I • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH •

YIL: 3 • SAYI: 5 NİSAN 2011

YEAR: 3 • ISSUE: 5 APRIL 2011

II • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • III

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH-

(e-dergi) ISSN: 1308-5468 (basılı) ISSN: 1308-545X
www.tarihinpesinde.com www.thepursuitofhistory.com TARİ Hİ N PEŞİ NDE Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi; EBSCO adlı uluslararası indeks ve veri tabanınca taranmaktadır. THE PURSUIT OF HISTORY -An International Periodical for History and Social Research indexed in EBSCO.

Editör Doç. Dr. Necmi UYANIK

Yönetim Kurulu Prof. Dr. Abdullah ÖZTÜRK, Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman SAVAŞ, Prof. Dr. A. Murat SÜNBÜL, Prof. Dr. Âlim GÜR, Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ, Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR, Prof. Dr. Emine YENİTERZİ, Prof. Dr. Hasan BAHAR, Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL, Prof. Dr. Muhittin TUŞ, Doç. Dr. Mustafa DEMİRCİ, Doç. Dr. Necmi UYANIK, Doç. Dr. Özdemir KOÇAK, Prof. Dr. Ramazan ÇALIK, Yrd. Doç. Dr. Sinan GÖNEN, Yrd. Doç. Dr. Ufuk Deniz AŞÇI

Editör Yardımcıları Cemal ÇETİN, Yrd. Doç. Dr. Cemal GÜVEN, Fatih ÇOLAK, Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ, Harun YILDIZ, Hüseyin TORUN, Mehmet Fatih BERK, Mustafa ARSLAN, Salih KIŞ, Yunus İNCE, Zehra ODABAŞI Yayın Kurulu Prof. Dr. Abdullah KAYGI, Prof. Dr. Abdüsselam ULUÇAM, Prof. Dr. Adnan ŞİŞMAN, Prof. Dr. Ahmet Yaşar OCAK, Prof. Dr. Ali BİRİNCİ, Prof. Dr. Ali İbrahim SAVAŞ, Prof. Dr. Anvarbek MOKEEV, Prof. Dr. Azmi ÖZCAN, Prof. Dr. Azmi SÜSLÜ, Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ, Prof. Dr. Benjamin FORTNA, Doç. Dr. Birol AKGÜN, Prof. Dr. Claus SCHÖNİG, Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR, Prof. Dr. Haluk Hadi SÜMER, Prof. Dr. Hasan BAHAR, Prof. Dr. Hüseyin BAĞCI, Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL, Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil SUGÖZÜ, Prof. Dr. İlber ORTAYLI, Prof. Dr. Kurtuluş DİNÇER, Prof. Dr. M. Akif ERDOĞRU, Doç. Dr. Mehmet KIRBIYIK, Doç. Dr. Mehmet ÖZDEN, Prof. Dr. Metin AYIŞIĞI, Prof. Dr. Metin HÜLAGÜ, Prof. Dr. Muhittin TUŞ, Doç. Dr. Mustafa DEMİRCİ, Prof. Dr. Mustafa YILMAZ, Dr. Mürteza HASANOĞLU, Doç. Dr. Necmi UYANIK, Doç. Dr. Özdemir KOÇAK, Prof. Dr. Rainer CZİCHON, Prof. Dr. Ramazan ÇALIK, Prof. Dr. Salim CÖHÇE, Prof. Dr. S. Esin DAYI, Prof. Dr. S. Waleck DALPOUR, Yrd. Doç. Dr. Sefer SOLMAZ, Prof. Dr. Semih YALÇIN, Prof. Dr. Süleyman BEYOĞLU, Prof. Dr. Thomas Drew-BEAR, Prof. Dr. Temuçin Faik ERTAN, Dr. Ufuk AYHAN, Yrd. Doç. Dr. Ufuk Deniz AŞÇI, Doç. Dr. Yusuf SARINAY, Dr. Zekeriya ŞİMŞİR

IV • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH-

Baskı Öncesi: MinyaTÜ ® K

Baskı:

Bilişim & Organizasyon Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi içi Selçuklu / Konya Tel: (0332) 223 14 25 - Faks: (0332) 241 15 23

İletişim: Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Kampüs/Konya 0.332.2231423 / 0.542.3566471 http://www.tarihinpesinde.com www.thepursuitofhistory.com tarihinpesinde@hotmail.com, dergi@tarihinpesinde.com, thepursuitofhistory@hotmail.com

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • V

Hakem ve Danışma Kurulu Prof. Dr. Abdullah KAYGI (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah ÖZTÜRK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah SAYDAM (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah TOPÇUOĞLU (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman SAVAŞ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Abdülkadir YUVALI (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Abdüsselam ULUÇAM (Batman Üniversitesi), Prof. Dr. Adil DAĞISTAN (Akdeniz Üniversitesi), Prof. Dr. Adnan SOFUOĞLU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Adnan ŞİŞMAN (Uşak Üniversitesi), Doç. Dr. Ahmet ÇAYCI (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ahmet GÖGERCİN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet KANKAL (Dicle Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ahmet Şamil GÜRER (Rize Üniversitesi), Doç. Dr. Ahmet ŞİMŞEK (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet TABAKOĞLU (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet YAMAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. A. Adil TIRPAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. A. Bican ERCİLASUN (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. A. Halûk YÜKSEL (Anadolu Üniversitesi), Prof. Dr. A. Kâzım ÜRÜN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. A. Kürşat GÖKKAYA (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. A. Yaşar OCAK (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Alaaddin AKÖZ (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Alexander A. SOTNİCENKO (St. Petersburg Devlet Üniversitesi/Rusya), Prof. Dr. Ali AKYILDIZ (Marmara Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ali BAYKAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ali BİRİNCİ (Türk Tarih Kurumu Başkanı), Yrd. Doç. Dr. Ali BÜYÜKARSLAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Alikram ABDULLAYEV (Devlet İdarecilik Akademisi/Azerbaycan), Prof. Dr. A. İbrahim SAVAŞ (Çankırı Karatekin Üniversitesi), Doç. Dr. A. Murat SÜNBÜL (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Âlim GÜR (Selçuk Üniversitesi) Prof. Dr. Anvarbek MOKEEV (Manas Üniversitesi/Kırgızistan), Doç. Dr. Arif BİLGİN (Sakarya Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Athina A. SPİTANOU (Makedonya Üniversitesi /Makedonya), Prof. Dr. Ayfer ÖZÇELİK (Pamukkale Üniversitesi), Prof. Dr. Aygün ATTAR (Giresun Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Aziz MERHAN (Yıldız Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Azmi ÖZCAN (Bilecik Üniversitesi), Prof. Dr. Azmi SÜSLÜ (Ankara Üniversitesi ), Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ (Hacettepe Üniversitesi ), Doç. Dr. Bayram AKÇA (Muğla Üniversitesi), Prof. Dr. Bayram ÜREKLİ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA (Abant İzzet Baysal Üniversitesi), Prof. Dr. Benjamin FORTNA (Londra Üniversitesi/İngiltere), Prof. Dr. Birol AKGÜN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Birol GÜLNAR (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Bülent ATALAY (Trakya Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Bülent BAKAR (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Bülent ÇUKUROVA (Çukurova Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Caner ARABACI (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Cemal GÜVEN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Cemil ÖZTÜRK (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Cezmi ERASLAN (İstanbul Üniversitesi/Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı), Doç. Dr. Charles WILKINS (Wake Forest Üniversitesi/ABD), Prof. Dr. Claus SCHÖNİG (Freie Üniversitesi Berlin/Almanya), Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. David KUSHNER (Haifa Üniversitesi/İsrail), Prof. Dr. Deniz ŞAHİN (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Dimitris MAVROSKOUFİS (Aristotle Üniversitesi/Yunanistan), Doç. Dr. Doğan YÖRÜK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Donald QUATAERT (Binghamton Üniversitesi/İngiltere), Doç. Dr. Durmuş BULGUR (İstanbul Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Dursun GÖK (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Elçin Ehmedov (Devlet İdarecilik Akademisi/Azerbaycan), Doç. Dr. Elman Nesirov (Devlet İdarecilik Akade-

VI • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

misi/Azerbaycan), Prof. Dr. Emine YENİTERZİ (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ercan YILMAZ (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Erdal AÇIKSES (Fırat Üniversitesi), Doç. Dr. Erdal AYDOĞAN (Atatürk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Erdinç YAZICI (Gazi Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Erkan GÖKSU (Gaziosmanpaşa Üniversitesi), Prof. Dr. Esra BURCU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Evangelia BALTA (Milli Helenik Araştırma Vakfı/Yunanistan), Prof. Dr. Fahrettin TIZLAK (Süleyman Demirel Üniversitesi), Prof. Dr. Fahri UNAN (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Fatih ERBAY (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ferda AYSAN (Dokuz Eylül Üniversitesi), Doç. Dr. Ferudun ATA (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Fikret HACIZADE (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Géza Dávid (ELTE Török Tanszék Budapest Múzeum/Macaristan), Prof. Dr. Gökhan ÇETİNSAYA (İstanbul Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Gümeç KARAMUK (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Hakan KUYUMCU (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hale ŞIVGIN (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. Halil İNALCIK (Bilkent Üniversitesi), Prof. Dr. H. Hadi SÜMER (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hasan BAHAR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Haşim KARPUZ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hayati AKTAŞ (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Hayrani ALTINTAŞ (Ankara Üniversitesi), Prof. Dr. Hüseyin BAĞCI (Ortadoğu Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin ÇINAR (Kırıkkale Üniversitesi), Prof. Dr. Hüseyin GÜMÜŞ (Marmara Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin KANDEMİR (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. İbrahim İLKHAN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim KUNT (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. İbrahim SOLAK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim Hakkı KAYNAK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil SUGÖZÜ (Şırnak Üniversitesi), Prof. Dr. İhsan GÜNEŞ (Anadolu Üniversitesi), Prof. Dr. İlber ORTAYLI (Topkapı Sarayı Müze Müdürü), Prof. Dr. İlhan ŞAHİN (Manas Üniversitesi/Kırgızistan), Prof. Dr. İzzet ÖZTOPRAK (Ankara Üniversitesi), Doç. Dr. İzzet SAK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Jon T. OPLİNGER (Maine Üniversitesi/ABD), Prof. Dr. Judith SPENCER (Alberta Üniversit/Kanada), Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Kezban ACAR (Celal Bayar Üniversitesi), Prof. Dr. Kubilay AKTULUM (Süleyman Demirel Üniversitesi), Prof. Dr. Kurtuluş DİNÇER (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Levent ZOROĞLU (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Mahmut ATAY (Fırat Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet AÇA (Balıkesir Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet AKGÜL (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet İPÇİOĞLU (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet KIRBIYIK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet KURT (Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet MERCAN (Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet ÖZ (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet ÖZDEN (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet SEYİTDANLIOĞLU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet ŞAHİNGÖZ (Gazi Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet TEMEL (Muğla Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet YILMAZ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. M. Akif ÇUKURÇAYIR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. M. Akif ERDOĞRU (Ege Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Ali HACIGÖKMEN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Hulusi LEKESİZ (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Murat ÖNTUĞ (Uşak Üniversitesi), Doç. Dr. M. Serhat YILMAZ (Kastamonu Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Ziya KÖSE (Nevşehir Üniversitesi), Prof. Dr. Mesut ÇAPA (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Metin AYIŞIĞI (Balıkesir Üniversitesi), Prof. Dr. Metin HÜLAGÜ (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Michel BALİVET (Province Üniversitesi/Fransa), Prof. Dr. Mikail BAYRAM (Emekli

Dr. Doç. Dr. Prof. Deniz AŞÇI (Selçuk Üniversitesi). Dr. Mustafa ARIKAN (Selçuk Üniversitesi ). Yrd. Dr. Dr. Özkan İZGİ (Hacettepe Üniversitesi). Dr. Tuncer BAYKARA (Emekli Öğretim Üyesi/ İzmir). Salim KOCA (Gazi Üniversitesi). Doç. Faik ERTAN (Ankara Üniversitesi). Dr. Dr. Dr. Salih AYNURAL (Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü). Dr. Münir ATALAR (Gaziosmanpaşa Üniversitesi). Dr. Prof. Sabiroviç NİYAZOV (St. Necmi UYANIK (Selçuk Üniversitesi). Prof. Prof. S. Dr. Doç. Dr. Prof. Yrd. TERZİS (Aristotle Üniversitesi /Yunanistan). Şerif AKTAŞ (Gazi Üniversitesi). Yrd. Dr. Dr. Serdar SAĞLAM (Hacettepe Üniversitesi). Prof. Nuri ŞİMŞEKLER (Selçuk Üniversitesi). Esin DAYI (Atatürk Üniversitesi). Yrd. Prof. Sinan GÖNEN (Selçuk Üniversitesi). Salim CÖHÇE (İnönü Üniversitesi). Dr. Mustafa ÇIPAN (Selçuk Üniversitesi). Prof. Mustafa OFLAZ (Yüzüncü Yıl Üniversitesi). Dr. Nedim İPEK (Ondokuz Mayıs Üniversitesi). Mustafa TOKER (Selçuk Üniversitesi). Şahin AKINCI (Selçuk Üniversitesi). Dr. Dr. Dr. N. Dr. Doç. Dr. Dr. Mustafa YILMAZ (Hacettepe Üniversitesi). Yrd. Prof. Rüçhan ARIK (Emekli Öğretim Üyesi/Ankara). Doç. Prof. Selahattin AVŞAROĞLU (Selçuk Üniversitesi). Nuri KÖSTÜKLÜ (Selçuk Üniversitesi). Sadık SARISAMAN (Afyon Kocatepe Üniversitesi). Yasemin DOĞANER (Hacettepe Üniversitesi). Nazlı GÜNDÜZ (Selçuk Üniversitesi). Dr. Doç. Prof. Dr. Ramazan ACUN (Hacettepe Üniversitesi). Prof. Dr. Prof. Dr. Doç. Ömer TURAN (Ortadoğu Teknik Üniversitesi). Dr. Dr. N. Yrd. Oğuz AYTEPE (Ankara Üniversitesi). Doç. Prof. Yrd. Dr. Niyazi KARACA (Bozok Üniversitesi). U. Dr. Prof. Doç. Parviz ABOLGASSEMİ (Province Üniversitesi/Fransa). Doç. Dr. Semih YALÇIN (Gazi Üniversitesi). Prof. Yrd. Prof. Dr. Necdet HAYTA (Gazi Üniversitesi). Doç. Saadettin GÖMEÇ (Ankara Üniversitesi). S. Süleyman BEYOĞLU (Marmara Üniversitesi). Doç. Dr. Dr. Dr. Dr. Dr. Dr. Yrd. Reyhan SUNAY (Selçuk Üniversitesi). Prof. Prof. S. Dr. Ramazan ÇALIK (Selçuk Üniversitesi). Dr. Prof. Orhan KILIÇ (Fırat Üniversitesi).TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • VII Öğretim Üyesi/Konya). Dr. Prof. Doç. Dr. Dr. Prof. Petersburg Devlet Üniversitesi/Rusya). Doç. Yaşar ERDEMİR . Dr. Prof. Dr. Nilgün ÇELEBİ (Ankara Üniversitesi). Doç. Prof. Mustafa ÇOLAK (Mustafa Kemal Üniversitesi). Prof. Muhittin TUŞ (Selçuk Üniversitesi). Dr. Dr. Prof. Mustafa AVCI (Selçuk Üniversitesi ). Dr. Selahittin ÖZÇELİK (Pamukkale Üniversitesi). Dr. Prof. Nikos P. Doç. T. Dr. Dr. Prof. Raif PARLAKKAYA (Selçuk Üniversitesi). Dr. Naile HACIZADE (Selçuk Üniversitesi). Mushtaq Ahmad KAW (Keşmir Üniversitesi/Hindistan). Şefika KURNAZ (Gazi Üniversitesi). Yrd. Dr. Ramazan YELKEN (Selçuk Üniversitesi). Rainer CZİCHON (Freie Üniversitesi Berlin/Almanya). Dr. Prof. Selami KILIÇ (Atatürk Üniversitesi). Prof. Dr. Dr. Dr. Doç. Prof. Doç. Dr. Güngör ERGAN (Hacettepe Üniversitesi). Prof. Dr. Dr. Prof. Thomas Drew-BEAR (Lyon Üniversitesi /Fransa). Doç. Waleck DALPOUR (Maine Üniversitesi/ABD). Prof. Mustafa BIYIKLI (Dumlupınar Üniversitesi). Prof. Mustafa DEMİRCİ (Selçuk Üniversitesi). Prof. Dr. Prof. Doç. Doç. Yrd. Dr. Dr. Dr. Dr. Doç. Süleyman KUCUR (Marmara Üniversitesi). Yrd. Yrd. Doç. Dr. Prof. Dr. Yrd. Dr. Özdemir KOÇAK (Selçuk Üniversitesi). Dr. Sabri SÜRGEVİL (Ege Üniversitesi). Doç. Mustafa ÖZCAN (Selçuk Üniversitesi). Yasin AKTAY (Selçuk Üniversitesi). Yrd. Dr. Sefer SOLMAZ (Selçuk Üniversitesi). Saim SAVAŞ (Uşak Üniversitesi). Ruhi ÖZCAN (Selçuk Üniversitesi). Osman AKANDERE (Selçuk Üniversitesi). Doç. Prof. Musa ÇADIRCI (Ankara Üniversitesi). Dr. Prof. Prof. Nuriye BİLİK (Selçuk Üniversitesi). T. Doç. Prof. Prof. Dr. Dr. Doç. Prof. Doç. Mevlüt ÇELEBİ (Ege Üniversitesi). Naci BOSTANCI (Gazi Üniversitesi). Nurullah ÇETİN (Ankara Üniversitesi). Prof. Mustafa TURAN (Gazi Üniversitesi). Dr. Rüya KILIÇ (Hacettepe Üniversitesi). Doç. Prof.

Yavuz ATAR (Selçuk Üniversitesi). Yunus KOÇ (Hacettepe Üniversitesi). Yaşar SEMİZ (Selçuk Üniversitesi). Doç. Yusuf KILIÇ (Pamukkale Üniversitesi). Doç. Yrd. Dr. Yaşar ÖZÜÇETİN (Ahi Evran Üniversitesi). Doç. Prof. Doç.VIII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH (Selçuk Üniversitesi). Dr. Dr. Doç. Yılmaz KOÇ (Selçuk Üniversitesi). Yusuf SARINAY (Devlet Arşivleri Genel Müdürü). Zekeriya KARADAVUT (Selçuk Üniversitesi) . Prof. Yusuf ÖZ (Kırıkkale Üniversitesi). Doç. Dr. Dr. Dr. Dr. Dr. Doç. Dr. Yrd. Yusuf KÜÇÜKDAĞ (Selçuk Üniversitesi). Doç. Dr.

satır sonunda heceleme yapılmamalıdır. 9. soldan. Türkçe özet ve anahtar kelimeler de bulunmalıdır. Ulusal ve uluslararası sempozyumlarda sunulan tebliğler başka bir yerde yayınlanmamış olması ve makale içinde sunulduğu sempozyum vb. adı soyadı. 1. uluslararası hakemli bir dergi olup. Fransızca. Metin içinde kullanılan resim. Türkçe makalelerde.tiff” uzantılı kayıtları da ayrıca eklenmelidir. Söz konusu işaretlerden sonra bir harflik boşluk bırakılmalıdır. Yukarıda belirtilen yabancı dillerden birisiyle yazılmış makalelerde ise. Yazılarda yazar unvanı. Fransızca ve Rusça yazılara da yer verilecektir.International Periodical For History And Social Research -. Makale içeriklerinin her türlü yasal sorumluluğu yazarlarına aittir. Dergiye gönderilen makalelerin özgün bir çalışma olması. Türkçe özet ve anahtar kelimelerin yanı sıra. belirtilmek kaydıyla yayınlanabilir. Özel bir yazı karakteri kullanılmış ise belgeyle birlikte söz konusu fontun da gönderilmesi gerekmektedir. Sayfa yapısı A4 ebadında. 200 kelimeyi aşmayacak şekilde özet metin ve 5 kelimelik anahtar sözcükler bulunmalıdır. iki yandan hizalı ve paragraf arası boşluğu. 8.jpg / . Makalelerin başında. Noktalama işaretleri kendilerinden önceki kelimelere bitişik yazılmalıdır. 7. materyallerin “. harita vb.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • IX TARİHİN PEŞİNDE Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi Yılda iki sayı (Bahar ve Güz) olmak üzere internet ortamında elektronik belge ve basılı olarak yayımlanan uluslararası hakemli bir dergidir. öncesi ve sonrası 3 nk olacak şekilde ayarlanmalı ve sayfa numarası verilmelidir. 1. bahar ve güz olmak üzere yılda iki kez yayınlanır. Times New Roman karakterinde. Almanca veya Rusça yabancı dillerinden birisine ait özet ve anahtar kelimeler yer almalıdır. 11 punto (dipnotlarda 9 punto) büyüklüğünde olmalı. 4. 5. kenar boşlukları sağdan. Yazılar. Eski harfli metinler Universal Word ve benzeri programda yazılmış olmalıdır. daha önce yayınlanmamış olması gerekmektedir./ The Pursuit Of History . görev yaptığı kurum ve e-mail adresi bulunmamalı ve aşağıda belirtilen iletişim adresi üzerinden gönderilmelidir. Metinler 33 sayfayı aşmamalıdır.5 satır aralığıyla. Yine her türlü haberleşme aşağıda belirtilen iletişim adresinden yapılmalıdır. Almanca. yazarın kullandığı İngilizce. Dergide Türk tarihi ağırlıklı olmak üzere sosyal bilimler alanında yazılmış olan makaleler yayınlanır. . Yazarlar dergi lehine makalelerinin telif hakkından feragat ettiklerini kabul ederler. üstten ve alttan 3 cm olmak üzere.doc” uzantılı belge oluşturmaya elverişli kelime işlem programında yazılarak bir adet disket veya CD kaydı ve üç kopya kâğıt çıktısıyla birlikte verilecektir. Makaleler PC uyumlu Microsoft Word veya “. YAYIN İLKELERİ Tarihin Peşinde -Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi. Bu tür belgelerin baskı tekniğine uygun çözünürlükte (en az 300 piksel) ve sayfa alanını aşmayacak büyüklükte olmasına dikkat edilmelidir. Makaleler için telif ücreti ödenmez. Paragraf başlarında “TAB” tuşu yerine “ENTER” veya “RETURN” tuşu kullanılmalıdır. 6. 3. Derginin yayın dili Türkçe olmakla birlikte uygun görüldüğü takdirde İngilizce. 2.

sitemize konulacak olan yazılarının pdf formatını indirip çoğaltabilirler. Ara başlıkların tamamı koyu olarak yazılacak.. Ancak genel bir uyum sağlanmasına dikkat edilmelidir. (Ahmedî. 2003: 46). Kaynak Gösterme (Atıflar) * Makalede yapılacak atıflar. [yz. 1991: 19) * El yazması bir eser kaynak gösterilirken. eserin yayın yılı ve sayfa numarası sırasıyla örnekteki gibi verilmelidir. dergi editörü/editör yardımcıları tarafından bilimsel yeterliliğinin denetlenmesi amacıyla üç hakeme gönderilir. yayın yılına bir harf eklenmek suretiyle ayırt edilir. 2006: 15).. metin içindeki kısaltma örnekteki gibi olmalı. varak numarası örnekteki gibi belirtilmeli ve tam künye kaynakçada gösterilmelidir. (BOA. basımı yapıldığında bir adet dergi yazarına gönderilir. 2005: 28) * Birden fazla kaynak gösterileceği durumlarda eserler aynı parantez içinde. 14.” kısaltması kullanılmalıdır. MAD 7342: 25) * Not: Alanlarında daha çok klasik atıf sistemi esas alınan bilim dallarında. Metin içerisinde atıf sisteminin tercihi durumunda yapılacak olan açıklama dipnotlarında dipnottan sonra atıf yine metin içerisinde yapıldığı gibi olmalıdır. (İnalcık. 2000a: 156). (İnalcık. ilgili yerden hemen sonra. A. Dergiye gönderilen makale. 2000: 120. adların ilk harflerinin de yazılması yoluyla belirtilir. birbirinden noktalı virgülle ayrılarak sıralanır. 12. bu kaynakla birlikte alıntının yapıldığı eser şu şekilde gösterilmelidir: (Tabaqat-ı Nasırî. başlık sonuna iki nokta (üst üste) konularak yazıya aynı satırdan devam edilecektir. Faroqhi. 2003: 28) * İki yazarlı kaynaklarda. açılımı kaynakçada verilmelidir. kaynakça ve (varsa) ekler bulunmalıdır. H. parantez içinde tarih ve sayfanın belirtilmesi yeterlidir. ancak her kelimenin ilk harfi büyük olacak ve başlık sonunda satırbaşı yapılacaktır. 2000b: 17) * Soyadları aynı olan iki yazarın aynı yılda yayınlanmış olan eserleri. Bir makalede sıra ile özet. araya tire işareti (-) konulur.. 11.]. Makale. Alt başlıkların tamamı koyu olarak yazılacak. Süreli yayınımız elektronik ve ayrıca basımı yapılan bir dergi olup. en eski tarihli olandan yeni olana doğru. ilgili cümle içinde geçiyorsa. yazarların isteği üzerine söz konusu sistem de uygulanabilir. 1864: 32'den aktaran. (Akgündüz-Öztürk vd. (Demir. Köprülü. Ayrı basım talep eden makale sahipleri. giriş.X • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH 10.(1954: 77) * Yazarın aynı yıl yayınlanmış iki eseri. her hangi bir hak talebinde bulunamaz. 2002: 157) * Yazarın adı. 13. İkiden fazla yazarlı kaynaklarda ise ikinci yazarın soyadından sonra “vd. sonuç. Makalede ana başlıkların tamamı büyük harflerle ve koyu yazılmalıdır. 2003: 27) * Ulaşılamayan bir yayına metin içinde atıf yapılırken. müellif veya mütercim adından sonra [yz. Raporların olumsuz olması nedeniyle makalenin yayınlanmaması durumunda yazar. (İnalcık-Seyitdanlıoğlu. (Demir. ana metin. (Bloch. parantez içinde yazarın soyadı. değerlendirme sonucunda iki hakemden gelecek olumlu raporlar doğrultusunda dergi yönetimi tarafından uygun görülen bir sayıda yayınlanır. 1410: 7b) * Arşiv belgeleri kaynak gösterilirken. (Örnek . Dergide gerek metin içerisinde gerekse dipnot şeklinde atıf yapılabilir.] kısaltması konmalı. ancak başlığın ilk kelimesindeki birinci harf büyük sonraki kelime/kelimelerin ilk harfi küçük olacak. Metin içerisinde yapılacak olan atıflarda aşağıdaki örneklere uygun davranılmalıdır. (İnalcık.

. Konya. ss.html. Karakoyunlu Devletleri.. Alâeddin. Phoenix Yayınları 2006. Uluslararası Kuruluşunun 700. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. erişim tarihi: 27. (Derleyen: İnalcık. Osmanlı İlmi Zihniyetinde Değişme (teşekkülgelişme-çözülme: XV-XVII.xenodochy. ss. Enver. * Makale: Demirpolat. “İslâm Felsefesinin Batı Düşüncesine Etkisi”. Türk Tarih Kurumu Yayınları. Ankara 1989. Phoenix Yayınları. Konya 2000.439. Hulusi. Selçuk Üniversitesi Basımevi. 29.Bayram Ürekli-Ruhi Özcan). Meşrutiyet Devrinde İttihat ve Terakki'ye Karşı Çıkanlar.09 Nisan 1999. * Tezler: Lekesiz. s.) Bibliyografya (Kaynakça) * Kitap: Uzunçarşılı.org/ex/lists/maslow. Mehmet. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. “Osmanlı ve Mûsiki”. 467. Ankara 2006. M. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu.41. Hürriyet ve İtilâf Fırkası II. “Osmanlı Sanayi Devrimi”.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XI Dipnot: Ali Birinci. Ankara. İsmail Hakkı.2007. * Bildiriler: Yavaşca. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. * Web siteleri: http://www. Yüzyıllar). (Yayına Hazırlayanlar: Alâaddin Aköz. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi. Dergâh Yay. Edward C.. 429. * Derleme Kitap: İnalcık. 156-157. Konya 2003.11. ss. Halil-Seyitdanlıoğlu. * Derleme kitaplardaki makaleler: Clark. İstanbul 1990. Ankara 2003. 07. Halil-Seyitdanlıoğlu Mehmet). Sayı 9.480.

flush-right alignment. If the article is written in the languages stated above. 8. leave one letter space. Scientific and legal responsibilities of the published texts belong to the authors. Each article must include an abstract of not more than 200 words and 5 key words. Please do not syllabify at the end of the line. 6. In Turkish articles. The main body of the text should be written in Times New Roman letters. Also you can communicate through the contact addresses. use 1. is aninternational refereed journal and published twice a year (spring and autumn) 2. 7. The article that is arrived to the journal is sent to the three referees by the editor and the editor assistants in order to be examined in terms of . French. one abstract written in any foreign language especially (French.jpg / . Also pay attention to the pixel resolution (at least 300 pixel) adaptable with the printing technique and the size of the materials shouldn't exceed the size of the page. the e-mail addresses shouldn't be written on the texts. 9. The submissions should be written on word-processing programs such as Microsoft Word or the document (the “. The “. English and Russian) should be placed with 5 key words in addition to the Turkish abstracts and key words. The texts written with the old (different) letters should be written on Universal Word or similar ones. The submissions presented to the Journal based on Social Sciences especially Turkish history. the association in which he/she is located. The paper should be typed on A4-size paper. Do not write the punctuation marks as adjacent to the last letter. The papers submitted for any symposiums or congresses can be published on condition that it has not been previously published and citing the name of the symposiums where the articles presented. Publication Principles 1.. font size 11(9 font at footnotes). It is an international refereed journal. the names. German. not even in a different language. The above ones should be sent through the following contact address. The text shouldn't exceed 33 pages 10. No royalty payment for the articles. But if it is approved it can be published in English. 5. German and Russian languages. The writers acknowledge that they will renounce their copyright. The Pursuit of History -An International Periodical for History and Social Research. Leave 3 cm margins on left -and right and top and bottom. At the paragraph indentation please use “TAB” key rather than “ENTER” or “RETURN”. 3.doc” texts) that is adaptable with PC and please send three paper complimentary copies of the texts in addition to the CD or floppy. 4. The titles.XII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH THE PURSUIT OF HISTORY -An International Periodical for History and Social Researchis published twice a year (in spring and in autumn) both in print and e-journal version. Articles sent for publication should have not been previously published in another journal. Texts. To adjust spacing before or after paragraphs leave “3 nk” and in addition to the page number. Turkish abstract and key words are required. If any special typeface is used. please send the typeface character with the text.5-line spacing.tiff” extension records of the materials used in the texts such as the pictures and the maps also should be attached to the texts.surnames of the academicians. The publication language of the journal is Turkish.

(Demir. Then following the headlines put colon (:) and continue to the text from the same line. the writer never demands for right. 2003: 28) * Please put hypen(-) on the resources with two writers. 2000a: 156). 2000b: 17) * If the writers' surnames are similar as well as their publish date. the works should be cited in the same brackets from the older to the newer dated with semicolon. cite both of the resources in the following sample: (Tabaqat-ı Nasırî. Resource Attributes (References) * The references used in the text should be started from the relating point and in brackets. s. Ankara 2003. 1991: 19) * While attributing a manuscript.]. 1410: 7b) * While attributing the archive documents. 2006: 15). 156-157. Dergâh Yay... Our periodical will be presented both e-journal and in print version. Hürriyet ve İtilâf Fırkası II. the academic competence. Main headlines should be big bold letters. Türk Tarih Kurumu Yayınları.and the leaf number should be stated as it is shown in the sample.. (Demir. Following the publication. 1864: 32'den aktaran. 2003: 46). conclusion and bibliography are presented consecutively in a text. just only mention the date and the page number (1954: 77) * Two works of a writer that have been published in the same year can be distinguished by adding a letter to the publish date. the surname of the writer. (İnalcık. 2003: 27) * If you don't find the resource that has been attributed in a text. the other headlines should be written in bold type with the small letters except for the first letter.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XIII 11. after the name of author and translator put the abbrevaiton of [ms.If the writers are more than two. The criterion for assessment is the appropriateness of two referee comments then the articles will be published in any issue decided by the journal management.then after the surname use this abbreviation “et al. (Bloch. (BOA. Karakoyunlu Devletleri. If the assessment of the article is negative. 12. the reference after footnote should be used as in the text on the explanatory footnotes. (Akgündüz-Öztürk et al. The owner of the articles also downloads the text from the journal web site as PDF pattern Abstract. İsmail Hakkı. Köprülü. But pay attention to the general consistency.the detailed version should be in the bibliography. then put the first letter of the names. 2002: 157) * If the name of the writer is cited in the text. A. 2005: 28) * If more than one reference is preferred. Faroqhi. cite in the text just like the following sample. H. [yz. 2000: 120. the publication year of the work. . MAD 7342: 25) * PS: Classical reference system can be used in some scientific branches that used mostly that system (Ali Birinci. 14.” (İnalcık-Seyitdanlıoğlu. (İnalcık. The references used in text should be based on the following samples.. main text. one issue of the journal will be sent to the writer of the article. Meşrutiyet Devrinde İttihat ve Terakki'ye Karşı Çıkanlar.The whole tag can be cited in thebibliography (Ahmedî. introduction. (İnalcık. 13.) Bibliography * Book: Uzunçarşılı. page number stated as in the sample. If you use the reference system in the text. Both in text or footnote type reference can be possible. Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu.]. İstanbul 1990.

Mehmet. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. Thesis: Lekesiz. 467.2007. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi.xenodochy. Ankara 2006. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi. 07. Announcements: Yavaşca. 429. “Osmanlı Sanayi Devrimi”. Articles in a compilation work: Clark. Halil-Seyitdanlıoğlu.09 Nisan 1999. Uluslararası Kuruluşunun 700. Edward C. Hulusi. Halil-Seyitdanlıoğlu Mehmet). . (Yayına Hazırlayanlar: Alâaddin AközBayram Ürekli-Ruhi Özcan).11.XIV • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH * * * * * * Compilation: İnalcık. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. ss. Alâeddin. ss. “Osmanlı ve Mûsiki”. Osmanlı İlmi Zihniyetinde Değişme (teşekkülgelişme-çözülme: XV-XVII. history: 27. Article: Demirpolat. Konya. Konya 2003.org/ex/lists/maslow. M. (Derleyen: İnalcık. Phoenix Yayınları. 29. Ankara 1989. Selçuk Üniversitesi Basımevi. “İslâm Felsefesinin Batı Düşüncesine Etkisi”. Konya 2000.html. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.439. Web sites: http://www.480. Phoenix Yayınları 2006. ss. Yüzyıllar). Enver. Sayı 9.41..Ankara.

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XV İÇİNDEKİLER 1-15 BİR HATT-I HÜMÂYUN YENİÇERİ TARİHİNİ ÖZETLEMEYE YETER Mİ? IS A HATT-I HÜMÂYUN ENOUGH TO SUMMARIZE THE HISTORY OF JENISSARY? Ahmet YÜKSEL 17-38 OSMANLI DEVLETİ’NDE ULAŞIM VE İLETİŞİMİN ÖRGÜTLENMESİ ORGANIZATION OF TRANSPORTATION AND COMMUNICATION IN THE OTTOMAN STATE Cemal ÇETİN 39-56 I. TBMM HÜKÜMETİ’NİN İLK ULUSLARARASI ANLAŞMASI: “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE” THE FIRST INTERNATIONAL AGREEMENT OF TGNA GOVERNMENT: 20 DAYS TEMPORARY ARMISTICE Cihat YILDIRIM 57-70 İZMİR İNGİLİZ KONSOLOSLUĞUNUN SİYASİ FAALİYETLERİ KAP SAMINDA ERMENİ MESELESİ (1878-1914) THE ARMENIAN QUESTION WITHIN THE POLITICAL ACTIVITIES OF IZMIR BRITISH CONSULATE (1878-1914) Funda ADITATAR 71-88 ÇOCUK VE GENÇ İKBALİN ŞİİR DÜNYASINDA CHILDHOOD AND YOUTH IN IQBAL’S POETRY WORLD Hakan KUYUMCU 89-102 ASSUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞI’NDA ORTA ANADOLU’DA DİNSEL YAP I THE RELIGIOUS SITUATION IN THE CENTRAL ANATOLIA DURING THE ASSYRIAN TRADE COLONY PERIOD Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ .

XVI • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

103-108 ANKARALI AHİ MAMAK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA A RESEARCH ON AHI MAMAK FROM ANKARA M. Ali HACIGÖKMEN

109-124 ABBASÎLER İLE HAZARLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER ( VIII-IX. Y.Y.) THE RELATIONS BETWEEN THE ABBASIDS AND THE KHAZAR, (VIII-IX.CC) Mustafa DEMİRCİ

125-140 DUVARLAR ARASINDA ANTALYA YAHUDİ CEMAATİ-I ANTALYA’S JEWISH COMMUNITY WITHIN WALLS-I Mustafa ORAL

141-176 CUMHURİYET DÖNEMİNDE YAŞANAN KURAKLIK FELAKETLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME AN ANALYSIS OF THE DROUGTH DISASTERS IN THE PERIOD OF REPUBLIC Necmi UYANIK - Muhammed SARI

177-190 ALMAN ASKERÎ CEZA KANUNNAMESİNİN OSMANLI ASKERÎ CEZA KANUNNAMESİNE TATBİKİ EXECUTING OF GERMAN MILITARY CRIMINAL CODE ON THE OTTOMANMILITARY CRIMINAL CODE Nuran KOYUNCU - Salih KIŞ

191-196 TÜRK TARİHİNDE AN LU-SHAN VE DESTANI THE AN LU-SHAN’S EPIC IN THE TURKISH HISTORY Saadettin GÖMEÇ

197-214 AFYONKARAHİSAR’DA İLK TUNÇ ÇAĞI ÇANAK ÇÖMLEK KÜLTÜRÜ THE EARLY BRONZE AGE POTTERY CULTURE IN AFYONKARAHISAR Salih KAYMAKÇI

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XVII

215-234 II. DÜNYA SAVAŞI YILLARI’NDA UYGULAMAYA KONULAN TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİ VE KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ THE TAX ON AGRICULTURAL PRODUCTS IMPOSED DURING II. WORLD WAR AND ITS EFFECT ON THE PEASANTS Sevilay ÖZER

235-250 CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA ILGIN’DA GÖREV YAP AN ÖĞRETMENLERİN SOSYAL VE MESLEKİ P ROFİLLERİ THE SOCIAL AND PROFESSIONAL PROFILES OF THE TEACHERS IN ILGIN IN THE FIRST YEARS OF THE REPUBLIC OF TURKEY Seyit TAŞER

251-282 HIYANET-İ VATANİYE KANUNU’NUN MÜZAKERELERİ VE KABULÜ THE NEGOTIATIONS AND ACCEPTANCE OF THE LAW OF TREASON Yaşar ÖZÜÇETİN - H. Mehmet DAĞISTAN

XVIII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH •

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH -

Yıl: 2 0 1 1 , Sa yı: 5 Sa yfa : 1 -1 6

Ye a r: 2 0 1 1 , Issue : 5 Pa ge : 1 -1 6

BİR HATT-I HÜMÂYUN YENİÇERİ TARİHİNİ ÖZETLEMEYE YETER Mİ? Ahmet YÜKSEL∗
Özet Bu çalışmaya temel teşkil eden Hatt-ı Hümâyun; Sultan II.Mahmud'a (1808-1839), ayrıca 1815 senesine aittir. Hatt-ı Hümâyun’da birbirinden farklı iki hadiseden bahsedilmektedir. Bunlardan ilki Yeniçeri Ocağı'nın Bektaşîlikle olan münasebetine dair izler taşırken, diğeri imparatorluktan kopma emelinin peşine düşen Rumların istiklallerini kazanma yolundaki ilk kıpırdanışlarının Yeniçerilerde ve devlet merkezinde uyandırdığı akislere ilişkindir. Hatt-ı Hümâyun'un böyle bir çalışmaya konu olması ise; söz konusu hadiselerin aktarımından ziyade, Yeniçerilerin; onlar karşısındaki girift tavırlarına, tarihe karışmazdan yaklaşık 10 sene evvel geldikleri noktaya ve bilhassa gittikleri sonun kaçınılmazlığına bir kez daha şahit olabilmekten mülhemdir. Anahtar Kelimeler II. Ma hmud, Yeniçeriler, Bek ta şîlik , Rum Meselesi IS A HATT-I HÜMÂYUN ENOUGH TO SUMMARIZE THE HISTORY OF JENISSARY? Abstract The basis of this study, the Hatt-ı Hümâyun (the own writing of the Ottoman Sultan), belongs to Mahmud II’s (1808-1839) and the year of 1815. Two different events are mentioned in the Hatt-ı Hümayun. The first one had some tracks concerning the relation of the Jenissary Association with the Bektashi order and the other is the first movements of the Rums on the way of gaining their independence with the aim of seperating from the Empire and its reflections over the the Jenissaries and the center of the government. The existence of the Hatt-ı Hümayun in such a study based on the complicated attitudes of the Jenissaries, the point that they had reached 10 years before they disappeared and unfortunately witnessing their inevitable collapse once more. Key Words Ma hmud II, The Jenissa ry, The Bek ta shi order, The Rum Problem

Arş.Gör., Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. ahmetarih@hotmail.com

2 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

GİRİŞ: YENİÇERİLER VE BEKTAŞÎLİK Hadiselere geçmeden önce hakkında birkaç söz söylenilmesi gereken mevzu vardır ki Yeniçeri Ocağı ile Bektaşîlik arasında tesis edilmiş olan yakın münasebet bunların başında gelir. Rumeli'deki ilk Osmanlı yayılmasından itibaren fetihlerin devamının daimî ve muvazzaf bir ordu ile mümkün olacağının anlaşılması üzerine I. Murad zamanında teşkil olunan Yeniçeri Ocağı'na1 Bektaşîliğin hangi tarihte girmiş olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte Yeniçerilerin Bektaşîlikle alâkaları, oc aklarının kaldırılışına kadar sürmüştür. Bazı kaynaklar Yeniçeri Oc ağı’nın teşekkülünde Hacı Bektaş Veli’nin bizzat etkili olduğunu iddia etseler de oc ağın kuruluş tarihi ile Hac ı Bektaş Veli’nin yaşadığı dönem arasında bir uyumsuzluk olduğu Osmanlı kaynaklarından (özellikle Âşıkpaşazâde Tarihi'nden) hareketle ortaya konulmuştur. Dolayısıyla Yeniçeri Ocağı ile Bektaşîlik arasında bir bağın olduğunu, ancak bu bağın Hacı Bektaş Veli’den sonra ortaya ç ıktığını söylemek yerinde olacaktır.2 A.Y.Ocak'a göre; Yeniçeri Ocağı'nda Hacı Bektaş inanışı rastlantısal biç imde bir Kalenderî-Bektaşî temeli üzerine kurulmuştur.3 Rastlantı noktasında Oc ak'la hemfikir olan Hasluck da; Yeniçeri Ocağı'nın kuruluşu ile ilgili olarak Hac ı Bektaş'ın adına bağlanan söylenceyi; onu kendilerinin "pir"i, tarikatı da ruhanî dayanakları gibi görenlerin Yeniçeri Ocağını bu tarikata bağlı tutmaya yönelik bir "kurgu"su olarak kabul etmiştir.4 Melikoff ise böylesi fetihlerin gerçekleştiği, her şeyin sultanın adına ve onun iradesi ile olduğu bir dönemde Hac ı Bektaş adının Yeniç eri Ocağı'na bağlanışını Bektaşîlerin bir "kurgu"su saymanın, Osmanoğulları'nın ağırlığını ve hanedanın elinde bulundurduğu yaptırıcı gücü küç ümsemekten başka bir şey olmayacağı görüşündedir.5 Aslında devrin özelliklerine şöyle bir göz atınca meseleye dair daha sağlıklı tespitlerde bulunmak mümkün olac aktır. Şöyle ki, 13.yüzyılda kurulan her yeni sınıfın, yaşamış ve geç miş ya da hayalden doğmuş erenlerden birini kendisine pir sayması fütüvvet temellerindendi. Osmanlı Devleti’nin ilk temsilcileri de fütüvvet yolundandı. Bu nedenle fütüvvetin seyfî (kılıçlı) kolunun teşkilatlanması sonuc u ortaya ç ıkan Yeniç eri Oc ağı da Hacı Bektaş Veli’yi kendisine pir seçmişti. Buradan hareketle Yeniçeriler, oc aklarına Hacı Bektaş Ocağı adını verdikleri gibi kendilerini de Ha cı Bekta ş köçeği diye tanıtmaktan övünç duymuşlardır. Bektaşîlikle artan ilişkilerinden sonra zamanla Yeniç eriler; Taife-i Bektaşîye, Gürûh-ı Bekta şîye, Zümre-i Bekta şîya n, Oca ğ-ı Bekta şîyan şeklinde anıldıkları gibi ordudaki rütbeler de silsile-i ta rîk-i Bekta şîya n şeklini almıştır. Yeniçeri Ağası'na da Ağa-yı Bektaşîyan adı verilmiştir. Yeniç erileri sevmeyen, onların zorbalığa varan hareketlerini tasvip etmeyenler ise, onlar iç in
1 2

3

4

5

Ocak hakkında daha fazla bilgi için bkz. Mücteba İlgürel, “ Yeniçeriler” , MEB.İ.A, XIII, Eskişehir 1997, s.385-395. Meselenin kısa bir tartışması için bkz. Kemal Da şçıo ğ lu, "Yeniçeri Oca ğ ı ve Bekta şî Zaviyelerinin Kapatılması", Gazi Üniversitesi Hacı Bekta ş Veli Ara ştırma Dergisi, sy.34, Ankara 2005, ss.307–315. Ahmet Ya şar Ocak, Osmanlı İmparatorlu ğ u'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII.Yüzyıllar), Ankara 1992, s.211212 vd. F.W. Hasluck, Christianity and Islam under the Sultans, 2 c., Oxford 1929 (Clarendon Press), s.489-93'ten naklen İrene Melikoff, Hacı Bekta ş Efsaneden Gerçe ğ e, Çev: Turan Alptekin, İstanbul 1998, s.136. Melikoff, Hacı Bekta ş..., s.136.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 3

Gürûh-ı Bektâşîyan tabirini kullanmışlardır. Bu da gösteriyor ki; Yeniçerilik, halkın gözünde Bektaşîlik demek olmuştur.6 İlber Ortaylı, Bektaşîlik ritlerinin, Hacı Bektaş-ı Veli'nin Yeniçeri oc ağının piri olması hususunun ve geleneğin dışında; Yeniçerilerin Bektaşîlik görüş ve ayinleri ile ne derecede yakın alakaları olduğunun halen etraflıca ve ikna edici bir biçimde ortaya konmuş olmadığı iddiasındadır. O’na göre; son devirde Bektaşî derviş ve babalarının bazılarının Yeniçerilerle yakın gündelik ilişkisi olmuştur; ama bu, oc ağa mensup asker ve zabıtanın bu tarikat ve onun tekkeleriyle ne kadar yakın ilgisi ve aidiyeti olduğu konusundaki temel soruları c evaplamaya yetmez.7 Nitekim S uraiya Faroqhi de Yeniçeriler ve Bektaşîler arasındaki ilişkiye dair elde bulunan belgelerin yok denecek kadar az olduğuna dikkat çekmektedir.8 Öte taraftan Ahmed Cevdet Paşa, Bektaşî Babalarının Yeniçeri birliklerine vaizler olarak eşlik etmiş olduklarını, Hacı Bektaş'ın resmî bir temsilc isinin sürekli olarak 94.ortanın9 kışlasında yaşadığını, bu temsilc inin tarikatın başındaki şahıs tarafından atandığında İstanbul'a gelerek düzenlenen bir törenle Yeniçeri Ağa'sı tarafından kendisine taç giydirildiğini kaydetmiştir.10 Velhâsıl, Yeniç erilerin Bektaşî tarikatı ile olan ilişkilerinin boyutlarını tam manâsı ile ortaya koymanın güçlüğü her ne kadar ortada ise de tarikatın ocak iç erisindeki etkisinin yadsınamayacak bir derecede olduğu da aşikardır. Mesela Yeniç eri birliklerinin bir üyesi olarak yazılan her bir askerden Hac ı Bektaş Yolu'na iman yemini alınmıştır.11 Yine Yeniçerileri etkileyen pek ç ok Bektaşî sembol ve motifi olmuştur: Yeniçerilerin harbe giderken Bektaşî gülbanklarını (dua-ilahi) tekrar ettiklerinden, yanlarında taşıdıkları cönk defterlerinde Bektaşî büyüklerinin menkıbelerini anlatan çok sayıda velâyetnamenin de yazılı olduğundan bahsedilmektedir.12 I.ESKİ ÂDET, YENİ RİCÂL Başta S ultan olmak üzere Şeyhülislam, Sadrazam ve Yeniçeri Ağası gibi imparatorluğun en ileri gelen dört isminin söz konusu Hatt-ı Hümâyun'daki hadiselerde kendisini bütün çıplaklığıyla gösteren Yeniç eri zorbalığı karşısında neden o kadar sessiz kaldıklarını anlayabilmek için; öyle çok fazla kaynak taramasına ge6

7 8 9

10 11 12

İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti Te şkilâtından Kapıkulu Ocakları, I, Ankara 1984, s.144; John Kingsley Birge, Bekta şîlik Tarihi, İstanbul 1991, s.85; Da şçıo ğ lu, "Yeniçeri Oca ğ ı ve Bekta şî Zaviyelerinin Kapatılması", s.3. İlber Ortaylı, "Tarikatlar ve Tanzimat Dönemi Osmanlı Yönetimi", OTAM, sy.6, Ankara 1995, s.282. Suraiya Faroqhi, Anadolu'da Bekta şîlik, İstanbul 2003, s.82-83. Orta; Yeniçeri te şkilâtında bölük/tabur yerinde kullanılan bir tâbirdir. Yeniçeri ortalarının sayısı zaman zaman artırılmış, son zamanlarda ise 196'ya kadar çıkarılmıştır. Ortaların mevcudu azalmış ve ço ğ almış oldu ğ u halde 196 adedi nihayete kadar sabit kalmıştır. İlk zamanlarda her Yeniçeri ortası; altmış, yetmiş kişiden müte şekkilken daha sonraları bu sayı yüze kadar çıkarılmıştır. Ortalarının her birinin ayrı ayrı bayrakları ve ortalarına mahsus alâmetleri olmu ştur. Bkz. Mehmed Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü, I, İstanbul 1993, s.730; Uzunçarşılı, ...Kapıkulu Ocakları, s.155-56. Ahmed Cevdet Pa şa, Tarih-i Cevdet, XII, (Üçdal Ne şriyat), İstanbul 1966, s.234–235. Birge, Bekta şîlik Tarihi, s.86. Osman Eğ ri, "Yeniçeri Oca ğ ının Manevi Eğ itimi ve Bekta şîlik", Gazi Üniversitesi Hacı Bekta ş Veli Ara ştırma Dergisi, V/10, Ankara 1999, ss.173-196.

İstanbul 2008. Sicill-i Osmanî.15 Bu olayda Hurşit Paşa'nın gösterdiği gayretler yeterli görülmediğinden.281. s. Aksi takdirde.7-10. Bu izahattan sonra sözü Ahmed Cevdet Paşa'ya bırakmanın zamanı geldi.16 Bu yaşananlardan sonra Mehmed Emin Rauf Paşa17 S adaret'e. Ağa'nın azli caiz olmaz. Osmanlı Tarih Deyimleri. yoldaşlarının zindandan çıkarılmasını talep ettiklerinde cesur bir adam olan S eyit Mehmed Efendi onları azarlamıştır.. Ağ a Kapısı: Yeniçeri a ğ alarının bulundu ğu resmî daireye verilen addı. çok tecrübeli. akıllılığ ı ve a ğ ırba şlılığ ı ile Abdülmecid Han'ın yanında da itibarını bir kat daha arttıracak. I. Bkz. Sadrazam Re şit Mehmed Pa şa Konya Sava şı'nda Mısır askerine esir dü ştü ğ ünde Mehmed Emin Rauf Pa şa 1832 tarihinde Sultan II. Bkz. Abdurrahman Şeref Efendi. Bunun üzerine sıranın kendilerine gelmekte olduğunu düşünen öteki ustalar Ağa aleyhine birleşip. 22 Mart 1815 tarihinde Şeyhülislâm tayin edilmiştir. II. s...23.. III. bir kısmını idam ettirirken. Abdurrahman Şeref Efendi.. Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi de hiç bir gayret göstermediğinden azledilmişlerdir. s. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi. "Vaka-i Mum" veyahut "Mum Gavgası" gibi . gayet tutucu. bir kısmını da boğdurmak niyetiyle zindana attırmaktadır. Her ortanın ayrı ayrı ustası vardı. Ağa asileri birer bahane bularak ortadan kaldırmakta. İstanbul 1996. Sonra affolunarak 15 sene Anadolu'da eyaletlerde (vali olarak) dola şmıştır. Buna göre.552. bir isyan hareketine hazırlanmışlardır. daha doğru bir ifade ile Yeniçerilerce yaşatılmış. 6 gün kaldığ ı bu makamdan "Softalar Vakası".. diğerleri de zindandaki mahpusları ç ıkarmışlardır. Böyleleri bela la rını bulur" diyec ektir. s. s. 35 ya şlarında iken defterdarlıktan vezirlik rütbesi ile birden bire sadrazam oldu ğ unda ıslahat ve ilerlemeye taraftar ve devletin nizamlarının yenile ştirilmesine hevesli göründü ğ ünden. onu Ağa Kapısı'na14 doğru götürmüşler. ancak cesaretsiz bir kimse oldu ğ undan bahseder. Yeni Ağa olarak kimin tayin olunduğu ise maalesef tespit edilememiştir. ayrıca Kallavi hikâyesi için bkz. Tam da bu sırada eşkıya Yeniçeriler. Ağa Seyit Mehmed Efendi'yi öldürmüşlerdir.Mahmud'un ölümüne kadar. Tophane Ocağı'na haber yollayarak zorbaların yola getirilmesi için onları Ağa Kapısı'nı basmaya teşvik etmişse de ric alden bazıları bunu geciktirmişlerdir. 2 sene. Hatt-ı Hümâyun'daki olayların yaşandığı 1815 senesine dair hadiselerden bahsederken merkezî otoritenin tesisi için Yeniçeri Ağası Seyit Mehmet Efendi'nin asi Yeniçerilere ve ustalarına13 karşı girişmiş olduğu müc adeleye de yer ayırmıştır. o me şhur "Kallavi Hikâyesi'nin" ba şkahramanlarından olan Mehmed Emin Rauf Pa şa'nın a ğ ırba şlı. Ahmed Cevdet Paşa tarafından da bir güzel kaydedilmiş olayları hatırlatmak. Ölüm tarihi 1859 olan Mehmet Emin Rauf Pa şa'nın hayatı ve faaliyetleri ile ilgili daha fazla bilgi. Kapı. Bkz. Bundan dolayıdır ki zorbaların bir kısmı Ağa'nın yakasından tutarak. Pakalın. Yeniçeriler karşısında devlet ric alinin iç erisine düşmüş olduğu korkuyu anlamak ç ok kolay olmayac aktır. çalışmanın sonuna kadar da onları zihnin bir kenarında tutmak elzemdir. bilgili. Pakalın. Ankara 1985. Tarih Musahabeleri. Haz: Nuri Akbayar. Osmanlı Tarih Deyimleri. İstanbul 1993. Ustanın vazifesi a şçıba şılıktı. yani altı buçuk sene süreyle ikinci defa sadrazamlığ a getirilecektir. Mehmed Süreyya. Ahmet Cevdet Pa şa. yeni Sultan ne zaman sıkılsa pa şayı sadrazamlığ a getirecektir. 10 ay. Yeniçerilerin taraftarlığ ını yapan Hâlet Efendi'nin kin ve dü şmanlığ ına hedef olarak 1817'de azl ve Sakız'a sürgün edilmiştir. Kendisi. 13 14 15 16 17 18 Usta. Zeynelâbidin Efendi18 de Şeyhülislamlık makamına getirileceklerdir. (Seyyid Mehmed) Zeynelâbidin Efendi Nakîb-ül-Eşrâflıktan ma'zul bulundu ğ u sırada. Bu vakıanın tarihi Sicill-i Osmanîde Şubat 1815 olarak kaydedilmiştir. (İlgi Kültür Sanat Yayıncılık). onurlu. Yay. Durum Padişah'a aks edince "böyle birta kım rezillerin zoruyla. Sadrazam Hurşit Paşa bu hareketten vazgeçmeleri için zorbalara haber gönderdiğinde. Bu doğrultuda Ağa'nın yanına varıp. Bunun üzerine Sadrazam. Rauf Pa şa. Yeniçerilerin küçük zabitlerinden birinin unvanıdır.4 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rek duymadan mevzubahis hadiselerden sadece birkaç ay evvel yaşanmış. Yeniç eriler kendisinden Ağa'nın azlini isteyeceklerdir. III. zamanında resmî daire demek oldu ğ u için Ağ a Kapısı da Ağ a Dairesi demekti.953.

Hûkeşan denilen bu duacı bölü ğünün vazifesi. Bkz: Robert Mantran. Çev: Server Tanilli. lezez ve re şen" denilirdi. Yeniçeriler. Pakalın. 18. Tevkif olunmasına gerek duyulmaksızın ivedilikle İran'a gönderilmesinin uygun olacağını da ilgililere iletmiştir. sabah ve akşam ordunun selâmet ve muvaffakiyetine dua etmekti. Haydar Baba denilen şahıs daha önce kendileri sefaretiyle İran'a gittiğinde o ülkenin vekilleriyle anlaşma yaparken görülmüştü. II. "sûret-i ha kdan" görünerek kışlalarda eğlenmesi yalnızca İran'a casusluk etmek ve ortalığı fesada vermekten başka bir şey değildir. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi (XIX. s.. İsmail Hâmi Danişmend. Onun anlattıklarına bakılırsa.151). Osmanlı İmparatorluğu'nun en tepesindeki isimlerden dördü böyle bir araya gelince konu elbette devlet meseleleri olac aktır. Osmanlı Tarih Deyimleri. Godfrey Goodwin. Nitekim aralarında süren sohbet esnasında söz Yeniç eri bölüklerinden 99'un kışlasında20 ikâmet etmekte olan İranlı Bektaşî Haydar Baba’ya gelmiştir. Dolayısıyla onun Osmanlı ülkesine gelip. Yeniçerilerin mevacibi Divan-ı Hümâyunda. Yeniçerilere verilen maa ş. Bütün bu aç ıklamalardan sonra nihayet zikrolunan hadiselerin aktarımına geçmek. Bu iktidar 1794’ten 1925’e de ğ in ülkenin başında kalacaktır. İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. (Şeyhülislâm Efendi'nin hayatı ve ayrıca "Mum Gavgası" ile ilgili olarak bkz. Bu nedenle de büyük ulema tarafından daima küçük görüldüğ ünden bahsetmektedir. kanaat o ki. II. Mevacip. bu sayede şimdiye kadar izahına gayret edilen birçok hususu ç alışmanın akışında daha aç ık ve c anlı bir şekilde takip edebilmek mümkün olac aktır. S ultan II. Bekta şîlerin simgesi olan teber (iki ba şlı balta) bu orta tarafından da simge olarak kabul edilmiştir. hem de Ş eyhülislam Efendi tarafından. (Osmanlı Devlet Erkânı). 19 20 21 .yüzyılın sonundaki siyasal gelişmeler İran’da yeni bir hanedanı. 1818 senesinde azledilmiştir. Zeynelâbidin Efendi'nin kendisinden önce azledilen Dürrizade Efendi'nin yerine iltimasla Şeyhülislamlık makamına gelmiş oldu ğ undan yerini dolduramadığ ını kaydetmiştir. Ayrıca III. İstanbul 1971. Bunun üzerine Bâbıâli'den derhal Ş ark Orisimlerle me şhur hadiseden sonra. Haydar Baba'nın o sıralar Osmanlılar ile harbe tutuşmuş olan İranlılara21 c asusluk hizmetinde bulunduğu iddia ediliyordu. İstanbul 2008 3. s. İşte söz konusu sohbet esnasında Haydar Baba'nın İran c asusu olduğu ve diğer İranlılar gibi ülkesine gönderilmesi gerektiği Yeniç eri Ağası'na uzun uzadıya anlatılmıştır.495. ortası veya bölü ğ ü Hacı Bekta ş şeyhinin ocak nezdindeki vekiline mahsustu. İstanbul 2002. S adrazam ve Yeniç eri Ağası. ortaya alınarak Şehzade Camii yakınındaki Yeni Odalar'da kalmaları sa ğ lanmıştı. s. Ahmed Cevdet Pa şa.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 5 İşte böylesi bir hadiseden sonra. YENİÇERİ KIŞLASINDA BİR BEKTAŞÎ BABASI Yeniç erilerin maaşlarını dağıtmak için tertip olunan 1815 senesine ait bir mevac ip19 merasiminden sonra Şeyhülislam Efendi. Bunun yerine daha çok "ulûfe" tabiri kullanılmıştır. II.288..Mahmud'un huzuruna çıkmışlardır. Bkz. Bkz.157.S elim ile Alemdar Mustafa Paşa'nın katledilmeleri de II. Yeniçerilerin 99. Fetih Ali Şah. yenilenen bu ricalin yenilenemeyen Yeniçerilerden neden o kadar sindiklerini anlamak daha da kolaylaşacaktır.. Mevacip üçer aylığ ı bir arada olmak üzere verilir ve bunlara "masar. Çev: Derin Türkömer. aylık yerinde kullanılır bir tâbirdir. Ağa da toplantının hemen ardından bir yolunu bulup. Bkz: Ahmet Cevdet Pa şa. onlardan neden bu kadar ç ekindiklerini de açıklamaya yardımcı olacak yakın tarihli örneklerden diğer birkaç ıdır. s. Fetih Ali Şah tahta çıkacaktır. Haydar Baba'yı huzuruna çağırttıktan sonra Bâbıâli'ye göndermiştir. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi.34. Mevacip merasimle da ğ ıtılırdı. kapıkulu ocaklarından olan diğ er askerlerinki ise ya kendi kışlalarında veyahut Sadrazam divanında tevzi olunurdu. Kaçarları iktidara getirmiştir. bu çalışmaya konu olan olayların seyrinde.Yüzyılın Ba şlarından Yıkılışa). s.Mahmud ve Sadrazam Mehmed Emin Rauf Paşa'nın karşılarındaki tehlikenin boyutlarını anlamalarına. recec. 1795’te. do ğ uya do ğru ödünler elde etmek ister ve Irak’a saldırılarda bulunur. İddiadan da öte bizzat görülmüştü. 1815’ten sonra Rusların itelemesiyle. 1591 senesinde şeyh ile birlikte sekiz Bekta şî dervişi 99. V.

aynı usul üzere de İstanbul'dan uzaklaştırılsa ne olurdu? Yeniç erilerin hadisenin akışında sergileyecekleri tavır bu soruları cevaplamaya yetec ektir. buna göre. Paşa.Mahmud'un da bunda niç in o kadar ısrarc ı olduğuna ve Bektaşîlikle olan yakın ilişkilerinin varmış olduğu noktaya ilişkin bazı örneklere. Haydar Baba'ya yapılan muameleden duydukları memnuniyetsizliği ifade etmek. kendi bildiklerine veya inandıklarına uygun olup olmamakta idi. tabi bunun Yeniç eriler için bir önemi yoktu. casusluk faaliyeti iç erisinde bulunuyor olması Baba'larının İstanbul'dan sürgün edilmeleri noktasında Yeniç eriler iç in tatmin edici bir gerekçe oluşturmamıştır. Bektaşî Babası hızlı bir askerî-bürokratik çalışma neticesinde Yeniçeri kışlasından kaçırılmıştır. Haydar Baba'nın durumuna dair karar da Rauf Paşa'nın iradesine bırakılmıştır. Velhasıl. onu huzurlarına getirse. ulemanın en tepesinden süzülüp gelmişti.6 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 dusu S eraskeri Rauf Paşa’ya. Onlar için önemlilik makamda değil. Baba'nın koluna girip. kaldırılışının arifesinde bir kez daha şahit olabilmek gayesinden hâsıl olan esinti. Yeniçerilerin akıllarına yatmayan veya akıllarının yatmadığı her meseleye dair artık herkesten sual sorabilecek yetkeyi kendilerinde bulmaya başlamaları. Haydar Baba'yı ya İran'a gönderec ek ya da Erzurum'da tevkif edec ekti. Peki devletin en tepesindeki makamlar niç in böyle bir koşuşturmaca ve telâşe içerisinde bu kaçırma hadisesine girişmişlerdi? Emretselerdi de birkaç Yeniç eri. ç are- . hemen aralarından seç ilen kırk elli kadar Yeniç eri ustası Ağa Kapısı'na gelip dayanacaktır. sürgün edilmesine dair bir de makul c evap alabilmektir. Zaten Yeniçeri kışlalarındaki büyük hareketlilik de bundan sonra başlayac ak. Sultan II. kaldırılmasının neden gerekli. bu yaşananların satırlara dökülmesinin de başlıca nedenini teşkil etmiştir. Niyetleri. Ağanın onları tatmin edecek bir cevap bulabilmek için bütün ikna kabiliyetini ve edebî marifetlerini ortaya koymaya çalışması da zorbalığa açık davetiye. Görüldüğü üzere. Yoksa Yeniçeriler Haydar Baba'nın casus olduğuna dair söylemleri II. Mahmud’un oldukça gizli olarak sürdürec eği bir müc adelenin zeminindeki hafif kıpırdanışlardan birisi olarak mı değerlendirmişlerdi? Üstelik c asusluğa dair söylentiler sultandan değil. aynı zamanda kararın neden bu kadar hızlı bir bürokratik manevra ile ic raya konulduğunu açıklamaya yetecektir. Haydar Baba'nın kendisi tarafına ulaştırılmak üzere bir tatara teslim olunarak İstanbul'dan yola ç ıkarılmış olduğu haber verilmiştir. Yeniçeri zorbalığı/eşkıyalığı diye ayyuka çıkan olguyu dolguda herhangi bir eksikliğe yer bırakmayac ak boyutlara ulaşmıştır. Oysa Osmanlı tarihinde c asusluğu sabit olan şahsın hayatını sürdürebilmesi ç ok olağanüstü şartlar dâhilinde anc ak mümkündür. Haydar Baba'nın İstanbul'dan sürgün edildiği haberi kışlalarına ulaşınc a başlayan homurdanmalar Yeniçerilerin alınan karardan neden memnun olmadıklarını. Anlaşılan o ki. Ancak söz konusu hadiselerin seyrinde Yeniç eri teşkilatının kuruluş gayesinden ne kadar uzaklaştığına. Esasında Yeniçerilerin daha evvelki zorbalıklarına bakılarak da bu sorulara c evaplar üretebilmek zor olmasa gerektir.

"Huzur Muhakemesi" veya "Huzur Murafaası" da denilen söz konusu toplantılar haftada iki defa. Dolayısıyla böyle bir adama sahip ç ıkılmasının uygun görünür bir tarafı yoktur. Ağa'nın davete icabetiyle Ş eyhülislam Efendi meseleye dair görüşlerini kendisine bir kez daha ayrıntılı bir şekilde izah edec ektir. (Bkz. Müslümanlara kurşun sıkmaktadırlar. Bu tarihe kadar Şeyhülislamlar kendi sahasına giren işleri oturmakta oldukları konakların selamlık kısmında görürler veya ayrı bir yer kiralayarak emrindeki memurlar ile beraber orada hizmetlerini devam ettirirlerdi. Yeniçeri Oca ğ ı'nın kaldırıldığ ı 1826 senesine kadar müstakil daireleri yoktu. Bkz. s. şeklindedir. orada Şeyhülislam Efendi ile söyleşilip gerekli olan cevap kendisinden alınarak Ağa'ya iletilecektir. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 7 sizliğin de koyu alametidir: “Haydar Baba denilen adam bir İranlı ve İranlının İstanbul'daki c asusu idi. Osmanlı Devletinde Şeyhülislâmlık. Hal böyle iken bu tarz adamların İstanbul'da durması c aiz midir? Bilhassa Padişah'ın ocağı olan Yeniçeri kışlasında ikamet etmesi hiçbir şekilde caiz değildir. 284/17078. bu adamın kendileri açısından Bektaşîlikte saygı duyulac ak bir konumda bulunduğunu ve bir vakitten beri kışlalarında ikamet etmiş olması münasebetiyle onun hakkında münasip görülen muamelenin de hazmedilecek bir tarafının olmadığını ifade edeceklerdir. Üstelik İran milleti Osmanlılarla beraber bütün Müslümanlara karşı ihanet ve kötü işler etme konusunda kâfirlerden daha fenadırlar. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. gerek ilgili vesikada. Cuma namazı münasebetiyle murafaa vakti pek dar oldu ğ undan murafaanın Perşembe ve Pazartesi günleri olmasına karar verilmiştir. bir sonraki gün (Pazartesi) Ş eyhülislam Dairesi'nde23 meclis günüdür24 .22 III. Haydar Baba'nın kışlaya iade edilmesinde son derec e ısrarlı olduklarını ayan beyan dile getirmekten de geri durmamışlardır. İşte Yeniçeri Oca ğ ı'nın kaldırılmasında sonra kumanda merkezleri olan Ağ a Kapısı Şeyhülislamlığ a tahsis edilmiştir. Osmanlı Devletinin İlmiye Te şkilatı. Ankara 1988 3. Zaten İranlılar Osmanlılara harp ilan ederek İslam hudutlarını tec avüze yeltenmekte. gerekse 1826 senesinden evvelkilerde geçen "Bâbı Me şîhat". ŞEYHÜLİSLAM VE SADRAZAMIN MESELEYE YAKLAŞIMLARI Ustalarla gerçekleşen bu konuşmanın ardından Yeniçeri Ağa'sı durumu başyazıcısı ile Bâbıâli'ye iletecektir. Şeyhülislâmların. Bunu yukarıda Şeyhülislâm Dairesi olarak yazmaktaki gaye ise sadece onun resmî tarafını vurgulamak içindir. . İranlıların kadınları için şer'an c aiz olmayan bir husustur. S öze. Dolayısıyla bundan sonra kışla iç erisinde oturup kesinlikle taşraya ç ıkmamak üzere. Murat Akgündüz. "Bâb-ı Vâlây-ı Fetva" veya "Bâb-ı Fetvâ-Penâhî" tabirlerinden kasıt Şeyhülislâm'ın ikâmet etmekte oldu ğ u konaktır. Hatta esir edilen kâfir kadınlarını c ariye tutmak uygun ise de. yine Haydar Baba'nın casusluğunun saptanılmışlığından bahisle başlayacaktır: “Onun kışlalarda eğlenmesi İran'a casusluk ve ortalığı fesada verme amac ından başka bir şey değildir. İstanbul 2002. Cuma ve Çarşamba günleri yapılmaktayken. gelsin 22 23 24 BOA.104-105.211-212. İsmail Hakkı Uzunçarşılı.) Dolayısıyla. Hal böyle iken şimdi o milletin mensubu olan "herifi" yanınızda barındırmak. Hatt-ı Hümâyun. bu. Lakin ertesi gün Şeyhülislam Dairesi'nde meclisin toplanmasını beklemeden Ş eyhülislam Efendi ile Sadrazam bir araya gelmişlerken Yeniç eri Ağa'sını da yanlarına ç ağırttıracaklardır.” Yeniç eri Ağası’nın bu sözlerine karşın ustalar hiç çekinmeden “İranlı olsa bile. Bâbıâli'nin cevabı ise. Zaten İranlı ile Osmanlı arasında var olan savaş halinden dolayı İranlılar İslam askerine kurşun atmaktadırlar.

yolculuk esnasında çok şiddetli bir şekilde hastalanan Haydar Baba'nın vücudundan kan zuhur etmiş olduğundan. şer'an da buna müsaade edilmesi katiyen mümkün değildir. Bu nedenle o gün için istediklerini gerçekleştirebilecek vakti bulamayacaklarına kanaat getirerek planın uygulanmasını bir sonraki güne bırakac aklardır. Haydar Baba'nın Bektaşîlik anlayışına göre manevî evladı olan ve hala onun serbest bırakılması emeli peşinde koşan birkaç Yeniçeri ustası Şeyhülislam divanından sonraki gün. Hatt-ı Hümâyun. Askerlik daimî oldu ğ undan ocak mensupları ilk devirlerde ergen yani bekâr idiler. 284/17078. eski odaları da Şehzadeba şı'nda idi. YENİÇERİ CEP HESİNDEKİ GELİŞMELER Haydar Baba'nın Erzurum'a uzanan yolculuğunun seyrindeki gelişmeler bu yönde iken gelen istihbarî bilgilere göre Yeniçeri Ocağı'ndan yükselen sesler hiç yabanc ı değildir: Geceleyin hızlı hızlı hareket eden o bilindik ayak/yemenî sesleri. onun için bunlara mahsus odalar yaptırılmıştı.. tezkiresinde.” Ş eyhülislam Efendi'nin böylesi kesin ve keskin sözlerinden sonra Sadrazam da Yeniç eri Ağa'sına aynı şekilde c evap verec ektir. Yeniçeri kışlalarına oda denilmekteydi. yani S alı günü "bu hususda bazı söyleyeceğimiz var" diyerek diğer ustaları ve oc aklıları öteden beri bir toplantı salonu ve her karşı çıkış eylemlerinin ilk hareket noktası olarak kullanmaya alışkın oldukları Orta Cami'ye toplayac aklardır. Anc ak içlerinden yirmi otuz kadar Yeniçeri ustası ve odabaşısı26 Haydar Baba ile ilgili isteklerine dair ne yönde bir cevap verilmiş olduğunu sual etmek iç in Yeniç eri Ağası'nın huzuruna çıkacaklardır. Lakin olayın plan kısmını tertiple fazlaca meşgul olduklarından gün akşam olacaktır.8 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yine bizle eğlensin demek Yeniçeri Ocağı'na yakışır bir şey olmadığı gibi. . Uzunçarşılı. 241. Tatar. Yeniçerilerin yeni odaları Aksaray'da. bu sayede Haydar Baba'nın salıverilmesi sağlanılac aktı. bu sebeple Eskişehir yakınlarındaki Günyüzü Menzilhanesi'nde kendisinden geçmiş bir vaziyette yatıp kaldığından ve hastalıktan kurtulduğu vakit tekrar yola koyulacaklarından bahsetmekteydi. diğer ocak efradını da kendilerine uydurarak. pek çok hadiselere sahne olmu ştur. topluc a Ağa Kapısı'na dayanma arzularını dile getirmektir. Gaye. Ağa da Ş eyhülislam Efendi'nin meseleye dair fetvasını kendilerine iletecektir: "Bu herifi istishâb itmek şer'an ve diyâ neten câ iz 25 26 BOA. sanki müptelası olunan bir hareketin hazırlıkları iç erisindedir. Ağa Kapısı'nda..152-153. (Bunu çalışmanın ileriki merhalelerinde de görmek mümkündür). Neticede böyle kalabalıklarla muhataplarının içlerine kadim korkudan salınac ak. . Yeniçerilerde her orta veya bölü ğ ün oda denilen birer kışlası vardı: Eski ve yeni odalar içinde tarihçe en me şhuru yeni odalar olup. ilk Yeniçeri odaları Edirne'de bulunuyordu. meselenin muhatabı Bâbıâli'dir şeklinde bir not ile karşılaşabilme ihtimalini de göz önünde bulundurmuş olacaklar ki ikinci istikametlerini Bâbıâli olarak belirlemişlerdir. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. Haydar Baba meselesini meydana koyup.25 IV.Kapıkulu Ocakları. s. Mec lis dağıldıktan sonra Bâbıâli'ye dönüldüğünde Haydar Baba'yı Rauf Paşa nezdine götürmekle vazifeli tatardan gelen bir tezkire Tatar Ağası tarafından S adrazam'a iletilmiştir. Edirne'deki bu odalar İstanbul'un daimî surette merkez oldu ğ u zamana kadar Yeniçerilere mesken olmu ştur.

29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815.29 27 28 29 Pir Evi. Dergâh. günah çıkarırcasına Ağa'ya bazı itiraflarda bulunacaklardır. Ancak söz konusu gelişmenin. Haydar Baba'ya arka ç ıkanlar iki Yeniçeri ustasından başka kimse değildir. Üsküdar merkez ve civarı ile Anadolu sahillerine ayrılan bölümde gösterilen Nerdibânlı/Nerdübânlı (Merdivenli) Köyü'nde Gadni Dede Tekkesi'nin bulundu ğ u kaydedilmiştir. bürokrasisi ve askeriyesinin en tepesinde bulunan şahısların Yeniç eri zorbalığından çekindikleri için sarfına cesaret edemedikleri bu sözleri "ehl-i ırz" Yeniç eri ustası bir ç ırpıda söyleyivermiştir. Yeniç erilerin Haydar Baba'nın serbest bırakılması yönündeki ısrarlarını ortaya koyan bu teklif hem Yeniç eri Ağası hem de konunun diğer muhataplarını terletec ek türdendir. Atilla Çetin. Siz dahi bildiğiniz ulemâ'dan sorun. bir türlü dile getirme cesareti gösteremedikleri cevap tam da bu idi.443-453. Haydar Baba denilen adam onların arka çıktığı birisi olmadığı gibi." Meselenin başından bu yana Osmanlı uleması. Eğer cevâzına da ir bir mesele öğrenir iseniz ha ber virin… İşte mukîm fetâ vâ -yi penâ hîdir. İstanbul'un Tekke. XIII. çavuş ustalarca götürülüp. Köy bugün Merdivenköy. Zaviye ve Hânkahlar Hakkında 1199 (1784) Tarihli Önemli Bir Vesika. 284/17078. "İstanbul'daki Tekke. Bütün Yönleriyle Bektâ şîlik ve Alevîlik. s. Nitekim fetva da Yeniçerileri tatmin etmeyec ek. Güya. Bedri Noyan.yüzyılda başladığ ı. Herhalde Yeniçeri Ağası ile S adrazamın da düşünüp." Osmanlı tarihinde. Anlattıklarına göre. İstanbul 1998. işlerine gelmez. Bu sözlerden c esaret alan ayaktaki "ehl-i ırz" ustalardan birisi meselenin fitilini tutuşturup. a şevi ve öteki yapılarla Bekta şiliğ in merkezi haline gelen Pir Evi'nin ne zaman kuruldu ğ u ve örgütsel bir bütünlük kazandığ ı tam olarak belli de ğ ildir. Ankara 1981. BOA. Vakıflar Dergisi. Ermeniymiş” bunda kendilerini ilgilendiren bir taraf da yokmuş. Hatt-ı Hümâyun. Nevşehir'e ba ğ lı Hacıbekta ş ilçesinin tam ortasında yer alan dergâh hakkında kullanılmakta olan bir tâbirdir. böyle ceva b virildi. Balım Sultan'ın da önemli katkıları ile 16. o zaman Pir Evi'nde 27 veya Nerdibânlı köyünde28 ikamet etmesine izin verilsin gibi. . körüğünü eksik etmeyen Yeniç erileri ihbar etmekten de çekinmeyecektir. I. iç lerinde hala ayak direyenler. (Bkz.yüzyılda arttığ ı tahmin edilmektedir. Nitekim fetva üstüne söz söyleme cüretinde bulunan Yeniçerilerin çoğu kendi aralarından yükselen bu çıkış karşısında çaresiz dağılmaya başlayacaklardır. tekke de Şahkulu Sultan Dergâhı adını almıştır. Pir Evi ile ilgili oldukça ayrıntılı bilgi için bkz.589). Kitâbu’l-lah’ın ve şer'-i şerîfin hükmü böyle olunca bunun hilâfı la kırdı söylemek elimizden gelmez. farklı öneriler ortaya atanlar olacaktır: Haydar Baba'nın kışlaya girmesine madem müsaade olunmuyor. tam da bu misalde olduğu gibi. kendilerinin orada bulunma sebepleri de patırtıyı seven Yeniç eri ustalarının hatırından başka bir şey değilmiş. Zaviye ve Hânkahları hakkındaki 1784 tarihli bir vesikada. Yoksa adam “Acemmiş. hapsolunduktan sonra hadleri bildirilmiş olsaydı mesele bu noktaya kadar gelmezdi: "Devlet öyle bir herifi tard ve nefy itmiş ise bunlar ne karışurlar? Bunda ocağa dokunur ne vardır ki? …Nâfile konuşuyorlar. 15.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 9 değil imiş. akıllarına yatmaz ise Şeyhülislam fetvasının Yeniçeriler iç in bir anlam ifade etmediği ç ok zamanlar yaşanmıştı. Hatta iç lerinden dördü beşi kalıp. s. Bereket versin ki "ehl-ı ırz" Yeniçeri ustalarından birisi Ağa'nın muhtemelen titrek bir ses tonuyla başlayacağı açıklamadan evvel söze müdahil olarak şerîatın uygun görmediği bir hususun Bâbıâli'ye tekrar teklif edilmesinin asla kabul edilir bir şey olmadığını ifade etmekten çekinmeyecektir.

kararın iyice ortaya çıkabilmesi için de gereken tartışmaların yapılması gerektiğ ini ileri sürmektedir.hatırlatmak istercesine verdikleri c evapla "yeni" zorbalıklara bulaşmak niyetinde olmadıklarını ortaya koyac aklardır: "Biz böyle şeye karışmayuz. 45. daire ağalarının Ağa Kapısı'nda toplanmış olduklarından kendisinin de tebdile gitmeyerek doğruca oraya azimet eylemesi yazılıdır. Nitekim yukarıdaki konuşmaların gerçekleştiği günün gec esi Ağa Kapısı'nın nöbetçisi olan 45. bundan sonra da her ne tarz bir bilgi elde edilirse yine gizlic e bildirmeye devam edeceğini ifade ederek. bunların çoğunun Haydar Baba'nın manevî evlatlarından veya onların yoldaşlarından oluştuğu.10 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 V. Ağa tezkire üzere dairesine gittiğinde Yeniçeri Oc ağı’ndan 10 ç avuş ve mülazım ustasını. Devlet.toplanan "yeni odalılar" takımı "eski odalılar"a haber gönderip. devletin önemli bir sorununun me şveret yoluyla görü şülüp çözümlenmesini isteyebilir. bir herifi nefy itmekle bunda ocağımıza ne zarar va rdır?" Eski odalıların bu cevabı kendisine yeni odalılar takımından da taraftar toplayacak. Mü şavere veya istişare yeri anlamında kullanılan bir tabirdir. Haydar Baba'nın kendilerine iade edilmesinde hala ısrar eden Yeniçerilerin olduğu. "biz de karışmayuz" diyen yeni odalılar asi gruptan peyderpey ayrılmaya başlayac aklardır. 14 Mayıs 1789'da III. Şura Meclisi'ne30 katılanlardan 71'in mütevellisi31 Hacı 30 Şûra. değil mi? İşte Ağa'dan geç saçılan inciler: "Ayak patırdılarına" bakılıp bu hususta Yeniçerilere müsaade olunsa. Yeniçeri Ağa'sının " ehl-i ırz" ustalardan fazlac a etkilenmiş olduğunu hissetmek mümkündür.Selim'in emriyle toplanan "Meclis-i Me şveret"e iki . o gece -daha öncekiler gibi ilkin. o ana kadar yaşanan hadiseleri Sadrazam'a hemen kısaca özetleyec ektir. kendisi de sık sık bu toplantılara katılırdı. bölüğün ustasından Yeniç eri Ağa'sına gizlic e gelen bilgiler muhtemel bir başkaldırı girişiminden dönülmüş olunduğunu haber verir. Eskiden devlet işlerini görü şmek üzere toplantılar yapılır. Mesela tahta çıkışından bir ay kadar sonra. Padişah. Nitekim Kâtip Çelebi. Anc ak eski odalılar eski günlerini -belki de son kez. Şöyle ki Bâbıâli'den konağına dönmekteyken kendisine bir tezkirenin gelmiş olduğu. İşte bu nokta göz önünde bulundurularak. huzurundan ayrılınca Yeniç eri Ağası soluğu Bâbıâli'de alac ak. Ağa'nın özet geç tiği konular arasındadır. Padişahtan ba şka devlet ricali ile birlikte devletin hemen her kademesinde vazifeli olanların. bu toplantılara "Şûra" veya "Şura-yı Saltanat" denilirdi. hatta emekli memurların da Şûra'ya katıldıkları bilinmektedir.ortanın ustası şimdilik anlattıklarından başka bir malumatı olmadığını. tezkirede. Bundan sonra sarf olunac ak sözlerden. bundan sonra da her bir hususa karışmak isteyeceklerinden bu tarz müdahalelerinin ve her istediklerini yaptırma eğilimlerinin önü alınamayacaktır. onları da kendilerine katılmaya davet etmişlerdir. sava ş işlerinden anlayan herkesin fikrinin alınması. Bu ihtiyaç. Yeniçeri ortalarına kesinlikle müsaade edilmemelidir. Ağa böyle nefes tükete dursun. YENİÇERİLERİN GERİ ADIM ATMASI Böyle düşünen Yeniçerilerin devletten yana bir tavır sergilemeye başlamaları bile diğerlerinin Haydar Baba'nın serbest bırakılması yönündeki ısrarlarını kırmaya yetmeyecektir. devletin belli ba şlı diğ er sorunlarının da çözümünde duyulmaya ba şlanmış ve işten anlar kişilerin ça ğ rıldığ ı toplantılarla danışma zorunlulu ğ u giderilmeye çalışılmıştır. askerlerin. Buna göre. Yoksa en başta söylenilecek söz en sona neden bırakılsın. Özellikle sava ş zamanları alınacak tedbirlerin geniş bir düzeyde tartışıldıktan sonra uygulanmaya konulması do ğ al bir ihtiyaçtı. aslında meselenin kendiliğinden kapanmış olduğunu ç ok geçmeden anlayacaktır.

s. 284/17078. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi… . Gelenlerin Haydar Baba meselesinden hiç söz aç mamaları ise onların meselenin tamamen kapanmış olduğunu göstermeye ç alışmalarındandır. Haz: Ahmet Hezarfen.6-23. Bu tarz hadiselerin doğurac ağı kötü netic eleri kestirmek zor olmasa gerektir. s. Dostlar Derne ğ i (Philiki Hetaireia) adıyla yeniden kurulmu ştur.142–148. Divan-ı Hümayun. Yunanlılar unutmamış ve Hetaireia. Hatta birç ok yabancı. Nitekim Rum fesadı ortaya çıkalı 22 ay oldu diyerek söze başlayan Yeniçerilerin ardıl ifadeleri duyulan endişenin geniş sınırlarını çizmeye yetec ek türdendir. Rumların girişmiş oldukları fesatlık hareketleri ile devlete zarar verme çabaları önceki günlerde Ş ura Mec lisi'nde okunan tercüme kâğıtlarında zaten bütün ç ıplaklığı ile ortaya ç ıkmıştı. Gelene ğ e göre Eflak Voyvodası'nın av için II. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 11 Yusuf Ağa ile diğer 2 ortanın mütevellilerini karşısında bulac aktır. İstanbul'da ailelerinin yanı sıra c an ve mallarının bulunması. BOA. anlaşılan Yeniç erileri fazlac a rahatsız etmiştir. “def edilmesi mümkün olmayan bu mesele her geç en gün daha da karışık bir hale sürüklenmektedir. ba ğ ımsızlıkları yolundaki ilk girişimleri şair Konstantinos Rigas’ın eseri olmu ştur. (Bkz: Mantran. Ahmet Mumcu.yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı egemenliğindeki Rumlar çeşitli isyan hareketlerine teşebbüs edeceklerdir. müdahalesizlik Yeniçerilere göre bir iş olmadığından bu kez kendilerine yeni bir gündem maddesi yaratmışlardır: Rum meselesi ve Rumların tavırları. Hatt-ı Hümâyun. Eğer bir hadise yaşanırsa hal nereye varacaktır? Dışarıdan bir düşman saldırdığında İstanbul'daki Rum ve Ermenilerin ayağa kalkıp etmeyec ekleri ihanet kalmayac aktır. Ankara 2007. bir kargaşa esnasında bunların da devlete ihanet ederek baruthaneyi ateşe vermeleri ihtimal dâhilindedir. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. Çünkü başkentte dinleri. Muhtemelen bu son söylediklerine kendi- 31 32 33 yüzün üstünde kişi katılmıştır. 1798’de pek acılı biten serüvenini.Mehmed'e hediye olarak gönderdiğ i Seksonya köpekleri bu ortaya verilmiş ve mensupları bunlara bakmakla görevlendirildikleri için Seksoncu adını almışlardı. Viyana Kongresi’nden az önce. özellikle Rusya'nın tahriki ve Rum aydınlarının Yunanistan'ın egemenliği. İstanbul 1999. baruthane etrafında av bahanesiyle tüfekleri omuzlarında gezmektedirler. Yeniçeri te şkilatında 71'inci ortayı Seksoncular te şkil etmiştir.33 Rumların her an isyana hazır halleri ve bu yönde gelen bilgiler. Bu meclis ve mesele hakkında daha fazla bilgi için bkz.” Bu sözlerin ardından Yeniçeriler mevc ut durumun kendileri iç in büyük bir endişe kaynağı olduğunu ifade edeceklerdir. Vakanüvîs Ahmed Lûtfî Efendi Tarihi. Onlara göre. Haz: Mehmet Arslan. Bkz. Bilindiği üzere Osmanlı İmparatorluğu'nu içerden zayıflatmak isteyen Avrupa Devletleri'nin. I. (Hazırlayanın Notu). Kumandanlarına da Seksoncuba şı denilmiştir. sonra da İstanbul’da. Rum meselesinin devlet merkezinde uyandırdığ ı akislerle ilgili oldukça ayrıntılı bilgi için bkz. Yunanlıların.34). . bir yurtsever dernek olan Hetaireia’yı kurarak Osmanlılara karşı eylemlere kalkışmıştır. hatta Bizans İmparatorluğu'nun yeniden c anlandırılması yolundaki çabaları neticesinde 19. onların endişelenmelerinin kendilerince önemsiz sebeplerinden biridir. Üss-i Zafer (Yeniçerili ğ in Kaldırılmasına Dair).32 VI. ilkin Odesa’da (1814). YENİÇERİLERİN YENİ GÜNDEM MADDESİ: RUMLAR Haydar Baba meselesi herhangi bir müdahaleye lüzum kalmaksızın şimdilik bu şekilde kapanıyorken. İstanbul 2005. Es'ad Efendi. devletleri ve padişahlarının bulunması onlar iç in her şeyden daha önemliymiş. O.

Anlaşılan Ağa. şimdi sadece merkezî idareden bunlardan birinin tercih edilmesi istenilec ekti.34 34 BOA. Rumların durumu ve gelecekleri kesinlikle padişahın emir ve iradelerine bağlı hususlardandır. Dolayısıyla evvela S ultan'a danışılmalı. kılıçtan geç irilmesi veya bu yönde kendilerine bir emir verilmesi gibi seçenekler Yeniçerilerce hazırlanmıştı. Rum milletinden hiçbir ferdin emniyette olmadığını ifade ederek söze başlayan II. Nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair hâsıl olacak şer'î hükme göre de harekete geç ilmelidir. endişelerini ortadan kaldırmak iç in Ağa vasıtasıyla devlet ricalini bir çare bulmaya davet edec eklerdir. ondan da bir c evap alamazlar ise Bâbıâli'ye varac aklarını. Ağa'ya göre. Hatt-ı Hümâyun. Ağa'nın çizdiği yol haritasına uygun olarak mesele kendilerine bildirildiğinde Bâbıâli'den alınan c evap Ağa'nın o an iç inde bulunduğu baştan savmac ı tavrı aratmayac ak türdendir: İstanbul'daki Rumların kırılıp kırılmaması elbette herkesin başı gibi şerîat hükmüne bağlıdır.Mahmud da o günün savma modasına uyarak Rumlarla ilgili kararın anc ak şer'î hukukun vereceği hükme göre şekillenec eğini.Mahmud'a danışılac aktır. oradan da saraya arz olunmak suretiyle nasıl hareket olunması gerektiği noktasında II. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815.12 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 leri de inanmamış olmalıdırlar. Aslında. esasında yukarıda vurgusunu yaptıkları devlet ve padişah gibi kavramlarının artık kendileri için çok da bir ehemmiyet taşımadığını farkında olmadan açığa vuracaklardır. yine tehditle karışık ifade eden Yeniçeriler. ardından meseleye dair en uygun kitap hükmünü. Yoksa bir önceki meselede Yeniçerilerin "baba"dan başka bir kelime bilmiyormuş gibi davranmaları ne ile aç ıklanac ak? Bu kez "…biz bu gâvurlardan emin değiliz" diyen Yeniçeriler. Rumların İstanbul'dan uzaklaştırılması. Ne gariptir ki bir önceki hadisede Yeniçerilerin "ayak patırdıla rına " bakılıp onların istedikleri yapıldığı vakit artık bu işin önünü almanın mümkün olamayacağını ifade eden Yeniçeri Ağa'sı bu kez patırtıların çokluğundan ve sertliğinden korkmuş olmalı ki aç ık bir şekilde tehdit iç eren bu ifadeler karşısında siz kim oluyorsunuz. meseleyi Şeyhülislam Efendi'ye havale edec ektir. Nihayet mesele S ultan'a kadar ulaşac aktır. bu hükmün iç eriğinin ne olacağını bilmeden kendisinin o kadar reayanın kırılmasına dair herhangi bir emir veremeyeceğini belirterek. (Haydar Baba meselesinde olduğu gibi) dairesine gelenler arasında kendisine destek çıkacak kimse bulamadığından Yeniç erileri bir an evvel başından savma telaşına düşmüştür. Bunun yerine Bâbıâli'den Rumlara ilişkin herhangi bir aç ıklamada bulunulmadığı iç in kendilerine ne diyeceğini bilemediği gibi kaçamak bir cevap vermeyi tercih etmiştir. kendilerine kesin bir cevap verilmesi gerektiğini. . yani fetvayı bildirecek olan Ş eyhülislam Efendi'ye müracaat olunmalıdır. 284/17078. Yeniç eri Ağa'sına bu hususun çözüme kavuşturulması için son derec e kararlı olduklarını. Bu nedenle mesele evvela başyazıcısı vasıtasıyla Bâbıâli'ye iletilecek. aksi takdirde evvela Ş eyhülislam Efendi'ye. devlet sizin talimatlarınıza göre mi yönetilecek diyebilme c esaretini kendisinde bulamayac aktır.

ne yönde bir karara varıldığına dair herhangi bir bilgi mevcut değildir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 13 NETİCE Bundan sonra neler yaşandığına. Ancak yaşanmış olması kuvvetle muhtemel olan bazı gelişmeler vardır. hatta onun önc esinde ve özellikle sonrasındaki Bektaşîlikle müc adele esnasında sürdürmüş olması da muhtemeldir. bilhassa Haydar Baba meselesinin söz konusu etkiyi. yaptıramadıklarındaysa estiren bir "kurum" haline dönüşmüş oldukları ortadadır. Mahmud'un bu "kurum"u temizlemeden modernleşme bac asının aksi istikamette tüteceğini anlamasında mevzubahis hadiselerin uyarıcı bir etkiye sahip oldukları. İçeriğine bakılmaksızın verilen fetvaya riâyet ettikleri kabul edilse bile artık sorunsuz yaşayamayan Yeniç eriler kendilerine meşgul olacak yeni bir mesele bulmak veya yaratmak noktasında hiç bir güç lük ç ekmeyec eklerdir. S on olarak. Yeniçerilerin. Bu cümleden olarak. anlatılan meselelerden hareketle Yeniçeriler ve ocakları üzerine kısa bir değerlendirme yapmak gerekirse. Haydar Baba meselesinde olduğu gibi fetvayı da pek ciddiye almayacaklardır. Mesela işlerine gelirse ç ıkarılac ak fetvaya riayette bir sıkıntı yaratmayacak olan Yeniçeriler. zamanında en güçlü dişlisini oluşturdukları merkezî idare çarkı için artık her akıllarına eseni yapan/yaptıran. tam tersi bir durumda. Yeniç erilerin tarih sahnesinden çekilmeleri. II. bugüne kadar hep tekrar edile gelmiş olan son dönem zorbalıklarının dışında farklı eylem ve davranışlardan bahsetmek pek mümkün değildir. .

V/10. Tarih Musahabeleri. "Yeniçeri Ocağının Manevi Eğitimi ve Bektaşîlik". -Akgündüz. -Noyan. İstanbul 20083. Ankara 1985. II. İstanbul 1996. Çev: Turan Alptekin. ss. -Ortaylı. -Birge. Haz: Nuri Akbayar. Ankara 1999.İ. Ahmet. İstanbul 2003. İstanbul 1971. İstanbul 1991. Osma nlı Devleti Teşkilâtından Kapıkulu Ocakları. -İlgürel. Ankara 1995. Vakıflar Dergisi.A. -Faroqhi. İstanbul 2005. Kemal. ss. Robert.385-395. Osman. Ankara 1992. -Eğri. -Melikoff. XIII. " Yeniçeriler" . XII. -Uzunçarşılı. İstanbul 1998. "Tarikatlar ve Tanzimat Dönemi Osmanlı Yönetimi". Godfrey. Ankara 1981. Haz: Ahmet Hezarfen. İstanbul 2002. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. I. İstanbul 1999. İstanbul 2008. Hatt-ı Hümâyun. Suraiya. -Abdurrahman Şeref Efendi . Osmanlı İmpara torluğu Tarihi (XIX. Ankara 19883.6. Ahmet Yaşar. İza hlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. (İlgi Kültür Sanat Yayıncılık). İsmail Hakkı.173-196. Bütün Yönleriyle Bektâşîlik ve Alevîlik. İstanbul 2002. -Mumcu. Zaviye ve Hânkahlar Hakkında 1199 (1784) Tarihli Önemli Bir Vesika. İstanbul 1998. Eskişehir 1997. XIII. ss. İstanbul 1993. -Çetin. (Üçdal Neşriyat).Yüzyıllar). Osma nlı İmpara torluğu'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII. Mehmed Zeki. İsmail Hakkı. I. -Mantran. Ga zi Üniversitesi Hacı Bektaş Veli Ara ştırma Dergisi.307–315. II. Ta rih-i Cevdet. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe.583–590. Diva n-ı Hümayun. -Es'ad Efendi. Ankara 1984. . -Goodwin. "İstanbul'daki Tekke.281-287. -Ocak. Haz: Mehmet Arslan.Yüzyılın Başlarından Yıkılışa). (Osmanlı Devlet Erkânı). III. Mücteba. -Daşçıoğlu. Yeniçeriler. III. ss. İlber. Çev: Server Tanilli. Çev: Derin Türkömer. V. Ankara 2005. II. Bedri. 284/17078. -Ahmed Cevdet Paşa. Ga zi Üniversitesi -Hacı Bek taş Veli Araştırma Dergisi. Osmanlı Ta rih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü. Murat. Osma nlı Devletinin İlmiye Teşkilatı.34. sy. -Danişmend. -Pakalın. Atilla. Ankara 2007. İstanbul 1966. John Kingsley. -Va k anüvîs Ahmed Lûtfî Efendi Tarihi. MEB. OTAM. "Yeniçeri Ocağı ve Bektaşî Zaviyelerinin Kapatılması". I. -Ahmet Cevdet Paşa. Bektaşîlik Tarihi. ss.14 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Ba şbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). Üss-i Zafer (Yeniçeriliğin Kaldırılmasına Dair). Osma nlı Devletinde Şeyhülislâmlık. I. -Uzunçarşılı. Osma nlı İmparatorluğu Tarihi. Ana dolu'da Bektaşîlik. İrene. İsmail Hâmi. Yay. -Mehmed Süreyya. Sicill-i Osmanî. sy.

Ka ldı k i Devlet-i Âliyyemiz Devlet-i Muha mmediye olub.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 15 Ek-I: BOA. Hatt-ı Hümâyun. Rum milletinden hiçbir ferdin emniyeti olma dığı zâ hirdir. Gerek bu ma ddede gerek Ha yda r Ba ba 'nın a vdeti ma ddesinde fetâ vâ -yi şerîf çık a rılsın. 284/17078. Sûret-i şer'îsi ma 'lûmum olma k sızın bu k a da r reâ yâ yı k ırsunla r deyu emr idemem. zâ t-ı hümâ yûnuma ha lk ın itâ a ti İmâ m-ül-Müslimîn olduğum içündür. Yeniçeri usta la rının istid'â 'la rı ve Yeniçeri Ağa sı'nın ve senin virdiğiniz ceva bla r ma 'lûm-ı hümâ yûnum olmuşdur. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815 "Benim Vezirim. Kitâ bu’l-la h ne vecîhle emr ider ise ben da hi Alla h'ın emri ve Peyga mberimizin şerâ iti mûcibince ik tizâ ’sını icrâ ' iderim" .

16 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Tra nsportation. “Anadolu’da Faaliyet Gösteren Menzilhâneler (1690-1750)” (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ha berleşme.were always carried out on horseback in the Ottoman State. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. Dr.tr . ccetin@selcuk. Key Words: Menzil. The matter of obtaining the horses. Gör. Menzilha ne. Undertaking of Menzilhane ∗ ∗∗ Bu çalışma Selçuk Üniversitesi Bilimsel Ara ştırma Projeleri Koordinatörlü ğ ü tarafından desteklenen (Proje no: 07103001). This institution was organized every year to abstain from difficulties and problems in the service.edu. Menzil Administrator. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 7 -3 8 Ye a r: 2 0 1 1 . Bu hizmetlerde bir aksama yaşanmaması. Anahtar Kelimeler: Menzil. Arş. by whom did they carry out and how did they do. The aim of this study is underlying the official transportation and communication organization in the Otoman State covering the mentioned matters and revealing the time range of transportation. Osmanlı Devleti’nde resmî ulaşım ve iletişimin örgütlenmesinin kimler tarafından. söz konusu birimlerin her yıl tekrarlanan bir şekilde yerinde ve yeniden örgütlenmeleriyle mümkün olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı da. merkez ile taşra arasında karşılıklı olarak gönderilen değerli evrâkların iletimi. Konya 2009) isimli doktora tezinden faydalanılmak suretiyle hazırlanmıştır. Issue : 5 Pa ge : 1 7 -3 8 OSMANLI DEVLETİ’NDE ULAŞIM VE İLETİŞİMİN ÖRGÜTLENMESİ∗ Cemal ÇETİN∗∗ Özet Osmanlı Devleti’nde. Deruhte Etmek ORGANIZATION OF TRANSP ORTATION AND COMMUNICATION IN THE OTTOMAN STATE Abstract The valuable document sending between the administrative centre and the provinces. bahsedilen hususlar doğrultusunda.. Söz konusu atların nerelerden ve ne şekilde temin edilecekleri meselesine ise menzilhânelerin kurulmasıyla çözüm üretilmiştir. Ula şım. was resolved with the foundation of the menzilhânes. ne şekilde ve hangi zaman aralıklarında yapıldığını incelemektir. Communication. belirli bir amaç için yolculuk yapan resmî görevlilerin ulaşımlarının sağlanması ve devlet hazinesine ait değerli emtianın yer değiştirmesi hep at sırtında gerçekleşmiştir. the transportation of official functionaries and place-changing of valuable goods belonging to state treasury. where and how.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Menzilci. Menzilhane.

menzil teşkilâtının ya da diğer ifadeyle menzilhânelerin sivil haberleşme için tesis olunduğuna ya da sonrasında bu amaç la kullanıldığına dair bir bilgi bulunmamaktadır5 . Amsterdam-Atlanta. Colin Heywood. Lütfi Paşa.11 . Osmanlılarda Ula şım ve Haberle şme (Menziller). Ülke genelinde bir değerlendirme yapıldığında. s. s. s. Budapest 2001. Lütfî Pa şa. Osmanlı Devleti’nde resmî ulaşım ve iletişim. C. Osmanlı. halkın da buralardan binek temin edebileceği yönünde uygulamaların gündeme geldiği görülmektedir6 .488. belirli aralıklarla kurulmu ş ula şım istasyonlarının genel adıdır. posta idaresinin kurulmasına kadar (1839-1840). Mesela. No. Zira hiçbir kaynakta. İstanbul 2007. Yine menzil beygirlerinin fiziksel performans ve dayanıklılıkları da menzilhâneler aralarındaki mesafelerin belirlenmesi hususunda en önemli bir etkendir9 .177/2. Osmanlı Devleti yol sistemi açısından önemli bir konumu bulunması sebebiyle. s. s. söz konusu menzilhânenin kapatılması gündeme bile gelmemiştir.201/1. Ça ğ atay Uluçay. BOA. s.18 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Osmanlılarda. Halil İnalcık. İstanbul 1993. Zeki Pakalın. Asâfnâme .325/2. . Reinhold Schiffer. Halaço ğ lu. s. M. Konya Şer’iye Sicilleri (KŞS.543. Menzilhâne. MAD. Yerleşimin seyrek veya nüfus yoğunlu1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Osmanlı Devleti’nde. Ankara 1999. ve 19 Yüzyıllarda Saruhan’da Eşkiyalık ve Halk Hareketleri . bölgenin emniyeti7 ile menzilhâneleri finanse ve idare edebilecek nitelikte yerleşimlerin olup-olmaması belirlemektedir. devletin müdahalesi ve desteği ile varlıklarını devam ettirmişlerdir8 . “ Osmanlı Haberle şme Kurumu” .758 metre olup. Menzil teşkilâtı vasıtasıyla yapılan haberleşme denilince anlaşılması gereken. Bu mesafeleri daha ç ok coğrafî şartlar. Bir duvarcı arşunu ise 0. saatin fersah-ı kadîmle aynı oldu ğ u ve her ikisinin de 7. hem düzenli bir iletişime imkân tanımaması hem de suiistimale açık bir uygulama olması sebebiyle. s. Bu hususla ilgili gönderilen hükümlerden bazı örnekler için bkz.III. (Çev.III. Yusuf Halaço ğ lu. Bu hususu özetleyen hüküm sureti için bkz. Posta atlarının ücret karşılığ ında yabancı seyyahlar tarafından da kullanılabildiğ i anla şılmaktadır. C. s. Halaço ğ lu.69. 18. (27 Zi’l-hicce 1177/ 27 Haziran 1764). Osmanlı Devleti’nde bir takım hizmetlerin ifası için yolculuk yapan devlet görevlilerinin beygir de ğ iştirmeleri ve gerekli durumlarda dinlenmeleri için ana yollar üzerinde. (12 Zi’l-ka’de 1146 / 16 Nisan 1734). menzilhâneler kurulmadan önce. merkez ve taşra arasında idarî irtibatın sağlanmasıdır. Anc ak nadiren de olsa.) 58 .47. İstanbul 1326. u ğ radıkları yerlerde ihtiyaç duydukları binek hayvanlarının temini ile iâ şe ve konaklama ihtiyaçlarının karşılanması için verilen resmi belgelerin genel ismidir. Bkz. menzilhâneler3 tesis etmiştir4 . ücretlerini peşin ödemeleri suretiyle. Ankara 2002 (Menziller). 8492 . zamanla sıkıntı kaynağı haline gelmiştir. devletin kuruluşundan Lütfi Paşa’nın sadaretine değin. 1999. Frederick Burnaby. s. konumları icabı vazgeç ilmez olmaları sebebiyle. İlgili belgelerde menzilhâneler arası mesafe saat cinsinden kaydedilmektedir. haberle şmenin sa ğlanması için ülkenin dört bir tarafına gönderilen ulaklara. s. merkez ile taşra arasındaki irtibat ulak hükmü1 adı verilen bir sistem ile sürdürülmüştür. Menzilhânelerin birbirilerine olan uzaklıkları ülkenin her yerinde aynı değildir. British Travellers in 19th Century Turkey .6.34-35. tüm olumsuzluklara rağmen. bkz. Menziller. bu tür sıkıntıların önünü almak2 ve merkez-taşra irtibatını düzenlemek maksadıyla.) Numara 8470 . Anadolu’nun Sa ğ Kolu üzerinde bulunan Karapınar Menzilhânesi’nin idaresi hususunda sürekli olarak finansal sorunlar ya şanmasına ra ğ men. 361/2. bu mesafelerin ortalama 11 saat (yaklaşık 63 km10 ) c ivarında olduğu anlaşılmaktadır11 . Ankara 2002. Vol. s. Meral Gaspıralı).30. Bazıları. Ba şbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA).620. Malîyeden Müdevver Defterleri (MAD. Menziller. s. 4. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü .51. sadareti döneminde (1539-1541). ana yollar üzerinde belirli noktalarda. 54. At Sırtında Anadolu. Nesimi Yazıcı. Bu sistem. İstanbul 1955. “ Two Firmans of Mustafâ II On The Reorganization of the Ottoman Courier System (1108/1696)” . Acta Orientallia Academiae Scientiarum Hungarıcae.500 duvarcı arşınına karşılık geldiğ ini belirtilmektedir. büyük ölçüde menzilhâneler vasıtasıyla sağlanmıştır.

MAD. Bu doğrultuda. s. MAD. 8492 . Schiffer.22. British Travellers. Cemal Çetin. Mehmet Ali Kılıçbay). Feodal Toplum. Redif Askerî Tâlimatnâmesi. sürekli olarak açık bulunmaktaydılar14 . Bu hususa vurgu yapan hüküm sureti için bkz. Menzilhânelere ait işlemler Defterdarlığa bağlı Mevkûfât Kalemi tarafından takip edilir ve bunlarla ilgili yazışmalar da aynı isimle anılan defterlere (Mevkûfât defterleri) kaydedilirdi. Tüm dünyada XVIII. 10322 . s. Marc Bloch. menzilhânelerin yerel örgütlenmesinde a’yân ve ahâli ile kâdıların ( 7. İstanbul 1991. BOA. Kamil Kepeci (KK. Schiffer. BOA. Türkçe Yazmalar.44. s.104-105. MAD. MAD. 10492 . Konya 2009. Yerel Örgütlenmede Etkin Olan Birimler Devlet merkezinden menzilhânelerin idaresi ile ilgili olarak taşraya gönderilen fermânlardan.758= 5685) hesabıyla bir saat’in 5. “ Osmanlı Metrolojisine Giriş” . söz konusu sürec in yılın hangi zaman dilimlerini kapsadığı ve ne kadar devam ettiği gibi hususlar da değerlendirilec ektir. menzilhânede beslenecek beygir sayılarının belirlenmesi ve yürürlükte bulunan genel nizamlar ile bölgenin özel şartlarına göre bazı hususların ortaya konulması gibi bir dizi ic raatla bağlantılıdır. Yabancı seyyahların beyanlarından Osmanlı Devleti’nde ulakların.) 2555 . s. C. s. 11 12 13 14 15 . S. 4004. BOA. (Çev. sırasıyla ve ayrı başlıklar altında olmak üzere. 1230 . her menzilhânede beygir de ğ iştirmek suretiyle günlük ortalama 60 mil yol kat ettikleri. Akabinde ise menzilhânelerin hizmet verebilecek düzeyde örgütlenmeleri iç in nasıl bir sürecin takip edildiği. s.500x0.43-59.324. MAD.97/1.181/1. Hüsrev Paşa Kısmı.5 mile tekabül etmektedir. MAD. Bu yönüyle oldukç a işlek ve işlevsel olan menzilhânelerin. s. BOA. 3179. 10322 . s. BOA. s. Ankara 2005. (4 Safer 1146 / 17 Temmuz 1733). BOA. “ Menzilhânelerin Mü ştemilatlarına ve Tefrişlerine Dair Bir Takım Gözlemler” . A. gelirleri. 10494 . belirtilen yoğunluk ve işlevselliğe uygun olarak inşa edilen veya standart bir mimarî özelliği bulunan yapılar olmadıkları anlaşılmaktadır15 . dönem başlarında mutad olarak tekrarlanan bir sürece tabidir. Halil İnalcık. BOA. Bu süreç maktû‘ât değerlerinin takdir edilmesi. Osmanlı Devleti’nde menzilhânelerin hizmet verebilmeleri. s. Söz konusu rakam BOA. kara yolculu ğ u için ise 30-40 km’lik bir mesafe üst limit olarak görülmekteydi.685 metreye tekabül ettiğ i söylenebilir. ayrıntılı bir biç imde izah edilmeye ç alışılac aktır. müsait olan bölgelerde 3 saate (yaklaşık 17 km) kadar düşebilmektedir12 . Eşref Bengi Özbilen). Menzilhânelere dair her türlü düzenleme ve bunun getirdiği süreç “…menzilhânesine / menzilhânelerine nizam verilmek…” şeklinde ifadelendirilmektedir. Bu ç alışma ile menzilhânelerin hizmet verebilecek şekilde organize edilmeleri iç in hangi zümrelerin görevlendirildikleri ve sorumluluklarının neler olduğu hakkında genel bilgiler verilecektir.NF.46. 813/4’deki veriler kullanılmak suretiyle hesaplanmıştır. BOA. (Çev.73. Türk Dünyası Ara ştırmaları. BOA. s. Yüzyılda Anadolu’da bulunan İngiliz seyyahlarının gözlemlerine göre 1 saat 3. maktû’ât değerleri ve sair hususlarda bir sorun gündeme geldiğinde ilk olarak Mevkûfât defterleri inc elenmekte ve bu doğrultuda da karar ç ıkmaktaydı13 . British Travellers. nr.96/2. Örnek olarak bkz. Menzilhâneler.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 19 ğunun düşük olduğu bölgelerde bahsedilen uzaklıklar 45 saate (yaklaşık 256 km) ç ıkabildiği gibi. tüm yıl boyunca ve yedi gün yirmi dört saat olmak üzere. 8492 .45. MAD. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi . MAD. hatta bunlar arasında günlük 100-150 mil hıza ula şanların bile bulundukları anla şılmaktadır. yüzyılın sonlarına kadar deniz yolculu ğ u için günlük 100-150 km katedilmesi normal kabul edilirken.439-440. Menzilhânelerin idaresi. menzilcilerin atanması. Ayrıca XIX.

BOA. menzilhânelerin yerel olarak örgütlenmesinde etkin olan birimler ve bunların söz konusu sürece etkileri aşağıda inc elenec ektir. menzilhânelere nizam verilmesi sürecine fiili olarak katıldıkları görülmektedir. s. Ergenç. kazâ kâdıları. Hangi kazâ. İstanbul 1972. Yaşadıkları bölgelerin ileri gelenlerinden olan a‘yânlar. imâm ve hatîb gibi tanınmış din adamları ile ünlü tarîkat şeyhlerinden oluşmuş gözükmektedir17 . (16 Şevvâl 1146 / 22 Mart 1734). s.86/1. Osmanlı Ara ştırmaları. s. hem ahâlinin temsilcisi hem de devletin icra organı olan ve belgelerde genellikle eşrâf veya a‘yân diye tabir olunan. 8470 . Halil İnalcık.64. resmî belgelerde ahâli olarak zikredilen. idaresi ve finansmanıyla doğrudan bağlantılı. Menzil nizamı için gönderilen emirler. Genel anlamda “şehir ileri gelenleri” olarak nitelendirilebilecek bu grup zengin tüccarlardan. İstanbul 1982. 56 .(29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). Muhittin Tu ş. Ya şar Yücel. Yine zaman zaman özellikle bu iş iç in görevlendirilen mübaşirlerin de. Devlet-i ‘Aliyye Osmanlı İmparatorlu ğ u Üzerine Ara ştırmalar-I. s. s. MAD. “ Osmanlı Klâsik Dönemindeki “ Eşraf ve A’yan” Üzerine Bazı Bilgiler” . VIII. “ Balıkesir’de Âyânlık Mücâdelesi” . KŞS. Belleten .333-334. Ankara 1974. “ Osmanlı Devleti Tarihinde Âyânlık Dönemi” .1269.VI. özellikle reayanın örgütlenmesi hususunda devlet görevlilerine yardımc ı olmaktadırlar. devlet merkezi tarafından a‘yânlar. . Yücel Özkaya. s. S. Özellikle XVIII. s. sancakbeyleri. s. A‘yân ve Ahâli Osmanlı şehir toplumunda. 1762-63). İstanbul 2009. C. Söz konusu zümre genellikle menzilhânenin bulunduğu kazâdan ya da yakın ç evresindeki diğer yerleşimlerin avârız ve nuzül hânelerini meydana getirmektedir.35. Ankara 1999. bir halk zümresi bulunmaktadır. MAD. Kongreye Sunulan Bildiriler. gönderilen fermânlar vasıtasıyla da bu hususlar muhataplarına bildirilmektedir20 . XVII. s. Her bir menzilhânenin nizamı. C. 3999 . s.172.106. BOA.II. 1.20 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 birinc i derecede sorumlu oldukları anlaşılmaktadır. Konya 2001. Türk Tarih Kongresi Ankara 11-15 Ekim 1976. Osmanlı Devleti’nde a‘yânlığ ın ortaya çıkışı ve a‘yânların güç kazanmasını sa ğ layan siyasî ve sosyal şartlar için bkz. Menzilhânelerin idaresi bağlamında.153. C.91. devlet ile re’âyâ arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi hususunda oldukça işlevsel bir pozisyona sahip. resmî işlerin takibi hususunda halkın temsilc ileri kabul edilmiş ve bu bağlamda da kendilerine birç ok vazife yüklenilmiştir19 . Ankara 1981. Mücteba İlgürel. bu zümrenin taşra yönetimine katılımı giderek artmaya başlamıştır18 .1176 / M. yüzyıldan sonra. s.III. Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda Ayanlık. Sosyal ve Ekonomik Açıdan Konya. s. “ Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim” .684-685. kaç avârız ve bedel-i nuzül hânesinin menzilhâneye bağlandığı ve sorumluluklarının neler olacağı devletin yetkili organları tarafından belirlenmekte. Özer Ergenç. s. İÜEFTED . “ Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda Desantralizasyona Dair Genel Gözlemler” .174. Tanzimat Döneminde Anadolu Kentleri’nin Sosyal ve Ekonomik Yapıları. Tüm hususlar çerçevesinde. Ankara 1991.181/1. Özcan Mert. mahalle veya köyden.1269. yüzyıldan itibaren. Osmanlı. Ankara 1994. “ Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim Kurumlarının Niteliğ i Üzerinde Bazı Dü şünceler” . XXXVIII/152.3. ulemâ. a‘yân ve ahâlinin sorumluluklarını belirten ç ok sayıda fermâna tesadüf olunmaktadır. yerine göre gözlemc i yerine göre ise müdahil olmak suretiyle. (H. esnafın yaşlı ve tec rübelilerinden. bir grup bulunmaktadır16 . çoğunlukla beylerbeyi. a‘yân ve zâbitânlar muha16 17 18 19 20 Özer Ergenç. Musa Çadırcı.

zamanında. 62 .1780 yılına ait bir takrirde “ …Anadolu ve Rum ve iki câniblerinde vâki’ menâzil tâbi’ olduğ u kazâların a’yân ve ahâlîleri hüsn-i nizâmı üzere idâre etmek şurûtundan…” şeklinde yer alan ifadeler. C. s.106/1. KŞS. s. nizam vermekle mükellef olan tüm kazâ ahâlisinin katılım ve ittifaklarıyla gerç ekleştirildiği anlaşılmaktadır26 . KŞS.1199 / M. Eskişehir 1997. Ulukışla ve Belen menzilhânelerinin nizamının bozulması üzerine gönderilen bir fermânda “ …gerek zikrolunan gerekse târik-i caddede vâki’ muhattal-ı nizâm olan menâzil-i sâirelerinin kadar-ı kifâye bârgîr ve sürücü ve zehâir ve levâzım-ı sâireleri ma’rifet’i şer’ ve mübâ şir-i mûmâ-ileyh ve cümle a’yân ve ahâli ittifâkıyla tedârik ve tekmîl. ayân ve ahâlinin uhdesine havale edilmiştir. kâdılar başta olmak üzere.166. s. MAD. Kâdılar Kâdı. s.348. kazâlarında bulunan menzilhânelerin hizmete açılmasına yönelik olarak gerç ekleştirilmesi gereken tüm aktivitelerin yerinde. s.146-151. Bkz. Yine H. 53/1. Bu şekilde nizam verilen bölgelerdeki menzilci tayinlerinin de. 1189 / 1775 yılında Anadolu’nun Sa ğ Kol güzergâhı üzerinde var olan menzilhânelerin idaresi için gönderilen nizâmnâmede “…memâlik-i mahrûsemde vâki’menâzilin ale’d-devam-ı hüsn-i nizâm üzere amel ve idâreleri kazâlarında a’yân ve ahâlîlerinin uhde-i ihtimâmlarından olmakdan nâ şî her kazânın a’yân ve ahâlîsi menzilhâneye senevî bagirleri ve kula ğ uzları içün iktizâ iden zehâir ve levâzım-ı sâire ve çîzmesi vakt-ü zamanında mevcud ettirilmek ve be-her sene ibtidâî rûz-ı hızırda cümlenin ma’rifet ve ittifâkıyla huzur-ı şer’de…”. İstanbul.) 2239 . güvenilir menzilc iler atamak ve menzilhânenin ihtiyaç larının karşılanmasına nezaret veya yardım etmeleri gerektiği anlaşılmaktadır23 . Halil İnalcık. 59 . menzilhânelerin idaresinin a‘yân ve ahâlinin sorumlulu ğ unda oldu ğ unu göstermektedir. Bkz.1785 yılında Hüsrevpa şa. H.. C. BOA. S öz konusu zümrenin menzil hizmetleriyle ilgili başlıc a sorumlulukları. bazı menzilhânelere nizam verilmesi hususunda birden fazla kazâ ahâlisinin sorumlu tutulduğu görülmektedir25 . hem de halkın her konuda mürac aat edebileceği bir makamdır28 . Özkaya. 8492 .914. s. s.108/1 (23 Safer 1181 / 21 Temmuz 1767). KŞS. (16 Şevvâl 1146 / 22 Mart 1734). Mesela. BOA. Beylerbeyi ve sancakbeylerinin seferler do21 22 23 24 25 26 27 28 MAD.42-46. Tarih Lûgatı. Amme İdare Dergisi . (4 Şa’bân 1199/ 12 Haziran 1785). a‘yân ve ahâlinin işbirliğ i içinde yukarıdaki hususlara dikkat etmeleri emredilmiştir.VII. AÜSBFD . Anadolu Sol Kol üzerinde bulunan Sonisa Menzilhânesi’ne müba şir tarafından nizam verilmesi esnasında Sonisa. (H.1181 / M. 10492 .490. ilgili kanunlar doğrultusunda ve eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi şeklinde özetlenebilir22 . (17 Cemâziye’l-evvel 1194 / 21 Mayıs 1780).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 21 tap kabul edilmekle birlikte21 .2. Ta şâbad. 2. KŞS. s. Osmanlı Devleti’nde kazâî ve adlî yetkiye sahip olan görevliler iç in kullanılan bir kavramdır27 . “ Mahkeme. Eskişehir 1997. hem belediye başkanı. Cevdet Nafia (C. Bolvadin. “ Kadı” . Osmanlı adliye teşkilâtının aslî unsuru olan kâdılar. Genellikle her kazâ ahâlisi kendi menzilhânesine nizam vermekle mükellef iken.” . “ Menzilhâneler” .1176 / M. BOA.181/1. “ Osmanlı Kadısının Ta şra Yönetimindeki Rolü Üzerine. 1976. 1986. Bkz. s. Altunan. XXX.” yer alan ifadeler a‘yân ve ahâlinin sorumluluklarını açıklamaktadır. “ Osmanlı Kadısı-Tarihi Temeli ve Yargı Görevi” . (22 Cemâziye’l-âhir 1189/ 20 Ağ ustos 1775). Bu doğrultuda önc elikli görevlerinin işten anlayan.1767 yılında ana yollar üzerinde bulunan tüm kazâlara gönderilen fermânda “… memâlik-i mahrûsemde vâki’ menâzilin ale’l-hüsn-i nizâm üzere amel ve idâreleri a’yân ve ahâlînin uhde-i ihtimamları olmakdan na şi her kazânın a’yân ve ahâlîsi menzilhâneye senevî bârgîrler ve kula ğ ozlar içün iktizâ iden zehâir ve levâzım-ı sâiresini vakt ve zamanında mevcûd itdirmek ve be-her sene ibtidâsında Rûz-ı Hızırda cümlenin ma’rifet ve ittifâkıyla huzur-ı şer’da mutemed-i ‘ali kefilleri ahz olunarak muhtârdan olan kâr-güzâr ve kuvve-i iktidâr kimesneleri menzilci nasb ve ta’yîn ve masârif ve imdâdîler temâmen edâ ve teslim (etmek)…” menzilhânelerin düzenli işlemesi için. İA . bununla birlikte H. 56 . İA . İlber Ortaylı. Karayaka ve İran ahâlilerinin birlikte ve tümüyle nezre ba ğ landıkları görülmektedir. s.1-4 (Ay- . s. s. MAD. menzilhânelerin düzenli ve sürekli hizmet vermeleri hususu. Yine menzilcilerin yeterli sayıda beygir tedarik edebilmeleri ve menzilhânenin ihtiyaçları için gerekli olan paranın temin edilmesi de kazâ halkına ait bir mükellefiyettir24 . VI. 64 . 94/1.95-107. Ebül’ulâ Mardin. Midhat Serto ğ lu.1194 / M. “ Menzilhâne Sorunu” . bulundukları yerin hem hâkimi. 3999 .NF.1762-63). s. S.172.. Osmanlı Kadısı ile ilgili olarak Bkz.23/1. IX/1.133/1. s. C. İlber Ortaylı.

bunların azilleri için oldukça etkili bir gerekç e oluşturmaktadır.” . Kullar ve Kudüslü Köylüler. Bunlardan menzilhânelerle alakalı kısmını.Do ğ an Yörük. s. “ Osmanlı Ta şra Te şkilatında Görevliler” . Osmanlı. Osmanlı Kent Tarihçili ğ ine Katkı: XVI. 47 . s. İstanbul 1996. eğer tersine bir hüküm yok ise. hac ve diğer menziller) ile ilgili bir takım görev. s. . 29 30 31 32 33 34 35 36 rı Baskı). KŞS. kâdıların marifetleriyle çözüme kavuşturulmaktadır34 . İnalcık. II. Lütfi Güçer. s. kâdıların menzilhânelerle ilgili birç ok hususa müdahil oldukları görülmektedir36 . Bayram Ürekli. “ Tanzimattan Önce Osmanlı Devletinde Belediye Hizmetleri” . s. sorumluluk ve yetkilerinin olduğu bilinmektedir31 . Ankara 1999. s.77. İstanbul 1964. Konya 2003.10/2. Kâdıların menzilc iler hakkındaki raporları. Özer Ergenç. 11 . KŞS. Yine kazâ ahâlisi tarafından menzilc ilere taahhüt edilen ödemelerin tutarı ile bunların ne zaman ve ne şekilde yapılac ağı gibi hususlar da kâdılar tarafından kayıt altına alınmaktadır. s. Yukarıda bahsedilen yetki ve sorumlulukları ç erç evesinde kâdıların kendi idarî bölgelerinde bulunan menziller (askerî. C. daha önc eden gönderilen fermânlar vasıtasıyla. Yüzyılda Aksaray Sanca ğ ı’ndaki Ta şra Görevlileri” . Kazâların en büyük adlî yetkilisi olan kâdı. Kadılar. Türkiyat Ara ştırmaları Dergisi . (1 Cemâziye’l-evvel 1074 / 1 Aralık 1663). Ankara 1995s. s. “ XVI. s. “ Desantralizasyon” . s. Asırlarda Osmanlı İmparatorlu ğ unda Hububat Meselesi ve Hubabattan Alınan Vergiler. 58 .30/1. “ Görevliler” . (16 Zi’l-ka’de 1139 / 5 Temmuz 1727). s. XVI-XVII. kazâ mahkemelerine salahiyet verilmiştir. s.22 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 layısıyla idarî bölgelerinde bulunamamaları kâdıyı idarî anlamda önemli bir noktaya taşımıştır29 .712.83-125. Ankara ve Konya . Haliyle bahsedilen durumlarla ilgili bir anlaşmazlık olduğunda da. KŞS. BOA.123. İsmail Hakkı Uzunçarşılı. Ankara 1984. S. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi . BOA. MAD. yerel manada ç özüm üretilmesi gerekmektedir. C. birç ok bakımdan da sanc akbeyinden daha geniş bir otoriteye sahiptir30 . KŞS.4/1. Alâaddin Aköz. menzilcilerin atanmalarına nezaret etmek ve menzilcilerle ahâli arasında yapılan sözleşmeleri kayıt altına almak şeklinde özetlemek mümkündür32 . s. 10 . menzilhâneleri denetimleri altında tuttukları söylenebilir33 . 20 . s.131-132.150.50/1. KŞS.8.117-1128. Mustafa Akda ğ. haberleşme. (21-29 Şevvâl 1071 / 19-27 Haziran 1161). Yine müşterek olarak bir menzilhâneyi idare edenlerin şirket akitlerinin düzenlenmesi ve bu akitlerin bozulmasına bağlı olarak meydana gelen anlaşmazlıkların dava edilmesi ya da anlaştıkları konuların hüc c ete bağlanması başta olmak üzere. Örnek olarak Bkz. Bu aç ıdan bakıldığında kâdıların. Yine menzilhânelerin sevk ve idaresi ile ilgili olarak bölgesel sorun ve anlaşmazlıklar meydana gelmiş ise bunun ç özüme kavuşturulması hususunda. Konya 2002. Amy Singer. kâdılara peşinen devredildiği anlaşılmaktadır35 . (1 Cemâziye’l-evvel 1071/ 2 Ocak 1661). 12 . Yüzyılda Ankara ve Konya . Ürekli. yerel manada.14.667. Ankara Enstitüsü Vakfı. s. Nitekim bu yetkinin. (23 Rebî’ü’l-ahîr 1177 / 26 Mart 1764). s. çıkan anlaşmazlıklar. Ergenç. kâdının marifetiyle ve menzilhânenin bulunduğu yerde olmak şartıyla. Osmanlı Devleti’nin İlmiye Te şkilâtı. s.83.26/4. (20 Safer 1129 / 3 Şubat 1716). 8470 . (13 Cemâziye’l-evvel 1112 / 26 Ekim 1700).304/1. Hukukî olarak da bu hususların devlet merkezinin görüş ve oluruna sunulmasına gerek bulunmamaktadır. KŞS.VI. Türkiye’nin İktisadî ve İctimaî Tarihi 1453-1559 .96-102.39/2. İlhan Yerlikaya. MAD. s. s. büyük ölç üde. Uluslar Arası Kurulu şunun 700. 9886 .712. s. İstanbul 1979. Yücel. (1 Şa‘bân 1085 / 31 Ekim 1674).37. “ Mahkeme. Menzilciler ile ahâli arasında.295/1.

146. “ Osmanlı Devleti’nde Sivil İşler” . ifadesinden anla şıldığ ı üzere İn’amat defterleri kadılar tarafından düzenlenmekte ve yine onların aracılığ ıyla da merkeze gönderilmekteydi. Bunlara ilaveten XVII. menzilhânelerden verilen beygirlerin kayıtlarının tutulduğu in‘âmât defterleri de ya bizzat kendileri tarafından düzenlenmekte veya menzilciler tarafından kaleme alınmaktadır. Bunlarla birlikte sancak merkezlerindeki kâdılar. Mübaşirler Arapç a bir sözlük olan mübaşirin kelime anlamı. XVIII. Türkiye’de Genel Kolluk Te şkil ve Görevlerinin Geli şimi . 10492 . Sol Kol Osmanlı Egemenli ğ inde Via Egnatia 1380-1699 . Şubat 1987.22. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Askeri Tarih Bülteni . Ilgın. s. “bir işe ba şla ya n” demektir. s. (20 Cemaziye’l-evvel 1134 / 28 Şubat 1722).485-486. s. Ferit Devellio ğ lu.11. s. yalnızca menzilci tayinlerine gözlemci olmaktır43 . D. bunun haricinde örnek olarak Bkz. İstanbul 1999. s. Seyyidgazi.MKF.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 23 S istemdeki işlevleri düşünüldüğünde kâdıların. Ankara 1946. menzilhânelerin birinc i derecede idarî âmirleri oldukları söylenebilir. Ulaklar menzilhâne bulunan bir kazâya geldiklerinde. Bâb-ı Defteri Mevkûfât Kalemi (D. (18 Receb 1138 / 22 Mart 1726). Uygulamadaki manası ise.III. in‘âm menzil ahkâmla rı doğrultusunda. söz konusu defterler kâdının kontrollerinden geç mektedir.700. . kazâ ölçeğinde. Bunun yanında. Hüsrevpa şa. her türlü masrafları gittikleri yerlerin tevzî defterlerine geç irilmek suretiyle kazâ halkına taksim olunmaktadır42 . Konya ve Karapınar menzilhânelerine nizam verilmesi esnasında hazır bulundu ğ u. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğü . s. KŞS. s.Zeki Pakalın. İsaklı. Bolvadin. 3. 28705 . Ankara 2001. “ Desantralizasyon” . Sö ğ üt.MKF. gözlemlediğ i ve nizam verilmesi esnasında gündeme gelen önemli hususları merkeze bildirdiğ i anla şılmaktadır. Yıl 12.112. C. Hikmet Tongur. BOA. M. Anadolu Sa ğ Kol üzerinde bulunan menzilhânelere nizam verme ğ e memur olan İsmail Ağ a menzilci tayinleri esnasında hazır bulundu ğ u menzilhânelere ait hüccetleri özetlediğ i bir rapor göndermiştir. s. Tülin Altınova). D. Elizabeth A Zachariadou). Yüzyıl Ba şında Sol Kol’daki Menzilhâneler” . Bu raporlara göre söz konusu müba şirin İznik. 1162 senesinde Konya Kazası’nda düzenlenen tevzî defterinde “ …menzil nizâmına gelen a ğ aya verilen günlük zehâir 15 kuru ş ve 3 rub. Yüzyıl Sonu ve 18. “… Binyüzotuzüç senesi rûz-ı kasımından otuzdört senesi rûz-ı hızırına gelince in‘âm fermânıyla verdikleri bârgîrin kadı defteridir fermân sa’âdetlü sultânım hazretlerinindir”. (Ed.MKF. öncelikli olarak kâdılıklara mürac aat etmektedirler37 . BOA.592.. merkezden gelen emirleri sancağa bağlı diğer kâdılıklara göndererek39 resmî haberleşmenin tesis ve temininde de önemli roller üstlenmişlerdir.1. Bunun yanında bazılarının menzilhânelere yeniden nizam vermeleri için gönderildikleri 37 38 39 40 41 42 43 Colin Heywood. s. Lefke.):28344 . ellerinde bulunan hükümlerin kontrolü ve in‘âmât defterlerine kaydı için. Özden Arıkan. Halaço ğ lu. Yine menzilcilerin hesabının görülmesi hususundaki yazışmalar da kâdı tarafından kaleme alınmaktadır38 . 27918 . (Çev.MKF..665. BOA.155. s. Bazı mübaşirlerin gönderilme gayeleri.” olarak kaydedilmiştir. yüzyıl sonlarına kadar menzilhânelerin teftişlerinin de kâdılar tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır40 . Mübaşirlerin menzilhâneler ile ilgili icraatları. Anc ak her iki durumda da. Menziller. Eskişehir.16. 57 . Ela Gültekin. S. kendilerine verilen fermânlardaki hususlar ç erçevesinde. BOA.16. Burhânettin Hüno ğ lu. Akşehir. devlet merkezinden belirlenmektedir. BOA. Yücel. s. “devletçe gördürülmesi gereken bir işin yapılmasına memur edilenler hakkında kullanılır genel bir tabir…”41 şeklindedir.12. s. D. “ Osmanlı Döneminde Via Egnatia: 17.6/1. 27920 . Bunların resmî yolc ulukları esnasındaki giderlerine karşılık olarak devlet tarafından herhangi bir ödeme yapılmayıp. MAD. yüzyıldan itibaren bu teftişler merkezden gönderilen müba şirler tarafından yapılmaya ba şlanmıştır. s.

s. Ayrıca bahsedilen bu bir yıllık dönem. . Bu uygulamalar esnasında. B. Amasya.497-499. Bolu. Hacımurad. Sivas. MAD. 10492 . Hendek. ve XVIII. Kangal. Karahisar-ı Şarkî. kanunlar ç erç evesinde nizam vermek üzere mübaşir/mübaşirlerin görevlendirilmesi şeklindedir. Tokad. Menzilhânelerin Hizmet Süreleri İşlevlerinden de anlaşılacağı üzere. İzoli menzilhânelerine nizam verdiğ i gözlemlenmektedir. görevlendirildikleri menzilhânelere yeniden nizam vermekte hem de bu süreçte edindikleri intibaları merkeze rapor etmektedirler45 . (13 Safer 1141 / 18 Eylül 1728). Gerede.15 Mayıs 1727). s. Anc ak menzilhâne nizamlarının. Kenid ve Zarû şâd menzilhânelerine (BOA. Karacaviran. Merzifon. Turhal.24 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ve gerekli durumlarda da güç kullanabilecek şekilde yetkilendirildikleri görülmektedir44 . Bunlardan en yaygın olanı artık işletilemeyen bir veya birkaç menzilhâneye. Hasançelebi. a‘yân. Karacalar. bunun tasarısını ve icraatını yapabilecek şekilde yetkilendirildikleri de anlaşılmaktadır46 . Sapanca. 1691 yılına kadar menzilhânelerin hizmet verdikleri dönemler. ana yol üzerinde bulunan tüm menzilhânelerin aynı mübaşir/mübaşirler tarafından denetlenerek. Tosya. söz konusu sıkıntıyı yerinde gidermek için görevlendirildikleri ve gereken her neyse. Dergâh-ı Mu’allâ gedüklülerinden Halil Ağ a’nın Anadolu‘nun Sol Kolu üzerinde bulunan Lâdik. Yüzyıllarda Konya Menzilleri . sistematik olmayan. Menzilhânelerin mutad olarak örgütlenmeleri sürecinde. bir yıl olması ve bu bir yıllık sürenin de standart iki tarih arasını kapsaması hususunda genel bir temayülün oluştuğu anlaşılmaktadır.17/2-18/1. süreleri bir yılı aşmamak kaydıyla. Sonisa. Nitekim 1698 yılı 44 45 46 47 BOA. ahâli ve kâdıların yanı sıra. MAD. Dergâh-ı Âli gedüklülerinden Hasan Ağ a’nın ise Anadolu’nun Orta Kolu üzerinde bulunan İznikmid. XVII. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Malatya. Niksar. Hacıhamza. Yüksek Lisans Tezi). mübaşirlerin de nizâmlarının şekillenmesi ve uygulanması hususunda menzil işlerine bir şekilde katıldıkları görülmektedir. Osmancık. Hasanpatrik. Bunun yanında mübaşirlerin mevc ut aksaklıkları tespit etmek. 10492 . Yine bununla bağlantılı olarak bütçelerinin geçerlilikleri ve menzilc inin/menzilc ilerin görevde kalma süreleri de yalnızc a bir yıldır. bu sürekliliği yalnızca bir yıllığına programlanabilmektedir. Kars.489490. merkez tarafından üretilen çözümün operasyonu için yetki verilmektedir. 9920 . bunları merkeze bildirmek ve eğer mümkünse kâdının ve ahâlinin de desteğini almak suretiyle. MAD. gerekli önlemleri almaları hususunda yetkilendirildikleri de görülmektedir. tesadüfî iki tarih arasını kapsamaktadır. BOA. güneş takvimine göre. Karahamza. BOA. güneşin yıllık hareketlerinden ziyade. mübaşirlere çok fazla inisiyatif hakkı tanınmamakta. s.120. (29 Cemâziye’l-evvel 1145 / 17 Kasım 1732). hic rî takvime göre hesaplanmaktadır47 . Bu tür durumlarda mübaşirler hem yetkilerini kullanarak. 8 Receb 1139-24 Ramazân 1139/ 1 Mart 1727. Söz konusu tarihten itibaren menzilhânelere nizam verilme aralıklarının ve bu nizamların geçerlilik sürelerinin. menzilhâne hizmetlerinin zamandan bağımsız. kesintisiz bir şekilde devam etmesi gerekmektedir. Konya 2004. MAD. Düzce. yalnızc a. Anc ak zaman zaman. Cemal Çetin. her bir ana yola birer mübaşir tayin olunmak suretiyle. Bununla ilgili örnekler hakkında bkz. Bayındır. Divriğ i. s. Tilemse. 8492 .9/2. Şiran. yani geceli-gündüzlü. s.

10322 . 9943 . 8492 . BOA. C. Ankara 1990. MAD.141.493-495.59-60. İzân. 3169 . Ocak. 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar devam eden Kasım günleri 179 gündür. Bu kanuna göre menzilhânelere 6 Mayıs gününe tekabül eden Rûz-ı Hızır’da olmak üzere. BOA.2-3. Söz konusu bilginin bulundu ğ u sayfada ve sonrasında diğ er menzilhânelere ait menzilci tayinleriyle ilgili de bilgiler bulunmaktadır. Mesela Anadolu’nun Sol Kolu’ndan ayrılan tali yol üzerinde bulunan Karye-i Cânbâz. Mesela. Bunun sebebi dönemin başı olarak kabul edilen Rûz-ı Hızır. BOA. Rûz-ı Kasım’dan bir sonrakine olmak üzere. MAD. . Bkz. MAD. 10492 . Pakalın. Terimler Sözlü ğ ü . Yani menzilhâneye nizam verilen o bir günlük zaman dilimi bütç e hesaplamalarına konu olmamaktadır.469-480. Pakalın. 28079. Bunun yanında Rûz-ı Kasım54 ve Evvel-i Mart’ın55 dönem başı kabul edildiği menzilhâneler de bulunmaktadır. (7 Safer 1155 / 13 Nisan 1742). MAD. Kabkulu. MAD. BOA. MAD. D. birer yıllığ ına belirlenmiştir. Herhangi bir sebeple menzilhânenin bütçesine bir miktar ilave yapılmış ya da menzilci değişikliğine gidilmiş olsa bile. 3999 . Evvel-i Mart’tan geçerli olmak üzere birer yıllık süreleri kapsamaktadır. Eskiden kullanılan ve Rûmi olarak tabir edilen Jülyen Takvimi’nde ise bu tarih 23 Nisan’a denk gelmektedir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 25 itibarıyla da bu temayülün kanunlaştırıldığı görülmektedir48 . s. BOA. 10322 . dönemin başında belirlenen ve onaylanan aslî nizamlar. s. s.59. s. MAD. MAD. (16 Zi’l-ka’de 1146 / 20 Nisan 1734). Rûz-ı Hızır aynı zamanda Hıdrellez günü yerine kullanılır bir tabirdir.MKF. s. Tüm bu tarihlerin arasındaki gün sayısının 365 olması gerekmekteyken. bütçelerin 364 gün üzerinden hesaplandıkları görülmektedir51 .101. BOA. BOA. MAD. zaman zaman bazı menzilhâneler için dönemin başı 9 Kasım’a tekabül eden Rûz-ı Kasım50 veya Mart ayının ilk günlerini işaret eden Evvel-i Mart da olabilmekteydi. Bahsedilen tarih standart olmakla birlikte. BOA. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü . Ayrıc a rast gele iki tarih arasını kapsayan bir dönem aralığının belirlendiği de vakidir. Kasım günü yerine kullanılır bir tabir olup.III. MAD. söz konusu menzilhânenin 1728-1739 yılları arasındaki bütçeleri.138-140.141.III. BOA.49/2. İslâm-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültürü . Rûz-ı Kasım ve Evvel-i Mart günlerinde menzilc i tayini yapılmak suretiyle menzilhâneye nizam verilmekte52 . BOA. Bu suretle Hızır günleri toplam 186 gündür. MAD. s. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). C. s. Daha önc esinden oluşturulan mevcut bütçenin menzilhânenin finansmanına yeterli gelmemesi du48 49 50 51 52 53 54 55 56 BOA. Ahmet Ya şar Ocak. MAD. s. BOA. 9 Kasım’a tekabül etmektedir. Bu menzilhânelere ait menzilci tayinlerinin de benzer şekilde Hicri Takvime göre üç ay.175/2. menzilcilerin göreve başlama tarihleri ise bir gün sonrası kabul edilmektedir. 10492 . yılda bir kez nizam verilecektir49 . Hıdrellez günümüzde kullanılan Gregoryan takvimine göre 6 Mayıs’a tekabül etmektedir. Halk arasında yaz mevsiminin ba şlangıcı olarak kabul gören Rûz-ı Hızır 6 Mayıs’ta ba şlayıp. Bu bilgi için bkz. MAD. S öz konusu husus menzilhânelerin yıllık nizamlarının 364 gün geçerli olac ağı anlamına da gelmektedir. Anadolu Sa ğ Kol’dan ayrılan tali yol üzerinde bulunan Aksaray Menzilhânesi ile ilgili kayıtlardan anla şıldığ ına göre. dönem sonuna kadar geçerliliğini korumaktadır. BOA. 4111 . 10492 . 3217 . s. s. Hızır. BOA. 4004 . 10492 . 8 Kasım’da sona ermektedir. Karahisar-ı Ş arkî Menzilhânesi’ne nizam vermek hususunda mübaşir tayin olunan Dergâh-ı Âli gedüklülerinden Mehmed Ağa huzurunda yapılan tayin esnasında menzilc inin görev yapacağı dönem 10 Receb 1138 / 14 Mart 1726 tarihi itibarıyla “…a ltı a y ta ma mına …” şeklinde tanımlanmıştır56 . Kânze. altı ay ve bir yıl gibi dönemler halinde yapıldığ ı tespit edilmiştir. menzilhânelerin neredeyse tamamında dönem başlarının Rûz-ı Hızır olduğu anlaşılmaktadır53 . 1698 yılından itibaren sıklıkla tesadüf olunan menzil defterlerindeki verilere göre. s. Zâre ve Tiflis menzilhânelerinin 1724-1729 yılları arasındaki bütçeleri.

96/1.2/1. Menzilhânelerin malî değerlerinin belirlenmesi için düzenlenen kayıtlarda. BOA. 3169 . Baki Çakır. 3169 . bunun yerine genellikle “…bâ rgîr ba hâ sı ve mesâ rif-i sâ ire…” ifadesinin kullanıldığı anlaşılmaktadır59 . 4034 . Cevdet Dahiliye (C. s.74/1. s. Menzilhânelerin Maktû‘ât Değerlerinin (Bütçelerinin) Belirlenmesi 1698 yılından itibaren herhangi bir menzilhânenin hizmet verebilecek duruma getirilmesi için. MAD.5 akçe kabul edilmek suretiyle. 4034 . s. 3169 . Ancak bir yıllık dönemin bitmesine 83 gün kalmışken bütçe için iki beygir daha ilave olunmu ştur. s. MAD. “kesilmiş.26 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rumunda.36/2. BOA. maktû‘ değerinin hesaplanmasının olduğu görülmektedir. 57 58 59 60 61 62 63 64 65 Mesela 6 Mayıs 1716 – 1717 tarihleri arasında Üsküdar Menzilhânesi’nin bütçesi 23 beygir üzerinden hesaplanmıştır. MAD. 8470 . Maktû‘ kelimesi. maktû‘ kelimesinin menzilhânelerin iltizama verilme sürecini ve malî yapılarını daha iyi tanımladığı düşünülmektedir.15. (22 Zi’l-ka’de 1140/ 30 Haziran 1728). BOA. MAD. s. s. dönem sonuna kadar olmak şartıyla.4-50. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). . s. 10492. 3858 . menzilhânelerin çekirdek bütçelerini oluşturmaktadırlar. 1698 yılında menzilhânelerin finansmanı hususunda hazırlanan ve daha sonra kanunla şan telhis suretinde olmak üzere. Menzilhâneler için maktû‘ât değerlerinin belirlenmesi/hesaplanması. BOA. aynı zamanda bütç esi de olan. 8492 . Ancak kelimenin sözlük anlamı ve Osmanlı maliyesindeki kullanımıyla ilgili tanımlar dikkate alındığında. s.2/1. değeri kesilmiş. s. dönem iç inde yeni bir bütçe daha oluşturulmaktadır. MAD. s.5 kuru ş ve 5 akçe zam olunmu ştur. s. BOA. yalnızca bir kez tesadüf olunmu ştur. 8470 . “değerini önceden belirlemek ve paza rlığa tâ bi olma ma k” şeklinde özetlenebilir61 . İstanbul 2003. ilk olarak yapılması gereken işlemin.576. BOA. finansmanları aç ısından da. Örnek olarak bkz. 8492 . Yüzyıl). Osmanlı Sistemi Mukataa (XVI-XVIII.) 2471 . 4004 . BOA. Söz konusu beygirlerin günlük malîyetleri 48. MAD.3-93. BOA. Bunun yanında söz konusu rakamlar.64/1. kanunlaştırılması ve muayyen hale gelmesi 1698 yılını bulmaktadır64 . deneme ve fizibilite sürec ini ihtiva etmektedir65 . menzilhânelerin malî büyüklüklerini gösterir maktû‘ât değerleri oldukları anlaşılmaktadır. Devellio ğ lu. Ayrıntılı bilgi için bkz. 8470. MAD.4. Söz konusu belgedeki ifade “…menzili maktû‘ân sürüp…” şeklindedir. s. bütçeye 4. benzer örnekler için bkz. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). BOA. BOA. Bu bütçelerin içinde hem menzilhânenin finansmanını sağlayacak gelir kaynakları hem de iltizam yoluyla deruhde eden menzilcilerin yaptıkları iş karşılığında elde edec ekleri kâr payları gizlidir62 . MAD. MAD.025 akçe yani 33. BOA . (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). pazarlık kabul etmez ve ölçü ile sa tılma yan. s. yalnızca arta kalan süreyi kapsamaktadır57 . s. MAD. Bu iki tarih arasında kalan (1691 ile 1698 yılları arası) yedi yıllık zaman dilimi de yeni sistemin yerleşmesi aç ısından arayış. Osmanlı malîyesindeki kullanım şekli ise kelime anlamıyla bağlantılı olarak.426/2. MAD. MAD. götürü” gibi anlamlara gelmektedir60 .355-356. maktû‘ kelimesine ç ok nadir tesadüf olunmakta58 . 1691 yılından itibaren ortaya çıkmış bir uygulama olmakla birlikte 63 . kesik. Belgelerde bârgîr bahası ve mesârif-i sâire başlığı altında zikredilen rakamların. ( 28 Cemâziye’l-evvel 1122 / 25 Temmuz 1710). (5 Safer 1146/ 18 Temmuz 1733). Bu kelimeye. Bu durumda yeni bütç enin finanse ettiği zaman dilimi. BOA. MAD. BOA.DH.185-187. BOA . Lûgat.2/1. C.

aslında beslenecek atların miktarını belirlemekten ziyade 147. 66 67 68 69 70 71 Genel olarak bu ücretler yıldan yıla artma e ğ ilimi göstermekle birlikte. 24 . MAD. s.5 kuruşluk bir maliyet kabul edilmiştir. Bu husus genel olarak bu şekilde gerçekleşmekle birlikte.465-466. Her bir beygir için 147.”. 8492 . menzilci tayini ile ilgili süreç tamamlanmış olsa bile. Örnek için bkz.96-2. ilave tevzî’at yapılmaktadır67 .3-93. daha sonradan gelerek düşük fiyat teklifi ile menzilciliğe talip olan birilerinin bulunması ve ahâlinin de bunlara destek vermesi durumunda. istisnalarının da olduğu anlaşılmaktadır71 .97/1. Bahsedilen bu ücretin miktarının belirlenmesi. Eğer belirlenen bu üc ret menzilhâneyi finanse etmeye yeterli gelmez ve bu hususta menzilc inin bir kusurunun bulunmadığına da kanaat getirilirse. s. geçen ifadelerden anla şıldığ ı şekliyle yapılan bu yeni sözle şme ile bir yıl öncesine göre % 55’lik bir indirim söz konusudur. 4034 . ücretin artırıldığı yeni bir sözleşme oluşturulmaktadır. 1698 yılından itibaren menzilhânelerin sevk ve idaresi büyük ölç üde devlet merkezinin eline geçmiştir. MAD. temsili bir miktar mîrî beygir takdir edilmesiyle gerçekleştirilmektedir.465-466. (22 Safer 1146 / 8 Ağ ustos 1733). Bu tür durumlarda kazânın avârız ve nuzül hânelerinin bir kısmına veya tamamına.4-50. finansmanı ve idaresi iç in asgarî giderler bağlamında her bir menzilhâneye maddi bir değer biç ilmeye başlanılmıştır69 .. (Belge No: 295/2). 10 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1070-1071 / 1691-1661). s. MAD. Bu husus menzilhânelerde kurumsallaşmanın bir gereği olduğu gibi. BOA. BOA . Buna göre menzilhânelere kaydedilen her bir mirî beygir.6/1. BOA. s. Menzilhânelerin maktû‘ât değerlerinin hangi daire tarafından oluşturulduğu ve onaylandığı malumumuz değildir. BOA. Söz konusu tarih itibariyle her birinin konumu. s. tek elden nizam verilebilmesi ve kontrollerinin yapılabilmesi için de bir zarurete dönüşmüştür. 37 . (Belge No: 295/2). Yani menzilcilere verilen ücret her zaman artma e ğ iliminde de ğ ildir. 1 Cemâziye’l-evvel 1071 / 2 Ocak 1661 tarihinde yapılan bir sözle şmede “Defter-i oldurki Kurd Mehmedin senesi temâm olma ğ ın bin yetmi ş bir Cemâziye’l-ulâ gurresinden bir sene temâmına değ in a’yân-ı vilâyet ve ahâli-i memleket ma’rifetiyle ta’yîn olunan elli hâneden ellibin akça ve sâir hâneler ikiyüzkırkbin akçe imdâd eylemek üzere Mehmedin kabûl eyledi ğ inden yüzonbin akça noksan olmak üzere cem’an ikiyüzdoksan bin akçaya Konyalı Ali Be şe ibn-i Hüseyin der-uhde ve kabûl eyleme ğ in zikr olunur. Herhangi bir menzilhânenin maktû‘ât değerinin oluşturulması.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 27 1691 yılından önce menzilhânelerin kaç paraya idare olunacağı meselesi. s.. . (10 Cemâziye’l-evvel 1103/ 29 Ocak 1692). (1 Safer 1089 / 25 Mart 1678). İzzet Sak. günün şartlarına ve bölgesel imkânlara uygun olac ak şekilde.170-171. kazâ ahâlisi ile menzilci arasında yapılan pazarlığa tabidir66 . 8492 . bulunduğu yolun konumu ve yoğunluğuyla bağlantılı. Konya 2003 . MAD. 3858 . Bunun yanında. s. menzilc iyân tayin olunan avârız ve bedel-i nuzül hânelerinden karşılanmak şartıyla. maktû‘ât değerlerinin de yine aynı kalem tarafından oluşturulduğu sonuc una varabiliriz 70 . yoğunluğu ve sair etkenlere bağlı olarak. (4 Safer 1146 / 17 Temmuz 1733). eksik kalan kısmın tamamlanması için. umumun faydası iç in. Ancak menzilhânelere ait işlemlerin Defterdârlığa bağlı bir büro olan Mevkûfât Kalemi tarafından takip edildiği bilgisinden hareketle. 10322 . KŞS. s. kazâ ahâlisinin yetki ve sorumluluğuna bırakılmıştır. KŞS.3/1. MAD. s.5 kuruş ve onun katlarını tanımlamaktadır. derhal menzilc i değişikliğine gidilebilmektedir68 .

28 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Maktû‘ât değerleri menzilhânelerin bir sene içinde olası masraflarının miktarını ve bu giderlerin hangi gelir kaynaklarından karşılanac ağını da işaret etmekteydi. 8470 . s. (H. hem devlete ait önemli ve âc il işleri takip eden ulakların gidecekleri yerlere zamanında ulaşamamaları hem de mîrî hazinenin ve devlete ait sair gelir kaynaklarının boş yere harc anması gibi c iddi olumsuzlukları beraberinde getirmektedir. Bu tür sebeplerden. Menzilci tayinleri.86/1. Yine menzil işlerine talip olacak ve deruhde edecek kişilerin dinî ve ırkî özelliklerinden ziyade. (En son 24 Ekim 2009 tarihinde ziyaret edilmiştir) s. devlet yönetimi. s. Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere Osmanlı yönetimleri menzil hizmetlerinin kaliteli. liyakat.tr/detail. Onların işten anlamaları ile güvenilir ve dürüst kişiliklere sahip olmaları.181/1. Merkezden gönderilen hükümlerde menzilci tayin olacak kişilerin inançlarına dair bir gönderme yapılmadığı gibi75 . yani menzilcilerin. bu işten kazanacakları miktarı göstermek aç ısından da önemli bir kriterdir72 .86/1. D. maksimum düzeyde amme hizmetine dönüştürülmesi anlamına gelmektedir. Bu sebeple. iktidar ve bec eri gibi şahsi hususiyetlerine önem vermiştir. Menzilci Tayinleri Menzilhânelerin hizmet verebilecek şekilde örgütlenmeleri hususunda bir diğer merhale ise. menzilc i tayinleri oldukç a nazik bir süreçtir. http://dergiler. zamanında ve aksamadan yürütülmesi hususunda kalifiye elamanların önemini kavramış ve bu hususta da gerekli önlemleri almıştır. menzilci tayin olunan gayrimüslimlere de tesadüf olunmaktadır76 . s.(29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). İlgili belgelerden anlaşıldığına göre. s.80. menzilci nasb ve tayin olunacak kişilerde bulunması gereken özellikleri belirlemiş ve fermânlar vasıtasıyla da. BOA.Yüzyıl Sonlarında İstanbul-Edirne Arasındaki Menziller ve Bazı Menzilke ş Köyler” .ankara. devletin talep ettiği ve arzuladığı menzilc i tipi. zaman zaman muhataplarına tebliğ etmiştir.1176 / M.kişilere arz edilmeleridir.edu. 56 . MAD. bunların idarelerini yüklenec ek -deruhde edec ek. Menzilc ilerin beceriksiz veya art niyetli olmaları. “ XVII. 1762-63). ulaşım ve haberleşmenin örgütlenmesi aç ısından. Menzilhânelerin verecekleri hizmetlerin kalitesi ve sürekliliği büyük ölç üde. 8470 . . mutemed (güvenilir)73 . güvenilir) kişilerden meydana gelmektedir. kâr-güzâr (bec erikli). (29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). BOA. 56 . Bunun yanında söz konusu rakamlar menzilhâneyi isti‘c âr veya iltizam yoluyla deruhde eden özel teşebbüslerin. (H. 3169 . Ayrıc a tayinler esnasında menzilhânenin bulunduğu kazânın tüm a‘yân ve ahâlisinin de aynı isim/isimler üzerinde ittifak etmiş olmaları gerekmektedir74 . 1762-63) Sema Altunan. aya’n ve ahâlinin ittifakı doğrultusunda ve kâdıların nezaretinde gerçekleştirilir. 1698 yılına kadar. muhtelif kaynaklardan menzilhâneye aktarılan para ve imkânların. KŞS. s. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). kuvve-i iktidar (iktidar sahibi) ve muhtardan (seçilmiş.php?id=18&sayi_id=34. MAD. MAD. mahkemede hüccet edilmek suretiyle de 72 73 74 75 76 BOA. KŞS. bunların yönetimini üstlenenlerin şahsî hususiyetlerine bağlıdır.1176 / M.181/1.1-2.

Ancak ikincisinde. Söz konusu kişiler hukukî açıdan ahâliyi temsil etmektedir. adeta matbu evrak gibi düzenlenmekte olup. BOA. KŞS. Bunun yanında menzilcilerin kendi istekleri ile sözleşmeyi feshetmeleri81 veya vefatları sebebiyle görevlerinin yarıda kalması82 .4-99. Bunları takiben menzilc i tayininin yapılmasını gerekli kılan husus veya hususlar kısaca belirtilirdi. kazânın ileri gelenleri. 1698 yılına kadar. Ancak 1698 yılından itibaren. resmîleştirilir ve taraflar arasındaki karşılıklı taahhütlerin garanti altına alınması sağlanırdı. s.30/1. 13 /6-1 (25 Şevvâl 1087 / 7 Aralık 1676). Kâdılar marifetiyle hazırlanan bu hüc c etler.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 29 resmiyete bağlanırdı. ( 20 Rebî’ü’l-evvel 1157 / 3 Mayıs 1744). onayının beklenmesinin kanun haline geldiği düşünülmektedir. 58 . s. 1 6/1-2 (24 Şevvâl 1083 / 12 Şubat 1673). kazâ ahâlisinin menzilcilerden memnun olmamaları netic esinde görevlerinden uzaklaştırılmaları83 ve menzilhâneyi daha düşük fiyatla 77 78 79 80 81 82 83 BOA. s. Ardından ise karşı tarafta olan ve kendilerini temsil eden menzilcilerin kimlik ve adres bilgileri yazılırdı. kazânın sorumlu ve yetkili organları tarafından yapılan. eski tarihli hüc c etlerdeki gibi ayrıntılı bilgiler bulunmamaktadır. (23 Rebî’ü’l-ahîr 1177 / 26 Mart 1764). bazı istisnalar hariç79 . MAD. KŞS. ne şekilde finanse edilec ekleri ve kimler tarafından idare/deruhde edilec ekleri kayıtlıdır78 . hüc c etlerle de resmiyete bağlanan menzilci tayinlerinin merkeze bildirilerek. MAD. (27 Şevvâl 1145 / 12 Nisan 1733). 3999 .280/1. BOA. Bu tayin işlemleri esnasında önemsenen ve vurgulanmak istenilen hususlar hüccet formatıyla kayıt altına alınarak.1/1. S öz konusu tarihe kadar düzenlenmiş hüccetlerden takip edilebildiği kadarıyla. KŞS. kazânın önde gelen ve itibarlı kişilerinden olup. KŞS. 48 /2-1 (20 Rebî’ü’l-ahîr 1130 / 23 Mart 1718). Kâdıların bulunmadığı kale ve palanga gibi yerlerde ise menzilc i tayinlerinin merkeze arz edilmesinin dizdâr veya palanga zabitleri tarafından yapıldığı görülmektedir77 . özel isimler çıkarıldığında. mevcut menzilcilerle yapılan sözleşme süresinin dolmasıdır80 . s. Mevkûfât defterlerinde menzilci tayinleri ile ilgili yüzlerce belge bulunmakla birlikte. (21 Şevvâl 1138 / 22 Haziran 1726).14-474. KŞS. aşağı yukarı hepsinin aynı şeyleri aynı şekilde söyledikleri görülmektedir. 10322 . s. s. 56 . . Daha sonraki dönemlerde hem hüc c etler arasında hem de menzil ahkâmlarında menzilci tayinlerini gösterir binlerc e belgeye rastlanmaktadır. 8492 . MAD. menzilci tayinlerini gösterir resmî belge olarak. bu belgelerdeki ifadeler menzilcilerin ahâli ile yapmış olduğu sözleşmelerin iç eriğini yansıtmamaktadır.60/1. maktû‘ât değerleri. Bu suretle düzenlenen hüccetlerde. yalnızc a. ahâliyi temsil eden şahısların isimleri kaydedilmektedir. menzilci adayları ve bu adayların kefilleri mahkemeye gelerek kâdının huzurunda ve onun nezaretinde menzilci tayinini gerçekleştirmektedirler. önc elikle. Bunlarda yalnızca menzilhânelerin itibarî beygir sayıları. menzilhânelerin merkezîleşmesiyle birlikte. 8470 . kazâlarda tutulan hüc c etlere tesadüf edilmektedir. BOA. MAD. Belgelerden takip edilebildiği kadarıyla yeni menzilc i tayinini gerektiren durumların en sık tesadüf olunanı.

KŞS. s. KŞS.3. MAD. menzilhânenin masraflarını karşılamaya yeterli gelmiyordu. o yıl için atanan menzilcinin görevini iyi yapması halinde bir sonraki sene tekrar atanması hususunda herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır90 . KŞS. s. s. Ahâlinin de desteğini almaları durumunda. (1 Ramazan 1176 / 16 Mart 1763). Menzilcilere kefil olan şahısların da adresleriyle birlikte tek tek kaydedilmesi ve hangi hususlara kefil olduklarının belirtilmesiyle de menzilci tayinini gösterir resmî belge (hüc c et) tamamlanmış olurdu85 . (10 Cemâziye’l-âhir 1103 / 29 Ocak 1692). KŞS. s. her menzilci tayini esnasında günün şartlarına ve bölgenin yapısına uygunluk gösterecek şekilde değişebilmektedir. 43 . (28 Cemâziye’l-âhir 1119/ 26 Eylül 1707). önceden kararlaştırılmış ve standart bir miktar olmayıp. KŞS. yeni talipler menzilc i olarak atanabilmekteydi89 . s. (10 Cemâziye’l-evvel 1103 / 29 Ocak 1692). yeni talipler çıkabilmekteydi. Hüc cetin devamında genel olarak menzilc ilerin tayin edildikleri zaman dilimi. . s. KŞS. 40 . s.16/1. s. 27 . 45 .3/1. gerek tam atamanın yapıldığı esnada ve gerekse menzilcilerin görevlerine başlamalarını müteakiben. (1 Safer 1089/ 25 Mart 1678).30/1. 36 . KŞS. Menzilcilerin tayin olunmaları esnasında.5/1. eski menzilcilerin sözleşmeleri fesih olunarak. 24 . KŞS. s. s. Bazı durumlarda. (3 Cemâziye’l-âhir 1083 / Eylül 1672).3/1. KŞS.30 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 idare edecek adayların çıkması84 gibi hususlar da yeni menzilci tayinlerinin yapıldığı durumlardandır. 37 . KŞS. İlk olarak 1700 yılında Konya Menzilhânesi’ne tayin olunan Hızır Çavuş.15/1.4/1. KŞS.295/1. Mesela.6/1. Normal olarak sözleşme bir yılı aşmayacak şekilde yapılıyor olmakla birlikte. s. s. s. 41 . Genelde menzilcileri yalnızca menzilhânenin tesis olunduğu kazâ ahâlileri tayin etmekteyken. menzilhâneye tayin olunan avârız hânelerinden tahsil edilemez veya tahsil edilenler belirlenen ücreti karşılamaya yeterli gelmez ise kazânın diğer avârız hânelerinden mahsup olunan vergi gelirlerinden de ek ödemeler yapılabilmekteydi87 . 56 . bir takım sebeplerle.6. s. belirlenen rakamlar.1/1. 45 .(Cemâziye’l-evvel 1127 / 5 Mayıs-6 Haziran 1715). 25 . 9920 .6/1. ücretin tekrar belirlendiği yeni bir sözleşme yapılabilmektedir88 . (17 Cemaziye’l-evvel 1103 / 06 Ocak 1692).278/1. s. 37 . s. bazı bölgelerde menzilcilerin birden fazla kazâ ahâlisinin oy ve ittifaklarıyla atandıkları görülmektedir86 .6/1.5/1. (10 Cemaziye’l-evvel 1103 / 29 Ocak 1692). (5 Rebî’ü’l-evvel 1115/ 29 Temmuz 1703). Bazı kazâlarda menzilciliğin neredeyse aile mesleği haline geldiği görülmektedir. KŞS. Bu gibi durumlarda eski sözleşmelerin feshedilerek. 24 . bir yıllık hizmet iç in belirlenen üc ret.3/1. nadiren de olsa. BOA. (22 Rebî’ü’l-evvel1127/ 28 Mart 1715). daha düşük bir fiyat teklifiyle. bu süre içerisinde yapacakları görevlerin neler olduğu ve alac akları üc retin miktarı gibi hususlar belirtilirdi. KŞS. s. 45 Numaralı Konya Ser’iye Sicilinde bulunan hükümler için ayrıca bkz. (2 Muharrem 1115 / 18 Mayıs 1703). 5. 58 . s. her yıl yeniden atanmak suretiyle.6/1. KŞS. 36 . 10. (1 Safer 1089 / 25 Mart 1678). (1 Cemâziyelevvel 1071 / 2 Ocak1661). İzzet Sak-Cemal Çetin. KŞS. Bunun yanında.3/1. Konya 2008. 1715 yılına kadar bu görevi kesintisiz bir şekilde devam ettir- 84 85 86 87 88 89 90 KŞS. 45 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1126-1127 / 1714-1715) (Transkripsiyon ve Dizin). Bahsedilen bu ücret. (20 Rebî’ü’l-evvel 1157 / 3 Mayıs 1744).

24/1. 40 . Nitekim 1731 yılında Hızır Çavuş’un. Hızır ile Mehmed’in baba o ğ ul olamayacakları gibi bir şüpheye yol açmakla birlikte. o ğ lu Mehmed’in isminin ba şında bulanan es-Seyyid lakabını kullanmaması. yaklaşık 30 yıl Konya Menzilhânesi’ni ve bir dönem de Karapınar Menzilhânesi’ni idare etmek suretiyle.“ … menzilcisi merkum es-Seyyid el-Hâc Mehmed ve kefili babası merkum Hızır Çavu ş… ” şeklindeki kayıt Hızır ile Mehmed’in baba-o ğ ul olduklarını göstermektedir. 41 . oğlu Mehmed’in tek başına bu işi yürüttüğü anlaşılmaktadır. s. 9943.278-1.262/1. Söz konusu yıla kadar oğlu Mehmed de Konya Menzilhânesi’ni idare etmiştir. kendi inisiyatifleri doğrultusunda bir takım düzenlemeler yapmaktadırlar.16/1. Mesela. menzilhâne için yeterli olac ak sayıda uygun ve güçlü menzil beygirleri tedarik ederek. Hızır Çavu ş’un. s. menzilc i tayini yapılması hususunda bir düzenleme bulunmamaktadır. KŞS.6/1. muayyen menzil olmayan Siverek Kazası’nda ahâli 8 kese akçe karşılığ ında iki menzilci atamışlardır. merhumun kardeşi. 45 . KŞS. KŞS.107/2. BOA. (23 Zi’l-hicce 1143/ 29 Haziran 1731). 43 . s. Menzilcilerin uymaları gereken kurallar ve tâbi oldukları nizamlar. s. s. doğal olarak. Anc ak bazı kazâ ahâlileri. s. 1718 senesine kadar olmak üzere. 1723 yılında bir diğer oğlu es-Seyyid el-Hâc Mehmed’i de yanına alarak menzilciliğe tekrar başlamıştır93 . s. s.278/1. (8 Safer 1119 / 11 Mayıs 1707). Ancak Hızır Çavuş emekli olmamış. yeni kazâ ahâlisinin kendi aralarında topladıklarıyla finanse edilmektedir 95 . Menzilc iliği meslek haline getiren bu aile. (22 Rebî’ü’l-evvel 1127 / 28 Mart 1715). ç eyrek asırdan fazla bir süre fiili olarak menzilc ilik yapmıştır. (28 Cemâziye’l-evvel 1141 / 30 Aralık 1728). 52 . MAD. Bu hususlar ana hatlarıyla şu maddelerden oluşmaktadır: Menzilhânenin konumuna ve yoğunluğuna göre. 9920 . Osman Ağa’nın kalan süresini tamamlamak iç in. (20 Rebî’ü’l-ahîr 1130 / 23 Mart 1718). Bir sonraki yıldan itibaren resmî belgelerde Hızır Çavuş’un ismi geç memekle birlikte. 50 . muhtemel beygir talebi için öncesinden tedbir almak suretiyle. gerek menzilci tayinleri esnasında belirlenen ve gerekse zaman zaman gönderilen fermânlarda belirtilen hususlardan derlenmek suretiyle. (10 Şevvâl 1155 / 8 Aralık 1742). KŞS. . KŞS. (28 Cemâziye’l-âhir1119/ 26 Eylül 1707). s. Menzilcilik yapacak kişiye yapılacak ödemeler de. Bu aşamadan sonra tekrar tayin olunan Abdi. (5 Rebî’ü’l-evvel1115/ 29 Temmuz 1703). BOA. maddeler halinde aşağıda gösterilmiştir.4/1. (2 Muharrem 1115 / 18 Mayıs 1703). MAD. gözlemleyebildiğimiz şekliyle. Menzilhâne bulunmayan kazâlarda. bu seçim doğrultusunda karşılıklı olarak beklenti ve taahhütlerini de kâdı huzurunda resmiyete bağlamaktadırlar. bakımlarını sağlamak96 . s. 43. Bu tarihlerde menzilciliğe ara vermiş görünen Hızır Çavuş. Anc ak Osman Ağa süresinin bitmesine 38 gün kala vefat etmiştir92 . 1715 yılında ise yerine oğlu Osman Ağa menzilci tayin olunmuştur. bilakis aktif olarak menzilcilik görevine devam etmektedir. 48 .2/1. 91 92 93 94 95 96 KŞS. Bunu layıkıyla yapabilecek kişileri menzilci olarak seçmekte. KŞS.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 31 miştir91 . KŞS. Hızır’ın diğer oğlu Abdi menzilci yapılmıştır. “…sâ bık Konya menzilcisi…” sıfatıyla.88/1. Bu menzilciler de ücretleri mukabilinde ulaklara beygir vereceklerdir. Karapınar Menzilhânesi’ni idare ettiği görülmektedir94 . yaklaşık üç dönem daha menzilcilik yapmıştır.

s. s. MAD.135/1. yoğunluğu ve menzilhânede beslenilen beygir sayıları dikkate alınmak suretiyle. . BOA. Mesela. İstanbul 2008. Verilen beygir sayısıyla orantılı olarak. Başka menzilhânelere ait menzil beygirlerini. (10 Cemâziye’l-âhir 1139 / 2 Şubat 1727). 8470 . Elinde menzil ahkâmıyla gelen ulaklara. 9920 .320/1. (15 Cemâziye’l-evvel 1143/ 26 Kasım 1730). Menzilhânede ikamet etmek Menzilhâneyi sürekli olarak aç ık tutmak98 . Ulakların ellerinde olan ahkâmlarda belirtilen ve yine rütbelerine göre belirlenen miktardan fazla menzil beygiri vermemek.320/1. Bunun yanında menzilci tayinleri esnasında menzilciler ile ahâli arasında ilave bir takım şartlar görüşülmekte ve kayıt altına alınmaktadır. Menzilhânede beslenen beygirlere yeterli gelec ek miktarda yem ve samanı temin etmek suretiyle. 8470 . KŞS. Menzilcilerin tâbi oldukları genel nizamlar yukarıda belirtildiği gibidir. Yücel Özkaya. İn’am hükmüyle gelen ulaklardan beygir ve sürücü ücreti talep etmemek102 . 97 98 99 100 101 102 103 104 BOA. MAD. s. 18. 8470 . gerekli olan beygirlerden 50 tanesinin menzilhâneden verilmesi.259/1. Yüzyılda Osmanlı Toplumu . s. (4 Şevvâl 1139/ 25 Mayıs 1727). 46 .32 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Menzilhânenin konumu. Konya menzilcisi ile ahâlinin yürürlükte olan menzil nizamlarına ilave ettikleri madde özet olarak şu şekildedir: Menzilhâneden bir defada 50 beygir veya daha fazlası talep olunması durumunda. MAD. BOA.348/1. 9943 . (10 Cemâziye’l-âhir 1139 / 2 Şubat 1727). (12 Ramazân 1139 / 3 Mayıs 1727). MAD.293. s. kendisinin beygir göndermekle yükümlü olduğu menzilhânelere geçirmek suretiyle beygirlerin yorgunluktan telef olmalarına sebebiyet vermemek101 . (27 Şevvâl 1137 / 9 Temmuz 1725). Bu tür bilgiler genellikle kâdılar tarafından düzenlenen hüc c etlerde kayıtlı bulunmaktadır. Tarihi geçmiş ahkâmlarla talepte bulunanlara hiç bir suretle menzil beygiri vermemek103 . s. (9 Ramazân 1125/14 Ekim 1713). 8492 . artanının ise ahâli tarafından tedarik edilmesidir104 .135/1 (20 Receb 1146/ 27 Aralık 1733).200/2-201/1. ulakların yanına yeterli sayıda sürüc ü koşmak100 . belirtilen sayıda beygiri bekletmeden temin etmek99 . s. Bu ç alışma esnasında kullanılan bilgilerin ekseriyetle mevkûfât defterlerinde kayıtlı bulunan menzil ahkâmlarından alınmış olması sebebiyle yukarıda belirtilen özel şartların yaygınlıkları hakkında kesin hükümler vermek mümkün değildir. MAD. yeterli sayıda sürüc ü istihdam etmek97 . Tesadüf olunan belgeleri göre kazâ ahâlileri ile menzilciler arasında yapılan sözleşmelerde ilave olunan hususların genellikle menzilhâneden bir defada talep olunan beygirlerin sayılarıyla bağlantılı oldukları görülmüştür.110/1 (13 Zi’l-hicce 1146 / 17 Mayıs 1734 ). s. BOA. MAD. MAD.358/2. BOA. s. MAD. menzilhânede depolamak. BOA. 8470 . 8470 . BOA. BOA. s.

10322 . 4004 .5 mîrî beygir üzerinden ve 1845. Mesela. Trabzon Menzilhânesi’nin 1732-36 ve 1737-38 yıllarını kapsayan be ş bütçesinin de. MAD. Ankara 1995. s. menzilcinin kendi mülkü olanlarla birlikte. İkinc isi ise kazâ vücuhu ve menzilci arasında yapılan sözleşmelere göre.12-488. XIV-XVII. BOA. s. 12. Aslında mîrî tarafından bazı menzilhânelere buç uklu sayıda menzil beygiri takdir olunması107 sebebiyle. Mesela 1728-1729 döneminde Gebze Menzilhânesi iç in 60 mîrî beygir takdir edilmiştir. (11 Zi’l-hicce 1141 / 8 Temmuz 1729). BOA. Nitekim menzilhânelerin maktû‘ât değerlerini belirten mîrî beygir sayıları. iki husus öne ç ıkmaktadır. MAD. Bunlardan ilki maktû‘ât değerini ya da diğer bir ifadeyle bütç esini saptamak iç in merkez tarafından konumu ve beygir alan ulakların yoğunluğu gibi hususlarla orantılı olarak menzilhâneye temsili bir miktar beygir takdir olunmasıdır105 . C. MAD.6-518 . BOA. s. İstanbul 1996. BOA. C. 3217. .11-467. Örnek olarak bkz. Bağdat’a kadar olan Orta Kol güzergâhında 671. 10322. menzilhânede ne kadar menzil beygirinin hazır bulundurulacağının yani menzilhânede gerçekte kaç beygir besleneceğinin tespit edilmesidir106 . MAD. 10492 . s. MAD. Bu 105 106 107 108 109 110 111 112 Menzilhânelerin bütçe kayıtlarının neredeyse tamamında. D İA . s. s. 4004. Anadolu’da birçok menzilhânenin mîrî beygir sayıları bir miktar artırılmıştır. Mesela: 1726 yılında devam eden İran savaşları esnasında. 10492 .20. 12-443.9. BOA.2-67. Menzilhânelere takdir olunan menzil beygirlerinin sayıları devlet merkezindeki ilgili bürolar tarafından yapılmaktadır. menzilhânelere takdir edilen mîrî beygir sayıları yıllarca sabit kalmaktadır109 . İkinci olarak 1743 İran Seferi esnasında haberleşmenin aksamaması iç in ağırlık Sol Kol üzerindeki menzilhânelerde olmak üzere. MAD. Yine aynı yıl Anadolu üzerindeki anayollardan Halep’e kadar olan S ağ Kol güzergâhı üzerindeki menzilhânelerde 370. bütç e hesaplamaları esnasında rakamsal olarak zikredilen beygirlerin gerçekte beslenip-beslenmediği hakkında bazı şüpheler olmakla birlikte. olağanüstü durumlarda menzilhânelerin rahat işlemesi ile ulaklar ve sair görevlilerin beygir sıkıntısı yaşamamaları için. mîrî beygir sayılarının artırıldığı anlaşılmaktadır110 . Gebze Menzilhânesi’nde 153 beygirin beslenildiği görülmektedir108 . 3169. beygir sayıları ile ilgili olarak. 18.440-442.NF. MAD. mîrî tarafından takdir olunan beygirlere ilaveten. BOA.IV. s. özellikle seferberlik gibi. Sema Altunan. BOA. bu türden bilgilere ula şmak mümkündür. 10492 . Ankara 2005. BOA.75 kuru ş olarak hesaplandığ ı görülmektedir. “ At” . s. Yusuf Halaço ğ lu. MAD. BOA. s. gerç ekte menzilhânelerde bulunan ya da bulunması gereken beygirlerin tam sayısını vermemektedir. Beygir Kapasitelerinin Belirlenmesi Menzil nizamları arasından. yy’da Silistre Eyaletinde Haberle şme Ağ ı: Rumeli Sa ğ Kol Menzilleri” .3-503. BOA. Anadolu’nun Sol Kolu üzerinde hizmet veren menzilhânelere ait mîrî beygir sayıları bir miktar artırılmak suretiyle ortalama 30 re’se yükseltilmiştir111 . bu düzenlemelerin menzilhânelerde bulunması gereken asgarî beygir sayısını işaret ettiği söylenebilir. Kars ve Beyazid’e kadar uzanan sol koldaki menzilhânelerde ise 264 beygir bulunmaktadır112 .167. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Te şkilâtı ve Sosyal Yapı. MAD.14-474. OTAM. MAD. 10492. Ancak söz konusu dönemde. s. s. MAD.10-142.499.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 33 E. Anc ak. s. BOA. 10322 .30. Yusuf Halaço ğ lu. Eğer fevkalâde bir durum yok ise. “ XVIII. 1842. S. s.

22-23. 10492 . Bölge vüc uhunun menzilhânelere takdir olunan beygir sayılarının artırılması ile ilgili gerekçeleri de menzilcilerinkilerle paralellik göstermektedir. in‘âm hükmü karşılığında verilen beygirlerin sayısından bile az olduğu anlaşılmıştır115 . Ancak hangi menzilcinin bu talebinde samimi olduğu hangisinin ise daha fazla kâr gayesiyle hareket ettiğini bilmek mümkün değildir. “ XVIII. menzilhânelerde kaç beygir besleneceği hususuna çok fazla müdahale edilmediği de yukarıda belirtilen hususlara ilave olunabilir. s. ahâli ve muhtelif yönetic iler) yakından ilgilendiği hususlardandır. 9920 . Menzilcilerin beygir sayılarının artırımı ile ilgili meşrû gerekçeleri. maktû‘ değerlerinin ve bütç elerinin büyüklüklerini gösterir. Menzilhânelere takdir olunan beygir sayıları öncelikli olarak. temsili olarak takdir olunan beygirlere ilaveten.1583-1584. Malatya ve İzoli menzilhânelerinde mîrî tarafından temsili olarak tayin olunan 15’er re’s beygire ilave olarak her bir menzilhânede 50’şer adet menzil beygirinin beslenmesi hususunda fermân sâdır olmuştur117 . s. MAD.24/1. herhangi bir menzilhâneye mîrî tarafından takdir edilen beygirlerin.5 re’s ilave yapılmıştır113 . ( 28 Cemâziye’l-evvel 1141 / 30 Aralık 1728). 8492 . Yine devlet merkezindeki ilgili organlar tarafından söz konusu gerekçelerin yukarıda belirtilen şekilde sorgulanıp-sorgulanmadığı hakkında da bir şey söylemek mümkün değildir. s. BOA.34 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 düzenleme ile Anadolu’da faaliyet gösteren 55 menzilhânede mevcut beygir sayılarına toplam 377. D. 113 114 115 116 117 BOA. yalnızca kifayet miktarı yarar ve tuana menzil beygirinin beslenmesi emredilmektedir116 . (11 Rebî’ü’l-evvel1160 / 23 Mart 1747). Menzilhânelere takdir olunan mîrî beygir sayıları ile in‘âm hükmüyle verilen beygir miktarları esas alınmak suretiyle yapılan inceleme neticesinde. s. genellikle menzilhâneyi idare edebilecek malî desteği sağlamaya yöneliktir. MAD. BOA. Yüzyılda Çorum Menzilhâneleri” . katsayılardır.III. (21 Cemâziye’l-âhir 1145 / 9 Aralık 1732). Mesela: 1718-1719 yılları arasında Hasançelebi. s. Anc ak bunların da gerekçelerinde samimi oldukları veya daha fazla kâr gayesi güden menzilc ilerin hırslarına ortaklık ettikleri tarafımızca malum değildir. 8470 . Bu verilerden hareketle. .499. s. Merkezden gönderilen fermânlarda da rakam belirtmeksizin. BOA. MAD. Çorum 2008. gerçekte menzilhânelerde beslenilen beygirlerin sayılarının menzilciler ile ahâlinin ortak kararları netic esinde belirlendiği söylenebilir. Uluslar arası Osmanlı’dan Cumhuriyete Çorum Sempozyumu (Bildiriler 23-25 Kasım 2007).MKF.71/2 (29 Zi’l-ka’de 1136 / 19 Ağ ustos 1724). devlet merkezî tarafından müdahaleler yapıldığı görülmektedir. devlet merkezi tarafından takdir olunan beygirlerin temsili olduğu. Bu doğrultuda devlet merkezinden. BOA. 28353 . Hasanpatrik. MAD. gerç ekte kaç ar adet menzil beygirinin beslenmesi gerektiği hususunda. C. Menzilcilerin bununla ilgili en büyük beklentilerinin menzilhânelerini rahatlıkla idare edebilecek finansmana sahip olmak veya bu işlerin sonunda elde edecekleri kârlarını artırmak olduğu söylenebilir. Anc ak zaman zaman özellikle yeni aç ılan menzilhânelerde.36/ 2. Bu sebeple menzilhânelere takdir olunan mîrî beygir sayıları menzilciler114 ile bölge ileri gelenlerinin (a‘yân. Cemal Çetin.

bu iş karşılığında bir miktar kâr sağlamaktadırlar. devletin ilgili organları tarafından titizlikle hazırlanan ve standarda bağlanan malî paketlerdir. beslenecek beygir sayılarının belirlenmesi ve menzilci tayinleri esnasında. sağlamak amac ıyla. Rûz-ı Kasım ve Evvel-i Mart olması hususunda genel bir temayülün oluştuğu ve nihayetinde kanunlaştığı anlaşılmaktadır. süreleri hic rî olarak bir yılı aşmamak kaydıyla. Belgelerde bârgîr bahâsı ve mesârif-i sâire olarak zikredilen maktû‘ât değerleri. 1691 yılına kadar menzilhânelerin hizmet verdikleri dönemler. Yaptıkları iş tamamen profesyonel olup. kendi iç lerinden seç tikleri sivil halktan olmak üzere bir veya birkaç kişi tarafından idare edilmektedir. Yine zaman zaman özellikle bu iş için görevlendirilen mübaşirlerin de. Bunun yanında istisnaî olmak üzere bazı menzilhânelerin kazâ ahâlisinin kamusal kişiliğine veya resmî görevlilere deruhde olundukları görülmektedir. yani özel teşebbüsler tarafından talep görmesini. menzilhânelere bulundukları yol hattının ulak yoğunluğuna münasip sayıda beygir takdir edilmesidir. Bu sayede resmî ulaşım ve iletişime hem ivme hem de süreklilik kazandırılmaktadır. Söz konusu paketler hem özel teşebbüslerin ilgisini çekecek kadar cazip.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 35 SONUÇ Osmanlı Devleti’nde menzilhânelerin hizmet verebilmeleri. menzilhânelerin piyasaya arzını. hem de devletin menfaatlerini koruyacak kadar c imri olmalıdır. . tesadüfî iki tarih arasını kapsamaktadır. Menzilhânelerin örgütlenmesi açısından önemli aşamalardan birisi de. Bu süreç maktû‘ât değerlerinin takdir edilmesi. bir yıl olması ve bunların başlangıç tarihinin de Rûz-ı Hızır. menzilhânelere nizam verilmesi hususuna katıldıkları görülmektedir. bölgesel özelliklere göre bazı özel hususların ortaya konulması gibi bir dizi ic raatı iç inde barındırmaktadır. Menzilhânelerin kesintisiz olarak hizmet vermeleri bir yıllığına programlanabilmektedir. Bu sebeple menzilhânelerin hizmet verebilmeleri ve hizmet altyapısının özel teşebbüslere devr edilebilmesi hususundaki en önemli merhalenin menzilhânelerin maktû‘at değerlerinin hesaplanması süreci olduğu düşünülmektedir. menzilhânelerin sevk ve idaresinden a’yân. bunların göreve başlayabilmeleri ya da görevde kalabilmeleri. Menzilhâneler genellikle a‘yânlarla birlikte kazâ ahâlisinin. S öz konusu sürec in oluşumu ve takibi ile ilgili gönderilen fermânlardan. güneş takvimine göre. S öz konusu kişilere menzilci adı verilmekte olup. ahâli ve kâdıların birinci derecede sorumlu oldukları anlaşılmaktadır. 1691 yılından itibaren menzilhânelere nizam verilme aralıklarının ve bu nizamların geçerlilik sürelerinin. menzilcilerin atanması. her yıl dönem başlarında tekrarlanan bir sürecin varlığına bağlıdır. yerine göre gözlemci yerine göre ise müdahil olmak suretiyle. menzilc iliklerinin merkez tarafından onaylanmasına bağlıdır.

Konya 2009.22. Lütfi. Asırlarda Osmanlı İmparatorluğunda Hububat Meselesi ve Hubabattan Alına n Vergiler. “XVI. Yüzyılda Ankara ve Konya. -ÇADIRCI. _____________. ARAŞTIRMA VE İNCELEMELER -AKDAĞ. Türk Ta rih Kongresi Ankara 11-15 Ekim 1976.MKF. 50. 3217. 913-919. s.tr/detail. -HALAÇOĞLU. 11. İA .14.):27918.): 2471. ve XVIII. -Cevdet Dâhiliye (C. “ XVIII. OTAM . Hüsrev Paşa Kısmı. http://dergiler. 1573-1593. -BURNABY. (Çev. Yüksek Lisans Tezi).105-118. Türk iya t Araştırmaları Dergisi. Ferit. 1265-1274. Yüzyılda Çorum Menzilhâneleri”.48. Ankara 2002.43-59. Ankara 1995. VIII. Marc. Yusuf. S. Özer. C. Mehmet Ali Kılıçbay). “Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim Kurumlarının Niteliği Üzerinde Bazı Düşünceler”. 62. -AKÖZ. Ankara 1981. Yüzyıl). -GÜÇER. 9920. 40. İstanbul 1964. Musa. 57.36 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA 1. 27. Baki Osmanlı Sistemi Mukataa (XVI-XVIII. 813/4. 8470. 47. Osmanlı Ara ştırmaları (The Journal of Otoman Studies). .): 10. Ankara 2002.“Osmanlı Devleti’nde Haberleşme Ağı: Menzilhâneler. 4111. 107-132. 45. s. VI. -DEVELLİOĞLU. 36. 27920. Osmanlıca-Türk çe Ansiklopedik Lûgat.42-46. “Osmanlı Klâsik Dönemindeki “Eşraf ve A’yan” Üzerine Bazı Bilgiler”. 64 C. s.): 2555. Konya 2004. nr. B-Konya Mevlana Müzesi -Konya Şer’iye Sicilleri (KŞS.edu. 25. Meral Gaspıralı).96-102. -Cevdet Nafia (C. Feodal Toplum.III. 9886. Frederick. Türk iye’nin İktisadî ve İctimaî Ta rihi 1453-1559. Çorum 2008. 13. __________. Yüzyıllarda Konya Menzilleri . -Ka mil Kepeci (KK. Ankara 2005. X. -ÇAKIR. 18. Ankara 2001. XVII. 4004. Mustafa. 28344. -ERGENÇ. Sema. At Sırtında Anadolu. _____________.ankara. 46. 43. (En son 24 Ekim 2009 tarihinde ziyaret edilmiştir). Ta nzimat Döneminde Anadolu Kentleri’nin Sosyal ve Ekonomik Yapıları. s. 28079. Konya 2003. “XVII.): 2239. İstanbul 2007. Ankara 2005. “Kadı”.35. -ALTUNAN. -ÇETİN.YAYINLANMIŞ BELGE. Alâaddin-Doğan Yörük. Süleymaniye Kütüphanesi -Redif Askerî Tâlimatnâmesi. Ankara Enstitüsü Vakfı. Türkçe Yazmalar. 2. 59. 58. 56. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi . İstanbul 1982.): MAD. Osmanlı Kent Tarihçiliğine Katkı: XVI.III. 41. 24. İstanbul 1979. Yüzyılda Aksaray Sancağı’ndaki Taşra Görevlileri”. XVI-XVII.php?id=18&sayi_id=34. s. 3169. İstanbul 2003.1-20. “Menzilhânelerin Müştemilatlarına ve Tefrişlerine Dair Bir Takım Gözlemler”. 52. -EBÜL’ULÂ MARDİN. 9943. s. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. 3858. Kongreye Sunulan Bildiriler. 37. C. _____________. Türkler. S. Cemal. Eskişehir 1997. _____________. 28705. s. s. C.DH. “XVIII. C. 10322. -BLOCH. II. 20. 12. Osmanlılarda Ulaşım ve Haberleşme (Menziller). (Çev. C. s. 3999. Uluslar arası Osmanlı’dan Cumhuriyete Çorum Sempozyumu (Bildiriler 23-25 Kasım 2007). 16.ARŞİV KAYNAKLARI A-Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) -Bâ b-ı Defteri Mevkûfât Kalemi (D. yy’da Silistre Eyaletinde Haberleşme Ağı: Rumeli Sağ Kol Menzilleri”. S. s. 8492. __________.Yüzyıl Sonlarında İstanbul-Edirne Arasındaki Menziller ve Bazı Menzilkeş Köyler”.NF. -Ma lîyeden Müdevver (MAD. C.II. Ankara 1991.

“Osmanlı Devleti Tarihinde Âyânlık Dönemi”.VI. Kullar ve Kudüslü Köylüler. “Osmanlı Haberleşme Kurumu”. Vol. İstanbul 1991. Amy. Ankara 1995. Asâfnâme . Yüzyılda Osmanlı Toplumu. 4. -PAKALIN. Ankara 1999. “Osmanlı Taşra Teşkilatında Görevliler”. “Balıkesir’de Âyânlık Mücâdelesi”. S. Nesimi. Acta Orientallia Academiae Scientiarum Hungarıcae . s. Konya 2001. s. 21-49.. -TONGUR. 707-718. Amme İdare Dergisi. Zeki. 179-186. _____________. S.”. . s.30.95-107. Osma nlı. 10 Numa ralı Konya Şer’iye Sicili (1070-1071 / 1691-1661). -LÜTFÎ PAŞA.339-367.I-III. -İLGÜREL. _____________. British Travellers in 19th Century Turkey. Ankara 1980. _____________. Ankara 1946. s. Konya 2003. 1977). 1976.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 37 _____________. 54. Ahmet Yaşar. Konya 2008. İlhan. Şubat 1987. -YERLİKAYA. İzzet -Cemal Çetin. Askeri Tarih Bülteni . Ankara 1994. “At”. Ankara 1999. Ankara 1984. s.117-1128. -SCHIFFER. Osmanlı Devleti’nin İlmiye Teşkilâtı . Osmanlı. “XVIII. s.3. Tülin Altınova). Uluslar Arası Kuruluşunun 700.15-40. Muhittin. -SERTOĞLU. İstanbul 1326. Midhat. Budapest 2001. C. Yüzyıl Başında Sol Kol’daki Menzilhâneler”. İsmail Hakkı. 485-496. Yıl 12. İstanbul 1996. ve 19 Yüzyıllarda Saruhan’da Eşkiyalık ve Halk Hareketleri . -ÜREKLİ. -ÖZKAYA. Hikmet. DTCFD. Elizabeth A Zachariadou). -YAZICI.“Mahkeme. S. XXXVIII/152. Konya 2002. Yüzyılda Menzilhâne Sorunu”.619-629. Jully 11-13. -SAK. Yücel. Reinhold. C. Yüzyıl Sonu ve 18.VI. İstanbul. Socia l And Economic History of Turk ey (1071-1920). 138-160. -UZUNÇARŞILI. (Ed.1-4 (Ayrı Baskı). (Çev.XIV-XVII. C. Devlet-i ‘Aliyye Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar-I. “The Ottoman Menzilhâne and Ulak System in Rumeli in the Eighteenth Centruy”. 657-708. C. Eskişehir 1997. Eşref Bengi Özbilen). Mücteba. s. 45 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1126-1127 / 1714-1715) (Transkripsiyon ve Dizin). “Osmanlı İmparatorluğu’nda Desantralizasyona Dair Genel Gözlemler”. Bayram. S. 73. s. No. Osmanlı.64. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Teşkilâtı ve Sosyal Yapı. İzzet. -ORTAYLI. -ULUÇAY. İstanbul 1955. Ankara 1974. Ta rih Lûgatı . Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü. -HEYWOOD. Two Firmans of Mustafâ II On The Reorganization of the Ottoman Courier System (1108/1696)”.130-144.III. “Tanzimattan Önce Osmanlı Devletinde Belediye Hizmetleri”. s. C. C. XXX. “Osmanlı Kadısı-Tarihi Temeli ve Yargı Görevi”. -TUŞ. (Çev. Özden Arıkan. Türk Dünyası Araştırma ları . “Osmanlı Döneminde Via Egnatia: 17. s. _____________. Osmanlı İmparatorluğu’nda Ayanlık. İstanbul 1993. -SİNGER. s. Ankara 1977. -İNALCIK. _____________. “Osmanlı Kadısının Taşra Yönetimindeki Rolü Üzerine. Halil. (Birinci Uluslararası Türkiye’nin Sosyal ve Ek onomik Tarihi Kongresi Tebliğleri. 18. İstanbul 1996. s. İstanbul 2008.22. -OCAK. Ela Gültekin. IX/1. -HÜNOĞLU. Mert. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi . -ÖZCAN. Sol Kol Osmanlı Egemenliğinde Via Egnatia 1380-1699 . İA. s. s. İlber. C. Çağatay 18. Belleten. 1986. İslâ m-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültürü. İstanbul 1972. Ka dılar. s.VII. _____________. _____________. _____________. Ankara 1999. s. Sosyal ve Ekonomik Açıdan Konya. Türk iyede Genel Kolluk Teşkil ve Görevlerinin Gelişimi .146-151.IV. M. İstanbul 1999. İstanbul 2009. “Osmanlı Metrolojisine Giriş”. Amsterdam-Atlanta 1999. -YÜCEL Yaşar. -SAK. DİA. Colin J. Burhânettin “Osmanlı Devleti’nde Sivil İşler”. XXVIII/3-4. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fa kültesi Dergisi. Ankara 1990.174. İÜEFTED.

38 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

The Turkish Grand National Assembly and The Government didn’t make the first international agreement with Armenia. Geçici Ateşk es. Antep. Güney Cephesi. signed on 28-29 May 1920. Mersin. France. Antep.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . TBMM HÜKÜMETİ’NİN İLK ULUSLARARASI ANLAŞMASI: “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE” Cihat YILDIRIM∗ Özet Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümeti ilk uluslar arası anlaşmayı bilinenin aksine Ermenistan ile değil İtilaf Devletleri İttifakının büyük ortaklarından Fransa ile yapmıştır. South Front. Anahtar Kelimeler I. Fra nsa . This agreement.. The Na tiona list Forces ∗ Yrd. That agreement was the military success of the platoons of the Nationalist Forces combating in the vicinity of Maras. they made the first agreement with France. the temporary cea se-fire. Urfa. Sa yı: 5 Sa yfa : 3 9 -5 6 Ye a r: 2 0 1 1 . Urfa. Maraş. Dr. Milli Müca dele THE FIRST INTERNATIONAL AGREEMENT OF TGNA GOVERNMENT: 20 DAYS TEMP ORARY ARMISTICE Abstract Contrary to known.edu.TBMM Hük ümeti. Aksaray Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi.tr . Doç. cyildirim@aksaray. was a "temporary cease-fire agreement". Issue : 5 Pa ge : 3 9 -5 6 I. 28–29 Mayıs 1920’de imzalanan bu anlaşma bir “geçici ateşkes anlaşması”dır. the maj or shareholder of the Allies. Mersin ve Adana havalisinde mücadele eden kuva-yı milliye müfrezelerimizin askeri başarılarının eseri olan bu ateşkes anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümeti için bir siyasi başarı ve uluslararası arenada tanınmışlık sorununun çözümünde önemli bir başlangıçtır. and Adana and it was also an important step for the Turkish Grand National Assembly and the government on the way of solving the problem of recognition in the international arena Key Words The First Government of The Turkish Gra nd National Assembly.

40 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ TBMM’nin açılışı. Aynı kararın devamında böyle bir hükümeti kurma yetkisinin milli kongrede olduğu. M. 19 Mart 1920’de yapılan bu değerlendirmeler sonucunda “salahiyet-i fevkaladeye haiz” bir milli meclisin toplanmasına ve hükümet işlerinin bu meclis tarafından yürütülmesine karar verilmiştir. genel itibariyle Türk tarihinin önemli hadiselerinden olup özelde ise Milli Mücadele’nin seyrini değiştiren önemli bir dönüm noktasıdır. Ancak İtilaf Devletleri’nin İstanbul’daki askeri varlığı dikkate alınarak İstanbul hükümetleri ile işbirliğinin devamlı ve sağlıklı olamayac ağı ihtimali düşünülerek böyle durumlarda takip edilecek yol ve yöntemler de bu kongrelerde değerlendirilmiştir. Erzurum Kongresi’nde alınan “vatanın ve istiklalin muhafaza ve teminine hükümet-i merkeziye muktedir olmadığı takdirde. Temsil Heyeti. temin-i maksat iç in. bir hükümet-i muvakkate teşekkül edecektir"1 şeklindeki karar İstanbul’daki hükümetin milli davaya sahip çıkmaması ya da ç ıkamaması halinde takip edilecek yolun yeni ve müstakil bir hükümet kurmak olduğuna işaret etmektedir.66. Üç dört günlük takip ve değerlendirmenin sonuc unda işgalin geç ic i olmadığı ve artık İstanbul Hükümeti’nden millete ve memlekete özellikle Kuva-yı Milliye’ ye bir yarar gelmeyeceği kanaatine varılmıştır. Büyük Millet Meclisi’nin aç ılışı bu değerlendirmelerin eseridir.2 Temsil Heyeti 21 Nisan 1920 tarihinde yaptığı toplantı ile mec lisin 23 Nisan 1920 günü aç ılmasına ve bu ç erç evede yapılac ak iş ve işlemlere karar vermiştir. Hükümetin kuruluşu meselesi ç ok kritik ve hassas bir konudur. Kemal.431 vd. Nutuk. Milli Eğ itim Basımevi. Çünkü işgalcilerin elinde ve kontrolünde de olsa İstanbul’da bir hükümet hala 1 2 3 ATATÜRK. s. . Bu arada İstanbul’da işgal sonrası tatil kararı alarak dağılan Osmanlı Mebuslar Meclisi’nin azalarından isteyenlerin yeniden seç ilme şartı olmaksızın Ankara’daki mec lis ç alışmalarına katılmalarına da imkân tanınmıştır. Aynı zamanda Türk Milleti iç in yeni bir başlangıç tır.421. Mondros Mütarekesi sonrasında İtilaf Devletleri’nin yaptığı işgallere karşı sürdürülec ek milli politikaların belirlendiği Erzurum ve S ivas Kongreleri’nde mümkün mertebe İstanbul Hükümeti ile işbirliği halinde memleketin işgallerden kurtarılması düşünülmüştür. Temsil Heyeti’nin 19 Mart 1920 tarihli kararı doğrultusunda ülke genelinde mebus seçimleri yapılmış ve vilayetlerince seçilen mebuslar aralıklarla Ankara’ya gelmişlerdir. fakat milli kongrenin toplantı halinde olmadığı bir zamanda böyle bir ihtiyaç olursa yetkinin Temsil Heyeti’nde olduğu da belirtilmiştir.s. ATATÜRK.3 23 Nisan 1920’de TBMM mebusların ve Ankara ahalisinin iştirak ettiği merasimlerle resmen açılmış ve hükümet şekli olarak “mec lis hükümeti“ düzeni benimsenmiştir. s. C-I. yerli ve yabancı kaynaklardan edindiği istihbaratı değerlendirmiştir. ATATÜRK. İstanbul. İstanbul’un 16 Mart 1920’deki işgalinden itibaren gelişmeleri yakından takip etmiş.1982.

192 vd.İşgalc i güçler karşısında yokluk ve zorluklara rağmen mücadelesini sürdüren Kuva-yı Milliyeyi daha etkin hale getirmek. YALÇIN. Misak-ı Milliyi gerçekleştirmek ve memleketi işgal eden devletlerin buna uymalarını sağlamaktı.B. 24 Nisan 1920 de meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal “meclis hükümeti” düzeni tesis edildiği için aynı zamanda hükümet başkanlığı görevini de üstlenmiştir.B.438 YALÇIN.M Hükümeti’nin programı sade ve kısa tutulmuştur.191.s.Bütün bu uğraşlar yanında uluslararası alanda meşruiyet kazanmak yani tanınmaktır.B. . T.5 Hükümet “Türkiye Büyük Millet Mec lisi Hükümeti” ismini almış ve bu ismi kullanmıştır. YALÇIN.B.M ve T.M.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 41 mevcuttur. s. Dış politika hedefi.M. Durmu ş ( ve diğ erleri). askeri alanda Kuva-yı Milliye muntazam bir askeri teşkilata dönüştürülec ekti. s. c .M Hükümeti “milli siyaset” ilkeleri ç erç evesinde iş ve ic raat üretec ektir. Diğer yandan “Osmanlı Devleti’nin izlediği iç ve dış siyaseti eleştirmiş ve T.193.2000. a. 30 Nisan 1920’de T.M ’nin izleyeceği siyaseti şöyle özetlemiştir: ‘Milletimizin kuvvetli.’ “7 Görüldüğü üzere T. C-II. sebep ve netic eleri itibariyle olayları anlatmıştır. I.M. s. AKDTYK. İç politikada milli birlik ve dayanışma korunacak.İç erde meşruiyet kazanma olarak da özetleyebileceğimiz “milli birlik ve beraberliği” tesis ederek kendi otoritesine karşı oluşabilecek tepkileri kontrol etmek.M.Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-I. uzun süren muameleden kaç ınmak gerekmekteydi.M. Ankara.M.4 3 – 4 Mayıs 1920 tarihli ç alışma toplantıları ile 11 bakanlı hükümet kurulmuş ve resmen göreve başlamıştır.M dış politikaya diğer meselelere önem verdiği kadar aynı yoğunlukta ilgi ve önem vermiştir. Atatürk Ara ştırma Merkezi. Bu problemleri şu üç temel noktada özetlemek mümkündür. mesut ve istikrarlı yaşayabilmesi iç in devletin tamamen milli bir siyaset takip etmesi ve bu siyasetin iç teşkilatımıza tamamen uyması ve dayanması lazımdır. Meclis hükümeti kurulur kurulmaz hemen uluslararası düzeyde mec lisin ve hükümetin ilişkilerini geliştirecek adımlar atılmıştır. Mustafa Kemal 26 Nisan 1920’de meclise verdiği bir önerge ile hükümet kurmanın zarureti ve kurulacak hükümetin kuruluş esaslarını mec lise kabul ve tasdik ettirmiştir.”6 Mustafa Kemal 24 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Mec lisi genel kurulunda üç oturum süren uzun bir bilgilendirme konuşması yapmıştır. 11 Mayıs 1920’de Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey başkanlığında bir heyet Rusya ile temas kurmak 4 5 6 7 ATATÜRK.B.B. Bu Konuşmasında mec lisin açılışına kadar geçen süreç te yaşananları. Meclis ve hükümet başkanı Mustafa Kemal’in belirlediği “milli siyaset” ilkeleri etrafında politika üretecek olan hükümetin önünde çözmesi gereken ç ok önemli sorunlar mevcuttur.M’ nin açılışı Avrupalı devletlere duyurulmuştur. ”Çünkü milletin bekasının tehlikeye düştüğü bir sırada nazari. karışık.T. b.

Aptülahat. “geçici” de olsa İtilaf Devletleri ittifakını oluşturan üç büyük devletten birisiyle yapılması ve I.M Hükümeti’nin dış siyasetteki engellerini aşmasında öncelikle Kuvayı Milliye daha sonra da Türk ordusu etkili olacaktır.M.10 Bu projelerde Fransa’ya Suriye.M Hükümeti’nin imzaladığı ilk uluslararası anlaşmanın Ermenistan ile imzalanan “Gümrü Anlaşması”9 olduğu yönünde bir genel kabul mevc uttur.B. Irak’ın kuzeyi ve Mersin’den Urfa’ya kadar uzanan Doğu Akdeniz ve Güney Doğu Anado8 9 10 YALÇIN. T. I.M.M. Bu bilincin bir göstergesi olarak T.M Hükümeti’nin Londra Konferansı’na davet edilmesi ve Sovyet Rusya ile Moskova Anlaşması’nın yapılması gibi örnekler uluslar arası ilişkilerdeki olumlu gelişmelerin askeri başarılarımıza endeksli olduğunu göstermektedir.194.M ’ni ve onun hükümetini kendi işgal politikalarının gereği ve sonucu olarak pek kolay tanımayac aktır.M aldığı bir kararla. İstanbul Hükümeti’nin 16 Mart 1920 tarihinden itibaren yaptığı ve yapac ağı anlaşmaların. Türk Milleti’nin mukadderatında tek yetkili merci olarak kendisini gördüğünün ilanıdır.Dünya Savaşı devam ederken İtilaf Devletleri savaş sonrası ile ilgili olarak bir dizi gizli anlaşmalar imzalayıp.B. I. Zira Kuva-yı Milliye ve ordumuz işgalci güçler karşısında askeri başarılar kazandıkç a İtilaf Devletleri ve diğer tarafsız devletler resmi ilişki tesis etmek için TBMM ‘nin ve hükümetin kapısını aşındırmaya başlayacaklardır. T. Ankara.1973. Atatürk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi .M.İnönü Muharebesi’nden sonra T.M Hükümeti’nin kuruluşunu müteakiben Fransa ile resmi temaslarda bulunduğunu ve bir “muvakkat ateşkes” (geçici ateşkes) imzaladığını göstermektedir.M.8 Bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin. Türk Tarih Kurumu Yayınevi.T.M Hükümeti –Fransa arasındaki siyasi ilişkilerin başlangıcını oluşturan bu anlaşmadan bahsetmeden önce Fransa’yı T. Türk Tarih Kurumu Basımevi.M.B. Yusuf Hikmet.M. ekonomik ve askeri rekabet içindeki Sovyet Rusya ile daha kolay ilişki kurulabileceği düşünülmüştür. Ankara.42 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 üzere Moskova’ya gönderilmiştir. Öncelikle ülkemizi işgal eden İtilaf Devletleri ile siyasi.67–68 AKŞİN. Bu anlaşma.M Hükümeti bunun bilinc indedir.B. özellikle Osmanlı topraklarının paylaşımı hususunda bazı projeler hazırlamışlardır.B. verdiği ve vereceği imtiyazların hükümsüz sayılacağını bütün dünyaya ilan etmiştir. Bu gerç eği gerek tarafsız devletlere ve gerekse İtilaf Devletleri’ne kabul ettirmek hiç de kolay olmamış.M.B. BAYUR.B.M Hükümeti’nin imzaladığı “ilk uluslararası anlaşma” olması noktalarında önem arz etmektedir.B.T.B. I– 20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE’YE GİDEN SÜREÇTE KUVAYI MİLLİYE ’NİN ROLÜ I.19 vd. Elbette İtilaf Devletleri Misak-ı Milli hedefi ile yeni bir başlangıç yapan T. . T. 1991 s.T. s. dış politikada meclisin ve hükümetin meşruiyet kazanması zorlu ve meşakkatli bir süreç ten geç miştir.M. Türkiye Devletinin Dış Siyasası. Anc ak araştırmalarımız I.M Hükümeti’ni muhatap almaya sevk eden nedenler üzerinde durmalıyız. s.B.M.

Antep. Adana. Atatürk Silifke’de . İzzet. 18 Aralık 1918’de Tarsus’u ve 19 Aralık 1918’de Adana’yı da işgal etmişlerdir. Fransa’nın Urfa. Fakat işgal mıntıkasında askeri ve siyasi kontrol İngiliz işgal kuvvetlerinde olmuştur. HTVD. İngiltere’nin bu ç ekilmesine karşılık daha önc e kendisine vaat edilen Irak’ın kuzeyinden vazgeç miştir. HTVD. Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanarak yürürlüğe girinc e İtilaf Devletleri gizli sözleşmelerde kendilerine tahsis edilmiş olan yerlerin işgali için hazırlıklara başlamıştır.1981.12 Başlangıç olarak bu mıntıkanın işgalini İngiltere ve Fransa birlikte gerç ekleştirmişlerdir. İngiltere ise Çukurova ve Güneydoğu Anadolu’ya getirdiği birliklerde genellikle Hintli müstemleke askerlerini istihdam etmiştir.s. Adana. Bu maksatla İtilaf Devletleri Filistin. İtilaf Devletleri 17 Aralık 1918’de Mersin’i. Maraş. kontrol ve yönetimi üstlenmesi bu işgale bağlı beklentileri olan Ermeni azınlığı harekete geç irmiştir. Çünkü bu mıntıkada İngiliz birliklerinin varlığı ve denetimi elde tutması I. S eyhan Nehri’nin batısı ile TarsusAdana tren hattının kuzeyine yapılac ak ikinc i ç ekilme 5 Aralık 1918 akşamına kadar tamamlanac aktır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 43 lu bölgeleri vaat edilmiştir.45 . Maraş. Kurtulu ş Sava şı’nda İçel. İstanbul. Mersin ve havalisinde askeri ve siyasi denetim. Dörtyol ve Mersin’e asker çıkararak Osmanlı Ordusu’ndan boşalan mevkileri kontrol etmeye başlamışlardır. Ne var ki bu durum fazla sürmeyec ektir. S: 33. Ves: 830 ASLAN.Dünya S avaşı sırasında İtilaf Devletleri arasında yapılan gizli paylaşım planlarına aykırıdır. Bunların ekseriyeti de Müslüman’dırlar.11 Osmanlı Ordusu bir yandan bu tahliye ç alışmalarını yaparken diğer yandan İtilaf Devletleri İskenderun. Ves: 780. D : 8. Çünkü S ykesPic ot Mutabakatı’na göre bu bölge Fransa’nın kontrolünde olac aktır.1971. KLS : 240. Bu durum Fransa’yı uzun vadede rahatsız etmiş ve iki ülke arasında 15 Eylül 1919’da yeni bir anlaşma yapılarak egemenlik alanları yeniden tespit edilmiştir. Adana. S uriye ve Çukurova’nın işgaline zemin oluşturacak şekilde bu bölgelerdeki Osmanlı ordularının tahliyesine yönelik bir planı uygulamaya koymuşlardır. Fh : 11. Bu plana göre. Antep.13 Bu yeni plan gereği İngiliz işgal birlikleri Urfa.. S: 21.s. Pozantı’nın batısına yapılac ak üç ünc ü ve son ç ekilme 15 Aralık 1918’de tamamlanmış olac aktır. Bu durum işgal birlikleri ile bölge ahalisi arasında problem ç ıkmasını engelleyen bir faktör olarak görülebilir.25 Kurtulu ş Sava şı’nda İçel Tarihini Yazma Komitesi. Filistin Cephesi’ndeki bütün Osmanlı birlikleri 1 Aralık 1918 akşamına kadar Ceyhan Nehri’nin batısına ç ekileceklerdir. Mersin ve havalisini terk ederek bu mıntıkanın askeri ve siyasi denetimini Fransız İşgal birliklerine bırakmışlardır.14 Fransa. İngiltere bu mutabakatı sadec e Çukurova’nın işgaline iştirak ederek ihlal etmemiş aynı zamanda Irak’ın kuzeyini de işgal etmiştir ki söz konusu mutabakatta da bu bölgenin Fransa’nın nüfuzuna terk edilmesi planlanmıştır. Özellikle işgal birlikleri iç inde Er11 12 13 14 ATASE Arş.

Antep ve Urfa’da Kuva-yı Milliye’nin teşekkülü iç in ç alışmalar başlamıştır. Kuva-yı Milliye müfrezelerimize. Temsil 15 16 17 18 19 20 21 YALÇIN. C-I. Diğer yandan Fransa’da kamuoyu Türklere karşı takip edilen işgal politikalarını sorgulamaya başlamıştır.242 . KLS:310.19 Bu başarı hem Fransız c ephesinde hem de Milli Müc adele’mizin genelinde kurtuluşa olan inanc ı ve güveni arttıran bir zafer olmuştur.44 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 meni lejyonerlerin Fransız üniforması ile istihdamı Ermeni ç eteleri c esaretlendirmiş gerek işgal birlikleri ve gerekse onların silahlandırdığı Ermeni ç etelerin Müslüman ahali üstünde baskı ve zulmü artmaya başlamıştır. Yahya. İngiliz ve Fransız birlikleri arasındaki bu değişime denk düşen süreç te Temsil Heyeti’nin talimatları ile İç el.18 Temsil Heyeti Reisi Mustafa Kemal Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin sürdürdüğü bu direnişe katkı sağlamak iç in Kılıç Ali. s. Mersin.D:26. Adana. s.16 Fransız işgal mıntıkasında bu işgali sonlandırma niyeti ile yapılan hazırlıklar tamamlanmadan Kuva-yı Milliye birliklerimiz kendisini harbin iç inde bulmuştur.Fh:3 YALÇIN. Ankara 1988. Maraş. Yörük S elim ve Cemil Cahit Beyi Maraş’a göndermiştir. Oc ak 1920’ye kadar bazı münferit olaylar olmuş anc ak işgale karşı hazırlıklar yapılmakla birlikte topyekûn bir müdafaa söz konusu olmamıştır.15 İngiliz işgalc i birliklerinin ç ekilmesi. s. Türk Kurtulu ş Sava şı ve Fransız Kamuoyu .D:27. 21 Oc ak 1920’de işgalc ilerin şehrin ileri gelenlerini toplantıya ç ağırıp onları ç ıkan olaylardan sorumlu tutarak tutuklamaları üzerine Maraş halkı direnişe geç miştir. Fransız birliklerinin kontrolü ele alması ve buna bağlı olarak Ermeni ç etelerin taşkınlıkları bölgede milli müc adele fikrini güç lendirmiş ve Müslüman ahaliyi harekete geç irmiştir. s.Fh:62 ATASE Arş. İç el Kuva-yı Milliyesi’ne ileri harekât emrini vererek Fransız işgal birliklerine karşı top yekûn bir müc adele başlatmıştır.184–185 YALÇIN.s. KLS:308. Maraş’ta Kuva-yı Milliye’ nin zaferi Avrupa’da özellikle de Fransa da büyük yankı uyandırmıştır.237 ATASE Arş. AKYÜZ. 11 Ş ubat 1920’ye kadar devam eden direniş sonunda Fransız işgal birlikleri 11 Ş ubat’ı 12 Ş ubat’a bağlayan gec e şehirden ç ekilmişlerdir.17 Maraş’ta 29 Ekim 1919’da İngiliz işgal birlikleri ç ekilmiş ve yerlerine Fransız birlikleri gelmiş ve birkaç gün iç inde zulümler başlamıştır.21 Maraş’tan sonra Urfa’nın da işgalden kurtuluşu. Bölgedeki muharebelerin başlangıç noktasını Maraş hadisesi teşkil etmiştir. Temsil Heyeti Maraş’ta işgal birliklerinin ve Ermeni azınlığın artan zulmüne karşı Kuva-yı Milliye’ nin direnişe geçmesi üzerine.182 vd.237 AKYÜZ.20 Maraş işgalden kurtulurken diğer yandan Urfa’da 9 Ş ubat 1920’de işgalcilere karşı başlatılan kuşatma 11 Nisan 1920’de işgalcilerin c an güvenliklerinin sağlanması şartı ile şehri tahliye etmeleri ile netic elenmiştir.

Maraş ve Urfa yenilgileri yanında Mersin. Zira Kuva-yı Milliye müfrezelerimiz gerek halkın ve 22 23 24 25 26 27 AKYÜZ. s. elinizden gelenin en iyisini yapın“ 27 mesajını yollamıştır.22 Antep’te Kuva-yı Milliye Kumandanı Ş ahin Bey önc ülüğünde Ş ubat 1920’de direniş başlatılmıştır.186 TANSEL. Konya–1998. ENER.111 vd.III.23 Mersin ve Tarsus mıntıkalarında Maraş direnişine endeksli başlayan “ileri harekât”ın netic esinde Mayıs 1920 itibariyle Fransız işgal birlikleri Mersin’de şehir merkezine. S adec e Pozantı’daki tablo değil.26 Pozantı’da mahsur kalan bu taburu kurtarma ümidini kaybeden Adana’daki işgal kuvvetleri komutanı Albay Brémond bir uç ak vasıtasıyla taburun komutanı Binbaşı Mesnil’e ”Yardım gelec ek diye beklemeyin. Selahattin.240 vd.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 45 Heyeti’ne umut ve milletimize moral kaynağı olmuştur. bu birliği kurtarmak iç in Adana’dan yollanan birlikler Kavaklıhan mevkiinde Kuva-yı Milliye müfrezelerinin direnişiyle karşılaşarak başarısız bir şekilde geri dönmeye mec bur bırakılmıştır.TBMM HÜKÜMETİ’NİN VE FRANSA’NIN MÜTAREKE GEREKÇELERİ Fransızlar işgal mıntıkalarında özellikle Nisan ve Mayıs 1920 itibariyle büyük güç lüklerle karşılaşıyorlardı.I. Tarsus ve Adana mıntıkalarındaki başarısızlık ve kayıplar Fransız işgal kuvvetlerini diplomatik temas zeminine ç ekmiştir. s.24 Diğer yandan Pozantı’daki işgal taburunun kontrol ettiği Ulukışla ve Çiftehan ile Ulukışla Pozantı arasındaki tren yolu ve tüneller Ereğli ve Niğde’de oluşturulan müfrezeler tarafından kontrol altına alınmıştır. AKYÜZ. İstanbul. Kasım. Cihat. Ş ahin Bey’in Antep-Kilis yolunu kapatarak başlattığı direniş İşgalc ilerin bu yolu kontrol altına almalarıyla 11 Ağustos1920’de kuşatmaya dönüşmüştür.1996 s. Milli Mücadele Döneminde İçel Sanca ğ ı. Çukurova Kurtulu ş Sava şında Adana Cephesi. II. Bu tablo “geç ic i ateşkes”e giden süreç te işgal kuvvetleri komutanının ç aresizliğini ortaya koymaktadır. c.187 .25 Ayrıc a Tarsus ve Karaisalı mıntıkasındaki Kuva-yı Milliye müfrezelerinin koordineli ç alışmaları ve taarruzları netic esinde Adana-Pozantı tren hattı ile karayolu tamamen Kuva-yı Milliye’nin kontrolüne geç miştir.1991 s. s. YILDIRIM.208 vd YILDIRIM. Anc ak Antep halkı bu kuşatmaya 8 Ş ubat1921 e kadar direnec ektir. S izi kurtarmak imkânsız.s. Yayınlanmamış Doktora Tezi. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ankara. Tarsus’ta yine şehir merkezine kadar ve MersinTarsus tren hattına kadar ç ekilmeye mec bur bırakılmışlardır. Mondros’tan Mudanya’ya Kadar. Bu durum Pozantı’daki Fransız işgal taburunun mahsur kalmasına sebebiyet vermiş. Diğer yandan Fransa’da kamuoyunun büyük ölç üde hükümet aleyhine döndüğü ve hükümetin işgal politikalarının tenkit edilmeye başlandığı tespit edilmektedir.216 vd.

Görüşmelerin başladığı günlerde de Pozantı da Binbaşı Mesnil kumandasındaki tabur mahsur durumda idi. 188 . C:II. Şeref. İşgalc i Fransızlar cephedeki bu kötü vaziyetleri karşısında TBMM Hükümeti ile temas ve müzakere temin etmeye çalışmışlardır. Yapılan müzakerenin netic esinde bu Fransız heyetle I. Bu geçici mütareke temelde Pozantı Garnizonu’nun kurtarılması amac ını taşımasına rağmen anlaşmanın Mesnil Taburu’nun esir düşmesinden sonra yapılmış olması mütarekenin Fransız kamuoyunda Pozantı yenilgisinin sonucu olarak yorumlanmasına sebep olmuştur. s. Maraş. Zira Fransız işgal kuvvetleri Güney Cephesi’nin tamamında kötü günler yaşamaktaydı.31 Fransızların sahip olduğu bu temel hedeflere rağmen. Mersin 1968.32 Fransızların artık bundan sonraki hedefi cepheyi takviye etmekten başka bir şey olamazdı. Birincisi Kuvayı Milliye neferlerinin vatanı işgalden kurtarmak hususundaki azim ve kararlığıdır. Kuva-yı Milliye Dergisi . 89. Antep ve Urfa da yapılan muharebelerden kayıplarla ayrılan Fransızlar Adana ve Mersin Cephesi’ne önem vermişler.29 Böyle geçici bir mütarekenin yapılması Fransızlar iç in bir mec buriyetti. s. Tosun. Hulki-SARAL. s. Özellikle Mayıs 1920 başlangıc ından itibaren Fransa’nın görüşme çabaları yoğunlaşmış ve önc e Ankara’ya İstanbul’dan bir binbaşı ve bir sivil memur gelerek I.33 Fransızların böyle bir anlaşma yapmak istemeleri ve res- 28 29 30 31 32 33 ATATÜRK.46 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gerekse kolorduların desteği ile işgal kuvvetleri karşısında pek güç lü bir konuma gelmiş ve işgalci Fransız birliklerini ardı ardına mağlup etmekteydiler. 132 GENÇ.453 Aynı SARAL.30 Böyle bir mütarekenin imzalanması netic esinde Fransızlar hem Pozantı’daki garnizonu kurtarac ak ve hem de c ephe genelinde kötü durumda olan kuvvetlerini takviye edecek ve gerekirse c ephede yeni bir düzenleme yapacaklardı. S.TBMM Hükümeti ile görüşmüştür.TBMM Hükümeti arasında 20 günlük bir mütareke yapılmıştır.28 Bu ilk teşebbüsten bir sonuç alamayan Fransızlar Mayıs 1920’nin sonlarına doğru Fransa’nın S uriye Fevkalade Komiseri General Gouraud ’yu temsilen Robert de Caix başkanlığında bir heyeti Ankara’ya göndermişlerdir. fakat buralardaki savaşları da kaybetmekten kurtulamamışlardır. Ankara’da görüşmeler devam ederken Pozantı’daki Mesnil Taburu “Karboğazı S avaşı” neticesinde Kuva-yı Milliye tarafından esir alınmıştır. Zira Müslüman Cezayirli ve Tunuslu Fransız neferler Kuva-yı Milliye’ye karşı c ansiperane bir şekilde savaşmamaktadırlar. İşgal mıntıkasındaki muharebelerde Fransız kuvvetlerinin başarısızlık sebepleri de şu iki hususla ifade edilmelidir. “20 Günlük Mütarekenin İç Yüzü ”. s.27 “ Karbo ğ azı Sava şı” için bakınız: YILDIRIM. Yalnız bu ilk görüşmeden olumlu hiçbir netice çıkmamıştır. S. Vatan Nasıl Kurtarıldı? Ankara 1969. A.246 vd AKYÜZ. İkinc i mühim husus Fransız işgal kuvvetlerindeki neferlerin büyük bir kısmının Müslüman müstemleke askerlerinden teşekkül etmesidir.

1999. ATATÜRK.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 47 men görüşmeleri başlatmaları TBMM Reisi Mustafa Kemal’de Fransızların Adana ve havalisini tahliye etmek istedikleri şeklinde bir intiba uyandırmıştır. Bilakis memleket ve milletin mukadderatına müteallik mesailde İstanbul’da Ferit Paşa Hükümeti’yle münasebet ve muamelede bulunmakta idiler. M. 34 Fransa’nın geçici bir mütareke talebinin I. 453.35 İkinc i hedef siyasî idi. henüz İtilaf Devletleri’nce bittabi tasdik edilmemişti. Kemal.TBMM Hükümeti’nc e kabul edilip bir anlaşma yapılması neticesinde I. 454 ATASE Arş.379. C:II. Kls 580. Askeri bakımdan ise amaç .Sovua ile Beyrut’a gelmiş ve General Gouraud tarafından iyi karşılanmışlardır. s. Hatta bu anlaşma Türkiye tarafından Fransa ile yapılac ak esaslı bir anlaşma iç in atılmış mühim bir adım olarak yorumlanmıştır. C:II. D: 38.TBMM Hükümeti tarafından kabul edilmemiştir. s. . Bu itibarla Fransızların İstanbul Hükümeti’ni bir tarafa bırakıp Ankara’da bizimle müzakere de bulunmaları ve herhangi bir meselede itilaf eylemeleri o gün iç in temin-i mühim siyasî bir nokta idi”36 . Türk Tarih Kurumu Basımevi. I.TBMM Hükümeti’nin temin etmek istediği bazı hedefler vardı. İsimleri zikredilmemekle birlikte bir binbaşı ve bir sivil yetkilinin İstanbul’dan Ankara’ya gönderildiği ve girişimin de sonuç suz kaldığı ifade edilmektedir. C:II. Şevket Bey. 454 ÇEL İK. Mazhar Müfit(Kansu)Bey. Ankara. c ephedeki Kuva-yı Milliye müfrezelerini bir intizama sokup gerekli takviyeleri yapmaktır. Türk Milleti’nin mukadderatında tek söz sahibi olduğunu büyük devletlere kabul ettirmektir.37 Mart 1920’nin sonlarında yapılan bu ziyaret ve görüşmede General Gouraud “Adana ve Havalisinde gerginliğin yatışmasını sağlayac ak bir anlaşma yapmayı 34 35 36 37 ATATÜK. Bu hedeflerden birinc isi askerî noktadadır. Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi . Bu askeri hedef “Adana mıntıkası ve cephelerinde bulunan ve kısmen askerle de takviye olunan millî kuvvetleri sükûnetle tanzim ve tensik etmekti”. s. Kuva-yı Milliye yanlısı olduğu ifade edilen Haydar Bey ve beraberinde Binbaşı Reşit. İstanbul’da yaşayan ve Fransa’nın ajanı olduğu ifade edilen bir Fransız bankacının Van Valisi Haydar Bey’i Fransız İşgal Ordusu Kumandanı ve Yüksek Komiser General Gouraud ile görüşmek için Beyrut’a gitmeye ikna etmiştir. Bu siyasî hedefi TBMM Reisi Mustafa Kemal daha sonra bizzat kaleme aldığı Nutuk isimli eserinde şöyle izah etmektedir: “Büyük Millet Meclisi ve Hükümeti. III– “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE”NİN İMZALANMASI VE UYGULANMASI Cephede a keri bakımdan zorluklar yaşayan Fransızlar Fransa’dan gelen Kardinal Dubois ile görüşmek için bir temsilcinin görevlendirilip Karadeniz’deki herhangi bir limana gönderilmesini istemişler fakat bu teklif I. Fh: 23–3.Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin bu mütareke neticesinde temin edec eği temel hedefler siyasî bakımından muhatap alınıp uluslararası platformda tanınmaya bir adım atmak.s. ATATÜRK.

B.48 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 önerdi. Ayıntap şehri. 38 39 . Robert de Caix geçici mütareke hükümlerini telgrafla Paris’e bildirdi. Robert de Caix. Madde 1. M.380 40 Aynı. Bu arada Pozantı’daki Mesnil Taburu’nun Kuva-yı Milliye tarafından kuşatılması üzerine Fransız Parlamentosu durumu değerlendirip 25 Mayıs 1920’de T. Anc ak Fransız heyet yapılan görüşmelerde Fransız işgal birliklerinin zorda olduğu Antep ve Maraş konusunda görüşmek isteyinc e görüşme yarım kalmıştır. Fransızlar tarafından tahliye edilecek ve şehir dâhilinde bulunan Fransız kuvveti kasaba haric indeki ordugâhına ç ekilec eklerdir. Amiral Le Bon 28 Mayıs 1920’de Bursa’dan çektiği telgrafla Fransız Hükümeti’nin “Geç ic i Ateşkes” hükümlerini onayladığını teyit edince mütareke aynı gün Ankara’da heyetler arasında imzalandı40 28–29 Mayıs 1920’de imzalanan bu geç ic i anlaşma karşılıklı olarak heyetler arasında onaylanır onaylanmaz TBMM Reisi Mustafa Kemal c ephedeki Kva-yı Milliye birliklerine mütareke hakkında bilgi ve talimat içeren bir şifre göndermiştir.Mersin şimendifer hattına ç ekilec eklerdir. Zira Mustafa Kemal bütün Fransız cephesini ilgilendirmeyecek bir görüşmeye karşı ç ıkmıştır. Aynı. böyle bir anlaşma yapmaya yetkisinin olmadığını söyleyerek.M. Madde 2. Bu şifreye göre mütarekenin şartları şöyle sıralanmaktadır: “Fransızlarla cereyan eden müzakerat-ı siyasiye neticesinde bervechi ati hususat kabul edilmiştir.”38 Bu görüşmeden sonra General Gouraud telgraf vasıtası ile Mustafa Kemal ile temasa geçti ve Suriye Fransız Yüksek Komiserliği Genel Sekreteri Robert de Caix başkanlığında bir heyeti Ankara’ya gönderdi.29/30 gece yarısından itibaren bütün Fransızlarla tatil-i muhasamat edilec ektir. Fakat Haydar Bey. hem yöneticileriyle görüşmek üzere Fransa’ya gidebilmek ve hem de kapsamlı bir ç özüm iç in zaman kazanmak adına Mustafa Kemal ile “geç ic i bir mütareke” ve maddeleri üzerinde anlaşma sağlamıştır. Fakat heyet bu konuda yetkili olmadığını ileri sürerek. Gouraud’ya bu konuda Ankara’ya başvurması gerektiğini bildirdi.39 23 Mayıs1920’de uzlaşmaya varılmış fakat Fransız heyet önemli siyasi konularda Paris’in onayını almak için İstanbul’a dönünce mütarekenin imzası kalmıştır. s. 22 Mayıs’ta tekrar Mustafa Kemal ile görüşen Robert de Caix aslında yanında bulunan ve önceki görüşmesinde gizlediği ve müzakere konusunda yetkili olduğunu gösteren güven mektubunu sunmuştur. silahları ve tekmil eşya ve malzemeleriyle Adana.M’ ne mürac aat ederek geç ic i mütarekenin imzalanmasını talep etti. S ovua ve Amiral Le Bon’dan oluşan Fransız heyeti 20 Mayıs 1920’de Ankara’ geldi.Pozantı ve Sis’te bulunan Fransız kıtaatı. Mustafa Kemal bu görüşmede Fransızların işgal ettikleri milli sınırlarımız dâhilindeki bütün yerleri boşaltmalarını istemiştir. ÇEL İK.

TBMM Hükümeti’ne asılsız suç duyuruları yapmışlardır. S.Adana havalisi ile Osmanlı Hükümeti arasında serbestç e ve aç ık muhabere edilec ektir. S. ves: 372 .m. Hatta bu tarz ihlaller ve nakliye hususu ile ilgili mütarekede bir hükmün yer almadığı I. 14. ves: 371 Aynı HTVD.45 41 42 43 44 45 GENÇ.Muhasamatın tatilinden itibaren ilk on gün zarfında yedimizde bulunan esirler iade olunacaktır.42 Mütarekenin uygulanışı ve esir mübadelesi hususunda TBMM Hükümeti’ni temsil edecek olan Binbaşı Ş emseddin ve Kaymakam İrfan Beylere hükümet tarafından gerekli talimatlar verilmiştir. TBMM Reisi Mustafa Kemal bu görevlendirme ile birlikte görevli olmayan diğer cephe kumandanlarının mütarekenin uygulanışında ayrıca taleplerde bulunup müzakere yapmamaları hususunda uyarıda bulunmuştur. Hatta Fransızlar bu ve benzeri ihlalleri örtbas etmek için Kuva-yı Milliye müfrezelerinin bazı c ephelerde Fransız postalarına saldırdığı şeklinde I. 14. 24 HTVD. ves: 370 HTVD. Aralık 1955.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 49 Tatil-i muhasamatın ilk on günü zarfında Pozantı Sis ve Ayıntap’ın tahliyesi hitam bulac aktır. Aralık 1955. Sis ve Ayıntap’ın tahliyesi ve üseranın mübadelesi hakkında ayrıc a tebligat yapılacaktır. Fransızlar da gerek siyaseten ve gerek esareten nezdlerinde alıkoydukları Müslümanları bize verec eklerdir. Yalnız Mayıs'ın otuzuncu günü sabahtan itibaren muhasamatın tatili temin olunac aktır”. S. 14.g. Aralık 1955. a. Madde 3.44 Fransızların iaşe ve ikmal maksatlı olarak tren hattını kullanmak istemeleri mütarekeyi mevcut kuvvetlerini takviye etmek için yaptıklarını açıkça göstermektedir. 87. I.41 Bu şartlar ç erçevesinde yapılan mütarekeyi tatbik iç in TBMM Hükümeti’ni Umum İç el Kuva-yı Millîye Komutanı Binbaşı Ş emseddin ve Kilis Kaymakamı İrfan Bey temsil etmekle görevlendirilmişlerdir. Diğer yandan işgal mıntıkasında Ermeniler Fransızlardan yüz bularak Müslüman ahaliye karşı mezalime devam etmişlerdir.TBMM Hükümet’ince Suriye’deki Fransız Fevkalade Komiseri General Gouraud’ya bildirilmiştir. Diğer yandan Kuva-yı Milliye’nin denetimi altındaki şimendifer hatlarında Fransızların iaşe ve ikmal maksatlı nakliye yaptıkları ve buna Kuva-yı Milliye’nin müsaade etmediği tespit edilmiştir.TBMM Hükümeti bu hususu da protesto ederek bu ve bunun gibi ihlallerden dolayı mütareke şartlarına uyulmaması halinde Türk tarafının mesul olmayacağını bu mezalimler vesilesiyle halkın galeyan halinde olduğunu General Gouraud’ya bildirmiştir.43 Bu mütareke uygulanmaya girdiği günden itibaren ihtilaflara sebep olmuş ve uygulamada bir takım problemler çıkmıştır. s. KM. Mesela Osmaniye’deki Kuva-yı Milliye müfrezelerine mütarekeden sonra Fransız kıtaatınca taarruz yapılmıştır. Pozantı. Madde 4. S. Yalnız Kuva-yı Milliye müfrezeleri bu ihlallere müsaade etmeyec ektir.

Bu yanlış ve gerçeklere aykırı propagandalardan vazgeçilmesi ve bu yanlış bilgilerin tekzip edilmesi hususu.46 Bütün bunlara ilave olarak Mersin’deki İşgal Kuvvetleri Komutanı Güvernör Anfré yine mütareke şartlarına aykırı olarak Fransız işgal mıntıkası ile Kuva-yı Milliye müfrezelerinin hâkim olduğu bölgeler arasında bir tarafsız bölge teşkil edilmesini yani Kuvayı Milliye müfrezelerinin işgal sınırlarından biraz geri çekilmelerini istemişlerdir. Fransız işgalini kullanarak Çukurova’da bir Ermeni Krallığı kurmak istiyorlardı. Ancak Pozantı’daki Mesnil Taburu zaten daha anlaşma imzalanmadan Kuva-yı Milliye tarafından teslim alınmıştır. Anc ak Yüzbaşı Emin Resa Bey bu istekleri reddetmiştir. Bu beyanname ile Fransızlar hala güç lü olduklarını ve Kuva-yı Milliye’ nin zor durumda olduğu intibaını vermek istemişlerdir.48 Mütareke şartları içinde Pozantı ve Sis’teki garnizonların boşaltılması hususu yer alıyordu. 14 GENÇ. Ancak Fransızların böyle bir tavır sergileyebilec eği 46 47 48 49 50 ATASE Arş. KLS: 580. Ancak Sis’i Kuva-yı Milliye’ ye teslim etmeyip ellerindeki silah ve cephaneyi de Ermenilere terk etmek suretiyle asi Ermeni çetelerine teslim ettiler. Hatta kendi kendilerine bu mütarekeden sonra Adana’da krallık ilan etmişlerse de bunda da başarılı olamamışlardır. Anc ak Kuva-yı Milliye’ nin işgallere karşı cephedeki başarıları ve siyasî aç ıdan 20 Günlük Mütareke’nin imzalanmış olması bütün bu planları alt üst etmiştir.g.50 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Fransızlar bu mütarekeye rağmen Adana’daki Vali Cemal Bey ve Kuva-yı Milliye taraftarı eşrafı tutuklayarak eşrafı Adana sınırları dışına sürdüğü gibi Vali Cemal Bey’i de İstanbul’a sürdürmek için Mersin’de gözetim altında tutmuşlardır. Bu beyanname ile işgal mıntıkasındaki halkın kurtuluş ümidi kırılmak istenmiştir.49 Bu mütarekeden en fazla rahatsız olan taraf Ermeniler olmuştur.47 20 Günlük Geçici Mütareke’nin Fransızlar tarafından böylece ihlali yetmemiş gibi birde Müslüman ahali üzerinde yalan yanlış propaganda başlatmışlardır. a. Pozantı bu suretle boşalırken Sis’i Fransızlar kendileri boşalttılar.m. Zira Ermeniler. s. 25 . Adana’da Fransız işgal kuvvetleri komutanlarından General Dufieux imzası ile bir beyanname yayınlanmış ve bu beyannamede mütarekenin Mustafa Kemal Paşa’nın isteği ile ve Beyrut’a gönderdiği temsilciler vasıtasıyla imzalandığı şeklinde yalan bilgiler verilmiştir. S.50 Fransa bu geçici barışta pek samimi olmadığını ve cephedeki kuvvetlerini takviye etmekten başka bir niyet taşımadığını mütareke şartlarının ihlaline müsaade etmesi ile açıkça göstermiştir. Fh: 13 HTVD. D: 38. ves: 370 Aynı SARAL – SARAL. 14. Aralık 1955. General Gouraud’un 8 Haziran 36 (1920) tarihli tel’ine Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal’in cevabî tel’inin “İsmet” imzalı ekinde talep edilmiştir. Mütareke ahkâmına aykırı bu tavırlardan vazgeç ilmesi hususunda Adana’daki Fransız İşgal Kuvvetleri Kumandanı Albay Brémond uyarılmıştır. s.

Bu anlaşmayla ilgili müzakerelerde ve anlaşmanın imzalanmasında hiç bir Kuva-yı Milliye komutanı bulunmamıştır. Tarsus ve Mersin’in zaptı için umumi bir taarruz yapılac ağını bildirmiştir. Anc ak yukarıda izah ettiğimiz hususlar bu yakınlaşma ve uzlaşmanın askerî aç ıdan henüz tesis edilmediğini hatta edilemeyec eğini ortaya koymaktadır. s. önemli bir yakınlaşma olarak görülebilir. TBMM Hükümeti ile Fransa arasında yapılan bu 20 Günlük Geç ic i Mütareke’nin daha ilk günlerden itibaren Fransızlarca ve onların himaye ettiği Ermeniler tarafından ihlal edildiğini ifade etmiştik. III. Erkan-Harbiye Riyaseti cephedeki Kuva-yı Milliye komutanlarına gönderdiği şifreli talimatta mütarekenin bitiminden sonra Adana. 136 SARIHAN.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 51 dikkate alınarak ve bu barışın geçici olduğu da göz önünde bulundurularak Kuvayı Milliye müfrezelerinin takviyesine gayret edilmiştir. 20 Günlük Mütareke siyaseten I.51 Bu talimat doğrultusunda bölgedeki Kuva-yı Milliye müfrezelerinin hazırlıkları devam etmiş ve ahalinin daha yoğun bir şekilde Kuva-yı Milliye’ ye iştiraki temin edilmiştir. bütün eli silah tutan ahalinin Kuva-yı Milliye’ ye iştirakinin temin edilmesini istenmiştir. Dolayısıyla mütareke günlerinde gerekli hazırlıkların yapılmasını. 135 .TBMM Hükümeti hemen diplomatik yollardan meseleyi çözmek istemişse de Fransızlar bu işgali haklı göstermek için 20 Günlük Geç ic i Mütareke’yi sanki iki hükümet arasında değil de Adana ve havalisindeki Kuva-yı Milliye komutanları ile Fransız komutanları arasında yapılmış bir anlaşma olarak yorumlamaya çalışmışlardır.52 Karadeniz Ereğlisi’nin işgali karşısında I. Ayrıc a bu umumi taarruz iç in müfrezelerin silah. s. Zeki. s. Ankara 1993. Kurtulu ş Sava şı Günlü ğ ü . Netic ede her iki tarafın da bu mütarekeyi kalıcı barış için bir adım olarak görmeyip sanki bir soluklanma bir hazırlık faslı olarak yorumladığı açıkç a ortadadır. Yalnız daha mütarekenin süresi dolmadan yapılan öyle bir ihlal vardır ki bu mütarekenin süresini doldurmasına fırsat bırakmamıştır. Mütarekenin birinc i günü yani 31 Mayıs 1920’de. 75 ENER. Mütarekenin bu şekilde ihlalinde mütarekenin batı kamuoyundaki etkilerinin de tesiri olduğu muhakkaktır. Bu ihlallere I. cephane ve top ihtiyaçlarının tespit edilerek Erkanı Harbiye Riyaseti’ne bildirilmesi istenmiştir.TBMM Hükümeti uyarılarla karşılık verip Kuva-yı Milliye tarafından silahla mukabele edilmesini engellemiştir. Bu ihlal 8 Haziran 1920’de Karadeniz Ereğlisi’nin Fransız gemilerince bombardıman edilip daha sonra işgal edilmesidir.53 Ancak daha öncede izah ettiğimiz gibi bu mütareke Ankara’da TBMM Hükümeti ile Fransızların Suriye Fevkalade Komiseri Gouraud’nun temsilc isi Robert de Caix arasında imzalanmıştır. Özellikle Fransız kamuoyunda bu mütareke ile ilgili 51 52 53 ENER. c.TBMM Hükümeti ile Fransa arasında tesis edilec ek kalıcı barış için mühim bir adım. Dolayısı ile bu anlaşma sadece Adana – Mersin ve havalisindeki cepheyi ilgilendiren bir mütareke olmayıp bütün Fransız cephelerini ve Misak-ı Milli sınırlarını ihtiva eden bir ç erç eveye sahiptir.

desteği ve Fransa’nın da onayı ile işgal alanını genişlemeye teşebbüs ederek Bursa ve İzmit’e doğru ilerlemeye başlamıştır.TBMM Hükümeti’ni tanımış olması gerç eği Fransa’yı müttefikleri nazarında zor duruma düşürmüştür. ’çok şükür. ”Le Temps. Le Progres (de Lyon) ise mütareke ile Fransa’nın ‘ asi Anadolu hükümetini tanımış olduğu ‘ kanısında idi “ 55 .Mütareke Fransız basınında olumlu karşılandı. Ereğli’nin işgali ve diğer ihlaller mütarekenin Fransızlarca ihlal edildiğini ortaya koymaktadır. . Umum İç el Kuva-yı Millîye Komutanlığı’na atanan Binbaşı Şemseddin Bey’e ve Kilis Kaymakamı İrfan Beye 16 Haziran 1920 de gönderdiği bir şifre ile Geçici Mütareke’nin Fransız’lar tarafından ihlal edildiğini bildirmiştir. “Birçok Fransız gazetesine göre mütareke ‘Fransa’nın Antep galibiyeti’. Bu tebligatta muhasamatın 18–19 Haziran gec e yarısından itibaren bütün Fransız Cephesi’nde yeniden başlatılması emrini de 54 55 56 AKYÜZ. Fransız hükümetini hem Türklerle anlaşmak hem de Yunan saldırısına izin veren İngiliz hükümetinin kararına katılmak gibi ‘başarısızlığa mahkûm iki politikayı’ aynı anda yürütmek istemekle suç luyor”. La France Militaire gazetesinde yazan General Malleterre’e göre ise ‘Pozantı yenilgisinin’ sonucu idi”54 . Fransa onların bir karış toprağına göz dikmiyor ve bu savaşa askerlerinin ve parasının karıştırılmamasını isteme hakkına sahiptir’. Mustafa Kemal’in mütarekeyi bozulmuş olarak yorumlamasını mantıki buluyor.188. Fransız hükümeti gerek müttefiklerine karşı ve gerekse kendi kamuoyundaki başarısızlık değerlendirmelerine karşı durumunu kurtarmak iç in Ereğli’ işgal etmiştir.56 Nihayetinde TBMM Reisi Mustafa Kemal 12.52 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 olarak bir zihinsel karmaşanın olduğu ve mütarekenin farklı farklı algılandığı görülmektedir. Aynı. Bütün bu olup bitenleri değerlendiren I. Ayrıca bu mütareke ile Fransa’nın I. Fransızlar hem Ereğli’yi boşaltmamakta direniyorlar hem de yeni ihlallere göz yumuyorlardı. Aynı. Fransa’yı Karadeniz Ereğli’sinin işgali suretiyle mütarekenin ihlaline sevk eden temel faktör mütarekenin Fransız kamuoyunda bir yenilgi olarak algılanmasıdır. Antep Kuva-yı Millîye Komutanı Recep Beye. Adana ve havalisinde harp yeniden başlarken yaklaşık beş gün sonra Yunan işgal birlikleri de İngiltere’nin izni. Zira Le Temps. ve 13. Fransa Türklerle bir mütareke imzaladı. Gerek Yunan ileri harekâtını onaylaması gerekse Ereğli’yi işgali Fransız hükümetini içine düştüğü ikilemden kurtaramamış ve hatta anlaşmanın ihlali hususunda Fransız hükümetinin suç luluğu Fransız kamuoyunca kabul edilmiştir. s. Bunun içindir ki Adana’da General Dufieux imzası ile bildiri yayınlayıp anlaşmanın Mustafa Kemal’in isteği ile ve görevlendirdiği kişiler aracılığı ile Suriye’de imzalandığı yalanını propaganda etmişlerdir. Kolordu kumandanlıklarına.TBMM Hükümeti mütarekeye körü körüne sadık kalmanın gereksiz olduğu inanc ı ile harbe yeniden başlanması kararına varmıştır.

Adana ve Antep’te gösterilen direnç ve müc adele anlamlıdır.TBMM Hükümeti’nin daha kuruluş aşamasında imzaladığı bir uluslararası anlaşma olması dolayısıyla önem taşımaktadır. S.TBMM Hükümeti bu başarıyı Güney Cephesi’nde işgalcilere karşı c ansiperane bir şekilde her türlü imkânsızlığa rağmen mücadele eden Kuva-yı Milliye müfrezelerine borçludur.TBMM Hükümeti iç in bir siyasi başarıdır. 454 . Her ne kadar anlaşma normal süresinden önc e nihayet bulmuşsa da geç ic i bir niteliğe sahip olması dolayısıyla bu durum zaten beklenen bir netic edir. II. Burada Fransa’nın anlaşmayı imzalamış olmaktan kaynaklanan bir pişmanlık iç inde olduğu pekâlâ gözlemlenebilmektedir. Bu ilk temas sonuçsuz kalırken diğer yandan cephede Fransız işgal birliklerinin sıkıntıları artmaya devam etmiş ve Pozantı’daki taburları mahsur kalmıştır. s. c. Binbaşı Mesnil Komutasındaki taburun mahsur kalması ve cephenin diğer bölgelerindeki olumsuzluklar Fransa’yı yeni bir müzakere zeminine ç ekmiştir. ATATÜRK. Mart 1965. harbin yeniden başlatılmasından dolayı mesuliyetin Fransızlara ait olduğunu da bildirmiştir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 53 vermiştir.58 Mustafa Kemal 16 Haziran tarihinde Kuva-yı Milliye kumandanlarına gönderdiği “harbin yeniden başlatılması“ talimatına ilave olarak S uriye’deki General Gouraud’ya da bir telgraf gönderip geçici mütarekenin Fransızlar tarafından nasıl ihlal edildiğini izah ederek. Urfa’da kazanılan zafer ve Mersin. Aralık 1995. SONUÇ “20 Günlük Geçici Mütareke” I.TBMM Hükümeti göreve gelir gelmez uluslararası ilişkileri geliştirme gayretine girmiş ve Sovyet Rusya ile temasa geçmiştir. S. ves: 373 HTVD. Muhtemeldir ki bu geç ic i anlaşmadan müttefiklerini başlangıç ta haberdar edip onları bilgilendirmemiştir. 14. ves: 1177. Bunun içindir ki Marş’ta.TBMM Hükümeti ile masaya oturmuşlardır. Zaten Kuva-yı Milliyenin bu kadar imkânsızlıklar içerisinde gösterdiği bu direnç Fransız işgal birliklerini ve bu birliklerin komutanlarını endişelendirmiştir. Zira diğer müttefiklerini ve onlarla birlikte yürütülen işgal politikalarını bir kenara bırakıp I. I. I. 51. Bu sonuç Kuva-yı Milliye’ nin Ocak 1920’den itibaren sürdürdüğü mücadelenin bir sonucudur. S uriye’deki Fransız işgal kuvvetlerinin komutanı General Gouraud’yu temsil eden Yüzbaşı Robert de Caix Ankara’ya gelerek hem müzakereleri yapmış ve hem de anlaşmayı imzalamıştır. “20 Günlük Geçici Mütareke” I. Bu endişelerin ve kaygıların eseri olarak Fransız işgal birlikleri önc e İstanbul’dan bir heyeti Ankara’ya gönderip anlaşma zemini aramışlardır. Öncelikle tarafsız devletler nezdinde diplomatik tanınma müc adelesi verilirken Fransa ile yapılan 57 58 HTVD. İşgal birliklerinin silah ve diğer askeri teçhizat imkânı Kuva-yı Milliye müfrezelerinin imkânları ile mukayese edilemez.57 Bu emir doğrultusunda mütareke zamanından önc e sona ermiş ve Fransız Cephesi’nde muharebeler yeniden başlamıştır.

60 Karadeniz Ereğli’sinin işgali bu anlaşmanın erken sona ermesine vesile olmuştur.TBMM Hükümeti’nin bu diplomatik başarısı Fransa için bir başarısızlık ve siyasi bir mevzi kaybıdır. Fransız işgal kuvvetleri ve Fransız hükümeti aleyhinde oluşan bu kamuoyu eleştirilerinden kurtulmak iç in bir yandan yanlış bilgilendirme ve propaganda yaparken diğer yandan Karadeniz Ereğli’sini işgal ederek hala güçlü olduğu ve Ankara ile bir anlaşma yapmadığı izlenimi vermeye çalışmaktadır. Kurtulu ş Sava şı İle İlgili İngiliz Belgeleri .TBMM Hükümeti’nin isteğiyle yapıldığı şeklinde bir propaganda başlatmıştır.59 Fransa ile diplomatik temasa ilave olarak İtalyanların da Ankara’yla diplomatik ilişkilere başlaması. Türk Tarih Kurumu Basımevi.1991. anlaşmanın I.M. . kendilerinden önceki İngiliz işgal dönemi uygulamalarını ”İskoç duşu” benzetmesiyle.54 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bu anlaşma sürpriz bir gelişme olmuş ve büyük memnuniyet uyandırmıştır. Fransız kamuoyunda Türklerle savaşı istemeyen ve barışa meyilli olan oluşuma karşı hala yanlış bilgilendirme yapılmakta ve Fransızların Kilikya’dan çekilmesi halinde Gayr-i Müslimlerin katledileceği ima edilmektedir. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Ankara. 59 60 DURU.s. JAESCHKE. Bunu içindir ki Fransa bu anlaşma ile ilgili gelişmeleri kendi kamuoyundan saklamaya çalışmıştır. Gotthard.212. Zaten geçici olmak kaydı ile yapılmış süreli bir anlaşmadır.M Hükümeti’nin siyasi tanınmışlık meselesinde iyi bir mesafe kat ettiğini ortaya koymaktadır. Bu tarihi süreç göstermiştir ki ordumuz zaferler kazandıkça meclisimiz ve hükümetimiz siyasi kabule mazhar olmuşlardır. Daha sonra söz konusu anlaşmadan Fransız kamuoyunun ve diğer müttefiklerinin haberi olunca. Orhan.sorumlu tutmaktadır. bir diğeri de askeri iki İtalyan heyeti anlaşmalar yapmak üzere Ankara’ya gelmişlerdir. Bu anlaşmayı müteakiben Haziran1920’de biri tic ari.TBMM Hükümeti’nin doğru yolda olduğuna işaret etmektedir. Bizzat Fransa Başbakanı Briand bu imayı yapmakta ve Çukurova’da yaşanan bu süreç ten. İtilaf Devletleri ittifakının üyesi olan Fransa ile yapılan bu anlaşma mahiyeti ve içeriği her ne olursa olsun Kuva-yı Milliye’ nin ve I. Şurası muhakkak ki Fransa’nın askeri başarısızlıkları zaten Fransız kamuoyunda işgal politikalarının sorgulanmasına vesile olmuştur. Anc ak bu süreçte İtilaf devletleri içinde ilk kalıcı barışı yaptığımız devletin Fransa olmasında ilk siyasi temasa geçtiğimiz ve ateşkes imzaladığımız devlet olmalarının rolü büyüktür.98. İstanbul. 2001s.B. I. Bütün bu gelişmeler gösteriyor ki kalıc ı barış iç in I. I.T. Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtulu ş Yılları. Anc ak Ereğli’nin haksız işgali ve diğer ihlaller olmasa idi taraflar iç in anlaşmanın süresinin uzatılması bile gündeme gelebilirdi.TBMM Hükümeti’nin ve Kuva-yı Milliye’ nin hatta daha sonra ordumuzun daha etkili ve daha büyük zaferlere ihtiyacı vardır.

14. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Mart 1965. Ankara 1988. İstanbul. 51. Konya. 1991. 1973 -ÇELİK. -BAYUR. Gotthard. -Kurtuluş Savaşı’nda İçel Tarihini Yazma Komitesi. Tosun. 14.II.1991. Ves: 830 -HTVD. Kurtuluş Savaşı’nda İçel . Kemal.1991 -YALÇIN. S. D: 38. Yayınlanmamış Doktora Tezi. 14. Ankara. ves: 1177 B-Telif ve Tetkik Eserler: -AKŞİN. III. S. -AKYÜZ. D: 26. Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtuluş Yılları. İzzet. ves: 373 -HTVD. -YILDIRIM. Fh: 3 -ATASE Arş. Aralık 1955. KLS: 310. ves: 371 -HTVD. Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi . 1998. Ankara 1993. -TANSEL.I. Ata türk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi.1996. 2001. Türk iye Devletinin Dış Siyasası. -JAESCHKE. Milli Mücadele Döneminde İçel Sancağı . Milli Eğitim Basımevi. Türk Tarih Kurumu Basımevi. S: 33. Mondros’tan Mudanya’ya Kadar. Va tan Nasıl Kurtarıldı? Ankara 1969. Kuva-yı Milliye Dergisi.212. ves: 370 -HTVD. Şeref. Çuk urova Kurtuluş Savaşında Adana Cephesi. Hulki-SARAL. D: 38. ves: 372 -HTVD. Nutuk . 14. Orhan. KLS: 308. Cihat.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 55 KAYNAKLAR A-Arşiv Belgeleri ve Vesikalar: -ATASE Arş. İstanbul. KLS: 580. D: 27. Ves: 780. Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri . -HTVD. -SARIHAN. Kemal. c. Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu. İstanbul. A. Türk Tarih Kurumu Yayınevi. Zeki. Kasım. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Fh: 13 -ATASE Arş. D: 8. Yahya. S. 89. İstanbul. Fh: 11 -ATASE Arş. “20 Günlük Mütarekenin İç Yüzü”. Aptülahat. .s. -ENER. Mersin 1968. Ankara. Selahattin.1982. M. Durmuş( ve diğerleri). -ATATÜRK. -GENÇ. Aralık 1955. KLS: 240. Fh: 23–3 -HTVD. Fh:62 -ATASE Arş. Aralık 1955. IV. -SARAL. Yusuf Hikmet. Adana. Kurtuluş Savaşı Günlüğü.Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-I. Ankara. c.1971. S. Ankara. Atatürk Araştırma Merkezi. Ankara. III. KLS: 580. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. S. S. Atatürk Silifke’de . Aralık 1955. C-I ve C-II. 2000. S: 21. -ASLAN.1981. Ankara. AKDTYK.1999 -DURU.

56 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Siya si fa a liyetler THE ARMENIAN QUESTION WITHIN THE POLITICAL ACTIVITIES OF IZMIR BRITISH CONSULATE (1878-1914) Abstract The struggle for influence over the non-Muslim subjects between the Great Powers had an important place in the issue of sharing the Ottoman Empire They supported separatist movements among non-Muslim subj ects. konsolosluk raporları esas alınarak değerlendirildi.. British Consula te. For this claim. Bu mücadelede. Armenian question became a British claim at the end of the 1870’s. İngiltere bunun için 1878 Berlin Anlaşması’na dayanarak. Izmir.edu. Ask erî Konsolosla r. İzmir. Anahtar Kelimeler Ermeni Meselesi. Bu makalede. Milita ry Consuls. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Genel Kültür Dersleri Bölümü Öğ retim Elemanı. İngiliz Konsolosluğu. Key Words Armenia n Question. imparatorluğun her köşesine yerleştirdiği konsolosluk ağını kullandı. Britain used the consular network which was spread to every corner of the Empire based on the Berlin Agreement. Konsoloslar bulundukları bölgedeki Ermeniler ile yakın ilişkilere girerek Ermenilere destek verdi ve Ermenilerin savunucusu.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Dr. 1870’lerin sonlarında Ermeni davası. Sa yı: 5 Sa yfa : 5 7 -7 0 Ye a r: 2 0 1 1 . Issue : 5 Pa ge : 5 7 -7 0 İZMİR İNGİLİZ KONSOLOSLUĞUNUN SİYASİ FAALİYETLERİ KAP SAMINDA ERMENİ MESELESİ (1878-1914) Funda ADITATAR∗ Özet Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşımı meselesinde.tr . koruyucusu rolünü üstlendi. Politica l a ctivities ∗ Öğ r. The consuls gave support to the Armenians by using their close relations with them and took the role of protector. büyük güçler arasında gayrimüslim unsurlar üzerinde nüfuz kurma mücadelesi önemli bir yer tutmaktadır. fundaaditatar@iyte. Gör. bir İngiliz davası haline geldi. The aim of this paper’s is to evaluate Armenian question within the political activities of Izmir British Consulate on the basis of Izmir British Consulate reports. İzmir İngiliz Başkonsolosluğunun siyasi faaliyetleri kapsamında. (1878). gayrimüslim unsurların ayrılıkçı hareketlerini desteklediler. Ermeni meselesi.

imparatorluğun tümünde Hıristiyan tebaa üzerinde bir güç elde ediyordu. Ankara 1988. s. Osmanlı Tarihi VII Birinci Me şrutiyet ve İstibdat Devirleri (1876-1907). Rusya. iki gizli anlaşma imzaladı. Antla şma metni için bkz. s. Rus ordularının Erzurum’a kadar ilerlemesi. İngiltere. Rusya’nın İskenderun ve Akdeniz’e olduğu kadar Mezopotamya ve Basra körfezine kadar da inebileceğini gösteriyordu1 . Dünya Sava şına . 1 2 3 Stefenos Yerasimos.58 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda. Devletlerarası Hukuk ve Siyasi Tarih Metinleri .. 4 Haziran 1878’de ise Osmanlı devletiyle Kıbrıs Konvansiyonu imzalandı. Daha da önemlisi. Ayastefanos Antlaşması İngiltere’yi ve Avrupa’nın diğer büyük devletlerini önemli ölçüde kaygılandırınca. Osmanlı İmparatorluğu hakkında. Bu anlaşma özetle şöyle diyordu: “Rusya . Belge Yay. 1001. Rusya. İngiltere devletine taahhüt eder ve Kıbrıs Adası’nın tarafsız ve idaresinin İngiltere’ye tahsisini ka bul eder”3 . Buna karşılık Anadolu kıtasındaki Hıristiyan ve diğer tebaanın iyi idare ve himayeleri hakkında gerekli ıslahatın ya pılma sını Pa dişa h. Rum (Ortodoks Hıristiyan) Osmanlı tebaası üzerinde şimdiye dek elde ettiği nüfuzuna şimdi Ermenileri de kapsayacak yeni ve daha büyük bir güç elde ediyordu. Osmanlı Devleti’nin Rusya karşısındaki ağır yenilgisi sonunda imzalanan Ayastefanos Barışı sadec e Rumeli’yi parç alamakla kalmıyor. Yalnızca Balkanlar ile Boğazlarda değil. Osmanlı İmparatorluğu’nun tek başına Rus tasavvurlarına engel olabileceğinden artık ümidini kesmiş bulunuyordu. Nihat Erim. İngiltere o bölgeyi silahla koruma sı için Padişah ile birleşmeyi taahhüt eder. Ayastefanos Antlaşması’nın on altınc ı maddesiyle. diğer Avrupa devletlerini geride bırakan. etkisinin azaltılması ç alışmaları sonuc unda Berlin Antlaşması imzaladı. bu imparatorluğun toprak bütünlüğüne dayanan geleneksel politika prensibinden. Londra hükûmeti. . İngiltere. Ankara 1953. Rusların Ermenileri himaye perdesi altında Doğu Anadolu’yu Balkanlaştırmaya kalkışac ağını ve burada 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı ile sağlamış bulunduğu toprak kazanç larının yarattığı elverişli durumdan faydalanarak nüfuzunu bir taraftan İskenderun. Osmanlı ülkesinden bir bölgeyi istilâya kalkışırsa. Rusya ile imzaladığı Londra Antlaşması (30 Mayıs 1878) ile toplanacak kongrede görüşülec ek konular üzerinde aralarında görüş birliği sağlandı. Enver Ziya Karal. Türk Tarih Kurumu. 130. Berlin Antlaşması’nın imzalanmasından önce. Bu tasavvurların gerçekleşmesi ise İngiliz İmparatorluğu için ciddi ve ağır tehlikeler yaratabilirdi. Osmanlı İmparatorluğu’nu tek taraflı olarak ilhak etmek veyahut himayesi altına almak iç in Ermenileri bir istinat noktası olarak kullanac aktı. ilk kez Anadolu topraklarından da belli yerlerin Osmanlı’nın elinden ç ıkmasına yol açıyordu. Hukuk Fakültesi yayını. A.Ü. Tehlikeyi önlemek yolu. İstanbul 2001. görünüşte ayrılmamakla beraber. antlaşmanın yeniden gözden geç irilip. imparatorluğun İngiltere için lüzumlu topraklarına sahip olmak veya hiç olmazsa bunlar üzerinde İngiliz nüfuzunu kuvvetlendirmekti2 . öte yandan Mezopotamya üzerinden Basra Körfezi’ne yayabilec eği tehlikesini anlamıştır. Cilt (1-B). Azgeli şmi şlik Sürecinde Türkiye 2-Tazimattan I. Böylece İngiltere.

a. Wilson 28 Mart 1879’da atandı. Yarbay Wilson’un atamasının ardından. dolayısıyla. “ The Old Turkish Hands: The British Levantine Consuls. Osmanlı otoritelerinin işine ya rayabilecek nitelikte her türlü bilgiyi toplayarak. Osmanlıların “ askerî konsolos” ifade sini kullanmadıklarını. 4 5 6 Uygur Kocaba şo ğ lu. ekonominin na sıl iyileştirilebileceği. . önce her mahkemeye bir yabancı yargıç atanması teklif edilmiş. Merkezî Hükûmet’in müda ha le etmesini düşündüğünüz her ola yı.e. Levant Konsolosluk hizmetlerine yönelik muhalefetin ele ştiri ve tartışmaları için bkz. topografik verileri olduğu kadar her türlü istatistikî bilgiyi toplayacak ve değerlendirebilecek nitelikte elemanlardı. Osmanlı yönetimi.g. istemediğ i bu uygulamayı küçümseme yoluyla üzerinde daha büyük bir otorite kurulmasından kaçınmaya çalışmıştır. İNGİLİZ KONSOLOSLUK HİZMETLERİ VE ERMENİ MESELESİ Kıbrıs Konvansiyonu ile elde edilen bu gücün nasıl gerçekleştirileceği meselesine yönelik olarak. Yüzbaşı W. Bkz. Binbaşı H. Middle East Journal. Askerî konsolosluklar için Anadolu başkonsolosluğu oluşturuldu ve buraya harita subayı Yarbay Charles W. ülkenin dili. Sonuçta İngiltere’de Beaconsfield hükûmeti. S tewart. Osmanlı yönetimi. Everett Erzurum’a askeri konsolos yardımcısı. 1856-1876” . haritacılık. levazım gibi ordunun teknik sınıflarına mensup. Mevcut konsoloslukların yeniden yapılandırılması ve bunlara ilaveten Military Consul [Askerî Konsolos]6 adı verilen yeni konsolosluk ağı. bunu bizzat adalet sisteminin özüne aykırı bularak kabul etmemiştir. Clayton Van’a. Iseminger.. konsolosluk mıntıka nızdaki nüfusun değişik sınıflarının durumunu incelemek.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 59 A. 127. bunun yerine her vilayette adalet sisteminin işleyişini gözlemleyecek yabancı “denetçi”lerin istihdamını mümkün görmüştür4 . uzun zamandır eleştirilmesine5 yol açan konsolosluk hizmetleri üzerinden bir uygulamayı gerçekleştirmeye karar vermiştir. Teğmen Herbert Chermside ve Teğmen Herbert Kitc hener. hukuku ve geleneklerini bilmeyen yabancıların yargıç olarak atanmasını kabul etmemiş. Trotter Kürdistan’a (Diyarbakır) askerî konsolos olarak atandılar.D. istihkâm. Uygur Kocaba şo ğ lu. 22: 3 (Yaz 1968): 297-316. anc ak. U. İletişim Yay. Wilson’un emrinde Anadolu’nun çeşitli kentlerine ve Yüzbaşı E. s. Yüzbaşı J. İstanbul 2004. Majestelerinin Konsolosları İngiliz Belgeleriyle Osmanlı İmparatorlu ğ u’ndaki İngiliz Konsoloslukları (1580-1900). Ayrıca istihbarat konusunda birikim ve deneyimleri vardı. Yüzbaşı H. ida renin nasıl basitleştirilebileceği ya da daha etkili bir hale getirilebileceği konusunda ta vsiyelerde bulunarak ve İdarenin ve Yargının her türlü baskı ve yolsuzluğuna ilişkin dikka tinizi gelen bilgiler konusunda uyarıda ve protestoda buluna ra k Osma nlı otoritelerine ya rdımcı olmaktır. Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs Konvansiyonu ile Anadolu’daki Hıristiyan tebaa iç in yapmaya söz verdiği “reform”ların yapılıp yapılmadığını kontrol edec ekti. H. uygun önlemleri alması konusunda Babıâli’ye gereken uyarıların yapılabilmesi için Majestelerinin Hükûmeti’ne ve İsta nbul’da ki Büyükelçiliğe bildireceksiniz.. Yarbay Wilson’a yapılan görev tanımı şöyleydi: “Sizin ve size yardımcı olarak atanan subayların görevi. Cooper. s. Osmanlı yönetiminin bunu “ bilmezlikten” veya “ görmezden” gelmedikleri dü şünülmelidir. Gordon L. 125. Kocaba şo ğ lu. Muhtemelen. bunun yerine “ konsolos” veya“ konsolos muavini” şeklinde ifadelerle bunlara mevcut konsoloslarla aynı muameleyi gösterdiklerine dikkat çekmiştir. Askerî konsoloslar.

752/47. 1313 Z 03. Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaki Levant Konsolosluk Hizmetlerinde. alıntı U. Londra 1879. Boston ve New York 1909. Osmanlı idarec ilerince de sık sık merkeze rapor edilmiş. 7/50. Yine İngiltere’nin Mersin konsolosunun Kozan’ın Şar köyü ve Haçin’de yapmış olduğu kışkırtıc ı faaliyetler hakkında birç ok bilgi toplanmıştır12 . TMIK. BOA. Londra 1971. Ermenilerin haklarını savunmaya. Mesela. D. onlar için ıslahat temin etmeye koyulmuş ve Ermenileri muhtar bir Ermenistan eyaletinin kurulacağı fikriyle ta hrik etmiştir. başta Ermeniler olmak üzere Hıristiyan tebaanın uluslaşma sürecini hızlandırmak gibi faaliyetleriyle “siyasi ajan” olarak görev aldılar. askerî konsoloslukları bir model olarak uygulamaya başladı. 200-201. The Cinderalla Service: British Consuls since 1825 .60 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Görev bölgenizin pek çok yerinde eşkıyalığı bastırmak için etkili bir ka mu gücünün oluşturulması çok önemli bir gerekliliktir. A. 132. s. 1312 Ca 04. BOA.. Accounts and Papers. Bu durumdan İngiliz politikasının sorumluluk hissesi büyüktür.C. s. İngiltere’nin Ermeni meselesine yönelttiği ilgisi sonucu meydana gelen olumsuzluklar ve konsolosların konuyla ilgili siyasi faaliyetleri daha başlangıç ta görülmeye ve anlaşılmaya başlamıştır. 658/37.e. LXXX: Turkey No: 10Correspondence Respecting the Conditions of the Population in Asia Minor and Syria . askerî istihbarat toplamak. Padişah. Yetkililere bu önlemin önemini anlatma k ve her türlü ça ba yı desteklemek konusunda elinizden geleni ya pa ca ksınız”7 . . 1878 tarihinden sonra İngiliz hükûmeti. Askerî konsoloslukların siyasi faaliyetleri sivil konsolosluklara devredildi. A. s. a. Rusya ’nın ilerlemesine mâ ni ola ca ğı düşüncesi ile ya pmıştır”9 . Houghton Mifflin Company. Platt. Kocaba şo ğ lu. 1314 M 07. görüşlerini Saray görevlisi İzzet Bey aracılığıyla Büyükelçiliğe bir mesajla iletmiş7 8 9 10 11 12 “ Salisbury’den Yarbay Wilson’a” . “Ermenilerin durumu. bilhassa Anadolu’nun içerisinde. DH. İngiltere. M. George Washburn.} MKT. Bir İngiliz görgü tanığı şunları tespit etmiştir. BOA. İngiltere hükûmeti Büyükelç iliği arac ılığıyla uyarılmış veya Osmanlı idarecileri bunları engelleyic i tedbir almaya gayret göstermiştir. Archon Books. Askerî konsoloslar yukarıdaki görev tanımını kimi yerlerde ve zamanlarda daha da ileriye götürerek Anadolu’da. Bitlis ve Muş taraflarına giderek Ermeniler nezdinde bir takım faaliyetlerde bulunan İngiltere Van konsolosunun bu tür hareketlerine fırsat verilmemesi istenmiştir11 . İngiliz konsoloslarının Ermenileri kışkırtma ve koruma faaliyetleri. 24 Nisan 1879.. Fifty years in Constantinople and Recollections of Robert College .} MKT. İngiliz konsoloslarının Ermenilere yönelik faaliyetlerinden dolayı meydana gelen sorunlar.g. Abdülhamid tarafından da dile getirilmiştir. MHM. Mamuretülaziz’de bulunan İngiltere konsolosunun Ermeni olaylarını destekleyen hareketlerinden dolayı değiştirilmesi iç in İngiliz Büyükelçiliğine tebligatta bulunulmasına karar verilmiştir10 . Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmak. iç ve dış şartların baskısıyla. Berlin Kongresi’nden sonra gittikçe fena laşmaya başlamıştı. 1889’a kadar Erzurum ve Van’da devam etmekle birlikte son verildi8 . MHM. Bunu kısmen Hıristiyanlık gayreti ile fakat daha çok bizzat kendi menfaatleri için yani muhtar bir Ermenista n’ın. 132-33.M. Askerî konsolosluk uygulamasına Gladstone hükûmeti tarafından1882’de. Padişah II. Sonuçta.

da ha sonra Sulta n’dan değil de İngiltere’den korunma beklemişlerdir.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. sağlık durumları vs. Herbet’ten Marquessof Salisbury’ye. geldikten birkaç gün 13 14 Mr. bölgede Ermeni olaylarının düşük seviyede kalmasına yol açmıştır. kollama. “Kraliçe hükûmetinin Ermeni meselesiyle olan bağla ntısını Osma nlı Devleti veya onun görevlileriyle sağladığı. s. ırk veya millet a yrımı yapmaksızın Sulta’nın tüm kullarını gözetmesine karşın şimdi ya lnızca koruma sını Ermenilere yönlendirmiş görünmektedir. Ermenilere iyi bir nasihat verilmesini arzu eder. Türk hükûmeti müda fa a ha kkına sa hiptir”13 . kısaca özetlenerek Dışişleri Bakanı S alisbury’e şu şekilde bildirilmiştir: “Sulta n. Sultan. 13 Temmuz 1896 tarihli telgrafında. B. Geçen yıllarda İngiltere.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 61 tir. İZMİR İNGİLİZ BAŞKONSOLOSLUĞU VE ERMENİ MESELESİ Ermeni meselesine yönelik İzmir İngiliz konsolosluğunun müdahilliği hiç kuşkusuz Erzurum. Van veya Diyarbakır konsoloslarının yanında azdır. çoğunlukla sent home aç ıklamasıyla doğrudan İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na bildirilmiştir. 233. Kraliçe hükûmetinin Ermenilerle iletişimi ve yaptığı bir şey olma dığı” şeklinde geç iştiric i bir c evap gelmiştir14 . Ermeni tutuklularını kapsamaktadır. Ermeni meselesiyle ilgili konsolosluk raporlarının ağırlıklı bir bölümü. Ancak bunlara rağmen başka özelliklerinden dolayı İzmir İngiliz konsolosluğu siyasi faaliyet kapsamında. İstanbul. Londra 1896. Londra 1896. Padişah’ın bu mesajına karşın İngiliz hükûmeti gereken hassasiyeti göstermemişti ki Büyükelçi Herbert. İzmir ve Batı Anadolu’daki Ermeni nüfusunun azlığı. Bunun üzerine Salisbury’den. 1896 [C. İzmir’deki İngiliz konsolosluğu bölgesine dâhil olan Rodos Adası. Bölgeye getirilen Ermeni tutukluların. Dışişleri. yoksa ya ptıkla rına deva m ederlerse. Marquessof Salisbury’den Mr. Konuyla ilgili raporlar. Osmanlı idarecilerinin siyasi tutukluları göndermekte rağbet ettiği yerlerdendi. 1896 [C. İngiliz konsolosluk görevlilerinin muhtemelen farkında olmadan Ermenileri teşvik edici davranmaları sebebiyle. kimlikleri. Ermenileri koruma. Herbet’e. İngiltere’nin istediği reformlara buyun eğmek imkânsızdır veya düzeni ve huzuru sağlamak Ermenilerin bundan sonraki tutumuna ba ğlıdır. House of Commons Parliamentary Papers. hem İmparatorluk çapında hem de bölgede yaşanan olaylarla bağlantılı olarak 1890’lardan itibaren karşımıza ç ıkmaktadır. . İzzet Bey’in S ultan’a bir c evap verilmesi için baskı yaptığını bildirilmiştir. mevc ut Ermenilerin önc eliklerini tic ari meselelerin oluşturması kısmen siyasi meselelere ilgisiz durması. 29 Haziran 1896. İngiltere’nin Ermenileri desteklemesinin Van’da Müslümanların katledilmesine yol a çmasından acı bir şekilde şikâyetçi olmaktadır. Rodos’taki konsolos yardımcılığı. İzzet Bey’in Büyükelçiye ilettiği mesaj. House of Commons Parliamentary Papers. istihbarat toplama. isimlerini henüz öğrenemediği iki Ermeni profesörün Bursa’dan Rodos’a bir ay kadar önce getirildiğini. 259. s. 14 Temmuz 1896. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışma gibi faaliyetleriyle Ermeni meselesine müdahil olmuştur. bilgiler konsolosluk tarafından İstanbul’daki Büyükelçiliğe.

Holmwood’tan Philip Currie’ye. 29 Haziran 1893. 148-149. İstanbul’dan gelen emirler doğrultusunda sıkı güvenlik önlemleri alınmasıyla yakalanmış ve tekrar hapsolunmuştur. Kötü muamele görmedikleri. FO/195. No: 23. 18 Ocak 1894 tarihinde dokuz Ermeni siyasi tutuklunun Ankara vilayetinden İdare-i Mahsusa Şirketi buharlısıyla adaya getirildiklerini rapor etmiştir.29. Nicolson’a. İzmir. Francis Jones’tan Sir A. Tutuklulardan birinin kadın olduğu ve Kadı’nın evinde tutulduğu. s. 1896 [C. Türkiye No: 3. FO/195. 1 Nisan 1895 . İzmir. İzmir’deki tutuklular hakkında da tüm bilgileri gönderec eğini bildirmiştir19 . s. 1 Nisan 1895 Vekil Konsolos Blech’ten Sir A. beş Ermeni tutuklu hakkında şu bilgileri toplayabilmişti: “Zeytun Ermeni Başpiskoposu Ga ra bet Kirckekia n [Kirçekyan]. Turkey: 6 (1896). House of Commons Parliamentary Papers.1899. Bezen de Büyükelçilik. eğer İngiltere konsolosluğu durumdan haberdar olursa. Ligrane Hekiman. 23. Rodos’a gönderilen yedi Ermeni tutuklu hakkında Kıbrıs’taki Limassol komiseri. diğer mahkûmlardan ayrı tutuldukları eklenmiştir15 . öncelikle Adana ve Payas’ın kendi konsolosluk bölgesine dâhil olmamamsı sebebiyle tutuklu listesini ve gerekli bilgileri Halep konsolosluğuna ilettiğini. İç lerinden iyi İngilizce konuşan Dr. 24 Ocak1894. Nocolson’a. Türk yetkililerinin 15 16 17 18 19 Konsolos Yardımcısı Jones’tan Sir Clare Ford’a. J. Osmanlı idarec ilerinin beş Ermeni tutukluyu İzmir’e gönderdiğini ve bunların Avusturya buharlısıyla dün İstanbul’a gitmek üzere İzmir’den ayrıldıklarını bildiriyordu. İzmir Başkonsolosluğu bölgesinde tutuklu bulunan Ermenilerin durumları hakkında bilgi talep etmiştir18 . Holmwood’tan Philip Currie’ye. Londra 1896. Bazen de Ermeni tutuklular doğrudan İngiliz yetkililerinden yardım talebi bulunmuştu.62 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 sonra adadaki köylerden birine kaç tıkları bildirmiştir. gün iç inde serbestçe şehirde dolaşabildikleri ve de kötü muamele gördüklerine dair hiç bir haber almadıkları belirtilmiştir16 . Tutuklular Sivas’tan getiriliyordu.8108] Correspondencerelating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. Adana ve Payas’ta tutuklu bulunan Ermenilerin listesi iletilerek bu listedeki tutukluların durumuna ait bilgi talebi üzerine İzmir konsolosluğu cevabında. House of CommonsParliamentary Papers. 1896 [C. Doktor. Türkiye: 3. Rodos’taki İngiliz konsolosluğuna yedi Ermeni tutuklunun Osmanlı buharlı gemisiyle Limasol’a getirildiklerini bildirmişti. Burada diğer tutuklulardan farklı muameleye tabi tutuldukları. 203-204.26. TNA. İlk olarak 4 Şubat 1896 tarihinde. Başkonsolos Holmwood’un 1 Nisan 1895 tarihli raporu. Rodos konsolos yardımcısı ve İzmir başkonsolosluğu arasında yazışmalar yapılmıştır. 1896 [C. kendisinin ve diğer tutukluların iç inde bulunduğu durumun Kıbrıs komiserine bildirilmesini istiyordu. Rodos. Londra 1896. Rodos. Limasol komiseri Ronald N. üç Ermeni rahip ki bunlardan Ghevout ölüme mahkûm edilmiş ve bir Ermeni okul müdürü Maraş’ta gözaltına alındıktan sonra İzmir’e getirilmiş. Başkonsolos. diğer erkek tutukluların zincirli halde iskeleden şehir hapishanesine bırakıldığı bildirilmiştir.8015]Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96.8015] Correspondence relating to AsiatiProvinces of Turkey 1895-96. House of Commons Parliamentary Papers. s. TNA. İzmir’deki yetkililerce de İsta nbul’a gönderilmiştir17 . No: 248. Londra 1896. Yine Rodos’taki konsolos yardımcılığı.1899. İzmir. Tutuklular. No: 175. Mic hell.

Meseleyi Vali’ye ilettim.1946. s.11.1946. Rodos. 5 Şubat 1896 TNA. biri hırsızlıktan. Turkey: 6 (1896. diğer beşi ise İstanbul’daki olaylara karışmış olma şüphesiyle tutukla ndıkla rını Konsolos Ya rdımcısı Ha dkinson bildirmiştir. fakat temsilci. Anta lya’da. Başkonsolos Holmwood. Bunlardan biri İslam dinine küfür ettiği. tutuklular hakkında genel bir bilgi verdikten sonra İngiltere konsolos yardımc ılığı olarak Ermeni tutuklular hakkında bilgisi olduğunu Valiye bildirip bildirmeyec eğini Başkonsolos Holmwood’a sormuştur21 . Büyükelçilikten iletilen 23 Aralık 1896 tarihli telgrafta Ermeni siyasi tutuklulara yönelik af ilanı sebebiyle konsolosluk bölgesindeki durumun rapor edilmesi istenmiştir. Sakız Adası ve Urla’da hapishanelerde Ermeni yoktur.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 63 kendilerine karşı aşırılıklara gidemeyeceğine inandığını söylemişti. geçen ya z İstanbul’da meydana gelen olaylardan sonra getirilmişti. İzmir. Tutuklular Rodos’a ulaştıktan sonra. 1896 [C. Haira bet Avédisia n. siya si bir suç iddiasıyla tekrar tutuklanmıştır.11. Ermeni sorunları başladığından beri sadece bir Ermeni. Ha ira bet. Hairabet’in çıkan afla tutukluluğunun sonlanması için çaba harcamış ancak. Buna göre Konsolos Cumberbatc h. 25 Temmuz 1895. şu bilgileri iletmiştir: “Kuşa dası. Ermeni tutuklular hakkında Büyükelçiliği haberdar ettiğinizi. Konsolos Yardımcısı Keun. Michell’den A. Rodos’taki İngiliz konsolos yardımc ısı. Eylül 1895’de kaçak barut satmak suçuyla. . 24 Oca k 1897’de Aydın’daki Konsolosluk temsilcisinin bildirdiğine göre Aydın’da da tutuklu Ermeni yoktur fa kat Denizli’de dokuz Ermeni hapistir. Daha önce bahsi geçen Rodos Adsına getirilen yedi tutuklu Ermeni hapisten çıkarılmışlar fakat şehirden ayrılmaları- 20 21 22 23 TNA. Bunlar imparatorluğun çeşitli bölgelerinden. Ka dı ve Muta sarrıf Hairabet’in siyasi suçlu olmadığını kabul ediyorlar ancak. Kopya: Ronald N. durumlarında ne bir gibi değişiklik olduğunu bilmiyor. Kopya: Holmwood’tan A. İstanbul. Currie’den Marquessof Salisbury’e. FO/195. Vekil Konsolos Fitzmaurice tarafından telgrafla Büyükelçiliğe iletilmiş. Biliotti’ye. Osmanlı valisine Ermeni tutuklulara “iyi” muamele edilmesine yönelik bir uyarıdan ve dolayısıyla iç işlerine müdahaleden başka bir şey değildi.11. dükkânında çalışan çırağın barut sa ttığı iddia sıyla tutukludur.1946. Londra 1896. Biliotti’denHolmwood’a. Kopya: A.) House of Commons Parliamentary Papers.8108] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. gelen bilgiye göre. İzmir’de siyasi sebeplerden dolayı tutuklu olan tüm Ermenilere af ç ıktığına dair bilgi. Padişah’ın Ağustos ayında ki ta hta çıkma yıldönümünde bağışlanma istemesini tavsiye ediyorlar. yine aynı gün telgrafla Dışişlerine ulaştırılmıştır23 . FO/195. Biliotti’ye. Konya Kadısı’nın Anta lya’daki teftişi sırasında alınan karara uyuyorlar. bundan sonra da Eksela nslarını haberdar etmenizin göreviniz olduğunu bildiriniz” demiştir22 . Midilli’de yedi Ermeni’nin tutukluluğu devam etmektedir. 10 Şubat 1896 Sir P. Rodos konsolos yardımcısına. “Vali’yi ziyaret ediniz veya bir mesaj yollayınız. Geminin Rodos’a hareket etmesi üzerine Rodos’taki İngiliz konsolosluğu durumdan haberdar edilmiştir20 . Mutasarrıf ve Kadı kabul etmemiştir. Limmasol. Nisa n 1894’te hapisten çıkmıştı ancak. Denizli’de sa dece hırsızlık suçunda n dola yı bir Ermeni tutuklu va r. 4 Şubat 1896 TNA. FO/195. Bu. 365. No: 474.

Onları.2. Ba şbakanlık Devlet Arşivleri Müdürlü ğ ü . Zeytun Ermenilerinin teslim olduktan sonra katliama uğrama ihtimalinin olduğuna inandığını bildiriyor.g. BOA. 1896 [C. s. 30 Ekim 1893. 28/61. 1891’de askerî konsolosluk sisteminin kaldırılmasının25 ardından yerine getirilen “siyasi konsoloslar”dan biriydi. c. UM. Bkz. “Tra bzon İngiliz Konsolos Vekili Mösyö Fitzma urice seya ha t ama cıyla geçenlerde Ka ra hisa r-ı Şa rkî’ye giderek Suşehri. Anca k hizmetçisi ola n Karslı bir Ermeni aracılığıyla Hamidiye’de bulunan Ermenilerin durumlarını izlettiği ve nüfus miktarları ile diğer durumlarına ilişkin bazı araştırmalar yaptırdığı anlaşılmıştır. Chief Dragoman of the British Embassy in Turkey. Daha sonra İzmir vekil konsolosu olarak Adana’ya gelen Fitzmauric e’nin faaliyetlerinin tespiti iç in Osmanlı hükûmeti tarafından Mülazım Ata Efendi’nin görevlendirildiğini görüyoruz. Ata Efendi.. Sivas Valiliği’nden Dâhiliye Nezareti’ne gönderilen telgrafta. Ayrıca Osmanlı devlet görevlileriyle de görüşmeler yapmıştı. Ağustos 1894 ile Mart 1896 yılları arasındaki Ermeni olaylarını incelemekle görevlendirildi. G.M. 17 Mart 1897. 1891’de Levant S ervis’te aldığı ilk görevlerini vekil konsolos olarak Van. Osmanlı idarec ileri Fitzmauric e’in Trabzon’daki görevi sırasındaki siyasi faaliyetlerinden birini rapor etmiştir. İmparatorlukta meydana gelen Ermeni olaylarının İzmir konsolosluğuna yansıyan yönlerini ele almaya devam ettiğimizde. PRK. 13-33. bu inancını da Mersin’den ayrıldıktan sonra Adana’dan kendisine ulaştırılan bir mektuba dayandırıyordu. Osmanlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İli şkileri (1891-1893). Koyulhisar ve Hamidiye kazalarını gezmiştir. 1313 Z 19. Martinus Nijhoff Yay. Currie’den Marquess of Salisburry’e. bu rapor.R. İzmir’deki tutuklu Ermenilerin serbest bırakıldıkla rı da 31 Ara lık 1896’da 131 numa ra lı ra porla bildirilmiştir”24 . İzmir.26. FO/195.e. DH. Ermenilerin Müslümanlarc a katledil24 25 26 27 28 TNA. Platt.8015] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın Zeytun Ermenilerinin durumunu öğrenme isteği üzerine hazırlamıştı. Türkiye: 3. Bu raporu. Ba şbakanlık Devlet Arşivleri Yay. Adana’da kaldığı süre zarfında hemen her kesimden Müslümanlarla yaptığı görüşmelerden ç ıkardığı sonuc u da iletmekteydi. Londra 1896. 114-115.. Müslümanların Hıristiyan reayaya güven duymadığı ve fanatik davranışlarının gittikç e büyük derinliklere ulaştığına dikkat çekmiştir.M. No: 158. 130-135. a. Erzurum ve Trabzon’da gerçekleştirdi. “Cumberbatch’tan Currie’ye” . Adı geçen kişi daha sonra Ordu kazasına gitmiştir…”27 . Bölgedeki Ermeni olaylarıyla yakından ilgilendi. Fitzmauric e. D. Bkz. İzmir konsolos yardımcısı olarak İzmir’den 10 Ş ubat 1896 tarihinde. BOA. ardından 1895-1896 tarihleri arasında İzmir Başkonsolosu olan Gerald Henry Fitzmaurice’in faaliyetlerine yer vermemiz gerekir. TMIK. Leyden-Boston 2007. Fitzmaurice. 27 Mart 1897’de Dışişleri Bakanlığ ına iletilmiştir. Y. konsolosu takip ederek faaliyetlerini bir rapor olarak sunmuştur28 . Sir P.. Fitzmaurice. 1895’te İzmir konsolos yardımc ılığına terfi etmiş. House of CommonsParliamentary Papers. s.1990.. İzmir’deki görevinin ardından Adana vekil konsolosu oldu ve Birecik’teki Müslüman olan Ermeniler hakkındaki soruşturmaya İngiliz delegesi olarak katıldı26 . . Bkz. Gerard Fitzmaurice (1865-1939). s.C.64 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 na izin verilmemiştir. Fitzmaurice raporunda. Zeytun’daki Ermeni olaylarını konu alan “gizli” bir rapor sundu. Ankara 2004. Fitzmauric e. Berridge.

79. bazılarının ise omuzlarını silkerek “ne yapalım. 1 Nisan 1895 TNA. ama sonuçta. buna mukabil onları ovalardaki Türk ve Kürt köylerine yerleştirerek. “Osmanlı idarecileri Zeytun Ermenilerini koruma ya ca ktır. FO/195. Vali. İzmir ve çevresinde yaşayan Ermenilerin. Fitzmauric e.1899. Bunlardan bazılarının bu durumu onayladığı. Bunu Müslümanlar arasında. Ermenilere ait evlerinin polis tarafından sudan bahanelerle arandığı ve eğer evinde Ermenic e bir milli şiir kitabı. Ermenilerin evlerinde silah araması yapılmasına dairdir. Vekil Konsolos Cumberbatch. Benzer bir şikâyet raporu. Osmanlı idarecilerinin nasıl bir tavır takınacakları yönünde tahminde bulunmuştur. Ayrıca. Osmanlı idarecileri hakkındaki düşüncelerine devamla. Ermenilerin güvenliğinin İngiliz hükûmetince sağlanması. Ermeniler ayaklandılar. bu şekilde yaklaşık 20 kişinin tutuklandığını. doğu vilayetlerinde yaşanan olaylardan dolayı olumsuz etkilenmeleri veya buradaki Ermenilerden birtakım olaylara dâhil olanlara karşı Osmanlı idarecilerinin aldığı tedbirler. Zeytun Ermenilerinden intikam alma isteğinin kök saldığı şeklinde yorumlamıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 65 mesinin Avrupa kamuoyunda yaratacağı tepkiyi düşünmeleri konusunda uyarmıştır. sadece aydın kişiliğiyle tanıdığı Halep Valisi Raif Paşa’ya güvenebildiğini.1946. İzmir. birkaç yüz Türk askerini parçalara ayırdılar ve diğer binlercesinin öldürülmesine veya ölmesine yol açtıla r.11. 10 Şubat 1896 TNA. bu Zeytun’da ki sekizinci isya nları ve hepsinin kökünü kazımalı” cevabını verdiklerini açıklamıştır. Ayrıca. Ermenilerin mağdur olduğu. Britanya’nın itibarını zedelemeyec ektir29 diyerek hükûmetine ç ağrıda bulunmuştur. Cumberbatch’tan Herbert’e.1946. FO/195. Zeytun Ermenilerinin Türklere saldırdıkları. Bu tahminin İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nda karar mekanizmalarını etkilemesi kaç ınılmazdı. Holmwood’tan Philip Currie’ye. Belki idareciler ya rdım kuvvetleri talep edecek. Konsolosluk tarafından. Ermenileri korumak iç in bütün gücünü seferber edeceğine söz vermişti ancak. İzmir. bunun özel bir komisyon tarafından a d hoc kararlaştırılmış bir karar olduğu ve Erzurum’dan başlayarak Anadolu’daki her kasabanın yoklanac ağına işaret etmiştir31 . İzmir. raporunda son olarak İngiliz hükûmetinin Zeytun Ermenileri arasında beklenen ilgisinin önemini vurgulamıştır. Valiliğe gelen emir üzerine evlerde silah aramaları yapılmıştır. Müslüma nla rın öç a lma duygusuyla saldırıya geçmelerine imkân tanınacaktır. Türkiye’de valilerin her zaman istediklerini yapamadıklarını ifade eden Fitzmaurice. Söz konusu raporlarla konsolosluk. bunun üzerine Türklerin de savunmaya geçtikleri” şeklinde bir açıklamayla. İngiliz hükûmetinin Os- 29 30 31 TNA. kendisiyle İzmir’den Mersin’e birlikte yolculuk yaptıkları sırada Zeytun Ermenilerinin korunmasının gerekliliği yönünde Vali’yi etkilediğini ifade etmiştir. 6 Ağ ustos 1896 . “ Holmwood’dan Philip Currie’ye” . Ermeni vilayetlerini gösteren atlaslar veya tanınmış Ermenilerin fotoğrafları bulunursa o kişi veya kişilerin derhal tutuklandıkları bildirilmektedir. kişilerin ön duruşma veya basit bir soruşturma olmaksızın tutuklu kalmalarından duyulan rahatsızlık ifade edilmiştir30 . FO/195.29. hak ve özgürlüklerinin sağlanamadığı yönünde değerlendirilecek şekilde rapor edilmiştir.

İpek. Türk Kültürü . İngiliz vatandaşı olan 32 33 34 35 TNA. bazılarının Kıbrıs’a da gittikleri ancak. FO/195. Müslüman muhac irlerin Anadolu’ya yerleştirilmesi meselesi de İngiliz konsolosluğunc a Anadolu’da Ermeni nüfusunun varlığına tehdit olarak algılanmıştır. N. Temmuz 1905’te Padişah II. konsolosluk bölgesi limanlarından Kıbrıs’a Ermeni muhaciri taşıyan gemilerin kalkıp kalkmadığının bildirilmesini istemiştir.1946. No: 383 Ankara. Mart 1995. tahmini bir sayı vermeyeceğini eklemiştir. İngiliz konsolosluğu kavaslarından birinin evinde toprağa gömülü olarak bulunmuştu35 . A.100. Koğuşturmaların yapıldığı ilk dönemden itibaren İzmir Başkonsolosluğu. H. Türk Tarih Kurumu. Bu. TNA. Diğer taraftan. “ Osmanlı Devletinde Ortaya Çıkan Göç Problemleri ve Türk Göçlerinin Bir Safhası: 1903-1904 (Rumi 1319) Yılında Meydana Gelen Göçler” . 1905-1906 yıllarına gelindiğinde.49. giderlerse 50 dönüm bağ ve ev verileceğine söz verildiği Büyükelçiliğe bildirilmiştir34 . ss. İzmir konsolosluğundan.Cumberbatch’tan Philp Currie’e. s. Ankara 1994. Ayrıc a delil olarak.1946.Sofuo ğ lu. İstanbul’daki son olaylardan beri Avusturya. Ayvalık’taki konsolos yardımc ısı Eliopoulos’tan edindiği bilgiye dayanarak.177-8. Ayrıc a yıl boyunca Anadolu’dan Kıbrıs’a ciddi miktarda Ermeni göçünün gerç ekleştiği. Büyükelçilik. XXXIII. 21 Ekim 1896 TNA. FO/195. buradaki kıyı şeridinin değişik noktalarından gemilerle ulaşıldığına dair konsolosluğun sağlam bilgiler edindiğini bildirmiştir. Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri . 155-159. Çünkü bu dönemde Kıbrıs. İzmir. Anadolu’daki nüfus hareketliliği de İngiliz hükûmetinin yakın takibi altındaydı. Ermeniler tarafından güvenliği tehdit edic i girişim ve olayları konu alan yazışmalar yapılmıştır. Bergama’daki Türk idarecilerinin Bulgaristan’dan gelen göç menleri Ermenilerin yaşadığı bölgelere yerleşmeleri için ikna etmeye çalıştıklarını. İzmir ve Manisa’da bazı Ermenilerin evlerinde dinamit ve diğer patlayıcılar ile Yıldız suikastıyla ilgili yazılarla planlar bulunmuştu ki bu Ermenilerden birkaçı İngiliz vatandaşı idi. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . 22 Eylül 1905 . Eliopoulos.89. 30 Eylül 1896 Bkz. henüz İngiliz yönetimi altına girmişti. Abdülhamid’e Yıldız’da düzenlenen suikastın ardından yapılan soruşturmalar ve alınan sıkı tedbirlerin neticesiydi. tutuklanan Ermenilerin durumunu yakından takip etmiştir. Vekil Konsolos Cumberbatch. konsolosluk bölgesinden sadece Ermeni muhacirleri taşımak üzere ayrılan “özel” bir geminin hareket ettiğine dair bir bilgiye sahip olmadığını ifade etmiştir32 . Konsolos vekili Cumberbatch. “ J. kutularda bulunan kitap ve kâğıtların bir kısmı. İzmir. Osmanlı Devleti’nin bir plan dâhilinde sistematik olarak Müslüman göçmenleri Ermenilerin yoğunlukta olduğu bölgelere taşıdığını iddia etmiştir. FO/195.66 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 manlı Devleti’nin güvenlikle ilgili aldığı tedbirlere müdahale çağrısı ve dolayısıyla iç işlerine karışma yolunu aç mıştır. Osmanlı hükûmeti hem nüfus dengelerinin sağlanması hem de kaybedilen topraklardan ve baskılardan kopup gelen Müslüman muhacirlerin yerleştirilmeleri meselesinin çözümünü sağlamak amacıyla birtakım tedbirler alınmıştır33 . C. İzmir. “ Cumberbatch’tan Philp Currie’e” .2209. Fransız ve Rus gemilerinin Başkentten S uriye sahillerine ve Mısır’a her hafta Ermenileri indirdikleri.

Konsolosluk.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 67 Ermeni kardeşlerin Türk hapishanesinde değil de konsolosluk hapishanesinde tutuklu kalmalarını sağlanmıştır. konsolosluk tercümanın Vali ile görüşmesi etkili olmuştur. 10 Ekim 1905 TNA. FO/195. imparatorluğun başkenti başta olmak üzere önemli noktalarda bombalı saldırı ve suikastlar düzenlemeye başlamasıyla Aydın demiryolunun da bombalı saldırılara uğrayac ağına dair bilgiler ortaya ç ıkmıştır. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . hangi gemilerle. H. Cemiyet üyelerinin İstanbul’da suikast yapmayı planlamak ve ayrıc a aynı amaç iç in İzmir’e kaç ak dinamit ve diğer patlayıc ıları getirmek. 1Ağ ustos 1906 TNA. Doğu vilayetlerinde Ermeni olaylarının başlamasıyla birlikte Aydın demiryolunun güvenliğine yönelik olası tehditlere karşı 1895’lerde. 22 Eylül 1905 TNA. Başkonsolos Cumberbatc h. Anc ak. “ Cumberbatch’tan” . dinamit dolu dört petrol varili İzmir36 37 38 39 40 TNA. bölgeyi dolaşmış ve herhangi bir sorun olmadığını rapor etmiştir40 . Bunlardan Karabet Danielian’ın Türk hapishanesine yerleştirilmesine engel olunmasında. FO/195. Tutuklular şu faaliyetlerinden dolayı suç lu bulunmuştur: İskenderiye.55.53. Yıldız suikastına bulaşmış Ermenilerin 1905-1906 yılları arasında süren duruşmaları konsoloslukç a yakından takip edilmiştir. 12 Aralık 1895 . FO/195. ne zaman gönderilec ekleri Büyükelç iliğe bildirilmiştir37 . “ Nicholas O’Connor’a” . FO/195.55. İzmir. bundan on yıl sonra Ermenilerin. Destekleyic i deliller: Bomba ve dinamitlerin bulunması. Adjem Karabet’ten dinamit ve tüfek temin etmek. tutukluların mutlaka mahkemeye ç ıkarılması yönünde Valiliğe baskı yapmıştır36 . Tutukluların sayıları. Cenevre ve Filibe’de kolları olan suç amaç lı gizli c emiyete üye olmak.1899. Üç ü İngiliz vatandaşı olan Manisalı Danielian ailesi mensuplarından Hadjatur ve Berteh serbest bırakılmış anc ak Karabet Danielian’ın tutukluluğu devam etmiştir. S uç delili olarak kabul edilen evrağı evinde bulundurmak39 . “ J. İngiliz vatandaşı Karabet Balli Danichan şu faaliyetlerinden dolayı suç lu bulunmuş ve bir yıl hapis c ezası verilmiştir: Manisa’daki Komiteye üye olmak. İzmir. tutukluların kendi itirafları ve belgeler ve diğer ikinc i derec e deliller. İzmir. İzmir. Devlet dairelerini ve umum binalarını bombalamakla genel barışı bozmayı ve toplumun ç eşitli kesimleri arasında sıkıntı yaratmayı istemek. İzmir.2235. 19-29 Ağustos 1905 tarihinde. “ Holmwood’tan Philp Currie’e” . “ Cumberbatch’tan” . Cemiyete para kaynağı bulmaya katkı vermek.2235.49.2209. FO/195. nerelere. 1Ağ ustos 1906 TNA. bizzat Başkonsolos Holmwood.95. “…bununla birlikte.2209. direnç göstererek mahkeme süresince Ka ra bet’i Konsolosluk ha pishanesinde tutmayı başardık” şeklindeki ifadesiyle doğrudan müdahalesini göstermiştir38 .

No: 391.2209. . Turkey: 2 (1896). istihbarat toplama. bu durumu önemle Büyükelçiliğine bildirmiştir.39. 1896 [C. İngiliz hükûmetinin Osmanlı’daki varlığını Tanrı’nın kendilerine sunduğu bir lütuf olarak ifade etmişler. Londra. İzmir. İzmir İngiliz Başkonsolosluğu. Evi kiralayanların İzmir bölgesinde ikamet ettiklerine ilişkin vali açıklamasını konsolosluk düzeltme ihtiyac ını duymuş. hem hükûmetlerinin kamuoyu oluşturmasında ihtiyaç duyduğu taraflı bilgiyi sağlamışlar. 3 Aralık 1895. Ermenilerin Osmanlı idaresinde yaşadıkları sıkıntılardan söz edildikten sonra. propagandalara zemin hazırlamışlar hem de birkısım Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu’na karşı başlattıkları uluslaşma müc adelesi ile imparatorluğun parç alanmasına hizmet etmişlerdir. Aynı mektup kopya edilerek Dışişleri Bakanlığı’na da ulaştırılmıştır. Ermeni davasının bir İngiliz davası olduğu bu dönemde konsoloslar. Currie’den Marquessof Salisbury’e. Ayasuluk civarında bulunanlar. FO/195. diğer ikisinin de bu ihbar sonucu yapılan araştırmalarla bulunduğu ifade edilmiştir41 . Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . FO/195. meydana gelen Ermeni olaylarında daima Ermenileri haklı bulan taraflı bir tutum sergilediklerini göstermektedir.68 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Aydın demiryolunda bulunmuştur. Mektupta. İngiliz hükûmetinin verdiği destek ve rehberliğe ayrıntılı bir şekilde teşekkürlerini sunmuşlardır43 . birkaç ay önce iki Ermeni tarafından tutulmuştu. House of Commons Parliamentary Papers. 1896. Bunlardan ikisi Ayasuluk’un biraz ilerisinde İzmir’e 50 mil uzaklıktaki köprü altında. İzmir gazetelerinden Ahenk’te 13/26 Ağustos 1905 tarihinde ç ıkan yazıda söz konusu iki Ermeni’nin Erzurum’dan geldikleri bilgisi terc üme edilerek delil olarak gösterilmiştir42 . 26 Ağ ustos 1905 Sir P. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . Raporlar. konsolosların ve diğer çalışanlarının. 204-205.2209.H. s. “ J.H. İzmir bölgesinden olmadıkları. 41 42 43 TNA. İzmir Ermeni Topluluğu Üyeleri imzalı bir teşekkür mektubu 5 Kasım 1895’te İngiliz Büyükelçiliğine sunulmuştur. Ermenilerin İngiliz Büyükelç iliğine teşekkürleriyle aç ıklanabilir. Diğer taraftan İngiliz hükûmetinin Ermeni meselesine yakın ilgi gösterdiğinin. İstanbul. İngiltere’nin. İzmir.41. Bomba ve dinamitlerin bulunduğu ev. resmi temsilcileri olan konsoloslukları arac ılığıyla aktif bir rol oynadığı belirlenmiştir. “ J. 22 Ağ ustos 1905 TNA. kollama gibi faaliyetlerle Ermeni meselesine müdahil olmuştur. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışarak Anadolu’daki Ermenilerin hamiliğini üstlenmesinin bir delili de. SONUÇ İzmir İngiliz Başkonsolosluğunun siyasi faaliyetleri kapsamında yakın plana alınan Ermeni meselesinde.7927] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. Vali Kamil Paşa’nın oğlu Said Bey tarafından demiryolu müdürüne bir Ermeni’nin bomba yerleştirdiği şeklinde ihbar etmesi. diğer ikisi de yine bir köprü altında İzmir’e 59 mil uzaklıkta bulunmuştur. Ermenilerin. tutuklu veya suçlu olma ihtimali taşıyan Ermenileri koruma.

Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye 2-Ta zimattan I. Enver Ziya. Başbakanlık Devlet Arşivleri Yay. Devletlerarası Hukuk ve Siyasi Ta rih Metinleri. ss. 2209. . Londra 1896. -Karal..8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. 658/37. -Kocabaşoğlu. A.C.M. -İpek. 2235’nolu defterler Resmi Yayınlar Osmanlı Arşivi Yayınları -Osma nlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İlişkileri (1891-1893). -Yerasimos. İstanbul A. 22: 3 (Yaz 1968): 297-316. Cilt (1-B). Dünya Savaşına. c. N. 1990.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 69 KAYNAKÇA Arşivler Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). Turkey: 6 House of Commons Parliamentary Papers. Londra FO/195. Ankara 1988.Ü. Hukuk Fakültesi Yayını. D. 7/50. -1896 [C.} MKT.1946. Makaleler -Iseminger. Stefenos. The Cinderalla Service: British Consuls since 1825. -Sofuoğlu. Ankara 1994. -Platt. DH... House of Commons Parliamentary Papers. Gordon L.M. 1314 M 07. İletişim Yayınları. 1312 Ca 04. -1896 [C. Nihat. Houghton Mifflin Company. 1313 Z 19. G. A. Martinus Nij hoff. TMIK. Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri . 8108] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. Fifty years in Constantinople and Recollections of Robert College. Londra 1879. XXXIII. 168-188. No: 383 Ankara. 1856-1876”. Boston ve New York 1909. 752/47. MHM. George. C. TMIK. Ankara 1953. Ma jestelerinin Konsolosları İngiliz Belgeleriyle Osmanlı İmparatorluğu’ndaki İngiliz Konsoloslukları (1580-1900). 1899. Gerard Fitzmaurice (1865-1939).8015] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96.} MKT. İstanbul 2004.Erim. Telif ve Tetkik Eserler Kitaplar -Berridge.. A. Türk Tarih Kurumu. M. DH. İngiliz Parlamentosu Yayınları -Parliamentary Papers (Accounts and Papers). Londra 1896.2. . Mart 1995. Osmanlı Tarihi VII Birinci Meşrutiyet ve İstibdat Devirleri (1876-1907). The National Archives (TNA). -Washburn. Türk Tarih Kurumu. 1313 Z 03. Türk Kültürü. Uygur. MHM. Leyden-Boston 2007. Middle Ea st Journal. Türk iye No: 3. “The Old Turkish Hands: The British Levantine Consuls. LXXX: Turk ey No: 10 Correspondence Respecting the Conditions of the Population in Asia Minor a nd Syria. House of Commons Parliamentary Papers. İstanbul 2001.R. Londra 1971. Londra 1896. Ankara 2004. “Osmanlı Devletinde Ortaya Çıkan Göç Problemleri ve Türk Göçlerinin Bir Safhas ı: 1903-1904 (Rumi 1319) Yılında Meydana Gelen Göçler”. 1896 [C. Archon Books. Chief Dragoman of the British Embassy in Turkey. Belge Yay.

70 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

çocuk ve genci şahin. Key Words Iqba l.tr . Selçuk Üniversitesi Do ğ u Dilleri ve Edebiyatı Bölümü Öğ retim Üyesi. olgun insanı kartal sembolleriyle betimlemiştir. çocuk . and desired the maturated young to act on the eagle’s sagacity and dignity. Dr. He advised the young to possess the courage and agility of the falcon by adhering to the path leading to wisdom and consciousness. Iqbal symbolized the child and young with a falcon and the human with an eagle. Doç. hkuyumcu@selcuk. “Bal-e Cibril” ve “Zarb-e Kalim” adlı eserlerinde şairin edebi ve fikri olarak gelişim süreci içerisinde çocuk ve gence bakışı incelenmiştir. Anahtar Kelimeler İk ba l. İkbal. books called “Bang-e Dara” . genç CHILDHOOD AND YOUTH IN IQBAL’S P OETRY WORLD Summary Within this article. Childhood.edu. Gençten şahinin cesaret ve ataklığına sahip olmasını isteyerek bilince ve bilgiye giden yoldan ayrılmamasını öğütlemiş. Youth a nd Fa ble ∗ Yrd. Issue : 5 Pa ge : 7 1 -8 8 ÇOCUK VE GENÇ İKBALİN ŞİİR DÜNYASINDA Hakan KUYUMCU∗ Özet Bu makalede İkbal’in Urduca şiirlerinin yer aldığı “Bang-e Dara”. Sa yı: 5 Sa yfa : 7 1 -8 8 Ye a r: 2 0 1 1 .TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . olgunlaşan gençten de kartalın bilgeliğine ve vakurluğuna yakışır davranışlarda bulunmasını arzulamıştır. “Bal-e Jibril” and “Zarb-e Kalim” covering Iqbal’s Urdu poems have been reviewed and the poet’s views on child and youth during his literary maturation have been scrutinized.

anc ak kişisel düşünc e hayatı geliştikçe Amerikalı filozof Ralph Waldo Emerson. 1982: 12). 1997: 95–108).72 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Muhammed İkbal (1877–1938) yazmış olduğu şiirleri. ç oc ukları konu alan şiirler de yazdı. İslam kültürünün insanlığa kazandırdığı bir değerdir (Soydan. ç ocuk herkesi derinden etkiledi. Ödelli. mektupları v. yetişkin. “Baç ç e ki Dua”. tsz.: 11-18. toplumsal ve felsefi şiirler yazmaya yöneldi. Bu şiirler bütünleşmeye sadık kalma noktasında o dönem iç erisinde Müslüman. Hindu. 13. yüzyılda Mevlâna Celaleddin Rumi’nin de Mesnevi’sinde sıklıkla kullandığı ç eşitli hayvan motifleri bulunmaktadır (Karaismailoğlu. Özellikle mürşit-mürit ilişkisi iç inde İkbal ve Mevlâna’nın şiir tarzlarında benzerlik arandığında. İkbal’in edebi hayatının ilk dönemi (1905 öncesi) yaklaşık on sekiz yaşında dini ve politik amaç taşımayan gazel türünde şiirler yazmakla başladı. İkbal’in bu ‘ilk dönem’ şiirlerinde tasavvufi edebiyattaki mesnevi geleneğinden ziyade. Bu makalede İkbal’in edebi ha yatındaki a şamalar içerisinde onun Urdu diliyle yazmış olduğu “Bang-e Dara”. dürüstlük ve özgürlük bilinc i kazandırılmak istenmişti.b. siyasetç i ve fikir adamı. henüz İkbal’in şiir hayatının ‘ilk dönemi’ iç inde Mevlâna’nın Mesnevi’sinde kullandığı dinsel motifç ilik anlayışının belirgin olmadığı görülür. İkbal şiir hayatının ilk döneminde terc üme ya da uyarlama olmayan. sadakat. . yazılarıyla ulusuna yitirmiş olduğu “benlik” kimliğini kazandıran ve onu ayağa kaldıran büyük bir şair. 2005: 107–117. Alfred Tennyson ve Radolph William Cowper gibi İngiliz şairlerin şiirlerinin etkisinde politik. İkbal’in ilk şiirleri “Ek Gae aur Bakri”. 1981: 205–226). “Parinde ki Faryad”. makaleleri. “Ahd-e Tıflî (Çoc ukluk ç ağı)”adlı şiirinde psikanalist bir yaklaşım iç inde küç ük bir bebeğin tasvirini yapmakta ve o bebeğin bilgisini geliştirmek iç in pragmatizmin de özü olan ‘yaparak öğrenme’ aşamasındaki mac erasını dile getirir. “Ek Pahar aur Gilhari”. Toker. İkbal bu aşamada Hindistan’ın siyasi ve kültürel özgürlüğünü bir bütünlük iç erisinde ilk dönem şiirlerinden ‘Himalah’ ve ‘Taranah-e Hindi’ de kaleme aldı. “Bal-e Cibril” ve “Zarb-e Kalim” adlı şiir kitaplarındaki ‘ç oc uk’ ve ‘genç ’ e yaklaşımı inc elenmiştir. Ş iir hayatının bu evresinde Batı tarzı romantizm şiir onun ilgisini ç ekti (Quraishi. “Man ka Hab” başlıklı şiirleri yukarıda adı geçen şairlerden etkilenerek ç oc uklar iç in kaleme aldığı terc üme veya uyarlamalardır (Hamid Ahmed Han. İkbal bu etkilenmenin yansımalarını ilk olarak ç ocuklar iç in yazmış olduğu şiirlerinde dile getirdi. adalet. Bu şiirlerde bir veya iki hayvan motifi seçilip başlarından geç en olaylar konu alınarak ç oc uklara iyilik. 1999: 11-18). konuşmaları. “Eyk Makra aur Makkhi”. ‘Fabl’ tarzı masallardaki konu benzerliği daha baskındır.

yaratmış olduğu varlıklara bakarak anlar. Enam S urelerinde ç eşitli ayetlerde bitkilerin yaratılışı. aslında Mutlak Varlık ile yakın bir ilişki iç ine girilir (Muhammed Han Kayani. Mülk. Müminun. iki bağımsız unsur olarak ‘ideal’ ve ‘gerç ek’in varlığını belirtirken düşünc e ve varlık arasındaki ikileme son vermeyi amaç edinir. Hac . Enbiya. Allah’ın mutlak kudretinin bilgisi demektir. O ‘düşünc e’yi dıştan eşya üzerinde ç alışan bir eleman olarak görmez. arı. ova la rını sorma k Ve o iyi niyetli ya la nla ra şa şırma k… Göz görmeye va kıftı. hüsn ü aşkı gizlendiği sır perdesinden sıyırıp görmeye çalışmaya başladığı dönemdir. Furkan. kudretini ve bazı sıfatlarını. İnsanın da bunlar üzerinde düşünmesi ve yaratılış delillerine tanık olması gerekir. konuşma ya ma ildi duda k Sorma ya a rzum olsa da yüreğim yoktu. Araf. Anc ak “Baç çah aur Ş am (Çocuk ve Mum)” adlı diğer çocuk konulu şiiri bir ç oc uğun anlayabilec eğinden ç ok daha fazla anlam ve kavram yüklüydü. 2002: 59).1990: 247). İkbal ‘doğa’ kavramını ise sünnetullah kabul eder. Balç ığın özünden yaratılan insanoğlu (23:12) “Allah'ın varlığını. Nahl. Vakıa. Bir ç oc uğun şiir iç erisinde bu kavramları anlaması ve bağdaştırması oldukç a zordur. bitkileri. Naziat. İkbal’in İngiltere’de yaşamaya başladığı 1905 – 1908 yılları bakış aç ısının daha da geliştiği ve gerçekten mutlak gerçeğe yöneldiği. deve. Bu şiirde ‘düşünc e’ ve ‘doğa’ kavramları eklektik işlenişe güzel bir örnektir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 73 Çocukluk Çağı Dünya yeni bir diya r idi ba na Annemin sinesindeki genişlik bir ciha n idi ba na Her ha reket ca n lutfunun ema resi idi ba na Anla msız ha rf idi kendi dilim ba na Bir dert bebekken a ğla tsa ydı beni Ka pı zincirinin şıkırtısı mutlu ederdi beni Ba kıp dururdum sa a tlerce uyuya n a ya O ince bulut içerisinde sessizce dola şırken Defa la rca da ğla rını. sivrisinek. . yerleri. Fatır. c anlı ve c ansız varlıklar da kendilerini yaratmış olan Allah'ı bize tanıtırlar. düşünc ede. Diğer taraftan İkbal’in bu dönem iç erisindeki şiirsel düşünc e boyutunda artık felsefi ve edebî kavramları kendine özgü bir tarz iç erisinde kullanmaya başladığı görülür. Doğa bilgisi. dağları. Nuh S urelerinde çeşitli ayetlerle evrenin yaratılış muc izelerini beyan etmiştir. örümc ek gibi çeşitli hayvanları. Bakara. Allah varlığının delili olarak evrendeki ve dünyadaki yaratılış muc izelerini gösterir. Dolayısıyla bu şiirde “ç ocuk” teması yetişkinlere seslenilmek iç in kullanılmıştır. İkbal mutlak ‘Güzel’i aramaktadır (Hasan Razvi. Rad. ağaç ları. Yaratıc ı. Nitekim Allah Kuran'da. ‘Doğa’ gözlenirken. Her resmin kendi ressamını tanıtması gibi. Al-i İmran S urelerinde çeşitli ayetlerde insan yaratılışıyla.

Rüya dır. ‘Güzel’. da ğın heybetli sessizliğinde. Ah! Bu toplulukta o a şikâ r. Gül ba hçesinin sa kinlerinin cıvıltısında . sense sa klısın. ‘Güzel’. insanın düşünc esinde onu kabul etmesi iç in pek ç ok deliller sunmuştur. gizli… Büyük geçmişin silinmiş izlerinde. O. Mum sa dece bir a lev. Senin nurun a kıl peçesi a ltında gizlendi İdra k peçesi. sa ba hın gökyüzündeki a yna sında . ba ygınlıktır. Ruh sa dece görmek ister görünmeyeni Yoksa bu çölde neden inlesin ça n misa li Güzelliğin bu sıra da n cilvesinde bile ruh huzursuz . sen ba şta n a şa ğı ışıksın. Çocuk ve Mum Bu na sıl bir ha yra nlıktır ey kelebek huylu ya vruca ğız! Sa a tlerdir mumun kıvılcımla rına ba kıp duruyorsun Arzun." (15: 28) diye meleklerden de üstün gören yaratıc ının. şehirde. Ya ra ta nın onu a şikâ r. şa şkınlıktır. Minicik kuşla rın yuva la rını ya pma k için sa rf ettiği ga yrette. Yeni doğmuş bebeğin konuşma ça ba sında . Seni ise ka ra topra kta n fa nusun içinde neden sa klı tuttuğu bilinmez. Güneş ışığının ya yılışında . Ha ya t denilen şey unuta nlıktır.” (http://www. güzelliğin sonsuz okya nusu Göz görürse her da mla da güzelliğin fırtına sı va r. yani yaratılış muc izesi olarak örnek vermiştir. şa fa ğın kızıllığında . denizin özgürlüğünde. ma murda . ga flettir. ova da . da ğın pına rla rında . gecenin siya h örtüsünde. gören gözün tozudur. a guşumda dura n bu cümbüşü mü Yoksa ışığı mı koynuna a lma k? Minik ka lbin bu ma nza ra ya şa şırsa da Za ten da ha önceden gördüğün bu şeye a şina sın.c om/islam-ve-insan/allah-yaratilis-muc izelerikonusunda-dusunmeyi emreder –81880. vira nede. İkbal de 1905 yılında yazdığı aşağıdaki şiirde ç oc uğun muma duyduğu hayranlığın yaratılışta karşılaşılan ışıkla aynı olduğunu söylemesiyle başlayan ‘yaratıc ı güç ’ü doğada algılama egzersiziydi.turkishajan.html )Çamurdan yaratılan insan iç in “ona ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın. Gecenin ka ra nlığında . Kudret topluluğu. ‘Güzel’.74 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gökleri birer iman hakikati. Yaratıc ı ‘doğa’ ile kendi büyüklüğünü insanın gözleri önüne sermiştir.

Benim va ta nım işte budur. sorunları tespit etmeye ve bunlara ç özüm yolu bulmaya uğraşır. entelektüel ve kültürel bağımsızlığına odaklar (Zulfikâr. "Sabiriyye" kolunun dönemi ve "Nizamiye" kolunun dönemi olarak dört ana bölümde incelenir. 1997: 90).1 İkbal.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 75 Ha ya t. İşte budur va ta nım. Ta ta rla r onu yurt tuttu. Guru Nanak (1469-1539) ba şlangıçta Sihizm’i yalnızca dini akaidler çerçevesinde Müslüman ve Hindu unsurlarını uzla ştırmak için ba şlamıştır. Özellikle ç oc ukların. O. Bu kapsamda özdeksel ve tinsel yükseliş iç in Müslümanların potansiyellerini ortaya ç ıkarmalarına ve tinsel alanlarla birlikte özdeksellik iç inde İslam’ın tekrar yükselen bir değer olması gerekliliğini Hind Müslümanlarına inandırmaya ç alışır. Yurtseverlik duygularını artırmak iç in şiirler yazar. Sihizm daha sonraki yüzyıllarda İslamın en sert muhalifi olmu ştur. Hindistan Çocukları Ulusal Marşı Çişt2 i bu topra kla rda Ha k’ın mesa jını a nla ttı. yüzyılın sonunda Muinüddin Hasan el. "ta şra hankahları" dönemi. Hindistan'ın ilk ve en büyük tarikatı olan Çiştiyye tarikatının kurucusudur. 64). “ The Muslim Community – A sociological Study” ba şlıklı makalesinde Müslüman ulusun sorunlarına e ğ ilerek edebi hayatının bu ilk evresinde Hindu ve Müslüman uluslarının sorunlarına çözüm bulmaktaki bakış açısındaki de ğ işimi göstermesi bakımından önemlidir. İkbal daha sonra e ğ itim için yurt dışında bulundu ğ u dönem içerinde de bu konuya e ğ ilmeye devam etti ve İkbal. Çiştiye tarikatının tarihinde "büyük şeyhler" dönemi. Hindistan’ın politik. Hindu-Müslüman toplum arasında dostluğun temel taşı olac ağına inanmış olmalı ki ç oc uklardan başlayarak birlikteliğin sağlanması iç in ç alışır ve ülkenin ç ok renkli kimliğine vurgu yapar. Urduc a-Hintç e ç atışmasıyla ‘iki ulus’ kavramının başlaması ve John Locke. Hindular ve Müslümanlar arasında ç alışma birlikteliğini geliştirmeye uğraşırken Müslümanların eğitim ve ekonomik bağımsızlığını Hindularla aynı düzeye ç ıkarmalarının da önc elikle gerekliliğine inanır. Muînüddîn Hasan el. O sistemi “ Tanrı birliğ i” . Bu makale1904 yılında “ Mahzen” adlı dergide yayınlandı. Hica zlıla r onun için Ara p çölünü bıra ktı. 1 2 3 . Bu makale 1911’de “ Pencab Rivyu” adlı dergide Urducaya çevrilerek basılmıştır. XII.Çiştî (1142-1236). AÇIKLAMALAR İkbal henüz e ğ itimi münasebetiyle daha yurt dışına çıkmadan evvel de bu çalışmalara yönelmiş ve “ Kavmi Zindegi” adlı makalesinde ülke sorunlarına e ğ ilebilme cesareti göstermiştir. “ kast sisteminin reddi” ve “ Puta tapıcılığ ın faydasızlığ ı” üzerine kurmu ştur. “ insanlığ ın karde şliğ i” . onun susuz ka lmış ba lık misa li… (Kulliya t-e İkba l: 119–120) Bu şiirde yaratılanlarla Yaratanı bulmaya ç alışan İkbal şiir hayatının ilk döneminin sonlarında ilgisini. Na na k 3 bu ba hçede va hdet şa rkısı söyledi. Milton ve Thoma gibi İngiliz idarec ilerin Muslim-Anglo Oriental College (Müslüman-İngiliz Ş ark Koleji)’de 1900’den sonra geliştirmeye ç alıştıkları batılı düşünc enin ürünü olan Müslüman milliyetç iliğini İkbal kabul etmeyip batı düşünc e tarzı milliyetç iliği benimser (Zulfikar. Ş iirlerinde Hint alt kıtasında yaşayan etnik grupları ve farklı c emaatleri şiirlerinde bir araya getirerek ‘vatan’ kavramının sanki kısa bir tanımını yapar.Çişti tarafından sistemle ştirildi. Hindu-Müslüman dostluğunun oluşturulması iç in her iki grup arasında yaratılmak istenen dostluğun gelişmesini engelleyen eksiklikleri.

Benim va ta nım işte budur. İkbal’in bahirlerinde başarılı seç imler yapmadığı için mesnevi tarzındaki şiirlerinin tutulmadığını belirtir (Hamid Ahmed Han: 111). O. Bütün dünya ya bilgi ve hüner verdi.76 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Yuna nlıla rı ha yra n bıra ktı. Mücevherlerle Türklerin eteklerini doldurdu. İkbal’in ç ocuk iç in yazmış olduğu şiirlere bu dönemde rastlanmaz. Anc ak Hamid Ahmed Han. Çünkü O gayretini eğitimine vermiş. bunun doğal sonucu olarak çocuk şiirleri yazmaktansa şiirlerinde çocukları ve özellikle de genç leri konu edinmeyi terc ih etmiş olabilir. beni kötü mü sa ndın Ey bu kederli iklime yeni gelen! Yine çığlık a ta ca ksın ba k Ba tma sın dikka t et! Ka lemin ucu sivridir. da ğla rı Sina ola n bu topra ğı Nuh’un gemisi kıldı mekâ n. Ah! Neden üzüntü veren şeyi seversin? Oyna şu kâ ğıt pa rça sıyla . İkbal’deki bu değişim “Taranah-e Millî” adlı şiirinde aç ıkç a görülmektedir. Benim va ta nım işte budur. Ana Kuzusu Senden bıça ğı uza kla ştırdığımda çığlık a ta rsın Ben iyilikseverim. şiir ç alışmalarını bir süre azaltmıştı. Za ra feti gökyüzüne merdiven ola n bu topra kta Ora da ya şa ma k cennette ya şa r gibidir Benim va ta nım işte budur. Anc ak konunun dışına ç ıkmamak iç in milliyetç ilik konusunu sınırlı tutmak uygun olac aktır. Fa rsın sema sında n düşen yıldızla rı. İkbal’in edebî hayatının ikinc i dönemi (1905–1908) kendi eğitimiyle meşgul olduğu yıllardı. İkbal bu dönem iç inde kendi şiir üslubunu ararken ve mesnevi tarzında şiirler de yazar. Dünya nın va hdet na ğmesinin duyulduğu bu mekâ nda n Peyga mberime serin rüzgâ rla r geldi. Ş airimiz artık ‘düşünc e’. ‘sezgi ve varlık’ konularında bilgisini artırmaya başlamış. İşte budur va ta nım. bu türde ç oc uğu da konu alan bir şiir yazar. Onun sa hibi topra ğına zenginlik ba ğışla dı. za ra rsızdır . Tekra r sa ma n yolunun ışıltısıyla pa rla ttı. İşte budur va ta nım Ya şa ya nla rı Kelimin bendesi. Onun şiir ç alışmalarında bu dönemde bir azalma dikkat ç ekmektedir. İşte budur va ta nım (Kulliya t-e İkba l: 113–114) İkbal 1905 yılında yüksek tahsil iç in Avrupa’da üç yıl kaldıktan sonra ülkesine döndüğünde batı milliyetç ilik anlayışı yerini Müslüman milliyetç iliğiyle değişti.

senin gibi gülüyorum Görünüşte ben gencim. mekân ve zaman kıskac ına alınamazdı. 2003: 56). İslami ve millî iç erikli konular İkbal’in külliyatının dörtte üç lük bölümünü oluşturur (S oydan. Kur’an’dan aldığı ilhamla bütün inananların anc ak kardeş olduğunu ve üstünlüğün ırka değil. ba kışla rında ki enda zda . Hint alt kıtasında sürdürülmek istenen Panoryantalizm Propagandası (Keleşyılmaz. sınırlar iç erisine alınmış bir toprak parç ası değildi. Çünkü din. Hindistan Müslümanlarının ç ıkarlarının ve politik haklarının ilerletilmesi ve korunması. Ha ya tın. kötülükten kaç maya bağlı bulunduğunu bütün dünyaya ilan etmiştir. tarikat ve milliyetçi tutuc uluğun hayli yaygın olduğu bir zamanda İkbal. İslâm ve Müslüman karşıtlarına karşı uzun süreç li olac ak müc adelenin c iddi . (Ekrem. İslam Peygamberi de sadec e bir topluma veya bir bölgeye gönderilmiş peygamber değildi. Sen ka prisli ben de ka prisli Geçici zevklerin a şığıyım. artan Hindu milliyetç i hareketleriyle Müslüman milliyetç ilik arasındaki kıvılc ımları koc a bir ateşe dönüştürmek üzereydi. Din. Irkç ılık ona göre milletin birlik ve beraberliğini yaşanmaz bir hale sokmaktaydı. a ma ben de na da n bir bebeğim (Kulliya t-e İkba l: 97–98) İkbal’in şiir hayatının üç ünc ü evresi (1908–1926) konu ve üslup aç ısından kendini bulmaya başladığı dönemdir. amaç larından biri olan All India Muslim League (Bütün Hindistan Müslümanları Birliği)’in de 1906’da kurulmasıyla tek bir ç atı altında toplanmaya ç alışan Müslümanlar. Ona göre Müslümanların vatanı. a yrımla rın sınırla nma sında n ba ğımsız Anca k kudretin sırrı gözlerinden görünüyor Benimleyken bir şeye sinirlendiğinde çığlık a tıyorsun Sorun ne! Kâ ğıt pa rça sıyla oya la nsa na Ah! Bu a lışka nlık içerisinde ben de sa na uydum.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 77 Nerede topun? Nerede porselen kedin? Kırık ba şlı minicik ha yva n nerede? Senin a yna n a rzunun tozunda ki özgürlüktü Gözünün a çılma sıyla bu a rzu kıvılcımı pa rla dı Elindeki ha rekette. 1999: 60–62) iflas etti. hemen sa kinleşirim Gördüğüm güzelliğe ka na rım Ca hilliğim senin ca hilliğinden a z değil Ben de şimdi senin gibi a ğlıyor. 2006) 1908 önc esinde Ulus-devlet fikrinin imkânsızlığı. çığlık a tıyorum Hemen sinirlenir. Müslümanların vatanı bütün dünya idi. Müslümanların vatanı dar bir toprak parç ası olamazdı. Bu aşamadan sonra İkbal. bütün insanlığa ve bütün dünyaya indirilmiş evrensel bir mesajdı. varlık müc adelesinde politik bir kimlik kazandı. Kur’an.

. Dünya ida resindeki esa sla rın ya ra tıcısı. onu rahatsız etmekteydi. 1998: 20–25). O Batı tarzı bir milliyetç ilik anlayışını şiddetle reddetti ve Müslümanların milliyetç ilik anlayışında sınırların kabul edilemeyec eğini. Hindu-Müslüman birlikteliği düşünc esinin akıldan ve gönülden kalktığı dönemdir. Ruhbanlık. dünya hükümdarları. Seni sevgisinin kuca ğında besledi. Batının sadec e düşünc elerini değil toplumsal gereksinimlerini de araştırdı. şiirlerinde de vurguladı (İkram. Kelimelere koysa m. c ehalet gibi konular üzerine ç alışmalar yaptı (Quraishi: 16–18). Entelektüalizm ve dinamizm iç erisinde yeniden yapılanan dünyada siyasi liderler pozisyon almaya ç alışırken eski liderler de kaybettikleri pozisyonları yeniden ele geçirme gayreti iç erisindeydiler. Onun. 1908 kışına doğru eğitimini tamamlayan İkbal ülkesine geri döndü. dünya ida recileri ve dünya yı süsleyenler. Londra’da S iyasal Bilimler Fakültesinde hukuk eğitimi aldığı bu dönemde dini konularda pek ç ok konferanslar verdi. 1985: 85). İkbal bu noktada aşağıdaki şiirde sahip oldukları değerlerin kıymetini bilemedikleri iç in Müslüman genç liği muhatap alıp sitemli bir şekilde atalarına layık olmadıklarını vurguladı. 1908 yılında Cambridge’de Muslim League (Müslüman Birliği)’in Londra ofisinin kuruc u üyesi oldu (Zafar. Zenginler fa kirlerin korkusuna ha yır ya pma kta n ka çındıla r Kısa ca o sa hra da otura nla rın kimler olduğunu sa na na sıl a nla tsa m Onla r dünya fatihleri. Ülkenin iç inde bulunduğu ayrımc ı yapılanma. güzelleşmeye ve süse niçin ihtiya ç duysun” 4 Alla h’ın kulla rı yoksulken da hi o ka da r ga yretliydiler ki. Bu dönem. yazgıcılık. resimlerini çizip ne ka da r a nla tma k istesem de Anca k bu ta svir senin ha ya l gücünün çok ötesinde Seni a ta la rınla kıya sla ya ma m 4 Şiirde geçen bu mısra Hafız Şirazi’ye aittir. İslami öğretileri yeniden ele alırken zamanın değişen şartlarına göre uygulanabilir bir alt yapı oluşturmaya ç alışması reformc u kimliğinin de öne ç ıkmasına yardımc ı oldu. Fakr u Fahri ’nin za ma nında ki ida renin ha şmetinde “Güzel yüzlü. İkbal. Anc ak İslâm âlemi üzerindeki miskinlik yaratan bulutlar bir türlü dağılmak bilmiyordu.78 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 hazırlıklarını yaptı. Uyga rlığın biçimlendiricisi. Müslüman Gence Sesleniş Ey Müslüma n genç! Hiç ka fa yorma dın Senin düşen bir yıldızı olduğun gökyüzü neydi? Da rius’un ba şında ki ta cı a ya ğı a ltında çiğneyen bu millet. Deve sürücülerinin beşiği ola n Ara p çölü. Müslümanların bulunduğu her yerde İslam’ın sınırlarını oluşturabilec ekleri düşünc esini.

Ayrıca keskin görüşlü oluşu. onla r eylem. tehlikeleri sezişi ona yakalanması zor bir c anlı olma özelliği kazandırır. Allame İkbal üstadı Mevlana gibi sembollerin adamıdır. Güvercine a ç değilim ben 5 Bu beyit Ğanî Ka şmirî’ye aittir . Bu kişiler zihinlerinde tasarladıkları ve özlemini ç ektikleri dünyanın maddi tezahürlerini ifade edebilmek iç in sembollere başvururlar.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 79 Sen sözsün. kurarken de kendine en az zarar verecek sarp yerleri seçer. zamanını. ne gülçin. sen yıldızsın. Civa nmerdin ga zilik ya ra sıdır. İkbal ‘şahin’ gibi olmasını istediği gence seslenirken onun özelliklerini de şiirinde aç ıkç a belirtmiştir: Şahin Rızkın a dı su ve da ne ola n O dünya yı bıra ktım. O Müslüman genç liğe seslenirken genellikle ‘şahin’ simgesini kullanmayı terc ih etti. Çünkü ‘şahin’ daima yükseklerde uçar. Süreyya ’da n topra ğa a ttı bizi Hükmetmek geçiciyse onun için neden a ğlıyoruz Dünya nın mutla k ka nunda n yok ça re Oysa a ta la rımızın kita pla rı ilim incileri Bunla r Avrupa ’da incelenirken gönül olur pa re pa re “Ey Ga nî! Pir-i Kena n’ın göz nurunun Züleyha ’nın gözünü ka ma ştırdığı ka ra günü izle” 5 (Kulliya t-e İkba l: 207) Mustafa Yılmaz’ın “İkbal ve benzeri kişilikler düşünc e dünyalarının giriftliği ile temayüz ederler. Çölün tenha lığı mutlu eder beni Ezeldendir ya ra tılışımda ki dervişlik Ne meltem. Bu sembollerin anlaşılabilmesi de hakikatin tezahürlerinin anlaşılmasıyla mümkün olur. yuvasını yüksek yerlerde kurar. Ba hçelerden uza k durma k la zım Onla rda pek çok ba şta n çıka rıcı cilveler va r Çöl rüzgâ rıyla oluşa n ölümcül ya ra . biç imini ve taşıdıkları özellikleri şiirinde anlatmak istediği amaç doğrultusunda kullandı. Ş airimiz sembollerin yerini.” (Yılmaz: 2007) ifadesi sembollerin şiirdeki kullanım özelliğini ve önemini vurgular. onla r gezegen Biz a ta la rımızda n ka la n mira sı ya ğma la dık Gökyüzü. ne bülbül Ne de a şk na ğmesindeki illet.

80 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ha ya tım sa dece za hitliktir benim Üzerine a tılma k. Senin yuva n sulta nlık ka srının kubbesinde değildir . ha lıla rın İra nî senin Ka n a ğla tma kta ba na gençliğin tembelliği Zenginlik ne ki. Gençlerde şahin ruhu uya ndığında Menzillerinin gökyüzü olduğunu görürler Umutsuz olma . Hüsrev de olsa n ne fa yda Ne Ha yda r’ın gücü ne de Selma n’ın perva sızlığı va r sende Ara ma bunu ça ğımızın kültürünün tecellisinde Çünkü ben Müslüma nlığın mira cını sa bırda buldum. Bir Genç Adına Sofa la rın Avrupa î. İna nçlı erkeğin umudunda Alla h’ın sırda şla rı va rdır. Ondaki Batı özentisini fark ederek atalarını hatırlatmak ve kendi felsefi bakış aç ısıyla gençliğe benlik ruhunu kazandırmak iç in ‘şahin’e benzettiği genç liğe karakterini hatırlatma gereği duyarak seslenir. umutsuzluk ilim ve irfa nın yok oluşudur. ba şka mekâ nla rında va r (Kulliya t-e İkba l: 389 -390) İkbal daha sonraki yıllar iç inde de genç liğin başıbozukluğundan ve tembelliğinden rahatsız olmuştu. geri çekilmek ve tekra r sa ldırma k Ka nı sıca k tutma nın ba ha nesidir. neden ga mla na sın Ah u figa n dolu da ha nice ma ka mla rın va r Sen şahin sin görevinse uçma ktır senin Ka rşında da ha nice gökler va r İşte bu gün ve gece a ra sına sıkışıp ka lma sa na Ba şka za ma n. (Kulliya t-e İkba l: 495) Gazel Yıldızla rın ötesinde ba şka â lemler de va r Aşkın da henüz türlü türlü imtiha nla rı va r Sa dece ya şa mda n iba ret değildir bu feza la r Bura da yüzlerce ba şka kerva nla r da va r Şu renk ve koku â lemiyle yetinip ka lma sa na Ba şka çemenler ba şka a şiya nla r da va r Bunla rda n biri ka ybolduysa . Bunla r ba tı ve doğu kekliklerinin dünya sı Benimse ma sma vi gökyüzüdür dünya m Kuşla rın dünya sında bir dervişim ben Çünkü şahin yuva ya pma z.

İkbal. Bu yoğunlaşma. S ezai Karakoç’un Taha’sı neyse. Bu yüzden özellikle genç nesil. Dolayısıyla büyük şair. Özünü. Çünkü İkbal karakterini kaybetmiş. aydınlık ve yumuşak tutan manevi mekân olan kalbi oluşturac ak reç eteleri ona ve dolayısıyla gençliğe vermekteydi. bu tavsiye ve mesajlarını biric ik oğlu Cavid iç in yazdığı şiirlerle gençliğe de iletmek istemiştir. “Tulu-e İslam” ve “Asrar-e Hudi” şiirleri de bu ç izgide yazılmıştır. göz ve gönül perdesini kaldırarak sezgilerini kuvvetlendirec ekti. bu davalara sahip ç ıkac ak yeni nesiller bırakmak isterler. Bu şiirler verilen mesaj aç ısından oldukç a etkileyicidir. akıllı. temiz düşünceli ve keskin zekâ lı (Kulliya t-e İkba l: 443) Benlik sazında ebedî hayata aç ılan kapıyı şairimiz oğluna anlatırken ruhu ve aklı. İkbal gibi büyük düşünen lider ve şahsiyetler iç in ideal bir dünya ve zengin bir hazine kaynağı oluşturur. kaybettiğinin farkında olmayan bir genç lik istemiyordu. Büyük dava adamları. Böylece genc in inanc ı kuvvetli ve ümidi daim olac aktı. ondaki tinsel değişimin haberc isiydi ve ilk olarak 1912 de kaleme aldığı “Ş am-o Ş air” adlı şiirde fark edildi. İkbal’in Câvid’i de odur (Ekrem: 2007). aslını kaybetmiş genç liğe bu değerleri . Mehmet Âkif’in Âsım’ı. kendi iç dünyalarının derinliklerine girmelerini ve buradan elde ettikleri manevi aşkla varlıklarını yüc eltmeleri için yeni arayışlara yönelmelerini tavsiye etmiştir. Cavid’e Benlik sa zında ebedî ha ya tın a ya k izi va r Ümmetlerin çıra sı benlik a teşiyle pa rla r Sa na bir sözüm va r: İnsa nın yüce bir ga yesi olma lı Bu ga ye insa nı ta m ta tmin etmeli ve da ima yüceltir olma lı Yükseklere uçma melekesi ya ra tılma dı ka rga da Aksine ka rga ile sohbet şahin ya vrusunun kişiliğini bozdu Devrin gözünde ha yâ ba ki değil a rtık Ra bbim senin gençliğini tertemiz kılsın Herha ngi bir ha nka hda otura ma dı İkba l Çünkü o ince.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 81 Sen şahin sin. c oşkun ve enerjik bir gençliğe sahibi olmak onların en büyük emel ve hayalleridir. kendilerinden sonra gelenlere. (Kulliya t-e İkba l: 447–448) İkbal bu dönemin sonu itibariyle 1908–1924 arası dini düşünc esindeki gelişimiyle İslam dünyası ve Hint alt kıtası Müslümanlarıyla alâkalı sorunlar üzerinde yoğunlaştı (Soydan: 15). da ğla rın zirvelerindeki ka ya la rda kona kla ma lısın. ileriki yıllarda yazdığı şiirlerde genç Hind Müslümanlarının da bu konular üzerine yoğunlaşmalarını. Fikret’in Hâluk’u. Mukaddes davayı yüksünmeden yüklenec ek.

Ya şlı a vcının işine gelmez Ab-ı ha ya t bu dünya da dır Tek şa rt ona susa mış olma k Gerçeklik yolu ga yrettir Ka lenderlik ga yret ile ta ma mla nır. I Cavid’e Sinede olma z ise sıca k yürek Ha ya t boşlukta a kıp gider Av eğer a kıllı ve a tik olursa . Şeyh’ul İslam Cam’a gönülden ba ğ lı bir tasavvuf ehliydi. Ey ba ba sının ca nı! Şahin a sla sülünün kölesi olma z Bulunma z değildir sözün değeri. Methiyeleriyle tanınmış bir Arapça üstadıdır. Fakirlik düşünc esini Kuran’dan alan İkbal (Hasan Razvi. 1990: 224) genç liğe ve insanlara bunun anlamını kavratmak iç in gayret gösterdi. sa lta na t yolu değil Sa tma benliğini. na m sa l dervişlikte (Kulliya t-e İkba l: 477) İkbal oğluna yazdığı bu şiirlerde ulusunun genç lerine gayretli olmayı ve sürekli ç alışmayı öğütledi.82 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bulma seferberliği başlatırken de gencin yolunun sadec e Batı medeniyetinden geç mediğine de dikkat ç ekti. Cavid’e Kendine bir yer ya p a şk diya rında Yeni bir za ma n. Gençliğin kendilerine kalac ak hiç bir maddi değere itibar etmemelerini. yeni sa ba hla r ve yeni a kşa mla r getir meyda na ! Alla h eğer fıtra t şina s gönül verdiyse sa na Ba hşettiği la le ve gülün sessizliğinden söz çıka r Eğer Alla h sa na ta bia tı a nla ma kudreti verirse! Frengin ka dehini ka ldırma Hindin renkli çömleğinden şişe ve ka dehimi ya p Üzüm da lıyım ben. meyvem ga zelimdir Meyvemden la le gibi kırmızı şa ra p ya p herkese! Yolum dervişlik yoludur. Gerçek adı Molla Abd’ur-Rahman’dı. aslını unutmadan gelişmelerini istedi. . Yüzlerce Enveri6 ve binlerce Ca mi7 ! Benim minderim dünya da mı ki 6 7 Gerçek adı Ahad’ud-Din’dir.

İkbal ‘fakr’ı iki anlamda kullanır “Biri yapıc ı ve üstün değerlere ulaşmış fakr. temel görüşlerinden biri olan nefsi terbiye etmenin. genç lere önc elikle öğretilmesi üzerinde durdu. İkbal “Gönül ehli için fa kr. Çünkü insanın ve onun oluşturduğu toplumun huzuru. ‘fakr’ insanı olgunluğa. Tasavvufta fakr mal varlığından yoksun anlamına gelmeyip Kul’un Allah’a olan muhtaç lığının farkında olmasıdır. sevgililerini de Ayvaz’a benzetir. ‘fakr’ kavramı iç erisinde. Ka ma şır onunla a klın gözleri Ebu Ali8 ve Ra zi9 nin sürmesiz Ma hmud’un ihtişa mını ka za nır Fıtra tında olma z ise Ayva zlık10 Senin dünya nda ki bu İsra fil 8 9 10 Tıp ara ştırmacısı İbni Sina’dır Tıp ara ştırmacısı Ebu Bekr Muhammed ibn Zekeriya bin Yahya er-Razi’dir Gazneli Mahmud’un kölesidir. diğeri ise yıkıcı ve toplumu yanıltıp yanlış yola sürükleyen fakr” (S oydan. hayat yolundaki arayışında yapıc ı ve üstün değerlere ulaşmayı öğütler. Şairler kendilerini Mahmud’a. Din ve zenginlik kuma r İşe düşkün ola n kul ka lma dı Ka la n sa dece boş boğa zlık Eğer fa krı ra ma ya gücün va rsa Aslı Hica zlıdır onun O fa krda n insa n ya ra ttı Alla h’ın kimseye muhta ç olma ya n şa nı Serçe ve güvercin için ölüm ola n şahin lik İnsa n için ma ka mdır. bunun öğretilmesine bağlıdır. kendini inzivaya ç ekerek varlıktan kendini uzak tutmaya değil. 111). İkbal sürekli olarak gence. kâmil olmaya götüren önemli bir süreçtir. . Cavid’e Mümine a ğır gelir bu gece ve gündüz.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 83 Benim dünya gözündeki sa ygınlığım Sözümün doğruluğunda ndır Alla h’ın dininin verdiği yücelik mira s değildir Oğluna ne ka da r güzel buyurur Niza mi: “Senin büyük olma n gerektiği yerde Çocuğum olma nın sa na fa yda sı olma z” (Kulliya t-e İkba l: 601) İkbal. şa hlığın ta kendisidir” derken maddi zenginlikten kendini ötelemiş bilge kalender insanın kalplerde bıraktığı etkiyle yücelec eğini inanır.

Böylec e Müslümanlar arasında İslam'a yönelik geleneksel . ç ağdaş İslami uyanış ya da modern İslami Rönesans dönemi diye adlandırabilec eğimiz periyoduna mensuptur. bütün insanlığın mutluluğunu da sağlamalıydı. bütün Müslümanları iç ine alabilec ek ve insanlığın huzurunu sağlayac ak olan bir İslâm devletinin gerekli olduğunu. bu devletin inanç ta ve hedefte bütün Müslümanları kuc aklaması arzusuyla yetinmek durumunda kalırken. İkbal’in gerç ekleştirmek istediği hedeflerden birisi de Dünya İslâm Devletinin kurulmasıydı. İkbal. yakın İslam tarihinin. Her ne kadar genc in kendine has değerini anlamış ve görüşlerinin özünde nefsi eğitmeyi hedeflemişse de bunun da yeterli olmadığını anlamıştı. Hint-Pakistan Alt Kıtası'ndan S eyyid Ahmet Han. İkbal’in oğlu Cavid. ömrünün son dönemlerine yaklaştığı ve edebi hayatının da sonu olarak belirtilen 1930-1938 yılları arasında genc i artık toplumu oluşturan bir ‘birey/ferd’ olarak görmüş ve şiirlerinde ‘birey’ kavramına ağırlık vermiştir. Türkiye'de anayasalcılık taraftarı Mithat Paşa. Bu ülkü ve prensiplerin gerçekleşmesiyle de bireyin ve toplumun mutluluğu sağlanmalıydı. Anc ak İkbal. Pakistan’ın kuruluşuna temel hazırlayan liderlerin fikir babası da oldu. devamlı söyleyerek bir İslâm devletinin gerç ekleşmesi yolunda büyük ç aba göstermiş. bu ç abaları esnasında hiç bir zaman ırkç ı bir yaklaşıma meyletmemiştir. Diğer taraftan iyi yetiştirmiş bireylerden oluşan toplum birey hata yaptığında toplumun kendisi tarafından düzeltilec ekti. Cemaleddin Afgani'nin ç abaları ile başlamıştır ve ardından İslam dünyasının yetiştirdiği pek ç ok saygın şahsiyet. Mısır'dan Muhammed Abduh. Rusya'da Mercani. Hindistan’da yaşayan Müslümanlar iç in bağımsız bir İslâm devleti olmasını. babasının Pakistan hareketi oluşumu iç inde yer almadan önc eki süreci şöyle özetlemiştir: “Pakistan hareketinin iki boyutu olduğunu unutmamak gerekir. İkbal öyle ya da şöyle. Birey görevini doğru biçimde yerine getirmez ve yanlışa neden olursa bu yanlışlığın topluma da yansıyac ağına inanmıştı. Toplumun bir ülküsü ve onları bir arada tutan prensipleri olmalıydı.84 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Neyzenlik zevkine sa hip değil Onun dünya yı ka rıştıra n ba kışı Şu perdede ta ma men hiledir Bu çilekeş fa kir buldu Kılıçsız ve oksuz ga zilik şa nını Müminin işte bunda dır zenginliği Alla h’ta n ister ise fa kirliği (Kulliya t-e İkba l: 602) İslam’ın temel prensiplerini ve ülküsünü genç lere öğretmeye ç alışırken. Bu. Bu nedenle İkbal. Çünkü birey ve toplumun oluşmasına destek olan ülkü ve prensipler.

Bu da gerekli olanı alma hususunda Müslümanları kararsız bıraktı. Bu devletin kurulmasıyla birlikte Hindistan’da bir taraftan Hinduların zulmü altında ezilen. Pakistan hareketinin iç inde İkbal’in yerini belirtmek iç in aç ıklamalarına devam eder: “S özünü ettiğim değerli Müslüman şahsiyetler. milliyetçilik ve vatanperverlik gibi yeni fikirlere karsı bir yanıttı. nükteli şiirsel üslubun Müslüman genç lik üzerinde bir işe yaramadığını görmüştür. şahin ya vrusuna “Ya vrum. O yıllarc a gönülden istediği İslâm’da Rönesans umutlarını c anlı tutac ak olan ç ocuklardan başlamak üzere ergin bireylerin İnsan-ı kâmil olarak bu hayat mac erasını bitirmelerini arzu etmiştir. Anc ak İkbal bu son döneminde “Cavidname” ve “Bal-e Cibril” gibi son derec e hoş. İkbal 1930 ile 1938 yılları arasında edebi ve felsefi döneminin dördünc ü devresinde çocuk şiirleri yazmayıp şuurlu birer Müslüman olan insanlara seslenmeyi tercih etmiştir. Bu fikirler bir anlamda Batı'dan Müslüman doğuya gelen anayasalcılık. O bu soruna en iyi ç özümün Hindistan'da Müslümanların yoğun olarak yaşadıkları ve c oğrafi bütünlüğe de sahip oldukları yerlerde kendi kaderlerini tayin etmeleri. Ş airimiz 1930’da sağlık durumunun bozulmaya başlamasından dolayı aktif siyasetten ç ekildi. diğer taraftan İngilizlerin sömürgesi altında olan Hintli Müslümanlar biraz olsun emniyete kavuşmuşlardı. kendisinin ölümünden sonra 1947’de Pakistan devletinin kurulması olmuştur. Ana ç aba batıdan gelen yeni fikirleri İslâm’la bağdaştığı ölç üde kabul etmekti. Bu döneme kadar bütün art yetişim bilgilerini kazanan İkbal.”(İkbal: 2007) Anc ak gelenekçi yaklaşım her zaman Batıdan gelen yeniliklere karşı tepkici bir yaklaşım iç indeydi. deneyimli ve olgun bir Müslüman olan İkbal. tam otonomiye sahip olmaları olduğunu düşünüyordu. Ş air bu zorunluluktan Hz. . yüksek umutlar bağladığı genç liğe “Öğüt” adlı şiiriyle seslenerek onu uyarmak istemiştir: Öğüt Şöyle diyordu ya şlı kartal. Cavid. Bilgili. işte Pakistan hareketini başlatan temel fikir buydu.” İkbal’in ç alışmalarının netic elerinden en önemlisi. O sıralarda Hindistan'da Müslümanlarla Hindular arasında iktidar paylaşımı sorunu vardı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 85 yaklaşıma karşı Reformist Hareket diye adlandırabilec eğimiz bir hareket başladı. modern dünyanın olumlu yanlarının benimsenmesini savundular. Musa’nın inanc ı iç in asasını kullanırken yapmış olduğu keskin vuruşları anımsatac ak “Zarb-e Kelim”i kaleme almıştır (S oydan: 17). Fars ve Urdu edebiyatları iç erisinde İslam dünyasının gurur kaynağı olan eserler kaleme almıştır. ilk dönem reformc ularının yapmaya ç alıştığı buydu ve ikbal de her ne kadar ç ok genç nesilden olup düşünc e sahnesine geç girmiş olsa dahi bu gruba dâhildi.

86 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Göklere tırma nma gücü versin Alla h ka na tla rına Kendi ka nının a teşinde ya nma nın a dı Gençliktir Çok ça lışma k ba ldır a cı ha ya ta Ya vrum. Gençlere. Şa hinin güvercin üzerine a tılma sında n a ldığı zevk Yoktur güvercinin ka nında ” (Kulliya t-e İkba l: 448) İkbal. şairimiz çocukluk evresinin ataklık . Sinede ya şa t pek çok ha rika sırrı Tutsa k ola nı a sla kılıçla boyun eğdiremezsin Eğitim a sidinin içine bıra k onun benliğini yumuşa dığında nereye istersen ora ya döndür. gençlere verdiği nasihatlerle yol gösteric i olmak isterken dilinden de onlar iç in duayı eksik etmez. gözün olma sın eğlencede İşte bu en büyük zulümdür o za va llıya Eğer a sla nın huyu dönüşürse kuzuya . İkbal’e göre genç lik inanç sız değilse de inanc ın niteliğini bilmemektedir. ‘kartal’ sembolüyle olgun insanı (İnsan-e Kamil) tasvir etmiştir. Ayrıc a o Batılılar tarafından kendilerine sunulan eğitim anlayışı iç inde genç liğin inanc ının bozularak gizli bir esarete sürüklendiğine işaret ederek ona öğüt vermekten vazgeç medi. İkbal özellikle 1905’den sonraki şiirlerinde ‘şahin’ sembolüyle çocuk ve genci. Bu a sidin etkisi iksire dönüşür Topra kta n yığın. “Zarb-e Kelim” adlı şiir kitabında da genç liğe batılı bir aristokratın. Öğüt Bir Frenkli Lord oğluna şöyle dedi: “Sürekli a ra ştırma ya yönel. a ltında n bir Hima la ya olur” (Kulliya t-e İkba l: 666) Ayrıc a İkbal. oğluna verdiği öğütle seslenerek gaflet uykusundan uyandırmayı arzulamıştır. İkbal’in genç liğin hayatındaki benlik arayışı ve ç alışma azmindeki tembelliği ve uyuşukluğu ölüme eşdeğer tuttu. sa na duyduğum tutkulu a şkı ver Uçma k ve görmek için onla ra bir kartal ın gücünü ver Alla h’ım senin ba na ba hşettiğin idra k gücünü Onla ra da Lütfetmen için ya lva rıyorum (Kulliya t-e İkba l: 411 ) SONUÇ Bu makalede alınan şiirler kısac a değerlendirilec ek olursa.

. kazanılan bilinç le o ç ağlarda atılan inanç temellerinin genç likte daha da geliştirmesini arzu etmiş ve şiirlerinde bunu vurgulamıştır. İkbal genç lerin.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 87 ve c esaretiyle bilincin yoğrulmasını tavsiye ederken. Çünkü İkbal’e ulaşmak ikbal/gelec ek den vazgeç memekle mümkündür. ç alışkan bir insan olarak zaman iç inde vakur bir kartala dönüşürken yüksekleri hedefleme arzusunu gönüllerinden silinmemesini arzulamıştır. erdemli.

com/islam-ve-insan/allah-yaratilis-mucizeleri-konusunda-dusunmeyiemreder-81880. Konya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayınları. İstanbul: İz Yayıncılık. -Yılmaz. -Zulfikâr. (1999). (1990). (1998). Muhammed İkbal – Aşk ve Tutku.medeniyet. -Hasan Razvi.2007.). Adnan. Lahor: İkbal Akademi. 3(9). Lahor: Bezm-i İkbal. Muhammed İkbal – Şu Masmavi Gökyüzünü Kendi Yurdum Sanmıştım Ben. -Ödelli.2005 http://www. Siyaset ve Şiir Dünyasıyla İkbal. A short History of Pakistan.turkishaj an.net/okul/mod. İkbal – Şahsiyat aur Şa‘irî. (1997). Allamah İkbal ka Tasavur-ı Fakr. İkbal Felsefesinde Kadının Yeri. Lahore: Aziz Publishers. -Hamid Ahmed Han. İkbal ke Fikrî A’ine.04. Halil. (1981). Fikirleri ve edebi yönü. Özgün.php?kat_id=83. İsmail. -İkbal. (2003). İkbal – Eyk Mutala‘a. Konya: T. Lahor: Sang-e Mil Pablikeyşıns. Celal.2007. Teşkilat-ı Mahsusa’nın Hindistan Misyonu (1914–1918).tr/bulten/metinler. 30.html. Doğu Dilleri. Mustafa. -İkbal. (2002). (1999).haksöz. Cavid. http://www. -İkram. -Soydan.04. -Keleşyılmaz. Ahmed Han.88 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Ekrem. İkbal aur Milli Taşahhuz. Ankara: AKDTYK Atatürk Araştırma Merkezi. -Zafar. -Toker. İslam Modernizmi Üzerine. Himalayalarda İkbal Arayan Yalnız Bir Adam. (2005). M. Lahor: Nukuş Pres. Felsefe. Ankara: Akçağ. 30. 30. Muhammed. Vahdet.04.php?mod=Publisher&op=viewarticle&cid=545&artid=179=109k. -Kayani. (1992). D. http:www. (tsz. -Karaismailoğlu. 2(4). (1997). Seyyid Muhammed.muhammedikbal.C. İstanbul: Şule Yayınları. Nüsha. Külliyatı-ı İkbal (Urdu).org. .php?makale_id=2&kat_id=15. (1985). (1990). Gulâm Huseyn. Hayvan Motiflerinde Mevlana’nın Dinsel Görüşleri. Lahor: İkbal Akademi. Mevlana ve Kültürümüz. http.com/kitap. Muhammed İkbalin Şahsiyeti. -Soydan. Celal.

Çivi yazılı tabletler. kendini göstermektedir. Archaeological a nd W ritten Sources ∗ ∗∗ Bu çalışma Selçuk Üniversitesi Bilimsel Ara ştırma Projeleri Koordinatörlü ğ ü tarafından desteklenen (Proje No: 06103015) “M. figurines. Millenium B. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. from the archaeological materials and written sources. Anadolu’nun Koloni Çağı’ndaki inancı politeisttir. Key Words Assyrian Tra de Colony Period.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Anahtar Kelime Assur Ticaret Kolonileri Çağı. The Assyrian Colony Period’s religion in Central Anatolia is polytheistic.edu. especially from Kaneš-Kültepe excavations. Konya 2010). Arkeolojik ve Ya zılı Ka yna k la r THE RELIGIOUS SITUATION IN THE CENTRAL ANATOLIA DURING THE ASSYRIAN TRADE COLONY P ERIOD Abstract We find out the information about the religious situation in Central Anatolia in Early II. Din. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Anatolian Religion. mühürler ve mimari olarak tapınaklar.Ö. Yerel Din. bin yılın başlarında Orta Anadolu’nun dinsel yapısını özellikle Kaneš Kültepe kazıları sonucunda ele geçirilen arkeolojik materyaller ve yazılı kaynaklardan öğrenmekteyiz. seals and temples as the architectural remains. rhytons. Kaneš-Kültepe. Sa yı: 5 Sa yfa : 8 9 -1 0 2 Ye a r: 2 0 1 1 . Orta Anadolu. Kaneš-Kültepe. libasyon kapları. The religion is important both in private and in official areas. isimli doktora tezinden faydalanılarak hazırlanmıştır. heykelcikler.. Arş. Central Anatolia. 2.C. The clay tablets. Issue : 5 Pa ge : 8 9 -1 0 2 ASSUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞI’NDA ORTA ANADOLU’DA DİNSEL YAP I∗ Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ ∗∗ Özet M. Gods are human alike but differ from the human by their supernatural powers.tr .Ö. help to shed light on the period’s belief. Gör. Bin Yılın İlk Çeyre ğ inde (Assur Ticaret Kolonileri Ça ğ ı’nda) Orta Anadolu’nun Sosyoekonomik Yapısı” . Dr. Haticegul@selcuk. II. bu dönemin dinsel inancına ışık tutmada yardımcı olmaktadırlar. Tanrılar insani özellikler taşımanın yanı sıra onları insanlardan ayıran özellik ise doğaüstü güçlere sahip olmalarıdır. toplum hayatının hem özel hem de resmi alanında.

Örneğin Hattice adı Urunzimu/Wurunšemu olan Güneş tanrıçası. 77: I. . yakl. önemli bir yeri olan bir başka tanrı ise. Yer altı tanrıç ası Lelwani. tanrılara hizmet etmek ve kurban gibi sunularda bulunmak olduğu düşünülmekteydi. II. Her ikisinde de bayramların önemi büyüktür. Hitit döneminde Arinna’nın eşi olarak görülen Fırtına tanrısıdır. Hurrice’de Tešup ve Luvic e’de ise Tarhun olarak bilinmekteydi.63. Anna. Arıkan 1998. II. politeist yani ç ok-tanrılı bir inanışa sahip oldukları görülmektedir. Onlara göre tanrıların birçok görevleri olup. Bir tanrının ismi farklı yörelere göre de ğ işebilirdi. ç ivi yazılı tabletler ve arkeolojik bulgular. Hatti’nin Fırtına/Hava tanrısı ve Güne ş tanrıçası Arinna. 1 2 3 4 5 6 Kramer 2002. tanrıların antropomorf suretinde.2 Her iki dönem inanç sisteminde. Tablet ve sair kalıntılarda ismi geçen tanrı ve tanrıçalardan bazıları Tuhtuhanum6 .46. Bu dönem Anadolu dininin. toplumun her katmanı ve kurumunu etkilediği düşünülmektedir. tanrısal çift olarak kabul görmü ştür. Ayrıca Tic aret Kolonileri döneminde önemli bir yere sahip olan tanrı ya da tanrıç a.3 Bu tanrı Hattic e’de Taru. Assur Ticaret Koloniler Çağı olarak bilinen bu dönem ile birlikte Anadolu’da yazı kullanılmaya başlanılmış ve bölge Tarihi ç ağlara girmiştir. Higiša. Ay tanrısı Arma. Hutter 1997. inc elenen dönemin inanç sistemini analiz edebilmek iç in. Hitit döneminde Arinna olarak geçmekteydi ve Hitit panteonunda en üst sırada yer alırdı. kaynak olarak kullanılac aktır.5 Bu araştırma esnasında. bin yılın ilk çeyreğindeki Anadolu dininin.Ö. çoğu benzer uygarlık toplumları gibi. Ünal1996.90 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ M. aynı zamanda da doğaüstü güçleri bulunduğuna inanırlardı1 . İnsanlar. bin yılın ortası ve sonlarındaki Hitit dönemi dini ile benzeştiği tahmin edilmektedir. 107. M. en önemli fonksiyonları kozmosu korumalarıydı. bin yılın ilk çeyreğinde (M. tanrı aynı olsa bile birden fazla ismi olabilirdi.Ö. II. Hattušili’den itibaren resmi Hitit dininde. Hitit döneminde de bazen bir farklı isim altında önemini devam ettirmekteydi. Bēlum. İnsanların yaradılış nedeni S ümerlerin ve Semitlerin ki gibi. 225. Bahsedilen dönemde Anadolu toplumunun.4 Bu tanrılardan ayrı olarak Hatti kökenli oldukları sanılan ve Hitit belgelerine adı geçen diğer tanrılar ise Arinna’nın kızı tanrıça Mezulla.Ö. M. görünmez ve ölümsüz olduklarına. Kamrušepa’dır (Hattic e: Kattahzipuri).Ö. diğer Eskiçağ toplumlarının din anlayışına benzediği. İlalianta. 1970-1725) Mezopotamya’nın kuzeyinde yer alan Assur kent-devletinin tüc c arları Anadolu’ya kalay ve değerli kumaşlar getirmekteydiler. Karasu 2003. Onun Hititç e’deki ismi ise bilinmemektedir. ÇİVİ YAZILI TABLETLERDE DİN Koloni Dönemi’nde Orta Anadolu’da yaşayan toplumlar yukarda da bahsedildiği gibi birçok farklı tanrıya inanmaktaydılar.

Aşağıda verilecek olan belge örneklerinde ismi geç en ve tanrı isimlerinin anıldığı kutsal festival ya da bayramlar aynı zamanda bölgesel takvim/takvimleri de belirlemekteydi. Kt n/k 1716b9 : “Kral tanrı Nipas’ın mabedinden çıktığında borçlular borçlarını ödeyec eklerdir…”. Aššur-malik’e borç ludurlar. Š anahurna’nın oğlu Kimelu’nun mührü. Kubabat. 7 8 9 10 11 12 13 14 Hirsch 1972. onun evi ve boş arsayı/toprağını. Peruwa. farklı kişiler arasında yapılan sözleşmelerde. Bayram 1990. 51. Aşağıda bu hususla ilgili örnek belgeler verilmiştir. 461. Borç sözleşmelerine göre... n/k 75 12 : ”… Onların her biri Nipas-bayramında 10ar šekel gümüş ödeyec eklerdir. 458. Tanrıç a Anna’nın bayramında o ödeyec ektir…”. Usūmum.Veenhof-Eidem 2008. Kt. Sözleşmelerde ve borç belgelerinde isimleri geçen tanrılar ise. Parka. Š ailati’nın oğlu Walhišna’nın mührü. Nisaba. Tanrılara atfedilen kutsal bayramlarla ilgili kayıtlara genellikle borç belgelerinde tesadüf edilmektedir. Bayram 1990. KKS 6a13 : “…bir ½ mina gümüşü Halupā ve Arnuwašu. Bayram 1990.”.7 Bu tanrı isimlerinin belgelerde zikredilme nedenleri ile Assurlu tanrılarına dair bahisler birbirinden farklıdır. Albayrak 2006. güvence olarak görmektedir. Nārum. genelde yazılı sözleşmelerde Assurlular tarafından şahit olarak gösterilirdi. 99-100. 230. Alili’nın mührü. Burada bahsedilen bayramlar diğer bir yönüyle de mevsimler başta olmak üzere takvimin oluşmasına zemin teşkil etmektedirler. Yani bu tanrı. Diğer taraftan. O gümüşü Anna’nın bayramında ödeyec ektir”. Kt b/k 134 b11 : “…tanrı Usūmum [adına yapılac ak bayram] da tartac aklar… Eğer ödemez iseler…” Kt. . Zura’nın oğlu Š akriuman’ın yükünden Peruwa’nın bir ½ šekel gümüş alac ağı vardır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 91 Nipas. Assurlular genelde tanrı Aššur’un hançeri önünde yemin ederlerdi. 27-28. taraflar arasında yapılan yeminlere hem geçerlilik kazandırır hem de bir çeşit garantör olarak görülürdü8 . borçlar genellikle hasat ve bağbozumu gibi tarımsal faaliyetlere ait ya da belli bir tanrı adına yapılan herhangi bir festivalde geri ödenecektir. Örneğin Assurluların baş-tanrısı Aššur. c /k 163414 : “Zura’nın oğlu Š akriuman’ın mührü. 456-462. Donbaz 1988. Harihari’dir. yerel tanrıların. Ali’nın oğlu. Kt a/k 335 10 :“…Tanrı Bēlum (adına düzenlenec ek bayramda) tartac ak…”. 459. Bayram 1990. daha çok bir rahiple birlikte kaydedilir ya da festivallerle beraber zikredilirdi. şahit olarak gösterilmemişlerdir. Matouš-Matoušová--Rajmová 1984.

T. 161. Š ule. Özgüç bu tapınaklara komşu olduğunu düşündüğü iki tapınağın daha varlığını açığa çıkaran kalıntılara rastlamıştır. Š ule’ye ödeyec eklerdir. (aynı zamanda) buğdayı ölçecekler bira ekmekleri ve buğday onların sıhhatli ve hakiki olanlarının başlarına bağlıdır”. Kültepe kazılarında tapınak olduğu sanılan ve Ib dönemine tarihlenen iki büyük bina ortaya çıkarılmıştır. tanrı Hikiša’nın rahibi olan kişi. Metinde geçen satırlara göre kral tanrının tapınağına giriyordu ve tahminen orada bir takım törenler uyguladıktan sonra mabetten çıkıyor ve böylelikle yeni bir zaman dilimine girilmiş olunuyordu. bunlar genel olarak borç sözleşmelerinde ya borç veren veyahut da şahit olarak görülmektedir. Bu kişiler için verilen ödeme süresi ise hem Assurluların hem de yerel takvime göre belirtilmiştir. 55-56. çoğu borç lar bayramlarda ödenmekteydi. Kt. Tanrıça Anna’nın tapınağında patrum olan Kikaršan’ın huzurunda. Dercksen 2004. Bu tür belgelerde rahiplerin genel ismi kumrumdur17 . şehrin bir bölümüne toplanmıştır. Söz konusu belgeden ç ıkarılabilec ek en önemli sonuç ise bir rahibin. Bu kumrumların her birinin. başka bir tanrının tapınağına bağlı oldukları düşünülmektedir. Belgeye göre ülkenin başında bulunan kişi yani kral belirli ritüeller uyguluyordu. kendi ihtiyacını rahatlıkla karşılayıp. Hikiša rahibi olan kişiye borç ludurlar. o tanrıya bağlı olan rahiplerle ilgilidir. Ona göre aynı planda yapılmış olan bu binalar. 191-192. bayramların belirli tarımsal aktiviteler döneminde yapılması ve böylelikle insanların (özellikle ç iftç iler) borç larını ödeyebilec ek duruma gelmeleriydi. Eğer Anna’nın bayramına kadar ödemezlerse. Bu metinde. Hapuwašu’nun oğlu Nikituar. harman mevsiminde bira ekmeklerini verec ekler. Hirsch 1972. başkalarına borç 15 16 17 18 19 20 Kienast 1984. Enna-S u’en’in ha muštumluğundan itibaren. Özgüç 1999.18 Rahiplere geri dönecek olunursa. Kt. (ve) Wališra’nın oğlu Haštali. Bunun sebebi yukarda da belirtildiği gibi. 87/k 3919 : “…Onun efendisi Koşuc uların Amiri Peruwa’nın huzurunda. Pazarc ılar Amiri Kalua’nın huzurunda. Donbaz 1993. 146-147. Donbaz 1996. Tanrı isimlerinin geçtiği bir başka belge grubu ise. . 461. iç lerinde hem Assurlu hem de yerli olan birden fazla kişiye 200 ekmek ve 21 çuval buğdayı borç vermiştir. Yine bayramlarla ilgili ortaya çıkan bir başka bilgi ise Kt n/k 1716b16 de görülmektedir. Verilen örneklerde de görüldüğü gibi. Bayram 1990. 46-50. Abiaškula’nın oğlu Hanu. Š imnuman’ı onun eşini ve onların beş oğlunu oradan götürec ektir”. Adamların Amiri Tamria’nın huzurunda. 88/k 108220 : “… İkiyüz bira ekmeği ve yirmibir ç uval buğdayı. Bu örnekte ise “mabetten çıkma “ olayından sonra borç lu olanlar borç larını ödemeliydi.92 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 FAOS 3715 : “…İki mina gümüşü Anna’nın bayramına kadar Šimnuman ve eşi. Labar<ša>’nın huzurunda”. Adala’nın oğlu Tamuria.

Nisaba rahibi Wašatapra’nın mührü. MİMARİ VE SANATTA DİNSEL MOTİFLER Tabletlerden ayrı olarak din konusu ile ilgili olarak bilgi veren diğer materyaller ise mimari olarak tapınaklar. S özleşmede iki rahip şahit olarak bulunmuştur. Hirsch 1972. Kt. Tuzun. Fırtına-Tanrısı rahibi Šuhurpia’nın mührü. sanatsal olarak ise törensel kaplar. Fakat bahsedilen rahip her iki durumda da yerli bir isim taşımaktadır. Haberc ilerin Amiri Elani’nin mührü. Adad’ın rahibi Š uhurpia’nın yerli ya da Assurlu kökenlibirisi olabileceği düşünülmektedir. ([…])’nın Denetleyic isi Hašui’nin mührü. Fakat burada göz ardı edilmemesi gereken bir husus bulunmaktadır ki. Turmali’nin mührü. 89/k 379 25 : “Baş Haberc i Wališra’nın mührü. Buradan iki farklı sonuc a ulaşmak mümkündür. Kt. Nikilit ve Šašalika. 89/k 383 21 : “Hikiša rahibi Ašuwan’nın mührü. Bu tanrı hakkında daha fazla bilgi için bkz. Bunlardan ilki borç lu veya alacaklı olmak üzere her birinin birden fazla tanrıya inandıkları şeklindedir. Bir boşanma vesikası olan bu metinde de yine şahit olarak rahipler vardır. . bu durum Anadolu toplumunun yabancı tanrı ve rahiplere karşı toleranslı olduklarını işaret etmektedir. koca ve karı boşandılar.. Kt. Haduwan’nın mührü.”. diğeri Assurlu bir tanrı olan Adad’ın24 rahipliğini yapmaktadır. Kubeatal’ın oğlu Haršula’nın mührü. 139-140. Aşağıda da görüleceği üzere zaman zaman borç metinlerinde farklı tanrılara ait rahipler aynı belge içinde şahit olarak kaydedilmiştir. Nakilit’in mührü. Baş Kahya Kammalia’nın mührü. Kammalia’nın mührü…”. Ib’ ye ait olan bu belgede şahit olarak yerli amirlerin bulunmasının yanı sıra. ….”. Donbaz 1993. Donbaz 1993. Š iliara’nın mührü. 89/k 371 26 : “Š amaš’ın rahibi Kuzia’nın mührü. Nisāba’nın rahibi Anunu’nun mührü…”. 89/k 37623 : “Ambarın Amiri İnar’ın mührü. kendi inandıkları tanrıların rahiplerini şahit olarak gösterebildikleridir. 21422 (Zarf): “Fırtına-Tanrısı rahiplerinin başı Peruwa’nın mührü. Bu belgede geç en “…Fırtına-Tanrısı rahiplerinin başı…” ifadesinden aynı zamanda tapınakta bir hiyerarşik sistem olduğu da anlaşılmaktadır. Donbaz 1993. Dercksen 2004. Peruwa’nın mührü. Hançer’in görevinde olan Happuašu’nun mührü. 134-135. Donbaz 1993. Pazarlar Amiri Hašuman’ın mührü. o da rahibin borç olarak verdiği bu ürünlerin kendisine mi yoksa tapınağa mı ait olduğunun bilinmemesidir. Rahiplerden biri Anadolu tanrısı olarak bilinen Anna’nın hizmetkârıyken. TC 3. Depoların Amiri Kunuwan’ın mührü…”. 170-171 ayrıca bkz. İkinci olarak ise sözleşme yapan tarafların. 137-138. Assurlu din adamları da bulunmaktadır ki. 2-5. 136-137. 173-174. Š ašalika …. Anna’nın rahibi Alluwa’nın mührü.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 93 verebilecek kadar ürün sahibi olmasıdır. heykel ve figü21 22 23 24 25 26 Derksen 2004. Kt. Adad’ın rahibi Š uhurpia’nın mührü.

Bu sözleşmelerde genelde memurlar ya da tarafların yakınları şahit olarak kaydedilirken. Dinsel törenlerde ve özel ayinlerde bu kaplara sunu olarak sıvı ve katı gıdalar konulduğu düşünülmektedir. Mezopotamyalılara göre. yağ ve muhtelif buğday türlerinin konulduğu düşünülmektedir. daha belirgin bir ç izgi olduğunu göstermektedir. Anadolular arasında yapılan ç ok önemli antlaşmalarda ise kentin kralı ve onun veliahdı şahit olarak belgelenmektedir. Çünkü Kültepe’deki saraylarda yapılan kazılar sonuc unda buralarda hiç bir dinsel ya da kutsal alan izine rastlanılmamıştır. Tapınaklarla ilgili bir başka sorun ise onların tamamen bağımsız bir kurum ya da bir şekilde saraya bağlı olup-olmadıkları meselesidir. Anadolu sarayının Mezopotamya’daki saraylardan daha profan karakterli olduğu yönündedir. Assurluların sözleşmelerinde tanrı Aššur ve diğer tanrılar şahit olarak gösterilmektedir.28 Hayvan biçimli olmaları. Tapınaklar: Yazılı belgelerden ve arkeolojik malzemelerden. 27 28 Özgüç 1999. süt. Bundan dolayı çoğu tören kaplarının bu hayvanların biçimlerinde şekillendirilmeleri doğaldır. .94 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rinler ve mühürlerdir. Bu durum Anadolulu halkın kutsal ve profan alanları arasında. Anadolu toplumun ç ok tanrılı bir dine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Yazılı ve arkeolojik kaynaklar. Hititlerde olduğu gibi Koloni Çağı dininde de bazı hayvanların kutsal sayılmasından kaynaklanmaktadır. Törensel Kaplar: Kültepe kazılarında dinsel bayramlarda ve sunularda kullanılmış olan libasyon kapları ya da ritonlar ortaya çıkarılmıştır. tapınak ve rahiplerin toplumun dışında değil. Bu rahiplerin kendi hesaplarına mı yoksa tapınak adına mı hareket ettikleri bilinmemektedir. bal gibi içecekler. bira. Özgüç 2005. ekmek. Bunların çoğu hayvan biç imlidir. iç inde yer aldıkları anlaşılmaktadır. Bunlardan ayrı olarak gömü geleneği de arkeolojik kaynak olarak sayılmaktadır. 61. İktisadî veya hukuksal nitelikli belgelerin birç oğunda rahiplerin isimleri geçmektedir. Her tanrının kendine ait tapınakları ve buralarda da hiyerarşik bir düzene sahip rahipler topluluğu bulunmaktaydı. katı olarak ise de et. 169-170. Bu sunu kaplarının Hitit BIBRU’laın öncüleri oldu ğ u dü şünülmektedir bkz.27 Anadolu sarayının daha ç ok idarî ve ekonomik bir birim olduğu. yerliler arasında yapılan sözleşmelerden çıkarılabilir. Sıvı olarak şarap. Tanrılar genel olarak kutsal hayvanları ile birlikte betimlenirlerdi. Ancak her iki durumda da.

S unu kapları 29 Heykelcik ve figürinler: Kültepe kazılarında ortaya çıkarılan ve dinsel olarak önemli bir yeri olan başka bir arkeolojik buluntu ise. Bunların ç oğu tanrı ve tanrıç aları tasvir etmektedirler. tapınmak ve onlara saygılarını göstermek için bunların heykellerini yaptıkları sonucuna varılabilmektedir. taş. kurşun. fildişi ve tunç gibi farklı materyallerden yapılmış olan heykelcikler ve figürinlerdir. 29 Özgüç 2005. Koloni Dönemi Anadolu halkının tanrı ve tanrıç alara daha yakın olmak. Bu buluntulardan yola ç ıkılarak.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 95 Resim 1. 168-185. .

d/k 7C. S ırlı fayanstan tanrı ve tanrıç a ç ifti ve yine tanrıç a heykelc iği31 rıç a heykelc iği30 Mühürler: Dönemin din anlayışı ile ilgili olarak bir başka bilgi kaynağı ise mühürlerdir.32 Yerli bir iş adamı olan Peruwa’nın evine ait bir arşivde. 3. . CS 25634 (Kt. 205. Özgüç 2006. 30 31 32 33 34 35 Özgüç 2005. Özgüç 2006. Eliade Antik dinlerdeki yaratıcı Gök tanrılarının zamanla Fırtına tanrılarına dönü ştü ğ ünü savunur bkz Eliade 1997. Bu mühürlerin ç oğunda “Eski Anadolu (Hatti) üslubu”33 görülmektedir.96 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Resim 2. CS 256 envanter numaralı mühür baskısı. tanrıların kabulü ve tapınma ile ilgili sahnelerin yer aldığı bazı silindir mühürler bulunmuştur. tanrıların kabul sahnesini tasvir etmektedir.Resim 3. Fırtına-Tanrısı Hitiler de olduğu gibi önc esi dönemde de önemli bir tanrı olmalıydı. 3-4. Tunç kabartmadan tan. Lev. 89. Özgüç 2005. Mühürlerde görülen figürlerin çoğu Fırtına-Tanrısını temsil ettikleri görülmektedir. 1 ve Lev. Bu dönem mühürlerinde en çok işlenen motif tanrıların kabul sahneleridir. Özgüç 2006. onun işlerindeki kazancını artırabileceği bir nevi tılsım gibi . n/k 2088): bu mühürde tasvir edilen motif. Sağdaki iki figürün tanrı oldukları düşünülmektedir (en sağdaki Hava Tanrısı’dır35 ). Bu konu ile ilgili daha fazla bilgi için bkz. Bu durum mühür sahibinin ç ok dindar olduğunu gösterebilec eği gibi. 72-73. 209 ve 211.

126. 3. d/k 8B): ay. Baş tanrının (?) bir hayvan40 üzerinde oturduğunu görülmektedir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 97 CS 34836 (Kt. Özgüç 2006. evcilleştirilmemiş hayvanların koruyuc u tanrıç a İnara ve bunun peşinden gelen yine boğa üzerinde iki Hava tanrısı ve bir başka tanrı daha bulunmaktadır. 36 37 38 39 40 Özgüç 2006. Tanrıların huzurunda ise deve olduğu sanılan bir hayvan tasviri yer almaktadır. Tasvirdeki bu hayvan ve farklı yerlere serpiştirilmiş olan koyun benzeri hayvan başlarının. CS 25838 (Kt. CS 35339 (Kt. Lev. Baş-tanrı olabilec eği düşünülen motifin huzurunda ise. 90. . Özgüç 2006. 1ve Lev. 3 bunun bir ceylan oldu ğ unu söylemektedir. tanrılara sunulan kurbanlar olabilec eği düşünülmektedir. Özgüç 2006. CS 258 envanter numaralı mühür baskısı. Bu tanrının arkasında ise bir tanrı ç ifti bulunmaktadır. güneş ve yıldız sembollerinin yer aldığı bu mühür baskısında. 18 ve Lev. 17 ve Lev. Lev. Lev. elinde kadeh bulunan bir tanrı görülmektedir. yıldız ve güneş sembol motiflerinin bulunduğu bu baskıda. 124. CS 348 envanter numaralı mühür baskısı.37 Yine aynı baskıda kutsal semboller olarak ay ve güneş görülmektedir. c/k 1639 C): yine ay. Özgüç 2006. biz ise bunun çakal türü bir hayvan oldu ğ unu dü şünmekteyiz. c/k 1637 a): bu tasvirde ise yüksekte oturan bir tanrıç a ve onun huzurunda boğaların üzerinde duran iki Hava -tanrısı görülmektedir.

158-160. d/k 40 D). kurban ve sunak motifleri ve ay. elinde kadeh olan bir (Baş-) tanrının önünde durduğu anlaşılmaktadır. 13 ve Lev. elinde testi tutan bir insanın.98 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 CS 353 envanter numaralı mühür baskısı.42 Bu baskıda. 114. Bu iki figür etrafında ise kurbanlık sunu olduğu düşünülen keçi. Lev. koyun. . yıldız ve güneş gibi semboller görülmektedir. CS 32541 (Kt.43 41 42 43 Özgüç 2006. mühründe ise bir tapınma sahnesi görülmektedir. Özgüç 2006. domuz ve tanımlanamayan farklı hayvanlara ait başlar bulunmaktadır. Alp 1994. 4. Karahöyük’te ortaya çıkarılan bazı damga mühürlerde ise yine tahtında oturan tanrı. CS 325 envanter numaralı mühür baskısı.

87 . Kültepe Karum’da45 yapılan kazılarda hem ç ocukların hem de yetişkinlerin evlerin tabanlarına gömüldükleri ortaya ç ıkarılmıştır. içlerine yiyecek veya içecek konulmuş olduğu düşünülen. Bu gömü hediyelerin.47 Yine Anadolu’nun dinsel inancı hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayan bir başka buluntu ise mezarlardır. Ölüler taş sandıkların ya da küplerin içine gömüldükleri gibi. Özgüç 2005. Dinsel tasvirli Karahöyük damga mühür baskıları. Burada gömü işlemleri taş sandık ile küp iç ine ya da doğrudan toprağa kazılarak yapılmaktaydı. demir ve tunç gibi metallerden takılar. mühürlerin dışında. ç anak-ç ömleklere de rastlanılmıştır. ölmüş insanların yaşamlarında kullandıkları özel eşyalar oldukları düşünülmektedir.Ö. yapılan kazılar sonucunda küp mezar. heykelcikler ve yine kıymetli taşlardan yapılmış olan farklı süs eşyaları bulunmuştur.48 Aynı döneme tarihlenen ve Orta Anadolu’da bulunan mezarlarda da Kaneš’te olduğu gibi farklı gömü şekilleri görülmektedir. Örneğin M. Kaneš’te gömüler genellikle evlerin iç lerine (intramural) yapılmaktaydı. 88. Ayrıca bu kişisel eşyalar ile birlikte. taş-sandık ve toprağın altında taşların oyulmasıyla cesedin yerleştirilmesi gibi farklı gömü tiplerine 44 45 46 47 48 Şekil 43.46 Bu buluntuların içinde altın. Özgüç 2005. Çünkü Erken Tunç Ça ğı Anadolu ölü gömme adetleri ile Karum mezarlarındaki mantık birbirlerine benzemektedirler. dinsel inançlarla ilgili bilgi verec ek diğer bir buluntu grubu ise mezarlardır. II. fakat burada görülen örnek. Özgüç 2005.44 Mezarlar: Kazılarda. mezar olarak toprağa kazılan çukurlar da kullanılmaktadır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 99 Resim 4. 87-88. yerli Anadolu ölü gömme adetine yakın oldu ğ una inanmaktayız. bin yılın ilk ç eyreğine tarihlenen Dedemezarı (BayatAfyon) nekropolünde. buluntular ele geçirilmiştir. hediye olduğu düşünülen. 44 ve 45 (Alp 1994) Mezarların ço ğ u Assurlu tüccar ailelerine aittir. gömülerde pişmiş topraktan ya da madenden mamül. gümüş. Çoğu mezarların için. öteki dünya inancının bir işareti sayılabilmektedir. Kişisel eşyaların sahipleri ile birlikte gömülmeleri.

Tez höyük mevkii (Emirda ğ -Afyon) ve Ayvatlı mevkiinde (Sinanpa şa-Afyon). Örneğin ekonomik hayatta ç ok önemli yeri olan mühürlerin motifleri genel olarak dinsel tasvirler iç ermekteydi. kanlı olan hayvan kurbanlarından da oluşmaktadır. ayrıca bkz. Mezar hediyelerinin. Yazılı ve materyal kaynaklardan Anadoluluların birden çok tanrı ve tanrıçaya inandıkları anlaşılmaktadır. Mühür tasvirlerinde sıkça görülen bir motif. II. yerleşme alanının uzağındadır. Toplumun her katmanını etkilemekteydi. Buradan Anadoluluların dinsel anlamda kapalı olmayan. tahtında oturan bir Baş-tanrı ve bu şâhısa sunulan sunulardır. Anadolu’nun Koloni Dönemi’ndeki inanç sisteminin. Sosyal hayatta ise din kendini tanrılara atfedilen festivaller ve bayramlar arac ılığıyla göstermekteydi. Erken Orta Tunç Ça ğ ı’na tarihlenebilecek mezarlık alanlar bulunmu ştur. Orta Anadolu toplumunda önemli bir yere sahipti. ölümden sonraki hayata dair bir inanışa işaret ettiği düşünülmektedir. Asarcık Mevkii (Bayat-Afyon). Tanrılar adına bir takım bayramlar düzenlenmekte ve farklı sunular sunulmaktaydı. Emre 1978. İstisna durumlar olsa da çoğu c eset hoker durumunda gömülmüştür. birden ç ok tanrının varlığına inanan halkın belli bir tanrıyı öne çıkardıkları şeklinde algılanabilmektedir. SONUÇ M. Yine. bin yılın ilk çeyreğinde din.50 Fakat gömü türleri ya da alanları farklı olsa da. Bu mezarlarda da Dedemezarında ortaya çıkmış oldu ğ u gibi farklı gömü tipleri uygulanmıştır bkz. Baş-tanrının yanında bazen özellikle boğa üzerinde Hava tanrıları olduğu sanılan farklı tanrılarda görülmektedir. toleranslı bir toplum olduğu tahmin edilmektedir. 407. S ümerlerde tapınağın gücü. Bunun yanında bahsedilen dönemde din. bazı ortak noktalar da görülmektedir. 3-4. 49 50 Üyümez-Koçak-İlaslı 2007. Bir başka ortak özellik ise gömü yerlerinde c esetlere ait süs ve gündelik eşyaların konulmasıdır. . Bu durum. Koloni Çağı’nın dini daha sonraki “Bin Tanrılı” Hitit dininin oluşmasına katkıda bulunduğu düşünülmektedir. sekülar kurumlar üzerinde fazla etkisi olmadığı düşünülmektedir. saray gibi. Çalışlar mevkii (İscehisar-Afyon). Bunun yanında Orta Anadolu dininde hem yerli hem de Mezopotamya kökenli tanrıların varlıklarına şahit olunmaktadır.49 Kaneš’teki mezar geleneğinden farklı olarak Afyon’da görülen ç oğu mezarlık. içki gibi kansız hediyeler olabileceği gibi. saraylarınkinden daha güçlü iken. örneğin Güney Mezopotamya Sümerler döneminde olduğu kadar baskın da değildi.100 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rastlanılmıştır.Ö. Bu sunular. 15. Koçak 2011.

(ed) J. . The Biblical Arhaeologist. 44. 52/2-3. 45-51.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 101 KAYNAKÇA -Albayrak 2006: İrfan. A Hittite Cemetery Near Afyon. “The Religion of the Hittites”. “Kültepe Tabletleri Işığında İ. 221-236. -Hirsch 1972: Hans. TTK basımevi. no 1. Da s Altassyrische Kaufvertragsrecht. Some Comments on ‘Volkert Haas: Geschichte der Hethitischen Religion’”. 1995 Yılı Anadolu Medeniyetleri Müzesi Konferansları . III. herausgegeben von E. 177-194. ed. N. T. Weidner Beiheft 13/14. -Beckman 1989: Gary. -Karasu 2003: Cem. Beihefte: Altassyrische Texte und Untersuchungen=FAOS) Altassyrische Texte und Untersuchungen. Ankara. Numen vol. “Why Did the Hittites Have Thousand Deities”. Osnabrück. Ankara.Ö. “Kültepe Tabletlerinde Geçen Yeni bir Vâde İfâdesi ve Çıkan Neticeler. -Kienast 1984: Burkhart. Kabalcı. İstanbul. Untersuchungen zur altassyrische Religion.: on the Occassion of His 65th Birthday . Ankara. Dercksen. X. Leiden. -Emre 1978: Kutlu. Mellink. -Matouš-Matoušová--Raj mová 1984: Lubor-Maria. “Bazı Örnekler Işığında Afyonkarahisar Orta Tunç Çağ Mezarlıkları ve Bunların Yerleşmeleri ile İlişkileri”. Kültepe Kaniš/Neša. J. Leiden. -Özgüç 2005: Tahsin. Wiesbaden. Tarih Sümer’de Başlar. 1-13. Gary Beckman. -Donbaz 1993: Veysel. Archiv für Orientforschung. Kappadokische Keilschrifttafeln mit Siegeln aus den Sa mmlungen der Karlsuniversität in Prag (KKS). -Özgüç 2006: Nimet. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları. Ankara. Ankara. JEOL 39. -Eliade 1997: Mircea. Özgüç. -Dercksen 2004: Jan G. Plus Ultra. Ankara. Yanarlar. Hittite Studies in Honor of Ha rry A. Konya Civarında Karahöyük Kazılarında Bulunan Silindir ve Damga Mühürleri . -Arıkan 1998. Çorum 16-22 Eylül 1996. Ankara. Kültepe-Kaniš/Neša Sarayları ve Mabetleri . İstanbul. “Religion in Anatolia. Assyria and Beyond. -Ünal 1996: Ahmet. Ankara. Gregory McMahon. “Some Remarkable Contracts of I-B Period Kültepe Tablets II”.vol.. -Gurney 2001: Oliver Robert. -Hutter 1997: Manfred. Özsait’e Armağan Kitabı (basımda). Det Hellige og det Profane. Hoffner Jr. Ankara. Yasemin. Richard Beal. Atatürk Kültür. Uluslararası Hititoloji Kongresi Bildirileri. II cilt. Kültepe-Kaniš/Neša. Löberöd. 98-108. “Hitit Dualarında Geçen Bazı Tanrı Adları”. Studies Presented to Mogens Trolle Larsen. The Hittite Ritual of Hantitaššu from the City of Hurma Against Troublesome Yea rs . -Ringren 1987: Helmer. M. Ankara. Aspects of Art and Iconogra phy: Anatolia and its Neighbors. Türk Tarih Kurumu Basımevi. 74-90. 137-177. Brill. Prag. Oslo. Afyon Yöresinde Bir Hitit Mezarlığı. (Freiburger Altorientalische Studien. “Some Elements of Old Anatolian Society in Kaneš”. Yapı Kredi Yayınları. Porada. Dost Kitabevi. band 1. Dizin-sayı 50. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Gyldendal. 131-154. Yerli Peruwa ve Aššur-ımittī’nin oğlu Assur’lu Tüccar Uṣ urša -Ištar’ın Arşivlerine ait Kil Zarfların Mühür Baskıları. -Bayram 1990: Sebahattin. Özgüç’e Arma ğa n. Hititler. E. Forntida Religioner i Mellomöstern. -Alp 1994: Sedat. -Kramer 2002: Samuel Noah.G. ed. V. Türk Ta rih Kongreleri. 2000-1760 Yıllarında Anadolu’nun Sosyal Yapısı”. M. PIHANS 100. 453-462. “Fünf Urkunden aus dem Archiv von Peruwa Sohn von Šuppibra”. 95-105. Eisenbrauns. -Özgüç 1999: Tahsin. -Koçak 2011: Özdemir. -Donbaz 1996: Veysel.

102 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

. Doç. Ank a ra A RESEARCH ON AHI MAMAK FROM ANKARA Summary Ankara was one of the important front hill headquarter against Byzantium during the period of Anatolian Seljuks. Ankara ahiliğin en önemli merkezi olmuştu. Bunun sebebi Moğollar’ın Anadolu’yu işgali ve Selçuklu devletinde meydana gelen siyasî mücadelelerdir.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . There were so many Ahi s in Ankara and consequently Ankara became the most important centre of Ahilik . Ahi Mamak was one of these Ahis who had given his name to Mamak district of Ankara. Issue : 5 Pa ge : 1 0 3 -1 08 ANKARALI AHİ MAMAK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA M. Dr. Ali HACIGÖKMEN∗ Özet Türkiye Selçukluları döneminde Ankara. Ankara was exposed to an intense Turkish migration after Alaeddin Keykubat’s death. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 0 3 -1 08 Ye a r: 2 0 1 1 . the most dynamic group of Selj uk State. Ahi. It is observed that some of the Ahis who migrated to Ankara after this period lived in suburbs of Ankara. Alaeddin Keykubat’ın ölümünden sonra Ankara yoğun bir Türk göçüne maruz kalmıştır. Ankara’ya göçen Türkler’in büyük bir çoğunluğu ise Selçuklu Devletinin en dinamik unsuru olan Ahi Teşkilatına mensup insanlardı. Ancyra ∗ Yrd. Ankara’nın Mamak semtine adını veren Ahi Mamak da bu ahilerden biridir. Ahiler o kadar çoktu ki. This result is based on the occupation of Anatolia by Mongols and the political struggles in the Seljuk State. Key Words Ma ma k .tr .edu. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. Bizans’a karşı önemli Uç merkezi olmuştur. Anahtar Kelimeler Ma ma k . Ahis. Bu dönemden sonra Ankara’ya göç eden bazı ahiler Ankara şehrinin dışına da yerleştikleri görülüyor. A great number of people who migrated to Ankara are members of Ahi Union. Angora . hgokmen@selcuk.

oğullarından Melik Arab’ın Ankara ve havâlisine hâkim olduğunu biliyoruz. Göde 1994: 37. Bayram 1991: 84. Galip 1928: 13. birçok Ahi ileri geleni tutuklattı3 . Gıyaseddin Keyhürev’in iktidara gelmesinden sonra veziri S adeddin Köpek. Ahi Şerafeddin ayrıca Gazan Han’ın baş müşaviri olan Alaüddevle Semnânî’nin de(öl. Togan 1970: 302. Bundan dolayı da bölgede hâkim güçlerle temasa geçen kişidir. Cevdet Bey tarafından neşredildiğ i için bugün bazı bilgilere sahip olabilmekteyiz. Kılıç Arslan (1092-1107) zamanında. Akyurt 1942: 4. II. 1330 tarihinden başlatma1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 Darkot 1978: 433-443. Emir Eratna’nın naibi olduğunu bazı kaynaklar yazmıştır8 . Cevdet 1932:265) Ahi Şerafaddin Camiinde tomar halinde bulunan bu silsilenâme.129. Bu dönemde Ankara ve ç evresinde birç ok derviş gelip yerleştiğini biliyoruz. Ali’ye kadar götürülmektedir. Melik Muhiddin Mes’ûdşah’a verilmiş idi. Arkasından Anadolu’da Babailer İsya nı olarak bilinen büyük bir isyan çıktı (638/1240)4 . XIII. Ahi Ba ba lığı uhdesinde bulundurmuştur7 . A. Galip 1342:49. S elçuklu iktidarının yıkılışı ile Osmanlı hâkimiyetine geç mesine kadar ki bu dönem. 751/135051’de vefat etmiştir10 . yani Kırşehir ahi zaviyesinin postnişini. Hacıgökmen 2002:140. Ahi Evren’le birlikte. Ankara ahilerinin en ünlüsü ise elimizde bir şec erenâmesi bulunan Ahi Şerafeddin Hace Osman’dır6 . Hınz 1952: 776. Hacıgökmen 2002:137-160. Ankara’nın Türk hâkimiyetine geçmesi Malazgirt zaferinden sonraki dönemde olmuştur. Bayram. Ünlü Ankara ahilerinden olan Ahi Ş erafeddin’in babası Ahi Hüsameddin ve dedesi Seyyid Şemseddin Ahi Yusuf’un da bu dönemde Ankara bölgesine göçmüş olduğunu anlaşılmaktadır. Cevdet 1932: 246.I: 313. Ankara’da ahilere ait iki kitabeden 731 h/1330 tarihli olanında11 hükümdar ismi zikredilmediğinden. II. yüzyıl başlarında Ankara merkezi kale dışına taşmıştı. Baba İlyas Horasanî’nin de bu sırada tutuklananlar arasındaydı. Büyük çoğunluğu Ankara bölgesi dahil olmak üzere uç bölgelere göç tüler. Ş ehri ilk defa alan kumandanın kim olduğu bilinmiyor1 . Arkasından Moğol istilâsı ile gelen Kösedağ yenilgisi (641/1243) ahilerin uç bölgelere göçünü hızlandırdı. Ankara ve havâlisi için birçok araştırmac ı tarafından belirsizlik dönemi olarak nitelendirilmiştir. Tevhid II:1200-1204. tarihin çok eski dönemlerinden itibaren birçok medeniyete beşiklik etmiştir. Bayram 1979: 70-78. Ahi Şerafeddin. Bu da gerekse Fütüvvet-nâmelerde Ahiliğ in kökenlerini mümkün oldu ğ unca çok eskilere dayandırma anlayışından kaynaklanmaktadır. Hacıgökmen 2002:144) Hacıgökmen 2002:144. . Silsile -nâme’de Ahi Şerafeddin’in nesebi Hz. Ahi Hüsameddin 695h/ 1295 yılında 62 yaşında vefat etmiştir5 .Tevhid ve M. Bu silsile-nâme daha sonra kaybolmu ştur. Osmanlı Tarihi Encümeni tarafından da İstanbul’a getirilmişti. Öney 1971:111-112. Ergin 1922: 550-551. Kılıçarslan döneminde ise (1155-1192) oğullarından her birini bir şehre gönderdiğinde Ankara. Tabiî Ankara ahilerinin de reisi durumundadır. Ahiler ve Türkmenler takibâta uğradılar. Edhem. Öney 1971:111-113. Kesin olarak Türkiye Selç uklu S ultanı I.104 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Anadolu’nun en eski şehirlerinden biri olan Ankara.1979:61. Muhiddin Mes’ûd yaklaşık 17 yıl (1186-1203) Ankara’da Meliklik yapmıştır2 . Bazı müritlerini öldürüldü ğ ünü Elvan Çelebi’nin (760/1369) Menakibü’l kudsiye’sinden ö ğ reniyoruz Ocak 1996: 117. 734/ 1333) talebesidir9 . Bu dönemi. Ölünc eye kadar bütün Ana dolu Ahilerinin reisi.

Rasonyi (I):71-101. Anla yışsız. parmak24 anlamına geldiğini biliyoruz. şahıs ismi veya boy adı olarak kullanılmıştır. (Bozdo ğ an –Aydın) Aynı yer.) Aynı yer. XII. Nazilli –Aydın) Aynı yer.) Korkmaz. Türkler bir bölgeye gelip yerleştiklerinde. armut vb. küçük çocuklara elma. Bu da bazı araştırıc ıları yanıltmıştır. 1994:9. XIII yüzyıllarda Anadolu’ya gelen Türkler arasında Mamak isimli şahıslar bulunmakta idi. ya da o yerin coğrafî yapısına ve yönlere göre isim verilerdi25 . (Aynı yer. Türkler arasında Mamak. (Gölpazarı –Bilecik). Aksüt. İşte Mamak ismi. (Denizli Burhaniye. ka bak20 . Anadolu’nun her tarafında Oğuz boy isimleri ve şahıs isimleri bulmamız bu sebepledir26 . Ayrıca Anadolu’nun çeşitli yörelerinde farklı mânâlarda da kullanılmaktadır. Buna göre Mamak ismi Oğuz Türklerinin Bozok koluna mensup bir beyin ismidir. Mamak Ne Demektir? Dede Korkut hikâyelerinde Basat’ın Tepegöz’ü öldürdüğü hikâyede Oğuzların Bozok kolundan (Dış Oğuz) ünlü beylerin arasında Demir Donlu (yani Zırhlı) Mamak ve iki kardeşinin adı geçmektedir13 . parmak17 . Sümer 2001: 335-353. Ergin1989:208. doğuştan ya da sonradan dilsiz olan 15 . Çarşamba -Samsun-Trabzon ve çevresi Aynı yer. şahıs veya boy adı olarak kullanılmasından dolayıdır. bir hayvan hastalığı18 . Yalnız Mamak isminin çok az olması. meyveler verilirken söylenen sözcük21 . mama23 . bu ismin Türkler arasında arkaik olduğunu göstermektedir. boylarının adını verirler. A. 2004: 117-129 Hacıgökmen 2002: 51-94. (Eber. Mamak Adının Yer Adı Olarak Kullanılması Mamak isminin yer adı olmasının sebebi ise. Eğ ridir –Isparta. Oğuzlar’ın Bozok koluna mensup Mamak cemaatı de olabilir. Akyazı çevresi –Sakarya) Aynı yer. küçük çocukların boynu16 . Bu dönemi birçok araştırmacı yanlış değerlendirmiş. Sümer 1999: 410-411. Dinar –Afyon) Aynı yer. yenilen yumru köklü bir bitki19 . aptal14 . (Giresun) Aynı yer.. B. Türk Dil Kurumu 1977:3114-3115. (Sinop) Aynı yer. yoksa ya beylerinin. Ancak Ahilerin asayişi sağlaması onların askerî özelliğinden gelmektedir. Anc ak bu ç ok zayıf bir ihtimaldir. (Ba ğ ıllı. Bozdo ğ an –Aydın Bergama. Mamak ismi Ankara dışında. Ankara’da Ahi Hükümeti kurulmuş olduğu yazılmıştır. Tire – İzmir. eğer o bölgenin adı varsa kendi dillerine uydururlar. Çünkü Ankara’ya ait Osmanlı dönemi defterlerinde böyle bir kayıt bulunmamaktadır28 . (Çorum İncekum Silifke İçel. Ya da Hac ı Bektaş-ı Veli Bektaşlu Cemaatı gibi27 . Bartın ili 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 Hacıgökmen 2002-II:830-39. Ahiler insanlara yardım etmek düşüncesiyle Ankara’da inzibatlık görevini de yapmışlardır. .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 105 mız daha doğru olsa gerektir12 . genellikle gül koncası22 çocuk yemeği. Aynı yer.

sonra birbiri a rdınca gelecek nesil ve batınlarına bunlar da tükenir kendilerinden kimse kalmazsa ba hsi geçen tevliyet öteki kardeşinin oğlu Ahi el-Hac Murad oğlu Ahi Adil oğlu Ba tura Beyin en iyi oğluna sonra en iyi torununa ve yüzyıllar boyunca gelecek batınlarına. sonra en iyi torununa ve sonra birbiri ardınca gelecek nesil ve ba tınlarına. Eğer bu dönemde yaşıyor olsaydı. Darkot 1978: 437-438. yüzyılın ilk yarısında yerleşmiş olduğunu düşünüyoruz. Buna göre Ahi Mamak 1439’lu yılından evvel ölmüştür. (14. Onun Romalılar döneminden beri yol olarak kullanılan. Ancak yaşadığı dönemi tespit edebiliyoruz.07. Ahi Hac ı Murad vakfının tevliyetini Ahi Mamak’ın oğlu Ahi Mahmud’a bırakmazdı. .106 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Kozcağız bucağına bağlı bir yerleşim birimi ve Kütahya ili.tr/yyvtsunumu. Burası 1601 tarihinde Ankara’nın en kalabalık mahallesiydi36 . http://www. Kırşehir’den Ankara’ya gelmiş. Ahi Mesut (Eti Mesgut) yerleşim yeri de bu tarz yerleşim yeridir. Ahi Hüsam oğlu Murad ile Ahi Mamak arasında bir dostluk veya sıhrî bir bağın kurulabilec eğini de söyleyebiliriz. Burada “ya şadığı sürece tevliyetin kendisine kalması ve ölümünden sonra ka dın ve erkeklerden en iyi çocuğuna. Bugün toplam nüfusu 291’dır. Ahi Mesut oğlu Ahi Sinan da Ahi Evren Zaviyesi post-nişînliği yapmıştır. Ahi Mamak Kimdir? Ahi Mamak hakkında pek fazla bilgimiz yoktur. Ankara’ya ise 21 km. Ankara’nın S amsun ve İç Anadolu’ya açılan kapısı durumunda olan30 bölgeye maiyeti ile beraber XV. Çünkü bu tip dervişlerin görevi ıssız yolların birleştiği hâkim yerlere zaviyelerini kurarak bölgeyi şenlendirmek asıl amaçları idi31 . erkeklerden kimse kalmaz ise Vâkıfın kardeşinin oğlu Ahi El-Hâc Murad oğlu Hasan oğlu İbrahim Bey’in en iyi oğluna sonra en iyi torununa. Bunlar da tükenir ise Ankara’nın hâkimine ka lır” denmektedir (Ek -1). No: 581 s. C.mil. 29 30 31 32 33 34 35 36 Harita Genel Komutanlığ ı.30. merkez buc ağına bağlı bir yerleşim biriminin adı olduğunu biliyoruz29 . Yerle şim Yeri Veri Tabanı. 426 Ergenç 1998:29. 842 yılının Zilkade ( Mayıs /1439) ayında düzenlenmiş Ahi el-Hâc Hüsam oğlu El-Hâc Murad babasının adını taşıyan mahallede inşa ettirdiği medrese adına düzenlediği vakfiyenin şartında adı geç mektedir35 . Bilinen tek bilgi. Eti Mesgut ilçesine ba ğ lı Ba ğ luca Köyü Ahi Mesut zaviyesinin kuruldu ğ u yerdir. Ahi Mamak ile ilgili Ankara bölgesinde özellikle vakıfnâmelerde bir bilgiye rastlanmamaktadır34 . Hacıgökmen 2005:190. (Bayramo ğ lu 1983:3-4) VGM Vakıf Kayıtlar Arşivi. Eti Mesgut’a uzaklığ ı 7 km. Mamak isminin bu kadar az olması görüşümüzü doğrulamaktadır. Ahi Hacı Murad adını taşıyan Ankara’da bir mahalle mevcut idi. 1462 yıllarında ölmüş olduğunu da biliyoruz 33 . bunlar tükenir kimse kalmazsa tevliyet Ahi Mamak oğlu Ahi Mahmud’a en iyi çocuğuna.2009). eğer nesli tükenir. torununa birbiri ardınca gelecek nesil ve batınlara kalır. Barkan 1942:279-386. S imav ilç esi. dır Hacıgökmen 2002:148.32 Ahi Mesût Ankara’nın tanınmış ahilerindendir.hgk. Aynı şekilde Ankara’nın batı ve güney taraflarında da bu tarz yerleşim yerlerine rastlıyoruz.

yüzyıldan sonra Bektaşi ve alevi cemaati içine karıştığını biliyoruz 37 . Yukarıda ifade ettiğimiz gibi ahilerin zamanla Bektaşi ve Alevilere karışması sonuc unda. XV. . yüzyılın birinci yarısında Ankara’nın önde gelen ahilerinden biri olmuştur. kabrinin nerede olduğunu da bilemiyoruz. Ahi Mamak’ın da Hüseyin Gazi türbesi etrafına defnedildiği. zamanla da Hüseyin Gazi kültüyle karıştığını söylememiz de mümkündür. Ahi Mamak’ın ne zaman vefat ettiği. Büyük bir ihtimalle Ahi Mamak ve etrafındaki Türkmenler ve ahiler.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 107 Sonuç Yukarıda kısıtlı bilgileri verdiğimiz Ahi Mamak. bu bölgedeki alevî kültürü iç inde devam ettiği söylememiz mümkündür. Ahilerin zamanla özellikle XIV. 37 Sarıkaya 2003: 93-110.

-Korkmaz.Ü. Yüzyılda Ankara ve Konya. “Ankara’da Ahilere Ait İki Kitabe”.(1998). Ankara. Ankara Tarih Enstitüsü Vakfı. -Öney. Ankara. (1999). Ankara ’da Türk Devri Yapıları. -Bayram. -Ergenç. -Cevdet. VI. -Togan. Diyanet Dergisi. Z. (1928).(1991) Ahi Evren ve Ahi Teşkilâtını Kuruluşu. “Ankara” İslam Ansiklopedisi . Zeynep. Işıltan) Belleten. Kitabeler. Yıl 2002. Yay. -Sümer. -Sümer. -Hacıgökmen. Ü. TDK Yay. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi) Konya. -Bayram. "Osmanlı İmparatorluğun’da bir İskan ve Kolonizasyon Metodu Olarak Vakıflar ve TemlikIer".Ü. 7 -Hacıgökmen. M. Ahmet (II). Ali(2002). Umumî Türk Tarihine Giriş I.108 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Aksüt. XVIII/2. İslamiyat. Hacı Bayram-ı Veli. -Hacıgökmen. W. “Ortaçağ Yakın-şarkına ait vergi kitabeleri”. TDAV Yay. Yaşar (1996). 3. TTK yay. S. Babaîler İsyanı. İstanbul. “Ankara’da Ahiler Hükümeti”. Türk Dili Edebiyatı Araştırmaları Enstitüsü. -Galip. V. -Akyurt. AÜ. Enderun Yay. F. -Göde. Konya. Hamza (2004) “ Hacı Bektaş Veli’nin Sosyal Kökeni” Hacı Bektaş Veli Dergisi Sayı: 29. Ali(2005). XIII/52.)Ankara Mescidleri ve Camileri. -Hacıgökmen.Türkiyye” fi er-rıhleti İbn Batuta. Mübarek (1342. No: 581. Türkoloj i Dergisi.(I) Türk Özel Adlarının Kaynakları”. “Ahiler Zamanında Ankara’da Sosyal. Sosya l Bilimler Enstitüsü Dergisi. DTCF. Ankara.. İstanbul. “Ankara Ahilerinin Ticarî Faaliyetleri ve Bacıyân-ı Rûm Hakkında Bir Araştırma” A. Oğuzlar(Türkmenler). İstanbul. (1994). “Ankara’da Ahi Hâkimiyeti” Türkler. -Barkan. Ankara. I. M. TTK Arşivi. M. Yay. İstanbul. M. I.A. “Anadolu’da Oğuz Boylarına Ait Yer Adları” Türkler. M. -Galip. İstanbul. -Bayramoğlu. Kısım Ankara Kitabeleri. (2003) Alevilik ve Bektaşiliğin Ahilikle İlişkisi. Zeyl ala fasl “al-ahiyya el. TDK Yay.Y. Ankara II. Ahi Sinan bin Ahi Mesud ve Şecere-nâmesi . Gönül (1971). F. ( S. M. Kültürel ve İlmî Faaliyetler” S. (1922 ): Mecelle-i Umur-i Belediyye . -Sarıkaya. (trc. V. XVI. IV/19. Ali (2001). İstanbul. (2001). (1978). Fuat (1998 ). Ali (2002-II). Ankara.fityân et. Ankara. İstanbul. -Ergin. (I). 2. VII / 41. DTCF. -Türk Dil Kurumu (1977). -Edhem. II. AÜ. I. İstanbul. (1970). B. Ankara. Sa. Osma nlı Ta rihi Araştırma ve uygulama Merkezi Dergisi. Vakıflar Dergisi. Ömer L. . (OTAM ) Sayı:18. VI. XI. TTK Yay. TOEM. Eratnalılar. Ö. -Ergin. Ankara. Osman N. IX. (1942). Ankara. Derleme Sözlüğü. Ankara. Kemal. M. -Tevhid. -Ocak. -Rasonyi L. -Darkot. Güney-Batı Anadolu Ağızları Ses Bilgisi (Fonetik). İstanbul. VGM Vakıf Kayıtlar Arşivi. Faruk. (1932). (1942)Türk İslâm Kitabeleri I. TTK. TOEM. Ankara -Hınz . H. (1972). A. M.(1979) “Baba İshak İsyanı ve Ahi Evren ile ilgisi”. (1994). Muharrem (1989)Dede Korku Kitabı I. I\1 .

Yakubi and Mesudi. The first small mosques were dated to that period in the region. Issue : 5 Pa ge : 1 0 9 -1 24 ABBASÎLER İLE HAZARLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER ( VIII-IX. mustdemirci@hotmail.. (VIII-IX. The speculations in the book (creation) named Derbent-name stated that the first person. He also achieved the Abbasid revaluation. a great number of Muslims (24. seyyah ve elçilerden. and travellers and embassadors Selam et-Tercuman and Harizmi who went there during the period of Vasık will be examined in detail and the Islamization period will be presented. introduced Islam to this region was Ebu Muslim. Emevîler devri boyunca kesintisiz devam etti. Abba sî.CC) Absract The primary Islamic attacks started in the period of Hz Osman and continued non-stop through the period of Emevis (Umayyads). ∗ Doç. acquired from the historians of the period Ibn-i ‘Asem. bölge uzun soluklu ve sessiz bir İslamlaşma süreci yaşadı. the region had a long and quiet period of Islamization period following the end of the conquers. bölgeye İslam’ı ilk getiren kişinin Abbasî ihtilalini gerçekleştiren kişi olan Ebu Müslim olarak gösterilmesi ve bölgedeki ilk mescitlerin bu döneme tarihlenmesi de Abbasîler döneminde kitlesel düzeyde bir İslamlaşma yaşandığını gösterir.Y. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 0 9 -1 24 Ye a r: 2 0 1 1 . Emevî. İsla mla şma THE RELATIONS BETWEEN THEABBASIDS AND THE KHAZAR. İstahri.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Mehdinin elçisi Selam et-Tercüman ve Vasık döneminde bölgeye giden Harizmî gibi çağdaş tanıkların verdikleri bilgiler. Anahtar Kelimeler Ha za r. Bu çalışmada Abbasiler dönemindeki İslamlaşma sürecine dair dönemin tarihçilerinden İbn-i ‘Asem. coğrafyacılardan. Y. İbn Rusteh. İbn Havkal. All of these incidents indicate that a mass Islamization was carried out in Abbasids period.000) bölgeye yerleştirildi. bölgenin İslamlaşma süreci ortaya konacaktır. İbn Havkal.000) were settled in that region in the late period of Emevis. Abbasîler iktidara gelince fetihler durduğundan.) Mustafa DEMİRCİ∗ Özet Hazar hâkimiyetinde kalan Volga-Ural bölgesine yönelik ilk İslam akınları Hz. Derbent-name adlı eserdeki rivayetlerde. According to the knowledge on the period of Islamization. and the geographers of the period İbn Rusteh. detaylı ve sistematik bir incelemeye tabi tutularak.com . Especially to maintain the conquest. Osman zamanında başlayıp. Yakubî ve Mes’ûdî. Özellikle Emevîler’in son dönemlerinde fethin kalıcı olması için çok sayıda Müslüman nüfus (24. Mukaddesi İstahri. Dr. Makdisi. When the Abbasids came into power. Ka fk a sya . Selcuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi.

Uma yya d. Ca uca sia .110 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Key Words Kha za r. Abba sid. Isla miza tion .

Ayrıca IX. bölgenin İslamlaşma sürec ini ve bu sürec i etkileyen dinamikleri ortaya koymaya çalışacağız. Emeviler Dönemi Anc ak Emevîler dönemine gelindiğinde ilk karşı saldırıya geç en taraf Hazarlar oldu (683-685). Rabi’a’nın seferi ve Hazarlar ile karşıla şması üzerine İslam kaynaklarında yarı efsanevî geniş bir malumat yığ ını vardır. yüzyıllar arası dönemde Ön Asya’daki en önemli oyunc ulardan biri de kuşkusuz Hazarlar’dır. Hâlbuki VII-X. Rebîa da dahil olmak bu ordunun tamamını üzere imha etti1 . 32 (652-53) yılında S elmân b. Ermenistan ve Kafkasya’nın bir kısmını Abbasîler’den almasıdır. daha güneyde ise Hamdânîler denilen hanedanlıkların ortaya ç ıkmasıdır. Rebîa el-Bahilî kumandasındaki 4 bin kişilik ordu ile Erran. Konuyu X. II. Bu dramatik olaydan kısa süre sonra Hz. Bkz. yüzyılın son çeyreğinde Bizansın doğuya doğru yeni bir hamle yaparak genişlemeye ç alışması sonuc u. ilk önemli hüc um ise H. 111-114. yüzyılın sonları ile sınırlamak zarureti vardır. Beyrut 1986. Beylekan. yüzyılın başında Abbasîlerin merkezi otoritesini kaybetmeye başlaması sonuc u Kafkasya bölgesinde Sâcîler. . Bundan sonra İslam fetihlerinin bütün c ephelerde en uç noktaları ulaştığı Velid b. İşte bu gelişmelerden dolayı konumuzu IX. Ş imdiye kadar Hazar Tarihi ç alışanlar bu devletin sadece din değiştirme olayı bağlamında dış dünya ile ilişkilerini anlatır ya da Bizans-Hazar ilişkilerine değinirler. Biz bu ç alışmamızda önc elikle Müslümanlar tarafından yazılan Arapç a kaynakları kronolojik bir okumaya tabi tutarak VIII. Kitâbü’l-Fütuh . İbn ‘Asem el-Kûfî. Ş u ana kadar bu devrin iki büyük devleti ve askeri gücü olan Abbasîler ile Hazarlar’ın münasebetlerinin nasıl geliştiği ve bu ilişkilerin Kafkasya ve ötesinin İslamlaşmasını nasıl etkilediği detaylı bir ç alışmaya konu edilmemiştir. Abdulmelik döneminde (705-715) Hazarlara ve Kafkaslara yönelik seferler yeniden başladı. Fakat Hazar kuvvetleri komutanı S elman b.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 111 GİRİŞ Umumiyetle Ortaç ağ Tarihini inc eleyenler Abbasi-Bizans ilişkilerine yoğunlaşırlar. yüzyıl ile sınırlamamızın sebebi ise artık X. HAZARLARA YÖNELİK İLK İSLAM FETİHLERİ Hulefa-i Raşidin Dönemi Hazar Hakanlığı’na yönelik ilk İslâm akınları Hulefa-i Râşidîn döneminde 642-646 yılları arasında vuku bulmuş. Halifenin kardeşi Mesleme b. yüzyılın ortalarından X. Abdulmelik komutasında 708 ve 710 yıllarında 80 bin kişilik ordu Derbend’e 1 Selman b. Osman’a karşı baş gösteren isyan ve takip eden olaylar sonuc u İslam dünyasının iç bunalıma sürüklenmesi ile uzun süre Kafkasya’ya sefer düzenlenemedi. Hazarlarla Müslümanlar arasındaki en şiddetli ç arpışmalar bu halife zamanında oldu. yüzyılın başlarına kadar Abbasî-Hazar ilişkilerini. Berda’a üzerinden Derbend Geç idi’ni (Bâbu’l-ebvâb) aşarak o zamanki Hazar başşehri Belencer'e kadar sokulmasıyla başlamıştır. s.

295-296. Anc ak 714 yılında Derbend Geçidi'ni ele geçiren Mesleme Bizans ile savaşların alevlenmesi üzerine 717'de İstanbul'u kuşatmak üzere bölgeden ayrılınc a Hazar c ephesi boşaltıldı. onlara karşı zafer kazanarak bol ganimetler ile döndü (H. s. s.. 74-79. Yeni komutan Hazarları durdurmayı başardığı gibi. VII. C. s. Bu geri ç ekilmeden istifade eden Hazarlar. İbn ‘Asem. S aid’den sonra komutanlığa getirilen Mervân b. 858. s.. Ayrıca bkz. Kahire 1967. Mustafa Fayda. “ Emeviler Devrinde Hazarlarla yapılan Mücadeleler” . 290-291. Nu'mân el-Bâhîlî’yi görevlendirdi. II. I. agm. Bu fırsatı değerlendiren Hazarlar 717-718 yılında karşı saldırıya geç erek Azerbeycan’a kadar olan yerleri geri aldılar. Abdulmelik tekrar Hazar c ephesine atandı. 99/717-18). 403-405. Bunun üzerine Hazarlarla müc adeleye memur edilen Cerrah b. “ Hazarlar Arasında Müslümanlığ ın Yayılması” . şehirleri yakıp yıktılar. 70 vd. s. IV. Belazuri. Ankara 1981. Sakarya 1997. Abdülaziz’den sonra gelen Emevî Halifeleri bu barış siyasetini sürdürselerdi. Mevlüt Koyuncu. Ömer b. s. hüc uma geç erek Erdebil’e kadar bütün Azarbeyc an’ı ele geç irdiler4 . Kafkasya’da Hazarlara karşı yürütülen bu müc adelede 732'de Azerbaycanİrmîniye Valiliğine önce Said el-Hareşî getirildi. Müslüman olac aklardı ve Kafkasya’nın İslamlaşması ç ok daha erken tarihlerde başlayac aktı3 . Bunlara karşı Emevî Halifesi Ömer b. . Koyuncu. s. Abdülazîz. Anc ak Cerrah 730 yılındaki savaşlarda mağlûp olarak Azerbaycan'a geri çekilmek zorunda kaldı. 283-287. Düvelü’l-İslam. Sayı I/A-B. s. Fütuhu’l-Büldan . thk. Hazar topraklarında ilerleyerek Derbend'in 6 fersah kuzeyinde Hazarlar'ı ağır bir yenilgiye uğrattı ve başşehirleri Belenc er’i ele geç irdi. Anc ak Ömer b. Mesleme 729-730 yılında büyük bir Hazar ordusunu mağlup etmesine rağmen bu görevden alınarak yerine tekrar Cerrah atandı. Ayrıca Bkz. Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi . Abdülaziz’in İslam’ın savaş ortamında yayılamayac ağı anlayışına dayalı genel siyasetini uygulamaya konularak bu zaferin üzerine gidilmedi ve iki taraf arasında kısa bir barış ve sükûn devri yaşandı2 . Eğer Ömer b. Belâzurî. Zehebi. VIII. 77-80. IV. s. Muhammed’in savaşları ve ç abaları bölgenin İslamlaşması bakı- 2 3 4 5 İbn ‘Asem. s. 32. Ebu’l-Fazl İbrahim. Ali Habîbe. Bu sefer sırasında Hazarlar pek ç ok insanı öldürdüler. 270-280. III. Hakkı Dursun Yıldız. 74-79. Abdulmelik döneminde (724-744) meydana geldi. Taberî. Türk Tarih Kongresi Bildiriler. Bkz. trc. Hatim b. 67. VIII. Hazarlar ile Emevîler arasındaki en sert savaşlar Hişam b. Abdullah elHakemî. Ondan sonra Mesleme b. Sakarya Üniversitesi. belki Hazarlar Musevi değil. thk. Abdülaziz’den beş yıl sonra Kıpç aklar ve diğer Türk boylarının yardımını sağlayan Hazarlar'ın “Mercü’lhicâ re’” savaşında bozguna uğrattığı Müslüman ordusu c iddi kayıplar verdi. s. Ezdi. Ankara 1988. Onun komutasındaki ordular Hazarlar’ın elindeki tutsak durumunda bulunan Müslüman askerleri kurtardığı gibi bazı başarılar da elde ettiler5 . s. İbn ’Asem. Taberî. Tarihu’r-Rusul ve’l-Mülûk.112 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 karşı harekete geçti ve sürdürdüğü müc adeleler sonucu şehri ele geçirdi (713). Beyrut ty. Tarihu Mevsıl. Kahire 1974.

trc. aksi takdirde sa va şacağını bildirdi. III. s. Filanşah. Mervan da Hazar Hakanının sadakatine güvenerek İtil’e dönmesine izin vermiştir10 . N. İbn ‘Asem. Yalnız Muhammed b. Marget B. Rivayet göre bu sıralarda Hazar hakanı avlanırken Müslümanlar tarafından ele geç irilmiş ve Müslüman olmaya zorlanmıştı. Mervan’ın huzurunda Müslüman oldu ğ unu ikrar eden şahıs bu olmalıdır. 255. Bu arada Mervan onu İslamiyet’e ça ğırdı. Nuh b. Acta Orientalia Academiae Scientiarum Humgaricae . Tumanlar. İbn ‘Asem. Mervân b. İstanbul 1973. Bundan sonra Mervan. Said el-Esedî Yahudiler tarafından hunharca öldürülmü ştür. ilk olarak Berza’a ile Tiflis arasında “Kisal” şehrini kurdu. 297. Meydan Larousse . 289-291. Mervan bunun üzerine İtil bölgesinde yaşayan insanlara ve Hazarlara İslam’ı öğretmek üzere Nuh b.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 113 mından bir dönüm noktasıdır6 . S aid el-Esedî ile Abdurrahman b. Biro. Muhammad’s Georgian Campaign” . Ardından 40 bin kişilik bir ordu ile Hazarlar üzerine büyük bir sefer düzenledi ve Derbend Geç idi'ni aşıp Belenc er'e girdi. Mervan’ın önünden kuzeye ç ekilen Hazar Hakanı Araplara karşı 40 bin kişilik bir ordu topladı. Muhammed’in baskıları ile Hazar Hakanı Hanuka Han’ın7 Müslüman olduğunu ilân etmesi de bölgede İslam’ın kökleşmesine yardımc ı olmuştur. 734. Budapest 1975. Tiranşah. Hamzinşah. s. Ardından S erir halkı(Avarlar). s. İmzalanan antlaşmaya göre İtil'de iki fakih kalac ak ve Hazarlara İslâmiyeti öğretec ekti. Onunla kendi ülkesinde hükümdar olması ve istediği İsla m â limlerinin İtil şehrinde insa nla ra İsla m’ı a nla tma sı şa rtıyla bir a ntla şma ya ptı ve Ha za r ülkesini terk etti. helal olan bir şeyi de haram kılmak diye bir şey yoktur. L. önce Hazarları kuzeye ç ekilmeye zorladı ve böylec e Kafkas6 7 8 9 10 Bu sefer hakkında geniş bilgi için bkz. Hanuka Han’ı Müslüman kaynaklar zikretmezler. Zerkan. 7 bin esir vererek ağır bir yenilgi aldı. artık O’nun ölü hayvan ve domuz eti yemesi. Belâzurî. Eski Ruslar ve Büyük Bozkır Halkları. Derbend'e kendi kuvvetlerini yerleştirdikten sonra 150 bin kişilik bir ordu ile ilerleyerek iki koldan yeni Hazar başşehri İtil'i kuşattı. Mervan. Eğer efendiniz Müslüma n olursa. Bkz. Nitekim Belazuri’deki şu kayıt bu görüşü destekler mahiyettedir: “Ha zar büyükleri. İstanbul 2003. . S aid el-Esedi Hazar Hakanı ile ilk karşılaşmasında: “İsla m’da ha ra m olan bir şeyi helal. Gumilev. s. s. Daha sonra Mervân aldığı 40 bin kadar esiri Derbend'in güneyinde Şemkur şehrine yerleştirdi. Fulan el-Havlanî adında iki İslam alimini göndermiştir. Ayrıca bkz. Mervan’nın kalabalık bir orduyla ülkelerine geldiğini ha ber a lınca. Fakat bu ordu 10 bin ölü. kan ve şarap içmesi ha ramdır. Bunun üzerine Hazar Hakanı İslamiyeti kabul ettiğini. 254-255. 283-293. VIII. Lekz ve Ş irvan halkları ve şehirleri üzerine seferler düzenleyerek onları da harac a bağladı. 5. 75. “ Hazarlar” mad.”8 Böylece Hazar Hakanı İslam’ı anlatmak üzere gönderilen âlimlerin huzurunda İslam’ı kabul ettiğini aç ıkladı. Mervan Ona değerli bir elbise hediye etti ve O’nun huzurunda Müslüman oldu. Ş enzan. s. “ Marwan b. Ahsen Batur. Nuh b. kendisine İsla m’ı anlata cak birsini göndermesini istedi. Muhammed'in bu önemli seferi ile. Belazuri. Hakan Müslüman âlimin bu tavrı karşısında “siz gerçekten sa mimi bir Müslüma nsınız” demekten kendini alamamıştır. Allah’ın a dı anılmadan kesilen hayva nın etini de yemek ya sa ktır” 9 demiştir. Mervan b. korkuya kapıldı.

İbn ‘Asem. Hazar hükümdarı Müslüman olmakla ka lma mış. s. Ahsen Batur.12 Çünkü bu antlaşma ile gerek Hazar hakanlık ailesi arasında. 36. s.. Abbasîler’in İlk Dönemi Emevîler’in yıkılışı ve Abbasîler’in kuruluşu ile Kafkas ötesinde. Daha sonraki gelişmeler dikkate alındığında Hazar Hakanının ve ç evresinin bu zorunlu din değiştirmesinin fazla sağlam temeller üzerine oturmamış olduğu görünmektedir. Belâzurî. Çünkü Hazar Hakanı kısa zaman sonra dininden döndü. Zaman zaman savaşlar olmakla birlikte Emevîler devrinde olduğu gibi uzun süreli ve şiddetli ç arpışmaların meydana gelmediği görülmektedir. Ermenistan ve Azerbayc an 11 12 13 14 15 Mervan b. Daha ziyade iç politikada huzur ve asayişi korumayı. Hazarlar ve Musevilik. 297-298. İ.Constantine Zuckerman. M. . age. 345. Bu bölge ile ilgili sağlam bilgiler aktaran İbn ‘Asem konuyla ilgili olarak şöyle demektedir: “Sadece Hakan. Fakat bununla birlikte hakan İslamiyet’in Hazarlar arasında yayılmasına müdahalede de bulunmadı14 . trc. VIII. Hazar ümerası ile birlikte İtil şehir ha lkından pek çok kişi de Müslüma n olmuştur.11 Her ne kadar Hazar Hakanının İslâmı kabulü kısa sürse de bu ihtida olayı bölgede din meselesinin öne ç ıkmasına neden olmuştur. gerekse İtil’de yaşayan Hazarlar arasında İslamiyet hızla yayılmaya başlanmıştır. Bu yüzden Hazar Hakanının zorla İslama girmesi aslında önemli bir netic e doğurmadı. Osman Karatay. Abbasîler’in iktidarı ele geçirmesi ile Arap dış politikası özellikle ilk yıllarında barışa dönük bir siyaset arz etmekteydi. Muhammed’in Hazarlara ve Kafkasya’ya yönelik seferleri için bkz. İslam hâkimiyeti daha o dönemde Don ve Dinyeper nehri boylarına rahat ulaşabilirdi15 . s. IV. 36. tic arî ve kültürel ilişkilerin ağırlıkta olduğu bir sürec e girildiği ve yaklaşık iki asırlık bu süreç te İslam’ın Hazarlar arasında yavaş yavaş yayılmaya başladığı görülmektedir. tam da bu dönemde Emevîler’in geç irdiği bu iç bunalım sonuc u Abbasi devrimi ile yıkılmaları olmuştur. Golden-Zuckerman-Zajaczkowski. Hazar Tarihi . İbn ’Asem. İstanbul 2004. ya kın çevresi.114 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 lar’da İslam’ın ilk nüvesini oluşturdu. s. Hazarlarla fazla sorun yaşanmamıştır. Çorum 2005. yeni kurulan devleti İslamlaştırmayı hedefleyen Abbasi politikası gereği. 291293 Peter B. 13. Artamonov. 255. Ş ayet Emevîler yıkılmayarak burada sağladıkları üstünlüklerini sürdürebilselerdi.Ananiasz Zajaczkowski.” 13 . Bunun sonuc unda Emevîler devri boyunc a İtil havzasına yapılan fetihler ve akabinde bu bölgeyi İslamlaştırmak amac ıyla Belencer ve Semender şehirlerine tehcir edilen Müslüman Arap nüfus sayesinde İslam dini buralarda tutunabilec eği bir zemin buldu. Golden. Mervan’ın bu büyük savaşından sonra Emevîler iç bunalıma sürüklendiğinden her iki devlet arasında pek savaş görülmemiş ve bu durum Hazarların yeniden eski zamanlarına dönmelerine neden olmuştur Demek ki bu bölgede İslam’ın yayılışını durduran esas olay. çev. s. s. a ilesi.

S ülemî’ye de bu konuda ihtiyatlı davranmasını önermiş. s. Yezid Hazarlara başlık parası yerine geç en 100 bin dirhemlik Ka lın ödemiştir. Vessela m ”17 . Çünkü gelin giden Hazar prensesi hamile kalmış doğum esnasında ç ocuğu ile birlikte hayatını kaybetmiştir. Ayrıc a Halife el-Mansûr. güçlü orduları ve savaşçı yapıları ile Hazarlar. Nitekim el-Mansûr Ermeniye Valisi Yezîd b.V. Sayı 2000/2. “ Emevî Hilâfeti Döneminde Arap İskânı” . Ermeniyye valisi Yezid b. Dunlop. Zeki Velidi Togan. dn. İbn A‘sem. Sakarya 2000. Türk Kültürü . s. Târîhu’l-Ya’kubî. s. Yirmi araba da Hazar prensesinin altın ve gümüş kaplardan oluşan ç eyizini taşıyordu21 . Dikka tli ol ve dediklerimi uygulamaya çalış. III. Bundan dolayı Basra. . “ Hazar Türkleri’nin Kültür Tarihine Ait Bazı Notlar” . Ankara 1997. Sakarya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi . “ Hazarlar” mad. hatta Hazar Hakanı ile mümkünse akrabalık ilişkileri kurmasını istemiştir. Khalil Athamına. 309. toplu halde. Eğer Hazarlar isterlerse seni ora da ma ğlup ederler. 229. Ancak her iki tarafın da bu iyi niyet girişimleri olumlu sonuç vermemiştir. 505. Ka naatim odur ki devlet ta ma men kuruluncaya kadar Hazarla r ile a kra ba lık kur. Hazar hakanı da Türk gelenekleri gereği kızının çeyizine oldukça yüklü hediyeler koymuştur. İbn A‘sem. onlarla akrabalık kurmaya ga yret et. Bu bölgeye tehcir edilen kabîle ve toplulukların kimlikleri hakkında bkz. Saim Yılmaz. 10 bin deve ve ç ift hörgüç lü bin Türk devesinden meydana gelmekteydi. Halife el-Mansûr‘un Hazarlara karşı izlenen bu politika ç erç evesinde. MEB. Hazarlar’ın yeniden tehlike olac ağını fark etmiş olmalı ki onlarla barışın korunmasına özellikle önem vermiştir. s. trc. Kûfe ve Ş âm bölgesinde bulunan bazı kabileler. Useyd’e yazdığı mektupta bu endişelerin. 43. Bu kabilelerin bölgede daimî kalmaları iç in kendilerine araziler iktâ‘ edilmişti16 . Taberi. C.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 115 bölgesinin kuzeyinde. İA . Belâzurî. thk. Azerbaycan bölgesine tehcir edilerek Tebriz ve c ivarına iskân edilmişlerdi. Ras Tarhan’nın “ Astarhan” ve “ Harezm” adını da ta şıdığ ı hakkında kaynaklarda farklı detaylar vardır. Esref Buharalı. 647. Beyrut 1993. İstanbul 2008. bin yardımc ı insan. Sayı 29 (342). şöyle dile getirmiştir: “Ermeniya bölgesi a nca k Ha zarlarla yakınlık ve akrabalık kurmakla emniyete a lınabilir. çev. Kaynaklardaki bilgilere göre söz konusu hediyeler. Arapların bunu intikam amac ı ile kasıtlı olarak yaptığı dedikoduları ise Hazar Hakanını yanıltmıştır. Kişiliğ i ve ismi hakkındaki tartışmalar hakkında bkz. Abbasîler iç in en az Bizans kadar tehlike teşkil ediyordu. Hazar Yahudi Tarihi. VIII. Ankara 1991. 194. s. II. s. 4 bin adet kısrak. kabile reislerinin önc ülüğünde. 229. VIII. D. Zahide Ay. Hazarlar intikam amac ı ile Ras Tarhan22 komutasında Arap hâkimi- 16 17 18 19 20 21 22 Ya‘kûbî. Halifenin bu bölgedeki valilerine yazdığı mektuplarda bu tedirginliği bütün aç ıklığı ile görmek mümkündür. M. Hazar prensesini güneye götüren Tarhanlara ç ok sayıda halayık ve köle de eşlik ediyordu20 . bin adet katır. s. Abdu’l-Emir Mühenna. 209. 401. s. Bunun üzerine Yezid Hazar Hakanının kızıyla evlenmiştir19 . 300.. Bunun üzerine Vali Yezid bu amaç la Hazar Hakanı Bagatur’a akrabalık kurma teklifini iletmiş ve Hakan da bu teklifi kabul etmiştir18 . Aksi ta kdirde senin için ve diğer vâ liler için endişeleniyorum.

205 vd.. Lekz. Gumilev.g. Türkler de kış nedeni ile geri çekilmişlerdir23 . Klarcet.. a. Sayı XX. Selâhaddin Tâhâ. hapishanelerden 8 bin kişi ve inşaat ustalarından oluşan guruplar bölgeye gönderilerek. İstanbul 1976. 75.” 33 S onraki yıllarda Araplar ile Hazarlar arasında Hârûn er-Reşîd dönemine kadar sınır ç atışmaları niteliğinde hafif savaşlar meydana gelse de c iddi anlamda Arap-Hazar savaşlarından söz edilmemektedir. Emevîler zamanında Mesleme b.. s. VIII. a. II. a. çoğunluğu göçebelerden oluşan kabileler. İbn ‘Âsem. Ezdî. 295. s. age. s. aynı yer. Hamzin. s. Kabileler bu şehirlerde eskiden olduğu gibi kabilevî bağlılıkları ile yaşayışlarını sürdürmüşlerdir30 . Ya‘kûbî. 210. s. Bu kabilelerin kimlikleri için bkz.g. Fakat bu saldırılar 779 yılına kadar devam etmiş ve Hazarlar Emevîler zamanında fethedilen Kehatya. VIII. s.g. Dubeyl. s. Athamina. 211. Cezîretü’lFuratiyye ve’l-Mavsıl. Ba ğ dat 1977. Tâhâ. 204-205. İslamiyet ve Türkler. haraç toplamaya kalkışınc a bölgedeki kabile reisleri toplanarak şöyle demişlerdi: “Ya Emir! Şimdiye kada r bu topra kla rda n hiç vergi alınma dı. Kemâh ve Bâbı Vâk şehirlerine yerleştirildi27 . Tâhâ. Mesela H.g. a..m. Stratejik öneminden dolayı Babu’l-Evâb’a. Riyad 1986.32 Hârûn er-Reşîd dönemine kadar vergi alınmayan Azerbeyc an’daki sınır halkından Halifenin bölgeye atadığı Vali S a‘îd b. Tâhâ. Bkz. 295. buralara Filistin’den getirilen askerleri birlikler iskân edildi28 . 204. Bu saldırılara Abbasî ordusu fazla karşılık verememiş.m. Muhammed Câsim Hammâdî. Athamina.g. s. 310. s. 256-257. Ha lk Ha za rla ra ka rşı sa va şma kta dır. a. Ya‘kûbî. Ezdi’nin verdiği bilgiye göre Hazarlar tarafından esir alınan Müslümanların ç oğu soğuktan ölmüşlerdir24 . Tao(Taveli). Belâzurî. 291 vd. Alan ülkesi ve Abazya’yı Müslümanların elinden almışlardır25 .. Abdulmelik tarafından 24 bin Suriyeli asker yerle ştirilmişti. Ezdi. 204-207. Ayrıca bölgede Ercişi Suğra ve Ercişi Kübrâ adında iki yeni idarî merkez daha kurularak. . Nehc evan. 294. Bâbu’lEbvâb gibi şehirlere de Abbasî hareketine destek vermiş olan. 40. Doğal olarak bu gelişmeler bölgede kabile reislerini hem idarî hem de askerî bakımdan nüfuzlu bir duruma getirmişti. Hârûn er-Reşîd zamanında.116 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yetindeki Ermenistan ve Tiflis topraklarına saldırarak (H. s. Hazarlar’ın Ermeniya ve Azerbaycan bölgelerine düzenledikleri saldırıların karşısında Halife el-Mansûr tarafından bölgede güçlü bir askerî birlik oluşturmak iç in maaşlı kimselerden oluşan profesyonel ordunun yanında26 . Belâzurî. Çünkü bura sı düşma n kılıcının a ğzıdır. “ İstîtanu’l-Arab fi İklimi Ermeniya” Risâletü’l-Halici’l-Arabî. s. İbn A’sem. S üleym. 287. bu kabilelerin Musul bölgesindeki kolları da ağır vergilerden kurtulmak iç in bu bölgeye göç etmişlerdi31 . s. Belâzurî.. 171. 145/765) ç ok sayıda Müslüman’ı öldürmüşlerdir. 309. 69. s. Bu göçlerin bir kısmı Musul bölgesindeki kabîlelerin a ğ ır vergiler nedeniyle yerlerini terk etmek zorunda kalmalarının sonucu olarak Azerbaycan bölgesine göç etmişlerdir. 182 (798-799) yılında Hazarlar’ın Derbent Geç idi’ni aşarak Azerbayc an bölgesindeki Müs23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 Yıldız.m.m. çocukları ve aileleri ile birlikte sınır boylarına yerleştirildi29 .. s.m. s. s.

Ankara 2001. 83. Fakat müellifler bu rivayet üzerinde fazla durmamakta diğer olaya atıf yaparc asına bundan kısac a bahsetmektedirler. 150. VI. Hazar hakanına yine bu ölüm olayının doğal olmadığı. Bkz.VI. Abbasilere Yönelik Dini ve Siyasi İsyanlar. s. s. C. gerekse orada hali hazırdaki vali Nec m b. 328.000 kişilik bir orduyla destek vererek Bab şehrine gelir. İbnü’l-Cevzî. Kaynaklarda ikinc i rivayet daha detaylı anlatılmaktadır: Bu rivayette Kafkaslar’daki Ermenilerin isyanları ve Arap idarec iler arasındaki ç ekişmenin yol aç tığı olaylar sebep olarak gösterilmektedir. İstanbul 1991. İbnü'1-Esir. thk. II. Azerbayc an ve Ermenistan valiliğine gönderilen Fadl b. C. Beyrut 1992. Ya’kûbî.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 117 lümanları öldürmeleri üzerine. Ya’kûbî. yüzyılda artık GüneyKuzey. Hazar Meliki de bu talebe 100. bir türlü güç yetiremediği Hazar Hakanını evlilik yolu ile barışa zorlamak istedi. S elm Kuteybe el-Bahilî’yi bölgeye vali olarak tayin eder. Hazim komutasındaki bir orduyu Hazarlara karşı göndermiş ve onları Ermeniye’den ç ıkarmışlardır34 . 799 yılında meydana gelen bu savaşta Hazarlar bir süre (70 gün) Ermeni topraklarında kaldıktan sonra geri ç ekilirler37 . s. Ancak önceki evlilikte olduğu gibi bu Türk kızı da ç ok sürmeden öldü. trc. . s. Bölgede önemli bir nüfuza sahip olan ve uzun süredir valilik yapan Nec m ailesi bu durumu kabullenmek istemezler. III. s. C. II. 650. s. S aid Arapların kabul ettiği eski vali Nec m’i yakalayıp öldürünc e bölgede durum iyic e karışır. Araplar bu süreç te ellerinden geldiğinc e Hazarlara karşı barış yanlısı bir politika izlemişlerdir. Şaban Kuzgun. yüzyıla kadar da durum böyle 34 35 36 37 38 Ezdî. 295. Hârûn er-Reşîd’in gönderdiği valiye isyan ederler. İbnü'1-Esîr. Kö şe . Ankara 1993. güç lü rakipleri Hazarlara karşı ellerini kollarını bağlıyordu. Mahmud Mustafa Abdulkadir Ata.. Haşim. 86. Bu savaşın sebepleri hakkında Arap kaynakları iki farklı rivayet aktarmaktadırlar: Bunlardan birinc isi Halife el-Mansûr döneminde olduğu gibi Abbasilere gelin giden Hazar prensesinin doğum esnasında ölmesi üzerine odaklanmıştır. Taberî. s.Yahya el-Bermekî Kafkaslar’da süregelen kargaşayı önleyemeyince. el-Muntazam. Artık bu tarihten sonra Hazarlar’ın yıkılışına kadar iki devlet arasında vuku bulmuş herhangi bir savaş tespit edilememektedir38 . intikam amac ıyla gerç ekleştirildiği anlatıldı. s. Hakan da onun bu evlilik teklifini kabul etti ve kızı S itit’i (subt) Vali Bermekî ile evlendirdi. el-Kâmil Fi’t-Târîh. Anc ak gerek yerli halk. 20. Bunun üzerine Hazarlar büyük bir ordu ile harekete geçerek Abbasî topraklarını yağmalamaya başladılar36 . Cem Zorlu . Hazar şehirleri IX. Bölgede Bulgarların belirleyici olmaya başladığı X. Artamanov. 149. C . Doğu-Batı tic aret trafiğinin ve temaslarının merkezi haline geldi. Bundan sonra iki taraf arasında tic arî ilişkiler ve barışç ı politikalar öne ç ıktı. Hârûn er-Reşîd Kafkaslardaki sorunları ç özmek iç in S aid b.. A. Halife Huzeyme b. Hazarlar’ın Abbasilere karşı son seferi 798-799 yılındaki seferdir. Necm’in oğlu Hazarlara sığınarak yeni valiye karşı savaş başlatır. Her iki devlet arasındaki son büyük savaş Halife Hârûn er-Reşîd döneminde meydana geldi. Hazarlar ve Kuzey Türkleri . 10. age. s. 5. Ş üphesiz bunda kendi iç işlerindeki çalkantılı dönemlerin de etkisi vardır. IX. Ülkenin her yanında patlak veren isyanlar35 .

Das Martyrium des heiligen Abo von Tiflis. Barış ortamı Hazar ülkesini. Emel Esin. s. İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giri s. Emevîler devrinde Orta Asya’da olduğu gibi. yüzyıla geldiğimizde Hazarlar ile Müslümanlar arasındaki savaşların tamamen durduğu. Jacques Piatigorky-Jacques Sapir.. Belkıs Çorakçı.. s. Leiden 1902. s. Schultze. . 16. Kafkasya ve Hazar ç evresi sakinleşmiş. X. s. V. Müslüman tüc c arın en ç ok tic aret yaptığı sahalardan biri haline getirmiştir. Hazarların Yahudiliği benimsemeleri de işte tam bu dönemde gerç ekleşti. Bartold bu daveti yapanın Halife Me’mun değil. Neue Folge 13 1905. Bölgenin sessiz sedasız İslamlaşması da bu sükûn ve istikrar devresinde oldu39 . V. age. Yüzyılda Hazar-Abbasî İlişkileri IX. Ankara 1975. Orta Asya Tarihi Hakkında Dersler. IX. De Goeje. İstanbul 1993. 85. 360-361. 145-155. Aynı mlf. Yalnız bazı köy ve şehirlerinde Hıristiyanlar yaşamaktadır40 . 103-104. her iki tarafın da barışın tadını ç ıkardığını görüyoruz. Hakkı Dursun Yıldız. age. trc. Muhammed olduğunu iddia eder45 . 196-197. s. muhac irler ve tebliğci din adamları vasıtasıyla atılmaktadır42 . Bu sefer olmuşsa bile muhtemelen bu Me’mun’un Merv’de kaldığı şehzadelik yıllarında (800-812) ya da Merv’deki Halifelik döneminde (812-818) yapılmış olmalıdır. agm. Gürgenç valisi/emiri Me’mun b. 23’den naklen Bkz. Gerç ekten de İslam’ın yayılış tarihinde bu tür savaşsız ve sakin dönemler her zaman sessiz sedasız İslam’ın yayılışına delalet etmiştir41 . İstanbul. Ahsenü’t-Tekâsîm. 25-32. Onüçüncü Kabile. s. trc. Hazar Hakanı ile Abbasi Halifesi bir ç eşit saldırmazlık sürec ine girmişlerdi. Coğrafyac ı Mukaddesi başkalarından duyduğu habere dayanarak Halife Me’mun’un Cürc aniyye üzerinden İtil şehri üzerine bir sefer düzenlediğini ve buranın Melikini İslam’a davet ettiğini yazar44 . Zira o günün şartlarında Gürgenç emirinin kendi imkânları ile böyle bir sefer düzenlemesi mümkün görünmemektedir. Gürc ü bir Aziz’in Abazya üzerinden Hazarya’ya gidişini hikâyesini anlatan biyografisine göre IX. 39 40 41 42 43 44 45 Golden-Zuckerman-Zajaczkowski. Zaten Me’mun’un böyle bir seferini diğer kaynaklardan teyit edemiyoruz. Bunun bir uzantısı olarak din ve bilim adamları da Hazarlar arasında faaliyet göstermeye başlamışlardır43 . 856-858.. Ancak V. s. yüzyılın büyük bölümünde Hazarlar ile Müslümanlar arasında barışın hüküm sürdüğü bu uygun ortamda bu bölgedeki İslamlaşmanın temelleri büyük oranda tac irler. s. V. Hazar İmparatorlu ğ u Tarihi . yalnız tek tanrıya (Gök Tanrı İnanc ı!) inanan insanlar yaşamaktadır. Hande Güreli. IX. K. 20. yüzyılın başlarında Hazar ülkesinde vahşi. Daha önc e az da olsa var olan iki taraf arasındaki tic arî ilişkiler. 1980. zanaatkârlar. Dunlop. n şr. 59. İstanbul 1978. İslâmiyet ve Türkler.118 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 devam etti. Mukaddesi. yüzyıldan itibaren artmaya başlamıştır. S iyasî-askerî olayların azalmasına bağlı olarak bu yüzyılda İtil-Ural havzasında neler olduğuna dair haberler de azalmaktadır. s. Arthur Koestler. Untersushungen zur Geschichte der altchristetlichen Literatur. küstah. Bartold. İstanbul 2005..

onlara boyun eğdirdiler ve onla r da cizye verdiler”51 bilgisini vermektedir. Bkz. s. D. 248-250. 412’den naklen Dunlop. Leiden 1927. Bkz. Georgian Chronocle. M. s. 209.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 119 Mu’tasım zamanında. Tiflis’e yakın bölgelerde (5 günlük mesafe) yaşayan pagan Alanlar Abbasiler zamanında Bizans’ın gönderdiği Hıristiyan din adamları vasıtasıyla Hıristiyanlığı benimsemişlerdi. s. s. Mes’ûdî. Muhtemelen Kur’an’da sözü edilen geçmiş topluluklar ile ilgili Abbasi ba şkenti bazı tartışmalar yaşanmaktaydı ve bu amaçla ilmi bir heyet gönderilmişti. Mütevekkil zamanında Müslümanlar bura ya yerleştirilmişti. Yerleştirilenler a ra sında İsmail b. Beyrut 1997. 589-590. 358. Senaverdiyyeler denilen bir Kafkas halkı tarafından yıkılıncaya kadar İslami dönemde mamur bir şehir olarak kaldı. 590.. Mes’ûdî. Onların idaresinden insanlar ho şnut olmayınca şehir terk edildi ve Mu’tasım zamanına kadar harap kaldı. s. . Kitâbu’l-Buldan . Belâzurî. Mukaddesi. s. Belâzurî. n şr. Mu’cemu’l-Büldân thk. Hazar ülkesinden İslamiyeti kabul etmek isteyen bir zümreyi bu şehre yerleştirdi47 . Hz. terk edilmiş ve harabe haldeki eski Ş emkur46 şehrini tamir ettirerek. Erran ile Gence arasında. III. Yûsuf el-Hâdî. 291. Beyrut 1992. s. I. İshak adında biri vardı ki bunun liderliğinde Müslümanlar etra fla rındaki halklara galip geldiler. Rivayete göre Vasık iktidarının ilk günlerinde bir gec e rüyasında Yec üc ve Mec üc kavminin önündeki seddin aç ıldığını görür. Mes’ûdî. Mesudi bu bölge hakkında “Aba zya ve Hazar ahalisi Tiflis fethedildiğinden beri Suğur Va lisine cizye öderler. 212. 202-203. s. Marque . İşte bunların H. Osman zamanında Hazar fatihi Selma b. Bunun üzerine Eşnas et-Türki’ye rüyasını anlatarak ondan Yec üc ve Mecüc kavmi hakkında bilgi toplamasını ister54 . s. s. Halbuki Emevîler devrinde Mesleme b. 240 (854-855) yılında ünlü Türk komutanlardan Ermeniye Valisi Boğa el-Kebir. Ayrıca Abbasîler döneminde bu bölgede tıpkı Orta Asya’da olduğu gibi Ribatlar yapıldı ve bu ribatlara maaşlı askerler yerleştirildi. Abdulemîr Mühennâ. Murûcu’z-Zeheb . Gence’ye 11 fersah uzaklığ ında bir şehir olup. İbn Fakîh. Musa el-Harezmi adlı iki Türk başkanlığında 50 güç lü adam eşliğinde bir heyeti Kafkas ötesinde Yec üc ve Mec üc kavminin bulunduğu bölgeye gönderir. Viac Regnarun. Beyrut 1991. thk. 202. Abdulmelik’in 730’lu yıllarda burayı fethederken “Alanların Kalesine” bir grup Müslüman Arap yerleştirilmişti48 . Rabi’a tarafından fethedilmişti. Bu yüzyılda Hazarlar hakkında en geniş bilgiyi Mu’tasım’dan sonra Abbasi Halifesi olan Vasık zamanında (227-232/842-847) bölgeye gönderilen bir heyetin tuttuğu raporlardan öğreniyoruz. n şr. s. 413. 320/942 yıllarında Hıristiyanlıktan dönerek Bizans’ın göndermiş olduğu din adamlarını kovduklarına şahit olmaktayız 53 . Ayrıca Berza’a şehrinden bazı tac irler de buraya iskân edildi ve şehre “Mütevekkiliye” adı verildi49 . Eşnas da 30 dil bilen! S ellam et-Terc üman ve Muhammed b. Dunlop. Yâkut el-Hamevî. 193) bu bölge şehirleri arasındaki mesafeleri verirken Şemkur’u Gence’ye 10 fersah (=70 km) olarak göstermektedir. “ Muhammad ibn Mûsâ al-Khwârizmî” JRAS (1943) s. Streiftz. İbn Fakîh. Her ne kadar burada yecüc ve mecüc kavmi ile ilgili bilgi toplama iste ğ i bir rüyaya ba ğ lanmakta ise de aynı halife Kur’arn’da bahsi geçen Ashb-ı Kehf hakkında da bilgi toplamak ve yerinde inceleme yapmak maksadıyla Efes’e bir bilim heyeti göndermişti. I. Elç ilik heyetinin bir yıllık 46 47 48 49 50 51 52 53 54 Şemkur. İstahrî (e l-Mesâlik ve’l-Memâlik. Ayrıca Hazar vatandaşı olan 300 Alan’ı da Debend Geçidi üzerinden getirerek bu şehre yerleştirdi50 . Bunlar hem gaza ile hem de İslam’ın tebliği ile meşgul oldular52 . age. Ferîd Abdülaziz el-Cündî. 291. H. I.

Bölgede yaşayan insanlar ve yerleşim yerleri hakkında bilgi verir55 . D İA. Ebû Reyhân el-Bîrûnî. 857. n şr. 121. Fakat heyet döndü ğ ünde bölge Müslümanlar tarafından fethedilmişti. J. 360-361) bu rivayeti aktarırken Muhammed b. Yecüc ve Mecüc halkını derin bir çukurun ötesinde sa ğ lam duvarlar arkasında bir halk olarak tasvir eder. İshak’a bir mektup yazarak ondan elç ilere yardım etmesi istenir. 163-167. Leiden 1889. . el-Mesalik ve’l-Memalik. İlk İslam fetihleri esnasında Sasanilerin Derbend Valisi de Yecüc ve Mecüc kavmi hakkında bölgeye bir heyet göndermişti. Eduard Sachau. dn. Hazar kitlelerinin İslamiyet’e girmesine neden olmuştur. 200 katıra yiyecek ve su yüklenerek S amarra’dan yola ç ıkarlar. Koestler. O da S erir hükümdarına. IX. s. Onların IX.. ve X. Fakat bu bilgiler aynı zamanda bölgede İslam’ın yavaş yavaş taraftar bulmaya başladığını da gösterir. Halife Ermeniye Valisi İsmail b. Hakkı Dursun Yıldız. Zaten IX. s. 118. 208. Leipzig 1923. age. kadıları olan Müslüman bir topluluk ile karşılaştıklarını yazar. yüzyıllardaki dostane ilişkilere bağlı olarak bu bölgeye gelen tac irler ve tebliğc ilerin önderliğinde Belenc er ve S emender gibi şehirlerde artık bir Müslüman toplumun oluştuğu dikkat ç ekmektedir56 . s. Âsâru’l-Bâkiye . Fakat elç ilik heyeti Hazar ülkesinde böyle bir kavmin ve onlara ait bir seddin olmadığını tespit ederler. M. Gerç ekten de bu dönemde İslamiyet İtil havzasının aşağı bölgelerinde ve Dağıstan’da en hızlı yayılan din durumundaydı58 . yüzyılda İtil Nehri boyunc a tic aret yaptıkları dikkat ç eker. S adece Hazar başkenti İtil’de Cuma namazı kılan erkek nüfus 10 bin kadardı. s.. De Goeje. Kur’an okuyan. s. Bu heyet. Bunların yaşadığı bölgede bir fersahlık mesafede kalelerin bulunduğundan bahseder. s.120 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 maaşları peşin ödenir. Alan hükümdarı Hazar hakanına mektuplar yazarlar. Kaynaklar ilginç bir şekilde Kuzey kutbuna yakın bir bölgede heyetin Arapç a ve Farsç a konuşan. 140. 912-913 yıllarında da devam edec eklerdir57 . Yıldız. İbn Fakîh. asrın sonuna gelindiğinde Hazar Hakanlığı’nın himayesinde yaşayan dinî gruplar arasında Müslümanlar. 864884 yılları arasında bir Rus filosu Taberistan’ın Abaskun şehrine saldırmışsa da yenilerek geri çekilmek zorunda kalmıştır. 55 56 57 58 İbn Hurdazbih. ve X. agm. 597 vd.. “ Hazarlar” mad. age. Aslında Hazarlar’ın Rus saldırıları karşısında güç duruma düşmeleri. s. n şr. yüzyıllar aslında Ruslar’ın tarih sahnesine ç ıktığı asırlardır. Sellam’ın raporunda bölgedeki Müslüman varlığı ile ilgili bilgiler aslında ç ok yetersizdir. Anc ak bu esnada sık sık yağmalama faaliyetlerine giriştikleri de görülmektedir. Heyetlerin gittiğ i yer hakkında Bkz.. Mukaddesi (s. Hıristiyan ve Yahudilere göre çoğunlukta idiler. Dunlop. İstanbul 1998. Hazar Hakanlarının Musevi oldukları halde İslamiyet’in yayılmasını teşvik etmeleri dikkat ç ekic i bir husustur. Ruslar bu saldırılarına 910. Bu süreç te Ruslar karşısında kendi devletlerinin gelec eğini sağlama almak maksadıyla. Çünkü IX. S erir hükümdarı Alan hükümdarına. Elç ilik heyeti Hazar hakanının sarayında bir gec e misafir edildikten sonra 5 rehber verilerek yolculuklarına devam ederler. İtil’den hareket ettikten 50 gün sonra Yec üc ve Mecüc halkının yaşadığı bölgeye varırlar. Musa el-Harizmi’yi ve 200 katıra erzak ve su yüklendiğ i ayrıntılarını ilave eder. 41-42.

bölgedeki İslamlaşmanın göz ardı edilmesine yol aç mıştır. Bu durum Bulgarların daha önc eden Müslüman olduklarını kanıtlamaktadır. onların ölüm ve doğum merasimlerini İslamî usullere göre yaptıklarını görmüştü. Leiden 1891. yüzyılda bölge hızla İslamlaşmaktadır. yüzyıllarda. 132. s. miladî IX. Bilakis barış politikası takip ederek hem kuzey sınırlarını askeri güvenc eye almayı. yüzyılda İslamiyet’in genel durumu hakkında H. yüzyıldan itibaren Müslümanlığı benimsedikleri ve İslamî bir gelenek oluşturdukları sonuc una varabiliriz. Halbuki İlk Abbasî döneminde (750-900) Kafkasya’da en hızlı yayılan din olarak birinc i sırada İslam. Çünkü bu gibi adetlerin bir toplumda değişmesinin zaman alac ağını hesap ettiğimizde. Nitekim İbn-i Fazlan Bulgar ülkesine gittiğinde. 291/903 yılında vefat eden İbn Rüste’nin Bulgarlar hakkında söylediği. Kitâbu A’lâki’n-Nefîse. Yukarıdaki verilerden ortaya ç ıkmaktadır ki Abbasîler dönemi boyunc a Hazarlar ile barış ve dostluk temelinde sürdürülen ilişkiler netic esinde. yüzyılda meydana gelmiştir. Kafkasya ve İtil-Volga havzasındaki İslamlaşmanın hız kazanması ve görünür hale gelmesi IX. Nitekim bölgenin İslamlaşması ile ilgili anonimleşmiş hikâyeler ve menkıbeler de bunu doğrulamaktadır. meza rlıkla rı da Müslüma n meza rlıkla rına benzemektedir” sözü Bulgarlar’ın Müslümanlığının IX. Harezm ve Orta Asyalı tüc c ar 59 İbn Ruste. Bundan dolayı da Abbasiler Hazarlara karşı. SONUÇ Hazarlar VIII. bilakis Harezm ve Orta Asya ile tic arî ve dinî temaslar sonucu gerç ekleşmiş ve bunlara bağlı olarak gelişmiştir. Hazar Hakanlığının Yahudiliği benimsemesinden sonra da son derec e sınırlı kalmış. hem de bölgenin İslamlaşmasını hedeflemektedirler. Yahudiliğin etkisi. yüzyıldaki Bulgarların ve Hazar başkenti İtil ve diğer Kafkas şehirlerindeki kalabalık Müslüman topluluğun oluşması ve kitlesel ihtidaların alt yapısı. asrın son ç eyreğinde başladığını göstermektedir59 . kitlesel bir destek bulamamıştır. askerî güç leri ve önemli tic aret yollarını kontrolleri altında tutmaları ile eski dünyanın üç büyük devletinden bir konumundadır. Anc ak bu dönemdeki İslamlaşma. Emevîler döneminde olduğu gibi savaşa dayalı bir ilişki sürdürmek istememektedirler. Abbasîler ve Bizans karşısında. onların ç ok önc eden yani IX. yüzyılın son ç eyreği ve X. ikinc i sırada ise Hıristiyanlık gelmektedir. merkezi İslam toprakları üzerinden değil. esas olarak IX. “Elbiseleri Müslüma n elbiselerine. yüzyılda atılmıştır. . X. Bölgeyi gezen seyyah ve coğrafyac ıların tanıklıklarına bakılırsa.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 121 İtil-Ural havzasında IX. Anc ak Hazarlar’ın tam bu dönemde Yahudiliğe geç miş olması ve tarihç ilerin bu olaya fazla dikkat ç ekmesi ve bunu abartmaları. diğer bölgelerde olduğu gibi Hazar topraklarında da İslam’ın sessiz sedasız yayılmasına imkân sağlanmıştır. ve IX.

.122 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ve dervişlerin İtil-Volga havzasını İslamlaştırmaları konusu mutlak ayrı bir ç alışma olarak inc elenmelidir.

II. (1943). thk. -İbn Ruste. -Hammâdî. thk. 855-863. Zahide Ay. Eşref. Yûsuf el-Hâdî. Hakkı Dursun “Hazarlar” mad. VIII. İstanbul 1978.İstahrî (e l-Mesâlik ve’l-Memâlik. “Hazar Türkleri’nin Kültür Tarihine Ait Bazı Notlar”. İstanbul 2008. De Goeje. 248-250.. Ankara 1993. İstanbul 2004. Ha za r Tarihi. -Ya‘kûbî. Sakarya 1997. -Yıldız.. Ahsenü’t-Tekâsîm. 397-408. Meydan yay. III. Leiden 1889. Eduard Sachau. Ankara 1981. 734-735. nşr. Jacques-Jacques Sapir. İstanbul 1973. De Goeje. Beyrut 1997. thk.el-Hamevî. . Kahire 1974. Orta Asya Ta rihi Hakkında Dersler. “Hazarlar Arasında Müslümanlığın Yayılması”. C..Cem. Beyrut ty.. -Esin. İA . İstanbul 1993.“Hazarlar” mad. Kitaplar ve Makaleler -Artamonov. 116-120. Düvelü’l-İslam. Selenge yay. Belkıs Çorakçı. “Hazarlar” mad. Beyrut 1992. I. Ahsen Batur. A. -Mukaddesî. nşr. D. trc. Ankara 1988. s. II. Osman Karatay.. İstanbul 1980. 17. -İbn Hurdazbih. Viac Regnarun. Leiden 1927.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 123 KAYNAKÇA A. -Zorlu. Âsâru’l-Bâkiye. C. . M. Abbasilere Yönelik Dini ve Siyasi İsyanlar. -İbn Fakîh.Bartold. Ta rihu’r-Rusul ve’l-Mülûk. M. MEB yay. s. Çorum 2005.Ahsen Batur. Fütuhu’l-Büldan. -Biro. s. J. Abdu’l-Emir Mühenna. Kültür ve Turizm Bakanlığı yay. Leipzig 1923. s. IX. s. Beyrut 1986. C. -Taberî. Türk Ta rih Kongresi Bildiriler. VI. Sakarya Üniversitesi. __________. -Zehebi. Eski Ruslar ve Büyük Bozkır Halkları . Riyad 1986.. Onüçüncü Kabile. el-Kâmil Fi’t-Târîh. el-Mesalik ve’l-Memalik. Ebu’l-Fazl İbrahim. Selâhaddin. L. Tâ rîhu’l-Ya’kubî . İslâmiyet ve Türk ler. Acta Orientalia Academiae Scientiarum Humgaricae. Kitâ bu A’lâki’n-Nefîse. Khalil. trc. 203-226.V. Bağdat 1977. Leiden 1902. -el-Bîrûnî. İstanbul 1998. nşr. -İbnü’l-Cevzî. Abdulemîr Mühennâ. -Tâhâ. Ha za rlar ve Kuzey Türk leri . Beyrut 1991. V. Mevlüt “Emeviler Devrinde Hazarlarla yapılan Mücadeleler”. Sayı 2000/2. . __________. Kaynaklar -Belâzurî. V.. el-Muntazam.. “Emevî Hilâfeti Döneminde Arap İskânı”. İstanbul 1976. nşr.. -Kuzgun. trc. Bahar yay. Sayı I/A-B. Sayı 29 (342). . Ta rihu Mevsıl. Budapest 1975. trc. Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi . -Golden Peter B. Beyrut 1993. -İbnü'1-Esîr. TDV yay. . Cezîretü’l-Furatiyye ve’l-Mavsıl. trc. Sa karya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi. Marget B. Mustafa Fayda. -Mes’ûdî. -Buharalı. . nşr. Kahire 1967. -Dunlop. Muhammed Câsim. thk. Mahmud Mustafa Abdulkadir Ata. B. Kitâbu’l-Buldan. N. Türk Kültürü. İstanbul 2005. İstanbul 1991. çev. II. Ferîd Abdülaziz el-Cündî.. M. Leiden 1891. -Gumilev. “İstîtanu’l-Arab fi İklimi Ermeniya” Risâletü’l-Halici’l-Arabî.Hande Güreli. -Koyuncu. “Marwan b. Hazar İmparatorluğu Tarihi. Sakarya 2000.Ananiasz Zaj aczkowski. Mu’cemu’l-Büldân thk. trc. -Ezdî.. VIII. C. 201-214.. Ankara 2001. TTK yay. Köşe . Hazarlar ve Musevilik. Beyrut 1992.. Selenge yay. Şaban. Ankara 1997. Murûcu’z-Zeheb. s. Meydan Larousse. -Athamına. thk. Selenge yay. -Koestler. s. I. trc. çev.. “Muhammad ibn Mûsâ al-Khwârizmî” JRAS. İ. İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giri s. Yâkut.Piatigorky. __________. -İbn ‘Asem el-Kûfi.. Ali Habîbe. Ankara 1991. Ebû Reyhân.-Constantine Zuckerman. Zeki Velidi. Emel. İstanbul 2003. DİA. 5. Saim Yılmaz. Ankara 1975. Arthur. Kitâbü’l-Fütuh . Ha zar Yahudi Ta rihi . Sayı XX. Muhammad’s Georgian Campaign”. -Togan.

124 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

congregating in the Province of Antalya. up to present j ust only the existence of them has been known. Selçuklu ve Beylikler döneminde müstakil bir mahallede oturacak kadar yoğun ve etkin olan Antalya Yahudilerinin Rabbanî cemaati İstanbul’un fethinden sonraki dönemde yeni başkente taşınmıştır. as a consequence of newly emerging and rapidly spreading Karaim immigrations. Ra bba nî ANTALYA’S JEWISH COMMUNITY WITHIN WALLS-I Abstract In this article. Meanwhile as a result of the Arab attacks.can be traced back to the period of the Bergama Kingdom. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 2 5 -1 40 Ye a r: 2 0 1 1 . The community migrated to the new capital İstanbul following the city’s conquest. bölgeye yapılan Arap saldırıları nedeniyle de en önemli yerleşim yerleri olan Side’den ve diğer kentlerden kalkarak Antalya kentinde toplanmaya başladılar. Antalya became the new destination for Jewish settlement. Issue : 5 Pa ge : 1 2 5 -1 40 DUVARLAR ARASINDA ANTALYA YAHUDİ CEMAATİ-I Mustafa ORAL * Özet Bu makalede bugüne kadar ancak varlığından haberdar olduğumuz Antalya Yahudi cemaatinin tarihsel serüvenini ilk defa topluca ortaya koyuyoruz. Roma ve Bizans döneminde Yunan kültürünün etkisinde olan Pamfilya Yahudileri. a complete historical account of the Jewish community in Antalya. Ka ra im. Side. the Jews of Pamphylia abandoned Side and their other important settlements. Anahtar Kelimeler Anta lya . During the period of the Seljuks and Beyliks (Principalities). Antalya kentinin de içinde bulunduğu Pamfilya’nın Yahudi yerleşim izleri bölgenin gelişkin kıyı kentlerinde Bergama Krallığı döneminden itibaren açıkça izlenebilir. * Doç. we present for the first time.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . eventually beginning to lose their influencial position. We see that. the Jewish population of Pamphylia was subj ected to Christianization. and became home for two Jewish congregations. İşte bu arada ortaya çıkıp hızla yayılan Karaim göçleri sonucunda Antalya şehrinin yeni bir Yahudi yerleşimine sahne olduğunu ve sonuçta Rabbanîler ve Karaimler adında iki Yahudi grubunun ortaya çıktığını görüyoruz. Dr. Ya hudi. must. the Rabbinic Jewish Community in Antalya was influential and large enough to have its own separate neighbourhood. Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. Pha selis.oral@gmail. The clear signs of Jewish settlement in the prosperous coastal cities of Pamphylia region -within whose borders today lies the province of Antalya. Hristiyanlaşma durumuna maruz kalmaları nedeniyle etkilerini kaybetmeye. namely Rabbinics and Karaites. Falling under the influence of Greek culture during the Roman and Byzantine period.com . Myra .

Side. Ka ra ite. Ra bbinic .126 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Key Words Anta lya . Myra . Pha selis. Jewish.

28. Antalya kentiyle yakın ilişkileri bulunan ve Eski/Ya nık Anta lya olarak da bilinen S ide kentini de bu araştırmanın kapsamına aldık. İstanbul. TTK. Atta leia kentinin de iç inde bulunduğu bölge. s. bağımsız birer şehir olan Karia’nın Myndos. Ankara. Attalos döneminde.Ö. 1997. Bergama Kralı II. Antikç ağda “bütün ka bileler diya rı” denilen Pa mphylia (Pamfilya) bölgesinde Atta leia (Antalya) kentinin kuruluşundan. Attaleia kentinde ilk Yahudi iskânı oldukç a geç bir devirde görülür. Pamphylia Tarihine Dair Tetkikler . Bu deyim Antikç ağda özellikle dağlık bölgeden Pa mfilya Denizi’ne doğru alç alan düzlük bölgeye karşılık kullanılırdı. 158’de kurduğu Atta leia kentidir. Bundan başka Bergama’da da hatırı sayılır oranda bir Yahudi c emaati bulunuyordu ve buranın Yahudileri Roma ve Kudüs’le yakın ilişkiler iç inde idiler4 . . Matbaa-i Âmire. Attalos’un M. Batıdaki Likya’dan. tarihî Antalya kalesinin tahkim şeklini ve üç kattan oluşan otantik yerleşim biç imini ilk kez ç izimiyle birlikte aktaran S . s. Bununla birlikte. Pamfilya’nın batısını işgal etmiş. s. Kâtip Çelebi. Bununla birlikte bu c emaatin Pamfilya ve Likya bölgesinde daha erken yerleştikleri anlaşılıyor. s.37. Fikri Erten’dir. Halikarnasos (Bodrum) ve Knidos şehirleri ile Likya’nın Phaselis. Bu rivayeti aktaran Anta lya Livâsı Tarihi (1922) müellifi S . Yeni Ahit’in “Resullerin İşleri” bölümünde (2/10) Hz. Bergama (Pergamum) Kralı II. Cambridge. Trebilco. doğuda Dağlık Kilikya (Kilikia Trakheia) ile ç evrili olup Pamfilya denirdi. Clemens Emin Bosch. Bu makalenin konusu.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 127 Eski ve Orta ç ağlarda Antalya’da bir Yahudi c emaatinin bulunduğu yazılmış. yani Bergama Krallığı döneminden Osmanlı’ya kendi doğal seyrini izleyen ve Batı ile Doğu arasında tüc c ar bir ulus olarak tanınan Yahudi c emaati vesilesiyle Attaleia ve ç evresinin tic aret ilişkileri ve cemaatin tarihsel serüvenidir. 1957. II. 158–138). Fikri Erten. Attaleia kalesinde oturan dinsel ve ırksal unsurlar arasında Yahudi c emaati de bulunur. en doğudaki Mela s ç ayına kadar uzanan bölgenin1 en genç kenti. bu hükümdarın üç kattan oluşan kalenin her katında bir oğlunu iskân ettirdiğini yazıyor. İlkça ğda Antalya Bölgesi. batıda Likya. bunun doğru olmadığını belirtiyor3 .6-7. Cihannüma (1654) başlıklı c oğrafya kitabında Attaleia (Adalya) kalesinin kuruc usunun İran hükümdarı Da hha k-ı Ma ri olduğunu. Atlan. bölgenin tek işlek limanı S ide’yi alamayınc a donanmasına bir üs sağlamak iç in Korykos adındaki balıkç ı köyünün üzerinde kendi adına izafeten yeniden kurmuştur2 . Süleyman Fikri.3. Paul R. 1338. Attalos (M. Jewish Communities in Asia Minor . S.Ö. Pamfilya’nın S ide şehirlerinde birer Yahudi kolonisinin bulunduğu görülüyor. Antalya Livâsı Tarihi. Bu ilişkilerin bir boyutu Kudüs’e gidip gelen Yahudi hac ılar. İstanbul. 1956. bir başka boyutu ise Pamfilya ve Likya bölgesinden gelip geçen Yahudilerin tic aret ilişkileridir. İsa’nın vefatını izle1 2 3 4 Arif Müfid Mansel. kuzeyde Pisidya dağları. anc ak c emaatin kökenleri ve sonraki durumu inc eleme konusu edilmemişti. çev.

1996. S ide’de ilk kazıları yapan Ord. Z. s. C. S . Trebilco.94-95. Cities.II. s.18. 20. Jewish Communities in Asia Minor . Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . ve III. yüzyıl başlarında “a rchon” adında bir yönetic inin reisliği altında bulunan S ide Yahudileri. Side Agorası ve Civarındaki Binalar. Prof. Qua driga . Hampshire.Arif Müfid Mansel-Jale İnan. C.e. . Tarsuslu S t. Z. Jac ob’un oğlu ve Zygostatēs ofisinin sorumlusu Başdekan ve Tartıc ı olan Leontios adındaki diğer bir sinagog yöneticisi ise bir ç eşmeli avlunun yapımını üstlenmişti9 . s.42. Williams. Mansel. Clive Foss. Tarsuslu Paulus’un Üç Dünyası. 69. George E. Büyük İmalathane mahallesi. yüzyıllarda Perge ile S ide’de Hristiyanlık hızlı bir gelişim ve yayılım göstermiş. 1979. 1999.128 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yen günlerde eski bir Yahudi hasat bayramı ( Şa vout) olan ve sonradan Hristiyanların Paskalya’dan sonraki 50 günlük bayramı haline gelen Pentikost gününde her milleten Yahudilerin. İlkgelen. Hampshire. 1956.173. S ide’nin Yahudi kolonisi iki adet de sinagog kurmuştu8 . revaklı avlunun toplantı salonunun yanında ya da arkasında bulunması ihtimalinden bah- 5 6 7 8 9 10 A. Trebilco. 1996. a mbo’dan a pse’ye yapının mermerden tezyinatını tamamlamış.e. M. dindar adamların Kudüs’te (Jerusalem) oturduğu. Dr. geç Bizans devrinde dört büyük mahalleye ayrılmıştı: Büyük Kapı. Yazıt Nu. bu sırada kimi Hristiyan azizler ( Ma rtyrdom of Conon) Yahudilerin Hz. George E. R. Clive Foss. Bizans döneminde S ide’deki Yahudilere ilişkin birç ok yazıt vardır. İstanbul. bunlar arasında Pamfilyalıların da bulunduğu anlatılıyor5 . s. Roma döneminde Akdeniz’de önemli bir köle pazarı olarak gelişim gösteren Side. Jewish Communities in Asia Minor . 1948 Yılı Kazılarına Dair Rapor . çev.25. S unak ve Büyük İmalâthane. Foss.3-8. s. 1976. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . a. Bu yazıtlara göre Yahudilerin S ide şehrinde önemli bir koloni oluşturdukları anlaşılıyor. Bu dört mahallenin şehir phyle’lerine karşılık gelip gelmediği kesin değildir. bir Musevî millet meclisi ( Sanhedrin) ile ağırlık ve sikkelerin ölç ümünden sorumlu bir ofise ( Zygostatēs) sahiptiler.30-31 dn 125.e.42. V. iki yedi kollu şamdan ile iki sütun başını restore ettirmişti. İsa’ya iftira attıklarına ilişkin söylemler geliştirmeye başladılar7 . Kitabı Mukaddes/Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil). İstanbul. şehirde gelişmiş bir sanayinin bulunduğunun göstergesidir.g. s. s. London. anc ak burada Yahudi c emaati varlığına ilişkin bilgiler verilmediğini görüyoruz. Paulus’un yoldaşı Kıbrıslı Barnabas ile birlikte. Wallace-W. Bean. 50’li yıllarda Anadolu’nun ve Doğu Akdeniz’in Helenleşmiş toplumları ile Yahudiler arasında İsa’nın öğretisini yaymak yolundaki faaliyetlerinin anlatıldığı seyahat güzergâhına ve etkinliklerine baktığımızda Atta leia ile Perge’nin bu seyahat güzergâhında bulunduğunu6 . belgelerin S ide’deki sinagogun iç inde bir ç eşmenin bulunduğu sıralı sütunlar ile ç evrili ve avlulu bir Hristiyan bazilikasına ç ok benzeyen S ardes’deki yapıya benzediğini düşünüyor10 . S inagogun İsak adındaki yöneticisi ( cura tor). Pamfilyalı Yahudilerin S ideli olması kuvvetle muhtemeldir. Bunu izleyen II.11-12.120. s. Turkey’s Southern Shore .. Arif Müfid Mansel. Cities. Ankara TTK. s.. s. Bean.

dünyada aşağılık insanların kimler olduğu sorusu üzerine. s. sonra bir korsan yuvası haline gelmiştir. ve VI. yüzyılın ilk yarısında gelişimi Anadolu ve Pamfilya şehirleri iç in parlak bir dönem olmuştur. A. Şalom.. IX.. . II. en önemli deniz üslerinden ve Akdeniz sahilindeki tic aret merkezlerinden biridir. yüzyıllarda Arapların akınları nedeniyle önc e harap bir duruma. 1978.e. 9 Eylül 2009.13-14.S . Attaleia’nın M. Side Kılavuzu. yüzyılda Likya bölgesinde yapılan araştırmalarda Yahudi izleri bulunmuşsa da son kazılar sırasında M. Pamfilya’nın en aşağılık insanlarının Phaselisliler. sahip olduğu sulama tesisleri sayesinde bunların verimini azami derec ede arttırıyordu. 1967. s. Bizans’ın en büyük kentlerinden.9-10.g. Aynı zamanda büyük tersanelerine sahip olan S ide. yüzyıllar arasında yapıldığı sanılan Myra’nın (Demre) Andriake limanında bulunan bir sinagog 14 da S ide ile ç ağdaştır. Bu etkenler sonucunda IX-X. ilk defa tarafımızdan burada yayınlanıyor. Bu dönemde S ide.g. ilk defa Arif Müfid Mansel tarafından 1978 yılında yayınlanan S ide kazıları raporunda yayınlanır12 . Biri Arif Müfit Mansel tarafından kazılarda bulunan ve S ide Arkeoloji Müzesi’nde 3142 numara ile sergilenen ve bir taş levha üzerinde tasvir edilen yedi kollu şamdandır ki.-V. S ide Yahudilerine ilişkin bir başka kalıntı türü yedi kollu şamdandır. yüzyıllarda Pamfilya ve bu arada S ide’nin a ltınçağ ı olmuştur. IV. Diğeri ise S ide Müzesi’nin girişinin solunda bir duvarın üzerinde bulunuyor ki. yüzyıllardan itibaren Ya nık Anta lya tabir edilen S ide’nin ahalisi iki günlük mesafede bulunan Yeni Anta lya (Attaleia) şehrine göçmüştür15 . TTK. gerisindeki verimli topraklardan büyük ölç üde yararlanıyor. Bununla birlikte. S ide’nin en önemli ürünleri arasında zeytin ve zeytinyağı yanısıra balık ve balıkç ılık bulunuyordu. S ide’nin Yahudi c emaatinin müzenin bulunduğu mahalde oturduğunu gösteriyor. Attaleia Yahudi c emaati de işte bu sırada oluşum sürec ine girmiştir. bu ç ağın en tanınmış bir esir pazarıdır… Büyük tic aret filosuyla ç oğunlukla Doğu Akdeniz kentleri ile sıkı tic aret ilişkilerinde bulunur. S . s. Ateneus’taki bir pasajda tic aret hayatında S ideli tüc c arların iyi bir şöhreti olmadıkları görülüyor13 . ve III. XIX. Bu kanıtlar. s. A. Nevzat Çevik. ve X. Arif Müfid Mansel. TTK. 14. II. Pamfilya kentleri arasında yalnızc a Attaleia bir tic aret limanı olarak gelişmiş ve gelişimini bugüne kadar da sürdürmüştür. yüzyıllarda Antalya. Ankara. Bölgenin en gelişkin şehri olarak görülen S ide. dünyanın en aşağılık insanlarının ise S ideliler olduğunu söyleme c esareti gösteriyordu. Ankara. VII.13.e. yüzyıl ile III.146. Bir mec liste hazır-c evap olarak bilinen S tratonikos. V.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 129 sediyor ve yayınladığı yedi kollu şamdan tasvirinin bu sinagoglara ait olabilec eğini belirtiyor11 . 11 12 13 14 15 Side: 1947-1966 Yılları Kazıları ve Ara ş tırmalarının Sonuçları. M.S . “ Likya’da Yahudi Varlığ ı İlk Kez Kanıtlandı” .

MEB.45–59. Antalya şehrinin kalesi o kadar büyük ve geniştir ki. Eskiç ağ’da genellikle sakin bir memleket olan Anadolu’nun başlıc a tic aret yolları arasında en önemli kavşak noktası Laodic eia’dır.245. K. Fütûhü’l-Büldan. Rodos başta olmak üzere dönemin önde gelen tic aret noktaları arasındaki yolun terc ihi Akdeniz kıyılarında sağlanan güvenliğe bağlıdır. Kilikya’daki son Arap şehri Tarsus’un Bizanslıların eline geç mesinden (965) itibaren Kibyra savaş filosunun önemi azalmış. yüzyılda Akdeniz’e ç ıkmışlar. doğunun ka pısı olarak ulaşımdaki müsait yeridir. Ticaret şehirleri. Belazurî.g. C. Ugan. Mehter. adayı işgal edememişlerse de yıllık 7200 dinar (altın) harac a bağlamışlardı. VII. . Ardından Müslüman donanması bugünkü Kaş aç ıklarında 300 yelkenliden oluşan Bizans donanmasını Za tu’s-Seva ri savaşında denize gömmüştür. Z. ilk defa 790’da olmak üzere Antalya şehrini denizden işgal etmişler.12) W. Bu önemli olay. İskenderiye. Doğunun lüks malları iç in bir aktarma merkezi olarak büyümeye başlayan Antalya şehrinin en belirgin avantajı. s. Rodos’u ve Kıbrıs’ı alamadılar. 650 yılında Pamfilya Denizi’nin yakınındaki Kıbrıs adasına bir sefer bile yapmışlar. Cities.. anc ak Kilikya’nın ve Akdeniz’in önemli bir tic aret kenti olan Tarsus’u 792 yılında aldılar18 . Akdeniz sahillerdeki limanlar genellikle batıyla doğrudan tic aret iç in kullanılırdı17 . Bu ç ağda Antalya kentinin tic aret ilişkilerinin en yoğun olduğu şehir İskenderiye’dir. yüzyılın ilk yarısında birkaç defa daha istila etmişler. 273. doğudan batıya giden yollar üzerinde bulunur. Müslüman Araplar. Laodic eia (Denizli) kentine ulaşan yollardan biri güneyden. bir süre sonra yeniden Bizans idaresine alınmıştır19 . s. çev. Bu artışta şehirde oturan küç ük bir Yahudi topluluğu büyük paya sahiptir. 1960. M.I. M. a. Akdeniz’de Müslüman üstünlüğünün başlangıc ı olmuştur. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . dönemin Bizans belgelerinde “ kastron ” şeklinde geçiyor (Foss. hatta Halife Osman zamanında. buna karşın özellikle Mısır’daki Fatimîler ile tic aret trafiği bir hayli artmıştır. ardından IX. 1955. çev. Pamfilya şehirleri Attaleia. Çünkü onların Müslüman ülkelerinde oturan Yahudi toplulukları ile yakın ve devamlı ilişkileri 16 17 18 19 Foss. s. S onraki yıllarda Rodos’a da seferler yapan Araplar.e. Kilikya’nın ardından Pamfilya bölgesine yönelen ve başında Ebu S uleym Ferec el-Hâdim adındaki Türk kökenli bir komutanın kumandasındaki Abbasî Arapları. Bu işgaller için bkz: Hasan Mo ğ ol. Antalya Tarihi.130 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yüzyılda kurulan ve Batı Toroslar ile Karya sahili boyunc a uzanan ve Bizans donanmasının önemli bir parç ası olan Kibyrrhaeots deniz temasının merkezi de buradadır. İstanbul. Pekta ş.29-31. 1997. İstanbul. s. Burası eskiden Kibyra (şimdi Karaburun) adında küç ük bir kasaba adından geliyor. X. Ankara. s. Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası. Maarif Vekâleti. yüzyılın sonlarında İbn Havkal’ın yazdığına göre Bizans’ın sürekli bir tic aret merkezi olan Antalya ile yalnızca Selanik ve Trabzon rekabet edebilecek güçtedir16 . anc ak bunlar kısa süreli işgalden öteye gidememiş. Ramsay. Antalya kentinin Kıbrıs. Perge ve saireden gelirdi.6-8.

Ankara. Bu yıllarda bilinen iki gelişme daha vardır ki.136-139. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 131 olmuştur. 2004. Goitein. E. Band 8: Lykien und Oamphylien. University of California Press. aynı zamanda ailesinin konutu olarak kullanılan sinagogu kendilerine bağışlaması ve eski dindaşları tarafından müsadere edilen nesneler konusunu bir dilekç ede yazarak imparatora bildirdi. Selçuklular Zamanında Türkiye . bunun iç in de yerleşimlerine sahne olmuştur. Örneğin 1028 yılında ailesinin büyükleri ile reislerinin de iç inde bulunduğu Antalyalı 7 Yahudi fidye iç in tutsak alınmıştı. Ötüken. Tabula Imperii Byzantini. Yahudiler ile Rumlardan başka şehir Müslüman Araplar. Yakın-Doğu Ticaret Tarihi. A Mediterrenean Society . s. hiçbirinin güvenini sarsmadan her yere girip ç ıkmışlar. Bu sayede hiç bir tehlikeye atılmadan büyük kârlar elde etmişler ve sadec e tic aretle uğraştıkları iç in özellikle ticaret şehirlerinde toplanmıştır. Antalya Yahudi kolonisinin yalnızca Bizanslılar ile Araplar arasındaki tic arette geniş ve etkin olduğunu değil. yüzyıllarda Arap korsanları tarafından tutsak alınan arkadaşlarını fidye ile serbest bıraktıran Yahudilere ilişkin birç ok belgenin bulunduğu Ka hire Genizası’nda kayıtlıdır23 . 2004.D. Cenovalı.306. Antalya Yahudilerinin Hristiyanlaşması c emaatin küç ülmesine yol aç mıştır. 1’i Kuzey Afrika sahiline ç ıkarılan 10 Antalyalı Yahudi tutsak hakkında İskenderiye yetkililerine ulaşan mektup. VIII. Konut. University of California Press. 1967.293 vd. Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften. Foss. A Mediterrenean Society . Wien. ve XII. s. Yahudiler. Heyd.9-10. Ayrıca bkz: S. . S.D. aynı zamanda güç lü Bizans imparatorluk donanmasının Akdeniz’de korsanlık sorununu bir türlü ç özemediğini de görüyoruz. Hansgerd Hellenkemper-Friedrich Hild. 2000. Balkanlara ve Akdeniz’e yayılma sahası üzerindedir. Doğudan Batıya. Venedikli. s. 1967. Z. diğeri serbest bırakılmasından sonra Filistin’e gitmeyi talep eden bir hahamın da iç inde bulunduğu tutsaklara ilişkindir24 . çev. XI. Türkler20 . TTK. her ç eşit değerli eşyanın tic aretini yapan kişiler ( spices) olarak tanınmışlardır. Teil 1. Karal. XI. Goitein. Kutsal Diriliş (Paskalya) Kilisesi’ne ç evrilmiş ve keşişler yer20 21 22 23 24 Osman Turan. W. onlar kendi aralarında savaşırken. erkek kardeşleri de vaftiz edilerek Hristiyan yapılan bir Yahudi. hatta İspanyol kökenli tüc c arların kullandığı uluslararası bir tic aret merkezi konumuna sahiptir21 . yüzyılın ortalarında Mezopotamya’da ortaya ç ıkan ve hızla yayılan Karaim mezhebi mensuplarının Anadolu’ya. yüzyılda Antalya. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . Filistin’den Frankların ülkesine gelen Yahudi tüc c arlar tutsak/esirköle tic areti ile tanınıyorlar ve topta ncı ta cirler olarak dünyanın bilinen hemen bütün kıtalarını dolaşıyorlardı22 . İstanbul. John Komnenus’un saltanatının (1118–1143) sonlarında. Berkeley. iç lerinde yaşadıkları milletler tarafından ç oğu zaman hakarete maruz kaldıkları iç indir ki. Pisalı. Cities. Buna göre şehirde büyükçe bir Yahudi kolonisi oturuyordu. bunlardan hiç biri ile yakın ilişkileri olmamış. Berkeley.

Manuel Komnenus’un 1143’de imparator olmasından hemen sonra Yahudileri ç ağırtmak ve yemin ettirmek iç in Kibyrrha eot’un başındaki valisinin ( dux ) görevlendirilmesi hakkında bir emirname yayınlamasına kadar sürüp gitmiştir25 . Bu karar.I. İstanbul.. limanın önünün bir zinc irle kapatılarak güvenlik duvarı oluşturulduğunu. De La Plaine Pamphylienne aux Lacs Pisidiens Nomadisme et vie Paysanne . Barbara Flemming. s. Fakat Yahudiler. Venediklilere Antalya’da serbest tic aret yapmak hakkını Mayıs 1082 tarihli anlaşma ile I. Antalya limanı. Doğu Akdeniz bölgesinde bölgenin hâkimlerinden büyük ayrıc alıklar alınarak özellikle kıyılarda bulunan şehirlerde ayrı bir mahalle halinde kurulan İtalyan tic aret kolonileri.23. s.10. Athens. Bu mahalle kolonilerin etraflarının bir surla ç evrili ve limanın yanında olduğunu. özellikle İtalyan tüc c ar ulusları almıştır28 .84. 1939. Çava ş. yüzyılda Akdeniz’in her köşesinde Yahudi tac irlerin bulunduğu. Pisidien und Lykien Im Spatmittelalter.132 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 leşmişti.191-192. Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları. Alexis tarafından 1199’da yenilenmiştir. Turan’ın tespitine göre. Michel Balard. Paris. Landschaftgeschicte von Pmphylien. A. s. Türkiye-İtalya İliş kileri. XI. Kuzey Afrika’yı S uriye’ye bağlayan geniş bir ulaşım şebekesi kurmuşlardı.Attaleia’nın Rabbani ve Karaim c emaatleri arasında gerginlik olduğunu varsaymak yanlış olmaz. s.e. yüzyılda İskenderiye’den Antalya şehrine yapılan yoğun YahudiKaraim göçünün27 . 1153’de Frankların Aşkelon’u ele geç irmesinden sonraki dönemde Akdeniz âdeta bir La tin denizi haline gelmiş. Pera’da mezhep mensupları kavgaları aralarına bir duvar ç ekilmesiyle önlenmişti. Şerafettin Turan. Bununla birlikte göç ten sonraki yıllarda – Pera’daki gibi. Metis. çev. Star. geniş hareket serbestlikleri XII. 1890 yılında Ka hire Geniza sı’nda bulunan tarihî belgeler ile ortaya konulmuş durumda. Aleksios Komnenos vermiştir.32 vd. s. XI. Antalya’nın uluslararası bir tic aret merkezi haline getirildiği ve bunun iç in İtalyan tüc c ar ulusları ile ç eşitli anlaşmaların yapıldığı esnada gerç ekleştiğini görüyoruz. J. Bu dönemde Müslüman ülkeleri ile Hristiyan Avrupa arasında arac ılık yapan az sayıda Müslüman ile genelde Yahudi tac irler İspanya’yı Mısır’a. C. s.11-12.g.g.. 1990. dönmelerin mülkiyetlerine sahip olmalarını kabul etmediler. Böylece devam edip giden bu sorun. R. Bizans İmparatorluğunun Haç lılar tarafından fethine kadar bazı anlaşmalarla Bizans’a bağlı tüc c ar uluslara aç ık bulunuyordu. yüzyılda Bizans tarafından sınırlandırılınc aya kadar tic aret faaliyetlerini ma ha lle-koloniler yoluyla yürüttüler29 . 1958.186-191. . bunların Antalya’da da bulunduğunu gezginlerin seyahat 25 26 27 28 29 A. Doğulu tüc c arların yerlerini bu kez Latin tac irler. Ş . The Jews of Byzantine Empire . İstanbul. 2005. s. Venedikli tüc c arların bu limana serbestç e girmelerine Manuel Comnéne’in 1148 tarihli buyrultusu ile izin verilmişti. Wiesbaden. III.e. Xavier Planhol. 1964. Bu anlaşma ile bazı Venediklilere başlıca Levanten kentlerinde de serbest tic aret müsaadesi verilmiştir26 .

İzzeddin Keykâvus’un (1211-1220) kentin yeniden fethini gerç ekleştirmesinde yine tic arî ç ıkarlar baskın gelmişti. Antalya’yı.307.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 133 hatıralarında30 görüyoruz. Bunun temel nedenini şehrin. isyanın bir gece silahlanan Rumların muhafız ve memurlara saldırarak gerç ekleştiğini kaydeden İbn Bîbî36 gibi dönemin bir S elç uklu kronikç isi vardır. Rumların isyanının Müslüman ahalinin ve yönetic ilerin Cuma namazına durdukları sırada gerçekleşmiş olması nedenine bağlayan Paul Luc as 35 olduğu gibi. Akdeniz’de bir ithalat ve ihrac at limanı ve S elç uklu deniz kuvvetleri iç in bir hareket merkezi haline koymuştu. Turan Ne şriyat. İskenderiyeli bir tüc c ar kafilesinin mallarına kentin Frank hâkimi Toskanalı Aldo Brandini’nin el koymasından ve S elçuklu hükümdarı I. 330. E. s. üç ayrı mahalleye ayrılmasına yol aç tı. İstanbul. Gıyâseddin Keyhüsrev (1205-1211). şehrin 1216’da yeniden fethinden sonraki günlerde şehrin duvarlarla üç kısma. bunun gü30 31 32 33 34 35 36 Bir örnek: 1047’de Akka’yı gezen İranlı seyyah Nâsır-ı Hüsrev’in tasvir ettiğ i şehrin Mînâ ve Liman bölgesi Antalya örne ğ ine çok benziyor (Sefername . XI. 1223’te ise S uğdak şehirlerini işgal etmiştir34 . Anc ak kentin nüfus ç oğunluğunu oluşturan Rumlar ile Frenkler. çev. Üyepazarcı. Selçuklular Devrinde Türkiye . M. S elçuklu yönetiminin Antalya şehrinde fetihten sonraki günlerde yaptığı ilk işlerden biri. çev. 1212’de ayaklanarak şehirdeki yöneticileri ve Müslüman ahaliyi kılıç tan geç irip kente bütünüyle hâkim oldular32 . Bu dönemde Karadeniz’e aç ılan en önemli liman kenti konumundaki S inop’u Bizans’ın elinden aldıktan (1214). Tome I. C. MEB. Turan. yüzyıldan itibaren Pamfilya ovasını istila etmiş olan S elç uklu Türklerinin Antalya kentinin 5 Mart 1207’de fethine. s. Tarih Vakfı. S elç uklu taht kavgasının hüküm sürdüğü bir sırada. s. Fetihten hemen sonra S elç uklular ile Kıbrıslı Latinler arasında bir tic aret anlaşması yapan I. şehrin ahalisini dinsel tabiiyetlerine göre duvarlarla ayırarak her birini ayrı mahallelerde oturmaya mec bur etmesidir. Kıbrıs Krallığı ile yeni bir tic aret anlaşması yaptıktan ve Anadolu’nun en büyük tic aret merkezi sayılan ve doğudan batıda giden veya S uriye ve Irak’tan gelip Karadeniz’e ulaşan yolların kesişme noktasında bulunan S ivas’ta yığılan tic aret kervanlarını harekete geç irdikten sonra aynı amac ı Akdeniz sahilinde gerç ekleştirmek iç in Antalya şehrini fethetmiş.358. İstanbul.121. Tarzi. Yinanç. 2007. s. Voyage du Sieur Paul Lucas . 1814. Alaaddin Keykubat 1221’de Alanya. bunun ardından Kıbrıs Latin Krallığı ile ayrıntılı bir tic aret anlaşması yapmıştır33 . Gıyâseddin Keyhüsrev’e meydan okumasından sonraki gelişmeler yol aç mıştı31 . 1967.134-135. S onraki dönemde mahalleleri birbirine bağlayan kapıların Cuma namazının kılındığı esnada ve akşamları devamlı kapatılıyor olması. . İstanbul. Selçuklular Devrinde Türkiye . s. Selçuklular ve İslâmiyet. Paris. İbn Bîbî. Turan. A. 1971. 2000. Cahen. İşte S elç uklular aç ısından bu ibretâmiz olay. s.49.23–24. Kitabevi. Aç ıkç ası S elç uklu Antalyası’nda olduğu bilinen duvarların tarihi S elç uklu önc esine dayanır. H. Karadeniz’deki fetihler ile Kıbrıslılar ile anlaşmayı tamamlamak amac ıyla I. İstanbul. Osmanlılardan Önce Anadolu. Paul Lucas.244. s. Selçuknâme . Osman Turan. 378. çev.

Kültür Bakanlığ ı. . fetihten sonraki dönemde ise yalnızc a Hristiyan tüc c arlar bulunuyordu38 .. İstanbul. Şehrin ahalisi arasında Ermeni kilisesine ba ğ lı olanlar da bulunur (Heyd. Mehmet Önder. İbn Battûta’nın 1332’de gördüğü Antalya’ya ilişkin seyahat hatıratında “Hıristiya n tüccarlar ‘mînâ’ [=liman] a dıyla anılan semtte oturma kta dırla r. Bu dönemde Antalya. s. E. anc ak kalenin. 2004. 1988. S elçuklu ve Beylikler dönemlerinde varlığını koruğunu.ikiye ayrıldığını41 gösteriyor. 1970.13. Türklerin tarafını tutmuştu. s. Bitmez-Tükenmez Anadolu. XVI. yerliler (Rumlar) ile Franklar arasında rekabete sahne olmuştu ve Rumlar. Selçuklu’dan önc eki dönemde burada Müslüman ve Yahudi tüc c arlar da oturuyor. S elç uklu döneminde Hristiyanlar ve Müslümanlar gibi ayrı bir mahallede yaşamaya devam etmişlerdir. C. Tarihî. Zimmîleri duvarlarla ayırma keyfiyetinin Alanya şehrinde de mevc ut olduğunu görüyoruz.e. 1207’de kentin fethinden hemen sonra Venedik ile bir tic aret anlaşması yapılmış. Gıyâseddin Keyhüsrev tarafından korunan Hristiyan tüc c arlar oturuyordu.Antalya şehrinde yaşayan üç dinsel grup eskiden var olan duvarlar ihya edilerek mahalle haline getirilmiştir. Pîrî Reis. Z. Avram Galanti. çev. anc ak bu anlaşma kentin bir Cuma günü Müslümanların namazda bulundukları sırada 1212’de Rumların eline geç mesi üzerine hükümsüz kalmıştı. İstanbul. a.IV. Anadolu ve Konya’nın güneydeki doğal ç ıkış yeridir ve Mısır ile tic aretin en büyük limanıdır. A. İstanbul. Bu ma ha llenin çevresini bir duva r kuşatmakta”37 ifadesinde görüyoruz. Siyasî Tetkik . 1947. şehrin bir duvarla -aşağı ve yukarı olmak üzere. ed. Antalya’da olduğu gibi Alanya’da da bir kısımdan diğerine müstahkem avlulardan geçile- 37 38 39 40 41 İbn Battûta Seyahatnâmesi.g. s. Nitekim Koloni-mahallelerin Antalya şehrinde Mînâ adıyla kurulduğunu. XI. Kitab-ı Bahriye .403.I.238.381-383. Ankara. Aslında Alanya kalesinin kurulu bulunduğu yarımadayı ç evreleyen ve onu üç esas kısma ayıran ve bugün halen ayakta duran surlar şehrin fatihi ve yeniden kuruc usu Alâeddin Keykubad döneminden kalmıştır.134 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 venlikten kaynaklanan nedenlerle yapıldığı anlaşılıyor. Aykut. S elç uklu fethinden önc eki günlerde Kıbrıs’ın hâkimiyetinde bulunan Antalya. Türkler ve Yahudiler. 611). C. Yapı Kredi. 22 Oc ak 1216’da Antalya’nın yeniden fethinden sonra ise -Rumlara olan güvensizliğin de etkisiyle. Bizans’tan kalma bir koloni mahallesi olan Liman mahallesinde ( Mînâ ) ise şehrin fatihi I. yüzyılın başlarında Alanya’yı gezen ve şehrin kaba bir resmini yapan Pîrî Reis. s. S. Ökte. s. Roma döneminde Kıbrıs Yahudi c emaati ile temas halinde bir Yahudi c emaati bulunan Alanya’da39 S elç uklu ve Osmanlı dönemlerinde müstakil bir Yahudi c emaati oluşturac ak sayıda Yahudinin bulunduğuna ilişkin bir kayıt yoktur. şehrin Selçuklu fethi sırasında iç iç e üç surla ç evrili bir yapısı vardır40 . yüzyılda Antalya şehrine gelmiş olan ve İskenderiye’deki Yahudi c emaatiyle birlikte ç alıştığı anlaşılan Antalyalı Yahudi tüc c arlar.

Tuncer Baykara. zimmîlerin oturdukları mahallelerde Müslüman Türklerin de oturmaları gerç eği.38-43. Konya. Yönetim merkezinde olduğu gibi kenti mahallelere ayıran duvarlar ve surlar da Bizans’tan devralındı. Tunc er Baykara. surların. 1993. Erzurum ve Malatya gibi şehirler oldukç a gelişmiş bir durumda bulunuyordu. 2008. Bu duvarların aslında şehrin tahkimatına yönelik olduğunu ve zaman iç inde -İstanbul’da. Yüzyıllarda Teke Sanca ğı. Bu şehirlerde İtalyan. Alanya . S elçuklu döneminde uluslararası tic arî mübadele ve hareketlerin ilerlemesi sayesinde büyük kervan yolları üzerinde bulunan Antalya. bundan on yıl kadar sonra. yeni surun eski surla birlikte yeni bir İçka le ortaya ç ıkarmış olduğunu. S uriyeli ve sair halkların yanısıra Yahudi mahalleleri oluşmuştu. Redford-G. 2002. 2000. Bunun için bkz: S.113. Antalya IV. S elçuk ve Osmanlı Alanyası’nda bir mahalle oluşturac ak nüfus yoğunluğu olmayan Yahudilerin Rumların semtlerinde oturduğu söylenebilir. Ankara. 2002. Antalya. Antalya şehrindeki surların44 ise fetihten sonraki üç aylık yoğun bir ç alışma sonucunda (22 Oc ak-19 Nisan 1216) bir ihtiya t tedbiri olarak yapıldığını. Kale Kapısı’ndan ( Şâ hrâh ) Taş Mescit’e uzanan bir şekilde kentin 1⁄3 oranında ikiye ayrıldığını ve duvarın üzerindeki burç ların ha sım ta rafın doğuda olac ak şekilde yerleştirildiğini gösteriyor. Yüzyıllar). 1225 yılında şehre yığılan Türkmen nüfusunu kalenin iç ine yerleştirmek amac ıyla S ultan I. s. Kayseri. DAKTAV. Isparta. Turan. bundan sonra iki sur arasında Türkler tarafından Ahi Yusuf Mesc idi’nin yapılmış olduğunu45 yazıyor. Osmanlı Antalyası’nda olduğu gibi. Mübarizeddin Ertokuş’un ikinc i kez vali olduğu sırada (1216) Sultan İzzeddin Keykâvus döneminde yaptırıldığını. Erzincan.137. Alanya Kitâbeleri. ve XVI.128.32-33. Ali Yıldırım. S ivas. çev. Samsun. Behset Karaca. Türkiye’nin Sosyal ve İktisadî Tarihi (XI-XIV.46 bu ayırma işlemin eskiye oranla zamanla yumuşatıldığını gösteriyor. Selçuklular ve İslâmiyet. 2002. Antalya. s. İstanbul Fetih Cemiyeti. 42 43 44 45 46 47 Alanya kalesinin ve şehrinin bölümleri için bkz: Vasos Voyacoglu. A. . benzerinin Uluborlu ile Niksar’da da bulunduğunu. XV. s. Ozil. Alanya. Mahallelerin duvar ve surlarla ayrılması keyfiyetinin Osmanlı döneminde de devam ettirildiğini. Antalya şehrinde oturan milletler ortalık kararınc a ve Müslümanlar Cuma namazını kıldıkları sırada mahallelerinin kapılarını kapatmak zorunda olduklarını Antalya şehrini gezip gören hemen bütün seyyahlar dikkatli bir şekilde yazıyorlar. İstanbul. İranlı. “ Bir Selçuklu Şehri Olarak Antalya” . Leiser. Selçuklu Semineri. Niksar’da ve Alanya’da olduğu gibidinsel ve ırksal grupları birbirinden ayırmak amac ıyla yeniden yapılandırıldığını43 anlıyoruz. Fakülte. Ta ş a Yazılan Zafer/Victory Inscribed. s. s. Müslüman Türkler ise Kıbrıs’ın Magosa şehri ile Suriye’nin ve Kırım’ın bazı şehirlerinde tic aret yapmak amac ıyla yerleşmiş idiler47 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 135 rek ulaşılırdı42 . Alaeddin Keykubad tarafından aynı tarzda ikinc i bir duvarın yapıldığını. Fransız.

1996. Schefer. Birç ok İslâm ülkelerinin yanısıra S elç uklu ve Bizans’taki uygulamaların. Makbule ve Barbaros mahallelerinin bulunduğu kısımda Ermeniler ile Rumların. B. İstanbul. 2000. İmge. C. çev. yüzyılın ortalarına kadar burada yaşadığı anlaşılıyor. Arslanta ş. s. yüzyılda şu altı mahalleye ayrılmış olduğu görülüyor: S aray Mahallesi. S u Ş ehri. 48 49 50 Ortaça ğ’da İki Yahudi Seyyahın Avrupa. N.30-31. İstanbul. Yahudi Mahallesi. 1432’de Buda’yı gezen Fransız gezgini Bertrandon De La Broquiére. S. Pera’da Rabbanî ve Karaim Yahudileri arasında sıkç a vuku bulan kavgaları önlemek amac ıyla aralarına yüksek bir duvar ç ekilmiş olduğunu yazıyor48 . Yukarı Mahalle ve Aşağı Mahalle. Ankara. İstanbul. farklı mezhep mensubu Yahudiler arasında da uygulanıyordu. Bernard Lewis. 1170’de İstanbul’u ziyaret eden Yahudi seyyahı Tudelalı Benjamin. 1994. İstanbul’da Yahudilerin oturduğu Bahç ekapı ile Ayasofya arasındaki mahallenin surlardan denize doğru ç ıkış kapısı olan ve Yenicami c ivarında bulunan mahalleye Bizans döneminde Porta Hebra ica/ Porta Judeca denirdi. 1993. Türk Yahudileri Tarihi. Asya ve Afrika Gözlemleri. Gözlem. s. Ch. Süleyman Fikri Erten.276-277. ç ağdaş kimi monarşiler tarafından da uygulandığına tanık oluyoruz. ed. Borgulu. a man dileyen binlerc e Hristiyan ile Yahudiyi Buda’dan sürgün olarak Edirne.I. Antalya. Antalya’daki durumun Konya. Alanya gibi bazı şehirler iç in de geç erli olduğunu. anc ak şehrin hâkimi Müslüman Türkleri Rumlardan ve Yahudilerden birer duvarla ayırma işleminin Niksar. ç ünkü S üleyman Fikri Erten’in ç iziminde gösterilen üç mahalleden ikisinin Türklerle iskân edilmesi sonuc unda geriye ç oğunluğunu Rumların oluşturduğu bir mahalle kalıyor ki.43.145. İstanbul. Yüksek şehir. İslam Dünyasında Yahudiler. Şu halde bugünkü Civelek Sokak ile Hesapç ı S okak arasında bulunan etrafı duvarlarla ç evrili mahallede Yahudilerin. Antalya Livası Tarihi (1922) müellifi S. oradan Bosna’nın Rahiç kasabasına geldiğ ini belirtiyor (Musa Seyirci. s. Yahudilerin de bir zaman sonra Balibey Mahallesi tarafına taşındığını ve XX. s. Örneğin Mac ar krallarının başşehri Tuna’nın sağındaki Buda (Budin) şehrinin XV. anc ak zaman iç inde Müslüman Türklerin Rumlar tarafına doğru genişleyerek nüfusun ç oğunluğunu oluşturduğunu. çev. S elanik ile İstanbul’un yanısıra başka yerlere yerleştirmiş ve nüfus kütüklerine Buda lı Sürgünler şeklinde kaydetmiştir50 . Deniza ş ırı Seyahat. burada Fransızc ayı ç ok iyi konuşan birç ok Yahudi bulunduğunu. çev.136 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Bu durumda Antalya Yahudi c emaatinin etrafı duvarlarla ç evrili ayrı bir mahallede oturması imkânsız hale geliyor. 2001. bunların Fransız Krallığı’ndan kovulmuş olduğunu belirtiyor49 . Naim Güleryüz. Eren. İ. Antalya ve Alanya gibi birkaç şehirle sınırlı olduğunu görüyoruz.6-7). Bizans’ta zimmîleri duvarlarla ayırma durumu yalnızc a Hristiyanlar ile Yahudiler arasında değil. Arda. Fikri Erten (1876-1962) Budalı İmamzâde ailesine mensup oldu ğ unu. Kaknüs. Budin’in 1526 yılında fethine ilişkin bir an- . 1524’te Buda’yı alan Osmanlılar. bu durumda İbn Battûta’nın 1332’de gördüğü etrafı duvarlarla ç evrili bir Yahudi mahallesinin gerçek olmaması gerektir. s. Alâeddin Camisi ile Ahi Yusuf Mesc idi’nin ç evresindeki kısımda ise Müslümanların oturduğunu. Şener.

onların etrafının da bir surla ç evrili ve ka le gibi olduğunu yazıyor. 1978. Diyane t İslâm Ansiklopedisi. yalnızca Yahudiler kalmıştır. Kalenin surları için bkz: Besim Darkot. Müslüman (ve Türkler) ahalinin ise şehrin ta m merkezinde oturduğunu. “ Antalya” . İslâm Ansiklopedisi. ayrıca bkz: Galanti. Kanunî Sultan Süleyman. s. yüzyılda ise kara tarafına ikinc i bir sur yapılmış ve şehrin gelişimi ve temel yapılanımı sağlanmıştır. Türk Yahudileri Tarihi.I. her ırktan insana hoşgörü ile kuc ak açan bir şehir olan Antalya.532. C. . s. şehrin beyi ile ailesinin ve devlet erkânı ile kapıkullarının oturdukları semtin ( İçka le) diğer taifelerden tamamen ayrılmış olduğunu. “ Kudüs’e Giden Alman Hacılarının Türkiye İzlenimleri” . Alman profesörü Dr. XV. sa nki üç a yrı şehirden oluşuyormuş gibi. X. Rumların oturduğu mahallenin ç evresini birer duvar kuşattığını. İstanbul. Wilfried Buch’un ifadesiyle. Yahudi gibi yabanc ı tüc c arlar da ikamet ediyorlardı. Bu durumda Antalya şehrinin beş bölüme ayrıldığını görüyoruz: Hristiyan. yüzyılın ilk yarısında kaleme alınmış bir Köln Seya ha tna mesi’nde Antalya şehrine ilişkin şu satırları okuyoruz54 : “Antalya güzel bir şehir. Müslüman ve Yahudi mahalleleri ile Yönetim (İç kale) ve Tic aret (Mînâ=Liman) semtleri. C. Antalya’nın S elçuklu mirası sosyal yapısını İstanbul’un fethine (1453) kadar koruduğu anlaşılıyor. Duva rla rla ve hendeklerle üç kısma a yrılmış.I. Yahudilerin de kendilerine ait bir yerleşim alanları bulunduğunu. “ Antalya” . konumu aç ısından örnek ve sembol bir durum arzeder.70. TDV. “ Antalya” . Budin dışında karşılayarak şehrin bütün anahtarlarını kendisine sunan heyetin ba şında bulunan Yozef ben Salamon Eskenazi’ye bir ferman vererek kendisini ve ailesini ve kendinden sonraki bütün sülalesini süresiz olarak her türlü vergiden muaf tutmu ştur (Güleryüz. Türkler ve Yahudiler . s. Rum. s. düzenli planıyla kalabalık ve zengin ç arşılar bulunduğunu.461. Nu. pek ç ok hamamın. MEB. Ragusa şehri gibi her dinden.I. Biraz farklı bir yerle ştirme için bkz: Emecan.234-235. pazar ile ç arşılar Türklerin oturduğu kesimde bulunuyordu53 . Bu tasnif ve gözlem klasik bir Ortaç ağ Türk-İslâm şehrinin sosyal yapısını gösterir. Şehrin bir bölümünde 51 52 53 54 latıda Osmanlı ordusunun şehre girmeden önce Hristiyan halkı çoktan şehri terk etmiş. Belleten.36). 1991. orta kesiminde ise Yahudiler oturuyor. bulundukları yerin etrafının bir surla ç evrilmiş olduğunu. bütün şehrin etrafını ve söz konusu ettiği semtleri de iç ine alan geniş surlar tarafından kuşatıldığını anlatıyor51 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 137 1332’de Antalya’ya gelen İbn Battûta. S elç uklu döneminde Mînâ ’da Batılı Hristiyan tüc c arların yanısıra Arap. İstanbul. Diyane t İslâm Ansiklopedisi.XLVI (Temmuz 1982). burasının da yine büyük bir duvarla ç evrili durumda olduğunu belirtiyor. C.403. Cuma vakti ve her gec e bu duvarın kapılarının kapalı tutulduğunu. sonradan güney-doğudaki geniş alan bir surla ç evrilerek asıl şehre katılmıştır. Liman’ın etrafını kuşatarak şehri talî kısımlara ayıran surlar. Ş ehrin esas kısmı olan Liman’ın batısında ve kuzey-doğusunda Müslüman Türkler. şehrin a sıl ha lkı dediği Rumların başka bir mahallede oturduklarını. s.III. İbn Battûta Seyahatnâmesi. güney-doğusunda Rumlar. Feridun Emecan. s. Ş ehir Helenistik dönemde Liman’ı kuşatan ve doğuya doğru uzanan kesimde iken.234. şehrin merkezinde bir Cuma Câmii (Yivli Minare) ile medresenin. s. C. en eski şehrin ç ekirdeğini oluşturur ve kadim ç ağlardan kalmadır52 .

bölgenin en yoğun Yahudi yerleşim yeri olan S ide’nin Araplar tarafından tahrip edilmesi üzerine Antalya kentine göç müşlerdir. Türkler ve Yahudiler . Bu zorunlu iskân sonuc unda buralarda âdeta tek bir Yahudi bile bırakılmamıştı55 . onlar pazar gününü. Roma döneminde Myra. XIII. burada c emaatlerinin adına birer sinagog da kurmuşlardı56 . Galanti. XVII. Şehirde çok sa yıda Hıristiya n tücca r var. . Bu dönemde Pamfilya ile Likya’nın gelişmiş kentlerinde dağınık durumda bulunan Yahudiler. S ide.138 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Hıristiya nlar oturuyor. Bu gözlemler aslında bir gerçeğin ifadesidir. gören ve yazan Fransız gezgini Paul Luc as gibi bir Batılının gözlemleri ile de örtüşmektedir. Attaleia kentlerinde oturuyorlardı. diğer bölümünde otura n Ya hudiler cuma rtesiyi ve üçüncü bölümde otura n Türkler (Müslümanlar) ise Cuma gününü ta til sa yıyorla r. bir yüzyıl kadar önc e.16. 1332’de şehri gezip gören İbn Battûta’nın seyahat hatıraları ve gözlemleri ve dönemin tarihsel gerç ekleri ile koşutluk iç indedir.142. Gayri-Müslim c emaatlere hukukî bir statü veren Fatih S ultan Mehmet ise İstanbul’un fethinden sonraki dönemde bir fermanla Balkanlardan ve Anadolu şehirlerinden ç ok sayıda Yahudiyi getirterek başkent İstanbul’a yerleştirmişti. Üstelik sonraki dönemde. Perge. Pamfilya Yahudi c emaatine ilişkin tarihî verileri Bergama Krallığı döneminden itibaren izleyebiliyoruz. İslam Dünyasında Yahudiler . Sonuç olarak. Bizans döneminde ise Hristiyanlaşma yoluyla Helenleşme durumuna maruz kalmışlar. yüzyılda şehri gezip. yüzyılın başlarında S elç uklu Türkleri tarafından alınan Antalya kentinde dinsel bir c emaat olarak müstakil bir mahallede oturan şehrin Yahudileri. Fetihten sonraki günlerde yeni başkent İstanbul’un yeniden imar ve iskânı amac ına yönelik olarak Antalya’dan İstanbul’a sürgün edilen bir grup Yahudi. s. yeni başkent İstanbul’un yeniden imar ve iskânı amac ıyla yapılan göçler sonucunda Osmanlı döneminde küç ük bir azınlık haline gelmiştir. Phaselis. s. 55 56 Lewis.” Bu satırlar.

I. (1964). Z. -Turan Osman. (1960). İstanbul. çev. C.Tabula Imperii Byzantini. Friedrich. -Güleryüz Naim. -Sefername. -Lucas. Ankara. Şalom. İstanbul. İstanbul. C. İstanbul. İstanbul. A. İstanbul. E. Bertrandon De La. Denizaşırı Seyahat. -Broquiére. Fütûhü’l-Büldan. -Emecen. Cambridge. (1976). ed. Band 8: Lykien und Oamphylien. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor. -Flemming. Wiesbaden. Ankara. Arda. (2000). Barbara. çev. Yapı Kredi. çev. Berkeley. (1947). çev. -Darkot. -Baykara Tuncer. -Mansel. (1970).IV. E. Turan Neşriyat. Selçuklu Semineri. (2004). Clive . S. (1988). Voyage du Sieur Paul Lucas. (1814). J. Osman. M. Arslantaş. -Çevik. (1991) “Antalya”. A. S. Tuncer. İstanbul. “Antalya”. -Lewis.XLVI. Antalya Livâsı Tarihi. -Bean George E. Ankara. -İbn Battûta Seyahatnâmesi. Ökte. C. Kitabı Mukaddes/Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil). Ankara. TTK. Türkiye’nin Sosyal ve İktisadî Tarihi (XI-XIV. Xavier. Antalya IV. Türkler ve Yahudiler. İslâm Ansiklopedisi. Belleten. Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası. Besim. çev. -Erten. Ankara. W. Arif Müfid. C.. (2004). Turkey’s Southern Shore. -Karaca Behset. Asya ve Afrika Gözlemleri. Z. Teil 1. Arif Müfid. -Bosch. (1957). Nevzat. M. Antalya. -Tudelalı Benjamin. Landschaftgeschicte von Pmphylien. – Leiser. İslam Dünyasında Yahudiler. Aykut. 69. Pektaş. İ. Çavaş.. Paul R. Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları. Pamphylia Tarihine Dair Tetkikler. (1338). “Kudüs’e Giden Alman Hacılarının Türkiye İzlenimleri”. Taşa Yazılan Zafer/Victory Inscribed. Kaknüs. -Belazurî. Pisidien und Lykien Im Spatmittelalter. (1958). -Baykara. G. (2000). N. Side Agorası ve Civarındaki Binalar.I. Tarihî. -Star. TDV. çev. -Bean.İnan Jale. -Hellenkemper. (1993). C. Süleyman Fikri. MEB. B. Paris. (2001). Ortaçağ’da İki Yahudi Seyyahın Avrupa. (1967). Isparta. Side Kılavuzu. İstanbul. Paris. Bernard. Nu. İstanbul. -Planhol. Yüzyıllarda Teke Sancağı. S. Diyanet İslâm Ansiklopedisi. Selçuknâme. “Bir Selçuklu Şehri Olarak Antalya”. -Galanti Avram. R. -Pîrî Reis. Bitmez-Tükenmez Anadolu. TTK. -İbn Bîbî. Şener. -Trebilco. (1996). (2007). İstanbul. Yinanç. . Siyasî Tetkik. -Foss. 1948 Yılı Kazılarına Dair Rapor. Kitab-ı Bahriye. C. Tome I. çev. Clemens Emin. C. Yüzyıllar).. çev. (1956). (2000). -Önder Mehmet. Maarif Vekâleti.III. Antalya. (1971). -Moğol Hasan. MEB. Ötüken. -Mansel. (2004). Selçuklular ve İslâmiyet. H.W. (2000). -Goitein. (1967). -Ramsay. -Buch. (1956). Hansgerd – Hild. Jewish Communities in Asia Minor. İstanbul. (1978). İstanbul. Kitabevi. -Heyd.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 139 BİBLİYOGRAFYA -Balard Michel. Ch. Athens. Paul. George E. . (2009). Atlan. (1982). (1967). . ed. İstanbul. Yakın-Doğu Ticaret Tarihi. İstanbul. Feridun. University of California Pres.Mansel Arif Müfid . İstanbul. çev. İlkçağda Antalya Bölgesi. (2008). (2002).. ve XVI. “Likya’da Yahudi Varlığı İlk Kez Kanıtlandı”.(1996). Kültür Bakanlığı.De La Plaine Pamphylienne aux Lacs Pisidiens Nomadisme et vie Paysanne. Ankara.. M. Wien. İmge. MEB. S. K. Selçuklular Zamanında Türkiye. Ankara TTK. Üyepazarcı. Mehter. İstanbul. -Cahen.D.(1997). İstanbul. (1997). İstanbul. (1955). London.II.. Tarzi.I. İstanbul. Wilfried. -Turan. Schefer. Z. Osmanlılardan Önce Anadolu. Türk Yahudileri Tarihi. -Redford. Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften. Ugan. (2005).I. çev.(1979). çev. E. Ankara. Cities. S. (1993). (1939). Karal. The Jews of Byzantine Empire.. C. Hampshire. Antalya Tarihi. . A Mediterrenean Society. Matbaa-i Âmire. XV. Gözlem. çev. Yazıt Nu.

-Wallace. (2002). İstanbul. Alanya. . Ali. Alanya Kitâbeleri. Alanya. Metis. A.Tarsuslu Paulus’un Üç Dünyası. (1990).I. Z. (1999). DAKTAV. çev. R. Şerafettin. (2002). Vasos. Ozil. C. çev. Z. -Voyacoglu. –Williams W. İlkgelen..140 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -Turan. İstanbul Fetih Cemiyeti. İstanbul. İstanbul. -Yıldırım. Türkiye-İtalya İlişkileri.

TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Help * ** Doç. Hilâ l-i Ahmer.com . Dealing with the agriculture by most of the citizens of this region increased the exposure ratio from the drought. Thanks to these helps. Bu kuraklığın en etkili olduğu saha ise İç Anadolu olmuştur. Hatta bazı bölgelerde ölüm olayları bile meydana gelmiş olduğundan hükümet. Key Words Drought. Bu bölge halkının çoğunlukla ziraatle meşgul olması. they were able to continue their agricultural life.sari@hotmail. Bu yardımlar sayesinde halk rahat bir nefes alabilmiş ve özellikle Ziraat Bankasının borçları ertelemesi sayesinde üretici durumlarına devam edebilmişlerdir. the public was able to breathe a sigh of relief and especially thanks to the debt suspension of Agricultural Bank. çoğu aile yiyeceksiz kalmış ve bu yüzden bir kısmı yerlerini terk etmişlerdir. Anahtar Kelimeler Kura k lık . Dr. Nitekim bu kuraklıkla birlikte. Fa mine. many families exposed to lackness of food and drink and some of them abandoned their places. The Central Anatolia Region was the most affected area by this drought.com Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Doktora Öğ rencisi. Hila l-i Ahmer. necmiuyanik@hotmail. m. kuraklıktan etkilenme oranını artırmıştır. Ya rdım AN ANALYSIS OF THE DROUGTH DISASTERS IN THE P ERIOD OF REP UBLIC Abstract The most important drought in the period of Republic occured in 1928. Issue : 5 Pa ge : 1 4 1 -1 76 CUMHURİYET DÖNEMİNDE YAŞANAN KURAKLIK FELAKETLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Necmi UYANIK* Muhammed SARI∗∗ Özet Cumhuriyet döneminde yaşanan en önemli kuraklık 1928 yılında meydana gelmiştir. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 4 1 -1 76 Ye a r: 2 0 1 1 . Even some death incidents occured in some areas and the government helped the people of thes e regions by means of Hilal-i Ahmer and Agricultural Bank. bu yörelerin halkına Hilâl-i Ahmer (Kızılay) ve Ziraat Bankası vasıtasıyla yardımda bulunmuştur. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. Kıtlık . Because of this drought..

Bu tür iklim şartlarının etkisi ise en ç ok İç Anadolu vilâyetlerinde görülmüştür. 54.142 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Kuraklık. o yıl az mahsul toplanabilmişti. % 30. İstanbul’da bile Haliç ’i buzlar tutmuştu. sonbahar aşırı yağışlı.8. Orta Anadolu'da yoğun kar ve don yüzünden yollar aylarca kapalı.133. Şevket Ra şit. 1845. Bu sıkıntılı yıllar. C.31.4. S. tarih boyunc a büyük kuraklık ve kıtlıklar yaşamıştır.2. “ Orta Anadolu’da Kıtlık (1873-1875)” . “ Halk Şiirinde Tarihi Kıtlıklar ve Kuraklıklar” . Yıl:10.9. Yıl: 6. ya da şiddetli soğukların ve kuraklığın neticesi olarak görülmüştür. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri B .11. halkın iç inden yetişen ozanları dokunaklı feryatlarla dile getirmişlerdir. Nejat Berkmen. . 1874. Haziran 1935. Ocak 1948. 76. kuraklığa veya daha genel bir tabir ile gayrimüsait senelere daha sık tesadüf edilmektedir. tabiat tarafından hassas bir şekilde ç izilmiş olan yağış karakteri. Hiç şüphesizdir ki Anadolu. Tarihte kıtlık seneleri diye bilinen seneler ya vakitsiz yaşanmış. şeklinde dile getirilmiştir. C. Temmuz 1974. Bu tür felâketlere Türk tarihinin her safhasında tesadüf etmek mümkündür. Yıl: 1974. Bu destanlarda halkın o zamanki 1 2 3 4 5 6 Nihat Uluocak. birç ok seneler yurt ekonomisinin sarsılmasına. s. Umran Emin Çöla şan. Orta Anadolu’da kuraklık ve kıtlık o kadar etkili olmuştur ki. “ Kuraklık ve Kurak Bölgelerin Özellikleri” . Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı Dergisi. 1874 yılında meydana gelen korkunç kıtlık hakkında birç ok halk şairi destanlar meydana getirmişlerdir. ya da bulundukları yerleşim yerini terk ederek kendilerine yeni hayat sahaları aramaya başlamışlardır. Öyle ki. 1939. gelişme olanaklarının kısıtlandığı bir doğal yaşam ortamıdır1 . Bu sıkıntıların başında. S. yüzlerc e köy ise mahsur kalmış. masallara ve destanlara girerek herkes kuraklık ve kıtlığın ne olduğunu bilir hale gelmiştir4 . Buna mukabil mahsulü tamamen değilse bile. 2. s. s. ç iftç inin büyük sıkıntılar ç ekmesine sebep olmuştur2 .36. S. S. “ Orta Anadolu`da Kuraklık” . s. S.135. hatta bazen kar kalınlığı telgraf direklerinin boyuna ulaşınc a haberleşme imkânları da kesilmiştir. % 40 ve hatta bazen % 50’den fazla azaltan soğuk. Ekonomisi daha ç ok toprak ürünleri üzerine dayanan Türkiye’nin. Yıl: 2. 1887 ve 1928 senelerini birinc iye ve 1935. Yaşanan kuraklıklar iç erisinde en tesirli olanı 1874 yılında meydana gelmiştir. Nisan 1990. yani kuraklıktan kaynaklanmıştır.6 Bunun netic esinde pek ç ok kişi ya ölmüş. Hayat Tarih Mecmuası (Tarih ve Edebiyat Mecmuası). kış ise bütün ülkede fevkalade sert geç miştir. 1873 yazı Orta Anadolu'da kurak geç inc e. Cahit Öztelli. İktisadi Yürüyüş .7. s. 1845 kuraklığı Kayserili bir ozan tarafından “erdi bu kıtlığa nice çok diyarlar-cümlesinden ehven oldu bu civar”5 . Bunlardan Osmanlı döneminde olanlarından bazısı yazılmıştır. halkın uzun seneler ç ekmek zorunda kaldığı kıtlık felâketi gelmektedir. bitki hayatının ve daha doğrusu toprağa bağlı hayatın. Tarih ve Toplum. Dönüm. Buna örnek olarak. 6 Temmuz 1945. Sinan Kuneralp. S. 1942 ve 1945 senelerini de ikinc iye örnek olarak verebiliriz 3 . “ Kuraklık ve Kıtlık” . Buna karşılık. “ Kuraklık ve Memleketimiz” . 6. s. Ancak bu tür kıtlık seneleri daha ç ok yağış azlığından.

bilhassa 1928 yılında Orta Anadolu’da meydana gelen kuraklığın tesirleri büyük olmuştur. hatta yirmi ürün vermekteydi9 . doğal olarak bu durumdan en ç ok etkilenen bölge olmuştur. 1928 yılından bu yana olan tarihlerdeki kıtlık veya fena mahsule. s.354. s. iç erisinde yaklaşık 7. Ağ ustos 1952. yaşanan kuraklığı sadec e bu etkene bağlamak doğru olmayac aktır. ç ok düşük bir verimdeyken sulama sayesinde bire on. Hasandağı. bu ovadaki topraklar ziraate gayet elverişliydi. Yine Kırşehir ve Aksaray’da kuraklıktan en çok etkilenen köylerin bir kısmı. kanaatlerine ve yüzeysel bir bakışla bile görülen duruma göre. Kızılırmak’ın kendi tabi seviyesiyle sulayabildiği yerlerdeki mahsuller gayet iyi durumdaydı10 . (Çeviren: Alaettin Cemil). Nejat Berkmen. İktisat Matbaası. Nüfus Meselesi. Örneğin Beyşehir Gölü’nün aç ılmasından evvel tarlalar. KURAKLIĞIN SEBEP LERİ VE TESİRLERİ Prof Gassner ile Prof.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 143 muzdarip ruhu.8. Öyle ki. Uygulanmakta olan ziraat tarzının da kuraklığın şiddetini arttırmada büyük tesiri olmuştur. Leon Robinowicz. samimi bir dille ifade edilmiştir7 .000 metreküp su bulunduran volkan gölü bulunu7 Çekildi pınardan tükendi mâ’lar Lodos yeli bulutları kovalar Rahmetten müberrâ oldu havalar Tutu ştu ciğ erler büryan içinde O zaman bir hırstır dü ştü insana Çok gavga kıldılar âb-ı revana Çıkmaz oldu zahireler meydana Bulunmazdı sevkı sultan içinde Acayiptir hele dünle bu sözü Bahar geldi gövermedi yeryüzü Hazret-i lemyezel bununla bizi Terbiye eyledi bir an içinde. 8 9 10 . Buradaki en büyük eksiklik. İlmî bir inc elemeye dayanmamakla birlikte. “ Aksaray Folklorunda Yapraklar Aksaraylı Bir Halk Şairinin Dilinden 1290 Kıtlığ ı” .. Doğal olarak buralarda kuraklıktan ç atlamış ve mahsulleri yanmış tarlaların bulunması büyük bir tezat oluşturmaktaydı. fakat ç obanlık yüzünden yarı yarıya terk edilmiş ve kuraklık yüzünden de tamamıyla harap olmaya mahkûm gibi duran Obruk Köyünün kenarında. s. yağışsızlığın sebep olduğunu ortaya koymuşlardır8 . Age.353. Ankara 1930. ç iftç inin bu tür su kaynaklarını kullanma zahmetinde bulunmaması ile. Her ne kadar yağış azlığı burada kıtlıklar meydana getirmişse de.4. Christiansen-Weniger ağaç kütüklerinden yaptıkları araştırmalarda.s. agm. Nitekim Konya’nın kuraklıktan en muzdarip bir nahiyesinde dört yüz haneli. gökten düşec ek yağmurlardan medet bekler hale gelmiş olmasıdır. Kızılırmak’a sahildar olan köylerdi. Yağışın en az düştüğü bölge olan Orta Anadolu. A. Bu tarihten sonra ise. Yıl:2. Bu tesir 1930’lu yıllarda dahi sürmüş.12. yüzeyi yerden on metre alç akta ve suyunun derinliği 130-140 metre arasında olan. S.. perişan hâli. bu tarihlerde Karadeniz de dâhil olmak üzere pek ç ok bölgeyi etkisi altına almıştır. ç iftç ilerin bilgilerine.

belki de bu kuraklıktan ç iftç iler daha az etkilenecekti. Zihni Derin. Nisan 1952.. s. agm. zaten iş buhranı iç inde olan şehir ve kasabalara akın ederek işç ilik yapmaya mec bur bırakıyordu14 . Zihni Derin. Bu arazinin yarısı kara nadas halinde 1-2 yıl dinlendirilir..13 Öyle ki. s. Hiç olmazsa kaybettikleri yiyeceklerini. Fakat ç iftç i bu tür imec e usullerini uygulamazken. diğer yarısı da ekilerek. Bu süreç te sıkıntıyı meydana getiren ziraat tarzından biri. kuraklığın vahametini artırıc ı bir etken olmuştur. Çiftç inin ziraat iktisadına ait teşkilatsızlığı. güc ü yetenlerinin. 840 kilosunu ise en az beş nüfuslu ailesinin ekmeklik ihtiyac ına ayırıyordu. age. Yine ç iftç i toprağı iyi işleyen ve mahsulü ç abuk ve uc uz eken orak.358. Bu buğdayın 360 kilosunu diğer yılın tohumluğuna.11 S ulama kaynaklarından faydalanılmaması netic esinde bütün kurak bölgeler. Anc ak bu su. hava uygun giderse 1. harman temiz- 11 12 13 14 15 Age. kuru ekmeğini bile karşılamayan bu gibi ailelerin erkeklerini. hükümete olan vergisi ve tüc cara olan borcunu ödeyebilmek iç in.12 Verimsiz kalan bu toprakların yanına. Hâlbuki bu ailenin yalnız katıksız ekmeği için 1. en azından emeğin inisiyatifi aç ısından ç iftç inin ayakta kalması yolunda önemli bir alt yapı sağlanmış olabilirdi.93. Odun yerine sığır gübresinden yapılmış tezeği yakmakta olduğundan. samansız ve bakımsızdı.. . tarlaları gübresiz ve toprakları da verimsizdi. inekleri ve çift öküzleri.357.144 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yordu. Kurumsal bir teşkilatlanma gerçekleştirilebilseydi. Leon Robinowicz. Örneğin Aksaray valisinin 1927 yılında imec e usulü ile bir miktar ziraatta bulunması. Üretim kooperatifleri. “ Küçük Çifçilerimizin Zirai Dertleri..146. bir de ç iftç inin ziraattaki yanlış usulleri ekleninc e tehlike bir kat daha artıyordu. s. S. seksen bin liralık bir sermayenin teminini sağlamıştı15 . Ziraat ve Ticaret Gazetesi. age. Bunun yanında. ziraat birlikleri.355. yemek pişirmek ve kışın ısınmak iç in gerekli yakacak odundan mahrumdu. tohumluklarını kendi kendilerine temin etmiş olurlardı. s. ç iftç ilerden ç oğunun ziraata elverişli ortalama kırkar dekar arazisi ve birer ç ift c ılız öküzü bulunuyordu.93. ç iftç ilerin genellikle ziraatlarını arpa ve buğdaya dayandırmaları olmuştur. ev. ağaç tan mahrum bir hâle gelmişti. ahır ve basit ziraat aletleri yapac ak keresteden. İyi damızlık boğası yoktu.200 kilo kadar buğday kaldırılabilirdi. birkaç ç iftç inin hayvanının sulanmasından başka işe yaramıyordu.095 kilo buğdaya ihtiyac ı oluyordu. kara sabanı bile ç ekemeyecek derec ede küç ük ve c ılızdı. yemsiz. ziraî itibar sandıkları ve teşkilatları ile hatta daha basitleri ve ilkelleri olmuş olsaydı. Tarım Bakanlığ ının Küçük Su İşlerine Ait Hayırlı Bir Te şebbüsü ve Bu İşte Muvaffak Olma Şartları” . eksik ekmeğini tamamlamak. Çift öküzleri değil demir pulluğa. Bu sebeple ç iftç i. otsuz. mısır ve darı gibi yaz mahsulü ekilmiyordu. giyeceğini sağlamak. Bu sebeple inekleri sütsüzdü. Bir yetersiz yıllık ziraî üretim. s. Leon Robinowicz.

age. Devre: III. Aksaray. Ankara (tarihsiz).. Ziraat Bankasından sağlayabildiği az bir miktar parayı ziraî üretimde kullanamamaktaydı. Bu kuraklık Konya. TBMM Zabıt Ceridesi. kuraklıktan önc eki iki senenin kısmen kurak gitmesi ve 1928 yılı kışının şiddetli geç mesinden ç iftç ilerin alac akları mahsule güvenerek mevc utlarını hayvanlarına harc amaları yüzünden ambarları ve sermayeleri bakımından zayıf durumda kalmalarıdır20 . Leon Robinowicz. Bildiklerini tatbik edec ek enerjilerini kaybetmişlerdi19 . Diğer taraftan ihtiyac ı nispetinde krediden de mahrumdu. (Pulluk ve saire için bir sermaye tesisi hakkında 1/709 numaralı kanun lâyihası ve İktisat ve Bütçe Encümenleri mazbataları). kendini kalkındırac ak olan yeni ziraat usullerini bilmemekte birlikte bu usulleri kendine öğretecek rehberden mahrum durumdaydı. agm. (Ziraat makinelerinde ve ziraatta kullanılan mevadı mü ştaile ve muharrike ile müstahzaratı kimyeviyenin rüsumu hakkındaki kanunu tadil edici 1/498 numaralı kanun lâyihası ve İktisat. ç iftç inin modern tarım aletlerine sahip olmamasının yanında. C.XX. Bu sebeple hükümet. bilhassa insan sağlığı üzerinde sıtma gibi hastalıklara neden olmuştur. . C. bu gibi zararlardan en az kayıpla kurtulmak istemiş ve bunun iç in de bir kanun dahi hazırlanmıştı. Yozgat. s.XII. s. O dönemde ç iftç i.93. TBMM Zabıt Ceridesi. s. bu tarım aletlerini değerlendirec ek bilgiden de mahrum kalmasıdır. Bu durumun netic esinde. KURAKLIĞIN DEVLETE VE HALKA VERDİĞİ ZARAR Eskiden beri kıtlıklar ç ok mühim değişikliklere sebep olmuş. Ayrıc a bu kuraklık 16 17 18 19 20 Zihni Derin. Bu pullukların dışarıdan değil iç eride üretiminin sağlanarak temin edilmesi de kararlaştırılmıştır18 . hem de toprağı derinden işleyec ek modern tarım aletlerinin bulunmayışıydı17 . agm. Eskişehir ve Afyon gibi vilâyetlerde etkili olmuş ve ilk anda nüfusun yaklaşık beşte biri üzerinde etkisini göstermiştir. 1928 yılı kuraklığının etkisini çoğaltan sebeplerden birisi de hem ç iftç inin yeterli sermayeye sahip olmaması. Adliye ve Bütçe Encümenleri mazbataları). üretimde müthiş bir azalma baş gösterdiğinden devlet dışarıdan buğday ithal etmek zorunda kalmıştır.2. Yine mahsullerini değerlendirec ek satıc ıya kadar depo edecek. Ankara (tarihsiz). 1928 yılındaki kuraklıkla birlikte iyic e aç ığa ç ıkmış ve ç iftç inin yüzü gülmez hale gelmişti. Kuraklıktan etkilenme oranının az gibi görünmesine rağmen etkisi ç ok şiddetli olmuştur. toplumsal anlamda pek ç ok kişi ekmek bulamaz hale geldiği gibi aç lıktan ölenler dahi olmuştur.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 145 leme ve ayırt etme işlerini temin eden yeni aletlerden mahrumdu16 . Bunun nedeni ise. Bu yokluk. Devre: III. İçtima: II. bir elden taşıyıp kıymetli fiyatla satac ak ve dünya piyasalarından haber alac ak vasıtalardan mahrumdu. kuraklıktan sonra artık eski sabanların yerine daha modern pullukların getirilmesi ve toprağın daha iyi işlenerek.. Bununla birlikte.93. s.1.350. İçtima: III. Fakat buradaki en önemli sorun. Kırşehir. s. B. Zihni Derin. Bu sadec e olayın ekonomik boyutunu teşkil ederken..1.

Hâlbuki birbirini müteakip kuraklıklar netic esi olarak su kâfi gelmemişti. su problemi başta olmak üzere pek ç ok sıkıntıya maruz kalmışlardı. İçtima II. Ankara 1933.III. ehemmiyetli bir surette azalmasına sebep olmuştu25 . 1927’den beri düşmüştü. C. Hâlbuki gölün seviyesi daha aşağı düşmüştü. Yağmur mevsimi geçmiş. Örneğin 1928 senesinden başlayarak 4 sene zarfında Konya Ovasında kuraklığın devam etmesi. S. Anc ak bu göç hareketi 1928 kuraklığında daha önc ekilere nazaran geniş boyutlu olmamıştır.XIII. s. Bununla birlikte. Ş ebekeye muntazam ve tam su verebilmek için Beyşehir Gölü’nün seviyesi bir buç uk metre yüksek olması gerekiyordu. zahire ve hayvan yemi fiyatları yükselmiş. alev gibi esen rüzgârların karşısında yanıp kavrulmuştu. Bu senelerde hüküm süren kuraklık ile su dağıtımının fennî bir şekilde yapılmaması yüzünden.4. Bunun netic esi olarak suyun seviyesi mütemadiyen. s. ac ı bir gerç ek olarak ortaya ç ıkmıştı. beklenen mevsim yağmurları yağmadığı iç in tarlalarda henüz teşekkül etmiş olan buğday ve arpa başakları.XIII. Ankara 1933. bu suretle kuraklık. tarımdaki verimlilik tehlikeye girmiş ve insanlar büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmışlardır23 . Çünkü yağış neredeyse bu senelerde hiç düşmemiştir. Bu durum ise pek ç ok sahada etkisini göstermiştir. Nitekim 1928 yılında. Bilhassa 1928’de yaşanan kuraklık halk üzerinde olumsuz pek çok tesir yapmıştır. Ankara 1931. Beyşehir Gölü suyunun alç almış olması ve bu sebeple şebeke dâhilinde bulunan arazinin tamamen sulanamaması. Celal Er. S enenin böyle kış zamanına tesadüf etmiş olması nedeniyle Beyşehir Gölü’nde su hac minin daha fazla olmasını gerektiriyordu. S. başka yerlere göç etmek mec buriyetinde kalmışlardır22 . “ Kuraklık” . Gelirin azalmasının yanında. Köylü bu felâket karşısında ne yapac ağını şaşırmış. köylüleri pek ac iz ve perişan bir hale düşürmüş ve hatta bazı köyler ahalisinden bir kısmı. 7. (Konya ovası sulama idaresi 1933 senesi bütçesi hakkında I /506 numaralı kanun lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). TBMM Zabıt Ceridesi. bakımsızlıktan dola- 21 22 23 24 25 Ali Numan. Karınca . Mart 1989. 30 Ekim1932. Halkevi.146 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yüzünden pek ç ok göç hareketi de yaşanmıştır21 . C. artık kapaklardan su akamayac ak bir vaziyet hâsıl olmuştu24 . Devre: IV. .2. Devre: IV. Fevkalâde İçtima. Özellikle İç Anadolu’nun tarım bölgesi olması ve kuraklığında etkisini burada göstermesi bu tesirin derecesini katlamıştır. TBMM Zabıt Ceridesi. TBMM Zabıt Ceridesi. ülkedeki su rezervleri azalmış. Beyşehir Gölü’nün suyunu kanallara veren kapağın radyesi 1124 rakamındaydı. Yani 1125 buç uk olması lâzımdı. Kuraklık olduğu vakit.s. 7. Devre: IV. idarenin geliri arasında mühim bir yekûn teşkil eden sulama üc retinin. Yıl: 55. C. bu arada.42. suyun yeterli miktarda tarım arazisine dağıtılamaması da ayrı bir sorun teşkil etmişti. s. “ İklim ve Be şeriyet” . s. 627.219. burada yaşamak zorunda kalan insanlar. (1/97 numaralı Konya ovası sulama idaresinin 1931 senesi bütçe kanunu layihası ve bütçe encümeni mazbatası). İçtima II. 1928 kışı fevkalâde kurak gitmişti. 1933 senesi kışın kurak gitmesi netic esinde böyle bir safhaya inmişti ki. 3.

s. Ankara (tarihsiz).1925’te ihrac at 192 milyon.II.. bunun netic esinde bütç ede aç ık meydana gelmiştir27 . İçtima: III.XIII. Maddesi kuraklık ile ilgilidir. Görüldüğü üzere kuraklık.III.52. aynı zamanda ülkenin ithalat ve ihrac at dengesini de etkilemiştir. Ankara (tarihsiz). İçtima: II.1970. 1928’de 7. 606. bütün ürünlerdeki ithalat bu şekilde olurken. bu ğ day olarak 1924’te 18 ve 1925’te 19 milyon liralık ithalât. Türkiye'nin buğday aç ığını kapatmak iç in. “kara gün” iç in sakladığı altınları da piyasaya sürülmüştür.XII. 1927’de 868 bin ve kurak senesi olan 1928 de ise be ş milyon liralık ithalât yapılmıştı. 1927’de (8. Bu yüzden ç eşitli vekâletlerin bütç elerini yeniden düzenleme gereği duyulmuştur.94. Ankara (tarihsiz). 158 milyona inmiştir. piyasaya fazla miktarda altın arzedildiği iç in.000 lira kadar bir azalma yaşanmıştır31 . 237). s. “ Tarih Boyunca Anadolu’da Kuraklıklar” . C. s. kasaplık hayvan fiyatları da düşmüştü. Nitekim. C. İstanbul Ticaret Odası Mecmuası. 803. O yıl en ç ok Romanya'dan buğday ithal edilmiştir28 . Tuz satışı kilo olarak. Gelirlerdeki Azalma 1928 yılında yaşanan kuraklık sebebiyle fiyatlarda bir yükseliş kendisini gösterirken. C. 1926’da 7.XIX. her ne kadar maddî anlamda sıkıntı iç ine düşse de ç iftç ileri korumaya yönelik uygulamalara gitmiştir. H. silinen bu borç lar ve üretimin düşmüş olması tahminî gelirlerin beklenenden ç ok az ç ıkmasına sebep olmuştur. Bu durumun nedeni ise 1928 senesindeki kuraklıktır. C. Devre: IV. 1928 yılında ise yaklaşık olarak 108 milyon kilo buğday ithal edilmiştir30 . Kuraklık netic esinde. a. s. İçtima: II. 26 27 28 29 30 31 32 H. Ankara (tarihsiz).1. TBMM Zabıt Ceridesi. görülmemiş bir surette düşmüştü. Mesela.26 Kuraklığın etkisi. Devre: IV. Avni Şanda. ikinc isi ise mahsul ve hayvanların ölümü netic esinde üretimdeki azalma şeklinde kendisini göstermiştir. Devre: III. İçtima: III. bu suretle zarar gördüğü idarî tahkikatla sabit olanların o seneye ait vergileri.14.159. altın fiyatları da. 116. TBMM Zabıt Ceridesi. 1926 da 2.25. TBMM Zabıt Ceridesi. 11-12. TBMM Zabıt Ceridesi. Bu tür felâketler karşısında hükümet. (Millî Müdafaa Vekâleti 1929 senesi bütçesine fevkalâde tahsisat konulmasına dair 1/520 numaralı kanun lâyihası ve Bütçe Encümeni mazbatası). Maliye Vekâletinin müsaadesiyle kısmen veya tamamen silinec ekti32 . C. 887 TL’dir. Fevkalâde İçtima. Devre: III. kuraklık bölgesindeki köylünün. 20 Haziran 1931’de Arazi Vergisi Kanunu görüşülürken bu kanunun 5.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 147 yı. agm.XII. 1926’da ihrac at 182 milyon. Ankara 1931. TBMM Zabıt Ceridesi.5 milyon. Anc ak. Devre: III.143-144. . muzır haşarat veya bulaşıc ı hastalıklar gibi fevkalâde arızalar dolayısıyla en az üç te bir derecesinde zayiata uğrarsa. Devre: III. İthalât ise 211 milyon olmuştur29 . s. s. Kuraklığın bu tesiri sadec e mahsulle sınırlı kalmamıştır. Bundan başka. kuraklık.Aralık. 1927’de kuraklık zamanına tesadüf ettiği iç in 192 milyonluk ihrac at. Avni Şanda. TBMM Zabıt Ceridesi. ithalât 216 milyon. dış piyasalardan buğday ithaline ihtiyaç hâsıl olmuştu. birinc isi gelirlerin azalması yönünde.51. S. Bu maddeye göre. Ekim 1970 . ithalât 242 milyon. s. Ankara 1931. C. yangın. dolu. Fevkalâde İçtima. Bu sebeple. herhangi bir köy veya kasaba veya şehir arazisinin tamamının veya belirli bir bölgesinin mahsulleri sel. s. 005. Buna binaen hâsılat da 300.

C. Ankara 1933. uzun süredir devam eden kuraklıktan her halde müteessir olmuş bulunan sulama sahası ç iftç ilerinin. C. üc retlerde indirim yapmıştı. diğer sahalarda da düşüş olarak kendisini göstermiştir.563 lira 44 kuruş ve ayni sebebe binaen değirmen ve fabrika su üc retinde 250 lira tahminine karşı.III. Ankara (tarihsiz). senenin kurak gitmesinden dolayı ziraat taliminden eksik olmakla 106. s. 012 lira tahsilât olmuştu. 56 lira 4 kuruş olarak tahakkuk etmişti. Devletin gelirini azaltan en büyük sebeplerden bir diğeri. bilhassa hafif seyir nakliyatı 800 bin küsur lira kadar azalmış ise de. s.100 lira olduğu halde. (Konya ovası sulama idaresinin 1928 senesi son hesabı hakkında 1/450 No’lu kanun lâyihası). kara ve deniz boğaz vergilerinde görülmüştür. İçtima II. 000 lira tahmin edilmişti. 07) lira eksik tahsilât ile kapatılmıştı.180. 204 lira ve 1928 senesinde de 697. bu eksiklik kısmen telâfi edilmiş ve gelir bütç esi (285. s. C. Hükümet.XIX. . TBMM Zabıt Ceridesi.2. 33 34 35 36 37 TBMM Zabıt Ceridesi.072 lira 33 kuruş tahsil edilebilmişti. 466.XIII. S ulama üc reti olarak bütç edeki tahmin edilen miktar 139. Devre: IV.33 Ayrıc a vergi gelirlerindeki bir azalma da. Diğer taraftan ayni sebepten nakliyatın azalması dolayısıyla. TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara 1931. 1927 senesinde 799. İçtima: III. Böylece kuraklığın tesirinden hayli zarar gören ç iftç ilerden tahsili tahmin olunan geriye kalan miktara mukabil. s. TBMM Zabıt Ceridesi. hâlâ lâyıkıyla ilerleme sağlayamamış olmalarından kaynaklanmıştı. 30 kuruş indirim yapılarak 50 kuruş ve gayri muntazam şebekede dönüm başına alınan 50 kuruştan da 20 kuruş indirim yapılarak 30 kuruşa indirilmişti. İçtima II. (Konya Ovası Sulama İdaresinin 1930 senesi bütçesi hakkında l/644numaralı kanun lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). S ulama İdaresi Mec lisi tarafından tespit ve hükümetin tasdikiyle tespit edilen üc retler. TBMM Zabıt Ceridesi. Fevkalâde İçtima.148 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 1928 senesi geliri. 136 lira. C.2. 1929 senesinde 800 000 lira tahmin edilirken34 . Ankara 1933.XIII. Ankara (tarihsiz). s. diğer maddelerde gösterilen yolc u ve sair ç eşitli tahsisat da tahmine nazaran mahsus bir fazlalık kaydedilmiş olduğundan. (1930 senesi hakkında umumi mazbata). Devre: III. (Anadolu .37 Kuraklığın tesiri sulama alanında görülürken. evvelce her bir dönüm başına muntazam şebekede 80 kuruş alınırken. İçtima: III. Devre: III. 1926 senesinde 774.36 Bu durum.58. anc ak 5. Devre: IV. 11. Devre: IV. Orta Anadolu’da ve bilhassa Konya’da senelerc e devam eden kuraklığın yaptığı tesiri ve bilhassa 1928’den itibaren hububat fiyatlarının düşüklüğünü göz önüne alarak. 1928 senesindeki hâsılatın azalmasında kuraklığın etkili olduğu şüphesizdir. C. Buna göre.325-326. 228.XIX. bilhassa zahire nakliyatında % 50 derec esinde indirim yapılmasına mec buriyet hâsıl olmuştu.35 Fakat bu indirimler bir işe yaramamış yine de halkın büyük ç oğunluğu sulama borc unu ödemekte güç lük ç ekmiş ve büyük bir kısmı da ödeyememişti. Fakat bu sene zarfında İç Anadolu’da meydanda gelen kuraklık dolayısıyla.Ba ğ dat demiryolları ve Haydarpa şa liman ve rıhtım idaresinin 1928 senesi hesabı katisi hakkında 1/421 numaralı kanun lâyihası). yine kuraklığa bağlı olarak hükümetin sulama üc retlerinde yapmış olduğu tenzilattır.

Fakat bunun da memleket ekonomisine vereceği zarar düşünülerek. bunun iç in gerekli önlemlerin alınması istenmiştir. 30. yükleme. BCA . Bu nedenle de bu yerlere ürünlerin azalmış olmasına bağlı olarak buğday nakliyatı yapılmıştı. 22 Temmuz 1931 tarihinde Devlet Demiryolları ve Limanları işletmeleri bütç e kanunu görüşülürken.IV. hem de gelir kaynağını teminden mahrum kalmasına sebep olmuştur. Yine 1925 yılında Ziraat Vekâletinden Başbakanlığa gönderilen bir yazıda. Kütahya ve Ankara vilâyet ve kazalarında senenin kurak gitmesi sebebiyle. Bu sebeple üç dört ay sonra bu bölge halkının zaruret iç inde kalmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Buna engel olmak iç in. 545. s. olaylar pek yaşanmamıştır.10. Konya. kantariye ve saire üc retleri ve % 75 indirimle nakledilen amelenin nakliye üc reti olarak tahakkuk eden 118. Afyon. Bunun yerine ihtiyaç duyulan yerlere Müdafaa-i Milliye emrindeki kamyonlarla un ve buğday taşınmasının daha muvafık olduğu düşünülmüştür40 . . C. TBMM Zabıt Ceridesi. hububat mahsulü aşırı derec ede düşmüştü. Afyon. buna bağlı edevat tatili.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 149 Orta Anadolu’da 1928 yılı kuraklığından ulaşım da nasibini almış ve ulaşım gelirleri bu yıl azalmıştır38 . Eskişehir. Bu maddeye göre.41 Anc ak bu senelerdeki kuraklık 1928 senesine nazaran daha az etkili olduğundan ürünlerin azalması ve ç eşitli ölüm v. 1928 ve 1929 seneleri zarfında Hilâl-i Ahmer Cemiyeti tarafından muhtaç lara dağıtılmak üzere darlık ve kuraklık mıntıkalarına gönderilen zahirelerin nakliye üc retiyle. Gelirdeki bu azalma.308. dışarıdan buğday ve un getirilmesi ve bunun temini iç in de gümrük vergisinin kısa bir müddet iç in kaldırılması öngörülmüştü. 1923 yılı sonlarında Trakya havalisiyle.1. Aksaray. 1928 senesinde yaşanan kuraklıkta altı vilayetin (Konya. s.Ba ğ dat demiryolları ve Haydarpa şa liman ve rıhtım idaresinin 1928 senesi maliye bütçe kanunu lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). (Anadolu . Ankara 1931. b. Devre: IV. Cumhuriyetin ilk yıllarından başlamak üzere yaşanmış olan bu kuraklıklar. C.4. Ürünlerdeki Düşüş ve Telefat Cumhuriyet dönemindeki kuraklıkların en ç ok tesir ettiği saha İç Anadolu Bölgesi olmuştur. İçtima: I. Fevkalâde İçtima. burada kuraklıkla ilgili olarak 8. Çünkü bu dönemde ürünlerdeki aşırı düşüş ç oğu insanın en zarurî ihtiyaç larını bile karşılayamayac ak duruma düşmelerine sebebiyet vermişti. halkın büyük ç oğunluğunun ç iftç i olması hasebiyle doğrudan ürünlerin verimini ve buna bağlı olarak da hem vatandaşın yiyec ek ihtiyac ını. bunun en son tedbir olması uygun görülmüştür. Eskişehir. diğer alanlarda olduğu gibi hükümetin bu sahada da bir indirime gitmesinden kaynaklanmıştır. Yozgat) darlık sahasındaki etki. BCA .III.10/ 184. Ankara (tarihsiz).266. 30. Devre: III. kısmen yemlik. madde eklenmişti. 1924 yılı mahsulünün kış nedeniyle zarara uğramış olduğu ve bu sene de devam eden kuraklığın kışlık ekimi zarara uğrattığı ve ilkbaharda da aynı durumla karşılaşmanın yüksek bir ihtimal olduğu göz önüne alınarak. kısmen to38 39 40 41 TBMM Zabıt Ceridesi.b.266. 71 lira işletme alacaklarının kaydı silinmişti39 . Ankara.10/ 184.

s. C. Fevkalâde İçtima.XX. mahsul yetiştiremedikleri gibi. seylap. nu: 2742.4. C. TBMM Zabıt Ceridesi. kuraklıktan sadec e hububat değil aynı zamanda panc arda da büyük zararlar görülmüştü44 . Ankara (tarihsiz). Devre: IV.1. Devre: III..47 Bu nedenle. kuraklık.III. s. Muzaffer Hamid. İçlerinde una ot karıştırarak yiyec eği maddenin miktarını artıranlar vardı. Ayrıc a ç iftç inin elindeki mahsullerin değeri de gitgide düşmüştü. C. Hakikaten 1928 senesinde Anadolu yaylasında kuraklık sebebiyle ot ve saman. ç iftç ilerin en büyük dayanaklarından olan hayvanlarının ç oğu ölmüştü. Tarlalarda iş bulamadıkları iç in bu kötü duruma düşmüşlerdi. İçtima: III. kısmen de komşularının yardımıyla geç inmekteydiler.163-164. Bu felaketle ilgili şu ifadeler kullanılmıştı: “Geçen sene vila yetin birçok mahallerini yağmursuzluk. nerdeyse her kuraklık döneminde böyle olmuştur. Bu yerlerden birisi de Konya’ydı. ellerindeki mahsulün yetersizliğiyle ç ok ac ıklı bir duruma düşmüşlerdir. 42 43 44 45 46 47 Leon Robinowicz. Ankara 1931. “ Çiftçilere Tohumluk” .IV. s. bu kurutucu fela ketlerle ta rumar oldu. Devre: III. s.359. ihtiyac a tamamen evvelden anlaşılmış olduğu halde. age. yirmi iki bin ailenin ise altı ay darlık ç ekmesi bekleniyordu. . s. Fakat bunun aksine. dolu gibi birçok a fetler ha ra p etti.219. Müba rek çiftçilerimizin binbir emekle ektikleri hububa t. en mühim hububat mıntıkalarından geç en Şark demiryolları mevkisinde ot ve samanlar ç ürümüş ve bu yüzden Anadolu'da birç ok damızlık hayvan mezbahalara sevkedilmişti.150 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 humluk olmak üzere darlıkta bulunan yaklaşık üç yüz bin nüfus ve elli bin aileyi daha ç ok etkiliyordu.359-360. Bunlardan yaklaşık yirmi bin aile bir sene. Yine bunlar iç erisinde aç lıktan ölen olmadığı bildirilmekteydi45 . Bunlar köylerin amele. (Sirkeci ile Haydarpa şa arasında feribot tesisi hakkında (1/193) numaralı kanun lâyihası ve nafıa ve bütçe encümenleri mazbataları).. hizmetkâr ve yardımc ı kısmını oluşturuyordu. age. TBMM Zabıt Ceridesi. O kadar ki. Bu tarihlerde farklı mıntıkalardaki köylerde hiç yiyec eksiz kalan beş on hane bulunmaktaydı. Çünkü saman ve otun yükleme ve tahliyesi hem masraflı hem de müşküldü. (1/97 numaralı Konya ovası sulama idaresinin 1931 senesi Bütçe kanunu layihası ve Bütçe Encümeni mazbatası). Bu durum. 1929 senesine kadar buğdayın her bir Konya kilesi 22 lira ve daha yüksek fiyatla satılmakta iken. Bunlar kısmen ç alışarak. İçtima: I. Bazı yerlerde de ot yemekteydiler. İç lerinde birç oğu çalışmak üzere başka yerlere gitmişler ve oradan ailelerini geçindirmeye ç alışmışlardı. Babalık gazetesinin 8 Mart 1928 tarihli nüshasında.”46 . Zararsız otları haşlayıp unla karıştırarak saç ta bir nevi pide yapmaktaydılar. 8 Mart 1928. s. çiftçi bazı yerlerde hayva nla rını beslemekten bile a ciz ka ldı. Babalık . Bunun yanı sıra İktisat Vekili Şakir Bey’in verdiği bilgiye göre. TBMM Zabıt Ceridesi. Bu etkiyle birlikte ç iftçiler. sekiz bin aile dokuz ay. Ankara (tarihsiz). Bunların tohumluk olarak ihtiyaç ları ise 16-17 milyon kilo civarındaydı42 . bu sene kışın ç ok şiddetli geçtiği ve bazı yerlerde insan ve hayvan ölümlerinin meydana geldiği bildirilmekteydi. hububat fiyatının düşmesi dolayısıyla her bir Konya kilesinin 12 liraya belki daha aşağı fiyata düşmesi köylüyü daha ziyade müşkül ve elim bir vaziyete düşürmüştü43 . Leon Robinowicz.

göç meye izin verilmediğinden öldükleri bildirilmişti50 .245. don. 000 kişi göç etmiş. 000 kişi kalmıştı49 . Devre: III. Devre: III. bugün zaruret içindedir. Son zamanlar kışın tesira tı ve geçen seneki kuraklık sebebiyle za yıflayan gıda bula ma ya n ha yva na tımızın mühim bir kısmı ölmüştür. keskin.32. TBMM Zabıt Ceridesi. İçtima: I. göç etmiş kalanların ise.. TBMM Zabıt Ceridesi. Leon Robinowicz. s. (çiftçileri takviye) diye bir ta hsisat a ra dım. agm. 000 kişi ölmüş anc ak. s. Vekil Bey’in itiraf buyurdukları veçhile Orta Anadolu' da ba zı mıntıka la r vardır ki. böc ek ve zararlı hayvanlardan kuraklık ya da fazla yağmur ve sel.. koyunların % 97’si ölmüş. burada ç iftç ilere yönelik bir yatırımın olmadığından ve kuraklıktan etkilenen bu bölge insanına yeterli yardım yapılmadığından bahisle hükümeti şöyle eleştirmişti: “Ya lnız bütçeye baktım. geriye 25.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 151 Bilhassa ç iftç ilerin bütün mahsulleri ve hayvanları türlü hastalık. ölen hayvanların etlerini. Umran Emin Çöla şan. İçtima: I. Ankara (tarihsiz). Davarları % 50.. Serveti umumiyemizden belki on beş yirmi milyon lira önüne geçmek mümkün iken ya pıla ma ma sı sebebiyle ma hv olup gitmiş” 53 olduklarını ve bunu önlemenin ilk yolu olarak da köylülerin hayvanları iç in ağıl yaptırmak gerektiği öyle ki. 52. s. zelzele gibi tabi afetlerden sık sık zarar görmekteydi.III. . Cahit Öztelli. sığırların % 81’i. Bu tarihten sonraki en büyük kıtlık olan 1928 yılında bu derec e olmasa da benzer olaylarla karşılaşılmıştır. 000 kişilik nüfustan 7. Bu hususta İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey. Koçhisar.159. C. Daha fazla veya da ha noksa n ne ise. Kalecik halkı. 1928 yılında meydana gelen kuraklık ve şiddetli kış sebebiyle bir ilerleme meydana gelmemiş 51 .III. agm. % 30 gitmiş. s. Gerçekten de 1874 kuraklığında en ç ok zarar gören yerlerden Ankara. bula ma dım. ağılı olan köylülerin hayvanlarından ölenin olmadığını. Geçen sene beş a ltı vila yetin çiftçileri çok yerlerde ektiği tohumu a lamamışla r ve çok müşkül mevkiye düşmüşlerdir ve bunun neticesini de memlekette pa halılık ve diğer ticari sıkıntıla r şeklinde görmekteyiz. ha kikaten ciddiyetle nazarı itiba ra a la ca k bir mesele ha lini a lmıştır. ot kökleri yedikleri. hatta bu havalideki koyunların kısmen kırılmasına sebep olmuştu52 .154. Ara psun'da n a ldığım telgra fla r çok a cıklıdır. bir 48 49 50 51 52 53 Zihni Derin.358. s. s. vekâletin bütç esinin görüşülmesi esnasında.. C. dolu. Aksaray Milletvekili Besim Atalay Bey. Bunun da sebebi. 1290 kuraklığı olarak bilinen ve 1874 yılında meydana gelen kuraklık. 20. ağaç kabuğu. Ankara ilinin Keskin ilç esinde bir felaket şeklini almış.48 Mesela.93. Her sene gitgide artan koyun ve diğer hayvanların sayısında. agm.9. ülke ekonomisinden bahsederek 1928 yılı kuraklığına değinmiş ve “Ana dolu yaylasının ziraatında tehlikeli vaziyetler ihdas eden yağmursuzluk ve rutubetsizlik. Bala. buna mukabil ağılı olmayanların hayvanlarının ise % 10 ile % 70 arasında telef olduğunu bildirmiştir. Yine aynı sorunla ilgili olarak İktisat vekâleti bütç esi görüşülürken. Ankara (tarihsiz). age.

30. havalar bozuk gittiği için bu işlere ara verilmiştir. saman 15 kuruş ve arpa da 6 kuruşa yükselmiştir58 . 30. Tabi her ne kadar demiryolları işinde ve yollarda işç i olarak ç alışmaktaysalar da. Kışın sertliği nedeniyle sonbahar ürünleri donmuş. Aksi takdirde bu yöre halkının geçimlerini sağlamak amac ıyla sağa dola dağılac akları bildirilmişti57 . saman ve arpa fiyatlarında gitgide bir artış söz konusu olmuştur. etkili olmuş ve oralarda yine aynı şekilde aç lık ve sefalet. Bunun yanında 1930 senesinde yine yağış yokluğu sebebiyle Koc aeli’ne bağlı Geyve Kazası ve buraya bağlı 31 köyde kuraklığın etkisi çok fazlaydı.858. 1929 yılı Ocak ayında.4. Bu sebeple vilayet ac ilen 25. S ürmene. . saman 5 kuruş ve arpa’da 5. BCA . Muradiye gibi yerlerde soğuktan büyük bir sıkıntı yaşanmış olduğundan ç ok miktarda hayvan telef olmuştur.860.248. BCA . 30.10/ 120. 30.6.10/ 120. ilkbahar ziraatı yapılamamış. Bu köyler halkı kuraklık sebebiyle tohumluk ve yiyec ek zahire elde edemediklerinden Ziraat Bankası’na kendilerine borç vermesi hususunda mürac aatta bulunmuşlardı. 30. Mesela 13 Nisan’da.50 kuruş iken bir gün sonra. bilhassa Arapkir ve Kemaliye’de açlık had safhaya ulaşmıştır.2. Öyle ki. BCA . Malatya Vilayetinden başbakanlığa gönderilen bir yazıdan anlaşıldığına göre. Bu tarihlerde yaşanan kuraklıkların ve buna bağlı olarak ortaya ç ıkan kıtlığın ardından. ot 5 kuruş. Yine aynı tarihlerde 2 Haziran 1929’da Trabzon Vilayetinden alınan bilgiye göre.10/ 120.10/ 121. s. İçtima: I.152 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 za ra r var.858. kışın süreklilik göstermesi ve yağan karlardan dolayı köylü ç ok büyük bir zarara uğramıştır.3. Devre: III. Bilhassa Doğu Anadolu’da kışın ç ok sert geç mesi sebebiyle önemli miktarda hayvan telef olmuştu.858. ürünlerin toplanamamasına bağlı olarak kendisini göstermişti. 1933 Nisan’ında Erc iş. 1928 yılının kış mevsiminin şiddetli geç mesi ve ondan sonra da devam eden kuraklık netic esinde aç lık baş göstermiştir. Bu sıkıntılarla beraber ot. Ayrıc a Van ve c ivarında görülen kuraklık sebebiyle halk büyük sıkıntılar ç ekmiş.860.” 54 .2. Ankara (tarihsiz). Van merkez ve c ivarında 54 55 56 57 58 59 TBMM Zabıt Ceridesi. BCA . Ahlat. 1933 yılında İç Anadolu ile Doğu Anadolu ve Karadeniz’in bazı şehirlerinde yeniden aç lık baş göstermiştir. İç Anadolu’da etkisini en şiddetli gösteren kuraklık. hatta yiyec ek yokluğundan otlarla beslenmek zorunda kalmışlardır. Rize’nin Karaderesi’yle Of’un Baltac ıderesi köylerinde yiyec ek mısır tanesi bile kalmamış olduğundan halkın aç lıktan ot yedikleri ve bu yüzden soygun vakası türü olaylara rastlanmakta ve ac ilen yardım talebinde bulunulmaktaydı56 . C. aç lıktan hayvan telefi % 25 derecesine ulaşmıştır59 .III. BCA .000 liralık bir yardım talebinde bulunmuştur55 . diğer bölgelerde de bu bölge kadar olmasa da. Bunun üzerine de. Bunun yanı sıra hayvanları da birer birer telef olmuştur. Aynı tarihlerde Muş Valiliği tarafından gönderilen bir yazıya göre.10/ 121. ot 4 kuruş.

BCA . Yenişehir.10/ 81. 30. 1933 yılındaki kuraklığın Akşehir. Bu durum. Karaman’da 32 köyde. Ereğli.10/ 81.530.431 sığır. Ilgın’da 20 köyde. Lazım gelen yardım yapılmazsa bu köylerde yeni sene için üretim kabiliyeti kalmayacağı ve halen merkeze tabi yüzde yüz kuraklıktan etkilenen on sekiz köy halkına yollarda ç alıştırılmak üzere ekmek parası temin edildiği bildirilmişti62 . Beyşehir. Kadınhanı’nda 10 köyde.21. 23 Temmuz 1933’de.10/ 81. Beyşehir Gölü’ndeki su seviyesinin yine senelerden beri devam eden kuraklık yüzünden inmesi dolayısıyla. 12. el ile yolmak suretiyle hasadına imkân vermeyec ek kavruk ve c ılız bir halde bulunmakta.21. Yağan dolular bu kazaların köylerinin mahsulüne büyük zarar vermiştir. 30. 30. Merkez ve Çumra gibi Konya ovasındaki meralar tamamen ç öl manzarasına bürünmüştü. Bozkır’da 16 köyde. S eydişehir. Seydişehir. 354 manda. bir taraftan ekinc ileri diğer taraftan da hayvanc ıları ümitsizliğe düşürmüştü.2. BCA . 305 eşek.530. BCA . Özellikle Kadınhanı’na bağlı Karasevinç Köyü’nün ürünleri tamamen yok olmuş ve köylü yiyeceksiz ve tohumsuz kalmıştı. . Konya Ovasında kanal sistemi dâhilinde bulunan köylerden bir kısmının arazisi. Öyle ki. BCA . Ermenek ve Cihanbeyli genelinde de % 50 derec esinde kuraklıktan etkilenilmişti63 . Konya’ya bağlı Bozkır ve Kadınhanı kazalarında kuraklık yaşanırken bir anda yağmurla karışık dolu yağmaya başlamıştır.21. 1933 yılında Konya merkeze bağlı 53 köyde. Bozkır ve Kadınhanı’nda meydana gelen dolu felaketinden etkilenen köyler şu şekildeydi: 60 61 62 63 64 BCA . Ereğli kazaları ile bilhassa merkez ve Çumra kazasında etkisi ç ok büyük olmuştur. Bu sıralarda İç Anadolu Bölgesi’nde de kuraklık etkisini göstermiş ve bu bölgede aç lık ve telefat etkili olmuştur. 34 katır ve 2 deve olmak üzere toplamda 80. hatta ç oğu köyde bu imkânsızlık karşısında ekinlere hayvanların bile salındığı görülmekteydi.64 Buna göre. anc ak Bozkır’dan dolaşıp gelen Çarşamba Çayı’nın sularıyla kısıtlı bir alan sulanabilirken. Yine Hadim.21.530. kuraklığın tesiriyle kışlık ürün. geneli teşkil eden kıraç köylerin vaziyeti ç ok kötüydü61 .269. 30. Konya’ya bağlı Akşehir. S ultaniye (Karapınar)’de 2 ve merkez kazanın 6 mahallesi ile Aladağ mıntıkası köyleri yazlık ve güzlük ürünleri kuraklıktan % 50 derec esinde etkilenmişti.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 153 63. 3.10/ 81.149 hayvan ölmüş ve yeni doğan kuzu ve oğlak telefatı da % 75 c ivarında olmuştur60 .530. Bu sırada İç işleri Bakanlığı tarafından Başbakanlığa 1933 Kasım’ında gönderilen yazıya göre. 573 at. 30.390 keçi. Çumra’da 45 köyde.10/ 184. Bu arada.010 koyun.

Böyle bir durumda yakın ve c ivar vilayetlerden zahire getirilmesinin de mümkün olmadığı bildirilmişti. Ziraat Bankası’na mâl olduğu bedel üzerinden ve ofis depolarından teslim 65 66 67 BCA .19. Un fiyatı ise 600’den 725 kuruşa fırlamıştı. halkın ihtiyac ını fabrikalardaki buğday stoklarından sağlamaktaydı66 . bir ay evvel buğdayın kilosu 4 kuruş iken bugün 6 kuruşa ç ıkmıştı. Anc ak stoktaki buğdaylar.10/ 81. Aynı felaketin bundan sonra tekrar yaşanması kaç ınılmaz olacaktı.154 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo-1: 1933 Yılı Kuraklığından Etkilenen Konya’nın Bozkır ve Kadınhanı Kazaları65 Kazanın adı Bozkır “ “ “ Kadınhanı “ “ “ Nahiyesi Belviran “ “ “ Merkez “ “ “ Köyü Sarı oğlan Kuzuveren Kıldere Ayvalıca Karasevinç Köylü tolu Meydanlı Konur viran Mahsulün hasar derecesi % 70 % 15 % 30 % 30 % 100 % 100 % 100 % 100 Yağmursuzluk ya da dolu gibi felâketler sebebiyle.10/ 184. Kars Vilayetinden 1935 Haziranında gönderilen kuraklık raporuna göre. Bunun iç in gerek doğrudan doğruya.266. Bu sebeple de kuraklık devam ettiği sürec e durum ç ok vahim noktalara gelebilirdi67 . Bu buğdayın fiyatı ise.15.530. Bundan sonra. bu yöredeki buğday fiyatını tanzim etmek gerekmişti. kuraklık sebebiyle. kuraklık sebebiyle Kars ve c ivarında yeterli miktarda buğday üretilemediğinden. Bakanlar Kurulunda alınan bir karar gereğince. Mesela Eskişehir Vilayetinden 1935 Haziran’ında gönderilen yazıya göre. gerekse üretic iye veya ekmek fiyatını tanzim iç in belediyelerin bildirec eği değirmenlere yerel mülkiye amirlerinin teklifi ile buğday satılması kararlaştırılmıştı. Çünkü oralarda da aynı durum söz konusuydu. Geçen sene çiftç iye verilen tohumluklardan elde edilen mahsulün bir kısmını ç iftç i tüketirken. BCA . Bu artışla birlikte halkın alım güc ü yetersiz olduğundan pek ç ok kişi sefalete maruz kalmıştı. 30. 30. Çünkü ç oğu vilâyet aynı sıkıntıyla karşı karşıya kalmıştı. halkın durumunun düşündürüc ü olduğuna dikkat ç ekilmişti. ortaya ç ıkan ürün azlığı beraberinde şüphesiz ki. 30. . belirli bir kesimi doyurabilec ek ya da belli bir süreliğine kuraklıktan koruyabilmekteydi. Bunun üzerine valilik.10/ 184.21.266. Nitekim. bir kısmını da toprağa ekmiş ve elinde pek bir şey kalmamıştı. Bir ay evvel buraya birkaç vagon mal gelirken haziran ayında 20 kileye kadar inmişti. BCA . hububat fiyatlarında önemli miktarda artış şeklinde görülmüştür. yağmur yağmaz ve kuraklık devam ederse.

mısır olarak yapılmasının daha uygun olduğu ve bunun sebebinin de daha önc e kendilerine buğday verilen muhtaç ların. BCA .2/ 85.10/ 184.858. belki İç ve Doğu Anadolu’daki gibi olmasa da. Trabzon ve Giresun’da muhtaç halka dağıtılmak üzere 3.18. Bu mıntıka halkının yiyecek mısır ihtiyac ı günden düne artmaktaydı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 155 şartıyla tespit edilmişti68 . Zonguldak gibi yerlere giderek ç alışmaktaydılar.11. Bu sene.266. bu buğdayları düşük karşılıkta tüc c arlardan mısır almak suretiyle değiştirdikleri bildirilmişti. bankadan borç alma suretiyle köylüye alınac ak para karşılığında zahire dağıtmak olarak bildirilmişti69 . yağmursuzluğa tahammülü kalmayac ak derec eye gelmişti.15. Bunun yanında Cide ve Tirebolu’da da mısır mahsulü % 60 oranında yanmıştı. BCA .10/ 120. Cevaben Rize’nin 50 ton ihtiyac ı olduğu bildirilirken diğer vilayetlerden bu tarih itibarıyla bir haber gelmemişti70 . 30. Ordu. 30. Mahsulün bol olduğu senelerde bile iki kaza ç iftç isi anc ak altı aylık gıdalarını üretmekte ve öbür altı aylık geçimlerini ise İstanbul. ortalama bir hesapla 30 liralık ekmeklik hububat mubayaasını zarurî kılmış ve netic ede aile ihtiyaç ları umum 68 69 70 71 72 BCA .858.72 Bu durum ise.1. 30. 1934 yılında Ordu Vilâyetinde kuraklık etkili olmuş ve bu yüzden yazlık ziraat durma noktasına gelmişti. 1936’da S inop’un Ayanc ık kazasında kuraklıktan 40 köyde mısır hâsılatı yanmıştı. Yaklaşık olarak % 35. halkın elinde mahsulün kalmamasına ve tüc c arın elinde bulunan mahsulün. aşırı artış göstermesine sebep olduğundan kuraklığın etkisi kat kat artmıştı. durumun ç ok vahim olması kaç ınılmazdı. Buralarda.10/ 120. 1936 Ağustos’unda Karadeniz vilayetlerinden Rize. BCA . Tek geçim kaynağı olan fındık ise geç en yıla yani 1935’e göre yok denecek kadar azdı71 .858. Anc ak hem fiyatların yüksek oluşu.000 ton mısır ihtiyac ı olduğu bildirilmişti. Bölge. Merkez hariç olmak üzere % 30 nispetinde iaşe sıkıntısı ç ekilmekteydi. hem de istenilen miktarda toplu mal bulunmaması gibi sebeplerden dolayı. Bu sıralarda ülkenin başka bir noktası olan Karadeniz şeridinde de kuraklık görülmüştü. Ürünlerin yetişmediği yerlerden birisi de S inop’tu. 30. BCA . 1935-36 yıllarının fena bir mahsul yılı olması. 30. Anc ak buradaki dağıtım yeterli olmadığından diğer şehirler de dâhil olmak üzere kuraklık bundan sonraki senelerde etkisini gösterec ektir. ç eşitli sıkıntılarla karşılaşılmıştır. Bu darlığa karşı alınac ak tedbir ise. Bu sırada.10/ 120.10.10. dışarıdan mal almak yerine buğday temin edilmesi ve halkın buğday ekmeği tüketmesini uygun olac ağı kanaati hâsıl olmuş ve bunun üzerine vilayetlerden ihtiyaçları sorulmuştu. Vakfıkebir’e kadar devam eden sahil bölgede kuraklık yüzünden mısır mahsulü ç ok vahim bir duruma düşmüştü. Bunun iç in yapılac ak yardımların buğday olarak değil. Trabzon’un S ürmene Kazasının Araklı nahiyesinden başlayarak.108. % 40 c ivarında hâsılatta düşüş görülmüştü. .10.

0. Aksaray. Leon Robinowicz. 51. efrat ve devlete karşı taahhüt ve mükellefiyete zarar getirec ek fevkalade kanun tedbirlerinden kaç ınılması.. 5. BCA . Cumhuriyet döneminde de bu tür kuraklıklar yaşanmış ve bu noktada hükümet ya da halkın kendisi ç eşitli önlemler almaya ç alışmıştı. Kuraklıktan sonra İç Anadolu’da inc eleme yapan İç işleri Bakanı Ş ükrü Kaya. age. Kırşehir. 1917 ve 1918 yıllarında büyük kuraklıklar yaşanmıştır74 . . yapılac ak işlerin belirli bir sıra dâhilinde olmasını ve yapılac ak işlerin iç eriği ile ilgili olarak şu önerileri sunmuştu78 : 1.84. Etki alanının genişliğinden dolayı hükümet. 1 Mart 1941. Bu tarihten sonra meydana gelen önemli kuraklık olan 1928 kuraklığı Konya. age.Bu sıkıntıdan halkın anc ak kendi emeği ile kurtulmasının temin edilip kolaylık sağlanması. s. Hayırsever şahıs ve kuruluşların yardımları.Devletç e yapılac ak yardımların ilk önc e mahallî idarelerc e temini. Leon Robinowicz. İç işleri Bakanı’nın önermiş olduğu bu tekliflerin yanında hükümet. age.348. Yani kanunun belirttiği durumlar müstesna olmak üzere. müsbet olması.. Osmanlı Devleti zamanında yaşanan bu kuraklıkların ardından.Hükümetç e yapılac ak yardımların yiyecek içecek şeklinde değil.364-365. 3. onları üretime hazır hâle getirmek şeklinde olması. S.. C. Örneğin daha önc e bu bölgede yaşanan kuraklıkta Aksaray’ın iki yüz üç yüz hanelik Eşmekaya Köyünde koyunlar ve sığırlar tamamen telef olmuş. Yozgat. 1874. yağmur duası yapılması iç in mürac aatta bulunmuş ve bunun üzerine öğle ve ikindi namazlarından sonra yağmur yağıncaya kadar yağmur duası yapılması kararlaştırılmıştı76 . 2.Yardımlarda Hilâl-i Ahmer teşkilatının arac ılık etmesi. 4. s. s. 1887. 17. Age. 1923’de yaşanan kuraklık azami derec eye yükselinc e Konya’daki halk.. Köye Doğru. bu durum karşısında hemen önlem almanın gerekli olduğunu anlamıştı. HÜKÜMETİN KURAKLIĞIN TESİRİNİ AZALTMAK İÇİN ALDIĞI ÖNLEMLER 1928 yılı kuraklığından önc e 1844. tek bir inek kalmış ve o da buzağılamamıştı75 ./ 7. kanuni yardımlar. 4. kuraklığın tesirini azaltmak maksadıyla bir dizi önlemler alarak hayata geç irmeye ç alışmıştır. s. Afyon ve Eskişehir vilayetlerinde etkili bir biç imde görülmüştü77 .156 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 nakit ihtiyac ının % 50’sine yükseldiği gibi senelik nakit ihtiyac ı da 250 lirayı bulmuştur73 . 1854. münferiden afete maruz kalanlar iç in yapılabilec ek yardım şekilleri olarak. Leon Robinowicz. s. Yaşanan bu sıkıntılar karşısında hükümet.349.64.0.Yapılac ak yardımın menfi değil.348. bazı mükellefiyet ve vec ibelerden sıyrılma ve borçların (Zirai Kredilerin) başka bir zamana ertelen73 74 75 76 77 78 “ Orta Anadolu Köylüsü” .

İdare Dergisi. Bunun yanında bir kredi mahiyetinde olmak üzere fiili yardım vardır ki. Yıl: 31. Kuraklık netic esinde alınac ak önlemler Vekiller Heyeti tarafından kararlaştırılmış ve kararname olarak yayımlanmıştı.44.Darlık mıntıkasındaki sulardan istifade olunac aktı. 6.Maliye Vekâleti darlık mıntıkasındaki kişilerin.Hilâl-i Ahmer’e mürac aat edilmiş ve bu kurum. Bu suretle geçici de olsa kuraklığın tesirinden uzak durmak hedeflenmiştir. Bundan başka c ivar vilayetlerdeki demiryolları işlerinde darlık mıntıkasındaki kişilerin ç alıştırılması iç in gerekli tedbirler alınmıştı. 5. kuraklık meselesi üzerinde önemle durmuş ve bu 79 80 Fethi Aytaç. 1. 13 Eylül 1928 günü seçim bölgesi olan Malatya'da verdiği bir nutukta. 4. Haziran 1960.Gelec ek sene ziraatını temin iç in de Ziraat Bankası tohumluk yardımında bulunmayı karar altına almıştı.2. Bu suretle Eşmekaya S uyu.146. bir taraftan ç iftç ilere yeni iş sahaları aç arken.Muhtaç Duruma Dü şen Vatanda şlara Nasıl Yardım Edilebilir?” .1/ 29. Kızılırmak’tan başka Konya merkez Kazasıyla Zıvarık (Altınekin) Nahiyelerindeki kuyulardan herhangi bir suretle yararlanılac aktı. Bu kararnameye göre 80 .Darlık mıntıkasındaki kişilere geniş miktarda bir iş hazırlanac aktı. bu da muhtaç ç iftç ilere ödünç tohumluk verilmesi ve göçmenlere. hem de sürüleri iç in yeni yerlerin tespiti kararlaştırılmıştı. BCA . Yine Konya S ulama İdaresi tarafından aç ılac ak sulama kanalları iç in zarurette bulunan kişiler ç alıştırılac aktı.4. Uluırmak. Bu yardımların birkaç koldan yapılac ağı kararnameden görülmektedir. 1928 yılı kuraklığında inc eleme yaparak öneriler sunan Ş ükrü Kaya’nın ardından Bakanlar Kurulu.Anadolu Demiryolları Müdüriyeti uc uz zahire temin iç in 100 bin lira tahsis etmişti.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 157 mesi. . 30. diğer taraftan hem tohumluk ihtiyaç larının karşılanması düşünülmüş.01/1. hem de sıhhi yardımda bulunac aktı. hem yardıma muhtaç olanlara yardım edec ek.7. Buralara gidec ek amelelerin üc retlerine de Hilâl-i Ahmer Cemiyeti yardımda bulunac aktı.1. “ Çe şitli Afetler Tesiri ile -Münferiden. Mayıs. Mart. Mürac aat eden ç iftlere valiler yer gösterecek ve emniyetle sürülerini gönderec eklerdi. Nisan. nakledilenlere ve muhtaç ç iftç ilere tohumluk ve yemeklik dağıtılması şeklinde ortaya çıkmıştır79 . ot ve saman gönderec ekti. bu durumu görüşmüştü.263-264. bilhassa tuz tic areti gibi işlerde ç alışması iç in bütç esinin önemli kısmını buraya yönlendirec ekti.18. 30. Bu sırada Başvekil ismet Paşa. Müdüriyet bu parayla darlık mıntıkasına uc uz zahire. S. 8. 7. 3.Hayvanların yiyecekleri iç in c ivar vilayetlerde meralar hazırlanmıştı. s. 2. tec ili ve taksitlendirilmesi gibi usullerden bahsetmişti. Buna göre.Yardımsever kişilerin yardımları da Hilâl-i Ahmer vasıtasıyla yapılac aktı.

TBMM Zabıt Ceridesi. 20. agm.000 dönüm sulanabilec ekti. birbiri a rka sına sürüp gelen kura klıklar görülmektedir.000 dönüm arazinin.Ziraat Bankasının dar mıntıkalara iki defada tahsis ettiği tohumluk yardımı (2 310 000) liraydı. Ankara (tarihsiz). un. C. Esmil kanalı iç in. da rlığın tesirlerini gereği gibi a zaltmıştır. Bundan 65. 5. Bunlar 8. Bu konudan Mustafa Kemal Paşa’da 1 Kasım 1928 tarihinde bahsetmiş ve Hilal-i Ahmer’in yardımına teşekkür etmek suretiyle şu konuşmayı yapmıştır: “Ba zı vilâyetlerimizde bu sene sert bir şekilde deva m eden kura klıkta n da ha ziya de muzda rip ve müteessir olduk. Konya'da İnevi kanalını 25. Avni Şanda.000 lira tahsisat verilmişti. dar mıntıkalarımızdan işyerlerine gidec ek olanlara tarifelerini yüzde 75'e indirmişti. Devre: III. Bir ta raftan memleketin umumî üretimindeki nisbî muva zene. Çankırı vilayetlerine gönderilmişti. Bazı yerlerde sert sonuçlar verdiği anlaşılmaktadır. 2. Aksaray Uluırmak kanalına başlanmış ve 50. 3. Bu ç alışmalar şunlardan ibarettir82 : 1.” 81 . s. gerek kurak sahala rın81 82 H. diğer ta raftan kurak mıntıkalarda teksif edilen tedbirler ve ya rdımlar. bu kanal 130 km.000 lirası Birinci Umumi Müfettiş emrine. da rlığa meyda n vermiş fa kat çare ve tedbirlerle. bunun ile 10. Konya c ivarındaki ç iftlik kanalları iç in. Yozgat. geri kalanı ise Konya. elindeki su işleri parasının yarısını bu mıntıkaya vermişti. Ilgın'da 40-50 bin dönüm arazinin ziraate yarar bir hale getirilmesi düşünülmüştü.26-27. saman nakliyatında yüzde elli indirim yapılmıştı.000'i Malatya ve havalisine gönderilmiş. Bunun yanında yardıma muhtaç durumda bulunan yerlerin halkına yine Hilâl-i Ahmer yardıma koşarak pek ç ok kişi sefil vaziyetten kurtarmaya ç alışmıştır. Beyşehir Gölü’ndeki yeraltı kanalı temizleniyordu. Çumra’da 50. uzunluğundaydı. darlığın hafifletilmesi cihetine gidilmiştir.000 dönüm sulayac aktı. Kırşehir. Eskişehir.Devlet Demiryolları. tahsisat vermişti.Nafıa. Burada bölge halkı ç alışarak gelir elde edec ekti.000 lira ile işe başlamıştı. 4. Afyonkarahisar. Ereğli bataklığının kurutulması ile de 70.Hilali Ahmer kuraklık yaralarını sarabilmek iç in 500. s. Uc uz yerlerden yiyecek ve yemlik tedarik ederek ic ap eden yerlere mâl olduğu uc uz fiyatla yetiştirmeye ç alışmıştı.000 dönüm sulanabilec ekti.Nafıa yollar tahsisatından 250 000 lirayı bu mıntıkalara tahsis etmişti. Aksaray. İçtima: II. Fa ka t bu yılki kura klık. Bununla da 75. Zahire.000 lira ile ihale etmişti ki.158 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 meseleyi şu sözleriyle dile getirmiştir: “İki üç yılda n beri. Bakanlar Kurulunun almış olduğu önlemler ve bunun ardından İsmet Paşa’nın kuraklığın hafifletilmesi yönündeki uygulamalarına geç ilmiş olan ç alışmalar mevc uttu. diğer yılla rda kilerden çok fa rklıdır.000 lira tahsis etmişti.. . Kuraklığın etkisini azaltmaya yönelik yardımlar.52. daha ç ok sorunun kaynağı olan su problemini ç özmeye yönelik olmuştur.V. Bu hal. Hilâli Ahmer’in gerek zelzele.

Nitekim Ankara şubesi tarafından Zir Nahiyesine gönderilen 300 liralık yardım yeterli gelmemiş ve halktan gelen yardım talepleri günden güne artmıştır88 . zaruretten sınırlı kalmakta ve nakit olarak yapılac ak yardım problemleri çözemeyecektir.. Trabzon ve 83 84 85 86 87 88 TBMM Zabıt Ceridesi. Hilâl-i Ahmer’in göndermiş olduğu bu yardımlar. tohumluk yardımı. Hükümetin kuraklığa karşı aldığı bu tedbirlerin yanında. borç ların ertelenmesi gibi ç eşitli girişimlerde bulunmuştur. s. Kutu nu: 1393. Nitekim bunlara en başta Hilâl-i Ahmer vasıtasıyla para yardımı yapılmıştır. genel merkezden aldığı yardımlarla varlığını devam ettiren şubelerde bu imkân da sağlanamamaktaydı87 . a. iş aramaya gitmeleri. Fethi Aytaç. artık mahsullerin bir yerde toplanıp bekletilmesi ve bu gibi çeşitli afetler iç in silolar ve ambarlar yapılmasının gerekliliğini anlamıştı. Leon Robinowicz. 1929’da önceki yıllardan devam eden kuraklık nedeniyle. sulak ç ayırlarda biten ve hayvan yiyec eği olarak görülmeyen “kandere ve kova” denilen sert ve uç ları dikenli. ülkenin dört bir yanında muzdarip durumda inlemekte olan bütün vatandaşların yardıma koşmuştur. Belge nu: 133. Konya. s. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. aile başına 200 lirayı geç ememekteydi. aç lıktan muzdarip olan kimsesiz kadın ve ç oc uklara. C. aktifinde para dahi olsa. Devre: III.148.”83 . s. mahalli Hilâl-i Ahmer şubelerinden yapılabilec ek yardım. Öyle ki. darlık bölgesinde bulunanlara para yardımı başta olmak üzere.361.XXII.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 159 da yardıma koşmak için gösterdiği gayret ve iktidarı huzurunuzda bütün millete ka rşı teşekkürle ya d ederim. age.V. C. P ara Yardımı 1928 yılında yaşanan kuraklık netic esinde. hayvanlarını c ivarlardaki otlak sahalara göndermeleri. Ankara 1934. sepet ve hasır örülen otları biç meleri bu ç eşit faaliyetlerdendir85 . ne kadar yardımda bulunursa bulunsun. s. Hilâl-i Ahmer. Kutu nu: 1393. İçtima: II. Kaldı ki. bu yardımların yeterli olduğu söylenemez. İçtima III. altı tane de muhtelif yerlerde ambar inşa edilmiştir84 . İç Anadolu’nun pek ç ok yerindeki halk muzdarip bir vaziyetteydi. Ş ehirlerle ilişkisi olanların şehre taşınması. Yine hükümet. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. ihtiyar ve malûl erkeklere dağıtılmıştır. bazı mahallî ve amelî tedbirler de alınmıştır. agm.2.. Hilâl-i Ahmer. Belge nu: 133. Kuraklıktan sonra hükümet. TBMM Zabıt Ceridesi.351. Devre: IV. kısmen hayvanlarını satmaları. kırlardaki en küç ük ve c ılız ot ve dikenleri toplamaları. ilk ve ac il yardım olmak üzere para yardımı nispeti nüfus başına 20 liradan aşağı olmamak üzere. Ankara (tarihsiz). Hilâl-i Ahmer’in yardımda bulunduğu yerlerden birisi de Karadeniz Bölgesidir. Bu yerlerden birisi olan ve Ankara’ya bağlı Zir Nahiyesinden para yardımı talebinde bulunulmuş ve bunun üzerine buraya 300 liralık bir yardım gönderilmişti86 . . Eskişehir ve S ivas olmak üzere dört vilayette silo yapılmış. sadec e İç Anadolu’daki yardıma muhtaç kişilere değil. Çünkü. Nitekim Ankara.

940 20.5 “ “ “ “ “ “ “ “ Nüfus miktarı Nüfus oranına göre yapılan dağıtım (kuruş) 941. Bununla birlikte aile efratları da bir aydan beri aç lıklarını gidermek iç in ot yiyerek beslenmişlerdir90 .000 liralık yardım göndermiştir89 .10/ 184. 30. Vilayet ismi Kaza ismi Her bir nüfusa isabet eden miktar (kuruş) 12.000 lira olmak üzere toplamda 10.587 907.816 22. BCA .10/ 184.2. 30.000 4. Bunun üzerine Hilâl-i Ahmer Cemiyeti. Fakat halk parayı almak iç in Artvin’e kadar gidememekte ve bu yüzden para temin olunamamaktaydı. BCA .750 162. .000 2.269.000 9. Mesela Pınarlı Köyü’nden Tufan oğlu Battal ve Mehmet oğlu Rıza.10/ 210.750 260.611 36.12. aç lıktan ölmüşlerdir. Yine bu sırada sıkıntı ç ekmekte olan Beyazıt’a bağlı Tuzluc a’ya Hilâl-i Ahmer tarafından 1.887 72.4. Bu c emiyetin yardımlarının yetersiz kaldığı noktada Ziraat Bankasının da önemli miktarda muhtaç lara yardımları olmuş ve ç oğu aile bu sayede yiyec eklerini temin edebilmiştir.117 9.314 49.500 201.160 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Rize gibi yerlerde dahi aç lık baş göstermiştir.175 658. Şavşat kazasına 8. Bunun yanında Hilâl-i Ahmer’in inc elemelerinin uzaması halkın aç lıktan kıvranmasına sebep olmuştur.858. Dağıtım yapılan iller ve kazaları şu şekildedir: Tablo-2: 1928 Yılında Ziraat Bankasının Çiftç ilere Yapmış Olduğu Yardım Yerleri ve Miktarı93 . en ç ok ihtiyac ı olan iller seç ilerek dağıtımı yapılmıştı. zarar gören ç iftçilere faizsiz olarak 50.432.000 liralık bir yardım gönderilmiştir92 .000 3. 30.000 lira para yardımı göndermiştir91 . Ayrıc a Çoruh Vilayetine bağlı Ş avşat ve Rize kazalarında 1934 yılında kuraklığın etkisiyle Hilal-i Ahmer ve Ziraat Bankasından yardım istenmiştir. 30.000 6.200 281. Bunun üzerine Ziraat Bankası müteselsil kefaletle borç vermeyi kabul etmiş ve Hilâl-i Ahmer de bölgede inc elemelerde bulunmak üzere müfettiş görevlendirmiştir.000 3.000 16.5.266.737 461.10/ 184.525 623.000 liralık bir yardım göndermişti.462 Dağıtım özeti (lira) Çankırı “ Aksaray “ “ Elazığ “ “ “ 89 90 91 92 93 Çankırı Çerkeş Aksaray Koçhisar Arabsun Keban Elazığ Mazgird Baskil 75.494 52.000 ve Rize’ye de 2.000 BCA . 30. BCA .700 13.12.000 2. Bunun üzerine. BCA . Bu yardımlar.000 7.266.10/ 120.500 lira ve ardından yine 1. 1928 yılındaki kuraklık sebebiyle Ziraat Bankası. Hilal-i Ahmer Cemiyeti buralara önc e 1.

bu büyük ve kıymetli harada parac a darlık baş göstermiştir.000 2. yılbaşında umulan derec eyi tutmamış olduğundan.9.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 161 “ “ Kayseri Toplam Maden Genç Aziziye “ “ “ 11. Kendi gelirini umduğu derec eye ç ıkardığı yıllarda bile umumî muvazeneden yardım görmeden yürüyemeyen harayı. Bu dağıtımlar bazen ç iftç ilerin kendilerine yapılırken. bu günlerde onu da bulamadıklarından artık açlığın son derecesine gelmiştir. (Ziraat vekilliğ i 1934 yılı bütçesinde 55100 Liralık münakale yapılması hakkında kanun lâyihası 1/1152). Kutu nu: 159.18. Yiyecek Yardımı Cumhuriyet döneminin başlangıc ında da etkisini gösteren kuraklık felaketi netic esinde halkın ilk talebi yiyecek olmuştur. kuraklık bu kez de Haymana ve çevresinde etkili olmaya başlamıştı. Bu yüzden halk muzdariptir. 30. İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey’in verdiği bilgiye göre. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.000 1.26. Mesela Karac abey mıntıkasında 1934 yılında hüküm süren kuraklık yüzünden. s. TBMM Zabıt Ceridesi. Umumî Müfettişlikç e lüzum görüldüğünden Diyarbakır İline de 10 bin liralık bir ödenek ayrılmıştı96 . İçtima IV. C. C. Bu sayede acilen yiyeceğe ihtiyaç duyan ve hiç yiyec ek ekmeği bulunmayan insanlar kurtarılabilmiştir.036 2.000 4. olduğu dile getirilerek bir an evvel yiyecek yardımı gönderilmesi talebinde bulunulmuştu. düştüğü idarî zorluktan kurtarmak iç in bütç ede.000 50.III. 1923’te. Bilha ssa za ten meda r-ı ma işetleri olmayan asker a ilelerinin müracaatı-ı mütevalileri pek çok” 97 . Bir müddet sonra bu yüzden telefa t vukuu kuvvetle melhuzdur. Bir müddettir mısır koça nla rıyla ka rnını doyura n ha lk. Ayrıca kuraklık mıntıkasında olan Ankara’ya.942. Haymana Kazasının düşman istilasına maruz kalan seksen altı karyesinde zirai vasıtanın yokluğundan dolayı 1922 ve 1923 seneleri zarfında pek az oranda ziraat yapılmıştı. 1923 yılına gelindiğinde. haralara yardım maddesine 10 000 lirayı eklemek zarurî görülmüştü95 . oradaki haranın ç iftlik geliri.258.000 Ziraat Bankasının yardımları her bölgede etkili bir biç imde yapılmakta ve ç iftç ileri bu muzdarip durumdan kurtarmak hedeflenmekteydi. yiyec ek yardımları da önemli yer tuttmuştur.000 100. yol ve köprü bütç esinden 46 bin lira ve yine I.450 200. Devre: IV. Ankara (tarihsiz).s. Ankara 1935. İçtima: I.13. b. kuraklık ve bazı tabi afetler yü94 95 96 97 TBMM Zabıt Ceridesi. Bu tür parasal yardımların yanında hiç şüphesiz ki. Ziraat Bankası vasıtasıyla kuraklıktan etkilenen ç iftç ilere 3 milyon lira dağıtım yapılmıştı94 .476 Nüfus malum değil “ 143. Belge Nu: 273.2/ 3.XXV. bazen de ç iftç inin işletmiş olduğu ya da ç alışmakta olduğu yerlere gönderiliyordu. Devre: III. BCA . Nitekim 1922 Aralık ayında S inop Vilâyetinden Hilâl-i Ahmer merkezine gönderilen bir yazıda: “Bu sene liva dâ hilinde hasıl olan kuraklık hasebiyle mısır ve buğday mahsula tı pek a z ha sıl olmuştur.1. .

1.077. İşler iç in 100 bin lira ayırarak uc uz yerlerden buğday ve un tedarik etmişti. Aksaray. 30. buğday satın almak iç in araştırmalar yapmıştır. Böylece darlık sahasında ic ap eden istasyonlara mal gönderilerek maliyet fiyatıyla Hilal-i Ahmer’e ve muhtaç lara satılmıştır103 . Hilal-i Ahmer tarafından yapılan yardım şu şekildeydi: 98 99 100 101 102 103 104 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. age. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Bunun üzerine ac ilen üç vagon un yardımının yapılması istenmişti98 . Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.100 Bunun ardından kurak bölgelere gönderilmek üzere. Kutu nu: 179. Bunun yanında 141.. Araştırmalar netic esinde. Eskişehir ve Afyon vilayetlerine dağıtmak iç in harekete geçmişti. Kutu nu: 1373.858.185 kilo Macar ve Müteahhit İzak Modiyano birader ve oğullarından 496. Bu yardımın şeklinin en başta yiyec ek olarak yapılması uygun görülerek yaklaşık olarak muhtaç miktarı 135. s. Bunun ardından bu muhtaç lardan başka diğer bölgelerde de ihtiyac ı olanların göz önüne alınmasıyla birlikte.545 muhtaç nüfusa buğday dağıtılması kararlaştırılmış ve 1. 250. Bu buğdaylar her bir nüfusa ç oc uklar da dâhil olmak üzere 15’er kilo olarak dağıtılmıştı104 . Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.967 kilo un.365 kilo S ırp Taiz buğdayı Hilâl-i Ahmer tarafından alınmıştı101 . Modiyano ve Süreyya Beylerden buğday numuneleri alınmış ve Hilâl-i Ahmer merkezine gönderilmiştir. başka yerlere göç ederek geç imlerini tedarike mec bur olduklarından ac ınac ak bir durum ortaya ç ıkmıştı. Belge Nu: 8. 165.3. Bunun ardından kuraklık muhtaç larına gönderilmek iç in satın alınan buğdayların bedelini ödemek üzere. darlık sahasında buğdayın daima bol ve uc uz bulunmasını temin edec ek en tesirli ve acil tedbir. Belge Nu: 52.000 kilo buğday ihtiyaç mıntıkalarına gönderilmişti. 500 bin liralık yardım 750 bin liraya ç ıkarılmıştı. Demiryolları Genel Müdürlüğü tarafından hemen tatbik edilmeye başlanmıştı.10/ 120. Müteahhit Balc ızade Mehmet ve Şerifzade S üreyya Beylerden 395. Kutu nu: 179. Kutu nu: 179.9. almış olduğu bu buğdayları kuraklıktan en ç ok etkilenmiş olan Konya. Belge Nu: 52.673 kişi iç in 1.333 lira bedelle Anadolu Demiryolları İdaresine taşıması verilmişti. .368. Bir kısım halk da. Hilal-i Ahmer Merkezinden İstanbul’a.162 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 zünden elli karye halkından mühim bir kısmı ot vesaire ile beslenmekteydi. Kutu nu: 71. Yozgat.600.000 lira para gönderilmişti102 . Ayrıca.2. Hilâl-i Ahmer Cemiyeti. Belge Nu: 52. Leon Robinowicz. Kırşehir. İllerden gelen bu yardım talepleri üzerine hükümet hemen ç alışmalara başlayarak. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. BCA . Belge Nu: 107. Bundan sonra yaşanan 1928 kuraklığında aynı şekilde yardım talepleri devam etmiş ve illerden yardım yapılac ak yerlerin haritası gönderilmiştir99 .

031 150 2. Dağıtılan un miktarı (kilo) Afyon Eskişehir Kırşehir Yozgat Aksaray Konya Çankırı Ankara Niğde Kayseri Kütahya Malatya Şark vilayetleri Sivas Toplam 100.025 150 15.26 6.404 132.025 150 15.025 150 15.53 5.000 2.000 2. Tablo-4: Hilâl-i Ahmer Tarafından Yozgat Vilâyetine Gönderilen Yardım106 .38 7.5 96.031 150 2.000 150. 30.025 150 15.81 5.153 Hilâl-i Ahmer tarafından yapılmış olan bu yardımların hangi şehirlere ne kadar gönderilmiş olduğu aşağıdaki tablolardan görülebilir. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.000 240.025 150 15.041.000 18.138.000 90.000 38. Belge Nu: 50.66 95.906 150 2.17 241.178 Nakdi yardım (lira) 8.680 14.025 150 15. Kutu nu: 179.88 6.516.000 2.50 Yozgat vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.87 358.032 150 2.000 120.177.5 75 88.931.350 Kilo 14.076 133.10/ 120.000 150.1.505 14. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. .015 1.920 150 15.000 5.051 15.055 270.000 15.000 2.324 300.48 Amele sevki yardımı (lira) 3.503.856 150 1.050 15.031 150 2.350 135.000 Lira Kuruş 68 64 80 20 7.5 26 25.858.981 150 1.967 Dağıtılmakta olan buğday miktarı (kilo) 188.140 187.120 15.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 163 Tablo-3: Hilâl-i Ahmerin Kuraklık S ebebiyle Dağıtmış Olduğu Yardım105 .880 119.33 50.3.727 65.787 1.300 210.656 329.650 255.045 15.290.012.879 150 1.662.000 1.005.271 105 106 BCA .000 2.000 1.000 307.059 15.000 2.67 1.680 14.025 150 15.000 2.077.015.500 5.000 2.035 150 17.920 150 15.

025 150 15.025 150 2.029 150 Kilo 15.863 150 2. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 2.025 2.000 150 15.906 14.540 Demiryolu idaresinin Kuruş Çuval Kilo (un) 150 15.000 2.000 2.5 55 Kırşehir vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.000 2.031 150 15.025 150 15.025 150 15.5 85.000 15.5.026 150 2.025 150 15.025 2.300 14.860 14.000 2.034 150 15.025 150 15.025 150 15.995 150 2.030 15.000 50 151 15.890 14.013 15. Lira 2.373 102 10.200 Kilo 14.025 150 15.033 150 2.382 Tablo-6: Hilâl-i Ahmer Tarafından Afyonkarahisar Vilâyetine Gönderilen Yardım108 .027 150 2.006 150 2.030 14.000 2.025 150 15.000 2. Kutu nu: 179.025 150 2.164 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo-5: Hilâl-i Ahmer Tarafından Kırşehir Vilâyetine Gönderilen Yardım107 .000 2.018 150 2.100 075 2.000 2.830 150 1.025 150 15.377 13. .175 20 13.000 150 15.045 1.000 Lira Kuruş 40 68 10 15 31 30 75.000 2.920 150 15.000 102 10.300 Afyonkarahisar vilayetinin hesabı Kuruş Lira Çuval Kilo (un) 2.000 2.020 15.950 15.104 70 10 05 75 05 25 04 107 108 109 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.060 15.012 150 1. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.025 150 15.000 15.320 Tablo-7: Hilâl-i Ahmer Tarafından Eskişehir Vilâyetine Gönderilen Yardım109 .025 150 15.200 50 1.100 150 15.543 1. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.025 150 15.003 100.003 100.025 150 15.560 14.025 1.000 2.000 2.038 151 15.000 2.029 150 2. Belge Nu: 50. Kutu nu: 179.025 150 15.200 120.990 1.029 150 2.050 15. Belge Nu: 50.025 2.000 2. Belge Nu: 50.025 150 15.025 150 15.000 1.000 2. Kutu nu: 179.000 150 15.000 2.038 2.000 50 2.000 15.000 Lira Kuruş Eskişehir vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 2.073 118. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.025 2.779 1.780 15.025 150 15.5 2.010 150 2.3.7.031 150 2.000 62.920 150 15.025 150 15.025 150 15.

025 2.000 15.850 40 1.126 450 Kilo 15.440 75 2.018 150 2.010 15.000 15.050 150 6.180 15.000 2.034 2.025 150 15.900 50 1.000 1.038 28.810 20 9.50 7.980 Konya vilayetinin hesabı Lira Çuval Kilo (un) 43.000 50 145 14.463 150 150 150 150 150 2.500 150 15.147 15.075 450 45.860 60 2.080 14.000 2.019 150 14.000 2.680 15.025 150 15.879 150 2.000 Lira Kuruş 30 35 65 30 Çankırı vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 2. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.13.011 32.025 2.920 150 15.008 150 14.949 145 14. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 2. Belge Nu: 50.160 15.800 1.10.960 75 2.000 150 15.880 30 1.957 2. Kutu nu: 179. Lira 8.042 2. Belge Nu: 50. Belge Nu: 50.580 800 80.025 2.000 150 15.025 2.025 1.971 146 14.995 149 14.50 31.000 50 149 14.000 14.025 27.844 269.025 150 15.004 150 14.026 150 2.50 94 2.035 150 2.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 165 2.025 150 15.025 150 15.350 150 150 150 150 150 2.025 2.100 15.025 150 15.770 14.000 15.950 14.000 210.9.099 210.993 146 2.369 Demiryolu idaresinin Kuruş Çuval Kilo (un) 50 89.980 110 111 112 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.998 148 14.140 15.844 273.780 11.031 150 15. Kutu nu: 179.049 150 2.025 2.176 1.000 15.035 10. 860 14.006 155 14.780 Kuruş Tablo-10: Hilâl-i Ahmer Tarafından Aksaray Vilâyetine Gönderilen Yardım112 .000 Lira Kuruş 04 80 10 95 25 30 Aksaray vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1. Kutu nu: 179. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.006 148 1.190 45.000 150 15.100 15.050 80 2.844 Tablo-8: Hilâl-i Ahmer Tarafından Çankırı Vilâyetine Gönderilen Yardım110 .5 60 90 99 36.600 2.380 Tablo-9: Hilâl-i Ahmer Tarafından Konya Vilâyetine Gönderilen Yardım111 .074 15.240 2.966 88. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.022 150 Kilo 14.000 6.046 2.043 2.000 2.025 2.025 2. .150 10 2.000 150 15.875 800 77.

014 150 150 1.6 milyon. çok sıkıntıda kalan Ankara.XXV. Ziraat Bankası eliyle ödünç ve faizsiz olarak buğday.. Konya ve Kars ve Bayazıd vilâyetlerine 4. Bu tohumluklar vilayetlere dağıtıldıktan sonra buralardaki sıkıntı biraz olsun azalmış ve hükümet bundan sonraki ç alışmalarında aynı yönde uygulamalarına devam etmiştir. Maliye ve Bütçe encümenleri mazbataları l/ l181). ç avdar.061 150 150 1. Hilâl-i Ahmer tarafından ve hükümetin desteğiyle yapılmış olan bu yardımların yanında ç iftç ilerin ileri vadede tekrar ürün yetiştirebilmeleri iç in tohumluk ihtiyaç larının da karşılanması düşünülmüştü. Kuraklıktan etkilenen ç iftçilerle ilgili daha sonra ç ıkarılan kanun hükümlerine göre. Bunun iç in hükümet. s.069 2. mahsulü zarara uğramamış olmakla beraber. Devre: IV.400 02 46 2. Nitekim 10 Ağustos 1928 tarihli Babalık gazetesinde. yulaf tohumlukları ve gerekli hallerde vekiller heyeti kararıyla diğer tohumlukları 113 114 115 Leon Robinowicz. mahsulü yüzde kırktan daha az nispette zarar görmüş.659. Bunun üzerine.3 milyon..037 16. Eskişehir’in 14. s.000 kilo tohumluk dağıtılmıştı115 . Yozgat’ın ise 1 milyon kilo ihtiyac ı bulunmaktaydı113 .166 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 2. Aksaray’ın 3.000 119. fakat elinde tohumluğu kalmamış ve Ziraat Bankasından ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden tohum kredisi sağlayamamış ve bu yüzden zirai işletmesini yürütemeyec ek durumda bulunan.194 15. Tohumluk Yardımı 1928 yılı kuraklığında.735 Tablolardan da anlaşılac ağı üzere. .1. TBMM Zabıt Ceridesi.1. s.000 15. Bu sebeple hükümet bu konuda hassas davranarak ç iftç ilere tohumluk yardımında bulunmuştur. C. elinde olmayan herhangi bir sebeple ç ok kötü durumda.194 15. TBMM Ar ş ivi. age. tohumluk ihtiyac ı olarak Konya’nın 7. Çünkü bu ihtiyaç ları karşılanmadığı sürec e. arpa. c. ürün yetiştirme imkânı ortadan kalkmış olac aktı.372. Ankara 1935.325 15. Kırşehir’in 1. hava şartları ne olursa olsun. agm.75 milyon. İç Anadolu’daki muhtaç durumda bulunan kişilere duruma göre yardım yapılmıştı. (Muhacirlere ve muhtaç çiftçilere ödünç tohumluk ve yemeklik da ğ ıtılması hakkında kanun lâyihası ve Ziraat. Muzaffer Hamid. çiftç inin dört gözle tohumluk beklemekte olduğu ve Ziraat Bankası tarafından dağıtılması beklenen bu tohumlukların bir an evvel dağıtılması gerektiği. tohumlukların bir an evvel dağıtılmasını öngörmüş ama bu iş biraz uzamıştı.090 119. çünkü ç iftç inin bekleyec ek zamanının olmadığı bildirilmekteydi114 . Dosya nu: 2661. Bu yardımların tamamen kuraklığın etkisini ortadan kaldırdığı söylenemez ama en azından geç ic i de olsa bir rahatlık yaratmıştır. Kayıt nu: 1/1181. tohumluğunu tedarik ve Ziraat Bankasından veya Tarım Kredi Kooperatiflerinden tohum kredisi almaya imkân bulamayan ve bu sebeple ç iftç iliği bırakac ak hale düşen ç iftç ilere.025 2. İçtima IV.5 milyon.025 16. mısır.

Yine 1933’te Ziraat Vekâleti. Kırşehir Vilayetinde 131.. Bu silolar köylünün buğdayını eleyip temizliyor ve ileriki kıtlık seneleri iç in de bir garanti teşkil ediyordu117 . BCA . Memleketin bir kısım yerlerinde ara sıra baş gösteren kuraklık ile dolu ve su basması gibi afetler karşısında yardımda bulunmak gerekli bir durumdu. Ankara 1935. Çiftç iyi çeşitli afetler ve bundan sonra yaşanabilec ek kuraklıklardan koruma amac ıyla ayrıc a.21. nu: 4541. Daha önc e dağıtılmış olan bir milyon liralık tohumluk bedelini köylü bu sene ödeyememişti.1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 167 dağıtmaya Ziraat Vekâleti yetkili kılınmıştır116 . alım merkezlerindeki depolarda bulunan buğdaylardan muhac irlere ve kuraklık gören veya dolu. Bütün bu ç alışmalar iç erisinde ise.365.1. 6 Kânunuevvel 1934. muhtaç halkın yol işlerinde ç alıştırılması uygun görülmüştü. İçtima IV. mahsul azlığı köylünün taahhüdünü yerine getirememesine neden olmuştur121 . Dosya nu: 2661. Babalık . Kayıt nu: 1/1181. . Dosya nu: 2661. s. Konya Vilayeti bütç esinde 340 bin. TBMM Ar ş ivi. C. 5 İlkte şrin 1935. Çünkü her nerede bir felaket yaşanmışsa. s. sel gibi afetlere uğrayan ç iftç ilere mâl olduğu fiyatla veya aynen tahsil olunmak üzere Vekiller Heyeti kararı ile bir milyon liralık kadarı zinc irleme borç lanma yoluyla ve iki yıl vade ile tohumluk ve yemeklik olarak verilec ekti.151. tohumluklarını bile temin etmekten ac iz olan halka tohumluk verilmesi iç in Ziraat Bankasından yardım talebinde bulunmuştu119 . Yozgat’ta 150 bin. Babalık . halka derhal yakın ve ç iftç inin yapabilec eği bir iş bulmak gerekiyordu122 .306-307. d. Aksaray Vilayetinde 144.XXV. Devre: IV. agm. fidanlıklar ve tohum ıslah istasyonları ve büyük silolar kurulmuştu. Bu esnada.10/ 81. nu: 4713. O yılın ürünü ç iftç inin borc unu ödemeyecek kadar az olursa Vekiller Heyeti kararıyla bu borç geri bırakılabiliyordu120 . Bununla birlikte. Bu ihtiyac ı karşılamak üzere buğdayı koruma kanununun hükümlerine göre alınmakta olan buğdaylardan bir milyon liralık kadarının bu uğurda dağıtılması ve bu yardımın daha kolaylıkla yapılabilmesi iç in Ziraat Bankasına gördürülmesi enc ümence kararlaştırılmıştı118 .. İnc elemelere göre.900. TBMM Zabıt Ceridesi. köylüye bir milyon liralık tohumluk dağıtmayı düşünmüştü. s. Kayıt nu: 1/1181.530. Leon Robinowicz. 30. TBMM Ar ş ivi. s. Konya ve c ivarında meydana gelen kuraklık sebebiyle. s. Ziraat bankasının ayrı bir yeri vardır.800. Bu sebeple en uygun yöntem olarak. 2056 numaralı kanunla hükümet namına Ziraat Bankasınc a satın alınıp. Buna göre 1935 yılında Tarım Bakanlığı. Muhtaç Durumda Bulunan Halka İş Bulma Kuraklıktan korunmanın bir yolu olarak. Bu ç alışmalarla ç iftç inin sıkıntıları azaltılmış ve yeniden refaha kavuşmaları temin edilebilmiştir. bilhassa tohumluk ihtiyac ının karşılanmasında bu kuruluş önemli yardımlar yapmıştır. age. Eskişehir ve Afyon vilayetlerinde ikişer yüz 116 117 118 119 120 121 122 Fethi Aytaç.

4. BCA . Bu tür yardım faaliyetleri sadec e hükümetten beklenmemiş. 30. 1. 2. Bu ç alışmalarla birlikte..47.366. geçen yıla göre bu sene ekinler % 70 noksan durumdaydı.1/ 29.1. 1928 yılında yaşanan kuraklık felaketinin etkili olduğu vilayetlerde. BCA . Leon Robinowicz. Yozgat ve Kırşehir gibi illere yol yapımının kaydırılarak buradaki halka ç alışma imkânı ve sahasının temini İç işleri Bakanlığı tarafından uygun görülmüştür124 . Bir hafta iç erisinde yağmur yağmazsa diğer ekinlerden de istifade edilemeyecekti. yazlık ekinler tamamen yanmış durumda olduğundan ekinler hayvanlara yedirilmekteydi.168 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bin lira ki toplamda 1 milyon 165 bin liralık yol tahsisatı vardı. bu gibi işlerde kadın ve ç oc ukların da ç alıştırılması düşünülmüştür. Genel bütç edeki tahsisatla beraber sulama idaresi derhal yüz bin liralık bir iş temin edebilirdi. 30. 3.Amele yevmiyesinin iki üç günde bir verilmesi gibi uygulamaların yapılarak 1928 yılında yaşanmış olan kuraklığın tesiri en aza indirilmeye ç alışılmıştır.18.12. 1928 yılında baş gösteren kuraklık nedeniyle Aksaray. Yine bu mıntıkada Çumra’da su yollarının temizlenmesi işi vardı.266. 1935 yılında Tokat vilayetinden gönderilen kuraklık raporuna göre. Ayrıc a Nafia’nın su işlerinde 200 bin lirası bulunmaktaydı. .7. Bunun toplamı en az iki milyon liralık bir işti ve bu işler tamamen darlık bölgesine yakın yerlerdeydi126 .365. Kuraklıktan etkilenen halka para. yiyecek ve tohumluk yardımları onların muzdarip duruma düşmelerine engel olurken. Ayrıc a. Eskişehir. iş bulma aç ısından yapılan yardım.Yol inşaatı tahsisatının bu sene iç in tamamen bu bölgeye kaydırılması. Bölgedeki bir başka iş kaynağı ise Tuz Gölü’ndeki Tuz hafriyat ve nakliyatıydı. Bunun iki misline ç ıkarılmasıyla darlık bölgesindeki halka hasredilmesi mümkündü. Yol inşaatı darlık sahalarına hasredilec eği gibi. s. Bundan sonraki süreç lerde ise bütçeler tespit edilerek bu miktar üzerine işç i teminine gidilmiştir. Ankara. onların ayrıc a kazanç elde etmelerini sağlamıştır. Eğer bu durum devam ederse yani yağmur yağmazsa % 20 nispetinde 123 124 125 126 Age. Bu rakamlar dikkate alındığında adı geç en vilayetlerde derhal altı yedi yüz bin liralık iş aç ılabiliyordu. Bundan sonra ise darlık bölgesindeki halkın ç alıştırılmak üzere derhal yol inşaatına başlaması emredilmişti123 . muhtaç durumda olanlara iş imkânı aç mak ve halkın ihtiyaç larının teminini sağlamak maksadıyla yapılac ak olan yol ve köprüler iç in Nafia bütç esinden iki yüz elli bin liralık bir ödenek ayrılmıştı125 . bazen yerel tedbirlerde de bu tür ç alışmalar görülmüştür.Yalnız aile iç inden bir kişinin değil varsa ailede sıhhati yerindeki diğer ferlerin ya da uygun olan ç oc ukların da bu işte ç alışabilmelerinin temini. s. Buradan her sene otuz milyon kilo tuz ç ıkarılmaktaydı..10/ 184. age. Konya.Oradaki vali ve nahiye müdürlerinin bu işin takipç isi olmaları. Öyle ki.

Eskişehir ve Afyon vilayetleri de koyunlarını besleyebilec eklerini söylemişlerdi. Bu sıralarda sürü sahipleri beklemedeydiler. Eskişehir 500.. s. hayvanlarını mevc ut sazlıklardan ve otlaklardan istifade ettirmek suretiyle ç ok az bir yardımla bu seneyi geç irebilec eklerini düşünüyordu. Diğer kısmının ise nakit parası bulunmasa da.Bir kısım köylüler iç in para karşılığında yol işlerinde çalışacaklar ve bu paralarla da ekini olanlardan zahire satın alabilec eklerdir. bu bölgedeki büyük sürü sahipleri ç aresiz kaldıkları takdirde. Konya 1. age. .10/ 184. Sürülerin Başka Yerlere Nakledilmesi 1928 yılındaki kıtlık esnasında.000 koyun. Konya. Çift hayvanlarının yiyeceğine ihtiyaç duyulan yerler ise. Bu sürülerin gidec ekleri yerlerde yeterli meralar bulunmuş ve gereken kolaylık iç in tedbir alınmıştı. Her ihtimale karşı hayvanların başka taraflara nakline mec bur kalındığı takdirde. s.500. Age.000 koyun ve sığır. Age.369. 30.266. Afyon ide 30-40 vagon saman ihtiyaç göstermişti. Küç ük veya büyük sürüler uzaklara gönderildikleri takdirde mal sahiplerinin tayin edec ekleri bekç ilerin veya köylülerin gözetimi altında gönderilecekti.. Bunların toplamı ise 2.449 vagon etmekteydi129 .. Yapılan inc elemeler netic esinde. s. Adana’nın ise 40. 2.500 sığır ve 17.000 sığır ve 40. Bunun iç in bu sürülerin nakli gündeme gelmişti. 127 128 129 130 131 BCA . sürülerini İzmir.İaşe zorluğuna düşen bir kısım insanlar da Turhal Ş eker Fabrikası’nda ç alıştırılmak suretiyle ihtiyaç ları karşılanac aktır. Bu da kendileri iç in bir avantaj oluşturuyordu.370.000 koyun. Fakat bu ihtiyaç lar belirli bir süre yeteceğinden yeniden bir ihtiyac ın husule gelmesi kaç ınılmazdı.371. Ş ükrü Kaya’nın raporuna göre. s. Age. Muğla’nın 3. Fakat besleyemedikleri korkusuyla bunlar da hayvanlarının bir kısmını ç ok uc uz fiyata elden ç ıkarmışlardı128 . Bu duruma engel olmak iç in ise vilayetç e şu tedbirler alınmıştır127 : 1. Antalya’nın 60. yeterli sayıda koyunu bulunmaktaydı. Menteşe.650 koyun. Antalya.000 koyun ve sığır barındırabilec eği tespit edilmişti131 .500 sığır ve 1. Kırşehir 300. hali vakti yerinde olan ç iftç ilerin bir kısmı şehirlere göç etmişti. Adana ve İç el mıntıkalarına göndermeyi düşünmekteydiler. Leon Robinowicz. Manisa’nın 7. Burdur’un 600 sığır ve 20. Yozgatlılar ise kendi imkânlarıyla hayvanlarını besleyebilec eklerdi.360. Aydın’ın 1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 169 aç lık ve % 50 nispetinde de çiftç iler için tohumluk ihtiyac ı olac aktı.. Kırşehir. Yüksek yayla ve dağlarda hâlâ az çok yiyecek bulunduğu gibi.000 koyun.13. Aksaray’daki ç iftç iler. biç ilecek ekinlerin anızları da kullanılabilec ekti130 . Burdur. e. Eskişehir ve kısmen de Afyon idi.

Çok bahsedilen köylü kalkınması iç in.10/ 12. gerek kuraklıktan. Ankara. Çorum. gerekse dünya krizinden etkilenerek. Çiftç inin borç larının ertelenmesine yönelik kararlar alınırken.53. yürürlüğe girmiştir135 ..8. taksitlere bağlanarak borç ödeyec ek olan köylülerin sayısı.18. s. borçların ertelenmesine ait olan bu tasarı. Ziraat Bankasından almış oldukları borç larını ödeyememişlerdi. 4. üretilen malın değerinin kaybolması. 1931 yılında. Borçların Ertelenmesi Hükümet.Borç larının süresi gelmiş bulunan ç iftç ilerin borç larının ertelenmesi. yardımların işe yarar olmasının temini.8. Bu sebeple banka da bunları hac iz yoluyla almak istemiş. 1928 yılındaki kuraklık yüzünden mahsulleri zarara uğramış olan ç iftç iler. 30. Yozgat ve Kırşehir illerinde yapılan inc elemelere göre. bunun üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla bu borç ların faizlerini ödemek şartıyla gelec ek seneye ertelenmesi istenmişti133 . 30. 1935 yılında buna ait kanun ç ıkarılarak. BCA .Ziraat Bankası tarafından bu sene verilecek olan borç ların bu bölgede ve kuraklığa maruz kalmış kişilere daha fazla miktarda verilmesi.3. bazen karışıklıklar ve farklı uygulamalarla karşılaşılmıştır.170 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 f. kuraklık sebebiyle zor durumda kalan ç iftç ileri bu durumdan kurtarmak amac ıyla bir başka yol olarak.Banka tarafından borç ların ertelenmesi ve yeniden verilec ek paraların artırılması gibi tedbirler alınırken aynı zamanda bu gibi kolaylıkları su-i istimâl etmek isteyenlere karşı ç ok dikkatli davranılması. Ziraat Bankasının borç lu köylüleri korumak iç in bir ödeme sistemine ihtiyaç vardı. .2/ 17. 30. 3. Ziraat Bankasına borç lu olan ç iftçileri zor duruma sokmuştu. Bunun ardından. buradaki ürünlerin tamamen mahvolduğu görülmüştü. Avni Şanda.1.766 kişiden ibaretti.2/ 1. H. Hiç kimse bu fikre itiraz etmediği halde. 2. mürac aatta bulunanların borç ları ertelenmiştir.6. ağır bir tempo ile gerçek bir hale gelmiştir. Hakikaten de. buradaki Bakioğlu Tolu Çiftliği sahipleri borçlarını ödeyemeyec ekleri ve tohumluklarının kalmayac ağını bildirerek Ziraat Bankası’na olan borç larının ertelenmesini istemişler ve bu istekleri Oc ak 1931 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilmişti134 .36. Kanun hükümlerinin yürürlüğe girdiği sırada.Ekim zamanı gelmeden evvel ç iftç ilere gerekli yardımın yapılarak. 1927 senesi sonlarında. En sonunda. Bu sebeple Ziraat Bankasıyla görüşülmüş ve onun bu hususta alabilec eği tedbir ve göstereceği kolaylıklar şöyle sıralanmıştı132 : 1. yıllarc a inc eleme konusu olmuş. BCA .1. age. bundan sonraki süreçte yaşanan kuraklıklarda aynı uygulamaya devam edilerek.18. 164.72. Konya’da kuraklığın etkisi sürmüş olduğundan. Bunların borç larının tutarı 132 133 134 135 BCA . ç iftçilerin Ziraat Bankasına olan borç larının ertelenmesini uygun görmüştü.

vekâletin bütç esinin görüşülmesi esnasında kuraklığın tesirini azaltmak ve aynı sorunlarla karşı karşıya gelmemek iç in. ekinleri kuraklıktan kurtarmak iç in Amerika’dan uzman bir su heyeti getirmişti140 . İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey de. 30. s.247.94..18. İçtima: I. s. iki senede bir alınac ak mahsulün her sene alınmasının müm- 136 137 138 139 140 141 Age.S un’i yağmur yağdırmak. Agm.727 lira borc unu % 7 faizle 10 sene ertelenmişti138 . . s. s.2/ 85. 21.76.Yerüstü ve yer altı sularıyla tarlaları sulamak.1. Zihni Derin.534. bu sırada uygulanmakta olan kuru tarım faaliyetlerinin ç iftç iyi sık sık zor duruma düşürmesi kaç ınılmazdı. 3. Bu amaç la borç ların ertelenmesinin yanında asıl sorun olan kuru tarımın terk edilerek sulu tarıma geç ilmesi ve bu sayede. C. Devre: III. Sulu Ziraata Geçilmesi Genel itibarıyla. 1938 yılında ziraat borç ları taksitlerinin ertelenmesi kararı alınmıştı137 . 2. köylerdeki küç ük yerüstü ve yer altı sularından küç ük ç iftç ileri faydalandırmak.1. Kanunun yürürlüğe girmesiyle ç eşitli bölgelerde bu yönde talepler artmış ve birç ok kişinin borc u ertelenmiştir.2/ 88.102. 30. Ankara (tarihsiz).III. Bununla birlikte ziraatin ç eşitlendirilerek ç eşitli fidanlar ekilmesi.53. Ziraat Bankası Trabzon şubesine bağlı Tarım Kredi Kooperatifinin bankaya olan 471. kuraklıktan en asgari düzeyde etkilenilmesi hükümetin en ç ok önem verdiği hususlardan birisi olmuştur. Anc ak.94. BCA . bağcılık ve dutç uluk yapılması gibi önlemleri de dile getirmişti141 . Edirne’nin merkez kazasına bağlı köylerde 1937 yılında meydana gelen kuraklık yüzünden mahsulleri hasar görmüştü. Bunun üzerine..300 lira idi136 .1. Yine aynı konuşmasında sulama işlerine büyük önem verilmesi gerektiğine de işaret etmişti. kuraklığın etkilerini azaltmak iç in insanların hatırına üç önlem gelmişti. TBMM Zabıt Ceridesi.139 1.Dry farming denilen kuru ziraat usulünü tatbik etmek.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 171 ise.11. Yine 1938 yılında Trabzon’da yaşanan kuraklık sebebiyle. Nitekim Tarım Bakanlığı. 1928 yılında görülen kuraklık üzerine bu yöntemlerden üç ünc üsünün hayata geç irilmesi aç ısından hükümet ç alışmalar başlatmıştı.. Çiftç ilerin bankaya olan borç larının ertelenmesi. agm. Amerika’ya uzmanlar gönderdiklerini ve kuru ziraat hakkında bilgi sahibi olmasını beklediklerini söylemişti. Orta Anadolu’da hububatın gelişmesi için gerekli suyun yeterli miktarda olduğu ve nadas usulü ile sağlanac ak gübrelemenin sun’i surette uygulandığı takdirde. g.18. Kıtlıktan sonraki ç alışmalarda ise. onların rahat bir şekilde ekim-dikim faaliyetlerini yapmaları ve üretimini artırmalarını amaç lamıştır. BCA .

TBMM Zabıt Ceridesi. Hatta Konya merkez kazasına bağlı Tömek Köyü’nde bir ç iftç i. Temmuz 1948. s. su kuyularından istifade etmişlerdi.. C. s. 1 Mayıs 1941. bu yüzden ziraatin sulanabilir hale getirilmesi iç in bu tahsisatın daha da genişletilmesi gerektiği bildirilmişti145 .. Kurak mevsimlerde duyulan su kıtlığının önü alınmak üzere Kızılırmak ve S akarya’dan veya Çubuk Barajı’ndan su getirilmesi de düşünülmüş. s. S.Gübre " Problemi” . Ankara (tarihsiz). 29 Mayıs 1929’daki Meclis konuşmasında kuraklığın etkilerinden kurtulmak ve başka diğer sebeplerle su problemine yönelik olan politikalarını izah ederken şu ifadeleri kullanmıştı: “Memleketimizin sulanması yalnız sulama ihtiyacı. kura k yerlere su a kıtma k değildir.000 lira ka dar bir pa ra ilâveten nafıa bütçesine ta hsis olunmuştur.XI..357.XII. özellikle de kuraklığın en ç ok yaşandığı İç Anadolu’dan işe başlanmıştı. 9. Zaten bazı yerlerde sulu tarım işlemi yapılmakta olduğundan.”146 . Devre: III. 1928 kuraklığının neticesini önceden gören bazı ihtiyatlı ç iftç iler. s. bu seneden itibaren programımıza koyduğumuz su işleri için bir buçuk milyon ve diğer bazı faydalı işler için de 300. İçtima: II. “ Cumhuriyet Devrinde Su Siyaseti ve Köy Davası” Köye Doğru. yüksek bir gayenin temini iç in ilk hamlede 31 milyon lira gibi büyük bir tahsisatı kabul etmişti148 . Bunun ardından bu bölgelerdeki.” 147 . yapılan 142 143 144 145 146 147 148 Halid Evliyar. S. Ziraat Dergisi. 356. 1929 senesi bütç esi görüşülürken Maliye Bakanı Ş ükrü S araçoğlu. sulama işinin önemini bir kat daha artırdığını. Ankara (tarihsiz). age. Yine kıtlık sahalarından biri olan Zıvarık (Altınekin) nahiyesinde bir köyde bir ç iftçi. . “ Orta Anadolu Topraklarında " Su " ve Ziraat Sisteminde " Nadas . İçtima: II. ziraatın da hayat sembolü olan su meselesini tatbik sahasına koymak ve su politikasını tahakkuk ettirmek gibi. Devre: III. Göz önünde olan bu örnekler ve kuraklığın verdiği zararlar hesaba katılarak.13.16. Age.140.21. kuraklığın önlenmesi noktasında su işine önem verec eklerini ifade eden konuşmasında şöyle diyordu: “Geniş ve feyizli topra klarımızın inkişafı ve millî servet ve sa yimizin ta bia tın kura klık gibi tesa düfî zararlarından kurta rılması için. Yine Recep Peker. Yine kuraklık sahasında Tüz Köyü’nün yanında Umranlı Köyünde bir ağaçlık saha meydana getirilmişti144 . (Konya Ovası Sulama İdaresinin 1929 senesi bütçesi hakkında 1/440 numaralı kanun layihası ve bütçe encümeni mazbatası). Gerçekten Türkiye Büyük Millet Mec lisi sağlık gibi. 1929 yılı Konya sulama idaresi bütç esi görüşülürken. Bu ihtiyaç su bulunma ya n birçok yerlerde suyu temin etmek ve birçok yerlerde de za ma nsız za ra rlı surette a ka n sula rın za ra rında n o bölgeyi kurutma ktır. son birkaç yıldır yaşanan kuraklığın. susuz. Leon Robinowicz. hayvan dolabıyla su ç ıkararak kıraç arazinin ortasında yemyeşil bir saha oluşturmuştu. bunun olumlu netic eleri görülmüştü. Age. s. s. tarlasındaki kuyuya beşyüz lira kadar masrafla eski bir otomobil motoruyla tulumbadan oluşan bir terkiple mahsulünü kısmen kurtarmaya muvaffak olmuştu143 .90. C.1. TBMM Zabıt Ceridesi.172 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 kün olduğu anlaşılmıştı142 .

bölgede hummalı bir sulama faaliyeti başlamış ve bazı akarsuların verdiği zararlar engellenirken. Ekekon. İç Anadolu Bölgesi’ndeki bütün bu örneklerin ardından. 13 Haziran 1935. nu: 216.2.517. buradaki su işlerinin düzene sokulmasını istemiştir. Akşehir. Yine 13 Haziran 1935 tarihli Ekekon gazetesi haberine göre. s. Halkın emeği birkaç milyonluk ekim boşa gitmiştir.XXIII. ç evresindeki bütün alanlara su verilebilec ekti. nu: 73. Bunun ç aresi olarak ise su gösteriliyor ve şöyle deniliyordu: “Derecesi yüksek olan çiftçi ve köylü. s. Su işleri temin edilmedikçe Konya’nın ta rım vaziyeti ve buna ba ğlı ekonomi işleri de kola y kolay düzelemez. . za ra rla rını ka pa ta ca k yegâ ne ça re sudur. Yaklaşık iki aydır yağmur yağmadığı gibi. Bu sırada sulama işinin bazı yerlerde düzensiz yürümesi. C. Ovada ve kıraç larda ilkbaharlıklardan hiç hayır kalmamıştı. Bunu netic esinde 1928 yılı kuraklığı kadar dikkate değer bir kuraklık yaşanmamıştır. Bunlardan birisi de S arı su adıyla anılan dereydi. 3 Birinci Kânun 1935. Devre: IV. Bu ha l deva m ederse iki. (Çubuk barajı in şaatının ikmali ve Ankara şehri suyunun bu barajdan temini hakkında 1/944 numaralı kanun lâyihası ve Nafıa ve Bütçe encümenleri mazbataları). buradaki sulama işlerinin intizamsızlığından dert yanarak: “Birka ç seneden beri Beyşehir Gölü’nden su a lınama ma kta dır. gün geç tikç e Konya’nın tarım vaziyeti kötüleşmekteydi.XXII. İçtima III. üç sene sonra Konya Ovası iska sı için. Sula ma tesisa tı. Devre: IV. halk hemen hemen da ğıla ca k bir va ziyettedir. “ Konya’nın Kuraklık Sava şı’na Do ğ ru İlk Adım” . ifade etmek suretiyle. Bu yükseliş sayesinde ise. s. Bununla birlikte buradan kurutulac ak bataklık sahasından da 50 bin dönümlük ç ok verimli bir arazi elde edilmiş olac aktı151 . Ekekon. bazısından da baraj yapılmak suretiyle faydalanılabilmiştir. memleketin bu suretle temin ettiği bu eserden hiç bir şey ka lmayacağını” 150 . TBMM Zabıt Ceridesi. ç eşitli eleştirilere sebep olmuştur. 31 Mayıs 1934 tarihinde Konya Ovası S ulama İdaresi’nin bütç esi görüşülürken Konya Milletvekili Ş aban S ırrı Bey. Memleketin yirmi milyon a ltın fra nk sa rfıyla vücuda getirdiği bu tesisa t. Ankara 1934. Bunun üzerine burada. Yalnız ovanın kışlık ekinleri anc ak tohum ve yiyeceklerini verebilec ek durumdaydı. ta mamıyla metruk ve muattal bir haldedir. Bunu gelip geçen yıllar bütün a çıklığı ile göstermiştir. Konya çok geniş bir su konumu istiyor. Ziya Çalık.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 173 tetkiklerden Kızılırmak ve S akarya’dan su getirilmesi pek külfetli ve masraflı olac ağı anlaşılarak barajın yapılması halinde şehir suyunun da buradan temini daha iktisadî ve emin olacağı neticesine varılmış ve bu nedenle de burada Çubuk Barajı’nın inşası başlamıştı149 . Bu suyun göle verilmesiyle zaten kuraklıktan seviyesi düşmüş olan gölün yaklaşık olarak 15 santim daha seviyesinin yükselmesi bekleniyordu. Kadınhanı tarafları da oldukç a zarar görmüştü. 149 150 151 152 TBMM Zabıt Ceridesi. tarım arazilerinin sulanması iç in bir girişim başlatılmıştı.1. Konya kuraklıktan muzdariptir.1. İşte bu yıl önümüze bir örnektir. Ankara 1934. Ilgın. s. İçtima III. ekinleri öldüren bir de rüzgâr meydana gelmekteydi.” 152 . C. günden güne harap olmaktadır.

Bu sebeple ç iftç i olan bu halk uzun süre kendisine gelememiştir. Bunun üzerine hükümet. bir takım önlemlerin alınması gerektiğini ve bu önlemler alınmazsa halkın daha vahim bir duruma düşmesinin kaç ınılmaz olduğunu bildirmişti. sürülerin başka yerlere nakli ve sulu ziraate geç ilmesi yönünde önlemler alarak bu kuraklığın etkisini en aza indirmeye ç alışmıştı. Kırşehir. Aksaray. büyük bir ç oğunluğu ç iftç i olan iç Anadolu Bölgesi’nde etkisini göstermiş ve buradaki halkın ç oğunu muhtaç duruma düşürmüştür.174 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 SONUÇ Cumhuriyet döneminde yaşanan kuraklıkların en önemlisi ve başlangıc ı sayılabilec ek olan kuraklık 1928’de yaşanmıştır. Eskişehir ve Yozgat gibi illerde etkili olduğunu müşahede etmişti. tohumluk yardımı. 1928 yılı kuraklığı gibi geniş bir c oğrafyayı etkisi altına alamamıştır. aç lıktan ve yiyeceksizlikten yabani otlar yemeye başlamış ve bazı bölgelerde dahi ölümlere rastlanmıştı. başta para ve yiyecek yardımı olmak üzere. Anc ak kuraklığa hazırlıksız yakalanmış olan halk. Bu kuraklık. Bundan evvel savaş nedeniyle kıtlıklar görülmüş anc ak. S ebepleri sıralanmış olan kuraklığın etki alanını tespit etmek amac ıyla buraya giden Ş ükrü Kaya. Konya. her ne kadar kendi c anını kurtarmış olsa da hayvanlarının ç oğu bundan etkilenmiş ve ölmüştü. . Hakikaten halkın pek ç oğu. Buradaki izlenimlerini bir rapor haline getiren Ş ükrü Kaya.

Ankara 1935 C.4.10/ 120.36. Arşivler a.18.76. s. 30. -Devre: IV.12.269.1. s. D.10/ 184.III. Gazeteler -Babalık.858. Ankara 1934. 30. 30.6. Belge Nu: 52. Makaleler .4. b.858.10/ 12. Belge nu: 133.18. C. Resmi Yayınlar a. 6 Kânunuevvel 1934. C.III.10/ 184.11.18./ 7. Ankara 1933.2. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.01/1. 30. Kitaplar -Leon Robinowicz. 30.7. -Devre: IV. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. 30. C. İçtima III. 3 Birinci Kânun 1935. Ankara 1931.3.15. 30.1.8.858. Ankara 1930. 30.XIII.1. C.IV.) -Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü Kataloğu (30.0. Kutu nu: 159. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. nu: 73.1. 13 Haziran 1935.7.19. C. c.V.XIII.10/ 120.858.18. İçtima: III.1. Belge Nu: 273.10/ 184.2/ 1.72.15. C.10/ 120. s.XI. TBMM Zabıt Ceridesi -Devre: III. Dosya Nu: 2661. İçtima: III.266. nu: 4713.10/ 210. Türkiye Kızılay Derneği Arşivi -Kutu nu: 1393.1/ 29.860.64.10.10/ 184.2. Ankara (tarihsiz) -Devre: IV. nu: 4541.18. 30. Fevkalâde İçtima.1. Ankara 1934.11. -Ekekon.44.1/ 29.8.10/ 120.266.266. C. Belge Nu: 8. C.XX.432.2/ 88. B. 30.3. C.10/ 184.XII. İktisat Matbaası. Kutu nu: 1373. 30.10/ 120.(1928 ve Sonrası) (30. 8 Mart 1928. -Devre: IV. İçtima III. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi -Muamelat Genel Müdürlüğü Katalogu (30. C. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. 30. nu: 2742.2/ 85.10/ 121.XXIII. İçtima: II. 30. Nüfus Meselesi. nu: 216. Kutu nu: 71. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.108. 30. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. -Devre: IV.3. İçtima: I.4. ) -Bakanlar Kurulu Kararları Katalogu. Ankara 1931.2.10/ 184.6.1. 5 İlkteşrin 1935.266. İçtima: I.0.) -Diyanet İşleri Reisliği Kataloğu (51.13.1. -Devre: IV.530. İçtima IV. Fevkalâde İçtima. İçtima II. C. Kutu nu: 179. (Çeviren: Alaettin Cemil).2/ 85. C. İçtima: II. İçtima: II.18.858.II. 30. İçtima: III.1.10/ 184. Süreli Yayınlar a.266.47.266.1. 30. 30. 30.2/ 17.10/ 81.XIX. Telif Ve Tetkik Eserler a.10/ 184. 30. 30.266. 30. Türkiye Büyük Millet Meclisi Arşivi -Kayıt Nu:1/1181.1.21.) b.266.(1920-1928) (30.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 175 KAYNAKÇA A.5.1.12) -Bakanlar Kurulu Kararları Katalogu.18. s.XXII. Belge Nu: 107.84. C.102. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. 30. C.10/ 184.XXV.1.

Mart. Nisan 1952. 3. İktisadi Yürüyüş.2.1. nu: 2742. Umran Emin. Halid. Yıl: 55.12. s. C. “Çiftçilere Tohumluk”. s. nu: 216. -Berkmen. “Tarih Boyunca Anadolu’da Kuraklıklar”. Ali. “Cumhuriyet Devrinde Su Siyaseti ve Köy Davası”. Nisan. Tarih ve Toplum.90. s. s.36. Yıl:6. Yıl: 2. s.7. -Şanda. -Kuneralp. Mart 1989. 6 Temmuz 1945. Haziran 1935.21. s. Ziraat Dergisi. s. 1 Mayıs 1941.146. Temmuz 1974. “Kuraklık ve Kurak Bölgelerin Özellikleri”. “Çeşitli Afetler Tesiri ile -Münferiden. H. -(İmzasız). Nisan 1990. Tarım Bakanlığının Küçük Su İşlerine Ait Hayırlı Bir Teşebbüsü ve Bu İşte Muvaffak Olma Şartları”. Celal. Ekim 1970 . -Er.263-264.Muhtaç Duruma Düşen Vatandaşlara Nasıl Yardım Edilebilir?”. -Muzaffer Hamid. İdare Dergisi. s. Hasandağı. Halkevi. s. C. Babalık. 11-12. Sinan. Nej at. 627. Cahit. Köye Doğru. Ziya. Köye Doğru.133. Karınca. “Konya’nın Kuraklık Savaşı’na Doğru İlk Adım”. s. “Orta Anadolu Köylüsü”. “Kuraklık ve Memleketimiz”. Mayıs. İstanbul Ticaret Odası Mecmuası. Ağustos 1952. -(İmzasız). 1 Mart 1941. Hayat Tarih Mecmuası (Tarih ve Edebiyat Mecmuası). Ocak 1948. 30 Ekim1932.Aralık. Temmuz 1948.6. Yıl: 1974. “Orta Anadolu`da Kuraklık”. “Halk Şiirinde Tarihi Kıtlıklar ve Kuraklıklar”. -Raşit. Zihni. -Evliyar. “İklim ve Beşeriyet”. s. Nihat. Yıl:10. . -Derin. “Orta Anadolu Topraklarında " Su " ve Ziraat Sisteminde " Nadas . s. Yıl:2.Gübre " Problemi”. “Küçük Çifçilerimizin Zirai Dertleri. -Fethi Aytaç.1970. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri B. -Çölaşan. Yıl: 31. 3 Birinci Kânun 1935. 2. s. Şevket. “Orta Anadolu’da Kıtlık (1873-1875)”. Ekekon. -Uluocak.4. s. -Öztelli. Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı Dergisi. Ziraat ve Ticaret Gazetesi.176 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -(İmzasız). “Kuraklık ve Kıtlık”. “Aksaray Folklorunda Yapraklar Aksaraylı Bir Halk Şairinin Dilinden 1290 Kıtlığı”. Haziran 1960. 76. -Çalık. s. s. 8 Mart 1928. 17. -Numan. Avni. “Kuraklık”. Dönüm.

 A document dated to 1880.  The entire German Military Criminal Code was translated and only the most  required 56 paragraphs were added to relevant places in the Code. Dr. the lacks of the Otto‐ man Military Criminal Code was completed mainly. is our main source in this study. salihkis@yahoo. Abdülhamid döneminde Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin eksikliklerinin giderilmesi  amacıyla Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tercüme edilmesi yoluna gidilmiştir.com Arş. translation of the German Military Criminal Code becomes true  to complete the Ottoman Military Criminal Code’s gaps. nuranaykoyuncu@hotmail. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı. The aim with this work is to study the Ot‐ toman Military Criminal Code’s juridical formulations. Doç. which were added after the translation of  the German Military Criminal Code. Bu çalışmanın amacı. Osmanlı  Askerî Ceza Kanunu 1880 tarihli bu eklemeler öncesinde oldukça kısadır ve bu kanunda birçok  konu düzenlenme dışında bırakılmıştır. German Military Criminal Code. Ordu    EXECUTING OF GERMAN MILITARY CRIMINAL CODE ON THE OTTOMAN  MILITARY CRIMINAL CODE    Abstract  In the period of Abdülhamid II.com .TARİHİN PEŞİNDE  ‐ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ‐  THE PURSUIT OF HISTORY  ‐INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH‐  Yıl: 2011. Germany. Osmanlı Devleti. Issue: 5  Page: 177‐190           ALMAN ASKERΠCEZA KANUNNAMESİNİN OSMANLI ASKERΠCEZA  KANUNNAMESİNE TATBİKİ    Nuran KOYUNCU  Salih KIŞ    Özet  II. Almanya.. Army    Yrd. Ottoman State. Thus..    Anahtar Kelimeler  Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi. Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Hukuk Bilimleri Öğretim Üyesi. 1880 tarihli bir belgeye dayalı olarak Osmanlı Askerî Ceza Kanun‐ namesi’ne Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nden tercüme edilerek ilave edilen hukuki düzen‐ lemeleri incelemektir. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tamamı tercüme  edilerek bunlardan sadece gerekli görülen 56 bendi kanunnamenin ilgili yerlerine eklenmiştir. Sayı: 5  Sayfa: 177‐190  Year: 2011. Before these 1880 addings the Ottoman  Military Criminal Code is very short and in this example.  Böylece Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nde görülen eksiklikler büyük ölçüde tamamlan‐ mıştır. some formulation subjects were pre‐ cluded in the Code.    Key Words  Ottoman Military Criminal Code. Gör. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi..

Fahri Çeliker. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları. Remzi Kitabevi. Çev.  Osmanlı  ordusunun  modern bir yapıya kavuşturulması amacıyla Avrupa’nın modern ordularından  kurmay  subaylar  davet  edilmiştir1.  Osmanlı  ordusundaki  modernizasyonu  takiben  askerî  hukuk  alanında da önemli adımlar atılmıştır.  Bu  anlayışa  uygun  olarak  II. Ankara 1995.15. daha sonra askeri birimlerin yanında askeri okulların modernizasyon görevini de üstlenmiştir. s. bununla yetinmeyip dönemin en modern ordularından birisine sahip olan Almanya’dan kendi ordusunun modernizasyonu için askerî heyet talep etmiştir.     Tanzimat  ve  sonrasında  yaşanan  gelişmeler  Osmanlı  Devleti’nde  önemli  değişiklik ve yeniliklerin habercisi olmuştur.  Böylelikle  XIX. Hayrullah Örs. TTK Yayınları. Edebiyatçı ve Eğitimci Yönleriyle Colmar Freiherr Von Der Goltz Paşa.  Osmanlı  ordusunun  modernizasyonu  için  değişik  birimlerde  görev  yapmaya başlamışlardır3. İstanbul 1969. askerî hukuk alanında Almanya’yı kendisine model almıştır. Çev. kültür ve hukuk alanlarındaki önerileri Osmanlı tarafından dikkate alınarak bu yönde çalışmalar başlatılmıştır. Goltz Paşa’nın Hâtıratı ve Hal Tercümesi. gelen askerî kurmayların eğitim.  II. C. Ankara 1985.28-30. Mahmud’un.  maddesi  gereği  Mülkî  Ceza  Kanunnamesi’ne  göre  belirlen‐ mesi  sebebiyle  her  iki  kanunnamenin  birada  basılması  zorunlu  görülmüştür. Genelkurmay Yayınları. Prusya İmparatoru III. Enver Ziya Karal. Pertev Demirhan.178 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ  Osmanlı’da  modernleşme  hareketleri  XIX. Bu da hukuk alanındaki eksiklikleri gündeme getirmiş. Colmar Freiherr Von Der Goltz. 21 Haziran 1882’de İstanbul’da Harbiye Nezareti’nde göreve başlayan bu ilk askeri heyet. Bir Askeri Yardımın Anatomisi.  Ancak  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ndeki  eksikliklerin  son  derece  fazla  olması. Helmuth von Moltke. Tayyar Etikcan. Ayrıntılı bilgi için bkz.  Mahmud  ve  sonrası  padişahlar  zama‐ nında  gelen  bu  heyetlerin  çalışma  alanı  ordunun  çağın  gereklerine  göre  dona‐ tılması  ve  eğitilmesi  konusunda  yoğunlaşmıştır.  Mülkî  Kanunnameye  sık  sık  müracaata  mecbur  bırakmıştır. Osmanlı Tarihi. s. 23 Kasım 1835’te İstanbul’a gelen bu kurmay subayla birlikte.  Abdülhamid  döneminde  Osmanlı  As‐ kerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  eksikliklerinin  giderilmesi  amacıyla  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  tercüme  edilmesi  yoluna  gidilmiştir.  hukuk  sistemine  ve  dolayısıyla  hukuki  düzenlenmelere  de  yansıdığı  gö‐ rülmüştür.  Dolayısıyla  Tan‐ zimatla  birlikte. Çev.  Yenileşme  hareketi. Wallach.  yüzyılın  ilk  yarısından  itibaren  Avrupa’nın  önde  gelen  ordularında  görev  yapan  kurmay  subaylar2.  Kanunnamenin  5. s.  ordunun  geli‐ şim  açısından  Avrupa  devletlerinin  gerisinde  kalması  ve  girdiği  savaşlarda  mağlubiyetler  alması  neticesinde  zaruri  görülmüştür.  İslamî  hükümlere  dayanan  şer’î  hukuk  ve  onun  yanında  padişahın  iradesiyle  şekillenen  örfî  hukukun  yan  yana  ve  çoğunlukla  bir  uyum  içerisinde  yaşatıldı‐ ğı  bir  sisteme  dayanmıştır. . Jehuda L. Alman Askerî Ceza Kanunnamesinin 1881 yılında tercüme edilerek bazı maddelerinin Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesine tatbiki ve akabinde devam eden süreç ile birlikte Osmanlı.  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  belirtilmeyen  cürümlerin  cezası. İstanbul 1953.  Ne  var  ki  gelinen  süreçte  batılı  anlamda  yenilikle‐ rin.  yüzyılın  ilk  yarısında  devletin  en  önemli  unsuru  olan  orduda  başlamıştır. Osmanlı Devleti. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Alman Dili ve Edebiyatı Eğitimi Yüksek Lisans Programı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Osmanlı hukuk sisteminin temeli. Friedrich Wilhelm’den ordunun modernizasyonu için bir askeri heyet veya kurmay subaylar talep etmesiyle süreç başlamıştır. Osmanlı’da Avrupa tarzı modern ordunun nüvesi şekillenmiştir. Ankara 1992.366. Moltke’nin Türkiye Mektupları.15.9-20. s. s.  Bu  sebeplerle  Os‐ manlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  eksikliklerinin  Alman  Askerî  Ceza  Ka‐ 1 2 3 Osmanlıya gelen ilk kurmay subaylardan birisi de Prusyalı Yüzbaşı Moltke’dir.VIII. Osmanlı Sultanı II.

3 Zilkâde 1298 (27 Eylül 1881).   Seferberlik  halinde  uygulanacağı  belirtilen  cezalar  öncelikle  kara  ve  deniz  kuvvetlerinin  tamamen  veya  bunlardan  bir  kısmının  savaş  halinde  olduğu  zamanlarda  geçerlidir. 9/3. BOA.  Diğer  taraftan  ülkenin  bir  kısmının  askerin  yönetimi  altına  alındığı  zamanlarda. BEO. Y.  Dolayısıyla Kanunname şahsilik prensibini esas almıştır. Nr. 9/3. Y. Bundan sonraki dipnotlarda sadece bend numaraları ve bu bendlerin Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin hangi maddesine eklendiği belirtilecektir.PRK. ASK.   Bu  çalışmada  yalnızca  tercüme  edilerek  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunname‐ si’ne  eklenen  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ne  ilişkin  hükümlere  yer  ve‐ rilmiştir9. 26 Rebiyülevvel 1297 (8 Mart 1880). Nr.  Dolayısıyla  Mülkî  Ceza  Kanunnamesi  ve  Osmanlı  Askerî  Ceza  Ka‐ nunnamesi’nin hükümleri incelenmemiştir10.  ihtilal  vesair  bir  sebeple  bir  yerde  bulunan  askeri  kuvvetin  padişahın  kumandanı  olduğu  resmî  izni  üzerine  askerin  savaş  halin‐ de  bulunacağını  ilan  ettikten  sonraki  zamanlarda. 21 Zilhicce 1297 (24 Kasım 1880).  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ni  tadil  ve  ıslahı  için  Er‐ kan‐ı  Harbiye  Reisi  Ethem  Paşa  başkanlığında  Levazımat  Dairesi  Birinci Şube  Müdürü Ahmet Vehib Paşa ve ferikamdan Feyzi Paşa ile İstihkâm Dairesi Reisi  Abid  Paşa  ve  Topçu  Dairesi İkinci Şube  Müdürü  Kaymakam  Bekir  ve  Erkan‐ı  Harbiye  binbaşılarından  Osman  ve  Hilmi  Beyefendiler  ve  diğer  gerekli  kişile‐ rin  de  katılımıyla  komisyon  oluşturularak  padişaha  arz  edilmiştir6. BOA. Y.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 179 nunnamesi’nden  alıntı  yapılarak  tamamlanması  hususu  gündeme  gelmiştir. Nr. 3 Zilkâde 1298 ( 27 Eylül 1881).) Bend 2. Bend 1. PRK.  Komisyo‐ nun yapmış olduğu kanun tercümesi ve Kanunnameye yapılan eklemeler Bâb‐ı  Âlî’de7  uygun  görülüp Şuray‐ı  Devlet’çe  de  kabul  gördükten  sonra  ceza  mad‐ delerine  eklenen  ilavelere  ilişkin  layiha  arz  tezkiresi  ile  birlikte  padişahın  ona‐ yına sunulmuştur8. ŞD. BEO. İ. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 5. BOA.   cezalandırıl‐ ması  gerekli  bir  fiil  işlerse. 3/76.DUİT. Nr. 1 Şevval 1299 (16 Ağustos 1882). ASK.  ülke  içinde  bir  suç  işlemiş  gibi  cezalandırılacaktır12.   Mümkün  olan  en  kısa  sürede  askerî  dairede  yabancı  lisanlara  muktedir  olan  şahıslarla  birlikte  ehil  kişilerden  oluşan  bir  komisyon  oluşturulması  talebi  bir  mazbata  ile  padişaha  sunulmuştur4.  aniden  ortaya  çıkan  olaylar‐ 4 5 6 7 8 9 10 11 12 BOA. PRK. ŞD. BOA. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 2.  Yabancı  bir  ülkede  görevli  veya  izinli  olarak  bulunan  askeriye  mensubu.     I‐KANUNNAMENİN YÜRÜRLÜK ALANI  Kanunname  yalnızca  askeriye  mensubu  kişilere  uygulanacaktır11.maddesi olarak konulacaktır. BOA. 2456/3. 78/46. Nr. 2450/8. 22 Cemaziyülevvel 1297 (1 Haziran 1880). ASK. Nr. maddesi olarak konulacaktır. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tercüme edilerek Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne eklenen hükümleri 23 Rebiyülevvel 1298 tarihli ve 9/3 numaralı belgede bendler halindedir.  Padişah  tarafından  olur  verilerek  uygun‐ luğu  kabul  edilen  mazbatanın  23  Rebiyülevvel  1297  tarihli  iradesi  Harbiye  Nezareti’ne  bildirilmiştir5.) .

(Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 13.) Bend 7.  Her  ne  şekilde  olursa  olsun  nefsî  tehlikeyi  kaldırmaktan  korku  ve  heder  ederek  vazife  ve  askerî  vecibelerini  ifa  etmeyenler  kasten  yerine  getirmeyenler  gibi sorumludur20.) Bend 8. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 36. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 6.  13 14 15 16 17 18 19 20 21 Bend 3. maddesi olarak konulacaktır.) Bend 10. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 8.  maddenin birinci fıkrasına göre hüküm verilecektir14.) Bend 11.) . (Yukarıdaki bendi takiben eklenecektir.  Askeriye  mensuplarının  seferberliğin  ilanının  başından  hazır  hale  gelince‐ ye  kadar  cinayet  veya  kabahatleri  olursa  haklarında  yine  yukarıda  belirtilen  6.) Bend 6. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 10. (Yukarıdaki bendin yerine konulacaktır.   Cezaî sorumluluğu etkileyen bir neden olarak Kanunnamede “Failin konu‐ su  suç  teşkil  eden  bir  emir  vermesi  durumunda  yalnızca  kendisi  sorumlu  olsa  da emri icra eden memur eğer emri aşan bir icraatta bulunmuşsa bu fazlalıktan  dolayı kendisi sorumludur” hükmüne yer verilmektedir19.) Bend 9.180 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 da.  Bir cinayet veya askerî bir  suçtan dolayı faillerinin cezaları belirlenirken bu  cinayet  veya  suçtan  zarar  görenler  veya şikâyet  hakları  bulunanlar  tarafından  şikâyet söz konusu olsa ve bu şikâyetçiler şikâyetlerinden vazgeçseler bile yine  de  failler  ceza  görürler.    Askeriye  mensubunun  daha  önce  işlediği cinayet veya askerî kabahatten dolayı aldıkları cezalar irade‐i seniye ile  tamamen veya kısmen af edildiği halde pişman olmayarak yine aynı cinayet ve  kabahati işlerse yine sabıkası gereği mükerrer cezasını alırlar16. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 7.) Bend 4. bendinden sonra yeni bir bend olarak konulacaktır.  Mahkûmun  vücut  sağlığının  riyazat  için  yerinde  olmadığı  doktor  rapo‐ ruyla  anlaşılırsa  riyazat  süresi  yarı  oranında  azaltılarak  o  kadar  müddeti  adi  hapis cezası olarak karşılık görür18. maddesi olarak konulacaktır. daha önce işledikleri cinayet ve askerî kabahatten dolayı harp  divanlarının  birinde  mahkûm  olup. maddesinden sonra ayrıca bir madde olarak konulacaktır.     II‐SUÇUN GENEL HÜKÜMLERİ  Kanunnameye  göre  mükerreren  cinayeti  veya  askerî  kabahati  görülen  as‐ keriye mensubu.  kumandan  tarafından  aciliyet  hakkında  durumun  gerektirdiği  seferberliğe  mahsus cezaların uygulanacağını duyurduğu zamanlarda da geçerlidir13. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.  Kanunnamede düşman veya eşkıya karşısında tabiri bir savaş veya çatışma  ihtimalinde  ordugâhın  etrafında  karakol  oluşturulmasından  sonraki  zamanı  ifade eder15. maddesi olarak konulacaktır.) Bend 5.   Riyazat  yani  nefsin  terbiyesi  için  gıdanın  azaltılması  subaylar  için  üç  gün  süreyle  askerler  için  ise  sadece  isnat  geceleri  pilav  verilmesi  şeklinde  uygula‐ nır17.  hak  ettiği  cezayı  gördükten  sonra  aynı  cinayet  ve  askerî  kabahati  işleyenlerdir. maddesi olarak konulacaktır. maddesi olarak konulacaktır.  Dolayısıyla  kanunnameye  göre  şikâyetten  vazgeçme  cezayı düşürmemektedir21.

(Yukarıdaki bendin yerine ayrıca bir bend olarak konulacaktır. maddesinin üst tarafına konulacaktır.  memuriyet  hizmeti  diğerine  verilmek  üzere  mazere‐ tini  zamanında  üstüne  ihbar  etmemiş  iseler  yine  cezanın  yarısıyla  cezalandırı‐ lırlar24.  Eğer bu örneklerden birinde yargılamadan geçerli bir mazereti ileri sürerek  berat  edip  aklanırsa  dahi. maddesinden sonra konulacaktır.  Öncelikle  kaybettiği  askerî  kıtaya  veya  civarında  bulunan  diğer  askerî  kı‐ taya katılmayanlar.) Bend 14.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 181 Mezunuyla birlikte olup cezalandırılması gereken  bir  fiil ve harekete kalkı‐ şan  veya  mezununun  fiiline  iştirak  eden  subay  hak  ettiği  cezanın  en  üst  had‐ diyle  cezalandırılır22.) Bend 16.) .    III‐KANUNNAMEDEKİ SUÇ TÜRLERİ  A‐ Firar Suçu   Gerek  sefer  vakti  gerekse  sefer  dışında  mensup  olduğu  askerî  kıtayı  terk  edip  diğer  askerî  kıtaya  katılanlar  firarî  kabul  edilirler.) Bend 13. (Yukarıdaki bendin yerine konulacaktır.  Arkadaşlarından  firar  edecek  olanların  bu  hareketlerini  haberdar  olup  da  firarın  önlenebileceği  bir  zamanda  üstüne  haber  vermediği  anlaşılanlar  hak‐ kında  firar  gerçekleşirse  45  güne  ve  sefer  esnasında  ise  3  ay  hapis  cezası  hük‐ molunur26.  Umumiyetle  askeriye  mensuplarından  bir  veya  bir  kaçı  sefer  esnasında  as‐ kerî  vazife  ve  hizmetlerini  ifada  üşenme  ve  dikkatsiz  davranmasından  veya  bilinçsiz  halde  bulunmasından  dolayı  düşmanın  hasmâne  hareketine  sebep  verilmesi  veyahut  harp  halinde  bulunulan  Devlet‐i  Âlî’ye  ve  müttefik  ordula‐ rının  tehlikeye  sokulması  veyahut  adı  geçen  ordulara  kabahate  sebebiyet  ve‐ rilmesi  gibi  keyfiyet  ve  kötülüğe  sebep  vermesi  söz  konusu  olup  da  bu  henüz  gerçekleşmemişse  emir  subayları  hakkında  6  aydan  üç  seneye  kadar  hapis  ve  küçük subay ve askerler hakkında 45 değnek darbıyla beraber 45 günden 6 aya  kadar prangabend cezaları verilir.  Harp  etmek  için  askerî  kuvvetlerin  ilerlediği  sırada  veya  geri  çekildiği  zamanda  mensup  oldu‐ ğu  askerî  kıtadan  gizlice  geri  kalanlar  veya  kıtadan  ayrılanlar  veya  kendisini  22 23 24 25 26 Bend 12.) Bend 15. maddesinden sonra konulacaktır.  Diğer  taraftan  askeriye  mensupları  bir  yere  toplanıp  gizli  olarak  veya  halkın  karşısında  alenen  ceza  gerektiren  bir  fiile  kalkışırlarsa  hak  ettikleri cezaların üst haddiyle cezalandırılırlar23. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 151.  Harp  meydanından  kaçanlar  arkadaşlarını  sözle  veya  işaretle  harp  meyda‐ nından  kaçmaya  tahrik  edenler  her  halükarda  idam  edilirler. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 124.  Askerde  bulunanlar  sefer esnasında aşağıdaki suçlara kalkışırlarsa firarî cezasıyla cezalandırılırlar. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 88.  İkinci  olarak  da  harp  esirliğinden  her  nasıl  olursa  olsun  kurtulup  da  vakit  kaybetmeden  yakınındaki  bir  askerî  kıtaya  katılmayanlar  firarî  kabul  edilecek‐ tir25.

(Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 136.  Eğer  bu  durum  seferberlik  halindeyken  gerçekleşirse  emir  subayı  hakkında  uzaklaştırma  ve  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis. çarpanlar  veya  dokunup  çarpma  düşüncesiyle  üzerine  yürüyenler  emir  subayı  ise  6  ay‐ 27 28 29 30 31 Bend 17.  uzaklaştırma  cezasına  karşılık  bir  sene  hapis  cezasını  hak  eder.  Askerî hizmet dışında herhangi bir organıyla üstüne dokunanlar.  Düşman  karşısında  ise  gerek  emir  su‐ bayı  gerekse  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  kesin  olarak  idam  cezası  veri‐ lir31. dille veya el  kol işaretleriyle  veya herhangi bir hareketle  itaatsiz‐ lik gösterir  veya ima  ederse idam  cezası hükmedilir. maddesinin alt tarafına konulacaktır.  Rüşt  karşısında  verilen  emre karşılık.) Bend 18.  İfade  edilen  suçlara  teşebbüs  edip  de  yargılaması  yapılmadan  önce  başka  teşebbüsleri  görülen  emir  subayları.  Küçük  subay  veya  askerler  ise  45  günden  6  aya  kadar  prangabendlik  cezası  verilir. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 107.  Küçük  subaylar  ve  askerler  hakkında  kaydın  yenilen‐ mesinden vazgeçilir28.182 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gizleyenler  silahını  ve  mühimmatını  atanlar  veya  terk  edenler  ve  saklayanlar  veya  hayvanını  ve  silahını  kullanmaktan  kaçınanlar  veya  kendini  tehlikeye  düşürmemek  veya  kendini  harpten  geri  bırakmak  düşüncesiyle  sahte  olarak  yaralandığını  veya  hastalandığını  beyan  edenler  subay  ise  askeriyeden  uzak‐ laştırma  ile  beraber  2  seneye  kadar  kalabend. bendinden sonra konulacaktır.  Eğer indirici sebepler var‐ sa idam cezası 10 sene veya müebbet hapis cezalarına çevrilir30.  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  40  değnek  ile  beraber  6  aydan  bir  seneye  kadar  prangabend  cezası  verilir. bendinden sonra konulacaktır.) Bend 21.  Cebir  veya  tehdit  ile  üstünün  emir  vermesini  engelleyenler  veya  askerî  hizmete  ilişkin  bir  işin  icrasını  veya  icra  edilmemesini  sağlayanlar  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırılır.    B‐Emre İtaatsizlik  Askerî  hizmet  esnasında  üstü  tarafından  verilen  emre  veya  işittiği  tazire  karşılık  söz  söyleyenler  veya  yerine  getirmeyenler  emir  subayı  ise  45  günden  6  aya kadar hapis  ve küçük subay ve askerden ise 45 günden üç aya kadar  pran‐ gabend  eğer  bu  durum  askerlik  hizmeti  dışında  olursa  emir  subayı  ise  hakkın‐ da  24  saatten  45  güne  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  24  saatten bir aya kadar prangabendlik cezası hükmedilir29  Bahsedilen  fiil  seferberlik  halindeyken  işlenirse  emir  subayları  hakkında  askeriyeden  uzaklaştırma  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  30  değnek  ce‐ zasıyla  birlikte  3  ay  prangabendlik  cezası  hükmedilir.) . (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 107.) Bend 20. (Yukarıdaki benden sonra konulacaktır.  küçük  subaylar  ve  askerler  hak‐ kında ise 40 değnek ile beraber kaydın yenilenmesi cezalarına hükmedilir27. Bend 19.

  Herhangi  bir  gizli  örgüte  üye  olup  da  önlenebileceği  bir  zamanda  her‐ hangi  bir  taraftan  henüz  haber  verilmeden  önce  üstüne  haber  verenler  ise  ce‐ zadan muaf tutulurlar37. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 95.) Bend 25.) Bend 26.  Subay  ve  askeriye  mensuplarından  birini  üstü  aleyhine  itaatsizliğe  veya  makamını  teşvik  veya  tahrik  edenlerin  bu  teşvikten  kaynaklı  bir  suç  fiili  oluş‐ sun oluşmasın bunlar aynı müşterek fail gibi sayılır ve aynı cezayı görürler34.  Genel  olarak  itaatsizlik  fiillerinin  oluşmasına  üstünün  nizama  aykırı  hare‐ ket  ve  muamelesi  veya  görev  ve  iktidarını  aşması  sebebiyet  verirse  adı  geçen  bu  fiillerden  dolayı  emir  subayının  tabi  olduğu  cezalardan  yalnız  hapis  ceza‐ sıyla  ve  eğer  ceza  seviyeleri  yalnız  hapis  cezasından  ise  bunun  en  alt  seviyesi. (Yukarıdaki bendin altına bend olarak konulacaktır. (Önceki bendin altına ayrıca bir bend olarak konulacaktır.  küçük  subay  ve  askerler  ise  prangabendlik  cezalarının  en  altı  ile  cezalandırı‐ lır33. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 106.) Bend 24.   Memurluğu ve resmî bir yetkisi olmadığı halde görevi dışında hususî veya  askerî  düzenle  ilgili  görüşmeler  yapmak  için  askeriye  mensuplarından  oluşan  örgüt  oluşturanlar  veya  özel  ve  askerî  düzenle  ilgili şikâyet  edecek  üye  topla‐ yanlar  eğer  emir  subayı  ise  hakkında  45  günden  bir  seneye  kadar  hapis  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerlerden  olursa  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  prangabend  cezası  verilir. maddesinden sonra konulacaktır.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 183 dan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  asker  iseler  iki  aydan  dört  aya  kadar prangabend ile cezalandırılırlar32.   Askeriye  mensuplarını  askerlik  hizmetinden  nefret  ve  soğutma  faaliyetine  girenler  nefret  ettirme  faaliyeti  sözle  yapılmışsa  emir  subayı  hakkında  45  gün‐ den  3  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  ise  bir  aydan  iki  aya  kadar  prangabend  eğer  bu  fiil  yazı  ve  resim  yayını  veya  belge  yoluyla  yapılmışsa  emir  subayı  ise  3  aydan  6  aya  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  iki  aydan  4  aya  kadar  prangabend  ve  sefer  esnasında  emir  subayı  hakkında  Bend 22. maddesinin yerine konulacaktır.) Bend 23. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 71. maddesinden sonra konulacaktır.  Askeriyeden  bir  kaçını  birlikte  üstüne  itaatsizliğe  veya  karşı  koymaya  teş‐ vik  veya  tahrik  edenlerin  bir  sonuç  çıkmasa  bile  bu  maddi  ve  manevi  teşebbü‐ sünün karşılığı olan cezanın üst haddi ile cezalandırılır35.) Bend 28.bendi olarak konulacaktır.) 32 33 34 35 36 37 38 .bendinden sonra konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 73.) Bend 27.     C‐ Gizli Örgüt Kurma Suçu   Herhangi  bir  gizli  örgütün  oluştuğuna  gerçekten  haberi  olup  da  önlenebi‐ leceği  bir  zamanda  üstüne  haber  vermeyenler  müşterek  fail  olarak  cezalandırı‐ lırlar36. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 71.  Gizli  örgüte  katılanlar  ve  bunun  için  imza  verenler  emir  subayı  ise 45 günden 6 aya kadar hapis küçük subay ve asker olanlar hakkında 45 gün  prangabend cezası verilir38.

) Bend 34. fıkrası olarak konulacaktır.) Bend 31.) .  Asi  bir  örgüte  katılanların  hepsi  adı  geçen  fiilin  icrasından  pişman  olurlar‐ sa  yalnız  reis  ve  önayak  olanı  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırma  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerler  ise  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  veya  bir  aydan  altı aya kadar prangabend cezası verilir41. şahsen  itaate  davet  edilip  de  söz  veya  bir  hareketle  emre  ve  da‐ veti kabul etmeyenler. (Bu bend 28. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 100. bendine ek olacaktır.    D‐Görevi Kötüye Kullanma Suçu   Nüfuz ve iktidarını suiistimal ederek yetkili kişiden askerî hizmetin hizme‐ te  ilişkin  bir  kuralının  ifasını  talep  veya  emredenler  veya  kendi şahsi  çıkarları  için  nüfuz  ve  iktidarını  suiistimal  edenler  veya  üstünün  bilgisi  olmaksızın  yet‐ kili  olan  subaydan  ödünç  para  alarak  nüfuz  ve  iktidarını  kötüye  kullananlar  veya  kendi  mevkisini  kullanarak  yetkilinin  yapması  zorunlu  bir şeyde  icrasın‐ da  yetkiliyi  ihbar  etmeyenler  veya  askerî  hizmet  yetkisiymiş  gibi  bir  işe  sevk  edenler hakkında emir subayı ise 45 günden 6 aya kadar hapis ve küçük subay  ve  askerler  ise  45  günden  üç  aya  kadar  prangabend  ve  emir  subaylarından  hangi rütbede olursa olsun küçük subay ve askerlerden istemeyerek akçe alan‐ lar hakkında 3 aydan 6 aya kadar hapis ve küçük subay ve onbaşılar yetkililer‐ 39 40 41 42 43 44 Bend 29.) Bend 32.) Bend 30. bendinin dördüncü fıkrası olarak konulacaktır.  Asi  cemiyete  katılanlardan  aşağıda  bahsedilecek  fiillere  teşebbüs  edenler  hakkında aynı asi reis gibi ceza verilir. bendinin 8. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96.184 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 kaydın  silinmesi  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  dört  aydan  6  aya  kadar  prangabend ile kaydın yenilenmesi cezaları verilir39. bendin ekine konulacaktır.) Bend 33. fıkrası olarak konulacaktır.  Üçüncü olarak: İsyan edenler arasında en büyük rütbede bulunanlar42.  İkincisi:  Askerî  işareti  kötüye  kullananlar  veya  herhangi  bir  işaretle  isyanı  alevlendirenler. maddesinin 7.   Bu kanunnamedeki nöbetçi tabirinden anlaşılan hangi sınıftan olursa olsun  hazır  ve  seferde  jandarmalar  ile  karakolun  tamamını  ve  mevki  ve  imkânı  ve  askerî  eşyanın  muhafazası  için  ikame  edilenler  nöbetçi  demektir43.  Esasen bir asi örgüte katılıp da faaliyet göstermekten  vazgeçenler reis veya  önayak  olanlardan  olmadığı  belirlenirse  emir  subayıysa  askeriyeden  uzaklaş‐ tırma  ile  beraber  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  ise  40  değnekten  80  değneğe  kadar  darp  cezası  veya  45  günden  bir  seneye  ka‐ dar prangabend ve iki durumda da yeniden asker olarak kaydedidilir40. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96.   Öncelikle. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 74.bendi olarak konulacaktır.  Yardımcı  kuvvetler  ve  yedek  kuvvetlerden  olanlar  ve  süresiz  emekli  olanlar  ve  bir  müd‐ det  izinde  olanlar  hizmette  bulunmadıkları  zaman  bile  28  bende  ifade  edilen  fillere teşebbüs ederlerse haklarında adı geçen bendeki cezalar verilir44.

maddesinden sonra ikinci bend olarak konulacaktır.  Kasten  üstü  hakkında  adi  bir  husustan  veya  esassız  bir  şeyden  dolayı  şikâyet  edenler  emir  subayı  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay ve askerler hakkında 45 günden 3 aya kadar prangabend cezaları verilir. maddesinden sonra 7.  Astından  bir  veya  bir  kaç  askeriye  mensubunu  sonuçta  bir  tehlike  oluşaca‐ ğını  veya  tehdit  ederek şikâyete  engel  olmak  veya şikâyetten  vazgeçirenler  ve  kanunen  ve  askerî  derecelere  uygun  olarak  kendisine  kadar  gelmiş  olan  şikâyet  veya  şikâyetnameyi  sunmayarak  gizleyenler  veya  şikâyet  olayından  dolayı  yapmaya  mecbur  olduğu  inceleme  ve  araştırmayı  yapmayanlar  ve  ic‐ rayla  beraber  vazifesini  yapmayanlar  emir  subayı  ise  45  günden  6  aya  kadar  hapis. maddesinden sonra 3. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.) Bend 37. maddesinden sonra 5.  Memuriyeti  veya  yetkisi  dışında  olarak  bir  cezaya  hükmedenler  ve  uygu‐ layanlar haklarında 45 günden bir seneye kadar hapis cezası verilir52. maddesinden sonra 8. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. bend olarak konulacaktır. 113. 113. maddesinden sonra 6.  Şikâyet  konusu  eğer  şikâyet  ve  iddia  edilenlerin  haysiyetlerine  dokunacak  şekilde  olursa  ve  kusurları  olursa şikâyetçilerin  iddia  ve şikâyet  ettikleri  cürü‐ mün faili gibi kabul edilip onunla cezalandırılır49. bend olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 113. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. 113.  Zanlı  hakkında  arz  veya  sahip  çıkılması  gereken  bir  yolda  harp  divanları‐ nın  bilgi  ve  işleyişine  müdahale  edenler  ve  nüfuzlarının  etkisini  kullananlar  haklarında üç aydan bir seneye kadar hapis cezası hükmedilir51.) Bend 39.  yaralanmaya  sebebiyet  vermiş  ve  yara  yaralananın  as‐ kerî  hizmetini  ifasına  engel  olacak  dereceye  varmış  veya  bir  uzvunun  kaybına  sebep olmuşsa fail emir subayı  ise askerî hizmetten uzaklaştırma. 113. küçük subay  ise 6 aydan bir seneye kadar prangabend ve kaydın yenilenmesi cezası verilir46. bend olarak konulacaktır.) Bend 38.) Bend 41. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. 113. maddesinden sonra konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. küçük subay olursa 45 günden 6 aya kadar prangabend cezalarıyla ceza‐ landırılırlar48.) Bend 36. 113.) . maddesinden sonra 4.   Nüfuz  ve  iktidarını  suiistimal  ederek  yetkisini  suç  teşkil  eden  bir  fiile  sevk  ve  tayine  yalnız  teşebbüs  edenler  eğer  fiil  kabahatten  ise  subay  hakkında  24  saatten  45  güne  kadar  hapis  ve  küçük  subay  hakkında  bir  haftadan  bir  aya  kadar  prangabend  ve  eğer  fiil  cenah  ve  adam  öldürme  nev’inden  ise  emir  su‐ bayı  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  hakkında  45  gün‐ den üç aya kadar prangabend cezası verilir47.  45 46 47 48 49 50 51 52 Bend 35. bend olarak konulacaktır.   Cezalandırma yetkisindeki gücünü kastî olarak tecavüz edenler ve özellik‐ le  bu  hususu  sesli  olarak  ortaya  koyanlar  veya  yasal  olmayan  bir  şeyi  icraya  cüret  edenler  veya  zanlının  mahkûm  olduğu  cezayı  sınırlayan  veya şiddetlen‐ direnler 45 günden 6 aya kadar hapis cezası alır50.  Savaş  halindeyken.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 185 den  istemeden  akçe  alırlarsa  haklarında  45  günden  üç  aya  kadar  prangabend  cezaları verilir45. bend olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 113.) Bend 40. bend olarak konulacaktır.) Bend 42. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.

..   Amirin  emriyle  ganimet  yoluyla  elde  edileni  yetkililere  teslim  edilmesi  ge‐ reken  eşyayı  teslim  etmeyip  alıkoyanlar  yani  alıkoyan  ve  saklayanlar  emir  su‐ bayı  ise  eşyanın  iadesiyle  birlikte  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis.   Sefer  esnasında  çapul  amacıyla  mensup  olduğu  askerî  kısımdan  izinsiz  ay‐ rılanlar  ve  kaçanlar  veya  kıymetli  bir  malı  izinsiz  alanlar  bu  halleri  tespit  ve  tahkiki  takdirinde  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  ise  üç  aydan  bir  seneye  kadar  prangabend  ve  kaydın  yenilenmesi  cezalarıyla  cezalandırılırlar. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 74. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9. faslının birinci maddesi olarak konulacaktır.    E‐ Hırsızlık‐Gasp‐Yağma   Askeriyeden  birisi  sefer  esnasında  hırsızlık  ve  gaspa  cüret  veya  bu  işleri  için  birisini  yaralasa  veya  adaba  aykırı  fiilleriyle  kabahat  veya  cinayete  cüret  etse  bu  hareketten  etkilenenlerce  yapılmasa  bile  yine  de  o  kişiler  haklarında  ceza verilir ve uygulanır56.   Nüfuz  ve  memuriyetini  suiistimal  ile  kastî  olarak  astını  daimi  bir  ceza  iş‐ leme  hareketine  sevk  ettikleri  tahkik  ve  tespit  edilenler  fiillerin  adı  geçen  meş‐ ru  olmayan  faili  veya  reisi  sayılarak  söz  konusu  suçun  gereği  olan  cezanın  en  yüksek haddiyle cezalandırılırlar54. maddesinden sonra 9. bendinden sonra konulacaktır.  bendi  hükmü tamamıyla yukarıda adı geçen nöbetçiler haklarında dahi geçerlidir53.) Bend 45.  37. bendi olarak konulacaktır.  şeylerini  alıkoyanlar veya düşman geliyor diye ahaliyi yerlerinden kaçırarak bıraktıkları  eşyayı  ve  hayvanları  zabt  edenler  veya  yetkili  olmadığı  halde  yerleşik  ahaliye  savaş vergisi tarh  veya  başkumandan tarafından  emredilmiş olan savaş vergisi  miktarından  fazla  şey  alanlar  bu  durumlarının  tespiti  ve  araştırılması  sonu‐ cunda  emir  subayı  iseler  haklarında  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  beraber  üç  aydan  beş  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  iseler  haklarında  üç  53 54 55 56 57 58 Bend 43.  41. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.) Bend 48.) Bend 44. bend olarak konulacaktır.  ve  42. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 75. 113. faslının ikinci maddesi olarak konulacaktır.  Kıymetli  olan  bu malları izinsiz alınan bu şeyler dahi ellerinden alınır ve çıkarılır57.  küçük  su‐ bay ve askerler ise 45 günden üç aya kadar prangabend cezası verilir58.186 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 36.  Muharebe  esnasında  savaş  mevkiinde  veya  ona  yakın  bir  mahalde  yerleşik  ahaliyi  korkutarak  bundan  yararlanma  amacıyla  ellerinden  eşya  vb.  bendlerde  sayılan  filleri  işleyen  nöbetçi  ve  neferat  dahi  aynı  cezalarla  cezalandırılırlar. (Ta’rizât-ı Umumiye bahsinde uygun bir yere konulacaktır.. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.) .  Kanunname‐i  Hümayunun  113.) Bend 46.  Astının  cezası  daim  olarak  işlemiş  oldukları  fiili  kastî  olarak  üstüne  haber  vermeyenler  yahut  tahkik  veya  araştırmayanlar  emir  subayı  hakkında  45  gün‐ den  6  aya  kadar  hapislik  ve  küçük  subay  ve  onbaşılar  hakkında  24  saatten  45  güne kadar prangabend cezaları verilir55.  38.) Bend 47.

   Sahte  malumat  verenler  rüşvet  almışlarsa  bundan  dolayı  da  mülkiye  ka‐ nunnamesinin rüşvete ilişkin bendlerine göre cezalandırılırlar61.   Cezanın  azaltılması  söz  konusu  olursa  emir  subayı  hakkında  yalnız  uzak‐ laştırma  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  6  aya  kadar  prangabend  cezaları  verilir60.    F‐Yalan Beyan   Askerî  hizmetten  muafiyeti  veya  geçerli  muafiyetten  yaralanması  gereklili‐ ği  veya  subay  ve  efraddan  birisinin  terfi  rütbesi  sırasında  gücünün  derecesin‐ den farklı olarak yeteneğine ilişkin eksikliklerinin ve bunlarla ilgi gerçeği yalan  olarak  kasten  sahte  tanıklık  veya  raporla  ve  yapılması  gerekli  her  nevi  askerî  hizmete dair gerek sözlü gerekse yazılı sahte bilgi verenler veya bunların sahte  olduklarını  bilerek  kendileriyle  ilgili  yanlış  söz  söyleyenler  emir  subayı  hak‐ kında  6  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  hakkında  45  günden  3  aya  kadar prangabend cezaları verilir.  soyup  alanlar  emir  subayı  hakkında  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  beraber  bir  seneden  üç  seneye  kadar  kalabend  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  6  aydan  bir  seneye  kadar  pranga‐ bend ve kaydın yenilenmesi cezası verilir.  sefer  vaktinde  ise  emir  subayı  hakkında  üç  aydan  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  ile  beraber  45  günden  2  aya  kadar prangabend.) Bend 51. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9. maddesine konulacaktır.    G‐Vazifenin İfasına Engel Olma   Karakol  veya  herhangi  bir  müfreze  veya  askerî  kıta  kumandanı  veya  her  çeşit  karakolda  bulunan  nöbetçilerden  sarhoşluk  veya  tımarsız  veya  başka  bir  yolla  kendilerini  vazifelerini  ifayı  yerine  getiremez  hale  koyanlar  emir  subayı  hakkında  normal  zamanda  45  günden  üç  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  24  saatten  45  güne  kadar  prangabend.   Eğer  bu  durumlar  yapılacak  vazifenin  ifasına  bir  zarar  veya  ziyan  getirirse  normal  zamanda  emir  subayı  hakkında  6  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerler  hakkından  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  ile  be‐ raber  45  günden  2  aya  kadar  hapis  ve  harp  zamanında  emir  subayı  hakkında  59 60 61 Bend 49. faslının üçüncü maddesi olarak konulacaktır.) Bend 50.) . faslının başlangıcına özel bend olarak konulacaktır.  Karşılıklı  meydan  muharebesi  esnasında  ölenlerin  ve  yaralanıp  kalanların  veyahut  yolda  nakil  sırasında  veya  hastanede  bir  hasta  veya  yaralının  korun‐ ması  kendisine  verilmiş  harp  esirinin  eşyasını  vs.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 187 aydan  bir  buçuk  seneye  kadar  prangabend  ve  kaydın  yenilenmesi  cezaları  ve‐ rilir59. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 169. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 11.

) .188 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 askeriyeden  uzaklaştırma  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  40  değnekten  80 değneğe kadar darp ile beraber 45 günden 3 aya kadar prangabend.) Bend 53.  55. bendinin üstüne konulacaktır.   İkinci  olarak:  Yol  ve  vapur.  veya  vesair  harp  malzemelerini  düşmana  teslim  edenler. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 55.  telgraf  ve  telgrafhaneye  ait  eşyayı  tahrip  ve  kullanılmayacak hale getirenler. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 6.  58.. faslının başlangıcına birinci bend olarak konulacaktır.) Bend 54. faslının birinci bendi olacaktır.) Bend 55. (Ta’rizât-ı Umumiye bahsinde uygun bir yere konulacaktır.  mülki  ceza  kanunnamesine  göre  50.  Üçüncü  olarak:  Devlet‐i  Âlî’nin  ve  müttefiki  ordularıyla  savaşan  düşmana  istihbarati bilgi toplayanlar veya Devlet‐i Âlî  ve  müttefiki ordularına  istihbara‐ ti  bilgi  toplayıp  da  yanlış  yola  sevk  edenler  mühimmatı  vs.  Eğer  cezayı  indirme  sebebi  varsa  idam  cezasına  karşılık  on  sene  veya  mü‐ ebbed kürek cezası verilir62.) Bend 56.  adı  geçen  eşyaları  ve  köprüleri  ve  de‐ mir  yollarını  düşman  menfaati  için  tahrip  edenler  veya  kullanılmasını  önleye‐ cek hali görünenler66.. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 77. maddesiyle birlikte konulacaktır.    I‐Yabancı Komutanın Cezalandırılması   Yabancı  zabıtandan  olup  da  harp  ordularında  bulunmalarına  resmi  izinli  olanlar  cezalandırılması  gerekli  bir  fiili  ortaya  çıkanlar  hakkında  devletin  as‐ kerî mensubu yani emri zabıtan gibi cezası hükmedilir ve icra edilir64. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 101.  Eğer düşman ve silahlı eşkıya karşısında ise idam cezaları hükmedilir.    62 63 64 65 66 Bend 52.  Evvela:  mülkî  ceza  kanunnamesinin  daha  önce  zikredilen  ve  beyan  edilen  bendlerindeki cinayeti işleyenler...  51.  men  etmesine  görevli  olduğu  herhangi  bir  fenalığı  yasaklama‐ yarak icrasına meydan verirse söz konusu fiili kendi işlemişçesine ceza görür63.    İ‐Devlete veya Vatana İhanet   Devlete  veya  vatana  ihanet  suçlamasıyla  suçlanan  askeriye  mensupları.  ve  60.  53.  maddelerine  ve  as‐ kerî ceza kanunun birinci faslına ek ve ilave edilen maddelere göre cezalandırı‐ lırlar65.  Düşmanın  amaçlarını  desteklemek  veya  devletin  ve  müttefik  ordularına  zarar  vermek  üzere  kastî  olarak  aşağıda  beyan  edilen  cinayetleri  işleyenler  hakkında idam cezası verilir.    H‐Suça Göz Yummak   Bir  karakol  veya  askerî  kıta  kumandanı  veya  her  çeşit  nöbet  hizmetlerinde  bulunan  asker.

3 Zilkâde 1298 ( 27 Eylül 1881).  şikâyete  tabi  suçların  vazgeçme  olsa  bile  cezalandırılmaya  devam  edilmesi  gibi  şer’î  kurallara  aykırı  düzenlemeler  söz  konusudur.  gerek  o  dö‐ neme  ait  mülkî  ceza  Kanunnamelerinde  gerekse  çalışmamızın  konusunu  oluş‐ turan  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  net  olarak  hissedilmektedir. “1858 Tarihli Ceza Kanunnamesinin Hukukî Kaynakları.PRK.ASK. 153 vd. Belleten. 466.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 189 SONUÇ  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunu  1880  tarihli  bu  eklemeler  öncesinde  oldukça  kısadır  ve  bu  kanunda  birçok  konu  düzenlenme  dışında  bırakılmıştır.  Böylece  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  görülen  eksiklikler  büyük  ölçüde  ta‐ mamlanmıştır68.  Özellikle  hırsızlık.  gerek  şer’î  hükümlerin  gerekse  batılı  anlamdaki  hukuk  düzenlemelerin izini taşımıştır.  Sonuç  olarak  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi.199. s.  Alman  Askerî  Ceza  Kanunun  tercüme  edilerek  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ne  ilave  edilmesi  de  bu  kanunlaştırma  hareketlerinden  sadece  birisidir.  Daha  önce  Tica‐ ret  kanunu.  1858  tarihli  Osmanlı  Ceza  Kanununda  şer’î  hukukun  cezaî  hükümlerini  hukuken  olmasa  bile  fiilen  kaldırma  niyeti  görülmektedir71.  Ceza  kanunu. Bend 55. Türk Hukuk Tarihi.  Eklemeler  sonrasında  da  bazı  suç  türlerinin  yine  Mülkî  Kanunnameye  göre  çözümleneceği  belirtilerek  Mülkî  Kanunname  ile Askerî Ceza Kanunnamesi’nin birlikte uygulanması usulü devam ettirilmiş‐ tir69. Y. Tatbik Şekli ve Mer’-i İrtikâb Kanunnamesi”. Bkz.ASK.  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  de  bu  eklemeler  sonrasında  mülkî  Kanunnamelerde  görülen şer’î  düzenlemelerin  dışına  çıkma  özelliğini  devam  ettirdiği  görülmektedir.LI.  Medeni  Usul  kanunu  gibi  kanunlarımız  da  başka  ülkelerin kanunlarından faydalanılarak hazırlanmıştır.   Dolayısıyla  Alman  Askerî  Ceza  Kanunname‐ si’nden  yapılan  bu  iktibas  Osmanlı  tarihinde  bir  ilk  değildir70. BOA. 26 Rebiyülevvel 1297 (8 Mart 1880).     67 68 69 70 71 BOA. Ahmet Akgündüz.PRK. Konya 2003.  Bununla  birlikte  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi  bütünüyle  kanunnameye  ilave  edilmemiştir. Nr. . Y. Ankara 1987. C.   Tanzimat’la  birlikte  hukukun  birçok  alanında  batılı  anlamda  kanunlaştır‐ ma  hareketleri  başlamıştır.  Tanzimat  sonrası  Osmanlı  ceza  hukukunun  geçirdiği  evrim. Halil Cin-Gül Akyılmaz. Sayram Yayınları.  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  tamamı  tercüme  edilerek  bunlardan  sadece  gerekli  görülen  56  bend  kanunnamenin  ilgili  yerlerine  eklenmiştir67. 9/3. S. s.  gasp  ve  yağma  suçlarına  verilecek  cezaların  şer’î  cezalardan  farklı  olması. TTK Yayınları. 3/76.

  ‐ETİKCAN. Ankara 1992. 3/76. ŞD) Nr. TTK Yayınları.  ‐CİN. 2450/8. Ankara 1995. “1858 Tarihli Ceza Kanunnamesinin Hukukî Kaynakları. Ahmet. Fahri Çeliker. Ankara 1987.  ‐MOLTKE. Enver Ziya.199. Pertev Demir‐ han. Türk Hukuk Tarihi. Sayram Yayınları. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları.190 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 BİBLİYOGRAFYA    A‐Arşiv Belgeleri  ‐Yıldız Perakende Askerî: (Y. Hayrullah Örs. Bir Askeri Yardımın Anatomisi. Remzi Kitabevi.  İstanbul 1969. Edebiyatçı ve Eğitimci Yönleriyle Colmar Freiherr Von Der Goltz Paşa.     B‐ Tetkik Eserler  ‐AKGÜNDÜZ. Helmuth von. Çev. 78/46  ‐Bâb‐ı Âlî Evrak Odası Şuray‐ı Devlet Belgeleri (BEO. 2456/3.  ‐WALLACH.LI.   ‐GOLTZ. Tatbik Şekli ve  Mer’‐i İrtikâb Kanunnamesi”. Çev. Konya 2003. Halil‐Gül Akyılmaz.              .  Colmar Freiherr Von Der. ASK)  Nr. C. Genelkurmay Yayınla‐ rı.    ‐KARAL. S. C. Gazi Üni‐ versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Alman Dili ve Edebiyatı Eğitimi Yüksek Lisans Programı  Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Goltz Paşa’nın Hâtıratı ve Hal Tercümesi. Ankara 1985.. PRK. Çev. Osmanlı Tarihi. Moltke’nin Türkiye Mektupları. Tayyar. Belleten. TTK Yayınları. Jehuda L. DUİT) Nr. 9/3  ‐Dosya Usulü İradeler Tasnifi (İ. İstanbul 1953.VIII.

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH -

Yıl: 2 0 1 1 , Sa yı: 5 Sa yfa : 1 9 1 -1 96

Ye a r: 2 0 1 1 , Issue : 5 Pa ge : 1 9 1 -1 96

TÜRK TARİHİNDE AN LU-SHAN VE DESTANI Saadettin GÖMEÇ∗
Özet Destanlar, milletlerin kahramanlık hikâyelerinin toplamıdır. Öyleyse destanları zengin olan hakların tarihleri de o ölçüde muhteşemdir. Bu açıdan baktığımızda Türklerin tarihi pek çok destanî hikâyelerle doludur ve bunların da büyük bir kısmı gerçekleri yansıtır. Zaten destanların en önemli hususiyeti, içerisinde milleti yakından ilgilendiren yaşanmış olaylara yer verilmesidir. Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı günden beri başından acı, tatlı birçok hadise geçmiştir. Ve Türkler, dünyanın en eski halklarından birisi olması hasebiyle sahip olduğu destanlar bakımından son derece şanslıdır. Elbette geçmişte cereyan eden her olayı destan sınıfına sokmak mümkün değildir. Bunun için bazı özel şartların olması gerekir. Bunlar yerine gelmişse, destan olarak değerlendirilir ve tarihi hadiseler yazılırken bunlardan yararlanılır. Anahtar Kelimeler An Lu-sha n, Uygur, Türk Desta nla rı THE AN LU-SHAN’S EP IC IN THE TURKISH HISTORY Abstract The epics are the sum of heroic stories of nations. Therefore, the histories of the nations that have rich epics are magnificent as much. From this point of view Turkish history has many legendary stories and much of them reflect the truth. Anyhow, the most important charateristic of epics is that they contain real events closely connected to nations. The Turkish nation, from their apperance in the scene of history, has experienced many events , in good way or bad way. And Turks, due to they are one of the most ancient nations, they are very lucky in terms of epics. Of course, we can’t classify any event occured in past as an epic. To do so, there must be some conditions. If they are fulfilled, they can be classified as epic and can be referred when historical events are written. Key Words An Lu-sha n, Uighur, Turk ish Epics

Prof. Dr., Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Co ğ rafya Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. sgomec@yahoo.com

192 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

Hiç şüphesiz Türk destanlarının en muhteşemlerinin başında Oguz-nâme gelir. Bunun yanısıra Türklerin Türeyişi ve Ergenekun, Tölöslerin Türeyişi, S ır Tarduş Boyunun Yok Olması, Uygurların Türeyiş ve Göç Destanları, Kimek, Başkurt, Alp-Er Tonga, Hun Liu Yüan (Yügen), Attila (Ata İllig), Çor Destanı bizim sözlü edebiyatımızın en eski bakiyeleridir. Bir nev’i Oguz-nâme olan Dede Korkut Hikâyeleri de Türk kültürünün bir şaheseridir1 . Bununla beraber ismi hususunda şimdiye kadar herhangi bir deneme yapılmayan tarihte önemli olaylara imza atmış Türk beylerinden birisi de, An Lu-shan’dır. Maalesef Çin dili uzmanları veyahut da bizdeki sinologlar, böyle meselelere kafa yormadıklarından dolayı Türk tarihinin ve kültürünün pek çok tartışmalı problemini halledemiyoruz. Zamanında, büyük Atatürk tarafından kurulmuş olan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde eski Türk tarihinin kaynaklarının araştırılması ve Türklere ait yabancı belgelerin ç evrilmesi iç in bir S inoloji (Çin Dili) Kürsüsü aç ılmış ise de, tıpkı diğer bölümlerde olduğu üzere burası da esas görevini unutarak, sadec e günümüzde basit terc ümanlar yetiştirmeye yönelik ç ağdaş Çin dilini öğretmekle yetiniyor. An Lu-shan, 8. asırda Uygur Kaganlığı zamanında karşılaştığımız bir Türk beyidir. Onun kimliği konusunda bugüne kadar değişik görüşler ortaya atılmıştır. Bunun da başlıc a nedeni Çin dilinin öğrenilmesi, onun sorunları ve Çinlilerin yeterince bilgi vermemeleri yüzündendir. An Lu-shan’ın bir Mogol veya Sogdlu olduğu söyleniyorsa da bizc e bu doğru değildir. Bununla birlikte onun bugünkü Çin’in Ying-c hou eyaletinde, 703 senesinde bir Türk prensi baba ile S ogdlu bir anneden doğduğunu söyleyenler de mevc uttur. Ama Çin kaynaklarına göre, annesi Arslanlar (A-shih-te) soyundan gelen bir kamdı ve babası öldüğünde bir müddet Kök Türk topraklarında kaldılar. Dolayısıyla yabanc ı bir halktan gelme ihtimali yoktur. Yine An Lu-shan’ın atalarının Kapgan Kagan’ın 7. yüzyılın sonlarına doğru yaptığı seferlerde devletin merkezine yerleştirildiğini, fakat 716’da da Kök Türk Kaganlığı’ndaki iktidar değişikliği sırasında yaşanan olaylar ve isyanlar yüzünden Çin’e kaç tıkları belirtilir. Belgelerden anlaşıldığı kadarıyla An Lu-shan’ın ailesi kamlık sanatıyla uğraşıyordu. Son derece zeki olan bu Türk liderinin, 742 senesinde Çin imparatoruyla tanışması onun önünü aç tı ve imparatorun güvenini kazanarak; Çin’de iyi bir mevki edindi2 . Para ve sefahata düşkün Çinli memurları ç ok iyi kullanıyor, onlara verdiği rüşvetler sayesinde sürekli yükseliyordu. Kendine ait bir idari bölgeye de sahip olan An Lu-shan, imparatorun sarayına istediği zaman girip-ç ıkıyor; kraliçe ve prenseslerle çok yakın ilişkilerde bulunabiliyordu. Hatta imparatoriç enin ona âşık olduğu yolunda dedi-kodular da ç ıkmıştı. An Lu1 2

Daha geniş bilgi için bakınız, S. Gömeç, Türk Destanlarına Giri ş, Ankara 2008. An Lu-shan’ın gençliğ inde bir koyun çalarken yakalandığ ı ve Yu-chou (Pekin civarları) garnizonunun ba şkomutanının huzuruna çıkarılarak, idamının istendiğ i söylenir. Ancak komutan onu çok sevimli bulmu ş ve yanına alarak, evlatlığ ı yapmıştı. Bu sayede onun talihi de ğ işti. Bakınız, C. H. Huang , T’ang Devrinde Tibetlilerin Çinliler ve Orta Asya Kavimleriyle Münasebetleri , Doktora Tezi, İstanbul 1971, s. 110; E. Esin, Türk Kosmolojisine Giriş, İstanbul 2001, s. 63.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 193

shan’ı ç ekemeyen Çinli vezirler ve komutanlar ileride başlarına bela olac ağını işaret ettilerse de, bunun pek işe yaramadığını görmekteyiz. Herhalde, Çin hükümetiyle vakti geldiğinde münasebetlerini koparmayı planlayan An Lushan birtakım hazırlıklarda bulunuyordu. Arasında yabanc ıların da yer aldığı, ama temelini Türklerin oluşturduğu ve Çin başkentine çok yakın bir mevkide, sayısı 150 bine varan kuvvetli bir ordu topladı. Nihayet 755’te, o dönemdeki Çin baş-vezirini sevmediğini ileri sürerek isyan bayrağını aç tı3 . Çinliler belki onu hafife aldılar ve taktiksel bir hata olarak, bu ayaklanmaya karşılık, An Lu-shan’ın ç ocuklarından birini öldürdüler. Fakat iki büyük Çin ordusu An Lu-shan’ın adamları tarafından yenildi. Çin imparatoru yerini oğluna bırakarak, kaç mak zorunda kaldı. Yine tarihi vesikaların haberlerine göre; imparatorla beraber firar eden askerler başlarına gelen bütün bu felaketlerin sorumlusu olarak gördükleri imparatoriç eyi yolda boğarak öldürdüler. Türkler karşısındaki bu büyük hezimet üzerine Çinliler, başka bir Türk idaresinden, Ötüken Uygur Kaganlığından yardım talebinde bulundular. Ne yazık ki Uygur hakanı bu isteğe olumlu c evap verdi. Kuzeyden gelen dinamik ordu ve mukaddes kagana karşı, An Lu-shan’ın yanındakilerin bir bölümü savaşmak istemeyince, Çin’deki Türkler de ona c ephe almaya başladı. Bu sırada Çin’e giden ordunun önünde Uygur kaganı bulunuyordu ve o ilk önc e An Lu-shan’ın en güvendiği müttefiki olan Tongra Türklerini sindirdi. Daha sonra bu mükemmel askeri kıtanın komutanlığını Börü Kun (Moyun Çor) Kagan’ın oğlu Ulug Bilge Yabgu üstlendi. Türk-Uygur ordusu Çin ülkesine büyük bir ihtişamla girmişti. Onları karşılayan Çinli yetkililer kurt başlı sanc ağın önünde eğilip, onu selamlıyorlar ve öpüyorlardı. Çin tarihinde bir dönüm noktası olan An Lu-shan maalesef kuzeyden gelen bu akrabalarına karşı başarısız olup, bozgunlar peşi-sıra gelince, nihayet kendi adamları tarafından öldürüldü. S öylendiğine göre, 60-70 bin c ivarında insanın öldüğü4 An Lu-shan hareketini, vefatından sonra oğulları ve komutanları devam ettirmeye ç alıştılar. An Lu-shan’ın ölümü hususunda ç eşitli rivayetler vardır. Bunlardan bir tanesi, hastalanarak kör olması yüzünden, danışmanları tarafından öldürüldüğü şeklindedir. İşte buna binaen bazı ilim adamları An Lu-shan ile tarihteki Kör-oglu’nu birleştirmektedirler5 . Bu ne dereceye kadar doğrudur, bilemeyiz; ama bir hakikat söz konusu ki, Kör-oglu Destanı sadec e Türkiye topraklarında yaşayan bir halk hikayesi değildir. Ona ait izlere Azerbaycan ve Türkistan gibi
3

4

5

J. Mirsky, “ Structure of Rebellion: A Successful Insurrection Furing the T’ang”, Journal of the American Oriental Society , 89/1, 1969, s.68. D. C. Twitchett, The Government of T'ang in the Early Eighth Century” , Bulletin of the School of Oriental and African Studies, 18/2, London 1958, s. 322; E. H. Pritchard, “Thoughts on the Historical Development of the Population of China” , The Journal of Asian Studies, 23/1, 1963, s. 11; S. Gömeç, Uygur Türkleri Tarihi , 3. baskı, Ankara 2009, s.74 C.Hacıyev, Köroglu’nun Çin Gaynagları, Bakı 1998.

194 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

diğer Türk c oğrafyalarında da rastlıyoruz. Bu yüzden Kör-oglu Destanı’nı da umumen Türk dünyasına mal etmek yerinde olur. Başka bir mevzu da, An Lu-shan ayaklanmasından bütün Orta Asya Türklüğünün etkilenmiş olmasıdır. O, ç alkantılı yıllarda Çinliler bu hadiseler iç in şarkılar yazmıştır. Yani, Asya’daki pek ç ok kavim şöyle veya böyle, bu toplumsal harekete katıldılar. Hatta An Lu-shan olaylarının doğrudan veya dolaylı Çinlilerden daha ç ok Türklere tesiri olduğunu da söyleyebiliriz. Mesela, bu isyanı bastırmak iç in Çin’e gittiği esnada, Bögü Kagan’ın orada tanıştığı Mani rahiplerini ülkesine getirerek, Maniheizmi resmen devlet dini olarak seç mesi önemlidir. Bunun yanı sıra bazı Uygurların Çin’e yerleşerek tic aret hayatına meyletmeleri, insanların yerleşik hayatın nimetlerine ve zaaflarına kapılmaları, tembelliğin hastalık şeklini alması, toplumun bel kemiğini oluşturan kadınların, Çinli hanımlara özenmeleri, hırsızlık, dolandırıc ılık ve rüşvet gibi kötü alışkanlıklar, Türk sosyal hayatında bir ç öküşe sebep oldu.6 AN LU-SHAN’IN DOĞUMU HİKÂYESİ∗ Büyük Arslanlar (A-shih-te) ailesinin kadın kamlarından birisi sürekli savaşç ı bir oğlan sahibi olmak iç in Tanrı’ya yakarıyordu. Dilekleri Tanrı katında kabul oldu ve bundan kısa bir süre sonra hamile kaldı. Nihayet doğum günü geldiğinde, beklenmedik bir anda ç adırın tepesinden giren bir ışık hertarafı aydınlattı. Bu sırada kurt, kuş, bütün yabani hayvanlar uludu. S anki onun doğumunu hep birlikte kutluyorlardı. Obada bulunan kamlar bunu gökteki birtakım olaylara yordular ve şans getirec eğini söylediler. Fakat o zaman onların yaşadığı yer Çin imparatorluğunun kontrolü altındaydı. Çinli görevliler bu hadiseyi duyduklarında hemen oraya vardılar. Tanrı’nın gönderdiğine inanılan bu ç oc uğun ortadan kaldırılması lazımdı. Çadırı kuşatarak iç indekileri öldürmek istediler. Ama anne ve ç oc uk durumdan haberdar olunc a oradan kaç tılar ve saklanarak, ölümden kurtuldular. An Lu-shan’ın annesi de Tanrı tarafından esirgendiklerine inanıyordu. Onu Tanrı’nın bir lütfu olarak gören kadın ç oc uğuna Batır/ Urungu (savaşç ı anlamına gelen Ya-lo-shan) adını verdi. An Lu-shan’ın doğumu hikâyesindeki bazı motifler, diğer Türk destanlarında da karşımıza ç ıkan ana temalardır. Bunlardan birisi, yukarıda da gördüğümüz üzere, aşırı derecede bir erkek ç oc uğa sahip olma hayalidir. Bunun da

6

Twitchett, a.g.m., s. 322; M. T. Liu, Die Chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken (T’u-Küe), Wiesbaden 1958, s. 267; R.Grousset, Bozkır İmparatorlu ğ u , çev. R. Uzmen, İstanbul 1980, s. 128; S. G. Klya ştornıy, Drevnetyurkskiye Runiçeskiye Pamyatniki Kak Istoçnik Po Istori Sredney Azii, Moskva 1964, s. 121-122; Huang, a.g.t., s.110-118; P.Hill, “ The Chinese Song-Cycles of Brian Dennis” , Tempo , No 37, Cambridge 1981, s.28; L. N. Gumilev, Hazar Çevresinde Bin Yıl, çev. A. Batur, İstanbul 2001, s. 218. Bu parça M. T. Liu’nun söz konusu eserinin 677-678. sayfalarından alınmıştır.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 195

sebebi, ailenin ve soyun devamı iç in evlat şarttır. İşte o zaman aile anlamlı bir bütün haline gelir. Ailenin esas gayelerinden birisi de nesli ç oğaltmadır7 . Bir diğer unsur ise, ışıktır. Destanların büyük kahramanları; bu kahramanlara kadınlık ve kutsal Türk ç oc uklarına annelik yapan hanımlar, ç oğu kere ilahi bir ışıktan doğarlar. Oguz Kagan Destanı’nın baş kahramanı Oguz dünyaya geldiği zaman onun yüzü gök, yani aydınlık idi. Oguz’un Kün, Ay, Yılduz adlı büyük oğullarını doğuran ilk karısı, ortalığı karanlık bastığı zaman gökten inen bir ışıktan peyda olmuştu. 4. asrın başlarında Çin’in kuzeyinde, Ordos’taki Chao bölgesinde teşekkül eden Hun hanedanlığının kuruc usu Ş ad İlli (S he-le) doğduğunda, annesinin etrafında ışıklar parlamıştı. Ayrıc a Uygur destanlarında, Uygurlara baş seç ilen Bögü (Bugu) Han, diğer dört kardeşiyle beraber Togla ve Selenge ırmakları arasında bir ağaç üzerine düşen semavi bir ışıktan yaratılmıştır. İslamiyetten sonraki destanlarda da ısrarla sürec ek bu kutlu ışık, Türk inanışına ve düşünc esine; var olmanın temel unsurlarından güneşin ve ışığın yansımasından başka bir şey değildir. Eski Türk dininin c ennete gitmeyi ifade eden “uç mak” hadisesi ve “sonsuzluk” da bir ışık âlemidir. Uygur Kaganlığı zamanında kabul olunan Maniheizmin de temel tanrısı iyilik, yani ışık tanrısıdır. Çünkü Bögü Han’ın rüyalarına giren kız bir nur gibidir. Bütün bu ışık motifleri bize eski Türk inanış ve düşünc esinde ışığın önemli bir unsur olduğunu göstermektedir. Türklerin Müslümanlığı seç tikten sonra İslam nuruna neden bu kadar sarıldıkları bunu ortaya koymaktadır. Onlar, İslamın aydınlığını karanlıkta kalmış ülkelere yaymak iç in yüzlerc e yıl c anını vermişlerdir. İslamdan önc e de bu Türk adaletinin ışığı ve temizliğinden başka bir şey olmasa gerek8 . Destanların teşekkül ve kayda geç iş yerleri neresi olursa-olsun, bunların muhtevasında aynı düşünüş ve anlayışa rastlanılması, bu insanların hepsinin ortak bir kültüre sahip bulunduklarının bir göstergesidir.

7

8

Z. Gökalp, Türk Medeniyeti Tarihi, haz. İ. Aka-K. Y. Kopraman, Ankara 1976, s. 293; E. Kuran, “ Türk Ailesinin Mahiyeti ve Tarihi Gelişmesi” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 365; M. Eröz, “Türk Ailesi” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 236-237; B. Gökçe, “ Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 207. Gömeç, Türk Destanlarına… , s. 12.

196 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

KAYNAKÇA
-Eröz, M., “Türk Ailesi”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Esin, E., Türk Kosmolojisine Giriş, İstanbul 2001. -Gökalp, Z., Türk Medeniyeti Tarihi , haz. İ. Aka-K. Y. Kopraman, Ankara 1976. -Gökçe, B., “Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Gömeç, S., Türk Destanlarına Giriş , Ankara 2008. -Gömeç, S., Uygur Türk leri Tarihi, 3. baskı, Ankara 2009. -Grousset, R., Bozk ır İmparatorluğu, çev. R. Uzmen, İstanbul 1980. -Gumilev, L.N., Ha zar Çevresinde Bin Yıl , çev. A. Batur, İstanbul 2001. -Hacıyev, C., Köroglu’nun Çin Gaynagları , Bakı 1998. -Hill, P., “The Chinese Song-Cycles of Brian Dennis”, Tempo, No 37, Cambridge 1981. -Huang, C. H., T’a ng Devrinde Tibetlilerin Çinliler ve Orta Asya Kavimleriyle Münasebetleri , Doktora Tezi, İstanbul 1971. -Klyaştornıy, S. G., Drevnetyurkskiye Runiçeskiye Pamyatniki Kak Istoçnik Po Istori Sredney Azii, Moskva 1964. -Kuran, E., “Türk Ailesinin Mahiyeti ve Tarihi Gelişmesi”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Liu, M. T., Die Chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken (T’u-Küe), Wiesbaden 1958. -Mirsky, J., “Structure of Rebellion: A Successful Insurrection Furing the T’ang”, Journal of the American Oriental Society, 89/1, 1969. -Pritchard, E. H., “Thoughts on the Historical Development of the Population of China”, The Journa l of Asian Studies, 23/1, 1963. -Pulleyblank, E. G., The Background of the Rebellion of An Lu-shan, London 1955 -Twitchett, D. C., The Government of T'ang in the Early Eighth Century”, Bulletin of the School of Orienta l and African Studies, 18/2, London 1958.

we have carried out the comparison between this region and the regions with similar cultural characteristics. Arş. S. Furthermore. Bu çalışmalarımızla ilgili en önemli materyal grubunu bölgede yapılan arkeolojik yüzey araştırmaları sırasında ele geçen çanak-çömlek parçaları oluşturmaktadır. Sayı: 5 Sayfa: 197-214 Year: 2011. The selected sherds were taken into consideratin in terms of clay colour. slipping. Also. Erzincan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı. Ceramic * ∗∗ Bu çalışma. s_kaymakci@hotmail. it was aimed to give some information about early Bronze Age culture in a historical process. astar rengi. İlk Tunç Çağı kültürleri. Gör. tried to shed light over the region’s Early Bronze Age cultures. Bu çalışmamızda bölgenin İlk Tunç Çağ kültürünün bir bölümü üzerinde durduk. Also. Early Bronze Age cultures. All the evaluations were carried out with the help of the sherds obtained from the survey.com .TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH- Yıl: 2011. Ü. Değerlendirmeye alınan bu örnekler çevre kültürlerin keramikleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. burnishing and decoration. Sosyal Bilimler Enstitüsü Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı’nda yapılan “ Afyon ve Çevresi İlk Tunç Çağı Kültürleri” isimli Yüksek Lisans tezinden üretilmiştir. Ayrıca çevre bölgelerle olan ilişkiler ya da farklılıklar ile ilgili bir değerlendirme yapmaya çalıştık. Anahtar Kelimeler Afyonkarahisar Bölgesi. açıklama tekniği ve üzerlerindeki bezemeler bakımından değerlendirmeye alınmıştır. Çanak-çömlek THE EARLY BRONZE AGE POTTERY CULTURE IN AFYONKARAHISAR Abstract Afyonkarahisar was an important crosspoint in the ancient period as it is at present. Seçilen bu örnekler. hamur katkısı ve rengi. the sherds used in the study were selected from the surveys carried out in Afyonkarahisar region. pişme derecesi. We have in this work. firing. These sherds were compared with the ceramic of environmental culture. tempering.. Issue: 5 Page: 197-214 AFYONKARAHİSAR’DA İLK TUNÇ ÇAĞI ÇANAK ÇÖMLEK KÜLTÜRÜ* Salih KAYMAKÇI∗∗ Özet Afyonkarahisar bugün olduğu gibi Eskiçağda da önemli bir geçiş noktası özelliğini taşımaktaydı. Key Words Afyonkarahisar region.

198 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

GİRİŞ İlk Tunç Çağı (İTÇ) Anadolu’da M.Ö 3200–1800 yılları arasına tarihlenmektedir. Bu zaman dilimi de kendi arasında İTÇ I, İTÇ II ve İTÇ III diye bölümlere ayrılmaktadır. Konumuzun son bölümünü oluşturan İTÇ III dönemi, Asur tüccarlarının Anadolu’ya gelişini, Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nı da içine almaktadır. Biz burada bu konuya sadece genel olarak değineceğiz ve konumuzu Asur Ticaret Kolonileri’nin başlangıcı olan M.Ö. 2000’ler olarak sınırlayacağız. Konumuz itibariyle burada kültürün ne anlama geldiğini kısaca açıklamak kanaatindeyiz. Kültür; belirli bir insan topluluğunun bireylerinin düşünce, inanç ve yaşama biçimleri, yaptıkları ve kullandıkları aletler ve davranış biçimleridir. Bu açıklama bizim araştırma konumuzun nasıl şekilleneceği açısından önemlidir. Çünkü konu edinilen zaman dilimi Anadolu’da yazının olmadığı bir dönemdir. Bu yüzden kültür farklılıklarını ya da benzerliklerini o zamanda yapılan ve kullanılan materyallerden edinebilmekteyiz. Afyonkarahisar, tarihöncesi dönemden itibaren doğal yol güzergâhları üzerinde yer almaktadır. Konumuzu oluşturan İTÇ’de yazı henüz Anadolu’da kullanılmadığından bölge ile ilgili siyasi, ekonomik ve sosyal olayları Mezopotamya kaynaklarından öğrenmekteyiz. Bunun yanı sıra bölgenin yazısız kaynakları olan arkeolojik buluntulardan değerlendirmeler yapılarak bölgenin kültürü ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bölgede sorunlu olan İlk Tunç III ile ilgili yeni değerlendirmeler yapılmış ve bu dönemde bölgenin Troia, Beycesultan ve Konya Ovası başta olmak üzere çevre kültürler arasındaki konumu ortaya konmuştur. Genel anlamda bakıldığında bu çalışmanın en önemli yanlarından birisi bölge kültürlerinin ayrıntılı kültür özellikleriyle verilmesidir. Ayrıca, bu özelliklerin çevre yerleşmelerle ilişkisi ve farklılıkları da ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Sözgelimi; bölge İlk Tunç II-III kültürlerinin Seyitgazi-Küllüoba ile ya da İlk Tunç Çağ’a Geçiş Evresi ve Geç Kalkolitik Çağ kültürlerinin Beycesultan ve Konya Ovası kültürleri ile ilişkisi buralarda yapılmış ve yapılmakta olan arkeolojik kazı ve yüzey araştırmaları sonucunda elde edilen malzemeler üzerinden ve form-hamur-bezeme özellikleri kapsamında ele alınmıştır. Bu çalışmada jeopolitik değerlerin ortaya konması bakımından yolların konumunun belirlenmesi de önemli bir yer tutmaktadır. Burada yine arkeolojik malzeme ve tarihi doğal yol güzergâhları çevresinden yola çıkarak bölgenin erken dönem yol bağlantıları da incelenmiştir. I. BÖLGENİN COĞRAFİ DURUMU Afyonkarahisar il sınırları Ege, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgeleri olmak üzere üç bölge üzerindedir.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 199

Ege Bölgesi’nde batıdan doğuya doğru gidildiğinde, oldukça yüksek olan platoların oluşturduğu sahaya geçilir. Bu saha üzerinde yüksek dağ sıraları uzanır ve buradan İç Anadolu düzlüklerine geçilir. İç Anadolu ve Ege Bölgesi’nin batı bölümü arasında bulunan bu yüksek alan, bir eşik oluşturmaktadır. Ayrı bir bölüm olarak kabul edilen bu bölüme İç Batı Anadolu adı verilmiştir.1 Afyonkarahisar’da bu bölümün içinde yer almaktadır. İklim bakımından Ege Bölgesi’nin asıl Ege Bölümü ile İç Anadolu Bölgesi arasında geçiş özelliği taşır. Bölgede Akdeniz iklimi ve İç Anadolu iklim özellikleri ağır basmaktadır.2 Coğrafi konum kültür farklılıklarını ortaya çıkarmaktadır. Bunun en çarpıcı örneği olarak Sultan Dağları’nı (1500–2000 m) gösterebiliriz. Sultan Dağları Afyonkarahisar kültürlerinin güney sınırını oluşturmaktadır. Adeta güney ile bağlantıyı bir bariyer gibi kesmiştir. Bu da doğal olarak tamamen farklı olmamakla birlikte ayrı kültür gruplarının oluşmasını sağlamıştır. Bölgede yapılan yüzey araştırmalarının verdiği bilgiler doğrultusunda doğal yapının yerleşim şekillerine etkisini görmekteyiz. İnsanoğlu öncelikle korunma problemini ortadan kaldırma amaçlı yerleşimi düşünmüştür. Bu sebeple daha çok yüksek dağlara, yamaçlara yerleşimin aksine, dağlar ile çevrili korunaklı ovaları tercih etmiştir. Bunun yanında ovalardan ne kadar yükseğe çıkılırsa kuraklığın başladığını, iklim şartlarının zorlaştığını görmüştür. II. AFYONKARAHİSAR’DA YAPILAN BAŞLICA KAZILAR Bu bölümde, bölgede kısa süreli kazı ve araştırma çalışmaları yapılmış bazı ören yerleri hakkında genel bir bilgi verilecektir. Kusura Höyük Afyonkarahisar il merkezinin 55 km güneybatısındaki Kusura adlı köyde yer almaktadır. Burada Winfred Lamb başkanlığında 1935-1937 yılları arasında kazılar yapılmıştır.3 Höyükte A, B ve C tabakaları ismi verilen üç tabaka mevcuttur.4 Kusura A’da M.Ö 3. bin yılın ortalarına tarihlenen (İTÇ II ve III) altı yapı katı bulunmaktadır. B’den C’ye geçiş ise M. Ö. 3. bin yılsonu ve M. Ö. 2. binyıl başına tarihlenmektedir.5 Kaklık Mevkii Afyonkarahisar il merkezinin kuzey-kuzeydoğusundadır. Burhaniye Köyü’nün 1.2 km. güneybatısındadır. 1983–1984 yıllarında Afyonkarahisar Müzesi’ne bağlı olarak Ahmet Topbaş yönetiminde burada kurtarma kazıları yapılmıştır. Kaklık Mevkii İTÇ’ye geçiş dönemini aydınlatan yerleşim yeriyle ve İTÇ II, İTÇ III. Evreye tarihlenen mezarları ile Afyonkarahisar yöresinin bu
Atalay vd. 1997: 195. Atalay vd. 1997: 195, Yılmaz 2004: 71 vd. 3 Lamb 1936: 406-411. 4 Seyirci-Başyılmaz 1982: 36. 5 Lamb 1937: 217- 273; Harmankaya 2002a: Kusura.
1 2

200 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

dönemini açıklayacak bilgiler taşımaktadır. Höyük iki yapı katlı düz bir yerleşmedir. Mezarlık alanı ise erken ve geç olmak üzere iki evreden oluşur. Bunların tarihlemesi de İTÇ II ve İTÇ III olarak yapılmıştır.6 Karaoğlan Mevkii Afyonkarahisar il merkezinin kuş uçumu 20 km kuzeyinde, AfyonEskişehir karayolunun yaklaşık 20. km'sinde, Gazlıgöl kaplıcası kavşağının güneydoğu köşesindedir. 1986 yılında burada akaryakıt istasyonu yapılması düşüncesiyle Afyonkarahisar Müzesi’ne başvurulması üzerine ortaya çıkmıştır. Karaoğlan Mevkii’nde A.Topbaş ve A. İlaslı sondaj çalışmaları yapmıştır. 1990 yılında ise Turan Efe, A. Topbaş ve A. İlaslı’nın da katılımı ile yerleşmede kazı çalışmaları yapılmıştır. Höyük üç yapı evresinden oluşur. Bu evreler İTÇ II ve İTÇ III’e tarihlenmiştir. Karaoğlan Yerleşmesi’nin Beycesultan’ın XV-XIV katları ile çağdaş olduğu düşünülmektedir.7 Çavdarlı Höyük Afyonkarahisar il merkezinin yaklaşık 12 km doğusunda, Çavdarlı Köyü'nün 3.6 km güneybatısındadır. Köylülerin, höyüğün kuzeyinden taşıdıkları kültür toprağı içinde çok sayıda mermer heykel bulmaları üzerine, 1964 yılında M. Akok yönetiminde kurtarma kazısı yapılmıştır. Buluntuları İTÇ II evresini hatırlatmaktadır. M. Akok bu tabakalar için MÖ. 2.500-2.000 tarihini önermektedir.8 Susuz Afyonkarahisar il merkezinin 6 km kuzeydoğusunda, Susuz Köyü mezarlığının altındadır. Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi uzmanlarınca yazılmış olan müze rehberinde, M. Ö. 3-2. bin yıl haritasında İTÇ yerleşimi olarak bildirilmektedir. Yazılıkaya Mezarlık alanı, Afyonkarahisar il merkezinin kuzey-kuzeydoğusunda, Yazılıkaya Köyü'nün yaklaşık 1 km güneyindeki antik Midas kentinin olduğu kayalık platonun yakınındadır. Kentin olduğu kayalık platoda İTÇ yerleşmesinin de olabileceği bildirilmektedir. Buluntu yerinin tam konumu açıklanmamıştır. Daha önce Midas kenti olarak tanımlanan kayalık yükseltinin üzerinde yapılan kazılarda 4 adet İTÇ, 2 adet Son Kalkolitik/İlk Tunç Çağı I evresi çanak çömlek parçası bulunmuştur. İTÇ'ye tarihlenen mezar ise, Yazılıkaya köylüleri tarafından tarlada saban ile sürülürken tesadüfen bulunmuştur. 1948 yılında Frig Dönemi kentinde kazı yapan heyetten H. Çambel bu mezarı bilimsel olarak açmış ve gömüt buluntularını Afyonkarahisar Müzesi'ne teslim etmiştir.

6 7 8

Topbaş vd. 1998: 42; Harmankaya 2002b: Kaklık Mevkii Topbaş vd. 1998: 42; İlaslı 1992, s. 95-103; Harmankaya 2002c: Karaoğlan Mevkii, Harmankaya 2002d: Çavdarlı Höyük

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 201

Çok az sayıda İTÇ çanak çömleklerinin çıktığı tarladaki kazı çalışmaları yalnız bu mezarla sınırlı kalmıştır. Kazı alanı genişletilmemiştir.9 Yıldırımkemal Afyonkarahisar il merkezinin kuzeybatısında, Çatkuyu'nun kuzeybatısında, Yenice Köyü'nün güneybatısındaki Olucak Köyü'nün 5.5 km güneydoğusundadır. Höyüğün bulunduğu mevkii Mandıra olarak bilinmektedir. Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi rehberinde İTÇ yerleşmesi olarak gösterilmiştir. Hakkında ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. III. AFYONKARAHİSAR VE ÇEVRESİ İLK TUNÇ ÇAĞ KERAMİK KÜLTÜRLERİ İlk Tunç I Kültürleri Batı Anadolu’da İlk Tunç I dönemi kendi arasında çeşitli kültür bölgelerine ayrılmıştır. Bunlar; Troia I- Yortan, Phrygia-Bithynia, Beycesultan İlk Tunç Çağı I dönemi ve Lykia-Pisidia kültür bölgeleridir.10 Bunlardan Beycesultan İTÇ I kültürü Denizli’nin doğusu, Afyonkarahisar ve kısmen de Burdur’a kadar olan bölgeye yayılmıştır.11 Troia-Yortan Kültürü; Bu kültürün yayılım alanı, yarımadanın tüm kuzeybatısını içine alır. Bu kültür bölgesi Limni ve Midilli Adası ile daha kesin açıklık getirilmemiş İznik Bölgesi’dir. Yortan grubunun İTÇ I’deki gelişimi ile ilgili hemen hemen hiçbir şey bilinmemektedir. Yortan’ın İTÇ II’ye tarihlenen mezarlık buluntuları, bölgenin diğer çanak çömleklerinden farklı özellikler göstermektedir. Bundan dolayı bir kısım araştırmacı Yortan buluntularını ayrı bir kültür grubu içinde değerlendirmektedir. Yortan Grubu haricindeki diğer bölgeleri M. Korfmann “Denizsel Troia Kültürü” olarak tanımlamaktadır. Çömlekçi çarkının henüz kullanılmadığı bu kültür bölgesine özgü çanak çömlek koyu yüzlü ve siyah iyi açkılıdır. Genellikle bezemesiz olmakla birlikte bazı çanaklarda kazıma tekniği kullanılarak tutamaklar insan yüzü biçimine sokulmuştur. Balıkesir ve İznik bölgelerin de ise kahverengi astarlı çanak çömleğe rastlanmaktadır. Kaideli ve kaidesiz, omurgalı, içte kalınlaştırılmış dudaklı kâseler çok tipik örneklerdir. Bu kâseler makara kulplu olarak karşımıza çıkmaktadır. İlmik kulplar makara kulplar kadar tipik değillerdir. Yine dudak üzerine çivi ve yiv bezemeler yer almaktadır.12 Phrygia-Bithynia Kültürü; Eskişehir Ovası ve çevresi, Yukarı Sakarya ovaları kültür bölgesini oluşturmaktadır. İTÇ II’de ise İznik ve İnegöl ovalarını da içine almaktadır. Siyah açkılı çanak çömlek ile kırmızı astarlı ve açkılı çanak

9 10 11 12

French 1968: 240; Harmankaya 2002e: Yazılıkaya. Efe 2003: 102. Harmankaya 2002: 17. Sevin 1998: 95; Efe 2003: 102.

202 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

çömlekler bu dönem için çok karakteristiktir. Siyah açkılıların çoğunu siyah ağızlı kaseler oluşturur. En tipik biçim basit görünüşlü, ilmik kulplu kâselerdir. Beycesultan İTÇ I Kültürü; Beycesultan yerleşmesi İTÇ’nin üç dönemini de içerir. İTÇ I dönemini XIX, XVIII ve XVIIc, b, a katları temsil etmektedir. Bu dönemin çanak-çömleklerinin bazıları açkılı iken diğerleri kaba mallardan oluşmaktadır. Kaliteli ve açkılı malların hamuru soluk kırmızı, devetüyü ya da grimsi-siyah renktedir. Küçük taşcık ve saman katkılı malların yanı sıra, saman katkısı dahi içermeyen kaliteli mallar da mevcuttur. Çanak-çömlekler genellikle iyi pişmişlerdir. Fakat açık renkli hamura sahip olan kapların özünde bir grilik görülmektedir. Kapların hemen hepsi astarlıdır ve iyi açkılıdırlar. Kaplarda bezeme uygulaması sınırlıdır. Kaba mal grubunda ise hamur rengi kırmızı veya kahverenginin tonlarıdır. Bu malların hamurları bol ot, saman ve taşçık katkılıdır. Bu dönemde, içe dönük ağızlı kâseler, derin kâseler, fincanlar, uzun boyunlu, küresel gövdeli ve tek kulplu testiler ile iki kulplu oluk bezemeli çömlekler kullanılan bazı kap biçimlerdir.13 Beycesultan İTÇ I kültürünü oluşturan özelliklerden bir başkası ise Ege türünde, keman biçimli mermer idollerdir. Ana Tanrıça’yı ifade eden bu idoller; gerçekçi figürinlerin aksine tamamıyla soyut bir görünüm içerir. Yine araştırma bölgemiz içerisinde yer alan Küllüoba Höyük, Kalkolitik Çağ’dan İTÇ’ye geçişi veren yerleşme kalıntıları ve İTÇ evresi ile ortaya çıkmaktadır. Küllüoba’da yapılan kazılar sonucu elde edilen mallar; siyah, gri, özenli açkılıdır. Gaga ağızlı testiler bu evrede ortaya çıkmıştır.14 Küllüoba’nın AF 14 katında ele geçen malzemeler Beycesultan I oluk bezemeli çanak çömlek parçaları ile benzerlik göstermektedir. Öte yandan Küllüoba İTÇ I çanak çömleği, kuzeybatıdan komşusu olan Demircihöyük çanak çömlek grubu ile birçok ortak özellikler içerir. Fakat sözünü ettiğimiz Demircihöyük malzemesinden de ayrılan karakteristik bir takım yerel çanak çömleği de bünyesinde barındırır. Demircihöyük ve Küllüoba, güneybatıda büyük bir alanı kaplayan Beycesultan I çanak çömlek grubundan kesin hatlarla ayrılmaktadır. Fakat Küllüoba’nın 2. evresinde ele geçen mallar ile Beycesultan’ın oluk bezemeli çanak çömleği arasında karşılaştırmalar yapılabilmektedir.15 İTÇ I’de Kusura malzemesinin el yapımı, ince koyu gri renkli hamurlu, siyah astarlı ve oldukça kaliteli bir özelliğe sahip olduğunu görmekteyiz. Kusura’da İTÇ I’in tespit edildiği A tabakası kısmen tahribata uğramıştır. Burada çoğunlukla kâse biçimli kaplar bulunmuştur. Ayrıca bulunan mallar üzerinde beyaz boya bezeme teknikleri de görülmektedir.16

13 14 15 16

Lloyd-Mellaart 1962: 119-127. Efe-Ay-Efe 2001: 53. Efe-Ay-Efe 2001: 53. Lamb 1937: 14.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 203

Kültür bölgelerinin oluşturduğu yayılım alanı ve bu kültür gruplarına ait malların benzer özelliklere sahip olanlarını araştırma bölgemiz olan Afyonkarahisar’da da görmekteyiz. Bu kültür grupları aynı yol güzergâhları üzerine konumlanmış olan yerleşmelerden oluşmaktadır. İlk Tunç II Kültürleri Bu dönem kültürleri hakkındaki bilgilerimiz İlk Tunç Çağı I dönemine oranla daha fazladır. İTÇ II kültür bölgesinin sınırını batıda Sivrihisar Dağları’ndan doğuda Kızılırmak kavsinin içine kadar uzanan bölge ile sınırlayabiliriz.17 Bu bölgenin içinde özellikle çanak-çömlek buluntularıyla ayırt edilebilen beş kültür grubu vardır. Batıda Polatlı ve Ankara, Alacahöyük ve çevresi, kuzeyde Karadeniz kıyıları boyunca Filyos, Sinop ve Orta Karadeniz Bölgesi (İkiztepe), güneyde ise Aksaray-Konya Ovası ve Kilikia Kültür Bölgesi yer almaktadır. Burada araştırma alanımız içinde olan kültür bölgesi “Orta İç Batı Anadolu Kültürü” dür. Bu kültür bölgesinin yayılım alanı içinde Beycesultan İlk Tunç Çağı II, Acıpayam, Kusura, Afyonkarahisar, Altıntaş-Örencik ve TavşanlıKütahya çanak-çömlek gruplarından söz edilebilir. Çalışma bölgemiz ile doğrudan ilişkili olan kültür grupları ise; Kusura-Isparta, Afyon-Emirdağ ve Sultandağı’dır. İlk Tunç Çağı II döneminde kültür bölgeleri içinde çanak-çömlek grupları ve yöresel farklılıklar açık olarak görülmektedir. Bu dönemde çanakçömlek hala elde yapılmaktadır. Kırmızı astarlı ve açkılı mallar dönemin karakteristik özelliğini yansıtır. Orta ve İç Anadolu’da İlk Tunç I döneminin ince kenarlı ve oluk bezemeli çanak çömleği artık görülmez. Fakat oluk bezeme Göller Bölgesi, Uşak, Denizli ve Afyonkarahisar’ın güney bölgelerinde tipiktir. Ancak mal ve yapım teknikleri farklıdır. Kuzeyin oluk bezemesi daha çok Kusura fincanları ve kâselerinde görülmektedir.18 İTÇ II dönemi Troia II’de çanak-çömlek yapım tekniği değişmiştir. Daha önce İTÇ I dönemi malları elde yapılırken şimdi üretilen çanak-çömlek çarkla yapılmaktaydı. İTÇ II Troia keramikleri kahverenginin tonları veya kırmızıydılar. Troia II çanak çömleği bu dönem itibariyle büyük bir değişim içine girmiştir. Troia II maskeli kaplar denilen, yuvarlak matara biçimli kapların üzerine kabartma olarak insan yüzü tasvir edilmiş testiler ile Homeros’un bahsettiği “Depas amphikypellon” lar, zarif iki kulplu vazolar bu dönemin en karakteristik kaplarını oluşturmuştur.19 Beycesultan’ın İTÇ II tabakaları XVI-XIII katlardır. Buradaki İTÇ II dönemi çanak-çömleği, hala elde yapılmaktaydı. Açık renkli kapların hamur rengi, pembe veya devetüyü iken, koyu renklilerinki gri ya da siyahtır. Bu mallardaki
17 18 19

Efe 2003: 104. Efe 2003: 104 vd.; Lloyd-Mellaart 1962: 197. Kınal 1998: 39, Sevin 1998: 103.

204 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

katkılar saman ve taşçık içerir. Bu dönemin çanak-çömlek yüzeylerinde çatlamış kalın bir astar tabakası bulunmaktadır ve açkı az çok görülse de önceki döneminki kadar kaliteli değildir. Bu kaplar muhtemelen günlük ihtiyaçlar için kullanılıyordu. Örneğin; mutfak eşyaları ve çocuk tabutu olarak kullanılan çömlekler gibi. Fakat ince, küçük ve daha itinalı kaplar ise kült eşyası olarak kullanılmaktaydı. Bu dönem kaplarında; fırınlama yeterli derecededir. Fakat özde hala fırınlamadan kaynaklanan siyah izler görülmektedir. İTÇ II kap hamuru kalın, kap biçimleri ise İTÇ I’in kibar kap formlarına göre daha iri ve kabadır. Kaplarda bezeme olarak kullanılan dalga ve yiv motifleri, İTÇ II kültürünün en önemli özelliklerinden biridir. Bu mallardaki bezemeler astardan önce uygulanmaktaydı. Keramik yüzeylerinde kullanılmış olan renkler; açık gri, siyah, açık kiremit, koyu gri, kahverengi, siyah ve devetüyü renkleridir. Bu dönemde kullanılmış olan kap biçimleri arasına kâseler, fincanlar, çömlek ve testiler (gaga ağızlılar), büyük saksılar ve küpler girmektedir. Bunların bazılarında tutamak, kulp ve akıtacaklar bulunmaktadır.20 Beycesultan İTÇ II yerleşmesi, bugüne kadar Batı Anadolu’nun gerçek anlamda bilinen en eski kenti olma özelliğini taşır. Bu dönemin sonlarında Troia’dan Konya Ovası ve Kilikia’ya kadar olan yerleşmelerde yangınlar saptanmıştır. Bu durum Troia’dan geldiği düşünülen Luwi İstilası’na bağlanmaktadır.21 İTÇ II dönemi Küllüoba, Yukarı Sakarya Çanak Çömlek Grubu olarak adlandırılan grubun tipik özelliklerini taşımaktadır. Küllüoba İTÇ II çanak çömleği komşu olduğu Afyon ve Demircihöyük İTÇ II çanak çömlekleri ile birçok benzerlikler göstermesine rağmen, bazı yerel özellikleriyle de onlardan ayrılmaktadır. Demircihöyük’ün siyah açkılı malları ve S-profilli black topped kâseleri Küllüoba İTÇ II grubunda yok denecek kadar azdır. Sözünü ettiğimiz siyah açkılı mallar Afyonkarahisar için de tipik değildir. Afyonkarahisar grubu ile Küllüoba’nın arasındaki önemli farklardan birisi de; Afyonkarahisar grubu için karakteristik olan yatay kulplu, içe doğru kıvrılan ağızlı ve omurgalı kâselerin Küllüoba’da pek görülmemesidir. Küllüoba’da İTÇ II sonu ve erken İTÇ III’te önemli sayıda çanak çömlek ele geçmiştir. Bu tür bezemeli çanak çömlekler yerel özellikleri ile İç Batı Anadolu’dan doğuda Kızılırmak kavsinin içine kadar olan tüm Orta Anadolu’da yaygındır.22 Afyonkarahisar’ın doğusunda Konya Ovası kültür bölgesi yer alır. Bu bölgede, sözü edilen dönemle ilgili olarak sadece Konya-Karahöyük’te küçük bir alan araştırılmıştır. Konya-Karahöyük İTÇ II tabakalarında yapılan kazılarla ele geçen en tipik mallar; kırmızı astarlı ve açkılı kaplardır. Bu kapların gelişigüzel yerlerine küçük kulp-tutamaklar yerleştirilmiş ve özensiz bir kırmızı
20 21 22

Kınal 1998: 41; Lloyd-Mellaart 1962,135 vd. Mellaart 1963: 201. Efe-Ay-Efe 2001: 51.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 205

boya bezeme uygulanmıştır. Buradaki metalik mal grubu yüksek ısıda fırınlanmıştır. Bu dönem Konya Bölgesi’nin ana mal grubu siyah veya kırmızı astarlı ve açkılı mallardan oluşmaktadır. 23 Afyonkarahisar’ın İTÇ II’ye tarihlenen yerleşmelerine bakacak olursak; Kazısı yapılmış olan Karaoğlan Yerleşmesi’nin çanak çömlek grubunun çoğunu kırmızı astarlı ve açkılı malların oluşturduğunu görmekteyiz. Bu malların hamur rengi daha çok kahverengi ve kırmızının tonlarıdır. Bu grup kendi içinde dört farklı gruba daha ayrılmıştır. Bunlar; devetüyü ve kırmızı astarlı mallar, taşçık katkılı kırmızı astarlı mallar, iyi pişmiş kırmızı astarlı mallar ve beyaz boya motifli bezemeli kırmızı astarlı mallardır.24 Karaoğlan Mevkii’ndeki kap biçimleri; kaseler, gaga ağızlı testiler, çömlekler, geniş ağızlı çanaklar, geniş tabaklar ve küplerdir. En yaygın bezeme örnekleri ise yiv, kabartma ve boya bezemedir.25 Yine Afyonkarahisar sınırları içerisinde kazısı yapılmış olan Kaklık Mevkii Mezarlığı’nda ele geçen kaplar Troia’nın kırmızı astarlı malları ile büyük bir benzerlik göstermektedir. Keramiklerin yüzeyleri kiremit rengi ve kahverenginin tonları ile astarlanmıştır. Hamur kahverengidir, ince kumlu ve mikalıdır.26 İTÇ II Kusura’da B yapı tabakası ile ifade edilmektedir. B tabakasının tarihlemesi İTÇ II ve İTÇ III’ün sonu olarak tespit edilmiştir. Bu dönemdeki çanak çömleklerin çoğunluğu devetüyü, gri veya kırmızı ve açık devetüyü astarlı olarak tespit edilmiştir. Yine çoğunluğu çark yapımıdır. Çanak çömleklerden bazıları açkılıdır.27 İlk Tunç III Kültürleri Bu dönemde yerleşme sayısında gözle görülür bir düşüş olurken buna karşılık büyük yerleşmelerin sayısı da artmıştır. Bu durum insanların giderek şehirlerde toplanmaya başladığı şeklinde yorumlanabilmektedir. İTÇ III’de yeni türde çanak-çömlek ile karşılaşılır. Batı Anadolu’da çarkta yapılmış ilk kap biçimi Troia tabağı gibi tipik kaplar görülür. Beycesultan’da da çarkın kullanılmasıyla daha kaliteli kaplar ortaya çıkmamaktadır. Aksine seri üretilmiş kalitesiz ve fazla sanatsal olmayan kaba mallarda bir artış görülmektedir. Çark izini gizlemek için kaplar, ince ve kötü bir kırmızı, devetüyü ya da kirli kahverengi boya astarla sıvanmışlardır. Bezeme ise nadir kullanılmaktaydı. Beyaz boya bezeme ve beyaz macunla doldurulmuş kazı bezemeler ise ortadan tamamıyla kalkmıştır. Çömleklerde, gaga ağızlı testilerde ve fincanlarda astardan önce kazı bezek uygulanmıştır. Bu bezeme türü derin, düzensiz ve kabadır. Dışa çekik ağızlı fincan ve kâselerin hemen ağızlarının üzerinde dikey
23 24 25 26 27

Efe 2003: 106. Topbaş vd. 1998: 38-39. Topbaş vd. 1998: 41. Topbaş vd. 1998: 39. Lamb 1937: 14.

206 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

şerit ve ilmik kulplar görülür. İTÇ III çanak-çömleğinin hamur rengi devetüyü veya soluk/mat kırmızıdır. Katkı olarak da saman ve taşçık vardır. Kaplar genel olarak iyi pişmişlerdir. Ancak fırınlamadan kaynaklı olarak özde grilikler devam etmektedir. Keramik yüzeyleri kap ıslakken düzeltilmiştir ya da yüzeyler kirli kahverengi veya açık kahverengi astarla düzeltilmişlerdir. Boya astar genellikle tüm dış yüzeye ve sadece iç ağza bir bant şeklinde uygulanmıştır. Astarlı mallar genel olarak bezemesiz ve açkısızdır. En kaliteli astarlı mallara ise açkı uygulanmıştır. Bu dönemin astarları çok kolay bir şekilde silinmektedir. Alacalı yüzeyler bu dönemde fazla görülmezler ve daha önceki dönemlerde görülen kaba ve gri mallar ise İTÇ III’de ortadan kalkmışlardır.28 Küllüoba’da İTÇ III’de saptanmış olan dört ayrı evrede, Batı Anadolu’nun karakteristik çanak çömlek mal grupları ve formları ele geçmiştir. Bunların en önemlileri arasında “Red Coated Ware” çark yapımı Troia tabakları, depaslar, tankard ve üçayaklı mutfak kapları, amforalar gelmektedir. Bu dönemde çarkın kullanılmasına bağlı olarak kap gövdelerinin giderek oval bir şekil aldığı görülmektedir. Bunun örneklerini Tarsus ve Troia’da görmek mümkündür.29 Yapılan bu araştırmayı destekleyici olması ile şimdi de Afyonkarahisar’da yapılan yüzey araştırmaları ile ele geçen malzemeleri değerlendirerek kültür farklılıklarını ortaya çıkarmaya çalışacağız.30 IV. İLK TUNÇ ÇAĞ ÇANAK-ÇÖMLEK GRUPLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Çalışmalarımız sonucunda bölge çanak-çömlek kültürleri ile ilgili önemli bilgilere ulaştık. Arkeolojik yüzey araştırması ile elde edilen buluntular arasında İTÇ I-II ve buna göre daha az oranda İTÇ III malzemesine rastlanmıştır. Bölge İTÇ kültürlerinin Batı Anadolu ilişkisinin daha belirgin olduğu anlaşılmıştır. Yine Göller Bölgesi ve Konya’nın kuzey-kuzeybatı kesimi31 ile de bazı ilişkiler olduğu görülmüştür.32 Bolvadin-Çobanlar-İsçehisar-Bayat İlçeleri’nin kesişme alanında, (Eskikabir, Pirenlik ve Yazırınçayır gibi yerleşmelerde) İTÇ II boya ve bezemede turuncu astarın biraz daha yoğunlaştığı görülür. Özellikle de dağlık alan üzerinde bulunan Baldanlar yerleşmesinde bu yoğunluk daha fazladır.33 Daha önce bu bölgede çalışmalar yapan araştırmacılar, Afyon-Emirdağ Grubu İTÇ II kaplarında yiv bezemenin sınırlı olduğunu belirtmişlerdir. Bu durum Bolvadin malzemesinde de aynı şekilde görülmektedir. Yine bu dö28 29 30

31 32 33

Lloyd-Mellaart 1962:200 . Efe-Ay-Efe 2001: 54. Bu bölümde, 2002-2006 yılları arasında Özdemir Koçak başkanlığında, içinde bu makalenin yazarının da bulunduğu bir ekip tarafından Afyonkarahisar çevresinde yapılan yüzey araştırmalarından elde edilen çanak-çömleklerin değerlendirmesi yapılmıştır. Bahar-Koçak 2003: 21 vdd. ; Bahar-Koçak 2004: 63 vdd. ; Çizim 4 vdd. Koçak 2004: 58. Koçak 2004: 58.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 207

nemde ilmik ve şerit kulp örneklerinde bir artış gözlenmektedir. Bu durum kuzeydeki Demircihöyük, Polatlı ve Ahlatlıbel kültürleri ile ilişkilendirilmektedir.34 Çalışma bölgemiz ile ilgili elimizdeki kırmızı astarlı buluntuların özellikle Konya Ovası’nın koyu örneklerine göre daha açık tonda olduğu görülmektedir. Ayrıca bu bölgede gri, siyah ve tonlarındaki buluntular yaygın değildir.35 1. ÇANAKLAR Bunlar elimizdeki malzemeler arasında en büyük grubu oluşturmaktadırlar. Form özellikleri bakımından da kendi içerisinde farklı gruplara ayrılmaktadır. Bölgedeki çanaklar çeşitli form özellikleri gösterir. Bu gruplardan birisi oval ağızlı ve gövde eğimi fazla olan gruptur. Gövdedeki eğimden dolayı ağız daha yayvan bir görünüm almaktadır. Bazı örneklerin gövdesi hemen ağız altından itibaren dış bükey bir profil ile bombe yaparken, bir grup örnekte ise ağız altından itibaren düz gelerek, bombe dibin hemen üstünde oluşmaktadır ve düz diplidir. Ayrıca yatay ve ilmik kulplu örnekler de bulunmaktadır. Yatay kulplu üzerine yapılan sığ oluk bezeme örnekleri bölgenin tipik kulpları arasındadır. Kulplu örneklerin dışında, at nalı tutamaklı çanaklar da bulunmaktadır.36 Bu gruba ait buluntularımızın Beycesultan37, Troia38 ve Küllüoba’da yakın benzerlerini bulabilmek mümkündür. 1.1 Derin Çanaklar Derin çanaklardan bir kısmında gövde dik ve dike yakın bir form özelliği göstermektedir. Kap, gövdeden dip kısma hafif bir meyil ile daralmaktadır. Bu gruba ait buluntularımızın yakın benzerlerini Beycesultan39 ve Troia40’da bulabilmek mümkündür.

34 35 36 37

38 39

Lloyd-Mellaart 1962: 192. Topbaş vd. 1998: 38 vd; Koçak 2004: 59. Koçak 2004: 61. Lloyd-Mellaart 1962: 118, Fig. P. 14/ 17, EB 1 pottery, Level XIX; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 154, Fig. P. 28/ 7, EB 2 pottery, Level XV; 158, Fig. P. 30/ 14, EB 2 pottery, Level XV; 174, Fig. P. 38/ 4, EB 2 pottery, Level XIV; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 208, Fig. P. 50/ 37, EB 3a pottery, Level X; 202, Fig. P. 47/ 18, EB 3a pottery, Level XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 16, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 18, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 22, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 55, EB 3a pottery, Blegen-Caskey-Rawson 1951: (II/ 2 Plates), 5; 176, 32.67, Troy IV, İTÇ IIIa; 184, 2, Profiles of Sherds Phase, Troy IV. Lloyd-Mellaart 1962: 118, Fig. P. 14/ 17, EB 1 pottery, Level XIX; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 172, Fig. P. 37/ 16, EB 2 pottery, Level XIV; 120, Fig. P. 15/ 39, EB 1 pottery, Level XVIII-XVII; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 172, Fig. P. 37/ 5, EB 2 pottery, Level XIV; 202, Fig. P. 47/ 218, EB 3a pottery, Level XII-XI; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 202, Fig. P. 47/ 49, EB 3a pottery, Levels XII-XI;

Fig. 175. Fig. 173. 230. EB 2 pottery. Blegen vd. Kuruçay EB 2. 2. Levels XXX-XXXII. Çizim 23/ 1-3. 202. 1996: 31 vdd. 1. 2.1 Kapalı Ağızlı Çömlekler Kapalı ağızlı çömleklerin dudak kısmı hafif oval ya da düz olarak yapılmıştır. Levels XII-XI. Duru 1996: Levha 131/1-7 1. Koçak 2004: 61. EB 3a pottery. Bu gruba ait buluntularımızın yakın benzerlerini Beycesultan41. 40 41 42 43 44 45 46 47 48 . Blegen vd. Fig. P. Level VII. 218/149. Mellaart 1963: 215/ 14. Lloyd-Mellaart 1962: 202. Level VII. 249/ 13-14. Fig. 47/ 56.208 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Derin çanakların bir grubunu kapalı ağızlı örnekler oluşturmaktadır. Fig. 23/ 18. P. 224. Level XVI. P. EB 3b pottery. 58/ 2. Level XII-XI. düz yada yuvarlatılmış düz bir diple bitmektedir. EB 3a pottery. Levels XII-XI.17. ÇÖMLEKLER Çömlekler. 8. Levels XXX-XXXII. Lloyd-Mellaart 1962: 86. 61/ 19. 182. Fig. Bu gruba ait buluntuların benzerlerini Beycesultan46. 50/ 2.. Late Chalcolithic 2 pottery. Troia. Bu grup içinde yarı kapalı ve tam kapalı örnekler bulunmaktadır. 47/ 22. 47/ 17. Katın J Türü Mallarından siyah hamurlular. 1951: (II/ 2 Plates). EB 3b pottery. EB 3a pottery. Fig. 179. P. Levels VII-VIII. P. P. 7/ 6. Bahar-Koçak 2004: 64. 1951: (II/2 plates). EB 3a pottery. Fig. Level X. 33 vdd. 179. Sarayönü Aşağı Çiğil. Levels XII-XI. 224. dışa açık ağızlı veya yuvarlatılmış gövdelidir. BaharKoçak 2004: 64 vd. Çizim 18/ 1-5. Blegen vd. 1959: (I/1) . Bahar vd. Levha CIII/8. Bu örnekler küresel karınlı ve düz diplidir. P. Fig. Levha CII/7. 58/ 12. Level XVI. Blegen vd. Konya Ovası47 ve Troia’da48 görmek mümkündür. 37/ 11. EB 2 . Level VII. Levha XCIX/5 Karasevinç. 47/ 1.2 Sığ Çanaklar İTÇ çanaklarının bir grubunu da sığ çanaklar oluşturmaktadır. 208.. P. P. Fig. Fig. Kuruçay43. EB 3a pottery. P. P. P. 7. EB 2 pottery. P. Bu grupta at nalı tutamaklı ve 202. 224. P. Levels XII-XI. kapalı ağızlılar ve dışa çekik ağızlılar olmak üzere iki ana grupta incelenebilir. 1996: 28. 58/ 16. Late Chalcolithic 2 pottery. Kadınhanı Büyük Höyük. Fig.45 Yine sığ çanakların içinde değerlendirdiğimiz bir grupta ağız altından başlayan omurgalı tiplerdir. Buluntuların çok büyük bir kısmı yuvarlatılmış gövdeli ve yuvarlatılmış düz diplidir. Fig. 7/ 7. Level X. EB 3a pottery. EB 3b pottery. Bazı örnekler de ise çömlek ağızlarının hafif dışa çekik olarak yapılmış olduğunu görmekteyiz. Fig. 1951: (II/ 2 Plates). EB 3b pottery. 47/ 49. Konya Ovası42. Bahar vd. ve Troia’da44 bulabilmek mümkündür. 86. 172. Bu çanaklar genelde düz. 1. 202. 50/ 36. 208. Düz ya da hafif bombeli gelen gövde. P. 144. EB 3a pottery. (I/2). 202. Evderesi İTÇ. Fig.

Çalışma alanımızın doğu sınırını oluşturan Akşehir. Levha XCV/ 11. Çalışma bölgemizin doğu sınırını Akşehir-Yunak-Çeltik kesiminin oluşturduğu ve bu bölgenin batıda Göller Bölgesi ile Eskişehir’e kadar uzanan bir alanla ilişki içerisinde olduğunu görmekteyiz.. Bahar-Koçak 2003: 33 vd. 56:5) Çömlek gruplarına ait buluntularımızın yakın benzerlerini. 221/ 8. . Bazı örneklerin ağızları hafif dışa çekiktir. 52:1-7.54 V. 53. Bunlarda da yatay at nalı biçimli tutamaklar görülmektedir. Çeltik ve çevresi bir geçiş bölgesi görevi üstlenmektedir. 20/ 38-42. Yunak.. Karasevinç.2 Dışa Çekik Ağızlı Çömlekler Çalışma bölgemizde dışa çekik ağızlı çömlekler çok sayıda görülmektedir. küresel karınlı ve düz diplidir. 48/ 92. Çizim 7. Bahar vd. profillerinden dolayı yayvan yapılmıştır. KÜPLER Bölgedeki küplerin büyük bir kısmı orta boyludur. Afyonkarahisar-Karaoğlan İTÇ II. Topbaş vd. Afyon-Karaoğlan İTÇ II. Bu bölge kısmen Konya Ovası etkisinde görülse bile daha çok Bolvadin-ÇaySultandağı kesimi ile ilişki içerisindedir. Fig 48/49. XCIX/ 1. ve 1 katların A/ 1 Gurubu. Fig. 28-37. Fig. Fig. 1998: 41-61 vdd. İTÇ II. Küllüoba.52 3. Troia. Kuruçay50 ve Afyon’da51 bulabilmek mümkündür. düz bir gövde profiline sahiptir. Koçak 2004: 62. Kaklık Mevkii İTÇ II. Bunların büyük bir bölümü hafif kısa boyunlu. Bu ilişki özellikle İTÇ II’de karakteristik bir görünüm vermektedir. Gövde yüzeylerinde hafif bir pürüzlenme görülmektedir. Topbaş vd. Bahar-Koçak 2004: 66. EB 1-2. 2. Fig. Bunlar düz ya da oval ağızlı olup. Kuruçay 2. Osmancık. 77. (Çizim 51:2-3-57-8. 19. 49/ 94-95. 13. 1998: 41. Bölgedeki tavaların yakın benzerlerini Afyon ve Konya Ovası başta olmak üzere çevre yerleşmelerde görebilmekteyiz. kuzeyde Demircihöyük. Düz dipli buluntuların çoğunda dip kısmının dışa doğru bir çıkıntı yaptığı görülmektedir. Çizim 2-3. Bu örneklerin ağzı. 19/ 21-22. Bu ilişkinin Suriye-Kilikya’dan başlayan ve Konya Ovası üzerinden Kuzeybatı Anadolu ile Küllüoba. 1996: 26 vdd.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 209 yatay kulplu buluntular da vardır. Yortan kültür gruplarının arasındaki ilişkiler değerlendirilmeye çalışılmıştır. 59/ 176. TAVALAR Tavaların hemen hepsi dışa çekik ağızlıdır. güneyde Göller Bölgesi. Koçak 2004: 61. SONUÇ Yaptığımız çalışmalar sonucunda Afyonkarahisar kültür gruplarını oluşturan yerleşmeler ile ona komşu olan doğuda Konya Ovası. güneybatıda Beycesultan.53 4. 61. 63. 18/ 25-27. Levha 39/ 4-5. Konya Ovası49. Demircihö- 49 50 51 52 53 54 Mellaart 1963: 215/ 12. Bahar-Koçak 2004: 63. Duru 1996: 111. Fig.

5 YR 6/4 Light Brown-Açık kahverengi. Buna rağmen çalışma bölgesinin daha çok batı kültürleri ile iletişim içerisinde olduğu ancak bölgesel kültür özelliklerinin de azımsanmayacak kadar çok olduğunu söylemek mümkündür. Troia. Bu çanak çömlek parçalarının hamur katkıları orantılı bir seyir izlememektedir. Sözgelimi.5 YR 5/4 Brown -Kahverengi) arasında görülmektedir. Bu çalışmada değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin hamur ve astar renkleri Munsell Renk Katoloğu’na göre yapılmıştır.5 YR 5/6 Red-Kırmızı) hâkimdir. (Tablo III). Yazının henüz Anadolu’da kullanılmadığı bir dönemi içine alan araştırma konumuz. Bu etki yine hiç şüphesiz bölgede üretilen çanak çömleklerin de şekillenmesinde belirleyici unsur olmuştur. Ayrıca. 5 YR 6/6 Reddish Yellow-Kırmızımsı sarı.5 YR 5/6 Red-Kırmızı. Çalışma bölgemizde yaptığımız değerlendirmede. Değerlendirdiğimiz keramiklerin büyük bir çoğunluğu orta derecede fırınlanmıştır (Tablo II) ve neredeyse tamamına yakın bir bölümü de açkılıdır. Ayrıca doğal etkenlerin de (dağlar. çanak çömleklerin hamur renkleri kırmızı ve kırmızının tonları (2. . Hamur katkısı olarak. 7. iklim şartları) oluşturduğu bir zorunluluk ile kültür benzerlikleri görülebilmektedir. Göller Bölgesi. kireç katkısının. 5 YR 5/6 Yellowish Red-Sarımsı kırmızı) ile kahverengi ve tonları (7. Konya Ovası. Çanak çömleklerin astar renklerin de ise gözle görülür bir şekilde kırmızı ve tonları (2.55 Yapılan bu çalışmada 55 Munsell Soil Chart 2000. Göller Bölgesi’nde yoğun olarak rastladığımız omurgalı İTÇ kaplarına da Afyon’un özellikle doğu kesiminde az sayıda rastlanmaktadır. (Tablo II) Seçtiğimiz ve değerlendirmeye aldığımız malzemelerin yakın benzerlerini Beycesultan. Yapılan bu çalışma Afyonkarahisar’ın çevre kültürler ile benzerliklerini ya da farklılıklarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bölgede Sultandağları’nın güneyle olan bağlantıyı bir bariyer gibi kestiği gibi kültürel olarak da aradaki ilişkiyi zayıflattığı görülmektedir. Kuruçay ve Küllüoba’da görmemiz mümkündür.210 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yük ile devam ederek Troia’ya uzanan bir ticaret yolu ile de yakından ilgisi vardır. bölgede yapılan arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalarından elde edilen bilgiler ile desteklenmeye çalışılmıştır. Sultandağları Afyonkarahisar’ın güney ile olan bağlantısını büyük oranda kesmiştir. Göller Bölgesi ve çevresinde çok yoğun olarak rastlanan makara biçimli tutamaklar Afyon bölgesi çevresindeki yerleşmelerde çok az sayıda görülür. Bu nedenle bölge kültürü daha çok batı ve doğu – kuzeydoğu etkili gelişmiştir. Çalışma alanımızın bu saydığımız yerleşmeler ile benzerlik göstermesi hiç şüphesiz İTÇ’de aynı ticaret yol güzergahları üzerinde bulunuyor olmalarından kaynaklanmaktadır. mika-taşcık ve saman katkılarına göre daha yoğun olduğu gözlenmiştir.

(Tablo III) . Yandaki tablo değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin hamurlarındaki katkı oranlarını vermektedir. Daha sonra ise değerlendirmeye alınan buluntuların çizimleri ve analojileri yapılmıştır. (Tablo I) Bu grafikde ise değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin pişme durumları verilmektedir. (Tablo II) Değerlendirmeye alınan çanak çömleklerdeki açkı durumu verilmektedir.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 211 440 adet yüzey buluntusu (çanak-çömlek) değerlendirmeye alınmıştır.

212 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 213 Afyonkarahisar yüzey araştırmalarından elde edilen bir grup keramik örneği.

Ay. Hasan-Koçak. Fourth.W. Ş. “Excavations at Kusura near Sandıklı. Afyon 2000 . 21–94 1998 -Yılmaz Özer. Hasan. Hasan.. “Her Yönüyle Akamas’ın Şehri Şuhut”. “Excavations at Kusura near Afyonkarahisar”. TAY.Oğuz Tanındı.21-51. Afyon 1982 -Topbaş. İbrahim-Kenan. 1959 -Duru. AS.. Savaş. Turan . Vilayet Afyon-Karahisar”. 94-97. 2002c -Harmankaya. H. The Chalcolithic and Early Bronze Age Levels. Caskey – Marion Rawson. Özdemir. David.İlaslı Ahmet.Oğuz Tanındı.John. "Yazılıkaya".."Kusura". XI Paris 2003. and Fifth Settlements II/1-2. 1996 -Efe T. "Çavdarlı Höyük". "Kaklık Mevkii". Eskiçağ Konya Araştırmaları I. Ankara. The Thirth. Seton-James Mellaart. Ankara. London.Mihriban Özbaşaran. 2002d -Harmankaya. . “Munsell Soil Color Charts”. 2002 -Harmankaya. Reşat. R. Turan. TAY. s. S. Princeton. Troy. Princeton. 2003 -Bahar.Mihriban Özbaşaran..Oğuz Tanındı. 2001 -Kınal. Füruzan. 1992. TTK. 406-411. II.214 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Atalay. İstanbul. JDAI (Jahrbuch des Deutschen Archaologis). 2004 -Lamb. 1936. “Early Cultures of The South Anatolian Plateau. Sayı. “Salvage Excavations of the Afyon Archaeological Museum.Jerome Sperling.Blegen Carl. Winifred. Refik. Eski Anadolu Tarihi. "Batı Anadolu Son Kalkolitik ve İlk Tunç Çağı". Türkiye. Koçak. İstanbul. Beycesultan I. Milli Eğitim Bakanlığı Basımevi. İstanbul. Mortan. Özdemir. Veli. 2004 -Blegen Carl. Anatolia and the Aegean in the Third Millenium BC.Mihriban Özbaşaran. İstanbul. “Karaoğlan Höyüğü Kurtarma Kazısı” Müze Kurtarma Kazıları Semineri 2. -İzbırak. 1991: 95103. -Lamb. Konya. Kömen Yayınevi. James. 1968 -Harmankaya. 13. Afyon ve Çevresi İklim Özellikleri.Oğuz Tanındı. 2001 -Efe.Koçak. Türkiye Bilimler Akademisi Arkeoloji Dergisi (Tüba-Ar). Savaş. Erken Dönemlerde Afyonkarahisar Yerleşmeleri. İstanbul 1998 -Seyirci. 1963 -Munsell. Dissertation Presented For The Degree Of Doctor Of Philosophy. “Küllüoba: İç Kuzeybatı Anadolu’da Bir İlk Tunç Çağı Kenti: 19962000 Yılları Arasında Yapılan Kazı Çalışmalarının Genel Değerlendirmesi”.Güngör. 1997 -Bahar. 2002e -İlaslı.W. TAY. 199-236. Savaş. Archaeologia. Anatolia Antiqua. -Lloyd.. Ahmet – Efe. M. Anatolia Antiqua VI. -. Karauğuz. İstanbul. -Sevin. General Introduction the First and Second Settlements. Caskey – Marion Rawson. 86. 1998 -Koçak. Savaş. Troy. L. Özdemir. Volume I: Text. 2002b -Harmankaya. L. Winifred. Arkeoatlas Dergisi. TAY. İstanbul. Cambridge University (Unpublished). London. Phrygia Paroreus Bölgesi (Anıtlar. 1937. Kuruçay Höyük II.Efe D. Macbeth Division of Kollmorgen Corporation. TAY. 1975. İstanbul. “Türkiye İlk Tunç Çağı Araştırmaları Üzerine Bir Değerlendirme” İstanbul.John. Türkiye Bölgesel Coğrafyası. Özdemir "Western Links Of The Lykaonia Plain in the Chalcolithic and Early Bronze Age".Mihriban Özbaşaran. Savaş. 2. 2003 -French.Oğuz Tanındı. 2002a -Harmankaya. Baltimore. Eskiçağ Konya Araştırmaları 2 (Neolitik Çağ’dan Roma Dönemi Sonuna Kadar). M.-Başyılmaz. 1962 -Mellaart. Volume II: Illustrations. Part 2: The Settlement of Karaoğlan Mevkii and the Early Bronze Age Cemetery of Kaklık Mevkii”. “Anadolu Arkeolojisi”. Konya. 1996 -Bahar. "Karaoğlan Mevkii". the Late Chalcolithic and Early Bronze Age in The Konya Plain”. 1951 . İstanbul. Savaş.Mihriban Özbaşaran. Yerleşmeler ve Küçük Buluntular).. Ahmet. I/1-2.

Köylü. Hükümetin politikası özellikle orta ve küçük köylünün üzerinde var olan yükü çok daha ağırlaştırmıştır.. 1943 yılına gelindiğinde ise nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan köylü.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . The food shortage which started with grain famine went as far to bread rationing. Ta rım THE TAX ON AGRICULTURAL PRODUCTS IMPOSED DURING II. Devlet bir taraftan zirai seferberlik ilan ederek üretimi artırmaya çalışırken diğer taraftan da köylünün ürettiği hububata kendi belirlediği fiyatlar üzerinden el koymuştur. Ülkede hububat kıtlığıyla başlayan iaşe sıkıntısı karne ile ekmek dağıtımına kadar gitmiştir. WORLD WAR AND ITS EFFECT ON THE P EASANTS Abstract The large part of labor force of peasants was called to arms with the start of the World War II. price rise and emergence of black market couldn’t be prevented. Milli Korunma Kanunu ile ekonomi denetim altına alınmaya çalışılmışsa da fiyatların yükselişi ve karaborsa ortamının oluşması bir türlü önlenememiştir.edu. DÜNYA SAVAŞI YILLARI’NDA UYGULAMAYA KONULAN TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİ VE KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Sevilay ÖZER∗ Özet II. Issue : 5 Pa ge : 2 1 5 -2 34 II. When we reached 1943. Although economy was tried to be regulated by National Security Law. stosun@cumhuriyet. Anahtar Kelimeler Topra k Ma hsulleri Vergisi. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 1 5 -2 34 Ye a r: 2 0 1 1 . one the other hand. While the state declared agricultural mobilization in one hand. Pea sa nts. Keywords Ta x on Agricultura l Products. köylü iş gücünün büyük bir kısmı silah altına alınmıştır. it confiscated the grain produced by peasants over the price it has determined. the effect of this tax on peasants would not be limited only with the war period.tr . However. The policy of government aggravated the burden of especially small and middle-sized peasants. Gör. Agriculture ∗ Öğ r. peasants who formed the maj ority of population had to pay the tax on agricultural products. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte. ancak uygulamaya konulan bu verginin köylü üzerindeki etkisi sadece savaş yılları ile sınırlı kalmayacaktır. Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. Toprak Mahsulleri Vergisi’ni ödemek durumunda bırakılmıştır.

1968:329). 1942-1945 yılları arasında ise Ş ükrü Saraçoğlu Hükümeti işbaşına gelmiştir. Refik Saydam Hükümeti ülkedeki fiyatların kontrol edilemez bir hal alması ile beraberinde karaborsanın yükselişine dur diyebilmek iç in daha sıkı ekonomik önlemler almayı yeğlemiştir. Tarım ürünlerinin piyasanın ç ok altında fiyatlarla satın alınması ile kentli nüfusun ve ordunun ihtiyac ı karşılanmaya ç alışılmıştır. S ertel. bir buç uk sene kadar bir zaman memleket iç inde istihsal ve istihlak arasında baş döndürücü bir suretle açılan uç urumu görmemek bedbahtlığında bulunduk. Bu müsteşarlık ile hem iaşe işlerinin bir düzene sokulması hem de denetiminin yapılabilmesi sağlanmaya ç alışılmıştır. Ancak savaş koşullarının verdiği endişeyle halkın her türlü malı stoklamaya başlaması nedeniyle piyasadan mallar ç ekilmiş ve bunun sonucunda da fiyatlar inanılmaz derecede yükselmiştir. 1943:157-158). İstihlak dağdan yuvarlanan bir çığ gibi gittikç e büyüyor. durumun c iddiyetini şu sözleriyle anlatmıştır: “1939 Avrupa Harbi patlak verdikten sonra. 1984/85: 29-30). Saydam Hükümeti. Savaşa fiili olarak girilmemiş olsa da yaklaşık bir milyonluk ordunun iaşe sorunu birçok sıkıntıyı beraberinde getirmiştir. Bu dönemde yine Halk Dağıtma Birlikleri kurulmuş. Tökin. 2004/2005:147-148. piyasanın önlenemez yükselişi karşısında Fiyat Murakabe Komisyonları oluşturmuş. . Bu dönemde iki farklı ekonomi politikası uygulanmıştır. 1974:296). İhracat olanaklarının daralması nedeniyle var olan talepler iç piyasadan karşılanmaya çalışılmıştır. Bu şartlar altında hükümetin 1942 yılına kadar olan ödemeleri para basarak yapması enflasyonun önlenemez yükselişine neden olmuştur. İşte bu ortamda fırsatç ı tüc c arların sakladıkları ürünleri fahiş fiyatlar üzerinden satışa ç ıkarmaları karaborsa ortamının oluşmasına sebep olmuştur (Özkan vd. istihsal ve mal getirme imkânları ise şartları ağırlaşarak azalıyordu”(Başar. yine iaşe konusundaki sıkıntıların giderilmesi iç in 14 Şubat 1941 tarihli karar ile Ticaret Bakanlığı’na bağlı İaşe Müsteşarlığını kurdurmuştur. 2009:320. rüşvetin karşı konulmaz yükselişinin önüne geç ilememiştir (Boratav. S avaş yıllarında. Ahmet Hamdi Başar.216 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ II. 1974:297-298). 1939-1942 arasında Refik Saydam Hükümeti. Bu ekonomi politikası ile kentli nüfusun ve ordunun iaşe ihtiyac ı karşılanmış. 1943:182). bu birlikler vasıtası ile aile kayıtları yapılarak. fiyatların yükselişi durdurulmuş ise de kontrol uygulanan her alanda istifç iliğin. Dünya Savaşı’nda Türkiye’yi savaşın dışında tutmak konusunda gösterilen başarı ekonomi alanında gösterilememiştir. Buna bağlı olarak hayat pahalılığı endeksleri de bir o kadar artmıştır. her nüfus iç in bir fiş ile ayrı ayrı besin kuponu hazırlanmıştır (Öztürk. Bunun en net göstergesi olarak bu dönemde kabul edilen Milli Korunma Kanunu gösterilebilir (Boratav. Piyasada talebin artmasına karşın arzın yetersiz oluşu durumu daha da kötüye götürmüştür (Clark..

1974:300-301). Nüfusun çoğunluğunu oluşturan köylü savaş ekonomisinin belkemiği olmak zorunda bırakılmıştır.4417). 3). %25 kararı bu anlayışın bir sonucu olarak uygulamaya konulmuştur. 26. Kanunun meclis görü şmeleri için bkz. Bu sadec e askere gönderdiği evladı dolayısıyla azalan işgüc ünü karşılamak zorunda bırakılması ile değil. Ağaoğlu.8. 1940:405). Bu dönemde Fiyat Murakabe Komisyonları. (TBMM ZC. Sayı. C.1940:138158). devlete ya da şahıslara ait ziraat işletmelerinde üc retli olarak çalıştırılabilecektir. Bu madde ile küçük köylünün çiftçilik yapma imkânının ortadan kaldı1 (Resmi Gazete. bu kuruluşların görevleri belediyelere devredilmiştir (Koçak. Anc ak bu verginin köylü üzerinde bıraktığı etkiyi anlayabilmek için II. çeşit ve miktarını belirleyebilec ek. kendi ziraat işi yüzüstü kalmamak şartı ile oturdukları yerden en çok 15 km.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 217 Ş ükrü S araçoğlu Hükümeti döneminde ise devlet ekonomi üzerindeki müdahaleyi ve denetimini gevşetmiş. Üzerinde en ç ok tartışılan karar ise ekilen her dört hektar arazi için bir çift öküzün milli müdafaa yükümlülüğünden istisna edilec eğine ilişkin olan 41.1 milyon liralık safi milli hâsılanın 775 milyon liralık en büyük kısmını tarım sektörünün oluşturduğu görülmüştür (Kalkınan Türkiye.1.. Anc ak Saraçoğlu Hükümeti’nin kendinden önceki hükümet döneminde uygulanan politikaları eleştirerek yürürlüğe koyduğu ekonomi politikası da başarılı olamamıştır. 18.01. gerekli gördüğü yerlerde ziraatın cins. Bunun yanı sıra hükümet. İaşe Örgütü ve Dağıtma Ofisi kaldırılarak. S atışı serbest olan ürünlerin fiyatlarının çok yüksek meblağlara ulaşması büyük ç iftçiler ile toptan ticaret yapan kişilerin işine yaramış. .6’lık bir kısmını oluşturan 13.701 kişi köylerde yaşamaktadır. maddedir. Bu vergiyi 1943 yılında ç ıkarılan Toprak Mahsulleri Vergisi izlemiştir.1940:150-154. Haksız kazanç sağlayan bu kişilerin gelirlerinin etkin bir biç imde vergilendirilememesi sebebiyle bu kişiler “Varlık Vergisi” adı altında bir vergiyi ödemekle mükellef tutulmuşlardır (Boratav. 1996:412-413).474. Cilt.8.634. Anlaşılan şudur ki 40 dönümden az arazisi olan köylü bütün öküzlerini devlete vermek durumunda bırakılmıştır (TBMM ZC. 1988:100). SAVAŞ YILLARINDA KÖYLÜNÜN VAZİYETİ 1940 yılında toplam nüfusun % 75. ödediği vergi ve işlediği topraktan aldığı ürünü düşük fiyatlarla satmak zorunda bırakılması ile gerç ekleşmiştir (Pamuk.6. bu kişilerin büyük servet edinmelerine neden olmuştur. 1969:100. fiyatları serbest bırakarak üretimi artırmayı hedeflemiştir.1940.1. Dünya S avaşı yıllarında köylünün yaşadığı ortam ve şartların iyi tahlil edilmesi gerekmektedir. D. D.6. 18 Ocak 1940 tarihinde kabul edilen Milli Korunma Kanunu1 ile kırsal alanda ç alışan vatandaşlara ziraî iş mükellefiyeti getirilmiştir. ziraat yapılmayan 500 hektardan büyük olan araziyi bir bedel karşılığında işletebilec ektir. 1938 yılı milli gelirine baktığımızda 1. 18. Kadınlar ancak köy. ihtiyaç halinde ziraatta ç alışabilir her vatandaşı. Hükümet.. kasaba veya şehir sınırları iç inde vazifelendirilebilecektir. uzaklıkta.

Çiftç ilerimizin belki % 75’i bu vaziyettedir ve asıl bunların himaye edilmesi lazımdır.2/ 2 18 Haziran 1942’de yayınlanan Suba şı Te şkilatı ve Vazifeleri Hakkındaki Talimatname’ ye göre nüfusu 1. Büyük üreticiler sakladıkları ürünleri daha sonra karaborsada yüksek fiyatlara satma imkânı elde etmişlerdir (Pamuk. Beri taraftan. Devletin payını üreticiden almak için köye gelen subaşıların2 köyün zenginlerinin ya da toprak ağasının evinde misafir edilmesi.1. 100 ton üzerindeki üretimin ise % 50’sini bedeli karşılığı devlete teslim edec ektir (BCA. hububat ürünlerinin tümüne değil de belli bir kısmına devletin el koymasını.500’e kadar olan her muhtarlık bir suba şı istihdam etmek durumundadır. Suba şıların yanlış uygulamaları için bkz. küçük arazi sahibi olan çiftçiler hangi vesaitle zeriyat yapac aklardır. Bu durum üzerine hükümet. (Vatan 27. 1988:102-103).1940: 151-153). 4. 4 hektara bir çift öküz verildiğine göre az olanlar ne yapacaktır? Bunlar sağdan soldan vasıta dilenip de arazisini ekmeğe mi ç alışac aktır…” demiştir (TBMM ZC. 248-249). nadas yapac aklardır. Vatan 22 Ağ ustos 1943). Suba şı ekim zamanında ekilen mahsulün miktarıyla ekim sahasının genişliğ ini tespit ve ora ğ a girmeden önce mahsulün miktarını tahmin. diğer tarafta. Görüldüğü üzere bu koşullarda ç ok adaletli bir uygulama yapılamamıştır. Netic e itibariyle zenginler öküz mükellefiyetinden kurtulacak ve fakirler bunu çekecektir. askere almaların artırılması gibi nedenlerden dolayı üretim azalmış bunun sonuc u olarak da hububata olan talep oldukça artmıştır. . Savaş yıllarında daha esnek politika uygulamaları ile bilinen Saraç oğlu Hükümeti. İlk olarak 17 ilde başlatılan uygulama 15 Mayıs 1942 tarihli kararname ile 63 ile yayılmıştır. geri kalan ürünü üreticinin serbestçe satabileceği imkânı sağlayan % 25 kararını yürürlüğe koymuştur.6. 50 ile 100 ton arasındaki üretimin % 35’ini. 1942 yazında Refik Saydam’ın ölümü üzerine Şükrü Saraçoğlu Hükümeti başa geçmiştir. 18.. Çift hayvanlarına ordu tarafından el konulması.1. Bu karara göre üretici 50 tona kadar olan hububat üretiminin % 25’ini. on öküzü olandan bir tanesini almazken. ürünlere el koyma işleminde bu kişilerin kayrılmasına yol açmıştır. müstahsilin ürettiği üründen geçimlik. 1943. 30. C. tohumluk ve hayvan yemi için belli bir miktar ayırdıktan sonra kalanını Toprak Mahsulleri Ofisine satmasını karara bağlamıştır. Hükümetin yürürlüğe koyduğu bu uygulama köylülerin geniş kesimi tarafından tepki ile karşılanmıştır.18. Önceleri devletin belirlediği hububat fiyatı piyasanın ç ok altında olmamakla beraber zamanla bu fiyatlar arasında keskin fiyat farklarının oluştuğu gözlenmiştir. Köye gelen görevlilere rüşvet teklif etmek bu anlayışın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. harman yerinde mahsulün gerçek miktarını tespit edecek ve ayrıca hükümet tarafından verilecek diğ er zirai işleri yapacak memurdur (Çınar 2008. Ş ubat 1941’de. Büyük ve küçük üretici bu uygulama karşısında devlet temsilcilerine daha az ürün teslim etme çabası içine girmiştir.218 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rıldığına değinen Tokat Mebusu Galip Pekel bu madde üzerinde şunları söylemiştir: “Binaenaleyh Harp Mükellefiyeti Kanunu’nun vesaiti nakliye üzerine koyduğu bütün ağırlığı 40 dönümden az hububat eken çiftçiler üzerine çökec ektir. bütün serveti bir tek öküzü olanın elinden bunu alacağız”. Kocaeli Mebusu İbrahim Dıblan ise: “Arkadaşlar. Hâlbuki memlekette en büyük miktarı 40 dönümden az ekenler teşkil eder. D.8.

belediyelerin hububat ambarlarından buğday alma yarışına girmesiyle fiyatlar yine oldukç a yüksek meblağlara ulaşmıştır. Pamuk. İşte bu aşamada büyük toprak sahiplerinin servetlerinin ve arazilerinin artmaya başladığı görülmüştür. zeytinya ğı 85 kuru ştan 350 kuru şa kadar çıktı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 219 99. 1 Ağustos 1942. Neden mahvoldunuz? diye sorduk. C. D..” (Aydemir.4. yandık! diyorlar.1944:67). Çünkü çok fazla toprak ektikleri için ellerinde kalan hububat miktarı da bir o kadar artmaktadır. bu sistemde az toprak eken üretic i ürünün yarıdan fazlasını tohumluk ve devlet payı olarak ayırmak durumunda bırakılmıştır. Yani açlarla yeni misyonerlerin devri ba şlayabilirdi. 5173. 1999:225). hükümetin üreticiye verdiği fiyat anc ak 19. haksız kar ya ğ ması. Bu ğ day ihracına karar verildi. düzensizlik ve açlıktı. 1988:104-106). sizden fazla mı aldılar? dedik. Anc ak bu uygulama da köyün ileri gelenleri ile toprak ağalarının korunması ve köylülerin ürün kaçırmasından dolayı başarılı olamamıştır.12. Tabi bu sava şın sonunda bir Türkiye kalabilecek idiyse.9. Sivas Mebusu Abdurahman Nac i Demirağ uygulamadaki başarısızlığı şu sözleriyle ortaya koymuştur: “Arkadaşlar biz Sivas Mebusları bizzat köylüden tetkikat yaptık. Saydam Hükümeti döneminde baş gösteren karaborsayı.5 kuruş olmuştur3 . Efendim. Hükümet % 25 almaya karar vermişken % 22 almış fakat yine muteriz? Neden muteriz? Çünkü falan yer % 20 vermiştir. Bunu hepimiz dinledik” (TBMM ZC.7. Resmi Gazete. Kalan hububat ise üreticinin ancak bir yıllık tüketimini karşılayabilmiştir. Hükümetin buğdaya. o bu kadar verirken biz niçin fazla verelim diye bir takım dedikodulara ve şikâyetlere sebep oldu. Buna karşın büyük çiftçiler kazançlı çıkmışlardır. Piyasada hal böyle iken hükümet bu karar uyarınca topladığı hububat ile ihtiyac a cevap vermekte bile zorlanmış ve bu nedenle de belediyelere kredi vererek onları devreye sokmuştur.63. . Ancak bu da çözüm olmamış. Şöyle ki. 18 Haziran 1943. Köylü oradaki gerek az tahminler dolayısıyla ve gerek subaşıları tatmin ederek az yazdırmak suretiyle yani % 22 yerine % 10 vermişlerdir. piyasanın yaklaşık olarak beşte bir oranında değer biçmesi. Böylece büyük üretici ürünlerini pazara ç ıkarıp elinde kalanları ise oldukç a yüksek fiyatlara satma imkânına kavuşmuştur. 1988:104-106).. “ …Eski kayıtlar murakabeler kaldırıldı. Hâlbuki devletin kontrolünde 85 kuru ştan 16.5 kuru ştan 100 kuruşa do ğru. Ekonomide fiyatlara tanınan serbest ortam 1943 yılında buğday fiyatlarını 100 kuruşa kadar ç ıkarmış iken. üretic iler hububat tüketimlerini bile kısıtlamak durumunda kalmışlardır. 3 Şevket Süreyya o günlerdeki ekonomik çalkantıyı şöyle anlatmıştır. Nihayet birçok tetkik ve incelemeler yaptık gördük ki.?. Diğer taraftan bu karar ile iaşe meselesinin yükü köylünün omuzlarına yıkılmıştır. istifç iliği ortadan kaldırmak için bir çözüm olmak şöyle dursun illegal yapılanmaları teşvik etmiştir. sanıyorum ki olacak şey sadece karışıklık. Bunlar da serbest bırakıldı. Biz mahvolduk. Hatta 50 dönümden az ekenler ile başkalarının topraklarını kiralayan ailelerde bu durum daha vahim bir hal almış. Oysaki üretic inin büyük kısmını oluşturan küç ük ç iftç i ise zor durumda kalmıştır (Pamuk. 19.000 milyon kiloluk bir stok te şkil edilmiş bulunuyordu. Ama bu ğ day 13. Sayı. İşte bu yeni hürriyet havası içinde eğ er bir sava şa girmek zorunda kalsaydık. Tasviri Efkâr.000.

düğünlerde aşırı harcamalarda bulunmaya başlamışlardır (Şanda. 1942: 4). yenisini almak için tam 800 lirayı birden saydım. bak aya ğ ıma bir giyim gön alamıyorum. Kesler 1943:8). Vatan. 1943a:489)4 . Bunların yanın da ekec ek toprağı olmayan. 20 Son teşrin 1942). Fakat Türk milletinin ta kendisi olan köylü. refahtan pek çok uzaktır. 1942a:296. Bu yüzden geçen sene tohum zamanı dikildik kaldık. 1974:351). Ödeyemediğimi de bu sene ödedim. 1988:120). Şanda 1942b:370-371). hayatındaki iptidailik hala yürekler ac ısıdır” (Irmak. 1943a:489-490). 26 Haziran 1943. Halil Aytekin “Köylerin Bugünkü İaşe Durumu” başlıklı makalesinde köylülerin zenginleştiği iddialarının doğru olmadığını aksine kıtlık ve sefaletle mücadele etmek durumunda kaldıklarını bir köylünün anlattıklarına yer vererek izah etmeye çalışmıştır. “Hangi memlekette yaşıyoruz? Gözlerimize kimin gözlüğünü. Üç günlük yerden hayvan sırtında buğday taşıya taşıya imanımız gevredi” (Aytekin. savaş şartlarından yararlanan gruplar iç inde o ana kadar karşılığını ödememiş bulunan ç iftçilere yönelen ve bu yönüyle Varlık Vergi’sinin bir tamamlayıc ısı olarak görülebilecek bir vergidir” (Boratav. Top4 Aytekin ba şka bir yazısında bir ba şka köylünün konu şmasına yer vermiştir: “ Ah birader! Köyde zengin olan kim? Şunu bana bir gösterin? En birincisi ben. öldü. Geç en sene subaşıların yanlış tahmini yüzünden elimdekini olduğu gibi ofise yatırdım. 4429 SAYILI TOPRAK MAHSULLERİ VERGİSİ KANUNU’NUN KABULÜ 1943 yılına gelindiğinde hükümet devlet bütçesine katkıda bulunmak ve bunun yanı sıra da tarım dışı kesimde uygulanan Varlık Vergisi’ne yönelik tepkileri azaltmak amac ıyla Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nu meclise taşımıştır (Önder.220 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Buğday fiyatlarının yükselmesi ile zenginleşen sınırlı sayıdaki bu köylüler ev ve arsa almaya. 1943b:353). Benzer bir görüşü Sadi Irmak Köye Doğru dergisinde ifade etmiştir: “Keşke köylünün refahını görsek bir avuç şehirli daha da fazla sıkıntıya düşsek razıyız. En sert eleştiriyi yapanlardan Falih Rıfkı Atay köylülere yönelik bu ithamlara şöyle c evap vermiştir. 8 Haziran 1943. çiftçilik. çobanlıkla uğraşan ve mevsim şartlarına göre ç alışan işçi sınıfı ise en fazla zarar gören kesim olmuştur (Aytekin. 16 Haziran 1943). Son Posta. Evinin ihtiyaç ları. 1943:25. kapıda davar sığır koymadık buğdaya değiştik. Başvekil Saraçoğlu. 100 kile bu ğ day sattığ ım halde eksiğ im gediğ im kapanmadı. Bu vergiyle olağanüstü masrafların bir kısmının giderilmesi ile ordunun ve şehirlinin iaşe ihtiyaç larının karşılanması amaç lanmıştır (Tekeli. Makalede köylü durumunu şöyle dile getirmiştir: “…Hâlbuki köyün de sayılı renç perlerindenim. ırgatlık. Her şey buna keza…” (Aytekin. . Ne yaparsın aç durulmaz ya. Korkut Boratav Toprak Mahsulleri Vergisi’nin gündeme getirilişinin gerekçesini şöyle özetlemiştir: “Dış görünüşü ile bu vergi. Bu sözler köylünün iç ine düştüğü durumu oldukç a net şekilde ortaya koymaktadır. kafalarımıza kimin aklını takıyoruz? Bütün bu resimli ve resimsiz alay ve hicivlere bakılınc a. Parasızlıktan imanım a ğ lıyor. Geçen bir çift celebim devrildi. yarıcılık. Hâlbuki ç oğunluğu oluşturduğunu bildiğimiz küç ük köylü kesiminin yaşamı içler acısıdır (Tan. Türk köyünü bilenlerin ağzından yalnız şu gözyaşlı c ümle ç ıkabilir: Zavallı Köylü!” (Ulus.

Bu kanun dokuz bölümden oluşmuştur. kuru incir. Bu vergi ile 110 . Bu açığı da şimdi tetkik edec eğiniz vergi ile kapamağa ç alışacağız.130 milyon lira olacağımızı ümit ettiğimiz gibi. mahlût. Geri kalan aç ık 150 milyon liradır. 5 Haziran 1943. susam. kuşyemi. Varlık vergisinden de 30-50 milyon temin edeceğimizi ümit ediyoruz ve böylec e yeni bir zaruret yeni bir masraf açmazsa fevkalâde bütçemizi de adi bütçemiz gibi mütevâzin olarak kapamak imkânı elde edeceğiz” S araç oğlu. fındık. nohut: Diğer mahsuller adı altında toplanan ürünler ise. bakliyat ve diğer mahsuller adı altında üç başlıkta toplanmıştır. pamuk. 4. kuru üzüm.. keten. kendir (tohum). 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’na göre aşağıda belirtilen ürünler ile ipek kozasından vergi alınması uygun görülmüştür. eğer arazi kiraya verilmiş ise kirac ıdan.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 221 rak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun meclis müzakeresinde bu kanunun uygulanmasının neden gerekli olduğunu şu sözleriyle aç ıklamaya ç alışmıştır: “Arkadaşlar. kaplıca. . buğday. Mahsullerin olgunlaşma döneminde sahibinden alınacak olan Toprak Mahsulleri Vergisi. geçen sene bütçe yapıldığı zaman 140 milyon lira kadar bir aç ık derpiş edilmişti. merc imek. börülce. mahsulden aldıkları hisseler nispetinde vergi ödemekle mükellef tutulmuşlardır. Bağ ve bahç elerde ihtiyac ı karşılamak iç in ekilmiş ürünler. bilhassa askerî masrafları pek çok artırdı ve fevkalâde bütçe açığımızı o kadar ç ok artırdı ki bunu Varlık Vergisiyle elde ettiğimiz 250 milyon lira ile anc ak kapayabildik. patates. tütün ve zeytindir. Bu aç ığı da ancak 250 milyon lira ile kapayabiliyorduk. konuşmasının devamında da bu verginin aşar vergisi ile olan benzerliğine ilişkin eleştirilere c evap vermiş ve Toprak Mahsulleri Vergisi’ni aşara benzetmemek için ellerinden gelen gayreti sarf edeceklerini söylemiştir (TBMM ZC. Bütç enin tatbikatı esnasında tahâddüs eden büyük zaruretler. ay ç iç eği. mısır. C. Bu ürünler hububat. S on Posta. bezelye. antep fıstığı. narenc iye. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu 4.6. çeltik. panc ar. fasulye. iştirakli ic arlarda da mal sahibi ile kiracı.6. Çünkü fevkalâde bütçemizin masraf kısmı 400 milyonu aşmış bulunuyor. kum darı. çavdar. okulların. Ulus. İlk bölümde verginin alınacağı mahsuller ile vergiden muaf tutulan mahsullere yer verilmiştir. bakla. özel bütçelerle idare edilen teşekkül ve müesseseler ile belediyelere ait olan alanlarda yetiştirilen ürünler. arpa. Hububat grubuna giren ürünler. yulaf: Bakliyat grubuna giren ürünler. akdarı. hastanelerin kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere yetiştirdikleri mahsuller ile ceza ve ıslahevlerinde ç alıştırılan mahkûmların yetiştirdikleri ürünler ise vergiden muaf tutulmuştur. afyon (sakız).1943:15. İkinc i bölümde vergiyi vermekle mükellef olan kişiler hakkındaki bilgilere yer verilmiştir.1943 günü mecliste yapılan oylama sonucunda 168 ret oyuna karşın 283 kabul oyuyla yürürlüğe girmiştir. 5 Haziran 1943). Tan. Bu seneki fevkalâde bütç emize gelince bu bütçe açığının büyük bir kısmini Maliye Vekili’nin bir iki fırsatta sizlere izâh ettiği diğer varidat menbaları ile kapamak imkânı elde edilmiştir.7.3. 5 Haziran 1943. umumi menfaatlere yönelik cemiyetlerin. D.

şehir ve kasabalarda belediyeler. nakden alınacak vergiler ise % 12 üzerinden alınac aktır5 . mercimek ve nohut: Diğer mahsuller grubuna giren ürünler ise antepfıstığı. vergi matrahının nasıl tayin edilec eğine ilişkin hükümleri iç ermektedir. . belirtilen bu yerlerde oluşturulan harmanları ölçmek suretiyle vergiyi tespit edec ektir. Kanuna göre aynen alınac ak vergiler % 8. Burada vergisi aynen alınac ak ürünler belirtilmiştir. arpa. pamuk ve zeytindir. Mükelleflerin bu yerlerden başka yerlere harman ve yığın yapması yasaklanmıştır. Ölçme ve tahmin kollarında görevli olan kişilerin sayısı kazanın büyüklüğü ile köyün mahalle sayısı esas alınarak belirlenmiştir. börülce. sergi ve böcekhaneleri gezerek mükelleflerin elde edec ekleri mahsulün miktarını tahmin etmek suretiyle hazırlık cetvellerindeki beyanları kontrol edeceklerdir. Ölçme kollarını. yulaf: Baklagiller grubuna girenler. çeltik. mükelleflerin beyanları doğrultusunda hazırlık c etvellerine kaydedeceklerdir. vilayetlerde valinin. akdarı. mısır. Vergiye tabi tutulan mahsul miktarları. kuru incir. bahç e. kuru üzüm. Tahmin kolları da benzer şekilde oluşturulmuştur. mahsulün olgunlaşmasından evvel sorumlu oldukları bölge iç indeki mahalle ve köylerde tarla. diğer mahsullerde ise mükellefin daha sonra da kontrolü yapılac ak beyanlarına göre tespit edilecektir. Miktarları ölçülerek tespit edilecek olan mahsuller iç in her sene harman zamanından evvel harman ve yığınların bulunduğu yerleri ihtiyar heyetleri önceden bildirmekle sorumludurlar. Bunlardan hububat grubuna girenler. bezelye. Bu ihbardan itibaren üç gün iç inde harman ölçülmediği takdirde harman muhtar ve ihtiyar mec lisi tarafından ölç ülecektir. ç avdar. fasulye. Beşinci bölüm verginin tarh ve tahsiline ilişkindir. Miktarları beyan ile tespit edilecek mahsuller için tahmin kolları. Belediyeler ile muhtar ve ihtiyar heyetleri bu beyanların doğruluğunu araştırmakla da yükümlü tutulmuşlardır. Ölçme kolları. hububat miktarları ölç ülerek 5 Vergi miktarı belirlenirken topra ğ ın verimliliğ inin ve çalışan şahıs adedinin dikkate alınmaması ele ştiri konusu olmu ştur (Akşam 12 Haziran 1943). fındık. köylerde muhtar ve ihtiyar meclisleri her mahsul yılı. Mükellefler aynen ödemeye mecbur oldukları vergilerini. kaplıca. Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’na göre. mahlût. Harman kalkac ak vaziyete geldikten sonra müstahsil köylerde ihtiyar mec lisine harmanının hazır olduğunu bildirecektir. buğday. kazalarda kaymakamın tayin ettiği bir ölçme memuru ile bunun yanında şehir ve kasabalarda belediyenin mahalle işleri ile görevlendirilen kişi ve köylerde de muhtar veya ihtiyar mec lisi azasından birinin katılımıyla oluşturulacağı belirtilmiştir. Hükümetç e gerekli görülmesi durumunda nakden alınan vergi oranı % 8’e kadar düşürülebilec ektir. Maliye Vekâleti’nin belirlediği zamanlarda her çeşit istihsal yerleri ile bunlardan alınması umulan mahsul miktarı hakkındaki malumatı. mısır darı ve ç eltik haric indeki hububatın ölç ülmesi suretiyle.222 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Üç ünc ü bölüm. Dördüncü bölüm alınacak vergi oranları ile ilgilidir. Ölçülecek mahsullerin ölçülünceye kadar başka yerlere taşınması yasaklanmıştır. bakla.

bulaşıcı hastalıklar gibi sebepler dolayısıyla mahsulün en az dörtte bir derecesinde zarara uğradığı belirlenirse mahsule ait vergilerde de zarar derecesine göre alınacak vergi kısmen ya da tamamen silinebilec ektir. Afyon. Çünkü Toprak Mahsulleri Ofisi. Altınc ı bölüm uygulanacak müeyyidelere ayrılmıştır. yangın. Mükellefler geçici olarak köy ambarlarına teslim ettikleri vergileri bu ambarlara teslim tarihinden itibaren iki ay içinde kendi vasıtaları ile teslim yerlerine götürmekle zorunlu tutulmuşlardır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 223 tespit edilen mahsullerde en geç ölçme işlemini takip eden gün içinde geçici olarak köy ambarlarına. Anc ak bu ikinc i tahminde verilen karar kesin olac aktır. Mükellefin isteği doğrultusunda başka bir tahmin kolu bu iş için görevlendirilerek en geç 15 gün içinde yeni bir tahmin yapması istenecektir. Eğer teslim yeri köy ambarlarına 25 km. Bu vergi zamanı Maliye Vekâleti’nce tespit edilmek şartı ile iki eşit taksit olarak tahsil edilec ektir. Tahmin esnasında orada bulunmayan mükellefler tahmin yapıldığı tarihten itibaren 5 gün içinde yazılı olarak şehir ve kasabalarda belediyelere. beyan haric inde kalan istihsal yerlerine düşen vergileri % 20 zamlı olarak alınacaktır. Belediye Meclisi toplantı halinde değilse belediye enc ümeni tarafından fiyatlar tespit edilecektir. panc ar ve tütün mahsullerinin vergisi ise bunların dışında tutulmuştur. Vaktinde ödenmeyen vergi borçları hakkında Tahsil-i Emval Kanunu uygulanac ağı hususuna değinilmiştir. . Zamanında tahsil edilmeyen ayni vergiler % 25 zam ile taksit müddetleri iç inde ödenmeyen nakdi vergi borç ları ise % 10 zam ile tahsil olunac aktır. Daha önc e mükellefler tarafından beyan edilen ürünlerin kontrolü esnasında tahmin kollarınc a belirtilen mahsul miktarına üreticilerin itiraz edebilme hakkı saklı tutulmuştur. Tütünün vergisi de İnhisarlar İdaresi tarafından tahsil olunac aktır. dolu. İstihsal yerleri hakkında yanlış ya da eksik beyanda bulunan mükelleflerin. kuraklık. köylerde ihtiyar meclislerine itiraz edebilme hakkına sahiptirler. miktarı beyan ile tespit edilen mahsulleri ise idare heyetlerinc e belirlenen tarihlerde daha önce kendilerine bildirilen yerlere kendi vasıtaları ile teslim etmeye mecbur tutulmuşlardır. Belirtilen yerlerden başka yerlerde harman ve yığın edilen mahsullere ait vergiler % 50 zamlı ve yine ölç ülmeden evvel harman ve yığın yerlerinden kaldırılan mahsullere ait vergiler bir kat zam ile tahsil olunacaktır. Ölçme kolları tarafından tespit edilen mahsullerde ölç me işleminden ödeme zamanına kadar geçen süre içinde sel. Vergileri nakden alınacak ürünlerin ortalama değer fiyatı vilayet ve kaza merkezlerindeki belediye meclislerince belirlenec ektir. İtiraz halinde aynen ödenmesi lazım gelen vergi zamları itiraz neticelene kadar saklanmak üzere köylerde ihtiyar meclisine tevdi edilecektir. Yedinc i bölümde mükelleflere açık olan kanun yolları gösterilmiştir. Türkiye Ş eker Fabrikaları Türk Anonim Şirketi satın aldığı afyon ve panc ar mahsulüne ait vergileri müstahsile yapac akları ödeme sırasında bunların alac aklarını kesmek suretiyle tahsil edeceklerdir. fazla mesafede ise fazla mesafe iç in kilometre başına iki para hesabıyla nakliye ücreti verilecektir.

C. 19. liyâkatli memur bulunmamasından dolayı 4429 sayılı kanun tatbikatta umulan neticeleri verememiştir. S on bölümde Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun uygulamasında görev alacak kadrolara ilişkin hükümlere ayrılmıştır (TBMM ZC. Resmi Gazete. D. çalılık ve yolsuz yerlerde.6. M. işte ölç ü sisteminin bünyesinde taşıdığı ilk mahsur bu olmuştur. 1943: 73) kanunun uygulanma sürec inde görevli olan memurların yetersizliği ilk dikkati çeken hususlardan biri olmuştur (Ulus. zihniyetleri vardır..7. Devren’in konu ile ilgili görüşleri şöyledir: “…Arkadaşlar. D. Filhakika bu kadar geniş bir sahada müessir bir murakabenin tesisinde karşılaşılan müşküller yenilememiş.1944:78-79). Memurların da kendilerine göre bir yetişme tarzı bir disiplin nizamı. Bilhassa dağlık. KANUNA YÖNELİK ELEŞTİRİLER VE ÜZERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER 1943 yılında kabul edilen 4429 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi’ne yönelik eleştiriler. bin nazariye çok güzel olan bu ölç ü sistemi bir defa istilzâm ettiği geniş memur kadrosu. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi’nin kabulünden hemen sonra özellikle ölçme memurlarının seçiminde çok itinalı davranılması gerektiği üzerinde durulmuşsa da (Doğukan. Tertip. Düstur 3.. Bu zihniyet dâhilinde yetişmeyen memurlarla işi yürütmek pek güçtür.3. 4.6. C. fukara köylülere harmanını falan . arkadaşlar.24: 1323). 5423:5241-5244.1943. kanunun yürürlüğe girmesiyle beraber başlamıştır. Bu kadar büyük arazinin üzerinde yetersiz memur kadrosunun layıkıyla denetim yapması mümkün olamadığı gibi harman ve yığınların oldukç a geniş bir arazi üzerine yayılması var olan sıkıntıyı daha da artırmıştır. bunu yapacağına harmanını ateşleyiver daha iyi. ehliyetsiz memurlarla murakabesiz iş görmek mecburiyetindeki kanunu işlemez bir hale koymuştur” (TBMM ZC. Eskişehir Mebusu Emin S azak daha 1943 yılındaki meclis müzakeresinde bu konudaki endişesi şöyle ifade etmiştir: “S onra harman meselesinde sakat şeyler gördüm. göre 93 746 adet. Ş. adedi yüz bini bulan bir muvakkat memur kadrosunun teşkilindeki müşkülât dolayısıyla iyi işleyemedi. Gerçi 3-5 gün amma. 22 Ağustos 1943). C. buraya taşıtmak. İkinc i bir muvaffakiyetsizlik unsuru da 34 500 küsur köyde fiili bir murakabe tesisi hususundaki imkânsızlıktır. Köylü vergisini verebilmek iç in harman başında nöbet tutmak durumunda kalmıştır.4. Muvakkat Encümeni M.7.9. 7.224 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S ekizinci bölümde alınacak verginin kesinleştiği tarihi takip eden mali yıldan itibaren 5 sene zarfında tahsil edilmeyen vergilerin asıl ve zamları zaman aşımına uğrayacağı hükmüne yer verilmiştir. Sayı. Her türlü izâhtan vârestedir ki bir anda yüz bin memur yaratmak fevkalâde müşkül bir ameliyedir. Hele onu şuraya. köylüyü dağ başında harmanı beklemeye icbar etmekten kötü şey yoktur.1943: 20-38. Yeni bir kanun tasarısı hazırlanmasının nedeni olarak eski kanunda var olan yanlışlıklar gerekçe gösterilmiştir. Bu itibarla yüz bine yakın bize verilen rakama.

19. C.” (TBMM ZC.9. mültezimler kordu . bunu yalnız bir vergi mevzuu sayarak mal müdürüyle ve mal müdürünün zayıf kadrosu ile onun tedarik edebileceği zayıf insanlarla köylüyü baş başa bırakmıştır. Binâenaleyh diyoruz ki.1943:16)..1944: 71-72).1944:259-272). Bu kanunun TBMM’ndeki birinci müzakeresi 19-22 ve 24 Nisan 1944 tarihlerinde yapılmıştır6 .. TBMM ZC.3. 19. C. (TBMM ZC. . D. diye müdahale etmek doğru değildir..7. Görülen aksaklıkların giderilmesi için eski kanun maddelerinde birtakım değişikliklere gidilerek oluşturulan yeni Toprak Mahsulleri Vergisi Kanun Layihası Meclise sunulmuştur.. Hele bu sene mahsul biraz da İnşallah bereketli olursa ölç me işi güç olur...1944: Sayı 5693. yürütmezlerse ceza göreceklerdir. üç dört tane de ölçücü insanlar kor.. Hiç olmazsa ölçme meselesi gecikmez. Yani idare âmirleri.4. 21. 4.25: 294-306.7. İkinci müzakerenin yapıldığı 26 Nisan 1944 tarihinde ise 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu kabul edilmiştir ( Resmi Gazete 28. C.9. D. 1944. TBMM ZC.1944. Yürütürlerse mükâfat görec ekler. 27 Nisan 1944).4. C. D. C. Cumhuriyet. bilhassa idare amirlerince bu işin bir adalet meselesi olduğunu ve köylünün verebileceği miktarı almak lâzım geldiğini iyic e duyurmak ve anlamak. C. D.9.4.7.4. TBMM ZC.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 225 yere getir. Düstur.4.7.9. D. her köyde % 8 alac ak bir memur olmalıdır bence. Tertip. Binâen-aleyh Vekâletimizden ve Hükümetten birinci ricam.7.. bu işin başıboş kalmasından ileri gelmiştir. 293 olumlu oya karşı 161 kişinin oylamaya katılmadığı dikkati ç ekmiştir (TBMM ZC.. TBMM ZC. % 100 vergi harmanda tahsil edildiği halde idare âmirleri uzun müddetler tayin ederek müstahsilleri bekletip ızrar etmiş bulundular” (TBMM ZC. 3. C. Devletin hakkını memur veya muhtar alır.4. 4. 22. D. D.7. Her köyde -eskiden adına muaşşir denirdi. 20. bence. yani kanun ve kararnamenin derpiş ettiği şekilde % 75. Korkarım ki geç en senenin lâ-kaydisi yerine bu defa da bilhassa kazalarda idare âmirlerinin fazla gayretkeşliğine uğramayalım ki bazen bu gayreti gadir derecesine varabilir. 24.7.. Bunu ya kanundan büsbütün ç ıkaralım veyahut kanunda tasrih edelim ki günü gününe ölç ülebilsin” (TBMM ZC.1944. 26.9. C.1944). Bir tarafta harman beklerken öbür harmanı domuz yer veyahut başka bir ziyana maruz kalır.4. Bunu heyeti ihtiyariye ye yaptırır ve dört köyün başına bir kontrol kor.4.1944:193).7.9. 24.9. değil.. idare âmirleri bu işin başlıca mesulüdür.1944. Ş imdi bunun aks-ül-ameli hepimizde vardır. “Malûmu âlileri geçen sene ölçü esasına istinat eden bu vergilerin tarh ve cibayetinde. 6 4553 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun TBMM’nde yapılan birinci müzakeresi için bkz. D.7. C. Isparta Mebusu Kemal Turan ise 1943 yılındaki verginin başarısız olmasının sebeplerinden birini şöyle açıklamıştır: “Geçen sene kanunun muvaffak olamamasının sebeplerinden birisi de. Emin S azak’ın endişesinin yersiz olmadığı.9. Erzincan Mebusu Feyzi Kalfagil’in 4553 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun Meclis görüşmelerinde yaptığı konuşmayla doğrulanmıştır.bunun gibi.6. Azalar da ic abında ölçerler. D. C.

“ Toprak Mahsulleri Vergisine Dair.9.1944:65). Tahmin ve iltizam sistemi üçüncü bir sistem kimsenin. seciye ve vatanperverlik hislerine bırakılmış olmasıdır” (TBMM ZC. hususundaki değişikliklerdir. 1943 yılında kabul edilen Toprak Mahsulleri Vergisi’nin toplanması hükümete pahalıya mal olmuştur. Bendeniz bu sistemin mahzurlarını tekrarı lüzumsuz görüyorum. Cavit Oral’ın da belirttiği gibi en büyük değişiklik vergi toplama usulünde yapılmıştır.9. Köylüyü boşuna güc endirmiştir. hatırına gelmedi ve söylenmedi. 2 Şubat 1944).7. bununda üç te biri tarh ve tahsil için harcanmıştır (İnci 2009:117). Böylece önceki kanunda görülen aksaklıkların önüne geçilmek istenmiştir (Cumhuriyet. Toplanması beklenen miktarın ancak yarısı kadar bir vergi toplanabilmiş. 7 Eylül 1943). 19..7. Sonra bu kanunla geçen seneki kanun arasında en büyük ve dikkati çeken fark. İş köylünün sütüne havale edilseydi.1944:79). 18 Nisan 1944).4. Hububatın vergilendirilmesi harmanda ölç me yöntemiyle olduğu için ç ok sayıda ölç me ve tahmin memuru ile harman bekç isi bu iş için görevlendirilmek durumunda kalınmıştır.226 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S eyhan Mebusu Cavit Oral yeni kanunda görülen değişikleri şu c ümleleriyle özetlemiştir: “Bu kanunda geçen seneki kanuna nazaran değişmiş olan en bariz noktaları gerek verginin tarz ve cibayeti ve gerekse müstahsile itiraz hakkı verilmesi. bu seneki. kanun müstahsilin ahlâk. Devren konuşmasının devamında yeni kanunda oluşturulan heyetlerde yer alan kişilerin özellikle ziraattan anlayan kişiler olmasına özen gösterildiğini belirterek masrafların da asgari düzeyde tutulması için ç aba harc andığını söylemiştir. . Ölçü memurlarının harman yerindeki murakabesi emniyetsizlik ifade eden bir usuldür.4. (Ulus. geçen seneki tarz ve cibayetinin yalnız memur kadrosunun iyi işlemesine terk edilmesine karşılık. mesele tenevvür etmiştir. Ahmet Emin Yalman da Vatan Gazetesi’nde yayınladığı “Köy Âleminden Duyduklarım” adlı yazı dizisinde 1943 yılında kabul edilen verginin teşkilatındaki yanlış uygulamaları gezic i bir başmuallimin görüşlerine yer vererek aktarmıştır: “Tatbik edilen sistem ihtiyac a uygun değildir ve maksada kifayet etmesine ihtimal de yoktur. 23 Mart 1944). D.”(Vatan. bu miktarın da geçen seneki masrafın neredeyse üçte biri kadar olduğunu önemle vurgulamıştır (TBMM ZC. D. Muvakkat Enc ümeni Mehmet Şinasi Devrin özellikle vergi toplamada tahmin yöntemini benimsemelerinin nedenini şöyle açıklamıştır:“…Ölçü sisteminden başka iki sistem hatıra gelebilirdi.. Bu sistem de bertaraf edilince geriye tahmin sistemi kalıyor. 7 Esat Tekeli’nin tahmin yöntemi hakkındaki görü şleri için bkz. Bu nedenle yeni yasada ölçme yoluyla vergi toplama yöntemi yerine tahmin yöntemi7 benimsenmiştir (Akşam. İltizam sisteminin lehinde ve aleyhinde zannederim kâfi derecede konuşuldu. C. 19. vic dani mesuliyet hisleri harekete getirilseydi ve hisleri incitmeyecek şekilde umumi bir telkin ve murakabe sistemi kurulsaydı herhalde daha iyi netic eler alınırdı. Binaenaleyh tahmin sistemine mürac aat bir zaruret olarak belirmektedir”. C. Bu verginin toplanması için harc anac ak masrafın 5-6 milyon olduğunun tahmin edildiğini.

üstüne örtec ek yorganı olmayanların. bu verginin hâsılatı gayri safiyeden alındığını belirtmiş bu durumda özellikle icarla arazi ekenlerin mağduriyetinin bir kat daha arttığına işaret etmiştir. işte bu vergi mevzuuna dâhil olan insanlardır.4. en sert eleştiriyi yapan mebuslardan biri olmuştur: “ Toprak mahsulleri vergisinin % 8 den 10 çıkarılması köylü için bir felâkettir.000 lira masraf yapılmıştır (Başar. bu fukaraların bir kısmı sırtında bir balta.000. insaf edin arkadaşlar. her şeyi tükettiğiniz vakit varını.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 227 Gerçekten de 1943 yılında vergi toplamak için yapılan masraf 20. Bu adam ayağına bir don bulmuşsa niç in onu yine ç ıplak bırakmaya ç alışıyoruz? Devlet % 8 i % 10 yaptığı vakit yemin ederim ki daha noksan alac aktır” (TBMM ZC. Bunu huzurunuzda tebârüz ettirmek için buraya çıktım. Bizde öyle mıntıkalar vardır ki. başka zamanlarda amelelikle temin ederler? İşte pekâlâ görüyoruz ki. 1945/1946:103). Yavuz arkadaşımız. % 2 zam bazı arkadaşların nokta-i nazarına göre pek ehemmiyetli telâkki edilmiyor. Daldal. 19.200.100) dönüm arasında ekin eken kısım iç in kendi yiyeceği ve tohumundan gayri kalan nispet üzerine % 8 den % 10 a ç ıkarılmış olan bir verginin daha müessir daha kati tesirleri olacağı muhakkaktır. D. Arukan yapmıştır: “Bendeniz yalnız şunu söylemek isterim ki. yanında onlara o kadar acınmaz…” diyerek başladığı konuşmasına Maliye Vekiline hitaben devam etmiş ve şu sözleri sarf etmiştir: “Niç in artırıyorsun birader. yoğunu her şeyini alac ağımız bir sınıftır. odun kırdıran diye sokaklarda bağırarak dolaşırlar. Ancak pek ç ok mebus bu kararın kabul edilmesine şiddetle karşı ç ıkmıştır. senede anc ak 20 dönüm ekebilirler ve bunların ç ıkardığı mahsul kendisinin bir kaç aylık yemesine ancak kâfi gelir ve bunlar maişetlerini.. fec i bir vaziyettedirler amma. Yavuz Abadan’ın yaptığı konuşmayı destekleyen bir başka konuşmayı ise Eskişehir Mebusu olan İ. sana ne yaptı? Bu kaynak öyle bir mesnet öyle bir ihtiyat akçesidir ki. Bu yeni kanunda alınan kararlardan birisi de vergi oranının %8’den % 10’a ç ıkarılmasıdır. böyle değil- .100 dönüm yer ekerler dediler.700. C.9. bacağında donu olmayan.7. Eskişehir Mebusu Yavuz Abadan da konu ile ilgili görüşünü şöyle dile getirmiştir: “Küç ük çiftçi yani ekseriyet itibariyle (30 . ayağında çarığı.000 iken yapılan değişiklikle 1944 ve 1945 yıllarında bu rakam aşağılara ç ekilmiştir.000. Bunun da bilhassa. çiftçilerin hepsi de öyledir ya. üstüne örtecek yorganı olmayan. Bunların vergisini arttırmak doğru değildir”. büyük bir kısmı az istihsal yapan küçük çiftçi sınıfından olduğu nazarı itibara alınırsa nispetin artırılması c ihetine gitmemek her halde daha doğru olac aktır”. Emin Sazak bu isimlerden bir tanesidir: “Ben görüyorum ki bu hububat ekenler. Hakikat. bizde bizim çiftçiler 50 . 1945 yılında da 7. 1944 yılında 11. bacağında donu.1944:66). ayağında ç arığı olmayan. odunun üzerine başını koyup yatan kimdir dediğimiz vakit. Ankara Mebusu F. Sözlerinin devamında bir başka önemli noktaya da temas eden Arukan. erbabı namustan olan memurlara ac ımamak elden gelmez.

C.25: 296-299). Tertip. C. Daldal.40 dönümdeki mahsulünden temin edecektir. Bu vergiyi 8 yerine 10 almak demek köylünün zaten taşıyamadığı yükü bir kat daha artırmak demektir” diyerek. fındık ve antepfıstığının 4553 sayılı yeni kanunda vergisinin nakden alınmasına karar verilmiştir. 4429 sayılı kanunda vergisi aynen alınac ak ürün grubuna giren kuru üzüm. sözlerinin devamında köylü üzerindeki bir başka yükün de ürettiği mahsulün mecburi mubayaa usulü ile satın alınması olduğunu hatırlatmış. (Düstur. belirtilen bu dört ayrı rapor ve beyannameyi dikkate alarak olası bir yanlışlığa mahal vermeyerek en doğru vergi miktarını belirlemeyi amaçlamışlardır. Yiyeceğini. Tohumudur. Esasen bir köylü ekmiş olduğu tohumuna karşı bire beş almaktadır. Binâen-aleyh % 8 alındığı takdirde bile yine köylü % 10 veriyor demektir. 3. Verginin % 10’dan % 8’e indirilmesi için Eskişehir Mebusu Emin Sazak ve arkadaşlarıyla Kırklareli Mebusu Zühtü Akın ile Konya Mebusu Şevki Ergun takrir sunmuşlar ise de yeterli çoğunluktan olumlu oy alamadıkları için bu takrirler dikkate alınmamış ve madde meclise sunulduğu şekliyle kanunlaşmıştır ( TBMM ZC. 3. kuru inc ir. Cilt. Tertip. Diğer ürünlerin vergilendirilmesi aynen önc eki ka8 Her şehir. konuya ilişkin görüşlerini ileri süren F. Maliyece yapılmış tetkik ve kontrolleri. Verginin miktarını belirlerken. Çünkü % 2 kendi malıdır. kasaba.7. Bunu içimizde bilmeyen varsa ben yalan söylemiş olayım. 22. Mükellefiyet miktarına karşı anc ak mahallin en büyük mal memuru ile birlik namına mümessiller itiraz edebilme hakkına sahiptir. tamamıyla aksinedir. mükellefler tarafından yapılan beyanları. Her birliğ i temsil içinde bir mümessil seçilmiştir. Cilt. 4. D.. giyec eğini ve devlete vergisini ondan verecektir.25: 296) . Arz ederim bu alınacak olan 10 da iki beş vardır. Çünkü bir senelik emeğini ekmiş olduğu 30 . Bu iyi senelerin vasati verimi böyledir. bunu bir rapor olarak Tahmin Komisyonuna sunmuşlardır.. Yeni kanun ile vergilerin toplanabilmesi için önc elikle vilayet ve kazalarda tahmin komisyonları oluşturulmuştur. 1944:181). (Doğru sesleri) Bu % 2’nin bütçeye yapacağı 30 milyon tesire mukabil köylüye yapacağı tesir 300 milyondur. Oluşturulan bu komisyonların teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından Vukuf (bilirkişi) heyetleri atanmıştır. köy veya çiftlik bir birlik olarak de ğ erlendirilmiştir. Bu heyetler biri memur ikisi ziraat erbabı olmak üzere üç kişiden oluşmuştur. mahsul beyannameleri ile Vukuf Heyeti’nce yapılan tahmin raporlarını değerlendirmeye alarak kararını veren Tahmin Komisyonları. 22.9.7. Vukuf Heyetleri tahmin komisyonlarınca kendilerine bildirilen istihsal yerlerine giderek her birliğin8 fiilen elde edebileceği mahsul miktarını tahmin ederek. 4. D.228 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 dir. 1944:169-172). bu usulün kaldırılması durumunda köylünün %10 ya da % 12 oranında vergi verebileceğine dikkat çekmiştir (TBMM ZC. Bu durumda Tahmin Komisyonu mahsul miktarı hakkında karar vermek üzere bir başka hakem heyetini görevlendirerek mükellefiyet miktarını kesin olarak karara bağlamaktadır (Düstur.9.

silo yeterli olmadığı iç in istasyon civarlarında yol boylarına hububatların yığıldığı olmuştur. Bunun yanı sıra istihsal yerleri hakkında eksik beyanda bulunan mükelleflerin beyan haricinde kalan istihsal yerlerine düşen vergileri % 20’den % 50’ye çıkarılmıştır. Kanuna göre mükellefler aynen ödemekle yükümlü oldukları vergileri Tahmin Komisyonları’nın belirttiği tarihlerde teslim yerlerine kendi vasıtaları ile getirerek teslim etmeleri uygun görülmüştür. vergi miktarını belirleyen memurların keyfi tutumlarından şikâyetçi olmuşlardır. (Ökte 1951:201) . Önceki kanunda kesinleştiği tarihi takip eden mali yıldan itibaren 5 sene zarfında tahsil edilmeyen vergilerin zaman aşımına uğrayacağı hükmü bu kanunda 3 yıla indirilmiştir (Düstur. Basında da sıklıkla bu konu işlenmiştir. Antepfıstığı. Yeni kabul edilen kanunla yapılan değişikliklerden bir diğeri ise köy ambarlarına ürün teslim uygulamasına son verilmiş olmasıdır.Tertip. Cilt 25: 301-302). tarlasını satılığa ç ıkarmak durumunda kalmıştır. Bir taraftan ekmek bulamayan halk. Daha bu kanunun kabulünden hemen sonra 9 Bu vergi dolayısıyla 24. 2009: 230-232). öküzünü. Bunun yanı sıra toplanan buğdayların depo edilebileceği depo.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 229 nunda olduğu şekilde devam ettirilmiştir. tam bir hürmet ve teslimiyetle atını. kısrağını. bahar gelinc e köylülerin tarlalara koştuğunu ot toplayarak yemek yaptıklarını hatta buğdaylar daha olgunlaşmadan başaklarının ateşte pişirilip danelerinin yenmeye başladığını anlatmışlardır. hayvanların yemlerini hatta yarınının ihtiyac ını karşılayacak tohumunu bile veren köylünün bu vergiyi vermek durumunda bırakılmasının sakıncalarına değinilmiştir (Tasviri Efkâr. gıdasını teşkil eden buğdayını.816’sı vergi fazlalılığ ına aittir. diğer tarafta yanlış uygulamalarla değerlendirilemeyen hububat köylünün yönetime karşı büyük tepki göstermesine neden olmuştur. fındık. Köye Doğru 1944:2). 3. 1996: 102). Tasviri Efkâr Gazetesi’nde yer alan konu ile ilgili bir yazıda.316 itiraz dilekçesi verilmiş olup bu dilekçelerin 16. Aç lık nedeniyle küspe yemek durumunda kalanların olduğuna benzer anlatımlarda rastlanmaktadır (Kocabaş. Bu dönemde halk arasında açlıktan ölenler bile olmuştur (Karpat. kimi zamanda üreticinin tarlasında ürettiğinden fazlasını vergi miktarı olarak tespit ettiği görülmüştür9 . kuru inc ir ve kuru üzüm mahsullerinin vergisi. Köylüler en ç ok. Köylü bu durumda vergisini ödeyebilmek için öküzünü. 3. 28 Mayıs 1943). arabasını. Bunların düzenli sevki zamanında sağlanamadığı için yağışlar nedeniyle ç ürüdüğü dahi görülmüştür. Cilt 25: 300-301. Kimi zaman rüşvet alarak vergi miktarını düşük belirleyebilen görevli memurların. TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİNİN KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Halk arasında “Yeşil Ekin Vergisi” olarak da anılan bu vergi köylüyü zor durumda bıraktığı gibi uygulamasında da hatalar yapılması köylüleri ç ileden ç ıkarmıştır.Tertip. O döneme tanıklık edenler. bu mahsuller memleket dışına ç ıkarılırken gümrüklerde ihraç olunan miktar üzerinden tahakkuk ettirilerek ihrac atç ılardan nakden ve % 11 olarak alınacağı hususuna açıklık getirilmiştir (Düstur.

130. Ancak toplanması beklenen % 10’luk gayri safi tarımsal üretimin ç ok altında bir orana ulaşılabilmiştir (Tezel.1944: 67).2 milyon ve 66. . 1968: 239. 19. Timur 2008:207). 1982: 396-397. 2004: 90) 10 . geçen seneler zarfında gördüğümüz. 1989:151). Hükümet tespit ettiği vergiyi toplayamadığı gibi savaş yıllarında uygulamaya koyduğu köylüye yönelik politikaları nedeniyle de kırsal kesimi karşısına almıştır. 1943 ile 1946 yılları arasında tahmin edilen rakamın anc ak % 73’üne karşılık gelen 233.8 milyon lira oldu ğ unu bu vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki oranlarını ise sırasıyla % 7. verginin cibayeti. % 12. (1974:352). S avaş yıllarının bu olağanüstü koşullarından geniş halk yığınları fakir ve aç olarak ç ıkmışlardır. S ivas Mebusu Abdurahman Naci Demirağ köylünün tepkisinin bu verginin ç ıkışından çok daha öncesine dayandığını şu sözleriyle dile getirir: “Toprak mahsulleri vergisi 4429 numaralı kanunla 1943 senesinde başlamıştır. Boratav bu rakamın 192 milyon lira oldu ğ unu dile getirmiştir. 500. üretimi azalan ve sadece geç imlik 10 Vergi geliri ile ilgili verilen rakamlar birbirinden farklılık arz etmektedir. Yerasimos. 1943:3). C. O halde toprak mahsulleri vergisi cibayeti geçen seneden başlamaz daha bir. Sadece 1943 yılı için 150 milyon liralık bir gelir elde edilmesi beklenmesine karşılık umulan miktara ula şılamamıştır (Vakit 16 Mayıs 1943. 16 Mayıs 1943) Ökte toplam geliri 229. ”Tahsildar Baskısı ile Jandarma Dayağı” o günleri anlatmak iç in sıkç a kullanılan ibarelerden biridir (Cem. köylüden derlenmesi sırasında uğranılac ak bir takım mahalli zorlukların ortadan kaldırılması işlerinde.7.9. 1989:311. kanunun uygulanmasına yönelik kaygılarını şöyle dile getirmiştir: “Asıl korkumuz. Önder ise bu verginin hazineye sa ğladığı gelirin 1943.% 5. Anc ak ondan daha iki sene evvel doğrudan doğruya müstahsili c ebri satışa tabi tutmaklığımız ve cebri satış fiyatıyla piyasa fiyatı arasındaki farkın mevcudiyeti o günden itibaren müstahsilleri toprak mahsulleri vergisini ödemeğe zımnen icbar etmiş vaziyettedir.4. kanunun tatbikatına ait meselelerin hallindedir. tarzında. Toprak Mahsulleri Vergisi ile 1943. Boratav 1984/85:46). 1944 ve 1945 yılları itibariyle 59. Toprak Mahsulleri Vergi hâsılatı 1943-1946 arasında hükümetin ve il özel idare bütç elerinin toplamının % 5 ile % 7’sini oluşturmuştur. diyec ek kadar şimdiden iç imizde ürpermelerin bulunduğunu söylemekte bir mahzur görmüyoruz” (Demirkan. işittiğimiz vaka’lardan o kadar yılmışızdır ki bunların bu sene de tekrar edilmemesi için elimizden gelse hayatımızı feda etmeye hazırız..8 olarak ifade etmiştir (1988:120). Zaten her kanunun en önemli tarafı tatbik işleri değil midir? Memur zihniyeti ile halk menfaati veyahut realitelerin mantıkı birbiri ile en fazla ve her vakit çarpıştığı memleketimizde.7.000 TL toplanabilmiştir (Başar. iki sene evvel başlar” (TBMM ZC. 1945/1946: 100. Bu vergi uygulaması ile büyük ve küç ük ç iftç i arasındaki fark gözetilmemiş olduğu için.230 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S elahattin Demirkan olacakları görürc esine Köye Doğru dergisinde. D.6milyon. Bu karşıtlık ç ok partili siyasi yaşama geçildikten sonra da etkisini sürdürmüştür (Tezel. Şener. 1982: 396-397). Seferberlik havasında geçen bu dönemde köylü savaş ekonomisinden yararlanmak şöyle dursun üzerine yüklenen bu ağırlığın altında ezilmiştir (S ertel. 47.9. 1944 ve 1945 yıllarında toplam 319 milyon lira vergi gelirinin toplanması öngörülürken.214 lira olarak belirtmiştir (1951:201).

5. Ancak ilerleyen zamanda. ödemek zorunda olduğu vergi borç ları bulunan köylülerin rahatsızlığı devam etmiştir.1. 1944: 51). 21. savaş koşullarının yarattığı ruh hali ile mallar stoklanmaya başlanmış bu da beraberinde karaborsayı getirmiştir. en ç etin yurt hizmetlerine büyük feragatle koşan müstahsilimizi sevindirecek ve bahusus yoksul ve muhtaç köylü oc aklarını feraha kavuşturac aktır” (TBMM ZC. 1974:352. 21..5. D. Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun Kaldırılması Hakkındaki Kanuna ek olarak kanun teklifinde bulunmuşlardır. C.8.7. C. hükümetler çeşitli önlemler almışlardır.1947:200-202).5.21. Çorum Milletvekili Nec det Yüc er 9. 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun kaldırılması iç in mec liste ilk görüşme 18 Ocak 1946 tarihinde yapılmıştır (TBMM ZC.. S eyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu da köylünün kalan borc u ödeme durumunun olmadığını bu nedenle köylünün daha fazla ıstırap çekmemesi için böyle bir teklifte bulunduğunu ifade etmiştir.8. C.1946 tarihinde Toprak Mahsulleri Vergisi bakiyelerinin affedilmesi iç in verdiği teklifin gerekçesini şöyle açıklamıştır: “Yaptığım incelemeye göre. D. D. Bu sorunun ç özümünde köylüden yardım istenmiş ve zirai seferberlik başlatılarak üretimin artırılmasına ç alışılmıştır. D. 23.5.1. O dönemde özellikle büyük kentlerin ve ordunun iaşe ihtiyacının karşılanması ciddi sorun teşkil etmiştir. Keyder-Birtek. gerç ekten köylü ocaklarımızın takriben % 15 – 20’ si bu artıkları ödeyemeyec ekleri gibi ödeyebilmelerine de maddeten imkân mütalâa edilememektedir.1.1946:91-92).1947: 74-76).. SONUÇ II Dünya Savaşı yıllarının olağanüstü koşullarından ç ok etkilenmemek iç in.. Verginin gayri safi hâsılattan alınıyor olması ile depremden zarar görenler dışındaki mükelleflerin asgari ihtiyaç larının dikkate alınmaması da en çok eleştirilen bir diğer husustur (Kuyuc ak. 21 Mayıs 1947 tarihinde Mecliste yapılan görüşmede 302 kabul oyuyla Toprak Mahsulleri Vergisi’nin bakiyeleri de affedilmiştir (TBMM ZC.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 231 üretim yapan küç ük köylü bu verginin ağırlığını en çok hisseden kesim olmuştur (Boratav. Bu yüzden «Tahsili Emval Kanunu» gereğince haciz muamelesi tatbik olunmakta ve esasen yoksul ve muhtaç itibariyle borçlarını ödeyemeyen bu vatandaşların takip ve tazyik edilmesi ciddî güçlüklere sebebiyet vermektedir.7. 23 Ocak 1946’da yapılan Meclis görüşmesinde ise kanun 1.1946 tarihinden geçerli olmak üzere kaldırılmıştır (TBMM ZC.. 18. C. Refik S aydam Hükümeti döneminde uygulamaya sokulan sıkı ekonomik tedbirler ile fiyatların yükselişi bir nebze olsun durdurulabilmiş iken S araç oğlu Hükümeti döne- .21.12.1946: 74-76). 1983:210). Anc ak Toprak Mahsulleri Vergisi’nin kaldırılması bir kısım köylüyü rahatlatmış olsa da. kendi tespit ettiği fiyatlar üzerinden köylünün hububatını satın almaya başlamıştır. Hükümet bu kez karşı karşıya kaldığı iaşe sıkıntısını gidermek iç in. Her ne şekilde olursa olsun tasfiyesine gidilmesi hiç bir suretle müspet bir sonuç vermeyec ek olan Toprak Mahsulleri Vergisi bakiyelerinin affedilmesi. Bu nedenle Seyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu ile Çorum Mebusu Nec det Yücer.

devletin uygulamaya koyduğu hububata el koyma politikası gereğince çok düşük rakamlara ürününü devlete teslim etmek durumunda bırakılmıştır. Bu durumda ürün miktarını tahmin eden görevli memurların hatırı sayılır bir payı olduğunu söylemek sanırım yanlış olmayac aktır. fiyatların inanılmaz derecede yükselmesine sebep olmuştur. Bu ortamda köylü ürettiği hububatı pazarda ç ok yüksek rakamlara satma olanağına sahip iken. 1944 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi’nde değişikliklere gidilerek 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu kabul edilmiştir. büyük ve küçük çiftçi ayırt edilmeden yürürlüğe sokulan bu kanunun uygulanmasındaki hatalar köylüleri perişan etmiştir. omuzlarına yüklenen bu yükün ağırlığını uzun süre unutamayacaktır. çok fazla görevli ile verginin toplanmasına ç alışılması. geç imini temin edec ek kadar bile ürünü elinde kalmamıştır. ürününden olabildiğince yararlanılan köylü. Kısac ası. köylü Toprak Mahsulleri Vergisini tek başına değil. Tüm bu aksaklıklardan hareketle. . Bu koşullar altında 1943 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu ile köylü kesimi vergi ödemek durumunda bırakılmıştır. Çok partili siyasi yaşama geçilmesiyle birlikte.232 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 minde bu tedbirlerin esnek hale getirilmesi. Bunun yanı sıra. Büyük ç iftç i % 25 Kararı uyarınca ürettiği ürünün belli bir kısmını devlete teslim etmiş olsa da elinde pazara çıkarabileceği ürün kalmıştır. büyük oy potansiyeline sahip olan köylünün desteğini arkasına almak isteyen Demokrat Parti’nin de bu durumu sıklıkla Cumhuriyet Halk Partisi’ne hatırlattığı görülmüştür. tahmin ve ölçme işleminde yapılan hatalar ile ürünlerin sevkiyatının düzenli olarak sağlanamaması gibi nedenlerle vergi toplama işinde başarılı olunamamıştır. küç ük ve orta çiftçinin değil pazarda satac ağı ürün. Kalan mahsulü yüksek fiyatlarla satan büyük ç iftçi büyük paralar kazanma şansına sahip olmuştur. Ancak bu kanunda özellikle vergi miktarında yapılan %2’lik artış büyük tepkilere neden olmuştur. Bu dönemde emeğinden. Vergi toplama işinin çok planlı programlı yürütülememesi. işgücünden. savaş yıllarında kendisine uygulanan diğer politikalar ile beraber değerlendirmiştir. Buna karşın. öngörülen miktarda toplanamayan verginin önemli bir bölümünün de masraflara gitmesine sebep olmuştur. Ancak. % 25 Kararı ile köylü üretime teşvik edilmek istenmiş ise de bu durum tamamıyla küçük ve orta köylünün aleyhine işlemiştir.

Sayı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 233 KAYNAKÇA I. Devre. Ed. Cilt 24. 100 Soruda Devletçilik.Yapıt (8): 44-51. İnikat.7.1946). 9. Ayman Güler. İstanbul: Arkadaş Basımevi.5. Ahmet Hamdi (1943).1. Devre.1.1940). 45. İçtima. 5693. Devre. İçtima. -Çınar.7.7. İçtima.4417. 49. Arşiv Belgeleri -Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi.63. -Başar.IV Ziraat Sahasında”. Devre.1. Cilt. Siyasi İlimler. II. Tayfun (2008). 21. C.1. Cilt. 27. İstanbul: Cem Yayınevi. Cilt. İçtima 3. -Resmi Gazete. İçtima. Resmi Yayınlar -Düstur. Ankara. İnikat (26.4.4. -TBMM Zabıt Ceridesi. “Köylerin Bugünkü İaşe Durumu”.1943).7.7. -Başar. Devre 6. Halil (1943a).2/ 99. -TBMM Zabıt Ceridesi. -Clark. 9. İçtima. Cilt 25.1947). Yapıt (8): 29-43. Cilt. -Cem.12. Kitap ve Makaleler -Ağaoğlu. -Aytekin. İnikat (24. 9. -Boratav. “Toprak Mahsulleri Vergisi Kalkınca”.2 (1-4): 88-107.7. Yurt ve Dünya C.1946). Samet (1940).3.1940. 28 4. İnikat (22. “Milli Korunma Kanunu Tatbikatı.1. 9. Devre.1. 44 İnikat (19. İsmail (1989). İnikat (18. -TBMM Zabıt Ceridesi.4 (33):352-355. “Savaş Yıllarının Bölüşüm Göstergeleri ve “Rantlar” Sorunu”. Yıl.7. Devre. Cilt. Suat (1945/1946).7. -TBMM Zabıt Ceridesi. F. Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası. Sayı.1.1. -Resmi Gazete. 6.4. 9. 21.1944). -TBMM Zabıt Ceridesi. Devre.1. 9. 10 (116): 405-408. 62. İçtima.6.1944). İnikat (23. -Düstur. 8. -TBMM Zabıt Ceridesi. 27. İçtima. 7. İnikat (20. Devre.5173. Davalarımız.1. Cilt. Cilt. 33. Korkut (1984/85).1. 8 1942. Devre. Devre. Sayı. Halil (1943b). İstanbul: Gerçek Yayınevi. 3. -TBMM Zabıt Ceridesi.1944). İnikat (21. İçtima. Sayı. 47. “Türk Varlık Vergisine Yeniden Bakış”. 1. 30. -TBMM Zabıt Ceridesi.4. İçtima.1. Gazeteler -Akşam -Cumhuriyet -Son Posta -Tan -Tasviri Efkâr -Ulus -Vakit -Vatan IV. İkinci Adam 1938-1950. İçtima. “Köyde Geçim”. . -TBMM Zabıt Ceridesi.1944).8. Şevket Süreyya (1999). -Boratav. Açıklamalı Yönetim Zamandizini 1940-1949. 5.1944).1. Korkut (1974).18. Edward C (1984/85). “1942: A’ dan Z’ ye Bozuk Devlet’in Yeniden Yapılanması Girişimlerinin Yükselişi ve Düşüşü”.1944.4.4. Yurt ve Dünya (36): 486-490. 46 İnikat (21. 26. Remzi Kitabevi. Cilt. Cilt. 48. 25. Cilt. İnikat (4. -Resmi Gazete. 5423. -TBMM Zabıt Ceridesi. 1943. -TBMM Zabıt Ceridesi.7. -Aydemir. (18. -Aytekin. -Resmi Gazete.1944). III. Cilt.

“Cumhuriyet Döneminde Tarım Kesimine Uygulanan Vergi Politikası”. C. Toplumsal Tarih Çalışmaları. Selçuk-Temizer. “Toprak Mahsulleri Vergisi”. Yoksulluk mu Çekiyor”. Memleket (3): 72-73. Türkiye’de Milli Şef Dönemi (1938-1945). T. M. İbrahim (2009/1).Yurt ve Dünya (22-23): 369-372. C. “II. Ankara: İmge Kitabevi. Volume 2/9: 319-325. Faik (1951). Çağlar-Birtek. -Timur.2. Kemal (1996). -Öztürk. Suphi Rıza. İstanbul: Afa Yayıncılık. Cemil (1996).3 (72): 3-4. -Ökte. Uluslar arası Sosyal Araştırmalar Dergisi. Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi.Yurt ve Dünya (20): 293-296. İstanbul: Bayrak Yayıncılık. “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Devlet. “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında İzmir'de Beslenme So- runu”. -Kocabaş. -Kesler. Hüseyin Avni (1942a). “Toprak Mahsulleri Vergisi”. Stefanos (1989). Abidin (2009). Cumhuriyet Dönemi’nin İktisadi Tarihi 1923-1950. (1969). Hüseyin Avni (1942b). Selahattin (1943). “Toprak Mahsulleri Vergisi ve Hükümet Hisseleri”. Esat (1943). Türk Demokrasi Tarihi. “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Tarım Politikası Arayışları”. Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı. “1923-1960 Döneminde Türkiye’de Tarım Faaliyetleri Üzerinden Alınan Vergiler”. Sadi (1942). Hatırladıklarım (1905-1950). Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Karaborsacılık”. Ankara: Milli Eğitim Basımevi. “Köylü İçin Neler Diyorlar?”. “Toprak Mahsulleri Vergisi”. -Doğukan. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (7): 73-92. -Keyder. Ankara: Yurt Yayınları. Taner (2008). “Köylü Zengin mi Oldu. . -Karpat. -Şener. -Şanda. Ankara: Yurt Yayınları: 113-133. -Tezel. -Şanda. Sait (1043). Türk Devrimi ve Sonrası. “Türkiye’de Fiyat Politikası”. İzzettin (1988). -Koçak. Şevket (1988). Köye Doğru C. -Tekeli. -Irmak. Zekeriya (1968). Hazım Atıf (1944). “Köylüyle Kim Alay Ediyor”. Erdoğan (2004/2005).3 (59): 4.234 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -Demirkan. -Yerasimos. -Özkan. Faruk (1983). Türk Ekonomisi Yıl 1 (1): 25-27. Köye Doğru (83): 8-9. Ankara: Yurt Yayınları: 98-112. Türkiye’de Tarımsal Yapılar (1923-2000).(1943). “Hangi Köylü Zenginleşiyor”. -Önder. Varlık Vergisi Faciası. -İnci. C. Yahya (1982). “Türkiye’de Devlet-Tarım İlişkileri 1923-1950”.C. İstanbul: Yaylacık Matbaası. Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi: 109-130. Siyasi İlimler Mecmuası (157): 46-51. İstanbul: İletişim Yayınları. -Kalkınan Türkiye (Rakamlarla 1923-1968).“Köye Doğru C. Süleyman (2009). Köye Doğru. -Pamuk. İnönü Dönemi 1938-1950. Tarımsal Yapılar ve Bölüşüm”.4 (94): 2 -Tökin. Türkiye’de Tarımsal Yapılar (1923-2000). -Sertel.4(11): 145-158. İstanbul: Nebioğlu Yayınevi. -Kuyucak. Türk Ekonomisi Yıl 1 (5): 155-159. Sefer (2004). İsmail Hüsrev (1943). -Toprak Mahsulleri Vergisinin Tatbikatına Ait Mühim Bir Tamim” (1944). İstanbul: Belge Yayınları. Dost Kitabevi: 191-220.

TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . the education of teachers. Tea cher. a variety of personal information regarding to teachers. Selcuk Üniversitesi Ahmet Kele şo ğ lu Eğ itim Fakültesi İlkö ğ retim Bölümü. Among the factors examined . sosyal ve mesleki profilleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. his or her service. Profile ∗ ∗ Bu makale. Gör.edu. With this research. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 3 5 -2 50 Ye a r: 2 0 1 1 . staser@selcuk. mesleki ve kültürel durumlarına yer vermek suretiyle eğitim tarihine ilişkin tespitler yapılması hedeflenmiştir. “ I. İncelenen unsurlar arasında öğretmenlerin aldığı eğitim. Bu bilgiler ve ilçedeki öğretmenlerin sosyal. Aynı zamanda Ilgın’ın yakın tarihteki eğitim durumunun incelenmesi ve ortaya konulması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler Ilgın. For this various features of a certain number of teachers are researched. Arş. we aimed to make determinations about the history of education. Issue : 5 Pa ge : 2 3 5 -2 50 CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA ILGIN’DA GÖREV YAP AN ÖĞRETMENLERİN SOSYAL VE MESLEKİ P ROFİLLERİ∗ Seyit TAŞER∗ Özet Araştırmada. mezun olduğu ve görev yaptığı okullar ile öğretmenlerin çeşitli kişisel bilgileri yer almaktadır. Profil THE SOCIAL AND PROFESSIONAL P ROFILES OF THE TEACHERS IN ILGIN IN THE FIRST YEARS OF THE REP UBLIC OF TURKEY ABSTRACT In our research. Dr. Ulusal Ilgın Sempozyumu” nda (30 Haziran-2 Temuz 2010) bildiri olarak sunulmu ştur. Konya iline bağlı Ilgın İlçesi’nde Cumhuriyet’in ilk yıllarında çeşitli okullarda görev yapan belirli sayıda öğretmenin çeşitli özellikleri incelenmiş olup. the schools of graduating. At the same time our target to examine the status of education in Ilgın in current history. we would like to examine the social and professional profiles of teachers in Ilgın in the first years of Turkish Republic.tr . Ok ul.. Key Words Ilgın. School. Öğretmen.

Bulgular Araştırmada bir merkezdeki çeşitli okullarda görev yapan öğretmenlerin sosyal profillerine ilişkin ilginç sonuç lara ulaşılmıştır. Ilgın merkez ile köylerine ait okullardaki öğretmenlere ait bilgiler. genel kültür ve pedogojik formasyon olarak tasnif edilirken. Konya Maarif Arşivi’nden gelen belgeler inc elendi. merkezle çevre arasındaki benzerlik ve farklılıkları da yansıtmaktadır. it is aimed to reveal details of the educ ation system in history from a c ertain viewpoint. birç oğunun evli ve ç oc uk sahibi olduğu. dönemin ekonomik şartları dâhilinde maaşlarının yeterli seviyede sayılabilec eği anlaşılmıştır. • How was the teac her profile in rec ent history? • What kind of c hanges has happened rec ently in teac her’s profile? • What were the sources of teachers in the first years of Turkish republic? In whic h institutions teac hers were educ ated? • What was the ration or situation of women.? • How was the financ ial status of teac hers? are the questions that are tried to be answered and by doing this it is aimed to indic ate teac her’s personal information and soc ial struc tures Method In our study we have approac hed the subjects with historical methods. öğretmenlerin maddi durumları ve imkânları ne durumda idi.236 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Amaç Çalışmada. Öğretmenlerin sahip olması gereken üç unsur alan bilgisi. Yöntem Çalışmada tarihsel yöntemle konuya yaklaşıldı ve “Konya Bölge Yazma Eserler Kütüpha nesi” ne. taşra merkezlerinde kadın eğitimc ilerin oranı nasıldı. Konuyla ilgili. eğitim tarihimizde öğretmen profili nasıldı. İnc elenen belge ve bilgiler “Ilgın İlçesi Öğretmenlerine Ait Ka yıt Defteri” nde yer almaktadır. Öğretmenlerin ortalama olarak genç yaşta oldukları. öğretmenler hangi okullardan mezun olarak mesleğe başlamaktaydı. gibi sorulara yanıt aranmıştır. bu profilde geç en zaman iç erisinde ne gibi değişiklikler ortaya ç ıktı. inc elenen öğretmenlerin özellikle kültürel aç ıdan kendilerini geliştirmiş oldukları görülmüştür. diğer tarihi kaynaklar da inc elenmiştir. among the teac hers working at the c enter of distric t in rec ent history. P urpose In our researc h. Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda. We reviewed the documentation that c ame to “Konya Bölge Yazma Eserler Kütüpha nesi (Konya Local Library of Manuscript Works)” from The Arc hive of Educ ation .

1984. teac hers are not developing themselves for cultural and soc ial respects. Selçuklular Zamanında Türkiye . Çev. s. Eserde. Ankara. s. Bu inc eleme. 25 percent of the teac hers who work in distric ts are female. S arre.28.M. Ilgın tarihte ve özellikle S elç uklular zamanında konumu itibariyle önem taşıyan ve Selçuklular zamanında Haç lı S avaşları gibi önemli tarihi hadiselerin yaşandığı bir yerleşim birimidir1 . Elde edilen belgelerde yer alan ve muallimlere yöneltilen sorular ile bu sorulara verilen c evaplar ayrıntılı bilgiler ihtiva etmekte olup. Çalışmanın Ilgın ve ç evresindeki ilk mektepleri kapsamakta olup. Ilgın kazası ile ilgili olarak “…Argıtha nı yakınından debisi yüksek bir a ka rsu geçiyor ve nehir kuzeydeki Ilgın Gölü’ne ka rışıyor” İfadesini kullandıktan sonra. sıc ak kükürtlü su kaynakları ve iç inde banyoların yer aldığı S elç uklu yapısı olan eski binadan söz eder2 . The informations on teac hers reflec t the differenc es and similarities between in c entral and village sc hools of Ilgın. Nakışlar Yayınevi. s.296 .Nuri Gençosman. The doc uments reviewed are loc ated at “The Tea chers’ Registry of Ilgın”. 19281929 senelerinde Ilgın’da öğretmenlik yapan kişilere ait bilgileri ve kayıtları iç ermektedir. 1941. Osman Turan. günümüzde sıkç a uygulanan anket ç alışmalarının yakın tarihinde uygulanmış biç imi gibi düşünülebilir.223. By c onsidering the need for teac hers. Uzluk Basımevi. married and have c hildren. İbn Bibi. İstanbul. When the ec onomic c onditions of time are c onsidered. One of them is about c ultural improvements of teac hers. Anadolu Selçukî Devleti Tarihi (Farsça Muhtasar Selçuknâmesinden). According to the results of various researches. In our researc h the records kept about teac hers. Osmanlı Devleti idari bölünüşünde Konya vilayetine bağlı bir merkez olarak bilinmektedir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 237 of Konya. GİRİŞ Ilgın Kazası. Ilgın Osmanlı Devleti döneminde de önemini muhafaza etmiştir. Küçükasya Seyahati( 1895 Yazı).137. evaluated under the various headings. çev. Findings and Interpretations In our researc h we reac hed interesting findings about the soc ial and professional profiles of teachers. 2-general c ulture 3-formation). Dârâ Çolako ğ lu. Friedrich Sarre. S eyyah Friedric h S arre 1895 senesinde Anadolu’da yaptığı gezilere ilişkin yazdığı eserde. today. 1998.(teachers must have three elements: 1-area information. Haçlı Seferleri ve Ilgın hakkında bk. Most of them are young. devotee qualific ations were agreed. .230. it c an be said that teac hers have enough salaries. Ilgın’ın bu doğal zenginlikleri ve tarihteki önemine kısac a değinildikten sonra asıl konu olan eğitime geç ebiliriz. Results were classified. Ilgın’dan da bahseder. muallimlerin farklı yönlerini bizlere yansıt1 2 Selçuklular döneminde Ilgın’a ait bilgiler için bk. İstanbul. who served a c ertain period of time the first year in the republic were examined. 274.29.

meb. s. Ilgın’da Günümüzdeki İlköğretim Okulları3 Argıthanı Atatürk İlköğretim Okulu Argıthanı Cumhuriyet İlköğretim Okulu Aşağıçiğil Kazım Karabekir İlköğretim Okulu Aşağıçiğil İlköğretim Okulu Ilgın Atatürk İlköğretim Okulu Ilgın Balkı Mehmet Ali Ak İlköğretim Okulu Ilgın Büyükoba Köyü İsmail Mertoğlu İlköğretim Okulu Ilgın Cumhuriyet İlköğretim Okulu Çavuşçugöl Atatürk İlköğretim Okulu Gedikören İlköğretim Okulu Gökçeyurt İlköğretim Okulu Ilgın Halil Özkan İlköğretim Okulu Ilgın Ağalar Murat Doğru İlköğretim Okulu Ilgın Ziya Mert İlköğretim Okulu Ilgın İnöünü İlköğretim Okulu Kapaklı İlköğretim Okulu Mahmuthisar İlköğretim okulu Ilgın Milli Egemenlik İlköğretim Okulu Orhaniye 125.39. Konya Bölge Yazma Eserler Kütphanesi (BYEK). I. Tablo 1. Yıl İlköğretim Okulu Ilgın Sadık İlköğretim Okulu Ilgın Şehit Mustafa Deniz Kağnıcı İlköğretim Okulu Ilgın Yukarıçiğil Şehit Asker Seyit Ali Gür İlköğretim Okulu 100. Bunun dışında 1925 senesinde mevc ut okulların isimleri şu şekildedir: 3 4 www. Günümüzde 25 ilköğretim okulu ile hizmet veren Ilgın’da. yakın tarihimizdeki eğitimc ilerin.gov. Meşrutiyet döneminde bir Rüşdiye Mektebi bulunmaktadır4 . Fakat o dönemde öğretmenlere yöneltilmiş sorular. ç eşitli branşlardaki öğretmenler farklı özellikleri bakımından inc elenmektedir. Ilgın’da II. Bu ç alışmanın tarihe uyarlanmış biç iminde elbette ki soruları biz hazırlayamıyoruz. diğerleri köy ve kasabalarda eğitim faaliyetlerini sürdürmektedirler. Günümüzde anket ç alışmaları ile.Ilgın’da Cumhuriyet’in İlk Yıllarında ve Günümüzde İlköğretim Okulları Günümüzde Ilgın İlç esi’nde eğitim veren ilk öğretim okullarının isim ve sayılarına ilişkin bilgilerlere yer verdikten sonra Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ilgın İlç esi’ndeki okulların isimleri ve sayısı tarihteki şekliyle bu bölümde ortaya konulmuştur. D. Yıl İlköğretim Okulu Bu okullardan 10’u merkezde eğitim verirken.238 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 maktadır.2010. günümüzde Ilgın’da yirmi beş ilköğretim okulu eğitim vermektedir. Buna göre. Bunlar tablo şeklinde aşağıda sunulmuştur. Konya Darülmuallimat İmtihan Cetveli.No (Defter Numarası): 75. Yıl İlköğretim Okulu 75. . yakın tarihimizde ne kadar eğitim kurumu olduğunu tarihi kayıtlardan öğrenebilmekteyiz.tr/baglantilar/okullar/13.06. farklı niteliklerini göstermesi bakımından önem taşımaktadır.

Merkez İlk Kız Mektebi. Orhaniye Mektebi. Burhaniye ve Ayaslar Köyleri Mektepleri6 . Muallimlerin İsimleri. Ru’ûs Köyü Mektebi. BYEK.NO:6. Argıthanı Nahiyesi Mektebi. Argıthanı Zikür (Erkek) Mektebi. D. Yaşları ve Memleketleri Çeşitli mekteplerde görev yaparak Ilgın merkez.NO:10.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 239 Merkez İlk Erkek Mektebi. Geçid Köyü Mektebi.s. Kembos köyü “ Gökçeyurt” olarak isimlendirilmiştir. Kembos 7 ve Ayaslar köyleri mektepleri8 .1. Çalışmamızda bu okullardan bir ç oğunda. Balkı Köyü Mektebi. Argıthanı İnas (Kız) Mektebi. Burhaniye Köyü Mektebi. Sebiller. Çiğil. Balkı Mektebi. Yen-diğin Köyü Mektebi. Bir başka kayıtta Ilgın’daki okulların isimlerine ilişkin bilgiler şu şekildedir: Ilgın Kemal Bey Kız Mektebi. görev yapan öğretmenlerin kayıtları inc elenmiştir. s. 5 6 7 8 Mahmuthisar Tekke Köyü günümüzde ve yarım asırdır “ Beykonak” olarak bilinmektedir. İnc elediğimiz okullar şu şekildedir: -Ilgın Merkez Erkek Mektebi -Ilgın Merkez Kız Mektebi -Ilgın Aşağıç iğil Köyü Mektebi -Ilgın Mahmuthisar ve Tekke Köyü Mektebi -Ilgın Burhaniye Köyü Mektebi -Ilgın Osmaniye Köyü Mektebi -Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi -Ilgın Geç id Köyü Mektebi -Ilgın Çavuşç u Köyü Mektebi -Ilgın Bulc uk Köyü Mektebi -Ilgın Yen-diğin Köyü Mektebi -Ilgın Ru’ûs (Başköy) Köyü Mektebi Bu okullardan Ilgın Merkez Mektebi’nde görev yapan beş öğretmen. Bu mekteplere merkez erkek mektebi de eklendiği zaman toplam on dokuz mektebin eğitim verdiği anlaşılır. Osmaniye Nahiyesi Mektebi. Ilgın Kazası İlk Mektepleri Muallim ve Muallimelerinin Kayıtlarına Mahsus Sicil Defteri . Dolayısıyla on altı ilkokulun olduğu görülmektedir. Çiftlikler ve Bulc uk Köyü Mektebi. Ru’ûs Köyü Mektebi. Ilgın Kazasının 1341 Sene-i Martından İtibaren İlk Mekteplerin Muallimleri Kaydına Mahsus Defter.. II.1. Çavuşç u Köyü Mektebi. Bulcuk. Çiftlikler ve Mahmuthisar Tekke Köyü5 Mektebi. Kız Mektebi’nde vazife yapan iki öğretmen. Çavuşçu Köyü Mektebi. Argıthanı Nahiyesi ilk mektebindeki iki öğretmen ve diğer karyelerdeki birer öğretmen olmak üzere toplam on sekiz eğitimc inin kayıtları inc elenmiştir. BYEK. Belekler Köyü Mektebi. nahiye ve köylerinde vazifeye başlayan ve burada vazifelerine devam eden öğretmenlerin doğum tarihleri ve doğum yerlerine ilişkin bilgiler aşağıda tablo halinde gösterilmiştir. Çiğil Mektebi. D. . Mahmuthisar Tekke Köyü Mektebi. Kembos. İhsaniye. Osmaniye Mektebi.

Öğretmenlerin en genci 18. Ilgın Çavu şçu Karyesi Mektebi. Ilgın Geçid Karyesi Mektebi. Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi. s. D. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi. incelediğimiz on sekiz öğretmenin yaş ortalaması 31’dir. Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi. . Ilgın Aşa ğ ıçiğ il Mektebi. Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimlerine Ait Kayıtlar” . Öğretmenlerden dördünün ise bayan olduğu görülmektedir. Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Ilgın’da Görev Yapan Öğretmenlerin Kişisel Bilgileri9 Okulun Adı Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez Kız Mektebi Ilgın Merkez Kız Mektebi Ilgın Burhaniye Köyü İlk Mektebi Ilgın Osmaniye Köyü Mektebi Ilgın Argıthanı Nahiyesi İlk Mektebi Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Ilgın Geçid Köyü Muallimi Ilgın Çavuşçu Köyü Mektebi Ilgın Bulcuk Köyü Mektebi Ilgın Mahmuthisar ve Tekke Köyü Mektebi Ilgın Aşağıçiğil Köyü Mektebi Ilgın Yen-diğin Köyü Mektebi Ilgın Ru’ûs Köyü Mektebi Öğretmenin İsmi Ahmed Şakir Bey Nefise Hanım Naciye Hanım Memduh Bey Muallim Vekili Kezban Hanım Hayri Bey Vesile Hanım Rüşdü Bey Halil Hilmi Bey Hüseyin Cavid Bey Abdülgaffar Bey Mustafa Fahri Bey Mehmet Emin Bey Ahmet İhsan Bey Recep Efendi Doğum Tarihi 1890 1892 1907 1901 1911 1896 1901 1902 1887 1894 1876 1897 1901 1906 1900 Doğum Yeri Niğde Ilgın (Karakarye) Mersin Konya Ilgın İstanbul Konya Ilgın Ilgın Ilgın (Bulcuk) Hadim Ilgın Şarkikaraağaç Akşehir Konya Babasının İsmi Mustafa Efendi Hasan Efendi Hacı Şükrü Bey Yusuf Ziya Efendi Mehmet Efendi Mehmet Fuat Efendi Abdullah Efendi Mevlüd Ağa Seyid Efendi Ahmed Efendi Abdülcelil Ağa Yakup Efendi Mehmet Tahir Efendi İsmail Bahri Efendi Hasan Efendi Mustafa Nazmi Efendi Osman Bey İbrahim Bey 1894 1899 1889 Ilgın (Bulcuk) Kafkasya Konya Hüseyin Efendi Ali Efendi Said Efendi Bulgu ve Yorumlar Ilgın’da yakın tarihimizde görev yapan öğretmenlere ilişkin yukarıda yer verilen bilgiler. Ilgın Mahmuthisar Mektebi Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi. Öğretmenlerin genç yaşta oldukları ifade edilebilir. 9 “ Ilgın Merkez Erkek Mektebi. öğretmenlerin yaş ortalaması ve memleketlerine ilişkin verileri yansıtmakta ve bu veriler istatistikî bulgulara ulaşmamıza yardımc ı olmaktadır. Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri .Ilgın Merkez Kız Mektebi.2-20. Buna göre.240 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo 2. en yaşlısı 52 yaşındadır.NO: 1.

-İki çocuğu vardır. Bekârdır Yoktur Kiradır 1500 - Muktedirdir Kağıt. evli ve ç oc uk sahibi olup olmadıkları ile ilgili olarak öğretmenlere yöneltilen sorular yer almaktadır. Ilgın’da Görev Yapan Öğretmenlerin Sosyal ve Ekonomik Durumu Bu bölümde. maaşları. D. Mersin.No:1. Yoktur Kiradır 1620 Vakıf değildir Mektepte yapılan resimleri yapar Mektepte yapılan el işlerini yapar Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . önemli bir kısmının Konya ve çevresinden olduğu görülmektedir. Kafkasyalı bir öğretmenin de Ilgın’da görev yaptığı anlaşılır. Biraz Muktedirdir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 241 Öğretmenlerin doğum yerlerine baktığımız zaman. Yoktur Kiradır 1500 Lisanen Biraz Terzilik. III. kendilerine ait emlak veya menkûl varlığı. Karakalem ile resim yaparım Mukavva ve sair işler. nakış Evli-1922-İki çocuğu var Yoktur Kiradır 800 - - - Evli-1920Dört çocuğu var. Yoktur Kiradır 1950 Şarkı okurum alet çalamam. keman çalar. BYEK. Ilgın İlk Mekteplerindeki Öğretmenlerin Sosyal ve Ekonomik Durumları10 . Diğer on üç öğretmen Konyalıdır. Yoktur Kiradır 1500 Ud. Ilgın’da Cumhuriyet’in ilk yıllarında ç eşitli mekteplerde görev alan öğretmenlerin. . Niğde. Bunlarında yedisinin memleketi ise Ilgın’dır. oturdukları evin kira mı yoksa kendilerine ait mi olduğu. Bu sorular ile öğretmenlerin verdiği cevaplar aşağıda tablo halinde gösterilmiştir. Şahsına Ait Emlak ve mal varlığı var mıdır? Oturduğu ev kendisinin midir? Hangi el işlerinde mahareti vardır? Okul ve Öğretmenlerin İsimleri Evli Olup Olmadığı ve Çocuk Sayısı Maaşı (kuruş) Musikiye vakıf mıdır? Resim yapmaya muktedir midir? Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimi Ahmed Şakir Bey Ilgın Merkez Mektebi Muallimi Memduh Bey Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Naciye Hanım Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Nefise Hanım Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimi Muallimi Vekili Kezban Hanım Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Vesile Hanım Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Hayri Bey Ilgın Aşağıçiğil Karyesi Mektebi Muallimi Mustafa Nazmi Efendi 10 Eşi vefat etmiştir. dikiş ve el işleri Evli-1922.Bir çocuğu var Yoktur Kiradır 1758 Ud. keman çalar Biraz Biçki. nakış ve kağıt işleri Bekâr Yoktur Kiradır 750 - Biraz Kağıt. işlerinde Evli (1927)Çocuğu yok Evli (1909)İki çocuğu var. dikiş. Tablo 3. İstanbul ve Isparta Ş arkikaraağaç ’tan bir öğretmen vardır.

piyano çalar Fotoğrafçılık Marangozlukta Evli-1913. Bir parça tahta ve kağıt işlerinde Evli-1926Çocuğu yoktur Yoktur Kiradır 800 Muktedirdir.s. Kalan dört öğretmenden biri evli iken eşi vefat etmiştir. 1928 Yılında Kişi Ba şına dü şen gayri safi yurt içi hâsıla 118 Lira.42 kuru ş idi.3 çocuğu var Yoktur Kiradır 1620 İlk mekteplerde okumuş Lisanen vakıftır alet çalamaz Vâkıftır Kağıt. Buna göre öğretmenlerin yaş ortalaması düşük olsa dahi evlenme oranı yüksektir. keman çalar İlk mekteplere ait resim yapar İlk mekteplere ait el işlerini yapar Terzilikte ve bazı el işlerinde mahareti vardır Toprak işlerinde. kutu yapmak gibi Toprak. “ Birinci Dünya Sava şı’nda ve Atatürk Döneminde Fiyatlar ve Gelirler” . Kasım 1986. gıda ürünleri ve altın fiyatlarına bakmamız veya gayri safi milli hasıladan kişi ba şına dü şen yıllık gelir miktarını incelememiz gerekebilir. marangoz işlerinde mahareti vardır.74 Altın Fiyatı: 830 kuru ş idi. Evli-1924-İki Yoktur Kiradır 1500 Biraz ud çalar Resim işleri oldukça yapar Evli-1921. kağıt işleri Evlidir (1927) Evlidir (1911)-Üç çocuğu vardır. s.83 bk. s. on sekiz öğretmenden on dördü evlidir.242 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ilgın Mahmuthisar Mektebi Muallimi Recep Efendi Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimi Ahmet İhsan Bey Ilgın Çavuşçu Karyesi Mektebi Muallimi Mehmet Emin Bey Ilgın Geçid Karyesi Muallimi Mustafa Fahri Bey Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mekteb i Baş Muallimi Abdülgaffar Bey Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mekteb i Muallimi Hüseyin Cavid Bey Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi Muallimi Halil Hilmi Bey Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi Rüşdü Bey Ilgın Yen-diğin Karyesi Mektebi Muallimi Osman Bey Ilgın Ru’ûs Köy ü Mektebi Muallimi İbrahim Bey Değildir Yoktur Kiradır 1500 Nota üzerine ud çalar Piyano. el işleri Kağıt kesmek. Kiralıktır 1950 Biraz vakıf Öğretmenlerin sosyal durumlarına ilişkin sorular evli olup olmadıkları ile ilgili olup. Sayı:7. Atatürk Ara ştırma Merkezi Dergisi . üç ü de bekârdır. s.86 kuru ş Şeker: 44. Öğretmenlerin ekonomik durumlarına baktığımız zaman11 .72 1927 Senesi Ekmek: 15.İki çocuğu var.İki çocuğu vardır Yoktur Kiradır 1758 - Muktedirdir Evli. ud. Feridun Ergin. Tablodan anlaşılac ağı üzere. Yoktur Kiralıktır 1500 Biraz şarkı okurum Biraz muktedirdir Karakalem ile resim yaparım Konya’da bir evi vardır.59-85 . Cilt:III. Yoktur Kiralıktır 800 Değildir Oldukça Mukavva.. bir öğretmen hariç hiç birinin kendilerine ait bir menkul veya gayr-ı menkulünün olmadığı 11 Cumhuriyet döneminde ö ğ retmenlerin maa şlarının genel ekonomik göstergeler bazında ve konjeüktürel yapı içerisindeki durumunun nasıl oldu ğ una ilişkin genel bir kanaat olu şturabilmesi bakımından.46 kuru ş Pirinç: 42. Evli olan öğretmenlerin ortalama ç oc uk sayısı 3 c ivarındadır.Altı çocuğu var Yoktur Kiradır 1950 Keman. marangozluk ve el işleri Evli-1910-2 çocuğu var Yoktur Kiralıktır 920 Vardır - Evli-1924.

toprak ve tahta işleri ile terzilikte mahareti olanlar vardır. Ilgın’da Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde görevlerini Bu rakamlar incelendiğ inde Cumhuriyet’in ilk yıllarında 1. görevine devam edenler de bulunmaktadır. Fakat ö ğ retmenin yıllık gelirinin. IV. Bunun yanı sıra dört öğretmen şarkı söyleyebildiklerini ifade etmişlerdir.800 kuru ş oldu ğ u anla şılır. Öğretmenlerin resim yapabilmeleri konusunda verdikleri yanıtlar da ilginç tir. ç almasını bilmeyenler ise en azından sözlü olarak müzik ic ra edebilmektedirler. Fakat bu duruma istinaden. Bu nedenle bazı öğretmenler öğretmen okulunu bitirip şehadetname almaktaydı. kişi ba şına dü şen yıllık gelir ortalamasının iki katı idi. Bunun yanında öğretmenlerden marangozlukta. Ilgın’da Görev Alan Öğretmenlerin Mesleki Durumları Ilgın’da görev yapmış öğretmenlerin büyük bir kısmı 1927’de bu kazada göreve başlamıştır. Çalınan müzik aletleri de oldukç a ilginç tir. Öğretmenlerin hangi el işlerine maharetlerinin olduğuna ilişkin yöneltilen suale verilen c evaplarda. 1928 senesinde kişi ba şına dü şen ortalama yıllık gelirin 118 ×100 =11. Muallim ihtiyac ı da göz önüne alındığı zaman.950×12 =23. Öğretmenlerin tamamı kiraladıkları bir meskende oturmaktadır. dikiş ve nakış gibi el işlerine ilgilerinin olduğu gözlenmektedir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 243 görülmektedir. Bunun yanında 1909. Bunlardan bazısı kesin olarak muktedir olduğunu ifade ederken bazısı da biraz kabiliyetli olduğunu söylemektedir. 1919. Öğretmenlerin kabiliyetlerine ilişkin sorulara verdikleri c evapları ilginç bulmaktayız. . Bayan öğretmenlerin ise biçki. Öğretmenlerden birinin ise fotoğrafç ılığa ilgisinin olduğu görülür. Bu rakam 1929 senesinde 1. mülk edinememeleri de söz konusu olabilir. bazılarının ehliyetname alması öğretmenliğe devam edebilmesi iç in yeterli görünüyordu ve mevcut öğretmenler öğretmenliğe devam edebilmek iç in ehliyetname almak amac ıyla muallim mektebinde sınava girmekteydi. gayri safi milli hâsıladan kişi ba şına dü şen miktardan hayli yüksek oldu ğ u görülür. Bilindiği üzere gerek Osmanlı Devleti’nin son yıllarında gerekse Cumhuriyet’in ilk yıllarında muallimlik yapabilmek iç in şehadetname veya ehliyetnameye sahip olmak gerekli idi. öğretmenlerin maaşlarının az olduğunu söylemek zordur Öğretmenlerin genç yaşta olmaları nedeniyle mal. 1918.950 kuru ş maa ş alan bir ö ğ retmenin bu ürünlerden ne kadar alabilece ğ i hesap edilebilir ve günümüzle kıyas edilebilir. Bu bölümde öğretmenlerin.400 kuru ştur. Ayrıca. Öğretmenlerin tamamı resim yapmaya muktedir olduklarını belirtmişlerdir. 1923 ve 1924 yıllarından beri. günümüzdeki gibi mesken bulmanın kolay olmaması göz önüne alınmalıdır. yani on veya on beş senedir ve hatta yirmi senesidir Ilgın’da. Ud. kağıt ve mukavva işleri ön planda yer almaktadır. Dolayısıyla bir ö ğ retmenin yıllık geliri. piyano gibi müzik aletlerinden en azından birini on sekiz öğretmenden altısı kullanabilmektedir. Zira öğretmenlerin birç oğu herhangi bir müzik aleti ç alabilmekte. keman.

s. Asra Eri şen İstanbul Medreselesi . Aliyyülâla dır. Beyşehir’de ve Ilgın Merkez Mektebi’nde çalışmıştır. Ilgın Merkez Mektebi Karye Muallimliği. Konya’da Konya Kız Muallim Mektebi İkinci Sınıfından Tasdiknamelidir Kız Muallim Mektebi Tasdiknamesidir Konya Merkez Ana Mektebi Muallimliği. ihtiyat mülazım -ı sâni. Ankara. Mübahat S. s. D. Derecesi. 2000. Türk Tarih Kurumu. XX. Aydın Kitabevi. Ankara. Konya Merkez mektebinde.244 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 sürdürmekte iken. İnsuyu Karyesi ve Kadınhanı:’nda ve Ilgın Merkez Mektebi’nde görev yapmıştır. 2003. Muavinlik Ehliyetnamesidir-1925 Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimesi Vekili Kezban Hanım Ilgın Kazası İlk Kız Mektebinde Tahsil Görmüştür. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat.19 . Salâhiyyet-dâr: Yetkili bk. 916. Kadınhanı’nda Muallimlik.22-111929 İstifası vekaleti celilemizce 10-1929 tarihli tahkikatla kabul edilmiştir. Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Öğretmenlerin İlmi ve Mesleki Durumları (Ilgın) 12 Okulun ve Öğretmenin İsmi İlk Tahsilini Nerede Yapmıştır? Orta tahsilini nerede yapmıştır? Tamamlamadı ise hangi sınıfa kadar okumuştur? Sahip olduğu şahadetnamenin tarih ve derecesi? Niğde Vilayeti Muallim Mektebini tamamlamışitır. İhtiyat zabıt namzetliği. hangi belge ile bu görevi ifa ettiklerine yer verilmiştir. Ilgın Kazası Merkez İlk Mektebi Muallim Muavini olarak görev yaptı. Ayrıc a mezun oldukları okullar ile hangi mekteplerde görev aldıkları veya ne tür memuriyetleri yürüttükleri sorularına öğretmenlerin verdikleri c evaplar tablo halinde aşağıda gösterilmiştir. Bk. BYEK. Konya Rüşdiye Mektebi Muallimli- 1918 12 13 14 Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . Ana Mektebi Muallim Vekili. 1913 Katl maddesinden dolayı işten el çektirilmiştir. 1921 Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Naciye Hanım Konya’da Muavinlik ehliyetnamesi-1924Meslek şehadetnamesi 1927 Ereğli Kız Mektebi ‘nde. 1924 Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Nefise Hanım Adapazarı Rüşdiyesinde Tahsil Görmüştür. “ ibtidâ-i dâhil” ve “ sahn” olarak de ğ iştirilmiştir.No:1. Kendisi muallimlik etmeye salâhiyyetdar13 eden vesika hangisidir? Tarih v e derecesi? Yürüttüğü Vazifeler Açıklama Göreve Başlama Tarihi Ilgın Merkez Erkek Mektebi Muallimi Ahmed Şakir Bey Niğde İlk Erkek Mektebinde eğitim görmüştür.Ferit Develio ğ lu. Ilgın Merkez Mektebi Muallim Vekili 1925 1919 Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Vesile Hanım Ehliyetnamelidir1920 Ilgın Namık Kemal Mektebi Muallimliği. Tablo 4. ihtiyat zabıt vekilliği. Kütüko ğ lu. 1901 Lise’nin İbtidai kısmından Niğde Muallim 1926 Vilayeti Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Muallimi Memduh Bey Mülga (Kapatılmış olan) Dârü’l-hilâfeti’laliyye Medresesinde Mülga Dârü’lhilâfeti’l-aliyye Medresesi Sahn Kısmından 14 Muallimlik. Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye Medresesi’nin tâli ve âli kısımlarının adları 1917’de “ ibtidâ-i hâric” .

Ilgın Merkez Kız Mektebi. Ilgın 1925 Ilgın Geçid Karyesi Muallimi Mustafa Fahri Bey Ilgın rüşdiyesinde Ehliyetnamelidir. Şarkikaraağaç Mekteb-i İbtidaisi ve Rüşdiyesi İstanbul İmam Hatip Mektebi İstanbul İmam Hatib Mektebi Şehadetnamesi 1926 Sanayi Mektebi Şehadetnamelidir 1924 Aliyyülâladır. Argıthanı Nahiyesi ve Aşağıçiğil Karyelerinde Muallimlik yapmıştır. Karaman Kız Mektebi Muallimliği. 1926 Konya Sanayi Mektebini tamamlamıştır. Ilgın Mahmuthisar Karyesi Muallimliği 1925 Ilgın Aşağıçiğil Karyesi Mektebi Mektebi Muallimi Mustafa Nazmi Efendi Bulcuk karyesi mekteb-i ibtidâiyesinde ve Ilgın rüşdiyesinde Konya Erkek Muallim Mektebinde 1. Ilgın Merkez Mektebi Muallim Muavinliği Vekaleti. Ereğli Osmaniye Merkez Mektebi Muallimliği. Osmaniye Karyeleri. sınıftan terk ederek askere gitmiştir. Ilgın Balkı Karyesi Muallimliği. Ilgın Yukarıçiğil. Ilgın Merkez Erkek Mektebi’nde görev yaptı. Karaman İdadisi Muallimliği. Ilgın Argıthanı Nahiyesi Baş Muallimliği yapmıştır. ve 2. Karaman Merkez Kız Mektebi. Akşehir Karaağa Karyesi Muallimliğini Akşehir Azarı Karyesi Muallimliğini ve Ilgın Geçid Karyesi Muallimliğini yürütmüştür. Muvakkat ehliyetname 1923 1920 Ilgın Mahmuthisar Mektebi Muallimi Recep Efendi Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimi Ahmet İhsan Bey Konya Mecidiye İlk Mektebinde Niğde Sultanisinde ve Akşehir İdadisinde tahsil görmüştür. 1921 1915 Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Baş Muallimi Abdülgaffar Bey İbtidai Mektebinde Muallimlik şehadetnamesi-1910 1909 Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Muallimi Hüseyin Cavid Bey Bulcuk Karyesi İlk Mektebinde Ehliyetnamelidir 1925 1923 Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi Muallimi Halil Hilmi Bey Ilgın Mekteb-i Rüşdiyesinde Ehliyetnamelidir 1914 1914 . Ilgın Orman Muhafaza Memurluğu Ilgın Bulcuk Karyesi Muallimliği. Ilgın Osmaniye Mektebi Muallimliği. sınıfından mezundur.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 245 ği. Ilgın Merkez Mustafa Bey Mektebi Muallimliğini. 1340 – Derecesi Aliyyülâla Ilgın Bulcuk Karyesi Muallimliği 1924 Ilgın Çavuşçu Karyesi Mektebi Muallimi Mehmet Emin Bey Dârü’l-hilâfeti’laliyye Medresesi 4. Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Hayri Bey İstanbul Rehber-i Tahsil Mektebinde Talimgâh Ehliyetnamesi bulunamadığından kaydı silinmiştir. Burhaniye.Ilgın Argıthanı Muallimliği yapmıştır. Ehliyetnamelidir 1927 Kütahya’da Muallim Vekilliği ve Ilg ın Çavuşçu Karyesi Muallimliği yapmıştır.

öğretmenlerin tamamı ilk tahsilini iptidaiye mekteplerinde veya rüşdiye. biri S anayi Mektebi’nde tamamlamıştır. Kalan on üç öğretmenden yedisi ehliyetname sahibidir. Öğretmenlerden vekil olarak görevi yürütenler de bulunmaktadır. Ilgın’da merkez kız ve erkek mektebinde birden fazla öğretmen görev yaparken. Derbent. . Öğretmenlik yapabilme yetkisini talimgâha giderek aldığını ifade eden öğretmenin ehliyetnamesi olmadığından öğretmenlikten alındığı anlaşılır. Çiğil Karyesi Mektebi Muallimliği. Ehliyetnamesi olmayana öğretmenlik yapma yetkisi ise verilmemiştir. Öğretmenlerden orta tahsil gören sayısı ise sekizdir. idadiye gibi mekteplerin iptidai kısımlarında tamamlamışlardır. O halde Ilgın’daki öğretmenlerden muallim mektebini bitirenlerin tamamının. Tabloda görüleceği üzere muallim mektebi orta tahsil grubu iç erisinde yer almaktadır. maarif vekâletinc e tanınmamıştır. Yüksek tahsil gören öğretmen olmadığı iç in tabloda buna ayrıc a yer verilmemiştir. Muallim mekteplerinin İptidâi kısmı orta öğrenim. Ilgın’ın ç oğu köy ve kasabasında okul ç ağına gelmiş öğrenc ilere ilk eğitimin verildiği anlaşılmaktadır. Ilgın’da çeşitli köylerde muallimlik Ilgın İhsaniye. Rüşdiye ve Âli kısımları ise yüksek öğrenim sınıfındadır. muallim mektebinin iptidâi şubesinden mezun oldukları söylenebilir.İhtiyat Zabıt Vekilliği. köylerde bir öğretmenle eğitime devam edildiği ifade edilebilir. Öğrenimine devam ederken askere gitmek durumunda kalmış olan öğretmenlerin olduğu da anlaşılmaktadır. SONUÇ Ilgın’da gerek tarihte gerekse günümüzde birç ok köyde ilkokul bulunmasından yola ç ıkarak. Muallimlerden yalnız üç ü muallimlik şehadetnamesi ile öğretmen olarak vazifesini yürütmektedir. Ilgın Kazası Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi 1918 Ilgın Yen-diğin Karyesi Mektebi Muallimi Osman Bey Ilgın Ru’ûs Karyesi Mektebi Muallimi İbrahim Bey Konya Huffaz Mektebi İbtidaisinde Âkifpaşa Mektebinde Konya Selahi Medresesinde Muavinlik Ehliyetnamesi İki Senelik Konya Erkek Muallim Mektebi Erkek Mektebi namesi Muallim Şehadet- İhtiyat Zabıt Namzetliği. Dolayısıyla talimgâh olarak ifade edilen yer veya eğitim kurumu.246 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi Rüşdü Bey Çumra’da bir ilk mektepte İstanbul İmam Hatib Mektebi İmam Hatip Mektebi şehadetnamelidir . Ru’ûs. Ilgın Osmaniye Karyesi Muallimliği yapmıştır. diğer öğretmenlerden ikisi İmam Hatip Okulu’nda. Orta öğrenimini iki öğretmen medresede. Kadınhanı ve Akşehir’de ve Ilgın Ru’ûs Karyesi’nde Muallimlik 1917 1917 Tablodan anlaşılac ağı üzere.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 247 Ilgın’da öğretmenlerin tamamına yakını genç yaşta olup. keman. Öğretmenlerin maaşları dönemin ekonomik koşulları dikkate alındığında yüksek sayılabilec ek bir rakamdır. Öğretmenlerin önemli bir kısmının Ilgın ile Konya ve çevresinden olması. Öğretmene duyulan ihtiyaç nedeniyle aranılan niteliklerin asgari düzeyde tutulduğu belirtilebilir. muallim mektebi mezunu olanların sayısının bir hayli düşük olduğu görülmektedir. Ilgın merkez. bunların büyük bir kısmı evli ve çoc uk sahibidir. Öğretmenlerin birç oğu ud. Zira. . Öğretmenlerin büyük bir kısmı ehliyetname almak suretiyle. Sanayi Mektebi ve İmam Hatip mezunu olanlara doğrudan verildiği gözlenmiştir. öğretmenlik vazifesini yürütmektedir. piyano gibi müzik aletleri çalabilmekte ve ç eşitli el işlerinde maharetleri bulunmaktadır. “muallimlik yapmaya salâhiyet-dâr eden vesika nedir?” sorusuna verilen c evaplarda. Öğretmenlerin kültürel aç ıdan zengin ve kabiliyetli olduğu görülür. Öğretmenlik yapabilme yetkisinin Medrese (Dârü’lhilâfeti’l-aliyye Medresesi Sahn Kısmı). nahiye ve köylerinde öğretmenlik yapanlardan. Dolayısıyla tarihi şartlar iç erisinde konu ele alındığında. öğretmenlerin mahallinden temin edilmesi yoluna gidildiğini gösterir. Büyük bir kısmının resim ve müziğe mahareti vardır. bu okulların isimlerinin de olduğu anlaşılır. Fakat öğretmenlerin tamamının herhangi bir mal varlığı bulunmamaktadır. günümüzdeki şekliyle konut imkânlarının gelişmiş olmaması ve diğer sebepler dikkate alınarak. öğretmenlerin mal varlığı edinmediği ifade edilebilir.

NO:6. Nakışlar Yayınevi. Atatürk Ara ştırma Merkezi Dergisi. BYEK. Ankara. . Cilt:III. İstanbul. Asra Erişen İstanbul Medreseleri .meb. Kasım 1986 . İstanbul. Sayı:7.Sarre. BYEK. 1998. . 2000 . Dârâ Çolakoğlu. Küçükasya Seyahati (1895 Yazı). Aydın Kitabevi. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi BYEK.Ilgın İlçesi Öğretmenlerine Ait Kayıt Defteri. D.248 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA .İbn Bibi. 1941. Ankara. . 2003. . Uzluk Basımevi. Friedrich. “Birinci Dünya Savaşı’nda ve Atatürk Döneminde Fiyatlar ve Gelirler”.2010. -Ergin.Konya Darülmuallimat İmtihan Cetveli. Anadolu Selçukî Devleti Tarihi (Farsça Muhtasar Selçuknâmesinden).06.Nuri Gençosman. .www. Ankara. Mübahat S. Feridun. . BYEK. D. Türk Tarih Kurumu.Ilgın Ka zası İlk Mektepleri Muallim ve Muallimelerinin Kayıtlarına Mahsus Sicil Defteri.Ferit Develioğlu.Kütükoğlu.No: 75. D. Osman. .Ilgın Ka zasının 1341 Sene-i Martından İtibaren İlk Mekteplerin Muallimleri Kaydına Mahsus Defter. Selçuklular Zamanında Türkiye.Turan.gov.NO:10. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat.tr/baglantilar/okullar/13. .M. çev. 1984. D. Çev.NO: 1.. XX.

Öğretmenlerden Ahmet Şakir Bey’e Ait Kayıt .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 249 EKLER Ek-1.

250 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Hıyanet-i Vataniye Kanununun Müzakeresi. kanun doğrultusunda ve içerisinde milletin yüksek çıkarları aleyhine yapılan haksız eylemlerin bertaraf edilme yolu tutulmuştur. Anahtar Kelimeler TBMM Birinci Dönem. Millî Mücadele döneminin en çetin günlerinde bu kanunun TBMM tarafından çıkarılıp yürürlüğe konması.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . and unfair actions to the detriment of national interests were started to be obviated inside and in the direction of the law.edu. TGNA Government accepted the Law of Treason (Hıyanet-i Vataniye Kanunu) with the resolution no. İç İsya nla r THE NEGOTIATIONS AND ACCEP TANCE OF THE LAW OF TREASON Abstract The Turkish Grand National Assembly (TGNA) came forward as a result of the resistance and legitimization efforts led by Mustafa Kemal Pasha against the unfairly launched invasions. olağanüstü şartlar altında ve bu şartların gerektirdiği istikamette kararlar almak zorunluluğunu hissederek 29 Nisan 1920’de 2 nolu kararla Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu kabul etmiştir. Kanunun kabulü ile TBMM’nin meşruluğu perçinlenip bir kez daha tescil edilmiş.tr Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ rencisi. The enforcement of this law by TGNA in the most inconvenient days of the national struggle was a milestone in the salvation process of our homeland and nation. Key Words TGNA First Term. legitimateness of TGNA was consolidated and registered once again. The Law of Treason (Hıyanet-i Vataniye Kanunu). Mustafa Kemal Paşa’nın ön ayak olduğu direnmenin ve meşrulaşma çabalarının bir neticesi olarak ortaya çıkmıştır. Issue : 5 Pa ge : 2 5 1 -2 81 HIYANET-İ VATANİYE KANUNU’NUN MÜZAKERELERİ VE KABULÜ Yaşar ÖZÜÇETİN* H. Fa twa . Fetva la r. başlatılan haksız işgaller ve bu işgaller karşısında. Kırşehir. Domestic Riots * ** Doç. yozucetin@ahievran. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 5 1 -2 81 Ye a r: 2 0 1 1 . Mehmet DAĞISTAN** Özet Türkiye Büyük Millet Meclisi. After this law was accepted. Hıyanet-i Vataniye Kanunu. mehmetdagistan1453@gmail.2 on 29 April 1920. Ahi Evran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Üyesi. Feeling obliged to make decisions under exceptional circumstances and in the direction required by these circumstances. vatanın ve milletin kurtuluşu açısından bir dönüm noktası olmuştur.com . Dr. Negotiations of the Law of Treason. TBMM Hükümeti.

bu baş kaldırış. Ankara 1991. ülkesini ve namusunu muhafaza etmek amacıyla ülkenin muhtelif yerlerinde “Redd-i İlhak”. (Haz. yaptırım altına alınac aktı. “İstihlas-ı Vatan” ve “Müdafa-ı Hukuk” gibi siyasî “Kuvâ-yı Milliye” adı altında da askerî ve silahlı direniş teşkilatları oluşturulmakta. s. C. Türk milletine kendi imkânlarıyla direnmekten başka çare bırakmamıştı1 . Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasıyla Müdafa-ı Hukuk Cemiyetleri ve kongrelerle Anadolu halkının teşkilâtlandırılması mümkün hale gelmişti3 . Hatıralar. Böyle bir durumda TBMM tarafından 29 Nisan 1920’de 2 nolu “Hıyanet-i Vataniye Kanunu” adıyla ilk olağanüstü durum kanunu ç ıkarılacak ve meşruluk. kongreler toplanmakta idi2 . “Geç ic i Hü1 2 3 İsmet İnönü. s. asker firarları önlenip düzenli ordu kurulmadan otoritenin tesis edilip. TTK Basımevi. İtilaf Devletleri’nin tutumuna karşılık. 1. Heyet-i Temsiliye tarafından fiilî bir hükümet olarak millî irade ele alınmış millî ve mahallî kongrelerde alınan kararları titizlikle yerine getirilip. “Muhafaza-ı Hukuk”. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun müzakereleri. “Redd-i İşgal”. Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları. 164. 16 Mart 1920’de İstanbul’un İngilizler tarafından resmen işgal edilmesi ile bütün kurumlar ele geç irilmiş bulunmakta idi. meşrutiyetç i ve barışç ıl bir talep olarak dikkati çekmekte ancak. Meclis-i Mebusan’ın 17 Şubat’ta Misâk-ı Millî’yi onaylaması.252 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Bu araştırma ve incelemenin amacı. Sabahattin Selek). TBMM Zabıt Cerideleri. 4. Düstur ve resmî yayınlara da yer verilerek. C. Fahri Çoker. Millî Mücadele Yıllarındaki Kuruluş lar. İstanbul 1985. Hilafet-Saltanat ve ülke topraklarını kurtarmak amac ına dayandırılarak vatana ihanet suç u tespit edilip. Dönem (1919–1923). Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başkaldırmış. Ankara 1994. telif ve tetkik eserlerden de istifade edilmiştir. zamanın politik şartları hakkında bilgiler vermesi nedeniyle esas alınmış. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla meşru bir organ tarafından yönlendirilmeye başlanmıştı. 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi. işgalci güçlere karşı konulması ve başarı elde edebilmesi mümkün gözükmemekte idi. Parlamento Tarihi Millî Mücadele ve TBMM I. Çalışmada. ç alışmanın adı “Hıyaneti Vataniye Kanunu’nun Müzakereleri ve Kabulü” olarak belirlenmiştir. Anadolu halkı tarafından İstanbul Hükümeti ve Sarayın. . Osmanlı Devleti’nin idam fermanı olmuş ve Mütarekenin uygulanması ile ülkenin canı yanmış. I. müzakereleri temelinde Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu tahlil edip. Meclis faaliyetlerinin yürütülmesi sırasındaki bütün konuşma ve davranışları ihtiva etmesi. bu kanunun Millî Mücadelenin başarı ile neticelendirilmesindeki yerini belirlemeye yöneliktir. Kanunun kabul edilmesi ve uygulanmasına yönelik ortaya ç ıkan eksiklik ve arayışlar üzerinde durulmuş. İç te isyanlar bastırılmadan. s. Boyun eğmeyen Anadolu halkı. Fethi Teveto ğ lu. (Önsöz IX). Bu ç alışmada. TBMM Kavanin Mecmuası.

“…Ulusal sınırlarımız içinde. C. I. her şeyden önce kendi gücümüze dayanarak varlığımızı koruyup ulusun ve yurdun gerçek mutluluğuna ve ba yındırlığına çalışmak gelişigüzel. . Turhan Kitabevi. 59. icraî etkinliğ ini sa ğ lamak amacıyla 15 kişiden olu şan bir Lâyiha Encümeni ile diğ er altı kişilik icra encümenin seçimine geçilmiş. 1. I. İstanbul’dan gelen mebuslarla birlikte toplam 337 milletvekili bulunması gerekirken 115 mebusun katılımıyla çalışmalarına başlamıştı6 . 193.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 253 kümet” görevi ifa edilmiş ve 19 Mart 1920 tarihli “İntihâbât Tebliği” nin yayınlanmasıyla yeni Türk devletinin kuruluşuna giden hukukî yol aç ılmıştı4 . uygarlık dünyasının uygarca insanca davranışını ve karşılıklı dostluğunu beklemektir”8 şeklinde ifade etmekte idi. Ankara 1943. 1. I. No: 3 TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). TBMM Matbaası (3. C. Büyük Millet Meclisi Reisi sıfatıyla İc ra Vekilleri Heyeti toplantılarına da başkanlık etmeye başlamıştı. s. Düstur. D. Do ğ u Ergil. s. 20 Ocak 1921’de Teşkilât-ı Esasiye Kanunu ile 4 5 6 7 8 9 10 Kemal Atatürk (Bugünkü dille yayına hazırlayan Prof. olmak üzere üç devre halinde uzun ve ayrıntılı bir konuşma yapmıştır7 . s. s. ikinc isi. Üçüncü Tertip. Meclis’in işlerini düzenlemek. Ankara 1981. I. Ankara 1943. C. Zeus Kitabevi. 2. 185. 71. Şerafettin Turan. s. 26 Nisan 1920’de Çorum Mebusu Sıddık Bey’in takriri ve TBMM’nin 7 numaralı kararı ile Meclis-i Mebusan Nizamname-i Dâhilisi’nin de ğ iştirilerek uygulaması kabul edilmiş. I. I. “Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusa i şahaneyi yed-i ecanipden ta hlis ve taarruzatı defi maksadına ma tuf ola ra k teşekkül eden…” 5 Büyük Millet Mec lisi toplanmıştı. TBMM ZC. 63. Bkz. İzmir 2007. TBMM Zabıt Ceridesi (TBMM ZC ). Milliyet Matbaası. TBMM ZC. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I. TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). s. C. Mondros Mütarekesi’nden Erzurum Kongresi’ne kadar geç en zaman zarfındaki duruma dair. 185. I. 288. Ankara 1959. Meclisin toplanmasının ertesi günü Meclis Başkanı seçilen Mustafa Kemal Paşa. Ankara 1992. Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi. 2 Sayılı Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Birinci Maddesi. 2 Mayıs 1920’de İcra Vekilleri’nin seç ilmesine dair 3 numaralı kanunu10 kabul ederek ilk İcra Vekilleri’ni seçip Hükümet’i kurduktan sonra Mustafa Kemal Paşa. 1. Mustafa Kemal Paşa. D. Baskı). 6. 27 Nisan 1920’de Komisyon (ilk Encümen) seçimleri tamamlanmıştı. I. 30 Ekim 1918 tarihinden 13 Nisan 1920 tarihine kadar geçen zaman zarfındaki olayları anlattıktan sonra. D. Erzurum Mebusu Celâlettin Arif Bey’in takrirleri gere ğ ince. Bilgi Yayınevi. 186. 4. Nutuk 1919 – 1927 Atatürk Ara ştırma Merkezi Yayınları. üçüncü birle şimin beşinci oturumunda yapılan seçimlerle Türkiye’nin ilk kabinesi olan Muvakkat İcra Encümeni (Geçici İcra Komisyonu)’ne üyeler seçilmişti. D. No: 2. O. D. Daha sonra Hükümet kurulması için de Mec lis’e önerge verildi ve bu önerge kabul edildi9 . C. yeni Türk Devleti’nin. 58. ilki. Korkmaz Zeynep).. s. 16 Mart’tan TBMM’nin aç ılışına kadar olan duruma dair. s. C. s. üçüncü safhası da. Türk Devrim Tarihi Ulusal Direniş ten Türkiye Cumhuriyeti’ne. 62. TBMM. C.. ulaşılamayacak istekler peşinde ulusu uğraştırmama k ve za rara sokmamak. TBMM Kavanin Mecmuası. Ankara 2006. TBMM Kavanin Mecmuası. TBMM ZC. 72. Dr. İstanbul 1929. 122. 1. 56. C. s. 60. TBMM. gerçekçi. hak ve adalete dayanan. 8–16. 2. 1. 26-30. insancıl ve barışç ı politikanın esasları ç erç evesinde Meclis’in izleyeceği ulusal siyaseti.. 33-35. Türk ulusunun kendi egemenliğini bütünüyle kendi eline aldığının ilk aç ıklaması ve müjdecisi olan açılış konuşmasını en yaşlı üye olması nedeniyle S inop Mebusu Mehmet Şerif Bey yapmıştı. D. 55. Büyük Millet Millet Meclisi İcra Vekillerinin Sureti İntihabına Dair Kanun. 23 Nisan 1920 Cuma günü. 61. Ergün Aybars. Erzurum Kongresi’nden İstanbul’un işgal edildiği gün olan 16 Mart 1920 tarihine kadar.

Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Çıkarılmasına Duyulan İhtiyaç: TBMM’nin aç ıldığı dönemde değişik nedenlerle başlayan askerden kaçma ve ayaklanmaların önü alınamamış.254 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 İc ra Vekilleri Heyeti Reisliği Makamı kurulup Fevzi Paşa bu göreve seç ilinc eye kadar İc ra Vekilleri Heyeti Reisliği’ni bizzat yürütmüştür11 . Ahidler Vesairenin Hükümsüz Oldu ğ una Dair Kararname 19 Ağ ustos 1336 (1920). İstanbul Hükümeti’nin 16 Mart 1920’den İtibaren Akdettiğ i ve Edece ğ i Bütün Mukavele. TBMM’ye yeni bir çehre ve mâna verdiğ i gibi bundan ba şka Müdafa-ı Hukuk Cemiyetleri. s. Padişaha çekilen telgraf. Meclis’in yayınladığ ı belli ba şlı beyannameler de bulunmakta idi. 81. C. TBMM’nin. TBMM Kavanin Mecmuası. s. Bıyıko ğ lu. a. 27. benzer olayları önlemek ve asayişi sağlamak iç in Müdafa-ı Hu- 11 12 13 14 15 İhsan Ezherli. Kanun No: 2. Şer’iye Encümeni’nin Beyannamesi (9 Mayıs 1920). C. Gotthard Jaeschke. 2. C. Malta ve Yunanistan’dan gelip katılanlar (14) ve yeni seçilenler (232) olmak üzere iki seçimle gelen mebuslarda ço ğ unlu ğ u yeni seçilenlerin te şkil etmesi. ihtilalci ve me şru karakterinin de en büyük sembolü idi. İstanbul 1929. Jaeschke. Ergun Aybars. Ankara 1975. Türk Kurtuluş Sava ş ı Kronolojisi –Mondros’tan Mudanya’ya Kadar (30 Ekim 1918-11 Ekim 1922). TBMM Kavanin Mecmuası.g.. 2. 420. C. s. 10 Nisan 1920’de hazırlanan bu fetvalar. belediyeler ve idare meclislerinin de katılması TBMM’ye seçim tekniğ i bakımından da ayrı bir özellik katıyordu. 8. Saltanat Şurasında (22 Temmuz 1920) Sevr Muahedesinin İmza Edilmesine Karar ve Rey Verenlerle Muahedeye İmza Koyanların İhanet-i Vataniye İle İtham Olunması ve Haklarında Gıyabî Hüküm Verilmesi ve İsimlerinin Her Yerde Lanetle Anılması Takarrür Etmiştir (19 Ağ ustos 1920). C. 655. 15 1. Bıyıklıo ğ lu. İstanbul Hükümeti’yle Resmî Muhaberatın Memnûiyeti Hakkında Kararnâme (Kararname No: 2) Düstur. Üçüncü Tertip. s. 2. s. 27 Nisan 1920 tarihli. Yine 11 Nisan’da Damat Ferit Pa şa’nın “Yalancı millet davasıyla vatan ve milleti feda edenlere” karşı beyannamesi yayımlanmıştı. Ankara 1981. Kararname No: 37. C.g. 1. 28. dinsizlik. sava ş gemileriyle de kıyılara da ğ ıtılıyordu. Hükümet Ba şkanı ve vekillerin ayrı ayrı ve hepsini birden Meclis’e karşı sorumlu kılması. 102. 1. 1. Ankara 1989. 653–655. . s. s.. İrşad Encümeni’nin Beyannamesi (9 Mayıs 1920). Milliyet Matbaası. 44. D. İstanbul’dan gelenler (92). s. TBMM ve Millî Müc adele aç ısından diğer bir tehlike ise. Meclis’in “fevkalâde salâhiyet”li olarak kurulmu ş olması. Kanun No: 7.. s. 123-124. Jaeschke. 98.m. İstiklâl Mahkemeleri Te şkili Hakkında Umumî Heyet Kararı (18 Eylül 1920). 26. Bu beyannameler şunlardı. 7. s. 4 Mayıs 1920’de İc ra Vekilleri Heyeti’nin kurulması ile Millî Mücadele’nin yürütme organı yalnız fiili olmaktan çıkacak. Cemil Kutlu. a. Hıyanet-i Vataniye Kanunu (Düstur. Meclis’in me şrulu ğ unu kuvvetlendiren ba şka bir faktör olmakta idi. Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İç Güvenlikle İlgili Çıkardığı Kanun ve Kararnâmeler (23 Nisan 1920-16 Nisan 1923). 4-5.. D. vatansızlık ve hainlikle suçlanıyordu”. Ş eyhülislâm Dürrîzade Mehmet Efendi’ye işgalci güçlerin etkisi ile hazırlatılan “fetvalar” gözüküyordu. C. 1. bunun için de Türk ulusunu parçalamak isteyen gerçek dü şmanların amacını açığ a vurmak ve halkı bu hainlere karşı uyandırmak amacıyla yayımladığ ı Beyannamesi (26 Nisan 1920). s. Meclis’in çıkardığı ve ihtilalci bir özelliği bulunan ilk kanunlar arasında araştırma ve incelemenin konusunu oluşturan “Hıyanet-i Vataniye Kanunu (29 Nisan 1920)” kanunda da yer almakta idi. Meclis Reisinin aynı zamanda İcra Vekiller Heyeti’nin de ba şkanı olması. Mustafa Kemal Pa şa’nın belirttiğ i üzere “Millet ve ordu bu hıyanetten habersiz oldu ğu gibi onun i şgal ettiğ i makama asırların kökle ştirdi ği dinî ve ananevî bir şekilde ba ğ lı ve sadık halife ve padi şahının kurtulu şunu dü şünmek ve iddia etmek. s. Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (YayımlanmamışYüksek Lisans Tezi). Türkiye Büyük Millet Meclisi (1920-1998) ve Osmanlı Meclisi Mebusanı (1877-1920). hukukî olarak da milletin kaderine el koymuş bulunac aktı12 . Millî Mücadele’yi baltalamak ve çökertmek. Üçüncü Tertip. Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları. 1.. 27. TTK Basımevi.. 13 Cephede yapılacak ve olumlu sonuçlar verecek mücadeleler için öncelikle düzenli ordunun kurulması ihtiyacı bilinmekte olup. Diğ er ilk kanunlar ise şunlar olacaktır: İstanbul Hükümeti İle Olan Resmî Muhaberatın Yasaklanması Hakkında Kararname (6 Mayıs 1920). 1. 11 Nisan’da ilan edilerek dü şman uçaklarıyla Anadolu’ya atılıyor. age. 2. Ankara 1998. Erzurum 1992. D. iç güvenliği bozuc u unsurların ortadan kaldırılması ve asker kaç aklarının önüne geç ilmesi gerekmekte idi14 . Ayrıca Meclis adına. TBMM Basımevi (Üçüncü Basılış).m. 1. C. s. TBMM Kültür. age. Bilgi Yayınevi. 97. s. İstiklâl Mahkemeleri. İstiklâl .. Aybars. TBMM ZC.

s. kendi otoritesini egemen kılacak. 36 ve 113. Yine 9 Zilhicce 1332 (29. Fetvalarda yüksek halifeliğe karşı ç ıkanların imandan ve dinden de çıktıkları belirtiliyor ve bunların Kur’an hükmünc e öldürülmesi meşru görülüyordu. Padişah-Halifenin de imzasını taşıyan Ş eyhülislâm Dürrizâde Abdullah Efendi’nin 11 Nisan 1920 tarihli fetvasında “Asi (ba gi) ola rak ta nımlanan Mustafa Kemal ile Millî Kuvvetler mensuplarının katlinin va cip olduğu” belirtilmekteydi18 . 21-22 Nisan 1920 gecesi millî meseleleri konuşmak üzere yapılan toplantıda. Remzi Kitabevi. s. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. 26. Ferit Pa şa ve Padişaha karşı olanları suçlu saydığ ından Millî Mücadele döneminde uygulanamaz olmu ştu.. Millî Mücadele Dönemi’nde Batı Anadolu Kongreleri (17 Mart 1919-2 A ğustos 1920). TBMM. Semih Yalçın (Ed. C. dü şmanla ilişki kuranların ve casusluk gibi suç işleyenlerin bölgesel hükümetlerce cezalandırılmalarını istemekte idi. s. 273. ancak bu hükümler. memleketi nifak ve parçalanışa sürükleyen hareketlerle ortalığı fesada vermeye girişmiş eşkıya olarak nitelendiriliyordu19 . 162. karşı fetvalar ç ıkartarak kendini korumaya çalıştı. Bu fetvalarda Kuvâ-yı Miliye.m. millî kuvvetlere karşı yapılan iftiraları din yoluyla çürütmek istiyordu. daha ziyade padişahın şahsına tanınan geniş yetkiler olup. s. 170. C. toplum varlığ ının tehlikeye dü ştüğ ü veya dü şme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığ ı ola ğ anüstü durumlarla ilgili de ğ ildi. Mustafa Kemal Pa şa da Temsilciler Kurulu adına 17 Mart 1920’de bir genelge yayımlayarak “Vatanın çıkarlarına aykırı davrananların ve memleketin huzur ve düzenini bozanların din ve millet farkı gözetmeksizin şiddetle cezalandırılmalarını” istemişti. herhangi bir ola ğ anüstü durum ayrımı yapmak ve bunu çözüme kavu şturmak imkânsızdı. Nitekim Mustafa Kemal Pa şa. 139-153. 25. 1876 Kanun-u Esasi’sinin 7. Türk Kurtuluş Sava ş ı. Anadolu fetvaları. halkın mallarını ç almaya. dünyada ve ahirette en büyük c ezaya layık görülec eklerdi. İzmir 1988. 272. Anadolu. s. s. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. Kültür Ve Turizm Bakanlığ ı Yayınları. Maddeleri bazı yenilikler getirmişti.g. Turan. Casusluk ve Sava ş Hainliğ ine İlişkin) yasa. yasama. Ergun Aybars. 282. Atatürk’ün Tamim. Mustafa Albayrak. diğer yandan da Osmanlı Hükümeti ve işgalci güçlerin sebep olduğu ayaklanmalar ve yıkıcı propagandalar sebebiyle tabii olarak olağanüstü şartlar içerisinde bulunuyor ve TBMM Hükümeti. İstanbul 2008. Ancak uygulamada çok farklı cezalar verildiğ i için bunları yasal bir dayana ğ a kavu şturmak ve kişisel yargıdan kurtarmak gerekiyordu. İstiklâl Mahkemeleri (1920–1927). yürütme ve yargı organlarının ba şı da padişah oldu ğundan.). E.1914) tarihli “Esrar-ı Askeriyeyi İfş a ve Casusluk ve Hıyanet-i Harbiye Hakkında ” ki (Askerî Gizliliğ i Açıklama. Millî Mücadele aleyhindeki İstanbul’un tahrikleri ve kışkırtmaları daha ç ok fetvalar yoluyla yürütülmekte idi.m. halkın Anayasa’ya dayanan hak ve özgürlükleri olmadığ ı. en yaşlı hocanın öncülüğünde “Esa rette bulunduğu mu16 17 18 19 Mesela 16-25 Ağ ustos 1919 tarihleri arasında yapılan ve Kuvâ-yı Milliye’nin daha iyi te şkilâtlanması yolunda yeni kurumlar olu şturarak eksikliklerin giderilmeye çalışıldığ ı Ala şehir Kongresi’nde bu amaçla bir ceza yönetmeliğ i de düzenlenmişti.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 255 kuk örgütleri ile Kuvâ-yı Milliye ve askerî birlik komutanları kendi imkân ve güç leri nispetinde bazı önlemlere başvurmuşlardır16 . içeride güvenliği sağlayıp firarları önleyec ek bir yasa zorunluluğunu hissediyordu 17 . sağduyulu ve vatansever ulemayla harekete geçip. Ankara 2006. Atatürk Ara ştırma Merkezi. Telgraf ve Beyannameleri IV (Açıklamalı Dizin İlavesiyle). Ankara 2008. Aybars. . s. Şevket Süreyya Aydemir. Kuvâ-yı Milliye’ye karşı gönderilen askerler onları öldürmekten çekinir veya kaç arlarsa en büyük günahı işlemiş olac aklar. II. bir yandan işgalci güçlere karşı savaşırken. Padişahın sadık tebaasına zulüm ve işkence edip. Berikan Yayınevi. Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda.10. s. I-II. 193-195. İstanbul’un kışkırtmalarına kapılan bazı halk yığınları ikaz edildi. a. günahsız insanları kesmeye. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi. Ankara 1983. Atatürk Ara ştırma Merkezi Yayınları Ankara 1998.g. Turan. s. bu do ğ rultuda daha Meclis açılmadan önce 23 Mart 1920’de: “Dü şman lehinde propaganda yapanlar herhangi suretle düşmanla muhabere icra eyleyenler ve icraat ve mukarreratı milliyeye fiilen muhalefet sureti ile dü şmanların husulü maksadına yardım ve herhangi bir şekilde casusluk icra edenler derhal mahallî hükümetlerince tevkif ve olbaptaki mevadı kanuniyeye tevfiken sür’atle tecziye olunacaklardır” ifadelerin bulundu ğ u telgraf ile dü şman lehinde propaganda yapanların. Tek Adam Mustafa Kemal (1919–1922). Fahri Belen.. 170. a.

Yapılan bu propagandalar neticesi. I. S. Çapano ğ ulları İsyanı (15 Mayıs-27 Ağ ustos 1920). İstanbul 1990. E. I. Şeyh Recep Olayı (20–22 Ekim 1919). gazi ve ölenlerin şehit olacakları. Ali Batı İsyanı (11 Mayıs–18 Ağ ustos 1919). Koçkiri (Zara) İsyanı (6 Mart. Yunanistan ve ABD’nin Anadolu’daki örgütlü misyonerlerinin yardım. Düzce İsyanı (13 Nisan-31 Mayıs / 8 Ağ ustos 23 Eylül 1920). age. 275. “Müslümanların bütün güçleriyle hilafet ve sa lta na t makamını esaretten kurtarması cümleye farz olur mu?” sorusuna. İngilizlerin de teşvikiyle askerliği kaldırdığına ve halk üzerindeki bütün vergileri affettiğine dair propagandalar yapıyordu22 . yüklendiği kurtuluş müc adelesinde yılgın ve bıkkın halka ağır fedakârlıklar yüklediğinden halkta bu fedakârlıktan kaç ma eğilimi yaratılmakta. bazı il ve ilçelerin ileri gelenleri arasındaki çekememezlik ve uyu şmazlıkların yol açtığ ı bölgesel olaylar. 231. yeni dönemde de ac il ihtiyaç duyulduğu üzerinde durulmuştu. Bu karar. İstanbul Birinci İdare-i Örfiye Divan-ı Harbi. Ayrıca. Ahmet Anzavur Ayaklanması (1 Ekim-25 Kasım 1919). Bunların birinde. Vatana İhanet Kanunu ve İstiklâl Mahkemeleri”. giyecek. Semih Yalçın. Millî Aşireti İsyanı (1 Haziran-8 Eylül 1920). millî harekete karşı oldu ğ u bildirilen şahısları yargılamadan cezalandırmalarının yarattığ ı olumsuz hava ve bazı millî kuvvetler komutanlarının düzenli ordu denetimine girmeye karşı çıkarak isyan etmesi. yeniden kuracağı ve Bolşeviklik getirec eği korkusu yerleştirilmeye ç alışılmaktaydı. etnik ve mezhep farklarını ön plana çıkaran propagandaların yarattığı olumsuzluklar. Bozkır İsyanı (27 Eylül. Mustafa Kemal Paşa’nın İttihatçılığı. 1919’dan TBMM’nin açılışına kadar olan ve 1920-1921 yılında çıkan belli ba şlı iç isyanlar şunlar olmu ştu.4 Ekim /20 Ekim–4 Kasım 1919). yiyecek. düşman devletler tarafından fiilen işgal edilir..256 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ha kkak olan Fetva Emini’nin fetvalarına uyulmaması lazımdır” kararı alındı ve yayımlandı20 . Aydemir. AÜ Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi. Anzavur İsyanı (16 Şubat-16 Nisan 1920). s. Şeyh Eşref İsyanı (26 Ekim–25 Aralık 1919). Ankara 2003. İstanbul’un çıkardığ ı fetvalar bir dizi isyana sebep oldu ğ u gibi. s. s. ve II.. Anadolu’ya asıl darbeyi indirme amacına yönelik olmu ştu. s. ayrıca 13 Mayıs 1920’de Ali Kemal (Artin Kemal)’in idare ettiğ i Peyam-ı Sabah gazetesinde yayımlandı. Türk Basın Tarihi 1831-1923 (Tanzimat-Me ş rutiyet-Millî Mücadele Dönemleri). 232. Ancak Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun ç ıkarılması dahi günlerc e süren tartışmalara sebep olac aktı23 . Fransa. 17 Haziran 1921). Hülya Baykal. Millî Mücadele’ye katılanların asî ve şakî (bagi) değil. TBMM’nin içinde bulundu ğ u durumu daha da zor hale getiren şu şekilde gelişmelere de tanık olunmakta idi. Aybars. II. 174. “Millî Mücadele’de İç İsyanlar. çete veya Kuvâ-yı Milliye olarak da adlandırılan millî kuvvetlerin. TBMM açıldıktan sonra 11 Mayıs 1920’de Mustafa Kemal Pa şa ve arkada şlarını idama mahkûm etti. birleştirici bir tarzda çalışmak ve bu doğrultuda mesafe almak zorunluluğunun farkındaydı. TBMM. s. TBMM. İngiltere. Kemal Çelik. Kasım 2007. Osmanlı Hükümeti. Berikan Yayınları. Rifat (Börekçi) Efendi ve 153 müftü tarafından imzalanan diğer fetvalarda ise. Konya İsyanı (2 Ekim-22 Kasım 1920). askerler silahsızlandırılır ve sebepsiz yere ka tlolunursa… “ denilmekte. 20 21 22 23 Aydemir. ve II. 203-205. 591. “Elceva p: olur” c evabı veriliyordu. 270. Anadolu müftülerinin tamamının imzaları alınarak İstanbul fetvalarına karşı beş ayrı fetva yayımlandı. Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Kaynakları. para ve ihtiyaç duydukları diğ er maddelerin bazı yerlerde halktan zorla alınması. age. İtalya. te şvik ve kışkırtmaları ile ayaklanan bazı Rumlar ve Ermenilerin Millî Mücadele’yi engelleme faaliyetleri. Türkiye… s. 2. Bütün bunlara rağmen. 173. I. işgalci güçler ve özellikle İngilizler tarafından Anadolu halkının. Çopur Musa (Çivril) İsyanı (21-30 Temmuz 1920). 40. Çerkez Ethem İsyanı (Kasım 1920-Ocak 1921). “Halifenin hilafet ve saltanat makamı olan İsta nbul. Millî Müc adele’ye karşı ç ıkanların da mahkûm edilec eği belirtiliyordu21 . Kanun’un Müzakeresi: Birinci Dünya Savaşı yıllarında seferberlik ilan edilmesi ile birlikte Divan-ı Harp’lerin yetkileri dâhiline giren c asusluk ve benzeri suç lar için çıkarılmış olan “Hıyanet-i Harbiye Kanunu” na benzer bir uygulamaya. .

1. teklifinde devamla. Bu durum ise. bilerek veya bilmeyerek düşmana hizmet eden. tereddütle vakit geçirecek zamanın olmadığını. TBMM’nin kabul edeceği kararların tüm Osmanlı vatandaşlarını bağlaması gerektiği. hâlen Osmanlı düşünc esinin yaşamakta olduğunu göstermekte idi28 . s. 1. Meclis içinde bir grup mebus. 63. Mehmet Şükrü Bey’in müzakere esnasında savunduğu görüşlerine karşılık. 1. 46. 25 Nisan’da Mec lise sunmuştu. s. s. Meclis’in otoritesine ve kararlarına uymayanların “vatan haini” olduklarını ifade ettiği teklifi. C. s. TBMM ZC.“…Gayei matlubeye vusul için Büyük Millet Meclisinin ittiha z eyliyeceği mukarrerata bütün efradı Osmaniyenin mutavaat eylemesi lâzımdır. ülkenin içerisinde bulunduğu olağanüstü şartlar gereği. 1. bu mahiyetteki kanunun çıkarılmasını istememekte ve Birinci Dünya Savaşı sırasında ç ıkarılan kanunlarla idare edilmesini arzu etmekte idiler. C. s. 1. 45. 63. Ankara 2000. bu gibi suç lulara sert tutum takınılmaz veya yürürlükteki kanunlara göre ceza verilecek olursa davanın netic elenmesinin uzayacağı ve cezanın ibret yönü ve etkisinin kalmayac ağı bir hakikat idi25 . zaten bu kanunun mevcut olduğunu ve bugün yeni bir kanun yapılamayac ağını.24 Mehmet Şükrü Bey. bozgunc uluk yapan herkesin vatan haini olduğunu söyleyerek. Anc ak 24 Nisan’da Yabanabad Kaymakamlığı’ndan Koç Bey adındaki birinin padişah adına halkı ayaklandırdığını bildiren telgrafı ve Mustafa Kemal Paşa’nın 24 25 26 27 28 TBMM ZC. bu ifsadata bilmiyerek peyrev olanlar var. s. Kutlu. “…Görüyoruz ki.”. 26. 1. a. Bu ecilden Meclisi Millînin mukarreratı aleyhinde bulunanlar veya muta va a t eylemiyenler a nca k ha ini vatan olabilirler ve bu gibilerin de hiyaneti vataniye ile ittiham edilmeleri lâzımgelir” denilmiş ve ardından şu iki madde okunmuştur. . TBMM ZC. İstiklâl Mahkemeleri (19201927)…. D. s. C. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Uygulamaları (1920-1927). her yerde her tarafta ifsadat var. bu gibilerin “Ka nun-ı Ma hsus”a göre idam edilmelerini arzu ediyordu. Dinçer Ural. 27.g. “Halifemiz ve Padişahımız Efendimiz Hazretleriyle memaliki Osmaniyeyi yed-i ecanibden ta hlis maksadına ma tuf buluna n Millet Meclisi mukarreratına itaat eylemiyenler ihaneti vataniye ile ittiha m olunurla r. Millî Meclis’in kararları aleyhinde bulunanlar veya itaat etmeyenlerin vatan haini olabileceklerini ve bu gibilerin de vatana ihanetle itham edilmeleri gerektiği üzerinde duran Mehmet Şükrü Bey. 64. D.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 257 25 Nisan 1920’de TBMM’nin ele aldığı ve üzerinde müzakere ettiği ilk kanunî düzenleme. Bu teklifte. 1. “Hıyanet-i Vataniye Kanunu” olmuş. 63. C. Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi). D. bu gibi ifsa da ta bilerek peyrev olanlar elbette haini vatandırlar ve haini vatanların cezası da kanunu ma hsusunda idamdır” 26 demiş. 1. “Hiyaneti vataniye hakkındaki kanunu ma hsus bu gibiler ha kkında ta tbik olunur” . Ona göre. Aybars.t. bu konuda iki maddelik bir kanun teklifi hazırlayan Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey. TBMM ZC. sadec e yürürlükte olan kanunları karar altına alac aklarının altını ç izmişti27 . D.

Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey. 1. 64. C. Koç Bey’in mektubuna verilen cevapta. D. Sonra bir de casusluk maddesi görüyoruz ki. dökülec ek bütün kanların vebalinin bu fesadı ç ıkaranlar ve onlara uyanlara ait olac ağını. Bilerek yapanların cezası başkadır. Yine S aruhan (Manisa) Mebusu Refik Şevket Bey (İnce)’in. D. D. bilmiyerek ya panların cezası başka. bunların hep ayrı ayrı safahatı vardır. …mukarreratımızın hepsi ha rbe ve ca susluğa müta a llik değildir”31 sözlerine. TBMM ZC. Bir adam çıkıyor bir yerde İngiliz parasiyle casusluk ediyor ve orada efkârı muzırra neşrediyor. s. Büyük Millet Mec lisi tarafından tam bir şiddetle c ezalandırılmasına karar verildiği ve bu amaç için gerekli kuvvetlerin de hazır edildiği. yapacakları icraatın sonucundan da hemen malûmat vermeleri istenmişti. Anc ak Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali (Öğütçü) Bey. 65. bir hareketi askeriye değil midir? Elbette bir hareketi askeriyedir ve ha rb ma hiyetini haizdir”32 şeklinde cevap vermişti. Mevzuubahsolan kanun. “… Meşru isek bunu Lâ yiha Encümeni’ne veyahut başka yere havale etmekte hiçbir mâna yoktur. Koç Bey’in ahaliye vaki olan tebligatının İngilizlerin amaçlarına hizmet eden millet hainlerinin tertibi olduğu. halifeyi kurtarmak ve milletin varlığını devam ettirmek ve bağımsızlığı korumak olduğu. I. bütün amacın. 1. C. Mebuslardan çoğunluğunun. Ayrıca bu gerçeğin halka ilan edilmesi. D. İngilizlerin amacının halkı bu gibi vasıtalarla kandırarak Müslümanları birbirine kırdırtmak ve ondan sonra memleketi istedikleri gibi esaret altına almak olduğu belirtilmiştir. bu kanunun Lâyiha Encümeni’ne gönderilmesini talep etmesi üzerine kabul edilmiş ve 29 30 31 32 TBMM ZC.258 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 25 Nisan’da bu mektuba yazdığı cevap Meclis’te okundu. hiyaneti harbiye ve casusluk hakkında olup. …vatanı tehlikeye düşürecek. Millet Mec lisi’ne başvurmaları istenmiş. I. C. halifenin İstanbul’da İngilizlerin baskısı altında ve esaretinde kaldığı. 1. s. buna rağmen fesat ç ıkaranların ve İngiliz taraftarlarının baştan ç ıkarmalarına kapılan ve isyan edenlerin.29 Bu davranış ise aynı gün Lâyiha Encümeni’ne gönderilen kanun teklifinin önem atfetmesinde ve daha sonra da kanunlaşmasında etkili olac aktı. va tanın emri müdafaasında hiyanet yapacakların ve bunu bilerek ya pa nla rın. TBMM ZC. 65. 1. 1. s. Buna casusluk. . halktan şüphe edenlerin İngiliz hizmetkârı insanlara değil. s. hiya neti ha rbiye demiyeceğiz de ne diyeceğiz… Yalnız bugün burada yaptığımız vatan müda fa a sı da bir harb. 65. Bitta bi Meclisimiz meşrudur ve kararları da tatbik edecektir” diyerek kanunun Lâyiha Enc ümeni’ne gönderilmesine karşı ç ıkmıştı30 . TBMM ZC. 64. “Mevcut ka va ninimizin içinde bir hıyaneti vataniye kanunu yoktur. “…o ka nunda derecatı muhtelife vardır. yapılan şeylerde casusluktan ibaret kalmıyor. 1. şayet Yabanabad’ı terke mecbur olurlarsa kendilerine emin vasıta ile haber göndermeleri. C.

maddesine35 atıfta bulunarak. “…Bugün Meclisi Âli. s. C. bu maddenin Ceza Kanunu’na dayandırılmaksızın münferit bir madde şeklinde kabul edilmesi olarak belirginleşmişti37 . D. TBMM ZC. 79. TBMM ZC. c ezanın. s. vatana ihanet suç u iç in Lâyiha Encümeni’nin görüşü istikametinde başlı başına bir madde mi kabul edilmeli. 79. “Meva ddı münferide kabul etmemiz lâzımdır. 1. s. 65. 1. D. D. Bina ena leyh. şu emele münafi harekâtta bulunanlar hiyaneti va ta niye cürmiyle müttehemdir. 1. 1. S inop Mebusu Hakkı Hami Bey (Ulukan). …Bu maddenin muka rrera tı ha kkında . C. 1. 79. Meclis’in açılısının dördünc ü günü gerç ekleşen bu müzakerede. 1. 1. . 1. 1. Maddei kanuniye sarihtir”36 sözleri ile c evap vermişti. TBMM ZC. kanunun hangi maddesine karşılık gelmesi ile ilgili sorusuna kanunun 56. TBMM ZC. Abdülkadir Kemali Bey’in açıklamalarının ardından müzakere. 80. 1. TBMM ZC. 25 Nisan’da Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey tarafından Mec lis’e sunulan takrir. “Makamı muallâ yi hilâ feti ve mema liki ma hrusai şahaneyi yed-i ecanipten tahrişe ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. Bir mebusun. s. Ahkâ mı ka nuniye da iresinde muhakemeleri bilicra tecziye olunurlar. bu Ceza Kanunu’nun ve mahkeme usulünün ve cezasının Osmanlı milletinin ruhundan ve ihtiyac ından doğmuş bir kanun olmadığını söyledikten sonra Meclis’in amacına aykırı harekette bulunmasına yönelik şu ifadelere yer vermekte idi. Abdülkadir Kemali Bey. s. 33 34 35 36 37 38 TBMM ZC. “Her kim memaliki mahrusa ahalisini yekdi ğ eri aleyhinde silâhlandırarak mukateleye tahrik ve igraya veyahut bâzı mahallerde gasıb ve garet ve tahribi memleket ve katli nüfus efalini ikaa mütecasir olup da kaziyei fesat tamamiyle fiile çıkar veyahut maddei fesadın icrasına ba şlanmış olursa ol kimse kezalik idam olunur. yoksa bu Meclis’in kanunları yeniden mi yapacağı sorusu S ivas Mebusu Mustafa Taki Bey tarafından gündeme getirilmiş. ida m edilecektir” 38 . C. C. …Kanunu Cezadaki vaziyete nazaran bizim ha li ha zırımıza tevafuk eder bir madde yoktur. s. Osmanlı Devleti’nin mevcut kanunlarının mı uygulanac ağı. D. 66. C.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 259 ayrıc a “Meclisin mukarreratına tebaiyet etmiyenler hıyaneti va ta niye ile müttehemdir” şeklinde bir takrir daha gelmiş ve ertesi günü müzakereye konulmuştu33 . C. Eğer Ceza Ka nununun bu ma ddesini a ynen ka bul edersek bizim aleyhimize çıkacaktır.”. Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey tarafından bir kez daha okunmuş ve Abdülkadir Kemali Bey. 79. hükmü ha kkında söz söyliyecek zevat varsa biz onu müdafaa edeceğiz”34 diyerek kanun hükmünü tartışmaya aç ık hale getirmişti. 79-81. yoksa kabul edilecek esasın mevcut kanunlara uyması mı gerekli noktasında cereyan etmişti. ma ka mı hilâ fet ve sa lta natla beraber bilcümle memaliki müstevliyemizi düşmanın yeditecavüz ve yedita ga llübünden tahlis ve milleti selâmeti umumiyei sa ha sına erdirmek için teşekkül etmiş bir Meclis bulunmak itibariyle. netice olarak Meclis’te hâkim olan görüş. D. 1. 1. D.

“…Halifemizin ve Padişahımızın İstanbul işgaliyle İngiliz esaretine düşmesi itibariyle Makamı Saltanat. s. “…Gasp ve garette bulunanlar. hiyaneti vataniye cürmiyle müttehem olma yı ka bul ediyoruz. hiya neti va taniye ile itham olunur. …Esas itibariyle. Meclis’in hem yasama hem de yürütme yetkisine sahip bulunduğunun üzerinde durmuştu. o takdirde teklif ettiğim ikinci ma ddeden va zgeçiyorum. İşi teşevvüşata düşürmemek için. O Hükümeti esir addediyoruz ve onun a kval ve efalinde serbest bulunmadığını iddia ediyoruz. Evet. ihtilâfat bu ka da r çoğalmıyacaktır. …bunun esba bını. Mevcud olduğuna na za ra n 39 40 TBMM ZC. s. Yalnız sureti tatbikıyesi kalıyor. Ka nunu Cezada mevcut ise. D. uygulanması noktasında olduğunu belirtmişti. demek cürüm mevcuttur. İstanbul’da icrayı saltanat ediyordu. Bunda n evvel bir Hükümet vardı. Şimdi onun yerine millet kendisini ika me etmiştir ve o hareket ediyor. yasama yetkisine sahip olup olmadığı ile ilgili bir durum tespiti yapmış. TBMM’nin yeni ve bağımsız bir Meclis olduğu. ida mdır. pek çok ihtilâfata düşürüyor. …intizam da iresinde yürüyebilmek için şimdiye ka da r va z’edilmiş kavanini mevzuayı ve kavanini esasiyeyi kabul etmek ve onun ihtiyaca mutabık olmıyan ve içinde bulunduğumuz … şu fevkalâde zamana tevafuk etmiyen mevaddmı tadil etmek esa sını kabul ederek işe girişecek olursak zannedersem müzakerat. Nasıl ki. Meclis kendisinin vazifei teşriîyesini esas itibariyle tâyin ve ta kdir edememesinden ileri geliyor” diyerek müzakere sırasında yaşanılan tereddüdün. C. şurada görüyorum ki. bizim makasıdı meşruamızı kabul etmiyerek ifa datta bulunanlar memleket ahalisini birbirine düşürenler elbette ve elbette hiya neti va taniye ile itham edilir ve hiyaneti vataniyenin cezası bütün dünya da ka bul edilmiştir. Mustafa Kemal Paşa başkanlığında aç ılan ikinci oturumda teklif sahibi Mehmet Ş ükrü Bey kürsüye gelerek. “…Vermiş olduğum takrir esas itiba riyle ka bul edilmekle beraber suveri tatbıkıyesi hakkında Meclisi. bu kanunların yürütülmesi iç in yeni mahkemeler kurulmasını ileri sürmüştü. tespit edilen suç ların bu Meclis’in kendi yaptığı kanunlarla cezalandırılmaları gerektiği üzerinde durmuş. 1. evvelce yani üç a y evvel Hükümet a leyhine ha reket edenler haini vatan addediliyorlardı. 1. Buna karşılık. Binaenaleyh. Bina enaleyh her cürmün mukabilinde mutlaka bir ceza da ihdas olunmak lâzımdır. bu Meclisin emrine ita a t etmiyenler haini vatandır. 81. . Bu Meclis aleyhinde de hareket edenler ha ini va tan addedilir ”39 şeklinde ifadeleriyle Ceza Kanunu’nun bir Osmanlı kanunu olduğundan hareketle. C. Elli altıncı madde bunu söylüyor. 1. D. Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey ise. bir hiyaneti vataniye cürmü ihda s ediyoruz. Çünkü hiyaneti harbiye hakkındaki kanun noksandır. demek doğrudur ”40 sözleriyle Meclis’in. TBMM ZC. “…Kanunu Cezada hiyaneti va ta niye namında bir cürüm yok iken biz. Mehmet Şükrü Bey. ve onun kuvvei teşriîyesi olan Meclisi Mebusan icrayı fa a liyetten geri kalarak millet yeniden kendi mukadderatını idare etmek için za tıâ lilerinizi intiha betmiş ve göndermiştir. 1. Cezası. teklifin iç eriğinden ziyade.260 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Meclis’in meşruluğu ve İstanbul Hükümeti’nin esaretinden bahseden Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey (Pars). 80.

Madde hiyaneti vataniyeyi tarif etmelidir. iyi bir tarik irae etmek mükellefiyetindeyiz. 1. 82. bunun için ilk önc e vatana ihanet suçunun belirlenip. Za 41 42 43 44 TBMM ZC. TBMM ZC. 1. söz konusu maddede vatana ihanet suç unun aç ıkç a tanımlanması gerekliliğinin altını ç izmekte idi. yeni madde kabul etmek yerine. zaten mevcut demektir… Evvelâ. Kanunu Ceza mucibince tayini ceza ediniz. 1. 81. …yeni bir cürüm ihdas ediyoruz. C. mevcut Ceza Kanun’un uygulanması gerektiğini vurgulayan Amasya Mebusu Ali Rıza Efendi dışında aleyhte42 söz söylenilmeyen müzakere. s. şu Büyük Meclisimizi. o cürme de yeni bir ceza koymalı ve aynı zamanda yeni bir tariki muhakeme ihda s etmeli ve bu ma hkemeler mümkün olabildiği kadar maha lli cürümde ceza yi vermeli” 41 diyerek mevcut Ceza Kanunu’nda vatana ihanet diye bir suçun bulunmadığını. 99. Hükümeti Osmaniye namına idarei umur ettiğ inden dolayı onun mevkiine koydu ğ umuz zaman.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 261 hükkâma. s. Sa lisen ma lûmuâlileri (isyan) tâbiri umumiyetle bizde fiilî bir şekilde kabul ve telâkki olunur. D. Refik Ş evket Bey’in verdiği önergenin Lâyiha Encümeni’ne sevkiyle son buldu. Şu halde birtakım yazılan mevaddı kanuniyeyi ve bunun hakkında yapılan münaka şayı fazla görüyorum. s. Kanun’un Adının Belirlenmesi: 27 Nisanda gerçekleşen müzakerede Lâyiha Enc ümeni’nden gelen birinci madde “Makamı muallâyı hilafeti ve memaliki mahrusai şahanei yedi ecanipten tahlise ve taaarruzatı defi maksadına mâtuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur”43 şeklinde Mec lis’e beyan edildi. bir hiyaneti vataniye cürmü tarafımızdan ihdas olundukta n sonra bu ihdas olunan cürüm için yine bir ceza ihdası lâzımdır. …doğru ve sarih ve muayyen bir cürüm göstererek muayyen bir ceza vererek iyi bir yol göstermek.. “. 1. D.”. devamla. sonra ceza tayin etmek gerektiğine dikkat ç ekmekte.. Osmanlı Devleti’nin ve kanunlarının hâlâ mevcut olduğunu. TBMM ZC. Biz. . “…Bir Hükümeti Osmaniye ve bir vatanı İslâmiye vardır. D. Bundan dolayı bu mevaddın umumunun reddi ve o kanunun ikinci faslının kabulünü teklif ediyorum. Yalnız Hükümeti Osmaniyenin merkezi bugün tahtı muhasaradadır. ma dde sa rih değildir. Mücrimi değil. 1. 84. 1. 1. …hiyaneti vataniye cürmünü ihda s ediyorsa k ceza sını da kendimiz ihdas etmek lâzımgelir. …Bina ena leyh mesele. 3. şa yet hükkâmı serbest bırakırsak mahkeme. İşte bundan dolayı millet kendi vekillerini buraya göndererek burada büyük bir Meclisi Millî akdettirdi. TBMM ZC. C. bugünkü adlî teşkilâtla süratle iş görülemeyeceğinden dolayı da bu c ezanın uygulanması iç in yeni bir teşkilât yapılması gerekliliği üzerinde duruyordu. bu suç un karşılığının her yerde olduğu gibi idam cezası olacağını. Refik Şevket Bey ayrıc a. S öz alan ve müzakereler arasında dikkat çekici bir noktaya değinen S aruhan Mebusu Refik Şevket Bey. cürmü tarif edelim. e ğ er ceza kanununun ikinci faslını aynen kabul ve tatbik edersek maksadımıza kâfidir. C. C. Çünkü Kanunu Cezada bu hiya neti va taniye cürmü yoktur. “Kanunun adının “Hıyanet-i Vataniye” olmasını istemiş44 . mevaddı mahsusasma göre tâyini cezada muhta rdırla r. O nokta i nazardan bendeniz bu maddei kanuniyenin müntehasında (Kavlen ve fiilen muha lefet ve ifsa da tta bulunma ya hiya neti va ta niye) denmesini teklif ederim. s. 99. diye emretmek fazla olur. vatana ihanet suç una verilecek cezanın ne olduğunu söz konusu etmeye gerek olmadığını.

100. 1. 1. 1. Lâyiha Encümeni’nden Abdülkadir Kemali Bey bu teklifler üzerine değerlendirmede bulundu ve sonra oturuma ara verildi47 . D. (meşruiyeti) yerine (ma ksadı meşrua ve vataniyesini tâkim için tahrikat ve icraatı fiiliyede bulunan) cümlesi konulmalıdır46 diyerek. bu kanunda fiilin değil. s. “…(iradei milliyeyi) ihıtiva eden her şey meşrudur. Bu arada Çorum Mebusu Fuat Bey de bu Kanun’un reddini talep etti. Sonra maddenin a slında bâ zı teza ddı muhtevi ve esasatı hukukiyeye muha lif şeylerde görülebilir. C. …Çünkü iradei milliyeyi ihtiva ediyor. (ta hrika t ve icra a t) kelimelerinin konulması bütün bu mahzurları bertaraf eder zannederim. fiili tarif etmesi gerektiği üzerinde durmakta. (muhalefet) kelimesine (haini va ta n) kelimesi ismi verilemez. (hiyaneti vataniye) den addedilebilmek için her halde fiile inkılâbetmiş olan şekiller olması lâzımdır. S öz alan diğer mebuslar da. 100. Şu halde maddei ka nuniyeye (Millet Meclisinin meşruiyetine kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunmaya hıya neti va taniye tesmiye olunur) şeklinin verilmesini nazarı âlinize arz ederim”45 diyerek. S aruhan Mebusu Refik Şevket Bey’in teklifi48 üzere de kanunun başlığı “Hıya net-i Va ta niye Ka nunu” olarak belirlendi. dolayısıyla bu maddenin “Millet Meclisi’nin maksadı meşrua ve vata niyesini tâ kim için harekât ve icraatı fiiliyede bulunan kesan haini vatan addolunur” şeklinde düzenlenmesi yönündeki arzusunu dile getirmekte idi. 1. birinci madde için eksik ya da fazla veya yanlış gördükleri ibareleri ve değişiklik isteklerini dile getirdiler. Erzurum Mebusu Mustafa Necati Bey ise. İşbu maddede (Haini vatan) tarif olunup nev’i cürüm tarif olunmamıştır. (meşruiyetine isya nı muta zammm kavlen ve fiilen muhalefet ve ifsadatta bulunan kesanın) aynı derecede a ddedilmesi muvafık olamaz. s. Fiilen orta ya çıkıp da bir şey yapmaz bitaraf bir vaziyette kalabilir. millî iradeyi içeren her şeyin zaten meşru olduğunu. maddeye “Millet Meclisinin meşruiyetine ka vlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunmaya hiyaneti vataniye tesmiye olunur” şeklinin verilmesini teklif etmekte idi. C. (muhalefet) kelimesi olur ki. oysa maddenin faili değil. TBMM ZC. TBMM ZC. Onun için bunun yerine Meclisin (Millet Meclisinin maksadı meşrua ve vataniyesini takim için harekât ve icraatı fiiliyede bulunan kesan (ha ini va ta n) ismiyle ta srih olunursa daha mürit ve daha camî olabilir. . “1. 100. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun birinc i maddesi üzerine verilen değişiklik önergelerinin görüşülmesine geç ildi. Bkz. 99. Kanunlar isimsiz olamıyaca ğ ı için i şbu kanunun ismine hiyaneti vataniye tesmiye olunması. TBMM ZC. failin tarif edildiğini.262 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ten meva ddı âtiyede (kavil ve fiil) tâbirlerini tefrik ettiğimiz için işbu ma dde de buluna n (isyanı mutazammın) tâbirinin kaldırılmasını teklif ederim. Binaenaleyh (Meclisin meşruiyeti) sözü mühmel bir sözdür. s. Ancak kendisine geneli itibariyle kabul edilen bir kanun için artık red talebinde bulunamayacağı hatırlatıldı. Dördüncü oturumun aç ılmasıyla beraber. bazan hıyaneti vataniye a ddedilecek şekilde olmıyabilir. birinci maddede yer alan Meclis’in meşruiyetine isyan sözünden aç ık bir anlam ç ıkartamadığını. C. Onun için fıkranın (…ifsadatta bulunmaya hiyaneti vataniye tesmiye olunur) şeklinde tadil edilmesi. 45 46 47 48 2. 101.

102. Bu ihtima lâ ta göre işimizi ka nuna uydurmak için diyelim ki. C. s. s. TBMM ZC. 3. elli altıncı madde tâ biri kullanılacak yerde şaiben ida m olunur. 1. TBMM ZC. Binaenaleyh encümenin teklifindeki idam meselesinde. “Ma kamı muallâyı hilafet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şa ha nei yedi eca nipten ta hlise ve taaarruzatı defi maksadına mâtuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta buluna n kesa n ha ini va ta n a ddolunur” suretinde kesinleşti49 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 263 Kabul edilen değişiklik önergeleriyle birlikte birinc i madde. Kanunu Cezanın ceraimi ve cezayı ve bunların şekli icrasını gösteren ma ddeleri içinde (idam şu şekilde şaiben mahalli cürümde icra olunur) diye bir madde vardır. D. çünkü hüküm ile iş ha llolunur. 1. 105. …bu maddede bendenizin fikrimce. “Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunur. s. Buna karşılık Lâyiha Enc ümeni’nden Abdülkadir Kemali Bey ise. S ivas Mebusu Mustafa Taki Efendi. TBMM ZC. silahsız olarak fiili muhalefette bulunanlara idam c ezasının ağır olacağını söyleyince bir mebus. 1. Saruhan Mebusu Refik Ş evket Bey’in teklifi üzere. 49 50 51 52 isyan tâbiri fiilî olmak üzere telâkki olundu ğ u ve bahusus mevaddı sabıkada kavlî ve fiilî tâbirleri mevcudold ğ u için maddede muharrer (isyanı mutazammın) tâbirinin ilgası ”. D. Ardından ikinc i madde üzerine verilen degişiklik önergelerinin görüşülmesine geçildi ve ikinci madde. hem de müteşebbislere şâmil olma sı ta ra fta rıyım” 51 diyerek ikinc i maddenin. 1. C. Onun için bendeniz bu maddenin hem fer’a n zimethal olanlara. 1. 107. C. İkinci ma ddede fer’a n zimetha l ola nla r konulmuştur. 106. yalnız fiili olarak ihaneti gerçekleştirenleri değil. Bu konu hakkında söz alan Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. “…Cezayı mua yyen şekilde ta tbik ettirebilmek için mua yyen ve ka ti ve esa slı şeyler ta hrir edelim. Eğer o kaydın konulmasından maksat elli a ltıncı ma dde mucibince ida m olunur. mukateleye tahrik ve yekdiğere karşı müsellâh vaziyetlerden bahsettiğine göre. 1. 1. “Etmesinler memleketi tehlikeye koymasınlar” cevabını verdi. denmesi lâzımdır. Şaiben idam olunur. Halbuki elli a ltıncı madde. s. C. …Mesa ili adliye ile iştigal edenler meseleyi halletsinler. . 1. TBMM ZC. D. 1. TBMM ZC. 105. Müteşebbisler konulmamıştır. D. C. diye idamın şekli icrasını göstermek ise bunun ma ha lli elli a ltıncı ma dde değildir. 105. İdamlar ibret için kurşunla da yapılır. encümenin teklifi gibi elli altıncı ma dde tâ birini koyma ya lüzum yoktur. D. bu gibi efalde bulunanların idam olunacağını tasrih ediyor. 1. 106. bir kişinin silahsız olarak da vatana ihanet edebilec eğinin izahına ç alıştı52 . suç işlemeye teşebbüs edenleri de kapsar nitelikte olması gerektiğinin altını ç izmekte idi. Ya lnız a skerî meselesi müstesna dır. s. Kanunu Cezanın kırk beşinci maddesinin sarahati dâhilinde fer’an zimethal ola nla r ma ddei mezkure mucibince tecziye edilirler” şeklindeki ikinc i madde üzerindeki müzakere aç ıldı50 . Çünkü bâzı yerlerde emsalini görüyoruz.

D. Ahvali müsta cele ve fevka la dede mücrimin derdest edildiği mahal mahkemesi de icrayı muhakeme ve itayı karara salâhiyettardır” suretindeki maddenin okunmasıyla dördünc ü madde hakkında müzakere aç ıldı58 . 1. Kanun’la “Meclis’n meşruiyetine sözle karşı çıkanları vatan haini olara k değerlendirilmesini” isteyen maddesini doğru bulmamıştı. Madde hakkında Lâyiha Encümeni mensupları dışında söz alan tüm konuşmacılar bu maddenin aleyhinde olmuşlardı. asıl faillerin idam. s. . Tekrar bir madde ilâvesine lüzum yoktur. s. suça ikinci derecede (fer’an) katılanların ise daha hafif c ezalara çarptırılması kabul edilmiş. TBMM ZC. 100. TBMM ZC. faillerinin mercii muhakemesi ikaı cürüm edilen ma ha ldeki bidayet ceza mahkemesidir. 1. 1. Netic e olarak S ivas Mebusu Mustafa Taki Bey’in önergesinin56 kabulü ile bu madde kaldırıldı57 . 1. s. 28 Nisan tarihli toplantıda Hıyanet-i Vataniye Kanunu müzakeresine “Ka vli veya ta hriri surette muhalefet ve ifsadatta bulunanlar muvakaten kürege konulur” şeklindeki üç üncü madde ile devam edildi. Fer’an zimethal olanlar ile mütesebbisler kanunu cezanın 45 ve 46 ncu maddeleri mucibince tecziye olunurla r” 53 şeklinde kabul edildi. Çünkü muhalefet ve isfadat bilfiil ise idam olunaca ğ ı ve fer'an zimefhal olmak ise derecatına göre kırk beşinci madde mucibince tecziye olunacakları ikinci maddede musarrahtır. s. Metinde geçen Meclis’in alacağı her türlü karara muhalefet etmenin mesela. 1. Anc ak fiilen fesat ve karmaşa çıkaranlar vatan haini olarak kabul edilebilirler55 . Kanunun lâyihada olduğu şekliyle kabul edilmesi durumunda. D. 53 54 55 56 57 58 TBMM ZC. 1. 1. C. C. s. 118. 108. aynı zamanda hürriyet-i içtihadı (fikir özgürlüğü) ortadan kaldırma tehlikesi taşıdığını da sözlerine eklemişti. s. “Hıyaneti vataniye cürmünün. Vatana hıyanet suçunda. C. İsmail Ş ükrü Bey’e göre bu yaklaşım fikir hürriyetini ve meşrutiyet mantığını ortadan kaldırmakta idi. TBMM ZC. D.” . C. TBMM ZC. Binaenaleyh üçüncü maddenin tamamen tayyedil me şini teklif ederim. 1. 1. 117. TBMM ZC. Daha sonra üçüncü madde üzerinde yapılacak olan müzakerelere geç ilse de Mec lis’te ç oğunluğun kalmadığı anlaşıldığından oturuma nihayet verildi. bir vergi kanunun ç ıkarılmasına dahi karşı ç ıkmanın da vatana hıyanet olarak değerlendirilebileceği endişesi ortaya çıkmış. 1. İsmail Şükrü Bey. ancak ikincil derec ede suç a iştirak kavramından neyin anlaşılacağı veya anlaşılması gerektiği c iddi bir tartışma konusu olmuştu. 1. D. 1. C. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’na taraftar olmakla birlikte. din görevlilerinin vaaz bile edemeyeceklerini ve kendilerini sürekli baskı altında hissedec eklerini söyleyen Karahisarısahip Mebusu İsmail Şükrü (Çelikalay) Bey. “ Üçüncü madde tamamen zaittir. anc ak isyan halinde bulunulur ise eylemin c ezalandırılması gerektiği noktasında hemfikir olunmuştur54 .264 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 “Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunurlar. D. Nitekim maddede geçen “kavli ve tahriri muhalefet” ifadesinin belirsizliği ve bu maddenin bir intikam arac ı olarak kullanılmaya müsait olduğu konuşmac ılar tarafından dile getirildi. C. 116. D. 115-117.

bu mesaili Divanı harplere tevdi ederiz. Bir mütehassis zatın yanında müntahap iki âza vardır. 1. …Çünkü lâzım olan sürati temin etmek kabil olamıyacaktır. teşkilâ tı a dliyesi ya pılma mıştır. “.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 265 Dördüncü maddede. bu konuda kaza bidayet mahkemelerinin yetkili kılınmasını uygun görmemekte idiler. Bu itibarla mademki za manın fevkalâdeliğini müttefikan kabul ediyoruz. .. bu muhakemelerin Divan-ı Harp’lere bırakılması önerisini getirdi. bu itibarla ya bütün Anadolu’da yahut isyana mahsus ola n yerlerde idarei örfiye ilân eder. böyle bir ortamda ise idam kararı gibi hassas bir kararın verilemeyeceği. Gerekç eleri ise kaza bidayet mahkemeleri üyelerinin bakkal.” …Bendeniz teşkilâtı adliyesini bildiğim yerler var ki. reis ne derse onları yaparla r ve maatteessüf bazan. ne de kavanini mevzua devleti bilmezler. 119. seri teda bir ittiha z mecburiyetinde olduğumuzu kalbul ediyoruz. …mahzur. Sonra kaza bidayet ma hkemesi ile liva bidayet mahkemesindeki fark en ziyade âzayi kiramın zihnini işga l ediyor. Hepimiz kaza mahkemelerinin sureti teşkilini pekâlâ biliriz. Binaenaleyh divanı harblerin muka ddera tı bunla rın elindedir. bâzı teşvikat ve tesvilâta tâbi olmaları ihtimalleri de vardır. s. Ancak konuşmac ılar.Divanı harblerde ittihazı mukarrerat eden kimdir bilir misiniz? Ya bir za bıt kâ tibi muktediri. tecrübelerine de dayanarak. Zaten buna dair bir ta krir ta kdim edeceğim. biz gerek huzuru tarihte. Ka zalarda teşkilât olmadığından bahsedildi. liva bidayet mahkemeleri hakkında da vâridola bilir. Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey’in verdiği teklifin mümkün olmadığını savundu ve şunları söyledi.. farklı olarak Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey.. Bunlar ne na zariyatı cezaiyeyi. C. …biz liva bidayet mahkemelerine vermekle bu süra ti öldüreceğiz ve bunda n beklenilen 59 TBMM ZC. liva mahkemesinin hükümlerinden daha iyi hükümler ittihaz ediyor. vatana ihanet suç unun tespiti iç in kazalardaki bidayet mahkemeleri yetkili mercii olarak belirlenmişti. Bundan dolayı vatana ihanet muhakemelerinin ya liva bidayet mahkemelerine ya da suçlunun tutuklandığı en yakın liva c inayet mahkemelerine bırakılmasının daha uygun olac ağı belirtildi. Asıl teklifim Bidayeti cezada rüyetine ka ra r verilmemesidir” 59 diyerek bu işin liva cinayet mahkemelerine bırakıldığı takdirde bu kez de sürat konusunda sıkıntı yaşanac ağından dolayı hızlı hareket etmek adına ya bütün Anadolu’da yahut isyana mahsus yerlerde sıkıyönetim ilan edip. gibi hukuk eğitimi olmayan kişilerden oluşması. 1. Her livada teşkilât var mı efendim? Birçok liva la rımız va rdır ki.. “…çabuk iş görelim derken. Buna karşılık Mehmet Şükrü Bey. Bunla ra idam cezası vermek. Fakat bendeniz bunda da bâzı mahzurla r görüyorum. öyle bir kaza mahkemesidir ki. büyük haksızlıklar meydana getirmekten içtinabedelim. gerek huzuru ilâhide mesul ve muatab oluruz. …Binaenaleyh divanı harblerde bu işlerin niyeti katiyen doğru değildir. Anc ak. istediği şekli götürür. kundurac ı vb. bunlara kürek cezası vermek sa lâ hiyeti buhşedilirse hiç şüphe etmiyelim ki. yahut divanı harb müddeiumumisidir. D. 120. ayrıca bidayet mahkemelerinin ceza verme yetkilerinin iki üç seneyle sınırlı olması idi. Muha kemeyi istediği yere. …En ya kın cinayet mahkemelerine tevdii kabildir. kaza ma hkemeleri hakkında serd edilen mehazir.

Böylece Muhittin Baha Bey’in bu önerisi Mec lis’te taraftar bulamadı61 . ef’ali cürüm ashabı birer şeriki cürümle beraber onun hepsi hakkında bidayeten Kırşehir veya Niğ de de ayrı ayrı tahkikata ba şlanmış. Bu tarihte yapılan müzakerelerde tartışılan en önemli konu. “…Kırşehir sanca ğ ının Avanus kazasında vukua gelen bir cürümden dolayı Niğ de sanca ğının Ürgüb veya Karahisar. 1. bir idarei örfiye ilâ n ederiz ” 63 sözleriyle bulunduğu teklifte tıpkı Köprülü Mehmet Paşa’nın binlerce insanın kellesini kopartıp memleketi kurtardığı gibi bir metotla memleketin kurtarılmasını istedi. s. C. birtakım ihtirasatın tevellüdünü mucib ola ca k ha lâ te. D. Kırşehir sanca ğ ını örnek olarak göstererek devamla şunları söyledi. C. 120. Onun için katiyen Divanı ha rblere verilmesi ca iz ola ma z” diyerek kaza mahkemeleriyle diğer mahkemeler arasındaki farkı. Mec lis’in onayından geçeceği için bidayet mahkemelerine daha ılımlı bakılabileceğinin de altını 60 61 62 63 TBMM ZC. o cürmün sahibi için hangi ceza mahkemeleri i şe ba şlamış olursa. Diğer mahkemelerdekiler ise Mektebi Hukukta n mezun müddei umumi ceza reisi gibi sırf hayatı memuriyetinin melekesiyle tâ yin edilen zeva ttan ibarettir ki. 118-120. “…biz bu kanunu yaparken esa s itiba riyle vaziyetimize muhalif hareket edenleri süratle tedibetmeyi düşünüyoruz. 1. milletin izmihlaline değil ise bile. s. C. Bu. 120. Bunun yanında Niğde Mebusu Abidin (Zeynelabidin) (Bayhan) Bey. s. Ayrıc a kaza bidayet mahkemelerinin yetersizliğinin farkında olduklarını. D. meselâ Ni ğde Mahkemesinde biri beraete mazhariyet. kanunun hangi mahkemelerde yürütüleceği idi. 1. Divanı harblerden de bahsedildi. Fakat hiçbirisi. hüküm ve ilâmat Vârîdolur ki. Kayseri’de birisi idam cezasına u ğramak gibi aynı bir cürümde muhtelif mukarrerat. mücrim olan o şahıs derdest edilerek oraya sevk edilmesini ve muhakemesinin o mahkemelerde icrasını teklif ediyorum. bu da caiz olamaz. derdest edilebilir. ancak kazaların livalara uzaklığı. tecrübe. her birisi bir araya getirilerek mevkufen tahkikat icra edilmezse. TBMM ZC. . 1. D. ulaşım güç lükleri gibi etkenleri hesaba katarak ve bu kanunun uygulanmasında hızlı karar almanın esas olması gerektiği bilinciyle bidayet mahkemelerini terc ih ettiklerini ifade etti. Niğ de Mebusu Abidin (Zeynelabidin) (Bayhan) Bey. vukuf ve mümareseleriyle terfii memuriyet ederler. TBMM ZC. TBMM ZC. 1.266 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 neticeyi mahvedeceğiz”60 dedi. davaların ç abuk sonuçlandırılması ve verilecek hükümlerin ibretlik olmasıydı. “…ka za ma hkemelerindeki azalar intihapla icra edilir. 122. Halbuki onlar da kaza ma hkemesinde. Bu arada konu hakkında encümenin görüşünü ortaya koymak adına söz alan Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey. 1. 1. Bu bapta rüfekayı kiram tarafından söylenilen sözlere iştira k etmekle beraber. Onun için bir cürümden dolayı her nerede ef’ali cürmiye ika ve refedilirse o. Öyle ki kanun teklifinde beklenen amaç . 1. Hayatı memuriyetinde müptedi olan bir heyete ağır bir cezayı tertip için salâhiyet vermek. D. ince Karasu mahallerinde alâkadar olanlar derdest edilir. o aynı fiilden ne şet eden cürümden. sehpa la rı kura rız. caiz olamaz. umura meydan vermektir. Öte yandan bidayet mahkemelerinin verecekleri kararın. C. düşünerek ya pıyoruz… ihtilâl kâr vaziyet a lacak isek bu kanunlarla iştigale lüzum yok. liva Bidayet ceza mahkemesinde bulunan Müddei umumi ve ceza reisi kadar kavanini Devlete vâkıf değildirler. Divan-ı Harp’lerin devlet kanunlarına vakıf olmadıklarını ve buralarda görev alac ak kişilerin verdiği kararın c aiz olmadığını belirtti62 . s.”. Bu sebeple normal hukuk mahkemelerinin bu amac ı gerçekleştiremeyec eği ileri sürüldü.

s. D.” şeklindeki altınc ı madde Çorum Mebusu Fuat Bey’in verdigi. Dördüncü madde enc ümenin teklifi üzere aynen kabul edildi66 . 129. Dördünc ü madde iç in Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey. 1. 1. Anc ak Tunalı Hilmi Bey’in bu önergesi kabul edilmedi. TBMM ZC. C.67 “Za bıtai adliye memurlarının tanzim edecekleri tahkikatı iptidaiye evrakı daireyi istinta ka tevdi olunmaksızın müddeiumumîler vasıtasıyla yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir. D. C. “Hıyaneti vataniye mücrimlerinin muhakemesi her halde mevkufen icra olunur” esasına dayanan beşinci madde hakkında söz söyleyen ve değişiklik önergesi veren olmadığından beşinc i madde aynen kabul edildi. dördüncü madde üzerine verilen değişiklik önergelerinin görüşülmesine geçildi. 1. “Hıyaneti vataniye mücrimlerine ait muhakemat a zami yirmi günde hükme ra pt oluna caktır. s. “Za bıtai adliye memurlarının tanzim edecekleri tahkikatı iptidaiye evrakı da irei istinta ka tevdi olunmaksızın mahallin en büyük mülkiye memuruna ita olunur ve onla r ta ra fında n dahi müddeiumumiler vasıtasıyla yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir” suretindeki önergesi üzere kabul olundu68 . C. Şahitlerin hepsi mutlaka o cürmün vukubulduğu mahalden olmaz. 1. D. yok ise mahallin mülkiye. nedenlerden dolayı şahitlerin zamanında gelemeyebileceğini ya da davaya bakan hâkimin hastala64 65 66 67 68 69 70 Bkz. 1. 130. yirmi gün zarfında mutlaka hüküm verme kaydına itiraz etti ve yolların uzunluğu. 1. 1. C. 130. …Bina ena leyh şa hitlerin mutlaka ya huzuru hâkime getirilmesi lâzımdır yahut huzuru hâkimde binniyabe ifa desinin alınması lâzımdır70 diyerek. C. 1. jandarma ve polis dairelerinin en büyük memurlarından ve mahallin müftüsünden mürekkep bir heyettir”65 şeklindeki değişiklik önergesini verdi. 120-122. askeriye. TBMM ZC. 127. 1. 129. “…Hükkamı takyit kadar müthiş bir feca yi yoktur… yirmi gün za rfında mutlaka hüküm vereceksiniz dersek hükkâmı ta kyide koymuş oluruz ve bunun ka biliyeti tatbikıyesi olmadığını kendimiz göstereceğiz. 1. D. Bu müddeti her ne sebebe mebni olursa olsun tecavüz ettiren mahalli za bıta sı ile ma hkeme heyeti Kanunu Cezanın yüz ikinci maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevki mahkemesince muhakemesi bilicra azami yirmi gün za rfında hükme rapt edilecektir”69 suretindeki yedinci madde üzere söz alan Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. Üç ünc ü oturumda. 1. Böylelikle birinci oturum itibariyle dördüncü maddenin müzakeresi tamamlanmış oldu64 . Heyet halinde bulunup hüküm vereceğiz. TBMM ZC. s. TBMM ZC. s. D. s. s. C. 1. . TBMM ZC. “Hıyaneti vataniye cürmünün faillerinin mercii muhakemesi ikaı cürüm edilen veya mürcimin derdest edildiği kazada veya o kazaya mücavir bir kazada diva nı ha rbi örfi va r ise divanı mezkur. 131. bozuk oluşu vb. C. D. s. 1. TBMM ZC.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 267 ç izdi. D. devamla. Meselâ bugün üç kişiden mürekkep bir bidayet ceza mahkemesinde bulunuyoruz. TBMM ZC. 130. 1.

“Meclisin sa lâ hiyeti fevkalâdeyi haiz olmasından dolayı bidayet mahkemelerinden verilen kararı Meclisimiz dilerse affeder. yahut nakzedip iade mi edecek? Tasdik meselesi kola y. Ancak bu önerge kabul görmedi ve Bolu Mebusu Nuri Bey’in. Tek bu Saltanat kurtulsun. TBMM ZC. bu sürenin daha da kısaltılmasından yana oldu. Bu müddeti bilâsebebi mücbir teca vüz ettiren ma halli zabıtası ile mahkeme heyeti Kanunu Cezanın yüz ikinci maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevki ma hkemesince muha kemesi bilicra azami yirmi gün zarfında hükme rapt edilecektir” şeklindeki önergesi üzere yedinc i madde tadilen kabul edildi72 . degil midir? Encümen bunu tetkik etse. Maatteessüf adaletin mutlakiyetinden veyahut vüsatinden ba hsetmek bence ka tiyen a bestir. 1. Bunu biha kkin düşünmeli. Tetkik hakkı ret mahiyetini haiz midir. Bu sorulara karşılık Lâyiha Encümeni adına Abdülkadir Kemali Bey. “…Ben bilakis müddetin bir ha fta ya tenzilini teklif ediyorum. Bunun için bu sua li va rit addetmiyorum.268 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 nabileceğini. “İşbu mehakimden sadır olacak mukarrerat kati olup ancak idamı müstelzim olan muka rrerat Büyük Millet Meclisince badettasdik mahallerinde infaz olunur” diyen ve idam kararlarının Meclis onayından geçmesini öngören sekizinc i maddenin kısmen aç ılması gerektigini belirten Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey’in kafasında soru işaretleri bulunmakta ve o. bu soru işaretlerini şu şekilde dile getirmekte idi. 1. a f mı edecek. 1. bazı mazeretleri olabileceğini göz önünde bulundurarak. C. 132. s. C. D. 1. Meclisin salâhiyetini ta kyit varit değildir” diyerek bu Mec lis’in olağanüstü yetkilere sahip bir Meclis olması dolayısıyla. . 1. Tunalı Hilmi Bey ise Refik Şevket Bey’in aksine. “Meclisin salahiyetini ta hdide ka a dir bir kuvvet göremiyorum. C. TBMM ZC. dilerse tasdik eder. s. “Efendim. Mesele halledilir. 132. başka bir maha lde muha keme edilecekse a zami yirmi günde muhakemelerinin hitama erdirilmesini teklif ediyorum”71 diyerek bu doğrultuda bir önerge verdi. D. Eğer Meclisin de ka na a ti vicdaniyesine tevafuk ediyorsa tasdik eder. s. 1. TBMM ZC. mademki tasdik hakkı veriliyor. Fakat a ksi surette ne ya pıla ca ktır? Encümen bunu iza h etsin” 73 . 131. 132. esbabı mucibesi ta m degilse. “Yapılan kanunlar idam kanunlarıdır. Konuyu farklı bir açıdan ele alan Malatya Mebusu Fevzi Efendi ise şunları söylüyordu. D. Bundan dolayıdır ki eğer cürmün ika edildigi ma ha lde muhakeme icra edilecekse azami bir hafta. s.” 74 demiştir. 1. D. C. Nitekim o. bidayet mahkemelerinin kararlarını onaylayıp onaylamamanın Meclis’in elinde olduğunu söyledi ve devamla. ya ni mukarrerat usulüne muvafık degilse. sonra 71 72 73 74 TBMM ZC. Memleketin böyle bir zamanda adaletin mutlakiyetinden bahsolunduğunu işittim. Bunun da bir de mukabili ola n ret veya a f ha kkı verilmiş oluyor. Varsın milyonlarca bu memleketin feda olmuş evladına mukabil birka ç ta ne ma zlum gitsin. 1. bu maddede bir zaman sınırlamasına gidilmemesi gerektiğini öne sürdü. “Hıyaneti vataniye mücrimlerine ait muhakemat bir sebebi mücbire olmadıkça azami yirmi günde hükme rapt olunacaktır. Noksan görürse reddeder.

1. s. C. 1. 1. Ta sdik edilmediği takdirde Meclisçe ittihaz edecek karara tevfiki mua mele olunur” suretindeki önergesi üzere kabul edildi77 . bulunmıyaca ktır. TBMM ZC. 1. dediler ki. “…Halkımızın ha leti ruhiyesini teemmül buyurun.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 269 ya zık olur. hatalara insan heder olup gidiyor. D. TBMM ZC. 1. D. bu heyet burada ola ma z. “İşbu ka nunun icrayı ahkâmına Büyük Millet Meclisi memurdur” suretinde tadilen kabul edildi79 . D. Giden yine milletimizdir. C. Fakat bu adamın ma sumiyeti a nlaşılırsa şu esbapdan dolayı mevkiini tahkim edecek şeyler lâ zım. Bu arada İzmit Mebusu Hamdi Namık Bey. Fakat böyle bir isnat karşısında bulunacak bir a da m ma lûmu âliniz idam edilir. Büyük Millet Meclisinin tasdikine iktiran eden kanun bir zaman olacak ki. TBMM ZC. Evet kanunu cezanın 113 ncü maddesinde bir sarahat var. Bir zaman olur ki. s. 133. s. “İşbu mehakimden sadır olacak mukarrerat kati olup a nca k ida mı müstelzim hükümler Büyük Millet Meclisi icra Heyeti ta rafından badettasdik mahallerinde infaz olunur”76 şeklindeki önerge de kabul görmedi. D. C. D. Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey’in önergesi üzere. yani bugün verdiğimiz karar bizim efradımızı öldürür ve garaza kurban eder. 134. 1. Her ha l ve kârda mahakimden sâdır olan karar Büyük Millet Meclisinde tadilen tasdik olunmalıdır. 134. 132. 1. 1. Böyle bir kelime sadır olmuş ise on seneden a şağı olmamak üzere ceza görür. “İşbu kanun her mahallin idare amiri tarafından nahiye ve kaza. 134. C. TBMM ZC. “İşbu kanunun icrayı ahkâmına Adliye ve Dâhiliye Vekilleri memurdur” şeklindeki onunc u madde. TBMM ZC. 133. 1. liva ve vila yet merkezlerine ve köy heyeti ihtiyariyeleri müctemian celp edilerek ifham ve sureti tebligi muta za mmın heyeti mezkure âzalarının imzalarını havi zabıt varakaları tutularak idare meclislerince hıfz edilmekle beraber kavaninin nesir ve ilanı hakkındaki kanuna tevfika n a yrıca nesir muamelesi dahi yapılacaktır” denilen dokuzuncu madde hakkında söz alan ve önerge veren olmadığından madde aynen kabul edildi ve kesinleşti78 . ” 75 S ekizinci madde hakkında verilen değişiklik önergelerinden Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’e ait olan. İdam edildikten sonra malûm olduğu üzere bu adam meza rında n çıkarak ve ikamei dâvaya sevk ettirmek imkânı yoktur. 133. s. Buna karşılık sekizinc i madde Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey’in. “İşbu kanuna tevfikan ma ha kimden sâ dır olacak mukarrerat Büyük Millet Meclisince badettasdik maha llerinde infa z olunur. 1. Bir millet saadetini Büyük Mecliste görürse emin olun hem emin olurlar ve Meclisin dua hanı olurlar. . 1. Çok yerlerde görüyoruz ki. Binaenaleyh her halde bir ma ddei müzeyyele ilâve edilsin”80 diyerek zan altındaki kişinin masumiyeti anlaşıldığında yapılac ak işlem ve kişinin zan altında kalmasına sebep olan kimseler hakkında 75 76 77 78 79 80 TBMM ZC. C. bu ceraimde bâzı eşhasa ait isnadatta buluna ca kla r ha kkında eğer bir hüküm sâdır olmuş ise. 134. Lâ kin o vereceğimiz ka rar. D. İster bir ma ddei ma hsusa ile isnadatta bulunan ister maddei mahsusa tâyin etmeksizin isnadatta buluna nla r hakkında bir maddei müzeyyele ilâve olunsun. C. s. 1. s. Ceza Kanununda iftira hakkında maddei mahsusa va rdır.

Hıyanet-i Vataniye Kanunu bütünü itibariyle oylamaya sunuldu ve kabul edildi. onuncu ve on birinci maddeler ise ilaveten kabul olundu. ilaveten. Kanun’un birinci müzakeresinde dokuzuncu ve onunc u olarak belirlenen maddelerde de yalnız numara değişikliğine gidilerek. “İşbu kanun her mahalde neşir ve ilan olunduğu tarihten kırk sekiz saat sonra meriülicra olacaktır” suretindeki onbirinci maddenin de aynen kabul edilmesinin ardından. . 25 Nisan’da Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in önerisiyle müzakeresine başlanan ve beş günlük yoğun müzakereler sonucu 29 Nisan’da kabul edilen Hıyanet-i Vataniye Kanunu. Böylec e bu Kanun’un birinc i müzakeresi tamamlanmış oldu81 . tadilen kabul edildi. 1. Oturum Başkanı ise kendisinden bu konuda bir önerge sunmasını istedi. Meclis’te baştan itibaren madde madde yeniden okunarak ve gerekli ek düzenlemeler yapılarak 14 madde halinde gerçekleşti ve kabul edildi82 . D. dördüncü. 1. birinc i ve ikinc i maddeler. on ikinci ve on üçüncü maddeler olarak. TBMM ZC. yine kanunun birinc i müzakeresinde on birinc i olarak belirlenen madde de tadilen on dördünc ü madde olmak suretiyle söz konusu Kanun’un tasarısı. Vaiz ve hitabet suretiyle alenen veya ezminc i muhtelifede eşhası muhtc lifeyi sırran ve kavlen hıyaneti vataniye cürmüne tahrik ve teşvik edenlerle işbu tahrik ve teşviki suver ve vesaiti muhtelife ile tahriren ve tersimen irtikâbeyliyenler muvakkat küreğe konulur. Özellikleri ve Önemi: 29 Nisan’da gerçekleştirilen toplantıda bu Kanun’un ikinc i müzakeresi yapıldı. 1. 81 82 TBMM ZC. tadilen.270 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ne gibi bir işlem yapılacağının da ek bir madde ile belirlenmesi gerektiğine dikkat ç ekti. üçüncü madde. Madde 2. yedinci ve sekizinc i maddeler. Bu müzakerede. Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şahaneyi yedi ecanipden tahlis ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. altınc ı madde aynen. s. C. C. 4. Ahvali müstacele ve fevkalâdede maznunun derdest edildiği mahal mahkemesi de ic rayı muhakeme ve itayı karara salâhiyettardır. Madde 4. Madde 3. Madde 1. 137-145. s. Böylec e ihtilal ortamında ve şartlarında oluşan TBMM’nin ülkenin refahı ve kurtuluşu iç in düşündüğü ilk olağanüstü kanun olan Hıyanet-i Vataniye Kanunu şu şekilde kabul edilmiş oldu. D. Hiyaneti vataniye maznunlarının mercii muhakemesi ikarı cürmedilen mahaldeki bidayet ceza mahkemesidir. 1. Kanun’un Son Şekli. 134. Dokuzunc u. Feran zimethal olanlar ile müteşebbisleri kanunu cezanın kırk beşinci ve kırk altınc ı maddesi muc ibinc e tec zive edilirler. tadilen. Tahrikât ve teşvikat sebebivle maddei fesat meydana ç ıkarsa muharrik ve müşevvikler idam olunurlar. beşinci maddeler. Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunur.

İşbu ceraimin emrü muhakemesi için mahkemelerce istenilen şahsa c elp ve davete hac et kalmaksızın bilâhüküm ihzar müzekkeresi tastir kılınır. 1. Hiyaneti vatanive maznunlarının muhakemesi bidayet c eza mahkemelerinden verilecek gayrimuvakkat tevkif müzekkeresi üzerine her halde mevkufen ic ra edilir. 4-5. s. İsyana iştirak etmiyen eşhas hakkında ligarazin isnadatta bulunanlar isnadettikleri c ürmün c ezasiyle müc azaat olunurlar. Madde 10. Kanun No: 2. Tasdik edilmediği takdirde Mec lisç e ittihaz edilec ek karara tevfiki muamele olunur. . 2-3. Bu müddeti bilâsebep müc bir tecavüz ettiren mahallî zabıtası ile mahkeme heyeti kanunu c ezanın yüz ikinc i maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevkı mahkemesinc e muhakemesi bilic ra âzami yirmi gün zarfında hükme raptedilec ektir. s. 142-144. Yasa’nın ilk maddesinde kimlerin “vatan haini” sayılac ağı belirtilmiş olup. C. 1. Haklarında gıyaben hüküm sâdır olan eşhas derdestlerinde işbu kanuna tevfikan yeniden ve vic ahen muhakemeleri ic ra olunur. Madde 11. Kabul edilen metin- 83 Düstur. 1. yazıyla ya da doğrudan doğruya bilerek karşı çıkan. Madde 12. buna göre. Kanun’un uygulanmasında ihmali görülec ek olanların Ceza Kanunu gereğince cezalandırılacaklarını belirli bir hükme bağlamıştı. Madde 14.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 271 Madde 5. İşbu kanuna tevfikan mahakimden sâdır olac ak mukarrerat katî olup Büyük Millet Meclisince badettâsdik mahallerinde infaz olunur. İşbu kanun her mahallin idare âmiri tarafından nahiye ve kaza liva ve vilâyet merkezlerine ve köy heyeti ihtiyariyeleri müçtemian celbedilerek ifham ve sureti tebliği mutazammının heyeti mezkûre âzalarının imzalarını havi zabıt varakaları tutularak idare meclislerince hıfzedilmekle beraber kavaninin neşir ve ilânı hakkındaki kanuna tevfikan ayrıc a neşir muamelesi dahi yapılac aktır. TBMM Kavanin Mecmuası. TBMM ZC. Kanun. C. Büyük Millet Meclisi’nin yasallığına karşı ayaklanmaya yönelik sözle. Madde 6. bu suç la nitelendirilec eklerdi. D. İşbu kanunun icrayi ahkâmına Büyük Millet Mec lisi memurdur. Kanun No: 2. D. s. Hiyaneti vataniye maznunlarına ait muhakemat bir sebebi müc bire olmadıkç a âzami yirmi günde hükme raptolunac aktır. Madde 7. C. 1. 1. Madde 9. Madde 13. yargılamanın hız kazandırılması amacıyla hem yargılamayı yapac ak mahkemelere ve hem de ilgili mahallin mülkî idare âmirlerine yükümlülükler getirerek. Zabıtai adliye memurlarının tanzim edec ekleri tahkikatı iptidaiye evrakı dairei istintaka tevdi olunmaksızın mahallin en büyük mülkiye memuruna ita olunur ve onun tarafından dahi müddei umumiler vasıtasiyle yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir. ya da fesat hareketlerine girişen veya yayında bulunan kişiler. Madde 8. İşbu kanun her mahalde tarihi tebliğ ve ilânından kırk sekiz saat sonra mer’i olac aktır83 .

657. e şhası mezkûreye hemfiil denilir ve cümlesi faili müstekil gibi mücazat olunur. s. s. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun altıncı maddesi. Ahvali sairede o cinayet için kanunen mayyen olan cezanın nısfından iki sülüsüne kadarı tenzil edilir. Bıyıklıo ğ lu. “Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şahaneyi yedi ecanipden tahlis ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak te şekkül eden Büyük Millet Meclisinin me şruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur.” TBMM ZC. a. Bıyıklıo ğ lu. 2. Yine Kanun’un birinc i maddesinde 85 . “Bir kimse bir cinayet ikamı tasmim edip de vesaiti mahsusa ile icrasına bed ederek yed-i ihtiyarında olmıyan esbabı mânia haylûletiyle ol cinayetin husulüne muktazi ef’ali ikmal edememi ş ise kanunun sarahati olmıyan yerlerde fiili mezkûr idam veya müebbet kürek cezalarını müstelzim olduğ u halde müte şebbis hakkında yedi seneden eksik olmamak üzere muvakkat kürek ve müebbet kalebentlik cezasını müstelzim ise keza yedi seneden eksik olmamak üzere kalebentlik ve müebbeden nefi cezasını müstelzim olan ahvalde üç sene müddetle kezalik kalebentlik cezası hükmolunur. s. Hilafeti. 1. Halife ve Padişah olsa dahi kendi üzerinde bir yasallık tanımadığını ilan etmişti84 . Yedinci madde ile yargılamanın yirmi günden daha fazla sürdürülmemesi.t.. Aynı zamanda kabul edilen bu hüküm. s.g. TBMM’nin kuruluşunun asıl sebebi.TBMM ZC. Kanun’un uygulama yetkisi. bu hüküm ve tedbirlerle daha ilk günlerinden itibaren millî mukadderata hâkim ve yüksek bir heyet olduğunu kanıtlıyordu88 . 207. s. C. düşman elinde esir bulunan Hilafet ve S altanatı kurtarmak amac ına dayandırıp Hıyanet-i Vataniye Kanunu’yla yaptırım altına almıştı. Ayrıca bozguncu ve propagandacılar ile onlara yardımcı olanların faaliyetleri de bu suç kapsamında idi. age.. 233. s. Mec lis. I. Böylece TBMM. Hilafete ve Saltanata geleneksel bağlarla bağlı olan TBMM üyelerinin tepkisini yumuşatmaya yönelikti86 . 29. yalnızca Meclis’i değil.” Madde 46. Yine dördüncü ve yedinci maddelerde yargılama merciini ve ihmali görülenleri bağlayıcı hükümler yer almakla birlikte kanunda Bidayet Ceza Mahkemeleri yetkili mahkeme olarak gösterilmekte idi.. 1. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. adlî zabıtanın ön soruşturma evrakını (tahkikatı iptidaiye) mahallin en büyük mülkî âmirine hemen onun da savc ıya yirmi dört saat geç meden teslimini zorunlu kılmakta idi. Saltanatı ve Osmanlı topraklarını düşman elinden kurtarmak olarak gösterilmişti. sekizinci madde ile de davaların hızla karara bağlanarak tasdik merc ii olan TBMM’ye gönderilmesi hükme bağlanmıştı. D. TBMM. s.g. Bu yasa. C. Hükümlerinin yürütülmesi sorumluluğu TBMM’ye verilen Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun ikinci maddesi gereğince isyana katılanlara idam c ezası verileceği gibi. 84 85 86 87 88 89 Ergil. isyanı teşvik edenlere de Ceza Kanunu’nun 45 ve 46.. “Eşhası mütaaddide bir cinayet ve cünhayı müttehiden ika eder veyahut ef’ali müteaddideden mürekkep olan bir cinayet veya cünhada birtakım e şhastan her biri cürmün husulü maksadiyle ef’ali mezbureden birini veya birkaçını icra eylerse. Bidayet Mahkemeleri’ne veya önemli durum halinde en yakın mahkemeye devredilmişti.m. onun temsil ettiği davayı da karşıt eylem ve akımlardan korumaya yönelikti.m. 50. Made 45. onun sebep olduğu olaylara karşı konmuştu87 . maddeleri gereğinc e c eza verilecekti89 . a. . Vatan hainliği ise TBMM’nin meşruluğuna ve milletin yüksek menfaatlerine karşı yapılacak her çeşit ayaklanma ve kışkırtıc ılık olarak tespit edilmiş ve kışkırtıcılığın kaynağı İstanbul Hükümeti olduğu iç in bu hüküm. a. D. 49.272 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 de. Ural.” .g. 656. 105. Aybars. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile millete karşı kendi meşru durumunu teyit etmiş ve bu meşruluğunu.

yakalandıklarında yeniden yargılanmalarını sağlayıp. TBMM ZC. Mustafa Kemal Paşa. Ural. Zeus Kitabevi. İzmir 2006. harp divanları tarafından en ağır şekilde c ezalandırıldı 93 . Yine İngiliz Gizli Servisi’nden para alan kişiler olduğu anlaşılan Anzavur olaylarında parmağı olanlar. 9 Mayıs’ta önemli bir durum olmadığı ve gereken kişilerin Meclis tarafından özel olarak affedildikleri için genel af ç ıkarılmayac ağına dair karar alarak özellikle “vatan hainliği” ile suç lananlara af kapılarını kapadı91 . 51. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun birinc i ve ikinci maddeleri gereğinc e gıyaben yargılanmalarını teklif ettiler94 . 101.t. 1. 1. a. 283. Türk İstiklâl Harbi .t. D. Bunun üzerine Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. gıyaben mahkûm edilmiş olanların. Genelkurmay Basımevi. Celp ve davete gerek görülmeden huzura gelme kararı yazılarak. 5 Mayıs 1920’de Konya’da halka beyanname okuyup.t.g. karşısındaki kişiye yönelik ileri sürdükleri suçun cezasıyla c ezalandırılacaklarını öngördüğü gibi. s. a.g. 51. s. 1. o sırada Konya’da bulunan Mustafa Kemal Pa şa. halkın habersiz olmasından dolayı meydana gelebilec ek sakınc alar ortadan kaldırılıyordu. Ankara 1974. 42. 282. 29 Nisan’da Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun kabul edilmesinden bir süre sonra. “…Hiya neti va ta niye ile ma znun olan bir adamın muhakemesi ya hiyaneti vataniye cürmünün irtikâbedildiği yahut derdest olunduğu mahal mahkemesinde görülür diye tesbit etmiş iken ve sureti cereya nı muhakemeye dair her suretle malûmat varken Ferid Paşa hakkında burada muhakeme icrasına a yrıca karar almak doğru değildir”95 diyerek suçlunun. C. 52. Kanun’un Uygulanmasında Karşılaşılan Zorluklar: Hıyanet-i Vataniye Kanunu bir devrim yasası olmakla birlikte uygulama yönü ile olağan yöntemlere ve kurumlara dayandırılmıştı. 50.g.145. 52. 13 Mayıs’ta ise İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşları bir önerge ile Ferit Paşa Kabinesi ve kendilerine hizmet edenlerin. suçluya kendini müdafaa hakkı da tanımakta idi. 1. Yozgat ayaklanması nedeniyle de 28 Mayıs’ta Sivas Valiliği’ne92 Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun uygulanmasını emretti. onun bu niteliği uygulamanın yavaşlamasına ve kesin sonuç alınmasının gec ikmesine sebep olac aktı. s. ayaklanmaya teşvik eden sekizi asker kaçağı olmak üzere otuz altı kişi harp divanına verilmişlerse de. . Safranbolu’da kışkırtma sonucu meydana gelen bozgunc uluk üzerine 30 Nisan’da Kastamonu Valiliği’ne. Meclis. suçluları affetmiştir. yakalandığı yerde veya 90 91 92 93 94 95 Ural. 5.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 273 Kanun. s.İstiklâl Harbi’nde Ayaklanmalar (1919-1921). 51. Dönemin olumsuz şartlarından dolayı ulaşım. yargılama aç ısından zaman kaybının önüne geçildi. s. İstiklâl Mahkemeleri. C. Ayrıca Kanun’un halka duyurulması ve yayınlanması öngörülerek böylece TBMM’nin halk nezdinde tanınmasına arac ı olması isteniyor ve Kanun’dan. s. Ancak. iftira edenlerin. D. Ural. Ergün Aybars. VI. a. TBMM ZC. C. Ural. haberleşme ve yayın şartları göz önüne alınarak Kanun’un her bölgede yayınında kırk sekiz saat sonra yürürlüğe girec eği esası kabul ediliyordu 90 . s. a.g. s.t.

bazı sebeplerle idam edilmeleri. ayrıc a terör olaylarını şiddetlendiriyordu100 . Aybars.t. Ardından Antalya Mebusu Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey söz alarak. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. ilâmını söyler ve İsta nbul’a ka ra rla rımızı. Meclis’in onayı olmadan harp divanları tarafından yargılandı ve bunlardan on üç ü ve Düzce ayaklanmasında rolü olan altı kişi idam edildi. TBMM ZC. Hükümet’in otoritesini ç iğneyerek idam etti99 . s. 1. 96 97 98 99 100 TBMM ZC. yine tebliğ ederiz. İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşlarının teklifi ve Meclis’te yapılan müzakerelerin akabinde 17 Mayıs’ta alınan kararla Damat Ferit Paşa’nın önc e “vatandaşlıktan ç ıkarılmasına” karar verildi. diğer kararlarımız gibi. “…Bizim üzerimize düşen bir şey var. Anc ak. C. …Biz Ferid Paşayı yakalıyamayız. 284. karşı koyanların evlerinin yakılması ve suçlu görülenlerin. 285.g. “İslâmları yekdi ğ eri aleyhine tahrik ve te şvik ile beynelislâm irakai deme sebebiyet ve şu suretle hiyaneti vataniyeleri sabit olan Ferid Pa şa Kabinesiyle müzahir ve muinlerinin Hiyaneti Vataniye Kanunu ahkâmı mündericesine tevfikan icrayı muhakemei gıyabiyeleri için bir karar ittihazı hakkındaki İzmit Mebusu Hamdi Bey tarafından ita ve Meclisi Umumiden havale olunan 13 Mayıs sene 1336 tarihli. Böylec e Damat Ferit Paşa’nın “vatan haini” olduğuna karar verilmişti. Buna göre. . faili doğruda n doğruya ya kalamak mümkün değildir. elebaşlarından S efer Beyi suçluları Hükümet adına asmayacağına söz vermesine rağmen. TBMM ZC. D. s. D. İngiliz esaretini bu memlekete sokmak istiyen İngiliz yardakçılarını bugün yakalıyamayız. maddesi gereğince idam kararlarının. C. TBMM otoritesini olumsuz yönde etkiliyordu. 1. Ferid Pa şa ile hiyaneti vataniyede bulunan rüfekası ve müzahir ve muinleri hakkında takibat ve tahkikatı lâzimei kanuniye icra ettirilmesinin de Heyeti lcraiyeye berayı havale Makamı Celili Riyasete takdimine karar verildi. s. Hıyanet-i Vataniye Kanunu gereğince 200’e yakın Kuvay-ı İnzibatiye mensubu ve asî. a. Hiç bir karara bağlı kalınmaksızın. suçlu veya suç suz bütün halkın malına el konulması. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun 8. 284. 32. Meclis ve Hükümet’e olan güven sağlanamıyor. Ferid Pa şanın Sulh Konferansında Toros’un cenubundaki dört milyona yakın Türkü haymene şin ve yabancı addederek Fransızlara pe şke ş çekmesi ve Anadolu’nun muhtelif mahallerinde şuri ş ve fesat ikaına kalkışması büyük bir hiyanet olduğ undan kendisinin vatanda şlık hukukundan tecridine ve milletimiz arasından tardına karar verilmesine mütedair bulunan. 1.”. Ural. 1. Ayaklanmaların bastırılmasında önemli rol oynayan Ethem. Meclis’te yapılan diğer müzakereler sonucu Ferit Paşa’nın suç unun yalnız. 1. Bunun mânevi büyük bir menfa a ti va rdır ” 96 diyordu. birçok kimsenin merkezî otoriteden uzak ve keyfî bir şekilde c ezalandırılmaları halkı tedirgin ediliyor. Damat Ferid Pa şanın vatanda şlık hukukundan tecridine ve milletimiz arasından tardına karar verilmesi hakkındaki teklif encümenimizce de muvafık ve münasip görülmekle keyfiyetin olveçhile karar ita buyurulması zımmında Meclisi Umumiye tevdiine. Meclis’in onayı bulunmadan infaz edilmesi. 52. s. D. 19 Mayıs’ta ise İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşlarının 13 Mayıs tarihli önergesi. oy birliği ile Adliye Enc ümeni’ne havale edildi97 . s.g. İstanbul’a değil bütün vatana ait olduğu gerekç esiyle maddeten olmamakla beraber. s. kendi haklarında düşündüğü hükmünü.t. Mersin Mebusu İsmail Safa ve Bursa Mebusu Emin Beyler taraflarından muta takrirler üzerine müzakere olundu. 342.. 52. C. Adalet Komisyonu’nca da uygun görüldü98 . Hiç olmazsa Millet Meclisi. a. 1. 283.274 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 suç un işlendiği yerde yargılanması gerektiğini belirtti ve Ferit Paşa’nın yargılanamayac ağı üzerinde durmuştu. Ural. manen büyük etki yapacağı düşünüldü ve bu teklif.

Suçlulardan yirmi ikisi ise 1 Temmuz’da idam edildi. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)….g.t. 1. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 275 26 Haziran’da Harp Divan’ları (sıkıyönetim askerî mahkemeleri) kurularak Zile’de ayaklanmaya katılanlardan ve ayaklanmayı teşvik edenlerden elli kişi yakalanıp bu askerî mahkemede yargılandı. Ancak bu maddedeki selahiyet esbâb-ı kaviye ve mücbiriye müstenit olmaksızın istimâl etmek mûcib-i mesuliyettir. 31. Madde 2.. Makam itibariyle kolordu veya müfrez fırka kumandanlığı selâhiyetini hâiz olan zevattan maâda harekât-ı dâhiliye için do ğrudan doğ ruya Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti’nden veya cephe veya kolordu kumandanlıkları tarafından tavzîf olunarak sevk olunan kıtaât kumandanları dâhi hiçbir tasrıha lüzum görülmeksizin vazife-i te’dibiyeye devam etti ğ i müddetçe şimdiye kadar oldu ğ u gibi Merkez Fırka Kumandanı selâhiyetini istimâl ederler. Öyle ki Mahkemeler Hıyanet-i Vataniye gereğince verdikleri kararları TBMM’ye gönderiyor. 32. Hıyanet-i Vataniye Kanunu cürmün vuku buldu ğ u mahalde emn-u asayi şin müstekâr ve nüfuz-u hükümetin halelden masûn ve kâffe-i şuabat-ı idarenin tedvir-i umura muktedir oldu ğu bir zamanda ika edilen Hıyanet-i Vataniye cerâimi mürtekipleri hakkında tatbik olunmaktadır. Bu divân-ı harplerden sâdır olacak ahkâm-ı cezâiyeden ibret-i müessire olmak üzere acilen tenfiz-i icâp edenler hakkında Askerî Ceza Kanunu’nun altmışbirinci maddesi mucibince hareket olunacaktır. davaların kısa sürede sonuçlandırılamayacağı ve normal mahkemelerden beklenen sonuç ların elde edilemeyec eği anlaşıldı. D. Madde1. Bundan dolayı suçsuz yere aylarca tutuklu kalanlar bulunuyordu. s. 101 102 103 Aybars. Bunun yanında. Meclis ise bu gibi mağdurlara tazminat ve mahkemelere de ihtar verilmesini istiyordu101 . Madde 3. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun bazı hükümlerinin normal zamanlara göre düşünülmüş olması ve usul yönünden de zaman kaybına neden olabilec ek hükümlerin mevcudiyeti göz önüne alındığında. Meclis ise konuyu Adliye Encümeni’ne iletiyor ve onun bilgisine dayanarak karar veriyordu. Aybars. Bakanlar Kurulu ise bütün bu olumsuzluklar karşısında “Hıyanet-i Vataniye” ve “Hıyanet-i Harbiye” kanunlarında bulanan suçların çoğunun birbirine benzemesinden kaynaklanan ç elişkileri ayırabilmek için 20 Temmuz 1920’de “Hıya net-i Va ta niye ve Ha rbiye Kanunlarında Münderiç Suçların Birbirine Müşabeheti Dolayısıyla Ha sıl Ola n Tereddütün İzalesi için Ta’minen Tebliğ Olunan Kararnâ me” 102 adı altında bir karar aldı. 1. aynı zamanda c ezadan ibret olması yönünde beklenen sonuç alınamıyordu. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Kararname No: 81. s. Ural. 32. 32. olağanüstü ortamın koşullarını karşılayamayabileceği konusunda birtakım tereddütler ortaya ç ıktı. “Hıyanet-i Vataniye ve Harbiye Kanunlarında münderic cerâimden ekserisinin yekdi ğ erine mü şâbehet ve mülâbeseinden nâ şi kavanin-i mezkûrenin suveri tatbikiyesince bazı mahallerhe hâsıl olan tereddüdün ref ve izâlesiyle hâlen ve âtiyyen memurîn-i askeriye ve adliyece düsturu’l-amel olabilecek bir şekilde tesbite lüzum görülmedi ğinden berveçh-i âti mâlümat ve izâlatın bilimûm valilerle kumandanlıklara ve müddeiumumiliklere tebli ğ i Heyet-i Vekile’ce karargir olmu ştur. . Bu tür keyfî yargılamaların yanında Bidayet Mahkemeleri’nden de beklenilen netic e alınamıyordu.” TBMM Kavanin Mecmuası. Asayiş ve inzibatı haleldâr olan ve harekât-ı askeriyenin iptidâr eylediğ i mahallerde bu harekâta sebebiyet veren e şhas hakkında 13 Recep 1333 (27 Mayıs 1915) ve 14 Mayıs 1331 (1915) tarihli kanun-u muvakkat ile 16 Te şrin-i Evvel (Ekim) 1336 (1920) tarihli Hıyanet-i Harbiye Kanunu ahkâmı tatbik ve ale’l-usûl muhakemeleri divân-ı harplerde icra edilmektedir. yargılama usulleri olağanüstü dönemin istisnaî şartlarına uymayan sivil mahkemeler ve Divan-ı Harpler dışında kanunu uygulayabilec ek bir yargı organı olmamakla birlikte. 53. a. Bu kararın alınıp yayınlanması “Hıyanet-i Vataniye Kanunu”na önc elik tanınmış olduğunu göstermekte idi103 . s. Bu gibi işlemler uzun zaman kaybına sebep olduğu için de görülüp karara bağlanması gereken davalar birikiyor. C.

Müdafaai memleketin temini ve asayişi umuminin lâyıkiyle tesisi için Müdafaa-i Milliye vekâletine merbut olmak üzere seyyar jandarma müfrezeleri te şkil edilmiştir. Madde 2. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. İsminden başka diğer mahkemelerle hiç bir farkı olmayan harp divanlarının verdiği cezalar ise suçun önemi ile bağdaşmıyordu. Çelik. Madde 5. 597.g. Madde 7. S ert cezaların uygulanması için gerekli olan bir organ yoktu. Madde 4. Kanun No: 5.. age. TBMM’nin otoritesinin kurulmasında büyük yararlılıkları oldu. Oysa TBMM. 6. Aybars. 32. Ezherli. 65. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. ba şçavu şlara üç yüz kuru ş verilecektir. D. a. halkın meşru temsilc ileri tarafından kurulmuştu.” . Türk ihtilalinin bir eseri olup. Madde 6. teçhiz ve teslihi tarafı Hükümetten temin edilir. çavu şlara iki yüz. s. Kanun’un uygulamaya ba şlanmasından sonra. Piyade. s. 34. I. İstiklâl Mahkemeleri’nin hukukî dayanağı107 olac aktı 108 . ilbas. Süvari ve piyadeden mürekkep olan işbu müfrezelerin ia şe. Madde 3. Bu nedenle idarec ilerle ilgili kararların alınmasında tarafsız yargıç lara ihtiyaç vardı106 . Te şekkül edecek bu müfrezeler hizmeti muvazzafai askeriye haricinde bulunan esnan erbabından bir sene müddetle gönüllü olarak kaydolunurlar ve bir seneden evvel terki vazife edemeyip yeni sene için tecdit edilmek hakkını haiz olacaklardır. İşbu kanunun icrasına Müdafaai Milliye vekâleti memurdur. Nitekim 1921 yılı ba şlarına gelindiğ inde bu te şkilâtın çalışmalarını devam ettirmesini gerektirecek şartlar . Madde 10. İcabında te şkilâtın teshili maksadiyle talip olan efrada hayvan almak üzere usulüne tevfikan taviz suretiyle muaveneti nakdiye icra edilir. Harp Divanı üyeleri bağlı bulundukları bölgede askerî ve sivil idarecilerle ilişki iç erisindeydiler ve mevki ve rütbece de onlardan küçük idiler. Onba şılara efrat maa şından fazla olarak yüz. TBMM’nin 7 Haziran 1920’de 5 numaralı kanun olarak çıkarttığı “Seyyar Jandarma Müfrezeleri”109 Kanunu’nu kabul edilip uygulanmaya başlamasından son104 105 106 107 108 109 Aybars.. B) Süvari efradına şehrî bin be ş yüz kuru ş verilecektir. s. C. Kanun Hakkında Beklenen Netic eye Dayalı Yapılan Değişiklikler: TBMM’nin 29 Nisan 1920’de kabul ettiği Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile 11 Eylül 1920’de kabul ettiği Firariler Hakkında Kanun ve 18 Eylül 1920’de alınan 45 numaralı “Muhtelif Menatıkta İstiklâl Mahkemeleri Teşkili Hakkındaki Ka ra r” . 35.276 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S uç luların özellikle harp divanlarınca cezalandırılmaları askerî otorite düşünc esi yaratıyordu104 . Bir senelik hizmetleri hizmeti mükellefeı askeriyesinden iki sene olarak mahsubu icra kılınacaktır. Suçlu ve tanıklar kilometrelerce uzaktan gelip mahkeme kurulunun toplantısını beklemek zorundaydı. s. a. Ural. Merkezlerinden uzakta ve seyyar bulundukları müddetçe ia şelerine medar olmak üzere ayrıca kırk kuru ş yevmiye verilecektir. Madde 9. s. Madde 8. 6.m. Süvari efradının hayvanatı müsademe veya harekâtı askeriye esnasında telef veya sakat olur ise taraf miriden muadili bir hayvan veyahut esmanı ita kılınır. Öte yandan mahkemelerin kuruluşu da tamamlanmadığı için mahkemenin kurulduğu yöre eşrafından bakkal veya esnaftan biri buraya üye olabilmekteydi. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir.g. Bu sebeple de cezaların Mec lis otoritesine bağlı kuruluşlarc a verilmesi gerekiyordu. s. Maa şat maktuan berveçhi âtidir: A) Piyade efradına şehrî bin iki yüz kuru ş. Bu gibi kimselere idam yetkisinin verilmesinde ise sakıncalar vardı. TBMM Kavanin Mecmuası.t. bu te şkilâtın. Aybars. İşbu efrat eytam ve eramili olbaptaki kanundan istifade edecektir. Süvariler hayvanlarını kendileri tedarik etme ğ e mecburdurlar. 1. Dolayısıyla da harp divanlarından bir kısmı kaldırıldı105 . İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. s. 54. C) Firari derdesti ve e şkıya takibatında hidematı fevkalâdesi görülenlere hizmetinin derecesine göre ayrıca Heyeti îcraiyece tertip edilecek nizamnameye tevfikan mükâfatı nakdiye verilecektir.. Süvari Sınıfından Mürekkep Olmak Üzere Jandarma Müfrezeleri Te şkili Hakkında Kanun “ Madde 1. Müfreze zâbitanı jandarma zâbitanı misillû tahsisat alacaklardır.

İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. 34. 11 Eylül 1336 (1920). istenilen sonuc a ulaşılamadı. C. s. ortadan kalkmıştı. TBMM Zabıt Ceridesi. mahkeme usulleri ağır. bütün bunların altında yatan asıl sebepleri araştırmak. Kanun No: 94. e şkıya faaliyete geçece ğ i zaman bu te şkilâta ihtiyaç duyulabilece ğ ini belirti. ancak bu durumun baharda da sürece ği anlamına gelmeyece ğ ini ifade ederek. Aybars. İşte Millî Müc adele’yi güç lendirme ve ayakta tutma imkânı böyle yaratılabilirdi. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. 100. cephede ölmeye terc ih ediliyordu. Bu mahkemeler azasının adedi üç olup Büyük Millet Meclisi’nin ekseriyeti ârasiyle intihap ve içlerinden birisi kendileri tarafından reis addolunur. yargı yetkisini yeteneksiz kişilerden ve yöntemlerden kurtarmak istiyordu110 . olağanüstü devrin ihtiyaçlarını yerine getirebilecek nitelikte olmayıp. 8. I. D. kaç ak olaylarını durdurmak bir yana. 163-165. Madde 2. taburlardaki asker sayısı birkaç kişiye kadar inebiliyordu. kabul edilerek. TBMM’nin 10 Şubat 1921 günkü toplantısında ele alındı. korku yaratmak ve kaç ak olaylarını ölümle cezalandırmak değil. 35. 11 Eylül 1920’de “Firariler Hakkında Kanun”112 adıyla TBMM’nin 21 nolu kanunu olarak yürürlüğe girdi. bunun için verilecek ceza. toplumun içinde bulunduğu koşulları bilen. Aybars. D. Mevcut kanunlar ve mahkemeler. 110 111 112 . Basılış). s. Millî Hareket’in cesaret ve şiddet gerektirdiğini benimseyip. Firariler Hakkında Kanun. TBMM Kavanin Mecmuası. s. bu sebeple e şkıyanın faaliyet göstermediğ ini. Muvazzaf ve gönlü ile hizmeti askeriyeye dâhil olupta firar edenler veya her ne suretle olursa olsun firara sebebiyet verenler ve firari derdest ve şevkinde tekâsül gösterenler ve firarileri ihfa ve ia şe ve ilbas edenler hakkında mülki ve askerî kavaninde mevcut ahkâm ve indelicap diğ er gûna mukarreratı cezaiyeyi müstakillen hüküm ve tenzif etmek üzere Büyük Millet Meclisi azalarından mürekkep İstiklâl mahkemeleri te şkil olunmu ştur. Sivas Mebusu Emir Pa şa ve Müdafaa-i Milliye Vekilli Fevzi Pa şa’nın bu endişelerin yersiz oldu ğ unu ifade etmelerinden sonra oylamaya konulan kanun teklifi. Ankara 1945. Özellikle asker kaçaklarını önlemek için uygulanan c eza hükümleri. I. TBMM Matbaası (2. ona vatanı için çarpışmak üzere yeni bir şans tanımak ve benliğini terbiye etmesine yardımcı olup bu yolla kazanılan her askeri c epheye göndermekti111 . etkiden uzak ve ç oğu kez de âdil değildi. Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı Bey. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’ndan beklenen sonucun alınabilmesi ve Kanun’un eksikliklerinin yok edilebilmesi ise çabuk ve sert kararlar alan ve bu kararı aynı ç abuklukla uygulayan mahkemelerin kurulmasına bağlıydı. Kanun teklifi hakkında söz alan Müdafaa-i Milliye Vekili Fevzi Pa şa.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 277 ra yaklaşık dört ay gibi bir zaman geçmesine rağmen. Böylesine zorlu bir görevi ise Millî Müc adele’nin amac ını ve önemini kavramış. Seyyar Jandarma Te şkilatı’nın hangi gerekçeyle ve hangi şartlarda kuruldu ğ unu anlattıktan sonra düzenli ordu kurma çalışmaları yapılan bu günlerde artık bu te şkilâtın ömrünü tamamladığ ını ifade etti. s. Kurulac ak olan mahkemelerden kasıt ceza vermek. I. kararlarında bağımsız ve tam yetkili üyelerden kurulu ihtilâl mahkemeleri yerine getirebilirdi. 37. Bu yüzden de asker kaçaklarının sayısı gittikçe artıyor. Te şkilâtın la ğ vedilmesi kararla ştırıldı. faile az bir ceza vererek. Bu sebeple Bolu Mebusu Yusuf İzzet Pa şa ve arkadaşlarının Seyyar Jandarma Müfrezeleri’nin la ğ vedilmesiyle ilgili 5 Şubat 1921 tarihli kanun teklifi. Mahkemelerde görev alan yargıçların hemen hepsi medrese mezunu hatta alaydan yetişme kişiler olmakla birlikte hukuk mezunu çok azdı. kendisinin de üstünde bir güç görmediğinden. C. Fakat Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey. verdikleri cezalar ise caydırıcılıktan uzaktı. Böyle bir ortamda suçlulara bakmakla görevli olan mahkemelerin çalışma sistemleri yetersiz. mevsimin kış oldu ğ unu. No: 21 Madde 1.

maddesi (a) fıkrası ile yürürlükten kaldırılarak. s. C. Madde 7. age. Hiyaneti vataniye kanununun birinci maddesi berveçhiâti tadil olunmu ştur: Saltanatın ilgasına ve hukuku hâkimiyet ve hükümranisinin gayrikabili terk ve tecezzi ve fera ğ olmak üzere Türkiye halkının mümessili hakikisi olan Büyük Millet Meclisinin şahsiyeti maneviyesinde mündemiç bulundu ğ una dair 1 Te şrinisani 1338 tarihli karar hilâfında veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin me şruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya tahriren veya fiilen ankasdin muhalefet veya ifsadat veya ne şriyatta bulunan kesan haini vatan addolunur. Saltanatın kaldırılmasını müteakip 15 Nisan 1923 tarih ve 334 sayılı Kanun’la113 değiştirilerek. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. D. İstiklâl Mahkemeleri’nin kararları katî olup infazına bilûmum kuvayi müsellâha ve gayri müsellâhai Devlet memurdur. Bu Kanun hakkında yapılan müzakereler için bkz. s. age. 123. Madde 8. Çoker. Ankara 1959. s. İşbu mahkemelerin adedini ve mıntıkalarını Heyeti Vekile’nin teklifi üzerine Büyük Millet Meclisi tâyin eder. 31. 29. s. Düstur. Madde 9. 15 Nisan 1923 tarih ve 335 Sayılı Kanun116 ile Kanun’un sekizinc i maddesinin değişikliği. Her istiklâl Mahkemesi ketebe ve müstahdemin ma şatı şehrî yüz lirayı geçmiyecektir. 390. s. 100.. yazı ile veya eylemli olarak karşı gelmek. I. 175-190. D.1. karışıklık yaratmak veya yayında bulunmak vatan hainliği sayılmıştı114 . TBMM Matbaası. halk arasında bozgunculuk ve ayrılık çıkarmak için gerek tek ba şına ve gerek toplu halde söz ile yazı ile veya eylemli olarak söylev vermek ve yayında bulunmak da vatan hainliğ i sayılmıştır.117 Madde 3. 1. Kanun No: 335. 190-192. Heyeti temyiziye ceza dairesi ahkâm ve mukarreratı mezkûreyi vazife ve salâhiyetten ve tahsisatın hükme müessir olacak surette noksanından ve iptal hakkı mucip olacak surette usulü muhakemeye ademi riayetten ve hükmün kanuna muhalefetinden na şı âdiyen nakız ve o dairede ifayi muameleetmek üzere hükmü veren mahkemeye iade eder. Madde 6. Bkz. 4. TBMM Kavanin Mecmuası. 29 Nisan 1336 Tarihli Hıyaneti Vataniye Kanununun Sekizinci Maddesini Muaddil Kanun Madde 1. İstiklâl Mahkemeleri’nin evamir ve mukarreratını infaz etmiyenler veya infazda taallül gösterenler işbu mahkemeler tarafından tahtı muhakemeye alınır. özellikle Millî Mücadele sırasında ve daha sonra inkılâpların korunmasında etkili olan ve 71 yıl yürürlükte kalan bu Kanun’un işlevini tamamladığ ı dü şünülmü ştür. Madde 2. 113 114 115 116 117 . TBMM Matbaası (3. Madde 3. 64. I. maddesi.. Madde 2. 22. TBMM Kavanin Mecmuası. Her İstiklâl Mahkemesi vazifeye mübadereti anında firari ve bakaya efradının bir müddeti muayyene zarfında icabetini teminen her türlü vesaiti tebliğ iyeye müracaat eder. C. s. TBMM Kavanin Mecmuası. Böylece 334 sayılı sayılı Kanun’la Hıyanet-i Vataniye suç u kapsamına saltanat savunucuları da alınarak rejime geri dönüş riski ortadan kaldırılmıştı115 . C.278 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 14 Aralık 1920’de Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’in Kanunlara numara verilmesi hakkındaki teklifinin ardından 2 numarayı alan ve 7 Şubat 1921 tarihli Ceride-i Resmiye (Resmî Gazete) ile yayımlanan bu Kanun’un 1. Baskı). Son olarak Kanun’un tümü 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 23. s. Akın. s. C. 1. 162. 29. D. D. Üçüncü Tertip. 101. işbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. 171. Hıyanet-i Vataniye Kanununun Birinci Maddesinin Tadili Hakkında Kanun Madde 1. Kanun No: 21. İşbu kanunun icrayi ahkâmına Adliye vekili memurdur. Nakız kararlarına karşı israrcaiz de ğ ildir. Madde 3. 391. Çoker. 1. Ankara 1961. 61. 1. Yani Bu kanuna göre mahkemelerden verilecek hükümlerin inceleme ve onaylama yeri ve usulleri değişik hükümlere bağlanmıştı.. s. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. Madde 5. Kanun No: 334. Nitekim Bu maddeye 25 Nisan 1925 tarih ve 556 Sayılı Kanun’la eklenen bir fırka ile dinî veya dince kutsal sayılan kuralları siyasal amaçlara alet edecek dernekler kurulması yasaklanmış. Turan. aynı amaçla devletin şeklini de ğ iştirmek. 1. TBMM ZC. D. İşbu kanunun icrasına Büyük Millet Meclisi memurdur. Adı geçen kanun hakkında yapılan müzakereler için bkz. s. bu tür dernekleri kuranlar veya bu derneklere girenler.. Hiyaneti Vataniye Kanununun sekizinci maddesi berveçhi âti tadil olunmu ştur: İşbu kanuna tevfikan mehakimden sadir olan mukarrerattan mahkûmiyeti mutazammın olanlar resen ve beraet veyaademi mesuliyet ile vazife ve salâhiyet gibi mukarrerat müddeiumumilerin veya alâkadaranın istidalarına binaen Heyeti temyiziye ceza dairesince mevaddı saireye tercihan tetkik olunur. age. 32. C. C. Hıyanet-i Vataniye suçlarında temyiz yolunu açmıştı. TBMM ZC. C. 1 Kasım 1922 tarihli kararla. söz konusu karara aykırı olarak veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin meşruluğuna ayaklanmayı iç eren sözle. TBMM ZC. 1. age. işbu kanunun icrasına Adliye Vekili memurdur. Bundan ba şka zaman içerisinde vatana ihanet suçunun kapsamı gelişmelere paralel olarak farklılık göstermiş ve bu nedenle kanun üzerinde de ğ işikliklere gidilmiştir. D. Madde 4.. 123. s.1.

düşünülen uygulamaları gerç ekleştirilebilec ek kurumlar olarak düşünülmüştür. S aray ve onu temsil eden İstanbul Hükümeti işgalc i güç ler karşısında ac ze düşmüş. ya da fesat hareketlerine girişen veya yayında bulunanlar olarak belirlenmiş. yazıyla. Nitekim 11 Eylül 1920’de kabul edilen ve “Firariler Hakkında Kanun” ile kurulan “İstiklâl Mahkemeleri” olağanüstü şartların gerektirdiği ç abuklukla. iç inde bulunduğu hıyanete Anadolu halkını da sürüklemeye ç alışmıştır. bu temelde Hıyanet-i Vataniye Kanunu. TBMM’nin açılmasıyla âdeta önü alınamaz bir hale gelmiştir. Halife ve Padişah olsa dahi kendi üzerinde bir yasallık tanımadığını ilan etmiştir. Büyük Millet Meclisi’nin meşruluğuna karşı ayaklanmaya yönelik sözle. yeni bir kanuna gerek olmamalı idi. kısa bir süreliğine de olsa etkili olarak Kanun’un çıkarılmasını geciktirdiğini göstermektedir. Damat Ferit Paşa Hükümeti acizliğin ötesinde işgalcilerle işbirliği yaparak. verilecek c ezanın da “idam” olduğu tespit edilmiştir. İstanbul Hükümeti’nin bu hıyaneti ve kışkırtmaları Anadolu’nun birç ok yerinde isyanlara sebep olmuş. TBMM.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 279 SONUÇ 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması ile birlikte Anadolu’nun önemli bir kısmı İtilaf Devletleri tarafından haksız bir şekilde işgal edilmiş. Silah altına çağrılanlar. c ephe gerisinde arkadan vurulmama çareleri aranmış. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile millete karşı kendi meşru durumunu teyit etmiş ve bu meşruluğunu. bu isyanlar. Kanunun ilk maddesinde kimlerin “vatan haini” sayılac ağı. onu uygulayac ak mahkemeler kurulamadığı iç in istenilen netic eyi vermemişti. Anc ak hızlı ve kesin kararlar alabilmek amacıyla çıkarılan bu kanun. çekingenlik ve kararsızlık göstererek Kanun’un ç ıkmasına muhalefet etmekte. Bu durum. İstanbul Fetvasının. 25 Nisan 1920’de Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in önerisiyle gündeme alınıp müzakerelerine başlanmış ve çetin tartışmaların ardından 29 Nisan 1920’de kabul edilmiştir. düşman elinde esir bulunan Hilafet ve S altanatı kurtarmak amac ına dayandırıp Hıyanet-i Vataniye Kanunu’yla yaptırım altına almış. Padişahın askerliği kaldırdığını bildiren fermanının ve TBMM’nin gayrimeşru olduğunu ilan eden bildirilerin etkisi altında kalarak ya askere gelmiyor ya da şubelerden ve kıt’alardan kaç tıkları gibi yanlarında kendilerine verilmiş olan silah ve c ephaneyi de götürüyorlardı. doğrudan doğruya bilerek karşı çıkan. onlara göre Osmanlı Ceza Kanunu ile bu tür suç ların üzerine gidilebileceğinden. Ancak. . verilen önergeler ve bu önergeler hakkında yapılan müzakerelerde bir grup mebus. Anadolu halkını Millî Mücadele aleyhinde harekete geç irmekten ç ekinmemiş. Cephelerde ölüm kalım savaşı verenlerin yüzü düşmana dönük iken. Meclis’in ve yeni devlet geleneğinin tam olarak kavranılamadığını.

Ankara 2006. Baskı). C. Ankara 1989. D. Haz. -İnönü İsmet. Ankara 2006. XXIV. TBMM Matbaası. İstiklâl Mahkemeleri. Kasım 2007. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. Bilgi Yayınevi. I. -Jaeschke Gotthard. Ankara 1961. İstanbul 2008. C. -Atatürk’ün Tamim. -TBMM Zabıt Ceridesi. I. Atatürk Araştırma Merkezi. Hatıralar. 1. Ankara 1998. C.280 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA A. 8. AÜ Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi. 29. 1. 1. Erzurum 1992. C. İzmir 2006. B. 637–663. Ankara 1945. Baskı). D. C. Telif. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I. Türkiye Büyük Millet Meclisi (1920–1998) ve Osmanlı Meclisi Mebusanı (1877– 1920). Nutuk 1919 – 1927. Ankara 1981. -Çoker Fahri. -TBMM Zabıt Ceridesi. Sayı: 96 (Ekim 1960’dan Aynı Basım). -Bıyıklıoğlu Tevfik. Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir 1988. Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları. I.1. Süreli Yayınlar -Düstur. Telgraf ve Beyannameleri IV (Açıklamalı Dizin İlavesiyle). TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). TBMM Kültür. D. Tetkik ve Biyografik Eserler -Akın Rıdvan. Türk Kurtuluş Savaşı Kronoloj isi –Mondros’tan Mudanya’ya Kadar (30 Ekim 1918–11 Ekim 1922). TBMM Basımevi (3. 4. -Tevetoğlu Fethi. İstiklâl Mahkemeleri. D. Sabahattin Selek. Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi. Ankara 1992. C. I-II. TBMM Matbaası (3. . TBMM Basımevi (Üçüncü Basılış). 6. C. Baskı). Zeus Kitabevi. Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları Ankara 1998. -Belen Fahri. “Millî Mücadele’de İç İsyanlar. Millî Mücadele Dönemi’nde Batı Anadolu Kongreleri (17 Mart 1919 – 2 Ağustos 1920). 2. C. D. Ankara 1959. Millî Mücadele Yıllarındaki Kuruluşlar. İletişim Yayınları. -Atatürk Kemal (Bugünkü dille yayına hazırlayan Prof. Remzi Kitabevi. . Belleten. C. C. I. D. -Aybars Ergün. “Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Hukukî Statüsü ve İhtilâlci Karakteri”. -TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara 1981. s. 1. İstanbul 1985. -Çelik Kemal. KORKMAZ Zeynep). Baskı). İstiklâl Mahkemeleri (1920–1927). -Ezherli İhsan. Türk Kurtuluş Savaşı. . Sayı: 40. Ankara 1981. Türk Devrim Tarihi Ulusal Direnişten Türkiye Cumhuriyeti’ne. s. Ankara 1943. Dr. II. Ankara 1983. TTK Basımevi. C. Ankara 1959. C. C. İstanbul 1929. Bilgi Yayınevi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. -Ergil Doğu. Ankara 1975. Türk Basın Tarihi 1831-1923 (Tanzimat-Meşrutiyet-Millî Mücadele Dönemleri). Parlamento Tarihi Millî Mücadele ve TBMM I. -Aydemir Şevket Süreyya. 2. Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları. 1. 2. 569-613. C. İstanbul 1990. Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları. C. -Baykal Hülya. -Kutlu Cemil. İstanbul 2008. -Albayrak Mustafa. -TBMM Zabıt Ceridesi. I. TTK Basımevi. Zeus Kitabevi. Milliyet Matbaası. -TBMM Kavanin Mecmuası. Dönem (1919-1923). TBMM Matbaası (2. Tek Adam Mustafa Kemal (1919–1922). Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İç Güvenlikle İlgili Çıkardığı Kanun ve Kararnâmeler (23 Nisan 1920–16 Nisan 1923). . I. Ankara 1991. TTK Basımevi. TBMM Matbaası (3. -TBMM Zabıt Ceridesi. D. -TBMM Zabıt Ceridesi. İzmir 2007. TBMM Devleti (1920-1923) Birinci Meclis Döneminde Devlet Erkleri ve İdare. Turhan Kitabevi. Vatana İhanet Kanunu ve İstiklâl Mahkemeleri” . Ankara 1960. Üçüncü Tertip. Ankara 1994. -Turan Şerafettin.

Ankara 1974. Ankara 2003. Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Genelkurmay Basımevi. . Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi. Berikan Yayınları. Berikan Yayınevi. VI.İstiklâl Harbi’nde Ayaklanmalar (1919-1921). -Yalçın E. Ankara 2008. C. -Yalçın E. Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Kaynakları. Semih (Ed. Semih. -Ural Dinçer.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 281 -Türk İstiklâl Harbi . Ankara 2000.). Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Uygulamaları (1920-1927).

282 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful