I • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH •

YIL: 3 • SAYI: 5 NİSAN 2011

YEAR: 3 • ISSUE: 5 APRIL 2011

II • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • III

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH-

(e-dergi) ISSN: 1308-5468 (basılı) ISSN: 1308-545X
www.tarihinpesinde.com www.thepursuitofhistory.com TARİ Hİ N PEŞİ NDE Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi; EBSCO adlı uluslararası indeks ve veri tabanınca taranmaktadır. THE PURSUIT OF HISTORY -An International Periodical for History and Social Research indexed in EBSCO.

Editör Doç. Dr. Necmi UYANIK

Yönetim Kurulu Prof. Dr. Abdullah ÖZTÜRK, Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman SAVAŞ, Prof. Dr. A. Murat SÜNBÜL, Prof. Dr. Âlim GÜR, Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ, Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR, Prof. Dr. Emine YENİTERZİ, Prof. Dr. Hasan BAHAR, Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL, Prof. Dr. Muhittin TUŞ, Doç. Dr. Mustafa DEMİRCİ, Doç. Dr. Necmi UYANIK, Doç. Dr. Özdemir KOÇAK, Prof. Dr. Ramazan ÇALIK, Yrd. Doç. Dr. Sinan GÖNEN, Yrd. Doç. Dr. Ufuk Deniz AŞÇI

Editör Yardımcıları Cemal ÇETİN, Yrd. Doç. Dr. Cemal GÜVEN, Fatih ÇOLAK, Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ, Harun YILDIZ, Hüseyin TORUN, Mehmet Fatih BERK, Mustafa ARSLAN, Salih KIŞ, Yunus İNCE, Zehra ODABAŞI Yayın Kurulu Prof. Dr. Abdullah KAYGI, Prof. Dr. Abdüsselam ULUÇAM, Prof. Dr. Adnan ŞİŞMAN, Prof. Dr. Ahmet Yaşar OCAK, Prof. Dr. Ali BİRİNCİ, Prof. Dr. Ali İbrahim SAVAŞ, Prof. Dr. Anvarbek MOKEEV, Prof. Dr. Azmi ÖZCAN, Prof. Dr. Azmi SÜSLÜ, Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ, Prof. Dr. Benjamin FORTNA, Doç. Dr. Birol AKGÜN, Prof. Dr. Claus SCHÖNİG, Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR, Prof. Dr. Haluk Hadi SÜMER, Prof. Dr. Hasan BAHAR, Prof. Dr. Hüseyin BAĞCI, Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL, Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil SUGÖZÜ, Prof. Dr. İlber ORTAYLI, Prof. Dr. Kurtuluş DİNÇER, Prof. Dr. M. Akif ERDOĞRU, Doç. Dr. Mehmet KIRBIYIK, Doç. Dr. Mehmet ÖZDEN, Prof. Dr. Metin AYIŞIĞI, Prof. Dr. Metin HÜLAGÜ, Prof. Dr. Muhittin TUŞ, Doç. Dr. Mustafa DEMİRCİ, Prof. Dr. Mustafa YILMAZ, Dr. Mürteza HASANOĞLU, Doç. Dr. Necmi UYANIK, Doç. Dr. Özdemir KOÇAK, Prof. Dr. Rainer CZİCHON, Prof. Dr. Ramazan ÇALIK, Prof. Dr. Salim CÖHÇE, Prof. Dr. S. Esin DAYI, Prof. Dr. S. Waleck DALPOUR, Yrd. Doç. Dr. Sefer SOLMAZ, Prof. Dr. Semih YALÇIN, Prof. Dr. Süleyman BEYOĞLU, Prof. Dr. Thomas Drew-BEAR, Prof. Dr. Temuçin Faik ERTAN, Dr. Ufuk AYHAN, Yrd. Doç. Dr. Ufuk Deniz AŞÇI, Doç. Dr. Yusuf SARINAY, Dr. Zekeriya ŞİMŞİR

IV • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH-

Baskı Öncesi: MinyaTÜ ® K

Baskı:

Bilişim & Organizasyon Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi içi Selçuklu / Konya Tel: (0332) 223 14 25 - Faks: (0332) 241 15 23

İletişim: Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Kampüs/Konya 0.332.2231423 / 0.542.3566471 http://www.tarihinpesinde.com www.thepursuitofhistory.com tarihinpesinde@hotmail.com, dergi@tarihinpesinde.com, thepursuitofhistory@hotmail.com

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • V

Hakem ve Danışma Kurulu Prof. Dr. Abdullah KAYGI (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah ÖZTÜRK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah SAYDAM (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah TOPÇUOĞLU (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman SAVAŞ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Abdülkadir YUVALI (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Abdüsselam ULUÇAM (Batman Üniversitesi), Prof. Dr. Adil DAĞISTAN (Akdeniz Üniversitesi), Prof. Dr. Adnan SOFUOĞLU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Adnan ŞİŞMAN (Uşak Üniversitesi), Doç. Dr. Ahmet ÇAYCI (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ahmet GÖGERCİN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet KANKAL (Dicle Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ahmet Şamil GÜRER (Rize Üniversitesi), Doç. Dr. Ahmet ŞİMŞEK (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet TABAKOĞLU (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet YAMAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. A. Adil TIRPAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. A. Bican ERCİLASUN (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. A. Halûk YÜKSEL (Anadolu Üniversitesi), Prof. Dr. A. Kâzım ÜRÜN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. A. Kürşat GÖKKAYA (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. A. Yaşar OCAK (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Alaaddin AKÖZ (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Alexander A. SOTNİCENKO (St. Petersburg Devlet Üniversitesi/Rusya), Prof. Dr. Ali AKYILDIZ (Marmara Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ali BAYKAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ali BİRİNCİ (Türk Tarih Kurumu Başkanı), Yrd. Doç. Dr. Ali BÜYÜKARSLAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Alikram ABDULLAYEV (Devlet İdarecilik Akademisi/Azerbaycan), Prof. Dr. A. İbrahim SAVAŞ (Çankırı Karatekin Üniversitesi), Doç. Dr. A. Murat SÜNBÜL (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Âlim GÜR (Selçuk Üniversitesi) Prof. Dr. Anvarbek MOKEEV (Manas Üniversitesi/Kırgızistan), Doç. Dr. Arif BİLGİN (Sakarya Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Athina A. SPİTANOU (Makedonya Üniversitesi /Makedonya), Prof. Dr. Ayfer ÖZÇELİK (Pamukkale Üniversitesi), Prof. Dr. Aygün ATTAR (Giresun Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Aziz MERHAN (Yıldız Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Azmi ÖZCAN (Bilecik Üniversitesi), Prof. Dr. Azmi SÜSLÜ (Ankara Üniversitesi ), Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ (Hacettepe Üniversitesi ), Doç. Dr. Bayram AKÇA (Muğla Üniversitesi), Prof. Dr. Bayram ÜREKLİ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA (Abant İzzet Baysal Üniversitesi), Prof. Dr. Benjamin FORTNA (Londra Üniversitesi/İngiltere), Prof. Dr. Birol AKGÜN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Birol GÜLNAR (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Bülent ATALAY (Trakya Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Bülent BAKAR (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Bülent ÇUKUROVA (Çukurova Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Caner ARABACI (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Cemal GÜVEN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Cemil ÖZTÜRK (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Cezmi ERASLAN (İstanbul Üniversitesi/Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı), Doç. Dr. Charles WILKINS (Wake Forest Üniversitesi/ABD), Prof. Dr. Claus SCHÖNİG (Freie Üniversitesi Berlin/Almanya), Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. David KUSHNER (Haifa Üniversitesi/İsrail), Prof. Dr. Deniz ŞAHİN (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Dimitris MAVROSKOUFİS (Aristotle Üniversitesi/Yunanistan), Doç. Dr. Doğan YÖRÜK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Donald QUATAERT (Binghamton Üniversitesi/İngiltere), Doç. Dr. Durmuş BULGUR (İstanbul Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Dursun GÖK (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Elçin Ehmedov (Devlet İdarecilik Akademisi/Azerbaycan), Doç. Dr. Elman Nesirov (Devlet İdarecilik Akade-

VI • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

misi/Azerbaycan), Prof. Dr. Emine YENİTERZİ (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ercan YILMAZ (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Erdal AÇIKSES (Fırat Üniversitesi), Doç. Dr. Erdal AYDOĞAN (Atatürk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Erdinç YAZICI (Gazi Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Erkan GÖKSU (Gaziosmanpaşa Üniversitesi), Prof. Dr. Esra BURCU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Evangelia BALTA (Milli Helenik Araştırma Vakfı/Yunanistan), Prof. Dr. Fahrettin TIZLAK (Süleyman Demirel Üniversitesi), Prof. Dr. Fahri UNAN (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Fatih ERBAY (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ferda AYSAN (Dokuz Eylül Üniversitesi), Doç. Dr. Ferudun ATA (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Fikret HACIZADE (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Géza Dávid (ELTE Török Tanszék Budapest Múzeum/Macaristan), Prof. Dr. Gökhan ÇETİNSAYA (İstanbul Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Gümeç KARAMUK (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Hakan KUYUMCU (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hale ŞIVGIN (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. Halil İNALCIK (Bilkent Üniversitesi), Prof. Dr. H. Hadi SÜMER (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hasan BAHAR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Haşim KARPUZ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hayati AKTAŞ (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Hayrani ALTINTAŞ (Ankara Üniversitesi), Prof. Dr. Hüseyin BAĞCI (Ortadoğu Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin ÇINAR (Kırıkkale Üniversitesi), Prof. Dr. Hüseyin GÜMÜŞ (Marmara Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin KANDEMİR (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. İbrahim İLKHAN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim KUNT (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. İbrahim SOLAK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim Hakkı KAYNAK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil SUGÖZÜ (Şırnak Üniversitesi), Prof. Dr. İhsan GÜNEŞ (Anadolu Üniversitesi), Prof. Dr. İlber ORTAYLI (Topkapı Sarayı Müze Müdürü), Prof. Dr. İlhan ŞAHİN (Manas Üniversitesi/Kırgızistan), Prof. Dr. İzzet ÖZTOPRAK (Ankara Üniversitesi), Doç. Dr. İzzet SAK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Jon T. OPLİNGER (Maine Üniversitesi/ABD), Prof. Dr. Judith SPENCER (Alberta Üniversit/Kanada), Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Kezban ACAR (Celal Bayar Üniversitesi), Prof. Dr. Kubilay AKTULUM (Süleyman Demirel Üniversitesi), Prof. Dr. Kurtuluş DİNÇER (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Levent ZOROĞLU (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Mahmut ATAY (Fırat Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet AÇA (Balıkesir Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet AKGÜL (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet İPÇİOĞLU (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet KIRBIYIK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet KURT (Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet MERCAN (Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet ÖZ (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet ÖZDEN (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet SEYİTDANLIOĞLU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet ŞAHİNGÖZ (Gazi Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet TEMEL (Muğla Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet YILMAZ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. M. Akif ÇUKURÇAYIR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. M. Akif ERDOĞRU (Ege Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Ali HACIGÖKMEN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Hulusi LEKESİZ (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Murat ÖNTUĞ (Uşak Üniversitesi), Doç. Dr. M. Serhat YILMAZ (Kastamonu Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Ziya KÖSE (Nevşehir Üniversitesi), Prof. Dr. Mesut ÇAPA (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Metin AYIŞIĞI (Balıkesir Üniversitesi), Prof. Dr. Metin HÜLAGÜ (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Michel BALİVET (Province Üniversitesi/Fransa), Prof. Dr. Mikail BAYRAM (Emekli

Nuriye BİLİK (Selçuk Üniversitesi). Doç. Reyhan SUNAY (Selçuk Üniversitesi). Dr. Nilgün ÇELEBİ (Ankara Üniversitesi). Doç. Petersburg Devlet Üniversitesi/Rusya). Doç. Yrd. Prof. Prof. Dr. Doç. Süleyman BEYOĞLU (Marmara Üniversitesi). Selahittin ÖZÇELİK (Pamukkale Üniversitesi). Prof. Prof. Dr. Necmi UYANIK (Selçuk Üniversitesi). S. Dr. Dr. Doç. Dr. Dr. Prof. Prof. Salih AYNURAL (Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü). Dr. Doç. Saim SAVAŞ (Uşak Üniversitesi). Prof. Dr. Yrd. Salim CÖHÇE (İnönü Üniversitesi). Dr. Prof. Dr. Rüya KILIÇ (Hacettepe Üniversitesi). Dr. Prof. Prof. Dr. Şefika KURNAZ (Gazi Üniversitesi). Mustafa TOKER (Selçuk Üniversitesi). Prof. TERZİS (Aristotle Üniversitesi /Yunanistan). Dr. Ruhi ÖZCAN (Selçuk Üniversitesi). Dr. Necdet HAYTA (Gazi Üniversitesi). Mushtaq Ahmad KAW (Keşmir Üniversitesi/Hindistan). Dr. Mustafa ÇOLAK (Mustafa Kemal Üniversitesi). Doç. Semih YALÇIN (Gazi Üniversitesi). Prof. Dr. Faik ERTAN (Ankara Üniversitesi). Sefer SOLMAZ (Selçuk Üniversitesi). Dr. Prof. Dr. N. Nikos P. Prof. Dr. Dr. Dr. Yrd. Musa ÇADIRCI (Ankara Üniversitesi). Dr. Doç. Prof. Prof. U. Doç. Dr. Prof. Nuri ŞİMŞEKLER (Selçuk Üniversitesi). Prof. Yrd. Doç. Nedim İPEK (Ondokuz Mayıs Üniversitesi). Dr. Doç. Yrd. Dr. Prof. Doç. Prof. Prof. Deniz AŞÇI (Selçuk Üniversitesi). Rüçhan ARIK (Emekli Öğretim Üyesi/Ankara). Dr. Doç. Tuncer BAYKARA (Emekli Öğretim Üyesi/ İzmir). Yrd. Dr. Doç. Dr. Dr. Dr. Dr. Prof. S. Prof. Prof. Parviz ABOLGASSEMİ (Province Üniversitesi/Fransa). Mustafa ARIKAN (Selçuk Üniversitesi ). Niyazi KARACA (Bozok Üniversitesi). Dr. Dr. Prof. Ramazan YELKEN (Selçuk Üniversitesi). Dr. Yasin AKTAY (Selçuk Üniversitesi). Münir ATALAR (Gaziosmanpaşa Üniversitesi). Prof. Doç. Sabri SÜRGEVİL (Ege Üniversitesi). Prof. Selahattin AVŞAROĞLU (Selçuk Üniversitesi). Dr. Yrd. Raif PARLAKKAYA (Selçuk Üniversitesi). Dr. Prof. Prof. Yrd. Dr. Dr. Güngör ERGAN (Hacettepe Üniversitesi). Yrd. Dr. Prof. Doç. Doç. Yrd. Prof. Muhittin TUŞ (Selçuk Üniversitesi). Dr. Dr. Dr. Naci BOSTANCI (Gazi Üniversitesi). Prof. Doç. Dr. Şerif AKTAŞ (Gazi Üniversitesi). Dr. Osman AKANDERE (Selçuk Üniversitesi). Nazlı GÜNDÜZ (Selçuk Üniversitesi). T. Doç. Salim KOCA (Gazi Üniversitesi). Prof. Dr. Dr. Nuri KÖSTÜKLÜ (Selçuk Üniversitesi). Sinan GÖNEN (Selçuk Üniversitesi). Dr. Esin DAYI (Atatürk Üniversitesi). Prof. Dr. Prof. Dr. Mustafa TURAN (Gazi Üniversitesi). Mustafa AVCI (Selçuk Üniversitesi ). Dr. Prof. Prof. Yrd. Oğuz AYTEPE (Ankara Üniversitesi). Dr. Dr. Dr. Rainer CZİCHON (Freie Üniversitesi Berlin/Almanya). Sabiroviç NİYAZOV (St. Dr. Dr. Dr. Mustafa OFLAZ (Yüzüncü Yıl Üniversitesi). Sadık SARISAMAN (Afyon Kocatepe Üniversitesi). Doç. Dr. Prof. Saadettin GÖMEÇ (Ankara Üniversitesi). Naile HACIZADE (Selçuk Üniversitesi). Dr. Selami KILIÇ (Atatürk Üniversitesi). Prof. Doç. Nurullah ÇETİN (Ankara Üniversitesi). Waleck DALPOUR (Maine Üniversitesi/ABD). Yrd. Dr. Prof. Ramazan ÇALIK (Selçuk Üniversitesi). Prof. Doç. Yrd. Dr. Dr. Dr. Prof. Mustafa BIYIKLI (Dumlupınar Üniversitesi). Doç. Orhan KILIÇ (Fırat Üniversitesi). Mustafa ÇIPAN (Selçuk Üniversitesi). N. Ömer TURAN (Ortadoğu Teknik Üniversitesi). Dr. Mustafa ÖZCAN (Selçuk Üniversitesi). Mustafa DEMİRCİ (Selçuk Üniversitesi). Prof. Şahin AKINCI (Selçuk Üniversitesi). Özkan İZGİ (Hacettepe Üniversitesi). Dr. Mustafa YILMAZ (Hacettepe Üniversitesi). Mevlüt ÇELEBİ (Ege Üniversitesi). Yrd. Doç. Dr. Yaşar ERDEMİR . Thomas Drew-BEAR (Lyon Üniversitesi /Fransa). T. Dr. Prof. Süleyman KUCUR (Marmara Üniversitesi). Ramazan ACUN (Hacettepe Üniversitesi). Doç. Doç. Yasemin DOĞANER (Hacettepe Üniversitesi). Doç. S. Dr. Dr. Prof. Dr. Dr. Prof.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • VII Öğretim Üyesi/Konya). Serdar SAĞLAM (Hacettepe Üniversitesi). Dr. Doç. Yrd. Özdemir KOÇAK (Selçuk Üniversitesi). Dr. Dr. Dr. Doç.

Yusuf ÖZ (Kırıkkale Üniversitesi). Yusuf KILIÇ (Pamukkale Üniversitesi). Yrd. Doç. Doç. Doç. Dr. Dr. Dr. Doç. Dr. Yrd. Dr. Doç. Yaşar ÖZÜÇETİN (Ahi Evran Üniversitesi). Dr. Dr. Dr. Doç. Yavuz ATAR (Selçuk Üniversitesi). Yılmaz KOÇ (Selçuk Üniversitesi). Doç. Yusuf KÜÇÜKDAĞ (Selçuk Üniversitesi). Prof. Yaşar SEMİZ (Selçuk Üniversitesi). Yusuf SARINAY (Devlet Arşivleri Genel Müdürü). Yunus KOÇ (Hacettepe Üniversitesi). Dr.VIII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH (Selçuk Üniversitesi). Zekeriya KARADAVUT (Selçuk Üniversitesi) . Doç. Dr. Prof.

Ulusal ve uluslararası sempozyumlarda sunulan tebliğler başka bir yerde yayınlanmamış olması ve makale içinde sunulduğu sempozyum vb. Bu tür belgelerin baskı tekniğine uygun çözünürlükte (en az 300 piksel) ve sayfa alanını aşmayacak büyüklükte olmasına dikkat edilmelidir. soldan. Türkçe makalelerde. Almanca veya Rusça yabancı dillerinden birisine ait özet ve anahtar kelimeler yer almalıdır. YAYIN İLKELERİ Tarihin Peşinde -Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi. Derginin yayın dili Türkçe olmakla birlikte uygun görüldüğü takdirde İngilizce.doc” uzantılı belge oluşturmaya elverişli kelime işlem programında yazılarak bir adet disket veya CD kaydı ve üç kopya kâğıt çıktısıyla birlikte verilecektir. üstten ve alttan 3 cm olmak üzere. Söz konusu işaretlerden sonra bir harflik boşluk bırakılmalıdır. Fransızca ve Rusça yazılara da yer verilecektir. harita vb. 1. Makale içeriklerinin her türlü yasal sorumluluğu yazarlarına aittir. 200 kelimeyi aşmayacak şekilde özet metin ve 5 kelimelik anahtar sözcükler bulunmalıdır. Almanca.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • IX TARİHİN PEŞİNDE Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi Yılda iki sayı (Bahar ve Güz) olmak üzere internet ortamında elektronik belge ve basılı olarak yayımlanan uluslararası hakemli bir dergidir. Paragraf başlarında “TAB” tuşu yerine “ENTER” veya “RETURN” tuşu kullanılmalıdır. Makaleler için telif ücreti ödenmez. 7.5 satır aralığıyla. Times New Roman karakterinde. Sayfa yapısı A4 ebadında. öncesi ve sonrası 3 nk olacak şekilde ayarlanmalı ve sayfa numarası verilmelidir. 2. görev yaptığı kurum ve e-mail adresi bulunmamalı ve aşağıda belirtilen iletişim adresi üzerinden gönderilmelidir.tiff” uzantılı kayıtları da ayrıca eklenmelidir. Türkçe özet ve anahtar kelimelerin yanı sıra. 6. daha önce yayınlanmamış olması gerekmektedir.jpg / . Yine her türlü haberleşme aşağıda belirtilen iletişim adresinden yapılmalıdır. Makaleler PC uyumlu Microsoft Word veya “. Yukarıda belirtilen yabancı dillerden birisiyle yazılmış makalelerde ise. belirtilmek kaydıyla yayınlanabilir. Yazarlar dergi lehine makalelerinin telif hakkından feragat ettiklerini kabul ederler. . Dergiye gönderilen makalelerin özgün bir çalışma olması. adı soyadı. Özel bir yazı karakteri kullanılmış ise belgeyle birlikte söz konusu fontun da gönderilmesi gerekmektedir. yazarın kullandığı İngilizce. uluslararası hakemli bir dergi olup. Yazılarda yazar unvanı. Fransızca. Noktalama işaretleri kendilerinden önceki kelimelere bitişik yazılmalıdır. Makalelerin başında. satır sonunda heceleme yapılmamalıdır. 3. Eski harfli metinler Universal Word ve benzeri programda yazılmış olmalıdır. Türkçe özet ve anahtar kelimeler de bulunmalıdır. 5. 4. 1. Yazılar. materyallerin “. bahar ve güz olmak üzere yılda iki kez yayınlanır. Dergide Türk tarihi ağırlıklı olmak üzere sosyal bilimler alanında yazılmış olan makaleler yayınlanır. kenar boşlukları sağdan. iki yandan hizalı ve paragraf arası boşluğu. 8. 9.International Periodical For History And Social Research -./ The Pursuit Of History . Metinler 33 sayfayı aşmamalıdır. 11 punto (dipnotlarda 9 punto) büyüklüğünde olmalı. Metin içinde kullanılan resim.

en eski tarihli olandan yeni olana doğru. 2003: 46). (Akgündüz-Öztürk vd.. sitemize konulacak olan yazılarının pdf formatını indirip çoğaltabilirler. kaynakça ve (varsa) ekler bulunmalıdır. yayın yılına bir harf eklenmek suretiyle ayırt edilir.] kısaltması konmalı. 2000: 120. (İnalcık. Dergide gerek metin içerisinde gerekse dipnot şeklinde atıf yapılabilir. giriş. varak numarası örnekteki gibi belirtilmeli ve tam künye kaynakçada gösterilmelidir. ana metin. A. parantez içinde tarih ve sayfanın belirtilmesi yeterlidir. müellif veya mütercim adından sonra [yz. 14. 1410: 7b) * Arşiv belgeleri kaynak gösterilirken. Raporların olumsuz olması nedeniyle makalenin yayınlanmaması durumunda yazar. Metin içerisinde atıf sisteminin tercihi durumunda yapılacak olan açıklama dipnotlarında dipnottan sonra atıf yine metin içerisinde yapıldığı gibi olmalıdır. Dergiye gönderilen makale. 2003: 28) * İki yazarlı kaynaklarda. ilgili cümle içinde geçiyorsa. adların ilk harflerinin de yazılması yoluyla belirtilir. 12. 2005: 28) * Birden fazla kaynak gösterileceği durumlarda eserler aynı parantez içinde. Ancak genel bir uyum sağlanmasına dikkat edilmelidir. sonuç.(1954: 77) * Yazarın aynı yıl yayınlanmış iki eseri. [yz. dergi editörü/editör yardımcıları tarafından bilimsel yeterliliğinin denetlenmesi amacıyla üç hakeme gönderilir. (Demir. (İnalcık-Seyitdanlıoğlu. 2003: 27) * Ulaşılamayan bir yayına metin içinde atıf yapılırken. Süreli yayınımız elektronik ve ayrıca basımı yapılan bir dergi olup. parantez içinde yazarın soyadı.. basımı yapıldığında bir adet dergi yazarına gönderilir. yazarların isteği üzerine söz konusu sistem de uygulanabilir. (İnalcık. (Örnek . (İnalcık. 1864: 32'den aktaran. MAD 7342: 25) * Not: Alanlarında daha çok klasik atıf sistemi esas alınan bilim dallarında. (BOA. başlık sonuna iki nokta (üst üste) konularak yazıya aynı satırdan devam edilecektir. Makale. İkiden fazla yazarlı kaynaklarda ise ikinci yazarın soyadından sonra “vd. 2002: 157) * Yazarın adı. 2006: 15). bu kaynakla birlikte alıntının yapıldığı eser şu şekilde gösterilmelidir: (Tabaqat-ı Nasırî. 2000a: 156). araya tire işareti (-) konulur. Ayrı basım talep eden makale sahipleri. (Demir. (Bloch. metin içindeki kısaltma örnekteki gibi olmalı. H. birbirinden noktalı virgülle ayrılarak sıralanır. ancak başlığın ilk kelimesindeki birinci harf büyük sonraki kelime/kelimelerin ilk harfi küçük olacak. değerlendirme sonucunda iki hakemden gelecek olumlu raporlar doğrultusunda dergi yönetimi tarafından uygun görülen bir sayıda yayınlanır. 2000b: 17) * Soyadları aynı olan iki yazarın aynı yılda yayınlanmış olan eserleri. Alt başlıkların tamamı koyu olarak yazılacak. açılımı kaynakçada verilmelidir. Metin içerisinde yapılacak olan atıflarda aşağıdaki örneklere uygun davranılmalıdır. ancak her kelimenin ilk harfi büyük olacak ve başlık sonunda satırbaşı yapılacaktır. 1991: 19) * El yazması bir eser kaynak gösterilirken. Köprülü.X • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH 10. 11. Bir makalede sıra ile özet. Kaynak Gösterme (Atıflar) * Makalede yapılacak atıflar. ilgili yerden hemen sonra.].” kısaltması kullanılmalıdır. her hangi bir hak talebinde bulunamaz. eserin yayın yılı ve sayfa numarası sırasıyla örnekteki gibi verilmelidir.. Ara başlıkların tamamı koyu olarak yazılacak. Makalede ana başlıkların tamamı büyük harflerle ve koyu yazılmalıdır. (Ahmedî. Faroqhi. 13.

* Derleme Kitap: İnalcık.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XI Dipnot: Ali Birinci. * Bildiriler: Yavaşca. Hulusi. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi. Osmanlı İlmi Zihniyetinde Değişme (teşekkülgelişme-çözülme: XV-XVII.html. Yüzyıllar). 29. M. erişim tarihi: 27. (Yayına Hazırlayanlar: Alâaddin Aköz. “Osmanlı Sanayi Devrimi”.439. s. Sayı 9. * Derleme kitaplardaki makaleler: Clark. (Derleyen: İnalcık. Ankara 1989. “İslâm Felsefesinin Batı Düşüncesine Etkisi”. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. Konya 2000.Bayram Ürekli-Ruhi Özcan).. * Tezler: Lekesiz. Ankara 2003. ss. ss. Selçuk Üniversitesi Basımevi. * Web siteleri: http://www.41. 07. 156-157. * Makale: Demirpolat. Edward C. ss. Konya. İsmail Hakkı. Phoenix Yayınları 2006. Hürriyet ve İtilâf Fırkası II.11. Ankara 2006. Karakoyunlu Devletleri.09 Nisan 1999.) Bibliyografya (Kaynakça) * Kitap: Uzunçarşılı. Konya 2003. Halil-Seyitdanlıoğlu. Uluslararası Kuruluşunun 700.2007. Dergâh Yay. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.xenodochy. 467. . Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. Enver. Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu.org/ex/lists/maslow.. Ankara. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. Phoenix Yayınları. Mehmet. Halil-Seyitdanlıoğlu Mehmet). “Osmanlı ve Mûsiki”. 429. Meşrutiyet Devrinde İttihat ve Terakki'ye Karşı Çıkanlar. Alâeddin. Türk Tarih Kurumu Yayınları.480. İstanbul 1990.

English and Russian) should be placed with 5 key words in addition to the Turkish abstracts and key words. 8.XII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH THE PURSUIT OF HISTORY -An International Periodical for History and Social Researchis published twice a year (in spring and in autumn) both in print and e-journal version. The submissions should be written on word-processing programs such as Microsoft Word or the document (the “. 6. At the paragraph indentation please use “TAB” key rather than “ENTER” or “RETURN”. Publication Principles 1. But if it is approved it can be published in English.5-line spacing. It is an international refereed journal.jpg / . 3. The submissions presented to the Journal based on Social Sciences especially Turkish history. No royalty payment for the articles. Please do not syllabify at the end of the line. If any special typeface is used. use 1. Do not write the punctuation marks as adjacent to the last letter. The Pursuit of History -An International Periodical for History and Social Research. the association in which he/she is located.doc” texts) that is adaptable with PC and please send three paper complimentary copies of the texts in addition to the CD or floppy.surnames of the academicians. is aninternational refereed journal and published twice a year (spring and autumn) 2. The article that is arrived to the journal is sent to the three referees by the editor and the editor assistants in order to be examined in terms of . Articles sent for publication should have not been previously published in another journal. The “. Leave 3 cm margins on left -and right and top and bottom. please send the typeface character with the text. the names. Scientific and legal responsibilities of the published texts belong to the authors. German and Russian languages. The publication language of the journal is Turkish. The papers submitted for any symposiums or congresses can be published on condition that it has not been previously published and citing the name of the symposiums where the articles presented. The main body of the text should be written in Times New Roman letters. In Turkish articles. French. 7. one abstract written in any foreign language especially (French. Each article must include an abstract of not more than 200 words and 5 key words. not even in a different language. If the article is written in the languages stated above. The text shouldn't exceed 33 pages 10. The paper should be typed on A4-size paper. Turkish abstract and key words are required. To adjust spacing before or after paragraphs leave “3 nk” and in addition to the page number. German. Also you can communicate through the contact addresses.tiff” extension records of the materials used in the texts such as the pictures and the maps also should be attached to the texts. flush-right alignment. The above ones should be sent through the following contact address. 9. 4. The titles. leave one letter space. Also pay attention to the pixel resolution (at least 300 pixel) adaptable with the printing technique and the size of the materials shouldn't exceed the size of the page. Texts. the e-mail addresses shouldn't be written on the texts. The texts written with the old (different) letters should be written on Universal Word or similar ones. The writers acknowledge that they will renounce their copyright. font size 11(9 font at footnotes). 5..

Main headlines should be big bold letters. the other headlines should be written in bold type with the small letters except for the first letter. [yz. (Akgündüz-Öztürk et al. (İnalcık.].) Bibliography * Book: Uzunçarşılı. H.the detailed version should be in the bibliography.and the leaf number should be stated as it is shown in the sample. (İnalcık.then after the surname use this abbreviation “et al. the works should be cited in the same brackets from the older to the newer dated with semicolon. the reference after footnote should be used as in the text on the explanatory footnotes. 12. 156-157. A. Dergâh Yay. the surname of the writer. Türk Tarih Kurumu Yayınları. The criterion for assessment is the appropriateness of two referee comments then the articles will be published in any issue decided by the journal management. (İnalcık. 2002: 157) * If the name of the writer is cited in the text. Then following the headlines put colon (:) and continue to the text from the same line.. 14. Our periodical will be presented both e-journal and in print version. main text.]. 2000b: 17) * If the writers' surnames are similar as well as their publish date. Ankara 2003. Hürriyet ve İtilâf Fırkası II. 2000a: 156). the writer never demands for right.. 1864: 32'den aktaran. (Demir. (BOA. Karakoyunlu Devletleri. cite both of the resources in the following sample: (Tabaqat-ı Nasırî. 2005: 28) * If more than one reference is preferred. 1410: 7b) * While attributing the archive documents. 1991: 19) * While attributing a manuscript. Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu. The references used in text should be based on the following samples. İstanbul 1990. one issue of the journal will be sent to the writer of the article. If the assessment of the article is negative. But pay attention to the general consistency. (Demir. Meşrutiyet Devrinde İttihat ve Terakki'ye Karşı Çıkanlar. 2003: 46). s. The owner of the articles also downloads the text from the journal web site as PDF pattern Abstract. the publication year of the work.” (İnalcık-Seyitdanlıoğlu. Faroqhi. İsmail Hakkı. then put the first letter of the names. 2003: 27) * If you don't find the resource that has been attributed in a text.If the writers are more than two. 2000: 120. Both in text or footnote type reference can be possible. introduction. the academic competence. 2003: 28) * Please put hypen(-) on the resources with two writers. page number stated as in the sample. ..TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XIII 11. 2006: 15).The whole tag can be cited in thebibliography (Ahmedî. cite in the text just like the following sample. MAD 7342: 25) * PS: Classical reference system can be used in some scientific branches that used mostly that system (Ali Birinci.. just only mention the date and the page number (1954: 77) * Two works of a writer that have been published in the same year can be distinguished by adding a letter to the publish date. Following the publication. If you use the reference system in the text. (Bloch. Resource Attributes (References) * The references used in the text should be started from the relating point and in brackets. Köprülü. conclusion and bibliography are presented consecutively in a text. after the name of author and translator put the abbrevaiton of [ms. 13.

M. Phoenix Yayınları.html. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi. Hulusi. Konya. 467. (Yayına Hazırlayanlar: Alâaddin AközBayram Ürekli-Ruhi Özcan).439. Osmanlı İlmi Zihniyetinde Değişme (teşekkülgelişme-çözülme: XV-XVII. “Osmanlı ve Mûsiki”. Phoenix Yayınları 2006.2007.Ankara. Uluslararası Kuruluşunun 700. Ankara 1989. Konya 2000. 429. “İslâm Felsefesinin Batı Düşüncesine Etkisi”. Ankara 2006. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. ss. Articles in a compilation work: Clark. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. 29. . Halil-Seyitdanlıoğlu Mehmet).xenodochy. Web sites: http://www. Announcements: Yavaşca. Mehmet. Alâeddin. Thesis: Lekesiz.11.org/ex/lists/maslow. ss. Halil-Seyitdanlıoğlu.480. Article: Demirpolat.. “Osmanlı Sanayi Devrimi”. Selçuk Üniversitesi Basımevi. ss. Yüzyıllar).XIV • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH * * * * * * Compilation: İnalcık. history: 27. Sayı 9. Enver. Konya 2003. Edward C. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. 07.09 Nisan 1999. (Derleyen: İnalcık.41. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi.

TBMM HÜKÜMETİ’NİN İLK ULUSLARARASI ANLAŞMASI: “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE” THE FIRST INTERNATIONAL AGREEMENT OF TGNA GOVERNMENT: 20 DAYS TEMPORARY ARMISTICE Cihat YILDIRIM 57-70 İZMİR İNGİLİZ KONSOLOSLUĞUNUN SİYASİ FAALİYETLERİ KAP SAMINDA ERMENİ MESELESİ (1878-1914) THE ARMENIAN QUESTION WITHIN THE POLITICAL ACTIVITIES OF IZMIR BRITISH CONSULATE (1878-1914) Funda ADITATAR 71-88 ÇOCUK VE GENÇ İKBALİN ŞİİR DÜNYASINDA CHILDHOOD AND YOUTH IN IQBAL’S POETRY WORLD Hakan KUYUMCU 89-102 ASSUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞI’NDA ORTA ANADOLU’DA DİNSEL YAP I THE RELIGIOUS SITUATION IN THE CENTRAL ANATOLIA DURING THE ASSYRIAN TRADE COLONY PERIOD Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ .TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XV İÇİNDEKİLER 1-15 BİR HATT-I HÜMÂYUN YENİÇERİ TARİHİNİ ÖZETLEMEYE YETER Mİ? IS A HATT-I HÜMÂYUN ENOUGH TO SUMMARIZE THE HISTORY OF JENISSARY? Ahmet YÜKSEL 17-38 OSMANLI DEVLETİ’NDE ULAŞIM VE İLETİŞİMİN ÖRGÜTLENMESİ ORGANIZATION OF TRANSPORTATION AND COMMUNICATION IN THE OTTOMAN STATE Cemal ÇETİN 39-56 I.

XVI • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

103-108 ANKARALI AHİ MAMAK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA A RESEARCH ON AHI MAMAK FROM ANKARA M. Ali HACIGÖKMEN

109-124 ABBASÎLER İLE HAZARLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER ( VIII-IX. Y.Y.) THE RELATIONS BETWEEN THE ABBASIDS AND THE KHAZAR, (VIII-IX.CC) Mustafa DEMİRCİ

125-140 DUVARLAR ARASINDA ANTALYA YAHUDİ CEMAATİ-I ANTALYA’S JEWISH COMMUNITY WITHIN WALLS-I Mustafa ORAL

141-176 CUMHURİYET DÖNEMİNDE YAŞANAN KURAKLIK FELAKETLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME AN ANALYSIS OF THE DROUGTH DISASTERS IN THE PERIOD OF REPUBLIC Necmi UYANIK - Muhammed SARI

177-190 ALMAN ASKERÎ CEZA KANUNNAMESİNİN OSMANLI ASKERÎ CEZA KANUNNAMESİNE TATBİKİ EXECUTING OF GERMAN MILITARY CRIMINAL CODE ON THE OTTOMANMILITARY CRIMINAL CODE Nuran KOYUNCU - Salih KIŞ

191-196 TÜRK TARİHİNDE AN LU-SHAN VE DESTANI THE AN LU-SHAN’S EPIC IN THE TURKISH HISTORY Saadettin GÖMEÇ

197-214 AFYONKARAHİSAR’DA İLK TUNÇ ÇAĞI ÇANAK ÇÖMLEK KÜLTÜRÜ THE EARLY BRONZE AGE POTTERY CULTURE IN AFYONKARAHISAR Salih KAYMAKÇI

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XVII

215-234 II. DÜNYA SAVAŞI YILLARI’NDA UYGULAMAYA KONULAN TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİ VE KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ THE TAX ON AGRICULTURAL PRODUCTS IMPOSED DURING II. WORLD WAR AND ITS EFFECT ON THE PEASANTS Sevilay ÖZER

235-250 CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA ILGIN’DA GÖREV YAP AN ÖĞRETMENLERİN SOSYAL VE MESLEKİ P ROFİLLERİ THE SOCIAL AND PROFESSIONAL PROFILES OF THE TEACHERS IN ILGIN IN THE FIRST YEARS OF THE REPUBLIC OF TURKEY Seyit TAŞER

251-282 HIYANET-İ VATANİYE KANUNU’NUN MÜZAKERELERİ VE KABULÜ THE NEGOTIATIONS AND ACCEPTANCE OF THE LAW OF TREASON Yaşar ÖZÜÇETİN - H. Mehmet DAĞISTAN

XVIII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH •

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH -

Yıl: 2 0 1 1 , Sa yı: 5 Sa yfa : 1 -1 6

Ye a r: 2 0 1 1 , Issue : 5 Pa ge : 1 -1 6

BİR HATT-I HÜMÂYUN YENİÇERİ TARİHİNİ ÖZETLEMEYE YETER Mİ? Ahmet YÜKSEL∗
Özet Bu çalışmaya temel teşkil eden Hatt-ı Hümâyun; Sultan II.Mahmud'a (1808-1839), ayrıca 1815 senesine aittir. Hatt-ı Hümâyun’da birbirinden farklı iki hadiseden bahsedilmektedir. Bunlardan ilki Yeniçeri Ocağı'nın Bektaşîlikle olan münasebetine dair izler taşırken, diğeri imparatorluktan kopma emelinin peşine düşen Rumların istiklallerini kazanma yolundaki ilk kıpırdanışlarının Yeniçerilerde ve devlet merkezinde uyandırdığı akislere ilişkindir. Hatt-ı Hümâyun'un böyle bir çalışmaya konu olması ise; söz konusu hadiselerin aktarımından ziyade, Yeniçerilerin; onlar karşısındaki girift tavırlarına, tarihe karışmazdan yaklaşık 10 sene evvel geldikleri noktaya ve bilhassa gittikleri sonun kaçınılmazlığına bir kez daha şahit olabilmekten mülhemdir. Anahtar Kelimeler II. Ma hmud, Yeniçeriler, Bek ta şîlik , Rum Meselesi IS A HATT-I HÜMÂYUN ENOUGH TO SUMMARIZE THE HISTORY OF JENISSARY? Abstract The basis of this study, the Hatt-ı Hümâyun (the own writing of the Ottoman Sultan), belongs to Mahmud II’s (1808-1839) and the year of 1815. Two different events are mentioned in the Hatt-ı Hümayun. The first one had some tracks concerning the relation of the Jenissary Association with the Bektashi order and the other is the first movements of the Rums on the way of gaining their independence with the aim of seperating from the Empire and its reflections over the the Jenissaries and the center of the government. The existence of the Hatt-ı Hümayun in such a study based on the complicated attitudes of the Jenissaries, the point that they had reached 10 years before they disappeared and unfortunately witnessing their inevitable collapse once more. Key Words Ma hmud II, The Jenissa ry, The Bek ta shi order, The Rum Problem

Arş.Gör., Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. ahmetarih@hotmail.com

2 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

GİRİŞ: YENİÇERİLER VE BEKTAŞÎLİK Hadiselere geçmeden önce hakkında birkaç söz söylenilmesi gereken mevzu vardır ki Yeniçeri Ocağı ile Bektaşîlik arasında tesis edilmiş olan yakın münasebet bunların başında gelir. Rumeli'deki ilk Osmanlı yayılmasından itibaren fetihlerin devamının daimî ve muvazzaf bir ordu ile mümkün olacağının anlaşılması üzerine I. Murad zamanında teşkil olunan Yeniçeri Ocağı'na1 Bektaşîliğin hangi tarihte girmiş olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte Yeniçerilerin Bektaşîlikle alâkaları, oc aklarının kaldırılışına kadar sürmüştür. Bazı kaynaklar Yeniçeri Oc ağı’nın teşekkülünde Hacı Bektaş Veli’nin bizzat etkili olduğunu iddia etseler de oc ağın kuruluş tarihi ile Hac ı Bektaş Veli’nin yaşadığı dönem arasında bir uyumsuzluk olduğu Osmanlı kaynaklarından (özellikle Âşıkpaşazâde Tarihi'nden) hareketle ortaya konulmuştur. Dolayısıyla Yeniçeri Ocağı ile Bektaşîlik arasında bir bağın olduğunu, ancak bu bağın Hacı Bektaş Veli’den sonra ortaya ç ıktığını söylemek yerinde olacaktır.2 A.Y.Ocak'a göre; Yeniçeri Ocağı'nda Hacı Bektaş inanışı rastlantısal biç imde bir Kalenderî-Bektaşî temeli üzerine kurulmuştur.3 Rastlantı noktasında Oc ak'la hemfikir olan Hasluck da; Yeniçeri Ocağı'nın kuruluşu ile ilgili olarak Hac ı Bektaş'ın adına bağlanan söylenceyi; onu kendilerinin "pir"i, tarikatı da ruhanî dayanakları gibi görenlerin Yeniçeri Ocağını bu tarikata bağlı tutmaya yönelik bir "kurgu"su olarak kabul etmiştir.4 Melikoff ise böylesi fetihlerin gerçekleştiği, her şeyin sultanın adına ve onun iradesi ile olduğu bir dönemde Hac ı Bektaş adının Yeniç eri Ocağı'na bağlanışını Bektaşîlerin bir "kurgu"su saymanın, Osmanoğulları'nın ağırlığını ve hanedanın elinde bulundurduğu yaptırıcı gücü küç ümsemekten başka bir şey olmayacağı görüşündedir.5 Aslında devrin özelliklerine şöyle bir göz atınca meseleye dair daha sağlıklı tespitlerde bulunmak mümkün olac aktır. Şöyle ki, 13.yüzyılda kurulan her yeni sınıfın, yaşamış ve geç miş ya da hayalden doğmuş erenlerden birini kendisine pir sayması fütüvvet temellerindendi. Osmanlı Devleti’nin ilk temsilcileri de fütüvvet yolundandı. Bu nedenle fütüvvetin seyfî (kılıçlı) kolunun teşkilatlanması sonuc u ortaya ç ıkan Yeniç eri Oc ağı da Hacı Bektaş Veli’yi kendisine pir seçmişti. Buradan hareketle Yeniçeriler, oc aklarına Hacı Bektaş Ocağı adını verdikleri gibi kendilerini de Ha cı Bekta ş köçeği diye tanıtmaktan övünç duymuşlardır. Bektaşîlikle artan ilişkilerinden sonra zamanla Yeniç eriler; Taife-i Bektaşîye, Gürûh-ı Bekta şîye, Zümre-i Bekta şîya n, Oca ğ-ı Bekta şîyan şeklinde anıldıkları gibi ordudaki rütbeler de silsile-i ta rîk-i Bekta şîya n şeklini almıştır. Yeniçeri Ağası'na da Ağa-yı Bektaşîyan adı verilmiştir. Yeniç erileri sevmeyen, onların zorbalığa varan hareketlerini tasvip etmeyenler ise, onlar iç in
1 2

3

4

5

Ocak hakkında daha fazla bilgi için bkz. Mücteba İlgürel, “ Yeniçeriler” , MEB.İ.A, XIII, Eskişehir 1997, s.385-395. Meselenin kısa bir tartışması için bkz. Kemal Da şçıo ğ lu, "Yeniçeri Oca ğ ı ve Bekta şî Zaviyelerinin Kapatılması", Gazi Üniversitesi Hacı Bekta ş Veli Ara ştırma Dergisi, sy.34, Ankara 2005, ss.307–315. Ahmet Ya şar Ocak, Osmanlı İmparatorlu ğ u'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII.Yüzyıllar), Ankara 1992, s.211212 vd. F.W. Hasluck, Christianity and Islam under the Sultans, 2 c., Oxford 1929 (Clarendon Press), s.489-93'ten naklen İrene Melikoff, Hacı Bekta ş Efsaneden Gerçe ğ e, Çev: Turan Alptekin, İstanbul 1998, s.136. Melikoff, Hacı Bekta ş..., s.136.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 3

Gürûh-ı Bektâşîyan tabirini kullanmışlardır. Bu da gösteriyor ki; Yeniçerilik, halkın gözünde Bektaşîlik demek olmuştur.6 İlber Ortaylı, Bektaşîlik ritlerinin, Hacı Bektaş-ı Veli'nin Yeniçeri oc ağının piri olması hususunun ve geleneğin dışında; Yeniçerilerin Bektaşîlik görüş ve ayinleri ile ne derecede yakın alakaları olduğunun halen etraflıca ve ikna edici bir biçimde ortaya konmuş olmadığı iddiasındadır. O’na göre; son devirde Bektaşî derviş ve babalarının bazılarının Yeniçerilerle yakın gündelik ilişkisi olmuştur; ama bu, oc ağa mensup asker ve zabıtanın bu tarikat ve onun tekkeleriyle ne kadar yakın ilgisi ve aidiyeti olduğu konusundaki temel soruları c evaplamaya yetmez.7 Nitekim S uraiya Faroqhi de Yeniçeriler ve Bektaşîler arasındaki ilişkiye dair elde bulunan belgelerin yok denecek kadar az olduğuna dikkat çekmektedir.8 Öte taraftan Ahmed Cevdet Paşa, Bektaşî Babalarının Yeniçeri birliklerine vaizler olarak eşlik etmiş olduklarını, Hacı Bektaş'ın resmî bir temsilc isinin sürekli olarak 94.ortanın9 kışlasında yaşadığını, bu temsilc inin tarikatın başındaki şahıs tarafından atandığında İstanbul'a gelerek düzenlenen bir törenle Yeniçeri Ağa'sı tarafından kendisine taç giydirildiğini kaydetmiştir.10 Velhâsıl, Yeniç erilerin Bektaşî tarikatı ile olan ilişkilerinin boyutlarını tam manâsı ile ortaya koymanın güçlüğü her ne kadar ortada ise de tarikatın ocak iç erisindeki etkisinin yadsınamayacak bir derecede olduğu da aşikardır. Mesela Yeniç eri birliklerinin bir üyesi olarak yazılan her bir askerden Hac ı Bektaş Yolu'na iman yemini alınmıştır.11 Yine Yeniçerileri etkileyen pek ç ok Bektaşî sembol ve motifi olmuştur: Yeniçerilerin harbe giderken Bektaşî gülbanklarını (dua-ilahi) tekrar ettiklerinden, yanlarında taşıdıkları cönk defterlerinde Bektaşî büyüklerinin menkıbelerini anlatan çok sayıda velâyetnamenin de yazılı olduğundan bahsedilmektedir.12 I.ESKİ ÂDET, YENİ RİCÂL Başta S ultan olmak üzere Şeyhülislam, Sadrazam ve Yeniçeri Ağası gibi imparatorluğun en ileri gelen dört isminin söz konusu Hatt-ı Hümâyun'daki hadiselerde kendisini bütün çıplaklığıyla gösteren Yeniç eri zorbalığı karşısında neden o kadar sessiz kaldıklarını anlayabilmek için; öyle çok fazla kaynak taramasına ge6

7 8 9

10 11 12

İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti Te şkilâtından Kapıkulu Ocakları, I, Ankara 1984, s.144; John Kingsley Birge, Bekta şîlik Tarihi, İstanbul 1991, s.85; Da şçıo ğ lu, "Yeniçeri Oca ğ ı ve Bekta şî Zaviyelerinin Kapatılması", s.3. İlber Ortaylı, "Tarikatlar ve Tanzimat Dönemi Osmanlı Yönetimi", OTAM, sy.6, Ankara 1995, s.282. Suraiya Faroqhi, Anadolu'da Bekta şîlik, İstanbul 2003, s.82-83. Orta; Yeniçeri te şkilâtında bölük/tabur yerinde kullanılan bir tâbirdir. Yeniçeri ortalarının sayısı zaman zaman artırılmış, son zamanlarda ise 196'ya kadar çıkarılmıştır. Ortaların mevcudu azalmış ve ço ğ almış oldu ğ u halde 196 adedi nihayete kadar sabit kalmıştır. İlk zamanlarda her Yeniçeri ortası; altmış, yetmiş kişiden müte şekkilken daha sonraları bu sayı yüze kadar çıkarılmıştır. Ortalarının her birinin ayrı ayrı bayrakları ve ortalarına mahsus alâmetleri olmu ştur. Bkz. Mehmed Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü, I, İstanbul 1993, s.730; Uzunçarşılı, ...Kapıkulu Ocakları, s.155-56. Ahmed Cevdet Pa şa, Tarih-i Cevdet, XII, (Üçdal Ne şriyat), İstanbul 1966, s.234–235. Birge, Bekta şîlik Tarihi, s.86. Osman Eğ ri, "Yeniçeri Oca ğ ının Manevi Eğ itimi ve Bekta şîlik", Gazi Üniversitesi Hacı Bekta ş Veli Ara ştırma Dergisi, V/10, Ankara 1999, ss.173-196.

Ağ a Kapısı: Yeniçeri a ğ alarının bulundu ğu resmî daireye verilen addı. Zeynelâbidin Efendi18 de Şeyhülislamlık makamına getirileceklerdir. Bu izahattan sonra sözü Ahmed Cevdet Paşa'ya bırakmanın zamanı geldi. Abdurrahman Şeref Efendi. 35 ya şlarında iken defterdarlıktan vezirlik rütbesi ile birden bire sadrazam oldu ğ unda ıslahat ve ilerlemeye taraftar ve devletin nizamlarının yenile ştirilmesine hevesli göründü ğ ünden. Yeniçeriler karşısında devlet ric alinin iç erisine düşmüş olduğu korkuyu anlamak ç ok kolay olmayac aktır. s. Hatt-ı Hümâyun'daki olayların yaşandığı 1815 senesine dair hadiselerden bahsederken merkezî otoritenin tesisi için Yeniçeri Ağası Seyit Mehmet Efendi'nin asi Yeniçerilere ve ustalarına13 karşı girişmiş olduğu müc adeleye de yer ayırmıştır. Bundan dolayıdır ki zorbaların bir kısmı Ağa'nın yakasından tutarak.281. (Seyyid Mehmed) Zeynelâbidin Efendi Nakîb-ül-Eşrâflıktan ma'zul bulundu ğ u sırada. Buna göre. II. s. s.7-10. Yeniçerilerin taraftarlığ ını yapan Hâlet Efendi'nin kin ve dü şmanlığ ına hedef olarak 1817'de azl ve Sakız'a sürgün edilmiştir. s. İstanbul 2008. Ağa asileri birer bahane bularak ortadan kaldırmakta. 10 ay.. Sadrazam Re şit Mehmed Pa şa Konya Sava şı'nda Mısır askerine esir dü ştü ğ ünde Mehmed Emin Rauf Pa şa 1832 tarihinde Sultan II. Bunun üzerine Sadrazam. s. daha doğru bir ifade ile Yeniçerilerce yaşatılmış. onu Ağa Kapısı'na14 doğru götürmüşler. Ahmet Cevdet Pa şa. ancak cesaretsiz bir kimse oldu ğ undan bahseder. III. 13 14 15 16 17 18 Usta. 2 sene. bir kısmını da boğdurmak niyetiyle zindana attırmaktadır. İstanbul 1996. Yeniç eriler kendisinden Ağa'nın azlini isteyeceklerdir. Bkz. Bunun üzerine sıranın kendilerine gelmekte olduğunu düşünen öteki ustalar Ağa aleyhine birleşip. Bkz. 22 Mart 1815 tarihinde Şeyhülislâm tayin edilmiştir. Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi de hiç bir gayret göstermediğinden azledilmişlerdir. Durum Padişah'a aks edince "böyle birta kım rezillerin zoruyla. çalışmanın sonuna kadar da onları zihnin bir kenarında tutmak elzemdir. Sadrazam Hurşit Paşa bu hareketten vazgeçmeleri için zorbalara haber gönderdiğinde. I. Bu vakıanın tarihi Sicill-i Osmanîde Şubat 1815 olarak kaydedilmiştir. Ustanın vazifesi a şçıba şılıktı. yani altı buçuk sene süreyle ikinci defa sadrazamlığ a getirilecektir. Haz: Nuri Akbayar..Mahmud'un ölümüne kadar. ayrıca Kallavi hikâyesi için bkz.. bir isyan hareketine hazırlanmışlardır. Kendisi. Pakalın. Tam da bu sırada eşkıya Yeniçeriler. onurlu. Kapı. Bu doğrultuda Ağa'nın yanına varıp... (İlgi Kültür Sanat Yayıncılık). o me şhur "Kallavi Hikâyesi'nin" ba şkahramanlarından olan Mehmed Emin Rauf Pa şa'nın a ğ ırba şlı. Ahmed Cevdet Paşa tarafından da bir güzel kaydedilmiş olayları hatırlatmak. zamanında resmî daire demek oldu ğ u için Ağ a Kapısı da Ağ a Dairesi demekti. Abdurrahman Şeref Efendi. yeni Sultan ne zaman sıkılsa pa şayı sadrazamlığ a getirecektir. gayet tutucu.4 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rek duymadan mevzubahis hadiselerden sadece birkaç ay evvel yaşanmış. Pakalın. diğerleri de zindandaki mahpusları ç ıkarmışlardır. Böyleleri bela la rını bulur" diyec ektir. Yay.953. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi. Tarih Musahabeleri.23. Mehmed Süreyya. bir kısmını idam ettirirken. çok tecrübeli. Yeni Ağa olarak kimin tayin olunduğu ise maalesef tespit edilememiştir. Osmanlı Tarih Deyimleri. III.15 Bu olayda Hurşit Paşa'nın gösterdiği gayretler yeterli görülmediğinden. yoldaşlarının zindandan çıkarılmasını talep ettiklerinde cesur bir adam olan S eyit Mehmed Efendi onları azarlamıştır. Ölüm tarihi 1859 olan Mehmet Emin Rauf Pa şa'nın hayatı ve faaliyetleri ile ilgili daha fazla bilgi. "Vaka-i Mum" veyahut "Mum Gavgası" gibi . İstanbul 1993.16 Bu yaşananlardan sonra Mehmed Emin Rauf Paşa17 S adaret'e. akıllılığ ı ve a ğ ırba şlılığ ı ile Abdülmecid Han'ın yanında da itibarını bir kat daha arttıracak. Sicill-i Osmanî. Tophane Ocağı'na haber yollayarak zorbaların yola getirilmesi için onları Ağa Kapısı'nı basmaya teşvik etmişse de ric alden bazıları bunu geciktirmişlerdir. Yeniçerilerin küçük zabitlerinden birinin unvanıdır. Aksi takdirde. Ağa Seyit Mehmed Efendi'yi öldürmüşlerdir. bilgili. Rauf Pa şa. Bkz. Sonra affolunarak 15 sene Anadolu'da eyaletlerde (vali olarak) dola şmıştır.. Ağa'nın azli caiz olmaz.552. Osmanlı Tarih Deyimleri. 6 gün kaldığ ı bu makamdan "Softalar Vakası". Her ortanın ayrı ayrı ustası vardı. Ankara 1985.

(Şeyhülislâm Efendi'nin hayatı ve ayrıca "Mum Gavgası" ile ilgili olarak bkz. Godfrey Goodwin.288. Bu iktidar 1794’ten 1925’e de ğ in ülkenin başında kalacaktır. kanaat o ki.Yüzyılın Ba şlarından Yıkılışa). Haydar Baba'yı huzuruna çağırttıktan sonra Bâbıâli'ye göndermiştir. Yeniçerilerin mevacibi Divan-ı Hümâyunda. Fetih Ali Şah tahta çıkacaktır. sabah ve akşam ordunun selâmet ve muvaffakiyetine dua etmekti. S adrazam ve Yeniç eri Ağası. II. bu sayede şimdiye kadar izahına gayret edilen birçok hususu ç alışmanın akışında daha aç ık ve c anlı bir şekilde takip edebilmek mümkün olac aktır. recec. ortaya alınarak Şehzade Camii yakınındaki Yeni Odalar'da kalmaları sa ğ lanmıştı. II. s. Yeniçerilerin 99. Hûkeşan denilen bu duacı bölü ğünün vazifesi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 5 İşte böylesi bir hadiseden sonra. İstanbul 2002. Mevacip. kapıkulu ocaklarından olan diğ er askerlerinki ise ya kendi kışlalarında veyahut Sadrazam divanında tevzi olunurdu. Nitekim aralarında süren sohbet esnasında söz Yeniç eri bölüklerinden 99'un kışlasında20 ikâmet etmekte olan İranlı Bektaşî Haydar Baba’ya gelmiştir. ortası veya bölü ğ ü Hacı Bekta ş şeyhinin ocak nezdindeki vekiline mahsustu. 1815’ten sonra Rusların itelemesiyle. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi. lezez ve re şen" denilirdi. Pakalın. İşte söz konusu sohbet esnasında Haydar Baba'nın İran c asusu olduğu ve diğer İranlılar gibi ülkesine gönderilmesi gerektiği Yeniç eri Ağası'na uzun uzadıya anlatılmıştır. Bekta şîlerin simgesi olan teber (iki ba şlı balta) bu orta tarafından da simge olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla onun Osmanlı ülkesine gelip. onlardan neden bu kadar ç ekindiklerini de açıklamaya yardımcı olacak yakın tarihli örneklerden diğer birkaç ıdır. 1818 senesinde azledilmiştir. Zeynelâbidin Efendi'nin kendisinden önce azledilen Dürrizade Efendi'nin yerine iltimasla Şeyhülislamlık makamına gelmiş oldu ğ undan yerini dolduramadığ ını kaydetmiştir. Osmanlı Tarih Deyimleri. 1591 senesinde şeyh ile birlikte sekiz Bekta şî dervişi 99.151). "sûret-i ha kdan" görünerek kışlalarda eğlenmesi yalnızca İran'a casusluk etmek ve ortalığı fesada vermekten başka bir şey değildir. İsmail Hâmi Danişmend.yüzyılın sonundaki siyasal gelişmeler İran’da yeni bir hanedanı. Ayrıca III. Çev: Server Tanilli. V. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi (XIX. s. Bunun üzerine Bâbıâli'den derhal Ş ark Orisimlerle me şhur hadiseden sonra. Haydar Baba'nın o sıralar Osmanlılar ile harbe tutuşmuş olan İranlılara21 c asusluk hizmetinde bulunduğu iddia ediliyordu. do ğ uya do ğru ödünler elde etmek ister ve Irak’a saldırılarda bulunur. Mevacip üçer aylığ ı bir arada olmak üzere verilir ve bunlara "masar.Mahmud'un huzuruna çıkmışlardır. Kaçarları iktidara getirmiştir. Bkz: Robert Mantran. hem de Ş eyhülislam Efendi tarafından. YENİÇERİ KIŞLASINDA BİR BEKTAŞÎ BABASI Yeniç erilerin maaşlarını dağıtmak için tertip olunan 1815 senesine ait bir mevac ip19 merasiminden sonra Şeyhülislam Efendi.495. Bkz: Ahmet Cevdet Pa şa. s. Haydar Baba denilen şahıs daha önce kendileri sefaretiyle İran'a gittiğinde o ülkenin vekilleriyle anlaşma yaparken görülmüştü. İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi.. 19 20 21 . II. yenilenen bu ricalin yenilenemeyen Yeniçerilerden neden o kadar sindiklerini anlamak daha da kolaylaşacaktır. İddiadan da öte bizzat görülmüştü. Bkz. Bkz.. İstanbul 1971. İstanbul 2008 3.. Yeniçerilere verilen maa ş. Ahmed Cevdet Pa şa. Bütün bu aç ıklamalardan sonra nihayet zikrolunan hadiselerin aktarımına geçmek.34. Bu nedenle de büyük ulema tarafından daima küçük görüldüğ ünden bahsetmektedir. s. s. Fetih Ali Şah. bu çalışmaya konu olan olayların seyrinde. Mevacip merasimle da ğ ıtılırdı.S elim ile Alemdar Mustafa Paşa'nın katledilmeleri de II. Yeniçeriler. Onun anlattıklarına bakılırsa.157.Mahmud ve Sadrazam Mehmed Emin Rauf Paşa'nın karşılarındaki tehlikenin boyutlarını anlamalarına. S ultan II. Bunun yerine daha çok "ulûfe" tabiri kullanılmıştır. (Osmanlı Devlet Erkânı). Çev: Derin Türkömer. 18. Tevkif olunmasına gerek duyulmaksızın ivedilikle İran'a gönderilmesinin uygun olacağını da ilgililere iletmiştir. 1795’te. Ağa da toplantının hemen ardından bir yolunu bulup. Osmanlı İmparatorluğu'nun en tepesindeki isimlerden dördü böyle bir araya gelince konu elbette devlet meseleleri olac aktır. aylık yerinde kullanılır bir tâbirdir.

sürgün edilmesine dair bir de makul c evap alabilmektir.Mahmud'un da bunda niç in o kadar ısrarc ı olduğuna ve Bektaşîlikle olan yakın ilişkilerinin varmış olduğu noktaya ilişkin bazı örneklere. Yeniçerilerin akıllarına yatmayan veya akıllarının yatmadığı her meseleye dair artık herkesten sual sorabilecek yetkeyi kendilerinde bulmaya başlamaları. ç are- . Bektaşî Babası hızlı bir askerî-bürokratik çalışma neticesinde Yeniçeri kışlasından kaçırılmıştır. kaldırılmasının neden gerekli. Peki devletin en tepesindeki makamlar niç in böyle bir koşuşturmaca ve telâşe içerisinde bu kaçırma hadisesine girişmişlerdi? Emretselerdi de birkaç Yeniç eri. Haydar Baba'ya yapılan muameleden duydukları memnuniyetsizliği ifade etmek.6 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 dusu S eraskeri Rauf Paşa’ya. Haydar Baba'yı ya İran'a gönderec ek ya da Erzurum'da tevkif edec ekti. Baba'nın koluna girip. Velhasıl. onu huzurlarına getirse. Haydar Baba'nın kendisi tarafına ulaştırılmak üzere bir tatara teslim olunarak İstanbul'dan yola ç ıkarılmış olduğu haber verilmiştir. ulemanın en tepesinden süzülüp gelmişti. aynı usul üzere de İstanbul'dan uzaklaştırılsa ne olurdu? Yeniç erilerin hadisenin akışında sergileyecekleri tavır bu soruları cevaplamaya yetec ektir. kendi bildiklerine veya inandıklarına uygun olup olmamakta idi. Ancak söz konusu hadiselerin seyrinde Yeniç eri teşkilatının kuruluş gayesinden ne kadar uzaklaştığına. kaldırılışının arifesinde bir kez daha şahit olabilmek gayesinden hâsıl olan esinti. Mahmud’un oldukça gizli olarak sürdürec eği bir müc adelenin zeminindeki hafif kıpırdanışlardan birisi olarak mı değerlendirmişlerdi? Üstelik c asusluğa dair söylentiler sultandan değil. Haydar Baba'nın İstanbul'dan sürgün edildiği haberi kışlalarına ulaşınc a başlayan homurdanmalar Yeniçerilerin alınan karardan neden memnun olmadıklarını. Paşa. casusluk faaliyeti iç erisinde bulunuyor olması Baba'larının İstanbul'dan sürgün edilmeleri noktasında Yeniç eriler iç in tatmin edici bir gerekçe oluşturmamıştır. Anlaşılan o ki. Esasında Yeniçerilerin daha evvelki zorbalıklarına bakılarak da bu sorulara c evaplar üretebilmek zor olmasa gerektir. bu yaşananların satırlara dökülmesinin de başlıca nedenini teşkil etmiştir. Sultan II. Yeniçeri zorbalığı/eşkıyalığı diye ayyuka çıkan olguyu dolguda herhangi bir eksikliğe yer bırakmayac ak boyutlara ulaşmıştır. Oysa Osmanlı tarihinde c asusluğu sabit olan şahsın hayatını sürdürebilmesi ç ok olağanüstü şartlar dâhilinde anc ak mümkündür. tabi bunun Yeniç eriler için bir önemi yoktu. Niyetleri. Haydar Baba'nın durumuna dair karar da Rauf Paşa'nın iradesine bırakılmıştır. buna göre. aynı zamanda kararın neden bu kadar hızlı bir bürokratik manevra ile ic raya konulduğunu açıklamaya yetecektir. Ağanın onları tatmin edecek bir cevap bulabilmek için bütün ikna kabiliyetini ve edebî marifetlerini ortaya koymaya çalışması da zorbalığa açık davetiye. Görüldüğü üzere. hemen aralarından seç ilen kırk elli kadar Yeniç eri ustası Ağa Kapısı'na gelip dayanacaktır. Yoksa Yeniçeriler Haydar Baba'nın casus olduğuna dair söylemleri II. Zaten Yeniçeri kışlalarındaki büyük hareketlilik de bundan sonra başlayac ak. Onlar için önemlilik makamda değil.

22 III. Hal böyle iken bu tarz adamların İstanbul'da durması c aiz midir? Bilhassa Padişah'ın ocağı olan Yeniçeri kışlasında ikamet etmesi hiçbir şekilde caiz değildir. Ağa'nın davete icabetiyle Ş eyhülislam Efendi meseleye dair görüşlerini kendisine bir kez daha ayrıntılı bir şekilde izah edec ektir.) Dolayısıyla. Cuma ve Çarşamba günleri yapılmaktayken. orada Şeyhülislam Efendi ile söyleşilip gerekli olan cevap kendisinden alınarak Ağa'ya iletilecektir. İranlıların kadınları için şer'an c aiz olmayan bir husustur. İşte Yeniçeri Oca ğ ı'nın kaldırılmasında sonra kumanda merkezleri olan Ağ a Kapısı Şeyhülislamlığ a tahsis edilmiştir. Bâbıâli'nin cevabı ise. Hatta esir edilen kâfir kadınlarını c ariye tutmak uygun ise de. gerekse 1826 senesinden evvelkilerde geçen "Bâbı Me şîhat". Bkz. Hatt-ı Hümâyun. Şeyhülislâmların. gelsin 22 23 24 BOA. şeklindedir. Osmanlı Devletinde Şeyhülislâmlık. Hal böyle iken şimdi o milletin mensubu olan "herifi" yanınızda barındırmak. bu adamın kendileri açısından Bektaşîlikte saygı duyulac ak bir konumda bulunduğunu ve bir vakitten beri kışlalarında ikamet etmiş olması münasebetiyle onun hakkında münasip görülen muamelenin de hazmedilecek bir tarafının olmadığını ifade edeceklerdir. Zaten İranlılar Osmanlılara harp ilan ederek İslam hudutlarını tec avüze yeltenmekte. İsmail Hakkı Uzunçarşılı. Lakin ertesi gün Şeyhülislam Dairesi'nde meclisin toplanmasını beklemeden Ş eyhülislam Efendi ile Sadrazam bir araya gelmişlerken Yeniç eri Ağa'sını da yanlarına ç ağırttıracaklardır. Cuma namazı münasebetiyle murafaa vakti pek dar oldu ğ undan murafaanın Perşembe ve Pazartesi günleri olmasına karar verilmiştir. Bu tarihe kadar Şeyhülislamlar kendi sahasına giren işleri oturmakta oldukları konakların selamlık kısmında görürler veya ayrı bir yer kiralayarak emrindeki memurlar ile beraber orada hizmetlerini devam ettirirlerdi. S öze. Bunu yukarıda Şeyhülislâm Dairesi olarak yazmaktaki gaye ise sadece onun resmî tarafını vurgulamak içindir. "Bâb-ı Vâlây-ı Fetva" veya "Bâb-ı Fetvâ-Penâhî" tabirlerinden kasıt Şeyhülislâm'ın ikâmet etmekte oldu ğ u konaktır. İstanbul 2002. gerek ilgili vesikada. s. "Huzur Muhakemesi" veya "Huzur Murafaası" da denilen söz konusu toplantılar haftada iki defa. . bu. yine Haydar Baba'nın casusluğunun saptanılmışlığından bahisle başlayacaktır: “Onun kışlalarda eğlenmesi İran'a casusluk ve ortalığı fesada verme amac ından başka bir şey değildir. Haydar Baba'nın kışlaya iade edilmesinde son derec e ısrarlı olduklarını ayan beyan dile getirmekten de geri durmamışlardır. bir sonraki gün (Pazartesi) Ş eyhülislam Dairesi'nde23 meclis günüdür24 . Osmanlı Devletinin İlmiye Te şkilatı.104-105. Ankara 1988 3. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. Yeniçeri Oca ğ ı'nın kaldırıldığ ı 1826 senesine kadar müstakil daireleri yoktu. ŞEYHÜLİSLAM VE SADRAZAMIN MESELEYE YAKLAŞIMLARI Ustalarla gerçekleşen bu konuşmanın ardından Yeniçeri Ağa'sı durumu başyazıcısı ile Bâbıâli'ye iletecektir. Dolayısıyla böyle bir adama sahip ç ıkılmasının uygun görünür bir tarafı yoktur. Zaten İranlı ile Osmanlı arasında var olan savaş halinden dolayı İranlılar İslam askerine kurşun atmaktadırlar. s. Müslümanlara kurşun sıkmaktadırlar. 284/17078. Üstelik İran milleti Osmanlılarla beraber bütün Müslümanlara karşı ihanet ve kötü işler etme konusunda kâfirlerden daha fenadırlar. Dolayısıyla bundan sonra kışla iç erisinde oturup kesinlikle taşraya ç ıkmamak üzere. (Bkz.” Yeniç eri Ağası’nın bu sözlerine karşın ustalar hiç çekinmeden “İranlı olsa bile. Murat Akgündüz.211-212.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 7 sizliğin de koyu alametidir: “Haydar Baba denilen adam bir İranlı ve İranlının İstanbul'daki c asusu idi.

sanki müptelası olunan bir hareketin hazırlıkları iç erisindedir. Mec lis dağıldıktan sonra Bâbıâli'ye dönüldüğünde Haydar Baba'yı Rauf Paşa nezdine götürmekle vazifeli tatardan gelen bir tezkire Tatar Ağası tarafından S adrazam'a iletilmiştir. Gaye. Yeniçerilerin yeni odaları Aksaray'da. YENİÇERİ CEP HESİNDEKİ GELİŞMELER Haydar Baba'nın Erzurum'a uzanan yolculuğunun seyrindeki gelişmeler bu yönde iken gelen istihbarî bilgilere göre Yeniçeri Ocağı'ndan yükselen sesler hiç yabanc ı değildir: Geceleyin hızlı hızlı hareket eden o bilindik ayak/yemenî sesleri. diğer ocak efradını da kendilerine uydurarak. Haydar Baba meselesini meydana koyup. Askerlik daimî oldu ğ undan ocak mensupları ilk devirlerde ergen yani bekâr idiler. . 241. (Bunu çalışmanın ileriki merhalelerinde de görmek mümkündür). bu sayede Haydar Baba'nın salıverilmesi sağlanılac aktı.8 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yine bizle eğlensin demek Yeniçeri Ocağı'na yakışır bir şey olmadığı gibi. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. pek çok hadiselere sahne olmu ştur. bu sebeple Eskişehir yakınlarındaki Günyüzü Menzilhanesi'nde kendisinden geçmiş bir vaziyette yatıp kaldığından ve hastalıktan kurtulduğu vakit tekrar yola koyulacaklarından bahsetmekteydi.Kapıkulu Ocakları. Tatar. Anc ak içlerinden yirmi otuz kadar Yeniçeri ustası ve odabaşısı26 Haydar Baba ile ilgili isteklerine dair ne yönde bir cevap verilmiş olduğunu sual etmek iç in Yeniç eri Ağası'nın huzuruna çıkacaklardır.. . ilk Yeniçeri odaları Edirne'de bulunuyordu.. Ağa da Ş eyhülislam Efendi'nin meseleye dair fetvasını kendilerine iletecektir: "Bu herifi istishâb itmek şer'an ve diyâ neten câ iz 25 26 BOA. Yeniçeri kışlalarına oda denilmekteydi. eski odaları da Şehzadeba şı'nda idi. tezkiresinde. yolculuk esnasında çok şiddetli bir şekilde hastalanan Haydar Baba'nın vücudundan kan zuhur etmiş olduğundan. meselenin muhatabı Bâbıâli'dir şeklinde bir not ile karşılaşabilme ihtimalini de göz önünde bulundurmuş olacaklar ki ikinci istikametlerini Bâbıâli olarak belirlemişlerdir. Edirne'deki bu odalar İstanbul'un daimî surette merkez oldu ğ u zamana kadar Yeniçerilere mesken olmu ştur. Ağa Kapısı'nda.” Ş eyhülislam Efendi'nin böylesi kesin ve keskin sözlerinden sonra Sadrazam da Yeniç eri Ağa'sına aynı şekilde c evap verec ektir. topluc a Ağa Kapısı'na dayanma arzularını dile getirmektir. onun için bunlara mahsus odalar yaptırılmıştı. Bu nedenle o gün için istediklerini gerçekleştirebilecek vakti bulamayacaklarına kanaat getirerek planın uygulanmasını bir sonraki güne bırakac aklardır. Hatt-ı Hümâyun. Lakin olayın plan kısmını tertiple fazlaca meşgul olduklarından gün akşam olacaktır. Yeniçerilerde her orta veya bölü ğ ün oda denilen birer kışlası vardı: Eski ve yeni odalar içinde tarihçe en me şhuru yeni odalar olup. Uzunçarşılı.152-153. yani S alı günü "bu hususda bazı söyleyeceğimiz var" diyerek diğer ustaları ve oc aklıları öteden beri bir toplantı salonu ve her karşı çıkış eylemlerinin ilk hareket noktası olarak kullanmaya alışkın oldukları Orta Cami'ye toplayac aklardır. 284/17078.25 IV. şer'an da buna müsaade edilmesi katiyen mümkün değildir. Neticede böyle kalabalıklarla muhataplarının içlerine kadim korkudan salınac ak. s. Haydar Baba'nın Bektaşîlik anlayışına göre manevî evladı olan ve hala onun serbest bırakılması emeli peşinde koşan birkaç Yeniçeri ustası Şeyhülislam divanından sonraki gün.

589). İstanbul 1998. s. Güya. günah çıkarırcasına Ağa'ya bazı itiraflarda bulunacaklardır. 15. (Bkz. s. Nitekim fetva üstüne söz söyleme cüretinde bulunan Yeniçerilerin çoğu kendi aralarından yükselen bu çıkış karşısında çaresiz dağılmaya başlayacaklardır. tam da bu misalde olduğu gibi. bürokrasisi ve askeriyesinin en tepesinde bulunan şahısların Yeniç eri zorbalığından çekindikleri için sarfına cesaret edemedikleri bu sözleri "ehl-i ırz" Yeniç eri ustası bir ç ırpıda söyleyivermiştir. iç lerinde hala ayak direyenler. Balım Sultan'ın da önemli katkıları ile 16. İstanbul'un Tekke. Hatt-ı Hümâyun.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 9 değil imiş. Ankara 1981. Haydar Baba'ya arka ç ıkanlar iki Yeniçeri ustasından başka kimse değildir. Nevşehir'e ba ğ lı Hacıbekta ş ilçesinin tam ortasında yer alan dergâh hakkında kullanılmakta olan bir tâbirdir. bir türlü dile getirme cesareti gösteremedikleri cevap tam da bu idi. Anlattıklarına göre. Herhalde Yeniçeri Ağası ile S adrazamın da düşünüp. Zaviye ve Hânkahları hakkındaki 1784 tarihli bir vesikada.29 27 28 29 Pir Evi. Dergâh. Yeniç erilerin Haydar Baba'nın serbest bırakılması yönündeki ısrarlarını ortaya koyan bu teklif hem Yeniç eri Ağası hem de konunun diğer muhataplarını terletec ek türdendir. Ermeniymiş” bunda kendilerini ilgilendiren bir taraf da yokmuş. Yoksa adam “Acemmiş. farklı öneriler ortaya atanlar olacaktır: Haydar Baba'nın kışlaya girmesine madem müsaade olunmuyor. çavuş ustalarca götürülüp. XIII.443-453. Bedri Noyan. Bütün Yönleriyle Bektâ şîlik ve Alevîlik. böyle ceva b virildi. Köy bugün Merdivenköy. işlerine gelmez. Ancak söz konusu gelişmenin. Vakıflar Dergisi. Haydar Baba denilen adam onların arka çıktığı birisi olmadığı gibi. Hatta iç lerinden dördü beşi kalıp. kendilerinin orada bulunma sebepleri de patırtıyı seven Yeniç eri ustalarının hatırından başka bir şey değilmiş. Eğer cevâzına da ir bir mesele öğrenir iseniz ha ber virin… İşte mukîm fetâ vâ -yi penâ hîdir. Siz dahi bildiğiniz ulemâ'dan sorun. a şevi ve öteki yapılarla Bekta şiliğ in merkezi haline gelen Pir Evi'nin ne zaman kuruldu ğ u ve örgütsel bir bütünlük kazandığ ı tam olarak belli de ğ ildir. Bereket versin ki "ehl-ı ırz" Yeniçeri ustalarından birisi Ağa'nın muhtemelen titrek bir ses tonuyla başlayacağı açıklamadan evvel söze müdahil olarak şerîatın uygun görmediği bir hususun Bâbıâli'ye tekrar teklif edilmesinin asla kabul edilir bir şey olmadığını ifade etmekten çekinmeyecektir. 284/17078. Bu sözlerden c esaret alan ayaktaki "ehl-i ırz" ustalardan birisi meselenin fitilini tutuşturup. Üsküdar merkez ve civarı ile Anadolu sahillerine ayrılan bölümde gösterilen Nerdibânlı/Nerdübânlı (Merdivenli) Köyü'nde Gadni Dede Tekkesi'nin bulundu ğ u kaydedilmiştir. tekke de Şahkulu Sultan Dergâhı adını almıştır." Osmanlı tarihinde.yüzyılda arttığ ı tahmin edilmektedir." Meselenin başından bu yana Osmanlı uleması. Kitâbu’l-lah’ın ve şer'-i şerîfin hükmü böyle olunca bunun hilâfı la kırdı söylemek elimizden gelmez.yüzyılda başladığ ı. Atilla Çetin. o zaman Pir Evi'nde 27 veya Nerdibânlı köyünde28 ikamet etmesine izin verilsin gibi. akıllarına yatmaz ise Şeyhülislam fetvasının Yeniçeriler iç in bir anlam ifade etmediği ç ok zamanlar yaşanmıştı. . körüğünü eksik etmeyen Yeniç erileri ihbar etmekten de çekinmeyecektir. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. BOA. I. Zaviye ve Hânkahlar Hakkında 1199 (1784) Tarihli Önemli Bir Vesika. hapsolunduktan sonra hadleri bildirilmiş olsaydı mesele bu noktaya kadar gelmezdi: "Devlet öyle bir herifi tard ve nefy itmiş ise bunlar ne karışurlar? Bunda ocağa dokunur ne vardır ki? …Nâfile konuşuyorlar. Pir Evi ile ilgili oldukça ayrıntılı bilgi için bkz. Nitekim fetva da Yeniçerileri tatmin etmeyec ek. "İstanbul'daki Tekke.

bu toplantılara "Şûra" veya "Şura-yı Saltanat" denilirdi. Padişahtan ba şka devlet ricali ile birlikte devletin hemen her kademesinde vazifeli olanların. onları da kendilerine katılmaya davet etmişlerdir.toplanan "yeni odalılar" takımı "eski odalılar"a haber gönderip. değil mi? İşte Ağa'dan geç saçılan inciler: "Ayak patırdılarına" bakılıp bu hususta Yeniçerilere müsaade olunsa. o ana kadar yaşanan hadiseleri Sadrazam'a hemen kısaca özetleyec ektir.Selim'in emriyle toplanan "Meclis-i Me şveret"e iki . Şöyle ki Bâbıâli'den konağına dönmekteyken kendisine bir tezkirenin gelmiş olduğu. askerlerin. bir herifi nefy itmekle bunda ocağımıza ne zarar va rdır?" Eski odalıların bu cevabı kendisine yeni odalılar takımından da taraftar toplayacak. Şura Meclisi'ne30 katılanlardan 71'in mütevellisi31 Hacı 30 Şûra. Ağa böyle nefes tükete dursun. sava ş işlerinden anlayan herkesin fikrinin alınması.hatırlatmak istercesine verdikleri c evapla "yeni" zorbalıklara bulaşmak niyetinde olmadıklarını ortaya koyac aklardır: "Biz böyle şeye karışmayuz. Padişah. 45.ortanın ustası şimdilik anlattıklarından başka bir malumatı olmadığını. Eskiden devlet işlerini görü şmek üzere toplantılar yapılır. Yoksa en başta söylenilecek söz en sona neden bırakılsın. Haydar Baba'nın kendilerine iade edilmesinde hala ısrar eden Yeniçerilerin olduğu. bölüğün ustasından Yeniç eri Ağa'sına gizlic e gelen bilgiler muhtemel bir başkaldırı girişiminden dönülmüş olunduğunu haber verir. Yeniçeri ortalarına kesinlikle müsaade edilmemelidir. Devlet. "biz de karışmayuz" diyen yeni odalılar asi gruptan peyderpey ayrılmaya başlayac aklardır. devletin belli ba şlı diğ er sorunlarının da çözümünde duyulmaya ba şlanmış ve işten anlar kişilerin ça ğ rıldığ ı toplantılarla danışma zorunlulu ğ u giderilmeye çalışılmıştır. tezkirede. devletin önemli bir sorununun me şveret yoluyla görü şülüp çözümlenmesini isteyebilir. Bu ihtiyaç. bundan sonra da her ne tarz bir bilgi elde edilirse yine gizlic e bildirmeye devam edeceğini ifade ederek. Anc ak eski odalılar eski günlerini -belki de son kez. Mü şavere veya istişare yeri anlamında kullanılan bir tabirdir. daire ağalarının Ağa Kapısı'nda toplanmış olduklarından kendisinin de tebdile gitmeyerek doğruca oraya azimet eylemesi yazılıdır. Mesela tahta çıkışından bir ay kadar sonra. Özellikle sava ş zamanları alınacak tedbirlerin geniş bir düzeyde tartışıldıktan sonra uygulanmaya konulması do ğ al bir ihtiyaçtı. Yeniçeri Ağa'sının " ehl-i ırz" ustalardan fazlac a etkilenmiş olduğunu hissetmek mümkündür. kararın iyice ortaya çıkabilmesi için de gereken tartışmaların yapılması gerektiğ ini ileri sürmektedir. hatta emekli memurların da Şûra'ya katıldıkları bilinmektedir. bundan sonra da her bir hususa karışmak isteyeceklerinden bu tarz müdahalelerinin ve her istediklerini yaptırma eğilimlerinin önü alınamayacaktır. huzurundan ayrılınca Yeniç eri Ağası soluğu Bâbıâli'de alac ak. 14 Mayıs 1789'da III. Ağa tezkire üzere dairesine gittiğinde Yeniçeri Oc ağı’ndan 10 ç avuş ve mülazım ustasını.10 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 V. Ağa'nın özet geç tiği konular arasındadır. Bundan sonra sarf olunac ak sözlerden. Nitekim Kâtip Çelebi. o gece -daha öncekiler gibi ilkin. Nitekim yukarıdaki konuşmaların gerçekleştiği günün gec esi Ağa Kapısı'nın nöbetçisi olan 45. YENİÇERİLERİN GERİ ADIM ATMASI Böyle düşünen Yeniçerilerin devletten yana bir tavır sergilemeye başlamaları bile diğerlerinin Haydar Baba'nın serbest bırakılması yönündeki ısrarlarını kırmaya yetmeyecektir. bunların çoğunun Haydar Baba'nın manevî evlatlarından veya onların yoldaşlarından oluştuğu. aslında meselenin kendiliğinden kapanmış olduğunu ç ok geçmeden anlayacaktır. İşte bu nokta göz önünde bulundurularak. Buna göre. kendisi de sık sık bu toplantılara katılırdı.

Muhtemelen bu son söylediklerine kendi- 31 32 33 yüzün üstünde kişi katılmıştır. Bu tarz hadiselerin doğurac ağı kötü netic eleri kestirmek zor olmasa gerektir.33 Rumların her an isyana hazır halleri ve bu yönde gelen bilgiler. hatta Bizans İmparatorluğu'nun yeniden c anlandırılması yolundaki çabaları neticesinde 19.32 VI.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 11 Yusuf Ağa ile diğer 2 ortanın mütevellilerini karşısında bulac aktır. Çünkü başkentte dinleri. müdahalesizlik Yeniçerilere göre bir iş olmadığından bu kez kendilerine yeni bir gündem maddesi yaratmışlardır: Rum meselesi ve Rumların tavırları. Kumandanlarına da Seksoncuba şı denilmiştir. . İstanbul'da ailelerinin yanı sıra c an ve mallarının bulunması. Hatta birç ok yabancı. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. Hatt-ı Hümâyun. (Bkz: Mantran. s. Gelene ğ e göre Eflak Voyvodası'nın av için II. Ahmet Mumcu. bir kargaşa esnasında bunların da devlete ihanet ederek baruthaneyi ateşe vermeleri ihtimal dâhilindedir. Nitekim Rum fesadı ortaya çıkalı 22 ay oldu diyerek söze başlayan Yeniçerilerin ardıl ifadeleri duyulan endişenin geniş sınırlarını çizmeye yetec ek türdendir. İstanbul 1999. BOA. Gelenlerin Haydar Baba meselesinden hiç söz aç mamaları ise onların meselenin tamamen kapanmış olduğunu göstermeye ç alışmalarındandır. anlaşılan Yeniç erileri fazlac a rahatsız etmiştir. onların endişelenmelerinin kendilerince önemsiz sebeplerinden biridir. baruthane etrafında av bahanesiyle tüfekleri omuzlarında gezmektedirler. 284/17078. Eğer bir hadise yaşanırsa hal nereye varacaktır? Dışarıdan bir düşman saldırdığında İstanbul'daki Rum ve Ermenilerin ayağa kalkıp etmeyec ekleri ihanet kalmayac aktır. Onlara göre.Mehmed'e hediye olarak gönderdiğ i Seksonya köpekleri bu ortaya verilmiş ve mensupları bunlara bakmakla görevlendirildikleri için Seksoncu adını almışlardı. Bkz. 1798’de pek acılı biten serüvenini. Bilindiği üzere Osmanlı İmparatorluğu'nu içerden zayıflatmak isteyen Avrupa Devletleri'nin. Haz: Mehmet Arslan. özellikle Rusya'nın tahriki ve Rum aydınlarının Yunanistan'ın egemenliği.34). (Hazırlayanın Notu). Bu meclis ve mesele hakkında daha fazla bilgi için bkz. devletleri ve padişahlarının bulunması onlar iç in her şeyden daha önemliymiş. Vakanüvîs Ahmed Lûtfî Efendi Tarihi. sonra da İstanbul’da. Rum meselesinin devlet merkezinde uyandırdığ ı akislerle ilgili oldukça ayrıntılı bilgi için bkz.” Bu sözlerin ardından Yeniçeriler mevc ut durumun kendileri iç in büyük bir endişe kaynağı olduğunu ifade edeceklerdir. ba ğ ımsızlıkları yolundaki ilk girişimleri şair Konstantinos Rigas’ın eseri olmu ştur. Ankara 2007. İstanbul 2005. Yunanlıların. Viyana Kongresi’nden az önce.6-23. s.142–148. Rumların girişmiş oldukları fesatlık hareketleri ile devlete zarar verme çabaları önceki günlerde Ş ura Mec lisi'nde okunan tercüme kâğıtlarında zaten bütün ç ıplaklığı ile ortaya ç ıkmıştı. Yeniçeri te şkilatında 71'inci ortayı Seksoncular te şkil etmiştir.yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı egemenliğindeki Rumlar çeşitli isyan hareketlerine teşebbüs edeceklerdir. Yunanlılar unutmamış ve Hetaireia. Dostlar Derne ğ i (Philiki Hetaireia) adıyla yeniden kurulmu ştur. s. “def edilmesi mümkün olmayan bu mesele her geç en gün daha da karışık bir hale sürüklenmektedir. YENİÇERİLERİN YENİ GÜNDEM MADDESİ: RUMLAR Haydar Baba meselesi herhangi bir müdahaleye lüzum kalmaksızın şimdilik bu şekilde kapanıyorken. bir yurtsever dernek olan Hetaireia’yı kurarak Osmanlılara karşı eylemlere kalkışmıştır. I. Es'ad Efendi. Üss-i Zafer (Yeniçerili ğ in Kaldırılmasına Dair). Divan-ı Hümayun. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi… . Haz: Ahmet Hezarfen. ilkin Odesa’da (1814). O.

34 34 BOA. Nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair hâsıl olacak şer'î hükme göre de harekete geç ilmelidir. Ne gariptir ki bir önceki hadisede Yeniçerilerin "ayak patırdıla rına " bakılıp onların istedikleri yapıldığı vakit artık bu işin önünü almanın mümkün olamayacağını ifade eden Yeniçeri Ağa'sı bu kez patırtıların çokluğundan ve sertliğinden korkmuş olmalı ki aç ık bir şekilde tehdit iç eren bu ifadeler karşısında siz kim oluyorsunuz. yani fetvayı bildirecek olan Ş eyhülislam Efendi'ye müracaat olunmalıdır. meseleyi Şeyhülislam Efendi'ye havale edec ektir. ardından meseleye dair en uygun kitap hükmünü. Dolayısıyla evvela S ultan'a danışılmalı. Ağa'ya göre.12 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 leri de inanmamış olmalıdırlar. Rumların durumu ve gelecekleri kesinlikle padişahın emir ve iradelerine bağlı hususlardandır. Anlaşılan Ağa. Yoksa bir önceki meselede Yeniçerilerin "baba"dan başka bir kelime bilmiyormuş gibi davranmaları ne ile aç ıklanac ak? Bu kez "…biz bu gâvurlardan emin değiliz" diyen Yeniçeriler. şimdi sadece merkezî idareden bunlardan birinin tercih edilmesi istenilec ekti. Nihayet mesele S ultan'a kadar ulaşac aktır. devlet sizin talimatlarınıza göre mi yönetilecek diyebilme c esaretini kendisinde bulamayac aktır. . aksi takdirde evvela Ş eyhülislam Efendi'ye. endişelerini ortadan kaldırmak iç in Ağa vasıtasıyla devlet ricalini bir çare bulmaya davet edec eklerdir. Rum milletinden hiçbir ferdin emniyette olmadığını ifade ederek söze başlayan II. yine tehditle karışık ifade eden Yeniçeriler. ondan da bir c evap alamazlar ise Bâbıâli'ye varac aklarını. Bu nedenle mesele evvela başyazıcısı vasıtasıyla Bâbıâli'ye iletilecek.Mahmud da o günün savma modasına uyarak Rumlarla ilgili kararın anc ak şer'î hukukun vereceği hükme göre şekillenec eğini. kılıçtan geç irilmesi veya bu yönde kendilerine bir emir verilmesi gibi seçenekler Yeniçerilerce hazırlanmıştı. oradan da saraya arz olunmak suretiyle nasıl hareket olunması gerektiği noktasında II. Bunun yerine Bâbıâli'den Rumlara ilişkin herhangi bir aç ıklamada bulunulmadığı iç in kendilerine ne diyeceğini bilemediği gibi kaçamak bir cevap vermeyi tercih etmiştir. Yeniç eri Ağa'sına bu hususun çözüme kavuşturulması için son derec e kararlı olduklarını.Mahmud'a danışılac aktır. Hatt-ı Hümâyun. esasında yukarıda vurgusunu yaptıkları devlet ve padişah gibi kavramlarının artık kendileri için çok da bir ehemmiyet taşımadığını farkında olmadan açığa vuracaklardır. 284/17078. (Haydar Baba meselesinde olduğu gibi) dairesine gelenler arasında kendisine destek çıkacak kimse bulamadığından Yeniç erileri bir an evvel başından savma telaşına düşmüştür. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. kendilerine kesin bir cevap verilmesi gerektiğini. Aslında. Ağa'nın çizdiği yol haritasına uygun olarak mesele kendilerine bildirildiğinde Bâbıâli'den alınan c evap Ağa'nın o an iç inde bulunduğu baştan savmac ı tavrı aratmayac ak türdendir: İstanbul'daki Rumların kırılıp kırılmaması elbette herkesin başı gibi şerîat hükmüne bağlıdır. Rumların İstanbul'dan uzaklaştırılması. bu hükmün iç eriğinin ne olacağını bilmeden kendisinin o kadar reayanın kırılmasına dair herhangi bir emir veremeyeceğini belirterek.

ne yönde bir karara varıldığına dair herhangi bir bilgi mevcut değildir. S on olarak. Mahmud'un bu "kurum"u temizlemeden modernleşme bac asının aksi istikamette tüteceğini anlamasında mevzubahis hadiselerin uyarıcı bir etkiye sahip oldukları. yaptıramadıklarındaysa estiren bir "kurum" haline dönüşmüş oldukları ortadadır. bugüne kadar hep tekrar edile gelmiş olan son dönem zorbalıklarının dışında farklı eylem ve davranışlardan bahsetmek pek mümkün değildir. Yeniçerilerin. Yeniç erilerin tarih sahnesinden çekilmeleri.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 13 NETİCE Bundan sonra neler yaşandığına. hatta onun önc esinde ve özellikle sonrasındaki Bektaşîlikle müc adele esnasında sürdürmüş olması da muhtemeldir. tam tersi bir durumda. Haydar Baba meselesinde olduğu gibi fetvayı da pek ciddiye almayacaklardır. İçeriğine bakılmaksızın verilen fetvaya riâyet ettikleri kabul edilse bile artık sorunsuz yaşayamayan Yeniç eriler kendilerine meşgul olacak yeni bir mesele bulmak veya yaratmak noktasında hiç bir güç lük ç ekmeyec eklerdir. Bu cümleden olarak. anlatılan meselelerden hareketle Yeniçeriler ve ocakları üzerine kısa bir değerlendirme yapmak gerekirse. . zamanında en güçlü dişlisini oluşturdukları merkezî idare çarkı için artık her akıllarına eseni yapan/yaptıran. II. bilhassa Haydar Baba meselesinin söz konusu etkiyi. Mesela işlerine gelirse ç ıkarılac ak fetvaya riayette bir sıkıntı yaratmayacak olan Yeniçeriler. Ancak yaşanmış olması kuvvetle muhtemel olan bazı gelişmeler vardır.

Hatt-ı Hümâyun.173-196. Sicill-i Osmanî. Çev: Derin Türkömer. İstanbul 1996. Osma nlı İmparatorluğu Tarihi.6. Haz: Ahmet Hezarfen. -Pakalın. İsmail Hakkı. John Kingsley. Ga zi Üniversitesi Hacı Bektaş Veli Ara ştırma Dergisi. Osma nlı Devletinin İlmiye Teşkilatı. -Birge. (Üçdal Neşriyat).307–315.A. Ankara 1984. -Çetin. Haz: Mehmet Arslan. Bektaşîlik Tarihi.281-287. İlber. İsmail Hakkı. -Danişmend.Yüzyılın Başlarından Yıkılışa). Ankara 2005. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815.Yüzyıllar). Ankara 2007. İstanbul 1993. Murat. ss. Üss-i Zafer (Yeniçeriliğin Kaldırılmasına Dair). Kemal. I. ss. -Akgündüz. OTAM. MEB. -Uzunçarşılı. İstanbul 2002. İstanbul 1998. Osma nlı Devleti Teşkilâtından Kapıkulu Ocakları. -Ahmed Cevdet Paşa. -Es'ad Efendi. (Osmanlı Devlet Erkânı). -Goodwin. sy. 284/17078. III. Atilla. Zaviye ve Hânkahlar Hakkında 1199 (1784) Tarihli Önemli Bir Vesika. -Ocak. Yay.İ. Haz: Nuri Akbayar. -Faroqhi. Ahmet Yaşar. İstanbul 20083. I. ss. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe. -Eğri. XIII. ss. Çev: Server Tanilli. Mehmed Zeki. -Melikoff. II. Ankara 1985. İza hlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. İsmail Hâmi. Ta rih-i Cevdet. " Yeniçeriler" . Ankara 1992. -İlgürel. Robert. Ankara 19883. (İlgi Kültür Sanat Yayıncılık). "Yeniçeri Ocağı ve Bektaşî Zaviyelerinin Kapatılması". "İstanbul'daki Tekke.14 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Ba şbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). -Daşçıoğlu. İstanbul 1966. Osma nlı Devletinde Şeyhülislâmlık. İstanbul 1991. -Va k anüvîs Ahmed Lûtfî Efendi Tarihi. Yeniçeriler. İstanbul 1971. . "Yeniçeri Ocağının Manevi Eğitimi ve Bektaşîlik". Çev: Turan Alptekin. Eskişehir 1997. V. XIII. -Ahmet Cevdet Paşa. -Mantran. Suraiya. Ankara 1999. İstanbul 1999. XII. Bedri. -Ortaylı. Ga zi Üniversitesi -Hacı Bek taş Veli Araştırma Dergisi. Osma nlı İmpara torluğu'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII. ss. III. V/10. İstanbul 2005.385-395. II. -Uzunçarşılı. Mücteba. Ankara 1981. sy. Vakıflar Dergisi.34.583–590. Ahmet. Osmanlı İmpara torluğu Tarihi (XIX. Bütün Yönleriyle Bektâşîlik ve Alevîlik. -Abdurrahman Şeref Efendi . "Tarikatlar ve Tanzimat Dönemi Osmanlı Yönetimi". Ana dolu'da Bektaşîlik. Osmanlı Ta rih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü. Ankara 1995. İrene. Osman. İstanbul 2002. I. -Mumcu. Diva n-ı Hümayun. -Mehmed Süreyya. I. İstanbul 2008. -Noyan. II. Tarih Musahabeleri. Godfrey. İstanbul 2003. İstanbul 1998.

284/17078. Ka ldı k i Devlet-i Âliyyemiz Devlet-i Muha mmediye olub. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815 "Benim Vezirim.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 15 Ek-I: BOA. Kitâ bu’l-la h ne vecîhle emr ider ise ben da hi Alla h'ın emri ve Peyga mberimizin şerâ iti mûcibince ik tizâ ’sını icrâ ' iderim" . Gerek bu ma ddede gerek Ha yda r Ba ba 'nın a vdeti ma ddesinde fetâ vâ -yi şerîf çık a rılsın. zâ t-ı hümâ yûnuma ha lk ın itâ a ti İmâ m-ül-Müslimîn olduğum içündür. Sûret-i şer'îsi ma 'lûmum olma k sızın bu k a da r reâ yâ yı k ırsunla r deyu emr idemem. Hatt-ı Hümâyun. Yeniçeri usta la rının istid'â 'la rı ve Yeniçeri Ağa sı'nın ve senin virdiğiniz ceva bla r ma 'lûm-ı hümâ yûnum olmuşdur. Rum milletinden hiçbir ferdin emniyeti olma dığı zâ hirdir.

16 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

where and how. by whom did they carry out and how did they do. Osmanlı Devleti’nde resmî ulaşım ve iletişimin örgütlenmesinin kimler tarafından. Söz konusu atların nerelerden ve ne şekilde temin edilecekleri meselesine ise menzilhânelerin kurulmasıyla çözüm üretilmiştir. Bu hizmetlerde bir aksama yaşanmaması. Issue : 5 Pa ge : 1 7 -3 8 OSMANLI DEVLETİ’NDE ULAŞIM VE İLETİŞİMİN ÖRGÜTLENMESİ∗ Cemal ÇETİN∗∗ Özet Osmanlı Devleti’nde. Ha berleşme. Ula şım. ccetin@selcuk. Dr. bahsedilen hususlar doğrultusunda. Menzil Administrator. Bu çalışmanın amacı da. The aim of this study is underlying the official transportation and communication organization in the Otoman State covering the mentioned matters and revealing the time range of transportation. “Anadolu’da Faaliyet Gösteren Menzilhâneler (1690-1750)” (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Tra nsportation. Konya 2009) isimli doktora tezinden faydalanılmak suretiyle hazırlanmıştır. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. Menzilhane.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . This institution was organized every year to abstain from difficulties and problems in the service. Communication.were always carried out on horseback in the Ottoman State. was resolved with the foundation of the menzilhânes. söz konusu birimlerin her yıl tekrarlanan bir şekilde yerinde ve yeniden örgütlenmeleriyle mümkün olabilmektedir. Menzilci.tr .. Gör. Anahtar Kelimeler: Menzil. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 7 -3 8 Ye a r: 2 0 1 1 . Menzilha ne. Arş. Undertaking of Menzilhane ∗ ∗∗ Bu çalışma Selçuk Üniversitesi Bilimsel Ara ştırma Projeleri Koordinatörlü ğ ü tarafından desteklenen (Proje no: 07103001). Deruhte Etmek ORGANIZATION OF TRANSP ORTATION AND COMMUNICATION IN THE OTTOMAN STATE Abstract The valuable document sending between the administrative centre and the provinces. The matter of obtaining the horses. belirli bir amaç için yolculuk yapan resmî görevlilerin ulaşımlarının sağlanması ve devlet hazinesine ait değerli emtianın yer değiştirmesi hep at sırtında gerçekleşmiştir. merkez ile taşra arasında karşılıklı olarak gönderilen değerli evrâkların iletimi.edu. Key Words: Menzil. the transportation of official functionaries and place-changing of valuable goods belonging to state treasury. ne şekilde ve hangi zaman aralıklarında yapıldığını incelemektir.

s. İstanbul 2007. Asâfnâme . (Çev. bkz. menzilhâneler kurulmadan önce. Posta atlarının ücret karşılığ ında yabancı seyyahlar tarafından da kullanılabildiğ i anla şılmaktadır. s. Menzilhâne. Colin Heywood. devletin müdahalesi ve desteği ile varlıklarını devam ettirmişlerdir8 . Reinhold Schiffer. halkın da buralardan binek temin edebileceği yönünde uygulamaların gündeme geldiği görülmektedir6 . British Travellers in 19th Century Turkey .34-35. bu mesafelerin ortalama 11 saat (yaklaşık 63 km10 ) c ivarında olduğu anlaşılmaktadır11 . Lütfî Pa şa. İstanbul 1993. s. Acta Orientallia Academiae Scientiarum Hungarıcae. ücretlerini peşin ödemeleri suretiyle. merkez ve taşra arasında idarî irtibatın sağlanmasıdır. Halaço ğ lu. Halaço ğ lu. MAD. Konya Şer’iye Sicilleri (KŞS. 361/2. No. Bu mesafeleri daha ç ok coğrafî şartlar. konumları icabı vazgeç ilmez olmaları sebebiyle. Vol. Bu sistem. 8492 . Budapest 2001. (27 Zi’l-hicce 1177/ 27 Haziran 1764).488. büyük ölçüde menzilhâneler vasıtasıyla sağlanmıştır. 18.177/2. Menziller. “ Two Firmans of Mustafâ II On The Reorganization of the Ottoman Courier System (1108/1696)” . s. Ça ğ atay Uluçay. ana yollar üzerinde belirli noktalarda.III.III. Ba şbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). Yusuf Halaço ğ lu. Meral Gaspıralı). İlgili belgelerde menzilhâneler arası mesafe saat cinsinden kaydedilmektedir. posta idaresinin kurulmasına kadar (1839-1840). C. söz konusu menzilhânenin kapatılması gündeme bile gelmemiştir. menzil teşkilâtının ya da diğer ifadeyle menzilhânelerin sivil haberleşme için tesis olunduğuna ya da sonrasında bu amaç la kullanıldığına dair bir bilgi bulunmamaktadır5 . Frederick Burnaby. Yerleşimin seyrek veya nüfus yoğunlu1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Osmanlı Devleti’nde.201/1. Ülke genelinde bir değerlendirme yapıldığında. merkez ile taşra arasındaki irtibat ulak hükmü1 adı verilen bir sistem ile sürdürülmüştür. Anc ak nadiren de olsa. Lütfi Paşa. zamanla sıkıntı kaynağı haline gelmiştir. s. bu tür sıkıntıların önünü almak2 ve merkez-taşra irtibatını düzenlemek maksadıyla.325/2. s. Osmanlı Devleti yol sistemi açısından önemli bir konumu bulunması sebebiyle. (12 Zi’l-ka’de 1146 / 16 Nisan 1734). s. s.11 . s. Osmanlı Devleti’nde resmî ulaşım ve iletişim. tüm olumsuzluklara rağmen. İstanbul 1955.543. 1999. s. Bu hususu özetleyen hüküm sureti için bkz.69.6. devletin kuruluşundan Lütfi Paşa’nın sadaretine değin. . haberle şmenin sa ğlanması için ülkenin dört bir tarafına gönderilen ulaklara. Menzil teşkilâtı vasıtasıyla yapılan haberleşme denilince anlaşılması gereken. M. 54. s. Osmanlı Devleti’nde bir takım hizmetlerin ifası için yolculuk yapan devlet görevlilerinin beygir de ğ iştirmeleri ve gerekli durumlarda dinlenmeleri için ana yollar üzerinde. Ankara 1999. saatin fersah-ı kadîmle aynı oldu ğ u ve her ikisinin de 7. Menziller. bölgenin emniyeti7 ile menzilhâneleri finanse ve idare edebilecek nitelikte yerleşimlerin olup-olmaması belirlemektedir. s. s.30. Bazıları. Zeki Pakalın.47. “ Osmanlı Haberle şme Kurumu” . BOA. Osmanlı. u ğ radıkları yerlerde ihtiyaç duydukları binek hayvanlarının temini ile iâ şe ve konaklama ihtiyaçlarının karşılanması için verilen resmi belgelerin genel ismidir. Ankara 2002. Nesimi Yazıcı. ve 19 Yüzyıllarda Saruhan’da Eşkiyalık ve Halk Hareketleri .18 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Osmanlılarda. Amsterdam-Atlanta. 4. menzilhâneler3 tesis etmiştir4 . Malîyeden Müdevver Defterleri (MAD. Ankara 2002 (Menziller). C.) 58 .51.758 metre olup.500 duvarcı arşınına karşılık geldiğ ini belirtilmektedir. sadareti döneminde (1539-1541). İstanbul 1326. Bu hususla ilgili gönderilen hükümlerden bazı örnekler için bkz. Bir duvarcı arşunu ise 0. Anadolu’nun Sa ğ Kolu üzerinde bulunan Karapınar Menzilhânesi’nin idaresi hususunda sürekli olarak finansal sorunlar ya şanmasına ra ğ men.) Numara 8470 . Mesela. belirli aralıklarla kurulmu ş ula şım istasyonlarının genel adıdır. hem düzenli bir iletişime imkân tanımaması hem de suiistimale açık bir uygulama olması sebebiyle. At Sırtında Anadolu.620. Zira hiçbir kaynakta. Osmanlılarda Ula şım ve Haberle şme (Menziller). Yine menzil beygirlerinin fiziksel performans ve dayanıklılıkları da menzilhâneler aralarındaki mesafelerin belirlenmesi hususunda en önemli bir etkendir9 . Halil İnalcık. Menzilhânelerin birbirilerine olan uzaklıkları ülkenin her yerinde aynı değildir. Bkz. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü .

MAD.685 metreye tekabül ettiğ i söylenebilir. Mehmet Ali Kılıçbay). MAD. BOA. 813/4’deki veriler kullanılmak suretiyle hesaplanmıştır. “ Osmanlı Metrolojisine Giriş” . BOA. Schiffer. 8492 . British Travellers. maktû’ât değerleri ve sair hususlarda bir sorun gündeme geldiğinde ilk olarak Mevkûfât defterleri inc elenmekte ve bu doğrultuda da karar ç ıkmaktaydı13 . Bu süreç maktû‘ât değerlerinin takdir edilmesi. MAD. MAD. s. Bu yönüyle oldukç a işlek ve işlevsel olan menzilhânelerin. kara yolculu ğ u için ise 30-40 km’lik bir mesafe üst limit olarak görülmekteydi. s.439-440. BOA. Ayrıca XIX. BOA. sırasıyla ve ayrı başlıklar altında olmak üzere. her menzilhânede beygir de ğ iştirmek suretiyle günlük ortalama 60 mil yol kat ettikleri.) 2555 . Konya 2009. 10322 . British Travellers. Menzilhâneler. hatta bunlar arasında günlük 100-150 mil hıza ula şanların bile bulundukları anla şılmaktadır. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi . “ Menzilhânelerin Mü ştemilatlarına ve Tefrişlerine Dair Bir Takım Gözlemler” . Bu hususa vurgu yapan hüküm sureti için bkz. Yabancı seyyahların beyanlarından Osmanlı Devleti’nde ulakların. Redif Askerî Tâlimatnâmesi. menzilhânelerin yerel örgütlenmesinde a’yân ve ahâli ile kâdıların ( 7. menzilcilerin atanması. menzilhânede beslenecek beygir sayılarının belirlenmesi ve yürürlükte bulunan genel nizamlar ile bölgenin özel şartlarına göre bazı hususların ortaya konulması gibi bir dizi ic raatla bağlantılıdır. s. dönem başlarında mutad olarak tekrarlanan bir sürece tabidir. s. Türkçe Yazmalar. 10494 . Marc Bloch. Kamil Kepeci (KK.97/1. (4 Safer 1146 / 17 Temmuz 1733). Menzilhânelere dair her türlü düzenleme ve bunun getirdiği süreç “…menzilhânesine / menzilhânelerine nizam verilmek…” şeklinde ifadelendirilmektedir. C. sürekli olarak açık bulunmaktaydılar14 . 10322 . belirtilen yoğunluk ve işlevselliğe uygun olarak inşa edilen veya standart bir mimarî özelliği bulunan yapılar olmadıkları anlaşılmaktadır15 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 19 ğunun düşük olduğu bölgelerde bahsedilen uzaklıklar 45 saate (yaklaşık 256 km) ç ıkabildiği gibi. BOA.73. MAD. Hüsrev Paşa Kısmı.96/2.43-59.181/1. BOA. 4004. s. MAD. 11 12 13 14 15 . söz konusu sürec in yılın hangi zaman dilimlerini kapsadığı ve ne kadar devam ettiği gibi hususlar da değerlendirilec ektir. 1230 . 8492 . Menzilhânelerin idaresi. tüm yıl boyunca ve yedi gün yirmi dört saat olmak üzere. gelirleri. Menzilhânelere ait işlemler Defterdarlığa bağlı Mevkûfât Kalemi tarafından takip edilir ve bunlarla ilgili yazışmalar da aynı isimle anılan defterlere (Mevkûfât defterleri) kaydedilirdi. MAD.46. Halil İnalcık. BOA. ayrıntılı bir biç imde izah edilmeye ç alışılac aktır. s. Yüzyılda Anadolu’da bulunan İngiliz seyyahlarının gözlemlerine göre 1 saat 3.NF. (Çev. Türk Dünyası Ara ştırmaları. Tüm dünyada XVIII. Bu ç alışma ile menzilhânelerin hizmet verebilecek şekilde organize edilmeleri iç in hangi zümrelerin görevlendirildikleri ve sorumluluklarının neler olduğu hakkında genel bilgiler verilecektir.104-105. Eşref Bengi Özbilen). müsait olan bölgelerde 3 saate (yaklaşık 17 km) kadar düşebilmektedir12 . s.324. Bu doğrultuda. Schiffer.44. BOA. Örnek olarak bkz. A. yüzyılın sonlarına kadar deniz yolculu ğ u için günlük 100-150 km katedilmesi normal kabul edilirken.22. (Çev. Ankara 2005.758= 5685) hesabıyla bir saat’in 5. Cemal Çetin. Yerel Örgütlenmede Etkin Olan Birimler Devlet merkezinden menzilhânelerin idaresi ile ilgili olarak taşraya gönderilen fermânlardan. BOA. s. s. Söz konusu rakam BOA. 10492 . s. 3179. Akabinde ise menzilhânelerin hizmet verebilecek düzeyde örgütlenmeleri iç in nasıl bir sürecin takip edildiği. MAD. Feodal Toplum. s. nr.5 mile tekabül etmektedir. İstanbul 1991. Osmanlı Devleti’nde menzilhânelerin hizmet verebilmeleri.45. S.500x0.

resmî işlerin takibi hususunda halkın temsilc ileri kabul edilmiş ve bu bağlamda da kendilerine birç ok vazife yüklenilmiştir19 . esnafın yaşlı ve tec rübelilerinden. Özer Ergenç. Hangi kazâ. İstanbul 1982.II. İstanbul 2009.35.684-685. BOA. Ankara 1974. a‘yân ve ahâlinin sorumluluklarını belirten ç ok sayıda fermâna tesadüf olunmaktadır. Kongreye Sunulan Bildiriler. Ankara 1991. Osmanlı Devleti’nde a‘yânlığ ın ortaya çıkışı ve a‘yânların güç kazanmasını sa ğ layan siyasî ve sosyal şartlar için bkz. imâm ve hatîb gibi tanınmış din adamları ile ünlü tarîkat şeyhlerinden oluşmuş gözükmektedir17 .333-334. gönderilen fermânlar vasıtasıyla da bu hususlar muhataplarına bildirilmektedir20 . 56 . VIII. 1762-63). s.1269.64. bir halk zümresi bulunmaktadır. Konya 2001. s. yerine göre gözlemc i yerine göre ise müdahil olmak suretiyle. s. yüzyıldan itibaren. Genel anlamda “şehir ileri gelenleri” olarak nitelendirilebilecek bu grup zengin tüccarlardan. Halil İnalcık. Menzil nizamı için gönderilen emirler. MAD. Yine zaman zaman özellikle bu iş iç in görevlendirilen mübaşirlerin de. kazâ kâdıları. Osmanlı Ara ştırmaları. s.172. ulemâ. “ Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim Kurumlarının Niteliğ i Üzerinde Bazı Dü şünceler” . s. Belleten . Özcan Mert.91.174. . s. Ergenç. “ Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim” . KŞS.181/1.106. kaç avârız ve bedel-i nuzül hânesinin menzilhâneye bağlandığı ve sorumluluklarının neler olacağı devletin yetkili organları tarafından belirlenmekte. Ankara 1981. Türk Tarih Kongresi Ankara 11-15 Ekim 1976. A‘yân ve Ahâli Osmanlı şehir toplumunda. a‘yân ve zâbitânlar muha16 17 18 19 20 Özer Ergenç. s. “ Osmanlı Klâsik Dönemindeki “ Eşraf ve A’yan” Üzerine Bazı Bilgiler” . “ Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda Desantralizasyona Dair Genel Gözlemler” . “ Balıkesir’de Âyânlık Mücâdelesi” . s. Musa Çadırcı. s. Mücteba İlgürel. devlet merkezi tarafından a‘yânlar. Özellikle XVIII. İstanbul 1972.(29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). XVII. Ankara 1994. Devlet-i ‘Aliyye Osmanlı İmparatorlu ğ u Üzerine Ara ştırmalar-I. Menzilhânelerin idaresi bağlamında. sancakbeyleri. C. 8470 . 1.3.153. Muhittin Tu ş.1269. (16 Şevvâl 1146 / 22 Mart 1734). s. mahalle veya köyden. Osmanlı. Her bir menzilhânenin nizamı. idaresi ve finansmanıyla doğrudan bağlantılı. (H. İÜEFTED . s. Sosyal ve Ekonomik Açıdan Konya. BOA. Tanzimat Döneminde Anadolu Kentleri’nin Sosyal ve Ekonomik Yapıları. S. devlet ile re’âyâ arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi hususunda oldukça işlevsel bir pozisyona sahip. çoğunlukla beylerbeyi. Yaşadıkları bölgelerin ileri gelenlerinden olan a‘yânlar. XXXVIII/152. MAD. Söz konusu zümre genellikle menzilhânenin bulunduğu kazâdan ya da yakın ç evresindeki diğer yerleşimlerin avârız ve nuzül hânelerini meydana getirmektedir.1176 / M. “ Osmanlı Devleti Tarihinde Âyânlık Dönemi” . menzilhânelere nizam verilmesi sürecine fiili olarak katıldıkları görülmektedir. menzilhânelerin yerel olarak örgütlenmesinde etkin olan birimler ve bunların söz konusu sürece etkileri aşağıda inc elenec ektir. Yücel Özkaya.III. s.VI. resmî belgelerde ahâli olarak zikredilen. bir grup bulunmaktadır16 . C. Tüm hususlar çerçevesinde. Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda Ayanlık. 3999 .20 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 birinc i derecede sorumlu oldukları anlaşılmaktadır. özellikle reayanın örgütlenmesi hususunda devlet görevlilerine yardımc ı olmaktadırlar. Ya şar Yücel. s. C. bu zümrenin taşra yönetimine katılımı giderek artmaya başlamıştır18 . yüzyıldan sonra. hem ahâlinin temsilcisi hem de devletin icra organı olan ve belgelerde genellikle eşrâf veya a‘yân diye tabir olunan.86/1. Ankara 1999.

Ebül’ulâ Mardin. Özkaya. s. bazı menzilhânelere nizam verilmesi hususunda birden fazla kazâ ahâlisinin sorumlu tutulduğu görülmektedir25 . ayân ve ahâlinin uhdesine havale edilmiştir.. s.181/1. S.” .108/1 (23 Safer 1181 / 21 Temmuz 1767). menzilhânelerin idaresinin a‘yân ve ahâlinin sorumlulu ğ unda oldu ğ unu göstermektedir. s.172. kâdılar başta olmak üzere.VII. XXX. Genellikle her kazâ ahâlisi kendi menzilhânesine nizam vermekle mükellef iken. “ Kadı” . Bkz.1762-63).42-46. s. hem de halkın her konuda mürac aat edebileceği bir makamdır28 . Eskişehir 1997. “ Mahkeme. s. (17 Cemâziye’l-evvel 1194 / 21 Mayıs 1780). (H. zamanında. Mesela. 1986. 8492 . Anadolu Sol Kol üzerinde bulunan Sonisa Menzilhânesi’ne müba şir tarafından nizam verilmesi esnasında Sonisa. Halil İnalcık. “ Menzilhâne Sorunu” . 1976. s. (4 Şa’bân 1199/ 12 Haziran 1785). MAD. s.914. BOA. s. nizam vermekle mükellef olan tüm kazâ ahâlisinin katılım ve ittifaklarıyla gerç ekleştirildiği anlaşılmaktadır26 . Midhat Serto ğ lu. Eskişehir 1997. “ Osmanlı Kadısı-Tarihi Temeli ve Yargı Görevi” .1176 / M. KŞS.106/1. Karayaka ve İran ahâlilerinin birlikte ve tümüyle nezre ba ğ landıkları görülmektedir. (22 Cemâziye’l-âhir 1189/ 20 Ağ ustos 1775). s. “ Menzilhâneler” . AÜSBFD . Bkz. Yine menzilcilerin yeterli sayıda beygir tedarik edebilmeleri ve menzilhânenin ihtiyaçları için gerekli olan paranın temin edilmesi de kazâ halkına ait bir mükellefiyettir24 .1780 yılına ait bir takrirde “ …Anadolu ve Rum ve iki câniblerinde vâki’ menâzil tâbi’ olduğ u kazâların a’yân ve ahâlîleri hüsn-i nizâmı üzere idâre etmek şurûtundan…” şeklinde yer alan ifadeler. Osmanlı Devleti’nde kazâî ve adlî yetkiye sahip olan görevliler iç in kullanılan bir kavramdır27 . güvenilir menzilc iler atamak ve menzilhânenin ihtiyaç larının karşılanmasına nezaret veya yardım etmeleri gerektiği anlaşılmaktadır23 . s.490. 3999 . KŞS. H. 94/1. Bu doğrultuda önc elikli görevlerinin işten anlayan.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 21 tap kabul edilmekle birlikte21 . VI..1767 yılında ana yollar üzerinde bulunan tüm kazâlara gönderilen fermânda “… memâlik-i mahrûsemde vâki’ menâzilin ale’l-hüsn-i nizâm üzere amel ve idâreleri a’yân ve ahâlînin uhde-i ihtimamları olmakdan na şi her kazânın a’yân ve ahâlîsi menzilhâneye senevî bârgîrler ve kula ğ ozlar içün iktizâ iden zehâir ve levâzım-ı sâiresini vakt ve zamanında mevcûd itdirmek ve be-her sene ibtidâsında Rûz-ı Hızırda cümlenin ma’rifet ve ittifâkıyla huzur-ı şer’da mutemed-i ‘ali kefilleri ahz olunarak muhtârdan olan kâr-güzâr ve kuvve-i iktidâr kimesneleri menzilci nasb ve ta’yîn ve masârif ve imdâdîler temâmen edâ ve teslim (etmek)…” menzilhânelerin düzenli işlemesi için. s.1785 yılında Hüsrevpa şa. a‘yân ve ahâlinin işbirliğ i içinde yukarıdaki hususlara dikkat etmeleri emredilmiştir. 64 . İlber Ortaylı.1181 / M.95-107. KŞS. Bolvadin. bununla birlikte H. 2. C. s. s. Osmanlı Kadısı ile ilgili olarak Bkz. s. (16 Şevvâl 1146 / 22 Mart 1734).23/1.133/1. “ Osmanlı Kadısının Ta şra Yönetimindeki Rolü Üzerine.” yer alan ifadeler a‘yân ve ahâlinin sorumluluklarını açıklamaktadır.146-151. İA .) 2239 . Bu şekilde nizam verilen bölgelerdeki menzilci tayinlerinin de. Osmanlı adliye teşkilâtının aslî unsuru olan kâdılar. 59 . Beylerbeyi ve sancakbeylerinin seferler do21 22 23 24 25 26 27 28 MAD. Bkz. 53/1. Yine H. İlber Ortaylı. ilgili kanunlar doğrultusunda ve eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi şeklinde özetlenebilir22 . kazâlarında bulunan menzilhânelerin hizmete açılmasına yönelik olarak gerç ekleştirilmesi gereken tüm aktivitelerin yerinde. C. menzilhânelerin düzenli ve sürekli hizmet vermeleri hususu. Ulukışla ve Belen menzilhânelerinin nizamının bozulması üzerine gönderilen bir fermânda “ …gerek zikrolunan gerekse târik-i caddede vâki’ muhattal-ı nizâm olan menâzil-i sâirelerinin kadar-ı kifâye bârgîr ve sürücü ve zehâir ve levâzım-ı sâireleri ma’rifet’i şer’ ve mübâ şir-i mûmâ-ileyh ve cümle a’yân ve ahâli ittifâkıyla tedârik ve tekmîl.2. hem belediye başkanı. İA . BOA. 62 . Ta şâbad. Kâdılar Kâdı. C.NF.166. Altunan. Tarih Lûgatı. Amme İdare Dergisi . 10492 .348.1194 / M.1-4 (Ay- . 1189 / 1775 yılında Anadolu’nun Sa ğ Kol güzergâhı üzerinde var olan menzilhânelerin idaresi için gönderilen nizâmnâmede “…memâlik-i mahrûsemde vâki’menâzilin ale’d-devam-ı hüsn-i nizâm üzere amel ve idâreleri kazâlarında a’yân ve ahâlîlerinin uhde-i ihtimâmlarından olmakdan nâ şî her kazânın a’yân ve ahâlîsi menzilhâneye senevî bagirleri ve kula ğ uzları içün iktizâ iden zehâir ve levâzım-ı sâire ve çîzmesi vakt-ü zamanında mevcud ettirilmek ve be-her sene ibtidâî rûz-ı hızırda cümlenin ma’rifet ve ittifâkıyla huzur-ı şer’de…”. 56 . İstanbul. KŞS.1199 / M. IX/1. Cevdet Nafia (C. bulundukları yerin hem hâkimi. BOA. S öz konusu zümrenin menzil hizmetleriyle ilgili başlıc a sorumlulukları. MAD.

MAD. s. s. İlhan Yerlikaya. (23 Rebî’ü’l-ahîr 1177 / 26 Mart 1764). Nitekim bu yetkinin. Konya 2002. MAD. Yüzyılda Ankara ve Konya .26/4. S. Ankara 1995s. KŞS. Yüzyılda Aksaray Sanca ğ ı’ndaki Ta şra Görevlileri” . Uluslar Arası Kurulu şunun 700. Hukukî olarak da bu hususların devlet merkezinin görüş ve oluruna sunulmasına gerek bulunmamaktadır. Yine müşterek olarak bir menzilhâneyi idare edenlerin şirket akitlerinin düzenlenmesi ve bu akitlerin bozulmasına bağlı olarak meydana gelen anlaşmazlıkların dava edilmesi ya da anlaştıkları konuların hüc c ete bağlanması başta olmak üzere. Osmanlı Devleti’nin İlmiye Te şkilâtı. Osmanlı Kent Tarihçili ğ ine Katkı: XVI. (21-29 Şevvâl 1071 / 19-27 Haziran 1161). . birç ok bakımdan da sanc akbeyinden daha geniş bir otoriteye sahiptir30 .667. haberleşme. Mustafa Akda ğ. Yukarıda bahsedilen yetki ve sorumlulukları ç erç evesinde kâdıların kendi idarî bölgelerinde bulunan menziller (askerî.14. Lütfi Güçer. Ankara 1999. 58 . Bu aç ıdan bakıldığında kâdıların. C. 29 30 31 32 33 34 35 36 rı Baskı). KŞS.4/1.Do ğ an Yörük. Örnek olarak Bkz. büyük ölç üde. s. Alâaddin Aköz. hac ve diğer menziller) ile ilgili bir takım görev. Haliyle bahsedilen durumlarla ilgili bir anlaşmazlık olduğunda da.150. “ Görevliler” . 20 . BOA. “ Desantralizasyon” . Yine kazâ ahâlisi tarafından menzilc ilere taahhüt edilen ödemelerin tutarı ile bunların ne zaman ve ne şekilde yapılac ağı gibi hususlar da kâdılar tarafından kayıt altına alınmaktadır. kâdıların menzilhânelerle ilgili birç ok hususa müdahil oldukları görülmektedir36 . İnalcık. daha önc eden gönderilen fermânlar vasıtasıyla.” . İstanbul 1979.8. s. Asırlarda Osmanlı İmparatorlu ğ unda Hububat Meselesi ve Hubabattan Alınan Vergiler. kâdıların marifetleriyle çözüme kavuşturulmaktadır34 .712. Kâdıların menzilc iler hakkındaki raporları. İstanbul 1996. İsmail Hakkı Uzunçarşılı. 8470 . 10 . Yine menzilhânelerin sevk ve idaresi ile ilgili olarak bölgesel sorun ve anlaşmazlıklar meydana gelmiş ise bunun ç özüme kavuşturulması hususunda. kâdılara peşinen devredildiği anlaşılmaktadır35 . Türkiyat Ara ştırmaları Dergisi . s. Kazâların en büyük adlî yetkilisi olan kâdı. sorumluluk ve yetkilerinin olduğu bilinmektedir31 . s.37. Kullar ve Kudüslü Köylüler. s. bunların azilleri için oldukça etkili bir gerekç e oluşturmaktadır. (16 Zi’l-ka’de 1139 / 5 Temmuz 1727).83-125. Ankara Enstitüsü Vakfı. s. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi .50/1.10/2. Ankara 1984. 12 . kâdının marifetiyle ve menzilhânenin bulunduğu yerde olmak şartıyla. Ankara ve Konya . Yücel. (1 Cemâziye’l-evvel 1074 / 1 Aralık 1663). Türkiye’nin İktisadî ve İctimaî Tarihi 1453-1559 . 11 .96-102. II. KŞS.117-1128. menzilcilerin atanmalarına nezaret etmek ve menzilcilerle ahâli arasında yapılan sözleşmeleri kayıt altına almak şeklinde özetlemek mümkündür32 . Menzilciler ile ahâli arasında. 47 . Bayram Ürekli. XVI-XVII. s. menzilhâneleri denetimleri altında tuttukları söylenebilir33 . s. Bunlardan menzilhânelerle alakalı kısmını. “ XVI. Kadılar. s. KŞS. Ürekli.131-132. “ Tanzimattan Önce Osmanlı Devletinde Belediye Hizmetleri” . C.295/1. kazâ mahkemelerine salahiyet verilmiştir. (13 Cemâziye’l-evvel 1112 / 26 Ekim 1700). “ Osmanlı Ta şra Te şkilatında Görevliler” . (1 Şa‘bân 1085 / 31 Ekim 1674). 9886 . eğer tersine bir hüküm yok ise. Osmanlı. yerel manada ç özüm üretilmesi gerekmektedir. s.304/1. çıkan anlaşmazlıklar. yerel manada. s. KŞS.712. s.83. Konya 2003.22 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 layısıyla idarî bölgelerinde bulunamamaları kâdıyı idarî anlamda önemli bir noktaya taşımıştır29 .39/2. s. s. BOA. s. Ergenç.77. KŞS. s. (1 Cemâziye’l-evvel 1071/ 2 Ocak 1661).VI. Özer Ergenç. s. s. (20 Safer 1129 / 3 Şubat 1716).123. “ Mahkeme.30/1. Amy Singer. İstanbul 1964.

16.592. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğü . merkezden gelen emirleri sancağa bağlı diğer kâdılıklara göndererek39 resmî haberleşmenin tesis ve temininde de önemli roller üstlenmişlerdir. Bâb-ı Defteri Mevkûfât Kalemi (D. Bunların resmî yolc ulukları esnasındaki giderlerine karşılık olarak devlet tarafından herhangi bir ödeme yapılmayıp. Halaço ğ lu. yüzyıldan itibaren bu teftişler merkezden gönderilen müba şirler tarafından yapılmaya ba şlanmıştır. “devletçe gördürülmesi gereken bir işin yapılmasına memur edilenler hakkında kullanılır genel bir tabir…”41 şeklindedir. Bunlarla birlikte sancak merkezlerindeki kâdılar. MAD.. kazâ ölçeğinde. D. her türlü masrafları gittikleri yerlerin tevzî defterlerine geç irilmek suretiyle kazâ halkına taksim olunmaktadır42 . Eskişehir. s. Lefke. Bunun yanında bazılarının menzilhânelere yeniden nizam vermeleri için gönderildikleri 37 38 39 40 41 42 43 Colin Heywood. 10492 . Sö ğ üt. Bunlara ilaveten XVII. s. Yine menzilcilerin hesabının görülmesi hususundaki yazışmalar da kâdı tarafından kaleme alınmaktadır38 . BOA. Ilgın. D. 27918 . Anadolu Sa ğ Kol üzerinde bulunan menzilhânelere nizam verme ğ e memur olan İsmail Ağ a menzilci tayinleri esnasında hazır bulundu ğ u menzilhânelere ait hüccetleri özetlediğ i bir rapor göndermiştir. “bir işe ba şla ya n” demektir. 27920 . Bu raporlara göre söz konusu müba şirin İznik. Bunun yanında. s. s. Elizabeth A Zachariadou). 1162 senesinde Konya Kazası’nda düzenlenen tevzî defterinde “ …menzil nizâmına gelen a ğ aya verilen günlük zehâir 15 kuru ş ve 3 rub. s. S. Şubat 1987. Akşehir. Ulaklar menzilhâne bulunan bir kazâya geldiklerinde.6/1.1. Askeri Tarih Bülteni .” olarak kaydedilmiştir. bunun haricinde örnek olarak Bkz. M.MKF.MKF. BOA. Ankara 2001. 28705 . D. Yüzyıl Sonu ve 18.22. (18 Receb 1138 / 22 Mart 1726).12. Hikmet Tongur. 57 . menzilhânelerin birinc i derecede idarî âmirleri oldukları söylenebilir. s. menzilhânelerden verilen beygirlerin kayıtlarının tutulduğu in‘âmât defterleri de ya bizzat kendileri tarafından düzenlenmekte veya menzilciler tarafından kaleme alınmaktadır. s. s.16. “ Osmanlı Döneminde Via Egnatia: 17.Zeki Pakalın. gözlemlediğ i ve nizam verilmesi esnasında gündeme gelen önemli hususları merkeze bildirdiğ i anla şılmaktadır. Ankara 1946. yalnızca menzilci tayinlerine gözlemci olmaktır43 . (Çev. Mübaşirler Arapç a bir sözlük olan mübaşirin kelime anlamı. Anc ak her iki durumda da. Ferit Devellio ğ lu. ellerinde bulunan hükümlerin kontrolü ve in‘âmât defterlerine kaydı için. C. s. Yıl 12. BOA.485-486. Özden Arıkan. İstanbul 1999. Yüzyıl Ba şında Sol Kol’daki Menzilhâneler” .155.III. Mübaşirlerin menzilhâneler ile ilgili icraatları. BOA. ifadesinden anla şıldığ ı üzere İn’amat defterleri kadılar tarafından düzenlenmekte ve yine onların aracılığ ıyla da merkeze gönderilmekteydi. söz konusu defterler kâdının kontrollerinden geç mektedir. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat.112.MKF. Tülin Altınova). Uygulamadaki manası ise. Burhânettin Hüno ğ lu. öncelikli olarak kâdılıklara mürac aat etmektedirler37 . Ela Gültekin. Türkiye’de Genel Kolluk Te şkil ve Görevlerinin Geli şimi .):28344 .146. Bolvadin. in‘âm menzil ahkâmla rı doğrultusunda. “ Osmanlı Devleti’nde Sivil İşler” . devlet merkezinden belirlenmektedir. İsaklı. . Konya ve Karapınar menzilhânelerine nizam verilmesi esnasında hazır bulundu ğ u. Hüsrevpa şa. Seyyidgazi.665. KŞS. (Ed. Bazı mübaşirlerin gönderilme gayeleri.700. (20 Cemaziye’l-evvel 1134 / 28 Şubat 1722). 3. s. Sol Kol Osmanlı Egemenli ğ inde Via Egnatia 1380-1699 . Menziller. s. kendilerine verilen fermânlardaki hususlar ç erçevesinde.MKF..3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 23 S istemdeki işlevleri düşünüldüğünde kâdıların. XVIII. s. s. “ Desantralizasyon” . Yücel.11. yüzyıl sonlarına kadar menzilhânelerin teftişlerinin de kâdılar tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır40 . “… Binyüzotuzüç senesi rûz-ı kasımından otuzdört senesi rûz-ı hızırına gelince in‘âm fermânıyla verdikleri bârgîrin kadı defteridir fermân sa’âdetlü sultânım hazretlerinindir”. BOA.

Niksar. mübaşirlerin de nizâmlarının şekillenmesi ve uygulanması hususunda menzil işlerine bir şekilde katıldıkları görülmektedir. mübaşirlere çok fazla inisiyatif hakkı tanınmamakta. Bunlardan en yaygın olanı artık işletilemeyen bir veya birkaç menzilhâneye. Hasançelebi. Bolu. Bununla ilgili örnekler hakkında bkz. Karahamza. MAD. Bu tür durumlarda mübaşirler hem yetkilerini kullanarak. bunun tasarısını ve icraatını yapabilecek şekilde yetkilendirildikleri de anlaşılmaktadır46 . Bayındır. gerekli önlemleri almaları hususunda yetkilendirildikleri de görülmektedir. Hacımurad. s.17/2-18/1. ve XVIII. Dergâh-ı Mu’allâ gedüklülerinden Halil Ağ a’nın Anadolu‘nun Sol Kolu üzerinde bulunan Lâdik. MAD.15 Mayıs 1727). BOA. Karacaviran. (13 Safer 1141 / 18 Eylül 1728). Divriğ i. (29 Cemâziye’l-evvel 1145 / 17 Kasım 1732).489490. Karacalar. Hendek.9/2. MAD. BOA. hic rî takvime göre hesaplanmaktadır47 . 9920 . Kangal. . XVII. süreleri bir yılı aşmamak kaydıyla. bunları merkeze bildirmek ve eğer mümkünse kâdının ve ahâlinin de desteğini almak suretiyle. Kars. Merzifon. Turhal. 10492 . Karahisar-ı Şarkî. sistematik olmayan. tesadüfî iki tarih arasını kapsamaktadır. ana yol üzerinde bulunan tüm menzilhânelerin aynı mübaşir/mübaşirler tarafından denetlenerek. Yüzyıllarda Konya Menzilleri . bu sürekliliği yalnızca bir yıllığına programlanabilmektedir. B. Tokad. yalnızc a. Gerede. Hacıhamza. Menzilhânelerin Hizmet Süreleri İşlevlerinden de anlaşılacağı üzere. görevlendirildikleri menzilhânelere yeniden nizam vermekte hem de bu süreçte edindikleri intibaları merkeze rapor etmektedirler45 .24 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ve gerekli durumlarda da güç kullanabilecek şekilde yetkilendirildikleri görülmektedir44 . MAD. Yine bununla bağlantılı olarak bütçelerinin geçerlilikleri ve menzilc inin/menzilc ilerin görevde kalma süreleri de yalnızc a bir yıldır. yani geceli-gündüzlü. bir yıl olması ve bu bir yıllık sürenin de standart iki tarih arasını kapsaması hususunda genel bir temayülün oluştuğu anlaşılmaktadır. İzoli menzilhânelerine nizam verdiğ i gözlemlenmektedir. 8492 . Şiran. Anc ak menzilhâne nizamlarının. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ayrıca bahsedilen bu bir yıllık dönem. Nitekim 1698 yılı 44 45 46 47 BOA.497-499. Sonisa. 10492 .120. Anc ak zaman zaman. a‘yân. s. kesintisiz bir şekilde devam etmesi gerekmektedir. Menzilhânelerin mutad olarak örgütlenmeleri sürecinde. kanunlar ç erç evesinde nizam vermek üzere mübaşir/mübaşirlerin görevlendirilmesi şeklindedir. Dergâh-ı Âli gedüklülerinden Hasan Ağ a’nın ise Anadolu’nun Orta Kolu üzerinde bulunan İznikmid. 8 Receb 1139-24 Ramazân 1139/ 1 Mart 1727. her bir ana yola birer mübaşir tayin olunmak suretiyle. 1691 yılına kadar menzilhânelerin hizmet verdikleri dönemler. Malatya. Tosya. s. menzilhâne hizmetlerinin zamandan bağımsız. güneşin yıllık hareketlerinden ziyade. Konya 2004. Sivas. söz konusu sıkıntıyı yerinde gidermek için görevlendirildikleri ve gereken her neyse. Bunun yanında mübaşirlerin mevc ut aksaklıkları tespit etmek. s. Osmancık. Kenid ve Zarû şâd menzilhânelerine (BOA. s. merkez tarafından üretilen çözümün operasyonu için yetki verilmektedir. Hasanpatrik. ahâli ve kâdıların yanı sıra. Düzce. Sapanca. Amasya. Cemal Çetin. Söz konusu tarihten itibaren menzilhânelere nizam verilme aralıklarının ve bu nizamların geçerlilik sürelerinin. güneş takvimine göre. Yüksek Lisans Tezi). Tilemse. Bu uygulamalar esnasında.

Bu bilgi için bkz. Rûz-ı Hızır aynı zamanda Hıdrellez günü yerine kullanılır bir tabirdir. BOA. BOA. s. BOA. dönem sonuna kadar geçerliliğini korumaktadır. Eskiden kullanılan ve Rûmi olarak tabir edilen Jülyen Takvimi’nde ise bu tarih 23 Nisan’a denk gelmektedir.138-140.101. Rûz-ı Kasım’dan bir sonrakine olmak üzere. 8492 . Bunun sebebi dönemin başı olarak kabul edilen Rûz-ı Hızır.III. BOA. zaman zaman bazı menzilhâneler için dönemin başı 9 Kasım’a tekabül eden Rûz-ı Kasım50 veya Mart ayının ilk günlerini işaret eden Evvel-i Mart da olabilmekteydi. 8 Kasım’da sona ermektedir. s. Bunun yanında Rûz-ı Kasım54 ve Evvel-i Mart’ın55 dönem başı kabul edildiği menzilhâneler de bulunmaktadır. MAD. Zâre ve Tiflis menzilhânelerinin 1724-1729 yılları arasındaki bütçeleri. altı ay ve bir yıl gibi dönemler halinde yapıldığ ı tespit edilmiştir. MAD. BOA. MAD. MAD. 10492 .493-495. Bu menzilhânelere ait menzilci tayinlerinin de benzer şekilde Hicri Takvime göre üç ay.III. BOA. s. Kasım günü yerine kullanılır bir tabir olup. s. birer yıllığ ına belirlenmiştir. Mesela. BOA. İzân. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 25 itibarıyla da bu temayülün kanunlaştırıldığı görülmektedir48 . İslâm-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültürü . Ahmet Ya şar Ocak. 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar devam eden Kasım günleri 179 gündür. MAD. 10322 .MKF. D. 4111 . BOA. MAD. s. s. 3217 . 10492 . BOA. Söz konusu bilginin bulundu ğ u sayfada ve sonrasında diğ er menzilhânelere ait menzilci tayinleriyle ilgili de bilgiler bulunmaktadır. Tüm bu tarihlerin arasındaki gün sayısının 365 olması gerekmekteyken.49/2. Kânze.59-60. C. bütçelerin 364 gün üzerinden hesaplandıkları görülmektedir51 . BOA. Mesela Anadolu’nun Sol Kolu’ndan ayrılan tali yol üzerinde bulunan Karye-i Cânbâz. Karahisar-ı Ş arkî Menzilhânesi’ne nizam vermek hususunda mübaşir tayin olunan Dergâh-ı Âli gedüklülerinden Mehmed Ağa huzurunda yapılan tayin esnasında menzilc inin görev yapacağı dönem 10 Receb 1138 / 14 Mart 1726 tarihi itibarıyla “…a ltı a y ta ma mına …” şeklinde tanımlanmıştır56 . menzilhânelerin neredeyse tamamında dönem başlarının Rûz-ı Hızır olduğu anlaşılmaktadır53 . Ayrıc a rast gele iki tarih arasını kapsayan bir dönem aralığının belirlendiği de vakidir. Daha önc esinden oluşturulan mevcut bütçenin menzilhânenin finansmanına yeterli gelmemesi du48 49 50 51 52 53 54 55 56 BOA. Ocak. s. C. Bkz. MAD. 28079. Pakalın. (16 Zi’l-ka’de 1146 / 20 Nisan 1734). Pakalın.175/2. s. Bu kanuna göre menzilhânelere 6 Mayıs gününe tekabül eden Rûz-ı Hızır’da olmak üzere. Yani menzilhâneye nizam verilen o bir günlük zaman dilimi bütç e hesaplamalarına konu olmamaktadır. Hızır. Hıdrellez günümüzde kullanılan Gregoryan takvimine göre 6 Mayıs’a tekabül etmektedir. Kabkulu.2-3. MAD. 9 Kasım’a tekabül etmektedir. . Bu suretle Hızır günleri toplam 186 gündür. 3169 . dönemin başında belirlenen ve onaylanan aslî nizamlar.141. Evvel-i Mart’tan geçerli olmak üzere birer yıllık süreleri kapsamaktadır. BOA. söz konusu menzilhânenin 1728-1739 yılları arasındaki bütçeleri. Herhangi bir sebeple menzilhânenin bütçesine bir miktar ilave yapılmış ya da menzilci değişikliğine gidilmiş olsa bile. MAD. 9943 . MAD. s. MAD. 3999 . menzilcilerin göreve başlama tarihleri ise bir gün sonrası kabul edilmektedir. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). BOA. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü .141. (7 Safer 1155 / 13 Nisan 1742). MAD. Halk arasında yaz mevsiminin ba şlangıcı olarak kabul gören Rûz-ı Hızır 6 Mayıs’ta ba şlayıp.469-480.59. Bahsedilen tarih standart olmakla birlikte. Anadolu Sa ğ Kol’dan ayrılan tali yol üzerinde bulunan Aksaray Menzilhânesi ile ilgili kayıtlardan anla şıldığ ına göre. MAD. 10492 . 4004 . S öz konusu husus menzilhânelerin yıllık nizamlarının 364 gün geçerli olac ağı anlamına da gelmektedir. Rûz-ı Kasım ve Evvel-i Mart günlerinde menzilc i tayini yapılmak suretiyle menzilhâneye nizam verilmekte52 . 10492 . BOA. Terimler Sözlü ğ ü . 1698 yılından itibaren sıklıkla tesadüf olunan menzil defterlerindeki verilere göre. Ankara 1990. yılda bir kez nizam verilecektir49 . 10322 . s.

maktû‘ kelimesinin menzilhânelerin iltizama verilme sürecini ve malî yapılarını daha iyi tanımladığı düşünülmektedir. 3858 . s. pazarlık kabul etmez ve ölçü ile sa tılma yan. finansmanları aç ısından da. s. dönem sonuna kadar olmak şartıyla. MAD. bütçeye 4. benzer örnekler için bkz. “değerini önceden belirlemek ve paza rlığa tâ bi olma ma k” şeklinde özetlenebilir61 . s. Belgelerde bârgîr bahası ve mesârif-i sâire başlığı altında zikredilen rakamların.426/2. MAD. kesik. MAD. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). 8470 . s. “kesilmiş. MAD. 10492. MAD. İstanbul 2003. MAD. yalnızca bir kez tesadüf olunmu ştur.26 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rumunda. BOA. MAD. Ancak bir yıllık dönemin bitmesine 83 gün kalmışken bütçe için iki beygir daha ilave olunmu ştur. s. Maktû‘ kelimesi. deneme ve fizibilite sürec ini ihtiva etmektedir65 . Lûgat. kanunlaştırılması ve muayyen hale gelmesi 1698 yılını bulmaktadır64 . s. s. 57 58 59 60 61 62 63 64 65 Mesela 6 Mayıs 1716 – 1717 tarihleri arasında Üsküdar Menzilhânesi’nin bütçesi 23 beygir üzerinden hesaplanmıştır. maktû‘ değerinin hesaplanmasının olduğu görülmektedir. Bunun yanında söz konusu rakamlar. Bu durumda yeni bütç enin finanse ettiği zaman dilimi. C. BOA. BOA. Devellio ğ lu. değeri kesilmiş. 4004 . 4034 . s.5 akçe kabul edilmek suretiyle. 3169 .DH. 3169 .025 akçe yani 33. ( 28 Cemâziye’l-evvel 1122 / 25 Temmuz 1710).2/1.5 kuru ş ve 5 akçe zam olunmu ştur. MAD.576. BOA.185-187.15. Söz konusu belgedeki ifade “…menzili maktû‘ân sürüp…” şeklindedir. BOA. s. menzilhânelerin malî büyüklüklerini gösterir maktû‘ât değerleri oldukları anlaşılmaktadır. s. .4. Osmanlı Sistemi Mukataa (XVI-XVIII. 1691 yılından itibaren ortaya çıkmış bir uygulama olmakla birlikte 63 . 96/1. Yüzyıl). BOA. (22 Zi’l-ka’de 1140/ 30 Haziran 1728). 8492 . Menzilhânelerin Maktû‘ât Değerlerinin (Bütçelerinin) Belirlenmesi 1698 yılından itibaren herhangi bir menzilhânenin hizmet verebilecek duruma getirilmesi için. MAD. (5 Safer 1146/ 18 Temmuz 1733).36/2. Ayrıntılı bilgi için bkz.4-50.355-356. Menzilhâneler için maktû‘ât değerlerinin belirlenmesi/hesaplanması. Söz konusu beygirlerin günlük malîyetleri 48. 3169 . MAD. BOA.74/1. MAD. s. götürü” gibi anlamlara gelmektedir60 . aynı zamanda bütç esi de olan. 4034 .) 2471 . BOA. Bu iki tarih arasında kalan (1691 ile 1698 yılları arası) yedi yıllık zaman dilimi de yeni sistemin yerleşmesi aç ısından arayış. BOA . MAD. Cevdet Dahiliye (C.2/1. bunun yerine genellikle “…bâ rgîr ba hâ sı ve mesâ rif-i sâ ire…” ifadesinin kullanıldığı anlaşılmaktadır59 . (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). MAD.64/1. Osmanlı malîyesindeki kullanım şekli ise kelime anlamıyla bağlantılı olarak. BOA. Bu kelimeye. Örnek olarak bkz. s. Menzilhânelerin malî değerlerinin belirlenmesi için düzenlenen kayıtlarda. Baki Çakır. Bu bütçelerin içinde hem menzilhânenin finansmanını sağlayacak gelir kaynakları hem de iltizam yoluyla deruhde eden menzilcilerin yaptıkları iş karşılığında elde edec ekleri kâr payları gizlidir62 . s. 8470 . 8470. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). Ancak kelimenin sözlük anlamı ve Osmanlı maliyesindeki kullanımıyla ilgili tanımlar dikkate alındığında. menzilhânelerin çekirdek bütçelerini oluşturmaktadırlar. 1698 yılında menzilhânelerin finansmanı hususunda hazırlanan ve daha sonra kanunla şan telhis suretinde olmak üzere. yalnızca arta kalan süreyi kapsamaktadır57 . BOA . BOA. ilk olarak yapılması gereken işlemin. dönem iç inde yeni bir bütçe daha oluşturulmaktadır. BOA. s.2/1. BOA.3-93. maktû‘ kelimesine ç ok nadir tesadüf olunmakta58 . 8492 .

Buna göre menzilhânelere kaydedilen her bir mirî beygir. 1698 yılından itibaren menzilhânelerin sevk ve idaresi büyük ölç üde devlet merkezinin eline geçmiştir. Bahsedilen bu ücretin miktarının belirlenmesi. kazâ ahâlisi ile menzilci arasında yapılan pazarlığa tabidir66 .465-466. menzilc iyân tayin olunan avârız ve bedel-i nuzül hânelerinden karşılanmak şartıyla. temsili bir miktar mîrî beygir takdir edilmesiyle gerçekleştirilmektedir. 1 Cemâziye’l-evvel 1071 / 2 Ocak 1661 tarihinde yapılan bir sözle şmede “Defter-i oldurki Kurd Mehmedin senesi temâm olma ğ ın bin yetmi ş bir Cemâziye’l-ulâ gurresinden bir sene temâmına değ in a’yân-ı vilâyet ve ahâli-i memleket ma’rifetiyle ta’yîn olunan elli hâneden ellibin akça ve sâir hâneler ikiyüzkırkbin akçe imdâd eylemek üzere Mehmedin kabûl eyledi ğ inden yüzonbin akça noksan olmak üzere cem’an ikiyüzdoksan bin akçaya Konyalı Ali Be şe ibn-i Hüseyin der-uhde ve kabûl eyleme ğ in zikr olunur. Bu husus genel olarak bu şekilde gerçekleşmekle birlikte. 10322 . 10 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1070-1071 / 1691-1661). 8492 . MAD.97/1. Söz konusu tarih itibariyle her birinin konumu. Konya 2003 . BOA.170-171. KŞS. s. s. istisnalarının da olduğu anlaşılmaktadır71 . . umumun faydası iç in. s. Herhangi bir menzilhânenin maktû‘ât değerinin oluşturulması. tek elden nizam verilebilmesi ve kontrollerinin yapılabilmesi için de bir zarurete dönüşmüştür. Ancak menzilhânelere ait işlemlerin Defterdârlığa bağlı bir büro olan Mevkûfât Kalemi tarafından takip edildiği bilgisinden hareketle. Örnek için bkz. 4034 . (22 Safer 1146 / 8 Ağ ustos 1733). Bu husus menzilhânelerde kurumsallaşmanın bir gereği olduğu gibi. ücretin artırıldığı yeni bir sözleşme oluşturulmaktadır. geçen ifadelerden anla şıldığ ı şekliyle yapılan bu yeni sözle şme ile bir yıl öncesine göre % 55’lik bir indirim söz konusudur. (4 Safer 1146 / 17 Temmuz 1733). Yani menzilcilere verilen ücret her zaman artma e ğ iliminde de ğ ildir. yoğunluğu ve sair etkenlere bağlı olarak. maktû‘ât değerlerinin de yine aynı kalem tarafından oluşturulduğu sonuc una varabiliriz 70 . s.3-93. 66 67 68 69 70 71 Genel olarak bu ücretler yıldan yıla artma e ğ ilimi göstermekle birlikte. Bunun yanında. daha sonradan gelerek düşük fiyat teklifi ile menzilciliğe talip olan birilerinin bulunması ve ahâlinin de bunlara destek vermesi durumunda. Her bir beygir için 147. MAD. 3858 . (1 Safer 1089 / 25 Mart 1678).96-2. s. MAD.5 kuruşluk bir maliyet kabul edilmiştir. 8492 . BOA. s.465-466. menzilci tayini ile ilgili süreç tamamlanmış olsa bile. KŞS. s.6/1. Eğer belirlenen bu üc ret menzilhâneyi finanse etmeye yeterli gelmez ve bu hususta menzilc inin bir kusurunun bulunmadığına da kanaat getirilirse. bulunduğu yolun konumu ve yoğunluğuyla bağlantılı. 37 . Menzilhânelerin maktû‘ât değerlerinin hangi daire tarafından oluşturulduğu ve onaylandığı malumumuz değildir. s. finansmanı ve idaresi iç in asgarî giderler bağlamında her bir menzilhâneye maddi bir değer biç ilmeye başlanılmıştır69 . Bu tür durumlarda kazânın avârız ve nuzül hânelerinin bir kısmına veya tamamına. MAD.”. kazâ ahâlisinin yetki ve sorumluluğuna bırakılmıştır. BOA. (10 Cemâziye’l-evvel 1103/ 29 Ocak 1692). ilave tevzî’at yapılmaktadır67 . (Belge No: 295/2). İzzet Sak. MAD. (Belge No: 295/2).3/1. derhal menzilc i değişikliğine gidilebilmektedir68 .4-50. 24 .5 kuruş ve onun katlarını tanımlamaktadır. günün şartlarına ve bölgesel imkânlara uygun olac ak şekilde.. aslında beslenecek atların miktarını belirlemekten ziyade 147.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 27 1691 yılından önce menzilhânelerin kaç paraya idare olunacağı meselesi. BOA . eksik kalan kısmın tamamlanması için. s..

Menzilc ilerin beceriksiz veya art niyetli olmaları.28 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Maktû‘ât değerleri menzilhânelerin bir sene içinde olası masraflarının miktarını ve bu giderlerin hangi gelir kaynaklarından karşılanac ağını da işaret etmekteydi. güvenilir) kişilerden meydana gelmektedir. yani menzilcilerin. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). 1762-63) Sema Altunan.86/1. (H. 1762-63). 1698 yılına kadar. (29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). bu işten kazanacakları miktarı göstermek aç ısından da önemli bir kriterdir72 . “ XVII. muhtelif kaynaklardan menzilhâneye aktarılan para ve imkânların. devletin talep ettiği ve arzuladığı menzilc i tipi. s. zaman zaman muhataplarına tebliğ etmiştir. Menzilhânelerin verecekleri hizmetlerin kalitesi ve sürekliliği büyük ölç üde.1-2. s.1176 / M. mahkemede hüccet edilmek suretiyle de 72 73 74 75 76 BOA. http://dergiler.181/1. liyakat. KŞS. BOA. Onların işten anlamaları ile güvenilir ve dürüst kişiliklere sahip olmaları. Yine menzil işlerine talip olacak ve deruhde edecek kişilerin dinî ve ırkî özelliklerinden ziyade. Merkezden gönderilen hükümlerde menzilci tayin olacak kişilerin inançlarına dair bir gönderme yapılmadığı gibi75 . devlet yönetimi. mutemed (güvenilir)73 .edu. Menzilci Tayinleri Menzilhânelerin hizmet verebilecek şekilde örgütlenmeleri hususunda bir diğer merhale ise. aya’n ve ahâlinin ittifakı doğrultusunda ve kâdıların nezaretinde gerçekleştirilir. bunların yönetimini üstlenenlerin şahsî hususiyetlerine bağlıdır. s. 8470 .tr/detail. kuvve-i iktidar (iktidar sahibi) ve muhtardan (seçilmiş.php?id=18&sayi_id=34.86/1. Ayrıc a tayinler esnasında menzilhânenin bulunduğu kazânın tüm a‘yân ve ahâlisinin de aynı isim/isimler üzerinde ittifak etmiş olmaları gerekmektedir74 . s. İlgili belgelerden anlaşıldığına göre. (H. menzilci tayin olunan gayrimüslimlere de tesadüf olunmaktadır76 .kişilere arz edilmeleridir. s. MAD. 3169 . kâr-güzâr (bec erikli). D. Bu sebeple.1176 / M. ulaşım ve haberleşmenin örgütlenmesi aç ısından. menzilc i tayinleri oldukç a nazik bir süreçtir. Menzilci tayinleri. . bunların idarelerini yüklenec ek -deruhde edec ek.80. MAD.ankara. Bu tür sebeplerden.(29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere Osmanlı yönetimleri menzil hizmetlerinin kaliteli. MAD.181/1. 8470 . Bunun yanında söz konusu rakamlar menzilhâneyi isti‘c âr veya iltizam yoluyla deruhde eden özel teşebbüslerin. maksimum düzeyde amme hizmetine dönüştürülmesi anlamına gelmektedir. (En son 24 Ekim 2009 tarihinde ziyaret edilmiştir) s. 56 . menzilci nasb ve tayin olunacak kişilerde bulunması gereken özellikleri belirlemiş ve fermânlar vasıtasıyla da.Yüzyıl Sonlarında İstanbul-Edirne Arasındaki Menziller ve Bazı Menzilke ş Köyler” . 56 . KŞS. zamanında ve aksamadan yürütülmesi hususunda kalifiye elamanların önemini kavramış ve bu hususta da gerekli önlemleri almıştır. hem devlete ait önemli ve âc il işleri takip eden ulakların gidecekleri yerlere zamanında ulaşamamaları hem de mîrî hazinenin ve devlete ait sair gelir kaynaklarının boş yere harc anması gibi c iddi olumsuzlukları beraberinde getirmektedir. BOA. iktidar ve bec eri gibi şahsi hususiyetlerine önem vermiştir.

48 /2-1 (20 Rebî’ü’l-ahîr 1130 / 23 Mart 1718). MAD. (23 Rebî’ü’l-ahîr 1177 / 26 Mart 1764). s. önc elikle. kazânın ileri gelenleri. eski tarihli hüc c etlerdeki gibi ayrıntılı bilgiler bulunmamaktadır. . BOA. KŞS. 3999 . KŞS. s. menzilci tayinlerini gösterir resmî belge olarak. KŞS. Bunun yanında menzilcilerin kendi istekleri ile sözleşmeyi feshetmeleri81 veya vefatları sebebiyle görevlerinin yarıda kalması82 . ne şekilde finanse edilec ekleri ve kimler tarafından idare/deruhde edilec ekleri kayıtlıdır78 . onayının beklenmesinin kanun haline geldiği düşünülmektedir. Kâdıların bulunmadığı kale ve palanga gibi yerlerde ise menzilc i tayinlerinin merkeze arz edilmesinin dizdâr veya palanga zabitleri tarafından yapıldığı görülmektedir77 . Söz konusu kişiler hukukî açıdan ahâliyi temsil etmektedir. menzilci adayları ve bu adayların kefilleri mahkemeye gelerek kâdının huzurunda ve onun nezaretinde menzilci tayinini gerçekleştirmektedirler. Ancak 1698 yılından itibaren. bazı istisnalar hariç79 . (21 Şevvâl 1138 / 22 Haziran 1726). s. ahâliyi temsil eden şahısların isimleri kaydedilmektedir. resmîleştirilir ve taraflar arasındaki karşılıklı taahhütlerin garanti altına alınması sağlanırdı.4-99. kazâ ahâlisinin menzilcilerden memnun olmamaları netic esinde görevlerinden uzaklaştırılmaları83 ve menzilhâneyi daha düşük fiyatla 77 78 79 80 81 82 83 BOA. s. MAD. ( 20 Rebî’ü’l-evvel 1157 / 3 Mayıs 1744). S öz konusu tarihe kadar düzenlenmiş hüccetlerden takip edilebildiği kadarıyla. mevcut menzilcilerle yapılan sözleşme süresinin dolmasıdır80 . Ancak ikincisinde. BOA. Ardından ise karşı tarafta olan ve kendilerini temsil eden menzilcilerin kimlik ve adres bilgileri yazılırdı. KŞS. MAD. (27 Şevvâl 1145 / 12 Nisan 1733). KŞS.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 29 resmiyete bağlanırdı. kazânın önde gelen ve itibarlı kişilerinden olup. Bunlarda yalnızca menzilhânelerin itibarî beygir sayıları. menzilhânelerin merkezîleşmesiyle birlikte. 1 6/1-2 (24 Şevvâl 1083 / 12 Şubat 1673). BOA.280/1. Bu suretle düzenlenen hüccetlerde. 8470 . 10322 . Bu tayin işlemleri esnasında önemsenen ve vurgulanmak istenilen hususlar hüccet formatıyla kayıt altına alınarak. aşağı yukarı hepsinin aynı şeyleri aynı şekilde söyledikleri görülmektedir. yalnızc a. 58 .14-474. bu belgelerdeki ifadeler menzilcilerin ahâli ile yapmış olduğu sözleşmelerin iç eriğini yansıtmamaktadır. MAD. Bunları takiben menzilc i tayininin yapılmasını gerekli kılan husus veya hususlar kısaca belirtilirdi. Mevkûfât defterlerinde menzilci tayinleri ile ilgili yüzlerce belge bulunmakla birlikte. s. Kâdılar marifetiyle hazırlanan bu hüc c etler. 56 . Belgelerden takip edilebildiği kadarıyla yeni menzilc i tayinini gerektiren durumların en sık tesadüf olunanı.1/1. özel isimler çıkarıldığında. adeta matbu evrak gibi düzenlenmekte olup. kazânın sorumlu ve yetkili organları tarafından yapılan. maktû‘ât değerleri. hüc c etlerle de resmiyete bağlanan menzilci tayinlerinin merkeze bildirilerek. 13 /6-1 (25 Şevvâl 1087 / 7 Aralık 1676). 8492 .30/1.60/1. Daha sonraki dönemlerde hem hüc c etler arasında hem de menzil ahkâmlarında menzilci tayinlerini gösterir binlerc e belgeye rastlanmaktadır. 1698 yılına kadar. kazâlarda tutulan hüc c etlere tesadüf edilmektedir. s.

menzilhânenin masraflarını karşılamaya yeterli gelmiyordu. (3 Cemâziye’l-âhir 1083 / Eylül 1672). eski menzilcilerin sözleşmeleri fesih olunarak. yeni talipler menzilc i olarak atanabilmekteydi89 . BOA. KŞS. nadiren de olsa. daha düşük bir fiyat teklifiyle. (1 Cemâziyelevvel 1071 / 2 Ocak1661). gerek tam atamanın yapıldığı esnada ve gerekse menzilcilerin görevlerine başlamalarını müteakiben. 41 .6/1. 40 .(Cemâziye’l-evvel 1127 / 5 Mayıs-6 Haziran 1715). (28 Cemâziye’l-âhir 1119/ 26 Eylül 1707). bazı bölgelerde menzilcilerin birden fazla kazâ ahâlisinin oy ve ittifaklarıyla atandıkları görülmektedir86 . bir takım sebeplerle.30/1.4/1. KŞS. s. 45 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1126-1127 / 1714-1715) (Transkripsiyon ve Dizin).278/1.3/1. bir yıllık hizmet iç in belirlenen üc ret. s.5/1. KŞS. Menzilcilerin tayin olunmaları esnasında. 10. . 45 Numaralı Konya Ser’iye Sicilinde bulunan hükümler için ayrıca bkz.30 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 idare edecek adayların çıkması84 gibi hususlar da yeni menzilci tayinlerinin yapıldığı durumlardandır. 37 . Bunun yanında. Bazı durumlarda. s.6/1. s.6/1. Mesela. Ahâlinin de desteğini almaları durumunda. 27 . 43 . (17 Cemaziye’l-evvel 1103 / 06 Ocak 1692). (10 Cemâziye’l-âhir 1103 / 29 Ocak 1692). 24 . 36 . ücretin tekrar belirlendiği yeni bir sözleşme yapılabilmektedir88 . yeni talipler çıkabilmekteydi. KŞS.6. s. Genelde menzilcileri yalnızca menzilhânenin tesis olunduğu kazâ ahâlileri tayin etmekteyken.6/1. s. KŞS. KŞS. KŞS.295/1. Normal olarak sözleşme bir yılı aşmayacak şekilde yapılıyor olmakla birlikte. (20 Rebî’ü’l-evvel 1157 / 3 Mayıs 1744). her menzilci tayini esnasında günün şartlarına ve bölgenin yapısına uygunluk gösterecek şekilde değişebilmektedir. s. Menzilcilere kefil olan şahısların da adresleriyle birlikte tek tek kaydedilmesi ve hangi hususlara kefil olduklarının belirtilmesiyle de menzilci tayinini gösterir resmî belge (hüc c et) tamamlanmış olurdu85 . s. Bu gibi durumlarda eski sözleşmelerin feshedilerek. her yıl yeniden atanmak suretiyle. MAD. 24 .1/1. 37 . (2 Muharrem 1115 / 18 Mayıs 1703). önceden kararlaştırılmış ve standart bir miktar olmayıp. KŞS. s. 9920 .15/1. bu süre içerisinde yapacakları görevlerin neler olduğu ve alac akları üc retin miktarı gibi hususlar belirtilirdi. İlk olarak 1700 yılında Konya Menzilhânesi’ne tayin olunan Hızır Çavuş. s. 25 . 58 .3/1. menzilhâneye tayin olunan avârız hânelerinden tahsil edilemez veya tahsil edilenler belirlenen ücreti karşılamaya yeterli gelmez ise kazânın diğer avârız hânelerinden mahsup olunan vergi gelirlerinden de ek ödemeler yapılabilmekteydi87 . (22 Rebî’ü’l-evvel1127/ 28 Mart 1715). (10 Cemaziye’l-evvel 1103 / 29 Ocak 1692). o yıl için atanan menzilcinin görevini iyi yapması halinde bir sonraki sene tekrar atanması hususunda herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır90 .3/1. KŞS.5/1. 5. 1715 yılına kadar bu görevi kesintisiz bir şekilde devam ettir- 84 85 86 87 88 89 90 KŞS. s.3. KŞS. (1 Safer 1089/ 25 Mart 1678). s.16/1. belirlenen rakamlar. İzzet Sak-Cemal Çetin. Hüc cetin devamında genel olarak menzilc ilerin tayin edildikleri zaman dilimi.3/1. (5 Rebî’ü’l-evvel 1115/ 29 Temmuz 1703). Konya 2008. (1 Ramazan 1176 / 16 Mart 1763). s. Bazı kazâlarda menzilciliğin neredeyse aile mesleği haline geldiği görülmektedir. (1 Safer 1089 / 25 Mart 1678). 45 . KŞS. s. (10 Cemâziye’l-evvel 1103 / 29 Ocak 1692). s. Bahsedilen bu ücret. KŞS. 45 . s. KŞS. KŞS. 56 . s. 36 . KŞS. s.

s. Bir sonraki yıldan itibaren resmî belgelerde Hızır Çavuş’un ismi geç memekle birlikte. doğal olarak. Osman Ağa’nın kalan süresini tamamlamak iç in. s. 1715 yılında ise yerine oğlu Osman Ağa menzilci tayin olunmuştur. muhtemel beygir talebi için öncesinden tedbir almak suretiyle. oğlu Mehmed’in tek başına bu işi yürüttüğü anlaşılmaktadır. 40 .16/1. Bu aşamadan sonra tekrar tayin olunan Abdi. Menzilhâne bulunmayan kazâlarda. bakımlarını sağlamak96 . Hızır Çavu ş’un. s. Karapınar Menzilhânesi’ni idare ettiği görülmektedir94 . KŞS. (23 Zi’l-hicce 1143/ 29 Haziran 1731). . 1718 senesine kadar olmak üzere. 9943. KŞS. yaklaşık üç dönem daha menzilcilik yapmıştır.2/1. BOA. MAD. 9920 . Nitekim 1731 yılında Hızır Çavuş’un. 1723 yılında bir diğer oğlu es-Seyyid el-Hâc Mehmed’i de yanına alarak menzilciliğe tekrar başlamıştır93 . KŞS.278-1. 41 . (5 Rebî’ü’l-evvel1115/ 29 Temmuz 1703).88/1. Ancak Hızır Çavuş emekli olmamış. “…sâ bık Konya menzilcisi…” sıfatıyla. muayyen menzil olmayan Siverek Kazası’nda ahâli 8 kese akçe karşılığ ında iki menzilci atamışlardır. Mesela. yaklaşık 30 yıl Konya Menzilhânesi’ni ve bir dönem de Karapınar Menzilhânesi’ni idare etmek suretiyle. Hızır ile Mehmed’in baba o ğ ul olamayacakları gibi bir şüpheye yol açmakla birlikte.24/1. KŞS. kendi inisiyatifleri doğrultusunda bir takım düzenlemeler yapmaktadırlar. menzilc i tayini yapılması hususunda bir düzenleme bulunmamaktadır. s. s. merhumun kardeşi. bu seçim doğrultusunda karşılıklı olarak beklenti ve taahhütlerini de kâdı huzurunda resmiyete bağlamaktadırlar. BOA.278/1. Menzilcilik yapacak kişiye yapılacak ödemeler de. MAD. Anc ak bazı kazâ ahâlileri. Bu menzilciler de ücretleri mukabilinde ulaklara beygir vereceklerdir. Söz konusu yıla kadar oğlu Mehmed de Konya Menzilhânesi’ni idare etmiştir. gözlemleyebildiğimiz şekliyle. (20 Rebî’ü’l-ahîr 1130 / 23 Mart 1718). (28 Cemâziye’l-evvel 1141 / 30 Aralık 1728). s. s. Menzilc iliği meslek haline getiren bu aile.4/1. bilakis aktif olarak menzilcilik görevine devam etmektedir. s. Menzilcilerin uymaları gereken kurallar ve tâbi oldukları nizamlar. (10 Şevvâl 1155 / 8 Aralık 1742).262/1. 45 . (22 Rebî’ü’l-evvel 1127 / 28 Mart 1715).6/1. ç eyrek asırdan fazla bir süre fiili olarak menzilc ilik yapmıştır. KŞS. (8 Safer 1119 / 11 Mayıs 1707). Bunu layıkıyla yapabilecek kişileri menzilci olarak seçmekte. (2 Muharrem 1115 / 18 Mayıs 1703). (28 Cemâziye’l-âhir1119/ 26 Eylül 1707). KŞS. 43. 52 . Hızır’ın diğer oğlu Abdi menzilci yapılmıştır. Bu hususlar ana hatlarıyla şu maddelerden oluşmaktadır: Menzilhânenin konumuna ve yoğunluğuna göre. 91 92 93 94 95 96 KŞS.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 31 miştir91 . 48 . gerek menzilci tayinleri esnasında belirlenen ve gerekse zaman zaman gönderilen fermânlarda belirtilen hususlardan derlenmek suretiyle. KŞS. o ğ lu Mehmed’in isminin ba şında bulanan es-Seyyid lakabını kullanmaması.“ … menzilcisi merkum es-Seyyid el-Hâc Mehmed ve kefili babası merkum Hızır Çavu ş… ” şeklindeki kayıt Hızır ile Mehmed’in baba-o ğ ul olduklarını göstermektedir. 43 . yeni kazâ ahâlisinin kendi aralarında topladıklarıyla finanse edilmektedir 95 . menzilhâne için yeterli olac ak sayıda uygun ve güçlü menzil beygirleri tedarik ederek. s. s. Anc ak Osman Ağa süresinin bitmesine 38 gün kala vefat etmiştir92 . maddeler halinde aşağıda gösterilmiştir. 50 . Bu tarihlerde menzilciliğe ara vermiş görünen Hızır Çavuş.107/2.

yoğunluğu ve menzilhânede beslenilen beygir sayıları dikkate alınmak suretiyle. artanının ise ahâli tarafından tedarik edilmesidir104 . MAD. İstanbul 2008. Ulakların ellerinde olan ahkâmlarda belirtilen ve yine rütbelerine göre belirlenen miktardan fazla menzil beygiri vermemek.135/1.110/1 (13 Zi’l-hicce 1146 / 17 Mayıs 1734 ). s. MAD. s. Başka menzilhânelere ait menzil beygirlerini. KŞS. (27 Şevvâl 1137 / 9 Temmuz 1725).135/1 (20 Receb 1146/ 27 Aralık 1733). menzilhânede depolamak. ulakların yanına yeterli sayıda sürüc ü koşmak100 . yeterli sayıda sürüc ü istihdam etmek97 . MAD. (15 Cemâziye’l-evvel 1143/ 26 Kasım 1730). Menzilcilerin tâbi oldukları genel nizamlar yukarıda belirtildiği gibidir. 8470 . BOA. s. Elinde menzil ahkâmıyla gelen ulaklara. s. Konya menzilcisi ile ahâlinin yürürlükte olan menzil nizamlarına ilave ettikleri madde özet olarak şu şekildedir: Menzilhâneden bir defada 50 beygir veya daha fazlası talep olunması durumunda. Menzilhânede beslenen beygirlere yeterli gelec ek miktarda yem ve samanı temin etmek suretiyle.358/2. BOA. s. (10 Cemâziye’l-âhir 1139 / 2 Şubat 1727). (4 Şevvâl 1139/ 25 Mayıs 1727).320/1. belirtilen sayıda beygiri bekletmeden temin etmek99 . 9920 . BOA. (9 Ramazân 1125/14 Ekim 1713). BOA. Tesadüf olunan belgeleri göre kazâ ahâlileri ile menzilciler arasında yapılan sözleşmelerde ilave olunan hususların genellikle menzilhâneden bir defada talep olunan beygirlerin sayılarıyla bağlantılı oldukları görülmüştür. Menzilhânede ikamet etmek Menzilhâneyi sürekli olarak aç ık tutmak98 . BOA. MAD. MAD.320/1. (10 Cemâziye’l-âhir 1139 / 2 Şubat 1727). gerekli olan beygirlerden 50 tanesinin menzilhâneden verilmesi. .348/1. 8470 . Bu tür bilgiler genellikle kâdılar tarafından düzenlenen hüc c etlerde kayıtlı bulunmaktadır. s. 46 . Bu ç alışma esnasında kullanılan bilgilerin ekseriyetle mevkûfât defterlerinde kayıtlı bulunan menzil ahkâmlarından alınmış olması sebebiyle yukarıda belirtilen özel şartların yaygınlıkları hakkında kesin hükümler vermek mümkün değildir.293. s. 8470 . kendisinin beygir göndermekle yükümlü olduğu menzilhânelere geçirmek suretiyle beygirlerin yorgunluktan telef olmalarına sebebiyet vermemek101 . Tarihi geçmiş ahkâmlarla talepte bulunanlara hiç bir suretle menzil beygiri vermemek103 .32 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Menzilhânenin konumu. Yüzyılda Osmanlı Toplumu . 8492 . 18. 97 98 99 100 101 102 103 104 BOA. s. BOA. İn’am hükmüyle gelen ulaklardan beygir ve sürücü ücreti talep etmemek102 . BOA. Yücel Özkaya. 8470 . 8470 . MAD. (12 Ramazân 1139 / 3 Mayıs 1727). Mesela. s. MAD. s.259/1. Bunun yanında menzilci tayinleri esnasında menzilciler ile ahâli arasında ilave bir takım şartlar görüşülmekte ve kayıt altına alınmaktadır. Verilen beygir sayısıyla orantılı olarak.200/2-201/1. 9943 . MAD.

S.20. Trabzon Menzilhânesi’nin 1732-36 ve 1737-38 yıllarını kapsayan be ş bütçesinin de. s. Mesela.IV. 10322 . BOA. Anadolu’nun Sol Kolu üzerinde hizmet veren menzilhânelere ait mîrî beygir sayıları bir miktar artırılmak suretiyle ortalama 30 re’se yükseltilmiştir111 . Menzilhânelere takdir olunan menzil beygirlerinin sayıları devlet merkezindeki ilgili bürolar tarafından yapılmaktadır. gerç ekte menzilhânelerde bulunan ya da bulunması gereken beygirlerin tam sayısını vermemektedir. s. beygir sayıları ile ilgili olarak. Aslında mîrî tarafından bazı menzilhânelere buç uklu sayıda menzil beygiri takdir olunması107 sebebiyle. Bunlardan ilki maktû‘ât değerini ya da diğer bir ifadeyle bütç esini saptamak iç in merkez tarafından konumu ve beygir alan ulakların yoğunluğu gibi hususlarla orantılı olarak menzilhâneye temsili bir miktar beygir takdir olunmasıdır105 . 10322 . 12-443. Eğer fevkalâde bir durum yok ise. 10322. Yusuf Halaço ğ lu. Mesela 1728-1729 döneminde Gebze Menzilhânesi iç in 60 mîrî beygir takdir edilmiştir. OTAM. . Yusuf Halaço ğ lu. s.3-503. “ XVIII. Mesela: 1726 yılında devam eden İran savaşları esnasında. MAD.30. C. Sema Altunan. menzilhânelere takdir edilen mîrî beygir sayıları yıllarca sabit kalmaktadır109 . MAD. 4004.11-467. 4004 . MAD. Ancak söz konusu dönemde. MAD. D İA . 10492 . bütç e hesaplamaları esnasında rakamsal olarak zikredilen beygirlerin gerçekte beslenip-beslenmediği hakkında bazı şüpheler olmakla birlikte. 10492 .6-518 . C. olağanüstü durumlarda menzilhânelerin rahat işlemesi ile ulaklar ve sair görevlilerin beygir sıkıntısı yaşamamaları için. s. s. Kars ve Beyazid’e kadar uzanan sol koldaki menzilhânelerde ise 264 beygir bulunmaktadır112 . s. BOA. BOA.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 33 E. Anc ak. s.2-67.14-474. s. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Te şkilâtı ve Sosyal Yapı. BOA.499. MAD. bu düzenlemelerin menzilhânelerde bulunması gereken asgarî beygir sayısını işaret ettiği söylenebilir. BOA.10-142. özellikle seferberlik gibi. MAD. Bu 105 106 107 108 109 110 111 112 Menzilhânelerin bütçe kayıtlarının neredeyse tamamında. s. “ At” .12-488. MAD. yy’da Silistre Eyaletinde Haberle şme Ağ ı: Rumeli Sa ğ Kol Menzilleri” . s. İstanbul 1996. MAD. İkinc isi ise kazâ vücuhu ve menzilci arasında yapılan sözleşmelere göre. MAD. 3169. 3217. 12. Ankara 1995. (11 Zi’l-hicce 1141 / 8 Temmuz 1729). BOA. XIV-XVII. s. Gebze Menzilhânesi’nde 153 beygirin beslenildiği görülmektedir108 . Nitekim menzilhânelerin maktû‘ât değerlerini belirten mîrî beygir sayıları.5 mîrî beygir üzerinden ve 1845. menzilcinin kendi mülkü olanlarla birlikte. bu türden bilgilere ula şmak mümkündür. 18. Anadolu’da birçok menzilhânenin mîrî beygir sayıları bir miktar artırılmıştır. BOA. Bağdat’a kadar olan Orta Kol güzergâhında 671. menzilhânede ne kadar menzil beygirinin hazır bulundurulacağının yani menzilhânede gerçekte kaç beygir besleneceğinin tespit edilmesidir106 .9.440-442. MAD. BOA. Beygir Kapasitelerinin Belirlenmesi Menzil nizamları arasından. İkinci olarak 1743 İran Seferi esnasında haberleşmenin aksamaması iç in ağırlık Sol Kol üzerindeki menzilhânelerde olmak üzere. 10492 . s. mîrî tarafından takdir olunan beygirlere ilaveten. s.75 kuru ş olarak hesaplandığ ı görülmektedir. BOA. Yine aynı yıl Anadolu üzerindeki anayollardan Halep’e kadar olan S ağ Kol güzergâhı üzerindeki menzilhânelerde 370. Ankara 2005. Örnek olarak bkz. BOA. MAD. BOA. 10492. 1842.167. mîrî beygir sayılarının artırıldığı anlaşılmaktadır110 . iki husus öne ç ıkmaktadır.NF.

menzilhânelerde kaç beygir besleneceği hususuna çok fazla müdahale edilmediği de yukarıda belirtilen hususlara ilave olunabilir.22-23.24/1. Yine devlet merkezindeki ilgili organlar tarafından söz konusu gerekçelerin yukarıda belirtilen şekilde sorgulanıp-sorgulanmadığı hakkında da bir şey söylemek mümkün değildir. s. Bu doğrultuda devlet merkezinden. BOA. Uluslar arası Osmanlı’dan Cumhuriyete Çorum Sempozyumu (Bildiriler 23-25 Kasım 2007). Menzilcilerin bununla ilgili en büyük beklentilerinin menzilhânelerini rahatlıkla idare edebilecek finansmana sahip olmak veya bu işlerin sonunda elde edecekleri kârlarını artırmak olduğu söylenebilir. BOA. gerç ekte kaç ar adet menzil beygirinin beslenmesi gerektiği hususunda. herhangi bir menzilhâneye mîrî tarafından takdir edilen beygirlerin.71/2 (29 Zi’l-ka’de 1136 / 19 Ağ ustos 1724).36/ 2. Çorum 2008. Menzilhânelere takdir olunan beygir sayıları öncelikli olarak. 28353 . Bu verilerden hareketle. (11 Rebî’ü’l-evvel1160 / 23 Mart 1747). Cemal Çetin. devlet merkezi tarafından takdir olunan beygirlerin temsili olduğu. Anc ak bunların da gerekçelerinde samimi oldukları veya daha fazla kâr gayesi güden menzilc ilerin hırslarına ortaklık ettikleri tarafımızca malum değildir. Menzilcilerin beygir sayılarının artırımı ile ilgili meşrû gerekçeleri. C. Hasanpatrik. in‘âm hükmü karşılığında verilen beygirlerin sayısından bile az olduğu anlaşılmıştır115 . Bölge vüc uhunun menzilhânelere takdir olunan beygir sayılarının artırılması ile ilgili gerekçeleri de menzilcilerinkilerle paralellik göstermektedir. s. (21 Cemâziye’l-âhir 1145 / 9 Aralık 1732). Merkezden gönderilen fermânlarda da rakam belirtmeksizin. temsili olarak takdir olunan beygirlere ilaveten.499. MAD. 9920 .1583-1584. devlet merkezî tarafından müdahaleler yapıldığı görülmektedir. Bu sebeple menzilhânelere takdir olunan mîrî beygir sayıları menzilciler114 ile bölge ileri gelenlerinin (a‘yân. BOA. MAD. maktû‘ değerlerinin ve bütç elerinin büyüklüklerini gösterir. ( 28 Cemâziye’l-evvel 1141 / 30 Aralık 1728). gerçekte menzilhânelerde beslenilen beygirlerin sayılarının menzilciler ile ahâlinin ortak kararları netic esinde belirlendiği söylenebilir.34 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 düzenleme ile Anadolu’da faaliyet gösteren 55 menzilhânede mevcut beygir sayılarına toplam 377. genellikle menzilhâneyi idare edebilecek malî desteği sağlamaya yöneliktir. 10492 .MKF. Menzilhânelere takdir olunan mîrî beygir sayıları ile in‘âm hükmüyle verilen beygir miktarları esas alınmak suretiyle yapılan inceleme neticesinde. “ XVIII. Mesela: 1718-1719 yılları arasında Hasançelebi.5 re’s ilave yapılmıştır113 . MAD. D. s. BOA. s. s. . 8470 . 113 114 115 116 117 BOA. Ancak hangi menzilcinin bu talebinde samimi olduğu hangisinin ise daha fazla kâr gayesiyle hareket ettiğini bilmek mümkün değildir. yalnızca kifayet miktarı yarar ve tuana menzil beygirinin beslenmesi emredilmektedir116 . katsayılardır. Anc ak zaman zaman özellikle yeni aç ılan menzilhânelerde.III. 8492 . MAD. ahâli ve muhtelif yönetic iler) yakından ilgilendiği hususlardandır. Malatya ve İzoli menzilhânelerinde mîrî tarafından temsili olarak tayin olunan 15’er re’s beygire ilave olarak her bir menzilhânede 50’şer adet menzil beygirinin beslenmesi hususunda fermân sâdır olmuştur117 . s. Yüzyılda Çorum Menzilhâneleri” .

S öz konusu kişilere menzilci adı verilmekte olup. Yaptıkları iş tamamen profesyonel olup. menzilcilerin atanması. menzilhânelerin sevk ve idaresinden a’yân. S öz konusu sürec in oluşumu ve takibi ile ilgili gönderilen fermânlardan. menzilhânelerin piyasaya arzını. yani özel teşebbüsler tarafından talep görmesini. Bunun yanında istisnaî olmak üzere bazı menzilhânelerin kazâ ahâlisinin kamusal kişiliğine veya resmî görevlilere deruhde olundukları görülmektedir. Söz konusu paketler hem özel teşebbüslerin ilgisini çekecek kadar cazip. Menzilhâneler genellikle a‘yânlarla birlikte kazâ ahâlisinin. bölgesel özelliklere göre bazı özel hususların ortaya konulması gibi bir dizi ic raatı iç inde barındırmaktadır. Menzilhânelerin örgütlenmesi açısından önemli aşamalardan birisi de. menzilc iliklerinin merkez tarafından onaylanmasına bağlıdır. menzilhânelere bulundukları yol hattının ulak yoğunluğuna münasip sayıda beygir takdir edilmesidir. yerine göre gözlemci yerine göre ise müdahil olmak suretiyle.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 35 SONUÇ Osmanlı Devleti’nde menzilhânelerin hizmet verebilmeleri. her yıl dönem başlarında tekrarlanan bir sürecin varlığına bağlıdır. süreleri hic rî olarak bir yılı aşmamak kaydıyla. Menzilhânelerin kesintisiz olarak hizmet vermeleri bir yıllığına programlanabilmektedir. devletin ilgili organları tarafından titizlikle hazırlanan ve standarda bağlanan malî paketlerdir. beslenecek beygir sayılarının belirlenmesi ve menzilci tayinleri esnasında. Belgelerde bârgîr bahâsı ve mesârif-i sâire olarak zikredilen maktû‘ât değerleri. bu iş karşılığında bir miktar kâr sağlamaktadırlar. tesadüfî iki tarih arasını kapsamaktadır. hem de devletin menfaatlerini koruyacak kadar c imri olmalıdır. Bu süreç maktû‘ât değerlerinin takdir edilmesi. Bu sayede resmî ulaşım ve iletişime hem ivme hem de süreklilik kazandırılmaktadır. bir yıl olması ve bunların başlangıç tarihinin de Rûz-ı Hızır. Rûz-ı Kasım ve Evvel-i Mart olması hususunda genel bir temayülün oluştuğu ve nihayetinde kanunlaştığı anlaşılmaktadır. kendi iç lerinden seç tikleri sivil halktan olmak üzere bir veya birkaç kişi tarafından idare edilmektedir. 1691 yılına kadar menzilhânelerin hizmet verdikleri dönemler. sağlamak amac ıyla. menzilhânelere nizam verilmesi hususuna katıldıkları görülmektedir. Bu sebeple menzilhânelerin hizmet verebilmeleri ve hizmet altyapısının özel teşebbüslere devr edilebilmesi hususundaki en önemli merhalenin menzilhânelerin maktû‘at değerlerinin hesaplanması süreci olduğu düşünülmektedir. Yine zaman zaman özellikle bu iş için görevlendirilen mübaşirlerin de. 1691 yılından itibaren menzilhânelere nizam verilme aralıklarının ve bu nizamların geçerlilik sürelerinin. ahâli ve kâdıların birinci derecede sorumlu oldukları anlaşılmaktadır. güneş takvimine göre. bunların göreve başlayabilmeleri ya da görevde kalabilmeleri. .

İstanbul 2007. S. 813/4. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi . 8492. -ERGENÇ. 59. “ XVIII. 28705. Baki Osmanlı Sistemi Mukataa (XVI-XVIII. Frederick. -Ma lîyeden Müdevver (MAD. VIII. Ankara 2005. Kongreye Sunulan Bildiriler. Türk Ta rih Kongresi Ankara 11-15 Ekim 1976. 9943. Lütfi. 3169. C. XVII. Çorum 2008. -ALTUNAN. s. __________. s. 1265-1274. Ta nzimat Döneminde Anadolu Kentleri’nin Sosyal ve Ekonomik Yapıları. Yüzyıllarda Konya Menzilleri . İstanbul 2003.Yüzyıl Sonlarında İstanbul-Edirne Arasındaki Menziller ve Bazı Menzilkeş Köyler”. -DEVELLİOĞLU. Hüsrev Paşa Kısmı.96-102. Eskişehir 1997.edu. 4111. Cemal. 50. Osmanlılarda Ulaşım ve Haberleşme (Menziller). 107-132. 25.): 2471. Konya 2004. Marc. Uluslar arası Osmanlı’dan Cumhuriyete Çorum Sempozyumu (Bildiriler 23-25 Kasım 2007). 46. _____________. Mehmet Ali Kılıçbay).1-20. s.YAYINLANMIŞ BELGE. 52. Mustafa. Türk iya t Araştırmaları Dergisi. Ankara Enstitüsü Vakfı. Süleymaniye Kütüphanesi -Redif Askerî Tâlimatnâmesi. “Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim Kurumlarının Niteliği Üzerinde Bazı Düşünceler”. Türkler. S.tr/detail. s. “XVIII. s.): 10. Türk iye’nin İktisadî ve İctimaî Ta rihi 1453-1559. Ankara 1991. 3217.php?id=18&sayi_id=34. “XVI. 8470. C. C. Osmanlı Kent Tarihçiliğine Katkı: XVI. 45. 43. nr. 58. Osmanlıca-Türk çe Ansiklopedik Lûgat. -BLOCH.NF. (Çev. X. 41. s. 9886.): 2555. Alâaddin-Doğan Yörük. Ankara 1981. II. İstanbul 1979.II. _____________. Feodal Toplum. 3858.III. Yüzyılda Çorum Menzilhâneleri”. -EBÜL’ULÂ MARDİN. OTAM . 64 C. ve XVIII. VI.35. 24. “Kadı”. http://dergiler. Ankara 2001. -Ka mil Kepeci (KK. C. _____________.ARŞİV KAYNAKLARI A-Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) -Bâ b-ı Defteri Mevkûfât Kalemi (D.“Osmanlı Devleti’nde Haberleşme Ağı: Menzilhâneler. -ÇAKIR. 1573-1593. Ankara 2002. Ferit. (En son 24 Ekim 2009 tarihinde ziyaret edilmiştir). 16. Yüksek Lisans Tezi). XVI-XVII. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.22.III. 13. Yüzyıl). Ankara 1995. (Çev. İstanbul 1964. 27. yy’da Silistre Eyaletinde Haberleşme Ağı: Rumeli Sağ Kol Menzilleri”. 12. -HALAÇOĞLU.14. İA .): MAD. 27920. 28344. Yüzyılda Ankara ve Konya. 3999. Ankara 2002. 11. Musa. 36. _____________. “Menzilhânelerin Müştemilatlarına ve Tefrişlerine Dair Bir Takım Gözlemler”. Osmanlı Ara ştırmaları (The Journal of Otoman Studies). Yusuf. 9920. -Cevdet Dâhiliye (C. -Cevdet Nafia (C.ankara. 62. -ÇADIRCI.36 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA 1. B-Konya Mevlana Müzesi -Konya Şer’iye Sicilleri (KŞS. C. İstanbul 1982. At Sırtında Anadolu. Meral Gaspıralı). 28079. 4004.): 2239. 40.42-46. Ankara 2005. Yüzyılda Aksaray Sancağı’ndaki Taşra Görevlileri”. __________. C. Konya 2003.MKF. “Osmanlı Klâsik Dönemindeki “Eşraf ve A’yan” Üzerine Bazı Bilgiler”. ARAŞTIRMA VE İNCELEMELER -AKDAĞ. 37. 913-919.):27918. “XVII. Konya 2009. Sema. 20. 18.105-118. s. -BURNABY. Asırlarda Osmanlı İmparatorluğunda Hububat Meselesi ve Hubabattan Alına n Vergiler. s. -ÇETİN.DH. 10322. 56. S. -AKÖZ. 57. s.48. -GÜÇER. Özer.43-59. 2. . Türkçe Yazmalar. s. 47.

Osma nlı. Uluslar Arası Kuruluşunun 700. “Osmanlı Döneminde Via Egnatia: 17. “Osmanlı Taşra Teşkilatında Görevliler”. s. -SCHIFFER. -LÜTFÎ PAŞA. Ankara 1995. _____________. -İLGÜREL. s. Ta rih Lûgatı . İstanbul 1996. İstanbul 1955.22. s. -YAZICI. “Osmanlı Kadısı-Tarihi Temeli ve Yargı Görevi”. Ankara 1984. _____________. s. -OCAK. -TONGUR. 10 Numa ralı Konya Şer’iye Sicili (1070-1071 / 1691-1661). -ÖZKAYA.XIV-XVII. Ankara 1999. C. Muhittin. 73. -SERTOĞLU. C. İlber. Hikmet. Özden Arıkan. -HEYWOOD. . İstanbul. Askeri Tarih Bülteni . İstanbul 2008. C. “Osmanlı Devleti Tarihinde Âyânlık Dönemi”. İlhan. Elizabeth A Zachariadou). “Osmanlı Haberleşme Kurumu”. Amsterdam-Atlanta 1999.117-1128. İstanbul 1991. Şubat 1987. Socia l And Economic History of Turk ey (1071-1920). Mert.VI.“Mahkeme. s. Reinhold. _____________. 138-160. Acta Orientallia Academiae Scientiarum Hungarıcae . “Tanzimattan Önce Osmanlı Devletinde Belediye Hizmetleri”.VII. 707-718. s. _____________. s. Osmanlı Devleti’nin İlmiye Teşkilâtı . Ela Gültekin. s. İslâ m-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültürü. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fa kültesi Dergisi. Ankara 1974.30. DİA. -TUŞ. -HÜNOĞLU. (Ed. 485-496. “The Ottoman Menzilhâne and Ulak System in Rumeli in the Eighteenth Centruy”. -UZUNÇARŞILI. “Osmanlı Kadısının Taşra Yönetimindeki Rolü Üzerine. 657-708. Osmanlı. 21-49. İstanbul 1993. _____________. Yıl 12. Konya 2003. Sol Kol Osmanlı Egemenliğinde Via Egnatia 1380-1699 . Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi .3. Konya 2008. Ankara 1994.174. İA. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü. Eskişehir 1997. Two Firmans of Mustafâ II On The Reorganization of the Ottoman Courier System (1108/1696)”. C. Yücel.339-367. İstanbul 1326. Budapest 2001.. Midhat.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 37 _____________. Bayram. “Balıkesir’de Âyânlık Mücâdelesi”. s. s. s. 1986. İÜEFTED. No. s. Yüzyıl Başında Sol Kol’daki Menzilhâneler”.I-III. İstanbul 2009. -ÜREKLİ.VI. Yüzyılda Osmanlı Toplumu. -İNALCIK. S. 18. İzzet. Jully 11-13. “XVIII. Ankara 1999. Devlet-i ‘Aliyye Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar-I. Türk Dünyası Araştırma ları . Zeki. Mücteba. Konya 2002. Ankara 1999. -YERLİKAYA. Sosyal ve Ekonomik Açıdan Konya. Burhânettin “Osmanlı Devleti’nde Sivil İşler”. Colin J. XXXVIII/152. Yüzyıl Sonu ve 18. Konya 2001. Amme İdare Dergisi. IX/1. Asâfnâme . Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Teşkilâtı ve Sosyal Yapı. Nesimi. -ORTAYLI. s. “Osmanlı İmparatorluğu’nda Desantralizasyona Dair Genel Gözlemler”. 54. -SAK. Ankara 1990. C. Vol. -YÜCEL Yaşar. Ka dılar. Amy. British Travellers in 19th Century Turkey.1-4 (Ayrı Baskı). ve 19 Yüzyıllarda Saruhan’da Eşkiyalık ve Halk Hareketleri .130-144.III. C. -ÖZCAN. Türk iyede Genel Kolluk Teşkil ve Görevlerinin Gelişimi . Tülin Altınova).95-107. DTCFD. Belleten. -SAK. “Osmanlı Metrolojisine Giriş”. Halil. İsmail Hakkı. “At”. -PAKALIN. Osmanlı İmparatorluğu’nda Ayanlık. (Çev. 45 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1126-1127 / 1714-1715) (Transkripsiyon ve Dizin).146-151.”. Ankara 1977. -SİNGER. s. XXX.15-40. Ahmet Yaşar. Ankara 1980. C. Kullar ve Kudüslü Köylüler. 1976. -ULUÇAY. S. (Çev. İzzet -Cemal Çetin. M.619-629. (Birinci Uluslararası Türkiye’nin Sosyal ve Ek onomik Tarihi Kongresi Tebliğleri. _____________. Çağatay 18. _____________. Ankara 1946. s. 179-186. 4. Yüzyılda Menzilhâne Sorunu”. Osmanlı. _____________. 1977).IV. S. XXVIII/3-4. İstanbul 1972. S. s. İstanbul 1999. İstanbul 1996. Eşref Bengi Özbilen).64.

38 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Urfa. Geçici Ateşk es. cyildirim@aksaray.edu. The Na tiona list Forces ∗ Yrd.TBMM Hük ümeti. Dr. France. South Front. Mersin ve Adana havalisinde mücadele eden kuva-yı milliye müfrezelerimizin askeri başarılarının eseri olan bu ateşkes anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümeti için bir siyasi başarı ve uluslararası arenada tanınmışlık sorununun çözümünde önemli bir başlangıçtır. Antep. Antep. 28–29 Mayıs 1920’de imzalanan bu anlaşma bir “geçici ateşkes anlaşması”dır. Mersin. the maj or shareholder of the Allies.. Aksaray Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. the temporary cea se-fire. Güney Cephesi. That agreement was the military success of the platoons of the Nationalist Forces combating in the vicinity of Maras. Anahtar Kelimeler I. Sa yı: 5 Sa yfa : 3 9 -5 6 Ye a r: 2 0 1 1 . Urfa. signed on 28-29 May 1920. Issue : 5 Pa ge : 3 9 -5 6 I. TBMM HÜKÜMETİ’NİN İLK ULUSLARARASI ANLAŞMASI: “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE” Cihat YILDIRIM∗ Özet Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümeti ilk uluslar arası anlaşmayı bilinenin aksine Ermenistan ile değil İtilaf Devletleri İttifakının büyük ortaklarından Fransa ile yapmıştır. This agreement. Fra nsa . and Adana and it was also an important step for the Turkish Grand National Assembly and the government on the way of solving the problem of recognition in the international arena Key Words The First Government of The Turkish Gra nd National Assembly. Maraş.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . The Turkish Grand National Assembly and The Government didn’t make the first international agreement with Armenia.tr . Doç. Milli Müca dele THE FIRST INTERNATIONAL AGREEMENT OF TGNA GOVERNMENT: 20 DAYS TEMP ORARY ARMISTICE Abstract Contrary to known. was a "temporary cease-fire agreement". they made the first agreement with France.

Temsil Heyeti’nin 19 Mart 1920 tarihli kararı doğrultusunda ülke genelinde mebus seçimleri yapılmış ve vilayetlerince seçilen mebuslar aralıklarla Ankara’ya gelmişlerdir. s. Erzurum Kongresi’nde alınan “vatanın ve istiklalin muhafaza ve teminine hükümet-i merkeziye muktedir olmadığı takdirde. M. ATATÜRK. ATATÜRK. Aynı kararın devamında böyle bir hükümeti kurma yetkisinin milli kongrede olduğu.3 23 Nisan 1920’de TBMM mebusların ve Ankara ahalisinin iştirak ettiği merasimlerle resmen açılmış ve hükümet şekli olarak “mec lis hükümeti“ düzeni benimsenmiştir. fakat milli kongrenin toplantı halinde olmadığı bir zamanda böyle bir ihtiyaç olursa yetkinin Temsil Heyeti’nde olduğu da belirtilmiştir. temin-i maksat iç in. bir hükümet-i muvakkate teşekkül edecektir"1 şeklindeki karar İstanbul’daki hükümetin milli davaya sahip çıkmaması ya da ç ıkamaması halinde takip edilecek yolun yeni ve müstakil bir hükümet kurmak olduğuna işaret etmektedir. Nutuk. . Büyük Millet Meclisi’nin aç ılışı bu değerlendirmelerin eseridir.66. Bu arada İstanbul’da işgal sonrası tatil kararı alarak dağılan Osmanlı Mebuslar Meclisi’nin azalarından isteyenlerin yeniden seç ilme şartı olmaksızın Ankara’daki mec lis ç alışmalarına katılmalarına da imkân tanınmıştır.1982.2 Temsil Heyeti 21 Nisan 1920 tarihinde yaptığı toplantı ile mec lisin 23 Nisan 1920 günü aç ılmasına ve bu ç erç evede yapılac ak iş ve işlemlere karar vermiştir.431 vd. Temsil Heyeti. C-I. Milli Eğ itim Basımevi. Kemal. s.s. Çünkü işgalcilerin elinde ve kontrolünde de olsa İstanbul’da bir hükümet hala 1 2 3 ATATÜRK. İstanbul.421. yerli ve yabancı kaynaklardan edindiği istihbaratı değerlendirmiştir. Ancak İtilaf Devletleri’nin İstanbul’daki askeri varlığı dikkate alınarak İstanbul hükümetleri ile işbirliğinin devamlı ve sağlıklı olamayac ağı ihtimali düşünülerek böyle durumlarda takip edilecek yol ve yöntemler de bu kongrelerde değerlendirilmiştir. İstanbul’un 16 Mart 1920’deki işgalinden itibaren gelişmeleri yakından takip etmiş. 19 Mart 1920’de yapılan bu değerlendirmeler sonucunda “salahiyet-i fevkaladeye haiz” bir milli meclisin toplanmasına ve hükümet işlerinin bu meclis tarafından yürütülmesine karar verilmiştir. Üç dört günlük takip ve değerlendirmenin sonuc unda işgalin geç ic i olmadığı ve artık İstanbul Hükümeti’nden millete ve memlekete özellikle Kuva-yı Milliye’ ye bir yarar gelmeyeceği kanaatine varılmıştır. Aynı zamanda Türk Milleti iç in yeni bir başlangıç tır. genel itibariyle Türk tarihinin önemli hadiselerinden olup özelde ise Milli Mücadele’nin seyrini değiştiren önemli bir dönüm noktasıdır.40 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ TBMM’nin açılışı. Mondros Mütarekesi sonrasında İtilaf Devletleri’nin yaptığı işgallere karşı sürdürülec ek milli politikaların belirlendiği Erzurum ve S ivas Kongreleri’nde mümkün mertebe İstanbul Hükümeti ile işbirliği halinde memleketin işgallerden kurtarılması düşünülmüştür. Hükümetin kuruluşu meselesi ç ok kritik ve hassas bir konudur.

s.M ’nin izleyeceği siyaseti şöyle özetlemiştir: ‘Milletimizin kuvvetli. sebep ve netic eleri itibariyle olayları anlatmıştır. YALÇIN. Mustafa Kemal 26 Nisan 1920’de meclise verdiği bir önerge ile hükümet kurmanın zarureti ve kurulacak hükümetin kuruluş esaslarını mec lise kabul ve tasdik ettirmiştir.5 Hükümet “Türkiye Büyük Millet Mec lisi Hükümeti” ismini almış ve bu ismi kullanmıştır.M. mesut ve istikrarlı yaşayabilmesi iç in devletin tamamen milli bir siyaset takip etmesi ve bu siyasetin iç teşkilatımıza tamamen uyması ve dayanması lazımdır. İç politikada milli birlik ve dayanışma korunacak. Atatürk Ara ştırma Merkezi.4 3 – 4 Mayıs 1920 tarihli ç alışma toplantıları ile 11 bakanlı hükümet kurulmuş ve resmen göreve başlamıştır.B. b.192 vd.M.T. ”Çünkü milletin bekasının tehlikeye düştüğü bir sırada nazari.M.Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-I. Bu Konuşmasında mec lisin açılışına kadar geçen süreç te yaşananları. .s. AKDTYK.438 YALÇIN. 11 Mayıs 1920’de Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey başkanlığında bir heyet Rusya ile temas kurmak 4 5 6 7 ATATÜRK. a.İç erde meşruiyet kazanma olarak da özetleyebileceğimiz “milli birlik ve beraberliği” tesis ederek kendi otoritesine karşı oluşabilecek tepkileri kontrol etmek. Dış politika hedefi. T. Durmu ş ( ve diğ erleri).İşgalc i güçler karşısında yokluk ve zorluklara rağmen mücadelesini sürdüren Kuva-yı Milliyeyi daha etkin hale getirmek.”6 Mustafa Kemal 24 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Mec lisi genel kurulunda üç oturum süren uzun bir bilgilendirme konuşması yapmıştır. s. 24 Nisan 1920 de meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal “meclis hükümeti” düzeni tesis edildiği için aynı zamanda hükümet başkanlığı görevini de üstlenmiştir. Ankara.M’ nin açılışı Avrupalı devletlere duyurulmuştur. C-II.B. Meclis hükümeti kurulur kurulmaz hemen uluslararası düzeyde mec lisin ve hükümetin ilişkilerini geliştirecek adımlar atılmıştır.191.Bütün bu uğraşlar yanında uluslararası alanda meşruiyet kazanmak yani tanınmaktır.M. Bu problemleri şu üç temel noktada özetlemek mümkündür. c . uzun süren muameleden kaç ınmak gerekmekteydi.2000. 30 Nisan 1920’de T. Meclis ve hükümet başkanı Mustafa Kemal’in belirlediği “milli siyaset” ilkeleri etrafında politika üretecek olan hükümetin önünde çözmesi gereken ç ok önemli sorunlar mevcuttur.B.B. s. Diğer yandan “Osmanlı Devleti’nin izlediği iç ve dış siyaseti eleştirmiş ve T. I.M ve T.’ “7 Görüldüğü üzere T.M. Misak-ı Milliyi gerçekleştirmek ve memleketi işgal eden devletlerin buna uymalarını sağlamaktı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 41 mevcuttur.M dış politikaya diğer meselelere önem verdiği kadar aynı yoğunlukta ilgi ve önem vermiştir.M Hükümeti “milli siyaset” ilkeleri ç erç evesinde iş ve ic raat üretec ektir.B. karışık.M Hükümeti’nin programı sade ve kısa tutulmuştur.193. YALÇIN. askeri alanda Kuva-yı Milliye muntazam bir askeri teşkilata dönüştürülec ekti.B.M.

M.M Hükümeti –Fransa arasındaki siyasi ilişkilerin başlangıcını oluşturan bu anlaşmadan bahsetmeden önce Fransa’yı T.1973.B.T.M. Elbette İtilaf Devletleri Misak-ı Milli hedefi ile yeni bir başlangıç yapan T.T. T.M.M. Türk Milleti’nin mukadderatında tek yetkili merci olarak kendisini gördüğünün ilanıdır. Bu anlaşma. T. Aptülahat.M aldığı bir kararla.M Hükümeti’ni muhatap almaya sevk eden nedenler üzerinde durmalıyız.M Hükümeti’nin Londra Konferansı’na davet edilmesi ve Sovyet Rusya ile Moskova Anlaşması’nın yapılması gibi örnekler uluslar arası ilişkilerdeki olumlu gelişmelerin askeri başarılarımıza endeksli olduğunu göstermektedir.10 Bu projelerde Fransa’ya Suriye.M.İnönü Muharebesi’nden sonra T.B.M Hükümeti’nin imzaladığı ilk uluslararası anlaşmanın Ermenistan ile imzalanan “Gümrü Anlaşması”9 olduğu yönünde bir genel kabul mevc uttur. Öncelikle ülkemizi işgal eden İtilaf Devletleri ile siyasi.B. “geçici” de olsa İtilaf Devletleri ittifakını oluşturan üç büyük devletten birisiyle yapılması ve I. s. dış politikada meclisin ve hükümetin meşruiyet kazanması zorlu ve meşakkatli bir süreç ten geç miştir. I.M.M Hükümeti’nin kuruluşunu müteakiben Fransa ile resmi temaslarda bulunduğunu ve bir “muvakkat ateşkes” (geçici ateşkes) imzaladığını göstermektedir. verdiği ve vereceği imtiyazların hükümsüz sayılacağını bütün dünyaya ilan etmiştir.M ’ni ve onun hükümetini kendi işgal politikalarının gereği ve sonucu olarak pek kolay tanımayac aktır.T.M Hükümeti’nin dış siyasetteki engellerini aşmasında öncelikle Kuvayı Milliye daha sonra da Türk ordusu etkili olacaktır. I. İstanbul Hükümeti’nin 16 Mart 1920 tarihinden itibaren yaptığı ve yapac ağı anlaşmaların. I– 20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE’YE GİDEN SÜREÇTE KUVAYI MİLLİYE ’NİN ROLÜ I.19 vd. Zira Kuva-yı Milliye ve ordumuz işgalci güçler karşısında askeri başarılar kazandıkç a İtilaf Devletleri ve diğer tarafsız devletler resmi ilişki tesis etmek için TBMM ‘nin ve hükümetin kapısını aşındırmaya başlayacaklardır. Türkiye Devletinin Dış Siyasası. 1991 s.Dünya Savaşı devam ederken İtilaf Devletleri savaş sonrası ile ilgili olarak bir dizi gizli anlaşmalar imzalayıp.M.B. . Türk Tarih Kurumu Basımevi. s. BAYUR. Bu gerç eği gerek tarafsız devletlere ve gerekse İtilaf Devletleri’ne kabul ettirmek hiç de kolay olmamış.42 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 üzere Moskova’ya gönderilmiştir. Yusuf Hikmet. Türk Tarih Kurumu Yayınevi.B. Atatürk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi . özellikle Osmanlı topraklarının paylaşımı hususunda bazı projeler hazırlamışlardır.67–68 AKŞİN.M.B. Bu bilincin bir göstergesi olarak T.8 Bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin. T.194.M. Ankara.B. ekonomik ve askeri rekabet içindeki Sovyet Rusya ile daha kolay ilişki kurulabileceği düşünülmüştür.B. Irak’ın kuzeyi ve Mersin’den Urfa’ya kadar uzanan Doğu Akdeniz ve Güney Doğu Anado8 9 10 YALÇIN.M Hükümeti’nin imzaladığı “ilk uluslararası anlaşma” olması noktalarında önem arz etmektedir.M Hükümeti bunun bilinc indedir.B.B.M. Ankara. Anc ak araştırmalarımız I.

Filistin Cephesi’ndeki bütün Osmanlı birlikleri 1 Aralık 1918 akşamına kadar Ceyhan Nehri’nin batısına ç ekileceklerdir. KLS : 240. Maraş. Adana. Antep. Bu maksatla İtilaf Devletleri Filistin. S: 21. Bu durum işgal birlikleri ile bölge ahalisi arasında problem ç ıkmasını engelleyen bir faktör olarak görülebilir. Mersin ve havalisinde askeri ve siyasi denetim. S: 33. Ne var ki bu durum fazla sürmeyec ektir. 18 Aralık 1918’de Tarsus’u ve 19 Aralık 1918’de Adana’yı da işgal etmişlerdir. Atatürk Silifke’de . İngiltere ise Çukurova ve Güneydoğu Anadolu’ya getirdiği birliklerde genellikle Hintli müstemleke askerlerini istihdam etmiştir. Maraş. D : 8. Çünkü bu mıntıkada İngiliz birliklerinin varlığı ve denetimi elde tutması I. Ves: 780. İngiltere bu mutabakatı sadec e Çukurova’nın işgaline iştirak ederek ihlal etmemiş aynı zamanda Irak’ın kuzeyini de işgal etmiştir ki söz konusu mutabakatta da bu bölgenin Fransa’nın nüfuzuna terk edilmesi planlanmıştır. Bunların ekseriyeti de Müslüman’dırlar.. S uriye ve Çukurova’nın işgaline zemin oluşturacak şekilde bu bölgelerdeki Osmanlı ordularının tahliyesine yönelik bir planı uygulamaya koymuşlardır.13 Bu yeni plan gereği İngiliz işgal birlikleri Urfa. Dörtyol ve Mersin’e asker çıkararak Osmanlı Ordusu’ndan boşalan mevkileri kontrol etmeye başlamışlardır.1971.11 Osmanlı Ordusu bir yandan bu tahliye ç alışmalarını yaparken diğer yandan İtilaf Devletleri İskenderun. Mersin ve havalisini terk ederek bu mıntıkanın askeri ve siyasi denetimini Fransız İşgal birliklerine bırakmışlardır. Çünkü S ykesPic ot Mutabakatı’na göre bu bölge Fransa’nın kontrolünde olac aktır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 43 lu bölgeleri vaat edilmiştir. İzzet. HTVD.s. Fransa’nın Urfa. Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanarak yürürlüğe girinc e İtilaf Devletleri gizli sözleşmelerde kendilerine tahsis edilmiş olan yerlerin işgali için hazırlıklara başlamıştır.14 Fransa. kontrol ve yönetimi üstlenmesi bu işgale bağlı beklentileri olan Ermeni azınlığı harekete geç irmiştir. İngiltere’nin bu ç ekilmesine karşılık daha önc e kendisine vaat edilen Irak’ın kuzeyinden vazgeç miştir. Pozantı’nın batısına yapılac ak üç ünc ü ve son ç ekilme 15 Aralık 1918’de tamamlanmış olac aktır. Adana.Dünya S avaşı sırasında İtilaf Devletleri arasında yapılan gizli paylaşım planlarına aykırıdır. Kurtulu ş Sava şı’nda İçel. HTVD. Bu plana göre. Ves: 830 ASLAN.s.45 . Fakat işgal mıntıkasında askeri ve siyasi kontrol İngiliz işgal kuvvetlerinde olmuştur. İtilaf Devletleri 17 Aralık 1918’de Mersin’i. S eyhan Nehri’nin batısı ile TarsusAdana tren hattının kuzeyine yapılac ak ikinc i ç ekilme 5 Aralık 1918 akşamına kadar tamamlanac aktır.25 Kurtulu ş Sava şı’nda İçel Tarihini Yazma Komitesi. Fh : 11. Bu durum Fransa’yı uzun vadede rahatsız etmiş ve iki ülke arasında 15 Eylül 1919’da yeni bir anlaşma yapılarak egemenlik alanları yeniden tespit edilmiştir. Adana.12 Başlangıç olarak bu mıntıkanın işgalini İngiltere ve Fransa birlikte gerç ekleştirmişlerdir. İstanbul. Antep. Özellikle işgal birlikleri iç inde Er11 12 13 14 ATASE Arş.1981.

s.15 İngiliz işgalc i birliklerinin ç ekilmesi. Mersin. Maraş’ta Kuva-yı Milliye’ nin zaferi Avrupa’da özellikle de Fransa da büyük yankı uyandırmıştır. s. s.16 Fransız işgal mıntıkasında bu işgali sonlandırma niyeti ile yapılan hazırlıklar tamamlanmadan Kuva-yı Milliye birliklerimiz kendisini harbin iç inde bulmuştur. 21 Oc ak 1920’de işgalc ilerin şehrin ileri gelenlerini toplantıya ç ağırıp onları ç ıkan olaylardan sorumlu tutarak tutuklamaları üzerine Maraş halkı direnişe geç miştir.D:27. Yahya.237 AKYÜZ. 11 Ş ubat 1920’ye kadar devam eden direniş sonunda Fransız işgal birlikleri 11 Ş ubat’ı 12 Ş ubat’a bağlayan gec e şehirden ç ekilmişlerdir. İngiliz ve Fransız birlikleri arasındaki bu değişime denk düşen süreç te Temsil Heyeti’nin talimatları ile İç el. Ankara 1988. KLS:310. İç el Kuva-yı Milliyesi’ne ileri harekât emrini vererek Fransız işgal birliklerine karşı top yekûn bir müc adele başlatmıştır.184–185 YALÇIN. KLS:308. Bölgedeki muharebelerin başlangıç noktasını Maraş hadisesi teşkil etmiştir. Maraş. Temsil 15 16 17 18 19 20 21 YALÇIN. Temsil Heyeti Maraş’ta işgal birliklerinin ve Ermeni azınlığın artan zulmüne karşı Kuva-yı Milliye’ nin direnişe geçmesi üzerine. Fransız birliklerinin kontrolü ele alması ve buna bağlı olarak Ermeni ç etelerin taşkınlıkları bölgede milli müc adele fikrini güç lendirmiş ve Müslüman ahaliyi harekete geç irmiştir. Oc ak 1920’ye kadar bazı münferit olaylar olmuş anc ak işgale karşı hazırlıklar yapılmakla birlikte topyekûn bir müdafaa söz konusu olmamıştır.Fh:62 ATASE Arş.Fh:3 YALÇIN. Adana.D:26.242 . Türk Kurtulu ş Sava şı ve Fransız Kamuoyu .17 Maraş’ta 29 Ekim 1919’da İngiliz işgal birlikleri ç ekilmiş ve yerlerine Fransız birlikleri gelmiş ve birkaç gün iç inde zulümler başlamıştır.19 Bu başarı hem Fransız c ephesinde hem de Milli Müc adele’mizin genelinde kurtuluşa olan inanc ı ve güveni arttıran bir zafer olmuştur. Yörük S elim ve Cemil Cahit Beyi Maraş’a göndermiştir. C-I.182 vd.44 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 meni lejyonerlerin Fransız üniforması ile istihdamı Ermeni ç eteleri c esaretlendirmiş gerek işgal birlikleri ve gerekse onların silahlandırdığı Ermeni ç etelerin Müslüman ahali üstünde baskı ve zulmü artmaya başlamıştır. Antep ve Urfa’da Kuva-yı Milliye’nin teşekkülü iç in ç alışmalar başlamıştır. Diğer yandan Fransa’da kamuoyu Türklere karşı takip edilen işgal politikalarını sorgulamaya başlamıştır.20 Maraş işgalden kurtulurken diğer yandan Urfa’da 9 Ş ubat 1920’de işgalcilere karşı başlatılan kuşatma 11 Nisan 1920’de işgalcilerin c an güvenliklerinin sağlanması şartı ile şehri tahliye etmeleri ile netic elenmiştir. AKYÜZ.237 ATASE Arş. Kuva-yı Milliye müfrezelerimize. s.18 Temsil Heyeti Reisi Mustafa Kemal Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin sürdürdüğü bu direnişe katkı sağlamak iç in Kılıç Ali.s.21 Maraş’tan sonra Urfa’nın da işgalden kurtuluşu.

Cihat.111 vd. Bu tablo “geç ic i ateşkes”e giden süreç te işgal kuvvetleri komutanının ç aresizliğini ortaya koymaktadır. AKYÜZ. YILDIRIM. Selahattin.24 Diğer yandan Pozantı’daki işgal taburunun kontrol ettiği Ulukışla ve Çiftehan ile Ulukışla Pozantı arasındaki tren yolu ve tüneller Ereğli ve Niğde’de oluşturulan müfrezeler tarafından kontrol altına alınmıştır.1991 s. elinizden gelenin en iyisini yapın“ 27 mesajını yollamıştır.26 Pozantı’da mahsur kalan bu taburu kurtarma ümidini kaybeden Adana’daki işgal kuvvetleri komutanı Albay Brémond bir uç ak vasıtasıyla taburun komutanı Binbaşı Mesnil’e ”Yardım gelec ek diye beklemeyin. ENER. S izi kurtarmak imkânsız. s. Milli Mücadele Döneminde İçel Sanca ğ ı. Kasım.240 vd. Ankara.187 .23 Mersin ve Tarsus mıntıkalarında Maraş direnişine endeksli başlayan “ileri harekât”ın netic esinde Mayıs 1920 itibariyle Fransız işgal birlikleri Mersin’de şehir merkezine. Konya–1998. Çukurova Kurtulu ş Sava şında Adana Cephesi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 45 Heyeti’ne umut ve milletimize moral kaynağı olmuştur. Diğer yandan Fransa’da kamuoyunun büyük ölç üde hükümet aleyhine döndüğü ve hükümetin işgal politikalarının tenkit edilmeye başlandığı tespit edilmektedir. Bu durum Pozantı’daki Fransız işgal taburunun mahsur kalmasına sebebiyet vermiş. İstanbul. bu birliği kurtarmak iç in Adana’dan yollanan birlikler Kavaklıhan mevkiinde Kuva-yı Milliye müfrezelerinin direnişiyle karşılaşarak başarısız bir şekilde geri dönmeye mec bur bırakılmıştır. Ş ahin Bey’in Antep-Kilis yolunu kapatarak başlattığı direniş İşgalc ilerin bu yolu kontrol altına almalarıyla 11 Ağustos1920’de kuşatmaya dönüşmüştür. S adec e Pozantı’daki tablo değil.186 TANSEL.216 vd. Tarsus ve Adana mıntıkalarındaki başarısızlık ve kayıplar Fransız işgal kuvvetlerini diplomatik temas zeminine ç ekmiştir. s. II. s. Maraş ve Urfa yenilgileri yanında Mersin.22 Antep’te Kuva-yı Milliye Kumandanı Ş ahin Bey önc ülüğünde Ş ubat 1920’de direniş başlatılmıştır. Tarsus’ta yine şehir merkezine kadar ve MersinTarsus tren hattına kadar ç ekilmeye mec bur bırakılmışlardır. c. Yayınlanmamış Doktora Tezi.TBMM HÜKÜMETİ’NİN VE FRANSA’NIN MÜTAREKE GEREKÇELERİ Fransızlar işgal mıntıkalarında özellikle Nisan ve Mayıs 1920 itibariyle büyük güç lüklerle karşılaşıyorlardı.208 vd YILDIRIM. Anc ak Antep halkı bu kuşatmaya 8 Ş ubat1921 e kadar direnec ektir.III.25 Ayrıc a Tarsus ve Karaisalı mıntıkasındaki Kuva-yı Milliye müfrezelerinin koordineli ç alışmaları ve taarruzları netic esinde Adana-Pozantı tren hattı ile karayolu tamamen Kuva-yı Milliye’nin kontrolüne geç miştir.s. Zira Kuva-yı Milliye müfrezelerimiz gerek halkın ve 22 23 24 25 26 27 AKYÜZ.1996 s. Mondros’tan Mudanya’ya Kadar. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.I.

İkinc i mühim husus Fransız işgal kuvvetlerindeki neferlerin büyük bir kısmının Müslüman müstemleke askerlerinden teşekkül etmesidir. Hulki-SARAL.27 “ Karbo ğ azı Sava şı” için bakınız: YILDIRIM. Tosun. s.46 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gerekse kolorduların desteği ile işgal kuvvetleri karşısında pek güç lü bir konuma gelmiş ve işgalci Fransız birliklerini ardı ardına mağlup etmekteydiler. “20 Günlük Mütarekenin İç Yüzü ”. s.29 Böyle geçici bir mütarekenin yapılması Fransızlar iç in bir mec buriyetti. Zira Fransız işgal kuvvetleri Güney Cephesi’nin tamamında kötü günler yaşamaktaydı. Maraş.TBMM Hükümeti ile görüşmüştür.453 Aynı SARAL. A. s. Zira Müslüman Cezayirli ve Tunuslu Fransız neferler Kuva-yı Milliye’ye karşı c ansiperane bir şekilde savaşmamaktadırlar. Özellikle Mayıs 1920 başlangıc ından itibaren Fransa’nın görüşme çabaları yoğunlaşmış ve önc e Ankara’ya İstanbul’dan bir binbaşı ve bir sivil memur gelerek I. Ankara’da görüşmeler devam ederken Pozantı’daki Mesnil Taburu “Karboğazı S avaşı” neticesinde Kuva-yı Milliye tarafından esir alınmıştır. Görüşmelerin başladığı günlerde de Pozantı da Binbaşı Mesnil kumandasındaki tabur mahsur durumda idi.31 Fransızların sahip olduğu bu temel hedeflere rağmen.30 Böyle bir mütarekenin imzalanması netic esinde Fransızlar hem Pozantı’daki garnizonu kurtarac ak ve hem de c ephe genelinde kötü durumda olan kuvvetlerini takviye edecek ve gerekirse c ephede yeni bir düzenleme yapacaklardı. S.33 Fransızların böyle bir anlaşma yapmak istemeleri ve res- 28 29 30 31 32 33 ATATÜRK.28 Bu ilk teşebbüsten bir sonuç alamayan Fransızlar Mayıs 1920’nin sonlarına doğru Fransa’nın S uriye Fevkalade Komiseri General Gouraud ’yu temsilen Robert de Caix başkanlığında bir heyeti Ankara’ya göndermişlerdir. s. Antep ve Urfa da yapılan muharebelerden kayıplarla ayrılan Fransızlar Adana ve Mersin Cephesi’ne önem vermişler. Yapılan müzakerenin netic esinde bu Fransız heyetle I. Şeref. Vatan Nasıl Kurtarıldı? Ankara 1969. Birincisi Kuvayı Milliye neferlerinin vatanı işgalden kurtarmak hususundaki azim ve kararlığıdır. Bu geçici mütareke temelde Pozantı Garnizonu’nun kurtarılması amac ını taşımasına rağmen anlaşmanın Mesnil Taburu’nun esir düşmesinden sonra yapılmış olması mütarekenin Fransız kamuoyunda Pozantı yenilgisinin sonucu olarak yorumlanmasına sebep olmuştur. İşgal mıntıkasındaki muharebelerde Fransız kuvvetlerinin başarısızlık sebepleri de şu iki hususla ifade edilmelidir. Kuva-yı Milliye Dergisi . 132 GENÇ. C:II. fakat buralardaki savaşları da kaybetmekten kurtulamamışlardır. Yalnız bu ilk görüşmeden olumlu hiçbir netice çıkmamıştır. İşgalc i Fransızlar cephedeki bu kötü vaziyetleri karşısında TBMM Hükümeti ile temas ve müzakere temin etmeye çalışmışlardır. S. 188 . Mersin 1968. 89.32 Fransızların artık bundan sonraki hedefi cepheyi takviye etmekten başka bir şey olamazdı.246 vd AKYÜZ.TBMM Hükümeti arasında 20 günlük bir mütareke yapılmıştır.

s. Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi . C:II. C:II. Türk Milleti’nin mukadderatında tek söz sahibi olduğunu büyük devletlere kabul ettirmektir. Şevket Bey.Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin bu mütareke neticesinde temin edec eği temel hedefler siyasî bakımından muhatap alınıp uluslararası platformda tanınmaya bir adım atmak. henüz İtilaf Devletleri’nce bittabi tasdik edilmemişti. 34 Fransa’nın geçici bir mütareke talebinin I. Kls 580.s. Fh: 23–3. C:II. İstanbul’da yaşayan ve Fransa’nın ajanı olduğu ifade edilen bir Fransız bankacının Van Valisi Haydar Bey’i Fransız İşgal Ordusu Kumandanı ve Yüksek Komiser General Gouraud ile görüşmek için Beyrut’a gitmeye ikna etmiştir.37 Mart 1920’nin sonlarında yapılan bu ziyaret ve görüşmede General Gouraud “Adana ve Havalisinde gerginliğin yatışmasını sağlayac ak bir anlaşma yapmayı 34 35 36 37 ATATÜK. ATATÜRK. M. . s. Ankara.35 İkinc i hedef siyasî idi. 454 ATASE Arş. İsimleri zikredilmemekle birlikte bir binbaşı ve bir sivil yetkilinin İstanbul’dan Ankara’ya gönderildiği ve girişimin de sonuç suz kaldığı ifade edilmektedir. Mazhar Müfit(Kansu)Bey. Bu itibarla Fransızların İstanbul Hükümeti’ni bir tarafa bırakıp Ankara’da bizimle müzakere de bulunmaları ve herhangi bir meselede itilaf eylemeleri o gün iç in temin-i mühim siyasî bir nokta idi”36 .379.1999.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 47 men görüşmeleri başlatmaları TBMM Reisi Mustafa Kemal’de Fransızların Adana ve havalisini tahliye etmek istedikleri şeklinde bir intiba uyandırmıştır.TBMM Hükümeti’nc e kabul edilip bir anlaşma yapılması neticesinde I. I.Sovua ile Beyrut’a gelmiş ve General Gouraud tarafından iyi karşılanmışlardır. Bu askeri hedef “Adana mıntıkası ve cephelerinde bulunan ve kısmen askerle de takviye olunan millî kuvvetleri sükûnetle tanzim ve tensik etmekti”. c ephedeki Kuva-yı Milliye müfrezelerini bir intizama sokup gerekli takviyeleri yapmaktır.TBMM Hükümeti’nin temin etmek istediği bazı hedefler vardı. Bu hedeflerden birinc isi askerî noktadadır. 454 ÇEL İK. Kuva-yı Milliye yanlısı olduğu ifade edilen Haydar Bey ve beraberinde Binbaşı Reşit.TBMM Hükümeti tarafından kabul edilmemiştir. ATATÜRK. Kemal. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Askeri bakımdan ise amaç . D: 38. Bu siyasî hedefi TBMM Reisi Mustafa Kemal daha sonra bizzat kaleme aldığı Nutuk isimli eserinde şöyle izah etmektedir: “Büyük Millet Meclisi ve Hükümeti. III– “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE”NİN İMZALANMASI VE UYGULANMASI Cephede a keri bakımdan zorluklar yaşayan Fransızlar Fransa’dan gelen Kardinal Dubois ile görüşmek için bir temsilcinin görevlendirilip Karadeniz’deki herhangi bir limana gönderilmesini istemişler fakat bu teklif I. Bilakis memleket ve milletin mukadderatına müteallik mesailde İstanbul’da Ferit Paşa Hükümeti’yle münasebet ve muamelede bulunmakta idiler. 453. Hatta bu anlaşma Türkiye tarafından Fransa ile yapılac ak esaslı bir anlaşma iç in atılmış mühim bir adım olarak yorumlanmıştır. s.

Mustafa Kemal bu görüşmede Fransızların işgal ettikleri milli sınırlarımız dâhilindeki bütün yerleri boşaltmalarını istemiştir. M. Gouraud’ya bu konuda Ankara’ya başvurması gerektiğini bildirdi. hem yöneticileriyle görüşmek üzere Fransa’ya gidebilmek ve hem de kapsamlı bir ç özüm iç in zaman kazanmak adına Mustafa Kemal ile “geç ic i bir mütareke” ve maddeleri üzerinde anlaşma sağlamıştır. Bu arada Pozantı’daki Mesnil Taburu’nun Kuva-yı Milliye tarafından kuşatılması üzerine Fransız Parlamentosu durumu değerlendirip 25 Mayıs 1920’de T. 22 Mayıs’ta tekrar Mustafa Kemal ile görüşen Robert de Caix aslında yanında bulunan ve önceki görüşmesinde gizlediği ve müzakere konusunda yetkili olduğunu gösteren güven mektubunu sunmuştur. Amiral Le Bon 28 Mayıs 1920’de Bursa’dan çektiği telgrafla Fransız Hükümeti’nin “Geç ic i Ateşkes” hükümlerini onayladığını teyit edince mütareke aynı gün Ankara’da heyetler arasında imzalandı40 28–29 Mayıs 1920’de imzalanan bu geç ic i anlaşma karşılıklı olarak heyetler arasında onaylanır onaylanmaz TBMM Reisi Mustafa Kemal c ephedeki Kva-yı Milliye birliklerine mütareke hakkında bilgi ve talimat içeren bir şifre göndermiştir. Fakat heyet bu konuda yetkili olmadığını ileri sürerek.B.M’ ne mürac aat ederek geç ic i mütarekenin imzalanmasını talep etti.Mersin şimendifer hattına ç ekilec eklerdir.48 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 önerdi. Zira Mustafa Kemal bütün Fransız cephesini ilgilendirmeyecek bir görüşmeye karşı ç ıkmıştır. Anc ak Fransız heyet yapılan görüşmelerde Fransız işgal birliklerinin zorda olduğu Antep ve Maraş konusunda görüşmek isteyinc e görüşme yarım kalmıştır. Fransızlar tarafından tahliye edilecek ve şehir dâhilinde bulunan Fransız kuvveti kasaba haric indeki ordugâhına ç ekilec eklerdir. Fakat Haydar Bey.M. Ayıntap şehri. 38 39 . Robert de Caix. ÇEL İK.29/30 gece yarısından itibaren bütün Fransızlarla tatil-i muhasamat edilec ektir.Pozantı ve Sis’te bulunan Fransız kıtaatı. S ovua ve Amiral Le Bon’dan oluşan Fransız heyeti 20 Mayıs 1920’de Ankara’ geldi. Bu şifreye göre mütarekenin şartları şöyle sıralanmaktadır: “Fransızlarla cereyan eden müzakerat-ı siyasiye neticesinde bervechi ati hususat kabul edilmiştir. Aynı.380 40 Aynı. silahları ve tekmil eşya ve malzemeleriyle Adana. Madde 1. s. Robert de Caix geçici mütareke hükümlerini telgrafla Paris’e bildirdi. böyle bir anlaşma yapmaya yetkisinin olmadığını söyleyerek.”38 Bu görüşmeden sonra General Gouraud telgraf vasıtası ile Mustafa Kemal ile temasa geçti ve Suriye Fransız Yüksek Komiserliği Genel Sekreteri Robert de Caix başkanlığında bir heyeti Ankara’ya gönderdi. Madde 2.39 23 Mayıs1920’de uzlaşmaya varılmış fakat Fransız heyet önemli siyasi konularda Paris’in onayını almak için İstanbul’a dönünce mütarekenin imzası kalmıştır.

14.TBMM Hükümeti’ne asılsız suç duyuruları yapmışlardır. S. s.42 Mütarekenin uygulanışı ve esir mübadelesi hususunda TBMM Hükümeti’ni temsil edecek olan Binbaşı Ş emseddin ve Kaymakam İrfan Beylere hükümet tarafından gerekli talimatlar verilmiştir.TBMM Hükümet’ince Suriye’deki Fransız Fevkalade Komiseri General Gouraud’ya bildirilmiştir. Madde 3. Mesela Osmaniye’deki Kuva-yı Milliye müfrezelerine mütarekeden sonra Fransız kıtaatınca taarruz yapılmıştır.g.Muhasamatın tatilinden itibaren ilk on gün zarfında yedimizde bulunan esirler iade olunacaktır. S. S. Pozantı.41 Bu şartlar ç erçevesinde yapılan mütarekeyi tatbik iç in TBMM Hükümeti’ni Umum İç el Kuva-yı Millîye Komutanı Binbaşı Ş emseddin ve Kilis Kaymakamı İrfan Bey temsil etmekle görevlendirilmişlerdir.43 Bu mütareke uygulanmaya girdiği günden itibaren ihtilaflara sebep olmuş ve uygulamada bir takım problemler çıkmıştır. ves: 371 Aynı HTVD. S. Aralık 1955.45 41 42 43 44 45 GENÇ. KM. 24 HTVD. TBMM Reisi Mustafa Kemal bu görevlendirme ile birlikte görevli olmayan diğer cephe kumandanlarının mütarekenin uygulanışında ayrıca taleplerde bulunup müzakere yapmamaları hususunda uyarıda bulunmuştur. Madde 4. 14. I. a. Diğer yandan Kuva-yı Milliye’nin denetimi altındaki şimendifer hatlarında Fransızların iaşe ve ikmal maksatlı nakliye yaptıkları ve buna Kuva-yı Milliye’nin müsaade etmediği tespit edilmiştir. Aralık 1955. Yalnız Kuva-yı Milliye müfrezeleri bu ihlallere müsaade etmeyec ektir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 49 Tatil-i muhasamatın ilk on günü zarfında Pozantı Sis ve Ayıntap’ın tahliyesi hitam bulac aktır.44 Fransızların iaşe ve ikmal maksatlı olarak tren hattını kullanmak istemeleri mütarekeyi mevcut kuvvetlerini takviye etmek için yaptıklarını açıkça göstermektedir. 14. ves: 370 HTVD.Adana havalisi ile Osmanlı Hükümeti arasında serbestç e ve aç ık muhabere edilec ektir. 87.TBMM Hükümeti bu hususu da protesto ederek bu ve bunun gibi ihlallerden dolayı mütareke şartlarına uyulmaması halinde Türk tarafının mesul olmayacağını bu mezalimler vesilesiyle halkın galeyan halinde olduğunu General Gouraud’ya bildirmiştir. Hatta bu tarz ihlaller ve nakliye hususu ile ilgili mütarekede bir hükmün yer almadığı I. Yalnız Mayıs'ın otuzuncu günü sabahtan itibaren muhasamatın tatili temin olunac aktır”.m. Hatta Fransızlar bu ve benzeri ihlalleri örtbas etmek için Kuva-yı Milliye müfrezelerinin bazı c ephelerde Fransız postalarına saldırdığı şeklinde I. Diğer yandan işgal mıntıkasında Ermeniler Fransızlardan yüz bularak Müslüman ahaliye karşı mezalime devam etmişlerdir. ves: 372 . Aralık 1955. Sis ve Ayıntap’ın tahliyesi ve üseranın mübadelesi hakkında ayrıc a tebligat yapılacaktır. Fransızlar da gerek siyaseten ve gerek esareten nezdlerinde alıkoydukları Müslümanları bize verec eklerdir.

46 Bütün bunlara ilave olarak Mersin’deki İşgal Kuvvetleri Komutanı Güvernör Anfré yine mütareke şartlarına aykırı olarak Fransız işgal mıntıkası ile Kuva-yı Milliye müfrezelerinin hâkim olduğu bölgeler arasında bir tarafsız bölge teşkil edilmesini yani Kuvayı Milliye müfrezelerinin işgal sınırlarından biraz geri çekilmelerini istemişlerdir. KLS: 580. Fransız işgalini kullanarak Çukurova’da bir Ermeni Krallığı kurmak istiyorlardı.50 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Fransızlar bu mütarekeye rağmen Adana’daki Vali Cemal Bey ve Kuva-yı Milliye taraftarı eşrafı tutuklayarak eşrafı Adana sınırları dışına sürdüğü gibi Vali Cemal Bey’i de İstanbul’a sürdürmek için Mersin’de gözetim altında tutmuşlardır.48 Mütareke şartları içinde Pozantı ve Sis’teki garnizonların boşaltılması hususu yer alıyordu. Ancak Sis’i Kuva-yı Milliye’ ye teslim etmeyip ellerindeki silah ve cephaneyi de Ermenilere terk etmek suretiyle asi Ermeni çetelerine teslim ettiler. General Gouraud’un 8 Haziran 36 (1920) tarihli tel’ine Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal’in cevabî tel’inin “İsmet” imzalı ekinde talep edilmiştir. Aralık 1955.m. S.49 Bu mütarekeden en fazla rahatsız olan taraf Ermeniler olmuştur. 14 GENÇ. D: 38. Bu beyanname ile Fransızlar hala güç lü olduklarını ve Kuva-yı Milliye’ nin zor durumda olduğu intibaını vermek istemişlerdir. Anc ak Yüzbaşı Emin Resa Bey bu istekleri reddetmiştir. 14. s. Adana’da Fransız işgal kuvvetleri komutanlarından General Dufieux imzası ile bir beyanname yayınlanmış ve bu beyannamede mütarekenin Mustafa Kemal Paşa’nın isteği ile ve Beyrut’a gönderdiği temsilciler vasıtasıyla imzalandığı şeklinde yalan bilgiler verilmiştir. Ancak Pozantı’daki Mesnil Taburu zaten daha anlaşma imzalanmadan Kuva-yı Milliye tarafından teslim alınmıştır.g.47 20 Günlük Geçici Mütareke’nin Fransızlar tarafından böylece ihlali yetmemiş gibi birde Müslüman ahali üzerinde yalan yanlış propaganda başlatmışlardır.50 Fransa bu geçici barışta pek samimi olmadığını ve cephedeki kuvvetlerini takviye etmekten başka bir niyet taşımadığını mütareke şartlarının ihlaline müsaade etmesi ile açıkça göstermiştir. Fh: 13 HTVD. Bu yanlış ve gerçeklere aykırı propagandalardan vazgeçilmesi ve bu yanlış bilgilerin tekzip edilmesi hususu. Bu beyanname ile işgal mıntıkasındaki halkın kurtuluş ümidi kırılmak istenmiştir. Pozantı bu suretle boşalırken Sis’i Fransızlar kendileri boşalttılar. Ancak Fransızların böyle bir tavır sergileyebilec eği 46 47 48 49 50 ATASE Arş. Zira Ermeniler. a. Mütareke ahkâmına aykırı bu tavırlardan vazgeç ilmesi hususunda Adana’daki Fransız İşgal Kuvvetleri Kumandanı Albay Brémond uyarılmıştır. 25 . s. ves: 370 Aynı SARAL – SARAL. Anc ak Kuva-yı Milliye’ nin işgallere karşı cephedeki başarıları ve siyasî aç ıdan 20 Günlük Mütareke’nin imzalanmış olması bütün bu planları alt üst etmiştir. Hatta kendi kendilerine bu mütarekeden sonra Adana’da krallık ilan etmişlerse de bunda da başarılı olamamışlardır.

TBMM Hükümeti ile Fransa arasında yapılan bu 20 Günlük Geç ic i Mütareke’nin daha ilk günlerden itibaren Fransızlarca ve onların himaye ettiği Ermeniler tarafından ihlal edildiğini ifade etmiştik.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 51 dikkate alınarak ve bu barışın geçici olduğu da göz önünde bulundurularak Kuvayı Milliye müfrezelerinin takviyesine gayret edilmiştir. bütün eli silah tutan ahalinin Kuva-yı Milliye’ ye iştirakinin temin edilmesini istenmiştir. c. s. Tarsus ve Mersin’in zaptı için umumi bir taarruz yapılac ağını bildirmiştir.TBMM Hükümeti hemen diplomatik yollardan meseleyi çözmek istemişse de Fransızlar bu işgali haklı göstermek için 20 Günlük Geç ic i Mütareke’yi sanki iki hükümet arasında değil de Adana ve havalisindeki Kuva-yı Milliye komutanları ile Fransız komutanları arasında yapılmış bir anlaşma olarak yorumlamaya çalışmışlardır. Dolayısı ile bu anlaşma sadece Adana – Mersin ve havalisindeki cepheyi ilgilendiren bir mütareke olmayıp bütün Fransız cephelerini ve Misak-ı Milli sınırlarını ihtiva eden bir ç erç eveye sahiptir. 75 ENER.52 Karadeniz Ereğlisi’nin işgali karşısında I. Bu anlaşmayla ilgili müzakerelerde ve anlaşmanın imzalanmasında hiç bir Kuva-yı Milliye komutanı bulunmamıştır. Ayrıc a bu umumi taarruz iç in müfrezelerin silah. 136 SARIHAN. cephane ve top ihtiyaçlarının tespit edilerek Erkanı Harbiye Riyaseti’ne bildirilmesi istenmiştir. Kurtulu ş Sava şı Günlü ğ ü . Anc ak yukarıda izah ettiğimiz hususlar bu yakınlaşma ve uzlaşmanın askerî aç ıdan henüz tesis edilmediğini hatta edilemeyec eğini ortaya koymaktadır. III. önemli bir yakınlaşma olarak görülebilir. Özellikle Fransız kamuoyunda bu mütareke ile ilgili 51 52 53 ENER.TBMM Hükümeti ile Fransa arasında tesis edilec ek kalıcı barış için mühim bir adım. Yalnız daha mütarekenin süresi dolmadan yapılan öyle bir ihlal vardır ki bu mütarekenin süresini doldurmasına fırsat bırakmamıştır. 20 Günlük Mütareke siyaseten I. Bu ihlallere I. Ankara 1993. Mütarekenin bu şekilde ihlalinde mütarekenin batı kamuoyundaki etkilerinin de tesiri olduğu muhakkaktır. s. Zeki.TBMM Hükümeti uyarılarla karşılık verip Kuva-yı Milliye tarafından silahla mukabele edilmesini engellemiştir.51 Bu talimat doğrultusunda bölgedeki Kuva-yı Milliye müfrezelerinin hazırlıkları devam etmiş ve ahalinin daha yoğun bir şekilde Kuva-yı Milliye’ ye iştiraki temin edilmiştir. Dolayısıyla mütareke günlerinde gerekli hazırlıkların yapılmasını. Bu ihlal 8 Haziran 1920’de Karadeniz Ereğlisi’nin Fransız gemilerince bombardıman edilip daha sonra işgal edilmesidir. s. 135 . Netic ede her iki tarafın da bu mütarekeyi kalıcı barış için bir adım olarak görmeyip sanki bir soluklanma bir hazırlık faslı olarak yorumladığı açıkç a ortadadır.53 Ancak daha öncede izah ettiğimiz gibi bu mütareke Ankara’da TBMM Hükümeti ile Fransızların Suriye Fevkalade Komiseri Gouraud’nun temsilc isi Robert de Caix arasında imzalanmıştır. Erkan-Harbiye Riyaseti cephedeki Kuva-yı Milliye komutanlarına gönderdiği şifreli talimatta mütarekenin bitiminden sonra Adana. Mütarekenin birinc i günü yani 31 Mayıs 1920’de.

Zira Le Temps. “Birçok Fransız gazetesine göre mütareke ‘Fransa’nın Antep galibiyeti’. Fransa’yı Karadeniz Ereğli’sinin işgali suretiyle mütarekenin ihlaline sevk eden temel faktör mütarekenin Fransız kamuoyunda bir yenilgi olarak algılanmasıdır.Mütareke Fransız basınında olumlu karşılandı. Aynı. Ayrıca bu mütareke ile Fransa’nın I. Fransa onların bir karış toprağına göz dikmiyor ve bu savaşa askerlerinin ve parasının karıştırılmamasını isteme hakkına sahiptir’. Fransızlar hem Ereğli’yi boşaltmamakta direniyorlar hem de yeni ihlallere göz yumuyorlardı. Bunun içindir ki Adana’da General Dufieux imzası ile bildiri yayınlayıp anlaşmanın Mustafa Kemal’in isteği ile ve görevlendirdiği kişiler aracılığı ile Suriye’de imzalandığı yalanını propaganda etmişlerdir.TBMM Hükümeti’ni tanımış olması gerç eği Fransa’yı müttefikleri nazarında zor duruma düşürmüştür. ’çok şükür. ve 13. Fransız hükümetini hem Türklerle anlaşmak hem de Yunan saldırısına izin veren İngiliz hükümetinin kararına katılmak gibi ‘başarısızlığa mahkûm iki politikayı’ aynı anda yürütmek istemekle suç luyor”. La France Militaire gazetesinde yazan General Malleterre’e göre ise ‘Pozantı yenilgisinin’ sonucu idi”54 . desteği ve Fransa’nın da onayı ile işgal alanını genişlemeye teşebbüs ederek Bursa ve İzmit’e doğru ilerlemeye başlamıştır. Gerek Yunan ileri harekâtını onaylaması gerekse Ereğli’yi işgali Fransız hükümetini içine düştüğü ikilemden kurtaramamış ve hatta anlaşmanın ihlali hususunda Fransız hükümetinin suç luluğu Fransız kamuoyunca kabul edilmiştir. Bu tebligatta muhasamatın 18–19 Haziran gec e yarısından itibaren bütün Fransız Cephesi’nde yeniden başlatılması emrini de 54 55 56 AKYÜZ. Fransa Türklerle bir mütareke imzaladı. Adana ve havalisinde harp yeniden başlarken yaklaşık beş gün sonra Yunan işgal birlikleri de İngiltere’nin izni. Umum İç el Kuva-yı Millîye Komutanlığı’na atanan Binbaşı Şemseddin Bey’e ve Kilis Kaymakamı İrfan Beye 16 Haziran 1920 de gönderdiği bir şifre ile Geçici Mütareke’nin Fransız’lar tarafından ihlal edildiğini bildirmiştir. ”Le Temps. Le Progres (de Lyon) ise mütareke ile Fransa’nın ‘ asi Anadolu hükümetini tanımış olduğu ‘ kanısında idi “ 55 . Mustafa Kemal’in mütarekeyi bozulmuş olarak yorumlamasını mantıki buluyor.56 Nihayetinde TBMM Reisi Mustafa Kemal 12. Ereğli’nin işgali ve diğer ihlaller mütarekenin Fransızlarca ihlal edildiğini ortaya koymaktadır. Fransız hükümeti gerek müttefiklerine karşı ve gerekse kendi kamuoyundaki başarısızlık değerlendirmelerine karşı durumunu kurtarmak iç in Ereğli’ işgal etmiştir.TBMM Hükümeti mütarekeye körü körüne sadık kalmanın gereksiz olduğu inanc ı ile harbe yeniden başlanması kararına varmıştır.188. s. Bütün bu olup bitenleri değerlendiren I.52 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 olarak bir zihinsel karmaşanın olduğu ve mütarekenin farklı farklı algılandığı görülmektedir. Kolordu kumandanlıklarına. Aynı. . Antep Kuva-yı Millîye Komutanı Recep Beye.

ATATÜRK. Muhtemeldir ki bu geç ic i anlaşmadan müttefiklerini başlangıç ta haberdar edip onları bilgilendirmemiştir. I.TBMM Hükümeti bu başarıyı Güney Cephesi’nde işgalcilere karşı c ansiperane bir şekilde her türlü imkânsızlığa rağmen mücadele eden Kuva-yı Milliye müfrezelerine borçludur.TBMM Hükümeti göreve gelir gelmez uluslararası ilişkileri geliştirme gayretine girmiş ve Sovyet Rusya ile temasa geçmiştir. Mart 1965. Binbaşı Mesnil Komutasındaki taburun mahsur kalması ve cephenin diğer bölgelerindeki olumsuzluklar Fransa’yı yeni bir müzakere zeminine ç ekmiştir. ves: 373 HTVD. harbin yeniden başlatılmasından dolayı mesuliyetin Fransızlara ait olduğunu da bildirmiştir. s. II. S. 14. Öncelikle tarafsız devletler nezdinde diplomatik tanınma müc adelesi verilirken Fransa ile yapılan 57 58 HTVD.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 53 vermiştir. c. Adana ve Antep’te gösterilen direnç ve müc adele anlamlıdır. Zira diğer müttefiklerini ve onlarla birlikte yürütülen işgal politikalarını bir kenara bırakıp I. Bu ilk temas sonuçsuz kalırken diğer yandan cephede Fransız işgal birliklerinin sıkıntıları artmaya devam etmiş ve Pozantı’daki taburları mahsur kalmıştır. “20 Günlük Geçici Mütareke” I. İşgal birliklerinin silah ve diğer askeri teçhizat imkânı Kuva-yı Milliye müfrezelerinin imkânları ile mukayese edilemez. 454 .58 Mustafa Kemal 16 Haziran tarihinde Kuva-yı Milliye kumandanlarına gönderdiği “harbin yeniden başlatılması“ talimatına ilave olarak S uriye’deki General Gouraud’ya da bir telgraf gönderip geçici mütarekenin Fransızlar tarafından nasıl ihlal edildiğini izah ederek. Urfa’da kazanılan zafer ve Mersin. Bu endişelerin ve kaygıların eseri olarak Fransız işgal birlikleri önc e İstanbul’dan bir heyeti Ankara’ya gönderip anlaşma zemini aramışlardır. Bunun içindir ki Marş’ta. S uriye’deki Fransız işgal kuvvetlerinin komutanı General Gouraud’yu temsil eden Yüzbaşı Robert de Caix Ankara’ya gelerek hem müzakereleri yapmış ve hem de anlaşmayı imzalamıştır.TBMM Hükümeti iç in bir siyasi başarıdır. Aralık 1995.TBMM Hükümeti’nin daha kuruluş aşamasında imzaladığı bir uluslararası anlaşma olması dolayısıyla önem taşımaktadır.TBMM Hükümeti ile masaya oturmuşlardır. ves: 1177. 51. Burada Fransa’nın anlaşmayı imzalamış olmaktan kaynaklanan bir pişmanlık iç inde olduğu pekâlâ gözlemlenebilmektedir. Zaten Kuva-yı Milliyenin bu kadar imkânsızlıklar içerisinde gösterdiği bu direnç Fransız işgal birliklerini ve bu birliklerin komutanlarını endişelendirmiştir. Her ne kadar anlaşma normal süresinden önc e nihayet bulmuşsa da geç ic i bir niteliğe sahip olması dolayısıyla bu durum zaten beklenen bir netic edir. S.57 Bu emir doğrultusunda mütareke zamanından önc e sona ermiş ve Fransız Cephesi’nde muharebeler yeniden başlamıştır. SONUÇ “20 Günlük Geçici Mütareke” I. Bu sonuç Kuva-yı Milliye’ nin Ocak 1920’den itibaren sürdürdüğü mücadelenin bir sonucudur. I.

sorumlu tutmaktadır.1991. Daha sonra söz konusu anlaşmadan Fransız kamuoyunun ve diğer müttefiklerinin haberi olunca.M Hükümeti’nin siyasi tanınmışlık meselesinde iyi bir mesafe kat ettiğini ortaya koymaktadır.TBMM Hükümeti’nin bu diplomatik başarısı Fransa için bir başarısızlık ve siyasi bir mevzi kaybıdır. I.T. bir diğeri de askeri iki İtalyan heyeti anlaşmalar yapmak üzere Ankara’ya gelmişlerdir. kendilerinden önceki İngiliz işgal dönemi uygulamalarını ”İskoç duşu” benzetmesiyle. Bunu içindir ki Fransa bu anlaşma ile ilgili gelişmeleri kendi kamuoyundan saklamaya çalışmıştır. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Ankara. I. Bu anlaşmayı müteakiben Haziran1920’de biri tic ari.98.59 Fransa ile diplomatik temasa ilave olarak İtalyanların da Ankara’yla diplomatik ilişkilere başlaması.TBMM Hükümeti’nin ve Kuva-yı Milliye’ nin hatta daha sonra ordumuzun daha etkili ve daha büyük zaferlere ihtiyacı vardır.TBMM Hükümeti’nin doğru yolda olduğuna işaret etmektedir. Türk Tarih Kurumu Basımevi. . Şurası muhakkak ki Fransa’nın askeri başarısızlıkları zaten Fransız kamuoyunda işgal politikalarının sorgulanmasına vesile olmuştur. Orhan. Fransız işgal kuvvetleri ve Fransız hükümeti aleyhinde oluşan bu kamuoyu eleştirilerinden kurtulmak iç in bir yandan yanlış bilgilendirme ve propaganda yaparken diğer yandan Karadeniz Ereğli’sini işgal ederek hala güçlü olduğu ve Ankara ile bir anlaşma yapmadığı izlenimi vermeye çalışmaktadır. 2001s.54 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bu anlaşma sürpriz bir gelişme olmuş ve büyük memnuniyet uyandırmıştır.B. Bu tarihi süreç göstermiştir ki ordumuz zaferler kazandıkça meclisimiz ve hükümetimiz siyasi kabule mazhar olmuşlardır. Bütün bu gelişmeler gösteriyor ki kalıc ı barış iç in I. İtilaf Devletleri ittifakının üyesi olan Fransa ile yapılan bu anlaşma mahiyeti ve içeriği her ne olursa olsun Kuva-yı Milliye’ nin ve I.s.60 Karadeniz Ereğli’sinin işgali bu anlaşmanın erken sona ermesine vesile olmuştur. Gotthard. Kurtulu ş Sava şı İle İlgili İngiliz Belgeleri . Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtulu ş Yılları. Bizzat Fransa Başbakanı Briand bu imayı yapmakta ve Çukurova’da yaşanan bu süreç ten.M. JAESCHKE. 59 60 DURU. Zaten geçici olmak kaydı ile yapılmış süreli bir anlaşmadır. Anc ak Ereğli’nin haksız işgali ve diğer ihlaller olmasa idi taraflar iç in anlaşmanın süresinin uzatılması bile gündeme gelebilirdi. Fransız kamuoyunda Türklerle savaşı istemeyen ve barışa meyilli olan oluşuma karşı hala yanlış bilgilendirme yapılmakta ve Fransızların Kilikya’dan çekilmesi halinde Gayr-i Müslimlerin katledileceği ima edilmektedir.TBMM Hükümeti’nin isteğiyle yapıldığı şeklinde bir propaganda başlatmıştır. İstanbul.212. anlaşmanın I. Anc ak bu süreçte İtilaf devletleri içinde ilk kalıcı barışı yaptığımız devletin Fransa olmasında ilk siyasi temasa geçtiğimiz ve ateşkes imzaladığımız devlet olmalarının rolü büyüktür.

1996. Kemal. Kurtuluş Savaşı Günlüğü. -ATATÜRK. -ASLAN. Ankara 1993. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Va tan Nasıl Kurtarıldı? Ankara 1969. Ankara. S. -BAYUR. Ankara. -TANSEL.1971. D: 8. S. Mart 1965. Ves: 780. Yusuf Hikmet. Kasım. 51. Yahya.1991 -YALÇIN. Mondros’tan Mudanya’ya Kadar. Yayınlanmamış Doktora Tezi. S. Zeki.s. ves: 372 -HTVD. Kuva-yı Milliye Dergisi. KLS: 310.1991. Nutuk . Hulki-SARAL. c. 1973 -ÇELİK. Ankara. III. ves: 370 -HTVD. KLS: 580. S. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. “20 Günlük Mütarekenin İç Yüzü”. M. Konya. c. İstanbul. Aralık 1955. Ankara. ves: 373 -HTVD. Ankara 1988.II. Şeref. KLS: 308.212. Aptülahat. Fh: 11 -ATASE Arş. A. Atatürk Silifke’de . ves: 1177 B-Telif ve Tetkik Eserler: -AKŞİN. Selahattin. Türk iye Devletinin Dış Siyasası. Milli Eğitim Basımevi. -YILDIRIM. Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtuluş Yılları. III. -SARAL. Türk Tarih Kurumu Basımevi. KLS: 240. Durmuş( ve diğerleri). ves: 371 -HTVD. Orhan. . Cihat. Fh: 23–3 -HTVD. S. Milli Mücadele Döneminde İçel Sancağı . İstanbul. -Kurtuluş Savaşı’nda İçel Tarihini Yazma Komitesi. 89. Ankara. 1998. -JAESCHKE. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Tosun. Gotthard.1982. S. 14. Aralık 1955. Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu. -AKYÜZ. 14. Fh: 3 -ATASE Arş. D: 38. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Kurtuluş Savaşı’nda İçel . S: 33. KLS: 580. İzzet. Çuk urova Kurtuluş Savaşında Adana Cephesi. IV. S: 21. 1991. AKDTYK. -ENER. İstanbul. Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri . 14. D: 38.I. -HTVD. 2001.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 55 KAYNAKLAR A-Arşiv Belgeleri ve Vesikalar: -ATASE Arş. Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi . -SARIHAN. Ves: 830 -HTVD. Kemal. Adana. Türk Tarih Kurumu Yayınevi. Fh: 13 -ATASE Arş. Mersin 1968. 2000. C-I ve C-II. D: 26.1981. Ankara. -GENÇ.Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-I. İstanbul.1999 -DURU. 14. Aralık 1955. D: 27. Atatürk Araştırma Merkezi. Aralık 1955. Fh:62 -ATASE Arş. Ata türk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi.

56 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Izmir. İzmir İngiliz Başkonsolosluğunun siyasi faaliyetleri kapsamında. bir İngiliz davası haline geldi. Issue : 5 Pa ge : 5 7 -7 0 İZMİR İNGİLİZ KONSOLOSLUĞUNUN SİYASİ FAALİYETLERİ KAP SAMINDA ERMENİ MESELESİ (1878-1914) Funda ADITATAR∗ Özet Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşımı meselesinde. Armenian question became a British claim at the end of the 1870’s. İngiliz Konsolosluğu. The aim of this paper’s is to evaluate Armenian question within the political activities of Izmir British Consulate on the basis of Izmir British Consulate reports. Key Words Armenia n Question. The consuls gave support to the Armenians by using their close relations with them and took the role of protector. İzmir. İngiltere bunun için 1878 Berlin Anlaşması’na dayanarak. Anahtar Kelimeler Ermeni Meselesi. gayrimüslim unsurların ayrılıkçı hareketlerini desteklediler. Gör. (1878). Britain used the consular network which was spread to every corner of the Empire based on the Berlin Agreement.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . 1870’lerin sonlarında Ermeni davası.edu. fundaaditatar@iyte. Milita ry Consuls.tr . Ask erî Konsolosla r. konsolosluk raporları esas alınarak değerlendirildi. Ermeni meselesi. Dr. koruyucusu rolünü üstlendi. British Consula te. Politica l a ctivities ∗ Öğ r. Sa yı: 5 Sa yfa : 5 7 -7 0 Ye a r: 2 0 1 1 . Siya si fa a liyetler THE ARMENIAN QUESTION WITHIN THE POLITICAL ACTIVITIES OF IZMIR BRITISH CONSULATE (1878-1914) Abstract The struggle for influence over the non-Muslim subjects between the Great Powers had an important place in the issue of sharing the Ottoman Empire They supported separatist movements among non-Muslim subj ects. Bu mücadelede. büyük güçler arasında gayrimüslim unsurlar üzerinde nüfuz kurma mücadelesi önemli bir yer tutmaktadır. imparatorluğun her köşesine yerleştirdiği konsolosluk ağını kullandı. Bu makalede. Konsoloslar bulundukları bölgedeki Ermeniler ile yakın ilişkilere girerek Ermenilere destek verdi ve Ermenilerin savunucusu. For this claim. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Genel Kültür Dersleri Bölümü Öğ retim Elemanı..

Cilt (1-B). Osmanlı İmparatorluğu’nun tek başına Rus tasavvurlarına engel olabileceğinden artık ümidini kesmiş bulunuyordu. Osmanlı ülkesinden bir bölgeyi istilâya kalkışırsa. iki gizli anlaşma imzaladı. A. İngiltere. s. Osmanlı Devleti’nin Rusya karşısındaki ağır yenilgisi sonunda imzalanan Ayastefanos Barışı sadec e Rumeli’yi parç alamakla kalmıyor. İngiltere devletine taahhüt eder ve Kıbrıs Adası’nın tarafsız ve idaresinin İngiltere’ye tahsisini ka bul eder”3 . Enver Ziya Karal. Böylece İngiltere. Rusların Ermenileri himaye perdesi altında Doğu Anadolu’yu Balkanlaştırmaya kalkışac ağını ve burada 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı ile sağlamış bulunduğu toprak kazanç larının yarattığı elverişli durumdan faydalanarak nüfuzunu bir taraftan İskenderun. Rusya. Dünya Sava şına . Bu anlaşma özetle şöyle diyordu: “Rusya . Yalnızca Balkanlar ile Boğazlarda değil. Belge Yay. Azgeli şmi şlik Sürecinde Türkiye 2-Tazimattan I. Osmanlı İmparatorluğu’nu tek taraflı olarak ilhak etmek veyahut himayesi altına almak iç in Ermenileri bir istinat noktası olarak kullanac aktı. imparatorluğun İngiltere için lüzumlu topraklarına sahip olmak veya hiç olmazsa bunlar üzerinde İngiliz nüfuzunu kuvvetlendirmekti2 . Nihat Erim. diğer Avrupa devletlerini geride bırakan. 130. antlaşmanın yeniden gözden geç irilip. Rusya’nın İskenderun ve Akdeniz’e olduğu kadar Mezopotamya ve Basra körfezine kadar da inebileceğini gösteriyordu1 . Tehlikeyi önlemek yolu. bu imparatorluğun toprak bütünlüğüne dayanan geleneksel politika prensibinden. Rus ordularının Erzurum’a kadar ilerlemesi. İstanbul 2001. Ankara 1953. İngiltere o bölgeyi silahla koruma sı için Padişah ile birleşmeyi taahhüt eder. 1001. Londra hükûmeti. öte yandan Mezopotamya üzerinden Basra Körfezi’ne yayabilec eği tehlikesini anlamıştır. Berlin Antlaşması’nın imzalanmasından önce. Ankara 1988. Osmanlı İmparatorluğu hakkında. Ayastefanos Antlaşması’nın on altınc ı maddesiyle.58 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda. etkisinin azaltılması ç alışmaları sonuc unda Berlin Antlaşması imzaladı. İngiltere. Ayastefanos Antlaşması İngiltere’yi ve Avrupa’nın diğer büyük devletlerini önemli ölçüde kaygılandırınca. Rusya. 4 Haziran 1878’de ise Osmanlı devletiyle Kıbrıs Konvansiyonu imzalandı. ilk kez Anadolu topraklarından da belli yerlerin Osmanlı’nın elinden ç ıkmasına yol açıyordu. Antla şma metni için bkz. Devletlerarası Hukuk ve Siyasi Tarih Metinleri . imparatorluğun tümünde Hıristiyan tebaa üzerinde bir güç elde ediyordu..Ü. . Buna karşılık Anadolu kıtasındaki Hıristiyan ve diğer tebaanın iyi idare ve himayeleri hakkında gerekli ıslahatın ya pılma sını Pa dişa h. Bu tasavvurların gerçekleşmesi ise İngiliz İmparatorluğu için ciddi ve ağır tehlikeler yaratabilirdi. Daha da önemlisi. s. 1 2 3 Stefenos Yerasimos. Türk Tarih Kurumu. Hukuk Fakültesi yayını. görünüşte ayrılmamakla beraber. Rum (Ortodoks Hıristiyan) Osmanlı tebaası üzerinde şimdiye dek elde ettiği nüfuzuna şimdi Ermenileri de kapsayacak yeni ve daha büyük bir güç elde ediyordu. Rusya ile imzaladığı Londra Antlaşması (30 Mayıs 1878) ile toplanacak kongrede görüşülec ek konular üzerinde aralarında görüş birliği sağlandı. Osmanlı Tarihi VII Birinci Me şrutiyet ve İstibdat Devirleri (1876-1907).

Wilson’un emrinde Anadolu’nun çeşitli kentlerine ve Yüzbaşı E. 4 5 6 Uygur Kocaba şo ğ lu. bunun yerine her vilayette adalet sisteminin işleyişini gözlemleyecek yabancı “denetçi”lerin istihdamını mümkün görmüştür4 . Yüzbaşı W. ekonominin na sıl iyileştirilebileceği. Wilson 28 Mart 1879’da atandı. Muhtemelen. . Mevcut konsoloslukların yeniden yapılandırılması ve bunlara ilaveten Military Consul [Askerî Konsolos]6 adı verilen yeni konsolosluk ağı. konsolosluk mıntıka nızdaki nüfusun değişik sınıflarının durumunu incelemek.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 59 A. “ The Old Turkish Hands: The British Levantine Consuls. haritacılık. Levant Konsolosluk hizmetlerine yönelik muhalefetin ele ştiri ve tartışmaları için bkz. Yarbay Wilson’un atamasının ardından. Kocaba şo ğ lu. 127. Askerî konsolosluklar için Anadolu başkonsolosluğu oluşturuldu ve buraya harita subayı Yarbay Charles W. Uygur Kocaba şo ğ lu. Gordon L. Everett Erzurum’a askeri konsolos yardımcısı. İNGİLİZ KONSOLOSLUK HİZMETLERİ VE ERMENİ MESELESİ Kıbrıs Konvansiyonu ile elde edilen bu gücün nasıl gerçekleştirileceği meselesine yönelik olarak. Merkezî Hükûmet’in müda ha le etmesini düşündüğünüz her ola yı. Osmanlıların “ askerî konsolos” ifade sini kullanmadıklarını. Majestelerinin Konsolosları İngiliz Belgeleriyle Osmanlı İmparatorlu ğ u’ndaki İngiliz Konsoloslukları (1580-1900). bunu bizzat adalet sisteminin özüne aykırı bularak kabul etmemiştir.e. İstanbul 2004. hukuku ve geleneklerini bilmeyen yabancıların yargıç olarak atanmasını kabul etmemiş. 22: 3 (Yaz 1968): 297-316. Iseminger.. Osmanlı otoritelerinin işine ya rayabilecek nitelikte her türlü bilgiyi toplayarak. anc ak. uzun zamandır eleştirilmesine5 yol açan konsolosluk hizmetleri üzerinden bir uygulamayı gerçekleştirmeye karar vermiştir. Ayrıca istihbarat konusunda birikim ve deneyimleri vardı. Middle East Journal. Yüzbaşı H. Yarbay Wilson’a yapılan görev tanımı şöyleydi: “Sizin ve size yardımcı olarak atanan subayların görevi. s. önce her mahkemeye bir yabancı yargıç atanması teklif edilmiş. 125. ülkenin dili. Binbaşı H. Clayton Van’a. H. levazım gibi ordunun teknik sınıflarına mensup. istemediğ i bu uygulamayı küçümseme yoluyla üzerinde daha büyük bir otorite kurulmasından kaçınmaya çalışmıştır. a. U. Osmanlı yönetimi.g. Cooper. Sonuçta İngiltere’de Beaconsfield hükûmeti. dolayısıyla. uygun önlemleri alması konusunda Babıâli’ye gereken uyarıların yapılabilmesi için Majestelerinin Hükûmeti’ne ve İsta nbul’da ki Büyükelçiliğe bildireceksiniz. S tewart. Trotter Kürdistan’a (Diyarbakır) askerî konsolos olarak atandılar. 1856-1876” .D. s. Osmanlı yönetiminin bunu “ bilmezlikten” veya “ görmezden” gelmedikleri dü şünülmelidir. Askerî konsoloslar.. Teğmen Herbert Chermside ve Teğmen Herbert Kitc hener. istihkâm. Yüzbaşı J. bunun yerine “ konsolos” veya“ konsolos muavini” şeklinde ifadelerle bunlara mevcut konsoloslarla aynı muameleyi gösterdiklerine dikkat çekmiştir. İletişim Yay. ida renin nasıl basitleştirilebileceği ya da daha etkili bir hale getirilebileceği konusunda ta vsiyelerde bulunarak ve İdarenin ve Yargının her türlü baskı ve yolsuzluğuna ilişkin dikka tinizi gelen bilgiler konusunda uyarıda ve protestoda buluna ra k Osma nlı otoritelerine ya rdımcı olmaktır. Osmanlı yönetimi. topografik verileri olduğu kadar her türlü istatistikî bilgiyi toplayacak ve değerlendirebilecek nitelikte elemanlardı. Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs Konvansiyonu ile Anadolu’daki Hıristiyan tebaa iç in yapmaya söz verdiği “reform”ların yapılıp yapılmadığını kontrol edec ekti. Bkz.

Padişah. İngiliz konsoloslarının Ermenileri kışkırtma ve koruma faaliyetleri. BOA. 7/50.e. Londra 1879. 1878 tarihinden sonra İngiliz hükûmeti. Askerî konsolosluk uygulamasına Gladstone hükûmeti tarafından1882’de. A. Accounts and Papers. 200-201. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmak. Askerî konsoloslukların siyasi faaliyetleri sivil konsolosluklara devredildi. Sonuçta. LXXX: Turkey No: 10Correspondence Respecting the Conditions of the Population in Asia Minor and Syria . Bunu kısmen Hıristiyanlık gayreti ile fakat daha çok bizzat kendi menfaatleri için yani muhtar bir Ermenista n’ın. Berlin Kongresi’nden sonra gittikçe fena laşmaya başlamıştı. 1314 M 07. Rusya ’nın ilerlemesine mâ ni ola ca ğı düşüncesi ile ya pmıştır”9 .. The Cinderalla Service: British Consuls since 1825 . Bu durumdan İngiliz politikasının sorumluluk hissesi büyüktür.g. Mamuretülaziz’de bulunan İngiltere konsolosunun Ermeni olaylarını destekleyen hareketlerinden dolayı değiştirilmesi iç in İngiliz Büyükelçiliğine tebligatta bulunulmasına karar verilmiştir10 . George Washburn. askerî istihbarat toplamak. iç ve dış şartların baskısıyla. 132.} MKT. BOA. s. Kocaba şo ğ lu. DH.} MKT. Fifty years in Constantinople and Recollections of Robert College . onlar için ıslahat temin etmeye koyulmuş ve Ermenileri muhtar bir Ermenistan eyaletinin kurulacağı fikriyle ta hrik etmiştir. Londra 1971. alıntı U. M. 1313 Z 03. 1889’a kadar Erzurum ve Van’da devam etmekle birlikte son verildi8 . İngiliz konsoloslarının Ermenilere yönelik faaliyetlerinden dolayı meydana gelen sorunlar. a. MHM.C. 752/47. 1312 Ca 04. bilhassa Anadolu’nun içerisinde. Mesela. görüşlerini Saray görevlisi İzzet Bey aracılığıyla Büyükelçiliğe bir mesajla iletmiş7 8 9 10 11 12 “ Salisbury’den Yarbay Wilson’a” . MHM. Platt. Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaki Levant Konsolosluk Hizmetlerinde. “Ermenilerin durumu. Boston ve New York 1909. Ermenilerin haklarını savunmaya. Bir İngiliz görgü tanığı şunları tespit etmiştir. D. İngiltere’nin Ermeni meselesine yönelttiği ilgisi sonucu meydana gelen olumsuzluklar ve konsolosların konuyla ilgili siyasi faaliyetleri daha başlangıç ta görülmeye ve anlaşılmaya başlamıştır. 24 Nisan 1879..60 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Görev bölgenizin pek çok yerinde eşkıyalığı bastırmak için etkili bir ka mu gücünün oluşturulması çok önemli bir gerekliliktir. Osmanlı idarec ilerince de sık sık merkeze rapor edilmiş. Bitlis ve Muş taraflarına giderek Ermeniler nezdinde bir takım faaliyetlerde bulunan İngiltere Van konsolosunun bu tür hareketlerine fırsat verilmemesi istenmiştir11 . Archon Books. Yine İngiltere’nin Mersin konsolosunun Kozan’ın Şar köyü ve Haçin’de yapmış olduğu kışkırtıc ı faaliyetler hakkında birç ok bilgi toplanmıştır12 . Yetkililere bu önlemin önemini anlatma k ve her türlü ça ba yı desteklemek konusunda elinizden geleni ya pa ca ksınız”7 .M. Padişah II. s. İngiltere hükûmeti Büyükelç iliği arac ılığıyla uyarılmış veya Osmanlı idarecileri bunları engelleyic i tedbir almaya gayret göstermiştir. Houghton Mifflin Company. BOA. Abdülhamid tarafından da dile getirilmiştir. s. TMIK. İngiltere. 132-33. askerî konsoloslukları bir model olarak uygulamaya başladı. Askerî konsoloslar yukarıdaki görev tanımını kimi yerlerde ve zamanlarda daha da ileriye götürerek Anadolu’da. A. 658/37. . başta Ermeniler olmak üzere Hıristiyan tebaanın uluslaşma sürecini hızlandırmak gibi faaliyetleriyle “siyasi ajan” olarak görev aldılar.

Ermenilere iyi bir nasihat verilmesini arzu eder. 29 Haziran 1896. 14 Temmuz 1896. bilgiler konsolosluk tarafından İstanbul’daki Büyükelçiliğe. mevc ut Ermenilerin önc eliklerini tic ari meselelerin oluşturması kısmen siyasi meselelere ilgisiz durması. İstanbul.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 61 tir. 233. geldikten birkaç gün 13 14 Mr. Osmanlı idarecilerinin siyasi tutukluları göndermekte rağbet ettiği yerlerdendi. Türk hükûmeti müda fa a ha kkına sa hiptir”13 . s. İzmir ve Batı Anadolu’daki Ermeni nüfusunun azlığı. Sultan. Geçen yıllarda İngiltere. istihbarat toplama. İzzet Bey’in S ultan’a bir c evap verilmesi için baskı yaptığını bildirilmiştir. Bölgeye getirilen Ermeni tutukluların. 13 Temmuz 1896 tarihli telgrafında. kollama. . Marquessof Salisbury’den Mr. İngiltere’nin istediği reformlara buyun eğmek imkânsızdır veya düzeni ve huzuru sağlamak Ermenilerin bundan sonraki tutumuna ba ğlıdır. yoksa ya ptıkla rına deva m ederlerse. hem İmparatorluk çapında hem de bölgede yaşanan olaylarla bağlantılı olarak 1890’lardan itibaren karşımıza ç ıkmaktadır. “Kraliçe hükûmetinin Ermeni meselesiyle olan bağla ntısını Osma nlı Devleti veya onun görevlileriyle sağladığı. çoğunlukla sent home aç ıklamasıyla doğrudan İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na bildirilmiştir. İzzet Bey’in Büyükelçiye ilettiği mesaj. isimlerini henüz öğrenemediği iki Ermeni profesörün Bursa’dan Rodos’a bir ay kadar önce getirildiğini. ırk veya millet a yrımı yapmaksızın Sulta’nın tüm kullarını gözetmesine karşın şimdi ya lnızca koruma sını Ermenilere yönlendirmiş görünmektedir. Rodos’taki konsolos yardımcılığı. Londra 1896. Bunun üzerine Salisbury’den. Herbet’ten Marquessof Salisbury’ye. s.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. kimlikleri. House of Commons Parliamentary Papers. Dışişleri. Ermenileri koruma. İZMİR İNGİLİZ BAŞKONSOLOSLUĞU VE ERMENİ MESELESİ Ermeni meselesine yönelik İzmir İngiliz konsolosluğunun müdahilliği hiç kuşkusuz Erzurum. Ancak bunlara rağmen başka özelliklerinden dolayı İzmir İngiliz konsolosluğu siyasi faaliyet kapsamında. 259. İzmir’deki İngiliz konsolosluğu bölgesine dâhil olan Rodos Adası. Herbet’e. B. kısaca özetlenerek Dışişleri Bakanı S alisbury’e şu şekilde bildirilmiştir: “Sulta n. Van veya Diyarbakır konsoloslarının yanında azdır. House of Commons Parliamentary Papers. 1896 [C. 1896 [C. Ermeni tutuklularını kapsamaktadır. bölgede Ermeni olaylarının düşük seviyede kalmasına yol açmıştır. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışma gibi faaliyetleriyle Ermeni meselesine müdahil olmuştur. Ermeni meselesiyle ilgili konsolosluk raporlarının ağırlıklı bir bölümü. Londra 1896. İngiltere’nin Ermenileri desteklemesinin Van’da Müslümanların katledilmesine yol a çmasından acı bir şekilde şikâyetçi olmaktadır.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. İngiliz konsolosluk görevlilerinin muhtemelen farkında olmadan Ermenileri teşvik edici davranmaları sebebiyle. Kraliçe hükûmetinin Ermenilerle iletişimi ve yaptığı bir şey olma dığı” şeklinde geç iştiric i bir c evap gelmiştir14 . Konuyla ilgili raporlar. da ha sonra Sulta n’dan değil de İngiltere’den korunma beklemişlerdir. sağlık durumları vs. Padişah’ın bu mesajına karşın İngiliz hükûmeti gereken hassasiyeti göstermemişti ki Büyükelçi Herbert.

İzmir. gün iç inde serbestçe şehirde dolaşabildikleri ve de kötü muamele gördüklerine dair hiç bir haber almadıkları belirtilmiştir16 . İzmir’deki yetkililerce de İsta nbul’a gönderilmiştir17 . Nocolson’a.1899. s. Tutuklular. No: 175. 29 Haziran 1893. kendisinin ve diğer tutukluların iç inde bulunduğu durumun Kıbrıs komiserine bildirilmesini istiyordu. FO/195. Yine Rodos’taki konsolos yardımcılığı.1899. beş Ermeni tutuklu hakkında şu bilgileri toplayabilmişti: “Zeytun Ermeni Başpiskoposu Ga ra bet Kirckekia n [Kirçekyan].62 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 sonra adadaki köylerden birine kaç tıkları bildirmiştir. eğer İngiltere konsolosluğu durumdan haberdar olursa. diğer mahkûmlardan ayrı tutuldukları eklenmiştir15 . Rodos. Holmwood’tan Philip Currie’ye. İlk olarak 4 Şubat 1896 tarihinde. Nicolson’a.26.8015]Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96.8015] Correspondence relating to AsiatiProvinces of Turkey 1895-96. Başkonsolos. Limasol komiseri Ronald N. Rodos. Rodos’a gönderilen yedi Ermeni tutuklu hakkında Kıbrıs’taki Limassol komiseri. diğer erkek tutukluların zincirli halde iskeleden şehir hapishanesine bırakıldığı bildirilmiştir. 1896 [C. İzmir’deki tutuklular hakkında da tüm bilgileri gönderec eğini bildirmiştir19 . 1896 [C. öncelikle Adana ve Payas’ın kendi konsolosluk bölgesine dâhil olmamamsı sebebiyle tutuklu listesini ve gerekli bilgileri Halep konsolosluğuna ilettiğini. 203-204. Londra 1896. Kötü muamele görmedikleri. TNA. Holmwood’tan Philip Currie’ye. 23. House of CommonsParliamentary Papers. Ligrane Hekiman. 18 Ocak 1894 tarihinde dokuz Ermeni siyasi tutuklunun Ankara vilayetinden İdare-i Mahsusa Şirketi buharlısıyla adaya getirildiklerini rapor etmiştir. 1 Nisan 1895 Vekil Konsolos Blech’ten Sir A. Bezen de Büyükelçilik. üç Ermeni rahip ki bunlardan Ghevout ölüme mahkûm edilmiş ve bir Ermeni okul müdürü Maraş’ta gözaltına alındıktan sonra İzmir’e getirilmiş. İstanbul’dan gelen emirler doğrultusunda sıkı güvenlik önlemleri alınmasıyla yakalanmış ve tekrar hapsolunmuştur. İzmir. J. 1896 [C. House of Commons Parliamentary Papers. No: 248. İzmir Başkonsolosluğu bölgesinde tutuklu bulunan Ermenilerin durumları hakkında bilgi talep etmiştir18 . 148-149.29. Tutuklulardan birinin kadın olduğu ve Kadı’nın evinde tutulduğu. Osmanlı idarec ilerinin beş Ermeni tutukluyu İzmir’e gönderdiğini ve bunların Avusturya buharlısıyla dün İstanbul’a gitmek üzere İzmir’den ayrıldıklarını bildiriyordu. Türkiye: 3. Türk yetkililerinin 15 16 17 18 19 Konsolos Yardımcısı Jones’tan Sir Clare Ford’a. FO/195. 1 Nisan 1895 . TNA. Francis Jones’tan Sir A. Burada diğer tutuklulardan farklı muameleye tabi tutuldukları. Adana ve Payas’ta tutuklu bulunan Ermenilerin listesi iletilerek bu listedeki tutukluların durumuna ait bilgi talebi üzerine İzmir konsolosluğu cevabında. s. Tutuklular Sivas’tan getiriliyordu. No: 23. Bazen de Ermeni tutuklular doğrudan İngiliz yetkililerinden yardım talebi bulunmuştu. Başkonsolos Holmwood’un 1 Nisan 1895 tarihli raporu. İç lerinden iyi İngilizce konuşan Dr. s. Rodos’taki İngiliz konsolosluğuna yedi Ermeni tutuklunun Osmanlı buharlı gemisiyle Limasol’a getirildiklerini bildirmişti.8108] Correspondencerelating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. Londra 1896. House of Commons Parliamentary Papers. Turkey: 6 (1896). Mic hell. Türkiye No: 3. Rodos konsolos yardımcısı ve İzmir başkonsolosluğu arasında yazışmalar yapılmıştır. İzmir. Londra 1896. 24 Ocak1894. Doktor.

FO/195. dükkânında çalışan çırağın barut sa ttığı iddia sıyla tutukludur. Hairabet’in çıkan afla tutukluluğunun sonlanması için çaba harcamış ancak. 5 Şubat 1896 TNA. Sakız Adası ve Urla’da hapishanelerde Ermeni yoktur.) House of Commons Parliamentary Papers. Limmasol. İzmir. Padişah’ın Ağustos ayında ki ta hta çıkma yıldönümünde bağışlanma istemesini tavsiye ediyorlar. tutuklular hakkında genel bir bilgi verdikten sonra İngiltere konsolos yardımc ılığı olarak Ermeni tutuklular hakkında bilgisi olduğunu Valiye bildirip bildirmeyec eğini Başkonsolos Holmwood’a sormuştur21 . gelen bilgiye göre. Ka dı ve Muta sarrıf Hairabet’in siyasi suçlu olmadığını kabul ediyorlar ancak. Konsolos Yardımcısı Keun.11. Nisa n 1894’te hapisten çıkmıştı ancak. Vekil Konsolos Fitzmaurice tarafından telgrafla Büyükelçiliğe iletilmiş. FO/195. biri hırsızlıktan. yine aynı gün telgrafla Dışişlerine ulaştırılmıştır23 . Büyükelçilikten iletilen 23 Aralık 1896 tarihli telgrafta Ermeni siyasi tutuklulara yönelik af ilanı sebebiyle konsolosluk bölgesindeki durumun rapor edilmesi istenmiştir. Kopya: Holmwood’tan A. Konya Kadısı’nın Anta lya’daki teftişi sırasında alınan karara uyuyorlar. Ha ira bet. Rodos. Rodos’taki İngiliz konsolos yardımc ısı. Biliotti’denHolmwood’a. .1946. Ermeni tutuklular hakkında Büyükelçiliği haberdar ettiğinizi. Tutuklular Rodos’a ulaştıktan sonra. durumlarında ne bir gibi değişiklik olduğunu bilmiyor. 4 Şubat 1896 TNA. siya si bir suç iddiasıyla tekrar tutuklanmıştır. Geminin Rodos’a hareket etmesi üzerine Rodos’taki İngiliz konsolosluğu durumdan haberdar edilmiştir20 . Haira bet Avédisia n. Buna göre Konsolos Cumberbatc h.8108] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. Bu. 1896 [C. Mutasarrıf ve Kadı kabul etmemiştir.11. Turkey: 6 (1896. Eylül 1895’de kaçak barut satmak suçuyla. No: 474. Bunlar imparatorluğun çeşitli bölgelerinden. Currie’den Marquessof Salisbury’e. FO/195. diğer beşi ise İstanbul’daki olaylara karışmış olma şüphesiyle tutukla ndıkla rını Konsolos Ya rdımcısı Ha dkinson bildirmiştir. İstanbul. Daha önce bahsi geçen Rodos Adsına getirilen yedi tutuklu Ermeni hapisten çıkarılmışlar fakat şehirden ayrılmaları- 20 21 22 23 TNA. s. Michell’den A. Londra 1896. 24 Oca k 1897’de Aydın’daki Konsolosluk temsilcisinin bildirdiğine göre Aydın’da da tutuklu Ermeni yoktur fa kat Denizli’de dokuz Ermeni hapistir. 10 Şubat 1896 Sir P. şu bilgileri iletmiştir: “Kuşa dası.1946. Anta lya’da. Kopya: Ronald N. İzmir’de siyasi sebeplerden dolayı tutuklu olan tüm Ermenilere af ç ıktığına dair bilgi. Kopya: A. Meseleyi Vali’ye ilettim. Rodos konsolos yardımcısına. Ermeni sorunları başladığından beri sadece bir Ermeni. Denizli’de sa dece hırsızlık suçunda n dola yı bir Ermeni tutuklu va r. geçen ya z İstanbul’da meydana gelen olaylardan sonra getirilmişti. Midilli’de yedi Ermeni’nin tutukluluğu devam etmektedir.1946. Osmanlı valisine Ermeni tutuklulara “iyi” muamele edilmesine yönelik bir uyarıdan ve dolayısıyla iç işlerine müdahaleden başka bir şey değildi. Bunlardan biri İslam dinine küfür ettiği. Başkonsolos Holmwood. “Vali’yi ziyaret ediniz veya bir mesaj yollayınız. 25 Temmuz 1895. bundan sonra da Eksela nslarını haberdar etmenizin göreviniz olduğunu bildiriniz” demiştir22 . fakat temsilci. Biliotti’ye.11.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 63 kendilerine karşı aşırılıklara gidemeyeceğine inandığını söylemişti. 365. Biliotti’ye.

Fitzmauric e. Bkz. konsolosu takip ederek faaliyetlerini bir rapor olarak sunmuştur28 . Adana’da kaldığı süre zarfında hemen her kesimden Müslümanlarla yaptığı görüşmelerden ç ıkardığı sonuc u da iletmekteydi. bu rapor.1990. 30 Ekim 1893. Martinus Nijhoff Yay. İzmir’deki görevinin ardından Adana vekil konsolosu oldu ve Birecik’teki Müslüman olan Ermeniler hakkındaki soruşturmaya İngiliz delegesi olarak katıldı26 .M. TMIK.. Ba şbakanlık Devlet Arşivleri Müdürlü ğ ü . Currie’den Marquess of Salisburry’e. Ağustos 1894 ile Mart 1896 yılları arasındaki Ermeni olaylarını incelemekle görevlendirildi. 1891’de Levant S ervis’te aldığı ilk görevlerini vekil konsolos olarak Van.g. D. 13-33. BOA. İzmir’deki tutuklu Ermenilerin serbest bırakıldıkla rı da 31 Ara lık 1896’da 131 numa ra lı ra porla bildirilmiştir”24 .64 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 na izin verilmemiştir. Bu raporu. Londra 1896. Ata Efendi. Müslümanların Hıristiyan reayaya güven duymadığı ve fanatik davranışlarının gittikç e büyük derinliklere ulaştığına dikkat çekmiştir. No: 158. a. Osmanlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İli şkileri (1891-1893). 1891’de askerî konsolosluk sisteminin kaldırılmasının25 ardından yerine getirilen “siyasi konsoloslar”dan biriydi. Bkz. House of CommonsParliamentary Papers. İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın Zeytun Ermenilerinin durumunu öğrenme isteği üzerine hazırlamıştı. Ayrıca Osmanlı devlet görevlileriyle de görüşmeler yapmıştı.. İzmir konsolos yardımcısı olarak İzmir’den 10 Ş ubat 1896 tarihinde. Bkz. 27 Mart 1897’de Dışişleri Bakanlığ ına iletilmiştir... 114-115.2. Zeytun Ermenilerinin teslim olduktan sonra katliama uğrama ihtimalinin olduğuna inandığını bildiriyor. 1313 Z 19.8015] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. DH. Fitzmauric e. Fitzmaurice. Ba şbakanlık Devlet Arşivleri Yay. 1895’te İzmir konsolos yardımc ılığına terfi etmiş. Leyden-Boston 2007. Fitzmaurice. G. bu inancını da Mersin’den ayrıldıktan sonra Adana’dan kendisine ulaştırılan bir mektuba dayandırıyordu. “Cumberbatch’tan Currie’ye” . Berridge. Erzurum ve Trabzon’da gerçekleştirdi. BOA. Anca k hizmetçisi ola n Karslı bir Ermeni aracılığıyla Hamidiye’de bulunan Ermenilerin durumlarını izlettiği ve nüfus miktarları ile diğer durumlarına ilişkin bazı araştırmalar yaptırdığı anlaşılmıştır. Daha sonra İzmir vekil konsolosu olarak Adana’ya gelen Fitzmauric e’nin faaliyetlerinin tespiti iç in Osmanlı hükûmeti tarafından Mülazım Ata Efendi’nin görevlendirildiğini görüyoruz. 17 Mart 1897. 130-135. Türkiye: 3. ardından 1895-1896 tarihleri arasında İzmir Başkonsolosu olan Gerald Henry Fitzmaurice’in faaliyetlerine yer vermemiz gerekir. s. İzmir. Zeytun’daki Ermeni olaylarını konu alan “gizli” bir rapor sundu. s. İmparatorlukta meydana gelen Ermeni olaylarının İzmir konsolosluğuna yansıyan yönlerini ele almaya devam ettiğimizde.e. Chief Dragoman of the British Embassy in Turkey. Onları. Platt. 28/61. Bölgedeki Ermeni olaylarıyla yakından ilgilendi. Ermenilerin Müslümanlarc a katledil24 25 26 27 28 TNA. Sivas Valiliği’nden Dâhiliye Nezareti’ne gönderilen telgrafta. FO/195. UM.26. c. . Koyulhisar ve Hamidiye kazalarını gezmiştir. Ankara 2004. s. Fitzmaurice raporunda.C. Osmanlı idarec ileri Fitzmauric e’in Trabzon’daki görevi sırasındaki siyasi faaliyetlerinden birini rapor etmiştir. Y. Gerard Fitzmaurice (1865-1939). Sir P.M. Adı geçen kişi daha sonra Ordu kazasına gitmiştir…”27 . 1896 [C.R. PRK. “Tra bzon İngiliz Konsolos Vekili Mösyö Fitzma urice seya ha t ama cıyla geçenlerde Ka ra hisa r-ı Şa rkî’ye giderek Suşehri.

kendisiyle İzmir’den Mersin’e birlikte yolculuk yaptıkları sırada Zeytun Ermenilerinin korunmasının gerekliliği yönünde Vali’yi etkilediğini ifade etmiştir. İzmir.29. “ Holmwood’dan Philip Currie’ye” . Benzer bir şikâyet raporu. FO/195. birkaç yüz Türk askerini parçalara ayırdılar ve diğer binlercesinin öldürülmesine veya ölmesine yol açtıla r. “Osmanlı idarecileri Zeytun Ermenilerini koruma ya ca ktır.1899. sadece aydın kişiliğiyle tanıdığı Halep Valisi Raif Paşa’ya güvenebildiğini. Ayrıca. Ermeni vilayetlerini gösteren atlaslar veya tanınmış Ermenilerin fotoğrafları bulunursa o kişi veya kişilerin derhal tutuklandıkları bildirilmektedir. Osmanlı idarecilerinin nasıl bir tavır takınacakları yönünde tahminde bulunmuştur. FO/195.1946. Cumberbatch’tan Herbert’e. Zeytun Ermenilerinden intikam alma isteğinin kök saldığı şeklinde yorumlamıştır. Vali. İzmir. hak ve özgürlüklerinin sağlanamadığı yönünde değerlendirilecek şekilde rapor edilmiştir. 10 Şubat 1896 TNA. Valiliğe gelen emir üzerine evlerde silah aramaları yapılmıştır. Söz konusu raporlarla konsolosluk. Konsolosluk tarafından. 1 Nisan 1895 TNA. kişilerin ön duruşma veya basit bir soruşturma olmaksızın tutuklu kalmalarından duyulan rahatsızlık ifade edilmiştir30 . Zeytun Ermenilerinin Türklere saldırdıkları. İngiliz hükûmetinin Os- 29 30 31 TNA. bunun üzerine Türklerin de savunmaya geçtikleri” şeklinde bir açıklamayla. Müslüma nla rın öç a lma duygusuyla saldırıya geçmelerine imkân tanınacaktır. Ermenilerin evlerinde silah araması yapılmasına dairdir. Ermenileri korumak iç in bütün gücünü seferber edeceğine söz vermişti ancak. bu Zeytun’da ki sekizinci isya nları ve hepsinin kökünü kazımalı” cevabını verdiklerini açıklamıştır. İzmir. Bu tahminin İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nda karar mekanizmalarını etkilemesi kaç ınılmazdı. Holmwood’tan Philip Currie’ye. Bunu Müslümanlar arasında. bunun özel bir komisyon tarafından a d hoc kararlaştırılmış bir karar olduğu ve Erzurum’dan başlayarak Anadolu’daki her kasabanın yoklanac ağına işaret etmiştir31 . Fitzmauric e. 6 Ağ ustos 1896 . ama sonuçta.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 65 mesinin Avrupa kamuoyunda yaratacağı tepkiyi düşünmeleri konusunda uyarmıştır. Ermenilere ait evlerinin polis tarafından sudan bahanelerle arandığı ve eğer evinde Ermenic e bir milli şiir kitabı. İzmir ve çevresinde yaşayan Ermenilerin.11. Ermenilerin güvenliğinin İngiliz hükûmetince sağlanması. Vekil Konsolos Cumberbatch. Türkiye’de valilerin her zaman istediklerini yapamadıklarını ifade eden Fitzmaurice. Ermeniler ayaklandılar. Ayrıca. Osmanlı idarecileri hakkındaki düşüncelerine devamla. bazılarının ise omuzlarını silkerek “ne yapalım. raporunda son olarak İngiliz hükûmetinin Zeytun Ermenileri arasında beklenen ilgisinin önemini vurgulamıştır.1946.79. bu şekilde yaklaşık 20 kişinin tutuklandığını. Britanya’nın itibarını zedelemeyec ektir29 diyerek hükûmetine ç ağrıda bulunmuştur. FO/195. buna mukabil onları ovalardaki Türk ve Kürt köylerine yerleştirerek. Ermenilerin mağdur olduğu. Bunlardan bazılarının bu durumu onayladığı. Belki idareciler ya rdım kuvvetleri talep edecek. doğu vilayetlerinde yaşanan olaylardan dolayı olumsuz etkilenmeleri veya buradaki Ermenilerden birtakım olaylara dâhil olanlara karşı Osmanlı idarecilerinin aldığı tedbirler.

Müslüman muhac irlerin Anadolu’ya yerleştirilmesi meselesi de İngiliz konsolosluğunc a Anadolu’da Ermeni nüfusunun varlığına tehdit olarak algılanmıştır. “ Cumberbatch’tan Philp Currie’e” . Konsolos vekili Cumberbatch. Türk Kültürü . Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . İzmir ve Manisa’da bazı Ermenilerin evlerinde dinamit ve diğer patlayıcılar ile Yıldız suikastıyla ilgili yazılarla planlar bulunmuştu ki bu Ermenilerden birkaçı İngiliz vatandaşı idi. bazılarının Kıbrıs’a da gittikleri ancak.89. İstanbul’daki son olaylardan beri Avusturya. Temmuz 1905’te Padişah II. İzmir. Çünkü bu dönemde Kıbrıs. tahmini bir sayı vermeyeceğini eklemiştir.Cumberbatch’tan Philp Currie’e.2209. İzmir. giderlerse 50 dönüm bağ ve ev verileceğine söz verildiği Büyükelçiliğe bildirilmiştir34 . Ayvalık’taki konsolos yardımc ısı Eliopoulos’tan edindiği bilgiye dayanarak. FO/195. Fransız ve Rus gemilerinin Başkentten S uriye sahillerine ve Mısır’a her hafta Ermenileri indirdikleri. No: 383 Ankara. s. XXXIII.1946. İpek. İzmir konsolosluğundan. Büyükelçilik. Ermeniler tarafından güvenliği tehdit edic i girişim ve olayları konu alan yazışmalar yapılmıştır.100. 155-159. henüz İngiliz yönetimi altına girmişti. İzmir. kutularda bulunan kitap ve kâğıtların bir kısmı. Osmanlı Devleti’nin bir plan dâhilinde sistematik olarak Müslüman göçmenleri Ermenilerin yoğunlukta olduğu bölgelere taşıdığını iddia etmiştir.1946. Anadolu’daki nüfus hareketliliği de İngiliz hükûmetinin yakın takibi altındaydı. Koğuşturmaların yapıldığı ilk dönemden itibaren İzmir Başkonsolosluğu. konsolosluk bölgesinden sadece Ermeni muhacirleri taşımak üzere ayrılan “özel” bir geminin hareket ettiğine dair bir bilgiye sahip olmadığını ifade etmiştir32 . Ayrıc a yıl boyunca Anadolu’dan Kıbrıs’a ciddi miktarda Ermeni göçünün gerç ekleştiği. İngiliz vatandaşı olan 32 33 34 35 TNA. Mart 1995. Bergama’daki Türk idarecilerinin Bulgaristan’dan gelen göç menleri Ermenilerin yaşadığı bölgelere yerleşmeleri için ikna etmeye çalıştıklarını. Ankara 1994. 30 Eylül 1896 Bkz. Ayrıc a delil olarak.177-8. İngiliz konsolosluğu kavaslarından birinin evinde toprağa gömülü olarak bulunmuştu35 . FO/195. ss. Diğer taraftan. Vekil Konsolos Cumberbatch. “ Osmanlı Devletinde Ortaya Çıkan Göç Problemleri ve Türk Göçlerinin Bir Safhası: 1903-1904 (Rumi 1319) Yılında Meydana Gelen Göçler” . 22 Eylül 1905 .Sofuo ğ lu. “ J. Eliopoulos. Türk Tarih Kurumu. 1905-1906 yıllarına gelindiğinde. 21 Ekim 1896 TNA. Osmanlı hükûmeti hem nüfus dengelerinin sağlanması hem de kaybedilen topraklardan ve baskılardan kopup gelen Müslüman muhacirlerin yerleştirilmeleri meselesinin çözümünü sağlamak amacıyla birtakım tedbirler alınmıştır33 . C. A.49. Abdülhamid’e Yıldız’da düzenlenen suikastın ardından yapılan soruşturmalar ve alınan sıkı tedbirlerin neticesiydi. konsolosluk bölgesi limanlarından Kıbrıs’a Ermeni muhaciri taşıyan gemilerin kalkıp kalkmadığının bildirilmesini istemiştir. tutuklanan Ermenilerin durumunu yakından takip etmiştir. Bu. Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri .66 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 manlı Devleti’nin güvenlikle ilgili aldığı tedbirlere müdahale çağrısı ve dolayısıyla iç işlerine karışma yolunu aç mıştır. H. N. buradaki kıyı şeridinin değişik noktalarından gemilerle ulaşıldığına dair konsolosluğun sağlam bilgiler edindiğini bildirmiştir. TNA. FO/195.

FO/195.2209.2209. FO/195. bizzat Başkonsolos Holmwood.2235. Bunlardan Karabet Danielian’ın Türk hapishanesine yerleştirilmesine engel olunmasında. 1Ağ ustos 1906 TNA. tutukluların kendi itirafları ve belgeler ve diğer ikinc i derec e deliller. 12 Aralık 1895 . ne zaman gönderilec ekleri Büyükelç iliğe bildirilmiştir37 . Doğu vilayetlerinde Ermeni olaylarının başlamasıyla birlikte Aydın demiryolunun güvenliğine yönelik olası tehditlere karşı 1895’lerde. İzmir. Yıldız suikastına bulaşmış Ermenilerin 1905-1906 yılları arasında süren duruşmaları konsoloslukç a yakından takip edilmiştir. FO/195. Tutukluların sayıları. 1Ağ ustos 1906 TNA.49.53. tutukluların mutlaka mahkemeye ç ıkarılması yönünde Valiliğe baskı yapmıştır36 . imparatorluğun başkenti başta olmak üzere önemli noktalarda bombalı saldırı ve suikastlar düzenlemeye başlamasıyla Aydın demiryolunun da bombalı saldırılara uğrayac ağına dair bilgiler ortaya ç ıkmıştır. 10 Ekim 1905 TNA. İzmir. “ Holmwood’tan Philp Currie’e” . Başkonsolos Cumberbatc h.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 67 Ermeni kardeşlerin Türk hapishanesinde değil de konsolosluk hapishanesinde tutuklu kalmalarını sağlanmıştır. Cenevre ve Filibe’de kolları olan suç amaç lı gizli c emiyete üye olmak. Adjem Karabet’ten dinamit ve tüfek temin etmek. “ Cumberbatch’tan” . Devlet dairelerini ve umum binalarını bombalamakla genel barışı bozmayı ve toplumun ç eşitli kesimleri arasında sıkıntı yaratmayı istemek. direnç göstererek mahkeme süresince Ka ra bet’i Konsolosluk ha pishanesinde tutmayı başardık” şeklindeki ifadesiyle doğrudan müdahalesini göstermiştir38 . “ Nicholas O’Connor’a” . Üç ü İngiliz vatandaşı olan Manisalı Danielian ailesi mensuplarından Hadjatur ve Berteh serbest bırakılmış anc ak Karabet Danielian’ın tutukluluğu devam etmiştir. 19-29 Ağustos 1905 tarihinde.1899. dinamit dolu dört petrol varili İzmir36 37 38 39 40 TNA. bundan on yıl sonra Ermenilerin. nerelere. İngiliz vatandaşı Karabet Balli Danichan şu faaliyetlerinden dolayı suç lu bulunmuş ve bir yıl hapis c ezası verilmiştir: Manisa’daki Komiteye üye olmak. “…bununla birlikte. bölgeyi dolaşmış ve herhangi bir sorun olmadığını rapor etmiştir40 . S uç delili olarak kabul edilen evrağı evinde bulundurmak39 . Cemiyet üyelerinin İstanbul’da suikast yapmayı planlamak ve ayrıc a aynı amaç iç in İzmir’e kaç ak dinamit ve diğer patlayıc ıları getirmek. İzmir. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . İzmir. Cemiyete para kaynağı bulmaya katkı vermek.95. Tutuklular şu faaliyetlerinden dolayı suç lu bulunmuştur: İskenderiye. “ J.55. Destekleyic i deliller: Bomba ve dinamitlerin bulunması. FO/195. 22 Eylül 1905 TNA.55. konsolosluk tercümanın Vali ile görüşmesi etkili olmuştur. H. hangi gemilerle. İzmir. Anc ak. “ Cumberbatch’tan” .2235. Konsolosluk. FO/195.

Aynı mektup kopya edilerek Dışişleri Bakanlığı’na da ulaştırılmıştır. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . 1896 [C.68 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Aydın demiryolunda bulunmuştur. 204-205.2209. tutuklu veya suçlu olma ihtimali taşıyan Ermenileri koruma. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışarak Anadolu’daki Ermenilerin hamiliğini üstlenmesinin bir delili de. 26 Ağ ustos 1905 Sir P. FO/195. Raporlar. istihbarat toplama. 1896. s. Diğer taraftan İngiliz hükûmetinin Ermeni meselesine yakın ilgi gösterdiğinin. konsolosların ve diğer çalışanlarının. Bunlardan ikisi Ayasuluk’un biraz ilerisinde İzmir’e 50 mil uzaklıktaki köprü altında. SONUÇ İzmir İngiliz Başkonsolosluğunun siyasi faaliyetleri kapsamında yakın plana alınan Ermeni meselesinde. hem hükûmetlerinin kamuoyu oluşturmasında ihtiyaç duyduğu taraflı bilgiyi sağlamışlar. Bomba ve dinamitlerin bulunduğu ev. 41 42 43 TNA. Evi kiralayanların İzmir bölgesinde ikamet ettiklerine ilişkin vali açıklamasını konsolosluk düzeltme ihtiyac ını duymuş. İngiltere’nin. diğer ikisinin de bu ihbar sonucu yapılan araştırmalarla bulunduğu ifade edilmiştir41 . İngiliz hükûmetinin Osmanlı’daki varlığını Tanrı’nın kendilerine sunduğu bir lütuf olarak ifade etmişler. resmi temsilcileri olan konsoloslukları arac ılığıyla aktif bir rol oynadığı belirlenmiştir. İzmir. 22 Ağ ustos 1905 TNA. İngiliz hükûmetinin verdiği destek ve rehberliğe ayrıntılı bir şekilde teşekkürlerini sunmuşlardır43 . bu durumu önemle Büyükelçiliğine bildirmiştir. Ermenilerin Osmanlı idaresinde yaşadıkları sıkıntılardan söz edildikten sonra. Currie’den Marquessof Salisbury’e. İstanbul.39. diğer ikisi de yine bir köprü altında İzmir’e 59 mil uzaklıkta bulunmuştur. “ J. 3 Aralık 1895. İzmir. .2209. Ermenilerin. Vali Kamil Paşa’nın oğlu Said Bey tarafından demiryolu müdürüne bir Ermeni’nin bomba yerleştirdiği şeklinde ihbar etmesi. İzmir bölgesinden olmadıkları. Londra. propagandalara zemin hazırlamışlar hem de birkısım Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu’na karşı başlattıkları uluslaşma müc adelesi ile imparatorluğun parç alanmasına hizmet etmişlerdir. kollama gibi faaliyetlerle Ermeni meselesine müdahil olmuştur. Ermenilerin İngiliz Büyükelç iliğine teşekkürleriyle aç ıklanabilir. meydana gelen Ermeni olaylarında daima Ermenileri haklı bulan taraflı bir tutum sergilediklerini göstermektedir. birkaç ay önce iki Ermeni tarafından tutulmuştu.41. Ermeni davasının bir İngiliz davası olduğu bu dönemde konsoloslar. Ayasuluk civarında bulunanlar. İzmir Ermeni Topluluğu Üyeleri imzalı bir teşekkür mektubu 5 Kasım 1895’te İngiliz Büyükelçiliğine sunulmuştur. House of Commons Parliamentary Papers.7927] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. İzmir gazetelerinden Ahenk’te 13/26 Ağustos 1905 tarihinde ç ıkan yazıda söz konusu iki Ermeni’nin Erzurum’dan geldikleri bilgisi terc üme edilerek delil olarak gösterilmiştir42 . No: 391.H. Turkey: 2 (1896). Mektupta. “ J. FO/195. İzmir İngiliz Başkonsolosluğu.H.

A. LXXX: Turk ey No: 10 Correspondence Respecting the Conditions of the Population in Asia Minor a nd Syria.R. The Cinderalla Service: British Consuls since 1825. Belge Yay.C. 1313 Z 03. Nihat. Martinus Nij hoff.} MKT. Boston ve New York 1909. M. 168-188. Ankara 2004. D. -Washburn. 1312 Ca 04.M. -İpek. Ankara 1988. 1314 M 07. G.M.1946. Ankara 1994. . 1313 Z 19. 1899. Türk iye No: 3. Gerard Fitzmaurice (1865-1939). İstanbul 2001. Leyden-Boston 2007. Telif ve Tetkik Eserler Kitaplar -Berridge. -1896 [C. Ma jestelerinin Konsolosları İngiliz Belgeleriyle Osmanlı İmparatorluğu’ndaki İngiliz Konsoloslukları (1580-1900). No: 383 Ankara. Devletlerarası Hukuk ve Siyasi Ta rih Metinleri. Türk Tarih Kurumu. Mart 1995. Osmanlı Tarihi VII Birinci Meşrutiyet ve İstibdat Devirleri (1876-1907). -Karal. Middle Ea st Journal. . Houghton Mifflin Company. 8108] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. XXXIII.Erim. Londra FO/195.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 69 KAYNAKÇA Arşivler Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). 1896 [C. -Yerasimos. DH. 2209. 2235’nolu defterler Resmi Yayınlar Osmanlı Arşivi Yayınları -Osma nlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İlişkileri (1891-1893). Uygur. 658/37. Gordon L. c. -Platt. Londra 1896. Londra 1896. House of Commons Parliamentary Papers. Fifty years in Constantinople and Recollections of Robert College. House of Commons Parliamentary Papers.2.Ü. Türk Kültürü. Enver Ziya. Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri . Londra 1971. Londra 1879. -Sofuoğlu. TMIK. Makaleler -Iseminger. Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye 2-Ta zimattan I. Ankara 1953.. Archon Books. İstanbul A. 1990. İletişim Yayınları..8015] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96.. İstanbul 2004. Chief Dragoman of the British Embassy in Turkey. MHM. “The Old Turkish Hands: The British Levantine Consuls. Stefenos.} MKT. Londra 1896. 752/47. A. MHM. Başbakanlık Devlet Arşivleri Yay. ss. Türk Tarih Kurumu. Turkey: 6 House of Commons Parliamentary Papers. George.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. The National Archives (TNA). “Osmanlı Devletinde Ortaya Çıkan Göç Problemleri ve Türk Göçlerinin Bir Safhas ı: 1903-1904 (Rumi 1319) Yılında Meydana Gelen Göçler”. DH. C. Dünya Savaşına. Hukuk Fakültesi Yayını. Cilt (1-B). TMIK. A. -Kocabaşoğlu. -1896 [C. 7/50.. İngiliz Parlamentosu Yayınları -Parliamentary Papers (Accounts and Papers). 1856-1876”. 22: 3 (Yaz 1968): 297-316. N.

70 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Anahtar Kelimeler İk ba l. olgun insanı kartal sembolleriyle betimlemiştir. Issue : 5 Pa ge : 7 1 -8 8 ÇOCUK VE GENÇ İKBALİN ŞİİR DÜNYASINDA Hakan KUYUMCU∗ Özet Bu makalede İkbal’in Urduca şiirlerinin yer aldığı “Bang-e Dara”. “Bal-e Cibril” ve “Zarb-e Kalim” adlı eserlerinde şairin edebi ve fikri olarak gelişim süreci içerisinde çocuk ve gence bakışı incelenmiştir.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . İkbal.tr .edu. and desired the maturated young to act on the eagle’s sagacity and dignity. Childhood. hkuyumcu@selcuk. olgunlaşan gençten de kartalın bilgeliğine ve vakurluğuna yakışır davranışlarda bulunmasını arzulamıştır. Doç. Key Words Iqba l. Iqbal symbolized the child and young with a falcon and the human with an eagle. books called “Bang-e Dara” . Dr. çocuk . “Bal-e Jibril” and “Zarb-e Kalim” covering Iqbal’s Urdu poems have been reviewed and the poet’s views on child and youth during his literary maturation have been scrutinized. Sa yı: 5 Sa yfa : 7 1 -8 8 Ye a r: 2 0 1 1 . He advised the young to possess the courage and agility of the falcon by adhering to the path leading to wisdom and consciousness. çocuk ve genci şahin. Selçuk Üniversitesi Do ğ u Dilleri ve Edebiyatı Bölümü Öğ retim Üyesi. Gençten şahinin cesaret ve ataklığına sahip olmasını isteyerek bilince ve bilgiye giden yoldan ayrılmamasını öğütlemiş. Youth a nd Fa ble ∗ Yrd. genç CHILDHOOD AND YOUTH IN IQBAL’S P OETRY WORLD Summary Within this article.

Bu makalede İkbal’in edebi ha yatındaki a şamalar içerisinde onun Urdu diliyle yazmış olduğu “Bang-e Dara”. ç ocuk herkesi derinden etkiledi. Bu şiirler bütünleşmeye sadık kalma noktasında o dönem iç erisinde Müslüman. İkbal bu etkilenmenin yansımalarını ilk olarak ç ocuklar iç in yazmış olduğu şiirlerinde dile getirdi. İkbal’in bu ‘ilk dönem’ şiirlerinde tasavvufi edebiyattaki mesnevi geleneğinden ziyade. Ş iir hayatının bu evresinde Batı tarzı romantizm şiir onun ilgisini ç ekti (Quraishi. henüz İkbal’in şiir hayatının ‘ilk dönemi’ iç inde Mevlâna’nın Mesnevi’sinde kullandığı dinsel motifç ilik anlayışının belirgin olmadığı görülür. Hindu. Özellikle mürşit-mürit ilişkisi iç inde İkbal ve Mevlâna’nın şiir tarzlarında benzerlik arandığında.72 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Muhammed İkbal (1877–1938) yazmış olduğu şiirleri. 1982: 12). Ödelli. 2005: 107–117.: 11-18. ‘Fabl’ tarzı masallardaki konu benzerliği daha baskındır. İkbal’in ilk şiirleri “Ek Gae aur Bakri”. toplumsal ve felsefi şiirler yazmaya yöneldi.b. konuşmaları. İslam kültürünün insanlığa kazandırdığı bir değerdir (Soydan. tsz. . “Ek Pahar aur Gilhari”. 13. Bu şiirlerde bir veya iki hayvan motifi seçilip başlarından geç en olaylar konu alınarak ç oc uklara iyilik. sadakat. “Man ka Hab” başlıklı şiirleri yukarıda adı geçen şairlerden etkilenerek ç oc uklar iç in kaleme aldığı terc üme veya uyarlamalardır (Hamid Ahmed Han. Toker. mektupları v. “Baç ç e ki Dua”. 1981: 205–226). İkbal şiir hayatının ilk döneminde terc üme ya da uyarlama olmayan. yüzyılda Mevlâna Celaleddin Rumi’nin de Mesnevi’sinde sıklıkla kullandığı ç eşitli hayvan motifleri bulunmaktadır (Karaismailoğlu. makaleleri. adalet. “Eyk Makra aur Makkhi”. 1997: 95–108). ç oc ukları konu alan şiirler de yazdı. “Parinde ki Faryad”. İkbal’in edebi hayatının ilk dönemi (1905 öncesi) yaklaşık on sekiz yaşında dini ve politik amaç taşımayan gazel türünde şiirler yazmakla başladı. İkbal bu aşamada Hindistan’ın siyasi ve kültürel özgürlüğünü bir bütünlük iç erisinde ilk dönem şiirlerinden ‘Himalah’ ve ‘Taranah-e Hindi’ de kaleme aldı. anc ak kişisel düşünc e hayatı geliştikçe Amerikalı filozof Ralph Waldo Emerson. siyasetç i ve fikir adamı. “Bal-e Cibril” ve “Zarb-e Kalim” adlı şiir kitaplarındaki ‘ç oc uk’ ve ‘genç ’ e yaklaşımı inc elenmiştir. yetişkin. 1999: 11-18). yazılarıyla ulusuna yitirmiş olduğu “benlik” kimliğini kazandıran ve onu ayağa kaldıran büyük bir şair. Alfred Tennyson ve Radolph William Cowper gibi İngiliz şairlerin şiirlerinin etkisinde politik. dürüstlük ve özgürlük bilinc i kazandırılmak istenmişti. “Ahd-e Tıflî (Çoc ukluk ç ağı)”adlı şiirinde psikanalist bir yaklaşım iç inde küç ük bir bebeğin tasvirini yapmakta ve o bebeğin bilgisini geliştirmek iç in pragmatizmin de özü olan ‘yaparak öğrenme’ aşamasındaki mac erasını dile getirir.

düşünc ede. c anlı ve c ansız varlıklar da kendilerini yaratmış olan Allah'ı bize tanıtırlar. Her resmin kendi ressamını tanıtması gibi. İkbal mutlak ‘Güzel’i aramaktadır (Hasan Razvi. Anc ak “Baç çah aur Ş am (Çocuk ve Mum)” adlı diğer çocuk konulu şiiri bir ç oc uğun anlayabilec eğinden ç ok daha fazla anlam ve kavram yüklüydü. yaratmış olduğu varlıklara bakarak anlar. iki bağımsız unsur olarak ‘ideal’ ve ‘gerç ek’in varlığını belirtirken düşünc e ve varlık arasındaki ikileme son vermeyi amaç edinir. Balç ığın özünden yaratılan insanoğlu (23:12) “Allah'ın varlığını. kudretini ve bazı sıfatlarını. Diğer taraftan İkbal’in bu dönem iç erisindeki şiirsel düşünc e boyutunda artık felsefi ve edebî kavramları kendine özgü bir tarz iç erisinde kullanmaya başladığı görülür. Enbiya. Bakara. ağaç ları. ova la rını sorma k Ve o iyi niyetli ya la nla ra şa şırma k… Göz görmeye va kıftı. deve. Naziat. Enam S urelerinde ç eşitli ayetlerde bitkilerin yaratılışı. Nitekim Allah Kuran'da. Furkan. Allah’ın mutlak kudretinin bilgisi demektir. Araf. Nuh S urelerinde çeşitli ayetlerle evrenin yaratılış muc izelerini beyan etmiştir. . O ‘düşünc e’yi dıştan eşya üzerinde ç alışan bir eleman olarak görmez. Fatır. Doğa bilgisi. İnsanın da bunlar üzerinde düşünmesi ve yaratılış delillerine tanık olması gerekir. ‘Doğa’ gözlenirken. 2002: 59). Mülk.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 73 Çocukluk Çağı Dünya yeni bir diya r idi ba na Annemin sinesindeki genişlik bir ciha n idi ba na Her ha reket ca n lutfunun ema resi idi ba na Anla msız ha rf idi kendi dilim ba na Bir dert bebekken a ğla tsa ydı beni Ka pı zincirinin şıkırtısı mutlu ederdi beni Ba kıp dururdum sa a tlerce uyuya n a ya O ince bulut içerisinde sessizce dola şırken Defa la rca da ğla rını. Vakıa. dağları. Bir ç oc uğun şiir iç erisinde bu kavramları anlaması ve bağdaştırması oldukç a zordur. aslında Mutlak Varlık ile yakın bir ilişki iç ine girilir (Muhammed Han Kayani. Rad. hüsn ü aşkı gizlendiği sır perdesinden sıyırıp görmeye çalışmaya başladığı dönemdir. Allah varlığının delili olarak evrendeki ve dünyadaki yaratılış muc izelerini gösterir. Nahl. Müminun. örümc ek gibi çeşitli hayvanları. sivrisinek. İkbal ‘doğa’ kavramını ise sünnetullah kabul eder. Dolayısıyla bu şiirde “ç ocuk” teması yetişkinlere seslenilmek iç in kullanılmıştır. Yaratıc ı. Al-i İmran S urelerinde çeşitli ayetlerde insan yaratılışıyla.1990: 247). bitkileri. arı. konuşma ya ma ildi duda k Sorma ya a rzum olsa da yüreğim yoktu. Bu şiirde ‘düşünc e’ ve ‘doğa’ kavramları eklektik işlenişe güzel bir örnektir. Hac . yerleri. İkbal’in İngiltere’de yaşamaya başladığı 1905 – 1908 yılları bakış aç ısının daha da geliştiği ve gerçekten mutlak gerçeğe yöneldiği.

yani yaratılış muc izesi olarak örnek vermiştir. da ğın pına rla rında . ma murda . da ğın heybetli sessizliğinde. Rüya dır. Gecenin ka ra nlığında .74 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gökleri birer iman hakikati." (15: 28) diye meleklerden de üstün gören yaratıc ının. ‘Güzel’. güzelliğin sonsuz okya nusu Göz görürse her da mla da güzelliğin fırtına sı va r. ba ygınlıktır. gören gözün tozudur. Gül ba hçesinin sa kinlerinin cıvıltısında . Mum sa dece bir a lev. Ruh sa dece görmek ister görünmeyeni Yoksa bu çölde neden inlesin ça n misa li Güzelliğin bu sıra da n cilvesinde bile ruh huzursuz .turkishajan.html )Çamurdan yaratılan insan iç in “ona ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın. Minicik kuşla rın yuva la rını ya pma k için sa rf ettiği ga yrette. ga flettir. ova da .c om/islam-ve-insan/allah-yaratilis-muc izelerikonusunda-dusunmeyi emreder –81880. gecenin siya h örtüsünde. Senin nurun a kıl peçesi a ltında gizlendi İdra k peçesi. Yeni doğmuş bebeğin konuşma ça ba sında . Ya ra ta nın onu a şikâ r. O. şa fa ğın kızıllığında . ‘Güzel’. Yaratıc ı ‘doğa’ ile kendi büyüklüğünü insanın gözleri önüne sermiştir. sen ba şta n a şa ğı ışıksın. Ha ya t denilen şey unuta nlıktır.” (http://www. sense sa klısın. denizin özgürlüğünde. sa ba hın gökyüzündeki a yna sında . İkbal de 1905 yılında yazdığı aşağıdaki şiirde ç oc uğun muma duyduğu hayranlığın yaratılışta karşılaşılan ışıkla aynı olduğunu söylemesiyle başlayan ‘yaratıc ı güç ’ü doğada algılama egzersiziydi. Çocuk ve Mum Bu na sıl bir ha yra nlıktır ey kelebek huylu ya vruca ğız! Sa a tlerdir mumun kıvılcımla rına ba kıp duruyorsun Arzun. ‘Güzel’. Seni ise ka ra topra kta n fa nusun içinde neden sa klı tuttuğu bilinmez. vira nede. Güneş ışığının ya yılışında . Ah! Bu toplulukta o a şikâ r. gizli… Büyük geçmişin silinmiş izlerinde. a guşumda dura n bu cümbüşü mü Yoksa ışığı mı koynuna a lma k? Minik ka lbin bu ma nza ra ya şa şırsa da Za ten da ha önceden gördüğün bu şeye a şina sın. insanın düşünc esinde onu kabul etmesi iç in pek ç ok deliller sunmuştur. Kudret topluluğu. şehirde. şa şkınlıktır.

1 2 3 . Ş iirlerinde Hint alt kıtasında yaşayan etnik grupları ve farklı c emaatleri şiirlerinde bir araya getirerek ‘vatan’ kavramının sanki kısa bir tanımını yapar. “ The Muslim Community – A sociological Study” ba şlıklı makalesinde Müslüman ulusun sorunlarına e ğ ilerek edebi hayatının bu ilk evresinde Hindu ve Müslüman uluslarının sorunlarına çözüm bulmaktaki bakış açısındaki de ğ işimi göstermesi bakımından önemlidir. O sistemi “ Tanrı birliğ i” . Hindu-Müslüman dostluğunun oluşturulması iç in her iki grup arasında yaratılmak istenen dostluğun gelişmesini engelleyen eksiklikleri. sorunları tespit etmeye ve bunlara ç özüm yolu bulmaya uğraşır.Çişti tarafından sistemle ştirildi. Bu makale 1911’de “ Pencab Rivyu” adlı dergide Urducaya çevrilerek basılmıştır. Urduc a-Hintç e ç atışmasıyla ‘iki ulus’ kavramının başlaması ve John Locke. Bu kapsamda özdeksel ve tinsel yükseliş iç in Müslümanların potansiyellerini ortaya ç ıkarmalarına ve tinsel alanlarla birlikte özdeksellik iç inde İslam’ın tekrar yükselen bir değer olması gerekliliğini Hind Müslümanlarına inandırmaya ç alışır.1 İkbal. Hindistan’ın politik. Ta ta rla r onu yurt tuttu. 1997: 90). “ kast sisteminin reddi” ve “ Puta tapıcılığ ın faydasızlığ ı” üzerine kurmu ştur. Hica zlıla r onun için Ara p çölünü bıra ktı. Sihizm daha sonraki yüzyıllarda İslamın en sert muhalifi olmu ştur. “ insanlığ ın karde şliğ i” . Muînüddîn Hasan el.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 75 Ha ya t. 64). Hindular ve Müslümanlar arasında ç alışma birlikteliğini geliştirmeye uğraşırken Müslümanların eğitim ve ekonomik bağımsızlığını Hindularla aynı düzeye ç ıkarmalarının da önc elikle gerekliliğine inanır. yüzyılın sonunda Muinüddin Hasan el. Hindistan Çocukları Ulusal Marşı Çişt2 i bu topra kla rda Ha k’ın mesa jını a nla ttı. "ta şra hankahları" dönemi. Na na k 3 bu ba hçede va hdet şa rkısı söyledi. Bu makale1904 yılında “ Mahzen” adlı dergide yayınlandı.Çiştî (1142-1236). Milton ve Thoma gibi İngiliz idarec ilerin Muslim-Anglo Oriental College (Müslüman-İngiliz Ş ark Koleji)’de 1900’den sonra geliştirmeye ç alıştıkları batılı düşünc enin ürünü olan Müslüman milliyetç iliğini İkbal kabul etmeyip batı düşünc e tarzı milliyetç iliği benimser (Zulfikar. Çiştiye tarikatının tarihinde "büyük şeyhler" dönemi. Özellikle ç oc ukların. AÇIKLAMALAR İkbal henüz e ğ itimi münasebetiyle daha yurt dışına çıkmadan evvel de bu çalışmalara yönelmiş ve “ Kavmi Zindegi” adlı makalesinde ülke sorunlarına e ğ ilebilme cesareti göstermiştir. Hindistan'ın ilk ve en büyük tarikatı olan Çiştiyye tarikatının kurucusudur. Benim va ta nım işte budur. İkbal daha sonra e ğ itim için yurt dışında bulundu ğ u dönem içerinde de bu konuya e ğ ilmeye devam etti ve İkbal. XII. Yurtseverlik duygularını artırmak iç in şiirler yazar. Guru Nanak (1469-1539) ba şlangıçta Sihizm’i yalnızca dini akaidler çerçevesinde Müslüman ve Hindu unsurlarını uzla ştırmak için ba şlamıştır. Hindu-Müslüman toplum arasında dostluğun temel taşı olac ağına inanmış olmalı ki ç oc uklardan başlayarak birlikteliğin sağlanması iç in ç alışır ve ülkenin ç ok renkli kimliğine vurgu yapar. entelektüel ve kültürel bağımsızlığına odaklar (Zulfikâr. O. "Sabiriyye" kolunun dönemi ve "Nizamiye" kolunun dönemi olarak dört ana bölümde incelenir. onun susuz ka lmış ba lık misa li… (Kulliya t-e İkba l: 119–120) Bu şiirde yaratılanlarla Yaratanı bulmaya ç alışan İkbal şiir hayatının ilk döneminin sonlarında ilgisini. İşte budur va ta nım.

Za ra feti gökyüzüne merdiven ola n bu topra kta Ora da ya şa ma k cennette ya şa r gibidir Benim va ta nım işte budur. şiir ç alışmalarını bir süre azaltmıştı. Benim va ta nım işte budur. İşte budur va ta nım Ya şa ya nla rı Kelimin bendesi. Anc ak Hamid Ahmed Han. İşte budur va ta nım (Kulliya t-e İkba l: 113–114) İkbal 1905 yılında yüksek tahsil iç in Avrupa’da üç yıl kaldıktan sonra ülkesine döndüğünde batı milliyetç ilik anlayışı yerini Müslüman milliyetç iliğiyle değişti. ‘sezgi ve varlık’ konularında bilgisini artırmaya başlamış. Onun sa hibi topra ğına zenginlik ba ğışla dı. Ana Kuzusu Senden bıça ğı uza kla ştırdığımda çığlık a ta rsın Ben iyilikseverim. Onun şiir ç alışmalarında bu dönemde bir azalma dikkat ç ekmektedir. bu türde ç oc uğu da konu alan bir şiir yazar. da ğla rı Sina ola n bu topra ğı Nuh’un gemisi kıldı mekâ n. Bütün dünya ya bilgi ve hüner verdi. Mücevherlerle Türklerin eteklerini doldurdu. beni kötü mü sa ndın Ey bu kederli iklime yeni gelen! Yine çığlık a ta ca ksın ba k Ba tma sın dikka t et! Ka lemin ucu sivridir. Ah! Neden üzüntü veren şeyi seversin? Oyna şu kâ ğıt pa rça sıyla . İkbal’in edebî hayatının ikinc i dönemi (1905–1908) kendi eğitimiyle meşgul olduğu yıllardı. Dünya nın va hdet na ğmesinin duyulduğu bu mekâ nda n Peyga mberime serin rüzgâ rla r geldi. za ra rsızdır . Ş airimiz artık ‘düşünc e’. Anc ak konunun dışına ç ıkmamak iç in milliyetç ilik konusunu sınırlı tutmak uygun olac aktır. bunun doğal sonucu olarak çocuk şiirleri yazmaktansa şiirlerinde çocukları ve özellikle de genç leri konu edinmeyi terc ih etmiş olabilir. İkbal bu dönem iç inde kendi şiir üslubunu ararken ve mesnevi tarzında şiirler de yazar. Tekra r sa ma n yolunun ışıltısıyla pa rla ttı. İşte budur va ta nım. Fa rsın sema sında n düşen yıldızla rı. İkbal’in ç ocuk iç in yazmış olduğu şiirlere bu dönemde rastlanmaz. Çünkü O gayretini eğitimine vermiş. O. Benim va ta nım işte budur. İkbal’in bahirlerinde başarılı seç imler yapmadığı için mesnevi tarzındaki şiirlerinin tutulmadığını belirtir (Hamid Ahmed Han: 111).76 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Yuna nlıla rı ha yra n bıra ktı. İkbal’deki bu değişim “Taranah-e Millî” adlı şiirinde aç ıkç a görülmektedir.

Kur’an. Ha ya tın. sınırlar iç erisine alınmış bir toprak parç ası değildi. Hindistan Müslümanlarının ç ıkarlarının ve politik haklarının ilerletilmesi ve korunması. artan Hindu milliyetç i hareketleriyle Müslüman milliyetç ilik arasındaki kıvılc ımları koc a bir ateşe dönüştürmek üzereydi. Hint alt kıtasında sürdürülmek istenen Panoryantalizm Propagandası (Keleşyılmaz. Din. 1999: 60–62) iflas etti. senin gibi gülüyorum Görünüşte ben gencim. Sen ka prisli ben de ka prisli Geçici zevklerin a şığıyım. Irkç ılık ona göre milletin birlik ve beraberliğini yaşanmaz bir hale sokmaktaydı. mekân ve zaman kıskac ına alınamazdı. varlık müc adelesinde politik bir kimlik kazandı. kötülükten kaç maya bağlı bulunduğunu bütün dünyaya ilan etmiştir. İslam Peygamberi de sadec e bir topluma veya bir bölgeye gönderilmiş peygamber değildi. amaç larından biri olan All India Muslim League (Bütün Hindistan Müslümanları Birliği)’in de 1906’da kurulmasıyla tek bir ç atı altında toplanmaya ç alışan Müslümanlar. hemen sa kinleşirim Gördüğüm güzelliğe ka na rım Ca hilliğim senin ca hilliğinden a z değil Ben de şimdi senin gibi a ğlıyor. a yrımla rın sınırla nma sında n ba ğımsız Anca k kudretin sırrı gözlerinden görünüyor Benimleyken bir şeye sinirlendiğinde çığlık a tıyorsun Sorun ne! Kâ ğıt pa rça sıyla oya la nsa na Ah! Bu a lışka nlık içerisinde ben de sa na uydum. Müslümanların vatanı dar bir toprak parç ası olamazdı. ba kışla rında ki enda zda .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 77 Nerede topun? Nerede porselen kedin? Kırık ba şlı minicik ha yva n nerede? Senin a yna n a rzunun tozunda ki özgürlüktü Gözünün a çılma sıyla bu a rzu kıvılcımı pa rla dı Elindeki ha rekette. bütün insanlığa ve bütün dünyaya indirilmiş evrensel bir mesajdı. İslami ve millî iç erikli konular İkbal’in külliyatının dörtte üç lük bölümünü oluşturur (S oydan. tarikat ve milliyetçi tutuc uluğun hayli yaygın olduğu bir zamanda İkbal. İslâm ve Müslüman karşıtlarına karşı uzun süreç li olac ak müc adelenin c iddi . 2006) 1908 önc esinde Ulus-devlet fikrinin imkânsızlığı. Müslümanların vatanı bütün dünya idi. 2003: 56). (Ekrem. Çünkü din. Kur’an’dan aldığı ilhamla bütün inananların anc ak kardeş olduğunu ve üstünlüğün ırka değil. çığlık a tıyorum Hemen sinirlenir. Bu aşamadan sonra İkbal. a ma ben de na da n bir bebeğim (Kulliya t-e İkba l: 97–98) İkbal’in şiir hayatının üç ünc ü evresi (1908–1926) konu ve üslup aç ısından kendini bulmaya başladığı dönemdir. Ona göre Müslümanların vatanı.

Kelimelere koysa m. Uyga rlığın biçimlendiricisi. 1908 kışına doğru eğitimini tamamlayan İkbal ülkesine geri döndü. İslami öğretileri yeniden ele alırken zamanın değişen şartlarına göre uygulanabilir bir alt yapı oluşturmaya ç alışması reformc u kimliğinin de öne ç ıkmasına yardımc ı oldu. şiirlerinde de vurguladı (İkram. Seni sevgisinin kuca ğında besledi. Dünya ida resindeki esa sla rın ya ra tıcısı. O Batı tarzı bir milliyetç ilik anlayışını şiddetle reddetti ve Müslümanların milliyetç ilik anlayışında sınırların kabul edilemeyec eğini. Anc ak İslâm âlemi üzerindeki miskinlik yaratan bulutlar bir türlü dağılmak bilmiyordu.78 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 hazırlıklarını yaptı. Müslüman Gence Sesleniş Ey Müslüma n genç! Hiç ka fa yorma dın Senin düşen bir yıldızı olduğun gökyüzü neydi? Da rius’un ba şında ki ta cı a ya ğı a ltında çiğneyen bu millet. c ehalet gibi konular üzerine ç alışmalar yaptı (Quraishi: 16–18). Ülkenin iç inde bulunduğu ayrımc ı yapılanma. İkbal bu noktada aşağıdaki şiirde sahip oldukları değerlerin kıymetini bilemedikleri iç in Müslüman genç liği muhatap alıp sitemli bir şekilde atalarına layık olmadıklarını vurguladı. 1998: 20–25). Londra’da S iyasal Bilimler Fakültesinde hukuk eğitimi aldığı bu dönemde dini konularda pek ç ok konferanslar verdi. İkbal. onu rahatsız etmekteydi. dünya ida recileri ve dünya yı süsleyenler. Deve sürücülerinin beşiği ola n Ara p çölü. Hindu-Müslüman birlikteliği düşünc esinin akıldan ve gönülden kalktığı dönemdir. 1908 yılında Cambridge’de Muslim League (Müslüman Birliği)’in Londra ofisinin kuruc u üyesi oldu (Zafar. Bu dönem. güzelleşmeye ve süse niçin ihtiya ç duysun” 4 Alla h’ın kulla rı yoksulken da hi o ka da r ga yretliydiler ki. . 1985: 85). Onun. Batının sadec e düşünc elerini değil toplumsal gereksinimlerini de araştırdı. Fakr u Fahri ’nin za ma nında ki ida renin ha şmetinde “Güzel yüzlü. resimlerini çizip ne ka da r a nla tma k istesem de Anca k bu ta svir senin ha ya l gücünün çok ötesinde Seni a ta la rınla kıya sla ya ma m 4 Şiirde geçen bu mısra Hafız Şirazi’ye aittir. Ruhbanlık. dünya hükümdarları. yazgıcılık. Zenginler fa kirlerin korkusuna ha yır ya pma kta n ka çındıla r Kısa ca o sa hra da otura nla rın kimler olduğunu sa na na sıl a nla tsa m Onla r dünya fatihleri. Entelektüalizm ve dinamizm iç erisinde yeniden yapılanan dünyada siyasi liderler pozisyon almaya ç alışırken eski liderler de kaybettikleri pozisyonları yeniden ele geçirme gayreti iç erisindeydiler. Müslümanların bulunduğu her yerde İslam’ın sınırlarını oluşturabilec ekleri düşünc esini.

sen yıldızsın. O Müslüman genç liğe seslenirken genellikle ‘şahin’ simgesini kullanmayı terc ih etti. onla r gezegen Biz a ta la rımızda n ka la n mira sı ya ğma la dık Gökyüzü. ne gülçin. Bu kişiler zihinlerinde tasarladıkları ve özlemini ç ektikleri dünyanın maddi tezahürlerini ifade edebilmek iç in sembollere başvururlar. Ş airimiz sembollerin yerini. Süreyya ’da n topra ğa a ttı bizi Hükmetmek geçiciyse onun için neden a ğlıyoruz Dünya nın mutla k ka nunda n yok ça re Oysa a ta la rımızın kita pla rı ilim incileri Bunla r Avrupa ’da incelenirken gönül olur pa re pa re “Ey Ga nî! Pir-i Kena n’ın göz nurunun Züleyha ’nın gözünü ka ma ştırdığı ka ra günü izle” 5 (Kulliya t-e İkba l: 207) Mustafa Yılmaz’ın “İkbal ve benzeri kişilikler düşünc e dünyalarının giriftliği ile temayüz ederler. Allame İkbal üstadı Mevlana gibi sembollerin adamıdır. yuvasını yüksek yerlerde kurar. onla r eylem.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 79 Sen sözsün. kurarken de kendine en az zarar verecek sarp yerleri seçer.” (Yılmaz: 2007) ifadesi sembollerin şiirdeki kullanım özelliğini ve önemini vurgular. Civa nmerdin ga zilik ya ra sıdır. Güvercine a ç değilim ben 5 Bu beyit Ğanî Ka şmirî’ye aittir . Bu sembollerin anlaşılabilmesi de hakikatin tezahürlerinin anlaşılmasıyla mümkün olur. biç imini ve taşıdıkları özellikleri şiirinde anlatmak istediği amaç doğrultusunda kullandı. İkbal ‘şahin’ gibi olmasını istediği gence seslenirken onun özelliklerini de şiirinde aç ıkç a belirtmiştir: Şahin Rızkın a dı su ve da ne ola n O dünya yı bıra ktım. Çünkü ‘şahin’ daima yükseklerde uçar. tehlikeleri sezişi ona yakalanması zor bir c anlı olma özelliği kazandırır. Çölün tenha lığı mutlu eder beni Ezeldendir ya ra tılışımda ki dervişlik Ne meltem. zamanını. ne bülbül Ne de a şk na ğmesindeki illet. Ayrıca keskin görüşlü oluşu. Ba hçelerden uza k durma k la zım Onla rda pek çok ba şta n çıka rıcı cilveler va r Çöl rüzgâ rıyla oluşa n ölümcül ya ra .

İna nçlı erkeğin umudunda Alla h’ın sırda şla rı va rdır. umutsuzluk ilim ve irfa nın yok oluşudur. ha lıla rın İra nî senin Ka n a ğla tma kta ba na gençliğin tembelliği Zenginlik ne ki. Bir Genç Adına Sofa la rın Avrupa î. (Kulliya t-e İkba l: 495) Gazel Yıldızla rın ötesinde ba şka â lemler de va r Aşkın da henüz türlü türlü imtiha nla rı va r Sa dece ya şa mda n iba ret değildir bu feza la r Bura da yüzlerce ba şka kerva nla r da va r Şu renk ve koku â lemiyle yetinip ka lma sa na Ba şka çemenler ba şka a şiya nla r da va r Bunla rda n biri ka ybolduysa . ba şka mekâ nla rında va r (Kulliya t-e İkba l: 389 -390) İkbal daha sonraki yıllar iç inde de genç liğin başıbozukluğundan ve tembelliğinden rahatsız olmuştu. neden ga mla na sın Ah u figa n dolu da ha nice ma ka mla rın va r Sen şahin sin görevinse uçma ktır senin Ka rşında da ha nice gökler va r İşte bu gün ve gece a ra sına sıkışıp ka lma sa na Ba şka za ma n. Ondaki Batı özentisini fark ederek atalarını hatırlatmak ve kendi felsefi bakış aç ısıyla gençliğe benlik ruhunu kazandırmak iç in ‘şahin’e benzettiği genç liğe karakterini hatırlatma gereği duyarak seslenir. geri çekilmek ve tekra r sa ldırma k Ka nı sıca k tutma nın ba ha nesidir. Bunla r ba tı ve doğu kekliklerinin dünya sı Benimse ma sma vi gökyüzüdür dünya m Kuşla rın dünya sında bir dervişim ben Çünkü şahin yuva ya pma z. Senin yuva n sulta nlık ka srının kubbesinde değildir .80 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ha ya tım sa dece za hitliktir benim Üzerine a tılma k. Gençlerde şahin ruhu uya ndığında Menzillerinin gökyüzü olduğunu görürler Umutsuz olma . Hüsrev de olsa n ne fa yda Ne Ha yda r’ın gücü ne de Selma n’ın perva sızlığı va r sende Ara ma bunu ça ğımızın kültürünün tecellisinde Çünkü ben Müslüma nlığın mira cını sa bırda buldum.

ileriki yıllarda yazdığı şiirlerde genç Hind Müslümanlarının da bu konular üzerine yoğunlaşmalarını. “Tulu-e İslam” ve “Asrar-e Hudi” şiirleri de bu ç izgide yazılmıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 81 Sen şahin sin. İkbal gibi büyük düşünen lider ve şahsiyetler iç in ideal bir dünya ve zengin bir hazine kaynağı oluşturur. (Kulliya t-e İkba l: 447–448) İkbal bu dönemin sonu itibariyle 1908–1924 arası dini düşünc esindeki gelişimiyle İslam dünyası ve Hint alt kıtası Müslümanlarıyla alâkalı sorunlar üzerinde yoğunlaştı (Soydan: 15). da ğla rın zirvelerindeki ka ya la rda kona kla ma lısın. bu tavsiye ve mesajlarını biric ik oğlu Cavid iç in yazdığı şiirlerle gençliğe de iletmek istemiştir. Özünü. c oşkun ve enerjik bir gençliğe sahibi olmak onların en büyük emel ve hayalleridir. İkbal. İkbal’in Câvid’i de odur (Ekrem: 2007). kendilerinden sonra gelenlere. Bu şiirler verilen mesaj aç ısından oldukç a etkileyicidir. akıllı. Fikret’in Hâluk’u. göz ve gönül perdesini kaldırarak sezgilerini kuvvetlendirec ekti. Bu yüzden özellikle genç nesil. Mukaddes davayı yüksünmeden yüklenec ek. Bu yoğunlaşma. kendi iç dünyalarının derinliklerine girmelerini ve buradan elde ettikleri manevi aşkla varlıklarını yüc eltmeleri için yeni arayışlara yönelmelerini tavsiye etmiştir. Cavid’e Benlik sa zında ebedî ha ya tın a ya k izi va r Ümmetlerin çıra sı benlik a teşiyle pa rla r Sa na bir sözüm va r: İnsa nın yüce bir ga yesi olma lı Bu ga ye insa nı ta m ta tmin etmeli ve da ima yüceltir olma lı Yükseklere uçma melekesi ya ra tılma dı ka rga da Aksine ka rga ile sohbet şahin ya vrusunun kişiliğini bozdu Devrin gözünde ha yâ ba ki değil a rtık Ra bbim senin gençliğini tertemiz kılsın Herha ngi bir ha nka hda otura ma dı İkba l Çünkü o ince. aslını kaybetmiş genç liğe bu değerleri . kaybettiğinin farkında olmayan bir genç lik istemiyordu. S ezai Karakoç’un Taha’sı neyse. temiz düşünceli ve keskin zekâ lı (Kulliya t-e İkba l: 443) Benlik sazında ebedî hayata aç ılan kapıyı şairimiz oğluna anlatırken ruhu ve aklı. Dolayısıyla büyük şair. bu davalara sahip ç ıkac ak yeni nesiller bırakmak isterler. ondaki tinsel değişimin haberc isiydi ve ilk olarak 1912 de kaleme aldığı “Ş am-o Ş air” adlı şiirde fark edildi. aydınlık ve yumuşak tutan manevi mekân olan kalbi oluşturac ak reç eteleri ona ve dolayısıyla gençliğe vermekteydi. Mehmet Âkif’in Âsım’ı. Büyük dava adamları. Böylece genc in inanc ı kuvvetli ve ümidi daim olac aktı. Çünkü İkbal karakterini kaybetmiş.

Yüzlerce Enveri6 ve binlerce Ca mi7 ! Benim minderim dünya da mı ki 6 7 Gerçek adı Ahad’ud-Din’dir. aslını unutmadan gelişmelerini istedi. yeni sa ba hla r ve yeni a kşa mla r getir meyda na ! Alla h eğer fıtra t şina s gönül verdiyse sa na Ba hşettiği la le ve gülün sessizliğinden söz çıka r Eğer Alla h sa na ta bia tı a nla ma kudreti verirse! Frengin ka dehini ka ldırma Hindin renkli çömleğinden şişe ve ka dehimi ya p Üzüm da lıyım ben.82 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bulma seferberliği başlatırken de gencin yolunun sadec e Batı medeniyetinden geç mediğine de dikkat ç ekti. Gerçek adı Molla Abd’ur-Rahman’dı. Methiyeleriyle tanınmış bir Arapça üstadıdır. Ey ba ba sının ca nı! Şahin a sla sülünün kölesi olma z Bulunma z değildir sözün değeri. I Cavid’e Sinede olma z ise sıca k yürek Ha ya t boşlukta a kıp gider Av eğer a kıllı ve a tik olursa . meyvem ga zelimdir Meyvemden la le gibi kırmızı şa ra p ya p herkese! Yolum dervişlik yoludur. Gençliğin kendilerine kalac ak hiç bir maddi değere itibar etmemelerini. sa lta na t yolu değil Sa tma benliğini. 1990: 224) genç liğe ve insanlara bunun anlamını kavratmak iç in gayret gösterdi. . Şeyh’ul İslam Cam’a gönülden ba ğ lı bir tasavvuf ehliydi. Fakirlik düşünc esini Kuran’dan alan İkbal (Hasan Razvi. Ya şlı a vcının işine gelmez Ab-ı ha ya t bu dünya da dır Tek şa rt ona susa mış olma k Gerçeklik yolu ga yrettir Ka lenderlik ga yret ile ta ma mla nır. Cavid’e Kendine bir yer ya p a şk diya rında Yeni bir za ma n. na m sa l dervişlikte (Kulliya t-e İkba l: 477) İkbal oğluna yazdığı bu şiirlerde ulusunun genç lerine gayretli olmayı ve sürekli ç alışmayı öğütledi.

Ka ma şır onunla a klın gözleri Ebu Ali8 ve Ra zi9 nin sürmesiz Ma hmud’un ihtişa mını ka za nır Fıtra tında olma z ise Ayva zlık10 Senin dünya nda ki bu İsra fil 8 9 10 Tıp ara ştırmacısı İbni Sina’dır Tıp ara ştırmacısı Ebu Bekr Muhammed ibn Zekeriya bin Yahya er-Razi’dir Gazneli Mahmud’un kölesidir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 83 Benim dünya gözündeki sa ygınlığım Sözümün doğruluğunda ndır Alla h’ın dininin verdiği yücelik mira s değildir Oğluna ne ka da r güzel buyurur Niza mi: “Senin büyük olma n gerektiği yerde Çocuğum olma nın sa na fa yda sı olma z” (Kulliya t-e İkba l: 601) İkbal. ‘fakr’ insanı olgunluğa. Çünkü insanın ve onun oluşturduğu toplumun huzuru. hayat yolundaki arayışında yapıc ı ve üstün değerlere ulaşmayı öğütler. ‘fakr’ kavramı iç erisinde. Şairler kendilerini Mahmud’a. İkbal ‘fakr’ı iki anlamda kullanır “Biri yapıc ı ve üstün değerlere ulaşmış fakr. sevgililerini de Ayvaz’a benzetir. bunun öğretilmesine bağlıdır. kâmil olmaya götüren önemli bir süreçtir. şa hlığın ta kendisidir” derken maddi zenginlikten kendini ötelemiş bilge kalender insanın kalplerde bıraktığı etkiyle yücelec eğini inanır. genç lere önc elikle öğretilmesi üzerinde durdu. Din ve zenginlik kuma r İşe düşkün ola n kul ka lma dı Ka la n sa dece boş boğa zlık Eğer fa krı ra ma ya gücün va rsa Aslı Hica zlıdır onun O fa krda n insa n ya ra ttı Alla h’ın kimseye muhta ç olma ya n şa nı Serçe ve güvercin için ölüm ola n şahin lik İnsa n için ma ka mdır. diğeri ise yıkıcı ve toplumu yanıltıp yanlış yola sürükleyen fakr” (S oydan. temel görüşlerinden biri olan nefsi terbiye etmenin. İkbal sürekli olarak gence. kendini inzivaya ç ekerek varlıktan kendini uzak tutmaya değil. İkbal “Gönül ehli için fa kr. Cavid’e Mümine a ğır gelir bu gece ve gündüz. Tasavvufta fakr mal varlığından yoksun anlamına gelmeyip Kul’un Allah’a olan muhtaç lığının farkında olmasıdır. 111). .

84 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Neyzenlik zevkine sa hip değil Onun dünya yı ka rıştıra n ba kışı Şu perdede ta ma men hiledir Bu çilekeş fa kir buldu Kılıçsız ve oksuz ga zilik şa nını Müminin işte bunda dır zenginliği Alla h’ta n ister ise fa kirliği (Kulliya t-e İkba l: 602) İslam’ın temel prensiplerini ve ülküsünü genç lere öğretmeye ç alışırken. İkbal. İkbal öyle ya da şöyle. Birey görevini doğru biçimde yerine getirmez ve yanlışa neden olursa bu yanlışlığın topluma da yansıyac ağına inanmıştı. bütün Müslümanları iç ine alabilec ek ve insanlığın huzurunu sağlayac ak olan bir İslâm devletinin gerekli olduğunu. yakın İslam tarihinin. Bu nedenle İkbal. Her ne kadar genc in kendine has değerini anlamış ve görüşlerinin özünde nefsi eğitmeyi hedeflemişse de bunun da yeterli olmadığını anlamıştı. Hindistan’da yaşayan Müslümanlar iç in bağımsız bir İslâm devleti olmasını. Anc ak İkbal. Rusya'da Mercani. Bu. Çünkü birey ve toplumun oluşmasına destek olan ülkü ve prensipler. bütün insanlığın mutluluğunu da sağlamalıydı. bu ç abaları esnasında hiç bir zaman ırkç ı bir yaklaşıma meyletmemiştir. ç ağdaş İslami uyanış ya da modern İslami Rönesans dönemi diye adlandırabilec eğimiz periyoduna mensuptur. Toplumun bir ülküsü ve onları bir arada tutan prensipleri olmalıydı. Pakistan’ın kuruluşuna temel hazırlayan liderlerin fikir babası da oldu. ömrünün son dönemlerine yaklaştığı ve edebi hayatının da sonu olarak belirtilen 1930-1938 yılları arasında genc i artık toplumu oluşturan bir ‘birey/ferd’ olarak görmüş ve şiirlerinde ‘birey’ kavramına ağırlık vermiştir. Diğer taraftan iyi yetiştirmiş bireylerden oluşan toplum birey hata yaptığında toplumun kendisi tarafından düzeltilec ekti. bu devletin inanç ta ve hedefte bütün Müslümanları kuc aklaması arzusuyla yetinmek durumunda kalırken. Hint-Pakistan Alt Kıtası'ndan S eyyid Ahmet Han. Cemaleddin Afgani'nin ç abaları ile başlamıştır ve ardından İslam dünyasının yetiştirdiği pek ç ok saygın şahsiyet. Mısır'dan Muhammed Abduh. babasının Pakistan hareketi oluşumu iç inde yer almadan önc eki süreci şöyle özetlemiştir: “Pakistan hareketinin iki boyutu olduğunu unutmamak gerekir. Türkiye'de anayasalcılık taraftarı Mithat Paşa. İkbal’in gerç ekleştirmek istediği hedeflerden birisi de Dünya İslâm Devletinin kurulmasıydı. Böylec e Müslümanlar arasında İslam'a yönelik geleneksel . devamlı söyleyerek bir İslâm devletinin gerç ekleşmesi yolunda büyük ç aba göstermiş. Bu ülkü ve prensiplerin gerçekleşmesiyle de bireyin ve toplumun mutluluğu sağlanmalıydı. İkbal’in oğlu Cavid.

”(İkbal: 2007) Anc ak gelenekçi yaklaşım her zaman Batıdan gelen yeniliklere karşı tepkici bir yaklaşım iç indeydi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 85 yaklaşıma karşı Reformist Hareket diye adlandırabilec eğimiz bir hareket başladı. Bu devletin kurulmasıyla birlikte Hindistan’da bir taraftan Hinduların zulmü altında ezilen. Bu döneme kadar bütün art yetişim bilgilerini kazanan İkbal. diğer taraftan İngilizlerin sömürgesi altında olan Hintli Müslümanlar biraz olsun emniyete kavuşmuşlardı. şahin ya vrusuna “Ya vrum. Cavid. İkbal 1930 ile 1938 yılları arasında edebi ve felsefi döneminin dördünc ü devresinde çocuk şiirleri yazmayıp şuurlu birer Müslüman olan insanlara seslenmeyi tercih etmiştir. modern dünyanın olumlu yanlarının benimsenmesini savundular. ilk dönem reformc ularının yapmaya ç alıştığı buydu ve ikbal de her ne kadar ç ok genç nesilden olup düşünc e sahnesine geç girmiş olsa dahi bu gruba dâhildi. O bu soruna en iyi ç özümün Hindistan'da Müslümanların yoğun olarak yaşadıkları ve c oğrafi bütünlüğe de sahip oldukları yerlerde kendi kaderlerini tayin etmeleri. Bilgili. yüksek umutlar bağladığı genç liğe “Öğüt” adlı şiiriyle seslenerek onu uyarmak istemiştir: Öğüt Şöyle diyordu ya şlı kartal. O sıralarda Hindistan'da Müslümanlarla Hindular arasında iktidar paylaşımı sorunu vardı. işte Pakistan hareketini başlatan temel fikir buydu. Musa’nın inanc ı iç in asasını kullanırken yapmış olduğu keskin vuruşları anımsatac ak “Zarb-e Kelim”i kaleme almıştır (S oydan: 17). deneyimli ve olgun bir Müslüman olan İkbal. Ş air bu zorunluluktan Hz. Bu da gerekli olanı alma hususunda Müslümanları kararsız bıraktı. Ana ç aba batıdan gelen yeni fikirleri İslâm’la bağdaştığı ölç üde kabul etmekti.” İkbal’in ç alışmalarının netic elerinden en önemlisi. milliyetçilik ve vatanperverlik gibi yeni fikirlere karsı bir yanıttı. nükteli şiirsel üslubun Müslüman genç lik üzerinde bir işe yaramadığını görmüştür. Bu fikirler bir anlamda Batı'dan Müslüman doğuya gelen anayasalcılık. Anc ak İkbal bu son döneminde “Cavidname” ve “Bal-e Cibril” gibi son derec e hoş. O yıllarc a gönülden istediği İslâm’da Rönesans umutlarını c anlı tutac ak olan ç ocuklardan başlamak üzere ergin bireylerin İnsan-ı kâmil olarak bu hayat mac erasını bitirmelerini arzu etmiştir. . Pakistan hareketinin iç inde İkbal’in yerini belirtmek iç in aç ıklamalarına devam eder: “S özünü ettiğim değerli Müslüman şahsiyetler. Fars ve Urdu edebiyatları iç erisinde İslam dünyasının gurur kaynağı olan eserler kaleme almıştır. Ş airimiz 1930’da sağlık durumunun bozulmaya başlamasından dolayı aktif siyasetten ç ekildi. kendisinin ölümünden sonra 1947’de Pakistan devletinin kurulması olmuştur. tam otonomiye sahip olmaları olduğunu düşünüyordu.

İkbal’e göre genç lik inanç sız değilse de inanc ın niteliğini bilmemektedir. gözün olma sın eğlencede İşte bu en büyük zulümdür o za va llıya Eğer a sla nın huyu dönüşürse kuzuya . Öğüt Bir Frenkli Lord oğluna şöyle dedi: “Sürekli a ra ştırma ya yönel. Ayrıc a o Batılılar tarafından kendilerine sunulan eğitim anlayışı iç inde genç liğin inanc ının bozularak gizli bir esarete sürüklendiğine işaret ederek ona öğüt vermekten vazgeç medi. Gençlere. İkbal’in genç liğin hayatındaki benlik arayışı ve ç alışma azmindeki tembelliği ve uyuşukluğu ölüme eşdeğer tuttu. Bu a sidin etkisi iksire dönüşür Topra kta n yığın. “Zarb-e Kelim” adlı şiir kitabında da genç liğe batılı bir aristokratın. oğluna verdiği öğütle seslenerek gaflet uykusundan uyandırmayı arzulamıştır. Sinede ya şa t pek çok ha rika sırrı Tutsa k ola nı a sla kılıçla boyun eğdiremezsin Eğitim a sidinin içine bıra k onun benliğini yumuşa dığında nereye istersen ora ya döndür. sa na duyduğum tutkulu a şkı ver Uçma k ve görmek için onla ra bir kartal ın gücünü ver Alla h’ım senin ba na ba hşettiğin idra k gücünü Onla ra da Lütfetmen için ya lva rıyorum (Kulliya t-e İkba l: 411 ) SONUÇ Bu makalede alınan şiirler kısac a değerlendirilec ek olursa. şairimiz çocukluk evresinin ataklık . gençlere verdiği nasihatlerle yol gösteric i olmak isterken dilinden de onlar iç in duayı eksik etmez.86 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Göklere tırma nma gücü versin Alla h ka na tla rına Kendi ka nının a teşinde ya nma nın a dı Gençliktir Çok ça lışma k ba ldır a cı ha ya ta Ya vrum. ‘kartal’ sembolüyle olgun insanı (İnsan-e Kamil) tasvir etmiştir. a ltında n bir Hima la ya olur” (Kulliya t-e İkba l: 666) Ayrıc a İkbal. Şa hinin güvercin üzerine a tılma sında n a ldığı zevk Yoktur güvercinin ka nında ” (Kulliya t-e İkba l: 448) İkbal. İkbal özellikle 1905’den sonraki şiirlerinde ‘şahin’ sembolüyle çocuk ve genci.

.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 87 ve c esaretiyle bilincin yoğrulmasını tavsiye ederken. erdemli. ç alışkan bir insan olarak zaman iç inde vakur bir kartala dönüşürken yüksekleri hedefleme arzusunu gönüllerinden silinmemesini arzulamıştır. Çünkü İkbal’e ulaşmak ikbal/gelec ek den vazgeç memekle mümkündür. kazanılan bilinç le o ç ağlarda atılan inanç temellerinin genç likte daha da geliştirmesini arzu etmiş ve şiirlerinde bunu vurgulamıştır. İkbal genç lerin.

Lahor: Nukuş Pres. 2(4). Ahmed Han. Lahor: Sang-e Mil Pablikeyşıns. -Soydan.tr/bulten/metinler. Felsefe.88 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Ekrem.haksöz. http://www.turkishaj an. İstanbul: İz Yayıncılık.net/okul/mod. 30. (2003).org. 30. Muhammed İkbal – Aşk ve Tutku. (1997).2007. Muhammed.php?kat_id=83.com/kitap. Lahor: İkbal Akademi. (1990). Konya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayınları. Gulâm Huseyn.com/islam-ve-insan/allah-yaratilis-mucizeleri-konusunda-dusunmeyiemreder-81880.C. -Kayani. (tsz. Halil. -Soydan. (1997). (1999). (1998).html.php?mod=Publisher&op=viewarticle&cid=545&artid=179=109k. http:www. -Zafar. İkbal aur Milli Taşahhuz. Muhammed İkbal – Şu Masmavi Gökyüzünü Kendi Yurdum Sanmıştım Ben. -Hamid Ahmed Han.medeniyet. Ankara: AKDTYK Atatürk Araştırma Merkezi. Lahore: Aziz Publishers.muhammedikbal. İslam Modernizmi Üzerine. 30. Cavid. (1990). A short History of Pakistan. -Keleşyılmaz. Nüsha. -İkbal. İstanbul: Şule Yayınları. İkbal – Eyk Mutala‘a. Seyyid Muhammed. -İkram. (1992). Doğu Dilleri. Vahdet. (2002). Muhammed İkbalin Şahsiyeti. (2005). İkbal – Şahsiyat aur Şa‘irî. D. (1981). İkbal Felsefesinde Kadının Yeri. Külliyatı-ı İkbal (Urdu). Celal. (1985).php?makale_id=2&kat_id=15. -Zulfikâr.04. Fikirleri ve edebi yönü. Özgün. -Hasan Razvi. -Karaismailoğlu. -Ödelli. -İkbal. İsmail. Teşkilat-ı Mahsusa’nın Hindistan Misyonu (1914–1918).2007. Mevlana ve Kültürümüz. Mustafa. Himalayalarda İkbal Arayan Yalnız Bir Adam.). İkbal ke Fikrî A’ine. Hayvan Motiflerinde Mevlana’nın Dinsel Görüşleri.04. (1999). 3(9).04. Adnan. -Toker. Siyaset ve Şiir Dünyasıyla İkbal. Lahor: Bezm-i İkbal. Ankara: Akçağ. Celal. Allamah İkbal ka Tasavur-ı Fakr. .2005 http://www. http. Lahor: İkbal Akademi. M. -Yılmaz. Konya: T.

especially from Kaneš-Kültepe excavations. Central Anatolia. II. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.Ö. Arş.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . bin yılın başlarında Orta Anadolu’nun dinsel yapısını özellikle Kaneš Kültepe kazıları sonucunda ele geçirilen arkeolojik materyaller ve yazılı kaynaklardan öğrenmekteyiz. Dr. help to shed light on the period’s belief. Key Words Assyrian Tra de Colony Period. Anatolian Religion. Tanrılar insani özellikler taşımanın yanı sıra onları insanlardan ayıran özellik ise doğaüstü güçlere sahip olmalarıdır. Sa yı: 5 Sa yfa : 8 9 -1 0 2 Ye a r: 2 0 1 1 . Din. heykelcikler. Anahtar Kelime Assur Ticaret Kolonileri Çağı. Kaneš-Kültepe. kendini göstermektedir. Gods are human alike but differ from the human by their supernatural powers. isimli doktora tezinden faydalanılarak hazırlanmıştır. Yerel Din. Gör. libasyon kapları. figurines. Anadolu’nun Koloni Çağı’ndaki inancı politeisttir. The clay tablets. Arkeolojik ve Ya zılı Ka yna k la r THE RELIGIOUS SITUATION IN THE CENTRAL ANATOLIA DURING THE ASSYRIAN TRADE COLONY P ERIOD Abstract We find out the information about the religious situation in Central Anatolia in Early II. Archaeological a nd W ritten Sources ∗ ∗∗ Bu çalışma Selçuk Üniversitesi Bilimsel Ara ştırma Projeleri Koordinatörlü ğ ü tarafından desteklenen (Proje No: 06103015) “M. rhytons. The religion is important both in private and in official areas. The Assyrian Colony Period’s religion in Central Anatolia is polytheistic. Bin Yılın İlk Çeyre ğ inde (Assur Ticaret Kolonileri Ça ğ ı’nda) Orta Anadolu’nun Sosyoekonomik Yapısı” .edu. Çivi yazılı tabletler. from the archaeological materials and written sources. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı.Ö. Haticegul@selcuk. Issue : 5 Pa ge : 8 9 -1 0 2 ASSUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞI’NDA ORTA ANADOLU’DA DİNSEL YAP I∗ Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ ∗∗ Özet M.. 2.C. seals and temples as the architectural remains. toplum hayatının hem özel hem de resmi alanında. bu dönemin dinsel inancına ışık tutmada yardımcı olmaktadırlar. mühürler ve mimari olarak tapınaklar.tr . Kaneš-Kültepe. Orta Anadolu. Konya 2010). Millenium B.

aynı zamanda da doğaüstü güçleri bulunduğuna inanırlardı1 . bin yılın ilk çeyreğinde (M. kaynak olarak kullanılac aktır. M. Örneğin Hattice adı Urunzimu/Wurunšemu olan Güneş tanrıçası. ÇİVİ YAZILI TABLETLERDE DİN Koloni Dönemi’nde Orta Anadolu’da yaşayan toplumlar yukarda da bahsedildiği gibi birçok farklı tanrıya inanmaktaydılar.Ö. yakl. görünmez ve ölümsüz olduklarına. II.46. Bu dönem Anadolu dininin. . M. Bēlum. Ayrıca Tic aret Kolonileri döneminde önemli bir yere sahip olan tanrı ya da tanrıç a. Onun Hititç e’deki ismi ise bilinmemektedir. Hitit döneminde Arinna olarak geçmekteydi ve Hitit panteonunda en üst sırada yer alırdı. Bahsedilen dönemde Anadolu toplumunun. Bir tanrının ismi farklı yörelere göre de ğ işebilirdi.3 Bu tanrı Hattic e’de Taru. Yer altı tanrıç ası Lelwani. Ünal1996. İnsanların yaradılış nedeni S ümerlerin ve Semitlerin ki gibi. önemli bir yeri olan bir başka tanrı ise. 77: I. Her ikisinde de bayramların önemi büyüktür. tanrı aynı olsa bile birden fazla ismi olabilirdi. II.2 Her iki dönem inanç sisteminde. 225. Hatti’nin Fırtına/Hava tanrısı ve Güne ş tanrıçası Arinna.Ö. İlalianta. bin yılın ortası ve sonlarındaki Hitit dönemi dini ile benzeştiği tahmin edilmektedir. Arıkan 1998. 1970-1725) Mezopotamya’nın kuzeyinde yer alan Assur kent-devletinin tüc c arları Anadolu’ya kalay ve değerli kumaşlar getirmekteydiler.63. Assur Ticaret Koloniler Çağı olarak bilinen bu dönem ile birlikte Anadolu’da yazı kullanılmaya başlanılmış ve bölge Tarihi ç ağlara girmiştir. 107. diğer Eskiçağ toplumlarının din anlayışına benzediği. Kamrušepa’dır (Hattic e: Kattahzipuri). tanrısal çift olarak kabul görmü ştür. Hurrice’de Tešup ve Luvic e’de ise Tarhun olarak bilinmekteydi. politeist yani ç ok-tanrılı bir inanışa sahip oldukları görülmektedir. Anna. Ay tanrısı Arma. inc elenen dönemin inanç sistemini analiz edebilmek iç in.4 Bu tanrılardan ayrı olarak Hatti kökenli oldukları sanılan ve Hitit belgelerine adı geçen diğer tanrılar ise Arinna’nın kızı tanrıça Mezulla.5 Bu araştırma esnasında.Ö.90 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ M. en önemli fonksiyonları kozmosu korumalarıydı. Hitit döneminde Arinna’nın eşi olarak görülen Fırtına tanrısıdır.Ö. 1 2 3 4 5 6 Kramer 2002. II. Hutter 1997. tanrıların antropomorf suretinde. Hitit döneminde de bazen bir farklı isim altında önemini devam ettirmekteydi. Karasu 2003. çoğu benzer uygarlık toplumları gibi. toplumun her katmanı ve kurumunu etkilediği düşünülmektedir. Hattušili’den itibaren resmi Hitit dininde. bin yılın ilk çeyreğindeki Anadolu dininin. tanrılara hizmet etmek ve kurban gibi sunularda bulunmak olduğu düşünülmekteydi. Higiša. Tablet ve sair kalıntılarda ismi geçen tanrı ve tanrıçalardan bazıları Tuhtuhanum6 . Onlara göre tanrıların birçok görevleri olup. ç ivi yazılı tabletler ve arkeolojik bulgular. İnsanlar.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 91 Nipas. Matouš-Matoušová--Rajmová 1984. . güvence olarak görmektedir. c /k 163414 : “Zura’nın oğlu Š akriuman’ın mührü. Parka. Bayram 1990. 456-462. Assurlular genelde tanrı Aššur’un hançeri önünde yemin ederlerdi. Aššur-malik’e borç ludurlar.. Kt b/k 134 b11 : “…tanrı Usūmum [adına yapılac ak bayram] da tartac aklar… Eğer ödemez iseler…” Kt. Bayram 1990. genelde yazılı sözleşmelerde Assurlular tarafından şahit olarak gösterilirdi. KKS 6a13 : “…bir ½ mina gümüşü Halupā ve Arnuwašu. Harihari’dir. şahit olarak gösterilmemişlerdir. 7 8 9 10 11 12 13 14 Hirsch 1972. O gümüşü Anna’nın bayramında ödeyec ektir”. Diğer taraftan.Veenhof-Eidem 2008. Š anahurna’nın oğlu Kimelu’nun mührü. Örneğin Assurluların baş-tanrısı Aššur. Ali’nın oğlu. Tanrılara atfedilen kutsal bayramlarla ilgili kayıtlara genellikle borç belgelerinde tesadüf edilmektedir. Aşağıda bu hususla ilgili örnek belgeler verilmiştir. 461. n/k 75 12 : ”… Onların her biri Nipas-bayramında 10ar šekel gümüş ödeyec eklerdir. 51. Bayram 1990. Albayrak 2006. Kubabat.. 230. borçlar genellikle hasat ve bağbozumu gibi tarımsal faaliyetlere ait ya da belli bir tanrı adına yapılan herhangi bir festivalde geri ödenecektir. Nārum. Alili’nın mührü. Aşağıda verilecek olan belge örneklerinde ismi geç en ve tanrı isimlerinin anıldığı kutsal festival ya da bayramlar aynı zamanda bölgesel takvim/takvimleri de belirlemekteydi. Usūmum. 99-100. Borç sözleşmelerine göre. Kt.”. 458. Zura’nın oğlu Š akriuman’ın yükünden Peruwa’nın bir ½ šekel gümüş alac ağı vardır. Donbaz 1988. Nisaba. yerel tanrıların.7 Bu tanrı isimlerinin belgelerde zikredilme nedenleri ile Assurlu tanrılarına dair bahisler birbirinden farklıdır. Peruwa. 459. Tanrıç a Anna’nın bayramında o ödeyec ektir…”. Yani bu tanrı. Kt n/k 1716b9 : “Kral tanrı Nipas’ın mabedinden çıktığında borçlular borçlarını ödeyec eklerdir…”. onun evi ve boş arsayı/toprağını. daha çok bir rahiple birlikte kaydedilir ya da festivallerle beraber zikredilirdi. Bayram 1990. farklı kişiler arasında yapılan sözleşmelerde. Sözleşmelerde ve borç belgelerinde isimleri geçen tanrılar ise. 27-28. taraflar arasında yapılan yeminlere hem geçerlilik kazandırır hem de bir çeşit garantör olarak görülürdü8 . Kt a/k 335 10 :“…Tanrı Bēlum (adına düzenlenec ek bayramda) tartac ak…”. Š ailati’nın oğlu Walhišna’nın mührü. Burada bahsedilen bayramlar diğer bir yönüyle de mevsimler başta olmak üzere takvimin oluşmasına zemin teşkil etmektedirler.

Donbaz 1996. Bu kişiler için verilen ödeme süresi ise hem Assurluların hem de yerel takvime göre belirtilmiştir. Kt. Bu metinde. başkalarına borç 15 16 17 18 19 20 Kienast 1984. Š imnuman’ı onun eşini ve onların beş oğlunu oradan götürec ektir”. Metinde geçen satırlara göre kral tanrının tapınağına giriyordu ve tahminen orada bir takım törenler uyguladıktan sonra mabetten çıkıyor ve böylelikle yeni bir zaman dilimine girilmiş olunuyordu. Verilen örneklerde de görüldüğü gibi. bunlar genel olarak borç sözleşmelerinde ya borç veren veyahut da şahit olarak görülmektedir. iç lerinde hem Assurlu hem de yerli olan birden fazla kişiye 200 ekmek ve 21 çuval buğdayı borç vermiştir. Dercksen 2004. 146-147. bayramların belirli tarımsal aktiviteler döneminde yapılması ve böylelikle insanların (özellikle ç iftç iler) borç larını ödeyebilec ek duruma gelmeleriydi. Bu örnekte ise “mabetten çıkma “ olayından sonra borç lu olanlar borç larını ödemeliydi. Enna-S u’en’in ha muštumluğundan itibaren. Yine bayramlarla ilgili ortaya çıkan bir başka bilgi ise Kt n/k 1716b16 de görülmektedir. Kültepe kazılarında tapınak olduğu sanılan ve Ib dönemine tarihlenen iki büyük bina ortaya çıkarılmıştır. çoğu borç lar bayramlarda ödenmekteydi. . 191-192. Š ule. 55-56. Bu kumrumların her birinin. Söz konusu belgeden ç ıkarılabilec ek en önemli sonuç ise bir rahibin. harman mevsiminde bira ekmeklerini verec ekler. Labar<ša>’nın huzurunda”. 87/k 3919 : “…Onun efendisi Koşuc uların Amiri Peruwa’nın huzurunda. T. o tanrıya bağlı olan rahiplerle ilgilidir. Adala’nın oğlu Tamuria. Adamların Amiri Tamria’nın huzurunda. Hirsch 1972. 161. Kt. başka bir tanrının tapınağına bağlı oldukları düşünülmektedir. Eğer Anna’nın bayramına kadar ödemezlerse. Pazarc ılar Amiri Kalua’nın huzurunda. 46-50. Tanrı isimlerinin geçtiği bir başka belge grubu ise. Š ule’ye ödeyec eklerdir. Bunun sebebi yukarda da belirtildiği gibi. Özgüç bu tapınaklara komşu olduğunu düşündüğü iki tapınağın daha varlığını açığa çıkaran kalıntılara rastlamıştır.18 Rahiplere geri dönecek olunursa. 88/k 108220 : “… İkiyüz bira ekmeği ve yirmibir ç uval buğdayı. Hapuwašu’nun oğlu Nikituar. (ve) Wališra’nın oğlu Haštali. Özgüç 1999. (aynı zamanda) buğdayı ölçecekler bira ekmekleri ve buğday onların sıhhatli ve hakiki olanlarının başlarına bağlıdır”. Donbaz 1993. kendi ihtiyacını rahatlıkla karşılayıp. 461. Abiaškula’nın oğlu Hanu. şehrin bir bölümüne toplanmıştır. Tanrıça Anna’nın tapınağında patrum olan Kikaršan’ın huzurunda. Hikiša rahibi olan kişiye borç ludurlar. Belgeye göre ülkenin başında bulunan kişi yani kral belirli ritüeller uyguluyordu.92 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 FAOS 3715 : “…İki mina gümüşü Anna’nın bayramına kadar Šimnuman ve eşi. tanrı Hikiša’nın rahibi olan kişi. Bu tür belgelerde rahiplerin genel ismi kumrumdur17 . Bayram 1990. Ona göre aynı planda yapılmış olan bu binalar.

Peruwa’nın mührü. Bu belgede geç en “…Fırtına-Tanrısı rahiplerinin başı…” ifadesinden aynı zamanda tapınakta bir hiyerarşik sistem olduğu da anlaşılmaktadır. kendi inandıkları tanrıların rahiplerini şahit olarak gösterebildikleridir. Aşağıda da görüleceği üzere zaman zaman borç metinlerinde farklı tanrılara ait rahipler aynı belge içinde şahit olarak kaydedilmiştir.”. heykel ve figü21 22 23 24 25 26 Derksen 2004. Haduwan’nın mührü. 89/k 383 21 : “Hikiša rahibi Ašuwan’nın mührü. MİMARİ VE SANATTA DİNSEL MOTİFLER Tabletlerden ayrı olarak din konusu ile ilgili olarak bilgi veren diğer materyaller ise mimari olarak tapınaklar. Donbaz 1993. Nakilit’in mührü. Pazarlar Amiri Hašuman’ın mührü. 21422 (Zarf): “Fırtına-Tanrısı rahiplerinin başı Peruwa’nın mührü. 137-138. Donbaz 1993. koca ve karı boşandılar. 173-174.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 93 verebilecek kadar ürün sahibi olmasıdır. Kt. Hançer’in görevinde olan Happuašu’nun mührü. Š ašalika …. diğeri Assurlu bir tanrı olan Adad’ın24 rahipliğini yapmaktadır. Donbaz 1993. 170-171 ayrıca bkz. 89/k 379 25 : “Baş Haberc i Wališra’nın mührü. Adad’ın rahibi Š uhurpia’nın mührü. …. S özleşmede iki rahip şahit olarak bulunmuştur. Buradan iki farklı sonuc a ulaşmak mümkündür. Adad’ın rahibi Š uhurpia’nın yerli ya da Assurlu kökenlibirisi olabileceği düşünülmektedir. Kt. 134-135. Kammalia’nın mührü…”. 139-140. ([…])’nın Denetleyic isi Hašui’nin mührü. Donbaz 1993. Dercksen 2004. TC 3. Hirsch 1972. Nisāba’nın rahibi Anunu’nun mührü…”.”. Bunlardan ilki borç lu veya alacaklı olmak üzere her birinin birden fazla tanrıya inandıkları şeklindedir. 2-5. Nikilit ve Šašalika. Tuzun.. Ib’ ye ait olan bu belgede şahit olarak yerli amirlerin bulunmasının yanı sıra. Bu tanrı hakkında daha fazla bilgi için bkz. sanatsal olarak ise törensel kaplar. Haberc ilerin Amiri Elani’nin mührü. Bir boşanma vesikası olan bu metinde de yine şahit olarak rahipler vardır. Baş Kahya Kammalia’nın mührü. o da rahibin borç olarak verdiği bu ürünlerin kendisine mi yoksa tapınağa mı ait olduğunun bilinmemesidir. Anna’nın rahibi Alluwa’nın mührü. Fakat bahsedilen rahip her iki durumda da yerli bir isim taşımaktadır. Kubeatal’ın oğlu Haršula’nın mührü. Kt. Fakat burada göz ardı edilmemesi gereken bir husus bulunmaktadır ki. 89/k 371 26 : “Š amaš’ın rahibi Kuzia’nın mührü. Kt. 136-137. Turmali’nin mührü. Š iliara’nın mührü. . Depoların Amiri Kunuwan’ın mührü…”. Fırtına-Tanrısı rahibi Šuhurpia’nın mührü. Assurlu din adamları da bulunmaktadır ki. bu durum Anadolu toplumunun yabancı tanrı ve rahiplere karşı toleranslı olduklarını işaret etmektedir. İkinci olarak ise sözleşme yapan tarafların. Rahiplerden biri Anadolu tanrısı olarak bilinen Anna’nın hizmetkârıyken. 89/k 37623 : “Ambarın Amiri İnar’ın mührü. Nisaba rahibi Wašatapra’nın mührü.

tapınak ve rahiplerin toplumun dışında değil. 169-170. Törensel Kaplar: Kültepe kazılarında dinsel bayramlarda ve sunularda kullanılmış olan libasyon kapları ya da ritonlar ortaya çıkarılmıştır. Yazılı ve arkeolojik kaynaklar. bira. Özgüç 2005.27 Anadolu sarayının daha ç ok idarî ve ekonomik bir birim olduğu. . Dinsel törenlerde ve özel ayinlerde bu kaplara sunu olarak sıvı ve katı gıdalar konulduğu düşünülmektedir. Tanrılar genel olarak kutsal hayvanları ile birlikte betimlenirlerdi. Bu sunu kaplarının Hitit BIBRU’laın öncüleri oldu ğ u dü şünülmektedir bkz. yağ ve muhtelif buğday türlerinin konulduğu düşünülmektedir. 27 28 Özgüç 1999. İktisadî veya hukuksal nitelikli belgelerin birç oğunda rahiplerin isimleri geçmektedir. Tapınaklarla ilgili bir başka sorun ise onların tamamen bağımsız bir kurum ya da bir şekilde saraya bağlı olup-olmadıkları meselesidir. Assurluların sözleşmelerinde tanrı Aššur ve diğer tanrılar şahit olarak gösterilmektedir.94 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rinler ve mühürlerdir. Bu durum Anadolulu halkın kutsal ve profan alanları arasında. Tapınaklar: Yazılı belgelerden ve arkeolojik malzemelerden. Hititlerde olduğu gibi Koloni Çağı dininde de bazı hayvanların kutsal sayılmasından kaynaklanmaktadır.28 Hayvan biçimli olmaları. Bu rahiplerin kendi hesaplarına mı yoksa tapınak adına mı hareket ettikleri bilinmemektedir. ekmek. Sıvı olarak şarap. bal gibi içecekler. daha belirgin bir ç izgi olduğunu göstermektedir. Mezopotamyalılara göre. yerliler arasında yapılan sözleşmelerden çıkarılabilir. Bunlardan ayrı olarak gömü geleneği de arkeolojik kaynak olarak sayılmaktadır. Anadolular arasında yapılan ç ok önemli antlaşmalarda ise kentin kralı ve onun veliahdı şahit olarak belgelenmektedir. katı olarak ise de et. Anadolu sarayının Mezopotamya’daki saraylardan daha profan karakterli olduğu yönündedir. Bu sözleşmelerde genelde memurlar ya da tarafların yakınları şahit olarak kaydedilirken. Bundan dolayı çoğu tören kaplarının bu hayvanların biçimlerinde şekillendirilmeleri doğaldır. Ancak her iki durumda da. Anadolu toplumun ç ok tanrılı bir dine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bunların çoğu hayvan biç imlidir. iç inde yer aldıkları anlaşılmaktadır. süt. 61. Çünkü Kültepe’deki saraylarda yapılan kazılar sonuc unda buralarda hiç bir dinsel ya da kutsal alan izine rastlanılmamıştır. Her tanrının kendine ait tapınakları ve buralarda da hiyerarşik bir düzene sahip rahipler topluluğu bulunmaktaydı.

taş. Bu buluntulardan yola ç ıkılarak. tapınmak ve onlara saygılarını göstermek için bunların heykellerini yaptıkları sonucuna varılabilmektedir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 95 Resim 1. fildişi ve tunç gibi farklı materyallerden yapılmış olan heykelcikler ve figürinlerdir. 29 Özgüç 2005. kurşun. Bunların ç oğu tanrı ve tanrıç aları tasvir etmektedirler. 168-185. S unu kapları 29 Heykelcik ve figürinler: Kültepe kazılarında ortaya çıkarılan ve dinsel olarak önemli bir yeri olan başka bir arkeolojik buluntu ise. . Koloni Dönemi Anadolu halkının tanrı ve tanrıç alara daha yakın olmak.

n/k 2088): bu mühürde tasvir edilen motif. 30 31 32 33 34 35 Özgüç 2005. . Özgüç 2006. Sağdaki iki figürün tanrı oldukları düşünülmektedir (en sağdaki Hava Tanrısı’dır35 ).Resim 3. Eliade Antik dinlerdeki yaratıcı Gök tanrılarının zamanla Fırtına tanrılarına dönü ştü ğ ünü savunur bkz Eliade 1997. Mühürlerde görülen figürlerin çoğu Fırtına-Tanrısını temsil ettikleri görülmektedir. Bu mühürlerin ç oğunda “Eski Anadolu (Hatti) üslubu”33 görülmektedir. Bu konu ile ilgili daha fazla bilgi için bkz. Özgüç 2006. 3. 205. 3-4. 209 ve 211. Fırtına-Tanrısı Hitiler de olduğu gibi önc esi dönemde de önemli bir tanrı olmalıydı. Özgüç 2005. 1 ve Lev. onun işlerindeki kazancını artırabileceği bir nevi tılsım gibi . Tunç kabartmadan tan. Bu durum mühür sahibinin ç ok dindar olduğunu gösterebilec eği gibi. 72-73. S ırlı fayanstan tanrı ve tanrıç a ç ifti ve yine tanrıç a heykelc iği31 rıç a heykelc iği30 Mühürler: Dönemin din anlayışı ile ilgili olarak bir başka bilgi kaynağı ise mühürlerdir.96 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Resim 2. CS 256 envanter numaralı mühür baskısı. d/k 7C. Özgüç 2006. Lev. tanrıların kabulü ve tapınma ile ilgili sahnelerin yer aldığı bazı silindir mühürler bulunmuştur. tanrıların kabul sahnesini tasvir etmektedir. Bu dönem mühürlerinde en çok işlenen motif tanrıların kabul sahneleridir. 89.32 Yerli bir iş adamı olan Peruwa’nın evine ait bir arşivde. CS 25634 (Kt.

d/k 8B): ay. Tanrıların huzurunda ise deve olduğu sanılan bir hayvan tasviri yer almaktadır. Özgüç 2006. Özgüç 2006. 1ve Lev. Bu tanrının arkasında ise bir tanrı ç ifti bulunmaktadır. 3 bunun bir ceylan oldu ğ unu söylemektedir. CS 348 envanter numaralı mühür baskısı. 18 ve Lev. Baş-tanrı olabilec eği düşünülen motifin huzurunda ise. 36 37 38 39 40 Özgüç 2006. CS 258 envanter numaralı mühür baskısı. Özgüç 2006. c/k 1639 C): yine ay. tanrılara sunulan kurbanlar olabilec eği düşünülmektedir. elinde kadeh bulunan bir tanrı görülmektedir. 17 ve Lev. yıldız ve güneş sembol motiflerinin bulunduğu bu baskıda. Lev. Lev. Baş tanrının (?) bir hayvan40 üzerinde oturduğunu görülmektedir. 90. biz ise bunun çakal türü bir hayvan oldu ğ unu dü şünmekteyiz. 124. Tasvirdeki bu hayvan ve farklı yerlere serpiştirilmiş olan koyun benzeri hayvan başlarının.37 Yine aynı baskıda kutsal semboller olarak ay ve güneş görülmektedir. . CS 35339 (Kt. evcilleştirilmemiş hayvanların koruyuc u tanrıç a İnara ve bunun peşinden gelen yine boğa üzerinde iki Hava tanrısı ve bir başka tanrı daha bulunmaktadır. 126. Özgüç 2006. c/k 1637 a): bu tasvirde ise yüksekte oturan bir tanrıç a ve onun huzurunda boğaların üzerinde duran iki Hava -tanrısı görülmektedir. 3. Lev. güneş ve yıldız sembollerinin yer aldığı bu mühür baskısında.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 97 CS 34836 (Kt. CS 25838 (Kt.

158-160. koyun. d/k 40 D). CS 32541 (Kt. Lev. elinde testi tutan bir insanın. elinde kadeh olan bir (Baş-) tanrının önünde durduğu anlaşılmaktadır. Karahöyük’te ortaya çıkarılan bazı damga mühürlerde ise yine tahtında oturan tanrı. 4. CS 325 envanter numaralı mühür baskısı. Özgüç 2006.98 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 CS 353 envanter numaralı mühür baskısı. 13 ve Lev. Alp 1994.42 Bu baskıda. yıldız ve güneş gibi semboller görülmektedir. 114. Bu iki figür etrafında ise kurbanlık sunu olduğu düşünülen keçi. mühründe ise bir tapınma sahnesi görülmektedir. . kurban ve sunak motifleri ve ay. domuz ve tanımlanamayan farklı hayvanlara ait başlar bulunmaktadır.43 41 42 43 Özgüç 2006.

Ö. II. Burada gömü işlemleri taş sandık ile küp iç ine ya da doğrudan toprağa kazılarak yapılmaktaydı. taş-sandık ve toprağın altında taşların oyulmasıyla cesedin yerleştirilmesi gibi farklı gömü tiplerine 44 45 46 47 48 Şekil 43. yapılan kazılar sonucunda küp mezar. ölmüş insanların yaşamlarında kullandıkları özel eşyalar oldukları düşünülmektedir.44 Mezarlar: Kazılarda. Ölüler taş sandıkların ya da küplerin içine gömüldükleri gibi. ç anak-ç ömleklere de rastlanılmıştır. mezar olarak toprağa kazılan çukurlar da kullanılmaktadır. Özgüç 2005. mühürlerin dışında. gümüş.48 Aynı döneme tarihlenen ve Orta Anadolu’da bulunan mezarlarda da Kaneš’te olduğu gibi farklı gömü şekilleri görülmektedir. 87 . gömülerde pişmiş topraktan ya da madenden mamül. Dinsel tasvirli Karahöyük damga mühür baskıları. içlerine yiyecek veya içecek konulmuş olduğu düşünülen.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 99 Resim 4. Çoğu mezarların için. Kültepe Karum’da45 yapılan kazılarda hem ç ocukların hem de yetişkinlerin evlerin tabanlarına gömüldükleri ortaya ç ıkarılmıştır. Özgüç 2005. yerli Anadolu ölü gömme adetine yakın oldu ğ una inanmaktayız. demir ve tunç gibi metallerden takılar. 88. bin yılın ilk ç eyreğine tarihlenen Dedemezarı (BayatAfyon) nekropolünde. fakat burada görülen örnek. Kişisel eşyaların sahipleri ile birlikte gömülmeleri. 44 ve 45 (Alp 1994) Mezarların ço ğ u Assurlu tüccar ailelerine aittir. Bu gömü hediyelerin. Ayrıca bu kişisel eşyalar ile birlikte. Kaneš’te gömüler genellikle evlerin iç lerine (intramural) yapılmaktaydı. Çünkü Erken Tunç Ça ğı Anadolu ölü gömme adetleri ile Karum mezarlarındaki mantık birbirlerine benzemektedirler. Özgüç 2005. Örneğin M. öteki dünya inancının bir işareti sayılabilmektedir. hediye olduğu düşünülen. 87-88.47 Yine Anadolu’nun dinsel inancı hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayan bir başka buluntu ise mezarlardır. heykelcikler ve yine kıymetli taşlardan yapılmış olan farklı süs eşyaları bulunmuştur.46 Bu buluntuların içinde altın. dinsel inançlarla ilgili bilgi verec ek diğer bir buluntu grubu ise mezarlardır. buluntular ele geçirilmiştir.

tahtında oturan bir Baş-tanrı ve bu şâhısa sunulan sunulardır. Koçak 2011. Bu mezarlarda da Dedemezarında ortaya çıkmış oldu ğ u gibi farklı gömü tipleri uygulanmıştır bkz. Tez höyük mevkii (Emirda ğ -Afyon) ve Ayvatlı mevkiinde (Sinanpa şa-Afyon). Yine. Sosyal hayatta ise din kendini tanrılara atfedilen festivaller ve bayramlar arac ılığıyla göstermekteydi.100 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rastlanılmıştır. yerleşme alanının uzağındadır. 49 50 Üyümez-Koçak-İlaslı 2007. Bu sunular. bazı ortak noktalar da görülmektedir. Emre 1978. Bunun yanında Orta Anadolu dininde hem yerli hem de Mezopotamya kökenli tanrıların varlıklarına şahit olunmaktadır. Anadolu’nun Koloni Dönemi’ndeki inanç sisteminin. Koloni Çağı’nın dini daha sonraki “Bin Tanrılı” Hitit dininin oluşmasına katkıda bulunduğu düşünülmektedir. II. Mühür tasvirlerinde sıkça görülen bir motif. toleranslı bir toplum olduğu tahmin edilmektedir. Bunun yanında bahsedilen dönemde din. 3-4. İstisna durumlar olsa da çoğu c eset hoker durumunda gömülmüştür. Çalışlar mevkii (İscehisar-Afyon). Mezar hediyelerinin. saray gibi. birden ç ok tanrının varlığına inanan halkın belli bir tanrıyı öne çıkardıkları şeklinde algılanabilmektedir.50 Fakat gömü türleri ya da alanları farklı olsa da. Buradan Anadoluluların dinsel anlamda kapalı olmayan. Tanrılar adına bir takım bayramlar düzenlenmekte ve farklı sunular sunulmaktaydı. Bu durum. S ümerlerde tapınağın gücü.Ö. Yazılı ve materyal kaynaklardan Anadoluluların birden çok tanrı ve tanrıçaya inandıkları anlaşılmaktadır. saraylarınkinden daha güçlü iken. Erken Orta Tunç Ça ğ ı’na tarihlenebilecek mezarlık alanlar bulunmu ştur. örneğin Güney Mezopotamya Sümerler döneminde olduğu kadar baskın da değildi. içki gibi kansız hediyeler olabileceği gibi. Örneğin ekonomik hayatta ç ok önemli yeri olan mühürlerin motifleri genel olarak dinsel tasvirler iç ermekteydi. ayrıca bkz. Bir başka ortak özellik ise gömü yerlerinde c esetlere ait süs ve gündelik eşyaların konulmasıdır. .49 Kaneš’teki mezar geleneğinden farklı olarak Afyon’da görülen ç oğu mezarlık. ölümden sonraki hayata dair bir inanışa işaret ettiği düşünülmektedir. Orta Anadolu toplumunda önemli bir yere sahipti. SONUÇ M. kanlı olan hayvan kurbanlarından da oluşmaktadır. Asarcık Mevkii (Bayat-Afyon). 15. Baş-tanrının yanında bazen özellikle boğa üzerinde Hava tanrıları olduğu sanılan farklı tanrılarda görülmektedir. bin yılın ilk çeyreğinde din. Toplumun her katmanını etkilemekteydi. sekülar kurumlar üzerinde fazla etkisi olmadığı düşünülmektedir. 407.

“Fünf Urkunden aus dem Archiv von Peruwa Sohn von Šuppibra”. Kültepe-Kaniš/Neša Sarayları ve Mabetleri . Çorum 16-22 Eylül 1996. “The Religion of the Hittites”. -Kienast 1984: Burkhart. Özgüç.vol. Forntida Religioner i Mellomöstern. Gary Beckman. -Ünal 1996: Ahmet. -Dercksen 2004: Jan G. II cilt. 177-194. -Özgüç 1999: Tahsin. M. -Alp 1994: Sedat. Kültepe-Kaniš/Neša. Türk Tarih Kurumu Basımevi. “Kültepe Tabletleri Işığında İ. The Hittite Ritual of Hantitaššu from the City of Hurma Against Troublesome Yea rs . Uluslararası Hititoloji Kongresi Bildirileri. Konya Civarında Karahöyük Kazılarında Bulunan Silindir ve Damga Mühürleri . Kabalcı. -Bayram 1990: Sebahattin. Hoffner Jr. Dizin-sayı 50.Ö. İstanbul. Ankara. Ankara. Gregory McMahon. İstanbul. Assyria and Beyond. Plus Ultra. 1995 Yılı Anadolu Medeniyetleri Müzesi Konferansları . Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları. 74-90. 44. Brill. Hittite Studies in Honor of Ha rry A. Türk Ta rih Kongreleri. A Hittite Cemetery Near Afyon. PIHANS 100. Türk Tarih Kurumu Basımevi. T.G. Löberöd. 137-177. -Özgüç 2006: Nimet. Untersuchungen zur altassyrische Religion. 1-13. Dercksen. -Ringren 1987: Helmer. “Some Elements of Old Anatolian Society in Kaneš”. -Arıkan 1998. Dost Kitabevi. Numen vol. Da s Altassyrische Kaufvertragsrecht. -Emre 1978: Kutlu. (Freiburger Altorientalische Studien.. 45-51.: on the Occassion of His 65th Birthday . III. Özsait’e Armağan Kitabı (basımda). Eisenbrauns. M. Beihefte: Altassyrische Texte und Untersuchungen=FAOS) Altassyrische Texte und Untersuchungen. no 1. JEOL 39. “Why Did the Hittites Have Thousand Deities”. “Hitit Dualarında Geçen Bazı Tanrı Adları”. . Kültepe Kaniš/Neša. Some Comments on ‘Volkert Haas: Geschichte der Hethitischen Religion’”. ed. Özgüç’e Arma ğa n. V. Leiden. band 1. -Kramer 2002: Samuel Noah. -Gurney 2001: Oliver Robert. Det Hellige og det Profane. -Donbaz 1993: Veysel. E. Prag. 98-108. -Matouš-Matoušová--Raj mová 1984: Lubor-Maria. herausgegeben von E. J. (ed) J. Atatürk Kültür. Ankara. Weidner Beiheft 13/14. “Religion in Anatolia. -Hirsch 1972: Hans. -Beckman 1989: Gary. N. “Kültepe Tabletlerinde Geçen Yeni bir Vâde İfâdesi ve Çıkan Neticeler. 221-236. Ankara. 52/2-3. Mellink.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 101 KAYNAKÇA -Albayrak 2006: İrfan. The Biblical Arhaeologist. Hititler. Afyon Yöresinde Bir Hitit Mezarlığı. -Koçak 2011: Özdemir. Oslo. 2000-1760 Yıllarında Anadolu’nun Sosyal Yapısı”. Wiesbaden. Yasemin. -Özgüç 2005: Tahsin. Gyldendal. Tarih Sümer’de Başlar. Yanarlar. Leiden. “Bazı Örnekler Işığında Afyonkarahisar Orta Tunç Çağ Mezarlıkları ve Bunların Yerleşmeleri ile İlişkileri”. Kappadokische Keilschrifttafeln mit Siegeln aus den Sa mmlungen der Karlsuniversität in Prag (KKS). Porada. 131-154. Osnabrück. Ankara. ed. Richard Beal. Ankara. “Some Remarkable Contracts of I-B Period Kültepe Tablets II”. 95-105. Ankara. Ankara. Ankara. 453-462. -Eliade 1997: Mircea. Aspects of Art and Iconogra phy: Anatolia and its Neighbors. Studies Presented to Mogens Trolle Larsen. -Hutter 1997: Manfred. X. Archiv für Orientforschung. Ankara. Yapı Kredi Yayınları. -Donbaz 1996: Veysel. Yerli Peruwa ve Aššur-ımittī’nin oğlu Assur’lu Tüccar Uṣ urša -Ištar’ın Arşivlerine ait Kil Zarfların Mühür Baskıları. -Karasu 2003: Cem. TTK basımevi.

102 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. Ahiler o kadar çoktu ki. Ank a ra A RESEARCH ON AHI MAMAK FROM ANKARA Summary Ankara was one of the important front hill headquarter against Byzantium during the period of Anatolian Seljuks. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 0 3 -1 08 Ye a r: 2 0 1 1 . Bizans’a karşı önemli Uç merkezi olmuştur. There were so many Ahi s in Ankara and consequently Ankara became the most important centre of Ahilik . Ankara’ya göçen Türkler’in büyük bir çoğunluğu ise Selçuklu Devletinin en dinamik unsuru olan Ahi Teşkilatına mensup insanlardı. the most dynamic group of Selj uk State. Ankara was exposed to an intense Turkish migration after Alaeddin Keykubat’s death. Alaeddin Keykubat’ın ölümünden sonra Ankara yoğun bir Türk göçüne maruz kalmıştır. Ahi Mamak was one of these Ahis who had given his name to Mamak district of Ankara.tr . Ancyra ∗ Yrd. It is observed that some of the Ahis who migrated to Ankara after this period lived in suburbs of Ankara. This result is based on the occupation of Anatolia by Mongols and the political struggles in the Seljuk State. Ankara’nın Mamak semtine adını veren Ahi Mamak da bu ahilerden biridir. Ali HACIGÖKMEN∗ Özet Türkiye Selçukluları döneminde Ankara. Dr. Key Words Ma ma k .. Ahi. Angora .TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . hgokmen@selcuk. Bu dönemden sonra Ankara’ya göç eden bazı ahiler Ankara şehrinin dışına da yerleştikleri görülüyor. A great number of people who migrated to Ankara are members of Ahi Union. Ankara ahiliğin en önemli merkezi olmuştu. Bunun sebebi Moğollar’ın Anadolu’yu işgali ve Selçuklu devletinde meydana gelen siyasî mücadelelerdir. Doç. Anahtar Kelimeler Ma ma k . Ahis. Issue : 5 Pa ge : 1 0 3 -1 08 ANKARALI AHİ MAMAK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA M.edu.

. Edhem. birçok Ahi ileri geleni tutuklattı3 . Büyük çoğunluğu Ankara bölgesi dahil olmak üzere uç bölgelere göç tüler. Ahi Ba ba lığı uhdesinde bulundurmuştur7 . Bu silsile-nâme daha sonra kaybolmu ştur. Ahi Şerafeddin. Kılıç Arslan (1092-1107) zamanında. Ünlü Ankara ahilerinden olan Ahi Ş erafeddin’in babası Ahi Hüsameddin ve dedesi Seyyid Şemseddin Ahi Yusuf’un da bu dönemde Ankara bölgesine göçmüş olduğunu anlaşılmaktadır. Cevdet 1932:265) Ahi Şerafaddin Camiinde tomar halinde bulunan bu silsilenâme. Muhiddin Mes’ûd yaklaşık 17 yıl (1186-1203) Ankara’da Meliklik yapmıştır2 . Hacıgökmen 2002:140. Ahiler ve Türkmenler takibâta uğradılar. tarihin çok eski dönemlerinden itibaren birçok medeniyete beşiklik etmiştir. XIII. Ankara ahilerinin en ünlüsü ise elimizde bir şec erenâmesi bulunan Ahi Şerafeddin Hace Osman’dır6 . yani Kırşehir ahi zaviyesinin postnişini. S elçuklu iktidarının yıkılışı ile Osmanlı hâkimiyetine geç mesine kadar ki bu dönem. Bayram 1991: 84. Göde 1994: 37. Akyurt 1942: 4. Silsile -nâme’de Ahi Şerafeddin’in nesebi Hz. II.1979:61. Ankara’da ahilere ait iki kitabeden 731 h/1330 tarihli olanında11 hükümdar ismi zikredilmediğinden. Osmanlı Tarihi Encümeni tarafından da İstanbul’a getirilmişti. Bazı müritlerini öldürüldü ğ ünü Elvan Çelebi’nin (760/1369) Menakibü’l kudsiye’sinden ö ğ reniyoruz Ocak 1996: 117. Ş ehri ilk defa alan kumandanın kim olduğu bilinmiyor1 . Cevdet 1932: 246.104 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Anadolu’nun en eski şehirlerinden biri olan Ankara. Tabiî Ankara ahilerinin de reisi durumundadır. Arkasından Moğol istilâsı ile gelen Kösedağ yenilgisi (641/1243) ahilerin uç bölgelere göçünü hızlandırdı. Hınz 1952: 776. 734/ 1333) talebesidir9 . 1330 tarihinden başlatma1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 Darkot 1978: 433-443. Ankara’nın Türk hâkimiyetine geçmesi Malazgirt zaferinden sonraki dönemde olmuştur. Gıyaseddin Keyhürev’in iktidara gelmesinden sonra veziri S adeddin Köpek. Melik Muhiddin Mes’ûdşah’a verilmiş idi. Emir Eratna’nın naibi olduğunu bazı kaynaklar yazmıştır8 . Ali’ye kadar götürülmektedir. Galip 1928: 13. Öney 1971:111-112. yüzyıl başlarında Ankara merkezi kale dışına taşmıştı. Ölünc eye kadar bütün Ana dolu Ahilerinin reisi. A.Tevhid ve M. Ankara ve havâlisi için birçok araştırmac ı tarafından belirsizlik dönemi olarak nitelendirilmiştir. Baba İlyas Horasanî’nin de bu sırada tutuklananlar arasındaydı. Arkasından Anadolu’da Babailer İsya nı olarak bilinen büyük bir isyan çıktı (638/1240)4 .I: 313. Kılıçarslan döneminde ise (1155-1192) oğullarından her birini bir şehre gönderdiğinde Ankara. Bu dönemde Ankara ve ç evresinde birç ok derviş gelip yerleştiğini biliyoruz. II. Bundan dolayı da bölgede hâkim güçlerle temasa geçen kişidir. Kesin olarak Türkiye Selç uklu S ultanı I. Ergin 1922: 550-551. Cevdet Bey tarafından neşredildiğ i için bugün bazı bilgilere sahip olabilmekteyiz. Öney 1971:111-113. 751/135051’de vefat etmiştir10 . Hacıgökmen 2002:144) Hacıgökmen 2002:144. Tevhid II:1200-1204.129. Bu dönemi. Bu da gerekse Fütüvvet-nâmelerde Ahiliğ in kökenlerini mümkün oldu ğ unca çok eskilere dayandırma anlayışından kaynaklanmaktadır. Ahi Hüsameddin 695h/ 1295 yılında 62 yaşında vefat etmiştir5 . Ahi Evren’le birlikte. Bayram 1979: 70-78. Hacıgökmen 2002:137-160. Ahi Şerafeddin ayrıca Gazan Han’ın baş müşaviri olan Alaüddevle Semnânî’nin de(öl. Galip 1342:49. Togan 1970: 302. oğullarından Melik Arab’ın Ankara ve havâlisine hâkim olduğunu biliyoruz. Bayram.

Ayrıca Anadolu’nun çeşitli yörelerinde farklı mânâlarda da kullanılmaktadır. yenilen yumru köklü bir bitki19 . Ahiler insanlara yardım etmek düşüncesiyle Ankara’da inzibatlık görevini de yapmışlardır. Bozdo ğ an –Aydın Bergama. . armut vb. Bu dönemi birçok araştırmacı yanlış değerlendirmiş. şahıs ismi veya boy adı olarak kullanılmıştır. parmak24 anlamına geldiğini biliyoruz. Eğ ridir –Isparta. Aynı yer. eğer o bölgenin adı varsa kendi dillerine uydururlar. Ancak Ahilerin asayişi sağlaması onların askerî özelliğinden gelmektedir. Rasonyi (I):71-101. Dinar –Afyon) Aynı yer. (Giresun) Aynı yer. Sümer 1999: 410-411. İşte Mamak ismi. Ergin1989:208. meyveler verilirken söylenen sözcük21 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 105 mız daha doğru olsa gerektir12 . Ya da Hac ı Bektaş-ı Veli Bektaşlu Cemaatı gibi27 . bir hayvan hastalığı18 .) Aynı yer. Mamak ismi Ankara dışında. boylarının adını verirler. genellikle gül koncası22 çocuk yemeği. (Eber. ka bak20 . Tire – İzmir. XII. Yalnız Mamak isminin çok az olması.) Korkmaz. Mamak Adının Yer Adı Olarak Kullanılması Mamak isminin yer adı olmasının sebebi ise. Mamak Ne Demektir? Dede Korkut hikâyelerinde Basat’ın Tepegöz’ü öldürdüğü hikâyede Oğuzların Bozok kolundan (Dış Oğuz) ünlü beylerin arasında Demir Donlu (yani Zırhlı) Mamak ve iki kardeşinin adı geçmektedir13 . (Gölpazarı –Bilecik). (Ba ğ ıllı. (Sinop) Aynı yer. 1994:9. (Çorum İncekum Silifke İçel. Nazilli –Aydın) Aynı yer. 2004: 117-129 Hacıgökmen 2002: 51-94. parmak17 . bu ismin Türkler arasında arkaik olduğunu göstermektedir. aptal14 . A. şahıs veya boy adı olarak kullanılmasından dolayıdır. küçük çocuklara elma. XIII yüzyıllarda Anadolu’ya gelen Türkler arasında Mamak isimli şahıslar bulunmakta idi. B. Türkler bir bölgeye gelip yerleştiklerinde. Buna göre Mamak ismi Oğuz Türklerinin Bozok koluna mensup bir beyin ismidir. Aksüt. küçük çocukların boynu16 . mama23 . Bu da bazı araştırıc ıları yanıltmıştır. Ankara’da Ahi Hükümeti kurulmuş olduğu yazılmıştır. Anla yışsız. Bartın ili 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 Hacıgökmen 2002-II:830-39. Anadolu’nun her tarafında Oğuz boy isimleri ve şahıs isimleri bulmamız bu sebepledir26 . Oğuzlar’ın Bozok koluna mensup Mamak cemaatı de olabilir. (Bozdo ğ an –Aydın) Aynı yer. Sümer 2001: 335-353. Çünkü Ankara’ya ait Osmanlı dönemi defterlerinde böyle bir kayıt bulunmamaktadır28 . doğuştan ya da sonradan dilsiz olan 15 . (Aynı yer. yoksa ya beylerinin. Anc ak bu ç ok zayıf bir ihtimaldir. Türkler arasında Mamak. Çarşamba -Samsun-Trabzon ve çevresi Aynı yer. ya da o yerin coğrafî yapısına ve yönlere göre isim verilerdi25 . Türk Dil Kurumu 1977:3114-3115. Akyazı çevresi –Sakarya) Aynı yer.. (Denizli Burhaniye.

dır Hacıgökmen 2002:148. Bilinen tek bilgi. Mamak isminin bu kadar az olması görüşümüzü doğrulamaktadır.hgk. yüzyılın ilk yarısında yerleşmiş olduğunu düşünüyoruz. C.mil. Çünkü bu tip dervişlerin görevi ıssız yolların birleştiği hâkim yerlere zaviyelerini kurarak bölgeyi şenlendirmek asıl amaçları idi31 . sonra birbiri a rdınca gelecek nesil ve batınlarına bunlar da tükenir kendilerinden kimse kalmazsa ba hsi geçen tevliyet öteki kardeşinin oğlu Ahi el-Hac Murad oğlu Ahi Adil oğlu Ba tura Beyin en iyi oğluna sonra en iyi torununa ve yüzyıllar boyunca gelecek batınlarına. Yerle şim Yeri Veri Tabanı. 426 Ergenç 1998:29.106 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Kozcağız bucağına bağlı bir yerleşim birimi ve Kütahya ili.07. Ahi Mesut oğlu Ahi Sinan da Ahi Evren Zaviyesi post-nişînliği yapmıştır. Eti Mesgut’a uzaklığ ı 7 km. Darkot 1978: 437-438.30. Bunlar da tükenir ise Ankara’nın hâkimine ka lır” denmektedir (Ek -1). 842 yılının Zilkade ( Mayıs /1439) ayında düzenlenmiş Ahi el-Hâc Hüsam oğlu El-Hâc Murad babasının adını taşıyan mahallede inşa ettirdiği medrese adına düzenlediği vakfiyenin şartında adı geç mektedir35 . Barkan 1942:279-386.32 Ahi Mesût Ankara’nın tanınmış ahilerindendir. Ahi Hac ı Murad vakfının tevliyetini Ahi Mamak’ın oğlu Ahi Mahmud’a bırakmazdı. Buna göre Ahi Mamak 1439’lu yılından evvel ölmüştür.tr/yyvtsunumu. eğer nesli tükenir. 1462 yıllarında ölmüş olduğunu da biliyoruz 33 .2009). Ahi Hacı Murad adını taşıyan Ankara’da bir mahalle mevcut idi. (14. S imav ilç esi. (Bayramo ğ lu 1983:3-4) VGM Vakıf Kayıtlar Arşivi. http://www. Ahi Mamak Kimdir? Ahi Mamak hakkında pek fazla bilgimiz yoktur. No: 581 s. Onun Romalılar döneminden beri yol olarak kullanılan. Ancak yaşadığı dönemi tespit edebiliyoruz. Bugün toplam nüfusu 291’dır. Ahi Mesut (Eti Mesgut) yerleşim yeri de bu tarz yerleşim yeridir. Burası 1601 tarihinde Ankara’nın en kalabalık mahallesiydi36 . Ahi Mamak ile ilgili Ankara bölgesinde özellikle vakıfnâmelerde bir bilgiye rastlanmamaktadır34 . Eğer bu dönemde yaşıyor olsaydı. Hacıgökmen 2005:190. Kırşehir’den Ankara’ya gelmiş. torununa birbiri ardınca gelecek nesil ve batınlara kalır. erkeklerden kimse kalmaz ise Vâkıfın kardeşinin oğlu Ahi El-Hâc Murad oğlu Hasan oğlu İbrahim Bey’in en iyi oğluna sonra en iyi torununa. 29 30 31 32 33 34 35 36 Harita Genel Komutanlığ ı. Eti Mesgut ilçesine ba ğ lı Ba ğ luca Köyü Ahi Mesut zaviyesinin kuruldu ğ u yerdir. merkez buc ağına bağlı bir yerleşim biriminin adı olduğunu biliyoruz29 . Ankara’ya ise 21 km. Ahi Hüsam oğlu Murad ile Ahi Mamak arasında bir dostluk veya sıhrî bir bağın kurulabilec eğini de söyleyebiliriz. Ankara’nın S amsun ve İç Anadolu’ya açılan kapısı durumunda olan30 bölgeye maiyeti ile beraber XV. Burada “ya şadığı sürece tevliyetin kendisine kalması ve ölümünden sonra ka dın ve erkeklerden en iyi çocuğuna. Aynı şekilde Ankara’nın batı ve güney taraflarında da bu tarz yerleşim yerlerine rastlıyoruz. . bunlar tükenir kimse kalmazsa tevliyet Ahi Mamak oğlu Ahi Mahmud’a en iyi çocuğuna. sonra en iyi torununa ve sonra birbiri ardınca gelecek nesil ve ba tınlarına.

Ahi Mamak’ın ne zaman vefat ettiği. 37 Sarıkaya 2003: 93-110. Ahi Mamak’ın da Hüseyin Gazi türbesi etrafına defnedildiği. XV.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 107 Sonuç Yukarıda kısıtlı bilgileri verdiğimiz Ahi Mamak. kabrinin nerede olduğunu da bilemiyoruz. . yüzyıldan sonra Bektaşi ve alevi cemaati içine karıştığını biliyoruz 37 . zamanla da Hüseyin Gazi kültüyle karıştığını söylememiz de mümkündür. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi ahilerin zamanla Bektaşi ve Alevilere karışması sonuc unda. yüzyılın birinci yarısında Ankara’nın önde gelen ahilerinden biri olmuştur. bu bölgedeki alevî kültürü iç inde devam ettiği söylememiz mümkündür. Büyük bir ihtimalle Ahi Mamak ve etrafındaki Türkmenler ve ahiler. Ahilerin zamanla özellikle XIV.

Oğuzlar(Türkmenler). M. Faruk. TOEM. VGM Vakıf Kayıtlar Arşivi. ( S. VII / 41. Yay. Muharrem (1989)Dede Korku Kitabı I. Ankara. XVI. Işıltan) Belleten.(1991) Ahi Evren ve Ahi Teşkilâtını Kuruluşu. (trc. Fuat (1998 ). Kitabeler. (2001). AÜ. -Cevdet. Ali (2001). Ü. TDK Yay. TOEM. (1978). DTCF. Sosya l Bilimler Enstitüsü Dergisi. M. -Barkan. AÜ. -Sümer.Ü.108 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Aksüt. Yıl 2002.Türkiyye” fi er-rıhleti İbn Batuta. V. -Korkmaz. TTK. Ankara -Hınz . -Sümer. Zeyl ala fasl “al-ahiyya el. II. Mübarek (1342. XIII/52. IX. Ö. Osma nlı Ta rihi Araştırma ve uygulama Merkezi Dergisi. B. -Rasonyi L. Ankara. İstanbul. W. (1994). VI. (1928). “Anadolu’da Oğuz Boylarına Ait Yer Adları” Türkler. “Ankara’da Ahiler Hükümeti”. M. (OTAM ) Sayı:18. Hacı Bayram-ı Veli. (2003) Alevilik ve Bektaşiliğin Ahilikle İlişkisi. Ankara. Ankara ’da Türk Devri Yapıları. V. M. Konya. Ömer L. Ankara Tarih Enstitüsü Vakfı. -Tevhid. “Ahiler Zamanında Ankara’da Sosyal. S. Umumî Türk Tarihine Giriş I. Kültürel ve İlmî Faaliyetler” S. VI. Derleme Sözlüğü. -Darkot. I. Türk Dili Edebiyatı Araştırmaları Enstitüsü. I\1 . (I). “Ankara” İslam Ansiklopedisi . -Ergin. 2. TTK yay. “Ortaçağ Yakın-şarkına ait vergi kitabeleri”. -Göde.fityân et. (1994). I. “Ankara’da Ahilere Ait İki Kitabe”. TDAV Yay. İslamiyat. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi) Konya.Ü.Y. -Öney. (1999). -Galip. Ankara. Ahi Sinan bin Ahi Mesud ve Şecere-nâmesi . TTK Arşivi. -Türk Dil Kurumu (1977). Yüzyılda Ankara ve Konya. TDK Yay. Ankara. Yaşar (1996). İstanbul. . İstanbul. IV/19. -Sarıkaya. İstanbul. Kemal. Z. M. 3. -Ocak. -Bayramoğlu. (1922 ): Mecelle-i Umur-i Belediyye . İstanbul. -Galip. Enderun Yay. XVIII/2. Ankara..(1979) “Baba İshak İsyanı ve Ahi Evren ile ilgisi”. XI. Diyanet Dergisi. -Ergenç. İstanbul. İstanbul. Kısım Ankara Kitabeleri. Osman N. Zeynep. M. Ankara.)Ankara Mescidleri ve Camileri. Ankara. Güney-Batı Anadolu Ağızları Ses Bilgisi (Fonetik). (1942)Türk İslâm Kitabeleri I. F. TTK Yay. -Hacıgökmen. “Ankara’da Ahi Hâkimiyeti” Türkler. -Akyurt. H. Eratnalılar. F. -Bayram. “Ankara Ahilerinin Ticarî Faaliyetleri ve Bacıyân-ı Rûm Hakkında Bir Araştırma” A. İstanbul. Yay. (1932). Hamza (2004) “ Hacı Bektaş Veli’nin Sosyal Kökeni” Hacı Bektaş Veli Dergisi Sayı: 29. Ahmet (II). -Togan. Türkoloj i Dergisi. M. Sa. "Osmanlı İmparatorluğun’da bir İskan ve Kolonizasyon Metodu Olarak Vakıflar ve TemlikIer". A. M. Babaîler İsyanı. Gönül (1971). Vakıflar Dergisi. Ankara II. -Edhem. İstanbul. No: 581. Ankara. DTCF. 7 -Hacıgökmen. Ali(2005). Ankara. Ali(2002). -Bayram.(I) Türk Özel Adlarının Kaynakları”. (1972). I.(1998). -Ergin. -Hacıgökmen. (1942). -Hacıgökmen.A. Ali (2002-II). (1970).

Osman zamanında başlayıp. introduced Islam to this region was Ebu Muslim. Makdisi. Anahtar Kelimeler Ha za r. İsla mla şma THE RELATIONS BETWEEN THEABBASIDS AND THE KHAZAR. All of these incidents indicate that a mass Islamization was carried out in Abbasids period. İbn Rusteh. acquired from the historians of the period Ibn-i ‘Asem. a great number of Muslims (24. The first small mosques were dated to that period in the region.000) bölgeye yerleştirildi.CC) Absract The primary Islamic attacks started in the period of Hz Osman and continued non-stop through the period of Emevis (Umayyads). Mehdinin elçisi Selam et-Tercüman ve Vasık döneminde bölgeye giden Harizmî gibi çağdaş tanıkların verdikleri bilgiler. The speculations in the book (creation) named Derbent-name stated that the first person. Abba sî. ∗ Doç. Yakubî ve Mes’ûdî. bölgenin İslamlaşma süreci ortaya konacaktır. Especially to maintain the conquest. İbn Havkal. Ka fk a sya . Emevî. Bu çalışmada Abbasiler dönemindeki İslamlaşma sürecine dair dönemin tarihçilerinden İbn-i ‘Asem. Özellikle Emevîler’in son dönemlerinde fethin kalıcı olması için çok sayıda Müslüman nüfus (24. Dr. Mukaddesi İstahri. the region had a long and quiet period of Islamization period following the end of the conquers. bölgeye İslam’ı ilk getiren kişinin Abbasî ihtilalini gerçekleştiren kişi olan Ebu Müslim olarak gösterilmesi ve bölgedeki ilk mescitlerin bu döneme tarihlenmesi de Abbasîler döneminde kitlesel düzeyde bir İslamlaşma yaşandığını gösterir. He also achieved the Abbasid revaluation.) Mustafa DEMİRCİ∗ Özet Hazar hâkimiyetinde kalan Volga-Ural bölgesine yönelik ilk İslam akınları Hz. According to the knowledge on the period of Islamization.Y. detaylı ve sistematik bir incelemeye tabi tutularak. and the geographers of the period İbn Rusteh. Derbent-name adlı eserdeki rivayetlerde.000) were settled in that region in the late period of Emevis. (VIII-IX. When the Abbasids came into power. and travellers and embassadors Selam et-Tercuman and Harizmi who went there during the period of Vasık will be examined in detail and the Islamization period will be presented. seyyah ve elçilerden.com .TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 .. Emevîler devri boyunca kesintisiz devam etti. Abbasîler iktidara gelince fetihler durduğundan. Selcuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. Yakubi and Mesudi. mustdemirci@hotmail. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 0 9 -1 24 Ye a r: 2 0 1 1 . bölge uzun soluklu ve sessiz bir İslamlaşma süreci yaşadı. İbn Havkal. coğrafyacılardan. Issue : 5 Pa ge : 1 0 9 -1 24 ABBASÎLER İLE HAZARLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER ( VIII-IX. İstahri. Y.

110 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Key Words Kha za r. Ca uca sia . Isla miza tion . Uma yya d. Abba sid.

bölgenin İslamlaşma sürec ini ve bu sürec i etkileyen dinamikleri ortaya koymaya çalışacağız. 32 (652-53) yılında S elmân b. yüzyılın son çeyreğinde Bizansın doğuya doğru yeni bir hamle yaparak genişlemeye ç alışması sonuc u. yüzyıl ile sınırlamamızın sebebi ise artık X. Emeviler Dönemi Anc ak Emevîler dönemine gelindiğinde ilk karşı saldırıya geç en taraf Hazarlar oldu (683-685). Ermenistan ve Kafkasya’nın bir kısmını Abbasîler’den almasıdır. daha güneyde ise Hamdânîler denilen hanedanlıkların ortaya ç ıkmasıdır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 111 GİRİŞ Umumiyetle Ortaç ağ Tarihini inc eleyenler Abbasi-Bizans ilişkilerine yoğunlaşırlar. Bundan sonra İslam fetihlerinin bütün c ephelerde en uç noktaları ulaştığı Velid b. II. . Rebîa da dahil olmak bu ordunun tamamını üzere imha etti1 . yüzyılın başlarına kadar Abbasî-Hazar ilişkilerini. Beylekan. İşte bu gelişmelerden dolayı konumuzu IX. Bkz. HAZARLARA YÖNELİK İLK İSLAM FETİHLERİ Hulefa-i Raşidin Dönemi Hazar Hakanlığı’na yönelik ilk İslâm akınları Hulefa-i Râşidîn döneminde 642-646 yılları arasında vuku bulmuş. Bu dramatik olaydan kısa süre sonra Hz. Abdulmelik komutasında 708 ve 710 yıllarında 80 bin kişilik ordu Derbend’e 1 Selman b. Beyrut 1986. Rebîa el-Bahilî kumandasındaki 4 bin kişilik ordu ile Erran. yüzyılın sonları ile sınırlamak zarureti vardır. Berda’a üzerinden Derbend Geç idi’ni (Bâbu’l-ebvâb) aşarak o zamanki Hazar başşehri Belencer'e kadar sokulmasıyla başlamıştır. Halifenin kardeşi Mesleme b. Ş u ana kadar bu devrin iki büyük devleti ve askeri gücü olan Abbasîler ile Hazarlar’ın münasebetlerinin nasıl geliştiği ve bu ilişkilerin Kafkasya ve ötesinin İslamlaşmasını nasıl etkilediği detaylı bir ç alışmaya konu edilmemiştir. yüzyıllar arası dönemde Ön Asya’daki en önemli oyunc ulardan biri de kuşkusuz Hazarlar’dır. Abdulmelik döneminde (705-715) Hazarlara ve Kafkaslara yönelik seferler yeniden başladı. Biz bu ç alışmamızda önc elikle Müslümanlar tarafından yazılan Arapç a kaynakları kronolojik bir okumaya tabi tutarak VIII. Osman’a karşı baş gösteren isyan ve takip eden olaylar sonuc u İslam dünyasının iç bunalıma sürüklenmesi ile uzun süre Kafkasya’ya sefer düzenlenemedi. Hâlbuki VII-X. Hazarlarla Müslümanlar arasındaki en şiddetli ç arpışmalar bu halife zamanında oldu. Konuyu X. 111-114. s. İbn ‘Asem el-Kûfî. Ayrıca IX. Ş imdiye kadar Hazar Tarihi ç alışanlar bu devletin sadece din değiştirme olayı bağlamında dış dünya ile ilişkilerini anlatır ya da Bizans-Hazar ilişkilerine değinirler. yüzyılın ortalarından X. Fakat Hazar kuvvetleri komutanı S elman b. Kitâbü’l-Fütuh . yüzyılın başında Abbasîlerin merkezi otoritesini kaybetmeye başlaması sonuc u Kafkasya bölgesinde Sâcîler. ilk önemli hüc um ise H. Rabi’a’nın seferi ve Hazarlar ile karşıla şması üzerine İslam kaynaklarında yarı efsanevî geniş bir malumat yığ ını vardır.

Sakarya Üniversitesi. C. 403-405. VIII. Hazarlar ile Emevîler arasındaki en sert savaşlar Hişam b.112 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 karşı harekete geçti ve sürdürdüğü müc adeleler sonucu şehri ele geçirdi (713). Ankara 1981. s. Mevlüt Koyuncu. İbn ’Asem. s. trc. IV. Fütuhu’l-Büldan . s. Kahire 1967. s. Bu geri ç ekilmeden istifade eden Hazarlar. Bu fırsatı değerlendiren Hazarlar 717-718 yılında karşı saldırıya geç erek Azerbeycan’a kadar olan yerleri geri aldılar. Ankara 1988. Beyrut ty. Ömer b. VIII. Yeni komutan Hazarları durdurmayı başardığı gibi. s. IV. I. Abdülaziz’den sonra gelen Emevî Halifeleri bu barış siyasetini sürdürselerdi. Muhammed’in savaşları ve ç abaları bölgenin İslamlaşması bakı- 2 3 4 5 İbn ‘Asem. Abdülaziz’den beş yıl sonra Kıpç aklar ve diğer Türk boylarının yardımını sağlayan Hazarlar'ın “Mercü’lhicâ re’” savaşında bozguna uğrattığı Müslüman ordusu c iddi kayıplar verdi. s. Hatim b. Bunun üzerine Hazarlarla müc adeleye memur edilen Cerrah b. agm. 290-291. Nu'mân el-Bâhîlî’yi görevlendirdi. Kahire 1974. Ayrıca bkz. s. Belâzurî. Abdullah elHakemî. s. Abdulmelik tekrar Hazar c ephesine atandı. Sayı I/A-B. Ondan sonra Mesleme b. belki Hazarlar Musevi değil. 99/717-18). 858. Zehebi. Abdülaziz’in İslam’ın savaş ortamında yayılamayac ağı anlayışına dayalı genel siyasetini uygulamaya konularak bu zaferin üzerine gidilmedi ve iki taraf arasında kısa bir barış ve sükûn devri yaşandı2 . 77-80. 32.. VII. “ Hazarlar Arasında Müslümanlığ ın Yayılması” . Tarihu’r-Rusul ve’l-Mülûk. Kafkasya’da Hazarlara karşı yürütülen bu müc adelede 732'de Azerbaycanİrmîniye Valiliğine önce Said el-Hareşî getirildi. s. Mustafa Fayda. Bu sefer sırasında Hazarlar pek ç ok insanı öldürdüler. Abdulmelik döneminde (724-744) meydana geldi. Eğer Ömer b. hüc uma geç erek Erdebil’e kadar bütün Azarbeyc an’ı ele geç irdiler4 . Ali Habîbe. Taberî. Onun komutasındaki ordular Hazarlar’ın elindeki tutsak durumunda bulunan Müslüman askerleri kurtardığı gibi bazı başarılar da elde ettiler5 . “ Emeviler Devrinde Hazarlarla yapılan Mücadeleler” . 295-296. thk. S aid’den sonra komutanlığa getirilen Mervân b. Düvelü’l-İslam. 70 vd. Taberî. Belazuri. 283-287. Mesleme 729-730 yılında büyük bir Hazar ordusunu mağlup etmesine rağmen bu görevden alınarak yerine tekrar Cerrah atandı. Abdülazîz. Anc ak Ömer b. Anc ak Cerrah 730 yılındaki savaşlarda mağlûp olarak Azerbaycan'a geri çekilmek zorunda kaldı. Bunlara karşı Emevî Halifesi Ömer b. 270-280. 67. Bkz. s. s.. thk. Sakarya 1997. Koyuncu. . Müslüman olac aklardı ve Kafkasya’nın İslamlaşması ç ok daha erken tarihlerde başlayac aktı3 . s. Tarihu Mevsıl. III. Hakkı Dursun Yıldız. 74-79. Ebu’l-Fazl İbrahim. Anc ak 714 yılında Derbend Geçidi'ni ele geçiren Mesleme Bizans ile savaşların alevlenmesi üzerine 717'de İstanbul'u kuşatmak üzere bölgeden ayrılınc a Hazar c ephesi boşaltıldı. Hazar topraklarında ilerleyerek Derbend'in 6 fersah kuzeyinde Hazarlar'ı ağır bir yenilgiye uğrattı ve başşehirleri Belenc er’i ele geç irdi. onlara karşı zafer kazanarak bol ganimetler ile döndü (H. Ayrıca Bkz. Türk Tarih Kongresi Bildiriler. şehirleri yakıp yıktılar. Ezdi. Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi . İbn ‘Asem. 74-79. II.

297. 75. önce Hazarları kuzeye ç ekilmeye zorladı ve böylec e Kafkas6 7 8 9 10 Bu sefer hakkında geniş bilgi için bkz. III. Lekz ve Ş irvan halkları ve şehirleri üzerine seferler düzenleyerek onları da harac a bağladı. 7 bin esir vererek ağır bir yenilgi aldı. S aid el-Esedî ile Abdurrahman b. . Mervân b. Hakan Müslüman âlimin bu tavrı karşısında “siz gerçekten sa mimi bir Müslüma nsınız” demekten kendini alamamıştır. Bkz. Muhammed'in bu önemli seferi ile. Mervan Ona değerli bir elbise hediye etti ve O’nun huzurunda Müslüman oldu. Rivayet göre bu sıralarda Hazar hakanı avlanırken Müslümanlar tarafından ele geç irilmiş ve Müslüman olmaya zorlanmıştı. Eğer efendiniz Müslüma n olursa. Bu arada Mervan onu İslamiyet’e ça ğırdı. Yalnız Muhammed b. Nuh b. s. Fulan el-Havlanî adında iki İslam alimini göndermiştir. Ş enzan. artık O’nun ölü hayvan ve domuz eti yemesi. Eski Ruslar ve Büyük Bozkır Halkları. VIII. Ayrıca bkz. trc.”8 Böylece Hazar Hakanı İslam’ı anlatmak üzere gönderilen âlimlerin huzurunda İslam’ı kabul ettiğini aç ıkladı. s. 734. Ardından S erir halkı(Avarlar). Hanuka Han’ı Müslüman kaynaklar zikretmezler. Mervan’ın huzurunda Müslüman oldu ğ unu ikrar eden şahıs bu olmalıdır. Ahsen Batur. Mervan’ın önünden kuzeye ç ekilen Hazar Hakanı Araplara karşı 40 bin kişilik bir ordu topladı. korkuya kapıldı. 289-291. “ Hazarlar” mad. aksi takdirde sa va şacağını bildirdi. Meydan Larousse . Derbend'e kendi kuvvetlerini yerleştirdikten sonra 150 bin kişilik bir ordu ile ilerleyerek iki koldan yeni Hazar başşehri İtil'i kuşattı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 113 mından bir dönüm noktasıdır6 . helal olan bir şeyi de haram kılmak diye bir şey yoktur. Allah’ın a dı anılmadan kesilen hayva nın etini de yemek ya sa ktır” 9 demiştir. Nuh b. İstanbul 1973. Onunla kendi ülkesinde hükümdar olması ve istediği İsla m â limlerinin İtil şehrinde insa nla ra İsla m’ı a nla tma sı şa rtıyla bir a ntla şma ya ptı ve Ha za r ülkesini terk etti. Said el-Esedî Yahudiler tarafından hunharca öldürülmü ştür. Biro. Hamzinşah. Tiranşah. kendisine İsla m’ı anlata cak birsini göndermesini istedi. 255. Mervan bunun üzerine İtil bölgesinde yaşayan insanlara ve Hazarlara İslam’ı öğretmek üzere Nuh b. Acta Orientalia Academiae Scientiarum Humgaricae . Nitekim Belazuri’deki şu kayıt bu görüşü destekler mahiyettedir: “Ha zar büyükleri. Marget B. L. Muhammed’in baskıları ile Hazar Hakanı Hanuka Han’ın7 Müslüman olduğunu ilân etmesi de bölgede İslam’ın kökleşmesine yardımc ı olmuştur. Belâzurî. Mervan. 283-293. Mervan b. Gumilev. Budapest 1975. Ardından 40 bin kişilik bir ordu ile Hazarlar üzerine büyük bir sefer düzenledi ve Derbend Geç idi'ni aşıp Belenc er'e girdi. S aid el-Esedi Hazar Hakanı ile ilk karşılaşmasında: “İsla m’da ha ra m olan bir şeyi helal. ilk olarak Berza’a ile Tiflis arasında “Kisal” şehrini kurdu. “ Marwan b. İbn ‘Asem. Belazuri. Mervan’nın kalabalık bir orduyla ülkelerine geldiğini ha ber a lınca. kan ve şarap içmesi ha ramdır. Zerkan. Mervan da Hazar Hakanının sadakatine güvenerek İtil’e dönmesine izin vermiştir10 . İmzalanan antlaşmaya göre İtil'de iki fakih kalac ak ve Hazarlara İslâmiyeti öğretec ekti. s. Tumanlar. Filanşah. 5. İstanbul 2003. Bunun üzerine Hazar Hakanı İslamiyeti kabul ettiğini. Bundan sonra Mervan. Fakat bu ordu 10 bin ölü. s. 254-255. s. s. Daha sonra Mervân aldığı 40 bin kadar esiri Derbend'in güneyinde Şemkur şehrine yerleştirdi. İbn ‘Asem. Muhammad’s Georgian Campaign” . N.

İslam hâkimiyeti daha o dönemde Don ve Dinyeper nehri boylarına rahat ulaşabilirdi15 . s. Hazarlarla fazla sorun yaşanmamıştır. Hazar Tarihi . Belâzurî. Abbasîler’in iktidarı ele geçirmesi ile Arap dış politikası özellikle ilk yıllarında barışa dönük bir siyaset arz etmekteydi. İbn ’Asem. Bu yüzden Hazar Hakanının zorla İslama girmesi aslında önemli bir netic e doğurmadı. Fakat bununla birlikte hakan İslamiyet’in Hazarlar arasında yayılmasına müdahalede de bulunmadı14 . İbn ‘Asem. Hazarlar ve Musevilik. Ermenistan ve Azerbayc an 11 12 13 14 15 Mervan b. Abbasîler’in İlk Dönemi Emevîler’in yıkılışı ve Abbasîler’in kuruluşu ile Kafkas ötesinde. Osman Karatay. gerekse İtil’de yaşayan Hazarlar arasında İslamiyet hızla yayılmaya başlanmıştır. Bu bölge ile ilgili sağlam bilgiler aktaran İbn ‘Asem konuyla ilgili olarak şöyle demektedir: “Sadece Hakan. İstanbul 2004. 345. Zaman zaman savaşlar olmakla birlikte Emevîler devrinde olduğu gibi uzun süreli ve şiddetli ç arpışmaların meydana gelmediği görülmektedir. 36. s. Ş ayet Emevîler yıkılmayarak burada sağladıkları üstünlüklerini sürdürebilselerdi.” 13 . Çorum 2005. Golden-Zuckerman-Zajaczkowski. ya kın çevresi. trc. s.11 Her ne kadar Hazar Hakanının İslâmı kabulü kısa sürse de bu ihtida olayı bölgede din meselesinin öne ç ıkmasına neden olmuştur. VIII.Constantine Zuckerman. Çünkü Hazar Hakanı kısa zaman sonra dininden döndü. Muhammed’in Hazarlara ve Kafkasya’ya yönelik seferleri için bkz. age. 13. tic arî ve kültürel ilişkilerin ağırlıkta olduğu bir sürec e girildiği ve yaklaşık iki asırlık bu süreç te İslam’ın Hazarlar arasında yavaş yavaş yayılmaya başladığı görülmektedir. Daha ziyade iç politikada huzur ve asayişi korumayı. 255. 291293 Peter B. yeni kurulan devleti İslamlaştırmayı hedefleyen Abbasi politikası gereği. Golden. s. a ilesi. Mervan’ın bu büyük savaşından sonra Emevîler iç bunalıma sürüklendiğinden her iki devlet arasında pek savaş görülmemiş ve bu durum Hazarların yeniden eski zamanlarına dönmelerine neden olmuştur Demek ki bu bölgede İslam’ın yayılışını durduran esas olay. İ.. Bunun sonuc unda Emevîler devri boyunc a İtil havzasına yapılan fetihler ve akabinde bu bölgeyi İslamlaştırmak amac ıyla Belencer ve Semender şehirlerine tehcir edilen Müslüman Arap nüfus sayesinde İslam dini buralarda tutunabilec eği bir zemin buldu. Artamonov. Hazar hükümdarı Müslüman olmakla ka lma mış. s. Ahsen Batur. çev. Daha sonraki gelişmeler dikkate alındığında Hazar Hakanının ve ç evresinin bu zorunlu din değiştirmesinin fazla sağlam temeller üzerine oturmamış olduğu görünmektedir. s. 297-298.114 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 lar’da İslam’ın ilk nüvesini oluşturdu.Ananiasz Zajaczkowski. 36. M. Hazar ümerası ile birlikte İtil şehir ha lkından pek çok kişi de Müslüma n olmuştur.12 Çünkü bu antlaşma ile gerek Hazar hakanlık ailesi arasında. . IV. tam da bu dönemde Emevîler’in geç irdiği bu iç bunalım sonuc u Abbasi devrimi ile yıkılmaları olmuştur.

Aksi ta kdirde senin için ve diğer vâ liler için endişeleniyorum. kabile reislerinin önc ülüğünde. 194. MEB. s. Zeki Velidi Togan. “ Hazar Türkleri’nin Kültür Tarihine Ait Bazı Notlar” . İbn A‘sem. çev. M. Saim Yılmaz. Târîhu’l-Ya’kubî. güçlü orduları ve savaşçı yapıları ile Hazarlar. Eğer Hazarlar isterlerse seni ora da ma ğlup ederler. dn. Halifenin bu bölgedeki valilerine yazdığı mektuplarda bu tedirginliği bütün aç ıklığı ile görmek mümkündür. Dikka tli ol ve dediklerimi uygulamaya çalış. Kaynaklardaki bilgilere göre söz konusu hediyeler. “ Hazarlar” mad. 309. s. Ras Tarhan’nın “ Astarhan” ve “ Harezm” adını da ta şıdığ ı hakkında kaynaklarda farklı detaylar vardır. Khalil Athamına. 229. Bunun üzerine Vali Yezid bu amaç la Hazar Hakanı Bagatur’a akrabalık kurma teklifini iletmiş ve Hakan da bu teklifi kabul etmiştir18 . Hazar Yahudi Tarihi. Yirmi araba da Hazar prensesinin altın ve gümüş kaplardan oluşan ç eyizini taşıyordu21 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 115 bölgesinin kuzeyinde. Abdu’l-Emir Mühenna. Dunlop. Taberi. Ankara 1991. Vessela m ”17 . Esref Buharalı. Hazar prensesini güneye götüren Tarhanlara ç ok sayıda halayık ve köle de eşlik ediyordu20 . Sayı 2000/2. Bu bölgeye tehcir edilen kabîle ve toplulukların kimlikleri hakkında bkz. s. 4 bin adet kısrak. İbn A‘sem. Hazarlar’ın yeniden tehlike olac ağını fark etmiş olmalı ki onlarla barışın korunmasına özellikle önem vermiştir. S ülemî’ye de bu konuda ihtiyatlı davranmasını önermiş. Beyrut 1993. C. Ermeniyye valisi Yezid b. Halife el-Mansûr‘un Hazarlara karşı izlenen bu politika ç erç evesinde. Hazar hakanı da Türk gelenekleri gereği kızının çeyizine oldukça yüklü hediyeler koymuştur. Bu kabilelerin bölgede daimî kalmaları iç in kendilerine araziler iktâ‘ edilmişti16 . onlarla akrabalık kurmaya ga yret et. s. 647. trc. toplu halde.. 401. s. hatta Hazar Hakanı ile mümkünse akrabalık ilişkileri kurmasını istemiştir. Kûfe ve Ş âm bölgesinde bulunan bazı kabileler. . 229. Belâzurî. Azerbaycan bölgesine tehcir edilerek Tebriz ve c ivarına iskân edilmişlerdi. Bunun üzerine Yezid Hazar Hakanının kızıyla evlenmiştir19 . 10 bin deve ve ç ift hörgüç lü bin Türk devesinden meydana gelmekteydi. Useyd’e yazdığı mektupta bu endişelerin. 209. Çünkü gelin giden Hazar prensesi hamile kalmış doğum esnasında ç ocuğu ile birlikte hayatını kaybetmiştir. Abbasîler iç in en az Bizans kadar tehlike teşkil ediyordu. Yezid Hazarlara başlık parası yerine geç en 100 bin dirhemlik Ka lın ödemiştir. III.V. şöyle dile getirmiştir: “Ermeniya bölgesi a nca k Ha zarlarla yakınlık ve akrabalık kurmakla emniyete a lınabilir. Sakarya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi . VIII. Ayrıc a Halife el-Mansûr. 300. Zahide Ay. İstanbul 2008. II. thk. Nitekim el-Mansûr Ermeniye Valisi Yezîd b. s. Sakarya 2000. VIII. bin adet katır. D. s. Sayı 29 (342). Ancak her iki tarafın da bu iyi niyet girişimleri olumlu sonuç vermemiştir. 505. Hazarlar intikam amac ı ile Ras Tarhan22 komutasında Arap hâkimi- 16 17 18 19 20 21 22 Ya‘kûbî. bin yardımc ı insan. s. Kişiliğ i ve ismi hakkındaki tartışmalar hakkında bkz. Bundan dolayı Basra. Arapların bunu intikam amac ı ile kasıtlı olarak yaptığı dedikoduları ise Hazar Hakanını yanıltmıştır. Ankara 1997. 43. “ Emevî Hilâfeti Döneminde Arap İskânı” . İA . Ka naatim odur ki devlet ta ma men kuruluncaya kadar Hazarla r ile a kra ba lık kur. Türk Kültürü .

256-257. s. Bu göçlerin bir kısmı Musul bölgesindeki kabîlelerin a ğ ır vergiler nedeniyle yerlerini terk etmek zorunda kalmalarının sonucu olarak Azerbaycan bölgesine göç etmişlerdir. İbn ‘Âsem. Nehc evan. Selâhaddin Tâhâ.g. s. Ayrıca bölgede Ercişi Suğra ve Ercişi Kübrâ adında iki yeni idarî merkez daha kurularak.. s. a. s. s. 205 vd.g.m. Sayı XX. s. Abdulmelik tarafından 24 bin Suriyeli asker yerle ştirilmişti. Alan ülkesi ve Abazya’yı Müslümanların elinden almışlardır25 . . Riyad 1986. 294. Gumilev.116 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yetindeki Ermenistan ve Tiflis topraklarına saldırarak (H. Dubeyl. Tâhâ. 145/765) ç ok sayıda Müslüman’ı öldürmüşlerdir. Tao(Taveli). age. Kabileler bu şehirlerde eskiden olduğu gibi kabilevî bağlılıkları ile yaşayışlarını sürdürmüşlerdir30 .. a. Mesela H. Hamzin.. Belâzurî. Belâzurî. a. 309.g. s. bu kabilelerin Musul bölgesindeki kolları da ağır vergilerden kurtulmak iç in bu bölgeye göç etmişlerdi31 . 295. S üleym. 295.m. haraç toplamaya kalkışınc a bölgedeki kabile reisleri toplanarak şöyle demişlerdi: “Ya Emir! Şimdiye kada r bu topra kla rda n hiç vergi alınma dı. Lekz.... hapishanelerden 8 bin kişi ve inşaat ustalarından oluşan guruplar bölgeye gönderilerek. 204-205. s.g. s. Çünkü bura sı düşma n kılıcının a ğzıdır. 310. İbn A’sem. 211. s. II. VIII. Hârûn er-Reşîd zamanında. Ha lk Ha za rla ra ka rşı sa va şma kta dır. İstanbul 1976. 182 (798-799) yılında Hazarlar’ın Derbent Geç idi’ni aşarak Azerbayc an bölgesindeki Müs23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 Yıldız. Bu kabilelerin kimlikleri için bkz. Athamina. 171.m.m. a. Cezîretü’lFuratiyye ve’l-Mavsıl. Kemâh ve Bâbı Vâk şehirlerine yerleştirildi27 . Belâzurî. Doğal olarak bu gelişmeler bölgede kabile reislerini hem idarî hem de askerî bakımdan nüfuzlu bir duruma getirmişti. 204. Stratejik öneminden dolayı Babu’l-Evâb’a. “ İstîtanu’l-Arab fi İklimi Ermeniya” Risâletü’l-Halici’l-Arabî. s. İslamiyet ve Türkler. buralara Filistin’den getirilen askerleri birlikler iskân edildi28 . Klarcet. aynı yer. 291 vd. Muhammed Câsim Hammâdî. Bu saldırılara Abbasî ordusu fazla karşılık verememiş. çoğunluğu göçebelerden oluşan kabileler.32 Hârûn er-Reşîd dönemine kadar vergi alınmayan Azerbeyc an’daki sınır halkından Halifenin bölgeye atadığı Vali S a‘îd b. a. Tâhâ.” 33 S onraki yıllarda Araplar ile Hazarlar arasında Hârûn er-Reşîd dönemine kadar sınır ç atışmaları niteliğinde hafif savaşlar meydana gelse de c iddi anlamda Arap-Hazar savaşlarından söz edilmemektedir. Hazarlar’ın Ermeniya ve Azerbaycan bölgelerine düzenledikleri saldırıların karşısında Halife el-Mansûr tarafından bölgede güçlü bir askerî birlik oluşturmak iç in maaşlı kimselerden oluşan profesyonel ordunun yanında26 .g. s. Tâhâ.. VIII. s. Ya‘kûbî. Ezdi’nin verdiği bilgiye göre Hazarlar tarafından esir alınan Müslümanların ç oğu soğuktan ölmüşlerdir24 . s. s. s. çocukları ve aileleri ile birlikte sınır boylarına yerleştirildi29 . Emevîler zamanında Mesleme b. Ya‘kûbî. Athamina. 204-207. Ezdî. Fakat bu saldırılar 779 yılına kadar devam etmiş ve Hazarlar Emevîler zamanında fethedilen Kehatya. Bâbu’lEbvâb gibi şehirlere de Abbasî hareketine destek vermiş olan.m. Bkz. 210. Türkler de kış nedeni ile geri çekilmişlerdir23 . 40. 75. Ba ğ dat 1977. 287. 69. Ezdi.

5. . trc. C . Hazar hakanına yine bu ölüm olayının doğal olmadığı. Hazar şehirleri IX. Artık bu tarihten sonra Hazarlar’ın yıkılışına kadar iki devlet arasında vuku bulmuş herhangi bir savaş tespit edilememektedir38 . s. Ülkenin her yanında patlak veren isyanlar35 . Araplar bu süreç te ellerinden geldiğinc e Hazarlara karşı barış yanlısı bir politika izlemişlerdir. 328. s. Azerbayc an ve Ermenistan valiliğine gönderilen Fadl b. Hazim komutasındaki bir orduyu Hazarlara karşı göndermiş ve onları Ermeniye’den ç ıkarmışlardır34 . 149. Ancak önceki evlilikte olduğu gibi bu Türk kızı da ç ok sürmeden öldü. el-Muntazam. 20. C. s. Doğu-Batı tic aret trafiğinin ve temaslarının merkezi haline geldi. İbnü'1-Esîr. 295.VI. II. S elm Kuteybe el-Bahilî’yi bölgeye vali olarak tayin eder. Şaban Kuzgun. Halife Huzeyme b.Yahya el-Bermekî Kafkaslar’da süregelen kargaşayı önleyemeyince. el-Kâmil Fi’t-Târîh. 650. Bundan sonra iki taraf arasında tic arî ilişkiler ve barışç ı politikalar öne ç ıktı. Hazarlar’ın Abbasilere karşı son seferi 798-799 yılındaki seferdir. age. thk. Ya’kûbî. II. Hârûn er-Reşîd’in gönderdiği valiye isyan ederler. 150. yüzyılda artık GüneyKuzey. S aid Arapların kabul ettiği eski vali Nec m’i yakalayıp öldürünc e bölgede durum iyic e karışır. s. Abbasilere Yönelik Dini ve Siyasi İsyanlar. 86. 83. intikam amac ıyla gerç ekleştirildiği anlatıldı. bir türlü güç yetiremediği Hazar Hakanını evlilik yolu ile barışa zorlamak istedi. 799 yılında meydana gelen bu savaşta Hazarlar bir süre (70 gün) Ermeni topraklarında kaldıktan sonra geri ç ekilirler37 .. C. Hârûn er-Reşîd Kafkaslardaki sorunları ç özmek iç in S aid b. Haşim. Ş üphesiz bunda kendi iç işlerindeki çalkantılı dönemlerin de etkisi vardır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 117 lümanları öldürmeleri üzerine. Fakat müellifler bu rivayet üzerinde fazla durmamakta diğer olaya atıf yaparc asına bundan kısac a bahsetmektedirler. Bu savaşın sebepleri hakkında Arap kaynakları iki farklı rivayet aktarmaktadırlar: Bunlardan birinc isi Halife el-Mansûr döneminde olduğu gibi Abbasilere gelin giden Hazar prensesinin doğum esnasında ölmesi üzerine odaklanmıştır.000 kişilik bir orduyla destek vererek Bab şehrine gelir. Bkz. s. Artamanov. C. Ankara 2001. Ya’kûbî. Necm’in oğlu Hazarlara sığınarak yeni valiye karşı savaş başlatır. Hakan da onun bu evlilik teklifini kabul etti ve kızı S itit’i (subt) Vali Bermekî ile evlendirdi. Kö şe . s. Her iki devlet arasındaki son büyük savaş Halife Hârûn er-Reşîd döneminde meydana geldi. Mahmud Mustafa Abdulkadir Ata.. güç lü rakipleri Hazarlara karşı ellerini kollarını bağlıyordu. Bölgede Bulgarların belirleyici olmaya başladığı X. gerekse orada hali hazırdaki vali Nec m b. Ankara 1993. yüzyıla kadar da durum böyle 34 35 36 37 38 Ezdî. Bunun üzerine Hazarlar büyük bir ordu ile harekete geçerek Abbasî topraklarını yağmalamaya başladılar36 . s. s. III. Cem Zorlu . Bölgede önemli bir nüfuza sahip olan ve uzun süredir valilik yapan Nec m ailesi bu durumu kabullenmek istemezler. s. Kaynaklarda ikinc i rivayet daha detaylı anlatılmaktadır: Bu rivayette Kafkaslar’daki Ermenilerin isyanları ve Arap idarec iler arasındaki ç ekişmenin yol aç tığı olaylar sebep olarak gösterilmektedir. A. İbnü’l-Cevzî. IX. Taberî. Anc ak gerek yerli halk. İstanbul 1991. VI. Beyrut 1992. Hazar Meliki de bu talebe 100. Hazarlar ve Kuzey Türkleri . 10. İbnü'1-Esir.

Bunun bir uzantısı olarak din ve bilim adamları da Hazarlar arasında faaliyet göstermeye başlamışlardır43 . s. V.. 23’den naklen Bkz. Yüzyılda Hazar-Abbasî İlişkileri IX. s. Belkıs Çorakçı. Ahsenü’t-Tekâsîm. İstanbul 1978. 16. yalnız tek tanrıya (Gök Tanrı İnanc ı!) inanan insanlar yaşamaktadır. Gürc ü bir Aziz’in Abazya üzerinden Hazarya’ya gidişini hikâyesini anlatan biyografisine göre IX.. age. Neue Folge 13 1905. Gerç ekten de İslam’ın yayılış tarihinde bu tür savaşsız ve sakin dönemler her zaman sessiz sedasız İslam’ın yayılışına delalet etmiştir41 . Hazar Hakanı ile Abbasi Halifesi bir ç eşit saldırmazlık sürec ine girmişlerdi. Emevîler devrinde Orta Asya’da olduğu gibi. age. yüzyılın başlarında Hazar ülkesinde vahşi. X. Ankara 1975.118 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 devam etti. Yalnız bazı köy ve şehirlerinde Hıristiyanlar yaşamaktadır40 . 360-361.. Bölgenin sessiz sedasız İslamlaşması da bu sükûn ve istikrar devresinde oldu39 . Bu sefer olmuşsa bile muhtemelen bu Me’mun’un Merv’de kaldığı şehzadelik yıllarında (800-812) ya da Merv’deki Halifelik döneminde (812-818) yapılmış olmalıdır. Leiden 1902. trc. yüzyıldan itibaren artmaya başlamıştır. Hakkı Dursun Yıldız. Zira o günün şartlarında Gürgenç emirinin kendi imkânları ile böyle bir sefer düzenlemesi mümkün görünmemektedir. Barış ortamı Hazar ülkesini. Orta Asya Tarihi Hakkında Dersler. İstanbul. Daha önc e az da olsa var olan iki taraf arasındaki tic arî ilişkiler. Hazarların Yahudiliği benimsemeleri de işte tam bu dönemde gerç ekleşti. İstanbul 2005. Kafkasya ve Hazar ç evresi sakinleşmiş. Emel Esin. Mukaddesi. K. s. s. muhac irler ve tebliğci din adamları vasıtasıyla atılmaktadır42 . s. İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giri s. s. V. Arthur Koestler. Ancak V. Onüçüncü Kabile. De Goeje. Jacques Piatigorky-Jacques Sapir. Hazar İmparatorlu ğ u Tarihi . s. s. 25-32. Bartold. IX. İstanbul 1993. 145-155. Dunlop. Hande Güreli. S iyasî-askerî olayların azalmasına bağlı olarak bu yüzyılda İtil-Ural havzasında neler olduğuna dair haberler de azalmaktadır. trc. Untersushungen zur Geschichte der altchristetlichen Literatur. 85. her iki tarafın da barışın tadını ç ıkardığını görüyoruz. yüzyılın büyük bölümünde Hazarlar ile Müslümanlar arasında barışın hüküm sürdüğü bu uygun ortamda bu bölgedeki İslamlaşmanın temelleri büyük oranda tac irler. Bartold bu daveti yapanın Halife Me’mun değil. yüzyıla geldiğimizde Hazarlar ile Müslümanlar arasındaki savaşların tamamen durduğu. V. 59. s. Muhammed olduğunu iddia eder45 .. Coğrafyac ı Mukaddesi başkalarından duyduğu habere dayanarak Halife Me’mun’un Cürc aniyye üzerinden İtil şehri üzerine bir sefer düzenlediğini ve buranın Melikini İslam’a davet ettiğini yazar44 . 20. Schultze. Das Martyrium des heiligen Abo von Tiflis. Aynı mlf. IX. İslâmiyet ve Türkler. 39 40 41 42 43 44 45 Golden-Zuckerman-Zajaczkowski. 1980. 856-858. 196-197. küstah. 103-104. n şr. Müslüman tüc c arın en ç ok tic aret yaptığı sahalardan biri haline getirmiştir. Gürgenç valisi/emiri Me’mun b. zanaatkârlar. Zaten Me’mun’un böyle bir seferini diğer kaynaklardan teyit edemiyoruz. . agm.

Her ne kadar burada yecüc ve mecüc kavmi ile ilgili bilgi toplama iste ğ i bir rüyaya ba ğ lanmakta ise de aynı halife Kur’arn’da bahsi geçen Ashb-ı Kehf hakkında da bilgi toplamak ve yerinde inceleme yapmak maksadıyla Efes’e bir bilim heyeti göndermişti. 590. 202-203. s. I. Murûcu’z-Zeheb . Mes’ûdî. Bkz. Beyrut 1997.. Musa el-Harezmi adlı iki Türk başkanlığında 50 güç lü adam eşliğinde bir heyeti Kafkas ötesinde Yec üc ve Mec üc kavminin bulunduğu bölgeye gönderir. Abdulemîr Mühennâ. Onların idaresinden insanlar ho şnut olmayınca şehir terk edildi ve Mu’tasım zamanına kadar harap kaldı. İbn Fakîh. terk edilmiş ve harabe haldeki eski Ş emkur46 şehrini tamir ettirerek. İshak adında biri vardı ki bunun liderliğinde Müslümanlar etra fla rındaki halklara galip geldiler. İşte bunların H. I. “ Muhammad ibn Mûsâ al-Khwârizmî” JRAS (1943) s. n şr. s. n şr. 212. İbn Fakîh. Belâzurî. Mukaddesi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 119 Mu’tasım zamanında. Ayrıca Abbasîler döneminde bu bölgede tıpkı Orta Asya’da olduğu gibi Ribatlar yapıldı ve bu ribatlara maaşlı askerler yerleştirildi. s. Senaverdiyyeler denilen bir Kafkas halkı tarafından yıkılıncaya kadar İslami dönemde mamur bir şehir olarak kaldı. Mes’ûdî. I. s. Viac Regnarun. 358. Mu’cemu’l-Büldân thk. onlara boyun eğdirdiler ve onla r da cizye verdiler”51 bilgisini vermektedir. 291. Elç ilik heyetinin bir yıllık 46 47 48 49 50 51 52 53 54 Şemkur. Belâzurî. s. s. Beyrut 1992. s. Marque . D. Yûsuf el-Hâdî. Dunlop. Bkz. Yâkut el-Hamevî. s. . Georgian Chronocle. Ayrıca Berza’a şehrinden bazı tac irler de buraya iskân edildi ve şehre “Mütevekkiliye” adı verildi49 . Hz. Bunlar hem gaza ile hem de İslam’ın tebliği ile meşgul oldular52 . Bu yüzyılda Hazarlar hakkında en geniş bilgiyi Mu’tasım’dan sonra Abbasi Halifesi olan Vasık zamanında (227-232/842-847) bölgeye gönderilen bir heyetin tuttuğu raporlardan öğreniyoruz. 240 (854-855) yılında ünlü Türk komutanlardan Ermeniye Valisi Boğa el-Kebir. Erran ile Gence arasında. Rabi’a tarafından fethedilmişti. 589-590. Halbuki Emevîler devrinde Mesleme b. 202. 193) bu bölge şehirleri arasındaki mesafeleri verirken Şemkur’u Gence’ye 10 fersah (=70 km) olarak göstermektedir. 248-250. Mütevekkil zamanında Müslümanlar bura ya yerleştirilmişti. 209. Mes’ûdî. Gence’ye 11 fersah uzaklığ ında bir şehir olup. s. Eşnas da 30 dil bilen! S ellam et-Terc üman ve Muhammed b. 320/942 yıllarında Hıristiyanlıktan dönerek Bizans’ın göndermiş olduğu din adamlarını kovduklarına şahit olmaktayız 53 . Ferîd Abdülaziz el-Cündî. Osman zamanında Hazar fatihi Selma b. Tiflis’e yakın bölgelerde (5 günlük mesafe) yaşayan pagan Alanlar Abbasiler zamanında Bizans’ın gönderdiği Hıristiyan din adamları vasıtasıyla Hıristiyanlığı benimsemişlerdi. 291. M. 412’den naklen Dunlop. thk. s. Kitâbu’l-Buldan . İstahrî (e l-Mesâlik ve’l-Memâlik. Streiftz. Abdulmelik’in 730’lu yıllarda burayı fethederken “Alanların Kalesine” bir grup Müslüman Arap yerleştirilmişti48 . Beyrut 1991. III. Ayrıca Hazar vatandaşı olan 300 Alan’ı da Debend Geçidi üzerinden getirerek bu şehre yerleştirdi50 . Leiden 1927. age. H. 413. Muhtemelen Kur’an’da sözü edilen geçmiş topluluklar ile ilgili Abbasi ba şkenti bazı tartışmalar yaşanmaktaydı ve bu amaçla ilmi bir heyet gönderilmişti. Hazar ülkesinden İslamiyeti kabul etmek isteyen bir zümreyi bu şehre yerleştirdi47 . Bunun üzerine Eşnas et-Türki’ye rüyasını anlatarak ondan Yec üc ve Mecüc kavmi hakkında bilgi toplamasını ister54 . Mesudi bu bölge hakkında “Aba zya ve Hazar ahalisi Tiflis fethedildiğinden beri Suğur Va lisine cizye öderler. s. Yerleştirilenler a ra sında İsmail b. Rivayete göre Vasık iktidarının ilk günlerinde bir gec e rüyasında Yec üc ve Mec üc kavminin önündeki seddin aç ıldığını görür.

İtil’den hareket ettikten 50 gün sonra Yec üc ve Mecüc halkının yaşadığı bölgeye varırlar. s. Koestler. s. ve X.120 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 maaşları peşin ödenir. Gerç ekten de bu dönemde İslamiyet İtil havzasının aşağı bölgelerinde ve Dağıstan’da en hızlı yayılan din durumundaydı58 . 140. Bunların yaşadığı bölgede bir fersahlık mesafede kalelerin bulunduğundan bahseder.. yüzyılda İtil Nehri boyunc a tic aret yaptıkları dikkat ç eker. n şr. Musa el-Harizmi’yi ve 200 katıra erzak ve su yüklendiğ i ayrıntılarını ilave eder. 200 katıra yiyecek ve su yüklenerek S amarra’dan yola ç ıkarlar. Bu heyet. Zaten IX. Eduard Sachau. Hakkı Dursun Yıldız. Alan hükümdarı Hazar hakanına mektuplar yazarlar. M. s. dn. Hıristiyan ve Yahudilere göre çoğunlukta idiler. age. 597 vd. Kur’an okuyan. 55 56 57 58 İbn Hurdazbih. 163-167. S adece Hazar başkenti İtil’de Cuma namazı kılan erkek nüfus 10 bin kadardı. İstanbul 1998. agm. 208. Elç ilik heyeti Hazar hakanının sarayında bir gec e misafir edildikten sonra 5 rehber verilerek yolculuklarına devam ederler. Ebû Reyhân el-Bîrûnî. Bu süreç te Ruslar karşısında kendi devletlerinin gelec eğini sağlama almak maksadıyla. Bölgede yaşayan insanlar ve yerleşim yerleri hakkında bilgi verir55 . Dunlop. “ Hazarlar” mad. Yıldız. 912-913 yıllarında da devam edec eklerdir57 . s. yüzyıllardaki dostane ilişkilere bağlı olarak bu bölgeye gelen tac irler ve tebliğc ilerin önderliğinde Belenc er ve S emender gibi şehirlerde artık bir Müslüman toplumun oluştuğu dikkat ç ekmektedir56 . ve X. Ruslar bu saldırılarına 910. asrın sonuna gelindiğinde Hazar Hakanlığı’nın himayesinde yaşayan dinî gruplar arasında Müslümanlar. Leipzig 1923. Fakat heyet döndü ğ ünde bölge Müslümanlar tarafından fethedilmişti. S erir hükümdarı Alan hükümdarına. . 864884 yılları arasında bir Rus filosu Taberistan’ın Abaskun şehrine saldırmışsa da yenilerek geri çekilmek zorunda kalmıştır. n şr. s. kadıları olan Müslüman bir topluluk ile karşılaştıklarını yazar. Fakat elç ilik heyeti Hazar ülkesinde böyle bir kavmin ve onlara ait bir seddin olmadığını tespit ederler. Onların IX. yüzyıllar aslında Ruslar’ın tarih sahnesine ç ıktığı asırlardır. IX. D İA. 360-361) bu rivayeti aktarırken Muhammed b. Âsâru’l-Bâkiye . İbn Fakîh. De Goeje.. Kaynaklar ilginç bir şekilde Kuzey kutbuna yakın bir bölgede heyetin Arapç a ve Farsç a konuşan. İlk İslam fetihleri esnasında Sasanilerin Derbend Valisi de Yecüc ve Mecüc kavmi hakkında bölgeye bir heyet göndermişti. 857. Çünkü IX. s. 118. Heyetlerin gittiğ i yer hakkında Bkz. Yecüc ve Mecüc halkını derin bir çukurun ötesinde sa ğ lam duvarlar arkasında bir halk olarak tasvir eder.. J. İshak’a bir mektup yazarak ondan elç ilere yardım etmesi istenir. age. Hazar Hakanlarının Musevi oldukları halde İslamiyet’in yayılmasını teşvik etmeleri dikkat ç ekic i bir husustur. Sellam’ın raporunda bölgedeki Müslüman varlığı ile ilgili bilgiler aslında ç ok yetersizdir. Hazar kitlelerinin İslamiyet’e girmesine neden olmuştur. Leiden 1889.. Fakat bu bilgiler aynı zamanda bölgede İslam’ın yavaş yavaş taraftar bulmaya başladığını da gösterir. 121. Anc ak bu esnada sık sık yağmalama faaliyetlerine giriştikleri de görülmektedir. Mukaddesi (s. O da S erir hükümdarına. el-Mesalik ve’l-Memalik. Aslında Hazarlar’ın Rus saldırıları karşısında güç duruma düşmeleri. 41-42. s. Halife Ermeniye Valisi İsmail b.

Çünkü bu gibi adetlerin bir toplumda değişmesinin zaman alac ağını hesap ettiğimizde. “Elbiseleri Müslüma n elbiselerine. Harezm ve Orta Asyalı tüc c ar 59 İbn Ruste. hem de bölgenin İslamlaşmasını hedeflemektedirler. yüzyılda atılmıştır. Abbasîler ve Bizans karşısında. yüzyılda meydana gelmiştir. miladî IX. yüzyıldaki Bulgarların ve Hazar başkenti İtil ve diğer Kafkas şehirlerindeki kalabalık Müslüman topluluğun oluşması ve kitlesel ihtidaların alt yapısı. SONUÇ Hazarlar VIII. Yukarıdaki verilerden ortaya ç ıkmaktadır ki Abbasîler dönemi boyunc a Hazarlar ile barış ve dostluk temelinde sürdürülen ilişkiler netic esinde. Kitâbu A’lâki’n-Nefîse. ve IX. yüzyıllarda. diğer bölgelerde olduğu gibi Hazar topraklarında da İslam’ın sessiz sedasız yayılmasına imkân sağlanmıştır. Nitekim İbn-i Fazlan Bulgar ülkesine gittiğinde. Yahudiliğin etkisi. yüzyılda İslamiyet’in genel durumu hakkında H. s. askerî güç leri ve önemli tic aret yollarını kontrolleri altında tutmaları ile eski dünyanın üç büyük devletinden bir konumundadır. asrın son ç eyreğinde başladığını göstermektedir59 . Hazar Hakanlığının Yahudiliği benimsemesinden sonra da son derec e sınırlı kalmış. meza rlıkla rı da Müslüma n meza rlıkla rına benzemektedir” sözü Bulgarlar’ın Müslümanlığının IX.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 121 İtil-Ural havzasında IX. onların ölüm ve doğum merasimlerini İslamî usullere göre yaptıklarını görmüştü. Nitekim bölgenin İslamlaşması ile ilgili anonimleşmiş hikâyeler ve menkıbeler de bunu doğrulamaktadır. 132. Halbuki İlk Abbasî döneminde (750-900) Kafkasya’da en hızlı yayılan din olarak birinc i sırada İslam. kitlesel bir destek bulamamıştır. bilakis Harezm ve Orta Asya ile tic arî ve dinî temaslar sonucu gerç ekleşmiş ve bunlara bağlı olarak gelişmiştir. yüzyıldan itibaren Müslümanlığı benimsedikleri ve İslamî bir gelenek oluşturdukları sonuc una varabiliriz. yüzyılda bölge hızla İslamlaşmaktadır. Bölgeyi gezen seyyah ve coğrafyac ıların tanıklıklarına bakılırsa. . Bilakis barış politikası takip ederek hem kuzey sınırlarını askeri güvenc eye almayı. onların ç ok önc eden yani IX. Leiden 1891. Anc ak bu dönemdeki İslamlaşma. Anc ak Hazarlar’ın tam bu dönemde Yahudiliğe geç miş olması ve tarihç ilerin bu olaya fazla dikkat ç ekmesi ve bunu abartmaları. bölgedeki İslamlaşmanın göz ardı edilmesine yol aç mıştır. merkezi İslam toprakları üzerinden değil. esas olarak IX. Bundan dolayı da Abbasiler Hazarlara karşı. 291/903 yılında vefat eden İbn Rüste’nin Bulgarlar hakkında söylediği. ikinc i sırada ise Hıristiyanlık gelmektedir. Emevîler döneminde olduğu gibi savaşa dayalı bir ilişki sürdürmek istememektedirler. Kafkasya ve İtil-Volga havzasındaki İslamlaşmanın hız kazanması ve görünür hale gelmesi IX. X. Bu durum Bulgarların daha önc eden Müslüman olduklarını kanıtlamaktadır. yüzyılın son ç eyreği ve X.

.122 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ve dervişlerin İtil-Volga havzasını İslamlaştırmaları konusu mutlak ayrı bir ç alışma olarak inc elenmelidir.

Ferîd Abdülaziz el-Cündî. C. nşr.. “Hazarlar” mad. Sayı 2000/2. Beyrut ty. trc. thk. Budapest 1975.Piatigorky. .. -Golden Peter B. -Dunlop. Hazarlar ve Musevilik. nşr. s. Khalil. s. İstanbul 1973. B. 203-226. I. Ebû Reyhân. Selenge yay. I.İstahrî (e l-Mesâlik ve’l-Memâlik. VIII. M. Ahsen Batur. Leiden 1927. Ta rihu Mevsıl. TTK yay. -Biro. “Hazar Türkleri’nin Kültür Tarihine Ait Bazı Notlar”. -İbn Ruste. De Goeje. -İbnü’l-Cevzî. Ha za rlar ve Kuzey Türk leri . “İstîtanu’l-Arab fi İklimi Ermeniya” Risâletü’l-Halici’l-Arabî. IX. A. Tâ rîhu’l-Ya’kubî . 248-250... Ha za r Tarihi. . MEB yay. Selenge yay. thk. Köşe . Şaban. . Leiden 1891. İstanbul 1991. Leiden 1889. L. -Gumilev. -İbn ‘Asem el-Kûfi. çev. Cezîretü’l-Furatiyye ve’l-Mavsıl. Orta Asya Ta rihi Hakkında Dersler. Saim Yılmaz. Mu’cemu’l-Büldân thk. trc. Meydan yay. III. nşr. Emel. trc. İstanbul 1998. -Athamına. Sakarya 1997. Ali Habîbe. Muhammad’s Georgian Campaign”. Düvelü’l-İslam. -Esin. İstanbul 2005. İstanbul 2004. II. Çorum 2005. C.. el-Mesalik ve’l-Memalik. Kaynaklar -Belâzurî. 397-408. 5. -Yıldız. Muhammed Câsim. . Ankara 1975. Beyrut 1997. . Kültür ve Turizm Bakanlığı yay. VI. thk. -el-Bîrûnî. Arthur. Mahmud Mustafa Abdulkadir Ata. DİA. çev. 855-863. s. -Tâhâ. Yâkut. 17. Ahsenü’t-Tekâsîm. trc. Beyrut 1992. Fütuhu’l-Büldan. trc.. İA . “Muhammad ibn Mûsâ al-Khwârizmî” JRAS.Cem. nşr. Riyad 1986. (1943). Hakkı Dursun “Hazarlar” mad. Türk Kültürü. Zahide Ay. Sayı 29 (342). “Emevî Hilâfeti Döneminde Arap İskânı”. İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giri s. C. Leipzig 1923.Hande Güreli. -Taberî. Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi . TDV yay.. Onüçüncü Kabile. -Ya‘kûbî. Âsâru’l-Bâkiye. N. “Marwan b. -Koyuncu. Kahire 1967. İstanbul 1978. __________. II. “Hazarlar Arasında Müslümanlığın Yayılması”. İstanbul 2003. -Hammâdî. V. Türk Ta rih Kongresi Bildiriler. Kitâbu’l-Buldan. Kitaplar ve Makaleler -Artamonov. Belkıs Çorakçı.Ahsen Batur.. __________. İslâmiyet ve Türk ler.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 123 KAYNAKÇA A. Eduard Sachau. s. el-Kâmil Fi’t-Târîh. Selenge yay. trc. Hazar İmparatorluğu Tarihi.. Ankara 1997.Ananiasz Zaj aczkowski.-Constantine Zuckerman.. İ. Yûsuf el-Hâdî. Marget B. s. Jacques-Jacques Sapir. Zeki Velidi. Sayı XX. Beyrut 1992.“Hazarlar” mad.. Ankara 2001. s. -İbn Hurdazbih. -İbnü'1-Esîr. VIII. Acta Orientalia Academiae Scientiarum Humgaricae. II. el-Muntazam. J. -Mukaddesî. Kahire 1974. Beyrut 1986. Ankara 1993. __________. 116-120. thk. Murûcu’z-Zeheb. -Togan.V. -Ezdî. D. Ta rihu’r-Rusul ve’l-Mülûk. Leiden 1902. Abbasilere Yönelik Dini ve Siyasi İsyanlar. V. Ankara 1991. Sa karya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi. nşr. Ankara 1988. C. Mevlüt “Emeviler Devrinde Hazarlarla yapılan Mücadeleler”. Beyrut 1993.. Meydan Larousse. s.. De Goeje. 201-214. Mustafa Fayda. Beyrut 1991.. -Mes’ûdî. İstanbul 1993. Osman Karatay. Viac Regnarun. thk. Eski Ruslar ve Büyük Bozkır Halkları .Bartold..el-Hamevî. -Buharalı. Ankara 1981. Kitâ bu A’lâki’n-Nefîse. . Ha zar Yahudi Ta rihi . -Koestler. -Kuzgun. Kitâbü’l-Fütuh . -Zehebi. trc. İstanbul 1980. Bahar yay. Sayı I/A-B. Abdu’l-Emir Mühenna. Sakarya Üniversitesi. İstanbul 1976. -Zorlu. Abdulemîr Mühennâ. Selâhaddin. Ebu’l-Fazl İbrahim. M. 734-735. Bağdat 1977. Eşref. İstanbul 2008. M. -İbn Fakîh. Sakarya 2000.

124 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Pha selis. The community migrated to the new capital İstanbul following the city’s conquest. bölgeye yapılan Arap saldırıları nedeniyle de en önemli yerleşim yerleri olan Side’den ve diğer kentlerden kalkarak Antalya kentinde toplanmaya başladılar.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . a complete historical account of the Jewish community in Antalya. Antalya became the new destination for Jewish settlement. Anahtar Kelimeler Anta lya . the Jewish population of Pamphylia was subj ected to Christianization.can be traced back to the period of the Bergama Kingdom. Ya hudi. During the period of the Seljuks and Beyliks (Principalities). the Jews of Pamphylia abandoned Side and their other important settlements. as a consequence of newly emerging and rapidly spreading Karaim immigrations.oral@gmail. Side. The clear signs of Jewish settlement in the prosperous coastal cities of Pamphylia region -within whose borders today lies the province of Antalya. Dr. and became home for two Jewish congregations. the Rabbinic Jewish Community in Antalya was influential and large enough to have its own separate neighbourhood. Myra . Sa yı: 5 Sa yfa : 1 2 5 -1 40 Ye a r: 2 0 1 1 .com . eventually beginning to lose their influencial position. Ka ra im. namely Rabbinics and Karaites. Meanwhile as a result of the Arab attacks. Falling under the influence of Greek culture during the Roman and Byzantine period. Roma ve Bizans döneminde Yunan kültürünün etkisinde olan Pamfilya Yahudileri. İşte bu arada ortaya çıkıp hızla yayılan Karaim göçleri sonucunda Antalya şehrinin yeni bir Yahudi yerleşimine sahne olduğunu ve sonuçta Rabbanîler ve Karaimler adında iki Yahudi grubunun ortaya çıktığını görüyoruz. * Doç. We see that. Hristiyanlaşma durumuna maruz kalmaları nedeniyle etkilerini kaybetmeye. Issue : 5 Pa ge : 1 2 5 -1 40 DUVARLAR ARASINDA ANTALYA YAHUDİ CEMAATİ-I Mustafa ORAL * Özet Bu makalede bugüne kadar ancak varlığından haberdar olduğumuz Antalya Yahudi cemaatinin tarihsel serüvenini ilk defa topluca ortaya koyuyoruz. Antalya kentinin de içinde bulunduğu Pamfilya’nın Yahudi yerleşim izleri bölgenin gelişkin kıyı kentlerinde Bergama Krallığı döneminden itibaren açıkça izlenebilir. must. Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. congregating in the Province of Antalya. Ra bba nî ANTALYA’S JEWISH COMMUNITY WITHIN WALLS-I Abstract In this article. Selçuklu ve Beylikler döneminde müstakil bir mahallede oturacak kadar yoğun ve etkin olan Antalya Yahudilerinin Rabbanî cemaati İstanbul’un fethinden sonraki dönemde yeni başkente taşınmıştır. we present for the first time. up to present j ust only the existence of them has been known.

Ra bbinic . Ka ra ite. Myra . Jewish. Side. Pha selis.126 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Key Words Anta lya .

Antikç ağda “bütün ka bileler diya rı” denilen Pa mphylia (Pamfilya) bölgesinde Atta leia (Antalya) kentinin kuruluşundan.6-7.Ö. Jewish Communities in Asia Minor . bir başka boyutu ise Pamfilya ve Likya bölgesinden gelip geçen Yahudilerin tic aret ilişkileridir. Bergama (Pergamum) Kralı II. Bu makalenin konusu. İstanbul. Atta leia kentinin de iç inde bulunduğu bölge. Attaleia kentinde ilk Yahudi iskânı oldukç a geç bir devirde görülür. Bergama Kralı II. 158–138). Bununla birlikte bu c emaatin Pamfilya ve Likya bölgesinde daha erken yerleştikleri anlaşılıyor. s. Fikri Erten.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 127 Eski ve Orta ç ağlarda Antalya’da bir Yahudi c emaatinin bulunduğu yazılmış. II. Halikarnasos (Bodrum) ve Knidos şehirleri ile Likya’nın Phaselis. bu hükümdarın üç kattan oluşan kalenin her katında bir oğlunu iskân ettirdiğini yazıyor. kuzeyde Pisidya dağları. Paul R. Süleyman Fikri. TTK. bunun doğru olmadığını belirtiyor3 . 1956. s. Atlan. çev. Attalos döneminde. Bu ilişkilerin bir boyutu Kudüs’e gidip gelen Yahudi hac ılar. Attaleia kalesinde oturan dinsel ve ırksal unsurlar arasında Yahudi c emaati de bulunur. . bölgenin tek işlek limanı S ide’yi alamayınc a donanmasına bir üs sağlamak iç in Korykos adındaki balıkç ı köyünün üzerinde kendi adına izafeten yeniden kurmuştur2 . batıda Likya. Bundan başka Bergama’da da hatırı sayılır oranda bir Yahudi c emaati bulunuyordu ve buranın Yahudileri Roma ve Kudüs’le yakın ilişkiler iç inde idiler4 . 158’de kurduğu Atta leia kentidir. Fikri Erten’dir. Trebilco.37. bağımsız birer şehir olan Karia’nın Myndos. İstanbul.3. Cambridge. Bu deyim Antikç ağda özellikle dağlık bölgeden Pa mfilya Denizi’ne doğru alç alan düzlük bölgeye karşılık kullanılırdı. 1338.28. 1957. Bu rivayeti aktaran Anta lya Livâsı Tarihi (1922) müellifi S . s. Attalos (M. Clemens Emin Bosch. Batıdaki Likya’dan. en doğudaki Mela s ç ayına kadar uzanan bölgenin1 en genç kenti. yani Bergama Krallığı döneminden Osmanlı’ya kendi doğal seyrini izleyen ve Batı ile Doğu arasında tüc c ar bir ulus olarak tanınan Yahudi c emaati vesilesiyle Attaleia ve ç evresinin tic aret ilişkileri ve cemaatin tarihsel serüvenidir. S. İsa’nın vefatını izle1 2 3 4 Arif Müfid Mansel. anc ak c emaatin kökenleri ve sonraki durumu inc eleme konusu edilmemişti. Pamphylia Tarihine Dair Tetkikler . Antalya Livâsı Tarihi. Ankara. Kâtip Çelebi. tarihî Antalya kalesinin tahkim şeklini ve üç kattan oluşan otantik yerleşim biç imini ilk kez ç izimiyle birlikte aktaran S . Antalya kentiyle yakın ilişkileri bulunan ve Eski/Ya nık Anta lya olarak da bilinen S ide kentini de bu araştırmanın kapsamına aldık. Matbaa-i Âmire. Bununla birlikte. Attalos’un M. İlkça ğda Antalya Bölgesi. Yeni Ahit’in “Resullerin İşleri” bölümünde (2/10) Hz.Ö. Pamfilya’nın batısını işgal etmiş. Pamfilya’nın S ide şehirlerinde birer Yahudi kolonisinin bulunduğu görülüyor. s. doğuda Dağlık Kilikya (Kilikia Trakheia) ile ç evrili olup Pamfilya denirdi. Cihannüma (1654) başlıklı c oğrafya kitabında Attaleia (Adalya) kalesinin kuruc usunun İran hükümdarı Da hha k-ı Ma ri olduğunu. 1997.

Bu yazıtlara göre Yahudilerin S ide şehrinde önemli bir koloni oluşturdukları anlaşılıyor.. London. Foss. Z. Hampshire. C. a mbo’dan a pse’ye yapının mermerden tezyinatını tamamlamış.11-12.42. geç Bizans devrinde dört büyük mahalleye ayrılmıştı: Büyük Kapı. Mansel. Trebilco. Tarsuslu Paulus’un Üç Dünyası. 1948 Yılı Kazılarına Dair Rapor . Hampshire. S ide’nin Yahudi kolonisi iki adet de sinagog kurmuştu8 . bunlar arasında Pamfilyalıların da bulunduğu anlatılıyor5 .94-95. Bunu izleyen II. 1999. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor .42. 1979. s. şehirde gelişmiş bir sanayinin bulunduğunun göstergesidir. Bu dört mahallenin şehir phyle’lerine karşılık gelip gelmediği kesin değildir. Trebilco.173. Pamfilyalı Yahudilerin S ideli olması kuvvetle muhtemeldir. çev.II. S unak ve Büyük İmalâthane. s. 1976.Arif Müfid Mansel-Jale İnan. s. Bean. Roma döneminde Akdeniz’de önemli bir köle pazarı olarak gelişim gösteren Side. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . George E.128 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yen günlerde eski bir Yahudi hasat bayramı ( Şa vout) olan ve sonradan Hristiyanların Paskalya’dan sonraki 50 günlük bayramı haline gelen Pentikost gününde her milleten Yahudilerin. Z.. Yazıt Nu. S ide’de ilk kazıları yapan Ord. Bean. M. S inagogun İsak adındaki yöneticisi ( cura tor). s. C.e. Williams. 20.3-8. Cities. 1996. Jac ob’un oğlu ve Zygostatēs ofisinin sorumlusu Başdekan ve Tartıc ı olan Leontios adındaki diğer bir sinagog yöneticisi ise bir ç eşmeli avlunun yapımını üstlenmişti9 . ve III.18. Dr. İstanbul. anc ak burada Yahudi c emaati varlığına ilişkin bilgiler verilmediğini görüyoruz. Tarsuslu S t. yüzyıl başlarında “a rchon” adında bir yönetic inin reisliği altında bulunan S ide Yahudileri. bu sırada kimi Hristiyan azizler ( Ma rtyrdom of Conon) Yahudilerin Hz.g. Side Agorası ve Civarındaki Binalar.120. s. İstanbul. George E. Wallace-W. s. 50’li yıllarda Anadolu’nun ve Doğu Akdeniz’in Helenleşmiş toplumları ile Yahudiler arasında İsa’nın öğretisini yaymak yolundaki faaliyetlerinin anlatıldığı seyahat güzergâhına ve etkinliklerine baktığımızda Atta leia ile Perge’nin bu seyahat güzergâhında bulunduğunu6 . İsa’ya iftira attıklarına ilişkin söylemler geliştirmeye başladılar7 . dindar adamların Kudüs’te (Jerusalem) oturduğu. İlkgelen. 1956. Jewish Communities in Asia Minor . bir Musevî millet meclisi ( Sanhedrin) ile ağırlık ve sikkelerin ölç ümünden sorumlu bir ofise ( Zygostatēs) sahiptiler. Clive Foss. . Bizans döneminde S ide’deki Yahudilere ilişkin birç ok yazıt vardır. Cities. s. Kitabı Mukaddes/Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil). Arif Müfid Mansel. Jewish Communities in Asia Minor .30-31 dn 125. s. belgelerin S ide’deki sinagogun iç inde bir ç eşmenin bulunduğu sıralı sütunlar ile ç evrili ve avlulu bir Hristiyan bazilikasına ç ok benzeyen S ardes’deki yapıya benzediğini düşünüyor10 . iki yedi kollu şamdan ile iki sütun başını restore ettirmişti. 1996. Qua driga . revaklı avlunun toplantı salonunun yanında ya da arkasında bulunması ihtimalinden bah- 5 6 7 8 9 10 A.e. Büyük İmalathane mahallesi. Ankara TTK. Prof.e. Clive Foss. Turkey’s Southern Shore . 69. Paulus’un yoldaşı Kıbrıslı Barnabas ile birlikte. R. V. a. s.25. s. yüzyıllarda Perge ile S ide’de Hristiyanlık hızlı bir gelişim ve yayılım göstermiş. S .

g.-V. Ankara. Pamfilya’nın en aşağılık insanlarının Phaselisliler. II.e. Attaleia Yahudi c emaati de işte bu sırada oluşum sürec ine girmiştir. ve X.9-10. IX. Şalom. 9 Eylül 2009. Bu etkenler sonucunda IX-X.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 129 sediyor ve yayınladığı yedi kollu şamdan tasvirinin bu sinagoglara ait olabilec eğini belirtiyor11 . 1967. gerisindeki verimli topraklardan büyük ölç üde yararlanıyor. yüzyıllardan itibaren Ya nık Anta lya tabir edilen S ide’nin ahalisi iki günlük mesafede bulunan Yeni Anta lya (Attaleia) şehrine göçmüştür15 . Biri Arif Müfit Mansel tarafından kazılarda bulunan ve S ide Arkeoloji Müzesi’nde 3142 numara ile sergilenen ve bir taş levha üzerinde tasvir edilen yedi kollu şamdandır ki. Bölgenin en gelişkin şehri olarak görülen S ide. Diğeri ise S ide Müzesi’nin girişinin solunda bir duvarın üzerinde bulunuyor ki. Ateneus’taki bir pasajda tic aret hayatında S ideli tüc c arların iyi bir şöhreti olmadıkları görülüyor13 .13-14. yüzyılda Likya bölgesinde yapılan araştırmalarda Yahudi izleri bulunmuşsa da son kazılar sırasında M. Attaleia’nın M. S ide’nin Yahudi c emaatinin müzenin bulunduğu mahalde oturduğunu gösteriyor. s. VII. ve VI. s. S . s. V.S . S ide’nin en önemli ürünleri arasında zeytin ve zeytinyağı yanısıra balık ve balıkç ılık bulunuyordu. yüzyılın ilk yarısında gelişimi Anadolu ve Pamfilya şehirleri iç in parlak bir dönem olmuştur. sahip olduğu sulama tesisleri sayesinde bunların verimini azami derec ede arttırıyordu.. “ Likya’da Yahudi Varlığ ı İlk Kez Kanıtlandı” . Bizans’ın en büyük kentlerinden.13. Bir mec liste hazır-c evap olarak bilinen S tratonikos. dünyada aşağılık insanların kimler olduğu sorusu üzerine. . IV. TTK. Bu dönemde S ide. A. 1978. Bununla birlikte. bu ç ağın en tanınmış bir esir pazarıdır… Büyük tic aret filosuyla ç oğunlukla Doğu Akdeniz kentleri ile sıkı tic aret ilişkilerinde bulunur. ve III. Aynı zamanda büyük tersanelerine sahip olan S ide.. Pamfilya kentleri arasında yalnızc a Attaleia bir tic aret limanı olarak gelişmiş ve gelişimini bugüne kadar da sürdürmüştür. Nevzat Çevik. M. sonra bir korsan yuvası haline gelmiştir. Side Kılavuzu. 14. dünyanın en aşağılık insanlarının ise S ideliler olduğunu söyleme c esareti gösteriyordu.S . yüzyıllar arasında yapıldığı sanılan Myra’nın (Demre) Andriake limanında bulunan bir sinagog 14 da S ide ile ç ağdaştır. Bu kanıtlar. yüzyıl ile III. 11 12 13 14 15 Side: 1947-1966 Yılları Kazıları ve Ara ş tırmalarının Sonuçları. yüzyıllarda Arapların akınları nedeniyle önc e harap bir duruma. A.g. s. XIX.e. II. Arif Müfid Mansel. yüzyıllarda Pamfilya ve bu arada S ide’nin a ltınçağ ı olmuştur.146. S ide Yahudilerine ilişkin bir başka kalıntı türü yedi kollu şamdandır. ilk defa tarafımızdan burada yayınlanıyor. en önemli deniz üslerinden ve Akdeniz sahilindeki tic aret merkezlerinden biridir. yüzyıllarda Antalya. TTK. ilk defa Arif Müfid Mansel tarafından 1978 yılında yayınlanan S ide kazıları raporunda yayınlanır12 . Ankara.

s. yüzyılda Akdeniz’e ç ıkmışlar. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . Bu önemli olay. Fütûhü’l-Büldan. M. Bu ç ağda Antalya kentinin tic aret ilişkilerinin en yoğun olduğu şehir İskenderiye’dir. İstanbul. Doğunun lüks malları iç in bir aktarma merkezi olarak büyümeye başlayan Antalya şehrinin en belirgin avantajı. Antalya şehrinin kalesi o kadar büyük ve geniştir ki.6-8. Ankara. Belazurî. İstanbul. yüzyılın sonlarında İbn Havkal’ın yazdığına göre Bizans’ın sürekli bir tic aret merkezi olan Antalya ile yalnızca Selanik ve Trabzon rekabet edebilecek güçtedir16 . 1960. Pekta ş. Eskiç ağ’da genellikle sakin bir memleket olan Anadolu’nun başlıc a tic aret yolları arasında en önemli kavşak noktası Laodic eia’dır. Ramsay. buna karşın özellikle Mısır’daki Fatimîler ile tic aret trafiği bir hayli artmıştır. M. çev. doğudan batıya giden yollar üzerinde bulunur.29-31. Ticaret şehirleri. Perge ve saireden gelirdi. Bu işgaller için bkz: Hasan Mo ğ ol. Laodic eia (Denizli) kentine ulaşan yollardan biri güneyden. 1997. Akdeniz sahillerdeki limanlar genellikle batıyla doğrudan tic aret iç in kullanılırdı17 .245. Mehter.45–59. hatta Halife Osman zamanında. VII. dönemin Bizans belgelerinde “ kastron ” şeklinde geçiyor (Foss. Maarif Vekâleti. çev. Burası eskiden Kibyra (şimdi Karaburun) adında küç ük bir kasaba adından geliyor. Ardından Müslüman donanması bugünkü Kaş aç ıklarında 300 yelkenliden oluşan Bizans donanmasını Za tu’s-Seva ri savaşında denize gömmüştür.130 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yüzyılda kurulan ve Batı Toroslar ile Karya sahili boyunc a uzanan ve Bizans donanmasının önemli bir parç ası olan Kibyrrhaeots deniz temasının merkezi de buradadır. bir süre sonra yeniden Bizans idaresine alınmıştır19 . yüzyılın ilk yarısında birkaç defa daha istila etmişler. s.12) W. Bu artışta şehirde oturan küç ük bir Yahudi topluluğu büyük paya sahiptir. 1955. Rodos’u ve Kıbrıs’ı alamadılar.. Ugan. anc ak Kilikya’nın ve Akdeniz’in önemli bir tic aret kenti olan Tarsus’u 792 yılında aldılar18 .g. Müslüman Araplar. K. İskenderiye. Cities. ilk defa 790’da olmak üzere Antalya şehrini denizden işgal etmişler. s. Akdeniz’de Müslüman üstünlüğünün başlangıc ı olmuştur. ardından IX. Kilikya’daki son Arap şehri Tarsus’un Bizanslıların eline geç mesinden (965) itibaren Kibyra savaş filosunun önemi azalmış.I. anc ak bunlar kısa süreli işgalden öteye gidememiş. doğunun ka pısı olarak ulaşımdaki müsait yeridir. a. MEB. X. Çünkü onların Müslüman ülkelerinde oturan Yahudi toplulukları ile yakın ve devamlı ilişkileri 16 17 18 19 Foss. Antalya kentinin Kıbrıs. adayı işgal edememişlerse de yıllık 7200 dinar (altın) harac a bağlamışlardı. Antalya Tarihi.e. s. Rodos başta olmak üzere dönemin önde gelen tic aret noktaları arasındaki yolun terc ihi Akdeniz kıyılarında sağlanan güvenliğe bağlıdır. 273. s. 650 yılında Pamfilya Denizi’nin yakınındaki Kıbrıs adasına bir sefer bile yapmışlar. Kilikya’nın ardından Pamfilya bölgesine yönelen ve başında Ebu S uleym Ferec el-Hâdim adındaki Türk kökenli bir komutanın kumandasındaki Abbasî Arapları. Pamfilya şehirleri Attaleia. Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası. C. . S onraki yıllarda Rodos’a da seferler yapan Araplar. Z.

. s. aynı zamanda ailesinin konutu olarak kullanılan sinagogu kendilerine bağışlaması ve eski dindaşları tarafından müsadere edilen nesneler konusunu bir dilekç ede yazarak imparatora bildirdi. Berkeley. her ç eşit değerli eşyanın tic aretini yapan kişiler ( spices) olarak tanınmışlardır. Antalya Yahudi kolonisinin yalnızca Bizanslılar ile Araplar arasındaki tic arette geniş ve etkin olduğunu değil. Örneğin 1028 yılında ailesinin büyükleri ile reislerinin de iç inde bulunduğu Antalyalı 7 Yahudi fidye iç in tutsak alınmıştı. XI. bunlardan hiç biri ile yakın ilişkileri olmamış. E. Bu yıllarda bilinen iki gelişme daha vardır ki. Antalya Yahudilerinin Hristiyanlaşması c emaatin küç ülmesine yol aç mıştır. yüzyılın ortalarında Mezopotamya’da ortaya ç ıkan ve hızla yayılan Karaim mezhebi mensuplarının Anadolu’ya. Karal. Balkanlara ve Akdeniz’e yayılma sahası üzerindedir. TTK. Yakın-Doğu Ticaret Tarihi. Buna göre şehirde büyükçe bir Yahudi kolonisi oturuyordu. s. Cities.293 vd.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 131 olmuştur. onlar kendi aralarında savaşırken. A Mediterrenean Society . erkek kardeşleri de vaftiz edilerek Hristiyan yapılan bir Yahudi.D. 1967.D. aynı zamanda güç lü Bizans imparatorluk donanmasının Akdeniz’de korsanlık sorununu bir türlü ç özemediğini de görüyoruz. 1’i Kuzey Afrika sahiline ç ıkarılan 10 Antalyalı Yahudi tutsak hakkında İskenderiye yetkililerine ulaşan mektup. Band 8: Lykien und Oamphylien. Pisalı. Teil 1. Foss. Heyd. University of California Press. Yahudiler.9-10. Cenovalı. Yahudiler ile Rumlardan başka şehir Müslüman Araplar. çev. yüzyıllarda Arap korsanları tarafından tutsak alınan arkadaşlarını fidye ile serbest bıraktıran Yahudilere ilişkin birç ok belgenin bulunduğu Ka hire Genizası’nda kayıtlıdır23 . 2004. University of California Press. Bu sayede hiç bir tehlikeye atılmadan büyük kârlar elde etmişler ve sadec e tic aretle uğraştıkları iç in özellikle ticaret şehirlerinde toplanmıştır. VIII. Goitein. ve XII. Kutsal Diriliş (Paskalya) Kilisesi’ne ç evrilmiş ve keşişler yer20 21 22 23 24 Osman Turan. Z. s. İstanbul. Filistin’den Frankların ülkesine gelen Yahudi tüc c arlar tutsak/esirköle tic areti ile tanınıyorlar ve topta ncı ta cirler olarak dünyanın bilinen hemen bütün kıtalarını dolaşıyorlardı22 . Ayrıca bkz: S. Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften. S. 2000.136-139. iç lerinde yaşadıkları milletler tarafından ç oğu zaman hakarete maruz kaldıkları iç indir ki. Tabula Imperii Byzantini. hatta İspanyol kökenli tüc c arların kullandığı uluslararası bir tic aret merkezi konumuna sahiptir21 . diğeri serbest bırakılmasından sonra Filistin’e gitmeyi talep eden bir hahamın da iç inde bulunduğu tutsaklara ilişkindir24 . Konut. Ötüken. yüzyılda Antalya. s. W. bunun iç in de yerleşimlerine sahne olmuştur. XI. Selçuklular Zamanında Türkiye . Türkler20 . Hansgerd Hellenkemper-Friedrich Hild. 1967. Goitein. A Mediterrenean Society . Wien.306. John Komnenus’un saltanatının (1118–1143) sonlarında. hiçbirinin güvenini sarsmadan her yere girip ç ıkmışlar. Ankara. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . 2004. Doğudan Batıya. Venedikli. Berkeley.

yüzyılda İskenderiye’den Antalya şehrine yapılan yoğun YahudiKaraim göçünün27 . Bu mahalle kolonilerin etraflarının bir surla ç evrili ve limanın yanında olduğunu. s. R. 1890 yılında Ka hire Geniza sı’nda bulunan tarihî belgeler ile ortaya konulmuş durumda. Kuzey Afrika’yı S uriye’ye bağlayan geniş bir ulaşım şebekesi kurmuşlardı. dönmelerin mülkiyetlerine sahip olmalarını kabul etmediler. limanın önünün bir zinc irle kapatılarak güvenlik duvarı oluşturulduğunu. yüzyılda Bizans tarafından sınırlandırılınc aya kadar tic aret faaliyetlerini ma ha lle-koloniler yoluyla yürüttüler29 . Pera’da mezhep mensupları kavgaları aralarına bir duvar ç ekilmesiyle önlenmişti. Turan’ın tespitine göre. geniş hareket serbestlikleri XII. İstanbul. bunların Antalya’da da bulunduğunu gezginlerin seyahat 25 26 27 28 29 A. Bu karar. 1964. Doğulu tüc c arların yerlerini bu kez Latin tac irler. Bizans İmparatorluğunun Haç lılar tarafından fethine kadar bazı anlaşmalarla Bizans’a bağlı tüc c ar uluslara aç ık bulunuyordu.Attaleia’nın Rabbani ve Karaim c emaatleri arasında gerginlik olduğunu varsaymak yanlış olmaz. Landschaftgeschicte von Pmphylien. s. Bu anlaşma ile bazı Venediklilere başlıca Levanten kentlerinde de serbest tic aret müsaadesi verilmiştir26 . The Jews of Byzantine Empire . III. Wiesbaden. Barbara Flemming.191-192. Antalya’nın uluslararası bir tic aret merkezi haline getirildiği ve bunun iç in İtalyan tüc c ar ulusları ile ç eşitli anlaşmaların yapıldığı esnada gerç ekleştiğini görüyoruz. Pisidien und Lykien Im Spatmittelalter. Bununla birlikte göç ten sonraki yıllarda – Pera’daki gibi. Ş . 1153’de Frankların Aşkelon’u ele geç irmesinden sonraki dönemde Akdeniz âdeta bir La tin denizi haline gelmiş.g.186-191. Türkiye-İtalya İliş kileri.g. Star. Fakat Yahudiler.e. Manuel Komnenus’un 1143’de imparator olmasından hemen sonra Yahudileri ç ağırtmak ve yemin ettirmek iç in Kibyrrha eot’un başındaki valisinin ( dux ) görevlendirilmesi hakkında bir emirname yayınlamasına kadar sürüp gitmiştir25 . Athens. çev. Çava ş.32 vd.. . Antalya limanı. Xavier Planhol. XI. s. s. s. 1939. Böylece devam edip giden bu sorun. 1990.11-12.84.I. Paris. 1958.10. J. Michel Balard. s. Bu dönemde Müslüman ülkeleri ile Hristiyan Avrupa arasında arac ılık yapan az sayıda Müslüman ile genelde Yahudi tac irler İspanya’yı Mısır’a. 2005. s..e. Venediklilere Antalya’da serbest tic aret yapmak hakkını Mayıs 1082 tarihli anlaşma ile I. Aleksios Komnenos vermiştir. Metis. yüzyılda Akdeniz’in her köşesinde Yahudi tac irlerin bulunduğu. De La Plaine Pamphylienne aux Lacs Pisidiens Nomadisme et vie Paysanne . İstanbul. XI. Venedikli tüc c arların bu limana serbestç e girmelerine Manuel Comnéne’in 1148 tarihli buyrultusu ile izin verilmişti. C. özellikle İtalyan tüc c ar ulusları almıştır28 . Şerafettin Turan. Doğu Akdeniz bölgesinde bölgenin hâkimlerinden büyük ayrıc alıklar alınarak özellikle kıyılarda bulunan şehirlerde ayrı bir mahalle halinde kurulan İtalyan tic aret kolonileri. Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları.132 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 leşmişti. Alexis tarafından 1199’da yenilenmiştir. A.23.

Yinanç. 1814. Aç ıkç ası S elç uklu Antalyası’nda olduğu bilinen duvarların tarihi S elç uklu önc esine dayanır. s. 2007. Üyepazarcı. S onraki dönemde mahalleleri birbirine bağlayan kapıların Cuma namazının kılındığı esnada ve akşamları devamlı kapatılıyor olması. 378. Osmanlılardan Önce Anadolu. . İstanbul. yüzyıldan itibaren Pamfilya ovasını istila etmiş olan S elç uklu Türklerinin Antalya kentinin 5 Mart 1207’de fethine. Paul Lucas. İskenderiyeli bir tüc c ar kafilesinin mallarına kentin Frank hâkimi Toskanalı Aldo Brandini’nin el koymasından ve S elçuklu hükümdarı I. Selçuknâme .23–24.244. Gıyâseddin Keyhüsrev’e meydan okumasından sonraki gelişmeler yol aç mıştı31 . İbn Bîbî. çev.307. Kıbrıs Krallığı ile yeni bir tic aret anlaşması yaptıktan ve Anadolu’nun en büyük tic aret merkezi sayılan ve doğudan batıda giden veya S uriye ve Irak’tan gelip Karadeniz’e ulaşan yolların kesişme noktasında bulunan S ivas’ta yığılan tic aret kervanlarını harekete geç irdikten sonra aynı amac ı Akdeniz sahilinde gerç ekleştirmek iç in Antalya şehrini fethetmiş. S elç uklu taht kavgasının hüküm sürdüğü bir sırada. s. bunun gü30 31 32 33 34 35 36 Bir örnek: 1047’de Akka’yı gezen İranlı seyyah Nâsır-ı Hüsrev’in tasvir ettiğ i şehrin Mînâ ve Liman bölgesi Antalya örne ğ ine çok benziyor (Sefername .121. Tarzi. İşte S elç uklular aç ısından bu ibretâmiz olay.358. Voyage du Sieur Paul Lucas . M. bunun ardından Kıbrıs Latin Krallığı ile ayrıntılı bir tic aret anlaşması yapmıştır33 . üç ayrı mahalleye ayrılmasına yol aç tı. Akdeniz’de bir ithalat ve ihrac at limanı ve S elç uklu deniz kuvvetleri iç in bir hareket merkezi haline koymuştu. s. Tarih Vakfı. E. Paris. 1223’te ise S uğdak şehirlerini işgal etmiştir34 . Karadeniz’deki fetihler ile Kıbrıslılar ile anlaşmayı tamamlamak amac ıyla I. XI. Osman Turan. S elçuklu yönetiminin Antalya şehrinde fetihten sonraki günlerde yaptığı ilk işlerden biri. s. 330. İstanbul. Cahen. Bunun temel nedenini şehrin. çev. İstanbul. Anc ak kentin nüfus ç oğunluğunu oluşturan Rumlar ile Frenkler. Bu dönemde Karadeniz’e aç ılan en önemli liman kenti konumundaki S inop’u Bizans’ın elinden aldıktan (1214). Turan. H. Tome I. s. İstanbul. Alaaddin Keykubat 1221’de Alanya. s. 2000.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 133 hatıralarında30 görüyoruz. 1212’de ayaklanarak şehirdeki yöneticileri ve Müslüman ahaliyi kılıç tan geç irip kente bütünüyle hâkim oldular32 . Turan. Selçuklular ve İslâmiyet. Selçuklular Devrinde Türkiye . şehrin 1216’da yeniden fethinden sonraki günlerde şehrin duvarlarla üç kısma. isyanın bir gece silahlanan Rumların muhafız ve memurlara saldırarak gerç ekleştiğini kaydeden İbn Bîbî36 gibi dönemin bir S elç uklu kronikç isi vardır. s. Kitabevi. İzzeddin Keykâvus’un (1211-1220) kentin yeniden fethini gerç ekleştirmesinde yine tic arî ç ıkarlar baskın gelmişti. Rumların isyanının Müslüman ahalinin ve yönetic ilerin Cuma namazına durdukları sırada gerçekleşmiş olması nedenine bağlayan Paul Luc as 35 olduğu gibi. MEB. Fetihten hemen sonra S elç uklular ile Kıbrıslı Latinler arasında bir tic aret anlaşması yapan I. 1967. çev.134-135. Turan Ne şriyat. şehrin ahalisini dinsel tabiiyetlerine göre duvarlarla ayırarak her birini ayrı mahallelerde oturmaya mec bur etmesidir. A. Gıyâseddin Keyhüsrev (1205-1211). Antalya’yı. 1971. C.49. Selçuklular Devrinde Türkiye .

Kitab-ı Bahriye . s. s. Avram Galanti. 22 Oc ak 1216’da Antalya’nın yeniden fethinden sonra ise -Rumlara olan güvensizliğin de etkisiyle. Bizans’tan kalma bir koloni mahallesi olan Liman mahallesinde ( Mînâ ) ise şehrin fatihi I. şehrin bir duvarla -aşağı ve yukarı olmak üzere. İstanbul. Tarihî. Mehmet Önder. Bu dönemde Antalya. 1947. Aslında Alanya kalesinin kurulu bulunduğu yarımadayı ç evreleyen ve onu üç esas kısma ayıran ve bugün halen ayakta duran surlar şehrin fatihi ve yeniden kuruc usu Alâeddin Keykubad döneminden kalmıştır. yüzyılda Antalya şehrine gelmiş olan ve İskenderiye’deki Yahudi c emaatiyle birlikte ç alıştığı anlaşılan Antalyalı Yahudi tüc c arlar.403.g. yüzyılın başlarında Alanya’yı gezen ve şehrin kaba bir resmini yapan Pîrî Reis. fetihten sonraki dönemde ise yalnızc a Hristiyan tüc c arlar bulunuyordu38 .I. Bitmez-Tükenmez Anadolu. a. Aykut. çev. İstanbul. Anadolu ve Konya’nın güneydeki doğal ç ıkış yeridir ve Mısır ile tic aretin en büyük limanıdır. S. İbn Battûta’nın 1332’de gördüğü Antalya’ya ilişkin seyahat hatıratında “Hıristiya n tüccarlar ‘mînâ’ [=liman] a dıyla anılan semtte oturma kta dırla r.134 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 venlikten kaynaklanan nedenlerle yapıldığı anlaşılıyor. 1988.Antalya şehrinde yaşayan üç dinsel grup eskiden var olan duvarlar ihya edilerek mahalle haline getirilmiştir. Roma döneminde Kıbrıs Yahudi c emaati ile temas halinde bir Yahudi c emaati bulunan Alanya’da39 S elç uklu ve Osmanlı dönemlerinde müstakil bir Yahudi c emaati oluşturac ak sayıda Yahudinin bulunduğuna ilişkin bir kayıt yoktur. S elç uklu fethinden önc eki günlerde Kıbrıs’ın hâkimiyetinde bulunan Antalya. A. Pîrî Reis. Şehrin ahalisi arasında Ermeni kilisesine ba ğ lı olanlar da bulunur (Heyd.238. anc ak kalenin. Türklerin tarafını tutmuştu. E. ed.13. Siyasî Tetkik . anc ak bu anlaşma kentin bir Cuma günü Müslümanların namazda bulundukları sırada 1212’de Rumların eline geç mesi üzerine hükümsüz kalmıştı. Yapı Kredi. S elçuklu ve Beylikler dönemlerinde varlığını koruğunu.IV.381-383. Zimmîleri duvarlarla ayırma keyfiyetinin Alanya şehrinde de mevc ut olduğunu görüyoruz. İstanbul. şehrin Selçuklu fethi sırasında iç iç e üç surla ç evrili bir yapısı vardır40 . Bu ma ha llenin çevresini bir duva r kuşatmakta”37 ifadesinde görüyoruz. Ökte. s. s.. C. . Ankara. Selçuklu’dan önc eki dönemde burada Müslüman ve Yahudi tüc c arlar da oturuyor.e. 611). Nitekim Koloni-mahallelerin Antalya şehrinde Mînâ adıyla kurulduğunu. Z. Kültür Bakanlığ ı. XI. s.ikiye ayrıldığını41 gösteriyor. 1207’de kentin fethinden hemen sonra Venedik ile bir tic aret anlaşması yapılmış. Antalya’da olduğu gibi Alanya’da da bir kısımdan diğerine müstahkem avlulardan geçile- 37 38 39 40 41 İbn Battûta Seyahatnâmesi. Türkler ve Yahudiler. Gıyâseddin Keyhüsrev tarafından korunan Hristiyan tüc c arlar oturuyordu. 2004. C. S elç uklu döneminde Hristiyanlar ve Müslümanlar gibi ayrı bir mahallede yaşamaya devam etmişlerdir. yerliler (Rumlar) ile Franklar arasında rekabete sahne olmuştu ve Rumlar. 1970. XVI.

Samsun. Isparta. 42 43 44 45 46 47 Alanya kalesinin ve şehrinin bölümleri için bkz: Vasos Voyacoglu.38-43. Tuncer Baykara. Ta ş a Yazılan Zafer/Victory Inscribed. Alaeddin Keykubad tarafından aynı tarzda ikinc i bir duvarın yapıldığını. Fakülte. s. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 135 rek ulaşılırdı42 . s. İstanbul Fetih Cemiyeti. Antalya.32-33. Behset Karaca. İranlı. Kale Kapısı’ndan ( Şâ hrâh ) Taş Mescit’e uzanan bir şekilde kentin 1⁄3 oranında ikiye ayrıldığını ve duvarın üzerindeki burç ların ha sım ta rafın doğuda olac ak şekilde yerleştirildiğini gösteriyor. Antalya IV. Antalya şehrindeki surların44 ise fetihten sonraki üç aylık yoğun bir ç alışma sonucunda (22 Oc ak-19 Nisan 1216) bir ihtiya t tedbiri olarak yapıldığını. Erzurum ve Malatya gibi şehirler oldukç a gelişmiş bir durumda bulunuyordu. “ Bir Selçuklu Şehri Olarak Antalya” . Mahallelerin duvar ve surlarla ayrılması keyfiyetinin Osmanlı döneminde de devam ettirildiğini. Selçuklu Semineri.46 bu ayırma işlemin eskiye oranla zamanla yumuşatıldığını gösteriyor. Müslüman Türkler ise Kıbrıs’ın Magosa şehri ile Suriye’nin ve Kırım’ın bazı şehirlerinde tic aret yapmak amac ıyla yerleşmiş idiler47 . Bu şehirlerde İtalyan. zimmîlerin oturdukları mahallelerde Müslüman Türklerin de oturmaları gerç eği. Alanya Kitâbeleri. Turan. bundan on yıl kadar sonra.113. Niksar’da ve Alanya’da olduğu gibidinsel ve ırksal grupları birbirinden ayırmak amac ıyla yeniden yapılandırıldığını43 anlıyoruz. 2002. Alanya . Antalya şehrinde oturan milletler ortalık kararınc a ve Müslümanlar Cuma namazını kıldıkları sırada mahallelerinin kapılarını kapatmak zorunda olduklarını Antalya şehrini gezip gören hemen bütün seyyahlar dikkatli bir şekilde yazıyorlar. Konya. Yüzyıllar). Türkiye’nin Sosyal ve İktisadî Tarihi (XI-XIV. 1993. XV.128. 1225 yılında şehre yığılan Türkmen nüfusunu kalenin iç ine yerleştirmek amac ıyla S ultan I. . Antalya. Selçuklular ve İslâmiyet. DAKTAV. A. S elçuk ve Osmanlı Alanyası’nda bir mahalle oluşturac ak nüfus yoğunluğu olmayan Yahudilerin Rumların semtlerinde oturduğu söylenebilir. Ozil. 2002. yeni surun eski surla birlikte yeni bir İçka le ortaya ç ıkarmış olduğunu. S elçuklu döneminde uluslararası tic arî mübadele ve hareketlerin ilerlemesi sayesinde büyük kervan yolları üzerinde bulunan Antalya. ve XVI. Alanya. İstanbul. Ali Yıldırım.137. Bu duvarların aslında şehrin tahkimatına yönelik olduğunu ve zaman iç inde -İstanbul’da. S uriyeli ve sair halkların yanısıra Yahudi mahalleleri oluşmuştu. 2008. Fransız. benzerinin Uluborlu ile Niksar’da da bulunduğunu. Leiser. Osmanlı Antalyası’nda olduğu gibi. Erzincan. surların. çev. Bunun için bkz: S. 2002. Ankara. Yüzyıllarda Teke Sanca ğı. Redford-G. s. S ivas. bundan sonra iki sur arasında Türkler tarafından Ahi Yusuf Mesc idi’nin yapılmış olduğunu45 yazıyor. 2000. Yönetim merkezinde olduğu gibi kenti mahallelere ayıran duvarlar ve surlar da Bizans’tan devralındı. Mübarizeddin Ertokuş’un ikinc i kez vali olduğu sırada (1216) Sultan İzzeddin Keykâvus döneminde yaptırıldığını. Kayseri. s. Tunc er Baykara.

Pera’da Rabbanî ve Karaim Yahudileri arasında sıkç a vuku bulan kavgaları önlemek amac ıyla aralarına yüksek bir duvar ç ekilmiş olduğunu yazıyor48 . Gözlem. çev. s. a man dileyen binlerc e Hristiyan ile Yahudiyi Buda’dan sürgün olarak Edirne. çev. Borgulu. İ.276-277. s. 1524’te Buda’yı alan Osmanlılar. Süleyman Fikri Erten. yüzyılın ortalarına kadar burada yaşadığı anlaşılıyor. Schefer. Budin’in 1526 yılında fethine ilişkin bir an- . Yukarı Mahalle ve Aşağı Mahalle. 1994. Deniza ş ırı Seyahat. yüzyılda şu altı mahalleye ayrılmış olduğu görülüyor: S aray Mahallesi. S. oradan Bosna’nın Rahiç kasabasına geldiğ ini belirtiyor (Musa Seyirci. İslam Dünyasında Yahudiler. ç ağdaş kimi monarşiler tarafından da uygulandığına tanık oluyoruz. Alanya gibi bazı şehirler iç in de geç erli olduğunu. Arda. Antalya’daki durumun Konya. s.I. 2001. Naim Güleryüz. Yüksek şehir. B. Arslanta ş. Eren. Antalya Livası Tarihi (1922) müellifi S.136 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Bu durumda Antalya Yahudi c emaatinin etrafı duvarlarla ç evrili ayrı bir mahallede oturması imkânsız hale geliyor. Kaknüs. Birç ok İslâm ülkelerinin yanısıra S elç uklu ve Bizans’taki uygulamaların. bu durumda İbn Battûta’nın 1332’de gördüğü etrafı duvarlarla ç evrili bir Yahudi mahallesinin gerçek olmaması gerektir. 1432’de Buda’yı gezen Fransız gezgini Bertrandon De La Broquiére. Bernard Lewis. C. Antalya ve Alanya gibi birkaç şehirle sınırlı olduğunu görüyoruz. İstanbul. çev.6-7). anc ak zaman iç inde Müslüman Türklerin Rumlar tarafına doğru genişleyerek nüfusun ç oğunluğunu oluşturduğunu. Fikri Erten (1876-1962) Budalı İmamzâde ailesine mensup oldu ğ unu. s. 1996. İstanbul. Şu halde bugünkü Civelek Sokak ile Hesapç ı S okak arasında bulunan etrafı duvarlarla ç evrili mahallede Yahudilerin. S elanik ile İstanbul’un yanısıra başka yerlere yerleştirmiş ve nüfus kütüklerine Buda lı Sürgünler şeklinde kaydetmiştir50 . Türk Yahudileri Tarihi. İmge.30-31. Bizans’ta zimmîleri duvarlarla ayırma durumu yalnızc a Hristiyanlar ile Yahudiler arasında değil. Yahudi Mahallesi. 48 49 50 Ortaça ğ’da İki Yahudi Seyyahın Avrupa.43. bunların Fransız Krallığı’ndan kovulmuş olduğunu belirtiyor49 . ed. Örneğin Mac ar krallarının başşehri Tuna’nın sağındaki Buda (Budin) şehrinin XV. 1993. anc ak şehrin hâkimi Müslüman Türkleri Rumlardan ve Yahudilerden birer duvarla ayırma işleminin Niksar.145. farklı mezhep mensubu Yahudiler arasında da uygulanıyordu. Alâeddin Camisi ile Ahi Yusuf Mesc idi’nin ç evresindeki kısımda ise Müslümanların oturduğunu. İstanbul’da Yahudilerin oturduğu Bahç ekapı ile Ayasofya arasındaki mahallenin surlardan denize doğru ç ıkış kapısı olan ve Yenicami c ivarında bulunan mahalleye Bizans döneminde Porta Hebra ica/ Porta Judeca denirdi. 1170’de İstanbul’u ziyaret eden Yahudi seyyahı Tudelalı Benjamin. Ankara. N. Şener. Asya ve Afrika Gözlemleri. Ch. 2000. s. Antalya. burada Fransızc ayı ç ok iyi konuşan birç ok Yahudi bulunduğunu. Yahudilerin de bir zaman sonra Balibey Mahallesi tarafına taşındığını ve XX. S u Ş ehri. ç ünkü S üleyman Fikri Erten’in ç iziminde gösterilen üç mahalleden ikisinin Türklerle iskân edilmesi sonuc unda geriye ç oğunluğunu Rumların oluşturduğu bir mahalle kalıyor ki. İstanbul. Makbule ve Barbaros mahallelerinin bulunduğu kısımda Ermeniler ile Rumların. İstanbul.

s. s. Müslüman (ve Türkler) ahalinin ise şehrin ta m merkezinde oturduğunu. . XV.I. MEB. sonradan güney-doğudaki geniş alan bir surla ç evrilerek asıl şehre katılmıştır.I. C. “ Kudüs’e Giden Alman Hacılarının Türkiye İzlenimleri” . Diyane t İslâm Ansiklopedisi. pazar ile ç arşılar Türklerin oturduğu kesimde bulunuyordu53 . yalnızca Yahudiler kalmıştır. Nu. Rumların oturduğu mahallenin ç evresini birer duvar kuşattığını. Şehrin bir bölümünde 51 52 53 54 latıda Osmanlı ordusunun şehre girmeden önce Hristiyan halkı çoktan şehri terk etmiş. şehrin beyi ile ailesinin ve devlet erkânı ile kapıkullarının oturdukları semtin ( İçka le) diğer taifelerden tamamen ayrılmış olduğunu. şehrin a sıl ha lkı dediği Rumların başka bir mahallede oturduklarını. güney-doğusunda Rumlar. C. s. C. düzenli planıyla kalabalık ve zengin ç arşılar bulunduğunu. Bu tasnif ve gözlem klasik bir Ortaç ağ Türk-İslâm şehrinin sosyal yapısını gösterir. Belleten. her ırktan insana hoşgörü ile kuc ak açan bir şehir olan Antalya. yüzyılda ise kara tarafına ikinc i bir sur yapılmış ve şehrin gelişimi ve temel yapılanımı sağlanmıştır. Türk Yahudileri Tarihi. Ragusa şehri gibi her dinden. Bu durumda Antalya şehrinin beş bölüme ayrıldığını görüyoruz: Hristiyan. s. yüzyılın ilk yarısında kaleme alınmış bir Köln Seya ha tna mesi’nde Antalya şehrine ilişkin şu satırları okuyoruz54 : “Antalya güzel bir şehir.36). şehrin merkezinde bir Cuma Câmii (Yivli Minare) ile medresenin. Wilfried Buch’un ifadesiyle. s. “ Antalya” . X. s. bulundukları yerin etrafının bir surla ç evrilmiş olduğunu. konumu aç ısından örnek ve sembol bir durum arzeder. orta kesiminde ise Yahudiler oturuyor.234.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 137 1332’de Antalya’ya gelen İbn Battûta. Biraz farklı bir yerle ştirme için bkz: Emecan. ayrıca bkz: Galanti. en eski şehrin ç ekirdeğini oluşturur ve kadim ç ağlardan kalmadır52 . Türkler ve Yahudiler . Antalya’nın S elçuklu mirası sosyal yapısını İstanbul’un fethine (1453) kadar koruduğu anlaşılıyor. Ş ehrin esas kısmı olan Liman’ın batısında ve kuzey-doğusunda Müslüman Türkler. onların etrafının da bir surla ç evrili ve ka le gibi olduğunu yazıyor. Duva rla rla ve hendeklerle üç kısma a yrılmış.403. s. Cuma vakti ve her gec e bu duvarın kapılarının kapalı tutulduğunu. İslâm Ansiklopedisi. “ Antalya” . Liman’ın etrafını kuşatarak şehri talî kısımlara ayıran surlar. S elç uklu döneminde Mînâ ’da Batılı Hristiyan tüc c arların yanısıra Arap. Budin dışında karşılayarak şehrin bütün anahtarlarını kendisine sunan heyetin ba şında bulunan Yozef ben Salamon Eskenazi’ye bir ferman vererek kendisini ve ailesini ve kendinden sonraki bütün sülalesini süresiz olarak her türlü vergiden muaf tutmu ştur (Güleryüz. Feridun Emecan. Diyane t İslâm Ansiklopedisi.70. İstanbul. Kalenin surları için bkz: Besim Darkot.461.234-235.XLVI (Temmuz 1982). pek ç ok hamamın. “ Antalya” . Rum. Yahudi gibi yabanc ı tüc c arlar da ikamet ediyorlardı. C. İbn Battûta Seyahatnâmesi. burasının da yine büyük bir duvarla ç evrili durumda olduğunu belirtiyor. Müslüman ve Yahudi mahalleleri ile Yönetim (İç kale) ve Tic aret (Mînâ=Liman) semtleri. İstanbul. Yahudilerin de kendilerine ait bir yerleşim alanları bulunduğunu. sa nki üç a yrı şehirden oluşuyormuş gibi. 1978. Ş ehir Helenistik dönemde Liman’ı kuşatan ve doğuya doğru uzanan kesimde iken.III. bütün şehrin etrafını ve söz konusu ettiği semtleri de iç ine alan geniş surlar tarafından kuşatıldığını anlatıyor51 .I. TDV. Alman profesörü Dr. Kanunî Sultan Süleyman. 1991.532.

Türkler ve Yahudiler . Roma döneminde Myra. Attaleia kentlerinde oturuyorlardı. Bizans döneminde ise Hristiyanlaşma yoluyla Helenleşme durumuna maruz kalmışlar. S ide. gören ve yazan Fransız gezgini Paul Luc as gibi bir Batılının gözlemleri ile de örtüşmektedir. İslam Dünyasında Yahudiler . s. Phaselis. yüzyılda şehri gezip. bölgenin en yoğun Yahudi yerleşim yeri olan S ide’nin Araplar tarafından tahrip edilmesi üzerine Antalya kentine göç müşlerdir. Sonuç olarak. s.138 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Hıristiya nlar oturuyor.16. bir yüzyıl kadar önc e. . onlar pazar gününü. 55 56 Lewis. Pamfilya Yahudi c emaatine ilişkin tarihî verileri Bergama Krallığı döneminden itibaren izleyebiliyoruz. Üstelik sonraki dönemde. burada c emaatlerinin adına birer sinagog da kurmuşlardı56 . yüzyılın başlarında S elç uklu Türkleri tarafından alınan Antalya kentinde dinsel bir c emaat olarak müstakil bir mahallede oturan şehrin Yahudileri. Fetihten sonraki günlerde yeni başkent İstanbul’un yeniden imar ve iskânı amac ına yönelik olarak Antalya’dan İstanbul’a sürgün edilen bir grup Yahudi. 1332’de şehri gezip gören İbn Battûta’nın seyahat hatıraları ve gözlemleri ve dönemin tarihsel gerç ekleri ile koşutluk iç indedir. Bu dönemde Pamfilya ile Likya’nın gelişmiş kentlerinde dağınık durumda bulunan Yahudiler. yeni başkent İstanbul’un yeniden imar ve iskânı amac ıyla yapılan göçler sonucunda Osmanlı döneminde küç ük bir azınlık haline gelmiştir. Bu zorunlu iskân sonuc unda buralarda âdeta tek bir Yahudi bile bırakılmamıştı55 . Gayri-Müslim c emaatlere hukukî bir statü veren Fatih S ultan Mehmet ise İstanbul’un fethinden sonraki dönemde bir fermanla Balkanlardan ve Anadolu şehirlerinden ç ok sayıda Yahudiyi getirterek başkent İstanbul’a yerleştirmişti. Bu gözlemler aslında bir gerçeğin ifadesidir.142. XVII. diğer bölümünde otura n Ya hudiler cuma rtesiyi ve üçüncü bölümde otura n Türkler (Müslümanlar) ise Cuma gününü ta til sa yıyorla r. Galanti.” Bu satırlar. Şehirde çok sa yıda Hıristiya n tücca r var. Perge. XIII.

(1939). Asya ve Afrika Gözlemleri. çev. İlkçağda Antalya Bölgesi. Yüzyıllarda Teke Sancağı. (1964). İstanbul. (1993). İstanbul. -Ramsay. Arif Müfid. G. 69. (2007). -Cahen. İ. Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası.D. S. Teil 1. (1996). (1960). Athens. Üyepazarcı. İstanbul. Antalya Tarihi. E. Osman. (2004). Berkeley. Wilfried. H. . Kitab-ı Bahriye. (1967). -Flemming. -Pîrî Reis. London.İnan Jale. Matbaa-i Âmire. C. -Belazurî. Side Kılavuzu. -Planhol. Diyanet İslâm Ansiklopedisi. (1978). Voyage du Sieur Paul Lucas. Arslantaş. ed. “Antalya”. Band 8: Lykien und Oamphylien. Gözlem. J. (2001).(1979). Z. -Galanti Avram. Ankara. Bertrandon De La. XV. C. -İbn Battûta Seyahatnâmesi. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor. Ankara. Karal. çev. -Mansel. Kitabı Mukaddes/Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil). -Goitein. ve XVI. (1971). -Trebilco. (2008). Bitmez-Tükenmez Anadolu. -Star. (1970). İstanbul. Antalya. (1956). Mehter. B. (1991) “Antalya”. Arda. C. Pektaş. Kaknüs. çev. Süleyman Fikri. (1976). Şener. Xavier. -Broquiére. S. Cambridge. Jewish Communities in Asia Minor. George E. Fütûhü’l-Büldan. Yüzyıllar). ed. Maarif Vekâleti. İstanbul. Pisidien und Lykien Im Spatmittelalter. Nu.III. . Landschaftgeschicte von Pmphylien. -Güleryüz Naim. E. İstanbul.IV. Selçuknâme. Şalom. -Karaca Behset. (1958). Paul. İmge. Türk Yahudileri Tarihi. çev. (1956). (1967). Yapı Kredi. Belleten. MEB. K. (1955). . İstanbul. -Turan. TTK. Ankara. -İbn Bîbî. C... N. Selçuklular Zamanında Türkiye. Feridun. -Darkot. Ökte. Ortaçağ’da İki Yahudi Seyyahın Avrupa. İstanbul. -Sefername. -Baykara. MEB.Tabula Imperii Byzantini. S. çev. Taşa Yazılan Zafer/Victory Inscribed. 1948 Yılı Kazılarına Dair Rapor. Friedrich. C. Denizaşırı Seyahat. -Bosch.I. -Redford. İstanbul. İstanbul. (1997). Arif Müfid. Barbara. -Foss. Türkiye’nin Sosyal ve İktisadî Tarihi (XI-XIV. – Leiser.II. Paris. C. Yakın-Doğu Ticaret Tarihi. İstanbul. Türkler ve Yahudiler. Antalya IV. Side Agorası ve Civarındaki Binalar. Tome I. (1982). Cities.. İstanbul.I. Atlan. (2004). çev. Selçuklular ve İslâmiyet. Antalya Livâsı Tarihi. . Tarihî. -Emecen.XLVI. (2000). Turan Neşriyat. çev. R. Isparta. çev. C. (1947).De La Plaine Pamphylienne aux Lacs Pisidiens Nomadisme et vie Paysanne. -Moğol Hasan. Pamphylia Tarihine Dair Tetkikler. -Bean.. Turkey’s Southern Shore.(1996). İstanbul. İstanbul. (2004). Hampshire. (1993). İslam Dünyasında Yahudiler. Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften. E. C. Aykut. Osmanlılardan Önce Anadolu. -Buch. -Hellenkemper. (2000). -Önder Mehmet. Ankara TTK. S. çev. Nevzat. Z. (1957). (2002). Siyasî Tetkik. M. -Çevik. Yazıt Nu. Wiesbaden..W. Clive . Ötüken. -Baykara Tuncer. A Mediterrenean Society. çev. İstanbul. Selçuklu Semineri. Bernard. A. (1338). (2009). İstanbul. Tarzi.. Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları. çev. Paul R. İslâm Ansiklopedisi. M. İstanbul. “Bir Selçuklu Şehri Olarak Antalya”. Yinanç. Hansgerd – Hild. -Lewis. (2000). -Bean George E. A. Paris. -Erten. “Likya’da Yahudi Varlığı İlk Kez Kanıtlandı”. -Tudelalı Benjamin. W. M. (2005). Ugan. İstanbul. Z. (1814). -Turan Osman. “Kudüs’e Giden Alman Hacılarının Türkiye İzlenimleri”. Ankara. TTK. (1988). -Lucas. TDV.I. Ch.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 139 BİBLİYOGRAFYA -Balard Michel. çev.. Ankara. Kültür Bakanlığı. Ankara.I. MEB. Wien.(1997). Ankara. Antalya. Schefer.Mansel Arif Müfid . Çavaş. -Heyd. Clemens Emin. The Jews of Byzantine Empire. Kitabevi. İstanbul. -Mansel. (2000). University of California Pres. Tuncer. (1967). S. Besim.

-Yıldırım. Türkiye-İtalya İlişkileri. DAKTAV. (2002). İstanbul. İstanbul. –Williams W. Metis. Ozil. çev.I. C. Alanya Kitâbeleri. Alanya. İstanbul. İlkgelen. (1999). . Vasos. (2002). -Voyacoglu.140 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -Turan. A. (1990). Z. R. çev.. Alanya.Tarsuslu Paulus’un Üç Dünyası. -Wallace. Z. Ali. Şerafettin. İstanbul Fetih Cemiyeti.

Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. kuraklıktan etkilenme oranını artırmıştır. Help * ** Doç. Hatta bazı bölgelerde ölüm olayları bile meydana gelmiş olduğundan hükümet. they were able to continue their agricultural life. necmiuyanik@hotmail. Dr. Dealing with the agriculture by most of the citizens of this region increased the exposure ratio from the drought. Nitekim bu kuraklıkla birlikte. Thanks to these helps. Anahtar Kelimeler Kura k lık . Key Words Drought. the public was able to breathe a sigh of relief and especially thanks to the debt suspension of Agricultural Bank. m. The Central Anatolia Region was the most affected area by this drought. Issue : 5 Pa ge : 1 4 1 -1 76 CUMHURİYET DÖNEMİNDE YAŞANAN KURAKLIK FELAKETLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Necmi UYANIK* Muhammed SARI∗∗ Özet Cumhuriyet döneminde yaşanan en önemli kuraklık 1928 yılında meydana gelmiştir.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 .com . Fa mine. Bu yardımlar sayesinde halk rahat bir nefes alabilmiş ve özellikle Ziraat Bankasının borçları ertelemesi sayesinde üretici durumlarına devam edebilmişlerdir.. Hilâ l-i Ahmer. Bu bölge halkının çoğunlukla ziraatle meşgul olması. Ya rdım AN ANALYSIS OF THE DROUGTH DISASTERS IN THE P ERIOD OF REP UBLIC Abstract The most important drought in the period of Republic occured in 1928. Bu kuraklığın en etkili olduğu saha ise İç Anadolu olmuştur. many families exposed to lackness of food and drink and some of them abandoned their places. Even some death incidents occured in some areas and the government helped the people of thes e regions by means of Hilal-i Ahmer and Agricultural Bank. Kıtlık .sari@hotmail. Hila l-i Ahmer. bu yörelerin halkına Hilâl-i Ahmer (Kızılay) ve Ziraat Bankası vasıtasıyla yardımda bulunmuştur. Because of this drought. çoğu aile yiyeceksiz kalmış ve bu yüzden bir kısmı yerlerini terk etmişlerdir. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 4 1 -1 76 Ye a r: 2 0 1 1 .com Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Doktora Öğ rencisi.

Ocak 1948.9. Tarih ve Toplum. 54. Hiç şüphesizdir ki Anadolu.31. “ Kuraklık ve Kıtlık” . s. sonbahar aşırı yağışlı. hatta bazen kar kalınlığı telgraf direklerinin boyuna ulaşınc a haberleşme imkânları da kesilmiştir. 1874 yılında meydana gelen korkunç kıtlık hakkında birç ok halk şairi destanlar meydana getirmişlerdir. Yıl: 2. Tarihte kıtlık seneleri diye bilinen seneler ya vakitsiz yaşanmış. tarih boyunc a büyük kuraklık ve kıtlıklar yaşamıştır. 1887 ve 1928 senelerini birinc iye ve 1935. S. Buna mukabil mahsulü tamamen değilse bile. Orta Anadolu'da yoğun kar ve don yüzünden yollar aylarca kapalı. 1845 kuraklığı Kayserili bir ozan tarafından “erdi bu kıtlığa nice çok diyarlar-cümlesinden ehven oldu bu civar”5 . Bu tür felâketlere Türk tarihinin her safhasında tesadüf etmek mümkündür. Buna örnek olarak. bitki hayatının ve daha doğrusu toprağa bağlı hayatın.135. ya da bulundukları yerleşim yerini terk ederek kendilerine yeni hayat sahaları aramaya başlamışlardır. S. halkın iç inden yetişen ozanları dokunaklı feryatlarla dile getirmişlerdir. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri B . Nejat Berkmen.7.8. 2. “ Kuraklık ve Kurak Bölgelerin Özellikleri” . birç ok seneler yurt ekonomisinin sarsılmasına.133. yani kuraklıktan kaynaklanmıştır. 6. s. % 30.36. ya da şiddetli soğukların ve kuraklığın neticesi olarak görülmüştür. İktisadi Yürüyüş . S. s. C. 6 Temmuz 1945. Yıl: 6. o yıl az mahsul toplanabilmişti. s. Temmuz 1974. şeklinde dile getirilmiştir. Hayat Tarih Mecmuası (Tarih ve Edebiyat Mecmuası). İstanbul’da bile Haliç ’i buzlar tutmuştu. Nisan 1990. . tabiat tarafından hassas bir şekilde ç izilmiş olan yağış karakteri. “ Halk Şiirinde Tarihi Kıtlıklar ve Kuraklıklar” . gelişme olanaklarının kısıtlandığı bir doğal yaşam ortamıdır1 . “ Kuraklık ve Memleketimiz” . Sinan Kuneralp.142 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Kuraklık. Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı Dergisi. 76. Dönüm. 1845. Buna karşılık.11. S. Bunlardan Osmanlı döneminde olanlarından bazısı yazılmıştır. yüzlerc e köy ise mahsur kalmış. C. Öyle ki. S. Bu sıkıntıların başında. Cahit Öztelli.6 Bunun netic esinde pek ç ok kişi ya ölmüş. masallara ve destanlara girerek herkes kuraklık ve kıtlığın ne olduğunu bilir hale gelmiştir4 .2. Şevket Ra şit. “ Orta Anadolu’da Kıtlık (1873-1875)” . Bu tür iklim şartlarının etkisi ise en ç ok İç Anadolu vilâyetlerinde görülmüştür. % 40 ve hatta bazen % 50’den fazla azaltan soğuk. Yıl:10. 1873 yazı Orta Anadolu'da kurak geç inc e. Yıl: 1974. “ Orta Anadolu`da Kuraklık” . Ancak bu tür kıtlık seneleri daha ç ok yağış azlığından. halkın uzun seneler ç ekmek zorunda kaldığı kıtlık felâketi gelmektedir. 1942 ve 1945 senelerini de ikinc iye örnek olarak verebiliriz 3 . kış ise bütün ülkede fevkalade sert geç miştir. Yaşanan kuraklıklar iç erisinde en tesirli olanı 1874 yılında meydana gelmiştir. Haziran 1935. 1874. 1939. ç iftç inin büyük sıkıntılar ç ekmesine sebep olmuştur2 . Umran Emin Çöla şan. S. Orta Anadolu’da kuraklık ve kıtlık o kadar etkili olmuştur ki. s. Ekonomisi daha ç ok toprak ürünleri üzerine dayanan Türkiye’nin. s. Bu sıkıntılı yıllar. Bu destanlarda halkın o zamanki 1 2 3 4 5 6 Nihat Uluocak.4. kuraklığa veya daha genel bir tabir ile gayrimüsait senelere daha sık tesadüf edilmektedir.

“ Aksaray Folklorunda Yapraklar Aksaraylı Bir Halk Şairinin Dilinden 1290 Kıtlığ ı” . Christiansen-Weniger ağaç kütüklerinden yaptıkları araştırmalarda. s. 1928 yılından bu yana olan tarihlerdeki kıtlık veya fena mahsule. ç iftç ilerin bilgilerine. Her ne kadar yağış azlığı burada kıtlıklar meydana getirmişse de. bu ovadaki topraklar ziraate gayet elverişliydi. perişan hâli. Kızılırmak’a sahildar olan köylerdi. S. hatta yirmi ürün vermekteydi9 . Öyle ki. Nejat Berkmen. Yıl:2. yaşanan kuraklığı sadec e bu etkene bağlamak doğru olmayac aktır. agm.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 143 muzdarip ruhu. Yine Kırşehir ve Aksaray’da kuraklıktan en çok etkilenen köylerin bir kısmı. Yağışın en az düştüğü bölge olan Orta Anadolu. Age. bilhassa 1928 yılında Orta Anadolu’da meydana gelen kuraklığın tesirleri büyük olmuştur. İlmî bir inc elemeye dayanmamakla birlikte.. Kızılırmak’ın kendi tabi seviyesiyle sulayabildiği yerlerdeki mahsuller gayet iyi durumdaydı10 . İktisat Matbaası. ç ok düşük bir verimdeyken sulama sayesinde bire on. s. Ankara 1930. gökten düşec ek yağmurlardan medet bekler hale gelmiş olmasıdır. samimi bir dille ifade edilmiştir7 . doğal olarak bu durumdan en ç ok etkilenen bölge olmuştur. Nüfus Meselesi.4. A. bu tarihlerde Karadeniz de dâhil olmak üzere pek ç ok bölgeyi etkisi altına almıştır. fakat ç obanlık yüzünden yarı yarıya terk edilmiş ve kuraklık yüzünden de tamamıyla harap olmaya mahkûm gibi duran Obruk Köyünün kenarında.s. kanaatlerine ve yüzeysel bir bakışla bile görülen duruma göre. Leon Robinowicz. Doğal olarak buralarda kuraklıktan ç atlamış ve mahsulleri yanmış tarlaların bulunması büyük bir tezat oluşturmaktaydı. (Çeviren: Alaettin Cemil). 8 9 10 ..354. KURAKLIĞIN SEBEP LERİ VE TESİRLERİ Prof Gassner ile Prof. Nitekim Konya’nın kuraklıktan en muzdarip bir nahiyesinde dört yüz haneli. Bu tarihten sonra ise. ç iftç inin bu tür su kaynaklarını kullanma zahmetinde bulunmaması ile. iç erisinde yaklaşık 7. Ağ ustos 1952. Uygulanmakta olan ziraat tarzının da kuraklığın şiddetini arttırmada büyük tesiri olmuştur. yüzeyi yerden on metre alç akta ve suyunun derinliği 130-140 metre arasında olan. s. Hasandağı.8. Örneğin Beyşehir Gölü’nün aç ılmasından evvel tarlalar.353. yağışsızlığın sebep olduğunu ortaya koymuşlardır8 .000 metreküp su bulunduran volkan gölü bulunu7 Çekildi pınardan tükendi mâ’lar Lodos yeli bulutları kovalar Rahmetten müberrâ oldu havalar Tutu ştu ciğ erler büryan içinde O zaman bir hırstır dü ştü insana Çok gavga kıldılar âb-ı revana Çıkmaz oldu zahireler meydana Bulunmazdı sevkı sultan içinde Acayiptir hele dünle bu sözü Bahar geldi gövermedi yeryüzü Hazret-i lemyezel bununla bizi Terbiye eyledi bir an içinde.12. Bu tesir 1930’lu yıllarda dahi sürmüş. Buradaki en büyük eksiklik.

ağaç tan mahrum bir hâle gelmişti. Hâlbuki bu ailenin yalnız katıksız ekmeği için 1.200 kilo kadar buğday kaldırılabilirdi.095 kilo buğdaya ihtiyac ı oluyordu. Bu sebeple inekleri sütsüzdü. s. hükümete olan vergisi ve tüc cara olan borcunu ödeyebilmek iç in. Zihni Derin. s.93. yemsiz. Odun yerine sığır gübresinden yapılmış tezeği yakmakta olduğundan. Bu arazinin yarısı kara nadas halinde 1-2 yıl dinlendirilir. Üretim kooperatifleri.144 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yordu. İyi damızlık boğası yoktu. tohumluklarını kendi kendilerine temin etmiş olurlardı. ziraat birlikleri. belki de bu kuraklıktan ç iftç iler daha az etkilenecekti. inekleri ve çift öküzleri. Leon Robinowicz. s. Çiftç inin ziraat iktisadına ait teşkilatsızlığı. kuraklığın vahametini artırıc ı bir etken olmuştur. agm. Bu süreç te sıkıntıyı meydana getiren ziraat tarzından biri. .146. Fakat ç iftç i bu tür imec e usullerini uygulamazken.13 Öyle ki. Ziraat ve Ticaret Gazetesi.12 Verimsiz kalan bu toprakların yanına. yemek pişirmek ve kışın ısınmak iç in gerekli yakacak odundan mahrumdu.. tarlaları gübresiz ve toprakları da verimsizdi. Hiç olmazsa kaybettikleri yiyeceklerini. Kurumsal bir teşkilatlanma gerçekleştirilebilseydi. 840 kilosunu ise en az beş nüfuslu ailesinin ekmeklik ihtiyac ına ayırıyordu. Bu buğdayın 360 kilosunu diğer yılın tohumluğuna. hava uygun giderse 1. harman temiz- 11 12 13 14 15 Age. s. Bunun yanında. Örneğin Aksaray valisinin 1927 yılında imec e usulü ile bir miktar ziraatta bulunması. diğer yarısı da ekilerek. zaten iş buhranı iç inde olan şehir ve kasabalara akın ederek işç ilik yapmaya mec bur bırakıyordu14 . Yine ç iftç i toprağı iyi işleyen ve mahsulü ç abuk ve uc uz eken orak. S.. Nisan 1952. güc ü yetenlerinin. giyeceğini sağlamak. birkaç ç iftç inin hayvanının sulanmasından başka işe yaramıyordu. s.355. kara sabanı bile ç ekemeyecek derec ede küç ük ve c ılızdı. seksen bin liralık bir sermayenin teminini sağlamıştı15 . “ Küçük Çifçilerimizin Zirai Dertleri. ç iftç ilerden ç oğunun ziraata elverişli ortalama kırkar dekar arazisi ve birer ç ift c ılız öküzü bulunuyordu. kuru ekmeğini bile karşılamayan bu gibi ailelerin erkeklerini.93. Bir yetersiz yıllık ziraî üretim.358. Çift öküzleri değil demir pulluğa. samansız ve bakımsızdı. Anc ak bu su. Bu sebeple ç iftç i. Leon Robinowicz. ahır ve basit ziraat aletleri yapac ak keresteden. ev. en azından emeğin inisiyatifi aç ısından ç iftç inin ayakta kalması yolunda önemli bir alt yapı sağlanmış olabilirdi.. age.11 S ulama kaynaklarından faydalanılmaması netic esinde bütün kurak bölgeler. mısır ve darı gibi yaz mahsulü ekilmiyordu. ç iftç ilerin genellikle ziraatlarını arpa ve buğdaya dayandırmaları olmuştur.357. bir de ç iftç inin ziraattaki yanlış usulleri ekleninc e tehlike bir kat daha artıyordu. Tarım Bakanlığ ının Küçük Su İşlerine Ait Hayırlı Bir Te şebbüsü ve Bu İşte Muvaffak Olma Şartları” . Zihni Derin. age. ziraî itibar sandıkları ve teşkilatları ile hatta daha basitleri ve ilkelleri olmuş olsaydı. otsuz.. eksik ekmeğini tamamlamak.

Leon Robinowicz. O dönemde ç iftç i. Kuraklıktan etkilenme oranının az gibi görünmesine rağmen etkisi ç ok şiddetli olmuştur. 1928 yılı kuraklığının etkisini çoğaltan sebeplerden birisi de hem ç iftç inin yeterli sermayeye sahip olmaması. Aksaray. ç iftç inin modern tarım aletlerine sahip olmamasının yanında. . 1928 yılındaki kuraklıkla birlikte iyic e aç ığa ç ıkmış ve ç iftç inin yüzü gülmez hale gelmişti.. C. KURAKLIĞIN DEVLETE VE HALKA VERDİĞİ ZARAR Eskiden beri kıtlıklar ç ok mühim değişikliklere sebep olmuş. İçtima: II. Ankara (tarihsiz). agm. Bu sebeple hükümet. Zihni Derin. Bu durumun netic esinde. s.1. (Ziraat makinelerinde ve ziraatta kullanılan mevadı mü ştaile ve muharrike ile müstahzaratı kimyeviyenin rüsumu hakkındaki kanunu tadil edici 1/498 numaralı kanun lâyihası ve İktisat. agm. Bu pullukların dışarıdan değil iç eride üretiminin sağlanarak temin edilmesi de kararlaştırılmıştır18 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 145 leme ve ayırt etme işlerini temin eden yeni aletlerden mahrumdu16 . bu tarım aletlerini değerlendirec ek bilgiden de mahrum kalmasıdır. C. Devre: III.93. Bu sadec e olayın ekonomik boyutunu teşkil ederken.1. Devre: III.2. s. Bunun nedeni ise. bilhassa insan sağlığı üzerinde sıtma gibi hastalıklara neden olmuştur. s. toplumsal anlamda pek ç ok kişi ekmek bulamaz hale geldiği gibi aç lıktan ölenler dahi olmuştur. üretimde müthiş bir azalma baş gösterdiğinden devlet dışarıdan buğday ithal etmek zorunda kalmıştır. TBMM Zabıt Ceridesi.93. age.350. Adliye ve Bütçe Encümenleri mazbataları). B.. TBMM Zabıt Ceridesi.XII. İçtima: III. bir elden taşıyıp kıymetli fiyatla satac ak ve dünya piyasalarından haber alac ak vasıtalardan mahrumdu. Bu yokluk. Fakat buradaki en önemli sorun. kuraklıktan önc eki iki senenin kısmen kurak gitmesi ve 1928 yılı kışının şiddetli geç mesinden ç iftç ilerin alac akları mahsule güvenerek mevc utlarını hayvanlarına harc amaları yüzünden ambarları ve sermayeleri bakımından zayıf durumda kalmalarıdır20 . Ayrıc a bu kuraklık 16 17 18 19 20 Zihni Derin. kendini kalkındırac ak olan yeni ziraat usullerini bilmemekte birlikte bu usulleri kendine öğretecek rehberden mahrum durumdaydı. bu gibi zararlardan en az kayıpla kurtulmak istemiş ve bunun iç in de bir kanun dahi hazırlanmıştı. Bildiklerini tatbik edec ek enerjilerini kaybetmişlerdi19 . Bununla birlikte. Eskişehir ve Afyon gibi vilâyetlerde etkili olmuş ve ilk anda nüfusun yaklaşık beşte biri üzerinde etkisini göstermiştir.XX. Ziraat Bankasından sağlayabildiği az bir miktar parayı ziraî üretimde kullanamamaktaydı. s. s. kuraklıktan sonra artık eski sabanların yerine daha modern pullukların getirilmesi ve toprağın daha iyi işlenerek.. Kırşehir. Yine mahsullerini değerlendirec ek satıc ıya kadar depo edecek. Bu kuraklık Konya. Yozgat. hem de toprağı derinden işleyec ek modern tarım aletlerinin bulunmayışıydı17 . Diğer taraftan ihtiyac ı nispetinde krediden de mahrumdu. Ankara (tarihsiz). (Pulluk ve saire için bir sermaye tesisi hakkında 1/709 numaralı kanun lâyihası ve İktisat ve Bütçe Encümenleri mazbataları).

XIII. (Konya ovası sulama idaresi 1933 senesi bütçesi hakkında I /506 numaralı kanun lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). Anc ak bu göç hareketi 1928 kuraklığında daha önc ekilere nazaran geniş boyutlu olmamıştır. S enenin böyle kış zamanına tesadüf etmiş olması nedeniyle Beyşehir Gölü’nde su hac minin daha fazla olmasını gerektiriyordu. zahire ve hayvan yemi fiyatları yükselmiş. Bu durum ise pek ç ok sahada etkisini göstermiştir.III. C. köylüleri pek ac iz ve perişan bir hale düşürmüş ve hatta bazı köyler ahalisinden bir kısmı. Ankara 1933.4. Celal Er. TBMM Zabıt Ceridesi. Mart 1989. (1/97 numaralı Konya ovası sulama idaresinin 1931 senesi bütçe kanunu layihası ve bütçe encümeni mazbatası). bakımsızlıktan dola- 21 22 23 24 25 Ali Numan. 1927’den beri düşmüştü. Bilhassa 1928’de yaşanan kuraklık halk üzerinde olumsuz pek çok tesir yapmıştır. Devre: IV. Hâlbuki birbirini müteakip kuraklıklar netic esi olarak su kâfi gelmemişti. C. Yıl: 55. 30 Ekim1932. S. ehemmiyetli bir surette azalmasına sebep olmuştu25 . 7. alev gibi esen rüzgârların karşısında yanıp kavrulmuştu. 1933 senesi kışın kurak gitmesi netic esinde böyle bir safhaya inmişti ki. C. ülkedeki su rezervleri azalmış. 627. 3. Bu senelerde hüküm süren kuraklık ile su dağıtımının fennî bir şekilde yapılmaması yüzünden.XIII. İçtima II. s. artık kapaklardan su akamayac ak bir vaziyet hâsıl olmuştu24 . Karınca . s. suyun yeterli miktarda tarım arazisine dağıtılamaması da ayrı bir sorun teşkil etmişti. Bunun netic esi olarak suyun seviyesi mütemadiyen. s. Yani 1125 buç uk olması lâzımdı. . Ankara 1931. s. 1928 kışı fevkalâde kurak gitmişti. bu arada. Gelirin azalmasının yanında.2. Beyşehir Gölü suyunun alç almış olması ve bu sebeple şebeke dâhilinde bulunan arazinin tamamen sulanamaması. tarımdaki verimlilik tehlikeye girmiş ve insanlar büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmışlardır23 . 7. “ Kuraklık” . Özellikle İç Anadolu’nun tarım bölgesi olması ve kuraklığında etkisini burada göstermesi bu tesirin derecesini katlamıştır. Ş ebekeye muntazam ve tam su verebilmek için Beyşehir Gölü’nün seviyesi bir buç uk metre yüksek olması gerekiyordu. S. İçtima II. Devre: IV. Fevkalâde İçtima. Nitekim 1928 yılında. ac ı bir gerç ek olarak ortaya ç ıkmıştı. bu suretle kuraklık.42. burada yaşamak zorunda kalan insanlar. “ İklim ve Be şeriyet” .219. TBMM Zabıt Ceridesi. Devre: IV. başka yerlere göç etmek mec buriyetinde kalmışlardır22 . Hâlbuki gölün seviyesi daha aşağı düşmüştü.146 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yüzünden pek ç ok göç hareketi de yaşanmıştır21 . Beyşehir Gölü’nün suyunu kanallara veren kapağın radyesi 1124 rakamındaydı.s. Kuraklık olduğu vakit. Bununla birlikte. Köylü bu felâket karşısında ne yapac ağını şaşırmış. Yağmur mevsimi geçmiş. idarenin geliri arasında mühim bir yekûn teşkil eden sulama üc retinin. beklenen mevsim yağmurları yağmadığı iç in tarlalarda henüz teşekkül etmiş olan buğday ve arpa başakları. su problemi başta olmak üzere pek ç ok sıkıntıya maruz kalmışlardı. Ankara 1933. Çünkü yağış neredeyse bu senelerde hiç düşmemiştir. TBMM Zabıt Ceridesi. Halkevi. Örneğin 1928 senesinden başlayarak 4 sene zarfında Konya Ovasında kuraklığın devam etmesi.

Türkiye'nin buğday aç ığını kapatmak iç in. Kuraklığın bu tesiri sadec e mahsulle sınırlı kalmamıştır. kuraklık bölgesindeki köylünün. agm. Devre: IV. 158 milyona inmiştir. 1927’de 868 bin ve kurak senesi olan 1928 de ise be ş milyon liralık ithalât yapılmıştı. Gelirlerdeki Azalma 1928 yılında yaşanan kuraklık sebebiyle fiyatlarda bir yükseliş kendisini gösterirken. O yıl en ç ok Romanya'dan buğday ithal edilmiştir28 . s.25. . Devre: IV. 887 TL’dir. S. 11-12. C. Ekim 1970 . Avni Şanda. 1927’de (8. Avni Şanda. görülmemiş bir surette düşmüştü. Kuraklık netic esinde.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 147 yı.52. ikinc isi ise mahsul ve hayvanların ölümü netic esinde üretimdeki azalma şeklinde kendisini göstermiştir. “ Tarih Boyunca Anadolu’da Kuraklıklar” . 20 Haziran 1931’de Arazi Vergisi Kanunu görüşülürken bu kanunun 5. s. TBMM Zabıt Ceridesi.1.143-144. Ankara (tarihsiz). İstanbul Ticaret Odası Mecmuası.159. Devre: III. TBMM Zabıt Ceridesi.XII. birinc isi gelirlerin azalması yönünde. 1926’da ihrac at 182 milyon. s. 1927’de kuraklık zamanına tesadüf ettiği iç in 192 milyonluk ihrac at. Ankara (tarihsiz). piyasaya fazla miktarda altın arzedildiği iç in. İçtima: II. s. 1926 da 2. Bu sebeple.5 milyon.. C. kuraklık. Ankara (tarihsiz). aynı zamanda ülkenin ithalat ve ihrac at dengesini de etkilemiştir. a. “kara gün” iç in sakladığı altınları da piyasaya sürülmüştür. Bu tür felâketler karşısında hükümet. Fevkalâde İçtima. kasaplık hayvan fiyatları da düşmüştü. Fevkalâde İçtima. Bu yüzden ç eşitli vekâletlerin bütç elerini yeniden düzenleme gereği duyulmuştur.1970. Ankara 1931. 237).000 lira kadar bir azalma yaşanmıştır31 . İçtima: II. herhangi bir köy veya kasaba veya şehir arazisinin tamamının veya belirli bir bölgesinin mahsulleri sel.51. Bu maddeye göre. Nitekim. 005. Bundan başka. 803. bunun netic esinde bütç ede aç ık meydana gelmiştir27 .94. muzır haşarat veya bulaşıc ı hastalıklar gibi fevkalâde arızalar dolayısıyla en az üç te bir derecesinde zayiata uğrarsa.26 Kuraklığın etkisi. TBMM Zabıt Ceridesi. Görüldüğü üzere kuraklık. 1926’da 7. İçtima: III. Bu durumun nedeni ise 1928 senesindeki kuraklıktır. Maddesi kuraklık ile ilgilidir. İthalât ise 211 milyon olmuştur29 . s. ithalât 216 milyon. 1928 yılında ise yaklaşık olarak 108 milyon kilo buğday ithal edilmiştir30 . Devre: III. Devre: III. bu suretle zarar gördüğü idarî tahkikatla sabit olanların o seneye ait vergileri. dolu. (Millî Müdafaa Vekâleti 1929 senesi bütçesine fevkalâde tahsisat konulmasına dair 1/520 numaralı kanun lâyihası ve Bütçe Encümeni mazbatası). Buna binaen hâsılat da 300. 116. Maliye Vekâletinin müsaadesiyle kısmen veya tamamen silinec ekti32 .XIII. her ne kadar maddî anlamda sıkıntı iç ine düşse de ç iftç ileri korumaya yönelik uygulamalara gitmiştir. Devre: III. 606. silinen bu borç lar ve üretimin düşmüş olması tahminî gelirlerin beklenenden ç ok az ç ıkmasına sebep olmuştur. bütün ürünlerdeki ithalat bu şekilde olurken. s. H. C.III. dış piyasalardan buğday ithaline ihtiyaç hâsıl olmuştu. TBMM Zabıt Ceridesi.Aralık. Anc ak. s.XII. Tuz satışı kilo olarak. İçtima: III. 1928’de 7. Ankara 1931. 26 27 28 29 30 31 32 H. C. TBMM Zabıt Ceridesi. C.II. TBMM Zabıt Ceridesi.14.XIX. Mesela. Ankara (tarihsiz). ithalât 242 milyon. altın fiyatları da. yangın.1925’te ihrac at 192 milyon. s. bu ğ day olarak 1924’te 18 ve 1925’te 19 milyon liralık ithalât. C.

diğer maddelerde gösterilen yolc u ve sair ç eşitli tahsisat da tahmine nazaran mahsus bir fazlalık kaydedilmiş olduğundan.XIX. Buna göre. s. 33 34 35 36 37 TBMM Zabıt Ceridesi. bu eksiklik kısmen telâfi edilmiş ve gelir bütç esi (285. s.Ba ğ dat demiryolları ve Haydarpa şa liman ve rıhtım idaresinin 1928 senesi hesabı katisi hakkında 1/421 numaralı kanun lâyihası). TBMM Zabıt Ceridesi.563 lira 44 kuruş ve ayni sebebe binaen değirmen ve fabrika su üc retinde 250 lira tahminine karşı. (Anadolu .58.35 Fakat bu indirimler bir işe yaramamış yine de halkın büyük ç oğunluğu sulama borc unu ödemekte güç lük ç ekmiş ve büyük bir kısmı da ödeyememişti. (1930 senesi hakkında umumi mazbata). TBMM Zabıt Ceridesi. 11. 30 kuruş indirim yapılarak 50 kuruş ve gayri muntazam şebekede dönüm başına alınan 50 kuruştan da 20 kuruş indirim yapılarak 30 kuruşa indirilmişti. Ankara 1933. S ulama üc reti olarak bütç edeki tahmin edilen miktar 139. üc retlerde indirim yapmıştı.148 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 1928 senesi geliri. İçtima II.2.180. 1929 senesinde 800 000 lira tahmin edilirken34 . s. C. Diğer taraftan ayni sebepten nakliyatın azalması dolayısıyla. evvelce her bir dönüm başına muntazam şebekede 80 kuruş alınırken.III.072 lira 33 kuruş tahsil edilebilmişti. C. s. 000 lira tahmin edilmişti. Devletin gelirini azaltan en büyük sebeplerden bir diğeri. 228. Fakat bu sene zarfında İç Anadolu’da meydanda gelen kuraklık dolayısıyla. C. Devre: IV. C. senenin kurak gitmesinden dolayı ziraat taliminden eksik olmakla 106.2. anc ak 5. İçtima II. hâlâ lâyıkıyla ilerleme sağlayamamış olmalarından kaynaklanmıştı. Devre: III.37 Kuraklığın tesiri sulama alanında görülürken.XIII. C. Fevkalâde İçtima. 012 lira tahsilât olmuştu. 1927 senesinde 799.325-326. Ankara 1933.36 Bu durum. Ankara (tarihsiz). diğer sahalarda da düşüş olarak kendisini göstermiştir. bilhassa zahire nakliyatında % 50 derec esinde indirim yapılmasına mec buriyet hâsıl olmuştu. 1928 senesindeki hâsılatın azalmasında kuraklığın etkili olduğu şüphesizdir. İçtima: III.33 Ayrıc a vergi gelirlerindeki bir azalma da. uzun süredir devam eden kuraklıktan her halde müteessir olmuş bulunan sulama sahası ç iftç ilerinin. 204 lira ve 1928 senesinde de 697. s. kara ve deniz boğaz vergilerinde görülmüştür.100 lira olduğu halde. 466. S ulama İdaresi Mec lisi tarafından tespit ve hükümetin tasdikiyle tespit edilen üc retler. Ankara 1931. bilhassa hafif seyir nakliyatı 800 bin küsur lira kadar azalmış ise de. 07) lira eksik tahsilât ile kapatılmıştı. yine kuraklığa bağlı olarak hükümetin sulama üc retlerinde yapmış olduğu tenzilattır. Devre: IV. Hükümet. Ankara (tarihsiz). 56 lira 4 kuruş olarak tahakkuk etmişti. Böylece kuraklığın tesirinden hayli zarar gören ç iftç ilerden tahsili tahmin olunan geriye kalan miktara mukabil.XIII. Orta Anadolu’da ve bilhassa Konya’da senelerc e devam eden kuraklığın yaptığı tesiri ve bilhassa 1928’den itibaren hububat fiyatlarının düşüklüğünü göz önüne alarak. Devre: III. 1926 senesinde 774. (Konya ovası sulama idaresinin 1928 senesi son hesabı hakkında 1/450 No’lu kanun lâyihası). Devre: IV. TBMM Zabıt Ceridesi. (Konya Ovası Sulama İdaresinin 1930 senesi bütçesi hakkında l/644numaralı kanun lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası).XIX. TBMM Zabıt Ceridesi. 136 lira. . İçtima: III.

III. Devre: III.1. Ankara (tarihsiz). 1928 senesinde yaşanan kuraklıkta altı vilayetin (Konya. olaylar pek yaşanmamıştır. b. Gelirdeki bu azalma. Afyon.4.266. yükleme. C. hububat mahsulü aşırı derec ede düşmüştü.Ba ğ dat demiryolları ve Haydarpa şa liman ve rıhtım idaresinin 1928 senesi maliye bütçe kanunu lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası).41 Anc ak bu senelerdeki kuraklık 1928 senesine nazaran daha az etkili olduğundan ürünlerin azalması ve ç eşitli ölüm v. Aksaray. bunun iç in gerekli önlemlerin alınması istenmiştir. Afyon. Ankara. . Fevkalâde İçtima. 1923 yılı sonlarında Trakya havalisiyle. Çünkü bu dönemde ürünlerdeki aşırı düşüş ç oğu insanın en zarurî ihtiyaç larını bile karşılayamayac ak duruma düşmelerine sebebiyet vermişti.308. diğer alanlarda olduğu gibi hükümetin bu sahada da bir indirime gitmesinden kaynaklanmıştır. 545. Yine 1925 yılında Ziraat Vekâletinden Başbakanlığa gönderilen bir yazıda.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 149 Orta Anadolu’da 1928 yılı kuraklığından ulaşım da nasibini almış ve ulaşım gelirleri bu yıl azalmıştır38 .b. 30. 1928 ve 1929 seneleri zarfında Hilâl-i Ahmer Cemiyeti tarafından muhtaç lara dağıtılmak üzere darlık ve kuraklık mıntıkalarına gönderilen zahirelerin nakliye üc retiyle. 71 lira işletme alacaklarının kaydı silinmişti39 .10/ 184. Buna engel olmak iç in.266. Bunun yerine ihtiyaç duyulan yerlere Müdafaa-i Milliye emrindeki kamyonlarla un ve buğday taşınmasının daha muvafık olduğu düşünülmüştür40 . Ürünlerdeki Düşüş ve Telefat Cumhuriyet dönemindeki kuraklıkların en ç ok tesir ettiği saha İç Anadolu Bölgesi olmuştur. s. BCA . 30.10. hem de gelir kaynağını teminden mahrum kalmasına sebep olmuştur. s. Cumhuriyetin ilk yıllarından başlamak üzere yaşanmış olan bu kuraklıklar. Bu maddeye göre. burada kuraklıkla ilgili olarak 8. (Anadolu . Devre: IV.10/ 184. Bu sebeple üç dört ay sonra bu bölge halkının zaruret iç inde kalmasına kesin gözüyle bakılıyordu. madde eklenmişti. Yozgat) darlık sahasındaki etki. 22 Temmuz 1931 tarihinde Devlet Demiryolları ve Limanları işletmeleri bütç e kanunu görüşülürken. bunun en son tedbir olması uygun görülmüştür. buna bağlı edevat tatili. Bu nedenle de bu yerlere ürünlerin azalmış olmasına bağlı olarak buğday nakliyatı yapılmıştı.IV. 1924 yılı mahsulünün kış nedeniyle zarara uğramış olduğu ve bu sene de devam eden kuraklığın kışlık ekimi zarara uğrattığı ve ilkbaharda da aynı durumla karşılaşmanın yüksek bir ihtimal olduğu göz önüne alınarak. kısmen to38 39 40 41 TBMM Zabıt Ceridesi. İçtima: I. TBMM Zabıt Ceridesi. kantariye ve saire üc retleri ve % 75 indirimle nakledilen amelenin nakliye üc reti olarak tahakkuk eden 118. Konya. BCA . Eskişehir. Ankara 1931. halkın büyük ç oğunluğunun ç iftç i olması hasebiyle doğrudan ürünlerin verimini ve buna bağlı olarak da hem vatandaşın yiyec ek ihtiyac ını. C. Eskişehir. Kütahya ve Ankara vilâyet ve kazalarında senenin kurak gitmesi sebebiyle. dışarıdan buğday ve un getirilmesi ve bunun temini iç in de gümrük vergisinin kısa bir müddet iç in kaldırılması öngörülmüştü. Fakat bunun da memleket ekonomisine vereceği zarar düşünülerek. kısmen yemlik.

O kadar ki. Babalık . Ayrıc a ç iftç inin elindeki mahsullerin değeri de gitgide düşmüştü. hububat fiyatının düşmesi dolayısıyla her bir Konya kilesinin 12 liraya belki daha aşağı fiyata düşmesi köylüyü daha ziyade müşkül ve elim bir vaziyete düşürmüştü43 . en mühim hububat mıntıkalarından geç en Şark demiryolları mevkisinde ot ve samanlar ç ürümüş ve bu yüzden Anadolu'da birç ok damızlık hayvan mezbahalara sevkedilmişti. Tarlalarda iş bulamadıkları iç in bu kötü duruma düşmüşlerdi. İçlerinde una ot karıştırarak yiyec eği maddenin miktarını artıranlar vardı. nerdeyse her kuraklık döneminde böyle olmuştur. bu sene kışın ç ok şiddetli geçtiği ve bazı yerlerde insan ve hayvan ölümlerinin meydana geldiği bildirilmekteydi. kuraklık. 42 43 44 45 46 47 Leon Robinowicz. yirmi iki bin ailenin ise altı ay darlık ç ekmesi bekleniyordu.. 8 Mart 1928.. TBMM Zabıt Ceridesi. İçtima: I. s. ihtiyac a tamamen evvelden anlaşılmış olduğu halde. Bu tarihlerde farklı mıntıkalardaki köylerde hiç yiyec eksiz kalan beş on hane bulunmaktaydı. bu kurutucu fela ketlerle ta rumar oldu. Bunun yanı sıra İktisat Vekili Şakir Bey’in verdiği bilgiye göre.359. nu: 2742. ç iftç ilerin en büyük dayanaklarından olan hayvanlarının ç oğu ölmüştü. ellerindeki mahsulün yetersizliğiyle ç ok ac ıklı bir duruma düşmüşlerdir. s. mahsul yetiştiremedikleri gibi.47 Bu nedenle. Leon Robinowicz. Devre: III. Ankara (tarihsiz). Bu durum.4. Muzaffer Hamid. İçtima: III. s. C. C. TBMM Zabıt Ceridesi.XX. Babalık gazetesinin 8 Mart 1928 tarihli nüshasında. TBMM Zabıt Ceridesi. (1/97 numaralı Konya ovası sulama idaresinin 1931 senesi Bütçe kanunu layihası ve Bütçe Encümeni mazbatası). Bunlar kısmen ç alışarak. Fakat bunun aksine. kuraklıktan sadec e hububat değil aynı zamanda panc arda da büyük zararlar görülmüştü44 . Müba rek çiftçilerimizin binbir emekle ektikleri hububa t.1. Ankara (tarihsiz). Hakikaten 1928 senesinde Anadolu yaylasında kuraklık sebebiyle ot ve saman.163-164. çiftçi bazı yerlerde hayva nla rını beslemekten bile a ciz ka ldı. dolu gibi birçok a fetler ha ra p etti. Bunların tohumluk olarak ihtiyaç ları ise 16-17 milyon kilo civarındaydı42 . age.150 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 humluk olmak üzere darlıkta bulunan yaklaşık üç yüz bin nüfus ve elli bin aileyi daha ç ok etkiliyordu. s. Zararsız otları haşlayıp unla karıştırarak saç ta bir nevi pide yapmaktaydılar. age. Ankara 1931. Bu etkiyle birlikte ç iftçiler. Yine bunlar iç erisinde aç lıktan ölen olmadığı bildirilmekteydi45 . seylap. s. . sekiz bin aile dokuz ay. Bu felaketle ilgili şu ifadeler kullanılmıştı: “Geçen sene vila yetin birçok mahallerini yağmursuzluk. Çünkü saman ve otun yükleme ve tahliyesi hem masraflı hem de müşküldü. Devre: III. Bu yerlerden birisi de Konya’ydı.219. “ Çiftçilere Tohumluk” . 1929 senesine kadar buğdayın her bir Konya kilesi 22 lira ve daha yüksek fiyatla satılmakta iken.359-360. Bunlardan yaklaşık yirmi bin aile bir sene.IV. İç lerinde birç oğu çalışmak üzere başka yerlere gitmişler ve oradan ailelerini geçindirmeye ç alışmışlardı. kısmen de komşularının yardımıyla geç inmekteydiler. Devre: IV.”46 . Fevkalâde İçtima.III. C. Bazı yerlerde de ot yemekteydiler. (Sirkeci ile Haydarpa şa arasında feribot tesisi hakkında (1/193) numaralı kanun lâyihası ve nafıa ve bütçe encümenleri mazbataları). hizmetkâr ve yardımc ı kısmını oluşturuyordu. s. Bunlar köylerin amele.

Daha fazla veya da ha noksa n ne ise. ülke ekonomisinden bahsederek 1928 yılı kuraklığına değinmiş ve “Ana dolu yaylasının ziraatında tehlikeli vaziyetler ihdas eden yağmursuzluk ve rutubetsizlik. böc ek ve zararlı hayvanlardan kuraklık ya da fazla yağmur ve sel. s. . ot kökleri yedikleri. Leon Robinowicz. (çiftçileri takviye) diye bir ta hsisat a ra dım. Umran Emin Çöla şan. s. TBMM Zabıt Ceridesi. ağaç kabuğu. ölen hayvanların etlerini. Gerçekten de 1874 kuraklığında en ç ok zarar gören yerlerden Ankara.48 Mesela. agm. % 30 gitmiş. ağılı olan köylülerin hayvanlarından ölenin olmadığını. Devre: III.9. Koçhisar. Bu tarihten sonraki en büyük kıtlık olan 1928 yılında bu derec e olmasa da benzer olaylarla karşılaşılmıştır. koyunların % 97’si ölmüş. s. Ankara (tarihsiz). 000 kişi ölmüş anc ak. bula ma dım. Serveti umumiyemizden belki on beş yirmi milyon lira önüne geçmek mümkün iken ya pıla ma ma sı sebebiyle ma hv olup gitmiş” 53 olduklarını ve bunu önlemenin ilk yolu olarak da köylülerin hayvanları iç in ağıl yaptırmak gerektiği öyle ki. don.III. zelzele gibi tabi afetlerden sık sık zarar görmekteydi. Devre: III. Bunun da sebebi. C.159.. Cahit Öztelli. age. dolu. 000 kişi göç etmiş. 20. Bala. 1290 kuraklığı olarak bilinen ve 1874 yılında meydana gelen kuraklık.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 151 Bilhassa ç iftç ilerin bütün mahsulleri ve hayvanları türlü hastalık. Ara psun'da n a ldığım telgra fla r çok a cıklıdır.245. sığırların % 81’i. Yine aynı sorunla ilgili olarak İktisat vekâleti bütç esi görüşülürken. göç etmiş kalanların ise. s. Her sene gitgide artan koyun ve diğer hayvanların sayısında. Vekil Bey’in itiraf buyurdukları veçhile Orta Anadolu' da ba zı mıntıka la r vardır ki.. s. agm. 1928 yılında meydana gelen kuraklık ve şiddetli kış sebebiyle bir ilerleme meydana gelmemiş 51 . ha kikaten ciddiyetle nazarı itiba ra a la ca k bir mesele ha lini a lmıştır. agm. TBMM Zabıt Ceridesi. s. İçtima: I. Bu hususta İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey. Ankara (tarihsiz)..32. geriye 25. burada ç iftç ilere yönelik bir yatırımın olmadığından ve kuraklıktan etkilenen bu bölge insanına yeterli yardım yapılmadığından bahisle hükümeti şöyle eleştirmişti: “Ya lnız bütçeye baktım. Son zamanlar kışın tesira tı ve geçen seneki kuraklık sebebiyle za yıflayan gıda bula ma ya n ha yva na tımızın mühim bir kısmı ölmüştür. keskin. bugün zaruret içindedir. Geçen sene beş a ltı vila yetin çiftçileri çok yerlerde ektiği tohumu a lamamışla r ve çok müşkül mevkiye düşmüşlerdir ve bunun neticesini de memlekette pa halılık ve diğer ticari sıkıntıla r şeklinde görmekteyiz. vekâletin bütç esinin görüşülmesi esnasında.154. Kalecik halkı. 000 kişi kalmıştı49 . 52. bir 48 49 50 51 52 53 Zihni Derin. İçtima: I. 000 kişilik nüfustan 7. Ankara ilinin Keskin ilç esinde bir felaket şeklini almış.. C.358. Aksaray Milletvekili Besim Atalay Bey. hatta bu havalideki koyunların kısmen kırılmasına sebep olmuştu52 .93. Davarları % 50. buna mukabil ağılı olmayanların hayvanlarının ise % 10 ile % 70 arasında telef olduğunu bildirmiştir. göç meye izin verilmediğinden öldükleri bildirilmişti50 .III.

000 liralık bir yardım talebinde bulunmuştur55 . Ankara (tarihsiz).10/ 121. ot 5 kuruş.858. s. İçtima: I. Bunun yanında 1930 senesinde yine yağış yokluğu sebebiyle Koc aeli’ne bağlı Geyve Kazası ve buraya bağlı 31 köyde kuraklığın etkisi çok fazlaydı. 1929 yılı Ocak ayında. BCA . Öyle ki. saman 5 kuruş ve arpa’da 5. S ürmene. BCA . Devre: III. Van merkez ve c ivarında 54 55 56 57 58 59 TBMM Zabıt Ceridesi. Muradiye gibi yerlerde soğuktan büyük bir sıkıntı yaşanmış olduğundan ç ok miktarda hayvan telef olmuştur. 30. Rize’nin Karaderesi’yle Of’un Baltac ıderesi köylerinde yiyec ek mısır tanesi bile kalmamış olduğundan halkın aç lıktan ot yedikleri ve bu yüzden soygun vakası türü olaylara rastlanmakta ve ac ilen yardım talebinde bulunulmaktaydı56 . 30. etkili olmuş ve oralarda yine aynı şekilde aç lık ve sefalet.152 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 za ra r var. Bilhassa Doğu Anadolu’da kışın ç ok sert geç mesi sebebiyle önemli miktarda hayvan telef olmuştu. Bunun üzerine de. saman 15 kuruş ve arpa da 6 kuruşa yükselmiştir58 . Bu sıkıntılarla beraber ot. 1928 yılının kış mevsiminin şiddetli geç mesi ve ondan sonra da devam eden kuraklık netic esinde aç lık baş göstermiştir.858. İç Anadolu’da etkisini en şiddetli gösteren kuraklık. BCA .248. ürünlerin toplanamamasına bağlı olarak kendisini göstermişti.858.3. hatta yiyec ek yokluğundan otlarla beslenmek zorunda kalmışlardır. Bu köyler halkı kuraklık sebebiyle tohumluk ve yiyec ek zahire elde edemediklerinden Ziraat Bankası’na kendilerine borç vermesi hususunda mürac aatta bulunmuşlardı.2. Malatya Vilayetinden başbakanlığa gönderilen bir yazıdan anlaşıldığına göre. Tabi her ne kadar demiryolları işinde ve yollarda işç i olarak ç alışmaktaysalar da. 30. Aksi takdirde bu yöre halkının geçimlerini sağlamak amac ıyla sağa dola dağılac akları bildirilmişti57 . Ahlat.” 54 .10/ 120. BCA . Bu tarihlerde yaşanan kuraklıkların ve buna bağlı olarak ortaya ç ıkan kıtlığın ardından. Ayrıc a Van ve c ivarında görülen kuraklık sebebiyle halk büyük sıkıntılar ç ekmiş.10/ 121. 1933 Nisan’ında Erc iş. bilhassa Arapkir ve Kemaliye’de açlık had safhaya ulaşmıştır. kışın süreklilik göstermesi ve yağan karlardan dolayı köylü ç ok büyük bir zarara uğramıştır. Bu sebeple vilayet ac ilen 25.10/ 120. saman ve arpa fiyatlarında gitgide bir artış söz konusu olmuştur. aç lıktan hayvan telefi % 25 derecesine ulaşmıştır59 .2.10/ 120. 30. 1933 yılında İç Anadolu ile Doğu Anadolu ve Karadeniz’in bazı şehirlerinde yeniden aç lık baş göstermiştir.4.860. .6. Bunun yanı sıra hayvanları da birer birer telef olmuştur. C. Aynı tarihlerde Muş Valiliği tarafından gönderilen bir yazıya göre.III. diğer bölgelerde de bu bölge kadar olmasa da.860. Kışın sertliği nedeniyle sonbahar ürünleri donmuş. havalar bozuk gittiği için bu işlere ara verilmiştir.50 kuruş iken bir gün sonra. BCA . Mesela 13 Nisan’da. ilkbahar ziraatı yapılamamış. Yine aynı tarihlerde 2 Haziran 1929’da Trabzon Vilayetinden alınan bilgiye göre. ot 4 kuruş. 30.

390 keçi. Bozkır ve Kadınhanı’nda meydana gelen dolu felaketinden etkilenen köyler şu şekildeydi: 60 61 62 63 64 BCA . Ereğli kazaları ile bilhassa merkez ve Çumra kazasında etkisi ç ok büyük olmuştur.10/ 81. 30.530. Yağan dolular bu kazaların köylerinin mahsulüne büyük zarar vermiştir. Bu sıralarda İç Anadolu Bölgesi’nde de kuraklık etkisini göstermiş ve bu bölgede aç lık ve telefat etkili olmuştur. 1933 yılındaki kuraklığın Akşehir.10/ 81. 30.010 koyun.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 153 63. bir taraftan ekinc ileri diğer taraftan da hayvanc ıları ümitsizliğe düşürmüştü. Beyşehir Gölü’ndeki su seviyesinin yine senelerden beri devam eden kuraklık yüzünden inmesi dolayısıyla. BCA . Lazım gelen yardım yapılmazsa bu köylerde yeni sene için üretim kabiliyeti kalmayacağı ve halen merkeze tabi yüzde yüz kuraklıktan etkilenen on sekiz köy halkına yollarda ç alıştırılmak üzere ekmek parası temin edildiği bildirilmişti62 . 30. 30. Bu durum. Çumra’da 45 köyde.2. Konya Ovasında kanal sistemi dâhilinde bulunan köylerden bir kısmının arazisi. Merkez ve Çumra gibi Konya ovasındaki meralar tamamen ç öl manzarasına bürünmüştü. Öyle ki.10/ 81.530. 305 eşek. BCA . S eydişehir. . 12. 1933 yılında Konya merkeze bağlı 53 köyde. Konya’ya bağlı Akşehir.21. el ile yolmak suretiyle hasadına imkân vermeyec ek kavruk ve c ılız bir halde bulunmakta. Yine Hadim. Seydişehir. geneli teşkil eden kıraç köylerin vaziyeti ç ok kötüydü61 . 34 katır ve 2 deve olmak üzere toplamda 80.149 hayvan ölmüş ve yeni doğan kuzu ve oğlak telefatı da % 75 c ivarında olmuştur60 . kuraklığın tesiriyle kışlık ürün. 354 manda. Yenişehir.64 Buna göre. Özellikle Kadınhanı’na bağlı Karasevinç Köyü’nün ürünleri tamamen yok olmuş ve köylü yiyeceksiz ve tohumsuz kalmıştı. Konya’ya bağlı Bozkır ve Kadınhanı kazalarında kuraklık yaşanırken bir anda yağmurla karışık dolu yağmaya başlamıştır. Bozkır’da 16 köyde.10/ 184.10/ 81. 30. Bu arada. BCA .530. Ilgın’da 20 köyde.21. Karaman’da 32 köyde. Kadınhanı’nda 10 köyde. 23 Temmuz 1933’de.21.431 sığır. 573 at. Bu sırada İç işleri Bakanlığı tarafından Başbakanlığa 1933 Kasım’ında gönderilen yazıya göre. Ermenek ve Cihanbeyli genelinde de % 50 derec esinde kuraklıktan etkilenilmişti63 . Beyşehir.530. BCA . hatta ç oğu köyde bu imkânsızlık karşısında ekinlere hayvanların bile salındığı görülmekteydi.21.269. anc ak Bozkır’dan dolaşıp gelen Çarşamba Çayı’nın sularıyla kısıtlı bir alan sulanabilirken. S ultaniye (Karapınar)’de 2 ve merkez kazanın 6 mahallesi ile Aladağ mıntıkası köyleri yazlık ve güzlük ürünleri kuraklıktan % 50 derec esinde etkilenmişti. 3. Ereğli.

10/ 184. Mesela Eskişehir Vilayetinden 1935 Haziran’ında gönderilen yazıya göre.266. belirli bir kesimi doyurabilec ek ya da belli bir süreliğine kuraklıktan koruyabilmekteydi. Çünkü ç oğu vilâyet aynı sıkıntıyla karşı karşıya kalmıştı. Geçen sene çiftç iye verilen tohumluklardan elde edilen mahsulün bir kısmını ç iftç i tüketirken.266.15. 30.21. Bu buğdayın fiyatı ise. Bakanlar Kurulunda alınan bir karar gereğince. BCA . Nitekim. halkın ihtiyac ını fabrikalardaki buğday stoklarından sağlamaktaydı66 . Bunun iç in gerek doğrudan doğruya. Bunun üzerine valilik. Bu artışla birlikte halkın alım güc ü yetersiz olduğundan pek ç ok kişi sefalete maruz kalmıştı. Bu sebeple de kuraklık devam ettiği sürec e durum ç ok vahim noktalara gelebilirdi67 . 30. kuraklık sebebiyle Kars ve c ivarında yeterli miktarda buğday üretilemediğinden. Bundan sonra. kuraklık sebebiyle. 30.10/ 184. Bir ay evvel buraya birkaç vagon mal gelirken haziran ayında 20 kileye kadar inmişti. hububat fiyatlarında önemli miktarda artış şeklinde görülmüştür.19. bu yöredeki buğday fiyatını tanzim etmek gerekmişti. bir kısmını da toprağa ekmiş ve elinde pek bir şey kalmamıştı. Anc ak stoktaki buğdaylar. yağmur yağmaz ve kuraklık devam ederse. bir ay evvel buğdayın kilosu 4 kuruş iken bugün 6 kuruşa ç ıkmıştı.530. Aynı felaketin bundan sonra tekrar yaşanması kaç ınılmaz olacaktı. gerekse üretic iye veya ekmek fiyatını tanzim iç in belediyelerin bildirec eği değirmenlere yerel mülkiye amirlerinin teklifi ile buğday satılması kararlaştırılmıştı. .154 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo-1: 1933 Yılı Kuraklığından Etkilenen Konya’nın Bozkır ve Kadınhanı Kazaları65 Kazanın adı Bozkır “ “ “ Kadınhanı “ “ “ Nahiyesi Belviran “ “ “ Merkez “ “ “ Köyü Sarı oğlan Kuzuveren Kıldere Ayvalıca Karasevinç Köylü tolu Meydanlı Konur viran Mahsulün hasar derecesi % 70 % 15 % 30 % 30 % 100 % 100 % 100 % 100 Yağmursuzluk ya da dolu gibi felâketler sebebiyle.10/ 81. Böyle bir durumda yakın ve c ivar vilayetlerden zahire getirilmesinin de mümkün olmadığı bildirilmişti. Çünkü oralarda da aynı durum söz konusuydu. Ziraat Bankası’na mâl olduğu bedel üzerinden ve ofis depolarından teslim 65 66 67 BCA . Kars Vilayetinden 1935 Haziranında gönderilen kuraklık raporuna göre. BCA . ortaya ç ıkan ürün azlığı beraberinde şüphesiz ki. Un fiyatı ise 600’den 725 kuruşa fırlamıştı. halkın durumunun düşündürüc ü olduğuna dikkat ç ekilmişti.

BCA . Mahsulün bol olduğu senelerde bile iki kaza ç iftç isi anc ak altı aylık gıdalarını üretmekte ve öbür altı aylık geçimlerini ise İstanbul. bu buğdayları düşük karşılıkta tüc c arlardan mısır almak suretiyle değiştirdikleri bildirilmişti. % 40 c ivarında hâsılatta düşüş görülmüştü. . Anc ak buradaki dağıtım yeterli olmadığından diğer şehirler de dâhil olmak üzere kuraklık bundan sonraki senelerde etkisini gösterec ektir. Anc ak hem fiyatların yüksek oluşu. 30. Zonguldak gibi yerlere giderek ç alışmaktaydılar. hem de istenilen miktarda toplu mal bulunmaması gibi sebeplerden dolayı. bankadan borç alma suretiyle köylüye alınac ak para karşılığında zahire dağıtmak olarak bildirilmişti69 .18. Bunun iç in yapılac ak yardımların buğday olarak değil.1. Buralarda. Bu mıntıka halkının yiyecek mısır ihtiyac ı günden düne artmaktaydı.10.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 155 şartıyla tespit edilmişti68 .108. 30.858. Trabzon’un S ürmene Kazasının Araklı nahiyesinden başlayarak.10. Ürünlerin yetişmediği yerlerden birisi de S inop’tu. Bu sırada.858. 30. 1934 yılında Ordu Vilâyetinde kuraklık etkili olmuş ve bu yüzden yazlık ziraat durma noktasına gelmişti.2/ 85. belki İç ve Doğu Anadolu’daki gibi olmasa da. Yaklaşık olarak % 35. 30. aşırı artış göstermesine sebep olduğundan kuraklığın etkisi kat kat artmıştı.10. ortalama bir hesapla 30 liralık ekmeklik hububat mubayaasını zarurî kılmış ve netic ede aile ihtiyaç ları umum 68 69 70 71 72 BCA . durumun ç ok vahim olması kaç ınılmazdı. yağmursuzluğa tahammülü kalmayac ak derec eye gelmişti. Vakfıkebir’e kadar devam eden sahil bölgede kuraklık yüzünden mısır mahsulü ç ok vahim bir duruma düşmüştü. Bunun yanında Cide ve Tirebolu’da da mısır mahsulü % 60 oranında yanmıştı. 1935-36 yıllarının fena bir mahsul yılı olması.15.266. Bu darlığa karşı alınac ak tedbir ise. 1936’da S inop’un Ayanc ık kazasında kuraklıktan 40 köyde mısır hâsılatı yanmıştı. BCA . Ordu. Cevaben Rize’nin 50 ton ihtiyac ı olduğu bildirilirken diğer vilayetlerden bu tarih itibarıyla bir haber gelmemişti70 . Trabzon ve Giresun’da muhtaç halka dağıtılmak üzere 3.11. Bu sene.000 ton mısır ihtiyac ı olduğu bildirilmişti.10/ 120.858. halkın elinde mahsulün kalmamasına ve tüc c arın elinde bulunan mahsulün. ç eşitli sıkıntılarla karşılaşılmıştır. 1936 Ağustos’unda Karadeniz vilayetlerinden Rize.72 Bu durum ise. mısır olarak yapılmasının daha uygun olduğu ve bunun sebebinin de daha önc e kendilerine buğday verilen muhtaç ların. Bölge. 30. BCA .10/ 184.10/ 120.10/ 120. Merkez hariç olmak üzere % 30 nispetinde iaşe sıkıntısı ç ekilmekteydi. Tek geçim kaynağı olan fındık ise geç en yıla yani 1935’e göre yok denecek kadar azdı71 . Bu sıralarda ülkenin başka bir noktası olan Karadeniz şeridinde de kuraklık görülmüştü. dışarıdan mal almak yerine buğday temin edilmesi ve halkın buğday ekmeği tüketmesini uygun olac ağı kanaati hâsıl olmuş ve bunun üzerine vilayetlerden ihtiyaçları sorulmuştu. BCA .

. . 1 Mart 1941. müsbet olması. İç işleri Bakanı’nın önermiş olduğu bu tekliflerin yanında hükümet. onları üretime hazır hâle getirmek şeklinde olması.364-365.348. yapılac ak işlerin belirli bir sıra dâhilinde olmasını ve yapılac ak işlerin iç eriği ile ilgili olarak şu önerileri sunmuştu78 : 1. tek bir inek kalmış ve o da buzağılamamıştı75 .64. Etki alanının genişliğinden dolayı hükümet. yağmur duası yapılması iç in mürac aatta bulunmuş ve bunun üzerine öğle ve ikindi namazlarından sonra yağmur yağıncaya kadar yağmur duası yapılması kararlaştırılmıştı76 . 17. 1874. Aksaray. Kuraklıktan sonra İç Anadolu’da inc eleme yapan İç işleri Bakanı Ş ükrü Kaya. s. bazı mükellefiyet ve vec ibelerden sıyrılma ve borçların (Zirai Kredilerin) başka bir zamana ertelen73 74 75 76 77 78 “ Orta Anadolu Köylüsü” . Cumhuriyet döneminde de bu tür kuraklıklar yaşanmış ve bu noktada hükümet ya da halkın kendisi ç eşitli önlemler almaya ç alışmıştı. S. Köye Doğru. HÜKÜMETİN KURAKLIĞIN TESİRİNİ AZALTMAK İÇİN ALDIĞI ÖNLEMLER 1928 yılı kuraklığından önc e 1844. 1854. kanuni yardımlar. s. Örneğin daha önc e bu bölgede yaşanan kuraklıkta Aksaray’ın iki yüz üç yüz hanelik Eşmekaya Köyünde koyunlar ve sığırlar tamamen telef olmuş. BCA . 1923’de yaşanan kuraklık azami derec eye yükselinc e Konya’daki halk. kuraklığın tesirini azaltmak maksadıyla bir dizi önlemler alarak hayata geç irmeye ç alışmıştır.348. efrat ve devlete karşı taahhüt ve mükellefiyete zarar getirec ek fevkalade kanun tedbirlerinden kaç ınılması. Yani kanunun belirttiği durumlar müstesna olmak üzere. Kırşehir. 2.349. 51.156 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 nakit ihtiyac ının % 50’sine yükseldiği gibi senelik nakit ihtiyac ı da 250 lirayı bulmuştur73 . Hayırsever şahıs ve kuruluşların yardımları.Yardımlarda Hilâl-i Ahmer teşkilatının arac ılık etmesi. 3. age. bu durum karşısında hemen önlem almanın gerekli olduğunu anlamıştı. Leon Robinowicz. Afyon ve Eskişehir vilayetlerinde etkili bir biç imde görülmüştü77 . s. age.Yapılac ak yardımın menfi değil.84. Leon Robinowicz. 1887.0. Yaşanan bu sıkıntılar karşısında hükümet.0..Devletç e yapılac ak yardımların ilk önc e mahallî idarelerc e temini. s.. Age. C./ 7. münferiden afete maruz kalanlar iç in yapılabilec ek yardım şekilleri olarak. 5. age. s. Yozgat. 1917 ve 1918 yıllarında büyük kuraklıklar yaşanmıştır74 . 4. Leon Robinowicz. Osmanlı Devleti zamanında yaşanan bu kuraklıkların ardından. 4.Bu sıkıntıdan halkın anc ak kendi emeği ile kurtulmasının temin edilip kolaylık sağlanması.. Bu tarihten sonra meydana gelen önemli kuraklık olan 1928 kuraklığı Konya.Hükümetç e yapılac ak yardımların yiyecek içecek şeklinde değil.

2. 8. 7.Hilâl-i Ahmer’e mürac aat edilmiş ve bu kurum. Müdüriyet bu parayla darlık mıntıkasına uc uz zahire.7. bu da muhtaç ç iftç ilere ödünç tohumluk verilmesi ve göçmenlere. kuraklık meselesi üzerinde önemle durmuş ve bu 79 80 Fethi Aytaç. Yine Konya S ulama İdaresi tarafından aç ılac ak sulama kanalları iç in zarurette bulunan kişiler ç alıştırılac aktı. s. tec ili ve taksitlendirilmesi gibi usullerden bahsetmişti. Mayıs. diğer taraftan hem tohumluk ihtiyaç larının karşılanması düşünülmüş. Nisan.1. BCA . Buralara gidec ek amelelerin üc retlerine de Hilâl-i Ahmer Cemiyeti yardımda bulunac aktı. Kızılırmak’tan başka Konya merkez Kazasıyla Zıvarık (Altınekin) Nahiyelerindeki kuyulardan herhangi bir suretle yararlanılac aktı. Mart. hem yardıma muhtaç olanlara yardım edec ek.4.Hayvanların yiyecekleri iç in c ivar vilayetlerde meralar hazırlanmıştı.Maliye Vekâleti darlık mıntıkasındaki kişilerin. bu durumu görüşmüştü. 5.Muhtaç Duruma Dü şen Vatanda şlara Nasıl Yardım Edilebilir?” .Darlık mıntıkasındaki sulardan istifade olunac aktı. bilhassa tuz tic areti gibi işlerde ç alışması iç in bütç esinin önemli kısmını buraya yönlendirec ekti.Darlık mıntıkasındaki kişilere geniş miktarda bir iş hazırlanac aktı. Kuraklık netic esinde alınac ak önlemler Vekiller Heyeti tarafından kararlaştırılmış ve kararname olarak yayımlanmıştı. Buna göre. hem de sürüleri iç in yeni yerlerin tespiti kararlaştırılmıştı. İdare Dergisi. Haziran 1960. 1. ot ve saman gönderec ekti. “ Çe şitli Afetler Tesiri ile -Münferiden. bir taraftan ç iftç ilere yeni iş sahaları aç arken. 6. 3. Uluırmak. 2.146.Yardımsever kişilerin yardımları da Hilâl-i Ahmer vasıtasıyla yapılac aktı.Gelec ek sene ziraatını temin iç in de Ziraat Bankası tohumluk yardımında bulunmayı karar altına almıştı. nakledilenlere ve muhtaç ç iftç ilere tohumluk ve yemeklik dağıtılması şeklinde ortaya çıkmıştır79 . Mürac aat eden ç iftlere valiler yer gösterecek ve emniyetle sürülerini gönderec eklerdi. 30. Yıl: 31.01/1.Anadolu Demiryolları Müdüriyeti uc uz zahire temin iç in 100 bin lira tahsis etmişti. Bundan başka c ivar vilayetlerdeki demiryolları işlerinde darlık mıntıkasındaki kişilerin ç alıştırılması iç in gerekli tedbirler alınmıştı.263-264. 4. Bu kararnameye göre 80 .18. Bu suretle geçici de olsa kuraklığın tesirinden uzak durmak hedeflenmiştir. 13 Eylül 1928 günü seçim bölgesi olan Malatya'da verdiği bir nutukta. . 30. Bu sırada Başvekil ismet Paşa.1/ 29.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 157 mesi. hem de sıhhi yardımda bulunac aktı. Bunun yanında bir kredi mahiyetinde olmak üzere fiili yardım vardır ki.44. Bu yardımların birkaç koldan yapılac ağı kararnameden görülmektedir. 1928 yılı kuraklığında inc eleme yaparak öneriler sunan Ş ükrü Kaya’nın ardından Bakanlar Kurulu. S. Bu suretle Eşmekaya S uyu.

Bu konudan Mustafa Kemal Paşa’da 1 Kasım 1928 tarihinde bahsetmiş ve Hilal-i Ahmer’in yardımına teşekkür etmek suretiyle şu konuşmayı yapmıştır: “Ba zı vilâyetlerimizde bu sene sert bir şekilde deva m eden kura klıkta n da ha ziya de muzda rip ve müteessir olduk.000 dönüm sulayac aktı. Fa ka t bu yılki kura klık. diğer ta raftan kurak mıntıkalarda teksif edilen tedbirler ve ya rdımlar.26-27.” 81 . Ereğli bataklığının kurutulması ile de 70. da rlığa meyda n vermiş fa kat çare ve tedbirlerle. 2.Ziraat Bankasının dar mıntıkalara iki defada tahsis ettiği tohumluk yardımı (2 310 000) liraydı. Bunun yanında yardıma muhtaç durumda bulunan yerlerin halkına yine Hilâl-i Ahmer yardıma koşarak pek ç ok kişi sefil vaziyetten kurtarmaya ç alışmıştır.Nafıa. 5. bu kanal 130 km. Hilâli Ahmer’in gerek zelzele.000 lira tahsisat verilmişti. tahsisat vermişti. Konya c ivarındaki ç iftlik kanalları iç in. Konya'da İnevi kanalını 25. s. Bir ta raftan memleketin umumî üretimindeki nisbî muva zene. Burada bölge halkı ç alışarak gelir elde edec ekti. elindeki su işleri parasının yarısını bu mıntıkaya vermişti. C. un.000 dönüm arazinin.158 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 meseleyi şu sözleriyle dile getirmiştir: “İki üç yılda n beri. Zahire. 3. Devre: III.000 dönüm sulanabilec ekti.000 lira tahsis etmişti. Bazı yerlerde sert sonuçlar verdiği anlaşılmaktadır. Çankırı vilayetlerine gönderilmişti. s. daha ç ok sorunun kaynağı olan su problemini ç özmeye yönelik olmuştur. Çumra’da 50. 20.Nafıa yollar tahsisatından 250 000 lirayı bu mıntıkalara tahsis etmişti.Hilali Ahmer kuraklık yaralarını sarabilmek iç in 500.52. Beyşehir Gölü’ndeki yeraltı kanalı temizleniyordu. Ilgın'da 40-50 bin dönüm arazinin ziraate yarar bir hale getirilmesi düşünülmüştü. Ankara (tarihsiz). TBMM Zabıt Ceridesi. uzunluğundaydı. Bu hal. . Afyonkarahisar.. diğer yılla rda kilerden çok fa rklıdır. İçtima: II.000 lirası Birinci Umumi Müfettiş emrine. Uc uz yerlerden yiyecek ve yemlik tedarik ederek ic ap eden yerlere mâl olduğu uc uz fiyatla yetiştirmeye ç alışmıştı. Esmil kanalı iç in. Yozgat. geri kalanı ise Konya. Avni Şanda. dar mıntıkalarımızdan işyerlerine gidec ek olanlara tarifelerini yüzde 75'e indirmişti.000 lira ile ihale etmişti ki. bunun ile 10. Aksaray Uluırmak kanalına başlanmış ve 50. darlığın hafifletilmesi cihetine gidilmiştir. birbiri a rka sına sürüp gelen kura klıklar görülmektedir. agm. Eskişehir.000'i Malatya ve havalisine gönderilmiş. Bu ç alışmalar şunlardan ibarettir82 : 1.000 dönüm sulanabilec ekti. Bunlar 8.000 lira ile işe başlamıştı. Aksaray. Bundan 65. Bununla da 75. Kuraklığın etkisini azaltmaya yönelik yardımlar. 4. gerek kurak sahala rın81 82 H. saman nakliyatında yüzde elli indirim yapılmıştı.V. Kırşehir.Devlet Demiryolları. da rlığın tesirlerini gereği gibi a zaltmıştır. Bakanlar Kurulunun almış olduğu önlemler ve bunun ardından İsmet Paşa’nın kuraklığın hafifletilmesi yönündeki uygulamalarına geç ilmiş olan ç alışmalar mevc uttu.

Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. s. Fethi Aytaç.. ne kadar yardımda bulunursa bulunsun. Belge nu: 133. Kutu nu: 1393. borç ların ertelenmesi gibi ç eşitli girişimlerde bulunmuştur.2.361. ihtiyar ve malûl erkeklere dağıtılmıştır. kısmen hayvanlarını satmaları. artık mahsullerin bir yerde toplanıp bekletilmesi ve bu gibi çeşitli afetler iç in silolar ve ambarlar yapılmasının gerekliliğini anlamıştı. 1929’da önceki yıllardan devam eden kuraklık nedeniyle.148. Kaldı ki. Trabzon ve 83 84 85 86 87 88 TBMM Zabıt Ceridesi. Hükümetin kuraklığa karşı aldığı bu tedbirlerin yanında. mahalli Hilâl-i Ahmer şubelerinden yapılabilec ek yardım. iş aramaya gitmeleri. Yine hükümet. a. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Öyle ki. Leon Robinowicz. bazı mahallî ve amelî tedbirler de alınmıştır. Ş ehirlerle ilişkisi olanların şehre taşınması. hayvanlarını c ivarlardaki otlak sahalara göndermeleri. Çünkü. C. P ara Yardımı 1928 yılında yaşanan kuraklık netic esinde. ilk ve ac il yardım olmak üzere para yardımı nispeti nüfus başına 20 liradan aşağı olmamak üzere. s. aile başına 200 lirayı geç ememekteydi. agm. aktifinde para dahi olsa. aç lıktan muzdarip olan kimsesiz kadın ve ç oc uklara. Hilâl-i Ahmer. zaruretten sınırlı kalmakta ve nakit olarak yapılac ak yardım problemleri çözemeyecektir. İçtima III. Nitekim bunlara en başta Hilâl-i Ahmer vasıtasıyla para yardımı yapılmıştır. Ankara 1934.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 159 da yardıma koşmak için gösterdiği gayret ve iktidarı huzurunuzda bütün millete ka rşı teşekkürle ya d ederim. Hilâl-i Ahmer’in göndermiş olduğu bu yardımlar. kırlardaki en küç ük ve c ılız ot ve dikenleri toplamaları. İçtima: II. C. bu yardımların yeterli olduğu söylenemez. ülkenin dört bir yanında muzdarip durumda inlemekte olan bütün vatandaşların yardıma koşmuştur.V.XXII. age. Eskişehir ve S ivas olmak üzere dört vilayette silo yapılmış.351. İç Anadolu’nun pek ç ok yerindeki halk muzdarip bir vaziyetteydi.”83 . Ankara (tarihsiz). genel merkezden aldığı yardımlarla varlığını devam ettiren şubelerde bu imkân da sağlanamamaktaydı87 . Konya. darlık bölgesinde bulunanlara para yardımı başta olmak üzere. Hilâl-i Ahmer’in yardımda bulunduğu yerlerden birisi de Karadeniz Bölgesidir. Bu yerlerden birisi olan ve Ankara’ya bağlı Zir Nahiyesinden para yardımı talebinde bulunulmuş ve bunun üzerine buraya 300 liralık bir yardım gönderilmişti86 . sadec e İç Anadolu’daki yardıma muhtaç kişilere değil. sulak ç ayırlarda biten ve hayvan yiyec eği olarak görülmeyen “kandere ve kova” denilen sert ve uç ları dikenli. Kutu nu: 1393. Devre: III.. sepet ve hasır örülen otları biç meleri bu ç eşit faaliyetlerdendir85 . Nitekim Ankara. s. Kuraklıktan sonra hükümet. Devre: IV. TBMM Zabıt Ceridesi. Hilâl-i Ahmer. Belge nu: 133. tohumluk yardımı. Nitekim Ankara şubesi tarafından Zir Nahiyesine gönderilen 300 liralık yardım yeterli gelmemiş ve halktan gelen yardım talepleri günden güne artmıştır88 . altı tane de muhtelif yerlerde ambar inşa edilmiştir84 . . s.

Bunun yanında Hilâl-i Ahmer’in inc elemelerinin uzaması halkın aç lıktan kıvranmasına sebep olmuştur.611 36. 30. 1928 yılındaki kuraklık sebebiyle Ziraat Bankası.462 Dağıtım özeti (lira) Çankırı “ Aksaray “ “ Elazığ “ “ “ 89 90 91 92 93 Çankırı Çerkeş Aksaray Koçhisar Arabsun Keban Elazığ Mazgird Baskil 75.5 “ “ “ “ “ “ “ “ Nüfus miktarı Nüfus oranına göre yapılan dağıtım (kuruş) 941.117 9.000 2.200 281. 30.2. Mesela Pınarlı Köyü’nden Tufan oğlu Battal ve Mehmet oğlu Rıza.000 9. Ayrıc a Çoruh Vilayetine bağlı Ş avşat ve Rize kazalarında 1934 yılında kuraklığın etkisiyle Hilal-i Ahmer ve Ziraat Bankasından yardım istenmiştir.940 20.000 lira olmak üzere toplamda 10.000 4. en ç ok ihtiyac ı olan iller seç ilerek dağıtımı yapılmıştı. Dağıtım yapılan iller ve kazaları şu şekildedir: Tablo-2: 1928 Yılında Ziraat Bankasının Çiftç ilere Yapmış Olduğu Yardım Yerleri ve Miktarı93 .266.432.500 201. BCA .500 lira ve ardından yine 1.269.737 461.4. BCA . Bu c emiyetin yardımlarının yetersiz kaldığı noktada Ziraat Bankasının da önemli miktarda muhtaç lara yardımları olmuş ve ç oğu aile bu sayede yiyec eklerini temin edebilmiştir. Yine bu sırada sıkıntı ç ekmekte olan Beyazıt’a bağlı Tuzluc a’ya Hilâl-i Ahmer tarafından 1. Şavşat kazasına 8. BCA . aç lıktan ölmüşlerdir.10/ 184.000 16.000 2.000 liralık bir yardım gönderilmiştir92 .160 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Rize gibi yerlerde dahi aç lık baş göstermiştir.314 49.12.000 lira para yardımı göndermiştir91 .10/ 184.000 liralık bir yardım göndermişti. Bunun üzerine Hilâl-i Ahmer Cemiyeti.587 907. Fakat halk parayı almak iç in Artvin’e kadar gidememekte ve bu yüzden para temin olunamamaktaydı.816 22.000 liralık yardım göndermiştir89 .000 BCA .175 658.000 ve Rize’ye de 2.858.525 623. Bunun üzerine Ziraat Bankası müteselsil kefaletle borç vermeyi kabul etmiş ve Hilâl-i Ahmer de bölgede inc elemelerde bulunmak üzere müfettiş görevlendirmiştir.000 6. . zarar gören ç iftçilere faizsiz olarak 50.750 162.5.000 3. 30. Hilal-i Ahmer Cemiyeti buralara önc e 1. Bu yardımlar. 30.10/ 120.700 13.887 72.266.10/ 210. Bunun üzerine.12. Vilayet ismi Kaza ismi Her bir nüfusa isabet eden miktar (kuruş) 12.494 52. 30.000 7.000 3.10/ 184. Bununla birlikte aile efratları da bir aydan beri aç lıklarını gidermek iç in ot yiyerek beslenmişlerdir90 .750 260. BCA .

yiyec ek yardımları da önemli yer tuttmuştur.26. Yiyecek Yardımı Cumhuriyet döneminin başlangıc ında da etkisini gösteren kuraklık felaketi netic esinde halkın ilk talebi yiyecek olmuştur. (Ziraat vekilliğ i 1934 yılı bütçesinde 55100 Liralık münakale yapılması hakkında kanun lâyihası 1/1152). 1923 yılına gelindiğinde.942. Bu dağıtımlar bazen ç iftç ilerin kendilerine yapılırken. Bu yüzden halk muzdariptir.000 4. C. Nitekim 1922 Aralık ayında S inop Vilâyetinden Hilâl-i Ahmer merkezine gönderilen bir yazıda: “Bu sene liva dâ hilinde hasıl olan kuraklık hasebiyle mısır ve buğday mahsula tı pek a z ha sıl olmuştur. bu büyük ve kıymetli harada parac a darlık baş göstermiştir. yılbaşında umulan derec eyi tutmamış olduğundan. Belge Nu: 273. Ankara (tarihsiz).036 2. düştüğü idarî zorluktan kurtarmak iç in bütç ede. Ayrıca kuraklık mıntıkasında olan Ankara’ya.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 161 “ “ Kayseri Toplam Maden Genç Aziziye “ “ “ 11. oradaki haranın ç iftlik geliri. İçtima: I. bu günlerde onu da bulamadıklarından artık açlığın son derecesine gelmiştir. BCA . haralara yardım maddesine 10 000 lirayı eklemek zarurî görülmüştü95 . Bir müddet sonra bu yüzden telefa t vukuu kuvvetle melhuzdur.258.000 1. C. Ankara 1935. kuraklık ve bazı tabi afetler yü94 95 96 97 TBMM Zabıt Ceridesi. Haymana Kazasının düşman istilasına maruz kalan seksen altı karyesinde zirai vasıtanın yokluğundan dolayı 1922 ve 1923 seneleri zarfında pek az oranda ziraat yapılmıştı. Ziraat Bankası vasıtasıyla kuraklıktan etkilenen ç iftç ilere 3 milyon lira dağıtım yapılmıştı94 . yol ve köprü bütç esinden 46 bin lira ve yine I.9.2/ 3. Devre: IV. Kendi gelirini umduğu derec eye ç ıkardığı yıllarda bile umumî muvazeneden yardım görmeden yürüyemeyen harayı.13.s. 30. İçtima IV.000 Ziraat Bankasının yardımları her bölgede etkili bir biç imde yapılmakta ve ç iftç ileri bu muzdarip durumdan kurtarmak hedeflenmekteydi. b. Kutu nu: 159.III. Bir müddettir mısır koça nla rıyla ka rnını doyura n ha lk. s.XXV. olduğu dile getirilerek bir an evvel yiyecek yardımı gönderilmesi talebinde bulunulmuştu. Mesela Karac abey mıntıkasında 1934 yılında hüküm süren kuraklık yüzünden.000 50. kuraklık bu kez de Haymana ve çevresinde etkili olmaya başlamıştı. 1923’te. Devre: III. İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey’in verdiği bilgiye göre. Umumî Müfettişlikç e lüzum görüldüğünden Diyarbakır İline de 10 bin liralık bir ödenek ayrılmıştı96 . .000 2. TBMM Zabıt Ceridesi.476 Nüfus malum değil “ 143. bazen de ç iftç inin işletmiş olduğu ya da ç alışmakta olduğu yerlere gönderiliyordu. Bu tür parasal yardımların yanında hiç şüphesiz ki. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Bu sayede acilen yiyeceğe ihtiyaç duyan ve hiç yiyec ek ekmeği bulunmayan insanlar kurtarılabilmiştir.000 100.1.450 200. Bilha ssa za ten meda r-ı ma işetleri olmayan asker a ilelerinin müracaatı-ı mütevalileri pek çok” 97 .18.

Bundan sonra yaşanan 1928 kuraklığında aynı şekilde yardım talepleri devam etmiş ve illerden yardım yapılac ak yerlerin haritası gönderilmiştir99 . İşler iç in 100 bin lira ayırarak uc uz yerlerden buğday ve un tedarik etmişti.10/ 120. Bu yardımın şeklinin en başta yiyec ek olarak yapılması uygun görülerek yaklaşık olarak muhtaç miktarı 135.077. . age. Demiryolları Genel Müdürlüğü tarafından hemen tatbik edilmeye başlanmıştı. 165.3.2. almış olduğu bu buğdayları kuraklıktan en ç ok etkilenmiş olan Konya.1.673 kişi iç in 1. Bunun ardından bu muhtaç lardan başka diğer bölgelerde de ihtiyac ı olanların göz önüne alınmasıyla birlikte.333 lira bedelle Anadolu Demiryolları İdaresine taşıması verilmişti.365 kilo S ırp Taiz buğdayı Hilâl-i Ahmer tarafından alınmıştı101 .9. Ayrıca. Kırşehir.545 muhtaç nüfusa buğday dağıtılması kararlaştırılmış ve 1.. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.000 lira para gönderilmişti102 . Hilal-i Ahmer Merkezinden İstanbul’a. Bunun yanında 141. Leon Robinowicz.967 kilo un. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. 30. Kutu nu: 179.600. Aksaray. başka yerlere göç ederek geç imlerini tedarike mec bur olduklarından ac ınac ak bir durum ortaya ç ıkmıştı. Belge Nu: 52.162 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 zünden elli karye halkından mühim bir kısmı ot vesaire ile beslenmekteydi. Belge Nu: 52. Kutu nu: 1373.000 kilo buğday ihtiyaç mıntıkalarına gönderilmişti. Bunun üzerine ac ilen üç vagon un yardımının yapılması istenmişti98 . 500 bin liralık yardım 750 bin liraya ç ıkarılmıştı. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Belge Nu: 52. Müteahhit Balc ızade Mehmet ve Şerifzade S üreyya Beylerden 395. Yozgat.100 Bunun ardından kurak bölgelere gönderilmek üzere. İllerden gelen bu yardım talepleri üzerine hükümet hemen ç alışmalara başlayarak. Belge Nu: 8. Eskişehir ve Afyon vilayetlerine dağıtmak iç in harekete geçmişti.368.858. Bunun ardından kuraklık muhtaç larına gönderilmek iç in satın alınan buğdayların bedelini ödemek üzere. Kutu nu: 179. 250. Bu buğdaylar her bir nüfusa ç oc uklar da dâhil olmak üzere 15’er kilo olarak dağıtılmıştı104 . Belge Nu: 107. Böylece darlık sahasında ic ap eden istasyonlara mal gönderilerek maliyet fiyatıyla Hilal-i Ahmer’e ve muhtaç lara satılmıştır103 . Hilal-i Ahmer tarafından yapılan yardım şu şekildeydi: 98 99 100 101 102 103 104 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Araştırmalar netic esinde. s. Modiyano ve Süreyya Beylerden buğday numuneleri alınmış ve Hilâl-i Ahmer merkezine gönderilmiştir.185 kilo Macar ve Müteahhit İzak Modiyano birader ve oğullarından 496. BCA . Kutu nu: 71. darlık sahasında buğdayın daima bol ve uc uz bulunmasını temin edec ek en tesirli ve acil tedbir. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Kutu nu: 179. Bir kısım halk da. buğday satın almak iç in araştırmalar yapmıştır. Hilâl-i Ahmer Cemiyeti.

Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.505 14. .000 2.051 15.500 5.88 6.67 1.879 150 1.516.17 241.031 150 2.000 5.000 150.000 15.931.000 Lira Kuruş 68 64 80 20 7.178 Nakdi yardım (lira) 8.015.271 105 106 BCA .53 5.967 Dağıtılmakta olan buğday miktarı (kilo) 188.000 2.025 150 15.787 1. 30.880 119.000 150.000 2.025 150 15.076 133.1.077.503.5 75 88.000 1. Dağıtılan un miktarı (kilo) Afyon Eskişehir Kırşehir Yozgat Aksaray Konya Çankırı Ankara Niğde Kayseri Kütahya Malatya Şark vilayetleri Sivas Toplam 100.025 150 15.120 15.031 150 2. Kutu nu: 179.015 1.858.000 120.000 240.025 150 15.3.000 38.138.025 150 15.324 300.000 2.26 6.025 150 15.10/ 120.041. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.404 132. Tablo-4: Hilâl-i Ahmer Tarafından Yozgat Vilâyetine Gönderilen Yardım106 .000 90.025 150 15.005.000 2.035 150 17.662.300 210.000 2.727 65.032 150 2.81 5.650 255.920 150 15.5 96.177.050 15.656 329.000 307.50 Yozgat vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1. Belge Nu: 50.059 15.000 2.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 163 Tablo-3: Hilâl-i Ahmerin Kuraklık S ebebiyle Dağıtmış Olduğu Yardım105 .981 150 1.38 7.350 Kilo 14.290.012.031 150 2.33 50.350 135.153 Hilâl-i Ahmer tarafından yapılmış olan bu yardımların hangi şehirlere ne kadar gönderilmiş olduğu aşağıdaki tablolardan görülebilir.055 270.140 187.680 14.906 150 2.48 Amele sevki yardımı (lira) 3.000 18.856 150 1.000 1.920 150 15.045 15.87 358.000 2.5 26 25.680 14.66 95.

860 14.560 14.025 150 15.000 2.025 150 2.025 2.006 150 2.060 15. Belge Nu: 50.830 150 1. Kutu nu: 179.025 150 15.377 13.000 1.000 150 15.5 55 Kırşehir vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.000 2.025 150 15.000 2.025 150 15. .025 150 15.920 150 15.000 15.045 1.000 2.031 150 15.863 150 2.000 150 15.038 2. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 2.003 100.543 1.013 15.025 2.920 150 15.025 150 15.003 100.000 50 151 15. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1. Kutu nu: 179.000 2.031 150 2.200 Kilo 14.025 150 15.025 2.000 50 2.000 2.200 50 1.026 150 2.025 150 15.000 102 10.300 Afyonkarahisar vilayetinin hesabı Kuruş Lira Çuval Kilo (un) 2. Kutu nu: 179.038 151 15. Belge Nu: 50.050 15.3.100 150 15.5 85.000 2.950 15.000 2.995 150 2.175 20 13.000 2.025 150 15. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.000 15.100 075 2.990 1.890 14.025 150 15.025 150 15.779 1.025 150 15.000 2.030 15.025 150 15. Belge Nu: 50.200 120.027 150 2.034 150 15.000 2.780 15.029 150 Kilo 15. Lira 2.020 15.030 14.025 150 15.025 150 15.5 2.033 150 2.000 2.000 2.000 15.164 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo-5: Hilâl-i Ahmer Tarafından Kırşehir Vilâyetine Gönderilen Yardım107 .025 150 15.000 2.025 150 2.029 150 2.000 Lira Kuruş 40 68 10 15 31 30 75.000 Lira Kuruş Eskişehir vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 2.025 1.073 118.000 62. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.025 2.025 150 15.029 150 2.010 150 2.000 2.000 2.025 150 15.018 150 2.000 150 15.025 150 15.540 Demiryolu idaresinin Kuruş Çuval Kilo (un) 150 15.320 Tablo-7: Hilâl-i Ahmer Tarafından Eskişehir Vilâyetine Gönderilen Yardım109 .382 Tablo-6: Hilâl-i Ahmer Tarafından Afyonkarahisar Vilâyetine Gönderilen Yardım108 .300 14.104 70 10 05 75 05 25 04 107 108 109 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.373 102 10.012 150 1.5.906 14.7.

9.025 2.042 2.025 2.000 2.780 Kuruş Tablo-10: Hilâl-i Ahmer Tarafından Aksaray Vilâyetine Gönderilen Yardım112 .875 800 77.025 1.000 2.995 149 14. Belge Nu: 50.031 150 15.025 2.025 150 15.440 75 2.993 146 2.000 150 15.011 32.100 15.000 Lira Kuruş 30 35 65 30 Çankırı vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 2. Belge Nu: 50.025 2.000 14. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.000 15.810 20 9. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.500 150 15.880 30 1.046 2.13.025 150 15.680 15.074 15.000 50 149 14.006 155 14.126 450 Kilo 15.176 1.025 2.140 15.850 40 1. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 2.000 15.000 50 145 14.010 15.099 210. Kutu nu: 179.160 15.034 2.025 150 15.025 2.035 150 2. Kutu nu: 179.150 10 2.5 60 90 99 36.844 Tablo-8: Hilâl-i Ahmer Tarafından Çankırı Vilâyetine Gönderilen Yardım110 .000 150 15.022 150 Kilo 14.980 110 111 112 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Belge Nu: 50.860 60 2.035 10.000 2.350 150 150 150 150 150 2.957 2.025 150 15.000 Lira Kuruş 04 80 10 95 25 30 Aksaray vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.50 31.049 150 2.844 269.960 75 2.000 210.008 150 14.463 150 150 150 150 150 2.043 2.580 800 80. .600 2.50 94 2.000 1.025 150 15.038 28.000 15.920 150 15.980 Konya vilayetinin hesabı Lira Çuval Kilo (un) 43.019 150 14.369 Demiryolu idaresinin Kuruş Çuval Kilo (un) 50 89.998 148 14.949 145 14. Lira 8.000 6.000 150 15.180 15.006 148 1.780 11.900 50 1.190 45.025 2.000 150 15.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 165 2.966 88.770 14.971 146 14.147 15.800 1.075 450 45.025 27. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.004 150 14.100 15.025 150 15.000 15.380 Tablo-9: Hilâl-i Ahmer Tarafından Konya Vilâyetine Gönderilen Yardım111 . Kutu nu: 179.000 2.240 2.10.050 80 2.080 14.950 14.050 150 6.026 150 2.025 2. 860 14.844 273.018 150 2.50 7.879 150 2.

c. tohumlukların bir an evvel dağıtılmasını öngörmüş ama bu iş biraz uzamıştı.000 kilo tohumluk dağıtılmıştı115 . Dosya nu: 2661. C. Eskişehir’in 14. mısır. Nitekim 10 Ağustos 1928 tarihli Babalık gazetesinde. Muzaffer Hamid. hava şartları ne olursa olsun.025 2. Maliye ve Bütçe encümenleri mazbataları l/ l181). s. elinde olmayan herhangi bir sebeple ç ok kötü durumda. Bunun üzerine.090 119. Yozgat’ın ise 1 milyon kilo ihtiyac ı bulunmaktaydı113 .659. .000 119.735 Tablolardan da anlaşılac ağı üzere.75 milyon.061 150 150 1.325 15. Ziraat Bankası eliyle ödünç ve faizsiz olarak buğday. Ankara 1935.194 15. agm. yulaf tohumlukları ve gerekli hallerde vekiller heyeti kararıyla diğer tohumlukları 113 114 115 Leon Robinowicz. Bu tohumluklar vilayetlere dağıtıldıktan sonra buralardaki sıkıntı biraz olsun azalmış ve hükümet bundan sonraki ç alışmalarında aynı yönde uygulamalarına devam etmiştir. ç avdar. fakat elinde tohumluğu kalmamış ve Ziraat Bankasından ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden tohum kredisi sağlayamamış ve bu yüzden zirai işletmesini yürütemeyec ek durumda bulunan.6 milyon.194 15.1. çok sıkıntıda kalan Ankara. Hilâl-i Ahmer tarafından ve hükümetin desteğiyle yapılmış olan bu yardımların yanında ç iftç ilerin ileri vadede tekrar ürün yetiştirebilmeleri iç in tohumluk ihtiyaç larının da karşılanması düşünülmüştü. (Muhacirlere ve muhtaç çiftçilere ödünç tohumluk ve yemeklik da ğ ıtılması hakkında kanun lâyihası ve Ziraat. ürün yetiştirme imkânı ortadan kalkmış olac aktı. tohumluğunu tedarik ve Ziraat Bankasından veya Tarım Kredi Kooperatiflerinden tohum kredisi almaya imkân bulamayan ve bu sebeple ç iftç iliği bırakac ak hale düşen ç iftç ilere. TBMM Ar ş ivi. age. çünkü ç iftç inin bekleyec ek zamanının olmadığı bildirilmekteydi114 . tohumluk ihtiyac ı olarak Konya’nın 7. s.014 150 150 1.000 15.069 2. TBMM Zabıt Ceridesi. arpa.XXV.1.025 16. Tohumluk Yardımı 1928 yılı kuraklığında. İç Anadolu’daki muhtaç durumda bulunan kişilere duruma göre yardım yapılmıştı.372. s. Bunun iç in hükümet. Çünkü bu ihtiyaç ları karşılanmadığı sürec e. Bu yardımların tamamen kuraklığın etkisini ortadan kaldırdığı söylenemez ama en azından geç ic i de olsa bir rahatlık yaratmıştır.166 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 2. Kuraklıktan etkilenen ç iftçilerle ilgili daha sonra ç ıkarılan kanun hükümlerine göre. İçtima IV.037 16. Devre: IV. Aksaray’ın 3.400 02 46 2.. Konya ve Kars ve Bayazıd vilâyetlerine 4. çiftç inin dört gözle tohumluk beklemekte olduğu ve Ziraat Bankası tarafından dağıtılması beklenen bu tohumlukların bir an evvel dağıtılması gerektiği. Kayıt nu: 1/1181. Kırşehir’in 1.5 milyon. Bu sebeple hükümet bu konuda hassas davranarak ç iftç ilere tohumluk yardımında bulunmuştur.. mahsulü yüzde kırktan daha az nispette zarar görmüş. mahsulü zarara uğramamış olmakla beraber.3 milyon.

Bu ç alışmalarla ç iftç inin sıkıntıları azaltılmış ve yeniden refaha kavuşmaları temin edilebilmiştir. İnc elemelere göre. Bu esnada. Konya ve c ivarında meydana gelen kuraklık sebebiyle. Bu sebeple en uygun yöntem olarak. Daha önc e dağıtılmış olan bir milyon liralık tohumluk bedelini köylü bu sene ödeyememişti. Babalık . BCA . Kayıt nu: 1/1181. Bununla birlikte. Babalık . Leon Robinowicz. 5 İlkte şrin 1935. Muhtaç Durumda Bulunan Halka İş Bulma Kuraklıktan korunmanın bir yolu olarak. Ankara 1935. TBMM Ar ş ivi. Bütün bu ç alışmalar iç erisinde ise.21. Konya Vilayeti bütç esinde 340 bin.. Çünkü her nerede bir felaket yaşanmışsa. Dosya nu: 2661. Buna göre 1935 yılında Tarım Bakanlığı. s. d. 6 Kânunuevvel 1934.306-307. s..900. Çiftç iyi çeşitli afetler ve bundan sonra yaşanabilec ek kuraklıklardan koruma amac ıyla ayrıc a. alım merkezlerindeki depolarda bulunan buğdaylardan muhac irlere ve kuraklık gören veya dolu.1.800. halka derhal yakın ve ç iftç inin yapabilec eği bir iş bulmak gerekiyordu122 . TBMM Ar ş ivi. Yine 1933’te Ziraat Vekâleti. TBMM Zabıt Ceridesi. Memleketin bir kısım yerlerinde ara sıra baş gösteren kuraklık ile dolu ve su basması gibi afetler karşısında yardımda bulunmak gerekli bir durumdu. 2056 numaralı kanunla hükümet namına Ziraat Bankasınc a satın alınıp. İçtima IV. .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 167 dağıtmaya Ziraat Vekâleti yetkili kılınmıştır116 . Dosya nu: 2661. fidanlıklar ve tohum ıslah istasyonları ve büyük silolar kurulmuştu. 30. s. köylüye bir milyon liralık tohumluk dağıtmayı düşünmüştü. nu: 4713. nu: 4541. Bu ihtiyac ı karşılamak üzere buğdayı koruma kanununun hükümlerine göre alınmakta olan buğdaylardan bir milyon liralık kadarının bu uğurda dağıtılması ve bu yardımın daha kolaylıkla yapılabilmesi iç in Ziraat Bankasına gördürülmesi enc ümence kararlaştırılmıştı118 . Devre: IV. tohumluklarını bile temin etmekten ac iz olan halka tohumluk verilmesi iç in Ziraat Bankasından yardım talebinde bulunmuştu119 . agm.530. age.1. C.XXV. Kayıt nu: 1/1181.151. bilhassa tohumluk ihtiyac ının karşılanmasında bu kuruluş önemli yardımlar yapmıştır. O yılın ürünü ç iftç inin borc unu ödemeyecek kadar az olursa Vekiller Heyeti kararıyla bu borç geri bırakılabiliyordu120 .365. s. Yozgat’ta 150 bin. Eskişehir ve Afyon vilayetlerinde ikişer yüz 116 117 118 119 120 121 122 Fethi Aytaç. muhtaç halkın yol işlerinde ç alıştırılması uygun görülmüştü. Aksaray Vilayetinde 144. mahsul azlığı köylünün taahhüdünü yerine getirememesine neden olmuştur121 . Kırşehir Vilayetinde 131. Ziraat bankasının ayrı bir yeri vardır. Bu silolar köylünün buğdayını eleyip temizliyor ve ileriki kıtlık seneleri iç in de bir garanti teşkil ediyordu117 .10/ 81. sel gibi afetlere uğrayan ç iftç ilere mâl olduğu fiyatla veya aynen tahsil olunmak üzere Vekiller Heyeti kararı ile bir milyon liralık kadarı zinc irleme borç lanma yoluyla ve iki yıl vade ile tohumluk ve yemeklik olarak verilec ekti. s.

onların ayrıc a kazanç elde etmelerini sağlamıştır. Bölgedeki bir başka iş kaynağı ise Tuz Gölü’ndeki Tuz hafriyat ve nakliyatıydı. Leon Robinowicz. 4. bazen yerel tedbirlerde de bu tür ç alışmalar görülmüştür.365. Bu ç alışmalarla birlikte. yazlık ekinler tamamen yanmış durumda olduğundan ekinler hayvanlara yedirilmekteydi. geçen yıla göre bu sene ekinler % 70 noksan durumdaydı.12. 3. s.366.168 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bin lira ki toplamda 1 milyon 165 bin liralık yol tahsisatı vardı. 2. Ankara. BCA . Öyle ki... Bundan sonra ise darlık bölgesindeki halkın ç alıştırılmak üzere derhal yol inşaatına başlaması emredilmişti123 . age. iş bulma aç ısından yapılan yardım. 1. Bundan sonraki süreç lerde ise bütçeler tespit edilerek bu miktar üzerine işç i teminine gidilmiştir.1/ 29. Eskişehir.18.1. Eğer bu durum devam ederse yani yağmur yağmazsa % 20 nispetinde 123 124 125 126 Age. Yol inşaatı darlık sahalarına hasredilec eği gibi.10/ 184.47. Ayrıc a.7.Yol inşaatı tahsisatının bu sene iç in tamamen bu bölgeye kaydırılması.Yalnız aile iç inden bir kişinin değil varsa ailede sıhhati yerindeki diğer ferlerin ya da uygun olan ç oc ukların da bu işte ç alışabilmelerinin temini. Genel bütç edeki tahsisatla beraber sulama idaresi derhal yüz bin liralık bir iş temin edebilirdi. Bunun iki misline ç ıkarılmasıyla darlık bölgesindeki halka hasredilmesi mümkündü. Konya. 1935 yılında Tokat vilayetinden gönderilen kuraklık raporuna göre. Kuraklıktan etkilenen halka para. 1928 yılında baş gösteren kuraklık nedeniyle Aksaray. 30. Ayrıc a Nafia’nın su işlerinde 200 bin lirası bulunmaktaydı. muhtaç durumda olanlara iş imkânı aç mak ve halkın ihtiyaç larının teminini sağlamak maksadıyla yapılac ak olan yol ve köprüler iç in Nafia bütç esinden iki yüz elli bin liralık bir ödenek ayrılmıştı125 .266. 1928 yılında yaşanan kuraklık felaketinin etkili olduğu vilayetlerde.Amele yevmiyesinin iki üç günde bir verilmesi gibi uygulamaların yapılarak 1928 yılında yaşanmış olan kuraklığın tesiri en aza indirilmeye ç alışılmıştır. bu gibi işlerde kadın ve ç oc ukların da ç alıştırılması düşünülmüştür. BCA . 30. Bu tür yardım faaliyetleri sadec e hükümetten beklenmemiş. Bunun toplamı en az iki milyon liralık bir işti ve bu işler tamamen darlık bölgesine yakın yerlerdeydi126 .Oradaki vali ve nahiye müdürlerinin bu işin takipç isi olmaları. Bu rakamlar dikkate alındığında adı geç en vilayetlerde derhal altı yedi yüz bin liralık iş aç ılabiliyordu. Bir hafta iç erisinde yağmur yağmazsa diğer ekinlerden de istifade edilemeyecekti. s. Buradan her sene otuz milyon kilo tuz ç ıkarılmaktaydı. Yine bu mıntıkada Çumra’da su yollarının temizlenmesi işi vardı. Yozgat ve Kırşehir gibi illere yol yapımının kaydırılarak buradaki halka ç alışma imkânı ve sahasının temini İç işleri Bakanlığı tarafından uygun görülmüştür124 . . yiyecek ve tohumluk yardımları onların muzdarip duruma düşmelerine engel olurken.

30. age. Adana’nın ise 40.266. Konya. e.500 sığır ve 1. Diğer kısmının ise nakit parası bulunmasa da. Burdur’un 600 sığır ve 20. Fakat bu ihtiyaç lar belirli bir süre yeteceğinden yeniden bir ihtiyac ın husule gelmesi kaç ınılmazdı.13.360.000 koyun ve sığır. hali vakti yerinde olan ç iftç ilerin bir kısmı şehirlere göç etmişti. Fakat besleyemedikleri korkusuyla bunlar da hayvanlarının bir kısmını ç ok uc uz fiyata elden ç ıkarmışlardı128 . Her ihtimale karşı hayvanların başka taraflara nakline mec bur kalındığı takdirde.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 169 aç lık ve % 50 nispetinde de çiftç iler için tohumluk ihtiyac ı olac aktı. Bunların toplamı ise 2. Bu sürülerin gidec ekleri yerlerde yeterli meralar bulunmuş ve gereken kolaylık iç in tedbir alınmıştı. Burdur. . s.370. Kırşehir. Küç ük veya büyük sürüler uzaklara gönderildikleri takdirde mal sahiplerinin tayin edec ekleri bekç ilerin veya köylülerin gözetimi altında gönderilecekti.10/ 184. biç ilecek ekinlerin anızları da kullanılabilec ekti130 . Leon Robinowicz. Antalya. Bu duruma engel olmak iç in ise vilayetç e şu tedbirler alınmıştır127 : 1.500 sığır ve 17.. Age. Kırşehir 300.371.. Afyon ide 30-40 vagon saman ihtiyaç göstermişti. bu bölgedeki büyük sürü sahipleri ç aresiz kaldıkları takdirde. Yapılan inc elemeler netic esinde. Sürülerin Başka Yerlere Nakledilmesi 1928 yılındaki kıtlık esnasında. Çift hayvanlarının yiyeceğine ihtiyaç duyulan yerler ise.000 sığır ve 40.000 koyun. Age.000 koyun ve sığır barındırabilec eği tespit edilmişti131 . hayvanlarını mevc ut sazlıklardan ve otlaklardan istifade ettirmek suretiyle ç ok az bir yardımla bu seneyi geç irebilec eklerini düşünüyordu. Eskişehir ve kısmen de Afyon idi. 2. Eskişehir 500. s. 127 128 129 130 131 BCA .650 koyun. Antalya’nın 60. Konya 1.Bir kısım köylüler iç in para karşılığında yol işlerinde çalışacaklar ve bu paralarla da ekini olanlardan zahire satın alabilec eklerdir. yeterli sayıda koyunu bulunmaktaydı. Age.000 koyun.. Muğla’nın 3. Ş ükrü Kaya’nın raporuna göre. Yozgatlılar ise kendi imkânlarıyla hayvanlarını besleyebilec eklerdi. Bu da kendileri iç in bir avantaj oluşturuyordu. Bunun iç in bu sürülerin nakli gündeme gelmişti. sürülerini İzmir.İaşe zorluğuna düşen bir kısım insanlar da Turhal Ş eker Fabrikası’nda ç alıştırılmak suretiyle ihtiyaç ları karşılanac aktır. Manisa’nın 7. Aydın’ın 1.369. Eskişehir ve Afyon vilayetleri de koyunlarını besleyebilec eklerini söylemişlerdi.500.000 koyun.. Yüksek yayla ve dağlarda hâlâ az çok yiyecek bulunduğu gibi. Bu sıralarda sürü sahipleri beklemedeydiler.449 vagon etmekteydi129 . s. s. Adana ve İç el mıntıkalarına göndermeyi düşünmekteydiler. Menteşe. Aksaray’daki ç iftç iler.

Hakikaten de. mürac aatta bulunanların borç ları ertelenmiştir. Konya’da kuraklığın etkisi sürmüş olduğundan. gerek kuraklıktan. yürürlüğe girmiştir135 . buradaki Bakioğlu Tolu Çiftliği sahipleri borçlarını ödeyemeyec ekleri ve tohumluklarının kalmayac ağını bildirerek Ziraat Bankası’na olan borç larının ertelenmesini istemişler ve bu istekleri Oc ak 1931 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilmişti134 .53. 30. Avni Şanda. H. Kanun hükümlerinin yürürlüğe girdiği sırada.. 1931 yılında.18. age.170 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 f. 1935 yılında buna ait kanun ç ıkarılarak. Ziraat Bankasına borç lu olan ç iftçileri zor duruma sokmuştu. Bu sebeple banka da bunları hac iz yoluyla almak istemiş.1.Ziraat Bankası tarafından bu sene verilecek olan borç ların bu bölgede ve kuraklığa maruz kalmış kişilere daha fazla miktarda verilmesi. ağır bir tempo ile gerçek bir hale gelmiştir.2/ 1. 30.36.1. 1927 senesi sonlarında.766 kişiden ibaretti. ç iftçilerin Ziraat Bankasına olan borç larının ertelenmesini uygun görmüştü.8. 3.2/ 17.6. kuraklık sebebiyle zor durumda kalan ç iftç ileri bu durumdan kurtarmak amac ıyla bir başka yol olarak.Banka tarafından borç ların ertelenmesi ve yeniden verilec ek paraların artırılması gibi tedbirler alınırken aynı zamanda bu gibi kolaylıkları su-i istimâl etmek isteyenlere karşı ç ok dikkatli davranılması. Ziraat Bankasından almış oldukları borç larını ödeyememişlerdi. 30.Ekim zamanı gelmeden evvel ç iftç ilere gerekli yardımın yapılarak. Borçların Ertelenmesi Hükümet. taksitlere bağlanarak borç ödeyec ek olan köylülerin sayısı. üretilen malın değerinin kaybolması. Bu sebeple Ziraat Bankasıyla görüşülmüş ve onun bu hususta alabilec eği tedbir ve göstereceği kolaylıklar şöyle sıralanmıştı132 : 1. Ziraat Bankasının borç lu köylüleri korumak iç in bir ödeme sistemine ihtiyaç vardı.8.72. Çok bahsedilen köylü kalkınması iç in.18. .3. Bunların borç larının tutarı 132 133 134 135 BCA . Çorum.Borç larının süresi gelmiş bulunan ç iftç ilerin borç larının ertelenmesi. 2. 164. Bunun ardından. borçların ertelenmesine ait olan bu tasarı. s. Çiftç inin borç larının ertelenmesine yönelik kararlar alınırken. gerekse dünya krizinden etkilenerek. bazen karışıklıklar ve farklı uygulamalarla karşılaşılmıştır. BCA .10/ 12. Yozgat ve Kırşehir illerinde yapılan inc elemelere göre. Hiç kimse bu fikre itiraz etmediği halde. yıllarc a inc eleme konusu olmuş. BCA . bunun üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla bu borç ların faizlerini ödemek şartıyla gelec ek seneye ertelenmesi istenmişti133 . En sonunda. bundan sonraki süreçte yaşanan kuraklıklarda aynı uygulamaya devam edilerek. yardımların işe yarar olmasının temini. 4. Ankara. 1928 yılındaki kuraklık yüzünden mahsulleri zarara uğramış olan ç iftç iler. buradaki ürünlerin tamamen mahvolduğu görülmüştü.

94. 2. agm. bağcılık ve dutç uluk yapılması gibi önlemleri de dile getirmişti141 .Yerüstü ve yer altı sularıyla tarlaları sulamak. C. Zihni Derin. 1928 yılında görülen kuraklık üzerine bu yöntemlerden üç ünc üsünün hayata geç irilmesi aç ısından hükümet ç alışmalar başlatmıştı. 30.18.2/ 85. 21. kuraklıktan en asgari düzeyde etkilenilmesi hükümetin en ç ok önem verdiği hususlardan birisi olmuştur.11.S un’i yağmur yağdırmak.300 lira idi136 . onların rahat bir şekilde ekim-dikim faaliyetlerini yapmaları ve üretimini artırmalarını amaç lamıştır. kuraklığın etkilerini azaltmak iç in insanların hatırına üç önlem gelmişti. BCA .1. s. Bu amaç la borç ların ertelenmesinin yanında asıl sorun olan kuru tarımın terk edilerek sulu tarıma geç ilmesi ve bu sayede. 1938 yılında ziraat borç ları taksitlerinin ertelenmesi kararı alınmıştı137 . Nitekim Tarım Bakanlığı. Orta Anadolu’da hububatın gelişmesi için gerekli suyun yeterli miktarda olduğu ve nadas usulü ile sağlanac ak gübrelemenin sun’i surette uygulandığı takdirde. 30.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 171 ise. vekâletin bütç esinin görüşülmesi esnasında kuraklığın tesirini azaltmak ve aynı sorunlarla karşı karşıya gelmemek iç in. Agm. Kanunun yürürlüğe girmesiyle ç eşitli bölgelerde bu yönde talepler artmış ve birç ok kişinin borc u ertelenmiştir.1. s. . Ziraat Bankası Trabzon şubesine bağlı Tarım Kredi Kooperatifinin bankaya olan 471. Amerika’ya uzmanlar gönderdiklerini ve kuru ziraat hakkında bilgi sahibi olmasını beklediklerini söylemişti.139 1. İçtima: I. s.76. g. iki senede bir alınac ak mahsulün her sene alınmasının müm- 136 137 138 139 140 141 Age. Çiftç ilerin bankaya olan borç larının ertelenmesi.18. Kıtlıktan sonraki ç alışmalarda ise. Yine aynı konuşmasında sulama işlerine büyük önem verilmesi gerektiğine de işaret etmişti. Yine 1938 yılında Trabzon’da yaşanan kuraklık sebebiyle..Dry farming denilen kuru ziraat usulünü tatbik etmek. 3.247. İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey de. Ankara (tarihsiz).53..2/ 88.94. Bununla birlikte ziraatin ç eşitlendirilerek ç eşitli fidanlar ekilmesi. Anc ak. Edirne’nin merkez kazasına bağlı köylerde 1937 yılında meydana gelen kuraklık yüzünden mahsulleri hasar görmüştü.III.727 lira borc unu % 7 faizle 10 sene ertelenmişti138 . köylerdeki küç ük yerüstü ve yer altı sularından küç ük ç iftç ileri faydalandırmak. s.1. BCA . TBMM Zabıt Ceridesi..102. ekinleri kuraklıktan kurtarmak iç in Amerika’dan uzman bir su heyeti getirmişti140 .534. bu sırada uygulanmakta olan kuru tarım faaliyetlerinin ç iftç iyi sık sık zor duruma düşürmesi kaç ınılmazdı. Sulu Ziraata Geçilmesi Genel itibarıyla. Devre: III. Bunun üzerine.

S. s. özellikle de kuraklığın en ç ok yaşandığı İç Anadolu’dan işe başlanmıştı. 356. “ Cumhuriyet Devrinde Su Siyaseti ve Köy Davası” Köye Doğru. ziraatın da hayat sembolü olan su meselesini tatbik sahasına koymak ve su politikasını tahakkuk ettirmek gibi. Yine Recep Peker. Kurak mevsimlerde duyulan su kıtlığının önü alınmak üzere Kızılırmak ve S akarya’dan veya Çubuk Barajı’ndan su getirilmesi de düşünülmüş. TBMM Zabıt Ceridesi. S. tarlasındaki kuyuya beşyüz lira kadar masrafla eski bir otomobil motoruyla tulumbadan oluşan bir terkiple mahsulünü kısmen kurtarmaya muvaffak olmuştu143 . Age.XI. Yine kuraklık sahasında Tüz Köyü’nün yanında Umranlı Köyünde bir ağaçlık saha meydana getirilmişti144 . s.16. s. Zaten bazı yerlerde sulu tarım işlemi yapılmakta olduğundan.XII. s. Leon Robinowicz. Bu ihtiyaç su bulunma ya n birçok yerlerde suyu temin etmek ve birçok yerlerde de za ma nsız za ra rlı surette a ka n sula rın za ra rında n o bölgeyi kurutma ktır.”146 . Bunun ardından bu bölgelerdeki. Ankara (tarihsiz). age. s..172 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 kün olduğu anlaşılmıştı142 . su kuyularından istifade etmişlerdi. kuraklığın önlenmesi noktasında su işine önem verec eklerini ifade eden konuşmasında şöyle diyordu: “Geniş ve feyizli topra klarımızın inkişafı ve millî servet ve sa yimizin ta bia tın kura klık gibi tesa düfî zararlarından kurta rılması için. C. Göz önünde olan bu örnekler ve kuraklığın verdiği zararlar hesaba katılarak. Ankara (tarihsiz).13.Gübre " Problemi” .000 lira ka dar bir pa ra ilâveten nafıa bütçesine ta hsis olunmuştur. son birkaç yıldır yaşanan kuraklığın. s. . 1 Mayıs 1941.. C. yapılan 142 143 144 145 146 147 148 Halid Evliyar. Gerçekten Türkiye Büyük Millet Mec lisi sağlık gibi. Devre: III. İçtima: II. sulama işinin önemini bir kat daha artırdığını. 1928 kuraklığının neticesini önceden gören bazı ihtiyatlı ç iftç iler. kura k yerlere su a kıtma k değildir. yüksek bir gayenin temini iç in ilk hamlede 31 milyon lira gibi büyük bir tahsisatı kabul etmişti148 . “ Orta Anadolu Topraklarında " Su " ve Ziraat Sisteminde " Nadas . bunun olumlu netic eleri görülmüştü.1. Devre: III. Age.. 1929 yılı Konya sulama idaresi bütç esi görüşülürken. 1929 senesi bütç esi görüşülürken Maliye Bakanı Ş ükrü S araçoğlu. hayvan dolabıyla su ç ıkararak kıraç arazinin ortasında yemyeşil bir saha oluşturmuştu. susuz. (Konya Ovası Sulama İdaresinin 1929 senesi bütçesi hakkında 1/440 numaralı kanun layihası ve bütçe encümeni mazbatası). 9. İçtima: II. 29 Mayıs 1929’daki Meclis konuşmasında kuraklığın etkilerinden kurtulmak ve başka diğer sebeplerle su problemine yönelik olan politikalarını izah ederken şu ifadeleri kullanmıştı: “Memleketimizin sulanması yalnız sulama ihtiyacı.” 147 .140.21. Yine kıtlık sahalarından biri olan Zıvarık (Altınekin) nahiyesinde bir köyde bir ç iftçi. Hatta Konya merkez kazasına bağlı Tömek Köyü’nde bir ç iftç i. Ziraat Dergisi. bu seneden itibaren programımıza koyduğumuz su işleri için bir buçuk milyon ve diğer bazı faydalı işler için de 300.90. bu yüzden ziraatin sulanabilir hale getirilmesi iç in bu tahsisatın daha da genişletilmesi gerektiği bildirilmişti145 . TBMM Zabıt Ceridesi.357. Temmuz 1948.

. Yaklaşık iki aydır yağmur yağmadığı gibi.2. Bunu gelip geçen yıllar bütün a çıklığı ile göstermiştir. İşte bu yıl önümüze bir örnektir.XXII. Bu suyun göle verilmesiyle zaten kuraklıktan seviyesi düşmüş olan gölün yaklaşık olarak 15 santim daha seviyesinin yükselmesi bekleniyordu. nu: 216. Bunun üzerine burada. Bunlardan birisi de S arı su adıyla anılan dereydi. Memleketin yirmi milyon a ltın fra nk sa rfıyla vücuda getirdiği bu tesisa t. Bununla birlikte buradan kurutulac ak bataklık sahasından da 50 bin dönümlük ç ok verimli bir arazi elde edilmiş olac aktı151 .XXIII. ç eşitli eleştirilere sebep olmuştur. Bunun ç aresi olarak ise su gösteriliyor ve şöyle deniliyordu: “Derecesi yüksek olan çiftçi ve köylü. üç sene sonra Konya Ovası iska sı için. Devre: IV. nu: 73. Bu ha l deva m ederse iki. Bu yükseliş sayesinde ise. Ekekon. 13 Haziran 1935. Ankara 1934. ifade etmek suretiyle. buradaki sulama işlerinin intizamsızlığından dert yanarak: “Birka ç seneden beri Beyşehir Gölü’nden su a lınama ma kta dır. halk hemen hemen da ğıla ca k bir va ziyettedir. bazısından da baraj yapılmak suretiyle faydalanılabilmiştir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 173 tetkiklerden Kızılırmak ve S akarya’dan su getirilmesi pek külfetli ve masraflı olac ağı anlaşılarak barajın yapılması halinde şehir suyunun da buradan temini daha iktisadî ve emin olacağı neticesine varılmış ve bu nedenle de burada Çubuk Barajı’nın inşası başlamıştı149 . İç Anadolu Bölgesi’ndeki bütün bu örneklerin ardından.517.1. günden güne harap olmaktadır. Bu sırada sulama işinin bazı yerlerde düzensiz yürümesi. C. Ekekon. Ovada ve kıraç larda ilkbaharlıklardan hiç hayır kalmamıştı. Kadınhanı tarafları da oldukç a zarar görmüştü. s. Ziya Çalık. Ankara 1934. 149 150 151 152 TBMM Zabıt Ceridesi. Konya çok geniş bir su konumu istiyor. ç evresindeki bütün alanlara su verilebilec ekti. İçtima III. s. bölgede hummalı bir sulama faaliyeti başlamış ve bazı akarsuların verdiği zararlar engellenirken. s. TBMM Zabıt Ceridesi. Halkın emeği birkaç milyonluk ekim boşa gitmiştir. Bunu netic esinde 1928 yılı kuraklığı kadar dikkate değer bir kuraklık yaşanmamıştır. 3 Birinci Kânun 1935. Akşehir. (Çubuk barajı in şaatının ikmali ve Ankara şehri suyunun bu barajdan temini hakkında 1/944 numaralı kanun lâyihası ve Nafıa ve Bütçe encümenleri mazbataları). buradaki su işlerinin düzene sokulmasını istemiştir. tarım arazilerinin sulanması iç in bir girişim başlatılmıştı. Sula ma tesisa tı. gün geç tikç e Konya’nın tarım vaziyeti kötüleşmekteydi. Yine 13 Haziran 1935 tarihli Ekekon gazetesi haberine göre. C. 31 Mayıs 1934 tarihinde Konya Ovası S ulama İdaresi’nin bütç esi görüşülürken Konya Milletvekili Ş aban S ırrı Bey. ekinleri öldüren bir de rüzgâr meydana gelmekteydi. İçtima III. Ilgın. ta mamıyla metruk ve muattal bir haldedir.” 152 . Konya kuraklıktan muzdariptir. memleketin bu suretle temin ettiği bu eserden hiç bir şey ka lmayacağını” 150 . za ra rla rını ka pa ta ca k yegâ ne ça re sudur. Yalnız ovanın kışlık ekinleri anc ak tohum ve yiyeceklerini verebilec ek durumdaydı. Devre: IV. Su işleri temin edilmedikçe Konya’nın ta rım vaziyeti ve buna ba ğlı ekonomi işleri de kola y kolay düzelemez. s. “ Konya’nın Kuraklık Sava şı’na Do ğ ru İlk Adım” .1.

. Konya. bir takım önlemlerin alınması gerektiğini ve bu önlemler alınmazsa halkın daha vahim bir duruma düşmesinin kaç ınılmaz olduğunu bildirmişti. 1928 yılı kuraklığı gibi geniş bir c oğrafyayı etkisi altına alamamıştır. Aksaray. Bu sebeple ç iftç i olan bu halk uzun süre kendisine gelememiştir. Buradaki izlenimlerini bir rapor haline getiren Ş ükrü Kaya.174 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 SONUÇ Cumhuriyet döneminde yaşanan kuraklıkların en önemlisi ve başlangıc ı sayılabilec ek olan kuraklık 1928’de yaşanmıştır. başta para ve yiyecek yardımı olmak üzere. Eskişehir ve Yozgat gibi illerde etkili olduğunu müşahede etmişti. her ne kadar kendi c anını kurtarmış olsa da hayvanlarının ç oğu bundan etkilenmiş ve ölmüştü. Bundan evvel savaş nedeniyle kıtlıklar görülmüş anc ak. Hakikaten halkın pek ç oğu. büyük bir ç oğunluğu ç iftç i olan iç Anadolu Bölgesi’nde etkisini göstermiş ve buradaki halkın ç oğunu muhtaç duruma düşürmüştür. Bu kuraklık. Kırşehir. Anc ak kuraklığa hazırlıksız yakalanmış olan halk. aç lıktan ve yiyeceksizlikten yabani otlar yemeye başlamış ve bazı bölgelerde dahi ölümlere rastlanmıştı. sürülerin başka yerlere nakli ve sulu ziraate geç ilmesi yönünde önlemler alarak bu kuraklığın etkisini en aza indirmeye ç alışmıştı. Bunun üzerine hükümet. S ebepleri sıralanmış olan kuraklığın etki alanını tespit etmek amac ıyla buraya giden Ş ükrü Kaya. tohumluk yardımı.

2/ 17. C. b. Ankara 1934. İçtima II.10/ 184. Süreli Yayınlar a.1.10/ 184. İçtima: I. Nüfus Meselesi. İktisat Matbaası. C. -Devre: IV.36.18.1/ 29. C. 30. Ankara 1930. nu: 216.XXII. 30.858. C. 30. c. Kutu nu: 71. 3 Birinci Kânun 1935.XIII.2.1. Makaleler .1.10/ 184.XII. nu: 2742.860.10/ 184.XXIII. TBMM Zabıt Ceridesi -Devre: III.858.10/ 184. Kitaplar -Leon Robinowicz.10/ 184. nu: 4713.1. Ankara (tarihsiz) -Devre: IV. C.18.10/ 120.266.1. Arşivler a. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.1. Türkiye Kızılay Derneği Arşivi -Kutu nu: 1393.1. 5 İlkteşrin 1935.10/ 121.8.2/ 88. (Çeviren: Alaettin Cemil). Ankara 1934.11.18. 30. s. İçtima III. 30. 30.(1920-1928) (30. 30. 30.) -Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü Kataloğu (30.4. D. Belge Nu: 107. 30. 30.12. 30. İçtima: III. Ankara 1931.3. 30. Kutu nu: 159. Resmi Yayınlar a.64. -Devre: IV.3. -Devre: IV.72. 13 Haziran 1935. 30. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. 30.0. Ankara 1933.01/1.1.3.858. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.10/ 184.10. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.0. B.6.10/ 120. İçtima III. 6 Kânunuevvel 1934.7. Gazeteler -Babalık.) b.108. Kutu nu: 1373. C.V. 30.84.47. -Devre: IV. İçtima: II.530.10/ 210. 30.2/ 1. Dosya Nu: 2661.13.10/ 184. İçtima: I.1. nu: 73. C.1. s. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.18.10/ 120.11.XXV. İçtima: III.44.XIX. C.1/ 29.18./ 7.10/ 120. 30. İçtima IV.12) -Bakanlar Kurulu Kararları Katalogu.266. Ankara 1931.1.15. C.269.6.21. Fevkalâde İçtima. -Ekekon. C.266.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 175 KAYNAKÇA A.432.XX.10/ 81.7. Ankara 1935 C.) -Diyanet İşleri Reisliği Kataloğu (51.266.III. Belge Nu: 8.III.858.15. İçtima: III.2.XIII. 8 Mart 1928. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.18.858.2. 30.II.76. nu: 4541. Belge Nu: 52. Fevkalâde İçtima.(1928 ve Sonrası) (30.10/ 12. Belge nu: 133.IV.266.XI. C.2/ 85.8. s.4. C.18.19.4. 30. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi -Muamelat Genel Müdürlüğü Katalogu (30. 30. C. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.102.5. İçtima: II.266. 30. -Devre: IV. İçtima: II.1. Telif Ve Tetkik Eserler a.10/ 120. Türkiye Büyük Millet Meclisi Arşivi -Kayıt Nu:1/1181. ) -Bakanlar Kurulu Kararları Katalogu. C.266.2/ 85. Kutu nu: 179. Belge Nu: 273.1.10/ 184. s. 30.266.

Mayıs. s. “Kuraklık ve Kurak Bölgelerin Özellikleri”. “Halk Şiirinde Tarihi Kıtlıklar ve Kuraklıklar”. Temmuz 1974. Ağustos 1952. Nihat. İstanbul Ticaret Odası Mecmuası. -Muzaffer Hamid. Köye Doğru. nu: 2742. Tarih ve Toplum. 627. -Evliyar.176 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -(İmzasız). Nisan 1952. 1 Mart 1941.6. Yıl: 2. -Derin. -Raşit.133. “Aksaray Folklorunda Yapraklar Aksaraylı Bir Halk Şairinin Dilinden 1290 Kıtlığı”. 76. 6 Temmuz 1945. Şevket. -Öztelli. Nisan. “Orta Anadolu’da Kıtlık (1873-1875)”. s. Celal. Temmuz 1948. s. Haziran 1935. -Er. Nisan 1990.36. Avni. Yıl: 1974. Ziraat Dergisi. s.263-264. -Çölaşan. s.146. 3. s. “Kuraklık ve Memleketimiz”. s.12. C. Yıl:10. Sinan. s. Tarım Bakanlığının Küçük Su İşlerine Ait Hayırlı Bir Teşebbüsü ve Bu İşte Muvaffak Olma Şartları”. s. 2. s. Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı Dergisi. “İklim ve Beşeriyet”. Mart 1989.21. İdare Dergisi. Cahit. Halid.90.Muhtaç Duruma Düşen Vatandaşlara Nasıl Yardım Edilebilir?”. “Konya’nın Kuraklık Savaşı’na Doğru İlk Adım”. -Fethi Aytaç. 11-12. 30 Ekim1932. -(İmzasız). s.2. Halkevi.1970. Yıl:6. “Kuraklık”. s. “Cumhuriyet Devrinde Su Siyaseti ve Köy Davası”. Ekim 1970 . Karınca. “Orta Anadolu Topraklarında " Su " ve Ziraat Sisteminde " Nadas .4. “Tarih Boyunca Anadolu’da Kuraklıklar”. İktisadi Yürüyüş. 3 Birinci Kânun 1935. Umran Emin. -Numan. Dönüm. Mart. -(İmzasız). H. Ekekon. -Şanda. Haziran 1960. Zihni. . s. Hasandağı.Aralık. Ocak 1948. Hayat Tarih Mecmuası (Tarih ve Edebiyat Mecmuası). nu: 216.1. “Orta Anadolu`da Kuraklık”. Yıl: 31. s. “Çeşitli Afetler Tesiri ile -Münferiden. C. Ziraat ve Ticaret Gazetesi. Ali. Babalık. s. -Kuneralp. -Berkmen.Gübre " Problemi”. 17. Yıl:2.7. s. 1 Mayıs 1941. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri B. “Çiftçilere Tohumluk”. Nej at. 8 Mart 1928. Köye Doğru. “Küçük Çifçilerimizin Zirai Dertleri. Yıl: 55. “Kuraklık ve Kıtlık”. -Uluocak. -Çalık. Ziya. “Orta Anadolu Köylüsü”.

 Issue: 5  Page: 177‐190           ALMAN ASKERΠCEZA KANUNNAMESİNİN OSMANLI ASKERΠCEZA  KANUNNAMESİNE TATBİKİ    Nuran KOYUNCU  Salih KIŞ    Özet  II. Bu çalışmanın amacı. A document dated to 1880. Gör. which were added after the translation of  the German Military Criminal Code. Almanya.  The entire German Military Criminal Code was translated and only the most  required 56 paragraphs were added to relevant places in the Code. Germany. some formulation subjects were pre‐ cluded in the Code.TARİHİN PEŞİNDE  ‐ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ‐  THE PURSUIT OF HISTORY  ‐INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH‐  Yıl: 2011. Ottoman State. Osmanlı Devleti. Doç. nuranaykoyuncu@hotmail. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tamamı tercüme  edilerek bunlardan sadece gerekli görülen 56 bendi kanunnamenin ilgili yerlerine eklenmiştir. Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Hukuk Bilimleri Öğretim Üyesi.. Before these 1880 addings the Ottoman  Military Criminal Code is very short and in this example. Army    Yrd. Dr. the lacks of the Otto‐ man Military Criminal Code was completed mainly. Osmanlı  Askerî Ceza Kanunu 1880 tarihli bu eklemeler öncesinde oldukça kısadır ve bu kanunda birçok  konu düzenlenme dışında bırakılmıştır. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı. Sayı: 5  Sayfa: 177‐190  Year: 2011.    Anahtar Kelimeler  Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi. 1880 tarihli bir belgeye dayalı olarak Osmanlı Askerî Ceza Kanun‐ namesi’ne Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nden tercüme edilerek ilave edilen hukuki düzen‐ lemeleri incelemektir. Thus.. salihkis@yahoo.    Key Words  Ottoman Military Criminal Code.com ..com Arş. Abdülhamid döneminde Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin eksikliklerinin giderilmesi  amacıyla Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tercüme edilmesi yoluna gidilmiştir. translation of the German Military Criminal Code becomes true  to complete the Ottoman Military Criminal Code’s gaps. German Military Criminal Code. Ordu    EXECUTING OF GERMAN MILITARY CRIMINAL CODE ON THE OTTOMAN  MILITARY CRIMINAL CODE    Abstract  In the period of Abdülhamid II. is our main source in this study. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi.  Böylece Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nde görülen eksiklikler büyük ölçüde tamamlan‐ mıştır. The aim with this work is to study the Ot‐ toman Military Criminal Code’s juridical formulations.

Osmanlı Sultanı II. daha sonra askeri birimlerin yanında askeri okulların modernizasyon görevini de üstlenmiştir. Prusya İmparatoru III. Pertev Demirhan. . s. Bir Askeri Yardımın Anatomisi. TTK Yayınları. Osmanlı’da Avrupa tarzı modern ordunun nüvesi şekillenmiştir.VIII.  Abdülhamid  döneminde  Osmanlı  As‐ kerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  eksikliklerinin  giderilmesi  amacıyla  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  tercüme  edilmesi  yoluna  gidilmiştir.  Osmanlı  ordusundaki  modernizasyonu  takiben  askerî  hukuk  alanında da önemli adımlar atılmıştır. Çev.  Dolayısıyla  Tan‐ zimatla  birlikte.     Tanzimat  ve  sonrasında  yaşanan  gelişmeler  Osmanlı  Devleti’nde  önemli  değişiklik ve yeniliklerin habercisi olmuştur.  Mahmud  ve  sonrası  padişahlar  zama‐ nında  gelen  bu  heyetlerin  çalışma  alanı  ordunun  çağın  gereklerine  göre  dona‐ tılması  ve  eğitilmesi  konusunda  yoğunlaşmıştır. Ayrıntılı bilgi için bkz.  Böylelikle  XIX.  yüzyılın  ilk  yarısından  itibaren  Avrupa’nın  önde  gelen  ordularında  görev  yapan  kurmay  subaylar2.  Osmanlı  ordusunun  modern bir yapıya kavuşturulması amacıyla Avrupa’nın modern ordularından  kurmay  subaylar  davet  edilmiştir1. gelen askerî kurmayların eğitim.  yüzyılın  ilk  yarısında  devletin  en  önemli  unsuru  olan  orduda  başlamıştır. Hayrullah Örs.  II. Colmar Freiherr Von Der Goltz. Mahmud’un. 21 Haziran 1882’de İstanbul’da Harbiye Nezareti’nde göreve başlayan bu ilk askeri heyet. askerî hukuk alanında Almanya’yı kendisine model almıştır. Çev.15. Alman Askerî Ceza Kanunnamesinin 1881 yılında tercüme edilerek bazı maddelerinin Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesine tatbiki ve akabinde devam eden süreç ile birlikte Osmanlı.  hukuk  sistemine  ve  dolayısıyla  hukuki  düzenlenmelere  de  yansıdığı  gö‐ rülmüştür. Wallach.  Yenileşme  hareketi. Moltke’nin Türkiye Mektupları.  Osmanlı  ordusunun  modernizasyonu  için  değişik  birimlerde  görev  yapmaya başlamışlardır3.28-30. s.366. Remzi Kitabevi. Edebiyatçı ve Eğitimci Yönleriyle Colmar Freiherr Von Der Goltz Paşa.  Ancak  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ndeki  eksikliklerin  son  derece  fazla  olması. Friedrich Wilhelm’den ordunun modernizasyonu için bir askeri heyet veya kurmay subaylar talep etmesiyle süreç başlamıştır. Osmanlı Tarihi.15.9-20. Ankara 1995. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları. İstanbul 1953. bununla yetinmeyip dönemin en modern ordularından birisine sahip olan Almanya’dan kendi ordusunun modernizasyonu için askerî heyet talep etmiştir.  İslamî  hükümlere  dayanan  şer’î  hukuk  ve  onun  yanında  padişahın  iradesiyle  şekillenen  örfî  hukukun  yan  yana  ve  çoğunlukla  bir  uyum  içerisinde  yaşatıldı‐ ğı  bir  sisteme  dayanmıştır.178 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ  Osmanlı’da  modernleşme  hareketleri  XIX. Fahri Çeliker. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Alman Dili ve Edebiyatı Eğitimi Yüksek Lisans Programı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  belirtilmeyen  cürümlerin  cezası. s. Enver Ziya Karal.  Kanunnamenin  5. kültür ve hukuk alanlarındaki önerileri Osmanlı tarafından dikkate alınarak bu yönde çalışmalar başlatılmıştır. Osmanlı hukuk sisteminin temeli. s. Tayyar Etikcan.  Bu  sebeplerle  Os‐ manlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  eksikliklerinin  Alman  Askerî  Ceza  Ka‐ 1 2 3 Osmanlıya gelen ilk kurmay subaylardan birisi de Prusyalı Yüzbaşı Moltke’dir. Ankara 1992. İstanbul 1969.  ordunun  geli‐ şim  açısından  Avrupa  devletlerinin  gerisinde  kalması  ve  girdiği  savaşlarda  mağlubiyetler  alması  neticesinde  zaruri  görülmüştür. Bu da hukuk alanındaki eksiklikleri gündeme getirmiş.  maddesi  gereği  Mülkî  Ceza  Kanunnamesi’ne  göre  belirlen‐ mesi  sebebiyle  her  iki  kanunnamenin  birada  basılması  zorunlu  görülmüştür.  Bu  anlayışa  uygun  olarak  II. Helmuth von Moltke. Osmanlı Devleti. Genelkurmay Yayınları. Jehuda L. 23 Kasım 1835’te İstanbul’a gelen bu kurmay subayla birlikte. Goltz Paşa’nın Hâtıratı ve Hal Tercümesi. C. Çev.  Mülkî  Kanunnameye  sık  sık  müracaata  mecbur  bırakmıştır. Ankara 1985. s.  Ne  var  ki  gelinen  süreçte  batılı  anlamda  yenilikle‐ rin.

(Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 5.  Dolayısıyla Kanunname şahsilik prensibini esas almıştır.  Yabancı  bir  ülkede  görevli  veya  izinli  olarak  bulunan  askeriye  mensubu. 3 Zilkâde 1298 ( 27 Eylül 1881). ASK. İ. PRK. 3 Zilkâde 1298 (27 Eylül 1881). Y. Y.) . 9/3. Nr.   Mümkün  olan  en  kısa  sürede  askerî  dairede  yabancı  lisanlara  muktedir  olan  şahıslarla  birlikte  ehil  kişilerden  oluşan  bir  komisyon  oluşturulması  talebi  bir  mazbata  ile  padişaha  sunulmuştur4. 26 Rebiyülevvel 1297 (8 Mart 1880).  Padişah  tarafından  olur  verilerek  uygun‐ luğu  kabul  edilen  mazbatanın  23  Rebiyülevvel  1297  tarihli  iradesi  Harbiye  Nezareti’ne  bildirilmiştir5.     I‐KANUNNAMENİN YÜRÜRLÜK ALANI  Kanunname  yalnızca  askeriye  mensubu  kişilere  uygulanacaktır11. 3/76. Nr. BOA. Y. 78/46. Bundan sonraki dipnotlarda sadece bend numaraları ve bu bendlerin Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin hangi maddesine eklendiği belirtilecektir. Nr.   Seferberlik  halinde  uygulanacağı  belirtilen  cezalar  öncelikle  kara  ve  deniz  kuvvetlerinin  tamamen  veya  bunlardan  bir  kısmının  savaş  halinde  olduğu  zamanlarda  geçerlidir. ŞD.  aniden  ortaya  çıkan  olaylar‐ 4 5 6 7 8 9 10 11 12 BOA. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tercüme edilerek Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne eklenen hükümleri 23 Rebiyülevvel 1298 tarihli ve 9/3 numaralı belgede bendler halindedir. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 2. BEO.  ülke  içinde  bir  suç  işlemiş  gibi  cezalandırılacaktır12.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 179 nunnamesi’nden  alıntı  yapılarak  tamamlanması  hususu  gündeme  gelmiştir. BOA.DUİT. ASK. PRK.  ihtilal  vesair  bir  sebeple  bir  yerde  bulunan  askeri  kuvvetin  padişahın  kumandanı  olduğu  resmî  izni  üzerine  askerin  savaş  halin‐ de  bulunacağını  ilan  ettikten  sonraki  zamanlarda.  Diğer  taraftan  ülkenin  bir  kısmının  askerin  yönetimi  altına  alındığı  zamanlarda.  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ni  tadil  ve  ıslahı  için  Er‐ kan‐ı  Harbiye  Reisi  Ethem  Paşa  başkanlığında  Levazımat  Dairesi  Birinci Şube  Müdürü Ahmet Vehib Paşa ve ferikamdan Feyzi Paşa ile İstihkâm Dairesi Reisi  Abid  Paşa  ve  Topçu  Dairesi İkinci Şube  Müdürü  Kaymakam  Bekir  ve  Erkan‐ı  Harbiye  binbaşılarından  Osman  ve  Hilmi  Beyefendiler  ve  diğer  gerekli  kişile‐ rin  de  katılımıyla  komisyon  oluşturularak  padişaha  arz  edilmiştir6.   Bu  çalışmada  yalnızca  tercüme  edilerek  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunname‐ si’ne  eklenen  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ne  ilişkin  hükümlere  yer  ve‐ rilmiştir9. BEO. ŞD.maddesi olarak konulacaktır. BOA. Nr. 9/3. 2450/8. Bend 1.   cezalandırıl‐ ması  gerekli  bir  fiil  işlerse. maddesi olarak konulacaktır.  Dolayısıyla  Mülkî  Ceza  Kanunnamesi  ve  Osmanlı  Askerî  Ceza  Ka‐ nunnamesi’nin hükümleri incelenmemiştir10. Nr. 2456/3. Nr.) Bend 2. BOA. 22 Cemaziyülevvel 1297 (1 Haziran 1880).  Komisyo‐ nun yapmış olduğu kanun tercümesi ve Kanunnameye yapılan eklemeler Bâb‐ı  Âlî’de7  uygun  görülüp Şuray‐ı  Devlet’çe  de  kabul  gördükten  sonra  ceza  mad‐ delerine  eklenen  ilavelere  ilişkin  layiha  arz  tezkiresi  ile  birlikte  padişahın  ona‐ yına sunulmuştur8. 1 Şevval 1299 (16 Ağustos 1882). 21 Zilhicce 1297 (24 Kasım 1880). ASK. BOA.PRK.

maddesi olarak konulacaktır.   Cezaî sorumluluğu etkileyen bir neden olarak Kanunnamede “Failin konu‐ su  suç  teşkil  eden  bir  emir  vermesi  durumunda  yalnızca  kendisi  sorumlu  olsa  da emri icra eden memur eğer emri aşan bir icraatta bulunmuşsa bu fazlalıktan  dolayı kendisi sorumludur” hükmüne yer verilmektedir19. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 8.) . (Yukarıdaki bendin yerine konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 7. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.     II‐SUÇUN GENEL HÜKÜMLERİ  Kanunnameye  göre  mükerreren  cinayeti  veya  askerî  kabahati  görülen  as‐ keriye mensubu.   Riyazat  yani  nefsin  terbiyesi  için  gıdanın  azaltılması  subaylar  için  üç  gün  süreyle  askerler  için  ise  sadece  isnat  geceleri  pilav  verilmesi  şeklinde  uygula‐ nır17.180 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 da. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 6. maddesi olarak konulacaktır. bendinden sonra yeni bir bend olarak konulacaktır.) Bend 10. daha önce işledikleri cinayet ve askerî kabahatten dolayı harp  divanlarının  birinde  mahkûm  olup.) Bend 6.  Kanunnamede düşman veya eşkıya karşısında tabiri bir savaş veya çatışma  ihtimalinde  ordugâhın  etrafında  karakol  oluşturulmasından  sonraki  zamanı  ifade eder15.  Askeriye  mensuplarının  seferberliğin  ilanının  başından  hazır  hale  gelince‐ ye  kadar  cinayet  veya  kabahatleri  olursa  haklarında  yine  yukarıda  belirtilen  6.) Bend 7.  kumandan  tarafından  aciliyet  hakkında  durumun  gerektirdiği  seferberliğe  mahsus cezaların uygulanacağını duyurduğu zamanlarda da geçerlidir13. maddesi olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 10. maddesinden sonra ayrıca bir madde olarak konulacaktır.  Mahkûmun  vücut  sağlığının  riyazat  için  yerinde  olmadığı  doktor  rapo‐ ruyla  anlaşılırsa  riyazat  süresi  yarı  oranında  azaltılarak  o  kadar  müddeti  adi  hapis cezası olarak karşılık görür18.    Askeriye  mensubunun  daha  önce  işlediği cinayet veya askerî kabahatten dolayı aldıkları cezalar irade‐i seniye ile  tamamen veya kısmen af edildiği halde pişman olmayarak yine aynı cinayet ve  kabahati işlerse yine sabıkası gereği mükerrer cezasını alırlar16.  Bir cinayet veya askerî bir  suçtan dolayı faillerinin cezaları belirlenirken bu  cinayet  veya  suçtan  zarar  görenler  veya şikâyet  hakları  bulunanlar  tarafından  şikâyet söz konusu olsa ve bu şikâyetçiler şikâyetlerinden vazgeçseler bile yine  de  failler  ceza  görürler.) Bend 9.  Dolayısıyla  kanunnameye  göre  şikâyetten  vazgeçme  cezayı düşürmemektedir21.  13 14 15 16 17 18 19 20 21 Bend 3.) Bend 4.) Bend 8.  Her  ne  şekilde  olursa  olsun  nefsî  tehlikeyi  kaldırmaktan  korku  ve  heder  ederek  vazife  ve  askerî  vecibelerini  ifa  etmeyenler  kasten  yerine  getirmeyenler  gibi sorumludur20. (Yukarıdaki bendi takiben eklenecektir. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 13. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 36. maddesi olarak konulacaktır. maddesi olarak konulacaktır.  maddenin birinci fıkrasına göre hüküm verilecektir14.) Bend 5.  hak  ettiği  cezayı  gördükten  sonra  aynı  cinayet  ve  askerî  kabahati  işleyenlerdir.) Bend 11.

maddesinin üst tarafına konulacaktır.  Diğer  taraftan  askeriye  mensupları  bir  yere  toplanıp  gizli  olarak  veya  halkın  karşısında  alenen  ceza  gerektiren  bir  fiile  kalkışırlarsa  hak  ettikleri cezaların üst haddiyle cezalandırılırlar23.  Harp  meydanından  kaçanlar  arkadaşlarını  sözle  veya  işaretle  harp  meyda‐ nından  kaçmaya  tahrik  edenler  her  halükarda  idam  edilirler.  İkinci  olarak  da  harp  esirliğinden  her  nasıl  olursa  olsun  kurtulup  da  vakit  kaybetmeden  yakınındaki  bir  askerî  kıtaya  katılmayanlar  firarî  kabul  edilecek‐ tir25.  memuriyet  hizmeti  diğerine  verilmek  üzere  mazere‐ tini  zamanında  üstüne  ihbar  etmemiş  iseler  yine  cezanın  yarısıyla  cezalandırı‐ lırlar24. (Yukarıdaki bendin yerine ayrıca bir bend olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 88.  Arkadaşlarından  firar  edecek  olanların  bu  hareketlerini  haberdar  olup  da  firarın  önlenebileceği  bir  zamanda  üstüne  haber  vermediği  anlaşılanlar  hak‐ kında  firar  gerçekleşirse  45  güne  ve  sefer  esnasında  ise  3  ay  hapis  cezası  hük‐ molunur26.  Öncelikle  kaybettiği  askerî  kıtaya  veya  civarında  bulunan  diğer  askerî  kı‐ taya katılmayanlar.) .  Askerde  bulunanlar  sefer esnasında aşağıdaki suçlara kalkışırlarsa firarî cezasıyla cezalandırılırlar.) Bend 15.    III‐KANUNNAMEDEKİ SUÇ TÜRLERİ  A‐ Firar Suçu   Gerek  sefer  vakti  gerekse  sefer  dışında  mensup  olduğu  askerî  kıtayı  terk  edip  diğer  askerî  kıtaya  katılanlar  firarî  kabul  edilirler.) Bend 13.  Umumiyetle  askeriye  mensuplarından  bir  veya  bir  kaçı  sefer  esnasında  as‐ kerî  vazife  ve  hizmetlerini  ifada  üşenme  ve  dikkatsiz  davranmasından  veya  bilinçsiz  halde  bulunmasından  dolayı  düşmanın  hasmâne  hareketine  sebep  verilmesi  veyahut  harp  halinde  bulunulan  Devlet‐i  Âlî’ye  ve  müttefik  ordula‐ rının  tehlikeye  sokulması  veyahut  adı  geçen  ordulara  kabahate  sebebiyet  ve‐ rilmesi  gibi  keyfiyet  ve  kötülüğe  sebep  vermesi  söz  konusu  olup  da  bu  henüz  gerçekleşmemişse  emir  subayları  hakkında  6  aydan  üç  seneye  kadar  hapis  ve  küçük subay ve askerler hakkında 45 değnek darbıyla beraber 45 günden 6 aya  kadar prangabend cezaları verilir.) Bend 14. maddesinden sonra konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 124.) Bend 16.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 181 Mezunuyla birlikte olup cezalandırılması gereken  bir  fiil ve harekete kalkı‐ şan  veya  mezununun  fiiline  iştirak  eden  subay  hak  ettiği  cezanın  en  üst  had‐ diyle  cezalandırılır22.  Eğer bu örneklerden birinde yargılamadan geçerli bir mazereti ileri sürerek  berat  edip  aklanırsa  dahi.  Harp  etmek  için  askerî  kuvvetlerin  ilerlediği  sırada  veya  geri  çekildiği  zamanda  mensup  oldu‐ ğu  askerî  kıtadan  gizlice  geri  kalanlar  veya  kıtadan  ayrılanlar  veya  kendisini  22 23 24 25 26 Bend 12. maddesinden sonra konulacaktır. (Yukarıdaki bendin yerine konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 151.

bendinden sonra konulacaktır.  Küçük  subaylar  ve  askerler  hakkında  kaydın  yenilen‐ mesinden vazgeçilir28.  Eğer  bu  durum  seferberlik  halindeyken  gerçekleşirse  emir  subayı  hakkında  uzaklaştırma  ve  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis.    B‐Emre İtaatsizlik  Askerî  hizmet  esnasında  üstü  tarafından  verilen  emre  veya  işittiği  tazire  karşılık  söz  söyleyenler  veya  yerine  getirmeyenler  emir  subayı  ise  45  günden  6  aya kadar hapis  ve küçük subay ve askerden ise 45 günden üç aya kadar  pran‐ gabend  eğer  bu  durum  askerlik  hizmeti  dışında  olursa  emir  subayı  ise  hakkın‐ da  24  saatten  45  güne  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  24  saatten bir aya kadar prangabendlik cezası hükmedilir29  Bahsedilen  fiil  seferberlik  halindeyken  işlenirse  emir  subayları  hakkında  askeriyeden  uzaklaştırma  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  30  değnek  ce‐ zasıyla  birlikte  3  ay  prangabendlik  cezası  hükmedilir. çarpanlar  veya  dokunup  çarpma  düşüncesiyle  üzerine  yürüyenler  emir  subayı  ise  6  ay‐ 27 28 29 30 31 Bend 17.  Askerî hizmet dışında herhangi bir organıyla üstüne dokunanlar.) Bend 21. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 107.  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  40  değnek  ile  beraber  6  aydan  bir  seneye  kadar  prangabend  cezası  verilir.  küçük  subaylar  ve  askerler  hak‐ kında ise 40 değnek ile beraber kaydın yenilenmesi cezalarına hükmedilir27. dille veya el  kol işaretleriyle  veya herhangi bir hareketle  itaatsiz‐ lik gösterir  veya ima  ederse idam  cezası hükmedilir.  uzaklaştırma  cezasına  karşılık  bir  sene  hapis  cezasını  hak  eder.) Bend 18.  Küçük  subay  veya  askerler  ise  45  günden  6  aya  kadar  prangabendlik  cezası  verilir.  İfade  edilen  suçlara  teşebbüs  edip  de  yargılaması  yapılmadan  önce  başka  teşebbüsleri  görülen  emir  subayları.182 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gizleyenler  silahını  ve  mühimmatını  atanlar  veya  terk  edenler  ve  saklayanlar  veya  hayvanını  ve  silahını  kullanmaktan  kaçınanlar  veya  kendini  tehlikeye  düşürmemek  veya  kendini  harpten  geri  bırakmak  düşüncesiyle  sahte  olarak  yaralandığını  veya  hastalandığını  beyan  edenler  subay  ise  askeriyeden  uzak‐ laştırma  ile  beraber  2  seneye  kadar  kalabend.  Düşman  karşısında  ise  gerek  emir  su‐ bayı  gerekse  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  kesin  olarak  idam  cezası  veri‐ lir31. maddesinin alt tarafına konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 107.  Rüşt  karşısında  verilen  emre karşılık.  Eğer indirici sebepler var‐ sa idam cezası 10 sene veya müebbet hapis cezalarına çevrilir30. (Yukarıdaki benden sonra konulacaktır. bendinden sonra konulacaktır.  Cebir  veya  tehdit  ile  üstünün  emir  vermesini  engelleyenler  veya  askerî  hizmete  ilişkin  bir  işin  icrasını  veya  icra  edilmemesini  sağlayanlar  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırılır. Bend 19.) . (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 136.) Bend 20.

) Bend 24. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 71.  Askeriyeden  bir  kaçını  birlikte  üstüne  itaatsizliğe  veya  karşı  koymaya  teş‐ vik  veya  tahrik  edenlerin  bir  sonuç  çıkmasa  bile  bu  maddi  ve  manevi  teşebbü‐ sünün karşılığı olan cezanın üst haddi ile cezalandırılır35.  Gizli  örgüte  katılanlar  ve  bunun  için  imza  verenler  emir  subayı  ise 45 günden 6 aya kadar hapis küçük subay ve asker olanlar hakkında 45 gün  prangabend cezası verilir38.  Herhangi  bir  gizli  örgüte  üye  olup  da  önlenebileceği  bir  zamanda  her‐ hangi  bir  taraftan  henüz  haber  verilmeden  önce  üstüne  haber  verenler  ise  ce‐ zadan muaf tutulurlar37.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 183 dan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  asker  iseler  iki  aydan  dört  aya  kadar prangabend ile cezalandırılırlar32. maddesinden sonra konulacaktır.     C‐ Gizli Örgüt Kurma Suçu   Herhangi  bir  gizli  örgütün  oluştuğuna  gerçekten  haberi  olup  da  önlenebi‐ leceği  bir  zamanda  üstüne  haber  vermeyenler  müşterek  fail  olarak  cezalandırı‐ lırlar36.  Genel  olarak  itaatsizlik  fiillerinin  oluşmasına  üstünün  nizama  aykırı  hare‐ ket  ve  muamelesi  veya  görev  ve  iktidarını  aşması  sebebiyet  verirse  adı  geçen  bu  fiillerden  dolayı  emir  subayının  tabi  olduğu  cezalardan  yalnız  hapis  ceza‐ sıyla  ve  eğer  ceza  seviyeleri  yalnız  hapis  cezasından  ise  bunun  en  alt  seviyesi.bendi olarak konulacaktır. maddesinden sonra konulacaktır.  küçük  subay  ve  askerler  ise  prangabendlik  cezalarının  en  altı  ile  cezalandırı‐ lır33.) Bend 27.) 32 33 34 35 36 37 38 .   Askeriye  mensuplarını  askerlik  hizmetinden  nefret  ve  soğutma  faaliyetine  girenler  nefret  ettirme  faaliyeti  sözle  yapılmışsa  emir  subayı  hakkında  45  gün‐ den  3  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  ise  bir  aydan  iki  aya  kadar  prangabend  eğer  bu  fiil  yazı  ve  resim  yayını  veya  belge  yoluyla  yapılmışsa  emir  subayı  ise  3  aydan  6  aya  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  iki  aydan  4  aya  kadar  prangabend  ve  sefer  esnasında  emir  subayı  hakkında  Bend 22. (Önceki bendin altına ayrıca bir bend olarak konulacaktır.bendinden sonra konulacaktır.  Subay  ve  askeriye  mensuplarından  birini  üstü  aleyhine  itaatsizliğe  veya  makamını  teşvik  veya  tahrik  edenlerin  bu  teşvikten  kaynaklı  bir  suç  fiili  oluş‐ sun oluşmasın bunlar aynı müşterek fail gibi sayılır ve aynı cezayı görürler34.) Bend 25. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 106. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 71.   Memurluğu ve resmî bir yetkisi olmadığı halde görevi dışında hususî veya  askerî  düzenle  ilgili  görüşmeler  yapmak  için  askeriye  mensuplarından  oluşan  örgüt  oluşturanlar  veya  özel  ve  askerî  düzenle  ilgili şikâyet  edecek  üye  topla‐ yanlar  eğer  emir  subayı  ise  hakkında  45  günden  bir  seneye  kadar  hapis  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerlerden  olursa  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  prangabend  cezası  verilir. (Yukarıdaki bendin altına bend olarak konulacaktır.) Bend 23.) Bend 28. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 73. maddesinin yerine konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 95.) Bend 26.

(Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 74.   Öncelikle. (Bu bend 28. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96. bendinin 8.  Asi  bir  örgüte  katılanların  hepsi  adı  geçen  fiilin  icrasından  pişman  olurlar‐ sa  yalnız  reis  ve  önayak  olanı  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırma  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerler  ise  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  veya  bir  aydan  altı aya kadar prangabend cezası verilir41. fıkrası olarak konulacaktır.) Bend 34.  Esasen bir asi örgüte katılıp da faaliyet göstermekten  vazgeçenler reis veya  önayak  olanlardan  olmadığı  belirlenirse  emir  subayıysa  askeriyeden  uzaklaş‐ tırma  ile  beraber  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  ise  40  değnekten  80  değneğe  kadar  darp  cezası  veya  45  günden  bir  seneye  ka‐ dar prangabend ve iki durumda da yeniden asker olarak kaydedidilir40.    D‐Görevi Kötüye Kullanma Suçu   Nüfuz ve iktidarını suiistimal ederek yetkili kişiden askerî hizmetin hizme‐ te  ilişkin  bir  kuralının  ifasını  talep  veya  emredenler  veya  kendi şahsi  çıkarları  için  nüfuz  ve  iktidarını  suiistimal  edenler  veya  üstünün  bilgisi  olmaksızın  yet‐ kili  olan  subaydan  ödünç  para  alarak  nüfuz  ve  iktidarını  kötüye  kullananlar  veya  kendi  mevkisini  kullanarak  yetkilinin  yapması  zorunlu  bir şeyde  icrasın‐ da  yetkiliyi  ihbar  etmeyenler  veya  askerî  hizmet  yetkisiymiş  gibi  bir  işe  sevk  edenler hakkında emir subayı ise 45 günden 6 aya kadar hapis ve küçük subay  ve  askerler  ise  45  günden  üç  aya  kadar  prangabend  ve  emir  subaylarından  hangi rütbede olursa olsun küçük subay ve askerlerden istemeyerek akçe alan‐ lar hakkında 3 aydan 6 aya kadar hapis ve küçük subay ve onbaşılar yetkililer‐ 39 40 41 42 43 44 Bend 29. bendin ekine konulacaktır.) Bend 31. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96. şahsen  itaate  davet  edilip  de  söz  veya  bir  hareketle  emre  ve  da‐ veti kabul etmeyenler.184 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 kaydın  silinmesi  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  dört  aydan  6  aya  kadar  prangabend ile kaydın yenilenmesi cezaları verilir39. bendinin dördüncü fıkrası olarak konulacaktır.) Bend 32.bendi olarak konulacaktır.) .   Bu kanunnamedeki nöbetçi tabirinden anlaşılan hangi sınıftan olursa olsun  hazır  ve  seferde  jandarmalar  ile  karakolun  tamamını  ve  mevki  ve  imkânı  ve  askerî  eşyanın  muhafazası  için  ikame  edilenler  nöbetçi  demektir43. fıkrası olarak konulacaktır.) Bend 33. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 100.  Asi  cemiyete  katılanlardan  aşağıda  bahsedilecek  fiillere  teşebbüs  edenler  hakkında aynı asi reis gibi ceza verilir.) Bend 30.  Yardımcı  kuvvetler  ve  yedek  kuvvetlerden  olanlar  ve  süresiz  emekli  olanlar  ve  bir  müd‐ det  izinde  olanlar  hizmette  bulunmadıkları  zaman  bile  28  bende  ifade  edilen  fillere teşebbüs ederlerse haklarında adı geçen bendeki cezalar verilir44. bendine ek olacaktır.  İkincisi:  Askerî  işareti  kötüye  kullananlar  veya  herhangi  bir  işaretle  isyanı  alevlendirenler.  Üçüncü olarak: İsyan edenler arasında en büyük rütbede bulunanlar42. maddesinin 7.

 küçük subay  ise 6 aydan bir seneye kadar prangabend ve kaydın yenilenmesi cezası verilir46.  Kasten  üstü  hakkında  adi  bir  husustan  veya  esassız  bir  şeyden  dolayı  şikâyet  edenler  emir  subayı  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay ve askerler hakkında 45 günden 3 aya kadar prangabend cezaları verilir. 113.   Cezalandırma yetkisindeki gücünü kastî olarak tecavüz edenler ve özellik‐ le  bu  hususu  sesli  olarak  ortaya  koyanlar  veya  yasal  olmayan  bir  şeyi  icraya  cüret  edenler  veya  zanlının  mahkûm  olduğu  cezayı  sınırlayan  veya şiddetlen‐ direnler 45 günden 6 aya kadar hapis cezası alır50. bend olarak konulacaktır.) Bend 38. bend olarak konulacaktır.) Bend 40. maddesinden sonra 4. maddesinden sonra konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 113.) Bend 39.) Bend 41. 113.) . (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. 113. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.  Savaş  halindeyken. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 113. 113. 113. maddesinden sonra 5.  Zanlı  hakkında  arz  veya  sahip  çıkılması  gereken  bir  yolda  harp  divanları‐ nın  bilgi  ve  işleyişine  müdahale  edenler  ve  nüfuzlarının  etkisini  kullananlar  haklarında üç aydan bir seneye kadar hapis cezası hükmedilir51.  yaralanmaya  sebebiyet  vermiş  ve  yara  yaralananın  as‐ kerî  hizmetini  ifasına  engel  olacak  dereceye  varmış  veya  bir  uzvunun  kaybına  sebep olmuşsa fail emir subayı  ise askerî hizmetten uzaklaştırma.) Bend 42. bend olarak konulacaktır. 113.   Nüfuz  ve  iktidarını  suiistimal  ederek  yetkisini  suç  teşkil  eden  bir  fiile  sevk  ve  tayine  yalnız  teşebbüs  edenler  eğer  fiil  kabahatten  ise  subay  hakkında  24  saatten  45  güne  kadar  hapis  ve  küçük  subay  hakkında  bir  haftadan  bir  aya  kadar  prangabend  ve  eğer  fiil  cenah  ve  adam  öldürme  nev’inden  ise  emir  su‐ bayı  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  hakkında  45  gün‐ den üç aya kadar prangabend cezası verilir47.  Şikâyet  konusu  eğer  şikâyet  ve  iddia  edilenlerin  haysiyetlerine  dokunacak  şekilde  olursa  ve  kusurları  olursa şikâyetçilerin  iddia  ve şikâyet  ettikleri  cürü‐ mün faili gibi kabul edilip onunla cezalandırılır49. küçük subay olursa 45 günden 6 aya kadar prangabend cezalarıyla ceza‐ landırılırlar48. maddesinden sonra 6. maddesinden sonra 3. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 185 den  istemeden  akçe  alırlarsa  haklarında  45  günden  üç  aya  kadar  prangabend  cezaları verilir45. maddesinden sonra 8.  Astından  bir  veya  bir  kaç  askeriye  mensubunu  sonuçta  bir  tehlike  oluşaca‐ ğını  veya  tehdit  ederek şikâyete  engel  olmak  veya şikâyetten  vazgeçirenler  ve  kanunen  ve  askerî  derecelere  uygun  olarak  kendisine  kadar  gelmiş  olan  şikâyet  veya  şikâyetnameyi  sunmayarak  gizleyenler  veya  şikâyet  olayından  dolayı  yapmaya  mecbur  olduğu  inceleme  ve  araştırmayı  yapmayanlar  ve  ic‐ rayla  beraber  vazifesini  yapmayanlar  emir  subayı  ise  45  günden  6  aya  kadar  hapis. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. bend olarak konulacaktır.) Bend 37. bend olarak konulacaktır.) Bend 36. maddesinden sonra ikinci bend olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.  45 46 47 48 49 50 51 52 Bend 35. bend olarak konulacaktır.  Memuriyeti  veya  yetkisi  dışında  olarak  bir  cezaya  hükmedenler  ve  uygu‐ layanlar haklarında 45 günden bir seneye kadar hapis cezası verilir52. maddesinden sonra 7.

bendinden sonra konulacaktır. faslının ikinci maddesi olarak konulacaktır..  bendlerde  sayılan  filleri  işleyen  nöbetçi  ve  neferat  dahi  aynı  cezalarla  cezalandırılırlar.) Bend 48.  şeylerini  alıkoyanlar veya düşman geliyor diye ahaliyi yerlerinden kaçırarak bıraktıkları  eşyayı  ve  hayvanları  zabt  edenler  veya  yetkili  olmadığı  halde  yerleşik  ahaliye  savaş vergisi tarh  veya  başkumandan tarafından  emredilmiş olan savaş vergisi  miktarından  fazla  şey  alanlar  bu  durumlarının  tespiti  ve  araştırılması  sonu‐ cunda  emir  subayı  iseler  haklarında  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  beraber  üç  aydan  beş  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  iseler  haklarında  üç  53 54 55 56 57 58 Bend 43. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 74. faslının birinci maddesi olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9. bendi olarak konulacaktır.) Bend 47.  37.   Sefer  esnasında  çapul  amacıyla  mensup  olduğu  askerî  kısımdan  izinsiz  ay‐ rılanlar  ve  kaçanlar  veya  kıymetli  bir  malı  izinsiz  alanlar  bu  halleri  tespit  ve  tahkiki  takdirinde  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  ise  üç  aydan  bir  seneye  kadar  prangabend  ve  kaydın  yenilenmesi  cezalarıyla  cezalandırılırlar.    E‐ Hırsızlık‐Gasp‐Yağma   Askeriyeden  birisi  sefer  esnasında  hırsızlık  ve  gaspa  cüret  veya  bu  işleri  için  birisini  yaralasa  veya  adaba  aykırı  fiilleriyle  kabahat  veya  cinayete  cüret  etse  bu  hareketten  etkilenenlerce  yapılmasa  bile  yine  de  o  kişiler  haklarında  ceza verilir ve uygulanır56. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 75.  Astının  cezası  daim  olarak  işlemiş  oldukları  fiili  kastî  olarak  üstüne  haber  vermeyenler  yahut  tahkik  veya  araştırmayanlar  emir  subayı  hakkında  45  gün‐ den  6  aya  kadar  hapislik  ve  küçük  subay  ve  onbaşılar  hakkında  24  saatten  45  güne kadar prangabend cezaları verilir55. bend olarak konulacaktır.   Amirin  emriyle  ganimet  yoluyla  elde  edileni  yetkililere  teslim  edilmesi  ge‐ reken  eşyayı  teslim  etmeyip  alıkoyanlar  yani  alıkoyan  ve  saklayanlar  emir  su‐ bayı  ise  eşyanın  iadesiyle  birlikte  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis. (Ta’rizât-ı Umumiye bahsinde uygun bir yere konulacaktır.) Bend 44.  Kıymetli  olan  bu malları izinsiz alınan bu şeyler dahi ellerinden alınır ve çıkarılır57.  küçük  su‐ bay ve askerler ise 45 günden üç aya kadar prangabend cezası verilir58..  ve  42.) .  41. maddesinden sonra 9. 113. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.   Nüfuz  ve  memuriyetini  suiistimal  ile  kastî  olarak  astını  daimi  bir  ceza  iş‐ leme  hareketine  sevk  ettikleri  tahkik  ve  tespit  edilenler  fiillerin  adı  geçen  meş‐ ru  olmayan  faili  veya  reisi  sayılarak  söz  konusu  suçun  gereği  olan  cezanın  en  yüksek haddiyle cezalandırılırlar54. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.) Bend 46.  38.186 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 36.  Kanunname‐i  Hümayunun  113.  bendi  hükmü tamamıyla yukarıda adı geçen nöbetçiler haklarında dahi geçerlidir53.  Muharebe  esnasında  savaş  mevkiinde  veya  ona  yakın  bir  mahalde  yerleşik  ahaliyi  korkutarak  bundan  yararlanma  amacıyla  ellerinden  eşya  vb..) Bend 45.

) Bend 50. faslının başlangıcına özel bend olarak konulacaktır.   Eğer  bu  durumlar  yapılacak  vazifenin  ifasına  bir  zarar  veya  ziyan  getirirse  normal  zamanda  emir  subayı  hakkında  6  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerler  hakkından  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  ile  be‐ raber  45  günden  2  aya  kadar  hapis  ve  harp  zamanında  emir  subayı  hakkında  59 60 61 Bend 49. maddesine konulacaktır.    F‐Yalan Beyan   Askerî  hizmetten  muafiyeti  veya  geçerli  muafiyetten  yaralanması  gereklili‐ ği  veya  subay  ve  efraddan  birisinin  terfi  rütbesi  sırasında  gücünün  derecesin‐ den farklı olarak yeteneğine ilişkin eksikliklerinin ve bunlarla ilgi gerçeği yalan  olarak  kasten  sahte  tanıklık  veya  raporla  ve  yapılması  gerekli  her  nevi  askerî  hizmete dair gerek sözlü gerekse yazılı sahte bilgi verenler veya bunların sahte  olduklarını  bilerek  kendileriyle  ilgili  yanlış  söz  söyleyenler  emir  subayı  hak‐ kında  6  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  hakkında  45  günden  3  aya  kadar prangabend cezaları verilir.    G‐Vazifenin İfasına Engel Olma   Karakol  veya  herhangi  bir  müfreze  veya  askerî  kıta  kumandanı  veya  her  çeşit  karakolda  bulunan  nöbetçilerden  sarhoşluk  veya  tımarsız  veya  başka  bir  yolla  kendilerini  vazifelerini  ifayı  yerine  getiremez  hale  koyanlar  emir  subayı  hakkında  normal  zamanda  45  günden  üç  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  24  saatten  45  güne  kadar  prangabend.) Bend 51.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 187 aydan  bir  buçuk  seneye  kadar  prangabend  ve  kaydın  yenilenmesi  cezaları  ve‐ rilir59. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 11.  soyup  alanlar  emir  subayı  hakkında  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  beraber  bir  seneden  üç  seneye  kadar  kalabend  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  6  aydan  bir  seneye  kadar  pranga‐ bend ve kaydın yenilenmesi cezası verilir.  sefer  vaktinde  ise  emir  subayı  hakkında  üç  aydan  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  ile  beraber  45  günden  2  aya  kadar prangabend. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.   Cezanın  azaltılması  söz  konusu  olursa  emir  subayı  hakkında  yalnız  uzak‐ laştırma  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  6  aya  kadar  prangabend  cezaları  verilir60. faslının üçüncü maddesi olarak konulacaktır.  Karşılıklı  meydan  muharebesi  esnasında  ölenlerin  ve  yaralanıp  kalanların  veyahut  yolda  nakil  sırasında  veya  hastanede  bir  hasta  veya  yaralının  korun‐ ması  kendisine  verilmiş  harp  esirinin  eşyasını  vs.   Sahte  malumat  verenler  rüşvet  almışlarsa  bundan  dolayı  da  mülkiye  ka‐ nunnamesinin rüşvete ilişkin bendlerine göre cezalandırılırlar61. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 169.) .

) .  ve  60. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 101.188 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 askeriyeden  uzaklaştırma  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  40  değnekten  80 değneğe kadar darp ile beraber 45 günden 3 aya kadar prangabend.  men  etmesine  görevli  olduğu  herhangi  bir  fenalığı  yasaklama‐ yarak icrasına meydan verirse söz konusu fiili kendi işlemişçesine ceza görür63. maddesiyle birlikte konulacaktır.. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 55.) Bend 54..  telgraf  ve  telgrafhaneye  ait  eşyayı  tahrip  ve  kullanılmayacak hale getirenler.   İkinci  olarak:  Yol  ve  vapur.  Düşmanın  amaçlarını  desteklemek  veya  devletin  ve  müttefik  ordularına  zarar  vermek  üzere  kastî  olarak  aşağıda  beyan  edilen  cinayetleri  işleyenler  hakkında idam cezası verilir..  adı  geçen  eşyaları  ve  köprüleri  ve  de‐ mir  yollarını  düşman  menfaati  için  tahrip  edenler  veya  kullanılmasını  önleye‐ cek hali görünenler66.  53.  Üçüncü  olarak:  Devlet‐i  Âlî’nin  ve  müttefiki  ordularıyla  savaşan  düşmana  istihbarati bilgi toplayanlar veya Devlet‐i Âlî  ve  müttefiki ordularına  istihbara‐ ti  bilgi  toplayıp  da  yanlış  yola  sevk  edenler  mühimmatı  vs.  Eğer düşman ve silahlı eşkıya karşısında ise idam cezaları hükmedilir.  mülki  ceza  kanunnamesine  göre  50.) Bend 53. bendinin üstüne konulacaktır.    İ‐Devlete veya Vatana İhanet   Devlete  veya  vatana  ihanet  suçlamasıyla  suçlanan  askeriye  mensupları.  Evvela:  mülkî  ceza  kanunnamesinin  daha  önce  zikredilen  ve  beyan  edilen  bendlerindeki cinayeti işleyenler.    H‐Suça Göz Yummak   Bir  karakol  veya  askerî  kıta  kumandanı  veya  her  çeşit  nöbet  hizmetlerinde  bulunan  asker. faslının başlangıcına birinci bend olarak konulacaktır.  maddelerine  ve  as‐ kerî ceza kanunun birinci faslına ek ve ilave edilen maddelere göre cezalandırı‐ lırlar65. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 6. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 77.    I‐Yabancı Komutanın Cezalandırılması   Yabancı  zabıtandan  olup  da  harp  ordularında  bulunmalarına  resmi  izinli  olanlar  cezalandırılması  gerekli  bir  fiili  ortaya  çıkanlar  hakkında  devletin  as‐ kerî mensubu yani emri zabıtan gibi cezası hükmedilir ve icra edilir64. faslının birinci bendi olacaktır.  Eğer  cezayı  indirme  sebebi  varsa  idam  cezasına  karşılık  on  sene  veya  mü‐ ebbed kürek cezası verilir62..  55.  veya  vesair  harp  malzemelerini  düşmana  teslim  edenler.) Bend 55.    62 63 64 65 66 Bend 52.) Bend 56. (Ta’rizât-ı Umumiye bahsinde uygun bir yere konulacaktır.  58.  51.

466.     67 68 69 70 71 BOA.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 189 SONUÇ  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunu  1880  tarihli  bu  eklemeler  öncesinde  oldukça  kısadır  ve  bu  kanunda  birçok  konu  düzenlenme  dışında  bırakılmıştır. Belleten.  şikâyete  tabi  suçların  vazgeçme  olsa  bile  cezalandırılmaya  devam  edilmesi  gibi  şer’î  kurallara  aykırı  düzenlemeler  söz  konusudur. Sayram Yayınları.  1858  tarihli  Osmanlı  Ceza  Kanununda  şer’î  hukukun  cezaî  hükümlerini  hukuken  olmasa  bile  fiilen  kaldırma  niyeti  görülmektedir71. s. 3 Zilkâde 1298 ( 27 Eylül 1881).  Daha  önce  Tica‐ ret  kanunu.  Özellikle  hırsızlık.  Böylece  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  görülen  eksiklikler  büyük  ölçüde  ta‐ mamlanmıştır68. Y. BOA.ASK.ASK. 26 Rebiyülevvel 1297 (8 Mart 1880).199. Halil Cin-Gül Akyılmaz. Ahmet Akgündüz.  gerek  şer’î  hükümlerin  gerekse  batılı  anlamdaki  hukuk  düzenlemelerin izini taşımıştır.  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  tamamı  tercüme  edilerek  bunlardan  sadece  gerekli  görülen  56  bend  kanunnamenin  ilgili  yerlerine  eklenmiştir67.  Ceza  kanunu.PRK.   Dolayısıyla  Alman  Askerî  Ceza  Kanunname‐ si’nden  yapılan  bu  iktibas  Osmanlı  tarihinde  bir  ilk  değildir70. S. Bkz.  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  de  bu  eklemeler  sonrasında  mülkî  Kanunnamelerde  görülen şer’î  düzenlemelerin  dışına  çıkma  özelliğini  devam  ettirdiği  görülmektedir. Nr.LI. 153 vd.  Sonuç  olarak  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi. s.PRK. TTK Yayınları. Tatbik Şekli ve Mer’-i İrtikâb Kanunnamesi”. Konya 2003. 3/76. Türk Hukuk Tarihi.   Tanzimat’la  birlikte  hukukun  birçok  alanında  batılı  anlamda  kanunlaştır‐ ma  hareketleri  başlamıştır.  gerek  o  dö‐ neme  ait  mülkî  ceza  Kanunnamelerinde  gerekse  çalışmamızın  konusunu  oluş‐ turan  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  net  olarak  hissedilmektedir.  Alman  Askerî  Ceza  Kanunun  tercüme  edilerek  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ne  ilave  edilmesi  de  bu  kanunlaştırma  hareketlerinden  sadece  birisidir. Ankara 1987.  Bununla  birlikte  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi  bütünüyle  kanunnameye  ilave  edilmemiştir.  Eklemeler  sonrasında  da  bazı  suç  türlerinin  yine  Mülkî  Kanunnameye  göre  çözümleneceği  belirtilerek  Mülkî  Kanunname  ile Askerî Ceza Kanunnamesi’nin birlikte uygulanması usulü devam ettirilmiş‐ tir69. C. .  Tanzimat  sonrası  Osmanlı  ceza  hukukunun  geçirdiği  evrim. Y. 9/3. “1858 Tarihli Ceza Kanunnamesinin Hukukî Kaynakları.  Medeni  Usul  kanunu  gibi  kanunlarımız  da  başka  ülkelerin kanunlarından faydalanılarak hazırlanmıştır.  gasp  ve  yağma  suçlarına  verilecek  cezaların  şer’î  cezalardan  farklı  olması. Bend 55.

    ‐KARAL.              . Tayyar. C. Osmanlı Tarihi. S.  ‐ETİKCAN. Ahmet. Helmuth von.     B‐ Tetkik Eserler  ‐AKGÜNDÜZ. Fahri Çeliker. Moltke’nin Türkiye Mektupları. Tatbik Şekli ve  Mer’‐i İrtikâb Kanunnamesi”.  ‐WALLACH. Ankara 1992. ŞD) Nr. Belleten. PRK. Sayram Yayınları. 78/46  ‐Bâb‐ı Âlî Evrak Odası Şuray‐ı Devlet Belgeleri (BEO.  ‐CİN. Genelkurmay Yayınla‐ rı.   ‐GOLTZ. 3/76. Türk Hukuk Tarihi. Konya 2003. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları. TTK Yayınları. Edebiyatçı ve Eğitimci Yönleriyle Colmar Freiherr Von Der Goltz Paşa. Pertev Demir‐ han.LI.  Colmar Freiherr Von Der. ASK)  Nr. DUİT) Nr. İstanbul 1953. 2450/8. 9/3  ‐Dosya Usulü İradeler Tasnifi (İ. Çev.190 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 BİBLİYOGRAFYA    A‐Arşiv Belgeleri  ‐Yıldız Perakende Askerî: (Y. Enver Ziya. Remzi Kitabevi. Çev. “1858 Tarihli Ceza Kanunnamesinin Hukukî Kaynakları. C. Bir Askeri Yardımın Anatomisi. Ankara 1985. Goltz Paşa’nın Hâtıratı ve Hal Tercümesi. TTK Yayınları. Ankara 1987.VIII.. Gazi Üni‐ versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Alman Dili ve Edebiyatı Eğitimi Yüksek Lisans Programı  Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.  ‐MOLTKE. 2456/3. Halil‐Gül Akyılmaz.  İstanbul 1969. Hayrullah Örs.199. Jehuda L. Çev. Ankara 1995.

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH -

Yıl: 2 0 1 1 , Sa yı: 5 Sa yfa : 1 9 1 -1 96

Ye a r: 2 0 1 1 , Issue : 5 Pa ge : 1 9 1 -1 96

TÜRK TARİHİNDE AN LU-SHAN VE DESTANI Saadettin GÖMEÇ∗
Özet Destanlar, milletlerin kahramanlık hikâyelerinin toplamıdır. Öyleyse destanları zengin olan hakların tarihleri de o ölçüde muhteşemdir. Bu açıdan baktığımızda Türklerin tarihi pek çok destanî hikâyelerle doludur ve bunların da büyük bir kısmı gerçekleri yansıtır. Zaten destanların en önemli hususiyeti, içerisinde milleti yakından ilgilendiren yaşanmış olaylara yer verilmesidir. Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı günden beri başından acı, tatlı birçok hadise geçmiştir. Ve Türkler, dünyanın en eski halklarından birisi olması hasebiyle sahip olduğu destanlar bakımından son derece şanslıdır. Elbette geçmişte cereyan eden her olayı destan sınıfına sokmak mümkün değildir. Bunun için bazı özel şartların olması gerekir. Bunlar yerine gelmişse, destan olarak değerlendirilir ve tarihi hadiseler yazılırken bunlardan yararlanılır. Anahtar Kelimeler An Lu-sha n, Uygur, Türk Desta nla rı THE AN LU-SHAN’S EP IC IN THE TURKISH HISTORY Abstract The epics are the sum of heroic stories of nations. Therefore, the histories of the nations that have rich epics are magnificent as much. From this point of view Turkish history has many legendary stories and much of them reflect the truth. Anyhow, the most important charateristic of epics is that they contain real events closely connected to nations. The Turkish nation, from their apperance in the scene of history, has experienced many events , in good way or bad way. And Turks, due to they are one of the most ancient nations, they are very lucky in terms of epics. Of course, we can’t classify any event occured in past as an epic. To do so, there must be some conditions. If they are fulfilled, they can be classified as epic and can be referred when historical events are written. Key Words An Lu-sha n, Uighur, Turk ish Epics

Prof. Dr., Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Co ğ rafya Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. sgomec@yahoo.com

192 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

Hiç şüphesiz Türk destanlarının en muhteşemlerinin başında Oguz-nâme gelir. Bunun yanısıra Türklerin Türeyişi ve Ergenekun, Tölöslerin Türeyişi, S ır Tarduş Boyunun Yok Olması, Uygurların Türeyiş ve Göç Destanları, Kimek, Başkurt, Alp-Er Tonga, Hun Liu Yüan (Yügen), Attila (Ata İllig), Çor Destanı bizim sözlü edebiyatımızın en eski bakiyeleridir. Bir nev’i Oguz-nâme olan Dede Korkut Hikâyeleri de Türk kültürünün bir şaheseridir1 . Bununla beraber ismi hususunda şimdiye kadar herhangi bir deneme yapılmayan tarihte önemli olaylara imza atmış Türk beylerinden birisi de, An Lu-shan’dır. Maalesef Çin dili uzmanları veyahut da bizdeki sinologlar, böyle meselelere kafa yormadıklarından dolayı Türk tarihinin ve kültürünün pek çok tartışmalı problemini halledemiyoruz. Zamanında, büyük Atatürk tarafından kurulmuş olan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde eski Türk tarihinin kaynaklarının araştırılması ve Türklere ait yabancı belgelerin ç evrilmesi iç in bir S inoloji (Çin Dili) Kürsüsü aç ılmış ise de, tıpkı diğer bölümlerde olduğu üzere burası da esas görevini unutarak, sadec e günümüzde basit terc ümanlar yetiştirmeye yönelik ç ağdaş Çin dilini öğretmekle yetiniyor. An Lu-shan, 8. asırda Uygur Kaganlığı zamanında karşılaştığımız bir Türk beyidir. Onun kimliği konusunda bugüne kadar değişik görüşler ortaya atılmıştır. Bunun da başlıc a nedeni Çin dilinin öğrenilmesi, onun sorunları ve Çinlilerin yeterince bilgi vermemeleri yüzündendir. An Lu-shan’ın bir Mogol veya Sogdlu olduğu söyleniyorsa da bizc e bu doğru değildir. Bununla birlikte onun bugünkü Çin’in Ying-c hou eyaletinde, 703 senesinde bir Türk prensi baba ile S ogdlu bir anneden doğduğunu söyleyenler de mevc uttur. Ama Çin kaynaklarına göre, annesi Arslanlar (A-shih-te) soyundan gelen bir kamdı ve babası öldüğünde bir müddet Kök Türk topraklarında kaldılar. Dolayısıyla yabanc ı bir halktan gelme ihtimali yoktur. Yine An Lu-shan’ın atalarının Kapgan Kagan’ın 7. yüzyılın sonlarına doğru yaptığı seferlerde devletin merkezine yerleştirildiğini, fakat 716’da da Kök Türk Kaganlığı’ndaki iktidar değişikliği sırasında yaşanan olaylar ve isyanlar yüzünden Çin’e kaç tıkları belirtilir. Belgelerden anlaşıldığı kadarıyla An Lu-shan’ın ailesi kamlık sanatıyla uğraşıyordu. Son derece zeki olan bu Türk liderinin, 742 senesinde Çin imparatoruyla tanışması onun önünü aç tı ve imparatorun güvenini kazanarak; Çin’de iyi bir mevki edindi2 . Para ve sefahata düşkün Çinli memurları ç ok iyi kullanıyor, onlara verdiği rüşvetler sayesinde sürekli yükseliyordu. Kendine ait bir idari bölgeye de sahip olan An Lu-shan, imparatorun sarayına istediği zaman girip-ç ıkıyor; kraliçe ve prenseslerle çok yakın ilişkilerde bulunabiliyordu. Hatta imparatoriç enin ona âşık olduğu yolunda dedi-kodular da ç ıkmıştı. An Lu1 2

Daha geniş bilgi için bakınız, S. Gömeç, Türk Destanlarına Giri ş, Ankara 2008. An Lu-shan’ın gençliğ inde bir koyun çalarken yakalandığ ı ve Yu-chou (Pekin civarları) garnizonunun ba şkomutanının huzuruna çıkarılarak, idamının istendiğ i söylenir. Ancak komutan onu çok sevimli bulmu ş ve yanına alarak, evlatlığ ı yapmıştı. Bu sayede onun talihi de ğ işti. Bakınız, C. H. Huang , T’ang Devrinde Tibetlilerin Çinliler ve Orta Asya Kavimleriyle Münasebetleri , Doktora Tezi, İstanbul 1971, s. 110; E. Esin, Türk Kosmolojisine Giriş, İstanbul 2001, s. 63.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 193

shan’ı ç ekemeyen Çinli vezirler ve komutanlar ileride başlarına bela olac ağını işaret ettilerse de, bunun pek işe yaramadığını görmekteyiz. Herhalde, Çin hükümetiyle vakti geldiğinde münasebetlerini koparmayı planlayan An Lushan birtakım hazırlıklarda bulunuyordu. Arasında yabanc ıların da yer aldığı, ama temelini Türklerin oluşturduğu ve Çin başkentine çok yakın bir mevkide, sayısı 150 bine varan kuvvetli bir ordu topladı. Nihayet 755’te, o dönemdeki Çin baş-vezirini sevmediğini ileri sürerek isyan bayrağını aç tı3 . Çinliler belki onu hafife aldılar ve taktiksel bir hata olarak, bu ayaklanmaya karşılık, An Lu-shan’ın ç ocuklarından birini öldürdüler. Fakat iki büyük Çin ordusu An Lu-shan’ın adamları tarafından yenildi. Çin imparatoru yerini oğluna bırakarak, kaç mak zorunda kaldı. Yine tarihi vesikaların haberlerine göre; imparatorla beraber firar eden askerler başlarına gelen bütün bu felaketlerin sorumlusu olarak gördükleri imparatoriç eyi yolda boğarak öldürdüler. Türkler karşısındaki bu büyük hezimet üzerine Çinliler, başka bir Türk idaresinden, Ötüken Uygur Kaganlığından yardım talebinde bulundular. Ne yazık ki Uygur hakanı bu isteğe olumlu c evap verdi. Kuzeyden gelen dinamik ordu ve mukaddes kagana karşı, An Lu-shan’ın yanındakilerin bir bölümü savaşmak istemeyince, Çin’deki Türkler de ona c ephe almaya başladı. Bu sırada Çin’e giden ordunun önünde Uygur kaganı bulunuyordu ve o ilk önc e An Lu-shan’ın en güvendiği müttefiki olan Tongra Türklerini sindirdi. Daha sonra bu mükemmel askeri kıtanın komutanlığını Börü Kun (Moyun Çor) Kagan’ın oğlu Ulug Bilge Yabgu üstlendi. Türk-Uygur ordusu Çin ülkesine büyük bir ihtişamla girmişti. Onları karşılayan Çinli yetkililer kurt başlı sanc ağın önünde eğilip, onu selamlıyorlar ve öpüyorlardı. Çin tarihinde bir dönüm noktası olan An Lu-shan maalesef kuzeyden gelen bu akrabalarına karşı başarısız olup, bozgunlar peşi-sıra gelince, nihayet kendi adamları tarafından öldürüldü. S öylendiğine göre, 60-70 bin c ivarında insanın öldüğü4 An Lu-shan hareketini, vefatından sonra oğulları ve komutanları devam ettirmeye ç alıştılar. An Lu-shan’ın ölümü hususunda ç eşitli rivayetler vardır. Bunlardan bir tanesi, hastalanarak kör olması yüzünden, danışmanları tarafından öldürüldüğü şeklindedir. İşte buna binaen bazı ilim adamları An Lu-shan ile tarihteki Kör-oglu’nu birleştirmektedirler5 . Bu ne dereceye kadar doğrudur, bilemeyiz; ama bir hakikat söz konusu ki, Kör-oglu Destanı sadec e Türkiye topraklarında yaşayan bir halk hikayesi değildir. Ona ait izlere Azerbaycan ve Türkistan gibi
3

4

5

J. Mirsky, “ Structure of Rebellion: A Successful Insurrection Furing the T’ang”, Journal of the American Oriental Society , 89/1, 1969, s.68. D. C. Twitchett, The Government of T'ang in the Early Eighth Century” , Bulletin of the School of Oriental and African Studies, 18/2, London 1958, s. 322; E. H. Pritchard, “Thoughts on the Historical Development of the Population of China” , The Journal of Asian Studies, 23/1, 1963, s. 11; S. Gömeç, Uygur Türkleri Tarihi , 3. baskı, Ankara 2009, s.74 C.Hacıyev, Köroglu’nun Çin Gaynagları, Bakı 1998.

194 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

diğer Türk c oğrafyalarında da rastlıyoruz. Bu yüzden Kör-oglu Destanı’nı da umumen Türk dünyasına mal etmek yerinde olur. Başka bir mevzu da, An Lu-shan ayaklanmasından bütün Orta Asya Türklüğünün etkilenmiş olmasıdır. O, ç alkantılı yıllarda Çinliler bu hadiseler iç in şarkılar yazmıştır. Yani, Asya’daki pek ç ok kavim şöyle veya böyle, bu toplumsal harekete katıldılar. Hatta An Lu-shan olaylarının doğrudan veya dolaylı Çinlilerden daha ç ok Türklere tesiri olduğunu da söyleyebiliriz. Mesela, bu isyanı bastırmak iç in Çin’e gittiği esnada, Bögü Kagan’ın orada tanıştığı Mani rahiplerini ülkesine getirerek, Maniheizmi resmen devlet dini olarak seç mesi önemlidir. Bunun yanı sıra bazı Uygurların Çin’e yerleşerek tic aret hayatına meyletmeleri, insanların yerleşik hayatın nimetlerine ve zaaflarına kapılmaları, tembelliğin hastalık şeklini alması, toplumun bel kemiğini oluşturan kadınların, Çinli hanımlara özenmeleri, hırsızlık, dolandırıc ılık ve rüşvet gibi kötü alışkanlıklar, Türk sosyal hayatında bir ç öküşe sebep oldu.6 AN LU-SHAN’IN DOĞUMU HİKÂYESİ∗ Büyük Arslanlar (A-shih-te) ailesinin kadın kamlarından birisi sürekli savaşç ı bir oğlan sahibi olmak iç in Tanrı’ya yakarıyordu. Dilekleri Tanrı katında kabul oldu ve bundan kısa bir süre sonra hamile kaldı. Nihayet doğum günü geldiğinde, beklenmedik bir anda ç adırın tepesinden giren bir ışık hertarafı aydınlattı. Bu sırada kurt, kuş, bütün yabani hayvanlar uludu. S anki onun doğumunu hep birlikte kutluyorlardı. Obada bulunan kamlar bunu gökteki birtakım olaylara yordular ve şans getirec eğini söylediler. Fakat o zaman onların yaşadığı yer Çin imparatorluğunun kontrolü altındaydı. Çinli görevliler bu hadiseyi duyduklarında hemen oraya vardılar. Tanrı’nın gönderdiğine inanılan bu ç oc uğun ortadan kaldırılması lazımdı. Çadırı kuşatarak iç indekileri öldürmek istediler. Ama anne ve ç oc uk durumdan haberdar olunc a oradan kaç tılar ve saklanarak, ölümden kurtuldular. An Lu-shan’ın annesi de Tanrı tarafından esirgendiklerine inanıyordu. Onu Tanrı’nın bir lütfu olarak gören kadın ç oc uğuna Batır/ Urungu (savaşç ı anlamına gelen Ya-lo-shan) adını verdi. An Lu-shan’ın doğumu hikâyesindeki bazı motifler, diğer Türk destanlarında da karşımıza ç ıkan ana temalardır. Bunlardan birisi, yukarıda da gördüğümüz üzere, aşırı derecede bir erkek ç oc uğa sahip olma hayalidir. Bunun da

6

Twitchett, a.g.m., s. 322; M. T. Liu, Die Chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken (T’u-Küe), Wiesbaden 1958, s. 267; R.Grousset, Bozkır İmparatorlu ğ u , çev. R. Uzmen, İstanbul 1980, s. 128; S. G. Klya ştornıy, Drevnetyurkskiye Runiçeskiye Pamyatniki Kak Istoçnik Po Istori Sredney Azii, Moskva 1964, s. 121-122; Huang, a.g.t., s.110-118; P.Hill, “ The Chinese Song-Cycles of Brian Dennis” , Tempo , No 37, Cambridge 1981, s.28; L. N. Gumilev, Hazar Çevresinde Bin Yıl, çev. A. Batur, İstanbul 2001, s. 218. Bu parça M. T. Liu’nun söz konusu eserinin 677-678. sayfalarından alınmıştır.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 195

sebebi, ailenin ve soyun devamı iç in evlat şarttır. İşte o zaman aile anlamlı bir bütün haline gelir. Ailenin esas gayelerinden birisi de nesli ç oğaltmadır7 . Bir diğer unsur ise, ışıktır. Destanların büyük kahramanları; bu kahramanlara kadınlık ve kutsal Türk ç oc uklarına annelik yapan hanımlar, ç oğu kere ilahi bir ışıktan doğarlar. Oguz Kagan Destanı’nın baş kahramanı Oguz dünyaya geldiği zaman onun yüzü gök, yani aydınlık idi. Oguz’un Kün, Ay, Yılduz adlı büyük oğullarını doğuran ilk karısı, ortalığı karanlık bastığı zaman gökten inen bir ışıktan peyda olmuştu. 4. asrın başlarında Çin’in kuzeyinde, Ordos’taki Chao bölgesinde teşekkül eden Hun hanedanlığının kuruc usu Ş ad İlli (S he-le) doğduğunda, annesinin etrafında ışıklar parlamıştı. Ayrıc a Uygur destanlarında, Uygurlara baş seç ilen Bögü (Bugu) Han, diğer dört kardeşiyle beraber Togla ve Selenge ırmakları arasında bir ağaç üzerine düşen semavi bir ışıktan yaratılmıştır. İslamiyetten sonraki destanlarda da ısrarla sürec ek bu kutlu ışık, Türk inanışına ve düşünc esine; var olmanın temel unsurlarından güneşin ve ışığın yansımasından başka bir şey değildir. Eski Türk dininin c ennete gitmeyi ifade eden “uç mak” hadisesi ve “sonsuzluk” da bir ışık âlemidir. Uygur Kaganlığı zamanında kabul olunan Maniheizmin de temel tanrısı iyilik, yani ışık tanrısıdır. Çünkü Bögü Han’ın rüyalarına giren kız bir nur gibidir. Bütün bu ışık motifleri bize eski Türk inanış ve düşünc esinde ışığın önemli bir unsur olduğunu göstermektedir. Türklerin Müslümanlığı seç tikten sonra İslam nuruna neden bu kadar sarıldıkları bunu ortaya koymaktadır. Onlar, İslamın aydınlığını karanlıkta kalmış ülkelere yaymak iç in yüzlerc e yıl c anını vermişlerdir. İslamdan önc e de bu Türk adaletinin ışığı ve temizliğinden başka bir şey olmasa gerek8 . Destanların teşekkül ve kayda geç iş yerleri neresi olursa-olsun, bunların muhtevasında aynı düşünüş ve anlayışa rastlanılması, bu insanların hepsinin ortak bir kültüre sahip bulunduklarının bir göstergesidir.

7

8

Z. Gökalp, Türk Medeniyeti Tarihi, haz. İ. Aka-K. Y. Kopraman, Ankara 1976, s. 293; E. Kuran, “ Türk Ailesinin Mahiyeti ve Tarihi Gelişmesi” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 365; M. Eröz, “Türk Ailesi” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 236-237; B. Gökçe, “ Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 207. Gömeç, Türk Destanlarına… , s. 12.

196 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

KAYNAKÇA
-Eröz, M., “Türk Ailesi”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Esin, E., Türk Kosmolojisine Giriş, İstanbul 2001. -Gökalp, Z., Türk Medeniyeti Tarihi , haz. İ. Aka-K. Y. Kopraman, Ankara 1976. -Gökçe, B., “Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Gömeç, S., Türk Destanlarına Giriş , Ankara 2008. -Gömeç, S., Uygur Türk leri Tarihi, 3. baskı, Ankara 2009. -Grousset, R., Bozk ır İmparatorluğu, çev. R. Uzmen, İstanbul 1980. -Gumilev, L.N., Ha zar Çevresinde Bin Yıl , çev. A. Batur, İstanbul 2001. -Hacıyev, C., Köroglu’nun Çin Gaynagları , Bakı 1998. -Hill, P., “The Chinese Song-Cycles of Brian Dennis”, Tempo, No 37, Cambridge 1981. -Huang, C. H., T’a ng Devrinde Tibetlilerin Çinliler ve Orta Asya Kavimleriyle Münasebetleri , Doktora Tezi, İstanbul 1971. -Klyaştornıy, S. G., Drevnetyurkskiye Runiçeskiye Pamyatniki Kak Istoçnik Po Istori Sredney Azii, Moskva 1964. -Kuran, E., “Türk Ailesinin Mahiyeti ve Tarihi Gelişmesi”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Liu, M. T., Die Chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken (T’u-Küe), Wiesbaden 1958. -Mirsky, J., “Structure of Rebellion: A Successful Insurrection Furing the T’ang”, Journal of the American Oriental Society, 89/1, 1969. -Pritchard, E. H., “Thoughts on the Historical Development of the Population of China”, The Journa l of Asian Studies, 23/1, 1963. -Pulleyblank, E. G., The Background of the Rebellion of An Lu-shan, London 1955 -Twitchett, D. C., The Government of T'ang in the Early Eighth Century”, Bulletin of the School of Orienta l and African Studies, 18/2, London 1958.

slipping. hamur katkısı ve rengi.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH- Yıl: 2011. Ü. Çanak-çömlek THE EARLY BRONZE AGE POTTERY CULTURE IN AFYONKARAHISAR Abstract Afyonkarahisar was an important crosspoint in the ancient period as it is at present. pişme derecesi. Seçilen bu örnekler. Anahtar Kelimeler Afyonkarahisar Bölgesi. burnishing and decoration. Arş. açıklama tekniği ve üzerlerindeki bezemeler bakımından değerlendirmeye alınmıştır. Değerlendirmeye alınan bu örnekler çevre kültürlerin keramikleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. We have in this work. tempering. Ceramic * ∗∗ Bu çalışma. the sherds used in the study were selected from the surveys carried out in Afyonkarahisar region. These sherds were compared with the ceramic of environmental culture.com . Furthermore. Early Bronze Age cultures. All the evaluations were carried out with the help of the sherds obtained from the survey. we have carried out the comparison between this region and the regions with similar cultural characteristics. Issue: 5 Page: 197-214 AFYONKARAHİSAR’DA İLK TUNÇ ÇAĞI ÇANAK ÇÖMLEK KÜLTÜRÜ* Salih KAYMAKÇI∗∗ Özet Afyonkarahisar bugün olduğu gibi Eskiçağda da önemli bir geçiş noktası özelliğini taşımaktaydı. Erzincan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı. Bu çalışmalarımızla ilgili en önemli materyal grubunu bölgede yapılan arkeolojik yüzey araştırmaları sırasında ele geçen çanak-çömlek parçaları oluşturmaktadır. The selected sherds were taken into consideratin in terms of clay colour. S. Sosyal Bilimler Enstitüsü Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı’nda yapılan “ Afyon ve Çevresi İlk Tunç Çağı Kültürleri” isimli Yüksek Lisans tezinden üretilmiştir. tried to shed light over the region’s Early Bronze Age cultures. Sayı: 5 Sayfa: 197-214 Year: 2011. Key Words Afyonkarahisar region. Gör.. firing. s_kaymakci@hotmail. it was aimed to give some information about early Bronze Age culture in a historical process. Also. astar rengi. İlk Tunç Çağı kültürleri. Ayrıca çevre bölgelerle olan ilişkiler ya da farklılıklar ile ilgili bir değerlendirme yapmaya çalıştık. Also. Bu çalışmamızda bölgenin İlk Tunç Çağ kültürünün bir bölümü üzerinde durduk.

198 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

GİRİŞ İlk Tunç Çağı (İTÇ) Anadolu’da M.Ö 3200–1800 yılları arasına tarihlenmektedir. Bu zaman dilimi de kendi arasında İTÇ I, İTÇ II ve İTÇ III diye bölümlere ayrılmaktadır. Konumuzun son bölümünü oluşturan İTÇ III dönemi, Asur tüccarlarının Anadolu’ya gelişini, Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nı da içine almaktadır. Biz burada bu konuya sadece genel olarak değineceğiz ve konumuzu Asur Ticaret Kolonileri’nin başlangıcı olan M.Ö. 2000’ler olarak sınırlayacağız. Konumuz itibariyle burada kültürün ne anlama geldiğini kısaca açıklamak kanaatindeyiz. Kültür; belirli bir insan topluluğunun bireylerinin düşünce, inanç ve yaşama biçimleri, yaptıkları ve kullandıkları aletler ve davranış biçimleridir. Bu açıklama bizim araştırma konumuzun nasıl şekilleneceği açısından önemlidir. Çünkü konu edinilen zaman dilimi Anadolu’da yazının olmadığı bir dönemdir. Bu yüzden kültür farklılıklarını ya da benzerliklerini o zamanda yapılan ve kullanılan materyallerden edinebilmekteyiz. Afyonkarahisar, tarihöncesi dönemden itibaren doğal yol güzergâhları üzerinde yer almaktadır. Konumuzu oluşturan İTÇ’de yazı henüz Anadolu’da kullanılmadığından bölge ile ilgili siyasi, ekonomik ve sosyal olayları Mezopotamya kaynaklarından öğrenmekteyiz. Bunun yanı sıra bölgenin yazısız kaynakları olan arkeolojik buluntulardan değerlendirmeler yapılarak bölgenin kültürü ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bölgede sorunlu olan İlk Tunç III ile ilgili yeni değerlendirmeler yapılmış ve bu dönemde bölgenin Troia, Beycesultan ve Konya Ovası başta olmak üzere çevre kültürler arasındaki konumu ortaya konmuştur. Genel anlamda bakıldığında bu çalışmanın en önemli yanlarından birisi bölge kültürlerinin ayrıntılı kültür özellikleriyle verilmesidir. Ayrıca, bu özelliklerin çevre yerleşmelerle ilişkisi ve farklılıkları da ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Sözgelimi; bölge İlk Tunç II-III kültürlerinin Seyitgazi-Küllüoba ile ya da İlk Tunç Çağ’a Geçiş Evresi ve Geç Kalkolitik Çağ kültürlerinin Beycesultan ve Konya Ovası kültürleri ile ilişkisi buralarda yapılmış ve yapılmakta olan arkeolojik kazı ve yüzey araştırmaları sonucunda elde edilen malzemeler üzerinden ve form-hamur-bezeme özellikleri kapsamında ele alınmıştır. Bu çalışmada jeopolitik değerlerin ortaya konması bakımından yolların konumunun belirlenmesi de önemli bir yer tutmaktadır. Burada yine arkeolojik malzeme ve tarihi doğal yol güzergâhları çevresinden yola çıkarak bölgenin erken dönem yol bağlantıları da incelenmiştir. I. BÖLGENİN COĞRAFİ DURUMU Afyonkarahisar il sınırları Ege, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgeleri olmak üzere üç bölge üzerindedir.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 199

Ege Bölgesi’nde batıdan doğuya doğru gidildiğinde, oldukça yüksek olan platoların oluşturduğu sahaya geçilir. Bu saha üzerinde yüksek dağ sıraları uzanır ve buradan İç Anadolu düzlüklerine geçilir. İç Anadolu ve Ege Bölgesi’nin batı bölümü arasında bulunan bu yüksek alan, bir eşik oluşturmaktadır. Ayrı bir bölüm olarak kabul edilen bu bölüme İç Batı Anadolu adı verilmiştir.1 Afyonkarahisar’da bu bölümün içinde yer almaktadır. İklim bakımından Ege Bölgesi’nin asıl Ege Bölümü ile İç Anadolu Bölgesi arasında geçiş özelliği taşır. Bölgede Akdeniz iklimi ve İç Anadolu iklim özellikleri ağır basmaktadır.2 Coğrafi konum kültür farklılıklarını ortaya çıkarmaktadır. Bunun en çarpıcı örneği olarak Sultan Dağları’nı (1500–2000 m) gösterebiliriz. Sultan Dağları Afyonkarahisar kültürlerinin güney sınırını oluşturmaktadır. Adeta güney ile bağlantıyı bir bariyer gibi kesmiştir. Bu da doğal olarak tamamen farklı olmamakla birlikte ayrı kültür gruplarının oluşmasını sağlamıştır. Bölgede yapılan yüzey araştırmalarının verdiği bilgiler doğrultusunda doğal yapının yerleşim şekillerine etkisini görmekteyiz. İnsanoğlu öncelikle korunma problemini ortadan kaldırma amaçlı yerleşimi düşünmüştür. Bu sebeple daha çok yüksek dağlara, yamaçlara yerleşimin aksine, dağlar ile çevrili korunaklı ovaları tercih etmiştir. Bunun yanında ovalardan ne kadar yükseğe çıkılırsa kuraklığın başladığını, iklim şartlarının zorlaştığını görmüştür. II. AFYONKARAHİSAR’DA YAPILAN BAŞLICA KAZILAR Bu bölümde, bölgede kısa süreli kazı ve araştırma çalışmaları yapılmış bazı ören yerleri hakkında genel bir bilgi verilecektir. Kusura Höyük Afyonkarahisar il merkezinin 55 km güneybatısındaki Kusura adlı köyde yer almaktadır. Burada Winfred Lamb başkanlığında 1935-1937 yılları arasında kazılar yapılmıştır.3 Höyükte A, B ve C tabakaları ismi verilen üç tabaka mevcuttur.4 Kusura A’da M.Ö 3. bin yılın ortalarına tarihlenen (İTÇ II ve III) altı yapı katı bulunmaktadır. B’den C’ye geçiş ise M. Ö. 3. bin yılsonu ve M. Ö. 2. binyıl başına tarihlenmektedir.5 Kaklık Mevkii Afyonkarahisar il merkezinin kuzey-kuzeydoğusundadır. Burhaniye Köyü’nün 1.2 km. güneybatısındadır. 1983–1984 yıllarında Afyonkarahisar Müzesi’ne bağlı olarak Ahmet Topbaş yönetiminde burada kurtarma kazıları yapılmıştır. Kaklık Mevkii İTÇ’ye geçiş dönemini aydınlatan yerleşim yeriyle ve İTÇ II, İTÇ III. Evreye tarihlenen mezarları ile Afyonkarahisar yöresinin bu
Atalay vd. 1997: 195. Atalay vd. 1997: 195, Yılmaz 2004: 71 vd. 3 Lamb 1936: 406-411. 4 Seyirci-Başyılmaz 1982: 36. 5 Lamb 1937: 217- 273; Harmankaya 2002a: Kusura.
1 2

200 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

dönemini açıklayacak bilgiler taşımaktadır. Höyük iki yapı katlı düz bir yerleşmedir. Mezarlık alanı ise erken ve geç olmak üzere iki evreden oluşur. Bunların tarihlemesi de İTÇ II ve İTÇ III olarak yapılmıştır.6 Karaoğlan Mevkii Afyonkarahisar il merkezinin kuş uçumu 20 km kuzeyinde, AfyonEskişehir karayolunun yaklaşık 20. km'sinde, Gazlıgöl kaplıcası kavşağının güneydoğu köşesindedir. 1986 yılında burada akaryakıt istasyonu yapılması düşüncesiyle Afyonkarahisar Müzesi’ne başvurulması üzerine ortaya çıkmıştır. Karaoğlan Mevkii’nde A.Topbaş ve A. İlaslı sondaj çalışmaları yapmıştır. 1990 yılında ise Turan Efe, A. Topbaş ve A. İlaslı’nın da katılımı ile yerleşmede kazı çalışmaları yapılmıştır. Höyük üç yapı evresinden oluşur. Bu evreler İTÇ II ve İTÇ III’e tarihlenmiştir. Karaoğlan Yerleşmesi’nin Beycesultan’ın XV-XIV katları ile çağdaş olduğu düşünülmektedir.7 Çavdarlı Höyük Afyonkarahisar il merkezinin yaklaşık 12 km doğusunda, Çavdarlı Köyü'nün 3.6 km güneybatısındadır. Köylülerin, höyüğün kuzeyinden taşıdıkları kültür toprağı içinde çok sayıda mermer heykel bulmaları üzerine, 1964 yılında M. Akok yönetiminde kurtarma kazısı yapılmıştır. Buluntuları İTÇ II evresini hatırlatmaktadır. M. Akok bu tabakalar için MÖ. 2.500-2.000 tarihini önermektedir.8 Susuz Afyonkarahisar il merkezinin 6 km kuzeydoğusunda, Susuz Köyü mezarlığının altındadır. Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi uzmanlarınca yazılmış olan müze rehberinde, M. Ö. 3-2. bin yıl haritasında İTÇ yerleşimi olarak bildirilmektedir. Yazılıkaya Mezarlık alanı, Afyonkarahisar il merkezinin kuzey-kuzeydoğusunda, Yazılıkaya Köyü'nün yaklaşık 1 km güneyindeki antik Midas kentinin olduğu kayalık platonun yakınındadır. Kentin olduğu kayalık platoda İTÇ yerleşmesinin de olabileceği bildirilmektedir. Buluntu yerinin tam konumu açıklanmamıştır. Daha önce Midas kenti olarak tanımlanan kayalık yükseltinin üzerinde yapılan kazılarda 4 adet İTÇ, 2 adet Son Kalkolitik/İlk Tunç Çağı I evresi çanak çömlek parçası bulunmuştur. İTÇ'ye tarihlenen mezar ise, Yazılıkaya köylüleri tarafından tarlada saban ile sürülürken tesadüfen bulunmuştur. 1948 yılında Frig Dönemi kentinde kazı yapan heyetten H. Çambel bu mezarı bilimsel olarak açmış ve gömüt buluntularını Afyonkarahisar Müzesi'ne teslim etmiştir.

6 7 8

Topbaş vd. 1998: 42; Harmankaya 2002b: Kaklık Mevkii Topbaş vd. 1998: 42; İlaslı 1992, s. 95-103; Harmankaya 2002c: Karaoğlan Mevkii, Harmankaya 2002d: Çavdarlı Höyük

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 201

Çok az sayıda İTÇ çanak çömleklerinin çıktığı tarladaki kazı çalışmaları yalnız bu mezarla sınırlı kalmıştır. Kazı alanı genişletilmemiştir.9 Yıldırımkemal Afyonkarahisar il merkezinin kuzeybatısında, Çatkuyu'nun kuzeybatısında, Yenice Köyü'nün güneybatısındaki Olucak Köyü'nün 5.5 km güneydoğusundadır. Höyüğün bulunduğu mevkii Mandıra olarak bilinmektedir. Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi rehberinde İTÇ yerleşmesi olarak gösterilmiştir. Hakkında ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. III. AFYONKARAHİSAR VE ÇEVRESİ İLK TUNÇ ÇAĞ KERAMİK KÜLTÜRLERİ İlk Tunç I Kültürleri Batı Anadolu’da İlk Tunç I dönemi kendi arasında çeşitli kültür bölgelerine ayrılmıştır. Bunlar; Troia I- Yortan, Phrygia-Bithynia, Beycesultan İlk Tunç Çağı I dönemi ve Lykia-Pisidia kültür bölgeleridir.10 Bunlardan Beycesultan İTÇ I kültürü Denizli’nin doğusu, Afyonkarahisar ve kısmen de Burdur’a kadar olan bölgeye yayılmıştır.11 Troia-Yortan Kültürü; Bu kültürün yayılım alanı, yarımadanın tüm kuzeybatısını içine alır. Bu kültür bölgesi Limni ve Midilli Adası ile daha kesin açıklık getirilmemiş İznik Bölgesi’dir. Yortan grubunun İTÇ I’deki gelişimi ile ilgili hemen hemen hiçbir şey bilinmemektedir. Yortan’ın İTÇ II’ye tarihlenen mezarlık buluntuları, bölgenin diğer çanak çömleklerinden farklı özellikler göstermektedir. Bundan dolayı bir kısım araştırmacı Yortan buluntularını ayrı bir kültür grubu içinde değerlendirmektedir. Yortan Grubu haricindeki diğer bölgeleri M. Korfmann “Denizsel Troia Kültürü” olarak tanımlamaktadır. Çömlekçi çarkının henüz kullanılmadığı bu kültür bölgesine özgü çanak çömlek koyu yüzlü ve siyah iyi açkılıdır. Genellikle bezemesiz olmakla birlikte bazı çanaklarda kazıma tekniği kullanılarak tutamaklar insan yüzü biçimine sokulmuştur. Balıkesir ve İznik bölgelerin de ise kahverengi astarlı çanak çömleğe rastlanmaktadır. Kaideli ve kaidesiz, omurgalı, içte kalınlaştırılmış dudaklı kâseler çok tipik örneklerdir. Bu kâseler makara kulplu olarak karşımıza çıkmaktadır. İlmik kulplar makara kulplar kadar tipik değillerdir. Yine dudak üzerine çivi ve yiv bezemeler yer almaktadır.12 Phrygia-Bithynia Kültürü; Eskişehir Ovası ve çevresi, Yukarı Sakarya ovaları kültür bölgesini oluşturmaktadır. İTÇ II’de ise İznik ve İnegöl ovalarını da içine almaktadır. Siyah açkılı çanak çömlek ile kırmızı astarlı ve açkılı çanak

9 10 11 12

French 1968: 240; Harmankaya 2002e: Yazılıkaya. Efe 2003: 102. Harmankaya 2002: 17. Sevin 1998: 95; Efe 2003: 102.

202 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

çömlekler bu dönem için çok karakteristiktir. Siyah açkılıların çoğunu siyah ağızlı kaseler oluşturur. En tipik biçim basit görünüşlü, ilmik kulplu kâselerdir. Beycesultan İTÇ I Kültürü; Beycesultan yerleşmesi İTÇ’nin üç dönemini de içerir. İTÇ I dönemini XIX, XVIII ve XVIIc, b, a katları temsil etmektedir. Bu dönemin çanak-çömleklerinin bazıları açkılı iken diğerleri kaba mallardan oluşmaktadır. Kaliteli ve açkılı malların hamuru soluk kırmızı, devetüyü ya da grimsi-siyah renktedir. Küçük taşcık ve saman katkılı malların yanı sıra, saman katkısı dahi içermeyen kaliteli mallar da mevcuttur. Çanak-çömlekler genellikle iyi pişmişlerdir. Fakat açık renkli hamura sahip olan kapların özünde bir grilik görülmektedir. Kapların hemen hepsi astarlıdır ve iyi açkılıdırlar. Kaplarda bezeme uygulaması sınırlıdır. Kaba mal grubunda ise hamur rengi kırmızı veya kahverenginin tonlarıdır. Bu malların hamurları bol ot, saman ve taşçık katkılıdır. Bu dönemde, içe dönük ağızlı kâseler, derin kâseler, fincanlar, uzun boyunlu, küresel gövdeli ve tek kulplu testiler ile iki kulplu oluk bezemeli çömlekler kullanılan bazı kap biçimlerdir.13 Beycesultan İTÇ I kültürünü oluşturan özelliklerden bir başkası ise Ege türünde, keman biçimli mermer idollerdir. Ana Tanrıça’yı ifade eden bu idoller; gerçekçi figürinlerin aksine tamamıyla soyut bir görünüm içerir. Yine araştırma bölgemiz içerisinde yer alan Küllüoba Höyük, Kalkolitik Çağ’dan İTÇ’ye geçişi veren yerleşme kalıntıları ve İTÇ evresi ile ortaya çıkmaktadır. Küllüoba’da yapılan kazılar sonucu elde edilen mallar; siyah, gri, özenli açkılıdır. Gaga ağızlı testiler bu evrede ortaya çıkmıştır.14 Küllüoba’nın AF 14 katında ele geçen malzemeler Beycesultan I oluk bezemeli çanak çömlek parçaları ile benzerlik göstermektedir. Öte yandan Küllüoba İTÇ I çanak çömleği, kuzeybatıdan komşusu olan Demircihöyük çanak çömlek grubu ile birçok ortak özellikler içerir. Fakat sözünü ettiğimiz Demircihöyük malzemesinden de ayrılan karakteristik bir takım yerel çanak çömleği de bünyesinde barındırır. Demircihöyük ve Küllüoba, güneybatıda büyük bir alanı kaplayan Beycesultan I çanak çömlek grubundan kesin hatlarla ayrılmaktadır. Fakat Küllüoba’nın 2. evresinde ele geçen mallar ile Beycesultan’ın oluk bezemeli çanak çömleği arasında karşılaştırmalar yapılabilmektedir.15 İTÇ I’de Kusura malzemesinin el yapımı, ince koyu gri renkli hamurlu, siyah astarlı ve oldukça kaliteli bir özelliğe sahip olduğunu görmekteyiz. Kusura’da İTÇ I’in tespit edildiği A tabakası kısmen tahribata uğramıştır. Burada çoğunlukla kâse biçimli kaplar bulunmuştur. Ayrıca bulunan mallar üzerinde beyaz boya bezeme teknikleri de görülmektedir.16

13 14 15 16

Lloyd-Mellaart 1962: 119-127. Efe-Ay-Efe 2001: 53. Efe-Ay-Efe 2001: 53. Lamb 1937: 14.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 203

Kültür bölgelerinin oluşturduğu yayılım alanı ve bu kültür gruplarına ait malların benzer özelliklere sahip olanlarını araştırma bölgemiz olan Afyonkarahisar’da da görmekteyiz. Bu kültür grupları aynı yol güzergâhları üzerine konumlanmış olan yerleşmelerden oluşmaktadır. İlk Tunç II Kültürleri Bu dönem kültürleri hakkındaki bilgilerimiz İlk Tunç Çağı I dönemine oranla daha fazladır. İTÇ II kültür bölgesinin sınırını batıda Sivrihisar Dağları’ndan doğuda Kızılırmak kavsinin içine kadar uzanan bölge ile sınırlayabiliriz.17 Bu bölgenin içinde özellikle çanak-çömlek buluntularıyla ayırt edilebilen beş kültür grubu vardır. Batıda Polatlı ve Ankara, Alacahöyük ve çevresi, kuzeyde Karadeniz kıyıları boyunca Filyos, Sinop ve Orta Karadeniz Bölgesi (İkiztepe), güneyde ise Aksaray-Konya Ovası ve Kilikia Kültür Bölgesi yer almaktadır. Burada araştırma alanımız içinde olan kültür bölgesi “Orta İç Batı Anadolu Kültürü” dür. Bu kültür bölgesinin yayılım alanı içinde Beycesultan İlk Tunç Çağı II, Acıpayam, Kusura, Afyonkarahisar, Altıntaş-Örencik ve TavşanlıKütahya çanak-çömlek gruplarından söz edilebilir. Çalışma bölgemiz ile doğrudan ilişkili olan kültür grupları ise; Kusura-Isparta, Afyon-Emirdağ ve Sultandağı’dır. İlk Tunç Çağı II döneminde kültür bölgeleri içinde çanak-çömlek grupları ve yöresel farklılıklar açık olarak görülmektedir. Bu dönemde çanakçömlek hala elde yapılmaktadır. Kırmızı astarlı ve açkılı mallar dönemin karakteristik özelliğini yansıtır. Orta ve İç Anadolu’da İlk Tunç I döneminin ince kenarlı ve oluk bezemeli çanak çömleği artık görülmez. Fakat oluk bezeme Göller Bölgesi, Uşak, Denizli ve Afyonkarahisar’ın güney bölgelerinde tipiktir. Ancak mal ve yapım teknikleri farklıdır. Kuzeyin oluk bezemesi daha çok Kusura fincanları ve kâselerinde görülmektedir.18 İTÇ II dönemi Troia II’de çanak-çömlek yapım tekniği değişmiştir. Daha önce İTÇ I dönemi malları elde yapılırken şimdi üretilen çanak-çömlek çarkla yapılmaktaydı. İTÇ II Troia keramikleri kahverenginin tonları veya kırmızıydılar. Troia II çanak çömleği bu dönem itibariyle büyük bir değişim içine girmiştir. Troia II maskeli kaplar denilen, yuvarlak matara biçimli kapların üzerine kabartma olarak insan yüzü tasvir edilmiş testiler ile Homeros’un bahsettiği “Depas amphikypellon” lar, zarif iki kulplu vazolar bu dönemin en karakteristik kaplarını oluşturmuştur.19 Beycesultan’ın İTÇ II tabakaları XVI-XIII katlardır. Buradaki İTÇ II dönemi çanak-çömleği, hala elde yapılmaktaydı. Açık renkli kapların hamur rengi, pembe veya devetüyü iken, koyu renklilerinki gri ya da siyahtır. Bu mallardaki
17 18 19

Efe 2003: 104. Efe 2003: 104 vd.; Lloyd-Mellaart 1962: 197. Kınal 1998: 39, Sevin 1998: 103.

204 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

katkılar saman ve taşçık içerir. Bu dönemin çanak-çömlek yüzeylerinde çatlamış kalın bir astar tabakası bulunmaktadır ve açkı az çok görülse de önceki döneminki kadar kaliteli değildir. Bu kaplar muhtemelen günlük ihtiyaçlar için kullanılıyordu. Örneğin; mutfak eşyaları ve çocuk tabutu olarak kullanılan çömlekler gibi. Fakat ince, küçük ve daha itinalı kaplar ise kült eşyası olarak kullanılmaktaydı. Bu dönem kaplarında; fırınlama yeterli derecededir. Fakat özde hala fırınlamadan kaynaklanan siyah izler görülmektedir. İTÇ II kap hamuru kalın, kap biçimleri ise İTÇ I’in kibar kap formlarına göre daha iri ve kabadır. Kaplarda bezeme olarak kullanılan dalga ve yiv motifleri, İTÇ II kültürünün en önemli özelliklerinden biridir. Bu mallardaki bezemeler astardan önce uygulanmaktaydı. Keramik yüzeylerinde kullanılmış olan renkler; açık gri, siyah, açık kiremit, koyu gri, kahverengi, siyah ve devetüyü renkleridir. Bu dönemde kullanılmış olan kap biçimleri arasına kâseler, fincanlar, çömlek ve testiler (gaga ağızlılar), büyük saksılar ve küpler girmektedir. Bunların bazılarında tutamak, kulp ve akıtacaklar bulunmaktadır.20 Beycesultan İTÇ II yerleşmesi, bugüne kadar Batı Anadolu’nun gerçek anlamda bilinen en eski kenti olma özelliğini taşır. Bu dönemin sonlarında Troia’dan Konya Ovası ve Kilikia’ya kadar olan yerleşmelerde yangınlar saptanmıştır. Bu durum Troia’dan geldiği düşünülen Luwi İstilası’na bağlanmaktadır.21 İTÇ II dönemi Küllüoba, Yukarı Sakarya Çanak Çömlek Grubu olarak adlandırılan grubun tipik özelliklerini taşımaktadır. Küllüoba İTÇ II çanak çömleği komşu olduğu Afyon ve Demircihöyük İTÇ II çanak çömlekleri ile birçok benzerlikler göstermesine rağmen, bazı yerel özellikleriyle de onlardan ayrılmaktadır. Demircihöyük’ün siyah açkılı malları ve S-profilli black topped kâseleri Küllüoba İTÇ II grubunda yok denecek kadar azdır. Sözünü ettiğimiz siyah açkılı mallar Afyonkarahisar için de tipik değildir. Afyonkarahisar grubu ile Küllüoba’nın arasındaki önemli farklardan birisi de; Afyonkarahisar grubu için karakteristik olan yatay kulplu, içe doğru kıvrılan ağızlı ve omurgalı kâselerin Küllüoba’da pek görülmemesidir. Küllüoba’da İTÇ II sonu ve erken İTÇ III’te önemli sayıda çanak çömlek ele geçmiştir. Bu tür bezemeli çanak çömlekler yerel özellikleri ile İç Batı Anadolu’dan doğuda Kızılırmak kavsinin içine kadar olan tüm Orta Anadolu’da yaygındır.22 Afyonkarahisar’ın doğusunda Konya Ovası kültür bölgesi yer alır. Bu bölgede, sözü edilen dönemle ilgili olarak sadece Konya-Karahöyük’te küçük bir alan araştırılmıştır. Konya-Karahöyük İTÇ II tabakalarında yapılan kazılarla ele geçen en tipik mallar; kırmızı astarlı ve açkılı kaplardır. Bu kapların gelişigüzel yerlerine küçük kulp-tutamaklar yerleştirilmiş ve özensiz bir kırmızı
20 21 22

Kınal 1998: 41; Lloyd-Mellaart 1962,135 vd. Mellaart 1963: 201. Efe-Ay-Efe 2001: 51.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 205

boya bezeme uygulanmıştır. Buradaki metalik mal grubu yüksek ısıda fırınlanmıştır. Bu dönem Konya Bölgesi’nin ana mal grubu siyah veya kırmızı astarlı ve açkılı mallardan oluşmaktadır. 23 Afyonkarahisar’ın İTÇ II’ye tarihlenen yerleşmelerine bakacak olursak; Kazısı yapılmış olan Karaoğlan Yerleşmesi’nin çanak çömlek grubunun çoğunu kırmızı astarlı ve açkılı malların oluşturduğunu görmekteyiz. Bu malların hamur rengi daha çok kahverengi ve kırmızının tonlarıdır. Bu grup kendi içinde dört farklı gruba daha ayrılmıştır. Bunlar; devetüyü ve kırmızı astarlı mallar, taşçık katkılı kırmızı astarlı mallar, iyi pişmiş kırmızı astarlı mallar ve beyaz boya motifli bezemeli kırmızı astarlı mallardır.24 Karaoğlan Mevkii’ndeki kap biçimleri; kaseler, gaga ağızlı testiler, çömlekler, geniş ağızlı çanaklar, geniş tabaklar ve küplerdir. En yaygın bezeme örnekleri ise yiv, kabartma ve boya bezemedir.25 Yine Afyonkarahisar sınırları içerisinde kazısı yapılmış olan Kaklık Mevkii Mezarlığı’nda ele geçen kaplar Troia’nın kırmızı astarlı malları ile büyük bir benzerlik göstermektedir. Keramiklerin yüzeyleri kiremit rengi ve kahverenginin tonları ile astarlanmıştır. Hamur kahverengidir, ince kumlu ve mikalıdır.26 İTÇ II Kusura’da B yapı tabakası ile ifade edilmektedir. B tabakasının tarihlemesi İTÇ II ve İTÇ III’ün sonu olarak tespit edilmiştir. Bu dönemdeki çanak çömleklerin çoğunluğu devetüyü, gri veya kırmızı ve açık devetüyü astarlı olarak tespit edilmiştir. Yine çoğunluğu çark yapımıdır. Çanak çömleklerden bazıları açkılıdır.27 İlk Tunç III Kültürleri Bu dönemde yerleşme sayısında gözle görülür bir düşüş olurken buna karşılık büyük yerleşmelerin sayısı da artmıştır. Bu durum insanların giderek şehirlerde toplanmaya başladığı şeklinde yorumlanabilmektedir. İTÇ III’de yeni türde çanak-çömlek ile karşılaşılır. Batı Anadolu’da çarkta yapılmış ilk kap biçimi Troia tabağı gibi tipik kaplar görülür. Beycesultan’da da çarkın kullanılmasıyla daha kaliteli kaplar ortaya çıkmamaktadır. Aksine seri üretilmiş kalitesiz ve fazla sanatsal olmayan kaba mallarda bir artış görülmektedir. Çark izini gizlemek için kaplar, ince ve kötü bir kırmızı, devetüyü ya da kirli kahverengi boya astarla sıvanmışlardır. Bezeme ise nadir kullanılmaktaydı. Beyaz boya bezeme ve beyaz macunla doldurulmuş kazı bezemeler ise ortadan tamamıyla kalkmıştır. Çömleklerde, gaga ağızlı testilerde ve fincanlarda astardan önce kazı bezek uygulanmıştır. Bu bezeme türü derin, düzensiz ve kabadır. Dışa çekik ağızlı fincan ve kâselerin hemen ağızlarının üzerinde dikey
23 24 25 26 27

Efe 2003: 106. Topbaş vd. 1998: 38-39. Topbaş vd. 1998: 41. Topbaş vd. 1998: 39. Lamb 1937: 14.

206 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

şerit ve ilmik kulplar görülür. İTÇ III çanak-çömleğinin hamur rengi devetüyü veya soluk/mat kırmızıdır. Katkı olarak da saman ve taşçık vardır. Kaplar genel olarak iyi pişmişlerdir. Ancak fırınlamadan kaynaklı olarak özde grilikler devam etmektedir. Keramik yüzeyleri kap ıslakken düzeltilmiştir ya da yüzeyler kirli kahverengi veya açık kahverengi astarla düzeltilmişlerdir. Boya astar genellikle tüm dış yüzeye ve sadece iç ağza bir bant şeklinde uygulanmıştır. Astarlı mallar genel olarak bezemesiz ve açkısızdır. En kaliteli astarlı mallara ise açkı uygulanmıştır. Bu dönemin astarları çok kolay bir şekilde silinmektedir. Alacalı yüzeyler bu dönemde fazla görülmezler ve daha önceki dönemlerde görülen kaba ve gri mallar ise İTÇ III’de ortadan kalkmışlardır.28 Küllüoba’da İTÇ III’de saptanmış olan dört ayrı evrede, Batı Anadolu’nun karakteristik çanak çömlek mal grupları ve formları ele geçmiştir. Bunların en önemlileri arasında “Red Coated Ware” çark yapımı Troia tabakları, depaslar, tankard ve üçayaklı mutfak kapları, amforalar gelmektedir. Bu dönemde çarkın kullanılmasına bağlı olarak kap gövdelerinin giderek oval bir şekil aldığı görülmektedir. Bunun örneklerini Tarsus ve Troia’da görmek mümkündür.29 Yapılan bu araştırmayı destekleyici olması ile şimdi de Afyonkarahisar’da yapılan yüzey araştırmaları ile ele geçen malzemeleri değerlendirerek kültür farklılıklarını ortaya çıkarmaya çalışacağız.30 IV. İLK TUNÇ ÇAĞ ÇANAK-ÇÖMLEK GRUPLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Çalışmalarımız sonucunda bölge çanak-çömlek kültürleri ile ilgili önemli bilgilere ulaştık. Arkeolojik yüzey araştırması ile elde edilen buluntular arasında İTÇ I-II ve buna göre daha az oranda İTÇ III malzemesine rastlanmıştır. Bölge İTÇ kültürlerinin Batı Anadolu ilişkisinin daha belirgin olduğu anlaşılmıştır. Yine Göller Bölgesi ve Konya’nın kuzey-kuzeybatı kesimi31 ile de bazı ilişkiler olduğu görülmüştür.32 Bolvadin-Çobanlar-İsçehisar-Bayat İlçeleri’nin kesişme alanında, (Eskikabir, Pirenlik ve Yazırınçayır gibi yerleşmelerde) İTÇ II boya ve bezemede turuncu astarın biraz daha yoğunlaştığı görülür. Özellikle de dağlık alan üzerinde bulunan Baldanlar yerleşmesinde bu yoğunluk daha fazladır.33 Daha önce bu bölgede çalışmalar yapan araştırmacılar, Afyon-Emirdağ Grubu İTÇ II kaplarında yiv bezemenin sınırlı olduğunu belirtmişlerdir. Bu durum Bolvadin malzemesinde de aynı şekilde görülmektedir. Yine bu dö28 29 30

31 32 33

Lloyd-Mellaart 1962:200 . Efe-Ay-Efe 2001: 54. Bu bölümde, 2002-2006 yılları arasında Özdemir Koçak başkanlığında, içinde bu makalenin yazarının da bulunduğu bir ekip tarafından Afyonkarahisar çevresinde yapılan yüzey araştırmalarından elde edilen çanak-çömleklerin değerlendirmesi yapılmıştır. Bahar-Koçak 2003: 21 vdd. ; Bahar-Koçak 2004: 63 vdd. ; Çizim 4 vdd. Koçak 2004: 58. Koçak 2004: 58.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 207

nemde ilmik ve şerit kulp örneklerinde bir artış gözlenmektedir. Bu durum kuzeydeki Demircihöyük, Polatlı ve Ahlatlıbel kültürleri ile ilişkilendirilmektedir.34 Çalışma bölgemiz ile ilgili elimizdeki kırmızı astarlı buluntuların özellikle Konya Ovası’nın koyu örneklerine göre daha açık tonda olduğu görülmektedir. Ayrıca bu bölgede gri, siyah ve tonlarındaki buluntular yaygın değildir.35 1. ÇANAKLAR Bunlar elimizdeki malzemeler arasında en büyük grubu oluşturmaktadırlar. Form özellikleri bakımından da kendi içerisinde farklı gruplara ayrılmaktadır. Bölgedeki çanaklar çeşitli form özellikleri gösterir. Bu gruplardan birisi oval ağızlı ve gövde eğimi fazla olan gruptur. Gövdedeki eğimden dolayı ağız daha yayvan bir görünüm almaktadır. Bazı örneklerin gövdesi hemen ağız altından itibaren dış bükey bir profil ile bombe yaparken, bir grup örnekte ise ağız altından itibaren düz gelerek, bombe dibin hemen üstünde oluşmaktadır ve düz diplidir. Ayrıca yatay ve ilmik kulplu örnekler de bulunmaktadır. Yatay kulplu üzerine yapılan sığ oluk bezeme örnekleri bölgenin tipik kulpları arasındadır. Kulplu örneklerin dışında, at nalı tutamaklı çanaklar da bulunmaktadır.36 Bu gruba ait buluntularımızın Beycesultan37, Troia38 ve Küllüoba’da yakın benzerlerini bulabilmek mümkündür. 1.1 Derin Çanaklar Derin çanaklardan bir kısmında gövde dik ve dike yakın bir form özelliği göstermektedir. Kap, gövdeden dip kısma hafif bir meyil ile daralmaktadır. Bu gruba ait buluntularımızın yakın benzerlerini Beycesultan39 ve Troia40’da bulabilmek mümkündür.

34 35 36 37

38 39

Lloyd-Mellaart 1962: 192. Topbaş vd. 1998: 38 vd; Koçak 2004: 59. Koçak 2004: 61. Lloyd-Mellaart 1962: 118, Fig. P. 14/ 17, EB 1 pottery, Level XIX; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 154, Fig. P. 28/ 7, EB 2 pottery, Level XV; 158, Fig. P. 30/ 14, EB 2 pottery, Level XV; 174, Fig. P. 38/ 4, EB 2 pottery, Level XIV; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 208, Fig. P. 50/ 37, EB 3a pottery, Level X; 202, Fig. P. 47/ 18, EB 3a pottery, Level XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 16, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 18, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 22, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 55, EB 3a pottery, Blegen-Caskey-Rawson 1951: (II/ 2 Plates), 5; 176, 32.67, Troy IV, İTÇ IIIa; 184, 2, Profiles of Sherds Phase, Troy IV. Lloyd-Mellaart 1962: 118, Fig. P. 14/ 17, EB 1 pottery, Level XIX; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 172, Fig. P. 37/ 16, EB 2 pottery, Level XIV; 120, Fig. P. 15/ 39, EB 1 pottery, Level XVIII-XVII; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 172, Fig. P. 37/ 5, EB 2 pottery, Level XIV; 202, Fig. P. 47/ 218, EB 3a pottery, Level XII-XI; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 202, Fig. P. 47/ 49, EB 3a pottery, Levels XII-XI;

BaharKoçak 2004: 64 vd. 33 vdd. Fig. Fig. 144. 2. 175. 218/149. 1951: (II/2 plates). Level VII. 179. Fig. Bu örnekler küresel karınlı ve düz diplidir. Level XII-XI. Evderesi İTÇ. P. 50/ 2. Fig. Fig. Bu grup içinde yarı kapalı ve tam kapalı örnekler bulunmaktadır. Levels XII-XI. Düz ya da hafif bombeli gelen gövde. 58/ 12. Fig. 1996: 28. 8. P. Çizim 23/ 1-3. ÇÖMLEKLER Çömlekler. EB 3b pottery. Levels VII-VIII. 7/ 7. EB 3a pottery. 47/ 56. 172. 47/ 22. Bahar vd. 58/ 2. Late Chalcolithic 2 pottery. P. 40 41 42 43 44 45 46 47 48 . 7. Levels XXX-XXXII. Level VII. 1996: 31 vdd. P. 202. P. Levels XII-XI. 1. EB 2 pottery. Fig. 230. Fig. Kuruçay EB 2. 1951: (II/ 2 Plates). 224. ve Troia’da44 bulabilmek mümkündür. 50/ 36. Level X. Levels XII-XI. EB 3b pottery. P.1 Kapalı Ağızlı Çömlekler Kapalı ağızlı çömleklerin dudak kısmı hafif oval ya da düz olarak yapılmıştır. P. Fig. EB 3a pottery. 47/ 1. 224. P. EB 3a pottery. Mellaart 1963: 215/ 14. 2. Bazı örnekler de ise çömlek ağızlarının hafif dışa çekik olarak yapılmış olduğunu görmekteyiz. EB 3b pottery. Levha CII/7. (I/2). düz yada yuvarlatılmış düz bir diple bitmektedir. 23/ 18. Bahar-Koçak 2004: 64. Kuruçay43. Blegen vd. P. EB 2 . Fig. EB 3a pottery. 47/ 49. 1. P. P. Levha XCIX/5 Karasevinç. 208. Sarayönü Aşağı Çiğil. Fig. Bahar vd. Lloyd-Mellaart 1962: 86. 179. 182. EB 3a pottery. Bu grupta at nalı tutamaklı ve 202. Koçak 2004: 61. Fig.2 Sığ Çanaklar İTÇ çanaklarının bir grubunu da sığ çanaklar oluşturmaktadır. Blegen vd. dışa açık ağızlı veya yuvarlatılmış gövdelidir. Kadınhanı Büyük Höyük. 202. kapalı ağızlılar ve dışa çekik ağızlılar olmak üzere iki ana grupta incelenebilir. 202. Level XVI. 224. Bu gruba ait buluntularımızın yakın benzerlerini Beycesultan41. EB 3a pottery. Level XVI. Late Chalcolithic 2 pottery. Konya Ovası42. 249/ 13-14. Fig. Level X. EB 2 pottery. Lloyd-Mellaart 1962: 202. Levels XII-XI. Bu gruba ait buluntuların benzerlerini Beycesultan46. Buluntuların çok büyük bir kısmı yuvarlatılmış gövdeli ve yuvarlatılmış düz diplidir. 58/ 16. 61/ 19. Çizim 18/ 1-5.208 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Derin çanakların bir grubunu kapalı ağızlı örnekler oluşturmaktadır.. 1959: (I/1) .17. 1951: (II/ 2 Plates). Level VII. P. 7/ 6. Konya Ovası47 ve Troia’da48 görmek mümkündür. P. 208. P. Levels XXX-XXXII. Fig. Troia. Bu çanaklar genelde düz. Fig.45 Yine sığ çanakların içinde değerlendirdiğimiz bir grupta ağız altından başlayan omurgalı tiplerdir. EB 3b pottery. EB 3a pottery. P. Levha CIII/8.. Duru 1996: Levha 131/1-7 1. Blegen vd. 37/ 11. 173. Katın J Türü Mallarından siyah hamurlular. 86. Blegen vd. 47/ 17.

profillerinden dolayı yayvan yapılmıştır. 59/ 176. Demircihö- 49 50 51 52 53 54 Mellaart 1963: 215/ 12. Bunlar düz ya da oval ağızlı olup. Koçak 2004: 61.52 3. küresel karınlı ve düz diplidir. Bahar-Koçak 2004: 63. Bölgedeki tavaların yakın benzerlerini Afyon ve Konya Ovası başta olmak üzere çevre yerleşmelerde görebilmekteyiz.. Düz dipli buluntuların çoğunda dip kısmının dışa doğru bir çıkıntı yaptığı görülmektedir. Kuruçay50 ve Afyon’da51 bulabilmek mümkündür. Bu ilişkinin Suriye-Kilikya’dan başlayan ve Konya Ovası üzerinden Kuzeybatı Anadolu ile Küllüoba. KÜPLER Bölgedeki küplerin büyük bir kısmı orta boyludur.. 1998: 41-61 vdd. Çeltik ve çevresi bir geçiş bölgesi görevi üstlenmektedir. Levha 39/ 4-5. güneybatıda Beycesultan. 63. Küllüoba. Afyon-Karaoğlan İTÇ II. 18/ 25-27. 56:5) Çömlek gruplarına ait buluntularımızın yakın benzerlerini. Fig 48/49. Gövde yüzeylerinde hafif bir pürüzlenme görülmektedir. Topbaş vd. 28-37. düz bir gövde profiline sahiptir.53 4.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 209 yatay kulplu buluntular da vardır. 49/ 94-95. Bu ilişki özellikle İTÇ II’de karakteristik bir görünüm vermektedir. Fig. İTÇ II. Çalışma bölgemizin doğu sınırını Akşehir-Yunak-Çeltik kesiminin oluşturduğu ve bu bölgenin batıda Göller Bölgesi ile Eskişehir’e kadar uzanan bir alanla ilişki içerisinde olduğunu görmekteyiz. Karasevinç. Levha XCV/ 11. Troia. Fig. Koçak 2004: 62. 20/ 38-42. Bu bölge kısmen Konya Ovası etkisinde görülse bile daha çok Bolvadin-ÇaySultandağı kesimi ile ilişki içerisindedir. 19. Duru 1996: 111. 2. Bahar-Koçak 2003: 33 vd. Bunlarda da yatay at nalı biçimli tutamaklar görülmektedir. Fig. XCIX/ 1. Yunak. Çalışma alanımızın doğu sınırını oluşturan Akşehir. 1998: 41. Bu örneklerin ağzı. TAVALAR Tavaların hemen hepsi dışa çekik ağızlıdır. SONUÇ Yaptığımız çalışmalar sonucunda Afyonkarahisar kültür gruplarını oluşturan yerleşmeler ile ona komşu olan doğuda Konya Ovası. . Afyonkarahisar-Karaoğlan İTÇ II. Kaklık Mevkii İTÇ II. 61. Çizim 7. (Çizim 51:2-3-57-8. Konya Ovası49. Bahar vd. Bunların büyük bir bölümü hafif kısa boyunlu. Yortan kültür gruplarının arasındaki ilişkiler değerlendirilmeye çalışılmıştır. EB 1-2. 13. 1996: 26 vdd. Kuruçay 2. güneyde Göller Bölgesi. kuzeyde Demircihöyük. 52:1-7. Çizim 2-3. 53. 221/ 8. Osmancık. Fig. 77. ve 1 katların A/ 1 Gurubu. 48/ 92. Fig. Topbaş vd. Bazı örneklerin ağızları hafif dışa çekiktir.54 V. Bahar-Koçak 2004: 66. 19/ 21-22.2 Dışa Çekik Ağızlı Çömlekler Çalışma bölgemizde dışa çekik ağızlı çömlekler çok sayıda görülmektedir.

5 YR 5/4 Brown -Kahverengi) arasında görülmektedir. Bu çalışmada değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin hamur ve astar renkleri Munsell Renk Katoloğu’na göre yapılmıştır. kireç katkısının. Troia. Bölgede Sultandağları’nın güneyle olan bağlantıyı bir bariyer gibi kestiği gibi kültürel olarak da aradaki ilişkiyi zayıflattığı görülmektedir. Yazının henüz Anadolu’da kullanılmadığı bir dönemi içine alan araştırma konumuz. 5 YR 5/6 Yellowish Red-Sarımsı kırmızı) ile kahverengi ve tonları (7.5 YR 5/6 Red-Kırmızı. 7. Yapılan bu çalışma Afyonkarahisar’ın çevre kültürler ile benzerliklerini ya da farklılıklarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. mika-taşcık ve saman katkılarına göre daha yoğun olduğu gözlenmiştir. Bu nedenle bölge kültürü daha çok batı ve doğu – kuzeydoğu etkili gelişmiştir. Hamur katkısı olarak. (Tablo III). Kuruçay ve Küllüoba’da görmemiz mümkündür. Çalışma bölgemizde yaptığımız değerlendirmede. . Ayrıca doğal etkenlerin de (dağlar. Değerlendirdiğimiz keramiklerin büyük bir çoğunluğu orta derecede fırınlanmıştır (Tablo II) ve neredeyse tamamına yakın bir bölümü de açkılıdır. Bu çanak çömlek parçalarının hamur katkıları orantılı bir seyir izlememektedir. Göller Bölgesi ve çevresinde çok yoğun olarak rastlanan makara biçimli tutamaklar Afyon bölgesi çevresindeki yerleşmelerde çok az sayıda görülür. Çanak çömleklerin astar renklerin de ise gözle görülür bir şekilde kırmızı ve tonları (2. çanak çömleklerin hamur renkleri kırmızı ve kırmızının tonları (2. Ayrıca. Konya Ovası. Çalışma alanımızın bu saydığımız yerleşmeler ile benzerlik göstermesi hiç şüphesiz İTÇ’de aynı ticaret yol güzergahları üzerinde bulunuyor olmalarından kaynaklanmaktadır. Göller Bölgesi’nde yoğun olarak rastladığımız omurgalı İTÇ kaplarına da Afyon’un özellikle doğu kesiminde az sayıda rastlanmaktadır.55 Yapılan bu çalışmada 55 Munsell Soil Chart 2000. Göller Bölgesi. bölgede yapılan arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalarından elde edilen bilgiler ile desteklenmeye çalışılmıştır. 5 YR 6/6 Reddish Yellow-Kırmızımsı sarı. (Tablo II) Seçtiğimiz ve değerlendirmeye aldığımız malzemelerin yakın benzerlerini Beycesultan. Sultandağları Afyonkarahisar’ın güney ile olan bağlantısını büyük oranda kesmiştir. Buna rağmen çalışma bölgesinin daha çok batı kültürleri ile iletişim içerisinde olduğu ancak bölgesel kültür özelliklerinin de azımsanmayacak kadar çok olduğunu söylemek mümkündür.210 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yük ile devam ederek Troia’ya uzanan bir ticaret yolu ile de yakından ilgisi vardır. Bu etki yine hiç şüphesiz bölgede üretilen çanak çömleklerin de şekillenmesinde belirleyici unsur olmuştur.5 YR 5/6 Red-Kırmızı) hâkimdir. Sözgelimi.5 YR 6/4 Light Brown-Açık kahverengi. iklim şartları) oluşturduğu bir zorunluluk ile kültür benzerlikleri görülebilmektedir.

(Tablo I) Bu grafikde ise değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin pişme durumları verilmektedir. (Tablo II) Değerlendirmeye alınan çanak çömleklerdeki açkı durumu verilmektedir. Yandaki tablo değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin hamurlarındaki katkı oranlarını vermektedir.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 211 440 adet yüzey buluntusu (çanak-çömlek) değerlendirmeye alınmıştır. Daha sonra ise değerlendirmeye alınan buluntuların çizimleri ve analojileri yapılmıştır. (Tablo III) .

212 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 213 Afyonkarahisar yüzey araştırmalarından elde edilen bir grup keramik örneği.

Jerome Sperling.John. Türkiye Bölgesel Coğrafyası. Afyon 2000 . Hasan. Volume I: Text. Ahmet – Efe.W. “Early Cultures of The South Anatolian Plateau. TAY. TTK. London. 2002e -İlaslı. and Fifth Settlements II/1-2. Veli. Savaş. İstanbul.Efe D. İstanbul. Özdemir. 2002a -Harmankaya. Kömen Yayınevi. 2003 -French. James. İstanbul. TAY. Cambridge University (Unpublished).Koçak. “Anadolu Arkeolojisi”. 406-411. Anatolia Antiqua. 1963 -Munsell. II. Princeton. -Lloyd. JDAI (Jahrbuch des Deutschen Archaologis). H.W. Özdemir. Macbeth Division of Kollmorgen Corporation. "Karaoğlan Mevkii". Fourth. Part 2: The Settlement of Karaoğlan Mevkii and the Early Bronze Age Cemetery of Kaklık Mevkii”. Eskiçağ Konya Araştırmaları I. M."Kusura".-Başyılmaz.Oğuz Tanındı. Caskey – Marion Rawson. -Sevin. AS. 2001 -Efe. David. Eski Anadolu Tarihi. Koçak. Karauğuz. TAY. Seton-James Mellaart. 1998 -Koçak. Dissertation Presented For The Degree Of Doctor Of Philosophy. XI Paris 2003..Mihriban Özbaşaran. Anatolia and the Aegean in the Third Millenium BC. 86. Hasan. "Kaklık Mevkii".Mihriban Özbaşaran.Oğuz Tanındı. L.Güngör. .. Füruzan.Oğuz Tanındı. Savaş. Caskey – Marion Rawson.Mihriban Özbaşaran. Beycesultan I. Phrygia Paroreus Bölgesi (Anıtlar. 2004 -Blegen Carl. Hasan-Koçak. TAY. -.. “Küllüoba: İç Kuzeybatı Anadolu’da Bir İlk Tunç Çağı Kenti: 19962000 Yılları Arasında Yapılan Kazı Çalışmalarının Genel Değerlendirmesi”. 2002b -Harmankaya. R. “Her Yönüyle Akamas’ın Şehri Şuhut”. Troy. Ankara. Konya. -İzbırak. Özdemir "Western Links Of The Lykaonia Plain in the Chalcolithic and Early Bronze Age". Ankara. Reşat. Milli Eğitim Bakanlığı Basımevi. Ahmet.. Princeton.Mihriban Özbaşaran. London. İstanbul 1998 -Seyirci.. İstanbul. Arkeoatlas Dergisi. Ş. Volume II: Illustrations.İlaslı Ahmet. Eskiçağ Konya Araştırmaları 2 (Neolitik Çağ’dan Roma Dönemi Sonuna Kadar). S. Afyon 1982 -Topbaş. Mortan. 2004 -Lamb. “Karaoğlan Höyüğü Kurtarma Kazısı” Müze Kurtarma Kazıları Semineri 2. 2002d -Harmankaya. "Batı Anadolu Son Kalkolitik ve İlk Tunç Çağı". Turan .Oğuz Tanındı. s. İstanbul.. Turan. Sayı. 1991: 95103.Blegen Carl. 1959 -Duru. 13. Vilayet Afyon-Karahisar”. “Munsell Soil Color Charts”. M. Savaş. İstanbul. Anatolia Antiqua VI. The Chalcolithic and Early Bronze Age Levels. the Late Chalcolithic and Early Bronze Age in The Konya Plain”. 2003 -Bahar. Winifred. 1996 -Bahar. 1937. “Excavations at Kusura near Sandıklı. 1992. Archaeologia. Türkiye Bilimler Akademisi Arkeoloji Dergisi (Tüba-Ar). -Lamb. 199-236. Erken Dönemlerde Afyonkarahisar Yerleşmeleri. Kuruçay Höyük II. General Introduction the First and Second Settlements. “Excavations at Kusura near Afyonkarahisar”. 1968 -Harmankaya. "Çavdarlı Höyük". Yerleşmeler ve Küçük Buluntular). Afyon ve Çevresi İklim Özellikleri. 2002c -Harmankaya. 1936. 94-97. The Thirth. 2. 1951 .Ay. 1962 -Mellaart. Refik. 21–94 1998 -Yılmaz Özer. “Salvage Excavations of the Afyon Archaeological Museum. 1997 -Bahar. Troy. Türkiye. Savaş. L.Mihriban Özbaşaran. Baltimore. Savaş. Özdemir. İbrahim-Kenan. Savaş. I/1-2.Oğuz Tanındı.John. “Türkiye İlk Tunç Çağı Araştırmaları Üzerine Bir Değerlendirme” İstanbul. İstanbul. 2002 -Harmankaya. 1996 -Efe T. TAY. Winifred.21-51.214 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Atalay. "Yazılıkaya". 2001 -Kınal. 1975. İstanbul. Konya.

Anahtar Kelimeler Topra k Ma hsulleri Vergisi. Ta rım THE TAX ON AGRICULTURAL PRODUCTS IMPOSED DURING II. the effect of this tax on peasants would not be limited only with the war period. peasants who formed the maj ority of population had to pay the tax on agricultural products. Pea sa nts. 1943 yılına gelindiğinde ise nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan köylü. Ülkede hububat kıtlığıyla başlayan iaşe sıkıntısı karne ile ekmek dağıtımına kadar gitmiştir.. However. köylü iş gücünün büyük bir kısmı silah altına alınmıştır. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte. Gör. DÜNYA SAVAŞI YILLARI’NDA UYGULAMAYA KONULAN TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİ VE KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Sevilay ÖZER∗ Özet II. it confiscated the grain produced by peasants over the price it has determined. Although economy was tried to be regulated by National Security Law. Milli Korunma Kanunu ile ekonomi denetim altına alınmaya çalışılmışsa da fiyatların yükselişi ve karaborsa ortamının oluşması bir türlü önlenememiştir. Toprak Mahsulleri Vergisi’ni ödemek durumunda bırakılmıştır. Devlet bir taraftan zirai seferberlik ilan ederek üretimi artırmaya çalışırken diğer taraftan da köylünün ürettiği hububata kendi belirlediği fiyatlar üzerinden el koymuştur. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 1 5 -2 34 Ye a r: 2 0 1 1 . one the other hand. Keywords Ta x on Agricultura l Products. While the state declared agricultural mobilization in one hand. price rise and emergence of black market couldn’t be prevented. The policy of government aggravated the burden of especially small and middle-sized peasants. Köylü. The food shortage which started with grain famine went as far to bread rationing. Agriculture ∗ Öğ r. stosun@cumhuriyet. ancak uygulamaya konulan bu verginin köylü üzerindeki etkisi sadece savaş yılları ile sınırlı kalmayacaktır.tr .edu. Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. Hükümetin politikası özellikle orta ve küçük köylünün üzerinde var olan yükü çok daha ağırlaştırmıştır. WORLD WAR AND ITS EFFECT ON THE P EASANTS Abstract The large part of labor force of peasants was called to arms with the start of the World War II. When we reached 1943. Issue : 5 Pa ge : 2 1 5 -2 34 II.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 .

2009:320. 1984/85: 29-30). Ahmet Hamdi Başar. İstihlak dağdan yuvarlanan bir çığ gibi gittikç e büyüyor.216 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ II. . Tökin. durumun c iddiyetini şu sözleriyle anlatmıştır: “1939 Avrupa Harbi patlak verdikten sonra. S avaş yıllarında. 1939-1942 arasında Refik Saydam Hükümeti. 1942-1945 yılları arasında ise Ş ükrü Saraçoğlu Hükümeti işbaşına gelmiştir. yine iaşe konusundaki sıkıntıların giderilmesi iç in 14 Şubat 1941 tarihli karar ile Ticaret Bakanlığı’na bağlı İaşe Müsteşarlığını kurdurmuştur. 2004/2005:147-148. 1943:157-158). Ancak savaş koşullarının verdiği endişeyle halkın her türlü malı stoklamaya başlaması nedeniyle piyasadan mallar ç ekilmiş ve bunun sonucunda da fiyatlar inanılmaz derecede yükselmiştir. rüşvetin karşı konulmaz yükselişinin önüne geç ilememiştir (Boratav. Piyasada talebin artmasına karşın arzın yetersiz oluşu durumu daha da kötüye götürmüştür (Clark.. 1943:182). Bunun en net göstergesi olarak bu dönemde kabul edilen Milli Korunma Kanunu gösterilebilir (Boratav. S ertel. Refik Saydam Hükümeti ülkedeki fiyatların kontrol edilemez bir hal alması ile beraberinde karaborsanın yükselişine dur diyebilmek iç in daha sıkı ekonomik önlemler almayı yeğlemiştir. Savaşa fiili olarak girilmemiş olsa da yaklaşık bir milyonluk ordunun iaşe sorunu birçok sıkıntıyı beraberinde getirmiştir. piyasanın önlenemez yükselişi karşısında Fiyat Murakabe Komisyonları oluşturmuş. Tarım ürünlerinin piyasanın ç ok altında fiyatlarla satın alınması ile kentli nüfusun ve ordunun ihtiyac ı karşılanmaya ç alışılmıştır. fiyatların yükselişi durdurulmuş ise de kontrol uygulanan her alanda istifç iliğin. istihsal ve mal getirme imkânları ise şartları ağırlaşarak azalıyordu”(Başar. Dünya Savaşı’nda Türkiye’yi savaşın dışında tutmak konusunda gösterilen başarı ekonomi alanında gösterilememiştir. Bu ekonomi politikası ile kentli nüfusun ve ordunun iaşe ihtiyac ı karşılanmış. Buna bağlı olarak hayat pahalılığı endeksleri de bir o kadar artmıştır. Bu dönemde iki farklı ekonomi politikası uygulanmıştır. Saydam Hükümeti. 1974:296). Bu müsteşarlık ile hem iaşe işlerinin bir düzene sokulması hem de denetiminin yapılabilmesi sağlanmaya ç alışılmıştır. Bu şartlar altında hükümetin 1942 yılına kadar olan ödemeleri para basarak yapması enflasyonun önlenemez yükselişine neden olmuştur. 1968:329). Bu dönemde yine Halk Dağıtma Birlikleri kurulmuş. 1974:297-298). bir buç uk sene kadar bir zaman memleket iç inde istihsal ve istihlak arasında baş döndürücü bir suretle açılan uç urumu görmemek bedbahtlığında bulunduk. İhracat olanaklarının daralması nedeniyle var olan talepler iç piyasadan karşılanmaya çalışılmıştır. bu birlikler vasıtası ile aile kayıtları yapılarak. İşte bu ortamda fırsatç ı tüc c arların sakladıkları ürünleri fahiş fiyatlar üzerinden satışa ç ıkarmaları karaborsa ortamının oluşmasına sebep olmuştur (Özkan vd. her nüfus iç in bir fiş ile ayrı ayrı besin kuponu hazırlanmıştır (Öztürk.

Bu sadec e askere gönderdiği evladı dolayısıyla azalan işgüc ünü karşılamak zorunda bırakılması ile değil. . Bu dönemde Fiyat Murakabe Komisyonları. 26.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 217 Ş ükrü S araçoğlu Hükümeti döneminde ise devlet ekonomi üzerindeki müdahaleyi ve denetimini gevşetmiş. bu kişilerin büyük servet edinmelerine neden olmuştur. 18.6. (TBMM ZC.. Bunun yanı sıra hükümet.1. 1988:100). Haksız kazanç sağlayan bu kişilerin gelirlerinin etkin bir biç imde vergilendirilememesi sebebiyle bu kişiler “Varlık Vergisi” adı altında bir vergiyi ödemekle mükellef tutulmuşlardır (Boratav. Kadınlar ancak köy.8. kasaba veya şehir sınırları iç inde vazifelendirilebilecektir. ziraat yapılmayan 500 hektardan büyük olan araziyi bir bedel karşılığında işletebilec ektir.1940. Sayı.1 milyon liralık safi milli hâsılanın 775 milyon liralık en büyük kısmını tarım sektörünün oluşturduğu görülmüştür (Kalkınan Türkiye. maddedir. 1969:100. 18. Anlaşılan şudur ki 40 dönümden az arazisi olan köylü bütün öküzlerini devlete vermek durumunda bırakılmıştır (TBMM ZC. ihtiyaç halinde ziraatta ç alışabilir her vatandaşı. 1938 yılı milli gelirine baktığımızda 1. Anc ak bu verginin köylü üzerinde bıraktığı etkiyi anlayabilmek için II.634. uzaklıkta. bu kuruluşların görevleri belediyelere devredilmiştir (Koçak. Hükümet. 3). Bu madde ile küçük köylünün çiftçilik yapma imkânının ortadan kaldı1 (Resmi Gazete. 1996:412-413). Ağaoğlu.6’lık bir kısmını oluşturan 13. kendi ziraat işi yüzüstü kalmamak şartı ile oturdukları yerden en çok 15 km. 1940:405). D. %25 kararı bu anlayışın bir sonucu olarak uygulamaya konulmuştur.. S atışı serbest olan ürünlerin fiyatlarının çok yüksek meblağlara ulaşması büyük ç iftçiler ile toptan ticaret yapan kişilerin işine yaramış. çeşit ve miktarını belirleyebilec ek.8. gerekli gördüğü yerlerde ziraatın cins. 18 Ocak 1940 tarihinde kabul edilen Milli Korunma Kanunu1 ile kırsal alanda ç alışan vatandaşlara ziraî iş mükellefiyeti getirilmiştir. Üzerinde en ç ok tartışılan karar ise ekilen her dört hektar arazi için bir çift öküzün milli müdafaa yükümlülüğünden istisna edilec eğine ilişkin olan 41. Anc ak Saraçoğlu Hükümeti’nin kendinden önceki hükümet döneminde uygulanan politikaları eleştirerek yürürlüğe koyduğu ekonomi politikası da başarılı olamamıştır. Nüfusun çoğunluğunu oluşturan köylü savaş ekonomisinin belkemiği olmak zorunda bırakılmıştır.1940:150-154.1940:138158).1. İaşe Örgütü ve Dağıtma Ofisi kaldırılarak. C. SAVAŞ YILLARINDA KÖYLÜNÜN VAZİYETİ 1940 yılında toplam nüfusun % 75. Kanunun meclis görü şmeleri için bkz.01.701 kişi köylerde yaşamaktadır. Bu vergiyi 1943 yılında ç ıkarılan Toprak Mahsulleri Vergisi izlemiştir. ödediği vergi ve işlediği topraktan aldığı ürünü düşük fiyatlarla satmak zorunda bırakılması ile gerç ekleşmiştir (Pamuk. Cilt. 1974:300-301). D. devlete ya da şahıslara ait ziraat işletmelerinde üc retli olarak çalıştırılabilecektir.4417). Dünya S avaşı yıllarında köylünün yaşadığı ortam ve şartların iyi tahlil edilmesi gerekmektedir. fiyatları serbest bırakarak üretimi artırmayı hedeflemiştir.474.6.

Suba şıların yanlış uygulamaları için bkz. Görüldüğü üzere bu koşullarda ç ok adaletli bir uygulama yapılamamıştır. Çift hayvanlarına ordu tarafından el konulması. 1943. askere almaların artırılması gibi nedenlerden dolayı üretim azalmış bunun sonuc u olarak da hububata olan talep oldukça artmıştır. Önceleri devletin belirlediği hububat fiyatı piyasanın ç ok altında olmamakla beraber zamanla bu fiyatlar arasında keskin fiyat farklarının oluştuğu gözlenmiştir.1. küçük arazi sahibi olan çiftçiler hangi vesaitle zeriyat yapac aklardır. harman yerinde mahsulün gerçek miktarını tespit edecek ve ayrıca hükümet tarafından verilecek diğ er zirai işleri yapacak memurdur (Çınar 2008..8. geri kalan ürünü üreticinin serbestçe satabileceği imkânı sağlayan % 25 kararını yürürlüğe koymuştur. . Hâlbuki memlekette en büyük miktarı 40 dönümden az ekenler teşkil eder. Netic e itibariyle zenginler öküz mükellefiyetinden kurtulacak ve fakirler bunu çekecektir. Büyük üreticiler sakladıkları ürünleri daha sonra karaborsada yüksek fiyatlara satma imkânı elde etmişlerdir (Pamuk.1940: 151-153).500’e kadar olan her muhtarlık bir suba şı istihdam etmek durumundadır.1. 248-249). nadas yapac aklardır.6. 1942 yazında Refik Saydam’ın ölümü üzerine Şükrü Saraçoğlu Hükümeti başa geçmiştir. 1988:102-103). 4. Hükümetin yürürlüğe koyduğu bu uygulama köylülerin geniş kesimi tarafından tepki ile karşılanmıştır. 30. C. Büyük ve küçük üretici bu uygulama karşısında devlet temsilcilerine daha az ürün teslim etme çabası içine girmiştir. 18. (Vatan 27. Çiftç ilerimizin belki % 75’i bu vaziyettedir ve asıl bunların himaye edilmesi lazımdır. Vatan 22 Ağ ustos 1943). on öküzü olandan bir tanesini almazken. müstahsilin ürettiği üründen geçimlik. D. Bu durum üzerine hükümet. bütün serveti bir tek öküzü olanın elinden bunu alacağız”. diğer tarafta. Devletin payını üreticiden almak için köye gelen subaşıların2 köyün zenginlerinin ya da toprak ağasının evinde misafir edilmesi. ürünlere el koyma işleminde bu kişilerin kayrılmasına yol açmıştır. Kocaeli Mebusu İbrahim Dıblan ise: “Arkadaşlar. tohumluk ve hayvan yemi için belli bir miktar ayırdıktan sonra kalanını Toprak Mahsulleri Ofisine satmasını karara bağlamıştır. 4 hektara bir çift öküz verildiğine göre az olanlar ne yapacaktır? Bunlar sağdan soldan vasıta dilenip de arazisini ekmeğe mi ç alışac aktır…” demiştir (TBMM ZC. hububat ürünlerinin tümüne değil de belli bir kısmına devletin el koymasını. Savaş yıllarında daha esnek politika uygulamaları ile bilinen Saraç oğlu Hükümeti. 50 ile 100 ton arasındaki üretimin % 35’ini. Suba şı ekim zamanında ekilen mahsulün miktarıyla ekim sahasının genişliğ ini tespit ve ora ğ a girmeden önce mahsulün miktarını tahmin.2/ 2 18 Haziran 1942’de yayınlanan Suba şı Te şkilatı ve Vazifeleri Hakkındaki Talimatname’ ye göre nüfusu 1. Köye gelen görevlilere rüşvet teklif etmek bu anlayışın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İlk olarak 17 ilde başlatılan uygulama 15 Mayıs 1942 tarihli kararname ile 63 ile yayılmıştır. Ş ubat 1941’de. Bu karara göre üretici 50 tona kadar olan hububat üretiminin % 25’ini.18. Beri taraftan.218 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rıldığına değinen Tokat Mebusu Galip Pekel bu madde üzerinde şunları söylemiştir: “Binaenaleyh Harp Mükellefiyeti Kanunu’nun vesaiti nakliye üzerine koyduğu bütün ağırlığı 40 dönümden az hububat eken çiftçiler üzerine çökec ektir. 100 ton üzerindeki üretimin ise % 50’sini bedeli karşılığı devlete teslim edec ektir (BCA.

Bunu hepimiz dinledik” (TBMM ZC. haksız kar ya ğ ması.?. istifç iliği ortadan kaldırmak için bir çözüm olmak şöyle dursun illegal yapılanmaları teşvik etmiştir.1944:67). 3 Şevket Süreyya o günlerdeki ekonomik çalkantıyı şöyle anlatmıştır. “ …Eski kayıtlar murakabeler kaldırıldı.9. Neden mahvoldunuz? diye sorduk.” (Aydemir. bu sistemde az toprak eken üretic i ürünün yarıdan fazlasını tohumluk ve devlet payı olarak ayırmak durumunda bırakılmıştır.4. Pamuk. Ama bu ğ day 13.. D. Hükümetin buğdaya. üretic iler hububat tüketimlerini bile kısıtlamak durumunda kalmışlardır. Kalan hububat ise üreticinin ancak bir yıllık tüketimini karşılayabilmiştir. Yani açlarla yeni misyonerlerin devri ba şlayabilirdi. C. Ekonomide fiyatlara tanınan serbest ortam 1943 yılında buğday fiyatlarını 100 kuruşa kadar ç ıkarmış iken. Anc ak bu uygulama da köyün ileri gelenleri ile toprak ağalarının korunması ve köylülerin ürün kaçırmasından dolayı başarılı olamamıştır. zeytinya ğı 85 kuru ştan 350 kuru şa kadar çıktı. Buna karşın büyük çiftçiler kazançlı çıkmışlardır. belediyelerin hububat ambarlarından buğday alma yarışına girmesiyle fiyatlar yine oldukç a yüksek meblağlara ulaşmıştır. 19. Diğer taraftan bu karar ile iaşe meselesinin yükü köylünün omuzlarına yıkılmıştır. Saydam Hükümeti döneminde baş gösteren karaborsayı. Sayı. Hâlbuki devletin kontrolünde 85 kuru ştan 16. düzensizlik ve açlıktı. Çünkü çok fazla toprak ektikleri için ellerinde kalan hububat miktarı da bir o kadar artmaktadır. Oysaki üretic inin büyük kısmını oluşturan küç ük ç iftç i ise zor durumda kalmıştır (Pamuk. Sivas Mebusu Abdurahman Nac i Demirağ uygulamadaki başarısızlığı şu sözleriyle ortaya koymuştur: “Arkadaşlar biz Sivas Mebusları bizzat köylüden tetkikat yaptık. Bunlar da serbest bırakıldı. sanıyorum ki olacak şey sadece karışıklık. yandık! diyorlar. Ancak bu da çözüm olmamış. 1 Ağustos 1942. 1999:225).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 219 99. Böylece büyük üretici ürünlerini pazara ç ıkarıp elinde kalanları ise oldukç a yüksek fiyatlara satma imkânına kavuşmuştur. Köylü oradaki gerek az tahminler dolayısıyla ve gerek subaşıları tatmin ederek az yazdırmak suretiyle yani % 22 yerine % 10 vermişlerdir. Biz mahvolduk. Piyasada hal böyle iken hükümet bu karar uyarınca topladığı hububat ile ihtiyac a cevap vermekte bile zorlanmış ve bu nedenle de belediyelere kredi vererek onları devreye sokmuştur.5 kuru ştan 100 kuruşa do ğru. Nihayet birçok tetkik ve incelemeler yaptık gördük ki.63. Bu ğ day ihracına karar verildi. 1988:104-106). piyasanın yaklaşık olarak beşte bir oranında değer biçmesi.12. Efendim. Hatta 50 dönümden az ekenler ile başkalarının topraklarını kiralayan ailelerde bu durum daha vahim bir hal almış.7.000 milyon kiloluk bir stok te şkil edilmiş bulunuyordu.. Tabi bu sava şın sonunda bir Türkiye kalabilecek idiyse. Resmi Gazete. sizden fazla mı aldılar? dedik. 5173. Şöyle ki. İşte bu yeni hürriyet havası içinde eğ er bir sava şa girmek zorunda kalsaydık. hükümetin üreticiye verdiği fiyat anc ak 19. 1988:104-106). İşte bu aşamada büyük toprak sahiplerinin servetlerinin ve arazilerinin artmaya başladığı görülmüştür. .000. o bu kadar verirken biz niçin fazla verelim diye bir takım dedikodulara ve şikâyetlere sebep oldu.5 kuruş olmuştur3 . 18 Haziran 1943. Hükümet % 25 almaya karar vermişken % 22 almış fakat yine muteriz? Neden muteriz? Çünkü falan yer % 20 vermiştir. Tasviri Efkâr.

savaş şartlarından yararlanan gruplar iç inde o ana kadar karşılığını ödememiş bulunan ç iftçilere yönelen ve bu yönüyle Varlık Vergi’sinin bir tamamlayıc ısı olarak görülebilecek bir vergidir” (Boratav. Ödeyemediğimi de bu sene ödedim. Son Posta. 100 kile bu ğ day sattığ ım halde eksiğ im gediğ im kapanmadı. 1988:120). Bu yüzden geçen sene tohum zamanı dikildik kaldık. Her şey buna keza…” (Aytekin. düğünlerde aşırı harcamalarda bulunmaya başlamışlardır (Şanda. kapıda davar sığır koymadık buğdaya değiştik. kafalarımıza kimin aklını takıyoruz? Bütün bu resimli ve resimsiz alay ve hicivlere bakılınc a. Vatan. 20 Son teşrin 1942). Top4 Aytekin ba şka bir yazısında bir ba şka köylünün konu şmasına yer vermiştir: “ Ah birader! Köyde zengin olan kim? Şunu bana bir gösterin? En birincisi ben. Hâlbuki ç oğunluğu oluşturduğunu bildiğimiz küç ük köylü kesiminin yaşamı içler acısıdır (Tan. yenisini almak için tam 800 lirayı birden saydım. 1943:25. 16 Haziran 1943). Evinin ihtiyaç ları. 1974:351). Korkut Boratav Toprak Mahsulleri Vergisi’nin gündeme getirilişinin gerekçesini şöyle özetlemiştir: “Dış görünüşü ile bu vergi. 26 Haziran 1943. Ne yaparsın aç durulmaz ya. bak aya ğ ıma bir giyim gön alamıyorum. Türk köyünü bilenlerin ağzından yalnız şu gözyaşlı c ümle ç ıkabilir: Zavallı Köylü!” (Ulus. En sert eleştiriyi yapanlardan Falih Rıfkı Atay köylülere yönelik bu ithamlara şöyle c evap vermiştir. 1943b:353). refahtan pek çok uzaktır. “Hangi memlekette yaşıyoruz? Gözlerimize kimin gözlüğünü. Başvekil Saraçoğlu. Bu sözler köylünün iç ine düştüğü durumu oldukç a net şekilde ortaya koymaktadır. Makalede köylü durumunu şöyle dile getirmiştir: “…Hâlbuki köyün de sayılı renç perlerindenim. yarıcılık. Şanda 1942b:370-371). Geç en sene subaşıların yanlış tahmini yüzünden elimdekini olduğu gibi ofise yatırdım. çobanlıkla uğraşan ve mevsim şartlarına göre ç alışan işçi sınıfı ise en fazla zarar gören kesim olmuştur (Aytekin. çiftçilik. . 1942: 4). 8 Haziran 1943. hayatındaki iptidailik hala yürekler ac ısıdır” (Irmak. Benzer bir görüşü Sadi Irmak Köye Doğru dergisinde ifade etmiştir: “Keşke köylünün refahını görsek bir avuç şehirli daha da fazla sıkıntıya düşsek razıyız. 4429 SAYILI TOPRAK MAHSULLERİ VERGİSİ KANUNU’NUN KABULÜ 1943 yılına gelindiğinde hükümet devlet bütçesine katkıda bulunmak ve bunun yanı sıra da tarım dışı kesimde uygulanan Varlık Vergisi’ne yönelik tepkileri azaltmak amac ıyla Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nu meclise taşımıştır (Önder. Geçen bir çift celebim devrildi. Halil Aytekin “Köylerin Bugünkü İaşe Durumu” başlıklı makalesinde köylülerin zenginleştiği iddialarının doğru olmadığını aksine kıtlık ve sefaletle mücadele etmek durumunda kaldıklarını bir köylünün anlattıklarına yer vererek izah etmeye çalışmıştır. Parasızlıktan imanım a ğ lıyor. Üç günlük yerden hayvan sırtında buğday taşıya taşıya imanımız gevredi” (Aytekin. Bu vergiyle olağanüstü masrafların bir kısmının giderilmesi ile ordunun ve şehirlinin iaşe ihtiyaç larının karşılanması amaç lanmıştır (Tekeli. 1943a:489)4 . 1943a:489-490). Bunların yanın da ekec ek toprağı olmayan. Fakat Türk milletinin ta kendisi olan köylü. 1942a:296. ırgatlık. Kesler 1943:8).220 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Buğday fiyatlarının yükselmesi ile zenginleşen sınırlı sayıdaki bu köylüler ev ve arsa almaya. öldü.

börülce. Varlık vergisinden de 30-50 milyon temin edeceğimizi ümit ediyoruz ve böylec e yeni bir zaruret yeni bir masraf açmazsa fevkalâde bütçemizi de adi bütçemiz gibi mütevâzin olarak kapamak imkânı elde edeceğiz” S araç oğlu.. buğday. özel bütçelerle idare edilen teşekkül ve müesseseler ile belediyelere ait olan alanlarda yetiştirilen ürünler. hastanelerin kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere yetiştirdikleri mahsuller ile ceza ve ıslahevlerinde ç alıştırılan mahkûmların yetiştirdikleri ürünler ise vergiden muaf tutulmuştur. 4. fasulye. konuşmasının devamında da bu verginin aşar vergisi ile olan benzerliğine ilişkin eleştirilere c evap vermiş ve Toprak Mahsulleri Vergisi’ni aşara benzetmemek için ellerinden gelen gayreti sarf edeceklerini söylemiştir (TBMM ZC. fındık. umumi menfaatlere yönelik cemiyetlerin.130 milyon lira olacağımızı ümit ettiğimiz gibi. çavdar. Ulus. yulaf: Bakliyat grubuna giren ürünler. bakliyat ve diğer mahsuller adı altında üç başlıkta toplanmıştır. 5 Haziran 1943. Geri kalan aç ık 150 milyon liradır. antep fıstığı. Bu seneki fevkalâde bütç emize gelince bu bütçe açığının büyük bir kısmini Maliye Vekili’nin bir iki fırsatta sizlere izâh ettiği diğer varidat menbaları ile kapamak imkânı elde edilmiştir.1943:15. merc imek.3. kaplıca. narenc iye. Tan. kum darı. bezelye. geçen sene bütçe yapıldığı zaman 140 milyon lira kadar bir aç ık derpiş edilmişti. mahlût. nohut: Diğer mahsuller adı altında toplanan ürünler ise. S on Posta. çeltik. Çünkü fevkalâde bütçemizin masraf kısmı 400 milyonu aşmış bulunuyor. kuru incir. okulların. panc ar. Bu vergi ile 110 . Bu ürünler hububat. İlk bölümde verginin alınacağı mahsuller ile vergiden muaf tutulan mahsullere yer verilmiştir. D. İkinc i bölümde vergiyi vermekle mükellef olan kişiler hakkındaki bilgilere yer verilmiştir. Bu aç ığı da ancak 250 milyon lira ile kapayabiliyorduk. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu 4. kuşyemi. mahsulden aldıkları hisseler nispetinde vergi ödemekle mükellef tutulmuşlardır.7. iştirakli ic arlarda da mal sahibi ile kiracı. kuru üzüm.6. afyon (sakız). eğer arazi kiraya verilmiş ise kirac ıdan. bakla. ay ç iç eği. Bütç enin tatbikatı esnasında tahâddüs eden büyük zaruretler.1943 günü mecliste yapılan oylama sonucunda 168 ret oyuna karşın 283 kabul oyuyla yürürlüğe girmiştir. Mahsullerin olgunlaşma döneminde sahibinden alınacak olan Toprak Mahsulleri Vergisi. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’na göre aşağıda belirtilen ürünler ile ipek kozasından vergi alınması uygun görülmüştür. Hububat grubuna giren ürünler. tütün ve zeytindir. arpa. pamuk. kendir (tohum). C. mısır. bilhassa askerî masrafları pek çok artırdı ve fevkalâde bütçe açığımızı o kadar ç ok artırdı ki bunu Varlık Vergisiyle elde ettiğimiz 250 milyon lira ile anc ak kapayabildik. keten. susam. 5 Haziran 1943. Bu açığı da şimdi tetkik edec eğiniz vergi ile kapamağa ç alışacağız. patates. . Bağ ve bahç elerde ihtiyac ı karşılamak iç in ekilmiş ürünler.6. 5 Haziran 1943).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 221 rak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun meclis müzakeresinde bu kanunun uygulanmasının neden gerekli olduğunu şu sözleriyle aç ıklamaya ç alışmıştır: “Arkadaşlar. Bu kanun dokuz bölümden oluşmuştur. akdarı.

kuru incir. kaplıca. Belediyeler ile muhtar ve ihtiyar heyetleri bu beyanların doğruluğunu araştırmakla da yükümlü tutulmuşlardır. bezelye. fasulye. bahç e. sergi ve böcekhaneleri gezerek mükelleflerin elde edec ekleri mahsulün miktarını tahmin etmek suretiyle hazırlık cetvellerindeki beyanları kontrol edeceklerdir. Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’na göre. köylerde muhtar ve ihtiyar meclisleri her mahsul yılı. vergi matrahının nasıl tayin edilec eğine ilişkin hükümleri iç ermektedir. Bu ihbardan itibaren üç gün iç inde harman ölçülmediği takdirde harman muhtar ve ihtiyar mec lisi tarafından ölç ülecektir. . mercimek ve nohut: Diğer mahsuller grubuna giren ürünler ise antepfıstığı. mısır. kazalarda kaymakamın tayin ettiği bir ölçme memuru ile bunun yanında şehir ve kasabalarda belediyenin mahalle işleri ile görevlendirilen kişi ve köylerde de muhtar veya ihtiyar mec lisi azasından birinin katılımıyla oluşturulacağı belirtilmiştir. nakden alınacak vergiler ise % 12 üzerinden alınac aktır5 . bakla. Beşinci bölüm verginin tarh ve tahsiline ilişkindir. mahlût. şehir ve kasabalarda belediyeler. yulaf: Baklagiller grubuna girenler. mükelleflerin beyanları doğrultusunda hazırlık c etvellerine kaydedeceklerdir. pamuk ve zeytindir. Harman kalkac ak vaziyete geldikten sonra müstahsil köylerde ihtiyar mec lisine harmanının hazır olduğunu bildirecektir. çeltik. arpa. Kanuna göre aynen alınac ak vergiler % 8. Ölçme kolları. Ölçme kollarını. diğer mahsullerde ise mükellefin daha sonra da kontrolü yapılac ak beyanlarına göre tespit edilecektir. mahsulün olgunlaşmasından evvel sorumlu oldukları bölge iç indeki mahalle ve köylerde tarla. Ölçülecek mahsullerin ölçülünceye kadar başka yerlere taşınması yasaklanmıştır. mısır darı ve ç eltik haric indeki hububatın ölç ülmesi suretiyle. Burada vergisi aynen alınac ak ürünler belirtilmiştir. Maliye Vekâleti’nin belirlediği zamanlarda her çeşit istihsal yerleri ile bunlardan alınması umulan mahsul miktarı hakkındaki malumatı. Bunlardan hububat grubuna girenler. ç avdar. börülce. Vergiye tabi tutulan mahsul miktarları. Miktarları beyan ile tespit edilecek mahsuller için tahmin kolları. fındık. Dördüncü bölüm alınacak vergi oranları ile ilgilidir. Mükellefler aynen ödemeye mecbur oldukları vergilerini.222 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Üç ünc ü bölüm. Ölçme ve tahmin kollarında görevli olan kişilerin sayısı kazanın büyüklüğü ile köyün mahalle sayısı esas alınarak belirlenmiştir. Miktarları ölçülerek tespit edilecek olan mahsuller iç in her sene harman zamanından evvel harman ve yığınların bulunduğu yerleri ihtiyar heyetleri önceden bildirmekle sorumludurlar. Tahmin kolları da benzer şekilde oluşturulmuştur. kuru üzüm. belirtilen bu yerlerde oluşturulan harmanları ölçmek suretiyle vergiyi tespit edec ektir. vilayetlerde valinin. buğday. Mükelleflerin bu yerlerden başka yerlere harman ve yığın yapması yasaklanmıştır. Hükümetç e gerekli görülmesi durumunda nakden alınan vergi oranı % 8’e kadar düşürülebilec ektir. akdarı. hububat miktarları ölç ülerek 5 Vergi miktarı belirlenirken topra ğ ın verimliliğ inin ve çalışan şahıs adedinin dikkate alınmaması ele ştiri konusu olmu ştur (Akşam 12 Haziran 1943).

Tütünün vergisi de İnhisarlar İdaresi tarafından tahsil olunac aktır. İtiraz halinde aynen ödenmesi lazım gelen vergi zamları itiraz neticelene kadar saklanmak üzere köylerde ihtiyar meclisine tevdi edilecektir. İstihsal yerleri hakkında yanlış ya da eksik beyanda bulunan mükelleflerin. dolu. Vaktinde ödenmeyen vergi borçları hakkında Tahsil-i Emval Kanunu uygulanac ağı hususuna değinilmiştir. Mükellefin isteği doğrultusunda başka bir tahmin kolu bu iş için görevlendirilerek en geç 15 gün içinde yeni bir tahmin yapması istenecektir. Tahmin esnasında orada bulunmayan mükellefler tahmin yapıldığı tarihten itibaren 5 gün içinde yazılı olarak şehir ve kasabalarda belediyelere. bulaşıcı hastalıklar gibi sebepler dolayısıyla mahsulün en az dörtte bir derecesinde zarara uğradığı belirlenirse mahsule ait vergilerde de zarar derecesine göre alınacak vergi kısmen ya da tamamen silinebilec ektir. beyan haric inde kalan istihsal yerlerine düşen vergileri % 20 zamlı olarak alınacaktır. miktarı beyan ile tespit edilen mahsulleri ise idare heyetlerinc e belirlenen tarihlerde daha önce kendilerine bildirilen yerlere kendi vasıtaları ile teslim etmeye mecbur tutulmuşlardır. Anc ak bu ikinc i tahminde verilen karar kesin olac aktır. köylerde ihtiyar meclislerine itiraz edebilme hakkına sahiptirler. . Mükellefler geçici olarak köy ambarlarına teslim ettikleri vergileri bu ambarlara teslim tarihinden itibaren iki ay içinde kendi vasıtaları ile teslim yerlerine götürmekle zorunlu tutulmuşlardır. Çünkü Toprak Mahsulleri Ofisi. panc ar ve tütün mahsullerinin vergisi ise bunların dışında tutulmuştur. Altınc ı bölüm uygulanacak müeyyidelere ayrılmıştır. fazla mesafede ise fazla mesafe iç in kilometre başına iki para hesabıyla nakliye ücreti verilecektir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 223 tespit edilen mahsullerde en geç ölçme işlemini takip eden gün içinde geçici olarak köy ambarlarına. Ölçme kolları tarafından tespit edilen mahsullerde ölç me işleminden ödeme zamanına kadar geçen süre içinde sel. Daha önc e mükellefler tarafından beyan edilen ürünlerin kontrolü esnasında tahmin kollarınc a belirtilen mahsul miktarına üreticilerin itiraz edebilme hakkı saklı tutulmuştur. Yedinc i bölümde mükelleflere açık olan kanun yolları gösterilmiştir. Vergileri nakden alınacak ürünlerin ortalama değer fiyatı vilayet ve kaza merkezlerindeki belediye meclislerince belirlenec ektir. Belediye Meclisi toplantı halinde değilse belediye enc ümeni tarafından fiyatlar tespit edilecektir. Bu vergi zamanı Maliye Vekâleti’nce tespit edilmek şartı ile iki eşit taksit olarak tahsil edilec ektir. Zamanında tahsil edilmeyen ayni vergiler % 25 zam ile taksit müddetleri iç inde ödenmeyen nakdi vergi borç ları ise % 10 zam ile tahsil olunac aktır. kuraklık. Türkiye Ş eker Fabrikaları Türk Anonim Şirketi satın aldığı afyon ve panc ar mahsulüne ait vergileri müstahsile yapac akları ödeme sırasında bunların alac aklarını kesmek suretiyle tahsil edeceklerdir. Afyon. yangın. Belirtilen yerlerden başka yerlerde harman ve yığın edilen mahsullere ait vergiler % 50 zamlı ve yine ölç ülmeden evvel harman ve yığın yerlerinden kaldırılan mahsullere ait vergiler bir kat zam ile tahsil olunacaktır. Eğer teslim yeri köy ambarlarına 25 km.

Ş. C. Memurların da kendilerine göre bir yetişme tarzı bir disiplin nizamı.6. Hele onu şuraya.24: 1323). Devren’in konu ile ilgili görüşleri şöyledir: “…Arkadaşlar. fukara köylülere harmanını falan .1943. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi’nin kabulünden hemen sonra özellikle ölçme memurlarının seçiminde çok itinalı davranılması gerektiği üzerinde durulmuşsa da (Doğukan.7. 4. Muvakkat Encümeni M. İkinc i bir muvaffakiyetsizlik unsuru da 34 500 küsur köyde fiili bir murakabe tesisi hususundaki imkânsızlıktır.6.9. kanunun yürürlüğe girmesiyle beraber başlamıştır. 19. Yeni bir kanun tasarısı hazırlanmasının nedeni olarak eski kanunda var olan yanlışlıklar gerekçe gösterilmiştir. 5423:5241-5244. işte ölç ü sisteminin bünyesinde taşıdığı ilk mahsur bu olmuştur. S on bölümde Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun uygulamasında görev alacak kadrolara ilişkin hükümlere ayrılmıştır (TBMM ZC. D. bunu yapacağına harmanını ateşleyiver daha iyi. zihniyetleri vardır. köylüyü dağ başında harmanı beklemeye icbar etmekten kötü şey yoktur.7. arkadaşlar. Her türlü izâhtan vârestedir ki bir anda yüz bin memur yaratmak fevkalâde müşkül bir ameliyedir. Filhakika bu kadar geniş bir sahada müessir bir murakabenin tesisinde karşılaşılan müşküller yenilememiş. Bilhassa dağlık. 22 Ağustos 1943). Resmi Gazete. buraya taşıtmak. adedi yüz bini bulan bir muvakkat memur kadrosunun teşkilindeki müşkülât dolayısıyla iyi işleyemedi.224 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S ekizinci bölümde alınacak verginin kesinleştiği tarihi takip eden mali yıldan itibaren 5 sene zarfında tahsil edilmeyen vergilerin asıl ve zamları zaman aşımına uğrayacağı hükmüne yer verilmiştir. 7. M. göre 93 746 adet. C.1943: 20-38. Düstur 3. Eskişehir Mebusu Emin S azak daha 1943 yılındaki meclis müzakeresinde bu konudaki endişesi şöyle ifade etmiştir: “S onra harman meselesinde sakat şeyler gördüm.4.3. D. Tertip. çalılık ve yolsuz yerlerde. Bu itibarla yüz bine yakın bize verilen rakama.. Köylü vergisini verebilmek iç in harman başında nöbet tutmak durumunda kalmıştır. KANUNA YÖNELİK ELEŞTİRİLER VE ÜZERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER 1943 yılında kabul edilen 4429 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi’ne yönelik eleştiriler. ehliyetsiz memurlarla murakabesiz iş görmek mecburiyetindeki kanunu işlemez bir hale koymuştur” (TBMM ZC. Gerçi 3-5 gün amma. 1943: 73) kanunun uygulanma sürec inde görevli olan memurların yetersizliği ilk dikkati çeken hususlardan biri olmuştur (Ulus. C. Sayı. Bu zihniyet dâhilinde yetişmeyen memurlarla işi yürütmek pek güçtür.1944:78-79). liyâkatli memur bulunmamasından dolayı 4429 sayılı kanun tatbikatta umulan neticeleri verememiştir. bin nazariye çok güzel olan bu ölç ü sistemi bir defa istilzâm ettiği geniş memur kadrosu.. Bu kadar büyük arazinin üzerinde yetersiz memur kadrosunun layıkıyla denetim yapması mümkün olamadığı gibi harman ve yığınların oldukç a geniş bir arazi üzerine yayılması var olan sıkıntıyı daha da artırmıştır.

9.3. 4.” (TBMM ZC.4. C. 24. 6 4553 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun TBMM’nde yapılan birinci müzakeresi için bkz.25: 294-306. D. Emin S azak’ın endişesinin yersiz olmadığı. Düstur..1943:16). Cumhuriyet.7. değil.4.4. Ş imdi bunun aks-ül-ameli hepimizde vardır. TBMM ZC. Bunu heyeti ihtiyariye ye yaptırır ve dört köyün başına bir kontrol kor. Binâenaleyh diyoruz ki. Görülen aksaklıkların giderilmesi için eski kanun maddelerinde birtakım değişikliklere gidilerek oluşturulan yeni Toprak Mahsulleri Vergisi Kanun Layihası Meclise sunulmuştur. 27 Nisan 1944). 19. Hiç olmazsa ölçme meselesi gecikmez. C. Devletin hakkını memur veya muhtar alır. yani kanun ve kararnamenin derpiş ettiği şekilde % 75.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 225 yere getir. C.. idare âmirleri bu işin başlıca mesulüdür. Hele bu sene mahsul biraz da İnşallah bereketli olursa ölç me işi güç olur. Azalar da ic abında ölçerler. (TBMM ZC. Isparta Mebusu Kemal Turan ise 1943 yılındaki verginin başarısız olmasının sebeplerinden birini şöyle açıklamıştır: “Geçen sene kanunun muvaffak olamamasının sebeplerinden birisi de. Bunu ya kanundan büsbütün ç ıkaralım veyahut kanunda tasrih edelim ki günü gününe ölç ülebilsin” (TBMM ZC. üç dört tane de ölçücü insanlar kor. C. diye müdahale etmek doğru değildir.9.7. TBMM ZC. Binâen-aleyh Vekâletimizden ve Hükümetten birinci ricam. Erzincan Mebusu Feyzi Kalfagil’in 4553 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun Meclis görüşmelerinde yaptığı konuşmayla doğrulanmıştır.. 26.4. 21. D. Tertip.. % 100 vergi harmanda tahsil edildiği halde idare âmirleri uzun müddetler tayin ederek müstahsilleri bekletip ızrar etmiş bulundular” (TBMM ZC. C. D. D. C. D.7.9. Her köyde -eskiden adına muaşşir denirdi. D. Bu kanunun TBMM’ndeki birinci müzakeresi 19-22 ve 24 Nisan 1944 tarihlerinde yapılmıştır6 . 20. 24. mültezimler kordu .7.7..1944: Sayı 5693.1944).9. C. Bir tarafta harman beklerken öbür harmanı domuz yer veyahut başka bir ziyana maruz kalır.4. bunu yalnız bir vergi mevzuu sayarak mal müdürüyle ve mal müdürünün zayıf kadrosu ile onun tedarik edebileceği zayıf insanlarla köylüyü baş başa bırakmıştır.9.1944:259-272).bunun gibi. D. Yani idare âmirleri. TBMM ZC.1944. 3.4.1944:193).7.7. Yürütürlerse mükâfat görec ekler.4. 19.1944. 22.. 4. bu işin başıboş kalmasından ileri gelmiştir.1944. 293 olumlu oya karşı 161 kişinin oylamaya katılmadığı dikkati ç ekmiştir (TBMM ZC.9.7. her köyde % 8 alac ak bir memur olmalıdır bence.4. İkinci müzakerenin yapıldığı 26 Nisan 1944 tarihinde ise 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu kabul edilmiştir ( Resmi Gazete 28. D. bilhassa idare amirlerince bu işin bir adalet meselesi olduğunu ve köylünün verebileceği miktarı almak lâzım geldiğini iyic e duyurmak ve anlamak... D.6. C. Korkarım ki geç en senenin lâ-kaydisi yerine bu defa da bilhassa kazalarda idare âmirlerinin fazla gayretkeşliğine uğramayalım ki bazen bu gayreti gadir derecesine varabilir. TBMM ZC.9.1944: 71-72). “Malûmu âlileri geçen sene ölçü esasına istinat eden bu vergilerin tarh ve cibayetinde. 1944. C.. C.. yürütmezlerse ceza göreceklerdir.7.9.. . bence.

23 Mart 1944). 7 Eylül 1943). D. Ahmet Emin Yalman da Vatan Gazetesi’nde yayınladığı “Köy Âleminden Duyduklarım” adlı yazı dizisinde 1943 yılında kabul edilen verginin teşkilatındaki yanlış uygulamaları gezic i bir başmuallimin görüşlerine yer vererek aktarmıştır: “Tatbik edilen sistem ihtiyac a uygun değildir ve maksada kifayet etmesine ihtimal de yoktur. Böylece önceki kanunda görülen aksaklıkların önüne geçilmek istenmiştir (Cumhuriyet. 1943 yılında kabul edilen Toprak Mahsulleri Vergisi’nin toplanması hükümete pahalıya mal olmuştur. İltizam sisteminin lehinde ve aleyhinde zannederim kâfi derecede konuşuldu. bununda üç te biri tarh ve tahsil için harcanmıştır (İnci 2009:117). Cavit Oral’ın da belirttiği gibi en büyük değişiklik vergi toplama usulünde yapılmıştır.. (Ulus.. hususundaki değişikliklerdir. hatırına gelmedi ve söylenmedi. Sonra bu kanunla geçen seneki kanun arasında en büyük ve dikkati çeken fark. Bendeniz bu sistemin mahzurlarını tekrarı lüzumsuz görüyorum. 19.4. Tahmin ve iltizam sistemi üçüncü bir sistem kimsenin. “ Toprak Mahsulleri Vergisine Dair. Bu sistem de bertaraf edilince geriye tahmin sistemi kalıyor. Toplanması beklenen miktarın ancak yarısı kadar bir vergi toplanabilmiş.7.”(Vatan. Hububatın vergilendirilmesi harmanda ölç me yöntemiyle olduğu için ç ok sayıda ölç me ve tahmin memuru ile harman bekç isi bu iş için görevlendirilmek durumunda kalınmıştır.7. C. kanun müstahsilin ahlâk. Bu nedenle yeni yasada ölçme yoluyla vergi toplama yöntemi yerine tahmin yöntemi7 benimsenmiştir (Akşam. İş köylünün sütüne havale edilseydi. 19. D. Devren konuşmasının devamında yeni kanunda oluşturulan heyetlerde yer alan kişilerin özellikle ziraattan anlayan kişiler olmasına özen gösterildiğini belirterek masrafların da asgari düzeyde tutulması için ç aba harc andığını söylemiştir. 7 Esat Tekeli’nin tahmin yöntemi hakkındaki görü şleri için bkz. bu miktarın da geçen seneki masrafın neredeyse üçte biri kadar olduğunu önemle vurgulamıştır (TBMM ZC. C.226 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S eyhan Mebusu Cavit Oral yeni kanunda görülen değişikleri şu c ümleleriyle özetlemiştir: “Bu kanunda geçen seneki kanuna nazaran değişmiş olan en bariz noktaları gerek verginin tarz ve cibayeti ve gerekse müstahsile itiraz hakkı verilmesi. vic dani mesuliyet hisleri harekete getirilseydi ve hisleri incitmeyecek şekilde umumi bir telkin ve murakabe sistemi kurulsaydı herhalde daha iyi netic eler alınırdı. Muvakkat Enc ümeni Mehmet Şinasi Devrin özellikle vergi toplamada tahmin yöntemini benimsemelerinin nedenini şöyle açıklamıştır:“…Ölçü sisteminden başka iki sistem hatıra gelebilirdi.9. seciye ve vatanperverlik hislerine bırakılmış olmasıdır” (TBMM ZC. bu seneki. 2 Şubat 1944).4.1944:79). Binaenaleyh tahmin sistemine mürac aat bir zaruret olarak belirmektedir”. mesele tenevvür etmiştir. Bu verginin toplanması için harc anac ak masrafın 5-6 milyon olduğunun tahmin edildiğini. Ölçü memurlarının harman yerindeki murakabesi emniyetsizlik ifade eden bir usuldür. .1944:65). geçen seneki tarz ve cibayetinin yalnız memur kadrosunun iyi işlemesine terk edilmesine karşılık. Köylüyü boşuna güc endirmiştir.9. 18 Nisan 1944).

Bu yeni kanunda alınan kararlardan birisi de vergi oranının %8’den % 10’a ç ıkarılmasıdır. büyük bir kısmı az istihsal yapan küçük çiftçi sınıfından olduğu nazarı itibara alınırsa nispetin artırılması c ihetine gitmemek her halde daha doğru olac aktır”.000 lira masraf yapılmıştır (Başar.. odun kırdıran diye sokaklarda bağırarak dolaşırlar. Ancak pek ç ok mebus bu kararın kabul edilmesine şiddetle karşı ç ıkmıştır. Yavuz arkadaşımız. 19.100 dönüm yer ekerler dediler. yoğunu her şeyini alac ağımız bir sınıftır. odunun üzerine başını koyup yatan kimdir dediğimiz vakit.000. bacağında donu olmayan. Sözlerinin devamında bir başka önemli noktaya da temas eden Arukan. Bu adam ayağına bir don bulmuşsa niç in onu yine ç ıplak bırakmaya ç alışıyoruz? Devlet % 8 i % 10 yaptığı vakit yemin ederim ki daha noksan alac aktır” (TBMM ZC. Hakikat. Bizde öyle mıntıkalar vardır ki. yanında onlara o kadar acınmaz…” diyerek başladığı konuşmasına Maliye Vekiline hitaben devam etmiş ve şu sözleri sarf etmiştir: “Niç in artırıyorsun birader. erbabı namustan olan memurlara ac ımamak elden gelmez.100) dönüm arasında ekin eken kısım iç in kendi yiyeceği ve tohumundan gayri kalan nispet üzerine % 8 den % 10 a ç ıkarılmış olan bir verginin daha müessir daha kati tesirleri olacağı muhakkaktır.4.000 iken yapılan değişiklikle 1944 ve 1945 yıllarında bu rakam aşağılara ç ekilmiştir. işte bu vergi mevzuuna dâhil olan insanlardır.200.700. bu fukaraların bir kısmı sırtında bir balta.7. Bunların vergisini arttırmak doğru değildir”.1944:66). % 2 zam bazı arkadaşların nokta-i nazarına göre pek ehemmiyetli telâkki edilmiyor. 1944 yılında 11. ayağında ç arığı olmayan. ayağında çarığı. Daldal. çiftçilerin hepsi de öyledir ya. bu verginin hâsılatı gayri safiyeden alındığını belirtmiş bu durumda özellikle icarla arazi ekenlerin mağduriyetinin bir kat daha arttığına işaret etmiştir. bacağında donu. başka zamanlarda amelelikle temin ederler? İşte pekâlâ görüyoruz ki. bizde bizim çiftçiler 50 . senede anc ak 20 dönüm ekebilirler ve bunların ç ıkardığı mahsul kendisinin bir kaç aylık yemesine ancak kâfi gelir ve bunlar maişetlerini. 1945 yılında da 7. her şeyi tükettiğiniz vakit varını. insaf edin arkadaşlar. D. Arukan yapmıştır: “Bendeniz yalnız şunu söylemek isterim ki. Bunun da bilhassa. sana ne yaptı? Bu kaynak öyle bir mesnet öyle bir ihtiyat akçesidir ki. Eskişehir Mebusu Yavuz Abadan da konu ile ilgili görüşünü şöyle dile getirmiştir: “Küç ük çiftçi yani ekseriyet itibariyle (30 . Yavuz Abadan’ın yaptığı konuşmayı destekleyen bir başka konuşmayı ise Eskişehir Mebusu olan İ. Ankara Mebusu F. 1945/1946:103). fec i bir vaziyettedirler amma.9. Bunu huzurunuzda tebârüz ettirmek için buraya çıktım. en sert eleştiriyi yapan mebuslardan biri olmuştur: “ Toprak mahsulleri vergisinin % 8 den 10 çıkarılması köylü için bir felâkettir. üstüne örtec ek yorganı olmayanların. C. böyle değil- . üstüne örtecek yorganı olmayan.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 227 Gerçekten de 1943 yılında vergi toplamak için yapılan masraf 20. Emin Sazak bu isimlerden bir tanesidir: “Ben görüyorum ki bu hububat ekenler.000.

mahsul beyannameleri ile Vukuf Heyeti’nce yapılan tahmin raporlarını değerlendirmeye alarak kararını veren Tahmin Komisyonları. Bunu içimizde bilmeyen varsa ben yalan söylemiş olayım. fındık ve antepfıstığının 4553 sayılı yeni kanunda vergisinin nakden alınmasına karar verilmiştir. (Düstur.25: 296) .7. Diğer ürünlerin vergilendirilmesi aynen önc eki ka8 Her şehir. (Doğru sesleri) Bu % 2’nin bütçeye yapacağı 30 milyon tesire mukabil köylüye yapacağı tesir 300 milyondur. Esasen bir köylü ekmiş olduğu tohumuna karşı bire beş almaktadır.. sözlerinin devamında köylü üzerindeki bir başka yükün de ürettiği mahsulün mecburi mubayaa usulü ile satın alınması olduğunu hatırlatmış. Cilt. Mükellefiyet miktarına karşı anc ak mahallin en büyük mal memuru ile birlik namına mümessiller itiraz edebilme hakkına sahiptir. tamamıyla aksinedir. 4.228 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 dir. 22. Çünkü % 2 kendi malıdır. Bu durumda Tahmin Komisyonu mahsul miktarı hakkında karar vermek üzere bir başka hakem heyetini görevlendirerek mükellefiyet miktarını kesin olarak karara bağlamaktadır (Düstur. 4. bu usulün kaldırılması durumunda köylünün %10 ya da % 12 oranında vergi verebileceğine dikkat çekmiştir (TBMM ZC. kuru inc ir. Her birliğ i temsil içinde bir mümessil seçilmiştir.9.40 dönümdeki mahsulünden temin edecektir. Çünkü bir senelik emeğini ekmiş olduğu 30 . 4429 sayılı kanunda vergisi aynen alınac ak ürün grubuna giren kuru üzüm. Yeni kanun ile vergilerin toplanabilmesi için önc elikle vilayet ve kazalarda tahmin komisyonları oluşturulmuştur. 1944:169-172). 3. Yiyeceğini. 1944:181). C. Bu iyi senelerin vasati verimi böyledir. belirtilen bu dört ayrı rapor ve beyannameyi dikkate alarak olası bir yanlışlığa mahal vermeyerek en doğru vergi miktarını belirlemeyi amaçlamışlardır. Cilt. kasaba.9. Binâen-aleyh % 8 alındığı takdirde bile yine köylü % 10 veriyor demektir. 22. giyec eğini ve devlete vergisini ondan verecektir. Verginin miktarını belirlerken. Bu vergiyi 8 yerine 10 almak demek köylünün zaten taşıyamadığı yükü bir kat daha artırmak demektir” diyerek. Arz ederim bu alınacak olan 10 da iki beş vardır.. Bu heyetler biri memur ikisi ziraat erbabı olmak üzere üç kişiden oluşmuştur. Verginin % 10’dan % 8’e indirilmesi için Eskişehir Mebusu Emin Sazak ve arkadaşlarıyla Kırklareli Mebusu Zühtü Akın ile Konya Mebusu Şevki Ergun takrir sunmuşlar ise de yeterli çoğunluktan olumlu oy alamadıkları için bu takrirler dikkate alınmamış ve madde meclise sunulduğu şekliyle kanunlaşmıştır ( TBMM ZC. Oluşturulan bu komisyonların teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından Vukuf (bilirkişi) heyetleri atanmıştır. C. Maliyece yapılmış tetkik ve kontrolleri. 3. Tertip. Tertip. D. Vukuf Heyetleri tahmin komisyonlarınca kendilerine bildirilen istihsal yerlerine giderek her birliğin8 fiilen elde edebileceği mahsul miktarını tahmin ederek. konuya ilişkin görüşlerini ileri süren F.7. mükellefler tarafından yapılan beyanları. Tohumudur. Daldal. köy veya çiftlik bir birlik olarak de ğ erlendirilmiştir. D.25: 296-299). bunu bir rapor olarak Tahmin Komisyonuna sunmuşlardır.

gıdasını teşkil eden buğdayını.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 229 nunda olduğu şekilde devam ettirilmiştir. Kanuna göre mükellefler aynen ödemekle yükümlü oldukları vergileri Tahmin Komisyonları’nın belirttiği tarihlerde teslim yerlerine kendi vasıtaları ile getirerek teslim etmeleri uygun görülmüştür. vergi miktarını belirleyen memurların keyfi tutumlarından şikâyetçi olmuşlardır. Cilt 25: 300-301. Köylüler en ç ok. Köylü bu durumda vergisini ödeyebilmek için öküzünü. kısrağını. Cilt 25: 301-302). 1996: 102). Bunların düzenli sevki zamanında sağlanamadığı için yağışlar nedeniyle ç ürüdüğü dahi görülmüştür. hayvanların yemlerini hatta yarınının ihtiyac ını karşılayacak tohumunu bile veren köylünün bu vergiyi vermek durumunda bırakılmasının sakıncalarına değinilmiştir (Tasviri Efkâr. Bunun yanı sıra istihsal yerleri hakkında eksik beyanda bulunan mükelleflerin beyan haricinde kalan istihsal yerlerine düşen vergileri % 20’den % 50’ye çıkarılmıştır.316 itiraz dilekçesi verilmiş olup bu dilekçelerin 16. O döneme tanıklık edenler. Köye Doğru 1944:2). Kimi zaman rüşvet alarak vergi miktarını düşük belirleyebilen görevli memurların. bu mahsuller memleket dışına ç ıkarılırken gümrüklerde ihraç olunan miktar üzerinden tahakkuk ettirilerek ihrac atç ılardan nakden ve % 11 olarak alınacağı hususuna açıklık getirilmiştir (Düstur. Bu dönemde halk arasında açlıktan ölenler bile olmuştur (Karpat. kimi zamanda üreticinin tarlasında ürettiğinden fazlasını vergi miktarı olarak tespit ettiği görülmüştür9 . Daha bu kanunun kabulünden hemen sonra 9 Bu vergi dolayısıyla 24. 2009: 230-232). 28 Mayıs 1943). Aç lık nedeniyle küspe yemek durumunda kalanların olduğuna benzer anlatımlarda rastlanmaktadır (Kocabaş. fındık. (Ökte 1951:201) . silo yeterli olmadığı iç in istasyon civarlarında yol boylarına hububatların yığıldığı olmuştur. Antepfıstığı. Yeni kabul edilen kanunla yapılan değişikliklerden bir diğeri ise köy ambarlarına ürün teslim uygulamasına son verilmiş olmasıdır. tarlasını satılığa ç ıkarmak durumunda kalmıştır. Basında da sıklıkla bu konu işlenmiştir. tam bir hürmet ve teslimiyetle atını. Bunun yanı sıra toplanan buğdayların depo edilebileceği depo. 3. Tasviri Efkâr Gazetesi’nde yer alan konu ile ilgili bir yazıda. öküzünü. TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİNİN KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Halk arasında “Yeşil Ekin Vergisi” olarak da anılan bu vergi köylüyü zor durumda bıraktığı gibi uygulamasında da hatalar yapılması köylüleri ç ileden ç ıkarmıştır. diğer tarafta yanlış uygulamalarla değerlendirilemeyen hububat köylünün yönetime karşı büyük tepki göstermesine neden olmuştur.Tertip. Bir taraftan ekmek bulamayan halk. 3. arabasını.Tertip. bahar gelinc e köylülerin tarlalara koştuğunu ot toplayarak yemek yaptıklarını hatta buğdaylar daha olgunlaşmadan başaklarının ateşte pişirilip danelerinin yenmeye başladığını anlatmışlardır. kuru inc ir ve kuru üzüm mahsullerinin vergisi. Önceki kanunda kesinleştiği tarihi takip eden mali yıldan itibaren 5 sene zarfında tahsil edilmeyen vergilerin zaman aşımına uğrayacağı hükmü bu kanunda 3 yıla indirilmiştir (Düstur.816’sı vergi fazlalılığ ına aittir.

kanunun tatbikatına ait meselelerin hallindedir. Timur 2008:207). 1943 ile 1946 yılları arasında tahmin edilen rakamın anc ak % 73’üne karşılık gelen 233.130. (1974:352).9.. 1968: 239. diyec ek kadar şimdiden iç imizde ürpermelerin bulunduğunu söylemekte bir mahzur görmüyoruz” (Demirkan. .2 milyon ve 66. kanunun uygulanmasına yönelik kaygılarını şöyle dile getirmiştir: “Asıl korkumuz.9. üretimi azalan ve sadece geç imlik 10 Vergi geliri ile ilgili verilen rakamlar birbirinden farklılık arz etmektedir. işittiğimiz vaka’lardan o kadar yılmışızdır ki bunların bu sene de tekrar edilmemesi için elimizden gelse hayatımızı feda etmeye hazırız. 1982: 396-397).7. Önder ise bu verginin hazineye sa ğladığı gelirin 1943. iki sene evvel başlar” (TBMM ZC. 19.214 lira olarak belirtmiştir (1951:201).000 TL toplanabilmiştir (Başar. S avaş yıllarının bu olağanüstü koşullarından geniş halk yığınları fakir ve aç olarak ç ıkmışlardır. 16 Mayıs 1943) Ökte toplam geliri 229. 1944 ve 1945 yılları itibariyle 59.230 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S elahattin Demirkan olacakları görürc esine Köye Doğru dergisinde. tarzında. C. ”Tahsildar Baskısı ile Jandarma Dayağı” o günleri anlatmak iç in sıkç a kullanılan ibarelerden biridir (Cem. Toprak Mahsulleri Vergi hâsılatı 1943-1946 arasında hükümetin ve il özel idare bütç elerinin toplamının % 5 ile % 7’sini oluşturmuştur.7. 1989:151). Bu karşıtlık ç ok partili siyasi yaşama geçildikten sonra da etkisini sürdürmüştür (Tezel. 1982: 396-397. Boratav bu rakamın 192 milyon lira oldu ğ unu dile getirmiştir. Şener. 1943:3).6milyon. Zaten her kanunun en önemli tarafı tatbik işleri değil midir? Memur zihniyeti ile halk menfaati veyahut realitelerin mantıkı birbiri ile en fazla ve her vakit çarpıştığı memleketimizde. Hükümet tespit ettiği vergiyi toplayamadığı gibi savaş yıllarında uygulamaya koyduğu köylüye yönelik politikaları nedeniyle de kırsal kesimi karşısına almıştır. 2004: 90) 10 . Boratav 1984/85:46). Sadece 1943 yılı için 150 milyon liralık bir gelir elde edilmesi beklenmesine karşılık umulan miktara ula şılamamıştır (Vakit 16 Mayıs 1943. 47. 500.8 olarak ifade etmiştir (1988:120). Yerasimos. D.8 milyon lira oldu ğ unu bu vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki oranlarını ise sırasıyla % 7. 1945/1946: 100. 1989:311. Toprak Mahsulleri Vergisi ile 1943. O halde toprak mahsulleri vergisi cibayeti geçen seneden başlamaz daha bir.% 5. % 12. Anc ak ondan daha iki sene evvel doğrudan doğruya müstahsili c ebri satışa tabi tutmaklığımız ve cebri satış fiyatıyla piyasa fiyatı arasındaki farkın mevcudiyeti o günden itibaren müstahsilleri toprak mahsulleri vergisini ödemeğe zımnen icbar etmiş vaziyettedir.1944: 67). köylüden derlenmesi sırasında uğranılac ak bir takım mahalli zorlukların ortadan kaldırılması işlerinde. verginin cibayeti.4. geçen seneler zarfında gördüğümüz. Ancak toplanması beklenen % 10’luk gayri safi tarımsal üretimin ç ok altında bir orana ulaşılabilmiştir (Tezel. 1944 ve 1945 yıllarında toplam 319 milyon lira vergi gelirinin toplanması öngörülürken. S ivas Mebusu Abdurahman Naci Demirağ köylünün tepkisinin bu verginin ç ıkışından çok daha öncesine dayandığını şu sözleriyle dile getirir: “Toprak mahsulleri vergisi 4429 numaralı kanunla 1943 senesinde başlamıştır. Bu vergi uygulaması ile büyük ve küç ük ç iftç i arasındaki fark gözetilmemiş olduğu için. Seferberlik havasında geçen bu dönemde köylü savaş ekonomisinden yararlanmak şöyle dursun üzerine yüklenen bu ağırlığın altında ezilmiştir (S ertel.

Her ne şekilde olursa olsun tasfiyesine gidilmesi hiç bir suretle müspet bir sonuç vermeyec ek olan Toprak Mahsulleri Vergisi bakiyelerinin affedilmesi.5. 1944: 51). C.7. Anc ak Toprak Mahsulleri Vergisi’nin kaldırılması bir kısım köylüyü rahatlatmış olsa da.5. 18. Bu nedenle Seyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu ile Çorum Mebusu Nec det Yücer.5.. C. 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun kaldırılması iç in mec liste ilk görüşme 18 Ocak 1946 tarihinde yapılmıştır (TBMM ZC. hükümetler çeşitli önlemler almışlardır. kendi tespit ettiği fiyatlar üzerinden köylünün hububatını satın almaya başlamıştır.7.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 231 üretim yapan küç ük köylü bu verginin ağırlığını en çok hisseden kesim olmuştur (Boratav.8. S eyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu da köylünün kalan borc u ödeme durumunun olmadığını bu nedenle köylünün daha fazla ıstırap çekmemesi için böyle bir teklifte bulunduğunu ifade etmiştir. 1974:352. gerç ekten köylü ocaklarımızın takriben % 15 – 20’ si bu artıkları ödeyemeyec ekleri gibi ödeyebilmelerine de maddeten imkân mütalâa edilememektedir. D. Ancak ilerleyen zamanda.1946 tarihinde Toprak Mahsulleri Vergisi bakiyelerinin affedilmesi iç in verdiği teklifin gerekçesini şöyle açıklamıştır: “Yaptığım incelemeye göre. Hükümet bu kez karşı karşıya kaldığı iaşe sıkıntısını gidermek iç in. 23 Ocak 1946’da yapılan Meclis görüşmesinde ise kanun 1.1.1947: 74-76). D. Refik S aydam Hükümeti döneminde uygulamaya sokulan sıkı ekonomik tedbirler ile fiyatların yükselişi bir nebze olsun durdurulabilmiş iken S araç oğlu Hükümeti döne- . 1983:210). Verginin gayri safi hâsılattan alınıyor olması ile depremden zarar görenler dışındaki mükelleflerin asgari ihtiyaç larının dikkate alınmaması da en çok eleştirilen bir diğer husustur (Kuyuc ak. C..8. 21. Bu yüzden «Tahsili Emval Kanunu» gereğince haciz muamelesi tatbik olunmakta ve esasen yoksul ve muhtaç itibariyle borçlarını ödeyemeyen bu vatandaşların takip ve tazyik edilmesi ciddî güçlüklere sebebiyet vermektedir. en ç etin yurt hizmetlerine büyük feragatle koşan müstahsilimizi sevindirecek ve bahusus yoksul ve muhtaç köylü oc aklarını feraha kavuşturac aktır” (TBMM ZC.12.. SONUÇ II Dünya Savaşı yıllarının olağanüstü koşullarından ç ok etkilenmemek iç in. Keyder-Birtek. Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun Kaldırılması Hakkındaki Kanuna ek olarak kanun teklifinde bulunmuşlardır. 21 Mayıs 1947 tarihinde Mecliste yapılan görüşmede 302 kabul oyuyla Toprak Mahsulleri Vergisi’nin bakiyeleri de affedilmiştir (TBMM ZC. C. Çorum Milletvekili Nec det Yüc er 9.1946:91-92).. savaş koşullarının yarattığı ruh hali ile mallar stoklanmaya başlanmış bu da beraberinde karaborsayı getirmiştir. 23. D. D. Bu sorunun ç özümünde köylüden yardım istenmiş ve zirai seferberlik başlatılarak üretimin artırılmasına ç alışılmıştır. O dönemde özellikle büyük kentlerin ve ordunun iaşe ihtiyacının karşılanması ciddi sorun teşkil etmiştir.1946: 74-76).21.5. ödemek zorunda olduğu vergi borç ları bulunan köylülerin rahatsızlığı devam etmiştir. 21.21.1946 tarihinden geçerli olmak üzere kaldırılmıştır (TBMM ZC.1.1947:200-202).1..

Buna karşın. devletin uygulamaya koyduğu hububata el koyma politikası gereğince çok düşük rakamlara ürününü devlete teslim etmek durumunda bırakılmıştır. Vergi toplama işinin çok planlı programlı yürütülememesi. Çok partili siyasi yaşama geçilmesiyle birlikte. Bunun yanı sıra. geç imini temin edec ek kadar bile ürünü elinde kalmamıştır. Kısac ası. köylü Toprak Mahsulleri Vergisini tek başına değil. % 25 Kararı ile köylü üretime teşvik edilmek istenmiş ise de bu durum tamamıyla küçük ve orta köylünün aleyhine işlemiştir. büyük ve küçük çiftçi ayırt edilmeden yürürlüğe sokulan bu kanunun uygulanmasındaki hatalar köylüleri perişan etmiştir. ürününden olabildiğince yararlanılan köylü. 1944 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi’nde değişikliklere gidilerek 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu kabul edilmiştir. Büyük ç iftç i % 25 Kararı uyarınca ürettiği ürünün belli bir kısmını devlete teslim etmiş olsa da elinde pazara çıkarabileceği ürün kalmıştır. fiyatların inanılmaz derecede yükselmesine sebep olmuştur. Ancak. küç ük ve orta çiftçinin değil pazarda satac ağı ürün. Bu ortamda köylü ürettiği hububatı pazarda ç ok yüksek rakamlara satma olanağına sahip iken. işgücünden. öngörülen miktarda toplanamayan verginin önemli bir bölümünün de masraflara gitmesine sebep olmuştur. . savaş yıllarında kendisine uygulanan diğer politikalar ile beraber değerlendirmiştir. çok fazla görevli ile verginin toplanmasına ç alışılması. tahmin ve ölçme işleminde yapılan hatalar ile ürünlerin sevkiyatının düzenli olarak sağlanamaması gibi nedenlerle vergi toplama işinde başarılı olunamamıştır. Kalan mahsulü yüksek fiyatlarla satan büyük ç iftçi büyük paralar kazanma şansına sahip olmuştur.232 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 minde bu tedbirlerin esnek hale getirilmesi. Ancak bu kanunda özellikle vergi miktarında yapılan %2’lik artış büyük tepkilere neden olmuştur. Bu durumda ürün miktarını tahmin eden görevli memurların hatırı sayılır bir payı olduğunu söylemek sanırım yanlış olmayac aktır. omuzlarına yüklenen bu yükün ağırlığını uzun süre unutamayacaktır. Tüm bu aksaklıklardan hareketle. büyük oy potansiyeline sahip olan köylünün desteğini arkasına almak isteyen Demokrat Parti’nin de bu durumu sıklıkla Cumhuriyet Halk Partisi’ne hatırlattığı görülmüştür. Bu dönemde emeğinden. Bu koşullar altında 1943 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu ile köylü kesimi vergi ödemek durumunda bırakılmıştır.

Halil (1943a). -TBMM Zabıt Ceridesi. İçtima. 1943. Cilt 25. 27. -Resmi Gazete. Ayman Güler.1944). Resmi Yayınlar -Düstur. -Resmi Gazete. Cilt.7. İnikat (22. -TBMM Zabıt Ceridesi. 45. İçtima.1. -Başar. 5423.1.1940. Ankara. Davalarımız. Cilt. İnikat (18. Devre. Devre. 47. 7.3. İnikat (24. 27. -Çınar.1.1.1. “Köylerin Bugünkü İaşe Durumu”. -TBMM Zabıt Ceridesi.1944. -TBMM Zabıt Ceridesi. 5. Cilt.1.1944). 46 İnikat (21.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 233 KAYNAKÇA I. 100 Soruda Devletçilik. -Aytekin.1944). Cilt.1. İnikat (20. Suat (1945/1946).4. İnikat. 25.1940).6.1944). -Boratav. Devre. Devre.12. “1942: A’ dan Z’ ye Bozuk Devlet’in Yeniden Yapılanması Girişimlerinin Yükselişi ve Düşüşü”. İçtima. Devre. İnikat (26. C. Şevket Süreyya (1999).4. 48. 26. Yıl.1.1.1944).1. (18. Arşiv Belgeleri -Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi. Remzi Kitabevi. Devre 6. İkinci Adam 1938-1950. Cilt 24. İstanbul: Cem Yayınevi. 49. Korkut (1984/85). 8. Tayfun (2008). -TBMM Zabıt Ceridesi. İçtima. . Cilt. “Türk Varlık Vergisine Yeniden Bakış”. Yurt ve Dünya (36): 486-490. İsmail (1989). 33.4417. “Milli Korunma Kanunu Tatbikatı. 30. -Cem.1943).4. 9. -Başar.18. -Düstur. Devre. Cilt. 9.1944). İstanbul: Gerçek Yayınevi. İçtima. 3. Cilt. Açıklamalı Yönetim Zamandizini 1940-1949. Edward C (1984/85). Korkut (1974). İçtima. -Clark.5. -Boratav.7. -Resmi Gazete.1947). III.1946). Sayı. -TBMM Zabıt Ceridesi. “Toprak Mahsulleri Vergisi Kalkınca”. 9.5173. 8 1942. İnikat (21. II. Devre.4.1. Gazeteler -Akşam -Cumhuriyet -Son Posta -Tan -Tasviri Efkâr -Ulus -Vakit -Vatan IV.7.63. 9. Sayı.Yapıt (8): 44-51. İçtima. İnikat (4.4.7. “Savaş Yıllarının Bölüşüm Göstergeleri ve “Rantlar” Sorunu”. -TBMM Zabıt Ceridesi. Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi.1946). 1. Samet (1940).7. İstanbul: Arkadaş Basımevi. Cilt. -TBMM Zabıt Ceridesi. Ahmet Hamdi (1943). Cilt.7. 44 İnikat (19.1.7. 62. 9. Kitap ve Makaleler -Ağaoğlu. İçtima. “Köyde Geçim”. -Aydemir.4.2/ 99. İçtima. Sayı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası. 9. F. -TBMM Zabıt Ceridesi. Cilt. İçtima. Devre. -TBMM Zabıt Ceridesi.1. Devre. Yapıt (8): 29-43.7. Devre. İçtima 3.8. -TBMM Zabıt Ceridesi.2 (1-4): 88-107. 21. Ed. 5693. 10 (116): 405-408. Yurt ve Dünya C. İnikat (23. Cilt.IV Ziraat Sahasında”. 21. -Aytekin. -Resmi Gazete.7. 6. Siyasi İlimler. 28 4. Sayı.4 (33):352-355. Halil (1943b).

Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı. -Irmak. Suphi Rıza. Köye Doğru (83): 8-9. “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Tarım Politikası Arayışları”. -Doğukan. M. Ankara: Yurt Yayınları. Şevket (1988). Cemil (1996). “1923-1960 Döneminde Türkiye’de Tarım Faaliyetleri Üzerinden Alınan Vergiler”. İstanbul: Bayrak Yayıncılık.Yurt ve Dünya (20): 293-296. Yahya (1982). Hazım Atıf (1944). Ankara: Milli Eğitim Basımevi. -Öztürk. Abidin (2009). “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Devlet. -Şanda. Çağlar-Birtek. “Toprak Mahsulleri Vergisi”. İbrahim (2009/1). -Ökte. Taner (2008).(1943). Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi: 109-130. C. -Karpat.C.“Köye Doğru C. “Toprak Mahsulleri Vergisi”. “Toprak Mahsulleri Vergisi ve Hükümet Hisseleri”. Yoksulluk mu Çekiyor”. Kemal (1996). “Hangi Köylü Zenginleşiyor”. -İnci.3 (59): 4. Uluslar arası Sosyal Araştırmalar Dergisi. “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında İzmir'de Beslenme So- runu”. Erdoğan (2004/2005). -Kocabaş. Süleyman (2009). Tarımsal Yapılar ve Bölüşüm”. Köye Doğru C. “Köylüyle Kim Alay Ediyor”. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (7): 73-92. Ankara: Yurt Yayınları: 98-112. Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi.4 (94): 2 -Tökin.4(11): 145-158. -Sertel. Türk Devrimi ve Sonrası. -Pamuk. Faruk (1983). İstanbul: Belge Yayınları.Yurt ve Dünya (22-23): 369-372. Memleket (3): 72-73. Ankara: İmge Kitabevi. -Tekeli.3 (72): 3-4. Stefanos (1989). Varlık Vergisi Faciası. -Kesler. -Şener. Zekeriya (1968). İsmail Hüsrev (1943). Ankara: Yurt Yayınları: 113-133. Sefer (2004). -Keyder. -Önder. -Özkan. Türkiye’de Tarımsal Yapılar (1923-2000). Sadi (1942). Siyasi İlimler Mecmuası (157): 46-51. Selçuk-Temizer. -Koçak. Cumhuriyet Dönemi’nin İktisadi Tarihi 1923-1950. -Timur.234 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -Demirkan. İstanbul: Nebioğlu Yayınevi. İstanbul: Yaylacık Matbaası. C. “Köylü Zengin mi Oldu. Esat (1943). Köye Doğru. . Volume 2/9: 319-325. Türk Ekonomisi Yıl 1 (5): 155-159. Türkiye’de Tarımsal Yapılar (1923-2000). “Toprak Mahsulleri Vergisi”. Faik (1951). Türk Demokrasi Tarihi. Hüseyin Avni (1942a). C. -Kalkınan Türkiye (Rakamlarla 1923-1968). İstanbul: İletişim Yayınları. -Şanda. “Türkiye’de Devlet-Tarım İlişkileri 1923-1950”. “Cumhuriyet Döneminde Tarım Kesimine Uygulanan Vergi Politikası”. Selahattin (1943). -Yerasimos. -Kuyucak. -Toprak Mahsulleri Vergisinin Tatbikatına Ait Mühim Bir Tamim” (1944). Sait (1043).2. İstanbul: Afa Yayıncılık. Türkiye’de Milli Şef Dönemi (1938-1945). Toplumsal Tarih Çalışmaları. “Türkiye’de Fiyat Politikası”. (1969). Türk Ekonomisi Yıl 1 (1): 25-27. -Tezel. T. Dost Kitabevi: 191-220. İzzettin (1988). Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Karaborsacılık”. “II. Hüseyin Avni (1942b). İnönü Dönemi 1938-1950. Hatırladıklarım (1905-1950). “Köylü İçin Neler Diyorlar?”. Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye.

edu. we aimed to make determinations about the history of education. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 3 5 -2 50 Ye a r: 2 0 1 1 . Key Words Ilgın. we would like to examine the social and professional profiles of teachers in Ilgın in the first years of Turkish Republic. Issue : 5 Pa ge : 2 3 5 -2 50 CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA ILGIN’DA GÖREV YAP AN ÖĞRETMENLERİN SOSYAL VE MESLEKİ P ROFİLLERİ∗ Seyit TAŞER∗ Özet Araştırmada. Arş. Dr. Ok ul. his or her service. the education of teachers. mezun olduğu ve görev yaptığı okullar ile öğretmenlerin çeşitli kişisel bilgileri yer almaktadır. “ I. Among the factors examined . Öğretmen. sosyal ve mesleki profilleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. School..tr . mesleki ve kültürel durumlarına yer vermek suretiyle eğitim tarihine ilişkin tespitler yapılması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler Ilgın. With this research. For this various features of a certain number of teachers are researched. Selcuk Üniversitesi Ahmet Kele şo ğ lu Eğ itim Fakültesi İlkö ğ retim Bölümü. Konya iline bağlı Ilgın İlçesi’nde Cumhuriyet’in ilk yıllarında çeşitli okullarda görev yapan belirli sayıda öğretmenin çeşitli özellikleri incelenmiş olup. Gör. a variety of personal information regarding to teachers. Ulusal Ilgın Sempozyumu” nda (30 Haziran-2 Temuz 2010) bildiri olarak sunulmu ştur. İncelenen unsurlar arasında öğretmenlerin aldığı eğitim. Tea cher. the schools of graduating. At the same time our target to examine the status of education in Ilgın in current history. staser@selcuk. Profile ∗ ∗ Bu makale. Bu bilgiler ve ilçedeki öğretmenlerin sosyal. Aynı zamanda Ilgın’ın yakın tarihteki eğitim durumunun incelenmesi ve ortaya konulması amaçlanmıştır.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Profil THE SOCIAL AND PROFESSIONAL P ROFILES OF THE TEACHERS IN ILGIN IN THE FIRST YEARS OF THE REP UBLIC OF TURKEY ABSTRACT In our research.

eğitim tarihimizde öğretmen profili nasıldı. Konuyla ilgili. Bulgular Araştırmada bir merkezdeki çeşitli okullarda görev yapan öğretmenlerin sosyal profillerine ilişkin ilginç sonuç lara ulaşılmıştır. Konya Maarif Arşivi’nden gelen belgeler inc elendi.? • How was the financ ial status of teac hers? are the questions that are tried to be answered and by doing this it is aimed to indic ate teac her’s personal information and soc ial struc tures Method In our study we have approac hed the subjects with historical methods. dönemin ekonomik şartları dâhilinde maaşlarının yeterli seviyede sayılabilec eği anlaşılmıştır. diğer tarihi kaynaklar da inc elenmiştir. it is aimed to reveal details of the educ ation system in history from a c ertain viewpoint. öğretmenlerin maddi durumları ve imkânları ne durumda idi. Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda. genel kültür ve pedogojik formasyon olarak tasnif edilirken. P urpose In our researc h. Öğretmenlerin sahip olması gereken üç unsur alan bilgisi. Ilgın merkez ile köylerine ait okullardaki öğretmenlere ait bilgiler. among the teac hers working at the c enter of distric t in rec ent history. taşra merkezlerinde kadın eğitimc ilerin oranı nasıldı. • How was the teac her profile in rec ent history? • What kind of c hanges has happened rec ently in teac her’s profile? • What were the sources of teachers in the first years of Turkish republic? In whic h institutions teac hers were educ ated? • What was the ration or situation of women. öğretmenler hangi okullardan mezun olarak mesleğe başlamaktaydı. merkezle çevre arasındaki benzerlik ve farklılıkları da yansıtmaktadır. We reviewed the documentation that c ame to “Konya Bölge Yazma Eserler Kütüpha nesi (Konya Local Library of Manuscript Works)” from The Arc hive of Educ ation . İnc elenen belge ve bilgiler “Ilgın İlçesi Öğretmenlerine Ait Ka yıt Defteri” nde yer almaktadır. Öğretmenlerin ortalama olarak genç yaşta oldukları. gibi sorulara yanıt aranmıştır. bu profilde geç en zaman iç erisinde ne gibi değişiklikler ortaya ç ıktı.236 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Amaç Çalışmada. Yöntem Çalışmada tarihsel yöntemle konuya yaklaşıldı ve “Konya Bölge Yazma Eserler Kütüpha nesi” ne. birç oğunun evli ve ç oc uk sahibi olduğu. inc elenen öğretmenlerin özellikle kültürel aç ıdan kendilerini geliştirmiş oldukları görülmüştür.

s. 1998.137. s. it c an be said that teac hers have enough salaries. İstanbul. devotee qualific ations were agreed. .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 237 of Konya. 19281929 senelerinde Ilgın’da öğretmenlik yapan kişilere ait bilgileri ve kayıtları iç ermektedir. Ilgın kazası ile ilgili olarak “…Argıtha nı yakınından debisi yüksek bir a ka rsu geçiyor ve nehir kuzeydeki Ilgın Gölü’ne ka rışıyor” İfadesini kullandıktan sonra. çev. who served a c ertain period of time the first year in the republic were examined. İbn Bibi.223. günümüzde sıkç a uygulanan anket ç alışmalarının yakın tarihinde uygulanmış biç imi gibi düşünülebilir. sıc ak kükürtlü su kaynakları ve iç inde banyoların yer aldığı S elç uklu yapısı olan eski binadan söz eder2 .28. Nakışlar Yayınevi. Eserde. When the ec onomic c onditions of time are c onsidered. Ilgın Osmanlı Devleti döneminde de önemini muhafaza etmiştir. İstanbul.29. 2-general c ulture 3-formation). Osman Turan. 274. Findings and Interpretations In our researc h we reac hed interesting findings about the soc ial and professional profiles of teachers. Ilgın tarihte ve özellikle S elç uklular zamanında konumu itibariyle önem taşıyan ve Selçuklular zamanında Haç lı S avaşları gibi önemli tarihi hadiselerin yaşandığı bir yerleşim birimidir1 .M. In our researc h the records kept about teac hers. 1941. evaluated under the various headings. The informations on teac hers reflec t the differenc es and similarities between in c entral and village sc hools of Ilgın. Selçuklular Zamanında Türkiye . Bu inc eleme. The doc uments reviewed are loc ated at “The Tea chers’ Registry of Ilgın”. Ankara. muallimlerin farklı yönlerini bizlere yansıt1 2 Selçuklular döneminde Ilgın’a ait bilgiler için bk. Most of them are young. Çev. Uzluk Basımevi. Anadolu Selçukî Devleti Tarihi (Farsça Muhtasar Selçuknâmesinden). married and have c hildren. today.Nuri Gençosman. 25 percent of the teac hers who work in distric ts are female.(teachers must have three elements: 1-area information. By c onsidering the need for teac hers. GİRİŞ Ilgın Kazası. s. Ilgın’dan da bahseder. According to the results of various researches. Friedrich Sarre. S eyyah Friedric h S arre 1895 senesinde Anadolu’da yaptığı gezilere ilişkin yazdığı eserde. Çalışmanın Ilgın ve ç evresindeki ilk mektepleri kapsamakta olup. Elde edilen belgelerde yer alan ve muallimlere yöneltilen sorular ile bu sorulara verilen c evaplar ayrıntılı bilgiler ihtiva etmekte olup.230. 1984. One of them is about c ultural improvements of teac hers. S arre. Küçükasya Seyahati( 1895 Yazı). Ilgın’ın bu doğal zenginlikleri ve tarihteki önemine kısac a değinildikten sonra asıl konu olan eğitime geç ebiliriz. Osmanlı Devleti idari bölünüşünde Konya vilayetine bağlı bir merkez olarak bilinmektedir.296 . Haçlı Seferleri ve Ilgın hakkında bk. teac hers are not developing themselves for cultural and soc ial respects. Results were classified. Dârâ Çolako ğ lu.

Yıl İlköğretim Okulu 75. . D. ç eşitli branşlardaki öğretmenler farklı özellikleri bakımından inc elenmektedir. Bu ç alışmanın tarihe uyarlanmış biç iminde elbette ki soruları biz hazırlayamıyoruz.06. I. s.No (Defter Numarası): 75. Bunlar tablo şeklinde aşağıda sunulmuştur. Meşrutiyet döneminde bir Rüşdiye Mektebi bulunmaktadır4 . Tablo 1. Fakat o dönemde öğretmenlere yöneltilmiş sorular. Günümüzde 25 ilköğretim okulu ile hizmet veren Ilgın’da. Konya Bölge Yazma Eserler Kütphanesi (BYEK). Bunun dışında 1925 senesinde mevc ut okulların isimleri şu şekildedir: 3 4 www.2010. yakın tarihimizde ne kadar eğitim kurumu olduğunu tarihi kayıtlardan öğrenebilmekteyiz. Ilgın’da II.tr/baglantilar/okullar/13. yakın tarihimizdeki eğitimc ilerin. farklı niteliklerini göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Konya Darülmuallimat İmtihan Cetveli. Yıl İlköğretim Okulu Ilgın Sadık İlköğretim Okulu Ilgın Şehit Mustafa Deniz Kağnıcı İlköğretim Okulu Ilgın Yukarıçiğil Şehit Asker Seyit Ali Gür İlköğretim Okulu 100.39.Ilgın’da Cumhuriyet’in İlk Yıllarında ve Günümüzde İlköğretim Okulları Günümüzde Ilgın İlç esi’nde eğitim veren ilk öğretim okullarının isim ve sayılarına ilişkin bilgilerlere yer verdikten sonra Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ilgın İlç esi’ndeki okulların isimleri ve sayısı tarihteki şekliyle bu bölümde ortaya konulmuştur. Yıl İlköğretim Okulu Bu okullardan 10’u merkezde eğitim verirken.gov. Buna göre.238 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 maktadır.meb. Ilgın’da Günümüzdeki İlköğretim Okulları3 Argıthanı Atatürk İlköğretim Okulu Argıthanı Cumhuriyet İlköğretim Okulu Aşağıçiğil Kazım Karabekir İlköğretim Okulu Aşağıçiğil İlköğretim Okulu Ilgın Atatürk İlköğretim Okulu Ilgın Balkı Mehmet Ali Ak İlköğretim Okulu Ilgın Büyükoba Köyü İsmail Mertoğlu İlköğretim Okulu Ilgın Cumhuriyet İlköğretim Okulu Çavuşçugöl Atatürk İlköğretim Okulu Gedikören İlköğretim Okulu Gökçeyurt İlköğretim Okulu Ilgın Halil Özkan İlköğretim Okulu Ilgın Ağalar Murat Doğru İlköğretim Okulu Ilgın Ziya Mert İlköğretim Okulu Ilgın İnöünü İlköğretim Okulu Kapaklı İlköğretim Okulu Mahmuthisar İlköğretim okulu Ilgın Milli Egemenlik İlköğretim Okulu Orhaniye 125. Günümüzde anket ç alışmaları ile. diğerleri köy ve kasabalarda eğitim faaliyetlerini sürdürmektedirler. günümüzde Ilgın’da yirmi beş ilköğretim okulu eğitim vermektedir.

Bir başka kayıtta Ilgın’daki okulların isimlerine ilişkin bilgiler şu şekildedir: Ilgın Kemal Bey Kız Mektebi. Yaşları ve Memleketleri Çeşitli mekteplerde görev yaparak Ilgın merkez.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 239 Merkez İlk Erkek Mektebi. Kembos köyü “ Gökçeyurt” olarak isimlendirilmiştir. Bulcuk. Mahmuthisar Tekke Köyü Mektebi. nahiye ve köylerinde vazifeye başlayan ve burada vazifelerine devam eden öğretmenlerin doğum tarihleri ve doğum yerlerine ilişkin bilgiler aşağıda tablo halinde gösterilmiştir. Argıthanı Nahiyesi ilk mektebindeki iki öğretmen ve diğer karyelerdeki birer öğretmen olmak üzere toplam on sekiz eğitimc inin kayıtları inc elenmiştir. Çiğil. Çavuşç u Köyü Mektebi. Çiftlikler ve Bulc uk Köyü Mektebi. Bu mekteplere merkez erkek mektebi de eklendiği zaman toplam on dokuz mektebin eğitim verdiği anlaşılır. Çiğil Mektebi. s. Balkı Köyü Mektebi. Argıthanı İnas (Kız) Mektebi. Muallimlerin İsimleri. Çiftlikler ve Mahmuthisar Tekke Köyü5 Mektebi. İnc elediğimiz okullar şu şekildedir: -Ilgın Merkez Erkek Mektebi -Ilgın Merkez Kız Mektebi -Ilgın Aşağıç iğil Köyü Mektebi -Ilgın Mahmuthisar ve Tekke Köyü Mektebi -Ilgın Burhaniye Köyü Mektebi -Ilgın Osmaniye Köyü Mektebi -Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi -Ilgın Geç id Köyü Mektebi -Ilgın Çavuşç u Köyü Mektebi -Ilgın Bulc uk Köyü Mektebi -Ilgın Yen-diğin Köyü Mektebi -Ilgın Ru’ûs (Başköy) Köyü Mektebi Bu okullardan Ilgın Merkez Mektebi’nde görev yapan beş öğretmen.NO:6. II. görev yapan öğretmenlerin kayıtları inc elenmiştir. 5 6 7 8 Mahmuthisar Tekke Köyü günümüzde ve yarım asırdır “ Beykonak” olarak bilinmektedir. Argıthanı Nahiyesi Mektebi.NO:10. D. Orhaniye Mektebi. Dolayısıyla on altı ilkokulun olduğu görülmektedir. Ilgın Kazası İlk Mektepleri Muallim ve Muallimelerinin Kayıtlarına Mahsus Sicil Defteri . Balkı Mektebi.1. Çavuşçu Köyü Mektebi. Sebiller.1. Osmaniye Nahiyesi Mektebi. Kembos. Osmaniye Mektebi. Ru’ûs Köyü Mektebi. Yen-diğin Köyü Mektebi. Merkez İlk Kız Mektebi. D. Geçid Köyü Mektebi. BYEK. Burhaniye ve Ayaslar Köyleri Mektepleri6 . Çalışmamızda bu okullardan bir ç oğunda. BYEK. Kız Mektebi’nde vazife yapan iki öğretmen. Burhaniye Köyü Mektebi. Kembos 7 ve Ayaslar köyleri mektepleri8 . İhsaniye. . Ru’ûs Köyü Mektebi. Argıthanı Zikür (Erkek) Mektebi.s. Ilgın Kazasının 1341 Sene-i Martından İtibaren İlk Mekteplerin Muallimleri Kaydına Mahsus Defter.. Belekler Köyü Mektebi.

. Ilgın Geçid Karyesi Mektebi.NO: 1. Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . Buna göre.Ilgın Merkez Kız Mektebi. s. en yaşlısı 52 yaşındadır. Öğretmenlerin genç yaşta oldukları ifade edilebilir. Ilgın Mahmuthisar Mektebi Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi. Öğretmenlerden dördünün ise bayan olduğu görülmektedir. öğretmenlerin yaş ortalaması ve memleketlerine ilişkin verileri yansıtmakta ve bu veriler istatistikî bulgulara ulaşmamıza yardımc ı olmaktadır. 9 “ Ilgın Merkez Erkek Mektebi. Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimlerine Ait Kayıtlar” . Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Ilgın’da Görev Yapan Öğretmenlerin Kişisel Bilgileri9 Okulun Adı Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez Kız Mektebi Ilgın Merkez Kız Mektebi Ilgın Burhaniye Köyü İlk Mektebi Ilgın Osmaniye Köyü Mektebi Ilgın Argıthanı Nahiyesi İlk Mektebi Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Ilgın Geçid Köyü Muallimi Ilgın Çavuşçu Köyü Mektebi Ilgın Bulcuk Köyü Mektebi Ilgın Mahmuthisar ve Tekke Köyü Mektebi Ilgın Aşağıçiğil Köyü Mektebi Ilgın Yen-diğin Köyü Mektebi Ilgın Ru’ûs Köyü Mektebi Öğretmenin İsmi Ahmed Şakir Bey Nefise Hanım Naciye Hanım Memduh Bey Muallim Vekili Kezban Hanım Hayri Bey Vesile Hanım Rüşdü Bey Halil Hilmi Bey Hüseyin Cavid Bey Abdülgaffar Bey Mustafa Fahri Bey Mehmet Emin Bey Ahmet İhsan Bey Recep Efendi Doğum Tarihi 1890 1892 1907 1901 1911 1896 1901 1902 1887 1894 1876 1897 1901 1906 1900 Doğum Yeri Niğde Ilgın (Karakarye) Mersin Konya Ilgın İstanbul Konya Ilgın Ilgın Ilgın (Bulcuk) Hadim Ilgın Şarkikaraağaç Akşehir Konya Babasının İsmi Mustafa Efendi Hasan Efendi Hacı Şükrü Bey Yusuf Ziya Efendi Mehmet Efendi Mehmet Fuat Efendi Abdullah Efendi Mevlüd Ağa Seyid Efendi Ahmed Efendi Abdülcelil Ağa Yakup Efendi Mehmet Tahir Efendi İsmail Bahri Efendi Hasan Efendi Mustafa Nazmi Efendi Osman Bey İbrahim Bey 1894 1899 1889 Ilgın (Bulcuk) Kafkasya Konya Hüseyin Efendi Ali Efendi Said Efendi Bulgu ve Yorumlar Ilgın’da yakın tarihimizde görev yapan öğretmenlere ilişkin yukarıda yer verilen bilgiler. Ilgın Aşa ğ ıçiğ il Mektebi. incelediğimiz on sekiz öğretmenin yaş ortalaması 31’dir.2-20. D. Ilgın Çavu şçu Karyesi Mektebi. Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi.240 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo 2. Öğretmenlerin en genci 18. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi. Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi.

keman çalar Biraz Biçki. önemli bir kısmının Konya ve çevresinden olduğu görülmektedir. . Ilgın’da Görev Yapan Öğretmenlerin Sosyal ve Ekonomik Durumu Bu bölümde. Tablo 3.-İki çocuğu vardır. evli ve ç oc uk sahibi olup olmadıkları ile ilgili olarak öğretmenlere yöneltilen sorular yer almaktadır. Bunlarında yedisinin memleketi ise Ilgın’dır. Bekârdır Yoktur Kiradır 1500 - Muktedirdir Kağıt. İstanbul ve Isparta Ş arkikaraağaç ’tan bir öğretmen vardır. Karakalem ile resim yaparım Mukavva ve sair işler. keman çalar. Niğde. işlerinde Evli (1927)Çocuğu yok Evli (1909)İki çocuğu var. dikiş ve el işleri Evli-1922.Bir çocuğu var Yoktur Kiradır 1758 Ud. Biraz Muktedirdir. nakış Evli-1922-İki çocuğu var Yoktur Kiradır 800 - - - Evli-1920Dört çocuğu var. Yoktur Kiradır 1500 Lisanen Biraz Terzilik. Yoktur Kiradır 1620 Vakıf değildir Mektepte yapılan resimleri yapar Mektepte yapılan el işlerini yapar Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . Bu sorular ile öğretmenlerin verdiği cevaplar aşağıda tablo halinde gösterilmiştir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 241 Öğretmenlerin doğum yerlerine baktığımız zaman.No:1. Yoktur Kiradır 1500 Ud. oturdukları evin kira mı yoksa kendilerine ait mi olduğu. Yoktur Kiradır 1950 Şarkı okurum alet çalamam. Ilgın’da Cumhuriyet’in ilk yıllarında ç eşitli mekteplerde görev alan öğretmenlerin. nakış ve kağıt işleri Bekâr Yoktur Kiradır 750 - Biraz Kağıt. Şahsına Ait Emlak ve mal varlığı var mıdır? Oturduğu ev kendisinin midir? Hangi el işlerinde mahareti vardır? Okul ve Öğretmenlerin İsimleri Evli Olup Olmadığı ve Çocuk Sayısı Maaşı (kuruş) Musikiye vakıf mıdır? Resim yapmaya muktedir midir? Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimi Ahmed Şakir Bey Ilgın Merkez Mektebi Muallimi Memduh Bey Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Naciye Hanım Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Nefise Hanım Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimi Muallimi Vekili Kezban Hanım Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Vesile Hanım Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Hayri Bey Ilgın Aşağıçiğil Karyesi Mektebi Muallimi Mustafa Nazmi Efendi 10 Eşi vefat etmiştir. Mersin. D. III. Diğer on üç öğretmen Konyalıdır. BYEK. dikiş. Kafkasyalı bir öğretmenin de Ilgın’da görev yaptığı anlaşılır. kendilerine ait emlak veya menkûl varlığı. maaşları. Ilgın İlk Mekteplerindeki Öğretmenlerin Sosyal ve Ekonomik Durumları10 .

Yoktur Kiralıktır 1500 Biraz şarkı okurum Biraz muktedirdir Karakalem ile resim yaparım Konya’da bir evi vardır.242 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ilgın Mahmuthisar Mektebi Muallimi Recep Efendi Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimi Ahmet İhsan Bey Ilgın Çavuşçu Karyesi Mektebi Muallimi Mehmet Emin Bey Ilgın Geçid Karyesi Muallimi Mustafa Fahri Bey Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mekteb i Baş Muallimi Abdülgaffar Bey Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mekteb i Muallimi Hüseyin Cavid Bey Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi Muallimi Halil Hilmi Bey Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi Rüşdü Bey Ilgın Yen-diğin Karyesi Mektebi Muallimi Osman Bey Ilgın Ru’ûs Köy ü Mektebi Muallimi İbrahim Bey Değildir Yoktur Kiradır 1500 Nota üzerine ud çalar Piyano. Evli-1924-İki Yoktur Kiradır 1500 Biraz ud çalar Resim işleri oldukça yapar Evli-1921. Tablodan anlaşılac ağı üzere.72 1927 Senesi Ekmek: 15.Altı çocuğu var Yoktur Kiradır 1950 Keman. Kalan dört öğretmenden biri evli iken eşi vefat etmiştir. s. marangoz işlerinde mahareti vardır. Yoktur Kiralıktır 800 Değildir Oldukça Mukavva.. Öğretmenlerin ekonomik durumlarına baktığımız zaman11 . ud. on sekiz öğretmenden on dördü evlidir. marangozluk ve el işleri Evli-1910-2 çocuğu var Yoktur Kiralıktır 920 Vardır - Evli-1924. “ Birinci Dünya Sava şı’nda ve Atatürk Döneminde Fiyatlar ve Gelirler” . Sayı:7. 1928 Yılında Kişi Ba şına dü şen gayri safi yurt içi hâsıla 118 Lira.86 kuru ş Şeker: 44.İki çocuğu vardır Yoktur Kiradır 1758 - Muktedirdir Evli. el işleri Kağıt kesmek.59-85 . Buna göre öğretmenlerin yaş ortalaması düşük olsa dahi evlenme oranı yüksektir. gıda ürünleri ve altın fiyatlarına bakmamız veya gayri safi milli hasıladan kişi ba şına dü şen yıllık gelir miktarını incelememiz gerekebilir.İki çocuğu var.83 bk. bir öğretmen hariç hiç birinin kendilerine ait bir menkul veya gayr-ı menkulünün olmadığı 11 Cumhuriyet döneminde ö ğ retmenlerin maa şlarının genel ekonomik göstergeler bazında ve konjeüktürel yapı içerisindeki durumunun nasıl oldu ğ una ilişkin genel bir kanaat olu şturabilmesi bakımından. Atatürk Ara ştırma Merkezi Dergisi . piyano çalar Fotoğrafçılık Marangozlukta Evli-1913.3 çocuğu var Yoktur Kiradır 1620 İlk mekteplerde okumuş Lisanen vakıftır alet çalamaz Vâkıftır Kağıt. s.s. kutu yapmak gibi Toprak. Feridun Ergin.46 kuru ş Pirinç: 42. üç ü de bekârdır. kağıt işleri Evlidir (1927) Evlidir (1911)-Üç çocuğu vardır. Evli olan öğretmenlerin ortalama ç oc uk sayısı 3 c ivarındadır. Bir parça tahta ve kağıt işlerinde Evli-1926Çocuğu yoktur Yoktur Kiradır 800 Muktedirdir. keman çalar İlk mekteplere ait resim yapar İlk mekteplere ait el işlerini yapar Terzilikte ve bazı el işlerinde mahareti vardır Toprak işlerinde. s. Kiralıktır 1950 Biraz vakıf Öğretmenlerin sosyal durumlarına ilişkin sorular evli olup olmadıkları ile ilgili olup. Cilt:III. Kasım 1986.42 kuru ş idi.74 Altın Fiyatı: 830 kuru ş idi.

bazılarının ehliyetname alması öğretmenliğe devam edebilmesi iç in yeterli görünüyordu ve mevcut öğretmenler öğretmenliğe devam edebilmek iç in ehliyetname almak amac ıyla muallim mektebinde sınava girmekteydi. Zira öğretmenlerin birç oğu herhangi bir müzik aleti ç alabilmekte. 1923 ve 1924 yıllarından beri. piyano gibi müzik aletlerinden en azından birini on sekiz öğretmenden altısı kullanabilmektedir. IV.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 243 görülmektedir. Bayan öğretmenlerin ise biçki. kişi ba şına dü şen yıllık gelir ortalamasının iki katı idi. Bunlardan bazısı kesin olarak muktedir olduğunu ifade ederken bazısı da biraz kabiliyetli olduğunu söylemektedir. Ilgın’da Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde görevlerini Bu rakamlar incelendiğ inde Cumhuriyet’in ilk yıllarında 1. Muallim ihtiyac ı da göz önüne alındığı zaman. Bu rakam 1929 senesinde 1. yani on veya on beş senedir ve hatta yirmi senesidir Ilgın’da. Öğretmenlerin hangi el işlerine maharetlerinin olduğuna ilişkin yöneltilen suale verilen c evaplarda. Öğretmenlerden birinin ise fotoğrafç ılığa ilgisinin olduğu görülür. Bunun yanında öğretmenlerden marangozlukta. Bilindiği üzere gerek Osmanlı Devleti’nin son yıllarında gerekse Cumhuriyet’in ilk yıllarında muallimlik yapabilmek iç in şehadetname veya ehliyetnameye sahip olmak gerekli idi. Ud. 1919. Öğretmenlerin kabiliyetlerine ilişkin sorulara verdikleri c evapları ilginç bulmaktayız. dikiş ve nakış gibi el işlerine ilgilerinin olduğu gözlenmektedir. Çalınan müzik aletleri de oldukç a ilginç tir. günümüzdeki gibi mesken bulmanın kolay olmaması göz önüne alınmalıdır. Fakat bu duruma istinaden.800 kuru ş oldu ğ u anla şılır. 1918.950 kuru ş maa ş alan bir ö ğ retmenin bu ürünlerden ne kadar alabilece ğ i hesap edilebilir ve günümüzle kıyas edilebilir. Bu bölümde öğretmenlerin. Fakat ö ğ retmenin yıllık gelirinin. Öğretmenlerin tamamı resim yapmaya muktedir olduklarını belirtmişlerdir. öğretmenlerin maaşlarının az olduğunu söylemek zordur Öğretmenlerin genç yaşta olmaları nedeniyle mal. .400 kuru ştur.950×12 =23. Bunun yanı sıra dört öğretmen şarkı söyleyebildiklerini ifade etmişlerdir. keman. Ilgın’da Görev Alan Öğretmenlerin Mesleki Durumları Ilgın’da görev yapmış öğretmenlerin büyük bir kısmı 1927’de bu kazada göreve başlamıştır. Bu nedenle bazı öğretmenler öğretmen okulunu bitirip şehadetname almaktaydı. mülk edinememeleri de söz konusu olabilir. görevine devam edenler de bulunmaktadır. kağıt ve mukavva işleri ön planda yer almaktadır. Öğretmenlerin resim yapabilmeleri konusunda verdikleri yanıtlar da ilginç tir. Bunun yanında 1909. toprak ve tahta işleri ile terzilikte mahareti olanlar vardır. 1928 senesinde kişi ba şına dü şen ortalama yıllık gelirin 118 ×100 =11. gayri safi milli hâsıladan kişi ba şına dü şen miktardan hayli yüksek oldu ğ u görülür. ç almasını bilmeyenler ise en azından sözlü olarak müzik ic ra edebilmektedirler. Dolayısıyla bir ö ğ retmenin yıllık geliri. Öğretmenlerin tamamı kiraladıkları bir meskende oturmaktadır. Ayrıca.

1913 Katl maddesinden dolayı işten el çektirilmiştir. ihtiyat mülazım -ı sâni.Ferit Develio ğ lu. Kendisi muallimlik etmeye salâhiyyetdar13 eden vesika hangisidir? Tarih v e derecesi? Yürüttüğü Vazifeler Açıklama Göreve Başlama Tarihi Ilgın Merkez Erkek Mektebi Muallimi Ahmed Şakir Bey Niğde İlk Erkek Mektebinde eğitim görmüştür. Türk Tarih Kurumu. Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Öğretmenlerin İlmi ve Mesleki Durumları (Ilgın) 12 Okulun ve Öğretmenin İsmi İlk Tahsilini Nerede Yapmıştır? Orta tahsilini nerede yapmıştır? Tamamlamadı ise hangi sınıfa kadar okumuştur? Sahip olduğu şahadetnamenin tarih ve derecesi? Niğde Vilayeti Muallim Mektebini tamamlamışitır. Ilgın Merkez Mektebi Muallim Vekili 1925 1919 Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Vesile Hanım Ehliyetnamelidir1920 Ilgın Namık Kemal Mektebi Muallimliği. s. Mübahat S. hangi belge ile bu görevi ifa ettiklerine yer verilmiştir. 1924 Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Nefise Hanım Adapazarı Rüşdiyesinde Tahsil Görmüştür. 1921 Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Naciye Hanım Konya’da Muavinlik ehliyetnamesi-1924Meslek şehadetnamesi 1927 Ereğli Kız Mektebi ‘nde. İnsuyu Karyesi ve Kadınhanı:’nda ve Ilgın Merkez Mektebi’nde görev yapmıştır. Aliyyülâla dır. 2003. Bk. BYEK. 916. Muavinlik Ehliyetnamesidir-1925 Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimesi Vekili Kezban Hanım Ilgın Kazası İlk Kız Mektebinde Tahsil Görmüştür. Konya’da Konya Kız Muallim Mektebi İkinci Sınıfından Tasdiknamelidir Kız Muallim Mektebi Tasdiknamesidir Konya Merkez Ana Mektebi Muallimliği. Ana Mektebi Muallim Vekili. D.No:1. Konya Rüşdiye Mektebi Muallimli- 1918 12 13 14 Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . “ ibtidâ-i dâhil” ve “ sahn” olarak de ğ iştirilmiştir. 1901 Lise’nin İbtidai kısmından Niğde Muallim 1926 Vilayeti Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Muallimi Memduh Bey Mülga (Kapatılmış olan) Dârü’l-hilâfeti’laliyye Medresesinde Mülga Dârü’lhilâfeti’l-aliyye Medresesi Sahn Kısmından 14 Muallimlik. İhtiyat zabıt namzetliği. Ankara. XX. Ilgın Kazası Merkez İlk Mektebi Muallim Muavini olarak görev yaptı. Aydın Kitabevi. Ilgın Merkez Mektebi Karye Muallimliği. s.244 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 sürdürmekte iken.19 . Tablo 4. Kadınhanı’nda Muallimlik. 2000. Ayrıc a mezun oldukları okullar ile hangi mekteplerde görev aldıkları veya ne tür memuriyetleri yürüttükleri sorularına öğretmenlerin verdikleri c evaplar tablo halinde aşağıda gösterilmiştir. Kütüko ğ lu. Konya Merkez mektebinde. Ankara. Asra Eri şen İstanbul Medreselesi . Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. Beyşehir’de ve Ilgın Merkez Mektebi’nde çalışmıştır. Salâhiyyet-dâr: Yetkili bk. Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye Medresesi’nin tâli ve âli kısımlarının adları 1917’de “ ibtidâ-i hâric” .22-111929 İstifası vekaleti celilemizce 10-1929 tarihli tahkikatla kabul edilmiştir. ihtiyat zabıt vekilliği. Derecesi.

1926 Konya Sanayi Mektebini tamamlamıştır. Ilgın Argıthanı Nahiyesi Baş Muallimliği yapmıştır. Akşehir Karaağa Karyesi Muallimliğini Akşehir Azarı Karyesi Muallimliğini ve Ilgın Geçid Karyesi Muallimliğini yürütmüştür. Ilgın Merkez Mektebi Muallim Muavinliği Vekaleti. sınıfından mezundur. Ilgın Orman Muhafaza Memurluğu Ilgın Bulcuk Karyesi Muallimliği. Ilgın Mahmuthisar Karyesi Muallimliği 1925 Ilgın Aşağıçiğil Karyesi Mektebi Mektebi Muallimi Mustafa Nazmi Efendi Bulcuk karyesi mekteb-i ibtidâiyesinde ve Ilgın rüşdiyesinde Konya Erkek Muallim Mektebinde 1. Burhaniye. Karaman İdadisi Muallimliği. Ilgın Merkez Mustafa Bey Mektebi Muallimliğini. Muvakkat ehliyetname 1923 1920 Ilgın Mahmuthisar Mektebi Muallimi Recep Efendi Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimi Ahmet İhsan Bey Konya Mecidiye İlk Mektebinde Niğde Sultanisinde ve Akşehir İdadisinde tahsil görmüştür. Ilgın 1925 Ilgın Geçid Karyesi Muallimi Mustafa Fahri Bey Ilgın rüşdiyesinde Ehliyetnamelidir. Ereğli Osmaniye Merkez Mektebi Muallimliği. Şarkikaraağaç Mekteb-i İbtidaisi ve Rüşdiyesi İstanbul İmam Hatip Mektebi İstanbul İmam Hatib Mektebi Şehadetnamesi 1926 Sanayi Mektebi Şehadetnamelidir 1924 Aliyyülâladır. sınıftan terk ederek askere gitmiştir. Ilgın Merkez Kız Mektebi. Osmaniye Karyeleri. 1340 – Derecesi Aliyyülâla Ilgın Bulcuk Karyesi Muallimliği 1924 Ilgın Çavuşçu Karyesi Mektebi Muallimi Mehmet Emin Bey Dârü’l-hilâfeti’laliyye Medresesi 4. Ilgın Balkı Karyesi Muallimliği. Karaman Merkez Kız Mektebi. Karaman Kız Mektebi Muallimliği. Argıthanı Nahiyesi ve Aşağıçiğil Karyelerinde Muallimlik yapmıştır. ve 2. Ilgın Osmaniye Mektebi Muallimliği. Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Hayri Bey İstanbul Rehber-i Tahsil Mektebinde Talimgâh Ehliyetnamesi bulunamadığından kaydı silinmiştir.Ilgın Argıthanı Muallimliği yapmıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 245 ği. 1921 1915 Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Baş Muallimi Abdülgaffar Bey İbtidai Mektebinde Muallimlik şehadetnamesi-1910 1909 Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Muallimi Hüseyin Cavid Bey Bulcuk Karyesi İlk Mektebinde Ehliyetnamelidir 1925 1923 Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi Muallimi Halil Hilmi Bey Ilgın Mekteb-i Rüşdiyesinde Ehliyetnamelidir 1914 1914 . Ehliyetnamelidir 1927 Kütahya’da Muallim Vekilliği ve Ilg ın Çavuşçu Karyesi Muallimliği yapmıştır. Ilgın Yukarıçiğil. Ilgın Merkez Erkek Mektebi’nde görev yaptı.

Öğretmenlerden orta tahsil gören sayısı ise sekizdir. Öğretmenlik yapabilme yetkisini talimgâha giderek aldığını ifade eden öğretmenin ehliyetnamesi olmadığından öğretmenlikten alındığı anlaşılır. idadiye gibi mekteplerin iptidai kısımlarında tamamlamışlardır.İhtiyat Zabıt Vekilliği. Rüşdiye ve Âli kısımları ise yüksek öğrenim sınıfındadır. maarif vekâletinc e tanınmamıştır. muallim mektebinin iptidâi şubesinden mezun oldukları söylenebilir. biri S anayi Mektebi’nde tamamlamıştır. Öğrenimine devam ederken askere gitmek durumunda kalmış olan öğretmenlerin olduğu da anlaşılmaktadır. Yüksek tahsil gören öğretmen olmadığı iç in tabloda buna ayrıc a yer verilmemiştir. Kadınhanı ve Akşehir’de ve Ilgın Ru’ûs Karyesi’nde Muallimlik 1917 1917 Tablodan anlaşılac ağı üzere. Öğretmenlerden vekil olarak görevi yürütenler de bulunmaktadır. Ilgın Osmaniye Karyesi Muallimliği yapmıştır. Ilgın’da merkez kız ve erkek mektebinde birden fazla öğretmen görev yaparken. O halde Ilgın’daki öğretmenlerden muallim mektebini bitirenlerin tamamının. SONUÇ Ilgın’da gerek tarihte gerekse günümüzde birç ok köyde ilkokul bulunmasından yola ç ıkarak. Ilgın’da çeşitli köylerde muallimlik Ilgın İhsaniye. Ru’ûs. Dolayısıyla talimgâh olarak ifade edilen yer veya eğitim kurumu. Muallimlerden yalnız üç ü muallimlik şehadetnamesi ile öğretmen olarak vazifesini yürütmektedir. Ilgın’ın ç oğu köy ve kasabasında okul ç ağına gelmiş öğrenc ilere ilk eğitimin verildiği anlaşılmaktadır. köylerde bir öğretmenle eğitime devam edildiği ifade edilebilir. Çiğil Karyesi Mektebi Muallimliği.246 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi Rüşdü Bey Çumra’da bir ilk mektepte İstanbul İmam Hatib Mektebi İmam Hatip Mektebi şehadetnamelidir . öğretmenlerin tamamı ilk tahsilini iptidaiye mekteplerinde veya rüşdiye. Orta öğrenimini iki öğretmen medresede. diğer öğretmenlerden ikisi İmam Hatip Okulu’nda. Ilgın Kazası Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi 1918 Ilgın Yen-diğin Karyesi Mektebi Muallimi Osman Bey Ilgın Ru’ûs Karyesi Mektebi Muallimi İbrahim Bey Konya Huffaz Mektebi İbtidaisinde Âkifpaşa Mektebinde Konya Selahi Medresesinde Muavinlik Ehliyetnamesi İki Senelik Konya Erkek Muallim Mektebi Erkek Mektebi namesi Muallim Şehadet- İhtiyat Zabıt Namzetliği. Muallim mekteplerinin İptidâi kısmı orta öğrenim. . Tabloda görüleceği üzere muallim mektebi orta tahsil grubu iç erisinde yer almaktadır. Derbent. Ehliyetnamesi olmayana öğretmenlik yapma yetkisi ise verilmemiştir. Kalan on üç öğretmenden yedisi ehliyetname sahibidir.

Öğretmenlerin birç oğu ud. . Ilgın merkez. Dolayısıyla tarihi şartlar iç erisinde konu ele alındığında. Öğretmene duyulan ihtiyaç nedeniyle aranılan niteliklerin asgari düzeyde tutulduğu belirtilebilir. Öğretmenlik yapabilme yetkisinin Medrese (Dârü’lhilâfeti’l-aliyye Medresesi Sahn Kısmı).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 247 Ilgın’da öğretmenlerin tamamına yakını genç yaşta olup. günümüzdeki şekliyle konut imkânlarının gelişmiş olmaması ve diğer sebepler dikkate alınarak. Sanayi Mektebi ve İmam Hatip mezunu olanlara doğrudan verildiği gözlenmiştir. öğretmenlerin mahallinden temin edilmesi yoluna gidildiğini gösterir. Fakat öğretmenlerin tamamının herhangi bir mal varlığı bulunmamaktadır. bu okulların isimlerinin de olduğu anlaşılır. “muallimlik yapmaya salâhiyet-dâr eden vesika nedir?” sorusuna verilen c evaplarda. öğretmenlik vazifesini yürütmektedir. Öğretmenlerin kültürel aç ıdan zengin ve kabiliyetli olduğu görülür. nahiye ve köylerinde öğretmenlik yapanlardan. Zira. bunların büyük bir kısmı evli ve çoc uk sahibidir. öğretmenlerin mal varlığı edinmediği ifade edilebilir. Öğretmenlerin büyük bir kısmı ehliyetname almak suretiyle. Öğretmenlerin önemli bir kısmının Ilgın ile Konya ve çevresinden olması. piyano gibi müzik aletleri çalabilmekte ve ç eşitli el işlerinde maharetleri bulunmaktadır. Öğretmenlerin maaşları dönemin ekonomik koşulları dikkate alındığında yüksek sayılabilec ek bir rakamdır. Büyük bir kısmının resim ve müziğe mahareti vardır. keman. muallim mektebi mezunu olanların sayısının bir hayli düşük olduğu görülmektedir.

D. Kasım 1986 . D.2010. 1998. Anadolu Selçukî Devleti Tarihi (Farsça Muhtasar Selçuknâmesinden). XX. Ankara. Friedrich. . . Sayı:7. . Nakışlar Yayınevi.NO:6. 2003. Asra Erişen İstanbul Medreseleri . İstanbul. Feridun. çev.Ferit Develioğlu. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi BYEK. Aydın Kitabevi. 1941.Nuri Gençosman.www.NO:10.Ilgın Ka zası İlk Mektepleri Muallim ve Muallimelerinin Kayıtlarına Mahsus Sicil Defteri. -Ergin.248 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA . Osman.06.Sarre. Selçuklular Zamanında Türkiye. D.Turan. Türk Tarih Kurumu. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. BYEK. . 2000 . Dârâ Çolakoğlu.İbn Bibi. Ankara.Ilgın Ka zasının 1341 Sene-i Martından İtibaren İlk Mekteplerin Muallimleri Kaydına Mahsus Defter. “Birinci Dünya Savaşı’nda ve Atatürk Döneminde Fiyatlar ve Gelirler”. . Çev.Ilgın İlçesi Öğretmenlerine Ait Kayıt Defteri. BYEK.NO: 1.tr/baglantilar/okullar/13. Ankara.meb.. .M. Uzluk Basımevi.Kütükoğlu. Atatürk Ara ştırma Merkezi Dergisi. .gov. BYEK. Küçükasya Seyahati (1895 Yazı). Mübahat S.No: 75. . D. Cilt:III. 1984.Konya Darülmuallimat İmtihan Cetveli. İstanbul.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 249 EKLER Ek-1.Öğretmenlerden Ahmet Şakir Bey’e Ait Kayıt .

250 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

legitimateness of TGNA was consolidated and registered once again. Hıyanet-i Vataniye Kanunu. Fetva la r. and unfair actions to the detriment of national interests were started to be obviated inside and in the direction of the law. olağanüstü şartlar altında ve bu şartların gerektirdiği istikamette kararlar almak zorunluluğunu hissederek 29 Nisan 1920’de 2 nolu kararla Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu kabul etmiştir. Hıyanet-i Vataniye Kanununun Müzakeresi. TBMM Hükümeti. After this law was accepted. The enforcement of this law by TGNA in the most inconvenient days of the national struggle was a milestone in the salvation process of our homeland and nation.tr Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ rencisi. başlatılan haksız işgaller ve bu işgaller karşısında. Mehmet DAĞISTAN** Özet Türkiye Büyük Millet Meclisi. Ahi Evran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Üyesi. yozucetin@ahievran. İç İsya nla r THE NEGOTIATIONS AND ACCEP TANCE OF THE LAW OF TREASON Abstract The Turkish Grand National Assembly (TGNA) came forward as a result of the resistance and legitimization efforts led by Mustafa Kemal Pasha against the unfairly launched invasions. Mustafa Kemal Paşa’nın ön ayak olduğu direnmenin ve meşrulaşma çabalarının bir neticesi olarak ortaya çıkmıştır.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 .2 on 29 April 1920. Fa twa . Sa yı: 5 Sa yfa : 2 5 1 -2 81 Ye a r: 2 0 1 1 . Kanunun kabulü ile TBMM’nin meşruluğu perçinlenip bir kez daha tescil edilmiş. Millî Mücadele döneminin en çetin günlerinde bu kanunun TBMM tarafından çıkarılıp yürürlüğe konması. mehmetdagistan1453@gmail. Anahtar Kelimeler TBMM Birinci Dönem. vatanın ve milletin kurtuluşu açısından bir dönüm noktası olmuştur. Kırşehir.edu. Issue : 5 Pa ge : 2 5 1 -2 81 HIYANET-İ VATANİYE KANUNU’NUN MÜZAKERELERİ VE KABULÜ Yaşar ÖZÜÇETİN* H. Domestic Riots * ** Doç. kanun doğrultusunda ve içerisinde milletin yüksek çıkarları aleyhine yapılan haksız eylemlerin bertaraf edilme yolu tutulmuştur.com . Feeling obliged to make decisions under exceptional circumstances and in the direction required by these circumstances. The Law of Treason (Hıyanet-i Vataniye Kanunu). Negotiations of the Law of Treason. TGNA Government accepted the Law of Treason (Hıyanet-i Vataniye Kanunu) with the resolution no. Key Words TGNA First Term. Dr.

s. Hilafet-Saltanat ve ülke topraklarını kurtarmak amac ına dayandırılarak vatana ihanet suç u tespit edilip. . Ankara 1991. meşrutiyetç i ve barışç ıl bir talep olarak dikkati çekmekte ancak. “İstihlas-ı Vatan” ve “Müdafa-ı Hukuk” gibi siyasî “Kuvâ-yı Milliye” adı altında da askerî ve silahlı direniş teşkilatları oluşturulmakta. ç alışmanın adı “Hıyaneti Vataniye Kanunu’nun Müzakereleri ve Kabulü” olarak belirlenmiştir. Anadolu halkı tarafından İstanbul Hükümeti ve Sarayın. Osmanlı Devleti’nin idam fermanı olmuş ve Mütarekenin uygulanması ile ülkenin canı yanmış. Meclis faaliyetlerinin yürütülmesi sırasındaki bütün konuşma ve davranışları ihtiva etmesi. İç te isyanlar bastırılmadan. bu kanunun Millî Mücadelenin başarı ile neticelendirilmesindeki yerini belirlemeye yöneliktir. s. ülkesini ve namusunu muhafaza etmek amacıyla ülkenin muhtelif yerlerinde “Redd-i İlhak”. I. kongreler toplanmakta idi2 . 1. Boyun eğmeyen Anadolu halkı. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başkaldırmış. TTK Basımevi. Parlamento Tarihi Millî Mücadele ve TBMM I. TBMM Zabıt Cerideleri. (Önsöz IX). 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla meşru bir organ tarafından yönlendirilmeye başlanmıştı. “Muhafaza-ı Hukuk”. 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi. asker firarları önlenip düzenli ordu kurulmadan otoritenin tesis edilip. Meclis-i Mebusan’ın 17 Şubat’ta Misâk-ı Millî’yi onaylaması. C. “Redd-i İşgal”. Hatıralar. 164. (Haz. Fahri Çoker.252 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Bu araştırma ve incelemenin amacı. Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları. İstanbul 1985. Böyle bir durumda TBMM tarafından 29 Nisan 1920’de 2 nolu “Hıyanet-i Vataniye Kanunu” adıyla ilk olağanüstü durum kanunu ç ıkarılacak ve meşruluk. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun müzakereleri. Fethi Teveto ğ lu. C. Türk milletine kendi imkânlarıyla direnmekten başka çare bırakmamıştı1 . İtilaf Devletleri’nin tutumuna karşılık. Kanunun kabul edilmesi ve uygulanmasına yönelik ortaya ç ıkan eksiklik ve arayışlar üzerinde durulmuş. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasıyla Müdafa-ı Hukuk Cemiyetleri ve kongrelerle Anadolu halkının teşkilâtlandırılması mümkün hale gelmişti3 . Düstur ve resmî yayınlara da yer verilerek. TBMM Kavanin Mecmuası. 4. Dönem (1919–1923). Heyet-i Temsiliye tarafından fiilî bir hükümet olarak millî irade ele alınmış millî ve mahallî kongrelerde alınan kararları titizlikle yerine getirilip. Sabahattin Selek). Bu ç alışmada. müzakereleri temelinde Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu tahlil edip. “Geç ic i Hü1 2 3 İsmet İnönü. yaptırım altına alınac aktı. bu baş kaldırış. Ankara 1994. Çalışmada. zamanın politik şartları hakkında bilgiler vermesi nedeniyle esas alınmış. telif ve tetkik eserlerden de istifade edilmiştir. 16 Mart 1920’de İstanbul’un İngilizler tarafından resmen işgal edilmesi ile bütün kurumlar ele geç irilmiş bulunmakta idi. Millî Mücadele Yıllarındaki Kuruluş lar. s. işgalci güçlere karşı konulması ve başarı elde edebilmesi mümkün gözükmemekte idi.

185. 186. 288. 27 Nisan 1920’de Komisyon (ilk Encümen) seçimleri tamamlanmıştı. ilki. ikinc isi. TBMM ZC. TBMM ZC. Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi. D. İzmir 2007. Büyük Millet Meclisi Reisi sıfatıyla İc ra Vekilleri Heyeti toplantılarına da başkanlık etmeye başlamıştı. Zeus Kitabevi. 2. olmak üzere üç devre halinde uzun ve ayrıntılı bir konuşma yapmıştır7 . Mondros Mütarekesi’nden Erzurum Kongresi’ne kadar geç en zaman zarfındaki duruma dair. her şeyden önce kendi gücümüze dayanarak varlığımızı koruyup ulusun ve yurdun gerçek mutluluğuna ve ba yındırlığına çalışmak gelişigüzel. yeni Türk Devleti’nin. hak ve adalete dayanan. O. I. Ankara 1981. I. C. I. Do ğ u Ergil. İstanbul 1929. 33-35. 122. 4. s. . 2. 6. “Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusa i şahaneyi yed-i ecanipden ta hlis ve taarruzatı defi maksadına ma tuf ola ra k teşekkül eden…” 5 Büyük Millet Mec lisi toplanmıştı. Ergün Aybars. I. No: 3 TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). D. s. s. Baskı). 60. 185. 63. 2 Sayılı Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Birinci Maddesi. No: 2. Ankara 2006. s. D. TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış).. Milliyet Matbaası. 71. s. Türk Devrim Tarihi Ulusal Direniş ten Türkiye Cumhuriyeti’ne. Dr. 20 Ocak 1921’de Teşkilât-ı Esasiye Kanunu ile 4 5 6 7 8 9 10 Kemal Atatürk (Bugünkü dille yayına hazırlayan Prof. 72. Ankara 1992. 1. D. 1. 55. 1. s. 8–16. Ankara 1943. Meclisin toplanmasının ertesi günü Meclis Başkanı seçilen Mustafa Kemal Paşa. uygarlık dünyasının uygarca insanca davranışını ve karşılıklı dostluğunu beklemektir”8 şeklinde ifade etmekte idi. Erzurum Mebusu Celâlettin Arif Bey’in takrirleri gere ğ ince. TBMM. C. TBMM Kavanin Mecmuası. TBMM Matbaası (3. Ankara 1943. TBMM Zabıt Ceridesi (TBMM ZC ). 56. C. 16 Mart’tan TBMM’nin aç ılışına kadar olan duruma dair. Şerafettin Turan.. 23 Nisan 1920 Cuma günü. ulaşılamayacak istekler peşinde ulusu uğraştırmama k ve za rara sokmamak. üçüncü birle şimin beşinci oturumunda yapılan seçimlerle Türkiye’nin ilk kabinesi olan Muvakkat İcra Encümeni (Geçici İcra Komisyonu)’ne üyeler seçilmişti. s. D. s. Düstur. Bilgi Yayınevi. Üçüncü Tertip. 59. 26-30. Büyük Millet Millet Meclisi İcra Vekillerinin Sureti İntihabına Dair Kanun. I. İstanbul’dan gelen mebuslarla birlikte toplam 337 milletvekili bulunması gerekirken 115 mebusun katılımıyla çalışmalarına başlamıştı6 . TBMM ZC. 2 Mayıs 1920’de İcra Vekilleri’nin seç ilmesine dair 3 numaralı kanunu10 kabul ederek ilk İcra Vekilleri’ni seçip Hükümet’i kurduktan sonra Mustafa Kemal Paşa. 193. C. üçüncü safhası da. 58. s. Korkmaz Zeynep). 26 Nisan 1920’de Çorum Mebusu Sıddık Bey’in takriri ve TBMM’nin 7 numaralı kararı ile Meclis-i Mebusan Nizamname-i Dâhilisi’nin de ğ iştirilerek uygulaması kabul edilmiş. 62. 30 Ekim 1918 tarihinden 13 Nisan 1920 tarihine kadar geçen zaman zarfındaki olayları anlattıktan sonra. C. 61. C. icraî etkinliğ ini sa ğ lamak amacıyla 15 kişiden olu şan bir Lâyiha Encümeni ile diğ er altı kişilik icra encümenin seçimine geçilmiş. Meclis’in işlerini düzenlemek. insancıl ve barışç ı politikanın esasları ç erç evesinde Meclis’in izleyeceği ulusal siyaseti. Daha sonra Hükümet kurulması için de Mec lis’e önerge verildi ve bu önerge kabul edildi9 . TBMM. Türk ulusunun kendi egemenliğini bütünüyle kendi eline aldığının ilk aç ıklaması ve müjdecisi olan açılış konuşmasını en yaşlı üye olması nedeniyle S inop Mebusu Mehmet Şerif Bey yapmıştı. “…Ulusal sınırlarımız içinde. 1. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I. I. C. Turhan Kitabevi. Erzurum Kongresi’nden İstanbul’un işgal edildiği gün olan 16 Mart 1920 tarihine kadar. TBMM Kavanin Mecmuası. s. Nutuk 1919 – 1927 Atatürk Ara ştırma Merkezi Yayınları. Mustafa Kemal Paşa.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 253 kümet” görevi ifa edilmiş ve 19 Mart 1920 tarihli “İntihâbât Tebliği” nin yayınlanmasıyla yeni Türk devletinin kuruluşuna giden hukukî yol aç ılmıştı4 . I. D. Bkz. Ankara 1959. gerçekçi.. C. 1. I.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (1920-1998) ve Osmanlı Meclisi Mebusanı (1877-1920). sava ş gemileriyle de kıyılara da ğ ıtılıyordu.. TBMM’nin. İstanbul Hükümeti’yle Resmî Muhaberatın Memnûiyeti Hakkında Kararnâme (Kararname No: 2) Düstur. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Çıkarılmasına Duyulan İhtiyaç: TBMM’nin aç ıldığı dönemde değişik nedenlerle başlayan askerden kaçma ve ayaklanmaların önü alınamamış. 655. Yine 11 Nisan’da Damat Ferit Pa şa’nın “Yalancı millet davasıyla vatan ve milleti feda edenlere” karşı beyannamesi yayımlanmıştı. 2. 2. 26. C. s. 7. İstanbul 1929. İstiklâl Mahkemeleri. 123-124. 13 Cephede yapılacak ve olumlu sonuçlar verecek mücadeleler için öncelikle düzenli ordunun kurulması ihtiyacı bilinmekte olup. Jaeschke.254 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 İc ra Vekilleri Heyeti Reisliği Makamı kurulup Fevzi Paşa bu göreve seç ilinc eye kadar İc ra Vekilleri Heyeti Reisliği’ni bizzat yürütmüştür11 . s. İstanbul Hükümeti’nin 16 Mart 1920’den İtibaren Akdettiğ i ve Edece ğ i Bütün Mukavele.g. 1. Saltanat Şurasında (22 Temmuz 1920) Sevr Muahedesinin İmza Edilmesine Karar ve Rey Verenlerle Muahedeye İmza Koyanların İhanet-i Vataniye İle İtham Olunması ve Haklarında Gıyabî Hüküm Verilmesi ve İsimlerinin Her Yerde Lanetle Anılması Takarrür Etmiştir (19 Ağ ustos 1920). 1. Ankara 1998.m. Cemil Kutlu. s. Meclis’in me şrulu ğ unu kuvvetlendiren ba şka bir faktör olmakta idi. 98. Ergun Aybars. C.. Millî Mücadele’yi baltalamak ve çökertmek. s. 2. Ayrıca Meclis adına. D. Mustafa Kemal Pa şa’nın belirttiğ i üzere “Millet ve ordu bu hıyanetten habersiz oldu ğu gibi onun i şgal ettiğ i makama asırların kökle ştirdi ği dinî ve ananevî bir şekilde ba ğ lı ve sadık halife ve padi şahının kurtulu şunu dü şünmek ve iddia etmek. TBMM ve Millî Müc adele aç ısından diğer bir tehlike ise. age. ihtilalci ve me şru karakterinin de en büyük sembolü idi.. 4 Mayıs 1920’de İc ra Vekilleri Heyeti’nin kurulması ile Millî Mücadele’nin yürütme organı yalnız fiili olmaktan çıkacak. C. 28. Hıyanet-i Vataniye Kanunu (Düstur. C. 4-5. Üçüncü Tertip. TTK Basımevi. 11 Nisan’da ilan edilerek dü şman uçaklarıyla Anadolu’ya atılıyor. 27.. D. 1. D. 15 1.. 653–655. 10 Nisan 1920’de hazırlanan bu fetvalar. hukukî olarak da milletin kaderine el koymuş bulunac aktı12 . Bıyıko ğ lu. 1. C. a. Kararname No: 37. Padişaha çekilen telgraf. Bıyıklıo ğ lu. Malta ve Yunanistan’dan gelip katılanlar (14) ve yeni seçilenler (232) olmak üzere iki seçimle gelen mebuslarda ço ğ unlu ğ u yeni seçilenlerin te şkil etmesi. s. iç güvenliği bozuc u unsurların ortadan kaldırılması ve asker kaç aklarının önüne geç ilmesi gerekmekte idi14 . s. Bilgi Yayınevi. Erzurum 1992. 2.. Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları. Hükümet Ba şkanı ve vekillerin ayrı ayrı ve hepsini birden Meclis’e karşı sorumlu kılması. Diğ er ilk kanunlar ise şunlar olacaktır: İstanbul Hükümeti İle Olan Resmî Muhaberatın Yasaklanması Hakkında Kararname (6 Mayıs 1920). C. TBMM’ye yeni bir çehre ve mâna verdiğ i gibi bundan ba şka Müdafa-ı Hukuk Cemiyetleri. 81. s. 97. İstanbul’dan gelenler (92). Şer’iye Encümeni’nin Beyannamesi (9 Mayıs 1920). age. Ankara 1989. 27 Nisan 1920 tarihli.m. TBMM ZC. dinsizlik. TBMM Kültür. Ankara 1975. Türk Kurtuluş Sava ş ı Kronolojisi –Mondros’tan Mudanya’ya Kadar (30 Ekim 1918-11 Ekim 1922). İstiklâl . 1. s. Üçüncü Tertip. 44. benzer olayları önlemek ve asayişi sağlamak iç in Müdafa-ı Hu- 11 12 13 14 15 İhsan Ezherli. Aybars. 102. Ş eyhülislâm Dürrîzade Mehmet Efendi’ye işgalci güçlerin etkisi ile hazırlatılan “fetvalar” gözüküyordu. Jaeschke.g. s. Meclis Reisinin aynı zamanda İcra Vekiller Heyeti’nin de ba şkanı olması. Milliyet Matbaası. Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İç Güvenlikle İlgili Çıkardığı Kanun ve Kararnâmeler (23 Nisan 1920-16 Nisan 1923). Gotthard Jaeschke. Ahidler Vesairenin Hükümsüz Oldu ğ una Dair Kararname 19 Ağ ustos 1336 (1920). Ankara 1981. 420. belediyeler ve idare meclislerinin de katılması TBMM’ye seçim tekniğ i bakımından da ayrı bir özellik katıyordu. bunun için de Türk ulusunu parçalamak isteyen gerçek dü şmanların amacını açığ a vurmak ve halkı bu hainlere karşı uyandırmak amacıyla yayımladığ ı Beyannamesi (26 Nisan 1920). s. s. s. vatansızlık ve hainlikle suçlanıyordu”. . s. 27. 1. C.. 1. Meclis’in çıkardığı ve ihtilalci bir özelliği bulunan ilk kanunlar arasında araştırma ve incelemenin konusunu oluşturan “Hıyanet-i Vataniye Kanunu (29 Nisan 1920)” kanunda da yer almakta idi. s. Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (YayımlanmamışYüksek Lisans Tezi). Bu beyannameler şunlardı. a. C. TBMM Kavanin Mecmuası. İrşad Encümeni’nin Beyannamesi (9 Mayıs 1920). Meclis’in yayınladığ ı belli ba şlı beyannameler de bulunmakta idi. 8. Meclis’in “fevkalâde salâhiyet”li olarak kurulmu ş olması. İstiklâl Mahkemeleri Te şkili Hakkında Umumî Heyet Kararı (18 Eylül 1920). TBMM Kavanin Mecmuası. TBMM Basımevi (Üçüncü Basılış). Kanun No: 7. Kanun No: 2.

yürütme ve yargı organlarının ba şı da padişah oldu ğundan. 1876 Kanun-u Esasi’sinin 7.g. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi. Ankara 2008. daha ziyade padişahın şahsına tanınan geniş yetkiler olup. s. en yaşlı hocanın öncülüğünde “Esa rette bulunduğu mu16 17 18 19 Mesela 16-25 Ağ ustos 1919 tarihleri arasında yapılan ve Kuvâ-yı Milliye’nin daha iyi te şkilâtlanması yolunda yeni kurumlar olu şturarak eksikliklerin giderilmeye çalışıldığ ı Ala şehir Kongresi’nde bu amaçla bir ceza yönetmeliğ i de düzenlenmişti.).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 255 kuk örgütleri ile Kuvâ-yı Milliye ve askerî birlik komutanları kendi imkân ve güç leri nispetinde bazı önlemlere başvurmuşlardır16 . İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. 162. Kültür Ve Turizm Bakanlığ ı Yayınları. Bu fetvalarda Kuvâ-yı Miliye. 170. Millî Mücadele aleyhindeki İstanbul’un tahrikleri ve kışkırtmaları daha ç ok fetvalar yoluyla yürütülmekte idi. s. I-II. Berikan Yayınevi. TBMM. Atatürk Ara ştırma Merkezi. Casusluk ve Sava ş Hainliğ ine İlişkin) yasa.1914) tarihli “Esrar-ı Askeriyeyi İfş a ve Casusluk ve Hıyanet-i Harbiye Hakkında ” ki (Askerî Gizliliğ i Açıklama. Ankara 1983. millî kuvvetlere karşı yapılan iftiraları din yoluyla çürütmek istiyordu. İstanbul 2008. Remzi Kitabevi. C. içeride güvenliği sağlayıp firarları önleyec ek bir yasa zorunluluğunu hissediyordu 17 . Yine 9 Zilhicce 1332 (29. Mustafa Albayrak. halkın Anayasa’ya dayanan hak ve özgürlükleri olmadığ ı. Atatürk’ün Tamim. Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda. E. 25. Padişahın sadık tebaasına zulüm ve işkence edip. Turan. dünyada ve ahirette en büyük c ezaya layık görülec eklerdi. İstanbul’un kışkırtmalarına kapılan bazı halk yığınları ikaz edildi. toplum varlığ ının tehlikeye dü ştüğ ü veya dü şme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığ ı ola ğ anüstü durumlarla ilgili de ğ ildi. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. Atatürk Ara ştırma Merkezi Yayınları Ankara 1998. bu do ğ rultuda daha Meclis açılmadan önce 23 Mart 1920’de: “Dü şman lehinde propaganda yapanlar herhangi suretle düşmanla muhabere icra eyleyenler ve icraat ve mukarreratı milliyeye fiilen muhalefet sureti ile dü şmanların husulü maksadına yardım ve herhangi bir şekilde casusluk icra edenler derhal mahallî hükümetlerince tevkif ve olbaptaki mevadı kanuniyeye tevfiken sür’atle tecziye olunacaklardır” ifadelerin bulundu ğ u telgraf ile dü şman lehinde propaganda yapanların. diğer yandan da Osmanlı Hükümeti ve işgalci güçlerin sebep olduğu ayaklanmalar ve yıkıcı propagandalar sebebiyle tabii olarak olağanüstü şartlar içerisinde bulunuyor ve TBMM Hükümeti. Kuvâ-yı Milliye’ye karşı gönderilen askerler onları öldürmekten çekinir veya kaç arlarsa en büyük günahı işlemiş olac aklar.m. s. Turan. Telgraf ve Beyannameleri IV (Açıklamalı Dizin İlavesiyle). . s. a. dü şmanla ilişki kuranların ve casusluk gibi suç işleyenlerin bölgesel hükümetlerce cezalandırılmalarını istemekte idi. Ancak uygulamada çok farklı cezalar verildiğ i için bunları yasal bir dayana ğ a kavu şturmak ve kişisel yargıdan kurtarmak gerekiyordu.. karşı fetvalar ç ıkartarak kendini korumaya çalıştı. Nitekim Mustafa Kemal Pa şa. Anadolu. s. s. memleketi nifak ve parçalanışa sürükleyen hareketlerle ortalığı fesada vermeye girişmiş eşkıya olarak nitelendiriliyordu19 . 21-22 Nisan 1920 gecesi millî meseleleri konuşmak üzere yapılan toplantıda. bir yandan işgalci güçlere karşı savaşırken. 282. İzmir 1988. a. 26. C. s. Tek Adam Mustafa Kemal (1919–1922). 139-153. halkın mallarını ç almaya. kendi otoritesini egemen kılacak. Fetvalarda yüksek halifeliğe karşı ç ıkanların imandan ve dinden de çıktıkları belirtiliyor ve bunların Kur’an hükmünc e öldürülmesi meşru görülüyordu. Ferit Pa şa ve Padişaha karşı olanları suçlu saydığ ından Millî Mücadele döneminde uygulanamaz olmu ştu. Ergun Aybars. 36 ve 113. s. Anadolu fetvaları. Padişah-Halifenin de imzasını taşıyan Ş eyhülislâm Dürrizâde Abdullah Efendi’nin 11 Nisan 1920 tarihli fetvasında “Asi (ba gi) ola rak ta nımlanan Mustafa Kemal ile Millî Kuvvetler mensuplarının katlinin va cip olduğu” belirtilmekteydi18 . Millî Mücadele Dönemi’nde Batı Anadolu Kongreleri (17 Mart 1919-2 A ğustos 1920). Fahri Belen.10. 272. s. İstiklâl Mahkemeleri (1920–1927). Ankara 2006. Türk Kurtuluş Sava ş ı. Semih Yalçın (Ed. 273. Mustafa Kemal Pa şa da Temsilciler Kurulu adına 17 Mart 1920’de bir genelge yayımlayarak “Vatanın çıkarlarına aykırı davrananların ve memleketin huzur ve düzenini bozanların din ve millet farkı gözetmeksizin şiddetle cezalandırılmalarını” istemişti. Maddeleri bazı yenilikler getirmişti.m. Şevket Süreyya Aydemir. yasama. ancak bu hükümler. sağduyulu ve vatansever ulemayla harekete geçip.g.. II. 193-195. 170. Aybars. günahsız insanları kesmeye. herhangi bir ola ğ anüstü durum ayrımı yapmak ve bunu çözüme kavu şturmak imkânsızdı.

çete veya Kuvâ-yı Milliye olarak da adlandırılan millî kuvvetlerin. “Halifenin hilafet ve saltanat makamı olan İsta nbul. II. etnik ve mezhep farklarını ön plana çıkaran propagandaların yarattığı olumsuzluklar. Ahmet Anzavur Ayaklanması (1 Ekim-25 Kasım 1919).. İstanbul Birinci İdare-i Örfiye Divan-ı Harbi. İtalya. I. ve II. Kemal Çelik. Fransa. Millî Mücadele’ye katılanların asî ve şakî (bagi) değil. Çapano ğ ulları İsyanı (15 Mayıs-27 Ağ ustos 1920). yüklendiği kurtuluş müc adelesinde yılgın ve bıkkın halka ağır fedakârlıklar yüklediğinden halkta bu fedakârlıktan kaç ma eğilimi yaratılmakta. te şvik ve kışkırtmaları ile ayaklanan bazı Rumlar ve Ermenilerin Millî Mücadele’yi engelleme faaliyetleri. 174. 203-205. Çerkez Ethem İsyanı (Kasım 1920-Ocak 1921). “Millî Mücadele’de İç İsyanlar. Bu karar. 20 21 22 23 Aydemir. 173. s. Semih Yalçın. Hülya Baykal. Aybars. Kasım 2007. Osmanlı Hükümeti. yeniden kuracağı ve Bolşeviklik getirec eği korkusu yerleştirilmeye ç alışılmaktaydı. Anzavur İsyanı (16 Şubat-16 Nisan 1920). TBMM açıldıktan sonra 11 Mayıs 1920’de Mustafa Kemal Pa şa ve arkada şlarını idama mahkûm etti. 40. birleştirici bir tarzda çalışmak ve bu doğrultuda mesafe almak zorunluluğunun farkındaydı. Rifat (Börekçi) Efendi ve 153 müftü tarafından imzalanan diğer fetvalarda ise. yeni dönemde de ac il ihtiyaç duyulduğu üzerinde durulmuştu. Şeyh Recep Olayı (20–22 Ekim 1919). Millî Aşireti İsyanı (1 Haziran-8 Eylül 1920). askerler silahsızlandırılır ve sebepsiz yere ka tlolunursa… “ denilmekte.256 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ha kkak olan Fetva Emini’nin fetvalarına uyulmaması lazımdır” kararı alındı ve yayımlandı20 . 231. Kanun’un Müzakeresi: Birinci Dünya Savaşı yıllarında seferberlik ilan edilmesi ile birlikte Divan-ı Harp’lerin yetkileri dâhiline giren c asusluk ve benzeri suç lar için çıkarılmış olan “Hıyanet-i Harbiye Kanunu” na benzer bir uygulamaya. 2. Çopur Musa (Çivril) İsyanı (21-30 Temmuz 1920). Bütün bunlara rağmen. AÜ Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi. İngiltere. s. 591. s. age. ve II. I. Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Kaynakları. Ayrıca. İstanbul 1990. işgalci güçler ve özellikle İngilizler tarafından Anadolu halkının. Yapılan bu propagandalar neticesi. yiyecek. giyecek. . Mustafa Kemal Paşa’nın İttihatçılığı. Yunanistan ve ABD’nin Anadolu’daki örgütlü misyonerlerinin yardım. Bunların birinde. “Elceva p: olur” c evabı veriliyordu. millî harekete karşı oldu ğ u bildirilen şahısları yargılamadan cezalandırmalarının yarattığ ı olumsuz hava ve bazı millî kuvvetler komutanlarının düzenli ordu denetimine girmeye karşı çıkarak isyan etmesi. 275. 270. 17 Haziran 1921). Vatana İhanet Kanunu ve İstiklâl Mahkemeleri”. Koçkiri (Zara) İsyanı (6 Mart. Düzce İsyanı (13 Nisan-31 Mayıs / 8 Ağ ustos 23 Eylül 1920). Anadolu’ya asıl darbeyi indirme amacına yönelik olmu ştu. E. Türk Basın Tarihi 1831-1923 (Tanzimat-Me ş rutiyet-Millî Mücadele Dönemleri). düşman devletler tarafından fiilen işgal edilir. Millî Müc adele’ye karşı ç ıkanların da mahkûm edilec eği belirtiliyordu21 . Ali Batı İsyanı (11 Mayıs–18 Ağ ustos 1919). TBMM’nin içinde bulundu ğ u durumu daha da zor hale getiren şu şekilde gelişmelere de tanık olunmakta idi. bazı il ve ilçelerin ileri gelenleri arasındaki çekememezlik ve uyu şmazlıkların yol açtığ ı bölgesel olaylar. TBMM. S. Türkiye… s.4 Ekim /20 Ekim–4 Kasım 1919). para ve ihtiyaç duydukları diğ er maddelerin bazı yerlerde halktan zorla alınması. ayrıca 13 Mayıs 1920’de Ali Kemal (Artin Kemal)’in idare ettiğ i Peyam-ı Sabah gazetesinde yayımlandı.. age. I. 1919’dan TBMM’nin açılışına kadar olan ve 1920-1921 yılında çıkan belli ba şlı iç isyanlar şunlar olmu ştu. İstanbul’un çıkardığ ı fetvalar bir dizi isyana sebep oldu ğ u gibi. 232. Şeyh Eşref İsyanı (26 Ekim–25 Aralık 1919). Anadolu müftülerinin tamamının imzaları alınarak İstanbul fetvalarına karşı beş ayrı fetva yayımlandı. Bozkır İsyanı (27 Eylül. Ankara 2003. TBMM. Ancak Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun ç ıkarılması dahi günlerc e süren tartışmalara sebep olac aktı23 . “Müslümanların bütün güçleriyle hilafet ve sa lta na t makamını esaretten kurtarması cümleye farz olur mu?” sorusuna. Aydemir. s. Konya İsyanı (2 Ekim-22 Kasım 1920). gazi ve ölenlerin şehit olacakları. İngilizlerin de teşvikiyle askerliği kaldırdığına ve halk üzerindeki bütün vergileri affettiğine dair propagandalar yapıyordu22 . Berikan Yayınları. s.

Dinçer Ural. zaten bu kanunun mevcut olduğunu ve bugün yeni bir kanun yapılamayac ağını. Millî Meclis’in kararları aleyhinde bulunanlar veya itaat etmeyenlerin vatan haini olabileceklerini ve bu gibilerin de vatana ihanetle itham edilmeleri gerektiği üzerinde duran Mehmet Şükrü Bey. 1. “…Görüyoruz ki. bozgunc uluk yapan herkesin vatan haini olduğunu söyleyerek. TBMM’nin kabul edeceği kararların tüm Osmanlı vatandaşlarını bağlaması gerektiği. 27. bu gibilerin “Ka nun-ı Ma hsus”a göre idam edilmelerini arzu ediyordu.24 Mehmet Şükrü Bey. bu ifsadata bilmiyerek peyrev olanlar var. C. “Halifemiz ve Padişahımız Efendimiz Hazretleriyle memaliki Osmaniyeyi yed-i ecanibden ta hlis maksadına ma tuf buluna n Millet Meclisi mukarreratına itaat eylemiyenler ihaneti vataniye ile ittiha m olunurla r.“…Gayei matlubeye vusul için Büyük Millet Meclisinin ittiha z eyliyeceği mukarrerata bütün efradı Osmaniyenin mutavaat eylemesi lâzımdır. 1. 25 Nisan’da Mec lise sunmuştu. s. Bu ecilden Meclisi Millînin mukarreratı aleyhinde bulunanlar veya muta va a t eylemiyenler a nca k ha ini vatan olabilirler ve bu gibilerin de hiyaneti vataniye ile ittiham edilmeleri lâzımgelir” denilmiş ve ardından şu iki madde okunmuştur.g. 1. 1. a. s.”. Meclis içinde bir grup mebus. s. ülkenin içerisinde bulunduğu olağanüstü şartlar gereği. Bu durum ise. her yerde her tarafta ifsadat var. D. TBMM ZC. 63. İstiklâl Mahkemeleri (19201927)…. bu gibi ifsa da ta bilerek peyrev olanlar elbette haini vatandırlar ve haini vatanların cezası da kanunu ma hsusunda idamdır” 26 demiş. bilerek veya bilmeyerek düşmana hizmet eden. 46. D. Ankara 2000. 1. C. Mehmet Şükrü Bey’in müzakere esnasında savunduğu görüşlerine karşılık. s. 26. D. Ona göre. 64. s. Anc ak 24 Nisan’da Yabanabad Kaymakamlığı’ndan Koç Bey adındaki birinin padişah adına halkı ayaklandırdığını bildiren telgrafı ve Mustafa Kemal Paşa’nın 24 25 26 27 28 TBMM ZC. C. Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi). “Hiyaneti vataniye hakkındaki kanunu ma hsus bu gibiler ha kkında ta tbik olunur” . tereddütle vakit geçirecek zamanın olmadığını. TBMM ZC. C. Aybars.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 257 25 Nisan 1920’de TBMM’nin ele aldığı ve üzerinde müzakere ettiği ilk kanunî düzenleme. sadec e yürürlükte olan kanunları karar altına alac aklarının altını ç izmişti27 . TBMM ZC. 63. Meclis’in otoritesine ve kararlarına uymayanların “vatan haini” olduklarını ifade ettiği teklifi. teklifinde devamla. 1.t. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Uygulamaları (1920-1927). 1. . “Hıyanet-i Vataniye Kanunu” olmuş. s. 63. 1. D. s. hâlen Osmanlı düşünc esinin yaşamakta olduğunu göstermekte idi28 . bu konuda iki maddelik bir kanun teklifi hazırlayan Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey. bu gibi suç lulara sert tutum takınılmaz veya yürürlükteki kanunlara göre ceza verilecek olursa davanın netic elenmesinin uzayacağı ve cezanın ibret yönü ve etkisinin kalmayac ağı bir hakikat idi25 . Bu teklifte. Kutlu. bu mahiyetteki kanunun çıkarılmasını istememekte ve Birinci Dünya Savaşı sırasında ç ıkarılan kanunlarla idare edilmesini arzu etmekte idiler. 45.

C. …vatanı tehlikeye düşürecek. C. I. “…o ka nunda derecatı muhtelife vardır. bu kanunun Lâyiha Encümeni’ne gönderilmesini talep etmesi üzerine kabul edilmiş ve 29 30 31 32 TBMM ZC. Mebuslardan çoğunluğunun. Bir adam çıkıyor bir yerde İngiliz parasiyle casusluk ediyor ve orada efkârı muzırra neşrediyor. va tanın emri müdafaasında hiyanet yapacakların ve bunu bilerek ya pa nla rın. . Sonra bir de casusluk maddesi görüyoruz ki. Bitta bi Meclisimiz meşrudur ve kararları da tatbik edecektir” diyerek kanunun Lâyiha Enc ümeni’ne gönderilmesine karşı ç ıkmıştı30 . D. Buna casusluk. Büyük Millet Mec lisi tarafından tam bir şiddetle c ezalandırılmasına karar verildiği ve bu amaç için gerekli kuvvetlerin de hazır edildiği. Koç Bey’in mektubuna verilen cevapta. yapacakları icraatın sonucundan da hemen malûmat vermeleri istenmişti. s. TBMM ZC. halifeyi kurtarmak ve milletin varlığını devam ettirmek ve bağımsızlığı korumak olduğu. 65. I. 1. hiyaneti harbiye ve casusluk hakkında olup. halktan şüphe edenlerin İngiliz hizmetkârı insanlara değil. 65. D. 1. yapılan şeylerde casusluktan ibaret kalmıyor. Bilerek yapanların cezası başkadır. C. 64. “… Meşru isek bunu Lâ yiha Encümeni’ne veyahut başka yere havale etmekte hiçbir mâna yoktur. Ayrıca bu gerçeğin halka ilan edilmesi. “Mevcut ka va ninimizin içinde bir hıyaneti vataniye kanunu yoktur. s. s. D. 1. Millet Mec lisi’ne başvurmaları istenmiş. Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey. …mukarreratımızın hepsi ha rbe ve ca susluğa müta a llik değildir”31 sözlerine. bütün amacın.29 Bu davranış ise aynı gün Lâyiha Encümeni’ne gönderilen kanun teklifinin önem atfetmesinde ve daha sonra da kanunlaşmasında etkili olac aktı. 1. s. şayet Yabanabad’ı terke mecbur olurlarsa kendilerine emin vasıta ile haber göndermeleri. İngilizlerin amacının halkı bu gibi vasıtalarla kandırarak Müslümanları birbirine kırdırtmak ve ondan sonra memleketi istedikleri gibi esaret altına almak olduğu belirtilmiştir. dökülec ek bütün kanların vebalinin bu fesadı ç ıkaranlar ve onlara uyanlara ait olac ağını. 1. TBMM ZC. Koç Bey’in ahaliye vaki olan tebligatının İngilizlerin amaçlarına hizmet eden millet hainlerinin tertibi olduğu. TBMM ZC. 65. 1. hiya neti ha rbiye demiyeceğiz de ne diyeceğiz… Yalnız bugün burada yaptığımız vatan müda fa a sı da bir harb. 64. bilmiyerek ya panların cezası başka.258 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 25 Nisan’da bu mektuba yazdığı cevap Meclis’te okundu. Yine S aruhan (Manisa) Mebusu Refik Şevket Bey (İnce)’in. Mevzuubahsolan kanun. bunların hep ayrı ayrı safahatı vardır. Anc ak Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali (Öğütçü) Bey. buna rağmen fesat ç ıkaranların ve İngiliz taraftarlarının baştan ç ıkarmalarına kapılan ve isyan edenlerin. halifenin İstanbul’da İngilizlerin baskısı altında ve esaretinde kaldığı. D. C. bir hareketi askeriye değil midir? Elbette bir hareketi askeriyedir ve ha rb ma hiyetini haizdir”32 şeklinde cevap vermişti.

s. c ezanın. C. 1. “Her kim memaliki mahrusa ahalisini yekdi ğ eri aleyhinde silâhlandırarak mukateleye tahrik ve igraya veyahut bâzı mahallerde gasıb ve garet ve tahribi memleket ve katli nüfus efalini ikaa mütecasir olup da kaziyei fesat tamamiyle fiile çıkar veyahut maddei fesadın icrasına ba şlanmış olursa ol kimse kezalik idam olunur. Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey tarafından bir kez daha okunmuş ve Abdülkadir Kemali Bey. TBMM ZC. D. ida m edilecektir” 38 . Abdülkadir Kemali Bey. 79. s. C. . C. D. …Bu maddenin muka rrera tı ha kkında . maddesine35 atıfta bulunarak. Eğer Ceza Ka nununun bu ma ddesini a ynen ka bul edersek bizim aleyhimize çıkacaktır. 1. D. bu Ceza Kanunu’nun ve mahkeme usulünün ve cezasının Osmanlı milletinin ruhundan ve ihtiyac ından doğmuş bir kanun olmadığını söyledikten sonra Meclis’in amacına aykırı harekette bulunmasına yönelik şu ifadelere yer vermekte idi. 1. 79. 79. S inop Mebusu Hakkı Hami Bey (Ulukan). 1. 1. şu emele münafi harekâtta bulunanlar hiyaneti va ta niye cürmiyle müttehemdir. 80. Bina ena leyh. 1. yoksa kabul edilecek esasın mevcut kanunlara uyması mı gerekli noktasında cereyan etmişti.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 259 ayrıc a “Meclisin mukarreratına tebaiyet etmiyenler hıyaneti va ta niye ile müttehemdir” şeklinde bir takrir daha gelmiş ve ertesi günü müzakereye konulmuştu33 . 1. netice olarak Meclis’te hâkim olan görüş. TBMM ZC. s. “Makamı muallâ yi hilâ feti ve mema liki ma hrusai şahaneyi yed-i ecanipten tahrişe ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. Bir mebusun. D. Osmanlı Devleti’nin mevcut kanunlarının mı uygulanac ağı. hükmü ha kkında söz söyliyecek zevat varsa biz onu müdafaa edeceğiz”34 diyerek kanun hükmünü tartışmaya aç ık hale getirmişti. TBMM ZC. kanunun hangi maddesine karşılık gelmesi ile ilgili sorusuna kanunun 56. TBMM ZC. …Kanunu Cezadaki vaziyete nazaran bizim ha li ha zırımıza tevafuk eder bir madde yoktur. s. vatana ihanet suç u iç in Lâyiha Encümeni’nin görüşü istikametinde başlı başına bir madde mi kabul edilmeli. 1. C. 79-81. 79. “…Bugün Meclisi Âli. 1.”. Maddei kanuniye sarihtir”36 sözleri ile c evap vermişti. 65. Abdülkadir Kemali Bey’in açıklamalarının ardından müzakere. “Meva ddı münferide kabul etmemiz lâzımdır. D. Meclis’in açılısının dördünc ü günü gerç ekleşen bu müzakerede. 33 34 35 36 37 38 TBMM ZC. 1. ma ka mı hilâ fet ve sa lta natla beraber bilcümle memaliki müstevliyemizi düşmanın yeditecavüz ve yedita ga llübünden tahlis ve milleti selâmeti umumiyei sa ha sına erdirmek için teşekkül etmiş bir Meclis bulunmak itibariyle. D. Ahkâ mı ka nuniye da iresinde muhakemeleri bilicra tecziye olunurlar. yoksa bu Meclis’in kanunları yeniden mi yapacağı sorusu S ivas Mebusu Mustafa Taki Bey tarafından gündeme getirilmiş. s. 1. 1. s. TBMM ZC. 66. 25 Nisan’da Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey tarafından Mec lis’e sunulan takrir. C. C. bu maddenin Ceza Kanunu’na dayandırılmaksızın münferit bir madde şeklinde kabul edilmesi olarak belirginleşmişti37 .

uygulanması noktasında olduğunu belirtmişti. O Hükümeti esir addediyoruz ve onun a kval ve efalinde serbest bulunmadığını iddia ediyoruz. Bu Meclis aleyhinde de hareket edenler ha ini va tan addedilir ”39 şeklinde ifadeleriyle Ceza Kanunu’nun bir Osmanlı kanunu olduğundan hareketle. 80. Çünkü hiyaneti harbiye hakkındaki kanun noksandır. Şimdi onun yerine millet kendisini ika me etmiştir ve o hareket ediyor. Cezası. Mehmet Şükrü Bey. bu kanunların yürütülmesi iç in yeni mahkemeler kurulmasını ileri sürmüştü.260 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Meclis’in meşruluğu ve İstanbul Hükümeti’nin esaretinden bahseden Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey (Pars). pek çok ihtilâfata düşürüyor. o takdirde teklif ettiğim ikinci ma ddeden va zgeçiyorum. Elli altıncı madde bunu söylüyor. İstanbul’da icrayı saltanat ediyordu. Ka nunu Cezada mevcut ise. hiya neti va taniye ile itham olunur. TBMM ZC. Nasıl ki. Bina enaleyh her cürmün mukabilinde mutlaka bir ceza da ihdas olunmak lâzımdır. bir hiyaneti vataniye cürmü ihda s ediyoruz. 1. Mevcud olduğuna na za ra n 39 40 TBMM ZC. “…Vermiş olduğum takrir esas itiba riyle ka bul edilmekle beraber suveri tatbıkıyesi hakkında Meclisi. 1. Meclis’in hem yasama hem de yürütme yetkisine sahip bulunduğunun üzerinde durmuştu. …Esas itibariyle. Mustafa Kemal Paşa başkanlığında aç ılan ikinci oturumda teklif sahibi Mehmet Ş ükrü Bey kürsüye gelerek. D. “…Kanunu Cezada hiyaneti va ta niye namında bir cürüm yok iken biz. Buna karşılık. tespit edilen suç ların bu Meclis’in kendi yaptığı kanunlarla cezalandırılmaları gerektiği üzerinde durmuş. demek cürüm mevcuttur. C. Meclis kendisinin vazifei teşriîyesini esas itibariyle tâyin ve ta kdir edememesinden ileri geliyor” diyerek müzakere sırasında yaşanılan tereddüdün. “…Gasp ve garette bulunanlar. ve onun kuvvei teşriîyesi olan Meclisi Mebusan icrayı fa a liyetten geri kalarak millet yeniden kendi mukadderatını idare etmek için za tıâ lilerinizi intiha betmiş ve göndermiştir. Binaenaleyh. Yalnız sureti tatbikıyesi kalıyor. Evet. demek doğrudur ”40 sözleriyle Meclis’in. …bunun esba bını. yasama yetkisine sahip olup olmadığı ile ilgili bir durum tespiti yapmış. s. s. “…Halifemizin ve Padişahımızın İstanbul işgaliyle İngiliz esaretine düşmesi itibariyle Makamı Saltanat. 81. TBMM’nin yeni ve bağımsız bir Meclis olduğu. bu Meclisin emrine ita a t etmiyenler haini vatandır. ida mdır. Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey ise. 1. …intizam da iresinde yürüyebilmek için şimdiye ka da r va z’edilmiş kavanini mevzuayı ve kavanini esasiyeyi kabul etmek ve onun ihtiyaca mutabık olmıyan ve içinde bulunduğumuz … şu fevkalâde zamana tevafuk etmiyen mevaddmı tadil etmek esa sını kabul ederek işe girişecek olursak zannedersem müzakerat. İşi teşevvüşata düşürmemek için. bizim makasıdı meşruamızı kabul etmiyerek ifa datta bulunanlar memleket ahalisini birbirine düşürenler elbette ve elbette hiya neti va taniye ile itham edilir ve hiyaneti vataniyenin cezası bütün dünya da ka bul edilmiştir. evvelce yani üç a y evvel Hükümet a leyhine ha reket edenler haini vatan addediliyorlardı. hiyaneti vataniye cürmiyle müttehem olma yı ka bul ediyoruz. ihtilâfat bu ka da r çoğalmıyacaktır. şurada görüyorum ki. . D. Bunda n evvel bir Hükümet vardı. teklifin iç eriğinden ziyade. C. 1.

99. bunun için ilk önc e vatana ihanet suçunun belirlenip. Çünkü Kanunu Cezada bu hiya neti va taniye cürmü yoktur. …yeni bir cürüm ihdas ediyoruz. C. 84. mevaddı mahsusasma göre tâyini cezada muhta rdırla r. …hiyaneti vataniye cürmünü ihda s ediyorsa k ceza sını da kendimiz ihdas etmek lâzımgelir. 81. o cürme de yeni bir ceza koymalı ve aynı zamanda yeni bir tariki muhakeme ihda s etmeli ve bu ma hkemeler mümkün olabildiği kadar maha lli cürümde ceza yi vermeli” 41 diyerek mevcut Ceza Kanunu’nda vatana ihanet diye bir suçun bulunmadığını. e ğ er ceza kanununun ikinci faslını aynen kabul ve tatbik edersek maksadımıza kâfidir. bugünkü adlî teşkilâtla süratle iş görülemeyeceğinden dolayı da bu c ezanın uygulanması iç in yeni bir teşkilât yapılması gerekliliği üzerinde duruyordu. s. 1. şa yet hükkâmı serbest bırakırsak mahkeme. İşte bundan dolayı millet kendi vekillerini buraya göndererek burada büyük bir Meclisi Millî akdettirdi. zaten mevcut demektir… Evvelâ.. Yalnız Hükümeti Osmaniyenin merkezi bugün tahtı muhasaradadır. cürmü tarif edelim. 1. 99. “. 1. 1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 261 hükkâma. söz konusu maddede vatana ihanet suç unun aç ıkç a tanımlanması gerekliliğinin altını ç izmekte idi. TBMM ZC. 3. Refik Şevket Bey ayrıc a. mevcut Ceza Kanun’un uygulanması gerektiğini vurgulayan Amasya Mebusu Ali Rıza Efendi dışında aleyhte42 söz söylenilmeyen müzakere. ma dde sa rih değildir. vatana ihanet suç una verilecek cezanın ne olduğunu söz konusu etmeye gerek olmadığını. Şu halde birtakım yazılan mevaddı kanuniyeyi ve bunun hakkında yapılan münaka şayı fazla görüyorum. 1. “Kanunun adının “Hıyanet-i Vataniye” olmasını istemiş44 . “…Bir Hükümeti Osmaniye ve bir vatanı İslâmiye vardır. D. Bundan dolayı bu mevaddın umumunun reddi ve o kanunun ikinci faslının kabulünü teklif ediyorum. .”. s. C. diye emretmek fazla olur. C. bir hiyaneti vataniye cürmü tarafımızdan ihdas olundukta n sonra bu ihdas olunan cürüm için yine bir ceza ihdası lâzımdır. Za 41 42 43 44 TBMM ZC. 1. TBMM ZC. D. yeni madde kabul etmek yerine. şu Büyük Meclisimizi. Osmanlı Devleti’nin ve kanunlarının hâlâ mevcut olduğunu. Refik Ş evket Bey’in verdiği önergenin Lâyiha Encümeni’ne sevkiyle son buldu.Madde hiyaneti vataniyeyi tarif etmelidir. 1. devamla. Sa lisen ma lûmuâlileri (isyan) tâbiri umumiyetle bizde fiilî bir şekilde kabul ve telâkki olunur. Kanun’un Adının Belirlenmesi: 27 Nisanda gerçekleşen müzakerede Lâyiha Enc ümeni’nden gelen birinci madde “Makamı muallâyı hilafeti ve memaliki mahrusai şahanei yedi ecanipten tahlise ve taaarruzatı defi maksadına mâtuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur”43 şeklinde Mec lis’e beyan edildi.. D. …doğru ve sarih ve muayyen bir cürüm göstererek muayyen bir ceza vererek iyi bir yol göstermek. S öz alan ve müzakereler arasında dikkat çekici bir noktaya değinen S aruhan Mebusu Refik Şevket Bey. bu suç un karşılığının her yerde olduğu gibi idam cezası olacağını. C. 82. iyi bir tarik irae etmek mükellefiyetindeyiz. …Bina ena leyh mesele. O nokta i nazardan bendeniz bu maddei kanuniyenin müntehasında (Kavlen ve fiilen muha lefet ve ifsa da tta bulunma ya hiya neti va ta niye) denmesini teklif ederim. Biz. Hükümeti Osmaniye namına idarei umur ettiğ inden dolayı onun mevkiine koydu ğ umuz zaman. Mücrimi değil. sonra ceza tayin etmek gerektiğine dikkat ç ekmekte. s. TBMM ZC. Kanunu Ceza mucibince tayini ceza ediniz. s.

100. Fiilen orta ya çıkıp da bir şey yapmaz bitaraf bir vaziyette kalabilir. TBMM ZC. “1. 1. (meşruiyeti) yerine (ma ksadı meşrua ve vataniyesini tâkim için tahrikat ve icraatı fiiliyede bulunan) cümlesi konulmalıdır46 diyerek. millî iradeyi içeren her şeyin zaten meşru olduğunu. Erzurum Mebusu Mustafa Necati Bey ise. Kanunlar isimsiz olamıyaca ğ ı için i şbu kanunun ismine hiyaneti vataniye tesmiye olunması. S öz alan diğer mebuslar da. 99. Dördüncü oturumun aç ılmasıyla beraber. maddeye “Millet Meclisinin meşruiyetine ka vlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunmaya hiyaneti vataniye tesmiye olunur” şeklinin verilmesini teklif etmekte idi. birinci madde için eksik ya da fazla veya yanlış gördükleri ibareleri ve değişiklik isteklerini dile getirdiler. (meşruiyetine isya nı muta zammm kavlen ve fiilen muhalefet ve ifsadatta bulunan kesanın) aynı derecede a ddedilmesi muvafık olamaz. s.262 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ten meva ddı âtiyede (kavil ve fiil) tâbirlerini tefrik ettiğimiz için işbu ma dde de buluna n (isyanı mutazammın) tâbirinin kaldırılmasını teklif ederim. . Şu halde maddei ka nuniyeye (Millet Meclisinin meşruiyetine kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunmaya hıya neti va taniye tesmiye olunur) şeklinin verilmesini nazarı âlinize arz ederim”45 diyerek. Ancak kendisine geneli itibariyle kabul edilen bir kanun için artık red talebinde bulunamayacağı hatırlatıldı. Bu arada Çorum Mebusu Fuat Bey de bu Kanun’un reddini talep etti. Bkz. C. Sonra maddenin a slında bâ zı teza ddı muhtevi ve esasatı hukukiyeye muha lif şeylerde görülebilir. 100. Onun için bunun yerine Meclisin (Millet Meclisinin maksadı meşrua ve vataniyesini takim için harekât ve icraatı fiiliyede bulunan kesan (ha ini va ta n) ismiyle ta srih olunursa daha mürit ve daha camî olabilir. bazan hıyaneti vataniye a ddedilecek şekilde olmıyabilir. 101. (muhalefet) kelimesi olur ki. bu kanunda fiilin değil. S aruhan Mebusu Refik Şevket Bey’in teklifi48 üzere de kanunun başlığı “Hıya net-i Va ta niye Ka nunu” olarak belirlendi. İşbu maddede (Haini vatan) tarif olunup nev’i cürüm tarif olunmamıştır. Lâyiha Encümeni’nden Abdülkadir Kemali Bey bu teklifler üzerine değerlendirmede bulundu ve sonra oturuma ara verildi47 . 1. s. fiili tarif etmesi gerektiği üzerinde durmakta. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun birinc i maddesi üzerine verilen değişiklik önergelerinin görüşülmesine geç ildi. C. oysa maddenin faili değil. (hiyaneti vataniye) den addedilebilmek için her halde fiile inkılâbetmiş olan şekiller olması lâzımdır. TBMM ZC. failin tarif edildiğini. 1. s. “…(iradei milliyeyi) ihıtiva eden her şey meşrudur. C. 100. …Çünkü iradei milliyeyi ihtiva ediyor. birinci maddede yer alan Meclis’in meşruiyetine isyan sözünden aç ık bir anlam ç ıkartamadığını. TBMM ZC. (muhalefet) kelimesine (haini va ta n) kelimesi ismi verilemez. D. dolayısıyla bu maddenin “Millet Meclisi’nin maksadı meşrua ve vata niyesini tâ kim için harekât ve icraatı fiiliyede bulunan kesan haini vatan addolunur” şeklinde düzenlenmesi yönündeki arzusunu dile getirmekte idi. (ta hrika t ve icra a t) kelimelerinin konulması bütün bu mahzurları bertaraf eder zannederim. Onun için fıkranın (…ifsadatta bulunmaya hiyaneti vataniye tesmiye olunur) şeklinde tadil edilmesi. 45 46 47 48 2. Binaenaleyh (Meclisin meşruiyeti) sözü mühmel bir sözdür. 1.

106. . D. “Ma kamı muallâyı hilafet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şa ha nei yedi eca nipten ta hlise ve taaarruzatı defi maksadına mâtuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta buluna n kesa n ha ini va ta n a ddolunur” suretinde kesinleşti49 . s. C. D. 1. 1. 1. Çünkü bâzı yerlerde emsalini görüyoruz. Kanunu Cezanın kırk beşinci maddesinin sarahati dâhilinde fer’an zimethal ola nla r ma ddei mezkure mucibince tecziye edilirler” şeklindeki ikinc i madde üzerindeki müzakere aç ıldı50 . elli altıncı madde tâ biri kullanılacak yerde şaiben ida m olunur. “Etmesinler memleketi tehlikeye koymasınlar” cevabını verdi. Onun için bendeniz bu maddenin hem fer’a n zimethal olanlara. 1. denmesi lâzımdır. D. Saruhan Mebusu Refik Ş evket Bey’in teklifi üzere. İkinci ma ddede fer’a n zimetha l ola nla r konulmuştur. Halbuki elli a ltıncı madde. 1. suç işlemeye teşebbüs edenleri de kapsar nitelikte olması gerektiğinin altını ç izmekte idi. TBMM ZC. TBMM ZC. 105. 1. D. s. TBMM ZC. bu gibi efalde bulunanların idam olunacağını tasrih ediyor. mukateleye tahrik ve yekdiğere karşı müsellâh vaziyetlerden bahsettiğine göre. TBMM ZC. Kanunu Cezanın ceraimi ve cezayı ve bunların şekli icrasını gösteren ma ddeleri içinde (idam şu şekilde şaiben mahalli cürümde icra olunur) diye bir madde vardır. S ivas Mebusu Mustafa Taki Efendi. silahsız olarak fiili muhalefette bulunanlara idam c ezasının ağır olacağını söyleyince bir mebus. 1. Ya lnız a skerî meselesi müstesna dır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 263 Kabul edilen değişiklik önergeleriyle birlikte birinc i madde. 1. C. Bu ihtima lâ ta göre işimizi ka nuna uydurmak için diyelim ki. “Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunur. bir kişinin silahsız olarak da vatana ihanet edebilec eğinin izahına ç alıştı52 . 106. Ardından ikinc i madde üzerine verilen degişiklik önergelerinin görüşülmesine geçildi ve ikinci madde. D. 105. s. Eğer o kaydın konulmasından maksat elli a ltıncı ma dde mucibince ida m olunur. 1. s. çünkü hüküm ile iş ha llolunur. “…Cezayı mua yyen şekilde ta tbik ettirebilmek için mua yyen ve ka ti ve esa slı şeyler ta hrir edelim. Buna karşılık Lâyiha Enc ümeni’nden Abdülkadir Kemali Bey ise. C. hem de müteşebbislere şâmil olma sı ta ra fta rıyım” 51 diyerek ikinc i maddenin. C. …bu maddede bendenizin fikrimce. 107. s. İdamlar ibret için kurşunla da yapılır. encümenin teklifi gibi elli altıncı ma dde tâ birini koyma ya lüzum yoktur. Müteşebbisler konulmamıştır. 105. 3. TBMM ZC. 49 50 51 52 isyan tâbiri fiilî olmak üzere telâkki olundu ğ u ve bahusus mevaddı sabıkada kavlî ve fiilî tâbirleri mevcudold ğ u için maddede muharrer (isyanı mutazammın) tâbirinin ilgası ”. Binaenaleyh encümenin teklifindeki idam meselesinde. …Mesa ili adliye ile iştigal edenler meseleyi halletsinler. 1. C. Şaiben idam olunur. yalnız fiili olarak ihaneti gerçekleştirenleri değil. 102. Bu konu hakkında söz alan Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. diye idamın şekli icrasını göstermek ise bunun ma ha lli elli a ltıncı ma dde değildir.

D. C. Kanun’la “Meclis’n meşruiyetine sözle karşı çıkanları vatan haini olara k değerlendirilmesini” isteyen maddesini doğru bulmamıştı. aynı zamanda hürriyet-i içtihadı (fikir özgürlüğü) ortadan kaldırma tehlikesi taşıdığını da sözlerine eklemişti. s. 53 54 55 56 57 58 TBMM ZC. C.264 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 “Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunurlar. 100. “ Üçüncü madde tamamen zaittir. ancak ikincil derec ede suç a iştirak kavramından neyin anlaşılacağı veya anlaşılması gerektiği c iddi bir tartışma konusu olmuştu. C. Binaenaleyh üçüncü maddenin tamamen tayyedil me şini teklif ederim. 1. C.” . Anc ak fiilen fesat ve karmaşa çıkaranlar vatan haini olarak kabul edilebilirler55 . Daha sonra üçüncü madde üzerinde yapılacak olan müzakerelere geç ilse de Mec lis’te ç oğunluğun kalmadığı anlaşıldığından oturuma nihayet verildi. TBMM ZC. asıl faillerin idam. TBMM ZC. 28 Nisan tarihli toplantıda Hıyanet-i Vataniye Kanunu müzakeresine “Ka vli veya ta hriri surette muhalefet ve ifsadatta bulunanlar muvakaten kürege konulur” şeklindeki üç üncü madde ile devam edildi. Kanunun lâyihada olduğu şekliyle kabul edilmesi durumunda. 1. İsmail Ş ükrü Bey’e göre bu yaklaşım fikir hürriyetini ve meşrutiyet mantığını ortadan kaldırmakta idi. 1. 1. Vatana hıyanet suçunda. Fer’an zimethal olanlar ile mütesebbisler kanunu cezanın 45 ve 46 ncu maddeleri mucibince tecziye olunurla r” 53 şeklinde kabul edildi. D. C. Metinde geçen Meclis’in alacağı her türlü karara muhalefet etmenin mesela. 115-117. Nitekim maddede geçen “kavli ve tahriri muhalefet” ifadesinin belirsizliği ve bu maddenin bir intikam arac ı olarak kullanılmaya müsait olduğu konuşmac ılar tarafından dile getirildi. 118. s. suça ikinci derecede (fer’an) katılanların ise daha hafif c ezalara çarptırılması kabul edilmiş. 1. s. D. TBMM ZC. 1. s. 1. D. 1. 1. D. anc ak isyan halinde bulunulur ise eylemin c ezalandırılması gerektiği noktasında hemfikir olunmuştur54 . bir vergi kanunun ç ıkarılmasına dahi karşı ç ıkmanın da vatana hıyanet olarak değerlendirilebileceği endişesi ortaya çıkmış. . Hıyanet-i Vataniye Kanunu’na taraftar olmakla birlikte. s. s. 117. Madde hakkında Lâyiha Encümeni mensupları dışında söz alan tüm konuşmacılar bu maddenin aleyhinde olmuşlardı. C. Tekrar bir madde ilâvesine lüzum yoktur. 1. “Hıyaneti vataniye cürmünün. 1. D. İsmail Şükrü Bey. 108. faillerinin mercii muhakemesi ikaı cürüm edilen ma ha ldeki bidayet ceza mahkemesidir. din görevlilerinin vaaz bile edemeyeceklerini ve kendilerini sürekli baskı altında hissedec eklerini söyleyen Karahisarısahip Mebusu İsmail Şükrü (Çelikalay) Bey. 1. TBMM ZC. Netic e olarak S ivas Mebusu Mustafa Taki Bey’in önergesinin56 kabulü ile bu madde kaldırıldı57 . TBMM ZC. 116. Ahvali müsta cele ve fevka la dede mücrimin derdest edildiği mahal mahkemesi de icrayı muhakeme ve itayı karara salâhiyettardır” suretindeki maddenin okunmasıyla dördünc ü madde hakkında müzakere aç ıldı58 . Çünkü muhalefet ve isfadat bilfiil ise idam olunaca ğ ı ve fer'an zimefhal olmak ise derecatına göre kırk beşinci madde mucibince tecziye olunacakları ikinci maddede musarrahtır.

Bundan dolayı vatana ihanet muhakemelerinin ya liva bidayet mahkemelerine ya da suçlunun tutuklandığı en yakın liva c inayet mahkemelerine bırakılmasının daha uygun olac ağı belirtildi. tecrübelerine de dayanarak. seri teda bir ittiha z mecburiyetinde olduğumuzu kalbul ediyoruz. vatana ihanet suç unun tespiti iç in kazalardaki bidayet mahkemeleri yetkili mercii olarak belirlenmişti. C. liva bidayet mahkemeleri hakkında da vâridola bilir. ayrıca bidayet mahkemelerinin ceza verme yetkilerinin iki üç seneyle sınırlı olması idi. …Binaenaleyh divanı harblerde bu işlerin niyeti katiyen doğru değildir. gerek huzuru ilâhide mesul ve muatab oluruz. kaza ma hkemeleri hakkında serd edilen mehazir. 119. “. Muha kemeyi istediği yere.. bâzı teşvikat ve tesvilâta tâbi olmaları ihtimalleri de vardır. Bir mütehassis zatın yanında müntahap iki âza vardır. Fakat bendeniz bunda da bâzı mahzurla r görüyorum. bu muhakemelerin Divan-ı Harp’lere bırakılması önerisini getirdi. bu mesaili Divanı harplere tevdi ederiz. “…çabuk iş görelim derken. . biz gerek huzuru tarihte. bunlara kürek cezası vermek sa lâ hiyeti buhşedilirse hiç şüphe etmiyelim ki. liva mahkemesinin hükümlerinden daha iyi hükümler ittihaz ediyor. büyük haksızlıklar meydana getirmekten içtinabedelim. farklı olarak Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey. Binaenaleyh divanı harblerin muka ddera tı bunla rın elindedir. Zaten buna dair bir ta krir ta kdim edeceğim.. ne de kavanini mevzua devleti bilmezler.Divanı harblerde ittihazı mukarrerat eden kimdir bilir misiniz? Ya bir za bıt kâ tibi muktediri. öyle bir kaza mahkemesidir ki. Ancak konuşmac ılar. s. 1. 120.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 265 Dördüncü maddede. Ka zalarda teşkilât olmadığından bahsedildi. istediği şekli götürür.” …Bendeniz teşkilâtı adliyesini bildiğim yerler var ki. gibi hukuk eğitimi olmayan kişilerden oluşması. yahut divanı harb müddeiumumisidir. Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey’in verdiği teklifin mümkün olmadığını savundu ve şunları söyledi. D. …mahzur. Bunla ra idam cezası vermek. böyle bir ortamda ise idam kararı gibi hassas bir kararın verilemeyeceği. 1. Bunlar ne na zariyatı cezaiyeyi. …Çünkü lâzım olan sürati temin etmek kabil olamıyacaktır.. Buna karşılık Mehmet Şükrü Bey. kundurac ı vb. …En ya kın cinayet mahkemelerine tevdii kabildir. reis ne derse onları yaparla r ve maatteessüf bazan. teşkilâ tı a dliyesi ya pılma mıştır. Hepimiz kaza mahkemelerinin sureti teşkilini pekâlâ biliriz. Anc ak.. bu konuda kaza bidayet mahkemelerinin yetkili kılınmasını uygun görmemekte idiler. Bu itibarla mademki za manın fevkalâdeliğini müttefikan kabul ediyoruz. Sonra kaza bidayet ma hkemesi ile liva bidayet mahkemesindeki fark en ziyade âzayi kiramın zihnini işga l ediyor. Gerekç eleri ise kaza bidayet mahkemeleri üyelerinin bakkal. …biz liva bidayet mahkemelerine vermekle bu süra ti öldüreceğiz ve bunda n beklenilen 59 TBMM ZC. Her livada teşkilât var mı efendim? Birçok liva la rımız va rdır ki. Asıl teklifim Bidayeti cezada rüyetine ka ra r verilmemesidir” 59 diyerek bu işin liva cinayet mahkemelerine bırakıldığı takdirde bu kez de sürat konusunda sıkıntı yaşanac ağından dolayı hızlı hareket etmek adına ya bütün Anadolu’da yahut isyana mahsus yerlerde sıkıyönetim ilan edip. bu itibarla ya bütün Anadolu’da yahut isyana mahsus ola n yerlerde idarei örfiye ilân eder.

düşünerek ya pıyoruz… ihtilâl kâr vaziyet a lacak isek bu kanunlarla iştigale lüzum yok. TBMM ZC. 1. 1. Divanı harblerden de bahsedildi. “…ka za ma hkemelerindeki azalar intihapla icra edilir. Bu tarihte yapılan müzakerelerde tartışılan en önemli konu. Diğer mahkemelerdekiler ise Mektebi Hukukta n mezun müddei umumi ceza reisi gibi sırf hayatı memuriyetinin melekesiyle tâ yin edilen zeva ttan ibarettir ki. C. 1. davaların ç abuk sonuçlandırılması ve verilecek hükümlerin ibretlik olmasıydı. C. sehpa la rı kura rız. caiz olamaz. 122. 118-120. 1. s. . Divan-ı Harp’lerin devlet kanunlarına vakıf olmadıklarını ve buralarda görev alac ak kişilerin verdiği kararın c aiz olmadığını belirtti62 . derdest edilebilir. s. Onun için katiyen Divanı ha rblere verilmesi ca iz ola ma z” diyerek kaza mahkemeleriyle diğer mahkemeler arasındaki farkı. umura meydan vermektir. Kayseri’de birisi idam cezasına u ğramak gibi aynı bir cürümde muhtelif mukarrerat. 1. Bu bapta rüfekayı kiram tarafından söylenilen sözlere iştira k etmekle beraber. o cürmün sahibi için hangi ceza mahkemeleri i şe ba şlamış olursa. D. Ayrıc a kaza bidayet mahkemelerinin yetersizliğinin farkında olduklarını. C. vukuf ve mümareseleriyle terfii memuriyet ederler. C. ancak kazaların livalara uzaklığı. D. Halbuki onlar da kaza ma hkemesinde. Fakat hiçbirisi. mücrim olan o şahıs derdest edilerek oraya sevk edilmesini ve muhakemesinin o mahkemelerde icrasını teklif ediyorum. Mec lis’in onayından geçeceği için bidayet mahkemelerine daha ılımlı bakılabileceğinin de altını 60 61 62 63 TBMM ZC. “…Kırşehir sanca ğ ının Avanus kazasında vukua gelen bir cürümden dolayı Niğ de sanca ğının Ürgüb veya Karahisar. 1. 1. TBMM ZC. “…biz bu kanunu yaparken esa s itiba riyle vaziyetimize muhalif hareket edenleri süratle tedibetmeyi düşünüyoruz. 120. meselâ Ni ğde Mahkemesinde biri beraete mazhariyet. s. birtakım ihtirasatın tevellüdünü mucib ola ca k ha lâ te. Bunun yanında Niğde Mebusu Abidin (Zeynelabidin) (Bayhan) Bey. bir idarei örfiye ilâ n ederiz ” 63 sözleriyle bulunduğu teklifte tıpkı Köprülü Mehmet Paşa’nın binlerce insanın kellesini kopartıp memleketi kurtardığı gibi bir metotla memleketin kurtarılmasını istedi. tecrübe. Hayatı memuriyetinde müptedi olan bir heyete ağır bir cezayı tertip için salâhiyet vermek. Öyle ki kanun teklifinde beklenen amaç . milletin izmihlaline değil ise bile. liva Bidayet ceza mahkemesinde bulunan Müddei umumi ve ceza reisi kadar kavanini Devlete vâkıf değildirler. kanunun hangi mahkemelerde yürütüleceği idi. 1. TBMM ZC. Niğ de Mebusu Abidin (Zeynelabidin) (Bayhan) Bey. D. bu da caiz olamaz. Onun için bir cürümden dolayı her nerede ef’ali cürmiye ika ve refedilirse o. hüküm ve ilâmat Vârîdolur ki. Bu sebeple normal hukuk mahkemelerinin bu amac ı gerçekleştiremeyec eği ileri sürüldü. ulaşım güç lükleri gibi etkenleri hesaba katarak ve bu kanunun uygulanmasında hızlı karar almanın esas olması gerektiği bilinciyle bidayet mahkemelerini terc ih ettiklerini ifade etti. Bu. Böylece Muhittin Baha Bey’in bu önerisi Mec lis’te taraftar bulamadı61 . s. 120. o aynı fiilden ne şet eden cürümden.266 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 neticeyi mahvedeceğiz”60 dedi. ef’ali cürüm ashabı birer şeriki cürümle beraber onun hepsi hakkında bidayeten Kırşehir veya Niğ de de ayrı ayrı tahkikata ba şlanmış. Kırşehir sanca ğ ını örnek olarak göstererek devamla şunları söyledi. ince Karasu mahallerinde alâkadar olanlar derdest edilir. Bu arada konu hakkında encümenin görüşünü ortaya koymak adına söz alan Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey. Öte yandan bidayet mahkemelerinin verecekleri kararın.”. her birisi bir araya getirilerek mevkufen tahkikat icra edilmezse. D.

dördüncü madde üzerine verilen değişiklik önergelerinin görüşülmesine geçildi. D. “…Hükkamı takyit kadar müthiş bir feca yi yoktur… yirmi gün za rfında mutlaka hüküm vereceksiniz dersek hükkâmı ta kyide koymuş oluruz ve bunun ka biliyeti tatbikıyesi olmadığını kendimiz göstereceğiz. 1. TBMM ZC. 129. s. 129. 1. yirmi gün zarfında mutlaka hüküm verme kaydına itiraz etti ve yolların uzunluğu. Böylelikle birinci oturum itibariyle dördüncü maddenin müzakeresi tamamlanmış oldu64 . C. s. D. 1. askeriye.” şeklindeki altınc ı madde Çorum Mebusu Fuat Bey’in verdigi. D. Üç ünc ü oturumda. s. 1. nedenlerden dolayı şahitlerin zamanında gelemeyebileceğini ya da davaya bakan hâkimin hastala64 65 66 67 68 69 70 Bkz. . “Hıyaneti vataniye cürmünün faillerinin mercii muhakemesi ikaı cürüm edilen veya mürcimin derdest edildiği kazada veya o kazaya mücavir bir kazada diva nı ha rbi örfi va r ise divanı mezkur. 1. Anc ak Tunalı Hilmi Bey’in bu önergesi kabul edilmedi. 1. TBMM ZC. 127. 1. Dördüncü madde enc ümenin teklifi üzere aynen kabul edildi66 . 130. 1. devamla. Bu müddeti her ne sebebe mebni olursa olsun tecavüz ettiren mahalli za bıta sı ile ma hkeme heyeti Kanunu Cezanın yüz ikinci maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevki mahkemesince muhakemesi bilicra azami yirmi gün za rfında hükme rapt edilecektir”69 suretindeki yedinci madde üzere söz alan Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. 130. D. 1. 131. TBMM ZC. C. D. …Bina ena leyh şa hitlerin mutlaka ya huzuru hâkime getirilmesi lâzımdır yahut huzuru hâkimde binniyabe ifa desinin alınması lâzımdır70 diyerek. “Za bıtai adliye memurlarının tanzim edecekleri tahkikatı iptidaiye evrakı da irei istinta ka tevdi olunmaksızın mahallin en büyük mülkiye memuruna ita olunur ve onla r ta ra fında n dahi müddeiumumiler vasıtasıyla yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir” suretindeki önergesi üzere kabul olundu68 . C. “Hıyaneti vataniye mücrimlerine ait muhakemat a zami yirmi günde hükme ra pt oluna caktır. 1. 130. C. D.67 “Za bıtai adliye memurlarının tanzim edecekleri tahkikatı iptidaiye evrakı daireyi istinta ka tevdi olunmaksızın müddeiumumîler vasıtasıyla yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir. s. Heyet halinde bulunup hüküm vereceğiz. TBMM ZC. TBMM ZC. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 267 ç izdi. bozuk oluşu vb. 1. Dördünc ü madde iç in Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey. C. TBMM ZC. Meselâ bugün üç kişiden mürekkep bir bidayet ceza mahkemesinde bulunuyoruz. 1. yok ise mahallin mülkiye. s. “Hıyaneti vataniye mücrimlerinin muhakemesi her halde mevkufen icra olunur” esasına dayanan beşinci madde hakkında söz söyleyen ve değişiklik önergesi veren olmadığından beşinc i madde aynen kabul edildi. 1. D. 120-122. 1. jandarma ve polis dairelerinin en büyük memurlarından ve mahallin müftüsünden mürekkep bir heyettir”65 şeklindeki değişiklik önergesini verdi. C. TBMM ZC. C. Şahitlerin hepsi mutlaka o cürmün vukubulduğu mahalden olmaz. s.

“Yapılan kanunlar idam kanunlarıdır. Mesele halledilir. . s.268 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 nabileceğini. D. Ancak bu önerge kabul görmedi ve Bolu Mebusu Nuri Bey’in. “İşbu mehakimden sadır olacak mukarrerat kati olup ancak idamı müstelzim olan muka rrerat Büyük Millet Meclisince badettasdik mahallerinde infaz olunur” diyen ve idam kararlarının Meclis onayından geçmesini öngören sekizinc i maddenin kısmen aç ılması gerektigini belirten Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey’in kafasında soru işaretleri bulunmakta ve o. 132. “Meclisin sa lâ hiyeti fevkalâdeyi haiz olmasından dolayı bidayet mahkemelerinden verilen kararı Meclisimiz dilerse affeder. 1. Maatteessüf adaletin mutlakiyetinden veyahut vüsatinden ba hsetmek bence ka tiyen a bestir. 131. Tetkik hakkı ret mahiyetini haiz midir. Tek bu Saltanat kurtulsun. D. degil midir? Encümen bunu tetkik etse. D. ya ni mukarrerat usulüne muvafık degilse. Meclisin salâhiyetini ta kyit varit değildir” diyerek bu Mec lis’in olağanüstü yetkilere sahip bir Meclis olması dolayısıyla. 1. TBMM ZC. 132. TBMM ZC. yahut nakzedip iade mi edecek? Tasdik meselesi kola y. Konuyu farklı bir açıdan ele alan Malatya Mebusu Fevzi Efendi ise şunları söylüyordu. Bu sorulara karşılık Lâyiha Encümeni adına Abdülkadir Kemali Bey. C. s. Eğer Meclisin de ka na a ti vicdaniyesine tevafuk ediyorsa tasdik eder. bidayet mahkemelerinin kararlarını onaylayıp onaylamamanın Meclis’in elinde olduğunu söyledi ve devamla. Nitekim o. 1. Varsın milyonlarca bu memleketin feda olmuş evladına mukabil birka ç ta ne ma zlum gitsin. s. Bunu biha kkin düşünmeli.” 74 demiştir. Fakat a ksi surette ne ya pıla ca ktır? Encümen bunu iza h etsin” 73 . bazı mazeretleri olabileceğini göz önünde bulundurarak. 1. Tunalı Hilmi Bey ise Refik Şevket Bey’in aksine. bu soru işaretlerini şu şekilde dile getirmekte idi. Noksan görürse reddeder. C. Bunun da bir de mukabili ola n ret veya a f ha kkı verilmiş oluyor. bu sürenin daha da kısaltılmasından yana oldu. 1. “Meclisin salahiyetini ta hdide ka a dir bir kuvvet göremiyorum. esbabı mucibesi ta m degilse. D. Memleketin böyle bir zamanda adaletin mutlakiyetinden bahsolunduğunu işittim. sonra 71 72 73 74 TBMM ZC. “…Ben bilakis müddetin bir ha fta ya tenzilini teklif ediyorum. C. 1. bu maddede bir zaman sınırlamasına gidilmemesi gerektiğini öne sürdü. s. Bunun için bu sua li va rit addetmiyorum. TBMM ZC. mademki tasdik hakkı veriliyor. 1. a f mı edecek. C. başka bir maha lde muha keme edilecekse a zami yirmi günde muhakemelerinin hitama erdirilmesini teklif ediyorum”71 diyerek bu doğrultuda bir önerge verdi. 1. “Hıyaneti vataniye mücrimlerine ait muhakemat bir sebebi mücbire olmadıkça azami yirmi günde hükme rapt olunacaktır. Bu müddeti bilâsebebi mücbir teca vüz ettiren ma halli zabıtası ile mahkeme heyeti Kanunu Cezanın yüz ikinci maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevki ma hkemesince muha kemesi bilicra azami yirmi gün zarfında hükme rapt edilecektir” şeklindeki önergesi üzere yedinc i madde tadilen kabul edildi72 . dilerse tasdik eder. 132. “Efendim. Bundan dolayıdır ki eğer cürmün ika edildigi ma ha lde muhakeme icra edilecekse azami bir hafta.

1. C. . 133. 134. bu ceraimde bâzı eşhasa ait isnadatta buluna ca kla r ha kkında eğer bir hüküm sâdır olmuş ise. Böyle bir kelime sadır olmuş ise on seneden a şağı olmamak üzere ceza görür. TBMM ZC. liva ve vila yet merkezlerine ve köy heyeti ihtiyariyeleri müctemian celp edilerek ifham ve sureti tebligi muta za mmın heyeti mezkure âzalarının imzalarını havi zabıt varakaları tutularak idare meclislerince hıfz edilmekle beraber kavaninin nesir ve ilanı hakkındaki kanuna tevfika n a yrıca nesir muamelesi dahi yapılacaktır” denilen dokuzuncu madde hakkında söz alan ve önerge veren olmadığından madde aynen kabul edildi ve kesinleşti78 . 1. C. Her ha l ve kârda mahakimden sâdır olan karar Büyük Millet Meclisinde tadilen tasdik olunmalıdır. 134. TBMM ZC. ” 75 S ekizinci madde hakkında verilen değişiklik önergelerinden Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’e ait olan. Ceza Kanununda iftira hakkında maddei mahsusa va rdır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 269 ya zık olur. “İşbu kanunun icrayı ahkâmına Adliye ve Dâhiliye Vekilleri memurdur” şeklindeki onunc u madde. Binaenaleyh her halde bir ma ddei müzeyyele ilâve edilsin”80 diyerek zan altındaki kişinin masumiyeti anlaşıldığında yapılac ak işlem ve kişinin zan altında kalmasına sebep olan kimseler hakkında 75 76 77 78 79 80 TBMM ZC. dediler ki. 1. 132. 134. Lâ kin o vereceğimiz ka rar. s. s. bulunmıyaca ktır. 1. “İşbu mehakimden sadır olacak mukarrerat kati olup a nca k ida mı müstelzim hükümler Büyük Millet Meclisi icra Heyeti ta rafından badettasdik mahallerinde infaz olunur”76 şeklindeki önerge de kabul görmedi. “İşbu kanuna tevfikan ma ha kimden sâ dır olacak mukarrerat Büyük Millet Meclisince badettasdik maha llerinde infa z olunur. C. s. 1. TBMM ZC. 1. 133. C. s. Bir zaman olur ki. “…Halkımızın ha leti ruhiyesini teemmül buyurun. İdam edildikten sonra malûm olduğu üzere bu adam meza rında n çıkarak ve ikamei dâvaya sevk ettirmek imkânı yoktur. bu heyet burada ola ma z. s. 134. Evet kanunu cezanın 113 ncü maddesinde bir sarahat var. D. Bir millet saadetini Büyük Mecliste görürse emin olun hem emin olurlar ve Meclisin dua hanı olurlar. Giden yine milletimizdir. Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey’in önergesi üzere. 1. 1. Çok yerlerde görüyoruz ki. C. 1. hatalara insan heder olup gidiyor. yani bugün verdiğimiz karar bizim efradımızı öldürür ve garaza kurban eder. Fakat böyle bir isnat karşısında bulunacak bir a da m ma lûmu âliniz idam edilir. “İşbu ka nunun icrayı ahkâmına Büyük Millet Meclisi memurdur” suretinde tadilen kabul edildi79 . C. TBMM ZC. D. 1. TBMM ZC. Bu arada İzmit Mebusu Hamdi Namık Bey. Buna karşılık sekizinc i madde Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey’in. D. s. 1. İster bir ma ddei ma hsusa ile isnadatta bulunan ister maddei mahsusa tâyin etmeksizin isnadatta buluna nla r hakkında bir maddei müzeyyele ilâve olunsun. D. D. “İşbu kanun her mahallin idare amiri tarafından nahiye ve kaza. Büyük Millet Meclisinin tasdikine iktiran eden kanun bir zaman olacak ki. 133. Fakat bu adamın ma sumiyeti a nlaşılırsa şu esbapdan dolayı mevkiini tahkim edecek şeyler lâ zım. Ta sdik edilmediği takdirde Meclisçe ittihaz edecek karara tevfiki mua mele olunur” suretindeki önergesi üzere kabul edildi77 . 1. D.

Vaiz ve hitabet suretiyle alenen veya ezminc i muhtelifede eşhası muhtc lifeyi sırran ve kavlen hıyaneti vataniye cürmüne tahrik ve teşvik edenlerle işbu tahrik ve teşviki suver ve vesaiti muhtelife ile tahriren ve tersimen irtikâbeyliyenler muvakkat küreğe konulur. Tahrikât ve teşvikat sebebivle maddei fesat meydana ç ıkarsa muharrik ve müşevvikler idam olunurlar. 25 Nisan’da Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in önerisiyle müzakeresine başlanan ve beş günlük yoğun müzakereler sonucu 29 Nisan’da kabul edilen Hıyanet-i Vataniye Kanunu. 1. C. Madde 3. . 81 82 TBMM ZC. tadilen. 1. 134. C. birinc i ve ikinc i maddeler. yine kanunun birinc i müzakeresinde on birinc i olarak belirlenen madde de tadilen on dördünc ü madde olmak suretiyle söz konusu Kanun’un tasarısı. Özellikleri ve Önemi: 29 Nisan’da gerçekleştirilen toplantıda bu Kanun’un ikinc i müzakeresi yapıldı. dördüncü. 4. Oturum Başkanı ise kendisinden bu konuda bir önerge sunmasını istedi. on ikinci ve on üçüncü maddeler olarak. üçüncü madde. Böylec e bu Kanun’un birinc i müzakeresi tamamlanmış oldu81 . ilaveten. Hiyaneti vataniye maznunlarının mercii muhakemesi ikarı cürmedilen mahaldeki bidayet ceza mahkemesidir. Dokuzunc u. D. “İşbu kanun her mahalde neşir ve ilan olunduğu tarihten kırk sekiz saat sonra meriülicra olacaktır” suretindeki onbirinci maddenin de aynen kabul edilmesinin ardından. Meclis’te baştan itibaren madde madde yeniden okunarak ve gerekli ek düzenlemeler yapılarak 14 madde halinde gerçekleşti ve kabul edildi82 . Kanun’un Son Şekli. Bu müzakerede. s. D. Madde 1. Madde 2. Hıyanet-i Vataniye Kanunu bütünü itibariyle oylamaya sunuldu ve kabul edildi. yedinci ve sekizinc i maddeler. 1. s. 1. altınc ı madde aynen. Feran zimethal olanlar ile müteşebbisleri kanunu cezanın kırk beşinci ve kırk altınc ı maddesi muc ibinc e tec zive edilirler. beşinci maddeler. Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunur. tadilen. Madde 4. Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şahaneyi yedi ecanipden tahlis ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. TBMM ZC. Ahvali müstacele ve fevkalâdede maznunun derdest edildiği mahal mahkemesi de ic rayı muhakeme ve itayı karara salâhiyettardır. Kanun’un birinci müzakeresinde dokuzuncu ve onunc u olarak belirlenen maddelerde de yalnız numara değişikliğine gidilerek. Böylec e ihtilal ortamında ve şartlarında oluşan TBMM’nin ülkenin refahı ve kurtuluşu iç in düşündüğü ilk olağanüstü kanun olan Hıyanet-i Vataniye Kanunu şu şekilde kabul edilmiş oldu.270 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ne gibi bir işlem yapılacağının da ek bir madde ile belirlenmesi gerektiğine dikkat ç ekti. onuncu ve on birinci maddeler ise ilaveten kabul olundu. tadilen kabul edildi. 137-145.

Zabıtai adliye memurlarının tanzim edec ekleri tahkikatı iptidaiye evrakı dairei istintaka tevdi olunmaksızın mahallin en büyük mülkiye memuruna ita olunur ve onun tarafından dahi müddei umumiler vasıtasiyle yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir. ya da fesat hareketlerine girişen veya yayında bulunan kişiler. 1. D. Kanun. Madde 6. s. Madde 9. C. yargılamanın hız kazandırılması amacıyla hem yargılamayı yapac ak mahkemelere ve hem de ilgili mahallin mülkî idare âmirlerine yükümlülükler getirerek. 1. Madde 7. Kabul edilen metin- 83 Düstur. C. 2-3.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 271 Madde 5. İşbu kanunun icrayi ahkâmına Büyük Millet Mec lisi memurdur. D. Madde 13. Madde 12. bu suç la nitelendirilec eklerdi. 142-144. Kanun’un uygulanmasında ihmali görülec ek olanların Ceza Kanunu gereğince cezalandırılacaklarını belirli bir hükme bağlamıştı. yazıyla ya da doğrudan doğruya bilerek karşı çıkan. C. 1. Hiyaneti vatanive maznunlarının muhakemesi bidayet c eza mahkemelerinden verilecek gayrimuvakkat tevkif müzekkeresi üzerine her halde mevkufen ic ra edilir. Büyük Millet Meclisi’nin yasallığına karşı ayaklanmaya yönelik sözle. Haklarında gıyaben hüküm sâdır olan eşhas derdestlerinde işbu kanuna tevfikan yeniden ve vic ahen muhakemeleri ic ra olunur. Madde 10. Hiyaneti vataniye maznunlarına ait muhakemat bir sebebi müc bire olmadıkç a âzami yirmi günde hükme raptolunac aktır. İsyana iştirak etmiyen eşhas hakkında ligarazin isnadatta bulunanlar isnadettikleri c ürmün c ezasiyle müc azaat olunurlar. İşbu ceraimin emrü muhakemesi için mahkemelerce istenilen şahsa c elp ve davete hac et kalmaksızın bilâhüküm ihzar müzekkeresi tastir kılınır. Bu müddeti bilâsebep müc bir tecavüz ettiren mahallî zabıtası ile mahkeme heyeti kanunu c ezanın yüz ikinc i maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevkı mahkemesinc e muhakemesi bilic ra âzami yirmi gün zarfında hükme raptedilec ektir. 1. TBMM Kavanin Mecmuası. İşbu kanuna tevfikan mahakimden sâdır olac ak mukarrerat katî olup Büyük Millet Meclisince badettâsdik mahallerinde infaz olunur. s. Madde 14. İşbu kanun her mahalde tarihi tebliğ ve ilânından kırk sekiz saat sonra mer’i olac aktır83 . İşbu kanun her mahallin idare âmiri tarafından nahiye ve kaza liva ve vilâyet merkezlerine ve köy heyeti ihtiyariyeleri müçtemian celbedilerek ifham ve sureti tebliği mutazammının heyeti mezkûre âzalarının imzalarını havi zabıt varakaları tutularak idare meclislerince hıfzedilmekle beraber kavaninin neşir ve ilânı hakkındaki kanuna tevfikan ayrıc a neşir muamelesi dahi yapılac aktır. s. Yasa’nın ilk maddesinde kimlerin “vatan haini” sayılac ağı belirtilmiş olup. 1. Madde 11. buna göre. Madde 8. Kanun No: 2. . Tasdik edilmediği takdirde Mec lisç e ittihaz edilec ek karara tevfiki muamele olunur. 4-5. Kanun No: 2. TBMM ZC.

656.g. .m.” TBMM ZC. 50.t. 29. Bıyıklıo ğ lu. C. Bidayet Mahkemeleri’ne veya önemli durum halinde en yakın mahkemeye devredilmişti. 1. yalnızca Meclis’i değil. e şhası mezkûreye hemfiil denilir ve cümlesi faili müstekil gibi mücazat olunur. s. “Eşhası mütaaddide bir cinayet ve cünhayı müttehiden ika eder veyahut ef’ali müteaddideden mürekkep olan bir cinayet veya cünhada birtakım e şhastan her biri cürmün husulü maksadiyle ef’ali mezbureden birini veya birkaçını icra eylerse. 105. Mec lis. Ural. 84 85 86 87 88 89 Ergil.. Aynı zamanda kabul edilen bu hüküm. C. s.m. s. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. s. adlî zabıtanın ön soruşturma evrakını (tahkikatı iptidaiye) mahallin en büyük mülkî âmirine hemen onun da savc ıya yirmi dört saat geç meden teslimini zorunlu kılmakta idi. 207. s. onun temsil ettiği davayı da karşıt eylem ve akımlardan korumaya yönelikti. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile millete karşı kendi meşru durumunu teyit etmiş ve bu meşruluğunu. Vatan hainliği ise TBMM’nin meşruluğuna ve milletin yüksek menfaatlerine karşı yapılacak her çeşit ayaklanma ve kışkırtıc ılık olarak tespit edilmiş ve kışkırtıcılığın kaynağı İstanbul Hükümeti olduğu iç in bu hüküm. TBMM’nin kuruluşunun asıl sebebi. Aybars. Bıyıklıo ğ lu.g. “Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şahaneyi yedi ecanipden tahlis ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak te şekkül eden Büyük Millet Meclisinin me şruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. s.. Ahvali sairede o cinayet için kanunen mayyen olan cezanın nısfından iki sülüsüne kadarı tenzil edilir. Made 45.272 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 de. Saltanatı ve Osmanlı topraklarını düşman elinden kurtarmak olarak gösterilmişti. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun altıncı maddesi.. 49. onun sebep olduğu olaylara karşı konmuştu87 .” Madde 46. TBMM. Yine Kanun’un birinc i maddesinde 85 .” . 233. düşman elinde esir bulunan Hilafet ve S altanatı kurtarmak amac ına dayandırıp Hıyanet-i Vataniye Kanunu’yla yaptırım altına almıştı. Bu yasa. 1. a. Hilafeti. Yedinci madde ile yargılamanın yirmi günden daha fazla sürdürülmemesi. I. Ayrıca bozguncu ve propagandacılar ile onlara yardımcı olanların faaliyetleri de bu suç kapsamında idi. a.TBMM ZC. “Bir kimse bir cinayet ikamı tasmim edip de vesaiti mahsusa ile icrasına bed ederek yed-i ihtiyarında olmıyan esbabı mânia haylûletiyle ol cinayetin husulüne muktazi ef’ali ikmal edememi ş ise kanunun sarahati olmıyan yerlerde fiili mezkûr idam veya müebbet kürek cezalarını müstelzim olduğ u halde müte şebbis hakkında yedi seneden eksik olmamak üzere muvakkat kürek ve müebbet kalebentlik cezasını müstelzim ise keza yedi seneden eksik olmamak üzere kalebentlik ve müebbeden nefi cezasını müstelzim olan ahvalde üç sene müddetle kezalik kalebentlik cezası hükmolunur. age. a. maddeleri gereğinc e c eza verilecekti89 . Hükümlerinin yürütülmesi sorumluluğu TBMM’ye verilen Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun ikinci maddesi gereğince isyana katılanlara idam c ezası verileceği gibi. Yine dördüncü ve yedinci maddelerde yargılama merciini ve ihmali görülenleri bağlayıcı hükümler yer almakla birlikte kanunda Bidayet Ceza Mahkemeleri yetkili mahkeme olarak gösterilmekte idi. Halife ve Padişah olsa dahi kendi üzerinde bir yasallık tanımadığını ilan etmişti84 . 657. sekizinci madde ile de davaların hızla karara bağlanarak tasdik merc ii olan TBMM’ye gönderilmesi hükme bağlanmıştı. s. bu hüküm ve tedbirlerle daha ilk günlerinden itibaren millî mukadderata hâkim ve yüksek bir heyet olduğunu kanıtlıyordu88 .g. D. Böylece TBMM. isyanı teşvik edenlere de Ceza Kanunu’nun 45 ve 46. Hilafete ve Saltanata geleneksel bağlarla bağlı olan TBMM üyelerinin tepkisini yumuşatmaya yönelikti86 . 2. D.. Kanun’un uygulama yetkisi.

s. s. iftira edenlerin. 29 Nisan’da Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun kabul edilmesinden bir süre sonra. “…Hiya neti va ta niye ile ma znun olan bir adamın muhakemesi ya hiyaneti vataniye cürmünün irtikâbedildiği yahut derdest olunduğu mahal mahkemesinde görülür diye tesbit etmiş iken ve sureti cereya nı muhakemeye dair her suretle malûmat varken Ferid Paşa hakkında burada muhakeme icrasına a yrıca karar almak doğru değildir”95 diyerek suçlunun. 52. a. C. 1.İstiklâl Harbi’nde Ayaklanmalar (1919-1921). suçluları affetmiştir. İzmir 2006. yakalandığı yerde veya 90 91 92 93 94 95 Ural. onun bu niteliği uygulamanın yavaşlamasına ve kesin sonuç alınmasının gec ikmesine sebep olac aktı. Mustafa Kemal Paşa. harp divanları tarafından en ağır şekilde c ezalandırıldı 93 . 50. 5. Ural. s. TBMM ZC. 52.t. 51. Genelkurmay Basımevi. Ural. halkın habersiz olmasından dolayı meydana gelebilec ek sakınc alar ortadan kaldırılıyordu. haberleşme ve yayın şartları göz önüne alınarak Kanun’un her bölgede yayınında kırk sekiz saat sonra yürürlüğe girec eği esası kabul ediliyordu 90 . Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun birinc i ve ikinci maddeleri gereğinc e gıyaben yargılanmalarını teklif ettiler94 .g.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 273 Kanun. Safranbolu’da kışkırtma sonucu meydana gelen bozgunc uluk üzerine 30 Nisan’da Kastamonu Valiliği’ne. Kanun’un Uygulanmasında Karşılaşılan Zorluklar: Hıyanet-i Vataniye Kanunu bir devrim yasası olmakla birlikte uygulama yönü ile olağan yöntemlere ve kurumlara dayandırılmıştı. 1. Ancak. s.g. 42. Türk İstiklâl Harbi . 13 Mayıs’ta ise İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşları bir önerge ile Ferit Paşa Kabinesi ve kendilerine hizmet edenlerin. yargılama aç ısından zaman kaybının önüne geçildi. D. Celp ve davete gerek görülmeden huzura gelme kararı yazılarak. C. Zeus Kitabevi. s.g. Meclis. 9 Mayıs’ta önemli bir durum olmadığı ve gereken kişilerin Meclis tarafından özel olarak affedildikleri için genel af ç ıkarılmayac ağına dair karar alarak özellikle “vatan hainliği” ile suç lananlara af kapılarını kapadı91 . Ergün Aybars. o sırada Konya’da bulunan Mustafa Kemal Pa şa. D.145. a. 51. 51. 101. s.t. a. Ayrıca Kanun’un halka duyurulması ve yayınlanması öngörülerek böylece TBMM’nin halk nezdinde tanınmasına arac ı olması isteniyor ve Kanun’dan. C. 5 Mayıs 1920’de Konya’da halka beyanname okuyup.t. s. ayaklanmaya teşvik eden sekizi asker kaçağı olmak üzere otuz altı kişi harp divanına verilmişlerse de. 1. İstiklâl Mahkemeleri. Ankara 1974. 1. a. VI. suçluya kendini müdafaa hakkı da tanımakta idi.g. 282. 283. Bunun üzerine Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. Dönemin olumsuz şartlarından dolayı ulaşım. karşısındaki kişiye yönelik ileri sürdükleri suçun cezasıyla c ezalandırılacaklarını öngördüğü gibi. Yozgat ayaklanması nedeniyle de 28 Mayıs’ta Sivas Valiliği’ne92 Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun uygulanmasını emretti. Ural.t. TBMM ZC. gıyaben mahkûm edilmiş olanların. s. yakalandıklarında yeniden yargılanmalarını sağlayıp. Yine İngiliz Gizli Servisi’nden para alan kişiler olduğu anlaşılan Anzavur olaylarında parmağı olanlar. .

a. kendi haklarında düşündüğü hükmünü. elebaşlarından S efer Beyi suçluları Hükümet adına asmayacağına söz vermesine rağmen. 285. Ardından Antalya Mebusu Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey söz alarak. İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşlarının teklifi ve Meclis’te yapılan müzakerelerin akabinde 17 Mayıs’ta alınan kararla Damat Ferit Paşa’nın önc e “vatandaşlıktan ç ıkarılmasına” karar verildi. Anc ak. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun 8. Meclis’in onayı olmadan harp divanları tarafından yargılandı ve bunlardan on üç ü ve Düzce ayaklanmasında rolü olan altı kişi idam edildi. D. D. bazı sebeplerle idam edilmeleri. birçok kimsenin merkezî otoriteden uzak ve keyfî bir şekilde c ezalandırılmaları halkı tedirgin ediliyor. diğer kararlarımız gibi. Ferid Pa şanın Sulh Konferansında Toros’un cenubundaki dört milyona yakın Türkü haymene şin ve yabancı addederek Fransızlara pe şke ş çekmesi ve Anadolu’nun muhtelif mahallerinde şuri ş ve fesat ikaına kalkışması büyük bir hiyanet olduğ undan kendisinin vatanda şlık hukukundan tecridine ve milletimiz arasından tardına karar verilmesine mütedair bulunan. Böylec e Damat Ferit Paşa’nın “vatan haini” olduğuna karar verilmişti. . a. 1. 52. 284. maddesi gereğince idam kararlarının. 52. s. faili doğruda n doğruya ya kalamak mümkün değildir. D. Meclis’in onayı bulunmadan infaz edilmesi. yine tebliğ ederiz. karşı koyanların evlerinin yakılması ve suçlu görülenlerin. Hıyanet-i Vataniye Kanunu gereğince 200’e yakın Kuvay-ı İnzibatiye mensubu ve asî.g. C. Ural. oy birliği ile Adliye Enc ümeni’ne havale edildi97 . 32. Mersin Mebusu İsmail Safa ve Bursa Mebusu Emin Beyler taraflarından muta takrirler üzerine müzakere olundu.t. 19 Mayıs’ta ise İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşlarının 13 Mayıs tarihli önergesi. …Biz Ferid Paşayı yakalıyamayız. Aybars. s. Hiç olmazsa Millet Meclisi. TBMM ZC. s. 96 97 98 99 100 TBMM ZC.t. 342. 1. TBMM ZC. Ayaklanmaların bastırılmasında önemli rol oynayan Ethem. 1. Bunun mânevi büyük bir menfa a ti va rdır ” 96 diyordu. s. İstanbul’a değil bütün vatana ait olduğu gerekç esiyle maddeten olmamakla beraber. Meclis ve Hükümet’e olan güven sağlanamıyor. TBMM otoritesini olumsuz yönde etkiliyordu. manen büyük etki yapacağı düşünüldü ve bu teklif. İngiliz esaretini bu memlekete sokmak istiyen İngiliz yardakçılarını bugün yakalıyamayız. 284.274 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 suç un işlendiği yerde yargılanması gerektiğini belirtti ve Ferit Paşa’nın yargılanamayac ağı üzerinde durmuştu. Hükümet’in otoritesini ç iğneyerek idam etti99 . 283. Meclis’te yapılan diğer müzakereler sonucu Ferit Paşa’nın suç unun yalnız. Hiç bir karara bağlı kalınmaksızın. s. Ural.g. 1. “…Bizim üzerimize düşen bir şey var. 1. C. Damat Ferid Pa şanın vatanda şlık hukukundan tecridine ve milletimiz arasından tardına karar verilmesi hakkındaki teklif encümenimizce de muvafık ve münasip görülmekle keyfiyetin olveçhile karar ita buyurulması zımmında Meclisi Umumiye tevdiine. Adalet Komisyonu’nca da uygun görüldü98 .”. Ferid Pa şa ile hiyaneti vataniyede bulunan rüfekası ve müzahir ve muinleri hakkında takibat ve tahkikatı lâzimei kanuniye icra ettirilmesinin de Heyeti lcraiyeye berayı havale Makamı Celili Riyasete takdimine karar verildi. C. Buna göre. ilâmını söyler ve İsta nbul’a ka ra rla rımızı.. “İslâmları yekdi ğ eri aleyhine tahrik ve te şvik ile beynelislâm irakai deme sebebiyet ve şu suretle hiyaneti vataniyeleri sabit olan Ferid Pa şa Kabinesiyle müzahir ve muinlerinin Hiyaneti Vataniye Kanunu ahkâmı mündericesine tevfikan icrayı muhakemei gıyabiyeleri için bir karar ittihazı hakkındaki İzmit Mebusu Hamdi Bey tarafından ita ve Meclisi Umumiden havale olunan 13 Mayıs sene 1336 tarihli. 1. ayrıc a terör olaylarını şiddetlendiriyordu100 . suçlu veya suç suz bütün halkın malına el konulması. s. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)….

. C. Bakanlar Kurulu ise bütün bu olumsuzluklar karşısında “Hıyanet-i Vataniye” ve “Hıyanet-i Harbiye” kanunlarında bulanan suçların çoğunun birbirine benzemesinden kaynaklanan ç elişkileri ayırabilmek için 20 Temmuz 1920’de “Hıya net-i Va ta niye ve Ha rbiye Kanunlarında Münderiç Suçların Birbirine Müşabeheti Dolayısıyla Ha sıl Ola n Tereddütün İzalesi için Ta’minen Tebliğ Olunan Kararnâ me” 102 adı altında bir karar aldı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 275 26 Haziran’da Harp Divan’ları (sıkıyönetim askerî mahkemeleri) kurularak Zile’de ayaklanmaya katılanlardan ve ayaklanmayı teşvik edenlerden elli kişi yakalanıp bu askerî mahkemede yargılandı. 32. s. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun bazı hükümlerinin normal zamanlara göre düşünülmüş olması ve usul yönünden de zaman kaybına neden olabilec ek hükümlerin mevcudiyeti göz önüne alındığında. Bunun yanında. Bu gibi işlemler uzun zaman kaybına sebep olduğu için de görülüp karara bağlanması gereken davalar birikiyor. s. Bundan dolayı suçsuz yere aylarca tutuklu kalanlar bulunuyordu.t. s. Bu divân-ı harplerden sâdır olacak ahkâm-ı cezâiyeden ibret-i müessire olmak üzere acilen tenfiz-i icâp edenler hakkında Askerî Ceza Kanunu’nun altmışbirinci maddesi mucibince hareket olunacaktır. Ancak bu maddedeki selahiyet esbâb-ı kaviye ve mücbiriye müstenit olmaksızın istimâl etmek mûcib-i mesuliyettir. Ural. Asayiş ve inzibatı haleldâr olan ve harekât-ı askeriyenin iptidâr eylediğ i mahallerde bu harekâta sebebiyet veren e şhas hakkında 13 Recep 1333 (27 Mayıs 1915) ve 14 Mayıs 1331 (1915) tarihli kanun-u muvakkat ile 16 Te şrin-i Evvel (Ekim) 1336 (1920) tarihli Hıyanet-i Harbiye Kanunu ahkâmı tatbik ve ale’l-usûl muhakemeleri divân-ı harplerde icra edilmektedir. yargılama usulleri olağanüstü dönemin istisnaî şartlarına uymayan sivil mahkemeler ve Divan-ı Harpler dışında kanunu uygulayabilec ek bir yargı organı olmamakla birlikte. Öyle ki Mahkemeler Hıyanet-i Vataniye gereğince verdikleri kararları TBMM’ye gönderiyor. Meclis ise konuyu Adliye Encümeni’ne iletiyor ve onun bilgisine dayanarak karar veriyordu. 101 102 103 Aybars.g. s. Meclis ise bu gibi mağdurlara tazminat ve mahkemelere de ihtar verilmesini istiyordu101 . Kararname No: 81. “Hıyanet-i Vataniye ve Harbiye Kanunlarında münderic cerâimden ekserisinin yekdi ğ erine mü şâbehet ve mülâbeseinden nâ şi kavanin-i mezkûrenin suveri tatbikiyesince bazı mahallerhe hâsıl olan tereddüdün ref ve izâlesiyle hâlen ve âtiyyen memurîn-i askeriye ve adliyece düsturu’l-amel olabilecek bir şekilde tesbite lüzum görülmedi ğinden berveçh-i âti mâlümat ve izâlatın bilimûm valilerle kumandanlıklara ve müddeiumumiliklere tebli ğ i Heyet-i Vekile’ce karargir olmu ştur. Suçlulardan yirmi ikisi ise 1 Temmuz’da idam edildi. 1. olağanüstü ortamın koşullarını karşılayamayabileceği konusunda birtakım tereddütler ortaya ç ıktı. aynı zamanda c ezadan ibret olması yönünde beklenen sonuç alınamıyordu. davaların kısa sürede sonuçlandırılamayacağı ve normal mahkemelerden beklenen sonuç ların elde edilemeyec eği anlaşıldı. D. Madde1. Aybars. 1. . Bu kararın alınıp yayınlanması “Hıyanet-i Vataniye Kanunu”na önc elik tanınmış olduğunu göstermekte idi103 . Hıyanet-i Vataniye Kanunu cürmün vuku buldu ğ u mahalde emn-u asayi şin müstekâr ve nüfuz-u hükümetin halelden masûn ve kâffe-i şuabat-ı idarenin tedvir-i umura muktedir oldu ğu bir zamanda ika edilen Hıyanet-i Vataniye cerâimi mürtekipleri hakkında tatbik olunmaktadır. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. a. Bu tür keyfî yargılamaların yanında Bidayet Mahkemeleri’nden de beklenilen netic e alınamıyordu. 31. 32. 53. 32. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Makam itibariyle kolordu veya müfrez fırka kumandanlığı selâhiyetini hâiz olan zevattan maâda harekât-ı dâhiliye için do ğrudan doğ ruya Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti’nden veya cephe veya kolordu kumandanlıkları tarafından tavzîf olunarak sevk olunan kıtaât kumandanları dâhi hiçbir tasrıha lüzum görülmeksizin vazife-i te’dibiyeye devam etti ğ i müddetçe şimdiye kadar oldu ğ u gibi Merkez Fırka Kumandanı selâhiyetini istimâl ederler.” TBMM Kavanin Mecmuası. Madde 3. Madde 2.

Madde 3. age. halkın meşru temsilc ileri tarafından kurulmuştu. 32. Müfreze zâbitanı jandarma zâbitanı misillû tahsisat alacaklardır.. İsminden başka diğer mahkemelerle hiç bir farkı olmayan harp divanlarının verdiği cezalar ise suçun önemi ile bağdaşmıyordu. 1. 597. Ural. bu te şkilâtın. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. Dolayısıyla da harp divanlarından bir kısmı kaldırıldı105 . teçhiz ve teslihi tarafı Hükümetten temin edilir.t. 54..m. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. 6. Süvariler hayvanlarını kendileri tedarik etme ğ e mecburdurlar. Madde 9. s. D. I. s. Süvari efradının hayvanatı müsademe veya harekâtı askeriye esnasında telef veya sakat olur ise taraf miriden muadili bir hayvan veyahut esmanı ita kılınır. Öte yandan mahkemelerin kuruluşu da tamamlanmadığı için mahkemenin kurulduğu yöre eşrafından bakkal veya esnaftan biri buraya üye olabilmekteydi. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. 35. Bu nedenle idarec ilerle ilgili kararların alınmasında tarafsız yargıç lara ihtiyaç vardı106 . s. Piyade. s. Çelik. s. ilbas. Nitekim 1921 yılı ba şlarına gelindiğ inde bu te şkilâtın çalışmalarını devam ettirmesini gerektirecek şartlar . Bir senelik hizmetleri hizmeti mükellefeı askeriyesinden iki sene olarak mahsubu icra kılınacaktır. Müdafaai memleketin temini ve asayişi umuminin lâyıkiyle tesisi için Müdafaa-i Milliye vekâletine merbut olmak üzere seyyar jandarma müfrezeleri te şkil edilmiştir. TBMM’nin 7 Haziran 1920’de 5 numaralı kanun olarak çıkarttığı “Seyyar Jandarma Müfrezeleri”109 Kanunu’nu kabul edilip uygulanmaya başlamasından son104 105 106 107 108 109 Aybars. Ezherli. s. Maa şat maktuan berveçhi âtidir: A) Piyade efradına şehrî bin iki yüz kuru ş. Bu gibi kimselere idam yetkisinin verilmesinde ise sakıncalar vardı. 34. Onba şılara efrat maa şından fazla olarak yüz. Madde 7. Madde 5. a.276 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S uç luların özellikle harp divanlarınca cezalandırılmaları askerî otorite düşünc esi yaratıyordu104 . S ert cezaların uygulanması için gerekli olan bir organ yoktu. Madde 6. C) Firari derdesti ve e şkıya takibatında hidematı fevkalâdesi görülenlere hizmetinin derecesine göre ayrıca Heyeti îcraiyece tertip edilecek nizamnameye tevfikan mükâfatı nakdiye verilecektir. ba şçavu şlara üç yüz kuru ş verilecektir. İşbu kanunun icrasına Müdafaai Milliye vekâleti memurdur.g. Madde 4.g. Türk ihtilalinin bir eseri olup. Suçlu ve tanıklar kilometrelerce uzaktan gelip mahkeme kurulunun toplantısını beklemek zorundaydı. Oysa TBMM. Kanun No: 5. 65. İcabında te şkilâtın teshili maksadiyle talip olan efrada hayvan almak üzere usulüne tevfikan taviz suretiyle muaveneti nakdiye icra edilir.” . Bu sebeple de cezaların Mec lis otoritesine bağlı kuruluşlarc a verilmesi gerekiyordu. Madde 2. Aybars. TBMM Kavanin Mecmuası. Harp Divanı üyeleri bağlı bulundukları bölgede askerî ve sivil idarecilerle ilişki iç erisindeydiler ve mevki ve rütbece de onlardan küçük idiler. Kanun Hakkında Beklenen Netic eye Dayalı Yapılan Değişiklikler: TBMM’nin 29 Nisan 1920’de kabul ettiği Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile 11 Eylül 1920’de kabul ettiği Firariler Hakkında Kanun ve 18 Eylül 1920’de alınan 45 numaralı “Muhtelif Menatıkta İstiklâl Mahkemeleri Teşkili Hakkındaki Ka ra r” . Madde 10. Merkezlerinden uzakta ve seyyar bulundukları müddetçe ia şelerine medar olmak üzere ayrıca kırk kuru ş yevmiye verilecektir. a. çavu şlara iki yüz. Te şekkül edecek bu müfrezeler hizmeti muvazzafai askeriye haricinde bulunan esnan erbabından bir sene müddetle gönüllü olarak kaydolunurlar ve bir seneden evvel terki vazife edemeyip yeni sene için tecdit edilmek hakkını haiz olacaklardır. s. Süvari ve piyadeden mürekkep olan işbu müfrezelerin ia şe. İşbu efrat eytam ve eramili olbaptaki kanundan istifade edecektir. Madde 8. B) Süvari efradına şehrî bin be ş yüz kuru ş verilecektir. 6. Aybars. Süvari Sınıfından Mürekkep Olmak Üzere Jandarma Müfrezeleri Te şkili Hakkında Kanun “ Madde 1. TBMM’nin otoritesinin kurulmasında büyük yararlılıkları oldu.. İstiklâl Mahkemeleri’nin hukukî dayanağı107 olac aktı 108 . C. Kanun’un uygulamaya ba şlanmasından sonra.

Mahkemelerde görev alan yargıçların hemen hepsi medrese mezunu hatta alaydan yetişme kişiler olmakla birlikte hukuk mezunu çok azdı. s. Böylesine zorlu bir görevi ise Millî Müc adele’nin amac ını ve önemini kavramış. kabul edilerek. mahkeme usulleri ağır. TBMM’nin 10 Şubat 1921 günkü toplantısında ele alındı. D. istenilen sonuc a ulaşılamadı. Millî Hareket’in cesaret ve şiddet gerektirdiğini benimseyip. Firariler Hakkında Kanun. Basılış). olağanüstü devrin ihtiyaçlarını yerine getirebilecek nitelikte olmayıp. Sivas Mebusu Emir Pa şa ve Müdafaa-i Milliye Vekilli Fevzi Pa şa’nın bu endişelerin yersiz oldu ğ unu ifade etmelerinden sonra oylamaya konulan kanun teklifi. kendisinin de üstünde bir güç görmediğinden. ortadan kalkmıştı. I. s. TBMM Kavanin Mecmuası. İşte Millî Müc adele’yi güç lendirme ve ayakta tutma imkânı böyle yaratılabilirdi. I. Seyyar Jandarma Te şkilatı’nın hangi gerekçeyle ve hangi şartlarda kuruldu ğ unu anlattıktan sonra düzenli ordu kurma çalışmaları yapılan bu günlerde artık bu te şkilâtın ömrünü tamamladığ ını ifade etti. taburlardaki asker sayısı birkaç kişiye kadar inebiliyordu. mevsimin kış oldu ğ unu. bu sebeple e şkıyanın faaliyet göstermediğ ini. 11 Eylül 1336 (1920). C. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Muvazzaf ve gönlü ile hizmeti askeriyeye dâhil olupta firar edenler veya her ne suretle olursa olsun firara sebebiyet verenler ve firari derdest ve şevkinde tekâsül gösterenler ve firarileri ihfa ve ia şe ve ilbas edenler hakkında mülki ve askerî kavaninde mevcut ahkâm ve indelicap diğ er gûna mukarreratı cezaiyeyi müstakillen hüküm ve tenzif etmek üzere Büyük Millet Meclisi azalarından mürekkep İstiklâl mahkemeleri te şkil olunmu ştur. ancak bu durumun baharda da sürece ği anlamına gelmeyece ğ ini ifade ederek. Bu sebeple Bolu Mebusu Yusuf İzzet Pa şa ve arkadaşlarının Seyyar Jandarma Müfrezeleri’nin la ğ vedilmesiyle ilgili 5 Şubat 1921 tarihli kanun teklifi. s. korku yaratmak ve kaç ak olaylarını ölümle cezalandırmak değil. Bu yüzden de asker kaçaklarının sayısı gittikçe artıyor. Madde 2. Kanun teklifi hakkında söz alan Müdafaa-i Milliye Vekili Fevzi Pa şa. toplumun içinde bulunduğu koşulları bilen. 35. Te şkilâtın la ğ vedilmesi kararla ştırıldı. D. ona vatanı için çarpışmak üzere yeni bir şans tanımak ve benliğini terbiye etmesine yardımcı olup bu yolla kazanılan her askeri c epheye göndermekti111 . C. yargı yetkisini yeteneksiz kişilerden ve yöntemlerden kurtarmak istiyordu110 . etkiden uzak ve ç oğu kez de âdil değildi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 277 ra yaklaşık dört ay gibi bir zaman geçmesine rağmen. Kurulac ak olan mahkemelerden kasıt ceza vermek. TBMM Matbaası (2. Mevcut kanunlar ve mahkemeler. Aybars. s. 110 111 112 . No: 21 Madde 1. bütün bunların altında yatan asıl sebepleri araştırmak. Aybars. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’ndan beklenen sonucun alınabilmesi ve Kanun’un eksikliklerinin yok edilebilmesi ise çabuk ve sert kararlar alan ve bu kararı aynı ç abuklukla uygulayan mahkemelerin kurulmasına bağlıydı. TBMM Zabıt Ceridesi. 34. Böyle bir ortamda suçlulara bakmakla görevli olan mahkemelerin çalışma sistemleri yetersiz. I. 11 Eylül 1920’de “Firariler Hakkında Kanun”112 adıyla TBMM’nin 21 nolu kanunu olarak yürürlüğe girdi. Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı Bey. Kanun No: 94. faile az bir ceza vererek. verdikleri cezalar ise caydırıcılıktan uzaktı. cephede ölmeye terc ih ediliyordu. bunun için verilecek ceza. kararlarında bağımsız ve tam yetkili üyelerden kurulu ihtilâl mahkemeleri yerine getirebilirdi. 8. Özellikle asker kaçaklarını önlemek için uygulanan c eza hükümleri. 37. Bu mahkemeler azasının adedi üç olup Büyük Millet Meclisi’nin ekseriyeti ârasiyle intihap ve içlerinden birisi kendileri tarafından reis addolunur. Ankara 1945. 163-165. 100. e şkıya faaliyete geçece ğ i zaman bu te şkilâta ihtiyaç duyulabilece ğ ini belirti. Fakat Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey. kaç ak olaylarını durdurmak bir yana.

I. 1. TBMM ZC. D. Madde 5. TBMM ZC.1. 15 Nisan 1923 tarih ve 335 Sayılı Kanun116 ile Kanun’un sekizinc i maddesinin değişikliği. Akın. C. 1. age..117 Madde 3. 1. Çoker. s. age. İşbu kanunun icrasına Büyük Millet Meclisi memurdur. TBMM Kavanin Mecmuası. Ankara 1961. 123. 32. karışıklık yaratmak veya yayında bulunmak vatan hainliği sayılmıştı114 . Hiyaneti Vataniye Kanununun sekizinci maddesi berveçhi âti tadil olunmu ştur: İşbu kanuna tevfikan mehakimden sadir olan mukarrerattan mahkûmiyeti mutazammın olanlar resen ve beraet veyaademi mesuliyet ile vazife ve salâhiyet gibi mukarrerat müddeiumumilerin veya alâkadaranın istidalarına binaen Heyeti temyiziye ceza dairesince mevaddı saireye tercihan tetkik olunur. TBMM Kavanin Mecmuası. s. Hiyaneti vataniye kanununun birinci maddesi berveçhiâti tadil olunmu ştur: Saltanatın ilgasına ve hukuku hâkimiyet ve hükümranisinin gayrikabili terk ve tecezzi ve fera ğ olmak üzere Türkiye halkının mümessili hakikisi olan Büyük Millet Meclisinin şahsiyeti maneviyesinde mündemiç bulundu ğ una dair 1 Te şrinisani 1338 tarihli karar hilâfında veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin me şruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya tahriren veya fiilen ankasdin muhalefet veya ifsadat veya ne şriyatta bulunan kesan haini vatan addolunur. 113 114 115 116 117 . Madde 9. 162. C. C. yazı ile veya eylemli olarak karşı gelmek. s. Bu Kanun hakkında yapılan müzakereler için bkz. İşbu kanunun icrayi ahkâmına Adliye vekili memurdur. 1 Kasım 1922 tarihli kararla. s. 391. D. 61. İşbu mahkemelerin adedini ve mıntıkalarını Heyeti Vekile’nin teklifi üzerine Büyük Millet Meclisi tâyin eder. Nitekim Bu maddeye 25 Nisan 1925 tarih ve 556 Sayılı Kanun’la eklenen bir fırka ile dinî veya dince kutsal sayılan kuralları siyasal amaçlara alet edecek dernekler kurulması yasaklanmış. işbu kanunun icrasına Adliye Vekili memurdur. 64. s. İstiklâl Mahkemeleri’nin kararları katî olup infazına bilûmum kuvayi müsellâha ve gayri müsellâhai Devlet memurdur. s.. C. 1. 101. s. 190-192. maddesi. Kanun No: 21. özellikle Millî Mücadele sırasında ve daha sonra inkılâpların korunmasında etkili olan ve 71 yıl yürürlükte kalan bu Kanun’un işlevini tamamladığ ı dü şünülmü ştür. 29 Nisan 1336 Tarihli Hıyaneti Vataniye Kanununun Sekizinci Maddesini Muaddil Kanun Madde 1. Her istiklâl Mahkemesi ketebe ve müstahdemin ma şatı şehrî yüz lirayı geçmiyecektir. Madde 3. 4. bu tür dernekleri kuranlar veya bu derneklere girenler. Madde 8. Baskı).. Madde 7. maddesi (a) fıkrası ile yürürlükten kaldırılarak. D. halk arasında bozgunculuk ve ayrılık çıkarmak için gerek tek ba şına ve gerek toplu halde söz ile yazı ile veya eylemli olarak söylev vermek ve yayında bulunmak da vatan hainliğ i sayılmıştır. s. Hıyanet-i Vataniye suçlarında temyiz yolunu açmıştı. 123. Son olarak Kanun’un tümü 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 23. Madde 3. C. Madde 2. TBMM ZC. Nakız kararlarına karşı israrcaiz de ğ ildir. 22. işbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. Çoker. 29. Her İstiklâl Mahkemesi vazifeye mübadereti anında firari ve bakaya efradının bir müddeti muayyene zarfında icabetini teminen her türlü vesaiti tebliğ iyeye müracaat eder. Yani Bu kanuna göre mahkemelerden verilecek hükümlerin inceleme ve onaylama yeri ve usulleri değişik hükümlere bağlanmıştı. Bundan ba şka zaman içerisinde vatana ihanet suçunun kapsamı gelişmelere paralel olarak farklılık göstermiş ve bu nedenle kanun üzerinde de ğ işikliklere gidilmiştir. Saltanatın kaldırılmasını müteakip 15 Nisan 1923 tarih ve 334 sayılı Kanun’la113 değiştirilerek. Kanun No: 334. C. Ankara 1959. 31. TBMM Matbaası (3. D. Düstur. 390. 100.. 171. İstiklâl Mahkemeleri’nin evamir ve mukarreratını infaz etmiyenler veya infazda taallül gösterenler işbu mahkemeler tarafından tahtı muhakemeye alınır..278 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 14 Aralık 1920’de Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’in Kanunlara numara verilmesi hakkındaki teklifinin ardından 2 numarayı alan ve 7 Şubat 1921 tarihli Ceride-i Resmiye (Resmî Gazete) ile yayımlanan bu Kanun’un 1. s. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. TBMM Kavanin Mecmuası. age. Bkz. D. TBMM Matbaası. s. Böylece 334 sayılı sayılı Kanun’la Hıyanet-i Vataniye suç u kapsamına saltanat savunucuları da alınarak rejime geri dönüş riski ortadan kaldırılmıştı115 . 1. Hıyanet-i Vataniye Kanununun Birinci Maddesinin Tadili Hakkında Kanun Madde 1. aynı amaçla devletin şeklini de ğ iştirmek.1. Kanun No: 335. age. 1. Adı geçen kanun hakkında yapılan müzakereler için bkz. Turan. D. Üçüncü Tertip. I. 175-190. C. söz konusu karara aykırı olarak veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin meşruluğuna ayaklanmayı iç eren sözle. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. Heyeti temyiziye ceza dairesi ahkâm ve mukarreratı mezkûreyi vazife ve salâhiyetten ve tahsisatın hükme müessir olacak surette noksanından ve iptal hakkı mucip olacak surette usulü muhakemeye ademi riayetten ve hükmün kanuna muhalefetinden na şı âdiyen nakız ve o dairede ifayi muameleetmek üzere hükmü veren mahkemeye iade eder. s. 29. Madde 6. Madde 4. Madde 2.

Meclis’in ve yeni devlet geleneğinin tam olarak kavranılamadığını. bu isyanlar. doğrudan doğruya bilerek karşı çıkan. . Kanunun ilk maddesinde kimlerin “vatan haini” sayılac ağı. Cephelerde ölüm kalım savaşı verenlerin yüzü düşmana dönük iken. Nitekim 11 Eylül 1920’de kabul edilen ve “Firariler Hakkında Kanun” ile kurulan “İstiklâl Mahkemeleri” olağanüstü şartların gerektirdiği ç abuklukla. Büyük Millet Meclisi’nin meşruluğuna karşı ayaklanmaya yönelik sözle. 25 Nisan 1920’de Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in önerisiyle gündeme alınıp müzakerelerine başlanmış ve çetin tartışmaların ardından 29 Nisan 1920’de kabul edilmiştir. verilen önergeler ve bu önergeler hakkında yapılan müzakerelerde bir grup mebus. Anadolu halkını Millî Mücadele aleyhinde harekete geç irmekten ç ekinmemiş.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 279 SONUÇ 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması ile birlikte Anadolu’nun önemli bir kısmı İtilaf Devletleri tarafından haksız bir şekilde işgal edilmiş. iç inde bulunduğu hıyanete Anadolu halkını da sürüklemeye ç alışmıştır. çekingenlik ve kararsızlık göstererek Kanun’un ç ıkmasına muhalefet etmekte. İstanbul Fetvasının. Halife ve Padişah olsa dahi kendi üzerinde bir yasallık tanımadığını ilan etmiştir. İstanbul Hükümeti’nin bu hıyaneti ve kışkırtmaları Anadolu’nun birç ok yerinde isyanlara sebep olmuş. S aray ve onu temsil eden İstanbul Hükümeti işgalc i güç ler karşısında ac ze düşmüş. onu uygulayac ak mahkemeler kurulamadığı iç in istenilen netic eyi vermemişti. Silah altına çağrılanlar. yeni bir kanuna gerek olmamalı idi. düşünülen uygulamaları gerç ekleştirilebilec ek kurumlar olarak düşünülmüştür. bu temelde Hıyanet-i Vataniye Kanunu. onlara göre Osmanlı Ceza Kanunu ile bu tür suç ların üzerine gidilebileceğinden. c ephe gerisinde arkadan vurulmama çareleri aranmış. Bu durum. düşman elinde esir bulunan Hilafet ve S altanatı kurtarmak amac ına dayandırıp Hıyanet-i Vataniye Kanunu’yla yaptırım altına almış. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile millete karşı kendi meşru durumunu teyit etmiş ve bu meşruluğunu. ya da fesat hareketlerine girişen veya yayında bulunanlar olarak belirlenmiş. verilecek c ezanın da “idam” olduğu tespit edilmiştir. TBMM’nin açılmasıyla âdeta önü alınamaz bir hale gelmiştir. yazıyla. Damat Ferit Paşa Hükümeti acizliğin ötesinde işgalcilerle işbirliği yaparak. kısa bir süreliğine de olsa etkili olarak Kanun’un çıkarılmasını geciktirdiğini göstermektedir. Padişahın askerliği kaldırdığını bildiren fermanının ve TBMM’nin gayrimeşru olduğunu ilan eden bildirilerin etkisi altında kalarak ya askere gelmiyor ya da şubelerden ve kıt’alardan kaç tıkları gibi yanlarında kendilerine verilmiş olan silah ve c ephaneyi de götürüyorlardı. TBMM. Ancak. Anc ak hızlı ve kesin kararlar alabilmek amacıyla çıkarılan bu kanun.

Dr. C. -Turan Şerafettin. Tetkik ve Biyografik Eserler -Akın Rıdvan. 2. İstanbul 2008. Vatana İhanet Kanunu ve İstiklâl Mahkemeleri” . Ankara 2006. TBMM Kültür. Ankara 1960. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I. -TBMM Kavanin Mecmuası.1. D. -Albayrak Mustafa. 4. Ankara 1975. C. Atatürk Araştırma Merkezi. . C. 1. TBMM Matbaası (2. C. İzmir 2006. Baskı). Ankara 1992. Sayı: 96 (Ekim 1960’dan Aynı Basım). XXIV. Telgraf ve Beyannameleri IV (Açıklamalı Dizin İlavesiyle). Ankara 1983. Erzurum 1992. -TBMM Zabıt Ceridesi. TBMM Basımevi (3. TBMM Matbaası (3. Ankara 1959. -TBMM Zabıt Ceridesi. Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları Ankara 1998. I-II. D. İstiklâl Mahkemeleri (1920–1927). Ankara 1994. I. TBMM Matbaası (3. 569-613. s. Türk Basın Tarihi 1831-1923 (Tanzimat-Meşrutiyet-Millî Mücadele Dönemleri). Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İç Güvenlikle İlgili Çıkardığı Kanun ve Kararnâmeler (23 Nisan 1920–16 Nisan 1923). 2. Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları. -Jaeschke Gotthard. C. 29. TTK Basımevi. Bilgi Yayınevi. C. C. 1. 637–663. Ankara 1961. Ankara 1991. İstanbul 1985. C. 2. İstanbul 2008. Zeus Kitabevi. Üçüncü Tertip. -Bıyıklıoğlu Tevfik. Süreli Yayınlar -Düstur. TTK Basımevi. Millî Mücadele Yıllarındaki Kuruluşlar. -Aydemir Şevket Süreyya. 8. D. -TBMM Zabıt Ceridesi. s. . 1. KORKMAZ Zeynep). 6. İstiklâl Mahkemeleri. -TBMM Zabıt Ceridesi. C. -Aybars Ergün. 1. Milliyet Matbaası. D. Türk Kurtuluş Savaşı. 1. D. Haz. Nutuk 1919 – 1927. İstanbul 1990. -Baykal Hülya. I. İstiklâl Mahkemeleri. İstanbul 1929. -Çelik Kemal. Turhan Kitabevi. AÜ Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi. Türk Kurtuluş Savaşı Kronoloj isi –Mondros’tan Mudanya’ya Kadar (30 Ekim 1918–11 Ekim 1922). Ankara 1981. “Millî Mücadele’de İç İsyanlar. Tek Adam Mustafa Kemal (1919–1922). -TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara 1981. Kasım 2007. I. C. -Çoker Fahri. -Ezherli İhsan. C. Belleten. I. Hatıralar. Ankara 1945. -Tevetoğlu Fethi. -Atatürk’ün Tamim. . C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Bilgi Yayınevi. -Kutlu Cemil. İzmir 2007. TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). Ankara 1943. Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). TBMM Basımevi (Üçüncü Basılış). C. Dönem (1919-1923). C. Baskı). -TBMM Zabıt Ceridesi. . Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi. D.280 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA A. C. TBMM Matbaası. TBMM Devleti (1920-1923) Birinci Meclis Döneminde Devlet Erkleri ve İdare. Baskı). Ankara 2006. -Atatürk Kemal (Bugünkü dille yayına hazırlayan Prof. Sabahattin Selek. Ankara 1959. I. Ankara 1981. D. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. Telif. İletişim Yayınları. Ankara 1998. II. B. Baskı). -Belen Fahri. Türk Devrim Tarihi Ulusal Direnişten Türkiye Cumhuriyeti’ne. -Ergil Doğu. Zeus Kitabevi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları. Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları. I. -İnönü İsmet. Remzi Kitabevi. “Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Hukukî Statüsü ve İhtilâlci Karakteri”. TTK Basımevi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (1920–1998) ve Osmanlı Meclisi Mebusanı (1877– 1920). Millî Mücadele Dönemi’nde Batı Anadolu Kongreleri (17 Mart 1919 – 2 Ağustos 1920). Parlamento Tarihi Millî Mücadele ve TBMM I. İzmir 1988. Ankara 1989. Sayı: 40.

VI. Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi). . Berikan Yayınevi.İstiklâl Harbi’nde Ayaklanmalar (1919-1921). Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Uygulamaları (1920-1927). -Yalçın E. Ankara 2008. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi. Ankara 2003. -Ural Dinçer. C. -Yalçın E. Ankara 2000. Ankara 1974. Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Kaynakları.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 281 -Türk İstiklâl Harbi .). Semih (Ed. Genelkurmay Basımevi. Berikan Yayınları. Semih.

282 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful