğrultuda Ağa'nın yanına varıp. Tophane Ocağı'na haber yollayarak zorbaların yola getirilmesi için onları Ağa Kapısı'nı basmaya teşvik etmişse de ric alden bazıları bunu geciktirmişlerdir. III. Bunun üzerine Sadrazam. 2 sene. bir kısmını da boğdurmak niyetiyle zindana attırmaktadır.. Pakalın. Ağa'nın azli caiz olmaz. Ustanın vazifesi a şçıba şılıktı. s. Bundan dolayıdır ki zorbaların bir kısmı Ağa'nın yakasından tutarak. Ahmet Cevdet Pa şa. s. Yay.4 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rek duymadan mevzubahis hadiselerden sadece birkaç ay evvel yaşanmış. Böyleleri bela la rını bulur" diyec ektir. Haz: Nuri Akbayar. s. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi.15 Bu olayda Hurşit Paşa'nın gösterdiği gayretler yeterli görülmediğinden. Durum Padişah'a aks edince "böyle birta kım rezillerin zoruyla. Yeniç eriler kendisinden Ağa'nın azlini isteyeceklerdir. Abdurrahman Şeref Efendi. (İlgi Kültür Sanat Yayıncılık).23. ancak cesaretsiz bir kimse oldu ğ undan bahseder. Sadrazam Hurşit Paşa bu hareketten vazgeçmeleri için zorbalara haber gönderdiğinde. 13 14 15 16 17 18 Usta.. Sadrazam Re şit Mehmed Pa şa Konya Sava şı'nda Mısır askerine esir dü ştü ğ ünde Mehmed Emin Rauf Pa şa 1832 tarihinde Sultan II. çalışmanın sonuna kadar da onları zihnin bir kenarında tutmak elzemdir. Bkz.

Haydar Baba'yı huzuruna çağırttıktan sonra Bâbıâli'ye göndermiştir. Haydar Baba'nın o sıralar Osmanlılar ile harbe tutuşmuş olan İranlılara21 c asusluk hizmetinde bulunduğu iddia ediliyordu. Osmanlı İmparatorluğu'nun en tepesindeki isimlerden dördü böyle bir araya gelince konu elbette devlet meseleleri olac aktır. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi. onlardan neden bu kadar ç ekindiklerini de açıklamaya yardımcı olacak yakın tarihli örneklerden diğer birkaç ıdır. İstanbul 2002. ortaya alınarak Şehzade Camii yakınındaki Yeni Odalar'da kalmaları sa ğ lanmıştı. s. (Şeyhülislâm Efendi'nin hayatı ve ayrıca "Mum Gavgası" ile ilgili olarak bkz. lezez ve re şen" denilirdi. Osmanlı Tarih Deyimleri. Onun anlattıklarına bakılırsa. Yeniçeriler. Ağa da toplantının hemen ardından bir yolunu bulup. 1591 senesinde şeyh ile birlikte sekiz Bekta şî dervişi 99.151). II. S adrazam ve Yeniç eri Ağası. Yeniçerilere verilen maa ş. V. aylık yerinde kullanılır bir tâbirdir. bu sayede şimdiye kadar izahına gayret edilen birçok hususu ç alışmanın akışında daha aç ık ve c anlı bir şekilde takip edebilmek mümkün olac aktır. s. do ğ uya do ğru ödünler elde etmek ister ve Irak’a saldırılarda bulunur. 1815’ten sonra Rusların itelemesiyle. Bunun üzerine Bâbıâli'den derhal Ş ark Orisimlerle me şhur hadiseden sonra. Çev: Derin Türkömer. Çev: Server Tanilli. ortası veya bölü ğ ü Hacı Bekta ş şeyhinin ocak nezdindeki vekiline mahsustu.S elim ile Alemdar Mustafa Paşa'nın katledilmeleri de II.. kapıkulu ocaklarından olan diğ er askerlerinki ise ya kendi kışlalarında veyahut Sadrazam divanında tevzi olunurdu. Fetih Ali Şah. "sûret-i ha kdan" görünerek kışlalarda eğlenmesi yalnızca İran'a casusluk etmek ve ortalığı fesada vermekten başka bir şey değildir.. 1818 senesinde azledilmiştir. Bu nedenle de büyük ulema tarafından daima küçük görüldüğ ünden bahsetmektedir. Hûkeşan denilen bu duacı bölü ğünün vazifesi. Kaçarları iktidara getirmiştir. hem de Ş eyhülislam Efendi tarafından. Fetih Ali Şah tahta çıkacaktır. S ultan II. II. Nitekim aralarında süren sohbet esnasında söz Yeniç eri bölüklerinden 99'un kışlasında20 ikâmet etmekte olan İranlı Bektaşî Haydar Baba’ya gelmiştir. Haydar Baba denilen şahıs daha önce kendileri sefaretiyle İran'a gittiğinde o ülkenin vekilleriyle anlaşma yaparken görülmüştü.288. Bunun yerine daha çok "ulûfe" tabiri kullanılmıştır.yüzyılın sonundaki siyasal gelişmeler İran’da yeni bir hanedanı. Mevacip.Mahmud ve Sadrazam Mehmed Emin Rauf Paşa'nın karşılarındaki tehlikenin boyutlarını anlamalarına. İddiadan da öte bizzat görülmüştü. Ayrıca III. yenilenen bu ricalin yenilenemeyen Yeniçerilerden neden o kadar sindiklerini anlamak daha da kolaylaşacaktır. Godfrey Goodwin. Bkz: Ahmet Cevdet Pa şa. (Osmanlı Devlet Erkânı). Dolayısıyla onun Osmanlı ülkesine gelip. Bekta şîlerin simgesi olan teber (iki ba şlı balta) bu orta tarafından da simge olarak kabul edilmiştir. Bkz.Mahmud'un huzuruna çıkmışlardır.157. Yeniçerilerin mevacibi Divan-ı Hümâyunda. İsmail Hâmi Danişmend. kanaat o ki. Mevacip merasimle da ğ ıtılırdı. s.. Pakalın. 18. İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. bu çalışmaya konu olan olayların seyrinde.495. Bkz: Robert Mantran. Bu iktidar 1794’ten 1925’e de ğ in ülkenin başında kalacaktır. sabah ve akşam ordunun selâmet ve muvaffakiyetine dua etmekti. Bkz. İstanbul 2008 3. Mevacip üçer aylığ ı bir arada olmak üzere verilir ve bunlara "masar. Bütün bu aç ıklamalardan sonra nihayet zikrolunan hadiselerin aktarımına geçmek. 19 20 21 . YENİÇERİ KIŞLASINDA BİR BEKTAŞÎ BABASI Yeniç erilerin maaşlarını dağıtmak için tertip olunan 1815 senesine ait bir mevac ip19 merasiminden sonra Şeyhülislam Efendi. İstanbul 1971. Zeynelâbidin Efendi'nin kendisinden önce azledilen Dürrizade Efendi'nin yerine iltimasla Şeyhülislamlık makamına gelmiş oldu ğ undan yerini dolduramadığ ını kaydetmiştir. recec. 1795’te. II. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi (XIX. Ahmed Cevdet Pa şa. s.Yüzyılın Ba şlarından Yıkılışa). Tevkif olunmasına gerek duyulmaksızın ivedilikle İran'a gönderilmesinin uygun olacağını da ilgililere iletmiştir.34. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 5 İşte böylesi bir hadiseden sonra. İşte söz konusu sohbet esnasında Haydar Baba'nın İran c asusu olduğu ve diğer İranlılar gibi ülkesine gönderilmesi gerektiği Yeniç eri Ağası'na uzun uzadıya anlatılmıştır. Yeniçerilerin 99.

Sultan II. Görüldüğü üzere. Haydar Baba'nın İstanbul'dan sürgün edildiği haberi kışlalarına ulaşınc a başlayan homurdanmalar Yeniçerilerin alınan karardan neden memnun olmadıklarını. Velhasıl. aynı zamanda kararın neden bu kadar hızlı bir bürokratik manevra ile ic raya konulduğunu açıklamaya yetecektir. Onlar için önemlilik makamda değil. Esasında Yeniçerilerin daha evvelki zorbalıklarına bakılarak da bu sorulara c evaplar üretebilmek zor olmasa gerektir. tabi bunun Yeniç eriler için bir önemi yoktu. kaldırılmasının neden gerekli. ulemanın en tepesinden süzülüp gelmişti. kendi bildiklerine veya inandıklarına uygun olup olmamakta idi. Yoksa Yeniçeriler Haydar Baba'nın casus olduğuna dair söylemleri II. Ağanın onları tatmin edecek bir cevap bulabilmek için bütün ikna kabiliyetini ve edebî marifetlerini ortaya koymaya çalışması da zorbalığa açık davetiye. Oysa Osmanlı tarihinde c asusluğu sabit olan şahsın hayatını sürdürebilmesi ç ok olağanüstü şartlar dâhilinde anc ak mümkündür. Haydar Baba'ya yapılan muameleden duydukları memnuniyetsizliği ifade etmek.Mahmud'un da bunda niç in o kadar ısrarc ı olduğuna ve Bektaşîlikle olan yakın ilişkilerinin varmış olduğu noktaya ilişkin bazı örneklere. ç are- . Yeniçeri zorbalığı/eşkıyalığı diye ayyuka çıkan olguyu dolguda herhangi bir eksikliğe yer bırakmayac ak boyutlara ulaşmıştır. sürgün edilmesine dair bir de makul c evap alabilmektir. Paşa. Haydar Baba'nın kendisi tarafına ulaştırılmak üzere bir tatara teslim olunarak İstanbul'dan yola ç ıkarılmış olduğu haber verilmiştir. Mahmud’un oldukça gizli olarak sürdürec eği bir müc adelenin zeminindeki hafif kıpırdanışlardan birisi olarak mı değerlendirmişlerdi? Üstelik c asusluğa dair söylentiler sultandan değil. Anlaşılan o ki. Baba'nın koluna girip. casusluk faaliyeti iç erisinde bulunuyor olması Baba'larının İstanbul'dan sürgün edilmeleri noktasında Yeniç eriler iç in tatmin edici bir gerekçe oluşturmamıştır. bu yaşananların satırlara dökülmesinin de başlıca nedenini teşkil etmiştir. buna göre. aynı usul üzere de İstanbul'dan uzaklaştırılsa ne olurdu? Yeniç erilerin hadisenin akışında sergileyecekleri tavır bu soruları cevaplamaya yetec ektir. Yeniçerilerin akıllarına yatmayan veya akıllarının yatmadığı her meseleye dair artık herkesten sual sorabilecek yetkeyi kendilerinde bulmaya başlamaları. Bektaşî Babası hızlı bir askerî-bürokratik çalışma neticesinde Yeniçeri kışlasından kaçırılmıştır. onu huzurlarına getirse. Zaten Yeniçeri kışlalarındaki büyük hareketlilik de bundan sonra başlayac ak. Peki devletin en tepesindeki makamlar niç in böyle bir koşuşturmaca ve telâşe içerisinde bu kaçırma hadisesine girişmişlerdi? Emretselerdi de birkaç Yeniç eri. Haydar Baba'nın durumuna dair karar da Rauf Paşa'nın iradesine bırakılmıştır. Haydar Baba'yı ya İran'a gönderec ek ya da Erzurum'da tevkif edec ekti. kaldırılışının arifesinde bir kez daha şahit olabilmek gayesinden hâsıl olan esinti. Ancak söz konusu hadiselerin seyrinde Yeniç eri teşkilatının kuruluş gayesinden ne kadar uzaklaştığına. hemen aralarından seç ilen kırk elli kadar Yeniç eri ustası Ağa Kapısı'na gelip dayanacaktır.6 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 dusu S eraskeri Rauf Paşa’ya. Niyetleri.

yine Haydar Baba'nın casusluğunun saptanılmışlığından bahisle başlayacaktır: “Onun kışlalarda eğlenmesi İran'a casusluk ve ortalığı fesada verme amac ından başka bir şey değildir. Bâbıâli'nin cevabı ise. Dolayısıyla bundan sonra kışla iç erisinde oturup kesinlikle taşraya ç ıkmamak üzere. Bu tarihe kadar Şeyhülislamlar kendi sahasına giren işleri oturmakta oldukları konakların selamlık kısmında görürler veya ayrı bir yer kiralayarak emrindeki memurlar ile beraber orada hizmetlerini devam ettirirlerdi. Zaten İranlı ile Osmanlı arasında var olan savaş halinden dolayı İranlılar İslam askerine kurşun atmaktadırlar.” Yeniç eri Ağası’nın bu sözlerine karşın ustalar hiç çekinmeden “İranlı olsa bile. Bunu yukarıda Şeyhülislâm Dairesi olarak yazmaktaki gaye ise sadece onun resmî tarafını vurgulamak içindir. gelsin 22 23 24 BOA. Lakin ertesi gün Şeyhülislam Dairesi'nde meclisin toplanmasını beklemeden Ş eyhülislam Efendi ile Sadrazam bir araya gelmişlerken Yeniç eri Ağa'sını da yanlarına ç ağırttıracaklardır. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. Murat Akgündüz. İstanbul 2002. "Bâb-ı Vâlây-ı Fetva" veya "Bâb-ı Fetvâ-Penâhî" tabirlerinden kasıt Şeyhülislâm'ın ikâmet etmekte oldu ğ u konaktır. Hal böyle iken şimdi o milletin mensubu olan "herifi" yanınızda barındırmak. bir sonraki gün (Pazartesi) Ş eyhülislam Dairesi'nde23 meclis günüdür24 . Osmanlı Devletinin İlmiye Te şkilatı. Üstelik İran milleti Osmanlılarla beraber bütün Müslümanlara karşı ihanet ve kötü işler etme konusunda kâfirlerden daha fenadırlar. Yeniçeri Oca ğ ı'nın kaldırıldığ ı 1826 senesine kadar müstakil daireleri yoktu. Ankara 1988 3. orada Şeyhülislam Efendi ile söyleşilip gerekli olan cevap kendisinden alınarak Ağa'ya iletilecektir. gerekse 1826 senesinden evvelkilerde geçen "Bâbı Me şîhat". Hatt-ı Hümâyun. S öze. bu. ŞEYHÜLİSLAM VE SADRAZAMIN MESELEYE YAKLAŞIMLARI Ustalarla gerçekleşen bu konuşmanın ardından Yeniçeri Ağa'sı durumu başyazıcısı ile Bâbıâli'ye iletecektir. Cuma namazı münasebetiyle murafaa vakti pek dar oldu ğ undan murafaanın Perşembe ve Pazartesi günleri olmasına karar verilmiştir. Hal böyle iken bu tarz adamların İstanbul'da durması c aiz midir? Bilhassa Padişah'ın ocağı olan Yeniçeri kışlasında ikamet etmesi hiçbir şekilde caiz değildir.22 III. 284/17078. gerek ilgili vesikada. . Şeyhülislâmların. Cuma ve Çarşamba günleri yapılmaktayken. İşte Yeniçeri Oca ğ ı'nın kaldırılmasında sonra kumanda merkezleri olan Ağ a Kapısı Şeyhülislamlığ a tahsis edilmiştir. bu adamın kendileri açısından Bektaşîlikte saygı duyulac ak bir konumda bulunduğunu ve bir vakitten beri kışlalarında ikamet etmiş olması münasebetiyle onun hakkında münasip görülen muamelenin de hazmedilecek bir tarafının olmadığını ifade edeceklerdir. şeklindedir. İranlıların kadınları için şer'an c aiz olmayan bir husustur.) Dolayısıyla. (Bkz. Müslümanlara kurşun sıkmaktadırlar.104-105. Dolayısıyla böyle bir adama sahip ç ıkılmasının uygun görünür bir tarafı yoktur. Bkz.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 7 sizliğin de koyu alametidir: “Haydar Baba denilen adam bir İranlı ve İranlının İstanbul'daki c asusu idi. Osmanlı Devletinde Şeyhülislâmlık.211-212. Haydar Baba'nın kışlaya iade edilmesinde son derec e ısrarlı olduklarını ayan beyan dile getirmekten de geri durmamışlardır. s. s. Ağa'nın davete icabetiyle Ş eyhülislam Efendi meseleye dair görüşlerini kendisine bir kez daha ayrıntılı bir şekilde izah edec ektir. Hatta esir edilen kâfir kadınlarını c ariye tutmak uygun ise de. Zaten İranlılar Osmanlılara harp ilan ederek İslam hudutlarını tec avüze yeltenmekte. "Huzur Muhakemesi" veya "Huzur Murafaası" da denilen söz konusu toplantılar haftada iki defa. İsmail Hakkı Uzunçarşılı.

Yeniçeri kışlalarına oda denilmekteydi. Hatt-ı Hümâyun.152-153. Tatar.. Edirne'deki bu odalar İstanbul'un daimî surette merkez oldu ğ u zamana kadar Yeniçerilere mesken olmu ştur. Uzunçarşılı. topluc a Ağa Kapısı'na dayanma arzularını dile getirmektir. bu sayede Haydar Baba'nın salıverilmesi sağlanılac aktı. Haydar Baba meselesini meydana koyup.Kapıkulu Ocakları. Neticede böyle kalabalıklarla muhataplarının içlerine kadim korkudan salınac ak. Anc ak içlerinden yirmi otuz kadar Yeniçeri ustası ve odabaşısı26 Haydar Baba ile ilgili isteklerine dair ne yönde bir cevap verilmiş olduğunu sual etmek iç in Yeniç eri Ağası'nın huzuruna çıkacaklardır. pek çok hadiselere sahne olmu ştur. Haydar Baba'nın Bektaşîlik anlayışına göre manevî evladı olan ve hala onun serbest bırakılması emeli peşinde koşan birkaç Yeniçeri ustası Şeyhülislam divanından sonraki gün. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. yolculuk esnasında çok şiddetli bir şekilde hastalanan Haydar Baba'nın vücudundan kan zuhur etmiş olduğundan. Ağa Kapısı'nda. Bu nedenle o gün için istediklerini gerçekleştirebilecek vakti bulamayacaklarına kanaat getirerek planın uygulanmasını bir sonraki güne bırakac aklardır. yani S alı günü "bu hususda bazı söyleyeceğimiz var" diyerek diğer ustaları ve oc aklıları öteden beri bir toplantı salonu ve her karşı çıkış eylemlerinin ilk hareket noktası olarak kullanmaya alışkın oldukları Orta Cami'ye toplayac aklardır. Lakin olayın plan kısmını tertiple fazlaca meşgul olduklarından gün akşam olacaktır. diğer ocak efradını da kendilerine uydurarak. s. tezkiresinde. 284/17078.. Askerlik daimî oldu ğ undan ocak mensupları ilk devirlerde ergen yani bekâr idiler. onun için bunlara mahsus odalar yaptırılmıştı. şer'an da buna müsaade edilmesi katiyen mümkün değildir. bu sebeple Eskişehir yakınlarındaki Günyüzü Menzilhanesi'nde kendisinden geçmiş bir vaziyette yatıp kaldığından ve hastalıktan kurtulduğu vakit tekrar yola koyulacaklarından bahsetmekteydi. Yeniçerilerde her orta veya bölü ğ ün oda denilen birer kışlası vardı: Eski ve yeni odalar içinde tarihçe en me şhuru yeni odalar olup. Gaye. .” Ş eyhülislam Efendi'nin böylesi kesin ve keskin sözlerinden sonra Sadrazam da Yeniç eri Ağa'sına aynı şekilde c evap verec ektir.8 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yine bizle eğlensin demek Yeniçeri Ocağı'na yakışır bir şey olmadığı gibi. Mec lis dağıldıktan sonra Bâbıâli'ye dönüldüğünde Haydar Baba'yı Rauf Paşa nezdine götürmekle vazifeli tatardan gelen bir tezkire Tatar Ağası tarafından S adrazam'a iletilmiştir. (Bunu çalışmanın ileriki merhalelerinde de görmek mümkündür). sanki müptelası olunan bir hareketin hazırlıkları iç erisindedir. YENİÇERİ CEP HESİNDEKİ GELİŞMELER Haydar Baba'nın Erzurum'a uzanan yolculuğunun seyrindeki gelişmeler bu yönde iken gelen istihbarî bilgilere göre Yeniçeri Ocağı'ndan yükselen sesler hiç yabanc ı değildir: Geceleyin hızlı hızlı hareket eden o bilindik ayak/yemenî sesleri. Ağa da Ş eyhülislam Efendi'nin meseleye dair fetvasını kendilerine iletecektir: "Bu herifi istishâb itmek şer'an ve diyâ neten câ iz 25 26 BOA. Yeniçerilerin yeni odaları Aksaray'da. ilk Yeniçeri odaları Edirne'de bulunuyordu.25 IV. . 241. meselenin muhatabı Bâbıâli'dir şeklinde bir not ile karşılaşabilme ihtimalini de göz önünde bulundurmuş olacaklar ki ikinci istikametlerini Bâbıâli olarak belirlemişlerdir. eski odaları da Şehzadeba şı'nda idi.

Zaviye ve Hânkahları hakkındaki 1784 tarihli bir vesikada. BOA. a şevi ve öteki yapılarla Bekta şiliğ in merkezi haline gelen Pir Evi'nin ne zaman kuruldu ğ u ve örgütsel bir bütünlük kazandığ ı tam olarak belli de ğ ildir. farklı öneriler ortaya atanlar olacaktır: Haydar Baba'nın kışlaya girmesine madem müsaade olunmuyor.29 27 28 29 Pir Evi. Bedri Noyan. işlerine gelmez. İstanbul 1998. Balım Sultan'ın da önemli katkıları ile 16. Üsküdar merkez ve civarı ile Anadolu sahillerine ayrılan bölümde gösterilen Nerdibânlı/Nerdübânlı (Merdivenli) Köyü'nde Gadni Dede Tekkesi'nin bulundu ğ u kaydedilmiştir. Bütün Yönleriyle Bektâ şîlik ve Alevîlik. Dergâh. Nevşehir'e ba ğ lı Hacıbekta ş ilçesinin tam ortasında yer alan dergâh hakkında kullanılmakta olan bir tâbirdir. bürokrasisi ve askeriyesinin en tepesinde bulunan şahısların Yeniç eri zorbalığından çekindikleri için sarfına cesaret edemedikleri bu sözleri "ehl-i ırz" Yeniç eri ustası bir ç ırpıda söyleyivermiştir. Ancak söz konusu gelişmenin. Hatta iç lerinden dördü beşi kalıp. I. (Bkz. Güya. tekke de Şahkulu Sultan Dergâhı adını almıştır. iç lerinde hala ayak direyenler. XIII. Anlattıklarına göre. Siz dahi bildiğiniz ulemâ'dan sorun. Yeniç erilerin Haydar Baba'nın serbest bırakılması yönündeki ısrarlarını ortaya koyan bu teklif hem Yeniç eri Ağası hem de konunun diğer muhataplarını terletec ek türdendir. böyle ceva b virildi. Eğer cevâzına da ir bir mesele öğrenir iseniz ha ber virin… İşte mukîm fetâ vâ -yi penâ hîdir. tam da bu misalde olduğu gibi. Ermeniymiş” bunda kendilerini ilgilendiren bir taraf da yokmuş. . İstanbul'un Tekke. Yoksa adam “Acemmiş. akıllarına yatmaz ise Şeyhülislam fetvasının Yeniçeriler iç in bir anlam ifade etmediği ç ok zamanlar yaşanmıştı. Haydar Baba'ya arka ç ıkanlar iki Yeniçeri ustasından başka kimse değildir.443-453. Hatt-ı Hümâyun. Ankara 1981. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. Pir Evi ile ilgili oldukça ayrıntılı bilgi için bkz. Nitekim fetva da Yeniçerileri tatmin etmeyec ek. hapsolunduktan sonra hadleri bildirilmiş olsaydı mesele bu noktaya kadar gelmezdi: "Devlet öyle bir herifi tard ve nefy itmiş ise bunlar ne karışurlar? Bunda ocağa dokunur ne vardır ki? …Nâfile konuşuyorlar. günah çıkarırcasına Ağa'ya bazı itiraflarda bulunacaklardır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 9 değil imiş. 284/17078. Nitekim fetva üstüne söz söyleme cüretinde bulunan Yeniçerilerin çoğu kendi aralarından yükselen bu çıkış karşısında çaresiz dağılmaya başlayacaklardır. "İstanbul'daki Tekke. Atilla Çetin. Haydar Baba denilen adam onların arka çıktığı birisi olmadığı gibi. körüğünü eksik etmeyen Yeniç erileri ihbar etmekten de çekinmeyecektir. Zaviye ve Hânkahlar Hakkında 1199 (1784) Tarihli Önemli Bir Vesika. çavuş ustalarca götürülüp. o zaman Pir Evi'nde 27 veya Nerdibânlı köyünde28 ikamet etmesine izin verilsin gibi. Vakıflar Dergisi." Meselenin başından bu yana Osmanlı uleması. s. Herhalde Yeniçeri Ağası ile S adrazamın da düşünüp. kendilerinin orada bulunma sebepleri de patırtıyı seven Yeniç eri ustalarının hatırından başka bir şey değilmiş. Köy bugün Merdivenköy.589). Bu sözlerden c esaret alan ayaktaki "ehl-i ırz" ustalardan birisi meselenin fitilini tutuşturup.yüzyılda arttığ ı tahmin edilmektedir. Kitâbu’l-lah’ın ve şer'-i şerîfin hükmü böyle olunca bunun hilâfı la kırdı söylemek elimizden gelmez.yüzyılda başladığ ı." Osmanlı tarihinde. bir türlü dile getirme cesareti gösteremedikleri cevap tam da bu idi. 15. Bereket versin ki "ehl-ı ırz" Yeniçeri ustalarından birisi Ağa'nın muhtemelen titrek bir ses tonuyla başlayacağı açıklamadan evvel söze müdahil olarak şerîatın uygun görmediği bir hususun Bâbıâli'ye tekrar teklif edilmesinin asla kabul edilir bir şey olmadığını ifade etmekten çekinmeyecektir. s.

Bu ihtiyaç. "biz de karışmayuz" diyen yeni odalılar asi gruptan peyderpey ayrılmaya başlayac aklardır. YENİÇERİLERİN GERİ ADIM ATMASI Böyle düşünen Yeniçerilerin devletten yana bir tavır sergilemeye başlamaları bile diğerlerinin Haydar Baba'nın serbest bırakılması yönündeki ısrarlarını kırmaya yetmeyecektir. hatta emekli memurların da Şûra'ya katıldıkları bilinmektedir. devletin önemli bir sorununun me şveret yoluyla görü şülüp çözümlenmesini isteyebilir. bir herifi nefy itmekle bunda ocağımıza ne zarar va rdır?" Eski odalıların bu cevabı kendisine yeni odalılar takımından da taraftar toplayacak. bu toplantılara "Şûra" veya "Şura-yı Saltanat" denilirdi. Bundan sonra sarf olunac ak sözlerden. Haydar Baba'nın kendilerine iade edilmesinde hala ısrar eden Yeniçerilerin olduğu. Anc ak eski odalılar eski günlerini -belki de son kez. daire ağalarının Ağa Kapısı'nda toplanmış olduklarından kendisinin de tebdile gitmeyerek doğruca oraya azimet eylemesi yazılıdır. bundan sonra da her bir hususa karışmak isteyeceklerinden bu tarz müdahalelerinin ve her istediklerini yaptırma eğilimlerinin önü alınamayacaktır.10 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 V. askerlerin. huzurundan ayrılınca Yeniç eri Ağası soluğu Bâbıâli'de alac ak. onları da kendilerine katılmaya davet etmişlerdir. değil mi? İşte Ağa'dan geç saçılan inciler: "Ayak patırdılarına" bakılıp bu hususta Yeniçerilere müsaade olunsa. 14 Mayıs 1789'da III. Nitekim yukarıdaki konuşmaların gerçekleştiği günün gec esi Ağa Kapısı'nın nöbetçisi olan 45. devletin belli ba şlı diğ er sorunlarının da çözümünde duyulmaya ba şlanmış ve işten anlar kişilerin ça ğ rıldığ ı toplantılarla danışma zorunlulu ğ u giderilmeye çalışılmıştır. Ağa'nın özet geç tiği konular arasındadır. bunların çoğunun Haydar Baba'nın manevî evlatlarından veya onların yoldaşlarından oluştuğu. Nitekim Kâtip Çelebi. İşte bu nokta göz önünde bulundurularak. o gece -daha öncekiler gibi ilkin. Şura Meclisi'ne30 katılanlardan 71'in mütevellisi31 Hacı 30 Şûra. Mesela tahta çıkışından bir ay kadar sonra. Yoksa en başta söylenilecek söz en sona neden bırakılsın. Padişahtan ba şka devlet ricali ile birlikte devletin hemen her kademesinde vazifeli olanların. Yeniçeri ortalarına kesinlikle müsaade edilmemelidir. Padişah. kararın iyice ortaya çıkabilmesi için de gereken tartışmaların yapılması gerektiğ ini ileri sürmektedir. Ağa tezkire üzere dairesine gittiğinde Yeniçeri Oc ağı’ndan 10 ç avuş ve mülazım ustasını. Özellikle sava ş zamanları alınacak tedbirlerin geniş bir düzeyde tartışıldıktan sonra uygulanmaya konulması do ğ al bir ihtiyaçtı. Yeniçeri Ağa'sının " ehl-i ırz" ustalardan fazlac a etkilenmiş olduğunu hissetmek mümkündür. Eskiden devlet işlerini görü şmek üzere toplantılar yapılır. o ana kadar yaşanan hadiseleri Sadrazam'a hemen kısaca özetleyec ektir. Ağa böyle nefes tükete dursun. bundan sonra da her ne tarz bir bilgi elde edilirse yine gizlic e bildirmeye devam edeceğini ifade ederek.Selim'in emriyle toplanan "Meclis-i Me şveret"e iki . bölüğün ustasından Yeniç eri Ağa'sına gizlic e gelen bilgiler muhtemel bir başkaldırı girişiminden dönülmüş olunduğunu haber verir. Şöyle ki Bâbıâli'den konağına dönmekteyken kendisine bir tezkirenin gelmiş olduğu. Mü şavere veya istişare yeri anlamında kullanılan bir tabirdir. kendisi de sık sık bu toplantılara katılırdı. aslında meselenin kendiliğinden kapanmış olduğunu ç ok geçmeden anlayacaktır. Devlet.hatırlatmak istercesine verdikleri c evapla "yeni" zorbalıklara bulaşmak niyetinde olmadıklarını ortaya koyac aklardır: "Biz böyle şeye karışmayuz. 45. tezkirede. Buna göre.toplanan "yeni odalılar" takımı "eski odalılar"a haber gönderip. sava ş işlerinden anlayan herkesin fikrinin alınması.ortanın ustası şimdilik anlattıklarından başka bir malumatı olmadığını.

s. bir kargaşa esnasında bunların da devlete ihanet ederek baruthaneyi ateşe vermeleri ihtimal dâhilindedir. devletleri ve padişahlarının bulunması onlar iç in her şeyden daha önemliymiş. 284/17078. İstanbul 2005. Rum meselesinin devlet merkezinde uyandırdığ ı akislerle ilgili oldukça ayrıntılı bilgi için bkz. Kumandanlarına da Seksoncuba şı denilmiştir. müdahalesizlik Yeniçerilere göre bir iş olmadığından bu kez kendilerine yeni bir gündem maddesi yaratmışlardır: Rum meselesi ve Rumların tavırları. Bu tarz hadiselerin doğurac ağı kötü netic eleri kestirmek zor olmasa gerektir. Gelene ğ e göre Eflak Voyvodası'nın av için II. BOA.yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı egemenliğindeki Rumlar çeşitli isyan hareketlerine teşebbüs edeceklerdir. baruthane etrafında av bahanesiyle tüfekleri omuzlarında gezmektedirler.6-23. Dostlar Derne ğ i (Philiki Hetaireia) adıyla yeniden kurulmu ştur. ilkin Odesa’da (1814). sonra da İstanbul’da. s. Haz: Ahmet Hezarfen. I. Viyana Kongresi’nden az önce.32 VI.142–148. özellikle Rusya'nın tahriki ve Rum aydınlarının Yunanistan'ın egemenliği. “def edilmesi mümkün olmayan bu mesele her geç en gün daha da karışık bir hale sürüklenmektedir. 1798’de pek acılı biten serüvenini. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi… . Muhtemelen bu son söylediklerine kendi- 31 32 33 yüzün üstünde kişi katılmıştır. Çünkü başkentte dinleri. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815.Mehmed'e hediye olarak gönderdiğ i Seksonya köpekleri bu ortaya verilmiş ve mensupları bunlara bakmakla görevlendirildikleri için Seksoncu adını almışlardı. Yunanlılar unutmamış ve Hetaireia. . Bu meclis ve mesele hakkında daha fazla bilgi için bkz. Nitekim Rum fesadı ortaya çıkalı 22 ay oldu diyerek söze başlayan Yeniçerilerin ardıl ifadeleri duyulan endişenin geniş sınırlarını çizmeye yetec ek türdendir.34). YENİÇERİLERİN YENİ GÜNDEM MADDESİ: RUMLAR Haydar Baba meselesi herhangi bir müdahaleye lüzum kalmaksızın şimdilik bu şekilde kapanıyorken. Divan-ı Hümayun. Hatt-ı Hümâyun. onların endişelenmelerinin kendilerince önemsiz sebeplerinden biridir. Es'ad Efendi. (Hazırlayanın Notu). Hatta birç ok yabancı. s. Vakanüvîs Ahmed Lûtfî Efendi Tarihi. İstanbul 1999.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 11 Yusuf Ağa ile diğer 2 ortanın mütevellilerini karşısında bulac aktır. Rumların girişmiş oldukları fesatlık hareketleri ile devlete zarar verme çabaları önceki günlerde Ş ura Mec lisi'nde okunan tercüme kâğıtlarında zaten bütün ç ıplaklığı ile ortaya ç ıkmıştı. Haz: Mehmet Arslan.33 Rumların her an isyana hazır halleri ve bu yönde gelen bilgiler. İstanbul'da ailelerinin yanı sıra c an ve mallarının bulunması.” Bu sözlerin ardından Yeniçeriler mevc ut durumun kendileri iç in büyük bir endişe kaynağı olduğunu ifade edeceklerdir. Yeniçeri te şkilatında 71'inci ortayı Seksoncular te şkil etmiştir. ba ğ ımsızlıkları yolundaki ilk girişimleri şair Konstantinos Rigas’ın eseri olmu ştur. Yunanlıların. bir yurtsever dernek olan Hetaireia’yı kurarak Osmanlılara karşı eylemlere kalkışmıştır. O. Ankara 2007. Eğer bir hadise yaşanırsa hal nereye varacaktır? Dışarıdan bir düşman saldırdığında İstanbul'daki Rum ve Ermenilerin ayağa kalkıp etmeyec ekleri ihanet kalmayac aktır. (Bkz: Mantran. Gelenlerin Haydar Baba meselesinden hiç söz aç mamaları ise onların meselenin tamamen kapanmış olduğunu göstermeye ç alışmalarındandır. Onlara göre. Ahmet Mumcu. hatta Bizans İmparatorluğu'nun yeniden c anlandırılması yolundaki çabaları neticesinde 19. anlaşılan Yeniç erileri fazlac a rahatsız etmiştir. Bkz. Bilindiği üzere Osmanlı İmparatorluğu'nu içerden zayıflatmak isteyen Avrupa Devletleri'nin. Üss-i Zafer (Yeniçerili ğ in Kaldırılmasına Dair).

12 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 leri de inanmamış olmalıdırlar. 284/17078. Aslında.34 34 BOA. esasında yukarıda vurgusunu yaptıkları devlet ve padişah gibi kavramlarının artık kendileri için çok da bir ehemmiyet taşımadığını farkında olmadan açığa vuracaklardır. ondan da bir c evap alamazlar ise Bâbıâli'ye varac aklarını.Mahmud'a danışılac aktır. Hatt-ı Hümâyun. yani fetvayı bildirecek olan Ş eyhülislam Efendi'ye müracaat olunmalıdır. Yoksa bir önceki meselede Yeniçerilerin "baba"dan başka bir kelime bilmiyormuş gibi davranmaları ne ile aç ıklanac ak? Bu kez "…biz bu gâvurlardan emin değiliz" diyen Yeniçeriler. meseleyi Şeyhülislam Efendi'ye havale edec ektir. endişelerini ortadan kaldırmak iç in Ağa vasıtasıyla devlet ricalini bir çare bulmaya davet edec eklerdir. (Haydar Baba meselesinde olduğu gibi) dairesine gelenler arasında kendisine destek çıkacak kimse bulamadığından Yeniç erileri bir an evvel başından savma telaşına düşmüştür. Rumların İstanbul'dan uzaklaştırılması. kılıçtan geç irilmesi veya bu yönde kendilerine bir emir verilmesi gibi seçenekler Yeniçerilerce hazırlanmıştı. aksi takdirde evvela Ş eyhülislam Efendi'ye. şimdi sadece merkezî idareden bunlardan birinin tercih edilmesi istenilec ekti. Dolayısıyla evvela S ultan'a danışılmalı. kendilerine kesin bir cevap verilmesi gerektiğini. Bu nedenle mesele evvela başyazıcısı vasıtasıyla Bâbıâli'ye iletilecek. Nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair hâsıl olacak şer'î hükme göre de harekete geç ilmelidir. oradan da saraya arz olunmak suretiyle nasıl hareket olunması gerektiği noktasında II. Yeniç eri Ağa'sına bu hususun çözüme kavuşturulması için son derec e kararlı olduklarını. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. devlet sizin talimatlarınıza göre mi yönetilecek diyebilme c esaretini kendisinde bulamayac aktır. Ne gariptir ki bir önceki hadisede Yeniçerilerin "ayak patırdıla rına " bakılıp onların istedikleri yapıldığı vakit artık bu işin önünü almanın mümkün olamayacağını ifade eden Yeniçeri Ağa'sı bu kez patırtıların çokluğundan ve sertliğinden korkmuş olmalı ki aç ık bir şekilde tehdit iç eren bu ifadeler karşısında siz kim oluyorsunuz. yine tehditle karışık ifade eden Yeniçeriler. Bunun yerine Bâbıâli'den Rumlara ilişkin herhangi bir aç ıklamada bulunulmadığı iç in kendilerine ne diyeceğini bilemediği gibi kaçamak bir cevap vermeyi tercih etmiştir. Nihayet mesele S ultan'a kadar ulaşac aktır.Mahmud da o günün savma modasına uyarak Rumlarla ilgili kararın anc ak şer'î hukukun vereceği hükme göre şekillenec eğini. Rumların durumu ve gelecekleri kesinlikle padişahın emir ve iradelerine bağlı hususlardandır. ardından meseleye dair en uygun kitap hükmünü. Rum milletinden hiçbir ferdin emniyette olmadığını ifade ederek söze başlayan II. bu hükmün iç eriğinin ne olacağını bilmeden kendisinin o kadar reayanın kırılmasına dair herhangi bir emir veremeyeceğini belirterek. . Ağa'ya göre. Anlaşılan Ağa. Ağa'nın çizdiği yol haritasına uygun olarak mesele kendilerine bildirildiğinde Bâbıâli'den alınan c evap Ağa'nın o an iç inde bulunduğu baştan savmac ı tavrı aratmayac ak türdendir: İstanbul'daki Rumların kırılıp kırılmaması elbette herkesin başı gibi şerîat hükmüne bağlıdır.

Bu cümleden olarak. Ancak yaşanmış olması kuvvetle muhtemel olan bazı gelişmeler vardır. bilhassa Haydar Baba meselesinin söz konusu etkiyi. S on olarak. bugüne kadar hep tekrar edile gelmiş olan son dönem zorbalıklarının dışında farklı eylem ve davranışlardan bahsetmek pek mümkün değildir. yaptıramadıklarındaysa estiren bir "kurum" haline dönüşmüş oldukları ortadadır. anlatılan meselelerden hareketle Yeniçeriler ve ocakları üzerine kısa bir değerlendirme yapmak gerekirse. . Haydar Baba meselesinde olduğu gibi fetvayı da pek ciddiye almayacaklardır. hatta onun önc esinde ve özellikle sonrasındaki Bektaşîlikle müc adele esnasında sürdürmüş olması da muhtemeldir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 13 NETİCE Bundan sonra neler yaşandığına. ne yönde bir karara varıldığına dair herhangi bir bilgi mevcut değildir. Mesela işlerine gelirse ç ıkarılac ak fetvaya riayette bir sıkıntı yaratmayacak olan Yeniçeriler. tam tersi bir durumda. Mahmud'un bu "kurum"u temizlemeden modernleşme bac asının aksi istikamette tüteceğini anlamasında mevzubahis hadiselerin uyarıcı bir etkiye sahip oldukları. Yeniçerilerin. zamanında en güçlü dişlisini oluşturdukları merkezî idare çarkı için artık her akıllarına eseni yapan/yaptıran. II. Yeniç erilerin tarih sahnesinden çekilmeleri. İçeriğine bakılmaksızın verilen fetvaya riâyet ettikleri kabul edilse bile artık sorunsuz yaşayamayan Yeniç eriler kendilerine meşgul olacak yeni bir mesele bulmak veya yaratmak noktasında hiç bir güç lük ç ekmeyec eklerdir.

İstanbul 1993.14 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Ba şbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA).A. Çev: Server Tanilli. Ana dolu'da Bektaşîlik. Sicill-i Osmanî. Suraiya. " Yeniçeriler" .34. Zaviye ve Hânkahlar Hakkında 1199 (1784) Tarihli Önemli Bir Vesika. sy. -Ahmed Cevdet Paşa. John Kingsley. -Melikoff. I. -Ocak. (Üçdal Neşriyat). (İlgi Kültür Sanat Yayıncılık). Mehmed Zeki. Haz: Mehmet Arslan. -Mantran. Kemal. Osman. Ankara 1984.6. Ankara 2005. -Danişmend. Ankara 19883. I.583–590. Ankara 2007. -Pakalın.Yüzyılın Başlarından Yıkılışa). -Uzunçarşılı. -Goodwin. V. -Noyan. Osma nlı İmparatorluğu Tarihi. İsmail Hakkı. -Eğri. Mücteba.Yüzyıllar). -Akgündüz. (Osmanlı Devlet Erkânı).173-196. MEB. XII. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. İrene. Ahmet. Bektaşîlik Tarihi. II. "İstanbul'daki Tekke. İstanbul 2003. -Ortaylı. ss. Osma nlı Devletinin İlmiye Teşkilatı. Osmanlı İmpara torluğu Tarihi (XIX. ss. III. "Yeniçeri Ocağı ve Bektaşî Zaviyelerinin Kapatılması". İstanbul 2002. Osma nlı Devletinde Şeyhülislâmlık. İstanbul 1966. Godfrey. -Birge. Haz: Nuri Akbayar. Hatt-ı Hümâyun. Bedri. İstanbul 1998. İsmail Hakkı. Eskişehir 1997. İsmail Hâmi. İstanbul 2008. Haz: Ahmet Hezarfen. İza hlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. "Yeniçeri Ocağının Manevi Eğitimi ve Bektaşîlik". İstanbul 1998. Yeniçeriler. ss. Üss-i Zafer (Yeniçeriliğin Kaldırılmasına Dair). -Va k anüvîs Ahmed Lûtfî Efendi Tarihi.307–315. XIII.İ. sy. İstanbul 1999. Çev: Derin Türkömer. Ahmet Yaşar. Ta rih-i Cevdet. -Daşçıoğlu. II. Robert. ss. İlber. Ankara 1985. -Mehmed Süreyya. -Es'ad Efendi. Atilla. Çev: Turan Alptekin. -Uzunçarşılı. İstanbul 1991. İstanbul 20083. Diva n-ı Hümayun. Murat. Yay. . "Tarikatlar ve Tanzimat Dönemi Osmanlı Yönetimi". -Ahmet Cevdet Paşa. İstanbul 1971. Ankara 1981. Ankara 1999. Osma nlı İmpara torluğu'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII. ss. İstanbul 2002. -Mumcu. Osmanlı Ta rih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü. -Abdurrahman Şeref Efendi . I. III. İstanbul 2005. Tarih Musahabeleri. -İlgürel. -Faroqhi. II. V/10.281-287. Ankara 1992. 284/17078. Vakıflar Dergisi. Osma nlı Devleti Teşkilâtından Kapıkulu Ocakları. OTAM. I. İstanbul 1996. -Çetin. Ankara 1995. Bütün Yönleriyle Bektâşîlik ve Alevîlik. Ga zi Üniversitesi -Hacı Bek taş Veli Araştırma Dergisi.385-395. Ga zi Üniversitesi Hacı Bektaş Veli Ara ştırma Dergisi. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe. XIII.

Yeniçeri usta la rının istid'â 'la rı ve Yeniçeri Ağa sı'nın ve senin virdiğiniz ceva bla r ma 'lûm-ı hümâ yûnum olmuşdur. 284/17078. Kitâ bu’l-la h ne vecîhle emr ider ise ben da hi Alla h'ın emri ve Peyga mberimizin şerâ iti mûcibince ik tizâ ’sını icrâ ' iderim" . Ka ldı k i Devlet-i Âliyyemiz Devlet-i Muha mmediye olub. Sûret-i şer'îsi ma 'lûmum olma k sızın bu k a da r reâ yâ yı k ırsunla r deyu emr idemem. Gerek bu ma ddede gerek Ha yda r Ba ba 'nın a vdeti ma ddesinde fetâ vâ -yi şerîf çık a rılsın. Hatt-ı Hümâyun. zâ t-ı hümâ yûnuma ha lk ın itâ a ti İmâ m-ül-Müslimîn olduğum içündür.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 15 Ek-I: BOA. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815 "Benim Vezirim. Rum milletinden hiçbir ferdin emniyeti olma dığı zâ hirdir.

16 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Menzilhane. The matter of obtaining the horses. ne şekilde ve hangi zaman aralıklarında yapıldığını incelemektir. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 7 -3 8 Ye a r: 2 0 1 1 . The aim of this study is underlying the official transportation and communication organization in the Otoman State covering the mentioned matters and revealing the time range of transportation. bahsedilen hususlar doğrultusunda.were always carried out on horseback in the Ottoman State. “Anadolu’da Faaliyet Gösteren Menzilhâneler (1690-1750)” (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Issue : 5 Pa ge : 1 7 -3 8 OSMANLI DEVLETİ’NDE ULAŞIM VE İLETİŞİMİN ÖRGÜTLENMESİ∗ Cemal ÇETİN∗∗ Özet Osmanlı Devleti’nde. söz konusu birimlerin her yıl tekrarlanan bir şekilde yerinde ve yeniden örgütlenmeleriyle mümkün olabilmektedir. was resolved with the foundation of the menzilhânes. Ula şım. Tra nsportation. belirli bir amaç için yolculuk yapan resmî görevlilerin ulaşımlarının sağlanması ve devlet hazinesine ait değerli emtianın yer değiştirmesi hep at sırtında gerçekleşmiştir. Dr. Osmanlı Devleti’nde resmî ulaşım ve iletişimin örgütlenmesinin kimler tarafından. ccetin@selcuk. the transportation of official functionaries and place-changing of valuable goods belonging to state treasury. Menzilci.edu. merkez ile taşra arasında karşılıklı olarak gönderilen değerli evrâkların iletimi. where and how. Konya 2009) isimli doktora tezinden faydalanılmak suretiyle hazırlanmıştır.tr . by whom did they carry out and how did they do. Bu hizmetlerde bir aksama yaşanmaması. Menzilha ne. Communication. Gör. Arş. Undertaking of Menzilhane ∗ ∗∗ Bu çalışma Selçuk Üniversitesi Bilimsel Ara ştırma Projeleri Koordinatörlü ğ ü tarafından desteklenen (Proje no: 07103001). Bu çalışmanın amacı da. Menzil Administrator. This institution was organized every year to abstain from difficulties and problems in the service.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Deruhte Etmek ORGANIZATION OF TRANSP ORTATION AND COMMUNICATION IN THE OTTOMAN STATE Abstract The valuable document sending between the administrative centre and the provinces. Söz konusu atların nerelerden ve ne şekilde temin edilecekleri meselesine ise menzilhânelerin kurulmasıyla çözüm üretilmiştir. Ha berleşme. Anahtar Kelimeler: Menzil. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı.. Key Words: Menzil.

s. saatin fersah-ı kadîmle aynı oldu ğ u ve her ikisinin de 7. (27 Zi’l-hicce 1177/ 27 Haziran 1764). Osmanlı Devleti’nde resmî ulaşım ve iletişim. 18. büyük ölçüde menzilhâneler vasıtasıyla sağlanmıştır. menzil teşkilâtının ya da diğer ifadeyle menzilhânelerin sivil haberleşme için tesis olunduğuna ya da sonrasında bu amaç la kullanıldığına dair bir bilgi bulunmamaktadır5 . söz konusu menzilhânenin kapatılması gündeme bile gelmemiştir.34-35. Menzil teşkilâtı vasıtasıyla yapılan haberleşme denilince anlaşılması gereken. s. menzilhâneler3 tesis etmiştir4 . . Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü . Yerleşimin seyrek veya nüfus yoğunlu1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Osmanlı Devleti’nde. Bir duvarcı arşunu ise 0. 8492 . “ Osmanlı Haberle şme Kurumu” . Menzilhâne. C. British Travellers in 19th Century Turkey . tüm olumsuzluklara rağmen.30. İstanbul 1326. s. Anc ak nadiren de olsa. Bu hususla ilgili gönderilen hükümlerden bazı örnekler için bkz. Zira hiçbir kaynakta. Osmanlı Devleti yol sistemi açısından önemli bir konumu bulunması sebebiyle. Menzilhânelerin birbirilerine olan uzaklıkları ülkenin her yerinde aynı değildir. bu mesafelerin ortalama 11 saat (yaklaşık 63 km10 ) c ivarında olduğu anlaşılmaktadır11 . Reinhold Schiffer. Anadolu’nun Sa ğ Kolu üzerinde bulunan Karapınar Menzilhânesi’nin idaresi hususunda sürekli olarak finansal sorunlar ya şanmasına ra ğ men. sadareti döneminde (1539-1541). konumları icabı vazgeç ilmez olmaları sebebiyle. Mesela. s. 4.620. C. Bu mesafeleri daha ç ok coğrafî şartlar. M. zamanla sıkıntı kaynağı haline gelmiştir. Ça ğ atay Uluçay. Osmanlılarda Ula şım ve Haberle şme (Menziller). Menziller. No. MAD.543. Vol.18 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Osmanlılarda. merkez ile taşra arasındaki irtibat ulak hükmü1 adı verilen bir sistem ile sürdürülmüştür.758 metre olup. Halaço ğ lu. İlgili belgelerde menzilhâneler arası mesafe saat cinsinden kaydedilmektedir. Ankara 2002 (Menziller). Acta Orientallia Academiae Scientiarum Hungarıcae.) Numara 8470 . posta idaresinin kurulmasına kadar (1839-1840). hem düzenli bir iletişime imkân tanımaması hem de suiistimale açık bir uygulama olması sebebiyle.500 duvarcı arşınına karşılık geldiğ ini belirtilmektedir.III. Ülke genelinde bir değerlendirme yapıldığında. Colin Heywood. Budapest 2001. 1999. Asâfnâme . s. ve 19 Yüzyıllarda Saruhan’da Eşkiyalık ve Halk Hareketleri . Frederick Burnaby. bölgenin emniyeti7 ile menzilhâneleri finanse ve idare edebilecek nitelikte yerleşimlerin olup-olmaması belirlemektedir.488. halkın da buralardan binek temin edebileceği yönünde uygulamaların gündeme geldiği görülmektedir6 . (Çev. Posta atlarının ücret karşılığ ında yabancı seyyahlar tarafından da kullanılabildiğ i anla şılmaktadır. Yusuf Halaço ğ lu. Ankara 1999. 54. At Sırtında Anadolu. s. devletin kuruluşundan Lütfi Paşa’nın sadaretine değin. (12 Zi’l-ka’de 1146 / 16 Nisan 1734). haberle şmenin sa ğlanması için ülkenin dört bir tarafına gönderilen ulaklara.201/1. s. menzilhâneler kurulmadan önce. “ Two Firmans of Mustafâ II On The Reorganization of the Ottoman Courier System (1108/1696)” . BOA. belirli aralıklarla kurulmu ş ula şım istasyonlarının genel adıdır. İstanbul 1993. İstanbul 1955.III. s. Ba şbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA).325/2. Konya Şer’iye Sicilleri (KŞS. Lütfî Pa şa. ana yollar üzerinde belirli noktalarda. s.47.177/2. ücretlerini peşin ödemeleri suretiyle.51. 361/2. bkz. Ankara 2002. Lütfi Paşa. Nesimi Yazıcı.6. s. Bazıları. Zeki Pakalın. bu tür sıkıntıların önünü almak2 ve merkez-taşra irtibatını düzenlemek maksadıyla. s. s.) 58 . Yine menzil beygirlerinin fiziksel performans ve dayanıklılıkları da menzilhâneler aralarındaki mesafelerin belirlenmesi hususunda en önemli bir etkendir9 . Halil İnalcık. devletin müdahalesi ve desteği ile varlıklarını devam ettirmişlerdir8 . Bkz. Bu sistem. s. İstanbul 2007.11 .69. Malîyeden Müdevver Defterleri (MAD. u ğ radıkları yerlerde ihtiyaç duydukları binek hayvanlarının temini ile iâ şe ve konaklama ihtiyaçlarının karşılanması için verilen resmi belgelerin genel ismidir. Osmanlı. Menziller. Halaço ğ lu. merkez ve taşra arasında idarî irtibatın sağlanmasıdır. Osmanlı Devleti’nde bir takım hizmetlerin ifası için yolculuk yapan devlet görevlilerinin beygir de ğ iştirmeleri ve gerekli durumlarda dinlenmeleri için ana yollar üzerinde. Bu hususu özetleyen hüküm sureti için bkz. Meral Gaspıralı). Amsterdam-Atlanta.

104-105. söz konusu sürec in yılın hangi zaman dilimlerini kapsadığı ve ne kadar devam ettiği gibi hususlar da değerlendirilec ektir. 10322 .758= 5685) hesabıyla bir saat’in 5. müsait olan bölgelerde 3 saate (yaklaşık 17 km) kadar düşebilmektedir12 . 1230 . (4 Safer 1146 / 17 Temmuz 1733). s.181/1. Tüm dünyada XVIII. gelirleri. MAD. Cemal Çetin.46. Akabinde ise menzilhânelerin hizmet verebilecek düzeyde örgütlenmeleri iç in nasıl bir sürecin takip edildiği. “ Osmanlı Metrolojisine Giriş” .NF. Halil İnalcık. British Travellers. BOA. Hüsrev Paşa Kısmı. C. MAD. 8492 . s. Türkçe Yazmalar. menzilhânelerin yerel örgütlenmesinde a’yân ve ahâli ile kâdıların ( 7.97/1. (Çev. S.43-59.324. Yüzyılda Anadolu’da bulunan İngiliz seyyahlarının gözlemlerine göre 1 saat 3.45. (Çev. sırasıyla ve ayrı başlıklar altında olmak üzere. 4004. Menzilhânelere dair her türlü düzenleme ve bunun getirdiği süreç “…menzilhânesine / menzilhânelerine nizam verilmek…” şeklinde ifadelendirilmektedir.96/2. nr. Mehmet Ali Kılıçbay). “ Menzilhânelerin Mü ştemilatlarına ve Tefrişlerine Dair Bir Takım Gözlemler” .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 19 ğunun düşük olduğu bölgelerde bahsedilen uzaklıklar 45 saate (yaklaşık 256 km) ç ıkabildiği gibi. menzilhânede beslenecek beygir sayılarının belirlenmesi ve yürürlükte bulunan genel nizamlar ile bölgenin özel şartlarına göre bazı hususların ortaya konulması gibi bir dizi ic raatla bağlantılıdır. her menzilhânede beygir de ğ iştirmek suretiyle günlük ortalama 60 mil yol kat ettikleri. BOA. s. MAD. Bu yönüyle oldukç a işlek ve işlevsel olan menzilhânelerin. Menzilhânelerin idaresi. s. yüzyılın sonlarına kadar deniz yolculu ğ u için günlük 100-150 km katedilmesi normal kabul edilirken. Bu hususa vurgu yapan hüküm sureti için bkz. 11 12 13 14 15 . BOA.500x0. s.73. BOA. Türk Dünyası Ara ştırmaları. MAD. British Travellers. Örnek olarak bkz. s. MAD.44. 10494 . Bu doğrultuda. MAD. BOA. sürekli olarak açık bulunmaktaydılar14 . Menzilhâneler. kara yolculu ğ u için ise 30-40 km’lik bir mesafe üst limit olarak görülmekteydi. s. s. Yabancı seyyahların beyanlarından Osmanlı Devleti’nde ulakların. MAD.439-440. BOA. 10492 . Bu süreç maktû‘ât değerlerinin takdir edilmesi. 813/4’deki veriler kullanılmak suretiyle hesaplanmıştır. hatta bunlar arasında günlük 100-150 mil hıza ula şanların bile bulundukları anla şılmaktadır. tüm yıl boyunca ve yedi gün yirmi dört saat olmak üzere. belirtilen yoğunluk ve işlevselliğe uygun olarak inşa edilen veya standart bir mimarî özelliği bulunan yapılar olmadıkları anlaşılmaktadır15 .5 mile tekabül etmektedir. Marc Bloch. menzilcilerin atanması. Ankara 2005. Eşref Bengi Özbilen). s. Söz konusu rakam BOA. Schiffer. Ayrıca XIX. Feodal Toplum.22. dönem başlarında mutad olarak tekrarlanan bir sürece tabidir. 3179. A.) 2555 . 10322 . Yerel Örgütlenmede Etkin Olan Birimler Devlet merkezinden menzilhânelerin idaresi ile ilgili olarak taşraya gönderilen fermânlardan. s. BOA. Redif Askerî Tâlimatnâmesi. Schiffer. MAD. Kamil Kepeci (KK. BOA. Osmanlı Devleti’nde menzilhânelerin hizmet verebilmeleri.685 metreye tekabül ettiğ i söylenebilir. Bu ç alışma ile menzilhânelerin hizmet verebilecek şekilde organize edilmeleri iç in hangi zümrelerin görevlendirildikleri ve sorumluluklarının neler olduğu hakkında genel bilgiler verilecektir. maktû’ât değerleri ve sair hususlarda bir sorun gündeme geldiğinde ilk olarak Mevkûfât defterleri inc elenmekte ve bu doğrultuda da karar ç ıkmaktaydı13 . BOA. İstanbul 1991. Menzilhânelere ait işlemler Defterdarlığa bağlı Mevkûfât Kalemi tarafından takip edilir ve bunlarla ilgili yazışmalar da aynı isimle anılan defterlere (Mevkûfât defterleri) kaydedilirdi. Konya 2009. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi . ayrıntılı bir biç imde izah edilmeye ç alışılac aktır. 8492 . s.

“ Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim” . MAD.91. s. 1762-63). Belleten . esnafın yaşlı ve tec rübelilerinden. Yücel Özkaya.86/1. Tüm hususlar çerçevesinde.172. C. çoğunlukla beylerbeyi. Ankara 1999. Osmanlı. Genel anlamda “şehir ileri gelenleri” olarak nitelendirilebilecek bu grup zengin tüccarlardan. s. Türk Tarih Kongresi Ankara 11-15 Ekim 1976. gönderilen fermânlar vasıtasıyla da bu hususlar muhataplarına bildirilmektedir20 . s. s. Her bir menzilhânenin nizamı. .1269. 3999 . Musa Çadırcı. s.333-334. (16 Şevvâl 1146 / 22 Mart 1734). İstanbul 1972. kaç avârız ve bedel-i nuzül hânesinin menzilhâneye bağlandığı ve sorumluluklarının neler olacağı devletin yetkili organları tarafından belirlenmekte.181/1. menzilhânelerin yerel olarak örgütlenmesinde etkin olan birimler ve bunların söz konusu sürece etkileri aşağıda inc elenec ektir. s. yüzyıldan itibaren. Ankara 1991. s. Ankara 1974. 56 . KŞS.III. kazâ kâdıları. Menzilhânelerin idaresi bağlamında. Tanzimat Döneminde Anadolu Kentleri’nin Sosyal ve Ekonomik Yapıları. Söz konusu zümre genellikle menzilhânenin bulunduğu kazâdan ya da yakın ç evresindeki diğer yerleşimlerin avârız ve nuzül hânelerini meydana getirmektedir. imâm ve hatîb gibi tanınmış din adamları ile ünlü tarîkat şeyhlerinden oluşmuş gözükmektedir17 . hem ahâlinin temsilcisi hem de devletin icra organı olan ve belgelerde genellikle eşrâf veya a‘yân diye tabir olunan.1176 / M. a‘yân ve ahâlinin sorumluluklarını belirten ç ok sayıda fermâna tesadüf olunmaktadır.64. S. 1. s. Menzil nizamı için gönderilen emirler. Ergenç. Halil İnalcık.VI. Ankara 1981. resmî belgelerde ahâli olarak zikredilen.106. “ Balıkesir’de Âyânlık Mücâdelesi” . C. s.35. XVII. Ankara 1994. Özcan Mert. BOA. 8470 . Ya şar Yücel.174. Mücteba İlgürel. s. Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda Ayanlık. Konya 2001. yerine göre gözlemc i yerine göre ise müdahil olmak suretiyle. s. (H. Osmanlı Ara ştırmaları. bir grup bulunmaktadır16 . devlet merkezi tarafından a‘yânlar. Muhittin Tu ş. özellikle reayanın örgütlenmesi hususunda devlet görevlilerine yardımc ı olmaktadırlar. bu zümrenin taşra yönetimine katılımı giderek artmaya başlamıştır18 . Hangi kazâ. “ Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim Kurumlarının Niteliğ i Üzerinde Bazı Dü şünceler” .II. menzilhânelere nizam verilmesi sürecine fiili olarak katıldıkları görülmektedir. VIII. “ Osmanlı Klâsik Dönemindeki “ Eşraf ve A’yan” Üzerine Bazı Bilgiler” . a‘yân ve zâbitânlar muha16 17 18 19 20 Özer Ergenç. Özellikle XVIII. İÜEFTED . Devlet-i ‘Aliyye Osmanlı İmparatorlu ğ u Üzerine Ara ştırmalar-I. İstanbul 1982. Osmanlı Devleti’nde a‘yânlığ ın ortaya çıkışı ve a‘yânların güç kazanmasını sa ğ layan siyasî ve sosyal şartlar için bkz. Yaşadıkları bölgelerin ileri gelenlerinden olan a‘yânlar. s. İstanbul 2009. A‘yân ve Ahâli Osmanlı şehir toplumunda. XXXVIII/152. “ Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda Desantralizasyona Dair Genel Gözlemler” . idaresi ve finansmanıyla doğrudan bağlantılı.(29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724).684-685. devlet ile re’âyâ arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi hususunda oldukça işlevsel bir pozisyona sahip. MAD. Yine zaman zaman özellikle bu iş iç in görevlendirilen mübaşirlerin de.153.1269.3. Özer Ergenç. Kongreye Sunulan Bildiriler. “ Osmanlı Devleti Tarihinde Âyânlık Dönemi” . s. resmî işlerin takibi hususunda halkın temsilc ileri kabul edilmiş ve bu bağlamda da kendilerine birç ok vazife yüklenilmiştir19 . BOA. Sosyal ve Ekonomik Açıdan Konya. C. mahalle veya köyden. sancakbeyleri. yüzyıldan sonra. ulemâ.20 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 birinc i derecede sorumlu oldukları anlaşılmaktadır. bir halk zümresi bulunmaktadır.

Cevdet Nafia (C. s. zamanında. Eskişehir 1997. s.146-151. 2. AÜSBFD . kazâlarında bulunan menzilhânelerin hizmete açılmasına yönelik olarak gerç ekleştirilmesi gereken tüm aktivitelerin yerinde. MAD. İlber Ortaylı.NF. hem belediye başkanı. C. KŞS. s. Osmanlı Kadısı ile ilgili olarak Bkz. Altunan. bununla birlikte H. VI. BOA. 3999 . KŞS. a‘yân ve ahâlinin işbirliğ i içinde yukarıdaki hususlara dikkat etmeleri emredilmiştir. XXX. hem de halkın her konuda mürac aat edebileceği bir makamdır28 . ilgili kanunlar doğrultusunda ve eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi şeklinde özetlenebilir22 . Eskişehir 1997. C.42-46. Bolvadin. s. (4 Şa’bân 1199/ 12 Haziran 1785). s. Ta şâbad. C. “ Mahkeme. İlber Ortaylı. İstanbul. s.. “ Osmanlı Kadısının Ta şra Yönetimindeki Rolü Üzerine. Ulukışla ve Belen menzilhânelerinin nizamının bozulması üzerine gönderilen bir fermânda “ …gerek zikrolunan gerekse târik-i caddede vâki’ muhattal-ı nizâm olan menâzil-i sâirelerinin kadar-ı kifâye bârgîr ve sürücü ve zehâir ve levâzım-ı sâireleri ma’rifet’i şer’ ve mübâ şir-i mûmâ-ileyh ve cümle a’yân ve ahâli ittifâkıyla tedârik ve tekmîl. Tarih Lûgatı. Bkz. s.133/1.1176 / M. 94/1. 1986.1780 yılına ait bir takrirde “ …Anadolu ve Rum ve iki câniblerinde vâki’ menâzil tâbi’ olduğ u kazâların a’yân ve ahâlîleri hüsn-i nizâmı üzere idâre etmek şurûtundan…” şeklinde yer alan ifadeler.1785 yılında Hüsrevpa şa. 10492 . bazı menzilhânelere nizam verilmesi hususunda birden fazla kazâ ahâlisinin sorumlu tutulduğu görülmektedir25 . Karayaka ve İran ahâlilerinin birlikte ve tümüyle nezre ba ğ landıkları görülmektedir. Genellikle her kazâ ahâlisi kendi menzilhânesine nizam vermekle mükellef iken. Osmanlı adliye teşkilâtının aslî unsuru olan kâdılar. nizam vermekle mükellef olan tüm kazâ ahâlisinin katılım ve ittifaklarıyla gerç ekleştirildiği anlaşılmaktadır26 .) 2239 . (H.1762-63). 53/1. menzilhânelerin idaresinin a‘yân ve ahâlinin sorumlulu ğ unda oldu ğ unu göstermektedir.166. BOA.23/1.1199 / M.106/1. “ Menzilhâne Sorunu” . s.1-4 (Ay- . 56 .” yer alan ifadeler a‘yân ve ahâlinin sorumluluklarını açıklamaktadır.95-107. 1976. Bu şekilde nizam verilen bölgelerdeki menzilci tayinlerinin de. IX/1. Yine H.490. H. s. Bkz. 1189 / 1775 yılında Anadolu’nun Sa ğ Kol güzergâhı üzerinde var olan menzilhânelerin idaresi için gönderilen nizâmnâmede “…memâlik-i mahrûsemde vâki’menâzilin ale’d-devam-ı hüsn-i nizâm üzere amel ve idâreleri kazâlarında a’yân ve ahâlîlerinin uhde-i ihtimâmlarından olmakdan nâ şî her kazânın a’yân ve ahâlîsi menzilhâneye senevî bagirleri ve kula ğ uzları içün iktizâ iden zehâir ve levâzım-ı sâire ve çîzmesi vakt-ü zamanında mevcud ettirilmek ve be-her sene ibtidâî rûz-ı hızırda cümlenin ma’rifet ve ittifâkıyla huzur-ı şer’de…”. menzilhânelerin düzenli ve sürekli hizmet vermeleri hususu. Beylerbeyi ve sancakbeylerinin seferler do21 22 23 24 25 26 27 28 MAD. bulundukları yerin hem hâkimi. ayân ve ahâlinin uhdesine havale edilmiştir. (22 Cemâziye’l-âhir 1189/ 20 Ağ ustos 1775).348. Anadolu Sol Kol üzerinde bulunan Sonisa Menzilhânesi’ne müba şir tarafından nizam verilmesi esnasında Sonisa. Yine menzilcilerin yeterli sayıda beygir tedarik edebilmeleri ve menzilhânenin ihtiyaçları için gerekli olan paranın temin edilmesi de kazâ halkına ait bir mükellefiyettir24 . BOA. (16 Şevvâl 1146 / 22 Mart 1734). 8492 . Osmanlı Devleti’nde kazâî ve adlî yetkiye sahip olan görevliler iç in kullanılan bir kavramdır27 .1194 / M. Ebül’ulâ Mardin.2. Midhat Serto ğ lu.. S. Mesela. İA . s.” . Özkaya.172. Kâdılar Kâdı. kâdılar başta olmak üzere. Amme İdare Dergisi . (17 Cemâziye’l-evvel 1194 / 21 Mayıs 1780). İA .914. 64 . güvenilir menzilc iler atamak ve menzilhânenin ihtiyaç larının karşılanmasına nezaret veya yardım etmeleri gerektiği anlaşılmaktadır23 . Halil İnalcık.181/1. KŞS.VII. S öz konusu zümrenin menzil hizmetleriyle ilgili başlıc a sorumlulukları. KŞS. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 21 tap kabul edilmekle birlikte21 . 62 . s.108/1 (23 Safer 1181 / 21 Temmuz 1767). Bkz. MAD. s. 59 . “ Menzilhâneler” . Bu doğrultuda önc elikli görevlerinin işten anlayan. “ Osmanlı Kadısı-Tarihi Temeli ve Yargı Görevi” .1181 / M. “ Kadı” .1767 yılında ana yollar üzerinde bulunan tüm kazâlara gönderilen fermânda “… memâlik-i mahrûsemde vâki’ menâzilin ale’l-hüsn-i nizâm üzere amel ve idâreleri a’yân ve ahâlînin uhde-i ihtimamları olmakdan na şi her kazânın a’yân ve ahâlîsi menzilhâneye senevî bârgîrler ve kula ğ ozlar içün iktizâ iden zehâir ve levâzım-ı sâiresini vakt ve zamanında mevcûd itdirmek ve be-her sene ibtidâsında Rûz-ı Hızırda cümlenin ma’rifet ve ittifâkıyla huzur-ı şer’da mutemed-i ‘ali kefilleri ahz olunarak muhtârdan olan kâr-güzâr ve kuvve-i iktidâr kimesneleri menzilci nasb ve ta’yîn ve masârif ve imdâdîler temâmen edâ ve teslim (etmek)…” menzilhânelerin düzenli işlemesi için. s.

sorumluluk ve yetkilerinin olduğu bilinmektedir31 . Osmanlı Devleti’nin İlmiye Te şkilâtı. s. s. Konya 2003. haberleşme. Kazâların en büyük adlî yetkilisi olan kâdı. 47 . Yücel. Osmanlı. menzilhâneleri denetimleri altında tuttukları söylenebilir33 . hac ve diğer menziller) ile ilgili bir takım görev. s.117-1128.123. Kâdıların menzilc iler hakkındaki raporları.8. İlhan Yerlikaya.39/2. s.10/2. s.77. Nitekim bu yetkinin.14. Ankara Enstitüsü Vakfı. Asırlarda Osmanlı İmparatorlu ğ unda Hububat Meselesi ve Hubabattan Alınan Vergiler. 10 . KŞS. Türkiye’nin İktisadî ve İctimaî Tarihi 1453-1559 . (16 Zi’l-ka’de 1139 / 5 Temmuz 1727).712. Ankara 1995s. Hukukî olarak da bu hususların devlet merkezinin görüş ve oluruna sunulmasına gerek bulunmamaktadır. Yine müşterek olarak bir menzilhâneyi idare edenlerin şirket akitlerinin düzenlenmesi ve bu akitlerin bozulmasına bağlı olarak meydana gelen anlaşmazlıkların dava edilmesi ya da anlaştıkları konuların hüc c ete bağlanması başta olmak üzere. KŞS. . Bayram Ürekli. 8470 . BOA. s. Alâaddin Aköz. Haliyle bahsedilen durumlarla ilgili bir anlaşmazlık olduğunda da. menzilcilerin atanmalarına nezaret etmek ve menzilcilerle ahâli arasında yapılan sözleşmeleri kayıt altına almak şeklinde özetlemek mümkündür32 . KŞS. Lütfi Güçer. s. s. daha önc eden gönderilen fermânlar vasıtasıyla. S. Bu aç ıdan bakıldığında kâdıların. (1 Cemâziye’l-evvel 1074 / 1 Aralık 1663). C. İstanbul 1979. s.26/4. “ Tanzimattan Önce Osmanlı Devletinde Belediye Hizmetleri” . Menzilciler ile ahâli arasında. yerel manada. s. (20 Safer 1129 / 3 Şubat 1716).712.304/1. kazâ mahkemelerine salahiyet verilmiştir. (13 Cemâziye’l-evvel 1112 / 26 Ekim 1700). Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi .150. Ankara ve Konya . “ Görevliler” . “ XVI. “ Mahkeme.30/1.VI. kâdıların menzilhânelerle ilgili birç ok hususa müdahil oldukları görülmektedir36 . Ankara 1984. s. Bunlardan menzilhânelerle alakalı kısmını. 9886 . Kullar ve Kudüslü Köylüler.667. KŞS. İnalcık. İstanbul 1964. Ergenç. Yüzyılda Aksaray Sanca ğ ı’ndaki Ta şra Görevlileri” . s. Ankara 1999. 20 . s. (1 Şa‘bân 1085 / 31 Ekim 1674).96-102. Uluslar Arası Kurulu şunun 700. s.83-125. kâdıların marifetleriyle çözüme kavuşturulmaktadır34 . Yüzyılda Ankara ve Konya . s. “ Osmanlı Ta şra Te şkilatında Görevliler” . 58 . Amy Singer.50/1. C. (23 Rebî’ü’l-ahîr 1177 / 26 Mart 1764). Ürekli. XVI-XVII. Yukarıda bahsedilen yetki ve sorumlulukları ç erç evesinde kâdıların kendi idarî bölgelerinde bulunan menziller (askerî. Osmanlı Kent Tarihçili ğ ine Katkı: XVI.83. II. Türkiyat Ara ştırmaları Dergisi .295/1. s. eğer tersine bir hüküm yok ise.” . “ Desantralizasyon” .Do ğ an Yörük. kâdılara peşinen devredildiği anlaşılmaktadır35 . s. Mustafa Akda ğ. İsmail Hakkı Uzunçarşılı. yerel manada ç özüm üretilmesi gerekmektedir. Örnek olarak Bkz. bunların azilleri için oldukça etkili bir gerekç e oluşturmaktadır. büyük ölç üde.4/1. MAD. Kadılar. 11 . Yine menzilhânelerin sevk ve idaresi ile ilgili olarak bölgesel sorun ve anlaşmazlıklar meydana gelmiş ise bunun ç özüme kavuşturulması hususunda. BOA. s. KŞS. MAD. 29 30 31 32 33 34 35 36 rı Baskı). s. çıkan anlaşmazlıklar. (21-29 Şevvâl 1071 / 19-27 Haziran 1161). kâdının marifetiyle ve menzilhânenin bulunduğu yerde olmak şartıyla.37. s.22 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 layısıyla idarî bölgelerinde bulunamamaları kâdıyı idarî anlamda önemli bir noktaya taşımıştır29 . Yine kazâ ahâlisi tarafından menzilc ilere taahhüt edilen ödemelerin tutarı ile bunların ne zaman ve ne şekilde yapılac ağı gibi hususlar da kâdılar tarafından kayıt altına alınmaktadır. KŞS. birç ok bakımdan da sanc akbeyinden daha geniş bir otoriteye sahiptir30 .131-132. (1 Cemâziye’l-evvel 1071/ 2 Ocak 1661). Özer Ergenç. Konya 2002. İstanbul 1996. 12 .

Bu raporlara göre söz konusu müba şirin İznik.700. BOA.112. Mübaşirler Arapç a bir sözlük olan mübaşirin kelime anlamı. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğü . Eskişehir. s. Bunlara ilaveten XVII.22.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 23 S istemdeki işlevleri düşünüldüğünde kâdıların. s. BOA. S. Hikmet Tongur. s. (Çev. in‘âm menzil ahkâmla rı doğrultusunda. Yıl 12. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. 3. menzilhânelerin birinc i derecede idarî âmirleri oldukları söylenebilir. Ankara 2001. Bunlarla birlikte sancak merkezlerindeki kâdılar. Bolvadin. s. D. BOA. Ankara 1946. s.16. 1162 senesinde Konya Kazası’nda düzenlenen tevzî defterinde “ …menzil nizâmına gelen a ğ aya verilen günlük zehâir 15 kuru ş ve 3 rub. 28705 .” olarak kaydedilmiştir. Burhânettin Hüno ğ lu. gözlemlediğ i ve nizam verilmesi esnasında gündeme gelen önemli hususları merkeze bildirdiğ i anla şılmaktadır. Sol Kol Osmanlı Egemenli ğ inde Via Egnatia 1380-1699 . her türlü masrafları gittikleri yerlerin tevzî defterlerine geç irilmek suretiyle kazâ halkına taksim olunmaktadır42 . ifadesinden anla şıldığ ı üzere İn’amat defterleri kadılar tarafından düzenlenmekte ve yine onların aracılığ ıyla da merkeze gönderilmekteydi. (20 Cemaziye’l-evvel 1134 / 28 Şubat 1722). Seyyidgazi. “ Osmanlı Devleti’nde Sivil İşler” .155.6/1. söz konusu defterler kâdının kontrollerinden geç mektedir.11. Türkiye’de Genel Kolluk Te şkil ve Görevlerinin Geli şimi . s..MKF. s. C. Halaço ğ lu. İstanbul 1999. “… Binyüzotuzüç senesi rûz-ı kasımından otuzdört senesi rûz-ı hızırına gelince in‘âm fermânıyla verdikleri bârgîrin kadı defteridir fermân sa’âdetlü sultânım hazretlerinindir”. 10492 . Ilgın. (18 Receb 1138 / 22 Mart 1726).):28344 . Bâb-ı Defteri Mevkûfât Kalemi (D. Mübaşirlerin menzilhâneler ile ilgili icraatları.1. bunun haricinde örnek olarak Bkz. M. Özden Arıkan. öncelikli olarak kâdılıklara mürac aat etmektedirler37 . s. İsaklı. merkezden gelen emirleri sancağa bağlı diğer kâdılıklara göndererek39 resmî haberleşmenin tesis ve temininde de önemli roller üstlenmişlerdir.. Hüsrevpa şa. Bunun yanında. Şubat 1987. Sö ğ üt. BOA. Konya ve Karapınar menzilhânelerine nizam verilmesi esnasında hazır bulundu ğ u.III. Ferit Devellio ğ lu. s. .MKF.12. Bazı mübaşirlerin gönderilme gayeleri. 57 .485-486. yüzyıl sonlarına kadar menzilhânelerin teftişlerinin de kâdılar tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır40 . “ Osmanlı Döneminde Via Egnatia: 17. “devletçe gördürülmesi gereken bir işin yapılmasına memur edilenler hakkında kullanılır genel bir tabir…”41 şeklindedir.MKF. 27918 . Yüzyıl Sonu ve 18. Ela Gültekin. ellerinde bulunan hükümlerin kontrolü ve in‘âmât defterlerine kaydı için. Ulaklar menzilhâne bulunan bir kazâya geldiklerinde. yüzyıldan itibaren bu teftişler merkezden gönderilen müba şirler tarafından yapılmaya ba şlanmıştır.MKF. Menziller.665. “ Desantralizasyon” . s. s. Tülin Altınova). D. yalnızca menzilci tayinlerine gözlemci olmaktır43 . s. Bunların resmî yolc ulukları esnasındaki giderlerine karşılık olarak devlet tarafından herhangi bir ödeme yapılmayıp.16. menzilhânelerden verilen beygirlerin kayıtlarının tutulduğu in‘âmât defterleri de ya bizzat kendileri tarafından düzenlenmekte veya menzilciler tarafından kaleme alınmaktadır. D. Lefke. Akşehir. 27920 . s. (Ed. Yüzyıl Ba şında Sol Kol’daki Menzilhâneler” . kendilerine verilen fermânlardaki hususlar ç erçevesinde.146. Yine menzilcilerin hesabının görülmesi hususundaki yazışmalar da kâdı tarafından kaleme alınmaktadır38 . MAD. Askeri Tarih Bülteni . Bunun yanında bazılarının menzilhânelere yeniden nizam vermeleri için gönderildikleri 37 38 39 40 41 42 43 Colin Heywood. BOA. Yücel. “bir işe ba şla ya n” demektir. Anc ak her iki durumda da. KŞS. Anadolu Sa ğ Kol üzerinde bulunan menzilhânelere nizam verme ğ e memur olan İsmail Ağ a menzilci tayinleri esnasında hazır bulundu ğ u menzilhânelere ait hüccetleri özetlediğ i bir rapor göndermiştir.Zeki Pakalın. devlet merkezinden belirlenmektedir. kazâ ölçeğinde. XVIII. Elizabeth A Zachariadou). Uygulamadaki manası ise.592.

Merzifon. gerekli önlemleri almaları hususunda yetkilendirildikleri de görülmektedir. mübaşirlere çok fazla inisiyatif hakkı tanınmamakta.489490.497-499. Hacımurad. Karahamza. söz konusu sıkıntıyı yerinde gidermek için görevlendirildikleri ve gereken her neyse. her bir ana yola birer mübaşir tayin olunmak suretiyle. B. Şiran. Ayrıca bahsedilen bu bir yıllık dönem.9/2. s. (13 Safer 1141 / 18 Eylül 1728). s. Nitekim 1698 yılı 44 45 46 47 BOA.120. bu sürekliliği yalnızca bir yıllığına programlanabilmektedir. 10492 . bunun tasarısını ve icraatını yapabilecek şekilde yetkilendirildikleri de anlaşılmaktadır46 . Yüksek Lisans Tezi). Amasya. BOA. Hendek. Hasanpatrik. Anc ak zaman zaman. XVII. MAD. MAD. Tosya. BOA. Bunlardan en yaygın olanı artık işletilemeyen bir veya birkaç menzilhâneye. güneşin yıllık hareketlerinden ziyade. Niksar. Yine bununla bağlantılı olarak bütçelerinin geçerlilikleri ve menzilc inin/menzilc ilerin görevde kalma süreleri de yalnızc a bir yıldır. Bolu. s. ve XVIII. Gerede. Divriğ i. tesadüfî iki tarih arasını kapsamaktadır. s. ahâli ve kâdıların yanı sıra. Kenid ve Zarû şâd menzilhânelerine (BOA. kesintisiz bir şekilde devam etmesi gerekmektedir. Karacaviran. 9920 . Turhal. Bu uygulamalar esnasında. Sivas. Dergâh-ı Mu’allâ gedüklülerinden Halil Ağ a’nın Anadolu‘nun Sol Kolu üzerinde bulunan Lâdik. (29 Cemâziye’l-evvel 1145 / 17 Kasım 1732). a‘yân. Menzilhânelerin mutad olarak örgütlenmeleri sürecinde. Tokad. Yüzyıllarda Konya Menzilleri . 10492 . MAD. menzilhâne hizmetlerinin zamandan bağımsız. Malatya. görevlendirildikleri menzilhânelere yeniden nizam vermekte hem de bu süreçte edindikleri intibaları merkeze rapor etmektedirler45 . sistematik olmayan. Kars. 8492 . yalnızc a. Karacalar. güneş takvimine göre. mübaşirlerin de nizâmlarının şekillenmesi ve uygulanması hususunda menzil işlerine bir şekilde katıldıkları görülmektedir. Kangal. Anc ak menzilhâne nizamlarının. Bunun yanında mübaşirlerin mevc ut aksaklıkları tespit etmek. Karahisar-ı Şarkî. Düzce. . Konya 2004. Hasançelebi. Dergâh-ı Âli gedüklülerinden Hasan Ağ a’nın ise Anadolu’nun Orta Kolu üzerinde bulunan İznikmid. ana yol üzerinde bulunan tüm menzilhânelerin aynı mübaşir/mübaşirler tarafından denetlenerek. Cemal Çetin. Sonisa. kanunlar ç erç evesinde nizam vermek üzere mübaşir/mübaşirlerin görevlendirilmesi şeklindedir. Menzilhânelerin Hizmet Süreleri İşlevlerinden de anlaşılacağı üzere. Sapanca. Bayındır. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.17/2-18/1. MAD. Bununla ilgili örnekler hakkında bkz. Hacıhamza. yani geceli-gündüzlü.15 Mayıs 1727). s. 1691 yılına kadar menzilhânelerin hizmet verdikleri dönemler. bunları merkeze bildirmek ve eğer mümkünse kâdının ve ahâlinin de desteğini almak suretiyle. bir yıl olması ve bu bir yıllık sürenin de standart iki tarih arasını kapsaması hususunda genel bir temayülün oluştuğu anlaşılmaktadır. hic rî takvime göre hesaplanmaktadır47 . Bu tür durumlarda mübaşirler hem yetkilerini kullanarak. Söz konusu tarihten itibaren menzilhânelere nizam verilme aralıklarının ve bu nizamların geçerlilik sürelerinin. 8 Receb 1139-24 Ramazân 1139/ 1 Mart 1727.24 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ve gerekli durumlarda da güç kullanabilecek şekilde yetkilendirildikleri görülmektedir44 . Tilemse. Osmancık. süreleri bir yılı aşmamak kaydıyla. merkez tarafından üretilen çözümün operasyonu için yetki verilmektedir. İzoli menzilhânelerine nizam verdiğ i gözlemlenmektedir.

Mesela Anadolu’nun Sol Kolu’ndan ayrılan tali yol üzerinde bulunan Karye-i Cânbâz. s. 28079.49/2. Pakalın. MAD. BOA. Evvel-i Mart’tan geçerli olmak üzere birer yıllık süreleri kapsamaktadır. Bkz. MAD. s.59-60. MAD.III.138-140. Yani menzilhâneye nizam verilen o bir günlük zaman dilimi bütç e hesaplamalarına konu olmamaktadır. MAD. BOA. altı ay ve bir yıl gibi dönemler halinde yapıldığ ı tespit edilmiştir. Bunun yanında Rûz-ı Kasım54 ve Evvel-i Mart’ın55 dönem başı kabul edildiği menzilhâneler de bulunmaktadır. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). 8492 .III. BOA. Bu suretle Hızır günleri toplam 186 gündür. 10492 .MKF. Bahsedilen tarih standart olmakla birlikte.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 25 itibarıyla da bu temayülün kanunlaştırıldığı görülmektedir48 . Hıdrellez günümüzde kullanılan Gregoryan takvimine göre 6 Mayıs’a tekabül etmektedir. Halk arasında yaz mevsiminin ba şlangıcı olarak kabul gören Rûz-ı Hızır 6 Mayıs’ta ba şlayıp. Bu bilgi için bkz. MAD. Ayrıc a rast gele iki tarih arasını kapsayan bir dönem aralığının belirlendiği de vakidir. Rûz-ı Hızır aynı zamanda Hıdrellez günü yerine kullanılır bir tabirdir. Kânze. BOA. dönem sonuna kadar geçerliliğini korumaktadır. 9943 . MAD. MAD. bütçelerin 364 gün üzerinden hesaplandıkları görülmektedir51 . MAD. 10322 .59.2-3. s. Mesela. 10492 . Bu kanuna göre menzilhânelere 6 Mayıs gününe tekabül eden Rûz-ı Hızır’da olmak üzere. İslâm-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültürü .101. 10492 .493-495. s. dönemin başında belirlenen ve onaylanan aslî nizamlar. D. 1698 yılından itibaren sıklıkla tesadüf olunan menzil defterlerindeki verilere göre. s. Bunun sebebi dönemin başı olarak kabul edilen Rûz-ı Hızır. yılda bir kez nizam verilecektir49 . Zâre ve Tiflis menzilhânelerinin 1724-1729 yılları arasındaki bütçeleri. s. Daha önc esinden oluşturulan mevcut bütçenin menzilhânenin finansmanına yeterli gelmemesi du48 49 50 51 52 53 54 55 56 BOA. s. MAD. 9 Kasım’a tekabül etmektedir. MAD. 10492 . Hızır. BOA. 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar devam eden Kasım günleri 179 gündür. C. 4004 . Eskiden kullanılan ve Rûmi olarak tabir edilen Jülyen Takvimi’nde ise bu tarih 23 Nisan’a denk gelmektedir. (7 Safer 1155 / 13 Nisan 1742). Rûz-ı Kasım’dan bir sonrakine olmak üzere. Bu menzilhânelere ait menzilci tayinlerinin de benzer şekilde Hicri Takvime göre üç ay. 10322 . Ankara 1990. S öz konusu husus menzilhânelerin yıllık nizamlarının 364 gün geçerli olac ağı anlamına da gelmektedir. Kabkulu. Kasım günü yerine kullanılır bir tabir olup. birer yıllığ ına belirlenmiştir. Ocak. s. Anadolu Sa ğ Kol’dan ayrılan tali yol üzerinde bulunan Aksaray Menzilhânesi ile ilgili kayıtlardan anla şıldığ ına göre.141. MAD. söz konusu menzilhânenin 1728-1739 yılları arasındaki bütçeleri. 3169 . Söz konusu bilginin bulundu ğ u sayfada ve sonrasında diğ er menzilhânelere ait menzilci tayinleriyle ilgili de bilgiler bulunmaktadır. (16 Zi’l-ka’de 1146 / 20 Nisan 1734). 3217 . 8 Kasım’da sona ermektedir. menzilcilerin göreve başlama tarihleri ise bir gün sonrası kabul edilmektedir. 4111 . BOA. MAD. s. BOA.141. Ahmet Ya şar Ocak. BOA. zaman zaman bazı menzilhâneler için dönemin başı 9 Kasım’a tekabül eden Rûz-ı Kasım50 veya Mart ayının ilk günlerini işaret eden Evvel-i Mart da olabilmekteydi. menzilhânelerin neredeyse tamamında dönem başlarının Rûz-ı Hızır olduğu anlaşılmaktadır53 . Rûz-ı Kasım ve Evvel-i Mart günlerinde menzilc i tayini yapılmak suretiyle menzilhâneye nizam verilmekte52 . İzân. . Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü . Pakalın. BOA. C. 3999 . s. BOA. BOA.175/2. BOA.469-480. Terimler Sözlü ğ ü . Herhangi bir sebeple menzilhânenin bütçesine bir miktar ilave yapılmış ya da menzilci değişikliğine gidilmiş olsa bile. s. Tüm bu tarihlerin arasındaki gün sayısının 365 olması gerekmekteyken. Karahisar-ı Ş arkî Menzilhânesi’ne nizam vermek hususunda mübaşir tayin olunan Dergâh-ı Âli gedüklülerinden Mehmed Ağa huzurunda yapılan tayin esnasında menzilc inin görev yapacağı dönem 10 Receb 1138 / 14 Mart 1726 tarihi itibarıyla “…a ltı a y ta ma mına …” şeklinde tanımlanmıştır56 . MAD. BOA.

dönem sonuna kadar olmak şartıyla. s. s.DH. 4004 . MAD. bütçeye 4. s.4-50. benzer örnekler için bkz.2/1. 1691 yılından itibaren ortaya çıkmış bir uygulama olmakla birlikte 63 . Bu kelimeye. maktû‘ kelimesinin menzilhânelerin iltizama verilme sürecini ve malî yapılarını daha iyi tanımladığı düşünülmektedir. s. Ancak bir yıllık dönemin bitmesine 83 gün kalmışken bütçe için iki beygir daha ilave olunmu ştur. s. ( 28 Cemâziye’l-evvel 1122 / 25 Temmuz 1710). s. BOA .2/1. yalnızca arta kalan süreyi kapsamaktadır57 . BOA. Söz konusu beygirlerin günlük malîyetleri 48. MAD.576. Lûgat. MAD. BOA.025 akçe yani 33. MAD. MAD. maktû‘ değerinin hesaplanmasının olduğu görülmektedir. Ancak kelimenin sözlük anlamı ve Osmanlı maliyesindeki kullanımıyla ilgili tanımlar dikkate alındığında.5 kuru ş ve 5 akçe zam olunmu ştur.5 akçe kabul edilmek suretiyle. Menzilhânelerin Maktû‘ât Değerlerinin (Bütçelerinin) Belirlenmesi 1698 yılından itibaren herhangi bir menzilhânenin hizmet verebilecek duruma getirilmesi için. BOA. “kesilmiş. MAD.426/2. MAD. BOA. maktû‘ kelimesine ç ok nadir tesadüf olunmakta58 .15. 8470 . 4034 . MAD. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698).185-187. götürü” gibi anlamlara gelmektedir60 . s. BOA. değeri kesilmiş. 8492 . Devellio ğ lu.26 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rumunda. menzilhânelerin malî büyüklüklerini gösterir maktû‘ât değerleri oldukları anlaşılmaktadır. s. Bu bütçelerin içinde hem menzilhânenin finansmanını sağlayacak gelir kaynakları hem de iltizam yoluyla deruhde eden menzilcilerin yaptıkları iş karşılığında elde edec ekleri kâr payları gizlidir62 . (5 Safer 1146/ 18 Temmuz 1733). Menzilhâneler için maktû‘ât değerlerinin belirlenmesi/hesaplanması.36/2. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). 1698 yılında menzilhânelerin finansmanı hususunda hazırlanan ve daha sonra kanunla şan telhis suretinde olmak üzere. s. 4034 . bunun yerine genellikle “…bâ rgîr ba hâ sı ve mesâ rif-i sâ ire…” ifadesinin kullanıldığı anlaşılmaktadır59 . BOA. 57 58 59 60 61 62 63 64 65 Mesela 6 Mayıs 1716 – 1717 tarihleri arasında Üsküdar Menzilhânesi’nin bütçesi 23 beygir üzerinden hesaplanmıştır. s. Örnek olarak bkz. MAD. Osmanlı Sistemi Mukataa (XVI-XVIII. MAD. kanunlaştırılması ve muayyen hale gelmesi 1698 yılını bulmaktadır64 . deneme ve fizibilite sürec ini ihtiva etmektedir65 . Yüzyıl). BOA. dönem iç inde yeni bir bütçe daha oluşturulmaktadır. Bu durumda yeni bütç enin finanse ettiği zaman dilimi. (22 Zi’l-ka’de 1140/ 30 Haziran 1728). menzilhânelerin çekirdek bütçelerini oluşturmaktadırlar. s. Baki Çakır. İstanbul 2003. yalnızca bir kez tesadüf olunmu ştur. C. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). BOA. Maktû‘ kelimesi. 8470 . BOA. s. finansmanları aç ısından da.74/1.2/1. kesik. 3169 . Bunun yanında söz konusu rakamlar. Osmanlı malîyesindeki kullanım şekli ise kelime anlamıyla bağlantılı olarak. BOA.) 2471 . Belgelerde bârgîr bahası ve mesârif-i sâire başlığı altında zikredilen rakamların. Menzilhânelerin malî değerlerinin belirlenmesi için düzenlenen kayıtlarda.3-93. Ayrıntılı bilgi için bkz. “değerini önceden belirlemek ve paza rlığa tâ bi olma ma k” şeklinde özetlenebilir61 . BOA . . Cevdet Dahiliye (C. aynı zamanda bütç esi de olan. 3169 .355-356. s. Söz konusu belgedeki ifade “…menzili maktû‘ân sürüp…” şeklindedir. BOA.4. MAD. s. pazarlık kabul etmez ve ölçü ile sa tılma yan. 96/1. 8470. MAD. ilk olarak yapılması gereken işlemin.64/1. 3169 . 3858 . Bu iki tarih arasında kalan (1691 ile 1698 yılları arası) yedi yıllık zaman dilimi de yeni sistemin yerleşmesi aç ısından arayış. BOA. 10492. MAD. 8492 .

Örnek için bkz. s. günün şartlarına ve bölgesel imkânlara uygun olac ak şekilde. BOA . ilave tevzî’at yapılmaktadır67 . Bu tür durumlarda kazânın avârız ve nuzül hânelerinin bir kısmına veya tamamına. Bahsedilen bu ücretin miktarının belirlenmesi. 1698 yılından itibaren menzilhânelerin sevk ve idaresi büyük ölç üde devlet merkezinin eline geçmiştir. 37 . (10 Cemâziye’l-evvel 1103/ 29 Ocak 1692).5 kuruşluk bir maliyet kabul edilmiştir. Her bir beygir için 147. s. 3858 .465-466. BOA. tek elden nizam verilebilmesi ve kontrollerinin yapılabilmesi için de bir zarurete dönüşmüştür.170-171. KŞS. Eğer belirlenen bu üc ret menzilhâneyi finanse etmeye yeterli gelmez ve bu hususta menzilc inin bir kusurunun bulunmadığına da kanaat getirilirse.96-2. MAD.465-466. s.”. 1 Cemâziye’l-evvel 1071 / 2 Ocak 1661 tarihinde yapılan bir sözle şmede “Defter-i oldurki Kurd Mehmedin senesi temâm olma ğ ın bin yetmi ş bir Cemâziye’l-ulâ gurresinden bir sene temâmına değ in a’yân-ı vilâyet ve ahâli-i memleket ma’rifetiyle ta’yîn olunan elli hâneden ellibin akça ve sâir hâneler ikiyüzkırkbin akçe imdâd eylemek üzere Mehmedin kabûl eyledi ğ inden yüzonbin akça noksan olmak üzere cem’an ikiyüzdoksan bin akçaya Konyalı Ali Be şe ibn-i Hüseyin der-uhde ve kabûl eyleme ğ in zikr olunur. BOA. (22 Safer 1146 / 8 Ağ ustos 1733). (Belge No: 295/2). Menzilhânelerin maktû‘ât değerlerinin hangi daire tarafından oluşturulduğu ve onaylandığı malumumuz değildir. menzilci tayini ile ilgili süreç tamamlanmış olsa bile. 66 67 68 69 70 71 Genel olarak bu ücretler yıldan yıla artma e ğ ilimi göstermekle birlikte. Buna göre menzilhânelere kaydedilen her bir mirî beygir. (Belge No: 295/2).97/1. Söz konusu tarih itibariyle her birinin konumu. ücretin artırıldığı yeni bir sözleşme oluşturulmaktadır. MAD.3/1. MAD. BOA. Yani menzilcilere verilen ücret her zaman artma e ğ iliminde de ğ ildir. s. . (1 Safer 1089 / 25 Mart 1678). MAD.3-93. kazâ ahâlisinin yetki ve sorumluluğuna bırakılmıştır. Bunun yanında. s.. derhal menzilc i değişikliğine gidilebilmektedir68 . bulunduğu yolun konumu ve yoğunluğuyla bağlantılı. Ancak menzilhânelere ait işlemlerin Defterdârlığa bağlı bir büro olan Mevkûfât Kalemi tarafından takip edildiği bilgisinden hareketle. Bu husus menzilhânelerde kurumsallaşmanın bir gereği olduğu gibi. maktû‘ât değerlerinin de yine aynı kalem tarafından oluşturulduğu sonuc una varabiliriz 70 . Bu husus genel olarak bu şekilde gerçekleşmekle birlikte. 8492 . İzzet Sak. eksik kalan kısmın tamamlanması için. temsili bir miktar mîrî beygir takdir edilmesiyle gerçekleştirilmektedir. daha sonradan gelerek düşük fiyat teklifi ile menzilciliğe talip olan birilerinin bulunması ve ahâlinin de bunlara destek vermesi durumunda. istisnalarının da olduğu anlaşılmaktadır71 . s. Herhangi bir menzilhânenin maktû‘ât değerinin oluşturulması. (4 Safer 1146 / 17 Temmuz 1733). 4034 . 10322 . s. 10 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1070-1071 / 1691-1661). kazâ ahâlisi ile menzilci arasında yapılan pazarlığa tabidir66 . geçen ifadelerden anla şıldığ ı şekliyle yapılan bu yeni sözle şme ile bir yıl öncesine göre % 55’lik bir indirim söz konusudur. umumun faydası iç in.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 27 1691 yılından önce menzilhânelerin kaç paraya idare olunacağı meselesi.5 kuruş ve onun katlarını tanımlamaktadır.4-50. KŞS. 8492 . MAD. finansmanı ve idaresi iç in asgarî giderler bağlamında her bir menzilhâneye maddi bir değer biç ilmeye başlanılmıştır69 . 24 . aslında beslenecek atların miktarını belirlemekten ziyade 147.. menzilc iyân tayin olunan avârız ve bedel-i nuzül hânelerinden karşılanmak şartıyla. s. Konya 2003 .6/1. yoğunluğu ve sair etkenlere bağlı olarak. s.

BOA. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere Osmanlı yönetimleri menzil hizmetlerinin kaliteli. “ XVII.tr/detail. Ayrıc a tayinler esnasında menzilhânenin bulunduğu kazânın tüm a‘yân ve ahâlisinin de aynı isim/isimler üzerinde ittifak etmiş olmaları gerekmektedir74 . bunların idarelerini yüklenec ek -deruhde edec ek. 56 . maksimum düzeyde amme hizmetine dönüştürülmesi anlamına gelmektedir. Merkezden gönderilen hükümlerde menzilci tayin olacak kişilerin inançlarına dair bir gönderme yapılmadığı gibi75 . MAD. s. MAD. Menzilc ilerin beceriksiz veya art niyetli olmaları.kişilere arz edilmeleridir. http://dergiler.1-2. s. 8470 .181/1. Menzilci tayinleri. s. güvenilir) kişilerden meydana gelmektedir. hem devlete ait önemli ve âc il işleri takip eden ulakların gidecekleri yerlere zamanında ulaşamamaları hem de mîrî hazinenin ve devlete ait sair gelir kaynaklarının boş yere harc anması gibi c iddi olumsuzlukları beraberinde getirmektedir. MAD.86/1. Menzilci Tayinleri Menzilhânelerin hizmet verebilecek şekilde örgütlenmeleri hususunda bir diğer merhale ise. muhtelif kaynaklardan menzilhâneye aktarılan para ve imkânların. 8470 . BOA. Onların işten anlamaları ile güvenilir ve dürüst kişiliklere sahip olmaları. (En son 24 Ekim 2009 tarihinde ziyaret edilmiştir) s.28 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Maktû‘ât değerleri menzilhânelerin bir sene içinde olası masraflarının miktarını ve bu giderlerin hangi gelir kaynaklarından karşılanac ağını da işaret etmekteydi. zamanında ve aksamadan yürütülmesi hususunda kalifiye elamanların önemini kavramış ve bu hususta da gerekli önlemleri almıştır. (29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). bunların yönetimini üstlenenlerin şahsî hususiyetlerine bağlıdır. İlgili belgelerden anlaşıldığına göre. KŞS. s. yani menzilcilerin.php?id=18&sayi_id=34. s. (H. KŞS. mahkemede hüccet edilmek suretiyle de 72 73 74 75 76 BOA. D. 56 .86/1. iktidar ve bec eri gibi şahsi hususiyetlerine önem vermiştir.(29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). devlet yönetimi. (H.80. mutemed (güvenilir)73 . menzilc i tayinleri oldukç a nazik bir süreçtir. Bunun yanında söz konusu rakamlar menzilhâneyi isti‘c âr veya iltizam yoluyla deruhde eden özel teşebbüslerin.edu. aya’n ve ahâlinin ittifakı doğrultusunda ve kâdıların nezaretinde gerçekleştirilir. liyakat. Yine menzil işlerine talip olacak ve deruhde edecek kişilerin dinî ve ırkî özelliklerinden ziyade.Yüzyıl Sonlarında İstanbul-Edirne Arasındaki Menziller ve Bazı Menzilke ş Köyler” .181/1. Bu tür sebeplerden. 1698 yılına kadar. devletin talep ettiği ve arzuladığı menzilc i tipi.1176 / M. bu işten kazanacakları miktarı göstermek aç ısından da önemli bir kriterdir72 . kuvve-i iktidar (iktidar sahibi) ve muhtardan (seçilmiş. Bu sebeple. zaman zaman muhataplarına tebliğ etmiştir.ankara. kâr-güzâr (bec erikli). menzilci tayin olunan gayrimüslimlere de tesadüf olunmaktadır76 . . 3169 . Menzilhânelerin verecekleri hizmetlerin kalitesi ve sürekliliği büyük ölç üde. ulaşım ve haberleşmenin örgütlenmesi aç ısından. 1762-63) Sema Altunan.1176 / M. menzilci nasb ve tayin olunacak kişilerde bulunması gereken özellikleri belirlemiş ve fermânlar vasıtasıyla da. 1762-63).

s. 8492 . onayının beklenmesinin kanun haline geldiği düşünülmektedir. Ancak 1698 yılından itibaren. maktû‘ât değerleri. Söz konusu kişiler hukukî açıdan ahâliyi temsil etmektedir. hüc c etlerle de resmiyete bağlanan menzilci tayinlerinin merkeze bildirilerek. Ardından ise karşı tarafta olan ve kendilerini temsil eden menzilcilerin kimlik ve adres bilgileri yazılırdı. MAD. (23 Rebî’ü’l-ahîr 1177 / 26 Mart 1764). Kâdıların bulunmadığı kale ve palanga gibi yerlerde ise menzilc i tayinlerinin merkeze arz edilmesinin dizdâr veya palanga zabitleri tarafından yapıldığı görülmektedir77 . MAD. 48 /2-1 (20 Rebî’ü’l-ahîr 1130 / 23 Mart 1718). s. 13 /6-1 (25 Şevvâl 1087 / 7 Aralık 1676). KŞS. (27 Şevvâl 1145 / 12 Nisan 1733). Kâdılar marifetiyle hazırlanan bu hüc c etler. bazı istisnalar hariç79 . kazânın önde gelen ve itibarlı kişilerinden olup. ( 20 Rebî’ü’l-evvel 1157 / 3 Mayıs 1744). bu belgelerdeki ifadeler menzilcilerin ahâli ile yapmış olduğu sözleşmelerin iç eriğini yansıtmamaktadır. kazâ ahâlisinin menzilcilerden memnun olmamaları netic esinde görevlerinden uzaklaştırılmaları83 ve menzilhâneyi daha düşük fiyatla 77 78 79 80 81 82 83 BOA. s.1/1. s. Bunlarda yalnızca menzilhânelerin itibarî beygir sayıları. menzilci tayinlerini gösterir resmî belge olarak. KŞS. MAD. 56 . KŞS. s. BOA. adeta matbu evrak gibi düzenlenmekte olup. kazânın ileri gelenleri. (21 Şevvâl 1138 / 22 Haziran 1726). Bu tayin işlemleri esnasında önemsenen ve vurgulanmak istenilen hususlar hüccet formatıyla kayıt altına alınarak. 8470 .280/1.14-474. Belgelerden takip edilebildiği kadarıyla yeni menzilc i tayinini gerektiren durumların en sık tesadüf olunanı. 10322 .30/1. 1 6/1-2 (24 Şevvâl 1083 / 12 Şubat 1673). 3999 .60/1. 1698 yılına kadar. MAD. mevcut menzilcilerle yapılan sözleşme süresinin dolmasıdır80 . eski tarihli hüc c etlerdeki gibi ayrıntılı bilgiler bulunmamaktadır. BOA. Bunları takiben menzilc i tayininin yapılmasını gerekli kılan husus veya hususlar kısaca belirtilirdi. önc elikle. Bu suretle düzenlenen hüccetlerde. resmîleştirilir ve taraflar arasındaki karşılıklı taahhütlerin garanti altına alınması sağlanırdı.4-99. Daha sonraki dönemlerde hem hüc c etler arasında hem de menzil ahkâmlarında menzilci tayinlerini gösterir binlerc e belgeye rastlanmaktadır. menzilci adayları ve bu adayların kefilleri mahkemeye gelerek kâdının huzurunda ve onun nezaretinde menzilci tayinini gerçekleştirmektedirler. KŞS. kazâlarda tutulan hüc c etlere tesadüf edilmektedir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 29 resmiyete bağlanırdı. Ancak ikincisinde. ne şekilde finanse edilec ekleri ve kimler tarafından idare/deruhde edilec ekleri kayıtlıdır78 . 58 . yalnızc a. s. . özel isimler çıkarıldığında. Bunun yanında menzilcilerin kendi istekleri ile sözleşmeyi feshetmeleri81 veya vefatları sebebiyle görevlerinin yarıda kalması82 . Mevkûfât defterlerinde menzilci tayinleri ile ilgili yüzlerce belge bulunmakla birlikte. KŞS. kazânın sorumlu ve yetkili organları tarafından yapılan. ahâliyi temsil eden şahısların isimleri kaydedilmektedir. S öz konusu tarihe kadar düzenlenmiş hüccetlerden takip edilebildiği kadarıyla. menzilhânelerin merkezîleşmesiyle birlikte. aşağı yukarı hepsinin aynı şeyleri aynı şekilde söyledikleri görülmektedir. BOA.

6/1. Menzilcilerin tayin olunmaları esnasında. önceden kararlaştırılmış ve standart bir miktar olmayıp. s. KŞS. KŞS.3/1. Bazı durumlarda. 45 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1126-1127 / 1714-1715) (Transkripsiyon ve Dizin). (10 Cemâziye’l-evvel 1103 / 29 Ocak 1692). KŞS. (10 Cemaziye’l-evvel 1103 / 29 Ocak 1692). 37 . Ahâlinin de desteğini almaları durumunda. ücretin tekrar belirlendiği yeni bir sözleşme yapılabilmektedir88 . nadiren de olsa. s. Hüc cetin devamında genel olarak menzilc ilerin tayin edildikleri zaman dilimi. o yıl için atanan menzilcinin görevini iyi yapması halinde bir sonraki sene tekrar atanması hususunda herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır90 . 1715 yılına kadar bu görevi kesintisiz bir şekilde devam ettir- 84 85 86 87 88 89 90 KŞS.16/1.5/1. Bahsedilen bu ücret.3. s.1/1. (3 Cemâziye’l-âhir 1083 / Eylül 1672). bazı bölgelerde menzilcilerin birden fazla kazâ ahâlisinin oy ve ittifaklarıyla atandıkları görülmektedir86 . KŞS. Mesela.30/1. s. KŞS. (1 Cemâziyelevvel 1071 / 2 Ocak1661). eski menzilcilerin sözleşmeleri fesih olunarak. her yıl yeniden atanmak suretiyle. (5 Rebî’ü’l-evvel 1115/ 29 Temmuz 1703). daha düşük bir fiyat teklifiyle. belirlenen rakamlar. 40 . s. 27 . Konya 2008. 9920 . s. (28 Cemâziye’l-âhir 1119/ 26 Eylül 1707). 37 . s. bu süre içerisinde yapacakları görevlerin neler olduğu ve alac akları üc retin miktarı gibi hususlar belirtilirdi. MAD.6/1. s. 45 . 56 . 25 . KŞS. bir yıllık hizmet iç in belirlenen üc ret. 43 . yeni talipler çıkabilmekteydi. KŞS. s. KŞS. KŞS. KŞS. 58 .3/1. Bazı kazâlarda menzilciliğin neredeyse aile mesleği haline geldiği görülmektedir.4/1. Bu gibi durumlarda eski sözleşmelerin feshedilerek.5/1. (20 Rebî’ü’l-evvel 1157 / 3 Mayıs 1744). İzzet Sak-Cemal Çetin. 45 Numaralı Konya Ser’iye Sicilinde bulunan hükümler için ayrıca bkz. KŞS. KŞS. (17 Cemaziye’l-evvel 1103 / 06 Ocak 1692).(Cemâziye’l-evvel 1127 / 5 Mayıs-6 Haziran 1715). KŞS. menzilhâneye tayin olunan avârız hânelerinden tahsil edilemez veya tahsil edilenler belirlenen ücreti karşılamaya yeterli gelmez ise kazânın diğer avârız hânelerinden mahsup olunan vergi gelirlerinden de ek ödemeler yapılabilmekteydi87 . 24 . 36 . KŞS. s. s. s. s. menzilhânenin masraflarını karşılamaya yeterli gelmiyordu. Genelde menzilcileri yalnızca menzilhânenin tesis olunduğu kazâ ahâlileri tayin etmekteyken.3/1.3/1. Bunun yanında. 45 . BOA.30 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 idare edecek adayların çıkması84 gibi hususlar da yeni menzilci tayinlerinin yapıldığı durumlardandır. s. İlk olarak 1700 yılında Konya Menzilhânesi’ne tayin olunan Hızır Çavuş. (1 Safer 1089 / 25 Mart 1678). s. 5. bir takım sebeplerle.6. her menzilci tayini esnasında günün şartlarına ve bölgenin yapısına uygunluk gösterecek şekilde değişebilmektedir. Normal olarak sözleşme bir yılı aşmayacak şekilde yapılıyor olmakla birlikte. 41 . KŞS. (22 Rebî’ü’l-evvel1127/ 28 Mart 1715). (10 Cemâziye’l-âhir 1103 / 29 Ocak 1692).6/1.295/1. s. (2 Muharrem 1115 / 18 Mayıs 1703). (1 Ramazan 1176 / 16 Mart 1763). . (1 Safer 1089/ 25 Mart 1678). s. 24 . s.278/1.15/1. yeni talipler menzilc i olarak atanabilmekteydi89 .6/1. Menzilcilere kefil olan şahısların da adresleriyle birlikte tek tek kaydedilmesi ve hangi hususlara kefil olduklarının belirtilmesiyle de menzilci tayinini gösterir resmî belge (hüc c et) tamamlanmış olurdu85 . 10. 36 . gerek tam atamanın yapıldığı esnada ve gerekse menzilcilerin görevlerine başlamalarını müteakiben.

(8 Safer 1119 / 11 Mayıs 1707). (22 Rebî’ü’l-evvel 1127 / 28 Mart 1715). KŞS.262/1.278-1. Menzilcilerin uymaları gereken kurallar ve tâbi oldukları nizamlar.107/2. (20 Rebî’ü’l-ahîr 1130 / 23 Mart 1718). Menzilc iliği meslek haline getiren bu aile. bu seçim doğrultusunda karşılıklı olarak beklenti ve taahhütlerini de kâdı huzurunda resmiyete bağlamaktadırlar. Anc ak bazı kazâ ahâlileri. menzilc i tayini yapılması hususunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu hususlar ana hatlarıyla şu maddelerden oluşmaktadır: Menzilhânenin konumuna ve yoğunluğuna göre. s. s. Menzilcilik yapacak kişiye yapılacak ödemeler de. Söz konusu yıla kadar oğlu Mehmed de Konya Menzilhânesi’ni idare etmiştir. gerek menzilci tayinleri esnasında belirlenen ve gerekse zaman zaman gönderilen fermânlarda belirtilen hususlardan derlenmek suretiyle. merhumun kardeşi. Hızır ile Mehmed’in baba o ğ ul olamayacakları gibi bir şüpheye yol açmakla birlikte.24/1. (2 Muharrem 1115 / 18 Mayıs 1703). KŞS. s. s. 9943. muayyen menzil olmayan Siverek Kazası’nda ahâli 8 kese akçe karşılığ ında iki menzilci atamışlardır. KŞS. MAD.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 31 miştir91 . maddeler halinde aşağıda gösterilmiştir. Anc ak Osman Ağa süresinin bitmesine 38 gün kala vefat etmiştir92 .16/1. Bu aşamadan sonra tekrar tayin olunan Abdi. 43 . o ğ lu Mehmed’in isminin ba şında bulanan es-Seyyid lakabını kullanmaması. (5 Rebî’ü’l-evvel1115/ 29 Temmuz 1703). ç eyrek asırdan fazla bir süre fiili olarak menzilc ilik yapmıştır. Nitekim 1731 yılında Hızır Çavuş’un. doğal olarak. bakımlarını sağlamak96 . KŞS.6/1. 1723 yılında bir diğer oğlu es-Seyyid el-Hâc Mehmed’i de yanına alarak menzilciliğe tekrar başlamıştır93 .2/1. gözlemleyebildiğimiz şekliyle. s. 1715 yılında ise yerine oğlu Osman Ağa menzilci tayin olunmuştur. Menzilhâne bulunmayan kazâlarda. BOA. BOA.4/1. Hızır’ın diğer oğlu Abdi menzilci yapılmıştır. 9920 . Bir sonraki yıldan itibaren resmî belgelerde Hızır Çavuş’un ismi geç memekle birlikte. KŞS. kendi inisiyatifleri doğrultusunda bir takım düzenlemeler yapmaktadırlar. . yaklaşık üç dönem daha menzilcilik yapmıştır. Mesela. yaklaşık 30 yıl Konya Menzilhânesi’ni ve bir dönem de Karapınar Menzilhânesi’ni idare etmek suretiyle. (28 Cemâziye’l-âhir1119/ 26 Eylül 1707). KŞS. 52 . 48 . menzilhâne için yeterli olac ak sayıda uygun ve güçlü menzil beygirleri tedarik ederek. s. 41 . s. 50 . MAD. s. oğlu Mehmed’in tek başına bu işi yürüttüğü anlaşılmaktadır. (23 Zi’l-hicce 1143/ 29 Haziran 1731). bilakis aktif olarak menzilcilik görevine devam etmektedir. 91 92 93 94 95 96 KŞS.88/1. Bunu layıkıyla yapabilecek kişileri menzilci olarak seçmekte. 45 . “…sâ bık Konya menzilcisi…” sıfatıyla. Bu tarihlerde menzilciliğe ara vermiş görünen Hızır Çavuş. KŞS. 40 . Ancak Hızır Çavuş emekli olmamış.“ … menzilcisi merkum es-Seyyid el-Hâc Mehmed ve kefili babası merkum Hızır Çavu ş… ” şeklindeki kayıt Hızır ile Mehmed’in baba-o ğ ul olduklarını göstermektedir. yeni kazâ ahâlisinin kendi aralarında topladıklarıyla finanse edilmektedir 95 . muhtemel beygir talebi için öncesinden tedbir almak suretiyle. Hızır Çavu ş’un. Osman Ağa’nın kalan süresini tamamlamak iç in. (28 Cemâziye’l-evvel 1141 / 30 Aralık 1728). s. 43.278/1. Bu menzilciler de ücretleri mukabilinde ulaklara beygir vereceklerdir. (10 Şevvâl 1155 / 8 Aralık 1742). 1718 senesine kadar olmak üzere. Karapınar Menzilhânesi’ni idare ettiği görülmektedir94 . s.

348/1. gerekli olan beygirlerden 50 tanesinin menzilhâneden verilmesi. Bunun yanında menzilci tayinleri esnasında menzilciler ile ahâli arasında ilave bir takım şartlar görüşülmekte ve kayıt altına alınmaktadır. Konya menzilcisi ile ahâlinin yürürlükte olan menzil nizamlarına ilave ettikleri madde özet olarak şu şekildedir: Menzilhâneden bir defada 50 beygir veya daha fazlası talep olunması durumunda. 9943 . Ulakların ellerinde olan ahkâmlarda belirtilen ve yine rütbelerine göre belirlenen miktardan fazla menzil beygiri vermemek. (4 Şevvâl 1139/ 25 Mayıs 1727). s. s. Menzilcilerin tâbi oldukları genel nizamlar yukarıda belirtildiği gibidir. BOA. (9 Ramazân 1125/14 Ekim 1713). MAD. Mesela. 8470 . BOA.200/2-201/1. MAD.110/1 (13 Zi’l-hicce 1146 / 17 Mayıs 1734 ). 8492 . yoğunluğu ve menzilhânede beslenilen beygir sayıları dikkate alınmak suretiyle. Bu ç alışma esnasında kullanılan bilgilerin ekseriyetle mevkûfât defterlerinde kayıtlı bulunan menzil ahkâmlarından alınmış olması sebebiyle yukarıda belirtilen özel şartların yaygınlıkları hakkında kesin hükümler vermek mümkün değildir. Bu tür bilgiler genellikle kâdılar tarafından düzenlenen hüc c etlerde kayıtlı bulunmaktadır. 8470 . Verilen beygir sayısıyla orantılı olarak. s. MAD. 8470 . Elinde menzil ahkâmıyla gelen ulaklara. s. BOA. MAD. 97 98 99 100 101 102 103 104 BOA. s. BOA. 8470 . 18. 9920 . MAD. (27 Şevvâl 1137 / 9 Temmuz 1725). s.135/1. kendisinin beygir göndermekle yükümlü olduğu menzilhânelere geçirmek suretiyle beygirlerin yorgunluktan telef olmalarına sebebiyet vermemek101 . yeterli sayıda sürüc ü istihdam etmek97 .320/1. belirtilen sayıda beygiri bekletmeden temin etmek99 .320/1. 8470 . (10 Cemâziye’l-âhir 1139 / 2 Şubat 1727). MAD.259/1. menzilhânede depolamak. Yücel Özkaya. s.293. MAD. BOA. s. KŞS. (15 Cemâziye’l-evvel 1143/ 26 Kasım 1730). BOA. . 46 . Başka menzilhânelere ait menzil beygirlerini. BOA. Menzilhânede ikamet etmek Menzilhâneyi sürekli olarak aç ık tutmak98 . (12 Ramazân 1139 / 3 Mayıs 1727). MAD. (10 Cemâziye’l-âhir 1139 / 2 Şubat 1727). Yüzyılda Osmanlı Toplumu . İn’am hükmüyle gelen ulaklardan beygir ve sürücü ücreti talep etmemek102 . Menzilhânede beslenen beygirlere yeterli gelec ek miktarda yem ve samanı temin etmek suretiyle.135/1 (20 Receb 1146/ 27 Aralık 1733).32 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Menzilhânenin konumu. Tarihi geçmiş ahkâmlarla talepte bulunanlara hiç bir suretle menzil beygiri vermemek103 . ulakların yanına yeterli sayıda sürüc ü koşmak100 . İstanbul 2008. s. artanının ise ahâli tarafından tedarik edilmesidir104 . s. Tesadüf olunan belgeleri göre kazâ ahâlileri ile menzilciler arasında yapılan sözleşmelerde ilave olunan hususların genellikle menzilhâneden bir defada talep olunan beygirlerin sayılarıyla bağlantılı oldukları görülmüştür.358/2.

MAD. 10492. Aslında mîrî tarafından bazı menzilhânelere buç uklu sayıda menzil beygiri takdir olunması107 sebebiyle. BOA. Gebze Menzilhânesi’nde 153 beygirin beslenildiği görülmektedir108 . Yusuf Halaço ğ lu.167. MAD.75 kuru ş olarak hesaplandığ ı görülmektedir. BOA. menzilcinin kendi mülkü olanlarla birlikte. 12-443. s. Yusuf Halaço ğ lu. Trabzon Menzilhânesi’nin 1732-36 ve 1737-38 yıllarını kapsayan be ş bütçesinin de.6-518 .5 mîrî beygir üzerinden ve 1845.11-467. MAD. 18. MAD.14-474. Ankara 1995. Ankara 2005.IV. olağanüstü durumlarda menzilhânelerin rahat işlemesi ile ulaklar ve sair görevlilerin beygir sıkıntısı yaşamamaları için. BOA. Örnek olarak bkz. Mesela: 1726 yılında devam eden İran savaşları esnasında. Anadolu’da birçok menzilhânenin mîrî beygir sayıları bir miktar artırılmıştır. BOA.499. MAD. bu türden bilgilere ula şmak mümkündür. C. 4004. . özellikle seferberlik gibi. BOA. 10492 . s. XIV-XVII. (11 Zi’l-hicce 1141 / 8 Temmuz 1729).3-503. Mesela 1728-1729 döneminde Gebze Menzilhânesi iç in 60 mîrî beygir takdir edilmiştir. menzilhânede ne kadar menzil beygirinin hazır bulundurulacağının yani menzilhânede gerçekte kaç beygir besleneceğinin tespit edilmesidir106 . s. MAD. s. Nitekim menzilhânelerin maktû‘ât değerlerini belirten mîrî beygir sayıları. gerç ekte menzilhânelerde bulunan ya da bulunması gereken beygirlerin tam sayısını vermemektedir. OTAM.2-67. “ At” . 4004 . “ XVIII. Yine aynı yıl Anadolu üzerindeki anayollardan Halep’e kadar olan S ağ Kol güzergâhı üzerindeki menzilhânelerde 370.20. BOA. Ancak söz konusu dönemde. mîrî tarafından takdir olunan beygirlere ilaveten. BOA. Beygir Kapasitelerinin Belirlenmesi Menzil nizamları arasından. bütç e hesaplamaları esnasında rakamsal olarak zikredilen beygirlerin gerçekte beslenip-beslenmediği hakkında bazı şüpheler olmakla birlikte. Eğer fevkalâde bir durum yok ise. İkinc isi ise kazâ vücuhu ve menzilci arasında yapılan sözleşmelere göre. s. 1842. Kars ve Beyazid’e kadar uzanan sol koldaki menzilhânelerde ise 264 beygir bulunmaktadır112 . yy’da Silistre Eyaletinde Haberle şme Ağ ı: Rumeli Sa ğ Kol Menzilleri” . Bu 105 106 107 108 109 110 111 112 Menzilhânelerin bütçe kayıtlarının neredeyse tamamında. Anadolu’nun Sol Kolu üzerinde hizmet veren menzilhânelere ait mîrî beygir sayıları bir miktar artırılmak suretiyle ortalama 30 re’se yükseltilmiştir111 . S. s. Bunlardan ilki maktû‘ât değerini ya da diğer bir ifadeyle bütç esini saptamak iç in merkez tarafından konumu ve beygir alan ulakların yoğunluğu gibi hususlarla orantılı olarak menzilhâneye temsili bir miktar beygir takdir olunmasıdır105 . Menzilhânelere takdir olunan menzil beygirlerinin sayıları devlet merkezindeki ilgili bürolar tarafından yapılmaktadır. D İA . mîrî beygir sayılarının artırıldığı anlaşılmaktadır110 . 10322 . 10322 .10-142. 10492 . s. menzilhânelere takdir edilen mîrî beygir sayıları yıllarca sabit kalmaktadır109 . İstanbul 1996. C. 12. BOA. 3169. 10322.12-488. s. BOA. MAD.440-442.9. bu düzenlemelerin menzilhânelerde bulunması gereken asgarî beygir sayısını işaret ettiği söylenebilir. BOA. Anc ak. beygir sayıları ile ilgili olarak. MAD.30. İkinci olarak 1743 İran Seferi esnasında haberleşmenin aksamaması iç in ağırlık Sol Kol üzerindeki menzilhânelerde olmak üzere. MAD. Bağdat’a kadar olan Orta Kol güzergâhında 671. iki husus öne ç ıkmaktadır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 33 E. s. s.NF. 10492 . 3217. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Te şkilâtı ve Sosyal Yapı. BOA. MAD. Sema Altunan. s. MAD. s. Mesela. s.

(21 Cemâziye’l-âhir 1145 / 9 Aralık 1732). Yine devlet merkezindeki ilgili organlar tarafından söz konusu gerekçelerin yukarıda belirtilen şekilde sorgulanıp-sorgulanmadığı hakkında da bir şey söylemek mümkün değildir. s. BOA. menzilhânelerde kaç beygir besleneceği hususuna çok fazla müdahale edilmediği de yukarıda belirtilen hususlara ilave olunabilir. (11 Rebî’ü’l-evvel1160 / 23 Mart 1747). MAD. BOA. in‘âm hükmü karşılığında verilen beygirlerin sayısından bile az olduğu anlaşılmıştır115 . MAD. 8492 . Bu sebeple menzilhânelere takdir olunan mîrî beygir sayıları menzilciler114 ile bölge ileri gelenlerinin (a‘yân. C.499. 9920 . herhangi bir menzilhâneye mîrî tarafından takdir edilen beygirlerin.MKF. gerç ekte kaç ar adet menzil beygirinin beslenmesi gerektiği hususunda. Malatya ve İzoli menzilhânelerinde mîrî tarafından temsili olarak tayin olunan 15’er re’s beygire ilave olarak her bir menzilhânede 50’şer adet menzil beygirinin beslenmesi hususunda fermân sâdır olmuştur117 . s.34 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 düzenleme ile Anadolu’da faaliyet gösteren 55 menzilhânede mevcut beygir sayılarına toplam 377. Bölge vüc uhunun menzilhânelere takdir olunan beygir sayılarının artırılması ile ilgili gerekçeleri de menzilcilerinkilerle paralellik göstermektedir.1583-1584. Hasanpatrik. katsayılardır. devlet merkezî tarafından müdahaleler yapıldığı görülmektedir. Anc ak bunların da gerekçelerinde samimi oldukları veya daha fazla kâr gayesi güden menzilc ilerin hırslarına ortaklık ettikleri tarafımızca malum değildir. maktû‘ değerlerinin ve bütç elerinin büyüklüklerini gösterir.71/2 (29 Zi’l-ka’de 1136 / 19 Ağ ustos 1724). .24/1. genellikle menzilhâneyi idare edebilecek malî desteği sağlamaya yöneliktir. s. Uluslar arası Osmanlı’dan Cumhuriyete Çorum Sempozyumu (Bildiriler 23-25 Kasım 2007). Mesela: 1718-1719 yılları arasında Hasançelebi. ahâli ve muhtelif yönetic iler) yakından ilgilendiği hususlardandır. devlet merkezi tarafından takdir olunan beygirlerin temsili olduğu. s. s. Çorum 2008. 28353 . Yüzyılda Çorum Menzilhâneleri” . Bu doğrultuda devlet merkezinden.36/ 2. “ XVIII. MAD. Merkezden gönderilen fermânlarda da rakam belirtmeksizin. Anc ak zaman zaman özellikle yeni aç ılan menzilhânelerde. BOA. yalnızca kifayet miktarı yarar ve tuana menzil beygirinin beslenmesi emredilmektedir116 . BOA. Menzilcilerin bununla ilgili en büyük beklentilerinin menzilhânelerini rahatlıkla idare edebilecek finansmana sahip olmak veya bu işlerin sonunda elde edecekleri kârlarını artırmak olduğu söylenebilir. 10492 .22-23. s. 113 114 115 116 117 BOA. Cemal Çetin. Menzilcilerin beygir sayılarının artırımı ile ilgili meşrû gerekçeleri. Menzilhânelere takdir olunan mîrî beygir sayıları ile in‘âm hükmüyle verilen beygir miktarları esas alınmak suretiyle yapılan inceleme neticesinde. ( 28 Cemâziye’l-evvel 1141 / 30 Aralık 1728). MAD. D. Ancak hangi menzilcinin bu talebinde samimi olduğu hangisinin ise daha fazla kâr gayesiyle hareket ettiğini bilmek mümkün değildir. gerçekte menzilhânelerde beslenilen beygirlerin sayılarının menzilciler ile ahâlinin ortak kararları netic esinde belirlendiği söylenebilir. Menzilhânelere takdir olunan beygir sayıları öncelikli olarak.III.5 re’s ilave yapılmıştır113 . Bu verilerden hareketle. 8470 . temsili olarak takdir olunan beygirlere ilaveten.

beslenecek beygir sayılarının belirlenmesi ve menzilci tayinleri esnasında. Rûz-ı Kasım ve Evvel-i Mart olması hususunda genel bir temayülün oluştuğu ve nihayetinde kanunlaştığı anlaşılmaktadır. menzilhânelerin sevk ve idaresinden a’yân. Bu süreç maktû‘ât değerlerinin takdir edilmesi. yani özel teşebbüsler tarafından talep görmesini. tesadüfî iki tarih arasını kapsamaktadır. Menzilhânelerin kesintisiz olarak hizmet vermeleri bir yıllığına programlanabilmektedir. bu iş karşılığında bir miktar kâr sağlamaktadırlar. süreleri hic rî olarak bir yılı aşmamak kaydıyla. ahâli ve kâdıların birinci derecede sorumlu oldukları anlaşılmaktadır. menzilc iliklerinin merkez tarafından onaylanmasına bağlıdır. Menzilhânelerin örgütlenmesi açısından önemli aşamalardan birisi de. S öz konusu sürec in oluşumu ve takibi ile ilgili gönderilen fermânlardan. bunların göreve başlayabilmeleri ya da görevde kalabilmeleri.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 35 SONUÇ Osmanlı Devleti’nde menzilhânelerin hizmet verebilmeleri. Belgelerde bârgîr bahâsı ve mesârif-i sâire olarak zikredilen maktû‘ât değerleri. bir yıl olması ve bunların başlangıç tarihinin de Rûz-ı Hızır. her yıl dönem başlarında tekrarlanan bir sürecin varlığına bağlıdır. hem de devletin menfaatlerini koruyacak kadar c imri olmalıdır. Söz konusu paketler hem özel teşebbüslerin ilgisini çekecek kadar cazip. sağlamak amac ıyla. güneş takvimine göre. Bu sayede resmî ulaşım ve iletişime hem ivme hem de süreklilik kazandırılmaktadır. Bu sebeple menzilhânelerin hizmet verebilmeleri ve hizmet altyapısının özel teşebbüslere devr edilebilmesi hususundaki en önemli merhalenin menzilhânelerin maktû‘at değerlerinin hesaplanması süreci olduğu düşünülmektedir. Yaptıkları iş tamamen profesyonel olup. S öz konusu kişilere menzilci adı verilmekte olup. Menzilhâneler genellikle a‘yânlarla birlikte kazâ ahâlisinin. Yine zaman zaman özellikle bu iş için görevlendirilen mübaşirlerin de. Bunun yanında istisnaî olmak üzere bazı menzilhânelerin kazâ ahâlisinin kamusal kişiliğine veya resmî görevlilere deruhde olundukları görülmektedir. bölgesel özelliklere göre bazı özel hususların ortaya konulması gibi bir dizi ic raatı iç inde barındırmaktadır. . yerine göre gözlemci yerine göre ise müdahil olmak suretiyle. 1691 yılına kadar menzilhânelerin hizmet verdikleri dönemler. menzilhânelere bulundukları yol hattının ulak yoğunluğuna münasip sayıda beygir takdir edilmesidir. devletin ilgili organları tarafından titizlikle hazırlanan ve standarda bağlanan malî paketlerdir. menzilhânelere nizam verilmesi hususuna katıldıkları görülmektedir. 1691 yılından itibaren menzilhânelere nizam verilme aralıklarının ve bu nizamların geçerlilik sürelerinin. kendi iç lerinden seç tikleri sivil halktan olmak üzere bir veya birkaç kişi tarafından idare edilmektedir. menzilcilerin atanması. menzilhânelerin piyasaya arzını.

Lütfi. “ XVIII. XVII. s. s. Türkçe Yazmalar. C. 913-919.edu. -HALAÇOĞLU. Uluslar arası Osmanlı’dan Cumhuriyete Çorum Sempozyumu (Bildiriler 23-25 Kasım 2007). (Çev. “XVII. 11. C. 8492. Ankara Enstitüsü Vakfı. Meral Gaspıralı). http://dergiler.ARŞİV KAYNAKLARI A-Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) -Bâ b-ı Defteri Mevkûfât Kalemi (D. X. Ankara 2005.DH. _____________. C. 2. s. Yüzyılda Çorum Menzilhâneleri”. 50. C. 3217.“Osmanlı Devleti’nde Haberleşme Ağı: Menzilhâneler. C. Marc. Musa. 58. -ERGENÇ. İA . Konya 2009. -ÇETİN. Yüksek Lisans Tezi).105-118. nr. __________.): 2555. . 27920. 64 C. s.): 2471.36 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA 1. Hüsrev Paşa Kısmı. 9943. “XVI. -EBÜL’ULÂ MARDİN. 47. Yüzyıl). VIII. Kongreye Sunulan Bildiriler. -GÜÇER. _____________. Özer.YAYINLANMIŞ BELGE. 813/4.43-59. 43. “Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim Kurumlarının Niteliği Üzerinde Bazı Düşünceler”. 1265-1274. -ÇAKIR. -ÇADIRCI. Alâaddin-Doğan Yörük. -Ma lîyeden Müdevver (MAD. Baki Osmanlı Sistemi Mukataa (XVI-XVIII. İstanbul 2007. 28344. XVI-XVII. 4111. 8470. İstanbul 2003.): 2239. ve XVIII. Ferit.35. -BURNABY. s.): MAD. 107-132. Yüzyıllarda Konya Menzilleri . 59. Türkler. Osmanlılarda Ulaşım ve Haberleşme (Menziller). 16.php?id=18&sayi_id=34. Mehmet Ali Kılıçbay). 57. (Çev.1-20.22. “XVIII. 3858. VI.48. s. 27. 18. 9920. Ankara 1995. Yusuf. Osmanlı Kent Tarihçiliğine Katkı: XVI. 24. _____________.Yüzyıl Sonlarında İstanbul-Edirne Arasındaki Menziller ve Bazı Menzilkeş Köyler”. -DEVELLİOĞLU. _____________. 45. İstanbul 1982. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi . Eskişehir 1997.tr/detail.II. Mustafa. 4004. Türk iye’nin İktisadî ve İctimaî Ta rihi 1453-1559. yy’da Silistre Eyaletinde Haberleşme Ağı: Rumeli Sağ Kol Menzilleri”. -Cevdet Dâhiliye (C. Asırlarda Osmanlı İmparatorluğunda Hububat Meselesi ve Hubabattan Alına n Vergiler. 10322.III. Frederick. Ankara 1991. 41. 13. S. OTAM . s. İstanbul 1979. 52. __________. 3999. Feodal Toplum. Ta nzimat Döneminde Anadolu Kentleri’nin Sosyal ve Ekonomik Yapıları. Yüzyılda Aksaray Sancağı’ndaki Taşra Görevlileri”.96-102. Ankara 1981. -ALTUNAN. “Menzilhânelerin Müştemilatlarına ve Tefrişlerine Dair Bir Takım Gözlemler”. s. II. 56. Ankara 2002. “Kadı”.III. 28705. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. B-Konya Mevlana Müzesi -Konya Şer’iye Sicilleri (KŞS. Türk Ta rih Kongresi Ankara 11-15 Ekim 1976. 40.NF. 1573-1593. “Osmanlı Klâsik Dönemindeki “Eşraf ve A’yan” Üzerine Bazı Bilgiler”. 12. 46. 62. Konya 2004. Cemal. -Ka mil Kepeci (KK. Ankara 2002. 3169.14. -Cevdet Nafia (C. Ankara 2001. 20. s. İstanbul 1964. S. 25.): 10. Sema. Osmanlıca-Türk çe Ansiklopedik Lûgat. s. Yüzyılda Ankara ve Konya. S. -AKÖZ.MKF. ARAŞTIRMA VE İNCELEMELER -AKDAĞ. 9886. 37. At Sırtında Anadolu. 28079. Konya 2003. -BLOCH. Ankara 2005. Çorum 2008. (En son 24 Ekim 2009 tarihinde ziyaret edilmiştir). 36.42-46. Türk iya t Araştırmaları Dergisi. Süleymaniye Kütüphanesi -Redif Askerî Tâlimatnâmesi. Osmanlı Ara ştırmaları (The Journal of Otoman Studies).ankara. C.):27918.

-SCHIFFER. C. Elizabeth A Zachariadou). S.. 138-160. Osmanlı. -SAK. Reinhold. “Osmanlı Devleti Tarihinde Âyânlık Dönemi”. -ÜREKLİ. İstanbul 2008.15-40. Türk Dünyası Araştırma ları . 1976. s. Budapest 2001. Türk iyede Genel Kolluk Teşkil ve Görevlerinin Gelişimi . Two Firmans of Mustafâ II On The Reorganization of the Ottoman Courier System (1108/1696)”. Sosyal ve Ekonomik Açıdan Konya. Bayram. “Osmanlı İmparatorluğu’nda Desantralizasyona Dair Genel Gözlemler”. Konya 2002. Yıl 12.30. Ankara 1995. (Birinci Uluslararası Türkiye’nin Sosyal ve Ek onomik Tarihi Kongresi Tebliğleri. Burhânettin “Osmanlı Devleti’nde Sivil İşler”. No. s. s. İstanbul 2009. Devlet-i ‘Aliyye Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar-I. Ankara 1999. Colin J. _____________. İlhan. İstanbul 1991. s. İstanbul 1326. s. -İNALCIK. “Osmanlı Döneminde Via Egnatia: 17. -LÜTFÎ PAŞA. _____________. _____________. Konya 2003. Amme İdare Dergisi. . Ankara 1994.IV. -HEYWOOD. Ankara 1946.VI. 1977). ve 19 Yüzyıllarda Saruhan’da Eşkiyalık ve Halk Hareketleri . (Çev. “Osmanlı Kadısı-Tarihi Temeli ve Yargı Görevi”. 485-496. DİA. s. Eşref Bengi Özbilen). Vol. Ankara 1984. -SAK. Kullar ve Kudüslü Köylüler. IX/1. s. Ka dılar. 657-708. -SİNGER. “Osmanlı Metrolojisine Giriş”. s. C. Ta rih Lûgatı . İstanbul. s. 21-49. s.64.339-367. Konya 2001. -HÜNOĞLU. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü. S.3. XXVIII/3-4. (Ed. Askeri Tarih Bülteni .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 37 _____________. Zeki. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi .VII. Sol Kol Osmanlı Egemenliğinde Via Egnatia 1380-1699 . C. İstanbul 1996. “Osmanlı Taşra Teşkilatında Görevliler”.130-144. -YAZICI. İstanbul 1955. Nesimi. Konya 2008. -ÖZCAN. Çağatay 18. -SERTOĞLU. -OCAK. “Osmanlı Kadısının Taşra Yönetimindeki Rolü Üzerine. Ankara 1999.III. C. Ankara 1974. -TUŞ. İA. İstanbul 1996. Yücel. _____________. Asâfnâme . _____________. “Balıkesir’de Âyânlık Mücâdelesi”. Eskişehir 1997. Yüzyılda Menzilhâne Sorunu”. Osmanlı Devleti’nin İlmiye Teşkilâtı .XIV-XVII.174. -UZUNÇARŞILI. Midhat. Osmanlı İmparatorluğu’nda Ayanlık.22. -YERLİKAYA.95-107.619-629. -TONGUR. “At”. (Çev. C. 10 Numa ralı Konya Şer’iye Sicili (1070-1071 / 1691-1661). -PAKALIN. -ÖZKAYA. Ankara 1990. -YÜCEL Yaşar. _____________. Özden Arıkan. Mert. Mücteba. Yüzyıl Sonu ve 18. C. İzzet -Cemal Çetin. İÜEFTED. Amsterdam-Atlanta 1999. s. 1986. “The Ottoman Menzilhâne and Ulak System in Rumeli in the Eighteenth Centruy”. Socia l And Economic History of Turk ey (1071-1920). Ankara 1999. Yüzyıl Başında Sol Kol’daki Menzilhâneler”. -ORTAYLI. DTCFD. s. C.”.1-4 (Ayrı Baskı). Hikmet. Ahmet Yaşar. XXX.146-151. 45 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1126-1127 / 1714-1715) (Transkripsiyon ve Dizin). 18.VI. Acta Orientallia Academiae Scientiarum Hungarıcae .“Mahkeme. s. Ankara 1980. Yüzyılda Osmanlı Toplumu.I-III. XXXVIII/152. “XVIII. Osmanlı. 4. Belleten. İsmail Hakkı. İstanbul 1972. 54. “Tanzimattan Önce Osmanlı Devletinde Belediye Hizmetleri”.117-1128. 707-718. Ela Gültekin. İslâ m-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültürü. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fa kültesi Dergisi. Osma nlı. İzzet. British Travellers in 19th Century Turkey. Muhittin. Ankara 1977. s. _____________. 179-186. Şubat 1987. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Teşkilâtı ve Sosyal Yapı. Halil. Uluslar Arası Kuruluşunun 700. -ULUÇAY. Tülin Altınova). 73. -İLGÜREL. “Osmanlı Haberleşme Kurumu”. İlber. S. _____________. Jully 11-13. İstanbul 1999. s. s. Amy. M. İstanbul 1993. S.

38 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

tr . Sa yı: 5 Sa yfa : 3 9 -5 6 Ye a r: 2 0 1 1 . Urfa. Mersin. Issue : 5 Pa ge : 3 9 -5 6 I. Güney Cephesi. That agreement was the military success of the platoons of the Nationalist Forces combating in the vicinity of Maras. Doç. Maraş. Geçici Ateşk es. Aksaray Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. Urfa. and Adana and it was also an important step for the Turkish Grand National Assembly and the government on the way of solving the problem of recognition in the international arena Key Words The First Government of The Turkish Gra nd National Assembly. the temporary cea se-fire. Anahtar Kelimeler I..edu. signed on 28-29 May 1920.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Fra nsa .TBMM Hük ümeti. Mersin ve Adana havalisinde mücadele eden kuva-yı milliye müfrezelerimizin askeri başarılarının eseri olan bu ateşkes anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümeti için bir siyasi başarı ve uluslararası arenada tanınmışlık sorununun çözümünde önemli bir başlangıçtır. 28–29 Mayıs 1920’de imzalanan bu anlaşma bir “geçici ateşkes anlaşması”dır. Antep. they made the first agreement with France. This agreement. cyildirim@aksaray. Dr. was a "temporary cease-fire agreement". The Turkish Grand National Assembly and The Government didn’t make the first international agreement with Armenia. TBMM HÜKÜMETİ’NİN İLK ULUSLARARASI ANLAŞMASI: “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE” Cihat YILDIRIM∗ Özet Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümeti ilk uluslar arası anlaşmayı bilinenin aksine Ermenistan ile değil İtilaf Devletleri İttifakının büyük ortaklarından Fransa ile yapmıştır. the maj or shareholder of the Allies. Milli Müca dele THE FIRST INTERNATIONAL AGREEMENT OF TGNA GOVERNMENT: 20 DAYS TEMP ORARY ARMISTICE Abstract Contrary to known. South Front. France. Antep. The Na tiona list Forces ∗ Yrd.

M. Büyük Millet Meclisi’nin aç ılışı bu değerlendirmelerin eseridir. Aynı zamanda Türk Milleti iç in yeni bir başlangıç tır. Kemal. Aynı kararın devamında böyle bir hükümeti kurma yetkisinin milli kongrede olduğu. Nutuk. Üç dört günlük takip ve değerlendirmenin sonuc unda işgalin geç ic i olmadığı ve artık İstanbul Hükümeti’nden millete ve memlekete özellikle Kuva-yı Milliye’ ye bir yarar gelmeyeceği kanaatine varılmıştır. . Ancak İtilaf Devletleri’nin İstanbul’daki askeri varlığı dikkate alınarak İstanbul hükümetleri ile işbirliğinin devamlı ve sağlıklı olamayac ağı ihtimali düşünülerek böyle durumlarda takip edilecek yol ve yöntemler de bu kongrelerde değerlendirilmiştir. ATATÜRK. yerli ve yabancı kaynaklardan edindiği istihbaratı değerlendirmiştir. Bu arada İstanbul’da işgal sonrası tatil kararı alarak dağılan Osmanlı Mebuslar Meclisi’nin azalarından isteyenlerin yeniden seç ilme şartı olmaksızın Ankara’daki mec lis ç alışmalarına katılmalarına da imkân tanınmıştır. bir hükümet-i muvakkate teşekkül edecektir"1 şeklindeki karar İstanbul’daki hükümetin milli davaya sahip çıkmaması ya da ç ıkamaması halinde takip edilecek yolun yeni ve müstakil bir hükümet kurmak olduğuna işaret etmektedir.1982.431 vd. Çünkü işgalcilerin elinde ve kontrolünde de olsa İstanbul’da bir hükümet hala 1 2 3 ATATÜRK. ATATÜRK. fakat milli kongrenin toplantı halinde olmadığı bir zamanda böyle bir ihtiyaç olursa yetkinin Temsil Heyeti’nde olduğu da belirtilmiştir. s. İstanbul. C-I.s. 19 Mart 1920’de yapılan bu değerlendirmeler sonucunda “salahiyet-i fevkaladeye haiz” bir milli meclisin toplanmasına ve hükümet işlerinin bu meclis tarafından yürütülmesine karar verilmiştir. Hükümetin kuruluşu meselesi ç ok kritik ve hassas bir konudur.66. Temsil Heyeti.40 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ TBMM’nin açılışı. temin-i maksat iç in.421. s. İstanbul’un 16 Mart 1920’deki işgalinden itibaren gelişmeleri yakından takip etmiş. Milli Eğ itim Basımevi.2 Temsil Heyeti 21 Nisan 1920 tarihinde yaptığı toplantı ile mec lisin 23 Nisan 1920 günü aç ılmasına ve bu ç erç evede yapılac ak iş ve işlemlere karar vermiştir.3 23 Nisan 1920’de TBMM mebusların ve Ankara ahalisinin iştirak ettiği merasimlerle resmen açılmış ve hükümet şekli olarak “mec lis hükümeti“ düzeni benimsenmiştir. Mondros Mütarekesi sonrasında İtilaf Devletleri’nin yaptığı işgallere karşı sürdürülec ek milli politikaların belirlendiği Erzurum ve S ivas Kongreleri’nde mümkün mertebe İstanbul Hükümeti ile işbirliği halinde memleketin işgallerden kurtarılması düşünülmüştür. genel itibariyle Türk tarihinin önemli hadiselerinden olup özelde ise Milli Mücadele’nin seyrini değiştiren önemli bir dönüm noktasıdır. Erzurum Kongresi’nde alınan “vatanın ve istiklalin muhafaza ve teminine hükümet-i merkeziye muktedir olmadığı takdirde. Temsil Heyeti’nin 19 Mart 1920 tarihli kararı doğrultusunda ülke genelinde mebus seçimleri yapılmış ve vilayetlerince seçilen mebuslar aralıklarla Ankara’ya gelmişlerdir.

T. s. Bu Konuşmasında mec lisin açılışına kadar geçen süreç te yaşananları. askeri alanda Kuva-yı Milliye muntazam bir askeri teşkilata dönüştürülec ekti. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 41 mevcuttur.Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-I. Diğer yandan “Osmanlı Devleti’nin izlediği iç ve dış siyaseti eleştirmiş ve T.T. mesut ve istikrarlı yaşayabilmesi iç in devletin tamamen milli bir siyaset takip etmesi ve bu siyasetin iç teşkilatımıza tamamen uyması ve dayanması lazımdır. Mustafa Kemal 26 Nisan 1920’de meclise verdiği bir önerge ile hükümet kurmanın zarureti ve kurulacak hükümetin kuruluş esaslarını mec lise kabul ve tasdik ettirmiştir. Bu problemleri şu üç temel noktada özetlemek mümkündür.B. uzun süren muameleden kaç ınmak gerekmekteydi. sebep ve netic eleri itibariyle olayları anlatmıştır.M. YALÇIN.M.B. Durmu ş ( ve diğ erleri).’ “7 Görüldüğü üzere T.2000.191. İç politikada milli birlik ve dayanışma korunacak.M’ nin açılışı Avrupalı devletlere duyurulmuştur.M Hükümeti’nin programı sade ve kısa tutulmuştur. Dış politika hedefi. 30 Nisan 1920’de T.”6 Mustafa Kemal 24 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Mec lisi genel kurulunda üç oturum süren uzun bir bilgilendirme konuşması yapmıştır. I. c .M.B.B. b.M dış politikaya diğer meselelere önem verdiği kadar aynı yoğunlukta ilgi ve önem vermiştir.192 vd. C-II. AKDTYK.B.M ve T.Bütün bu uğraşlar yanında uluslararası alanda meşruiyet kazanmak yani tanınmaktır. a.M.İç erde meşruiyet kazanma olarak da özetleyebileceğimiz “milli birlik ve beraberliği” tesis ederek kendi otoritesine karşı oluşabilecek tepkileri kontrol etmek.438 YALÇIN. s. Atatürk Ara ştırma Merkezi. 24 Nisan 1920 de meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal “meclis hükümeti” düzeni tesis edildiği için aynı zamanda hükümet başkanlığı görevini de üstlenmiştir. karışık.s. Meclis ve hükümet başkanı Mustafa Kemal’in belirlediği “milli siyaset” ilkeleri etrafında politika üretecek olan hükümetin önünde çözmesi gereken ç ok önemli sorunlar mevcuttur.4 3 – 4 Mayıs 1920 tarihli ç alışma toplantıları ile 11 bakanlı hükümet kurulmuş ve resmen göreve başlamıştır.B. Ankara. Meclis hükümeti kurulur kurulmaz hemen uluslararası düzeyde mec lisin ve hükümetin ilişkilerini geliştirecek adımlar atılmıştır.M. YALÇIN.193.M. ”Çünkü milletin bekasının tehlikeye düştüğü bir sırada nazari.M ’nin izleyeceği siyaseti şöyle özetlemiştir: ‘Milletimizin kuvvetli.İşgalc i güçler karşısında yokluk ve zorluklara rağmen mücadelesini sürdüren Kuva-yı Milliyeyi daha etkin hale getirmek.M Hükümeti “milli siyaset” ilkeleri ç erç evesinde iş ve ic raat üretec ektir. .5 Hükümet “Türkiye Büyük Millet Mec lisi Hükümeti” ismini almış ve bu ismi kullanmıştır. Misak-ı Milliyi gerçekleştirmek ve memleketi işgal eden devletlerin buna uymalarını sağlamaktı. 11 Mayıs 1920’de Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey başkanlığında bir heyet Rusya ile temas kurmak 4 5 6 7 ATATÜRK.

M.42 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 üzere Moskova’ya gönderilmiştir. Türk Tarih Kurumu Basımevi.Dünya Savaşı devam ederken İtilaf Devletleri savaş sonrası ile ilgili olarak bir dizi gizli anlaşmalar imzalayıp.B. Anc ak araştırmalarımız I.M.10 Bu projelerde Fransa’ya Suriye.İnönü Muharebesi’nden sonra T. verdiği ve vereceği imtiyazların hükümsüz sayılacağını bütün dünyaya ilan etmiştir. I– 20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE’YE GİDEN SÜREÇTE KUVAYI MİLLİYE ’NİN ROLÜ I. Ankara. Türk Milleti’nin mukadderatında tek yetkili merci olarak kendisini gördüğünün ilanıdır.M.M Hükümeti’nin imzaladığı ilk uluslararası anlaşmanın Ermenistan ile imzalanan “Gümrü Anlaşması”9 olduğu yönünde bir genel kabul mevc uttur. 1991 s.B.M. Öncelikle ülkemizi işgal eden İtilaf Devletleri ile siyasi.T.B. Zira Kuva-yı Milliye ve ordumuz işgalci güçler karşısında askeri başarılar kazandıkç a İtilaf Devletleri ve diğer tarafsız devletler resmi ilişki tesis etmek için TBMM ‘nin ve hükümetin kapısını aşındırmaya başlayacaklardır. dış politikada meclisin ve hükümetin meşruiyet kazanması zorlu ve meşakkatli bir süreç ten geç miştir.194.B.M.B.M.M Hükümeti’ni muhatap almaya sevk eden nedenler üzerinde durmalıyız.M Hükümeti’nin dış siyasetteki engellerini aşmasında öncelikle Kuvayı Milliye daha sonra da Türk ordusu etkili olacaktır.B.M Hükümeti’nin Londra Konferansı’na davet edilmesi ve Sovyet Rusya ile Moskova Anlaşması’nın yapılması gibi örnekler uluslar arası ilişkilerdeki olumlu gelişmelerin askeri başarılarımıza endeksli olduğunu göstermektedir.M Hükümeti’nin kuruluşunu müteakiben Fransa ile resmi temaslarda bulunduğunu ve bir “muvakkat ateşkes” (geçici ateşkes) imzaladığını göstermektedir.M. Bu bilincin bir göstergesi olarak T. BAYUR. s. Aptülahat.B. I.M Hükümeti bunun bilinc indedir. İstanbul Hükümeti’nin 16 Mart 1920 tarihinden itibaren yaptığı ve yapac ağı anlaşmaların.B. T. ekonomik ve askeri rekabet içindeki Sovyet Rusya ile daha kolay ilişki kurulabileceği düşünülmüştür. Elbette İtilaf Devletleri Misak-ı Milli hedefi ile yeni bir başlangıç yapan T. I.M Hükümeti’nin imzaladığı “ilk uluslararası anlaşma” olması noktalarında önem arz etmektedir. Yusuf Hikmet. Türkiye Devletinin Dış Siyasası. Ankara.8 Bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin.B.M ’ni ve onun hükümetini kendi işgal politikalarının gereği ve sonucu olarak pek kolay tanımayac aktır. Türk Tarih Kurumu Yayınevi.M aldığı bir kararla. Bu gerç eği gerek tarafsız devletlere ve gerekse İtilaf Devletleri’ne kabul ettirmek hiç de kolay olmamış.M Hükümeti –Fransa arasındaki siyasi ilişkilerin başlangıcını oluşturan bu anlaşmadan bahsetmeden önce Fransa’yı T.1973.67–68 AKŞİN.M.T.M. . T. Atatürk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi .M.19 vd.T. Bu anlaşma. T. s. Irak’ın kuzeyi ve Mersin’den Urfa’ya kadar uzanan Doğu Akdeniz ve Güney Doğu Anado8 9 10 YALÇIN. “geçici” de olsa İtilaf Devletleri ittifakını oluşturan üç büyük devletten birisiyle yapılması ve I.B. özellikle Osmanlı topraklarının paylaşımı hususunda bazı projeler hazırlamışlardır.

Bu durum Fransa’yı uzun vadede rahatsız etmiş ve iki ülke arasında 15 Eylül 1919’da yeni bir anlaşma yapılarak egemenlik alanları yeniden tespit edilmiştir. Ne var ki bu durum fazla sürmeyec ektir.25 Kurtulu ş Sava şı’nda İçel Tarihini Yazma Komitesi. Çünkü S ykesPic ot Mutabakatı’na göre bu bölge Fransa’nın kontrolünde olac aktır. Antep. Kurtulu ş Sava şı’nda İçel. İngiltere bu mutabakatı sadec e Çukurova’nın işgaline iştirak ederek ihlal etmemiş aynı zamanda Irak’ın kuzeyini de işgal etmiştir ki söz konusu mutabakatta da bu bölgenin Fransa’nın nüfuzuna terk edilmesi planlanmıştır.s.12 Başlangıç olarak bu mıntıkanın işgalini İngiltere ve Fransa birlikte gerç ekleştirmişlerdir. İzzet. S uriye ve Çukurova’nın işgaline zemin oluşturacak şekilde bu bölgelerdeki Osmanlı ordularının tahliyesine yönelik bir planı uygulamaya koymuşlardır.Dünya S avaşı sırasında İtilaf Devletleri arasında yapılan gizli paylaşım planlarına aykırıdır. Dörtyol ve Mersin’e asker çıkararak Osmanlı Ordusu’ndan boşalan mevkileri kontrol etmeye başlamışlardır. HTVD. Antep. Fransa’nın Urfa. Atatürk Silifke’de .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 43 lu bölgeleri vaat edilmiştir.45 . Maraş. Filistin Cephesi’ndeki bütün Osmanlı birlikleri 1 Aralık 1918 akşamına kadar Ceyhan Nehri’nin batısına ç ekileceklerdir.1971. Bu plana göre.14 Fransa. Fh : 11. Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanarak yürürlüğe girinc e İtilaf Devletleri gizli sözleşmelerde kendilerine tahsis edilmiş olan yerlerin işgali için hazırlıklara başlamıştır. Ves: 830 ASLAN. Çünkü bu mıntıkada İngiliz birliklerinin varlığı ve denetimi elde tutması I. Maraş. S eyhan Nehri’nin batısı ile TarsusAdana tren hattının kuzeyine yapılac ak ikinc i ç ekilme 5 Aralık 1918 akşamına kadar tamamlanac aktır. İstanbul. D : 8. HTVD. Bu maksatla İtilaf Devletleri Filistin. Ves: 780. Pozantı’nın batısına yapılac ak üç ünc ü ve son ç ekilme 15 Aralık 1918’de tamamlanmış olac aktır.1981. S: 33. Bu durum işgal birlikleri ile bölge ahalisi arasında problem ç ıkmasını engelleyen bir faktör olarak görülebilir. Özellikle işgal birlikleri iç inde Er11 12 13 14 ATASE Arş. S: 21. İngiltere ise Çukurova ve Güneydoğu Anadolu’ya getirdiği birliklerde genellikle Hintli müstemleke askerlerini istihdam etmiştir.11 Osmanlı Ordusu bir yandan bu tahliye ç alışmalarını yaparken diğer yandan İtilaf Devletleri İskenderun. Mersin ve havalisini terk ederek bu mıntıkanın askeri ve siyasi denetimini Fransız İşgal birliklerine bırakmışlardır. kontrol ve yönetimi üstlenmesi bu işgale bağlı beklentileri olan Ermeni azınlığı harekete geç irmiştir. Mersin ve havalisinde askeri ve siyasi denetim. 18 Aralık 1918’de Tarsus’u ve 19 Aralık 1918’de Adana’yı da işgal etmişlerdir. Adana. KLS : 240. Fakat işgal mıntıkasında askeri ve siyasi kontrol İngiliz işgal kuvvetlerinde olmuştur. Adana. Bunların ekseriyeti de Müslüman’dırlar..13 Bu yeni plan gereği İngiliz işgal birlikleri Urfa. Adana. İtilaf Devletleri 17 Aralık 1918’de Mersin’i.s. İngiltere’nin bu ç ekilmesine karşılık daha önc e kendisine vaat edilen Irak’ın kuzeyinden vazgeç miştir.

44 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 meni lejyonerlerin Fransız üniforması ile istihdamı Ermeni ç eteleri c esaretlendirmiş gerek işgal birlikleri ve gerekse onların silahlandırdığı Ermeni ç etelerin Müslüman ahali üstünde baskı ve zulmü artmaya başlamıştır. C-I. Fransız birliklerinin kontrolü ele alması ve buna bağlı olarak Ermeni ç etelerin taşkınlıkları bölgede milli müc adele fikrini güç lendirmiş ve Müslüman ahaliyi harekete geç irmiştir. Antep ve Urfa’da Kuva-yı Milliye’nin teşekkülü iç in ç alışmalar başlamıştır. Temsil Heyeti Maraş’ta işgal birliklerinin ve Ermeni azınlığın artan zulmüne karşı Kuva-yı Milliye’ nin direnişe geçmesi üzerine.242 . Temsil 15 16 17 18 19 20 21 YALÇIN.237 ATASE Arş. Bölgedeki muharebelerin başlangıç noktasını Maraş hadisesi teşkil etmiştir. Yörük S elim ve Cemil Cahit Beyi Maraş’a göndermiştir.Fh:62 ATASE Arş. KLS:308. Mersin.17 Maraş’ta 29 Ekim 1919’da İngiliz işgal birlikleri ç ekilmiş ve yerlerine Fransız birlikleri gelmiş ve birkaç gün iç inde zulümler başlamıştır.21 Maraş’tan sonra Urfa’nın da işgalden kurtuluşu. s.237 AKYÜZ. Maraş.182 vd. s. Yahya.184–185 YALÇIN. Ankara 1988.18 Temsil Heyeti Reisi Mustafa Kemal Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin sürdürdüğü bu direnişe katkı sağlamak iç in Kılıç Ali.15 İngiliz işgalc i birliklerinin ç ekilmesi.20 Maraş işgalden kurtulurken diğer yandan Urfa’da 9 Ş ubat 1920’de işgalcilere karşı başlatılan kuşatma 11 Nisan 1920’de işgalcilerin c an güvenliklerinin sağlanması şartı ile şehri tahliye etmeleri ile netic elenmiştir. Adana. Türk Kurtulu ş Sava şı ve Fransız Kamuoyu . Maraş’ta Kuva-yı Milliye’ nin zaferi Avrupa’da özellikle de Fransa da büyük yankı uyandırmıştır. s. Kuva-yı Milliye müfrezelerimize. Oc ak 1920’ye kadar bazı münferit olaylar olmuş anc ak işgale karşı hazırlıklar yapılmakla birlikte topyekûn bir müdafaa söz konusu olmamıştır.D:26.D:27. İngiliz ve Fransız birlikleri arasındaki bu değişime denk düşen süreç te Temsil Heyeti’nin talimatları ile İç el. 11 Ş ubat 1920’ye kadar devam eden direniş sonunda Fransız işgal birlikleri 11 Ş ubat’ı 12 Ş ubat’a bağlayan gec e şehirden ç ekilmişlerdir. İç el Kuva-yı Milliyesi’ne ileri harekât emrini vererek Fransız işgal birliklerine karşı top yekûn bir müc adele başlatmıştır.s.Fh:3 YALÇIN. s. 21 Oc ak 1920’de işgalc ilerin şehrin ileri gelenlerini toplantıya ç ağırıp onları ç ıkan olaylardan sorumlu tutarak tutuklamaları üzerine Maraş halkı direnişe geç miştir. AKYÜZ. KLS:310. Diğer yandan Fransa’da kamuoyu Türklere karşı takip edilen işgal politikalarını sorgulamaya başlamıştır.19 Bu başarı hem Fransız c ephesinde hem de Milli Müc adele’mizin genelinde kurtuluşa olan inanc ı ve güveni arttıran bir zafer olmuştur.16 Fransız işgal mıntıkasında bu işgali sonlandırma niyeti ile yapılan hazırlıklar tamamlanmadan Kuva-yı Milliye birliklerimiz kendisini harbin iç inde bulmuştur.

Tarsus’ta yine şehir merkezine kadar ve MersinTarsus tren hattına kadar ç ekilmeye mec bur bırakılmışlardır. Ş ahin Bey’in Antep-Kilis yolunu kapatarak başlattığı direniş İşgalc ilerin bu yolu kontrol altına almalarıyla 11 Ağustos1920’de kuşatmaya dönüşmüştür. Kasım. elinizden gelenin en iyisini yapın“ 27 mesajını yollamıştır. Bu durum Pozantı’daki Fransız işgal taburunun mahsur kalmasına sebebiyet vermiş. Yayınlanmamış Doktora Tezi.22 Antep’te Kuva-yı Milliye Kumandanı Ş ahin Bey önc ülüğünde Ş ubat 1920’de direniş başlatılmıştır.240 vd. Diğer yandan Fransa’da kamuoyunun büyük ölç üde hükümet aleyhine döndüğü ve hükümetin işgal politikalarının tenkit edilmeye başlandığı tespit edilmektedir.186 TANSEL. Milli Mücadele Döneminde İçel Sanca ğ ı.I. Maraş ve Urfa yenilgileri yanında Mersin.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 45 Heyeti’ne umut ve milletimize moral kaynağı olmuştur.24 Diğer yandan Pozantı’daki işgal taburunun kontrol ettiği Ulukışla ve Çiftehan ile Ulukışla Pozantı arasındaki tren yolu ve tüneller Ereğli ve Niğde’de oluşturulan müfrezeler tarafından kontrol altına alınmıştır. Zira Kuva-yı Milliye müfrezelerimiz gerek halkın ve 22 23 24 25 26 27 AKYÜZ. Cihat. s.25 Ayrıc a Tarsus ve Karaisalı mıntıkasındaki Kuva-yı Milliye müfrezelerinin koordineli ç alışmaları ve taarruzları netic esinde Adana-Pozantı tren hattı ile karayolu tamamen Kuva-yı Milliye’nin kontrolüne geç miştir.111 vd. YILDIRIM. Ankara. II. bu birliği kurtarmak iç in Adana’dan yollanan birlikler Kavaklıhan mevkiinde Kuva-yı Milliye müfrezelerinin direnişiyle karşılaşarak başarısız bir şekilde geri dönmeye mec bur bırakılmıştır. İstanbul.216 vd.1996 s. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. s. Tarsus ve Adana mıntıkalarındaki başarısızlık ve kayıplar Fransız işgal kuvvetlerini diplomatik temas zeminine ç ekmiştir.III. c.s.26 Pozantı’da mahsur kalan bu taburu kurtarma ümidini kaybeden Adana’daki işgal kuvvetleri komutanı Albay Brémond bir uç ak vasıtasıyla taburun komutanı Binbaşı Mesnil’e ”Yardım gelec ek diye beklemeyin. Çukurova Kurtulu ş Sava şında Adana Cephesi. Selahattin. AKYÜZ. ENER. s. S izi kurtarmak imkânsız.208 vd YILDIRIM.23 Mersin ve Tarsus mıntıkalarında Maraş direnişine endeksli başlayan “ileri harekât”ın netic esinde Mayıs 1920 itibariyle Fransız işgal birlikleri Mersin’de şehir merkezine.187 . Bu tablo “geç ic i ateşkes”e giden süreç te işgal kuvvetleri komutanının ç aresizliğini ortaya koymaktadır. Konya–1998. Anc ak Antep halkı bu kuşatmaya 8 Ş ubat1921 e kadar direnec ektir.1991 s. Mondros’tan Mudanya’ya Kadar.TBMM HÜKÜMETİ’NİN VE FRANSA’NIN MÜTAREKE GEREKÇELERİ Fransızlar işgal mıntıkalarında özellikle Nisan ve Mayıs 1920 itibariyle büyük güç lüklerle karşılaşıyorlardı. S adec e Pozantı’daki tablo değil.

s. “20 Günlük Mütarekenin İç Yüzü ”. 89. Antep ve Urfa da yapılan muharebelerden kayıplarla ayrılan Fransızlar Adana ve Mersin Cephesi’ne önem vermişler. Maraş.32 Fransızların artık bundan sonraki hedefi cepheyi takviye etmekten başka bir şey olamazdı. 188 . İkinc i mühim husus Fransız işgal kuvvetlerindeki neferlerin büyük bir kısmının Müslüman müstemleke askerlerinden teşekkül etmesidir. Kuva-yı Milliye Dergisi . Özellikle Mayıs 1920 başlangıc ından itibaren Fransa’nın görüşme çabaları yoğunlaşmış ve önc e Ankara’ya İstanbul’dan bir binbaşı ve bir sivil memur gelerek I. Bu geçici mütareke temelde Pozantı Garnizonu’nun kurtarılması amac ını taşımasına rağmen anlaşmanın Mesnil Taburu’nun esir düşmesinden sonra yapılmış olması mütarekenin Fransız kamuoyunda Pozantı yenilgisinin sonucu olarak yorumlanmasına sebep olmuştur. fakat buralardaki savaşları da kaybetmekten kurtulamamışlardır. Ankara’da görüşmeler devam ederken Pozantı’daki Mesnil Taburu “Karboğazı S avaşı” neticesinde Kuva-yı Milliye tarafından esir alınmıştır. S. C:II. Yapılan müzakerenin netic esinde bu Fransız heyetle I.46 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gerekse kolorduların desteği ile işgal kuvvetleri karşısında pek güç lü bir konuma gelmiş ve işgalci Fransız birliklerini ardı ardına mağlup etmekteydiler. Tosun.246 vd AKYÜZ. Zira Müslüman Cezayirli ve Tunuslu Fransız neferler Kuva-yı Milliye’ye karşı c ansiperane bir şekilde savaşmamaktadırlar.28 Bu ilk teşebbüsten bir sonuç alamayan Fransızlar Mayıs 1920’nin sonlarına doğru Fransa’nın S uriye Fevkalade Komiseri General Gouraud ’yu temsilen Robert de Caix başkanlığında bir heyeti Ankara’ya göndermişlerdir.453 Aynı SARAL. Hulki-SARAL. Mersin 1968. S. A. s. Vatan Nasıl Kurtarıldı? Ankara 1969. İşgalc i Fransızlar cephedeki bu kötü vaziyetleri karşısında TBMM Hükümeti ile temas ve müzakere temin etmeye çalışmışlardır. İşgal mıntıkasındaki muharebelerde Fransız kuvvetlerinin başarısızlık sebepleri de şu iki hususla ifade edilmelidir. Zira Fransız işgal kuvvetleri Güney Cephesi’nin tamamında kötü günler yaşamaktaydı. s.29 Böyle geçici bir mütarekenin yapılması Fransızlar iç in bir mec buriyetti.27 “ Karbo ğ azı Sava şı” için bakınız: YILDIRIM. Birincisi Kuvayı Milliye neferlerinin vatanı işgalden kurtarmak hususundaki azim ve kararlığıdır.31 Fransızların sahip olduğu bu temel hedeflere rağmen. Görüşmelerin başladığı günlerde de Pozantı da Binbaşı Mesnil kumandasındaki tabur mahsur durumda idi.TBMM Hükümeti arasında 20 günlük bir mütareke yapılmıştır. 132 GENÇ.33 Fransızların böyle bir anlaşma yapmak istemeleri ve res- 28 29 30 31 32 33 ATATÜRK.30 Böyle bir mütarekenin imzalanması netic esinde Fransızlar hem Pozantı’daki garnizonu kurtarac ak ve hem de c ephe genelinde kötü durumda olan kuvvetlerini takviye edecek ve gerekirse c ephede yeni bir düzenleme yapacaklardı. s. Yalnız bu ilk görüşmeden olumlu hiçbir netice çıkmamıştır. Şeref.TBMM Hükümeti ile görüşmüştür.

Bu hedeflerden birinc isi askerî noktadadır. C:II. 34 Fransa’nın geçici bir mütareke talebinin I. Ankara. 454 ÇEL İK. III– “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE”NİN İMZALANMASI VE UYGULANMASI Cephede a keri bakımdan zorluklar yaşayan Fransızlar Fransa’dan gelen Kardinal Dubois ile görüşmek için bir temsilcinin görevlendirilip Karadeniz’deki herhangi bir limana gönderilmesini istemişler fakat bu teklif I. I. ATATÜRK. Bu askeri hedef “Adana mıntıkası ve cephelerinde bulunan ve kısmen askerle de takviye olunan millî kuvvetleri sükûnetle tanzim ve tensik etmekti”. ATATÜRK. C:II. C:II. Mazhar Müfit(Kansu)Bey. Türk Tarih Kurumu Basımevi. İsimleri zikredilmemekle birlikte bir binbaşı ve bir sivil yetkilinin İstanbul’dan Ankara’ya gönderildiği ve girişimin de sonuç suz kaldığı ifade edilmektedir.TBMM Hükümeti’nin temin etmek istediği bazı hedefler vardı. İstanbul’da yaşayan ve Fransa’nın ajanı olduğu ifade edilen bir Fransız bankacının Van Valisi Haydar Bey’i Fransız İşgal Ordusu Kumandanı ve Yüksek Komiser General Gouraud ile görüşmek için Beyrut’a gitmeye ikna etmiştir.1999. Kls 580. s. Hatta bu anlaşma Türkiye tarafından Fransa ile yapılac ak esaslı bir anlaşma iç in atılmış mühim bir adım olarak yorumlanmıştır. Şevket Bey. henüz İtilaf Devletleri’nce bittabi tasdik edilmemişti. Kuva-yı Milliye yanlısı olduğu ifade edilen Haydar Bey ve beraberinde Binbaşı Reşit.Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin bu mütareke neticesinde temin edec eği temel hedefler siyasî bakımından muhatap alınıp uluslararası platformda tanınmaya bir adım atmak. c ephedeki Kuva-yı Milliye müfrezelerini bir intizama sokup gerekli takviyeleri yapmaktır. Türk Milleti’nin mukadderatında tek söz sahibi olduğunu büyük devletlere kabul ettirmektir. Kemal.s.TBMM Hükümeti’nc e kabul edilip bir anlaşma yapılması neticesinde I. Bilakis memleket ve milletin mukadderatına müteallik mesailde İstanbul’da Ferit Paşa Hükümeti’yle münasebet ve muamelede bulunmakta idiler.379.37 Mart 1920’nin sonlarında yapılan bu ziyaret ve görüşmede General Gouraud “Adana ve Havalisinde gerginliğin yatışmasını sağlayac ak bir anlaşma yapmayı 34 35 36 37 ATATÜK.Sovua ile Beyrut’a gelmiş ve General Gouraud tarafından iyi karşılanmışlardır. 453. s. Bu siyasî hedefi TBMM Reisi Mustafa Kemal daha sonra bizzat kaleme aldığı Nutuk isimli eserinde şöyle izah etmektedir: “Büyük Millet Meclisi ve Hükümeti. 454 ATASE Arş. Askeri bakımdan ise amaç . D: 38.TBMM Hükümeti tarafından kabul edilmemiştir. Fh: 23–3. Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi . . s. Bu itibarla Fransızların İstanbul Hükümeti’ni bir tarafa bırakıp Ankara’da bizimle müzakere de bulunmaları ve herhangi bir meselede itilaf eylemeleri o gün iç in temin-i mühim siyasî bir nokta idi”36 .35 İkinc i hedef siyasî idi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 47 men görüşmeleri başlatmaları TBMM Reisi Mustafa Kemal’de Fransızların Adana ve havalisini tahliye etmek istedikleri şeklinde bir intiba uyandırmıştır. M.

ÇEL İK. böyle bir anlaşma yapmaya yetkisinin olmadığını söyleyerek. Amiral Le Bon 28 Mayıs 1920’de Bursa’dan çektiği telgrafla Fransız Hükümeti’nin “Geç ic i Ateşkes” hükümlerini onayladığını teyit edince mütareke aynı gün Ankara’da heyetler arasında imzalandı40 28–29 Mayıs 1920’de imzalanan bu geç ic i anlaşma karşılıklı olarak heyetler arasında onaylanır onaylanmaz TBMM Reisi Mustafa Kemal c ephedeki Kva-yı Milliye birliklerine mütareke hakkında bilgi ve talimat içeren bir şifre göndermiştir.380 40 Aynı. Mustafa Kemal bu görüşmede Fransızların işgal ettikleri milli sınırlarımız dâhilindeki bütün yerleri boşaltmalarını istemiştir. Bu arada Pozantı’daki Mesnil Taburu’nun Kuva-yı Milliye tarafından kuşatılması üzerine Fransız Parlamentosu durumu değerlendirip 25 Mayıs 1920’de T. S ovua ve Amiral Le Bon’dan oluşan Fransız heyeti 20 Mayıs 1920’de Ankara’ geldi.”38 Bu görüşmeden sonra General Gouraud telgraf vasıtası ile Mustafa Kemal ile temasa geçti ve Suriye Fransız Yüksek Komiserliği Genel Sekreteri Robert de Caix başkanlığında bir heyeti Ankara’ya gönderdi. hem yöneticileriyle görüşmek üzere Fransa’ya gidebilmek ve hem de kapsamlı bir ç özüm iç in zaman kazanmak adına Mustafa Kemal ile “geç ic i bir mütareke” ve maddeleri üzerinde anlaşma sağlamıştır. Gouraud’ya bu konuda Ankara’ya başvurması gerektiğini bildirdi. Madde 2. Aynı. Bu şifreye göre mütarekenin şartları şöyle sıralanmaktadır: “Fransızlarla cereyan eden müzakerat-ı siyasiye neticesinde bervechi ati hususat kabul edilmiştir. 38 39 .29/30 gece yarısından itibaren bütün Fransızlarla tatil-i muhasamat edilec ektir. Fakat heyet bu konuda yetkili olmadığını ileri sürerek.39 23 Mayıs1920’de uzlaşmaya varılmış fakat Fransız heyet önemli siyasi konularda Paris’in onayını almak için İstanbul’a dönünce mütarekenin imzası kalmıştır. Zira Mustafa Kemal bütün Fransız cephesini ilgilendirmeyecek bir görüşmeye karşı ç ıkmıştır. s. Fransızlar tarafından tahliye edilecek ve şehir dâhilinde bulunan Fransız kuvveti kasaba haric indeki ordugâhına ç ekilec eklerdir.48 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 önerdi. M.M.B.Pozantı ve Sis’te bulunan Fransız kıtaatı. Robert de Caix geçici mütareke hükümlerini telgrafla Paris’e bildirdi. Madde 1. Fakat Haydar Bey. Robert de Caix.M’ ne mürac aat ederek geç ic i mütarekenin imzalanmasını talep etti. Anc ak Fransız heyet yapılan görüşmelerde Fransız işgal birliklerinin zorda olduğu Antep ve Maraş konusunda görüşmek isteyinc e görüşme yarım kalmıştır. silahları ve tekmil eşya ve malzemeleriyle Adana. 22 Mayıs’ta tekrar Mustafa Kemal ile görüşen Robert de Caix aslında yanında bulunan ve önceki görüşmesinde gizlediği ve müzakere konusunda yetkili olduğunu gösteren güven mektubunu sunmuştur. Ayıntap şehri.Mersin şimendifer hattına ç ekilec eklerdir.

Muhasamatın tatilinden itibaren ilk on gün zarfında yedimizde bulunan esirler iade olunacaktır.TBMM Hükümeti’ne asılsız suç duyuruları yapmışlardır. Mesela Osmaniye’deki Kuva-yı Milliye müfrezelerine mütarekeden sonra Fransız kıtaatınca taarruz yapılmıştır. 24 HTVD. 87.42 Mütarekenin uygulanışı ve esir mübadelesi hususunda TBMM Hükümeti’ni temsil edecek olan Binbaşı Ş emseddin ve Kaymakam İrfan Beylere hükümet tarafından gerekli talimatlar verilmiştir. Diğer yandan Kuva-yı Milliye’nin denetimi altındaki şimendifer hatlarında Fransızların iaşe ve ikmal maksatlı nakliye yaptıkları ve buna Kuva-yı Milliye’nin müsaade etmediği tespit edilmiştir.m. 14. Sis ve Ayıntap’ın tahliyesi ve üseranın mübadelesi hakkında ayrıc a tebligat yapılacaktır. Fransızlar da gerek siyaseten ve gerek esareten nezdlerinde alıkoydukları Müslümanları bize verec eklerdir. Madde 3. Aralık 1955. KM.44 Fransızların iaşe ve ikmal maksatlı olarak tren hattını kullanmak istemeleri mütarekeyi mevcut kuvvetlerini takviye etmek için yaptıklarını açıkça göstermektedir.g.Adana havalisi ile Osmanlı Hükümeti arasında serbestç e ve aç ık muhabere edilec ektir. S. Hatta Fransızlar bu ve benzeri ihlalleri örtbas etmek için Kuva-yı Milliye müfrezelerinin bazı c ephelerde Fransız postalarına saldırdığı şeklinde I.45 41 42 43 44 45 GENÇ. TBMM Reisi Mustafa Kemal bu görevlendirme ile birlikte görevli olmayan diğer cephe kumandanlarının mütarekenin uygulanışında ayrıca taleplerde bulunup müzakere yapmamaları hususunda uyarıda bulunmuştur. Diğer yandan işgal mıntıkasında Ermeniler Fransızlardan yüz bularak Müslüman ahaliye karşı mezalime devam etmişlerdir. ves: 371 Aynı HTVD. a. s.TBMM Hükümeti bu hususu da protesto ederek bu ve bunun gibi ihlallerden dolayı mütareke şartlarına uyulmaması halinde Türk tarafının mesul olmayacağını bu mezalimler vesilesiyle halkın galeyan halinde olduğunu General Gouraud’ya bildirmiştir. Hatta bu tarz ihlaller ve nakliye hususu ile ilgili mütarekede bir hükmün yer almadığı I. I. 14.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 49 Tatil-i muhasamatın ilk on günü zarfında Pozantı Sis ve Ayıntap’ın tahliyesi hitam bulac aktır. Pozantı. S. 14. Yalnız Kuva-yı Milliye müfrezeleri bu ihlallere müsaade etmeyec ektir. ves: 372 .41 Bu şartlar ç erçevesinde yapılan mütarekeyi tatbik iç in TBMM Hükümeti’ni Umum İç el Kuva-yı Millîye Komutanı Binbaşı Ş emseddin ve Kilis Kaymakamı İrfan Bey temsil etmekle görevlendirilmişlerdir. S.43 Bu mütareke uygulanmaya girdiği günden itibaren ihtilaflara sebep olmuş ve uygulamada bir takım problemler çıkmıştır. Yalnız Mayıs'ın otuzuncu günü sabahtan itibaren muhasamatın tatili temin olunac aktır”. Aralık 1955.TBMM Hükümet’ince Suriye’deki Fransız Fevkalade Komiseri General Gouraud’ya bildirilmiştir. ves: 370 HTVD. Aralık 1955. S. Madde 4.

KLS: 580.49 Bu mütarekeden en fazla rahatsız olan taraf Ermeniler olmuştur. Ancak Sis’i Kuva-yı Milliye’ ye teslim etmeyip ellerindeki silah ve cephaneyi de Ermenilere terk etmek suretiyle asi Ermeni çetelerine teslim ettiler. Pozantı bu suretle boşalırken Sis’i Fransızlar kendileri boşalttılar. S. Fransız işgalini kullanarak Çukurova’da bir Ermeni Krallığı kurmak istiyorlardı. Adana’da Fransız işgal kuvvetleri komutanlarından General Dufieux imzası ile bir beyanname yayınlanmış ve bu beyannamede mütarekenin Mustafa Kemal Paşa’nın isteği ile ve Beyrut’a gönderdiği temsilciler vasıtasıyla imzalandığı şeklinde yalan bilgiler verilmiştir. Ancak Fransızların böyle bir tavır sergileyebilec eği 46 47 48 49 50 ATASE Arş.46 Bütün bunlara ilave olarak Mersin’deki İşgal Kuvvetleri Komutanı Güvernör Anfré yine mütareke şartlarına aykırı olarak Fransız işgal mıntıkası ile Kuva-yı Milliye müfrezelerinin hâkim olduğu bölgeler arasında bir tarafsız bölge teşkil edilmesini yani Kuvayı Milliye müfrezelerinin işgal sınırlarından biraz geri çekilmelerini istemişlerdir. Anc ak Kuva-yı Milliye’ nin işgallere karşı cephedeki başarıları ve siyasî aç ıdan 20 Günlük Mütareke’nin imzalanmış olması bütün bu planları alt üst etmiştir. General Gouraud’un 8 Haziran 36 (1920) tarihli tel’ine Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal’in cevabî tel’inin “İsmet” imzalı ekinde talep edilmiştir. D: 38. Bu beyanname ile Fransızlar hala güç lü olduklarını ve Kuva-yı Milliye’ nin zor durumda olduğu intibaını vermek istemişlerdir. Ancak Pozantı’daki Mesnil Taburu zaten daha anlaşma imzalanmadan Kuva-yı Milliye tarafından teslim alınmıştır.50 Fransa bu geçici barışta pek samimi olmadığını ve cephedeki kuvvetlerini takviye etmekten başka bir niyet taşımadığını mütareke şartlarının ihlaline müsaade etmesi ile açıkça göstermiştir. Hatta kendi kendilerine bu mütarekeden sonra Adana’da krallık ilan etmişlerse de bunda da başarılı olamamışlardır. Zira Ermeniler. Bu beyanname ile işgal mıntıkasındaki halkın kurtuluş ümidi kırılmak istenmiştir. Anc ak Yüzbaşı Emin Resa Bey bu istekleri reddetmiştir.g. Bu yanlış ve gerçeklere aykırı propagandalardan vazgeçilmesi ve bu yanlış bilgilerin tekzip edilmesi hususu. s. ves: 370 Aynı SARAL – SARAL. s. a.50 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Fransızlar bu mütarekeye rağmen Adana’daki Vali Cemal Bey ve Kuva-yı Milliye taraftarı eşrafı tutuklayarak eşrafı Adana sınırları dışına sürdüğü gibi Vali Cemal Bey’i de İstanbul’a sürdürmek için Mersin’de gözetim altında tutmuşlardır.48 Mütareke şartları içinde Pozantı ve Sis’teki garnizonların boşaltılması hususu yer alıyordu. 25 . Mütareke ahkâmına aykırı bu tavırlardan vazgeç ilmesi hususunda Adana’daki Fransız İşgal Kuvvetleri Kumandanı Albay Brémond uyarılmıştır. 14 GENÇ. Aralık 1955.m.47 20 Günlük Geçici Mütareke’nin Fransızlar tarafından böylece ihlali yetmemiş gibi birde Müslüman ahali üzerinde yalan yanlış propaganda başlatmışlardır. Fh: 13 HTVD. 14.

s. Netic ede her iki tarafın da bu mütarekeyi kalıcı barış için bir adım olarak görmeyip sanki bir soluklanma bir hazırlık faslı olarak yorumladığı açıkç a ortadadır. Zeki.TBMM Hükümeti uyarılarla karşılık verip Kuva-yı Milliye tarafından silahla mukabele edilmesini engellemiştir. Özellikle Fransız kamuoyunda bu mütareke ile ilgili 51 52 53 ENER. Bu ihlallere I.TBMM Hükümeti hemen diplomatik yollardan meseleyi çözmek istemişse de Fransızlar bu işgali haklı göstermek için 20 Günlük Geç ic i Mütareke’yi sanki iki hükümet arasında değil de Adana ve havalisindeki Kuva-yı Milliye komutanları ile Fransız komutanları arasında yapılmış bir anlaşma olarak yorumlamaya çalışmışlardır. Bu ihlal 8 Haziran 1920’de Karadeniz Ereğlisi’nin Fransız gemilerince bombardıman edilip daha sonra işgal edilmesidir. 136 SARIHAN. önemli bir yakınlaşma olarak görülebilir. TBMM Hükümeti ile Fransa arasında yapılan bu 20 Günlük Geç ic i Mütareke’nin daha ilk günlerden itibaren Fransızlarca ve onların himaye ettiği Ermeniler tarafından ihlal edildiğini ifade etmiştik. 135 . Anc ak yukarıda izah ettiğimiz hususlar bu yakınlaşma ve uzlaşmanın askerî aç ıdan henüz tesis edilmediğini hatta edilemeyec eğini ortaya koymaktadır. s. Dolayısıyla mütareke günlerinde gerekli hazırlıkların yapılmasını. 75 ENER. Erkan-Harbiye Riyaseti cephedeki Kuva-yı Milliye komutanlarına gönderdiği şifreli talimatta mütarekenin bitiminden sonra Adana. Yalnız daha mütarekenin süresi dolmadan yapılan öyle bir ihlal vardır ki bu mütarekenin süresini doldurmasına fırsat bırakmamıştır.TBMM Hükümeti ile Fransa arasında tesis edilec ek kalıcı barış için mühim bir adım. Bu anlaşmayla ilgili müzakerelerde ve anlaşmanın imzalanmasında hiç bir Kuva-yı Milliye komutanı bulunmamıştır.53 Ancak daha öncede izah ettiğimiz gibi bu mütareke Ankara’da TBMM Hükümeti ile Fransızların Suriye Fevkalade Komiseri Gouraud’nun temsilc isi Robert de Caix arasında imzalanmıştır.52 Karadeniz Ereğlisi’nin işgali karşısında I. Ayrıc a bu umumi taarruz iç in müfrezelerin silah. Dolayısı ile bu anlaşma sadece Adana – Mersin ve havalisindeki cepheyi ilgilendiren bir mütareke olmayıp bütün Fransız cephelerini ve Misak-ı Milli sınırlarını ihtiva eden bir ç erç eveye sahiptir. III.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 51 dikkate alınarak ve bu barışın geçici olduğu da göz önünde bulundurularak Kuvayı Milliye müfrezelerinin takviyesine gayret edilmiştir. bütün eli silah tutan ahalinin Kuva-yı Milliye’ ye iştirakinin temin edilmesini istenmiştir. 20 Günlük Mütareke siyaseten I. s. Ankara 1993. Kurtulu ş Sava şı Günlü ğ ü . Tarsus ve Mersin’in zaptı için umumi bir taarruz yapılac ağını bildirmiştir. cephane ve top ihtiyaçlarının tespit edilerek Erkanı Harbiye Riyaseti’ne bildirilmesi istenmiştir. Mütarekenin birinc i günü yani 31 Mayıs 1920’de. Mütarekenin bu şekilde ihlalinde mütarekenin batı kamuoyundaki etkilerinin de tesiri olduğu muhakkaktır.51 Bu talimat doğrultusunda bölgedeki Kuva-yı Milliye müfrezelerinin hazırlıkları devam etmiş ve ahalinin daha yoğun bir şekilde Kuva-yı Milliye’ ye iştiraki temin edilmiştir. c.

56 Nihayetinde TBMM Reisi Mustafa Kemal 12. “Birçok Fransız gazetesine göre mütareke ‘Fransa’nın Antep galibiyeti’. Fransız hükümetini hem Türklerle anlaşmak hem de Yunan saldırısına izin veren İngiliz hükümetinin kararına katılmak gibi ‘başarısızlığa mahkûm iki politikayı’ aynı anda yürütmek istemekle suç luyor”. Aynı. Mustafa Kemal’in mütarekeyi bozulmuş olarak yorumlamasını mantıki buluyor. Bu tebligatta muhasamatın 18–19 Haziran gec e yarısından itibaren bütün Fransız Cephesi’nde yeniden başlatılması emrini de 54 55 56 AKYÜZ. ve 13. Kolordu kumandanlıklarına. Zira Le Temps. s. Fransızlar hem Ereğli’yi boşaltmamakta direniyorlar hem de yeni ihlallere göz yumuyorlardı. Ayrıca bu mütareke ile Fransa’nın I. Antep Kuva-yı Millîye Komutanı Recep Beye. Gerek Yunan ileri harekâtını onaylaması gerekse Ereğli’yi işgali Fransız hükümetini içine düştüğü ikilemden kurtaramamış ve hatta anlaşmanın ihlali hususunda Fransız hükümetinin suç luluğu Fransız kamuoyunca kabul edilmiştir.TBMM Hükümeti’ni tanımış olması gerç eği Fransa’yı müttefikleri nazarında zor duruma düşürmüştür. Adana ve havalisinde harp yeniden başlarken yaklaşık beş gün sonra Yunan işgal birlikleri de İngiltere’nin izni. Fransız hükümeti gerek müttefiklerine karşı ve gerekse kendi kamuoyundaki başarısızlık değerlendirmelerine karşı durumunu kurtarmak iç in Ereğli’ işgal etmiştir. Le Progres (de Lyon) ise mütareke ile Fransa’nın ‘ asi Anadolu hükümetini tanımış olduğu ‘ kanısında idi “ 55 . La France Militaire gazetesinde yazan General Malleterre’e göre ise ‘Pozantı yenilgisinin’ sonucu idi”54 . Bütün bu olup bitenleri değerlendiren I. Umum İç el Kuva-yı Millîye Komutanlığı’na atanan Binbaşı Şemseddin Bey’e ve Kilis Kaymakamı İrfan Beye 16 Haziran 1920 de gönderdiği bir şifre ile Geçici Mütareke’nin Fransız’lar tarafından ihlal edildiğini bildirmiştir.188. ’çok şükür. Bunun içindir ki Adana’da General Dufieux imzası ile bildiri yayınlayıp anlaşmanın Mustafa Kemal’in isteği ile ve görevlendirdiği kişiler aracılığı ile Suriye’de imzalandığı yalanını propaganda etmişlerdir.52 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 olarak bir zihinsel karmaşanın olduğu ve mütarekenin farklı farklı algılandığı görülmektedir. ”Le Temps. Fransa Türklerle bir mütareke imzaladı. Fransa onların bir karış toprağına göz dikmiyor ve bu savaşa askerlerinin ve parasının karıştırılmamasını isteme hakkına sahiptir’. desteği ve Fransa’nın da onayı ile işgal alanını genişlemeye teşebbüs ederek Bursa ve İzmit’e doğru ilerlemeye başlamıştır. Fransa’yı Karadeniz Ereğli’sinin işgali suretiyle mütarekenin ihlaline sevk eden temel faktör mütarekenin Fransız kamuoyunda bir yenilgi olarak algılanmasıdır. Aynı. Ereğli’nin işgali ve diğer ihlaller mütarekenin Fransızlarca ihlal edildiğini ortaya koymaktadır.Mütareke Fransız basınında olumlu karşılandı. .TBMM Hükümeti mütarekeye körü körüne sadık kalmanın gereksiz olduğu inanc ı ile harbe yeniden başlanması kararına varmıştır.

harbin yeniden başlatılmasından dolayı mesuliyetin Fransızlara ait olduğunu da bildirmiştir.TBMM Hükümeti’nin daha kuruluş aşamasında imzaladığı bir uluslararası anlaşma olması dolayısıyla önem taşımaktadır. Zaten Kuva-yı Milliyenin bu kadar imkânsızlıklar içerisinde gösterdiği bu direnç Fransız işgal birliklerini ve bu birliklerin komutanlarını endişelendirmiştir. S. 454 .TBMM Hükümeti göreve gelir gelmez uluslararası ilişkileri geliştirme gayretine girmiş ve Sovyet Rusya ile temasa geçmiştir. Bunun içindir ki Marş’ta. c. SONUÇ “20 Günlük Geçici Mütareke” I.58 Mustafa Kemal 16 Haziran tarihinde Kuva-yı Milliye kumandanlarına gönderdiği “harbin yeniden başlatılması“ talimatına ilave olarak S uriye’deki General Gouraud’ya da bir telgraf gönderip geçici mütarekenin Fransızlar tarafından nasıl ihlal edildiğini izah ederek. Öncelikle tarafsız devletler nezdinde diplomatik tanınma müc adelesi verilirken Fransa ile yapılan 57 58 HTVD.TBMM Hükümeti iç in bir siyasi başarıdır. 14. S. Muhtemeldir ki bu geç ic i anlaşmadan müttefiklerini başlangıç ta haberdar edip onları bilgilendirmemiştir. Bu ilk temas sonuçsuz kalırken diğer yandan cephede Fransız işgal birliklerinin sıkıntıları artmaya devam etmiş ve Pozantı’daki taburları mahsur kalmıştır. s. ATATÜRK. I. Adana ve Antep’te gösterilen direnç ve müc adele anlamlıdır. Binbaşı Mesnil Komutasındaki taburun mahsur kalması ve cephenin diğer bölgelerindeki olumsuzluklar Fransa’yı yeni bir müzakere zeminine ç ekmiştir.57 Bu emir doğrultusunda mütareke zamanından önc e sona ermiş ve Fransız Cephesi’nde muharebeler yeniden başlamıştır. Burada Fransa’nın anlaşmayı imzalamış olmaktan kaynaklanan bir pişmanlık iç inde olduğu pekâlâ gözlemlenebilmektedir. Bu sonuç Kuva-yı Milliye’ nin Ocak 1920’den itibaren sürdürdüğü mücadelenin bir sonucudur. ves: 1177. 51.TBMM Hükümeti ile masaya oturmuşlardır. ves: 373 HTVD. Aralık 1995.TBMM Hükümeti bu başarıyı Güney Cephesi’nde işgalcilere karşı c ansiperane bir şekilde her türlü imkânsızlığa rağmen mücadele eden Kuva-yı Milliye müfrezelerine borçludur. Zira diğer müttefiklerini ve onlarla birlikte yürütülen işgal politikalarını bir kenara bırakıp I. “20 Günlük Geçici Mütareke” I. S uriye’deki Fransız işgal kuvvetlerinin komutanı General Gouraud’yu temsil eden Yüzbaşı Robert de Caix Ankara’ya gelerek hem müzakereleri yapmış ve hem de anlaşmayı imzalamıştır. İşgal birliklerinin silah ve diğer askeri teçhizat imkânı Kuva-yı Milliye müfrezelerinin imkânları ile mukayese edilemez. II.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 53 vermiştir. Urfa’da kazanılan zafer ve Mersin. Mart 1965. Her ne kadar anlaşma normal süresinden önc e nihayet bulmuşsa da geç ic i bir niteliğe sahip olması dolayısıyla bu durum zaten beklenen bir netic edir. Bu endişelerin ve kaygıların eseri olarak Fransız işgal birlikleri önc e İstanbul’dan bir heyeti Ankara’ya gönderip anlaşma zemini aramışlardır. I.

Bu tarihi süreç göstermiştir ki ordumuz zaferler kazandıkça meclisimiz ve hükümetimiz siyasi kabule mazhar olmuşlardır.98. Fransız kamuoyunda Türklerle savaşı istemeyen ve barışa meyilli olan oluşuma karşı hala yanlış bilgilendirme yapılmakta ve Fransızların Kilikya’dan çekilmesi halinde Gayr-i Müslimlerin katledileceği ima edilmektedir. Kurtulu ş Sava şı İle İlgili İngiliz Belgeleri .59 Fransa ile diplomatik temasa ilave olarak İtalyanların da Ankara’yla diplomatik ilişkilere başlaması.60 Karadeniz Ereğli’sinin işgali bu anlaşmanın erken sona ermesine vesile olmuştur.s. I. Bütün bu gelişmeler gösteriyor ki kalıc ı barış iç in I. kendilerinden önceki İngiliz işgal dönemi uygulamalarını ”İskoç duşu” benzetmesiyle. bir diğeri de askeri iki İtalyan heyeti anlaşmalar yapmak üzere Ankara’ya gelmişlerdir. İstanbul.B. Orhan. Ankara. anlaşmanın I. Gotthard. Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtulu ş Yılları.TBMM Hükümeti’nin isteğiyle yapıldığı şeklinde bir propaganda başlatmıştır.sorumlu tutmaktadır.212.M Hükümeti’nin siyasi tanınmışlık meselesinde iyi bir mesafe kat ettiğini ortaya koymaktadır.1991.54 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bu anlaşma sürpriz bir gelişme olmuş ve büyük memnuniyet uyandırmıştır.TBMM Hükümeti’nin ve Kuva-yı Milliye’ nin hatta daha sonra ordumuzun daha etkili ve daha büyük zaferlere ihtiyacı vardır. Bizzat Fransa Başbakanı Briand bu imayı yapmakta ve Çukurova’da yaşanan bu süreç ten. Bu anlaşmayı müteakiben Haziran1920’de biri tic ari. Bunu içindir ki Fransa bu anlaşma ile ilgili gelişmeleri kendi kamuoyundan saklamaya çalışmıştır.TBMM Hükümeti’nin doğru yolda olduğuna işaret etmektedir. 59 60 DURU. JAESCHKE. Daha sonra söz konusu anlaşmadan Fransız kamuoyunun ve diğer müttefiklerinin haberi olunca. I. Şurası muhakkak ki Fransa’nın askeri başarısızlıkları zaten Fransız kamuoyunda işgal politikalarının sorgulanmasına vesile olmuştur. Fransız işgal kuvvetleri ve Fransız hükümeti aleyhinde oluşan bu kamuoyu eleştirilerinden kurtulmak iç in bir yandan yanlış bilgilendirme ve propaganda yaparken diğer yandan Karadeniz Ereğli’sini işgal ederek hala güçlü olduğu ve Ankara ile bir anlaşma yapmadığı izlenimi vermeye çalışmaktadır. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Anc ak bu süreçte İtilaf devletleri içinde ilk kalıcı barışı yaptığımız devletin Fransa olmasında ilk siyasi temasa geçtiğimiz ve ateşkes imzaladığımız devlet olmalarının rolü büyüktür. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Zaten geçici olmak kaydı ile yapılmış süreli bir anlaşmadır.TBMM Hükümeti’nin bu diplomatik başarısı Fransa için bir başarısızlık ve siyasi bir mevzi kaybıdır. 2001s.M. İtilaf Devletleri ittifakının üyesi olan Fransa ile yapılan bu anlaşma mahiyeti ve içeriği her ne olursa olsun Kuva-yı Milliye’ nin ve I. .T. Anc ak Ereğli’nin haksız işgali ve diğer ihlaller olmasa idi taraflar iç in anlaşmanın süresinin uzatılması bile gündeme gelebilirdi.

Kemal. -ASLAN. İstanbul. Fh: 3 -ATASE Arş. Atatürk Silifke’de . Ankara. -SARAL.1971. Gotthard. D: 38. D: 38. Türk iye Devletinin Dış Siyasası. -ATATÜRK. Durmuş( ve diğerleri). c. S: 33. Milli Mücadele Döneminde İçel Sancağı .1981. Aralık 1955. 14. Kasım. Mart 1965. III. Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtuluş Yılları. Ves: 780. Ankara. İzzet. 1998. -SARIHAN. Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu. Fh:62 -ATASE Arş. 51. Kemal. Yusuf Hikmet. Fh: 23–3 -HTVD. . KLS: 240. AKDTYK.1996. Türk Tarih Kurumu Yayınevi. Şeref. 14. Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri . 14. M. Selahattin.212. S.Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-I. Nutuk . ves: 373 -HTVD. KLS: 580.I. KLS: 310. Ankara. S. Ankara. Mersin 1968. Va tan Nasıl Kurtarıldı? Ankara 1969. Zeki. ves: 372 -HTVD. -HTVD. A. Adana. -ENER. İstanbul. -AKYÜZ. -BAYUR. c. Ankara. Aptülahat. Yayınlanmamış Doktora Tezi. Ankara 1988. Ankara. 2001.II. Kurtuluş Savaşı’nda İçel . Mondros’tan Mudanya’ya Kadar. Aralık 1955. Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi . -GENÇ. S. 89. S: 21. KLS: 580. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Milli Eğitim Basımevi.1982. Çuk urova Kurtuluş Savaşında Adana Cephesi.1991 -YALÇIN. ves: 370 -HTVD. 1991.s. Fh: 11 -ATASE Arş. Ves: 830 -HTVD. Türk Tarih Kurumu Basımevi. D: 26. S. ves: 1177 B-Telif ve Tetkik Eserler: -AKŞİN.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 55 KAYNAKLAR A-Arşiv Belgeleri ve Vesikalar: -ATASE Arş. 1973 -ÇELİK. Kuva-yı Milliye Dergisi. Tosun. Cihat. Atatürk Araştırma Merkezi. Hulki-SARAL. Ata türk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi. -YILDIRIM. III. Kurtuluş Savaşı Günlüğü. Orhan. Yahya. 14. Aralık 1955. D: 27. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. -TANSEL. S. Türk Tarih Kurumu Basımevi. ves: 371 -HTVD.1991. Fh: 13 -ATASE Arş. KLS: 308. D: 8.1999 -DURU. IV. Ankara 1993. Aralık 1955. “20 Günlük Mütarekenin İç Yüzü”. -Kurtuluş Savaşı’nda İçel Tarihini Yazma Komitesi. Türk Tarih Kurumu Basımevi. İstanbul. C-I ve C-II. S. -JAESCHKE. Konya. 2000. İstanbul.

56 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Issue : 5 Pa ge : 5 7 -7 0 İZMİR İNGİLİZ KONSOLOSLUĞUNUN SİYASİ FAALİYETLERİ KAP SAMINDA ERMENİ MESELESİ (1878-1914) Funda ADITATAR∗ Özet Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşımı meselesinde. British Consula te. Ask erî Konsolosla r. konsolosluk raporları esas alınarak değerlendirildi. Sa yı: 5 Sa yfa : 5 7 -7 0 Ye a r: 2 0 1 1 . Bu makalede. büyük güçler arasında gayrimüslim unsurlar üzerinde nüfuz kurma mücadelesi önemli bir yer tutmaktadır. Armenian question became a British claim at the end of the 1870’s. İzmir. gayrimüslim unsurların ayrılıkçı hareketlerini desteklediler. Izmir. Key Words Armenia n Question.tr . Bu mücadelede. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Genel Kültür Dersleri Bölümü Öğ retim Elemanı. Konsoloslar bulundukları bölgedeki Ermeniler ile yakın ilişkilere girerek Ermenilere destek verdi ve Ermenilerin savunucusu.. Politica l a ctivities ∗ Öğ r. koruyucusu rolünü üstlendi. İngiltere bunun için 1878 Berlin Anlaşması’na dayanarak. Ermeni meselesi. For this claim.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . İngiliz Konsolosluğu. The aim of this paper’s is to evaluate Armenian question within the political activities of Izmir British Consulate on the basis of Izmir British Consulate reports. Dr. Siya si fa a liyetler THE ARMENIAN QUESTION WITHIN THE POLITICAL ACTIVITIES OF IZMIR BRITISH CONSULATE (1878-1914) Abstract The struggle for influence over the non-Muslim subjects between the Great Powers had an important place in the issue of sharing the Ottoman Empire They supported separatist movements among non-Muslim subj ects. Milita ry Consuls. imparatorluğun her köşesine yerleştirdiği konsolosluk ağını kullandı. Gör. The consuls gave support to the Armenians by using their close relations with them and took the role of protector. (1878). Britain used the consular network which was spread to every corner of the Empire based on the Berlin Agreement. İzmir İngiliz Başkonsolosluğunun siyasi faaliyetleri kapsamında. Anahtar Kelimeler Ermeni Meselesi. bir İngiliz davası haline geldi.edu. fundaaditatar@iyte. 1870’lerin sonlarında Ermeni davası.

Ayastefanos Antlaşması’nın on altınc ı maddesiyle. Rus ordularının Erzurum’a kadar ilerlemesi. Londra hükûmeti. Tehlikeyi önlemek yolu. Rusya’nın İskenderun ve Akdeniz’e olduğu kadar Mezopotamya ve Basra körfezine kadar da inebileceğini gösteriyordu1 . imparatorluğun İngiltere için lüzumlu topraklarına sahip olmak veya hiç olmazsa bunlar üzerinde İngiliz nüfuzunu kuvvetlendirmekti2 . Osmanlı Tarihi VII Birinci Me şrutiyet ve İstibdat Devirleri (1876-1907). Rusya. iki gizli anlaşma imzaladı. Devletlerarası Hukuk ve Siyasi Tarih Metinleri .58 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda. Dünya Sava şına . s. Ankara 1953. Enver Ziya Karal. Cilt (1-B). İngiltere. İngiltere devletine taahhüt eder ve Kıbrıs Adası’nın tarafsız ve idaresinin İngiltere’ye tahsisini ka bul eder”3 . Osmanlı Devleti’nin Rusya karşısındaki ağır yenilgisi sonunda imzalanan Ayastefanos Barışı sadec e Rumeli’yi parç alamakla kalmıyor. imparatorluğun tümünde Hıristiyan tebaa üzerinde bir güç elde ediyordu. 130. Hukuk Fakültesi yayını. antlaşmanın yeniden gözden geç irilip. Belge Yay. Ayastefanos Antlaşması İngiltere’yi ve Avrupa’nın diğer büyük devletlerini önemli ölçüde kaygılandırınca. Nihat Erim. Antla şma metni için bkz. Rusya. Rusların Ermenileri himaye perdesi altında Doğu Anadolu’yu Balkanlaştırmaya kalkışac ağını ve burada 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı ile sağlamış bulunduğu toprak kazanç larının yarattığı elverişli durumdan faydalanarak nüfuzunu bir taraftan İskenderun. A. Bu anlaşma özetle şöyle diyordu: “Rusya . İngiltere o bölgeyi silahla koruma sı için Padişah ile birleşmeyi taahhüt eder. . Osmanlı İmparatorluğu hakkında. 1001. bu imparatorluğun toprak bütünlüğüne dayanan geleneksel politika prensibinden. Rum (Ortodoks Hıristiyan) Osmanlı tebaası üzerinde şimdiye dek elde ettiği nüfuzuna şimdi Ermenileri de kapsayacak yeni ve daha büyük bir güç elde ediyordu. Türk Tarih Kurumu. Bu tasavvurların gerçekleşmesi ise İngiliz İmparatorluğu için ciddi ve ağır tehlikeler yaratabilirdi. Osmanlı İmparatorluğu’nun tek başına Rus tasavvurlarına engel olabileceğinden artık ümidini kesmiş bulunuyordu. Osmanlı ülkesinden bir bölgeyi istilâya kalkışırsa. Rusya ile imzaladığı Londra Antlaşması (30 Mayıs 1878) ile toplanacak kongrede görüşülec ek konular üzerinde aralarında görüş birliği sağlandı. Yalnızca Balkanlar ile Boğazlarda değil. 1 2 3 Stefenos Yerasimos. ilk kez Anadolu topraklarından da belli yerlerin Osmanlı’nın elinden ç ıkmasına yol açıyordu.Ü. 4 Haziran 1878’de ise Osmanlı devletiyle Kıbrıs Konvansiyonu imzalandı. Osmanlı İmparatorluğu’nu tek taraflı olarak ilhak etmek veyahut himayesi altına almak iç in Ermenileri bir istinat noktası olarak kullanac aktı. Böylece İngiltere. etkisinin azaltılması ç alışmaları sonuc unda Berlin Antlaşması imzaladı. s. Ankara 1988. Daha da önemlisi.. İngiltere. görünüşte ayrılmamakla beraber. Azgeli şmi şlik Sürecinde Türkiye 2-Tazimattan I. öte yandan Mezopotamya üzerinden Basra Körfezi’ne yayabilec eği tehlikesini anlamıştır. Berlin Antlaşması’nın imzalanmasından önce. Buna karşılık Anadolu kıtasındaki Hıristiyan ve diğer tebaanın iyi idare ve himayeleri hakkında gerekli ıslahatın ya pılma sını Pa dişa h. İstanbul 2001. diğer Avrupa devletlerini geride bırakan.

4 5 6 Uygur Kocaba şo ğ lu. Osmanlı otoritelerinin işine ya rayabilecek nitelikte her türlü bilgiyi toplayarak.D. Ayrıca istihbarat konusunda birikim ve deneyimleri vardı. uygun önlemleri alması konusunda Babıâli’ye gereken uyarıların yapılabilmesi için Majestelerinin Hükûmeti’ne ve İsta nbul’da ki Büyükelçiliğe bildireceksiniz. Uygur Kocaba şo ğ lu. U. “ The Old Turkish Hands: The British Levantine Consuls. Yarbay Wilson’un atamasının ardından. bunun yerine her vilayette adalet sisteminin işleyişini gözlemleyecek yabancı “denetçi”lerin istihdamını mümkün görmüştür4 . 127. Teğmen Herbert Chermside ve Teğmen Herbert Kitc hener. s. Everett Erzurum’a askeri konsolos yardımcısı. Osmanlıların “ askerî konsolos” ifade sini kullanmadıklarını. İletişim Yay. Gordon L. İNGİLİZ KONSOLOSLUK HİZMETLERİ VE ERMENİ MESELESİ Kıbrıs Konvansiyonu ile elde edilen bu gücün nasıl gerçekleştirileceği meselesine yönelik olarak. Askerî konsolosluklar için Anadolu başkonsolosluğu oluşturuldu ve buraya harita subayı Yarbay Charles W. levazım gibi ordunun teknik sınıflarına mensup. ülkenin dili. Bkz. Majestelerinin Konsolosları İngiliz Belgeleriyle Osmanlı İmparatorlu ğ u’ndaki İngiliz Konsoloslukları (1580-1900). ekonominin na sıl iyileştirilebileceği. . Yüzbaşı J. Mevcut konsoloslukların yeniden yapılandırılması ve bunlara ilaveten Military Consul [Askerî Konsolos]6 adı verilen yeni konsolosluk ağı. Osmanlı yönetiminin bunu “ bilmezlikten” veya “ görmezden” gelmedikleri dü şünülmelidir. konsolosluk mıntıka nızdaki nüfusun değişik sınıflarının durumunu incelemek. Wilson 28 Mart 1879’da atandı. anc ak. bunu bizzat adalet sisteminin özüne aykırı bularak kabul etmemiştir. 1856-1876” .e. Yarbay Wilson’a yapılan görev tanımı şöyleydi: “Sizin ve size yardımcı olarak atanan subayların görevi. 125. Askerî konsoloslar. Osmanlı yönetimi. Iseminger. Binbaşı H. Muhtemelen. Cooper. S tewart. s. Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs Konvansiyonu ile Anadolu’daki Hıristiyan tebaa iç in yapmaya söz verdiği “reform”ların yapılıp yapılmadığını kontrol edec ekti. topografik verileri olduğu kadar her türlü istatistikî bilgiyi toplayacak ve değerlendirebilecek nitelikte elemanlardı. istihkâm. ida renin nasıl basitleştirilebileceği ya da daha etkili bir hale getirilebileceği konusunda ta vsiyelerde bulunarak ve İdarenin ve Yargının her türlü baskı ve yolsuzluğuna ilişkin dikka tinizi gelen bilgiler konusunda uyarıda ve protestoda buluna ra k Osma nlı otoritelerine ya rdımcı olmaktır. Clayton Van’a.. istemediğ i bu uygulamayı küçümseme yoluyla üzerinde daha büyük bir otorite kurulmasından kaçınmaya çalışmıştır. Yüzbaşı H. Kocaba şo ğ lu. hukuku ve geleneklerini bilmeyen yabancıların yargıç olarak atanmasını kabul etmemiş. önce her mahkemeye bir yabancı yargıç atanması teklif edilmiş. Osmanlı yönetimi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 59 A. Sonuçta İngiltere’de Beaconsfield hükûmeti.g. İstanbul 2004. Merkezî Hükûmet’in müda ha le etmesini düşündüğünüz her ola yı. Trotter Kürdistan’a (Diyarbakır) askerî konsolos olarak atandılar. Yüzbaşı W. a. H. Wilson’un emrinde Anadolu’nun çeşitli kentlerine ve Yüzbaşı E.. uzun zamandır eleştirilmesine5 yol açan konsolosluk hizmetleri üzerinden bir uygulamayı gerçekleştirmeye karar vermiştir. haritacılık. bunun yerine “ konsolos” veya“ konsolos muavini” şeklinde ifadelerle bunlara mevcut konsoloslarla aynı muameleyi gösterdiklerine dikkat çekmiştir. Middle East Journal. 22: 3 (Yaz 1968): 297-316. dolayısıyla. Levant Konsolosluk hizmetlerine yönelik muhalefetin ele ştiri ve tartışmaları için bkz.

. askerî konsoloslukları bir model olarak uygulamaya başladı. Archon Books. A. MHM. 132. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmak. Bitlis ve Muş taraflarına giderek Ermeniler nezdinde bir takım faaliyetlerde bulunan İngiltere Van konsolosunun bu tür hareketlerine fırsat verilmemesi istenmiştir11 . Yetkililere bu önlemin önemini anlatma k ve her türlü ça ba yı desteklemek konusunda elinizden geleni ya pa ca ksınız”7 . İngiliz konsoloslarının Ermenilere yönelik faaliyetlerinden dolayı meydana gelen sorunlar. Askerî konsolosluk uygulamasına Gladstone hükûmeti tarafından1882’de. Mamuretülaziz’de bulunan İngiltere konsolosunun Ermeni olaylarını destekleyen hareketlerinden dolayı değiştirilmesi iç in İngiliz Büyükelçiliğine tebligatta bulunulmasına karar verilmiştir10 . İngiltere’nin Ermeni meselesine yönelttiği ilgisi sonucu meydana gelen olumsuzluklar ve konsolosların konuyla ilgili siyasi faaliyetleri daha başlangıç ta görülmeye ve anlaşılmaya başlamıştır. Boston ve New York 1909.e. Bir İngiliz görgü tanığı şunları tespit etmiştir. s. LXXX: Turkey No: 10Correspondence Respecting the Conditions of the Population in Asia Minor and Syria . Padişah II. alıntı U. İngiliz konsoloslarının Ermenileri kışkırtma ve koruma faaliyetleri. 1889’a kadar Erzurum ve Van’da devam etmekle birlikte son verildi8 . Berlin Kongresi’nden sonra gittikçe fena laşmaya başlamıştı. Bu durumdan İngiliz politikasının sorumluluk hissesi büyüktür. onlar için ıslahat temin etmeye koyulmuş ve Ermenileri muhtar bir Ermenistan eyaletinin kurulacağı fikriyle ta hrik etmiştir. 1313 Z 03. BOA. İngiltere hükûmeti Büyükelç iliği arac ılığıyla uyarılmış veya Osmanlı idarecileri bunları engelleyic i tedbir almaya gayret göstermiştir. Platt. İngiltere. BOA. M. Accounts and Papers. Askerî konsoloslar yukarıdaki görev tanımını kimi yerlerde ve zamanlarda daha da ileriye götürerek Anadolu’da. 7/50.g. The Cinderalla Service: British Consuls since 1825 . Rusya ’nın ilerlemesine mâ ni ola ca ğı düşüncesi ile ya pmıştır”9 ..M. Bunu kısmen Hıristiyanlık gayreti ile fakat daha çok bizzat kendi menfaatleri için yani muhtar bir Ermenista n’ın. A. “Ermenilerin durumu.C. Askerî konsoloslukların siyasi faaliyetleri sivil konsolosluklara devredildi. 24 Nisan 1879. DH. askerî istihbarat toplamak. D. s. başta Ermeniler olmak üzere Hıristiyan tebaanın uluslaşma sürecini hızlandırmak gibi faaliyetleriyle “siyasi ajan” olarak görev aldılar. iç ve dış şartların baskısıyla. MHM. BOA. 752/47. 1312 Ca 04. Yine İngiltere’nin Mersin konsolosunun Kozan’ın Şar köyü ve Haçin’de yapmış olduğu kışkırtıc ı faaliyetler hakkında birç ok bilgi toplanmıştır12 . 1314 M 07. Londra 1971.60 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Görev bölgenizin pek çok yerinde eşkıyalığı bastırmak için etkili bir ka mu gücünün oluşturulması çok önemli bir gerekliliktir. TMIK. Fifty years in Constantinople and Recollections of Robert College . görüşlerini Saray görevlisi İzzet Bey aracılığıyla Büyükelçiliğe bir mesajla iletmiş7 8 9 10 11 12 “ Salisbury’den Yarbay Wilson’a” . Londra 1879. Padişah. 200-201. Sonuçta. .} MKT. 132-33. s. Houghton Mifflin Company.} MKT. Kocaba şo ğ lu. Osmanlı idarec ilerince de sık sık merkeze rapor edilmiş. Mesela. Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaki Levant Konsolosluk Hizmetlerinde. Ermenilerin haklarını savunmaya. 1878 tarihinden sonra İngiliz hükûmeti. Abdülhamid tarafından da dile getirilmiştir. George Washburn. bilhassa Anadolu’nun içerisinde. 658/37. a.

Ermenileri koruma. kısaca özetlenerek Dışişleri Bakanı S alisbury’e şu şekilde bildirilmiştir: “Sulta n. çoğunlukla sent home aç ıklamasıyla doğrudan İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na bildirilmiştir. Ermeni tutuklularını kapsamaktadır. hem İmparatorluk çapında hem de bölgede yaşanan olaylarla bağlantılı olarak 1890’lardan itibaren karşımıza ç ıkmaktadır. Dışişleri. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışma gibi faaliyetleriyle Ermeni meselesine müdahil olmuştur. 233. 29 Haziran 1896. da ha sonra Sulta n’dan değil de İngiltere’den korunma beklemişlerdir. Herbet’ten Marquessof Salisbury’ye. 259. geldikten birkaç gün 13 14 Mr. İzmir ve Batı Anadolu’daki Ermeni nüfusunun azlığı. Londra 1896. House of Commons Parliamentary Papers. İZMİR İNGİLİZ BAŞKONSOLOSLUĞU VE ERMENİ MESELESİ Ermeni meselesine yönelik İzmir İngiliz konsolosluğunun müdahilliği hiç kuşkusuz Erzurum. Kraliçe hükûmetinin Ermenilerle iletişimi ve yaptığı bir şey olma dığı” şeklinde geç iştiric i bir c evap gelmiştir14 .8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. Bunun üzerine Salisbury’den. . s. 1896 [C. İngiliz konsolosluk görevlilerinin muhtemelen farkında olmadan Ermenileri teşvik edici davranmaları sebebiyle. s. İzzet Bey’in Büyükelçiye ilettiği mesaj. Padişah’ın bu mesajına karşın İngiliz hükûmeti gereken hassasiyeti göstermemişti ki Büyükelçi Herbert. House of Commons Parliamentary Papers. ırk veya millet a yrımı yapmaksızın Sulta’nın tüm kullarını gözetmesine karşın şimdi ya lnızca koruma sını Ermenilere yönlendirmiş görünmektedir. bölgede Ermeni olaylarının düşük seviyede kalmasına yol açmıştır. 14 Temmuz 1896. Ermenilere iyi bir nasihat verilmesini arzu eder. 1896 [C.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. Londra 1896. Ancak bunlara rağmen başka özelliklerinden dolayı İzmir İngiliz konsolosluğu siyasi faaliyet kapsamında. Marquessof Salisbury’den Mr. İstanbul. Herbet’e. Ermeni meselesiyle ilgili konsolosluk raporlarının ağırlıklı bir bölümü. mevc ut Ermenilerin önc eliklerini tic ari meselelerin oluşturması kısmen siyasi meselelere ilgisiz durması. isimlerini henüz öğrenemediği iki Ermeni profesörün Bursa’dan Rodos’a bir ay kadar önce getirildiğini.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 61 tir. B. istihbarat toplama. Osmanlı idarecilerinin siyasi tutukluları göndermekte rağbet ettiği yerlerdendi. Konuyla ilgili raporlar. Van veya Diyarbakır konsoloslarının yanında azdır. İngiltere’nin istediği reformlara buyun eğmek imkânsızdır veya düzeni ve huzuru sağlamak Ermenilerin bundan sonraki tutumuna ba ğlıdır. 13 Temmuz 1896 tarihli telgrafında. kollama. Bölgeye getirilen Ermeni tutukluların. İzzet Bey’in S ultan’a bir c evap verilmesi için baskı yaptığını bildirilmiştir. İzmir’deki İngiliz konsolosluğu bölgesine dâhil olan Rodos Adası. “Kraliçe hükûmetinin Ermeni meselesiyle olan bağla ntısını Osma nlı Devleti veya onun görevlileriyle sağladığı. Geçen yıllarda İngiltere. yoksa ya ptıkla rına deva m ederlerse. sağlık durumları vs. Sultan. kimlikleri. Türk hükûmeti müda fa a ha kkına sa hiptir”13 . Rodos’taki konsolos yardımcılığı. İngiltere’nin Ermenileri desteklemesinin Van’da Müslümanların katledilmesine yol a çmasından acı bir şekilde şikâyetçi olmaktadır. bilgiler konsolosluk tarafından İstanbul’daki Büyükelçiliğe.

İzmir’deki tutuklular hakkında da tüm bilgileri gönderec eğini bildirmiştir19 . 29 Haziran 1893. öncelikle Adana ve Payas’ın kendi konsolosluk bölgesine dâhil olmamamsı sebebiyle tutuklu listesini ve gerekli bilgileri Halep konsolosluğuna ilettiğini. Tutuklular Sivas’tan getiriliyordu. Başkonsolos Holmwood’un 1 Nisan 1895 tarihli raporu. FO/195. Nicolson’a.1899. Mic hell.1899. İç lerinden iyi İngilizce konuşan Dr. 1 Nisan 1895 Vekil Konsolos Blech’ten Sir A. Kötü muamele görmedikleri. No: 248.8015]Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. 23. s. Rodos. Türkiye: 3. İzmir Başkonsolosluğu bölgesinde tutuklu bulunan Ermenilerin durumları hakkında bilgi talep etmiştir18 . Adana ve Payas’ta tutuklu bulunan Ermenilerin listesi iletilerek bu listedeki tutukluların durumuna ait bilgi talebi üzerine İzmir konsolosluğu cevabında. Doktor. Limasol komiseri Ronald N. üç Ermeni rahip ki bunlardan Ghevout ölüme mahkûm edilmiş ve bir Ermeni okul müdürü Maraş’ta gözaltına alındıktan sonra İzmir’e getirilmiş. İzmir. İzmir. 148-149. Yine Rodos’taki konsolos yardımcılığı. TNA. No: 175. Londra 1896. Tutuklular. 203-204. İlk olarak 4 Şubat 1896 tarihinde. Bezen de Büyükelçilik. Tutuklulardan birinin kadın olduğu ve Kadı’nın evinde tutulduğu. gün iç inde serbestçe şehirde dolaşabildikleri ve de kötü muamele gördüklerine dair hiç bir haber almadıkları belirtilmiştir16 . Rodos’a gönderilen yedi Ermeni tutuklu hakkında Kıbrıs’taki Limassol komiseri. İstanbul’dan gelen emirler doğrultusunda sıkı güvenlik önlemleri alınmasıyla yakalanmış ve tekrar hapsolunmuştur. House of CommonsParliamentary Papers. 1896 [C. Başkonsolos. 24 Ocak1894. House of Commons Parliamentary Papers. J. Londra 1896. Bazen de Ermeni tutuklular doğrudan İngiliz yetkililerinden yardım talebi bulunmuştu. Türkiye No: 3. Burada diğer tutuklulardan farklı muameleye tabi tutuldukları. Rodos’taki İngiliz konsolosluğuna yedi Ermeni tutuklunun Osmanlı buharlı gemisiyle Limasol’a getirildiklerini bildirmişti. eğer İngiltere konsolosluğu durumdan haberdar olursa.62 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 sonra adadaki köylerden birine kaç tıkları bildirmiştir. İzmir. Holmwood’tan Philip Currie’ye. 1 Nisan 1895 . diğer mahkûmlardan ayrı tutuldukları eklenmiştir15 . Nocolson’a. 18 Ocak 1894 tarihinde dokuz Ermeni siyasi tutuklunun Ankara vilayetinden İdare-i Mahsusa Şirketi buharlısıyla adaya getirildiklerini rapor etmiştir. Holmwood’tan Philip Currie’ye.26. beş Ermeni tutuklu hakkında şu bilgileri toplayabilmişti: “Zeytun Ermeni Başpiskoposu Ga ra bet Kirckekia n [Kirçekyan]. Londra 1896. s. TNA. Ligrane Hekiman. 1896 [C. İzmir’deki yetkililerce de İsta nbul’a gönderilmiştir17 . House of Commons Parliamentary Papers. 1896 [C.8015] Correspondence relating to AsiatiProvinces of Turkey 1895-96. FO/195. Türk yetkililerinin 15 16 17 18 19 Konsolos Yardımcısı Jones’tan Sir Clare Ford’a. Francis Jones’tan Sir A. Turkey: 6 (1896). Osmanlı idarec ilerinin beş Ermeni tutukluyu İzmir’e gönderdiğini ve bunların Avusturya buharlısıyla dün İstanbul’a gitmek üzere İzmir’den ayrıldıklarını bildiriyordu.29. No: 23. Rodos konsolos yardımcısı ve İzmir başkonsolosluğu arasında yazışmalar yapılmıştır. Rodos. s.8108] Correspondencerelating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. diğer erkek tutukluların zincirli halde iskeleden şehir hapishanesine bırakıldığı bildirilmiştir. kendisinin ve diğer tutukluların iç inde bulunduğu durumun Kıbrıs komiserine bildirilmesini istiyordu.

Limmasol. Currie’den Marquessof Salisbury’e. Ermeni sorunları başladığından beri sadece bir Ermeni. 25 Temmuz 1895.1946. Midilli’de yedi Ermeni’nin tutukluluğu devam etmektedir. Bunlardan biri İslam dinine küfür ettiği. 4 Şubat 1896 TNA. Nisa n 1894’te hapisten çıkmıştı ancak. Büyükelçilikten iletilen 23 Aralık 1896 tarihli telgrafta Ermeni siyasi tutuklulara yönelik af ilanı sebebiyle konsolosluk bölgesindeki durumun rapor edilmesi istenmiştir. 24 Oca k 1897’de Aydın’daki Konsolosluk temsilcisinin bildirdiğine göre Aydın’da da tutuklu Ermeni yoktur fa kat Denizli’de dokuz Ermeni hapistir. Sakız Adası ve Urla’da hapishanelerde Ermeni yoktur. Başkonsolos Holmwood. Ermeni tutuklular hakkında Büyükelçiliği haberdar ettiğinizi. biri hırsızlıktan. Kopya: Holmwood’tan A.11.1946.11. Turkey: 6 (1896. FO/195. tutuklular hakkında genel bir bilgi verdikten sonra İngiltere konsolos yardımc ılığı olarak Ermeni tutuklular hakkında bilgisi olduğunu Valiye bildirip bildirmeyec eğini Başkonsolos Holmwood’a sormuştur21 .) House of Commons Parliamentary Papers. bundan sonra da Eksela nslarını haberdar etmenizin göreviniz olduğunu bildiriniz” demiştir22 . yine aynı gün telgrafla Dışişlerine ulaştırılmıştır23 . Kopya: A. Anta lya’da. Biliotti’ye. 5 Şubat 1896 TNA. . Denizli’de sa dece hırsızlık suçunda n dola yı bir Ermeni tutuklu va r. No: 474. Ha ira bet. Meseleyi Vali’ye ilettim. Rodos’taki İngiliz konsolos yardımc ısı. “Vali’yi ziyaret ediniz veya bir mesaj yollayınız. 1896 [C. Buna göre Konsolos Cumberbatc h.8108] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. Mutasarrıf ve Kadı kabul etmemiştir. geçen ya z İstanbul’da meydana gelen olaylardan sonra getirilmişti. Osmanlı valisine Ermeni tutuklulara “iyi” muamele edilmesine yönelik bir uyarıdan ve dolayısıyla iç işlerine müdahaleden başka bir şey değildi. İzmir. s. siya si bir suç iddiasıyla tekrar tutuklanmıştır. Konya Kadısı’nın Anta lya’daki teftişi sırasında alınan karara uyuyorlar. Padişah’ın Ağustos ayında ki ta hta çıkma yıldönümünde bağışlanma istemesini tavsiye ediyorlar. FO/195. 10 Şubat 1896 Sir P. Konsolos Yardımcısı Keun. Tutuklular Rodos’a ulaştıktan sonra. İzmir’de siyasi sebeplerden dolayı tutuklu olan tüm Ermenilere af ç ıktığına dair bilgi. FO/195. gelen bilgiye göre.1946. Geminin Rodos’a hareket etmesi üzerine Rodos’taki İngiliz konsolosluğu durumdan haberdar edilmiştir20 . Haira bet Avédisia n. Londra 1896.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 63 kendilerine karşı aşırılıklara gidemeyeceğine inandığını söylemişti. fakat temsilci. Ka dı ve Muta sarrıf Hairabet’in siyasi suçlu olmadığını kabul ediyorlar ancak. Rodos konsolos yardımcısına. dükkânında çalışan çırağın barut sa ttığı iddia sıyla tutukludur. Kopya: Ronald N. Eylül 1895’de kaçak barut satmak suçuyla. Biliotti’ye. Bu. Vekil Konsolos Fitzmaurice tarafından telgrafla Büyükelçiliğe iletilmiş. İstanbul. durumlarında ne bir gibi değişiklik olduğunu bilmiyor.11. Hairabet’in çıkan afla tutukluluğunun sonlanması için çaba harcamış ancak. Bunlar imparatorluğun çeşitli bölgelerinden. Biliotti’denHolmwood’a. Daha önce bahsi geçen Rodos Adsına getirilen yedi tutuklu Ermeni hapisten çıkarılmışlar fakat şehirden ayrılmaları- 20 21 22 23 TNA. şu bilgileri iletmiştir: “Kuşa dası. Michell’den A. diğer beşi ise İstanbul’daki olaylara karışmış olma şüphesiyle tutukla ndıkla rını Konsolos Ya rdımcısı Ha dkinson bildirmiştir. Rodos. 365.

Sivas Valiliği’nden Dâhiliye Nezareti’ne gönderilen telgrafta. Erzurum ve Trabzon’da gerçekleştirdi. Türkiye: 3. İzmir.M. Adana’da kaldığı süre zarfında hemen her kesimden Müslümanlarla yaptığı görüşmelerden ç ıkardığı sonuc u da iletmekteydi. Berridge.26. “Cumberbatch’tan Currie’ye” .2.. Fitzmaurice. Bu raporu. Fitzmaurice raporunda. konsolosu takip ederek faaliyetlerini bir rapor olarak sunmuştur28 . Leyden-Boston 2007. Fitzmaurice. 17 Mart 1897. Daha sonra İzmir vekil konsolosu olarak Adana’ya gelen Fitzmauric e’nin faaliyetlerinin tespiti iç in Osmanlı hükûmeti tarafından Mülazım Ata Efendi’nin görevlendirildiğini görüyoruz. UM. No: 158. 27 Mart 1897’de Dışişleri Bakanlığ ına iletilmiştir. TMIK. 1896 [C. Koyulhisar ve Hamidiye kazalarını gezmiştir. Onları. Fitzmauric e. 30 Ekim 1893. Zeytun’daki Ermeni olaylarını konu alan “gizli” bir rapor sundu. c. PRK. Ankara 2004. Chief Dragoman of the British Embassy in Turkey. Anca k hizmetçisi ola n Karslı bir Ermeni aracılığıyla Hamidiye’de bulunan Ermenilerin durumlarını izlettiği ve nüfus miktarları ile diğer durumlarına ilişkin bazı araştırmalar yaptırdığı anlaşılmıştır. BOA.g.C. “Tra bzon İngiliz Konsolos Vekili Mösyö Fitzma urice seya ha t ama cıyla geçenlerde Ka ra hisa r-ı Şa rkî’ye giderek Suşehri.. Fitzmauric e. a.e. FO/195. Bkz. 1895’te İzmir konsolos yardımc ılığına terfi etmiş.. Gerard Fitzmaurice (1865-1939). Martinus Nijhoff Yay. s. 1891’de askerî konsolosluk sisteminin kaldırılmasının25 ardından yerine getirilen “siyasi konsoloslar”dan biriydi. Müslümanların Hıristiyan reayaya güven duymadığı ve fanatik davranışlarının gittikç e büyük derinliklere ulaştığına dikkat çekmiştir. D.M. Osmanlı idarec ileri Fitzmauric e’in Trabzon’daki görevi sırasındaki siyasi faaliyetlerinden birini rapor etmiştir. G. Osmanlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İli şkileri (1891-1893). ardından 1895-1896 tarihleri arasında İzmir Başkonsolosu olan Gerald Henry Fitzmaurice’in faaliyetlerine yer vermemiz gerekir. 114-115. DH. Ağustos 1894 ile Mart 1896 yılları arasındaki Ermeni olaylarını incelemekle görevlendirildi. Platt. . Ba şbakanlık Devlet Arşivleri Müdürlü ğ ü . Sir P. İzmir konsolos yardımcısı olarak İzmir’den 10 Ş ubat 1896 tarihinde. Adı geçen kişi daha sonra Ordu kazasına gitmiştir…”27 .. 1891’de Levant S ervis’te aldığı ilk görevlerini vekil konsolos olarak Van. Ayrıca Osmanlı devlet görevlileriyle de görüşmeler yapmıştı. Y. Zeytun Ermenilerinin teslim olduktan sonra katliama uğrama ihtimalinin olduğuna inandığını bildiriyor.R.1990. Bkz. İzmir’deki görevinin ardından Adana vekil konsolosu oldu ve Birecik’teki Müslüman olan Ermeniler hakkındaki soruşturmaya İngiliz delegesi olarak katıldı26 . s. bu rapor. House of CommonsParliamentary Papers.8015] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. 28/61. Currie’den Marquess of Salisburry’e. BOA. Ba şbakanlık Devlet Arşivleri Yay. Bkz. Bölgedeki Ermeni olaylarıyla yakından ilgilendi. bu inancını da Mersin’den ayrıldıktan sonra Adana’dan kendisine ulaştırılan bir mektuba dayandırıyordu. Ata Efendi. s. İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın Zeytun Ermenilerinin durumunu öğrenme isteği üzerine hazırlamıştı. 130-135. 13-33. İzmir’deki tutuklu Ermenilerin serbest bırakıldıkla rı da 31 Ara lık 1896’da 131 numa ra lı ra porla bildirilmiştir”24 . Ermenilerin Müslümanlarc a katledil24 25 26 27 28 TNA. 1313 Z 19. Londra 1896. İmparatorlukta meydana gelen Ermeni olaylarının İzmir konsolosluğuna yansıyan yönlerini ele almaya devam ettiğimizde.64 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 na izin verilmemiştir.

Britanya’nın itibarını zedelemeyec ektir29 diyerek hükûmetine ç ağrıda bulunmuştur. bazılarının ise omuzlarını silkerek “ne yapalım. Konsolosluk tarafından. İzmir ve çevresinde yaşayan Ermenilerin.29.79. Cumberbatch’tan Herbert’e. Ermenilere ait evlerinin polis tarafından sudan bahanelerle arandığı ve eğer evinde Ermenic e bir milli şiir kitabı. Vali. 1 Nisan 1895 TNA. Fitzmauric e. birkaç yüz Türk askerini parçalara ayırdılar ve diğer binlercesinin öldürülmesine veya ölmesine yol açtıla r. buna mukabil onları ovalardaki Türk ve Kürt köylerine yerleştirerek. Zeytun Ermenilerinden intikam alma isteğinin kök saldığı şeklinde yorumlamıştır. raporunda son olarak İngiliz hükûmetinin Zeytun Ermenileri arasında beklenen ilgisinin önemini vurgulamıştır. İzmir. bu şekilde yaklaşık 20 kişinin tutuklandığını. Ermenilerin güvenliğinin İngiliz hükûmetince sağlanması. 10 Şubat 1896 TNA. Vekil Konsolos Cumberbatch. Ermenilerin mağdur olduğu. “ Holmwood’dan Philip Currie’ye” . bunun üzerine Türklerin de savunmaya geçtikleri” şeklinde bir açıklamayla. FO/195. Müslüma nla rın öç a lma duygusuyla saldırıya geçmelerine imkân tanınacaktır. İzmir. Ermenilerin evlerinde silah araması yapılmasına dairdir. Bunlardan bazılarının bu durumu onayladığı. 6 Ağ ustos 1896 . Bunu Müslümanlar arasında. Osmanlı idarecileri hakkındaki düşüncelerine devamla.1946. Osmanlı idarecilerinin nasıl bir tavır takınacakları yönünde tahminde bulunmuştur. Ermenileri korumak iç in bütün gücünü seferber edeceğine söz vermişti ancak. Ayrıca. sadece aydın kişiliğiyle tanıdığı Halep Valisi Raif Paşa’ya güvenebildiğini. Bu tahminin İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nda karar mekanizmalarını etkilemesi kaç ınılmazdı. Holmwood’tan Philip Currie’ye. Zeytun Ermenilerinin Türklere saldırdıkları.11. ama sonuçta. Türkiye’de valilerin her zaman istediklerini yapamadıklarını ifade eden Fitzmaurice. Valiliğe gelen emir üzerine evlerde silah aramaları yapılmıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 65 mesinin Avrupa kamuoyunda yaratacağı tepkiyi düşünmeleri konusunda uyarmıştır. İngiliz hükûmetinin Os- 29 30 31 TNA. Söz konusu raporlarla konsolosluk. Benzer bir şikâyet raporu. bunun özel bir komisyon tarafından a d hoc kararlaştırılmış bir karar olduğu ve Erzurum’dan başlayarak Anadolu’daki her kasabanın yoklanac ağına işaret etmiştir31 . Ermeniler ayaklandılar.1946. Ermeni vilayetlerini gösteren atlaslar veya tanınmış Ermenilerin fotoğrafları bulunursa o kişi veya kişilerin derhal tutuklandıkları bildirilmektedir. Belki idareciler ya rdım kuvvetleri talep edecek. Ayrıca. hak ve özgürlüklerinin sağlanamadığı yönünde değerlendirilecek şekilde rapor edilmiştir.1899. “Osmanlı idarecileri Zeytun Ermenilerini koruma ya ca ktır. İzmir. FO/195. kişilerin ön duruşma veya basit bir soruşturma olmaksızın tutuklu kalmalarından duyulan rahatsızlık ifade edilmiştir30 . doğu vilayetlerinde yaşanan olaylardan dolayı olumsuz etkilenmeleri veya buradaki Ermenilerden birtakım olaylara dâhil olanlara karşı Osmanlı idarecilerinin aldığı tedbirler. FO/195. kendisiyle İzmir’den Mersin’e birlikte yolculuk yaptıkları sırada Zeytun Ermenilerinin korunmasının gerekliliği yönünde Vali’yi etkilediğini ifade etmiştir. bu Zeytun’da ki sekizinci isya nları ve hepsinin kökünü kazımalı” cevabını verdiklerini açıklamıştır.

30 Eylül 1896 Bkz. C. 155-159. İngiliz konsolosluğu kavaslarından birinin evinde toprağa gömülü olarak bulunmuştu35 . bazılarının Kıbrıs’a da gittikleri ancak. ss. buradaki kıyı şeridinin değişik noktalarından gemilerle ulaşıldığına dair konsolosluğun sağlam bilgiler edindiğini bildirmiştir. Türk Kültürü . Ankara 1994. Vekil Konsolos Cumberbatch. Bu. henüz İngiliz yönetimi altına girmişti. FO/195. FO/195. Anadolu’daki nüfus hareketliliği de İngiliz hükûmetinin yakın takibi altındaydı. s. Konsolos vekili Cumberbatch. konsolosluk bölgesinden sadece Ermeni muhacirleri taşımak üzere ayrılan “özel” bir geminin hareket ettiğine dair bir bilgiye sahip olmadığını ifade etmiştir32 . konsolosluk bölgesi limanlarından Kıbrıs’a Ermeni muhaciri taşıyan gemilerin kalkıp kalkmadığının bildirilmesini istemiştir. İzmir. İzmir. Eliopoulos. Türk Tarih Kurumu. 21 Ekim 1896 TNA. Müslüman muhac irlerin Anadolu’ya yerleştirilmesi meselesi de İngiliz konsolosluğunc a Anadolu’da Ermeni nüfusunun varlığına tehdit olarak algılanmıştır. İpek. İzmir.100. Ayvalık’taki konsolos yardımc ısı Eliopoulos’tan edindiği bilgiye dayanarak. 1905-1906 yıllarına gelindiğinde.66 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 manlı Devleti’nin güvenlikle ilgili aldığı tedbirlere müdahale çağrısı ve dolayısıyla iç işlerine karışma yolunu aç mıştır.1946. 22 Eylül 1905 .177-8.89. tahmini bir sayı vermeyeceğini eklemiştir. Büyükelçilik. “ J. İzmir konsolosluğundan. “ Cumberbatch’tan Philp Currie’e” .Sofuo ğ lu. Koğuşturmaların yapıldığı ilk dönemden itibaren İzmir Başkonsolosluğu. FO/195. Temmuz 1905’te Padişah II. Mart 1995. İngiliz vatandaşı olan 32 33 34 35 TNA. Fransız ve Rus gemilerinin Başkentten S uriye sahillerine ve Mısır’a her hafta Ermenileri indirdikleri. tutuklanan Ermenilerin durumunu yakından takip etmiştir. No: 383 Ankara. giderlerse 50 dönüm bağ ve ev verileceğine söz verildiği Büyükelçiliğe bildirilmiştir34 . İzmir ve Manisa’da bazı Ermenilerin evlerinde dinamit ve diğer patlayıcılar ile Yıldız suikastıyla ilgili yazılarla planlar bulunmuştu ki bu Ermenilerden birkaçı İngiliz vatandaşı idi. İstanbul’daki son olaylardan beri Avusturya. Osmanlı hükûmeti hem nüfus dengelerinin sağlanması hem de kaybedilen topraklardan ve baskılardan kopup gelen Müslüman muhacirlerin yerleştirilmeleri meselesinin çözümünü sağlamak amacıyla birtakım tedbirler alınmıştır33 . Bergama’daki Türk idarecilerinin Bulgaristan’dan gelen göç menleri Ermenilerin yaşadığı bölgelere yerleşmeleri için ikna etmeye çalıştıklarını. Çünkü bu dönemde Kıbrıs. Osmanlı Devleti’nin bir plan dâhilinde sistematik olarak Müslüman göçmenleri Ermenilerin yoğunlukta olduğu bölgelere taşıdığını iddia etmiştir. A.Cumberbatch’tan Philp Currie’e. “ Osmanlı Devletinde Ortaya Çıkan Göç Problemleri ve Türk Göçlerinin Bir Safhası: 1903-1904 (Rumi 1319) Yılında Meydana Gelen Göçler” . Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . Ayrıc a yıl boyunca Anadolu’dan Kıbrıs’a ciddi miktarda Ermeni göçünün gerç ekleştiği. kutularda bulunan kitap ve kâğıtların bir kısmı. N.1946. Abdülhamid’e Yıldız’da düzenlenen suikastın ardından yapılan soruşturmalar ve alınan sıkı tedbirlerin neticesiydi. Ermeniler tarafından güvenliği tehdit edic i girişim ve olayları konu alan yazışmalar yapılmıştır.49. Ayrıc a delil olarak. H. TNA.2209. Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri . XXXIII. Diğer taraftan.

Adjem Karabet’ten dinamit ve tüfek temin etmek.1899. İzmir. İzmir. “ J. Tutuklular şu faaliyetlerinden dolayı suç lu bulunmuştur: İskenderiye. konsolosluk tercümanın Vali ile görüşmesi etkili olmuştur.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 67 Ermeni kardeşlerin Türk hapishanesinde değil de konsolosluk hapishanesinde tutuklu kalmalarını sağlanmıştır. FO/195. FO/195. direnç göstererek mahkeme süresince Ka ra bet’i Konsolosluk ha pishanesinde tutmayı başardık” şeklindeki ifadesiyle doğrudan müdahalesini göstermiştir38 . imparatorluğun başkenti başta olmak üzere önemli noktalarda bombalı saldırı ve suikastlar düzenlemeye başlamasıyla Aydın demiryolunun da bombalı saldırılara uğrayac ağına dair bilgiler ortaya ç ıkmıştır. nerelere.95. İzmir. Cemiyete para kaynağı bulmaya katkı vermek. İngiliz vatandaşı Karabet Balli Danichan şu faaliyetlerinden dolayı suç lu bulunmuş ve bir yıl hapis c ezası verilmiştir: Manisa’daki Komiteye üye olmak. Konsolosluk. bizzat Başkonsolos Holmwood. 1Ağ ustos 1906 TNA. bundan on yıl sonra Ermenilerin. Destekleyic i deliller: Bomba ve dinamitlerin bulunması. 1Ağ ustos 1906 TNA.55. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . “ Nicholas O’Connor’a” . H.2209. Bunlardan Karabet Danielian’ın Türk hapishanesine yerleştirilmesine engel olunmasında. tutukluların mutlaka mahkemeye ç ıkarılması yönünde Valiliğe baskı yapmıştır36 . 10 Ekim 1905 TNA. 22 Eylül 1905 TNA. Devlet dairelerini ve umum binalarını bombalamakla genel barışı bozmayı ve toplumun ç eşitli kesimleri arasında sıkıntı yaratmayı istemek. Başkonsolos Cumberbatc h. Üç ü İngiliz vatandaşı olan Manisalı Danielian ailesi mensuplarından Hadjatur ve Berteh serbest bırakılmış anc ak Karabet Danielian’ın tutukluluğu devam etmiştir. dinamit dolu dört petrol varili İzmir36 37 38 39 40 TNA. İzmir.2235. “ Cumberbatch’tan” . Doğu vilayetlerinde Ermeni olaylarının başlamasıyla birlikte Aydın demiryolunun güvenliğine yönelik olası tehditlere karşı 1895’lerde. 12 Aralık 1895 . “ Cumberbatch’tan” . hangi gemilerle. İzmir. tutukluların kendi itirafları ve belgeler ve diğer ikinc i derec e deliller. “ Holmwood’tan Philp Currie’e” . FO/195. Anc ak.2235. Cemiyet üyelerinin İstanbul’da suikast yapmayı planlamak ve ayrıc a aynı amaç iç in İzmir’e kaç ak dinamit ve diğer patlayıc ıları getirmek.55. S uç delili olarak kabul edilen evrağı evinde bulundurmak39 .53. Cenevre ve Filibe’de kolları olan suç amaç lı gizli c emiyete üye olmak. FO/195.2209. bölgeyi dolaşmış ve herhangi bir sorun olmadığını rapor etmiştir40 . 19-29 Ağustos 1905 tarihinde. ne zaman gönderilec ekleri Büyükelç iliğe bildirilmiştir37 . FO/195. Yıldız suikastına bulaşmış Ermenilerin 1905-1906 yılları arasında süren duruşmaları konsoloslukç a yakından takip edilmiştir.49. Tutukluların sayıları. “…bununla birlikte.

tutuklu veya suçlu olma ihtimali taşıyan Ermenileri koruma. Aynı mektup kopya edilerek Dışişleri Bakanlığı’na da ulaştırılmıştır. resmi temsilcileri olan konsoloslukları arac ılığıyla aktif bir rol oynadığı belirlenmiştir. 26 Ağ ustos 1905 Sir P. İzmir gazetelerinden Ahenk’te 13/26 Ağustos 1905 tarihinde ç ıkan yazıda söz konusu iki Ermeni’nin Erzurum’dan geldikleri bilgisi terc üme edilerek delil olarak gösterilmiştir42 . İzmir bölgesinden olmadıkları. Ermenilerin İngiliz Büyükelç iliğine teşekkürleriyle aç ıklanabilir. SONUÇ İzmir İngiliz Başkonsolosluğunun siyasi faaliyetleri kapsamında yakın plana alınan Ermeni meselesinde. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . Londra.41. İzmir İngiliz Başkonsolosluğu. No: 391. s.H.39. Evi kiralayanların İzmir bölgesinde ikamet ettiklerine ilişkin vali açıklamasını konsolosluk düzeltme ihtiyac ını duymuş. 1896 [C.H. FO/195. kollama gibi faaliyetlerle Ermeni meselesine müdahil olmuştur. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . Vali Kamil Paşa’nın oğlu Said Bey tarafından demiryolu müdürüne bir Ermeni’nin bomba yerleştirdiği şeklinde ihbar etmesi. hem hükûmetlerinin kamuoyu oluşturmasında ihtiyaç duyduğu taraflı bilgiyi sağlamışlar. Ermeni davasının bir İngiliz davası olduğu bu dönemde konsoloslar. 1896. istihbarat toplama. İngiliz hükûmetinin verdiği destek ve rehberliğe ayrıntılı bir şekilde teşekkürlerini sunmuşlardır43 . 22 Ağ ustos 1905 TNA. “ J. 41 42 43 TNA. diğer ikisi de yine bir köprü altında İzmir’e 59 mil uzaklıkta bulunmuştur. Diğer taraftan İngiliz hükûmetinin Ermeni meselesine yakın ilgi gösterdiğinin.7927] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95.68 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Aydın demiryolunda bulunmuştur. İzmir Ermeni Topluluğu Üyeleri imzalı bir teşekkür mektubu 5 Kasım 1895’te İngiliz Büyükelçiliğine sunulmuştur. propagandalara zemin hazırlamışlar hem de birkısım Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu’na karşı başlattıkları uluslaşma müc adelesi ile imparatorluğun parç alanmasına hizmet etmişlerdir. . “ J. İzmir. Ayasuluk civarında bulunanlar. Turkey: 2 (1896). Bunlardan ikisi Ayasuluk’un biraz ilerisinde İzmir’e 50 mil uzaklıktaki köprü altında. İngiliz hükûmetinin Osmanlı’daki varlığını Tanrı’nın kendilerine sunduğu bir lütuf olarak ifade etmişler. Bomba ve dinamitlerin bulunduğu ev. House of Commons Parliamentary Papers.2209. bu durumu önemle Büyükelçiliğine bildirmiştir. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışarak Anadolu’daki Ermenilerin hamiliğini üstlenmesinin bir delili de. diğer ikisinin de bu ihbar sonucu yapılan araştırmalarla bulunduğu ifade edilmiştir41 . 204-205. 3 Aralık 1895. İstanbul. birkaç ay önce iki Ermeni tarafından tutulmuştu. Mektupta. Raporlar. Ermenilerin Osmanlı idaresinde yaşadıkları sıkıntılardan söz edildikten sonra. İzmir. Ermenilerin. konsolosların ve diğer çalışanlarının.2209. İngiltere’nin. Currie’den Marquessof Salisbury’e. meydana gelen Ermeni olaylarında daima Ermenileri haklı bulan taraflı bir tutum sergilediklerini göstermektedir. FO/195.

Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri . 1313 Z 03. -1896 [C. House of Commons Parliamentary Papers.Ü.} MKT.8015] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. Türk Tarih Kurumu. İletişim Yayınları. Martinus Nij hoff.C. . Houghton Mifflin Company. Londra 1971. 1856-1876”. 1896 [C. Uygur. -Kocabaşoğlu. Gerard Fitzmaurice (1865-1939). Osmanlı Tarihi VII Birinci Meşrutiyet ve İstibdat Devirleri (1876-1907). Fifty years in Constantinople and Recollections of Robert College. Leyden-Boston 2007. Hukuk Fakültesi Yayını. Devletlerarası Hukuk ve Siyasi Ta rih Metinleri. 1313 Z 19. Londra 1896. Cilt (1-B). D. The National Archives (TNA). Ma jestelerinin Konsolosları İngiliz Belgeleriyle Osmanlı İmparatorluğu’ndaki İngiliz Konsoloslukları (1580-1900).. Chief Dragoman of the British Embassy in Turkey. 1312 Ca 04. . -1896 [C. Enver Ziya.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. Boston ve New York 1909.Erim.. “Osmanlı Devletinde Ortaya Çıkan Göç Problemleri ve Türk Göçlerinin Bir Safhas ı: 1903-1904 (Rumi 1319) Yılında Meydana Gelen Göçler”. Telif ve Tetkik Eserler Kitaplar -Berridge. TMIK.1946.} MKT. 168-188. Türk Tarih Kurumu. Londra 1879.. Makaleler -Iseminger. LXXX: Turk ey No: 10 Correspondence Respecting the Conditions of the Population in Asia Minor a nd Syria. “The Old Turkish Hands: The British Levantine Consuls. 1314 M 07. Ankara 1953.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 69 KAYNAKÇA Arşivler Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). -Platt.R. Nihat. 752/47. MHM. G. Londra 1896. Middle Ea st Journal.2. TMIK. Gordon L. -Washburn. Stefenos. Türk iye No: 3.M. A. DH. M. 2235’nolu defterler Resmi Yayınlar Osmanlı Arşivi Yayınları -Osma nlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İlişkileri (1891-1893). 1899. -Karal. Ankara 2004. No: 383 Ankara. Ankara 1994. 8108] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. 658/37. Mart 1995. Turkey: 6 House of Commons Parliamentary Papers. 1990. Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye 2-Ta zimattan I. Başbakanlık Devlet Arşivleri Yay. George. C. MHM. Türk Kültürü. A. Belge Yay. N. -Yerasimos. ss. İstanbul A. Dünya Savaşına. Ankara 1988. 7/50. Archon Books.. 22: 3 (Yaz 1968): 297-316. 2209. Londra 1896. The Cinderalla Service: British Consuls since 1825. XXXIII. İstanbul 2001. House of Commons Parliamentary Papers. DH. Londra FO/195.M. -İpek. İstanbul 2004. c. İngiliz Parlamentosu Yayınları -Parliamentary Papers (Accounts and Papers). A. -Sofuoğlu.

70 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

books called “Bang-e Dara” . genç CHILDHOOD AND YOUTH IN IQBAL’S P OETRY WORLD Summary Within this article. Issue : 5 Pa ge : 7 1 -8 8 ÇOCUK VE GENÇ İKBALİN ŞİİR DÜNYASINDA Hakan KUYUMCU∗ Özet Bu makalede İkbal’in Urduca şiirlerinin yer aldığı “Bang-e Dara”. “Bal-e Jibril” and “Zarb-e Kalim” covering Iqbal’s Urdu poems have been reviewed and the poet’s views on child and youth during his literary maturation have been scrutinized. Sa yı: 5 Sa yfa : 7 1 -8 8 Ye a r: 2 0 1 1 . He advised the young to possess the courage and agility of the falcon by adhering to the path leading to wisdom and consciousness. Selçuk Üniversitesi Do ğ u Dilleri ve Edebiyatı Bölümü Öğ retim Üyesi. hkuyumcu@selcuk. “Bal-e Cibril” ve “Zarb-e Kalim” adlı eserlerinde şairin edebi ve fikri olarak gelişim süreci içerisinde çocuk ve gence bakışı incelenmiştir. olgunlaşan gençten de kartalın bilgeliğine ve vakurluğuna yakışır davranışlarda bulunmasını arzulamıştır. çocuk . Dr. çocuk ve genci şahin.edu.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . İkbal. Doç. Youth a nd Fa ble ∗ Yrd. olgun insanı kartal sembolleriyle betimlemiştir. and desired the maturated young to act on the eagle’s sagacity and dignity. Gençten şahinin cesaret ve ataklığına sahip olmasını isteyerek bilince ve bilgiye giden yoldan ayrılmamasını öğütlemiş. Key Words Iqba l.tr . Iqbal symbolized the child and young with a falcon and the human with an eagle. Anahtar Kelimeler İk ba l. Childhood.

İkbal bu etkilenmenin yansımalarını ilk olarak ç ocuklar iç in yazmış olduğu şiirlerinde dile getirdi. toplumsal ve felsefi şiirler yazmaya yöneldi. Toker. henüz İkbal’in şiir hayatının ‘ilk dönemi’ iç inde Mevlâna’nın Mesnevi’sinde kullandığı dinsel motifç ilik anlayışının belirgin olmadığı görülür. “Baç ç e ki Dua”. . Hindu. İkbal şiir hayatının ilk döneminde terc üme ya da uyarlama olmayan. “Man ka Hab” başlıklı şiirleri yukarıda adı geçen şairlerden etkilenerek ç oc uklar iç in kaleme aldığı terc üme veya uyarlamalardır (Hamid Ahmed Han. ç oc ukları konu alan şiirler de yazdı. yazılarıyla ulusuna yitirmiş olduğu “benlik” kimliğini kazandıran ve onu ayağa kaldıran büyük bir şair. 2005: 107–117. “Ahd-e Tıflî (Çoc ukluk ç ağı)”adlı şiirinde psikanalist bir yaklaşım iç inde küç ük bir bebeğin tasvirini yapmakta ve o bebeğin bilgisini geliştirmek iç in pragmatizmin de özü olan ‘yaparak öğrenme’ aşamasındaki mac erasını dile getirir. ç ocuk herkesi derinden etkiledi. Alfred Tennyson ve Radolph William Cowper gibi İngiliz şairlerin şiirlerinin etkisinde politik. tsz. Ş iir hayatının bu evresinde Batı tarzı romantizm şiir onun ilgisini ç ekti (Quraishi. “Bal-e Cibril” ve “Zarb-e Kalim” adlı şiir kitaplarındaki ‘ç oc uk’ ve ‘genç ’ e yaklaşımı inc elenmiştir. “Parinde ki Faryad”. makaleleri. “Eyk Makra aur Makkhi”. Ödelli. siyasetç i ve fikir adamı. İkbal’in ilk şiirleri “Ek Gae aur Bakri”. mektupları v. İkbal’in bu ‘ilk dönem’ şiirlerinde tasavvufi edebiyattaki mesnevi geleneğinden ziyade. sadakat.72 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Muhammed İkbal (1877–1938) yazmış olduğu şiirleri. yüzyılda Mevlâna Celaleddin Rumi’nin de Mesnevi’sinde sıklıkla kullandığı ç eşitli hayvan motifleri bulunmaktadır (Karaismailoğlu. Bu makalede İkbal’in edebi ha yatındaki a şamalar içerisinde onun Urdu diliyle yazmış olduğu “Bang-e Dara”. İkbal bu aşamada Hindistan’ın siyasi ve kültürel özgürlüğünü bir bütünlük iç erisinde ilk dönem şiirlerinden ‘Himalah’ ve ‘Taranah-e Hindi’ de kaleme aldı. dürüstlük ve özgürlük bilinc i kazandırılmak istenmişti.b. anc ak kişisel düşünc e hayatı geliştikçe Amerikalı filozof Ralph Waldo Emerson. konuşmaları. İkbal’in edebi hayatının ilk dönemi (1905 öncesi) yaklaşık on sekiz yaşında dini ve politik amaç taşımayan gazel türünde şiirler yazmakla başladı. Bu şiirlerde bir veya iki hayvan motifi seçilip başlarından geç en olaylar konu alınarak ç oc uklara iyilik. 1981: 205–226). 1999: 11-18). 1982: 12). İslam kültürünün insanlığa kazandırdığı bir değerdir (Soydan. ‘Fabl’ tarzı masallardaki konu benzerliği daha baskındır. adalet. yetişkin. “Ek Pahar aur Gilhari”. 1997: 95–108).: 11-18. 13. Özellikle mürşit-mürit ilişkisi iç inde İkbal ve Mevlâna’nın şiir tarzlarında benzerlik arandığında. Bu şiirler bütünleşmeye sadık kalma noktasında o dönem iç erisinde Müslüman.

düşünc ede. . kudretini ve bazı sıfatlarını. konuşma ya ma ildi duda k Sorma ya a rzum olsa da yüreğim yoktu. Balç ığın özünden yaratılan insanoğlu (23:12) “Allah'ın varlığını. ‘Doğa’ gözlenirken. İkbal’in İngiltere’de yaşamaya başladığı 1905 – 1908 yılları bakış aç ısının daha da geliştiği ve gerçekten mutlak gerçeğe yöneldiği. Hac . Nahl.1990: 247). deve. Bu şiirde ‘düşünc e’ ve ‘doğa’ kavramları eklektik işlenişe güzel bir örnektir. 2002: 59). Müminun. ağaç ları. Rad. O ‘düşünc e’yi dıştan eşya üzerinde ç alışan bir eleman olarak görmez. Allah varlığının delili olarak evrendeki ve dünyadaki yaratılış muc izelerini gösterir. Fatır. Her resmin kendi ressamını tanıtması gibi. Enam S urelerinde ç eşitli ayetlerde bitkilerin yaratılışı. Araf. İkbal ‘doğa’ kavramını ise sünnetullah kabul eder. Vakıa. Nuh S urelerinde çeşitli ayetlerle evrenin yaratılış muc izelerini beyan etmiştir. Diğer taraftan İkbal’in bu dönem iç erisindeki şiirsel düşünc e boyutunda artık felsefi ve edebî kavramları kendine özgü bir tarz iç erisinde kullanmaya başladığı görülür. sivrisinek. Yaratıc ı. Naziat. arı. yerleri. İnsanın da bunlar üzerinde düşünmesi ve yaratılış delillerine tanık olması gerekir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 73 Çocukluk Çağı Dünya yeni bir diya r idi ba na Annemin sinesindeki genişlik bir ciha n idi ba na Her ha reket ca n lutfunun ema resi idi ba na Anla msız ha rf idi kendi dilim ba na Bir dert bebekken a ğla tsa ydı beni Ka pı zincirinin şıkırtısı mutlu ederdi beni Ba kıp dururdum sa a tlerce uyuya n a ya O ince bulut içerisinde sessizce dola şırken Defa la rca da ğla rını. Dolayısıyla bu şiirde “ç ocuk” teması yetişkinlere seslenilmek iç in kullanılmıştır. İkbal mutlak ‘Güzel’i aramaktadır (Hasan Razvi. c anlı ve c ansız varlıklar da kendilerini yaratmış olan Allah'ı bize tanıtırlar. Furkan. Anc ak “Baç çah aur Ş am (Çocuk ve Mum)” adlı diğer çocuk konulu şiiri bir ç oc uğun anlayabilec eğinden ç ok daha fazla anlam ve kavram yüklüydü. Nitekim Allah Kuran'da. Doğa bilgisi. Mülk. Al-i İmran S urelerinde çeşitli ayetlerde insan yaratılışıyla. hüsn ü aşkı gizlendiği sır perdesinden sıyırıp görmeye çalışmaya başladığı dönemdir. Bakara. Bir ç oc uğun şiir iç erisinde bu kavramları anlaması ve bağdaştırması oldukç a zordur. yaratmış olduğu varlıklara bakarak anlar. ova la rını sorma k Ve o iyi niyetli ya la nla ra şa şırma k… Göz görmeye va kıftı. bitkileri. Allah’ın mutlak kudretinin bilgisi demektir. dağları. aslında Mutlak Varlık ile yakın bir ilişki iç ine girilir (Muhammed Han Kayani. Enbiya. iki bağımsız unsur olarak ‘ideal’ ve ‘gerç ek’in varlığını belirtirken düşünc e ve varlık arasındaki ikileme son vermeyi amaç edinir. örümc ek gibi çeşitli hayvanları.

‘Güzel’. a guşumda dura n bu cümbüşü mü Yoksa ışığı mı koynuna a lma k? Minik ka lbin bu ma nza ra ya şa şırsa da Za ten da ha önceden gördüğün bu şeye a şina sın." (15: 28) diye meleklerden de üstün gören yaratıc ının. ba ygınlıktır.74 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gökleri birer iman hakikati. Ya ra ta nın onu a şikâ r. Minicik kuşla rın yuva la rını ya pma k için sa rf ettiği ga yrette. da ğın pına rla rında . Yaratıc ı ‘doğa’ ile kendi büyüklüğünü insanın gözleri önüne sermiştir. Senin nurun a kıl peçesi a ltında gizlendi İdra k peçesi. şehirde. ‘Güzel’. Çocuk ve Mum Bu na sıl bir ha yra nlıktır ey kelebek huylu ya vruca ğız! Sa a tlerdir mumun kıvılcımla rına ba kıp duruyorsun Arzun. insanın düşünc esinde onu kabul etmesi iç in pek ç ok deliller sunmuştur.” (http://www. ma murda . Gecenin ka ra nlığında . da ğın heybetli sessizliğinde. Ruh sa dece görmek ister görünmeyeni Yoksa bu çölde neden inlesin ça n misa li Güzelliğin bu sıra da n cilvesinde bile ruh huzursuz . O. Seni ise ka ra topra kta n fa nusun içinde neden sa klı tuttuğu bilinmez. sense sa klısın.html )Çamurdan yaratılan insan iç in “ona ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın. Rüya dır. denizin özgürlüğünde. gizli… Büyük geçmişin silinmiş izlerinde. ga flettir. güzelliğin sonsuz okya nusu Göz görürse her da mla da güzelliğin fırtına sı va r. yani yaratılış muc izesi olarak örnek vermiştir. Ah! Bu toplulukta o a şikâ r. ova da . Yeni doğmuş bebeğin konuşma ça ba sında . Kudret topluluğu. Gül ba hçesinin sa kinlerinin cıvıltısında . Ha ya t denilen şey unuta nlıktır. gören gözün tozudur. gecenin siya h örtüsünde. şa fa ğın kızıllığında . İkbal de 1905 yılında yazdığı aşağıdaki şiirde ç oc uğun muma duyduğu hayranlığın yaratılışta karşılaşılan ışıkla aynı olduğunu söylemesiyle başlayan ‘yaratıc ı güç ’ü doğada algılama egzersiziydi. vira nede. şa şkınlıktır.c om/islam-ve-insan/allah-yaratilis-muc izelerikonusunda-dusunmeyi emreder –81880.turkishajan. Güneş ışığının ya yılışında . sa ba hın gökyüzündeki a yna sında . Mum sa dece bir a lev. ‘Güzel’. sen ba şta n a şa ğı ışıksın.

"Sabiriyye" kolunun dönemi ve "Nizamiye" kolunun dönemi olarak dört ana bölümde incelenir. Bu makale 1911’de “ Pencab Rivyu” adlı dergide Urducaya çevrilerek basılmıştır. onun susuz ka lmış ba lık misa li… (Kulliya t-e İkba l: 119–120) Bu şiirde yaratılanlarla Yaratanı bulmaya ç alışan İkbal şiir hayatının ilk döneminin sonlarında ilgisini.Çişti tarafından sistemle ştirildi. Milton ve Thoma gibi İngiliz idarec ilerin Muslim-Anglo Oriental College (Müslüman-İngiliz Ş ark Koleji)’de 1900’den sonra geliştirmeye ç alıştıkları batılı düşünc enin ürünü olan Müslüman milliyetç iliğini İkbal kabul etmeyip batı düşünc e tarzı milliyetç iliği benimser (Zulfikar. "ta şra hankahları" dönemi. 64). Urduc a-Hintç e ç atışmasıyla ‘iki ulus’ kavramının başlaması ve John Locke. Hindistan Çocukları Ulusal Marşı Çişt2 i bu topra kla rda Ha k’ın mesa jını a nla ttı. Yurtseverlik duygularını artırmak iç in şiirler yazar. Hindu-Müslüman dostluğunun oluşturulması iç in her iki grup arasında yaratılmak istenen dostluğun gelişmesini engelleyen eksiklikleri. “ kast sisteminin reddi” ve “ Puta tapıcılığ ın faydasızlığ ı” üzerine kurmu ştur. Ta ta rla r onu yurt tuttu. “ The Muslim Community – A sociological Study” ba şlıklı makalesinde Müslüman ulusun sorunlarına e ğ ilerek edebi hayatının bu ilk evresinde Hindu ve Müslüman uluslarının sorunlarına çözüm bulmaktaki bakış açısındaki de ğ işimi göstermesi bakımından önemlidir. Sihizm daha sonraki yüzyıllarda İslamın en sert muhalifi olmu ştur. Na na k 3 bu ba hçede va hdet şa rkısı söyledi. İkbal daha sonra e ğ itim için yurt dışında bulundu ğ u dönem içerinde de bu konuya e ğ ilmeye devam etti ve İkbal. O sistemi “ Tanrı birliğ i” . Hica zlıla r onun için Ara p çölünü bıra ktı.1 İkbal. entelektüel ve kültürel bağımsızlığına odaklar (Zulfikâr. AÇIKLAMALAR İkbal henüz e ğ itimi münasebetiyle daha yurt dışına çıkmadan evvel de bu çalışmalara yönelmiş ve “ Kavmi Zindegi” adlı makalesinde ülke sorunlarına e ğ ilebilme cesareti göstermiştir. Hindistan’ın politik. yüzyılın sonunda Muinüddin Hasan el.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 75 Ha ya t. Hindistan'ın ilk ve en büyük tarikatı olan Çiştiyye tarikatının kurucusudur. Hindu-Müslüman toplum arasında dostluğun temel taşı olac ağına inanmış olmalı ki ç oc uklardan başlayarak birlikteliğin sağlanması iç in ç alışır ve ülkenin ç ok renkli kimliğine vurgu yapar. Bu kapsamda özdeksel ve tinsel yükseliş iç in Müslümanların potansiyellerini ortaya ç ıkarmalarına ve tinsel alanlarla birlikte özdeksellik iç inde İslam’ın tekrar yükselen bir değer olması gerekliliğini Hind Müslümanlarına inandırmaya ç alışır. Bu makale1904 yılında “ Mahzen” adlı dergide yayınlandı. Benim va ta nım işte budur. Muînüddîn Hasan el. XII. sorunları tespit etmeye ve bunlara ç özüm yolu bulmaya uğraşır. O. 1997: 90). Ş iirlerinde Hint alt kıtasında yaşayan etnik grupları ve farklı c emaatleri şiirlerinde bir araya getirerek ‘vatan’ kavramının sanki kısa bir tanımını yapar. İşte budur va ta nım. “ insanlığ ın karde şliğ i” . Çiştiye tarikatının tarihinde "büyük şeyhler" dönemi. Özellikle ç oc ukların. 1 2 3 .Çiştî (1142-1236). Hindular ve Müslümanlar arasında ç alışma birlikteliğini geliştirmeye uğraşırken Müslümanların eğitim ve ekonomik bağımsızlığını Hindularla aynı düzeye ç ıkarmalarının da önc elikle gerekliliğine inanır. Guru Nanak (1469-1539) ba şlangıçta Sihizm’i yalnızca dini akaidler çerçevesinde Müslüman ve Hindu unsurlarını uzla ştırmak için ba şlamıştır.

Benim va ta nım işte budur. Ş airimiz artık ‘düşünc e’. Fa rsın sema sında n düşen yıldızla rı. Onun sa hibi topra ğına zenginlik ba ğışla dı. Bütün dünya ya bilgi ve hüner verdi. Tekra r sa ma n yolunun ışıltısıyla pa rla ttı. Za ra feti gökyüzüne merdiven ola n bu topra kta Ora da ya şa ma k cennette ya şa r gibidir Benim va ta nım işte budur. Çünkü O gayretini eğitimine vermiş. İkbal bu dönem iç inde kendi şiir üslubunu ararken ve mesnevi tarzında şiirler de yazar. Onun şiir ç alışmalarında bu dönemde bir azalma dikkat ç ekmektedir. Ana Kuzusu Senden bıça ğı uza kla ştırdığımda çığlık a ta rsın Ben iyilikseverim. İşte budur va ta nım. da ğla rı Sina ola n bu topra ğı Nuh’un gemisi kıldı mekâ n. bunun doğal sonucu olarak çocuk şiirleri yazmaktansa şiirlerinde çocukları ve özellikle de genç leri konu edinmeyi terc ih etmiş olabilir.76 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Yuna nlıla rı ha yra n bıra ktı. İkbal’in bahirlerinde başarılı seç imler yapmadığı için mesnevi tarzındaki şiirlerinin tutulmadığını belirtir (Hamid Ahmed Han: 111). O. İşte budur va ta nım Ya şa ya nla rı Kelimin bendesi. Benim va ta nım işte budur. İşte budur va ta nım (Kulliya t-e İkba l: 113–114) İkbal 1905 yılında yüksek tahsil iç in Avrupa’da üç yıl kaldıktan sonra ülkesine döndüğünde batı milliyetç ilik anlayışı yerini Müslüman milliyetç iliğiyle değişti. Dünya nın va hdet na ğmesinin duyulduğu bu mekâ nda n Peyga mberime serin rüzgâ rla r geldi. bu türde ç oc uğu da konu alan bir şiir yazar. Anc ak konunun dışına ç ıkmamak iç in milliyetç ilik konusunu sınırlı tutmak uygun olac aktır. İkbal’deki bu değişim “Taranah-e Millî” adlı şiirinde aç ıkç a görülmektedir. Mücevherlerle Türklerin eteklerini doldurdu. beni kötü mü sa ndın Ey bu kederli iklime yeni gelen! Yine çığlık a ta ca ksın ba k Ba tma sın dikka t et! Ka lemin ucu sivridir. za ra rsızdır . ‘sezgi ve varlık’ konularında bilgisini artırmaya başlamış. Ah! Neden üzüntü veren şeyi seversin? Oyna şu kâ ğıt pa rça sıyla . İkbal’in ç ocuk iç in yazmış olduğu şiirlere bu dönemde rastlanmaz. şiir ç alışmalarını bir süre azaltmıştı. İkbal’in edebî hayatının ikinc i dönemi (1905–1908) kendi eğitimiyle meşgul olduğu yıllardı. Anc ak Hamid Ahmed Han.

İslam Peygamberi de sadec e bir topluma veya bir bölgeye gönderilmiş peygamber değildi. hemen sa kinleşirim Gördüğüm güzelliğe ka na rım Ca hilliğim senin ca hilliğinden a z değil Ben de şimdi senin gibi a ğlıyor. 2003: 56). artan Hindu milliyetç i hareketleriyle Müslüman milliyetç ilik arasındaki kıvılc ımları koc a bir ateşe dönüştürmek üzereydi. Hint alt kıtasında sürdürülmek istenen Panoryantalizm Propagandası (Keleşyılmaz. Çünkü din. Müslümanların vatanı bütün dünya idi. tarikat ve milliyetçi tutuc uluğun hayli yaygın olduğu bir zamanda İkbal. kötülükten kaç maya bağlı bulunduğunu bütün dünyaya ilan etmiştir. senin gibi gülüyorum Görünüşte ben gencim. sınırlar iç erisine alınmış bir toprak parç ası değildi. çığlık a tıyorum Hemen sinirlenir. bütün insanlığa ve bütün dünyaya indirilmiş evrensel bir mesajdı. Ha ya tın. mekân ve zaman kıskac ına alınamazdı. 1999: 60–62) iflas etti. İslâm ve Müslüman karşıtlarına karşı uzun süreç li olac ak müc adelenin c iddi .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 77 Nerede topun? Nerede porselen kedin? Kırık ba şlı minicik ha yva n nerede? Senin a yna n a rzunun tozunda ki özgürlüktü Gözünün a çılma sıyla bu a rzu kıvılcımı pa rla dı Elindeki ha rekette. İslami ve millî iç erikli konular İkbal’in külliyatının dörtte üç lük bölümünü oluşturur (S oydan. Irkç ılık ona göre milletin birlik ve beraberliğini yaşanmaz bir hale sokmaktaydı. Bu aşamadan sonra İkbal. Müslümanların vatanı dar bir toprak parç ası olamazdı. Din. Kur’an. Kur’an’dan aldığı ilhamla bütün inananların anc ak kardeş olduğunu ve üstünlüğün ırka değil. a yrımla rın sınırla nma sında n ba ğımsız Anca k kudretin sırrı gözlerinden görünüyor Benimleyken bir şeye sinirlendiğinde çığlık a tıyorsun Sorun ne! Kâ ğıt pa rça sıyla oya la nsa na Ah! Bu a lışka nlık içerisinde ben de sa na uydum. varlık müc adelesinde politik bir kimlik kazandı. (Ekrem. Ona göre Müslümanların vatanı. a ma ben de na da n bir bebeğim (Kulliya t-e İkba l: 97–98) İkbal’in şiir hayatının üç ünc ü evresi (1908–1926) konu ve üslup aç ısından kendini bulmaya başladığı dönemdir. Hindistan Müslümanlarının ç ıkarlarının ve politik haklarının ilerletilmesi ve korunması. amaç larından biri olan All India Muslim League (Bütün Hindistan Müslümanları Birliği)’in de 1906’da kurulmasıyla tek bir ç atı altında toplanmaya ç alışan Müslümanlar. Sen ka prisli ben de ka prisli Geçici zevklerin a şığıyım. ba kışla rında ki enda zda . 2006) 1908 önc esinde Ulus-devlet fikrinin imkânsızlığı.

güzelleşmeye ve süse niçin ihtiya ç duysun” 4 Alla h’ın kulla rı yoksulken da hi o ka da r ga yretliydiler ki. 1908 yılında Cambridge’de Muslim League (Müslüman Birliği)’in Londra ofisinin kuruc u üyesi oldu (Zafar. 1985: 85). Onun. Uyga rlığın biçimlendiricisi.78 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 hazırlıklarını yaptı. Müslüman Gence Sesleniş Ey Müslüma n genç! Hiç ka fa yorma dın Senin düşen bir yıldızı olduğun gökyüzü neydi? Da rius’un ba şında ki ta cı a ya ğı a ltında çiğneyen bu millet. Londra’da S iyasal Bilimler Fakültesinde hukuk eğitimi aldığı bu dönemde dini konularda pek ç ok konferanslar verdi. Müslümanların bulunduğu her yerde İslam’ın sınırlarını oluşturabilec ekleri düşünc esini. O Batı tarzı bir milliyetç ilik anlayışını şiddetle reddetti ve Müslümanların milliyetç ilik anlayışında sınırların kabul edilemeyec eğini. Fakr u Fahri ’nin za ma nında ki ida renin ha şmetinde “Güzel yüzlü. c ehalet gibi konular üzerine ç alışmalar yaptı (Quraishi: 16–18). İkbal. İslami öğretileri yeniden ele alırken zamanın değişen şartlarına göre uygulanabilir bir alt yapı oluşturmaya ç alışması reformc u kimliğinin de öne ç ıkmasına yardımc ı oldu. 1908 kışına doğru eğitimini tamamlayan İkbal ülkesine geri döndü. resimlerini çizip ne ka da r a nla tma k istesem de Anca k bu ta svir senin ha ya l gücünün çok ötesinde Seni a ta la rınla kıya sla ya ma m 4 Şiirde geçen bu mısra Hafız Şirazi’ye aittir. onu rahatsız etmekteydi. Hindu-Müslüman birlikteliği düşünc esinin akıldan ve gönülden kalktığı dönemdir. dünya ida recileri ve dünya yı süsleyenler. . Bu dönem. Batının sadec e düşünc elerini değil toplumsal gereksinimlerini de araştırdı. dünya hükümdarları. Ülkenin iç inde bulunduğu ayrımc ı yapılanma. Seni sevgisinin kuca ğında besledi. Dünya ida resindeki esa sla rın ya ra tıcısı. Ruhbanlık. Deve sürücülerinin beşiği ola n Ara p çölü. Entelektüalizm ve dinamizm iç erisinde yeniden yapılanan dünyada siyasi liderler pozisyon almaya ç alışırken eski liderler de kaybettikleri pozisyonları yeniden ele geçirme gayreti iç erisindeydiler. İkbal bu noktada aşağıdaki şiirde sahip oldukları değerlerin kıymetini bilemedikleri iç in Müslüman genç liği muhatap alıp sitemli bir şekilde atalarına layık olmadıklarını vurguladı. Zenginler fa kirlerin korkusuna ha yır ya pma kta n ka çındıla r Kısa ca o sa hra da otura nla rın kimler olduğunu sa na na sıl a nla tsa m Onla r dünya fatihleri. 1998: 20–25). Kelimelere koysa m. şiirlerinde de vurguladı (İkram. Anc ak İslâm âlemi üzerindeki miskinlik yaratan bulutlar bir türlü dağılmak bilmiyordu. yazgıcılık.

ne gülçin. Ba hçelerden uza k durma k la zım Onla rda pek çok ba şta n çıka rıcı cilveler va r Çöl rüzgâ rıyla oluşa n ölümcül ya ra . Güvercine a ç değilim ben 5 Bu beyit Ğanî Ka şmirî’ye aittir .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 79 Sen sözsün.” (Yılmaz: 2007) ifadesi sembollerin şiirdeki kullanım özelliğini ve önemini vurgular. Çölün tenha lığı mutlu eder beni Ezeldendir ya ra tılışımda ki dervişlik Ne meltem. Çünkü ‘şahin’ daima yükseklerde uçar. onla r gezegen Biz a ta la rımızda n ka la n mira sı ya ğma la dık Gökyüzü. ne bülbül Ne de a şk na ğmesindeki illet. onla r eylem. zamanını. Ş airimiz sembollerin yerini. O Müslüman genç liğe seslenirken genellikle ‘şahin’ simgesini kullanmayı terc ih etti. yuvasını yüksek yerlerde kurar. kurarken de kendine en az zarar verecek sarp yerleri seçer. biç imini ve taşıdıkları özellikleri şiirinde anlatmak istediği amaç doğrultusunda kullandı. İkbal ‘şahin’ gibi olmasını istediği gence seslenirken onun özelliklerini de şiirinde aç ıkç a belirtmiştir: Şahin Rızkın a dı su ve da ne ola n O dünya yı bıra ktım. Bu kişiler zihinlerinde tasarladıkları ve özlemini ç ektikleri dünyanın maddi tezahürlerini ifade edebilmek iç in sembollere başvururlar. Bu sembollerin anlaşılabilmesi de hakikatin tezahürlerinin anlaşılmasıyla mümkün olur. Süreyya ’da n topra ğa a ttı bizi Hükmetmek geçiciyse onun için neden a ğlıyoruz Dünya nın mutla k ka nunda n yok ça re Oysa a ta la rımızın kita pla rı ilim incileri Bunla r Avrupa ’da incelenirken gönül olur pa re pa re “Ey Ga nî! Pir-i Kena n’ın göz nurunun Züleyha ’nın gözünü ka ma ştırdığı ka ra günü izle” 5 (Kulliya t-e İkba l: 207) Mustafa Yılmaz’ın “İkbal ve benzeri kişilikler düşünc e dünyalarının giriftliği ile temayüz ederler. Allame İkbal üstadı Mevlana gibi sembollerin adamıdır. Civa nmerdin ga zilik ya ra sıdır. Ayrıca keskin görüşlü oluşu. sen yıldızsın. tehlikeleri sezişi ona yakalanması zor bir c anlı olma özelliği kazandırır.

(Kulliya t-e İkba l: 495) Gazel Yıldızla rın ötesinde ba şka â lemler de va r Aşkın da henüz türlü türlü imtiha nla rı va r Sa dece ya şa mda n iba ret değildir bu feza la r Bura da yüzlerce ba şka kerva nla r da va r Şu renk ve koku â lemiyle yetinip ka lma sa na Ba şka çemenler ba şka a şiya nla r da va r Bunla rda n biri ka ybolduysa . Bir Genç Adına Sofa la rın Avrupa î. Gençlerde şahin ruhu uya ndığında Menzillerinin gökyüzü olduğunu görürler Umutsuz olma . İna nçlı erkeğin umudunda Alla h’ın sırda şla rı va rdır. umutsuzluk ilim ve irfa nın yok oluşudur. ha lıla rın İra nî senin Ka n a ğla tma kta ba na gençliğin tembelliği Zenginlik ne ki. Hüsrev de olsa n ne fa yda Ne Ha yda r’ın gücü ne de Selma n’ın perva sızlığı va r sende Ara ma bunu ça ğımızın kültürünün tecellisinde Çünkü ben Müslüma nlığın mira cını sa bırda buldum. neden ga mla na sın Ah u figa n dolu da ha nice ma ka mla rın va r Sen şahin sin görevinse uçma ktır senin Ka rşında da ha nice gökler va r İşte bu gün ve gece a ra sına sıkışıp ka lma sa na Ba şka za ma n. ba şka mekâ nla rında va r (Kulliya t-e İkba l: 389 -390) İkbal daha sonraki yıllar iç inde de genç liğin başıbozukluğundan ve tembelliğinden rahatsız olmuştu.80 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ha ya tım sa dece za hitliktir benim Üzerine a tılma k. Bunla r ba tı ve doğu kekliklerinin dünya sı Benimse ma sma vi gökyüzüdür dünya m Kuşla rın dünya sında bir dervişim ben Çünkü şahin yuva ya pma z. geri çekilmek ve tekra r sa ldırma k Ka nı sıca k tutma nın ba ha nesidir. Senin yuva n sulta nlık ka srının kubbesinde değildir . Ondaki Batı özentisini fark ederek atalarını hatırlatmak ve kendi felsefi bakış aç ısıyla gençliğe benlik ruhunu kazandırmak iç in ‘şahin’e benzettiği genç liğe karakterini hatırlatma gereği duyarak seslenir.

Büyük dava adamları. İkbal’in Câvid’i de odur (Ekrem: 2007). Böylece genc in inanc ı kuvvetli ve ümidi daim olac aktı. S ezai Karakoç’un Taha’sı neyse. “Tulu-e İslam” ve “Asrar-e Hudi” şiirleri de bu ç izgide yazılmıştır. da ğla rın zirvelerindeki ka ya la rda kona kla ma lısın. kaybettiğinin farkında olmayan bir genç lik istemiyordu. c oşkun ve enerjik bir gençliğe sahibi olmak onların en büyük emel ve hayalleridir. ondaki tinsel değişimin haberc isiydi ve ilk olarak 1912 de kaleme aldığı “Ş am-o Ş air” adlı şiirde fark edildi. bu davalara sahip ç ıkac ak yeni nesiller bırakmak isterler. Mehmet Âkif’in Âsım’ı. (Kulliya t-e İkba l: 447–448) İkbal bu dönemin sonu itibariyle 1908–1924 arası dini düşünc esindeki gelişimiyle İslam dünyası ve Hint alt kıtası Müslümanlarıyla alâkalı sorunlar üzerinde yoğunlaştı (Soydan: 15). Bu yüzden özellikle genç nesil. Fikret’in Hâluk’u. aydınlık ve yumuşak tutan manevi mekân olan kalbi oluşturac ak reç eteleri ona ve dolayısıyla gençliğe vermekteydi. temiz düşünceli ve keskin zekâ lı (Kulliya t-e İkba l: 443) Benlik sazında ebedî hayata aç ılan kapıyı şairimiz oğluna anlatırken ruhu ve aklı. kendi iç dünyalarının derinliklerine girmelerini ve buradan elde ettikleri manevi aşkla varlıklarını yüc eltmeleri için yeni arayışlara yönelmelerini tavsiye etmiştir. Bu şiirler verilen mesaj aç ısından oldukç a etkileyicidir. Mukaddes davayı yüksünmeden yüklenec ek.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 81 Sen şahin sin. göz ve gönül perdesini kaldırarak sezgilerini kuvvetlendirec ekti. Cavid’e Benlik sa zında ebedî ha ya tın a ya k izi va r Ümmetlerin çıra sı benlik a teşiyle pa rla r Sa na bir sözüm va r: İnsa nın yüce bir ga yesi olma lı Bu ga ye insa nı ta m ta tmin etmeli ve da ima yüceltir olma lı Yükseklere uçma melekesi ya ra tılma dı ka rga da Aksine ka rga ile sohbet şahin ya vrusunun kişiliğini bozdu Devrin gözünde ha yâ ba ki değil a rtık Ra bbim senin gençliğini tertemiz kılsın Herha ngi bir ha nka hda otura ma dı İkba l Çünkü o ince. Bu yoğunlaşma. Çünkü İkbal karakterini kaybetmiş. İkbal. Özünü. İkbal gibi büyük düşünen lider ve şahsiyetler iç in ideal bir dünya ve zengin bir hazine kaynağı oluşturur. Dolayısıyla büyük şair. akıllı. bu tavsiye ve mesajlarını biric ik oğlu Cavid iç in yazdığı şiirlerle gençliğe de iletmek istemiştir. ileriki yıllarda yazdığı şiirlerde genç Hind Müslümanlarının da bu konular üzerine yoğunlaşmalarını. kendilerinden sonra gelenlere. aslını kaybetmiş genç liğe bu değerleri .

Ey ba ba sının ca nı! Şahin a sla sülünün kölesi olma z Bulunma z değildir sözün değeri. I Cavid’e Sinede olma z ise sıca k yürek Ha ya t boşlukta a kıp gider Av eğer a kıllı ve a tik olursa .82 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bulma seferberliği başlatırken de gencin yolunun sadec e Batı medeniyetinden geç mediğine de dikkat ç ekti. Şeyh’ul İslam Cam’a gönülden ba ğ lı bir tasavvuf ehliydi. aslını unutmadan gelişmelerini istedi. yeni sa ba hla r ve yeni a kşa mla r getir meyda na ! Alla h eğer fıtra t şina s gönül verdiyse sa na Ba hşettiği la le ve gülün sessizliğinden söz çıka r Eğer Alla h sa na ta bia tı a nla ma kudreti verirse! Frengin ka dehini ka ldırma Hindin renkli çömleğinden şişe ve ka dehimi ya p Üzüm da lıyım ben. Gençliğin kendilerine kalac ak hiç bir maddi değere itibar etmemelerini. Methiyeleriyle tanınmış bir Arapça üstadıdır. Cavid’e Kendine bir yer ya p a şk diya rında Yeni bir za ma n. meyvem ga zelimdir Meyvemden la le gibi kırmızı şa ra p ya p herkese! Yolum dervişlik yoludur. . Fakirlik düşünc esini Kuran’dan alan İkbal (Hasan Razvi. 1990: 224) genç liğe ve insanlara bunun anlamını kavratmak iç in gayret gösterdi. na m sa l dervişlikte (Kulliya t-e İkba l: 477) İkbal oğluna yazdığı bu şiirlerde ulusunun genç lerine gayretli olmayı ve sürekli ç alışmayı öğütledi. sa lta na t yolu değil Sa tma benliğini. Gerçek adı Molla Abd’ur-Rahman’dı. Ya şlı a vcının işine gelmez Ab-ı ha ya t bu dünya da dır Tek şa rt ona susa mış olma k Gerçeklik yolu ga yrettir Ka lenderlik ga yret ile ta ma mla nır. Yüzlerce Enveri6 ve binlerce Ca mi7 ! Benim minderim dünya da mı ki 6 7 Gerçek adı Ahad’ud-Din’dir.

Din ve zenginlik kuma r İşe düşkün ola n kul ka lma dı Ka la n sa dece boş boğa zlık Eğer fa krı ra ma ya gücün va rsa Aslı Hica zlıdır onun O fa krda n insa n ya ra ttı Alla h’ın kimseye muhta ç olma ya n şa nı Serçe ve güvercin için ölüm ola n şahin lik İnsa n için ma ka mdır. diğeri ise yıkıcı ve toplumu yanıltıp yanlış yola sürükleyen fakr” (S oydan. kendini inzivaya ç ekerek varlıktan kendini uzak tutmaya değil. temel görüşlerinden biri olan nefsi terbiye etmenin. ‘fakr’ insanı olgunluğa. ‘fakr’ kavramı iç erisinde. İkbal “Gönül ehli için fa kr. genç lere önc elikle öğretilmesi üzerinde durdu. İkbal ‘fakr’ı iki anlamda kullanır “Biri yapıc ı ve üstün değerlere ulaşmış fakr. Çünkü insanın ve onun oluşturduğu toplumun huzuru. İkbal sürekli olarak gence. sevgililerini de Ayvaz’a benzetir. . hayat yolundaki arayışında yapıc ı ve üstün değerlere ulaşmayı öğütler. Tasavvufta fakr mal varlığından yoksun anlamına gelmeyip Kul’un Allah’a olan muhtaç lığının farkında olmasıdır. Şairler kendilerini Mahmud’a.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 83 Benim dünya gözündeki sa ygınlığım Sözümün doğruluğunda ndır Alla h’ın dininin verdiği yücelik mira s değildir Oğluna ne ka da r güzel buyurur Niza mi: “Senin büyük olma n gerektiği yerde Çocuğum olma nın sa na fa yda sı olma z” (Kulliya t-e İkba l: 601) İkbal. kâmil olmaya götüren önemli bir süreçtir. Cavid’e Mümine a ğır gelir bu gece ve gündüz. Ka ma şır onunla a klın gözleri Ebu Ali8 ve Ra zi9 nin sürmesiz Ma hmud’un ihtişa mını ka za nır Fıtra tında olma z ise Ayva zlık10 Senin dünya nda ki bu İsra fil 8 9 10 Tıp ara ştırmacısı İbni Sina’dır Tıp ara ştırmacısı Ebu Bekr Muhammed ibn Zekeriya bin Yahya er-Razi’dir Gazneli Mahmud’un kölesidir. 111). bunun öğretilmesine bağlıdır. şa hlığın ta kendisidir” derken maddi zenginlikten kendini ötelemiş bilge kalender insanın kalplerde bıraktığı etkiyle yücelec eğini inanır.

İkbal. Diğer taraftan iyi yetiştirmiş bireylerden oluşan toplum birey hata yaptığında toplumun kendisi tarafından düzeltilec ekti. Bu nedenle İkbal. Hint-Pakistan Alt Kıtası'ndan S eyyid Ahmet Han. Rusya'da Mercani. babasının Pakistan hareketi oluşumu iç inde yer almadan önc eki süreci şöyle özetlemiştir: “Pakistan hareketinin iki boyutu olduğunu unutmamak gerekir. Çünkü birey ve toplumun oluşmasına destek olan ülkü ve prensipler. Hindistan’da yaşayan Müslümanlar iç in bağımsız bir İslâm devleti olmasını. Mısır'dan Muhammed Abduh. bu devletin inanç ta ve hedefte bütün Müslümanları kuc aklaması arzusuyla yetinmek durumunda kalırken. Böylec e Müslümanlar arasında İslam'a yönelik geleneksel . İkbal öyle ya da şöyle. İkbal’in gerç ekleştirmek istediği hedeflerden birisi de Dünya İslâm Devletinin kurulmasıydı. Pakistan’ın kuruluşuna temel hazırlayan liderlerin fikir babası da oldu. Bu. bütün insanlığın mutluluğunu da sağlamalıydı. Cemaleddin Afgani'nin ç abaları ile başlamıştır ve ardından İslam dünyasının yetiştirdiği pek ç ok saygın şahsiyet. Türkiye'de anayasalcılık taraftarı Mithat Paşa. Her ne kadar genc in kendine has değerini anlamış ve görüşlerinin özünde nefsi eğitmeyi hedeflemişse de bunun da yeterli olmadığını anlamıştı. devamlı söyleyerek bir İslâm devletinin gerç ekleşmesi yolunda büyük ç aba göstermiş. bütün Müslümanları iç ine alabilec ek ve insanlığın huzurunu sağlayac ak olan bir İslâm devletinin gerekli olduğunu. ç ağdaş İslami uyanış ya da modern İslami Rönesans dönemi diye adlandırabilec eğimiz periyoduna mensuptur. Anc ak İkbal. bu ç abaları esnasında hiç bir zaman ırkç ı bir yaklaşıma meyletmemiştir. İkbal’in oğlu Cavid. yakın İslam tarihinin. Birey görevini doğru biçimde yerine getirmez ve yanlışa neden olursa bu yanlışlığın topluma da yansıyac ağına inanmıştı. Toplumun bir ülküsü ve onları bir arada tutan prensipleri olmalıydı.84 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Neyzenlik zevkine sa hip değil Onun dünya yı ka rıştıra n ba kışı Şu perdede ta ma men hiledir Bu çilekeş fa kir buldu Kılıçsız ve oksuz ga zilik şa nını Müminin işte bunda dır zenginliği Alla h’ta n ister ise fa kirliği (Kulliya t-e İkba l: 602) İslam’ın temel prensiplerini ve ülküsünü genç lere öğretmeye ç alışırken. ömrünün son dönemlerine yaklaştığı ve edebi hayatının da sonu olarak belirtilen 1930-1938 yılları arasında genc i artık toplumu oluşturan bir ‘birey/ferd’ olarak görmüş ve şiirlerinde ‘birey’ kavramına ağırlık vermiştir. Bu ülkü ve prensiplerin gerçekleşmesiyle de bireyin ve toplumun mutluluğu sağlanmalıydı.

O bu soruna en iyi ç özümün Hindistan'da Müslümanların yoğun olarak yaşadıkları ve c oğrafi bütünlüğe de sahip oldukları yerlerde kendi kaderlerini tayin etmeleri. modern dünyanın olumlu yanlarının benimsenmesini savundular. Musa’nın inanc ı iç in asasını kullanırken yapmış olduğu keskin vuruşları anımsatac ak “Zarb-e Kelim”i kaleme almıştır (S oydan: 17). milliyetçilik ve vatanperverlik gibi yeni fikirlere karsı bir yanıttı. O sıralarda Hindistan'da Müslümanlarla Hindular arasında iktidar paylaşımı sorunu vardı. Ş air bu zorunluluktan Hz. Bu döneme kadar bütün art yetişim bilgilerini kazanan İkbal. İkbal 1930 ile 1938 yılları arasında edebi ve felsefi döneminin dördünc ü devresinde çocuk şiirleri yazmayıp şuurlu birer Müslüman olan insanlara seslenmeyi tercih etmiştir. Bilgili. Ana ç aba batıdan gelen yeni fikirleri İslâm’la bağdaştığı ölç üde kabul etmekti. . Bu da gerekli olanı alma hususunda Müslümanları kararsız bıraktı. Fars ve Urdu edebiyatları iç erisinde İslam dünyasının gurur kaynağı olan eserler kaleme almıştır. O yıllarc a gönülden istediği İslâm’da Rönesans umutlarını c anlı tutac ak olan ç ocuklardan başlamak üzere ergin bireylerin İnsan-ı kâmil olarak bu hayat mac erasını bitirmelerini arzu etmiştir. işte Pakistan hareketini başlatan temel fikir buydu. nükteli şiirsel üslubun Müslüman genç lik üzerinde bir işe yaramadığını görmüştür. şahin ya vrusuna “Ya vrum. tam otonomiye sahip olmaları olduğunu düşünüyordu. diğer taraftan İngilizlerin sömürgesi altında olan Hintli Müslümanlar biraz olsun emniyete kavuşmuşlardı. Bu devletin kurulmasıyla birlikte Hindistan’da bir taraftan Hinduların zulmü altında ezilen.” İkbal’in ç alışmalarının netic elerinden en önemlisi. ilk dönem reformc ularının yapmaya ç alıştığı buydu ve ikbal de her ne kadar ç ok genç nesilden olup düşünc e sahnesine geç girmiş olsa dahi bu gruba dâhildi. Ş airimiz 1930’da sağlık durumunun bozulmaya başlamasından dolayı aktif siyasetten ç ekildi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 85 yaklaşıma karşı Reformist Hareket diye adlandırabilec eğimiz bir hareket başladı. Pakistan hareketinin iç inde İkbal’in yerini belirtmek iç in aç ıklamalarına devam eder: “S özünü ettiğim değerli Müslüman şahsiyetler. kendisinin ölümünden sonra 1947’de Pakistan devletinin kurulması olmuştur. Anc ak İkbal bu son döneminde “Cavidname” ve “Bal-e Cibril” gibi son derec e hoş. Cavid. deneyimli ve olgun bir Müslüman olan İkbal. Bu fikirler bir anlamda Batı'dan Müslüman doğuya gelen anayasalcılık.”(İkbal: 2007) Anc ak gelenekçi yaklaşım her zaman Batıdan gelen yeniliklere karşı tepkici bir yaklaşım iç indeydi. yüksek umutlar bağladığı genç liğe “Öğüt” adlı şiiriyle seslenerek onu uyarmak istemiştir: Öğüt Şöyle diyordu ya şlı kartal.

Ayrıc a o Batılılar tarafından kendilerine sunulan eğitim anlayışı iç inde genç liğin inanc ının bozularak gizli bir esarete sürüklendiğine işaret ederek ona öğüt vermekten vazgeç medi. İkbal özellikle 1905’den sonraki şiirlerinde ‘şahin’ sembolüyle çocuk ve genci. oğluna verdiği öğütle seslenerek gaflet uykusundan uyandırmayı arzulamıştır. Gençlere.86 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Göklere tırma nma gücü versin Alla h ka na tla rına Kendi ka nının a teşinde ya nma nın a dı Gençliktir Çok ça lışma k ba ldır a cı ha ya ta Ya vrum. İkbal’in genç liğin hayatındaki benlik arayışı ve ç alışma azmindeki tembelliği ve uyuşukluğu ölüme eşdeğer tuttu. Sinede ya şa t pek çok ha rika sırrı Tutsa k ola nı a sla kılıçla boyun eğdiremezsin Eğitim a sidinin içine bıra k onun benliğini yumuşa dığında nereye istersen ora ya döndür. Öğüt Bir Frenkli Lord oğluna şöyle dedi: “Sürekli a ra ştırma ya yönel. a ltında n bir Hima la ya olur” (Kulliya t-e İkba l: 666) Ayrıc a İkbal. gençlere verdiği nasihatlerle yol gösteric i olmak isterken dilinden de onlar iç in duayı eksik etmez. sa na duyduğum tutkulu a şkı ver Uçma k ve görmek için onla ra bir kartal ın gücünü ver Alla h’ım senin ba na ba hşettiğin idra k gücünü Onla ra da Lütfetmen için ya lva rıyorum (Kulliya t-e İkba l: 411 ) SONUÇ Bu makalede alınan şiirler kısac a değerlendirilec ek olursa. Şa hinin güvercin üzerine a tılma sında n a ldığı zevk Yoktur güvercinin ka nında ” (Kulliya t-e İkba l: 448) İkbal. Bu a sidin etkisi iksire dönüşür Topra kta n yığın. İkbal’e göre genç lik inanç sız değilse de inanc ın niteliğini bilmemektedir. ‘kartal’ sembolüyle olgun insanı (İnsan-e Kamil) tasvir etmiştir. “Zarb-e Kelim” adlı şiir kitabında da genç liğe batılı bir aristokratın. gözün olma sın eğlencede İşte bu en büyük zulümdür o za va llıya Eğer a sla nın huyu dönüşürse kuzuya . şairimiz çocukluk evresinin ataklık .

İkbal genç lerin.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 87 ve c esaretiyle bilincin yoğrulmasını tavsiye ederken. Çünkü İkbal’e ulaşmak ikbal/gelec ek den vazgeç memekle mümkündür. ç alışkan bir insan olarak zaman iç inde vakur bir kartala dönüşürken yüksekleri hedefleme arzusunu gönüllerinden silinmemesini arzulamıştır. kazanılan bilinç le o ç ağlarda atılan inanç temellerinin genç likte daha da geliştirmesini arzu etmiş ve şiirlerinde bunu vurgulamıştır. erdemli. .

net/okul/mod.haksöz. Felsefe. Celal. D. (1998). İkbal – Şahsiyat aur Şa‘irî. Ankara: AKDTYK Atatürk Araştırma Merkezi. Lahore: Aziz Publishers. -İkbal. -Zulfikâr. Konya: T. -Soydan. İstanbul: İz Yayıncılık. -Ödelli. İkbal – Eyk Mutala‘a. -Hamid Ahmed Han. Teşkilat-ı Mahsusa’nın Hindistan Misyonu (1914–1918). 2(4). -Kayani. (1981).turkishaj an. Nüsha.medeniyet. -İkram. (tsz.04. İslam Modernizmi Üzerine.html. Muhammed İkbal – Aşk ve Tutku. Lahor: İkbal Akademi. Konya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayınları. -Toker. Külliyatı-ı İkbal (Urdu). Fikirleri ve edebi yönü. -Keleşyılmaz.php?kat_id=83. Adnan. Lahor: Sang-e Mil Pablikeyşıns. Allamah İkbal ka Tasavur-ı Fakr.C. Lahor: Bezm-i İkbal. http://www.org. Lahor: İkbal Akademi.04. İkbal Felsefesinde Kadının Yeri.com/islam-ve-insan/allah-yaratilis-mucizeleri-konusunda-dusunmeyiemreder-81880.2005 http://www. (1997). 30. Mevlana ve Kültürümüz.com/kitap.2007. http. Siyaset ve Şiir Dünyasıyla İkbal.). 30. (1985).tr/bulten/metinler. İstanbul: Şule Yayınları. Celal. Gulâm Huseyn. (1990).2007. . (1999). -Soydan.php?mod=Publisher&op=viewarticle&cid=545&artid=179=109k. Seyyid Muhammed. Cavid. İsmail. Muhammed İkbalin Şahsiyeti. (1990). Özgün. -Yılmaz. Halil. 3(9). İkbal ke Fikrî A’ine. http:www. Hayvan Motiflerinde Mevlana’nın Dinsel Görüşleri. (2005).04. (1992). Ahmed Han. 30. -İkbal. Lahor: Nukuş Pres. A short History of Pakistan. İkbal aur Milli Taşahhuz. -Zafar. M. Muhammed. Vahdet.php?makale_id=2&kat_id=15. (1999). -Hasan Razvi. Mustafa. -Karaismailoğlu. (2002). (2003). Ankara: Akçağ. Muhammed İkbal – Şu Masmavi Gökyüzünü Kendi Yurdum Sanmıştım Ben.88 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Ekrem. Himalayalarda İkbal Arayan Yalnız Bir Adam.muhammedikbal. (1997). Doğu Dilleri.

C. Dr. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı.tr . Tanrılar insani özellikler taşımanın yanı sıra onları insanlardan ayıran özellik ise doğaüstü güçlere sahip olmalarıdır. Key Words Assyrian Tra de Colony Period. Gör. Anatolian Religion. The religion is important both in private and in official areas. bin yılın başlarında Orta Anadolu’nun dinsel yapısını özellikle Kaneš Kültepe kazıları sonucunda ele geçirilen arkeolojik materyaller ve yazılı kaynaklardan öğrenmekteyiz.Ö. The Assyrian Colony Period’s religion in Central Anatolia is polytheistic. Arş. The clay tablets. bu dönemin dinsel inancına ışık tutmada yardımcı olmaktadırlar.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . heykelcikler. Din. Kaneš-Kültepe. Sa yı: 5 Sa yfa : 8 9 -1 0 2 Ye a r: 2 0 1 1 .. Haticegul@selcuk. seals and temples as the architectural remains. help to shed light on the period’s belief. libasyon kapları. mühürler ve mimari olarak tapınaklar. Millenium B. Issue : 5 Pa ge : 8 9 -1 0 2 ASSUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞI’NDA ORTA ANADOLU’DA DİNSEL YAP I∗ Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ ∗∗ Özet M. Arkeolojik ve Ya zılı Ka yna k la r THE RELIGIOUS SITUATION IN THE CENTRAL ANATOLIA DURING THE ASSYRIAN TRADE COLONY P ERIOD Abstract We find out the information about the religious situation in Central Anatolia in Early II. Yerel Din. 2. Anahtar Kelime Assur Ticaret Kolonileri Çağı.Ö. II.edu. toplum hayatının hem özel hem de resmi alanında. especially from Kaneš-Kültepe excavations. Çivi yazılı tabletler. Gods are human alike but differ from the human by their supernatural powers. Orta Anadolu. Anadolu’nun Koloni Çağı’ndaki inancı politeisttir. Central Anatolia. from the archaeological materials and written sources. figurines. Konya 2010). rhytons. Kaneš-Kültepe. Archaeological a nd W ritten Sources ∗ ∗∗ Bu çalışma Selçuk Üniversitesi Bilimsel Ara ştırma Projeleri Koordinatörlü ğ ü tarafından desteklenen (Proje No: 06103015) “M. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Bin Yılın İlk Çeyre ğ inde (Assur Ticaret Kolonileri Ça ğ ı’nda) Orta Anadolu’nun Sosyoekonomik Yapısı” . isimli doktora tezinden faydalanılarak hazırlanmıştır. kendini göstermektedir.

63. yakl. bin yılın ilk çeyreğinde (M. Bu dönem Anadolu dininin. İnsanlar. bin yılın ortası ve sonlarındaki Hitit dönemi dini ile benzeştiği tahmin edilmektedir. 225.Ö. aynı zamanda da doğaüstü güçleri bulunduğuna inanırlardı1 . en önemli fonksiyonları kozmosu korumalarıydı. çoğu benzer uygarlık toplumları gibi. Hitit döneminde Arinna olarak geçmekteydi ve Hitit panteonunda en üst sırada yer alırdı. Hurrice’de Tešup ve Luvic e’de ise Tarhun olarak bilinmekteydi.3 Bu tanrı Hattic e’de Taru.5 Bu araştırma esnasında. M.2 Her iki dönem inanç sisteminde.Ö. Ünal1996. Ayrıca Tic aret Kolonileri döneminde önemli bir yere sahip olan tanrı ya da tanrıç a. kaynak olarak kullanılac aktır. tanrılara hizmet etmek ve kurban gibi sunularda bulunmak olduğu düşünülmekteydi. Hitit döneminde de bazen bir farklı isim altında önemini devam ettirmekteydi. görünmez ve ölümsüz olduklarına.4 Bu tanrılardan ayrı olarak Hatti kökenli oldukları sanılan ve Hitit belgelerine adı geçen diğer tanrılar ise Arinna’nın kızı tanrıça Mezulla. Her ikisinde de bayramların önemi büyüktür. Hatti’nin Fırtına/Hava tanrısı ve Güne ş tanrıçası Arinna. önemli bir yeri olan bir başka tanrı ise.Ö. 77: I. ÇİVİ YAZILI TABLETLERDE DİN Koloni Dönemi’nde Orta Anadolu’da yaşayan toplumlar yukarda da bahsedildiği gibi birçok farklı tanrıya inanmaktaydılar. İnsanların yaradılış nedeni S ümerlerin ve Semitlerin ki gibi. toplumun her katmanı ve kurumunu etkilediği düşünülmektedir. Assur Ticaret Koloniler Çağı olarak bilinen bu dönem ile birlikte Anadolu’da yazı kullanılmaya başlanılmış ve bölge Tarihi ç ağlara girmiştir. 107. diğer Eskiçağ toplumlarının din anlayışına benzediği. Kamrušepa’dır (Hattic e: Kattahzipuri). Karasu 2003. 1 2 3 4 5 6 Kramer 2002. Yer altı tanrıç ası Lelwani. tanrı aynı olsa bile birden fazla ismi olabilirdi. II. Ay tanrısı Arma. II. Anna.90 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ M. II. Onlara göre tanrıların birçok görevleri olup. Tablet ve sair kalıntılarda ismi geçen tanrı ve tanrıçalardan bazıları Tuhtuhanum6 . inc elenen dönemin inanç sistemini analiz edebilmek iç in. Hattušili’den itibaren resmi Hitit dininde. Örneğin Hattice adı Urunzimu/Wurunšemu olan Güneş tanrıçası. tanrıların antropomorf suretinde. Bir tanrının ismi farklı yörelere göre de ğ işebilirdi.46. politeist yani ç ok-tanrılı bir inanışa sahip oldukları görülmektedir. İlalianta. Hitit döneminde Arinna’nın eşi olarak görülen Fırtına tanrısıdır. ç ivi yazılı tabletler ve arkeolojik bulgular. M. bin yılın ilk çeyreğindeki Anadolu dininin. Bahsedilen dönemde Anadolu toplumunun. Arıkan 1998.Ö. tanrısal çift olarak kabul görmü ştür. Hutter 1997. . Higiša. 1970-1725) Mezopotamya’nın kuzeyinde yer alan Assur kent-devletinin tüc c arları Anadolu’ya kalay ve değerli kumaşlar getirmekteydiler. Onun Hititç e’deki ismi ise bilinmemektedir. Bēlum.

Ali’nın oğlu. yerel tanrıların. güvence olarak görmektedir. taraflar arasında yapılan yeminlere hem geçerlilik kazandırır hem de bir çeşit garantör olarak görülürdü8 . Bayram 1990. Tanrılara atfedilen kutsal bayramlarla ilgili kayıtlara genellikle borç belgelerinde tesadüf edilmektedir. Nisaba. KKS 6a13 : “…bir ½ mina gümüşü Halupā ve Arnuwašu. n/k 75 12 : ”… Onların her biri Nipas-bayramında 10ar šekel gümüş ödeyec eklerdir. Zura’nın oğlu Š akriuman’ın yükünden Peruwa’nın bir ½ šekel gümüş alac ağı vardır. Assurlular genelde tanrı Aššur’un hançeri önünde yemin ederlerdi. Matouš-Matoušová--Rajmová 1984. Örneğin Assurluların baş-tanrısı Aššur. Aşağıda verilecek olan belge örneklerinde ismi geç en ve tanrı isimlerinin anıldığı kutsal festival ya da bayramlar aynı zamanda bölgesel takvim/takvimleri de belirlemekteydi. Tanrıç a Anna’nın bayramında o ödeyec ektir…”. 456-462. Kt a/k 335 10 :“…Tanrı Bēlum (adına düzenlenec ek bayramda) tartac ak…”. farklı kişiler arasında yapılan sözleşmelerde. Bayram 1990.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 91 Nipas. Kt. Yani bu tanrı. 99-100. 459.7 Bu tanrı isimlerinin belgelerde zikredilme nedenleri ile Assurlu tanrılarına dair bahisler birbirinden farklıdır. Nārum. Borç sözleşmelerine göre. Bayram 1990. Alili’nın mührü. genelde yazılı sözleşmelerde Assurlular tarafından şahit olarak gösterilirdi. daha çok bir rahiple birlikte kaydedilir ya da festivallerle beraber zikredilirdi. Kubabat. Sözleşmelerde ve borç belgelerinde isimleri geçen tanrılar ise. . 230. Donbaz 1988. 7 8 9 10 11 12 13 14 Hirsch 1972. Aššur-malik’e borç ludurlar. Peruwa. Albayrak 2006. 27-28. Š anahurna’nın oğlu Kimelu’nun mührü. onun evi ve boş arsayı/toprağını. borçlar genellikle hasat ve bağbozumu gibi tarımsal faaliyetlere ait ya da belli bir tanrı adına yapılan herhangi bir festivalde geri ödenecektir. şahit olarak gösterilmemişlerdir.Veenhof-Eidem 2008. Diğer taraftan.. Usūmum. Kt b/k 134 b11 : “…tanrı Usūmum [adına yapılac ak bayram] da tartac aklar… Eğer ödemez iseler…” Kt. Kt n/k 1716b9 : “Kral tanrı Nipas’ın mabedinden çıktığında borçlular borçlarını ödeyec eklerdir…”.. Parka. 458. c /k 163414 : “Zura’nın oğlu Š akriuman’ın mührü. Bayram 1990. O gümüşü Anna’nın bayramında ödeyec ektir”. Aşağıda bu hususla ilgili örnek belgeler verilmiştir. Harihari’dir. Š ailati’nın oğlu Walhišna’nın mührü.”. 51. Burada bahsedilen bayramlar diğer bir yönüyle de mevsimler başta olmak üzere takvimin oluşmasına zemin teşkil etmektedirler. 461.

Belgeye göre ülkenin başında bulunan kişi yani kral belirli ritüeller uyguluyordu. Eğer Anna’nın bayramına kadar ödemezlerse. başka bir tanrının tapınağına bağlı oldukları düşünülmektedir. Tanrıça Anna’nın tapınağında patrum olan Kikaršan’ın huzurunda. Özgüç bu tapınaklara komşu olduğunu düşündüğü iki tapınağın daha varlığını açığa çıkaran kalıntılara rastlamıştır. 146-147. Tanrı isimlerinin geçtiği bir başka belge grubu ise. iç lerinde hem Assurlu hem de yerli olan birden fazla kişiye 200 ekmek ve 21 çuval buğdayı borç vermiştir. Labar<ša>’nın huzurunda”. 87/k 3919 : “…Onun efendisi Koşuc uların Amiri Peruwa’nın huzurunda. Dercksen 2004. Š ule’ye ödeyec eklerdir. bayramların belirli tarımsal aktiviteler döneminde yapılması ve böylelikle insanların (özellikle ç iftç iler) borç larını ödeyebilec ek duruma gelmeleriydi. Hirsch 1972. Bayram 1990. şehrin bir bölümüne toplanmıştır. kendi ihtiyacını rahatlıkla karşılayıp. . Özgüç 1999.18 Rahiplere geri dönecek olunursa. Abiaškula’nın oğlu Hanu. 88/k 108220 : “… İkiyüz bira ekmeği ve yirmibir ç uval buğdayı. Ona göre aynı planda yapılmış olan bu binalar. 55-56. Adala’nın oğlu Tamuria. Bu örnekte ise “mabetten çıkma “ olayından sonra borç lu olanlar borç larını ödemeliydi. Pazarc ılar Amiri Kalua’nın huzurunda. Kt. Verilen örneklerde de görüldüğü gibi. 461. o tanrıya bağlı olan rahiplerle ilgilidir. Kültepe kazılarında tapınak olduğu sanılan ve Ib dönemine tarihlenen iki büyük bina ortaya çıkarılmıştır. Š ule. çoğu borç lar bayramlarda ödenmekteydi. başkalarına borç 15 16 17 18 19 20 Kienast 1984. Bu tür belgelerde rahiplerin genel ismi kumrumdur17 . Metinde geçen satırlara göre kral tanrının tapınağına giriyordu ve tahminen orada bir takım törenler uyguladıktan sonra mabetten çıkıyor ve böylelikle yeni bir zaman dilimine girilmiş olunuyordu. Bu metinde. Bunun sebebi yukarda da belirtildiği gibi. 161. tanrı Hikiša’nın rahibi olan kişi. Bu kumrumların her birinin. Yine bayramlarla ilgili ortaya çıkan bir başka bilgi ise Kt n/k 1716b16 de görülmektedir.92 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 FAOS 3715 : “…İki mina gümüşü Anna’nın bayramına kadar Šimnuman ve eşi. Enna-S u’en’in ha muštumluğundan itibaren. T. Söz konusu belgeden ç ıkarılabilec ek en önemli sonuç ise bir rahibin. Adamların Amiri Tamria’nın huzurunda. Donbaz 1996. Hikiša rahibi olan kişiye borç ludurlar. Bu kişiler için verilen ödeme süresi ise hem Assurluların hem de yerel takvime göre belirtilmiştir. Kt. bunlar genel olarak borç sözleşmelerinde ya borç veren veyahut da şahit olarak görülmektedir. 46-50. Š imnuman’ı onun eşini ve onların beş oğlunu oradan götürec ektir”. (ve) Wališra’nın oğlu Haštali. Donbaz 1993. (aynı zamanda) buğdayı ölçecekler bira ekmekleri ve buğday onların sıhhatli ve hakiki olanlarının başlarına bağlıdır”. Hapuwašu’nun oğlu Nikituar. 191-192. harman mevsiminde bira ekmeklerini verec ekler.

Kubeatal’ın oğlu Haršula’nın mührü. Nikilit ve Šašalika. Kt. TC 3. Peruwa’nın mührü. 89/k 379 25 : “Baş Haberc i Wališra’nın mührü. diğeri Assurlu bir tanrı olan Adad’ın24 rahipliğini yapmaktadır. Haduwan’nın mührü. Kt. Kammalia’nın mührü…”. Fakat burada göz ardı edilmemesi gereken bir husus bulunmaktadır ki. . Bunlardan ilki borç lu veya alacaklı olmak üzere her birinin birden fazla tanrıya inandıkları şeklindedir. heykel ve figü21 22 23 24 25 26 Derksen 2004. Fırtına-Tanrısı rahibi Šuhurpia’nın mührü. 139-140. Pazarlar Amiri Hašuman’ın mührü. Š ašalika …. Donbaz 1993.. 89/k 383 21 : “Hikiša rahibi Ašuwan’nın mührü. Donbaz 1993. ([…])’nın Denetleyic isi Hašui’nin mührü. Tuzun. Hançer’in görevinde olan Happuašu’nun mührü. Bu tanrı hakkında daha fazla bilgi için bkz. Hirsch 1972. Anna’nın rahibi Alluwa’nın mührü.”. S özleşmede iki rahip şahit olarak bulunmuştur. Rahiplerden biri Anadolu tanrısı olarak bilinen Anna’nın hizmetkârıyken. 137-138. 89/k 37623 : “Ambarın Amiri İnar’ın mührü. Donbaz 1993. Assurlu din adamları da bulunmaktadır ki. 2-5. kendi inandıkları tanrıların rahiplerini şahit olarak gösterebildikleridir. Ib’ ye ait olan bu belgede şahit olarak yerli amirlerin bulunmasının yanı sıra. 21422 (Zarf): “Fırtına-Tanrısı rahiplerinin başı Peruwa’nın mührü. o da rahibin borç olarak verdiği bu ürünlerin kendisine mi yoksa tapınağa mı ait olduğunun bilinmemesidir. Dercksen 2004. Nisāba’nın rahibi Anunu’nun mührü…”. Buradan iki farklı sonuc a ulaşmak mümkündür. Bir boşanma vesikası olan bu metinde de yine şahit olarak rahipler vardır. 170-171 ayrıca bkz. Baş Kahya Kammalia’nın mührü.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 93 verebilecek kadar ürün sahibi olmasıdır. Turmali’nin mührü.”. Š iliara’nın mührü. Nisaba rahibi Wašatapra’nın mührü. Fakat bahsedilen rahip her iki durumda da yerli bir isim taşımaktadır. Kt. Depoların Amiri Kunuwan’ın mührü…”. Aşağıda da görüleceği üzere zaman zaman borç metinlerinde farklı tanrılara ait rahipler aynı belge içinde şahit olarak kaydedilmiştir. koca ve karı boşandılar. 89/k 371 26 : “Š amaš’ın rahibi Kuzia’nın mührü. Haberc ilerin Amiri Elani’nin mührü. 173-174. MİMARİ VE SANATTA DİNSEL MOTİFLER Tabletlerden ayrı olarak din konusu ile ilgili olarak bilgi veren diğer materyaller ise mimari olarak tapınaklar. Nakilit’in mührü. Adad’ın rahibi Š uhurpia’nın mührü. İkinci olarak ise sözleşme yapan tarafların. sanatsal olarak ise törensel kaplar. 134-135. Donbaz 1993. 136-137. bu durum Anadolu toplumunun yabancı tanrı ve rahiplere karşı toleranslı olduklarını işaret etmektedir. …. Kt. Adad’ın rahibi Š uhurpia’nın yerli ya da Assurlu kökenlibirisi olabileceği düşünülmektedir. Bu belgede geç en “…Fırtına-Tanrısı rahiplerinin başı…” ifadesinden aynı zamanda tapınakta bir hiyerarşik sistem olduğu da anlaşılmaktadır.

bal gibi içecekler. Anadolu sarayının Mezopotamya’daki saraylardan daha profan karakterli olduğu yönündedir. Özgüç 2005. Yazılı ve arkeolojik kaynaklar. Tapınaklar: Yazılı belgelerden ve arkeolojik malzemelerden.94 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rinler ve mühürlerdir. 169-170. Bu rahiplerin kendi hesaplarına mı yoksa tapınak adına mı hareket ettikleri bilinmemektedir. Çünkü Kültepe’deki saraylarda yapılan kazılar sonuc unda buralarda hiç bir dinsel ya da kutsal alan izine rastlanılmamıştır. Sıvı olarak şarap. Dinsel törenlerde ve özel ayinlerde bu kaplara sunu olarak sıvı ve katı gıdalar konulduğu düşünülmektedir. daha belirgin bir ç izgi olduğunu göstermektedir. Tapınaklarla ilgili bir başka sorun ise onların tamamen bağımsız bir kurum ya da bir şekilde saraya bağlı olup-olmadıkları meselesidir. katı olarak ise de et. Mezopotamyalılara göre. Bunların çoğu hayvan biç imlidir. Her tanrının kendine ait tapınakları ve buralarda da hiyerarşik bir düzene sahip rahipler topluluğu bulunmaktaydı. süt. Anadolu toplumun ç ok tanrılı bir dine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bunlardan ayrı olarak gömü geleneği de arkeolojik kaynak olarak sayılmaktadır. Ancak her iki durumda da. 61. yerliler arasında yapılan sözleşmelerden çıkarılabilir. Assurluların sözleşmelerinde tanrı Aššur ve diğer tanrılar şahit olarak gösterilmektedir. 27 28 Özgüç 1999. bira. Bundan dolayı çoğu tören kaplarının bu hayvanların biçimlerinde şekillendirilmeleri doğaldır. Bu sunu kaplarının Hitit BIBRU’laın öncüleri oldu ğ u dü şünülmektedir bkz. Hititlerde olduğu gibi Koloni Çağı dininde de bazı hayvanların kutsal sayılmasından kaynaklanmaktadır. tapınak ve rahiplerin toplumun dışında değil. İktisadî veya hukuksal nitelikli belgelerin birç oğunda rahiplerin isimleri geçmektedir. iç inde yer aldıkları anlaşılmaktadır. yağ ve muhtelif buğday türlerinin konulduğu düşünülmektedir. .28 Hayvan biçimli olmaları.27 Anadolu sarayının daha ç ok idarî ve ekonomik bir birim olduğu. ekmek. Bu sözleşmelerde genelde memurlar ya da tarafların yakınları şahit olarak kaydedilirken. Bu durum Anadolulu halkın kutsal ve profan alanları arasında. Törensel Kaplar: Kültepe kazılarında dinsel bayramlarda ve sunularda kullanılmış olan libasyon kapları ya da ritonlar ortaya çıkarılmıştır. Anadolular arasında yapılan ç ok önemli antlaşmalarda ise kentin kralı ve onun veliahdı şahit olarak belgelenmektedir. Tanrılar genel olarak kutsal hayvanları ile birlikte betimlenirlerdi.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 95 Resim 1. 29 Özgüç 2005. tapınmak ve onlara saygılarını göstermek için bunların heykellerini yaptıkları sonucuna varılabilmektedir. 168-185. Koloni Dönemi Anadolu halkının tanrı ve tanrıç alara daha yakın olmak. S unu kapları 29 Heykelcik ve figürinler: Kültepe kazılarında ortaya çıkarılan ve dinsel olarak önemli bir yeri olan başka bir arkeolojik buluntu ise. fildişi ve tunç gibi farklı materyallerden yapılmış olan heykelcikler ve figürinlerdir. taş. kurşun. Bu buluntulardan yola ç ıkılarak. . Bunların ç oğu tanrı ve tanrıç aları tasvir etmektedirler.

209 ve 211. d/k 7C. 72-73. Sağdaki iki figürün tanrı oldukları düşünülmektedir (en sağdaki Hava Tanrısı’dır35 ). 3-4. . CS 256 envanter numaralı mühür baskısı. tanrıların kabul sahnesini tasvir etmektedir. Bu durum mühür sahibinin ç ok dindar olduğunu gösterebilec eği gibi. Fırtına-Tanrısı Hitiler de olduğu gibi önc esi dönemde de önemli bir tanrı olmalıydı.Resim 3. 205. onun işlerindeki kazancını artırabileceği bir nevi tılsım gibi . Mühürlerde görülen figürlerin çoğu Fırtına-Tanrısını temsil ettikleri görülmektedir. Bu konu ile ilgili daha fazla bilgi için bkz. Eliade Antik dinlerdeki yaratıcı Gök tanrılarının zamanla Fırtına tanrılarına dönü ştü ğ ünü savunur bkz Eliade 1997. 3. 89. 1 ve Lev. n/k 2088): bu mühürde tasvir edilen motif. S ırlı fayanstan tanrı ve tanrıç a ç ifti ve yine tanrıç a heykelc iği31 rıç a heykelc iği30 Mühürler: Dönemin din anlayışı ile ilgili olarak bir başka bilgi kaynağı ise mühürlerdir. tanrıların kabulü ve tapınma ile ilgili sahnelerin yer aldığı bazı silindir mühürler bulunmuştur. 30 31 32 33 34 35 Özgüç 2005. Bu mühürlerin ç oğunda “Eski Anadolu (Hatti) üslubu”33 görülmektedir.96 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Resim 2. CS 25634 (Kt. Özgüç 2006. Özgüç 2006. Özgüç 2005. Bu dönem mühürlerinde en çok işlenen motif tanrıların kabul sahneleridir. Lev.32 Yerli bir iş adamı olan Peruwa’nın evine ait bir arşivde. Özgüç 2006. Tunç kabartmadan tan.

Tanrıların huzurunda ise deve olduğu sanılan bir hayvan tasviri yer almaktadır. elinde kadeh bulunan bir tanrı görülmektedir. 3. Özgüç 2006. 124. Lev. biz ise bunun çakal türü bir hayvan oldu ğ unu dü şünmekteyiz. 17 ve Lev. d/k 8B): ay. 90. güneş ve yıldız sembollerinin yer aldığı bu mühür baskısında. Özgüç 2006. Özgüç 2006. . 3 bunun bir ceylan oldu ğ unu söylemektedir. CS 258 envanter numaralı mühür baskısı. Bu tanrının arkasında ise bir tanrı ç ifti bulunmaktadır.37 Yine aynı baskıda kutsal semboller olarak ay ve güneş görülmektedir. CS 25838 (Kt. 36 37 38 39 40 Özgüç 2006. CS 35339 (Kt. yıldız ve güneş sembol motiflerinin bulunduğu bu baskıda. Baş tanrının (?) bir hayvan40 üzerinde oturduğunu görülmektedir. Lev.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 97 CS 34836 (Kt. 18 ve Lev. Baş-tanrı olabilec eği düşünülen motifin huzurunda ise. Tasvirdeki bu hayvan ve farklı yerlere serpiştirilmiş olan koyun benzeri hayvan başlarının. c/k 1637 a): bu tasvirde ise yüksekte oturan bir tanrıç a ve onun huzurunda boğaların üzerinde duran iki Hava -tanrısı görülmektedir. Lev. 1ve Lev. Özgüç 2006. c/k 1639 C): yine ay. CS 348 envanter numaralı mühür baskısı. tanrılara sunulan kurbanlar olabilec eği düşünülmektedir. evcilleştirilmemiş hayvanların koruyuc u tanrıç a İnara ve bunun peşinden gelen yine boğa üzerinde iki Hava tanrısı ve bir başka tanrı daha bulunmaktadır. 126.

158-160. Özgüç 2006. Bu iki figür etrafında ise kurbanlık sunu olduğu düşünülen keçi. . CS 32541 (Kt. elinde testi tutan bir insanın. domuz ve tanımlanamayan farklı hayvanlara ait başlar bulunmaktadır. Karahöyük’te ortaya çıkarılan bazı damga mühürlerde ise yine tahtında oturan tanrı. koyun.43 41 42 43 Özgüç 2006. d/k 40 D). CS 325 envanter numaralı mühür baskısı. 114.98 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 CS 353 envanter numaralı mühür baskısı. Lev. 4. 13 ve Lev. elinde kadeh olan bir (Baş-) tanrının önünde durduğu anlaşılmaktadır. mühründe ise bir tapınma sahnesi görülmektedir. yıldız ve güneş gibi semboller görülmektedir.42 Bu baskıda. Alp 1994. kurban ve sunak motifleri ve ay.

dinsel inançlarla ilgili bilgi verec ek diğer bir buluntu grubu ise mezarlardır. fakat burada görülen örnek.Ö. Ayrıca bu kişisel eşyalar ile birlikte. demir ve tunç gibi metallerden takılar. buluntular ele geçirilmiştir. Dinsel tasvirli Karahöyük damga mühür baskıları.44 Mezarlar: Kazılarda. mühürlerin dışında. 87-88. Özgüç 2005. bin yılın ilk ç eyreğine tarihlenen Dedemezarı (BayatAfyon) nekropolünde. taş-sandık ve toprağın altında taşların oyulmasıyla cesedin yerleştirilmesi gibi farklı gömü tiplerine 44 45 46 47 48 Şekil 43.48 Aynı döneme tarihlenen ve Orta Anadolu’da bulunan mezarlarda da Kaneš’te olduğu gibi farklı gömü şekilleri görülmektedir. heykelcikler ve yine kıymetli taşlardan yapılmış olan farklı süs eşyaları bulunmuştur. Burada gömü işlemleri taş sandık ile küp iç ine ya da doğrudan toprağa kazılarak yapılmaktaydı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 99 Resim 4. 88. gümüş. öteki dünya inancının bir işareti sayılabilmektedir. 44 ve 45 (Alp 1994) Mezarların ço ğ u Assurlu tüccar ailelerine aittir. Kaneš’te gömüler genellikle evlerin iç lerine (intramural) yapılmaktaydı. Ölüler taş sandıkların ya da küplerin içine gömüldükleri gibi. hediye olduğu düşünülen. ç anak-ç ömleklere de rastlanılmıştır. gömülerde pişmiş topraktan ya da madenden mamül. mezar olarak toprağa kazılan çukurlar da kullanılmaktadır. Örneğin M. içlerine yiyecek veya içecek konulmuş olduğu düşünülen. yapılan kazılar sonucunda küp mezar. Çoğu mezarların için. 87 . ölmüş insanların yaşamlarında kullandıkları özel eşyalar oldukları düşünülmektedir. yerli Anadolu ölü gömme adetine yakın oldu ğ una inanmaktayız.47 Yine Anadolu’nun dinsel inancı hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayan bir başka buluntu ise mezarlardır. Bu gömü hediyelerin. Özgüç 2005. Kültepe Karum’da45 yapılan kazılarda hem ç ocukların hem de yetişkinlerin evlerin tabanlarına gömüldükleri ortaya ç ıkarılmıştır. Özgüç 2005.46 Bu buluntuların içinde altın. II. Kişisel eşyaların sahipleri ile birlikte gömülmeleri. Çünkü Erken Tunç Ça ğı Anadolu ölü gömme adetleri ile Karum mezarlarındaki mantık birbirlerine benzemektedirler.

100 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rastlanılmıştır. tahtında oturan bir Baş-tanrı ve bu şâhısa sunulan sunulardır. Anadolu’nun Koloni Dönemi’ndeki inanç sisteminin. birden ç ok tanrının varlığına inanan halkın belli bir tanrıyı öne çıkardıkları şeklinde algılanabilmektedir. yerleşme alanının uzağındadır. saray gibi. Tanrılar adına bir takım bayramlar düzenlenmekte ve farklı sunular sunulmaktaydı. . 49 50 Üyümez-Koçak-İlaslı 2007.49 Kaneš’teki mezar geleneğinden farklı olarak Afyon’da görülen ç oğu mezarlık. İstisna durumlar olsa da çoğu c eset hoker durumunda gömülmüştür.Ö. Asarcık Mevkii (Bayat-Afyon). Bu durum. II. Mezar hediyelerinin. S ümerlerde tapınağın gücü. Bu sunular. Yazılı ve materyal kaynaklardan Anadoluluların birden çok tanrı ve tanrıçaya inandıkları anlaşılmaktadır. bin yılın ilk çeyreğinde din. Koloni Çağı’nın dini daha sonraki “Bin Tanrılı” Hitit dininin oluşmasına katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Koçak 2011. Sosyal hayatta ise din kendini tanrılara atfedilen festivaller ve bayramlar arac ılığıyla göstermekteydi. Bir başka ortak özellik ise gömü yerlerinde c esetlere ait süs ve gündelik eşyaların konulmasıdır. örneğin Güney Mezopotamya Sümerler döneminde olduğu kadar baskın da değildi. içki gibi kansız hediyeler olabileceği gibi. ayrıca bkz. 407.50 Fakat gömü türleri ya da alanları farklı olsa da. Erken Orta Tunç Ça ğ ı’na tarihlenebilecek mezarlık alanlar bulunmu ştur. Örneğin ekonomik hayatta ç ok önemli yeri olan mühürlerin motifleri genel olarak dinsel tasvirler iç ermekteydi. bazı ortak noktalar da görülmektedir. ölümden sonraki hayata dair bir inanışa işaret ettiği düşünülmektedir. sekülar kurumlar üzerinde fazla etkisi olmadığı düşünülmektedir. Bu mezarlarda da Dedemezarında ortaya çıkmış oldu ğ u gibi farklı gömü tipleri uygulanmıştır bkz. 3-4. Mühür tasvirlerinde sıkça görülen bir motif. kanlı olan hayvan kurbanlarından da oluşmaktadır. Çalışlar mevkii (İscehisar-Afyon). Bunun yanında bahsedilen dönemde din. SONUÇ M. saraylarınkinden daha güçlü iken. Yine. Buradan Anadoluluların dinsel anlamda kapalı olmayan. 15. Orta Anadolu toplumunda önemli bir yere sahipti. Emre 1978. toleranslı bir toplum olduğu tahmin edilmektedir. Baş-tanrının yanında bazen özellikle boğa üzerinde Hava tanrıları olduğu sanılan farklı tanrılarda görülmektedir. Toplumun her katmanını etkilemekteydi. Tez höyük mevkii (Emirda ğ -Afyon) ve Ayvatlı mevkiinde (Sinanpa şa-Afyon). Bunun yanında Orta Anadolu dininde hem yerli hem de Mezopotamya kökenli tanrıların varlıklarına şahit olunmaktadır.

-Kramer 2002: Samuel Noah. 1-13. Uluslararası Hititoloji Kongresi Bildirileri. Özgüç’e Arma ğa n. J. Özsait’e Armağan Kitabı (basımda). 44. Ankara. Yasemin. Prag. Some Comments on ‘Volkert Haas: Geschichte der Hethitischen Religion’”. Osnabrück. V. The Biblical Arhaeologist. Ankara. -Karasu 2003: Cem. -Eliade 1997: Mircea. Leiden. 453-462. no 1. Ankara. -Hutter 1997: Manfred. Ankara. Atatürk Kültür. M. (Freiburger Altorientalische Studien. “Religion in Anatolia.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 101 KAYNAKÇA -Albayrak 2006: İrfan. -Ünal 1996: Ahmet. 95-105. 1995 Yılı Anadolu Medeniyetleri Müzesi Konferansları . TTK basımevi. Ankara. -Alp 1994: Sedat. Ankara. Dercksen. N. Da s Altassyrische Kaufvertragsrecht. Gary Beckman. -Bayram 1990: Sebahattin. Dost Kitabevi. Weidner Beiheft 13/14. 137-177. “Some Elements of Old Anatolian Society in Kaneš”. Hititler. Kabalcı.Ö.. III. -Koçak 2011: Özdemir. Türk Ta rih Kongreleri. PIHANS 100. herausgegeben von E. Forntida Religioner i Mellomöstern. band 1. Löberöd. -Kienast 1984: Burkhart. Plus Ultra. Kültepe-Kaniš/Neša Sarayları ve Mabetleri . Brill. -Arıkan 1998. “Some Remarkable Contracts of I-B Period Kültepe Tablets II”.G. Studies Presented to Mogens Trolle Larsen. Beihefte: Altassyrische Texte und Untersuchungen=FAOS) Altassyrische Texte und Untersuchungen. -Beckman 1989: Gary. 177-194. -Dercksen 2004: Jan G. 52/2-3. “The Religion of the Hittites”. Yanarlar. Eisenbrauns. -Özgüç 2006: Nimet. -Donbaz 1993: Veysel. Leiden. JEOL 39. II cilt. “Bazı Örnekler Işığında Afyonkarahisar Orta Tunç Çağ Mezarlıkları ve Bunların Yerleşmeleri ile İlişkileri”. 221-236. T. M. Oslo. . Türk Tarih Kurumu Basımevi. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları. Dizin-sayı 50. 98-108. “Hitit Dualarında Geçen Bazı Tanrı Adları”. 74-90. Kappadokische Keilschrifttafeln mit Siegeln aus den Sa mmlungen der Karlsuniversität in Prag (KKS). Untersuchungen zur altassyrische Religion. Assyria and Beyond. Gregory McMahon. Yapı Kredi Yayınları. (ed) J. Archiv für Orientforschung. ed. Porada.: on the Occassion of His 65th Birthday . 2000-1760 Yıllarında Anadolu’nun Sosyal Yapısı”. 131-154. “Kültepe Tabletlerinde Geçen Yeni bir Vâde İfâdesi ve Çıkan Neticeler. Konya Civarında Karahöyük Kazılarında Bulunan Silindir ve Damga Mühürleri . Ankara. Det Hellige og det Profane. Mellink. Tarih Sümer’de Başlar. Gyldendal. Yerli Peruwa ve Aššur-ımittī’nin oğlu Assur’lu Tüccar Uṣ urša -Ištar’ın Arşivlerine ait Kil Zarfların Mühür Baskıları. İstanbul. “Why Did the Hittites Have Thousand Deities”. The Hittite Ritual of Hantitaššu from the City of Hurma Against Troublesome Yea rs . “Kültepe Tabletleri Işığında İ. Kültepe Kaniš/Neša. Numen vol. -Özgüç 2005: Tahsin. Ankara. Ankara. Aspects of Art and Iconogra phy: Anatolia and its Neighbors. -Donbaz 1996: Veysel. 45-51. “Fünf Urkunden aus dem Archiv von Peruwa Sohn von Šuppibra”. -Matouš-Matoušová--Raj mová 1984: Lubor-Maria. -Özgüç 1999: Tahsin. Hittite Studies in Honor of Ha rry A. İstanbul. -Gurney 2001: Oliver Robert. -Ringren 1987: Helmer. X.vol. -Hirsch 1972: Hans. Özgüç. Richard Beal. Ankara. Türk Tarih Kurumu Basımevi. -Emre 1978: Kutlu. A Hittite Cemetery Near Afyon. Afyon Yöresinde Bir Hitit Mezarlığı. Wiesbaden. ed. Çorum 16-22 Eylül 1996. Kültepe-Kaniš/Neša. Hoffner Jr. E.

102 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. Issue : 5 Pa ge : 1 0 3 -1 08 ANKARALI AHİ MAMAK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA M. Ankara’ya göçen Türkler’in büyük bir çoğunluğu ise Selçuklu Devletinin en dinamik unsuru olan Ahi Teşkilatına mensup insanlardı. the most dynamic group of Selj uk State. Ahis. Ankara was exposed to an intense Turkish migration after Alaeddin Keykubat’s death. Ank a ra A RESEARCH ON AHI MAMAK FROM ANKARA Summary Ankara was one of the important front hill headquarter against Byzantium during the period of Anatolian Seljuks. hgokmen@selcuk. Bu dönemden sonra Ankara’ya göç eden bazı ahiler Ankara şehrinin dışına da yerleştikleri görülüyor. This result is based on the occupation of Anatolia by Mongols and the political struggles in the Seljuk State. Ahi Mamak was one of these Ahis who had given his name to Mamak district of Ankara.edu. Ancyra ∗ Yrd. It is observed that some of the Ahis who migrated to Ankara after this period lived in suburbs of Ankara.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Dr. Bunun sebebi Moğollar’ın Anadolu’yu işgali ve Selçuklu devletinde meydana gelen siyasî mücadelelerdir.. Bizans’a karşı önemli Uç merkezi olmuştur. Ali HACIGÖKMEN∗ Özet Türkiye Selçukluları döneminde Ankara. Ahi. Angora . Sa yı: 5 Sa yfa : 1 0 3 -1 08 Ye a r: 2 0 1 1 . Ankara’nın Mamak semtine adını veren Ahi Mamak da bu ahilerden biridir. There were so many Ahi s in Ankara and consequently Ankara became the most important centre of Ahilik . Alaeddin Keykubat’ın ölümünden sonra Ankara yoğun bir Türk göçüne maruz kalmıştır. Anahtar Kelimeler Ma ma k . Doç. Key Words Ma ma k . Ahiler o kadar çoktu ki. Ankara ahiliğin en önemli merkezi olmuştu. A great number of people who migrated to Ankara are members of Ahi Union.tr .

Silsile -nâme’de Ahi Şerafeddin’in nesebi Hz. Ergin 1922: 550-551.104 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Anadolu’nun en eski şehirlerinden biri olan Ankara. tarihin çok eski dönemlerinden itibaren birçok medeniyete beşiklik etmiştir. Cevdet Bey tarafından neşredildiğ i için bugün bazı bilgilere sahip olabilmekteyiz. Hacıgökmen 2002:144) Hacıgökmen 2002:144. Hacıgökmen 2002:140. Ünlü Ankara ahilerinden olan Ahi Ş erafeddin’in babası Ahi Hüsameddin ve dedesi Seyyid Şemseddin Ahi Yusuf’un da bu dönemde Ankara bölgesine göçmüş olduğunu anlaşılmaktadır. Bundan dolayı da bölgede hâkim güçlerle temasa geçen kişidir. Emir Eratna’nın naibi olduğunu bazı kaynaklar yazmıştır8 . Osmanlı Tarihi Encümeni tarafından da İstanbul’a getirilmişti. II. XIII. Hınz 1952: 776.Tevhid ve M. Ankara’da ahilere ait iki kitabeden 731 h/1330 tarihli olanında11 hükümdar ismi zikredilmediğinden. 1330 tarihinden başlatma1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 Darkot 1978: 433-443. Ölünc eye kadar bütün Ana dolu Ahilerinin reisi. Galip 1928: 13. . Hacıgökmen 2002:137-160.1979:61. Göde 1994: 37. Cevdet 1932: 246. Ahi Evren’le birlikte. Bayram 1991: 84. Ahiler ve Türkmenler takibâta uğradılar. Galip 1342:49. birçok Ahi ileri geleni tutuklattı3 . Melik Muhiddin Mes’ûdşah’a verilmiş idi. II. Bu da gerekse Fütüvvet-nâmelerde Ahiliğ in kökenlerini mümkün oldu ğ unca çok eskilere dayandırma anlayışından kaynaklanmaktadır. Baba İlyas Horasanî’nin de bu sırada tutuklananlar arasındaydı. Ahi Şerafeddin ayrıca Gazan Han’ın baş müşaviri olan Alaüddevle Semnânî’nin de(öl. Tabiî Ankara ahilerinin de reisi durumundadır. Cevdet 1932:265) Ahi Şerafaddin Camiinde tomar halinde bulunan bu silsilenâme. Ahi Ba ba lığı uhdesinde bulundurmuştur7 . Arkasından Anadolu’da Babailer İsya nı olarak bilinen büyük bir isyan çıktı (638/1240)4 . S elçuklu iktidarının yıkılışı ile Osmanlı hâkimiyetine geç mesine kadar ki bu dönem. Öney 1971:111-113. Bayram.I: 313. yüzyıl başlarında Ankara merkezi kale dışına taşmıştı. Bu dönemde Ankara ve ç evresinde birç ok derviş gelip yerleştiğini biliyoruz. yani Kırşehir ahi zaviyesinin postnişini. 751/135051’de vefat etmiştir10 . Ş ehri ilk defa alan kumandanın kim olduğu bilinmiyor1 . Bazı müritlerini öldürüldü ğ ünü Elvan Çelebi’nin (760/1369) Menakibü’l kudsiye’sinden ö ğ reniyoruz Ocak 1996: 117. Ankara ahilerinin en ünlüsü ise elimizde bir şec erenâmesi bulunan Ahi Şerafeddin Hace Osman’dır6 . Bu silsile-nâme daha sonra kaybolmu ştur. Kesin olarak Türkiye Selç uklu S ultanı I. Togan 1970: 302. Ahi Hüsameddin 695h/ 1295 yılında 62 yaşında vefat etmiştir5 . Ali’ye kadar götürülmektedir. Öney 1971:111-112. A. Tevhid II:1200-1204. oğullarından Melik Arab’ın Ankara ve havâlisine hâkim olduğunu biliyoruz. Ankara’nın Türk hâkimiyetine geçmesi Malazgirt zaferinden sonraki dönemde olmuştur. Bayram 1979: 70-78. Akyurt 1942: 4. Ahi Şerafeddin. Edhem. Büyük çoğunluğu Ankara bölgesi dahil olmak üzere uç bölgelere göç tüler. Kılıç Arslan (1092-1107) zamanında. Bu dönemi. Arkasından Moğol istilâsı ile gelen Kösedağ yenilgisi (641/1243) ahilerin uç bölgelere göçünü hızlandırdı. Ankara ve havâlisi için birçok araştırmac ı tarafından belirsizlik dönemi olarak nitelendirilmiştir. Gıyaseddin Keyhürev’in iktidara gelmesinden sonra veziri S adeddin Köpek. 734/ 1333) talebesidir9 . Kılıçarslan döneminde ise (1155-1192) oğullarından her birini bir şehre gönderdiğinde Ankara. Muhiddin Mes’ûd yaklaşık 17 yıl (1186-1203) Ankara’da Meliklik yapmıştır2 .129.

parmak17 . (Aynı yer. Bu dönemi birçok araştırmacı yanlış değerlendirmiş. Mamak ismi Ankara dışında. şahıs ismi veya boy adı olarak kullanılmıştır. boylarının adını verirler. Sümer 2001: 335-353. Ya da Hac ı Bektaş-ı Veli Bektaşlu Cemaatı gibi27 . eğer o bölgenin adı varsa kendi dillerine uydururlar. Ancak Ahilerin asayişi sağlaması onların askerî özelliğinden gelmektedir. 2004: 117-129 Hacıgökmen 2002: 51-94. Nazilli –Aydın) Aynı yer. şahıs veya boy adı olarak kullanılmasından dolayıdır. Aynı yer. (Çorum İncekum Silifke İçel. İşte Mamak ismi. Aksüt. (Ba ğ ıllı. Yalnız Mamak isminin çok az olması. A. yoksa ya beylerinin. Oğuzlar’ın Bozok koluna mensup Mamak cemaatı de olabilir. Ergin1989:208. Türkler arasında Mamak. yenilen yumru köklü bir bitki19 . Türk Dil Kurumu 1977:3114-3115. (Bozdo ğ an –Aydın) Aynı yer. Akyazı çevresi –Sakarya) Aynı yer. Ahiler insanlara yardım etmek düşüncesiyle Ankara’da inzibatlık görevini de yapmışlardır. Dinar –Afyon) Aynı yer. (Giresun) Aynı yer. Eğ ridir –Isparta.) Korkmaz. meyveler verilirken söylenen sözcük21 . aptal14 . Anla yışsız. armut vb. bu ismin Türkler arasında arkaik olduğunu göstermektedir. küçük çocukların boynu16 . (Sinop) Aynı yer. Mamak Adının Yer Adı Olarak Kullanılması Mamak isminin yer adı olmasının sebebi ise. Çarşamba -Samsun-Trabzon ve çevresi Aynı yer. (Eber. ya da o yerin coğrafî yapısına ve yönlere göre isim verilerdi25 . Tire – İzmir. küçük çocuklara elma. Mamak Ne Demektir? Dede Korkut hikâyelerinde Basat’ın Tepegöz’ü öldürdüğü hikâyede Oğuzların Bozok kolundan (Dış Oğuz) ünlü beylerin arasında Demir Donlu (yani Zırhlı) Mamak ve iki kardeşinin adı geçmektedir13 . Türkler bir bölgeye gelip yerleştiklerinde. mama23 . (Gölpazarı –Bilecik). Çünkü Ankara’ya ait Osmanlı dönemi defterlerinde böyle bir kayıt bulunmamaktadır28 . XII. ka bak20 . XIII yüzyıllarda Anadolu’ya gelen Türkler arasında Mamak isimli şahıslar bulunmakta idi. Sümer 1999: 410-411. Anc ak bu ç ok zayıf bir ihtimaldir. Buna göre Mamak ismi Oğuz Türklerinin Bozok koluna mensup bir beyin ismidir. B. Bartın ili 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 Hacıgökmen 2002-II:830-39. Bozdo ğ an –Aydın Bergama. Ayrıca Anadolu’nun çeşitli yörelerinde farklı mânâlarda da kullanılmaktadır. genellikle gül koncası22 çocuk yemeği.. Anadolu’nun her tarafında Oğuz boy isimleri ve şahıs isimleri bulmamız bu sebepledir26 . 1994:9. .) Aynı yer. parmak24 anlamına geldiğini biliyoruz. doğuştan ya da sonradan dilsiz olan 15 . Ankara’da Ahi Hükümeti kurulmuş olduğu yazılmıştır. Bu da bazı araştırıc ıları yanıltmıştır. (Denizli Burhaniye. bir hayvan hastalığı18 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 105 mız daha doğru olsa gerektir12 . Rasonyi (I):71-101.

erkeklerden kimse kalmaz ise Vâkıfın kardeşinin oğlu Ahi El-Hâc Murad oğlu Hasan oğlu İbrahim Bey’in en iyi oğluna sonra en iyi torununa. sonra birbiri a rdınca gelecek nesil ve batınlarına bunlar da tükenir kendilerinden kimse kalmazsa ba hsi geçen tevliyet öteki kardeşinin oğlu Ahi el-Hac Murad oğlu Ahi Adil oğlu Ba tura Beyin en iyi oğluna sonra en iyi torununa ve yüzyıllar boyunca gelecek batınlarına. 426 Ergenç 1998:29. Buna göre Ahi Mamak 1439’lu yılından evvel ölmüştür. Çünkü bu tip dervişlerin görevi ıssız yolların birleştiği hâkim yerlere zaviyelerini kurarak bölgeyi şenlendirmek asıl amaçları idi31 . .mil. Ahi Mamak ile ilgili Ankara bölgesinde özellikle vakıfnâmelerde bir bilgiye rastlanmamaktadır34 .07. Mamak isminin bu kadar az olması görüşümüzü doğrulamaktadır.2009). http://www. Bugün toplam nüfusu 291’dır.30. dır Hacıgökmen 2002:148. (Bayramo ğ lu 1983:3-4) VGM Vakıf Kayıtlar Arşivi. bunlar tükenir kimse kalmazsa tevliyet Ahi Mamak oğlu Ahi Mahmud’a en iyi çocuğuna. Aynı şekilde Ankara’nın batı ve güney taraflarında da bu tarz yerleşim yerlerine rastlıyoruz. Ahi Hüsam oğlu Murad ile Ahi Mamak arasında bir dostluk veya sıhrî bir bağın kurulabilec eğini de söyleyebiliriz. Burada “ya şadığı sürece tevliyetin kendisine kalması ve ölümünden sonra ka dın ve erkeklerden en iyi çocuğuna. Yerle şim Yeri Veri Tabanı.hgk. 1462 yıllarında ölmüş olduğunu da biliyoruz 33 . Onun Romalılar döneminden beri yol olarak kullanılan. Ahi Mesut oğlu Ahi Sinan da Ahi Evren Zaviyesi post-nişînliği yapmıştır.106 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Kozcağız bucağına bağlı bir yerleşim birimi ve Kütahya ili. yüzyılın ilk yarısında yerleşmiş olduğunu düşünüyoruz. Ancak yaşadığı dönemi tespit edebiliyoruz. Ahi Hac ı Murad vakfının tevliyetini Ahi Mamak’ın oğlu Ahi Mahmud’a bırakmazdı. sonra en iyi torununa ve sonra birbiri ardınca gelecek nesil ve ba tınlarına. Darkot 1978: 437-438. Eti Mesgut ilçesine ba ğ lı Ba ğ luca Köyü Ahi Mesut zaviyesinin kuruldu ğ u yerdir. Bunlar da tükenir ise Ankara’nın hâkimine ka lır” denmektedir (Ek -1). Kırşehir’den Ankara’ya gelmiş. Ahi Hacı Murad adını taşıyan Ankara’da bir mahalle mevcut idi. 29 30 31 32 33 34 35 36 Harita Genel Komutanlığ ı. Ahi Mesut (Eti Mesgut) yerleşim yeri de bu tarz yerleşim yeridir. Eğer bu dönemde yaşıyor olsaydı. torununa birbiri ardınca gelecek nesil ve batınlara kalır. (14. Ankara’ya ise 21 km. C.tr/yyvtsunumu. Hacıgökmen 2005:190. Burası 1601 tarihinde Ankara’nın en kalabalık mahallesiydi36 . Bilinen tek bilgi. eğer nesli tükenir. merkez buc ağına bağlı bir yerleşim biriminin adı olduğunu biliyoruz29 .32 Ahi Mesût Ankara’nın tanınmış ahilerindendir. No: 581 s. Barkan 1942:279-386. 842 yılının Zilkade ( Mayıs /1439) ayında düzenlenmiş Ahi el-Hâc Hüsam oğlu El-Hâc Murad babasının adını taşıyan mahallede inşa ettirdiği medrese adına düzenlediği vakfiyenin şartında adı geç mektedir35 . Eti Mesgut’a uzaklığ ı 7 km. Ahi Mamak Kimdir? Ahi Mamak hakkında pek fazla bilgimiz yoktur. S imav ilç esi. Ankara’nın S amsun ve İç Anadolu’ya açılan kapısı durumunda olan30 bölgeye maiyeti ile beraber XV.

XV. Büyük bir ihtimalle Ahi Mamak ve etrafındaki Türkmenler ve ahiler.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 107 Sonuç Yukarıda kısıtlı bilgileri verdiğimiz Ahi Mamak. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi ahilerin zamanla Bektaşi ve Alevilere karışması sonuc unda. Ahi Mamak’ın ne zaman vefat ettiği. yüzyılın birinci yarısında Ankara’nın önde gelen ahilerinden biri olmuştur. bu bölgedeki alevî kültürü iç inde devam ettiği söylememiz mümkündür. 37 Sarıkaya 2003: 93-110. Ahi Mamak’ın da Hüseyin Gazi türbesi etrafına defnedildiği. zamanla da Hüseyin Gazi kültüyle karıştığını söylememiz de mümkündür. Ahilerin zamanla özellikle XIV. yüzyıldan sonra Bektaşi ve alevi cemaati içine karıştığını biliyoruz 37 . . kabrinin nerede olduğunu da bilemiyoruz.

Konya. ( S. XVIII/2. I\1 . TTK. -Galip.A. -Tevhid. F. Işıltan) Belleten. Ankara. Ankara -Hınz . (1972). (trc. -Galip. XI. VI. M. (OTAM ) Sayı:18. İstanbul.(1979) “Baba İshak İsyanı ve Ahi Evren ile ilgisi”. -Hacıgökmen. Zeyl ala fasl “al-ahiyya el. -Göde. V. “Ortaçağ Yakın-şarkına ait vergi kitabeleri”. -Korkmaz. İstanbul. Zeynep. Yüzyılda Ankara ve Konya. DTCF. -Bayram. Ö. Ali(2005). Diyanet Dergisi. (1942)Türk İslâm Kitabeleri I. Derleme Sözlüğü. İstanbul. 2. M. Ömer L. -Edhem. Güney-Batı Anadolu Ağızları Ses Bilgisi (Fonetik). Ankara. İslamiyat. -Rasonyi L. İstanbul. M. -Togan. Oğuzlar(Türkmenler). Enderun Yay. (1928). -Türk Dil Kurumu (1977). B. Mübarek (1342. “Ankara Ahilerinin Ticarî Faaliyetleri ve Bacıyân-ı Rûm Hakkında Bir Araştırma” A.108 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Aksüt. -Hacıgökmen.)Ankara Mescidleri ve Camileri. TDK Yay. Ü. (1999). VII / 41. F. (2003) Alevilik ve Bektaşiliğin Ahilikle İlişkisi. Ankara ’da Türk Devri Yapıları. -Sarıkaya. XVI. -Cevdet. -Sümer. Kitabeler. Gönül (1971). TDK Yay. VGM Vakıf Kayıtlar Arşivi. Osma nlı Ta rihi Araştırma ve uygulama Merkezi Dergisi. VI. “Ankara’da Ahiler Hükümeti”. TTK yay. TTK Arşivi. AÜ. Ali (2001). Babaîler İsyanı. Kısım Ankara Kitabeleri. "Osmanlı İmparatorluğun’da bir İskan ve Kolonizasyon Metodu Olarak Vakıflar ve TemlikIer". 3.Ü. Ankara II. Sa. AÜ. İstanbul. Türk Dili Edebiyatı Araştırmaları Enstitüsü. Faruk. (1932). No: 581. Ankara. (1994). TOEM. Osman N. -Ergin. Ankara. Ankara Tarih Enstitüsü Vakfı. I. Yıl 2002. Ankara. A. -Ergin. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi) Konya. -Sümer. Muharrem (1989)Dede Korku Kitabı I. Z. Fuat (1998 ). Yay. M. Yay. -Ergenç. II. “Ankara” İslam Ansiklopedisi . (1942). XIII/52. Ali(2002). “Ahiler Zamanında Ankara’da Sosyal. Türkoloj i Dergisi. -Barkan. IX. Ahi Sinan bin Ahi Mesud ve Şecere-nâmesi . Hacı Bayram-ı Veli. M.. (1922 ): Mecelle-i Umur-i Belediyye . S. Sosya l Bilimler Enstitüsü Dergisi. -Ocak. Ankara. -Akyurt. Ankara. Kemal. “Ankara’da Ahilere Ait İki Kitabe”. Umumî Türk Tarihine Giriş I. (1978). Ankara. Vakıflar Dergisi. . -Bayram. Ahmet (II). TOEM. Ankara. V. İstanbul. (I). -Darkot.Y. M. -Hacıgökmen. (2001). I. İstanbul.(I) Türk Özel Adlarının Kaynakları”. Ali (2002-II). Ankara. TTK Yay. -Bayramoğlu.(1991) Ahi Evren ve Ahi Teşkilâtını Kuruluşu. Hamza (2004) “ Hacı Bektaş Veli’nin Sosyal Kökeni” Hacı Bektaş Veli Dergisi Sayı: 29. 7 -Hacıgökmen. Yaşar (1996). Kültürel ve İlmî Faaliyetler” S.Ü. W. M. TDAV Yay. “Ankara’da Ahi Hâkimiyeti” Türkler. İstanbul.fityân et. Eratnalılar. “Anadolu’da Oğuz Boylarına Ait Yer Adları” Türkler. -Öney. H. DTCF. M.Türkiyye” fi er-rıhleti İbn Batuta. (1994). IV/19. İstanbul. I.(1998). (1970).

Yakubî ve Mes’ûdî. the region had a long and quiet period of Islamization period following the end of the conquers. İbn Havkal. İsla mla şma THE RELATIONS BETWEEN THEABBASIDS AND THE KHAZAR.CC) Absract The primary Islamic attacks started in the period of Hz Osman and continued non-stop through the period of Emevis (Umayyads)..000) were settled in that region in the late period of Emevis.Y. Osman zamanında başlayıp. Makdisi. Emevîler devri boyunca kesintisiz devam etti. acquired from the historians of the period Ibn-i ‘Asem. Emevî. According to the knowledge on the period of Islamization. seyyah ve elçilerden. Abbasîler iktidara gelince fetihler durduğundan. a great number of Muslims (24. Yakubi and Mesudi. Mukaddesi İstahri. Özellikle Emevîler’in son dönemlerinde fethin kalıcı olması için çok sayıda Müslüman nüfus (24. bölge uzun soluklu ve sessiz bir İslamlaşma süreci yaşadı. İstahri. bölgenin İslamlaşma süreci ortaya konacaktır. Abba sî. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 0 9 -1 24 Ye a r: 2 0 1 1 . All of these incidents indicate that a mass Islamization was carried out in Abbasids period. The speculations in the book (creation) named Derbent-name stated that the first person. and the geographers of the period İbn Rusteh. He also achieved the Abbasid revaluation. detaylı ve sistematik bir incelemeye tabi tutularak. Selcuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. ∗ Doç.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . and travellers and embassadors Selam et-Tercuman and Harizmi who went there during the period of Vasık will be examined in detail and the Islamization period will be presented. İbn Rusteh. Issue : 5 Pa ge : 1 0 9 -1 24 ABBASÎLER İLE HAZARLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER ( VIII-IX.000) bölgeye yerleştirildi. Especially to maintain the conquest. bölgeye İslam’ı ilk getiren kişinin Abbasî ihtilalini gerçekleştiren kişi olan Ebu Müslim olarak gösterilmesi ve bölgedeki ilk mescitlerin bu döneme tarihlenmesi de Abbasîler döneminde kitlesel düzeyde bir İslamlaşma yaşandığını gösterir. (VIII-IX. Y. Dr. Anahtar Kelimeler Ha za r. coğrafyacılardan. Mehdinin elçisi Selam et-Tercüman ve Vasık döneminde bölgeye giden Harizmî gibi çağdaş tanıkların verdikleri bilgiler. Bu çalışmada Abbasiler dönemindeki İslamlaşma sürecine dair dönemin tarihçilerinden İbn-i ‘Asem. Ka fk a sya . The first small mosques were dated to that period in the region. When the Abbasids came into power. İbn Havkal.com . introduced Islam to this region was Ebu Muslim.) Mustafa DEMİRCİ∗ Özet Hazar hâkimiyetinde kalan Volga-Ural bölgesine yönelik ilk İslam akınları Hz. Derbent-name adlı eserdeki rivayetlerde. mustdemirci@hotmail.

Abba sid.110 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Key Words Kha za r. Ca uca sia . Isla miza tion . Uma yya d.

daha güneyde ise Hamdânîler denilen hanedanlıkların ortaya ç ıkmasıdır. Ayrıca IX. Rabi’a’nın seferi ve Hazarlar ile karşıla şması üzerine İslam kaynaklarında yarı efsanevî geniş bir malumat yığ ını vardır. yüzyılın başında Abbasîlerin merkezi otoritesini kaybetmeye başlaması sonuc u Kafkasya bölgesinde Sâcîler. yüzyıllar arası dönemde Ön Asya’daki en önemli oyunc ulardan biri de kuşkusuz Hazarlar’dır. Ş imdiye kadar Hazar Tarihi ç alışanlar bu devletin sadece din değiştirme olayı bağlamında dış dünya ile ilişkilerini anlatır ya da Bizans-Hazar ilişkilerine değinirler. Emeviler Dönemi Anc ak Emevîler dönemine gelindiğinde ilk karşı saldırıya geç en taraf Hazarlar oldu (683-685). Biz bu ç alışmamızda önc elikle Müslümanlar tarafından yazılan Arapç a kaynakları kronolojik bir okumaya tabi tutarak VIII. HAZARLARA YÖNELİK İLK İSLAM FETİHLERİ Hulefa-i Raşidin Dönemi Hazar Hakanlığı’na yönelik ilk İslâm akınları Hulefa-i Râşidîn döneminde 642-646 yılları arasında vuku bulmuş. Bundan sonra İslam fetihlerinin bütün c ephelerde en uç noktaları ulaştığı Velid b. Osman’a karşı baş gösteren isyan ve takip eden olaylar sonuc u İslam dünyasının iç bunalıma sürüklenmesi ile uzun süre Kafkasya’ya sefer düzenlenemedi. Kitâbü’l-Fütuh . yüzyılın sonları ile sınırlamak zarureti vardır. Beylekan. yüzyıl ile sınırlamamızın sebebi ise artık X. Ş u ana kadar bu devrin iki büyük devleti ve askeri gücü olan Abbasîler ile Hazarlar’ın münasebetlerinin nasıl geliştiği ve bu ilişkilerin Kafkasya ve ötesinin İslamlaşmasını nasıl etkilediği detaylı bir ç alışmaya konu edilmemiştir. s. Konuyu X. yüzyılın son çeyreğinde Bizansın doğuya doğru yeni bir hamle yaparak genişlemeye ç alışması sonuc u. İşte bu gelişmelerden dolayı konumuzu IX. İbn ‘Asem el-Kûfî. yüzyılın ortalarından X. Rebîa da dahil olmak bu ordunun tamamını üzere imha etti1 . . Abdulmelik döneminde (705-715) Hazarlara ve Kafkaslara yönelik seferler yeniden başladı. Berda’a üzerinden Derbend Geç idi’ni (Bâbu’l-ebvâb) aşarak o zamanki Hazar başşehri Belencer'e kadar sokulmasıyla başlamıştır. yüzyılın başlarına kadar Abbasî-Hazar ilişkilerini. Fakat Hazar kuvvetleri komutanı S elman b. Hazarlarla Müslümanlar arasındaki en şiddetli ç arpışmalar bu halife zamanında oldu. Abdulmelik komutasında 708 ve 710 yıllarında 80 bin kişilik ordu Derbend’e 1 Selman b. 111-114. 32 (652-53) yılında S elmân b. Beyrut 1986. Halifenin kardeşi Mesleme b. Bkz. Bu dramatik olaydan kısa süre sonra Hz. bölgenin İslamlaşma sürec ini ve bu sürec i etkileyen dinamikleri ortaya koymaya çalışacağız.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 111 GİRİŞ Umumiyetle Ortaç ağ Tarihini inc eleyenler Abbasi-Bizans ilişkilerine yoğunlaşırlar. II. Ermenistan ve Kafkasya’nın bir kısmını Abbasîler’den almasıdır. ilk önemli hüc um ise H. Hâlbuki VII-X. Rebîa el-Bahilî kumandasındaki 4 bin kişilik ordu ile Erran.

Kahire 1967. S aid’den sonra komutanlığa getirilen Mervân b. Anc ak Ömer b. Kafkasya’da Hazarlara karşı yürütülen bu müc adelede 732'de Azerbaycanİrmîniye Valiliğine önce Said el-Hareşî getirildi. Abdülaziz’den sonra gelen Emevî Halifeleri bu barış siyasetini sürdürselerdi. s. “ Emeviler Devrinde Hazarlarla yapılan Mücadeleler” . Ayrıca Bkz. 290-291. Anc ak Cerrah 730 yılındaki savaşlarda mağlûp olarak Azerbaycan'a geri çekilmek zorunda kaldı. 74-79. Türk Tarih Kongresi Bildiriler. Bu fırsatı değerlendiren Hazarlar 717-718 yılında karşı saldırıya geç erek Azerbeycan’a kadar olan yerleri geri aldılar. şehirleri yakıp yıktılar. s. 99/717-18). C. Ezdi. Abdülazîz. thk. Sayı I/A-B. Koyuncu. Ondan sonra Mesleme b. İbn ‘Asem. Mustafa Fayda. Fütuhu’l-Büldan . Nu'mân el-Bâhîlî’yi görevlendirdi. s. Hatim b. Sakarya 1997. Muhammed’in savaşları ve ç abaları bölgenin İslamlaşması bakı- 2 3 4 5 İbn ‘Asem. Beyrut ty. s. Anc ak 714 yılında Derbend Geçidi'ni ele geçiren Mesleme Bizans ile savaşların alevlenmesi üzerine 717'de İstanbul'u kuşatmak üzere bölgeden ayrılınc a Hazar c ephesi boşaltıldı. . 270-280.. thk. I. 32. s. Düvelü’l-İslam. s. 70 vd.. Onun komutasındaki ordular Hazarlar’ın elindeki tutsak durumunda bulunan Müslüman askerleri kurtardığı gibi bazı başarılar da elde ettiler5 . 74-79. s. Eğer Ömer b. Abdülaziz’in İslam’ın savaş ortamında yayılamayac ağı anlayışına dayalı genel siyasetini uygulamaya konularak bu zaferin üzerine gidilmedi ve iki taraf arasında kısa bir barış ve sükûn devri yaşandı2 . agm. Taberî. 67. trc. III. Ankara 1988. onlara karşı zafer kazanarak bol ganimetler ile döndü (H. Sakarya Üniversitesi.112 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 karşı harekete geçti ve sürdürdüğü müc adeleler sonucu şehri ele geçirdi (713). s. Ali Habîbe. Tarihu Mevsıl. Belâzurî. 403-405. s. Hazarlar ile Emevîler arasındaki en sert savaşlar Hişam b. Hazar topraklarında ilerleyerek Derbend'in 6 fersah kuzeyinde Hazarlar'ı ağır bir yenilgiye uğrattı ve başşehirleri Belenc er’i ele geç irdi. VIII. Bu sefer sırasında Hazarlar pek ç ok insanı öldürdüler. 858. İbn ’Asem. Ömer b. II. Bu geri ç ekilmeden istifade eden Hazarlar. Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi . “ Hazarlar Arasında Müslümanlığ ın Yayılması” . Abdülaziz’den beş yıl sonra Kıpç aklar ve diğer Türk boylarının yardımını sağlayan Hazarlar'ın “Mercü’lhicâ re’” savaşında bozguna uğrattığı Müslüman ordusu c iddi kayıplar verdi. Mesleme 729-730 yılında büyük bir Hazar ordusunu mağlup etmesine rağmen bu görevden alınarak yerine tekrar Cerrah atandı. belki Hazarlar Musevi değil. Hakkı Dursun Yıldız. Ayrıca bkz. Taberî. Bunlara karşı Emevî Halifesi Ömer b. s. hüc uma geç erek Erdebil’e kadar bütün Azarbeyc an’ı ele geç irdiler4 . Belazuri. Abdullah elHakemî. Abdulmelik döneminde (724-744) meydana geldi. VIII. s. Bkz. IV. 77-80. VII. Ebu’l-Fazl İbrahim. Zehebi. Ankara 1981. Tarihu’r-Rusul ve’l-Mülûk. s. Yeni komutan Hazarları durdurmayı başardığı gibi. Abdulmelik tekrar Hazar c ephesine atandı. Kahire 1974. Bunun üzerine Hazarlarla müc adeleye memur edilen Cerrah b. IV. Mevlüt Koyuncu. 295-296. Müslüman olac aklardı ve Kafkasya’nın İslamlaşması ç ok daha erken tarihlerde başlayac aktı3 . 283-287.

5. Ş enzan. Belâzurî. Onunla kendi ülkesinde hükümdar olması ve istediği İsla m â limlerinin İtil şehrinde insa nla ra İsla m’ı a nla tma sı şa rtıyla bir a ntla şma ya ptı ve Ha za r ülkesini terk etti. S aid el-Esedî ile Abdurrahman b. Nuh b. Mervan bunun üzerine İtil bölgesinde yaşayan insanlara ve Hazarlara İslam’ı öğretmek üzere Nuh b.”8 Böylece Hazar Hakanı İslam’ı anlatmak üzere gönderilen âlimlerin huzurunda İslam’ı kabul ettiğini aç ıkladı. Yalnız Muhammed b. s. 7 bin esir vererek ağır bir yenilgi aldı. Mervan’ın huzurunda Müslüman oldu ğ unu ikrar eden şahıs bu olmalıdır. Hakan Müslüman âlimin bu tavrı karşısında “siz gerçekten sa mimi bir Müslüma nsınız” demekten kendini alamamıştır. Mervan’ın önünden kuzeye ç ekilen Hazar Hakanı Araplara karşı 40 bin kişilik bir ordu topladı. ilk olarak Berza’a ile Tiflis arasında “Kisal” şehrini kurdu. VIII. Ardından 40 bin kişilik bir ordu ile Hazarlar üzerine büyük bir sefer düzenledi ve Derbend Geç idi'ni aşıp Belenc er'e girdi. önce Hazarları kuzeye ç ekilmeye zorladı ve böylec e Kafkas6 7 8 9 10 Bu sefer hakkında geniş bilgi için bkz. trc. artık O’nun ölü hayvan ve domuz eti yemesi. S aid el-Esedi Hazar Hakanı ile ilk karşılaşmasında: “İsla m’da ha ra m olan bir şeyi helal. Lekz ve Ş irvan halkları ve şehirleri üzerine seferler düzenleyerek onları da harac a bağladı. Mervan b. Muhammed'in bu önemli seferi ile. İbn ‘Asem. Mervan Ona değerli bir elbise hediye etti ve O’nun huzurunda Müslüman oldu. 289-291. Ardından S erir halkı(Avarlar). “ Hazarlar” mad. Allah’ın a dı anılmadan kesilen hayva nın etini de yemek ya sa ktır” 9 demiştir. s. Budapest 1975. III.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 113 mından bir dönüm noktasıdır6 . Bkz. N. 75. İstanbul 1973. Bundan sonra Mervan. kendisine İsla m’ı anlata cak birsini göndermesini istedi. Rivayet göre bu sıralarda Hazar hakanı avlanırken Müslümanlar tarafından ele geç irilmiş ve Müslüman olmaya zorlanmıştı. s. Mervan. Daha sonra Mervân aldığı 40 bin kadar esiri Derbend'in güneyinde Şemkur şehrine yerleştirdi. Filanşah. Mervan da Hazar Hakanının sadakatine güvenerek İtil’e dönmesine izin vermiştir10 . Zerkan. Bu arada Mervan onu İslamiyet’e ça ğırdı. aksi takdirde sa va şacağını bildirdi. Derbend'e kendi kuvvetlerini yerleştirdikten sonra 150 bin kişilik bir ordu ile ilerleyerek iki koldan yeni Hazar başşehri İtil'i kuşattı. Hanuka Han’ı Müslüman kaynaklar zikretmezler. 734. Gumilev. Biro. Eski Ruslar ve Büyük Bozkır Halkları. Muhammed’in baskıları ile Hazar Hakanı Hanuka Han’ın7 Müslüman olduğunu ilân etmesi de bölgede İslam’ın kökleşmesine yardımc ı olmuştur. Ahsen Batur. “ Marwan b. Hamzinşah. 297. Tumanlar. Belazuri. L. Eğer efendiniz Müslüma n olursa. 255. . Said el-Esedî Yahudiler tarafından hunharca öldürülmü ştür. Muhammad’s Georgian Campaign” . s. İstanbul 2003. korkuya kapıldı. Marget B. s. Meydan Larousse . Acta Orientalia Academiae Scientiarum Humgaricae . helal olan bir şeyi de haram kılmak diye bir şey yoktur. 283-293. Ayrıca bkz. Mervân b. İbn ‘Asem. s. Nitekim Belazuri’deki şu kayıt bu görüşü destekler mahiyettedir: “Ha zar büyükleri. 254-255. Tiranşah. kan ve şarap içmesi ha ramdır. Fakat bu ordu 10 bin ölü. Mervan’nın kalabalık bir orduyla ülkelerine geldiğini ha ber a lınca. Fulan el-Havlanî adında iki İslam alimini göndermiştir. Nuh b. Bunun üzerine Hazar Hakanı İslamiyeti kabul ettiğini. İmzalanan antlaşmaya göre İtil'de iki fakih kalac ak ve Hazarlara İslâmiyeti öğretec ekti.

Mervan’ın bu büyük savaşından sonra Emevîler iç bunalıma sürüklendiğinden her iki devlet arasında pek savaş görülmemiş ve bu durum Hazarların yeniden eski zamanlarına dönmelerine neden olmuştur Demek ki bu bölgede İslam’ın yayılışını durduran esas olay. Hazarlarla fazla sorun yaşanmamıştır. İstanbul 2004. Bu bölge ile ilgili sağlam bilgiler aktaran İbn ‘Asem konuyla ilgili olarak şöyle demektedir: “Sadece Hakan. a ilesi. s. Golden. Daha sonraki gelişmeler dikkate alındığında Hazar Hakanının ve ç evresinin bu zorunlu din değiştirmesinin fazla sağlam temeller üzerine oturmamış olduğu görünmektedir. Hazar ümerası ile birlikte İtil şehir ha lkından pek çok kişi de Müslüma n olmuştur. 345. 13. 255. Bunun sonuc unda Emevîler devri boyunc a İtil havzasına yapılan fetihler ve akabinde bu bölgeyi İslamlaştırmak amac ıyla Belencer ve Semender şehirlerine tehcir edilen Müslüman Arap nüfus sayesinde İslam dini buralarda tutunabilec eği bir zemin buldu. s. Golden-Zuckerman-Zajaczkowski. Zaman zaman savaşlar olmakla birlikte Emevîler devrinde olduğu gibi uzun süreli ve şiddetli ç arpışmaların meydana gelmediği görülmektedir.114 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 lar’da İslam’ın ilk nüvesini oluşturdu. Hazarlar ve Musevilik. Hazar Tarihi . Bu yüzden Hazar Hakanının zorla İslama girmesi aslında önemli bir netic e doğurmadı. 297-298. İslam hâkimiyeti daha o dönemde Don ve Dinyeper nehri boylarına rahat ulaşabilirdi15 . s. tic arî ve kültürel ilişkilerin ağırlıkta olduğu bir sürec e girildiği ve yaklaşık iki asırlık bu süreç te İslam’ın Hazarlar arasında yavaş yavaş yayılmaya başladığı görülmektedir. İbn ‘Asem. Osman Karatay. . gerekse İtil’de yaşayan Hazarlar arasında İslamiyet hızla yayılmaya başlanmıştır. 36.Ananiasz Zajaczkowski. Hazar hükümdarı Müslüman olmakla ka lma mış. Ahsen Batur. s. Çorum 2005. s. s.. Ş ayet Emevîler yıkılmayarak burada sağladıkları üstünlüklerini sürdürebilselerdi. Abbasîler’in iktidarı ele geçirmesi ile Arap dış politikası özellikle ilk yıllarında barışa dönük bir siyaset arz etmekteydi. Abbasîler’in İlk Dönemi Emevîler’in yıkılışı ve Abbasîler’in kuruluşu ile Kafkas ötesinde. 36. IV. 291293 Peter B. Belâzurî.12 Çünkü bu antlaşma ile gerek Hazar hakanlık ailesi arasında. Fakat bununla birlikte hakan İslamiyet’in Hazarlar arasında yayılmasına müdahalede de bulunmadı14 . tam da bu dönemde Emevîler’in geç irdiği bu iç bunalım sonuc u Abbasi devrimi ile yıkılmaları olmuştur. Artamonov. Çünkü Hazar Hakanı kısa zaman sonra dininden döndü. age.Constantine Zuckerman. Muhammed’in Hazarlara ve Kafkasya’ya yönelik seferleri için bkz. İ. çev. Ermenistan ve Azerbayc an 11 12 13 14 15 Mervan b.” 13 . İbn ’Asem. Daha ziyade iç politikada huzur ve asayişi korumayı. yeni kurulan devleti İslamlaştırmayı hedefleyen Abbasi politikası gereği. trc.11 Her ne kadar Hazar Hakanının İslâmı kabulü kısa sürse de bu ihtida olayı bölgede din meselesinin öne ç ıkmasına neden olmuştur. ya kın çevresi. VIII. M.

“ Hazarlar” mad. Esref Buharalı. Sayı 2000/2. Bundan dolayı Basra. s. Ras Tarhan’nın “ Astarhan” ve “ Harezm” adını da ta şıdığ ı hakkında kaynaklarda farklı detaylar vardır. Zeki Velidi Togan. onlarla akrabalık kurmaya ga yret et. C. Hazar prensesini güneye götüren Tarhanlara ç ok sayıda halayık ve köle de eşlik ediyordu20 . Beyrut 1993. Useyd’e yazdığı mektupta bu endişelerin. Sakarya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi . Hazar hakanı da Türk gelenekleri gereği kızının çeyizine oldukça yüklü hediyeler koymuştur. toplu halde. 10 bin deve ve ç ift hörgüç lü bin Türk devesinden meydana gelmekteydi. Abbasîler iç in en az Bizans kadar tehlike teşkil ediyordu. M. S ülemî’ye de bu konuda ihtiyatlı davranmasını önermiş. hatta Hazar Hakanı ile mümkünse akrabalık ilişkileri kurmasını istemiştir. Taberi. Dunlop. “ Emevî Hilâfeti Döneminde Arap İskânı” . 194. s. Hazar Yahudi Tarihi. dn. Vessela m ”17 . Arapların bunu intikam amac ı ile kasıtlı olarak yaptığı dedikoduları ise Hazar Hakanını yanıltmıştır. Sayı 29 (342). III. 229. . s. bin yardımc ı insan. şöyle dile getirmiştir: “Ermeniya bölgesi a nca k Ha zarlarla yakınlık ve akrabalık kurmakla emniyete a lınabilir. VIII. Ankara 1997. thk. Saim Yılmaz. 229. D. Dikka tli ol ve dediklerimi uygulamaya çalış. bin adet katır. çev. İbn A‘sem.. güçlü orduları ve savaşçı yapıları ile Hazarlar. Hazarlar’ın yeniden tehlike olac ağını fark etmiş olmalı ki onlarla barışın korunmasına özellikle önem vermiştir. s. Bunun üzerine Yezid Hazar Hakanının kızıyla evlenmiştir19 . Kişiliğ i ve ismi hakkındaki tartışmalar hakkında bkz. Bu bölgeye tehcir edilen kabîle ve toplulukların kimlikleri hakkında bkz. VIII.V. Aksi ta kdirde senin için ve diğer vâ liler için endişeleniyorum. Hazarlar intikam amac ı ile Ras Tarhan22 komutasında Arap hâkimi- 16 17 18 19 20 21 22 Ya‘kûbî. Çünkü gelin giden Hazar prensesi hamile kalmış doğum esnasında ç ocuğu ile birlikte hayatını kaybetmiştir. Belâzurî. s. Kûfe ve Ş âm bölgesinde bulunan bazı kabileler. Kaynaklardaki bilgilere göre söz konusu hediyeler. 309. İbn A‘sem. II. Bu kabilelerin bölgede daimî kalmaları iç in kendilerine araziler iktâ‘ edilmişti16 . Ancak her iki tarafın da bu iyi niyet girişimleri olumlu sonuç vermemiştir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 115 bölgesinin kuzeyinde. Ayrıc a Halife el-Mansûr. Halife el-Mansûr‘un Hazarlara karşı izlenen bu politika ç erç evesinde. 401. Ermeniyye valisi Yezid b. s. İA . 505. Yezid Hazarlara başlık parası yerine geç en 100 bin dirhemlik Ka lın ödemiştir. 647. İstanbul 2008. Türk Kültürü . Abdu’l-Emir Mühenna. Yirmi araba da Hazar prensesinin altın ve gümüş kaplardan oluşan ç eyizini taşıyordu21 . trc. “ Hazar Türkleri’nin Kültür Tarihine Ait Bazı Notlar” . Zahide Ay. MEB. s. kabile reislerinin önc ülüğünde. Halifenin bu bölgedeki valilerine yazdığı mektuplarda bu tedirginliği bütün aç ıklığı ile görmek mümkündür. Azerbaycan bölgesine tehcir edilerek Tebriz ve c ivarına iskân edilmişlerdi. 4 bin adet kısrak. Khalil Athamına. 300. 209. Sakarya 2000. Târîhu’l-Ya’kubî. Bunun üzerine Vali Yezid bu amaç la Hazar Hakanı Bagatur’a akrabalık kurma teklifini iletmiş ve Hakan da bu teklifi kabul etmiştir18 . Nitekim el-Mansûr Ermeniye Valisi Yezîd b. s. Eğer Hazarlar isterlerse seni ora da ma ğlup ederler. Ankara 1991. 43. Ka naatim odur ki devlet ta ma men kuruluncaya kadar Hazarla r ile a kra ba lık kur.

m. 75. a. Cezîretü’lFuratiyye ve’l-Mavsıl. Ba ğ dat 1977. İslamiyet ve Türkler.m. 287. s. İbn A’sem. Ya‘kûbî. “ İstîtanu’l-Arab fi İklimi Ermeniya” Risâletü’l-Halici’l-Arabî.. Ha lk Ha za rla ra ka rşı sa va şma kta dır. Belâzurî. Mesela H. a. Alan ülkesi ve Abazya’yı Müslümanların elinden almışlardır25 . Muhammed Câsim Hammâdî. Dubeyl. 256-257.g. 69. Kabileler bu şehirlerde eskiden olduğu gibi kabilevî bağlılıkları ile yaşayışlarını sürdürmüşlerdir30 . Hamzin..g. Tao(Taveli).. 295. Gumilev. s. a. Ezdi’nin verdiği bilgiye göre Hazarlar tarafından esir alınan Müslümanların ç oğu soğuktan ölmüşlerdir24 . Bkz.” 33 S onraki yıllarda Araplar ile Hazarlar arasında Hârûn er-Reşîd dönemine kadar sınır ç atışmaları niteliğinde hafif savaşlar meydana gelse de c iddi anlamda Arap-Hazar savaşlarından söz edilmemektedir. s. 204-205.. Nehc evan.m. s. . II. 295. 309. s. 205 vd. Belâzurî. Fakat bu saldırılar 779 yılına kadar devam etmiş ve Hazarlar Emevîler zamanında fethedilen Kehatya. s. 145/765) ç ok sayıda Müslüman’ı öldürmüşlerdir. Sayı XX.m. Selâhaddin Tâhâ. 182 (798-799) yılında Hazarlar’ın Derbent Geç idi’ni aşarak Azerbayc an bölgesindeki Müs23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 Yıldız. s. s. Doğal olarak bu gelişmeler bölgede kabile reislerini hem idarî hem de askerî bakımdan nüfuzlu bir duruma getirmişti. çoğunluğu göçebelerden oluşan kabileler. bu kabilelerin Musul bölgesindeki kolları da ağır vergilerden kurtulmak iç in bu bölgeye göç etmişlerdi31 . age. 291 vd. Kemâh ve Bâbı Vâk şehirlerine yerleştirildi27 .g. Çünkü bura sı düşma n kılıcının a ğzıdır. Tâhâ. 171. Klarcet. 294. s. Tâhâ. 310. hapishanelerden 8 bin kişi ve inşaat ustalarından oluşan guruplar bölgeye gönderilerek. Bu saldırılara Abbasî ordusu fazla karşılık verememiş. a. VIII.m. Bu göçlerin bir kısmı Musul bölgesindeki kabîlelerin a ğ ır vergiler nedeniyle yerlerini terk etmek zorunda kalmalarının sonucu olarak Azerbaycan bölgesine göç etmişlerdir.. Athamina.. Türkler de kış nedeni ile geri çekilmişlerdir23 . Ayrıca bölgede Ercişi Suğra ve Ercişi Kübrâ adında iki yeni idarî merkez daha kurularak. Hazarlar’ın Ermeniya ve Azerbaycan bölgelerine düzenledikleri saldırıların karşısında Halife el-Mansûr tarafından bölgede güçlü bir askerî birlik oluşturmak iç in maaşlı kimselerden oluşan profesyonel ordunun yanında26 . s. a. 210. aynı yer. Bu kabilelerin kimlikleri için bkz. s. s.. 204-207. haraç toplamaya kalkışınc a bölgedeki kabile reisleri toplanarak şöyle demişlerdi: “Ya Emir! Şimdiye kada r bu topra kla rda n hiç vergi alınma dı. İbn ‘Âsem. Bâbu’lEbvâb gibi şehirlere de Abbasî hareketine destek vermiş olan. Lekz. Ya‘kûbî.116 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yetindeki Ermenistan ve Tiflis topraklarına saldırarak (H. Stratejik öneminden dolayı Babu’l-Evâb’a.g.32 Hârûn er-Reşîd dönemine kadar vergi alınmayan Azerbeyc an’daki sınır halkından Halifenin bölgeye atadığı Vali S a‘îd b. 211. s. 204. Abdulmelik tarafından 24 bin Suriyeli asker yerle ştirilmişti. Tâhâ. 40. Riyad 1986. s. buralara Filistin’den getirilen askerleri birlikler iskân edildi28 . Athamina. Emevîler zamanında Mesleme b. Belâzurî.g. s. Hârûn er-Reşîd zamanında. İstanbul 1976. s. Ezdî. Ezdi. çocukları ve aileleri ile birlikte sınır boylarına yerleştirildi29 . S üleym. VIII.

Artık bu tarihten sonra Hazarlar’ın yıkılışına kadar iki devlet arasında vuku bulmuş herhangi bir savaş tespit edilememektedir38 . C. 5. 799 yılında meydana gelen bu savaşta Hazarlar bir süre (70 gün) Ermeni topraklarında kaldıktan sonra geri ç ekilirler37 . age. Fakat müellifler bu rivayet üzerinde fazla durmamakta diğer olaya atıf yaparc asına bundan kısac a bahsetmektedirler. S elm Kuteybe el-Bahilî’yi bölgeye vali olarak tayin eder. Bölgede Bulgarların belirleyici olmaya başladığı X. s. s.VI. Hârûn er-Reşîd Kafkaslardaki sorunları ç özmek iç in S aid b. Kaynaklarda ikinc i rivayet daha detaylı anlatılmaktadır: Bu rivayette Kafkaslar’daki Ermenilerin isyanları ve Arap idarec iler arasındaki ç ekişmenin yol aç tığı olaylar sebep olarak gösterilmektedir. Hazar şehirleri IX. Bunun üzerine Hazarlar büyük bir ordu ile harekete geçerek Abbasî topraklarını yağmalamaya başladılar36 . Bkz. C . Şaban Kuzgun. Necm’in oğlu Hazarlara sığınarak yeni valiye karşı savaş başlatır. Ya’kûbî. Hakan da onun bu evlilik teklifini kabul etti ve kızı S itit’i (subt) Vali Bermekî ile evlendirdi. Taberî.. s. Kö şe . A. 83. II. s. güç lü rakipleri Hazarlara karşı ellerini kollarını bağlıyordu. Azerbayc an ve Ermenistan valiliğine gönderilen Fadl b. İbnü'1-Esir. gerekse orada hali hazırdaki vali Nec m b. 149. III. Bölgede önemli bir nüfuza sahip olan ve uzun süredir valilik yapan Nec m ailesi bu durumu kabullenmek istemezler. el-Muntazam. Ankara 2001. İbnü'1-Esîr. 295. Araplar bu süreç te ellerinden geldiğinc e Hazarlara karşı barış yanlısı bir politika izlemişlerdir. Doğu-Batı tic aret trafiğinin ve temaslarının merkezi haline geldi. s. s. C. Cem Zorlu . el-Kâmil Fi’t-Târîh.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 117 lümanları öldürmeleri üzerine. s. İbnü’l-Cevzî. Abbasilere Yönelik Dini ve Siyasi İsyanlar. s. Hazarlar’ın Abbasilere karşı son seferi 798-799 yılındaki seferdir. Bundan sonra iki taraf arasında tic arî ilişkiler ve barışç ı politikalar öne ç ıktı. . Ancak önceki evlilikte olduğu gibi bu Türk kızı da ç ok sürmeden öldü. II. 650. VI. Haşim. Hârûn er-Reşîd’in gönderdiği valiye isyan ederler. thk. 10. Hazim komutasındaki bir orduyu Hazarlara karşı göndermiş ve onları Ermeniye’den ç ıkarmışlardır34 . Hazar Meliki de bu talebe 100. İstanbul 1991. yüzyılda artık GüneyKuzey. Halife Huzeyme b. Ya’kûbî. intikam amac ıyla gerç ekleştirildiği anlatıldı. 86. Her iki devlet arasındaki son büyük savaş Halife Hârûn er-Reşîd döneminde meydana geldi.. IX. Ülkenin her yanında patlak veren isyanlar35 . 150. s. Anc ak gerek yerli halk. trc.Yahya el-Bermekî Kafkaslar’da süregelen kargaşayı önleyemeyince. bir türlü güç yetiremediği Hazar Hakanını evlilik yolu ile barışa zorlamak istedi. Ş üphesiz bunda kendi iç işlerindeki çalkantılı dönemlerin de etkisi vardır. Bu savaşın sebepleri hakkında Arap kaynakları iki farklı rivayet aktarmaktadırlar: Bunlardan birinc isi Halife el-Mansûr döneminde olduğu gibi Abbasilere gelin giden Hazar prensesinin doğum esnasında ölmesi üzerine odaklanmıştır. Ankara 1993. Artamanov. Hazar hakanına yine bu ölüm olayının doğal olmadığı. 20.000 kişilik bir orduyla destek vererek Bab şehrine gelir. yüzyıla kadar da durum böyle 34 35 36 37 38 Ezdî. Mahmud Mustafa Abdulkadir Ata. 328. Beyrut 1992. C. Hazarlar ve Kuzey Türkleri . S aid Arapların kabul ettiği eski vali Nec m’i yakalayıp öldürünc e bölgede durum iyic e karışır.

V. n şr. age. muhac irler ve tebliğci din adamları vasıtasıyla atılmaktadır42 . Zira o günün şartlarında Gürgenç emirinin kendi imkânları ile böyle bir sefer düzenlemesi mümkün görünmemektedir. Hazar İmparatorlu ğ u Tarihi . X. İstanbul. agm. 25-32. Neue Folge 13 1905. Orta Asya Tarihi Hakkında Dersler. De Goeje. V. Yalnız bazı köy ve şehirlerinde Hıristiyanlar yaşamaktadır40 . Hazarların Yahudiliği benimsemeleri de işte tam bu dönemde gerç ekleşti. 196-197. İstanbul 2005. Gürc ü bir Aziz’in Abazya üzerinden Hazarya’ya gidişini hikâyesini anlatan biyografisine göre IX. 59. Arthur Koestler. Leiden 1902. 1980. S iyasî-askerî olayların azalmasına bağlı olarak bu yüzyılda İtil-Ural havzasında neler olduğuna dair haberler de azalmaktadır. İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giri s. s. age. Coğrafyac ı Mukaddesi başkalarından duyduğu habere dayanarak Halife Me’mun’un Cürc aniyye üzerinden İtil şehri üzerine bir sefer düzenlediğini ve buranın Melikini İslam’a davet ettiğini yazar44 . Müslüman tüc c arın en ç ok tic aret yaptığı sahalardan biri haline getirmiştir. Belkıs Çorakçı. s.118 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 devam etti. Ancak V. Kafkasya ve Hazar ç evresi sakinleşmiş. Mukaddesi. K. 39 40 41 42 43 44 45 Golden-Zuckerman-Zajaczkowski. 856-858. yüzyıldan itibaren artmaya başlamıştır. yüzyılın büyük bölümünde Hazarlar ile Müslümanlar arasında barışın hüküm sürdüğü bu uygun ortamda bu bölgedeki İslamlaşmanın temelleri büyük oranda tac irler. Schultze. yalnız tek tanrıya (Gök Tanrı İnanc ı!) inanan insanlar yaşamaktadır. İslâmiyet ve Türkler. Untersushungen zur Geschichte der altchristetlichen Literatur. Emel Esin. 16. s. Das Martyrium des heiligen Abo von Tiflis. Daha önc e az da olsa var olan iki taraf arasındaki tic arî ilişkiler. Hazar Hakanı ile Abbasi Halifesi bir ç eşit saldırmazlık sürec ine girmişlerdi. Emevîler devrinde Orta Asya’da olduğu gibi. Gerç ekten de İslam’ın yayılış tarihinde bu tür savaşsız ve sakin dönemler her zaman sessiz sedasız İslam’ın yayılışına delalet etmiştir41 . Bunun bir uzantısı olarak din ve bilim adamları da Hazarlar arasında faaliyet göstermeye başlamışlardır43 . Aynı mlf. 85. İstanbul 1993. yüzyılın başlarında Hazar ülkesinde vahşi. Dunlop. trc. Onüçüncü Kabile. Bu sefer olmuşsa bile muhtemelen bu Me’mun’un Merv’de kaldığı şehzadelik yıllarında (800-812) ya da Merv’deki Halifelik döneminde (812-818) yapılmış olmalıdır. Zaten Me’mun’un böyle bir seferini diğer kaynaklardan teyit edemiyoruz. Muhammed olduğunu iddia eder45 . 103-104. . her iki tarafın da barışın tadını ç ıkardığını görüyoruz. s. 360-361. 23’den naklen Bkz. s. Ahsenü’t-Tekâsîm. İstanbul 1978. V. zanaatkârlar. Hakkı Dursun Yıldız. IX. IX. Gürgenç valisi/emiri Me’mun b.. Ankara 1975. s.. Yüzyılda Hazar-Abbasî İlişkileri IX. küstah. Bölgenin sessiz sedasız İslamlaşması da bu sükûn ve istikrar devresinde oldu39 .. Bartold. Jacques Piatigorky-Jacques Sapir. Bartold bu daveti yapanın Halife Me’mun değil. 20. Barış ortamı Hazar ülkesini. 145-155. trc. yüzyıla geldiğimizde Hazarlar ile Müslümanlar arasındaki savaşların tamamen durduğu.. s. s. s. Hande Güreli.

onlara boyun eğdirdiler ve onla r da cizye verdiler”51 bilgisini vermektedir. H. Bkz. İbn Fakîh. Leiden 1927. s. 291. thk. M. Ferîd Abdülaziz el-Cündî. 202-203. Halbuki Emevîler devrinde Mesleme b. 413. Streiftz. Yerleştirilenler a ra sında İsmail b. Yâkut el-Hamevî. .. Osman zamanında Hazar fatihi Selma b. s. Belâzurî. Senaverdiyyeler denilen bir Kafkas halkı tarafından yıkılıncaya kadar İslami dönemde mamur bir şehir olarak kaldı. s. Georgian Chronocle. Beyrut 1997. Ayrıca Hazar vatandaşı olan 300 Alan’ı da Debend Geçidi üzerinden getirerek bu şehre yerleştirdi50 . s. Abdulmelik’in 730’lu yıllarda burayı fethederken “Alanların Kalesine” bir grup Müslüman Arap yerleştirilmişti48 . 248-250. s. Mes’ûdî. İbn Fakîh. 589-590. 193) bu bölge şehirleri arasındaki mesafeleri verirken Şemkur’u Gence’ye 10 fersah (=70 km) olarak göstermektedir. Mes’ûdî. III. Viac Regnarun. Rivayete göre Vasık iktidarının ilk günlerinde bir gec e rüyasında Yec üc ve Mec üc kavminin önündeki seddin aç ıldığını görür. Belâzurî. Bunlar hem gaza ile hem de İslam’ın tebliği ile meşgul oldular52 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 119 Mu’tasım zamanında. Muhtemelen Kur’an’da sözü edilen geçmiş topluluklar ile ilgili Abbasi ba şkenti bazı tartışmalar yaşanmaktaydı ve bu amaçla ilmi bir heyet gönderilmişti. İstahrî (e l-Mesâlik ve’l-Memâlik. s. s. Ayrıca Berza’a şehrinden bazı tac irler de buraya iskân edildi ve şehre “Mütevekkiliye” adı verildi49 . Hazar ülkesinden İslamiyeti kabul etmek isteyen bir zümreyi bu şehre yerleştirdi47 . Musa el-Harezmi adlı iki Türk başkanlığında 50 güç lü adam eşliğinde bir heyeti Kafkas ötesinde Yec üc ve Mec üc kavminin bulunduğu bölgeye gönderir. Bkz. s. Mesudi bu bölge hakkında “Aba zya ve Hazar ahalisi Tiflis fethedildiğinden beri Suğur Va lisine cizye öderler. Marque . Her ne kadar burada yecüc ve mecüc kavmi ile ilgili bilgi toplama iste ğ i bir rüyaya ba ğ lanmakta ise de aynı halife Kur’arn’da bahsi geçen Ashb-ı Kehf hakkında da bilgi toplamak ve yerinde inceleme yapmak maksadıyla Efes’e bir bilim heyeti göndermişti. s. 590. 202. 240 (854-855) yılında ünlü Türk komutanlardan Ermeniye Valisi Boğa el-Kebir. Tiflis’e yakın bölgelerde (5 günlük mesafe) yaşayan pagan Alanlar Abbasiler zamanında Bizans’ın gönderdiği Hıristiyan din adamları vasıtasıyla Hıristiyanlığı benimsemişlerdi. n şr. Mütevekkil zamanında Müslümanlar bura ya yerleştirilmişti. Eşnas da 30 dil bilen! S ellam et-Terc üman ve Muhammed b. 412’den naklen Dunlop. s. İshak adında biri vardı ki bunun liderliğinde Müslümanlar etra fla rındaki halklara galip geldiler. 209. Mukaddesi. Beyrut 1991. Kitâbu’l-Buldan . Mu’cemu’l-Büldân thk. s. 358. Dunlop. “ Muhammad ibn Mûsâ al-Khwârizmî” JRAS (1943) s. Elç ilik heyetinin bir yıllık 46 47 48 49 50 51 52 53 54 Şemkur. Onların idaresinden insanlar ho şnut olmayınca şehir terk edildi ve Mu’tasım zamanına kadar harap kaldı. Bunun üzerine Eşnas et-Türki’ye rüyasını anlatarak ondan Yec üc ve Mecüc kavmi hakkında bilgi toplamasını ister54 . Beyrut 1992. I. İşte bunların H. Murûcu’z-Zeheb . Mes’ûdî. terk edilmiş ve harabe haldeki eski Ş emkur46 şehrini tamir ettirerek. I. Abdulemîr Mühennâ. Gence’ye 11 fersah uzaklığ ında bir şehir olup. n şr. 212. Erran ile Gence arasında. Rabi’a tarafından fethedilmişti. age. Ayrıca Abbasîler döneminde bu bölgede tıpkı Orta Asya’da olduğu gibi Ribatlar yapıldı ve bu ribatlara maaşlı askerler yerleştirildi. 291. D. Bu yüzyılda Hazarlar hakkında en geniş bilgiyi Mu’tasım’dan sonra Abbasi Halifesi olan Vasık zamanında (227-232/842-847) bölgeye gönderilen bir heyetin tuttuğu raporlardan öğreniyoruz. I. Hz. Yûsuf el-Hâdî. 320/942 yıllarında Hıristiyanlıktan dönerek Bizans’ın göndermiş olduğu din adamlarını kovduklarına şahit olmaktayız 53 .

s. Fakat bu bilgiler aynı zamanda bölgede İslam’ın yavaş yavaş taraftar bulmaya başladığını da gösterir. Leiden 1889. yüzyıllar aslında Ruslar’ın tarih sahnesine ç ıktığı asırlardır. Fakat heyet döndü ğ ünde bölge Müslümanlar tarafından fethedilmişti. s. 360-361) bu rivayeti aktarırken Muhammed b. el-Mesalik ve’l-Memalik. Leipzig 1923. Ruslar bu saldırılarına 910. s. Heyetlerin gittiğ i yer hakkında Bkz. 864884 yılları arasında bir Rus filosu Taberistan’ın Abaskun şehrine saldırmışsa da yenilerek geri çekilmek zorunda kalmıştır. Çünkü IX. Fakat elç ilik heyeti Hazar ülkesinde böyle bir kavmin ve onlara ait bir seddin olmadığını tespit ederler. s. İstanbul 1998. dn. 200 katıra yiyecek ve su yüklenerek S amarra’dan yola ç ıkarlar.120 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 maaşları peşin ödenir. 121. 118. Hıristiyan ve Yahudilere göre çoğunlukta idiler.. Bölgede yaşayan insanlar ve yerleşim yerleri hakkında bilgi verir55 . Yecüc ve Mecüc halkını derin bir çukurun ötesinde sa ğ lam duvarlar arkasında bir halk olarak tasvir eder. Âsâru’l-Bâkiye . Bu heyet. Elç ilik heyeti Hazar hakanının sarayında bir gec e misafir edildikten sonra 5 rehber verilerek yolculuklarına devam ederler. Gerç ekten de bu dönemde İslamiyet İtil havzasının aşağı bölgelerinde ve Dağıstan’da en hızlı yayılan din durumundaydı58 . s. “ Hazarlar” mad. Bunların yaşadığı bölgede bir fersahlık mesafede kalelerin bulunduğundan bahseder. Eduard Sachau. Aslında Hazarlar’ın Rus saldırıları karşısında güç duruma düşmeleri. İshak’a bir mektup yazarak ondan elç ilere yardım etmesi istenir. Kur’an okuyan. Hakkı Dursun Yıldız. Alan hükümdarı Hazar hakanına mektuplar yazarlar.. n şr. Kaynaklar ilginç bir şekilde Kuzey kutbuna yakın bir bölgede heyetin Arapç a ve Farsç a konuşan. 912-913 yıllarında da devam edec eklerdir57 . Halife Ermeniye Valisi İsmail b. age. asrın sonuna gelindiğinde Hazar Hakanlığı’nın himayesinde yaşayan dinî gruplar arasında Müslümanlar. 41-42. D İA. n şr. De Goeje. İbn Fakîh. s. 208. Dunlop. ve X. 140. kadıları olan Müslüman bir topluluk ile karşılaştıklarını yazar. age. 597 vd.. . Onların IX. ve X. Mukaddesi (s. Sellam’ın raporunda bölgedeki Müslüman varlığı ile ilgili bilgiler aslında ç ok yetersizdir. agm. yüzyılda İtil Nehri boyunc a tic aret yaptıkları dikkat ç eker. s. 163-167. J. IX. Hazar kitlelerinin İslamiyet’e girmesine neden olmuştur. İtil’den hareket ettikten 50 gün sonra Yec üc ve Mecüc halkının yaşadığı bölgeye varırlar. Hazar Hakanlarının Musevi oldukları halde İslamiyet’in yayılmasını teşvik etmeleri dikkat ç ekic i bir husustur. S erir hükümdarı Alan hükümdarına. 55 56 57 58 İbn Hurdazbih. Zaten IX. Musa el-Harizmi’yi ve 200 katıra erzak ve su yüklendiğ i ayrıntılarını ilave eder. Yıldız. Anc ak bu esnada sık sık yağmalama faaliyetlerine giriştikleri de görülmektedir. Ebû Reyhân el-Bîrûnî. Bu süreç te Ruslar karşısında kendi devletlerinin gelec eğini sağlama almak maksadıyla. 857. Koestler. yüzyıllardaki dostane ilişkilere bağlı olarak bu bölgeye gelen tac irler ve tebliğc ilerin önderliğinde Belenc er ve S emender gibi şehirlerde artık bir Müslüman toplumun oluştuğu dikkat ç ekmektedir56 . M. S adece Hazar başkenti İtil’de Cuma namazı kılan erkek nüfus 10 bin kadardı. O da S erir hükümdarına.. İlk İslam fetihleri esnasında Sasanilerin Derbend Valisi de Yecüc ve Mecüc kavmi hakkında bölgeye bir heyet göndermişti.

Bu durum Bulgarların daha önc eden Müslüman olduklarını kanıtlamaktadır. SONUÇ Hazarlar VIII. onların ç ok önc eden yani IX. miladî IX. askerî güç leri ve önemli tic aret yollarını kontrolleri altında tutmaları ile eski dünyanın üç büyük devletinden bir konumundadır. Yahudiliğin etkisi. Emevîler döneminde olduğu gibi savaşa dayalı bir ilişki sürdürmek istememektedirler. Leiden 1891. yüzyılda meydana gelmiştir. yüzyıllarda. esas olarak IX. bilakis Harezm ve Orta Asya ile tic arî ve dinî temaslar sonucu gerç ekleşmiş ve bunlara bağlı olarak gelişmiştir. Nitekim bölgenin İslamlaşması ile ilgili anonimleşmiş hikâyeler ve menkıbeler de bunu doğrulamaktadır. X. yüzyılda atılmıştır. onların ölüm ve doğum merasimlerini İslamî usullere göre yaptıklarını görmüştü. yüzyılda bölge hızla İslamlaşmaktadır. 132. 291/903 yılında vefat eden İbn Rüste’nin Bulgarlar hakkında söylediği. Kitâbu A’lâki’n-Nefîse. merkezi İslam toprakları üzerinden değil. s. Anc ak Hazarlar’ın tam bu dönemde Yahudiliğe geç miş olması ve tarihç ilerin bu olaya fazla dikkat ç ekmesi ve bunu abartmaları. Hazar Hakanlığının Yahudiliği benimsemesinden sonra da son derec e sınırlı kalmış. ikinc i sırada ise Hıristiyanlık gelmektedir. Anc ak bu dönemdeki İslamlaşma. yüzyılın son ç eyreği ve X. Bilakis barış politikası takip ederek hem kuzey sınırlarını askeri güvenc eye almayı. yüzyıldaki Bulgarların ve Hazar başkenti İtil ve diğer Kafkas şehirlerindeki kalabalık Müslüman topluluğun oluşması ve kitlesel ihtidaların alt yapısı. Bundan dolayı da Abbasiler Hazarlara karşı. . bölgedeki İslamlaşmanın göz ardı edilmesine yol aç mıştır. yüzyılda İslamiyet’in genel durumu hakkında H. Bölgeyi gezen seyyah ve coğrafyac ıların tanıklıklarına bakılırsa. yüzyıldan itibaren Müslümanlığı benimsedikleri ve İslamî bir gelenek oluşturdukları sonuc una varabiliriz. hem de bölgenin İslamlaşmasını hedeflemektedirler. Harezm ve Orta Asyalı tüc c ar 59 İbn Ruste. Abbasîler ve Bizans karşısında. “Elbiseleri Müslüma n elbiselerine. Nitekim İbn-i Fazlan Bulgar ülkesine gittiğinde. Kafkasya ve İtil-Volga havzasındaki İslamlaşmanın hız kazanması ve görünür hale gelmesi IX. Halbuki İlk Abbasî döneminde (750-900) Kafkasya’da en hızlı yayılan din olarak birinc i sırada İslam.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 121 İtil-Ural havzasında IX. diğer bölgelerde olduğu gibi Hazar topraklarında da İslam’ın sessiz sedasız yayılmasına imkân sağlanmıştır. asrın son ç eyreğinde başladığını göstermektedir59 . kitlesel bir destek bulamamıştır. Çünkü bu gibi adetlerin bir toplumda değişmesinin zaman alac ağını hesap ettiğimizde. meza rlıkla rı da Müslüma n meza rlıkla rına benzemektedir” sözü Bulgarlar’ın Müslümanlığının IX. ve IX. Yukarıdaki verilerden ortaya ç ıkmaktadır ki Abbasîler dönemi boyunc a Hazarlar ile barış ve dostluk temelinde sürdürülen ilişkiler netic esinde.

122 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ve dervişlerin İtil-Volga havzasını İslamlaştırmaları konusu mutlak ayrı bir ç alışma olarak inc elenmelidir. .

397-408. Yûsuf el-Hâdî. “Hazarlar Arasında Müslümanlığın Yayılması”. Kitaplar ve Makaleler -Artamonov. İstanbul 1980. İstanbul 1991. çev. C. trc. 116-120. Mahmud Mustafa Abdulkadir Ata. trc. nşr. “Hazarlar” mad. Çorum 2005. Tâ rîhu’l-Ya’kubî . I. II. s.. TTK yay. trc. İstanbul 1993. Budapest 1975. Kitâbu’l-Buldan. trc. Ahsen Batur. V. -Hammâdî. TDV yay. Beyrut 1991. B. Köşe . Ankara 1981.Ananiasz Zaj aczkowski. Kitâbü’l-Fütuh .Ahsen Batur. 201-214. -Kuzgun. Ankara 1997. VI.. IX. Zeki Velidi.. -Yıldız. VIII.. Ahsenü’t-Tekâsîm. s.. Muhammad’s Georgian Campaign”. D. thk.Cem. s. . Jacques-Jacques Sapir. s. -Athamına.-Constantine Zuckerman. thk. Khalil. Onüçüncü Kabile. Arthur. De Goeje. . Abbasilere Yönelik Dini ve Siyasi İsyanlar.V. s. -Zehebi. -İbn Fakîh. -Ezdî. 5. Eşref. Murûcu’z-Zeheb.. Ebû Reyhân. Kahire 1967. Sa karya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi. Zahide Ay. Kültür ve Turizm Bakanlığı yay. Sayı XX. 855-863. Ferîd Abdülaziz el-Cündî. Abdulemîr Mühennâ. Eduard Sachau. II. Fütuhu’l-Büldan. C. İstanbul 1998. . Bağdat 1977. İstanbul 1976. Ha zar Yahudi Ta rihi . -el-Bîrûnî.. Ha za r Tarihi. -Buharalı.el-Hamevî. Leiden 1891. “Emevî Hilâfeti Döneminde Arap İskânı”. Abdu’l-Emir Mühenna. Selenge yay. -Mes’ûdî. Beyrut 1997. M.. Emel. Osman Karatay. N. II. Hazarlar ve Musevilik. Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi . DİA. İslâmiyet ve Türk ler.. -Biro. Orta Asya Ta rihi Hakkında Dersler. -Gumilev. J. Kahire 1974. Mevlüt “Emeviler Devrinde Hazarlarla yapılan Mücadeleler”. 203-226. Ankara 2001. __________. -İbn Hurdazbih. Hazar İmparatorluğu Tarihi. VIII. C. Ankara 1993. Sakarya Üniversitesi. İA . Sakarya 1997. -Golden Peter B.. Sayı I/A-B. Leiden 1902. Cezîretü’l-Furatiyye ve’l-Mavsıl. V. I. -Esin. 248-250. nşr. İstanbul 2008. Leiden 1889. Riyad 1986. Meydan yay. İstanbul 1978. -Zorlu. “Hazar Türkleri’nin Kültür Tarihine Ait Bazı Notlar”. __________. -İbn ‘Asem el-Kûfi. Bahar yay. Beyrut 1992. M. Acta Orientalia Academiae Scientiarum Humgaricae. Türk Ta rih Kongresi Bildiriler. M. çev. “Muhammad ibn Mûsâ al-Khwârizmî” JRAS. nşr. Eski Ruslar ve Büyük Bozkır Halkları . İstanbul 2004. Marget B. III. Leipzig 1923.. “İstîtanu’l-Arab fi İklimi Ermeniya” Risâletü’l-Halici’l-Arabî. Ha za rlar ve Kuzey Türk leri . -İbnü’l-Cevzî. Düvelü’l-İslam. . Yâkut. Kitâ bu A’lâki’n-Nefîse. Ta rihu’r-Rusul ve’l-Mülûk. trc. -İbnü'1-Esîr. -Mukaddesî. thk.Bartold.“Hazarlar” mad. -Dunlop. Ankara 1991. Şaban.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 123 KAYNAKÇA A. Beyrut 1993. -Ya‘kûbî. Muhammed Câsim. Beyrut ty. Âsâru’l-Bâkiye. s.Hande Güreli.. Ebu’l-Fazl İbrahim. Beyrut 1992. 17. trc. el-Kâmil Fi’t-Târîh. Leiden 1927.Piatigorky. (1943). -Koyuncu. nşr. Sayı 29 (342). Ankara 1988. Saim Yılmaz. İ. el-Muntazam. 734-735. İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giri s. Belkıs Çorakçı. Selenge yay. Ankara 1975. el-Mesalik ve’l-Memalik. -İbn Ruste. De Goeje.. MEB yay. A. Kaynaklar -Belâzurî. Ali Habîbe. -Taberî. -Tâhâ. Ta rihu Mevsıl. Selenge yay. . Mustafa Fayda.. Türk Kültürü. İstanbul 2005. Sayı 2000/2. Mu’cemu’l-Büldân thk. Viac Regnarun. -Togan. Hakkı Dursun “Hazarlar” mad. thk. Selâhaddin.İstahrî (e l-Mesâlik ve’l-Memâlik. Sakarya 2000. İstanbul 2003. nşr. İstanbul 1973. s. __________. . L. Meydan Larousse. -Koestler. trc. “Marwan b. thk. C. Beyrut 1986..

124 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Antalya became the new destination for Jewish settlement. Ka ra im. Hristiyanlaşma durumuna maruz kalmaları nedeniyle etkilerini kaybetmeye. congregating in the Province of Antalya. İşte bu arada ortaya çıkıp hızla yayılan Karaim göçleri sonucunda Antalya şehrinin yeni bir Yahudi yerleşimine sahne olduğunu ve sonuçta Rabbanîler ve Karaimler adında iki Yahudi grubunun ortaya çıktığını görüyoruz. During the period of the Seljuks and Beyliks (Principalities). Selçuklu ve Beylikler döneminde müstakil bir mahallede oturacak kadar yoğun ve etkin olan Antalya Yahudilerinin Rabbanî cemaati İstanbul’un fethinden sonraki dönemde yeni başkente taşınmıştır. Side. the Jewish population of Pamphylia was subj ected to Christianization. eventually beginning to lose their influencial position.can be traced back to the period of the Bergama Kingdom. and became home for two Jewish congregations. up to present j ust only the existence of them has been known. Meanwhile as a result of the Arab attacks. Falling under the influence of Greek culture during the Roman and Byzantine period. * Doç. as a consequence of newly emerging and rapidly spreading Karaim immigrations. Pha selis. The clear signs of Jewish settlement in the prosperous coastal cities of Pamphylia region -within whose borders today lies the province of Antalya. We see that. bölgeye yapılan Arap saldırıları nedeniyle de en önemli yerleşim yerleri olan Side’den ve diğer kentlerden kalkarak Antalya kentinde toplanmaya başladılar. must. Dr. Issue : 5 Pa ge : 1 2 5 -1 40 DUVARLAR ARASINDA ANTALYA YAHUDİ CEMAATİ-I Mustafa ORAL * Özet Bu makalede bugüne kadar ancak varlığından haberdar olduğumuz Antalya Yahudi cemaatinin tarihsel serüvenini ilk defa topluca ortaya koyuyoruz. the Jews of Pamphylia abandoned Side and their other important settlements.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Ra bba nî ANTALYA’S JEWISH COMMUNITY WITHIN WALLS-I Abstract In this article. we present for the first time. Myra . Antalya kentinin de içinde bulunduğu Pamfilya’nın Yahudi yerleşim izleri bölgenin gelişkin kıyı kentlerinde Bergama Krallığı döneminden itibaren açıkça izlenebilir. Anahtar Kelimeler Anta lya . namely Rabbinics and Karaites.oral@gmail. Roma ve Bizans döneminde Yunan kültürünün etkisinde olan Pamfilya Yahudileri. Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. the Rabbinic Jewish Community in Antalya was influential and large enough to have its own separate neighbourhood. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 2 5 -1 40 Ye a r: 2 0 1 1 . a complete historical account of the Jewish community in Antalya.com . The community migrated to the new capital İstanbul following the city’s conquest. Ya hudi.

Jewish. Myra . Side.126 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Key Words Anta lya . Pha selis. Ka ra ite. Ra bbinic .

Bu rivayeti aktaran Anta lya Livâsı Tarihi (1922) müellifi S . çev. Bununla birlikte. en doğudaki Mela s ç ayına kadar uzanan bölgenin1 en genç kenti. s. 1956. Bergama Kralı II. doğuda Dağlık Kilikya (Kilikia Trakheia) ile ç evrili olup Pamfilya denirdi.37. Cambridge. Atlan. S. Fikri Erten’dir. bağımsız birer şehir olan Karia’nın Myndos.6-7. Bu makalenin konusu. Yeni Ahit’in “Resullerin İşleri” bölümünde (2/10) Hz. 158–138). Attalos döneminde. Matbaa-i Âmire. batıda Likya. 158’de kurduğu Atta leia kentidir. kuzeyde Pisidya dağları. Bundan başka Bergama’da da hatırı sayılır oranda bir Yahudi c emaati bulunuyordu ve buranın Yahudileri Roma ve Kudüs’le yakın ilişkiler iç inde idiler4 . Bu deyim Antikç ağda özellikle dağlık bölgeden Pa mfilya Denizi’ne doğru alç alan düzlük bölgeye karşılık kullanılırdı.28. . 1957. yani Bergama Krallığı döneminden Osmanlı’ya kendi doğal seyrini izleyen ve Batı ile Doğu arasında tüc c ar bir ulus olarak tanınan Yahudi c emaati vesilesiyle Attaleia ve ç evresinin tic aret ilişkileri ve cemaatin tarihsel serüvenidir. Bergama (Pergamum) Kralı II. Cihannüma (1654) başlıklı c oğrafya kitabında Attaleia (Adalya) kalesinin kuruc usunun İran hükümdarı Da hha k-ı Ma ri olduğunu. Antikç ağda “bütün ka bileler diya rı” denilen Pa mphylia (Pamfilya) bölgesinde Atta leia (Antalya) kentinin kuruluşundan. Clemens Emin Bosch. bu hükümdarın üç kattan oluşan kalenin her katında bir oğlunu iskân ettirdiğini yazıyor. Attalos’un M. 1338.Ö. s. Ankara. Attaleia kentinde ilk Yahudi iskânı oldukç a geç bir devirde görülür. Batıdaki Likya’dan. Bununla birlikte bu c emaatin Pamfilya ve Likya bölgesinde daha erken yerleştikleri anlaşılıyor. Attaleia kalesinde oturan dinsel ve ırksal unsurlar arasında Yahudi c emaati de bulunur. bölgenin tek işlek limanı S ide’yi alamayınc a donanmasına bir üs sağlamak iç in Korykos adındaki balıkç ı köyünün üzerinde kendi adına izafeten yeniden kurmuştur2 . II. TTK. İlkça ğda Antalya Bölgesi. bunun doğru olmadığını belirtiyor3 . 1997. Pamfilya’nın batısını işgal etmiş. Süleyman Fikri. Pamphylia Tarihine Dair Tetkikler . Jewish Communities in Asia Minor .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 127 Eski ve Orta ç ağlarda Antalya’da bir Yahudi c emaatinin bulunduğu yazılmış. İsa’nın vefatını izle1 2 3 4 Arif Müfid Mansel. Antalya Livâsı Tarihi. tarihî Antalya kalesinin tahkim şeklini ve üç kattan oluşan otantik yerleşim biç imini ilk kez ç izimiyle birlikte aktaran S . Kâtip Çelebi. Bu ilişkilerin bir boyutu Kudüs’e gidip gelen Yahudi hac ılar. Halikarnasos (Bodrum) ve Knidos şehirleri ile Likya’nın Phaselis. Attalos (M. Pamfilya’nın S ide şehirlerinde birer Yahudi kolonisinin bulunduğu görülüyor. s. Atta leia kentinin de iç inde bulunduğu bölge. İstanbul.Ö. Fikri Erten. bir başka boyutu ise Pamfilya ve Likya bölgesinden gelip geçen Yahudilerin tic aret ilişkileridir. anc ak c emaatin kökenleri ve sonraki durumu inc eleme konusu edilmemişti. Antalya kentiyle yakın ilişkileri bulunan ve Eski/Ya nık Anta lya olarak da bilinen S ide kentini de bu araştırmanın kapsamına aldık. İstanbul. Paul R.3. s. Trebilco.

20. 1996.3-8. 1976. C. Hampshire. s. Kitabı Mukaddes/Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil).II. bunlar arasında Pamfilyalıların da bulunduğu anlatılıyor5 . 50’li yıllarda Anadolu’nun ve Doğu Akdeniz’in Helenleşmiş toplumları ile Yahudiler arasında İsa’nın öğretisini yaymak yolundaki faaliyetlerinin anlatıldığı seyahat güzergâhına ve etkinliklerine baktığımızda Atta leia ile Perge’nin bu seyahat güzergâhında bulunduğunu6 .11-12. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . Bu yazıtlara göre Yahudilerin S ide şehrinde önemli bir koloni oluşturdukları anlaşılıyor.30-31 dn 125. s. a mbo’dan a pse’ye yapının mermerden tezyinatını tamamlamış. Yazıt Nu.42.173.120. İstanbul. S ide’de ilk kazıları yapan Ord. s. bu sırada kimi Hristiyan azizler ( Ma rtyrdom of Conon) Yahudilerin Hz. S .. revaklı avlunun toplantı salonunun yanında ya da arkasında bulunması ihtimalinden bah- 5 6 7 8 9 10 A. Williams. Clive Foss. İlkgelen. a. Paulus’un yoldaşı Kıbrıslı Barnabas ile birlikte. 69. R. . Pamfilyalı Yahudilerin S ideli olması kuvvetle muhtemeldir. Wallace-W.e. İstanbul. çev. Jewish Communities in Asia Minor . Jac ob’un oğlu ve Zygostatēs ofisinin sorumlusu Başdekan ve Tartıc ı olan Leontios adındaki diğer bir sinagog yöneticisi ise bir ç eşmeli avlunun yapımını üstlenmişti9 . yüzyıllarda Perge ile S ide’de Hristiyanlık hızlı bir gelişim ve yayılım göstermiş. S inagogun İsak adındaki yöneticisi ( cura tor). Clive Foss. Cities. şehirde gelişmiş bir sanayinin bulunduğunun göstergesidir.. Trebilco.e. geç Bizans devrinde dört büyük mahalleye ayrılmıştı: Büyük Kapı. belgelerin S ide’deki sinagogun iç inde bir ç eşmenin bulunduğu sıralı sütunlar ile ç evrili ve avlulu bir Hristiyan bazilikasına ç ok benzeyen S ardes’deki yapıya benzediğini düşünüyor10 . George E. S ide’nin Yahudi kolonisi iki adet de sinagog kurmuştu8 . Bean. iki yedi kollu şamdan ile iki sütun başını restore ettirmişti. s.25. Z. Bean. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . Hampshire. Roma döneminde Akdeniz’de önemli bir köle pazarı olarak gelişim gösteren Side.g. 1956. 1996. s. s. s. dindar adamların Kudüs’te (Jerusalem) oturduğu.94-95. anc ak burada Yahudi c emaati varlığına ilişkin bilgiler verilmediğini görüyoruz. s. Büyük İmalathane mahallesi. Bizans döneminde S ide’deki Yahudilere ilişkin birç ok yazıt vardır. V. ve III. Bunu izleyen II. George E. bir Musevî millet meclisi ( Sanhedrin) ile ağırlık ve sikkelerin ölç ümünden sorumlu bir ofise ( Zygostatēs) sahiptiler. yüzyıl başlarında “a rchon” adında bir yönetic inin reisliği altında bulunan S ide Yahudileri.e. 1999. Tarsuslu Paulus’un Üç Dünyası. 1979. M. Ankara TTK. Bu dört mahallenin şehir phyle’lerine karşılık gelip gelmediği kesin değildir. 1948 Yılı Kazılarına Dair Rapor . Jewish Communities in Asia Minor . Tarsuslu S t. Z. Qua driga .18. Side Agorası ve Civarındaki Binalar. Arif Müfid Mansel. İsa’ya iftira attıklarına ilişkin söylemler geliştirmeye başladılar7 . Prof. Trebilco. s. Dr. London.42. C. Mansel. s. S unak ve Büyük İmalâthane.Arif Müfid Mansel-Jale İnan.128 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yen günlerde eski bir Yahudi hasat bayramı ( Şa vout) olan ve sonradan Hristiyanların Paskalya’dan sonraki 50 günlük bayramı haline gelen Pentikost gününde her milleten Yahudilerin. Foss. Cities. Turkey’s Southern Shore .

yüzyılın ilk yarısında gelişimi Anadolu ve Pamfilya şehirleri iç in parlak bir dönem olmuştur. 1978. 14. Ankara. ve III. Bu dönemde S ide. yüzyıl ile III. sahip olduğu sulama tesisleri sayesinde bunların verimini azami derec ede arttırıyordu. dünyada aşağılık insanların kimler olduğu sorusu üzerine. Pamfilya’nın en aşağılık insanlarının Phaselisliler. XIX. Aynı zamanda büyük tersanelerine sahip olan S ide. Bölgenin en gelişkin şehri olarak görülen S ide. Ateneus’taki bir pasajda tic aret hayatında S ideli tüc c arların iyi bir şöhreti olmadıkları görülüyor13 . s. Bununla birlikte. yüzyıllar arasında yapıldığı sanılan Myra’nın (Demre) Andriake limanında bulunan bir sinagog 14 da S ide ile ç ağdaştır.S . Bir mec liste hazır-c evap olarak bilinen S tratonikos. ve VI. s. yüzyıllardan itibaren Ya nık Anta lya tabir edilen S ide’nin ahalisi iki günlük mesafede bulunan Yeni Anta lya (Attaleia) şehrine göçmüştür15 . S ide’nin en önemli ürünleri arasında zeytin ve zeytinyağı yanısıra balık ve balıkç ılık bulunuyordu. en önemli deniz üslerinden ve Akdeniz sahilindeki tic aret merkezlerinden biridir.. Diğeri ise S ide Müzesi’nin girişinin solunda bir duvarın üzerinde bulunuyor ki. s. Biri Arif Müfit Mansel tarafından kazılarda bulunan ve S ide Arkeoloji Müzesi’nde 3142 numara ile sergilenen ve bir taş levha üzerinde tasvir edilen yedi kollu şamdandır ki.13. IX. yüzyıllarda Arapların akınları nedeniyle önc e harap bir duruma. Attaleia Yahudi c emaati de işte bu sırada oluşum sürec ine girmiştir. Bu etkenler sonucunda IX-X.-V. “ Likya’da Yahudi Varlığ ı İlk Kez Kanıtlandı” . bu ç ağın en tanınmış bir esir pazarıdır… Büyük tic aret filosuyla ç oğunlukla Doğu Akdeniz kentleri ile sıkı tic aret ilişkilerinde bulunur.S . . s. A. yüzyılda Likya bölgesinde yapılan araştırmalarda Yahudi izleri bulunmuşsa da son kazılar sırasında M. Nevzat Çevik.. M.g. ve X. S ide Yahudilerine ilişkin bir başka kalıntı türü yedi kollu şamdandır. yüzyıllarda Antalya. VII.9-10. 9 Eylül 2009. Pamfilya kentleri arasında yalnızc a Attaleia bir tic aret limanı olarak gelişmiş ve gelişimini bugüne kadar da sürdürmüştür. gerisindeki verimli topraklardan büyük ölç üde yararlanıyor. Attaleia’nın M. IV. 11 12 13 14 15 Side: 1947-1966 Yılları Kazıları ve Ara ş tırmalarının Sonuçları.146. TTK. ilk defa Arif Müfid Mansel tarafından 1978 yılında yayınlanan S ide kazıları raporunda yayınlanır12 .g. A. II. V. yüzyıllarda Pamfilya ve bu arada S ide’nin a ltınçağ ı olmuştur. Bizans’ın en büyük kentlerinden. Bu kanıtlar. sonra bir korsan yuvası haline gelmiştir.13-14. Ankara.e. II.e. 1967. S ide’nin Yahudi c emaatinin müzenin bulunduğu mahalde oturduğunu gösteriyor. Side Kılavuzu. ilk defa tarafımızdan burada yayınlanıyor. Arif Müfid Mansel. TTK.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 129 sediyor ve yayınladığı yedi kollu şamdan tasvirinin bu sinagoglara ait olabilec eğini belirtiyor11 . Şalom. dünyanın en aşağılık insanlarının ise S ideliler olduğunu söyleme c esareti gösteriyordu. S .

1960. M. 1955. Maarif Vekâleti. s. yüzyılın ilk yarısında birkaç defa daha istila etmişler. X.130 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yüzyılda kurulan ve Batı Toroslar ile Karya sahili boyunc a uzanan ve Bizans donanmasının önemli bir parç ası olan Kibyrrhaeots deniz temasının merkezi de buradadır. doğudan batıya giden yollar üzerinde bulunur. doğunun ka pısı olarak ulaşımdaki müsait yeridir.29-31.245. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . Ticaret şehirleri. Burası eskiden Kibyra (şimdi Karaburun) adında küç ük bir kasaba adından geliyor. Akdeniz’de Müslüman üstünlüğünün başlangıc ı olmuştur. Antalya Tarihi. Pekta ş. VII. ardından IX. Antalya kentinin Kıbrıs. Z. yüzyılın sonlarında İbn Havkal’ın yazdığına göre Bizans’ın sürekli bir tic aret merkezi olan Antalya ile yalnızca Selanik ve Trabzon rekabet edebilecek güçtedir16 . 1997. anc ak bunlar kısa süreli işgalden öteye gidememiş. Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası. Eskiç ağ’da genellikle sakin bir memleket olan Anadolu’nun başlıc a tic aret yolları arasında en önemli kavşak noktası Laodic eia’dır. İstanbul. hatta Halife Osman zamanında. Çünkü onların Müslüman ülkelerinde oturan Yahudi toplulukları ile yakın ve devamlı ilişkileri 16 17 18 19 Foss.6-8. Doğunun lüks malları iç in bir aktarma merkezi olarak büyümeye başlayan Antalya şehrinin en belirgin avantajı. anc ak Kilikya’nın ve Akdeniz’in önemli bir tic aret kenti olan Tarsus’u 792 yılında aldılar18 . Ugan. Mehter.e. Akdeniz sahillerdeki limanlar genellikle batıyla doğrudan tic aret iç in kullanılırdı17 . Kilikya’daki son Arap şehri Tarsus’un Bizanslıların eline geç mesinden (965) itibaren Kibyra savaş filosunun önemi azalmış. İskenderiye. S onraki yıllarda Rodos’a da seferler yapan Araplar. Pamfilya şehirleri Attaleia. Ramsay. Rodos’u ve Kıbrıs’ı alamadılar. İstanbul. Perge ve saireden gelirdi. Bu ç ağda Antalya kentinin tic aret ilişkilerinin en yoğun olduğu şehir İskenderiye’dir. . C. dönemin Bizans belgelerinde “ kastron ” şeklinde geçiyor (Foss. s. s. Ankara. Ardından Müslüman donanması bugünkü Kaş aç ıklarında 300 yelkenliden oluşan Bizans donanmasını Za tu’s-Seva ri savaşında denize gömmüştür. Bu artışta şehirde oturan küç ük bir Yahudi topluluğu büyük paya sahiptir. MEB.I. M. Belazurî. Laodic eia (Denizli) kentine ulaşan yollardan biri güneyden. adayı işgal edememişlerse de yıllık 7200 dinar (altın) harac a bağlamışlardı. Bu önemli olay.12) W. s. çev.g. buna karşın özellikle Mısır’daki Fatimîler ile tic aret trafiği bir hayli artmıştır. Cities. Müslüman Araplar. Antalya şehrinin kalesi o kadar büyük ve geniştir ki. Rodos başta olmak üzere dönemin önde gelen tic aret noktaları arasındaki yolun terc ihi Akdeniz kıyılarında sağlanan güvenliğe bağlıdır. K. yüzyılda Akdeniz’e ç ıkmışlar. Fütûhü’l-Büldan.45–59. bir süre sonra yeniden Bizans idaresine alınmıştır19 . ilk defa 790’da olmak üzere Antalya şehrini denizden işgal etmişler. çev. 273. 650 yılında Pamfilya Denizi’nin yakınındaki Kıbrıs adasına bir sefer bile yapmışlar.. Kilikya’nın ardından Pamfilya bölgesine yönelen ve başında Ebu S uleym Ferec el-Hâdim adındaki Türk kökenli bir komutanın kumandasındaki Abbasî Arapları. Bu işgaller için bkz: Hasan Mo ğ ol. a. s.

Pisalı.136-139. iç lerinde yaşadıkları milletler tarafından ç oğu zaman hakarete maruz kaldıkları iç indir ki. Ötüken. Cenovalı. John Komnenus’un saltanatının (1118–1143) sonlarında. Z. Yahudiler. Tabula Imperii Byzantini.9-10. 2000. yüzyılın ortalarında Mezopotamya’da ortaya ç ıkan ve hızla yayılan Karaim mezhebi mensuplarının Anadolu’ya. . aynı zamanda güç lü Bizans imparatorluk donanmasının Akdeniz’de korsanlık sorununu bir türlü ç özemediğini de görüyoruz. XI. 1’i Kuzey Afrika sahiline ç ıkarılan 10 Antalyalı Yahudi tutsak hakkında İskenderiye yetkililerine ulaşan mektup. Cities. Kutsal Diriliş (Paskalya) Kilisesi’ne ç evrilmiş ve keşişler yer20 21 22 23 24 Osman Turan. onlar kendi aralarında savaşırken. her ç eşit değerli eşyanın tic aretini yapan kişiler ( spices) olarak tanınmışlardır. Hansgerd Hellenkemper-Friedrich Hild. 1967. diğeri serbest bırakılmasından sonra Filistin’e gitmeyi talep eden bir hahamın da iç inde bulunduğu tutsaklara ilişkindir24 . Berkeley. VIII. Yakın-Doğu Ticaret Tarihi. Örneğin 1028 yılında ailesinin büyükleri ile reislerinin de iç inde bulunduğu Antalyalı 7 Yahudi fidye iç in tutsak alınmıştı. Goitein. Foss. İstanbul.306. 1967. Bu sayede hiç bir tehlikeye atılmadan büyük kârlar elde etmişler ve sadec e tic aretle uğraştıkları iç in özellikle ticaret şehirlerinde toplanmıştır. Wien. hiçbirinin güvenini sarsmadan her yere girip ç ıkmışlar. s. s. Balkanlara ve Akdeniz’e yayılma sahası üzerindedir. Yahudiler ile Rumlardan başka şehir Müslüman Araplar. Teil 1. Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften. University of California Press. aynı zamanda ailesinin konutu olarak kullanılan sinagogu kendilerine bağışlaması ve eski dindaşları tarafından müsadere edilen nesneler konusunu bir dilekç ede yazarak imparatora bildirdi. Berkeley. Selçuklular Zamanında Türkiye . XI. S.293 vd. erkek kardeşleri de vaftiz edilerek Hristiyan yapılan bir Yahudi. TTK. Karal. yüzyıllarda Arap korsanları tarafından tutsak alınan arkadaşlarını fidye ile serbest bıraktıran Yahudilere ilişkin birç ok belgenin bulunduğu Ka hire Genizası’nda kayıtlıdır23 . University of California Press. ve XII.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 131 olmuştur. 2004. bunun iç in de yerleşimlerine sahne olmuştur. çev. Antalya Yahudilerinin Hristiyanlaşması c emaatin küç ülmesine yol aç mıştır. E. A Mediterrenean Society . 2004. s. s. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor .D. Ayrıca bkz: S. yüzyılda Antalya. A Mediterrenean Society . Türkler20 . Ankara. W. Heyd. Venedikli. Buna göre şehirde büyükçe bir Yahudi kolonisi oturuyordu. hatta İspanyol kökenli tüc c arların kullandığı uluslararası bir tic aret merkezi konumuna sahiptir21 . Bu yıllarda bilinen iki gelişme daha vardır ki. Band 8: Lykien und Oamphylien.D. Konut. Goitein. Filistin’den Frankların ülkesine gelen Yahudi tüc c arlar tutsak/esirköle tic areti ile tanınıyorlar ve topta ncı ta cirler olarak dünyanın bilinen hemen bütün kıtalarını dolaşıyorlardı22 . bunlardan hiç biri ile yakın ilişkileri olmamış. Doğudan Batıya. Antalya Yahudi kolonisinin yalnızca Bizanslılar ile Araplar arasındaki tic arette geniş ve etkin olduğunu değil.

I. Metis. Venediklilere Antalya’da serbest tic aret yapmak hakkını Mayıs 1082 tarihli anlaşma ile I.32 vd.191-192. 1890 yılında Ka hire Geniza sı’nda bulunan tarihî belgeler ile ortaya konulmuş durumda.11-12. Athens. Çava ş. Bununla birlikte göç ten sonraki yıllarda – Pera’daki gibi. s. Alexis tarafından 1199’da yenilenmiştir. R. 1990. yüzyılda Bizans tarafından sınırlandırılınc aya kadar tic aret faaliyetlerini ma ha lle-koloniler yoluyla yürüttüler29 . Kuzey Afrika’yı S uriye’ye bağlayan geniş bir ulaşım şebekesi kurmuşlardı.186-191. Aleksios Komnenos vermiştir. dönmelerin mülkiyetlerine sahip olmalarını kabul etmediler.Attaleia’nın Rabbani ve Karaim c emaatleri arasında gerginlik olduğunu varsaymak yanlış olmaz. J. Michel Balard. yüzyılda İskenderiye’den Antalya şehrine yapılan yoğun YahudiKaraim göçünün27 . özellikle İtalyan tüc c ar ulusları almıştır28 .132 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 leşmişti. . XI. XI. Bu dönemde Müslüman ülkeleri ile Hristiyan Avrupa arasında arac ılık yapan az sayıda Müslüman ile genelde Yahudi tac irler İspanya’yı Mısır’a. s.e. Ş . s. Antalya’nın uluslararası bir tic aret merkezi haline getirildiği ve bunun iç in İtalyan tüc c ar ulusları ile ç eşitli anlaşmaların yapıldığı esnada gerç ekleştiğini görüyoruz. yüzyılda Akdeniz’in her köşesinde Yahudi tac irlerin bulunduğu. De La Plaine Pamphylienne aux Lacs Pisidiens Nomadisme et vie Paysanne . Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları. Fakat Yahudiler. Pisidien und Lykien Im Spatmittelalter. Xavier Planhol. s. 1939. İstanbul. 1958. Doğu Akdeniz bölgesinde bölgenin hâkimlerinden büyük ayrıc alıklar alınarak özellikle kıyılarda bulunan şehirlerde ayrı bir mahalle halinde kurulan İtalyan tic aret kolonileri. limanın önünün bir zinc irle kapatılarak güvenlik duvarı oluşturulduğunu. s. C. Bizans İmparatorluğunun Haç lılar tarafından fethine kadar bazı anlaşmalarla Bizans’a bağlı tüc c ar uluslara aç ık bulunuyordu. bunların Antalya’da da bulunduğunu gezginlerin seyahat 25 26 27 28 29 A.. Manuel Komnenus’un 1143’de imparator olmasından hemen sonra Yahudileri ç ağırtmak ve yemin ettirmek iç in Kibyrrha eot’un başındaki valisinin ( dux ) görevlendirilmesi hakkında bir emirname yayınlamasına kadar sürüp gitmiştir25 . Şerafettin Turan. Doğulu tüc c arların yerlerini bu kez Latin tac irler. Türkiye-İtalya İliş kileri.g.10. Venedikli tüc c arların bu limana serbestç e girmelerine Manuel Comnéne’in 1148 tarihli buyrultusu ile izin verilmişti. Bu anlaşma ile bazı Venediklilere başlıca Levanten kentlerinde de serbest tic aret müsaadesi verilmiştir26 . Paris. çev. Pera’da mezhep mensupları kavgaları aralarına bir duvar ç ekilmesiyle önlenmişti. Böylece devam edip giden bu sorun. İstanbul. Landschaftgeschicte von Pmphylien.e. Bu mahalle kolonilerin etraflarının bir surla ç evrili ve limanın yanında olduğunu. 1153’de Frankların Aşkelon’u ele geç irmesinden sonraki dönemde Akdeniz âdeta bir La tin denizi haline gelmiş. geniş hareket serbestlikleri XII. Wiesbaden.g. III. s. Star.. A. s. Antalya limanı. The Jews of Byzantine Empire . 1964. 2005. Bu karar. Turan’ın tespitine göre. Barbara Flemming.84.23.

şehrin ahalisini dinsel tabiiyetlerine göre duvarlarla ayırarak her birini ayrı mahallelerde oturmaya mec bur etmesidir. Tarih Vakfı. s. Yinanç. Aç ıkç ası S elç uklu Antalyası’nda olduğu bilinen duvarların tarihi S elç uklu önc esine dayanır. s. İstanbul. 1212’de ayaklanarak şehirdeki yöneticileri ve Müslüman ahaliyi kılıç tan geç irip kente bütünüyle hâkim oldular32 . s. S elç uklu taht kavgasının hüküm sürdüğü bir sırada. İşte S elç uklular aç ısından bu ibretâmiz olay. Selçuknâme . Anc ak kentin nüfus ç oğunluğunu oluşturan Rumlar ile Frenkler. 1967. Paul Lucas.134-135. bunun ardından Kıbrıs Latin Krallığı ile ayrıntılı bir tic aret anlaşması yapmıştır33 . s. Kitabevi. C. Selçuklular Devrinde Türkiye . çev. Voyage du Sieur Paul Lucas . Bunun temel nedenini şehrin. Tarzi. İbn Bîbî. çev. İstanbul. isyanın bir gece silahlanan Rumların muhafız ve memurlara saldırarak gerç ekleştiğini kaydeden İbn Bîbî36 gibi dönemin bir S elç uklu kronikç isi vardır. MEB. E. M. İskenderiyeli bir tüc c ar kafilesinin mallarına kentin Frank hâkimi Toskanalı Aldo Brandini’nin el koymasından ve S elçuklu hükümdarı I. Selçuklular ve İslâmiyet. Kıbrıs Krallığı ile yeni bir tic aret anlaşması yaptıktan ve Anadolu’nun en büyük tic aret merkezi sayılan ve doğudan batıda giden veya S uriye ve Irak’tan gelip Karadeniz’e ulaşan yolların kesişme noktasında bulunan S ivas’ta yığılan tic aret kervanlarını harekete geç irdikten sonra aynı amac ı Akdeniz sahilinde gerç ekleştirmek iç in Antalya şehrini fethetmiş. Turan. S onraki dönemde mahalleleri birbirine bağlayan kapıların Cuma namazının kılındığı esnada ve akşamları devamlı kapatılıyor olması. üç ayrı mahalleye ayrılmasına yol aç tı. İstanbul. İstanbul. Antalya’yı. s. 1971. 378. Gıyâseddin Keyhüsrev (1205-1211). şehrin 1216’da yeniden fethinden sonraki günlerde şehrin duvarlarla üç kısma.23–24. Osman Turan. s. Cahen. 1814. Gıyâseddin Keyhüsrev’e meydan okumasından sonraki gelişmeler yol aç mıştı31 . S elçuklu yönetiminin Antalya şehrinde fetihten sonraki günlerde yaptığı ilk işlerden biri. yüzyıldan itibaren Pamfilya ovasını istila etmiş olan S elç uklu Türklerinin Antalya kentinin 5 Mart 1207’de fethine. Paris. Turan Ne şriyat.358. Tome I. Bu dönemde Karadeniz’e aç ılan en önemli liman kenti konumundaki S inop’u Bizans’ın elinden aldıktan (1214).244. Alaaddin Keykubat 1221’de Alanya. H. Akdeniz’de bir ithalat ve ihrac at limanı ve S elç uklu deniz kuvvetleri iç in bir hareket merkezi haline koymuştu.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 133 hatıralarında30 görüyoruz. İzzeddin Keykâvus’un (1211-1220) kentin yeniden fethini gerç ekleştirmesinde yine tic arî ç ıkarlar baskın gelmişti. çev.307. Üyepazarcı. 330. Karadeniz’deki fetihler ile Kıbrıslılar ile anlaşmayı tamamlamak amac ıyla I. bunun gü30 31 32 33 34 35 36 Bir örnek: 1047’de Akka’yı gezen İranlı seyyah Nâsır-ı Hüsrev’in tasvir ettiğ i şehrin Mînâ ve Liman bölgesi Antalya örne ğ ine çok benziyor (Sefername . 1223’te ise S uğdak şehirlerini işgal etmiştir34 . Fetihten hemen sonra S elç uklular ile Kıbrıslı Latinler arasında bir tic aret anlaşması yapan I.49. Selçuklular Devrinde Türkiye . 2007.121. Osmanlılardan Önce Anadolu. 2000. . Rumların isyanının Müslüman ahalinin ve yönetic ilerin Cuma namazına durdukları sırada gerçekleşmiş olması nedenine bağlayan Paul Luc as 35 olduğu gibi. XI. s. A. Turan.

anc ak bu anlaşma kentin bir Cuma günü Müslümanların namazda bulundukları sırada 1212’de Rumların eline geç mesi üzerine hükümsüz kalmıştı. şehrin Selçuklu fethi sırasında iç iç e üç surla ç evrili bir yapısı vardır40 . Ankara. Avram Galanti. C. Zimmîleri duvarlarla ayırma keyfiyetinin Alanya şehrinde de mevc ut olduğunu görüyoruz. Bizans’tan kalma bir koloni mahallesi olan Liman mahallesinde ( Mînâ ) ise şehrin fatihi I. XVI. çev.I. Siyasî Tetkik .403.238.. Bu ma ha llenin çevresini bir duva r kuşatmakta”37 ifadesinde görüyoruz. E. S elçuklu ve Beylikler dönemlerinde varlığını koruğunu. 1970. Anadolu ve Konya’nın güneydeki doğal ç ıkış yeridir ve Mısır ile tic aretin en büyük limanıdır. Antalya’da olduğu gibi Alanya’da da bir kısımdan diğerine müstahkem avlulardan geçile- 37 38 39 40 41 İbn Battûta Seyahatnâmesi. Kültür Bakanlığ ı.381-383. Bitmez-Tükenmez Anadolu. s. Ökte. Selçuklu’dan önc eki dönemde burada Müslüman ve Yahudi tüc c arlar da oturuyor. S elç uklu fethinden önc eki günlerde Kıbrıs’ın hâkimiyetinde bulunan Antalya. Türklerin tarafını tutmuştu.134 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 venlikten kaynaklanan nedenlerle yapıldığı anlaşılıyor. s. 22 Oc ak 1216’da Antalya’nın yeniden fethinden sonra ise -Rumlara olan güvensizliğin de etkisiyle. Nitekim Koloni-mahallelerin Antalya şehrinde Mînâ adıyla kurulduğunu. S. Mehmet Önder. Roma döneminde Kıbrıs Yahudi c emaati ile temas halinde bir Yahudi c emaati bulunan Alanya’da39 S elç uklu ve Osmanlı dönemlerinde müstakil bir Yahudi c emaati oluşturac ak sayıda Yahudinin bulunduğuna ilişkin bir kayıt yoktur. yüzyılın başlarında Alanya’yı gezen ve şehrin kaba bir resmini yapan Pîrî Reis. Tarihî. Pîrî Reis. Türkler ve Yahudiler.g. yüzyılda Antalya şehrine gelmiş olan ve İskenderiye’deki Yahudi c emaatiyle birlikte ç alıştığı anlaşılan Antalyalı Yahudi tüc c arlar. Aslında Alanya kalesinin kurulu bulunduğu yarımadayı ç evreleyen ve onu üç esas kısma ayıran ve bugün halen ayakta duran surlar şehrin fatihi ve yeniden kuruc usu Alâeddin Keykubad döneminden kalmıştır. XI. s. yerliler (Rumlar) ile Franklar arasında rekabete sahne olmuştu ve Rumlar.ikiye ayrıldığını41 gösteriyor. fetihten sonraki dönemde ise yalnızc a Hristiyan tüc c arlar bulunuyordu38 . 1988. s. 1947.e. C. 2004. Z.13. A.Antalya şehrinde yaşayan üç dinsel grup eskiden var olan duvarlar ihya edilerek mahalle haline getirilmiştir. Aykut. 611).IV. İstanbul. şehrin bir duvarla -aşağı ve yukarı olmak üzere. İstanbul. Kitab-ı Bahriye . İstanbul. S elç uklu döneminde Hristiyanlar ve Müslümanlar gibi ayrı bir mahallede yaşamaya devam etmişlerdir. Gıyâseddin Keyhüsrev tarafından korunan Hristiyan tüc c arlar oturuyordu. Yapı Kredi. ed. Şehrin ahalisi arasında Ermeni kilisesine ba ğ lı olanlar da bulunur (Heyd. a. anc ak kalenin. Bu dönemde Antalya. s. . 1207’de kentin fethinden hemen sonra Venedik ile bir tic aret anlaşması yapılmış. İbn Battûta’nın 1332’de gördüğü Antalya’ya ilişkin seyahat hatıratında “Hıristiya n tüccarlar ‘mînâ’ [=liman] a dıyla anılan semtte oturma kta dırla r.

Isparta. Samsun.113. Selçuklular ve İslâmiyet. Antalya şehrinde oturan milletler ortalık kararınc a ve Müslümanlar Cuma namazını kıldıkları sırada mahallelerinin kapılarını kapatmak zorunda olduklarını Antalya şehrini gezip gören hemen bütün seyyahlar dikkatli bir şekilde yazıyorlar. Ali Yıldırım. Antalya IV.128. İstanbul.46 bu ayırma işlemin eskiye oranla zamanla yumuşatıldığını gösteriyor. Kayseri. Leiser. Antalya. 2002. Bu duvarların aslında şehrin tahkimatına yönelik olduğunu ve zaman iç inde -İstanbul’da. Turan. Alanya Kitâbeleri. Bunun için bkz: S. çev. Redford-G. 2000. 2008. “ Bir Selçuklu Şehri Olarak Antalya” .38-43. Behset Karaca. İranlı. 2002. s. Ta ş a Yazılan Zafer/Victory Inscribed. Yüzyıllarda Teke Sanca ğı. Alanya. Erzurum ve Malatya gibi şehirler oldukç a gelişmiş bir durumda bulunuyordu. ve XVI. Erzincan. . yeni surun eski surla birlikte yeni bir İçka le ortaya ç ıkarmış olduğunu. Mübarizeddin Ertokuş’un ikinc i kez vali olduğu sırada (1216) Sultan İzzeddin Keykâvus döneminde yaptırıldığını. S elçuklu döneminde uluslararası tic arî mübadele ve hareketlerin ilerlemesi sayesinde büyük kervan yolları üzerinde bulunan Antalya. Tuncer Baykara. Alanya . DAKTAV. Konya. Selçuklu Semineri. Antalya şehrindeki surların44 ise fetihten sonraki üç aylık yoğun bir ç alışma sonucunda (22 Oc ak-19 Nisan 1216) bir ihtiya t tedbiri olarak yapıldığını. 42 43 44 45 46 47 Alanya kalesinin ve şehrinin bölümleri için bkz: Vasos Voyacoglu. 1225 yılında şehre yığılan Türkmen nüfusunu kalenin iç ine yerleştirmek amac ıyla S ultan I. Bu şehirlerde İtalyan. Osmanlı Antalyası’nda olduğu gibi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 135 rek ulaşılırdı42 . Ankara. Tunc er Baykara. Müslüman Türkler ise Kıbrıs’ın Magosa şehri ile Suriye’nin ve Kırım’ın bazı şehirlerinde tic aret yapmak amac ıyla yerleşmiş idiler47 .137. S ivas. 2002. Alaeddin Keykubad tarafından aynı tarzda ikinc i bir duvarın yapıldığını. Antalya.32-33. benzerinin Uluborlu ile Niksar’da da bulunduğunu. XV. Fakülte. s. Mahallelerin duvar ve surlarla ayrılması keyfiyetinin Osmanlı döneminde de devam ettirildiğini. Kale Kapısı’ndan ( Şâ hrâh ) Taş Mescit’e uzanan bir şekilde kentin 1⁄3 oranında ikiye ayrıldığını ve duvarın üzerindeki burç ların ha sım ta rafın doğuda olac ak şekilde yerleştirildiğini gösteriyor. İstanbul Fetih Cemiyeti. surların. Fransız. S uriyeli ve sair halkların yanısıra Yahudi mahalleleri oluşmuştu. Yüzyıllar). Türkiye’nin Sosyal ve İktisadî Tarihi (XI-XIV. zimmîlerin oturdukları mahallelerde Müslüman Türklerin de oturmaları gerç eği. bundan sonra iki sur arasında Türkler tarafından Ahi Yusuf Mesc idi’nin yapılmış olduğunu45 yazıyor. bundan on yıl kadar sonra. s. A. s. Niksar’da ve Alanya’da olduğu gibidinsel ve ırksal grupları birbirinden ayırmak amac ıyla yeniden yapılandırıldığını43 anlıyoruz. Yönetim merkezinde olduğu gibi kenti mahallelere ayıran duvarlar ve surlar da Bizans’tan devralındı. s. S elçuk ve Osmanlı Alanyası’nda bir mahalle oluşturac ak nüfus yoğunluğu olmayan Yahudilerin Rumların semtlerinde oturduğu söylenebilir. 1993. Ozil.

anc ak şehrin hâkimi Müslüman Türkleri Rumlardan ve Yahudilerden birer duvarla ayırma işleminin Niksar. 1524’te Buda’yı alan Osmanlılar.145. Budin’in 1526 yılında fethine ilişkin bir an- .6-7). ed. çev. B. Eren. s. Borgulu. bunların Fransız Krallığı’ndan kovulmuş olduğunu belirtiyor49 . Yahudilerin de bir zaman sonra Balibey Mahallesi tarafına taşındığını ve XX. s. çev. Arslanta ş. İstanbul. Ch.I. N. Arda. Bernard Lewis. Örneğin Mac ar krallarının başşehri Tuna’nın sağındaki Buda (Budin) şehrinin XV. Antalya’daki durumun Konya. Türk Yahudileri Tarihi. S u Ş ehri. İstanbul. Gözlem. 1432’de Buda’yı gezen Fransız gezgini Bertrandon De La Broquiére. Kaknüs. s. ç ağdaş kimi monarşiler tarafından da uygulandığına tanık oluyoruz. 2000. İstanbul. bu durumda İbn Battûta’nın 1332’de gördüğü etrafı duvarlarla ç evrili bir Yahudi mahallesinin gerçek olmaması gerektir. ç ünkü S üleyman Fikri Erten’in ç iziminde gösterilen üç mahalleden ikisinin Türklerle iskân edilmesi sonuc unda geriye ç oğunluğunu Rumların oluşturduğu bir mahalle kalıyor ki.136 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Bu durumda Antalya Yahudi c emaatinin etrafı duvarlarla ç evrili ayrı bir mahallede oturması imkânsız hale geliyor. Yüksek şehir. s. Süleyman Fikri Erten. a man dileyen binlerc e Hristiyan ile Yahudiyi Buda’dan sürgün olarak Edirne. oradan Bosna’nın Rahiç kasabasına geldiğ ini belirtiyor (Musa Seyirci.43. Ankara. anc ak zaman iç inde Müslüman Türklerin Rumlar tarafına doğru genişleyerek nüfusun ç oğunluğunu oluşturduğunu. Fikri Erten (1876-1962) Budalı İmamzâde ailesine mensup oldu ğ unu. 1170’de İstanbul’u ziyaret eden Yahudi seyyahı Tudelalı Benjamin.30-31. İstanbul. Naim Güleryüz. Alâeddin Camisi ile Ahi Yusuf Mesc idi’nin ç evresindeki kısımda ise Müslümanların oturduğunu. S elanik ile İstanbul’un yanısıra başka yerlere yerleştirmiş ve nüfus kütüklerine Buda lı Sürgünler şeklinde kaydetmiştir50 . Pera’da Rabbanî ve Karaim Yahudileri arasında sıkç a vuku bulan kavgaları önlemek amac ıyla aralarına yüksek bir duvar ç ekilmiş olduğunu yazıyor48 . Yahudi Mahallesi. 1996. 1994. Deniza ş ırı Seyahat. Birç ok İslâm ülkelerinin yanısıra S elç uklu ve Bizans’taki uygulamaların. C. Antalya Livası Tarihi (1922) müellifi S. Bizans’ta zimmîleri duvarlarla ayırma durumu yalnızc a Hristiyanlar ile Yahudiler arasında değil. Schefer. yüzyılda şu altı mahalleye ayrılmış olduğu görülüyor: S aray Mahallesi.276-277. Şener. İslam Dünyasında Yahudiler. Yukarı Mahalle ve Aşağı Mahalle. Alanya gibi bazı şehirler iç in de geç erli olduğunu. çev. 1993. farklı mezhep mensubu Yahudiler arasında da uygulanıyordu. burada Fransızc ayı ç ok iyi konuşan birç ok Yahudi bulunduğunu. s. yüzyılın ortalarına kadar burada yaşadığı anlaşılıyor. Antalya ve Alanya gibi birkaç şehirle sınırlı olduğunu görüyoruz. S. 2001. 48 49 50 Ortaça ğ’da İki Yahudi Seyyahın Avrupa. Antalya. Asya ve Afrika Gözlemleri. İ. İstanbul’da Yahudilerin oturduğu Bahç ekapı ile Ayasofya arasındaki mahallenin surlardan denize doğru ç ıkış kapısı olan ve Yenicami c ivarında bulunan mahalleye Bizans döneminde Porta Hebra ica/ Porta Judeca denirdi. Makbule ve Barbaros mahallelerinin bulunduğu kısımda Ermeniler ile Rumların. Şu halde bugünkü Civelek Sokak ile Hesapç ı S okak arasında bulunan etrafı duvarlarla ç evrili mahallede Yahudilerin. İmge.

yalnızca Yahudiler kalmıştır. güney-doğusunda Rumlar. Kanunî Sultan Süleyman.70. Müslüman ve Yahudi mahalleleri ile Yönetim (İç kale) ve Tic aret (Mînâ=Liman) semtleri. Bu tasnif ve gözlem klasik bir Ortaç ağ Türk-İslâm şehrinin sosyal yapısını gösterir. Müslüman (ve Türkler) ahalinin ise şehrin ta m merkezinde oturduğunu. “ Kudüs’e Giden Alman Hacılarının Türkiye İzlenimleri” . “ Antalya” . İbn Battûta Seyahatnâmesi. Şehrin bir bölümünde 51 52 53 54 latıda Osmanlı ordusunun şehre girmeden önce Hristiyan halkı çoktan şehri terk etmiş. s. X. bulundukları yerin etrafının bir surla ç evrilmiş olduğunu. Ş ehrin esas kısmı olan Liman’ın batısında ve kuzey-doğusunda Müslüman Türkler. TDV. Nu.403. 1991. Türkler ve Yahudiler . Yahudilerin de kendilerine ait bir yerleşim alanları bulunduğunu. şehrin beyi ile ailesinin ve devlet erkânı ile kapıkullarının oturdukları semtin ( İçka le) diğer taifelerden tamamen ayrılmış olduğunu. C.234. Cuma vakti ve her gec e bu duvarın kapılarının kapalı tutulduğunu. en eski şehrin ç ekirdeğini oluşturur ve kadim ç ağlardan kalmadır52 . yüzyılda ise kara tarafına ikinc i bir sur yapılmış ve şehrin gelişimi ve temel yapılanımı sağlanmıştır. XV. Budin dışında karşılayarak şehrin bütün anahtarlarını kendisine sunan heyetin ba şında bulunan Yozef ben Salamon Eskenazi’ye bir ferman vererek kendisini ve ailesini ve kendinden sonraki bütün sülalesini süresiz olarak her türlü vergiden muaf tutmu ştur (Güleryüz. orta kesiminde ise Yahudiler oturuyor. 1978. Bu durumda Antalya şehrinin beş bölüme ayrıldığını görüyoruz: Hristiyan. İstanbul. s. pazar ile ç arşılar Türklerin oturduğu kesimde bulunuyordu53 . yüzyılın ilk yarısında kaleme alınmış bir Köln Seya ha tna mesi’nde Antalya şehrine ilişkin şu satırları okuyoruz54 : “Antalya güzel bir şehir. onların etrafının da bir surla ç evrili ve ka le gibi olduğunu yazıyor. bütün şehrin etrafını ve söz konusu ettiği semtleri de iç ine alan geniş surlar tarafından kuşatıldığını anlatıyor51 . C. Kalenin surları için bkz: Besim Darkot.I. şehrin merkezinde bir Cuma Câmii (Yivli Minare) ile medresenin. Rum.461. Diyane t İslâm Ansiklopedisi.532. İslâm Ansiklopedisi. ayrıca bkz: Galanti. s. burasının da yine büyük bir duvarla ç evrili durumda olduğunu belirtiyor.234-235. s. Rumların oturduğu mahallenin ç evresini birer duvar kuşattığını. s. s. s. Yahudi gibi yabanc ı tüc c arlar da ikamet ediyorlardı. Liman’ın etrafını kuşatarak şehri talî kısımlara ayıran surlar. şehrin a sıl ha lkı dediği Rumların başka bir mahallede oturduklarını. Alman profesörü Dr.I. S elç uklu döneminde Mînâ ’da Batılı Hristiyan tüc c arların yanısıra Arap. C. Ragusa şehri gibi her dinden. “ Antalya” .III. Ş ehir Helenistik dönemde Liman’ı kuşatan ve doğuya doğru uzanan kesimde iken. her ırktan insana hoşgörü ile kuc ak açan bir şehir olan Antalya. pek ç ok hamamın. konumu aç ısından örnek ve sembol bir durum arzeder. . Feridun Emecan. C. İstanbul. “ Antalya” . düzenli planıyla kalabalık ve zengin ç arşılar bulunduğunu.I. Türk Yahudileri Tarihi. sa nki üç a yrı şehirden oluşuyormuş gibi. Biraz farklı bir yerle ştirme için bkz: Emecan.XLVI (Temmuz 1982). Antalya’nın S elçuklu mirası sosyal yapısını İstanbul’un fethine (1453) kadar koruduğu anlaşılıyor.36).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 137 1332’de Antalya’ya gelen İbn Battûta. sonradan güney-doğudaki geniş alan bir surla ç evrilerek asıl şehre katılmıştır. Diyane t İslâm Ansiklopedisi. MEB. Wilfried Buch’un ifadesiyle. Duva rla rla ve hendeklerle üç kısma a yrılmış. Belleten.

Fetihten sonraki günlerde yeni başkent İstanbul’un yeniden imar ve iskânı amac ına yönelik olarak Antalya’dan İstanbul’a sürgün edilen bir grup Yahudi. Şehirde çok sa yıda Hıristiya n tücca r var. yeni başkent İstanbul’un yeniden imar ve iskânı amac ıyla yapılan göçler sonucunda Osmanlı döneminde küç ük bir azınlık haline gelmiştir. diğer bölümünde otura n Ya hudiler cuma rtesiyi ve üçüncü bölümde otura n Türkler (Müslümanlar) ise Cuma gününü ta til sa yıyorla r. Phaselis. Bu zorunlu iskân sonuc unda buralarda âdeta tek bir Yahudi bile bırakılmamıştı55 . Perge. gören ve yazan Fransız gezgini Paul Luc as gibi bir Batılının gözlemleri ile de örtüşmektedir. bir yüzyıl kadar önc e. bölgenin en yoğun Yahudi yerleşim yeri olan S ide’nin Araplar tarafından tahrip edilmesi üzerine Antalya kentine göç müşlerdir. Bizans döneminde ise Hristiyanlaşma yoluyla Helenleşme durumuna maruz kalmışlar. 55 56 Lewis. Pamfilya Yahudi c emaatine ilişkin tarihî verileri Bergama Krallığı döneminden itibaren izleyebiliyoruz. yüzyılın başlarında S elç uklu Türkleri tarafından alınan Antalya kentinde dinsel bir c emaat olarak müstakil bir mahallede oturan şehrin Yahudileri.” Bu satırlar. Üstelik sonraki dönemde. Türkler ve Yahudiler . Attaleia kentlerinde oturuyorlardı. Bu dönemde Pamfilya ile Likya’nın gelişmiş kentlerinde dağınık durumda bulunan Yahudiler. S ide.16. s. XVII. Gayri-Müslim c emaatlere hukukî bir statü veren Fatih S ultan Mehmet ise İstanbul’un fethinden sonraki dönemde bir fermanla Balkanlardan ve Anadolu şehirlerinden ç ok sayıda Yahudiyi getirterek başkent İstanbul’a yerleştirmişti. XIII.142. yüzyılda şehri gezip. Roma döneminde Myra. s. Bu gözlemler aslında bir gerçeğin ifadesidir. Sonuç olarak. onlar pazar gününü.138 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Hıristiya nlar oturuyor. 1332’de şehri gezip gören İbn Battûta’nın seyahat hatıraları ve gözlemleri ve dönemin tarihsel gerç ekleri ile koşutluk iç indedir. . İslam Dünyasında Yahudiler . Galanti. burada c emaatlerinin adına birer sinagog da kurmuşlardı56 .

Ötüken. Fütûhü’l-Büldan. Bitmez-Tükenmez Anadolu. TDV.(1997). Tuncer. “Antalya”. -Bosch.III. Taşa Yazılan Zafer/Victory Inscribed. London. Atlan. Çavaş. – Leiser. M. -Heyd. Arda. -Mansel. (1970). Turkey’s Southern Shore. Şalom. İstanbul. İstanbul. Kitab-ı Bahriye. (1967). Paul. . Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor. Antalya. MEB..3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 139 BİBLİYOGRAFYA -Balard Michel. 1948 Yılı Kazılarına Dair Rapor. (2004). Turan Neşriyat. Hampshire. Antalya Livâsı Tarihi. S. Pisidien und Lykien Im Spatmittelalter.. Clemens Emin. Osman. C. Maarif Vekâleti. çev. (1967). -Moğol Hasan. Barbara. çev. (2007). Arif Müfid. -Baykara. İstanbul. Karal.(1979). S. Wien. Feridun.. Nevzat. Wiesbaden. -Baykara Tuncer. K. Ankara. E. M. Z. (1988).I. J. İstanbul. C. ve XVI. “Bir Selçuklu Şehri Olarak Antalya”. -Goitein. Cities. Voyage du Sieur Paul Lucas. Tarihî. (1991) “Antalya”. Wilfried. Kültür Bakanlığı. (1978). Xavier. Kitabevi. (1955). İstanbul. Antalya. C. . -Belazurî. (1814). ed. İstanbul. Türkler ve Yahudiler.I.XLVI. (2005). çev. -Hellenkemper. C. Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası. Kitabı Mukaddes/Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil). (2000). Bertrandon De La.(1996). -Çevik. Isparta. -Karaca Behset. Gözlem. Ankara. -Mansel. Yinanç.. -Redford. A Mediterrenean Society. N. Diyanet İslâm Ansiklopedisi. Nu. -İbn Battûta Seyahatnâmesi. H. -Lewis.W. Yüzyıllar). (1956). (2009). C. (1947). çev. Besim. (2004). -Önder Mehmet. -Güleryüz Naim. (1997). Yakın-Doğu Ticaret Tarihi. XV. (2000). R. -İbn Bîbî. M. (2001). -Cahen. Selçuklu Semineri. Ankara TTK. Ankara. S. (2008). İstanbul. S. çev.Mansel Arif Müfid . Asya ve Afrika Gözlemleri. Denizaşırı Seyahat. Osmanlılardan Önce Anadolu. Mehter. -Planhol. -Broquiére. TTK. Türkiye’nin Sosyal ve İktisadî Tarihi (XI-XIV. çev.De La Plaine Pamphylienne aux Lacs Pisidiens Nomadisme et vie Paysanne. İstanbul. Paul R. (1939). Selçuknâme. George E. Landschaftgeschicte von Pmphylien. Ankara. -Star. A.. Selçuklular ve İslâmiyet.I. İslâm Ansiklopedisi. Side Agorası ve Civarındaki Binalar. Bernard. Pamphylia Tarihine Dair Tetkikler. -Sefername. E. Jewish Communities in Asia Minor. (1957). Üyepazarcı. (1956). . Side Kılavuzu. Ankara. Cambridge. A. Hansgerd – Hild. (1964). İstanbul. Tarzi. -Galanti Avram. İstanbul. İstanbul. -Ramsay. -Darkot. (2000). W. -Lucas. -Bean George E. Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften. -Emecen. çev. E. Kaknüs. -Flemming. (1338). Türk Yahudileri Tarihi.Tabula Imperii Byzantini. -Bean. Pektaş. (1958). İstanbul. Şener. İstanbul. Tome I.. Ankara. C. -Buch. Antalya IV. Ankara. Antalya Tarihi. Ortaçağ’da İki Yahudi Seyyahın Avrupa. İstanbul. Teil 1. İstanbul. 69.IV. Berkeley. (2000). Paris. Clive . Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları. The Jews of Byzantine Empire. G. (2004). -Tudelalı Benjamin. çev. çev. Arif Müfid. (1993). İmge. (2002).II. TTK. MEB. -Turan Osman. İslam Dünyasında Yahudiler. Z. (1982). S. ed. (1976). İstanbul. (1993). Athens. Selçuklular Zamanında Türkiye. İ. Siyasî Tetkik. “Likya’da Yahudi Varlığı İlk Kez Kanıtlandı”. Z. çev.I. Matbaa-i Âmire. B. Ugan.İnan Jale. -Pîrî Reis. İstanbul. -Trebilco. Yapı Kredi. Friedrich. -Turan. MEB. Süleyman Fikri. Ch. Arslantaş.D. çev. (1960). (1996). Schefer. İstanbul. University of California Pres.. Yüzyıllarda Teke Sancağı. Ökte. -Foss. Aykut. . (1971). Belleten. İlkçağda Antalya Bölgesi. Band 8: Lykien und Oamphylien. C. (1967). “Kudüs’e Giden Alman Hacılarının Türkiye İzlenimleri”. Yazıt Nu. İstanbul. Paris. C. çev. -Erten.

İstanbul. İstanbul Fetih Cemiyeti. Şerafettin. Alanya. çev. C. Z. İstanbul. (2002).Tarsuslu Paulus’un Üç Dünyası. Ozil. Alanya.I. Metis. Ali. . DAKTAV.. Alanya Kitâbeleri. İstanbul. -Voyacoglu. İlkgelen. Vasos. R. -Wallace. –Williams W. (2002). A. Türkiye-İtalya İlişkileri. -Yıldırım. çev. Z. (1999). (1990).140 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -Turan.

Because of this drought.com . Help * ** Doç.sari@hotmail. many families exposed to lackness of food and drink and some of them abandoned their places. Dealing with the agriculture by most of the citizens of this region increased the exposure ratio from the drought. çoğu aile yiyeceksiz kalmış ve bu yüzden bir kısmı yerlerini terk etmişlerdir. bu yörelerin halkına Hilâl-i Ahmer (Kızılay) ve Ziraat Bankası vasıtasıyla yardımda bulunmuştur.com Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Doktora Öğ rencisi. they were able to continue their agricultural life. The Central Anatolia Region was the most affected area by this drought. Anahtar Kelimeler Kura k lık . Dr. Even some death incidents occured in some areas and the government helped the people of thes e regions by means of Hilal-i Ahmer and Agricultural Bank. Hila l-i Ahmer. m. the public was able to breathe a sigh of relief and especially thanks to the debt suspension of Agricultural Bank. Issue : 5 Pa ge : 1 4 1 -1 76 CUMHURİYET DÖNEMİNDE YAŞANAN KURAKLIK FELAKETLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Necmi UYANIK* Muhammed SARI∗∗ Özet Cumhuriyet döneminde yaşanan en önemli kuraklık 1928 yılında meydana gelmiştir. kuraklıktan etkilenme oranını artırmıştır. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Hilâ l-i Ahmer. Ya rdım AN ANALYSIS OF THE DROUGTH DISASTERS IN THE P ERIOD OF REP UBLIC Abstract The most important drought in the period of Republic occured in 1928. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 4 1 -1 76 Ye a r: 2 0 1 1 . Thanks to these helps. Hatta bazı bölgelerde ölüm olayları bile meydana gelmiş olduğundan hükümet. Fa mine.. Key Words Drought. Nitekim bu kuraklıkla birlikte. Bu bölge halkının çoğunlukla ziraatle meşgul olması. Bu kuraklığın en etkili olduğu saha ise İç Anadolu olmuştur. necmiuyanik@hotmail. Kıtlık . Bu yardımlar sayesinde halk rahat bir nefes alabilmiş ve özellikle Ziraat Bankasının borçları ertelemesi sayesinde üretici durumlarına devam edebilmişlerdir.

6 Bunun netic esinde pek ç ok kişi ya ölmüş. Yıl:10. bitki hayatının ve daha doğrusu toprağa bağlı hayatın. Buna karşılık. 1874. Şevket Ra şit. “ Halk Şiirinde Tarihi Kıtlıklar ve Kuraklıklar” . şeklinde dile getirilmiştir. ç iftç inin büyük sıkıntılar ç ekmesine sebep olmuştur2 .142 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Kuraklık. S. o yıl az mahsul toplanabilmişti. C. s. % 40 ve hatta bazen % 50’den fazla azaltan soğuk. 6 Temmuz 1945. Hiç şüphesizdir ki Anadolu. İstanbul’da bile Haliç ’i buzlar tutmuştu.31. Tarih ve Toplum. yani kuraklıktan kaynaklanmıştır. ya da şiddetli soğukların ve kuraklığın neticesi olarak görülmüştür.8. Bu sıkıntıların başında.135. Nisan 1990. Dönüm.4. Temmuz 1974. Bu tür iklim şartlarının etkisi ise en ç ok İç Anadolu vilâyetlerinde görülmüştür. kuraklığa veya daha genel bir tabir ile gayrimüsait senelere daha sık tesadüf edilmektedir. gelişme olanaklarının kısıtlandığı bir doğal yaşam ortamıdır1 . yüzlerc e köy ise mahsur kalmış. Ekonomisi daha ç ok toprak ürünleri üzerine dayanan Türkiye’nin.133. Yıl: 1974. 1845. halkın uzun seneler ç ekmek zorunda kaldığı kıtlık felâketi gelmektedir. Hayat Tarih Mecmuası (Tarih ve Edebiyat Mecmuası). s. Buna mukabil mahsulü tamamen değilse bile. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri B . Buna örnek olarak. 1939. hatta bazen kar kalınlığı telgraf direklerinin boyuna ulaşınc a haberleşme imkânları da kesilmiştir. Orta Anadolu’da kuraklık ve kıtlık o kadar etkili olmuştur ki. s. 76. s. tabiat tarafından hassas bir şekilde ç izilmiş olan yağış karakteri. Bunlardan Osmanlı döneminde olanlarından bazısı yazılmıştır. masallara ve destanlara girerek herkes kuraklık ve kıtlığın ne olduğunu bilir hale gelmiştir4 . Yaşanan kuraklıklar iç erisinde en tesirli olanı 1874 yılında meydana gelmiştir. S. İktisadi Yürüyüş . 1942 ve 1945 senelerini de ikinc iye örnek olarak verebiliriz 3 . % 30. Umran Emin Çöla şan. Sinan Kuneralp.36. Bu destanlarda halkın o zamanki 1 2 3 4 5 6 Nihat Uluocak. “ Kuraklık ve Memleketimiz” .7. S. Bu sıkıntılı yıllar. 2. “ Kuraklık ve Kıtlık” . S. . Nejat Berkmen. Yıl: 2. s.11. Orta Anadolu'da yoğun kar ve don yüzünden yollar aylarca kapalı. S. s. 6. Bu tür felâketlere Türk tarihinin her safhasında tesadüf etmek mümkündür. ya da bulundukları yerleşim yerini terk ederek kendilerine yeni hayat sahaları aramaya başlamışlardır. 1887 ve 1928 senelerini birinc iye ve 1935. “ Orta Anadolu’da Kıtlık (1873-1875)” . Cahit Öztelli. Yıl: 6. tarih boyunc a büyük kuraklık ve kıtlıklar yaşamıştır. Haziran 1935. 1874 yılında meydana gelen korkunç kıtlık hakkında birç ok halk şairi destanlar meydana getirmişlerdir. sonbahar aşırı yağışlı. kış ise bütün ülkede fevkalade sert geç miştir. Tarihte kıtlık seneleri diye bilinen seneler ya vakitsiz yaşanmış. halkın iç inden yetişen ozanları dokunaklı feryatlarla dile getirmişlerdir.9. 1873 yazı Orta Anadolu'da kurak geç inc e. S. 54. “ Orta Anadolu`da Kuraklık” . birç ok seneler yurt ekonomisinin sarsılmasına. C. Ocak 1948. “ Kuraklık ve Kurak Bölgelerin Özellikleri” .2. Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı Dergisi. Öyle ki. Ancak bu tür kıtlık seneleri daha ç ok yağış azlığından. 1845 kuraklığı Kayserili bir ozan tarafından “erdi bu kıtlığa nice çok diyarlar-cümlesinden ehven oldu bu civar”5 .

Age. perişan hâli. Leon Robinowicz. 8 9 10 . “ Aksaray Folklorunda Yapraklar Aksaraylı Bir Halk Şairinin Dilinden 1290 Kıtlığ ı” . Nüfus Meselesi. fakat ç obanlık yüzünden yarı yarıya terk edilmiş ve kuraklık yüzünden de tamamıyla harap olmaya mahkûm gibi duran Obruk Köyünün kenarında. Bu tesir 1930’lu yıllarda dahi sürmüş. yüzeyi yerden on metre alç akta ve suyunun derinliği 130-140 metre arasında olan. Öyle ki. İktisat Matbaası. bilhassa 1928 yılında Orta Anadolu’da meydana gelen kuraklığın tesirleri büyük olmuştur. hatta yirmi ürün vermekteydi9 . Christiansen-Weniger ağaç kütüklerinden yaptıkları araştırmalarda. Bu tarihten sonra ise. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 143 muzdarip ruhu. bu tarihlerde Karadeniz de dâhil olmak üzere pek ç ok bölgeyi etkisi altına almıştır. (Çeviren: Alaettin Cemil). yağışsızlığın sebep olduğunu ortaya koymuşlardır8 . Örneğin Beyşehir Gölü’nün aç ılmasından evvel tarlalar. s. iç erisinde yaklaşık 7. doğal olarak bu durumdan en ç ok etkilenen bölge olmuştur. s. Ağ ustos 1952.354.s. ç iftç inin bu tür su kaynaklarını kullanma zahmetinde bulunmaması ile. A. Nitekim Konya’nın kuraklıktan en muzdarip bir nahiyesinde dört yüz haneli. Buradaki en büyük eksiklik. İlmî bir inc elemeye dayanmamakla birlikte. ç iftç ilerin bilgilerine. samimi bir dille ifade edilmiştir7 .000 metreküp su bulunduran volkan gölü bulunu7 Çekildi pınardan tükendi mâ’lar Lodos yeli bulutları kovalar Rahmetten müberrâ oldu havalar Tutu ştu ciğ erler büryan içinde O zaman bir hırstır dü ştü insana Çok gavga kıldılar âb-ı revana Çıkmaz oldu zahireler meydana Bulunmazdı sevkı sultan içinde Acayiptir hele dünle bu sözü Bahar geldi gövermedi yeryüzü Hazret-i lemyezel bununla bizi Terbiye eyledi bir an içinde. 1928 yılından bu yana olan tarihlerdeki kıtlık veya fena mahsule. Her ne kadar yağış azlığı burada kıtlıklar meydana getirmişse de.8. ç ok düşük bir verimdeyken sulama sayesinde bire on. Yıl:2. Yağışın en az düştüğü bölge olan Orta Anadolu. Ankara 1930. Uygulanmakta olan ziraat tarzının da kuraklığın şiddetini arttırmada büyük tesiri olmuştur.. Kızılırmak’ın kendi tabi seviyesiyle sulayabildiği yerlerdeki mahsuller gayet iyi durumdaydı10 . agm. yaşanan kuraklığı sadec e bu etkene bağlamak doğru olmayac aktır.353. Doğal olarak buralarda kuraklıktan ç atlamış ve mahsulleri yanmış tarlaların bulunması büyük bir tezat oluşturmaktaydı.4. bu ovadaki topraklar ziraate gayet elverişliydi.12. Nejat Berkmen. KURAKLIĞIN SEBEP LERİ VE TESİRLERİ Prof Gassner ile Prof. S.. Hasandağı. gökten düşec ek yağmurlardan medet bekler hale gelmiş olmasıdır. Kızılırmak’a sahildar olan köylerdi. Yine Kırşehir ve Aksaray’da kuraklıktan en çok etkilenen köylerin bir kısmı. kanaatlerine ve yüzeysel bir bakışla bile görülen duruma göre.

kuru ekmeğini bile karşılamayan bu gibi ailelerin erkeklerini. S. İyi damızlık boğası yoktu. age.144 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yordu. birkaç ç iftç inin hayvanının sulanmasından başka işe yaramıyordu. 840 kilosunu ise en az beş nüfuslu ailesinin ekmeklik ihtiyac ına ayırıyordu. Kurumsal bir teşkilatlanma gerçekleştirilebilseydi. Bu sebeple inekleri sütsüzdü.. yemsiz. s. Yine ç iftç i toprağı iyi işleyen ve mahsulü ç abuk ve uc uz eken orak.357. Çiftç inin ziraat iktisadına ait teşkilatsızlığı. Zihni Derin. Tarım Bakanlığ ının Küçük Su İşlerine Ait Hayırlı Bir Te şebbüsü ve Bu İşte Muvaffak Olma Şartları” . ağaç tan mahrum bir hâle gelmişti. hükümete olan vergisi ve tüc cara olan borcunu ödeyebilmek iç in. Anc ak bu su. Nisan 1952. kuraklığın vahametini artırıc ı bir etken olmuştur. mısır ve darı gibi yaz mahsulü ekilmiyordu.. Ziraat ve Ticaret Gazetesi. otsuz. Bu sebeple ç iftç i. . kara sabanı bile ç ekemeyecek derec ede küç ük ve c ılızdı.. s.355. bir de ç iftç inin ziraattaki yanlış usulleri ekleninc e tehlike bir kat daha artıyordu. s. samansız ve bakımsızdı. Leon Robinowicz. ç iftç ilerin genellikle ziraatlarını arpa ve buğdaya dayandırmaları olmuştur. ahır ve basit ziraat aletleri yapac ak keresteden. “ Küçük Çifçilerimizin Zirai Dertleri. s. Bir yetersiz yıllık ziraî üretim. tarlaları gübresiz ve toprakları da verimsizdi. Bu süreç te sıkıntıyı meydana getiren ziraat tarzından biri.. en azından emeğin inisiyatifi aç ısından ç iftç inin ayakta kalması yolunda önemli bir alt yapı sağlanmış olabilirdi. diğer yarısı da ekilerek. Odun yerine sığır gübresinden yapılmış tezeği yakmakta olduğundan. yemek pişirmek ve kışın ısınmak iç in gerekli yakacak odundan mahrumdu. Çift öküzleri değil demir pulluğa. ziraî itibar sandıkları ve teşkilatları ile hatta daha basitleri ve ilkelleri olmuş olsaydı. Leon Robinowicz. ç iftç ilerden ç oğunun ziraata elverişli ortalama kırkar dekar arazisi ve birer ç ift c ılız öküzü bulunuyordu. Bu buğdayın 360 kilosunu diğer yılın tohumluğuna.11 S ulama kaynaklarından faydalanılmaması netic esinde bütün kurak bölgeler. güc ü yetenlerinin. age. hava uygun giderse 1.93. inekleri ve çift öküzleri.358. agm.146.200 kilo kadar buğday kaldırılabilirdi.095 kilo buğdaya ihtiyac ı oluyordu. Bunun yanında.13 Öyle ki. Fakat ç iftç i bu tür imec e usullerini uygulamazken. s.93. Zihni Derin. Üretim kooperatifleri. seksen bin liralık bir sermayenin teminini sağlamıştı15 . Hiç olmazsa kaybettikleri yiyeceklerini. eksik ekmeğini tamamlamak. ziraat birlikleri. zaten iş buhranı iç inde olan şehir ve kasabalara akın ederek işç ilik yapmaya mec bur bırakıyordu14 . Bu arazinin yarısı kara nadas halinde 1-2 yıl dinlendirilir.12 Verimsiz kalan bu toprakların yanına. Hâlbuki bu ailenin yalnız katıksız ekmeği için 1. belki de bu kuraklıktan ç iftç iler daha az etkilenecekti. Örneğin Aksaray valisinin 1927 yılında imec e usulü ile bir miktar ziraatta bulunması. ev. giyeceğini sağlamak. harman temiz- 11 12 13 14 15 Age. tohumluklarını kendi kendilerine temin etmiş olurlardı.

Leon Robinowicz. (Ziraat makinelerinde ve ziraatta kullanılan mevadı mü ştaile ve muharrike ile müstahzaratı kimyeviyenin rüsumu hakkındaki kanunu tadil edici 1/498 numaralı kanun lâyihası ve İktisat.350.XX. toplumsal anlamda pek ç ok kişi ekmek bulamaz hale geldiği gibi aç lıktan ölenler dahi olmuştur. Bu kuraklık Konya. Yozgat. ç iftç inin modern tarım aletlerine sahip olmamasının yanında.93. bir elden taşıyıp kıymetli fiyatla satac ak ve dünya piyasalarından haber alac ak vasıtalardan mahrumdu. TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara (tarihsiz). kendini kalkındırac ak olan yeni ziraat usullerini bilmemekte birlikte bu usulleri kendine öğretecek rehberden mahrum durumdaydı. Eskişehir ve Afyon gibi vilâyetlerde etkili olmuş ve ilk anda nüfusun yaklaşık beşte biri üzerinde etkisini göstermiştir. İçtima: II.. Bu durumun netic esinde. C. üretimde müthiş bir azalma baş gösterdiğinden devlet dışarıdan buğday ithal etmek zorunda kalmıştır. s. s. Bunun nedeni ise. s. Kırşehir. bilhassa insan sağlığı üzerinde sıtma gibi hastalıklara neden olmuştur. Fakat buradaki en önemli sorun. Bu sadec e olayın ekonomik boyutunu teşkil ederken. Bu pullukların dışarıdan değil iç eride üretiminin sağlanarak temin edilmesi de kararlaştırılmıştır18 . Ankara (tarihsiz). İçtima: III. TBMM Zabıt Ceridesi. Yine mahsullerini değerlendirec ek satıc ıya kadar depo edecek. O dönemde ç iftç i.93. C. bu tarım aletlerini değerlendirec ek bilgiden de mahrum kalmasıdır. s. Zihni Derin. Diğer taraftan ihtiyac ı nispetinde krediden de mahrumdu. agm. B. Devre: III. Devre: III. KURAKLIĞIN DEVLETE VE HALKA VERDİĞİ ZARAR Eskiden beri kıtlıklar ç ok mühim değişikliklere sebep olmuş. hem de toprağı derinden işleyec ek modern tarım aletlerinin bulunmayışıydı17 . 1928 yılındaki kuraklıkla birlikte iyic e aç ığa ç ıkmış ve ç iftç inin yüzü gülmez hale gelmişti. Ziraat Bankasından sağlayabildiği az bir miktar parayı ziraî üretimde kullanamamaktaydı. kuraklıktan sonra artık eski sabanların yerine daha modern pullukların getirilmesi ve toprağın daha iyi işlenerek. 1928 yılı kuraklığının etkisini çoğaltan sebeplerden birisi de hem ç iftç inin yeterli sermayeye sahip olmaması.XII. s.2. kuraklıktan önc eki iki senenin kısmen kurak gitmesi ve 1928 yılı kışının şiddetli geç mesinden ç iftç ilerin alac akları mahsule güvenerek mevc utlarını hayvanlarına harc amaları yüzünden ambarları ve sermayeleri bakımından zayıf durumda kalmalarıdır20 . agm.. Bu yokluk.1. Ayrıc a bu kuraklık 16 17 18 19 20 Zihni Derin.1. . Aksaray. (Pulluk ve saire için bir sermaye tesisi hakkında 1/709 numaralı kanun lâyihası ve İktisat ve Bütçe Encümenleri mazbataları). age. Adliye ve Bütçe Encümenleri mazbataları). Kuraklıktan etkilenme oranının az gibi görünmesine rağmen etkisi ç ok şiddetli olmuştur.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 145 leme ve ayırt etme işlerini temin eden yeni aletlerden mahrumdu16 . Bu sebeple hükümet. Bununla birlikte. Bildiklerini tatbik edec ek enerjilerini kaybetmişlerdi19 . bu gibi zararlardan en az kayıpla kurtulmak istemiş ve bunun iç in de bir kanun dahi hazırlanmıştı..

Bunun netic esi olarak suyun seviyesi mütemadiyen. bu arada.146 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yüzünden pek ç ok göç hareketi de yaşanmıştır21 . TBMM Zabıt Ceridesi. alev gibi esen rüzgârların karşısında yanıp kavrulmuştu.219. başka yerlere göç etmek mec buriyetinde kalmışlardır22 . Ş ebekeye muntazam ve tam su verebilmek için Beyşehir Gölü’nün seviyesi bir buç uk metre yüksek olması gerekiyordu. Gelirin azalmasının yanında.XIII. Ankara 1933. 30 Ekim1932. ac ı bir gerç ek olarak ortaya ç ıkmıştı. Köylü bu felâket karşısında ne yapac ağını şaşırmış. Celal Er. S. Yağmur mevsimi geçmiş.42. C. Mart 1989. Özellikle İç Anadolu’nun tarım bölgesi olması ve kuraklığında etkisini burada göstermesi bu tesirin derecesini katlamıştır. Nitekim 1928 yılında. idarenin geliri arasında mühim bir yekûn teşkil eden sulama üc retinin. 1933 senesi kışın kurak gitmesi netic esinde böyle bir safhaya inmişti ki. 7. Bilhassa 1928’de yaşanan kuraklık halk üzerinde olumsuz pek çok tesir yapmıştır. (1/97 numaralı Konya ovası sulama idaresinin 1931 senesi bütçe kanunu layihası ve bütçe encümeni mazbatası).s. s. C. TBMM Zabıt Ceridesi. 3. C. 1928 kışı fevkalâde kurak gitmişti.4. Halkevi. Ankara 1931. “ İklim ve Be şeriyet” . burada yaşamak zorunda kalan insanlar. Hâlbuki gölün seviyesi daha aşağı düşmüştü. Devre: IV. tarımdaki verimlilik tehlikeye girmiş ve insanlar büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmışlardır23 . Devre: IV. Yani 1125 buç uk olması lâzımdı. İçtima II. “ Kuraklık” . Beyşehir Gölü suyunun alç almış olması ve bu sebeple şebeke dâhilinde bulunan arazinin tamamen sulanamaması. Yıl: 55. Devre: IV.XIII. 7. köylüleri pek ac iz ve perişan bir hale düşürmüş ve hatta bazı köyler ahalisinden bir kısmı. beklenen mevsim yağmurları yağmadığı iç in tarlalarda henüz teşekkül etmiş olan buğday ve arpa başakları. Anc ak bu göç hareketi 1928 kuraklığında daha önc ekilere nazaran geniş boyutlu olmamıştır. 1927’den beri düşmüştü. Örneğin 1928 senesinden başlayarak 4 sene zarfında Konya Ovasında kuraklığın devam etmesi. artık kapaklardan su akamayac ak bir vaziyet hâsıl olmuştu24 . zahire ve hayvan yemi fiyatları yükselmiş. s. bu suretle kuraklık. S. suyun yeterli miktarda tarım arazisine dağıtılamaması da ayrı bir sorun teşkil etmişti. ülkedeki su rezervleri azalmış. s. S enenin böyle kış zamanına tesadüf etmiş olması nedeniyle Beyşehir Gölü’nde su hac minin daha fazla olmasını gerektiriyordu. 627. Karınca . Ankara 1933. Fevkalâde İçtima. . Beyşehir Gölü’nün suyunu kanallara veren kapağın radyesi 1124 rakamındaydı. (Konya ovası sulama idaresi 1933 senesi bütçesi hakkında I /506 numaralı kanun lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). ehemmiyetli bir surette azalmasına sebep olmuştu25 . su problemi başta olmak üzere pek ç ok sıkıntıya maruz kalmışlardı. TBMM Zabıt Ceridesi. Hâlbuki birbirini müteakip kuraklıklar netic esi olarak su kâfi gelmemişti. s.III. Bu senelerde hüküm süren kuraklık ile su dağıtımının fennî bir şekilde yapılmaması yüzünden. Bununla birlikte. Bu durum ise pek ç ok sahada etkisini göstermiştir.2. Çünkü yağış neredeyse bu senelerde hiç düşmemiştir. İçtima II. Kuraklık olduğu vakit. bakımsızlıktan dola- 21 22 23 24 25 Ali Numan.

S. C. agm. dış piyasalardan buğday ithaline ihtiyaç hâsıl olmuştu. Fevkalâde İçtima. TBMM Zabıt Ceridesi. Bu tür felâketler karşısında hükümet. Anc ak. (Millî Müdafaa Vekâleti 1929 senesi bütçesine fevkalâde tahsisat konulmasına dair 1/520 numaralı kanun lâyihası ve Bütçe Encümeni mazbatası). Buna binaen hâsılat da 300. Tuz satışı kilo olarak. bunun netic esinde bütç ede aç ık meydana gelmiştir27 . TBMM Zabıt Ceridesi. İçtima: III. Kuraklık netic esinde. 1927’de 868 bin ve kurak senesi olan 1928 de ise be ş milyon liralık ithalât yapılmıştı. bu ğ day olarak 1924’te 18 ve 1925’te 19 milyon liralık ithalât.143-144. İstanbul Ticaret Odası Mecmuası. O yıl en ç ok Romanya'dan buğday ithal edilmiştir28 . ithalât 216 milyon. . TBMM Zabıt Ceridesi. bütün ürünlerdeki ithalat bu şekilde olurken. Fevkalâde İçtima. Devre: IV. altın fiyatları da. 1927’de (8. 1926’da 7. Devre: III. “ Tarih Boyunca Anadolu’da Kuraklıklar” . Nitekim. Devre: IV. ikinc isi ise mahsul ve hayvanların ölümü netic esinde üretimdeki azalma şeklinde kendisini göstermiştir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 147 yı. Devre: III. 1927’de kuraklık zamanına tesadüf ettiği iç in 192 milyonluk ihrac at. C.Aralık. 803. Ekim 1970 . TBMM Zabıt Ceridesi. TBMM Zabıt Ceridesi. Maliye Vekâletinin müsaadesiyle kısmen veya tamamen silinec ekti32 . silinen bu borç lar ve üretimin düşmüş olması tahminî gelirlerin beklenenden ç ok az ç ıkmasına sebep olmuştur. İçtima: III.159. Ankara 1931.III. 20 Haziran 1931’de Arazi Vergisi Kanunu görüşülürken bu kanunun 5. kuraklık bölgesindeki köylünün.000 lira kadar bir azalma yaşanmıştır31 . s. 887 TL’dir. kuraklık. 11-12. Gelirlerdeki Azalma 1928 yılında yaşanan kuraklık sebebiyle fiyatlarda bir yükseliş kendisini gösterirken. Bu yüzden ç eşitli vekâletlerin bütç elerini yeniden düzenleme gereği duyulmuştur. s.1970. İthalât ise 211 milyon olmuştur29 . C. aynı zamanda ülkenin ithalat ve ihrac at dengesini de etkilemiştir.XII. bu suretle zarar gördüğü idarî tahkikatla sabit olanların o seneye ait vergileri. 26 27 28 29 30 31 32 H. ithalât 242 milyon. Ankara 1931. Ankara (tarihsiz). Kuraklığın bu tesiri sadec e mahsulle sınırlı kalmamıştır. 005. s. Ankara (tarihsiz).5 milyon.94. Devre: III. s. H.II.XIX. C. s. Avni Şanda. kasaplık hayvan fiyatları da düşmüştü. Bu sebeple. C. a. muzır haşarat veya bulaşıc ı hastalıklar gibi fevkalâde arızalar dolayısıyla en az üç te bir derecesinde zayiata uğrarsa. görülmemiş bir surette düşmüştü. Ankara (tarihsiz). Maddesi kuraklık ile ilgilidir. C. Görüldüğü üzere kuraklık. Ankara (tarihsiz). Devre: III. birinc isi gelirlerin azalması yönünde. s. 116. piyasaya fazla miktarda altın arzedildiği iç in. Avni Şanda. TBMM Zabıt Ceridesi. Türkiye'nin buğday aç ığını kapatmak iç in. s. 237). 1928’de 7. s.XIII. Bu durumun nedeni ise 1928 senesindeki kuraklıktır.. “kara gün” iç in sakladığı altınları da piyasaya sürülmüştür. 158 milyona inmiştir.1. her ne kadar maddî anlamda sıkıntı iç ine düşse de ç iftç ileri korumaya yönelik uygulamalara gitmiştir.XII.1925’te ihrac at 192 milyon. Bu maddeye göre. 606. İçtima: II.52. herhangi bir köy veya kasaba veya şehir arazisinin tamamının veya belirli bir bölgesinin mahsulleri sel. dolu.26 Kuraklığın etkisi.14.51. Bundan başka.25. 1928 yılında ise yaklaşık olarak 108 milyon kilo buğday ithal edilmiştir30 . 1926 da 2. İçtima: II. Mesela. 1926’da ihrac at 182 milyon. yangın.

180. bilhassa zahire nakliyatında % 50 derec esinde indirim yapılmasına mec buriyet hâsıl olmuştu. yine kuraklığa bağlı olarak hükümetin sulama üc retlerinde yapmış olduğu tenzilattır. . diğer maddelerde gösterilen yolc u ve sair ç eşitli tahsisat da tahmine nazaran mahsus bir fazlalık kaydedilmiş olduğundan. Ankara 1933. kara ve deniz boğaz vergilerinde görülmüştür. Devre: III. s. (Konya ovası sulama idaresinin 1928 senesi son hesabı hakkında 1/450 No’lu kanun lâyihası). bilhassa hafif seyir nakliyatı 800 bin küsur lira kadar azalmış ise de.58.XIX.072 lira 33 kuruş tahsil edilebilmişti. 012 lira tahsilât olmuştu. diğer sahalarda da düşüş olarak kendisini göstermiştir. S ulama İdaresi Mec lisi tarafından tespit ve hükümetin tasdikiyle tespit edilen üc retler. Devletin gelirini azaltan en büyük sebeplerden bir diğeri. 33 34 35 36 37 TBMM Zabıt Ceridesi. Devre: III. 1926 senesinde 774.563 lira 44 kuruş ve ayni sebebe binaen değirmen ve fabrika su üc retinde 250 lira tahminine karşı. Ankara 1933. Ankara (tarihsiz). TBMM Zabıt Ceridesi.325-326.100 lira olduğu halde. C. Hükümet. uzun süredir devam eden kuraklıktan her halde müteessir olmuş bulunan sulama sahası ç iftç ilerinin. C. 466. S ulama üc reti olarak bütç edeki tahmin edilen miktar 139. 11. Devre: IV. bu eksiklik kısmen telâfi edilmiş ve gelir bütç esi (285. İçtima II. Ankara 1931. 1929 senesinde 800 000 lira tahmin edilirken34 .XIII. s. Ankara (tarihsiz). Devre: IV. 1928 senesindeki hâsılatın azalmasında kuraklığın etkili olduğu şüphesizdir.2. 30 kuruş indirim yapılarak 50 kuruş ve gayri muntazam şebekede dönüm başına alınan 50 kuruştan da 20 kuruş indirim yapılarak 30 kuruşa indirilmişti. (1930 senesi hakkında umumi mazbata). hâlâ lâyıkıyla ilerleme sağlayamamış olmalarından kaynaklanmıştı. Böylece kuraklığın tesirinden hayli zarar gören ç iftç ilerden tahsili tahmin olunan geriye kalan miktara mukabil. İçtima: III. Buna göre. evvelce her bir dönüm başına muntazam şebekede 80 kuruş alınırken. TBMM Zabıt Ceridesi.35 Fakat bu indirimler bir işe yaramamış yine de halkın büyük ç oğunluğu sulama borc unu ödemekte güç lük ç ekmiş ve büyük bir kısmı da ödeyememişti. s. (Konya Ovası Sulama İdaresinin 1930 senesi bütçesi hakkında l/644numaralı kanun lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası).33 Ayrıc a vergi gelirlerindeki bir azalma da. TBMM Zabıt Ceridesi. Devre: IV. 1927 senesinde 799. İçtima: III.XIII. s.37 Kuraklığın tesiri sulama alanında görülürken.Ba ğ dat demiryolları ve Haydarpa şa liman ve rıhtım idaresinin 1928 senesi hesabı katisi hakkında 1/421 numaralı kanun lâyihası). 56 lira 4 kuruş olarak tahakkuk etmişti.36 Bu durum. Fakat bu sene zarfında İç Anadolu’da meydanda gelen kuraklık dolayısıyla.III. (Anadolu . C. C. senenin kurak gitmesinden dolayı ziraat taliminden eksik olmakla 106. 136 lira. 204 lira ve 1928 senesinde de 697. C. Fevkalâde İçtima. anc ak 5.2. s.XIX. üc retlerde indirim yapmıştı.148 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 1928 senesi geliri. Diğer taraftan ayni sebepten nakliyatın azalması dolayısıyla. Orta Anadolu’da ve bilhassa Konya’da senelerc e devam eden kuraklığın yaptığı tesiri ve bilhassa 1928’den itibaren hububat fiyatlarının düşüklüğünü göz önüne alarak. 000 lira tahmin edilmişti. 228. TBMM Zabıt Ceridesi. İçtima II. 07) lira eksik tahsilât ile kapatılmıştı.

Afyon.1. Devre: III. 30. Afyon. Bu sebeple üç dört ay sonra bu bölge halkının zaruret iç inde kalmasına kesin gözüyle bakılıyordu.Ba ğ dat demiryolları ve Haydarpa şa liman ve rıhtım idaresinin 1928 senesi maliye bütçe kanunu lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). bunun iç in gerekli önlemlerin alınması istenmiştir. Gelirdeki bu azalma. kısmen yemlik.10/ 184. Cumhuriyetin ilk yıllarından başlamak üzere yaşanmış olan bu kuraklıklar. Ürünlerdeki Düşüş ve Telefat Cumhuriyet dönemindeki kuraklıkların en ç ok tesir ettiği saha İç Anadolu Bölgesi olmuştur. s.41 Anc ak bu senelerdeki kuraklık 1928 senesine nazaran daha az etkili olduğundan ürünlerin azalması ve ç eşitli ölüm v. 71 lira işletme alacaklarının kaydı silinmişti39 . madde eklenmişti. Ankara (tarihsiz). Çünkü bu dönemde ürünlerdeki aşırı düşüş ç oğu insanın en zarurî ihtiyaç larını bile karşılayamayac ak duruma düşmelerine sebebiyet vermişti. yükleme. Ankara 1931.4.IV. Eskişehir. Buna engel olmak iç in. buna bağlı edevat tatili. dışarıdan buğday ve un getirilmesi ve bunun temini iç in de gümrük vergisinin kısa bir müddet iç in kaldırılması öngörülmüştü. Eskişehir. Aksaray. 1928 ve 1929 seneleri zarfında Hilâl-i Ahmer Cemiyeti tarafından muhtaç lara dağıtılmak üzere darlık ve kuraklık mıntıkalarına gönderilen zahirelerin nakliye üc retiyle. C. Fakat bunun da memleket ekonomisine vereceği zarar düşünülerek. Yozgat) darlık sahasındaki etki. Yine 1925 yılında Ziraat Vekâletinden Başbakanlığa gönderilen bir yazıda.10/ 184. C. kantariye ve saire üc retleri ve % 75 indirimle nakledilen amelenin nakliye üc reti olarak tahakkuk eden 118. 30. Devre: IV. BCA . Bu maddeye göre. 22 Temmuz 1931 tarihinde Devlet Demiryolları ve Limanları işletmeleri bütç e kanunu görüşülürken. Konya. İçtima: I. b. . 1928 senesinde yaşanan kuraklıkta altı vilayetin (Konya. Fevkalâde İçtima. Bunun yerine ihtiyaç duyulan yerlere Müdafaa-i Milliye emrindeki kamyonlarla un ve buğday taşınmasının daha muvafık olduğu düşünülmüştür40 .b. Bu nedenle de bu yerlere ürünlerin azalmış olmasına bağlı olarak buğday nakliyatı yapılmıştı. halkın büyük ç oğunluğunun ç iftç i olması hasebiyle doğrudan ürünlerin verimini ve buna bağlı olarak da hem vatandaşın yiyec ek ihtiyac ını. hububat mahsulü aşırı derec ede düşmüştü. bunun en son tedbir olması uygun görülmüştür. Ankara.266. BCA . 1924 yılı mahsulünün kış nedeniyle zarara uğramış olduğu ve bu sene de devam eden kuraklığın kışlık ekimi zarara uğrattığı ve ilkbaharda da aynı durumla karşılaşmanın yüksek bir ihtimal olduğu göz önüne alınarak. s. burada kuraklıkla ilgili olarak 8. (Anadolu .266. olaylar pek yaşanmamıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 149 Orta Anadolu’da 1928 yılı kuraklığından ulaşım da nasibini almış ve ulaşım gelirleri bu yıl azalmıştır38 . diğer alanlarda olduğu gibi hükümetin bu sahada da bir indirime gitmesinden kaynaklanmıştır.10. hem de gelir kaynağını teminden mahrum kalmasına sebep olmuştur.308. kısmen to38 39 40 41 TBMM Zabıt Ceridesi. 1923 yılı sonlarında Trakya havalisiyle. TBMM Zabıt Ceridesi. Kütahya ve Ankara vilâyet ve kazalarında senenin kurak gitmesi sebebiyle.III. 545.

Tarlalarda iş bulamadıkları iç in bu kötü duruma düşmüşlerdi.47 Bu nedenle. Müba rek çiftçilerimizin binbir emekle ektikleri hububa t. Babalık . “ Çiftçilere Tohumluk” .219. 1929 senesine kadar buğdayın her bir Konya kilesi 22 lira ve daha yüksek fiyatla satılmakta iken. s. Bunlar köylerin amele.163-164. İçlerinde una ot karıştırarak yiyec eği maddenin miktarını artıranlar vardı. TBMM Zabıt Ceridesi. Muzaffer Hamid.359-360. Yine bunlar iç erisinde aç lıktan ölen olmadığı bildirilmekteydi45 . İç lerinde birç oğu çalışmak üzere başka yerlere gitmişler ve oradan ailelerini geçindirmeye ç alışmışlardı. C. Bunlar kısmen ç alışarak. (Sirkeci ile Haydarpa şa arasında feribot tesisi hakkında (1/193) numaralı kanun lâyihası ve nafıa ve bütçe encümenleri mazbataları). s. 42 43 44 45 46 47 Leon Robinowicz.150 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 humluk olmak üzere darlıkta bulunan yaklaşık üç yüz bin nüfus ve elli bin aileyi daha ç ok etkiliyordu.359. C. . Ayrıc a ç iftç inin elindeki mahsullerin değeri de gitgide düşmüştü. TBMM Zabıt Ceridesi. Bu yerlerden birisi de Konya’ydı. dolu gibi birçok a fetler ha ra p etti.IV. Bunların tohumluk olarak ihtiyaç ları ise 16-17 milyon kilo civarındaydı42 . Bu tarihlerde farklı mıntıkalardaki köylerde hiç yiyec eksiz kalan beş on hane bulunmaktaydı. bu sene kışın ç ok şiddetli geçtiği ve bazı yerlerde insan ve hayvan ölümlerinin meydana geldiği bildirilmekteydi.”46 . hizmetkâr ve yardımc ı kısmını oluşturuyordu. age. O kadar ki. kuraklıktan sadec e hububat değil aynı zamanda panc arda da büyük zararlar görülmüştü44 . Bazı yerlerde de ot yemekteydiler. s. TBMM Zabıt Ceridesi. Bu felaketle ilgili şu ifadeler kullanılmıştı: “Geçen sene vila yetin birçok mahallerini yağmursuzluk. seylap. çiftçi bazı yerlerde hayva nla rını beslemekten bile a ciz ka ldı. Devre: IV. İçtima: I.4. yirmi iki bin ailenin ise altı ay darlık ç ekmesi bekleniyordu. 8 Mart 1928. C. ç iftç ilerin en büyük dayanaklarından olan hayvanlarının ç oğu ölmüştü.. age. İçtima: III. Hakikaten 1928 senesinde Anadolu yaylasında kuraklık sebebiyle ot ve saman. nu: 2742. Zararsız otları haşlayıp unla karıştırarak saç ta bir nevi pide yapmaktaydılar. kısmen de komşularının yardımıyla geç inmekteydiler. Leon Robinowicz. Babalık gazetesinin 8 Mart 1928 tarihli nüshasında. en mühim hububat mıntıkalarından geç en Şark demiryolları mevkisinde ot ve samanlar ç ürümüş ve bu yüzden Anadolu'da birç ok damızlık hayvan mezbahalara sevkedilmişti. Ankara (tarihsiz). Bunlardan yaklaşık yirmi bin aile bir sene. s. Devre: III. s. Bu durum. Ankara (tarihsiz). ihtiyac a tamamen evvelden anlaşılmış olduğu halde.1. nerdeyse her kuraklık döneminde böyle olmuştur. Fakat bunun aksine. Ankara 1931. hububat fiyatının düşmesi dolayısıyla her bir Konya kilesinin 12 liraya belki daha aşağı fiyata düşmesi köylüyü daha ziyade müşkül ve elim bir vaziyete düşürmüştü43 . Bu etkiyle birlikte ç iftçiler. mahsul yetiştiremedikleri gibi. bu kurutucu fela ketlerle ta rumar oldu. ellerindeki mahsulün yetersizliğiyle ç ok ac ıklı bir duruma düşmüşlerdir.III.. sekiz bin aile dokuz ay. Devre: III. Çünkü saman ve otun yükleme ve tahliyesi hem masraflı hem de müşküldü.XX. (1/97 numaralı Konya ovası sulama idaresinin 1931 senesi Bütçe kanunu layihası ve Bütçe Encümeni mazbatası). Bunun yanı sıra İktisat Vekili Şakir Bey’in verdiği bilgiye göre. Fevkalâde İçtima. kuraklık. s.

burada ç iftç ilere yönelik bir yatırımın olmadığından ve kuraklıktan etkilenen bu bölge insanına yeterli yardım yapılmadığından bahisle hükümeti şöyle eleştirmişti: “Ya lnız bütçeye baktım. 000 kişi göç etmiş. Geçen sene beş a ltı vila yetin çiftçileri çok yerlerde ektiği tohumu a lamamışla r ve çok müşkül mevkiye düşmüşlerdir ve bunun neticesini de memlekette pa halılık ve diğer ticari sıkıntıla r şeklinde görmekteyiz. s. ha kikaten ciddiyetle nazarı itiba ra a la ca k bir mesele ha lini a lmıştır.. age. zelzele gibi tabi afetlerden sık sık zarar görmekteydi.III. Bu hususta İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey.159. Kalecik halkı. 20. Devre: III. . s.32. Devre: III. koyunların % 97’si ölmüş. C. geriye 25. Leon Robinowicz. ağaç kabuğu. Ankara ilinin Keskin ilç esinde bir felaket şeklini almış. 1928 yılında meydana gelen kuraklık ve şiddetli kış sebebiyle bir ilerleme meydana gelmemiş 51 . keskin. sığırların % 81’i. göç meye izin verilmediğinden öldükleri bildirilmişti50 .154. bula ma dım. dolu. böc ek ve zararlı hayvanlardan kuraklık ya da fazla yağmur ve sel. bir 48 49 50 51 52 53 Zihni Derin. vekâletin bütç esinin görüşülmesi esnasında..9. Ankara (tarihsiz). İçtima: I. 000 kişi kalmıştı49 . Daha fazla veya da ha noksa n ne ise. Koçhisar. agm. (çiftçileri takviye) diye bir ta hsisat a ra dım. hatta bu havalideki koyunların kısmen kırılmasına sebep olmuştu52 . don.245. 1290 kuraklığı olarak bilinen ve 1874 yılında meydana gelen kuraklık. C.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 151 Bilhassa ç iftç ilerin bütün mahsulleri ve hayvanları türlü hastalık. Aksaray Milletvekili Besim Atalay Bey. ölen hayvanların etlerini. s. Vekil Bey’in itiraf buyurdukları veçhile Orta Anadolu' da ba zı mıntıka la r vardır ki. Son zamanlar kışın tesira tı ve geçen seneki kuraklık sebebiyle za yıflayan gıda bula ma ya n ha yva na tımızın mühim bir kısmı ölmüştür. s. Bala. ağılı olan köylülerin hayvanlarından ölenin olmadığını.. Bu tarihten sonraki en büyük kıtlık olan 1928 yılında bu derec e olmasa da benzer olaylarla karşılaşılmıştır. 000 kişilik nüfustan 7. Umran Emin Çöla şan. TBMM Zabıt Ceridesi. Her sene gitgide artan koyun ve diğer hayvanların sayısında. % 30 gitmiş. s. Gerçekten de 1874 kuraklığında en ç ok zarar gören yerlerden Ankara.III. ot kökleri yedikleri. göç etmiş kalanların ise. agm. s. 52. TBMM Zabıt Ceridesi. Serveti umumiyemizden belki on beş yirmi milyon lira önüne geçmek mümkün iken ya pıla ma ma sı sebebiyle ma hv olup gitmiş” 53 olduklarını ve bunu önlemenin ilk yolu olarak da köylülerin hayvanları iç in ağıl yaptırmak gerektiği öyle ki. Davarları % 50. bugün zaruret içindedir.. Ara psun'da n a ldığım telgra fla r çok a cıklıdır. Yine aynı sorunla ilgili olarak İktisat vekâleti bütç esi görüşülürken. 000 kişi ölmüş anc ak.48 Mesela. Bunun da sebebi. buna mukabil ağılı olmayanların hayvanlarının ise % 10 ile % 70 arasında telef olduğunu bildirmiştir.93. Cahit Öztelli.358. İçtima: I. Ankara (tarihsiz). ülke ekonomisinden bahsederek 1928 yılı kuraklığına değinmiş ve “Ana dolu yaylasının ziraatında tehlikeli vaziyetler ihdas eden yağmursuzluk ve rutubetsizlik. agm.

Bu sıkıntılarla beraber ot.10/ 120.858. 30. Tabi her ne kadar demiryolları işinde ve yollarda işç i olarak ç alışmaktaysalar da. Bunun yanı sıra hayvanları da birer birer telef olmuştur. Aksi takdirde bu yöre halkının geçimlerini sağlamak amac ıyla sağa dola dağılac akları bildirilmişti57 . BCA . kışın süreklilik göstermesi ve yağan karlardan dolayı köylü ç ok büyük bir zarara uğramıştır. Yine aynı tarihlerde 2 Haziran 1929’da Trabzon Vilayetinden alınan bilgiye göre. etkili olmuş ve oralarda yine aynı şekilde aç lık ve sefalet. Mesela 13 Nisan’da.860. ürünlerin toplanamamasına bağlı olarak kendisini göstermişti.2. BCA .6.10/ 121. C. 30. BCA . Ahlat. Bunun üzerine de. Kışın sertliği nedeniyle sonbahar ürünleri donmuş. Öyle ki. 30. hatta yiyec ek yokluğundan otlarla beslenmek zorunda kalmışlardır. 1933 Nisan’ında Erc iş. S ürmene. BCA .III. Bu sebeple vilayet ac ilen 25. Bunun yanında 1930 senesinde yine yağış yokluğu sebebiyle Koc aeli’ne bağlı Geyve Kazası ve buraya bağlı 31 köyde kuraklığın etkisi çok fazlaydı. Bilhassa Doğu Anadolu’da kışın ç ok sert geç mesi sebebiyle önemli miktarda hayvan telef olmuştu. 30. Aynı tarihlerde Muş Valiliği tarafından gönderilen bir yazıya göre.152 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 za ra r var.248. Muradiye gibi yerlerde soğuktan büyük bir sıkıntı yaşanmış olduğundan ç ok miktarda hayvan telef olmuştur. ot 4 kuruş.2. Malatya Vilayetinden başbakanlığa gönderilen bir yazıdan anlaşıldığına göre.10/ 121.10/ 120.4. ilkbahar ziraatı yapılamamış. havalar bozuk gittiği için bu işlere ara verilmiştir. Devre: III. diğer bölgelerde de bu bölge kadar olmasa da. bilhassa Arapkir ve Kemaliye’de açlık had safhaya ulaşmıştır. Bu köyler halkı kuraklık sebebiyle tohumluk ve yiyec ek zahire elde edemediklerinden Ziraat Bankası’na kendilerine borç vermesi hususunda mürac aatta bulunmuşlardı. saman 15 kuruş ve arpa da 6 kuruşa yükselmiştir58 . 1928 yılının kış mevsiminin şiddetli geç mesi ve ondan sonra da devam eden kuraklık netic esinde aç lık baş göstermiştir. İçtima: I. ot 5 kuruş.858. Ankara (tarihsiz). Rize’nin Karaderesi’yle Of’un Baltac ıderesi köylerinde yiyec ek mısır tanesi bile kalmamış olduğundan halkın aç lıktan ot yedikleri ve bu yüzden soygun vakası türü olaylara rastlanmakta ve ac ilen yardım talebinde bulunulmaktaydı56 . s. 30. aç lıktan hayvan telefi % 25 derecesine ulaşmıştır59 . saman 5 kuruş ve arpa’da 5.10/ 120. BCA .000 liralık bir yardım talebinde bulunmuştur55 . İç Anadolu’da etkisini en şiddetli gösteren kuraklık. 1933 yılında İç Anadolu ile Doğu Anadolu ve Karadeniz’in bazı şehirlerinde yeniden aç lık baş göstermiştir.3. 1929 yılı Ocak ayında.” 54 . . Van merkez ve c ivarında 54 55 56 57 58 59 TBMM Zabıt Ceridesi.50 kuruş iken bir gün sonra. Ayrıc a Van ve c ivarında görülen kuraklık sebebiyle halk büyük sıkıntılar ç ekmiş.860. saman ve arpa fiyatlarında gitgide bir artış söz konusu olmuştur. Bu tarihlerde yaşanan kuraklıkların ve buna bağlı olarak ortaya ç ıkan kıtlığın ardından.858.

30.2. Konya Ovasında kanal sistemi dâhilinde bulunan köylerden bir kısmının arazisi. BCA .10/ 81. Konya’ya bağlı Akşehir. Lazım gelen yardım yapılmazsa bu köylerde yeni sene için üretim kabiliyeti kalmayacağı ve halen merkeze tabi yüzde yüz kuraklıktan etkilenen on sekiz köy halkına yollarda ç alıştırılmak üzere ekmek parası temin edildiği bildirilmişti62 . Bozkır’da 16 köyde. 1933 yılındaki kuraklığın Akşehir.390 keçi.149 hayvan ölmüş ve yeni doğan kuzu ve oğlak telefatı da % 75 c ivarında olmuştur60 . BCA . Beyşehir Gölü’ndeki su seviyesinin yine senelerden beri devam eden kuraklık yüzünden inmesi dolayısıyla. 573 at.21. Bu arada. hatta ç oğu köyde bu imkânsızlık karşısında ekinlere hayvanların bile salındığı görülmekteydi. 34 katır ve 2 deve olmak üzere toplamda 80. bir taraftan ekinc ileri diğer taraftan da hayvanc ıları ümitsizliğe düşürmüştü. Kadınhanı’nda 10 köyde. 23 Temmuz 1933’de. Bozkır ve Kadınhanı’nda meydana gelen dolu felaketinden etkilenen köyler şu şekildeydi: 60 61 62 63 64 BCA . S eydişehir. Bu sıralarda İç Anadolu Bölgesi’nde de kuraklık etkisini göstermiş ve bu bölgede aç lık ve telefat etkili olmuştur. S ultaniye (Karapınar)’de 2 ve merkez kazanın 6 mahallesi ile Aladağ mıntıkası köyleri yazlık ve güzlük ürünleri kuraklıktan % 50 derec esinde etkilenmişti. Merkez ve Çumra gibi Konya ovasındaki meralar tamamen ç öl manzarasına bürünmüştü. 30. Ereğli kazaları ile bilhassa merkez ve Çumra kazasında etkisi ç ok büyük olmuştur.21.269. 305 eşek.530. el ile yolmak suretiyle hasadına imkân vermeyec ek kavruk ve c ılız bir halde bulunmakta.10/ 81. 30. anc ak Bozkır’dan dolaşıp gelen Çarşamba Çayı’nın sularıyla kısıtlı bir alan sulanabilirken.530. Özellikle Kadınhanı’na bağlı Karasevinç Köyü’nün ürünleri tamamen yok olmuş ve köylü yiyeceksiz ve tohumsuz kalmıştı.10/ 81.431 sığır.21. .530. 3. 12. Yenişehir.21.010 koyun. Ilgın’da 20 köyde. BCA . Bu durum. Karaman’da 32 köyde. 30. Yağan dolular bu kazaların köylerinin mahsulüne büyük zarar vermiştir. Ereğli.64 Buna göre. Seydişehir. Ermenek ve Cihanbeyli genelinde de % 50 derec esinde kuraklıktan etkilenilmişti63 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 153 63.10/ 184. 1933 yılında Konya merkeze bağlı 53 köyde. Konya’ya bağlı Bozkır ve Kadınhanı kazalarında kuraklık yaşanırken bir anda yağmurla karışık dolu yağmaya başlamıştır. Beyşehir. 30. Bu sırada İç işleri Bakanlığı tarafından Başbakanlığa 1933 Kasım’ında gönderilen yazıya göre. kuraklığın tesiriyle kışlık ürün. 354 manda.530. Yine Hadim.10/ 81. BCA . Öyle ki. geneli teşkil eden kıraç köylerin vaziyeti ç ok kötüydü61 . Çumra’da 45 köyde.

BCA . halkın ihtiyac ını fabrikalardaki buğday stoklarından sağlamaktaydı66 .266. Bakanlar Kurulunda alınan bir karar gereğince. bir ay evvel buğdayın kilosu 4 kuruş iken bugün 6 kuruşa ç ıkmıştı. Bu buğdayın fiyatı ise. Bunun iç in gerek doğrudan doğruya.21.530. Bu artışla birlikte halkın alım güc ü yetersiz olduğundan pek ç ok kişi sefalete maruz kalmıştı. kuraklık sebebiyle.10/ 184. bir kısmını da toprağa ekmiş ve elinde pek bir şey kalmamıştı. Anc ak stoktaki buğdaylar. yağmur yağmaz ve kuraklık devam ederse. BCA . halkın durumunun düşündürüc ü olduğuna dikkat ç ekilmişti. hububat fiyatlarında önemli miktarda artış şeklinde görülmüştür. gerekse üretic iye veya ekmek fiyatını tanzim iç in belediyelerin bildirec eği değirmenlere yerel mülkiye amirlerinin teklifi ile buğday satılması kararlaştırılmıştı. bu yöredeki buğday fiyatını tanzim etmek gerekmişti. kuraklık sebebiyle Kars ve c ivarında yeterli miktarda buğday üretilemediğinden. Bu sebeple de kuraklık devam ettiği sürec e durum ç ok vahim noktalara gelebilirdi67 . ortaya ç ıkan ürün azlığı beraberinde şüphesiz ki. Çünkü ç oğu vilâyet aynı sıkıntıyla karşı karşıya kalmıştı. Ziraat Bankası’na mâl olduğu bedel üzerinden ve ofis depolarından teslim 65 66 67 BCA . 30. Aynı felaketin bundan sonra tekrar yaşanması kaç ınılmaz olacaktı. Mesela Eskişehir Vilayetinden 1935 Haziran’ında gönderilen yazıya göre.19.10/ 184.266. 30. Kars Vilayetinden 1935 Haziranında gönderilen kuraklık raporuna göre. Geçen sene çiftç iye verilen tohumluklardan elde edilen mahsulün bir kısmını ç iftç i tüketirken. belirli bir kesimi doyurabilec ek ya da belli bir süreliğine kuraklıktan koruyabilmekteydi. Bunun üzerine valilik.154 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo-1: 1933 Yılı Kuraklığından Etkilenen Konya’nın Bozkır ve Kadınhanı Kazaları65 Kazanın adı Bozkır “ “ “ Kadınhanı “ “ “ Nahiyesi Belviran “ “ “ Merkez “ “ “ Köyü Sarı oğlan Kuzuveren Kıldere Ayvalıca Karasevinç Köylü tolu Meydanlı Konur viran Mahsulün hasar derecesi % 70 % 15 % 30 % 30 % 100 % 100 % 100 % 100 Yağmursuzluk ya da dolu gibi felâketler sebebiyle. . Bundan sonra. Çünkü oralarda da aynı durum söz konusuydu. Böyle bir durumda yakın ve c ivar vilayetlerden zahire getirilmesinin de mümkün olmadığı bildirilmişti. Bir ay evvel buraya birkaç vagon mal gelirken haziran ayında 20 kileye kadar inmişti. Nitekim.10/ 81. 30. Un fiyatı ise 600’den 725 kuruşa fırlamıştı.15.

1935-36 yıllarının fena bir mahsul yılı olması.266.000 ton mısır ihtiyac ı olduğu bildirilmişti. Merkez hariç olmak üzere % 30 nispetinde iaşe sıkıntısı ç ekilmekteydi.10.10/ 120.18. aşırı artış göstermesine sebep olduğundan kuraklığın etkisi kat kat artmıştı. Buralarda. 1934 yılında Ordu Vilâyetinde kuraklık etkili olmuş ve bu yüzden yazlık ziraat durma noktasına gelmişti. dışarıdan mal almak yerine buğday temin edilmesi ve halkın buğday ekmeği tüketmesini uygun olac ağı kanaati hâsıl olmuş ve bunun üzerine vilayetlerden ihtiyaçları sorulmuştu.11. yağmursuzluğa tahammülü kalmayac ak derec eye gelmişti. Trabzon ve Giresun’da muhtaç halka dağıtılmak üzere 3.10/ 184. bu buğdayları düşük karşılıkta tüc c arlardan mısır almak suretiyle değiştirdikleri bildirilmişti. Bu sıralarda ülkenin başka bir noktası olan Karadeniz şeridinde de kuraklık görülmüştü. bankadan borç alma suretiyle köylüye alınac ak para karşılığında zahire dağıtmak olarak bildirilmişti69 . durumun ç ok vahim olması kaç ınılmazdı. 30. . Vakfıkebir’e kadar devam eden sahil bölgede kuraklık yüzünden mısır mahsulü ç ok vahim bir duruma düşmüştü. mısır olarak yapılmasının daha uygun olduğu ve bunun sebebinin de daha önc e kendilerine buğday verilen muhtaç ların. Bu mıntıka halkının yiyecek mısır ihtiyac ı günden düne artmaktaydı. BCA . Cevaben Rize’nin 50 ton ihtiyac ı olduğu bildirilirken diğer vilayetlerden bu tarih itibarıyla bir haber gelmemişti70 .858. Anc ak hem fiyatların yüksek oluşu.858.10/ 120. 30. BCA . 30. Mahsulün bol olduğu senelerde bile iki kaza ç iftç isi anc ak altı aylık gıdalarını üretmekte ve öbür altı aylık geçimlerini ise İstanbul.108.858. Bu sırada. 1936 Ağustos’unda Karadeniz vilayetlerinden Rize. 1936’da S inop’un Ayanc ık kazasında kuraklıktan 40 köyde mısır hâsılatı yanmıştı. Ürünlerin yetişmediği yerlerden birisi de S inop’tu. BCA .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 155 şartıyla tespit edilmişti68 .15. Trabzon’un S ürmene Kazasının Araklı nahiyesinden başlayarak. Bölge.1.72 Bu durum ise.10.10/ 120. belki İç ve Doğu Anadolu’daki gibi olmasa da. Bunun yanında Cide ve Tirebolu’da da mısır mahsulü % 60 oranında yanmıştı. halkın elinde mahsulün kalmamasına ve tüc c arın elinde bulunan mahsulün. % 40 c ivarında hâsılatta düşüş görülmüştü. 30.10. Bunun iç in yapılac ak yardımların buğday olarak değil. BCA . Yaklaşık olarak % 35. Bu darlığa karşı alınac ak tedbir ise.2/ 85. ortalama bir hesapla 30 liralık ekmeklik hububat mubayaasını zarurî kılmış ve netic ede aile ihtiyaç ları umum 68 69 70 71 72 BCA . Tek geçim kaynağı olan fındık ise geç en yıla yani 1935’e göre yok denecek kadar azdı71 . hem de istenilen miktarda toplu mal bulunmaması gibi sebeplerden dolayı. Ordu. Zonguldak gibi yerlere giderek ç alışmaktaydılar. ç eşitli sıkıntılarla karşılaşılmıştır. Anc ak buradaki dağıtım yeterli olmadığından diğer şehirler de dâhil olmak üzere kuraklık bundan sonraki senelerde etkisini gösterec ektir. 30. Bu sene.

İç işleri Bakanı’nın önermiş olduğu bu tekliflerin yanında hükümet./ 7. 4.364-365.84. Afyon ve Eskişehir vilayetlerinde etkili bir biç imde görülmüştü77 . kuraklığın tesirini azaltmak maksadıyla bir dizi önlemler alarak hayata geç irmeye ç alışmıştır. age.64. 4. Leon Robinowicz. 17. 1874. Aksaray. s. Etki alanının genişliğinden dolayı hükümet. HÜKÜMETİN KURAKLIĞIN TESİRİNİ AZALTMAK İÇİN ALDIĞI ÖNLEMLER 1928 yılı kuraklığından önc e 1844. Cumhuriyet döneminde de bu tür kuraklıklar yaşanmış ve bu noktada hükümet ya da halkın kendisi ç eşitli önlemler almaya ç alışmıştı. Leon Robinowicz. 1923’de yaşanan kuraklık azami derec eye yükselinc e Konya’daki halk. Köye Doğru.0. 1854. s.. onları üretime hazır hâle getirmek şeklinde olması.Yapılac ak yardımın menfi değil.348. münferiden afete maruz kalanlar iç in yapılabilec ek yardım şekilleri olarak. 1887. Kuraklıktan sonra İç Anadolu’da inc eleme yapan İç işleri Bakanı Ş ükrü Kaya. müsbet olması. Yozgat. Age. BCA . tek bir inek kalmış ve o da buzağılamamıştı75 . Kırşehir. efrat ve devlete karşı taahhüt ve mükellefiyete zarar getirec ek fevkalade kanun tedbirlerinden kaç ınılması. . 3.. Yaşanan bu sıkıntılar karşısında hükümet..0. Bu tarihten sonra meydana gelen önemli kuraklık olan 1928 kuraklığı Konya. kanuni yardımlar. Hayırsever şahıs ve kuruluşların yardımları. yağmur duası yapılması iç in mürac aatta bulunmuş ve bunun üzerine öğle ve ikindi namazlarından sonra yağmur yağıncaya kadar yağmur duası yapılması kararlaştırılmıştı76 . 51. s. age. 1917 ve 1918 yıllarında büyük kuraklıklar yaşanmıştır74 . 1 Mart 1941.Hükümetç e yapılac ak yardımların yiyecek içecek şeklinde değil.. bazı mükellefiyet ve vec ibelerden sıyrılma ve borçların (Zirai Kredilerin) başka bir zamana ertelen73 74 75 76 77 78 “ Orta Anadolu Köylüsü” .Yardımlarda Hilâl-i Ahmer teşkilatının arac ılık etmesi. bu durum karşısında hemen önlem almanın gerekli olduğunu anlamıştı.156 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 nakit ihtiyac ının % 50’sine yükseldiği gibi senelik nakit ihtiyac ı da 250 lirayı bulmuştur73 . Leon Robinowicz.Bu sıkıntıdan halkın anc ak kendi emeği ile kurtulmasının temin edilip kolaylık sağlanması.349. C. Yani kanunun belirttiği durumlar müstesna olmak üzere. Örneğin daha önc e bu bölgede yaşanan kuraklıkta Aksaray’ın iki yüz üç yüz hanelik Eşmekaya Köyünde koyunlar ve sığırlar tamamen telef olmuş. Osmanlı Devleti zamanında yaşanan bu kuraklıkların ardından.Devletç e yapılac ak yardımların ilk önc e mahallî idarelerc e temini. yapılac ak işlerin belirli bir sıra dâhilinde olmasını ve yapılac ak işlerin iç eriği ile ilgili olarak şu önerileri sunmuştu78 : 1. 5. age.348. S. s. 2. s.

kuraklık meselesi üzerinde önemle durmuş ve bu 79 80 Fethi Aytaç.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 157 mesi. 8. Yine Konya S ulama İdaresi tarafından aç ılac ak sulama kanalları iç in zarurette bulunan kişiler ç alıştırılac aktı. İdare Dergisi. Kızılırmak’tan başka Konya merkez Kazasıyla Zıvarık (Altınekin) Nahiyelerindeki kuyulardan herhangi bir suretle yararlanılac aktı. BCA . hem de sürüleri iç in yeni yerlerin tespiti kararlaştırılmıştı.Hilâl-i Ahmer’e mürac aat edilmiş ve bu kurum. 13 Eylül 1928 günü seçim bölgesi olan Malatya'da verdiği bir nutukta. bir taraftan ç iftç ilere yeni iş sahaları aç arken. Buralara gidec ek amelelerin üc retlerine de Hilâl-i Ahmer Cemiyeti yardımda bulunac aktı.263-264. 1928 yılı kuraklığında inc eleme yaparak öneriler sunan Ş ükrü Kaya’nın ardından Bakanlar Kurulu.4. 2. Buna göre. 7. Kuraklık netic esinde alınac ak önlemler Vekiller Heyeti tarafından kararlaştırılmış ve kararname olarak yayımlanmıştı. ot ve saman gönderec ekti. Bu yardımların birkaç koldan yapılac ağı kararnameden görülmektedir. bu da muhtaç ç iftç ilere ödünç tohumluk verilmesi ve göçmenlere. 4. 5.1. diğer taraftan hem tohumluk ihtiyaç larının karşılanması düşünülmüş.Anadolu Demiryolları Müdüriyeti uc uz zahire temin iç in 100 bin lira tahsis etmişti.Darlık mıntıkasındaki sulardan istifade olunac aktı. hem de sıhhi yardımda bulunac aktı.Darlık mıntıkasındaki kişilere geniş miktarda bir iş hazırlanac aktı. . Bu sırada Başvekil ismet Paşa. s. nakledilenlere ve muhtaç ç iftç ilere tohumluk ve yemeklik dağıtılması şeklinde ortaya çıkmıştır79 .Maliye Vekâleti darlık mıntıkasındaki kişilerin. Bu suretle Eşmekaya S uyu. Bundan başka c ivar vilayetlerdeki demiryolları işlerinde darlık mıntıkasındaki kişilerin ç alıştırılması iç in gerekli tedbirler alınmıştı. Mürac aat eden ç iftlere valiler yer gösterecek ve emniyetle sürülerini gönderec eklerdi. Bu suretle geçici de olsa kuraklığın tesirinden uzak durmak hedeflenmiştir. 30.7.Muhtaç Duruma Dü şen Vatanda şlara Nasıl Yardım Edilebilir?” .18. bilhassa tuz tic areti gibi işlerde ç alışması iç in bütç esinin önemli kısmını buraya yönlendirec ekti. Haziran 1960. Bunun yanında bir kredi mahiyetinde olmak üzere fiili yardım vardır ki. 3. bu durumu görüşmüştü.01/1. Mart. hem yardıma muhtaç olanlara yardım edec ek.2. Müdüriyet bu parayla darlık mıntıkasına uc uz zahire.Gelec ek sene ziraatını temin iç in de Ziraat Bankası tohumluk yardımında bulunmayı karar altına almıştı.1/ 29. 30. Yıl: 31.146. Bu kararnameye göre 80 . tec ili ve taksitlendirilmesi gibi usullerden bahsetmişti. S.Hayvanların yiyecekleri iç in c ivar vilayetlerde meralar hazırlanmıştı. 6.44. 1. “ Çe şitli Afetler Tesiri ile -Münferiden. Mayıs.Yardımsever kişilerin yardımları da Hilâl-i Ahmer vasıtasıyla yapılac aktı. Uluırmak. Nisan.

Konya'da İnevi kanalını 25. İçtima: II. Beyşehir Gölü’ndeki yeraltı kanalı temizleniyordu. saman nakliyatında yüzde elli indirim yapılmıştı. Uc uz yerlerden yiyecek ve yemlik tedarik ederek ic ap eden yerlere mâl olduğu uc uz fiyatla yetiştirmeye ç alışmıştı.” 81 . TBMM Zabıt Ceridesi.V. gerek kurak sahala rın81 82 H. Fa ka t bu yılki kura klık. s. bunun ile 10. bu kanal 130 km.000'i Malatya ve havalisine gönderilmiş. Bir ta raftan memleketin umumî üretimindeki nisbî muva zene.000 lirası Birinci Umumi Müfettiş emrine.000 lira ile ihale etmişti ki.000 lira tahsis etmişti. Hilâli Ahmer’in gerek zelzele.000 dönüm sulanabilec ekti. birbiri a rka sına sürüp gelen kura klıklar görülmektedir. Bazı yerlerde sert sonuçlar verdiği anlaşılmaktadır. Avni Şanda. Bundan 65. Bunlar 8. Çumra’da 50. uzunluğundaydı. Zahire. Ereğli bataklığının kurutulması ile de 70.Nafıa yollar tahsisatından 250 000 lirayı bu mıntıkalara tahsis etmişti. Bu ç alışmalar şunlardan ibarettir82 : 1. Bu hal. Bununla da 75.Devlet Demiryolları.000 dönüm arazinin. darlığın hafifletilmesi cihetine gidilmiştir.000 lira tahsisat verilmişti. 20. da rlığa meyda n vermiş fa kat çare ve tedbirlerle. 4. . daha ç ok sorunun kaynağı olan su problemini ç özmeye yönelik olmuştur. 2. Esmil kanalı iç in. Kırşehir. dar mıntıkalarımızdan işyerlerine gidec ek olanlara tarifelerini yüzde 75'e indirmişti. Aksaray. diğer ta raftan kurak mıntıkalarda teksif edilen tedbirler ve ya rdımlar. C. Eskişehir. tahsisat vermişti.Nafıa. Devre: III.000 dönüm sulanabilec ekti..52. Bu konudan Mustafa Kemal Paşa’da 1 Kasım 1928 tarihinde bahsetmiş ve Hilal-i Ahmer’in yardımına teşekkür etmek suretiyle şu konuşmayı yapmıştır: “Ba zı vilâyetlerimizde bu sene sert bir şekilde deva m eden kura klıkta n da ha ziya de muzda rip ve müteessir olduk. s. geri kalanı ise Konya. elindeki su işleri parasının yarısını bu mıntıkaya vermişti. Çankırı vilayetlerine gönderilmişti. Bakanlar Kurulunun almış olduğu önlemler ve bunun ardından İsmet Paşa’nın kuraklığın hafifletilmesi yönündeki uygulamalarına geç ilmiş olan ç alışmalar mevc uttu. 3. Yozgat.158 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 meseleyi şu sözleriyle dile getirmiştir: “İki üç yılda n beri. Bunun yanında yardıma muhtaç durumda bulunan yerlerin halkına yine Hilâl-i Ahmer yardıma koşarak pek ç ok kişi sefil vaziyetten kurtarmaya ç alışmıştır. Konya c ivarındaki ç iftlik kanalları iç in. Aksaray Uluırmak kanalına başlanmış ve 50. da rlığın tesirlerini gereği gibi a zaltmıştır.Hilali Ahmer kuraklık yaralarını sarabilmek iç in 500. Burada bölge halkı ç alışarak gelir elde edec ekti. Ankara (tarihsiz). agm. Afyonkarahisar.Ziraat Bankasının dar mıntıkalara iki defada tahsis ettiği tohumluk yardımı (2 310 000) liraydı. Ilgın'da 40-50 bin dönüm arazinin ziraate yarar bir hale getirilmesi düşünülmüştü.26-27. 5. Kuraklığın etkisini azaltmaya yönelik yardımlar.000 lira ile işe başlamıştı.000 dönüm sulayac aktı. diğer yılla rda kilerden çok fa rklıdır. un.

Yine hükümet. kırlardaki en küç ük ve c ılız ot ve dikenleri toplamaları. kısmen hayvanlarını satmaları. iş aramaya gitmeleri. Nitekim Ankara. Hilâl-i Ahmer.V. borç ların ertelenmesi gibi ç eşitli girişimlerde bulunmuştur. hayvanlarını c ivarlardaki otlak sahalara göndermeleri. P ara Yardımı 1928 yılında yaşanan kuraklık netic esinde. Trabzon ve 83 84 85 86 87 88 TBMM Zabıt Ceridesi. . s. TBMM Zabıt Ceridesi.XXII. C. Hilâl-i Ahmer’in göndermiş olduğu bu yardımlar. bazı mahallî ve amelî tedbirler de alınmıştır. Kaldı ki. s. Nitekim bunlara en başta Hilâl-i Ahmer vasıtasıyla para yardımı yapılmıştır. Hilâl-i Ahmer.361. Devre: III. ülkenin dört bir yanında muzdarip durumda inlemekte olan bütün vatandaşların yardıma koşmuştur. Hilâl-i Ahmer’in yardımda bulunduğu yerlerden birisi de Karadeniz Bölgesidir. Çünkü. sulak ç ayırlarda biten ve hayvan yiyec eği olarak görülmeyen “kandere ve kova” denilen sert ve uç ları dikenli. genel merkezden aldığı yardımlarla varlığını devam ettiren şubelerde bu imkân da sağlanamamaktaydı87 . age. sadec e İç Anadolu’daki yardıma muhtaç kişilere değil. altı tane de muhtelif yerlerde ambar inşa edilmiştir84 . aç lıktan muzdarip olan kimsesiz kadın ve ç oc uklara. artık mahsullerin bir yerde toplanıp bekletilmesi ve bu gibi çeşitli afetler iç in silolar ve ambarlar yapılmasının gerekliliğini anlamıştı.”83 . zaruretten sınırlı kalmakta ve nakit olarak yapılac ak yardım problemleri çözemeyecektir. Kuraklıktan sonra hükümet.351.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 159 da yardıma koşmak için gösterdiği gayret ve iktidarı huzurunuzda bütün millete ka rşı teşekkürle ya d ederim.. Belge nu: 133. C. Kutu nu: 1393. Belge nu: 133. ihtiyar ve malûl erkeklere dağıtılmıştır. Eskişehir ve S ivas olmak üzere dört vilayette silo yapılmış. İçtima III. a. Bu yerlerden birisi olan ve Ankara’ya bağlı Zir Nahiyesinden para yardımı talebinde bulunulmuş ve bunun üzerine buraya 300 liralık bir yardım gönderilmişti86 . Leon Robinowicz. tohumluk yardımı. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Nitekim Ankara şubesi tarafından Zir Nahiyesine gönderilen 300 liralık yardım yeterli gelmemiş ve halktan gelen yardım talepleri günden güne artmıştır88 . darlık bölgesinde bulunanlara para yardımı başta olmak üzere. s. Ş ehirlerle ilişkisi olanların şehre taşınması. aile başına 200 lirayı geç ememekteydi. mahalli Hilâl-i Ahmer şubelerinden yapılabilec ek yardım. ilk ve ac il yardım olmak üzere para yardımı nispeti nüfus başına 20 liradan aşağı olmamak üzere. Hükümetin kuraklığa karşı aldığı bu tedbirlerin yanında.148. Öyle ki. s. bu yardımların yeterli olduğu söylenemez. 1929’da önceki yıllardan devam eden kuraklık nedeniyle. sepet ve hasır örülen otları biç meleri bu ç eşit faaliyetlerdendir85 . Ankara (tarihsiz).2. agm. Kutu nu: 1393.. Ankara 1934. ne kadar yardımda bulunursa bulunsun. Devre: IV. İç Anadolu’nun pek ç ok yerindeki halk muzdarip bir vaziyetteydi. İçtima: II. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. aktifinde para dahi olsa. Fethi Aytaç. Konya.

30.266.000 3. Bunun üzerine Ziraat Bankası müteselsil kefaletle borç vermeyi kabul etmiş ve Hilâl-i Ahmer de bölgede inc elemelerde bulunmak üzere müfettiş görevlendirmiştir. Vilayet ismi Kaza ismi Her bir nüfusa isabet eden miktar (kuruş) 12.2.160 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Rize gibi yerlerde dahi aç lık baş göstermiştir. en ç ok ihtiyac ı olan iller seç ilerek dağıtımı yapılmıştı.000 lira para yardımı göndermiştir91 .5.858.5 “ “ “ “ “ “ “ “ Nüfus miktarı Nüfus oranına göre yapılan dağıtım (kuruş) 941.000 2.000 BCA .000 6. 30.10/ 210.587 907.500 lira ve ardından yine 1.000 liralık yardım göndermiştir89 . Mesela Pınarlı Köyü’nden Tufan oğlu Battal ve Mehmet oğlu Rıza.494 52. Bunun üzerine Hilâl-i Ahmer Cemiyeti. BCA .940 20.200 281. Bu yardımlar.000 2.4. Bunun yanında Hilâl-i Ahmer’in inc elemelerinin uzaması halkın aç lıktan kıvranmasına sebep olmuştur.000 3. 30.750 260. 1928 yılındaki kuraklık sebebiyle Ziraat Bankası.816 22.269.737 461.314 49.462 Dağıtım özeti (lira) Çankırı “ Aksaray “ “ Elazığ “ “ “ 89 90 91 92 93 Çankırı Çerkeş Aksaray Koçhisar Arabsun Keban Elazığ Mazgird Baskil 75. Bunun üzerine.175 658.000 liralık bir yardım göndermişti.10/ 120. aç lıktan ölmüşlerdir.432.700 13.000 4.000 16. BCA .000 ve Rize’ye de 2.750 162. Fakat halk parayı almak iç in Artvin’e kadar gidememekte ve bu yüzden para temin olunamamaktaydı. Bu c emiyetin yardımlarının yetersiz kaldığı noktada Ziraat Bankasının da önemli miktarda muhtaç lara yardımları olmuş ve ç oğu aile bu sayede yiyec eklerini temin edebilmiştir.000 9.525 623.000 liralık bir yardım gönderilmiştir92 . BCA .611 36.500 201. 30.887 72. . Ayrıc a Çoruh Vilayetine bağlı Ş avşat ve Rize kazalarında 1934 yılında kuraklığın etkisiyle Hilal-i Ahmer ve Ziraat Bankasından yardım istenmiştir.000 lira olmak üzere toplamda 10. Şavşat kazasına 8.266. Hilal-i Ahmer Cemiyeti buralara önc e 1.000 7.10/ 184. Dağıtım yapılan iller ve kazaları şu şekildedir: Tablo-2: 1928 Yılında Ziraat Bankasının Çiftç ilere Yapmış Olduğu Yardım Yerleri ve Miktarı93 .12. zarar gören ç iftçilere faizsiz olarak 50. BCA .10/ 184. 30. Bununla birlikte aile efratları da bir aydan beri aç lıklarını gidermek iç in ot yiyerek beslenmişlerdir90 .12. Yine bu sırada sıkıntı ç ekmekte olan Beyazıt’a bağlı Tuzluc a’ya Hilâl-i Ahmer tarafından 1.117 9.10/ 184.

bu büyük ve kıymetli harada parac a darlık baş göstermiştir.1.26.000 2. Nitekim 1922 Aralık ayında S inop Vilâyetinden Hilâl-i Ahmer merkezine gönderilen bir yazıda: “Bu sene liva dâ hilinde hasıl olan kuraklık hasebiyle mısır ve buğday mahsula tı pek a z ha sıl olmuştur.XXV. Mesela Karac abey mıntıkasında 1934 yılında hüküm süren kuraklık yüzünden.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 161 “ “ Kayseri Toplam Maden Genç Aziziye “ “ “ 11. düştüğü idarî zorluktan kurtarmak iç in bütç ede.9. (Ziraat vekilliğ i 1934 yılı bütçesinde 55100 Liralık münakale yapılması hakkında kanun lâyihası 1/1152). Bu dağıtımlar bazen ç iftç ilerin kendilerine yapılırken. yılbaşında umulan derec eyi tutmamış olduğundan.450 200.000 Ziraat Bankasının yardımları her bölgede etkili bir biç imde yapılmakta ve ç iftç ileri bu muzdarip durumdan kurtarmak hedeflenmekteydi. haralara yardım maddesine 10 000 lirayı eklemek zarurî görülmüştü95 . İçtima IV. C. Bu sayede acilen yiyeceğe ihtiyaç duyan ve hiç yiyec ek ekmeği bulunmayan insanlar kurtarılabilmiştir.000 50. Ziraat Bankası vasıtasıyla kuraklıktan etkilenen ç iftç ilere 3 milyon lira dağıtım yapılmıştı94 . Ayrıca kuraklık mıntıkasında olan Ankara’ya. BCA . olduğu dile getirilerek bir an evvel yiyecek yardımı gönderilmesi talebinde bulunulmuştu. kuraklık ve bazı tabi afetler yü94 95 96 97 TBMM Zabıt Ceridesi. yiyec ek yardımları da önemli yer tuttmuştur. Bilha ssa za ten meda r-ı ma işetleri olmayan asker a ilelerinin müracaatı-ı mütevalileri pek çok” 97 . Haymana Kazasının düşman istilasına maruz kalan seksen altı karyesinde zirai vasıtanın yokluğundan dolayı 1922 ve 1923 seneleri zarfında pek az oranda ziraat yapılmıştı. C. TBMM Zabıt Ceridesi.000 4. oradaki haranın ç iftlik geliri.s. İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey’in verdiği bilgiye göre. Umumî Müfettişlikç e lüzum görüldüğünden Diyarbakır İline de 10 bin liralık bir ödenek ayrılmıştı96 . Ankara (tarihsiz). bazen de ç iftç inin işletmiş olduğu ya da ç alışmakta olduğu yerlere gönderiliyordu.13.000 1. Devre: III. . yol ve köprü bütç esinden 46 bin lira ve yine I.2/ 3. Bir müddettir mısır koça nla rıyla ka rnını doyura n ha lk. 1923 yılına gelindiğinde. Kendi gelirini umduğu derec eye ç ıkardığı yıllarda bile umumî muvazeneden yardım görmeden yürüyemeyen harayı.18. s. bu günlerde onu da bulamadıklarından artık açlığın son derecesine gelmiştir.000 100. Kutu nu: 159. Ankara 1935. Bir müddet sonra bu yüzden telefa t vukuu kuvvetle melhuzdur.036 2. 1923’te. İçtima: I.476 Nüfus malum değil “ 143. Yiyecek Yardımı Cumhuriyet döneminin başlangıc ında da etkisini gösteren kuraklık felaketi netic esinde halkın ilk talebi yiyecek olmuştur.258. Bu yüzden halk muzdariptir.942. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Bu tür parasal yardımların yanında hiç şüphesiz ki. b. Belge Nu: 273. Devre: IV. 30.III. kuraklık bu kez de Haymana ve çevresinde etkili olmaya başlamıştı.

30. başka yerlere göç ederek geç imlerini tedarike mec bur olduklarından ac ınac ak bir durum ortaya ç ıkmıştı. Leon Robinowicz.2. Bir kısım halk da.077. Böylece darlık sahasında ic ap eden istasyonlara mal gönderilerek maliyet fiyatıyla Hilal-i Ahmer’e ve muhtaç lara satılmıştır103 . Belge Nu: 52. Bunun ardından kuraklık muhtaç larına gönderilmek iç in satın alınan buğdayların bedelini ödemek üzere. s. Araştırmalar netic esinde. Yozgat. Kutu nu: 1373. Kutu nu: 71. Bu yardımın şeklinin en başta yiyec ek olarak yapılması uygun görülerek yaklaşık olarak muhtaç miktarı 135.100 Bunun ardından kurak bölgelere gönderilmek üzere.10/ 120.1. almış olduğu bu buğdayları kuraklıktan en ç ok etkilenmiş olan Konya. Kutu nu: 179.3. Bunun ardından bu muhtaç lardan başka diğer bölgelerde de ihtiyac ı olanların göz önüne alınmasıyla birlikte.600. buğday satın almak iç in araştırmalar yapmıştır. Bundan sonra yaşanan 1928 kuraklığında aynı şekilde yardım talepleri devam etmiş ve illerden yardım yapılac ak yerlerin haritası gönderilmiştir99 .. Aksaray.545 muhtaç nüfusa buğday dağıtılması kararlaştırılmış ve 1. Belge Nu: 52. age. . Kutu nu: 179. Eskişehir ve Afyon vilayetlerine dağıtmak iç in harekete geçmişti. İllerden gelen bu yardım talepleri üzerine hükümet hemen ç alışmalara başlayarak.9. Hilal-i Ahmer tarafından yapılan yardım şu şekildeydi: 98 99 100 101 102 103 104 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. İşler iç in 100 bin lira ayırarak uc uz yerlerden buğday ve un tedarik etmişti.000 lira para gönderilmişti102 . Bu buğdaylar her bir nüfusa ç oc uklar da dâhil olmak üzere 15’er kilo olarak dağıtılmıştı104 . Ayrıca. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Hilal-i Ahmer Merkezinden İstanbul’a. Kırşehir. Bunun üzerine ac ilen üç vagon un yardımının yapılması istenmişti98 .333 lira bedelle Anadolu Demiryolları İdaresine taşıması verilmişti. 250. Belge Nu: 8.185 kilo Macar ve Müteahhit İzak Modiyano birader ve oğullarından 496. Kutu nu: 179.000 kilo buğday ihtiyaç mıntıkalarına gönderilmişti. Belge Nu: 107.858. 500 bin liralık yardım 750 bin liraya ç ıkarılmıştı. Hilâl-i Ahmer Cemiyeti. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.673 kişi iç in 1. BCA . Demiryolları Genel Müdürlüğü tarafından hemen tatbik edilmeye başlanmıştı. Belge Nu: 52. Bunun yanında 141. Modiyano ve Süreyya Beylerden buğday numuneleri alınmış ve Hilâl-i Ahmer merkezine gönderilmiştir.368. darlık sahasında buğdayın daima bol ve uc uz bulunmasını temin edec ek en tesirli ve acil tedbir. 165. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.365 kilo S ırp Taiz buğdayı Hilâl-i Ahmer tarafından alınmıştı101 .967 kilo un. Müteahhit Balc ızade Mehmet ve Şerifzade S üreyya Beylerden 395. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.162 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 zünden elli karye halkından mühim bir kısmı ot vesaire ile beslenmekteydi.

856 150 1.000 150.650 255.350 135.727 65.000 2.10/ 120.031 150 2.000 2.031 150 2.50 Yozgat vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.000 240.051 15.48 Amele sevki yardımı (lira) 3.680 14.17 241.787 1.290.271 105 106 BCA . Kutu nu: 179.000 Lira Kuruş 68 64 80 20 7.012.059 15.000 2.045 15.920 150 15.87 358.906 150 2.000 90.1.025 150 15.350 Kilo 14.000 120.000 15.5 26 25.662.931.66 95.025 150 15.000 2.000 2.505 14.015.88 6.000 2.025 150 15. Dağıtılan un miktarı (kilo) Afyon Eskişehir Kırşehir Yozgat Aksaray Konya Çankırı Ankara Niğde Kayseri Kütahya Malatya Şark vilayetleri Sivas Toplam 100.000 2.177.035 150 17.67 1.680 14.000 1.055 270.178 Nakdi yardım (lira) 8.38 7.26 6.000 2.000 38.025 150 15.404 132.858.920 150 15.5 75 88. Belge Nu: 50. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.3.077.967 Dağıtılmakta olan buğday miktarı (kilo) 188.000 150.031 150 2.041.076 133.000 1.025 150 15.33 50.153 Hilâl-i Ahmer tarafından yapılmış olan bu yardımların hangi şehirlere ne kadar gönderilmiş olduğu aşağıdaki tablolardan görülebilir.879 150 1.880 119.000 307. Tablo-4: Hilâl-i Ahmer Tarafından Yozgat Vilâyetine Gönderilen Yardım106 .005.81 5.015 1.300 210.5 96.516.050 15.000 5. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.324 300.032 150 2.981 150 1.53 5.000 18.656 329.500 5.140 187. .503. 30.025 150 15.120 15.025 150 15.138.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 163 Tablo-3: Hilâl-i Ahmerin Kuraklık S ebebiyle Dağıtmış Olduğu Yardım105 .

012 150 1. Lira 2.010 150 2.300 Afyonkarahisar vilayetinin hesabı Kuruş Lira Çuval Kilo (un) 2.863 150 2.320 Tablo-7: Hilâl-i Ahmer Tarafından Eskişehir Vilâyetine Gönderilen Yardım109 .3.003 100.050 15.000 2.000 15.779 1.026 150 2.000 50 151 15.000 102 10.029 150 2.000 2.920 150 15. Belge Nu: 50. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 2.025 150 15.100 150 15.031 150 15.164 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo-5: Hilâl-i Ahmer Tarafından Kırşehir Vilâyetine Gönderilen Yardım107 .025 150 15.025 150 15.025 2.025 150 15.030 15.000 2.890 14.104 70 10 05 75 05 25 04 107 108 109 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.000 150 15. Kutu nu: 179.013 15.200 Kilo 14.025 150 15.025 2.543 1.990 1.034 150 15. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.906 14.025 150 15.000 Lira Kuruş Eskişehir vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 2.025 150 2.000 2.025 150 15.382 Tablo-6: Hilâl-i Ahmer Tarafından Afyonkarahisar Vilâyetine Gönderilen Yardım108 .038 2.020 15. Belge Nu: 50.025 150 15.000 Lira Kuruş 40 68 10 15 31 30 75.000 2.025 150 2.025 150 15.860 14.830 150 1.000 2.000 2.000 2. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.003 100.000 50 2.000 2.045 1.025 150 15.025 150 15.780 15.100 075 2.033 150 2.5 55 Kırşehir vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.029 150 2.7.030 14.200 120.025 150 15.025 150 15.027 150 2.025 150 15.025 150 15.025 150 15.006 150 2.000 2.5 85.025 150 15.018 150 2.000 15. . Kutu nu: 179.000 2.000 2.000 2.025 2.060 15.5 2. Kutu nu: 179.000 15.377 13.373 102 10. Belge Nu: 50.025 150 15.031 150 2.560 14.000 150 15.000 2.540 Demiryolu idaresinin Kuruş Çuval Kilo (un) 150 15.000 2.025 150 15.995 150 2.175 20 13.000 150 15.000 1.000 2.920 150 15.025 1.000 62. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.200 50 1.5.073 118.950 15.038 151 15.300 14.029 150 Kilo 15.025 2.

9.600 2.800 1.500 150 15. 860 14.50 31.879 150 2.004 150 14.000 Lira Kuruş 04 80 10 95 25 30 Aksaray vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.034 2.046 2.019 150 14.13.025 2.960 75 2.035 10.000 15.980 110 111 112 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 165 2. Kutu nu: 179.006 155 14.000 14.949 145 14.000 210.008 150 14.780 Kuruş Tablo-10: Hilâl-i Ahmer Tarafından Aksaray Vilâyetine Gönderilen Yardım112 .140 15. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 2.190 45.010 15.050 150 6.025 2.075 450 45. .5 60 90 99 36.380 Tablo-9: Hilâl-i Ahmer Tarafından Konya Vilâyetine Gönderilen Yardım111 .025 150 15.980 Konya vilayetinin hesabı Lira Çuval Kilo (un) 43.025 2.035 150 2.000 15.000 50 149 14.350 150 150 150 150 150 2.000 15.10.025 27.042 2.993 146 2.025 2.025 150 15.580 800 80.150 10 2.844 Tablo-8: Hilâl-i Ahmer Tarafından Çankırı Vilâyetine Gönderilen Yardım110 .025 150 15.850 40 1. Belge Nu: 50.950 14.50 94 2.000 2. Kutu nu: 179.031 150 15.100 15.770 14.000 2.025 150 15.099 210.025 150 15.022 150 Kilo 14.147 15.176 1.080 14.440 75 2.025 2.844 273.000 1.074 15.998 148 14.000 2.025 2. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.160 15.240 2.000 150 15.995 149 14.780 11.006 148 1. Kutu nu: 179. Belge Nu: 50.126 450 Kilo 15. Lira 8.971 146 14.000 150 15.038 28.000 150 15.920 150 15.463 150 150 150 150 150 2.025 2.875 800 77.025 1.049 150 2.025 150 15.50 7.844 269.900 50 1.000 50 145 14. Belge Nu: 50.880 30 1.000 6. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.369 Demiryolu idaresinin Kuruş Çuval Kilo (un) 50 89.000 Lira Kuruş 30 35 65 30 Çankırı vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 2.011 32.025 2.018 150 2.180 15.000 15.680 15.000 2.050 80 2. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.026 150 2.957 2.000 150 15.860 60 2.100 15.810 20 9.966 88.043 2.

fakat elinde tohumluğu kalmamış ve Ziraat Bankasından ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden tohum kredisi sağlayamamış ve bu yüzden zirai işletmesini yürütemeyec ek durumda bulunan.5 milyon. Tohumluk Yardımı 1928 yılı kuraklığında.166 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 2.325 15. arpa. TBMM Zabıt Ceridesi.3 milyon.037 16.6 milyon.025 16. Hilâl-i Ahmer tarafından ve hükümetin desteğiyle yapılmış olan bu yardımların yanında ç iftç ilerin ileri vadede tekrar ürün yetiştirebilmeleri iç in tohumluk ihtiyaç larının da karşılanması düşünülmüştü. Nitekim 10 Ağustos 1928 tarihli Babalık gazetesinde. Maliye ve Bütçe encümenleri mazbataları l/ l181).372. Çünkü bu ihtiyaç ları karşılanmadığı sürec e.194 15. Dosya nu: 2661. C.. Eskişehir’in 14. s.400 02 46 2. Muzaffer Hamid.061 150 150 1. hava şartları ne olursa olsun.XXV. c. mısır.090 119. İç Anadolu’daki muhtaç durumda bulunan kişilere duruma göre yardım yapılmıştı. (Muhacirlere ve muhtaç çiftçilere ödünç tohumluk ve yemeklik da ğ ıtılması hakkında kanun lâyihası ve Ziraat. Ankara 1935. tohumluğunu tedarik ve Ziraat Bankasından veya Tarım Kredi Kooperatiflerinden tohum kredisi almaya imkân bulamayan ve bu sebeple ç iftç iliği bırakac ak hale düşen ç iftç ilere.1. tohumluk ihtiyac ı olarak Konya’nın 7. Kuraklıktan etkilenen ç iftçilerle ilgili daha sonra ç ıkarılan kanun hükümlerine göre. Ziraat Bankası eliyle ödünç ve faizsiz olarak buğday. TBMM Ar ş ivi. . ç avdar. tohumlukların bir an evvel dağıtılmasını öngörmüş ama bu iş biraz uzamıştı.025 2. age. s. mahsulü yüzde kırktan daha az nispette zarar görmüş.000 15.194 15.000 kilo tohumluk dağıtılmıştı115 . Devre: IV. Kırşehir’in 1.735 Tablolardan da anlaşılac ağı üzere. İçtima IV. ürün yetiştirme imkânı ortadan kalkmış olac aktı. Yozgat’ın ise 1 milyon kilo ihtiyac ı bulunmaktaydı113 . yulaf tohumlukları ve gerekli hallerde vekiller heyeti kararıyla diğer tohumlukları 113 114 115 Leon Robinowicz. Kayıt nu: 1/1181. çok sıkıntıda kalan Ankara. Bu yardımların tamamen kuraklığın etkisini ortadan kaldırdığı söylenemez ama en azından geç ic i de olsa bir rahatlık yaratmıştır. mahsulü zarara uğramamış olmakla beraber.014 150 150 1. elinde olmayan herhangi bir sebeple ç ok kötü durumda. Bu tohumluklar vilayetlere dağıtıldıktan sonra buralardaki sıkıntı biraz olsun azalmış ve hükümet bundan sonraki ç alışmalarında aynı yönde uygulamalarına devam etmiştir. Konya ve Kars ve Bayazıd vilâyetlerine 4. s. Bu sebeple hükümet bu konuda hassas davranarak ç iftç ilere tohumluk yardımında bulunmuştur. çiftç inin dört gözle tohumluk beklemekte olduğu ve Ziraat Bankası tarafından dağıtılması beklenen bu tohumlukların bir an evvel dağıtılması gerektiği. Aksaray’ın 3.000 119. agm..75 milyon.659.069 2. çünkü ç iftç inin bekleyec ek zamanının olmadığı bildirilmekteydi114 . Bunun üzerine.1. Bunun iç in hükümet.

tohumluklarını bile temin etmekten ac iz olan halka tohumluk verilmesi iç in Ziraat Bankasından yardım talebinde bulunmuştu119 . Leon Robinowicz. O yılın ürünü ç iftç inin borc unu ödemeyecek kadar az olursa Vekiller Heyeti kararıyla bu borç geri bırakılabiliyordu120 .151. Ziraat bankasının ayrı bir yeri vardır. Bu ç alışmalarla ç iftç inin sıkıntıları azaltılmış ve yeniden refaha kavuşmaları temin edilebilmiştir. Buna göre 1935 yılında Tarım Bakanlığı.306-307. Kayıt nu: 1/1181.21. TBMM Ar ş ivi. TBMM Zabıt Ceridesi. köylüye bir milyon liralık tohumluk dağıtmayı düşünmüştü. Konya Vilayeti bütç esinde 340 bin. .900. Aksaray Vilayetinde 144. fidanlıklar ve tohum ıslah istasyonları ve büyük silolar kurulmuştu.1. BCA . Daha önc e dağıtılmış olan bir milyon liralık tohumluk bedelini köylü bu sene ödeyememişti. halka derhal yakın ve ç iftç inin yapabilec eği bir iş bulmak gerekiyordu122 . İçtima IV. s. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 167 dağıtmaya Ziraat Vekâleti yetkili kılınmıştır116 .. Devre: IV. Memleketin bir kısım yerlerinde ara sıra baş gösteren kuraklık ile dolu ve su basması gibi afetler karşısında yardımda bulunmak gerekli bir durumdu. Bu ihtiyac ı karşılamak üzere buğdayı koruma kanununun hükümlerine göre alınmakta olan buğdaylardan bir milyon liralık kadarının bu uğurda dağıtılması ve bu yardımın daha kolaylıkla yapılabilmesi iç in Ziraat Bankasına gördürülmesi enc ümence kararlaştırılmıştı118 ..800. Kayıt nu: 1/1181. bilhassa tohumluk ihtiyac ının karşılanmasında bu kuruluş önemli yardımlar yapmıştır. s. 6 Kânunuevvel 1934. Bu esnada. Muhtaç Durumda Bulunan Halka İş Bulma Kuraklıktan korunmanın bir yolu olarak.10/ 81. nu: 4713. Yozgat’ta 150 bin. Kırşehir Vilayetinde 131. Bütün bu ç alışmalar iç erisinde ise. d. 2056 numaralı kanunla hükümet namına Ziraat Bankasınc a satın alınıp. s. nu: 4541. Yine 1933’te Ziraat Vekâleti. C. mahsul azlığı köylünün taahhüdünü yerine getirememesine neden olmuştur121 . Çünkü her nerede bir felaket yaşanmışsa.530. Bununla birlikte.XXV. 5 İlkte şrin 1935. Babalık .365. TBMM Ar ş ivi. İnc elemelere göre. Eskişehir ve Afyon vilayetlerinde ikişer yüz 116 117 118 119 120 121 122 Fethi Aytaç. Bu silolar köylünün buğdayını eleyip temizliyor ve ileriki kıtlık seneleri iç in de bir garanti teşkil ediyordu117 .1. Çiftç iyi çeşitli afetler ve bundan sonra yaşanabilec ek kuraklıklardan koruma amac ıyla ayrıc a. s. Ankara 1935. age. agm. Konya ve c ivarında meydana gelen kuraklık sebebiyle. alım merkezlerindeki depolarda bulunan buğdaylardan muhac irlere ve kuraklık gören veya dolu. Bu sebeple en uygun yöntem olarak. Babalık . 30. Dosya nu: 2661. Dosya nu: 2661. muhtaç halkın yol işlerinde ç alıştırılması uygun görülmüştü. sel gibi afetlere uğrayan ç iftç ilere mâl olduğu fiyatla veya aynen tahsil olunmak üzere Vekiller Heyeti kararı ile bir milyon liralık kadarı zinc irleme borç lanma yoluyla ve iki yıl vade ile tohumluk ve yemeklik olarak verilec ekti.

geçen yıla göre bu sene ekinler % 70 noksan durumdaydı. bu gibi işlerde kadın ve ç oc ukların da ç alıştırılması düşünülmüştür. Bundan sonraki süreç lerde ise bütçeler tespit edilerek bu miktar üzerine işç i teminine gidilmiştir.366.168 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bin lira ki toplamda 1 milyon 165 bin liralık yol tahsisatı vardı. 30. Konya. Yine bu mıntıkada Çumra’da su yollarının temizlenmesi işi vardı. yazlık ekinler tamamen yanmış durumda olduğundan ekinler hayvanlara yedirilmekteydi. Yozgat ve Kırşehir gibi illere yol yapımının kaydırılarak buradaki halka ç alışma imkânı ve sahasının temini İç işleri Bakanlığı tarafından uygun görülmüştür124 .1. Ayrıc a Nafia’nın su işlerinde 200 bin lirası bulunmaktaydı. Bir hafta iç erisinde yağmur yağmazsa diğer ekinlerden de istifade edilemeyecekti. iş bulma aç ısından yapılan yardım. Bu rakamlar dikkate alındığında adı geç en vilayetlerde derhal altı yedi yüz bin liralık iş aç ılabiliyordu. Ankara. bazen yerel tedbirlerde de bu tür ç alışmalar görülmüştür. Eğer bu durum devam ederse yani yağmur yağmazsa % 20 nispetinde 123 124 125 126 Age. age. Yol inşaatı darlık sahalarına hasredilec eği gibi. Bu ç alışmalarla birlikte. Bunun iki misline ç ıkarılmasıyla darlık bölgesindeki halka hasredilmesi mümkündü. 1935 yılında Tokat vilayetinden gönderilen kuraklık raporuna göre.266. 3. muhtaç durumda olanlara iş imkânı aç mak ve halkın ihtiyaç larının teminini sağlamak maksadıyla yapılac ak olan yol ve köprüler iç in Nafia bütç esinden iki yüz elli bin liralık bir ödenek ayrılmıştı125 .365.Yalnız aile iç inden bir kişinin değil varsa ailede sıhhati yerindeki diğer ferlerin ya da uygun olan ç oc ukların da bu işte ç alışabilmelerinin temini.Yol inşaatı tahsisatının bu sene iç in tamamen bu bölgeye kaydırılması. Eskişehir. BCA . Leon Robinowicz.7. . Genel bütç edeki tahsisatla beraber sulama idaresi derhal yüz bin liralık bir iş temin edebilirdi.12. Ayrıc a. BCA . 2. yiyecek ve tohumluk yardımları onların muzdarip duruma düşmelerine engel olurken.Oradaki vali ve nahiye müdürlerinin bu işin takipç isi olmaları. 30.Amele yevmiyesinin iki üç günde bir verilmesi gibi uygulamaların yapılarak 1928 yılında yaşanmış olan kuraklığın tesiri en aza indirilmeye ç alışılmıştır.. 4.. 1. Bundan sonra ise darlık bölgesindeki halkın ç alıştırılmak üzere derhal yol inşaatına başlaması emredilmişti123 . Öyle ki. s. s. 1928 yılında yaşanan kuraklık felaketinin etkili olduğu vilayetlerde.1/ 29.47. Kuraklıktan etkilenen halka para. onların ayrıc a kazanç elde etmelerini sağlamıştır. Bunun toplamı en az iki milyon liralık bir işti ve bu işler tamamen darlık bölgesine yakın yerlerdeydi126 .18. Bu tür yardım faaliyetleri sadec e hükümetten beklenmemiş. 1928 yılında baş gösteren kuraklık nedeniyle Aksaray. Buradan her sene otuz milyon kilo tuz ç ıkarılmaktaydı.10/ 184. Bölgedeki bir başka iş kaynağı ise Tuz Gölü’ndeki Tuz hafriyat ve nakliyatıydı.

Menteşe. . Eskişehir ve Afyon vilayetleri de koyunlarını besleyebilec eklerini söylemişlerdi.266. Age. Bu sıralarda sürü sahipleri beklemedeydiler. Bu duruma engel olmak iç in ise vilayetç e şu tedbirler alınmıştır127 : 1. Kırşehir 300. Eskişehir 500. Age. hayvanlarını mevc ut sazlıklardan ve otlaklardan istifade ettirmek suretiyle ç ok az bir yardımla bu seneyi geç irebilec eklerini düşünüyordu. Konya 1.. Eskişehir ve kısmen de Afyon idi. Burdur. Aydın’ın 1. Bu da kendileri iç in bir avantaj oluşturuyordu.360. Her ihtimale karşı hayvanların başka taraflara nakline mec bur kalındığı takdirde. Antalya. Yapılan inc elemeler netic esinde. Bu sürülerin gidec ekleri yerlerde yeterli meralar bulunmuş ve gereken kolaylık iç in tedbir alınmıştı.000 koyun ve sığır. Adana ve İç el mıntıkalarına göndermeyi düşünmekteydiler. Fakat bu ihtiyaç lar belirli bir süre yeteceğinden yeniden bir ihtiyac ın husule gelmesi kaç ınılmazdı. Age.Bir kısım köylüler iç in para karşılığında yol işlerinde çalışacaklar ve bu paralarla da ekini olanlardan zahire satın alabilec eklerdir.500. Afyon ide 30-40 vagon saman ihtiyaç göstermişti. Burdur’un 600 sığır ve 20. s. Antalya’nın 60. hali vakti yerinde olan ç iftç ilerin bir kısmı şehirlere göç etmişti. Muğla’nın 3. Küç ük veya büyük sürüler uzaklara gönderildikleri takdirde mal sahiplerinin tayin edec ekleri bekç ilerin veya köylülerin gözetimi altında gönderilecekti.370.000 koyun ve sığır barındırabilec eği tespit edilmişti131 . 2.000 koyun.449 vagon etmekteydi129 . yeterli sayıda koyunu bulunmaktaydı. Bunun iç in bu sürülerin nakli gündeme gelmişti. Yozgatlılar ise kendi imkânlarıyla hayvanlarını besleyebilec eklerdi.500 sığır ve 1. Bunların toplamı ise 2. Sürülerin Başka Yerlere Nakledilmesi 1928 yılındaki kıtlık esnasında. Konya.500 sığır ve 17. sürülerini İzmir. Leon Robinowicz. biç ilecek ekinlerin anızları da kullanılabilec ekti130 . Adana’nın ise 40.10/ 184.13.650 koyun. Çift hayvanlarının yiyeceğine ihtiyaç duyulan yerler ise.. age.000 koyun. e.371.. 30.369.000 koyun. bu bölgedeki büyük sürü sahipleri ç aresiz kaldıkları takdirde. 127 128 129 130 131 BCA .İaşe zorluğuna düşen bir kısım insanlar da Turhal Ş eker Fabrikası’nda ç alıştırılmak suretiyle ihtiyaç ları karşılanac aktır.. s. Kırşehir. Manisa’nın 7. Aksaray’daki ç iftç iler. Yüksek yayla ve dağlarda hâlâ az çok yiyecek bulunduğu gibi. s. Diğer kısmının ise nakit parası bulunmasa da. s. Fakat besleyemedikleri korkusuyla bunlar da hayvanlarının bir kısmını ç ok uc uz fiyata elden ç ıkarmışlardı128 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 169 aç lık ve % 50 nispetinde de çiftç iler için tohumluk ihtiyac ı olac aktı. Ş ükrü Kaya’nın raporuna göre.000 sığır ve 40.

gerek kuraklıktan.Borç larının süresi gelmiş bulunan ç iftç ilerin borç larının ertelenmesi. 1928 yılındaki kuraklık yüzünden mahsulleri zarara uğramış olan ç iftç iler.766 kişiden ibaretti. 4. . taksitlere bağlanarak borç ödeyec ek olan köylülerin sayısı. ç iftçilerin Ziraat Bankasına olan borç larının ertelenmesini uygun görmüştü. 3. Bunun ardından. Yozgat ve Kırşehir illerinde yapılan inc elemelere göre. yardımların işe yarar olmasının temini. Çiftç inin borç larının ertelenmesine yönelik kararlar alınırken. bunun üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla bu borç ların faizlerini ödemek şartıyla gelec ek seneye ertelenmesi istenmişti133 . Ziraat Bankasından almış oldukları borç larını ödeyememişlerdi. Ankara.Ziraat Bankası tarafından bu sene verilecek olan borç ların bu bölgede ve kuraklığa maruz kalmış kişilere daha fazla miktarda verilmesi.2/ 17.10/ 12. Ziraat Bankasına borç lu olan ç iftçileri zor duruma sokmuştu. Çok bahsedilen köylü kalkınması iç in. yürürlüğe girmiştir135 .72.Banka tarafından borç ların ertelenmesi ve yeniden verilec ek paraların artırılması gibi tedbirler alınırken aynı zamanda bu gibi kolaylıkları su-i istimâl etmek isteyenlere karşı ç ok dikkatli davranılması.53. kuraklık sebebiyle zor durumda kalan ç iftç ileri bu durumdan kurtarmak amac ıyla bir başka yol olarak. ağır bir tempo ile gerçek bir hale gelmiştir. Kanun hükümlerinin yürürlüğe girdiği sırada. üretilen malın değerinin kaybolması. borçların ertelenmesine ait olan bu tasarı.6. s. buradaki Bakioğlu Tolu Çiftliği sahipleri borçlarını ödeyemeyec ekleri ve tohumluklarının kalmayac ağını bildirerek Ziraat Bankası’na olan borç larının ertelenmesini istemişler ve bu istekleri Oc ak 1931 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilmişti134 . BCA .8. 30. BCA . 164.3. age. Hiç kimse bu fikre itiraz etmediği halde. bazen karışıklıklar ve farklı uygulamalarla karşılaşılmıştır.170 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 f. gerekse dünya krizinden etkilenerek.36. Bunların borç larının tutarı 132 133 134 135 BCA . Hakikaten de. Çorum. Borçların Ertelenmesi Hükümet. Avni Şanda.1.8. mürac aatta bulunanların borç ları ertelenmiştir.Ekim zamanı gelmeden evvel ç iftç ilere gerekli yardımın yapılarak. 1931 yılında. H.2/ 1. 30. 1927 senesi sonlarında. Bu sebeple banka da bunları hac iz yoluyla almak istemiş. buradaki ürünlerin tamamen mahvolduğu görülmüştü.18.1.18. Ziraat Bankasının borç lu köylüleri korumak iç in bir ödeme sistemine ihtiyaç vardı. yıllarc a inc eleme konusu olmuş. Konya’da kuraklığın etkisi sürmüş olduğundan. bundan sonraki süreçte yaşanan kuraklıklarda aynı uygulamaya devam edilerek. Bu sebeple Ziraat Bankasıyla görüşülmüş ve onun bu hususta alabilec eği tedbir ve göstereceği kolaylıklar şöyle sıralanmıştı132 : 1. En sonunda. 30.. 2. 1935 yılında buna ait kanun ç ıkarılarak.

1. 2. BCA . s.1. Orta Anadolu’da hububatın gelişmesi için gerekli suyun yeterli miktarda olduğu ve nadas usulü ile sağlanac ak gübrelemenin sun’i surette uygulandığı takdirde.94..727 lira borc unu % 7 faizle 10 sene ertelenmişti138 . s. s. Sulu Ziraata Geçilmesi Genel itibarıyla. vekâletin bütç esinin görüşülmesi esnasında kuraklığın tesirini azaltmak ve aynı sorunlarla karşı karşıya gelmemek iç in. kuraklığın etkilerini azaltmak iç in insanların hatırına üç önlem gelmişti.76. kuraklıktan en asgari düzeyde etkilenilmesi hükümetin en ç ok önem verdiği hususlardan birisi olmuştur. BCA . bu sırada uygulanmakta olan kuru tarım faaliyetlerinin ç iftç iyi sık sık zor duruma düşürmesi kaç ınılmazdı.2/ 88. Amerika’ya uzmanlar gönderdiklerini ve kuru ziraat hakkında bilgi sahibi olmasını beklediklerini söylemişti. 1938 yılında ziraat borç ları taksitlerinin ertelenmesi kararı alınmıştı137 .102. Bununla birlikte ziraatin ç eşitlendirilerek ç eşitli fidanlar ekilmesi. bağcılık ve dutç uluk yapılması gibi önlemleri de dile getirmişti141 . g. TBMM Zabıt Ceridesi. Ziraat Bankası Trabzon şubesine bağlı Tarım Kredi Kooperatifinin bankaya olan 471.III.S un’i yağmur yağdırmak. Kıtlıktan sonraki ç alışmalarda ise. Zihni Derin. 30. Anc ak.53. Devre: III. Yine aynı konuşmasında sulama işlerine büyük önem verilmesi gerektiğine de işaret etmişti. Agm. İçtima: I..2/ 85.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 171 ise. Ankara (tarihsiz).. Bunun üzerine. Nitekim Tarım Bakanlığı. Bu amaç la borç ların ertelenmesinin yanında asıl sorun olan kuru tarımın terk edilerek sulu tarıma geç ilmesi ve bu sayede. iki senede bir alınac ak mahsulün her sene alınmasının müm- 136 137 138 139 140 141 Age.139 1. C. 30.1.Yerüstü ve yer altı sularıyla tarlaları sulamak.18. köylerdeki küç ük yerüstü ve yer altı sularından küç ük ç iftç ileri faydalandırmak. Çiftç ilerin bankaya olan borç larının ertelenmesi. . onların rahat bir şekilde ekim-dikim faaliyetlerini yapmaları ve üretimini artırmalarını amaç lamıştır. s.534.247. İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey de. 1928 yılında görülen kuraklık üzerine bu yöntemlerden üç ünc üsünün hayata geç irilmesi aç ısından hükümet ç alışmalar başlatmıştı.11. Yine 1938 yılında Trabzon’da yaşanan kuraklık sebebiyle.94. agm.Dry farming denilen kuru ziraat usulünü tatbik etmek. Kanunun yürürlüğe girmesiyle ç eşitli bölgelerde bu yönde talepler artmış ve birç ok kişinin borc u ertelenmiştir.300 lira idi136 . 21. Edirne’nin merkez kazasına bağlı köylerde 1937 yılında meydana gelen kuraklık yüzünden mahsulleri hasar görmüştü. 3.18. ekinleri kuraklıktan kurtarmak iç in Amerika’dan uzman bir su heyeti getirmişti140 .

Devre: III. C. yapılan 142 143 144 145 146 147 148 Halid Evliyar. Ziraat Dergisi. s.” 147 . 1928 kuraklığının neticesini önceden gören bazı ihtiyatlı ç iftç iler. yüksek bir gayenin temini iç in ilk hamlede 31 milyon lira gibi büyük bir tahsisatı kabul etmişti148 .. 1929 senesi bütç esi görüşülürken Maliye Bakanı Ş ükrü S araçoğlu.Gübre " Problemi” . kura k yerlere su a kıtma k değildir. bu yüzden ziraatin sulanabilir hale getirilmesi iç in bu tahsisatın daha da genişletilmesi gerektiği bildirilmişti145 . özellikle de kuraklığın en ç ok yaşandığı İç Anadolu’dan işe başlanmıştı. TBMM Zabıt Ceridesi. 356. s. TBMM Zabıt Ceridesi.21. İçtima: II. Yine kuraklık sahasında Tüz Köyü’nün yanında Umranlı Köyünde bir ağaçlık saha meydana getirilmişti144 . tarlasındaki kuyuya beşyüz lira kadar masrafla eski bir otomobil motoruyla tulumbadan oluşan bir terkiple mahsulünü kısmen kurtarmaya muvaffak olmuştu143 . s.16. bu seneden itibaren programımıza koyduğumuz su işleri için bir buçuk milyon ve diğer bazı faydalı işler için de 300. bunun olumlu netic eleri görülmüştü. Bunun ardından bu bölgelerdeki. 29 Mayıs 1929’daki Meclis konuşmasında kuraklığın etkilerinden kurtulmak ve başka diğer sebeplerle su problemine yönelik olan politikalarını izah ederken şu ifadeleri kullanmıştı: “Memleketimizin sulanması yalnız sulama ihtiyacı. sulama işinin önemini bir kat daha artırdığını.357. Bu ihtiyaç su bulunma ya n birçok yerlerde suyu temin etmek ve birçok yerlerde de za ma nsız za ra rlı surette a ka n sula rın za ra rında n o bölgeyi kurutma ktır.1. S. hayvan dolabıyla su ç ıkararak kıraç arazinin ortasında yemyeşil bir saha oluşturmuştu.140. s. kuraklığın önlenmesi noktasında su işine önem verec eklerini ifade eden konuşmasında şöyle diyordu: “Geniş ve feyizli topra klarımızın inkişafı ve millî servet ve sa yimizin ta bia tın kura klık gibi tesa düfî zararlarından kurta rılması için. (Konya Ovası Sulama İdaresinin 1929 senesi bütçesi hakkında 1/440 numaralı kanun layihası ve bütçe encümeni mazbatası). s. . İçtima: II. Age. C. Age. Yine kıtlık sahalarından biri olan Zıvarık (Altınekin) nahiyesinde bir köyde bir ç iftçi. Devre: III.13..000 lira ka dar bir pa ra ilâveten nafıa bütçesine ta hsis olunmuştur. ziraatın da hayat sembolü olan su meselesini tatbik sahasına koymak ve su politikasını tahakkuk ettirmek gibi.. Hatta Konya merkez kazasına bağlı Tömek Köyü’nde bir ç iftç i. s. susuz. “ Orta Anadolu Topraklarında " Su " ve Ziraat Sisteminde " Nadas . Ankara (tarihsiz).XI. Leon Robinowicz. age. Zaten bazı yerlerde sulu tarım işlemi yapılmakta olduğundan. su kuyularından istifade etmişlerdi. Ankara (tarihsiz). Göz önünde olan bu örnekler ve kuraklığın verdiği zararlar hesaba katılarak. 1929 yılı Konya sulama idaresi bütç esi görüşülürken. 1 Mayıs 1941. “ Cumhuriyet Devrinde Su Siyaseti ve Köy Davası” Köye Doğru. 9.”146 .172 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 kün olduğu anlaşılmıştı142 . S. Gerçekten Türkiye Büyük Millet Mec lisi sağlık gibi.XII. Temmuz 1948. Yine Recep Peker. Kurak mevsimlerde duyulan su kıtlığının önü alınmak üzere Kızılırmak ve S akarya’dan veya Çubuk Barajı’ndan su getirilmesi de düşünülmüş.90. son birkaç yıldır yaşanan kuraklığın.

Bunun üzerine burada. Kadınhanı tarafları da oldukç a zarar görmüştü. Sula ma tesisa tı. Ankara 1934. Bu sırada sulama işinin bazı yerlerde düzensiz yürümesi. Ankara 1934. Devre: IV. memleketin bu suretle temin ettiği bu eserden hiç bir şey ka lmayacağını” 150 . s.2.XXIII. Bunu netic esinde 1928 yılı kuraklığı kadar dikkate değer bir kuraklık yaşanmamıştır. İçtima III. nu: 73. bölgede hummalı bir sulama faaliyeti başlamış ve bazı akarsuların verdiği zararlar engellenirken. Memleketin yirmi milyon a ltın fra nk sa rfıyla vücuda getirdiği bu tesisa t. Konya kuraklıktan muzdariptir.1. günden güne harap olmaktadır. İç Anadolu Bölgesi’ndeki bütün bu örneklerin ardından.1. Bu yükseliş sayesinde ise. Ovada ve kıraç larda ilkbaharlıklardan hiç hayır kalmamıştı. 3 Birinci Kânun 1935. Yaklaşık iki aydır yağmur yağmadığı gibi. s. s. Ekekon. ekinleri öldüren bir de rüzgâr meydana gelmekteydi. ç evresindeki bütün alanlara su verilebilec ekti. nu: 216. Akşehir. ta mamıyla metruk ve muattal bir haldedir. İçtima III. İşte bu yıl önümüze bir örnektir. TBMM Zabıt Ceridesi. Yine 13 Haziran 1935 tarihli Ekekon gazetesi haberine göre. s. (Çubuk barajı in şaatının ikmali ve Ankara şehri suyunun bu barajdan temini hakkında 1/944 numaralı kanun lâyihası ve Nafıa ve Bütçe encümenleri mazbataları). Ziya Çalık. Halkın emeği birkaç milyonluk ekim boşa gitmiştir. buradaki sulama işlerinin intizamsızlığından dert yanarak: “Birka ç seneden beri Beyşehir Gölü’nden su a lınama ma kta dır. “ Konya’nın Kuraklık Sava şı’na Do ğ ru İlk Adım” . 13 Haziran 1935. Ilgın. C. 31 Mayıs 1934 tarihinde Konya Ovası S ulama İdaresi’nin bütç esi görüşülürken Konya Milletvekili Ş aban S ırrı Bey. Konya çok geniş bir su konumu istiyor. ifade etmek suretiyle.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 173 tetkiklerden Kızılırmak ve S akarya’dan su getirilmesi pek külfetli ve masraflı olac ağı anlaşılarak barajın yapılması halinde şehir suyunun da buradan temini daha iktisadî ve emin olacağı neticesine varılmış ve bu nedenle de burada Çubuk Barajı’nın inşası başlamıştı149 . Bu suyun göle verilmesiyle zaten kuraklıktan seviyesi düşmüş olan gölün yaklaşık olarak 15 santim daha seviyesinin yükselmesi bekleniyordu. Bu ha l deva m ederse iki. bazısından da baraj yapılmak suretiyle faydalanılabilmiştir. ç eşitli eleştirilere sebep olmuştur. Bunun ç aresi olarak ise su gösteriliyor ve şöyle deniliyordu: “Derecesi yüksek olan çiftçi ve köylü. za ra rla rını ka pa ta ca k yegâ ne ça re sudur.517. Ekekon. C.” 152 . halk hemen hemen da ğıla ca k bir va ziyettedir.XXII. buradaki su işlerinin düzene sokulmasını istemiştir. Devre: IV. Su işleri temin edilmedikçe Konya’nın ta rım vaziyeti ve buna ba ğlı ekonomi işleri de kola y kolay düzelemez. . 149 150 151 152 TBMM Zabıt Ceridesi. tarım arazilerinin sulanması iç in bir girişim başlatılmıştı. Bunlardan birisi de S arı su adıyla anılan dereydi. gün geç tikç e Konya’nın tarım vaziyeti kötüleşmekteydi. üç sene sonra Konya Ovası iska sı için. Bunu gelip geçen yıllar bütün a çıklığı ile göstermiştir. Bununla birlikte buradan kurutulac ak bataklık sahasından da 50 bin dönümlük ç ok verimli bir arazi elde edilmiş olac aktı151 . Yalnız ovanın kışlık ekinleri anc ak tohum ve yiyeceklerini verebilec ek durumdaydı.

1928 yılı kuraklığı gibi geniş bir c oğrafyayı etkisi altına alamamıştır. her ne kadar kendi c anını kurtarmış olsa da hayvanlarının ç oğu bundan etkilenmiş ve ölmüştü. başta para ve yiyecek yardımı olmak üzere. sürülerin başka yerlere nakli ve sulu ziraate geç ilmesi yönünde önlemler alarak bu kuraklığın etkisini en aza indirmeye ç alışmıştı. bir takım önlemlerin alınması gerektiğini ve bu önlemler alınmazsa halkın daha vahim bir duruma düşmesinin kaç ınılmaz olduğunu bildirmişti. Bundan evvel savaş nedeniyle kıtlıklar görülmüş anc ak. Bu kuraklık. Buradaki izlenimlerini bir rapor haline getiren Ş ükrü Kaya. Kırşehir. Hakikaten halkın pek ç oğu. Bunun üzerine hükümet. aç lıktan ve yiyeceksizlikten yabani otlar yemeye başlamış ve bazı bölgelerde dahi ölümlere rastlanmıştı. Aksaray. Anc ak kuraklığa hazırlıksız yakalanmış olan halk. tohumluk yardımı. Eskişehir ve Yozgat gibi illerde etkili olduğunu müşahede etmişti. büyük bir ç oğunluğu ç iftç i olan iç Anadolu Bölgesi’nde etkisini göstermiş ve buradaki halkın ç oğunu muhtaç duruma düşürmüştür. Bu sebeple ç iftç i olan bu halk uzun süre kendisine gelememiştir.174 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 SONUÇ Cumhuriyet döneminde yaşanan kuraklıkların en önemlisi ve başlangıc ı sayılabilec ek olan kuraklık 1928’de yaşanmıştır. Konya. S ebepleri sıralanmış olan kuraklığın etki alanını tespit etmek amac ıyla buraya giden Ş ükrü Kaya. .

266. nu: 216.1. D.XIII.6.18. 30.266. 30.0.858.1/ 29.II.XXII.10/ 120. Belge Nu: 8.2/ 1.10/ 120. C. (Çeviren: Alaettin Cemil).10/ 121. 30.1. Nüfus Meselesi.7.2.2.18. 30. İçtima: III. Fevkalâde İçtima.2.18.72.18. b.860. Kutu nu: 1373.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 175 KAYNAKÇA A. 30.266. Belge Nu: 107. 30.18. C. 8 Mart 1928.266.1. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.(1928 ve Sonrası) (30. ) -Bakanlar Kurulu Kararları Katalogu.1. İçtima: II.18. Fevkalâde İçtima.10/ 184. İçtima: III. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.6.1. 30. 30. C. 30.15. B. Türkiye Büyük Millet Meclisi Arşivi -Kayıt Nu:1/1181. C. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.269.5. İçtima IV. s.266. -Devre: IV.1.7. İçtima: III. 30.10/ 184. 30.10/ 184. İçtima III.858.1. -Devre: IV.108. C. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.76.11. Kutu nu: 71. Arşivler a. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi -Muamelat Genel Müdürlüğü Katalogu (30. Belge nu: 133.III.XIII.10/ 12.0. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.432. Kitaplar -Leon Robinowicz.10/ 81.III.64.13.19.10/ 184. Türkiye Kızılay Derneği Arşivi -Kutu nu: 1393.) b. İçtima II. 13 Haziran 1935.V./ 7.858.47.XIX.10/ 210. Süreli Yayınlar a. 5 İlkteşrin 1935. 30. C.1.15. 30. Gazeteler -Babalık.858. Telif Ve Tetkik Eserler a.3.1.1. Kutu nu: 159. nu: 4713. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. İçtima: II. C.8. -Devre: IV.) -Diyanet İşleri Reisliği Kataloğu (51.3. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. -Devre: IV.11. Dosya Nu: 2661.2/ 85. Ankara 1931.(1920-1928) (30.XXIII. s. Ankara 1930. nu: 4541.4.266.102.1.266. nu: 2742. 3 Birinci Kânun 1935.10/ 120.21. 30. İçtima: II.XII. İçtima: I. 30.2/ 88.3.530. nu: 73. C.1. Ankara 1931.84. 30. 30. C.44.10/ 120.8.XXV. İktisat Matbaası.1.01/1. -Ekekon.266.2/ 17. İçtima: I. İçtima III.4. Belge Nu: 52. Resmi Yayınlar a. TBMM Zabıt Ceridesi -Devre: III.XX.12) -Bakanlar Kurulu Kararları Katalogu.1/ 29. C. C. Belge Nu: 273.4. Ankara 1934.36.) -Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü Kataloğu (30.10/ 184.10. 6 Kânunuevvel 1934. Ankara 1933. 30.10/ 184.XI.12. C. Ankara 1935 C. 30.10/ 120. C.10/ 184. Ankara (tarihsiz) -Devre: IV. C. 30. s. 30. Kutu nu: 179.10/ 184.10/ 184. 30. Ankara 1934.858.IV. s. Makaleler . c.2/ 85. -Devre: IV.18.

30 Ekim1932. “İklim ve Beşeriyet”. Ocak 1948. 3.90. s.176 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -(İmzasız). Yıl: 55. 8 Mart 1928. Umran Emin. Köye Doğru. -Berkmen. s. Yıl:6. Yıl:2. Nisan.133. -Şanda. Yıl: 1974. Dönüm. -Çölaşan. Nisan 1952. Ziya. Mart.7. İstanbul Ticaret Odası Mecmuası. Tarım Bakanlığının Küçük Su İşlerine Ait Hayırlı Bir Teşebbüsü ve Bu İşte Muvaffak Olma Şartları”. -Uluocak.36. Celal. s. Avni. -Evliyar. -(İmzasız).4. -Derin. “Orta Anadolu Topraklarında " Su " ve Ziraat Sisteminde " Nadas . Yıl: 31. İktisadi Yürüyüş. s. Yıl: 2. Ziraat ve Ticaret Gazetesi. Mayıs.Aralık. 11-12. Mart 1989. . “Orta Anadolu Köylüsü”. -Muzaffer Hamid. “Çeşitli Afetler Tesiri ile -Münferiden. H. Sinan. -Fethi Aytaç. “Konya’nın Kuraklık Savaşı’na Doğru İlk Adım”. “Kuraklık ve Kurak Bölgelerin Özellikleri”. Ağustos 1952. Ziraat Dergisi. “Halk Şiirinde Tarihi Kıtlıklar ve Kuraklıklar”. Temmuz 1948. nu: 2742. “Kuraklık”. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri B. C.1. Şevket. Ekekon. 76. s. Halkevi. -Kuneralp. “Cumhuriyet Devrinde Su Siyaseti ve Köy Davası”. Karınca. Ali. 1 Mayıs 1941. s. Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı Dergisi. Zihni. 627. s. Nihat. “Aksaray Folklorunda Yapraklar Aksaraylı Bir Halk Şairinin Dilinden 1290 Kıtlığı”. s. s. Yıl:10. 2. Hayat Tarih Mecmuası (Tarih ve Edebiyat Mecmuası). “Tarih Boyunca Anadolu’da Kuraklıklar”. “Kuraklık ve Memleketimiz”. 6 Temmuz 1945. Babalık. Temmuz 1974. nu: 216. “Kuraklık ve Kıtlık”. 17. -Raşit. “Orta Anadolu’da Kıtlık (1873-1875)”.Gübre " Problemi”. s. Halid. -Çalık. Nej at. C. Haziran 1960. -Er. s. Cahit. Tarih ve Toplum. -Numan.Muhtaç Duruma Düşen Vatandaşlara Nasıl Yardım Edilebilir?”. s. Nisan 1990.1970. Hasandağı. Ekim 1970 .21.6. s. Köye Doğru.146. “Orta Anadolu`da Kuraklık”. -(İmzasız).263-264. İdare Dergisi. 1 Mart 1941.2. Haziran 1935. “Çiftçilere Tohumluk”. 3 Birinci Kânun 1935. s. -Öztelli.12. s. “Küçük Çifçilerimizin Zirai Dertleri. s.

salihkis@yahoo. Ottoman State. Thus. Dr. The aim with this work is to study the Ot‐ toman Military Criminal Code’s juridical formulations. Doç. 1880 tarihli bir belgeye dayalı olarak Osmanlı Askerî Ceza Kanun‐ namesi’ne Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nden tercüme edilerek ilave edilen hukuki düzen‐ lemeleri incelemektir.com . Osmanlı  Askerî Ceza Kanunu 1880 tarihli bu eklemeler öncesinde oldukça kısadır ve bu kanunda birçok  konu düzenlenme dışında bırakılmıştır. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi. translation of the German Military Criminal Code becomes true  to complete the Ottoman Military Criminal Code’s gaps. is our main source in this study. Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Hukuk Bilimleri Öğretim Üyesi... Issue: 5  Page: 177‐190           ALMAN ASKERΠCEZA KANUNNAMESİNİN OSMANLI ASKERΠCEZA  KANUNNAMESİNE TATBİKİ    Nuran KOYUNCU  Salih KIŞ    Özet  II. which were added after the translation of  the German Military Criminal Code. Sayı: 5  Sayfa: 177‐190  Year: 2011. Before these 1880 addings the Ottoman  Military Criminal Code is very short and in this example. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı. nuranaykoyuncu@hotmail.  Böylece Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nde görülen eksiklikler büyük ölçüde tamamlan‐ mıştır. Abdülhamid döneminde Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin eksikliklerinin giderilmesi  amacıyla Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tercüme edilmesi yoluna gidilmiştir.TARİHİN PEŞİNDE  ‐ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ‐  THE PURSUIT OF HISTORY  ‐INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH‐  Yıl: 2011. some formulation subjects were pre‐ cluded in the Code.  The entire German Military Criminal Code was translated and only the most  required 56 paragraphs were added to relevant places in the Code. Ordu    EXECUTING OF GERMAN MILITARY CRIMINAL CODE ON THE OTTOMAN  MILITARY CRIMINAL CODE    Abstract  In the period of Abdülhamid II. the lacks of the Otto‐ man Military Criminal Code was completed mainly. Osmanlı Devleti.    Anahtar Kelimeler  Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi. Gör. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tamamı tercüme  edilerek bunlardan sadece gerekli görülen 56 bendi kanunnamenin ilgili yerlerine eklenmiştir. Germany. A document dated to 1880. Army    Yrd. Almanya. German Military Criminal Code.    Key Words  Ottoman Military Criminal Code.. Bu çalışmanın amacı.com Arş.

  Bu  sebeplerle  Os‐ manlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  eksikliklerinin  Alman  Askerî  Ceza  Ka‐ 1 2 3 Osmanlıya gelen ilk kurmay subaylardan birisi de Prusyalı Yüzbaşı Moltke’dir.  Osmanlı  ordusunun  modern bir yapıya kavuşturulması amacıyla Avrupa’nın modern ordularından  kurmay  subaylar  davet  edilmiştir1. Bir Askeri Yardımın Anatomisi. Osmanlı Sultanı II.  Böylelikle  XIX.  Osmanlı  ordusunun  modernizasyonu  için  değişik  birimlerde  görev  yapmaya başlamışlardır3. Ayrıntılı bilgi için bkz. Osmanlı hukuk sisteminin temeli. Edebiyatçı ve Eğitimci Yönleriyle Colmar Freiherr Von Der Goltz Paşa. Genelkurmay Yayınları.  Dolayısıyla  Tan‐ zimatla  birlikte.178 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ  Osmanlı’da  modernleşme  hareketleri  XIX. askerî hukuk alanında Almanya’yı kendisine model almıştır.28-30.  yüzyılın  ilk  yarısında  devletin  en  önemli  unsuru  olan  orduda  başlamıştır. Goltz Paşa’nın Hâtıratı ve Hal Tercümesi. daha sonra askeri birimlerin yanında askeri okulların modernizasyon görevini de üstlenmiştir. Ankara 1985. s. C. Tayyar Etikcan. gelen askerî kurmayların eğitim. Moltke’nin Türkiye Mektupları.  Abdülhamid  döneminde  Osmanlı  As‐ kerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  eksikliklerinin  giderilmesi  amacıyla  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  tercüme  edilmesi  yoluna  gidilmiştir.     Tanzimat  ve  sonrasında  yaşanan  gelişmeler  Osmanlı  Devleti’nde  önemli  değişiklik ve yeniliklerin habercisi olmuştur. Colmar Freiherr Von Der Goltz. s.VIII. Jehuda L. s. Çev.9-20. . 21 Haziran 1882’de İstanbul’da Harbiye Nezareti’nde göreve başlayan bu ilk askeri heyet. Bu da hukuk alanındaki eksiklikleri gündeme getirmiş. İstanbul 1969.  Bu  anlayışa  uygun  olarak  II.  İslamî  hükümlere  dayanan  şer’î  hukuk  ve  onun  yanında  padişahın  iradesiyle  şekillenen  örfî  hukukun  yan  yana  ve  çoğunlukla  bir  uyum  içerisinde  yaşatıldı‐ ğı  bir  sisteme  dayanmıştır. Remzi Kitabevi. Wallach. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Alman Dili ve Edebiyatı Eğitimi Yüksek Lisans Programı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Alman Askerî Ceza Kanunnamesinin 1881 yılında tercüme edilerek bazı maddelerinin Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesine tatbiki ve akabinde devam eden süreç ile birlikte Osmanlı. kültür ve hukuk alanlarındaki önerileri Osmanlı tarafından dikkate alınarak bu yönde çalışmalar başlatılmıştır. s. Osmanlı Tarihi.  hukuk  sistemine  ve  dolayısıyla  hukuki  düzenlenmelere  de  yansıdığı  gö‐ rülmüştür. 23 Kasım 1835’te İstanbul’a gelen bu kurmay subayla birlikte.  ordunun  geli‐ şim  açısından  Avrupa  devletlerinin  gerisinde  kalması  ve  girdiği  savaşlarda  mağlubiyetler  alması  neticesinde  zaruri  görülmüştür.  yüzyılın  ilk  yarısından  itibaren  Avrupa’nın  önde  gelen  ordularında  görev  yapan  kurmay  subaylar2. Mahmud’un. bununla yetinmeyip dönemin en modern ordularından birisine sahip olan Almanya’dan kendi ordusunun modernizasyonu için askerî heyet talep etmiştir. Helmuth von Moltke. Ankara 1995. Ankara 1992.  Osmanlı  ordusundaki  modernizasyonu  takiben  askerî  hukuk  alanında da önemli adımlar atılmıştır.  Yenileşme  hareketi. Osmanlı’da Avrupa tarzı modern ordunun nüvesi şekillenmiştir.  Ne  var  ki  gelinen  süreçte  batılı  anlamda  yenilikle‐ rin.  II. Pertev Demirhan.366. Osmanlı Devleti. Hayrullah Örs.15.  Mülkî  Kanunnameye  sık  sık  müracaata  mecbur  bırakmıştır.  Ancak  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ndeki  eksikliklerin  son  derece  fazla  olması. Çev.  maddesi  gereği  Mülkî  Ceza  Kanunnamesi’ne  göre  belirlen‐ mesi  sebebiyle  her  iki  kanunnamenin  birada  basılması  zorunlu  görülmüştür. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları.  Mahmud  ve  sonrası  padişahlar  zama‐ nında  gelen  bu  heyetlerin  çalışma  alanı  ordunun  çağın  gereklerine  göre  dona‐ tılması  ve  eğitilmesi  konusunda  yoğunlaşmıştır. TTK Yayınları. Enver Ziya Karal. Friedrich Wilhelm’den ordunun modernizasyonu için bir askeri heyet veya kurmay subaylar talep etmesiyle süreç başlamıştır. Çev. Prusya İmparatoru III.  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  belirtilmeyen  cürümlerin  cezası. İstanbul 1953.  Kanunnamenin  5. s. Fahri Çeliker.15.

21 Zilhicce 1297 (24 Kasım 1880).DUİT.  ihtilal  vesair  bir  sebeple  bir  yerde  bulunan  askeri  kuvvetin  padişahın  kumandanı  olduğu  resmî  izni  üzerine  askerin  savaş  halin‐ de  bulunacağını  ilan  ettikten  sonraki  zamanlarda.  Dolayısıyla  Mülkî  Ceza  Kanunnamesi  ve  Osmanlı  Askerî  Ceza  Ka‐ nunnamesi’nin hükümleri incelenmemiştir10.  Komisyo‐ nun yapmış olduğu kanun tercümesi ve Kanunnameye yapılan eklemeler Bâb‐ı  Âlî’de7  uygun  görülüp Şuray‐ı  Devlet’çe  de  kabul  gördükten  sonra  ceza  mad‐ delerine  eklenen  ilavelere  ilişkin  layiha  arz  tezkiresi  ile  birlikte  padişahın  ona‐ yına sunulmuştur8.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 179 nunnamesi’nden  alıntı  yapılarak  tamamlanması  hususu  gündeme  gelmiştir. BOA. Nr.PRK. İ.   Seferberlik  halinde  uygulanacağı  belirtilen  cezalar  öncelikle  kara  ve  deniz  kuvvetlerinin  tamamen  veya  bunlardan  bir  kısmının  savaş  halinde  olduğu  zamanlarda  geçerlidir. BEO. ŞD. ASK. 3/76. BOA. Nr.maddesi olarak konulacaktır. ŞD.   cezalandırıl‐ ması  gerekli  bir  fiil  işlerse. Bundan sonraki dipnotlarda sadece bend numaraları ve bu bendlerin Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin hangi maddesine eklendiği belirtilecektir.  Padişah  tarafından  olur  verilerek  uygun‐ luğu  kabul  edilen  mazbatanın  23  Rebiyülevvel  1297  tarihli  iradesi  Harbiye  Nezareti’ne  bildirilmiştir5. 3 Zilkâde 1298 ( 27 Eylül 1881). Nr.  ülke  içinde  bir  suç  işlemiş  gibi  cezalandırılacaktır12. Nr.  Diğer  taraftan  ülkenin  bir  kısmının  askerin  yönetimi  altına  alındığı  zamanlarda.   Bu  çalışmada  yalnızca  tercüme  edilerek  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunname‐ si’ne  eklenen  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ne  ilişkin  hükümlere  yer  ve‐ rilmiştir9. 9/3. 2456/3.   Mümkün  olan  en  kısa  sürede  askerî  dairede  yabancı  lisanlara  muktedir  olan  şahıslarla  birlikte  ehil  kişilerden  oluşan  bir  komisyon  oluşturulması  talebi  bir  mazbata  ile  padişaha  sunulmuştur4.  aniden  ortaya  çıkan  olaylar‐ 4 5 6 7 8 9 10 11 12 BOA. 1 Şevval 1299 (16 Ağustos 1882).) Bend 2.) . 9/3. ASK. BOA. Nr. maddesi olarak konulacaktır. Y. ASK.  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ni  tadil  ve  ıslahı  için  Er‐ kan‐ı  Harbiye  Reisi  Ethem  Paşa  başkanlığında  Levazımat  Dairesi  Birinci Şube  Müdürü Ahmet Vehib Paşa ve ferikamdan Feyzi Paşa ile İstihkâm Dairesi Reisi  Abid  Paşa  ve  Topçu  Dairesi İkinci Şube  Müdürü  Kaymakam  Bekir  ve  Erkan‐ı  Harbiye  binbaşılarından  Osman  ve  Hilmi  Beyefendiler  ve  diğer  gerekli  kişile‐ rin  de  katılımıyla  komisyon  oluşturularak  padişaha  arz  edilmiştir6. 22 Cemaziyülevvel 1297 (1 Haziran 1880).  Dolayısıyla Kanunname şahsilik prensibini esas almıştır. BOA. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 5. Y.  Yabancı  bir  ülkede  görevli  veya  izinli  olarak  bulunan  askeriye  mensubu. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 2. Y. Nr. 26 Rebiyülevvel 1297 (8 Mart 1880). BEO. 78/46. Bend 1. 2450/8. 3 Zilkâde 1298 (27 Eylül 1881). PRK. PRK.     I‐KANUNNAMENİN YÜRÜRLÜK ALANI  Kanunname  yalnızca  askeriye  mensubu  kişilere  uygulanacaktır11. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tercüme edilerek Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne eklenen hükümleri 23 Rebiyülevvel 1298 tarihli ve 9/3 numaralı belgede bendler halindedir. BOA.

) Bend 5.  Her  ne  şekilde  olursa  olsun  nefsî  tehlikeyi  kaldırmaktan  korku  ve  heder  ederek  vazife  ve  askerî  vecibelerini  ifa  etmeyenler  kasten  yerine  getirmeyenler  gibi sorumludur20. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 8.  Kanunnamede düşman veya eşkıya karşısında tabiri bir savaş veya çatışma  ihtimalinde  ordugâhın  etrafında  karakol  oluşturulmasından  sonraki  zamanı  ifade eder15.  Mahkûmun  vücut  sağlığının  riyazat  için  yerinde  olmadığı  doktor  rapo‐ ruyla  anlaşılırsa  riyazat  süresi  yarı  oranında  azaltılarak  o  kadar  müddeti  adi  hapis cezası olarak karşılık görür18. (Yukarıdaki bendi takiben eklenecektir.180 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 da. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 6. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 10. maddesi olarak konulacaktır. maddesi olarak konulacaktır.) Bend 4.     II‐SUÇUN GENEL HÜKÜMLERİ  Kanunnameye  göre  mükerreren  cinayeti  veya  askerî  kabahati  görülen  as‐ keriye mensubu. maddesi olarak konulacaktır. bendinden sonra yeni bir bend olarak konulacaktır.) Bend 8.) Bend 9.   Riyazat  yani  nefsin  terbiyesi  için  gıdanın  azaltılması  subaylar  için  üç  gün  süreyle  askerler  için  ise  sadece  isnat  geceleri  pilav  verilmesi  şeklinde  uygula‐ nır17. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 36.) .) Bend 11. maddesi olarak konulacaktır.  Bir cinayet veya askerî bir  suçtan dolayı faillerinin cezaları belirlenirken bu  cinayet  veya  suçtan  zarar  görenler  veya şikâyet  hakları  bulunanlar  tarafından  şikâyet söz konusu olsa ve bu şikâyetçiler şikâyetlerinden vazgeçseler bile yine  de  failler  ceza  görürler. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 13.) Bend 10. maddesinden sonra ayrıca bir madde olarak konulacaktır.  Askeriye  mensuplarının  seferberliğin  ilanının  başından  hazır  hale  gelince‐ ye  kadar  cinayet  veya  kabahatleri  olursa  haklarında  yine  yukarıda  belirtilen  6. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.    Askeriye  mensubunun  daha  önce  işlediği cinayet veya askerî kabahatten dolayı aldıkları cezalar irade‐i seniye ile  tamamen veya kısmen af edildiği halde pişman olmayarak yine aynı cinayet ve  kabahati işlerse yine sabıkası gereği mükerrer cezasını alırlar16. (Yukarıdaki bendin yerine konulacaktır. maddesi olarak konulacaktır.  Dolayısıyla  kanunnameye  göre  şikâyetten  vazgeçme  cezayı düşürmemektedir21.) Bend 7.   Cezaî sorumluluğu etkileyen bir neden olarak Kanunnamede “Failin konu‐ su  suç  teşkil  eden  bir  emir  vermesi  durumunda  yalnızca  kendisi  sorumlu  olsa  da emri icra eden memur eğer emri aşan bir icraatta bulunmuşsa bu fazlalıktan  dolayı kendisi sorumludur” hükmüne yer verilmektedir19.) Bend 6.  13 14 15 16 17 18 19 20 21 Bend 3.  maddenin birinci fıkrasına göre hüküm verilecektir14. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 7. daha önce işledikleri cinayet ve askerî kabahatten dolayı harp  divanlarının  birinde  mahkûm  olup.  hak  ettiği  cezayı  gördükten  sonra  aynı  cinayet  ve  askerî  kabahati  işleyenlerdir.  kumandan  tarafından  aciliyet  hakkında  durumun  gerektirdiği  seferberliğe  mahsus cezaların uygulanacağını duyurduğu zamanlarda da geçerlidir13.

) .  Askerde  bulunanlar  sefer esnasında aşağıdaki suçlara kalkışırlarsa firarî cezasıyla cezalandırılırlar.) Bend 15.) Bend 16.  Harp  meydanından  kaçanlar  arkadaşlarını  sözle  veya  işaretle  harp  meyda‐ nından  kaçmaya  tahrik  edenler  her  halükarda  idam  edilirler. maddesinden sonra konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 88.    III‐KANUNNAMEDEKİ SUÇ TÜRLERİ  A‐ Firar Suçu   Gerek  sefer  vakti  gerekse  sefer  dışında  mensup  olduğu  askerî  kıtayı  terk  edip  diğer  askerî  kıtaya  katılanlar  firarî  kabul  edilirler.  Umumiyetle  askeriye  mensuplarından  bir  veya  bir  kaçı  sefer  esnasında  as‐ kerî  vazife  ve  hizmetlerini  ifada  üşenme  ve  dikkatsiz  davranmasından  veya  bilinçsiz  halde  bulunmasından  dolayı  düşmanın  hasmâne  hareketine  sebep  verilmesi  veyahut  harp  halinde  bulunulan  Devlet‐i  Âlî’ye  ve  müttefik  ordula‐ rının  tehlikeye  sokulması  veyahut  adı  geçen  ordulara  kabahate  sebebiyet  ve‐ rilmesi  gibi  keyfiyet  ve  kötülüğe  sebep  vermesi  söz  konusu  olup  da  bu  henüz  gerçekleşmemişse  emir  subayları  hakkında  6  aydan  üç  seneye  kadar  hapis  ve  küçük subay ve askerler hakkında 45 değnek darbıyla beraber 45 günden 6 aya  kadar prangabend cezaları verilir. (Yukarıdaki bendin yerine konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 151. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 124.  Eğer bu örneklerden birinde yargılamadan geçerli bir mazereti ileri sürerek  berat  edip  aklanırsa  dahi. maddesinden sonra konulacaktır.  Öncelikle  kaybettiği  askerî  kıtaya  veya  civarında  bulunan  diğer  askerî  kı‐ taya katılmayanlar. maddesinin üst tarafına konulacaktır.  Diğer  taraftan  askeriye  mensupları  bir  yere  toplanıp  gizli  olarak  veya  halkın  karşısında  alenen  ceza  gerektiren  bir  fiile  kalkışırlarsa  hak  ettikleri cezaların üst haddiyle cezalandırılırlar23.  Harp  etmek  için  askerî  kuvvetlerin  ilerlediği  sırada  veya  geri  çekildiği  zamanda  mensup  oldu‐ ğu  askerî  kıtadan  gizlice  geri  kalanlar  veya  kıtadan  ayrılanlar  veya  kendisini  22 23 24 25 26 Bend 12.) Bend 14.  Arkadaşlarından  firar  edecek  olanların  bu  hareketlerini  haberdar  olup  da  firarın  önlenebileceği  bir  zamanda  üstüne  haber  vermediği  anlaşılanlar  hak‐ kında  firar  gerçekleşirse  45  güne  ve  sefer  esnasında  ise  3  ay  hapis  cezası  hük‐ molunur26.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 181 Mezunuyla birlikte olup cezalandırılması gereken  bir  fiil ve harekete kalkı‐ şan  veya  mezununun  fiiline  iştirak  eden  subay  hak  ettiği  cezanın  en  üst  had‐ diyle  cezalandırılır22.  İkinci  olarak  da  harp  esirliğinden  her  nasıl  olursa  olsun  kurtulup  da  vakit  kaybetmeden  yakınındaki  bir  askerî  kıtaya  katılmayanlar  firarî  kabul  edilecek‐ tir25.  memuriyet  hizmeti  diğerine  verilmek  üzere  mazere‐ tini  zamanında  üstüne  ihbar  etmemiş  iseler  yine  cezanın  yarısıyla  cezalandırı‐ lırlar24. (Yukarıdaki bendin yerine ayrıca bir bend olarak konulacaktır.) Bend 13.

Bend 19.  uzaklaştırma  cezasına  karşılık  bir  sene  hapis  cezasını  hak  eder.  İfade  edilen  suçlara  teşebbüs  edip  de  yargılaması  yapılmadan  önce  başka  teşebbüsleri  görülen  emir  subayları. çarpanlar  veya  dokunup  çarpma  düşüncesiyle  üzerine  yürüyenler  emir  subayı  ise  6  ay‐ 27 28 29 30 31 Bend 17. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 107.  Düşman  karşısında  ise  gerek  emir  su‐ bayı  gerekse  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  kesin  olarak  idam  cezası  veri‐ lir31.    B‐Emre İtaatsizlik  Askerî  hizmet  esnasında  üstü  tarafından  verilen  emre  veya  işittiği  tazire  karşılık  söz  söyleyenler  veya  yerine  getirmeyenler  emir  subayı  ise  45  günden  6  aya kadar hapis  ve küçük subay ve askerden ise 45 günden üç aya kadar  pran‐ gabend  eğer  bu  durum  askerlik  hizmeti  dışında  olursa  emir  subayı  ise  hakkın‐ da  24  saatten  45  güne  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  24  saatten bir aya kadar prangabendlik cezası hükmedilir29  Bahsedilen  fiil  seferberlik  halindeyken  işlenirse  emir  subayları  hakkında  askeriyeden  uzaklaştırma  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  30  değnek  ce‐ zasıyla  birlikte  3  ay  prangabendlik  cezası  hükmedilir.  Eğer indirici sebepler var‐ sa idam cezası 10 sene veya müebbet hapis cezalarına çevrilir30. maddesinin alt tarafına konulacaktır.  Küçük  subaylar  ve  askerler  hakkında  kaydın  yenilen‐ mesinden vazgeçilir28.) . (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 107. (Yukarıdaki benden sonra konulacaktır.) Bend 21. dille veya el  kol işaretleriyle  veya herhangi bir hareketle  itaatsiz‐ lik gösterir  veya ima  ederse idam  cezası hükmedilir.  Rüşt  karşısında  verilen  emre karşılık. bendinden sonra konulacaktır. bendinden sonra konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 136.) Bend 18.  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  40  değnek  ile  beraber  6  aydan  bir  seneye  kadar  prangabend  cezası  verilir.  Cebir  veya  tehdit  ile  üstünün  emir  vermesini  engelleyenler  veya  askerî  hizmete  ilişkin  bir  işin  icrasını  veya  icra  edilmemesini  sağlayanlar  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırılır.  Küçük  subay  veya  askerler  ise  45  günden  6  aya  kadar  prangabendlik  cezası  verilir.) Bend 20.182 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gizleyenler  silahını  ve  mühimmatını  atanlar  veya  terk  edenler  ve  saklayanlar  veya  hayvanını  ve  silahını  kullanmaktan  kaçınanlar  veya  kendini  tehlikeye  düşürmemek  veya  kendini  harpten  geri  bırakmak  düşüncesiyle  sahte  olarak  yaralandığını  veya  hastalandığını  beyan  edenler  subay  ise  askeriyeden  uzak‐ laştırma  ile  beraber  2  seneye  kadar  kalabend.  Eğer  bu  durum  seferberlik  halindeyken  gerçekleşirse  emir  subayı  hakkında  uzaklaştırma  ve  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis.  küçük  subaylar  ve  askerler  hak‐ kında ise 40 değnek ile beraber kaydın yenilenmesi cezalarına hükmedilir27.  Askerî hizmet dışında herhangi bir organıyla üstüne dokunanlar.

     C‐ Gizli Örgüt Kurma Suçu   Herhangi  bir  gizli  örgütün  oluştuğuna  gerçekten  haberi  olup  da  önlenebi‐ leceği  bir  zamanda  üstüne  haber  vermeyenler  müşterek  fail  olarak  cezalandırı‐ lırlar36.) Bend 24. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 95.bendi olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 106.) 32 33 34 35 36 37 38 .  Gizli  örgüte  katılanlar  ve  bunun  için  imza  verenler  emir  subayı  ise 45 günden 6 aya kadar hapis küçük subay ve asker olanlar hakkında 45 gün  prangabend cezası verilir38.  Subay  ve  askeriye  mensuplarından  birini  üstü  aleyhine  itaatsizliğe  veya  makamını  teşvik  veya  tahrik  edenlerin  bu  teşvikten  kaynaklı  bir  suç  fiili  oluş‐ sun oluşmasın bunlar aynı müşterek fail gibi sayılır ve aynı cezayı görürler34.) Bend 26.   Askeriye  mensuplarını  askerlik  hizmetinden  nefret  ve  soğutma  faaliyetine  girenler  nefret  ettirme  faaliyeti  sözle  yapılmışsa  emir  subayı  hakkında  45  gün‐ den  3  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  ise  bir  aydan  iki  aya  kadar  prangabend  eğer  bu  fiil  yazı  ve  resim  yayını  veya  belge  yoluyla  yapılmışsa  emir  subayı  ise  3  aydan  6  aya  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  iki  aydan  4  aya  kadar  prangabend  ve  sefer  esnasında  emir  subayı  hakkında  Bend 22. (Yukarıdaki bendin altına bend olarak konulacaktır.) Bend 27.  Genel  olarak  itaatsizlik  fiillerinin  oluşmasına  üstünün  nizama  aykırı  hare‐ ket  ve  muamelesi  veya  görev  ve  iktidarını  aşması  sebebiyet  verirse  adı  geçen  bu  fiillerden  dolayı  emir  subayının  tabi  olduğu  cezalardan  yalnız  hapis  ceza‐ sıyla  ve  eğer  ceza  seviyeleri  yalnız  hapis  cezasından  ise  bunun  en  alt  seviyesi. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 71. maddesinden sonra konulacaktır.  Askeriyeden  bir  kaçını  birlikte  üstüne  itaatsizliğe  veya  karşı  koymaya  teş‐ vik  veya  tahrik  edenlerin  bir  sonuç  çıkmasa  bile  bu  maddi  ve  manevi  teşebbü‐ sünün karşılığı olan cezanın üst haddi ile cezalandırılır35. (Önceki bendin altına ayrıca bir bend olarak konulacaktır. maddesinin yerine konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 71.) Bend 23.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 183 dan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  asker  iseler  iki  aydan  dört  aya  kadar prangabend ile cezalandırılırlar32.) Bend 25.   Memurluğu ve resmî bir yetkisi olmadığı halde görevi dışında hususî veya  askerî  düzenle  ilgili  görüşmeler  yapmak  için  askeriye  mensuplarından  oluşan  örgüt  oluşturanlar  veya  özel  ve  askerî  düzenle  ilgili şikâyet  edecek  üye  topla‐ yanlar  eğer  emir  subayı  ise  hakkında  45  günden  bir  seneye  kadar  hapis  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerlerden  olursa  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  prangabend  cezası  verilir. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 73.) Bend 28.bendinden sonra konulacaktır. maddesinden sonra konulacaktır.  Herhangi  bir  gizli  örgüte  üye  olup  da  önlenebileceği  bir  zamanda  her‐ hangi  bir  taraftan  henüz  haber  verilmeden  önce  üstüne  haber  verenler  ise  ce‐ zadan muaf tutulurlar37.  küçük  subay  ve  askerler  ise  prangabendlik  cezalarının  en  altı  ile  cezalandırı‐ lır33.

bendine ek olacaktır. fıkrası olarak konulacaktır.184 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 kaydın  silinmesi  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  dört  aydan  6  aya  kadar  prangabend ile kaydın yenilenmesi cezaları verilir39. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96. şahsen  itaate  davet  edilip  de  söz  veya  bir  hareketle  emre  ve  da‐ veti kabul etmeyenler.) Bend 33. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 100. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96.) Bend 34. (Bu bend 28. bendinin 8.  Esasen bir asi örgüte katılıp da faaliyet göstermekten  vazgeçenler reis veya  önayak  olanlardan  olmadığı  belirlenirse  emir  subayıysa  askeriyeden  uzaklaş‐ tırma  ile  beraber  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  ise  40  değnekten  80  değneğe  kadar  darp  cezası  veya  45  günden  bir  seneye  ka‐ dar prangabend ve iki durumda da yeniden asker olarak kaydedidilir40.bendi olarak konulacaktır. maddesinin 7.) .  Üçüncü olarak: İsyan edenler arasında en büyük rütbede bulunanlar42.) Bend 30. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 74.  İkincisi:  Askerî  işareti  kötüye  kullananlar  veya  herhangi  bir  işaretle  isyanı  alevlendirenler. bendin ekine konulacaktır.  Asi  bir  örgüte  katılanların  hepsi  adı  geçen  fiilin  icrasından  pişman  olurlar‐ sa  yalnız  reis  ve  önayak  olanı  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırma  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerler  ise  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  veya  bir  aydan  altı aya kadar prangabend cezası verilir41.   Bu kanunnamedeki nöbetçi tabirinden anlaşılan hangi sınıftan olursa olsun  hazır  ve  seferde  jandarmalar  ile  karakolun  tamamını  ve  mevki  ve  imkânı  ve  askerî  eşyanın  muhafazası  için  ikame  edilenler  nöbetçi  demektir43. fıkrası olarak konulacaktır.) Bend 32.  Yardımcı  kuvvetler  ve  yedek  kuvvetlerden  olanlar  ve  süresiz  emekli  olanlar  ve  bir  müd‐ det  izinde  olanlar  hizmette  bulunmadıkları  zaman  bile  28  bende  ifade  edilen  fillere teşebbüs ederlerse haklarında adı geçen bendeki cezalar verilir44. bendinin dördüncü fıkrası olarak konulacaktır.   Öncelikle.    D‐Görevi Kötüye Kullanma Suçu   Nüfuz ve iktidarını suiistimal ederek yetkili kişiden askerî hizmetin hizme‐ te  ilişkin  bir  kuralının  ifasını  talep  veya  emredenler  veya  kendi şahsi  çıkarları  için  nüfuz  ve  iktidarını  suiistimal  edenler  veya  üstünün  bilgisi  olmaksızın  yet‐ kili  olan  subaydan  ödünç  para  alarak  nüfuz  ve  iktidarını  kötüye  kullananlar  veya  kendi  mevkisini  kullanarak  yetkilinin  yapması  zorunlu  bir şeyde  icrasın‐ da  yetkiliyi  ihbar  etmeyenler  veya  askerî  hizmet  yetkisiymiş  gibi  bir  işe  sevk  edenler hakkında emir subayı ise 45 günden 6 aya kadar hapis ve küçük subay  ve  askerler  ise  45  günden  üç  aya  kadar  prangabend  ve  emir  subaylarından  hangi rütbede olursa olsun küçük subay ve askerlerden istemeyerek akçe alan‐ lar hakkında 3 aydan 6 aya kadar hapis ve küçük subay ve onbaşılar yetkililer‐ 39 40 41 42 43 44 Bend 29. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96.  Asi  cemiyete  katılanlardan  aşağıda  bahsedilecek  fiillere  teşebbüs  edenler  hakkında aynı asi reis gibi ceza verilir.) Bend 31.

) Bend 36. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.   Nüfuz  ve  iktidarını  suiistimal  ederek  yetkisini  suç  teşkil  eden  bir  fiile  sevk  ve  tayine  yalnız  teşebbüs  edenler  eğer  fiil  kabahatten  ise  subay  hakkında  24  saatten  45  güne  kadar  hapis  ve  küçük  subay  hakkında  bir  haftadan  bir  aya  kadar  prangabend  ve  eğer  fiil  cenah  ve  adam  öldürme  nev’inden  ise  emir  su‐ bayı  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  hakkında  45  gün‐ den üç aya kadar prangabend cezası verilir47. bend olarak konulacaktır.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 185 den  istemeden  akçe  alırlarsa  haklarında  45  günden  üç  aya  kadar  prangabend  cezaları verilir45.) Bend 42. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. 113.  Zanlı  hakkında  arz  veya  sahip  çıkılması  gereken  bir  yolda  harp  divanları‐ nın  bilgi  ve  işleyişine  müdahale  edenler  ve  nüfuzlarının  etkisini  kullananlar  haklarında üç aydan bir seneye kadar hapis cezası hükmedilir51. 113. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. 113. 113. 113.) Bend 38. bend olarak konulacaktır.) Bend 40. maddesinden sonra 7. maddesinden sonra 8. bend olarak konulacaktır.  45 46 47 48 49 50 51 52 Bend 35.) Bend 41.  Savaş  halindeyken. küçük subay olursa 45 günden 6 aya kadar prangabend cezalarıyla ceza‐ landırılırlar48. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 113.   Cezalandırma yetkisindeki gücünü kastî olarak tecavüz edenler ve özellik‐ le  bu  hususu  sesli  olarak  ortaya  koyanlar  veya  yasal  olmayan  bir  şeyi  icraya  cüret  edenler  veya  zanlının  mahkûm  olduğu  cezayı  sınırlayan  veya şiddetlen‐ direnler 45 günden 6 aya kadar hapis cezası alır50.) . (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. maddesinden sonra ikinci bend olarak konulacaktır. maddesinden sonra 6.  Kasten  üstü  hakkında  adi  bir  husustan  veya  esassız  bir  şeyden  dolayı  şikâyet  edenler  emir  subayı  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay ve askerler hakkında 45 günden 3 aya kadar prangabend cezaları verilir. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.  yaralanmaya  sebebiyet  vermiş  ve  yara  yaralananın  as‐ kerî  hizmetini  ifasına  engel  olacak  dereceye  varmış  veya  bir  uzvunun  kaybına  sebep olmuşsa fail emir subayı  ise askerî hizmetten uzaklaştırma.  Memuriyeti  veya  yetkisi  dışında  olarak  bir  cezaya  hükmedenler  ve  uygu‐ layanlar haklarında 45 günden bir seneye kadar hapis cezası verilir52. bend olarak konulacaktır. maddesinden sonra 3.  Şikâyet  konusu  eğer  şikâyet  ve  iddia  edilenlerin  haysiyetlerine  dokunacak  şekilde  olursa  ve  kusurları  olursa şikâyetçilerin  iddia  ve şikâyet  ettikleri  cürü‐ mün faili gibi kabul edilip onunla cezalandırılır49. maddesinden sonra konulacaktır. bend olarak konulacaktır.  Astından  bir  veya  bir  kaç  askeriye  mensubunu  sonuçta  bir  tehlike  oluşaca‐ ğını  veya  tehdit  ederek şikâyete  engel  olmak  veya şikâyetten  vazgeçirenler  ve  kanunen  ve  askerî  derecelere  uygun  olarak  kendisine  kadar  gelmiş  olan  şikâyet  veya  şikâyetnameyi  sunmayarak  gizleyenler  veya  şikâyet  olayından  dolayı  yapmaya  mecbur  olduğu  inceleme  ve  araştırmayı  yapmayanlar  ve  ic‐ rayla  beraber  vazifesini  yapmayanlar  emir  subayı  ise  45  günden  6  aya  kadar  hapis. 113. küçük subay  ise 6 aydan bir seneye kadar prangabend ve kaydın yenilenmesi cezası verilir46. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 113. bend olarak konulacaktır.) Bend 39. maddesinden sonra 4.) Bend 37. maddesinden sonra 5.

) Bend 47. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.. 113. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.  41. faslının ikinci maddesi olarak konulacaktır. (Ta’rizât-ı Umumiye bahsinde uygun bir yere konulacaktır.. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.) Bend 45.  37.186 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 36.    E‐ Hırsızlık‐Gasp‐Yağma   Askeriyeden  birisi  sefer  esnasında  hırsızlık  ve  gaspa  cüret  veya  bu  işleri  için  birisini  yaralasa  veya  adaba  aykırı  fiilleriyle  kabahat  veya  cinayete  cüret  etse  bu  hareketten  etkilenenlerce  yapılmasa  bile  yine  de  o  kişiler  haklarında  ceza verilir ve uygulanır56.  bendlerde  sayılan  filleri  işleyen  nöbetçi  ve  neferat  dahi  aynı  cezalarla  cezalandırılırlar. bendinden sonra konulacaktır.  Kıymetli  olan  bu malları izinsiz alınan bu şeyler dahi ellerinden alınır ve çıkarılır57. maddesinden sonra 9.  küçük  su‐ bay ve askerler ise 45 günden üç aya kadar prangabend cezası verilir58. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 74.) Bend 46.  ve  42.   Sefer  esnasında  çapul  amacıyla  mensup  olduğu  askerî  kısımdan  izinsiz  ay‐ rılanlar  ve  kaçanlar  veya  kıymetli  bir  malı  izinsiz  alanlar  bu  halleri  tespit  ve  tahkiki  takdirinde  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  ise  üç  aydan  bir  seneye  kadar  prangabend  ve  kaydın  yenilenmesi  cezalarıyla  cezalandırılırlar.  Astının  cezası  daim  olarak  işlemiş  oldukları  fiili  kastî  olarak  üstüne  haber  vermeyenler  yahut  tahkik  veya  araştırmayanlar  emir  subayı  hakkında  45  gün‐ den  6  aya  kadar  hapislik  ve  küçük  subay  ve  onbaşılar  hakkında  24  saatten  45  güne kadar prangabend cezaları verilir55.  38. bend olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 75. bendi olarak konulacaktır.  şeylerini  alıkoyanlar veya düşman geliyor diye ahaliyi yerlerinden kaçırarak bıraktıkları  eşyayı  ve  hayvanları  zabt  edenler  veya  yetkili  olmadığı  halde  yerleşik  ahaliye  savaş vergisi tarh  veya  başkumandan tarafından  emredilmiş olan savaş vergisi  miktarından  fazla  şey  alanlar  bu  durumlarının  tespiti  ve  araştırılması  sonu‐ cunda  emir  subayı  iseler  haklarında  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  beraber  üç  aydan  beş  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  iseler  haklarında  üç  53 54 55 56 57 58 Bend 43..) .   Amirin  emriyle  ganimet  yoluyla  elde  edileni  yetkililere  teslim  edilmesi  ge‐ reken  eşyayı  teslim  etmeyip  alıkoyanlar  yani  alıkoyan  ve  saklayanlar  emir  su‐ bayı  ise  eşyanın  iadesiyle  birlikte  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis.   Nüfuz  ve  memuriyetini  suiistimal  ile  kastî  olarak  astını  daimi  bir  ceza  iş‐ leme  hareketine  sevk  ettikleri  tahkik  ve  tespit  edilenler  fiillerin  adı  geçen  meş‐ ru  olmayan  faili  veya  reisi  sayılarak  söz  konusu  suçun  gereği  olan  cezanın  en  yüksek haddiyle cezalandırılırlar54.  Kanunname‐i  Hümayunun  113.  Muharebe  esnasında  savaş  mevkiinde  veya  ona  yakın  bir  mahalde  yerleşik  ahaliyi  korkutarak  bundan  yararlanma  amacıyla  ellerinden  eşya  vb.  bendi  hükmü tamamıyla yukarıda adı geçen nöbetçiler haklarında dahi geçerlidir53. faslının birinci maddesi olarak konulacaktır.) Bend 44.) Bend 48.

(Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 169.) Bend 50. faslının üçüncü maddesi olarak konulacaktır. maddesine konulacaktır.   Sahte  malumat  verenler  rüşvet  almışlarsa  bundan  dolayı  da  mülkiye  ka‐ nunnamesinin rüşvete ilişkin bendlerine göre cezalandırılırlar61. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.  sefer  vaktinde  ise  emir  subayı  hakkında  üç  aydan  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  ile  beraber  45  günden  2  aya  kadar prangabend.   Cezanın  azaltılması  söz  konusu  olursa  emir  subayı  hakkında  yalnız  uzak‐ laştırma  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  6  aya  kadar  prangabend  cezaları  verilir60.    F‐Yalan Beyan   Askerî  hizmetten  muafiyeti  veya  geçerli  muafiyetten  yaralanması  gereklili‐ ği  veya  subay  ve  efraddan  birisinin  terfi  rütbesi  sırasında  gücünün  derecesin‐ den farklı olarak yeteneğine ilişkin eksikliklerinin ve bunlarla ilgi gerçeği yalan  olarak  kasten  sahte  tanıklık  veya  raporla  ve  yapılması  gerekli  her  nevi  askerî  hizmete dair gerek sözlü gerekse yazılı sahte bilgi verenler veya bunların sahte  olduklarını  bilerek  kendileriyle  ilgili  yanlış  söz  söyleyenler  emir  subayı  hak‐ kında  6  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  hakkında  45  günden  3  aya  kadar prangabend cezaları verilir.  soyup  alanlar  emir  subayı  hakkında  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  beraber  bir  seneden  üç  seneye  kadar  kalabend  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  6  aydan  bir  seneye  kadar  pranga‐ bend ve kaydın yenilenmesi cezası verilir.    G‐Vazifenin İfasına Engel Olma   Karakol  veya  herhangi  bir  müfreze  veya  askerî  kıta  kumandanı  veya  her  çeşit  karakolda  bulunan  nöbetçilerden  sarhoşluk  veya  tımarsız  veya  başka  bir  yolla  kendilerini  vazifelerini  ifayı  yerine  getiremez  hale  koyanlar  emir  subayı  hakkında  normal  zamanda  45  günden  üç  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  24  saatten  45  güne  kadar  prangabend.  Karşılıklı  meydan  muharebesi  esnasında  ölenlerin  ve  yaralanıp  kalanların  veyahut  yolda  nakil  sırasında  veya  hastanede  bir  hasta  veya  yaralının  korun‐ ması  kendisine  verilmiş  harp  esirinin  eşyasını  vs.) Bend 51. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 11.   Eğer  bu  durumlar  yapılacak  vazifenin  ifasına  bir  zarar  veya  ziyan  getirirse  normal  zamanda  emir  subayı  hakkında  6  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerler  hakkından  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  ile  be‐ raber  45  günden  2  aya  kadar  hapis  ve  harp  zamanında  emir  subayı  hakkında  59 60 61 Bend 49.) . faslının başlangıcına özel bend olarak konulacaktır.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 187 aydan  bir  buçuk  seneye  kadar  prangabend  ve  kaydın  yenilenmesi  cezaları  ve‐ rilir59.

bendinin üstüne konulacaktır..    H‐Suça Göz Yummak   Bir  karakol  veya  askerî  kıta  kumandanı  veya  her  çeşit  nöbet  hizmetlerinde  bulunan  asker.  Eğer  cezayı  indirme  sebebi  varsa  idam  cezasına  karşılık  on  sene  veya  mü‐ ebbed kürek cezası verilir62.  55.) Bend 55.. maddesiyle birlikte konulacaktır.    62 63 64 65 66 Bend 52.  maddelerine  ve  as‐ kerî ceza kanunun birinci faslına ek ve ilave edilen maddelere göre cezalandırı‐ lırlar65. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 77. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 55.  men  etmesine  görevli  olduğu  herhangi  bir  fenalığı  yasaklama‐ yarak icrasına meydan verirse söz konusu fiili kendi işlemişçesine ceza görür63.    I‐Yabancı Komutanın Cezalandırılması   Yabancı  zabıtandan  olup  da  harp  ordularında  bulunmalarına  resmi  izinli  olanlar  cezalandırılması  gerekli  bir  fiili  ortaya  çıkanlar  hakkında  devletin  as‐ kerî mensubu yani emri zabıtan gibi cezası hükmedilir ve icra edilir64.. faslının başlangıcına birinci bend olarak konulacaktır.) Bend 56.  adı  geçen  eşyaları  ve  köprüleri  ve  de‐ mir  yollarını  düşman  menfaati  için  tahrip  edenler  veya  kullanılmasını  önleye‐ cek hali görünenler66. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 6.  Eğer düşman ve silahlı eşkıya karşısında ise idam cezaları hükmedilir.  51.188 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 askeriyeden  uzaklaştırma  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  40  değnekten  80 değneğe kadar darp ile beraber 45 günden 3 aya kadar prangabend.  ve  60. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 101.  telgraf  ve  telgrafhaneye  ait  eşyayı  tahrip  ve  kullanılmayacak hale getirenler..  Evvela:  mülkî  ceza  kanunnamesinin  daha  önce  zikredilen  ve  beyan  edilen  bendlerindeki cinayeti işleyenler.  Düşmanın  amaçlarını  desteklemek  veya  devletin  ve  müttefik  ordularına  zarar  vermek  üzere  kastî  olarak  aşağıda  beyan  edilen  cinayetleri  işleyenler  hakkında idam cezası verilir.) Bend 53. faslının birinci bendi olacaktır.    İ‐Devlete veya Vatana İhanet   Devlete  veya  vatana  ihanet  suçlamasıyla  suçlanan  askeriye  mensupları.  Üçüncü  olarak:  Devlet‐i  Âlî’nin  ve  müttefiki  ordularıyla  savaşan  düşmana  istihbarati bilgi toplayanlar veya Devlet‐i Âlî  ve  müttefiki ordularına  istihbara‐ ti  bilgi  toplayıp  da  yanlış  yola  sevk  edenler  mühimmatı  vs.) .  53.  58. (Ta’rizât-ı Umumiye bahsinde uygun bir yere konulacaktır.) Bend 54.   İkinci  olarak:  Yol  ve  vapur.  mülki  ceza  kanunnamesine  göre  50.  veya  vesair  harp  malzemelerini  düşmana  teslim  edenler.

  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  tamamı  tercüme  edilerek  bunlardan  sadece  gerekli  görülen  56  bend  kanunnamenin  ilgili  yerlerine  eklenmiştir67.  Medeni  Usul  kanunu  gibi  kanunlarımız  da  başka  ülkelerin kanunlarından faydalanılarak hazırlanmıştır. 9/3. “1858 Tarihli Ceza Kanunnamesinin Hukukî Kaynakları. Bkz.  Özellikle  hırsızlık. Bend 55. 153 vd.  Tanzimat  sonrası  Osmanlı  ceza  hukukunun  geçirdiği  evrim. 26 Rebiyülevvel 1297 (8 Mart 1880). Y.   Dolayısıyla  Alman  Askerî  Ceza  Kanunname‐ si’nden  yapılan  bu  iktibas  Osmanlı  tarihinde  bir  ilk  değildir70. s.199. TTK Yayınları.PRK.  Bununla  birlikte  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi  bütünüyle  kanunnameye  ilave  edilmemiştir. Halil Cin-Gül Akyılmaz.  gasp  ve  yağma  suçlarına  verilecek  cezaların  şer’î  cezalardan  farklı  olması. .LI.  gerek  o  dö‐ neme  ait  mülkî  ceza  Kanunnamelerinde  gerekse  çalışmamızın  konusunu  oluş‐ turan  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  net  olarak  hissedilmektedir. 3 Zilkâde 1298 ( 27 Eylül 1881). Y.  Daha  önce  Tica‐ ret  kanunu. Konya 2003.   Tanzimat’la  birlikte  hukukun  birçok  alanında  batılı  anlamda  kanunlaştır‐ ma  hareketleri  başlamıştır.     67 68 69 70 71 BOA.ASK.  1858  tarihli  Osmanlı  Ceza  Kanununda  şer’î  hukukun  cezaî  hükümlerini  hukuken  olmasa  bile  fiilen  kaldırma  niyeti  görülmektedir71. Belleten. BOA. Sayram Yayınları. Türk Hukuk Tarihi.  Alman  Askerî  Ceza  Kanunun  tercüme  edilerek  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ne  ilave  edilmesi  de  bu  kanunlaştırma  hareketlerinden  sadece  birisidir.  şikâyete  tabi  suçların  vazgeçme  olsa  bile  cezalandırılmaya  devam  edilmesi  gibi  şer’î  kurallara  aykırı  düzenlemeler  söz  konusudur.  gerek  şer’î  hükümlerin  gerekse  batılı  anlamdaki  hukuk  düzenlemelerin izini taşımıştır.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 189 SONUÇ  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunu  1880  tarihli  bu  eklemeler  öncesinde  oldukça  kısadır  ve  bu  kanunda  birçok  konu  düzenlenme  dışında  bırakılmıştır.PRK. s.  Böylece  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  görülen  eksiklikler  büyük  ölçüde  ta‐ mamlanmıştır68. Nr.  Eklemeler  sonrasında  da  bazı  suç  türlerinin  yine  Mülkî  Kanunnameye  göre  çözümleneceği  belirtilerek  Mülkî  Kanunname  ile Askerî Ceza Kanunnamesi’nin birlikte uygulanması usulü devam ettirilmiş‐ tir69. S. C. Tatbik Şekli ve Mer’-i İrtikâb Kanunnamesi”. Ahmet Akgündüz. 3/76.  Sonuç  olarak  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi.  Ceza  kanunu. 466. Ankara 1987.ASK.  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  de  bu  eklemeler  sonrasında  mülkî  Kanunnamelerde  görülen şer’î  düzenlemelerin  dışına  çıkma  özelliğini  devam  ettirdiği  görülmektedir.

 78/46  ‐Bâb‐ı Âlî Evrak Odası Şuray‐ı Devlet Belgeleri (BEO. Genelkurmay Yayınla‐ rı.LI. 2450/8. TTK Yayınları.. Ahmet. ASK)  Nr. DUİT) Nr.  Colmar Freiherr Von Der. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları.    ‐KARAL.  ‐WALLACH. Fahri Çeliker. Edebiyatçı ve Eğitimci Yönleriyle Colmar Freiherr Von Der Goltz Paşa. Konya 2003. İstanbul 1953.  ‐MOLTKE. Remzi Kitabevi. Tatbik Şekli ve  Mer’‐i İrtikâb Kanunnamesi”. Ankara 1987. Türk Hukuk Tarihi. TTK Yayınları. Pertev Demir‐ han.199.190 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 BİBLİYOGRAFYA    A‐Arşiv Belgeleri  ‐Yıldız Perakende Askerî: (Y.     B‐ Tetkik Eserler  ‐AKGÜNDÜZ.  ‐CİN.              . PRK. C. Moltke’nin Türkiye Mektupları. 3/76. C.   ‐GOLTZ. S. Belleten. Jehuda L. “1858 Tarihli Ceza Kanunnamesinin Hukukî Kaynakları. Helmuth von. Ankara 1992. Halil‐Gül Akyılmaz. Ankara 1995. 2456/3. Sayram Yayınları. Çev. Osmanlı Tarihi. Gazi Üni‐ versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Alman Dili ve Edebiyatı Eğitimi Yüksek Lisans Programı  Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Goltz Paşa’nın Hâtıratı ve Hal Tercümesi. Çev. Çev.  İstanbul 1969. ŞD) Nr. Ankara 1985. Bir Askeri Yardımın Anatomisi. 9/3  ‐Dosya Usulü İradeler Tasnifi (İ. Hayrullah Örs.  ‐ETİKCAN.VIII. Enver Ziya. Tayyar.

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH -

Yıl: 2 0 1 1 , Sa yı: 5 Sa yfa : 1 9 1 -1 96

Ye a r: 2 0 1 1 , Issue : 5 Pa ge : 1 9 1 -1 96

TÜRK TARİHİNDE AN LU-SHAN VE DESTANI Saadettin GÖMEÇ∗
Özet Destanlar, milletlerin kahramanlık hikâyelerinin toplamıdır. Öyleyse destanları zengin olan hakların tarihleri de o ölçüde muhteşemdir. Bu açıdan baktığımızda Türklerin tarihi pek çok destanî hikâyelerle doludur ve bunların da büyük bir kısmı gerçekleri yansıtır. Zaten destanların en önemli hususiyeti, içerisinde milleti yakından ilgilendiren yaşanmış olaylara yer verilmesidir. Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı günden beri başından acı, tatlı birçok hadise geçmiştir. Ve Türkler, dünyanın en eski halklarından birisi olması hasebiyle sahip olduğu destanlar bakımından son derece şanslıdır. Elbette geçmişte cereyan eden her olayı destan sınıfına sokmak mümkün değildir. Bunun için bazı özel şartların olması gerekir. Bunlar yerine gelmişse, destan olarak değerlendirilir ve tarihi hadiseler yazılırken bunlardan yararlanılır. Anahtar Kelimeler An Lu-sha n, Uygur, Türk Desta nla rı THE AN LU-SHAN’S EP IC IN THE TURKISH HISTORY Abstract The epics are the sum of heroic stories of nations. Therefore, the histories of the nations that have rich epics are magnificent as much. From this point of view Turkish history has many legendary stories and much of them reflect the truth. Anyhow, the most important charateristic of epics is that they contain real events closely connected to nations. The Turkish nation, from their apperance in the scene of history, has experienced many events , in good way or bad way. And Turks, due to they are one of the most ancient nations, they are very lucky in terms of epics. Of course, we can’t classify any event occured in past as an epic. To do so, there must be some conditions. If they are fulfilled, they can be classified as epic and can be referred when historical events are written. Key Words An Lu-sha n, Uighur, Turk ish Epics

Prof. Dr., Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Co ğ rafya Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. sgomec@yahoo.com

192 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

Hiç şüphesiz Türk destanlarının en muhteşemlerinin başında Oguz-nâme gelir. Bunun yanısıra Türklerin Türeyişi ve Ergenekun, Tölöslerin Türeyişi, S ır Tarduş Boyunun Yok Olması, Uygurların Türeyiş ve Göç Destanları, Kimek, Başkurt, Alp-Er Tonga, Hun Liu Yüan (Yügen), Attila (Ata İllig), Çor Destanı bizim sözlü edebiyatımızın en eski bakiyeleridir. Bir nev’i Oguz-nâme olan Dede Korkut Hikâyeleri de Türk kültürünün bir şaheseridir1 . Bununla beraber ismi hususunda şimdiye kadar herhangi bir deneme yapılmayan tarihte önemli olaylara imza atmış Türk beylerinden birisi de, An Lu-shan’dır. Maalesef Çin dili uzmanları veyahut da bizdeki sinologlar, böyle meselelere kafa yormadıklarından dolayı Türk tarihinin ve kültürünün pek çok tartışmalı problemini halledemiyoruz. Zamanında, büyük Atatürk tarafından kurulmuş olan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde eski Türk tarihinin kaynaklarının araştırılması ve Türklere ait yabancı belgelerin ç evrilmesi iç in bir S inoloji (Çin Dili) Kürsüsü aç ılmış ise de, tıpkı diğer bölümlerde olduğu üzere burası da esas görevini unutarak, sadec e günümüzde basit terc ümanlar yetiştirmeye yönelik ç ağdaş Çin dilini öğretmekle yetiniyor. An Lu-shan, 8. asırda Uygur Kaganlığı zamanında karşılaştığımız bir Türk beyidir. Onun kimliği konusunda bugüne kadar değişik görüşler ortaya atılmıştır. Bunun da başlıc a nedeni Çin dilinin öğrenilmesi, onun sorunları ve Çinlilerin yeterince bilgi vermemeleri yüzündendir. An Lu-shan’ın bir Mogol veya Sogdlu olduğu söyleniyorsa da bizc e bu doğru değildir. Bununla birlikte onun bugünkü Çin’in Ying-c hou eyaletinde, 703 senesinde bir Türk prensi baba ile S ogdlu bir anneden doğduğunu söyleyenler de mevc uttur. Ama Çin kaynaklarına göre, annesi Arslanlar (A-shih-te) soyundan gelen bir kamdı ve babası öldüğünde bir müddet Kök Türk topraklarında kaldılar. Dolayısıyla yabanc ı bir halktan gelme ihtimali yoktur. Yine An Lu-shan’ın atalarının Kapgan Kagan’ın 7. yüzyılın sonlarına doğru yaptığı seferlerde devletin merkezine yerleştirildiğini, fakat 716’da da Kök Türk Kaganlığı’ndaki iktidar değişikliği sırasında yaşanan olaylar ve isyanlar yüzünden Çin’e kaç tıkları belirtilir. Belgelerden anlaşıldığı kadarıyla An Lu-shan’ın ailesi kamlık sanatıyla uğraşıyordu. Son derece zeki olan bu Türk liderinin, 742 senesinde Çin imparatoruyla tanışması onun önünü aç tı ve imparatorun güvenini kazanarak; Çin’de iyi bir mevki edindi2 . Para ve sefahata düşkün Çinli memurları ç ok iyi kullanıyor, onlara verdiği rüşvetler sayesinde sürekli yükseliyordu. Kendine ait bir idari bölgeye de sahip olan An Lu-shan, imparatorun sarayına istediği zaman girip-ç ıkıyor; kraliçe ve prenseslerle çok yakın ilişkilerde bulunabiliyordu. Hatta imparatoriç enin ona âşık olduğu yolunda dedi-kodular da ç ıkmıştı. An Lu1 2

Daha geniş bilgi için bakınız, S. Gömeç, Türk Destanlarına Giri ş, Ankara 2008. An Lu-shan’ın gençliğ inde bir koyun çalarken yakalandığ ı ve Yu-chou (Pekin civarları) garnizonunun ba şkomutanının huzuruna çıkarılarak, idamının istendiğ i söylenir. Ancak komutan onu çok sevimli bulmu ş ve yanına alarak, evlatlığ ı yapmıştı. Bu sayede onun talihi de ğ işti. Bakınız, C. H. Huang , T’ang Devrinde Tibetlilerin Çinliler ve Orta Asya Kavimleriyle Münasebetleri , Doktora Tezi, İstanbul 1971, s. 110; E. Esin, Türk Kosmolojisine Giriş, İstanbul 2001, s. 63.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 193

shan’ı ç ekemeyen Çinli vezirler ve komutanlar ileride başlarına bela olac ağını işaret ettilerse de, bunun pek işe yaramadığını görmekteyiz. Herhalde, Çin hükümetiyle vakti geldiğinde münasebetlerini koparmayı planlayan An Lushan birtakım hazırlıklarda bulunuyordu. Arasında yabanc ıların da yer aldığı, ama temelini Türklerin oluşturduğu ve Çin başkentine çok yakın bir mevkide, sayısı 150 bine varan kuvvetli bir ordu topladı. Nihayet 755’te, o dönemdeki Çin baş-vezirini sevmediğini ileri sürerek isyan bayrağını aç tı3 . Çinliler belki onu hafife aldılar ve taktiksel bir hata olarak, bu ayaklanmaya karşılık, An Lu-shan’ın ç ocuklarından birini öldürdüler. Fakat iki büyük Çin ordusu An Lu-shan’ın adamları tarafından yenildi. Çin imparatoru yerini oğluna bırakarak, kaç mak zorunda kaldı. Yine tarihi vesikaların haberlerine göre; imparatorla beraber firar eden askerler başlarına gelen bütün bu felaketlerin sorumlusu olarak gördükleri imparatoriç eyi yolda boğarak öldürdüler. Türkler karşısındaki bu büyük hezimet üzerine Çinliler, başka bir Türk idaresinden, Ötüken Uygur Kaganlığından yardım talebinde bulundular. Ne yazık ki Uygur hakanı bu isteğe olumlu c evap verdi. Kuzeyden gelen dinamik ordu ve mukaddes kagana karşı, An Lu-shan’ın yanındakilerin bir bölümü savaşmak istemeyince, Çin’deki Türkler de ona c ephe almaya başladı. Bu sırada Çin’e giden ordunun önünde Uygur kaganı bulunuyordu ve o ilk önc e An Lu-shan’ın en güvendiği müttefiki olan Tongra Türklerini sindirdi. Daha sonra bu mükemmel askeri kıtanın komutanlığını Börü Kun (Moyun Çor) Kagan’ın oğlu Ulug Bilge Yabgu üstlendi. Türk-Uygur ordusu Çin ülkesine büyük bir ihtişamla girmişti. Onları karşılayan Çinli yetkililer kurt başlı sanc ağın önünde eğilip, onu selamlıyorlar ve öpüyorlardı. Çin tarihinde bir dönüm noktası olan An Lu-shan maalesef kuzeyden gelen bu akrabalarına karşı başarısız olup, bozgunlar peşi-sıra gelince, nihayet kendi adamları tarafından öldürüldü. S öylendiğine göre, 60-70 bin c ivarında insanın öldüğü4 An Lu-shan hareketini, vefatından sonra oğulları ve komutanları devam ettirmeye ç alıştılar. An Lu-shan’ın ölümü hususunda ç eşitli rivayetler vardır. Bunlardan bir tanesi, hastalanarak kör olması yüzünden, danışmanları tarafından öldürüldüğü şeklindedir. İşte buna binaen bazı ilim adamları An Lu-shan ile tarihteki Kör-oglu’nu birleştirmektedirler5 . Bu ne dereceye kadar doğrudur, bilemeyiz; ama bir hakikat söz konusu ki, Kör-oglu Destanı sadec e Türkiye topraklarında yaşayan bir halk hikayesi değildir. Ona ait izlere Azerbaycan ve Türkistan gibi
3

4

5

J. Mirsky, “ Structure of Rebellion: A Successful Insurrection Furing the T’ang”, Journal of the American Oriental Society , 89/1, 1969, s.68. D. C. Twitchett, The Government of T'ang in the Early Eighth Century” , Bulletin of the School of Oriental and African Studies, 18/2, London 1958, s. 322; E. H. Pritchard, “Thoughts on the Historical Development of the Population of China” , The Journal of Asian Studies, 23/1, 1963, s. 11; S. Gömeç, Uygur Türkleri Tarihi , 3. baskı, Ankara 2009, s.74 C.Hacıyev, Köroglu’nun Çin Gaynagları, Bakı 1998.

194 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

diğer Türk c oğrafyalarında da rastlıyoruz. Bu yüzden Kör-oglu Destanı’nı da umumen Türk dünyasına mal etmek yerinde olur. Başka bir mevzu da, An Lu-shan ayaklanmasından bütün Orta Asya Türklüğünün etkilenmiş olmasıdır. O, ç alkantılı yıllarda Çinliler bu hadiseler iç in şarkılar yazmıştır. Yani, Asya’daki pek ç ok kavim şöyle veya böyle, bu toplumsal harekete katıldılar. Hatta An Lu-shan olaylarının doğrudan veya dolaylı Çinlilerden daha ç ok Türklere tesiri olduğunu da söyleyebiliriz. Mesela, bu isyanı bastırmak iç in Çin’e gittiği esnada, Bögü Kagan’ın orada tanıştığı Mani rahiplerini ülkesine getirerek, Maniheizmi resmen devlet dini olarak seç mesi önemlidir. Bunun yanı sıra bazı Uygurların Çin’e yerleşerek tic aret hayatına meyletmeleri, insanların yerleşik hayatın nimetlerine ve zaaflarına kapılmaları, tembelliğin hastalık şeklini alması, toplumun bel kemiğini oluşturan kadınların, Çinli hanımlara özenmeleri, hırsızlık, dolandırıc ılık ve rüşvet gibi kötü alışkanlıklar, Türk sosyal hayatında bir ç öküşe sebep oldu.6 AN LU-SHAN’IN DOĞUMU HİKÂYESİ∗ Büyük Arslanlar (A-shih-te) ailesinin kadın kamlarından birisi sürekli savaşç ı bir oğlan sahibi olmak iç in Tanrı’ya yakarıyordu. Dilekleri Tanrı katında kabul oldu ve bundan kısa bir süre sonra hamile kaldı. Nihayet doğum günü geldiğinde, beklenmedik bir anda ç adırın tepesinden giren bir ışık hertarafı aydınlattı. Bu sırada kurt, kuş, bütün yabani hayvanlar uludu. S anki onun doğumunu hep birlikte kutluyorlardı. Obada bulunan kamlar bunu gökteki birtakım olaylara yordular ve şans getirec eğini söylediler. Fakat o zaman onların yaşadığı yer Çin imparatorluğunun kontrolü altındaydı. Çinli görevliler bu hadiseyi duyduklarında hemen oraya vardılar. Tanrı’nın gönderdiğine inanılan bu ç oc uğun ortadan kaldırılması lazımdı. Çadırı kuşatarak iç indekileri öldürmek istediler. Ama anne ve ç oc uk durumdan haberdar olunc a oradan kaç tılar ve saklanarak, ölümden kurtuldular. An Lu-shan’ın annesi de Tanrı tarafından esirgendiklerine inanıyordu. Onu Tanrı’nın bir lütfu olarak gören kadın ç oc uğuna Batır/ Urungu (savaşç ı anlamına gelen Ya-lo-shan) adını verdi. An Lu-shan’ın doğumu hikâyesindeki bazı motifler, diğer Türk destanlarında da karşımıza ç ıkan ana temalardır. Bunlardan birisi, yukarıda da gördüğümüz üzere, aşırı derecede bir erkek ç oc uğa sahip olma hayalidir. Bunun da

6

Twitchett, a.g.m., s. 322; M. T. Liu, Die Chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken (T’u-Küe), Wiesbaden 1958, s. 267; R.Grousset, Bozkır İmparatorlu ğ u , çev. R. Uzmen, İstanbul 1980, s. 128; S. G. Klya ştornıy, Drevnetyurkskiye Runiçeskiye Pamyatniki Kak Istoçnik Po Istori Sredney Azii, Moskva 1964, s. 121-122; Huang, a.g.t., s.110-118; P.Hill, “ The Chinese Song-Cycles of Brian Dennis” , Tempo , No 37, Cambridge 1981, s.28; L. N. Gumilev, Hazar Çevresinde Bin Yıl, çev. A. Batur, İstanbul 2001, s. 218. Bu parça M. T. Liu’nun söz konusu eserinin 677-678. sayfalarından alınmıştır.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 195

sebebi, ailenin ve soyun devamı iç in evlat şarttır. İşte o zaman aile anlamlı bir bütün haline gelir. Ailenin esas gayelerinden birisi de nesli ç oğaltmadır7 . Bir diğer unsur ise, ışıktır. Destanların büyük kahramanları; bu kahramanlara kadınlık ve kutsal Türk ç oc uklarına annelik yapan hanımlar, ç oğu kere ilahi bir ışıktan doğarlar. Oguz Kagan Destanı’nın baş kahramanı Oguz dünyaya geldiği zaman onun yüzü gök, yani aydınlık idi. Oguz’un Kün, Ay, Yılduz adlı büyük oğullarını doğuran ilk karısı, ortalığı karanlık bastığı zaman gökten inen bir ışıktan peyda olmuştu. 4. asrın başlarında Çin’in kuzeyinde, Ordos’taki Chao bölgesinde teşekkül eden Hun hanedanlığının kuruc usu Ş ad İlli (S he-le) doğduğunda, annesinin etrafında ışıklar parlamıştı. Ayrıc a Uygur destanlarında, Uygurlara baş seç ilen Bögü (Bugu) Han, diğer dört kardeşiyle beraber Togla ve Selenge ırmakları arasında bir ağaç üzerine düşen semavi bir ışıktan yaratılmıştır. İslamiyetten sonraki destanlarda da ısrarla sürec ek bu kutlu ışık, Türk inanışına ve düşünc esine; var olmanın temel unsurlarından güneşin ve ışığın yansımasından başka bir şey değildir. Eski Türk dininin c ennete gitmeyi ifade eden “uç mak” hadisesi ve “sonsuzluk” da bir ışık âlemidir. Uygur Kaganlığı zamanında kabul olunan Maniheizmin de temel tanrısı iyilik, yani ışık tanrısıdır. Çünkü Bögü Han’ın rüyalarına giren kız bir nur gibidir. Bütün bu ışık motifleri bize eski Türk inanış ve düşünc esinde ışığın önemli bir unsur olduğunu göstermektedir. Türklerin Müslümanlığı seç tikten sonra İslam nuruna neden bu kadar sarıldıkları bunu ortaya koymaktadır. Onlar, İslamın aydınlığını karanlıkta kalmış ülkelere yaymak iç in yüzlerc e yıl c anını vermişlerdir. İslamdan önc e de bu Türk adaletinin ışığı ve temizliğinden başka bir şey olmasa gerek8 . Destanların teşekkül ve kayda geç iş yerleri neresi olursa-olsun, bunların muhtevasında aynı düşünüş ve anlayışa rastlanılması, bu insanların hepsinin ortak bir kültüre sahip bulunduklarının bir göstergesidir.

7

8

Z. Gökalp, Türk Medeniyeti Tarihi, haz. İ. Aka-K. Y. Kopraman, Ankara 1976, s. 293; E. Kuran, “ Türk Ailesinin Mahiyeti ve Tarihi Gelişmesi” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 365; M. Eröz, “Türk Ailesi” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 236-237; B. Gökçe, “ Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 207. Gömeç, Türk Destanlarına… , s. 12.

196 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

KAYNAKÇA
-Eröz, M., “Türk Ailesi”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Esin, E., Türk Kosmolojisine Giriş, İstanbul 2001. -Gökalp, Z., Türk Medeniyeti Tarihi , haz. İ. Aka-K. Y. Kopraman, Ankara 1976. -Gökçe, B., “Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Gömeç, S., Türk Destanlarına Giriş , Ankara 2008. -Gömeç, S., Uygur Türk leri Tarihi, 3. baskı, Ankara 2009. -Grousset, R., Bozk ır İmparatorluğu, çev. R. Uzmen, İstanbul 1980. -Gumilev, L.N., Ha zar Çevresinde Bin Yıl , çev. A. Batur, İstanbul 2001. -Hacıyev, C., Köroglu’nun Çin Gaynagları , Bakı 1998. -Hill, P., “The Chinese Song-Cycles of Brian Dennis”, Tempo, No 37, Cambridge 1981. -Huang, C. H., T’a ng Devrinde Tibetlilerin Çinliler ve Orta Asya Kavimleriyle Münasebetleri , Doktora Tezi, İstanbul 1971. -Klyaştornıy, S. G., Drevnetyurkskiye Runiçeskiye Pamyatniki Kak Istoçnik Po Istori Sredney Azii, Moskva 1964. -Kuran, E., “Türk Ailesinin Mahiyeti ve Tarihi Gelişmesi”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Liu, M. T., Die Chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken (T’u-Küe), Wiesbaden 1958. -Mirsky, J., “Structure of Rebellion: A Successful Insurrection Furing the T’ang”, Journal of the American Oriental Society, 89/1, 1969. -Pritchard, E. H., “Thoughts on the Historical Development of the Population of China”, The Journa l of Asian Studies, 23/1, 1963. -Pulleyblank, E. G., The Background of the Rebellion of An Lu-shan, London 1955 -Twitchett, D. C., The Government of T'ang in the Early Eighth Century”, Bulletin of the School of Orienta l and African Studies, 18/2, London 1958.

Değerlendirmeye alınan bu örnekler çevre kültürlerin keramikleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH- Yıl: 2011. The selected sherds were taken into consideratin in terms of clay colour. pişme derecesi. the sherds used in the study were selected from the surveys carried out in Afyonkarahisar region.com . Also. Seçilen bu örnekler. astar rengi. burnishing and decoration. tempering. Bu çalışmalarımızla ilgili en önemli materyal grubunu bölgede yapılan arkeolojik yüzey araştırmaları sırasında ele geçen çanak-çömlek parçaları oluşturmaktadır. firing. s_kaymakci@hotmail. slipping. S. Bu çalışmamızda bölgenin İlk Tunç Çağ kültürünün bir bölümü üzerinde durduk. Early Bronze Age cultures. Sayı: 5 Sayfa: 197-214 Year: 2011. These sherds were compared with the ceramic of environmental culture. Ayrıca çevre bölgelerle olan ilişkiler ya da farklılıklar ile ilgili bir değerlendirme yapmaya çalıştık. we have carried out the comparison between this region and the regions with similar cultural characteristics. Key Words Afyonkarahisar region. it was aimed to give some information about early Bronze Age culture in a historical process. Çanak-çömlek THE EARLY BRONZE AGE POTTERY CULTURE IN AFYONKARAHISAR Abstract Afyonkarahisar was an important crosspoint in the ancient period as it is at present. İlk Tunç Çağı kültürleri. All the evaluations were carried out with the help of the sherds obtained from the survey. We have in this work. hamur katkısı ve rengi. Furthermore. Gör.. Sosyal Bilimler Enstitüsü Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı’nda yapılan “ Afyon ve Çevresi İlk Tunç Çağı Kültürleri” isimli Yüksek Lisans tezinden üretilmiştir. Ceramic * ∗∗ Bu çalışma. Also. açıklama tekniği ve üzerlerindeki bezemeler bakımından değerlendirmeye alınmıştır. Ü. Anahtar Kelimeler Afyonkarahisar Bölgesi. tried to shed light over the region’s Early Bronze Age cultures. Issue: 5 Page: 197-214 AFYONKARAHİSAR’DA İLK TUNÇ ÇAĞI ÇANAK ÇÖMLEK KÜLTÜRÜ* Salih KAYMAKÇI∗∗ Özet Afyonkarahisar bugün olduğu gibi Eskiçağda da önemli bir geçiş noktası özelliğini taşımaktaydı. Erzincan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı. Arş.

198 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

GİRİŞ İlk Tunç Çağı (İTÇ) Anadolu’da M.Ö 3200–1800 yılları arasına tarihlenmektedir. Bu zaman dilimi de kendi arasında İTÇ I, İTÇ II ve İTÇ III diye bölümlere ayrılmaktadır. Konumuzun son bölümünü oluşturan İTÇ III dönemi, Asur tüccarlarının Anadolu’ya gelişini, Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nı da içine almaktadır. Biz burada bu konuya sadece genel olarak değineceğiz ve konumuzu Asur Ticaret Kolonileri’nin başlangıcı olan M.Ö. 2000’ler olarak sınırlayacağız. Konumuz itibariyle burada kültürün ne anlama geldiğini kısaca açıklamak kanaatindeyiz. Kültür; belirli bir insan topluluğunun bireylerinin düşünce, inanç ve yaşama biçimleri, yaptıkları ve kullandıkları aletler ve davranış biçimleridir. Bu açıklama bizim araştırma konumuzun nasıl şekilleneceği açısından önemlidir. Çünkü konu edinilen zaman dilimi Anadolu’da yazının olmadığı bir dönemdir. Bu yüzden kültür farklılıklarını ya da benzerliklerini o zamanda yapılan ve kullanılan materyallerden edinebilmekteyiz. Afyonkarahisar, tarihöncesi dönemden itibaren doğal yol güzergâhları üzerinde yer almaktadır. Konumuzu oluşturan İTÇ’de yazı henüz Anadolu’da kullanılmadığından bölge ile ilgili siyasi, ekonomik ve sosyal olayları Mezopotamya kaynaklarından öğrenmekteyiz. Bunun yanı sıra bölgenin yazısız kaynakları olan arkeolojik buluntulardan değerlendirmeler yapılarak bölgenin kültürü ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bölgede sorunlu olan İlk Tunç III ile ilgili yeni değerlendirmeler yapılmış ve bu dönemde bölgenin Troia, Beycesultan ve Konya Ovası başta olmak üzere çevre kültürler arasındaki konumu ortaya konmuştur. Genel anlamda bakıldığında bu çalışmanın en önemli yanlarından birisi bölge kültürlerinin ayrıntılı kültür özellikleriyle verilmesidir. Ayrıca, bu özelliklerin çevre yerleşmelerle ilişkisi ve farklılıkları da ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Sözgelimi; bölge İlk Tunç II-III kültürlerinin Seyitgazi-Küllüoba ile ya da İlk Tunç Çağ’a Geçiş Evresi ve Geç Kalkolitik Çağ kültürlerinin Beycesultan ve Konya Ovası kültürleri ile ilişkisi buralarda yapılmış ve yapılmakta olan arkeolojik kazı ve yüzey araştırmaları sonucunda elde edilen malzemeler üzerinden ve form-hamur-bezeme özellikleri kapsamında ele alınmıştır. Bu çalışmada jeopolitik değerlerin ortaya konması bakımından yolların konumunun belirlenmesi de önemli bir yer tutmaktadır. Burada yine arkeolojik malzeme ve tarihi doğal yol güzergâhları çevresinden yola çıkarak bölgenin erken dönem yol bağlantıları da incelenmiştir. I. BÖLGENİN COĞRAFİ DURUMU Afyonkarahisar il sınırları Ege, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgeleri olmak üzere üç bölge üzerindedir.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 199

Ege Bölgesi’nde batıdan doğuya doğru gidildiğinde, oldukça yüksek olan platoların oluşturduğu sahaya geçilir. Bu saha üzerinde yüksek dağ sıraları uzanır ve buradan İç Anadolu düzlüklerine geçilir. İç Anadolu ve Ege Bölgesi’nin batı bölümü arasında bulunan bu yüksek alan, bir eşik oluşturmaktadır. Ayrı bir bölüm olarak kabul edilen bu bölüme İç Batı Anadolu adı verilmiştir.1 Afyonkarahisar’da bu bölümün içinde yer almaktadır. İklim bakımından Ege Bölgesi’nin asıl Ege Bölümü ile İç Anadolu Bölgesi arasında geçiş özelliği taşır. Bölgede Akdeniz iklimi ve İç Anadolu iklim özellikleri ağır basmaktadır.2 Coğrafi konum kültür farklılıklarını ortaya çıkarmaktadır. Bunun en çarpıcı örneği olarak Sultan Dağları’nı (1500–2000 m) gösterebiliriz. Sultan Dağları Afyonkarahisar kültürlerinin güney sınırını oluşturmaktadır. Adeta güney ile bağlantıyı bir bariyer gibi kesmiştir. Bu da doğal olarak tamamen farklı olmamakla birlikte ayrı kültür gruplarının oluşmasını sağlamıştır. Bölgede yapılan yüzey araştırmalarının verdiği bilgiler doğrultusunda doğal yapının yerleşim şekillerine etkisini görmekteyiz. İnsanoğlu öncelikle korunma problemini ortadan kaldırma amaçlı yerleşimi düşünmüştür. Bu sebeple daha çok yüksek dağlara, yamaçlara yerleşimin aksine, dağlar ile çevrili korunaklı ovaları tercih etmiştir. Bunun yanında ovalardan ne kadar yükseğe çıkılırsa kuraklığın başladığını, iklim şartlarının zorlaştığını görmüştür. II. AFYONKARAHİSAR’DA YAPILAN BAŞLICA KAZILAR Bu bölümde, bölgede kısa süreli kazı ve araştırma çalışmaları yapılmış bazı ören yerleri hakkında genel bir bilgi verilecektir. Kusura Höyük Afyonkarahisar il merkezinin 55 km güneybatısındaki Kusura adlı köyde yer almaktadır. Burada Winfred Lamb başkanlığında 1935-1937 yılları arasında kazılar yapılmıştır.3 Höyükte A, B ve C tabakaları ismi verilen üç tabaka mevcuttur.4 Kusura A’da M.Ö 3. bin yılın ortalarına tarihlenen (İTÇ II ve III) altı yapı katı bulunmaktadır. B’den C’ye geçiş ise M. Ö. 3. bin yılsonu ve M. Ö. 2. binyıl başına tarihlenmektedir.5 Kaklık Mevkii Afyonkarahisar il merkezinin kuzey-kuzeydoğusundadır. Burhaniye Köyü’nün 1.2 km. güneybatısındadır. 1983–1984 yıllarında Afyonkarahisar Müzesi’ne bağlı olarak Ahmet Topbaş yönetiminde burada kurtarma kazıları yapılmıştır. Kaklık Mevkii İTÇ’ye geçiş dönemini aydınlatan yerleşim yeriyle ve İTÇ II, İTÇ III. Evreye tarihlenen mezarları ile Afyonkarahisar yöresinin bu
Atalay vd. 1997: 195. Atalay vd. 1997: 195, Yılmaz 2004: 71 vd. 3 Lamb 1936: 406-411. 4 Seyirci-Başyılmaz 1982: 36. 5 Lamb 1937: 217- 273; Harmankaya 2002a: Kusura.
1 2

200 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

dönemini açıklayacak bilgiler taşımaktadır. Höyük iki yapı katlı düz bir yerleşmedir. Mezarlık alanı ise erken ve geç olmak üzere iki evreden oluşur. Bunların tarihlemesi de İTÇ II ve İTÇ III olarak yapılmıştır.6 Karaoğlan Mevkii Afyonkarahisar il merkezinin kuş uçumu 20 km kuzeyinde, AfyonEskişehir karayolunun yaklaşık 20. km'sinde, Gazlıgöl kaplıcası kavşağının güneydoğu köşesindedir. 1986 yılında burada akaryakıt istasyonu yapılması düşüncesiyle Afyonkarahisar Müzesi’ne başvurulması üzerine ortaya çıkmıştır. Karaoğlan Mevkii’nde A.Topbaş ve A. İlaslı sondaj çalışmaları yapmıştır. 1990 yılında ise Turan Efe, A. Topbaş ve A. İlaslı’nın da katılımı ile yerleşmede kazı çalışmaları yapılmıştır. Höyük üç yapı evresinden oluşur. Bu evreler İTÇ II ve İTÇ III’e tarihlenmiştir. Karaoğlan Yerleşmesi’nin Beycesultan’ın XV-XIV katları ile çağdaş olduğu düşünülmektedir.7 Çavdarlı Höyük Afyonkarahisar il merkezinin yaklaşık 12 km doğusunda, Çavdarlı Köyü'nün 3.6 km güneybatısındadır. Köylülerin, höyüğün kuzeyinden taşıdıkları kültür toprağı içinde çok sayıda mermer heykel bulmaları üzerine, 1964 yılında M. Akok yönetiminde kurtarma kazısı yapılmıştır. Buluntuları İTÇ II evresini hatırlatmaktadır. M. Akok bu tabakalar için MÖ. 2.500-2.000 tarihini önermektedir.8 Susuz Afyonkarahisar il merkezinin 6 km kuzeydoğusunda, Susuz Köyü mezarlığının altındadır. Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi uzmanlarınca yazılmış olan müze rehberinde, M. Ö. 3-2. bin yıl haritasında İTÇ yerleşimi olarak bildirilmektedir. Yazılıkaya Mezarlık alanı, Afyonkarahisar il merkezinin kuzey-kuzeydoğusunda, Yazılıkaya Köyü'nün yaklaşık 1 km güneyindeki antik Midas kentinin olduğu kayalık platonun yakınındadır. Kentin olduğu kayalık platoda İTÇ yerleşmesinin de olabileceği bildirilmektedir. Buluntu yerinin tam konumu açıklanmamıştır. Daha önce Midas kenti olarak tanımlanan kayalık yükseltinin üzerinde yapılan kazılarda 4 adet İTÇ, 2 adet Son Kalkolitik/İlk Tunç Çağı I evresi çanak çömlek parçası bulunmuştur. İTÇ'ye tarihlenen mezar ise, Yazılıkaya köylüleri tarafından tarlada saban ile sürülürken tesadüfen bulunmuştur. 1948 yılında Frig Dönemi kentinde kazı yapan heyetten H. Çambel bu mezarı bilimsel olarak açmış ve gömüt buluntularını Afyonkarahisar Müzesi'ne teslim etmiştir.

6 7 8

Topbaş vd. 1998: 42; Harmankaya 2002b: Kaklık Mevkii Topbaş vd. 1998: 42; İlaslı 1992, s. 95-103; Harmankaya 2002c: Karaoğlan Mevkii, Harmankaya 2002d: Çavdarlı Höyük

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 201

Çok az sayıda İTÇ çanak çömleklerinin çıktığı tarladaki kazı çalışmaları yalnız bu mezarla sınırlı kalmıştır. Kazı alanı genişletilmemiştir.9 Yıldırımkemal Afyonkarahisar il merkezinin kuzeybatısında, Çatkuyu'nun kuzeybatısında, Yenice Köyü'nün güneybatısındaki Olucak Köyü'nün 5.5 km güneydoğusundadır. Höyüğün bulunduğu mevkii Mandıra olarak bilinmektedir. Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi rehberinde İTÇ yerleşmesi olarak gösterilmiştir. Hakkında ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. III. AFYONKARAHİSAR VE ÇEVRESİ İLK TUNÇ ÇAĞ KERAMİK KÜLTÜRLERİ İlk Tunç I Kültürleri Batı Anadolu’da İlk Tunç I dönemi kendi arasında çeşitli kültür bölgelerine ayrılmıştır. Bunlar; Troia I- Yortan, Phrygia-Bithynia, Beycesultan İlk Tunç Çağı I dönemi ve Lykia-Pisidia kültür bölgeleridir.10 Bunlardan Beycesultan İTÇ I kültürü Denizli’nin doğusu, Afyonkarahisar ve kısmen de Burdur’a kadar olan bölgeye yayılmıştır.11 Troia-Yortan Kültürü; Bu kültürün yayılım alanı, yarımadanın tüm kuzeybatısını içine alır. Bu kültür bölgesi Limni ve Midilli Adası ile daha kesin açıklık getirilmemiş İznik Bölgesi’dir. Yortan grubunun İTÇ I’deki gelişimi ile ilgili hemen hemen hiçbir şey bilinmemektedir. Yortan’ın İTÇ II’ye tarihlenen mezarlık buluntuları, bölgenin diğer çanak çömleklerinden farklı özellikler göstermektedir. Bundan dolayı bir kısım araştırmacı Yortan buluntularını ayrı bir kültür grubu içinde değerlendirmektedir. Yortan Grubu haricindeki diğer bölgeleri M. Korfmann “Denizsel Troia Kültürü” olarak tanımlamaktadır. Çömlekçi çarkının henüz kullanılmadığı bu kültür bölgesine özgü çanak çömlek koyu yüzlü ve siyah iyi açkılıdır. Genellikle bezemesiz olmakla birlikte bazı çanaklarda kazıma tekniği kullanılarak tutamaklar insan yüzü biçimine sokulmuştur. Balıkesir ve İznik bölgelerin de ise kahverengi astarlı çanak çömleğe rastlanmaktadır. Kaideli ve kaidesiz, omurgalı, içte kalınlaştırılmış dudaklı kâseler çok tipik örneklerdir. Bu kâseler makara kulplu olarak karşımıza çıkmaktadır. İlmik kulplar makara kulplar kadar tipik değillerdir. Yine dudak üzerine çivi ve yiv bezemeler yer almaktadır.12 Phrygia-Bithynia Kültürü; Eskişehir Ovası ve çevresi, Yukarı Sakarya ovaları kültür bölgesini oluşturmaktadır. İTÇ II’de ise İznik ve İnegöl ovalarını da içine almaktadır. Siyah açkılı çanak çömlek ile kırmızı astarlı ve açkılı çanak

9 10 11 12

French 1968: 240; Harmankaya 2002e: Yazılıkaya. Efe 2003: 102. Harmankaya 2002: 17. Sevin 1998: 95; Efe 2003: 102.

202 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

çömlekler bu dönem için çok karakteristiktir. Siyah açkılıların çoğunu siyah ağızlı kaseler oluşturur. En tipik biçim basit görünüşlü, ilmik kulplu kâselerdir. Beycesultan İTÇ I Kültürü; Beycesultan yerleşmesi İTÇ’nin üç dönemini de içerir. İTÇ I dönemini XIX, XVIII ve XVIIc, b, a katları temsil etmektedir. Bu dönemin çanak-çömleklerinin bazıları açkılı iken diğerleri kaba mallardan oluşmaktadır. Kaliteli ve açkılı malların hamuru soluk kırmızı, devetüyü ya da grimsi-siyah renktedir. Küçük taşcık ve saman katkılı malların yanı sıra, saman katkısı dahi içermeyen kaliteli mallar da mevcuttur. Çanak-çömlekler genellikle iyi pişmişlerdir. Fakat açık renkli hamura sahip olan kapların özünde bir grilik görülmektedir. Kapların hemen hepsi astarlıdır ve iyi açkılıdırlar. Kaplarda bezeme uygulaması sınırlıdır. Kaba mal grubunda ise hamur rengi kırmızı veya kahverenginin tonlarıdır. Bu malların hamurları bol ot, saman ve taşçık katkılıdır. Bu dönemde, içe dönük ağızlı kâseler, derin kâseler, fincanlar, uzun boyunlu, küresel gövdeli ve tek kulplu testiler ile iki kulplu oluk bezemeli çömlekler kullanılan bazı kap biçimlerdir.13 Beycesultan İTÇ I kültürünü oluşturan özelliklerden bir başkası ise Ege türünde, keman biçimli mermer idollerdir. Ana Tanrıça’yı ifade eden bu idoller; gerçekçi figürinlerin aksine tamamıyla soyut bir görünüm içerir. Yine araştırma bölgemiz içerisinde yer alan Küllüoba Höyük, Kalkolitik Çağ’dan İTÇ’ye geçişi veren yerleşme kalıntıları ve İTÇ evresi ile ortaya çıkmaktadır. Küllüoba’da yapılan kazılar sonucu elde edilen mallar; siyah, gri, özenli açkılıdır. Gaga ağızlı testiler bu evrede ortaya çıkmıştır.14 Küllüoba’nın AF 14 katında ele geçen malzemeler Beycesultan I oluk bezemeli çanak çömlek parçaları ile benzerlik göstermektedir. Öte yandan Küllüoba İTÇ I çanak çömleği, kuzeybatıdan komşusu olan Demircihöyük çanak çömlek grubu ile birçok ortak özellikler içerir. Fakat sözünü ettiğimiz Demircihöyük malzemesinden de ayrılan karakteristik bir takım yerel çanak çömleği de bünyesinde barındırır. Demircihöyük ve Küllüoba, güneybatıda büyük bir alanı kaplayan Beycesultan I çanak çömlek grubundan kesin hatlarla ayrılmaktadır. Fakat Küllüoba’nın 2. evresinde ele geçen mallar ile Beycesultan’ın oluk bezemeli çanak çömleği arasında karşılaştırmalar yapılabilmektedir.15 İTÇ I’de Kusura malzemesinin el yapımı, ince koyu gri renkli hamurlu, siyah astarlı ve oldukça kaliteli bir özelliğe sahip olduğunu görmekteyiz. Kusura’da İTÇ I’in tespit edildiği A tabakası kısmen tahribata uğramıştır. Burada çoğunlukla kâse biçimli kaplar bulunmuştur. Ayrıca bulunan mallar üzerinde beyaz boya bezeme teknikleri de görülmektedir.16

13 14 15 16

Lloyd-Mellaart 1962: 119-127. Efe-Ay-Efe 2001: 53. Efe-Ay-Efe 2001: 53. Lamb 1937: 14.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 203

Kültür bölgelerinin oluşturduğu yayılım alanı ve bu kültür gruplarına ait malların benzer özelliklere sahip olanlarını araştırma bölgemiz olan Afyonkarahisar’da da görmekteyiz. Bu kültür grupları aynı yol güzergâhları üzerine konumlanmış olan yerleşmelerden oluşmaktadır. İlk Tunç II Kültürleri Bu dönem kültürleri hakkındaki bilgilerimiz İlk Tunç Çağı I dönemine oranla daha fazladır. İTÇ II kültür bölgesinin sınırını batıda Sivrihisar Dağları’ndan doğuda Kızılırmak kavsinin içine kadar uzanan bölge ile sınırlayabiliriz.17 Bu bölgenin içinde özellikle çanak-çömlek buluntularıyla ayırt edilebilen beş kültür grubu vardır. Batıda Polatlı ve Ankara, Alacahöyük ve çevresi, kuzeyde Karadeniz kıyıları boyunca Filyos, Sinop ve Orta Karadeniz Bölgesi (İkiztepe), güneyde ise Aksaray-Konya Ovası ve Kilikia Kültür Bölgesi yer almaktadır. Burada araştırma alanımız içinde olan kültür bölgesi “Orta İç Batı Anadolu Kültürü” dür. Bu kültür bölgesinin yayılım alanı içinde Beycesultan İlk Tunç Çağı II, Acıpayam, Kusura, Afyonkarahisar, Altıntaş-Örencik ve TavşanlıKütahya çanak-çömlek gruplarından söz edilebilir. Çalışma bölgemiz ile doğrudan ilişkili olan kültür grupları ise; Kusura-Isparta, Afyon-Emirdağ ve Sultandağı’dır. İlk Tunç Çağı II döneminde kültür bölgeleri içinde çanak-çömlek grupları ve yöresel farklılıklar açık olarak görülmektedir. Bu dönemde çanakçömlek hala elde yapılmaktadır. Kırmızı astarlı ve açkılı mallar dönemin karakteristik özelliğini yansıtır. Orta ve İç Anadolu’da İlk Tunç I döneminin ince kenarlı ve oluk bezemeli çanak çömleği artık görülmez. Fakat oluk bezeme Göller Bölgesi, Uşak, Denizli ve Afyonkarahisar’ın güney bölgelerinde tipiktir. Ancak mal ve yapım teknikleri farklıdır. Kuzeyin oluk bezemesi daha çok Kusura fincanları ve kâselerinde görülmektedir.18 İTÇ II dönemi Troia II’de çanak-çömlek yapım tekniği değişmiştir. Daha önce İTÇ I dönemi malları elde yapılırken şimdi üretilen çanak-çömlek çarkla yapılmaktaydı. İTÇ II Troia keramikleri kahverenginin tonları veya kırmızıydılar. Troia II çanak çömleği bu dönem itibariyle büyük bir değişim içine girmiştir. Troia II maskeli kaplar denilen, yuvarlak matara biçimli kapların üzerine kabartma olarak insan yüzü tasvir edilmiş testiler ile Homeros’un bahsettiği “Depas amphikypellon” lar, zarif iki kulplu vazolar bu dönemin en karakteristik kaplarını oluşturmuştur.19 Beycesultan’ın İTÇ II tabakaları XVI-XIII katlardır. Buradaki İTÇ II dönemi çanak-çömleği, hala elde yapılmaktaydı. Açık renkli kapların hamur rengi, pembe veya devetüyü iken, koyu renklilerinki gri ya da siyahtır. Bu mallardaki
17 18 19

Efe 2003: 104. Efe 2003: 104 vd.; Lloyd-Mellaart 1962: 197. Kınal 1998: 39, Sevin 1998: 103.

204 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

katkılar saman ve taşçık içerir. Bu dönemin çanak-çömlek yüzeylerinde çatlamış kalın bir astar tabakası bulunmaktadır ve açkı az çok görülse de önceki döneminki kadar kaliteli değildir. Bu kaplar muhtemelen günlük ihtiyaçlar için kullanılıyordu. Örneğin; mutfak eşyaları ve çocuk tabutu olarak kullanılan çömlekler gibi. Fakat ince, küçük ve daha itinalı kaplar ise kült eşyası olarak kullanılmaktaydı. Bu dönem kaplarında; fırınlama yeterli derecededir. Fakat özde hala fırınlamadan kaynaklanan siyah izler görülmektedir. İTÇ II kap hamuru kalın, kap biçimleri ise İTÇ I’in kibar kap formlarına göre daha iri ve kabadır. Kaplarda bezeme olarak kullanılan dalga ve yiv motifleri, İTÇ II kültürünün en önemli özelliklerinden biridir. Bu mallardaki bezemeler astardan önce uygulanmaktaydı. Keramik yüzeylerinde kullanılmış olan renkler; açık gri, siyah, açık kiremit, koyu gri, kahverengi, siyah ve devetüyü renkleridir. Bu dönemde kullanılmış olan kap biçimleri arasına kâseler, fincanlar, çömlek ve testiler (gaga ağızlılar), büyük saksılar ve küpler girmektedir. Bunların bazılarında tutamak, kulp ve akıtacaklar bulunmaktadır.20 Beycesultan İTÇ II yerleşmesi, bugüne kadar Batı Anadolu’nun gerçek anlamda bilinen en eski kenti olma özelliğini taşır. Bu dönemin sonlarında Troia’dan Konya Ovası ve Kilikia’ya kadar olan yerleşmelerde yangınlar saptanmıştır. Bu durum Troia’dan geldiği düşünülen Luwi İstilası’na bağlanmaktadır.21 İTÇ II dönemi Küllüoba, Yukarı Sakarya Çanak Çömlek Grubu olarak adlandırılan grubun tipik özelliklerini taşımaktadır. Küllüoba İTÇ II çanak çömleği komşu olduğu Afyon ve Demircihöyük İTÇ II çanak çömlekleri ile birçok benzerlikler göstermesine rağmen, bazı yerel özellikleriyle de onlardan ayrılmaktadır. Demircihöyük’ün siyah açkılı malları ve S-profilli black topped kâseleri Küllüoba İTÇ II grubunda yok denecek kadar azdır. Sözünü ettiğimiz siyah açkılı mallar Afyonkarahisar için de tipik değildir. Afyonkarahisar grubu ile Küllüoba’nın arasındaki önemli farklardan birisi de; Afyonkarahisar grubu için karakteristik olan yatay kulplu, içe doğru kıvrılan ağızlı ve omurgalı kâselerin Küllüoba’da pek görülmemesidir. Küllüoba’da İTÇ II sonu ve erken İTÇ III’te önemli sayıda çanak çömlek ele geçmiştir. Bu tür bezemeli çanak çömlekler yerel özellikleri ile İç Batı Anadolu’dan doğuda Kızılırmak kavsinin içine kadar olan tüm Orta Anadolu’da yaygındır.22 Afyonkarahisar’ın doğusunda Konya Ovası kültür bölgesi yer alır. Bu bölgede, sözü edilen dönemle ilgili olarak sadece Konya-Karahöyük’te küçük bir alan araştırılmıştır. Konya-Karahöyük İTÇ II tabakalarında yapılan kazılarla ele geçen en tipik mallar; kırmızı astarlı ve açkılı kaplardır. Bu kapların gelişigüzel yerlerine küçük kulp-tutamaklar yerleştirilmiş ve özensiz bir kırmızı
20 21 22

Kınal 1998: 41; Lloyd-Mellaart 1962,135 vd. Mellaart 1963: 201. Efe-Ay-Efe 2001: 51.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 205

boya bezeme uygulanmıştır. Buradaki metalik mal grubu yüksek ısıda fırınlanmıştır. Bu dönem Konya Bölgesi’nin ana mal grubu siyah veya kırmızı astarlı ve açkılı mallardan oluşmaktadır. 23 Afyonkarahisar’ın İTÇ II’ye tarihlenen yerleşmelerine bakacak olursak; Kazısı yapılmış olan Karaoğlan Yerleşmesi’nin çanak çömlek grubunun çoğunu kırmızı astarlı ve açkılı malların oluşturduğunu görmekteyiz. Bu malların hamur rengi daha çok kahverengi ve kırmızının tonlarıdır. Bu grup kendi içinde dört farklı gruba daha ayrılmıştır. Bunlar; devetüyü ve kırmızı astarlı mallar, taşçık katkılı kırmızı astarlı mallar, iyi pişmiş kırmızı astarlı mallar ve beyaz boya motifli bezemeli kırmızı astarlı mallardır.24 Karaoğlan Mevkii’ndeki kap biçimleri; kaseler, gaga ağızlı testiler, çömlekler, geniş ağızlı çanaklar, geniş tabaklar ve küplerdir. En yaygın bezeme örnekleri ise yiv, kabartma ve boya bezemedir.25 Yine Afyonkarahisar sınırları içerisinde kazısı yapılmış olan Kaklık Mevkii Mezarlığı’nda ele geçen kaplar Troia’nın kırmızı astarlı malları ile büyük bir benzerlik göstermektedir. Keramiklerin yüzeyleri kiremit rengi ve kahverenginin tonları ile astarlanmıştır. Hamur kahverengidir, ince kumlu ve mikalıdır.26 İTÇ II Kusura’da B yapı tabakası ile ifade edilmektedir. B tabakasının tarihlemesi İTÇ II ve İTÇ III’ün sonu olarak tespit edilmiştir. Bu dönemdeki çanak çömleklerin çoğunluğu devetüyü, gri veya kırmızı ve açık devetüyü astarlı olarak tespit edilmiştir. Yine çoğunluğu çark yapımıdır. Çanak çömleklerden bazıları açkılıdır.27 İlk Tunç III Kültürleri Bu dönemde yerleşme sayısında gözle görülür bir düşüş olurken buna karşılık büyük yerleşmelerin sayısı da artmıştır. Bu durum insanların giderek şehirlerde toplanmaya başladığı şeklinde yorumlanabilmektedir. İTÇ III’de yeni türde çanak-çömlek ile karşılaşılır. Batı Anadolu’da çarkta yapılmış ilk kap biçimi Troia tabağı gibi tipik kaplar görülür. Beycesultan’da da çarkın kullanılmasıyla daha kaliteli kaplar ortaya çıkmamaktadır. Aksine seri üretilmiş kalitesiz ve fazla sanatsal olmayan kaba mallarda bir artış görülmektedir. Çark izini gizlemek için kaplar, ince ve kötü bir kırmızı, devetüyü ya da kirli kahverengi boya astarla sıvanmışlardır. Bezeme ise nadir kullanılmaktaydı. Beyaz boya bezeme ve beyaz macunla doldurulmuş kazı bezemeler ise ortadan tamamıyla kalkmıştır. Çömleklerde, gaga ağızlı testilerde ve fincanlarda astardan önce kazı bezek uygulanmıştır. Bu bezeme türü derin, düzensiz ve kabadır. Dışa çekik ağızlı fincan ve kâselerin hemen ağızlarının üzerinde dikey
23 24 25 26 27

Efe 2003: 106. Topbaş vd. 1998: 38-39. Topbaş vd. 1998: 41. Topbaş vd. 1998: 39. Lamb 1937: 14.

206 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

şerit ve ilmik kulplar görülür. İTÇ III çanak-çömleğinin hamur rengi devetüyü veya soluk/mat kırmızıdır. Katkı olarak da saman ve taşçık vardır. Kaplar genel olarak iyi pişmişlerdir. Ancak fırınlamadan kaynaklı olarak özde grilikler devam etmektedir. Keramik yüzeyleri kap ıslakken düzeltilmiştir ya da yüzeyler kirli kahverengi veya açık kahverengi astarla düzeltilmişlerdir. Boya astar genellikle tüm dış yüzeye ve sadece iç ağza bir bant şeklinde uygulanmıştır. Astarlı mallar genel olarak bezemesiz ve açkısızdır. En kaliteli astarlı mallara ise açkı uygulanmıştır. Bu dönemin astarları çok kolay bir şekilde silinmektedir. Alacalı yüzeyler bu dönemde fazla görülmezler ve daha önceki dönemlerde görülen kaba ve gri mallar ise İTÇ III’de ortadan kalkmışlardır.28 Küllüoba’da İTÇ III’de saptanmış olan dört ayrı evrede, Batı Anadolu’nun karakteristik çanak çömlek mal grupları ve formları ele geçmiştir. Bunların en önemlileri arasında “Red Coated Ware” çark yapımı Troia tabakları, depaslar, tankard ve üçayaklı mutfak kapları, amforalar gelmektedir. Bu dönemde çarkın kullanılmasına bağlı olarak kap gövdelerinin giderek oval bir şekil aldığı görülmektedir. Bunun örneklerini Tarsus ve Troia’da görmek mümkündür.29 Yapılan bu araştırmayı destekleyici olması ile şimdi de Afyonkarahisar’da yapılan yüzey araştırmaları ile ele geçen malzemeleri değerlendirerek kültür farklılıklarını ortaya çıkarmaya çalışacağız.30 IV. İLK TUNÇ ÇAĞ ÇANAK-ÇÖMLEK GRUPLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Çalışmalarımız sonucunda bölge çanak-çömlek kültürleri ile ilgili önemli bilgilere ulaştık. Arkeolojik yüzey araştırması ile elde edilen buluntular arasında İTÇ I-II ve buna göre daha az oranda İTÇ III malzemesine rastlanmıştır. Bölge İTÇ kültürlerinin Batı Anadolu ilişkisinin daha belirgin olduğu anlaşılmıştır. Yine Göller Bölgesi ve Konya’nın kuzey-kuzeybatı kesimi31 ile de bazı ilişkiler olduğu görülmüştür.32 Bolvadin-Çobanlar-İsçehisar-Bayat İlçeleri’nin kesişme alanında, (Eskikabir, Pirenlik ve Yazırınçayır gibi yerleşmelerde) İTÇ II boya ve bezemede turuncu astarın biraz daha yoğunlaştığı görülür. Özellikle de dağlık alan üzerinde bulunan Baldanlar yerleşmesinde bu yoğunluk daha fazladır.33 Daha önce bu bölgede çalışmalar yapan araştırmacılar, Afyon-Emirdağ Grubu İTÇ II kaplarında yiv bezemenin sınırlı olduğunu belirtmişlerdir. Bu durum Bolvadin malzemesinde de aynı şekilde görülmektedir. Yine bu dö28 29 30

31 32 33

Lloyd-Mellaart 1962:200 . Efe-Ay-Efe 2001: 54. Bu bölümde, 2002-2006 yılları arasında Özdemir Koçak başkanlığında, içinde bu makalenin yazarının da bulunduğu bir ekip tarafından Afyonkarahisar çevresinde yapılan yüzey araştırmalarından elde edilen çanak-çömleklerin değerlendirmesi yapılmıştır. Bahar-Koçak 2003: 21 vdd. ; Bahar-Koçak 2004: 63 vdd. ; Çizim 4 vdd. Koçak 2004: 58. Koçak 2004: 58.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 207

nemde ilmik ve şerit kulp örneklerinde bir artış gözlenmektedir. Bu durum kuzeydeki Demircihöyük, Polatlı ve Ahlatlıbel kültürleri ile ilişkilendirilmektedir.34 Çalışma bölgemiz ile ilgili elimizdeki kırmızı astarlı buluntuların özellikle Konya Ovası’nın koyu örneklerine göre daha açık tonda olduğu görülmektedir. Ayrıca bu bölgede gri, siyah ve tonlarındaki buluntular yaygın değildir.35 1. ÇANAKLAR Bunlar elimizdeki malzemeler arasında en büyük grubu oluşturmaktadırlar. Form özellikleri bakımından da kendi içerisinde farklı gruplara ayrılmaktadır. Bölgedeki çanaklar çeşitli form özellikleri gösterir. Bu gruplardan birisi oval ağızlı ve gövde eğimi fazla olan gruptur. Gövdedeki eğimden dolayı ağız daha yayvan bir görünüm almaktadır. Bazı örneklerin gövdesi hemen ağız altından itibaren dış bükey bir profil ile bombe yaparken, bir grup örnekte ise ağız altından itibaren düz gelerek, bombe dibin hemen üstünde oluşmaktadır ve düz diplidir. Ayrıca yatay ve ilmik kulplu örnekler de bulunmaktadır. Yatay kulplu üzerine yapılan sığ oluk bezeme örnekleri bölgenin tipik kulpları arasındadır. Kulplu örneklerin dışında, at nalı tutamaklı çanaklar da bulunmaktadır.36 Bu gruba ait buluntularımızın Beycesultan37, Troia38 ve Küllüoba’da yakın benzerlerini bulabilmek mümkündür. 1.1 Derin Çanaklar Derin çanaklardan bir kısmında gövde dik ve dike yakın bir form özelliği göstermektedir. Kap, gövdeden dip kısma hafif bir meyil ile daralmaktadır. Bu gruba ait buluntularımızın yakın benzerlerini Beycesultan39 ve Troia40’da bulabilmek mümkündür.

34 35 36 37

38 39

Lloyd-Mellaart 1962: 192. Topbaş vd. 1998: 38 vd; Koçak 2004: 59. Koçak 2004: 61. Lloyd-Mellaart 1962: 118, Fig. P. 14/ 17, EB 1 pottery, Level XIX; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 154, Fig. P. 28/ 7, EB 2 pottery, Level XV; 158, Fig. P. 30/ 14, EB 2 pottery, Level XV; 174, Fig. P. 38/ 4, EB 2 pottery, Level XIV; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 208, Fig. P. 50/ 37, EB 3a pottery, Level X; 202, Fig. P. 47/ 18, EB 3a pottery, Level XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 16, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 18, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 22, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 55, EB 3a pottery, Blegen-Caskey-Rawson 1951: (II/ 2 Plates), 5; 176, 32.67, Troy IV, İTÇ IIIa; 184, 2, Profiles of Sherds Phase, Troy IV. Lloyd-Mellaart 1962: 118, Fig. P. 14/ 17, EB 1 pottery, Level XIX; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 172, Fig. P. 37/ 16, EB 2 pottery, Level XIV; 120, Fig. P. 15/ 39, EB 1 pottery, Level XVIII-XVII; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 172, Fig. P. 37/ 5, EB 2 pottery, Level XIV; 202, Fig. P. 47/ 218, EB 3a pottery, Level XII-XI; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 202, Fig. P. 47/ 49, EB 3a pottery, Levels XII-XI;

224. Levha XCIX/5 Karasevinç.45 Yine sığ çanakların içinde değerlendirdiğimiz bir grupta ağız altından başlayan omurgalı tiplerdir. 202. 40 41 42 43 44 45 46 47 48 . Fig. ÇÖMLEKLER Çömlekler. P. Katın J Türü Mallarından siyah hamurlular. 33 vdd. Level XVI. Fig. düz yada yuvarlatılmış düz bir diple bitmektedir. Level X. dışa açık ağızlı veya yuvarlatılmış gövdelidir. Kadınhanı Büyük Höyük. 47/ 56. P. 202. 1951: (II/2 plates). P. Levha CII/7. EB 3a pottery. 230. Levels XXX-XXXII. 144. 2. 218/149. 1. 47/ 1. Levha CIII/8. Level XVI. Fig. Konya Ovası47 ve Troia’da48 görmek mümkündür. 179. ve Troia’da44 bulabilmek mümkündür. 224. 1. Fig. Kuruçay EB 2.1 Kapalı Ağızlı Çömlekler Kapalı ağızlı çömleklerin dudak kısmı hafif oval ya da düz olarak yapılmıştır. Bazı örnekler de ise çömlek ağızlarının hafif dışa çekik olarak yapılmış olduğunu görmekteyiz. EB 3b pottery. Bu gruba ait buluntuların benzerlerini Beycesultan46. Blegen vd. 7/ 7. EB 2 pottery. 50/ 36. BaharKoçak 2004: 64 vd. Levels XII-XI. 182. 8. Mellaart 1963: 215/ 14. Düz ya da hafif bombeli gelen gövde. Bu grupta at nalı tutamaklı ve 202. P. 224. 249/ 13-14. Bu gruba ait buluntularımızın yakın benzerlerini Beycesultan41. EB 3a pottery. 1959: (I/1) . (I/2). Blegen vd. Kuruçay43.2 Sığ Çanaklar İTÇ çanaklarının bir grubunu da sığ çanaklar oluşturmaktadır. Level XII-XI. 1951: (II/ 2 Plates). EB 3a pottery. P. EB 3b pottery. Late Chalcolithic 2 pottery. 58/ 12. Duru 1996: Levha 131/1-7 1. 58/ 16. Fig.208 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Derin çanakların bir grubunu kapalı ağızlı örnekler oluşturmaktadır. Fig. EB 2 . P. Fig. P.. Bu çanaklar genelde düz. Fig. Blegen vd. Fig. 86. EB 3a pottery. Bu örnekler küresel karınlı ve düz diplidir. EB 3b pottery. Level X. 1996: 28. P. 173. 7/ 6. Level VII. Çizim 18/ 1-5. P. Konya Ovası42. 1996: 31 vdd.17. Levels XII-XI. 7. EB 2 pottery. 61/ 19. Troia. Fig. EB 3a pottery. Fig. Fig. 208. Fig. 37/ 11. EB 3a pottery. 202. P. 179. Late Chalcolithic 2 pottery. EB 3b pottery. 47/ 17. 50/ 2. P. 208. Lloyd-Mellaart 1962: 202. 172. Fig. P. Bu grup içinde yarı kapalı ve tam kapalı örnekler bulunmaktadır. Buluntuların çok büyük bir kısmı yuvarlatılmış gövdeli ve yuvarlatılmış düz diplidir. P. Fig. Bahar vd. Evderesi İTÇ. 175. 47/ 22. 2. Levels VII-VIII. P. Çizim 23/ 1-3. 23/ 18. Levels XXX-XXXII. Level VII. P. EB 3a pottery. Lloyd-Mellaart 1962: 86.. Bahar vd. Levels XII-XI. 58/ 2. 47/ 49. Sarayönü Aşağı Çiğil. Level VII. kapalı ağızlılar ve dışa çekik ağızlılar olmak üzere iki ana grupta incelenebilir. Bahar-Koçak 2004: 64. Koçak 2004: 61. Levels XII-XI. 1951: (II/ 2 Plates). Blegen vd.

48/ 92. Küllüoba. 53..2 Dışa Çekik Ağızlı Çömlekler Çalışma bölgemizde dışa çekik ağızlı çömlekler çok sayıda görülmektedir. Topbaş vd.54 V. Afyonkarahisar-Karaoğlan İTÇ II. Çeltik ve çevresi bir geçiş bölgesi görevi üstlenmektedir.. Fig. SONUÇ Yaptığımız çalışmalar sonucunda Afyonkarahisar kültür gruplarını oluşturan yerleşmeler ile ona komşu olan doğuda Konya Ovası. Çizim 7. Bunlarda da yatay at nalı biçimli tutamaklar görülmektedir. profillerinden dolayı yayvan yapılmıştır. İTÇ II. küresel karınlı ve düz diplidir. Bunlar düz ya da oval ağızlı olup. Bu örneklerin ağzı. Fig 48/49.53 4. 61. Fig. Afyon-Karaoğlan İTÇ II.52 3. Kaklık Mevkii İTÇ II. Kuruçay 2.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 209 yatay kulplu buluntular da vardır. Karasevinç. Fig. 1996: 26 vdd. kuzeyde Demircihöyük. 59/ 176. 56:5) Çömlek gruplarına ait buluntularımızın yakın benzerlerini. Çizim 2-3. Bunların büyük bir bölümü hafif kısa boyunlu. XCIX/ 1. Kuruçay50 ve Afyon’da51 bulabilmek mümkündür. Levha XCV/ 11. Bahar-Koçak 2004: 66. Düz dipli buluntuların çoğunda dip kısmının dışa doğru bir çıkıntı yaptığı görülmektedir. 13. 221/ 8. Bölgedeki tavaların yakın benzerlerini Afyon ve Konya Ovası başta olmak üzere çevre yerleşmelerde görebilmekteyiz. Bu ilişki özellikle İTÇ II’de karakteristik bir görünüm vermektedir. 19/ 21-22. 1998: 41-61 vdd. KÜPLER Bölgedeki küplerin büyük bir kısmı orta boyludur. Bahar-Koçak 2003: 33 vd. 2. Fig. Çalışma alanımızın doğu sınırını oluşturan Akşehir. 19. Bahar-Koçak 2004: 63. Duru 1996: 111. . Troia. Osmancık. ve 1 katların A/ 1 Gurubu. Yunak. Çalışma bölgemizin doğu sınırını Akşehir-Yunak-Çeltik kesiminin oluşturduğu ve bu bölgenin batıda Göller Bölgesi ile Eskişehir’e kadar uzanan bir alanla ilişki içerisinde olduğunu görmekteyiz. Koçak 2004: 61. Yortan kültür gruplarının arasındaki ilişkiler değerlendirilmeye çalışılmıştır. düz bir gövde profiline sahiptir. 77. 63. 1998: 41. Demircihö- 49 50 51 52 53 54 Mellaart 1963: 215/ 12. 49/ 94-95. 52:1-7. güneyde Göller Bölgesi. Bu bölge kısmen Konya Ovası etkisinde görülse bile daha çok Bolvadin-ÇaySultandağı kesimi ile ilişki içerisindedir. (Çizim 51:2-3-57-8. Bazı örneklerin ağızları hafif dışa çekiktir. Gövde yüzeylerinde hafif bir pürüzlenme görülmektedir. Bahar vd. EB 1-2. TAVALAR Tavaların hemen hepsi dışa çekik ağızlıdır. Koçak 2004: 62. 18/ 25-27. Fig. 20/ 38-42. Levha 39/ 4-5. 28-37. Konya Ovası49. güneybatıda Beycesultan. Topbaş vd. Bu ilişkinin Suriye-Kilikya’dan başlayan ve Konya Ovası üzerinden Kuzeybatı Anadolu ile Küllüoba.

iklim şartları) oluşturduğu bir zorunluluk ile kültür benzerlikleri görülebilmektedir. mika-taşcık ve saman katkılarına göre daha yoğun olduğu gözlenmiştir. Bu etki yine hiç şüphesiz bölgede üretilen çanak çömleklerin de şekillenmesinde belirleyici unsur olmuştur. Göller Bölgesi ve çevresinde çok yoğun olarak rastlanan makara biçimli tutamaklar Afyon bölgesi çevresindeki yerleşmelerde çok az sayıda görülür. Bölgede Sultandağları’nın güneyle olan bağlantıyı bir bariyer gibi kestiği gibi kültürel olarak da aradaki ilişkiyi zayıflattığı görülmektedir. Hamur katkısı olarak.5 YR 5/6 Red-Kırmızı. Buna rağmen çalışma bölgesinin daha çok batı kültürleri ile iletişim içerisinde olduğu ancak bölgesel kültür özelliklerinin de azımsanmayacak kadar çok olduğunu söylemek mümkündür. . Göller Bölgesi.5 YR 5/6 Red-Kırmızı) hâkimdir. çanak çömleklerin hamur renkleri kırmızı ve kırmızının tonları (2. Bu nedenle bölge kültürü daha çok batı ve doğu – kuzeydoğu etkili gelişmiştir. Kuruçay ve Küllüoba’da görmemiz mümkündür. Bu çanak çömlek parçalarının hamur katkıları orantılı bir seyir izlememektedir. Bu çalışmada değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin hamur ve astar renkleri Munsell Renk Katoloğu’na göre yapılmıştır. Çanak çömleklerin astar renklerin de ise gözle görülür bir şekilde kırmızı ve tonları (2. Sultandağları Afyonkarahisar’ın güney ile olan bağlantısını büyük oranda kesmiştir. Troia. 5 YR 6/6 Reddish Yellow-Kırmızımsı sarı. Yapılan bu çalışma Afyonkarahisar’ın çevre kültürler ile benzerliklerini ya da farklılıklarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ayrıca. Ayrıca doğal etkenlerin de (dağlar. Göller Bölgesi’nde yoğun olarak rastladığımız omurgalı İTÇ kaplarına da Afyon’un özellikle doğu kesiminde az sayıda rastlanmaktadır. (Tablo III). (Tablo II) Seçtiğimiz ve değerlendirmeye aldığımız malzemelerin yakın benzerlerini Beycesultan.5 YR 6/4 Light Brown-Açık kahverengi. Yazının henüz Anadolu’da kullanılmadığı bir dönemi içine alan araştırma konumuz. Çalışma alanımızın bu saydığımız yerleşmeler ile benzerlik göstermesi hiç şüphesiz İTÇ’de aynı ticaret yol güzergahları üzerinde bulunuyor olmalarından kaynaklanmaktadır. kireç katkısının. Çalışma bölgemizde yaptığımız değerlendirmede.5 YR 5/4 Brown -Kahverengi) arasında görülmektedir. Konya Ovası.55 Yapılan bu çalışmada 55 Munsell Soil Chart 2000.210 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yük ile devam ederek Troia’ya uzanan bir ticaret yolu ile de yakından ilgisi vardır. 7. 5 YR 5/6 Yellowish Red-Sarımsı kırmızı) ile kahverengi ve tonları (7. Sözgelimi. Değerlendirdiğimiz keramiklerin büyük bir çoğunluğu orta derecede fırınlanmıştır (Tablo II) ve neredeyse tamamına yakın bir bölümü de açkılıdır. bölgede yapılan arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalarından elde edilen bilgiler ile desteklenmeye çalışılmıştır.

Yandaki tablo değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin hamurlarındaki katkı oranlarını vermektedir. (Tablo II) Değerlendirmeye alınan çanak çömleklerdeki açkı durumu verilmektedir. (Tablo I) Bu grafikde ise değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin pişme durumları verilmektedir.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 211 440 adet yüzey buluntusu (çanak-çömlek) değerlendirmeye alınmıştır. (Tablo III) . Daha sonra ise değerlendirmeye alınan buluntuların çizimleri ve analojileri yapılmıştır.

212 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 213 Afyonkarahisar yüzey araştırmalarından elde edilen bir grup keramik örneği. .

“Her Yönüyle Akamas’ın Şehri Şuhut”. Winifred..Mihriban Özbaşaran.Mihriban Özbaşaran. 13.Güngör. “Karaoğlan Höyüğü Kurtarma Kazısı” Müze Kurtarma Kazıları Semineri 2. İstanbul. "Kaklık Mevkii". 21–94 1998 -Yılmaz Özer. Mortan. Arkeoatlas Dergisi. TAY. Beycesultan I. 2.İlaslı Ahmet. İbrahim-Kenan. Türkiye. “Excavations at Kusura near Afyonkarahisar”. 2002c -Harmankaya."Kusura". İstanbul. "Karaoğlan Mevkii". İstanbul. Afyon 2000 . Eskiçağ Konya Araştırmaları 2 (Neolitik Çağ’dan Roma Dönemi Sonuna Kadar).. İstanbul. 1991: 95103. Veli.Oğuz Tanındı. “Munsell Soil Color Charts”. 1962 -Mellaart. L. “Türkiye İlk Tunç Çağı Araştırmaları Üzerine Bir Değerlendirme” İstanbul. 2004 -Blegen Carl. Ş. The Chalcolithic and Early Bronze Age Levels. 1996 -Efe T. Erken Dönemlerde Afyonkarahisar Yerleşmeleri. Dissertation Presented For The Degree Of Doctor Of Philosophy. Anatolia Antiqua. "Batı Anadolu Son Kalkolitik ve İlk Tunç Çağı".Oğuz Tanındı. Savaş. 2004 -Lamb.Mihriban Özbaşaran. Özdemir. 1937. Hasan. M. Hasan. “Anadolu Arkeolojisi”. Kuruçay Höyük II. AS. Volume I: Text. Kömen Yayınevi. Cambridge University (Unpublished). Afyon 1982 -Topbaş. Konya.21-51. İstanbul. The Thirth. Refik. David. 1951 . 2002 -Harmankaya. TTK.W.Ay. 2002b -Harmankaya. 1963 -Munsell. Caskey – Marion Rawson. Archaeologia. 1997 -Bahar. Hasan-Koçak. R. 1975. Eski Anadolu Tarihi. 2001 -Efe. 1992.Oğuz Tanındı. -. 1998 -Koçak. Füruzan. Reşat. 1968 -Harmankaya. TAY. Princeton... Sayı.-Başyılmaz. Savaş. Savaş. 1996 -Bahar. -Lamb. “Early Cultures of The South Anatolian Plateau. Macbeth Division of Kollmorgen Corporation. Ahmet – Efe. 86. 2003 -French. Ankara. 2001 -Kınal. “Salvage Excavations of the Afyon Archaeological Museum. Volume II: Illustrations. “Excavations at Kusura near Sandıklı. Turan. I/1-2.John. 2002a -Harmankaya. Yerleşmeler ve Küçük Buluntular).Oğuz Tanındı. and Fifth Settlements II/1-2. Caskey – Marion Rawson. -İzbırak. H. Phrygia Paroreus Bölgesi (Anıtlar.214 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Atalay. -Lloyd. Vilayet Afyon-Karahisar”. Ankara.Oğuz Tanındı. General Introduction the First and Second Settlements. Winifred. "Yazılıkaya".Jerome Sperling. 94-97. 406-411. Troy. Özdemir "Western Links Of The Lykaonia Plain in the Chalcolithic and Early Bronze Age". TAY. Afyon ve Çevresi İklim Özellikleri. 2003 -Bahar. Ahmet. TAY. the Late Chalcolithic and Early Bronze Age in The Konya Plain”. 1959 -Duru. JDAI (Jahrbuch des Deutschen Archaologis). London. 2002e -İlaslı. II. “Küllüoba: İç Kuzeybatı Anadolu’da Bir İlk Tunç Çağı Kenti: 19962000 Yılları Arasında Yapılan Kazı Çalışmalarının Genel Değerlendirmesi”.Blegen Carl. Baltimore. Özdemir. Türkiye Bilimler Akademisi Arkeoloji Dergisi (Tüba-Ar). 1936. Eskiçağ Konya Araştırmaları I. s. S. XI Paris 2003. Koçak. Karauğuz. James.Mihriban Özbaşaran. London. Konya. .. Anatolia Antiqua VI.Koçak. İstanbul. İstanbul. L.. Anatolia and the Aegean in the Third Millenium BC. "Çavdarlı Höyük". 2002d -Harmankaya. TAY.Mihriban Özbaşaran. Savaş. Milli Eğitim Bakanlığı Basımevi.Efe D. Savaş. Troy. Türkiye Bölgesel Coğrafyası. Savaş. İstanbul. 199-236. -Sevin. İstanbul 1998 -Seyirci. Princeton. Part 2: The Settlement of Karaoğlan Mevkii and the Early Bronze Age Cemetery of Kaklık Mevkii”. Fourth. Özdemir.W. M.John. Turan . Seton-James Mellaart.

. köylü iş gücünün büyük bir kısmı silah altına alınmıştır.edu. one the other hand. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte. Ta rım THE TAX ON AGRICULTURAL PRODUCTS IMPOSED DURING II. Issue : 5 Pa ge : 2 1 5 -2 34 II.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 .tr . Agriculture ∗ Öğ r. However. Devlet bir taraftan zirai seferberlik ilan ederek üretimi artırmaya çalışırken diğer taraftan da köylünün ürettiği hububata kendi belirlediği fiyatlar üzerinden el koymuştur. peasants who formed the maj ority of population had to pay the tax on agricultural products. price rise and emergence of black market couldn’t be prevented. Ülkede hububat kıtlığıyla başlayan iaşe sıkıntısı karne ile ekmek dağıtımına kadar gitmiştir. While the state declared agricultural mobilization in one hand. Anahtar Kelimeler Topra k Ma hsulleri Vergisi. Keywords Ta x on Agricultura l Products. the effect of this tax on peasants would not be limited only with the war period. When we reached 1943. Gör. The food shortage which started with grain famine went as far to bread rationing. Hükümetin politikası özellikle orta ve küçük köylünün üzerinde var olan yükü çok daha ağırlaştırmıştır. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 1 5 -2 34 Ye a r: 2 0 1 1 . Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. DÜNYA SAVAŞI YILLARI’NDA UYGULAMAYA KONULAN TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİ VE KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Sevilay ÖZER∗ Özet II. WORLD WAR AND ITS EFFECT ON THE P EASANTS Abstract The large part of labor force of peasants was called to arms with the start of the World War II. 1943 yılına gelindiğinde ise nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan köylü. Although economy was tried to be regulated by National Security Law. Köylü. it confiscated the grain produced by peasants over the price it has determined. Milli Korunma Kanunu ile ekonomi denetim altına alınmaya çalışılmışsa da fiyatların yükselişi ve karaborsa ortamının oluşması bir türlü önlenememiştir. ancak uygulamaya konulan bu verginin köylü üzerindeki etkisi sadece savaş yılları ile sınırlı kalmayacaktır. Pea sa nts. The policy of government aggravated the burden of especially small and middle-sized peasants. stosun@cumhuriyet. Toprak Mahsulleri Vergisi’ni ödemek durumunda bırakılmıştır.

Buna bağlı olarak hayat pahalılığı endeksleri de bir o kadar artmıştır. 1943:182). 1939-1942 arasında Refik Saydam Hükümeti. rüşvetin karşı konulmaz yükselişinin önüne geç ilememiştir (Boratav. fiyatların yükselişi durdurulmuş ise de kontrol uygulanan her alanda istifç iliğin. . her nüfus iç in bir fiş ile ayrı ayrı besin kuponu hazırlanmıştır (Öztürk. Refik Saydam Hükümeti ülkedeki fiyatların kontrol edilemez bir hal alması ile beraberinde karaborsanın yükselişine dur diyebilmek iç in daha sıkı ekonomik önlemler almayı yeğlemiştir. Bu ekonomi politikası ile kentli nüfusun ve ordunun iaşe ihtiyac ı karşılanmış. yine iaşe konusundaki sıkıntıların giderilmesi iç in 14 Şubat 1941 tarihli karar ile Ticaret Bakanlığı’na bağlı İaşe Müsteşarlığını kurdurmuştur. Piyasada talebin artmasına karşın arzın yetersiz oluşu durumu daha da kötüye götürmüştür (Clark. 1968:329). S ertel. S avaş yıllarında.216 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ II. Bu dönemde iki farklı ekonomi politikası uygulanmıştır. Tökin. 1974:297-298). 2004/2005:147-148. durumun c iddiyetini şu sözleriyle anlatmıştır: “1939 Avrupa Harbi patlak verdikten sonra. Bu şartlar altında hükümetin 1942 yılına kadar olan ödemeleri para basarak yapması enflasyonun önlenemez yükselişine neden olmuştur. 1942-1945 yılları arasında ise Ş ükrü Saraçoğlu Hükümeti işbaşına gelmiştir. Saydam Hükümeti. istihsal ve mal getirme imkânları ise şartları ağırlaşarak azalıyordu”(Başar. Bunun en net göstergesi olarak bu dönemde kabul edilen Milli Korunma Kanunu gösterilebilir (Boratav. Savaşa fiili olarak girilmemiş olsa da yaklaşık bir milyonluk ordunun iaşe sorunu birçok sıkıntıyı beraberinde getirmiştir. Bu dönemde yine Halk Dağıtma Birlikleri kurulmuş. 2009:320. Ahmet Hamdi Başar. piyasanın önlenemez yükselişi karşısında Fiyat Murakabe Komisyonları oluşturmuş. bir buç uk sene kadar bir zaman memleket iç inde istihsal ve istihlak arasında baş döndürücü bir suretle açılan uç urumu görmemek bedbahtlığında bulunduk. İhracat olanaklarının daralması nedeniyle var olan talepler iç piyasadan karşılanmaya çalışılmıştır. Dünya Savaşı’nda Türkiye’yi savaşın dışında tutmak konusunda gösterilen başarı ekonomi alanında gösterilememiştir. Ancak savaş koşullarının verdiği endişeyle halkın her türlü malı stoklamaya başlaması nedeniyle piyasadan mallar ç ekilmiş ve bunun sonucunda da fiyatlar inanılmaz derecede yükselmiştir. İşte bu ortamda fırsatç ı tüc c arların sakladıkları ürünleri fahiş fiyatlar üzerinden satışa ç ıkarmaları karaborsa ortamının oluşmasına sebep olmuştur (Özkan vd. bu birlikler vasıtası ile aile kayıtları yapılarak.. İstihlak dağdan yuvarlanan bir çığ gibi gittikç e büyüyor. Tarım ürünlerinin piyasanın ç ok altında fiyatlarla satın alınması ile kentli nüfusun ve ordunun ihtiyac ı karşılanmaya ç alışılmıştır. Bu müsteşarlık ile hem iaşe işlerinin bir düzene sokulması hem de denetiminin yapılabilmesi sağlanmaya ç alışılmıştır. 1974:296). 1943:157-158). 1984/85: 29-30).

devlete ya da şahıslara ait ziraat işletmelerinde üc retli olarak çalıştırılabilecektir. 1940:405). D. Kanunun meclis görü şmeleri için bkz. ziraat yapılmayan 500 hektardan büyük olan araziyi bir bedel karşılığında işletebilec ektir. fiyatları serbest bırakarak üretimi artırmayı hedeflemiştir. Bunun yanı sıra hükümet. kasaba veya şehir sınırları iç inde vazifelendirilebilecektir. 1988:100).8. Hükümet.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 217 Ş ükrü S araçoğlu Hükümeti döneminde ise devlet ekonomi üzerindeki müdahaleyi ve denetimini gevşetmiş.8. çeşit ve miktarını belirleyebilec ek.6’lık bir kısmını oluşturan 13.1940:138158). ihtiyaç halinde ziraatta ç alışabilir her vatandaşı.. Cilt. Ağaoğlu. Nüfusun çoğunluğunu oluşturan köylü savaş ekonomisinin belkemiği olmak zorunda bırakılmıştır.1. Bu madde ile küçük köylünün çiftçilik yapma imkânının ortadan kaldı1 (Resmi Gazete. Anlaşılan şudur ki 40 dönümden az arazisi olan köylü bütün öküzlerini devlete vermek durumunda bırakılmıştır (TBMM ZC. C. bu kişilerin büyük servet edinmelerine neden olmuştur. 1974:300-301). Bu dönemde Fiyat Murakabe Komisyonları. SAVAŞ YILLARINDA KÖYLÜNÜN VAZİYETİ 1940 yılında toplam nüfusun % 75.474. Anc ak Saraçoğlu Hükümeti’nin kendinden önceki hükümet döneminde uygulanan politikaları eleştirerek yürürlüğe koyduğu ekonomi politikası da başarılı olamamıştır. 1996:412-413). Üzerinde en ç ok tartışılan karar ise ekilen her dört hektar arazi için bir çift öküzün milli müdafaa yükümlülüğünden istisna edilec eğine ilişkin olan 41. Sayı. İaşe Örgütü ve Dağıtma Ofisi kaldırılarak. uzaklıkta. 18. 18 Ocak 1940 tarihinde kabul edilen Milli Korunma Kanunu1 ile kırsal alanda ç alışan vatandaşlara ziraî iş mükellefiyeti getirilmiştir. maddedir. ödediği vergi ve işlediği topraktan aldığı ürünü düşük fiyatlarla satmak zorunda bırakılması ile gerç ekleşmiştir (Pamuk. 3). Bu sadec e askere gönderdiği evladı dolayısıyla azalan işgüc ünü karşılamak zorunda bırakılması ile değil. %25 kararı bu anlayışın bir sonucu olarak uygulamaya konulmuştur.1940:150-154. 1938 yılı milli gelirine baktığımızda 1..01. 1969:100. kendi ziraat işi yüzüstü kalmamak şartı ile oturdukları yerden en çok 15 km.701 kişi köylerde yaşamaktadır.1 milyon liralık safi milli hâsılanın 775 milyon liralık en büyük kısmını tarım sektörünün oluşturduğu görülmüştür (Kalkınan Türkiye. bu kuruluşların görevleri belediyelere devredilmiştir (Koçak. Dünya S avaşı yıllarında köylünün yaşadığı ortam ve şartların iyi tahlil edilmesi gerekmektedir. Bu vergiyi 1943 yılında ç ıkarılan Toprak Mahsulleri Vergisi izlemiştir. 26. gerekli gördüğü yerlerde ziraatın cins.1.634.4417). .6. Anc ak bu verginin köylü üzerinde bıraktığı etkiyi anlayabilmek için II.1940. Haksız kazanç sağlayan bu kişilerin gelirlerinin etkin bir biç imde vergilendirilememesi sebebiyle bu kişiler “Varlık Vergisi” adı altında bir vergiyi ödemekle mükellef tutulmuşlardır (Boratav.6. S atışı serbest olan ürünlerin fiyatlarının çok yüksek meblağlara ulaşması büyük ç iftçiler ile toptan ticaret yapan kişilerin işine yaramış. Kadınlar ancak köy. (TBMM ZC. 18. D.

1. nadas yapac aklardır. tohumluk ve hayvan yemi için belli bir miktar ayırdıktan sonra kalanını Toprak Mahsulleri Ofisine satmasını karara bağlamıştır. 18. 4 hektara bir çift öküz verildiğine göre az olanlar ne yapacaktır? Bunlar sağdan soldan vasıta dilenip de arazisini ekmeğe mi ç alışac aktır…” demiştir (TBMM ZC. 4. Köye gelen görevlilere rüşvet teklif etmek bu anlayışın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. ürünlere el koyma işleminde bu kişilerin kayrılmasına yol açmıştır. geri kalan ürünü üreticinin serbestçe satabileceği imkânı sağlayan % 25 kararını yürürlüğe koymuştur. Devletin payını üreticiden almak için köye gelen subaşıların2 köyün zenginlerinin ya da toprak ağasının evinde misafir edilmesi. küçük arazi sahibi olan çiftçiler hangi vesaitle zeriyat yapac aklardır.6. 50 ile 100 ton arasındaki üretimin % 35’ini. C. on öküzü olandan bir tanesini almazken. Büyük ve küçük üretici bu uygulama karşısında devlet temsilcilerine daha az ürün teslim etme çabası içine girmiştir. 1988:102-103). Kocaeli Mebusu İbrahim Dıblan ise: “Arkadaşlar..218 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rıldığına değinen Tokat Mebusu Galip Pekel bu madde üzerinde şunları söylemiştir: “Binaenaleyh Harp Mükellefiyeti Kanunu’nun vesaiti nakliye üzerine koyduğu bütün ağırlığı 40 dönümden az hububat eken çiftçiler üzerine çökec ektir. hububat ürünlerinin tümüne değil de belli bir kısmına devletin el koymasını. harman yerinde mahsulün gerçek miktarını tespit edecek ve ayrıca hükümet tarafından verilecek diğ er zirai işleri yapacak memurdur (Çınar 2008. Önceleri devletin belirlediği hububat fiyatı piyasanın ç ok altında olmamakla beraber zamanla bu fiyatlar arasında keskin fiyat farklarının oluştuğu gözlenmiştir. 100 ton üzerindeki üretimin ise % 50’sini bedeli karşılığı devlete teslim edec ektir (BCA.18. müstahsilin ürettiği üründen geçimlik. Beri taraftan. Büyük üreticiler sakladıkları ürünleri daha sonra karaborsada yüksek fiyatlara satma imkânı elde etmişlerdir (Pamuk.8. Çift hayvanlarına ordu tarafından el konulması. bütün serveti bir tek öküzü olanın elinden bunu alacağız”. Görüldüğü üzere bu koşullarda ç ok adaletli bir uygulama yapılamamıştır.500’e kadar olan her muhtarlık bir suba şı istihdam etmek durumundadır. Netic e itibariyle zenginler öküz mükellefiyetinden kurtulacak ve fakirler bunu çekecektir. Savaş yıllarında daha esnek politika uygulamaları ile bilinen Saraç oğlu Hükümeti. (Vatan 27. Çiftç ilerimizin belki % 75’i bu vaziyettedir ve asıl bunların himaye edilmesi lazımdır. Suba şıların yanlış uygulamaları için bkz. .1940: 151-153). Suba şı ekim zamanında ekilen mahsulün miktarıyla ekim sahasının genişliğ ini tespit ve ora ğ a girmeden önce mahsulün miktarını tahmin. Bu karara göre üretici 50 tona kadar olan hububat üretiminin % 25’ini. 1943. Hâlbuki memlekette en büyük miktarı 40 dönümden az ekenler teşkil eder. Bu durum üzerine hükümet. 30. Vatan 22 Ağ ustos 1943). İlk olarak 17 ilde başlatılan uygulama 15 Mayıs 1942 tarihli kararname ile 63 ile yayılmıştır. D. Hükümetin yürürlüğe koyduğu bu uygulama köylülerin geniş kesimi tarafından tepki ile karşılanmıştır. Ş ubat 1941’de. diğer tarafta. askere almaların artırılması gibi nedenlerden dolayı üretim azalmış bunun sonuc u olarak da hububata olan talep oldukça artmıştır.1. 1942 yazında Refik Saydam’ın ölümü üzerine Şükrü Saraçoğlu Hükümeti başa geçmiştir. 248-249).2/ 2 18 Haziran 1942’de yayınlanan Suba şı Te şkilatı ve Vazifeleri Hakkındaki Talimatname’ ye göre nüfusu 1.

Yani açlarla yeni misyonerlerin devri ba şlayabilirdi. sizden fazla mı aldılar? dedik. 3 Şevket Süreyya o günlerdeki ekonomik çalkantıyı şöyle anlatmıştır.7.. hükümetin üreticiye verdiği fiyat anc ak 19. Hâlbuki devletin kontrolünde 85 kuru ştan 16. piyasanın yaklaşık olarak beşte bir oranında değer biçmesi. Piyasada hal böyle iken hükümet bu karar uyarınca topladığı hububat ile ihtiyac a cevap vermekte bile zorlanmış ve bu nedenle de belediyelere kredi vererek onları devreye sokmuştur. Sivas Mebusu Abdurahman Nac i Demirağ uygulamadaki başarısızlığı şu sözleriyle ortaya koymuştur: “Arkadaşlar biz Sivas Mebusları bizzat köylüden tetkikat yaptık. Neden mahvoldunuz? diye sorduk. Diğer taraftan bu karar ile iaşe meselesinin yükü köylünün omuzlarına yıkılmıştır.000. Hükümetin buğdaya. sanıyorum ki olacak şey sadece karışıklık. Ancak bu da çözüm olmamış. İşte bu yeni hürriyet havası içinde eğ er bir sava şa girmek zorunda kalsaydık. Sayı. 19. Şöyle ki. bu sistemde az toprak eken üretic i ürünün yarıdan fazlasını tohumluk ve devlet payı olarak ayırmak durumunda bırakılmıştır. Bunu hepimiz dinledik” (TBMM ZC.?.63. Böylece büyük üretici ürünlerini pazara ç ıkarıp elinde kalanları ise oldukç a yüksek fiyatlara satma imkânına kavuşmuştur.. Pamuk. Hatta 50 dönümden az ekenler ile başkalarının topraklarını kiralayan ailelerde bu durum daha vahim bir hal almış. Biz mahvolduk. o bu kadar verirken biz niçin fazla verelim diye bir takım dedikodulara ve şikâyetlere sebep oldu. C.000 milyon kiloluk bir stok te şkil edilmiş bulunuyordu.9. 1988:104-106). Çünkü çok fazla toprak ektikleri için ellerinde kalan hububat miktarı da bir o kadar artmaktadır. Bu ğ day ihracına karar verildi. 1988:104-106). Nihayet birçok tetkik ve incelemeler yaptık gördük ki. Anc ak bu uygulama da köyün ileri gelenleri ile toprak ağalarının korunması ve köylülerin ürün kaçırmasından dolayı başarılı olamamıştır.12. Köylü oradaki gerek az tahminler dolayısıyla ve gerek subaşıları tatmin ederek az yazdırmak suretiyle yani % 22 yerine % 10 vermişlerdir.1944:67). Saydam Hükümeti döneminde baş gösteren karaborsayı. 18 Haziran 1943. İşte bu aşamada büyük toprak sahiplerinin servetlerinin ve arazilerinin artmaya başladığı görülmüştür. zeytinya ğı 85 kuru ştan 350 kuru şa kadar çıktı.5 kuruş olmuştur3 .” (Aydemir.4.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 219 99. Ekonomide fiyatlara tanınan serbest ortam 1943 yılında buğday fiyatlarını 100 kuruşa kadar ç ıkarmış iken. Oysaki üretic inin büyük kısmını oluşturan küç ük ç iftç i ise zor durumda kalmıştır (Pamuk. Tasviri Efkâr. istifç iliği ortadan kaldırmak için bir çözüm olmak şöyle dursun illegal yapılanmaları teşvik etmiştir. Tabi bu sava şın sonunda bir Türkiye kalabilecek idiyse. 1999:225). D. 1 Ağustos 1942. Ama bu ğ day 13. yandık! diyorlar. düzensizlik ve açlıktı. üretic iler hububat tüketimlerini bile kısıtlamak durumunda kalmışlardır. 5173. belediyelerin hububat ambarlarından buğday alma yarışına girmesiyle fiyatlar yine oldukç a yüksek meblağlara ulaşmıştır.5 kuru ştan 100 kuruşa do ğru. Kalan hububat ise üreticinin ancak bir yıllık tüketimini karşılayabilmiştir. Hükümet % 25 almaya karar vermişken % 22 almış fakat yine muteriz? Neden muteriz? Çünkü falan yer % 20 vermiştir. Resmi Gazete. “ …Eski kayıtlar murakabeler kaldırıldı. . Bunlar da serbest bırakıldı. haksız kar ya ğ ması. Efendim. Buna karşın büyük çiftçiler kazançlı çıkmışlardır.

1974:351). hayatındaki iptidailik hala yürekler ac ısıdır” (Irmak. 1943b:353). 1942a:296. En sert eleştiriyi yapanlardan Falih Rıfkı Atay köylülere yönelik bu ithamlara şöyle c evap vermiştir. 16 Haziran 1943). Fakat Türk milletinin ta kendisi olan köylü. Kesler 1943:8). 1943a:489)4 . Geç en sene subaşıların yanlış tahmini yüzünden elimdekini olduğu gibi ofise yatırdım. kafalarımıza kimin aklını takıyoruz? Bütün bu resimli ve resimsiz alay ve hicivlere bakılınc a. Ödeyemediğimi de bu sene ödedim. 1943:25. 26 Haziran 1943. Bu sözler köylünün iç ine düştüğü durumu oldukç a net şekilde ortaya koymaktadır. savaş şartlarından yararlanan gruplar iç inde o ana kadar karşılığını ödememiş bulunan ç iftçilere yönelen ve bu yönüyle Varlık Vergi’sinin bir tamamlayıc ısı olarak görülebilecek bir vergidir” (Boratav. Bu vergiyle olağanüstü masrafların bir kısmının giderilmesi ile ordunun ve şehirlinin iaşe ihtiyaç larının karşılanması amaç lanmıştır (Tekeli. refahtan pek çok uzaktır. Şanda 1942b:370-371). Parasızlıktan imanım a ğ lıyor. Halil Aytekin “Köylerin Bugünkü İaşe Durumu” başlıklı makalesinde köylülerin zenginleştiği iddialarının doğru olmadığını aksine kıtlık ve sefaletle mücadele etmek durumunda kaldıklarını bir köylünün anlattıklarına yer vererek izah etmeye çalışmıştır. Son Posta. Bu yüzden geçen sene tohum zamanı dikildik kaldık. 20 Son teşrin 1942). Vatan. . Korkut Boratav Toprak Mahsulleri Vergisi’nin gündeme getirilişinin gerekçesini şöyle özetlemiştir: “Dış görünüşü ile bu vergi. 1988:120). Benzer bir görüşü Sadi Irmak Köye Doğru dergisinde ifade etmiştir: “Keşke köylünün refahını görsek bir avuç şehirli daha da fazla sıkıntıya düşsek razıyız. Top4 Aytekin ba şka bir yazısında bir ba şka köylünün konu şmasına yer vermiştir: “ Ah birader! Köyde zengin olan kim? Şunu bana bir gösterin? En birincisi ben. Üç günlük yerden hayvan sırtında buğday taşıya taşıya imanımız gevredi” (Aytekin. 8 Haziran 1943. Her şey buna keza…” (Aytekin. öldü. Makalede köylü durumunu şöyle dile getirmiştir: “…Hâlbuki köyün de sayılı renç perlerindenim. çiftçilik. düğünlerde aşırı harcamalarda bulunmaya başlamışlardır (Şanda. “Hangi memlekette yaşıyoruz? Gözlerimize kimin gözlüğünü. 1943a:489-490). 100 kile bu ğ day sattığ ım halde eksiğ im gediğ im kapanmadı. Türk köyünü bilenlerin ağzından yalnız şu gözyaşlı c ümle ç ıkabilir: Zavallı Köylü!” (Ulus. kapıda davar sığır koymadık buğdaya değiştik. bak aya ğ ıma bir giyim gön alamıyorum. 4429 SAYILI TOPRAK MAHSULLERİ VERGİSİ KANUNU’NUN KABULÜ 1943 yılına gelindiğinde hükümet devlet bütçesine katkıda bulunmak ve bunun yanı sıra da tarım dışı kesimde uygulanan Varlık Vergisi’ne yönelik tepkileri azaltmak amac ıyla Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nu meclise taşımıştır (Önder. 1942: 4). ırgatlık. yarıcılık. Evinin ihtiyaç ları.220 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Buğday fiyatlarının yükselmesi ile zenginleşen sınırlı sayıdaki bu köylüler ev ve arsa almaya. Başvekil Saraçoğlu. Geçen bir çift celebim devrildi. yenisini almak için tam 800 lirayı birden saydım. Bunların yanın da ekec ek toprağı olmayan. Hâlbuki ç oğunluğu oluşturduğunu bildiğimiz küç ük köylü kesiminin yaşamı içler acısıdır (Tan. çobanlıkla uğraşan ve mevsim şartlarına göre ç alışan işçi sınıfı ise en fazla zarar gören kesim olmuştur (Aytekin. Ne yaparsın aç durulmaz ya.

kuru incir. Bu aç ığı da ancak 250 milyon lira ile kapayabiliyorduk. İkinc i bölümde vergiyi vermekle mükellef olan kişiler hakkındaki bilgilere yer verilmiştir.3. Varlık vergisinden de 30-50 milyon temin edeceğimizi ümit ediyoruz ve böylec e yeni bir zaruret yeni bir masraf açmazsa fevkalâde bütçemizi de adi bütçemiz gibi mütevâzin olarak kapamak imkânı elde edeceğiz” S araç oğlu. keten. mahsulden aldıkları hisseler nispetinde vergi ödemekle mükellef tutulmuşlardır. tütün ve zeytindir. Hububat grubuna giren ürünler. umumi menfaatlere yönelik cemiyetlerin. 5 Haziran 1943. kendir (tohum). çavdar. Bu seneki fevkalâde bütç emize gelince bu bütçe açığının büyük bir kısmini Maliye Vekili’nin bir iki fırsatta sizlere izâh ettiği diğer varidat menbaları ile kapamak imkânı elde edilmiştir. nohut: Diğer mahsuller adı altında toplanan ürünler ise.1943:15. geçen sene bütçe yapıldığı zaman 140 milyon lira kadar bir aç ık derpiş edilmişti. Tan. kuru üzüm. İlk bölümde verginin alınacağı mahsuller ile vergiden muaf tutulan mahsullere yer verilmiştir. merc imek. panc ar. okulların. bakliyat ve diğer mahsuller adı altında üç başlıkta toplanmıştır. kaplıca.130 milyon lira olacağımızı ümit ettiğimiz gibi. börülce. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’na göre aşağıda belirtilen ürünler ile ipek kozasından vergi alınması uygun görülmüştür. fındık. Bu açığı da şimdi tetkik edec eğiniz vergi ile kapamağa ç alışacağız. Geri kalan aç ık 150 milyon liradır. 5 Haziran 1943). C.6. bakla. eğer arazi kiraya verilmiş ise kirac ıdan. hastanelerin kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere yetiştirdikleri mahsuller ile ceza ve ıslahevlerinde ç alıştırılan mahkûmların yetiştirdikleri ürünler ise vergiden muaf tutulmuştur. S on Posta. pamuk. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu 4. arpa. Bu kanun dokuz bölümden oluşmuştur. yulaf: Bakliyat grubuna giren ürünler.1943 günü mecliste yapılan oylama sonucunda 168 ret oyuna karşın 283 kabul oyuyla yürürlüğe girmiştir. Bu ürünler hububat. 4. Bütç enin tatbikatı esnasında tahâddüs eden büyük zaruretler.6. fasulye. 5 Haziran 1943. Çünkü fevkalâde bütçemizin masraf kısmı 400 milyonu aşmış bulunuyor. iştirakli ic arlarda da mal sahibi ile kiracı. antep fıstığı. konuşmasının devamında da bu verginin aşar vergisi ile olan benzerliğine ilişkin eleştirilere c evap vermiş ve Toprak Mahsulleri Vergisi’ni aşara benzetmemek için ellerinden gelen gayreti sarf edeceklerini söylemiştir (TBMM ZC. susam. D. özel bütçelerle idare edilen teşekkül ve müesseseler ile belediyelere ait olan alanlarda yetiştirilen ürünler. mahlût. bezelye. narenc iye.. afyon (sakız). kuşyemi.7. buğday.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 221 rak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun meclis müzakeresinde bu kanunun uygulanmasının neden gerekli olduğunu şu sözleriyle aç ıklamaya ç alışmıştır: “Arkadaşlar. bilhassa askerî masrafları pek çok artırdı ve fevkalâde bütçe açığımızı o kadar ç ok artırdı ki bunu Varlık Vergisiyle elde ettiğimiz 250 milyon lira ile anc ak kapayabildik. patates. mısır. ay ç iç eği. kum darı. Bağ ve bahç elerde ihtiyac ı karşılamak iç in ekilmiş ürünler. Bu vergi ile 110 . Ulus. Mahsullerin olgunlaşma döneminde sahibinden alınacak olan Toprak Mahsulleri Vergisi. çeltik. . akdarı.

Mükelleflerin bu yerlerden başka yerlere harman ve yığın yapması yasaklanmıştır. . Mükellefler aynen ödemeye mecbur oldukları vergilerini. Miktarları ölçülerek tespit edilecek olan mahsuller iç in her sene harman zamanından evvel harman ve yığınların bulunduğu yerleri ihtiyar heyetleri önceden bildirmekle sorumludurlar. Dördüncü bölüm alınacak vergi oranları ile ilgilidir. vergi matrahının nasıl tayin edilec eğine ilişkin hükümleri iç ermektedir. belirtilen bu yerlerde oluşturulan harmanları ölçmek suretiyle vergiyi tespit edec ektir. Harman kalkac ak vaziyete geldikten sonra müstahsil köylerde ihtiyar mec lisine harmanının hazır olduğunu bildirecektir. ç avdar. kuru incir. Vergiye tabi tutulan mahsul miktarları. Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’na göre.222 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Üç ünc ü bölüm. akdarı. Kanuna göre aynen alınac ak vergiler % 8. nakden alınacak vergiler ise % 12 üzerinden alınac aktır5 . Ölçme kollarını. fasulye. Beşinci bölüm verginin tarh ve tahsiline ilişkindir. Belediyeler ile muhtar ve ihtiyar heyetleri bu beyanların doğruluğunu araştırmakla da yükümlü tutulmuşlardır. buğday. çeltik. bahç e. Tahmin kolları da benzer şekilde oluşturulmuştur. Bunlardan hububat grubuna girenler. Bu ihbardan itibaren üç gün iç inde harman ölçülmediği takdirde harman muhtar ve ihtiyar mec lisi tarafından ölç ülecektir. Maliye Vekâleti’nin belirlediği zamanlarda her çeşit istihsal yerleri ile bunlardan alınması umulan mahsul miktarı hakkındaki malumatı. pamuk ve zeytindir. Ölçme kolları. börülce. mısır darı ve ç eltik haric indeki hububatın ölç ülmesi suretiyle. kaplıca. mahsulün olgunlaşmasından evvel sorumlu oldukları bölge iç indeki mahalle ve köylerde tarla. bezelye. arpa. mercimek ve nohut: Diğer mahsuller grubuna giren ürünler ise antepfıstığı. mahlût. köylerde muhtar ve ihtiyar meclisleri her mahsul yılı. fındık. Miktarları beyan ile tespit edilecek mahsuller için tahmin kolları. Ölçme ve tahmin kollarında görevli olan kişilerin sayısı kazanın büyüklüğü ile köyün mahalle sayısı esas alınarak belirlenmiştir. Ölçülecek mahsullerin ölçülünceye kadar başka yerlere taşınması yasaklanmıştır. Burada vergisi aynen alınac ak ürünler belirtilmiştir. vilayetlerde valinin. sergi ve böcekhaneleri gezerek mükelleflerin elde edec ekleri mahsulün miktarını tahmin etmek suretiyle hazırlık cetvellerindeki beyanları kontrol edeceklerdir. hububat miktarları ölç ülerek 5 Vergi miktarı belirlenirken topra ğ ın verimliliğ inin ve çalışan şahıs adedinin dikkate alınmaması ele ştiri konusu olmu ştur (Akşam 12 Haziran 1943). diğer mahsullerde ise mükellefin daha sonra da kontrolü yapılac ak beyanlarına göre tespit edilecektir. kazalarda kaymakamın tayin ettiği bir ölçme memuru ile bunun yanında şehir ve kasabalarda belediyenin mahalle işleri ile görevlendirilen kişi ve köylerde de muhtar veya ihtiyar mec lisi azasından birinin katılımıyla oluşturulacağı belirtilmiştir. yulaf: Baklagiller grubuna girenler. Hükümetç e gerekli görülmesi durumunda nakden alınan vergi oranı % 8’e kadar düşürülebilec ektir. bakla. şehir ve kasabalarda belediyeler. mısır. kuru üzüm. mükelleflerin beyanları doğrultusunda hazırlık c etvellerine kaydedeceklerdir.

Anc ak bu ikinc i tahminde verilen karar kesin olac aktır. Afyon. panc ar ve tütün mahsullerinin vergisi ise bunların dışında tutulmuştur. Belirtilen yerlerden başka yerlerde harman ve yığın edilen mahsullere ait vergiler % 50 zamlı ve yine ölç ülmeden evvel harman ve yığın yerlerinden kaldırılan mahsullere ait vergiler bir kat zam ile tahsil olunacaktır. Ölçme kolları tarafından tespit edilen mahsullerde ölç me işleminden ödeme zamanına kadar geçen süre içinde sel. miktarı beyan ile tespit edilen mahsulleri ise idare heyetlerinc e belirlenen tarihlerde daha önce kendilerine bildirilen yerlere kendi vasıtaları ile teslim etmeye mecbur tutulmuşlardır. . fazla mesafede ise fazla mesafe iç in kilometre başına iki para hesabıyla nakliye ücreti verilecektir. Vergileri nakden alınacak ürünlerin ortalama değer fiyatı vilayet ve kaza merkezlerindeki belediye meclislerince belirlenec ektir. Zamanında tahsil edilmeyen ayni vergiler % 25 zam ile taksit müddetleri iç inde ödenmeyen nakdi vergi borç ları ise % 10 zam ile tahsil olunac aktır. Vaktinde ödenmeyen vergi borçları hakkında Tahsil-i Emval Kanunu uygulanac ağı hususuna değinilmiştir. köylerde ihtiyar meclislerine itiraz edebilme hakkına sahiptirler. Altınc ı bölüm uygulanacak müeyyidelere ayrılmıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 223 tespit edilen mahsullerde en geç ölçme işlemini takip eden gün içinde geçici olarak köy ambarlarına. Yedinc i bölümde mükelleflere açık olan kanun yolları gösterilmiştir. Tütünün vergisi de İnhisarlar İdaresi tarafından tahsil olunac aktır. Eğer teslim yeri köy ambarlarına 25 km. kuraklık. İstihsal yerleri hakkında yanlış ya da eksik beyanda bulunan mükelleflerin. Daha önc e mükellefler tarafından beyan edilen ürünlerin kontrolü esnasında tahmin kollarınc a belirtilen mahsul miktarına üreticilerin itiraz edebilme hakkı saklı tutulmuştur. Mükellefler geçici olarak köy ambarlarına teslim ettikleri vergileri bu ambarlara teslim tarihinden itibaren iki ay içinde kendi vasıtaları ile teslim yerlerine götürmekle zorunlu tutulmuşlardır. Belediye Meclisi toplantı halinde değilse belediye enc ümeni tarafından fiyatlar tespit edilecektir. yangın. beyan haric inde kalan istihsal yerlerine düşen vergileri % 20 zamlı olarak alınacaktır. Çünkü Toprak Mahsulleri Ofisi. dolu. Mükellefin isteği doğrultusunda başka bir tahmin kolu bu iş için görevlendirilerek en geç 15 gün içinde yeni bir tahmin yapması istenecektir. Bu vergi zamanı Maliye Vekâleti’nce tespit edilmek şartı ile iki eşit taksit olarak tahsil edilec ektir. Tahmin esnasında orada bulunmayan mükellefler tahmin yapıldığı tarihten itibaren 5 gün içinde yazılı olarak şehir ve kasabalarda belediyelere. bulaşıcı hastalıklar gibi sebepler dolayısıyla mahsulün en az dörtte bir derecesinde zarara uğradığı belirlenirse mahsule ait vergilerde de zarar derecesine göre alınacak vergi kısmen ya da tamamen silinebilec ektir. İtiraz halinde aynen ödenmesi lazım gelen vergi zamları itiraz neticelene kadar saklanmak üzere köylerde ihtiyar meclisine tevdi edilecektir. Türkiye Ş eker Fabrikaları Türk Anonim Şirketi satın aldığı afyon ve panc ar mahsulüne ait vergileri müstahsile yapac akları ödeme sırasında bunların alac aklarını kesmek suretiyle tahsil edeceklerdir.

5423:5241-5244. 4. Ş. Gerçi 3-5 gün amma. M. C. Devren’in konu ile ilgili görüşleri şöyledir: “…Arkadaşlar. Hele onu şuraya. çalılık ve yolsuz yerlerde. Bilhassa dağlık. C. zihniyetleri vardır. işte ölç ü sisteminin bünyesinde taşıdığı ilk mahsur bu olmuştur. 19. bunu yapacağına harmanını ateşleyiver daha iyi.24: 1323). KANUNA YÖNELİK ELEŞTİRİLER VE ÜZERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER 1943 yılında kabul edilen 4429 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi’ne yönelik eleştiriler.9. Yeni bir kanun tasarısı hazırlanmasının nedeni olarak eski kanunda var olan yanlışlıklar gerekçe gösterilmiştir.3. S on bölümde Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun uygulamasında görev alacak kadrolara ilişkin hükümlere ayrılmıştır (TBMM ZC.6. Muvakkat Encümeni M.7. Resmi Gazete. Düstur 3. Her türlü izâhtan vârestedir ki bir anda yüz bin memur yaratmak fevkalâde müşkül bir ameliyedir. Bu kadar büyük arazinin üzerinde yetersiz memur kadrosunun layıkıyla denetim yapması mümkün olamadığı gibi harman ve yığınların oldukç a geniş bir arazi üzerine yayılması var olan sıkıntıyı daha da artırmıştır. buraya taşıtmak.7.. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi’nin kabulünden hemen sonra özellikle ölçme memurlarının seçiminde çok itinalı davranılması gerektiği üzerinde durulmuşsa da (Doğukan. arkadaşlar. Eskişehir Mebusu Emin S azak daha 1943 yılındaki meclis müzakeresinde bu konudaki endişesi şöyle ifade etmiştir: “S onra harman meselesinde sakat şeyler gördüm. İkinc i bir muvaffakiyetsizlik unsuru da 34 500 küsur köyde fiili bir murakabe tesisi hususundaki imkânsızlıktır.224 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S ekizinci bölümde alınacak verginin kesinleştiği tarihi takip eden mali yıldan itibaren 5 sene zarfında tahsil edilmeyen vergilerin asıl ve zamları zaman aşımına uğrayacağı hükmüne yer verilmiştir. 1943: 73) kanunun uygulanma sürec inde görevli olan memurların yetersizliği ilk dikkati çeken hususlardan biri olmuştur (Ulus. Bu zihniyet dâhilinde yetişmeyen memurlarla işi yürütmek pek güçtür. fukara köylülere harmanını falan .1943. 22 Ağustos 1943). Filhakika bu kadar geniş bir sahada müessir bir murakabenin tesisinde karşılaşılan müşküller yenilememiş. göre 93 746 adet.1944:78-79). kanunun yürürlüğe girmesiyle beraber başlamıştır. köylüyü dağ başında harmanı beklemeye icbar etmekten kötü şey yoktur. Köylü vergisini verebilmek iç in harman başında nöbet tutmak durumunda kalmıştır. D. Bu itibarla yüz bine yakın bize verilen rakama. 7. C.. Sayı.4.6. ehliyetsiz memurlarla murakabesiz iş görmek mecburiyetindeki kanunu işlemez bir hale koymuştur” (TBMM ZC. Memurların da kendilerine göre bir yetişme tarzı bir disiplin nizamı.1943: 20-38. adedi yüz bini bulan bir muvakkat memur kadrosunun teşkilindeki müşkülât dolayısıyla iyi işleyemedi. D. liyâkatli memur bulunmamasından dolayı 4429 sayılı kanun tatbikatta umulan neticeleri verememiştir. bin nazariye çok güzel olan bu ölç ü sistemi bir defa istilzâm ettiği geniş memur kadrosu. Tertip.

bilhassa idare amirlerince bu işin bir adalet meselesi olduğunu ve köylünün verebileceği miktarı almak lâzım geldiğini iyic e duyurmak ve anlamak.9. C. Isparta Mebusu Kemal Turan ise 1943 yılındaki verginin başarısız olmasının sebeplerinden birini şöyle açıklamıştır: “Geçen sene kanunun muvaffak olamamasının sebeplerinden birisi de. C. yani kanun ve kararnamenin derpiş ettiği şekilde % 75. TBMM ZC.. Azalar da ic abında ölçerler.7.7.7. Ş imdi bunun aks-ül-ameli hepimizde vardır. D. Düstur. diye müdahale etmek doğru değildir..7.9. C. C. Görülen aksaklıkların giderilmesi için eski kanun maddelerinde birtakım değişikliklere gidilerek oluşturulan yeni Toprak Mahsulleri Vergisi Kanun Layihası Meclise sunulmuştur.9. Bir tarafta harman beklerken öbür harmanı domuz yer veyahut başka bir ziyana maruz kalır.4. D.3. 22. C.1944. bu işin başıboş kalmasından ileri gelmiştir.1944). Devletin hakkını memur veya muhtar alır. 6 4553 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun TBMM’nde yapılan birinci müzakeresi için bkz. Tertip.4.6.9...1943:16). Binâenaleyh diyoruz ki.. “Malûmu âlileri geçen sene ölçü esasına istinat eden bu vergilerin tarh ve cibayetinde. Korkarım ki geç en senenin lâ-kaydisi yerine bu defa da bilhassa kazalarda idare âmirlerinin fazla gayretkeşliğine uğramayalım ki bazen bu gayreti gadir derecesine varabilir.1944. 4. her köyde % 8 alac ak bir memur olmalıdır bence.. D. C. bence. mültezimler kordu .. yürütmezlerse ceza göreceklerdir.. % 100 vergi harmanda tahsil edildiği halde idare âmirleri uzun müddetler tayin ederek müstahsilleri bekletip ızrar etmiş bulundular” (TBMM ZC. 3. D. 27 Nisan 1944). D. Yani idare âmirleri. TBMM ZC.1944:193). Emin S azak’ın endişesinin yersiz olmadığı. (TBMM ZC. TBMM ZC.4. 20. D. 26. Bu kanunun TBMM’ndeki birinci müzakeresi 19-22 ve 24 Nisan 1944 tarihlerinde yapılmıştır6 . Hiç olmazsa ölçme meselesi gecikmez.1944: Sayı 5693. 4. C.4.9. D. 24. bunu yalnız bir vergi mevzuu sayarak mal müdürüyle ve mal müdürünün zayıf kadrosu ile onun tedarik edebileceği zayıf insanlarla köylüyü baş başa bırakmıştır.7. 21. Cumhuriyet.7. .7.7.1944: 71-72). 19. Her köyde -eskiden adına muaşşir denirdi.25: 294-306.4. C. İkinci müzakerenin yapıldığı 26 Nisan 1944 tarihinde ise 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu kabul edilmiştir ( Resmi Gazete 28.9.bunun gibi.7. Bunu heyeti ihtiyariye ye yaptırır ve dört köyün başına bir kontrol kor.1944. değil.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 225 yere getir.9.. 1944. Yürütürlerse mükâfat görec ekler.” (TBMM ZC.1944:259-272). Hele bu sene mahsul biraz da İnşallah bereketli olursa ölç me işi güç olur. 24. idare âmirleri bu işin başlıca mesulüdür. D. D.. üç dört tane de ölçücü insanlar kor.4. 19.. TBMM ZC. Binâen-aleyh Vekâletimizden ve Hükümetten birinci ricam. C. Erzincan Mebusu Feyzi Kalfagil’in 4553 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun Meclis görüşmelerinde yaptığı konuşmayla doğrulanmıştır. 293 olumlu oya karşı 161 kişinin oylamaya katılmadığı dikkati ç ekmiştir (TBMM ZC.4.9. C. Bunu ya kanundan büsbütün ç ıkaralım veyahut kanunda tasrih edelim ki günü gününe ölç ülebilsin” (TBMM ZC.4.

. İltizam sisteminin lehinde ve aleyhinde zannederim kâfi derecede konuşuldu. kanun müstahsilin ahlâk. “ Toprak Mahsulleri Vergisine Dair. 23 Mart 1944). Muvakkat Enc ümeni Mehmet Şinasi Devrin özellikle vergi toplamada tahmin yöntemini benimsemelerinin nedenini şöyle açıklamıştır:“…Ölçü sisteminden başka iki sistem hatıra gelebilirdi. 7 Eylül 1943). (Ulus. C. hususundaki değişikliklerdir.1944:79).7. Bu sistem de bertaraf edilince geriye tahmin sistemi kalıyor. 18 Nisan 1944). Tahmin ve iltizam sistemi üçüncü bir sistem kimsenin.226 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S eyhan Mebusu Cavit Oral yeni kanunda görülen değişikleri şu c ümleleriyle özetlemiştir: “Bu kanunda geçen seneki kanuna nazaran değişmiş olan en bariz noktaları gerek verginin tarz ve cibayeti ve gerekse müstahsile itiraz hakkı verilmesi. hatırına gelmedi ve söylenmedi.9.”(Vatan. 19. geçen seneki tarz ve cibayetinin yalnız memur kadrosunun iyi işlemesine terk edilmesine karşılık. Bendeniz bu sistemin mahzurlarını tekrarı lüzumsuz görüyorum. bu miktarın da geçen seneki masrafın neredeyse üçte biri kadar olduğunu önemle vurgulamıştır (TBMM ZC. 1943 yılında kabul edilen Toprak Mahsulleri Vergisi’nin toplanması hükümete pahalıya mal olmuştur. bu seneki. bununda üç te biri tarh ve tahsil için harcanmıştır (İnci 2009:117). Hububatın vergilendirilmesi harmanda ölç me yöntemiyle olduğu için ç ok sayıda ölç me ve tahmin memuru ile harman bekç isi bu iş için görevlendirilmek durumunda kalınmıştır. 2 Şubat 1944). Toplanması beklenen miktarın ancak yarısı kadar bir vergi toplanabilmiş. Ahmet Emin Yalman da Vatan Gazetesi’nde yayınladığı “Köy Âleminden Duyduklarım” adlı yazı dizisinde 1943 yılında kabul edilen verginin teşkilatındaki yanlış uygulamaları gezic i bir başmuallimin görüşlerine yer vererek aktarmıştır: “Tatbik edilen sistem ihtiyac a uygun değildir ve maksada kifayet etmesine ihtimal de yoktur. Köylüyü boşuna güc endirmiştir. İş köylünün sütüne havale edilseydi. . Cavit Oral’ın da belirttiği gibi en büyük değişiklik vergi toplama usulünde yapılmıştır. Sonra bu kanunla geçen seneki kanun arasında en büyük ve dikkati çeken fark. D. 19. Böylece önceki kanunda görülen aksaklıkların önüne geçilmek istenmiştir (Cumhuriyet. Binaenaleyh tahmin sistemine mürac aat bir zaruret olarak belirmektedir”.9..4. vic dani mesuliyet hisleri harekete getirilseydi ve hisleri incitmeyecek şekilde umumi bir telkin ve murakabe sistemi kurulsaydı herhalde daha iyi netic eler alınırdı. Bu verginin toplanması için harc anac ak masrafın 5-6 milyon olduğunun tahmin edildiğini. Devren konuşmasının devamında yeni kanunda oluşturulan heyetlerde yer alan kişilerin özellikle ziraattan anlayan kişiler olmasına özen gösterildiğini belirterek masrafların da asgari düzeyde tutulması için ç aba harc andığını söylemiştir. mesele tenevvür etmiştir. C.1944:65). D.7. Ölçü memurlarının harman yerindeki murakabesi emniyetsizlik ifade eden bir usuldür. Bu nedenle yeni yasada ölçme yoluyla vergi toplama yöntemi yerine tahmin yöntemi7 benimsenmiştir (Akşam.4. seciye ve vatanperverlik hislerine bırakılmış olmasıdır” (TBMM ZC. 7 Esat Tekeli’nin tahmin yöntemi hakkındaki görü şleri için bkz.

1945 yılında da 7. Arukan yapmıştır: “Bendeniz yalnız şunu söylemek isterim ki. 1944 yılında 11. başka zamanlarda amelelikle temin ederler? İşte pekâlâ görüyoruz ki. insaf edin arkadaşlar. Bunu huzurunuzda tebârüz ettirmek için buraya çıktım. Daldal. bacağında donu olmayan. her şeyi tükettiğiniz vakit varını. büyük bir kısmı az istihsal yapan küçük çiftçi sınıfından olduğu nazarı itibara alınırsa nispetin artırılması c ihetine gitmemek her halde daha doğru olac aktır”. Sözlerinin devamında bir başka önemli noktaya da temas eden Arukan. 19. D.000. erbabı namustan olan memurlara ac ımamak elden gelmez..000 iken yapılan değişiklikle 1944 ve 1945 yıllarında bu rakam aşağılara ç ekilmiştir. Bu adam ayağına bir don bulmuşsa niç in onu yine ç ıplak bırakmaya ç alışıyoruz? Devlet % 8 i % 10 yaptığı vakit yemin ederim ki daha noksan alac aktır” (TBMM ZC. Yavuz Abadan’ın yaptığı konuşmayı destekleyen bir başka konuşmayı ise Eskişehir Mebusu olan İ.100) dönüm arasında ekin eken kısım iç in kendi yiyeceği ve tohumundan gayri kalan nispet üzerine % 8 den % 10 a ç ıkarılmış olan bir verginin daha müessir daha kati tesirleri olacağı muhakkaktır.1944:66). % 2 zam bazı arkadaşların nokta-i nazarına göre pek ehemmiyetli telâkki edilmiyor. Hakikat. fec i bir vaziyettedirler amma. Eskişehir Mebusu Yavuz Abadan da konu ile ilgili görüşünü şöyle dile getirmiştir: “Küç ük çiftçi yani ekseriyet itibariyle (30 . Ankara Mebusu F. Bunun da bilhassa.9. sana ne yaptı? Bu kaynak öyle bir mesnet öyle bir ihtiyat akçesidir ki.100 dönüm yer ekerler dediler. üstüne örtec ek yorganı olmayanların. bu verginin hâsılatı gayri safiyeden alındığını belirtmiş bu durumda özellikle icarla arazi ekenlerin mağduriyetinin bir kat daha arttığına işaret etmiştir. Ancak pek ç ok mebus bu kararın kabul edilmesine şiddetle karşı ç ıkmıştır. üstüne örtecek yorganı olmayan. Bunların vergisini arttırmak doğru değildir”. bu fukaraların bir kısmı sırtında bir balta. bizde bizim çiftçiler 50 . bacağında donu. ayağında ç arığı olmayan. böyle değil- . Emin Sazak bu isimlerden bir tanesidir: “Ben görüyorum ki bu hububat ekenler. çiftçilerin hepsi de öyledir ya. odun kırdıran diye sokaklarda bağırarak dolaşırlar.4. odunun üzerine başını koyup yatan kimdir dediğimiz vakit. Bu yeni kanunda alınan kararlardan birisi de vergi oranının %8’den % 10’a ç ıkarılmasıdır. en sert eleştiriyi yapan mebuslardan biri olmuştur: “ Toprak mahsulleri vergisinin % 8 den 10 çıkarılması köylü için bir felâkettir.7. 1945/1946:103).000. Yavuz arkadaşımız. senede anc ak 20 dönüm ekebilirler ve bunların ç ıkardığı mahsul kendisinin bir kaç aylık yemesine ancak kâfi gelir ve bunlar maişetlerini. Bizde öyle mıntıkalar vardır ki.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 227 Gerçekten de 1943 yılında vergi toplamak için yapılan masraf 20. ayağında çarığı.700. yanında onlara o kadar acınmaz…” diyerek başladığı konuşmasına Maliye Vekiline hitaben devam etmiş ve şu sözleri sarf etmiştir: “Niç in artırıyorsun birader. işte bu vergi mevzuuna dâhil olan insanlardır.200.000 lira masraf yapılmıştır (Başar. C. yoğunu her şeyini alac ağımız bir sınıftır.

25: 296) .. Her birliğ i temsil içinde bir mümessil seçilmiştir. D. Tertip. 1944:181). Verginin % 10’dan % 8’e indirilmesi için Eskişehir Mebusu Emin Sazak ve arkadaşlarıyla Kırklareli Mebusu Zühtü Akın ile Konya Mebusu Şevki Ergun takrir sunmuşlar ise de yeterli çoğunluktan olumlu oy alamadıkları için bu takrirler dikkate alınmamış ve madde meclise sunulduğu şekliyle kanunlaşmıştır ( TBMM ZC.. Bu iyi senelerin vasati verimi böyledir. Binâen-aleyh % 8 alındığı takdirde bile yine köylü % 10 veriyor demektir. Cilt. belirtilen bu dört ayrı rapor ve beyannameyi dikkate alarak olası bir yanlışlığa mahal vermeyerek en doğru vergi miktarını belirlemeyi amaçlamışlardır. Daldal. C. Oluşturulan bu komisyonların teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından Vukuf (bilirkişi) heyetleri atanmıştır. D.9.40 dönümdeki mahsulünden temin edecektir. kuru inc ir. giyec eğini ve devlete vergisini ondan verecektir. (Doğru sesleri) Bu % 2’nin bütçeye yapacağı 30 milyon tesire mukabil köylüye yapacağı tesir 300 milyondur. Bunu içimizde bilmeyen varsa ben yalan söylemiş olayım. 4. Çünkü % 2 kendi malıdır. bu usulün kaldırılması durumunda köylünün %10 ya da % 12 oranında vergi verebileceğine dikkat çekmiştir (TBMM ZC.7. Diğer ürünlerin vergilendirilmesi aynen önc eki ka8 Her şehir. 22.7. Verginin miktarını belirlerken. mahsul beyannameleri ile Vukuf Heyeti’nce yapılan tahmin raporlarını değerlendirmeye alarak kararını veren Tahmin Komisyonları. Maliyece yapılmış tetkik ve kontrolleri. Cilt. kasaba. Arz ederim bu alınacak olan 10 da iki beş vardır. Esasen bir köylü ekmiş olduğu tohumuna karşı bire beş almaktadır. 1944:169-172). Tohumudur. C. köy veya çiftlik bir birlik olarak de ğ erlendirilmiştir. Bu heyetler biri memur ikisi ziraat erbabı olmak üzere üç kişiden oluşmuştur.9. mükellefler tarafından yapılan beyanları. Tertip. 3. 4. sözlerinin devamında köylü üzerindeki bir başka yükün de ürettiği mahsulün mecburi mubayaa usulü ile satın alınması olduğunu hatırlatmış. Yiyeceğini. bunu bir rapor olarak Tahmin Komisyonuna sunmuşlardır.25: 296-299). tamamıyla aksinedir. Bu vergiyi 8 yerine 10 almak demek köylünün zaten taşıyamadığı yükü bir kat daha artırmak demektir” diyerek. 22. Bu durumda Tahmin Komisyonu mahsul miktarı hakkında karar vermek üzere bir başka hakem heyetini görevlendirerek mükellefiyet miktarını kesin olarak karara bağlamaktadır (Düstur. Yeni kanun ile vergilerin toplanabilmesi için önc elikle vilayet ve kazalarda tahmin komisyonları oluşturulmuştur. 3. konuya ilişkin görüşlerini ileri süren F. Vukuf Heyetleri tahmin komisyonlarınca kendilerine bildirilen istihsal yerlerine giderek her birliğin8 fiilen elde edebileceği mahsul miktarını tahmin ederek. (Düstur. 4429 sayılı kanunda vergisi aynen alınac ak ürün grubuna giren kuru üzüm. fındık ve antepfıstığının 4553 sayılı yeni kanunda vergisinin nakden alınmasına karar verilmiştir. Çünkü bir senelik emeğini ekmiş olduğu 30 . Mükellefiyet miktarına karşı anc ak mahallin en büyük mal memuru ile birlik namına mümessiller itiraz edebilme hakkına sahiptir.228 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 dir.

Tertip. Köylüler en ç ok. 2009: 230-232). O döneme tanıklık edenler. tarlasını satılığa ç ıkarmak durumunda kalmıştır.316 itiraz dilekçesi verilmiş olup bu dilekçelerin 16. arabasını. diğer tarafta yanlış uygulamalarla değerlendirilemeyen hububat köylünün yönetime karşı büyük tepki göstermesine neden olmuştur. Basında da sıklıkla bu konu işlenmiştir. Aç lık nedeniyle küspe yemek durumunda kalanların olduğuna benzer anlatımlarda rastlanmaktadır (Kocabaş. bu mahsuller memleket dışına ç ıkarılırken gümrüklerde ihraç olunan miktar üzerinden tahakkuk ettirilerek ihrac atç ılardan nakden ve % 11 olarak alınacağı hususuna açıklık getirilmiştir (Düstur. Kanuna göre mükellefler aynen ödemekle yükümlü oldukları vergileri Tahmin Komisyonları’nın belirttiği tarihlerde teslim yerlerine kendi vasıtaları ile getirerek teslim etmeleri uygun görülmüştür. 1996: 102). Bunların düzenli sevki zamanında sağlanamadığı için yağışlar nedeniyle ç ürüdüğü dahi görülmüştür. Cilt 25: 300-301. Bu dönemde halk arasında açlıktan ölenler bile olmuştur (Karpat. hayvanların yemlerini hatta yarınının ihtiyac ını karşılayacak tohumunu bile veren köylünün bu vergiyi vermek durumunda bırakılmasının sakıncalarına değinilmiştir (Tasviri Efkâr.Tertip. (Ökte 1951:201) . Tasviri Efkâr Gazetesi’nde yer alan konu ile ilgili bir yazıda. vergi miktarını belirleyen memurların keyfi tutumlarından şikâyetçi olmuşlardır. Köylü bu durumda vergisini ödeyebilmek için öküzünü. kimi zamanda üreticinin tarlasında ürettiğinden fazlasını vergi miktarı olarak tespit ettiği görülmüştür9 . Bunun yanı sıra toplanan buğdayların depo edilebileceği depo. silo yeterli olmadığı iç in istasyon civarlarında yol boylarına hububatların yığıldığı olmuştur. Daha bu kanunun kabulünden hemen sonra 9 Bu vergi dolayısıyla 24. Köye Doğru 1944:2). TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİNİN KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Halk arasında “Yeşil Ekin Vergisi” olarak da anılan bu vergi köylüyü zor durumda bıraktığı gibi uygulamasında da hatalar yapılması köylüleri ç ileden ç ıkarmıştır. Yeni kabul edilen kanunla yapılan değişikliklerden bir diğeri ise köy ambarlarına ürün teslim uygulamasına son verilmiş olmasıdır. Önceki kanunda kesinleştiği tarihi takip eden mali yıldan itibaren 5 sene zarfında tahsil edilmeyen vergilerin zaman aşımına uğrayacağı hükmü bu kanunda 3 yıla indirilmiştir (Düstur. tam bir hürmet ve teslimiyetle atını. kısrağını. 3. kuru inc ir ve kuru üzüm mahsullerinin vergisi. öküzünü.816’sı vergi fazlalılığ ına aittir. gıdasını teşkil eden buğdayını. fındık. 3. Antepfıstığı. Bunun yanı sıra istihsal yerleri hakkında eksik beyanda bulunan mükelleflerin beyan haricinde kalan istihsal yerlerine düşen vergileri % 20’den % 50’ye çıkarılmıştır. 28 Mayıs 1943). Bir taraftan ekmek bulamayan halk. Cilt 25: 301-302). bahar gelinc e köylülerin tarlalara koştuğunu ot toplayarak yemek yaptıklarını hatta buğdaylar daha olgunlaşmadan başaklarının ateşte pişirilip danelerinin yenmeye başladığını anlatmışlardır. Kimi zaman rüşvet alarak vergi miktarını düşük belirleyebilen görevli memurların.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 229 nunda olduğu şekilde devam ettirilmiştir.

Boratav 1984/85:46). 1989:311. S ivas Mebusu Abdurahman Naci Demirağ köylünün tepkisinin bu verginin ç ıkışından çok daha öncesine dayandığını şu sözleriyle dile getirir: “Toprak mahsulleri vergisi 4429 numaralı kanunla 1943 senesinde başlamıştır. 1943 ile 1946 yılları arasında tahmin edilen rakamın anc ak % 73’üne karşılık gelen 233. kanunun uygulanmasına yönelik kaygılarını şöyle dile getirmiştir: “Asıl korkumuz. S avaş yıllarının bu olağanüstü koşullarından geniş halk yığınları fakir ve aç olarak ç ıkmışlardır.214 lira olarak belirtmiştir (1951:201). Şener.000 TL toplanabilmiştir (Başar. Toprak Mahsulleri Vergi hâsılatı 1943-1946 arasında hükümetin ve il özel idare bütç elerinin toplamının % 5 ile % 7’sini oluşturmuştur. 1968: 239. Önder ise bu verginin hazineye sa ğladığı gelirin 1943. 19. 1944 ve 1945 yılları itibariyle 59. geçen seneler zarfında gördüğümüz.130. . 1944 ve 1945 yıllarında toplam 319 milyon lira vergi gelirinin toplanması öngörülürken. ”Tahsildar Baskısı ile Jandarma Dayağı” o günleri anlatmak iç in sıkç a kullanılan ibarelerden biridir (Cem. Bu vergi uygulaması ile büyük ve küç ük ç iftç i arasındaki fark gözetilmemiş olduğu için. C. 1989:151). 47. Boratav bu rakamın 192 milyon lira oldu ğ unu dile getirmiştir.1944: 67). Toprak Mahsulleri Vergisi ile 1943.230 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S elahattin Demirkan olacakları görürc esine Köye Doğru dergisinde. 16 Mayıs 1943) Ökte toplam geliri 229. O halde toprak mahsulleri vergisi cibayeti geçen seneden başlamaz daha bir. 1943:3).7. D. işittiğimiz vaka’lardan o kadar yılmışızdır ki bunların bu sene de tekrar edilmemesi için elimizden gelse hayatımızı feda etmeye hazırız. köylüden derlenmesi sırasında uğranılac ak bir takım mahalli zorlukların ortadan kaldırılması işlerinde.% 5.8 olarak ifade etmiştir (1988:120). kanunun tatbikatına ait meselelerin hallindedir. 1982: 396-397..8 milyon lira oldu ğ unu bu vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki oranlarını ise sırasıyla % 7. iki sene evvel başlar” (TBMM ZC. (1974:352). Zaten her kanunun en önemli tarafı tatbik işleri değil midir? Memur zihniyeti ile halk menfaati veyahut realitelerin mantıkı birbiri ile en fazla ve her vakit çarpıştığı memleketimizde. 2004: 90) 10 . 500. tarzında. üretimi azalan ve sadece geç imlik 10 Vergi geliri ile ilgili verilen rakamlar birbirinden farklılık arz etmektedir. Ancak toplanması beklenen % 10’luk gayri safi tarımsal üretimin ç ok altında bir orana ulaşılabilmiştir (Tezel. Sadece 1943 yılı için 150 milyon liralık bir gelir elde edilmesi beklenmesine karşılık umulan miktara ula şılamamıştır (Vakit 16 Mayıs 1943.6milyon. Timur 2008:207). verginin cibayeti. Bu karşıtlık ç ok partili siyasi yaşama geçildikten sonra da etkisini sürdürmüştür (Tezel. Anc ak ondan daha iki sene evvel doğrudan doğruya müstahsili c ebri satışa tabi tutmaklığımız ve cebri satış fiyatıyla piyasa fiyatı arasındaki farkın mevcudiyeti o günden itibaren müstahsilleri toprak mahsulleri vergisini ödemeğe zımnen icbar etmiş vaziyettedir. 1982: 396-397).4. diyec ek kadar şimdiden iç imizde ürpermelerin bulunduğunu söylemekte bir mahzur görmüyoruz” (Demirkan.2 milyon ve 66.9.9. Yerasimos.7. Hükümet tespit ettiği vergiyi toplayamadığı gibi savaş yıllarında uygulamaya koyduğu köylüye yönelik politikaları nedeniyle de kırsal kesimi karşısına almıştır. % 12. 1945/1946: 100. Seferberlik havasında geçen bu dönemde köylü savaş ekonomisinden yararlanmak şöyle dursun üzerine yüklenen bu ağırlığın altında ezilmiştir (S ertel.

Her ne şekilde olursa olsun tasfiyesine gidilmesi hiç bir suretle müspet bir sonuç vermeyec ek olan Toprak Mahsulleri Vergisi bakiyelerinin affedilmesi. Ancak ilerleyen zamanda. Çorum Milletvekili Nec det Yüc er 9.1947: 74-76).1946 tarihinden geçerli olmak üzere kaldırılmıştır (TBMM ZC. D. 23.. kendi tespit ettiği fiyatlar üzerinden köylünün hububatını satın almaya başlamıştır. Hükümet bu kez karşı karşıya kaldığı iaşe sıkıntısını gidermek iç in.21. 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun kaldırılması iç in mec liste ilk görüşme 18 Ocak 1946 tarihinde yapılmıştır (TBMM ZC.5. ödemek zorunda olduğu vergi borç ları bulunan köylülerin rahatsızlığı devam etmiştir. D. Bu yüzden «Tahsili Emval Kanunu» gereğince haciz muamelesi tatbik olunmakta ve esasen yoksul ve muhtaç itibariyle borçlarını ödeyemeyen bu vatandaşların takip ve tazyik edilmesi ciddî güçlüklere sebebiyet vermektedir.1. Bu nedenle Seyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu ile Çorum Mebusu Nec det Yücer. SONUÇ II Dünya Savaşı yıllarının olağanüstü koşullarından ç ok etkilenmemek iç in. Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun Kaldırılması Hakkındaki Kanuna ek olarak kanun teklifinde bulunmuşlardır. hükümetler çeşitli önlemler almışlardır. C. 21.1.7. 21. 21 Mayıs 1947 tarihinde Mecliste yapılan görüşmede 302 kabul oyuyla Toprak Mahsulleri Vergisi’nin bakiyeleri de affedilmiştir (TBMM ZC. savaş koşullarının yarattığı ruh hali ile mallar stoklanmaya başlanmış bu da beraberinde karaborsayı getirmiştir. en ç etin yurt hizmetlerine büyük feragatle koşan müstahsilimizi sevindirecek ve bahusus yoksul ve muhtaç köylü oc aklarını feraha kavuşturac aktır” (TBMM ZC. C. 23 Ocak 1946’da yapılan Meclis görüşmesinde ise kanun 1.1.5. Bu sorunun ç özümünde köylüden yardım istenmiş ve zirai seferberlik başlatılarak üretimin artırılmasına ç alışılmıştır.1946:91-92). C. C. 1944: 51).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 231 üretim yapan küç ük köylü bu verginin ağırlığını en çok hisseden kesim olmuştur (Boratav.7.1947:200-202). Verginin gayri safi hâsılattan alınıyor olması ile depremden zarar görenler dışındaki mükelleflerin asgari ihtiyaç larının dikkate alınmaması da en çok eleştirilen bir diğer husustur (Kuyuc ak. D.21...1946 tarihinde Toprak Mahsulleri Vergisi bakiyelerinin affedilmesi iç in verdiği teklifin gerekçesini şöyle açıklamıştır: “Yaptığım incelemeye göre. O dönemde özellikle büyük kentlerin ve ordunun iaşe ihtiyacının karşılanması ciddi sorun teşkil etmiştir.5.8. Keyder-Birtek. Anc ak Toprak Mahsulleri Vergisi’nin kaldırılması bir kısım köylüyü rahatlatmış olsa da. 1974:352.8. D. 18..12. S eyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu da köylünün kalan borc u ödeme durumunun olmadığını bu nedenle köylünün daha fazla ıstırap çekmemesi için böyle bir teklifte bulunduğunu ifade etmiştir. Refik S aydam Hükümeti döneminde uygulamaya sokulan sıkı ekonomik tedbirler ile fiyatların yükselişi bir nebze olsun durdurulabilmiş iken S araç oğlu Hükümeti döne- . 1983:210)..1946: 74-76).5. gerç ekten köylü ocaklarımızın takriben % 15 – 20’ si bu artıkları ödeyemeyec ekleri gibi ödeyebilmelerine de maddeten imkân mütalâa edilememektedir.

büyük ve küçük çiftçi ayırt edilmeden yürürlüğe sokulan bu kanunun uygulanmasındaki hatalar köylüleri perişan etmiştir. fiyatların inanılmaz derecede yükselmesine sebep olmuştur. büyük oy potansiyeline sahip olan köylünün desteğini arkasına almak isteyen Demokrat Parti’nin de bu durumu sıklıkla Cumhuriyet Halk Partisi’ne hatırlattığı görülmüştür. Bunun yanı sıra. % 25 Kararı ile köylü üretime teşvik edilmek istenmiş ise de bu durum tamamıyla küçük ve orta köylünün aleyhine işlemiştir. Kalan mahsulü yüksek fiyatlarla satan büyük ç iftçi büyük paralar kazanma şansına sahip olmuştur. Vergi toplama işinin çok planlı programlı yürütülememesi. Çok partili siyasi yaşama geçilmesiyle birlikte. Tüm bu aksaklıklardan hareketle. çok fazla görevli ile verginin toplanmasına ç alışılması. Bu durumda ürün miktarını tahmin eden görevli memurların hatırı sayılır bir payı olduğunu söylemek sanırım yanlış olmayac aktır. küç ük ve orta çiftçinin değil pazarda satac ağı ürün. Bu koşullar altında 1943 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu ile köylü kesimi vergi ödemek durumunda bırakılmıştır. Büyük ç iftç i % 25 Kararı uyarınca ürettiği ürünün belli bir kısmını devlete teslim etmiş olsa da elinde pazara çıkarabileceği ürün kalmıştır. geç imini temin edec ek kadar bile ürünü elinde kalmamıştır.232 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 minde bu tedbirlerin esnek hale getirilmesi. savaş yıllarında kendisine uygulanan diğer politikalar ile beraber değerlendirmiştir. Ancak. devletin uygulamaya koyduğu hububata el koyma politikası gereğince çok düşük rakamlara ürününü devlete teslim etmek durumunda bırakılmıştır. Kısac ası. 1944 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi’nde değişikliklere gidilerek 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu kabul edilmiştir. işgücünden. ürününden olabildiğince yararlanılan köylü. köylü Toprak Mahsulleri Vergisini tek başına değil. Buna karşın. Bu dönemde emeğinden. Bu ortamda köylü ürettiği hububatı pazarda ç ok yüksek rakamlara satma olanağına sahip iken. tahmin ve ölçme işleminde yapılan hatalar ile ürünlerin sevkiyatının düzenli olarak sağlanamaması gibi nedenlerle vergi toplama işinde başarılı olunamamıştır. Ancak bu kanunda özellikle vergi miktarında yapılan %2’lik artış büyük tepkilere neden olmuştur. . omuzlarına yüklenen bu yükün ağırlığını uzun süre unutamayacaktır. öngörülen miktarda toplanamayan verginin önemli bir bölümünün de masraflara gitmesine sebep olmuştur.

44 İnikat (19. -Resmi Gazete. -Aydemir.1944).1.1946). -Resmi Gazete. İnikat. İçtima. -Resmi Gazete. “Türk Varlık Vergisine Yeniden Bakış”. -TBMM Zabıt Ceridesi. İsmail (1989). -TBMM Zabıt Ceridesi. -Aytekin. 3. Devre. 100 Soruda Devletçilik. Sayı. Kitap ve Makaleler -Ağaoğlu.4.7.5.1. 10 (116): 405-408.3. -Boratav. -Resmi Gazete. 1943.2/ 99. “Milli Korunma Kanunu Tatbikatı. -Düstur. 27. Halil (1943b). Cilt 25.1944. İkinci Adam 1938-1950.7. Cilt. İçtima. 28 4.5173.4 (33):352-355. -Başar. 46 İnikat (21. Tayfun (2008). .1.7. Devre. “1942: A’ dan Z’ ye Bozuk Devlet’in Yeniden Yapılanması Girişimlerinin Yükselişi ve Düşüşü”. İnikat (20. Cilt. “Toprak Mahsulleri Vergisi Kalkınca”.1. İnikat (21.1947).1944). Devre. Devre. Ayman Güler. 26. İçtima.1944). 1.8. İçtima 3.7. -TBMM Zabıt Ceridesi.1. Resmi Yayınlar -Düstur.1944). İçtima. Yapıt (8): 29-43.1. Cilt. Samet (1940). İstanbul: Gerçek Yayınevi. Devre 6. -Boratav.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 233 KAYNAKÇA I.1. Cilt. -Çınar.1.7.1940). 9. “Savaş Yıllarının Bölüşüm Göstergeleri ve “Rantlar” Sorunu”. Davalarımız. “Köyde Geçim”. Arşiv Belgeleri -Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi. İnikat (26. Remzi Kitabevi. 9. Sayı.1944). 48. 5693.2 (1-4): 88-107.7. 45. (18. Devre. İnikat (22. Suat (1945/1946). Cilt. II. Cilt.7. 9. F. 6. Devre. -TBMM Zabıt Ceridesi.IV Ziraat Sahasında”. -TBMM Zabıt Ceridesi. C.7. “Köylerin Bugünkü İaşe Durumu”. -TBMM Zabıt Ceridesi. 7. 5423. 8 1942. İçtima. İstanbul: Cem Yayınevi. Siyasi İlimler. Devre. -TBMM Zabıt Ceridesi. 47. Cilt. Sayı. 21. Ed. Edward C (1984/85). Açıklamalı Yönetim Zamandizini 1940-1949.1. Korkut (1974).1. Devre. -Aytekin.1. Gazeteler -Akşam -Cumhuriyet -Son Posta -Tan -Tasviri Efkâr -Ulus -Vakit -Vatan IV.1. İçtima. -TBMM Zabıt Ceridesi.12. Devre. Ankara. Halil (1943a).1940.4. İçtima. 9. Yıl. İnikat (18. 27.6. İnikat (23. 30. Şevket Süreyya (1999). -Başar. Ahmet Hamdi (1943). -Cem.7. Korkut (1984/85). 8. -TBMM Zabıt Ceridesi. Yurt ve Dünya (36): 486-490. 33.1943).1944). Cilt 24. Yurt ve Dünya C.18. Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi. İstanbul: Arkadaş Basımevi.4. 62.Yapıt (8): 44-51.4. Cilt.1. -TBMM Zabıt Ceridesi. İnikat (4.63. İçtima. 25.1946).4. III. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası. 21. Sayı. 9. -TBMM Zabıt Ceridesi. İçtima. Devre.4. -Clark. 5. İnikat (24. 49. Cilt. Cilt. 9. İçtima. Cilt.4417.

Hazım Atıf (1944). -Pamuk. -Sertel.4 (94): 2 -Tökin. Ankara: İmge Kitabevi. Ankara: Yurt Yayınları: 98-112. -Kocabaş. “Köylü Zengin mi Oldu. -Doğukan. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı. Dost Kitabevi: 191-220. Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye. -Şanda. -Toprak Mahsulleri Vergisinin Tatbikatına Ait Mühim Bir Tamim” (1944). -Karpat. “1923-1960 Döneminde Türkiye’de Tarım Faaliyetleri Üzerinden Alınan Vergiler”. Suphi Rıza. -Irmak.2.3 (59): 4. Faik (1951). -Timur. “Toprak Mahsulleri Vergisi”.“Köye Doğru C.Yurt ve Dünya (22-23): 369-372. Zekeriya (1968). “Toprak Mahsulleri Vergisi ve Hükümet Hisseleri”. Abidin (2009). Hatırladıklarım (1905-1950). Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (7): 73-92. Sefer (2004). C. İnönü Dönemi 1938-1950. T. Hüseyin Avni (1942a). İstanbul: Yaylacık Matbaası. -Yerasimos. Uluslar arası Sosyal Araştırmalar Dergisi. Stefanos (1989). İstanbul: Bayrak Yayıncılık.234 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -Demirkan. “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Devlet. Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi. İstanbul: Afa Yayıncılık. Memleket (3): 72-73. -Kesler. Taner (2008). “Türkiye’de Fiyat Politikası”. Cumhuriyet Dönemi’nin İktisadi Tarihi 1923-1950. -Önder. -Şanda. -Koçak. “II. Süleyman (2009). -Tezel. Esat (1943). “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Tarım Politikası Arayışları”. Siyasi İlimler Mecmuası (157): 46-51. Türkiye’de Milli Şef Dönemi (1938-1945). Kemal (1996). İstanbul: Belge Yayınları. -İnci. “Köylüyle Kim Alay Ediyor”. Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Karaborsacılık”. “Toprak Mahsulleri Vergisi”. “Türkiye’de Devlet-Tarım İlişkileri 1923-1950”. İsmail Hüsrev (1943). Ankara: Yurt Yayınları. Çağlar-Birtek. (1969). “Toprak Mahsulleri Vergisi”. Volume 2/9: 319-325. Köye Doğru. Köye Doğru (83): 8-9. Varlık Vergisi Faciası. “Hangi Köylü Zenginleşiyor”. -Özkan. Ankara: Yurt Yayınları: 113-133. Selahattin (1943). “Köylü İçin Neler Diyorlar?”. C. -Keyder. M. Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi: 109-130. C. Yoksulluk mu Çekiyor”. Türkiye’de Tarımsal Yapılar (1923-2000). -Öztürk. Faruk (1983). -Şener. Türk Demokrasi Tarihi. Erdoğan (2004/2005). Türk Ekonomisi Yıl 1 (1): 25-27.3 (72): 3-4. Ankara: Milli Eğitim Basımevi.4(11): 145-158.(1943). Türkiye’de Tarımsal Yapılar (1923-2000). Sait (1043). Sadi (1942). -Tekeli. İzzettin (1988). Selçuk-Temizer. Köye Doğru C. . “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında İzmir'de Beslenme So- runu”. Yahya (1982). Toplumsal Tarih Çalışmaları. Hüseyin Avni (1942b). -Ökte. Tarımsal Yapılar ve Bölüşüm”. Türk Devrimi ve Sonrası. İstanbul: İletişim Yayınları.C. Türk Ekonomisi Yıl 1 (5): 155-159. Cemil (1996). -Kalkınan Türkiye (Rakamlarla 1923-1968). İbrahim (2009/1). “Cumhuriyet Döneminde Tarım Kesimine Uygulanan Vergi Politikası”. Şevket (1988). İstanbul: Nebioğlu Yayınevi. -Kuyucak.Yurt ve Dünya (20): 293-296.

For this various features of a certain number of teachers are researched. mezun olduğu ve görev yaptığı okullar ile öğretmenlerin çeşitli kişisel bilgileri yer almaktadır. Selcuk Üniversitesi Ahmet Kele şo ğ lu Eğ itim Fakültesi İlkö ğ retim Bölümü. sosyal ve mesleki profilleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. his or her service. we aimed to make determinations about the history of education. Bu bilgiler ve ilçedeki öğretmenlerin sosyal. Dr. Issue : 5 Pa ge : 2 3 5 -2 50 CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA ILGIN’DA GÖREV YAP AN ÖĞRETMENLERİN SOSYAL VE MESLEKİ P ROFİLLERİ∗ Seyit TAŞER∗ Özet Araştırmada. Ulusal Ilgın Sempozyumu” nda (30 Haziran-2 Temuz 2010) bildiri olarak sunulmu ştur. Key Words Ilgın..TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Among the factors examined . Öğretmen.tr . Gör.edu. Ok ul. Arş. the schools of graduating. staser@selcuk. Tea cher. At the same time our target to examine the status of education in Ilgın in current history. the education of teachers. Anahtar Kelimeler Ilgın. Aynı zamanda Ilgın’ın yakın tarihteki eğitim durumunun incelenmesi ve ortaya konulması amaçlanmıştır. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 3 5 -2 50 Ye a r: 2 0 1 1 . Profile ∗ ∗ Bu makale. İncelenen unsurlar arasında öğretmenlerin aldığı eğitim. we would like to examine the social and professional profiles of teachers in Ilgın in the first years of Turkish Republic. Konya iline bağlı Ilgın İlçesi’nde Cumhuriyet’in ilk yıllarında çeşitli okullarda görev yapan belirli sayıda öğretmenin çeşitli özellikleri incelenmiş olup. Profil THE SOCIAL AND PROFESSIONAL P ROFILES OF THE TEACHERS IN ILGIN IN THE FIRST YEARS OF THE REP UBLIC OF TURKEY ABSTRACT In our research. “ I. School. With this research. mesleki ve kültürel durumlarına yer vermek suretiyle eğitim tarihine ilişkin tespitler yapılması hedeflenmiştir. a variety of personal information regarding to teachers.

Öğretmenlerin ortalama olarak genç yaşta oldukları. öğretmenlerin maddi durumları ve imkânları ne durumda idi. Ilgın merkez ile köylerine ait okullardaki öğretmenlere ait bilgiler. merkezle çevre arasındaki benzerlik ve farklılıkları da yansıtmaktadır. Konuyla ilgili. İnc elenen belge ve bilgiler “Ilgın İlçesi Öğretmenlerine Ait Ka yıt Defteri” nde yer almaktadır. genel kültür ve pedogojik formasyon olarak tasnif edilirken. We reviewed the documentation that c ame to “Konya Bölge Yazma Eserler Kütüpha nesi (Konya Local Library of Manuscript Works)” from The Arc hive of Educ ation . Bulgular Araştırmada bir merkezdeki çeşitli okullarda görev yapan öğretmenlerin sosyal profillerine ilişkin ilginç sonuç lara ulaşılmıştır. Öğretmenlerin sahip olması gereken üç unsur alan bilgisi. öğretmenler hangi okullardan mezun olarak mesleğe başlamaktaydı. it is aimed to reveal details of the educ ation system in history from a c ertain viewpoint. taşra merkezlerinde kadın eğitimc ilerin oranı nasıldı.236 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Amaç Çalışmada. Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda. inc elenen öğretmenlerin özellikle kültürel aç ıdan kendilerini geliştirmiş oldukları görülmüştür. • How was the teac her profile in rec ent history? • What kind of c hanges has happened rec ently in teac her’s profile? • What were the sources of teachers in the first years of Turkish republic? In whic h institutions teac hers were educ ated? • What was the ration or situation of women. Konya Maarif Arşivi’nden gelen belgeler inc elendi. bu profilde geç en zaman iç erisinde ne gibi değişiklikler ortaya ç ıktı. among the teac hers working at the c enter of distric t in rec ent history.? • How was the financ ial status of teac hers? are the questions that are tried to be answered and by doing this it is aimed to indic ate teac her’s personal information and soc ial struc tures Method In our study we have approac hed the subjects with historical methods. dönemin ekonomik şartları dâhilinde maaşlarının yeterli seviyede sayılabilec eği anlaşılmıştır. eğitim tarihimizde öğretmen profili nasıldı. diğer tarihi kaynaklar da inc elenmiştir. gibi sorulara yanıt aranmıştır. Yöntem Çalışmada tarihsel yöntemle konuya yaklaşıldı ve “Konya Bölge Yazma Eserler Kütüpha nesi” ne. birç oğunun evli ve ç oc uk sahibi olduğu. P urpose In our researc h.

it c an be said that teac hers have enough salaries.296 . 274. Most of them are young. Çev.(teachers must have three elements: 1-area information. Ilgın Osmanlı Devleti döneminde de önemini muhafaza etmiştir. Eserde. Küçükasya Seyahati( 1895 Yazı). Ilgın’ın bu doğal zenginlikleri ve tarihteki önemine kısac a değinildikten sonra asıl konu olan eğitime geç ebiliriz. teac hers are not developing themselves for cultural and soc ial respects. sıc ak kükürtlü su kaynakları ve iç inde banyoların yer aldığı S elç uklu yapısı olan eski binadan söz eder2 . 1984. Haçlı Seferleri ve Ilgın hakkında bk.Nuri Gençosman. Çalışmanın Ilgın ve ç evresindeki ilk mektepleri kapsamakta olup.28. evaluated under the various headings. Elde edilen belgelerde yer alan ve muallimlere yöneltilen sorular ile bu sorulara verilen c evaplar ayrıntılı bilgiler ihtiva etmekte olup. muallimlerin farklı yönlerini bizlere yansıt1 2 Selçuklular döneminde Ilgın’a ait bilgiler için bk.29. günümüzde sıkç a uygulanan anket ç alışmalarının yakın tarihinde uygulanmış biç imi gibi düşünülebilir. 1998. GİRİŞ Ilgın Kazası. Selçuklular Zamanında Türkiye . Dârâ Çolako ğ lu. çev. Uzluk Basımevi. Ilgın tarihte ve özellikle S elç uklular zamanında konumu itibariyle önem taşıyan ve Selçuklular zamanında Haç lı S avaşları gibi önemli tarihi hadiselerin yaşandığı bir yerleşim birimidir1 . s. When the ec onomic c onditions of time are c onsidered. The doc uments reviewed are loc ated at “The Tea chers’ Registry of Ilgın”. Results were classified.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 237 of Konya. Anadolu Selçukî Devleti Tarihi (Farsça Muhtasar Selçuknâmesinden). Nakışlar Yayınevi. According to the results of various researches. Bu inc eleme.M. Findings and Interpretations In our researc h we reac hed interesting findings about the soc ial and professional profiles of teachers. 1941. Friedrich Sarre. The informations on teac hers reflec t the differenc es and similarities between in c entral and village sc hools of Ilgın.223. One of them is about c ultural improvements of teac hers. today. 25 percent of the teac hers who work in distric ts are female. s. By c onsidering the need for teac hers.230. married and have c hildren. . Ilgın’dan da bahseder. Ilgın kazası ile ilgili olarak “…Argıtha nı yakınından debisi yüksek bir a ka rsu geçiyor ve nehir kuzeydeki Ilgın Gölü’ne ka rışıyor” İfadesini kullandıktan sonra. 19281929 senelerinde Ilgın’da öğretmenlik yapan kişilere ait bilgileri ve kayıtları iç ermektedir. who served a c ertain period of time the first year in the republic were examined. İstanbul. Osmanlı Devleti idari bölünüşünde Konya vilayetine bağlı bir merkez olarak bilinmektedir. s. 2-general c ulture 3-formation). In our researc h the records kept about teac hers. devotee qualific ations were agreed. Ankara.137. İbn Bibi. Osman Turan. S eyyah Friedric h S arre 1895 senesinde Anadolu’da yaptığı gezilere ilişkin yazdığı eserde. İstanbul. S arre.

Ilgın’da Cumhuriyet’in İlk Yıllarında ve Günümüzde İlköğretim Okulları Günümüzde Ilgın İlç esi’nde eğitim veren ilk öğretim okullarının isim ve sayılarına ilişkin bilgilerlere yer verdikten sonra Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ilgın İlç esi’ndeki okulların isimleri ve sayısı tarihteki şekliyle bu bölümde ortaya konulmuştur. yakın tarihimizdeki eğitimc ilerin. Bunlar tablo şeklinde aşağıda sunulmuştur. Konya Bölge Yazma Eserler Kütphanesi (BYEK). Meşrutiyet döneminde bir Rüşdiye Mektebi bulunmaktadır4 . diğerleri köy ve kasabalarda eğitim faaliyetlerini sürdürmektedirler. Konya Darülmuallimat İmtihan Cetveli.gov. günümüzde Ilgın’da yirmi beş ilköğretim okulu eğitim vermektedir. Ilgın’da II.238 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 maktadır. Yıl İlköğretim Okulu Bu okullardan 10’u merkezde eğitim verirken. Ilgın’da Günümüzdeki İlköğretim Okulları3 Argıthanı Atatürk İlköğretim Okulu Argıthanı Cumhuriyet İlköğretim Okulu Aşağıçiğil Kazım Karabekir İlköğretim Okulu Aşağıçiğil İlköğretim Okulu Ilgın Atatürk İlköğretim Okulu Ilgın Balkı Mehmet Ali Ak İlköğretim Okulu Ilgın Büyükoba Köyü İsmail Mertoğlu İlköğretim Okulu Ilgın Cumhuriyet İlköğretim Okulu Çavuşçugöl Atatürk İlköğretim Okulu Gedikören İlköğretim Okulu Gökçeyurt İlköğretim Okulu Ilgın Halil Özkan İlköğretim Okulu Ilgın Ağalar Murat Doğru İlköğretim Okulu Ilgın Ziya Mert İlköğretim Okulu Ilgın İnöünü İlköğretim Okulu Kapaklı İlköğretim Okulu Mahmuthisar İlköğretim okulu Ilgın Milli Egemenlik İlköğretim Okulu Orhaniye 125.meb. D. Yıl İlköğretim Okulu Ilgın Sadık İlköğretim Okulu Ilgın Şehit Mustafa Deniz Kağnıcı İlköğretim Okulu Ilgın Yukarıçiğil Şehit Asker Seyit Ali Gür İlköğretim Okulu 100. Yıl İlköğretim Okulu 75.No (Defter Numarası): 75. .39. yakın tarihimizde ne kadar eğitim kurumu olduğunu tarihi kayıtlardan öğrenebilmekteyiz. Fakat o dönemde öğretmenlere yöneltilmiş sorular. Günümüzde 25 ilköğretim okulu ile hizmet veren Ilgın’da.tr/baglantilar/okullar/13. farklı niteliklerini göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Tablo 1. ç eşitli branşlardaki öğretmenler farklı özellikleri bakımından inc elenmektedir. Bunun dışında 1925 senesinde mevc ut okulların isimleri şu şekildedir: 3 4 www.2010. Bu ç alışmanın tarihe uyarlanmış biç iminde elbette ki soruları biz hazırlayamıyoruz. Günümüzde anket ç alışmaları ile. I. s. Buna göre.06.

Argıthanı Zikür (Erkek) Mektebi. Kembos.1. İhsaniye. Çiğil. Burhaniye ve Ayaslar Köyleri Mektepleri6 .NO:10. Osmaniye Nahiyesi Mektebi. Çiftlikler ve Mahmuthisar Tekke Köyü5 Mektebi. Çavuşç u Köyü Mektebi. Çiğil Mektebi. Osmaniye Mektebi. 5 6 7 8 Mahmuthisar Tekke Köyü günümüzde ve yarım asırdır “ Beykonak” olarak bilinmektedir. D.NO:6. Ru’ûs Köyü Mektebi. Argıthanı Nahiyesi Mektebi. Muallimlerin İsimleri. . Balkı Köyü Mektebi. Mahmuthisar Tekke Köyü Mektebi. İnc elediğimiz okullar şu şekildedir: -Ilgın Merkez Erkek Mektebi -Ilgın Merkez Kız Mektebi -Ilgın Aşağıç iğil Köyü Mektebi -Ilgın Mahmuthisar ve Tekke Köyü Mektebi -Ilgın Burhaniye Köyü Mektebi -Ilgın Osmaniye Köyü Mektebi -Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi -Ilgın Geç id Köyü Mektebi -Ilgın Çavuşç u Köyü Mektebi -Ilgın Bulc uk Köyü Mektebi -Ilgın Yen-diğin Köyü Mektebi -Ilgın Ru’ûs (Başköy) Köyü Mektebi Bu okullardan Ilgın Merkez Mektebi’nde görev yapan beş öğretmen. Bir başka kayıtta Ilgın’daki okulların isimlerine ilişkin bilgiler şu şekildedir: Ilgın Kemal Bey Kız Mektebi. Çavuşçu Köyü Mektebi. Merkez İlk Kız Mektebi. Ilgın Kazası İlk Mektepleri Muallim ve Muallimelerinin Kayıtlarına Mahsus Sicil Defteri . BYEK. s. Belekler Köyü Mektebi. Kembos 7 ve Ayaslar köyleri mektepleri8 . Bu mekteplere merkez erkek mektebi de eklendiği zaman toplam on dokuz mektebin eğitim verdiği anlaşılır. Kız Mektebi’nde vazife yapan iki öğretmen. nahiye ve köylerinde vazifeye başlayan ve burada vazifelerine devam eden öğretmenlerin doğum tarihleri ve doğum yerlerine ilişkin bilgiler aşağıda tablo halinde gösterilmiştir. Burhaniye Köyü Mektebi. Geçid Köyü Mektebi. Ru’ûs Köyü Mektebi. II.1. Kembos köyü “ Gökçeyurt” olarak isimlendirilmiştir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 239 Merkez İlk Erkek Mektebi.s. Argıthanı Nahiyesi ilk mektebindeki iki öğretmen ve diğer karyelerdeki birer öğretmen olmak üzere toplam on sekiz eğitimc inin kayıtları inc elenmiştir. görev yapan öğretmenlerin kayıtları inc elenmiştir. Argıthanı İnas (Kız) Mektebi. Yen-diğin Köyü Mektebi. Ilgın Kazasının 1341 Sene-i Martından İtibaren İlk Mekteplerin Muallimleri Kaydına Mahsus Defter. Çiftlikler ve Bulc uk Köyü Mektebi. BYEK. D.. Bulcuk. Yaşları ve Memleketleri Çeşitli mekteplerde görev yaparak Ilgın merkez. Orhaniye Mektebi. Sebiller. Dolayısıyla on altı ilkokulun olduğu görülmektedir. Çalışmamızda bu okullardan bir ç oğunda. Balkı Mektebi.

240 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo 2. Ilgın Geçid Karyesi Mektebi.Ilgın Merkez Kız Mektebi.NO: 1. öğretmenlerin yaş ortalaması ve memleketlerine ilişkin verileri yansıtmakta ve bu veriler istatistikî bulgulara ulaşmamıza yardımc ı olmaktadır. Öğretmenlerin genç yaşta oldukları ifade edilebilir. Buna göre. D. Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . s. Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimlerine Ait Kayıtlar” . incelediğimiz on sekiz öğretmenin yaş ortalaması 31’dir. Öğretmenlerden dördünün ise bayan olduğu görülmektedir. 9 “ Ilgın Merkez Erkek Mektebi. en yaşlısı 52 yaşındadır.2-20. Ilgın Mahmuthisar Mektebi Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi. Ilgın Aşa ğ ıçiğ il Mektebi. Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi. Öğretmenlerin en genci 18. . Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi. Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Ilgın’da Görev Yapan Öğretmenlerin Kişisel Bilgileri9 Okulun Adı Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez Kız Mektebi Ilgın Merkez Kız Mektebi Ilgın Burhaniye Köyü İlk Mektebi Ilgın Osmaniye Köyü Mektebi Ilgın Argıthanı Nahiyesi İlk Mektebi Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Ilgın Geçid Köyü Muallimi Ilgın Çavuşçu Köyü Mektebi Ilgın Bulcuk Köyü Mektebi Ilgın Mahmuthisar ve Tekke Köyü Mektebi Ilgın Aşağıçiğil Köyü Mektebi Ilgın Yen-diğin Köyü Mektebi Ilgın Ru’ûs Köyü Mektebi Öğretmenin İsmi Ahmed Şakir Bey Nefise Hanım Naciye Hanım Memduh Bey Muallim Vekili Kezban Hanım Hayri Bey Vesile Hanım Rüşdü Bey Halil Hilmi Bey Hüseyin Cavid Bey Abdülgaffar Bey Mustafa Fahri Bey Mehmet Emin Bey Ahmet İhsan Bey Recep Efendi Doğum Tarihi 1890 1892 1907 1901 1911 1896 1901 1902 1887 1894 1876 1897 1901 1906 1900 Doğum Yeri Niğde Ilgın (Karakarye) Mersin Konya Ilgın İstanbul Konya Ilgın Ilgın Ilgın (Bulcuk) Hadim Ilgın Şarkikaraağaç Akşehir Konya Babasının İsmi Mustafa Efendi Hasan Efendi Hacı Şükrü Bey Yusuf Ziya Efendi Mehmet Efendi Mehmet Fuat Efendi Abdullah Efendi Mevlüd Ağa Seyid Efendi Ahmed Efendi Abdülcelil Ağa Yakup Efendi Mehmet Tahir Efendi İsmail Bahri Efendi Hasan Efendi Mustafa Nazmi Efendi Osman Bey İbrahim Bey 1894 1899 1889 Ilgın (Bulcuk) Kafkasya Konya Hüseyin Efendi Ali Efendi Said Efendi Bulgu ve Yorumlar Ilgın’da yakın tarihimizde görev yapan öğretmenlere ilişkin yukarıda yer verilen bilgiler. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi. Ilgın Çavu şçu Karyesi Mektebi.

nakış Evli-1922-İki çocuğu var Yoktur Kiradır 800 - - - Evli-1920Dört çocuğu var. Ilgın’da Görev Yapan Öğretmenlerin Sosyal ve Ekonomik Durumu Bu bölümde. İstanbul ve Isparta Ş arkikaraağaç ’tan bir öğretmen vardır. Biraz Muktedirdir. Yoktur Kiradır 1950 Şarkı okurum alet çalamam. nakış ve kağıt işleri Bekâr Yoktur Kiradır 750 - Biraz Kağıt.Bir çocuğu var Yoktur Kiradır 1758 Ud. . Bunlarında yedisinin memleketi ise Ilgın’dır. kendilerine ait emlak veya menkûl varlığı. Ilgın İlk Mekteplerindeki Öğretmenlerin Sosyal ve Ekonomik Durumları10 .No:1. keman çalar. Yoktur Kiradır 1500 Lisanen Biraz Terzilik.-İki çocuğu vardır. Bu sorular ile öğretmenlerin verdiği cevaplar aşağıda tablo halinde gösterilmiştir. III. Şahsına Ait Emlak ve mal varlığı var mıdır? Oturduğu ev kendisinin midir? Hangi el işlerinde mahareti vardır? Okul ve Öğretmenlerin İsimleri Evli Olup Olmadığı ve Çocuk Sayısı Maaşı (kuruş) Musikiye vakıf mıdır? Resim yapmaya muktedir midir? Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimi Ahmed Şakir Bey Ilgın Merkez Mektebi Muallimi Memduh Bey Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Naciye Hanım Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Nefise Hanım Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimi Muallimi Vekili Kezban Hanım Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Vesile Hanım Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Hayri Bey Ilgın Aşağıçiğil Karyesi Mektebi Muallimi Mustafa Nazmi Efendi 10 Eşi vefat etmiştir. Yoktur Kiradır 1620 Vakıf değildir Mektepte yapılan resimleri yapar Mektepte yapılan el işlerini yapar Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . BYEK. Diğer on üç öğretmen Konyalıdır. keman çalar Biraz Biçki. önemli bir kısmının Konya ve çevresinden olduğu görülmektedir. Tablo 3. Niğde. maaşları. Mersin. evli ve ç oc uk sahibi olup olmadıkları ile ilgili olarak öğretmenlere yöneltilen sorular yer almaktadır. dikiş ve el işleri Evli-1922. Bekârdır Yoktur Kiradır 1500 - Muktedirdir Kağıt. Karakalem ile resim yaparım Mukavva ve sair işler. oturdukları evin kira mı yoksa kendilerine ait mi olduğu.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 241 Öğretmenlerin doğum yerlerine baktığımız zaman. D. Yoktur Kiradır 1500 Ud. dikiş. Ilgın’da Cumhuriyet’in ilk yıllarında ç eşitli mekteplerde görev alan öğretmenlerin. işlerinde Evli (1927)Çocuğu yok Evli (1909)İki çocuğu var. Kafkasyalı bir öğretmenin de Ilgın’da görev yaptığı anlaşılır.

1928 Yılında Kişi Ba şına dü şen gayri safi yurt içi hâsıla 118 Lira. marangozluk ve el işleri Evli-1910-2 çocuğu var Yoktur Kiralıktır 920 Vardır - Evli-1924.86 kuru ş Şeker: 44.s.46 kuru ş Pirinç: 42. üç ü de bekârdır.3 çocuğu var Yoktur Kiradır 1620 İlk mekteplerde okumuş Lisanen vakıftır alet çalamaz Vâkıftır Kağıt.242 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ilgın Mahmuthisar Mektebi Muallimi Recep Efendi Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimi Ahmet İhsan Bey Ilgın Çavuşçu Karyesi Mektebi Muallimi Mehmet Emin Bey Ilgın Geçid Karyesi Muallimi Mustafa Fahri Bey Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mekteb i Baş Muallimi Abdülgaffar Bey Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mekteb i Muallimi Hüseyin Cavid Bey Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi Muallimi Halil Hilmi Bey Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi Rüşdü Bey Ilgın Yen-diğin Karyesi Mektebi Muallimi Osman Bey Ilgın Ru’ûs Köy ü Mektebi Muallimi İbrahim Bey Değildir Yoktur Kiradır 1500 Nota üzerine ud çalar Piyano. el işleri Kağıt kesmek. bir öğretmen hariç hiç birinin kendilerine ait bir menkul veya gayr-ı menkulünün olmadığı 11 Cumhuriyet döneminde ö ğ retmenlerin maa şlarının genel ekonomik göstergeler bazında ve konjeüktürel yapı içerisindeki durumunun nasıl oldu ğ una ilişkin genel bir kanaat olu şturabilmesi bakımından.74 Altın Fiyatı: 830 kuru ş idi. marangoz işlerinde mahareti vardır. kutu yapmak gibi Toprak.72 1927 Senesi Ekmek: 15.İki çocuğu vardır Yoktur Kiradır 1758 - Muktedirdir Evli. Öğretmenlerin ekonomik durumlarına baktığımız zaman11 . Buna göre öğretmenlerin yaş ortalaması düşük olsa dahi evlenme oranı yüksektir. ud. on sekiz öğretmenden on dördü evlidir.83 bk. Yoktur Kiralıktır 1500 Biraz şarkı okurum Biraz muktedirdir Karakalem ile resim yaparım Konya’da bir evi vardır. Kiralıktır 1950 Biraz vakıf Öğretmenlerin sosyal durumlarına ilişkin sorular evli olup olmadıkları ile ilgili olup.59-85 . piyano çalar Fotoğrafçılık Marangozlukta Evli-1913.42 kuru ş idi. Kalan dört öğretmenden biri evli iken eşi vefat etmiştir. gıda ürünleri ve altın fiyatlarına bakmamız veya gayri safi milli hasıladan kişi ba şına dü şen yıllık gelir miktarını incelememiz gerekebilir. Evli olan öğretmenlerin ortalama ç oc uk sayısı 3 c ivarındadır. keman çalar İlk mekteplere ait resim yapar İlk mekteplere ait el işlerini yapar Terzilikte ve bazı el işlerinde mahareti vardır Toprak işlerinde. s. Bir parça tahta ve kağıt işlerinde Evli-1926Çocuğu yoktur Yoktur Kiradır 800 Muktedirdir. Yoktur Kiralıktır 800 Değildir Oldukça Mukavva. Feridun Ergin.. “ Birinci Dünya Sava şı’nda ve Atatürk Döneminde Fiyatlar ve Gelirler” .İki çocuğu var. s.Altı çocuğu var Yoktur Kiradır 1950 Keman. Kasım 1986. kağıt işleri Evlidir (1927) Evlidir (1911)-Üç çocuğu vardır. Sayı:7. Tablodan anlaşılac ağı üzere. s. Evli-1924-İki Yoktur Kiradır 1500 Biraz ud çalar Resim işleri oldukça yapar Evli-1921. Atatürk Ara ştırma Merkezi Dergisi . Cilt:III.

kişi ba şına dü şen yıllık gelir ortalamasının iki katı idi. kağıt ve mukavva işleri ön planda yer almaktadır. Bilindiği üzere gerek Osmanlı Devleti’nin son yıllarında gerekse Cumhuriyet’in ilk yıllarında muallimlik yapabilmek iç in şehadetname veya ehliyetnameye sahip olmak gerekli idi. . görevine devam edenler de bulunmaktadır. gayri safi milli hâsıladan kişi ba şına dü şen miktardan hayli yüksek oldu ğ u görülür. Çalınan müzik aletleri de oldukç a ilginç tir. Öğretmenlerin tamamı resim yapmaya muktedir olduklarını belirtmişlerdir. Ayrıca. Fakat ö ğ retmenin yıllık gelirinin. mülk edinememeleri de söz konusu olabilir. Ilgın’da Görev Alan Öğretmenlerin Mesleki Durumları Ilgın’da görev yapmış öğretmenlerin büyük bir kısmı 1927’de bu kazada göreve başlamıştır. Bu bölümde öğretmenlerin. öğretmenlerin maaşlarının az olduğunu söylemek zordur Öğretmenlerin genç yaşta olmaları nedeniyle mal. Bayan öğretmenlerin ise biçki. ç almasını bilmeyenler ise en azından sözlü olarak müzik ic ra edebilmektedirler. 1923 ve 1924 yıllarından beri. 1919.400 kuru ştur. Öğretmenlerin tamamı kiraladıkları bir meskende oturmaktadır. yani on veya on beş senedir ve hatta yirmi senesidir Ilgın’da. Bu rakam 1929 senesinde 1. Muallim ihtiyac ı da göz önüne alındığı zaman. Bunun yanında öğretmenlerden marangozlukta.950×12 =23. günümüzdeki gibi mesken bulmanın kolay olmaması göz önüne alınmalıdır. IV. Bunlardan bazısı kesin olarak muktedir olduğunu ifade ederken bazısı da biraz kabiliyetli olduğunu söylemektedir. Öğretmenlerden birinin ise fotoğrafç ılığa ilgisinin olduğu görülür. 1928 senesinde kişi ba şına dü şen ortalama yıllık gelirin 118 ×100 =11. bazılarının ehliyetname alması öğretmenliğe devam edebilmesi iç in yeterli görünüyordu ve mevcut öğretmenler öğretmenliğe devam edebilmek iç in ehliyetname almak amac ıyla muallim mektebinde sınava girmekteydi. Bu nedenle bazı öğretmenler öğretmen okulunu bitirip şehadetname almaktaydı. keman. Bunun yanında 1909. Öğretmenlerin hangi el işlerine maharetlerinin olduğuna ilişkin yöneltilen suale verilen c evaplarda. Dolayısıyla bir ö ğ retmenin yıllık geliri. Ilgın’da Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde görevlerini Bu rakamlar incelendiğ inde Cumhuriyet’in ilk yıllarında 1. Fakat bu duruma istinaden. Öğretmenlerin resim yapabilmeleri konusunda verdikleri yanıtlar da ilginç tir. dikiş ve nakış gibi el işlerine ilgilerinin olduğu gözlenmektedir. toprak ve tahta işleri ile terzilikte mahareti olanlar vardır. Öğretmenlerin kabiliyetlerine ilişkin sorulara verdikleri c evapları ilginç bulmaktayız. Ud.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 243 görülmektedir.950 kuru ş maa ş alan bir ö ğ retmenin bu ürünlerden ne kadar alabilece ğ i hesap edilebilir ve günümüzle kıyas edilebilir. piyano gibi müzik aletlerinden en azından birini on sekiz öğretmenden altısı kullanabilmektedir. Zira öğretmenlerin birç oğu herhangi bir müzik aleti ç alabilmekte. Bunun yanı sıra dört öğretmen şarkı söyleyebildiklerini ifade etmişlerdir. 1918.800 kuru ş oldu ğ u anla şılır.

İnsuyu Karyesi ve Kadınhanı:’nda ve Ilgın Merkez Mektebi’nde görev yapmıştır.No:1. ihtiyat mülazım -ı sâni.244 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 sürdürmekte iken. hangi belge ile bu görevi ifa ettiklerine yer verilmiştir. Ankara. s. İhtiyat zabıt namzetliği. Kütüko ğ lu. Salâhiyyet-dâr: Yetkili bk. Ana Mektebi Muallim Vekili. Ilgın Kazası Merkez İlk Mektebi Muallim Muavini olarak görev yaptı. Kadınhanı’nda Muallimlik. Türk Tarih Kurumu. Aliyyülâla dır. 1901 Lise’nin İbtidai kısmından Niğde Muallim 1926 Vilayeti Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Muallimi Memduh Bey Mülga (Kapatılmış olan) Dârü’l-hilâfeti’laliyye Medresesinde Mülga Dârü’lhilâfeti’l-aliyye Medresesi Sahn Kısmından 14 Muallimlik. Beyşehir’de ve Ilgın Merkez Mektebi’nde çalışmıştır. Konya’da Konya Kız Muallim Mektebi İkinci Sınıfından Tasdiknamelidir Kız Muallim Mektebi Tasdiknamesidir Konya Merkez Ana Mektebi Muallimliği. 1913 Katl maddesinden dolayı işten el çektirilmiştir. Ankara. 916.19 . Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye Medresesi’nin tâli ve âli kısımlarının adları 1917’de “ ibtidâ-i hâric” . BYEK. 2003. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. Derecesi. Kendisi muallimlik etmeye salâhiyyetdar13 eden vesika hangisidir? Tarih v e derecesi? Yürüttüğü Vazifeler Açıklama Göreve Başlama Tarihi Ilgın Merkez Erkek Mektebi Muallimi Ahmed Şakir Bey Niğde İlk Erkek Mektebinde eğitim görmüştür. ihtiyat zabıt vekilliği. Konya Merkez mektebinde. Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Öğretmenlerin İlmi ve Mesleki Durumları (Ilgın) 12 Okulun ve Öğretmenin İsmi İlk Tahsilini Nerede Yapmıştır? Orta tahsilini nerede yapmıştır? Tamamlamadı ise hangi sınıfa kadar okumuştur? Sahip olduğu şahadetnamenin tarih ve derecesi? Niğde Vilayeti Muallim Mektebini tamamlamışitır.22-111929 İstifası vekaleti celilemizce 10-1929 tarihli tahkikatla kabul edilmiştir. s. XX. Asra Eri şen İstanbul Medreselesi .Ferit Develio ğ lu. 2000. Bk. “ ibtidâ-i dâhil” ve “ sahn” olarak de ğ iştirilmiştir. D. Ilgın Merkez Mektebi Muallim Vekili 1925 1919 Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Vesile Hanım Ehliyetnamelidir1920 Ilgın Namık Kemal Mektebi Muallimliği. Muavinlik Ehliyetnamesidir-1925 Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimesi Vekili Kezban Hanım Ilgın Kazası İlk Kız Mektebinde Tahsil Görmüştür. Mübahat S. Konya Rüşdiye Mektebi Muallimli- 1918 12 13 14 Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . 1921 Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Naciye Hanım Konya’da Muavinlik ehliyetnamesi-1924Meslek şehadetnamesi 1927 Ereğli Kız Mektebi ‘nde. Aydın Kitabevi. Tablo 4. Ilgın Merkez Mektebi Karye Muallimliği. 1924 Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Nefise Hanım Adapazarı Rüşdiyesinde Tahsil Görmüştür. Ayrıc a mezun oldukları okullar ile hangi mekteplerde görev aldıkları veya ne tür memuriyetleri yürüttükleri sorularına öğretmenlerin verdikleri c evaplar tablo halinde aşağıda gösterilmiştir.

sınıfından mezundur. Ilgın Osmaniye Mektebi Muallimliği. Ilgın Balkı Karyesi Muallimliği. 1340 – Derecesi Aliyyülâla Ilgın Bulcuk Karyesi Muallimliği 1924 Ilgın Çavuşçu Karyesi Mektebi Muallimi Mehmet Emin Bey Dârü’l-hilâfeti’laliyye Medresesi 4. Ilgın Orman Muhafaza Memurluğu Ilgın Bulcuk Karyesi Muallimliği. Ilgın Merkez Kız Mektebi. Burhaniye. Osmaniye Karyeleri. Ilgın Yukarıçiğil. Ilgın 1925 Ilgın Geçid Karyesi Muallimi Mustafa Fahri Bey Ilgın rüşdiyesinde Ehliyetnamelidir. Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Hayri Bey İstanbul Rehber-i Tahsil Mektebinde Talimgâh Ehliyetnamesi bulunamadığından kaydı silinmiştir. Ilgın Merkez Mustafa Bey Mektebi Muallimliğini.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 245 ği. Ilgın Merkez Erkek Mektebi’nde görev yaptı. Karaman Merkez Kız Mektebi. ve 2. Argıthanı Nahiyesi ve Aşağıçiğil Karyelerinde Muallimlik yapmıştır. 1921 1915 Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Baş Muallimi Abdülgaffar Bey İbtidai Mektebinde Muallimlik şehadetnamesi-1910 1909 Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Muallimi Hüseyin Cavid Bey Bulcuk Karyesi İlk Mektebinde Ehliyetnamelidir 1925 1923 Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi Muallimi Halil Hilmi Bey Ilgın Mekteb-i Rüşdiyesinde Ehliyetnamelidir 1914 1914 . Ilgın Merkez Mektebi Muallim Muavinliği Vekaleti. Karaman Kız Mektebi Muallimliği. Ereğli Osmaniye Merkez Mektebi Muallimliği. Karaman İdadisi Muallimliği. Muvakkat ehliyetname 1923 1920 Ilgın Mahmuthisar Mektebi Muallimi Recep Efendi Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimi Ahmet İhsan Bey Konya Mecidiye İlk Mektebinde Niğde Sultanisinde ve Akşehir İdadisinde tahsil görmüştür. Şarkikaraağaç Mekteb-i İbtidaisi ve Rüşdiyesi İstanbul İmam Hatip Mektebi İstanbul İmam Hatib Mektebi Şehadetnamesi 1926 Sanayi Mektebi Şehadetnamelidir 1924 Aliyyülâladır. Ehliyetnamelidir 1927 Kütahya’da Muallim Vekilliği ve Ilg ın Çavuşçu Karyesi Muallimliği yapmıştır. 1926 Konya Sanayi Mektebini tamamlamıştır.Ilgın Argıthanı Muallimliği yapmıştır. Akşehir Karaağa Karyesi Muallimliğini Akşehir Azarı Karyesi Muallimliğini ve Ilgın Geçid Karyesi Muallimliğini yürütmüştür. sınıftan terk ederek askere gitmiştir. Ilgın Mahmuthisar Karyesi Muallimliği 1925 Ilgın Aşağıçiğil Karyesi Mektebi Mektebi Muallimi Mustafa Nazmi Efendi Bulcuk karyesi mekteb-i ibtidâiyesinde ve Ilgın rüşdiyesinde Konya Erkek Muallim Mektebinde 1. Ilgın Argıthanı Nahiyesi Baş Muallimliği yapmıştır.

246 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi Rüşdü Bey Çumra’da bir ilk mektepte İstanbul İmam Hatib Mektebi İmam Hatip Mektebi şehadetnamelidir . Kalan on üç öğretmenden yedisi ehliyetname sahibidir. O halde Ilgın’daki öğretmenlerden muallim mektebini bitirenlerin tamamının. Ilgın’ın ç oğu köy ve kasabasında okul ç ağına gelmiş öğrenc ilere ilk eğitimin verildiği anlaşılmaktadır. Orta öğrenimini iki öğretmen medresede. Ru’ûs. SONUÇ Ilgın’da gerek tarihte gerekse günümüzde birç ok köyde ilkokul bulunmasından yola ç ıkarak. Muallimlerden yalnız üç ü muallimlik şehadetnamesi ile öğretmen olarak vazifesini yürütmektedir. Çiğil Karyesi Mektebi Muallimliği. Ilgın Osmaniye Karyesi Muallimliği yapmıştır. Derbent. diğer öğretmenlerden ikisi İmam Hatip Okulu’nda. . Ilgın’da merkez kız ve erkek mektebinde birden fazla öğretmen görev yaparken. Ehliyetnamesi olmayana öğretmenlik yapma yetkisi ise verilmemiştir. Ilgın’da çeşitli köylerde muallimlik Ilgın İhsaniye. Dolayısıyla talimgâh olarak ifade edilen yer veya eğitim kurumu. köylerde bir öğretmenle eğitime devam edildiği ifade edilebilir. Tabloda görüleceği üzere muallim mektebi orta tahsil grubu iç erisinde yer almaktadır. Ilgın Kazası Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi 1918 Ilgın Yen-diğin Karyesi Mektebi Muallimi Osman Bey Ilgın Ru’ûs Karyesi Mektebi Muallimi İbrahim Bey Konya Huffaz Mektebi İbtidaisinde Âkifpaşa Mektebinde Konya Selahi Medresesinde Muavinlik Ehliyetnamesi İki Senelik Konya Erkek Muallim Mektebi Erkek Mektebi namesi Muallim Şehadet- İhtiyat Zabıt Namzetliği. idadiye gibi mekteplerin iptidai kısımlarında tamamlamışlardır. Öğretmenlerden vekil olarak görevi yürütenler de bulunmaktadır. Öğrenimine devam ederken askere gitmek durumunda kalmış olan öğretmenlerin olduğu da anlaşılmaktadır. maarif vekâletinc e tanınmamıştır. Öğretmenlerden orta tahsil gören sayısı ise sekizdir. Yüksek tahsil gören öğretmen olmadığı iç in tabloda buna ayrıc a yer verilmemiştir. Muallim mekteplerinin İptidâi kısmı orta öğrenim. biri S anayi Mektebi’nde tamamlamıştır. Kadınhanı ve Akşehir’de ve Ilgın Ru’ûs Karyesi’nde Muallimlik 1917 1917 Tablodan anlaşılac ağı üzere. öğretmenlerin tamamı ilk tahsilini iptidaiye mekteplerinde veya rüşdiye. muallim mektebinin iptidâi şubesinden mezun oldukları söylenebilir.İhtiyat Zabıt Vekilliği. Rüşdiye ve Âli kısımları ise yüksek öğrenim sınıfındadır. Öğretmenlik yapabilme yetkisini talimgâha giderek aldığını ifade eden öğretmenin ehliyetnamesi olmadığından öğretmenlikten alındığı anlaşılır.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 247 Ilgın’da öğretmenlerin tamamına yakını genç yaşta olup. Zira. öğretmenlerin mahallinden temin edilmesi yoluna gidildiğini gösterir. muallim mektebi mezunu olanların sayısının bir hayli düşük olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin büyük bir kısmı ehliyetname almak suretiyle. “muallimlik yapmaya salâhiyet-dâr eden vesika nedir?” sorusuna verilen c evaplarda. Öğretmenlerin kültürel aç ıdan zengin ve kabiliyetli olduğu görülür. öğretmenlik vazifesini yürütmektedir. piyano gibi müzik aletleri çalabilmekte ve ç eşitli el işlerinde maharetleri bulunmaktadır. Ilgın merkez. Fakat öğretmenlerin tamamının herhangi bir mal varlığı bulunmamaktadır. bunların büyük bir kısmı evli ve çoc uk sahibidir. günümüzdeki şekliyle konut imkânlarının gelişmiş olmaması ve diğer sebepler dikkate alınarak. . Büyük bir kısmının resim ve müziğe mahareti vardır. Dolayısıyla tarihi şartlar iç erisinde konu ele alındığında. Öğretmenlerin önemli bir kısmının Ilgın ile Konya ve çevresinden olması. nahiye ve köylerinde öğretmenlik yapanlardan. Öğretmenlerin maaşları dönemin ekonomik koşulları dikkate alındığında yüksek sayılabilec ek bir rakamdır. Öğretmene duyulan ihtiyaç nedeniyle aranılan niteliklerin asgari düzeyde tutulduğu belirtilebilir. bu okulların isimlerinin de olduğu anlaşılır. Sanayi Mektebi ve İmam Hatip mezunu olanlara doğrudan verildiği gözlenmiştir. Öğretmenlik yapabilme yetkisinin Medrese (Dârü’lhilâfeti’l-aliyye Medresesi Sahn Kısmı). öğretmenlerin mal varlığı edinmediği ifade edilebilir. Öğretmenlerin birç oğu ud. keman.

Aydın Kitabevi. Mübahat S. Uzluk Basımevi. 1984.NO: 1. -Ergin. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. “Birinci Dünya Savaşı’nda ve Atatürk Döneminde Fiyatlar ve Gelirler”. 2000 . Osman.Ilgın İlçesi Öğretmenlerine Ait Kayıt Defteri.NO:6.İbn Bibi. .Turan. . D. XX. İstanbul.Kütükoğlu. .Ilgın Ka zasının 1341 Sene-i Martından İtibaren İlk Mekteplerin Muallimleri Kaydına Mahsus Defter. Ankara.Nuri Gençosman.. . . İstanbul. .248 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA . Dârâ Çolakoğlu. BYEK. .Ferit Develioğlu. Ankara.Sarre. D. D. Anadolu Selçukî Devleti Tarihi (Farsça Muhtasar Selçuknâmesinden). Türk Tarih Kurumu. Nakışlar Yayınevi. Ankara. Kasım 1986 . 1941.2010. D. BYEK.Ilgın Ka zası İlk Mektepleri Muallim ve Muallimelerinin Kayıtlarına Mahsus Sicil Defteri. Feridun.06.gov. Atatürk Ara ştırma Merkezi Dergisi. 2003.meb.Konya Darülmuallimat İmtihan Cetveli.M.No: 75. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi BYEK. çev.www. 1998.tr/baglantilar/okullar/13. Asra Erişen İstanbul Medreseleri . Sayı:7. Cilt:III. Küçükasya Seyahati (1895 Yazı). . Friedrich.NO:10. BYEK. Çev. Selçuklular Zamanında Türkiye.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 249 EKLER Ek-1.Öğretmenlerden Ahmet Şakir Bey’e Ait Kayıt .

250 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

com . Kanunun kabulü ile TBMM’nin meşruluğu perçinlenip bir kez daha tescil edilmiş. yozucetin@ahievran. and unfair actions to the detriment of national interests were started to be obviated inside and in the direction of the law.2 on 29 April 1920. Key Words TGNA First Term. Anahtar Kelimeler TBMM Birinci Dönem. The Law of Treason (Hıyanet-i Vataniye Kanunu). Fa twa . Kırşehir. Fetva la r. Millî Mücadele döneminin en çetin günlerinde bu kanunun TBMM tarafından çıkarılıp yürürlüğe konması. After this law was accepted. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 5 1 -2 81 Ye a r: 2 0 1 1 . Dr.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Domestic Riots * ** Doç. mehmetdagistan1453@gmail. Ahi Evran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Üyesi. İç İsya nla r THE NEGOTIATIONS AND ACCEP TANCE OF THE LAW OF TREASON Abstract The Turkish Grand National Assembly (TGNA) came forward as a result of the resistance and legitimization efforts led by Mustafa Kemal Pasha against the unfairly launched invasions.tr Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ rencisi. Hıyanet-i Vataniye Kanununun Müzakeresi. Mehmet DAĞISTAN** Özet Türkiye Büyük Millet Meclisi. The enforcement of this law by TGNA in the most inconvenient days of the national struggle was a milestone in the salvation process of our homeland and nation. kanun doğrultusunda ve içerisinde milletin yüksek çıkarları aleyhine yapılan haksız eylemlerin bertaraf edilme yolu tutulmuştur. Mustafa Kemal Paşa’nın ön ayak olduğu direnmenin ve meşrulaşma çabalarının bir neticesi olarak ortaya çıkmıştır. TGNA Government accepted the Law of Treason (Hıyanet-i Vataniye Kanunu) with the resolution no. Negotiations of the Law of Treason.edu. başlatılan haksız işgaller ve bu işgaller karşısında. legitimateness of TGNA was consolidated and registered once again. TBMM Hükümeti. Issue : 5 Pa ge : 2 5 1 -2 81 HIYANET-İ VATANİYE KANUNU’NUN MÜZAKERELERİ VE KABULÜ Yaşar ÖZÜÇETİN* H. vatanın ve milletin kurtuluşu açısından bir dönüm noktası olmuştur. Feeling obliged to make decisions under exceptional circumstances and in the direction required by these circumstances. olağanüstü şartlar altında ve bu şartların gerektirdiği istikamette kararlar almak zorunluluğunu hissederek 29 Nisan 1920’de 2 nolu kararla Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu kabul etmiştir. Hıyanet-i Vataniye Kanunu.

kongreler toplanmakta idi2 . I. C. . Böyle bir durumda TBMM tarafından 29 Nisan 1920’de 2 nolu “Hıyanet-i Vataniye Kanunu” adıyla ilk olağanüstü durum kanunu ç ıkarılacak ve meşruluk. (Haz. işgalci güçlere karşı konulması ve başarı elde edebilmesi mümkün gözükmemekte idi. meşrutiyetç i ve barışç ıl bir talep olarak dikkati çekmekte ancak. Parlamento Tarihi Millî Mücadele ve TBMM I. bu baş kaldırış. Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları. Bu ç alışmada. Hilafet-Saltanat ve ülke topraklarını kurtarmak amac ına dayandırılarak vatana ihanet suç u tespit edilip. asker firarları önlenip düzenli ordu kurulmadan otoritenin tesis edilip. C. Kanunun kabul edilmesi ve uygulanmasına yönelik ortaya ç ıkan eksiklik ve arayışlar üzerinde durulmuş. TBMM Kavanin Mecmuası. Çalışmada. Türk milletine kendi imkânlarıyla direnmekten başka çare bırakmamıştı1 . İstanbul 1985. ülkesini ve namusunu muhafaza etmek amacıyla ülkenin muhtelif yerlerinde “Redd-i İlhak”. İtilaf Devletleri’nin tutumuna karşılık. Osmanlı Devleti’nin idam fermanı olmuş ve Mütarekenin uygulanması ile ülkenin canı yanmış. s. “Redd-i İşgal”. 164.252 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Bu araştırma ve incelemenin amacı. telif ve tetkik eserlerden de istifade edilmiştir. Ankara 1994. Fethi Teveto ğ lu. “İstihlas-ı Vatan” ve “Müdafa-ı Hukuk” gibi siyasî “Kuvâ-yı Milliye” adı altında da askerî ve silahlı direniş teşkilatları oluşturulmakta. “Geç ic i Hü1 2 3 İsmet İnönü. zamanın politik şartları hakkında bilgiler vermesi nedeniyle esas alınmış. “Muhafaza-ı Hukuk”. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun müzakereleri. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla meşru bir organ tarafından yönlendirilmeye başlanmıştı. Sabahattin Selek). Düstur ve resmî yayınlara da yer verilerek. TBMM Zabıt Cerideleri. Millî Mücadele Yıllarındaki Kuruluş lar. Dönem (1919–1923). Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başkaldırmış. s. Heyet-i Temsiliye tarafından fiilî bir hükümet olarak millî irade ele alınmış millî ve mahallî kongrelerde alınan kararları titizlikle yerine getirilip. 4. Meclis-i Mebusan’ın 17 Şubat’ta Misâk-ı Millî’yi onaylaması. Fahri Çoker. ç alışmanın adı “Hıyaneti Vataniye Kanunu’nun Müzakereleri ve Kabulü” olarak belirlenmiştir. yaptırım altına alınac aktı. 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi. (Önsöz IX). 16 Mart 1920’de İstanbul’un İngilizler tarafından resmen işgal edilmesi ile bütün kurumlar ele geç irilmiş bulunmakta idi. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasıyla Müdafa-ı Hukuk Cemiyetleri ve kongrelerle Anadolu halkının teşkilâtlandırılması mümkün hale gelmişti3 . Meclis faaliyetlerinin yürütülmesi sırasındaki bütün konuşma ve davranışları ihtiva etmesi. müzakereleri temelinde Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu tahlil edip. 1. s. bu kanunun Millî Mücadelenin başarı ile neticelendirilmesindeki yerini belirlemeye yöneliktir. Boyun eğmeyen Anadolu halkı. Hatıralar. İç te isyanlar bastırılmadan. Anadolu halkı tarafından İstanbul Hükümeti ve Sarayın. TTK Basımevi. Ankara 1991.

23 Nisan 1920 Cuma günü. D. 1. 186. s. ikinc isi. Baskı). Büyük Millet Meclisi Reisi sıfatıyla İc ra Vekilleri Heyeti toplantılarına da başkanlık etmeye başlamıştı. D. İstanbul’dan gelen mebuslarla birlikte toplam 337 milletvekili bulunması gerekirken 115 mebusun katılımıyla çalışmalarına başlamıştı6 . Ankara 2006. 55. 2 Sayılı Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Birinci Maddesi. icraî etkinliğ ini sa ğ lamak amacıyla 15 kişiden olu şan bir Lâyiha Encümeni ile diğ er altı kişilik icra encümenin seçimine geçilmiş. . s. Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi. Turhan Kitabevi. 59. s. s. 2. C. 56. Erzurum Mebusu Celâlettin Arif Bey’in takrirleri gere ğ ince. 72. Meclis’in işlerini düzenlemek. Bkz. Meclisin toplanmasının ertesi günü Meclis Başkanı seçilen Mustafa Kemal Paşa. s. 27 Nisan 1920’de Komisyon (ilk Encümen) seçimleri tamamlanmıştı. TBMM Zabıt Ceridesi (TBMM ZC ). s. 16 Mart’tan TBMM’nin aç ılışına kadar olan duruma dair. Ergün Aybars. 20 Ocak 1921’de Teşkilât-ı Esasiye Kanunu ile 4 5 6 7 8 9 10 Kemal Atatürk (Bugünkü dille yayına hazırlayan Prof. s. Türk ulusunun kendi egemenliğini bütünüyle kendi eline aldığının ilk aç ıklaması ve müjdecisi olan açılış konuşmasını en yaşlı üye olması nedeniyle S inop Mebusu Mehmet Şerif Bey yapmıştı. 4. Ankara 1943. C. 2 Mayıs 1920’de İcra Vekilleri’nin seç ilmesine dair 3 numaralı kanunu10 kabul ederek ilk İcra Vekilleri’ni seçip Hükümet’i kurduktan sonra Mustafa Kemal Paşa. TBMM ZC. No: 2. I. TBMM Kavanin Mecmuası. “…Ulusal sınırlarımız içinde. No: 3 TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). Ankara 1981. D. 60. TBMM. Bilgi Yayınevi. üçüncü birle şimin beşinci oturumunda yapılan seçimlerle Türkiye’nin ilk kabinesi olan Muvakkat İcra Encümeni (Geçici İcra Komisyonu)’ne üyeler seçilmişti. D. TBMM ZC. 185. I. 193. ilki. TBMM Matbaası (3. TBMM ZC. ulaşılamayacak istekler peşinde ulusu uğraştırmama k ve za rara sokmamak. Zeus Kitabevi. Şerafettin Turan. 62. Ankara 1959. s. I. Üçüncü Tertip. s. Korkmaz Zeynep). 26 Nisan 1920’de Çorum Mebusu Sıddık Bey’in takriri ve TBMM’nin 7 numaralı kararı ile Meclis-i Mebusan Nizamname-i Dâhilisi’nin de ğ iştirilerek uygulaması kabul edilmiş. Türk Devrim Tarihi Ulusal Direniş ten Türkiye Cumhuriyeti’ne. 1. s. Daha sonra Hükümet kurulması için de Mec lis’e önerge verildi ve bu önerge kabul edildi9 . 2. hak ve adalete dayanan. I. D. gerçekçi. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I. TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). C. 61.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 253 kümet” görevi ifa edilmiş ve 19 Mart 1920 tarihli “İntihâbât Tebliği” nin yayınlanmasıyla yeni Türk devletinin kuruluşuna giden hukukî yol aç ılmıştı4 . 26-30. TBMM. insancıl ve barışç ı politikanın esasları ç erç evesinde Meclis’in izleyeceği ulusal siyaseti. I. C. C.. Mustafa Kemal Paşa. 6. Ankara 1992. 122. 71. I. 30 Ekim 1918 tarihinden 13 Nisan 1920 tarihine kadar geçen zaman zarfındaki olayları anlattıktan sonra. C. 58. C. TBMM Kavanin Mecmuası. C. 33-35. Ankara 1943. Erzurum Kongresi’nden İstanbul’un işgal edildiği gün olan 16 Mart 1920 tarihine kadar. 1. her şeyden önce kendi gücümüze dayanarak varlığımızı koruyup ulusun ve yurdun gerçek mutluluğuna ve ba yındırlığına çalışmak gelişigüzel. Mondros Mütarekesi’nden Erzurum Kongresi’ne kadar geç en zaman zarfındaki duruma dair. 185.. 288. 1. Dr.. Büyük Millet Millet Meclisi İcra Vekillerinin Sureti İntihabına Dair Kanun. Do ğ u Ergil. uygarlık dünyasının uygarca insanca davranışını ve karşılıklı dostluğunu beklemektir”8 şeklinde ifade etmekte idi. O. olmak üzere üç devre halinde uzun ve ayrıntılı bir konuşma yapmıştır7 . “Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusa i şahaneyi yed-i ecanipden ta hlis ve taarruzatı defi maksadına ma tuf ola ra k teşekkül eden…” 5 Büyük Millet Mec lisi toplanmıştı. yeni Türk Devleti’nin. 63. I. 8–16. Nutuk 1919 – 1927 Atatürk Ara ştırma Merkezi Yayınları. İzmir 2007. 1. I. üçüncü safhası da. D. Düstur. İstanbul 1929. Milliyet Matbaası.

hukukî olarak da milletin kaderine el koymuş bulunac aktı12 . Cemil Kutlu. Hıyanet-i Vataniye Kanunu (Düstur. s. 81. C. Ergun Aybars. s. 27 Nisan 1920 tarihli. 1. 28. Ankara 1981. Bilgi Yayınevi. 4 Mayıs 1920’de İc ra Vekilleri Heyeti’nin kurulması ile Millî Mücadele’nin yürütme organı yalnız fiili olmaktan çıkacak. Ankara 1989.. s. Türkiye Büyük Millet Meclisi (1920-1998) ve Osmanlı Meclisi Mebusanı (1877-1920). 102.. Meclis’in me şrulu ğ unu kuvvetlendiren ba şka bir faktör olmakta idi. s. Malta ve Yunanistan’dan gelip katılanlar (14) ve yeni seçilenler (232) olmak üzere iki seçimle gelen mebuslarda ço ğ unlu ğ u yeni seçilenlerin te şkil etmesi. İstanbul 1929. 2. 655. 1. 15 1. 10 Nisan 1920’de hazırlanan bu fetvalar. İstanbul’dan gelenler (92). TBMM’ye yeni bir çehre ve mâna verdiğ i gibi bundan ba şka Müdafa-ı Hukuk Cemiyetleri. D. bunun için de Türk ulusunu parçalamak isteyen gerçek dü şmanların amacını açığ a vurmak ve halkı bu hainlere karşı uyandırmak amacıyla yayımladığ ı Beyannamesi (26 Nisan 1920). Bıyıko ğ lu. Ahidler Vesairenin Hükümsüz Oldu ğ una Dair Kararname 19 Ağ ustos 1336 (1920).g. C.. s. s. Millî Mücadele’yi baltalamak ve çökertmek. Ankara 1998. ihtilalci ve me şru karakterinin de en büyük sembolü idi. İstanbul Hükümeti’nin 16 Mart 1920’den İtibaren Akdettiğ i ve Edece ğ i Bütün Mukavele.. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Çıkarılmasına Duyulan İhtiyaç: TBMM’nin aç ıldığı dönemde değişik nedenlerle başlayan askerden kaçma ve ayaklanmaların önü alınamamış. Milliyet Matbaası. Padişaha çekilen telgraf. 1.. Jaeschke. Erzurum 1992. TTK Basımevi. age.. Diğ er ilk kanunlar ise şunlar olacaktır: İstanbul Hükümeti İle Olan Resmî Muhaberatın Yasaklanması Hakkında Kararname (6 Mayıs 1920). Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları. C. TBMM Kavanin Mecmuası. 26. 2. Şer’iye Encümeni’nin Beyannamesi (9 Mayıs 1920). Kanun No: 7. D. Jaeschke. İstiklâl . İstiklâl Mahkemeleri Te şkili Hakkında Umumî Heyet Kararı (18 Eylül 1920). Kararname No: 37. s. 1. D. iç güvenliği bozuc u unsurların ortadan kaldırılması ve asker kaç aklarının önüne geç ilmesi gerekmekte idi14 . dinsizlik. C. C. 27. 27. TBMM’nin. Saltanat Şurasında (22 Temmuz 1920) Sevr Muahedesinin İmza Edilmesine Karar ve Rey Verenlerle Muahedeye İmza Koyanların İhanet-i Vataniye İle İtham Olunması ve Haklarında Gıyabî Hüküm Verilmesi ve İsimlerinin Her Yerde Lanetle Anılması Takarrür Etmiştir (19 Ağ ustos 1920). Bu beyannameler şunlardı. .. Kanun No: 2. Ayrıca Meclis adına. s. C. C. C. a. 123-124. 1. s. s. Hükümet Ba şkanı ve vekillerin ayrı ayrı ve hepsini birden Meclis’e karşı sorumlu kılması. Meclis’in çıkardığı ve ihtilalci bir özelliği bulunan ilk kanunlar arasında araştırma ve incelemenin konusunu oluşturan “Hıyanet-i Vataniye Kanunu (29 Nisan 1920)” kanunda da yer almakta idi. 1. İrşad Encümeni’nin Beyannamesi (9 Mayıs 1920). benzer olayları önlemek ve asayişi sağlamak iç in Müdafa-ı Hu- 11 12 13 14 15 İhsan Ezherli. Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (YayımlanmamışYüksek Lisans Tezi). Ankara 1975. s. s. 8. İstiklâl Mahkemeleri. Yine 11 Nisan’da Damat Ferit Pa şa’nın “Yalancı millet davasıyla vatan ve milleti feda edenlere” karşı beyannamesi yayımlanmıştı. 4-5. TBMM Kültür. Ş eyhülislâm Dürrîzade Mehmet Efendi’ye işgalci güçlerin etkisi ile hazırlatılan “fetvalar” gözüküyordu. s. 11 Nisan’da ilan edilerek dü şman uçaklarıyla Anadolu’ya atılıyor. TBMM ZC. Bıyıklıo ğ lu. 98. Meclis’in yayınladığ ı belli ba şlı beyannameler de bulunmakta idi. 13 Cephede yapılacak ve olumlu sonuçlar verecek mücadeleler için öncelikle düzenli ordunun kurulması ihtiyacı bilinmekte olup. Meclis’in “fevkalâde salâhiyet”li olarak kurulmu ş olması. age. İstanbul Hükümeti’yle Resmî Muhaberatın Memnûiyeti Hakkında Kararnâme (Kararname No: 2) Düstur. TBMM ve Millî Müc adele aç ısından diğer bir tehlike ise. sava ş gemileriyle de kıyılara da ğ ıtılıyordu. Gotthard Jaeschke. Meclis Reisinin aynı zamanda İcra Vekiller Heyeti’nin de ba şkanı olması. belediyeler ve idare meclislerinin de katılması TBMM’ye seçim tekniğ i bakımından da ayrı bir özellik katıyordu. 420. 2. 653–655. 1. Üçüncü Tertip. s. 44.m. TBMM Kavanin Mecmuası. Aybars. vatansızlık ve hainlikle suçlanıyordu”.m. Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İç Güvenlikle İlgili Çıkardığı Kanun ve Kararnâmeler (23 Nisan 1920-16 Nisan 1923).254 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 İc ra Vekilleri Heyeti Reisliği Makamı kurulup Fevzi Paşa bu göreve seç ilinc eye kadar İc ra Vekilleri Heyeti Reisliği’ni bizzat yürütmüştür11 . 2. Üçüncü Tertip. TBMM Basımevi (Üçüncü Basılış). Mustafa Kemal Pa şa’nın belirttiğ i üzere “Millet ve ordu bu hıyanetten habersiz oldu ğu gibi onun i şgal ettiğ i makama asırların kökle ştirdi ği dinî ve ananevî bir şekilde ba ğ lı ve sadık halife ve padi şahının kurtulu şunu dü şünmek ve iddia etmek.g. 7. a. 97. Türk Kurtuluş Sava ş ı Kronolojisi –Mondros’tan Mudanya’ya Kadar (30 Ekim 1918-11 Ekim 1922).

Mustafa Kemal Pa şa da Temsilciler Kurulu adına 17 Mart 1920’de bir genelge yayımlayarak “Vatanın çıkarlarına aykırı davrananların ve memleketin huzur ve düzenini bozanların din ve millet farkı gözetmeksizin şiddetle cezalandırılmalarını” istemişti. sağduyulu ve vatansever ulemayla harekete geçip. Padişah-Halifenin de imzasını taşıyan Ş eyhülislâm Dürrizâde Abdullah Efendi’nin 11 Nisan 1920 tarihli fetvasında “Asi (ba gi) ola rak ta nımlanan Mustafa Kemal ile Millî Kuvvetler mensuplarının katlinin va cip olduğu” belirtilmekteydi18 . Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda. bir yandan işgalci güçlere karşı savaşırken. toplum varlığ ının tehlikeye dü ştüğ ü veya dü şme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığ ı ola ğ anüstü durumlarla ilgili de ğ ildi. 193-195. Turan. 25. Mustafa Albayrak. 282. Şevket Süreyya Aydemir.1914) tarihli “Esrar-ı Askeriyeyi İfş a ve Casusluk ve Hıyanet-i Harbiye Hakkında ” ki (Askerî Gizliliğ i Açıklama. Tek Adam Mustafa Kemal (1919–1922). 162. s. Ankara 2008. karşı fetvalar ç ıkartarak kendini korumaya çalıştı. C. kendi otoritesini egemen kılacak. yürütme ve yargı organlarının ba şı da padişah oldu ğundan. . Anadolu.m. Millî Mücadele aleyhindeki İstanbul’un tahrikleri ve kışkırtmaları daha ç ok fetvalar yoluyla yürütülmekte idi. 272. diğer yandan da Osmanlı Hükümeti ve işgalci güçlerin sebep olduğu ayaklanmalar ve yıkıcı propagandalar sebebiyle tabii olarak olağanüstü şartlar içerisinde bulunuyor ve TBMM Hükümeti. II. İstiklâl Mahkemeleri (1920–1927).m. 170. Turan. Padişahın sadık tebaasına zulüm ve işkence edip. s. dü şmanla ilişki kuranların ve casusluk gibi suç işleyenlerin bölgesel hükümetlerce cezalandırılmalarını istemekte idi. 26. a. s. en yaşlı hocanın öncülüğünde “Esa rette bulunduğu mu16 17 18 19 Mesela 16-25 Ağ ustos 1919 tarihleri arasında yapılan ve Kuvâ-yı Milliye’nin daha iyi te şkilâtlanması yolunda yeni kurumlar olu şturarak eksikliklerin giderilmeye çalışıldığ ı Ala şehir Kongresi’nde bu amaçla bir ceza yönetmeliğ i de düzenlenmişti. bu do ğ rultuda daha Meclis açılmadan önce 23 Mart 1920’de: “Dü şman lehinde propaganda yapanlar herhangi suretle düşmanla muhabere icra eyleyenler ve icraat ve mukarreratı milliyeye fiilen muhalefet sureti ile dü şmanların husulü maksadına yardım ve herhangi bir şekilde casusluk icra edenler derhal mahallî hükümetlerince tevkif ve olbaptaki mevadı kanuniyeye tevfiken sür’atle tecziye olunacaklardır” ifadelerin bulundu ğ u telgraf ile dü şman lehinde propaganda yapanların. memleketi nifak ve parçalanışa sürükleyen hareketlerle ortalığı fesada vermeye girişmiş eşkıya olarak nitelendiriliyordu19 . s. s. Atatürk Ara ştırma Merkezi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 255 kuk örgütleri ile Kuvâ-yı Milliye ve askerî birlik komutanları kendi imkân ve güç leri nispetinde bazı önlemlere başvurmuşlardır16 .. Fetvalarda yüksek halifeliğe karşı ç ıkanların imandan ve dinden de çıktıkları belirtiliyor ve bunların Kur’an hükmünc e öldürülmesi meşru görülüyordu. E. Semih Yalçın (Ed. İstanbul 2008. 1876 Kanun-u Esasi’sinin 7. yasama. ancak bu hükümler. Telgraf ve Beyannameleri IV (Açıklamalı Dizin İlavesiyle). Millî Mücadele Dönemi’nde Batı Anadolu Kongreleri (17 Mart 1919-2 A ğustos 1920). C. Kuvâ-yı Milliye’ye karşı gönderilen askerler onları öldürmekten çekinir veya kaç arlarsa en büyük günahı işlemiş olac aklar. TBMM. dünyada ve ahirette en büyük c ezaya layık görülec eklerdi. Anadolu fetvaları. 36 ve 113. Casusluk ve Sava ş Hainliğ ine İlişkin) yasa. Fahri Belen. Remzi Kitabevi. 273. Maddeleri bazı yenilikler getirmişti. a.g. halkın mallarını ç almaya. Kültür Ve Turizm Bakanlığ ı Yayınları. Ankara 2006. 139-153. herhangi bir ola ğ anüstü durum ayrımı yapmak ve bunu çözüme kavu şturmak imkânsızdı. millî kuvvetlere karşı yapılan iftiraları din yoluyla çürütmek istiyordu. daha ziyade padişahın şahsına tanınan geniş yetkiler olup. Ankara 1983. İstanbul’un kışkırtmalarına kapılan bazı halk yığınları ikaz edildi. Berikan Yayınevi. Nitekim Mustafa Kemal Pa şa. günahsız insanları kesmeye. I-II. Ergun Aybars. Ferit Pa şa ve Padişaha karşı olanları suçlu saydığ ından Millî Mücadele döneminde uygulanamaz olmu ştu. Atatürk’ün Tamim.). Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. İzmir 1988. Ancak uygulamada çok farklı cezalar verildiğ i için bunları yasal bir dayana ğ a kavu şturmak ve kişisel yargıdan kurtarmak gerekiyordu.g. 170. s. s. 21-22 Nisan 1920 gecesi millî meseleleri konuşmak üzere yapılan toplantıda. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. s. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi.. halkın Anayasa’ya dayanan hak ve özgürlükleri olmadığ ı. Atatürk Ara ştırma Merkezi Yayınları Ankara 1998. içeride güvenliği sağlayıp firarları önleyec ek bir yasa zorunluluğunu hissediyordu 17 .10. Aybars. s. Türk Kurtuluş Sava ş ı. Yine 9 Zilhicce 1332 (29. Bu fetvalarda Kuvâ-yı Miliye.

İtalya. 1919’dan TBMM’nin açılışına kadar olan ve 1920-1921 yılında çıkan belli ba şlı iç isyanlar şunlar olmu ştu. Bu karar. askerler silahsızlandırılır ve sebepsiz yere ka tlolunursa… “ denilmekte. 591. Millî Müc adele’ye karşı ç ıkanların da mahkûm edilec eği belirtiliyordu21 . etnik ve mezhep farklarını ön plana çıkaran propagandaların yarattığı olumsuzluklar. Koçkiri (Zara) İsyanı (6 Mart. TBMM. Düzce İsyanı (13 Nisan-31 Mayıs / 8 Ağ ustos 23 Eylül 1920). Millî Aşireti İsyanı (1 Haziran-8 Eylül 1920). s. yeniden kuracağı ve Bolşeviklik getirec eği korkusu yerleştirilmeye ç alışılmaktaydı. II. 20 21 22 23 Aydemir. 275. I. düşman devletler tarafından fiilen işgal edilir..256 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ha kkak olan Fetva Emini’nin fetvalarına uyulmaması lazımdır” kararı alındı ve yayımlandı20 . Anzavur İsyanı (16 Şubat-16 Nisan 1920). Millî Mücadele’ye katılanların asî ve şakî (bagi) değil. TBMM’nin içinde bulundu ğ u durumu daha da zor hale getiren şu şekilde gelişmelere de tanık olunmakta idi. Şeyh Recep Olayı (20–22 Ekim 1919). Rifat (Börekçi) Efendi ve 153 müftü tarafından imzalanan diğer fetvalarda ise. Ancak Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun ç ıkarılması dahi günlerc e süren tartışmalara sebep olac aktı23 . yüklendiği kurtuluş müc adelesinde yılgın ve bıkkın halka ağır fedakârlıklar yüklediğinden halkta bu fedakârlıktan kaç ma eğilimi yaratılmakta. ayrıca 13 Mayıs 1920’de Ali Kemal (Artin Kemal)’in idare ettiğ i Peyam-ı Sabah gazetesinde yayımlandı. Anadolu müftülerinin tamamının imzaları alınarak İstanbul fetvalarına karşı beş ayrı fetva yayımlandı. s. 40. “Müslümanların bütün güçleriyle hilafet ve sa lta na t makamını esaretten kurtarması cümleye farz olur mu?” sorusuna. Çopur Musa (Çivril) İsyanı (21-30 Temmuz 1920). Konya İsyanı (2 Ekim-22 Kasım 1920). s. Aydemir. bazı il ve ilçelerin ileri gelenleri arasındaki çekememezlik ve uyu şmazlıkların yol açtığ ı bölgesel olaylar. Mustafa Kemal Paşa’nın İttihatçılığı. Türkiye… s. giyecek. yiyecek. Semih Yalçın. s. Çapano ğ ulları İsyanı (15 Mayıs-27 Ağ ustos 1920). Bozkır İsyanı (27 Eylül. “Halifenin hilafet ve saltanat makamı olan İsta nbul. 174. Aybars. Ankara 2003. Çerkez Ethem İsyanı (Kasım 1920-Ocak 1921). 270. Anadolu’ya asıl darbeyi indirme amacına yönelik olmu ştu. para ve ihtiyaç duydukları diğ er maddelerin bazı yerlerde halktan zorla alınması. İstanbul’un çıkardığ ı fetvalar bir dizi isyana sebep oldu ğ u gibi. 17 Haziran 1921). . İngiltere. gazi ve ölenlerin şehit olacakları. Yunanistan ve ABD’nin Anadolu’daki örgütlü misyonerlerinin yardım. Kemal Çelik. s. I. Ali Batı İsyanı (11 Mayıs–18 Ağ ustos 1919). Ayrıca. Şeyh Eşref İsyanı (26 Ekim–25 Aralık 1919). Osmanlı Hükümeti.4 Ekim /20 Ekim–4 Kasım 1919). birleştirici bir tarzda çalışmak ve bu doğrultuda mesafe almak zorunluluğunun farkındaydı.. İstanbul Birinci İdare-i Örfiye Divan-ı Harbi. te şvik ve kışkırtmaları ile ayaklanan bazı Rumlar ve Ermenilerin Millî Mücadele’yi engelleme faaliyetleri. İngilizlerin de teşvikiyle askerliği kaldırdığına ve halk üzerindeki bütün vergileri affettiğine dair propagandalar yapıyordu22 . 232. Kasım 2007. Kanun’un Müzakeresi: Birinci Dünya Savaşı yıllarında seferberlik ilan edilmesi ile birlikte Divan-ı Harp’lerin yetkileri dâhiline giren c asusluk ve benzeri suç lar için çıkarılmış olan “Hıyanet-i Harbiye Kanunu” na benzer bir uygulamaya. Bütün bunlara rağmen. yeni dönemde de ac il ihtiyaç duyulduğu üzerinde durulmuştu. Hülya Baykal. ve II. 203-205. millî harekete karşı oldu ğ u bildirilen şahısları yargılamadan cezalandırmalarının yarattığ ı olumsuz hava ve bazı millî kuvvetler komutanlarının düzenli ordu denetimine girmeye karşı çıkarak isyan etmesi. Vatana İhanet Kanunu ve İstiklâl Mahkemeleri”. Türk Basın Tarihi 1831-1923 (Tanzimat-Me ş rutiyet-Millî Mücadele Dönemleri). TBMM açıldıktan sonra 11 Mayıs 1920’de Mustafa Kemal Pa şa ve arkada şlarını idama mahkûm etti. Ahmet Anzavur Ayaklanması (1 Ekim-25 Kasım 1919). I. işgalci güçler ve özellikle İngilizler tarafından Anadolu halkının. Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Kaynakları. “Millî Mücadele’de İç İsyanlar. S. TBMM. 231. çete veya Kuvâ-yı Milliye olarak da adlandırılan millî kuvvetlerin. Yapılan bu propagandalar neticesi. 173. age. Berikan Yayınları. İstanbul 1990. ve II. age. Bunların birinde. “Elceva p: olur” c evabı veriliyordu. AÜ Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi. 2. E. Fransa.

63. Bu ecilden Meclisi Millînin mukarreratı aleyhinde bulunanlar veya muta va a t eylemiyenler a nca k ha ini vatan olabilirler ve bu gibilerin de hiyaneti vataniye ile ittiham edilmeleri lâzımgelir” denilmiş ve ardından şu iki madde okunmuştur. 1. s. bu mahiyetteki kanunun çıkarılmasını istememekte ve Birinci Dünya Savaşı sırasında ç ıkarılan kanunlarla idare edilmesini arzu etmekte idiler. 45. “Hiyaneti vataniye hakkındaki kanunu ma hsus bu gibiler ha kkında ta tbik olunur” .g. bu ifsadata bilmiyerek peyrev olanlar var. 64. Dinçer Ural. s. D. TBMM ZC. 46. TBMM ZC. Meclis’in otoritesine ve kararlarına uymayanların “vatan haini” olduklarını ifade ettiği teklifi. Anc ak 24 Nisan’da Yabanabad Kaymakamlığı’ndan Koç Bey adındaki birinin padişah adına halkı ayaklandırdığını bildiren telgrafı ve Mustafa Kemal Paşa’nın 24 25 26 27 28 TBMM ZC. bu gibi suç lulara sert tutum takınılmaz veya yürürlükteki kanunlara göre ceza verilecek olursa davanın netic elenmesinin uzayacağı ve cezanın ibret yönü ve etkisinin kalmayac ağı bir hakikat idi25 . D. 27. 25 Nisan’da Mec lise sunmuştu. 26. Aybars. bu gibi ifsa da ta bilerek peyrev olanlar elbette haini vatandırlar ve haini vatanların cezası da kanunu ma hsusunda idamdır” 26 demiş. TBMM’nin kabul edeceği kararların tüm Osmanlı vatandaşlarını bağlaması gerektiği. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Uygulamaları (1920-1927). s. Meclis içinde bir grup mebus. s. sadec e yürürlükte olan kanunları karar altına alac aklarının altını ç izmişti27 . Bu teklifte. “…Görüyoruz ki. “Halifemiz ve Padişahımız Efendimiz Hazretleriyle memaliki Osmaniyeyi yed-i ecanibden ta hlis maksadına ma tuf buluna n Millet Meclisi mukarreratına itaat eylemiyenler ihaneti vataniye ile ittiha m olunurla r. Ona göre.“…Gayei matlubeye vusul için Büyük Millet Meclisinin ittiha z eyliyeceği mukarrerata bütün efradı Osmaniyenin mutavaat eylemesi lâzımdır. 1. 1.t. a. 1. tereddütle vakit geçirecek zamanın olmadığını. Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi). C. 63. D. bu gibilerin “Ka nun-ı Ma hsus”a göre idam edilmelerini arzu ediyordu.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 257 25 Nisan 1920’de TBMM’nin ele aldığı ve üzerinde müzakere ettiği ilk kanunî düzenleme. 1. 1. Mehmet Şükrü Bey’in müzakere esnasında savunduğu görüşlerine karşılık. s.24 Mehmet Şükrü Bey. her yerde her tarafta ifsadat var. D. Millî Meclis’in kararları aleyhinde bulunanlar veya itaat etmeyenlerin vatan haini olabileceklerini ve bu gibilerin de vatana ihanetle itham edilmeleri gerektiği üzerinde duran Mehmet Şükrü Bey. bilerek veya bilmeyerek düşmana hizmet eden. Bu durum ise. s. ülkenin içerisinde bulunduğu olağanüstü şartlar gereği. İstiklâl Mahkemeleri (19201927)…. C. Ankara 2000. 63. 1. C. s. bozgunc uluk yapan herkesin vatan haini olduğunu söyleyerek. “Hıyanet-i Vataniye Kanunu” olmuş. Kutlu. hâlen Osmanlı düşünc esinin yaşamakta olduğunu göstermekte idi28 . 1. . teklifinde devamla. bu konuda iki maddelik bir kanun teklifi hazırlayan Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey. C. TBMM ZC. zaten bu kanunun mevcut olduğunu ve bugün yeni bir kanun yapılamayac ağını.”.

halifenin İstanbul’da İngilizlerin baskısı altında ve esaretinde kaldığı. 64. I. 64. D. I. Anc ak Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali (Öğütçü) Bey. 1. va tanın emri müdafaasında hiyanet yapacakların ve bunu bilerek ya pa nla rın. TBMM ZC. s. C. 1. “… Meşru isek bunu Lâ yiha Encümeni’ne veyahut başka yere havale etmekte hiçbir mâna yoktur. s. D. Ayrıca bu gerçeğin halka ilan edilmesi. TBMM ZC. yapılan şeylerde casusluktan ibaret kalmıyor. . s. D. şayet Yabanabad’ı terke mecbur olurlarsa kendilerine emin vasıta ile haber göndermeleri. TBMM ZC. Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey. hiya neti ha rbiye demiyeceğiz de ne diyeceğiz… Yalnız bugün burada yaptığımız vatan müda fa a sı da bir harb. 1. Mebuslardan çoğunluğunun. D. “…o ka nunda derecatı muhtelife vardır. Bitta bi Meclisimiz meşrudur ve kararları da tatbik edecektir” diyerek kanunun Lâyiha Enc ümeni’ne gönderilmesine karşı ç ıkmıştı30 . “Mevcut ka va ninimizin içinde bir hıyaneti vataniye kanunu yoktur. bilmiyerek ya panların cezası başka. 65.29 Bu davranış ise aynı gün Lâyiha Encümeni’ne gönderilen kanun teklifinin önem atfetmesinde ve daha sonra da kanunlaşmasında etkili olac aktı. 1. Sonra bir de casusluk maddesi görüyoruz ki. hiyaneti harbiye ve casusluk hakkında olup. halifeyi kurtarmak ve milletin varlığını devam ettirmek ve bağımsızlığı korumak olduğu. C. …vatanı tehlikeye düşürecek. Yine S aruhan (Manisa) Mebusu Refik Şevket Bey (İnce)’in. 1. bu kanunun Lâyiha Encümeni’ne gönderilmesini talep etmesi üzerine kabul edilmiş ve 29 30 31 32 TBMM ZC. Koç Bey’in mektubuna verilen cevapta. Bilerek yapanların cezası başkadır. Mevzuubahsolan kanun. C. bütün amacın. buna rağmen fesat ç ıkaranların ve İngiliz taraftarlarının baştan ç ıkarmalarına kapılan ve isyan edenlerin. İngilizlerin amacının halkı bu gibi vasıtalarla kandırarak Müslümanları birbirine kırdırtmak ve ondan sonra memleketi istedikleri gibi esaret altına almak olduğu belirtilmiştir. Koç Bey’in ahaliye vaki olan tebligatının İngilizlerin amaçlarına hizmet eden millet hainlerinin tertibi olduğu. …mukarreratımızın hepsi ha rbe ve ca susluğa müta a llik değildir”31 sözlerine. dökülec ek bütün kanların vebalinin bu fesadı ç ıkaranlar ve onlara uyanlara ait olac ağını.258 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 25 Nisan’da bu mektuba yazdığı cevap Meclis’te okundu. C. yapacakları icraatın sonucundan da hemen malûmat vermeleri istenmişti. s. Büyük Millet Mec lisi tarafından tam bir şiddetle c ezalandırılmasına karar verildiği ve bu amaç için gerekli kuvvetlerin de hazır edildiği. 65. Bir adam çıkıyor bir yerde İngiliz parasiyle casusluk ediyor ve orada efkârı muzırra neşrediyor. 1. Buna casusluk. bir hareketi askeriye değil midir? Elbette bir hareketi askeriyedir ve ha rb ma hiyetini haizdir”32 şeklinde cevap vermişti. halktan şüphe edenlerin İngiliz hizmetkârı insanlara değil. bunların hep ayrı ayrı safahatı vardır. 65. Millet Mec lisi’ne başvurmaları istenmiş.

1. TBMM ZC. netice olarak Meclis’te hâkim olan görüş. s. S inop Mebusu Hakkı Hami Bey (Ulukan). C. 66. .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 259 ayrıc a “Meclisin mukarreratına tebaiyet etmiyenler hıyaneti va ta niye ile müttehemdir” şeklinde bir takrir daha gelmiş ve ertesi günü müzakereye konulmuştu33 . maddesine35 atıfta bulunarak. Maddei kanuniye sarihtir”36 sözleri ile c evap vermişti. D. TBMM ZC. C. D. 1. “Meva ddı münferide kabul etmemiz lâzımdır. yoksa kabul edilecek esasın mevcut kanunlara uyması mı gerekli noktasında cereyan etmişti. …Kanunu Cezadaki vaziyete nazaran bizim ha li ha zırımıza tevafuk eder bir madde yoktur. 65. 79. s. “Makamı muallâ yi hilâ feti ve mema liki ma hrusai şahaneyi yed-i ecanipten tahrişe ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. c ezanın. 1. TBMM ZC. vatana ihanet suç u iç in Lâyiha Encümeni’nin görüşü istikametinde başlı başına bir madde mi kabul edilmeli. TBMM ZC. D. “Her kim memaliki mahrusa ahalisini yekdi ğ eri aleyhinde silâhlandırarak mukateleye tahrik ve igraya veyahut bâzı mahallerde gasıb ve garet ve tahribi memleket ve katli nüfus efalini ikaa mütecasir olup da kaziyei fesat tamamiyle fiile çıkar veyahut maddei fesadın icrasına ba şlanmış olursa ol kimse kezalik idam olunur. Abdülkadir Kemali Bey’in açıklamalarının ardından müzakere.”. Abdülkadir Kemali Bey. bu Ceza Kanunu’nun ve mahkeme usulünün ve cezasının Osmanlı milletinin ruhundan ve ihtiyac ından doğmuş bir kanun olmadığını söyledikten sonra Meclis’in amacına aykırı harekette bulunmasına yönelik şu ifadelere yer vermekte idi. s. 25 Nisan’da Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey tarafından Mec lis’e sunulan takrir. bu maddenin Ceza Kanunu’na dayandırılmaksızın münferit bir madde şeklinde kabul edilmesi olarak belirginleşmişti37 . 1. 1. C. Eğer Ceza Ka nununun bu ma ddesini a ynen ka bul edersek bizim aleyhimize çıkacaktır. 1. D. TBMM ZC. 1. Osmanlı Devleti’nin mevcut kanunlarının mı uygulanac ağı. 80. s. Bir mebusun. s. şu emele münafi harekâtta bulunanlar hiyaneti va ta niye cürmiyle müttehemdir. 1. Meclis’in açılısının dördünc ü günü gerç ekleşen bu müzakerede. s. Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey tarafından bir kez daha okunmuş ve Abdülkadir Kemali Bey. ida m edilecektir” 38 . kanunun hangi maddesine karşılık gelmesi ile ilgili sorusuna kanunun 56. C. Ahkâ mı ka nuniye da iresinde muhakemeleri bilicra tecziye olunurlar. 1. 79-81. 79. Bina ena leyh. 79. …Bu maddenin muka rrera tı ha kkında . hükmü ha kkında söz söyliyecek zevat varsa biz onu müdafaa edeceğiz”34 diyerek kanun hükmünü tartışmaya aç ık hale getirmişti. 1. C. yoksa bu Meclis’in kanunları yeniden mi yapacağı sorusu S ivas Mebusu Mustafa Taki Bey tarafından gündeme getirilmiş. “…Bugün Meclisi Âli. D. 1. 33 34 35 36 37 38 TBMM ZC. ma ka mı hilâ fet ve sa lta natla beraber bilcümle memaliki müstevliyemizi düşmanın yeditecavüz ve yedita ga llübünden tahlis ve milleti selâmeti umumiyei sa ha sına erdirmek için teşekkül etmiş bir Meclis bulunmak itibariyle. 1. D. 79. C.

TBMM’nin yeni ve bağımsız bir Meclis olduğu. Bunda n evvel bir Hükümet vardı. Binaenaleyh. yasama yetkisine sahip olup olmadığı ile ilgili bir durum tespiti yapmış. bu kanunların yürütülmesi iç in yeni mahkemeler kurulmasını ileri sürmüştü. Şimdi onun yerine millet kendisini ika me etmiştir ve o hareket ediyor. TBMM ZC. o takdirde teklif ettiğim ikinci ma ddeden va zgeçiyorum. 81. Mustafa Kemal Paşa başkanlığında aç ılan ikinci oturumda teklif sahibi Mehmet Ş ükrü Bey kürsüye gelerek. Mehmet Şükrü Bey. 1. İşi teşevvüşata düşürmemek için. . 1. Nasıl ki. Bu Meclis aleyhinde de hareket edenler ha ini va tan addedilir ”39 şeklinde ifadeleriyle Ceza Kanunu’nun bir Osmanlı kanunu olduğundan hareketle. C. demek cürüm mevcuttur. 1. Ka nunu Cezada mevcut ise. hiya neti va taniye ile itham olunur. Cezası. 80. “…Kanunu Cezada hiyaneti va ta niye namında bir cürüm yok iken biz. bir hiyaneti vataniye cürmü ihda s ediyoruz. pek çok ihtilâfata düşürüyor. 1. demek doğrudur ”40 sözleriyle Meclis’in. İstanbul’da icrayı saltanat ediyordu. s. Bina enaleyh her cürmün mukabilinde mutlaka bir ceza da ihdas olunmak lâzımdır. ida mdır. bu Meclisin emrine ita a t etmiyenler haini vatandır. uygulanması noktasında olduğunu belirtmişti. D. Yalnız sureti tatbikıyesi kalıyor. Evet. Elli altıncı madde bunu söylüyor. Buna karşılık. C. evvelce yani üç a y evvel Hükümet a leyhine ha reket edenler haini vatan addediliyorlardı. teklifin iç eriğinden ziyade. ve onun kuvvei teşriîyesi olan Meclisi Mebusan icrayı fa a liyetten geri kalarak millet yeniden kendi mukadderatını idare etmek için za tıâ lilerinizi intiha betmiş ve göndermiştir. bizim makasıdı meşruamızı kabul etmiyerek ifa datta bulunanlar memleket ahalisini birbirine düşürenler elbette ve elbette hiya neti va taniye ile itham edilir ve hiyaneti vataniyenin cezası bütün dünya da ka bul edilmiştir. Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey ise. hiyaneti vataniye cürmiyle müttehem olma yı ka bul ediyoruz. …intizam da iresinde yürüyebilmek için şimdiye ka da r va z’edilmiş kavanini mevzuayı ve kavanini esasiyeyi kabul etmek ve onun ihtiyaca mutabık olmıyan ve içinde bulunduğumuz … şu fevkalâde zamana tevafuk etmiyen mevaddmı tadil etmek esa sını kabul ederek işe girişecek olursak zannedersem müzakerat. Çünkü hiyaneti harbiye hakkındaki kanun noksandır. “…Gasp ve garette bulunanlar. Mevcud olduğuna na za ra n 39 40 TBMM ZC. “…Halifemizin ve Padişahımızın İstanbul işgaliyle İngiliz esaretine düşmesi itibariyle Makamı Saltanat. tespit edilen suç ların bu Meclis’in kendi yaptığı kanunlarla cezalandırılmaları gerektiği üzerinde durmuş. s. Meclis’in hem yasama hem de yürütme yetkisine sahip bulunduğunun üzerinde durmuştu.260 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Meclis’in meşruluğu ve İstanbul Hükümeti’nin esaretinden bahseden Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey (Pars). Meclis kendisinin vazifei teşriîyesini esas itibariyle tâyin ve ta kdir edememesinden ileri geliyor” diyerek müzakere sırasında yaşanılan tereddüdün. şurada görüyorum ki. D. …bunun esba bını. “…Vermiş olduğum takrir esas itiba riyle ka bul edilmekle beraber suveri tatbıkıyesi hakkında Meclisi. O Hükümeti esir addediyoruz ve onun a kval ve efalinde serbest bulunmadığını iddia ediyoruz. ihtilâfat bu ka da r çoğalmıyacaktır. …Esas itibariyle.

Kanun’un Adının Belirlenmesi: 27 Nisanda gerçekleşen müzakerede Lâyiha Enc ümeni’nden gelen birinci madde “Makamı muallâyı hilafeti ve memaliki mahrusai şahanei yedi ecanipten tahlise ve taaarruzatı defi maksadına mâtuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur”43 şeklinde Mec lis’e beyan edildi. “Kanunun adının “Hıyanet-i Vataniye” olmasını istemiş44 . 1. Yalnız Hükümeti Osmaniyenin merkezi bugün tahtı muhasaradadır. Mücrimi değil. Sa lisen ma lûmuâlileri (isyan) tâbiri umumiyetle bizde fiilî bir şekilde kabul ve telâkki olunur. diye emretmek fazla olur. D. C. sonra ceza tayin etmek gerektiğine dikkat ç ekmekte. “. Bundan dolayı bu mevaddın umumunun reddi ve o kanunun ikinci faslının kabulünü teklif ediyorum.”. 82. Kanunu Ceza mucibince tayini ceza ediniz. bu suç un karşılığının her yerde olduğu gibi idam cezası olacağını. . Refik Şevket Bey ayrıc a. 84. ma dde sa rih değildir. 1. Şu halde birtakım yazılan mevaddı kanuniyeyi ve bunun hakkında yapılan münaka şayı fazla görüyorum. 1. mevaddı mahsusasma göre tâyini cezada muhta rdırla r. s. bunun için ilk önc e vatana ihanet suçunun belirlenip. zaten mevcut demektir… Evvelâ. 81. İşte bundan dolayı millet kendi vekillerini buraya göndererek burada büyük bir Meclisi Millî akdettirdi. 99. vatana ihanet suç una verilecek cezanın ne olduğunu söz konusu etmeye gerek olmadığını. D. bugünkü adlî teşkilâtla süratle iş görülemeyeceğinden dolayı da bu c ezanın uygulanması iç in yeni bir teşkilât yapılması gerekliliği üzerinde duruyordu. C. …hiyaneti vataniye cürmünü ihda s ediyorsa k ceza sını da kendimiz ihdas etmek lâzımgelir. TBMM ZC. 1. 1. C. C.Madde hiyaneti vataniyeyi tarif etmelidir. S öz alan ve müzakereler arasında dikkat çekici bir noktaya değinen S aruhan Mebusu Refik Şevket Bey. mevcut Ceza Kanun’un uygulanması gerektiğini vurgulayan Amasya Mebusu Ali Rıza Efendi dışında aleyhte42 söz söylenilmeyen müzakere. TBMM ZC. …Bina ena leyh mesele. şu Büyük Meclisimizi. 1. s. bir hiyaneti vataniye cürmü tarafımızdan ihdas olundukta n sonra bu ihdas olunan cürüm için yine bir ceza ihdası lâzımdır. söz konusu maddede vatana ihanet suç unun aç ıkç a tanımlanması gerekliliğinin altını ç izmekte idi. …yeni bir cürüm ihdas ediyoruz. s. yeni madde kabul etmek yerine. iyi bir tarik irae etmek mükellefiyetindeyiz. TBMM ZC. Za 41 42 43 44 TBMM ZC. …doğru ve sarih ve muayyen bir cürüm göstererek muayyen bir ceza vererek iyi bir yol göstermek. Çünkü Kanunu Cezada bu hiya neti va taniye cürmü yoktur. 1. “…Bir Hükümeti Osmaniye ve bir vatanı İslâmiye vardır. Hükümeti Osmaniye namına idarei umur ettiğ inden dolayı onun mevkiine koydu ğ umuz zaman. O nokta i nazardan bendeniz bu maddei kanuniyenin müntehasında (Kavlen ve fiilen muha lefet ve ifsa da tta bulunma ya hiya neti va ta niye) denmesini teklif ederim. 99. D.. o cürme de yeni bir ceza koymalı ve aynı zamanda yeni bir tariki muhakeme ihda s etmeli ve bu ma hkemeler mümkün olabildiği kadar maha lli cürümde ceza yi vermeli” 41 diyerek mevcut Ceza Kanunu’nda vatana ihanet diye bir suçun bulunmadığını. devamla. şa yet hükkâmı serbest bırakırsak mahkeme. Refik Ş evket Bey’in verdiği önergenin Lâyiha Encümeni’ne sevkiyle son buldu. 3.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 261 hükkâma. Biz. cürmü tarif edelim.. Osmanlı Devleti’nin ve kanunlarının hâlâ mevcut olduğunu. s. e ğ er ceza kanununun ikinci faslını aynen kabul ve tatbik edersek maksadımıza kâfidir.

Onun için fıkranın (…ifsadatta bulunmaya hiyaneti vataniye tesmiye olunur) şeklinde tadil edilmesi. 101. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun birinc i maddesi üzerine verilen değişiklik önergelerinin görüşülmesine geç ildi. bazan hıyaneti vataniye a ddedilecek şekilde olmıyabilir. 1. 100. Erzurum Mebusu Mustafa Necati Bey ise. C. TBMM ZC. Sonra maddenin a slında bâ zı teza ddı muhtevi ve esasatı hukukiyeye muha lif şeylerde görülebilir. 100. C.262 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ten meva ddı âtiyede (kavil ve fiil) tâbirlerini tefrik ettiğimiz için işbu ma dde de buluna n (isyanı mutazammın) tâbirinin kaldırılmasını teklif ederim. birinci maddede yer alan Meclis’in meşruiyetine isyan sözünden aç ık bir anlam ç ıkartamadığını. S aruhan Mebusu Refik Şevket Bey’in teklifi48 üzere de kanunun başlığı “Hıya net-i Va ta niye Ka nunu” olarak belirlendi. s. (muhalefet) kelimesine (haini va ta n) kelimesi ismi verilemez. 1. S öz alan diğer mebuslar da. . “1. İşbu maddede (Haini vatan) tarif olunup nev’i cürüm tarif olunmamıştır. Fiilen orta ya çıkıp da bir şey yapmaz bitaraf bir vaziyette kalabilir. (hiyaneti vataniye) den addedilebilmek için her halde fiile inkılâbetmiş olan şekiller olması lâzımdır. birinci madde için eksik ya da fazla veya yanlış gördükleri ibareleri ve değişiklik isteklerini dile getirdiler. (ta hrika t ve icra a t) kelimelerinin konulması bütün bu mahzurları bertaraf eder zannederim. Bu arada Çorum Mebusu Fuat Bey de bu Kanun’un reddini talep etti. “…(iradei milliyeyi) ihıtiva eden her şey meşrudur. millî iradeyi içeren her şeyin zaten meşru olduğunu. dolayısıyla bu maddenin “Millet Meclisi’nin maksadı meşrua ve vata niyesini tâ kim için harekât ve icraatı fiiliyede bulunan kesan haini vatan addolunur” şeklinde düzenlenmesi yönündeki arzusunu dile getirmekte idi. …Çünkü iradei milliyeyi ihtiva ediyor. 45 46 47 48 2. bu kanunda fiilin değil. TBMM ZC. (meşruiyetine isya nı muta zammm kavlen ve fiilen muhalefet ve ifsadatta bulunan kesanın) aynı derecede a ddedilmesi muvafık olamaz. oysa maddenin faili değil. (muhalefet) kelimesi olur ki. s. (meşruiyeti) yerine (ma ksadı meşrua ve vataniyesini tâkim için tahrikat ve icraatı fiiliyede bulunan) cümlesi konulmalıdır46 diyerek. fiili tarif etmesi gerektiği üzerinde durmakta. C. Ancak kendisine geneli itibariyle kabul edilen bir kanun için artık red talebinde bulunamayacağı hatırlatıldı. Binaenaleyh (Meclisin meşruiyeti) sözü mühmel bir sözdür. 1. Lâyiha Encümeni’nden Abdülkadir Kemali Bey bu teklifler üzerine değerlendirmede bulundu ve sonra oturuma ara verildi47 . 1. Bkz. 99. Dördüncü oturumun aç ılmasıyla beraber. Onun için bunun yerine Meclisin (Millet Meclisinin maksadı meşrua ve vataniyesini takim için harekât ve icraatı fiiliyede bulunan kesan (ha ini va ta n) ismiyle ta srih olunursa daha mürit ve daha camî olabilir. TBMM ZC. D. failin tarif edildiğini. Şu halde maddei ka nuniyeye (Millet Meclisinin meşruiyetine kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunmaya hıya neti va taniye tesmiye olunur) şeklinin verilmesini nazarı âlinize arz ederim”45 diyerek. Kanunlar isimsiz olamıyaca ğ ı için i şbu kanunun ismine hiyaneti vataniye tesmiye olunması. 100. s. maddeye “Millet Meclisinin meşruiyetine ka vlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunmaya hiyaneti vataniye tesmiye olunur” şeklinin verilmesini teklif etmekte idi.

Ya lnız a skerî meselesi müstesna dır. TBMM ZC. C. İkinci ma ddede fer’a n zimetha l ola nla r konulmuştur. çünkü hüküm ile iş ha llolunur. “…Cezayı mua yyen şekilde ta tbik ettirebilmek için mua yyen ve ka ti ve esa slı şeyler ta hrir edelim. Kanunu Cezanın kırk beşinci maddesinin sarahati dâhilinde fer’an zimethal ola nla r ma ddei mezkure mucibince tecziye edilirler” şeklindeki ikinc i madde üzerindeki müzakere aç ıldı50 . Müteşebbisler konulmamıştır. D. Çünkü bâzı yerlerde emsalini görüyoruz. “Ma kamı muallâyı hilafet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şa ha nei yedi eca nipten ta hlise ve taaarruzatı defi maksadına mâtuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta buluna n kesa n ha ini va ta n a ddolunur” suretinde kesinleşti49 . “Etmesinler memleketi tehlikeye koymasınlar” cevabını verdi. Eğer o kaydın konulmasından maksat elli a ltıncı ma dde mucibince ida m olunur. encümenin teklifi gibi elli altıncı ma dde tâ birini koyma ya lüzum yoktur. 1. s. 1. Onun için bendeniz bu maddenin hem fer’a n zimethal olanlara. 107. hem de müteşebbislere şâmil olma sı ta ra fta rıyım” 51 diyerek ikinc i maddenin. suç işlemeye teşebbüs edenleri de kapsar nitelikte olması gerektiğinin altını ç izmekte idi. Saruhan Mebusu Refik Ş evket Bey’in teklifi üzere. 105. 1. 106. 1. Bu ihtima lâ ta göre işimizi ka nuna uydurmak için diyelim ki.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 263 Kabul edilen değişiklik önergeleriyle birlikte birinc i madde. s. yalnız fiili olarak ihaneti gerçekleştirenleri değil. 105. C. . Halbuki elli a ltıncı madde. elli altıncı madde tâ biri kullanılacak yerde şaiben ida m olunur. s. 1. 49 50 51 52 isyan tâbiri fiilî olmak üzere telâkki olundu ğ u ve bahusus mevaddı sabıkada kavlî ve fiilî tâbirleri mevcudold ğ u için maddede muharrer (isyanı mutazammın) tâbirinin ilgası ”. C. 1. Buna karşılık Lâyiha Enc ümeni’nden Abdülkadir Kemali Bey ise. diye idamın şekli icrasını göstermek ise bunun ma ha lli elli a ltıncı ma dde değildir. İdamlar ibret için kurşunla da yapılır. …Mesa ili adliye ile iştigal edenler meseleyi halletsinler. s. Ardından ikinc i madde üzerine verilen degişiklik önergelerinin görüşülmesine geçildi ve ikinci madde. C. bir kişinin silahsız olarak da vatana ihanet edebilec eğinin izahına ç alıştı52 . bu gibi efalde bulunanların idam olunacağını tasrih ediyor. 3. …bu maddede bendenizin fikrimce. 106. TBMM ZC. S ivas Mebusu Mustafa Taki Efendi. D. Şaiben idam olunur. 1. Bu konu hakkında söz alan Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. Binaenaleyh encümenin teklifindeki idam meselesinde. D. D. TBMM ZC. 105. 1. TBMM ZC. 1. “Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunur. mukateleye tahrik ve yekdiğere karşı müsellâh vaziyetlerden bahsettiğine göre. D. denmesi lâzımdır. C. TBMM ZC. Kanunu Cezanın ceraimi ve cezayı ve bunların şekli icrasını gösteren ma ddeleri içinde (idam şu şekilde şaiben mahalli cürümde icra olunur) diye bir madde vardır. 102. 1. s. silahsız olarak fiili muhalefette bulunanlara idam c ezasının ağır olacağını söyleyince bir mebus.

TBMM ZC. İsmail Ş ükrü Bey’e göre bu yaklaşım fikir hürriyetini ve meşrutiyet mantığını ortadan kaldırmakta idi. TBMM ZC. C. s. Metinde geçen Meclis’in alacağı her türlü karara muhalefet etmenin mesela. s. 100. 53 54 55 56 57 58 TBMM ZC. 1. D. . aynı zamanda hürriyet-i içtihadı (fikir özgürlüğü) ortadan kaldırma tehlikesi taşıdığını da sözlerine eklemişti. din görevlilerinin vaaz bile edemeyeceklerini ve kendilerini sürekli baskı altında hissedec eklerini söyleyen Karahisarısahip Mebusu İsmail Şükrü (Çelikalay) Bey. “Hıyaneti vataniye cürmünün. Fer’an zimethal olanlar ile mütesebbisler kanunu cezanın 45 ve 46 ncu maddeleri mucibince tecziye olunurla r” 53 şeklinde kabul edildi. TBMM ZC. s. Tekrar bir madde ilâvesine lüzum yoktur. 1. 1. Nitekim maddede geçen “kavli ve tahriri muhalefet” ifadesinin belirsizliği ve bu maddenin bir intikam arac ı olarak kullanılmaya müsait olduğu konuşmac ılar tarafından dile getirildi. Çünkü muhalefet ve isfadat bilfiil ise idam olunaca ğ ı ve fer'an zimefhal olmak ise derecatına göre kırk beşinci madde mucibince tecziye olunacakları ikinci maddede musarrahtır. 1. 1. s. anc ak isyan halinde bulunulur ise eylemin c ezalandırılması gerektiği noktasında hemfikir olunmuştur54 . 1. s. D. 28 Nisan tarihli toplantıda Hıyanet-i Vataniye Kanunu müzakeresine “Ka vli veya ta hriri surette muhalefet ve ifsadatta bulunanlar muvakaten kürege konulur” şeklindeki üç üncü madde ile devam edildi. Kanunun lâyihada olduğu şekliyle kabul edilmesi durumunda. 118. Daha sonra üçüncü madde üzerinde yapılacak olan müzakerelere geç ilse de Mec lis’te ç oğunluğun kalmadığı anlaşıldığından oturuma nihayet verildi. İsmail Şükrü Bey. 117. 1. 1. TBMM ZC. faillerinin mercii muhakemesi ikaı cürüm edilen ma ha ldeki bidayet ceza mahkemesidir. s. asıl faillerin idam. Netic e olarak S ivas Mebusu Mustafa Taki Bey’in önergesinin56 kabulü ile bu madde kaldırıldı57 . 116. D. D. Kanun’la “Meclis’n meşruiyetine sözle karşı çıkanları vatan haini olara k değerlendirilmesini” isteyen maddesini doğru bulmamıştı. Vatana hıyanet suçunda. 108. Binaenaleyh üçüncü maddenin tamamen tayyedil me şini teklif ederim. bir vergi kanunun ç ıkarılmasına dahi karşı ç ıkmanın da vatana hıyanet olarak değerlendirilebileceği endişesi ortaya çıkmış. suça ikinci derecede (fer’an) katılanların ise daha hafif c ezalara çarptırılması kabul edilmiş. Anc ak fiilen fesat ve karmaşa çıkaranlar vatan haini olarak kabul edilebilirler55 . “ Üçüncü madde tamamen zaittir. TBMM ZC. Madde hakkında Lâyiha Encümeni mensupları dışında söz alan tüm konuşmacılar bu maddenin aleyhinde olmuşlardı.264 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 “Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunurlar.” . ancak ikincil derec ede suç a iştirak kavramından neyin anlaşılacağı veya anlaşılması gerektiği c iddi bir tartışma konusu olmuştu. 1. C. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’na taraftar olmakla birlikte. D. C. 1. 115-117. 1. Ahvali müsta cele ve fevka la dede mücrimin derdest edildiği mahal mahkemesi de icrayı muhakeme ve itayı karara salâhiyettardır” suretindeki maddenin okunmasıyla dördünc ü madde hakkında müzakere aç ıldı58 . D. C. 1. C. C.

…Çünkü lâzım olan sürati temin etmek kabil olamıyacaktır. C. Ancak konuşmac ılar. ne de kavanini mevzua devleti bilmezler. istediği şekli götürür. Buna karşılık Mehmet Şükrü Bey. Her livada teşkilât var mı efendim? Birçok liva la rımız va rdır ki. ayrıca bidayet mahkemelerinin ceza verme yetkilerinin iki üç seneyle sınırlı olması idi. 120. gibi hukuk eğitimi olmayan kişilerden oluşması. Bunlar ne na zariyatı cezaiyeyi. Binaenaleyh divanı harblerin muka ddera tı bunla rın elindedir. …Binaenaleyh divanı harblerde bu işlerin niyeti katiyen doğru değildir. Bundan dolayı vatana ihanet muhakemelerinin ya liva bidayet mahkemelerine ya da suçlunun tutuklandığı en yakın liva c inayet mahkemelerine bırakılmasının daha uygun olac ağı belirtildi. seri teda bir ittiha z mecburiyetinde olduğumuzu kalbul ediyoruz. Bunla ra idam cezası vermek. “. tecrübelerine de dayanarak. s. …biz liva bidayet mahkemelerine vermekle bu süra ti öldüreceğiz ve bunda n beklenilen 59 TBMM ZC. bu konuda kaza bidayet mahkemelerinin yetkili kılınmasını uygun görmemekte idiler. büyük haksızlıklar meydana getirmekten içtinabedelim. Sonra kaza bidayet ma hkemesi ile liva bidayet mahkemesindeki fark en ziyade âzayi kiramın zihnini işga l ediyor. . böyle bir ortamda ise idam kararı gibi hassas bir kararın verilemeyeceği. reis ne derse onları yaparla r ve maatteessüf bazan. Gerekç eleri ise kaza bidayet mahkemeleri üyelerinin bakkal. Zaten buna dair bir ta krir ta kdim edeceğim.. …En ya kın cinayet mahkemelerine tevdii kabildir.” …Bendeniz teşkilâtı adliyesini bildiğim yerler var ki. bunlara kürek cezası vermek sa lâ hiyeti buhşedilirse hiç şüphe etmiyelim ki. 119. 1. Asıl teklifim Bidayeti cezada rüyetine ka ra r verilmemesidir” 59 diyerek bu işin liva cinayet mahkemelerine bırakıldığı takdirde bu kez de sürat konusunda sıkıntı yaşanac ağından dolayı hızlı hareket etmek adına ya bütün Anadolu’da yahut isyana mahsus yerlerde sıkıyönetim ilan edip. Bu itibarla mademki za manın fevkalâdeliğini müttefikan kabul ediyoruz.. liva bidayet mahkemeleri hakkında da vâridola bilir. …mahzur. Hepimiz kaza mahkemelerinin sureti teşkilini pekâlâ biliriz. bu muhakemelerin Divan-ı Harp’lere bırakılması önerisini getirdi.Divanı harblerde ittihazı mukarrerat eden kimdir bilir misiniz? Ya bir za bıt kâ tibi muktediri. teşkilâ tı a dliyesi ya pılma mıştır. farklı olarak Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey. kundurac ı vb. öyle bir kaza mahkemesidir ki. Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey’in verdiği teklifin mümkün olmadığını savundu ve şunları söyledi. Muha kemeyi istediği yere..3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 265 Dördüncü maddede. D. gerek huzuru ilâhide mesul ve muatab oluruz. liva mahkemesinin hükümlerinden daha iyi hükümler ittihaz ediyor. kaza ma hkemeleri hakkında serd edilen mehazir. “…çabuk iş görelim derken. bâzı teşvikat ve tesvilâta tâbi olmaları ihtimalleri de vardır. 1. vatana ihanet suç unun tespiti iç in kazalardaki bidayet mahkemeleri yetkili mercii olarak belirlenmişti. Fakat bendeniz bunda da bâzı mahzurla r görüyorum. Bir mütehassis zatın yanında müntahap iki âza vardır. bu itibarla ya bütün Anadolu’da yahut isyana mahsus ola n yerlerde idarei örfiye ilân eder.. Ka zalarda teşkilât olmadığından bahsedildi. yahut divanı harb müddeiumumisidir. bu mesaili Divanı harplere tevdi ederiz. Anc ak. biz gerek huzuru tarihte.

“…biz bu kanunu yaparken esa s itiba riyle vaziyetimize muhalif hareket edenleri süratle tedibetmeyi düşünüyoruz. umura meydan vermektir. s. C. D. Onun için bir cürümden dolayı her nerede ef’ali cürmiye ika ve refedilirse o.”. TBMM ZC. 122. düşünerek ya pıyoruz… ihtilâl kâr vaziyet a lacak isek bu kanunlarla iştigale lüzum yok. Böylece Muhittin Baha Bey’in bu önerisi Mec lis’te taraftar bulamadı61 . Hayatı memuriyetinde müptedi olan bir heyete ağır bir cezayı tertip için salâhiyet vermek. mücrim olan o şahıs derdest edilerek oraya sevk edilmesini ve muhakemesinin o mahkemelerde icrasını teklif ediyorum. vukuf ve mümareseleriyle terfii memuriyet ederler. 120.266 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 neticeyi mahvedeceğiz”60 dedi. TBMM ZC. s. milletin izmihlaline değil ise bile. s. 1. ancak kazaların livalara uzaklığı. Halbuki onlar da kaza ma hkemesinde. 1. 120. 1. Öyle ki kanun teklifinde beklenen amaç . Bunun yanında Niğde Mebusu Abidin (Zeynelabidin) (Bayhan) Bey. caiz olamaz. 1. Diğer mahkemelerdekiler ise Mektebi Hukukta n mezun müddei umumi ceza reisi gibi sırf hayatı memuriyetinin melekesiyle tâ yin edilen zeva ttan ibarettir ki. Ayrıc a kaza bidayet mahkemelerinin yetersizliğinin farkında olduklarını. TBMM ZC. o cürmün sahibi için hangi ceza mahkemeleri i şe ba şlamış olursa. tecrübe. Divan-ı Harp’lerin devlet kanunlarına vakıf olmadıklarını ve buralarda görev alac ak kişilerin verdiği kararın c aiz olmadığını belirtti62 . liva Bidayet ceza mahkemesinde bulunan Müddei umumi ve ceza reisi kadar kavanini Devlete vâkıf değildirler. Mec lis’in onayından geçeceği için bidayet mahkemelerine daha ılımlı bakılabileceğinin de altını 60 61 62 63 TBMM ZC. Fakat hiçbirisi. Divanı harblerden de bahsedildi. Bu bapta rüfekayı kiram tarafından söylenilen sözlere iştira k etmekle beraber. ef’ali cürüm ashabı birer şeriki cürümle beraber onun hepsi hakkında bidayeten Kırşehir veya Niğ de de ayrı ayrı tahkikata ba şlanmış. Öte yandan bidayet mahkemelerinin verecekleri kararın. D. C. ulaşım güç lükleri gibi etkenleri hesaba katarak ve bu kanunun uygulanmasında hızlı karar almanın esas olması gerektiği bilinciyle bidayet mahkemelerini terc ih ettiklerini ifade etti. hüküm ve ilâmat Vârîdolur ki. “…Kırşehir sanca ğ ının Avanus kazasında vukua gelen bir cürümden dolayı Niğ de sanca ğının Ürgüb veya Karahisar. bu da caiz olamaz. Onun için katiyen Divanı ha rblere verilmesi ca iz ola ma z” diyerek kaza mahkemeleriyle diğer mahkemeler arasındaki farkı. Kayseri’de birisi idam cezasına u ğramak gibi aynı bir cürümde muhtelif mukarrerat. 1. D. birtakım ihtirasatın tevellüdünü mucib ola ca k ha lâ te. s. derdest edilebilir. sehpa la rı kura rız. C. 1. “…ka za ma hkemelerindeki azalar intihapla icra edilir. . kanunun hangi mahkemelerde yürütüleceği idi. bir idarei örfiye ilâ n ederiz ” 63 sözleriyle bulunduğu teklifte tıpkı Köprülü Mehmet Paşa’nın binlerce insanın kellesini kopartıp memleketi kurtardığı gibi bir metotla memleketin kurtarılmasını istedi. 1. Bu tarihte yapılan müzakerelerde tartışılan en önemli konu. davaların ç abuk sonuçlandırılması ve verilecek hükümlerin ibretlik olmasıydı. her birisi bir araya getirilerek mevkufen tahkikat icra edilmezse. o aynı fiilden ne şet eden cürümden. D. 1. ince Karasu mahallerinde alâkadar olanlar derdest edilir. Bu arada konu hakkında encümenin görüşünü ortaya koymak adına söz alan Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey. Bu. meselâ Ni ğde Mahkemesinde biri beraete mazhariyet. Bu sebeple normal hukuk mahkemelerinin bu amac ı gerçekleştiremeyec eği ileri sürüldü. 118-120. Kırşehir sanca ğ ını örnek olarak göstererek devamla şunları söyledi. Niğ de Mebusu Abidin (Zeynelabidin) (Bayhan) Bey. C.

jandarma ve polis dairelerinin en büyük memurlarından ve mahallin müftüsünden mürekkep bir heyettir”65 şeklindeki değişiklik önergesini verdi. s. D. 129. Bu müddeti her ne sebebe mebni olursa olsun tecavüz ettiren mahalli za bıta sı ile ma hkeme heyeti Kanunu Cezanın yüz ikinci maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevki mahkemesince muhakemesi bilicra azami yirmi gün za rfında hükme rapt edilecektir”69 suretindeki yedinci madde üzere söz alan Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. C. D. devamla. askeriye. dördüncü madde üzerine verilen değişiklik önergelerinin görüşülmesine geçildi. “Za bıtai adliye memurlarının tanzim edecekleri tahkikatı iptidaiye evrakı da irei istinta ka tevdi olunmaksızın mahallin en büyük mülkiye memuruna ita olunur ve onla r ta ra fında n dahi müddeiumumiler vasıtasıyla yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir” suretindeki önergesi üzere kabul olundu68 . C. TBMM ZC. 1. 1. bozuk oluşu vb. yirmi gün zarfında mutlaka hüküm verme kaydına itiraz etti ve yolların uzunluğu. Heyet halinde bulunup hüküm vereceğiz. 1. TBMM ZC. 1. 129. . “Hıyaneti vataniye mücrimlerinin muhakemesi her halde mevkufen icra olunur” esasına dayanan beşinci madde hakkında söz söyleyen ve değişiklik önergesi veren olmadığından beşinc i madde aynen kabul edildi. Dördüncü madde enc ümenin teklifi üzere aynen kabul edildi66 . TBMM ZC. 1. C. s. Anc ak Tunalı Hilmi Bey’in bu önergesi kabul edilmedi. Böylelikle birinci oturum itibariyle dördüncü maddenin müzakeresi tamamlanmış oldu64 . s. D. nedenlerden dolayı şahitlerin zamanında gelemeyebileceğini ya da davaya bakan hâkimin hastala64 65 66 67 68 69 70 Bkz. 1. D. 127. 1. 1. s. s. Dördünc ü madde iç in Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 267 ç izdi. D. Meselâ bugün üç kişiden mürekkep bir bidayet ceza mahkemesinde bulunuyoruz. 130. TBMM ZC. yok ise mahallin mülkiye. …Bina ena leyh şa hitlerin mutlaka ya huzuru hâkime getirilmesi lâzımdır yahut huzuru hâkimde binniyabe ifa desinin alınması lâzımdır70 diyerek. 131. “Hıyaneti vataniye cürmünün faillerinin mercii muhakemesi ikaı cürüm edilen veya mürcimin derdest edildiği kazada veya o kazaya mücavir bir kazada diva nı ha rbi örfi va r ise divanı mezkur. 1. TBMM ZC. 130. Üç ünc ü oturumda. D. 130. 1. “…Hükkamı takyit kadar müthiş bir feca yi yoktur… yirmi gün za rfında mutlaka hüküm vereceksiniz dersek hükkâmı ta kyide koymuş oluruz ve bunun ka biliyeti tatbikıyesi olmadığını kendimiz göstereceğiz. s. C. C.” şeklindeki altınc ı madde Çorum Mebusu Fuat Bey’in verdigi. 1. C. 1. D. TBMM ZC. TBMM ZC. C.67 “Za bıtai adliye memurlarının tanzim edecekleri tahkikatı iptidaiye evrakı daireyi istinta ka tevdi olunmaksızın müddeiumumîler vasıtasıyla yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir. “Hıyaneti vataniye mücrimlerine ait muhakemat a zami yirmi günde hükme ra pt oluna caktır. Şahitlerin hepsi mutlaka o cürmün vukubulduğu mahalden olmaz. 120-122. 1. s. 1.

s. dilerse tasdik eder. Bundan dolayıdır ki eğer cürmün ika edildigi ma ha lde muhakeme icra edilecekse azami bir hafta. TBMM ZC. bu soru işaretlerini şu şekilde dile getirmekte idi. 1. 1. “Hıyaneti vataniye mücrimlerine ait muhakemat bir sebebi mücbire olmadıkça azami yirmi günde hükme rapt olunacaktır. D. 132.” 74 demiştir. “Meclisin sa lâ hiyeti fevkalâdeyi haiz olmasından dolayı bidayet mahkemelerinden verilen kararı Meclisimiz dilerse affeder. 131. s. bu maddede bir zaman sınırlamasına gidilmemesi gerektiğini öne sürdü. 1. 1. esbabı mucibesi ta m degilse. . 132. Eğer Meclisin de ka na a ti vicdaniyesine tevafuk ediyorsa tasdik eder. bu sürenin daha da kısaltılmasından yana oldu. C. TBMM ZC. 1. 1. Memleketin böyle bir zamanda adaletin mutlakiyetinden bahsolunduğunu işittim. Mesele halledilir. Nitekim o. bazı mazeretleri olabileceğini göz önünde bulundurarak. “İşbu mehakimden sadır olacak mukarrerat kati olup ancak idamı müstelzim olan muka rrerat Büyük Millet Meclisince badettasdik mahallerinde infaz olunur” diyen ve idam kararlarının Meclis onayından geçmesini öngören sekizinc i maddenin kısmen aç ılması gerektigini belirten Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey’in kafasında soru işaretleri bulunmakta ve o. sonra 71 72 73 74 TBMM ZC. Tek bu Saltanat kurtulsun. “Yapılan kanunlar idam kanunlarıdır. C. Tunalı Hilmi Bey ise Refik Şevket Bey’in aksine.268 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 nabileceğini. Bu müddeti bilâsebebi mücbir teca vüz ettiren ma halli zabıtası ile mahkeme heyeti Kanunu Cezanın yüz ikinci maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevki ma hkemesince muha kemesi bilicra azami yirmi gün zarfında hükme rapt edilecektir” şeklindeki önergesi üzere yedinc i madde tadilen kabul edildi72 . “Efendim. Meclisin salâhiyetini ta kyit varit değildir” diyerek bu Mec lis’in olağanüstü yetkilere sahip bir Meclis olması dolayısıyla. başka bir maha lde muha keme edilecekse a zami yirmi günde muhakemelerinin hitama erdirilmesini teklif ediyorum”71 diyerek bu doğrultuda bir önerge verdi. Varsın milyonlarca bu memleketin feda olmuş evladına mukabil birka ç ta ne ma zlum gitsin. bidayet mahkemelerinin kararlarını onaylayıp onaylamamanın Meclis’in elinde olduğunu söyledi ve devamla. C. yahut nakzedip iade mi edecek? Tasdik meselesi kola y. Fakat a ksi surette ne ya pıla ca ktır? Encümen bunu iza h etsin” 73 . D. “Meclisin salahiyetini ta hdide ka a dir bir kuvvet göremiyorum. Ancak bu önerge kabul görmedi ve Bolu Mebusu Nuri Bey’in. TBMM ZC. a f mı edecek. C. Konuyu farklı bir açıdan ele alan Malatya Mebusu Fevzi Efendi ise şunları söylüyordu. Bunun da bir de mukabili ola n ret veya a f ha kkı verilmiş oluyor. Noksan görürse reddeder. “…Ben bilakis müddetin bir ha fta ya tenzilini teklif ediyorum. Bu sorulara karşılık Lâyiha Encümeni adına Abdülkadir Kemali Bey. Bunu biha kkin düşünmeli. 1. Maatteessüf adaletin mutlakiyetinden veyahut vüsatinden ba hsetmek bence ka tiyen a bestir. 1. 132. D. Bunun için bu sua li va rit addetmiyorum. s. ya ni mukarrerat usulüne muvafık degilse. D. mademki tasdik hakkı veriliyor. Tetkik hakkı ret mahiyetini haiz midir. s. degil midir? Encümen bunu tetkik etse.

Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey’in önergesi üzere. ” 75 S ekizinci madde hakkında verilen değişiklik önergelerinden Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’e ait olan. C. 133. D. Binaenaleyh her halde bir ma ddei müzeyyele ilâve edilsin”80 diyerek zan altındaki kişinin masumiyeti anlaşıldığında yapılac ak işlem ve kişinin zan altında kalmasına sebep olan kimseler hakkında 75 76 77 78 79 80 TBMM ZC. 132. liva ve vila yet merkezlerine ve köy heyeti ihtiyariyeleri müctemian celp edilerek ifham ve sureti tebligi muta za mmın heyeti mezkure âzalarının imzalarını havi zabıt varakaları tutularak idare meclislerince hıfz edilmekle beraber kavaninin nesir ve ilanı hakkındaki kanuna tevfika n a yrıca nesir muamelesi dahi yapılacaktır” denilen dokuzuncu madde hakkında söz alan ve önerge veren olmadığından madde aynen kabul edildi ve kesinleşti78 . C. Her ha l ve kârda mahakimden sâdır olan karar Büyük Millet Meclisinde tadilen tasdik olunmalıdır. 1. C. C. 1. s. Bir millet saadetini Büyük Mecliste görürse emin olun hem emin olurlar ve Meclisin dua hanı olurlar. TBMM ZC. Fakat bu adamın ma sumiyeti a nlaşılırsa şu esbapdan dolayı mevkiini tahkim edecek şeyler lâ zım. 1. Evet kanunu cezanın 113 ncü maddesinde bir sarahat var. “İşbu kanun her mahallin idare amiri tarafından nahiye ve kaza. 134. 134. Lâ kin o vereceğimiz ka rar. “İşbu ka nunun icrayı ahkâmına Büyük Millet Meclisi memurdur” suretinde tadilen kabul edildi79 . 133. 1. C. Çok yerlerde görüyoruz ki. Giden yine milletimizdir. 1. 1. hatalara insan heder olup gidiyor. C. Fakat böyle bir isnat karşısında bulunacak bir a da m ma lûmu âliniz idam edilir. s. Ceza Kanununda iftira hakkında maddei mahsusa va rdır. 1. TBMM ZC. s. “İşbu kanuna tevfikan ma ha kimden sâ dır olacak mukarrerat Büyük Millet Meclisince badettasdik maha llerinde infa z olunur. “İşbu kanunun icrayı ahkâmına Adliye ve Dâhiliye Vekilleri memurdur” şeklindeki onunc u madde. “…Halkımızın ha leti ruhiyesini teemmül buyurun. dediler ki. s. D. s. D. 1. Büyük Millet Meclisinin tasdikine iktiran eden kanun bir zaman olacak ki. yani bugün verdiğimiz karar bizim efradımızı öldürür ve garaza kurban eder. bu ceraimde bâzı eşhasa ait isnadatta buluna ca kla r ha kkında eğer bir hüküm sâdır olmuş ise. Böyle bir kelime sadır olmuş ise on seneden a şağı olmamak üzere ceza görür. 1. 1. İster bir ma ddei ma hsusa ile isnadatta bulunan ister maddei mahsusa tâyin etmeksizin isnadatta buluna nla r hakkında bir maddei müzeyyele ilâve olunsun. bulunmıyaca ktır. D. 1. İdam edildikten sonra malûm olduğu üzere bu adam meza rında n çıkarak ve ikamei dâvaya sevk ettirmek imkânı yoktur. D. Bir zaman olur ki. 133. TBMM ZC. 1. 134. Bu arada İzmit Mebusu Hamdi Namık Bey. . Buna karşılık sekizinc i madde Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey’in. TBMM ZC. “İşbu mehakimden sadır olacak mukarrerat kati olup a nca k ida mı müstelzim hükümler Büyük Millet Meclisi icra Heyeti ta rafından badettasdik mahallerinde infaz olunur”76 şeklindeki önerge de kabul görmedi. TBMM ZC. 134. bu heyet burada ola ma z. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 269 ya zık olur. Ta sdik edilmediği takdirde Meclisçe ittihaz edecek karara tevfiki mua mele olunur” suretindeki önergesi üzere kabul edildi77 . D.

1. D. tadilen. 25 Nisan’da Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in önerisiyle müzakeresine başlanan ve beş günlük yoğun müzakereler sonucu 29 Nisan’da kabul edilen Hıyanet-i Vataniye Kanunu. altınc ı madde aynen. Vaiz ve hitabet suretiyle alenen veya ezminc i muhtelifede eşhası muhtc lifeyi sırran ve kavlen hıyaneti vataniye cürmüne tahrik ve teşvik edenlerle işbu tahrik ve teşviki suver ve vesaiti muhtelife ile tahriren ve tersimen irtikâbeyliyenler muvakkat küreğe konulur. tadilen. s. . Ahvali müstacele ve fevkalâdede maznunun derdest edildiği mahal mahkemesi de ic rayı muhakeme ve itayı karara salâhiyettardır. “İşbu kanun her mahalde neşir ve ilan olunduğu tarihten kırk sekiz saat sonra meriülicra olacaktır” suretindeki onbirinci maddenin de aynen kabul edilmesinin ardından. s. Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şahaneyi yedi ecanipden tahlis ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. on ikinci ve on üçüncü maddeler olarak. Meclis’te baştan itibaren madde madde yeniden okunarak ve gerekli ek düzenlemeler yapılarak 14 madde halinde gerçekleşti ve kabul edildi82 . C. 1. Kanun’un birinci müzakeresinde dokuzuncu ve onunc u olarak belirlenen maddelerde de yalnız numara değişikliğine gidilerek. tadilen kabul edildi. beşinci maddeler. yedinci ve sekizinc i maddeler. Madde 2. Tahrikât ve teşvikat sebebivle maddei fesat meydana ç ıkarsa muharrik ve müşevvikler idam olunurlar. 134. 81 82 TBMM ZC.270 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ne gibi bir işlem yapılacağının da ek bir madde ile belirlenmesi gerektiğine dikkat ç ekti. Hiyaneti vataniye maznunlarının mercii muhakemesi ikarı cürmedilen mahaldeki bidayet ceza mahkemesidir. dördüncü. 4. Özellikleri ve Önemi: 29 Nisan’da gerçekleştirilen toplantıda bu Kanun’un ikinc i müzakeresi yapıldı. Kanun’un Son Şekli. Oturum Başkanı ise kendisinden bu konuda bir önerge sunmasını istedi. Böylec e bu Kanun’un birinc i müzakeresi tamamlanmış oldu81 . 1. C. 137-145. Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunur. Hıyanet-i Vataniye Kanunu bütünü itibariyle oylamaya sunuldu ve kabul edildi. birinc i ve ikinc i maddeler. D. 1. Feran zimethal olanlar ile müteşebbisleri kanunu cezanın kırk beşinci ve kırk altınc ı maddesi muc ibinc e tec zive edilirler. yine kanunun birinc i müzakeresinde on birinc i olarak belirlenen madde de tadilen on dördünc ü madde olmak suretiyle söz konusu Kanun’un tasarısı. Madde 4. onuncu ve on birinci maddeler ise ilaveten kabul olundu. Madde 1. ilaveten. Bu müzakerede. TBMM ZC. Böylec e ihtilal ortamında ve şartlarında oluşan TBMM’nin ülkenin refahı ve kurtuluşu iç in düşündüğü ilk olağanüstü kanun olan Hıyanet-i Vataniye Kanunu şu şekilde kabul edilmiş oldu. Dokuzunc u. Madde 3. üçüncü madde.

Yasa’nın ilk maddesinde kimlerin “vatan haini” sayılac ağı belirtilmiş olup. TBMM Kavanin Mecmuası. Madde 7. 1. Hiyaneti vataniye maznunlarına ait muhakemat bir sebebi müc bire olmadıkç a âzami yirmi günde hükme raptolunac aktır. Kanun. 1. Madde 9. Madde 12. C. İşbu kanun her mahalde tarihi tebliğ ve ilânından kırk sekiz saat sonra mer’i olac aktır83 . İşbu kanunun icrayi ahkâmına Büyük Millet Mec lisi memurdur. ya da fesat hareketlerine girişen veya yayında bulunan kişiler. 142-144. Haklarında gıyaben hüküm sâdır olan eşhas derdestlerinde işbu kanuna tevfikan yeniden ve vic ahen muhakemeleri ic ra olunur. Madde 13. Zabıtai adliye memurlarının tanzim edec ekleri tahkikatı iptidaiye evrakı dairei istintaka tevdi olunmaksızın mahallin en büyük mülkiye memuruna ita olunur ve onun tarafından dahi müddei umumiler vasıtasiyle yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir. Kanun’un uygulanmasında ihmali görülec ek olanların Ceza Kanunu gereğince cezalandırılacaklarını belirli bir hükme bağlamıştı. 2-3. buna göre. C. Madde 11. . TBMM ZC. Madde 6. C. 1. yazıyla ya da doğrudan doğruya bilerek karşı çıkan. İşbu ceraimin emrü muhakemesi için mahkemelerce istenilen şahsa c elp ve davete hac et kalmaksızın bilâhüküm ihzar müzekkeresi tastir kılınır. Kanun No: 2. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 271 Madde 5. Madde 8. bu suç la nitelendirilec eklerdi. 4-5. yargılamanın hız kazandırılması amacıyla hem yargılamayı yapac ak mahkemelere ve hem de ilgili mahallin mülkî idare âmirlerine yükümlülükler getirerek. s. Kanun No: 2. s. Hiyaneti vatanive maznunlarının muhakemesi bidayet c eza mahkemelerinden verilecek gayrimuvakkat tevkif müzekkeresi üzerine her halde mevkufen ic ra edilir. Büyük Millet Meclisi’nin yasallığına karşı ayaklanmaya yönelik sözle. Madde 14. D. 1. D. İsyana iştirak etmiyen eşhas hakkında ligarazin isnadatta bulunanlar isnadettikleri c ürmün c ezasiyle müc azaat olunurlar. 1. Kabul edilen metin- 83 Düstur. İşbu kanun her mahallin idare âmiri tarafından nahiye ve kaza liva ve vilâyet merkezlerine ve köy heyeti ihtiyariyeleri müçtemian celbedilerek ifham ve sureti tebliği mutazammının heyeti mezkûre âzalarının imzalarını havi zabıt varakaları tutularak idare meclislerince hıfzedilmekle beraber kavaninin neşir ve ilânı hakkındaki kanuna tevfikan ayrıc a neşir muamelesi dahi yapılac aktır. İşbu kanuna tevfikan mahakimden sâdır olac ak mukarrerat katî olup Büyük Millet Meclisince badettâsdik mahallerinde infaz olunur. Tasdik edilmediği takdirde Mec lisç e ittihaz edilec ek karara tevfiki muamele olunur. Bu müddeti bilâsebep müc bir tecavüz ettiren mahallî zabıtası ile mahkeme heyeti kanunu c ezanın yüz ikinc i maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevkı mahkemesinc e muhakemesi bilic ra âzami yirmi gün zarfında hükme raptedilec ektir. Madde 10.

t. 1. isyanı teşvik edenlere de Ceza Kanunu’nun 45 ve 46. 1. a. sekizinci madde ile de davaların hızla karara bağlanarak tasdik merc ii olan TBMM’ye gönderilmesi hükme bağlanmıştı.. Ahvali sairede o cinayet için kanunen mayyen olan cezanın nısfından iki sülüsüne kadarı tenzil edilir. I. Hükümlerinin yürütülmesi sorumluluğu TBMM’ye verilen Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun ikinci maddesi gereğince isyana katılanlara idam c ezası verileceği gibi. Halife ve Padişah olsa dahi kendi üzerinde bir yasallık tanımadığını ilan etmişti84 .g. Hilafeti. Made 45. . adlî zabıtanın ön soruşturma evrakını (tahkikatı iptidaiye) mahallin en büyük mülkî âmirine hemen onun da savc ıya yirmi dört saat geç meden teslimini zorunlu kılmakta idi.” Madde 46. s. D. Aybars. Yine dördüncü ve yedinci maddelerde yargılama merciini ve ihmali görülenleri bağlayıcı hükümler yer almakla birlikte kanunda Bidayet Ceza Mahkemeleri yetkili mahkeme olarak gösterilmekte idi. onun temsil ettiği davayı da karşıt eylem ve akımlardan korumaya yönelikti. Vatan hainliği ise TBMM’nin meşruluğuna ve milletin yüksek menfaatlerine karşı yapılacak her çeşit ayaklanma ve kışkırtıc ılık olarak tespit edilmiş ve kışkırtıcılığın kaynağı İstanbul Hükümeti olduğu iç in bu hüküm. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun altıncı maddesi. 2. “Bir kimse bir cinayet ikamı tasmim edip de vesaiti mahsusa ile icrasına bed ederek yed-i ihtiyarında olmıyan esbabı mânia haylûletiyle ol cinayetin husulüne muktazi ef’ali ikmal edememi ş ise kanunun sarahati olmıyan yerlerde fiili mezkûr idam veya müebbet kürek cezalarını müstelzim olduğ u halde müte şebbis hakkında yedi seneden eksik olmamak üzere muvakkat kürek ve müebbet kalebentlik cezasını müstelzim ise keza yedi seneden eksik olmamak üzere kalebentlik ve müebbeden nefi cezasını müstelzim olan ahvalde üç sene müddetle kezalik kalebentlik cezası hükmolunur. s. C. Aynı zamanda kabul edilen bu hüküm. 207. 233.TBMM ZC. age. Bıyıklıo ğ lu. Ural. Bu yasa. Yedinci madde ile yargılamanın yirmi günden daha fazla sürdürülmemesi. yalnızca Meclis’i değil. “Eşhası mütaaddide bir cinayet ve cünhayı müttehiden ika eder veyahut ef’ali müteaddideden mürekkep olan bir cinayet veya cünhada birtakım e şhastan her biri cürmün husulü maksadiyle ef’ali mezbureden birini veya birkaçını icra eylerse. Kanun’un uygulama yetkisi. s. “Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şahaneyi yedi ecanipden tahlis ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak te şekkül eden Büyük Millet Meclisinin me şruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. s. a. s. maddeleri gereğinc e c eza verilecekti89 . Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile millete karşı kendi meşru durumunu teyit etmiş ve bu meşruluğunu.. s. TBMM’nin kuruluşunun asıl sebebi. TBMM. 105.” . onun sebep olduğu olaylara karşı konmuştu87 . Mec lis. Bidayet Mahkemeleri’ne veya önemli durum halinde en yakın mahkemeye devredilmişti. Yine Kanun’un birinc i maddesinde 85 . D. s.m. 49. a. 657. 656. 84 85 86 87 88 89 Ergil. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. e şhası mezkûreye hemfiil denilir ve cümlesi faili müstekil gibi mücazat olunur. Saltanatı ve Osmanlı topraklarını düşman elinden kurtarmak olarak gösterilmişti. 50. Hilafete ve Saltanata geleneksel bağlarla bağlı olan TBMM üyelerinin tepkisini yumuşatmaya yönelikti86 .” TBMM ZC.g.g. düşman elinde esir bulunan Hilafet ve S altanatı kurtarmak amac ına dayandırıp Hıyanet-i Vataniye Kanunu’yla yaptırım altına almıştı. Bıyıklıo ğ lu. Ayrıca bozguncu ve propagandacılar ile onlara yardımcı olanların faaliyetleri de bu suç kapsamında idi.272 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 de. Böylece TBMM.m. bu hüküm ve tedbirlerle daha ilk günlerinden itibaren millî mukadderata hâkim ve yüksek bir heyet olduğunu kanıtlıyordu88 . 29. C...

s. C. C.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 273 Kanun. Ergün Aybars.t. 52. 50.g.145. “…Hiya neti va ta niye ile ma znun olan bir adamın muhakemesi ya hiyaneti vataniye cürmünün irtikâbedildiği yahut derdest olunduğu mahal mahkemesinde görülür diye tesbit etmiş iken ve sureti cereya nı muhakemeye dair her suretle malûmat varken Ferid Paşa hakkında burada muhakeme icrasına a yrıca karar almak doğru değildir”95 diyerek suçlunun. Ankara 1974. 1. s. iftira edenlerin. haberleşme ve yayın şartları göz önüne alınarak Kanun’un her bölgede yayınında kırk sekiz saat sonra yürürlüğe girec eği esası kabul ediliyordu 90 . suçluları affetmiştir. 1. s. harp divanları tarafından en ağır şekilde c ezalandırıldı 93 . Ayrıca Kanun’un halka duyurulması ve yayınlanması öngörülerek böylece TBMM’nin halk nezdinde tanınmasına arac ı olması isteniyor ve Kanun’dan. VI. 9 Mayıs’ta önemli bir durum olmadığı ve gereken kişilerin Meclis tarafından özel olarak affedildikleri için genel af ç ıkarılmayac ağına dair karar alarak özellikle “vatan hainliği” ile suç lananlara af kapılarını kapadı91 . Türk İstiklâl Harbi . Ancak. yakalandıklarında yeniden yargılanmalarını sağlayıp. karşısındaki kişiye yönelik ileri sürdükleri suçun cezasıyla c ezalandırılacaklarını öngördüğü gibi. Yozgat ayaklanması nedeniyle de 28 Mayıs’ta Sivas Valiliği’ne92 Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun uygulanmasını emretti. a.t. s. 5. 13 Mayıs’ta ise İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşları bir önerge ile Ferit Paşa Kabinesi ve kendilerine hizmet edenlerin.t. s. İstiklâl Mahkemeleri. Ural. C. Zeus Kitabevi. TBMM ZC. Meclis.g. gıyaben mahkûm edilmiş olanların. halkın habersiz olmasından dolayı meydana gelebilec ek sakınc alar ortadan kaldırılıyordu. 101. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun birinc i ve ikinci maddeleri gereğinc e gıyaben yargılanmalarını teklif ettiler94 . . s.g. TBMM ZC.İstiklâl Harbi’nde Ayaklanmalar (1919-1921). onun bu niteliği uygulamanın yavaşlamasına ve kesin sonuç alınmasının gec ikmesine sebep olac aktı. yakalandığı yerde veya 90 91 92 93 94 95 Ural. a. Safranbolu’da kışkırtma sonucu meydana gelen bozgunc uluk üzerine 30 Nisan’da Kastamonu Valiliği’ne. a. D. 29 Nisan’da Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun kabul edilmesinden bir süre sonra. 51. Yine İngiliz Gizli Servisi’nden para alan kişiler olduğu anlaşılan Anzavur olaylarında parmağı olanlar. o sırada Konya’da bulunan Mustafa Kemal Pa şa. suçluya kendini müdafaa hakkı da tanımakta idi. yargılama aç ısından zaman kaybının önüne geçildi. s. 1. 51. İzmir 2006. 1. 51. Dönemin olumsuz şartlarından dolayı ulaşım. 5 Mayıs 1920’de Konya’da halka beyanname okuyup. 52. s. Kanun’un Uygulanmasında Karşılaşılan Zorluklar: Hıyanet-i Vataniye Kanunu bir devrim yasası olmakla birlikte uygulama yönü ile olağan yöntemlere ve kurumlara dayandırılmıştı. 282. Genelkurmay Basımevi. Ural.t. Ural.g. Celp ve davete gerek görülmeden huzura gelme kararı yazılarak. 283. Mustafa Kemal Paşa. Bunun üzerine Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. D. ayaklanmaya teşvik eden sekizi asker kaçağı olmak üzere otuz altı kişi harp divanına verilmişlerse de. 42. a.

C. Ural. 342. suçlu veya suç suz bütün halkın malına el konulması. s. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun 8. 285. a. Bunun mânevi büyük bir menfa a ti va rdır ” 96 diyordu. s. 1.. “İslâmları yekdi ğ eri aleyhine tahrik ve te şvik ile beynelislâm irakai deme sebebiyet ve şu suretle hiyaneti vataniyeleri sabit olan Ferid Pa şa Kabinesiyle müzahir ve muinlerinin Hiyaneti Vataniye Kanunu ahkâmı mündericesine tevfikan icrayı muhakemei gıyabiyeleri için bir karar ittihazı hakkındaki İzmit Mebusu Hamdi Bey tarafından ita ve Meclisi Umumiden havale olunan 13 Mayıs sene 1336 tarihli. Ferid Pa şa ile hiyaneti vataniyede bulunan rüfekası ve müzahir ve muinleri hakkında takibat ve tahkikatı lâzimei kanuniye icra ettirilmesinin de Heyeti lcraiyeye berayı havale Makamı Celili Riyasete takdimine karar verildi. 19 Mayıs’ta ise İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşlarının 13 Mayıs tarihli önergesi. yine tebliğ ederiz. oy birliği ile Adliye Enc ümeni’ne havale edildi97 . maddesi gereğince idam kararlarının. 284. İstanbul’a değil bütün vatana ait olduğu gerekç esiyle maddeten olmamakla beraber. Anc ak. İngiliz esaretini bu memlekete sokmak istiyen İngiliz yardakçılarını bugün yakalıyamayız. Ardından Antalya Mebusu Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey söz alarak. faili doğruda n doğruya ya kalamak mümkün değildir. Aybars. İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşlarının teklifi ve Meclis’te yapılan müzakerelerin akabinde 17 Mayıs’ta alınan kararla Damat Ferit Paşa’nın önc e “vatandaşlıktan ç ıkarılmasına” karar verildi. ilâmını söyler ve İsta nbul’a ka ra rla rımızı. Ayaklanmaların bastırılmasında önemli rol oynayan Ethem. 96 97 98 99 100 TBMM ZC.g. 1. Hiç olmazsa Millet Meclisi. Hükümet’in otoritesini ç iğneyerek idam etti99 . Meclis’in onayı olmadan harp divanları tarafından yargılandı ve bunlardan on üç ü ve Düzce ayaklanmasında rolü olan altı kişi idam edildi. diğer kararlarımız gibi. D. Damat Ferid Pa şanın vatanda şlık hukukundan tecridine ve milletimiz arasından tardına karar verilmesi hakkındaki teklif encümenimizce de muvafık ve münasip görülmekle keyfiyetin olveçhile karar ita buyurulması zımmında Meclisi Umumiye tevdiine. manen büyük etki yapacağı düşünüldü ve bu teklif. ayrıc a terör olaylarını şiddetlendiriyordu100 . C. 284. 1. 52. kendi haklarında düşündüğü hükmünü. 52. C. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. “…Bizim üzerimize düşen bir şey var. Hiç bir karara bağlı kalınmaksızın. Adalet Komisyonu’nca da uygun görüldü98 .274 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 suç un işlendiği yerde yargılanması gerektiğini belirtti ve Ferit Paşa’nın yargılanamayac ağı üzerinde durmuştu. s. birçok kimsenin merkezî otoriteden uzak ve keyfî bir şekilde c ezalandırılmaları halkı tedirgin ediliyor. Mersin Mebusu İsmail Safa ve Bursa Mebusu Emin Beyler taraflarından muta takrirler üzerine müzakere olundu.g. …Biz Ferid Paşayı yakalıyamayız. Buna göre. . 32. s.t. s.t. Böylec e Damat Ferit Paşa’nın “vatan haini” olduğuna karar verilmişti. 1. a. 283. s. Ferid Pa şanın Sulh Konferansında Toros’un cenubundaki dört milyona yakın Türkü haymene şin ve yabancı addederek Fransızlara pe şke ş çekmesi ve Anadolu’nun muhtelif mahallerinde şuri ş ve fesat ikaına kalkışması büyük bir hiyanet olduğ undan kendisinin vatanda şlık hukukundan tecridine ve milletimiz arasından tardına karar verilmesine mütedair bulunan. TBMM ZC. D. karşı koyanların evlerinin yakılması ve suçlu görülenlerin. TBMM otoritesini olumsuz yönde etkiliyordu. bazı sebeplerle idam edilmeleri. Ural. D. 1. Meclis’te yapılan diğer müzakereler sonucu Ferit Paşa’nın suç unun yalnız. TBMM ZC. elebaşlarından S efer Beyi suçluları Hükümet adına asmayacağına söz vermesine rağmen. Hıyanet-i Vataniye Kanunu gereğince 200’e yakın Kuvay-ı İnzibatiye mensubu ve asî. Meclis ve Hükümet’e olan güven sağlanamıyor.”. 1. Meclis’in onayı bulunmadan infaz edilmesi.

yargılama usulleri olağanüstü dönemin istisnaî şartlarına uymayan sivil mahkemeler ve Divan-ı Harpler dışında kanunu uygulayabilec ek bir yargı organı olmamakla birlikte. 1. Madde 3. s. Bu gibi işlemler uzun zaman kaybına sebep olduğu için de görülüp karara bağlanması gereken davalar birikiyor. Hıyanet-i Vataniye Kanunu cürmün vuku buldu ğ u mahalde emn-u asayi şin müstekâr ve nüfuz-u hükümetin halelden masûn ve kâffe-i şuabat-ı idarenin tedvir-i umura muktedir oldu ğu bir zamanda ika edilen Hıyanet-i Vataniye cerâimi mürtekipleri hakkında tatbik olunmaktadır. davaların kısa sürede sonuçlandırılamayacağı ve normal mahkemelerden beklenen sonuç ların elde edilemeyec eği anlaşıldı. Meclis ise bu gibi mağdurlara tazminat ve mahkemelere de ihtar verilmesini istiyordu101 . s. Bundan dolayı suçsuz yere aylarca tutuklu kalanlar bulunuyordu. D. Madde1. Ural. Bakanlar Kurulu ise bütün bu olumsuzluklar karşısında “Hıyanet-i Vataniye” ve “Hıyanet-i Harbiye” kanunlarında bulanan suçların çoğunun birbirine benzemesinden kaynaklanan ç elişkileri ayırabilmek için 20 Temmuz 1920’de “Hıya net-i Va ta niye ve Ha rbiye Kanunlarında Münderiç Suçların Birbirine Müşabeheti Dolayısıyla Ha sıl Ola n Tereddütün İzalesi için Ta’minen Tebliğ Olunan Kararnâ me” 102 adı altında bir karar aldı. 32. Suçlulardan yirmi ikisi ise 1 Temmuz’da idam edildi. Ancak bu maddedeki selahiyet esbâb-ı kaviye ve mücbiriye müstenit olmaksızın istimâl etmek mûcib-i mesuliyettir. Bu tür keyfî yargılamaların yanında Bidayet Mahkemeleri’nden de beklenilen netic e alınamıyordu. Bunun yanında. 53. 101 102 103 Aybars. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun bazı hükümlerinin normal zamanlara göre düşünülmüş olması ve usul yönünden de zaman kaybına neden olabilec ek hükümlerin mevcudiyeti göz önüne alındığında. Bu kararın alınıp yayınlanması “Hıyanet-i Vataniye Kanunu”na önc elik tanınmış olduğunu göstermekte idi103 . İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Aybars. Öyle ki Mahkemeler Hıyanet-i Vataniye gereğince verdikleri kararları TBMM’ye gönderiyor.t. s.. 1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 275 26 Haziran’da Harp Divan’ları (sıkıyönetim askerî mahkemeleri) kurularak Zile’de ayaklanmaya katılanlardan ve ayaklanmayı teşvik edenlerden elli kişi yakalanıp bu askerî mahkemede yargılandı. “Hıyanet-i Vataniye ve Harbiye Kanunlarında münderic cerâimden ekserisinin yekdi ğ erine mü şâbehet ve mülâbeseinden nâ şi kavanin-i mezkûrenin suveri tatbikiyesince bazı mahallerhe hâsıl olan tereddüdün ref ve izâlesiyle hâlen ve âtiyyen memurîn-i askeriye ve adliyece düsturu’l-amel olabilecek bir şekilde tesbite lüzum görülmedi ğinden berveçh-i âti mâlümat ve izâlatın bilimûm valilerle kumandanlıklara ve müddeiumumiliklere tebli ğ i Heyet-i Vekile’ce karargir olmu ştur. Asayiş ve inzibatı haleldâr olan ve harekât-ı askeriyenin iptidâr eylediğ i mahallerde bu harekâta sebebiyet veren e şhas hakkında 13 Recep 1333 (27 Mayıs 1915) ve 14 Mayıs 1331 (1915) tarihli kanun-u muvakkat ile 16 Te şrin-i Evvel (Ekim) 1336 (1920) tarihli Hıyanet-i Harbiye Kanunu ahkâmı tatbik ve ale’l-usûl muhakemeleri divân-ı harplerde icra edilmektedir. . Makam itibariyle kolordu veya müfrez fırka kumandanlığı selâhiyetini hâiz olan zevattan maâda harekât-ı dâhiliye için do ğrudan doğ ruya Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti’nden veya cephe veya kolordu kumandanlıkları tarafından tavzîf olunarak sevk olunan kıtaât kumandanları dâhi hiçbir tasrıha lüzum görülmeksizin vazife-i te’dibiyeye devam etti ğ i müddetçe şimdiye kadar oldu ğ u gibi Merkez Fırka Kumandanı selâhiyetini istimâl ederler. a.” TBMM Kavanin Mecmuası. Madde 2. C.g. 32. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. 31. Bu divân-ı harplerden sâdır olacak ahkâm-ı cezâiyeden ibret-i müessire olmak üzere acilen tenfiz-i icâp edenler hakkında Askerî Ceza Kanunu’nun altmışbirinci maddesi mucibince hareket olunacaktır. s. aynı zamanda c ezadan ibret olması yönünde beklenen sonuç alınamıyordu. Kararname No: 81. 32. olağanüstü ortamın koşullarını karşılayamayabileceği konusunda birtakım tereddütler ortaya ç ıktı. Meclis ise konuyu Adliye Encümeni’ne iletiyor ve onun bilgisine dayanarak karar veriyordu.

Madde 4. s. Aybars. 6. Süvari efradının hayvanatı müsademe veya harekâtı askeriye esnasında telef veya sakat olur ise taraf miriden muadili bir hayvan veyahut esmanı ita kılınır. Nitekim 1921 yılı ba şlarına gelindiğ inde bu te şkilâtın çalışmalarını devam ettirmesini gerektirecek şartlar . halkın meşru temsilc ileri tarafından kurulmuştu. Madde 2. Madde 10. s. S ert cezaların uygulanması için gerekli olan bir organ yoktu. Aybars. Madde 6. Oysa TBMM. a. Harp Divanı üyeleri bağlı bulundukları bölgede askerî ve sivil idarecilerle ilişki iç erisindeydiler ve mevki ve rütbece de onlardan küçük idiler. TBMM’nin 7 Haziran 1920’de 5 numaralı kanun olarak çıkarttığı “Seyyar Jandarma Müfrezeleri”109 Kanunu’nu kabul edilip uygulanmaya başlamasından son104 105 106 107 108 109 Aybars. Bir senelik hizmetleri hizmeti mükellefeı askeriyesinden iki sene olarak mahsubu icra kılınacaktır. 54. 1. a. 6. teçhiz ve teslihi tarafı Hükümetten temin edilir. 65. Madde 7. Madde 5. bu te şkilâtın. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. Maa şat maktuan berveçhi âtidir: A) Piyade efradına şehrî bin iki yüz kuru ş. Onba şılara efrat maa şından fazla olarak yüz.g. TBMM Kavanin Mecmuası. Madde 8. Bu gibi kimselere idam yetkisinin verilmesinde ise sakıncalar vardı. D. İstiklâl Mahkemeleri’nin hukukî dayanağı107 olac aktı 108 . Madde 3. Suçlu ve tanıklar kilometrelerce uzaktan gelip mahkeme kurulunun toplantısını beklemek zorundaydı. Müdafaai memleketin temini ve asayişi umuminin lâyıkiyle tesisi için Müdafaa-i Milliye vekâletine merbut olmak üzere seyyar jandarma müfrezeleri te şkil edilmiştir. Kanun No: 5. Te şekkül edecek bu müfrezeler hizmeti muvazzafai askeriye haricinde bulunan esnan erbabından bir sene müddetle gönüllü olarak kaydolunurlar ve bir seneden evvel terki vazife edemeyip yeni sene için tecdit edilmek hakkını haiz olacaklardır. TBMM’nin otoritesinin kurulmasında büyük yararlılıkları oldu.g. B) Süvari efradına şehrî bin be ş yüz kuru ş verilecektir. Süvari ve piyadeden mürekkep olan işbu müfrezelerin ia şe. Süvariler hayvanlarını kendileri tedarik etme ğ e mecburdurlar. 34. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Merkezlerinden uzakta ve seyyar bulundukları müddetçe ia şelerine medar olmak üzere ayrıca kırk kuru ş yevmiye verilecektir. C. Ezherli. age. s. 32. 35.t. ilbas. Madde 9. s. I. Bu nedenle idarec ilerle ilgili kararların alınmasında tarafsız yargıç lara ihtiyaç vardı106 . Müfreze zâbitanı jandarma zâbitanı misillû tahsisat alacaklardır.. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. s. İsminden başka diğer mahkemelerle hiç bir farkı olmayan harp divanlarının verdiği cezalar ise suçun önemi ile bağdaşmıyordu. Türk ihtilalinin bir eseri olup. Kanun Hakkında Beklenen Netic eye Dayalı Yapılan Değişiklikler: TBMM’nin 29 Nisan 1920’de kabul ettiği Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile 11 Eylül 1920’de kabul ettiği Firariler Hakkında Kanun ve 18 Eylül 1920’de alınan 45 numaralı “Muhtelif Menatıkta İstiklâl Mahkemeleri Teşkili Hakkındaki Ka ra r” . Öte yandan mahkemelerin kuruluşu da tamamlanmadığı için mahkemenin kurulduğu yöre eşrafından bakkal veya esnaftan biri buraya üye olabilmekteydi.. C) Firari derdesti ve e şkıya takibatında hidematı fevkalâdesi görülenlere hizmetinin derecesine göre ayrıca Heyeti îcraiyece tertip edilecek nizamnameye tevfikan mükâfatı nakdiye verilecektir. Dolayısıyla da harp divanlarından bir kısmı kaldırıldı105 . 597.276 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S uç luların özellikle harp divanlarınca cezalandırılmaları askerî otorite düşünc esi yaratıyordu104 . İşbu kanunun icrasına Müdafaai Milliye vekâleti memurdur. Süvari Sınıfından Mürekkep Olmak Üzere Jandarma Müfrezeleri Te şkili Hakkında Kanun “ Madde 1. çavu şlara iki yüz. Piyade. s. Çelik.m.. s.” . Bu sebeple de cezaların Mec lis otoritesine bağlı kuruluşlarc a verilmesi gerekiyordu. Kanun’un uygulamaya ba şlanmasından sonra. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. İcabında te şkilâtın teshili maksadiyle talip olan efrada hayvan almak üzere usulüne tevfikan taviz suretiyle muaveneti nakdiye icra edilir. İşbu efrat eytam ve eramili olbaptaki kanundan istifade edecektir. Ural. ba şçavu şlara üç yüz kuru ş verilecektir.

37. e şkıya faaliyete geçece ğ i zaman bu te şkilâta ihtiyaç duyulabilece ğ ini belirti. I. Özellikle asker kaçaklarını önlemek için uygulanan c eza hükümleri. Fakat Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey. 163-165. TBMM Matbaası (2. Seyyar Jandarma Te şkilatı’nın hangi gerekçeyle ve hangi şartlarda kuruldu ğ unu anlattıktan sonra düzenli ordu kurma çalışmaları yapılan bu günlerde artık bu te şkilâtın ömrünü tamamladığ ını ifade etti. mevsimin kış oldu ğ unu. Aybars. Sivas Mebusu Emir Pa şa ve Müdafaa-i Milliye Vekilli Fevzi Pa şa’nın bu endişelerin yersiz oldu ğ unu ifade etmelerinden sonra oylamaya konulan kanun teklifi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 277 ra yaklaşık dört ay gibi bir zaman geçmesine rağmen. İşte Millî Müc adele’yi güç lendirme ve ayakta tutma imkânı böyle yaratılabilirdi. ona vatanı için çarpışmak üzere yeni bir şans tanımak ve benliğini terbiye etmesine yardımcı olup bu yolla kazanılan her askeri c epheye göndermekti111 . Bu yüzden de asker kaçaklarının sayısı gittikçe artıyor. Kanun teklifi hakkında söz alan Müdafaa-i Milliye Vekili Fevzi Pa şa. bütün bunların altında yatan asıl sebepleri araştırmak. mahkeme usulleri ağır. 11 Eylül 1920’de “Firariler Hakkında Kanun”112 adıyla TBMM’nin 21 nolu kanunu olarak yürürlüğe girdi. Kurulac ak olan mahkemelerden kasıt ceza vermek. 8. Ankara 1945. TBMM Kavanin Mecmuası. Mahkemelerde görev alan yargıçların hemen hepsi medrese mezunu hatta alaydan yetişme kişiler olmakla birlikte hukuk mezunu çok azdı. s. korku yaratmak ve kaç ak olaylarını ölümle cezalandırmak değil. ortadan kalkmıştı. Aybars. 110 111 112 . İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Kanun No: 94. verdikleri cezalar ise caydırıcılıktan uzaktı. olağanüstü devrin ihtiyaçlarını yerine getirebilecek nitelikte olmayıp. No: 21 Madde 1. Muvazzaf ve gönlü ile hizmeti askeriyeye dâhil olupta firar edenler veya her ne suretle olursa olsun firara sebebiyet verenler ve firari derdest ve şevkinde tekâsül gösterenler ve firarileri ihfa ve ia şe ve ilbas edenler hakkında mülki ve askerî kavaninde mevcut ahkâm ve indelicap diğ er gûna mukarreratı cezaiyeyi müstakillen hüküm ve tenzif etmek üzere Büyük Millet Meclisi azalarından mürekkep İstiklâl mahkemeleri te şkil olunmu ştur. 11 Eylül 1336 (1920). s. Firariler Hakkında Kanun. bunun için verilecek ceza. etkiden uzak ve ç oğu kez de âdil değildi. Bu mahkemeler azasının adedi üç olup Büyük Millet Meclisi’nin ekseriyeti ârasiyle intihap ve içlerinden birisi kendileri tarafından reis addolunur. Te şkilâtın la ğ vedilmesi kararla ştırıldı. s. Bu sebeple Bolu Mebusu Yusuf İzzet Pa şa ve arkadaşlarının Seyyar Jandarma Müfrezeleri’nin la ğ vedilmesiyle ilgili 5 Şubat 1921 tarihli kanun teklifi. faile az bir ceza vererek. Böyle bir ortamda suçlulara bakmakla görevli olan mahkemelerin çalışma sistemleri yetersiz. Basılış). 34. D. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’ndan beklenen sonucun alınabilmesi ve Kanun’un eksikliklerinin yok edilebilmesi ise çabuk ve sert kararlar alan ve bu kararı aynı ç abuklukla uygulayan mahkemelerin kurulmasına bağlıydı. Madde 2. kabul edilerek. D. C. kararlarında bağımsız ve tam yetkili üyelerden kurulu ihtilâl mahkemeleri yerine getirebilirdi. I. C. Mevcut kanunlar ve mahkemeler. toplumun içinde bulunduğu koşulları bilen. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. taburlardaki asker sayısı birkaç kişiye kadar inebiliyordu. yargı yetkisini yeteneksiz kişilerden ve yöntemlerden kurtarmak istiyordu110 . Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı Bey. Böylesine zorlu bir görevi ise Millî Müc adele’nin amac ını ve önemini kavramış. kaç ak olaylarını durdurmak bir yana. kendisinin de üstünde bir güç görmediğinden. bu sebeple e şkıyanın faaliyet göstermediğ ini. 35. I. s. ancak bu durumun baharda da sürece ği anlamına gelmeyece ğ ini ifade ederek. TBMM’nin 10 Şubat 1921 günkü toplantısında ele alındı. Millî Hareket’in cesaret ve şiddet gerektirdiğini benimseyip. 100. TBMM Zabıt Ceridesi. istenilen sonuc a ulaşılamadı. cephede ölmeye terc ih ediliyordu.

İşbu mahkemelerin adedini ve mıntıkalarını Heyeti Vekile’nin teklifi üzerine Büyük Millet Meclisi tâyin eder. Nitekim Bu maddeye 25 Nisan 1925 tarih ve 556 Sayılı Kanun’la eklenen bir fırka ile dinî veya dince kutsal sayılan kuralları siyasal amaçlara alet edecek dernekler kurulması yasaklanmış. D. TBMM Matbaası. maddesi (a) fıkrası ile yürürlükten kaldırılarak. D. Madde 5. s. Çoker. C. 123. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. age. s. aynı amaçla devletin şeklini de ğ iştirmek. 29. Nakız kararlarına karşı israrcaiz de ğ ildir. D. C.1. 101. D. Çoker. D. Madde 7. Kanun No: 335. age. TBMM Kavanin Mecmuası. D. Madde 4. age. Heyeti temyiziye ceza dairesi ahkâm ve mukarreratı mezkûreyi vazife ve salâhiyetten ve tahsisatın hükme müessir olacak surette noksanından ve iptal hakkı mucip olacak surette usulü muhakemeye ademi riayetten ve hükmün kanuna muhalefetinden na şı âdiyen nakız ve o dairede ifayi muameleetmek üzere hükmü veren mahkemeye iade eder. s. 190-192. C. C. s. Madde 6. 123. Hiyaneti Vataniye Kanununun sekizinci maddesi berveçhi âti tadil olunmu ştur: İşbu kanuna tevfikan mehakimden sadir olan mukarrerattan mahkûmiyeti mutazammın olanlar resen ve beraet veyaademi mesuliyet ile vazife ve salâhiyet gibi mukarrerat müddeiumumilerin veya alâkadaranın istidalarına binaen Heyeti temyiziye ceza dairesince mevaddı saireye tercihan tetkik olunur. özellikle Millî Mücadele sırasında ve daha sonra inkılâpların korunmasında etkili olan ve 71 yıl yürürlükte kalan bu Kanun’un işlevini tamamladığ ı dü şünülmü ştür. 175-190. Madde 9. karışıklık yaratmak veya yayında bulunmak vatan hainliği sayılmıştı114 . işbu kanunun icrasına Adliye Vekili memurdur. TBMM ZC. Kanun No: 334. s. 61. Adı geçen kanun hakkında yapılan müzakereler için bkz. I. maddesi. 1. Böylece 334 sayılı sayılı Kanun’la Hıyanet-i Vataniye suç u kapsamına saltanat savunucuları da alınarak rejime geri dönüş riski ortadan kaldırılmıştı115 . Hıyanet-i Vataniye suçlarında temyiz yolunu açmıştı.. TBMM ZC. 1. İstiklâl Mahkemeleri’nin kararları katî olup infazına bilûmum kuvayi müsellâha ve gayri müsellâhai Devlet memurdur.. 1. I. 64.117 Madde 3. 22. C. Madde 2. Ankara 1959. 100. 1. 15 Nisan 1923 tarih ve 335 Sayılı Kanun116 ile Kanun’un sekizinc i maddesinin değişikliği. Madde 2. Her istiklâl Mahkemesi ketebe ve müstahdemin ma şatı şehrî yüz lirayı geçmiyecektir. İstiklâl Mahkemeleri’nin evamir ve mukarreratını infaz etmiyenler veya infazda taallül gösterenler işbu mahkemeler tarafından tahtı muhakemeye alınır. s. Yani Bu kanuna göre mahkemelerden verilecek hükümlerin inceleme ve onaylama yeri ve usulleri değişik hükümlere bağlanmıştı. 29. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. söz konusu karara aykırı olarak veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin meşruluğuna ayaklanmayı iç eren sözle. Üçüncü Tertip. 1. İşbu kanunun icrayi ahkâmına Adliye vekili memurdur. 391. TBMM Matbaası (3. Düstur. Hiyaneti vataniye kanununun birinci maddesi berveçhiâti tadil olunmu ştur: Saltanatın ilgasına ve hukuku hâkimiyet ve hükümranisinin gayrikabili terk ve tecezzi ve fera ğ olmak üzere Türkiye halkının mümessili hakikisi olan Büyük Millet Meclisinin şahsiyeti maneviyesinde mündemiç bulundu ğ una dair 1 Te şrinisani 1338 tarihli karar hilâfında veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin me şruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya tahriren veya fiilen ankasdin muhalefet veya ifsadat veya ne şriyatta bulunan kesan haini vatan addolunur. İşbu kanunun icrasına Büyük Millet Meclisi memurdur. Bundan ba şka zaman içerisinde vatana ihanet suçunun kapsamı gelişmelere paralel olarak farklılık göstermiş ve bu nedenle kanun üzerinde de ğ işikliklere gidilmiştir. Madde 3. 171. 162. C. Akın.1.. 113 114 115 116 117 . Bkz. 31. Kanun No: 21. Saltanatın kaldırılmasını müteakip 15 Nisan 1923 tarih ve 334 sayılı Kanun’la113 değiştirilerek.. Baskı). s. 29 Nisan 1336 Tarihli Hıyaneti Vataniye Kanununun Sekizinci Maddesini Muaddil Kanun Madde 1. Madde 3.. C. Ankara 1961. Bu Kanun hakkında yapılan müzakereler için bkz. s. TBMM ZC. 390. 1. Her İstiklâl Mahkemesi vazifeye mübadereti anında firari ve bakaya efradının bir müddeti muayyene zarfında icabetini teminen her türlü vesaiti tebliğ iyeye müracaat eder. Turan. s. TBMM Kavanin Mecmuası. 1 Kasım 1922 tarihli kararla. TBMM Kavanin Mecmuası. halk arasında bozgunculuk ve ayrılık çıkarmak için gerek tek ba şına ve gerek toplu halde söz ile yazı ile veya eylemli olarak söylev vermek ve yayında bulunmak da vatan hainliğ i sayılmıştır. işbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. Son olarak Kanun’un tümü 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 23. age. yazı ile veya eylemli olarak karşı gelmek. Madde 8. Hıyanet-i Vataniye Kanununun Birinci Maddesinin Tadili Hakkında Kanun Madde 1. s.278 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 14 Aralık 1920’de Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’in Kanunlara numara verilmesi hakkındaki teklifinin ardından 2 numarayı alan ve 7 Şubat 1921 tarihli Ceride-i Resmiye (Resmî Gazete) ile yayımlanan bu Kanun’un 1. 4. s. 32. bu tür dernekleri kuranlar veya bu derneklere girenler.

Anc ak hızlı ve kesin kararlar alabilmek amacıyla çıkarılan bu kanun. Silah altına çağrılanlar. Nitekim 11 Eylül 1920’de kabul edilen ve “Firariler Hakkında Kanun” ile kurulan “İstiklâl Mahkemeleri” olağanüstü şartların gerektirdiği ç abuklukla. Damat Ferit Paşa Hükümeti acizliğin ötesinde işgalcilerle işbirliği yaparak. TBMM. İstanbul Hükümeti’nin bu hıyaneti ve kışkırtmaları Anadolu’nun birç ok yerinde isyanlara sebep olmuş. TBMM’nin açılmasıyla âdeta önü alınamaz bir hale gelmiştir. düşman elinde esir bulunan Hilafet ve S altanatı kurtarmak amac ına dayandırıp Hıyanet-i Vataniye Kanunu’yla yaptırım altına almış. verilecek c ezanın da “idam” olduğu tespit edilmiştir. Meclis’in ve yeni devlet geleneğinin tam olarak kavranılamadığını. bu temelde Hıyanet-i Vataniye Kanunu. onlara göre Osmanlı Ceza Kanunu ile bu tür suç ların üzerine gidilebileceğinden. Cephelerde ölüm kalım savaşı verenlerin yüzü düşmana dönük iken. düşünülen uygulamaları gerç ekleştirilebilec ek kurumlar olarak düşünülmüştür. onu uygulayac ak mahkemeler kurulamadığı iç in istenilen netic eyi vermemişti. c ephe gerisinde arkadan vurulmama çareleri aranmış. çekingenlik ve kararsızlık göstererek Kanun’un ç ıkmasına muhalefet etmekte. ya da fesat hareketlerine girişen veya yayında bulunanlar olarak belirlenmiş. yazıyla. . bu isyanlar. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile millete karşı kendi meşru durumunu teyit etmiş ve bu meşruluğunu. iç inde bulunduğu hıyanete Anadolu halkını da sürüklemeye ç alışmıştır. Padişahın askerliği kaldırdığını bildiren fermanının ve TBMM’nin gayrimeşru olduğunu ilan eden bildirilerin etkisi altında kalarak ya askere gelmiyor ya da şubelerden ve kıt’alardan kaç tıkları gibi yanlarında kendilerine verilmiş olan silah ve c ephaneyi de götürüyorlardı. Anadolu halkını Millî Mücadele aleyhinde harekete geç irmekten ç ekinmemiş. Bu durum. yeni bir kanuna gerek olmamalı idi. verilen önergeler ve bu önergeler hakkında yapılan müzakerelerde bir grup mebus. İstanbul Fetvasının.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 279 SONUÇ 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması ile birlikte Anadolu’nun önemli bir kısmı İtilaf Devletleri tarafından haksız bir şekilde işgal edilmiş. Büyük Millet Meclisi’nin meşruluğuna karşı ayaklanmaya yönelik sözle. Kanunun ilk maddesinde kimlerin “vatan haini” sayılac ağı. Ancak. Halife ve Padişah olsa dahi kendi üzerinde bir yasallık tanımadığını ilan etmiştir. 25 Nisan 1920’de Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in önerisiyle gündeme alınıp müzakerelerine başlanmış ve çetin tartışmaların ardından 29 Nisan 1920’de kabul edilmiştir. S aray ve onu temsil eden İstanbul Hükümeti işgalc i güç ler karşısında ac ze düşmüş. doğrudan doğruya bilerek karşı çıkan. kısa bir süreliğine de olsa etkili olarak Kanun’un çıkarılmasını geciktirdiğini göstermektedir.

280 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA A. Ankara 1991. 1. İstiklâl Mahkemeleri (1920–1927). Ankara 1998. -Ergil Doğu. İzmir 2007. TTK Basımevi. Dönem (1919-1923). Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir 2006. . Sayı: 40. 569-613. Süreli Yayınlar -Düstur. Millî Mücadele Yıllarındaki Kuruluşlar. s. TTK Basımevi. TBMM Matbaası (3. Haz. Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları. 2. Erzurum 1992. Milliyet Matbaası. Nutuk 1919 – 1927. D. Üçüncü Tertip. Bilgi Yayınevi. -TBMM Zabıt Ceridesi. -TBMM Zabıt Ceridesi. D. 1. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Ankara 1960. Türk Kurtuluş Savaşı Kronoloj isi –Mondros’tan Mudanya’ya Kadar (30 Ekim 1918–11 Ekim 1922). Baskı). . İstanbul 1990. C. Baskı). I-II. 1. Ankara 1989. 2. D. II. -Aybars Ergün. Türk Devrim Tarihi Ulusal Direnişten Türkiye Cumhuriyeti’ne. C. -TBMM Kavanin Mecmuası. -Turan Şerafettin. KORKMAZ Zeynep). Türkiye Büyük Millet Meclisi (1920–1998) ve Osmanlı Meclisi Mebusanı (1877– 1920).1. Ankara 1981. TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). Atatürk Araştırma Merkezi. -Albayrak Mustafa. I. I. Zeus Kitabevi. I. TBMM Basımevi (Üçüncü Basılış). 4. -TBMM Zabıt Ceridesi. İstanbul 2008. C. Ankara 1994. TBMM Matbaası. -Aydemir Şevket Süreyya. Ankara 1961. Kasım 2007. Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları. Ankara 1992. Telif. C. B. -Atatürk’ün Tamim. Sayı: 96 (Ekim 1960’dan Aynı Basım). Ankara 2006. C. Bilgi Yayınevi. -Jaeschke Gotthard. . C. Türk Kurtuluş Savaşı. Turhan Kitabevi. I. İstiklâl Mahkemeleri. AÜ Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi. Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İç Güvenlikle İlgili Çıkardığı Kanun ve Kararnâmeler (23 Nisan 1920–16 Nisan 1923). 6. “Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Hukukî Statüsü ve İhtilâlci Karakteri”. 2. I. TBMM Matbaası (3. Ankara 1981. . TTK Basımevi. C. Dr. Zeus Kitabevi. İstiklâl Mahkemeleri. D. İstanbul 1929. Ankara 1945. -Bıyıklıoğlu Tevfik. Belleten. C. Remzi Kitabevi. -Çoker Fahri. TBMM Matbaası (2. Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları. Tetkik ve Biyografik Eserler -Akın Rıdvan. İstanbul 2008. -Çelik Kemal. Baskı). -Belen Fahri. Ankara 1981. Vatana İhanet Kanunu ve İstiklâl Mahkemeleri” . Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I. “Millî Mücadele’de İç İsyanlar. Türk Basın Tarihi 1831-1923 (Tanzimat-Meşrutiyet-Millî Mücadele Dönemleri). 1. Sabahattin Selek. -TBMM Zabıt Ceridesi. Baskı). TBMM Devleti (1920-1923) Birinci Meclis Döneminde Devlet Erkleri ve İdare. D. Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi. Millî Mücadele Dönemi’nde Batı Anadolu Kongreleri (17 Mart 1919 – 2 Ağustos 1920). Parlamento Tarihi Millî Mücadele ve TBMM I. -Kutlu Cemil. XXIV. İstanbul 1985. s. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. Hatıralar. D. I. Ankara 1943. 8. Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları Ankara 1998. -TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara 2006. Ankara 1983. C. Ankara 1975. C. İletişim Yayınları. -İnönü İsmet. C. 637–663. C. 29. -Ezherli İhsan. C. Tek Adam Mustafa Kemal (1919–1922). 1. C. Ankara 1959. -Atatürk Kemal (Bugünkü dille yayına hazırlayan Prof. D. Ankara 1959. TBMM Basımevi (3. İzmir 1988. C. -TBMM Zabıt Ceridesi. -Baykal Hülya. Telgraf ve Beyannameleri IV (Açıklamalı Dizin İlavesiyle). TBMM Kültür. -Tevetoğlu Fethi.

Semih (Ed.). Genelkurmay Basımevi. -Ural Dinçer. Berikan Yayınevi. VI. Semih. Ankara 2003. Ankara 1974.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 281 -Türk İstiklâl Harbi . .İstiklâl Harbi’nde Ayaklanmalar (1919-1921). Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi. -Yalçın E. Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Kaynakları. Berikan Yayınları. Ankara 2000. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Uygulamaları (1920-1927). C. -Yalçın E. Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara 2008.

282 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful