P. 1
Tarihin Peşinde - 5 (Nisan 2011)

Tarihin Peşinde - 5 (Nisan 2011)

|Views: 48|Likes:
Yayınlayan: Esmer M.M

More info:

Published by: Esmer M.M on Nov 26, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

02/21/2014

pdf

text

original

I • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH •

YIL: 3 • SAYI: 5 NİSAN 2011

YEAR: 3 • ISSUE: 5 APRIL 2011

II • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • III

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH-

(e-dergi) ISSN: 1308-5468 (basılı) ISSN: 1308-545X
www.tarihinpesinde.com www.thepursuitofhistory.com TARİ Hİ N PEŞİ NDE Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi; EBSCO adlı uluslararası indeks ve veri tabanınca taranmaktadır. THE PURSUIT OF HISTORY -An International Periodical for History and Social Research indexed in EBSCO.

Editör Doç. Dr. Necmi UYANIK

Yönetim Kurulu Prof. Dr. Abdullah ÖZTÜRK, Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman SAVAŞ, Prof. Dr. A. Murat SÜNBÜL, Prof. Dr. Âlim GÜR, Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ, Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR, Prof. Dr. Emine YENİTERZİ, Prof. Dr. Hasan BAHAR, Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL, Prof. Dr. Muhittin TUŞ, Doç. Dr. Mustafa DEMİRCİ, Doç. Dr. Necmi UYANIK, Doç. Dr. Özdemir KOÇAK, Prof. Dr. Ramazan ÇALIK, Yrd. Doç. Dr. Sinan GÖNEN, Yrd. Doç. Dr. Ufuk Deniz AŞÇI

Editör Yardımcıları Cemal ÇETİN, Yrd. Doç. Dr. Cemal GÜVEN, Fatih ÇOLAK, Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ, Harun YILDIZ, Hüseyin TORUN, Mehmet Fatih BERK, Mustafa ARSLAN, Salih KIŞ, Yunus İNCE, Zehra ODABAŞI Yayın Kurulu Prof. Dr. Abdullah KAYGI, Prof. Dr. Abdüsselam ULUÇAM, Prof. Dr. Adnan ŞİŞMAN, Prof. Dr. Ahmet Yaşar OCAK, Prof. Dr. Ali BİRİNCİ, Prof. Dr. Ali İbrahim SAVAŞ, Prof. Dr. Anvarbek MOKEEV, Prof. Dr. Azmi ÖZCAN, Prof. Dr. Azmi SÜSLÜ, Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ, Prof. Dr. Benjamin FORTNA, Doç. Dr. Birol AKGÜN, Prof. Dr. Claus SCHÖNİG, Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR, Prof. Dr. Haluk Hadi SÜMER, Prof. Dr. Hasan BAHAR, Prof. Dr. Hüseyin BAĞCI, Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL, Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil SUGÖZÜ, Prof. Dr. İlber ORTAYLI, Prof. Dr. Kurtuluş DİNÇER, Prof. Dr. M. Akif ERDOĞRU, Doç. Dr. Mehmet KIRBIYIK, Doç. Dr. Mehmet ÖZDEN, Prof. Dr. Metin AYIŞIĞI, Prof. Dr. Metin HÜLAGÜ, Prof. Dr. Muhittin TUŞ, Doç. Dr. Mustafa DEMİRCİ, Prof. Dr. Mustafa YILMAZ, Dr. Mürteza HASANOĞLU, Doç. Dr. Necmi UYANIK, Doç. Dr. Özdemir KOÇAK, Prof. Dr. Rainer CZİCHON, Prof. Dr. Ramazan ÇALIK, Prof. Dr. Salim CÖHÇE, Prof. Dr. S. Esin DAYI, Prof. Dr. S. Waleck DALPOUR, Yrd. Doç. Dr. Sefer SOLMAZ, Prof. Dr. Semih YALÇIN, Prof. Dr. Süleyman BEYOĞLU, Prof. Dr. Thomas Drew-BEAR, Prof. Dr. Temuçin Faik ERTAN, Dr. Ufuk AYHAN, Yrd. Doç. Dr. Ufuk Deniz AŞÇI, Doç. Dr. Yusuf SARINAY, Dr. Zekeriya ŞİMŞİR

IV • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH-

Baskı Öncesi: MinyaTÜ ® K

Baskı:

Bilişim & Organizasyon Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi içi Selçuklu / Konya Tel: (0332) 223 14 25 - Faks: (0332) 241 15 23

İletişim: Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Kampüs/Konya 0.332.2231423 / 0.542.3566471 http://www.tarihinpesinde.com www.thepursuitofhistory.com tarihinpesinde@hotmail.com, dergi@tarihinpesinde.com, thepursuitofhistory@hotmail.com

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • V

Hakem ve Danışma Kurulu Prof. Dr. Abdullah KAYGI (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah ÖZTÜRK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah SAYDAM (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah TOPÇUOĞLU (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman SAVAŞ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Abdülkadir YUVALI (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Abdüsselam ULUÇAM (Batman Üniversitesi), Prof. Dr. Adil DAĞISTAN (Akdeniz Üniversitesi), Prof. Dr. Adnan SOFUOĞLU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Adnan ŞİŞMAN (Uşak Üniversitesi), Doç. Dr. Ahmet ÇAYCI (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ahmet GÖGERCİN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet KANKAL (Dicle Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ahmet Şamil GÜRER (Rize Üniversitesi), Doç. Dr. Ahmet ŞİMŞEK (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet TABAKOĞLU (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet YAMAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. A. Adil TIRPAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. A. Bican ERCİLASUN (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. A. Halûk YÜKSEL (Anadolu Üniversitesi), Prof. Dr. A. Kâzım ÜRÜN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. A. Kürşat GÖKKAYA (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. A. Yaşar OCAK (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Alaaddin AKÖZ (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Alexander A. SOTNİCENKO (St. Petersburg Devlet Üniversitesi/Rusya), Prof. Dr. Ali AKYILDIZ (Marmara Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ali BAYKAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ali BİRİNCİ (Türk Tarih Kurumu Başkanı), Yrd. Doç. Dr. Ali BÜYÜKARSLAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Alikram ABDULLAYEV (Devlet İdarecilik Akademisi/Azerbaycan), Prof. Dr. A. İbrahim SAVAŞ (Çankırı Karatekin Üniversitesi), Doç. Dr. A. Murat SÜNBÜL (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Âlim GÜR (Selçuk Üniversitesi) Prof. Dr. Anvarbek MOKEEV (Manas Üniversitesi/Kırgızistan), Doç. Dr. Arif BİLGİN (Sakarya Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Athina A. SPİTANOU (Makedonya Üniversitesi /Makedonya), Prof. Dr. Ayfer ÖZÇELİK (Pamukkale Üniversitesi), Prof. Dr. Aygün ATTAR (Giresun Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Aziz MERHAN (Yıldız Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Azmi ÖZCAN (Bilecik Üniversitesi), Prof. Dr. Azmi SÜSLÜ (Ankara Üniversitesi ), Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ (Hacettepe Üniversitesi ), Doç. Dr. Bayram AKÇA (Muğla Üniversitesi), Prof. Dr. Bayram ÜREKLİ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA (Abant İzzet Baysal Üniversitesi), Prof. Dr. Benjamin FORTNA (Londra Üniversitesi/İngiltere), Prof. Dr. Birol AKGÜN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Birol GÜLNAR (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Bülent ATALAY (Trakya Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Bülent BAKAR (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Bülent ÇUKUROVA (Çukurova Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Caner ARABACI (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Cemal GÜVEN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Cemil ÖZTÜRK (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Cezmi ERASLAN (İstanbul Üniversitesi/Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı), Doç. Dr. Charles WILKINS (Wake Forest Üniversitesi/ABD), Prof. Dr. Claus SCHÖNİG (Freie Üniversitesi Berlin/Almanya), Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. David KUSHNER (Haifa Üniversitesi/İsrail), Prof. Dr. Deniz ŞAHİN (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Dimitris MAVROSKOUFİS (Aristotle Üniversitesi/Yunanistan), Doç. Dr. Doğan YÖRÜK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Donald QUATAERT (Binghamton Üniversitesi/İngiltere), Doç. Dr. Durmuş BULGUR (İstanbul Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Dursun GÖK (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Elçin Ehmedov (Devlet İdarecilik Akademisi/Azerbaycan), Doç. Dr. Elman Nesirov (Devlet İdarecilik Akade-

VI • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

misi/Azerbaycan), Prof. Dr. Emine YENİTERZİ (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ercan YILMAZ (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Erdal AÇIKSES (Fırat Üniversitesi), Doç. Dr. Erdal AYDOĞAN (Atatürk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Erdinç YAZICI (Gazi Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Erkan GÖKSU (Gaziosmanpaşa Üniversitesi), Prof. Dr. Esra BURCU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Evangelia BALTA (Milli Helenik Araştırma Vakfı/Yunanistan), Prof. Dr. Fahrettin TIZLAK (Süleyman Demirel Üniversitesi), Prof. Dr. Fahri UNAN (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Fatih ERBAY (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ferda AYSAN (Dokuz Eylül Üniversitesi), Doç. Dr. Ferudun ATA (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Fikret HACIZADE (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Géza Dávid (ELTE Török Tanszék Budapest Múzeum/Macaristan), Prof. Dr. Gökhan ÇETİNSAYA (İstanbul Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Gümeç KARAMUK (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Hakan KUYUMCU (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hale ŞIVGIN (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. Halil İNALCIK (Bilkent Üniversitesi), Prof. Dr. H. Hadi SÜMER (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hasan BAHAR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Haşim KARPUZ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hayati AKTAŞ (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Hayrani ALTINTAŞ (Ankara Üniversitesi), Prof. Dr. Hüseyin BAĞCI (Ortadoğu Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin ÇINAR (Kırıkkale Üniversitesi), Prof. Dr. Hüseyin GÜMÜŞ (Marmara Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin KANDEMİR (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. İbrahim İLKHAN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim KUNT (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. İbrahim SOLAK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim Hakkı KAYNAK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil SUGÖZÜ (Şırnak Üniversitesi), Prof. Dr. İhsan GÜNEŞ (Anadolu Üniversitesi), Prof. Dr. İlber ORTAYLI (Topkapı Sarayı Müze Müdürü), Prof. Dr. İlhan ŞAHİN (Manas Üniversitesi/Kırgızistan), Prof. Dr. İzzet ÖZTOPRAK (Ankara Üniversitesi), Doç. Dr. İzzet SAK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Jon T. OPLİNGER (Maine Üniversitesi/ABD), Prof. Dr. Judith SPENCER (Alberta Üniversit/Kanada), Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Kezban ACAR (Celal Bayar Üniversitesi), Prof. Dr. Kubilay AKTULUM (Süleyman Demirel Üniversitesi), Prof. Dr. Kurtuluş DİNÇER (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Levent ZOROĞLU (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Mahmut ATAY (Fırat Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet AÇA (Balıkesir Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet AKGÜL (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet İPÇİOĞLU (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet KIRBIYIK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet KURT (Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet MERCAN (Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet ÖZ (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet ÖZDEN (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet SEYİTDANLIOĞLU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet ŞAHİNGÖZ (Gazi Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet TEMEL (Muğla Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet YILMAZ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. M. Akif ÇUKURÇAYIR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. M. Akif ERDOĞRU (Ege Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Ali HACIGÖKMEN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Hulusi LEKESİZ (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Murat ÖNTUĞ (Uşak Üniversitesi), Doç. Dr. M. Serhat YILMAZ (Kastamonu Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Ziya KÖSE (Nevşehir Üniversitesi), Prof. Dr. Mesut ÇAPA (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Metin AYIŞIĞI (Balıkesir Üniversitesi), Prof. Dr. Metin HÜLAGÜ (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Michel BALİVET (Province Üniversitesi/Fransa), Prof. Dr. Mikail BAYRAM (Emekli

T. Yrd. Mustafa ÖZCAN (Selçuk Üniversitesi). Dr. Dr. Dr. Doç. Prof. Mustafa ÇIPAN (Selçuk Üniversitesi). Sefer SOLMAZ (Selçuk Üniversitesi). Waleck DALPOUR (Maine Üniversitesi/ABD). Rüya KILIÇ (Hacettepe Üniversitesi). Dr. TERZİS (Aristotle Üniversitesi /Yunanistan). Doç. Dr. Yrd. Faik ERTAN (Ankara Üniversitesi). Dr. Orhan KILIÇ (Fırat Üniversitesi). Ruhi ÖZCAN (Selçuk Üniversitesi). Dr. Ramazan ÇALIK (Selçuk Üniversitesi). Salih AYNURAL (Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü). Prof. Süleyman BEYOĞLU (Marmara Üniversitesi). Nuri KÖSTÜKLÜ (Selçuk Üniversitesi). Rainer CZİCHON (Freie Üniversitesi Berlin/Almanya). Dr. Dr. Dr. Yrd. Dr. Özdemir KOÇAK (Selçuk Üniversitesi). Prof. Doç. Salim KOCA (Gazi Üniversitesi). Dr. Şefika KURNAZ (Gazi Üniversitesi). Prof. Yaşar ERDEMİR . Dr. Dr. Doç. Dr. Dr. Selahattin AVŞAROĞLU (Selçuk Üniversitesi). Prof. Mevlüt ÇELEBİ (Ege Üniversitesi). Reyhan SUNAY (Selçuk Üniversitesi). Necmi UYANIK (Selçuk Üniversitesi). Yrd. Doç. Saadettin GÖMEÇ (Ankara Üniversitesi). Prof. Mustafa AVCI (Selçuk Üniversitesi ). Doç. Dr. Prof. Thomas Drew-BEAR (Lyon Üniversitesi /Fransa). Dr. Dr. Dr. Dr. Prof. Dr. Dr. Sadık SARISAMAN (Afyon Kocatepe Üniversitesi). Prof. Osman AKANDERE (Selçuk Üniversitesi). Dr. Dr. Dr. Yrd. Dr. Prof. Selahittin ÖZÇELİK (Pamukkale Üniversitesi). Petersburg Devlet Üniversitesi/Rusya). Şahin AKINCI (Selçuk Üniversitesi). Ömer TURAN (Ortadoğu Teknik Üniversitesi). Prof. Doç. Doç. Dr. Dr. Doç. Dr. Esin DAYI (Atatürk Üniversitesi). Mustafa BIYIKLI (Dumlupınar Üniversitesi). Prof. Salim CÖHÇE (İnönü Üniversitesi). Mustafa OFLAZ (Yüzüncü Yıl Üniversitesi). Prof. Sabiroviç NİYAZOV (St. Yrd. S. N. Deniz AŞÇI (Selçuk Üniversitesi). Dr. Selami KILIÇ (Atatürk Üniversitesi). Parviz ABOLGASSEMİ (Province Üniversitesi/Fransa). Muhittin TUŞ (Selçuk Üniversitesi). Yasin AKTAY (Selçuk Üniversitesi). Prof. Dr. Prof. Doç. Nuri ŞİMŞEKLER (Selçuk Üniversitesi). Mushtaq Ahmad KAW (Keşmir Üniversitesi/Hindistan). Dr. Doç. Doç. Doç. Prof. Doç. Yrd. Prof. S. Saim SAVAŞ (Uşak Üniversitesi). Doç. Prof. Dr. Nuriye BİLİK (Selçuk Üniversitesi). Münir ATALAR (Gaziosmanpaşa Üniversitesi). Doç. Dr. Dr. Şerif AKTAŞ (Gazi Üniversitesi). Musa ÇADIRCI (Ankara Üniversitesi). Mustafa DEMİRCİ (Selçuk Üniversitesi). Sinan GÖNEN (Selçuk Üniversitesi). N. Dr. Dr. Dr. Dr. S. Mustafa TOKER (Selçuk Üniversitesi). Doç. Dr. Dr. Doç. Dr. Niyazi KARACA (Bozok Üniversitesi). Dr.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • VII Öğretim Üyesi/Konya). Dr. Raif PARLAKKAYA (Selçuk Üniversitesi). Dr. Prof. Prof. Doç. Dr. Nilgün ÇELEBİ (Ankara Üniversitesi). Yrd. Dr. Prof. Ramazan YELKEN (Selçuk Üniversitesi). Dr. Oğuz AYTEPE (Ankara Üniversitesi). Prof. Nedim İPEK (Ondokuz Mayıs Üniversitesi). Dr. Doç. Doç. Dr. Ramazan ACUN (Hacettepe Üniversitesi). Naile HACIZADE (Selçuk Üniversitesi). Prof. Mustafa YILMAZ (Hacettepe Üniversitesi). Doç. Prof. Dr. Serdar SAĞLAM (Hacettepe Üniversitesi). Güngör ERGAN (Hacettepe Üniversitesi). Prof. Dr. Mustafa TURAN (Gazi Üniversitesi). Dr. Prof. Semih YALÇIN (Gazi Üniversitesi). Prof. Dr. Prof. Dr. Dr. Mustafa ÇOLAK (Mustafa Kemal Üniversitesi). Yrd. Dr. Mustafa ARIKAN (Selçuk Üniversitesi ). Dr. Prof. Prof. Dr. Prof. Dr. Prof. Doç. Doç. Nazlı GÜNDÜZ (Selçuk Üniversitesi). Prof. Prof. Dr. Doç. Prof. T. Yrd. Prof. Naci BOSTANCI (Gazi Üniversitesi). Yrd. Prof. Prof. Doç. Dr. Nurullah ÇETİN (Ankara Üniversitesi). Dr. Özkan İZGİ (Hacettepe Üniversitesi). Nikos P. U. Yrd. Tuncer BAYKARA (Emekli Öğretim Üyesi/ İzmir). Doç. Dr. Süleyman KUCUR (Marmara Üniversitesi). Dr. Yrd. Sabri SÜRGEVİL (Ege Üniversitesi). Rüçhan ARIK (Emekli Öğretim Üyesi/Ankara). Dr. Prof. Doç. Prof. Prof. Dr. Dr. Prof. Dr. Dr. Dr. Dr. Dr. Doç. Prof. Dr. Prof. Yrd. Yasemin DOĞANER (Hacettepe Üniversitesi). Necdet HAYTA (Gazi Üniversitesi). Prof. Prof. Yrd.

Dr. Prof. Dr. Yavuz ATAR (Selçuk Üniversitesi). Yusuf KÜÇÜKDAĞ (Selçuk Üniversitesi). Yunus KOÇ (Hacettepe Üniversitesi). Dr.VIII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH (Selçuk Üniversitesi). Doç. Doç. Doç. Prof. Doç. Doç. Dr. Dr. Doç. Yrd. Yusuf KILIÇ (Pamukkale Üniversitesi). Yaşar ÖZÜÇETİN (Ahi Evran Üniversitesi). Yusuf ÖZ (Kırıkkale Üniversitesi). Dr. Dr. Yılmaz KOÇ (Selçuk Üniversitesi). Zekeriya KARADAVUT (Selçuk Üniversitesi) . Yusuf SARINAY (Devlet Arşivleri Genel Müdürü). Doç. Doç. Dr. Yaşar SEMİZ (Selçuk Üniversitesi). Dr. Yrd. Dr.

International Periodical For History And Social Research -. görev yaptığı kurum ve e-mail adresi bulunmamalı ve aşağıda belirtilen iletişim adresi üzerinden gönderilmelidir. Almanca. Fransızca ve Rusça yazılara da yer verilecektir. Yine her türlü haberleşme aşağıda belirtilen iletişim adresinden yapılmalıdır. Yazılar. Makalelerin başında. adı soyadı. 7. Makaleler PC uyumlu Microsoft Word veya “. 1. satır sonunda heceleme yapılmamalıdır. üstten ve alttan 3 cm olmak üzere. iki yandan hizalı ve paragraf arası boşluğu. Yukarıda belirtilen yabancı dillerden birisiyle yazılmış makalelerde ise. 4. Söz konusu işaretlerden sonra bir harflik boşluk bırakılmalıdır. uluslararası hakemli bir dergi olup. Metinler 33 sayfayı aşmamalıdır. daha önce yayınlanmamış olması gerekmektedir. Türkçe makalelerde. 2. 200 kelimeyi aşmayacak şekilde özet metin ve 5 kelimelik anahtar sözcükler bulunmalıdır. Bu tür belgelerin baskı tekniğine uygun çözünürlükte (en az 300 piksel) ve sayfa alanını aşmayacak büyüklükte olmasına dikkat edilmelidir. 3.doc” uzantılı belge oluşturmaya elverişli kelime işlem programında yazılarak bir adet disket veya CD kaydı ve üç kopya kâğıt çıktısıyla birlikte verilecektir. Yazarlar dergi lehine makalelerinin telif hakkından feragat ettiklerini kabul ederler. Derginin yayın dili Türkçe olmakla birlikte uygun görüldüğü takdirde İngilizce. Yazılarda yazar unvanı. Almanca veya Rusça yabancı dillerinden birisine ait özet ve anahtar kelimeler yer almalıdır. Fransızca. kenar boşlukları sağdan. Makaleler için telif ücreti ödenmez. bahar ve güz olmak üzere yılda iki kez yayınlanır. Metin içinde kullanılan resim. 11 punto (dipnotlarda 9 punto) büyüklüğünde olmalı. öncesi ve sonrası 3 nk olacak şekilde ayarlanmalı ve sayfa numarası verilmelidir. belirtilmek kaydıyla yayınlanabilir. Dergide Türk tarihi ağırlıklı olmak üzere sosyal bilimler alanında yazılmış olan makaleler yayınlanır.jpg / . Paragraf başlarında “TAB” tuşu yerine “ENTER” veya “RETURN” tuşu kullanılmalıdır. Dergiye gönderilen makalelerin özgün bir çalışma olması. Özel bir yazı karakteri kullanılmış ise belgeyle birlikte söz konusu fontun da gönderilmesi gerekmektedir. . 9. Eski harfli metinler Universal Word ve benzeri programda yazılmış olmalıdır. YAYIN İLKELERİ Tarihin Peşinde -Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi.tiff” uzantılı kayıtları da ayrıca eklenmelidir. harita vb. Türkçe özet ve anahtar kelimelerin yanı sıra. Sayfa yapısı A4 ebadında./ The Pursuit Of History . 1. 5. Ulusal ve uluslararası sempozyumlarda sunulan tebliğler başka bir yerde yayınlanmamış olması ve makale içinde sunulduğu sempozyum vb. materyallerin “. Makale içeriklerinin her türlü yasal sorumluluğu yazarlarına aittir. 6. 8.5 satır aralığıyla. soldan. Times New Roman karakterinde.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • IX TARİHİN PEŞİNDE Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi Yılda iki sayı (Bahar ve Güz) olmak üzere internet ortamında elektronik belge ve basılı olarak yayımlanan uluslararası hakemli bir dergidir. Türkçe özet ve anahtar kelimeler de bulunmalıdır. yazarın kullandığı İngilizce. Noktalama işaretleri kendilerinden önceki kelimelere bitişik yazılmalıdır.

parantez içinde yazarın soyadı. araya tire işareti (-) konulur. parantez içinde tarih ve sayfanın belirtilmesi yeterlidir. Raporların olumsuz olması nedeniyle makalenin yayınlanmaması durumunda yazar. 12. Dergiye gönderilen makale. müellif veya mütercim adından sonra [yz. sitemize konulacak olan yazılarının pdf formatını indirip çoğaltabilirler. 2003: 46). bu kaynakla birlikte alıntının yapıldığı eser şu şekilde gösterilmelidir: (Tabaqat-ı Nasırî. 11. 2005: 28) * Birden fazla kaynak gösterileceği durumlarda eserler aynı parantez içinde. varak numarası örnekteki gibi belirtilmeli ve tam künye kaynakçada gösterilmelidir. 2000b: 17) * Soyadları aynı olan iki yazarın aynı yılda yayınlanmış olan eserleri. Dergide gerek metin içerisinde gerekse dipnot şeklinde atıf yapılabilir. İkiden fazla yazarlı kaynaklarda ise ikinci yazarın soyadından sonra “vd. açılımı kaynakçada verilmelidir. (İnalcık. ilgili yerden hemen sonra. Ayrı basım talep eden makale sahipleri.X • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH 10. adların ilk harflerinin de yazılması yoluyla belirtilir. 1410: 7b) * Arşiv belgeleri kaynak gösterilirken. (İnalcık.. Süreli yayınımız elektronik ve ayrıca basımı yapılan bir dergi olup. 1991: 19) * El yazması bir eser kaynak gösterilirken. değerlendirme sonucunda iki hakemden gelecek olumlu raporlar doğrultusunda dergi yönetimi tarafından uygun görülen bir sayıda yayınlanır. 2000: 120. basımı yapıldığında bir adet dergi yazarına gönderilir. dergi editörü/editör yardımcıları tarafından bilimsel yeterliliğinin denetlenmesi amacıyla üç hakeme gönderilir. başlık sonuna iki nokta (üst üste) konularak yazıya aynı satırdan devam edilecektir. ancak başlığın ilk kelimesindeki birinci harf büyük sonraki kelime/kelimelerin ilk harfi küçük olacak. birbirinden noktalı virgülle ayrılarak sıralanır. yazarların isteği üzerine söz konusu sistem de uygulanabilir. 2006: 15). (Bloch. Makalede ana başlıkların tamamı büyük harflerle ve koyu yazılmalıdır. her hangi bir hak talebinde bulunamaz. 1864: 32'den aktaran. (Ahmedî. ilgili cümle içinde geçiyorsa.(1954: 77) * Yazarın aynı yıl yayınlanmış iki eseri. kaynakça ve (varsa) ekler bulunmalıdır. Ancak genel bir uyum sağlanmasına dikkat edilmelidir. Köprülü. ana metin. yayın yılına bir harf eklenmek suretiyle ayırt edilir. (Demir. eserin yayın yılı ve sayfa numarası sırasıyla örnekteki gibi verilmelidir. Makale.” kısaltması kullanılmalıdır. Faroqhi. 2000a: 156). Alt başlıkların tamamı koyu olarak yazılacak. H... Metin içerisinde yapılacak olan atıflarda aşağıdaki örneklere uygun davranılmalıdır. sonuç. MAD 7342: 25) * Not: Alanlarında daha çok klasik atıf sistemi esas alınan bilim dallarında. (İnalcık. (Demir.] kısaltması konmalı. Bir makalede sıra ile özet.]. [yz. A. 2003: 28) * İki yazarlı kaynaklarda. ancak her kelimenin ilk harfi büyük olacak ve başlık sonunda satırbaşı yapılacaktır. Metin içerisinde atıf sisteminin tercihi durumunda yapılacak olan açıklama dipnotlarında dipnottan sonra atıf yine metin içerisinde yapıldığı gibi olmalıdır. metin içindeki kısaltma örnekteki gibi olmalı. (Akgündüz-Öztürk vd. giriş. en eski tarihli olandan yeni olana doğru. 13. 2002: 157) * Yazarın adı. (Örnek . Kaynak Gösterme (Atıflar) * Makalede yapılacak atıflar. (BOA. (İnalcık-Seyitdanlıoğlu. 14. Ara başlıkların tamamı koyu olarak yazılacak. 2003: 27) * Ulaşılamayan bir yayına metin içinde atıf yapılırken.

439. Konya 2003. (Derleyen: İnalcık. Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu. İstanbul 1990. Dergâh Yay. Konya. Uluslararası Kuruluşunun 700.Bayram Ürekli-Ruhi Özcan). Konya 2000. 156-157. Phoenix Yayınları 2006. * Tezler: Lekesiz.html.xenodochy. Ankara 1989. (Yayına Hazırlayanlar: Alâaddin Aköz. 29.org/ex/lists/maslow. * Makale: Demirpolat. Hürriyet ve İtilâf Fırkası II. ss. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi.09 Nisan 1999. M. . * Web siteleri: http://www. Meşrutiyet Devrinde İttihat ve Terakki'ye Karşı Çıkanlar. Ankara 2006.) Bibliyografya (Kaynakça) * Kitap: Uzunçarşılı. “Osmanlı ve Mûsiki”. * Derleme kitaplardaki makaleler: Clark. Türk Tarih Kurumu Yayınları.2007. Yüzyıllar). Edward C. Alâeddin. 07. * Bildiriler: Yavaşca. İsmail Hakkı. Halil-Seyitdanlıoğlu.11. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. 467. erişim tarihi: 27. Ankara 2003. Mehmet.. “İslâm Felsefesinin Batı Düşüncesine Etkisi”. ss. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara. s. Phoenix Yayınları. Halil-Seyitdanlıoğlu Mehmet). Karakoyunlu Devletleri. Sayı 9. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. ss. Enver.480. * Derleme Kitap: İnalcık. Selçuk Üniversitesi Basımevi.41.. Osmanlı İlmi Zihniyetinde Değişme (teşekkülgelişme-çözülme: XV-XVII. Hulusi. “Osmanlı Sanayi Devrimi”. 429.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XI Dipnot: Ali Birinci. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu.

Also you can communicate through the contact addresses. leave one letter space.doc” texts) that is adaptable with PC and please send three paper complimentary copies of the texts in addition to the CD or floppy. German. The above ones should be sent through the following contact address. 4. Also pay attention to the pixel resolution (at least 300 pixel) adaptable with the printing technique and the size of the materials shouldn't exceed the size of the page. 9. the e-mail addresses shouldn't be written on the texts. The submissions presented to the Journal based on Social Sciences especially Turkish history. 3. It is an international refereed journal. use 1. flush-right alignment. font size 11(9 font at footnotes). English and Russian) should be placed with 5 key words in addition to the Turkish abstracts and key words. the association in which he/she is located. is aninternational refereed journal and published twice a year (spring and autumn) 2. The publication language of the journal is Turkish.surnames of the academicians. The writers acknowledge that they will renounce their copyright.tiff” extension records of the materials used in the texts such as the pictures and the maps also should be attached to the texts. If any special typeface is used. Texts.XII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH THE PURSUIT OF HISTORY -An International Periodical for History and Social Researchis published twice a year (in spring and in autumn) both in print and e-journal version. Scientific and legal responsibilities of the published texts belong to the authors. To adjust spacing before or after paragraphs leave “3 nk” and in addition to the page number. The main body of the text should be written in Times New Roman letters.jpg / . No royalty payment for the articles. Articles sent for publication should have not been previously published in another journal. If the article is written in the languages stated above. 7.. Turkish abstract and key words are required. Each article must include an abstract of not more than 200 words and 5 key words. please send the typeface character with the text.5-line spacing. not even in a different language. 6. The titles. The texts written with the old (different) letters should be written on Universal Word or similar ones. The article that is arrived to the journal is sent to the three referees by the editor and the editor assistants in order to be examined in terms of . Do not write the punctuation marks as adjacent to the last letter. The submissions should be written on word-processing programs such as Microsoft Word or the document (the “. 5. Publication Principles 1. The text shouldn't exceed 33 pages 10. The Pursuit of History -An International Periodical for History and Social Research. German and Russian languages. The paper should be typed on A4-size paper. the names. The “. Please do not syllabify at the end of the line. one abstract written in any foreign language especially (French. 8. But if it is approved it can be published in English. The papers submitted for any symposiums or congresses can be published on condition that it has not been previously published and citing the name of the symposiums where the articles presented. In Turkish articles. At the paragraph indentation please use “TAB” key rather than “ENTER” or “RETURN”. French. Leave 3 cm margins on left -and right and top and bottom.

Then following the headlines put colon (:) and continue to the text from the same line. Following the publication.. Hürriyet ve İtilâf Fırkası II. . page number stated as in the sample. conclusion and bibliography are presented consecutively in a text.” (İnalcık-Seyitdanlıoğlu. Our periodical will be presented both e-journal and in print version. Ankara 2003. introduction. cite in the text just like the following sample.. But pay attention to the general consistency. A. (İnalcık. the writer never demands for right. 1410: 7b) * While attributing the archive documents. Main headlines should be big bold letters. H.and the leaf number should be stated as it is shown in the sample. (Demir. 2003: 27) * If you don't find the resource that has been attributed in a text. s.]. [yz. 2005: 28) * If more than one reference is preferred. 2000a: 156). the surname of the writer. the reference after footnote should be used as in the text on the explanatory footnotes. Meşrutiyet Devrinde İttihat ve Terakki'ye Karşı Çıkanlar. cite both of the resources in the following sample: (Tabaqat-ı Nasırî. after the name of author and translator put the abbrevaiton of [ms. İsmail Hakkı. The references used in text should be based on the following samples. Resource Attributes (References) * The references used in the text should be started from the relating point and in brackets. Dergâh Yay. (Demir. 1864: 32'den aktaran.the detailed version should be in the bibliography. just only mention the date and the page number (1954: 77) * Two works of a writer that have been published in the same year can be distinguished by adding a letter to the publish date. (İnalcık. main text. The criterion for assessment is the appropriateness of two referee comments then the articles will be published in any issue decided by the journal management.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XIII 11. Köprülü. Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu. 2006: 15). 156-157. 14. 13. The owner of the articles also downloads the text from the journal web site as PDF pattern Abstract.then after the surname use this abbreviation “et al. If you use the reference system in the text. MAD 7342: 25) * PS: Classical reference system can be used in some scientific branches that used mostly that system (Ali Birinci. 2000: 120. 2003: 28) * Please put hypen(-) on the resources with two writers. the works should be cited in the same brackets from the older to the newer dated with semicolon. Türk Tarih Kurumu Yayınları. the publication year of the work.The whole tag can be cited in thebibliography (Ahmedî. one issue of the journal will be sent to the writer of the article. 2000b: 17) * If the writers' surnames are similar as well as their publish date.) Bibliography * Book: Uzunçarşılı.If the writers are more than two. 2003: 46). 1991: 19) * While attributing a manuscript. (BOA. (Bloch..]. Karakoyunlu Devletleri. İstanbul 1990. Both in text or footnote type reference can be possible. the academic competence. 12. Faroqhi. then put the first letter of the names.. If the assessment of the article is negative. (Akgündüz-Öztürk et al. 2002: 157) * If the name of the writer is cited in the text. (İnalcık. the other headlines should be written in bold type with the small letters except for the first letter.

ss. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Halil-Seyitdanlıoğlu Mehmet).2007.org/ex/lists/maslow.41. 467.09 Nisan 1999. Konya 2003. 07.480. “Osmanlı ve Mûsiki”. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. Articles in a compilation work: Clark. M. “İslâm Felsefesinin Batı Düşüncesine Etkisi”.11. 29. Article: Demirpolat. Sayı 9. Yüzyıllar). Phoenix Yayınları 2006. .xenodochy. Konya 2000. Osmanlı İlmi Zihniyetinde Değişme (teşekkülgelişme-çözülme: XV-XVII. Ankara 2006. ss.Ankara. ss. Phoenix Yayınları. “Osmanlı Sanayi Devrimi”.html. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. Web sites: http://www. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi..XIV • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH * * * * * * Compilation: İnalcık. Thesis: Lekesiz. Halil-Seyitdanlıoğlu. Alâeddin. Mehmet. (Yayına Hazırlayanlar: Alâaddin AközBayram Ürekli-Ruhi Özcan). Konya. Selçuk Üniversitesi Basımevi. history: 27. Hulusi. Enver. (Derleyen: İnalcık. Announcements: Yavaşca. 429. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. Edward C. Uluslararası Kuruluşunun 700.439. Ankara 1989.

TBMM HÜKÜMETİ’NİN İLK ULUSLARARASI ANLAŞMASI: “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE” THE FIRST INTERNATIONAL AGREEMENT OF TGNA GOVERNMENT: 20 DAYS TEMPORARY ARMISTICE Cihat YILDIRIM 57-70 İZMİR İNGİLİZ KONSOLOSLUĞUNUN SİYASİ FAALİYETLERİ KAP SAMINDA ERMENİ MESELESİ (1878-1914) THE ARMENIAN QUESTION WITHIN THE POLITICAL ACTIVITIES OF IZMIR BRITISH CONSULATE (1878-1914) Funda ADITATAR 71-88 ÇOCUK VE GENÇ İKBALİN ŞİİR DÜNYASINDA CHILDHOOD AND YOUTH IN IQBAL’S POETRY WORLD Hakan KUYUMCU 89-102 ASSUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞI’NDA ORTA ANADOLU’DA DİNSEL YAP I THE RELIGIOUS SITUATION IN THE CENTRAL ANATOLIA DURING THE ASSYRIAN TRADE COLONY PERIOD Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ .TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XV İÇİNDEKİLER 1-15 BİR HATT-I HÜMÂYUN YENİÇERİ TARİHİNİ ÖZETLEMEYE YETER Mİ? IS A HATT-I HÜMÂYUN ENOUGH TO SUMMARIZE THE HISTORY OF JENISSARY? Ahmet YÜKSEL 17-38 OSMANLI DEVLETİ’NDE ULAŞIM VE İLETİŞİMİN ÖRGÜTLENMESİ ORGANIZATION OF TRANSPORTATION AND COMMUNICATION IN THE OTTOMAN STATE Cemal ÇETİN 39-56 I.

XVI • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

103-108 ANKARALI AHİ MAMAK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA A RESEARCH ON AHI MAMAK FROM ANKARA M. Ali HACIGÖKMEN

109-124 ABBASÎLER İLE HAZARLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER ( VIII-IX. Y.Y.) THE RELATIONS BETWEEN THE ABBASIDS AND THE KHAZAR, (VIII-IX.CC) Mustafa DEMİRCİ

125-140 DUVARLAR ARASINDA ANTALYA YAHUDİ CEMAATİ-I ANTALYA’S JEWISH COMMUNITY WITHIN WALLS-I Mustafa ORAL

141-176 CUMHURİYET DÖNEMİNDE YAŞANAN KURAKLIK FELAKETLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME AN ANALYSIS OF THE DROUGTH DISASTERS IN THE PERIOD OF REPUBLIC Necmi UYANIK - Muhammed SARI

177-190 ALMAN ASKERÎ CEZA KANUNNAMESİNİN OSMANLI ASKERÎ CEZA KANUNNAMESİNE TATBİKİ EXECUTING OF GERMAN MILITARY CRIMINAL CODE ON THE OTTOMANMILITARY CRIMINAL CODE Nuran KOYUNCU - Salih KIŞ

191-196 TÜRK TARİHİNDE AN LU-SHAN VE DESTANI THE AN LU-SHAN’S EPIC IN THE TURKISH HISTORY Saadettin GÖMEÇ

197-214 AFYONKARAHİSAR’DA İLK TUNÇ ÇAĞI ÇANAK ÇÖMLEK KÜLTÜRÜ THE EARLY BRONZE AGE POTTERY CULTURE IN AFYONKARAHISAR Salih KAYMAKÇI

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XVII

215-234 II. DÜNYA SAVAŞI YILLARI’NDA UYGULAMAYA KONULAN TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİ VE KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ THE TAX ON AGRICULTURAL PRODUCTS IMPOSED DURING II. WORLD WAR AND ITS EFFECT ON THE PEASANTS Sevilay ÖZER

235-250 CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA ILGIN’DA GÖREV YAP AN ÖĞRETMENLERİN SOSYAL VE MESLEKİ P ROFİLLERİ THE SOCIAL AND PROFESSIONAL PROFILES OF THE TEACHERS IN ILGIN IN THE FIRST YEARS OF THE REPUBLIC OF TURKEY Seyit TAŞER

251-282 HIYANET-İ VATANİYE KANUNU’NUN MÜZAKERELERİ VE KABULÜ THE NEGOTIATIONS AND ACCEPTANCE OF THE LAW OF TREASON Yaşar ÖZÜÇETİN - H. Mehmet DAĞISTAN

XVIII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH •

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH -

Yıl: 2 0 1 1 , Sa yı: 5 Sa yfa : 1 -1 6

Ye a r: 2 0 1 1 , Issue : 5 Pa ge : 1 -1 6

BİR HATT-I HÜMÂYUN YENİÇERİ TARİHİNİ ÖZETLEMEYE YETER Mİ? Ahmet YÜKSEL∗
Özet Bu çalışmaya temel teşkil eden Hatt-ı Hümâyun; Sultan II.Mahmud'a (1808-1839), ayrıca 1815 senesine aittir. Hatt-ı Hümâyun’da birbirinden farklı iki hadiseden bahsedilmektedir. Bunlardan ilki Yeniçeri Ocağı'nın Bektaşîlikle olan münasebetine dair izler taşırken, diğeri imparatorluktan kopma emelinin peşine düşen Rumların istiklallerini kazanma yolundaki ilk kıpırdanışlarının Yeniçerilerde ve devlet merkezinde uyandırdığı akislere ilişkindir. Hatt-ı Hümâyun'un böyle bir çalışmaya konu olması ise; söz konusu hadiselerin aktarımından ziyade, Yeniçerilerin; onlar karşısındaki girift tavırlarına, tarihe karışmazdan yaklaşık 10 sene evvel geldikleri noktaya ve bilhassa gittikleri sonun kaçınılmazlığına bir kez daha şahit olabilmekten mülhemdir. Anahtar Kelimeler II. Ma hmud, Yeniçeriler, Bek ta şîlik , Rum Meselesi IS A HATT-I HÜMÂYUN ENOUGH TO SUMMARIZE THE HISTORY OF JENISSARY? Abstract The basis of this study, the Hatt-ı Hümâyun (the own writing of the Ottoman Sultan), belongs to Mahmud II’s (1808-1839) and the year of 1815. Two different events are mentioned in the Hatt-ı Hümayun. The first one had some tracks concerning the relation of the Jenissary Association with the Bektashi order and the other is the first movements of the Rums on the way of gaining their independence with the aim of seperating from the Empire and its reflections over the the Jenissaries and the center of the government. The existence of the Hatt-ı Hümayun in such a study based on the complicated attitudes of the Jenissaries, the point that they had reached 10 years before they disappeared and unfortunately witnessing their inevitable collapse once more. Key Words Ma hmud II, The Jenissa ry, The Bek ta shi order, The Rum Problem

Arş.Gör., Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. ahmetarih@hotmail.com

2 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

GİRİŞ: YENİÇERİLER VE BEKTAŞÎLİK Hadiselere geçmeden önce hakkında birkaç söz söylenilmesi gereken mevzu vardır ki Yeniçeri Ocağı ile Bektaşîlik arasında tesis edilmiş olan yakın münasebet bunların başında gelir. Rumeli'deki ilk Osmanlı yayılmasından itibaren fetihlerin devamının daimî ve muvazzaf bir ordu ile mümkün olacağının anlaşılması üzerine I. Murad zamanında teşkil olunan Yeniçeri Ocağı'na1 Bektaşîliğin hangi tarihte girmiş olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte Yeniçerilerin Bektaşîlikle alâkaları, oc aklarının kaldırılışına kadar sürmüştür. Bazı kaynaklar Yeniçeri Oc ağı’nın teşekkülünde Hacı Bektaş Veli’nin bizzat etkili olduğunu iddia etseler de oc ağın kuruluş tarihi ile Hac ı Bektaş Veli’nin yaşadığı dönem arasında bir uyumsuzluk olduğu Osmanlı kaynaklarından (özellikle Âşıkpaşazâde Tarihi'nden) hareketle ortaya konulmuştur. Dolayısıyla Yeniçeri Ocağı ile Bektaşîlik arasında bir bağın olduğunu, ancak bu bağın Hacı Bektaş Veli’den sonra ortaya ç ıktığını söylemek yerinde olacaktır.2 A.Y.Ocak'a göre; Yeniçeri Ocağı'nda Hacı Bektaş inanışı rastlantısal biç imde bir Kalenderî-Bektaşî temeli üzerine kurulmuştur.3 Rastlantı noktasında Oc ak'la hemfikir olan Hasluck da; Yeniçeri Ocağı'nın kuruluşu ile ilgili olarak Hac ı Bektaş'ın adına bağlanan söylenceyi; onu kendilerinin "pir"i, tarikatı da ruhanî dayanakları gibi görenlerin Yeniçeri Ocağını bu tarikata bağlı tutmaya yönelik bir "kurgu"su olarak kabul etmiştir.4 Melikoff ise böylesi fetihlerin gerçekleştiği, her şeyin sultanın adına ve onun iradesi ile olduğu bir dönemde Hac ı Bektaş adının Yeniç eri Ocağı'na bağlanışını Bektaşîlerin bir "kurgu"su saymanın, Osmanoğulları'nın ağırlığını ve hanedanın elinde bulundurduğu yaptırıcı gücü küç ümsemekten başka bir şey olmayacağı görüşündedir.5 Aslında devrin özelliklerine şöyle bir göz atınca meseleye dair daha sağlıklı tespitlerde bulunmak mümkün olac aktır. Şöyle ki, 13.yüzyılda kurulan her yeni sınıfın, yaşamış ve geç miş ya da hayalden doğmuş erenlerden birini kendisine pir sayması fütüvvet temellerindendi. Osmanlı Devleti’nin ilk temsilcileri de fütüvvet yolundandı. Bu nedenle fütüvvetin seyfî (kılıçlı) kolunun teşkilatlanması sonuc u ortaya ç ıkan Yeniç eri Oc ağı da Hacı Bektaş Veli’yi kendisine pir seçmişti. Buradan hareketle Yeniçeriler, oc aklarına Hacı Bektaş Ocağı adını verdikleri gibi kendilerini de Ha cı Bekta ş köçeği diye tanıtmaktan övünç duymuşlardır. Bektaşîlikle artan ilişkilerinden sonra zamanla Yeniç eriler; Taife-i Bektaşîye, Gürûh-ı Bekta şîye, Zümre-i Bekta şîya n, Oca ğ-ı Bekta şîyan şeklinde anıldıkları gibi ordudaki rütbeler de silsile-i ta rîk-i Bekta şîya n şeklini almıştır. Yeniçeri Ağası'na da Ağa-yı Bektaşîyan adı verilmiştir. Yeniç erileri sevmeyen, onların zorbalığa varan hareketlerini tasvip etmeyenler ise, onlar iç in
1 2

3

4

5

Ocak hakkında daha fazla bilgi için bkz. Mücteba İlgürel, “ Yeniçeriler” , MEB.İ.A, XIII, Eskişehir 1997, s.385-395. Meselenin kısa bir tartışması için bkz. Kemal Da şçıo ğ lu, "Yeniçeri Oca ğ ı ve Bekta şî Zaviyelerinin Kapatılması", Gazi Üniversitesi Hacı Bekta ş Veli Ara ştırma Dergisi, sy.34, Ankara 2005, ss.307–315. Ahmet Ya şar Ocak, Osmanlı İmparatorlu ğ u'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII.Yüzyıllar), Ankara 1992, s.211212 vd. F.W. Hasluck, Christianity and Islam under the Sultans, 2 c., Oxford 1929 (Clarendon Press), s.489-93'ten naklen İrene Melikoff, Hacı Bekta ş Efsaneden Gerçe ğ e, Çev: Turan Alptekin, İstanbul 1998, s.136. Melikoff, Hacı Bekta ş..., s.136.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 3

Gürûh-ı Bektâşîyan tabirini kullanmışlardır. Bu da gösteriyor ki; Yeniçerilik, halkın gözünde Bektaşîlik demek olmuştur.6 İlber Ortaylı, Bektaşîlik ritlerinin, Hacı Bektaş-ı Veli'nin Yeniçeri oc ağının piri olması hususunun ve geleneğin dışında; Yeniçerilerin Bektaşîlik görüş ve ayinleri ile ne derecede yakın alakaları olduğunun halen etraflıca ve ikna edici bir biçimde ortaya konmuş olmadığı iddiasındadır. O’na göre; son devirde Bektaşî derviş ve babalarının bazılarının Yeniçerilerle yakın gündelik ilişkisi olmuştur; ama bu, oc ağa mensup asker ve zabıtanın bu tarikat ve onun tekkeleriyle ne kadar yakın ilgisi ve aidiyeti olduğu konusundaki temel soruları c evaplamaya yetmez.7 Nitekim S uraiya Faroqhi de Yeniçeriler ve Bektaşîler arasındaki ilişkiye dair elde bulunan belgelerin yok denecek kadar az olduğuna dikkat çekmektedir.8 Öte taraftan Ahmed Cevdet Paşa, Bektaşî Babalarının Yeniçeri birliklerine vaizler olarak eşlik etmiş olduklarını, Hacı Bektaş'ın resmî bir temsilc isinin sürekli olarak 94.ortanın9 kışlasında yaşadığını, bu temsilc inin tarikatın başındaki şahıs tarafından atandığında İstanbul'a gelerek düzenlenen bir törenle Yeniçeri Ağa'sı tarafından kendisine taç giydirildiğini kaydetmiştir.10 Velhâsıl, Yeniç erilerin Bektaşî tarikatı ile olan ilişkilerinin boyutlarını tam manâsı ile ortaya koymanın güçlüğü her ne kadar ortada ise de tarikatın ocak iç erisindeki etkisinin yadsınamayacak bir derecede olduğu da aşikardır. Mesela Yeniç eri birliklerinin bir üyesi olarak yazılan her bir askerden Hac ı Bektaş Yolu'na iman yemini alınmıştır.11 Yine Yeniçerileri etkileyen pek ç ok Bektaşî sembol ve motifi olmuştur: Yeniçerilerin harbe giderken Bektaşî gülbanklarını (dua-ilahi) tekrar ettiklerinden, yanlarında taşıdıkları cönk defterlerinde Bektaşî büyüklerinin menkıbelerini anlatan çok sayıda velâyetnamenin de yazılı olduğundan bahsedilmektedir.12 I.ESKİ ÂDET, YENİ RİCÂL Başta S ultan olmak üzere Şeyhülislam, Sadrazam ve Yeniçeri Ağası gibi imparatorluğun en ileri gelen dört isminin söz konusu Hatt-ı Hümâyun'daki hadiselerde kendisini bütün çıplaklığıyla gösteren Yeniç eri zorbalığı karşısında neden o kadar sessiz kaldıklarını anlayabilmek için; öyle çok fazla kaynak taramasına ge6

7 8 9

10 11 12

İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti Te şkilâtından Kapıkulu Ocakları, I, Ankara 1984, s.144; John Kingsley Birge, Bekta şîlik Tarihi, İstanbul 1991, s.85; Da şçıo ğ lu, "Yeniçeri Oca ğ ı ve Bekta şî Zaviyelerinin Kapatılması", s.3. İlber Ortaylı, "Tarikatlar ve Tanzimat Dönemi Osmanlı Yönetimi", OTAM, sy.6, Ankara 1995, s.282. Suraiya Faroqhi, Anadolu'da Bekta şîlik, İstanbul 2003, s.82-83. Orta; Yeniçeri te şkilâtında bölük/tabur yerinde kullanılan bir tâbirdir. Yeniçeri ortalarının sayısı zaman zaman artırılmış, son zamanlarda ise 196'ya kadar çıkarılmıştır. Ortaların mevcudu azalmış ve ço ğ almış oldu ğ u halde 196 adedi nihayete kadar sabit kalmıştır. İlk zamanlarda her Yeniçeri ortası; altmış, yetmiş kişiden müte şekkilken daha sonraları bu sayı yüze kadar çıkarılmıştır. Ortalarının her birinin ayrı ayrı bayrakları ve ortalarına mahsus alâmetleri olmu ştur. Bkz. Mehmed Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü, I, İstanbul 1993, s.730; Uzunçarşılı, ...Kapıkulu Ocakları, s.155-56. Ahmed Cevdet Pa şa, Tarih-i Cevdet, XII, (Üçdal Ne şriyat), İstanbul 1966, s.234–235. Birge, Bekta şîlik Tarihi, s.86. Osman Eğ ri, "Yeniçeri Oca ğ ının Manevi Eğ itimi ve Bekta şîlik", Gazi Üniversitesi Hacı Bekta ş Veli Ara ştırma Dergisi, V/10, Ankara 1999, ss.173-196.

Rauf Pa şa. Yeni Ağa olarak kimin tayin olunduğu ise maalesef tespit edilememiştir. III. İstanbul 2008.16 Bu yaşananlardan sonra Mehmed Emin Rauf Paşa17 S adaret'e. Bkz. o me şhur "Kallavi Hikâyesi'nin" ba şkahramanlarından olan Mehmed Emin Rauf Pa şa'nın a ğ ırba şlı. Bu doğrultuda Ağa'nın yanına varıp. I.4 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rek duymadan mevzubahis hadiselerden sadece birkaç ay evvel yaşanmış.. bilgili. 10 ay.. Kapı. onu Ağa Kapısı'na14 doğru götürmüşler. Böyleleri bela la rını bulur" diyec ektir. Ağ a Kapısı: Yeniçeri a ğ alarının bulundu ğu resmî daireye verilen addı. Sadrazam Hurşit Paşa bu hareketten vazgeçmeleri için zorbalara haber gönderdiğinde. onurlu. Bunun üzerine sıranın kendilerine gelmekte olduğunu düşünen öteki ustalar Ağa aleyhine birleşip. ayrıca Kallavi hikâyesi için bkz. Osmanlı Tarih Deyimleri. Hatt-ı Hümâyun'daki olayların yaşandığı 1815 senesine dair hadiselerden bahsederken merkezî otoritenin tesisi için Yeniçeri Ağası Seyit Mehmet Efendi'nin asi Yeniçerilere ve ustalarına13 karşı girişmiş olduğu müc adeleye de yer ayırmıştır. Ustanın vazifesi a şçıba şılıktı. Zeynelâbidin Efendi18 de Şeyhülislamlık makamına getirileceklerdir. Sonra affolunarak 15 sene Anadolu'da eyaletlerde (vali olarak) dola şmıştır. Bundan dolayıdır ki zorbaların bir kısmı Ağa'nın yakasından tutarak. II.7-10. Bu vakıanın tarihi Sicill-i Osmanîde Şubat 1815 olarak kaydedilmiştir. bir kısmını da boğdurmak niyetiyle zindana attırmaktadır. Osmanlı Tarih Deyimleri. s.. Yeniç eriler kendisinden Ağa'nın azlini isteyeceklerdir. gayet tutucu. ancak cesaretsiz bir kimse oldu ğ undan bahseder.281. s. "Vaka-i Mum" veyahut "Mum Gavgası" gibi . Buna göre.. Aksi takdirde. Ağa'nın azli caiz olmaz.. çok tecrübeli. bir kısmını idam ettirirken. Sicill-i Osmanî. akıllılığ ı ve a ğ ırba şlılığ ı ile Abdülmecid Han'ın yanında da itibarını bir kat daha arttıracak. Sadrazam Re şit Mehmed Pa şa Konya Sava şı'nda Mısır askerine esir dü ştü ğ ünde Mehmed Emin Rauf Pa şa 1832 tarihinde Sultan II. zamanında resmî daire demek oldu ğ u için Ağ a Kapısı da Ağ a Dairesi demekti. s. s.15 Bu olayda Hurşit Paşa'nın gösterdiği gayretler yeterli görülmediğinden. Ahmet Cevdet Pa şa. Pakalın.953. Haz: Nuri Akbayar. Yeniçeriler karşısında devlet ric alinin iç erisine düşmüş olduğu korkuyu anlamak ç ok kolay olmayac aktır. daha doğru bir ifade ile Yeniçerilerce yaşatılmış. Bkz. Bkz. yani altı buçuk sene süreyle ikinci defa sadrazamlığ a getirilecektir. Ağa Seyit Mehmed Efendi'yi öldürmüşlerdir. diğerleri de zindandaki mahpusları ç ıkarmışlardır. (Seyyid Mehmed) Zeynelâbidin Efendi Nakîb-ül-Eşrâflıktan ma'zul bulundu ğ u sırada. Ağa asileri birer bahane bularak ortadan kaldırmakta. Yay. 2 sene. yeni Sultan ne zaman sıkılsa pa şayı sadrazamlığ a getirecektir. 6 gün kaldığ ı bu makamdan "Softalar Vakası". çalışmanın sonuna kadar da onları zihnin bir kenarında tutmak elzemdir. Bunun üzerine Sadrazam. Tophane Ocağı'na haber yollayarak zorbaların yola getirilmesi için onları Ağa Kapısı'nı basmaya teşvik etmişse de ric alden bazıları bunu geciktirmişlerdir. Ölüm tarihi 1859 olan Mehmet Emin Rauf Pa şa'nın hayatı ve faaliyetleri ile ilgili daha fazla bilgi. İstanbul 1996. Yeniçerilerin küçük zabitlerinden birinin unvanıdır. Pakalın. 35 ya şlarında iken defterdarlıktan vezirlik rütbesi ile birden bire sadrazam oldu ğ unda ıslahat ve ilerlemeye taraftar ve devletin nizamlarının yenile ştirilmesine hevesli göründü ğ ünden. Yeniçerilerin taraftarlığ ını yapan Hâlet Efendi'nin kin ve dü şmanlığ ına hedef olarak 1817'de azl ve Sakız'a sürgün edilmiştir. Durum Padişah'a aks edince "böyle birta kım rezillerin zoruyla. Tarih Musahabeleri. Tam da bu sırada eşkıya Yeniçeriler. Her ortanın ayrı ayrı ustası vardı. bir isyan hareketine hazırlanmışlardır. III. Mehmed Süreyya.23.552. 13 14 15 16 17 18 Usta. s. Bu izahattan sonra sözü Ahmed Cevdet Paşa'ya bırakmanın zamanı geldi. Abdurrahman Şeref Efendi. Abdurrahman Şeref Efendi. Ankara 1985. Kendisi.Mahmud'un ölümüne kadar.. 22 Mart 1815 tarihinde Şeyhülislâm tayin edilmiştir. Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi de hiç bir gayret göstermediğinden azledilmişlerdir. yoldaşlarının zindandan çıkarılmasını talep ettiklerinde cesur bir adam olan S eyit Mehmed Efendi onları azarlamıştır. İstanbul 1993. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi. (İlgi Kültür Sanat Yayıncılık). Ahmed Cevdet Paşa tarafından da bir güzel kaydedilmiş olayları hatırlatmak.

S elim ile Alemdar Mustafa Paşa'nın katledilmeleri de II.. Kaçarları iktidara getirmiştir. Hûkeşan denilen bu duacı bölü ğünün vazifesi. Ayrıca III. İddiadan da öte bizzat görülmüştü. Mevacip merasimle da ğ ıtılırdı. kapıkulu ocaklarından olan diğ er askerlerinki ise ya kendi kışlalarında veyahut Sadrazam divanında tevzi olunurdu. Tevkif olunmasına gerek duyulmaksızın ivedilikle İran'a gönderilmesinin uygun olacağını da ilgililere iletmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun en tepesindeki isimlerden dördü böyle bir araya gelince konu elbette devlet meseleleri olac aktır. Bekta şîlerin simgesi olan teber (iki ba şlı balta) bu orta tarafından da simge olarak kabul edilmiştir. s.. Fetih Ali Şah.Yüzyılın Ba şlarından Yıkılışa).157.Mahmud'un huzuruna çıkmışlardır. Bunun yerine daha çok "ulûfe" tabiri kullanılmıştır. Zeynelâbidin Efendi'nin kendisinden önce azledilen Dürrizade Efendi'nin yerine iltimasla Şeyhülislamlık makamına gelmiş oldu ğ undan yerini dolduramadığ ını kaydetmiştir. Ahmed Cevdet Pa şa.495. 1818 senesinde azledilmiştir. yenilenen bu ricalin yenilenemeyen Yeniçerilerden neden o kadar sindiklerini anlamak daha da kolaylaşacaktır. Haydar Baba'yı huzuruna çağırttıktan sonra Bâbıâli'ye göndermiştir. Bu nedenle de büyük ulema tarafından daima küçük görüldüğ ünden bahsetmektedir. Pakalın.34.Mahmud ve Sadrazam Mehmed Emin Rauf Paşa'nın karşılarındaki tehlikenin boyutlarını anlamalarına. sabah ve akşam ordunun selâmet ve muvaffakiyetine dua etmekti. II. ortaya alınarak Şehzade Camii yakınındaki Yeni Odalar'da kalmaları sa ğ lanmıştı. V. Yeniçerilerin mevacibi Divan-ı Hümâyunda.288. Bkz. Yeniçerilerin 99. (Şeyhülislâm Efendi'nin hayatı ve ayrıca "Mum Gavgası" ile ilgili olarak bkz. Bkz: Robert Mantran. Osmanlı Tarih Deyimleri. Bkz. Bu iktidar 1794’ten 1925’e de ğ in ülkenin başında kalacaktır. aylık yerinde kullanılır bir tâbirdir. 1795’te. YENİÇERİ KIŞLASINDA BİR BEKTAŞÎ BABASI Yeniç erilerin maaşlarını dağıtmak için tertip olunan 1815 senesine ait bir mevac ip19 merasiminden sonra Şeyhülislam Efendi. s. İşte söz konusu sohbet esnasında Haydar Baba'nın İran c asusu olduğu ve diğer İranlılar gibi ülkesine gönderilmesi gerektiği Yeniç eri Ağası'na uzun uzadıya anlatılmıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 5 İşte böylesi bir hadiseden sonra. s. Bunun üzerine Bâbıâli'den derhal Ş ark Orisimlerle me şhur hadiseden sonra.yüzyılın sonundaki siyasal gelişmeler İran’da yeni bir hanedanı. İstanbul 2008 3. "sûret-i ha kdan" görünerek kışlalarda eğlenmesi yalnızca İran'a casusluk etmek ve ortalığı fesada vermekten başka bir şey değildir. bu çalışmaya konu olan olayların seyrinde.. Dolayısıyla onun Osmanlı ülkesine gelip. Çev: Derin Türkömer. Haydar Baba denilen şahıs daha önce kendileri sefaretiyle İran'a gittiğinde o ülkenin vekilleriyle anlaşma yaparken görülmüştü. İsmail Hâmi Danişmend. Onun anlattıklarına bakılırsa. Yeniçeriler. S ultan II.151). 1815’ten sonra Rusların itelemesiyle. bu sayede şimdiye kadar izahına gayret edilen birçok hususu ç alışmanın akışında daha aç ık ve c anlı bir şekilde takip edebilmek mümkün olac aktır. İstanbul 1971. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi (XIX. 18. (Osmanlı Devlet Erkânı). hem de Ş eyhülislam Efendi tarafından. Godfrey Goodwin. recec. kanaat o ki. ortası veya bölü ğ ü Hacı Bekta ş şeyhinin ocak nezdindeki vekiline mahsustu. Mevacip. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi. Mevacip üçer aylığ ı bir arada olmak üzere verilir ve bunlara "masar. Nitekim aralarında süren sohbet esnasında söz Yeniç eri bölüklerinden 99'un kışlasında20 ikâmet etmekte olan İranlı Bektaşî Haydar Baba’ya gelmiştir. İstanbul 2002. Bütün bu aç ıklamalardan sonra nihayet zikrolunan hadiselerin aktarımına geçmek. Fetih Ali Şah tahta çıkacaktır. Bkz: Ahmet Cevdet Pa şa. Ağa da toplantının hemen ardından bir yolunu bulup. 1591 senesinde şeyh ile birlikte sekiz Bekta şî dervişi 99. II. do ğ uya do ğru ödünler elde etmek ister ve Irak’a saldırılarda bulunur. onlardan neden bu kadar ç ekindiklerini de açıklamaya yardımcı olacak yakın tarihli örneklerden diğer birkaç ıdır. s. II. lezez ve re şen" denilirdi. 19 20 21 . S adrazam ve Yeniç eri Ağası. Yeniçerilere verilen maa ş. Çev: Server Tanilli. İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. Haydar Baba'nın o sıralar Osmanlılar ile harbe tutuşmuş olan İranlılara21 c asusluk hizmetinde bulunduğu iddia ediliyordu. s.

Haydar Baba'nın kendisi tarafına ulaştırılmak üzere bir tatara teslim olunarak İstanbul'dan yola ç ıkarılmış olduğu haber verilmiştir. Niyetleri. aynı zamanda kararın neden bu kadar hızlı bir bürokratik manevra ile ic raya konulduğunu açıklamaya yetecektir. ulemanın en tepesinden süzülüp gelmişti. Peki devletin en tepesindeki makamlar niç in böyle bir koşuşturmaca ve telâşe içerisinde bu kaçırma hadisesine girişmişlerdi? Emretselerdi de birkaç Yeniç eri. sürgün edilmesine dair bir de makul c evap alabilmektir. kaldırılmasının neden gerekli. Yeniçeri zorbalığı/eşkıyalığı diye ayyuka çıkan olguyu dolguda herhangi bir eksikliğe yer bırakmayac ak boyutlara ulaşmıştır. Haydar Baba'nın durumuna dair karar da Rauf Paşa'nın iradesine bırakılmıştır. Ancak söz konusu hadiselerin seyrinde Yeniç eri teşkilatının kuruluş gayesinden ne kadar uzaklaştığına. onu huzurlarına getirse. Sultan II. Baba'nın koluna girip. Görüldüğü üzere. kendi bildiklerine veya inandıklarına uygun olup olmamakta idi. casusluk faaliyeti iç erisinde bulunuyor olması Baba'larının İstanbul'dan sürgün edilmeleri noktasında Yeniç eriler iç in tatmin edici bir gerekçe oluşturmamıştır. Haydar Baba'yı ya İran'a gönderec ek ya da Erzurum'da tevkif edec ekti. Esasında Yeniçerilerin daha evvelki zorbalıklarına bakılarak da bu sorulara c evaplar üretebilmek zor olmasa gerektir. Haydar Baba'ya yapılan muameleden duydukları memnuniyetsizliği ifade etmek. kaldırılışının arifesinde bir kez daha şahit olabilmek gayesinden hâsıl olan esinti. Bektaşî Babası hızlı bir askerî-bürokratik çalışma neticesinde Yeniçeri kışlasından kaçırılmıştır. Mahmud’un oldukça gizli olarak sürdürec eği bir müc adelenin zeminindeki hafif kıpırdanışlardan birisi olarak mı değerlendirmişlerdi? Üstelik c asusluğa dair söylentiler sultandan değil. Velhasıl. Ağanın onları tatmin edecek bir cevap bulabilmek için bütün ikna kabiliyetini ve edebî marifetlerini ortaya koymaya çalışması da zorbalığa açık davetiye. bu yaşananların satırlara dökülmesinin de başlıca nedenini teşkil etmiştir. aynı usul üzere de İstanbul'dan uzaklaştırılsa ne olurdu? Yeniç erilerin hadisenin akışında sergileyecekleri tavır bu soruları cevaplamaya yetec ektir. hemen aralarından seç ilen kırk elli kadar Yeniç eri ustası Ağa Kapısı'na gelip dayanacaktır. buna göre. ç are- . Paşa. Yeniçerilerin akıllarına yatmayan veya akıllarının yatmadığı her meseleye dair artık herkesten sual sorabilecek yetkeyi kendilerinde bulmaya başlamaları. Yoksa Yeniçeriler Haydar Baba'nın casus olduğuna dair söylemleri II. tabi bunun Yeniç eriler için bir önemi yoktu. Anlaşılan o ki. Onlar için önemlilik makamda değil. Haydar Baba'nın İstanbul'dan sürgün edildiği haberi kışlalarına ulaşınc a başlayan homurdanmalar Yeniçerilerin alınan karardan neden memnun olmadıklarını.Mahmud'un da bunda niç in o kadar ısrarc ı olduğuna ve Bektaşîlikle olan yakın ilişkilerinin varmış olduğu noktaya ilişkin bazı örneklere. Zaten Yeniçeri kışlalarındaki büyük hareketlilik de bundan sonra başlayac ak.6 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 dusu S eraskeri Rauf Paşa’ya. Oysa Osmanlı tarihinde c asusluğu sabit olan şahsın hayatını sürdürebilmesi ç ok olağanüstü şartlar dâhilinde anc ak mümkündür.

Bunu yukarıda Şeyhülislâm Dairesi olarak yazmaktaki gaye ise sadece onun resmî tarafını vurgulamak içindir. Hatta esir edilen kâfir kadınlarını c ariye tutmak uygun ise de. Müslümanlara kurşun sıkmaktadırlar. gerek ilgili vesikada. Bâbıâli'nin cevabı ise. Zaten İranlılar Osmanlılara harp ilan ederek İslam hudutlarını tec avüze yeltenmekte. yine Haydar Baba'nın casusluğunun saptanılmışlığından bahisle başlayacaktır: “Onun kışlalarda eğlenmesi İran'a casusluk ve ortalığı fesada verme amac ından başka bir şey değildir. Cuma namazı münasebetiyle murafaa vakti pek dar oldu ğ undan murafaanın Perşembe ve Pazartesi günleri olmasına karar verilmiştir. Üstelik İran milleti Osmanlılarla beraber bütün Müslümanlara karşı ihanet ve kötü işler etme konusunda kâfirlerden daha fenadırlar. İşte Yeniçeri Oca ğ ı'nın kaldırılmasında sonra kumanda merkezleri olan Ağ a Kapısı Şeyhülislamlığ a tahsis edilmiştir. "Bâb-ı Vâlây-ı Fetva" veya "Bâb-ı Fetvâ-Penâhî" tabirlerinden kasıt Şeyhülislâm'ın ikâmet etmekte oldu ğ u konaktır. İranlıların kadınları için şer'an c aiz olmayan bir husustur. Bkz. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. Hatt-ı Hümâyun. orada Şeyhülislam Efendi ile söyleşilip gerekli olan cevap kendisinden alınarak Ağa'ya iletilecektir. Murat Akgündüz. Hal böyle iken şimdi o milletin mensubu olan "herifi" yanınızda barındırmak. S öze. Cuma ve Çarşamba günleri yapılmaktayken. (Bkz. Dolayısıyla bundan sonra kışla iç erisinde oturup kesinlikle taşraya ç ıkmamak üzere.211-212.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 7 sizliğin de koyu alametidir: “Haydar Baba denilen adam bir İranlı ve İranlının İstanbul'daki c asusu idi. gerekse 1826 senesinden evvelkilerde geçen "Bâbı Me şîhat". Yeniçeri Oca ğ ı'nın kaldırıldığ ı 1826 senesine kadar müstakil daireleri yoktu. Lakin ertesi gün Şeyhülislam Dairesi'nde meclisin toplanmasını beklemeden Ş eyhülislam Efendi ile Sadrazam bir araya gelmişlerken Yeniç eri Ağa'sını da yanlarına ç ağırttıracaklardır. "Huzur Muhakemesi" veya "Huzur Murafaası" da denilen söz konusu toplantılar haftada iki defa. İsmail Hakkı Uzunçarşılı. s. ŞEYHÜLİSLAM VE SADRAZAMIN MESELEYE YAKLAŞIMLARI Ustalarla gerçekleşen bu konuşmanın ardından Yeniçeri Ağa'sı durumu başyazıcısı ile Bâbıâli'ye iletecektir. bu adamın kendileri açısından Bektaşîlikte saygı duyulac ak bir konumda bulunduğunu ve bir vakitten beri kışlalarında ikamet etmiş olması münasebetiyle onun hakkında münasip görülen muamelenin de hazmedilecek bir tarafının olmadığını ifade edeceklerdir. 284/17078. bir sonraki gün (Pazartesi) Ş eyhülislam Dairesi'nde23 meclis günüdür24 . İstanbul 2002.22 III. bu. . Haydar Baba'nın kışlaya iade edilmesinde son derec e ısrarlı olduklarını ayan beyan dile getirmekten de geri durmamışlardır. Dolayısıyla böyle bir adama sahip ç ıkılmasının uygun görünür bir tarafı yoktur. Osmanlı Devletinde Şeyhülislâmlık. gelsin 22 23 24 BOA. Hal böyle iken bu tarz adamların İstanbul'da durması c aiz midir? Bilhassa Padişah'ın ocağı olan Yeniçeri kışlasında ikamet etmesi hiçbir şekilde caiz değildir. Zaten İranlı ile Osmanlı arasında var olan savaş halinden dolayı İranlılar İslam askerine kurşun atmaktadırlar. s.104-105. Ankara 1988 3. Şeyhülislâmların. Bu tarihe kadar Şeyhülislamlar kendi sahasına giren işleri oturmakta oldukları konakların selamlık kısmında görürler veya ayrı bir yer kiralayarak emrindeki memurlar ile beraber orada hizmetlerini devam ettirirlerdi. şeklindedir. Osmanlı Devletinin İlmiye Te şkilatı.” Yeniç eri Ağası’nın bu sözlerine karşın ustalar hiç çekinmeden “İranlı olsa bile. Ağa'nın davete icabetiyle Ş eyhülislam Efendi meseleye dair görüşlerini kendisine bir kez daha ayrıntılı bir şekilde izah edec ektir.) Dolayısıyla.

. YENİÇERİ CEP HESİNDEKİ GELİŞMELER Haydar Baba'nın Erzurum'a uzanan yolculuğunun seyrindeki gelişmeler bu yönde iken gelen istihbarî bilgilere göre Yeniçeri Ocağı'ndan yükselen sesler hiç yabanc ı değildir: Geceleyin hızlı hızlı hareket eden o bilindik ayak/yemenî sesleri. Haydar Baba'nın Bektaşîlik anlayışına göre manevî evladı olan ve hala onun serbest bırakılması emeli peşinde koşan birkaç Yeniçeri ustası Şeyhülislam divanından sonraki gün. .152-153. Ağa Kapısı'nda. pek çok hadiselere sahne olmu ştur. tezkiresinde. Gaye.8 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yine bizle eğlensin demek Yeniçeri Ocağı'na yakışır bir şey olmadığı gibi. meselenin muhatabı Bâbıâli'dir şeklinde bir not ile karşılaşabilme ihtimalini de göz önünde bulundurmuş olacaklar ki ikinci istikametlerini Bâbıâli olarak belirlemişlerdir. sanki müptelası olunan bir hareketin hazırlıkları iç erisindedir. bu sayede Haydar Baba'nın salıverilmesi sağlanılac aktı..25 IV. Ağa da Ş eyhülislam Efendi'nin meseleye dair fetvasını kendilerine iletecektir: "Bu herifi istishâb itmek şer'an ve diyâ neten câ iz 25 26 BOA. Mec lis dağıldıktan sonra Bâbıâli'ye dönüldüğünde Haydar Baba'yı Rauf Paşa nezdine götürmekle vazifeli tatardan gelen bir tezkire Tatar Ağası tarafından S adrazam'a iletilmiştir. diğer ocak efradını da kendilerine uydurarak. Bu nedenle o gün için istediklerini gerçekleştirebilecek vakti bulamayacaklarına kanaat getirerek planın uygulanmasını bir sonraki güne bırakac aklardır. yani S alı günü "bu hususda bazı söyleyeceğimiz var" diyerek diğer ustaları ve oc aklıları öteden beri bir toplantı salonu ve her karşı çıkış eylemlerinin ilk hareket noktası olarak kullanmaya alışkın oldukları Orta Cami'ye toplayac aklardır. topluc a Ağa Kapısı'na dayanma arzularını dile getirmektir. onun için bunlara mahsus odalar yaptırılmıştı..Kapıkulu Ocakları. Lakin olayın plan kısmını tertiple fazlaca meşgul olduklarından gün akşam olacaktır. Askerlik daimî oldu ğ undan ocak mensupları ilk devirlerde ergen yani bekâr idiler. eski odaları da Şehzadeba şı'nda idi. Hatt-ı Hümâyun. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. bu sebeple Eskişehir yakınlarındaki Günyüzü Menzilhanesi'nde kendisinden geçmiş bir vaziyette yatıp kaldığından ve hastalıktan kurtulduğu vakit tekrar yola koyulacaklarından bahsetmekteydi. 241. Yeniçeri kışlalarına oda denilmekteydi. şer'an da buna müsaade edilmesi katiyen mümkün değildir. Uzunçarşılı. Anc ak içlerinden yirmi otuz kadar Yeniçeri ustası ve odabaşısı26 Haydar Baba ile ilgili isteklerine dair ne yönde bir cevap verilmiş olduğunu sual etmek iç in Yeniç eri Ağası'nın huzuruna çıkacaklardır. Yeniçerilerin yeni odaları Aksaray'da. Tatar. Haydar Baba meselesini meydana koyup. s. Edirne'deki bu odalar İstanbul'un daimî surette merkez oldu ğ u zamana kadar Yeniçerilere mesken olmu ştur. yolculuk esnasında çok şiddetli bir şekilde hastalanan Haydar Baba'nın vücudundan kan zuhur etmiş olduğundan.” Ş eyhülislam Efendi'nin böylesi kesin ve keskin sözlerinden sonra Sadrazam da Yeniç eri Ağa'sına aynı şekilde c evap verec ektir. Yeniçerilerde her orta veya bölü ğ ün oda denilen birer kışlası vardı: Eski ve yeni odalar içinde tarihçe en me şhuru yeni odalar olup. (Bunu çalışmanın ileriki merhalelerinde de görmek mümkündür). 284/17078. ilk Yeniçeri odaları Edirne'de bulunuyordu. Neticede böyle kalabalıklarla muhataplarının içlerine kadim korkudan salınac ak.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 9 değil imiş. s. işlerine gelmez. kendilerinin orada bulunma sebepleri de patırtıyı seven Yeniç eri ustalarının hatırından başka bir şey değilmiş. Eğer cevâzına da ir bir mesele öğrenir iseniz ha ber virin… İşte mukîm fetâ vâ -yi penâ hîdir. I. Bedri Noyan. körüğünü eksik etmeyen Yeniç erileri ihbar etmekten de çekinmeyecektir.yüzyılda arttığ ı tahmin edilmektedir. Ancak söz konusu gelişmenin. Bu sözlerden c esaret alan ayaktaki "ehl-i ırz" ustalardan birisi meselenin fitilini tutuşturup. Pir Evi ile ilgili oldukça ayrıntılı bilgi için bkz. Bereket versin ki "ehl-ı ırz" Yeniçeri ustalarından birisi Ağa'nın muhtemelen titrek bir ses tonuyla başlayacağı açıklamadan evvel söze müdahil olarak şerîatın uygun görmediği bir hususun Bâbıâli'ye tekrar teklif edilmesinin asla kabul edilir bir şey olmadığını ifade etmekten çekinmeyecektir. Üsküdar merkez ve civarı ile Anadolu sahillerine ayrılan bölümde gösterilen Nerdibânlı/Nerdübânlı (Merdivenli) Köyü'nde Gadni Dede Tekkesi'nin bulundu ğ u kaydedilmiştir. böyle ceva b virildi." Meselenin başından bu yana Osmanlı uleması. 284/17078. Anlattıklarına göre. a şevi ve öteki yapılarla Bekta şiliğ in merkezi haline gelen Pir Evi'nin ne zaman kuruldu ğ u ve örgütsel bir bütünlük kazandığ ı tam olarak belli de ğ ildir. s. iç lerinde hala ayak direyenler. XIII. bir türlü dile getirme cesareti gösteremedikleri cevap tam da bu idi. farklı öneriler ortaya atanlar olacaktır: Haydar Baba'nın kışlaya girmesine madem müsaade olunmuyor. Nevşehir'e ba ğ lı Hacıbekta ş ilçesinin tam ortasında yer alan dergâh hakkında kullanılmakta olan bir tâbirdir. Herhalde Yeniçeri Ağası ile S adrazamın da düşünüp. tam da bu misalde olduğu gibi. Yoksa adam “Acemmiş. Nitekim fetva üstüne söz söyleme cüretinde bulunan Yeniçerilerin çoğu kendi aralarından yükselen bu çıkış karşısında çaresiz dağılmaya başlayacaklardır. o zaman Pir Evi'nde 27 veya Nerdibânlı köyünde28 ikamet etmesine izin verilsin gibi. Atilla Çetin. İstanbul'un Tekke. Dergâh. Haydar Baba'ya arka ç ıkanlar iki Yeniçeri ustasından başka kimse değildir. günah çıkarırcasına Ağa'ya bazı itiraflarda bulunacaklardır. Kitâbu’l-lah’ın ve şer'-i şerîfin hükmü böyle olunca bunun hilâfı la kırdı söylemek elimizden gelmez.29 27 28 29 Pir Evi. Hatta iç lerinden dördü beşi kalıp." Osmanlı tarihinde. çavuş ustalarca götürülüp. Haydar Baba denilen adam onların arka çıktığı birisi olmadığı gibi. Yeniç erilerin Haydar Baba'nın serbest bırakılması yönündeki ısrarlarını ortaya koyan bu teklif hem Yeniç eri Ağası hem de konunun diğer muhataplarını terletec ek türdendir. tekke de Şahkulu Sultan Dergâhı adını almıştır. Siz dahi bildiğiniz ulemâ'dan sorun. hapsolunduktan sonra hadleri bildirilmiş olsaydı mesele bu noktaya kadar gelmezdi: "Devlet öyle bir herifi tard ve nefy itmiş ise bunlar ne karışurlar? Bunda ocağa dokunur ne vardır ki? …Nâfile konuşuyorlar.589). Vakıflar Dergisi.yüzyılda başladığ ı. Bütün Yönleriyle Bektâ şîlik ve Alevîlik. Nitekim fetva da Yeniçerileri tatmin etmeyec ek. Hatt-ı Hümâyun. Güya. Ermeniymiş” bunda kendilerini ilgilendiren bir taraf da yokmuş. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. "İstanbul'daki Tekke. 15. Köy bugün Merdivenköy. BOA. (Bkz. İstanbul 1998. . akıllarına yatmaz ise Şeyhülislam fetvasının Yeniçeriler iç in bir anlam ifade etmediği ç ok zamanlar yaşanmıştı. Balım Sultan'ın da önemli katkıları ile 16. bürokrasisi ve askeriyesinin en tepesinde bulunan şahısların Yeniç eri zorbalığından çekindikleri için sarfına cesaret edemedikleri bu sözleri "ehl-i ırz" Yeniç eri ustası bir ç ırpıda söyleyivermiştir. Ankara 1981.443-453. Zaviye ve Hânkahlar Hakkında 1199 (1784) Tarihli Önemli Bir Vesika. Zaviye ve Hânkahları hakkındaki 1784 tarihli bir vesikada.

Yeniçeri Ağa'sının " ehl-i ırz" ustalardan fazlac a etkilenmiş olduğunu hissetmek mümkündür. bölüğün ustasından Yeniç eri Ağa'sına gizlic e gelen bilgiler muhtemel bir başkaldırı girişiminden dönülmüş olunduğunu haber verir. devletin belli ba şlı diğ er sorunlarının da çözümünde duyulmaya ba şlanmış ve işten anlar kişilerin ça ğ rıldığ ı toplantılarla danışma zorunlulu ğ u giderilmeye çalışılmıştır. askerlerin. Ağa'nın özet geç tiği konular arasındadır. kararın iyice ortaya çıkabilmesi için de gereken tartışmaların yapılması gerektiğ ini ileri sürmektedir. kendisi de sık sık bu toplantılara katılırdı. Mesela tahta çıkışından bir ay kadar sonra.hatırlatmak istercesine verdikleri c evapla "yeni" zorbalıklara bulaşmak niyetinde olmadıklarını ortaya koyac aklardır: "Biz böyle şeye karışmayuz.ortanın ustası şimdilik anlattıklarından başka bir malumatı olmadığını. hatta emekli memurların da Şûra'ya katıldıkları bilinmektedir. bundan sonra da her ne tarz bir bilgi elde edilirse yine gizlic e bildirmeye devam edeceğini ifade ederek. bir herifi nefy itmekle bunda ocağımıza ne zarar va rdır?" Eski odalıların bu cevabı kendisine yeni odalılar takımından da taraftar toplayacak. Ağa tezkire üzere dairesine gittiğinde Yeniçeri Oc ağı’ndan 10 ç avuş ve mülazım ustasını. Mü şavere veya istişare yeri anlamında kullanılan bir tabirdir. o ana kadar yaşanan hadiseleri Sadrazam'a hemen kısaca özetleyec ektir. 14 Mayıs 1789'da III. huzurundan ayrılınca Yeniç eri Ağası soluğu Bâbıâli'de alac ak. "biz de karışmayuz" diyen yeni odalılar asi gruptan peyderpey ayrılmaya başlayac aklardır. Bu ihtiyaç. Özellikle sava ş zamanları alınacak tedbirlerin geniş bir düzeyde tartışıldıktan sonra uygulanmaya konulması do ğ al bir ihtiyaçtı.Selim'in emriyle toplanan "Meclis-i Me şveret"e iki . Ağa böyle nefes tükete dursun. Şura Meclisi'ne30 katılanlardan 71'in mütevellisi31 Hacı 30 Şûra. İşte bu nokta göz önünde bulundurularak. Padişahtan ba şka devlet ricali ile birlikte devletin hemen her kademesinde vazifeli olanların. Yoksa en başta söylenilecek söz en sona neden bırakılsın. o gece -daha öncekiler gibi ilkin. 45. Devlet. bunların çoğunun Haydar Baba'nın manevî evlatlarından veya onların yoldaşlarından oluştuğu. sava ş işlerinden anlayan herkesin fikrinin alınması. bundan sonra da her bir hususa karışmak isteyeceklerinden bu tarz müdahalelerinin ve her istediklerini yaptırma eğilimlerinin önü alınamayacaktır. Haydar Baba'nın kendilerine iade edilmesinde hala ısrar eden Yeniçerilerin olduğu. Padişah. Buna göre. Eskiden devlet işlerini görü şmek üzere toplantılar yapılır. Şöyle ki Bâbıâli'den konağına dönmekteyken kendisine bir tezkirenin gelmiş olduğu. aslında meselenin kendiliğinden kapanmış olduğunu ç ok geçmeden anlayacaktır. onları da kendilerine katılmaya davet etmişlerdir. Nitekim yukarıdaki konuşmaların gerçekleştiği günün gec esi Ağa Kapısı'nın nöbetçisi olan 45. daire ağalarının Ağa Kapısı'nda toplanmış olduklarından kendisinin de tebdile gitmeyerek doğruca oraya azimet eylemesi yazılıdır. YENİÇERİLERİN GERİ ADIM ATMASI Böyle düşünen Yeniçerilerin devletten yana bir tavır sergilemeye başlamaları bile diğerlerinin Haydar Baba'nın serbest bırakılması yönündeki ısrarlarını kırmaya yetmeyecektir. değil mi? İşte Ağa'dan geç saçılan inciler: "Ayak patırdılarına" bakılıp bu hususta Yeniçerilere müsaade olunsa. devletin önemli bir sorununun me şveret yoluyla görü şülüp çözümlenmesini isteyebilir. bu toplantılara "Şûra" veya "Şura-yı Saltanat" denilirdi. tezkirede. Anc ak eski odalılar eski günlerini -belki de son kez.toplanan "yeni odalılar" takımı "eski odalılar"a haber gönderip. Yeniçeri ortalarına kesinlikle müsaade edilmemelidir. Bundan sonra sarf olunac ak sözlerden.10 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 V. Nitekim Kâtip Çelebi.

Çünkü başkentte dinleri. Gelene ğ e göre Eflak Voyvodası'nın av için II. İstanbul 2005. Gelenlerin Haydar Baba meselesinden hiç söz aç mamaları ise onların meselenin tamamen kapanmış olduğunu göstermeye ç alışmalarındandır. s.34). ba ğ ımsızlıkları yolundaki ilk girişimleri şair Konstantinos Rigas’ın eseri olmu ştur. “def edilmesi mümkün olmayan bu mesele her geç en gün daha da karışık bir hale sürüklenmektedir. Divan-ı Hümayun. Yeniçeri te şkilatında 71'inci ortayı Seksoncular te şkil etmiştir.6-23. Muhtemelen bu son söylediklerine kendi- 31 32 33 yüzün üstünde kişi katılmıştır. Rumların girişmiş oldukları fesatlık hareketleri ile devlete zarar verme çabaları önceki günlerde Ş ura Mec lisi'nde okunan tercüme kâğıtlarında zaten bütün ç ıplaklığı ile ortaya ç ıkmıştı. Hatt-ı Hümâyun. özellikle Rusya'nın tahriki ve Rum aydınlarının Yunanistan'ın egemenliği. Haz: Ahmet Hezarfen. 1798’de pek acılı biten serüvenini.Mehmed'e hediye olarak gönderdiğ i Seksonya köpekleri bu ortaya verilmiş ve mensupları bunlara bakmakla görevlendirildikleri için Seksoncu adını almışlardı. (Bkz: Mantran. Bu tarz hadiselerin doğurac ağı kötü netic eleri kestirmek zor olmasa gerektir. s. müdahalesizlik Yeniçerilere göre bir iş olmadığından bu kez kendilerine yeni bir gündem maddesi yaratmışlardır: Rum meselesi ve Rumların tavırları. Vakanüvîs Ahmed Lûtfî Efendi Tarihi. s. Ankara 2007. Haz: Mehmet Arslan. O. anlaşılan Yeniç erileri fazlac a rahatsız etmiştir. Dostlar Derne ğ i (Philiki Hetaireia) adıyla yeniden kurulmu ştur.33 Rumların her an isyana hazır halleri ve bu yönde gelen bilgiler. .yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı egemenliğindeki Rumlar çeşitli isyan hareketlerine teşebbüs edeceklerdir. Yunanlılar unutmamış ve Hetaireia. 284/17078. Ahmet Mumcu. Yunanlıların. (Hazırlayanın Notu). Bkz. Nitekim Rum fesadı ortaya çıkalı 22 ay oldu diyerek söze başlayan Yeniçerilerin ardıl ifadeleri duyulan endişenin geniş sınırlarını çizmeye yetec ek türdendir. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi… . ilkin Odesa’da (1814).” Bu sözlerin ardından Yeniçeriler mevc ut durumun kendileri iç in büyük bir endişe kaynağı olduğunu ifade edeceklerdir. Rum meselesinin devlet merkezinde uyandırdığ ı akislerle ilgili oldukça ayrıntılı bilgi için bkz. bir kargaşa esnasında bunların da devlete ihanet ederek baruthaneyi ateşe vermeleri ihtimal dâhilindedir. baruthane etrafında av bahanesiyle tüfekleri omuzlarında gezmektedirler. YENİÇERİLERİN YENİ GÜNDEM MADDESİ: RUMLAR Haydar Baba meselesi herhangi bir müdahaleye lüzum kalmaksızın şimdilik bu şekilde kapanıyorken. İstanbul'da ailelerinin yanı sıra c an ve mallarının bulunması.142–148. sonra da İstanbul’da. İstanbul 1999. Eğer bir hadise yaşanırsa hal nereye varacaktır? Dışarıdan bir düşman saldırdığında İstanbul'daki Rum ve Ermenilerin ayağa kalkıp etmeyec ekleri ihanet kalmayac aktır. onların endişelenmelerinin kendilerince önemsiz sebeplerinden biridir. BOA. Bilindiği üzere Osmanlı İmparatorluğu'nu içerden zayıflatmak isteyen Avrupa Devletleri'nin. I. Üss-i Zafer (Yeniçerili ğ in Kaldırılmasına Dair). bir yurtsever dernek olan Hetaireia’yı kurarak Osmanlılara karşı eylemlere kalkışmıştır. Kumandanlarına da Seksoncuba şı denilmiştir.32 VI. Es'ad Efendi. Onlara göre. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. Bu meclis ve mesele hakkında daha fazla bilgi için bkz. Hatta birç ok yabancı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 11 Yusuf Ağa ile diğer 2 ortanın mütevellilerini karşısında bulac aktır. hatta Bizans İmparatorluğu'nun yeniden c anlandırılması yolundaki çabaları neticesinde 19. Viyana Kongresi’nden az önce. devletleri ve padişahlarının bulunması onlar iç in her şeyden daha önemliymiş.

şimdi sadece merkezî idareden bunlardan birinin tercih edilmesi istenilec ekti. Yeniç eri Ağa'sına bu hususun çözüme kavuşturulması için son derec e kararlı olduklarını. Yoksa bir önceki meselede Yeniçerilerin "baba"dan başka bir kelime bilmiyormuş gibi davranmaları ne ile aç ıklanac ak? Bu kez "…biz bu gâvurlardan emin değiliz" diyen Yeniçeriler. Ağa'ya göre.12 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 leri de inanmamış olmalıdırlar. Ağa'nın çizdiği yol haritasına uygun olarak mesele kendilerine bildirildiğinde Bâbıâli'den alınan c evap Ağa'nın o an iç inde bulunduğu baştan savmac ı tavrı aratmayac ak türdendir: İstanbul'daki Rumların kırılıp kırılmaması elbette herkesin başı gibi şerîat hükmüne bağlıdır.Mahmud'a danışılac aktır. (Haydar Baba meselesinde olduğu gibi) dairesine gelenler arasında kendisine destek çıkacak kimse bulamadığından Yeniç erileri bir an evvel başından savma telaşına düşmüştür. ardından meseleye dair en uygun kitap hükmünü. devlet sizin talimatlarınıza göre mi yönetilecek diyebilme c esaretini kendisinde bulamayac aktır. Dolayısıyla evvela S ultan'a danışılmalı. ondan da bir c evap alamazlar ise Bâbıâli'ye varac aklarını. Hatt-ı Hümâyun. Bu nedenle mesele evvela başyazıcısı vasıtasıyla Bâbıâli'ye iletilecek. yine tehditle karışık ifade eden Yeniçeriler. Nihayet mesele S ultan'a kadar ulaşac aktır. Rumların İstanbul'dan uzaklaştırılması. 284/17078. endişelerini ortadan kaldırmak iç in Ağa vasıtasıyla devlet ricalini bir çare bulmaya davet edec eklerdir. Nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair hâsıl olacak şer'î hükme göre de harekete geç ilmelidir.34 34 BOA. kendilerine kesin bir cevap verilmesi gerektiğini. oradan da saraya arz olunmak suretiyle nasıl hareket olunması gerektiği noktasında II. esasında yukarıda vurgusunu yaptıkları devlet ve padişah gibi kavramlarının artık kendileri için çok da bir ehemmiyet taşımadığını farkında olmadan açığa vuracaklardır. bu hükmün iç eriğinin ne olacağını bilmeden kendisinin o kadar reayanın kırılmasına dair herhangi bir emir veremeyeceğini belirterek.Mahmud da o günün savma modasına uyarak Rumlarla ilgili kararın anc ak şer'î hukukun vereceği hükme göre şekillenec eğini. Aslında. Rumların durumu ve gelecekleri kesinlikle padişahın emir ve iradelerine bağlı hususlardandır. Ne gariptir ki bir önceki hadisede Yeniçerilerin "ayak patırdıla rına " bakılıp onların istedikleri yapıldığı vakit artık bu işin önünü almanın mümkün olamayacağını ifade eden Yeniçeri Ağa'sı bu kez patırtıların çokluğundan ve sertliğinden korkmuş olmalı ki aç ık bir şekilde tehdit iç eren bu ifadeler karşısında siz kim oluyorsunuz. aksi takdirde evvela Ş eyhülislam Efendi'ye. meseleyi Şeyhülislam Efendi'ye havale edec ektir. Rum milletinden hiçbir ferdin emniyette olmadığını ifade ederek söze başlayan II. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. . Anlaşılan Ağa. Bunun yerine Bâbıâli'den Rumlara ilişkin herhangi bir aç ıklamada bulunulmadığı iç in kendilerine ne diyeceğini bilemediği gibi kaçamak bir cevap vermeyi tercih etmiştir. kılıçtan geç irilmesi veya bu yönde kendilerine bir emir verilmesi gibi seçenekler Yeniçerilerce hazırlanmıştı. yani fetvayı bildirecek olan Ş eyhülislam Efendi'ye müracaat olunmalıdır.

zamanında en güçlü dişlisini oluşturdukları merkezî idare çarkı için artık her akıllarına eseni yapan/yaptıran. anlatılan meselelerden hareketle Yeniçeriler ve ocakları üzerine kısa bir değerlendirme yapmak gerekirse. yaptıramadıklarındaysa estiren bir "kurum" haline dönüşmüş oldukları ortadadır. hatta onun önc esinde ve özellikle sonrasındaki Bektaşîlikle müc adele esnasında sürdürmüş olması da muhtemeldir. . Ancak yaşanmış olması kuvvetle muhtemel olan bazı gelişmeler vardır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 13 NETİCE Bundan sonra neler yaşandığına. S on olarak. bugüne kadar hep tekrar edile gelmiş olan son dönem zorbalıklarının dışında farklı eylem ve davranışlardan bahsetmek pek mümkün değildir. Yeniçerilerin. İçeriğine bakılmaksızın verilen fetvaya riâyet ettikleri kabul edilse bile artık sorunsuz yaşayamayan Yeniç eriler kendilerine meşgul olacak yeni bir mesele bulmak veya yaratmak noktasında hiç bir güç lük ç ekmeyec eklerdir. ne yönde bir karara varıldığına dair herhangi bir bilgi mevcut değildir. Yeniç erilerin tarih sahnesinden çekilmeleri. Bu cümleden olarak. Haydar Baba meselesinde olduğu gibi fetvayı da pek ciddiye almayacaklardır. bilhassa Haydar Baba meselesinin söz konusu etkiyi. Mesela işlerine gelirse ç ıkarılac ak fetvaya riayette bir sıkıntı yaratmayacak olan Yeniçeriler. II. Mahmud'un bu "kurum"u temizlemeden modernleşme bac asının aksi istikamette tüteceğini anlamasında mevzubahis hadiselerin uyarıcı bir etkiye sahip oldukları. tam tersi bir durumda.

ss. "Yeniçeri Ocağı ve Bektaşî Zaviyelerinin Kapatılması". Ga zi Üniversitesi Hacı Bektaş Veli Ara ştırma Dergisi. Osmanlı İmpara torluğu Tarihi (XIX. İstanbul 1998. Ankara 1984. Ankara 2005. İstanbul 1996. -Eğri. -Melikoff. İrene. Kemal. Mehmed Zeki. Ana dolu'da Bektaşîlik. Ga zi Üniversitesi -Hacı Bek taş Veli Araştırma Dergisi. II. -Mehmed Süreyya. Ta rih-i Cevdet. -Ortaylı. Yay. -Ahmet Cevdet Paşa. Vakıflar Dergisi. Üss-i Zafer (Yeniçeriliğin Kaldırılmasına Dair). -Faroqhi. -Abdurrahman Şeref Efendi . -Çetin. I. (İlgi Kültür Sanat Yayıncılık). Eskişehir 1997. Osman. İsmail Hâmi. I. -Goodwin. Sicill-i Osmanî. Ahmet Yaşar. -Noyan.14 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Ba şbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). John Kingsley. İstanbul 1971. Mücteba. -Es'ad Efendi. Çev: Server Tanilli. İstanbul 1998. Çev: Derin Türkömer. " Yeniçeriler" . İstanbul 2002. XII.Yüzyıllar). Atilla. Osmanlı Ta rih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe. -Birge. III. Osma nlı İmpara torluğu'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII. -Pakalın. "İstanbul'daki Tekke.307–315. İstanbul 1993. Osma nlı Devletinde Şeyhülislâmlık. -Uzunçarşılı. Ankara 1999. Ankara 1995. V/10. sy. ss.34.A. Godfrey. Çev: Turan Alptekin. Osma nlı Devletinin İlmiye Teşkilatı. Tarih Musahabeleri. (Osmanlı Devlet Erkânı). -Danişmend. Hatt-ı Hümâyun. Diva n-ı Hümayun. İstanbul 1966. İstanbul 1999. -Ocak. I. Ahmet.173-196. Zaviye ve Hânkahlar Hakkında 1199 (1784) Tarihli Önemli Bir Vesika. Yeniçeriler. . II. Bütün Yönleriyle Bektâşîlik ve Alevîlik. "Yeniçeri Ocağının Manevi Eğitimi ve Bektaşîlik". İstanbul 2005. Haz: Ahmet Hezarfen.İ. XIII. İlber. II. Osma nlı İmparatorluğu Tarihi. İsmail Hakkı.6. I. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. Ankara 1985. Ankara 2007. -Daşçıoğlu. Bedri. -Mantran. ss. Murat.281-287. İstanbul 1991. MEB. -Akgündüz. OTAM. -Mumcu. ss. Robert. ss. -Va k anüvîs Ahmed Lûtfî Efendi Tarihi. İza hlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. XIII. V. İstanbul 20083. Ankara 1981. -İlgürel. İsmail Hakkı. Ankara 19883. Haz: Mehmet Arslan. (Üçdal Neşriyat). İstanbul 2008. Haz: Nuri Akbayar.Yüzyılın Başlarından Yıkılışa). -Ahmed Cevdet Paşa. sy. İstanbul 2002. "Tarikatlar ve Tanzimat Dönemi Osmanlı Yönetimi". Osma nlı Devleti Teşkilâtından Kapıkulu Ocakları. III. 284/17078. Ankara 1992. -Uzunçarşılı. Suraiya.583–590. Bektaşîlik Tarihi. İstanbul 2003.385-395.

zâ t-ı hümâ yûnuma ha lk ın itâ a ti İmâ m-ül-Müslimîn olduğum içündür. Kitâ bu’l-la h ne vecîhle emr ider ise ben da hi Alla h'ın emri ve Peyga mberimizin şerâ iti mûcibince ik tizâ ’sını icrâ ' iderim" .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 15 Ek-I: BOA. 284/17078. Hatt-ı Hümâyun. Yeniçeri usta la rının istid'â 'la rı ve Yeniçeri Ağa sı'nın ve senin virdiğiniz ceva bla r ma 'lûm-ı hümâ yûnum olmuşdur. Ka ldı k i Devlet-i Âliyyemiz Devlet-i Muha mmediye olub. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815 "Benim Vezirim. Sûret-i şer'îsi ma 'lûmum olma k sızın bu k a da r reâ yâ yı k ırsunla r deyu emr idemem. Gerek bu ma ddede gerek Ha yda r Ba ba 'nın a vdeti ma ddesinde fetâ vâ -yi şerîf çık a rılsın. Rum milletinden hiçbir ferdin emniyeti olma dığı zâ hirdir.

16 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Ula şım. the transportation of official functionaries and place-changing of valuable goods belonging to state treasury. by whom did they carry out and how did they do. Deruhte Etmek ORGANIZATION OF TRANSP ORTATION AND COMMUNICATION IN THE OTTOMAN STATE Abstract The valuable document sending between the administrative centre and the provinces.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Söz konusu atların nerelerden ve ne şekilde temin edilecekleri meselesine ise menzilhânelerin kurulmasıyla çözüm üretilmiştir. Gör. Konya 2009) isimli doktora tezinden faydalanılmak suretiyle hazırlanmıştır.tr . Communication. söz konusu birimlerin her yıl tekrarlanan bir şekilde yerinde ve yeniden örgütlenmeleriyle mümkün olabilmektedir. where and how. Menzil Administrator. Issue : 5 Pa ge : 1 7 -3 8 OSMANLI DEVLETİ’NDE ULAŞIM VE İLETİŞİMİN ÖRGÜTLENMESİ∗ Cemal ÇETİN∗∗ Özet Osmanlı Devleti’nde. Menzilha ne. The matter of obtaining the horses. The aim of this study is underlying the official transportation and communication organization in the Otoman State covering the mentioned matters and revealing the time range of transportation. Anahtar Kelimeler: Menzil. merkez ile taşra arasında karşılıklı olarak gönderilen değerli evrâkların iletimi. Bu hizmetlerde bir aksama yaşanmaması. Menzilhane. Tra nsportation. Osmanlı Devleti’nde resmî ulaşım ve iletişimin örgütlenmesinin kimler tarafından. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 7 -3 8 Ye a r: 2 0 1 1 . This institution was organized every year to abstain from difficulties and problems in the service. belirli bir amaç için yolculuk yapan resmî görevlilerin ulaşımlarının sağlanması ve devlet hazinesine ait değerli emtianın yer değiştirmesi hep at sırtında gerçekleşmiştir. ccetin@selcuk. was resolved with the foundation of the menzilhânes. bahsedilen hususlar doğrultusunda. Bu çalışmanın amacı da. Arş. Undertaking of Menzilhane ∗ ∗∗ Bu çalışma Selçuk Üniversitesi Bilimsel Ara ştırma Projeleri Koordinatörlü ğ ü tarafından desteklenen (Proje no: 07103001). Menzilci.were always carried out on horseback in the Ottoman State. Dr. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı.. Ha berleşme.edu. ne şekilde ve hangi zaman aralıklarında yapıldığını incelemektir. Key Words: Menzil. “Anadolu’da Faaliyet Gösteren Menzilhâneler (1690-1750)” (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

merkez ile taşra arasındaki irtibat ulak hükmü1 adı verilen bir sistem ile sürdürülmüştür. Reinhold Schiffer. Vol. s. bkz. İstanbul 2007. Bu mesafeleri daha ç ok coğrafî şartlar.500 duvarcı arşınına karşılık geldiğ ini belirtilmektedir. Budapest 2001. Ça ğ atay Uluçay. bu mesafelerin ortalama 11 saat (yaklaşık 63 km10 ) c ivarında olduğu anlaşılmaktadır11 . büyük ölçüde menzilhâneler vasıtasıyla sağlanmıştır. Bu hususu özetleyen hüküm sureti için bkz. At Sırtında Anadolu. devletin kuruluşundan Lütfi Paşa’nın sadaretine değin. Bir duvarcı arşunu ise 0. MAD. “ Two Firmans of Mustafâ II On The Reorganization of the Ottoman Courier System (1108/1696)” . İlgili belgelerde menzilhâneler arası mesafe saat cinsinden kaydedilmektedir.488. C. hem düzenli bir iletişime imkân tanımaması hem de suiistimale açık bir uygulama olması sebebiyle. Mesela. s. 1999. Menzilhâne.47. No. Ba şbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). s.543. “ Osmanlı Haberle şme Kurumu” .) Numara 8470 . Ankara 2002. halkın da buralardan binek temin edebileceği yönünde uygulamaların gündeme geldiği görülmektedir6 . Zira hiçbir kaynakta. 54. Osmanlı. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü . Malîyeden Müdevver Defterleri (MAD. Colin Heywood. s. s. (12 Zi’l-ka’de 1146 / 16 Nisan 1734). Osmanlı Devleti’nde resmî ulaşım ve iletişim. s. s. konumları icabı vazgeç ilmez olmaları sebebiyle. Bkz. Menziller. Zeki Pakalın. Acta Orientallia Academiae Scientiarum Hungarıcae. İstanbul 1993. s. Ülke genelinde bir değerlendirme yapıldığında. haberle şmenin sa ğlanması için ülkenin dört bir tarafına gönderilen ulaklara.758 metre olup.30. bölgenin emniyeti7 ile menzilhâneleri finanse ve idare edebilecek nitelikte yerleşimlerin olup-olmaması belirlemektedir. Bu sistem.) 58 . Menziller. Anadolu’nun Sa ğ Kolu üzerinde bulunan Karapınar Menzilhânesi’nin idaresi hususunda sürekli olarak finansal sorunlar ya şanmasına ra ğ men. Yine menzil beygirlerinin fiziksel performans ve dayanıklılıkları da menzilhâneler aralarındaki mesafelerin belirlenmesi hususunda en önemli bir etkendir9 .III. M. devletin müdahalesi ve desteği ile varlıklarını devam ettirmişlerdir8 . Halaço ğ lu. Meral Gaspıralı). tüm olumsuzluklara rağmen.51. (27 Zi’l-hicce 1177/ 27 Haziran 1764). s.69. u ğ radıkları yerlerde ihtiyaç duydukları binek hayvanlarının temini ile iâ şe ve konaklama ihtiyaçlarının karşılanması için verilen resmi belgelerin genel ismidir. zamanla sıkıntı kaynağı haline gelmiştir. . bu tür sıkıntıların önünü almak2 ve merkez-taşra irtibatını düzenlemek maksadıyla. Frederick Burnaby.325/2. Amsterdam-Atlanta. İstanbul 1326. merkez ve taşra arasında idarî irtibatın sağlanmasıdır. Yerleşimin seyrek veya nüfus yoğunlu1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Osmanlı Devleti’nde.11 . 8492 . s.18 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Osmanlılarda. saatin fersah-ı kadîmle aynı oldu ğ u ve her ikisinin de 7. söz konusu menzilhânenin kapatılması gündeme bile gelmemiştir. Lütfî Pa şa. menzilhâneler kurulmadan önce. posta idaresinin kurulmasına kadar (1839-1840). Osmanlı Devleti’nde bir takım hizmetlerin ifası için yolculuk yapan devlet görevlilerinin beygir de ğ iştirmeleri ve gerekli durumlarda dinlenmeleri için ana yollar üzerinde. Konya Şer’iye Sicilleri (KŞS. Nesimi Yazıcı. British Travellers in 19th Century Turkey . Asâfnâme . ücretlerini peşin ödemeleri suretiyle. İstanbul 1955. Yusuf Halaço ğ lu. menzil teşkilâtının ya da diğer ifadeyle menzilhânelerin sivil haberleşme için tesis olunduğuna ya da sonrasında bu amaç la kullanıldığına dair bir bilgi bulunmamaktadır5 . Halil İnalcık. s. Bu hususla ilgili gönderilen hükümlerden bazı örnekler için bkz. s. 18. Halaço ğ lu.620. s.III. sadareti döneminde (1539-1541).201/1.6. Posta atlarının ücret karşılığ ında yabancı seyyahlar tarafından da kullanılabildiğ i anla şılmaktadır. (Çev. Ankara 2002 (Menziller). Anc ak nadiren de olsa. menzilhâneler3 tesis etmiştir4 . C. Osmanlı Devleti yol sistemi açısından önemli bir konumu bulunması sebebiyle.34-35.177/2. Lütfi Paşa. belirli aralıklarla kurulmu ş ula şım istasyonlarının genel adıdır. 4. Osmanlılarda Ula şım ve Haberle şme (Menziller). BOA. Menzilhânelerin birbirilerine olan uzaklıkları ülkenin her yerinde aynı değildir. ve 19 Yüzyıllarda Saruhan’da Eşkiyalık ve Halk Hareketleri . Bazıları. ana yollar üzerinde belirli noktalarda. Ankara 1999. Menzil teşkilâtı vasıtasıyla yapılan haberleşme denilince anlaşılması gereken. 361/2.

menzilhânede beslenecek beygir sayılarının belirlenmesi ve yürürlükte bulunan genel nizamlar ile bölgenin özel şartlarına göre bazı hususların ortaya konulması gibi bir dizi ic raatla bağlantılıdır.500x0. Örnek olarak bkz. A.43-59. Bu hususa vurgu yapan hüküm sureti için bkz. yüzyılın sonlarına kadar deniz yolculu ğ u için günlük 100-150 km katedilmesi normal kabul edilirken. 813/4’deki veriler kullanılmak suretiyle hesaplanmıştır. Yüzyılda Anadolu’da bulunan İngiliz seyyahlarının gözlemlerine göre 1 saat 3. tüm yıl boyunca ve yedi gün yirmi dört saat olmak üzere. s.97/1. s. BOA. BOA. 10322 . (4 Safer 1146 / 17 Temmuz 1733). (Çev.439-440. s. British Travellers.45. s. Yerel Örgütlenmede Etkin Olan Birimler Devlet merkezinden menzilhânelerin idaresi ile ilgili olarak taşraya gönderilen fermânlardan. sırasıyla ve ayrı başlıklar altında olmak üzere.324. s. Akabinde ise menzilhânelerin hizmet verebilecek düzeyde örgütlenmeleri iç in nasıl bir sürecin takip edildiği. BOA. MAD. Menzilhâneler. hatta bunlar arasında günlük 100-150 mil hıza ula şanların bile bulundukları anla şılmaktadır. MAD.44. (Çev. “ Osmanlı Metrolojisine Giriş” . s. Schiffer. British Travellers. 10494 . Feodal Toplum. s. menzilcilerin atanması. Halil İnalcık. MAD. belirtilen yoğunluk ve işlevselliğe uygun olarak inşa edilen veya standart bir mimarî özelliği bulunan yapılar olmadıkları anlaşılmaktadır15 . BOA.) 2555 . maktû’ât değerleri ve sair hususlarda bir sorun gündeme geldiğinde ilk olarak Mevkûfât defterleri inc elenmekte ve bu doğrultuda da karar ç ıkmaktaydı13 . söz konusu sürec in yılın hangi zaman dilimlerini kapsadığı ve ne kadar devam ettiği gibi hususlar da değerlendirilec ektir. Tüm dünyada XVIII. Marc Bloch. Türkçe Yazmalar.96/2. C. BOA. Ayrıca XIX. kara yolculu ğ u için ise 30-40 km’lik bir mesafe üst limit olarak görülmekteydi.NF.758= 5685) hesabıyla bir saat’in 5. MAD. Yabancı seyyahların beyanlarından Osmanlı Devleti’nde ulakların. MAD. 10322 . 10492 . Konya 2009. MAD. dönem başlarında mutad olarak tekrarlanan bir sürece tabidir. Ankara 2005. Bu yönüyle oldukç a işlek ve işlevsel olan menzilhânelerin. Kamil Kepeci (KK. Bu süreç maktû‘ât değerlerinin takdir edilmesi. ayrıntılı bir biç imde izah edilmeye ç alışılac aktır. Cemal Çetin. Redif Askerî Tâlimatnâmesi. S. sürekli olarak açık bulunmaktaydılar14 . Menzilhânelere ait işlemler Defterdarlığa bağlı Mevkûfât Kalemi tarafından takip edilir ve bunlarla ilgili yazışmalar da aynı isimle anılan defterlere (Mevkûfât defterleri) kaydedilirdi. 4004. Menzilhânelerin idaresi. 3179. s. Eşref Bengi Özbilen). BOA. müsait olan bölgelerde 3 saate (yaklaşık 17 km) kadar düşebilmektedir12 . s. Söz konusu rakam BOA. nr. “ Menzilhânelerin Mü ştemilatlarına ve Tefrişlerine Dair Bir Takım Gözlemler” . 11 12 13 14 15 . gelirleri. Bu doğrultuda. Hüsrev Paşa Kısmı. BOA. 8492 .685 metreye tekabül ettiğ i söylenebilir.104-105.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 19 ğunun düşük olduğu bölgelerde bahsedilen uzaklıklar 45 saate (yaklaşık 256 km) ç ıkabildiği gibi. s. her menzilhânede beygir de ğ iştirmek suretiyle günlük ortalama 60 mil yol kat ettikleri. Mehmet Ali Kılıçbay). Bu ç alışma ile menzilhânelerin hizmet verebilecek şekilde organize edilmeleri iç in hangi zümrelerin görevlendirildikleri ve sorumluluklarının neler olduğu hakkında genel bilgiler verilecektir. Menzilhânelere dair her türlü düzenleme ve bunun getirdiği süreç “…menzilhânesine / menzilhânelerine nizam verilmek…” şeklinde ifadelendirilmektedir.181/1.46. Schiffer. İstanbul 1991. s.5 mile tekabül etmektedir. BOA. 8492 . MAD. MAD. 1230 . menzilhânelerin yerel örgütlenmesinde a’yân ve ahâli ile kâdıların ( 7. Türk Dünyası Ara ştırmaları. Osmanlı Devleti’nde menzilhânelerin hizmet verebilmeleri. BOA.73. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi .22.

A‘yân ve Ahâli Osmanlı şehir toplumunda.174. Sosyal ve Ekonomik Açıdan Konya.333-334. Ankara 1999. bir grup bulunmaktadır16 . “ Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim” . Yine zaman zaman özellikle bu iş iç in görevlendirilen mübaşirlerin de. s.III. s. Konya 2001. XXXVIII/152. Genel anlamda “şehir ileri gelenleri” olarak nitelendirilebilecek bu grup zengin tüccarlardan.3. BOA.1269. s. Osmanlı. İstanbul 1982. gönderilen fermânlar vasıtasıyla da bu hususlar muhataplarına bildirilmektedir20 . Hangi kazâ. s. ulemâ. s. Muhittin Tu ş. Mücteba İlgürel. 56 . Ya şar Yücel.684-685. devlet ile re’âyâ arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi hususunda oldukça işlevsel bir pozisyona sahip. . Özcan Mert.64. s. bu zümrenin taşra yönetimine katılımı giderek artmaya başlamıştır18 .20 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 birinc i derecede sorumlu oldukları anlaşılmaktadır. Kongreye Sunulan Bildiriler. “ Balıkesir’de Âyânlık Mücâdelesi” . s. “ Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim Kurumlarının Niteliğ i Üzerinde Bazı Dü şünceler” . Yaşadıkları bölgelerin ileri gelenlerinden olan a‘yânlar. Ankara 1981. idaresi ve finansmanıyla doğrudan bağlantılı. Ankara 1991. esnafın yaşlı ve tec rübelilerinden. menzilhânelerin yerel olarak örgütlenmesinde etkin olan birimler ve bunların söz konusu sürece etkileri aşağıda inc elenec ektir. MAD. İstanbul 2009.35. Belleten . imâm ve hatîb gibi tanınmış din adamları ile ünlü tarîkat şeyhlerinden oluşmuş gözükmektedir17 . s. “ Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda Desantralizasyona Dair Genel Gözlemler” . MAD. S. Osmanlı Ara ştırmaları. menzilhânelere nizam verilmesi sürecine fiili olarak katıldıkları görülmektedir. kazâ kâdıları. KŞS. Menzilhânelerin idaresi bağlamında.172. Ankara 1994. yüzyıldan itibaren.91. Söz konusu zümre genellikle menzilhânenin bulunduğu kazâdan ya da yakın ç evresindeki diğer yerleşimlerin avârız ve nuzül hânelerini meydana getirmektedir. Halil İnalcık. (16 Şevvâl 1146 / 22 Mart 1734). Osmanlı Devleti’nde a‘yânlığ ın ortaya çıkışı ve a‘yânların güç kazanmasını sa ğ layan siyasî ve sosyal şartlar için bkz. sancakbeyleri. C. 3999 . Ankara 1974. BOA. s. İstanbul 1972. yüzyıldan sonra. C. devlet merkezi tarafından a‘yânlar. hem ahâlinin temsilcisi hem de devletin icra organı olan ve belgelerde genellikle eşrâf veya a‘yân diye tabir olunan. “ Osmanlı Klâsik Dönemindeki “ Eşraf ve A’yan” Üzerine Bazı Bilgiler” . s.1176 / M. Türk Tarih Kongresi Ankara 11-15 Ekim 1976. Özer Ergenç. resmî belgelerde ahâli olarak zikredilen. Devlet-i ‘Aliyye Osmanlı İmparatorlu ğ u Üzerine Ara ştırmalar-I. s. a‘yân ve ahâlinin sorumluluklarını belirten ç ok sayıda fermâna tesadüf olunmaktadır. VIII. resmî işlerin takibi hususunda halkın temsilc ileri kabul edilmiş ve bu bağlamda da kendilerine birç ok vazife yüklenilmiştir19 . kaç avârız ve bedel-i nuzül hânesinin menzilhâneye bağlandığı ve sorumluluklarının neler olacağı devletin yetkili organları tarafından belirlenmekte. Tanzimat Döneminde Anadolu Kentleri’nin Sosyal ve Ekonomik Yapıları.181/1. özellikle reayanın örgütlenmesi hususunda devlet görevlilerine yardımc ı olmaktadırlar. Menzil nizamı için gönderilen emirler. Yücel Özkaya.153. a‘yân ve zâbitânlar muha16 17 18 19 20 Özer Ergenç. “ Osmanlı Devleti Tarihinde Âyânlık Dönemi” . Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda Ayanlık. Her bir menzilhânenin nizamı. mahalle veya köyden. çoğunlukla beylerbeyi. s.(29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). s. XVII. (H. İÜEFTED . Ergenç. Özellikle XVIII. yerine göre gözlemc i yerine göre ise müdahil olmak suretiyle.86/1. 1. 8470 .106. C. Tüm hususlar çerçevesinde.II. 1762-63).VI.1269. bir halk zümresi bulunmaktadır. Musa Çadırcı.

3999 . Mesela. 94/1. 59 . s.1181 / M.VII.146-151. Özkaya. menzilhânelerin düzenli ve sürekli hizmet vermeleri hususu. ayân ve ahâlinin uhdesine havale edilmiştir. Altunan.133/1.. “ Menzilhâne Sorunu” . Cevdet Nafia (C. “ Menzilhâneler” . Ebül’ulâ Mardin. IX/1. hem belediye başkanı. (4 Şa’bân 1199/ 12 Haziran 1785). İA . “ Osmanlı Kadısının Ta şra Yönetimindeki Rolü Üzerine. bulundukları yerin hem hâkimi. XXX. Yine H. s. Bkz.23/1. Yine menzilcilerin yeterli sayıda beygir tedarik edebilmeleri ve menzilhânenin ihtiyaçları için gerekli olan paranın temin edilmesi de kazâ halkına ait bir mükellefiyettir24 .1767 yılında ana yollar üzerinde bulunan tüm kazâlara gönderilen fermânda “… memâlik-i mahrûsemde vâki’ menâzilin ale’l-hüsn-i nizâm üzere amel ve idâreleri a’yân ve ahâlînin uhde-i ihtimamları olmakdan na şi her kazânın a’yân ve ahâlîsi menzilhâneye senevî bârgîrler ve kula ğ ozlar içün iktizâ iden zehâir ve levâzım-ı sâiresini vakt ve zamanında mevcûd itdirmek ve be-her sene ibtidâsında Rûz-ı Hızırda cümlenin ma’rifet ve ittifâkıyla huzur-ı şer’da mutemed-i ‘ali kefilleri ahz olunarak muhtârdan olan kâr-güzâr ve kuvve-i iktidâr kimesneleri menzilci nasb ve ta’yîn ve masârif ve imdâdîler temâmen edâ ve teslim (etmek)…” menzilhânelerin düzenli işlemesi için.1194 / M. Bu doğrultuda önc elikli görevlerinin işten anlayan. Osmanlı adliye teşkilâtının aslî unsuru olan kâdılar. Midhat Serto ğ lu. nizam vermekle mükellef olan tüm kazâ ahâlisinin katılım ve ittifaklarıyla gerç ekleştirildiği anlaşılmaktadır26 . bununla birlikte H. 8492 . Eskişehir 1997. s. s.95-107. 10492 .” . MAD. s. s. 56 . Osmanlı Devleti’nde kazâî ve adlî yetkiye sahip olan görevliler iç in kullanılan bir kavramdır27 . (22 Cemâziye’l-âhir 1189/ 20 Ağ ustos 1775). menzilhânelerin idaresinin a‘yân ve ahâlinin sorumlulu ğ unda oldu ğ unu göstermektedir.166. C. Halil İnalcık.. Beylerbeyi ve sancakbeylerinin seferler do21 22 23 24 25 26 27 28 MAD. s. C. (H. (16 Şevvâl 1146 / 22 Mart 1734). İlber Ortaylı. MAD. KŞS. ilgili kanunlar doğrultusunda ve eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi şeklinde özetlenebilir22 . İstanbul. s. C. s. kâdılar başta olmak üzere.) 2239 .181/1. İA . KŞS. KŞS.490. S. İlber Ortaylı. Genellikle her kazâ ahâlisi kendi menzilhânesine nizam vermekle mükellef iken. s. 62 . 1189 / 1775 yılında Anadolu’nun Sa ğ Kol güzergâhı üzerinde var olan menzilhânelerin idaresi için gönderilen nizâmnâmede “…memâlik-i mahrûsemde vâki’menâzilin ale’d-devam-ı hüsn-i nizâm üzere amel ve idâreleri kazâlarında a’yân ve ahâlîlerinin uhde-i ihtimâmlarından olmakdan nâ şî her kazânın a’yân ve ahâlîsi menzilhâneye senevî bagirleri ve kula ğ uzları içün iktizâ iden zehâir ve levâzım-ı sâire ve çîzmesi vakt-ü zamanında mevcud ettirilmek ve be-her sene ibtidâî rûz-ı hızırda cümlenin ma’rifet ve ittifâkıyla huzur-ı şer’de…”. 53/1.42-46.1-4 (Ay- . Tarih Lûgatı.172.1176 / M. Kâdılar Kâdı. BOA. hem de halkın her konuda mürac aat edebileceği bir makamdır28 . “ Mahkeme. kazâlarında bulunan menzilhânelerin hizmete açılmasına yönelik olarak gerç ekleştirilmesi gereken tüm aktivitelerin yerinde.1199 / M. 64 .106/1. Karayaka ve İran ahâlilerinin birlikte ve tümüyle nezre ba ğ landıkları görülmektedir. Amme İdare Dergisi .1785 yılında Hüsrevpa şa. Ta şâbad. s. H. zamanında. Osmanlı Kadısı ile ilgili olarak Bkz. s. Bu şekilde nizam verilen bölgelerdeki menzilci tayinlerinin de. KŞS.108/1 (23 Safer 1181 / 21 Temmuz 1767). s. güvenilir menzilc iler atamak ve menzilhânenin ihtiyaç larının karşılanmasına nezaret veya yardım etmeleri gerektiği anlaşılmaktadır23 . Bkz. Anadolu Sol Kol üzerinde bulunan Sonisa Menzilhânesi’ne müba şir tarafından nizam verilmesi esnasında Sonisa.2.1762-63). “ Kadı” .914. “ Osmanlı Kadısı-Tarihi Temeli ve Yargı Görevi” . 1986. VI. bazı menzilhânelere nizam verilmesi hususunda birden fazla kazâ ahâlisinin sorumlu tutulduğu görülmektedir25 . Bolvadin. BOA. (17 Cemâziye’l-evvel 1194 / 21 Mayıs 1780). a‘yân ve ahâlinin işbirliğ i içinde yukarıdaki hususlara dikkat etmeleri emredilmiştir.348. S öz konusu zümrenin menzil hizmetleriyle ilgili başlıc a sorumlulukları. 2.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 21 tap kabul edilmekle birlikte21 . Ulukışla ve Belen menzilhânelerinin nizamının bozulması üzerine gönderilen bir fermânda “ …gerek zikrolunan gerekse târik-i caddede vâki’ muhattal-ı nizâm olan menâzil-i sâirelerinin kadar-ı kifâye bârgîr ve sürücü ve zehâir ve levâzım-ı sâireleri ma’rifet’i şer’ ve mübâ şir-i mûmâ-ileyh ve cümle a’yân ve ahâli ittifâkıyla tedârik ve tekmîl. s. BOA.1780 yılına ait bir takrirde “ …Anadolu ve Rum ve iki câniblerinde vâki’ menâzil tâbi’ olduğ u kazâların a’yân ve ahâlîleri hüsn-i nizâmı üzere idâre etmek şurûtundan…” şeklinde yer alan ifadeler.NF.” yer alan ifadeler a‘yân ve ahâlinin sorumluluklarını açıklamaktadır. 1976. Eskişehir 1997. Bkz. AÜSBFD .

(1 Cemâziye’l-evvel 1074 / 1 Aralık 1663).295/1. Asırlarda Osmanlı İmparatorlu ğ unda Hububat Meselesi ve Hubabattan Alınan Vergiler. Kullar ve Kudüslü Köylüler. C. İstanbul 1964. Osmanlı Devleti’nin İlmiye Te şkilâtı. Alâaddin Aköz. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi .117-1128.667. eğer tersine bir hüküm yok ise. Bu aç ıdan bakıldığında kâdıların. s. C. Ankara 1995s. Bayram Ürekli. BOA. sorumluluk ve yetkilerinin olduğu bilinmektedir31 . İnalcık. BOA. (16 Zi’l-ka’de 1139 / 5 Temmuz 1727). Yine menzilhânelerin sevk ve idaresi ile ilgili olarak bölgesel sorun ve anlaşmazlıklar meydana gelmiş ise bunun ç özüme kavuşturulması hususunda. Uluslar Arası Kurulu şunun 700. (23 Rebî’ü’l-ahîr 1177 / 26 Mart 1764). Osmanlı Kent Tarihçili ğ ine Katkı: XVI. yerel manada. Yine müşterek olarak bir menzilhâneyi idare edenlerin şirket akitlerinin düzenlenmesi ve bu akitlerin bozulmasına bağlı olarak meydana gelen anlaşmazlıkların dava edilmesi ya da anlaştıkları konuların hüc c ete bağlanması başta olmak üzere. “ Tanzimattan Önce Osmanlı Devletinde Belediye Hizmetleri” .26/4.304/1.96-102. s. s. 8470 .83-125.10/2. İlhan Yerlikaya. Kadılar. Menzilciler ile ahâli arasında. Lütfi Güçer. kâdıların menzilhânelerle ilgili birç ok hususa müdahil oldukları görülmektedir36 .150. kâdının marifetiyle ve menzilhânenin bulunduğu yerde olmak şartıyla. (13 Cemâziye’l-evvel 1112 / 26 Ekim 1700). haberleşme.8. Konya 2002. MAD. Özer Ergenç. Ürekli. “ Görevliler” .14.” . s. (20 Safer 1129 / 3 Şubat 1716). s. çıkan anlaşmazlıklar. Osmanlı. (21-29 Şevvâl 1071 / 19-27 Haziran 1161). MAD.4/1. s.77. II. 9886 . XVI-XVII. s. menzilhâneleri denetimleri altında tuttukları söylenebilir33 .VI. Nitekim bu yetkinin.50/1.123. Türkiye’nin İktisadî ve İctimaî Tarihi 1453-1559 . s.131-132. Yüzyılda Aksaray Sanca ğ ı’ndaki Ta şra Görevlileri” .22 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 layısıyla idarî bölgelerinde bulunamamaları kâdıyı idarî anlamda önemli bir noktaya taşımıştır29 . KŞS. . (1 Cemâziye’l-evvel 1071/ 2 Ocak 1661). “ Osmanlı Ta şra Te şkilatında Görevliler” . Mustafa Akda ğ. birç ok bakımdan da sanc akbeyinden daha geniş bir otoriteye sahiptir30 . “ Desantralizasyon” . s. Haliyle bahsedilen durumlarla ilgili bir anlaşmazlık olduğunda da. s. s. Ankara Enstitüsü Vakfı. Yüzyılda Ankara ve Konya . Kazâların en büyük adlî yetkilisi olan kâdı. İstanbul 1979. s. KŞS. (1 Şa‘bân 1085 / 31 Ekim 1674). bunların azilleri için oldukça etkili bir gerekç e oluşturmaktadır.712. Örnek olarak Bkz. İstanbul 1996. s.39/2. s. Ankara ve Konya . kâdılara peşinen devredildiği anlaşılmaktadır35 . büyük ölç üde. KŞS. “ XVI. 11 . s. “ Mahkeme. Hukukî olarak da bu hususların devlet merkezinin görüş ve oluruna sunulmasına gerek bulunmamaktadır. 12 . Konya 2003. KŞS. kazâ mahkemelerine salahiyet verilmiştir. Yücel. Yine kazâ ahâlisi tarafından menzilc ilere taahhüt edilen ödemelerin tutarı ile bunların ne zaman ve ne şekilde yapılac ağı gibi hususlar da kâdılar tarafından kayıt altına alınmaktadır. 20 . s. 10 . menzilcilerin atanmalarına nezaret etmek ve menzilcilerle ahâli arasında yapılan sözleşmeleri kayıt altına almak şeklinde özetlemek mümkündür32 . KŞS. Ankara 1999. Yukarıda bahsedilen yetki ve sorumlulukları ç erç evesinde kâdıların kendi idarî bölgelerinde bulunan menziller (askerî. 58 . s. 29 30 31 32 33 34 35 36 rı Baskı). 47 . İsmail Hakkı Uzunçarşılı.37. daha önc eden gönderilen fermânlar vasıtasıyla. yerel manada ç özüm üretilmesi gerekmektedir. hac ve diğer menziller) ile ilgili bir takım görev.30/1. s. Ergenç. Amy Singer. s. Türkiyat Ara ştırmaları Dergisi . S. s. kâdıların marifetleriyle çözüme kavuşturulmaktadır34 .712. Ankara 1984. KŞS.83. Bunlardan menzilhânelerle alakalı kısmını.Do ğ an Yörük. Kâdıların menzilc iler hakkındaki raporları.

MKF.22.700. İsaklı. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğü . Yüzyıl Sonu ve 18.12. .146. “bir işe ba şla ya n” demektir.155. Özden Arıkan. MAD. s. s.. kazâ ölçeğinde. gözlemlediğ i ve nizam verilmesi esnasında gündeme gelen önemli hususları merkeze bildirdiğ i anla şılmaktadır. 1162 senesinde Konya Kazası’nda düzenlenen tevzî defterinde “ …menzil nizâmına gelen a ğ aya verilen günlük zehâir 15 kuru ş ve 3 rub. D. BOA. devlet merkezinden belirlenmektedir. in‘âm menzil ahkâmla rı doğrultusunda. “… Binyüzotuzüç senesi rûz-ı kasımından otuzdört senesi rûz-ı hızırına gelince in‘âm fermânıyla verdikleri bârgîrin kadı defteridir fermân sa’âdetlü sultânım hazretlerinindir”. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat.MKF.16. C. XVIII. Bunun yanında bazılarının menzilhânelere yeniden nizam vermeleri için gönderildikleri 37 38 39 40 41 42 43 Colin Heywood. Şubat 1987. merkezden gelen emirleri sancağa bağlı diğer kâdılıklara göndererek39 resmî haberleşmenin tesis ve temininde de önemli roller üstlenmişlerdir. öncelikli olarak kâdılıklara mürac aat etmektedirler37 . (18 Receb 1138 / 22 Mart 1726). Tülin Altınova). Bunun yanında. Eskişehir. Bazı mübaşirlerin gönderilme gayeleri. Burhânettin Hüno ğ lu. Yine menzilcilerin hesabının görülmesi hususundaki yazışmalar da kâdı tarafından kaleme alınmaktadır38 . Akşehir. kendilerine verilen fermânlardaki hususlar ç erçevesinde. s. ifadesinden anla şıldığ ı üzere İn’amat defterleri kadılar tarafından düzenlenmekte ve yine onların aracılığ ıyla da merkeze gönderilmekteydi. BOA. yüzyıldan itibaren bu teftişler merkezden gönderilen müba şirler tarafından yapılmaya ba şlanmıştır. s. Bâb-ı Defteri Mevkûfât Kalemi (D.Zeki Pakalın. s. 10492 . s. 28705 . Bolvadin. “ Desantralizasyon” . Sö ğ üt. Ilgın. BOA.665. menzilhânelerin birinc i derecede idarî âmirleri oldukları söylenebilir. Sol Kol Osmanlı Egemenli ğ inde Via Egnatia 1380-1699 . s. Hikmet Tongur. Askeri Tarih Bülteni . Türkiye’de Genel Kolluk Te şkil ve Görevlerinin Geli şimi .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 23 S istemdeki işlevleri düşünüldüğünde kâdıların. s. (Çev. M. Ela Gültekin. “ Osmanlı Döneminde Via Egnatia: 17..” olarak kaydedilmiştir. Mübaşirlerin menzilhâneler ile ilgili icraatları. Anc ak her iki durumda da. ellerinde bulunan hükümlerin kontrolü ve in‘âmât defterlerine kaydı için.592. Uygulamadaki manası ise. S. her türlü masrafları gittikleri yerlerin tevzî defterlerine geç irilmek suretiyle kazâ halkına taksim olunmaktadır42 . Seyyidgazi. BOA. menzilhânelerden verilen beygirlerin kayıtlarının tutulduğu in‘âmât defterleri de ya bizzat kendileri tarafından düzenlenmekte veya menzilciler tarafından kaleme alınmaktadır. yüzyıl sonlarına kadar menzilhânelerin teftişlerinin de kâdılar tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır40 . D.MKF. İstanbul 1999.16. söz konusu defterler kâdının kontrollerinden geç mektedir. Halaço ğ lu. BOA. 57 . “devletçe gördürülmesi gereken bir işin yapılmasına memur edilenler hakkında kullanılır genel bir tabir…”41 şeklindedir. 27918 . s. yalnızca menzilci tayinlerine gözlemci olmaktır43 . Bunlarla birlikte sancak merkezlerindeki kâdılar.485-486. Yüzyıl Ba şında Sol Kol’daki Menzilhâneler” .112. Elizabeth A Zachariadou). 27920 . Konya ve Karapınar menzilhânelerine nizam verilmesi esnasında hazır bulundu ğ u. Bunların resmî yolc ulukları esnasındaki giderlerine karşılık olarak devlet tarafından herhangi bir ödeme yapılmayıp. Ankara 2001.):28344 . Bunlara ilaveten XVII. s. Yücel. Ulaklar menzilhâne bulunan bir kazâya geldiklerinde. bunun haricinde örnek olarak Bkz. “ Osmanlı Devleti’nde Sivil İşler” .MKF. s. Lefke. s.III.1. Hüsrevpa şa. D. Bu raporlara göre söz konusu müba şirin İznik. Mübaşirler Arapç a bir sözlük olan mübaşirin kelime anlamı. Anadolu Sa ğ Kol üzerinde bulunan menzilhânelere nizam verme ğ e memur olan İsmail Ağ a menzilci tayinleri esnasında hazır bulundu ğ u menzilhânelere ait hüccetleri özetlediğ i bir rapor göndermiştir. (20 Cemaziye’l-evvel 1134 / 28 Şubat 1722). KŞS. 3. Ankara 1946. s. Ferit Devellio ğ lu.6/1.11. (Ed. Yıl 12. Menziller.

10492 .24 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ve gerekli durumlarda da güç kullanabilecek şekilde yetkilendirildikleri görülmektedir44 . (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.497-499. s. Kangal. Sonisa. Hasançelebi. 8492 . her bir ana yola birer mübaşir tayin olunmak suretiyle. Menzilhânelerin mutad olarak örgütlenmeleri sürecinde. Hasanpatrik. Yüksek Lisans Tezi). Yüzyıllarda Konya Menzilleri . Divriğ i.9/2. Konya 2004. söz konusu sıkıntıyı yerinde gidermek için görevlendirildikleri ve gereken her neyse.15 Mayıs 1727). Söz konusu tarihten itibaren menzilhânelere nizam verilme aralıklarının ve bu nizamların geçerlilik sürelerinin. Hacımurad. Malatya. Merzifon. Cemal Çetin. Turhal. yalnızc a. a‘yân. Karacalar. güneş takvimine göre. Bu uygulamalar esnasında. Menzilhânelerin Hizmet Süreleri İşlevlerinden de anlaşılacağı üzere. Tosya. bu sürekliliği yalnızca bir yıllığına programlanabilmektedir. mübaşirlere çok fazla inisiyatif hakkı tanınmamakta. s. menzilhâne hizmetlerinin zamandan bağımsız. XVII. s. s. Anc ak menzilhâne nizamlarının. Bayındır. gerekli önlemleri almaları hususunda yetkilendirildikleri de görülmektedir. s. ve XVIII. hic rî takvime göre hesaplanmaktadır47 . kesintisiz bir şekilde devam etmesi gerekmektedir. MAD. mübaşirlerin de nizâmlarının şekillenmesi ve uygulanması hususunda menzil işlerine bir şekilde katıldıkları görülmektedir. bunun tasarısını ve icraatını yapabilecek şekilde yetkilendirildikleri de anlaşılmaktadır46 . Sapanca. güneşin yıllık hareketlerinden ziyade.17/2-18/1. İzoli menzilhânelerine nizam verdiğ i gözlemlenmektedir. Hendek. kanunlar ç erç evesinde nizam vermek üzere mübaşir/mübaşirlerin görevlendirilmesi şeklindedir. ahâli ve kâdıların yanı sıra. Karahamza. 8 Receb 1139-24 Ramazân 1139/ 1 Mart 1727.120. Bunlardan en yaygın olanı artık işletilemeyen bir veya birkaç menzilhâneye. Dergâh-ı Âli gedüklülerinden Hasan Ağ a’nın ise Anadolu’nun Orta Kolu üzerinde bulunan İznikmid. 9920 . Şiran. 10492 . Gerede. sistematik olmayan. Niksar. ana yol üzerinde bulunan tüm menzilhânelerin aynı mübaşir/mübaşirler tarafından denetlenerek. tesadüfî iki tarih arasını kapsamaktadır. Amasya. Karahisar-ı Şarkî. BOA. Osmancık. bir yıl olması ve bu bir yıllık sürenin de standart iki tarih arasını kapsaması hususunda genel bir temayülün oluştuğu anlaşılmaktadır. Yine bununla bağlantılı olarak bütçelerinin geçerlilikleri ve menzilc inin/menzilc ilerin görevde kalma süreleri de yalnızc a bir yıldır. MAD. Bununla ilgili örnekler hakkında bkz. yani geceli-gündüzlü. . Nitekim 1698 yılı 44 45 46 47 BOA. görevlendirildikleri menzilhânelere yeniden nizam vermekte hem de bu süreçte edindikleri intibaları merkeze rapor etmektedirler45 . Düzce. süreleri bir yılı aşmamak kaydıyla. BOA. MAD. Bunun yanında mübaşirlerin mevc ut aksaklıkları tespit etmek. Hacıhamza. MAD. Karacaviran. Bolu. Tokad. (29 Cemâziye’l-evvel 1145 / 17 Kasım 1732). (13 Safer 1141 / 18 Eylül 1728). Tilemse. 1691 yılına kadar menzilhânelerin hizmet verdikleri dönemler. Sivas. bunları merkeze bildirmek ve eğer mümkünse kâdının ve ahâlinin de desteğini almak suretiyle. Kars. B.489490. Dergâh-ı Mu’allâ gedüklülerinden Halil Ağ a’nın Anadolu‘nun Sol Kolu üzerinde bulunan Lâdik. Ayrıca bahsedilen bu bir yıllık dönem. merkez tarafından üretilen çözümün operasyonu için yetki verilmektedir. Bu tür durumlarda mübaşirler hem yetkilerini kullanarak. Anc ak zaman zaman. Kenid ve Zarû şâd menzilhânelerine (BOA.

Zâre ve Tiflis menzilhânelerinin 1724-1729 yılları arasındaki bütçeleri. İslâm-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültürü .2-3. s. BOA. Rûz-ı Hızır aynı zamanda Hıdrellez günü yerine kullanılır bir tabirdir. birer yıllığ ına belirlenmiştir. söz konusu menzilhânenin 1728-1739 yılları arasındaki bütçeleri. yılda bir kez nizam verilecektir49 . MAD. MAD. Halk arasında yaz mevsiminin ba şlangıcı olarak kabul gören Rûz-ı Hızır 6 Mayıs’ta ba şlayıp. 8 Kasım’da sona ermektedir. 10492 . s. 9943 . Bu bilgi için bkz. MAD. BOA. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). Ankara 1990. Rûz-ı Kasım’dan bir sonrakine olmak üzere. MAD.141.493-495. Bu suretle Hızır günleri toplam 186 gündür. altı ay ve bir yıl gibi dönemler halinde yapıldığ ı tespit edilmiştir. BOA. 10322 . 10492 . Pakalın. 4004 . 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar devam eden Kasım günleri 179 gündür. Ocak. Bunun sebebi dönemin başı olarak kabul edilen Rûz-ı Hızır. (16 Zi’l-ka’de 1146 / 20 Nisan 1734). Kabkulu. MAD. Tüm bu tarihlerin arasındaki gün sayısının 365 olması gerekmekteyken. Yani menzilhâneye nizam verilen o bir günlük zaman dilimi bütç e hesaplamalarına konu olmamaktadır. s. Bu kanuna göre menzilhânelere 6 Mayıs gününe tekabül eden Rûz-ı Hızır’da olmak üzere. C. İzân. BOA. 10322 . menzilhânelerin neredeyse tamamında dönem başlarının Rûz-ı Hızır olduğu anlaşılmaktadır53 . BOA. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü . Hızır. 9 Kasım’a tekabül etmektedir. MAD.49/2. BOA.175/2.MKF. Mesela Anadolu’nun Sol Kolu’ndan ayrılan tali yol üzerinde bulunan Karye-i Cânbâz. Terimler Sözlü ğ ü . Kasım günü yerine kullanılır bir tabir olup. Bunun yanında Rûz-ı Kasım54 ve Evvel-i Mart’ın55 dönem başı kabul edildiği menzilhâneler de bulunmaktadır. s.III. 3999 . BOA. Karahisar-ı Ş arkî Menzilhânesi’ne nizam vermek hususunda mübaşir tayin olunan Dergâh-ı Âli gedüklülerinden Mehmed Ağa huzurunda yapılan tayin esnasında menzilc inin görev yapacağı dönem 10 Receb 1138 / 14 Mart 1726 tarihi itibarıyla “…a ltı a y ta ma mına …” şeklinde tanımlanmıştır56 .59-60. BOA. MAD. dönemin başında belirlenen ve onaylanan aslî nizamlar. (7 Safer 1155 / 13 Nisan 1742). S öz konusu husus menzilhânelerin yıllık nizamlarının 364 gün geçerli olac ağı anlamına da gelmektedir. 10492 . MAD. Pakalın. Bu menzilhânelere ait menzilci tayinlerinin de benzer şekilde Hicri Takvime göre üç ay. Bahsedilen tarih standart olmakla birlikte.469-480. 3169 . D. MAD. Daha önc esinden oluşturulan mevcut bütçenin menzilhânenin finansmanına yeterli gelmemesi du48 49 50 51 52 53 54 55 56 BOA. dönem sonuna kadar geçerliliğini korumaktadır. 8492 . MAD. s.101. 10492 . s. MAD. menzilcilerin göreve başlama tarihleri ise bir gün sonrası kabul edilmektedir. s. . s. 1698 yılından itibaren sıklıkla tesadüf olunan menzil defterlerindeki verilere göre. C. bütçelerin 364 gün üzerinden hesaplandıkları görülmektedir51 . zaman zaman bazı menzilhâneler için dönemin başı 9 Kasım’a tekabül eden Rûz-ı Kasım50 veya Mart ayının ilk günlerini işaret eden Evvel-i Mart da olabilmekteydi. BOA. Ayrıc a rast gele iki tarih arasını kapsayan bir dönem aralığının belirlendiği de vakidir. 4111 . Herhangi bir sebeple menzilhânenin bütçesine bir miktar ilave yapılmış ya da menzilci değişikliğine gidilmiş olsa bile. Hıdrellez günümüzde kullanılan Gregoryan takvimine göre 6 Mayıs’a tekabül etmektedir.III. s. s. BOA. BOA. MAD. 28079. Söz konusu bilginin bulundu ğ u sayfada ve sonrasında diğ er menzilhânelere ait menzilci tayinleriyle ilgili de bilgiler bulunmaktadır. Rûz-ı Kasım ve Evvel-i Mart günlerinde menzilc i tayini yapılmak suretiyle menzilhâneye nizam verilmekte52 . Mesela. 3217 . BOA. Eskiden kullanılan ve Rûmi olarak tabir edilen Jülyen Takvimi’nde ise bu tarih 23 Nisan’a denk gelmektedir. Ahmet Ya şar Ocak. BOA. Evvel-i Mart’tan geçerli olmak üzere birer yıllık süreleri kapsamaktadır. MAD.141.138-140.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 25 itibarıyla da bu temayülün kanunlaştırıldığı görülmektedir48 .59. s. Anadolu Sa ğ Kol’dan ayrılan tali yol üzerinde bulunan Aksaray Menzilhânesi ile ilgili kayıtlardan anla şıldığ ına göre. Kânze. Bkz.

s. s. Söz konusu beygirlerin günlük malîyetleri 48. menzilhânelerin çekirdek bütçelerini oluşturmaktadırlar. BOA. s.3-93. kesik. İstanbul 2003. dönem sonuna kadar olmak şartıyla.DH.5 akçe kabul edilmek suretiyle. Maktû‘ kelimesi. dönem iç inde yeni bir bütçe daha oluşturulmaktadır. BOA. Belgelerde bârgîr bahası ve mesârif-i sâire başlığı altında zikredilen rakamların. Ancak bir yıllık dönemin bitmesine 83 gün kalmışken bütçe için iki beygir daha ilave olunmu ştur. 57 58 59 60 61 62 63 64 65 Mesela 6 Mayıs 1716 – 1717 tarihleri arasında Üsküdar Menzilhânesi’nin bütçesi 23 beygir üzerinden hesaplanmıştır. BOA. MAD. Menzilhâneler için maktû‘ât değerlerinin belirlenmesi/hesaplanması. (22 Zi’l-ka’de 1140/ 30 Haziran 1728). Bu bütçelerin içinde hem menzilhânenin finansmanını sağlayacak gelir kaynakları hem de iltizam yoluyla deruhde eden menzilcilerin yaptıkları iş karşılığında elde edec ekleri kâr payları gizlidir62 . 8470. ( 28 Cemâziye’l-evvel 1122 / 25 Temmuz 1710). s.26 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rumunda. yalnızca bir kez tesadüf olunmu ştur. Bu iki tarih arasında kalan (1691 ile 1698 yılları arası) yedi yıllık zaman dilimi de yeni sistemin yerleşmesi aç ısından arayış. pazarlık kabul etmez ve ölçü ile sa tılma yan.74/1.4. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). s. Cevdet Dahiliye (C. 3169 . BOA. maktû‘ kelimesinin menzilhânelerin iltizama verilme sürecini ve malî yapılarını daha iyi tanımladığı düşünülmektedir. . bunun yerine genellikle “…bâ rgîr ba hâ sı ve mesâ rif-i sâ ire…” ifadesinin kullanıldığı anlaşılmaktadır59 . s.025 akçe yani 33. MAD. MAD. Menzilhânelerin Maktû‘ât Değerlerinin (Bütçelerinin) Belirlenmesi 1698 yılından itibaren herhangi bir menzilhânenin hizmet verebilecek duruma getirilmesi için. 4034 . BOA . BOA. s. Devellio ğ lu. 8470 . deneme ve fizibilite sürec ini ihtiva etmektedir65 . MAD. BOA. maktû‘ değerinin hesaplanmasının olduğu görülmektedir. Örnek olarak bkz. BOA. 3169 . götürü” gibi anlamlara gelmektedir60 . s. değeri kesilmiş. s. s. 1698 yılında menzilhânelerin finansmanı hususunda hazırlanan ve daha sonra kanunla şan telhis suretinde olmak üzere. MAD.576. 10492. MAD.2/1. Ancak kelimenin sözlük anlamı ve Osmanlı maliyesindeki kullanımıyla ilgili tanımlar dikkate alındığında. MAD. 8492 . (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). benzer örnekler için bkz. bütçeye 4.2/1. ilk olarak yapılması gereken işlemin. MAD. BOA. BOA. s. 96/1.2/1. 3169 .4-50. MAD. MAD.64/1. “kesilmiş. Bu kelimeye.5 kuru ş ve 5 akçe zam olunmu ştur. Osmanlı malîyesindeki kullanım şekli ise kelime anlamıyla bağlantılı olarak. MAD. Osmanlı Sistemi Mukataa (XVI-XVIII. maktû‘ kelimesine ç ok nadir tesadüf olunmakta58 . 8492 . BOA. Menzilhânelerin malî değerlerinin belirlenmesi için düzenlenen kayıtlarda. s. 4004 . C.36/2. Yüzyıl). aynı zamanda bütç esi de olan. kanunlaştırılması ve muayyen hale gelmesi 1698 yılını bulmaktadır64 . BOA.15. “değerini önceden belirlemek ve paza rlığa tâ bi olma ma k” şeklinde özetlenebilir61 .185-187.) 2471 . MAD. Bu durumda yeni bütç enin finanse ettiği zaman dilimi. yalnızca arta kalan süreyi kapsamaktadır57 . Lûgat. s. BOA .355-356. Ayrıntılı bilgi için bkz. s. 8470 . 4034 . menzilhânelerin malî büyüklüklerini gösterir maktû‘ât değerleri oldukları anlaşılmaktadır. finansmanları aç ısından da. Söz konusu belgedeki ifade “…menzili maktû‘ân sürüp…” şeklindedir. 3858 . MAD. (5 Safer 1146/ 18 Temmuz 1733). Baki Çakır. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). BOA. Bunun yanında söz konusu rakamlar. 1691 yılından itibaren ortaya çıkmış bir uygulama olmakla birlikte 63 .426/2.

(Belge No: 295/2). Konya 2003 . 66 67 68 69 70 71 Genel olarak bu ücretler yıldan yıla artma e ğ ilimi göstermekle birlikte.97/1. MAD. Söz konusu tarih itibariyle her birinin konumu. s. Herhangi bir menzilhânenin maktû‘ât değerinin oluşturulması. 3858 . 8492 . Yani menzilcilere verilen ücret her zaman artma e ğ iliminde de ğ ildir. s. Bunun yanında. s.96-2. MAD.. s. 37 . 8492 . ücretin artırıldığı yeni bir sözleşme oluşturulmaktadır. (Belge No: 295/2). s. daha sonradan gelerek düşük fiyat teklifi ile menzilciliğe talip olan birilerinin bulunması ve ahâlinin de bunlara destek vermesi durumunda. 1698 yılından itibaren menzilhânelerin sevk ve idaresi büyük ölç üde devlet merkezinin eline geçmiştir. MAD.. 10322 . derhal menzilc i değişikliğine gidilebilmektedir68 . istisnalarının da olduğu anlaşılmaktadır71 . maktû‘ât değerlerinin de yine aynı kalem tarafından oluşturulduğu sonuc una varabiliriz 70 . Ancak menzilhânelere ait işlemlerin Defterdârlığa bağlı bir büro olan Mevkûfât Kalemi tarafından takip edildiği bilgisinden hareketle.3-93. BOA.5 kuruş ve onun katlarını tanımlamaktadır. ilave tevzî’at yapılmaktadır67 . menzilci tayini ile ilgili süreç tamamlanmış olsa bile. Her bir beygir için 147. MAD. temsili bir miktar mîrî beygir takdir edilmesiyle gerçekleştirilmektedir. İzzet Sak. eksik kalan kısmın tamamlanması için. 1 Cemâziye’l-evvel 1071 / 2 Ocak 1661 tarihinde yapılan bir sözle şmede “Defter-i oldurki Kurd Mehmedin senesi temâm olma ğ ın bin yetmi ş bir Cemâziye’l-ulâ gurresinden bir sene temâmına değ in a’yân-ı vilâyet ve ahâli-i memleket ma’rifetiyle ta’yîn olunan elli hâneden ellibin akça ve sâir hâneler ikiyüzkırkbin akçe imdâd eylemek üzere Mehmedin kabûl eyledi ğ inden yüzonbin akça noksan olmak üzere cem’an ikiyüzdoksan bin akçaya Konyalı Ali Be şe ibn-i Hüseyin der-uhde ve kabûl eyleme ğ in zikr olunur. finansmanı ve idaresi iç in asgarî giderler bağlamında her bir menzilhâneye maddi bir değer biç ilmeye başlanılmıştır69 . Bu husus menzilhânelerde kurumsallaşmanın bir gereği olduğu gibi. (4 Safer 1146 / 17 Temmuz 1733).465-466. geçen ifadelerden anla şıldığ ı şekliyle yapılan bu yeni sözle şme ile bir yıl öncesine göre % 55’lik bir indirim söz konusudur. Menzilhânelerin maktû‘ât değerlerinin hangi daire tarafından oluşturulduğu ve onaylandığı malumumuz değildir. kazâ ahâlisi ile menzilci arasında yapılan pazarlığa tabidir66 .465-466. s. (22 Safer 1146 / 8 Ağ ustos 1733). 4034 . Eğer belirlenen bu üc ret menzilhâneyi finanse etmeye yeterli gelmez ve bu hususta menzilc inin bir kusurunun bulunmadığına da kanaat getirilirse. BOA. Bahsedilen bu ücretin miktarının belirlenmesi. Örnek için bkz. yoğunluğu ve sair etkenlere bağlı olarak. (1 Safer 1089 / 25 Mart 1678). s. s.”. 10 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1070-1071 / 1691-1661). s. aslında beslenecek atların miktarını belirlemekten ziyade 147.5 kuruşluk bir maliyet kabul edilmiştir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 27 1691 yılından önce menzilhânelerin kaç paraya idare olunacağı meselesi.3/1.6/1. günün şartlarına ve bölgesel imkânlara uygun olac ak şekilde. Bu tür durumlarda kazânın avârız ve nuzül hânelerinin bir kısmına veya tamamına. 24 . umumun faydası iç in. bulunduğu yolun konumu ve yoğunluğuyla bağlantılı.170-171. tek elden nizam verilebilmesi ve kontrollerinin yapılabilmesi için de bir zarurete dönüşmüştür. MAD. KŞS. Bu husus genel olarak bu şekilde gerçekleşmekle birlikte. menzilc iyân tayin olunan avârız ve bedel-i nuzül hânelerinden karşılanmak şartıyla. BOA. BOA .4-50. . kazâ ahâlisinin yetki ve sorumluluğuna bırakılmıştır. (10 Cemâziye’l-evvel 1103/ 29 Ocak 1692). KŞS. Buna göre menzilhânelere kaydedilen her bir mirî beygir.

devletin talep ettiği ve arzuladığı menzilc i tipi.1-2. Bunun yanında söz konusu rakamlar menzilhâneyi isti‘c âr veya iltizam yoluyla deruhde eden özel teşebbüslerin. 8470 . zamanında ve aksamadan yürütülmesi hususunda kalifiye elamanların önemini kavramış ve bu hususta da gerekli önlemleri almıştır. 56 .86/1. devlet yönetimi. menzilc i tayinleri oldukç a nazik bir süreçtir. D. kâr-güzâr (bec erikli). İlgili belgelerden anlaşıldığına göre.php?id=18&sayi_id=34. KŞS. mahkemede hüccet edilmek suretiyle de 72 73 74 75 76 BOA. Menzilhânelerin verecekleri hizmetlerin kalitesi ve sürekliliği büyük ölç üde.181/1. Menzilc ilerin beceriksiz veya art niyetli olmaları. bunların idarelerini yüklenec ek -deruhde edec ek. Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere Osmanlı yönetimleri menzil hizmetlerinin kaliteli. http://dergiler. Onların işten anlamaları ile güvenilir ve dürüst kişiliklere sahip olmaları. s. 3169 .1176 / M. Menzilci tayinleri. 1762-63) Sema Altunan. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698).80. güvenilir) kişilerden meydana gelmektedir. hem devlete ait önemli ve âc il işleri takip eden ulakların gidecekleri yerlere zamanında ulaşamamaları hem de mîrî hazinenin ve devlete ait sair gelir kaynaklarının boş yere harc anması gibi c iddi olumsuzlukları beraberinde getirmektedir. yani menzilcilerin. (H. Ayrıc a tayinler esnasında menzilhânenin bulunduğu kazânın tüm a‘yân ve ahâlisinin de aynı isim/isimler üzerinde ittifak etmiş olmaları gerekmektedir74 .tr/detail. kuvve-i iktidar (iktidar sahibi) ve muhtardan (seçilmiş. . aya’n ve ahâlinin ittifakı doğrultusunda ve kâdıların nezaretinde gerçekleştirilir. Bu sebeple. Merkezden gönderilen hükümlerde menzilci tayin olacak kişilerin inançlarına dair bir gönderme yapılmadığı gibi75 . bunların yönetimini üstlenenlerin şahsî hususiyetlerine bağlıdır. muhtelif kaynaklardan menzilhâneye aktarılan para ve imkânların. 1698 yılına kadar. s. s. (29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). bu işten kazanacakları miktarı göstermek aç ısından da önemli bir kriterdir72 . 56 .86/1. ulaşım ve haberleşmenin örgütlenmesi aç ısından. 1762-63).edu. BOA. Menzilci Tayinleri Menzilhânelerin hizmet verebilecek şekilde örgütlenmeleri hususunda bir diğer merhale ise. menzilci tayin olunan gayrimüslimlere de tesadüf olunmaktadır76 .Yüzyıl Sonlarında İstanbul-Edirne Arasındaki Menziller ve Bazı Menzilke ş Köyler” . MAD.kişilere arz edilmeleridir. zaman zaman muhataplarına tebliğ etmiştir. 8470 . MAD. mutemed (güvenilir)73 . KŞS.181/1. maksimum düzeyde amme hizmetine dönüştürülmesi anlamına gelmektedir. Bu tür sebeplerden. menzilci nasb ve tayin olunacak kişilerde bulunması gereken özellikleri belirlemiş ve fermânlar vasıtasıyla da.ankara.(29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). (H. “ XVII. (En son 24 Ekim 2009 tarihinde ziyaret edilmiştir) s. MAD. iktidar ve bec eri gibi şahsi hususiyetlerine önem vermiştir. s. s.1176 / M. BOA. liyakat.28 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Maktû‘ât değerleri menzilhânelerin bir sene içinde olası masraflarının miktarını ve bu giderlerin hangi gelir kaynaklarından karşılanac ağını da işaret etmekteydi. Yine menzil işlerine talip olacak ve deruhde edecek kişilerin dinî ve ırkî özelliklerinden ziyade.

56 . kazâlarda tutulan hüc c etlere tesadüf edilmektedir. s. menzilhânelerin merkezîleşmesiyle birlikte. BOA. 1 6/1-2 (24 Şevvâl 1083 / 12 Şubat 1673). KŞS. Daha sonraki dönemlerde hem hüc c etler arasında hem de menzil ahkâmlarında menzilci tayinlerini gösterir binlerc e belgeye rastlanmaktadır. yalnızc a. 48 /2-1 (20 Rebî’ü’l-ahîr 1130 / 23 Mart 1718).280/1. Bunlarda yalnızca menzilhânelerin itibarî beygir sayıları. Mevkûfât defterlerinde menzilci tayinleri ile ilgili yüzlerce belge bulunmakla birlikte. onayının beklenmesinin kanun haline geldiği düşünülmektedir. s. adeta matbu evrak gibi düzenlenmekte olup. KŞS. (23 Rebî’ü’l-ahîr 1177 / 26 Mart 1764). s. menzilci tayinlerini gösterir resmî belge olarak. maktû‘ât değerleri. mevcut menzilcilerle yapılan sözleşme süresinin dolmasıdır80 . kazânın önde gelen ve itibarlı kişilerinden olup. bu belgelerdeki ifadeler menzilcilerin ahâli ile yapmış olduğu sözleşmelerin iç eriğini yansıtmamaktadır.4-99.30/1. 10322 . . 3999 . S öz konusu tarihe kadar düzenlenmiş hüccetlerden takip edilebildiği kadarıyla. hüc c etlerle de resmiyete bağlanan menzilci tayinlerinin merkeze bildirilerek. Belgelerden takip edilebildiği kadarıyla yeni menzilc i tayinini gerektiren durumların en sık tesadüf olunanı. MAD. 13 /6-1 (25 Şevvâl 1087 / 7 Aralık 1676).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 29 resmiyete bağlanırdı. KŞS. ahâliyi temsil eden şahısların isimleri kaydedilmektedir. Bunun yanında menzilcilerin kendi istekleri ile sözleşmeyi feshetmeleri81 veya vefatları sebebiyle görevlerinin yarıda kalması82 .60/1.14-474. s. BOA. Ancak 1698 yılından itibaren. özel isimler çıkarıldığında. Kâdılar marifetiyle hazırlanan bu hüc c etler. Kâdıların bulunmadığı kale ve palanga gibi yerlerde ise menzilc i tayinlerinin merkeze arz edilmesinin dizdâr veya palanga zabitleri tarafından yapıldığı görülmektedir77 . önc elikle. (27 Şevvâl 1145 / 12 Nisan 1733). 58 . bazı istisnalar hariç79 . Ancak ikincisinde. KŞS. Söz konusu kişiler hukukî açıdan ahâliyi temsil etmektedir. resmîleştirilir ve taraflar arasındaki karşılıklı taahhütlerin garanti altına alınması sağlanırdı. MAD. Bu tayin işlemleri esnasında önemsenen ve vurgulanmak istenilen hususlar hüccet formatıyla kayıt altına alınarak. 1698 yılına kadar. BOA. 8492 . Bunları takiben menzilc i tayininin yapılmasını gerekli kılan husus veya hususlar kısaca belirtilirdi. aşağı yukarı hepsinin aynı şeyleri aynı şekilde söyledikleri görülmektedir. 8470 . MAD. s. eski tarihli hüc c etlerdeki gibi ayrıntılı bilgiler bulunmamaktadır. kazânın sorumlu ve yetkili organları tarafından yapılan. kazânın ileri gelenleri. ( 20 Rebî’ü’l-evvel 1157 / 3 Mayıs 1744). Ardından ise karşı tarafta olan ve kendilerini temsil eden menzilcilerin kimlik ve adres bilgileri yazılırdı. menzilci adayları ve bu adayların kefilleri mahkemeye gelerek kâdının huzurunda ve onun nezaretinde menzilci tayinini gerçekleştirmektedirler. s. MAD. kazâ ahâlisinin menzilcilerden memnun olmamaları netic esinde görevlerinden uzaklaştırılmaları83 ve menzilhâneyi daha düşük fiyatla 77 78 79 80 81 82 83 BOA. Bu suretle düzenlenen hüccetlerde.1/1. KŞS. ne şekilde finanse edilec ekleri ve kimler tarafından idare/deruhde edilec ekleri kayıtlıdır78 . (21 Şevvâl 1138 / 22 Haziran 1726).

s. Bazı kazâlarda menzilciliğin neredeyse aile mesleği haline geldiği görülmektedir. 37 . s. s. nadiren de olsa. s. Konya 2008.(Cemâziye’l-evvel 1127 / 5 Mayıs-6 Haziran 1715). (10 Cemâziye’l-evvel 1103 / 29 Ocak 1692).16/1. menzilhâneye tayin olunan avârız hânelerinden tahsil edilemez veya tahsil edilenler belirlenen ücreti karşılamaya yeterli gelmez ise kazânın diğer avârız hânelerinden mahsup olunan vergi gelirlerinden de ek ödemeler yapılabilmekteydi87 .278/1. 24 . önceden kararlaştırılmış ve standart bir miktar olmayıp. Normal olarak sözleşme bir yılı aşmayacak şekilde yapılıyor olmakla birlikte. KŞS. o yıl için atanan menzilcinin görevini iyi yapması halinde bir sonraki sene tekrar atanması hususunda herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır90 . 58 . (5 Rebî’ü’l-evvel 1115/ 29 Temmuz 1703). 37 . 45 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1126-1127 / 1714-1715) (Transkripsiyon ve Dizin). Menzilcilerin tayin olunmaları esnasında. her menzilci tayini esnasında günün şartlarına ve bölgenin yapısına uygunluk gösterecek şekilde değişebilmektedir. (10 Cemaziye’l-evvel 1103 / 29 Ocak 1692). (3 Cemâziye’l-âhir 1083 / Eylül 1672). (1 Cemâziyelevvel 1071 / 2 Ocak1661). s.6/1. s. (20 Rebî’ü’l-evvel 1157 / 3 Mayıs 1744). gerek tam atamanın yapıldığı esnada ve gerekse menzilcilerin görevlerine başlamalarını müteakiben. KŞS. Menzilcilere kefil olan şahısların da adresleriyle birlikte tek tek kaydedilmesi ve hangi hususlara kefil olduklarının belirtilmesiyle de menzilci tayinini gösterir resmî belge (hüc c et) tamamlanmış olurdu85 . bir takım sebeplerle. (1 Safer 1089/ 25 Mart 1678). her yıl yeniden atanmak suretiyle.6/1. İlk olarak 1700 yılında Konya Menzilhânesi’ne tayin olunan Hızır Çavuş. 24 .6/1.295/1. 5. s. Ahâlinin de desteğini almaları durumunda. 1715 yılına kadar bu görevi kesintisiz bir şekilde devam ettir- 84 85 86 87 88 89 90 KŞS.1/1. yeni talipler menzilc i olarak atanabilmekteydi89 . İzzet Sak-Cemal Çetin. s. Bahsedilen bu ücret. Bazı durumlarda. KŞS. 27 . (2 Muharrem 1115 / 18 Mayıs 1703). . yeni talipler çıkabilmekteydi. KŞS. KŞS.3/1. KŞS. 25 . KŞS. Genelde menzilcileri yalnızca menzilhânenin tesis olunduğu kazâ ahâlileri tayin etmekteyken. (10 Cemâziye’l-âhir 1103 / 29 Ocak 1692). KŞS. 43 . menzilhânenin masraflarını karşılamaya yeterli gelmiyordu. belirlenen rakamlar. KŞS. s. Mesela.3/1. s. s.3. bazı bölgelerde menzilcilerin birden fazla kazâ ahâlisinin oy ve ittifaklarıyla atandıkları görülmektedir86 . 45 Numaralı Konya Ser’iye Sicilinde bulunan hükümler için ayrıca bkz. s. daha düşük bir fiyat teklifiyle. 10.6. MAD. KŞS. s. KŞS.30 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 idare edecek adayların çıkması84 gibi hususlar da yeni menzilci tayinlerinin yapıldığı durumlardandır. 9920 . ücretin tekrar belirlendiği yeni bir sözleşme yapılabilmektedir88 . bir yıllık hizmet iç in belirlenen üc ret. KŞS. 56 . 45 . Hüc cetin devamında genel olarak menzilc ilerin tayin edildikleri zaman dilimi. Bunun yanında. 40 . 45 .5/1.5/1. (28 Cemâziye’l-âhir 1119/ 26 Eylül 1707). eski menzilcilerin sözleşmeleri fesih olunarak. (17 Cemaziye’l-evvel 1103 / 06 Ocak 1692).3/1.3/1. KŞS.15/1. KŞS. s. bu süre içerisinde yapacakları görevlerin neler olduğu ve alac akları üc retin miktarı gibi hususlar belirtilirdi. 41 . (1 Safer 1089 / 25 Mart 1678). 36 .6/1. Bu gibi durumlarda eski sözleşmelerin feshedilerek. s. s. s. s. 36 . (1 Ramazan 1176 / 16 Mart 1763). BOA. KŞS. (22 Rebî’ü’l-evvel1127/ 28 Mart 1715).30/1.4/1.

muhtemel beygir talebi için öncesinden tedbir almak suretiyle. KŞS. MAD.“ … menzilcisi merkum es-Seyyid el-Hâc Mehmed ve kefili babası merkum Hızır Çavu ş… ” şeklindeki kayıt Hızır ile Mehmed’in baba-o ğ ul olduklarını göstermektedir. Bu aşamadan sonra tekrar tayin olunan Abdi. Ancak Hızır Çavuş emekli olmamış.24/1.88/1. Bu hususlar ana hatlarıyla şu maddelerden oluşmaktadır: Menzilhânenin konumuna ve yoğunluğuna göre.262/1. menzilhâne için yeterli olac ak sayıda uygun ve güçlü menzil beygirleri tedarik ederek. Menzilhâne bulunmayan kazâlarda. merhumun kardeşi. ç eyrek asırdan fazla bir süre fiili olarak menzilc ilik yapmıştır. KŞS. Menzilcilik yapacak kişiye yapılacak ödemeler de. Bunu layıkıyla yapabilecek kişileri menzilci olarak seçmekte. (8 Safer 1119 / 11 Mayıs 1707). s. “…sâ bık Konya menzilcisi…” sıfatıyla. kendi inisiyatifleri doğrultusunda bir takım düzenlemeler yapmaktadırlar. 1718 senesine kadar olmak üzere. s. 45 . s. gözlemleyebildiğimiz şekliyle. BOA. BOA. Menzilcilerin uymaları gereken kurallar ve tâbi oldukları nizamlar. 40 . 91 92 93 94 95 96 KŞS.2/1. Anc ak bazı kazâ ahâlileri.107/2. KŞS.278/1. Bu menzilciler de ücretleri mukabilinde ulaklara beygir vereceklerdir. Mesela. bu seçim doğrultusunda karşılıklı olarak beklenti ve taahhütlerini de kâdı huzurunda resmiyete bağlamaktadırlar. muayyen menzil olmayan Siverek Kazası’nda ahâli 8 kese akçe karşılığ ında iki menzilci atamışlardır. doğal olarak. menzilc i tayini yapılması hususunda bir düzenleme bulunmamaktadır. 50 . KŞS. Nitekim 1731 yılında Hızır Çavuş’un. 1715 yılında ise yerine oğlu Osman Ağa menzilci tayin olunmuştur. Hızır ile Mehmed’in baba o ğ ul olamayacakları gibi bir şüpheye yol açmakla birlikte. Osman Ağa’nın kalan süresini tamamlamak iç in. 9943. 41 . s. KŞS. (20 Rebî’ü’l-ahîr 1130 / 23 Mart 1718). gerek menzilci tayinleri esnasında belirlenen ve gerekse zaman zaman gönderilen fermânlarda belirtilen hususlardan derlenmek suretiyle.16/1.4/1. Bu tarihlerde menzilciliğe ara vermiş görünen Hızır Çavuş.278-1. s. Karapınar Menzilhânesi’ni idare ettiği görülmektedir94 . 48 . bilakis aktif olarak menzilcilik görevine devam etmektedir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 31 miştir91 . maddeler halinde aşağıda gösterilmiştir. (28 Cemâziye’l-âhir1119/ 26 Eylül 1707).6/1. Bir sonraki yıldan itibaren resmî belgelerde Hızır Çavuş’un ismi geç memekle birlikte. s. (10 Şevvâl 1155 / 8 Aralık 1742). oğlu Mehmed’in tek başına bu işi yürüttüğü anlaşılmaktadır. yeni kazâ ahâlisinin kendi aralarında topladıklarıyla finanse edilmektedir 95 . o ğ lu Mehmed’in isminin ba şında bulanan es-Seyyid lakabını kullanmaması. Anc ak Osman Ağa süresinin bitmesine 38 gün kala vefat etmiştir92 . (23 Zi’l-hicce 1143/ 29 Haziran 1731). yaklaşık 30 yıl Konya Menzilhânesi’ni ve bir dönem de Karapınar Menzilhânesi’ni idare etmek suretiyle. Menzilc iliği meslek haline getiren bu aile. MAD. yaklaşık üç dönem daha menzilcilik yapmıştır. (22 Rebî’ü’l-evvel 1127 / 28 Mart 1715). Söz konusu yıla kadar oğlu Mehmed de Konya Menzilhânesi’ni idare etmiştir. 43 . bakımlarını sağlamak96 . 43. Hızır’ın diğer oğlu Abdi menzilci yapılmıştır. 52 . Hızır Çavu ş’un. KŞS. (28 Cemâziye’l-evvel 1141 / 30 Aralık 1728). s. . 9920 . s. (5 Rebî’ü’l-evvel1115/ 29 Temmuz 1703). (2 Muharrem 1115 / 18 Mayıs 1703). s. KŞS. 1723 yılında bir diğer oğlu es-Seyyid el-Hâc Mehmed’i de yanına alarak menzilciliğe tekrar başlamıştır93 . s.

s. kendisinin beygir göndermekle yükümlü olduğu menzilhânelere geçirmek suretiyle beygirlerin yorgunluktan telef olmalarına sebebiyet vermemek101 . 8470 . Menzilhânede ikamet etmek Menzilhâneyi sürekli olarak aç ık tutmak98 . . gerekli olan beygirlerden 50 tanesinin menzilhâneden verilmesi. BOA. (27 Şevvâl 1137 / 9 Temmuz 1725). 8470 . 8492 . yeterli sayıda sürüc ü istihdam etmek97 . menzilhânede depolamak. İstanbul 2008. Yücel Özkaya. Elinde menzil ahkâmıyla gelen ulaklara.259/1. ulakların yanına yeterli sayıda sürüc ü koşmak100 . s. Konya menzilcisi ile ahâlinin yürürlükte olan menzil nizamlarına ilave ettikleri madde özet olarak şu şekildedir: Menzilhâneden bir defada 50 beygir veya daha fazlası talep olunması durumunda. BOA. Başka menzilhânelere ait menzil beygirlerini. Mesela. MAD. 8470 . Tesadüf olunan belgeleri göre kazâ ahâlileri ile menzilciler arasında yapılan sözleşmelerde ilave olunan hususların genellikle menzilhâneden bir defada talep olunan beygirlerin sayılarıyla bağlantılı oldukları görülmüştür. s.320/1. 9920 . Bunun yanında menzilci tayinleri esnasında menzilciler ile ahâli arasında ilave bir takım şartlar görüşülmekte ve kayıt altına alınmaktadır. Ulakların ellerinde olan ahkâmlarda belirtilen ve yine rütbelerine göre belirlenen miktardan fazla menzil beygiri vermemek. BOA.320/1. MAD.293. MAD. Yüzyılda Osmanlı Toplumu .358/2. MAD. Menzilhânede beslenen beygirlere yeterli gelec ek miktarda yem ve samanı temin etmek suretiyle. BOA. 18. Verilen beygir sayısıyla orantılı olarak. (10 Cemâziye’l-âhir 1139 / 2 Şubat 1727). s.200/2-201/1. s. artanının ise ahâli tarafından tedarik edilmesidir104 . s. (15 Cemâziye’l-evvel 1143/ 26 Kasım 1730). (10 Cemâziye’l-âhir 1139 / 2 Şubat 1727). (12 Ramazân 1139 / 3 Mayıs 1727). Bu ç alışma esnasında kullanılan bilgilerin ekseriyetle mevkûfât defterlerinde kayıtlı bulunan menzil ahkâmlarından alınmış olması sebebiyle yukarıda belirtilen özel şartların yaygınlıkları hakkında kesin hükümler vermek mümkün değildir. BOA. (9 Ramazân 1125/14 Ekim 1713).348/1. 46 . 8470 . MAD. 8470 .110/1 (13 Zi’l-hicce 1146 / 17 Mayıs 1734 ). (4 Şevvâl 1139/ 25 Mayıs 1727).135/1 (20 Receb 1146/ 27 Aralık 1733). MAD. s. s. 97 98 99 100 101 102 103 104 BOA. BOA. Tarihi geçmiş ahkâmlarla talepte bulunanlara hiç bir suretle menzil beygiri vermemek103 .32 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Menzilhânenin konumu. BOA. MAD. MAD. belirtilen sayıda beygiri bekletmeden temin etmek99 . 9943 . Bu tür bilgiler genellikle kâdılar tarafından düzenlenen hüc c etlerde kayıtlı bulunmaktadır. s. KŞS. Menzilcilerin tâbi oldukları genel nizamlar yukarıda belirtildiği gibidir.135/1. yoğunluğu ve menzilhânede beslenilen beygir sayıları dikkate alınmak suretiyle. İn’am hükmüyle gelen ulaklardan beygir ve sürücü ücreti talep etmemek102 . s.

Gebze Menzilhânesi’nde 153 beygirin beslenildiği görülmektedir108 .12-488.5 mîrî beygir üzerinden ve 1845. mîrî tarafından takdir olunan beygirlere ilaveten. MAD.11-467.499. s. özellikle seferberlik gibi.20. Bağdat’a kadar olan Orta Kol güzergâhında 671. 12-443. Ancak söz konusu dönemde. s. Ankara 1995. Sema Altunan. 3217. s. BOA.3-503. BOA. 10492 . Trabzon Menzilhânesi’nin 1732-36 ve 1737-38 yıllarını kapsayan be ş bütçesinin de. BOA. Menzilhânelere takdir olunan menzil beygirlerinin sayıları devlet merkezindeki ilgili bürolar tarafından yapılmaktadır. 10322 . 3169. MAD.440-442. 10322.167. Bunlardan ilki maktû‘ât değerini ya da diğer bir ifadeyle bütç esini saptamak iç in merkez tarafından konumu ve beygir alan ulakların yoğunluğu gibi hususlarla orantılı olarak menzilhâneye temsili bir miktar beygir takdir olunmasıdır105 . MAD. mîrî beygir sayılarının artırıldığı anlaşılmaktadır110 . Beygir Kapasitelerinin Belirlenmesi Menzil nizamları arasından. MAD.IV. . (11 Zi’l-hicce 1141 / 8 Temmuz 1729). Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Te şkilâtı ve Sosyal Yapı. İkinci olarak 1743 İran Seferi esnasında haberleşmenin aksamaması iç in ağırlık Sol Kol üzerindeki menzilhânelerde olmak üzere. s. 12. MAD. s. olağanüstü durumlarda menzilhânelerin rahat işlemesi ile ulaklar ve sair görevlilerin beygir sıkıntısı yaşamamaları için. s. Mesela. MAD. 18. Örnek olarak bkz. Bu 105 106 107 108 109 110 111 112 Menzilhânelerin bütçe kayıtlarının neredeyse tamamında. s.10-142. BOA. Yusuf Halaço ğ lu. Ankara 2005. s.NF. beygir sayıları ile ilgili olarak.9. 4004. C. MAD. MAD. Anadolu’da birçok menzilhânenin mîrî beygir sayıları bir miktar artırılmıştır. menzilhânelere takdir edilen mîrî beygir sayıları yıllarca sabit kalmaktadır109 . Mesela: 1726 yılında devam eden İran savaşları esnasında. Mesela 1728-1729 döneminde Gebze Menzilhânesi iç in 60 mîrî beygir takdir edilmiştir. Nitekim menzilhânelerin maktû‘ât değerlerini belirten mîrî beygir sayıları. 1842. İstanbul 1996. gerç ekte menzilhânelerde bulunan ya da bulunması gereken beygirlerin tam sayısını vermemektedir. bu türden bilgilere ula şmak mümkündür. D İA . MAD. BOA.2-67. iki husus öne ç ıkmaktadır. MAD.75 kuru ş olarak hesaplandığ ı görülmektedir. OTAM. s. 4004 . Aslında mîrî tarafından bazı menzilhânelere buç uklu sayıda menzil beygiri takdir olunması107 sebebiyle. 10322 . bütç e hesaplamaları esnasında rakamsal olarak zikredilen beygirlerin gerçekte beslenip-beslenmediği hakkında bazı şüpheler olmakla birlikte. Kars ve Beyazid’e kadar uzanan sol koldaki menzilhânelerde ise 264 beygir bulunmaktadır112 . XIV-XVII.14-474. Anc ak. C. BOA. Yine aynı yıl Anadolu üzerindeki anayollardan Halep’e kadar olan S ağ Kol güzergâhı üzerindeki menzilhânelerde 370. 10492. BOA. s. menzilhânede ne kadar menzil beygirinin hazır bulundurulacağının yani menzilhânede gerçekte kaç beygir besleneceğinin tespit edilmesidir106 . İkinc isi ise kazâ vücuhu ve menzilci arasında yapılan sözleşmelere göre. yy’da Silistre Eyaletinde Haberle şme Ağ ı: Rumeli Sa ğ Kol Menzilleri” . bu düzenlemelerin menzilhânelerde bulunması gereken asgarî beygir sayısını işaret ettiği söylenebilir. 10492 .30. 10492 . “ At” . “ XVIII. s. BOA. BOA.6-518 . s. Yusuf Halaço ğ lu. BOA. Eğer fevkalâde bir durum yok ise. menzilcinin kendi mülkü olanlarla birlikte. S.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 33 E. s. MAD. BOA. Anadolu’nun Sol Kolu üzerinde hizmet veren menzilhânelere ait mîrî beygir sayıları bir miktar artırılmak suretiyle ortalama 30 re’se yükseltilmiştir111 .

s. 8492 . Ancak hangi menzilcinin bu talebinde samimi olduğu hangisinin ise daha fazla kâr gayesiyle hareket ettiğini bilmek mümkün değildir.MKF. genellikle menzilhâneyi idare edebilecek malî desteği sağlamaya yöneliktir. 28353 . Menzilhânelere takdir olunan beygir sayıları öncelikli olarak. MAD. Menzilcilerin bununla ilgili en büyük beklentilerinin menzilhânelerini rahatlıkla idare edebilecek finansmana sahip olmak veya bu işlerin sonunda elde edecekleri kârlarını artırmak olduğu söylenebilir. Merkezden gönderilen fermânlarda da rakam belirtmeksizin. s. Menzilhânelere takdir olunan mîrî beygir sayıları ile in‘âm hükmüyle verilen beygir miktarları esas alınmak suretiyle yapılan inceleme neticesinde. 10492 . ahâli ve muhtelif yönetic iler) yakından ilgilendiği hususlardandır.5 re’s ilave yapılmıştır113 . Hasanpatrik. gerç ekte kaç ar adet menzil beygirinin beslenmesi gerektiği hususunda. Bu sebeple menzilhânelere takdir olunan mîrî beygir sayıları menzilciler114 ile bölge ileri gelenlerinin (a‘yân. BOA. Çorum 2008. Bu doğrultuda devlet merkezinden.22-23. Bu verilerden hareketle. devlet merkezi tarafından takdir olunan beygirlerin temsili olduğu. BOA. D. MAD.499. BOA. 113 114 115 116 117 BOA. 9920 .36/ 2. Malatya ve İzoli menzilhânelerinde mîrî tarafından temsili olarak tayin olunan 15’er re’s beygire ilave olarak her bir menzilhânede 50’şer adet menzil beygirinin beslenmesi hususunda fermân sâdır olmuştur117 . herhangi bir menzilhâneye mîrî tarafından takdir edilen beygirlerin. .24/1.34 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 düzenleme ile Anadolu’da faaliyet gösteren 55 menzilhânede mevcut beygir sayılarına toplam 377.71/2 (29 Zi’l-ka’de 1136 / 19 Ağ ustos 1724). s. Anc ak zaman zaman özellikle yeni aç ılan menzilhânelerde. MAD. devlet merkezî tarafından müdahaleler yapıldığı görülmektedir. Anc ak bunların da gerekçelerinde samimi oldukları veya daha fazla kâr gayesi güden menzilc ilerin hırslarına ortaklık ettikleri tarafımızca malum değildir. menzilhânelerde kaç beygir besleneceği hususuna çok fazla müdahale edilmediği de yukarıda belirtilen hususlara ilave olunabilir. s.1583-1584. s. Yine devlet merkezindeki ilgili organlar tarafından söz konusu gerekçelerin yukarıda belirtilen şekilde sorgulanıp-sorgulanmadığı hakkında da bir şey söylemek mümkün değildir. Bölge vüc uhunun menzilhânelere takdir olunan beygir sayılarının artırılması ile ilgili gerekçeleri de menzilcilerinkilerle paralellik göstermektedir. (11 Rebî’ü’l-evvel1160 / 23 Mart 1747). “ XVIII. maktû‘ değerlerinin ve bütç elerinin büyüklüklerini gösterir. Menzilcilerin beygir sayılarının artırımı ile ilgili meşrû gerekçeleri. Mesela: 1718-1719 yılları arasında Hasançelebi. MAD.III. ( 28 Cemâziye’l-evvel 1141 / 30 Aralık 1728). in‘âm hükmü karşılığında verilen beygirlerin sayısından bile az olduğu anlaşılmıştır115 . katsayılardır. 8470 . BOA. Uluslar arası Osmanlı’dan Cumhuriyete Çorum Sempozyumu (Bildiriler 23-25 Kasım 2007). s. Yüzyılda Çorum Menzilhâneleri” . yalnızca kifayet miktarı yarar ve tuana menzil beygirinin beslenmesi emredilmektedir116 . gerçekte menzilhânelerde beslenilen beygirlerin sayılarının menzilciler ile ahâlinin ortak kararları netic esinde belirlendiği söylenebilir. (21 Cemâziye’l-âhir 1145 / 9 Aralık 1732). Cemal Çetin. temsili olarak takdir olunan beygirlere ilaveten. C.

Yine zaman zaman özellikle bu iş için görevlendirilen mübaşirlerin de. Bunun yanında istisnaî olmak üzere bazı menzilhânelerin kazâ ahâlisinin kamusal kişiliğine veya resmî görevlilere deruhde olundukları görülmektedir. Rûz-ı Kasım ve Evvel-i Mart olması hususunda genel bir temayülün oluştuğu ve nihayetinde kanunlaştığı anlaşılmaktadır. 1691 yılına kadar menzilhânelerin hizmet verdikleri dönemler. menzilhânelere bulundukları yol hattının ulak yoğunluğuna münasip sayıda beygir takdir edilmesidir. bir yıl olması ve bunların başlangıç tarihinin de Rûz-ı Hızır. Bu süreç maktû‘ât değerlerinin takdir edilmesi. Yaptıkları iş tamamen profesyonel olup. her yıl dönem başlarında tekrarlanan bir sürecin varlığına bağlıdır. ahâli ve kâdıların birinci derecede sorumlu oldukları anlaşılmaktadır. beslenecek beygir sayılarının belirlenmesi ve menzilci tayinleri esnasında. süreleri hic rî olarak bir yılı aşmamak kaydıyla. menzilhânelerin sevk ve idaresinden a’yân. Menzilhânelerin kesintisiz olarak hizmet vermeleri bir yıllığına programlanabilmektedir. kendi iç lerinden seç tikleri sivil halktan olmak üzere bir veya birkaç kişi tarafından idare edilmektedir. menzilc iliklerinin merkez tarafından onaylanmasına bağlıdır. bu iş karşılığında bir miktar kâr sağlamaktadırlar. güneş takvimine göre. yerine göre gözlemci yerine göre ise müdahil olmak suretiyle. Bu sayede resmî ulaşım ve iletişime hem ivme hem de süreklilik kazandırılmaktadır. yani özel teşebbüsler tarafından talep görmesini. Menzilhâneler genellikle a‘yânlarla birlikte kazâ ahâlisinin. menzilcilerin atanması. 1691 yılından itibaren menzilhânelere nizam verilme aralıklarının ve bu nizamların geçerlilik sürelerinin. Bu sebeple menzilhânelerin hizmet verebilmeleri ve hizmet altyapısının özel teşebbüslere devr edilebilmesi hususundaki en önemli merhalenin menzilhânelerin maktû‘at değerlerinin hesaplanması süreci olduğu düşünülmektedir. devletin ilgili organları tarafından titizlikle hazırlanan ve standarda bağlanan malî paketlerdir. hem de devletin menfaatlerini koruyacak kadar c imri olmalıdır. Belgelerde bârgîr bahâsı ve mesârif-i sâire olarak zikredilen maktû‘ât değerleri. menzilhânelere nizam verilmesi hususuna katıldıkları görülmektedir. Menzilhânelerin örgütlenmesi açısından önemli aşamalardan birisi de. menzilhânelerin piyasaya arzını. . S öz konusu kişilere menzilci adı verilmekte olup. sağlamak amac ıyla. bunların göreve başlayabilmeleri ya da görevde kalabilmeleri. Söz konusu paketler hem özel teşebbüslerin ilgisini çekecek kadar cazip.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 35 SONUÇ Osmanlı Devleti’nde menzilhânelerin hizmet verebilmeleri. bölgesel özelliklere göre bazı özel hususların ortaya konulması gibi bir dizi ic raatı iç inde barındırmaktadır. S öz konusu sürec in oluşumu ve takibi ile ilgili gönderilen fermânlardan. tesadüfî iki tarih arasını kapsamaktadır.

-ALTUNAN. 28705. s. 9943. 25. Osmanlılarda Ulaşım ve Haberleşme (Menziller). Osmanlı Ara ştırmaları (The Journal of Otoman Studies). Yüzyıl). Eskişehir 1997. Mustafa. 58. 3999. s. (Çev. _____________. Baki Osmanlı Sistemi Mukataa (XVI-XVIII. 64 C.): 10.36 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA 1.III. -BLOCH. Ankara 2005. 913-919. -AKÖZ. 8492. Asırlarda Osmanlı İmparatorluğunda Hububat Meselesi ve Hubabattan Alına n Vergiler. -ÇADIRCI. “Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim Kurumlarının Niteliği Üzerinde Bazı Düşünceler”. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi . Ta nzimat Döneminde Anadolu Kentleri’nin Sosyal ve Ekonomik Yapıları.42-46. “Kadı”. X. 47. 37. 20. Çorum 2008.php?id=18&sayi_id=34. -Cevdet Dâhiliye (C. B-Konya Mevlana Müzesi -Konya Şer’iye Sicilleri (KŞS. S. 2.II. 36. s. 45. C. C. 12.1-20. 3169. -BURNABY. Sema. Süleymaniye Kütüphanesi -Redif Askerî Tâlimatnâmesi. http://dergiler. Yüzyılda Çorum Menzilhâneleri”. Özer. Meral Gaspıralı). Ankara 2001.ankara. _____________. Ankara 2002. Lütfi. 43. ARAŞTIRMA VE İNCELEMELER -AKDAĞ. 56. “XVII. 1573-1593.48. 1265-1274. __________. İstanbul 1979.22.MKF.14. -Cevdet Nafia (C. Ankara 2002. 4111. 40. XVI-XVII. -ERGENÇ. Kongreye Sunulan Bildiriler. -GÜÇER. 18. _____________. VI. 50. -EBÜL’ULÂ MARDİN. Frederick. C.Yüzyıl Sonlarında İstanbul-Edirne Arasındaki Menziller ve Bazı Menzilkeş Köyler”. 9920. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. II. İstanbul 1964. At Sırtında Anadolu. 10322. Türk iye’nin İktisadî ve İctimaî Ta rihi 1453-1559. -Ma lîyeden Müdevver (MAD. Osmanlıca-Türk çe Ansiklopedik Lûgat.tr/detail. Ankara 1981.): 2555. 52.):27918. 107-132. Hüsrev Paşa Kısmı. _____________. Konya 2009. Ankara 2005. Osmanlı Kent Tarihçiliğine Katkı: XVI. s.105-118. S. s. Feodal Toplum.YAYINLANMIŞ BELGE.): MAD. “ XVIII. Türkçe Yazmalar. ve XVIII. s.96-102. nr. 27. (Çev. XVII. Alâaddin-Doğan Yörük. Marc.35. . (En son 24 Ekim 2009 tarihinde ziyaret edilmiştir). Musa. 24. İstanbul 2007. Yusuf. C. Ankara Enstitüsü Vakfı. -DEVELLİOĞLU. -Ka mil Kepeci (KK. -ÇETİN. Ankara 1995. 813/4. Uluslar arası Osmanlı’dan Cumhuriyete Çorum Sempozyumu (Bildiriler 23-25 Kasım 2007). VIII. 46. S. -ÇAKIR. Konya 2004. C. 13. “Osmanlı Klâsik Dönemindeki “Eşraf ve A’yan” Üzerine Bazı Bilgiler”. __________.): 2239.III. 27920. 28344. 62.edu. 59.NF. 4004. 41. 28079. “Menzilhânelerin Müştemilatlarına ve Tefrişlerine Dair Bir Takım Gözlemler”. s. Mehmet Ali Kılıçbay). 57.): 2471. OTAM . Yüzyılda Ankara ve Konya. Cemal. 3217. 16. Konya 2003. 8470. s. İstanbul 1982. s. s. “XVI. 11. 9886. yy’da Silistre Eyaletinde Haberleşme Ağı: Rumeli Sağ Kol Menzilleri”. Türk iya t Araştırmaları Dergisi. Türkler. İA . 3858. “XVIII. C.43-59. Yüzyılda Aksaray Sancağı’ndaki Taşra Görevlileri”. Yüzyıllarda Konya Menzilleri .ARŞİV KAYNAKLARI A-Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) -Bâ b-ı Defteri Mevkûfât Kalemi (D.DH. Yüksek Lisans Tezi). Ferit. Ankara 1991. -HALAÇOĞLU.“Osmanlı Devleti’nde Haberleşme Ağı: Menzilhâneler. İstanbul 2003. Türk Ta rih Kongresi Ankara 11-15 Ekim 1976.

Uluslar Arası Kuruluşunun 700. Budapest 2001. Ankara 1977. Halil. S. Ankara 1946. -SAK. Midhat. DİA. s. “Osmanlı Kadısı-Tarihi Temeli ve Yargı Görevi”. İstanbul 1996. İA. Eşref Bengi Özbilen). S. -YAZICI.VII. Two Firmans of Mustafâ II On The Reorganization of the Ottoman Courier System (1108/1696)”. _____________. Ankara 1990. Colin J. İstanbul. “Osmanlı Devleti Tarihinde Âyânlık Dönemi”. Amy. Osmanlı İmparatorluğu’nda Ayanlık. s. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Teşkilâtı ve Sosyal Yapı. “Balıkesir’de Âyânlık Mücâdelesi”. -ORTAYLI. 138-160. 1976. Ka dılar. XXXVIII/152. Şubat 1987. Türk iyede Genel Kolluk Teşkil ve Görevlerinin Gelişimi . Eskişehir 1997. “At”. XXVIII/3-4. -İNALCIK. Acta Orientallia Academiae Scientiarum Hungarıcae . 1977). _____________. No. C. İstanbul 1999. 485-496. Yüzyılda Osmanlı Toplumu.”. İstanbul 1996. Hikmet. s. s. Ankara 1995.XIV-XVII. -LÜTFÎ PAŞA. Elizabeth A Zachariadou). Mert. 179-186. . “Osmanlı Kadısının Taşra Yönetimindeki Rolü Üzerine. 10 Numa ralı Konya Şer’iye Sicili (1070-1071 / 1691-1661).64. “XVIII. Yüzyılda Menzilhâne Sorunu”. -SERTOĞLU. Nesimi. British Travellers in 19th Century Turkey.174. Osmanlı. (Birinci Uluslararası Türkiye’nin Sosyal ve Ek onomik Tarihi Kongresi Tebliğleri. İslâ m-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültürü. s. “Osmanlı Taşra Teşkilatında Görevliler”.I-III. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi . Devlet-i ‘Aliyye Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar-I. s. -ÜREKLİ. Çağatay 18. Sosyal ve Ekonomik Açıdan Konya. Osma nlı.. -YERLİKAYA. Jully 11-13. Ankara 1999. Özden Arıkan. Askeri Tarih Bülteni . Zeki. -HÜNOĞLU. 707-718. _____________. C. Vol. İstanbul 2008. -HEYWOOD. s. DTCFD. s. -OCAK. İzzet. Konya 2003. 1986. -SCHIFFER. İstanbul 1972. _____________. C. İzzet -Cemal Çetin. 4. Amsterdam-Atlanta 1999. s. Kullar ve Kudüslü Köylüler. -PAKALIN. Ahmet Yaşar. ve 19 Yüzyıllarda Saruhan’da Eşkiyalık ve Halk Hareketleri . -YÜCEL Yaşar. “The Ottoman Menzilhâne and Ulak System in Rumeli in the Eighteenth Centruy”. Ankara 1994. “Osmanlı Döneminde Via Egnatia: 17.IV. Osmanlı Devleti’nin İlmiye Teşkilâtı . Sol Kol Osmanlı Egemenliğinde Via Egnatia 1380-1699 . Tülin Altınova).III. s.VI. 54. 657-708. Ankara 1984. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fa kültesi Dergisi. C. Muhittin. C. XXX. s. Yüzyıl Sonu ve 18.15-40. 21-49. Ankara 1980. S.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 37 _____________. Konya 2008. “Osmanlı Haberleşme Kurumu”.619-629.95-107. -ÖZCAN. Burhânettin “Osmanlı Devleti’nde Sivil İşler”. Asâfnâme . İstanbul 2009. C. _____________. “Tanzimattan Önce Osmanlı Devletinde Belediye Hizmetleri”.22. Ela Gültekin. Belleten. “Osmanlı Metrolojisine Giriş”. C. Reinhold. (Çev.3. Yüzyıl Başında Sol Kol’daki Menzilhâneler”. Bayram. Ankara 1974. s. 18. İÜEFTED. Yıl 12. -TUŞ. -SAK. s. IX/1. S.30. Ankara 1999.1-4 (Ayrı Baskı). Ankara 1999. İstanbul 1955. _____________. İlber. Osmanlı. Ta rih Lûgatı . “Osmanlı İmparatorluğu’nda Desantralizasyona Dair Genel Gözlemler”. (Ed. Mücteba. Konya 2002. -ÖZKAYA. s. İstanbul 1326. -İLGÜREL. s. -UZUNÇARŞILI. 73. İstanbul 1993. M. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü. İlhan. -SİNGER. İsmail Hakkı.146-151.“Mahkeme. _____________. -ULUÇAY.117-1128.339-367. s. 45 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1126-1127 / 1714-1715) (Transkripsiyon ve Dizin). Konya 2001. Türk Dünyası Araştırma ları . _____________. -TONGUR. Amme İdare Dergisi. (Çev. Socia l And Economic History of Turk ey (1071-1920). Yücel.VI. İstanbul 1991.130-144.

38 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Geçici Ateşk es. Antep.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 .. and Adana and it was also an important step for the Turkish Grand National Assembly and the government on the way of solving the problem of recognition in the international arena Key Words The First Government of The Turkish Gra nd National Assembly. Mersin. Maraş. Dr. Fra nsa . France. Mersin ve Adana havalisinde mücadele eden kuva-yı milliye müfrezelerimizin askeri başarılarının eseri olan bu ateşkes anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümeti için bir siyasi başarı ve uluslararası arenada tanınmışlık sorununun çözümünde önemli bir başlangıçtır. The Turkish Grand National Assembly and The Government didn’t make the first international agreement with Armenia. Urfa. Antep. 28–29 Mayıs 1920’de imzalanan bu anlaşma bir “geçici ateşkes anlaşması”dır. Milli Müca dele THE FIRST INTERNATIONAL AGREEMENT OF TGNA GOVERNMENT: 20 DAYS TEMP ORARY ARMISTICE Abstract Contrary to known. the maj or shareholder of the Allies. Issue : 5 Pa ge : 3 9 -5 6 I. Güney Cephesi. That agreement was the military success of the platoons of the Nationalist Forces combating in the vicinity of Maras.tr . Sa yı: 5 Sa yfa : 3 9 -5 6 Ye a r: 2 0 1 1 . TBMM HÜKÜMETİ’NİN İLK ULUSLARARASI ANLAŞMASI: “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE” Cihat YILDIRIM∗ Özet Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümeti ilk uluslar arası anlaşmayı bilinenin aksine Ermenistan ile değil İtilaf Devletleri İttifakının büyük ortaklarından Fransa ile yapmıştır. The Na tiona list Forces ∗ Yrd. Urfa. Doç. South Front.edu. cyildirim@aksaray.TBMM Hük ümeti. This agreement. Anahtar Kelimeler I. signed on 28-29 May 1920. the temporary cea se-fire. was a "temporary cease-fire agreement". Aksaray Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. they made the first agreement with France.

Üç dört günlük takip ve değerlendirmenin sonuc unda işgalin geç ic i olmadığı ve artık İstanbul Hükümeti’nden millete ve memlekete özellikle Kuva-yı Milliye’ ye bir yarar gelmeyeceği kanaatine varılmıştır. genel itibariyle Türk tarihinin önemli hadiselerinden olup özelde ise Milli Mücadele’nin seyrini değiştiren önemli bir dönüm noktasıdır. Hükümetin kuruluşu meselesi ç ok kritik ve hassas bir konudur. Mondros Mütarekesi sonrasında İtilaf Devletleri’nin yaptığı işgallere karşı sürdürülec ek milli politikaların belirlendiği Erzurum ve S ivas Kongreleri’nde mümkün mertebe İstanbul Hükümeti ile işbirliği halinde memleketin işgallerden kurtarılması düşünülmüştür.1982. . İstanbul.66. Bu arada İstanbul’da işgal sonrası tatil kararı alarak dağılan Osmanlı Mebuslar Meclisi’nin azalarından isteyenlerin yeniden seç ilme şartı olmaksızın Ankara’daki mec lis ç alışmalarına katılmalarına da imkân tanınmıştır. M. Çünkü işgalcilerin elinde ve kontrolünde de olsa İstanbul’da bir hükümet hala 1 2 3 ATATÜRK. Temsil Heyeti.421.40 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ TBMM’nin açılışı.431 vd. 19 Mart 1920’de yapılan bu değerlendirmeler sonucunda “salahiyet-i fevkaladeye haiz” bir milli meclisin toplanmasına ve hükümet işlerinin bu meclis tarafından yürütülmesine karar verilmiştir.2 Temsil Heyeti 21 Nisan 1920 tarihinde yaptığı toplantı ile mec lisin 23 Nisan 1920 günü aç ılmasına ve bu ç erç evede yapılac ak iş ve işlemlere karar vermiştir. ATATÜRK. Kemal. C-I. Nutuk. s. Aynı kararın devamında böyle bir hükümeti kurma yetkisinin milli kongrede olduğu. Temsil Heyeti’nin 19 Mart 1920 tarihli kararı doğrultusunda ülke genelinde mebus seçimleri yapılmış ve vilayetlerince seçilen mebuslar aralıklarla Ankara’ya gelmişlerdir.s.3 23 Nisan 1920’de TBMM mebusların ve Ankara ahalisinin iştirak ettiği merasimlerle resmen açılmış ve hükümet şekli olarak “mec lis hükümeti“ düzeni benimsenmiştir. bir hükümet-i muvakkate teşekkül edecektir"1 şeklindeki karar İstanbul’daki hükümetin milli davaya sahip çıkmaması ya da ç ıkamaması halinde takip edilecek yolun yeni ve müstakil bir hükümet kurmak olduğuna işaret etmektedir. fakat milli kongrenin toplantı halinde olmadığı bir zamanda böyle bir ihtiyaç olursa yetkinin Temsil Heyeti’nde olduğu da belirtilmiştir. İstanbul’un 16 Mart 1920’deki işgalinden itibaren gelişmeleri yakından takip etmiş. s. Ancak İtilaf Devletleri’nin İstanbul’daki askeri varlığı dikkate alınarak İstanbul hükümetleri ile işbirliğinin devamlı ve sağlıklı olamayac ağı ihtimali düşünülerek böyle durumlarda takip edilecek yol ve yöntemler de bu kongrelerde değerlendirilmiştir. Aynı zamanda Türk Milleti iç in yeni bir başlangıç tır. temin-i maksat iç in. yerli ve yabancı kaynaklardan edindiği istihbaratı değerlendirmiştir. Milli Eğ itim Basımevi. ATATÜRK. Erzurum Kongresi’nde alınan “vatanın ve istiklalin muhafaza ve teminine hükümet-i merkeziye muktedir olmadığı takdirde. Büyük Millet Meclisi’nin aç ılışı bu değerlendirmelerin eseridir.

Bu problemleri şu üç temel noktada özetlemek mümkündür. I. 30 Nisan 1920’de T. YALÇIN.191. Ankara. Mustafa Kemal 26 Nisan 1920’de meclise verdiği bir önerge ile hükümet kurmanın zarureti ve kurulacak hükümetin kuruluş esaslarını mec lise kabul ve tasdik ettirmiştir.İç erde meşruiyet kazanma olarak da özetleyebileceğimiz “milli birlik ve beraberliği” tesis ederek kendi otoritesine karşı oluşabilecek tepkileri kontrol etmek.M. .İşgalc i güçler karşısında yokluk ve zorluklara rağmen mücadelesini sürdüren Kuva-yı Milliyeyi daha etkin hale getirmek.5 Hükümet “Türkiye Büyük Millet Mec lisi Hükümeti” ismini almış ve bu ismi kullanmıştır.M’ nin açılışı Avrupalı devletlere duyurulmuştur.Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-I.M Hükümeti’nin programı sade ve kısa tutulmuştur.M ve T. uzun süren muameleden kaç ınmak gerekmekteydi.B. karışık. İç politikada milli birlik ve dayanışma korunacak. T. s. s.s. 24 Nisan 1920 de meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal “meclis hükümeti” düzeni tesis edildiği için aynı zamanda hükümet başkanlığı görevini de üstlenmiştir. Bu Konuşmasında mec lisin açılışına kadar geçen süreç te yaşananları.B. Misak-ı Milliyi gerçekleştirmek ve memleketi işgal eden devletlerin buna uymalarını sağlamaktı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 41 mevcuttur. s.’ “7 Görüldüğü üzere T.4 3 – 4 Mayıs 1920 tarihli ç alışma toplantıları ile 11 bakanlı hükümet kurulmuş ve resmen göreve başlamıştır. 11 Mayıs 1920’de Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey başkanlığında bir heyet Rusya ile temas kurmak 4 5 6 7 ATATÜRK.B.192 vd.T. Meclis ve hükümet başkanı Mustafa Kemal’in belirlediği “milli siyaset” ilkeleri etrafında politika üretecek olan hükümetin önünde çözmesi gereken ç ok önemli sorunlar mevcuttur. C-II.193. AKDTYK. c .”6 Mustafa Kemal 24 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Mec lisi genel kurulunda üç oturum süren uzun bir bilgilendirme konuşması yapmıştır. askeri alanda Kuva-yı Milliye muntazam bir askeri teşkilata dönüştürülec ekti.M Hükümeti “milli siyaset” ilkeleri ç erç evesinde iş ve ic raat üretec ektir.M. Dış politika hedefi. Diğer yandan “Osmanlı Devleti’nin izlediği iç ve dış siyaseti eleştirmiş ve T.B.M. mesut ve istikrarlı yaşayabilmesi iç in devletin tamamen milli bir siyaset takip etmesi ve bu siyasetin iç teşkilatımıza tamamen uyması ve dayanması lazımdır.M dış politikaya diğer meselelere önem verdiği kadar aynı yoğunlukta ilgi ve önem vermiştir.2000. a. sebep ve netic eleri itibariyle olayları anlatmıştır. Atatürk Ara ştırma Merkezi. ”Çünkü milletin bekasının tehlikeye düştüğü bir sırada nazari.Bütün bu uğraşlar yanında uluslararası alanda meşruiyet kazanmak yani tanınmaktır. YALÇIN.M.B.M.438 YALÇIN.M. Durmu ş ( ve diğ erleri).B.M ’nin izleyeceği siyaseti şöyle özetlemiştir: ‘Milletimizin kuvvetli. Meclis hükümeti kurulur kurulmaz hemen uluslararası düzeyde mec lisin ve hükümetin ilişkilerini geliştirecek adımlar atılmıştır. b.

“geçici” de olsa İtilaf Devletleri ittifakını oluşturan üç büyük devletten birisiyle yapılması ve I. I.M.67–68 AKŞİN. Irak’ın kuzeyi ve Mersin’den Urfa’ya kadar uzanan Doğu Akdeniz ve Güney Doğu Anado8 9 10 YALÇIN. BAYUR. Ankara. Bu gerç eği gerek tarafsız devletlere ve gerekse İtilaf Devletleri’ne kabul ettirmek hiç de kolay olmamış.M Hükümeti’nin kuruluşunu müteakiben Fransa ile resmi temaslarda bulunduğunu ve bir “muvakkat ateşkes” (geçici ateşkes) imzaladığını göstermektedir. Bu anlaşma. Zira Kuva-yı Milliye ve ordumuz işgalci güçler karşısında askeri başarılar kazandıkç a İtilaf Devletleri ve diğer tarafsız devletler resmi ilişki tesis etmek için TBMM ‘nin ve hükümetin kapısını aşındırmaya başlayacaklardır. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Yusuf Hikmet. I– 20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE’YE GİDEN SÜREÇTE KUVAYI MİLLİYE ’NİN ROLÜ I. Türk Milleti’nin mukadderatında tek yetkili merci olarak kendisini gördüğünün ilanıdır.B.B.M.B. T.M Hükümeti –Fransa arasındaki siyasi ilişkilerin başlangıcını oluşturan bu anlaşmadan bahsetmeden önce Fransa’yı T.19 vd.M. verdiği ve vereceği imtiyazların hükümsüz sayılacağını bütün dünyaya ilan etmiştir. .M.M Hükümeti’nin Londra Konferansı’na davet edilmesi ve Sovyet Rusya ile Moskova Anlaşması’nın yapılması gibi örnekler uluslar arası ilişkilerdeki olumlu gelişmelerin askeri başarılarımıza endeksli olduğunu göstermektedir.M ’ni ve onun hükümetini kendi işgal politikalarının gereği ve sonucu olarak pek kolay tanımayac aktır.Dünya Savaşı devam ederken İtilaf Devletleri savaş sonrası ile ilgili olarak bir dizi gizli anlaşmalar imzalayıp.T.İnönü Muharebesi’nden sonra T.M. T.M.M Hükümeti’nin imzaladığı ilk uluslararası anlaşmanın Ermenistan ile imzalanan “Gümrü Anlaşması”9 olduğu yönünde bir genel kabul mevc uttur. s. I.M.8 Bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin.T.B.194. Anc ak araştırmalarımız I. Türkiye Devletinin Dış Siyasası.M. İstanbul Hükümeti’nin 16 Mart 1920 tarihinden itibaren yaptığı ve yapac ağı anlaşmaların.B.10 Bu projelerde Fransa’ya Suriye. Öncelikle ülkemizi işgal eden İtilaf Devletleri ile siyasi. Elbette İtilaf Devletleri Misak-ı Milli hedefi ile yeni bir başlangıç yapan T. Aptülahat.M aldığı bir kararla.M.T.M Hükümeti’nin imzaladığı “ilk uluslararası anlaşma” olması noktalarında önem arz etmektedir. Ankara.B. dış politikada meclisin ve hükümetin meşruiyet kazanması zorlu ve meşakkatli bir süreç ten geç miştir.B.42 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 üzere Moskova’ya gönderilmiştir. 1991 s.M Hükümeti’nin dış siyasetteki engellerini aşmasında öncelikle Kuvayı Milliye daha sonra da Türk ordusu etkili olacaktır.M Hükümeti’ni muhatap almaya sevk eden nedenler üzerinde durmalıyız. T.M Hükümeti bunun bilinc indedir.B. s.B. ekonomik ve askeri rekabet içindeki Sovyet Rusya ile daha kolay ilişki kurulabileceği düşünülmüştür.B. Atatürk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi .1973. Bu bilincin bir göstergesi olarak T. Türk Tarih Kurumu Yayınevi.M. özellikle Osmanlı topraklarının paylaşımı hususunda bazı projeler hazırlamışlardır.

Adana. Filistin Cephesi’ndeki bütün Osmanlı birlikleri 1 Aralık 1918 akşamına kadar Ceyhan Nehri’nin batısına ç ekileceklerdir. Dörtyol ve Mersin’e asker çıkararak Osmanlı Ordusu’ndan boşalan mevkileri kontrol etmeye başlamışlardır. Bu durum işgal birlikleri ile bölge ahalisi arasında problem ç ıkmasını engelleyen bir faktör olarak görülebilir. İstanbul. Fh : 11. Antep. Özellikle işgal birlikleri iç inde Er11 12 13 14 ATASE Arş. KLS : 240. 18 Aralık 1918’de Tarsus’u ve 19 Aralık 1918’de Adana’yı da işgal etmişlerdir. Adana.1971. Adana. Maraş. İngiltere ise Çukurova ve Güneydoğu Anadolu’ya getirdiği birliklerde genellikle Hintli müstemleke askerlerini istihdam etmiştir.12 Başlangıç olarak bu mıntıkanın işgalini İngiltere ve Fransa birlikte gerç ekleştirmişlerdir. Mersin ve havalisini terk ederek bu mıntıkanın askeri ve siyasi denetimini Fransız İşgal birliklerine bırakmışlardır. Bu plana göre. Fransa’nın Urfa. S: 21. S eyhan Nehri’nin batısı ile TarsusAdana tren hattının kuzeyine yapılac ak ikinc i ç ekilme 5 Aralık 1918 akşamına kadar tamamlanac aktır.45 . İzzet. Mersin ve havalisinde askeri ve siyasi denetim. Çünkü S ykesPic ot Mutabakatı’na göre bu bölge Fransa’nın kontrolünde olac aktır.13 Bu yeni plan gereği İngiliz işgal birlikleri Urfa.s. Bu durum Fransa’yı uzun vadede rahatsız etmiş ve iki ülke arasında 15 Eylül 1919’da yeni bir anlaşma yapılarak egemenlik alanları yeniden tespit edilmiştir. Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanarak yürürlüğe girinc e İtilaf Devletleri gizli sözleşmelerde kendilerine tahsis edilmiş olan yerlerin işgali için hazırlıklara başlamıştır.1981.. Bunların ekseriyeti de Müslüman’dırlar.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 43 lu bölgeleri vaat edilmiştir. İngiltere’nin bu ç ekilmesine karşılık daha önc e kendisine vaat edilen Irak’ın kuzeyinden vazgeç miştir. D : 8.Dünya S avaşı sırasında İtilaf Devletleri arasında yapılan gizli paylaşım planlarına aykırıdır. İngiltere bu mutabakatı sadec e Çukurova’nın işgaline iştirak ederek ihlal etmemiş aynı zamanda Irak’ın kuzeyini de işgal etmiştir ki söz konusu mutabakatta da bu bölgenin Fransa’nın nüfuzuna terk edilmesi planlanmıştır. S uriye ve Çukurova’nın işgaline zemin oluşturacak şekilde bu bölgelerdeki Osmanlı ordularının tahliyesine yönelik bir planı uygulamaya koymuşlardır. Çünkü bu mıntıkada İngiliz birliklerinin varlığı ve denetimi elde tutması I. Maraş. S: 33. HTVD. İtilaf Devletleri 17 Aralık 1918’de Mersin’i.s.11 Osmanlı Ordusu bir yandan bu tahliye ç alışmalarını yaparken diğer yandan İtilaf Devletleri İskenderun. Ne var ki bu durum fazla sürmeyec ektir. Bu maksatla İtilaf Devletleri Filistin. Pozantı’nın batısına yapılac ak üç ünc ü ve son ç ekilme 15 Aralık 1918’de tamamlanmış olac aktır.25 Kurtulu ş Sava şı’nda İçel Tarihini Yazma Komitesi. HTVD. Fakat işgal mıntıkasında askeri ve siyasi kontrol İngiliz işgal kuvvetlerinde olmuştur. Antep.14 Fransa. Ves: 830 ASLAN. Ves: 780. Kurtulu ş Sava şı’nda İçel. Atatürk Silifke’de . kontrol ve yönetimi üstlenmesi bu işgale bağlı beklentileri olan Ermeni azınlığı harekete geç irmiştir.

Yahya.18 Temsil Heyeti Reisi Mustafa Kemal Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin sürdürdüğü bu direnişe katkı sağlamak iç in Kılıç Ali. Maraş’ta Kuva-yı Milliye’ nin zaferi Avrupa’da özellikle de Fransa da büyük yankı uyandırmıştır.Fh:62 ATASE Arş. Temsil 15 16 17 18 19 20 21 YALÇIN. Ankara 1988. İngiliz ve Fransız birlikleri arasındaki bu değişime denk düşen süreç te Temsil Heyeti’nin talimatları ile İç el. Diğer yandan Fransa’da kamuoyu Türklere karşı takip edilen işgal politikalarını sorgulamaya başlamıştır.44 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 meni lejyonerlerin Fransız üniforması ile istihdamı Ermeni ç eteleri c esaretlendirmiş gerek işgal birlikleri ve gerekse onların silahlandırdığı Ermeni ç etelerin Müslüman ahali üstünde baskı ve zulmü artmaya başlamıştır.D:26. s. 11 Ş ubat 1920’ye kadar devam eden direniş sonunda Fransız işgal birlikleri 11 Ş ubat’ı 12 Ş ubat’a bağlayan gec e şehirden ç ekilmişlerdir. KLS:310. Yörük S elim ve Cemil Cahit Beyi Maraş’a göndermiştir. Antep ve Urfa’da Kuva-yı Milliye’nin teşekkülü iç in ç alışmalar başlamıştır.D:27. s.237 ATASE Arş.20 Maraş işgalden kurtulurken diğer yandan Urfa’da 9 Ş ubat 1920’de işgalcilere karşı başlatılan kuşatma 11 Nisan 1920’de işgalcilerin c an güvenliklerinin sağlanması şartı ile şehri tahliye etmeleri ile netic elenmiştir. Adana.17 Maraş’ta 29 Ekim 1919’da İngiliz işgal birlikleri ç ekilmiş ve yerlerine Fransız birlikleri gelmiş ve birkaç gün iç inde zulümler başlamıştır. 21 Oc ak 1920’de işgalc ilerin şehrin ileri gelenlerini toplantıya ç ağırıp onları ç ıkan olaylardan sorumlu tutarak tutuklamaları üzerine Maraş halkı direnişe geç miştir. Maraş.21 Maraş’tan sonra Urfa’nın da işgalden kurtuluşu. s. Bölgedeki muharebelerin başlangıç noktasını Maraş hadisesi teşkil etmiştir.15 İngiliz işgalc i birliklerinin ç ekilmesi. s.182 vd. Temsil Heyeti Maraş’ta işgal birliklerinin ve Ermeni azınlığın artan zulmüne karşı Kuva-yı Milliye’ nin direnişe geçmesi üzerine.19 Bu başarı hem Fransız c ephesinde hem de Milli Müc adele’mizin genelinde kurtuluşa olan inanc ı ve güveni arttıran bir zafer olmuştur.s. Kuva-yı Milliye müfrezelerimize. Mersin.184–185 YALÇIN.242 . KLS:308.Fh:3 YALÇIN. Oc ak 1920’ye kadar bazı münferit olaylar olmuş anc ak işgale karşı hazırlıklar yapılmakla birlikte topyekûn bir müdafaa söz konusu olmamıştır.16 Fransız işgal mıntıkasında bu işgali sonlandırma niyeti ile yapılan hazırlıklar tamamlanmadan Kuva-yı Milliye birliklerimiz kendisini harbin iç inde bulmuştur.237 AKYÜZ. İç el Kuva-yı Milliyesi’ne ileri harekât emrini vererek Fransız işgal birliklerine karşı top yekûn bir müc adele başlatmıştır. Türk Kurtulu ş Sava şı ve Fransız Kamuoyu . Fransız birliklerinin kontrolü ele alması ve buna bağlı olarak Ermeni ç etelerin taşkınlıkları bölgede milli müc adele fikrini güç lendirmiş ve Müslüman ahaliyi harekete geç irmiştir. AKYÜZ. C-I.

22 Antep’te Kuva-yı Milliye Kumandanı Ş ahin Bey önc ülüğünde Ş ubat 1920’de direniş başlatılmıştır. S adec e Pozantı’daki tablo değil. c.s.186 TANSEL. bu birliği kurtarmak iç in Adana’dan yollanan birlikler Kavaklıhan mevkiinde Kuva-yı Milliye müfrezelerinin direnişiyle karşılaşarak başarısız bir şekilde geri dönmeye mec bur bırakılmıştır.1996 s. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Maraş ve Urfa yenilgileri yanında Mersin. Tarsus’ta yine şehir merkezine kadar ve MersinTarsus tren hattına kadar ç ekilmeye mec bur bırakılmışlardır. Çukurova Kurtulu ş Sava şında Adana Cephesi. Tarsus ve Adana mıntıkalarındaki başarısızlık ve kayıplar Fransız işgal kuvvetlerini diplomatik temas zeminine ç ekmiştir.1991 s.23 Mersin ve Tarsus mıntıkalarında Maraş direnişine endeksli başlayan “ileri harekât”ın netic esinde Mayıs 1920 itibariyle Fransız işgal birlikleri Mersin’de şehir merkezine. Yayınlanmamış Doktora Tezi. Selahattin.25 Ayrıc a Tarsus ve Karaisalı mıntıkasındaki Kuva-yı Milliye müfrezelerinin koordineli ç alışmaları ve taarruzları netic esinde Adana-Pozantı tren hattı ile karayolu tamamen Kuva-yı Milliye’nin kontrolüne geç miştir. elinizden gelenin en iyisini yapın“ 27 mesajını yollamıştır. Anc ak Antep halkı bu kuşatmaya 8 Ş ubat1921 e kadar direnec ektir. Cihat. Bu durum Pozantı’daki Fransız işgal taburunun mahsur kalmasına sebebiyet vermiş. YILDIRIM. S izi kurtarmak imkânsız.26 Pozantı’da mahsur kalan bu taburu kurtarma ümidini kaybeden Adana’daki işgal kuvvetleri komutanı Albay Brémond bir uç ak vasıtasıyla taburun komutanı Binbaşı Mesnil’e ”Yardım gelec ek diye beklemeyin. AKYÜZ.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 45 Heyeti’ne umut ve milletimize moral kaynağı olmuştur. Bu tablo “geç ic i ateşkes”e giden süreç te işgal kuvvetleri komutanının ç aresizliğini ortaya koymaktadır. Kasım. s.187 .216 vd. Milli Mücadele Döneminde İçel Sanca ğ ı. Mondros’tan Mudanya’ya Kadar.24 Diğer yandan Pozantı’daki işgal taburunun kontrol ettiği Ulukışla ve Çiftehan ile Ulukışla Pozantı arasındaki tren yolu ve tüneller Ereğli ve Niğde’de oluşturulan müfrezeler tarafından kontrol altına alınmıştır.240 vd. Ş ahin Bey’in Antep-Kilis yolunu kapatarak başlattığı direniş İşgalc ilerin bu yolu kontrol altına almalarıyla 11 Ağustos1920’de kuşatmaya dönüşmüştür. s.I. Diğer yandan Fransa’da kamuoyunun büyük ölç üde hükümet aleyhine döndüğü ve hükümetin işgal politikalarının tenkit edilmeye başlandığı tespit edilmektedir. İstanbul.111 vd. Konya–1998.208 vd YILDIRIM. ENER. Zira Kuva-yı Milliye müfrezelerimiz gerek halkın ve 22 23 24 25 26 27 AKYÜZ. s. II.III. Ankara.TBMM HÜKÜMETİ’NİN VE FRANSA’NIN MÜTAREKE GEREKÇELERİ Fransızlar işgal mıntıkalarında özellikle Nisan ve Mayıs 1920 itibariyle büyük güç lüklerle karşılaşıyorlardı.

İşgalc i Fransızlar cephedeki bu kötü vaziyetleri karşısında TBMM Hükümeti ile temas ve müzakere temin etmeye çalışmışlardır. Mersin 1968. 188 . Bu geçici mütareke temelde Pozantı Garnizonu’nun kurtarılması amac ını taşımasına rağmen anlaşmanın Mesnil Taburu’nun esir düşmesinden sonra yapılmış olması mütarekenin Fransız kamuoyunda Pozantı yenilgisinin sonucu olarak yorumlanmasına sebep olmuştur. s. Yapılan müzakerenin netic esinde bu Fransız heyetle I. Hulki-SARAL. S. “20 Günlük Mütarekenin İç Yüzü ”.453 Aynı SARAL. Kuva-yı Milliye Dergisi . 132 GENÇ. s. Şeref.TBMM Hükümeti arasında 20 günlük bir mütareke yapılmıştır.33 Fransızların böyle bir anlaşma yapmak istemeleri ve res- 28 29 30 31 32 33 ATATÜRK. Zira Müslüman Cezayirli ve Tunuslu Fransız neferler Kuva-yı Milliye’ye karşı c ansiperane bir şekilde savaşmamaktadırlar.TBMM Hükümeti ile görüşmüştür. C:II.30 Böyle bir mütarekenin imzalanması netic esinde Fransızlar hem Pozantı’daki garnizonu kurtarac ak ve hem de c ephe genelinde kötü durumda olan kuvvetlerini takviye edecek ve gerekirse c ephede yeni bir düzenleme yapacaklardı. Özellikle Mayıs 1920 başlangıc ından itibaren Fransa’nın görüşme çabaları yoğunlaşmış ve önc e Ankara’ya İstanbul’dan bir binbaşı ve bir sivil memur gelerek I. A. Vatan Nasıl Kurtarıldı? Ankara 1969. Zira Fransız işgal kuvvetleri Güney Cephesi’nin tamamında kötü günler yaşamaktaydı. Yalnız bu ilk görüşmeden olumlu hiçbir netice çıkmamıştır. İşgal mıntıkasındaki muharebelerde Fransız kuvvetlerinin başarısızlık sebepleri de şu iki hususla ifade edilmelidir.246 vd AKYÜZ.31 Fransızların sahip olduğu bu temel hedeflere rağmen.27 “ Karbo ğ azı Sava şı” için bakınız: YILDIRIM.28 Bu ilk teşebbüsten bir sonuç alamayan Fransızlar Mayıs 1920’nin sonlarına doğru Fransa’nın S uriye Fevkalade Komiseri General Gouraud ’yu temsilen Robert de Caix başkanlığında bir heyeti Ankara’ya göndermişlerdir. Antep ve Urfa da yapılan muharebelerden kayıplarla ayrılan Fransızlar Adana ve Mersin Cephesi’ne önem vermişler. Maraş.29 Böyle geçici bir mütarekenin yapılması Fransızlar iç in bir mec buriyetti. S. 89.46 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gerekse kolorduların desteği ile işgal kuvvetleri karşısında pek güç lü bir konuma gelmiş ve işgalci Fransız birliklerini ardı ardına mağlup etmekteydiler. Birincisi Kuvayı Milliye neferlerinin vatanı işgalden kurtarmak hususundaki azim ve kararlığıdır. Ankara’da görüşmeler devam ederken Pozantı’daki Mesnil Taburu “Karboğazı S avaşı” neticesinde Kuva-yı Milliye tarafından esir alınmıştır.32 Fransızların artık bundan sonraki hedefi cepheyi takviye etmekten başka bir şey olamazdı. İkinc i mühim husus Fransız işgal kuvvetlerindeki neferlerin büyük bir kısmının Müslüman müstemleke askerlerinden teşekkül etmesidir. Tosun. Görüşmelerin başladığı günlerde de Pozantı da Binbaşı Mesnil kumandasındaki tabur mahsur durumda idi. s. fakat buralardaki savaşları da kaybetmekten kurtulamamışlardır. s.

ATATÜRK. 454 ATASE Arş. ATATÜRK. Ankara. Mazhar Müfit(Kansu)Bey.TBMM Hükümeti’nin temin etmek istediği bazı hedefler vardı. Askeri bakımdan ise amaç . Bu itibarla Fransızların İstanbul Hükümeti’ni bir tarafa bırakıp Ankara’da bizimle müzakere de bulunmaları ve herhangi bir meselede itilaf eylemeleri o gün iç in temin-i mühim siyasî bir nokta idi”36 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 47 men görüşmeleri başlatmaları TBMM Reisi Mustafa Kemal’de Fransızların Adana ve havalisini tahliye etmek istedikleri şeklinde bir intiba uyandırmıştır.1999. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Şevket Bey.35 İkinc i hedef siyasî idi.Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin bu mütareke neticesinde temin edec eği temel hedefler siyasî bakımından muhatap alınıp uluslararası platformda tanınmaya bir adım atmak.s. s. . Türk Milleti’nin mukadderatında tek söz sahibi olduğunu büyük devletlere kabul ettirmektir. 454 ÇEL İK. İstanbul’da yaşayan ve Fransa’nın ajanı olduğu ifade edilen bir Fransız bankacının Van Valisi Haydar Bey’i Fransız İşgal Ordusu Kumandanı ve Yüksek Komiser General Gouraud ile görüşmek için Beyrut’a gitmeye ikna etmiştir.Sovua ile Beyrut’a gelmiş ve General Gouraud tarafından iyi karşılanmışlardır. Bilakis memleket ve milletin mukadderatına müteallik mesailde İstanbul’da Ferit Paşa Hükümeti’yle münasebet ve muamelede bulunmakta idiler. Bu askeri hedef “Adana mıntıkası ve cephelerinde bulunan ve kısmen askerle de takviye olunan millî kuvvetleri sükûnetle tanzim ve tensik etmekti”. 453.379.37 Mart 1920’nin sonlarında yapılan bu ziyaret ve görüşmede General Gouraud “Adana ve Havalisinde gerginliğin yatışmasını sağlayac ak bir anlaşma yapmayı 34 35 36 37 ATATÜK. Hatta bu anlaşma Türkiye tarafından Fransa ile yapılac ak esaslı bir anlaşma iç in atılmış mühim bir adım olarak yorumlanmıştır. III– “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE”NİN İMZALANMASI VE UYGULANMASI Cephede a keri bakımdan zorluklar yaşayan Fransızlar Fransa’dan gelen Kardinal Dubois ile görüşmek için bir temsilcinin görevlendirilip Karadeniz’deki herhangi bir limana gönderilmesini istemişler fakat bu teklif I. s. C:II. Fh: 23–3. 34 Fransa’nın geçici bir mütareke talebinin I. D: 38. Bu hedeflerden birinc isi askerî noktadadır. Kemal. Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi . I. c ephedeki Kuva-yı Milliye müfrezelerini bir intizama sokup gerekli takviyeleri yapmaktır. Kuva-yı Milliye yanlısı olduğu ifade edilen Haydar Bey ve beraberinde Binbaşı Reşit. s. C:II. İsimleri zikredilmemekle birlikte bir binbaşı ve bir sivil yetkilinin İstanbul’dan Ankara’ya gönderildiği ve girişimin de sonuç suz kaldığı ifade edilmektedir. Bu siyasî hedefi TBMM Reisi Mustafa Kemal daha sonra bizzat kaleme aldığı Nutuk isimli eserinde şöyle izah etmektedir: “Büyük Millet Meclisi ve Hükümeti.TBMM Hükümeti’nc e kabul edilip bir anlaşma yapılması neticesinde I.TBMM Hükümeti tarafından kabul edilmemiştir. C:II. henüz İtilaf Devletleri’nce bittabi tasdik edilmemişti. M. Kls 580.

380 40 Aynı. Fakat Haydar Bey. Fakat heyet bu konuda yetkili olmadığını ileri sürerek. 22 Mayıs’ta tekrar Mustafa Kemal ile görüşen Robert de Caix aslında yanında bulunan ve önceki görüşmesinde gizlediği ve müzakere konusunda yetkili olduğunu gösteren güven mektubunu sunmuştur. S ovua ve Amiral Le Bon’dan oluşan Fransız heyeti 20 Mayıs 1920’de Ankara’ geldi. Madde 2. Anc ak Fransız heyet yapılan görüşmelerde Fransız işgal birliklerinin zorda olduğu Antep ve Maraş konusunda görüşmek isteyinc e görüşme yarım kalmıştır. Robert de Caix. Robert de Caix geçici mütareke hükümlerini telgrafla Paris’e bildirdi. böyle bir anlaşma yapmaya yetkisinin olmadığını söyleyerek.29/30 gece yarısından itibaren bütün Fransızlarla tatil-i muhasamat edilec ektir. Fransızlar tarafından tahliye edilecek ve şehir dâhilinde bulunan Fransız kuvveti kasaba haric indeki ordugâhına ç ekilec eklerdir. Bu arada Pozantı’daki Mesnil Taburu’nun Kuva-yı Milliye tarafından kuşatılması üzerine Fransız Parlamentosu durumu değerlendirip 25 Mayıs 1920’de T.M’ ne mürac aat ederek geç ic i mütarekenin imzalanmasını talep etti. ÇEL İK. Mustafa Kemal bu görüşmede Fransızların işgal ettikleri milli sınırlarımız dâhilindeki bütün yerleri boşaltmalarını istemiştir.Mersin şimendifer hattına ç ekilec eklerdir. Madde 1. Gouraud’ya bu konuda Ankara’ya başvurması gerektiğini bildirdi. hem yöneticileriyle görüşmek üzere Fransa’ya gidebilmek ve hem de kapsamlı bir ç özüm iç in zaman kazanmak adına Mustafa Kemal ile “geç ic i bir mütareke” ve maddeleri üzerinde anlaşma sağlamıştır. Aynı. Amiral Le Bon 28 Mayıs 1920’de Bursa’dan çektiği telgrafla Fransız Hükümeti’nin “Geç ic i Ateşkes” hükümlerini onayladığını teyit edince mütareke aynı gün Ankara’da heyetler arasında imzalandı40 28–29 Mayıs 1920’de imzalanan bu geç ic i anlaşma karşılıklı olarak heyetler arasında onaylanır onaylanmaz TBMM Reisi Mustafa Kemal c ephedeki Kva-yı Milliye birliklerine mütareke hakkında bilgi ve talimat içeren bir şifre göndermiştir.”38 Bu görüşmeden sonra General Gouraud telgraf vasıtası ile Mustafa Kemal ile temasa geçti ve Suriye Fransız Yüksek Komiserliği Genel Sekreteri Robert de Caix başkanlığında bir heyeti Ankara’ya gönderdi. Ayıntap şehri. Zira Mustafa Kemal bütün Fransız cephesini ilgilendirmeyecek bir görüşmeye karşı ç ıkmıştır. 38 39 .39 23 Mayıs1920’de uzlaşmaya varılmış fakat Fransız heyet önemli siyasi konularda Paris’in onayını almak için İstanbul’a dönünce mütarekenin imzası kalmıştır. silahları ve tekmil eşya ve malzemeleriyle Adana. Bu şifreye göre mütarekenin şartları şöyle sıralanmaktadır: “Fransızlarla cereyan eden müzakerat-ı siyasiye neticesinde bervechi ati hususat kabul edilmiştir.M.48 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 önerdi. s.B. M.Pozantı ve Sis’te bulunan Fransız kıtaatı.

Aralık 1955.TBMM Hükümeti bu hususu da protesto ederek bu ve bunun gibi ihlallerden dolayı mütareke şartlarına uyulmaması halinde Türk tarafının mesul olmayacağını bu mezalimler vesilesiyle halkın galeyan halinde olduğunu General Gouraud’ya bildirmiştir. ves: 371 Aynı HTVD. TBMM Reisi Mustafa Kemal bu görevlendirme ile birlikte görevli olmayan diğer cephe kumandanlarının mütarekenin uygulanışında ayrıca taleplerde bulunup müzakere yapmamaları hususunda uyarıda bulunmuştur. S. Diğer yandan işgal mıntıkasında Ermeniler Fransızlardan yüz bularak Müslüman ahaliye karşı mezalime devam etmişlerdir. Aralık 1955. 24 HTVD. s. Aralık 1955.m. Yalnız Mayıs'ın otuzuncu günü sabahtan itibaren muhasamatın tatili temin olunac aktır”.42 Mütarekenin uygulanışı ve esir mübadelesi hususunda TBMM Hükümeti’ni temsil edecek olan Binbaşı Ş emseddin ve Kaymakam İrfan Beylere hükümet tarafından gerekli talimatlar verilmiştir. Pozantı.TBMM Hükümeti’ne asılsız suç duyuruları yapmışlardır. 14.Muhasamatın tatilinden itibaren ilk on gün zarfında yedimizde bulunan esirler iade olunacaktır.45 41 42 43 44 45 GENÇ.44 Fransızların iaşe ve ikmal maksatlı olarak tren hattını kullanmak istemeleri mütarekeyi mevcut kuvvetlerini takviye etmek için yaptıklarını açıkça göstermektedir. Diğer yandan Kuva-yı Milliye’nin denetimi altındaki şimendifer hatlarında Fransızların iaşe ve ikmal maksatlı nakliye yaptıkları ve buna Kuva-yı Milliye’nin müsaade etmediği tespit edilmiştir. Madde 3. 87. a. 14. Mesela Osmaniye’deki Kuva-yı Milliye müfrezelerine mütarekeden sonra Fransız kıtaatınca taarruz yapılmıştır.43 Bu mütareke uygulanmaya girdiği günden itibaren ihtilaflara sebep olmuş ve uygulamada bir takım problemler çıkmıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 49 Tatil-i muhasamatın ilk on günü zarfında Pozantı Sis ve Ayıntap’ın tahliyesi hitam bulac aktır. Sis ve Ayıntap’ın tahliyesi ve üseranın mübadelesi hakkında ayrıc a tebligat yapılacaktır. S.TBMM Hükümet’ince Suriye’deki Fransız Fevkalade Komiseri General Gouraud’ya bildirilmiştir.g.41 Bu şartlar ç erçevesinde yapılan mütarekeyi tatbik iç in TBMM Hükümeti’ni Umum İç el Kuva-yı Millîye Komutanı Binbaşı Ş emseddin ve Kilis Kaymakamı İrfan Bey temsil etmekle görevlendirilmişlerdir. ves: 372 . 14.Adana havalisi ile Osmanlı Hükümeti arasında serbestç e ve aç ık muhabere edilec ektir. Yalnız Kuva-yı Milliye müfrezeleri bu ihlallere müsaade etmeyec ektir. S. Hatta bu tarz ihlaller ve nakliye hususu ile ilgili mütarekede bir hükmün yer almadığı I. ves: 370 HTVD. I. Madde 4. Fransızlar da gerek siyaseten ve gerek esareten nezdlerinde alıkoydukları Müslümanları bize verec eklerdir. Hatta Fransızlar bu ve benzeri ihlalleri örtbas etmek için Kuva-yı Milliye müfrezelerinin bazı c ephelerde Fransız postalarına saldırdığı şeklinde I. KM. S.

General Gouraud’un 8 Haziran 36 (1920) tarihli tel’ine Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal’in cevabî tel’inin “İsmet” imzalı ekinde talep edilmiştir.50 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Fransızlar bu mütarekeye rağmen Adana’daki Vali Cemal Bey ve Kuva-yı Milliye taraftarı eşrafı tutuklayarak eşrafı Adana sınırları dışına sürdüğü gibi Vali Cemal Bey’i de İstanbul’a sürdürmek için Mersin’de gözetim altında tutmuşlardır. Ancak Pozantı’daki Mesnil Taburu zaten daha anlaşma imzalanmadan Kuva-yı Milliye tarafından teslim alınmıştır. Ancak Sis’i Kuva-yı Milliye’ ye teslim etmeyip ellerindeki silah ve cephaneyi de Ermenilere terk etmek suretiyle asi Ermeni çetelerine teslim ettiler. Fransız işgalini kullanarak Çukurova’da bir Ermeni Krallığı kurmak istiyorlardı. ves: 370 Aynı SARAL – SARAL. 14 GENÇ. Bu beyanname ile Fransızlar hala güç lü olduklarını ve Kuva-yı Milliye’ nin zor durumda olduğu intibaını vermek istemişlerdir. s.m. 25 . Mütareke ahkâmına aykırı bu tavırlardan vazgeç ilmesi hususunda Adana’daki Fransız İşgal Kuvvetleri Kumandanı Albay Brémond uyarılmıştır. KLS: 580.g. Ancak Fransızların böyle bir tavır sergileyebilec eği 46 47 48 49 50 ATASE Arş.48 Mütareke şartları içinde Pozantı ve Sis’teki garnizonların boşaltılması hususu yer alıyordu. Fh: 13 HTVD.49 Bu mütarekeden en fazla rahatsız olan taraf Ermeniler olmuştur. a. Bu beyanname ile işgal mıntıkasındaki halkın kurtuluş ümidi kırılmak istenmiştir. Adana’da Fransız işgal kuvvetleri komutanlarından General Dufieux imzası ile bir beyanname yayınlanmış ve bu beyannamede mütarekenin Mustafa Kemal Paşa’nın isteği ile ve Beyrut’a gönderdiği temsilciler vasıtasıyla imzalandığı şeklinde yalan bilgiler verilmiştir. 14. Zira Ermeniler. Anc ak Yüzbaşı Emin Resa Bey bu istekleri reddetmiştir. Anc ak Kuva-yı Milliye’ nin işgallere karşı cephedeki başarıları ve siyasî aç ıdan 20 Günlük Mütareke’nin imzalanmış olması bütün bu planları alt üst etmiştir. D: 38. S. Aralık 1955.46 Bütün bunlara ilave olarak Mersin’deki İşgal Kuvvetleri Komutanı Güvernör Anfré yine mütareke şartlarına aykırı olarak Fransız işgal mıntıkası ile Kuva-yı Milliye müfrezelerinin hâkim olduğu bölgeler arasında bir tarafsız bölge teşkil edilmesini yani Kuvayı Milliye müfrezelerinin işgal sınırlarından biraz geri çekilmelerini istemişlerdir.50 Fransa bu geçici barışta pek samimi olmadığını ve cephedeki kuvvetlerini takviye etmekten başka bir niyet taşımadığını mütareke şartlarının ihlaline müsaade etmesi ile açıkça göstermiştir. s.47 20 Günlük Geçici Mütareke’nin Fransızlar tarafından böylece ihlali yetmemiş gibi birde Müslüman ahali üzerinde yalan yanlış propaganda başlatmışlardır. Hatta kendi kendilerine bu mütarekeden sonra Adana’da krallık ilan etmişlerse de bunda da başarılı olamamışlardır. Pozantı bu suretle boşalırken Sis’i Fransızlar kendileri boşalttılar. Bu yanlış ve gerçeklere aykırı propagandalardan vazgeçilmesi ve bu yanlış bilgilerin tekzip edilmesi hususu.

Erkan-Harbiye Riyaseti cephedeki Kuva-yı Milliye komutanlarına gönderdiği şifreli talimatta mütarekenin bitiminden sonra Adana. III. Netic ede her iki tarafın da bu mütarekeyi kalıcı barış için bir adım olarak görmeyip sanki bir soluklanma bir hazırlık faslı olarak yorumladığı açıkç a ortadadır. Zeki.TBMM Hükümeti hemen diplomatik yollardan meseleyi çözmek istemişse de Fransızlar bu işgali haklı göstermek için 20 Günlük Geç ic i Mütareke’yi sanki iki hükümet arasında değil de Adana ve havalisindeki Kuva-yı Milliye komutanları ile Fransız komutanları arasında yapılmış bir anlaşma olarak yorumlamaya çalışmışlardır. s. 135 .52 Karadeniz Ereğlisi’nin işgali karşısında I. Mütarekenin birinc i günü yani 31 Mayıs 1920’de. Anc ak yukarıda izah ettiğimiz hususlar bu yakınlaşma ve uzlaşmanın askerî aç ıdan henüz tesis edilmediğini hatta edilemeyec eğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla mütareke günlerinde gerekli hazırlıkların yapılmasını. Tarsus ve Mersin’in zaptı için umumi bir taarruz yapılac ağını bildirmiştir. Kurtulu ş Sava şı Günlü ğ ü . Ayrıc a bu umumi taarruz iç in müfrezelerin silah. önemli bir yakınlaşma olarak görülebilir. 20 Günlük Mütareke siyaseten I. 136 SARIHAN. TBMM Hükümeti ile Fransa arasında yapılan bu 20 Günlük Geç ic i Mütareke’nin daha ilk günlerden itibaren Fransızlarca ve onların himaye ettiği Ermeniler tarafından ihlal edildiğini ifade etmiştik. Ankara 1993. Bu anlaşmayla ilgili müzakerelerde ve anlaşmanın imzalanmasında hiç bir Kuva-yı Milliye komutanı bulunmamıştır.TBMM Hükümeti ile Fransa arasında tesis edilec ek kalıcı barış için mühim bir adım. s.53 Ancak daha öncede izah ettiğimiz gibi bu mütareke Ankara’da TBMM Hükümeti ile Fransızların Suriye Fevkalade Komiseri Gouraud’nun temsilc isi Robert de Caix arasında imzalanmıştır. Bu ihlallere I. c. Dolayısı ile bu anlaşma sadece Adana – Mersin ve havalisindeki cepheyi ilgilendiren bir mütareke olmayıp bütün Fransız cephelerini ve Misak-ı Milli sınırlarını ihtiva eden bir ç erç eveye sahiptir. bütün eli silah tutan ahalinin Kuva-yı Milliye’ ye iştirakinin temin edilmesini istenmiştir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 51 dikkate alınarak ve bu barışın geçici olduğu da göz önünde bulundurularak Kuvayı Milliye müfrezelerinin takviyesine gayret edilmiştir. 75 ENER. Bu ihlal 8 Haziran 1920’de Karadeniz Ereğlisi’nin Fransız gemilerince bombardıman edilip daha sonra işgal edilmesidir. Mütarekenin bu şekilde ihlalinde mütarekenin batı kamuoyundaki etkilerinin de tesiri olduğu muhakkaktır. s. cephane ve top ihtiyaçlarının tespit edilerek Erkanı Harbiye Riyaseti’ne bildirilmesi istenmiştir.51 Bu talimat doğrultusunda bölgedeki Kuva-yı Milliye müfrezelerinin hazırlıkları devam etmiş ve ahalinin daha yoğun bir şekilde Kuva-yı Milliye’ ye iştiraki temin edilmiştir.TBMM Hükümeti uyarılarla karşılık verip Kuva-yı Milliye tarafından silahla mukabele edilmesini engellemiştir. Özellikle Fransız kamuoyunda bu mütareke ile ilgili 51 52 53 ENER. Yalnız daha mütarekenin süresi dolmadan yapılan öyle bir ihlal vardır ki bu mütarekenin süresini doldurmasına fırsat bırakmamıştır.

Fransızlar hem Ereğli’yi boşaltmamakta direniyorlar hem de yeni ihlallere göz yumuyorlardı. Aynı. Zira Le Temps. Ayrıca bu mütareke ile Fransa’nın I. “Birçok Fransız gazetesine göre mütareke ‘Fransa’nın Antep galibiyeti’.52 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 olarak bir zihinsel karmaşanın olduğu ve mütarekenin farklı farklı algılandığı görülmektedir. Gerek Yunan ileri harekâtını onaylaması gerekse Ereğli’yi işgali Fransız hükümetini içine düştüğü ikilemden kurtaramamış ve hatta anlaşmanın ihlali hususunda Fransız hükümetinin suç luluğu Fransız kamuoyunca kabul edilmiştir. Bütün bu olup bitenleri değerlendiren I. Fransa Türklerle bir mütareke imzaladı. Ereğli’nin işgali ve diğer ihlaller mütarekenin Fransızlarca ihlal edildiğini ortaya koymaktadır. Fransa’yı Karadeniz Ereğli’sinin işgali suretiyle mütarekenin ihlaline sevk eden temel faktör mütarekenin Fransız kamuoyunda bir yenilgi olarak algılanmasıdır. Antep Kuva-yı Millîye Komutanı Recep Beye. Mustafa Kemal’in mütarekeyi bozulmuş olarak yorumlamasını mantıki buluyor. desteği ve Fransa’nın da onayı ile işgal alanını genişlemeye teşebbüs ederek Bursa ve İzmit’e doğru ilerlemeye başlamıştır.TBMM Hükümeti’ni tanımış olması gerç eği Fransa’yı müttefikleri nazarında zor duruma düşürmüştür. s. Fransız hükümeti gerek müttefiklerine karşı ve gerekse kendi kamuoyundaki başarısızlık değerlendirmelerine karşı durumunu kurtarmak iç in Ereğli’ işgal etmiştir. La France Militaire gazetesinde yazan General Malleterre’e göre ise ‘Pozantı yenilgisinin’ sonucu idi”54 .56 Nihayetinde TBMM Reisi Mustafa Kemal 12.188. ve 13. Aynı. Bu tebligatta muhasamatın 18–19 Haziran gec e yarısından itibaren bütün Fransız Cephesi’nde yeniden başlatılması emrini de 54 55 56 AKYÜZ. ”Le Temps. Fransa onların bir karış toprağına göz dikmiyor ve bu savaşa askerlerinin ve parasının karıştırılmamasını isteme hakkına sahiptir’. Umum İç el Kuva-yı Millîye Komutanlığı’na atanan Binbaşı Şemseddin Bey’e ve Kilis Kaymakamı İrfan Beye 16 Haziran 1920 de gönderdiği bir şifre ile Geçici Mütareke’nin Fransız’lar tarafından ihlal edildiğini bildirmiştir. Fransız hükümetini hem Türklerle anlaşmak hem de Yunan saldırısına izin veren İngiliz hükümetinin kararına katılmak gibi ‘başarısızlığa mahkûm iki politikayı’ aynı anda yürütmek istemekle suç luyor”. ’çok şükür. Adana ve havalisinde harp yeniden başlarken yaklaşık beş gün sonra Yunan işgal birlikleri de İngiltere’nin izni. Le Progres (de Lyon) ise mütareke ile Fransa’nın ‘ asi Anadolu hükümetini tanımış olduğu ‘ kanısında idi “ 55 . Kolordu kumandanlıklarına.Mütareke Fransız basınında olumlu karşılandı. Bunun içindir ki Adana’da General Dufieux imzası ile bildiri yayınlayıp anlaşmanın Mustafa Kemal’in isteği ile ve görevlendirdiği kişiler aracılığı ile Suriye’de imzalandığı yalanını propaganda etmişlerdir.TBMM Hükümeti mütarekeye körü körüne sadık kalmanın gereksiz olduğu inanc ı ile harbe yeniden başlanması kararına varmıştır. .

S. Mart 1965. 51. 454 .TBMM Hükümeti’nin daha kuruluş aşamasında imzaladığı bir uluslararası anlaşma olması dolayısıyla önem taşımaktadır. Bu ilk temas sonuçsuz kalırken diğer yandan cephede Fransız işgal birliklerinin sıkıntıları artmaya devam etmiş ve Pozantı’daki taburları mahsur kalmıştır. Zaten Kuva-yı Milliyenin bu kadar imkânsızlıklar içerisinde gösterdiği bu direnç Fransız işgal birliklerini ve bu birliklerin komutanlarını endişelendirmiştir. I. Burada Fransa’nın anlaşmayı imzalamış olmaktan kaynaklanan bir pişmanlık iç inde olduğu pekâlâ gözlemlenebilmektedir. harbin yeniden başlatılmasından dolayı mesuliyetin Fransızlara ait olduğunu da bildirmiştir.TBMM Hükümeti iç in bir siyasi başarıdır. Öncelikle tarafsız devletler nezdinde diplomatik tanınma müc adelesi verilirken Fransa ile yapılan 57 58 HTVD. ves: 1177. “20 Günlük Geçici Mütareke” I. İşgal birliklerinin silah ve diğer askeri teçhizat imkânı Kuva-yı Milliye müfrezelerinin imkânları ile mukayese edilemez. Bu sonuç Kuva-yı Milliye’ nin Ocak 1920’den itibaren sürdürdüğü mücadelenin bir sonucudur.TBMM Hükümeti ile masaya oturmuşlardır. Adana ve Antep’te gösterilen direnç ve müc adele anlamlıdır. c. Bunun içindir ki Marş’ta. Muhtemeldir ki bu geç ic i anlaşmadan müttefiklerini başlangıç ta haberdar edip onları bilgilendirmemiştir. s. Zira diğer müttefiklerini ve onlarla birlikte yürütülen işgal politikalarını bir kenara bırakıp I. I. Urfa’da kazanılan zafer ve Mersin. ATATÜRK. Binbaşı Mesnil Komutasındaki taburun mahsur kalması ve cephenin diğer bölgelerindeki olumsuzluklar Fransa’yı yeni bir müzakere zeminine ç ekmiştir. Her ne kadar anlaşma normal süresinden önc e nihayet bulmuşsa da geç ic i bir niteliğe sahip olması dolayısıyla bu durum zaten beklenen bir netic edir. II.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 53 vermiştir.58 Mustafa Kemal 16 Haziran tarihinde Kuva-yı Milliye kumandanlarına gönderdiği “harbin yeniden başlatılması“ talimatına ilave olarak S uriye’deki General Gouraud’ya da bir telgraf gönderip geçici mütarekenin Fransızlar tarafından nasıl ihlal edildiğini izah ederek. Bu endişelerin ve kaygıların eseri olarak Fransız işgal birlikleri önc e İstanbul’dan bir heyeti Ankara’ya gönderip anlaşma zemini aramışlardır. Aralık 1995. 14. S.TBMM Hükümeti bu başarıyı Güney Cephesi’nde işgalcilere karşı c ansiperane bir şekilde her türlü imkânsızlığa rağmen mücadele eden Kuva-yı Milliye müfrezelerine borçludur. ves: 373 HTVD.57 Bu emir doğrultusunda mütareke zamanından önc e sona ermiş ve Fransız Cephesi’nde muharebeler yeniden başlamıştır. S uriye’deki Fransız işgal kuvvetlerinin komutanı General Gouraud’yu temsil eden Yüzbaşı Robert de Caix Ankara’ya gelerek hem müzakereleri yapmış ve hem de anlaşmayı imzalamıştır. SONUÇ “20 Günlük Geçici Mütareke” I.TBMM Hükümeti göreve gelir gelmez uluslararası ilişkileri geliştirme gayretine girmiş ve Sovyet Rusya ile temasa geçmiştir.

İtilaf Devletleri ittifakının üyesi olan Fransa ile yapılan bu anlaşma mahiyeti ve içeriği her ne olursa olsun Kuva-yı Milliye’ nin ve I. I.TBMM Hükümeti’nin isteğiyle yapıldığı şeklinde bir propaganda başlatmıştır.TBMM Hükümeti’nin doğru yolda olduğuna işaret etmektedir. Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtulu ş Yılları. anlaşmanın I.98. I.54 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bu anlaşma sürpriz bir gelişme olmuş ve büyük memnuniyet uyandırmıştır. kendilerinden önceki İngiliz işgal dönemi uygulamalarını ”İskoç duşu” benzetmesiyle. Anc ak Ereğli’nin haksız işgali ve diğer ihlaller olmasa idi taraflar iç in anlaşmanın süresinin uzatılması bile gündeme gelebilirdi. 59 60 DURU. 2001s. Gotthard.1991.TBMM Hükümeti’nin ve Kuva-yı Milliye’ nin hatta daha sonra ordumuzun daha etkili ve daha büyük zaferlere ihtiyacı vardır.sorumlu tutmaktadır.T. İstanbul. Kurtulu ş Sava şı İle İlgili İngiliz Belgeleri .60 Karadeniz Ereğli’sinin işgali bu anlaşmanın erken sona ermesine vesile olmuştur. Bu anlaşmayı müteakiben Haziran1920’de biri tic ari.212. Ankara. Bütün bu gelişmeler gösteriyor ki kalıc ı barış iç in I.B.TBMM Hükümeti’nin bu diplomatik başarısı Fransa için bir başarısızlık ve siyasi bir mevzi kaybıdır. Fransız kamuoyunda Türklerle savaşı istemeyen ve barışa meyilli olan oluşuma karşı hala yanlış bilgilendirme yapılmakta ve Fransızların Kilikya’dan çekilmesi halinde Gayr-i Müslimlerin katledileceği ima edilmektedir. Bunu içindir ki Fransa bu anlaşma ile ilgili gelişmeleri kendi kamuoyundan saklamaya çalışmıştır.M. Anc ak bu süreçte İtilaf devletleri içinde ilk kalıcı barışı yaptığımız devletin Fransa olmasında ilk siyasi temasa geçtiğimiz ve ateşkes imzaladığımız devlet olmalarının rolü büyüktür. Zaten geçici olmak kaydı ile yapılmış süreli bir anlaşmadır. bir diğeri de askeri iki İtalyan heyeti anlaşmalar yapmak üzere Ankara’ya gelmişlerdir.59 Fransa ile diplomatik temasa ilave olarak İtalyanların da Ankara’yla diplomatik ilişkilere başlaması. Orhan.s. Fransız işgal kuvvetleri ve Fransız hükümeti aleyhinde oluşan bu kamuoyu eleştirilerinden kurtulmak iç in bir yandan yanlış bilgilendirme ve propaganda yaparken diğer yandan Karadeniz Ereğli’sini işgal ederek hala güçlü olduğu ve Ankara ile bir anlaşma yapmadığı izlenimi vermeye çalışmaktadır. Bizzat Fransa Başbakanı Briand bu imayı yapmakta ve Çukurova’da yaşanan bu süreç ten. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Şurası muhakkak ki Fransa’nın askeri başarısızlıkları zaten Fransız kamuoyunda işgal politikalarının sorgulanmasına vesile olmuştur. Daha sonra söz konusu anlaşmadan Fransız kamuoyunun ve diğer müttefiklerinin haberi olunca. JAESCHKE. . Bu tarihi süreç göstermiştir ki ordumuz zaferler kazandıkça meclisimiz ve hükümetimiz siyasi kabule mazhar olmuşlardır. Türk Tarih Kurumu Basımevi.M Hükümeti’nin siyasi tanınmışlık meselesinde iyi bir mesafe kat ettiğini ortaya koymaktadır.

ves: 1177 B-Telif ve Tetkik Eserler: -AKŞİN. . 2000. Nutuk . Mondros’tan Mudanya’ya Kadar. İstanbul. 51.II. Fh: 3 -ATASE Arş. KLS: 580. C-I ve C-II. 14. Fh: 13 -ATASE Arş. Ankara. S.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 55 KAYNAKLAR A-Arşiv Belgeleri ve Vesikalar: -ATASE Arş. -ATATÜRK. c. Orhan. Tosun. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Fh: 23–3 -HTVD. 1998. Mersin 1968. Çuk urova Kurtuluş Savaşında Adana Cephesi. İzzet. Kemal. -SARAL. -SARIHAN.212. 14. Türk iye Devletinin Dış Siyasası. Durmuş( ve diğerleri). ves: 373 -HTVD. AKDTYK. -Kurtuluş Savaşı’nda İçel Tarihini Yazma Komitesi. Selahattin. c. Aralık 1955.1982. Kasım. 2001. S. Va tan Nasıl Kurtarıldı? Ankara 1969. Zeki. III. İstanbul. Adana. D: 27.s. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. ves: 371 -HTVD. Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri . Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi . Kurtuluş Savaşı Günlüğü. S. -AKYÜZ. KLS: 580. S. -HTVD. Aptülahat. Yusuf Hikmet. 89. Kuva-yı Milliye Dergisi.1996. Ankara. Ankara. 14. S: 21. Ankara. Ankara 1993. KLS: 308. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. 1991. Türk Tarih Kurumu Basımevi. KLS: 240. Mart 1965. İstanbul.1999 -DURU. III. -YILDIRIM. Fh:62 -ATASE Arş. Şeref. S. ves: 370 -HTVD. D: 38. Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu. Ves: 780.1971. 1973 -ÇELİK.Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-I. -JAESCHKE. ves: 372 -HTVD. Ankara. Ves: 830 -HTVD. D: 38.1991 -YALÇIN. Türk Tarih Kurumu Basımevi. İstanbul.1991. Atatürk Araştırma Merkezi. Türk Tarih Kurumu Yayınevi. -BAYUR. Aralık 1955. -TANSEL. Aralık 1955. D: 26. Ankara 1988. S: 33. -GENÇ. S. Kemal. Ata türk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi.1981. Ankara. Cihat. Gotthard. -ASLAN. 14. Yayınlanmamış Doktora Tezi. D: 8.I. Hulki-SARAL. M. Fh: 11 -ATASE Arş. Kurtuluş Savaşı’nda İçel . KLS: 310. IV. Milli Mücadele Döneminde İçel Sancağı . A. “20 Günlük Mütarekenin İç Yüzü”. Milli Eğitim Basımevi. Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtuluş Yılları. Konya. Atatürk Silifke’de . -ENER. Aralık 1955. Yahya.

56 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Armenian question became a British claim at the end of the 1870’s. For this claim. British Consula te. Politica l a ctivities ∗ Öğ r. büyük güçler arasında gayrimüslim unsurlar üzerinde nüfuz kurma mücadelesi önemli bir yer tutmaktadır. imparatorluğun her köşesine yerleştirdiği konsolosluk ağını kullandı. İzmir İngiliz Başkonsolosluğunun siyasi faaliyetleri kapsamında. İzmir. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Genel Kültür Dersleri Bölümü Öğ retim Elemanı. Milita ry Consuls. (1878).tr . gayrimüslim unsurların ayrılıkçı hareketlerini desteklediler. Anahtar Kelimeler Ermeni Meselesi. Issue : 5 Pa ge : 5 7 -7 0 İZMİR İNGİLİZ KONSOLOSLUĞUNUN SİYASİ FAALİYETLERİ KAP SAMINDA ERMENİ MESELESİ (1878-1914) Funda ADITATAR∗ Özet Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşımı meselesinde. Izmir. konsolosluk raporları esas alınarak değerlendirildi. Bu mücadelede. The consuls gave support to the Armenians by using their close relations with them and took the role of protector. Sa yı: 5 Sa yfa : 5 7 -7 0 Ye a r: 2 0 1 1 . Key Words Armenia n Question.edu. fundaaditatar@iyte. The aim of this paper’s is to evaluate Armenian question within the political activities of Izmir British Consulate on the basis of Izmir British Consulate reports. Dr. Ask erî Konsolosla r. İngiltere bunun için 1878 Berlin Anlaşması’na dayanarak. 1870’lerin sonlarında Ermeni davası. Gör. Bu makalede. koruyucusu rolünü üstlendi. Konsoloslar bulundukları bölgedeki Ermeniler ile yakın ilişkilere girerek Ermenilere destek verdi ve Ermenilerin savunucusu. Ermeni meselesi. Siya si fa a liyetler THE ARMENIAN QUESTION WITHIN THE POLITICAL ACTIVITIES OF IZMIR BRITISH CONSULATE (1878-1914) Abstract The struggle for influence over the non-Muslim subjects between the Great Powers had an important place in the issue of sharing the Ottoman Empire They supported separatist movements among non-Muslim subj ects.. İngiliz Konsolosluğu.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . bir İngiliz davası haline geldi. Britain used the consular network which was spread to every corner of the Empire based on the Berlin Agreement.

Azgeli şmi şlik Sürecinde Türkiye 2-Tazimattan I. etkisinin azaltılması ç alışmaları sonuc unda Berlin Antlaşması imzaladı. Belge Yay. Osmanlı İmparatorluğu’nu tek taraflı olarak ilhak etmek veyahut himayesi altına almak iç in Ermenileri bir istinat noktası olarak kullanac aktı. Türk Tarih Kurumu. Berlin Antlaşması’nın imzalanmasından önce. ilk kez Anadolu topraklarından da belli yerlerin Osmanlı’nın elinden ç ıkmasına yol açıyordu. iki gizli anlaşma imzaladı. Rusya ile imzaladığı Londra Antlaşması (30 Mayıs 1878) ile toplanacak kongrede görüşülec ek konular üzerinde aralarında görüş birliği sağlandı. Osmanlı İmparatorluğu hakkında. A. . s. Rusya’nın İskenderun ve Akdeniz’e olduğu kadar Mezopotamya ve Basra körfezine kadar da inebileceğini gösteriyordu1 . s. Enver Ziya Karal. Yalnızca Balkanlar ile Boğazlarda değil. Ayastefanos Antlaşması İngiltere’yi ve Avrupa’nın diğer büyük devletlerini önemli ölçüde kaygılandırınca. Daha da önemlisi. 1 2 3 Stefenos Yerasimos. Ankara 1988. Böylece İngiltere. Londra hükûmeti. Cilt (1-B). Rus ordularının Erzurum’a kadar ilerlemesi. Bu tasavvurların gerçekleşmesi ise İngiliz İmparatorluğu için ciddi ve ağır tehlikeler yaratabilirdi. Bu anlaşma özetle şöyle diyordu: “Rusya . Osmanlı Tarihi VII Birinci Me şrutiyet ve İstibdat Devirleri (1876-1907). İngiltere. Rusya. Antla şma metni için bkz. İngiltere devletine taahhüt eder ve Kıbrıs Adası’nın tarafsız ve idaresinin İngiltere’ye tahsisini ka bul eder”3 .Ü. İstanbul 2001. bu imparatorluğun toprak bütünlüğüne dayanan geleneksel politika prensibinden. Rum (Ortodoks Hıristiyan) Osmanlı tebaası üzerinde şimdiye dek elde ettiği nüfuzuna şimdi Ermenileri de kapsayacak yeni ve daha büyük bir güç elde ediyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun tek başına Rus tasavvurlarına engel olabileceğinden artık ümidini kesmiş bulunuyordu. Dünya Sava şına . antlaşmanın yeniden gözden geç irilip. imparatorluğun tümünde Hıristiyan tebaa üzerinde bir güç elde ediyordu. Tehlikeyi önlemek yolu. Osmanlı ülkesinden bir bölgeyi istilâya kalkışırsa. görünüşte ayrılmamakla beraber. 4 Haziran 1878’de ise Osmanlı devletiyle Kıbrıs Konvansiyonu imzalandı. Rusların Ermenileri himaye perdesi altında Doğu Anadolu’yu Balkanlaştırmaya kalkışac ağını ve burada 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı ile sağlamış bulunduğu toprak kazanç larının yarattığı elverişli durumdan faydalanarak nüfuzunu bir taraftan İskenderun. 130. 1001.. Devletlerarası Hukuk ve Siyasi Tarih Metinleri . öte yandan Mezopotamya üzerinden Basra Körfezi’ne yayabilec eği tehlikesini anlamıştır. Buna karşılık Anadolu kıtasındaki Hıristiyan ve diğer tebaanın iyi idare ve himayeleri hakkında gerekli ıslahatın ya pılma sını Pa dişa h. diğer Avrupa devletlerini geride bırakan. Ayastefanos Antlaşması’nın on altınc ı maddesiyle. Rusya. İngiltere. İngiltere o bölgeyi silahla koruma sı için Padişah ile birleşmeyi taahhüt eder. Nihat Erim. Ankara 1953. imparatorluğun İngiltere için lüzumlu topraklarına sahip olmak veya hiç olmazsa bunlar üzerinde İngiliz nüfuzunu kuvvetlendirmekti2 .58 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda. Hukuk Fakültesi yayını. Osmanlı Devleti’nin Rusya karşısındaki ağır yenilgisi sonunda imzalanan Ayastefanos Barışı sadec e Rumeli’yi parç alamakla kalmıyor.

Clayton Van’a. 22: 3 (Yaz 1968): 297-316. önce her mahkemeye bir yabancı yargıç atanması teklif edilmiş. Sonuçta İngiltere’de Beaconsfield hükûmeti. Muhtemelen. Merkezî Hükûmet’in müda ha le etmesini düşündüğünüz her ola yı. Trotter Kürdistan’a (Diyarbakır) askerî konsolos olarak atandılar. topografik verileri olduğu kadar her türlü istatistikî bilgiyi toplayacak ve değerlendirebilecek nitelikte elemanlardı. haritacılık.. Yüzbaşı W. Ayrıca istihbarat konusunda birikim ve deneyimleri vardı.g. ida renin nasıl basitleştirilebileceği ya da daha etkili bir hale getirilebileceği konusunda ta vsiyelerde bulunarak ve İdarenin ve Yargının her türlü baskı ve yolsuzluğuna ilişkin dikka tinizi gelen bilgiler konusunda uyarıda ve protestoda buluna ra k Osma nlı otoritelerine ya rdımcı olmaktır. Everett Erzurum’a askeri konsolos yardımcısı. Yarbay Wilson’a yapılan görev tanımı şöyleydi: “Sizin ve size yardımcı olarak atanan subayların görevi. levazım gibi ordunun teknik sınıflarına mensup. a. 1856-1876” . istemediğ i bu uygulamayı küçümseme yoluyla üzerinde daha büyük bir otorite kurulmasından kaçınmaya çalışmıştır. Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs Konvansiyonu ile Anadolu’daki Hıristiyan tebaa iç in yapmaya söz verdiği “reform”ların yapılıp yapılmadığını kontrol edec ekti. İstanbul 2004. s. bunun yerine her vilayette adalet sisteminin işleyişini gözlemleyecek yabancı “denetçi”lerin istihdamını mümkün görmüştür4 . ülkenin dili. İNGİLİZ KONSOLOSLUK HİZMETLERİ VE ERMENİ MESELESİ Kıbrıs Konvansiyonu ile elde edilen bu gücün nasıl gerçekleştirileceği meselesine yönelik olarak. Osmanlı otoritelerinin işine ya rayabilecek nitelikte her türlü bilgiyi toplayarak. uygun önlemleri alması konusunda Babıâli’ye gereken uyarıların yapılabilmesi için Majestelerinin Hükûmeti’ne ve İsta nbul’da ki Büyükelçiliğe bildireceksiniz. Osmanlıların “ askerî konsolos” ifade sini kullanmadıklarını. Mevcut konsoloslukların yeniden yapılandırılması ve bunlara ilaveten Military Consul [Askerî Konsolos]6 adı verilen yeni konsolosluk ağı. istihkâm.e. İletişim Yay. Majestelerinin Konsolosları İngiliz Belgeleriyle Osmanlı İmparatorlu ğ u’ndaki İngiliz Konsoloslukları (1580-1900). Askerî konsoloslar. Askerî konsolosluklar için Anadolu başkonsolosluğu oluşturuldu ve buraya harita subayı Yarbay Charles W. Binbaşı H. 127. Yüzbaşı J. ekonominin na sıl iyileştirilebileceği..3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 59 A. U. bunun yerine “ konsolos” veya“ konsolos muavini” şeklinde ifadelerle bunlara mevcut konsoloslarla aynı muameleyi gösterdiklerine dikkat çekmiştir. uzun zamandır eleştirilmesine5 yol açan konsolosluk hizmetleri üzerinden bir uygulamayı gerçekleştirmeye karar vermiştir. “ The Old Turkish Hands: The British Levantine Consuls. dolayısıyla. Wilson 28 Mart 1879’da atandı. . Cooper. 125. S tewart. Iseminger. Osmanlı yönetimi. konsolosluk mıntıka nızdaki nüfusun değişik sınıflarının durumunu incelemek. anc ak. Wilson’un emrinde Anadolu’nun çeşitli kentlerine ve Yüzbaşı E. s. Yüzbaşı H. bunu bizzat adalet sisteminin özüne aykırı bularak kabul etmemiştir.D. Levant Konsolosluk hizmetlerine yönelik muhalefetin ele ştiri ve tartışmaları için bkz. Middle East Journal. Teğmen Herbert Chermside ve Teğmen Herbert Kitc hener. hukuku ve geleneklerini bilmeyen yabancıların yargıç olarak atanmasını kabul etmemiş. Kocaba şo ğ lu. Bkz. H. Uygur Kocaba şo ğ lu. Gordon L. 4 5 6 Uygur Kocaba şo ğ lu. Osmanlı yönetimi. Osmanlı yönetiminin bunu “ bilmezlikten” veya “ görmezden” gelmedikleri dü şünülmelidir. Yarbay Wilson’un atamasının ardından.

Accounts and Papers. İngiltere. 200-201. Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaki Levant Konsolosluk Hizmetlerinde. başta Ermeniler olmak üzere Hıristiyan tebaanın uluslaşma sürecini hızlandırmak gibi faaliyetleriyle “siyasi ajan” olarak görev aldılar. 132. Padişah II. 1889’a kadar Erzurum ve Van’da devam etmekle birlikte son verildi8 . İngiltere’nin Ermeni meselesine yönelttiği ilgisi sonucu meydana gelen olumsuzluklar ve konsolosların konuyla ilgili siyasi faaliyetleri daha başlangıç ta görülmeye ve anlaşılmaya başlamıştır. bilhassa Anadolu’nun içerisinde. Yine İngiltere’nin Mersin konsolosunun Kozan’ın Şar köyü ve Haçin’de yapmış olduğu kışkırtıc ı faaliyetler hakkında birç ok bilgi toplanmıştır12 . Mamuretülaziz’de bulunan İngiltere konsolosunun Ermeni olaylarını destekleyen hareketlerinden dolayı değiştirilmesi iç in İngiliz Büyükelçiliğine tebligatta bulunulmasına karar verilmiştir10 . iç ve dış şartların baskısıyla. D. Abdülhamid tarafından da dile getirilmiştir. DH. Askerî konsoloslukların siyasi faaliyetleri sivil konsolosluklara devredildi. MHM. görüşlerini Saray görevlisi İzzet Bey aracılığıyla Büyükelçiliğe bir mesajla iletmiş7 8 9 10 11 12 “ Salisbury’den Yarbay Wilson’a” .} MKT. “Ermenilerin durumu.60 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Görev bölgenizin pek çok yerinde eşkıyalığı bastırmak için etkili bir ka mu gücünün oluşturulması çok önemli bir gerekliliktir. Boston ve New York 1909. Fifty years in Constantinople and Recollections of Robert College . Sonuçta. Osmanlı idarec ilerince de sık sık merkeze rapor edilmiş. 1878 tarihinden sonra İngiliz hükûmeti. askerî konsoloslukları bir model olarak uygulamaya başladı. 7/50. Kocaba şo ğ lu. M. 752/47. Rusya ’nın ilerlemesine mâ ni ola ca ğı düşüncesi ile ya pmıştır”9 . Berlin Kongresi’nden sonra gittikçe fena laşmaya başlamıştı. Mesela.. TMIK. a. 24 Nisan 1879. A. Padişah. onlar için ıslahat temin etmeye koyulmuş ve Ermenileri muhtar bir Ermenistan eyaletinin kurulacağı fikriyle ta hrik etmiştir. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmak. Bu durumdan İngiliz politikasının sorumluluk hissesi büyüktür. The Cinderalla Service: British Consuls since 1825 . 1313 Z 03..} MKT. A. Yetkililere bu önlemin önemini anlatma k ve her türlü ça ba yı desteklemek konusunda elinizden geleni ya pa ca ksınız”7 . MHM. alıntı U. George Washburn. İngiltere hükûmeti Büyükelç iliği arac ılığıyla uyarılmış veya Osmanlı idarecileri bunları engelleyic i tedbir almaya gayret göstermiştir. 132-33.M. Askerî konsolosluk uygulamasına Gladstone hükûmeti tarafından1882’de. 1314 M 07. BOA. Houghton Mifflin Company. İngiliz konsoloslarının Ermenileri kışkırtma ve koruma faaliyetleri. 1312 Ca 04. Bitlis ve Muş taraflarına giderek Ermeniler nezdinde bir takım faaliyetlerde bulunan İngiltere Van konsolosunun bu tür hareketlerine fırsat verilmemesi istenmiştir11 . s. LXXX: Turkey No: 10Correspondence Respecting the Conditions of the Population in Asia Minor and Syria . İngiliz konsoloslarının Ermenilere yönelik faaliyetlerinden dolayı meydana gelen sorunlar. Archon Books. . Bunu kısmen Hıristiyanlık gayreti ile fakat daha çok bizzat kendi menfaatleri için yani muhtar bir Ermenista n’ın. Londra 1971.e. Platt. s. BOA.C. askerî istihbarat toplamak. Askerî konsoloslar yukarıdaki görev tanımını kimi yerlerde ve zamanlarda daha da ileriye götürerek Anadolu’da. Londra 1879. 658/37. Ermenilerin haklarını savunmaya. s. Bir İngiliz görgü tanığı şunları tespit etmiştir.g. BOA.

istihbarat toplama. İstanbul. “Kraliçe hükûmetinin Ermeni meselesiyle olan bağla ntısını Osma nlı Devleti veya onun görevlileriyle sağladığı. Sultan. mevc ut Ermenilerin önc eliklerini tic ari meselelerin oluşturması kısmen siyasi meselelere ilgisiz durması. geldikten birkaç gün 13 14 Mr. Herbet’e. İZMİR İNGİLİZ BAŞKONSOLOSLUĞU VE ERMENİ MESELESİ Ermeni meselesine yönelik İzmir İngiliz konsolosluğunun müdahilliği hiç kuşkusuz Erzurum. 259. Van veya Diyarbakır konsoloslarının yanında azdır. Bölgeye getirilen Ermeni tutukluların. Türk hükûmeti müda fa a ha kkına sa hiptir”13 . s. Ermeni tutuklularını kapsamaktadır.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. Londra 1896. 1896 [C. kısaca özetlenerek Dışişleri Bakanı S alisbury’e şu şekilde bildirilmiştir: “Sulta n. Ermeni meselesiyle ilgili konsolosluk raporlarının ağırlıklı bir bölümü. Ermenilere iyi bir nasihat verilmesini arzu eder. Dışişleri. sağlık durumları vs. da ha sonra Sulta n’dan değil de İngiltere’den korunma beklemişlerdir. B. bilgiler konsolosluk tarafından İstanbul’daki Büyükelçiliğe. Marquessof Salisbury’den Mr. Padişah’ın bu mesajına karşın İngiliz hükûmeti gereken hassasiyeti göstermemişti ki Büyükelçi Herbert. 14 Temmuz 1896. Konuyla ilgili raporlar. 13 Temmuz 1896 tarihli telgrafında. İngiltere’nin istediği reformlara buyun eğmek imkânsızdır veya düzeni ve huzuru sağlamak Ermenilerin bundan sonraki tutumuna ba ğlıdır. İzmir ve Batı Anadolu’daki Ermeni nüfusunun azlığı. kimlikleri. 1896 [C. Bunun üzerine Salisbury’den. Ancak bunlara rağmen başka özelliklerinden dolayı İzmir İngiliz konsolosluğu siyasi faaliyet kapsamında.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. İzzet Bey’in S ultan’a bir c evap verilmesi için baskı yaptığını bildirilmiştir. Rodos’taki konsolos yardımcılığı. Kraliçe hükûmetinin Ermenilerle iletişimi ve yaptığı bir şey olma dığı” şeklinde geç iştiric i bir c evap gelmiştir14 . ırk veya millet a yrımı yapmaksızın Sulta’nın tüm kullarını gözetmesine karşın şimdi ya lnızca koruma sını Ermenilere yönlendirmiş görünmektedir. Ermenileri koruma. kollama. Osmanlı idarecilerinin siyasi tutukluları göndermekte rağbet ettiği yerlerdendi. 29 Haziran 1896. İzmir’deki İngiliz konsolosluğu bölgesine dâhil olan Rodos Adası. İngiltere’nin Ermenileri desteklemesinin Van’da Müslümanların katledilmesine yol a çmasından acı bir şekilde şikâyetçi olmaktadır. House of Commons Parliamentary Papers. House of Commons Parliamentary Papers. isimlerini henüz öğrenemediği iki Ermeni profesörün Bursa’dan Rodos’a bir ay kadar önce getirildiğini. 233. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışma gibi faaliyetleriyle Ermeni meselesine müdahil olmuştur. İzzet Bey’in Büyükelçiye ilettiği mesaj. İngiliz konsolosluk görevlilerinin muhtemelen farkında olmadan Ermenileri teşvik edici davranmaları sebebiyle. . s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 61 tir. Geçen yıllarda İngiltere. bölgede Ermeni olaylarının düşük seviyede kalmasına yol açmıştır. çoğunlukla sent home aç ıklamasıyla doğrudan İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na bildirilmiştir. yoksa ya ptıkla rına deva m ederlerse. Londra 1896. Herbet’ten Marquessof Salisbury’ye. hem İmparatorluk çapında hem de bölgede yaşanan olaylarla bağlantılı olarak 1890’lardan itibaren karşımıza ç ıkmaktadır.

18 Ocak 1894 tarihinde dokuz Ermeni siyasi tutuklunun Ankara vilayetinden İdare-i Mahsusa Şirketi buharlısıyla adaya getirildiklerini rapor etmiştir. Rodos konsolos yardımcısı ve İzmir başkonsolosluğu arasında yazışmalar yapılmıştır. No: 23. İzmir’deki tutuklular hakkında da tüm bilgileri gönderec eğini bildirmiştir19 . beş Ermeni tutuklu hakkında şu bilgileri toplayabilmişti: “Zeytun Ermeni Başpiskoposu Ga ra bet Kirckekia n [Kirçekyan].62 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 sonra adadaki köylerden birine kaç tıkları bildirmiştir. Adana ve Payas’ta tutuklu bulunan Ermenilerin listesi iletilerek bu listedeki tutukluların durumuna ait bilgi talebi üzerine İzmir konsolosluğu cevabında. 148-149. İzmir. İstanbul’dan gelen emirler doğrultusunda sıkı güvenlik önlemleri alınmasıyla yakalanmış ve tekrar hapsolunmuştur. Rodos’a gönderilen yedi Ermeni tutuklu hakkında Kıbrıs’taki Limassol komiseri. Başkonsolos. 1 Nisan 1895 . Rodos.26. 24 Ocak1894. Türkiye No: 3. Nocolson’a. diğer mahkûmlardan ayrı tutuldukları eklenmiştir15 . Rodos’taki İngiliz konsolosluğuna yedi Ermeni tutuklunun Osmanlı buharlı gemisiyle Limasol’a getirildiklerini bildirmişti. Holmwood’tan Philip Currie’ye. Tutuklular Sivas’tan getiriliyordu. Tutuklular. İzmir. İlk olarak 4 Şubat 1896 tarihinde. gün iç inde serbestçe şehirde dolaşabildikleri ve de kötü muamele gördüklerine dair hiç bir haber almadıkları belirtilmiştir16 .1899. No: 248.8015]Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96.29. 1896 [C. House of Commons Parliamentary Papers. 1 Nisan 1895 Vekil Konsolos Blech’ten Sir A. Nicolson’a. İç lerinden iyi İngilizce konuşan Dr. FO/195. üç Ermeni rahip ki bunlardan Ghevout ölüme mahkûm edilmiş ve bir Ermeni okul müdürü Maraş’ta gözaltına alındıktan sonra İzmir’e getirilmiş. İzmir’deki yetkililerce de İsta nbul’a gönderilmiştir17 . 203-204. Mic hell. Rodos. TNA. s. TNA. Londra 1896. J. Francis Jones’tan Sir A. Holmwood’tan Philip Currie’ye.1899. House of Commons Parliamentary Papers. FO/195. İzmir Başkonsolosluğu bölgesinde tutuklu bulunan Ermenilerin durumları hakkında bilgi talep etmiştir18 . öncelikle Adana ve Payas’ın kendi konsolosluk bölgesine dâhil olmamamsı sebebiyle tutuklu listesini ve gerekli bilgileri Halep konsolosluğuna ilettiğini. Osmanlı idarec ilerinin beş Ermeni tutukluyu İzmir’e gönderdiğini ve bunların Avusturya buharlısıyla dün İstanbul’a gitmek üzere İzmir’den ayrıldıklarını bildiriyordu.8015] Correspondence relating to AsiatiProvinces of Turkey 1895-96. Doktor. 29 Haziran 1893. Türk yetkililerinin 15 16 17 18 19 Konsolos Yardımcısı Jones’tan Sir Clare Ford’a. House of CommonsParliamentary Papers. Tutuklulardan birinin kadın olduğu ve Kadı’nın evinde tutulduğu. No: 175. 23. Ligrane Hekiman. Başkonsolos Holmwood’un 1 Nisan 1895 tarihli raporu.8108] Correspondencerelating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. Turkey: 6 (1896). diğer erkek tutukluların zincirli halde iskeleden şehir hapishanesine bırakıldığı bildirilmiştir. Bazen de Ermeni tutuklular doğrudan İngiliz yetkililerinden yardım talebi bulunmuştu. 1896 [C. Türkiye: 3. Limasol komiseri Ronald N. Londra 1896. Bezen de Büyükelçilik. Kötü muamele görmedikleri. Londra 1896. s. 1896 [C. kendisinin ve diğer tutukluların iç inde bulunduğu durumun Kıbrıs komiserine bildirilmesini istiyordu. İzmir. Burada diğer tutuklulardan farklı muameleye tabi tutuldukları. s. Yine Rodos’taki konsolos yardımcılığı. eğer İngiltere konsolosluğu durumdan haberdar olursa.

FO/195. FO/195. Ermeni sorunları başladığından beri sadece bir Ermeni. Ka dı ve Muta sarrıf Hairabet’in siyasi suçlu olmadığını kabul ediyorlar ancak. İstanbul. İzmir. Buna göre Konsolos Cumberbatc h. “Vali’yi ziyaret ediniz veya bir mesaj yollayınız. durumlarında ne bir gibi değişiklik olduğunu bilmiyor. Bu. Anta lya’da. Londra 1896. Ermeni tutuklular hakkında Büyükelçiliği haberdar ettiğinizi. Konsolos Yardımcısı Keun. geçen ya z İstanbul’da meydana gelen olaylardan sonra getirilmişti. fakat temsilci. Turkey: 6 (1896.8108] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. 5 Şubat 1896 TNA.11. Haira bet Avédisia n. bundan sonra da Eksela nslarını haberdar etmenizin göreviniz olduğunu bildiriniz” demiştir22 . Kopya: Ronald N.11. Mutasarrıf ve Kadı kabul etmemiştir. 365. Hairabet’in çıkan afla tutukluluğunun sonlanması için çaba harcamış ancak. Daha önce bahsi geçen Rodos Adsına getirilen yedi tutuklu Ermeni hapisten çıkarılmışlar fakat şehirden ayrılmaları- 20 21 22 23 TNA. Bunlar imparatorluğun çeşitli bölgelerinden. Padişah’ın Ağustos ayında ki ta hta çıkma yıldönümünde bağışlanma istemesini tavsiye ediyorlar. Limmasol. 1896 [C.1946.1946. Rodos’taki İngiliz konsolos yardımc ısı. Sakız Adası ve Urla’da hapishanelerde Ermeni yoktur. Başkonsolos Holmwood. dükkânında çalışan çırağın barut sa ttığı iddia sıyla tutukludur. . 24 Oca k 1897’de Aydın’daki Konsolosluk temsilcisinin bildirdiğine göre Aydın’da da tutuklu Ermeni yoktur fa kat Denizli’de dokuz Ermeni hapistir. Bunlardan biri İslam dinine küfür ettiği. Vekil Konsolos Fitzmaurice tarafından telgrafla Büyükelçiliğe iletilmiş. Currie’den Marquessof Salisbury’e. tutuklular hakkında genel bir bilgi verdikten sonra İngiltere konsolos yardımc ılığı olarak Ermeni tutuklular hakkında bilgisi olduğunu Valiye bildirip bildirmeyec eğini Başkonsolos Holmwood’a sormuştur21 . siya si bir suç iddiasıyla tekrar tutuklanmıştır. Büyükelçilikten iletilen 23 Aralık 1896 tarihli telgrafta Ermeni siyasi tutuklulara yönelik af ilanı sebebiyle konsolosluk bölgesindeki durumun rapor edilmesi istenmiştir. 4 Şubat 1896 TNA. Konya Kadısı’nın Anta lya’daki teftişi sırasında alınan karara uyuyorlar. 10 Şubat 1896 Sir P. No: 474. Osmanlı valisine Ermeni tutuklulara “iyi” muamele edilmesine yönelik bir uyarıdan ve dolayısıyla iç işlerine müdahaleden başka bir şey değildi. s. Tutuklular Rodos’a ulaştıktan sonra. Midilli’de yedi Ermeni’nin tutukluluğu devam etmektedir. Rodos konsolos yardımcısına. FO/195. Ha ira bet. Michell’den A. Biliotti’denHolmwood’a. Biliotti’ye. Denizli’de sa dece hırsızlık suçunda n dola yı bir Ermeni tutuklu va r.1946. Kopya: Holmwood’tan A. Eylül 1895’de kaçak barut satmak suçuyla. Biliotti’ye. İzmir’de siyasi sebeplerden dolayı tutuklu olan tüm Ermenilere af ç ıktığına dair bilgi. Rodos.11. gelen bilgiye göre. Meseleyi Vali’ye ilettim. biri hırsızlıktan.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 63 kendilerine karşı aşırılıklara gidemeyeceğine inandığını söylemişti. Nisa n 1894’te hapisten çıkmıştı ancak.) House of Commons Parliamentary Papers. yine aynı gün telgrafla Dışişlerine ulaştırılmıştır23 . şu bilgileri iletmiştir: “Kuşa dası. 25 Temmuz 1895. diğer beşi ise İstanbul’daki olaylara karışmış olma şüphesiyle tutukla ndıkla rını Konsolos Ya rdımcısı Ha dkinson bildirmiştir. Kopya: A. Geminin Rodos’a hareket etmesi üzerine Rodos’taki İngiliz konsolosluğu durumdan haberdar edilmiştir20 .

27 Mart 1897’de Dışişleri Bakanlığ ına iletilmiştir.. .g. 1891’de Levant S ervis’te aldığı ilk görevlerini vekil konsolos olarak Van. “Cumberbatch’tan Currie’ye” . Fitzmaurice. PRK.C. Fitzmauric e.e. Zeytun Ermenilerinin teslim olduktan sonra katliama uğrama ihtimalinin olduğuna inandığını bildiriyor. Sir P. Fitzmauric e. Türkiye: 3. 130-135. bu inancını da Mersin’den ayrıldıktan sonra Adana’dan kendisine ulaştırılan bir mektuba dayandırıyordu. UM. “Tra bzon İngiliz Konsolos Vekili Mösyö Fitzma urice seya ha t ama cıyla geçenlerde Ka ra hisa r-ı Şa rkî’ye giderek Suşehri.64 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 na izin verilmemiştir. Ba şbakanlık Devlet Arşivleri Yay. Adana’da kaldığı süre zarfında hemen her kesimden Müslümanlarla yaptığı görüşmelerden ç ıkardığı sonuc u da iletmekteydi. Bu raporu. Ata Efendi. 30 Ekim 1893. Onları. konsolosu takip ederek faaliyetlerini bir rapor olarak sunmuştur28 . s. Ayrıca Osmanlı devlet görevlileriyle de görüşmeler yapmıştı.R. ardından 1895-1896 tarihleri arasında İzmir Başkonsolosu olan Gerald Henry Fitzmaurice’in faaliyetlerine yer vermemiz gerekir. Gerard Fitzmaurice (1865-1939). Osmanlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İli şkileri (1891-1893). Müslümanların Hıristiyan reayaya güven duymadığı ve fanatik davranışlarının gittikç e büyük derinliklere ulaştığına dikkat çekmiştir. Sivas Valiliği’nden Dâhiliye Nezareti’ne gönderilen telgrafta. Currie’den Marquess of Salisburry’e. s. Y. 17 Mart 1897. Ağustos 1894 ile Mart 1896 yılları arasındaki Ermeni olaylarını incelemekle görevlendirildi. s. Leyden-Boston 2007. İzmir’deki görevinin ardından Adana vekil konsolosu oldu ve Birecik’teki Müslüman olan Ermeniler hakkındaki soruşturmaya İngiliz delegesi olarak katıldı26 . a. Anca k hizmetçisi ola n Karslı bir Ermeni aracılığıyla Hamidiye’de bulunan Ermenilerin durumlarını izlettiği ve nüfus miktarları ile diğer durumlarına ilişkin bazı araştırmalar yaptırdığı anlaşılmıştır. Ermenilerin Müslümanlarc a katledil24 25 26 27 28 TNA. Chief Dragoman of the British Embassy in Turkey. Koyulhisar ve Hamidiye kazalarını gezmiştir.M. 1896 [C. Berridge.8015] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96.1990. İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın Zeytun Ermenilerinin durumunu öğrenme isteği üzerine hazırlamıştı. bu rapor. Ba şbakanlık Devlet Arşivleri Müdürlü ğ ü . D. Bkz.2. Ankara 2004. Platt. House of CommonsParliamentary Papers. 28/61. Bkz.. Bölgedeki Ermeni olaylarıyla yakından ilgilendi. c.26. Erzurum ve Trabzon’da gerçekleştirdi.. 1895’te İzmir konsolos yardımc ılığına terfi etmiş. İzmir konsolos yardımcısı olarak İzmir’den 10 Ş ubat 1896 tarihinde. Adı geçen kişi daha sonra Ordu kazasına gitmiştir…”27 . İzmir.. Fitzmaurice raporunda. G. Bkz. İzmir’deki tutuklu Ermenilerin serbest bırakıldıkla rı da 31 Ara lık 1896’da 131 numa ra lı ra porla bildirilmiştir”24 . Daha sonra İzmir vekil konsolosu olarak Adana’ya gelen Fitzmauric e’nin faaliyetlerinin tespiti iç in Osmanlı hükûmeti tarafından Mülazım Ata Efendi’nin görevlendirildiğini görüyoruz. TMIK. No: 158. Zeytun’daki Ermeni olaylarını konu alan “gizli” bir rapor sundu. Osmanlı idarec ileri Fitzmauric e’in Trabzon’daki görevi sırasındaki siyasi faaliyetlerinden birini rapor etmiştir. Fitzmaurice. Martinus Nijhoff Yay. 114-115.M. 1891’de askerî konsolosluk sisteminin kaldırılmasının25 ardından yerine getirilen “siyasi konsoloslar”dan biriydi. FO/195. 13-33. 1313 Z 19. Londra 1896. DH. İmparatorlukta meydana gelen Ermeni olaylarının İzmir konsolosluğuna yansıyan yönlerini ele almaya devam ettiğimizde. BOA. BOA.

Osmanlı idarecileri hakkındaki düşüncelerine devamla. raporunda son olarak İngiliz hükûmetinin Zeytun Ermenileri arasında beklenen ilgisinin önemini vurgulamıştır. sadece aydın kişiliğiyle tanıdığı Halep Valisi Raif Paşa’ya güvenebildiğini. Bu tahminin İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nda karar mekanizmalarını etkilemesi kaç ınılmazdı. Ermenileri korumak iç in bütün gücünü seferber edeceğine söz vermişti ancak.29. Zeytun Ermenilerinden intikam alma isteğinin kök saldığı şeklinde yorumlamıştır. Osmanlı idarecilerinin nasıl bir tavır takınacakları yönünde tahminde bulunmuştur. ama sonuçta. İzmir. bu şekilde yaklaşık 20 kişinin tutuklandığını. Britanya’nın itibarını zedelemeyec ektir29 diyerek hükûmetine ç ağrıda bulunmuştur.79. “ Holmwood’dan Philip Currie’ye” . Müslüma nla rın öç a lma duygusuyla saldırıya geçmelerine imkân tanınacaktır. Cumberbatch’tan Herbert’e. Konsolosluk tarafından. 6 Ağ ustos 1896 . Fitzmauric e. İzmir ve çevresinde yaşayan Ermenilerin. Belki idareciler ya rdım kuvvetleri talep edecek. İzmir. birkaç yüz Türk askerini parçalara ayırdılar ve diğer binlercesinin öldürülmesine veya ölmesine yol açtıla r.1899. bunun üzerine Türklerin de savunmaya geçtikleri” şeklinde bir açıklamayla. 10 Şubat 1896 TNA. Vekil Konsolos Cumberbatch. Benzer bir şikâyet raporu. Türkiye’de valilerin her zaman istediklerini yapamadıklarını ifade eden Fitzmaurice. Vali. hak ve özgürlüklerinin sağlanamadığı yönünde değerlendirilecek şekilde rapor edilmiştir. Söz konusu raporlarla konsolosluk. kendisiyle İzmir’den Mersin’e birlikte yolculuk yaptıkları sırada Zeytun Ermenilerinin korunmasının gerekliliği yönünde Vali’yi etkilediğini ifade etmiştir. İngiliz hükûmetinin Os- 29 30 31 TNA. Ermenilerin evlerinde silah araması yapılmasına dairdir. Bunu Müslümanlar arasında. FO/195. Ermeniler ayaklandılar.1946. Ayrıca. Ermenilere ait evlerinin polis tarafından sudan bahanelerle arandığı ve eğer evinde Ermenic e bir milli şiir kitabı. Valiliğe gelen emir üzerine evlerde silah aramaları yapılmıştır. FO/195. Ermeni vilayetlerini gösteren atlaslar veya tanınmış Ermenilerin fotoğrafları bulunursa o kişi veya kişilerin derhal tutuklandıkları bildirilmektedir.11. bazılarının ise omuzlarını silkerek “ne yapalım. kişilerin ön duruşma veya basit bir soruşturma olmaksızın tutuklu kalmalarından duyulan rahatsızlık ifade edilmiştir30 . İzmir. doğu vilayetlerinde yaşanan olaylardan dolayı olumsuz etkilenmeleri veya buradaki Ermenilerden birtakım olaylara dâhil olanlara karşı Osmanlı idarecilerinin aldığı tedbirler. Holmwood’tan Philip Currie’ye. 1 Nisan 1895 TNA. buna mukabil onları ovalardaki Türk ve Kürt köylerine yerleştirerek.1946. Ermenilerin güvenliğinin İngiliz hükûmetince sağlanması. Ermenilerin mağdur olduğu. bu Zeytun’da ki sekizinci isya nları ve hepsinin kökünü kazımalı” cevabını verdiklerini açıklamıştır. Zeytun Ermenilerinin Türklere saldırdıkları.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 65 mesinin Avrupa kamuoyunda yaratacağı tepkiyi düşünmeleri konusunda uyarmıştır. Bunlardan bazılarının bu durumu onayladığı. Ayrıca. bunun özel bir komisyon tarafından a d hoc kararlaştırılmış bir karar olduğu ve Erzurum’dan başlayarak Anadolu’daki her kasabanın yoklanac ağına işaret etmiştir31 . FO/195. “Osmanlı idarecileri Zeytun Ermenilerini koruma ya ca ktır.

konsolosluk bölgesi limanlarından Kıbrıs’a Ermeni muhaciri taşıyan gemilerin kalkıp kalkmadığının bildirilmesini istemiştir. A. buradaki kıyı şeridinin değişik noktalarından gemilerle ulaşıldığına dair konsolosluğun sağlam bilgiler edindiğini bildirmiştir. henüz İngiliz yönetimi altına girmişti. Bu. Eliopoulos. FO/195. FO/195. Çünkü bu dönemde Kıbrıs. H. “ Osmanlı Devletinde Ortaya Çıkan Göç Problemleri ve Türk Göçlerinin Bir Safhası: 1903-1904 (Rumi 1319) Yılında Meydana Gelen Göçler” . İstanbul’daki son olaylardan beri Avusturya. s. İngiliz vatandaşı olan 32 33 34 35 TNA. kutularda bulunan kitap ve kâğıtların bir kısmı. Müslüman muhac irlerin Anadolu’ya yerleştirilmesi meselesi de İngiliz konsolosluğunc a Anadolu’da Ermeni nüfusunun varlığına tehdit olarak algılanmıştır. Osmanlı Devleti’nin bir plan dâhilinde sistematik olarak Müslüman göçmenleri Ermenilerin yoğunlukta olduğu bölgelere taşıdığını iddia etmiştir. Abdülhamid’e Yıldız’da düzenlenen suikastın ardından yapılan soruşturmalar ve alınan sıkı tedbirlerin neticesiydi.49. İzmir ve Manisa’da bazı Ermenilerin evlerinde dinamit ve diğer patlayıcılar ile Yıldız suikastıyla ilgili yazılarla planlar bulunmuştu ki bu Ermenilerden birkaçı İngiliz vatandaşı idi. 1905-1906 yıllarına gelindiğinde. FO/195. N. Ermeniler tarafından güvenliği tehdit edic i girişim ve olayları konu alan yazışmalar yapılmıştır. konsolosluk bölgesinden sadece Ermeni muhacirleri taşımak üzere ayrılan “özel” bir geminin hareket ettiğine dair bir bilgiye sahip olmadığını ifade etmiştir32 . 155-159. Osmanlı hükûmeti hem nüfus dengelerinin sağlanması hem de kaybedilen topraklardan ve baskılardan kopup gelen Müslüman muhacirlerin yerleştirilmeleri meselesinin çözümünü sağlamak amacıyla birtakım tedbirler alınmıştır33 .89. TNA. Türk Tarih Kurumu. 22 Eylül 1905 . İzmir konsolosluğundan. İpek. Fransız ve Rus gemilerinin Başkentten S uriye sahillerine ve Mısır’a her hafta Ermenileri indirdikleri. Bergama’daki Türk idarecilerinin Bulgaristan’dan gelen göç menleri Ermenilerin yaşadığı bölgelere yerleşmeleri için ikna etmeye çalıştıklarını.177-8. Mart 1995. Konsolos vekili Cumberbatch. C. Diğer taraftan. No: 383 Ankara.1946. Ankara 1994. “ Cumberbatch’tan Philp Currie’e” . 30 Eylül 1896 Bkz. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . Türk Kültürü . İzmir. tutuklanan Ermenilerin durumunu yakından takip etmiştir. Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri . Ayrıc a delil olarak. ss. Büyükelçilik. Koğuşturmaların yapıldığı ilk dönemden itibaren İzmir Başkonsolosluğu.1946. tahmini bir sayı vermeyeceğini eklemiştir. “ J. Anadolu’daki nüfus hareketliliği de İngiliz hükûmetinin yakın takibi altındaydı.2209. giderlerse 50 dönüm bağ ve ev verileceğine söz verildiği Büyükelçiliğe bildirilmiştir34 .66 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 manlı Devleti’nin güvenlikle ilgili aldığı tedbirlere müdahale çağrısı ve dolayısıyla iç işlerine karışma yolunu aç mıştır. İzmir. Temmuz 1905’te Padişah II.100. İzmir. İngiliz konsolosluğu kavaslarından birinin evinde toprağa gömülü olarak bulunmuştu35 . Vekil Konsolos Cumberbatch.Cumberbatch’tan Philp Currie’e. Ayrıc a yıl boyunca Anadolu’dan Kıbrıs’a ciddi miktarda Ermeni göçünün gerç ekleştiği.Sofuo ğ lu. 21 Ekim 1896 TNA. Ayvalık’taki konsolos yardımc ısı Eliopoulos’tan edindiği bilgiye dayanarak. XXXIII. bazılarının Kıbrıs’a da gittikleri ancak.

55. Anc ak. İzmir. S uç delili olarak kabul edilen evrağı evinde bulundurmak39 . FO/195.2209. İzmir. “ Nicholas O’Connor’a” . Destekleyic i deliller: Bomba ve dinamitlerin bulunması.1899. FO/195. “ J.49. İngiliz vatandaşı Karabet Balli Danichan şu faaliyetlerinden dolayı suç lu bulunmuş ve bir yıl hapis c ezası verilmiştir: Manisa’daki Komiteye üye olmak. FO/195. ne zaman gönderilec ekleri Büyükelç iliğe bildirilmiştir37 . 1Ağ ustos 1906 TNA. Tutuklular şu faaliyetlerinden dolayı suç lu bulunmuştur: İskenderiye. 10 Ekim 1905 TNA. bizzat Başkonsolos Holmwood. Konsolosluk. Cemiyet üyelerinin İstanbul’da suikast yapmayı planlamak ve ayrıc a aynı amaç iç in İzmir’e kaç ak dinamit ve diğer patlayıc ıları getirmek.2235. hangi gemilerle. tutukluların mutlaka mahkemeye ç ıkarılması yönünde Valiliğe baskı yapmıştır36 . 22 Eylül 1905 TNA. 19-29 Ağustos 1905 tarihinde.2235. Başkonsolos Cumberbatc h. H. Cenevre ve Filibe’de kolları olan suç amaç lı gizli c emiyete üye olmak. Doğu vilayetlerinde Ermeni olaylarının başlamasıyla birlikte Aydın demiryolunun güvenliğine yönelik olası tehditlere karşı 1895’lerde. imparatorluğun başkenti başta olmak üzere önemli noktalarda bombalı saldırı ve suikastlar düzenlemeye başlamasıyla Aydın demiryolunun da bombalı saldırılara uğrayac ağına dair bilgiler ortaya ç ıkmıştır. Adjem Karabet’ten dinamit ve tüfek temin etmek. 12 Aralık 1895 . dinamit dolu dört petrol varili İzmir36 37 38 39 40 TNA. konsolosluk tercümanın Vali ile görüşmesi etkili olmuştur. Tutukluların sayıları.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 67 Ermeni kardeşlerin Türk hapishanesinde değil de konsolosluk hapishanesinde tutuklu kalmalarını sağlanmıştır. İzmir. 1Ağ ustos 1906 TNA. Bunlardan Karabet Danielian’ın Türk hapishanesine yerleştirilmesine engel olunmasında. FO/195. İzmir. İzmir. Devlet dairelerini ve umum binalarını bombalamakla genel barışı bozmayı ve toplumun ç eşitli kesimleri arasında sıkıntı yaratmayı istemek. direnç göstererek mahkeme süresince Ka ra bet’i Konsolosluk ha pishanesinde tutmayı başardık” şeklindeki ifadesiyle doğrudan müdahalesini göstermiştir38 . “ Cumberbatch’tan” . FO/195. bölgeyi dolaşmış ve herhangi bir sorun olmadığını rapor etmiştir40 .55.2209. Cemiyete para kaynağı bulmaya katkı vermek. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . bundan on yıl sonra Ermenilerin. Yıldız suikastına bulaşmış Ermenilerin 1905-1906 yılları arasında süren duruşmaları konsoloslukç a yakından takip edilmiştir.95.53. Üç ü İngiliz vatandaşı olan Manisalı Danielian ailesi mensuplarından Hadjatur ve Berteh serbest bırakılmış anc ak Karabet Danielian’ın tutukluluğu devam etmiştir. nerelere. “…bununla birlikte. “ Holmwood’tan Philp Currie’e” . tutukluların kendi itirafları ve belgeler ve diğer ikinc i derec e deliller. “ Cumberbatch’tan” .

H. İngiliz hükûmetinin verdiği destek ve rehberliğe ayrıntılı bir şekilde teşekkürlerini sunmuşlardır43 .2209.39.7927] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . resmi temsilcileri olan konsoloslukları arac ılığıyla aktif bir rol oynadığı belirlenmiştir. İngiliz hükûmetinin Osmanlı’daki varlığını Tanrı’nın kendilerine sunduğu bir lütuf olarak ifade etmişler. Ayasuluk civarında bulunanlar. 41 42 43 TNA. istihbarat toplama. Bunlardan ikisi Ayasuluk’un biraz ilerisinde İzmir’e 50 mil uzaklıktaki köprü altında. hem hükûmetlerinin kamuoyu oluşturmasında ihtiyaç duyduğu taraflı bilgiyi sağlamışlar. . konsolosların ve diğer çalışanlarının. 22 Ağ ustos 1905 TNA. s. “ J. Diğer taraftan İngiliz hükûmetinin Ermeni meselesine yakın ilgi gösterdiğinin. Turkey: 2 (1896). Aynı mektup kopya edilerek Dışişleri Bakanlığı’na da ulaştırılmıştır. 3 Aralık 1895. Bomba ve dinamitlerin bulunduğu ev. Ermeni davasının bir İngiliz davası olduğu bu dönemde konsoloslar. FO/195. Ermenilerin Osmanlı idaresinde yaşadıkları sıkıntılardan söz edildikten sonra. Ermenilerin. Londra. İzmir bölgesinden olmadıkları. Raporlar. tutuklu veya suçlu olma ihtimali taşıyan Ermenileri koruma. diğer ikisinin de bu ihbar sonucu yapılan araştırmalarla bulunduğu ifade edilmiştir41 .H. İngiltere’nin. No: 391. Vali Kamil Paşa’nın oğlu Said Bey tarafından demiryolu müdürüne bir Ermeni’nin bomba yerleştirdiği şeklinde ihbar etmesi. 204-205. Evi kiralayanların İzmir bölgesinde ikamet ettiklerine ilişkin vali açıklamasını konsolosluk düzeltme ihtiyac ını duymuş. 26 Ağ ustos 1905 Sir P. kollama gibi faaliyetlerle Ermeni meselesine müdahil olmuştur. “ J. bu durumu önemle Büyükelçiliğine bildirmiştir.41.68 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Aydın demiryolunda bulunmuştur. diğer ikisi de yine bir köprü altında İzmir’e 59 mil uzaklıkta bulunmuştur. İzmir. meydana gelen Ermeni olaylarında daima Ermenileri haklı bulan taraflı bir tutum sergilediklerini göstermektedir. Currie’den Marquessof Salisbury’e. Ermenilerin İngiliz Büyükelç iliğine teşekkürleriyle aç ıklanabilir.2209. İzmir İngiliz Başkonsolosluğu. House of Commons Parliamentary Papers. birkaç ay önce iki Ermeni tarafından tutulmuştu. propagandalara zemin hazırlamışlar hem de birkısım Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu’na karşı başlattıkları uluslaşma müc adelesi ile imparatorluğun parç alanmasına hizmet etmişlerdir. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . SONUÇ İzmir İngiliz Başkonsolosluğunun siyasi faaliyetleri kapsamında yakın plana alınan Ermeni meselesinde. İstanbul. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışarak Anadolu’daki Ermenilerin hamiliğini üstlenmesinin bir delili de. FO/195. İzmir Ermeni Topluluğu Üyeleri imzalı bir teşekkür mektubu 5 Kasım 1895’te İngiliz Büyükelçiliğine sunulmuştur. 1896 [C. Mektupta. İzmir. 1896. İzmir gazetelerinden Ahenk’te 13/26 Ağustos 1905 tarihinde ç ıkan yazıda söz konusu iki Ermeni’nin Erzurum’dan geldikleri bilgisi terc üme edilerek delil olarak gösterilmiştir42 .

Ü. Mart 1995. TMIK. XXXIII. 1314 M 07. DH. Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri . MHM. Belge Yay. Turkey: 6 House of Commons Parliamentary Papers. 1313 Z 19. Gordon L. Devletlerarası Hukuk ve Siyasi Ta rih Metinleri. -1896 [C.1946.} MKT. Makaleler -Iseminger. Londra 1896. c. Londra 1879. DH. Londra FO/195. 658/37. House of Commons Parliamentary Papers.. Telif ve Tetkik Eserler Kitaplar -Berridge. A. Fifty years in Constantinople and Recollections of Robert College.R. Londra 1896. Uygur. Dünya Savaşına. Ankara 1994. 8108] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. Londra 1896. Hukuk Fakültesi Yayını. -Karal. -1896 [C.. G. Enver Ziya. Londra 1971. Türk iye No: 3.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. The National Archives (TNA). M. 2235’nolu defterler Resmi Yayınlar Osmanlı Arşivi Yayınları -Osma nlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İlişkileri (1891-1893). House of Commons Parliamentary Papers. -Yerasimos. TMIK. 752/47. -Kocabaşoğlu. .. George. Ankara 1988. 1899. -Sofuoğlu. MHM. 1856-1876”. Ankara 1953. Türk Tarih Kurumu.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 69 KAYNAKÇA Arşivler Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). 7/50. C. “The Old Turkish Hands: The British Levantine Consuls. Houghton Mifflin Company. “Osmanlı Devletinde Ortaya Çıkan Göç Problemleri ve Türk Göçlerinin Bir Safhas ı: 1903-1904 (Rumi 1319) Yılında Meydana Gelen Göçler”. 1313 Z 03. Stefenos. Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye 2-Ta zimattan I. -Washburn. Başbakanlık Devlet Arşivleri Yay. 2209. N. Archon Books. Türk Tarih Kurumu.Erim. Nihat. Ma jestelerinin Konsolosları İngiliz Belgeleriyle Osmanlı İmparatorluğu’ndaki İngiliz Konsoloslukları (1580-1900). The Cinderalla Service: British Consuls since 1825. Boston ve New York 1909.C. 22: 3 (Yaz 1968): 297-316. İngiliz Parlamentosu Yayınları -Parliamentary Papers (Accounts and Papers). Cilt (1-B). ss. Türk Kültürü.8015] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. Leyden-Boston 2007. Ankara 2004. Middle Ea st Journal. 1990. . No: 383 Ankara. A. LXXX: Turk ey No: 10 Correspondence Respecting the Conditions of the Population in Asia Minor a nd Syria. D. İstanbul 2001. Martinus Nij hoff. 1896 [C. -Platt. Gerard Fitzmaurice (1865-1939).M. 1312 Ca 04. A.2. Osmanlı Tarihi VII Birinci Meşrutiyet ve İstibdat Devirleri (1876-1907). -İpek. İletişim Yayınları.M. İstanbul A. Chief Dragoman of the British Embassy in Turkey. 168-188.} MKT. İstanbul 2004..

70 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

çocuk .edu. Childhood. Iqbal symbolized the child and young with a falcon and the human with an eagle.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . olgunlaşan gençten de kartalın bilgeliğine ve vakurluğuna yakışır davranışlarda bulunmasını arzulamıştır. Selçuk Üniversitesi Do ğ u Dilleri ve Edebiyatı Bölümü Öğ retim Üyesi. Gençten şahinin cesaret ve ataklığına sahip olmasını isteyerek bilince ve bilgiye giden yoldan ayrılmamasını öğütlemiş. hkuyumcu@selcuk. olgun insanı kartal sembolleriyle betimlemiştir. Doç. “Bal-e Cibril” ve “Zarb-e Kalim” adlı eserlerinde şairin edebi ve fikri olarak gelişim süreci içerisinde çocuk ve gence bakışı incelenmiştir. Issue : 5 Pa ge : 7 1 -8 8 ÇOCUK VE GENÇ İKBALİN ŞİİR DÜNYASINDA Hakan KUYUMCU∗ Özet Bu makalede İkbal’in Urduca şiirlerinin yer aldığı “Bang-e Dara”.tr . Key Words Iqba l. and desired the maturated young to act on the eagle’s sagacity and dignity. Sa yı: 5 Sa yfa : 7 1 -8 8 Ye a r: 2 0 1 1 . İkbal. çocuk ve genci şahin. He advised the young to possess the courage and agility of the falcon by adhering to the path leading to wisdom and consciousness. Youth a nd Fa ble ∗ Yrd. genç CHILDHOOD AND YOUTH IN IQBAL’S P OETRY WORLD Summary Within this article. “Bal-e Jibril” and “Zarb-e Kalim” covering Iqbal’s Urdu poems have been reviewed and the poet’s views on child and youth during his literary maturation have been scrutinized. books called “Bang-e Dara” . Dr. Anahtar Kelimeler İk ba l.

Hindu. makaleleri. Bu şiirlerde bir veya iki hayvan motifi seçilip başlarından geç en olaylar konu alınarak ç oc uklara iyilik. İslam kültürünün insanlığa kazandırdığı bir değerdir (Soydan. . ç ocuk herkesi derinden etkiledi. siyasetç i ve fikir adamı. “Eyk Makra aur Makkhi”. İkbal şiir hayatının ilk döneminde terc üme ya da uyarlama olmayan. 1997: 95–108). anc ak kişisel düşünc e hayatı geliştikçe Amerikalı filozof Ralph Waldo Emerson. toplumsal ve felsefi şiirler yazmaya yöneldi. “Ek Pahar aur Gilhari”. 1999: 11-18). konuşmaları. “Ahd-e Tıflî (Çoc ukluk ç ağı)”adlı şiirinde psikanalist bir yaklaşım iç inde küç ük bir bebeğin tasvirini yapmakta ve o bebeğin bilgisini geliştirmek iç in pragmatizmin de özü olan ‘yaparak öğrenme’ aşamasındaki mac erasını dile getirir. “Parinde ki Faryad”. İkbal’in bu ‘ilk dönem’ şiirlerinde tasavvufi edebiyattaki mesnevi geleneğinden ziyade. 2005: 107–117. sadakat.72 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Muhammed İkbal (1877–1938) yazmış olduğu şiirleri. 13. adalet. Alfred Tennyson ve Radolph William Cowper gibi İngiliz şairlerin şiirlerinin etkisinde politik. yazılarıyla ulusuna yitirmiş olduğu “benlik” kimliğini kazandıran ve onu ayağa kaldıran büyük bir şair.: 11-18. Ödelli. 1982: 12).b. İkbal bu etkilenmenin yansımalarını ilk olarak ç ocuklar iç in yazmış olduğu şiirlerinde dile getirdi. İkbal’in edebi hayatının ilk dönemi (1905 öncesi) yaklaşık on sekiz yaşında dini ve politik amaç taşımayan gazel türünde şiirler yazmakla başladı. yetişkin. 1981: 205–226). tsz. “Man ka Hab” başlıklı şiirleri yukarıda adı geçen şairlerden etkilenerek ç oc uklar iç in kaleme aldığı terc üme veya uyarlamalardır (Hamid Ahmed Han. “Bal-e Cibril” ve “Zarb-e Kalim” adlı şiir kitaplarındaki ‘ç oc uk’ ve ‘genç ’ e yaklaşımı inc elenmiştir. Özellikle mürşit-mürit ilişkisi iç inde İkbal ve Mevlâna’nın şiir tarzlarında benzerlik arandığında. ‘Fabl’ tarzı masallardaki konu benzerliği daha baskındır. İkbal’in ilk şiirleri “Ek Gae aur Bakri”. mektupları v. Bu makalede İkbal’in edebi ha yatındaki a şamalar içerisinde onun Urdu diliyle yazmış olduğu “Bang-e Dara”. Ş iir hayatının bu evresinde Batı tarzı romantizm şiir onun ilgisini ç ekti (Quraishi. yüzyılda Mevlâna Celaleddin Rumi’nin de Mesnevi’sinde sıklıkla kullandığı ç eşitli hayvan motifleri bulunmaktadır (Karaismailoğlu. henüz İkbal’in şiir hayatının ‘ilk dönemi’ iç inde Mevlâna’nın Mesnevi’sinde kullandığı dinsel motifç ilik anlayışının belirgin olmadığı görülür. Toker. dürüstlük ve özgürlük bilinc i kazandırılmak istenmişti. “Baç ç e ki Dua”. Bu şiirler bütünleşmeye sadık kalma noktasında o dönem iç erisinde Müslüman. İkbal bu aşamada Hindistan’ın siyasi ve kültürel özgürlüğünü bir bütünlük iç erisinde ilk dönem şiirlerinden ‘Himalah’ ve ‘Taranah-e Hindi’ de kaleme aldı. ç oc ukları konu alan şiirler de yazdı.

yerleri. deve. konuşma ya ma ildi duda k Sorma ya a rzum olsa da yüreğim yoktu. aslında Mutlak Varlık ile yakın bir ilişki iç ine girilir (Muhammed Han Kayani. Mülk. Nitekim Allah Kuran'da. İkbal’in İngiltere’de yaşamaya başladığı 1905 – 1908 yılları bakış aç ısının daha da geliştiği ve gerçekten mutlak gerçeğe yöneldiği. ova la rını sorma k Ve o iyi niyetli ya la nla ra şa şırma k… Göz görmeye va kıftı. Müminun. Yaratıc ı. Bu şiirde ‘düşünc e’ ve ‘doğa’ kavramları eklektik işlenişe güzel bir örnektir. Hac . 2002: 59). ‘Doğa’ gözlenirken. Rad. . O ‘düşünc e’yi dıştan eşya üzerinde ç alışan bir eleman olarak görmez. düşünc ede. örümc ek gibi çeşitli hayvanları. Enam S urelerinde ç eşitli ayetlerde bitkilerin yaratılışı. dağları. Bakara. ağaç ları. İnsanın da bunlar üzerinde düşünmesi ve yaratılış delillerine tanık olması gerekir. Doğa bilgisi. Vakıa. Fatır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 73 Çocukluk Çağı Dünya yeni bir diya r idi ba na Annemin sinesindeki genişlik bir ciha n idi ba na Her ha reket ca n lutfunun ema resi idi ba na Anla msız ha rf idi kendi dilim ba na Bir dert bebekken a ğla tsa ydı beni Ka pı zincirinin şıkırtısı mutlu ederdi beni Ba kıp dururdum sa a tlerce uyuya n a ya O ince bulut içerisinde sessizce dola şırken Defa la rca da ğla rını. Furkan. arı. İkbal mutlak ‘Güzel’i aramaktadır (Hasan Razvi. kudretini ve bazı sıfatlarını. Nuh S urelerinde çeşitli ayetlerle evrenin yaratılış muc izelerini beyan etmiştir. Nahl. hüsn ü aşkı gizlendiği sır perdesinden sıyırıp görmeye çalışmaya başladığı dönemdir. Araf. Her resmin kendi ressamını tanıtması gibi. c anlı ve c ansız varlıklar da kendilerini yaratmış olan Allah'ı bize tanıtırlar. iki bağımsız unsur olarak ‘ideal’ ve ‘gerç ek’in varlığını belirtirken düşünc e ve varlık arasındaki ikileme son vermeyi amaç edinir. Balç ığın özünden yaratılan insanoğlu (23:12) “Allah'ın varlığını. Diğer taraftan İkbal’in bu dönem iç erisindeki şiirsel düşünc e boyutunda artık felsefi ve edebî kavramları kendine özgü bir tarz iç erisinde kullanmaya başladığı görülür. Enbiya. sivrisinek. İkbal ‘doğa’ kavramını ise sünnetullah kabul eder. Allah’ın mutlak kudretinin bilgisi demektir.1990: 247). bitkileri. Dolayısıyla bu şiirde “ç ocuk” teması yetişkinlere seslenilmek iç in kullanılmıştır. yaratmış olduğu varlıklara bakarak anlar. Allah varlığının delili olarak evrendeki ve dünyadaki yaratılış muc izelerini gösterir. Anc ak “Baç çah aur Ş am (Çocuk ve Mum)” adlı diğer çocuk konulu şiiri bir ç oc uğun anlayabilec eğinden ç ok daha fazla anlam ve kavram yüklüydü. Bir ç oc uğun şiir iç erisinde bu kavramları anlaması ve bağdaştırması oldukç a zordur. Al-i İmran S urelerinde çeşitli ayetlerde insan yaratılışıyla. Naziat.

şa şkınlıktır. sense sa klısın. sen ba şta n a şa ğı ışıksın. ga flettir. Senin nurun a kıl peçesi a ltında gizlendi İdra k peçesi. gören gözün tozudur. ma murda . gizli… Büyük geçmişin silinmiş izlerinde. ova da . Ah! Bu toplulukta o a şikâ r. Çocuk ve Mum Bu na sıl bir ha yra nlıktır ey kelebek huylu ya vruca ğız! Sa a tlerdir mumun kıvılcımla rına ba kıp duruyorsun Arzun. ‘Güzel’. ba ygınlıktır. ‘Güzel’. Minicik kuşla rın yuva la rını ya pma k için sa rf ettiği ga yrette. da ğın heybetli sessizliğinde. Yeni doğmuş bebeğin konuşma ça ba sında . a guşumda dura n bu cümbüşü mü Yoksa ışığı mı koynuna a lma k? Minik ka lbin bu ma nza ra ya şa şırsa da Za ten da ha önceden gördüğün bu şeye a şina sın.turkishajan. ‘Güzel’. Gül ba hçesinin sa kinlerinin cıvıltısında . vira nede. Ha ya t denilen şey unuta nlıktır. şehirde. yani yaratılış muc izesi olarak örnek vermiştir." (15: 28) diye meleklerden de üstün gören yaratıc ının.” (http://www. gecenin siya h örtüsünde. Yaratıc ı ‘doğa’ ile kendi büyüklüğünü insanın gözleri önüne sermiştir. O. sa ba hın gökyüzündeki a yna sında . Gecenin ka ra nlığında . Rüya dır. denizin özgürlüğünde.c om/islam-ve-insan/allah-yaratilis-muc izelerikonusunda-dusunmeyi emreder –81880.html )Çamurdan yaratılan insan iç in “ona ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın. güzelliğin sonsuz okya nusu Göz görürse her da mla da güzelliğin fırtına sı va r. Güneş ışığının ya yılışında . da ğın pına rla rında . Mum sa dece bir a lev. şa fa ğın kızıllığında . Ruh sa dece görmek ister görünmeyeni Yoksa bu çölde neden inlesin ça n misa li Güzelliğin bu sıra da n cilvesinde bile ruh huzursuz . insanın düşünc esinde onu kabul etmesi iç in pek ç ok deliller sunmuştur. İkbal de 1905 yılında yazdığı aşağıdaki şiirde ç oc uğun muma duyduğu hayranlığın yaratılışta karşılaşılan ışıkla aynı olduğunu söylemesiyle başlayan ‘yaratıc ı güç ’ü doğada algılama egzersiziydi.74 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gökleri birer iman hakikati. Kudret topluluğu. Ya ra ta nın onu a şikâ r. Seni ise ka ra topra kta n fa nusun içinde neden sa klı tuttuğu bilinmez.

O. Benim va ta nım işte budur. Hindu-Müslüman dostluğunun oluşturulması iç in her iki grup arasında yaratılmak istenen dostluğun gelişmesini engelleyen eksiklikleri. "ta şra hankahları" dönemi. yüzyılın sonunda Muinüddin Hasan el. onun susuz ka lmış ba lık misa li… (Kulliya t-e İkba l: 119–120) Bu şiirde yaratılanlarla Yaratanı bulmaya ç alışan İkbal şiir hayatının ilk döneminin sonlarında ilgisini.Çişti tarafından sistemle ştirildi. Hica zlıla r onun için Ara p çölünü bıra ktı. Hindular ve Müslümanlar arasında ç alışma birlikteliğini geliştirmeye uğraşırken Müslümanların eğitim ve ekonomik bağımsızlığını Hindularla aynı düzeye ç ıkarmalarının da önc elikle gerekliliğine inanır. Guru Nanak (1469-1539) ba şlangıçta Sihizm’i yalnızca dini akaidler çerçevesinde Müslüman ve Hindu unsurlarını uzla ştırmak için ba şlamıştır. sorunları tespit etmeye ve bunlara ç özüm yolu bulmaya uğraşır. Bu makale1904 yılında “ Mahzen” adlı dergide yayınlandı. Ş iirlerinde Hint alt kıtasında yaşayan etnik grupları ve farklı c emaatleri şiirlerinde bir araya getirerek ‘vatan’ kavramının sanki kısa bir tanımını yapar. Yurtseverlik duygularını artırmak iç in şiirler yazar. Sihizm daha sonraki yüzyıllarda İslamın en sert muhalifi olmu ştur. Hindistan'ın ilk ve en büyük tarikatı olan Çiştiyye tarikatının kurucusudur. Hindistan’ın politik. Ta ta rla r onu yurt tuttu. Milton ve Thoma gibi İngiliz idarec ilerin Muslim-Anglo Oriental College (Müslüman-İngiliz Ş ark Koleji)’de 1900’den sonra geliştirmeye ç alıştıkları batılı düşünc enin ürünü olan Müslüman milliyetç iliğini İkbal kabul etmeyip batı düşünc e tarzı milliyetç iliği benimser (Zulfikar. Muînüddîn Hasan el. Bu kapsamda özdeksel ve tinsel yükseliş iç in Müslümanların potansiyellerini ortaya ç ıkarmalarına ve tinsel alanlarla birlikte özdeksellik iç inde İslam’ın tekrar yükselen bir değer olması gerekliliğini Hind Müslümanlarına inandırmaya ç alışır. XII.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 75 Ha ya t. 1 2 3 . O sistemi “ Tanrı birliğ i” . "Sabiriyye" kolunun dönemi ve "Nizamiye" kolunun dönemi olarak dört ana bölümde incelenir. Urduc a-Hintç e ç atışmasıyla ‘iki ulus’ kavramının başlaması ve John Locke. “ insanlığ ın karde şliğ i” .1 İkbal. AÇIKLAMALAR İkbal henüz e ğ itimi münasebetiyle daha yurt dışına çıkmadan evvel de bu çalışmalara yönelmiş ve “ Kavmi Zindegi” adlı makalesinde ülke sorunlarına e ğ ilebilme cesareti göstermiştir. Özellikle ç oc ukların. Bu makale 1911’de “ Pencab Rivyu” adlı dergide Urducaya çevrilerek basılmıştır. Çiştiye tarikatının tarihinde "büyük şeyhler" dönemi. entelektüel ve kültürel bağımsızlığına odaklar (Zulfikâr.Çiştî (1142-1236). Hindistan Çocukları Ulusal Marşı Çişt2 i bu topra kla rda Ha k’ın mesa jını a nla ttı. Hindu-Müslüman toplum arasında dostluğun temel taşı olac ağına inanmış olmalı ki ç oc uklardan başlayarak birlikteliğin sağlanması iç in ç alışır ve ülkenin ç ok renkli kimliğine vurgu yapar. “ kast sisteminin reddi” ve “ Puta tapıcılığ ın faydasızlığ ı” üzerine kurmu ştur. İşte budur va ta nım. 1997: 90). Na na k 3 bu ba hçede va hdet şa rkısı söyledi. İkbal daha sonra e ğ itim için yurt dışında bulundu ğ u dönem içerinde de bu konuya e ğ ilmeye devam etti ve İkbal. 64). “ The Muslim Community – A sociological Study” ba şlıklı makalesinde Müslüman ulusun sorunlarına e ğ ilerek edebi hayatının bu ilk evresinde Hindu ve Müslüman uluslarının sorunlarına çözüm bulmaktaki bakış açısındaki de ğ işimi göstermesi bakımından önemlidir.

bunun doğal sonucu olarak çocuk şiirleri yazmaktansa şiirlerinde çocukları ve özellikle de genç leri konu edinmeyi terc ih etmiş olabilir. Ah! Neden üzüntü veren şeyi seversin? Oyna şu kâ ğıt pa rça sıyla . Dünya nın va hdet na ğmesinin duyulduğu bu mekâ nda n Peyga mberime serin rüzgâ rla r geldi. Ş airimiz artık ‘düşünc e’. Za ra feti gökyüzüne merdiven ola n bu topra kta Ora da ya şa ma k cennette ya şa r gibidir Benim va ta nım işte budur. Benim va ta nım işte budur. za ra rsızdır . Tekra r sa ma n yolunun ışıltısıyla pa rla ttı. bu türde ç oc uğu da konu alan bir şiir yazar. İşte budur va ta nım Ya şa ya nla rı Kelimin bendesi. Anc ak Hamid Ahmed Han. Çünkü O gayretini eğitimine vermiş. İşte budur va ta nım. O. Onun sa hibi topra ğına zenginlik ba ğışla dı. Anc ak konunun dışına ç ıkmamak iç in milliyetç ilik konusunu sınırlı tutmak uygun olac aktır. İşte budur va ta nım (Kulliya t-e İkba l: 113–114) İkbal 1905 yılında yüksek tahsil iç in Avrupa’da üç yıl kaldıktan sonra ülkesine döndüğünde batı milliyetç ilik anlayışı yerini Müslüman milliyetç iliğiyle değişti. şiir ç alışmalarını bir süre azaltmıştı. beni kötü mü sa ndın Ey bu kederli iklime yeni gelen! Yine çığlık a ta ca ksın ba k Ba tma sın dikka t et! Ka lemin ucu sivridir. İkbal’deki bu değişim “Taranah-e Millî” adlı şiirinde aç ıkç a görülmektedir.76 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Yuna nlıla rı ha yra n bıra ktı. Onun şiir ç alışmalarında bu dönemde bir azalma dikkat ç ekmektedir. Bütün dünya ya bilgi ve hüner verdi. Mücevherlerle Türklerin eteklerini doldurdu. da ğla rı Sina ola n bu topra ğı Nuh’un gemisi kıldı mekâ n. ‘sezgi ve varlık’ konularında bilgisini artırmaya başlamış. Benim va ta nım işte budur. Ana Kuzusu Senden bıça ğı uza kla ştırdığımda çığlık a ta rsın Ben iyilikseverim. İkbal bu dönem iç inde kendi şiir üslubunu ararken ve mesnevi tarzında şiirler de yazar. Fa rsın sema sında n düşen yıldızla rı. İkbal’in bahirlerinde başarılı seç imler yapmadığı için mesnevi tarzındaki şiirlerinin tutulmadığını belirtir (Hamid Ahmed Han: 111). İkbal’in edebî hayatının ikinc i dönemi (1905–1908) kendi eğitimiyle meşgul olduğu yıllardı. İkbal’in ç ocuk iç in yazmış olduğu şiirlere bu dönemde rastlanmaz.

(Ekrem. Müslümanların vatanı dar bir toprak parç ası olamazdı. varlık müc adelesinde politik bir kimlik kazandı. İslâm ve Müslüman karşıtlarına karşı uzun süreç li olac ak müc adelenin c iddi . 2006) 1908 önc esinde Ulus-devlet fikrinin imkânsızlığı. bütün insanlığa ve bütün dünyaya indirilmiş evrensel bir mesajdı. artan Hindu milliyetç i hareketleriyle Müslüman milliyetç ilik arasındaki kıvılc ımları koc a bir ateşe dönüştürmek üzereydi. mekân ve zaman kıskac ına alınamazdı. a ma ben de na da n bir bebeğim (Kulliya t-e İkba l: 97–98) İkbal’in şiir hayatının üç ünc ü evresi (1908–1926) konu ve üslup aç ısından kendini bulmaya başladığı dönemdir. Kur’an’dan aldığı ilhamla bütün inananların anc ak kardeş olduğunu ve üstünlüğün ırka değil. kötülükten kaç maya bağlı bulunduğunu bütün dünyaya ilan etmiştir. amaç larından biri olan All India Muslim League (Bütün Hindistan Müslümanları Birliği)’in de 1906’da kurulmasıyla tek bir ç atı altında toplanmaya ç alışan Müslümanlar.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 77 Nerede topun? Nerede porselen kedin? Kırık ba şlı minicik ha yva n nerede? Senin a yna n a rzunun tozunda ki özgürlüktü Gözünün a çılma sıyla bu a rzu kıvılcımı pa rla dı Elindeki ha rekette. Hint alt kıtasında sürdürülmek istenen Panoryantalizm Propagandası (Keleşyılmaz. tarikat ve milliyetçi tutuc uluğun hayli yaygın olduğu bir zamanda İkbal. Kur’an. İslami ve millî iç erikli konular İkbal’in külliyatının dörtte üç lük bölümünü oluşturur (S oydan. 2003: 56). Ha ya tın. a yrımla rın sınırla nma sında n ba ğımsız Anca k kudretin sırrı gözlerinden görünüyor Benimleyken bir şeye sinirlendiğinde çığlık a tıyorsun Sorun ne! Kâ ğıt pa rça sıyla oya la nsa na Ah! Bu a lışka nlık içerisinde ben de sa na uydum. ba kışla rında ki enda zda . 1999: 60–62) iflas etti. Irkç ılık ona göre milletin birlik ve beraberliğini yaşanmaz bir hale sokmaktaydı. çığlık a tıyorum Hemen sinirlenir. Din. Hindistan Müslümanlarının ç ıkarlarının ve politik haklarının ilerletilmesi ve korunması. Bu aşamadan sonra İkbal. Sen ka prisli ben de ka prisli Geçici zevklerin a şığıyım. senin gibi gülüyorum Görünüşte ben gencim. hemen sa kinleşirim Gördüğüm güzelliğe ka na rım Ca hilliğim senin ca hilliğinden a z değil Ben de şimdi senin gibi a ğlıyor. Çünkü din. sınırlar iç erisine alınmış bir toprak parç ası değildi. Müslümanların vatanı bütün dünya idi. İslam Peygamberi de sadec e bir topluma veya bir bölgeye gönderilmiş peygamber değildi. Ona göre Müslümanların vatanı.

Entelektüalizm ve dinamizm iç erisinde yeniden yapılanan dünyada siyasi liderler pozisyon almaya ç alışırken eski liderler de kaybettikleri pozisyonları yeniden ele geçirme gayreti iç erisindeydiler. 1985: 85). resimlerini çizip ne ka da r a nla tma k istesem de Anca k bu ta svir senin ha ya l gücünün çok ötesinde Seni a ta la rınla kıya sla ya ma m 4 Şiirde geçen bu mısra Hafız Şirazi’ye aittir. İkbal bu noktada aşağıdaki şiirde sahip oldukları değerlerin kıymetini bilemedikleri iç in Müslüman genç liği muhatap alıp sitemli bir şekilde atalarına layık olmadıklarını vurguladı. Müslüman Gence Sesleniş Ey Müslüma n genç! Hiç ka fa yorma dın Senin düşen bir yıldızı olduğun gökyüzü neydi? Da rius’un ba şında ki ta cı a ya ğı a ltında çiğneyen bu millet. onu rahatsız etmekteydi. Bu dönem. Deve sürücülerinin beşiği ola n Ara p çölü. Ruhbanlık.78 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 hazırlıklarını yaptı. İkbal. Uyga rlığın biçimlendiricisi. Kelimelere koysa m. güzelleşmeye ve süse niçin ihtiya ç duysun” 4 Alla h’ın kulla rı yoksulken da hi o ka da r ga yretliydiler ki. Zenginler fa kirlerin korkusuna ha yır ya pma kta n ka çındıla r Kısa ca o sa hra da otura nla rın kimler olduğunu sa na na sıl a nla tsa m Onla r dünya fatihleri. yazgıcılık. dünya ida recileri ve dünya yı süsleyenler. . dünya hükümdarları. Fakr u Fahri ’nin za ma nında ki ida renin ha şmetinde “Güzel yüzlü. Londra’da S iyasal Bilimler Fakültesinde hukuk eğitimi aldığı bu dönemde dini konularda pek ç ok konferanslar verdi. 1908 yılında Cambridge’de Muslim League (Müslüman Birliği)’in Londra ofisinin kuruc u üyesi oldu (Zafar. Batının sadec e düşünc elerini değil toplumsal gereksinimlerini de araştırdı. Dünya ida resindeki esa sla rın ya ra tıcısı. 1908 kışına doğru eğitimini tamamlayan İkbal ülkesine geri döndü. Hindu-Müslüman birlikteliği düşünc esinin akıldan ve gönülden kalktığı dönemdir. c ehalet gibi konular üzerine ç alışmalar yaptı (Quraishi: 16–18). Müslümanların bulunduğu her yerde İslam’ın sınırlarını oluşturabilec ekleri düşünc esini. O Batı tarzı bir milliyetç ilik anlayışını şiddetle reddetti ve Müslümanların milliyetç ilik anlayışında sınırların kabul edilemeyec eğini. şiirlerinde de vurguladı (İkram. 1998: 20–25). İslami öğretileri yeniden ele alırken zamanın değişen şartlarına göre uygulanabilir bir alt yapı oluşturmaya ç alışması reformc u kimliğinin de öne ç ıkmasına yardımc ı oldu. Ülkenin iç inde bulunduğu ayrımc ı yapılanma. Onun. Seni sevgisinin kuca ğında besledi. Anc ak İslâm âlemi üzerindeki miskinlik yaratan bulutlar bir türlü dağılmak bilmiyordu.

Süreyya ’da n topra ğa a ttı bizi Hükmetmek geçiciyse onun için neden a ğlıyoruz Dünya nın mutla k ka nunda n yok ça re Oysa a ta la rımızın kita pla rı ilim incileri Bunla r Avrupa ’da incelenirken gönül olur pa re pa re “Ey Ga nî! Pir-i Kena n’ın göz nurunun Züleyha ’nın gözünü ka ma ştırdığı ka ra günü izle” 5 (Kulliya t-e İkba l: 207) Mustafa Yılmaz’ın “İkbal ve benzeri kişilikler düşünc e dünyalarının giriftliği ile temayüz ederler. Ba hçelerden uza k durma k la zım Onla rda pek çok ba şta n çıka rıcı cilveler va r Çöl rüzgâ rıyla oluşa n ölümcül ya ra . İkbal ‘şahin’ gibi olmasını istediği gence seslenirken onun özelliklerini de şiirinde aç ıkç a belirtmiştir: Şahin Rızkın a dı su ve da ne ola n O dünya yı bıra ktım. sen yıldızsın. biç imini ve taşıdıkları özellikleri şiirinde anlatmak istediği amaç doğrultusunda kullandı. yuvasını yüksek yerlerde kurar.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 79 Sen sözsün. ne gülçin. Çölün tenha lığı mutlu eder beni Ezeldendir ya ra tılışımda ki dervişlik Ne meltem. tehlikeleri sezişi ona yakalanması zor bir c anlı olma özelliği kazandırır. Ayrıca keskin görüşlü oluşu. onla r gezegen Biz a ta la rımızda n ka la n mira sı ya ğma la dık Gökyüzü. onla r eylem. Civa nmerdin ga zilik ya ra sıdır. kurarken de kendine en az zarar verecek sarp yerleri seçer.” (Yılmaz: 2007) ifadesi sembollerin şiirdeki kullanım özelliğini ve önemini vurgular. Çünkü ‘şahin’ daima yükseklerde uçar. zamanını. Ş airimiz sembollerin yerini. Güvercine a ç değilim ben 5 Bu beyit Ğanî Ka şmirî’ye aittir . Bu sembollerin anlaşılabilmesi de hakikatin tezahürlerinin anlaşılmasıyla mümkün olur. O Müslüman genç liğe seslenirken genellikle ‘şahin’ simgesini kullanmayı terc ih etti. Allame İkbal üstadı Mevlana gibi sembollerin adamıdır. ne bülbül Ne de a şk na ğmesindeki illet. Bu kişiler zihinlerinde tasarladıkları ve özlemini ç ektikleri dünyanın maddi tezahürlerini ifade edebilmek iç in sembollere başvururlar.

geri çekilmek ve tekra r sa ldırma k Ka nı sıca k tutma nın ba ha nesidir.80 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ha ya tım sa dece za hitliktir benim Üzerine a tılma k. Bir Genç Adına Sofa la rın Avrupa î. umutsuzluk ilim ve irfa nın yok oluşudur. İna nçlı erkeğin umudunda Alla h’ın sırda şla rı va rdır. Ondaki Batı özentisini fark ederek atalarını hatırlatmak ve kendi felsefi bakış aç ısıyla gençliğe benlik ruhunu kazandırmak iç in ‘şahin’e benzettiği genç liğe karakterini hatırlatma gereği duyarak seslenir. (Kulliya t-e İkba l: 495) Gazel Yıldızla rın ötesinde ba şka â lemler de va r Aşkın da henüz türlü türlü imtiha nla rı va r Sa dece ya şa mda n iba ret değildir bu feza la r Bura da yüzlerce ba şka kerva nla r da va r Şu renk ve koku â lemiyle yetinip ka lma sa na Ba şka çemenler ba şka a şiya nla r da va r Bunla rda n biri ka ybolduysa . ha lıla rın İra nî senin Ka n a ğla tma kta ba na gençliğin tembelliği Zenginlik ne ki. Gençlerde şahin ruhu uya ndığında Menzillerinin gökyüzü olduğunu görürler Umutsuz olma . neden ga mla na sın Ah u figa n dolu da ha nice ma ka mla rın va r Sen şahin sin görevinse uçma ktır senin Ka rşında da ha nice gökler va r İşte bu gün ve gece a ra sına sıkışıp ka lma sa na Ba şka za ma n. Senin yuva n sulta nlık ka srının kubbesinde değildir . Hüsrev de olsa n ne fa yda Ne Ha yda r’ın gücü ne de Selma n’ın perva sızlığı va r sende Ara ma bunu ça ğımızın kültürünün tecellisinde Çünkü ben Müslüma nlığın mira cını sa bırda buldum. Bunla r ba tı ve doğu kekliklerinin dünya sı Benimse ma sma vi gökyüzüdür dünya m Kuşla rın dünya sında bir dervişim ben Çünkü şahin yuva ya pma z. ba şka mekâ nla rında va r (Kulliya t-e İkba l: 389 -390) İkbal daha sonraki yıllar iç inde de genç liğin başıbozukluğundan ve tembelliğinden rahatsız olmuştu.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 81 Sen şahin sin. temiz düşünceli ve keskin zekâ lı (Kulliya t-e İkba l: 443) Benlik sazında ebedî hayata aç ılan kapıyı şairimiz oğluna anlatırken ruhu ve aklı. da ğla rın zirvelerindeki ka ya la rda kona kla ma lısın. aslını kaybetmiş genç liğe bu değerleri . bu davalara sahip ç ıkac ak yeni nesiller bırakmak isterler. göz ve gönül perdesini kaldırarak sezgilerini kuvvetlendirec ekti. akıllı. bu tavsiye ve mesajlarını biric ik oğlu Cavid iç in yazdığı şiirlerle gençliğe de iletmek istemiştir. S ezai Karakoç’un Taha’sı neyse. Dolayısıyla büyük şair. Cavid’e Benlik sa zında ebedî ha ya tın a ya k izi va r Ümmetlerin çıra sı benlik a teşiyle pa rla r Sa na bir sözüm va r: İnsa nın yüce bir ga yesi olma lı Bu ga ye insa nı ta m ta tmin etmeli ve da ima yüceltir olma lı Yükseklere uçma melekesi ya ra tılma dı ka rga da Aksine ka rga ile sohbet şahin ya vrusunun kişiliğini bozdu Devrin gözünde ha yâ ba ki değil a rtık Ra bbim senin gençliğini tertemiz kılsın Herha ngi bir ha nka hda otura ma dı İkba l Çünkü o ince. Mehmet Âkif’in Âsım’ı. (Kulliya t-e İkba l: 447–448) İkbal bu dönemin sonu itibariyle 1908–1924 arası dini düşünc esindeki gelişimiyle İslam dünyası ve Hint alt kıtası Müslümanlarıyla alâkalı sorunlar üzerinde yoğunlaştı (Soydan: 15). İkbal gibi büyük düşünen lider ve şahsiyetler iç in ideal bir dünya ve zengin bir hazine kaynağı oluşturur. Büyük dava adamları. Böylece genc in inanc ı kuvvetli ve ümidi daim olac aktı. ileriki yıllarda yazdığı şiirlerde genç Hind Müslümanlarının da bu konular üzerine yoğunlaşmalarını. Çünkü İkbal karakterini kaybetmiş. Özünü. İkbal’in Câvid’i de odur (Ekrem: 2007). “Tulu-e İslam” ve “Asrar-e Hudi” şiirleri de bu ç izgide yazılmıştır. Bu şiirler verilen mesaj aç ısından oldukç a etkileyicidir. kendi iç dünyalarının derinliklerine girmelerini ve buradan elde ettikleri manevi aşkla varlıklarını yüc eltmeleri için yeni arayışlara yönelmelerini tavsiye etmiştir. kaybettiğinin farkında olmayan bir genç lik istemiyordu. ondaki tinsel değişimin haberc isiydi ve ilk olarak 1912 de kaleme aldığı “Ş am-o Ş air” adlı şiirde fark edildi. Bu yüzden özellikle genç nesil. kendilerinden sonra gelenlere. Bu yoğunlaşma. Fikret’in Hâluk’u. c oşkun ve enerjik bir gençliğe sahibi olmak onların en büyük emel ve hayalleridir. Mukaddes davayı yüksünmeden yüklenec ek. aydınlık ve yumuşak tutan manevi mekân olan kalbi oluşturac ak reç eteleri ona ve dolayısıyla gençliğe vermekteydi. İkbal.

Gerçek adı Molla Abd’ur-Rahman’dı. sa lta na t yolu değil Sa tma benliğini.82 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bulma seferberliği başlatırken de gencin yolunun sadec e Batı medeniyetinden geç mediğine de dikkat ç ekti. . meyvem ga zelimdir Meyvemden la le gibi kırmızı şa ra p ya p herkese! Yolum dervişlik yoludur. Ya şlı a vcının işine gelmez Ab-ı ha ya t bu dünya da dır Tek şa rt ona susa mış olma k Gerçeklik yolu ga yrettir Ka lenderlik ga yret ile ta ma mla nır. Fakirlik düşünc esini Kuran’dan alan İkbal (Hasan Razvi. na m sa l dervişlikte (Kulliya t-e İkba l: 477) İkbal oğluna yazdığı bu şiirlerde ulusunun genç lerine gayretli olmayı ve sürekli ç alışmayı öğütledi. Şeyh’ul İslam Cam’a gönülden ba ğ lı bir tasavvuf ehliydi. Gençliğin kendilerine kalac ak hiç bir maddi değere itibar etmemelerini. Yüzlerce Enveri6 ve binlerce Ca mi7 ! Benim minderim dünya da mı ki 6 7 Gerçek adı Ahad’ud-Din’dir. yeni sa ba hla r ve yeni a kşa mla r getir meyda na ! Alla h eğer fıtra t şina s gönül verdiyse sa na Ba hşettiği la le ve gülün sessizliğinden söz çıka r Eğer Alla h sa na ta bia tı a nla ma kudreti verirse! Frengin ka dehini ka ldırma Hindin renkli çömleğinden şişe ve ka dehimi ya p Üzüm da lıyım ben. Ey ba ba sının ca nı! Şahin a sla sülünün kölesi olma z Bulunma z değildir sözün değeri. Methiyeleriyle tanınmış bir Arapça üstadıdır. aslını unutmadan gelişmelerini istedi. 1990: 224) genç liğe ve insanlara bunun anlamını kavratmak iç in gayret gösterdi. I Cavid’e Sinede olma z ise sıca k yürek Ha ya t boşlukta a kıp gider Av eğer a kıllı ve a tik olursa . Cavid’e Kendine bir yer ya p a şk diya rında Yeni bir za ma n.

temel görüşlerinden biri olan nefsi terbiye etmenin. Şairler kendilerini Mahmud’a. Din ve zenginlik kuma r İşe düşkün ola n kul ka lma dı Ka la n sa dece boş boğa zlık Eğer fa krı ra ma ya gücün va rsa Aslı Hica zlıdır onun O fa krda n insa n ya ra ttı Alla h’ın kimseye muhta ç olma ya n şa nı Serçe ve güvercin için ölüm ola n şahin lik İnsa n için ma ka mdır. Cavid’e Mümine a ğır gelir bu gece ve gündüz. İkbal “Gönül ehli için fa kr. sevgililerini de Ayvaz’a benzetir. diğeri ise yıkıcı ve toplumu yanıltıp yanlış yola sürükleyen fakr” (S oydan. hayat yolundaki arayışında yapıc ı ve üstün değerlere ulaşmayı öğütler. İkbal ‘fakr’ı iki anlamda kullanır “Biri yapıc ı ve üstün değerlere ulaşmış fakr. . 111).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 83 Benim dünya gözündeki sa ygınlığım Sözümün doğruluğunda ndır Alla h’ın dininin verdiği yücelik mira s değildir Oğluna ne ka da r güzel buyurur Niza mi: “Senin büyük olma n gerektiği yerde Çocuğum olma nın sa na fa yda sı olma z” (Kulliya t-e İkba l: 601) İkbal. İkbal sürekli olarak gence. Çünkü insanın ve onun oluşturduğu toplumun huzuru. Ka ma şır onunla a klın gözleri Ebu Ali8 ve Ra zi9 nin sürmesiz Ma hmud’un ihtişa mını ka za nır Fıtra tında olma z ise Ayva zlık10 Senin dünya nda ki bu İsra fil 8 9 10 Tıp ara ştırmacısı İbni Sina’dır Tıp ara ştırmacısı Ebu Bekr Muhammed ibn Zekeriya bin Yahya er-Razi’dir Gazneli Mahmud’un kölesidir. ‘fakr’ insanı olgunluğa. şa hlığın ta kendisidir” derken maddi zenginlikten kendini ötelemiş bilge kalender insanın kalplerde bıraktığı etkiyle yücelec eğini inanır. kendini inzivaya ç ekerek varlıktan kendini uzak tutmaya değil. bunun öğretilmesine bağlıdır. ‘fakr’ kavramı iç erisinde. genç lere önc elikle öğretilmesi üzerinde durdu. Tasavvufta fakr mal varlığından yoksun anlamına gelmeyip Kul’un Allah’a olan muhtaç lığının farkında olmasıdır. kâmil olmaya götüren önemli bir süreçtir.

Cemaleddin Afgani'nin ç abaları ile başlamıştır ve ardından İslam dünyasının yetiştirdiği pek ç ok saygın şahsiyet.84 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Neyzenlik zevkine sa hip değil Onun dünya yı ka rıştıra n ba kışı Şu perdede ta ma men hiledir Bu çilekeş fa kir buldu Kılıçsız ve oksuz ga zilik şa nını Müminin işte bunda dır zenginliği Alla h’ta n ister ise fa kirliği (Kulliya t-e İkba l: 602) İslam’ın temel prensiplerini ve ülküsünü genç lere öğretmeye ç alışırken. Bu nedenle İkbal. ömrünün son dönemlerine yaklaştığı ve edebi hayatının da sonu olarak belirtilen 1930-1938 yılları arasında genc i artık toplumu oluşturan bir ‘birey/ferd’ olarak görmüş ve şiirlerinde ‘birey’ kavramına ağırlık vermiştir. İkbal’in oğlu Cavid. Rusya'da Mercani. Türkiye'de anayasalcılık taraftarı Mithat Paşa. İkbal’in gerç ekleştirmek istediği hedeflerden birisi de Dünya İslâm Devletinin kurulmasıydı. yakın İslam tarihinin. devamlı söyleyerek bir İslâm devletinin gerç ekleşmesi yolunda büyük ç aba göstermiş. ç ağdaş İslami uyanış ya da modern İslami Rönesans dönemi diye adlandırabilec eğimiz periyoduna mensuptur. bu ç abaları esnasında hiç bir zaman ırkç ı bir yaklaşıma meyletmemiştir. bu devletin inanç ta ve hedefte bütün Müslümanları kuc aklaması arzusuyla yetinmek durumunda kalırken. Hindistan’da yaşayan Müslümanlar iç in bağımsız bir İslâm devleti olmasını. Mısır'dan Muhammed Abduh. Pakistan’ın kuruluşuna temel hazırlayan liderlerin fikir babası da oldu. Bu ülkü ve prensiplerin gerçekleşmesiyle de bireyin ve toplumun mutluluğu sağlanmalıydı. İkbal. Bu. babasının Pakistan hareketi oluşumu iç inde yer almadan önc eki süreci şöyle özetlemiştir: “Pakistan hareketinin iki boyutu olduğunu unutmamak gerekir. Anc ak İkbal. bütün insanlığın mutluluğunu da sağlamalıydı. Böylec e Müslümanlar arasında İslam'a yönelik geleneksel . bütün Müslümanları iç ine alabilec ek ve insanlığın huzurunu sağlayac ak olan bir İslâm devletinin gerekli olduğunu. Toplumun bir ülküsü ve onları bir arada tutan prensipleri olmalıydı. Birey görevini doğru biçimde yerine getirmez ve yanlışa neden olursa bu yanlışlığın topluma da yansıyac ağına inanmıştı. Her ne kadar genc in kendine has değerini anlamış ve görüşlerinin özünde nefsi eğitmeyi hedeflemişse de bunun da yeterli olmadığını anlamıştı. Hint-Pakistan Alt Kıtası'ndan S eyyid Ahmet Han. Çünkü birey ve toplumun oluşmasına destek olan ülkü ve prensipler. İkbal öyle ya da şöyle. Diğer taraftan iyi yetiştirmiş bireylerden oluşan toplum birey hata yaptığında toplumun kendisi tarafından düzeltilec ekti.

Anc ak İkbal bu son döneminde “Cavidname” ve “Bal-e Cibril” gibi son derec e hoş.” İkbal’in ç alışmalarının netic elerinden en önemlisi. yüksek umutlar bağladığı genç liğe “Öğüt” adlı şiiriyle seslenerek onu uyarmak istemiştir: Öğüt Şöyle diyordu ya şlı kartal. Ana ç aba batıdan gelen yeni fikirleri İslâm’la bağdaştığı ölç üde kabul etmekti. ilk dönem reformc ularının yapmaya ç alıştığı buydu ve ikbal de her ne kadar ç ok genç nesilden olup düşünc e sahnesine geç girmiş olsa dahi bu gruba dâhildi. kendisinin ölümünden sonra 1947’de Pakistan devletinin kurulması olmuştur. Pakistan hareketinin iç inde İkbal’in yerini belirtmek iç in aç ıklamalarına devam eder: “S özünü ettiğim değerli Müslüman şahsiyetler. O sıralarda Hindistan'da Müslümanlarla Hindular arasında iktidar paylaşımı sorunu vardı. şahin ya vrusuna “Ya vrum. Bu döneme kadar bütün art yetişim bilgilerini kazanan İkbal. diğer taraftan İngilizlerin sömürgesi altında olan Hintli Müslümanlar biraz olsun emniyete kavuşmuşlardı. İkbal 1930 ile 1938 yılları arasında edebi ve felsefi döneminin dördünc ü devresinde çocuk şiirleri yazmayıp şuurlu birer Müslüman olan insanlara seslenmeyi tercih etmiştir. Bu da gerekli olanı alma hususunda Müslümanları kararsız bıraktı. Bu devletin kurulmasıyla birlikte Hindistan’da bir taraftan Hinduların zulmü altında ezilen. tam otonomiye sahip olmaları olduğunu düşünüyordu.”(İkbal: 2007) Anc ak gelenekçi yaklaşım her zaman Batıdan gelen yeniliklere karşı tepkici bir yaklaşım iç indeydi. Ş airimiz 1930’da sağlık durumunun bozulmaya başlamasından dolayı aktif siyasetten ç ekildi. Bu fikirler bir anlamda Batı'dan Müslüman doğuya gelen anayasalcılık. O yıllarc a gönülden istediği İslâm’da Rönesans umutlarını c anlı tutac ak olan ç ocuklardan başlamak üzere ergin bireylerin İnsan-ı kâmil olarak bu hayat mac erasını bitirmelerini arzu etmiştir. işte Pakistan hareketini başlatan temel fikir buydu. Ş air bu zorunluluktan Hz. O bu soruna en iyi ç özümün Hindistan'da Müslümanların yoğun olarak yaşadıkları ve c oğrafi bütünlüğe de sahip oldukları yerlerde kendi kaderlerini tayin etmeleri.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 85 yaklaşıma karşı Reformist Hareket diye adlandırabilec eğimiz bir hareket başladı. . deneyimli ve olgun bir Müslüman olan İkbal. nükteli şiirsel üslubun Müslüman genç lik üzerinde bir işe yaramadığını görmüştür. Musa’nın inanc ı iç in asasını kullanırken yapmış olduğu keskin vuruşları anımsatac ak “Zarb-e Kelim”i kaleme almıştır (S oydan: 17). Cavid. Bilgili. Fars ve Urdu edebiyatları iç erisinde İslam dünyasının gurur kaynağı olan eserler kaleme almıştır. milliyetçilik ve vatanperverlik gibi yeni fikirlere karsı bir yanıttı. modern dünyanın olumlu yanlarının benimsenmesini savundular.

a ltında n bir Hima la ya olur” (Kulliya t-e İkba l: 666) Ayrıc a İkbal. ‘kartal’ sembolüyle olgun insanı (İnsan-e Kamil) tasvir etmiştir. gençlere verdiği nasihatlerle yol gösteric i olmak isterken dilinden de onlar iç in duayı eksik etmez. oğluna verdiği öğütle seslenerek gaflet uykusundan uyandırmayı arzulamıştır. gözün olma sın eğlencede İşte bu en büyük zulümdür o za va llıya Eğer a sla nın huyu dönüşürse kuzuya . Gençlere.86 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Göklere tırma nma gücü versin Alla h ka na tla rına Kendi ka nının a teşinde ya nma nın a dı Gençliktir Çok ça lışma k ba ldır a cı ha ya ta Ya vrum. “Zarb-e Kelim” adlı şiir kitabında da genç liğe batılı bir aristokratın. Ayrıc a o Batılılar tarafından kendilerine sunulan eğitim anlayışı iç inde genç liğin inanc ının bozularak gizli bir esarete sürüklendiğine işaret ederek ona öğüt vermekten vazgeç medi. Öğüt Bir Frenkli Lord oğluna şöyle dedi: “Sürekli a ra ştırma ya yönel. Sinede ya şa t pek çok ha rika sırrı Tutsa k ola nı a sla kılıçla boyun eğdiremezsin Eğitim a sidinin içine bıra k onun benliğini yumuşa dığında nereye istersen ora ya döndür. İkbal’e göre genç lik inanç sız değilse de inanc ın niteliğini bilmemektedir. Şa hinin güvercin üzerine a tılma sında n a ldığı zevk Yoktur güvercinin ka nında ” (Kulliya t-e İkba l: 448) İkbal. İkbal’in genç liğin hayatındaki benlik arayışı ve ç alışma azmindeki tembelliği ve uyuşukluğu ölüme eşdeğer tuttu. İkbal özellikle 1905’den sonraki şiirlerinde ‘şahin’ sembolüyle çocuk ve genci. Bu a sidin etkisi iksire dönüşür Topra kta n yığın. sa na duyduğum tutkulu a şkı ver Uçma k ve görmek için onla ra bir kartal ın gücünü ver Alla h’ım senin ba na ba hşettiğin idra k gücünü Onla ra da Lütfetmen için ya lva rıyorum (Kulliya t-e İkba l: 411 ) SONUÇ Bu makalede alınan şiirler kısac a değerlendirilec ek olursa. şairimiz çocukluk evresinin ataklık .

kazanılan bilinç le o ç ağlarda atılan inanç temellerinin genç likte daha da geliştirmesini arzu etmiş ve şiirlerinde bunu vurgulamıştır. ç alışkan bir insan olarak zaman iç inde vakur bir kartala dönüşürken yüksekleri hedefleme arzusunu gönüllerinden silinmemesini arzulamıştır. Çünkü İkbal’e ulaşmak ikbal/gelec ek den vazgeç memekle mümkündür. . İkbal genç lerin. erdemli.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 87 ve c esaretiyle bilincin yoğrulmasını tavsiye ederken.

30. -Zulfikâr. Adnan. (1998). (1985).2005 http://www. -Yılmaz. İstanbul: Şule Yayınları. -İkbal. Himalayalarda İkbal Arayan Yalnız Bir Adam.medeniyet. Fikirleri ve edebi yönü. Lahor: Nukuş Pres.html. -Karaismailoğlu. (1981). İstanbul: İz Yayıncılık. 30. -Ödelli. İsmail. Lahor: Sang-e Mil Pablikeyşıns.php?mod=Publisher&op=viewarticle&cid=545&artid=179=109k. (1997). -Zafar.haksöz. İslam Modernizmi Üzerine. -Kayani. (1990).php?makale_id=2&kat_id=15.turkishaj an. Lahor: İkbal Akademi. Doğu Dilleri. Mustafa. . Ahmed Han. İkbal – Eyk Mutala‘a. Muhammed İkbal – Şu Masmavi Gökyüzünü Kendi Yurdum Sanmıştım Ben.2007. 2(4). Cavid.04. Gulâm Huseyn. Celal. Külliyatı-ı İkbal (Urdu). Ankara: Akçağ. İkbal ke Fikrî A’ine. İkbal – Şahsiyat aur Şa‘irî. Konya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayınları. (1999).com/islam-ve-insan/allah-yaratilis-mucizeleri-konusunda-dusunmeyiemreder-81880. Muhammed İkbal – Aşk ve Tutku.C. http.2007. Siyaset ve Şiir Dünyasıyla İkbal.). 3(9). Celal. (2005). M. Vahdet. Seyyid Muhammed. Ankara: AKDTYK Atatürk Araştırma Merkezi. -Toker. (1992). Özgün. Konya: T. -Hasan Razvi. -Hamid Ahmed Han. Halil. http:www. http://www. (2003). Hayvan Motiflerinde Mevlana’nın Dinsel Görüşleri.tr/bulten/metinler. Mevlana ve Kültürümüz. Lahore: Aziz Publishers. (tsz. -Soydan.muhammedikbal. -Soydan. Teşkilat-ı Mahsusa’nın Hindistan Misyonu (1914–1918). Muhammed İkbalin Şahsiyeti.php?kat_id=83. 30. Lahor: Bezm-i İkbal. Nüsha. İkbal Felsefesinde Kadının Yeri.org. (2002). D. Felsefe.88 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Ekrem.04. (1997). Allamah İkbal ka Tasavur-ı Fakr. -İkbal. İkbal aur Milli Taşahhuz.com/kitap. -İkram. (1999).net/okul/mod. (1990). Lahor: İkbal Akademi. -Keleşyılmaz. A short History of Pakistan. Muhammed.04.

Archaeological a nd W ritten Sources ∗ ∗∗ Bu çalışma Selçuk Üniversitesi Bilimsel Ara ştırma Projeleri Koordinatörlü ğ ü tarafından desteklenen (Proje No: 06103015) “M. figurines. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. The religion is important both in private and in official areas. Anatolian Religion. Anahtar Kelime Assur Ticaret Kolonileri Çağı.Ö. Yerel Din. bin yılın başlarında Orta Anadolu’nun dinsel yapısını özellikle Kaneš Kültepe kazıları sonucunda ele geçirilen arkeolojik materyaller ve yazılı kaynaklardan öğrenmekteyiz. The Assyrian Colony Period’s religion in Central Anatolia is polytheistic. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Sa yı: 5 Sa yfa : 8 9 -1 0 2 Ye a r: 2 0 1 1 . Dr.Ö. Gör. Central Anatolia. bu dönemin dinsel inancına ışık tutmada yardımcı olmaktadırlar. Gods are human alike but differ from the human by their supernatural powers. Konya 2010). kendini göstermektedir. 2. The clay tablets. Orta Anadolu. isimli doktora tezinden faydalanılarak hazırlanmıştır. libasyon kapları. Tanrılar insani özellikler taşımanın yanı sıra onları insanlardan ayıran özellik ise doğaüstü güçlere sahip olmalarıdır. Kaneš-Kültepe.C. II. Bin Yılın İlk Çeyre ğ inde (Assur Ticaret Kolonileri Ça ğ ı’nda) Orta Anadolu’nun Sosyoekonomik Yapısı” .tr . seals and temples as the architectural remains. from the archaeological materials and written sources. Arş. heykelcikler. help to shed light on the period’s belief. Arkeolojik ve Ya zılı Ka yna k la r THE RELIGIOUS SITUATION IN THE CENTRAL ANATOLIA DURING THE ASSYRIAN TRADE COLONY P ERIOD Abstract We find out the information about the religious situation in Central Anatolia in Early II.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Anadolu’nun Koloni Çağı’ndaki inancı politeisttir. Din. Çivi yazılı tabletler. rhytons. Kaneš-Kültepe. toplum hayatının hem özel hem de resmi alanında.edu. Issue : 5 Pa ge : 8 9 -1 0 2 ASSUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞI’NDA ORTA ANADOLU’DA DİNSEL YAP I∗ Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ ∗∗ Özet M. especially from Kaneš-Kültepe excavations. Haticegul@selcuk. mühürler ve mimari olarak tapınaklar. Key Words Assyrian Tra de Colony Period.. Millenium B.

Tablet ve sair kalıntılarda ismi geçen tanrı ve tanrıçalardan bazıları Tuhtuhanum6 . İlalianta. 107. Kamrušepa’dır (Hattic e: Kattahzipuri). Hitit döneminde Arinna olarak geçmekteydi ve Hitit panteonunda en üst sırada yer alırdı. Hatti’nin Fırtına/Hava tanrısı ve Güne ş tanrıçası Arinna. Assur Ticaret Koloniler Çağı olarak bilinen bu dönem ile birlikte Anadolu’da yazı kullanılmaya başlanılmış ve bölge Tarihi ç ağlara girmiştir. politeist yani ç ok-tanrılı bir inanışa sahip oldukları görülmektedir. Ay tanrısı Arma. 77: I. 225.5 Bu araştırma esnasında. Bir tanrının ismi farklı yörelere göre de ğ işebilirdi. 1 2 3 4 5 6 Kramer 2002. II.Ö.3 Bu tanrı Hattic e’de Taru. 1970-1725) Mezopotamya’nın kuzeyinde yer alan Assur kent-devletinin tüc c arları Anadolu’ya kalay ve değerli kumaşlar getirmekteydiler.Ö. tanrı aynı olsa bile birden fazla ismi olabilirdi. aynı zamanda da doğaüstü güçleri bulunduğuna inanırlardı1 . tanrılara hizmet etmek ve kurban gibi sunularda bulunmak olduğu düşünülmekteydi. Hattušili’den itibaren resmi Hitit dininde. . ç ivi yazılı tabletler ve arkeolojik bulgular. çoğu benzer uygarlık toplumları gibi. Her ikisinde de bayramların önemi büyüktür. Karasu 2003. görünmez ve ölümsüz olduklarına.Ö. M. II. M. bin yılın ilk çeyreğinde (M. Anna. tanrısal çift olarak kabul görmü ştür.90 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ M.2 Her iki dönem inanç sisteminde. bin yılın ilk çeyreğindeki Anadolu dininin. ÇİVİ YAZILI TABLETLERDE DİN Koloni Dönemi’nde Orta Anadolu’da yaşayan toplumlar yukarda da bahsedildiği gibi birçok farklı tanrıya inanmaktaydılar.4 Bu tanrılardan ayrı olarak Hatti kökenli oldukları sanılan ve Hitit belgelerine adı geçen diğer tanrılar ise Arinna’nın kızı tanrıça Mezulla. Onun Hititç e’deki ismi ise bilinmemektedir. Bahsedilen dönemde Anadolu toplumunun. İnsanların yaradılış nedeni S ümerlerin ve Semitlerin ki gibi. yakl. Hurrice’de Tešup ve Luvic e’de ise Tarhun olarak bilinmekteydi. kaynak olarak kullanılac aktır. Hutter 1997. Bu dönem Anadolu dininin. Ayrıca Tic aret Kolonileri döneminde önemli bir yere sahip olan tanrı ya da tanrıç a. Hitit döneminde Arinna’nın eşi olarak görülen Fırtına tanrısıdır. tanrıların antropomorf suretinde.63. bin yılın ortası ve sonlarındaki Hitit dönemi dini ile benzeştiği tahmin edilmektedir. toplumun her katmanı ve kurumunu etkilediği düşünülmektedir. Bēlum. diğer Eskiçağ toplumlarının din anlayışına benzediği. II.Ö. Ünal1996. inc elenen dönemin inanç sistemini analiz edebilmek iç in. Örneğin Hattice adı Urunzimu/Wurunšemu olan Güneş tanrıçası. İnsanlar. önemli bir yeri olan bir başka tanrı ise. Hitit döneminde de bazen bir farklı isim altında önemini devam ettirmekteydi. Onlara göre tanrıların birçok görevleri olup. Higiša. Arıkan 1998. Yer altı tanrıç ası Lelwani. en önemli fonksiyonları kozmosu korumalarıydı.46.

Kt a/k 335 10 :“…Tanrı Bēlum (adına düzenlenec ek bayramda) tartac ak…”. Nārum. 230. 27-28. Aşağıda bu hususla ilgili örnek belgeler verilmiştir. O gümüşü Anna’nın bayramında ödeyec ektir”. Aşağıda verilecek olan belge örneklerinde ismi geç en ve tanrı isimlerinin anıldığı kutsal festival ya da bayramlar aynı zamanda bölgesel takvim/takvimleri de belirlemekteydi. Usūmum. KKS 6a13 : “…bir ½ mina gümüşü Halupā ve Arnuwašu. 459. Kubabat. Bayram 1990. 99-100. Aššur-malik’e borç ludurlar. Nisaba. 458. 7 8 9 10 11 12 13 14 Hirsch 1972. Sözleşmelerde ve borç belgelerinde isimleri geçen tanrılar ise. 461. Diğer taraftan. borçlar genellikle hasat ve bağbozumu gibi tarımsal faaliyetlere ait ya da belli bir tanrı adına yapılan herhangi bir festivalde geri ödenecektir.”. 51. c /k 163414 : “Zura’nın oğlu Š akriuman’ın mührü. Assurlular genelde tanrı Aššur’un hançeri önünde yemin ederlerdi..3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 91 Nipas. Bayram 1990. Matouš-Matoušová--Rajmová 1984. daha çok bir rahiple birlikte kaydedilir ya da festivallerle beraber zikredilirdi. farklı kişiler arasında yapılan sözleşmelerde.Veenhof-Eidem 2008. Š anahurna’nın oğlu Kimelu’nun mührü. taraflar arasında yapılan yeminlere hem geçerlilik kazandırır hem de bir çeşit garantör olarak görülürdü8 . Tanrılara atfedilen kutsal bayramlarla ilgili kayıtlara genellikle borç belgelerinde tesadüf edilmektedir.. onun evi ve boş arsayı/toprağını. Ali’nın oğlu. Tanrıç a Anna’nın bayramında o ödeyec ektir…”. Š ailati’nın oğlu Walhišna’nın mührü. 456-462. Borç sözleşmelerine göre. Bayram 1990. Örneğin Assurluların baş-tanrısı Aššur. Parka. Peruwa. güvence olarak görmektedir.7 Bu tanrı isimlerinin belgelerde zikredilme nedenleri ile Assurlu tanrılarına dair bahisler birbirinden farklıdır. Bayram 1990. n/k 75 12 : ”… Onların her biri Nipas-bayramında 10ar šekel gümüş ödeyec eklerdir. şahit olarak gösterilmemişlerdir. Kt b/k 134 b11 : “…tanrı Usūmum [adına yapılac ak bayram] da tartac aklar… Eğer ödemez iseler…” Kt. Yani bu tanrı. Alili’nın mührü. genelde yazılı sözleşmelerde Assurlular tarafından şahit olarak gösterilirdi. Albayrak 2006. Harihari’dir. Donbaz 1988. Burada bahsedilen bayramlar diğer bir yönüyle de mevsimler başta olmak üzere takvimin oluşmasına zemin teşkil etmektedirler. Kt. Zura’nın oğlu Š akriuman’ın yükünden Peruwa’nın bir ½ šekel gümüş alac ağı vardır. . Kt n/k 1716b9 : “Kral tanrı Nipas’ın mabedinden çıktığında borçlular borçlarını ödeyec eklerdir…”. yerel tanrıların.

Eğer Anna’nın bayramına kadar ödemezlerse. o tanrıya bağlı olan rahiplerle ilgilidir. başkalarına borç 15 16 17 18 19 20 Kienast 1984. Bu kumrumların her birinin. Metinde geçen satırlara göre kral tanrının tapınağına giriyordu ve tahminen orada bir takım törenler uyguladıktan sonra mabetten çıkıyor ve böylelikle yeni bir zaman dilimine girilmiş olunuyordu. Enna-S u’en’in ha muštumluğundan itibaren. Š imnuman’ı onun eşini ve onların beş oğlunu oradan götürec ektir”. T. Özgüç 1999. (ve) Wališra’nın oğlu Haštali. Hikiša rahibi olan kişiye borç ludurlar. Š ule. Yine bayramlarla ilgili ortaya çıkan bir başka bilgi ise Kt n/k 1716b16 de görülmektedir. Hirsch 1972. Ona göre aynı planda yapılmış olan bu binalar. Hapuwašu’nun oğlu Nikituar. Bu örnekte ise “mabetten çıkma “ olayından sonra borç lu olanlar borç larını ödemeliydi. Bu metinde.18 Rahiplere geri dönecek olunursa. Donbaz 1996.92 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 FAOS 3715 : “…İki mina gümüşü Anna’nın bayramına kadar Šimnuman ve eşi. 161. kendi ihtiyacını rahatlıkla karşılayıp. 461. 55-56. iç lerinde hem Assurlu hem de yerli olan birden fazla kişiye 200 ekmek ve 21 çuval buğdayı borç vermiştir. Bu tür belgelerde rahiplerin genel ismi kumrumdur17 . başka bir tanrının tapınağına bağlı oldukları düşünülmektedir. 88/k 108220 : “… İkiyüz bira ekmeği ve yirmibir ç uval buğdayı. . 87/k 3919 : “…Onun efendisi Koşuc uların Amiri Peruwa’nın huzurunda. Labar<ša>’nın huzurunda”. 46-50. Tanrıça Anna’nın tapınağında patrum olan Kikaršan’ın huzurunda. bayramların belirli tarımsal aktiviteler döneminde yapılması ve böylelikle insanların (özellikle ç iftç iler) borç larını ödeyebilec ek duruma gelmeleriydi. Özgüç bu tapınaklara komşu olduğunu düşündüğü iki tapınağın daha varlığını açığa çıkaran kalıntılara rastlamıştır. Donbaz 1993. Bunun sebebi yukarda da belirtildiği gibi. harman mevsiminde bira ekmeklerini verec ekler. çoğu borç lar bayramlarda ödenmekteydi. Söz konusu belgeden ç ıkarılabilec ek en önemli sonuç ise bir rahibin. 146-147. Belgeye göre ülkenin başında bulunan kişi yani kral belirli ritüeller uyguluyordu. Kt. Kültepe kazılarında tapınak olduğu sanılan ve Ib dönemine tarihlenen iki büyük bina ortaya çıkarılmıştır. Dercksen 2004. Pazarc ılar Amiri Kalua’nın huzurunda. Bu kişiler için verilen ödeme süresi ise hem Assurluların hem de yerel takvime göre belirtilmiştir. Kt. şehrin bir bölümüne toplanmıştır. Verilen örneklerde de görüldüğü gibi. Adamların Amiri Tamria’nın huzurunda. Tanrı isimlerinin geçtiği bir başka belge grubu ise. Bayram 1990. tanrı Hikiša’nın rahibi olan kişi. 191-192. Abiaškula’nın oğlu Hanu. bunlar genel olarak borç sözleşmelerinde ya borç veren veyahut da şahit olarak görülmektedir. Š ule’ye ödeyec eklerdir. Adala’nın oğlu Tamuria. (aynı zamanda) buğdayı ölçecekler bira ekmekleri ve buğday onların sıhhatli ve hakiki olanlarının başlarına bağlıdır”.

”. Hançer’in görevinde olan Happuašu’nun mührü. Bu belgede geç en “…Fırtına-Tanrısı rahiplerinin başı…” ifadesinden aynı zamanda tapınakta bir hiyerarşik sistem olduğu da anlaşılmaktadır. Turmali’nin mührü. Rahiplerden biri Anadolu tanrısı olarak bilinen Anna’nın hizmetkârıyken. Anna’nın rahibi Alluwa’nın mührü. diğeri Assurlu bir tanrı olan Adad’ın24 rahipliğini yapmaktadır. Buradan iki farklı sonuc a ulaşmak mümkündür. Hirsch 1972. o da rahibin borç olarak verdiği bu ürünlerin kendisine mi yoksa tapınağa mı ait olduğunun bilinmemesidir. 137-138. 89/k 37623 : “Ambarın Amiri İnar’ın mührü. 136-137. Haduwan’nın mührü. 173-174. Kt. Bunlardan ilki borç lu veya alacaklı olmak üzere her birinin birden fazla tanrıya inandıkları şeklindedir. Kammalia’nın mührü…”. Tuzun. Baş Kahya Kammalia’nın mührü. Kubeatal’ın oğlu Haršula’nın mührü. Nisāba’nın rahibi Anunu’nun mührü…”. Donbaz 1993. 89/k 371 26 : “Š amaš’ın rahibi Kuzia’nın mührü. Ib’ ye ait olan bu belgede şahit olarak yerli amirlerin bulunmasının yanı sıra. Š ašalika …. Peruwa’nın mührü. Bu tanrı hakkında daha fazla bilgi için bkz. Nakilit’in mührü. Aşağıda da görüleceği üzere zaman zaman borç metinlerinde farklı tanrılara ait rahipler aynı belge içinde şahit olarak kaydedilmiştir. bu durum Anadolu toplumunun yabancı tanrı ve rahiplere karşı toleranslı olduklarını işaret etmektedir.. …. TC 3. sanatsal olarak ise törensel kaplar. heykel ve figü21 22 23 24 25 26 Derksen 2004. İkinci olarak ise sözleşme yapan tarafların. Nisaba rahibi Wašatapra’nın mührü. MİMARİ VE SANATTA DİNSEL MOTİFLER Tabletlerden ayrı olarak din konusu ile ilgili olarak bilgi veren diğer materyaller ise mimari olarak tapınaklar. Donbaz 1993. ([…])’nın Denetleyic isi Hašui’nin mührü. Pazarlar Amiri Hašuman’ın mührü. Fırtına-Tanrısı rahibi Šuhurpia’nın mührü.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 93 verebilecek kadar ürün sahibi olmasıdır. Assurlu din adamları da bulunmaktadır ki. Kt. Dercksen 2004. 89/k 379 25 : “Baş Haberc i Wališra’nın mührü. 21422 (Zarf): “Fırtına-Tanrısı rahiplerinin başı Peruwa’nın mührü. 89/k 383 21 : “Hikiša rahibi Ašuwan’nın mührü.”. koca ve karı boşandılar. Fakat burada göz ardı edilmemesi gereken bir husus bulunmaktadır ki. kendi inandıkları tanrıların rahiplerini şahit olarak gösterebildikleridir. 2-5. Nikilit ve Šašalika. Bir boşanma vesikası olan bu metinde de yine şahit olarak rahipler vardır. Donbaz 1993. Kt. 170-171 ayrıca bkz. Kt. Š iliara’nın mührü. Donbaz 1993. 134-135. Adad’ın rahibi Š uhurpia’nın mührü. Depoların Amiri Kunuwan’ın mührü…”. S özleşmede iki rahip şahit olarak bulunmuştur. Haberc ilerin Amiri Elani’nin mührü. . 139-140. Adad’ın rahibi Š uhurpia’nın yerli ya da Assurlu kökenlibirisi olabileceği düşünülmektedir. Fakat bahsedilen rahip her iki durumda da yerli bir isim taşımaktadır.

Ancak her iki durumda da. Bu rahiplerin kendi hesaplarına mı yoksa tapınak adına mı hareket ettikleri bilinmemektedir. 61. Anadolular arasında yapılan ç ok önemli antlaşmalarda ise kentin kralı ve onun veliahdı şahit olarak belgelenmektedir. Sıvı olarak şarap. İktisadî veya hukuksal nitelikli belgelerin birç oğunda rahiplerin isimleri geçmektedir. Tapınaklar: Yazılı belgelerden ve arkeolojik malzemelerden. Törensel Kaplar: Kültepe kazılarında dinsel bayramlarda ve sunularda kullanılmış olan libasyon kapları ya da ritonlar ortaya çıkarılmıştır. Bu durum Anadolulu halkın kutsal ve profan alanları arasında. Mezopotamyalılara göre. bira. Bu sözleşmelerde genelde memurlar ya da tarafların yakınları şahit olarak kaydedilirken. 169-170. Özgüç 2005. Bunlardan ayrı olarak gömü geleneği de arkeolojik kaynak olarak sayılmaktadır. Tanrılar genel olarak kutsal hayvanları ile birlikte betimlenirlerdi. Assurluların sözleşmelerinde tanrı Aššur ve diğer tanrılar şahit olarak gösterilmektedir. 27 28 Özgüç 1999. Bundan dolayı çoğu tören kaplarının bu hayvanların biçimlerinde şekillendirilmeleri doğaldır. iç inde yer aldıkları anlaşılmaktadır. Anadolu sarayının Mezopotamya’daki saraylardan daha profan karakterli olduğu yönündedir. Çünkü Kültepe’deki saraylarda yapılan kazılar sonuc unda buralarda hiç bir dinsel ya da kutsal alan izine rastlanılmamıştır. yağ ve muhtelif buğday türlerinin konulduğu düşünülmektedir.94 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rinler ve mühürlerdir. tapınak ve rahiplerin toplumun dışında değil. Her tanrının kendine ait tapınakları ve buralarda da hiyerarşik bir düzene sahip rahipler topluluğu bulunmaktaydı. yerliler arasında yapılan sözleşmelerden çıkarılabilir.28 Hayvan biçimli olmaları. katı olarak ise de et. Anadolu toplumun ç ok tanrılı bir dine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu sunu kaplarının Hitit BIBRU’laın öncüleri oldu ğ u dü şünülmektedir bkz. Bunların çoğu hayvan biç imlidir. Hititlerde olduğu gibi Koloni Çağı dininde de bazı hayvanların kutsal sayılmasından kaynaklanmaktadır. Yazılı ve arkeolojik kaynaklar. süt. ekmek. Dinsel törenlerde ve özel ayinlerde bu kaplara sunu olarak sıvı ve katı gıdalar konulduğu düşünülmektedir. Tapınaklarla ilgili bir başka sorun ise onların tamamen bağımsız bir kurum ya da bir şekilde saraya bağlı olup-olmadıkları meselesidir. daha belirgin bir ç izgi olduğunu göstermektedir. .27 Anadolu sarayının daha ç ok idarî ve ekonomik bir birim olduğu. bal gibi içecekler.

168-185. S unu kapları 29 Heykelcik ve figürinler: Kültepe kazılarında ortaya çıkarılan ve dinsel olarak önemli bir yeri olan başka bir arkeolojik buluntu ise. tapınmak ve onlara saygılarını göstermek için bunların heykellerini yaptıkları sonucuna varılabilmektedir. . kurşun.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 95 Resim 1. fildişi ve tunç gibi farklı materyallerden yapılmış olan heykelcikler ve figürinlerdir. Bunların ç oğu tanrı ve tanrıç aları tasvir etmektedirler. taş. Koloni Dönemi Anadolu halkının tanrı ve tanrıç alara daha yakın olmak. Bu buluntulardan yola ç ıkılarak. 29 Özgüç 2005.

tanrıların kabul sahnesini tasvir etmektedir. S ırlı fayanstan tanrı ve tanrıç a ç ifti ve yine tanrıç a heykelc iği31 rıç a heykelc iği30 Mühürler: Dönemin din anlayışı ile ilgili olarak bir başka bilgi kaynağı ise mühürlerdir. Fırtına-Tanrısı Hitiler de olduğu gibi önc esi dönemde de önemli bir tanrı olmalıydı.32 Yerli bir iş adamı olan Peruwa’nın evine ait bir arşivde. d/k 7C. Özgüç 2006. Özgüç 2005. 1 ve Lev. CS 256 envanter numaralı mühür baskısı. Tunç kabartmadan tan. Özgüç 2006. Bu dönem mühürlerinde en çok işlenen motif tanrıların kabul sahneleridir. tanrıların kabulü ve tapınma ile ilgili sahnelerin yer aldığı bazı silindir mühürler bulunmuştur. 89. Sağdaki iki figürün tanrı oldukları düşünülmektedir (en sağdaki Hava Tanrısı’dır35 ). Özgüç 2006. Mühürlerde görülen figürlerin çoğu Fırtına-Tanrısını temsil ettikleri görülmektedir. Eliade Antik dinlerdeki yaratıcı Gök tanrılarının zamanla Fırtına tanrılarına dönü ştü ğ ünü savunur bkz Eliade 1997. Bu konu ile ilgili daha fazla bilgi için bkz. 72-73. 30 31 32 33 34 35 Özgüç 2005. Lev. CS 25634 (Kt. Bu durum mühür sahibinin ç ok dindar olduğunu gösterebilec eği gibi. onun işlerindeki kazancını artırabileceği bir nevi tılsım gibi .Resim 3. n/k 2088): bu mühürde tasvir edilen motif. 209 ve 211. 205. Bu mühürlerin ç oğunda “Eski Anadolu (Hatti) üslubu”33 görülmektedir. . 3-4. 3.96 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Resim 2.

126. 18 ve Lev. Özgüç 2006. Lev. Lev. CS 25838 (Kt. c/k 1637 a): bu tasvirde ise yüksekte oturan bir tanrıç a ve onun huzurunda boğaların üzerinde duran iki Hava -tanrısı görülmektedir. Özgüç 2006. biz ise bunun çakal türü bir hayvan oldu ğ unu dü şünmekteyiz. Bu tanrının arkasında ise bir tanrı ç ifti bulunmaktadır. CS 35339 (Kt. d/k 8B): ay. tanrılara sunulan kurbanlar olabilec eği düşünülmektedir. Lev. evcilleştirilmemiş hayvanların koruyuc u tanrıç a İnara ve bunun peşinden gelen yine boğa üzerinde iki Hava tanrısı ve bir başka tanrı daha bulunmaktadır. Baş tanrının (?) bir hayvan40 üzerinde oturduğunu görülmektedir. yıldız ve güneş sembol motiflerinin bulunduğu bu baskıda. Baş-tanrı olabilec eği düşünülen motifin huzurunda ise. c/k 1639 C): yine ay. Tasvirdeki bu hayvan ve farklı yerlere serpiştirilmiş olan koyun benzeri hayvan başlarının. Tanrıların huzurunda ise deve olduğu sanılan bir hayvan tasviri yer almaktadır. CS 348 envanter numaralı mühür baskısı. 1ve Lev. 124. 3 bunun bir ceylan oldu ğ unu söylemektedir. elinde kadeh bulunan bir tanrı görülmektedir. CS 258 envanter numaralı mühür baskısı. . 3. 36 37 38 39 40 Özgüç 2006. Özgüç 2006. 17 ve Lev. güneş ve yıldız sembollerinin yer aldığı bu mühür baskısında. 90.37 Yine aynı baskıda kutsal semboller olarak ay ve güneş görülmektedir. Özgüç 2006.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 97 CS 34836 (Kt.

114. 4. elinde kadeh olan bir (Baş-) tanrının önünde durduğu anlaşılmaktadır. Özgüç 2006. Bu iki figür etrafında ise kurbanlık sunu olduğu düşünülen keçi. koyun. CS 32541 (Kt. . elinde testi tutan bir insanın. 158-160.98 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 CS 353 envanter numaralı mühür baskısı. Lev. Karahöyük’te ortaya çıkarılan bazı damga mühürlerde ise yine tahtında oturan tanrı. domuz ve tanımlanamayan farklı hayvanlara ait başlar bulunmaktadır.43 41 42 43 Özgüç 2006. 13 ve Lev. mühründe ise bir tapınma sahnesi görülmektedir. yıldız ve güneş gibi semboller görülmektedir. kurban ve sunak motifleri ve ay. CS 325 envanter numaralı mühür baskısı. d/k 40 D).42 Bu baskıda. Alp 1994.

Ayrıca bu kişisel eşyalar ile birlikte. Ölüler taş sandıkların ya da küplerin içine gömüldükleri gibi. Çoğu mezarların için. 87 . yerli Anadolu ölü gömme adetine yakın oldu ğ una inanmaktayız. yapılan kazılar sonucunda küp mezar. Çünkü Erken Tunç Ça ğı Anadolu ölü gömme adetleri ile Karum mezarlarındaki mantık birbirlerine benzemektedirler.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 99 Resim 4. Kişisel eşyaların sahipleri ile birlikte gömülmeleri.46 Bu buluntuların içinde altın. Özgüç 2005. Dinsel tasvirli Karahöyük damga mühür baskıları. Burada gömü işlemleri taş sandık ile küp iç ine ya da doğrudan toprağa kazılarak yapılmaktaydı.48 Aynı döneme tarihlenen ve Orta Anadolu’da bulunan mezarlarda da Kaneš’te olduğu gibi farklı gömü şekilleri görülmektedir.47 Yine Anadolu’nun dinsel inancı hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayan bir başka buluntu ise mezarlardır. mezar olarak toprağa kazılan çukurlar da kullanılmaktadır. dinsel inançlarla ilgili bilgi verec ek diğer bir buluntu grubu ise mezarlardır. buluntular ele geçirilmiştir. gümüş. Örneğin M. içlerine yiyecek veya içecek konulmuş olduğu düşünülen. taş-sandık ve toprağın altında taşların oyulmasıyla cesedin yerleştirilmesi gibi farklı gömü tiplerine 44 45 46 47 48 Şekil 43. bin yılın ilk ç eyreğine tarihlenen Dedemezarı (BayatAfyon) nekropolünde. 44 ve 45 (Alp 1994) Mezarların ço ğ u Assurlu tüccar ailelerine aittir. mühürlerin dışında.Ö. hediye olduğu düşünülen. heykelcikler ve yine kıymetli taşlardan yapılmış olan farklı süs eşyaları bulunmuştur.44 Mezarlar: Kazılarda. 87-88. ölmüş insanların yaşamlarında kullandıkları özel eşyalar oldukları düşünülmektedir. ç anak-ç ömleklere de rastlanılmıştır. demir ve tunç gibi metallerden takılar. fakat burada görülen örnek. öteki dünya inancının bir işareti sayılabilmektedir. Bu gömü hediyelerin. Özgüç 2005. II. Özgüç 2005. 88. Kaneš’te gömüler genellikle evlerin iç lerine (intramural) yapılmaktaydı. Kültepe Karum’da45 yapılan kazılarda hem ç ocukların hem de yetişkinlerin evlerin tabanlarına gömüldükleri ortaya ç ıkarılmıştır. gömülerde pişmiş topraktan ya da madenden mamül.

ayrıca bkz. S ümerlerde tapınağın gücü. Koçak 2011.Ö. içki gibi kansız hediyeler olabileceği gibi. 49 50 Üyümez-Koçak-İlaslı 2007.100 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rastlanılmıştır. Koloni Çağı’nın dini daha sonraki “Bin Tanrılı” Hitit dininin oluşmasına katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Asarcık Mevkii (Bayat-Afyon). Bu durum. kanlı olan hayvan kurbanlarından da oluşmaktadır. Yine. tahtında oturan bir Baş-tanrı ve bu şâhısa sunulan sunulardır. yerleşme alanının uzağındadır. Emre 1978. birden ç ok tanrının varlığına inanan halkın belli bir tanrıyı öne çıkardıkları şeklinde algılanabilmektedir. bin yılın ilk çeyreğinde din. Orta Anadolu toplumunda önemli bir yere sahipti. Mezar hediyelerinin.50 Fakat gömü türleri ya da alanları farklı olsa da. Baş-tanrının yanında bazen özellikle boğa üzerinde Hava tanrıları olduğu sanılan farklı tanrılarda görülmektedir. örneğin Güney Mezopotamya Sümerler döneminde olduğu kadar baskın da değildi.49 Kaneš’teki mezar geleneğinden farklı olarak Afyon’da görülen ç oğu mezarlık. Tez höyük mevkii (Emirda ğ -Afyon) ve Ayvatlı mevkiinde (Sinanpa şa-Afyon). Sosyal hayatta ise din kendini tanrılara atfedilen festivaller ve bayramlar arac ılığıyla göstermekteydi. Mühür tasvirlerinde sıkça görülen bir motif. Bir başka ortak özellik ise gömü yerlerinde c esetlere ait süs ve gündelik eşyaların konulmasıdır. 407. Erken Orta Tunç Ça ğ ı’na tarihlenebilecek mezarlık alanlar bulunmu ştur. SONUÇ M. Buradan Anadoluluların dinsel anlamda kapalı olmayan. Örneğin ekonomik hayatta ç ok önemli yeri olan mühürlerin motifleri genel olarak dinsel tasvirler iç ermekteydi. II. İstisna durumlar olsa da çoğu c eset hoker durumunda gömülmüştür. Anadolu’nun Koloni Dönemi’ndeki inanç sisteminin. Çalışlar mevkii (İscehisar-Afyon). sekülar kurumlar üzerinde fazla etkisi olmadığı düşünülmektedir. saraylarınkinden daha güçlü iken. bazı ortak noktalar da görülmektedir. . Bunun yanında Orta Anadolu dininde hem yerli hem de Mezopotamya kökenli tanrıların varlıklarına şahit olunmaktadır. Toplumun her katmanını etkilemekteydi. saray gibi. Bunun yanında bahsedilen dönemde din. 3-4. Bu sunular. Yazılı ve materyal kaynaklardan Anadoluluların birden çok tanrı ve tanrıçaya inandıkları anlaşılmaktadır. Tanrılar adına bir takım bayramlar düzenlenmekte ve farklı sunular sunulmaktaydı. toleranslı bir toplum olduğu tahmin edilmektedir. Bu mezarlarda da Dedemezarında ortaya çıkmış oldu ğ u gibi farklı gömü tipleri uygulanmıştır bkz. 15. ölümden sonraki hayata dair bir inanışa işaret ettiği düşünülmektedir.

: on the Occassion of His 65th Birthday . Ankara. -Matouš-Matoušová--Raj mová 1984: Lubor-Maria. Ankara. Konya Civarında Karahöyük Kazılarında Bulunan Silindir ve Damga Mühürleri . Kappadokische Keilschrifttafeln mit Siegeln aus den Sa mmlungen der Karlsuniversität in Prag (KKS). Ankara. Löberöd. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Hititler. 137-177. Mellink. E. V. Leiden. Kabalcı. -Hutter 1997: Manfred. Richard Beal. band 1. JEOL 39. Tarih Sümer’de Başlar. Hoffner Jr. . Weidner Beiheft 13/14. 45-51. M. -Kienast 1984: Burkhart. Atatürk Kültür. -Beckman 1989: Gary. -Donbaz 1993: Veysel. 177-194. Özsait’e Armağan Kitabı (basımda). Dost Kitabevi. 1995 Yılı Anadolu Medeniyetleri Müzesi Konferansları . Da s Altassyrische Kaufvertragsrecht. 2000-1760 Yıllarında Anadolu’nun Sosyal Yapısı”. Oslo.. İstanbul. Özgüç. “Religion in Anatolia. -Karasu 2003: Cem. Yanarlar. 221-236. Archiv für Orientforschung. Özgüç’e Arma ğa n. Numen vol. Ankara. Plus Ultra. III. X. “Fünf Urkunden aus dem Archiv von Peruwa Sohn von Šuppibra”. -Ünal 1996: Ahmet. Studies Presented to Mogens Trolle Larsen. Türk Tarih Kurumu Basımevi.G. -Hirsch 1972: Hans. Osnabrück. 1-13. PIHANS 100. Gregory McMahon. 95-105. Leiden. Dercksen. Türk Ta rih Kongreleri. M. Ankara. Yerli Peruwa ve Aššur-ımittī’nin oğlu Assur’lu Tüccar Uṣ urša -Ištar’ın Arşivlerine ait Kil Zarfların Mühür Baskıları.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 101 KAYNAKÇA -Albayrak 2006: İrfan. Kültepe-Kaniš/Neša Sarayları ve Mabetleri . 52/2-3. 453-462. Porada. “Some Remarkable Contracts of I-B Period Kültepe Tablets II”. Ankara. The Hittite Ritual of Hantitaššu from the City of Hurma Against Troublesome Yea rs . -Özgüç 1999: Tahsin. -Gurney 2001: Oliver Robert. A Hittite Cemetery Near Afyon. Det Hellige og det Profane. 74-90. Ankara. 131-154. Ankara. “Some Elements of Old Anatolian Society in Kaneš”. Yapı Kredi Yayınları. Uluslararası Hititoloji Kongresi Bildirileri. Gary Beckman. -Dercksen 2004: Jan G.Ö. Untersuchungen zur altassyrische Religion. herausgegeben von E. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları. “The Religion of the Hittites”. -Koçak 2011: Özdemir. J. İstanbul. II cilt. 44. (Freiburger Altorientalische Studien. The Biblical Arhaeologist. -Bayram 1990: Sebahattin.vol. TTK basımevi. ed. “Kültepe Tabletlerinde Geçen Yeni bir Vâde İfâdesi ve Çıkan Neticeler. Dizin-sayı 50. Kültepe Kaniš/Neša. -Emre 1978: Kutlu. -Alp 1994: Sedat. Eisenbrauns. Brill. Ankara. “Hitit Dualarında Geçen Bazı Tanrı Adları”. Assyria and Beyond. Çorum 16-22 Eylül 1996. no 1. Kültepe-Kaniš/Neša. -Donbaz 1996: Veysel. (ed) J. Yasemin. -Özgüç 2006: Nimet. T. -Ringren 1987: Helmer. Afyon Yöresinde Bir Hitit Mezarlığı. “Kültepe Tabletleri Işığında İ. -Özgüç 2005: Tahsin. Prag. ed. Some Comments on ‘Volkert Haas: Geschichte der Hethitischen Religion’”. -Eliade 1997: Mircea. Ankara. -Kramer 2002: Samuel Noah. N. Wiesbaden. Forntida Religioner i Mellomöstern. “Bazı Örnekler Işığında Afyonkarahisar Orta Tunç Çağ Mezarlıkları ve Bunların Yerleşmeleri ile İlişkileri”. “Why Did the Hittites Have Thousand Deities”. -Arıkan 1998. Gyldendal. Beihefte: Altassyrische Texte und Untersuchungen=FAOS) Altassyrische Texte und Untersuchungen. Hittite Studies in Honor of Ha rry A. Aspects of Art and Iconogra phy: Anatolia and its Neighbors. 98-108.

102 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Ancyra ∗ Yrd. Ankara’nın Mamak semtine adını veren Ahi Mamak da bu ahilerden biridir. Dr. Doç. Bu dönemden sonra Ankara’ya göç eden bazı ahiler Ankara şehrinin dışına da yerleştikleri görülüyor. Ahi. It is observed that some of the Ahis who migrated to Ankara after this period lived in suburbs of Ankara. Anahtar Kelimeler Ma ma k . Bizans’a karşı önemli Uç merkezi olmuştur. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. Ahiler o kadar çoktu ki. A great number of people who migrated to Ankara are members of Ahi Union. Bunun sebebi Moğollar’ın Anadolu’yu işgali ve Selçuklu devletinde meydana gelen siyasî mücadelelerdir. Ahis.edu. Key Words Ma ma k . This result is based on the occupation of Anatolia by Mongols and the political struggles in the Seljuk State. hgokmen@selcuk.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . the most dynamic group of Selj uk State. Ankara ahiliğin en önemli merkezi olmuştu. There were so many Ahi s in Ankara and consequently Ankara became the most important centre of Ahilik . Ankara was exposed to an intense Turkish migration after Alaeddin Keykubat’s death. Ankara’ya göçen Türkler’in büyük bir çoğunluğu ise Selçuklu Devletinin en dinamik unsuru olan Ahi Teşkilatına mensup insanlardı. Angora . Ahi Mamak was one of these Ahis who had given his name to Mamak district of Ankara. Ali HACIGÖKMEN∗ Özet Türkiye Selçukluları döneminde Ankara. Ank a ra A RESEARCH ON AHI MAMAK FROM ANKARA Summary Ankara was one of the important front hill headquarter against Byzantium during the period of Anatolian Seljuks. Issue : 5 Pa ge : 1 0 3 -1 08 ANKARALI AHİ MAMAK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA M.tr . Sa yı: 5 Sa yfa : 1 0 3 -1 08 Ye a r: 2 0 1 1 .. Alaeddin Keykubat’ın ölümünden sonra Ankara yoğun bir Türk göçüne maruz kalmıştır.

Bu da gerekse Fütüvvet-nâmelerde Ahiliğ in kökenlerini mümkün oldu ğ unca çok eskilere dayandırma anlayışından kaynaklanmaktadır. 734/ 1333) talebesidir9 . Ş ehri ilk defa alan kumandanın kim olduğu bilinmiyor1 . Kılıçarslan döneminde ise (1155-1192) oğullarından her birini bir şehre gönderdiğinde Ankara. Muhiddin Mes’ûd yaklaşık 17 yıl (1186-1203) Ankara’da Meliklik yapmıştır2 . Ahiler ve Türkmenler takibâta uğradılar. S elçuklu iktidarının yıkılışı ile Osmanlı hâkimiyetine geç mesine kadar ki bu dönem. Bazı müritlerini öldürüldü ğ ünü Elvan Çelebi’nin (760/1369) Menakibü’l kudsiye’sinden ö ğ reniyoruz Ocak 1996: 117. Baba İlyas Horasanî’nin de bu sırada tutuklananlar arasındaydı. Galip 1342:49. Gıyaseddin Keyhürev’in iktidara gelmesinden sonra veziri S adeddin Köpek.104 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Anadolu’nun en eski şehirlerinden biri olan Ankara. Tabiî Ankara ahilerinin de reisi durumundadır. Ahi Şerafeddin. yüzyıl başlarında Ankara merkezi kale dışına taşmıştı. oğullarından Melik Arab’ın Ankara ve havâlisine hâkim olduğunu biliyoruz. 1330 tarihinden başlatma1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 Darkot 1978: 433-443. Ankara ahilerinin en ünlüsü ise elimizde bir şec erenâmesi bulunan Ahi Şerafeddin Hace Osman’dır6 . Osmanlı Tarihi Encümeni tarafından da İstanbul’a getirilmişti. A. Arkasından Anadolu’da Babailer İsya nı olarak bilinen büyük bir isyan çıktı (638/1240)4 . Bu dönemi. Tevhid II:1200-1204. Ahi Ba ba lığı uhdesinde bulundurmuştur7 . Büyük çoğunluğu Ankara bölgesi dahil olmak üzere uç bölgelere göç tüler. Ankara ve havâlisi için birçok araştırmac ı tarafından belirsizlik dönemi olarak nitelendirilmiştir. Bundan dolayı da bölgede hâkim güçlerle temasa geçen kişidir. Hacıgökmen 2002:144) Hacıgökmen 2002:144. Hınz 1952: 776. Bu dönemde Ankara ve ç evresinde birç ok derviş gelip yerleştiğini biliyoruz. Ergin 1922: 550-551. Cevdet 1932: 246. Edhem. Bayram 1991: 84. Akyurt 1942: 4. Hacıgökmen 2002:140. Ankara’nın Türk hâkimiyetine geçmesi Malazgirt zaferinden sonraki dönemde olmuştur. Öney 1971:111-112. . Bayram 1979: 70-78. Bayram. Melik Muhiddin Mes’ûdşah’a verilmiş idi. yani Kırşehir ahi zaviyesinin postnişini. Ahi Evren’le birlikte. 751/135051’de vefat etmiştir10 . Öney 1971:111-113. Kılıç Arslan (1092-1107) zamanında. Ahi Hüsameddin 695h/ 1295 yılında 62 yaşında vefat etmiştir5 .129. Ali’ye kadar götürülmektedir. Cevdet 1932:265) Ahi Şerafaddin Camiinde tomar halinde bulunan bu silsilenâme. Ölünc eye kadar bütün Ana dolu Ahilerinin reisi. Emir Eratna’nın naibi olduğunu bazı kaynaklar yazmıştır8 .1979:61. Ünlü Ankara ahilerinden olan Ahi Ş erafeddin’in babası Ahi Hüsameddin ve dedesi Seyyid Şemseddin Ahi Yusuf’un da bu dönemde Ankara bölgesine göçmüş olduğunu anlaşılmaktadır. Galip 1928: 13. XIII.Tevhid ve M. Kesin olarak Türkiye Selç uklu S ultanı I. Hacıgökmen 2002:137-160. Togan 1970: 302. birçok Ahi ileri geleni tutuklattı3 .I: 313. Cevdet Bey tarafından neşredildiğ i için bugün bazı bilgilere sahip olabilmekteyiz. II. Göde 1994: 37. Ankara’da ahilere ait iki kitabeden 731 h/1330 tarihli olanında11 hükümdar ismi zikredilmediğinden. Ahi Şerafeddin ayrıca Gazan Han’ın baş müşaviri olan Alaüddevle Semnânî’nin de(öl. II. Bu silsile-nâme daha sonra kaybolmu ştur. tarihin çok eski dönemlerinden itibaren birçok medeniyete beşiklik etmiştir. Silsile -nâme’de Ahi Şerafeddin’in nesebi Hz. Arkasından Moğol istilâsı ile gelen Kösedağ yenilgisi (641/1243) ahilerin uç bölgelere göçünü hızlandırdı.

Ayrıca Anadolu’nun çeşitli yörelerinde farklı mânâlarda da kullanılmaktadır. Aksüt. şahıs ismi veya boy adı olarak kullanılmıştır. Türkler bir bölgeye gelip yerleştiklerinde. Ancak Ahilerin asayişi sağlaması onların askerî özelliğinden gelmektedir. Türkler arasında Mamak. yoksa ya beylerinin. aptal14 . parmak24 anlamına geldiğini biliyoruz. . Çarşamba -Samsun-Trabzon ve çevresi Aynı yer. Mamak ismi Ankara dışında. Bartın ili 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 Hacıgökmen 2002-II:830-39. Mamak Ne Demektir? Dede Korkut hikâyelerinde Basat’ın Tepegöz’ü öldürdüğü hikâyede Oğuzların Bozok kolundan (Dış Oğuz) ünlü beylerin arasında Demir Donlu (yani Zırhlı) Mamak ve iki kardeşinin adı geçmektedir13 . eğer o bölgenin adı varsa kendi dillerine uydururlar. armut vb. B. genellikle gül koncası22 çocuk yemeği. meyveler verilirken söylenen sözcük21 . Sümer 2001: 335-353. Akyazı çevresi –Sakarya) Aynı yer. XII. Türk Dil Kurumu 1977:3114-3115. Anla yışsız. Buna göre Mamak ismi Oğuz Türklerinin Bozok koluna mensup bir beyin ismidir. Tire – İzmir. Oğuzlar’ın Bozok koluna mensup Mamak cemaatı de olabilir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 105 mız daha doğru olsa gerektir12 . ya da o yerin coğrafî yapısına ve yönlere göre isim verilerdi25 . Ankara’da Ahi Hükümeti kurulmuş olduğu yazılmıştır. mama23 . Anadolu’nun her tarafında Oğuz boy isimleri ve şahıs isimleri bulmamız bu sebepledir26 . Bozdo ğ an –Aydın Bergama. küçük çocukların boynu16 . parmak17 . Ergin1989:208. bir hayvan hastalığı18 . Aynı yer. İşte Mamak ismi. bu ismin Türkler arasında arkaik olduğunu göstermektedir. Rasonyi (I):71-101. Yalnız Mamak isminin çok az olması. (Eber.. doğuştan ya da sonradan dilsiz olan 15 . Eğ ridir –Isparta. boylarının adını verirler. Bu dönemi birçok araştırmacı yanlış değerlendirmiş. küçük çocuklara elma. Mamak Adının Yer Adı Olarak Kullanılması Mamak isminin yer adı olmasının sebebi ise. (Bozdo ğ an –Aydın) Aynı yer.) Korkmaz. 2004: 117-129 Hacıgökmen 2002: 51-94.) Aynı yer. (Giresun) Aynı yer. XIII yüzyıllarda Anadolu’ya gelen Türkler arasında Mamak isimli şahıslar bulunmakta idi. Çünkü Ankara’ya ait Osmanlı dönemi defterlerinde böyle bir kayıt bulunmamaktadır28 . Dinar –Afyon) Aynı yer. Ya da Hac ı Bektaş-ı Veli Bektaşlu Cemaatı gibi27 . A. yenilen yumru köklü bir bitki19 . (Denizli Burhaniye. (Çorum İncekum Silifke İçel. Anc ak bu ç ok zayıf bir ihtimaldir. Ahiler insanlara yardım etmek düşüncesiyle Ankara’da inzibatlık görevini de yapmışlardır. şahıs veya boy adı olarak kullanılmasından dolayıdır. Sümer 1999: 410-411. (Sinop) Aynı yer. (Gölpazarı –Bilecik). (Aynı yer. 1994:9. Bu da bazı araştırıc ıları yanıltmıştır. Nazilli –Aydın) Aynı yer. ka bak20 . (Ba ğ ıllı.

Ahi Mesut (Eti Mesgut) yerleşim yeri de bu tarz yerleşim yeridir. erkeklerden kimse kalmaz ise Vâkıfın kardeşinin oğlu Ahi El-Hâc Murad oğlu Hasan oğlu İbrahim Bey’in en iyi oğluna sonra en iyi torununa. Ankara’ya ise 21 km. bunlar tükenir kimse kalmazsa tevliyet Ahi Mamak oğlu Ahi Mahmud’a en iyi çocuğuna.mil.tr/yyvtsunumu. Bunlar da tükenir ise Ankara’nın hâkimine ka lır” denmektedir (Ek -1). Burada “ya şadığı sürece tevliyetin kendisine kalması ve ölümünden sonra ka dın ve erkeklerden en iyi çocuğuna. dır Hacıgökmen 2002:148. Kırşehir’den Ankara’ya gelmiş.hgk. yüzyılın ilk yarısında yerleşmiş olduğunu düşünüyoruz. 29 30 31 32 33 34 35 36 Harita Genel Komutanlığ ı.32 Ahi Mesût Ankara’nın tanınmış ahilerindendir. Ahi Hacı Murad adını taşıyan Ankara’da bir mahalle mevcut idi.30. 842 yılının Zilkade ( Mayıs /1439) ayında düzenlenmiş Ahi el-Hâc Hüsam oğlu El-Hâc Murad babasının adını taşıyan mahallede inşa ettirdiği medrese adına düzenlediği vakfiyenin şartında adı geç mektedir35 . Barkan 1942:279-386. Ahi Hüsam oğlu Murad ile Ahi Mamak arasında bir dostluk veya sıhrî bir bağın kurulabilec eğini de söyleyebiliriz. Ahi Mesut oğlu Ahi Sinan da Ahi Evren Zaviyesi post-nişînliği yapmıştır. S imav ilç esi. torununa birbiri ardınca gelecek nesil ve batınlara kalır. Ahi Hac ı Murad vakfının tevliyetini Ahi Mamak’ın oğlu Ahi Mahmud’a bırakmazdı. Çünkü bu tip dervişlerin görevi ıssız yolların birleştiği hâkim yerlere zaviyelerini kurarak bölgeyi şenlendirmek asıl amaçları idi31 . eğer nesli tükenir. (Bayramo ğ lu 1983:3-4) VGM Vakıf Kayıtlar Arşivi. Bilinen tek bilgi. Aynı şekilde Ankara’nın batı ve güney taraflarında da bu tarz yerleşim yerlerine rastlıyoruz. Eti Mesgut’a uzaklığ ı 7 km. No: 581 s. http://www. Ahi Mamak ile ilgili Ankara bölgesinde özellikle vakıfnâmelerde bir bilgiye rastlanmamaktadır34 . C. Bugün toplam nüfusu 291’dır. Burası 1601 tarihinde Ankara’nın en kalabalık mahallesiydi36 . (14. merkez buc ağına bağlı bir yerleşim biriminin adı olduğunu biliyoruz29 . Hacıgökmen 2005:190.2009). Eti Mesgut ilçesine ba ğ lı Ba ğ luca Köyü Ahi Mesut zaviyesinin kuruldu ğ u yerdir. 1462 yıllarında ölmüş olduğunu da biliyoruz 33 . Onun Romalılar döneminden beri yol olarak kullanılan. Ancak yaşadığı dönemi tespit edebiliyoruz. 426 Ergenç 1998:29. Ankara’nın S amsun ve İç Anadolu’ya açılan kapısı durumunda olan30 bölgeye maiyeti ile beraber XV. . Darkot 1978: 437-438. sonra birbiri a rdınca gelecek nesil ve batınlarına bunlar da tükenir kendilerinden kimse kalmazsa ba hsi geçen tevliyet öteki kardeşinin oğlu Ahi el-Hac Murad oğlu Ahi Adil oğlu Ba tura Beyin en iyi oğluna sonra en iyi torununa ve yüzyıllar boyunca gelecek batınlarına. Eğer bu dönemde yaşıyor olsaydı. Yerle şim Yeri Veri Tabanı. sonra en iyi torununa ve sonra birbiri ardınca gelecek nesil ve ba tınlarına. Buna göre Ahi Mamak 1439’lu yılından evvel ölmüştür.07. Mamak isminin bu kadar az olması görüşümüzü doğrulamaktadır.106 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Kozcağız bucağına bağlı bir yerleşim birimi ve Kütahya ili. Ahi Mamak Kimdir? Ahi Mamak hakkında pek fazla bilgimiz yoktur.

37 Sarıkaya 2003: 93-110. kabrinin nerede olduğunu da bilemiyoruz. . yüzyılın birinci yarısında Ankara’nın önde gelen ahilerinden biri olmuştur. zamanla da Hüseyin Gazi kültüyle karıştığını söylememiz de mümkündür. bu bölgedeki alevî kültürü iç inde devam ettiği söylememiz mümkündür. Ahi Mamak’ın da Hüseyin Gazi türbesi etrafına defnedildiği. yüzyıldan sonra Bektaşi ve alevi cemaati içine karıştığını biliyoruz 37 . Ahilerin zamanla özellikle XIV. Ahi Mamak’ın ne zaman vefat ettiği. XV. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi ahilerin zamanla Bektaşi ve Alevilere karışması sonuc unda.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 107 Sonuç Yukarıda kısıtlı bilgileri verdiğimiz Ahi Mamak. Büyük bir ihtimalle Ahi Mamak ve etrafındaki Türkmenler ve ahiler.

TDK Yay. -Sümer. -Sümer. I\1 . Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi) Konya. Kısım Ankara Kitabeleri.108 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Aksüt. II. -Akyurt. Ankara. I. -Bayram. V.(1991) Ahi Evren ve Ahi Teşkilâtını Kuruluşu. Sosya l Bilimler Enstitüsü Dergisi.. -Cevdet. Z.(1998). Yay. (1978). -Sarıkaya. “Ortaçağ Yakın-şarkına ait vergi kitabeleri”. İstanbul. “Ankara’da Ahilere Ait İki Kitabe”. Hamza (2004) “ Hacı Bektaş Veli’nin Sosyal Kökeni” Hacı Bektaş Veli Dergisi Sayı: 29.Y. -Ocak. “Ankara’da Ahiler Hükümeti”. Ali(2005). -Korkmaz. VI. IX. Ankara. F. TDK Yay. TOEM. B. AÜ. -Hacıgökmen. Ali (2002-II). TTK Yay. Muharrem (1989)Dede Korku Kitabı I. -Göde. I. Yüzyılda Ankara ve Konya. V. -Öney. İstanbul. (1994). İstanbul. XVI. -Bayram. -Rasonyi L. VI. Işıltan) Belleten. Ömer L.(1979) “Baba İshak İsyanı ve Ahi Evren ile ilgisi”. İstanbul.Ü.fityân et. Ankara. Kemal. M. (OTAM ) Sayı:18. A. -Tevhid. . VII / 41. "Osmanlı İmparatorluğun’da bir İskan ve Kolonizasyon Metodu Olarak Vakıflar ve TemlikIer". İslamiyat. W. İstanbul. “Ankara Ahilerinin Ticarî Faaliyetleri ve Bacıyân-ı Rûm Hakkında Bir Araştırma” A. -Türk Dil Kurumu (1977). TOEM. (1970). M. İstanbul. -Galip. DTCF. TTK. Ali(2002). Ahi Sinan bin Ahi Mesud ve Şecere-nâmesi . (2001). (1928). Ü. Eratnalılar. Kültürel ve İlmî Faaliyetler” S. Osman N. Zeynep. 2. VGM Vakıf Kayıtlar Arşivi. (1922 ): Mecelle-i Umur-i Belediyye . (2003) Alevilik ve Bektaşiliğin Ahilikle İlişkisi. Yay. Ahmet (II). S. Umumî Türk Tarihine Giriş I. (I). TTK Arşivi. (1999). I. Faruk. Ankara. Türk Dili Edebiyatı Araştırmaları Enstitüsü. No: 581. Ankara ’da Türk Devri Yapıları. İstanbul. 7 -Hacıgökmen. -Galip. Ali (2001). Enderun Yay. M. Mübarek (1342. “Ankara” İslam Ansiklopedisi . Ankara.(I) Türk Özel Adlarının Kaynakları”. M. Ankara -Hınz . -Bayramoğlu. Ankara.Ü. Ankara. Türkoloj i Dergisi. -Hacıgökmen. İstanbul. Ankara. (1932).)Ankara Mescidleri ve Camileri. Konya. -Hacıgökmen. M. XI. F. (1994). Diyanet Dergisi. IV/19. Oğuzlar(Türkmenler).Türkiyye” fi er-rıhleti İbn Batuta. Sa. Yıl 2002. Ankara Tarih Enstitüsü Vakfı. M. “Ankara’da Ahi Hâkimiyeti” Türkler. Zeyl ala fasl “al-ahiyya el. ( S. TDAV Yay. XVIII/2. İstanbul. M. Hacı Bayram-ı Veli. (1942). Güney-Batı Anadolu Ağızları Ses Bilgisi (Fonetik). Osma nlı Ta rihi Araştırma ve uygulama Merkezi Dergisi. H. Vakıflar Dergisi. -Ergin. 3. Derleme Sözlüğü. TTK yay. “Anadolu’da Oğuz Boylarına Ait Yer Adları” Türkler. Fuat (1998 ). Ankara. (1942)Türk İslâm Kitabeleri I. Ankara. Ankara II. DTCF. “Ahiler Zamanında Ankara’da Sosyal. (1972). -Ergin. M. Babaîler İsyanı. (trc.A. -Darkot. -Ergenç. Yaşar (1996). -Barkan. AÜ. -Edhem. -Togan. XIII/52. Kitabeler. Gönül (1971). Ö.

Selcuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. Y. Mukaddesi İstahri. İbn Havkal.000) bölgeye yerleştirildi. mustdemirci@hotmail. Yakubî ve Mes’ûdî. Abbasîler iktidara gelince fetihler durduğundan. Emevîler devri boyunca kesintisiz devam etti. Derbent-name adlı eserdeki rivayetlerde. Mehdinin elçisi Selam et-Tercüman ve Vasık döneminde bölgeye giden Harizmî gibi çağdaş tanıkların verdikleri bilgiler. Osman zamanında başlayıp. ∗ Doç. a great number of Muslims (24. and the geographers of the period İbn Rusteh. Issue : 5 Pa ge : 1 0 9 -1 24 ABBASÎLER İLE HAZARLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER ( VIII-IX.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . and travellers and embassadors Selam et-Tercuman and Harizmi who went there during the period of Vasık will be examined in detail and the Islamization period will be presented. All of these incidents indicate that a mass Islamization was carried out in Abbasids period. İbn Havkal. Yakubi and Mesudi.com . seyyah ve elçilerden. Dr. Özellikle Emevîler’in son dönemlerinde fethin kalıcı olması için çok sayıda Müslüman nüfus (24. When the Abbasids came into power. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 0 9 -1 24 Ye a r: 2 0 1 1 . The first small mosques were dated to that period in the region.CC) Absract The primary Islamic attacks started in the period of Hz Osman and continued non-stop through the period of Emevis (Umayyads). coğrafyacılardan. İsla mla şma THE RELATIONS BETWEEN THEABBASIDS AND THE KHAZAR. bölgeye İslam’ı ilk getiren kişinin Abbasî ihtilalini gerçekleştiren kişi olan Ebu Müslim olarak gösterilmesi ve bölgedeki ilk mescitlerin bu döneme tarihlenmesi de Abbasîler döneminde kitlesel düzeyde bir İslamlaşma yaşandığını gösterir. Especially to maintain the conquest. Emevî. According to the knowledge on the period of Islamization.) Mustafa DEMİRCİ∗ Özet Hazar hâkimiyetinde kalan Volga-Ural bölgesine yönelik ilk İslam akınları Hz. İstahri. Makdisi. bölgenin İslamlaşma süreci ortaya konacaktır. acquired from the historians of the period Ibn-i ‘Asem. İbn Rusteh. Ka fk a sya . Anahtar Kelimeler Ha za r. (VIII-IX. bölge uzun soluklu ve sessiz bir İslamlaşma süreci yaşadı. detaylı ve sistematik bir incelemeye tabi tutularak..Y. Bu çalışmada Abbasiler dönemindeki İslamlaşma sürecine dair dönemin tarihçilerinden İbn-i ‘Asem.000) were settled in that region in the late period of Emevis. Abba sî. the region had a long and quiet period of Islamization period following the end of the conquers. The speculations in the book (creation) named Derbent-name stated that the first person. introduced Islam to this region was Ebu Muslim. He also achieved the Abbasid revaluation.

Uma yya d. Isla miza tion . Abba sid.110 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Key Words Kha za r. Ca uca sia .

Ermenistan ve Kafkasya’nın bir kısmını Abbasîler’den almasıdır. ilk önemli hüc um ise H. yüzyıllar arası dönemde Ön Asya’daki en önemli oyunc ulardan biri de kuşkusuz Hazarlar’dır. II. Ş u ana kadar bu devrin iki büyük devleti ve askeri gücü olan Abbasîler ile Hazarlar’ın münasebetlerinin nasıl geliştiği ve bu ilişkilerin Kafkasya ve ötesinin İslamlaşmasını nasıl etkilediği detaylı bir ç alışmaya konu edilmemiştir. Osman’a karşı baş gösteren isyan ve takip eden olaylar sonuc u İslam dünyasının iç bunalıma sürüklenmesi ile uzun süre Kafkasya’ya sefer düzenlenemedi. s. Berda’a üzerinden Derbend Geç idi’ni (Bâbu’l-ebvâb) aşarak o zamanki Hazar başşehri Belencer'e kadar sokulmasıyla başlamıştır. Rebîa el-Bahilî kumandasındaki 4 bin kişilik ordu ile Erran. yüzyılın başlarına kadar Abbasî-Hazar ilişkilerini. Bkz. Beyrut 1986. Abdulmelik döneminde (705-715) Hazarlara ve Kafkaslara yönelik seferler yeniden başladı. 32 (652-53) yılında S elmân b. Emeviler Dönemi Anc ak Emevîler dönemine gelindiğinde ilk karşı saldırıya geç en taraf Hazarlar oldu (683-685). yüzyılın başında Abbasîlerin merkezi otoritesini kaybetmeye başlaması sonuc u Kafkasya bölgesinde Sâcîler. Rebîa da dahil olmak bu ordunun tamamını üzere imha etti1 . İşte bu gelişmelerden dolayı konumuzu IX. Kitâbü’l-Fütuh . Fakat Hazar kuvvetleri komutanı S elman b. Ayrıca IX. Ş imdiye kadar Hazar Tarihi ç alışanlar bu devletin sadece din değiştirme olayı bağlamında dış dünya ile ilişkilerini anlatır ya da Bizans-Hazar ilişkilerine değinirler. . İbn ‘Asem el-Kûfî. Rabi’a’nın seferi ve Hazarlar ile karşıla şması üzerine İslam kaynaklarında yarı efsanevî geniş bir malumat yığ ını vardır. HAZARLARA YÖNELİK İLK İSLAM FETİHLERİ Hulefa-i Raşidin Dönemi Hazar Hakanlığı’na yönelik ilk İslâm akınları Hulefa-i Râşidîn döneminde 642-646 yılları arasında vuku bulmuş. Abdulmelik komutasında 708 ve 710 yıllarında 80 bin kişilik ordu Derbend’e 1 Selman b. Beylekan. daha güneyde ise Hamdânîler denilen hanedanlıkların ortaya ç ıkmasıdır. Bundan sonra İslam fetihlerinin bütün c ephelerde en uç noktaları ulaştığı Velid b. Konuyu X. Hazarlarla Müslümanlar arasındaki en şiddetli ç arpışmalar bu halife zamanında oldu.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 111 GİRİŞ Umumiyetle Ortaç ağ Tarihini inc eleyenler Abbasi-Bizans ilişkilerine yoğunlaşırlar. yüzyıl ile sınırlamamızın sebebi ise artık X. Biz bu ç alışmamızda önc elikle Müslümanlar tarafından yazılan Arapç a kaynakları kronolojik bir okumaya tabi tutarak VIII. Halifenin kardeşi Mesleme b. bölgenin İslamlaşma sürec ini ve bu sürec i etkileyen dinamikleri ortaya koymaya çalışacağız. yüzyılın sonları ile sınırlamak zarureti vardır. yüzyılın son çeyreğinde Bizansın doğuya doğru yeni bir hamle yaparak genişlemeye ç alışması sonuc u. Hâlbuki VII-X. 111-114. yüzyılın ortalarından X. Bu dramatik olaydan kısa süre sonra Hz.

. 32. Türk Tarih Kongresi Bildiriler. III. Bunun üzerine Hazarlarla müc adeleye memur edilen Cerrah b. Beyrut ty. Onun komutasındaki ordular Hazarlar’ın elindeki tutsak durumunda bulunan Müslüman askerleri kurtardığı gibi bazı başarılar da elde ettiler5 . s. 290-291. 70 vd. Taberî. Ali Habîbe. Ömer b. “ Emeviler Devrinde Hazarlarla yapılan Mücadeleler” . Ezdi. s. Anc ak Cerrah 730 yılındaki savaşlarda mağlûp olarak Azerbaycan'a geri çekilmek zorunda kaldı. “ Hazarlar Arasında Müslümanlığ ın Yayılması” . agm. şehirleri yakıp yıktılar. s. Kafkasya’da Hazarlara karşı yürütülen bu müc adelede 732'de Azerbaycanİrmîniye Valiliğine önce Said el-Hareşî getirildi. 403-405. s. Ebu’l-Fazl İbrahim. s. Hazarlar ile Emevîler arasındaki en sert savaşlar Hişam b. Fütuhu’l-Büldan . Sayı I/A-B. s. II. Anc ak 714 yılında Derbend Geçidi'ni ele geçiren Mesleme Bizans ile savaşların alevlenmesi üzerine 717'de İstanbul'u kuşatmak üzere bölgeden ayrılınc a Hazar c ephesi boşaltıldı. Bu sefer sırasında Hazarlar pek ç ok insanı öldürdüler. thk. IV. Bu geri ç ekilmeden istifade eden Hazarlar. 77-80. Bunlara karşı Emevî Halifesi Ömer b. S aid’den sonra komutanlığa getirilen Mervân b. trc. 295-296. Yeni komutan Hazarları durdurmayı başardığı gibi. Anc ak Ömer b. Koyuncu. thk. . I. Ankara 1981. Hazar topraklarında ilerleyerek Derbend'in 6 fersah kuzeyinde Hazarlar'ı ağır bir yenilgiye uğrattı ve başşehirleri Belenc er’i ele geç irdi. Abdullah elHakemî. VIII. 74-79. Tarihu Mevsıl. s.112 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 karşı harekete geçti ve sürdürdüğü müc adeleler sonucu şehri ele geçirdi (713). Ayrıca Bkz. 858. Kahire 1967. Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi . Abdulmelik döneminde (724-744) meydana geldi. 74-79. Abdulmelik tekrar Hazar c ephesine atandı. Bu fırsatı değerlendiren Hazarlar 717-718 yılında karşı saldırıya geç erek Azerbeycan’a kadar olan yerleri geri aldılar. Mustafa Fayda. onlara karşı zafer kazanarak bol ganimetler ile döndü (H. İbn ’Asem. Belazuri. s. Abdülaziz’den sonra gelen Emevî Halifeleri bu barış siyasetini sürdürselerdi. Hakkı Dursun Yıldız. s. Düvelü’l-İslam. VII. Eğer Ömer b. s. İbn ‘Asem. C. Zehebi.. Ayrıca bkz. IV. Kahire 1974. Abdülazîz. Tarihu’r-Rusul ve’l-Mülûk. Bkz. 67. Mevlüt Koyuncu. Müslüman olac aklardı ve Kafkasya’nın İslamlaşması ç ok daha erken tarihlerde başlayac aktı3 . Ondan sonra Mesleme b. 270-280. Belâzurî. VIII. 283-287. Hatim b. hüc uma geç erek Erdebil’e kadar bütün Azarbeyc an’ı ele geç irdiler4 . Muhammed’in savaşları ve ç abaları bölgenin İslamlaşması bakı- 2 3 4 5 İbn ‘Asem. s. Abdülaziz’in İslam’ın savaş ortamında yayılamayac ağı anlayışına dayalı genel siyasetini uygulamaya konularak bu zaferin üzerine gidilmedi ve iki taraf arasında kısa bir barış ve sükûn devri yaşandı2 . 99/717-18). Abdülaziz’den beş yıl sonra Kıpç aklar ve diğer Türk boylarının yardımını sağlayan Hazarlar'ın “Mercü’lhicâ re’” savaşında bozguna uğrattığı Müslüman ordusu c iddi kayıplar verdi. Sakarya 1997. Taberî. Sakarya Üniversitesi. s. belki Hazarlar Musevi değil. Mesleme 729-730 yılında büyük bir Hazar ordusunu mağlup etmesine rağmen bu görevden alınarak yerine tekrar Cerrah atandı. Ankara 1988. Nu'mân el-Bâhîlî’yi görevlendirdi.

Eski Ruslar ve Büyük Bozkır Halkları. Tumanlar. Nuh b. Hanuka Han’ı Müslüman kaynaklar zikretmezler. Mervan. Nuh b. 255. Ahsen Batur. 7 bin esir vererek ağır bir yenilgi aldı. Budapest 1975. S aid el-Esedî ile Abdurrahman b. Muhammed’in baskıları ile Hazar Hakanı Hanuka Han’ın7 Müslüman olduğunu ilân etmesi de bölgede İslam’ın kökleşmesine yardımc ı olmuştur. İbn ‘Asem. Mervan’nın kalabalık bir orduyla ülkelerine geldiğini ha ber a lınca. s. Belâzurî. 283-293. Mervan’ın huzurunda Müslüman oldu ğ unu ikrar eden şahıs bu olmalıdır. Nitekim Belazuri’deki şu kayıt bu görüşü destekler mahiyettedir: “Ha zar büyükleri. Bundan sonra Mervan. 297. Yalnız Muhammed b. Bunun üzerine Hazar Hakanı İslamiyeti kabul ettiğini. İstanbul 2003. III. 734. artık O’nun ölü hayvan ve domuz eti yemesi. Daha sonra Mervân aldığı 40 bin kadar esiri Derbend'in güneyinde Şemkur şehrine yerleştirdi. Lekz ve Ş irvan halkları ve şehirleri üzerine seferler düzenleyerek onları da harac a bağladı. Tiranşah. Acta Orientalia Academiae Scientiarum Humgaricae . Muhammad’s Georgian Campaign” . Bu arada Mervan onu İslamiyet’e ça ğırdı. 254-255. Allah’ın a dı anılmadan kesilen hayva nın etini de yemek ya sa ktır” 9 demiştir. “ Hazarlar” mad. Mervan bunun üzerine İtil bölgesinde yaşayan insanlara ve Hazarlara İslam’ı öğretmek üzere Nuh b. 289-291. Mervan da Hazar Hakanının sadakatine güvenerek İtil’e dönmesine izin vermiştir10 . Mervan’ın önünden kuzeye ç ekilen Hazar Hakanı Araplara karşı 40 bin kişilik bir ordu topladı. İmzalanan antlaşmaya göre İtil'de iki fakih kalac ak ve Hazarlara İslâmiyeti öğretec ekti. aksi takdirde sa va şacağını bildirdi. Belazuri. Derbend'e kendi kuvvetlerini yerleştirdikten sonra 150 bin kişilik bir ordu ile ilerleyerek iki koldan yeni Hazar başşehri İtil'i kuşattı. . Filanşah. ilk olarak Berza’a ile Tiflis arasında “Kisal” şehrini kurdu. İbn ‘Asem. Hamzinşah. trc. Fulan el-Havlanî adında iki İslam alimini göndermiştir. Eğer efendiniz Müslüma n olursa. Mervan Ona değerli bir elbise hediye etti ve O’nun huzurunda Müslüman oldu. Onunla kendi ülkesinde hükümdar olması ve istediği İsla m â limlerinin İtil şehrinde insa nla ra İsla m’ı a nla tma sı şa rtıyla bir a ntla şma ya ptı ve Ha za r ülkesini terk etti. L. helal olan bir şeyi de haram kılmak diye bir şey yoktur. 5. Ardından 40 bin kişilik bir ordu ile Hazarlar üzerine büyük bir sefer düzenledi ve Derbend Geç idi'ni aşıp Belenc er'e girdi. Ayrıca bkz. İstanbul 1973. Gumilev. Mervan b. s. S aid el-Esedi Hazar Hakanı ile ilk karşılaşmasında: “İsla m’da ha ra m olan bir şeyi helal. Ardından S erir halkı(Avarlar). s. Rivayet göre bu sıralarda Hazar hakanı avlanırken Müslümanlar tarafından ele geç irilmiş ve Müslüman olmaya zorlanmıştı. 75. Said el-Esedî Yahudiler tarafından hunharca öldürülmü ştür. Mervân b. Muhammed'in bu önemli seferi ile. “ Marwan b.”8 Böylece Hazar Hakanı İslam’ı anlatmak üzere gönderilen âlimlerin huzurunda İslam’ı kabul ettiğini aç ıkladı. VIII. Meydan Larousse . s. önce Hazarları kuzeye ç ekilmeye zorladı ve böylec e Kafkas6 7 8 9 10 Bu sefer hakkında geniş bilgi için bkz. kan ve şarap içmesi ha ramdır. Marget B. Zerkan. Bkz. kendisine İsla m’ı anlata cak birsini göndermesini istedi. Ş enzan. Hakan Müslüman âlimin bu tavrı karşısında “siz gerçekten sa mimi bir Müslüma nsınız” demekten kendini alamamıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 113 mından bir dönüm noktasıdır6 . korkuya kapıldı. Fakat bu ordu 10 bin ölü. Biro. s. s. N.

. Daha ziyade iç politikada huzur ve asayişi korumayı. İslam hâkimiyeti daha o dönemde Don ve Dinyeper nehri boylarına rahat ulaşabilirdi15 . Çorum 2005. tam da bu dönemde Emevîler’in geç irdiği bu iç bunalım sonuc u Abbasi devrimi ile yıkılmaları olmuştur. Çünkü Hazar Hakanı kısa zaman sonra dininden döndü. 297-298. Daha sonraki gelişmeler dikkate alındığında Hazar Hakanının ve ç evresinin bu zorunlu din değiştirmesinin fazla sağlam temeller üzerine oturmamış olduğu görünmektedir. çev. İ. Bu yüzden Hazar Hakanının zorla İslama girmesi aslında önemli bir netic e doğurmadı. tic arî ve kültürel ilişkilerin ağırlıkta olduğu bir sürec e girildiği ve yaklaşık iki asırlık bu süreç te İslam’ın Hazarlar arasında yavaş yavaş yayılmaya başladığı görülmektedir. Mervan’ın bu büyük savaşından sonra Emevîler iç bunalıma sürüklendiğinden her iki devlet arasında pek savaş görülmemiş ve bu durum Hazarların yeniden eski zamanlarına dönmelerine neden olmuştur Demek ki bu bölgede İslam’ın yayılışını durduran esas olay. Hazarlarla fazla sorun yaşanmamıştır. VIII. Ahsen Batur. İbn ’Asem. yeni kurulan devleti İslamlaştırmayı hedefleyen Abbasi politikası gereği. 36. 345. Abbasîler’in iktidarı ele geçirmesi ile Arap dış politikası özellikle ilk yıllarında barışa dönük bir siyaset arz etmekteydi. İbn ‘Asem. Muhammed’in Hazarlara ve Kafkasya’ya yönelik seferleri için bkz. Zaman zaman savaşlar olmakla birlikte Emevîler devrinde olduğu gibi uzun süreli ve şiddetli ç arpışmaların meydana gelmediği görülmektedir.11 Her ne kadar Hazar Hakanının İslâmı kabulü kısa sürse de bu ihtida olayı bölgede din meselesinin öne ç ıkmasına neden olmuştur. Ş ayet Emevîler yıkılmayarak burada sağladıkları üstünlüklerini sürdürebilselerdi. İstanbul 2004. Hazar hükümdarı Müslüman olmakla ka lma mış. s. s. trc. IV. . age.114 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 lar’da İslam’ın ilk nüvesini oluşturdu. Golden-Zuckerman-Zajaczkowski.12 Çünkü bu antlaşma ile gerek Hazar hakanlık ailesi arasında. Ermenistan ve Azerbayc an 11 12 13 14 15 Mervan b. Hazar ümerası ile birlikte İtil şehir ha lkından pek çok kişi de Müslüma n olmuştur. s. Abbasîler’in İlk Dönemi Emevîler’in yıkılışı ve Abbasîler’in kuruluşu ile Kafkas ötesinde. gerekse İtil’de yaşayan Hazarlar arasında İslamiyet hızla yayılmaya başlanmıştır. ya kın çevresi. Fakat bununla birlikte hakan İslamiyet’in Hazarlar arasında yayılmasına müdahalede de bulunmadı14 . 255. Artamonov. Hazar Tarihi . s. 36. s. Osman Karatay. Belâzurî. Bunun sonuc unda Emevîler devri boyunc a İtil havzasına yapılan fetihler ve akabinde bu bölgeyi İslamlaştırmak amac ıyla Belencer ve Semender şehirlerine tehcir edilen Müslüman Arap nüfus sayesinde İslam dini buralarda tutunabilec eği bir zemin buldu. Golden. 291293 Peter B.Ananiasz Zajaczkowski. 13. s.” 13 . Bu bölge ile ilgili sağlam bilgiler aktaran İbn ‘Asem konuyla ilgili olarak şöyle demektedir: “Sadece Hakan. Hazarlar ve Musevilik. M. a ilesi.Constantine Zuckerman.

Ankara 1991. II. Ka naatim odur ki devlet ta ma men kuruluncaya kadar Hazarla r ile a kra ba lık kur. Abbasîler iç in en az Bizans kadar tehlike teşkil ediyordu. 229. Bundan dolayı Basra. Esref Buharalı. Bunun üzerine Yezid Hazar Hakanının kızıyla evlenmiştir19 . s. Aksi ta kdirde senin için ve diğer vâ liler için endişeleniyorum. 194. Saim Yılmaz. Azerbaycan bölgesine tehcir edilerek Tebriz ve c ivarına iskân edilmişlerdi. onlarla akrabalık kurmaya ga yret et. Ayrıc a Halife el-Mansûr. Taberi. kabile reislerinin önc ülüğünde. Târîhu’l-Ya’kubî. Hazar hakanı da Türk gelenekleri gereği kızının çeyizine oldukça yüklü hediyeler koymuştur. 647. Sayı 2000/2. thk. Zahide Ay. Hazarlar’ın yeniden tehlike olac ağını fark etmiş olmalı ki onlarla barışın korunmasına özellikle önem vermiştir. Hazar prensesini güneye götüren Tarhanlara ç ok sayıda halayık ve köle de eşlik ediyordu20 . 229. trc. Eğer Hazarlar isterlerse seni ora da ma ğlup ederler. hatta Hazar Hakanı ile mümkünse akrabalık ilişkileri kurmasını istemiştir. . Bu bölgeye tehcir edilen kabîle ve toplulukların kimlikleri hakkında bkz. Vessela m ”17 . İstanbul 2008. s. Türk Kültürü . s. toplu halde. Ankara 1997. Kûfe ve Ş âm bölgesinde bulunan bazı kabileler. Belâzurî. bin yardımc ı insan. “ Hazarlar” mad. 4 bin adet kısrak. C. M. s. şöyle dile getirmiştir: “Ermeniya bölgesi a nca k Ha zarlarla yakınlık ve akrabalık kurmakla emniyete a lınabilir. s. Hazarlar intikam amac ı ile Ras Tarhan22 komutasında Arap hâkimi- 16 17 18 19 20 21 22 Ya‘kûbî. Kişiliğ i ve ismi hakkındaki tartışmalar hakkında bkz. 401. Beyrut 1993. güçlü orduları ve savaşçı yapıları ile Hazarlar. Ras Tarhan’nın “ Astarhan” ve “ Harezm” adını da ta şıdığ ı hakkında kaynaklarda farklı detaylar vardır. Yezid Hazarlara başlık parası yerine geç en 100 bin dirhemlik Ka lın ödemiştir. Useyd’e yazdığı mektupta bu endişelerin. III. Bunun üzerine Vali Yezid bu amaç la Hazar Hakanı Bagatur’a akrabalık kurma teklifini iletmiş ve Hakan da bu teklifi kabul etmiştir18 . Nitekim el-Mansûr Ermeniye Valisi Yezîd b. İA . Kaynaklardaki bilgilere göre söz konusu hediyeler. Dunlop. “ Hazar Türkleri’nin Kültür Tarihine Ait Bazı Notlar” . İbn A‘sem. s. VIII. Abdu’l-Emir Mühenna. Yirmi araba da Hazar prensesinin altın ve gümüş kaplardan oluşan ç eyizini taşıyordu21 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 115 bölgesinin kuzeyinde. Sakarya 2000. 209. bin adet katır. 10 bin deve ve ç ift hörgüç lü bin Türk devesinden meydana gelmekteydi. Hazar Yahudi Tarihi. Çünkü gelin giden Hazar prensesi hamile kalmış doğum esnasında ç ocuğu ile birlikte hayatını kaybetmiştir. s. Dikka tli ol ve dediklerimi uygulamaya çalış. Khalil Athamına. Ancak her iki tarafın da bu iyi niyet girişimleri olumlu sonuç vermemiştir.. Sakarya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi . D. S ülemî’ye de bu konuda ihtiyatlı davranmasını önermiş. MEB. Arapların bunu intikam amac ı ile kasıtlı olarak yaptığı dedikoduları ise Hazar Hakanını yanıltmıştır. Halife el-Mansûr‘un Hazarlara karşı izlenen bu politika ç erç evesinde. dn. Ermeniyye valisi Yezid b. çev. VIII. 309.V. Sayı 29 (342). Halifenin bu bölgedeki valilerine yazdığı mektuplarda bu tedirginliği bütün aç ıklığı ile görmek mümkündür. 43. Zeki Velidi Togan. Bu kabilelerin bölgede daimî kalmaları iç in kendilerine araziler iktâ‘ edilmişti16 . 300. s. 505. İbn A‘sem. “ Emevî Hilâfeti Döneminde Arap İskânı” .

s. “ İstîtanu’l-Arab fi İklimi Ermeniya” Risâletü’l-Halici’l-Arabî. s.. Selâhaddin Tâhâ. s. 182 (798-799) yılında Hazarlar’ın Derbent Geç idi’ni aşarak Azerbayc an bölgesindeki Müs23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 Yıldız. 145/765) ç ok sayıda Müslüman’ı öldürmüşlerdir. Ezdi. 40. 256-257. Riyad 1986. Ha lk Ha za rla ra ka rşı sa va şma kta dır. Belâzurî. 210. Tâhâ. s. Kemâh ve Bâbı Vâk şehirlerine yerleştirildi27 . age. Ya‘kûbî.m. 309..g. Ba ğ dat 1977. Ezdi’nin verdiği bilgiye göre Hazarlar tarafından esir alınan Müslümanların ç oğu soğuktan ölmüşlerdir24 . Bâbu’lEbvâb gibi şehirlere de Abbasî hareketine destek vermiş olan.” 33 S onraki yıllarda Araplar ile Hazarlar arasında Hârûn er-Reşîd dönemine kadar sınır ç atışmaları niteliğinde hafif savaşlar meydana gelse de c iddi anlamda Arap-Hazar savaşlarından söz edilmemektedir. 205 vd. aynı yer. s. Belâzurî. Gumilev. Sayı XX. a. 295. 204. Tâhâ. VIII. Kabileler bu şehirlerde eskiden olduğu gibi kabilevî bağlılıkları ile yaşayışlarını sürdürmüşlerdir30 . s.g. 75. buralara Filistin’den getirilen askerleri birlikler iskân edildi28 .g. s. Türkler de kış nedeni ile geri çekilmişlerdir23 . II. Emevîler zamanında Mesleme b. Çünkü bura sı düşma n kılıcının a ğzıdır. VIII. hapishanelerden 8 bin kişi ve inşaat ustalarından oluşan guruplar bölgeye gönderilerek. Athamina.. Cezîretü’lFuratiyye ve’l-Mavsıl.m. Tao(Taveli). haraç toplamaya kalkışınc a bölgedeki kabile reisleri toplanarak şöyle demişlerdi: “Ya Emir! Şimdiye kada r bu topra kla rda n hiç vergi alınma dı. çocukları ve aileleri ile birlikte sınır boylarına yerleştirildi29 .g. çoğunluğu göçebelerden oluşan kabileler. Abdulmelik tarafından 24 bin Suriyeli asker yerle ştirilmişti. 294. 287.. s. 204-207. 295. a. Bu kabilelerin kimlikleri için bkz. İslamiyet ve Türkler. Bu saldırılara Abbasî ordusu fazla karşılık verememiş. Stratejik öneminden dolayı Babu’l-Evâb’a.. Hârûn er-Reşîd zamanında. bu kabilelerin Musul bölgesindeki kolları da ağır vergilerden kurtulmak iç in bu bölgeye göç etmişlerdi31 .m. Ya‘kûbî. İbn ‘Âsem. S üleym. a. s.. s. Doğal olarak bu gelişmeler bölgede kabile reislerini hem idarî hem de askerî bakımdan nüfuzlu bir duruma getirmişti. Athamina. 69. 171. a. s..m.116 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yetindeki Ermenistan ve Tiflis topraklarına saldırarak (H. Tâhâ. 310. s. Alan ülkesi ve Abazya’yı Müslümanların elinden almışlardır25 . 291 vd. . 211. Bkz. s.g. Bu göçlerin bir kısmı Musul bölgesindeki kabîlelerin a ğ ır vergiler nedeniyle yerlerini terk etmek zorunda kalmalarının sonucu olarak Azerbaycan bölgesine göç etmişlerdir. s. Dubeyl. Lekz. Nehc evan. İstanbul 1976. Klarcet. 204-205. Hamzin. s. Hazarlar’ın Ermeniya ve Azerbaycan bölgelerine düzenledikleri saldırıların karşısında Halife el-Mansûr tarafından bölgede güçlü bir askerî birlik oluşturmak iç in maaşlı kimselerden oluşan profesyonel ordunun yanında26 .32 Hârûn er-Reşîd dönemine kadar vergi alınmayan Azerbeyc an’daki sınır halkından Halifenin bölgeye atadığı Vali S a‘îd b. s. Mesela H.m. Fakat bu saldırılar 779 yılına kadar devam etmiş ve Hazarlar Emevîler zamanında fethedilen Kehatya. Ayrıca bölgede Ercişi Suğra ve Ercişi Kübrâ adında iki yeni idarî merkez daha kurularak. Ezdî. Belâzurî. İbn A’sem. a. Muhammed Câsim Hammâdî.

Artamanov. yüzyılda artık GüneyKuzey. Kö şe . Hazar Meliki de bu talebe 100. Fakat müellifler bu rivayet üzerinde fazla durmamakta diğer olaya atıf yaparc asına bundan kısac a bahsetmektedirler. A. C. s. Ya’kûbî. . s. Hazarlar’ın Abbasilere karşı son seferi 798-799 yılındaki seferdir. Abbasilere Yönelik Dini ve Siyasi İsyanlar. Ancak önceki evlilikte olduğu gibi bu Türk kızı da ç ok sürmeden öldü. Kaynaklarda ikinc i rivayet daha detaylı anlatılmaktadır: Bu rivayette Kafkaslar’daki Ermenilerin isyanları ve Arap idarec iler arasındaki ç ekişmenin yol aç tığı olaylar sebep olarak gösterilmektedir. s. el-Muntazam. trc. Ş üphesiz bunda kendi iç işlerindeki çalkantılı dönemlerin de etkisi vardır. Bundan sonra iki taraf arasında tic arî ilişkiler ve barışç ı politikalar öne ç ıktı.000 kişilik bir orduyla destek vererek Bab şehrine gelir. age. Taberî. Bölgede Bulgarların belirleyici olmaya başladığı X. Ülkenin her yanında patlak veren isyanlar35 . el-Kâmil Fi’t-Târîh. S elm Kuteybe el-Bahilî’yi bölgeye vali olarak tayin eder. yüzyıla kadar da durum böyle 34 35 36 37 38 Ezdî. s. intikam amac ıyla gerç ekleştirildiği anlatıldı. Hazar şehirleri IX. thk. II. 150. 650. II. gerekse orada hali hazırdaki vali Nec m b. Her iki devlet arasındaki son büyük savaş Halife Hârûn er-Reşîd döneminde meydana geldi. Bunun üzerine Hazarlar büyük bir ordu ile harekete geçerek Abbasî topraklarını yağmalamaya başladılar36 . Hazim komutasındaki bir orduyu Hazarlara karşı göndermiş ve onları Ermeniye’den ç ıkarmışlardır34 . s. güç lü rakipleri Hazarlara karşı ellerini kollarını bağlıyordu. s. C. Hazarlar ve Kuzey Türkleri . 295. Azerbayc an ve Ermenistan valiliğine gönderilen Fadl b. 10.. Artık bu tarihten sonra Hazarlar’ın yıkılışına kadar iki devlet arasında vuku bulmuş herhangi bir savaş tespit edilememektedir38 . Hârûn er-Reşîd Kafkaslardaki sorunları ç özmek iç in S aid b. s. S aid Arapların kabul ettiği eski vali Nec m’i yakalayıp öldürünc e bölgede durum iyic e karışır. Ya’kûbî. s. C . 83. Hârûn er-Reşîd’in gönderdiği valiye isyan ederler. İstanbul 1991. Bu savaşın sebepleri hakkında Arap kaynakları iki farklı rivayet aktarmaktadırlar: Bunlardan birinc isi Halife el-Mansûr döneminde olduğu gibi Abbasilere gelin giden Hazar prensesinin doğum esnasında ölmesi üzerine odaklanmıştır. C. 86. Doğu-Batı tic aret trafiğinin ve temaslarının merkezi haline geldi. Şaban Kuzgun. III. s. Beyrut 1992. 149. bir türlü güç yetiremediği Hazar Hakanını evlilik yolu ile barışa zorlamak istedi. 328. 5. Bkz. 20. VI. Bölgede önemli bir nüfuza sahip olan ve uzun süredir valilik yapan Nec m ailesi bu durumu kabullenmek istemezler.Yahya el-Bermekî Kafkaslar’da süregelen kargaşayı önleyemeyince. Halife Huzeyme b.VI. Mahmud Mustafa Abdulkadir Ata. Hazar hakanına yine bu ölüm olayının doğal olmadığı. İbnü’l-Cevzî. Cem Zorlu . Ankara 1993. Hakan da onun bu evlilik teklifini kabul etti ve kızı S itit’i (subt) Vali Bermekî ile evlendirdi. İbnü'1-Esir. Ankara 2001..3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 117 lümanları öldürmeleri üzerine. Haşim. IX. İbnü'1-Esîr. 799 yılında meydana gelen bu savaşta Hazarlar bir süre (70 gün) Ermeni topraklarında kaldıktan sonra geri ç ekilirler37 . Araplar bu süreç te ellerinden geldiğinc e Hazarlara karşı barış yanlısı bir politika izlemişlerdir. Necm’in oğlu Hazarlara sığınarak yeni valiye karşı savaş başlatır. Anc ak gerek yerli halk.

Emevîler devrinde Orta Asya’da olduğu gibi. s. trc. Barış ortamı Hazar ülkesini. 85. S iyasî-askerî olayların azalmasına bağlı olarak bu yüzyılda İtil-Ural havzasında neler olduğuna dair haberler de azalmaktadır. Belkıs Çorakçı. Hazar Hakanı ile Abbasi Halifesi bir ç eşit saldırmazlık sürec ine girmişlerdi. Mukaddesi. Jacques Piatigorky-Jacques Sapir. s. trc. Untersushungen zur Geschichte der altchristetlichen Literatur. küstah. Yüzyılda Hazar-Abbasî İlişkileri IX. Das Martyrium des heiligen Abo von Tiflis. Arthur Koestler. Bunun bir uzantısı olarak din ve bilim adamları da Hazarlar arasında faaliyet göstermeye başlamışlardır43 . s. s. 39 40 41 42 43 44 45 Golden-Zuckerman-Zajaczkowski. Muhammed olduğunu iddia eder45 . Hande Güreli. Ancak V. Zaten Me’mun’un böyle bir seferini diğer kaynaklardan teyit edemiyoruz. Aynı mlf. Bartold. age. zanaatkârlar. Neue Folge 13 1905. 856-858. s. .. yüzyılın büyük bölümünde Hazarlar ile Müslümanlar arasında barışın hüküm sürdüğü bu uygun ortamda bu bölgedeki İslamlaşmanın temelleri büyük oranda tac irler. s. Dunlop. 16. V. 145-155. yüzyıldan itibaren artmaya başlamıştır. IX. Leiden 1902. Kafkasya ve Hazar ç evresi sakinleşmiş. Onüçüncü Kabile. IX. Gürgenç valisi/emiri Me’mun b. Bartold bu daveti yapanın Halife Me’mun değil. İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giri s. İslâmiyet ve Türkler. 59. 23’den naklen Bkz. K. 20. Gerç ekten de İslam’ın yayılış tarihinde bu tür savaşsız ve sakin dönemler her zaman sessiz sedasız İslam’ın yayılışına delalet etmiştir41 . 1980. Bölgenin sessiz sedasız İslamlaşması da bu sükûn ve istikrar devresinde oldu39 .118 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 devam etti. X. De Goeje. muhac irler ve tebliğci din adamları vasıtasıyla atılmaktadır42 . V. Gürc ü bir Aziz’in Abazya üzerinden Hazarya’ya gidişini hikâyesini anlatan biyografisine göre IX. s. V. Yalnız bazı köy ve şehirlerinde Hıristiyanlar yaşamaktadır40 . yüzyıla geldiğimizde Hazarlar ile Müslümanlar arasındaki savaşların tamamen durduğu. Bu sefer olmuşsa bile muhtemelen bu Me’mun’un Merv’de kaldığı şehzadelik yıllarında (800-812) ya da Merv’deki Halifelik döneminde (812-818) yapılmış olmalıdır. agm. İstanbul 1978.. s. yüzyılın başlarında Hazar ülkesinde vahşi. Müslüman tüc c arın en ç ok tic aret yaptığı sahalardan biri haline getirmiştir. 103-104. Hazarların Yahudiliği benimsemeleri de işte tam bu dönemde gerç ekleşti. Zira o günün şartlarında Gürgenç emirinin kendi imkânları ile böyle bir sefer düzenlemesi mümkün görünmemektedir. İstanbul. 25-32. Daha önc e az da olsa var olan iki taraf arasındaki tic arî ilişkiler. yalnız tek tanrıya (Gök Tanrı İnanc ı!) inanan insanlar yaşamaktadır. Orta Asya Tarihi Hakkında Dersler. her iki tarafın da barışın tadını ç ıkardığını görüyoruz. Coğrafyac ı Mukaddesi başkalarından duyduğu habere dayanarak Halife Me’mun’un Cürc aniyye üzerinden İtil şehri üzerine bir sefer düzenlediğini ve buranın Melikini İslam’a davet ettiğini yazar44 . n şr. 360-361. İstanbul 1993. Hazar İmparatorlu ğ u Tarihi . s. Emel Esin.. 196-197.. İstanbul 2005. Hakkı Dursun Yıldız. Ankara 1975. Schultze. Ahsenü’t-Tekâsîm. age.

358. İşte bunların H. Tiflis’e yakın bölgelerde (5 günlük mesafe) yaşayan pagan Alanlar Abbasiler zamanında Bizans’ın gönderdiği Hıristiyan din adamları vasıtasıyla Hıristiyanlığı benimsemişlerdi. Mu’cemu’l-Büldân thk. Onların idaresinden insanlar ho şnut olmayınca şehir terk edildi ve Mu’tasım zamanına kadar harap kaldı. İstahrî (e l-Mesâlik ve’l-Memâlik. 590. Streiftz. I. Yâkut el-Hamevî. thk. Rabi’a tarafından fethedilmişti. age. s. Her ne kadar burada yecüc ve mecüc kavmi ile ilgili bilgi toplama iste ğ i bir rüyaya ba ğ lanmakta ise de aynı halife Kur’arn’da bahsi geçen Ashb-ı Kehf hakkında da bilgi toplamak ve yerinde inceleme yapmak maksadıyla Efes’e bir bilim heyeti göndermişti. 248-250. 202-203. Rivayete göre Vasık iktidarının ilk günlerinde bir gec e rüyasında Yec üc ve Mec üc kavminin önündeki seddin aç ıldığını görür. Bkz. s. Mes’ûdî. terk edilmiş ve harabe haldeki eski Ş emkur46 şehrini tamir ettirerek. Yerleştirilenler a ra sında İsmail b. Bu yüzyılda Hazarlar hakkında en geniş bilgiyi Mu’tasım’dan sonra Abbasi Halifesi olan Vasık zamanında (227-232/842-847) bölgeye gönderilen bir heyetin tuttuğu raporlardan öğreniyoruz. s. Eşnas da 30 dil bilen! S ellam et-Terc üman ve Muhammed b. Kitâbu’l-Buldan . İshak adında biri vardı ki bunun liderliğinde Müslümanlar etra fla rındaki halklara galip geldiler. onlara boyun eğdirdiler ve onla r da cizye verdiler”51 bilgisini vermektedir. 589-590. III. n şr. D. Georgian Chronocle. 291. Bkz. Senaverdiyyeler denilen bir Kafkas halkı tarafından yıkılıncaya kadar İslami dönemde mamur bir şehir olarak kaldı. 413. Hz. Bunun üzerine Eşnas et-Türki’ye rüyasını anlatarak ondan Yec üc ve Mecüc kavmi hakkında bilgi toplamasını ister54 . I. 212. Viac Regnarun. Bunlar hem gaza ile hem de İslam’ın tebliği ile meşgul oldular52 . 202. Marque . Mes’ûdî. Abdulemîr Mühennâ. 320/942 yıllarında Hıristiyanlıktan dönerek Bizans’ın göndermiş olduğu din adamlarını kovduklarına şahit olmaktayız 53 . s. Dunlop. Mesudi bu bölge hakkında “Aba zya ve Hazar ahalisi Tiflis fethedildiğinden beri Suğur Va lisine cizye öderler. 240 (854-855) yılında ünlü Türk komutanlardan Ermeniye Valisi Boğa el-Kebir. Belâzurî. Gence’ye 11 fersah uzaklığ ında bir şehir olup. H. Ayrıca Hazar vatandaşı olan 300 Alan’ı da Debend Geçidi üzerinden getirerek bu şehre yerleştirdi50 . 412’den naklen Dunlop. Mütevekkil zamanında Müslümanlar bura ya yerleştirilmişti. Musa el-Harezmi adlı iki Türk başkanlığında 50 güç lü adam eşliğinde bir heyeti Kafkas ötesinde Yec üc ve Mec üc kavminin bulunduğu bölgeye gönderir. İbn Fakîh. Hazar ülkesinden İslamiyeti kabul etmek isteyen bir zümreyi bu şehre yerleştirdi47 . s. İbn Fakîh. n şr. Mukaddesi. Erran ile Gence arasında. Murûcu’z-Zeheb . Mes’ûdî. Ayrıca Abbasîler döneminde bu bölgede tıpkı Orta Asya’da olduğu gibi Ribatlar yapıldı ve bu ribatlara maaşlı askerler yerleştirildi. I. Osman zamanında Hazar fatihi Selma b. Halbuki Emevîler devrinde Mesleme b. 291. Ferîd Abdülaziz el-Cündî. 193) bu bölge şehirleri arasındaki mesafeleri verirken Şemkur’u Gence’ye 10 fersah (=70 km) olarak göstermektedir. 209. s. Leiden 1927. Abdulmelik’in 730’lu yıllarda burayı fethederken “Alanların Kalesine” bir grup Müslüman Arap yerleştirilmişti48 . Elç ilik heyetinin bir yıllık 46 47 48 49 50 51 52 53 54 Şemkur. Beyrut 1992.. s. s. Belâzurî. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 119 Mu’tasım zamanında. Muhtemelen Kur’an’da sözü edilen geçmiş topluluklar ile ilgili Abbasi ba şkenti bazı tartışmalar yaşanmaktaydı ve bu amaçla ilmi bir heyet gönderilmişti. M. . s. s. Ayrıca Berza’a şehrinden bazı tac irler de buraya iskân edildi ve şehre “Mütevekkiliye” adı verildi49 . Beyrut 1997. “ Muhammad ibn Mûsâ al-Khwârizmî” JRAS (1943) s. Beyrut 1991. Yûsuf el-Hâdî.

yüzyılda İtil Nehri boyunc a tic aret yaptıkları dikkat ç eker. asrın sonuna gelindiğinde Hazar Hakanlığı’nın himayesinde yaşayan dinî gruplar arasında Müslümanlar. Ebû Reyhân el-Bîrûnî. ve X. Dunlop. 41-42. n şr. Mukaddesi (s. 121. IX. Kaynaklar ilginç bir şekilde Kuzey kutbuna yakın bir bölgede heyetin Arapç a ve Farsç a konuşan. Anc ak bu esnada sık sık yağmalama faaliyetlerine giriştikleri de görülmektedir. kadıları olan Müslüman bir topluluk ile karşılaştıklarını yazar. Musa el-Harizmi’yi ve 200 katıra erzak ve su yüklendiğ i ayrıntılarını ilave eder.120 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 maaşları peşin ödenir. İshak’a bir mektup yazarak ondan elç ilere yardım etmesi istenir. 200 katıra yiyecek ve su yüklenerek S amarra’dan yola ç ıkarlar. Alan hükümdarı Hazar hakanına mektuplar yazarlar. Elç ilik heyeti Hazar hakanının sarayında bir gec e misafir edildikten sonra 5 rehber verilerek yolculuklarına devam ederler. 857. Heyetlerin gittiğ i yer hakkında Bkz. Zaten IX.. İtil’den hareket ettikten 50 gün sonra Yec üc ve Mecüc halkının yaşadığı bölgeye varırlar. Fakat bu bilgiler aynı zamanda bölgede İslam’ın yavaş yavaş taraftar bulmaya başladığını da gösterir. s. De Goeje. Hazar kitlelerinin İslamiyet’e girmesine neden olmuştur. 864884 yılları arasında bir Rus filosu Taberistan’ın Abaskun şehrine saldırmışsa da yenilerek geri çekilmek zorunda kalmıştır. Yecüc ve Mecüc halkını derin bir çukurun ötesinde sa ğ lam duvarlar arkasında bir halk olarak tasvir eder. age. Fakat heyet döndü ğ ünde bölge Müslümanlar tarafından fethedilmişti. İlk İslam fetihleri esnasında Sasanilerin Derbend Valisi de Yecüc ve Mecüc kavmi hakkında bölgeye bir heyet göndermişti. 208. agm. age. 597 vd. Bu süreç te Ruslar karşısında kendi devletlerinin gelec eğini sağlama almak maksadıyla. s. yüzyıllar aslında Ruslar’ın tarih sahnesine ç ıktığı asırlardır. İstanbul 1998. 163-167. İbn Fakîh. Leipzig 1923. Çünkü IX. 55 56 57 58 İbn Hurdazbih. M. Kur’an okuyan.. Onların IX. Koestler. Hazar Hakanlarının Musevi oldukları halde İslamiyet’in yayılmasını teşvik etmeleri dikkat ç ekic i bir husustur. Gerç ekten de bu dönemde İslamiyet İtil havzasının aşağı bölgelerinde ve Dağıstan’da en hızlı yayılan din durumundaydı58 . Eduard Sachau. J. s. Âsâru’l-Bâkiye . ve X. el-Mesalik ve’l-Memalik. Bunların yaşadığı bölgede bir fersahlık mesafede kalelerin bulunduğundan bahseder. Hıristiyan ve Yahudilere göre çoğunlukta idiler. 118. s. yüzyıllardaki dostane ilişkilere bağlı olarak bu bölgeye gelen tac irler ve tebliğc ilerin önderliğinde Belenc er ve S emender gibi şehirlerde artık bir Müslüman toplumun oluştuğu dikkat ç ekmektedir56 . Bölgede yaşayan insanlar ve yerleşim yerleri hakkında bilgi verir55 . Sellam’ın raporunda bölgedeki Müslüman varlığı ile ilgili bilgiler aslında ç ok yetersizdir. D İA. S erir hükümdarı Alan hükümdarına. s. Halife Ermeniye Valisi İsmail b. s. dn. S adece Hazar başkenti İtil’de Cuma namazı kılan erkek nüfus 10 bin kadardı. 912-913 yıllarında da devam edec eklerdir57 . Leiden 1889. Aslında Hazarlar’ın Rus saldırıları karşısında güç duruma düşmeleri. Hakkı Dursun Yıldız.. . Yıldız. n şr. Ruslar bu saldırılarına 910. “ Hazarlar” mad.. 140. Bu heyet. O da S erir hükümdarına. Fakat elç ilik heyeti Hazar ülkesinde böyle bir kavmin ve onlara ait bir seddin olmadığını tespit ederler. 360-361) bu rivayeti aktarırken Muhammed b. s.

“Elbiseleri Müslüma n elbiselerine. 291/903 yılında vefat eden İbn Rüste’nin Bulgarlar hakkında söylediği. Nitekim İbn-i Fazlan Bulgar ülkesine gittiğinde. Nitekim bölgenin İslamlaşması ile ilgili anonimleşmiş hikâyeler ve menkıbeler de bunu doğrulamaktadır. yüzyıllarda. ikinc i sırada ise Hıristiyanlık gelmektedir. yüzyıldan itibaren Müslümanlığı benimsedikleri ve İslamî bir gelenek oluşturdukları sonuc una varabiliriz. onların ç ok önc eden yani IX. X. Anc ak bu dönemdeki İslamlaşma. yüzyılda bölge hızla İslamlaşmaktadır. SONUÇ Hazarlar VIII. Emevîler döneminde olduğu gibi savaşa dayalı bir ilişki sürdürmek istememektedirler. Hazar Hakanlığının Yahudiliği benimsemesinden sonra da son derec e sınırlı kalmış. Kafkasya ve İtil-Volga havzasındaki İslamlaşmanın hız kazanması ve görünür hale gelmesi IX. yüzyılın son ç eyreği ve X. yüzyılda meydana gelmiştir. yüzyılda atılmıştır. Bundan dolayı da Abbasiler Hazarlara karşı. . bilakis Harezm ve Orta Asya ile tic arî ve dinî temaslar sonucu gerç ekleşmiş ve bunlara bağlı olarak gelişmiştir. Bölgeyi gezen seyyah ve coğrafyac ıların tanıklıklarına bakılırsa. Halbuki İlk Abbasî döneminde (750-900) Kafkasya’da en hızlı yayılan din olarak birinc i sırada İslam. bölgedeki İslamlaşmanın göz ardı edilmesine yol aç mıştır. yüzyıldaki Bulgarların ve Hazar başkenti İtil ve diğer Kafkas şehirlerindeki kalabalık Müslüman topluluğun oluşması ve kitlesel ihtidaların alt yapısı. Harezm ve Orta Asyalı tüc c ar 59 İbn Ruste. Yahudiliğin etkisi. diğer bölgelerde olduğu gibi Hazar topraklarında da İslam’ın sessiz sedasız yayılmasına imkân sağlanmıştır. s. merkezi İslam toprakları üzerinden değil. asrın son ç eyreğinde başladığını göstermektedir59 . Anc ak Hazarlar’ın tam bu dönemde Yahudiliğe geç miş olması ve tarihç ilerin bu olaya fazla dikkat ç ekmesi ve bunu abartmaları. miladî IX. Çünkü bu gibi adetlerin bir toplumda değişmesinin zaman alac ağını hesap ettiğimizde. Abbasîler ve Bizans karşısında. meza rlıkla rı da Müslüma n meza rlıkla rına benzemektedir” sözü Bulgarlar’ın Müslümanlığının IX. Bu durum Bulgarların daha önc eden Müslüman olduklarını kanıtlamaktadır. yüzyılda İslamiyet’in genel durumu hakkında H. 132. kitlesel bir destek bulamamıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 121 İtil-Ural havzasında IX. onların ölüm ve doğum merasimlerini İslamî usullere göre yaptıklarını görmüştü. Yukarıdaki verilerden ortaya ç ıkmaktadır ki Abbasîler dönemi boyunc a Hazarlar ile barış ve dostluk temelinde sürdürülen ilişkiler netic esinde. askerî güç leri ve önemli tic aret yollarını kontrolleri altında tutmaları ile eski dünyanın üç büyük devletinden bir konumundadır. hem de bölgenin İslamlaşmasını hedeflemektedirler. ve IX. Leiden 1891. Kitâbu A’lâki’n-Nefîse. esas olarak IX. Bilakis barış politikası takip ederek hem kuzey sınırlarını askeri güvenc eye almayı.

.122 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ve dervişlerin İtil-Volga havzasını İslamlaştırmaları konusu mutlak ayrı bir ç alışma olarak inc elenmelidir.

Fütuhu’l-Büldan. II. Yûsuf el-Hâdî. -Zorlu. Khalil. Acta Orientalia Academiae Scientiarum Humgaricae. Ankara 1993.. -Yıldız. Hazarlar ve Musevilik. İstanbul 1993.. Şaban. Beyrut 1997. Meydan yay. MEB yay. Ankara 1975. . -Dunlop. -Tâhâ. 397-408.Ahsen Batur. Zeki Velidi.. Cezîretü’l-Furatiyye ve’l-Mavsıl. -Golden Peter B. İstanbul 2003. trc.. Beyrut 1993. Viac Regnarun. İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giri s. trc.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 123 KAYNAKÇA A. II. İstanbul 1998. s. Ha zar Yahudi Ta rihi . s. Ankara 1991. DİA. Meydan Larousse. VIII. 17. Düvelü’l-İslam. V. s. -Zehebi. çev. . Ali Habîbe. . el-Muntazam. . İslâmiyet ve Türk ler. trc. (1943).Hande Güreli. -Hammâdî. s. s..“Hazarlar” mad. Eski Ruslar ve Büyük Bozkır Halkları . thk. Sakarya Üniversitesi.Ananiasz Zaj aczkowski. Âsâru’l-Bâkiye. B. Yâkut. N. nşr. Köşe . IX. 734-735. İstanbul 2004. VI. -Taberî. Hakkı Dursun “Hazarlar” mad. İstanbul 1978. Sakarya 1997. Muhammad’s Georgian Campaign”. Hazar İmparatorluğu Tarihi. III. Sa karya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi. -Ezdî. Sayı 2000/2. Eşref. 116-120. nşr. Kültür ve Turizm Bakanlığı yay. -Esin. -İbnü'1-Esîr.. -Athamına.. Eduard Sachau. -Biro.. trc.el-Hamevî. Onüçüncü Kabile. Türk Ta rih Kongresi Bildiriler. Leiden 1902. Ankara 1981. -İbn Ruste. Kahire 1974. İstanbul 1976. Mevlüt “Emeviler Devrinde Hazarlarla yapılan Mücadeleler”. Beyrut 1992.-Constantine Zuckerman. -İbn Fakîh. Mu’cemu’l-Büldân thk. Sayı I/A-B. -Buharalı. Kahire 1967. el-Mesalik ve’l-Memalik. I. İA . nşr. Selenge yay. el-Kâmil Fi’t-Târîh. İ. J. thk. Ta rihu Mevsıl.. Osman Karatay.. İstanbul 2008. Murûcu’z-Zeheb. thk. Leiden 1891. TDV yay. İstanbul 2005. -Koestler. Selenge yay. De Goeje. Abdulemîr Mühennâ. -Kuzgun. A. TTK yay. Orta Asya Ta rihi Hakkında Dersler. Saim Yılmaz. thk. Sayı 29 (342). Çorum 2005. Selenge yay. İstanbul 1973. Selâhaddin. çev. thk. “Muhammad ibn Mûsâ al-Khwârizmî” JRAS.. İstanbul 1991. s. Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi . -Koyuncu. Türk Kültürü. -İbn Hurdazbih. .İstahrî (e l-Mesâlik ve’l-Memâlik. C. Ahsenü’t-Tekâsîm. Mahmud Mustafa Abdulkadir Ata. 201-214. Ahsen Batur. -el-Bîrûnî.Bartold. Zahide Ay. Beyrut 1991. Marget B. Bağdat 1977. Ebu’l-Fazl İbrahim. 5. trc. 203-226. Leipzig 1923. Ferîd Abdülaziz el-Cündî. __________. VIII. “Marwan b. C. Muhammed Câsim. Beyrut ty. Leiden 1889. Ankara 1997. __________. trc. Kaynaklar -Belâzurî. Kitâbü’l-Fütuh . Ankara 1988. Ebû Reyhân. I. Riyad 1986. “Hazar Türkleri’nin Kültür Tarihine Ait Bazı Notlar”. Bahar yay. s. Beyrut 1986. M. Mustafa Fayda. -Mes’ûdî.. “Hazarlar” mad. “Emevî Hilâfeti Döneminde Arap İskânı”.V. Leiden 1927. M. “Hazarlar Arasında Müslümanlığın Yayılması”. V. Jacques-Jacques Sapir. İstanbul 1980. Arthur. Beyrut 1992. nşr. Kitâbu’l-Buldan. Abbasilere Yönelik Dini ve Siyasi İsyanlar. Tâ rîhu’l-Ya’kubî .. Emel. Sakarya 2000. De Goeje. Sayı XX. C. Budapest 1975. “İstîtanu’l-Arab fi İklimi Ermeniya” Risâletü’l-Halici’l-Arabî. -Mukaddesî. 248-250.Piatigorky.Cem. Ha za rlar ve Kuzey Türk leri ... -Togan. -İbnü’l-Cevzî. Ha za r Tarihi. -İbn ‘Asem el-Kûfi. nşr. II. Abdu’l-Emir Mühenna. trc. -Gumilev. __________. Kitâ bu A’lâki’n-Nefîse. L. Ankara 2001. M. 855-863. Ta rihu’r-Rusul ve’l-Mülûk. C. . -Ya‘kûbî. Kitaplar ve Makaleler -Artamonov. D. Belkıs Çorakçı.

124 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

We see that. Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. Falling under the influence of Greek culture during the Roman and Byzantine period. Side. Myra .com . must.oral@gmail.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . congregating in the Province of Antalya. * Doç. Issue : 5 Pa ge : 1 2 5 -1 40 DUVARLAR ARASINDA ANTALYA YAHUDİ CEMAATİ-I Mustafa ORAL * Özet Bu makalede bugüne kadar ancak varlığından haberdar olduğumuz Antalya Yahudi cemaatinin tarihsel serüvenini ilk defa topluca ortaya koyuyoruz. Roma ve Bizans döneminde Yunan kültürünün etkisinde olan Pamfilya Yahudileri. the Rabbinic Jewish Community in Antalya was influential and large enough to have its own separate neighbourhood. Anahtar Kelimeler Anta lya . During the period of the Seljuks and Beyliks (Principalities). Ra bba nî ANTALYA’S JEWISH COMMUNITY WITHIN WALLS-I Abstract In this article. Hristiyanlaşma durumuna maruz kalmaları nedeniyle etkilerini kaybetmeye. up to present j ust only the existence of them has been known. Ya hudi. eventually beginning to lose their influencial position. The clear signs of Jewish settlement in the prosperous coastal cities of Pamphylia region -within whose borders today lies the province of Antalya. Pha selis. namely Rabbinics and Karaites. Antalya became the new destination for Jewish settlement. and became home for two Jewish congregations. a complete historical account of the Jewish community in Antalya. İşte bu arada ortaya çıkıp hızla yayılan Karaim göçleri sonucunda Antalya şehrinin yeni bir Yahudi yerleşimine sahne olduğunu ve sonuçta Rabbanîler ve Karaimler adında iki Yahudi grubunun ortaya çıktığını görüyoruz. Meanwhile as a result of the Arab attacks. Dr. we present for the first time. as a consequence of newly emerging and rapidly spreading Karaim immigrations. Antalya kentinin de içinde bulunduğu Pamfilya’nın Yahudi yerleşim izleri bölgenin gelişkin kıyı kentlerinde Bergama Krallığı döneminden itibaren açıkça izlenebilir. bölgeye yapılan Arap saldırıları nedeniyle de en önemli yerleşim yerleri olan Side’den ve diğer kentlerden kalkarak Antalya kentinde toplanmaya başladılar.can be traced back to the period of the Bergama Kingdom. the Jews of Pamphylia abandoned Side and their other important settlements. the Jewish population of Pamphylia was subj ected to Christianization. The community migrated to the new capital İstanbul following the city’s conquest. Ka ra im. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 2 5 -1 40 Ye a r: 2 0 1 1 . Selçuklu ve Beylikler döneminde müstakil bir mahallede oturacak kadar yoğun ve etkin olan Antalya Yahudilerinin Rabbanî cemaati İstanbul’un fethinden sonraki dönemde yeni başkente taşınmıştır.

Pha selis. Myra . Side. Jewish. Ka ra ite.126 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Key Words Anta lya . Ra bbinic .

Atta leia kentinin de iç inde bulunduğu bölge. Bununla birlikte. Kâtip Çelebi. Fikri Erten’dir. Pamfilya’nın batısını işgal etmiş. 1957. Pamphylia Tarihine Dair Tetkikler . Batıdaki Likya’dan. bir başka boyutu ise Pamfilya ve Likya bölgesinden gelip geçen Yahudilerin tic aret ilişkileridir. bu hükümdarın üç kattan oluşan kalenin her katında bir oğlunu iskân ettirdiğini yazıyor. Bergama (Pergamum) Kralı II. Pamfilya’nın S ide şehirlerinde birer Yahudi kolonisinin bulunduğu görülüyor. Attaleia kalesinde oturan dinsel ve ırksal unsurlar arasında Yahudi c emaati de bulunur. Fikri Erten. 1997. yani Bergama Krallığı döneminden Osmanlı’ya kendi doğal seyrini izleyen ve Batı ile Doğu arasında tüc c ar bir ulus olarak tanınan Yahudi c emaati vesilesiyle Attaleia ve ç evresinin tic aret ilişkileri ve cemaatin tarihsel serüvenidir. Bu ilişkilerin bir boyutu Kudüs’e gidip gelen Yahudi hac ılar. s. Attalos (M.37. . Cambridge. s. Antalya kentiyle yakın ilişkileri bulunan ve Eski/Ya nık Anta lya olarak da bilinen S ide kentini de bu araştırmanın kapsamına aldık. II. Bergama Kralı II.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 127 Eski ve Orta ç ağlarda Antalya’da bir Yahudi c emaatinin bulunduğu yazılmış. Cihannüma (1654) başlıklı c oğrafya kitabında Attaleia (Adalya) kalesinin kuruc usunun İran hükümdarı Da hha k-ı Ma ri olduğunu. Antikç ağda “bütün ka bileler diya rı” denilen Pa mphylia (Pamfilya) bölgesinde Atta leia (Antalya) kentinin kuruluşundan. Attalos döneminde. Matbaa-i Âmire. Bu deyim Antikç ağda özellikle dağlık bölgeden Pa mfilya Denizi’ne doğru alç alan düzlük bölgeye karşılık kullanılırdı.Ö.Ö. doğuda Dağlık Kilikya (Kilikia Trakheia) ile ç evrili olup Pamfilya denirdi. Ankara. İstanbul. Bununla birlikte bu c emaatin Pamfilya ve Likya bölgesinde daha erken yerleştikleri anlaşılıyor. TTK. Yeni Ahit’in “Resullerin İşleri” bölümünde (2/10) Hz. Trebilco. Clemens Emin Bosch. 1956. Bu makalenin konusu. İsa’nın vefatını izle1 2 3 4 Arif Müfid Mansel. Atlan. anc ak c emaatin kökenleri ve sonraki durumu inc eleme konusu edilmemişti. İstanbul. Attalos’un M. 158’de kurduğu Atta leia kentidir. çev. batıda Likya. s. Attaleia kentinde ilk Yahudi iskânı oldukç a geç bir devirde görülür.3. Bundan başka Bergama’da da hatırı sayılır oranda bir Yahudi c emaati bulunuyordu ve buranın Yahudileri Roma ve Kudüs’le yakın ilişkiler iç inde idiler4 . İlkça ğda Antalya Bölgesi. kuzeyde Pisidya dağları. s. Antalya Livâsı Tarihi. Jewish Communities in Asia Minor . S.28. Paul R. 1338. en doğudaki Mela s ç ayına kadar uzanan bölgenin1 en genç kenti. 158–138). Bu rivayeti aktaran Anta lya Livâsı Tarihi (1922) müellifi S . Süleyman Fikri. tarihî Antalya kalesinin tahkim şeklini ve üç kattan oluşan otantik yerleşim biç imini ilk kez ç izimiyle birlikte aktaran S . Halikarnasos (Bodrum) ve Knidos şehirleri ile Likya’nın Phaselis. bölgenin tek işlek limanı S ide’yi alamayınc a donanmasına bir üs sağlamak iç in Korykos adındaki balıkç ı köyünün üzerinde kendi adına izafeten yeniden kurmuştur2 . bunun doğru olmadığını belirtiyor3 . bağımsız birer şehir olan Karia’nın Myndos.6-7.

çev. s. yüzyıllarda Perge ile S ide’de Hristiyanlık hızlı bir gelişim ve yayılım göstermiş. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . Tarsuslu S t.e. Bizans döneminde S ide’deki Yahudilere ilişkin birç ok yazıt vardır. İstanbul. ve III. Mansel. . Turkey’s Southern Shore . bunlar arasında Pamfilyalıların da bulunduğu anlatılıyor5 . Z. Cities. Yazıt Nu. Arif Müfid Mansel. Paulus’un yoldaşı Kıbrıslı Barnabas ile birlikte. s. Tarsuslu Paulus’un Üç Dünyası. Bu yazıtlara göre Yahudilerin S ide şehrinde önemli bir koloni oluşturdukları anlaşılıyor. bu sırada kimi Hristiyan azizler ( Ma rtyrdom of Conon) Yahudilerin Hz. Roma döneminde Akdeniz’de önemli bir köle pazarı olarak gelişim gösteren Side. 1976.120. V. Trebilco. London.128 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yen günlerde eski bir Yahudi hasat bayramı ( Şa vout) olan ve sonradan Hristiyanların Paskalya’dan sonraki 50 günlük bayramı haline gelen Pentikost gününde her milleten Yahudilerin. Williams.. S ide’nin Yahudi kolonisi iki adet de sinagog kurmuştu8 . Side Agorası ve Civarındaki Binalar. S inagogun İsak adındaki yöneticisi ( cura tor). Bean. s.11-12. Ankara TTK. Qua driga . Bunu izleyen II. İstanbul. Jewish Communities in Asia Minor . Pamfilyalı Yahudilerin S ideli olması kuvvetle muhtemeldir. Foss. belgelerin S ide’deki sinagogun iç inde bir ç eşmenin bulunduğu sıralı sütunlar ile ç evrili ve avlulu bir Hristiyan bazilikasına ç ok benzeyen S ardes’deki yapıya benzediğini düşünüyor10 . S . Büyük İmalathane mahallesi. Z. Bu dört mahallenin şehir phyle’lerine karşılık gelip gelmediği kesin değildir. anc ak burada Yahudi c emaati varlığına ilişkin bilgiler verilmediğini görüyoruz. yüzyıl başlarında “a rchon” adında bir yönetic inin reisliği altında bulunan S ide Yahudileri. Cities. s. M. revaklı avlunun toplantı salonunun yanında ya da arkasında bulunması ihtimalinden bah- 5 6 7 8 9 10 A. geç Bizans devrinde dört büyük mahalleye ayrılmıştı: Büyük Kapı. Bean. S unak ve Büyük İmalâthane. İlkgelen.e. 50’li yıllarda Anadolu’nun ve Doğu Akdeniz’in Helenleşmiş toplumları ile Yahudiler arasında İsa’nın öğretisini yaymak yolundaki faaliyetlerinin anlatıldığı seyahat güzergâhına ve etkinliklerine baktığımızda Atta leia ile Perge’nin bu seyahat güzergâhında bulunduğunu6 .173.e. s. s. 1999. Hampshire. 1996. a mbo’dan a pse’ye yapının mermerden tezyinatını tamamlamış. George E. Clive Foss. iki yedi kollu şamdan ile iki sütun başını restore ettirmişti.94-95.Arif Müfid Mansel-Jale İnan. İsa’ya iftira attıklarına ilişkin söylemler geliştirmeye başladılar7 . dindar adamların Kudüs’te (Jerusalem) oturduğu. bir Musevî millet meclisi ( Sanhedrin) ile ağırlık ve sikkelerin ölç ümünden sorumlu bir ofise ( Zygostatēs) sahiptiler.30-31 dn 125.3-8. C. Wallace-W. 1948 Yılı Kazılarına Dair Rapor . Jewish Communities in Asia Minor . 20. Jac ob’un oğlu ve Zygostatēs ofisinin sorumlusu Başdekan ve Tartıc ı olan Leontios adındaki diğer bir sinagog yöneticisi ise bir ç eşmeli avlunun yapımını üstlenmişti9 . s. a.II. 1996.18. Hampshire. s. Dr.42. s. Prof. S ide’de ilk kazıları yapan Ord.. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor .25. Kitabı Mukaddes/Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil). Clive Foss. s.42. şehirde gelişmiş bir sanayinin bulunduğunun göstergesidir. 1956. 1979. C. 69.g. R. George E. Trebilco.

e. gerisindeki verimli topraklardan büyük ölç üde yararlanıyor. XIX. 1967. Bununla birlikte. S . Side Kılavuzu. s. ve VI. . sahip olduğu sulama tesisleri sayesinde bunların verimini azami derec ede arttırıyordu. Bir mec liste hazır-c evap olarak bilinen S tratonikos.-V. yüzyıllarda Antalya. Attaleia Yahudi c emaati de işte bu sırada oluşum sürec ine girmiştir. ilk defa Arif Müfid Mansel tarafından 1978 yılında yayınlanan S ide kazıları raporunda yayınlanır12 . ve III.S . VII. Ankara. S ide Yahudilerine ilişkin bir başka kalıntı türü yedi kollu şamdandır. V. Attaleia’nın M. M. IX..3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 129 sediyor ve yayınladığı yedi kollu şamdan tasvirinin bu sinagoglara ait olabilec eğini belirtiyor11 .S . yüzyılın ilk yarısında gelişimi Anadolu ve Pamfilya şehirleri iç in parlak bir dönem olmuştur. 11 12 13 14 15 Side: 1947-1966 Yılları Kazıları ve Ara ş tırmalarının Sonuçları. s. A. s. ve X. Pamfilya’nın en aşağılık insanlarının Phaselisliler.13-14. Nevzat Çevik. Bu etkenler sonucunda IX-X. 14. Pamfilya kentleri arasında yalnızc a Attaleia bir tic aret limanı olarak gelişmiş ve gelişimini bugüne kadar da sürdürmüştür. II. Arif Müfid Mansel. dünyada aşağılık insanların kimler olduğu sorusu üzerine. yüzyılda Likya bölgesinde yapılan araştırmalarda Yahudi izleri bulunmuşsa da son kazılar sırasında M.g. yüzyıllarda Pamfilya ve bu arada S ide’nin a ltınçağ ı olmuştur. II. Bu kanıtlar.146. 9 Eylül 2009. Diğeri ise S ide Müzesi’nin girişinin solunda bir duvarın üzerinde bulunuyor ki. Bu dönemde S ide. ilk defa tarafımızdan burada yayınlanıyor. Bölgenin en gelişkin şehri olarak görülen S ide. Aynı zamanda büyük tersanelerine sahip olan S ide. S ide’nin Yahudi c emaatinin müzenin bulunduğu mahalde oturduğunu gösteriyor. en önemli deniz üslerinden ve Akdeniz sahilindeki tic aret merkezlerinden biridir. IV.13. yüzyıl ile III. sonra bir korsan yuvası haline gelmiştir. yüzyıllar arasında yapıldığı sanılan Myra’nın (Demre) Andriake limanında bulunan bir sinagog 14 da S ide ile ç ağdaştır. Ateneus’taki bir pasajda tic aret hayatında S ideli tüc c arların iyi bir şöhreti olmadıkları görülüyor13 . Ankara. dünyanın en aşağılık insanlarının ise S ideliler olduğunu söyleme c esareti gösteriyordu. Biri Arif Müfit Mansel tarafından kazılarda bulunan ve S ide Arkeoloji Müzesi’nde 3142 numara ile sergilenen ve bir taş levha üzerinde tasvir edilen yedi kollu şamdandır ki. Bizans’ın en büyük kentlerinden.9-10. bu ç ağın en tanınmış bir esir pazarıdır… Büyük tic aret filosuyla ç oğunlukla Doğu Akdeniz kentleri ile sıkı tic aret ilişkilerinde bulunur. “ Likya’da Yahudi Varlığ ı İlk Kez Kanıtlandı” . yüzyıllardan itibaren Ya nık Anta lya tabir edilen S ide’nin ahalisi iki günlük mesafede bulunan Yeni Anta lya (Attaleia) şehrine göçmüştür15 . TTK. S ide’nin en önemli ürünleri arasında zeytin ve zeytinyağı yanısıra balık ve balıkç ılık bulunuyordu.e. TTK. Şalom.. A. 1978.g. yüzyıllarda Arapların akınları nedeniyle önc e harap bir duruma. s.

çev. Akdeniz sahillerdeki limanlar genellikle batıyla doğrudan tic aret iç in kullanılırdı17 . VII. Maarif Vekâleti.45–59. M. Kilikya’daki son Arap şehri Tarsus’un Bizanslıların eline geç mesinden (965) itibaren Kibyra savaş filosunun önemi azalmış. Doğunun lüks malları iç in bir aktarma merkezi olarak büyümeye başlayan Antalya şehrinin en belirgin avantajı. 1955. X. ardından IX. Rodos başta olmak üzere dönemin önde gelen tic aret noktaları arasındaki yolun terc ihi Akdeniz kıyılarında sağlanan güvenliğe bağlıdır.e. s. Ugan. Burası eskiden Kibyra (şimdi Karaburun) adında küç ük bir kasaba adından geliyor. İskenderiye. Cities.130 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yüzyılda kurulan ve Batı Toroslar ile Karya sahili boyunc a uzanan ve Bizans donanmasının önemli bir parç ası olan Kibyrrhaeots deniz temasının merkezi de buradadır. . Mehter. Kilikya’nın ardından Pamfilya bölgesine yönelen ve başında Ebu S uleym Ferec el-Hâdim adındaki Türk kökenli bir komutanın kumandasındaki Abbasî Arapları. İstanbul. Ticaret şehirleri. Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası. Perge ve saireden gelirdi. Antalya Tarihi. Z. Müslüman Araplar. Ankara. 1997. Ramsay. doğudan batıya giden yollar üzerinde bulunur. çev. 650 yılında Pamfilya Denizi’nin yakınındaki Kıbrıs adasına bir sefer bile yapmışlar. anc ak bunlar kısa süreli işgalden öteye gidememiş. Laodic eia (Denizli) kentine ulaşan yollardan biri güneyden. Bu önemli olay. a. s. Bu işgaller için bkz: Hasan Mo ğ ol. Akdeniz’de Müslüman üstünlüğünün başlangıc ı olmuştur.6-8. Belazurî. C. 1960. 273. M. yüzyılın sonlarında İbn Havkal’ın yazdığına göre Bizans’ın sürekli bir tic aret merkezi olan Antalya ile yalnızca Selanik ve Trabzon rekabet edebilecek güçtedir16 . Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . İstanbul. Rodos’u ve Kıbrıs’ı alamadılar. Antalya kentinin Kıbrıs. K. doğunun ka pısı olarak ulaşımdaki müsait yeridir. Ardından Müslüman donanması bugünkü Kaş aç ıklarında 300 yelkenliden oluşan Bizans donanmasını Za tu’s-Seva ri savaşında denize gömmüştür.29-31. Pekta ş. yüzyılın ilk yarısında birkaç defa daha istila etmişler. anc ak Kilikya’nın ve Akdeniz’in önemli bir tic aret kenti olan Tarsus’u 792 yılında aldılar18 . s. adayı işgal edememişlerse de yıllık 7200 dinar (altın) harac a bağlamışlardı. Fütûhü’l-Büldan.I.245. ilk defa 790’da olmak üzere Antalya şehrini denizden işgal etmişler. Pamfilya şehirleri Attaleia. S onraki yıllarda Rodos’a da seferler yapan Araplar. MEB. Bu ç ağda Antalya kentinin tic aret ilişkilerinin en yoğun olduğu şehir İskenderiye’dir. Çünkü onların Müslüman ülkelerinde oturan Yahudi toplulukları ile yakın ve devamlı ilişkileri 16 17 18 19 Foss. s. Eskiç ağ’da genellikle sakin bir memleket olan Anadolu’nun başlıc a tic aret yolları arasında en önemli kavşak noktası Laodic eia’dır. buna karşın özellikle Mısır’daki Fatimîler ile tic aret trafiği bir hayli artmıştır. hatta Halife Osman zamanında. dönemin Bizans belgelerinde “ kastron ” şeklinde geçiyor (Foss. bir süre sonra yeniden Bizans idaresine alınmıştır19 . s.. Antalya şehrinin kalesi o kadar büyük ve geniştir ki. yüzyılda Akdeniz’e ç ıkmışlar.g. Bu artışta şehirde oturan küç ük bir Yahudi topluluğu büyük paya sahiptir.12) W.

9-10. yüzyılın ortalarında Mezopotamya’da ortaya ç ıkan ve hızla yayılan Karaim mezhebi mensuplarının Anadolu’ya. John Komnenus’un saltanatının (1118–1143) sonlarında. Bu sayede hiç bir tehlikeye atılmadan büyük kârlar elde etmişler ve sadec e tic aretle uğraştıkları iç in özellikle ticaret şehirlerinde toplanmıştır. Balkanlara ve Akdeniz’e yayılma sahası üzerindedir. çev.306. Ankara. 1967. hiçbirinin güvenini sarsmadan her yere girip ç ıkmışlar. VIII. . Buna göre şehirde büyükçe bir Yahudi kolonisi oturuyordu. XI. 2000. Goitein. bunlardan hiç biri ile yakın ilişkileri olmamış.293 vd. yüzyıllarda Arap korsanları tarafından tutsak alınan arkadaşlarını fidye ile serbest bıraktıran Yahudilere ilişkin birç ok belgenin bulunduğu Ka hire Genizası’nda kayıtlıdır23 . hatta İspanyol kökenli tüc c arların kullandığı uluslararası bir tic aret merkezi konumuna sahiptir21 . A Mediterrenean Society . XI. TTK.136-139. Türkler20 . Venedikli. s. Cenovalı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 131 olmuştur. Doğudan Batıya. iç lerinde yaşadıkları milletler tarafından ç oğu zaman hakarete maruz kaldıkları iç indir ki. Filistin’den Frankların ülkesine gelen Yahudi tüc c arlar tutsak/esirköle tic areti ile tanınıyorlar ve topta ncı ta cirler olarak dünyanın bilinen hemen bütün kıtalarını dolaşıyorlardı22 . Cities. Goitein. Pisalı. 1967.D. 2004. Tabula Imperii Byzantini. bunun iç in de yerleşimlerine sahne olmuştur. Z. Berkeley. E. s. Wien. aynı zamanda güç lü Bizans imparatorluk donanmasının Akdeniz’de korsanlık sorununu bir türlü ç özemediğini de görüyoruz. her ç eşit değerli eşyanın tic aretini yapan kişiler ( spices) olarak tanınmışlardır. University of California Press. Kutsal Diriliş (Paskalya) Kilisesi’ne ç evrilmiş ve keşişler yer20 21 22 23 24 Osman Turan. yüzyılda Antalya. Karal. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . Antalya Yahudilerinin Hristiyanlaşması c emaatin küç ülmesine yol aç mıştır. Heyd. Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften. Teil 1. Ayrıca bkz: S. 1’i Kuzey Afrika sahiline ç ıkarılan 10 Antalyalı Yahudi tutsak hakkında İskenderiye yetkililerine ulaşan mektup. Selçuklular Zamanında Türkiye . University of California Press. aynı zamanda ailesinin konutu olarak kullanılan sinagogu kendilerine bağışlaması ve eski dindaşları tarafından müsadere edilen nesneler konusunu bir dilekç ede yazarak imparatora bildirdi. ve XII. Yakın-Doğu Ticaret Tarihi. Hansgerd Hellenkemper-Friedrich Hild. Foss. s. onlar kendi aralarında savaşırken. Antalya Yahudi kolonisinin yalnızca Bizanslılar ile Araplar arasındaki tic arette geniş ve etkin olduğunu değil. S. Band 8: Lykien und Oamphylien. diğeri serbest bırakılmasından sonra Filistin’e gitmeyi talep eden bir hahamın da iç inde bulunduğu tutsaklara ilişkindir24 . s. Ötüken. 2004. İstanbul. Bu yıllarda bilinen iki gelişme daha vardır ki. W. A Mediterrenean Society . Yahudiler ile Rumlardan başka şehir Müslüman Araplar.D. Berkeley. Yahudiler. erkek kardeşleri de vaftiz edilerek Hristiyan yapılan bir Yahudi. Konut. Örneğin 1028 yılında ailesinin büyükleri ile reislerinin de iç inde bulunduğu Antalyalı 7 Yahudi fidye iç in tutsak alınmıştı.

1964. s. Doğu Akdeniz bölgesinde bölgenin hâkimlerinden büyük ayrıc alıklar alınarak özellikle kıyılarda bulunan şehirlerde ayrı bir mahalle halinde kurulan İtalyan tic aret kolonileri. 1990. s. Wiesbaden. s. yüzyılda İskenderiye’den Antalya şehrine yapılan yoğun YahudiKaraim göçünün27 . Bizans İmparatorluğunun Haç lılar tarafından fethine kadar bazı anlaşmalarla Bizans’a bağlı tüc c ar uluslara aç ık bulunuyordu.11-12. C.186-191. Turan’ın tespitine göre. Athens.g. Bu karar. Michel Balard. 1958.Attaleia’nın Rabbani ve Karaim c emaatleri arasında gerginlik olduğunu varsaymak yanlış olmaz. s. Xavier Planhol. Pisidien und Lykien Im Spatmittelalter.10. A. Bu dönemde Müslüman ülkeleri ile Hristiyan Avrupa arasında arac ılık yapan az sayıda Müslüman ile genelde Yahudi tac irler İspanya’yı Mısır’a. İstanbul. Manuel Komnenus’un 1143’de imparator olmasından hemen sonra Yahudileri ç ağırtmak ve yemin ettirmek iç in Kibyrrha eot’un başındaki valisinin ( dux ) görevlendirilmesi hakkında bir emirname yayınlamasına kadar sürüp gitmiştir25 . Bununla birlikte göç ten sonraki yıllarda – Pera’daki gibi. dönmelerin mülkiyetlerine sahip olmalarını kabul etmediler. Star. çev. Fakat Yahudiler. Böylece devam edip giden bu sorun.132 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 leşmişti. Landschaftgeschicte von Pmphylien. özellikle İtalyan tüc c ar ulusları almıştır28 . s. Barbara Flemming. Doğulu tüc c arların yerlerini bu kez Latin tac irler.e. Ş . 2005.e. Türkiye-İtalya İliş kileri. XI. Venedikli tüc c arların bu limana serbestç e girmelerine Manuel Comnéne’in 1148 tarihli buyrultusu ile izin verilmişti. Bu anlaşma ile bazı Venediklilere başlıca Levanten kentlerinde de serbest tic aret müsaadesi verilmiştir26 . Aleksios Komnenos vermiştir.191-192. geniş hareket serbestlikleri XII.. bunların Antalya’da da bulunduğunu gezginlerin seyahat 25 26 27 28 29 A. 1939. İstanbul. Venediklilere Antalya’da serbest tic aret yapmak hakkını Mayıs 1082 tarihli anlaşma ile I. De La Plaine Pamphylienne aux Lacs Pisidiens Nomadisme et vie Paysanne . Metis. Şerafettin Turan. ..g. s. limanın önünün bir zinc irle kapatılarak güvenlik duvarı oluşturulduğunu. 1890 yılında Ka hire Geniza sı’nda bulunan tarihî belgeler ile ortaya konulmuş durumda. XI. 1153’de Frankların Aşkelon’u ele geç irmesinden sonraki dönemde Akdeniz âdeta bir La tin denizi haline gelmiş. The Jews of Byzantine Empire . Alexis tarafından 1199’da yenilenmiştir.32 vd. Kuzey Afrika’yı S uriye’ye bağlayan geniş bir ulaşım şebekesi kurmuşlardı.23. Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları. Paris. Çava ş. R. yüzyılda Akdeniz’in her köşesinde Yahudi tac irlerin bulunduğu.84. Antalya’nın uluslararası bir tic aret merkezi haline getirildiği ve bunun iç in İtalyan tüc c ar ulusları ile ç eşitli anlaşmaların yapıldığı esnada gerç ekleştiğini görüyoruz.I. Bu mahalle kolonilerin etraflarının bir surla ç evrili ve limanın yanında olduğunu. Pera’da mezhep mensupları kavgaları aralarına bir duvar ç ekilmesiyle önlenmişti. s. yüzyılda Bizans tarafından sınırlandırılınc aya kadar tic aret faaliyetlerini ma ha lle-koloniler yoluyla yürüttüler29 . III. J. Antalya limanı.

Selçuklular Devrinde Türkiye . çev. Turan.358. Paul Lucas. s. XI. 1971. MEB. bunun gü30 31 32 33 34 35 36 Bir örnek: 1047’de Akka’yı gezen İranlı seyyah Nâsır-ı Hüsrev’in tasvir ettiğ i şehrin Mînâ ve Liman bölgesi Antalya örne ğ ine çok benziyor (Sefername . Paris. Selçuklular Devrinde Türkiye .307. Aç ıkç ası S elç uklu Antalyası’nda olduğu bilinen duvarların tarihi S elç uklu önc esine dayanır. Tarzi. İstanbul. S elç uklu taht kavgasının hüküm sürdüğü bir sırada. Üyepazarcı. s. Voyage du Sieur Paul Lucas . İstanbul. 1814. s. Gıyâseddin Keyhüsrev (1205-1211). İbn Bîbî. İskenderiyeli bir tüc c ar kafilesinin mallarına kentin Frank hâkimi Toskanalı Aldo Brandini’nin el koymasından ve S elçuklu hükümdarı I. S onraki dönemde mahalleleri birbirine bağlayan kapıların Cuma namazının kılındığı esnada ve akşamları devamlı kapatılıyor olması. Cahen. bunun ardından Kıbrıs Latin Krallığı ile ayrıntılı bir tic aret anlaşması yapmıştır33 . çev. H. S elçuklu yönetiminin Antalya şehrinde fetihten sonraki günlerde yaptığı ilk işlerden biri.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 133 hatıralarında30 görüyoruz. Turan. İşte S elç uklular aç ısından bu ibretâmiz olay. . İzzeddin Keykâvus’un (1211-1220) kentin yeniden fethini gerç ekleştirmesinde yine tic arî ç ıkarlar baskın gelmişti. 1212’de ayaklanarak şehirdeki yöneticileri ve Müslüman ahaliyi kılıç tan geç irip kente bütünüyle hâkim oldular32 . 1967.244. 2007. Selçuknâme . Anc ak kentin nüfus ç oğunluğunu oluşturan Rumlar ile Frenkler. Bunun temel nedenini şehrin. 2000. çev. Osman Turan. Turan Ne şriyat.23–24. Tome I. Rumların isyanının Müslüman ahalinin ve yönetic ilerin Cuma namazına durdukları sırada gerçekleşmiş olması nedenine bağlayan Paul Luc as 35 olduğu gibi. E. isyanın bir gece silahlanan Rumların muhafız ve memurlara saldırarak gerç ekleştiğini kaydeden İbn Bîbî36 gibi dönemin bir S elç uklu kronikç isi vardır. İstanbul. 1223’te ise S uğdak şehirlerini işgal etmiştir34 .121. yüzyıldan itibaren Pamfilya ovasını istila etmiş olan S elç uklu Türklerinin Antalya kentinin 5 Mart 1207’de fethine. Tarih Vakfı. s. A. Karadeniz’deki fetihler ile Kıbrıslılar ile anlaşmayı tamamlamak amac ıyla I. Bu dönemde Karadeniz’e aç ılan en önemli liman kenti konumundaki S inop’u Bizans’ın elinden aldıktan (1214). Yinanç. 330. İstanbul. Alaaddin Keykubat 1221’de Alanya. Fetihten hemen sonra S elç uklular ile Kıbrıslı Latinler arasında bir tic aret anlaşması yapan I. üç ayrı mahalleye ayrılmasına yol aç tı. Gıyâseddin Keyhüsrev’e meydan okumasından sonraki gelişmeler yol aç mıştı31 . M. Antalya’yı. s. Osmanlılardan Önce Anadolu. Kitabevi. 378. s. şehrin ahalisini dinsel tabiiyetlerine göre duvarlarla ayırarak her birini ayrı mahallelerde oturmaya mec bur etmesidir. Selçuklular ve İslâmiyet. Kıbrıs Krallığı ile yeni bir tic aret anlaşması yaptıktan ve Anadolu’nun en büyük tic aret merkezi sayılan ve doğudan batıda giden veya S uriye ve Irak’tan gelip Karadeniz’e ulaşan yolların kesişme noktasında bulunan S ivas’ta yığılan tic aret kervanlarını harekete geç irdikten sonra aynı amac ı Akdeniz sahilinde gerç ekleştirmek iç in Antalya şehrini fethetmiş.134-135. s. şehrin 1216’da yeniden fethinden sonraki günlerde şehrin duvarlarla üç kısma.49. Akdeniz’de bir ithalat ve ihrac at limanı ve S elç uklu deniz kuvvetleri iç in bir hareket merkezi haline koymuştu. C.

Roma döneminde Kıbrıs Yahudi c emaati ile temas halinde bir Yahudi c emaati bulunan Alanya’da39 S elç uklu ve Osmanlı dönemlerinde müstakil bir Yahudi c emaati oluşturac ak sayıda Yahudinin bulunduğuna ilişkin bir kayıt yoktur. İstanbul.ikiye ayrıldığını41 gösteriyor.238. S elç uklu döneminde Hristiyanlar ve Müslümanlar gibi ayrı bir mahallede yaşamaya devam etmişlerdir. Zimmîleri duvarlarla ayırma keyfiyetinin Alanya şehrinde de mevc ut olduğunu görüyoruz. Mehmet Önder. s. 22 Oc ak 1216’da Antalya’nın yeniden fethinden sonra ise -Rumlara olan güvensizliğin de etkisiyle. yüzyılda Antalya şehrine gelmiş olan ve İskenderiye’deki Yahudi c emaatiyle birlikte ç alıştığı anlaşılan Antalyalı Yahudi tüc c arlar. s. şehrin bir duvarla -aşağı ve yukarı olmak üzere.381-383. Z. C.. Tarihî. Bu dönemde Antalya. Aslında Alanya kalesinin kurulu bulunduğu yarımadayı ç evreleyen ve onu üç esas kısma ayıran ve bugün halen ayakta duran surlar şehrin fatihi ve yeniden kuruc usu Alâeddin Keykubad döneminden kalmıştır. Türklerin tarafını tutmuştu.IV. yerliler (Rumlar) ile Franklar arasında rekabete sahne olmuştu ve Rumlar. s. yüzyılın başlarında Alanya’yı gezen ve şehrin kaba bir resmini yapan Pîrî Reis. Bizans’tan kalma bir koloni mahallesi olan Liman mahallesinde ( Mînâ ) ise şehrin fatihi I. Nitekim Koloni-mahallelerin Antalya şehrinde Mînâ adıyla kurulduğunu. İstanbul.134 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 venlikten kaynaklanan nedenlerle yapıldığı anlaşılıyor. Selçuklu’dan önc eki dönemde burada Müslüman ve Yahudi tüc c arlar da oturuyor. Siyasî Tetkik . s. Bu ma ha llenin çevresini bir duva r kuşatmakta”37 ifadesinde görüyoruz. Kültür Bakanlığ ı. Yapı Kredi.g. İbn Battûta’nın 1332’de gördüğü Antalya’ya ilişkin seyahat hatıratında “Hıristiya n tüccarlar ‘mînâ’ [=liman] a dıyla anılan semtte oturma kta dırla r. 611). 1207’de kentin fethinden hemen sonra Venedik ile bir tic aret anlaşması yapılmış. S. S elç uklu fethinden önc eki günlerde Kıbrıs’ın hâkimiyetinde bulunan Antalya. anc ak bu anlaşma kentin bir Cuma günü Müslümanların namazda bulundukları sırada 1212’de Rumların eline geç mesi üzerine hükümsüz kalmıştı.Antalya şehrinde yaşayan üç dinsel grup eskiden var olan duvarlar ihya edilerek mahalle haline getirilmiştir. C. Aykut. Avram Galanti. Pîrî Reis. Bitmez-Tükenmez Anadolu.13. 1988. s. fetihten sonraki dönemde ise yalnızc a Hristiyan tüc c arlar bulunuyordu38 . İstanbul. Kitab-ı Bahriye . Şehrin ahalisi arasında Ermeni kilisesine ba ğ lı olanlar da bulunur (Heyd. anc ak kalenin. A. Ökte. Türkler ve Yahudiler. XI. E.e. 2004. a. 1970. Ankara. şehrin Selçuklu fethi sırasında iç iç e üç surla ç evrili bir yapısı vardır40 . S elçuklu ve Beylikler dönemlerinde varlığını koruğunu. Anadolu ve Konya’nın güneydeki doğal ç ıkış yeridir ve Mısır ile tic aretin en büyük limanıdır.I.403. 1947. XVI. Gıyâseddin Keyhüsrev tarafından korunan Hristiyan tüc c arlar oturuyordu. . çev. Antalya’da olduğu gibi Alanya’da da bir kısımdan diğerine müstahkem avlulardan geçile- 37 38 39 40 41 İbn Battûta Seyahatnâmesi. ed.

çev. S elçuklu döneminde uluslararası tic arî mübadele ve hareketlerin ilerlemesi sayesinde büyük kervan yolları üzerinde bulunan Antalya. Ta ş a Yazılan Zafer/Victory Inscribed. 42 43 44 45 46 47 Alanya kalesinin ve şehrinin bölümleri için bkz: Vasos Voyacoglu.38-43. Fransız. Bu duvarların aslında şehrin tahkimatına yönelik olduğunu ve zaman iç inde -İstanbul’da. Mahallelerin duvar ve surlarla ayrılması keyfiyetinin Osmanlı döneminde de devam ettirildiğini. S uriyeli ve sair halkların yanısıra Yahudi mahalleleri oluşmuştu. 2002. 2002. 2008. Leiser. 1993.32-33. Behset Karaca. s. Antalya. 2002. Selçuklu Semineri. Tunc er Baykara.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 135 rek ulaşılırdı42 . Ankara. İranlı. Mübarizeddin Ertokuş’un ikinc i kez vali olduğu sırada (1216) Sultan İzzeddin Keykâvus döneminde yaptırıldığını. . Kale Kapısı’ndan ( Şâ hrâh ) Taş Mescit’e uzanan bir şekilde kentin 1⁄3 oranında ikiye ayrıldığını ve duvarın üzerindeki burç ların ha sım ta rafın doğuda olac ak şekilde yerleştirildiğini gösteriyor. S elçuk ve Osmanlı Alanyası’nda bir mahalle oluşturac ak nüfus yoğunluğu olmayan Yahudilerin Rumların semtlerinde oturduğu söylenebilir. Redford-G. bundan sonra iki sur arasında Türkler tarafından Ahi Yusuf Mesc idi’nin yapılmış olduğunu45 yazıyor.46 bu ayırma işlemin eskiye oranla zamanla yumuşatıldığını gösteriyor. Ozil. S ivas. Erzincan. Alaeddin Keykubad tarafından aynı tarzda ikinc i bir duvarın yapıldığını. Turan. s. Antalya şehrindeki surların44 ise fetihten sonraki üç aylık yoğun bir ç alışma sonucunda (22 Oc ak-19 Nisan 1216) bir ihtiya t tedbiri olarak yapıldığını.113. DAKTAV. İstanbul Fetih Cemiyeti. Alanya Kitâbeleri. bundan on yıl kadar sonra. yeni surun eski surla birlikte yeni bir İçka le ortaya ç ıkarmış olduğunu. Antalya IV. Bunun için bkz: S. s. Samsun. Müslüman Türkler ise Kıbrıs’ın Magosa şehri ile Suriye’nin ve Kırım’ın bazı şehirlerinde tic aret yapmak amac ıyla yerleşmiş idiler47 . Osmanlı Antalyası’nda olduğu gibi. A. Yüzyıllar). Konya. Antalya şehrinde oturan milletler ortalık kararınc a ve Müslümanlar Cuma namazını kıldıkları sırada mahallelerinin kapılarını kapatmak zorunda olduklarını Antalya şehrini gezip gören hemen bütün seyyahlar dikkatli bir şekilde yazıyorlar. Selçuklular ve İslâmiyet. s. benzerinin Uluborlu ile Niksar’da da bulunduğunu. Antalya. 1225 yılında şehre yığılan Türkmen nüfusunu kalenin iç ine yerleştirmek amac ıyla S ultan I. 2000. Türkiye’nin Sosyal ve İktisadî Tarihi (XI-XIV. “ Bir Selçuklu Şehri Olarak Antalya” . Bu şehirlerde İtalyan. s. Yüzyıllarda Teke Sanca ğı. ve XVI. Fakülte. XV. Tuncer Baykara. Erzurum ve Malatya gibi şehirler oldukç a gelişmiş bir durumda bulunuyordu. Yönetim merkezinde olduğu gibi kenti mahallelere ayıran duvarlar ve surlar da Bizans’tan devralındı. Alanya. Kayseri. Isparta.137. İstanbul. Alanya . Niksar’da ve Alanya’da olduğu gibidinsel ve ırksal grupları birbirinden ayırmak amac ıyla yeniden yapılandırıldığını43 anlıyoruz. Ali Yıldırım. zimmîlerin oturdukları mahallelerde Müslüman Türklerin de oturmaları gerç eği. surların.128.

Antalya Livası Tarihi (1922) müellifi S. Antalya ve Alanya gibi birkaç şehirle sınırlı olduğunu görüyoruz. Borgulu. 1993. anc ak zaman iç inde Müslüman Türklerin Rumlar tarafına doğru genişleyerek nüfusun ç oğunluğunu oluşturduğunu. Ch. Deniza ş ırı Seyahat. İmge.43. Budin’in 1526 yılında fethine ilişkin bir an- . Alanya gibi bazı şehirler iç in de geç erli olduğunu. bu durumda İbn Battûta’nın 1332’de gördüğü etrafı duvarlarla ç evrili bir Yahudi mahallesinin gerçek olmaması gerektir. a man dileyen binlerc e Hristiyan ile Yahudiyi Buda’dan sürgün olarak Edirne.145. 1524’te Buda’yı alan Osmanlılar.I. S elanik ile İstanbul’un yanısıra başka yerlere yerleştirmiş ve nüfus kütüklerine Buda lı Sürgünler şeklinde kaydetmiştir50 . 2001. Bizans’ta zimmîleri duvarlarla ayırma durumu yalnızc a Hristiyanlar ile Yahudiler arasında değil. Ankara.136 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Bu durumda Antalya Yahudi c emaatinin etrafı duvarlarla ç evrili ayrı bir mahallede oturması imkânsız hale geliyor.30-31. oradan Bosna’nın Rahiç kasabasına geldiğ ini belirtiyor (Musa Seyirci. Antalya’daki durumun Konya. ed. İstanbul’da Yahudilerin oturduğu Bahç ekapı ile Ayasofya arasındaki mahallenin surlardan denize doğru ç ıkış kapısı olan ve Yenicami c ivarında bulunan mahalleye Bizans döneminde Porta Hebra ica/ Porta Judeca denirdi. s. İstanbul. Kaknüs. s. Eren. çev. Naim Güleryüz. Pera’da Rabbanî ve Karaim Yahudileri arasında sıkç a vuku bulan kavgaları önlemek amac ıyla aralarına yüksek bir duvar ç ekilmiş olduğunu yazıyor48 . İslam Dünyasında Yahudiler. s. yüzyılda şu altı mahalleye ayrılmış olduğu görülüyor: S aray Mahallesi. ç ağdaş kimi monarşiler tarafından da uygulandığına tanık oluyoruz. Arda. Süleyman Fikri Erten. Türk Yahudileri Tarihi. 48 49 50 Ortaça ğ’da İki Yahudi Seyyahın Avrupa. Örneğin Mac ar krallarının başşehri Tuna’nın sağındaki Buda (Budin) şehrinin XV. s. bunların Fransız Krallığı’ndan kovulmuş olduğunu belirtiyor49 . 1170’de İstanbul’u ziyaret eden Yahudi seyyahı Tudelalı Benjamin. Yahudi Mahallesi. Birç ok İslâm ülkelerinin yanısıra S elç uklu ve Bizans’taki uygulamaların. burada Fransızc ayı ç ok iyi konuşan birç ok Yahudi bulunduğunu. İstanbul. Asya ve Afrika Gözlemleri. Antalya. çev. S u Ş ehri. Yüksek şehir. yüzyılın ortalarına kadar burada yaşadığı anlaşılıyor. 1996. S. Makbule ve Barbaros mahallelerinin bulunduğu kısımda Ermeniler ile Rumların. 1994.276-277.6-7). 2000. çev. Schefer. Alâeddin Camisi ile Ahi Yusuf Mesc idi’nin ç evresindeki kısımda ise Müslümanların oturduğunu. İ. Yahudilerin de bir zaman sonra Balibey Mahallesi tarafına taşındığını ve XX. İstanbul. Fikri Erten (1876-1962) Budalı İmamzâde ailesine mensup oldu ğ unu. B. N. Bernard Lewis. Arslanta ş. ç ünkü S üleyman Fikri Erten’in ç iziminde gösterilen üç mahalleden ikisinin Türklerle iskân edilmesi sonuc unda geriye ç oğunluğunu Rumların oluşturduğu bir mahalle kalıyor ki. s. İstanbul. Yukarı Mahalle ve Aşağı Mahalle. anc ak şehrin hâkimi Müslüman Türkleri Rumlardan ve Yahudilerden birer duvarla ayırma işleminin Niksar. 1432’de Buda’yı gezen Fransız gezgini Bertrandon De La Broquiére. Gözlem. Şu halde bugünkü Civelek Sokak ile Hesapç ı S okak arasında bulunan etrafı duvarlarla ç evrili mahallede Yahudilerin. Şener. C. farklı mezhep mensubu Yahudiler arasında da uygulanıyordu.

Nu. TDV. sa nki üç a yrı şehirden oluşuyormuş gibi. Yahudi gibi yabanc ı tüc c arlar da ikamet ediyorlardı. konumu aç ısından örnek ve sembol bir durum arzeder. MEB. . İstanbul.461. Yahudilerin de kendilerine ait bir yerleşim alanları bulunduğunu. Bu durumda Antalya şehrinin beş bölüme ayrıldığını görüyoruz: Hristiyan. Müslüman (ve Türkler) ahalinin ise şehrin ta m merkezinde oturduğunu. Kalenin surları için bkz: Besim Darkot. en eski şehrin ç ekirdeğini oluşturur ve kadim ç ağlardan kalmadır52 . yalnızca Yahudiler kalmıştır. her ırktan insana hoşgörü ile kuc ak açan bir şehir olan Antalya. s. C. C. şehrin a sıl ha lkı dediği Rumların başka bir mahallede oturduklarını. Antalya’nın S elçuklu mirası sosyal yapısını İstanbul’un fethine (1453) kadar koruduğu anlaşılıyor. “ Antalya” . Feridun Emecan.403. s.I. “ Kudüs’e Giden Alman Hacılarının Türkiye İzlenimleri” . bütün şehrin etrafını ve söz konusu ettiği semtleri de iç ine alan geniş surlar tarafından kuşatıldığını anlatıyor51 . güney-doğusunda Rumlar. 1991.36). s.532. Liman’ın etrafını kuşatarak şehri talî kısımlara ayıran surlar. s. İbn Battûta Seyahatnâmesi. yüzyılda ise kara tarafına ikinc i bir sur yapılmış ve şehrin gelişimi ve temel yapılanımı sağlanmıştır. Duva rla rla ve hendeklerle üç kısma a yrılmış. Wilfried Buch’un ifadesiyle. şehrin beyi ile ailesinin ve devlet erkânı ile kapıkullarının oturdukları semtin ( İçka le) diğer taifelerden tamamen ayrılmış olduğunu.70. XV. Türkler ve Yahudiler . Cuma vakti ve her gec e bu duvarın kapılarının kapalı tutulduğunu. s. s.234. onların etrafının da bir surla ç evrili ve ka le gibi olduğunu yazıyor. İstanbul. düzenli planıyla kalabalık ve zengin ç arşılar bulunduğunu. bulundukları yerin etrafının bir surla ç evrilmiş olduğunu. Ragusa şehri gibi her dinden. Budin dışında karşılayarak şehrin bütün anahtarlarını kendisine sunan heyetin ba şında bulunan Yozef ben Salamon Eskenazi’ye bir ferman vererek kendisini ve ailesini ve kendinden sonraki bütün sülalesini süresiz olarak her türlü vergiden muaf tutmu ştur (Güleryüz.III. yüzyılın ilk yarısında kaleme alınmış bir Köln Seya ha tna mesi’nde Antalya şehrine ilişkin şu satırları okuyoruz54 : “Antalya güzel bir şehir. Rumların oturduğu mahallenin ç evresini birer duvar kuşattığını. Diyane t İslâm Ansiklopedisi. C. Türk Yahudileri Tarihi. Rum.234-235. Kanunî Sultan Süleyman. Alman profesörü Dr. “ Antalya” .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 137 1332’de Antalya’ya gelen İbn Battûta. burasının da yine büyük bir duvarla ç evrili durumda olduğunu belirtiyor. C. Biraz farklı bir yerle ştirme için bkz: Emecan. Müslüman ve Yahudi mahalleleri ile Yönetim (İç kale) ve Tic aret (Mînâ=Liman) semtleri. “ Antalya” . Ş ehrin esas kısmı olan Liman’ın batısında ve kuzey-doğusunda Müslüman Türkler. pek ç ok hamamın. Bu tasnif ve gözlem klasik bir Ortaç ağ Türk-İslâm şehrinin sosyal yapısını gösterir. Belleten. pazar ile ç arşılar Türklerin oturduğu kesimde bulunuyordu53 . sonradan güney-doğudaki geniş alan bir surla ç evrilerek asıl şehre katılmıştır. X. İslâm Ansiklopedisi. 1978. S elç uklu döneminde Mînâ ’da Batılı Hristiyan tüc c arların yanısıra Arap.I.XLVI (Temmuz 1982). şehrin merkezinde bir Cuma Câmii (Yivli Minare) ile medresenin. Diyane t İslâm Ansiklopedisi. Ş ehir Helenistik dönemde Liman’ı kuşatan ve doğuya doğru uzanan kesimde iken.I. s. Şehrin bir bölümünde 51 52 53 54 latıda Osmanlı ordusunun şehre girmeden önce Hristiyan halkı çoktan şehri terk etmiş. orta kesiminde ise Yahudiler oturuyor. ayrıca bkz: Galanti.

XVII. Perge. bir yüzyıl kadar önc e.” Bu satırlar.16. Fetihten sonraki günlerde yeni başkent İstanbul’un yeniden imar ve iskânı amac ına yönelik olarak Antalya’dan İstanbul’a sürgün edilen bir grup Yahudi. İslam Dünyasında Yahudiler . . diğer bölümünde otura n Ya hudiler cuma rtesiyi ve üçüncü bölümde otura n Türkler (Müslümanlar) ise Cuma gününü ta til sa yıyorla r. Roma döneminde Myra. Pamfilya Yahudi c emaatine ilişkin tarihî verileri Bergama Krallığı döneminden itibaren izleyebiliyoruz. onlar pazar gününü. Bu dönemde Pamfilya ile Likya’nın gelişmiş kentlerinde dağınık durumda bulunan Yahudiler. bölgenin en yoğun Yahudi yerleşim yeri olan S ide’nin Araplar tarafından tahrip edilmesi üzerine Antalya kentine göç müşlerdir. Sonuç olarak. 55 56 Lewis. Üstelik sonraki dönemde. Bu zorunlu iskân sonuc unda buralarda âdeta tek bir Yahudi bile bırakılmamıştı55 . Gayri-Müslim c emaatlere hukukî bir statü veren Fatih S ultan Mehmet ise İstanbul’un fethinden sonraki dönemde bir fermanla Balkanlardan ve Anadolu şehirlerinden ç ok sayıda Yahudiyi getirterek başkent İstanbul’a yerleştirmişti. yüzyılın başlarında S elç uklu Türkleri tarafından alınan Antalya kentinde dinsel bir c emaat olarak müstakil bir mahallede oturan şehrin Yahudileri. burada c emaatlerinin adına birer sinagog da kurmuşlardı56 . XIII. gören ve yazan Fransız gezgini Paul Luc as gibi bir Batılının gözlemleri ile de örtüşmektedir. S ide. s.142. Şehirde çok sa yıda Hıristiya n tücca r var. yüzyılda şehri gezip. Bu gözlemler aslında bir gerçeğin ifadesidir. Attaleia kentlerinde oturuyorlardı. Galanti. Phaselis. s. Bizans döneminde ise Hristiyanlaşma yoluyla Helenleşme durumuna maruz kalmışlar. Türkler ve Yahudiler . 1332’de şehri gezip gören İbn Battûta’nın seyahat hatıraları ve gözlemleri ve dönemin tarihsel gerç ekleri ile koşutluk iç indedir.138 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Hıristiya nlar oturuyor. yeni başkent İstanbul’un yeniden imar ve iskânı amac ıyla yapılan göçler sonucunda Osmanlı döneminde küç ük bir azınlık haline gelmiştir.

Bernard. Nevzat.. MEB.I. C. (1993). -Trebilco. Bitmez-Tükenmez Anadolu.(1979). George E. (2000). Şener. Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften. Yüzyıllarda Teke Sancağı. İstanbul. Antalya IV. çev. Belleten. -Turan. -İbn Battûta Seyahatnâmesi. -Broquiére. Z. Ankara.W. S. Kitabevi.II. ed. Wilfried.De La Plaine Pamphylienne aux Lacs Pisidiens Nomadisme et vie Paysanne. Antalya Tarihi. (2007). Hansgerd – Hild. -Baykara. -Turan Osman. -Heyd. Diyanet İslâm Ansiklopedisi. -Emecen.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 139 BİBLİYOGRAFYA -Balard Michel. Pamphylia Tarihine Dair Tetkikler. XV. 69. Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası. (1991) “Antalya”. Selçuklular Zamanında Türkiye. Athens. Atlan. -Cahen. -Planhol. Tarzi. C. İstanbul. (1978). Bertrandon De La. . Kaknüs. çev. (1956). K. -Önder Mehmet. Turkey’s Southern Shore. Şalom. Paul. Voyage du Sieur Paul Lucas.I. (1967). -Star.IV. (1814).. Yakın-Doğu Ticaret Tarihi. İmge. İstanbul. -Erten. (1939).Tabula Imperii Byzantini. -Galanti Avram. S. TDV. TTK. M. çev.. Osmanlılardan Önce Anadolu. (1958). Selçuklu Semineri.I. Matbaa-i Âmire. -Tudelalı Benjamin. Yazıt Nu. Kitab-ı Bahriye. -Ramsay. Tome I. Antalya. (1964). Türk Yahudileri Tarihi. “Bir Selçuklu Şehri Olarak Antalya”. Schefer. -Redford. Yapı Kredi. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor. Mehter. MEB. Arda. Paris. Aykut.XLVI. (1976). -Darkot. (2005). -Pîrî Reis. Cambridge. Ötüken. Maarif Vekâleti.(1997).. (2001). çev. Antalya Livâsı Tarihi. C. Landschaftgeschicte von Pmphylien. Hampshire. “Likya’da Yahudi Varlığı İlk Kez Kanıtlandı”.. Cities. Besim. çev. İstanbul. The Jews of Byzantine Empire. İstanbul. . Paul R. Z. Ankara. Denizaşırı Seyahat. -Bosch. Kültür Bakanlığı. C. C. Clive . Teil 1. . .İnan Jale. Ökte. (1338). S. Isparta. İstanbul. Berkeley. Feridun. Arif Müfid. W. İslam Dünyasında Yahudiler. İstanbul. -Lucas. İstanbul. Band 8: Lykien und Oamphylien. Z. -Belazurî. 1948 Yılı Kazılarına Dair Rapor. Wiesbaden. Turan Neşriyat.III. Ugan. “Kudüs’e Giden Alman Hacılarının Türkiye İzlenimleri”. -Hellenkemper. MEB. ed.D. (2009). E. A. Selçuknâme. M. Arslantaş. Yinanç. Üyepazarcı. -Buch. Pisidien und Lykien Im Spatmittelalter. -Mansel. -Foss. -Goitein. çev. İslâm Ansiklopedisi. (1967). Arif Müfid. Side Kılavuzu. -Bean George E. -Baykara Tuncer. Ankara. -İbn Bîbî. çev. Jewish Communities in Asia Minor. (1970). (1967). C. Tuncer. İstanbul. Karal. (1957). (2004). Ch. (1997). Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları. -Mansel. Xavier. (2004). İstanbul. (2000). çev. Kitabı Mukaddes/Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil). Pektaş. İ. H. Osman. (1955). S. Taşa Yazılan Zafer/Victory Inscribed. İstanbul. Wien. çev. Türkler ve Yahudiler. (2000). Friedrich. C. (1971). -Çevik. TTK. -Moğol Hasan. İstanbul. Ankara. Ankara. çev. C. “Antalya”.Mansel Arif Müfid . Yüzyıllar).. (1996).(1996). ve XVI. Fütûhü’l-Büldan. çev. Asya ve Afrika Gözlemleri.. Ortaçağ’da İki Yahudi Seyyahın Avrupa. R. İstanbul. Çavaş. -Bean. (2000). Barbara. Tarihî. Selçuklular ve İslâmiyet. (1956). Clemens Emin. Paris. Ankara TTK. İstanbul. (1982). (1988). İstanbul. -Güleryüz Naim. A. -Lewis. (2002). (1960). Türkiye’nin Sosyal ve İktisadî Tarihi (XI-XIV. -Sefername. E. N. Süleyman Fikri. -Flemming. Nu. (2008). İlkçağda Antalya Bölgesi. çev. -Karaca Behset. J. Ankara. M. London.I. İstanbul. Ankara. – Leiser. B. (1947). A Mediterrenean Society. S. İstanbul. Side Agorası ve Civarındaki Binalar. G. Gözlem. (1993). İstanbul. İstanbul. Siyasî Tetkik. Antalya. (2004). University of California Pres. E.

çev. Alanya Kitâbeleri. İstanbul. Türkiye-İtalya İlişkileri.. C. . Metis. Z. İlkgelen.I. –Williams W. İstanbul. çev. (1999). -Yıldırım.Tarsuslu Paulus’un Üç Dünyası. (2002). İstanbul Fetih Cemiyeti. (2002). R. A. (1990). Şerafettin. Vasos. -Wallace. Z. DAKTAV. Ali. Ozil. -Voyacoglu. Alanya. Alanya.140 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -Turan. İstanbul.

Hilâ l-i Ahmer. Because of this drought. they were able to continue their agricultural life. Even some death incidents occured in some areas and the government helped the people of thes e regions by means of Hilal-i Ahmer and Agricultural Bank. Bu bölge halkının çoğunlukla ziraatle meşgul olması. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 4 1 -1 76 Ye a r: 2 0 1 1 .com . Ya rdım AN ANALYSIS OF THE DROUGTH DISASTERS IN THE P ERIOD OF REP UBLIC Abstract The most important drought in the period of Republic occured in 1928. m. The Central Anatolia Region was the most affected area by this drought. Bu kuraklığın en etkili olduğu saha ise İç Anadolu olmuştur. kuraklıktan etkilenme oranını artırmıştır. Anahtar Kelimeler Kura k lık . many families exposed to lackness of food and drink and some of them abandoned their places. Hatta bazı bölgelerde ölüm olayları bile meydana gelmiş olduğundan hükümet. Nitekim bu kuraklıkla birlikte. Thanks to these helps. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . the public was able to breathe a sigh of relief and especially thanks to the debt suspension of Agricultural Bank. bu yörelerin halkına Hilâl-i Ahmer (Kızılay) ve Ziraat Bankası vasıtasıyla yardımda bulunmuştur. Kıtlık .com Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Doktora Öğ rencisi. Key Words Drought. Fa mine. Hila l-i Ahmer. Dr. çoğu aile yiyeceksiz kalmış ve bu yüzden bir kısmı yerlerini terk etmişlerdir. Bu yardımlar sayesinde halk rahat bir nefes alabilmiş ve özellikle Ziraat Bankasının borçları ertelemesi sayesinde üretici durumlarına devam edebilmişlerdir.. Issue : 5 Pa ge : 1 4 1 -1 76 CUMHURİYET DÖNEMİNDE YAŞANAN KURAKLIK FELAKETLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Necmi UYANIK* Muhammed SARI∗∗ Özet Cumhuriyet döneminde yaşanan en önemli kuraklık 1928 yılında meydana gelmiştir. Dealing with the agriculture by most of the citizens of this region increased the exposure ratio from the drought. Help * ** Doç. necmiuyanik@hotmail.sari@hotmail.

s. s. 6 Temmuz 1945. Hiç şüphesizdir ki Anadolu.135. s. tarih boyunc a büyük kuraklık ve kıtlıklar yaşamıştır. S. o yıl az mahsul toplanabilmişti. “ Kuraklık ve Kurak Bölgelerin Özellikleri” . Nejat Berkmen. İstanbul’da bile Haliç ’i buzlar tutmuştu. 1887 ve 1928 senelerini birinc iye ve 1935.9. ya da bulundukları yerleşim yerini terk ederek kendilerine yeni hayat sahaları aramaya başlamışlardır. . Haziran 1935. Orta Anadolu'da yoğun kar ve don yüzünden yollar aylarca kapalı. halkın uzun seneler ç ekmek zorunda kaldığı kıtlık felâketi gelmektedir. kuraklığa veya daha genel bir tabir ile gayrimüsait senelere daha sık tesadüf edilmektedir. Ancak bu tür kıtlık seneleri daha ç ok yağış azlığından. halkın iç inden yetişen ozanları dokunaklı feryatlarla dile getirmişlerdir. C.133. Bu destanlarda halkın o zamanki 1 2 3 4 5 6 Nihat Uluocak. Bu tür iklim şartlarının etkisi ise en ç ok İç Anadolu vilâyetlerinde görülmüştür. masallara ve destanlara girerek herkes kuraklık ve kıtlığın ne olduğunu bilir hale gelmiştir4 . 1939. hatta bazen kar kalınlığı telgraf direklerinin boyuna ulaşınc a haberleşme imkânları da kesilmiştir. Yıl: 6. Yıl: 1974. % 40 ve hatta bazen % 50’den fazla azaltan soğuk. 1874 yılında meydana gelen korkunç kıtlık hakkında birç ok halk şairi destanlar meydana getirmişlerdir. Hayat Tarih Mecmuası (Tarih ve Edebiyat Mecmuası). 1845 kuraklığı Kayserili bir ozan tarafından “erdi bu kıtlığa nice çok diyarlar-cümlesinden ehven oldu bu civar”5 . Sinan Kuneralp. Buna mukabil mahsulü tamamen değilse bile. 54. Ekonomisi daha ç ok toprak ürünleri üzerine dayanan Türkiye’nin. Ocak 1948. S. Bunlardan Osmanlı döneminde olanlarından bazısı yazılmıştır. Öyle ki.36. “ Kuraklık ve Kıtlık” . “ Orta Anadolu`da Kuraklık” .6 Bunun netic esinde pek ç ok kişi ya ölmüş. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri B . 76. Cahit Öztelli. s. “ Halk Şiirinde Tarihi Kıtlıklar ve Kuraklıklar” . Yıl: 2. bitki hayatının ve daha doğrusu toprağa bağlı hayatın. S.8. Bu sıkıntıların başında. şeklinde dile getirilmiştir. Bu sıkıntılı yıllar. Buna örnek olarak.142 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Kuraklık. yani kuraklıktan kaynaklanmıştır. % 30. Tarihte kıtlık seneleri diye bilinen seneler ya vakitsiz yaşanmış. S. 6. Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı Dergisi. Temmuz 1974.2. “ Kuraklık ve Memleketimiz” . İktisadi Yürüyüş .11. yüzlerc e köy ise mahsur kalmış. 1873 yazı Orta Anadolu'da kurak geç inc e. 1874. Orta Anadolu’da kuraklık ve kıtlık o kadar etkili olmuştur ki. Yaşanan kuraklıklar iç erisinde en tesirli olanı 1874 yılında meydana gelmiştir. s. s. 1942 ve 1945 senelerini de ikinc iye örnek olarak verebiliriz 3 . S. Bu tür felâketlere Türk tarihinin her safhasında tesadüf etmek mümkündür. tabiat tarafından hassas bir şekilde ç izilmiş olan yağış karakteri. C. “ Orta Anadolu’da Kıtlık (1873-1875)” . ya da şiddetli soğukların ve kuraklığın neticesi olarak görülmüştür. Dönüm. 2.31. gelişme olanaklarının kısıtlandığı bir doğal yaşam ortamıdır1 . Şevket Ra şit. S. Buna karşılık.4. Nisan 1990. Tarih ve Toplum. kış ise bütün ülkede fevkalade sert geç miştir. sonbahar aşırı yağışlı. ç iftç inin büyük sıkıntılar ç ekmesine sebep olmuştur2 . 1845. Umran Emin Çöla şan. birç ok seneler yurt ekonomisinin sarsılmasına. Yıl:10.7.

Her ne kadar yağış azlığı burada kıtlıklar meydana getirmişse de. perişan hâli. (Çeviren: Alaettin Cemil). Ağ ustos 1952. İktisat Matbaası. Nejat Berkmen. 1928 yılından bu yana olan tarihlerdeki kıtlık veya fena mahsule. hatta yirmi ürün vermekteydi9 . doğal olarak bu durumdan en ç ok etkilenen bölge olmuştur. fakat ç obanlık yüzünden yarı yarıya terk edilmiş ve kuraklık yüzünden de tamamıyla harap olmaya mahkûm gibi duran Obruk Köyünün kenarında. Yine Kırşehir ve Aksaray’da kuraklıktan en çok etkilenen köylerin bir kısmı. bu ovadaki topraklar ziraate gayet elverişliydi. Ankara 1930. ç iftç inin bu tür su kaynaklarını kullanma zahmetinde bulunmaması ile. bilhassa 1928 yılında Orta Anadolu’da meydana gelen kuraklığın tesirleri büyük olmuştur. bu tarihlerde Karadeniz de dâhil olmak üzere pek ç ok bölgeyi etkisi altına almıştır. gökten düşec ek yağmurlardan medet bekler hale gelmiş olmasıdır. Öyle ki. 8 9 10 .353. kanaatlerine ve yüzeysel bir bakışla bile görülen duruma göre. Bu tarihten sonra ise. İlmî bir inc elemeye dayanmamakla birlikte.000 metreküp su bulunduran volkan gölü bulunu7 Çekildi pınardan tükendi mâ’lar Lodos yeli bulutları kovalar Rahmetten müberrâ oldu havalar Tutu ştu ciğ erler büryan içinde O zaman bir hırstır dü ştü insana Çok gavga kıldılar âb-ı revana Çıkmaz oldu zahireler meydana Bulunmazdı sevkı sultan içinde Acayiptir hele dünle bu sözü Bahar geldi gövermedi yeryüzü Hazret-i lemyezel bununla bizi Terbiye eyledi bir an içinde.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 143 muzdarip ruhu. s.8. A. Doğal olarak buralarda kuraklıktan ç atlamış ve mahsulleri yanmış tarlaların bulunması büyük bir tezat oluşturmaktaydı. Uygulanmakta olan ziraat tarzının da kuraklığın şiddetini arttırmada büyük tesiri olmuştur. Nitekim Konya’nın kuraklıktan en muzdarip bir nahiyesinde dört yüz haneli.354. Leon Robinowicz. KURAKLIĞIN SEBEP LERİ VE TESİRLERİ Prof Gassner ile Prof. Buradaki en büyük eksiklik.s. Christiansen-Weniger ağaç kütüklerinden yaptıkları araştırmalarda. Yıl:2. Bu tesir 1930’lu yıllarda dahi sürmüş.12. Kızılırmak’ın kendi tabi seviyesiyle sulayabildiği yerlerdeki mahsuller gayet iyi durumdaydı10 .4. s. ç iftç ilerin bilgilerine. yaşanan kuraklığı sadec e bu etkene bağlamak doğru olmayac aktır. yüzeyi yerden on metre alç akta ve suyunun derinliği 130-140 metre arasında olan.. yağışsızlığın sebep olduğunu ortaya koymuşlardır8 . Age. samimi bir dille ifade edilmiştir7 . Kızılırmak’a sahildar olan köylerdi. S. Nüfus Meselesi. iç erisinde yaklaşık 7.. Yağışın en az düştüğü bölge olan Orta Anadolu. s. Örneğin Beyşehir Gölü’nün aç ılmasından evvel tarlalar. Hasandağı. ç ok düşük bir verimdeyken sulama sayesinde bire on. agm. “ Aksaray Folklorunda Yapraklar Aksaraylı Bir Halk Şairinin Dilinden 1290 Kıtlığ ı” .

358.. Zihni Derin. s. Nisan 1952. Hiç olmazsa kaybettikleri yiyeceklerini. inekleri ve çift öküzleri. yemek pişirmek ve kışın ısınmak iç in gerekli yakacak odundan mahrumdu. Zihni Derin.355. bir de ç iftç inin ziraattaki yanlış usulleri ekleninc e tehlike bir kat daha artıyordu.11 S ulama kaynaklarından faydalanılmaması netic esinde bütün kurak bölgeler.. en azından emeğin inisiyatifi aç ısından ç iftç inin ayakta kalması yolunda önemli bir alt yapı sağlanmış olabilirdi. Bu sebeple ç iftç i. Bir yetersiz yıllık ziraî üretim. Hâlbuki bu ailenin yalnız katıksız ekmeği için 1. seksen bin liralık bir sermayenin teminini sağlamıştı15 . s. Üretim kooperatifleri. s.. ahır ve basit ziraat aletleri yapac ak keresteden. ağaç tan mahrum bir hâle gelmişti. mısır ve darı gibi yaz mahsulü ekilmiyordu. diğer yarısı da ekilerek. hükümete olan vergisi ve tüc cara olan borcunu ödeyebilmek iç in. Çiftç inin ziraat iktisadına ait teşkilatsızlığı. otsuz. belki de bu kuraklıktan ç iftç iler daha az etkilenecekti. zaten iş buhranı iç inde olan şehir ve kasabalara akın ederek işç ilik yapmaya mec bur bırakıyordu14 . İyi damızlık boğası yoktu.13 Öyle ki. age.12 Verimsiz kalan bu toprakların yanına. Leon Robinowicz. giyeceğini sağlamak. hava uygun giderse 1.357. Fakat ç iftç i bu tür imec e usullerini uygulamazken. s. kara sabanı bile ç ekemeyecek derec ede küç ük ve c ılızdı. Anc ak bu su. Çift öküzleri değil demir pulluğa.93. Yine ç iftç i toprağı iyi işleyen ve mahsulü ç abuk ve uc uz eken orak. Bu süreç te sıkıntıyı meydana getiren ziraat tarzından biri. S. 840 kilosunu ise en az beş nüfuslu ailesinin ekmeklik ihtiyac ına ayırıyordu. Ziraat ve Ticaret Gazetesi. güc ü yetenlerinin. age. s.144 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yordu. Leon Robinowicz. samansız ve bakımsızdı. Bu sebeple inekleri sütsüzdü. Odun yerine sığır gübresinden yapılmış tezeği yakmakta olduğundan.146.. tohumluklarını kendi kendilerine temin etmiş olurlardı. Tarım Bakanlığ ının Küçük Su İşlerine Ait Hayırlı Bir Te şebbüsü ve Bu İşte Muvaffak Olma Şartları” . Kurumsal bir teşkilatlanma gerçekleştirilebilseydi. agm. kuraklığın vahametini artırıc ı bir etken olmuştur. Örneğin Aksaray valisinin 1927 yılında imec e usulü ile bir miktar ziraatta bulunması. yemsiz. ç iftç ilerden ç oğunun ziraata elverişli ortalama kırkar dekar arazisi ve birer ç ift c ılız öküzü bulunuyordu. ç iftç ilerin genellikle ziraatlarını arpa ve buğdaya dayandırmaları olmuştur. ev. ziraat birlikleri.095 kilo buğdaya ihtiyac ı oluyordu.200 kilo kadar buğday kaldırılabilirdi. eksik ekmeğini tamamlamak. Bu arazinin yarısı kara nadas halinde 1-2 yıl dinlendirilir. “ Küçük Çifçilerimizin Zirai Dertleri.93. kuru ekmeğini bile karşılamayan bu gibi ailelerin erkeklerini. Bunun yanında. birkaç ç iftç inin hayvanının sulanmasından başka işe yaramıyordu. ziraî itibar sandıkları ve teşkilatları ile hatta daha basitleri ve ilkelleri olmuş olsaydı. tarlaları gübresiz ve toprakları da verimsizdi. harman temiz- 11 12 13 14 15 Age. Bu buğdayın 360 kilosunu diğer yılın tohumluğuna. .

Bu kuraklık Konya. Bu yokluk. B.2. Ayrıc a bu kuraklık 16 17 18 19 20 Zihni Derin. İçtima: II. ç iftç inin modern tarım aletlerine sahip olmamasının yanında. C. Bunun nedeni ise. Kuraklıktan etkilenme oranının az gibi görünmesine rağmen etkisi ç ok şiddetli olmuştur. Fakat buradaki en önemli sorun.1. Diğer taraftan ihtiyac ı nispetinde krediden de mahrumdu.. Ankara (tarihsiz). s.. age. Leon Robinowicz. s. . Zihni Derin. Bununla birlikte. kuraklıktan sonra artık eski sabanların yerine daha modern pullukların getirilmesi ve toprağın daha iyi işlenerek. (Ziraat makinelerinde ve ziraatta kullanılan mevadı mü ştaile ve muharrike ile müstahzaratı kimyeviyenin rüsumu hakkındaki kanunu tadil edici 1/498 numaralı kanun lâyihası ve İktisat. kuraklıktan önc eki iki senenin kısmen kurak gitmesi ve 1928 yılı kışının şiddetli geç mesinden ç iftç ilerin alac akları mahsule güvenerek mevc utlarını hayvanlarına harc amaları yüzünden ambarları ve sermayeleri bakımından zayıf durumda kalmalarıdır20 . Devre: III. Aksaray. Ankara (tarihsiz). Kırşehir. bu gibi zararlardan en az kayıpla kurtulmak istemiş ve bunun iç in de bir kanun dahi hazırlanmıştı. TBMM Zabıt Ceridesi. s. agm.93. Bu durumun netic esinde. hem de toprağı derinden işleyec ek modern tarım aletlerinin bulunmayışıydı17 . KURAKLIĞIN DEVLETE VE HALKA VERDİĞİ ZARAR Eskiden beri kıtlıklar ç ok mühim değişikliklere sebep olmuş.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 145 leme ve ayırt etme işlerini temin eden yeni aletlerden mahrumdu16 . İçtima: III. 1928 yılı kuraklığının etkisini çoğaltan sebeplerden birisi de hem ç iftç inin yeterli sermayeye sahip olmaması. O dönemde ç iftç i. Devre: III.350. üretimde müthiş bir azalma baş gösterdiğinden devlet dışarıdan buğday ithal etmek zorunda kalmıştır. C. s. Bu sebeple hükümet. TBMM Zabıt Ceridesi..XX.XII. Bu sadec e olayın ekonomik boyutunu teşkil ederken. bilhassa insan sağlığı üzerinde sıtma gibi hastalıklara neden olmuştur. Adliye ve Bütçe Encümenleri mazbataları).1. Yozgat. Ziraat Bankasından sağlayabildiği az bir miktar parayı ziraî üretimde kullanamamaktaydı. toplumsal anlamda pek ç ok kişi ekmek bulamaz hale geldiği gibi aç lıktan ölenler dahi olmuştur. Eskişehir ve Afyon gibi vilâyetlerde etkili olmuş ve ilk anda nüfusun yaklaşık beşte biri üzerinde etkisini göstermiştir.93. s. (Pulluk ve saire için bir sermaye tesisi hakkında 1/709 numaralı kanun lâyihası ve İktisat ve Bütçe Encümenleri mazbataları). Yine mahsullerini değerlendirec ek satıc ıya kadar depo edecek. bu tarım aletlerini değerlendirec ek bilgiden de mahrum kalmasıdır. bir elden taşıyıp kıymetli fiyatla satac ak ve dünya piyasalarından haber alac ak vasıtalardan mahrumdu. Bildiklerini tatbik edec ek enerjilerini kaybetmişlerdi19 . Bu pullukların dışarıdan değil iç eride üretiminin sağlanarak temin edilmesi de kararlaştırılmıştır18 . 1928 yılındaki kuraklıkla birlikte iyic e aç ığa ç ıkmış ve ç iftç inin yüzü gülmez hale gelmişti. agm. kendini kalkındırac ak olan yeni ziraat usullerini bilmemekte birlikte bu usulleri kendine öğretecek rehberden mahrum durumdaydı.

(1/97 numaralı Konya ovası sulama idaresinin 1931 senesi bütçe kanunu layihası ve bütçe encümeni mazbatası). beklenen mevsim yağmurları yağmadığı iç in tarlalarda henüz teşekkül etmiş olan buğday ve arpa başakları. TBMM Zabıt Ceridesi. Anc ak bu göç hareketi 1928 kuraklığında daha önc ekilere nazaran geniş boyutlu olmamıştır. TBMM Zabıt Ceridesi. s. bakımsızlıktan dola- 21 22 23 24 25 Ali Numan. TBMM Zabıt Ceridesi. alev gibi esen rüzgârların karşısında yanıp kavrulmuştu. Karınca . Mart 1989. Özellikle İç Anadolu’nun tarım bölgesi olması ve kuraklığında etkisini burada göstermesi bu tesirin derecesini katlamıştır. Ankara 1933. burada yaşamak zorunda kalan insanlar. “ İklim ve Be şeriyet” . Ankara 1931. 7.2. Bu durum ise pek ç ok sahada etkisini göstermiştir. ac ı bir gerç ek olarak ortaya ç ıkmıştı. Bu senelerde hüküm süren kuraklık ile su dağıtımının fennî bir şekilde yapılmaması yüzünden. su problemi başta olmak üzere pek ç ok sıkıntıya maruz kalmışlardı.219. Çünkü yağış neredeyse bu senelerde hiç düşmemiştir. 627. Gelirin azalmasının yanında.146 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yüzünden pek ç ok göç hareketi de yaşanmıştır21 .XIII. Devre: IV. 3. Köylü bu felâket karşısında ne yapac ağını şaşırmış. “ Kuraklık” . s. Yağmur mevsimi geçmiş. Ankara 1933. artık kapaklardan su akamayac ak bir vaziyet hâsıl olmuştu24 . Hâlbuki gölün seviyesi daha aşağı düşmüştü. C. s. suyun yeterli miktarda tarım arazisine dağıtılamaması da ayrı bir sorun teşkil etmişti. .XIII. bu arada. idarenin geliri arasında mühim bir yekûn teşkil eden sulama üc retinin. ehemmiyetli bir surette azalmasına sebep olmuştu25 . 1928 kışı fevkalâde kurak gitmişti. İçtima II. bu suretle kuraklık. Celal Er. (Konya ovası sulama idaresi 1933 senesi bütçesi hakkında I /506 numaralı kanun lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). Devre: IV. C. s. Örneğin 1928 senesinden başlayarak 4 sene zarfında Konya Ovasında kuraklığın devam etmesi. Bununla birlikte. S. Bilhassa 1928’de yaşanan kuraklık halk üzerinde olumsuz pek çok tesir yapmıştır. Devre: IV. köylüleri pek ac iz ve perişan bir hale düşürmüş ve hatta bazı köyler ahalisinden bir kısmı. C. Halkevi. Nitekim 1928 yılında.III. Yıl: 55. 1927’den beri düşmüştü. S.42. Kuraklık olduğu vakit. 30 Ekim1932. Ş ebekeye muntazam ve tam su verebilmek için Beyşehir Gölü’nün seviyesi bir buç uk metre yüksek olması gerekiyordu. Fevkalâde İçtima. S enenin böyle kış zamanına tesadüf etmiş olması nedeniyle Beyşehir Gölü’nde su hac minin daha fazla olmasını gerektiriyordu. zahire ve hayvan yemi fiyatları yükselmiş.4. başka yerlere göç etmek mec buriyetinde kalmışlardır22 . Beyşehir Gölü’nün suyunu kanallara veren kapağın radyesi 1124 rakamındaydı. ülkedeki su rezervleri azalmış. 1933 senesi kışın kurak gitmesi netic esinde böyle bir safhaya inmişti ki. 7. İçtima II.s. Beyşehir Gölü suyunun alç almış olması ve bu sebeple şebeke dâhilinde bulunan arazinin tamamen sulanamaması. Yani 1125 buç uk olması lâzımdı. Hâlbuki birbirini müteakip kuraklıklar netic esi olarak su kâfi gelmemişti. Bunun netic esi olarak suyun seviyesi mütemadiyen. tarımdaki verimlilik tehlikeye girmiş ve insanlar büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmışlardır23 .

Ankara (tarihsiz). s. 1926’da ihrac at 182 milyon. ikinc isi ise mahsul ve hayvanların ölümü netic esinde üretimdeki azalma şeklinde kendisini göstermiştir. dış piyasalardan buğday ithaline ihtiyaç hâsıl olmuştu. Tuz satışı kilo olarak. agm. 803. birinc isi gelirlerin azalması yönünde.1. Maddesi kuraklık ile ilgilidir. Ankara (tarihsiz). Avni Şanda.XIX. S. 1926 da 2. Avni Şanda.52. ithalât 242 milyon. Fevkalâde İçtima.. Ankara 1931. s. 1927’de (8. Maliye Vekâletinin müsaadesiyle kısmen veya tamamen silinec ekti32 . Devre: III. 1928 yılında ise yaklaşık olarak 108 milyon kilo buğday ithal edilmiştir30 .XIII. Nitekim. 887 TL’dir. s.14. 20 Haziran 1931’de Arazi Vergisi Kanunu görüşülürken bu kanunun 5. İçtima: II. C. s. a. 237). altın fiyatları da. kuraklık bölgesindeki köylünün. . piyasaya fazla miktarda altın arzedildiği iç in. Türkiye'nin buğday aç ığını kapatmak iç in. Fevkalâde İçtima. 158 milyona inmiştir. ithalât 216 milyon. yangın. dolu.51. Devre: III. Bu durumun nedeni ise 1928 senesindeki kuraklıktır. Bu tür felâketler karşısında hükümet. İthalât ise 211 milyon olmuştur29 . Ankara 1931. bu suretle zarar gördüğü idarî tahkikatla sabit olanların o seneye ait vergileri. C.1970. İçtima: III. Buna binaen hâsılat da 300. TBMM Zabıt Ceridesi. Kuraklığın bu tesiri sadec e mahsulle sınırlı kalmamıştır. s. TBMM Zabıt Ceridesi. Devre: III.5 milyon.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 147 yı.143-144. Ekim 1970 . 116. 005. C. muzır haşarat veya bulaşıc ı hastalıklar gibi fevkalâde arızalar dolayısıyla en az üç te bir derecesinde zayiata uğrarsa. TBMM Zabıt Ceridesi. Bu sebeple. Mesela. TBMM Zabıt Ceridesi. s. C. Anc ak. (Millî Müdafaa Vekâleti 1929 senesi bütçesine fevkalâde tahsisat konulmasına dair 1/520 numaralı kanun lâyihası ve Bütçe Encümeni mazbatası). Görüldüğü üzere kuraklık. herhangi bir köy veya kasaba veya şehir arazisinin tamamının veya belirli bir bölgesinin mahsulleri sel. bu ğ day olarak 1924’te 18 ve 1925’te 19 milyon liralık ithalât.XII. “ Tarih Boyunca Anadolu’da Kuraklıklar” . Gelirlerdeki Azalma 1928 yılında yaşanan kuraklık sebebiyle fiyatlarda bir yükseliş kendisini gösterirken. Bundan başka.1925’te ihrac at 192 milyon. 1928’de 7. Devre: III. İçtima: III. bunun netic esinde bütç ede aç ık meydana gelmiştir27 .000 lira kadar bir azalma yaşanmıştır31 . C. Devre: IV. H.25. 606. Bu yüzden ç eşitli vekâletlerin bütç elerini yeniden düzenleme gereği duyulmuştur.159. İstanbul Ticaret Odası Mecmuası. bütün ürünlerdeki ithalat bu şekilde olurken. s.II. Ankara (tarihsiz). 26 27 28 29 30 31 32 H. Devre: IV.26 Kuraklığın etkisi. 1927’de kuraklık zamanına tesadüf ettiği iç in 192 milyonluk ihrac at. kuraklık.Aralık. silinen bu borç lar ve üretimin düşmüş olması tahminî gelirlerin beklenenden ç ok az ç ıkmasına sebep olmuştur. 1927’de 868 bin ve kurak senesi olan 1928 de ise be ş milyon liralık ithalât yapılmıştı.III. O yıl en ç ok Romanya'dan buğday ithal edilmiştir28 . 11-12. TBMM Zabıt Ceridesi. görülmemiş bir surette düşmüştü.XII. kasaplık hayvan fiyatları da düşmüştü. İçtima: II. aynı zamanda ülkenin ithalat ve ihrac at dengesini de etkilemiştir. Kuraklık netic esinde. Bu maddeye göre. 1926’da 7. “kara gün” iç in sakladığı altınları da piyasaya sürülmüştür. her ne kadar maddî anlamda sıkıntı iç ine düşse de ç iftç ileri korumaya yönelik uygulamalara gitmiştir. C.94. TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara (tarihsiz). s.

İçtima: III. s. C.35 Fakat bu indirimler bir işe yaramamış yine de halkın büyük ç oğunluğu sulama borc unu ödemekte güç lük ç ekmiş ve büyük bir kısmı da ödeyememişti. Ankara (tarihsiz).325-326. bilhassa hafif seyir nakliyatı 800 bin küsur lira kadar azalmış ise de. (Konya Ovası Sulama İdaresinin 1930 senesi bütçesi hakkında l/644numaralı kanun lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası).XIX. Devre: III.2. 000 lira tahmin edilmişti.072 lira 33 kuruş tahsil edilebilmişti. Ankara 1933. 228. İçtima II. diğer maddelerde gösterilen yolc u ve sair ç eşitli tahsisat da tahmine nazaran mahsus bir fazlalık kaydedilmiş olduğundan. yine kuraklığa bağlı olarak hükümetin sulama üc retlerinde yapmış olduğu tenzilattır.58. evvelce her bir dönüm başına muntazam şebekede 80 kuruş alınırken. (Konya ovası sulama idaresinin 1928 senesi son hesabı hakkında 1/450 No’lu kanun lâyihası). İçtima: III. C. Diğer taraftan ayni sebepten nakliyatın azalması dolayısıyla. Devre: IV. Orta Anadolu’da ve bilhassa Konya’da senelerc e devam eden kuraklığın yaptığı tesiri ve bilhassa 1928’den itibaren hububat fiyatlarının düşüklüğünü göz önüne alarak.36 Bu durum. Devre: IV.Ba ğ dat demiryolları ve Haydarpa şa liman ve rıhtım idaresinin 1928 senesi hesabı katisi hakkında 1/421 numaralı kanun lâyihası). bilhassa zahire nakliyatında % 50 derec esinde indirim yapılmasına mec buriyet hâsıl olmuştu. S ulama İdaresi Mec lisi tarafından tespit ve hükümetin tasdikiyle tespit edilen üc retler. TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara 1931. Devre: IV.100 lira olduğu halde. Buna göre.180. senenin kurak gitmesinden dolayı ziraat taliminden eksik olmakla 106.563 lira 44 kuruş ve ayni sebebe binaen değirmen ve fabrika su üc retinde 250 lira tahminine karşı. Devletin gelirini azaltan en büyük sebeplerden bir diğeri. anc ak 5. TBMM Zabıt Ceridesi. 30 kuruş indirim yapılarak 50 kuruş ve gayri muntazam şebekede dönüm başına alınan 50 kuruştan da 20 kuruş indirim yapılarak 30 kuruşa indirilmişti.XIII. 07) lira eksik tahsilât ile kapatılmıştı. TBMM Zabıt Ceridesi. s.148 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 1928 senesi geliri. Devre: III. C. . Hükümet. Ankara 1933.XIX. İçtima II. C.37 Kuraklığın tesiri sulama alanında görülürken. Fevkalâde İçtima. s. S ulama üc reti olarak bütç edeki tahmin edilen miktar 139. 11. üc retlerde indirim yapmıştı.2.III. Ankara (tarihsiz). s.XIII. (1930 senesi hakkında umumi mazbata). Böylece kuraklığın tesirinden hayli zarar gören ç iftç ilerden tahsili tahmin olunan geriye kalan miktara mukabil. 204 lira ve 1928 senesinde de 697. 1927 senesinde 799. diğer sahalarda da düşüş olarak kendisini göstermiştir. bu eksiklik kısmen telâfi edilmiş ve gelir bütç esi (285. 466. (Anadolu . 012 lira tahsilât olmuştu. hâlâ lâyıkıyla ilerleme sağlayamamış olmalarından kaynaklanmıştı. C. TBMM Zabıt Ceridesi. 1926 senesinde 774.33 Ayrıc a vergi gelirlerindeki bir azalma da. 56 lira 4 kuruş olarak tahakkuk etmişti. 1929 senesinde 800 000 lira tahmin edilirken34 . 1928 senesindeki hâsılatın azalmasında kuraklığın etkili olduğu şüphesizdir. s. uzun süredir devam eden kuraklıktan her halde müteessir olmuş bulunan sulama sahası ç iftç ilerinin. kara ve deniz boğaz vergilerinde görülmüştür. Fakat bu sene zarfında İç Anadolu’da meydanda gelen kuraklık dolayısıyla. 33 34 35 36 37 TBMM Zabıt Ceridesi. 136 lira.

İçtima: I. kısmen yemlik.266. Eskişehir. Kütahya ve Ankara vilâyet ve kazalarında senenin kurak gitmesi sebebiyle. C.4.1.III. Devre: IV. 1928 senesinde yaşanan kuraklıkta altı vilayetin (Konya. Eskişehir. kantariye ve saire üc retleri ve % 75 indirimle nakledilen amelenin nakliye üc reti olarak tahakkuk eden 118. bunun en son tedbir olması uygun görülmüştür. Ankara 1931. burada kuraklıkla ilgili olarak 8. Aksaray. 30. buna bağlı edevat tatili. Afyon. Konya. 1928 ve 1929 seneleri zarfında Hilâl-i Ahmer Cemiyeti tarafından muhtaç lara dağıtılmak üzere darlık ve kuraklık mıntıkalarına gönderilen zahirelerin nakliye üc retiyle. Buna engel olmak iç in. Ankara (tarihsiz). Ankara. Bu nedenle de bu yerlere ürünlerin azalmış olmasına bağlı olarak buğday nakliyatı yapılmıştı. Bunun yerine ihtiyaç duyulan yerlere Müdafaa-i Milliye emrindeki kamyonlarla un ve buğday taşınmasının daha muvafık olduğu düşünülmüştür40 . TBMM Zabıt Ceridesi. 22 Temmuz 1931 tarihinde Devlet Demiryolları ve Limanları işletmeleri bütç e kanunu görüşülürken. dışarıdan buğday ve un getirilmesi ve bunun temini iç in de gümrük vergisinin kısa bir müddet iç in kaldırılması öngörülmüştü. yükleme.10. olaylar pek yaşanmamıştır. diğer alanlarda olduğu gibi hükümetin bu sahada da bir indirime gitmesinden kaynaklanmıştır. BCA .b. Ürünlerdeki Düşüş ve Telefat Cumhuriyet dönemindeki kuraklıkların en ç ok tesir ettiği saha İç Anadolu Bölgesi olmuştur. madde eklenmişti.10/ 184. halkın büyük ç oğunluğunun ç iftç i olması hasebiyle doğrudan ürünlerin verimini ve buna bağlı olarak da hem vatandaşın yiyec ek ihtiyac ını. Gelirdeki bu azalma. Çünkü bu dönemde ürünlerdeki aşırı düşüş ç oğu insanın en zarurî ihtiyaç larını bile karşılayamayac ak duruma düşmelerine sebebiyet vermişti. 71 lira işletme alacaklarının kaydı silinmişti39 . s.IV. 30. 1924 yılı mahsulünün kış nedeniyle zarara uğramış olduğu ve bu sene de devam eden kuraklığın kışlık ekimi zarara uğrattığı ve ilkbaharda da aynı durumla karşılaşmanın yüksek bir ihtimal olduğu göz önüne alınarak. Yine 1925 yılında Ziraat Vekâletinden Başbakanlığa gönderilen bir yazıda. Afyon. b. Devre: III.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 149 Orta Anadolu’da 1928 yılı kuraklığından ulaşım da nasibini almış ve ulaşım gelirleri bu yıl azalmıştır38 . 545. Cumhuriyetin ilk yıllarından başlamak üzere yaşanmış olan bu kuraklıklar.308. Bu sebeple üç dört ay sonra bu bölge halkının zaruret iç inde kalmasına kesin gözüyle bakılıyordu. bunun iç in gerekli önlemlerin alınması istenmiştir. BCA .10/ 184. Fevkalâde İçtima. Yozgat) darlık sahasındaki etki.266. . Fakat bunun da memleket ekonomisine vereceği zarar düşünülerek. hububat mahsulü aşırı derec ede düşmüştü. kısmen to38 39 40 41 TBMM Zabıt Ceridesi.Ba ğ dat demiryolları ve Haydarpa şa liman ve rıhtım idaresinin 1928 senesi maliye bütçe kanunu lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). C. hem de gelir kaynağını teminden mahrum kalmasına sebep olmuştur.41 Anc ak bu senelerdeki kuraklık 1928 senesine nazaran daha az etkili olduğundan ürünlerin azalması ve ç eşitli ölüm v. Bu maddeye göre. (Anadolu . 1923 yılı sonlarında Trakya havalisiyle. s.

Bunun yanı sıra İktisat Vekili Şakir Bey’in verdiği bilgiye göre. Bunların tohumluk olarak ihtiyaç ları ise 16-17 milyon kilo civarındaydı42 . Bu felaketle ilgili şu ifadeler kullanılmıştı: “Geçen sene vila yetin birçok mahallerini yağmursuzluk. Müba rek çiftçilerimizin binbir emekle ektikleri hububa t.4. Bu etkiyle birlikte ç iftçiler. Bunlar kısmen ç alışarak. Leon Robinowicz. TBMM Zabıt Ceridesi. hububat fiyatının düşmesi dolayısıyla her bir Konya kilesinin 12 liraya belki daha aşağı fiyata düşmesi köylüyü daha ziyade müşkül ve elim bir vaziyete düşürmüştü43 . Bunlardan yaklaşık yirmi bin aile bir sene. s. en mühim hububat mıntıkalarından geç en Şark demiryolları mevkisinde ot ve samanlar ç ürümüş ve bu yüzden Anadolu'da birç ok damızlık hayvan mezbahalara sevkedilmişti. . Ankara 1931. Tarlalarda iş bulamadıkları iç in bu kötü duruma düşmüşlerdi. “ Çiftçilere Tohumluk” . 8 Mart 1928.47 Bu nedenle. mahsul yetiştiremedikleri gibi. Babalık gazetesinin 8 Mart 1928 tarihli nüshasında. Bu yerlerden birisi de Konya’ydı. dolu gibi birçok a fetler ha ra p etti. ihtiyac a tamamen evvelden anlaşılmış olduğu halde. TBMM Zabıt Ceridesi. 42 43 44 45 46 47 Leon Robinowicz. İç lerinde birç oğu çalışmak üzere başka yerlere gitmişler ve oradan ailelerini geçindirmeye ç alışmışlardı. seylap. İçlerinde una ot karıştırarak yiyec eği maddenin miktarını artıranlar vardı. bu sene kışın ç ok şiddetli geçtiği ve bazı yerlerde insan ve hayvan ölümlerinin meydana geldiği bildirilmekteydi.XX. s. Fevkalâde İçtima. ç iftç ilerin en büyük dayanaklarından olan hayvanlarının ç oğu ölmüştü. Bazı yerlerde de ot yemekteydiler. nerdeyse her kuraklık döneminde böyle olmuştur. (1/97 numaralı Konya ovası sulama idaresinin 1931 senesi Bütçe kanunu layihası ve Bütçe Encümeni mazbatası). Bunlar köylerin amele. TBMM Zabıt Ceridesi. s. s. Bu tarihlerde farklı mıntıkalardaki köylerde hiç yiyec eksiz kalan beş on hane bulunmaktaydı. C. çiftçi bazı yerlerde hayva nla rını beslemekten bile a ciz ka ldı. bu kurutucu fela ketlerle ta rumar oldu.. age. Yine bunlar iç erisinde aç lıktan ölen olmadığı bildirilmekteydi45 . İçtima: I. Babalık . Hakikaten 1928 senesinde Anadolu yaylasında kuraklık sebebiyle ot ve saman. nu: 2742. Ankara (tarihsiz). ellerindeki mahsulün yetersizliğiyle ç ok ac ıklı bir duruma düşmüşlerdir. kuraklık. Ankara (tarihsiz). Devre: III. s. Fakat bunun aksine. Bu durum. kısmen de komşularının yardımıyla geç inmekteydiler. Zararsız otları haşlayıp unla karıştırarak saç ta bir nevi pide yapmaktaydılar. s. hizmetkâr ve yardımc ı kısmını oluşturuyordu.219.359-360.163-164.IV. Devre: III. C.”46 .1. yirmi iki bin ailenin ise altı ay darlık ç ekmesi bekleniyordu. Çünkü saman ve otun yükleme ve tahliyesi hem masraflı hem de müşküldü.150 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 humluk olmak üzere darlıkta bulunan yaklaşık üç yüz bin nüfus ve elli bin aileyi daha ç ok etkiliyordu. sekiz bin aile dokuz ay. Muzaffer Hamid. (Sirkeci ile Haydarpa şa arasında feribot tesisi hakkında (1/193) numaralı kanun lâyihası ve nafıa ve bütçe encümenleri mazbataları).III. İçtima: III. O kadar ki. Ayrıc a ç iftç inin elindeki mahsullerin değeri de gitgide düşmüştü.. 1929 senesine kadar buğdayın her bir Konya kilesi 22 lira ve daha yüksek fiyatla satılmakta iken. kuraklıktan sadec e hububat değil aynı zamanda panc arda da büyük zararlar görülmüştü44 . C.359. age. Devre: IV.

vekâletin bütç esinin görüşülmesi esnasında. Vekil Bey’in itiraf buyurdukları veçhile Orta Anadolu' da ba zı mıntıka la r vardır ki. bugün zaruret içindedir. . s. agm. keskin. TBMM Zabıt Ceridesi. age. agm. geriye 25.. zelzele gibi tabi afetlerden sık sık zarar görmekteydi. Aksaray Milletvekili Besim Atalay Bey. böc ek ve zararlı hayvanlardan kuraklık ya da fazla yağmur ve sel. Ankara (tarihsiz). koyunların % 97’si ölmüş. s.245. Cahit Öztelli.. Serveti umumiyemizden belki on beş yirmi milyon lira önüne geçmek mümkün iken ya pıla ma ma sı sebebiyle ma hv olup gitmiş” 53 olduklarını ve bunu önlemenin ilk yolu olarak da köylülerin hayvanları iç in ağıl yaptırmak gerektiği öyle ki. Bu tarihten sonraki en büyük kıtlık olan 1928 yılında bu derec e olmasa da benzer olaylarla karşılaşılmıştır. 000 kişi kalmıştı49 . Bala. Bu hususta İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 151 Bilhassa ç iftç ilerin bütün mahsulleri ve hayvanları türlü hastalık. Devre: III. 1290 kuraklığı olarak bilinen ve 1874 yılında meydana gelen kuraklık.32. s. ha kikaten ciddiyetle nazarı itiba ra a la ca k bir mesele ha lini a lmıştır. Umran Emin Çöla şan. 20. (çiftçileri takviye) diye bir ta hsisat a ra dım. 52. Gerçekten de 1874 kuraklığında en ç ok zarar gören yerlerden Ankara.III. Koçhisar. sığırların % 81’i. ülke ekonomisinden bahsederek 1928 yılı kuraklığına değinmiş ve “Ana dolu yaylasının ziraatında tehlikeli vaziyetler ihdas eden yağmursuzluk ve rutubetsizlik.358. s. Her sene gitgide artan koyun ve diğer hayvanların sayısında. Ankara ilinin Keskin ilç esinde bir felaket şeklini almış. Geçen sene beş a ltı vila yetin çiftçileri çok yerlerde ektiği tohumu a lamamışla r ve çok müşkül mevkiye düşmüşlerdir ve bunun neticesini de memlekette pa halılık ve diğer ticari sıkıntıla r şeklinde görmekteyiz. hatta bu havalideki koyunların kısmen kırılmasına sebep olmuştu52 . Yine aynı sorunla ilgili olarak İktisat vekâleti bütç esi görüşülürken. s. İçtima: I.154. göç etmiş kalanların ise.9. % 30 gitmiş.III. C. don. ağaç kabuğu.. Ara psun'da n a ldığım telgra fla r çok a cıklıdır. buna mukabil ağılı olmayanların hayvanlarının ise % 10 ile % 70 arasında telef olduğunu bildirmiştir. Son zamanlar kışın tesira tı ve geçen seneki kuraklık sebebiyle za yıflayan gıda bula ma ya n ha yva na tımızın mühim bir kısmı ölmüştür.159. agm. Ankara (tarihsiz). Daha fazla veya da ha noksa n ne ise. bir 48 49 50 51 52 53 Zihni Derin. bula ma dım. Davarları % 50. İçtima: I.93. s. ağılı olan köylülerin hayvanlarından ölenin olmadığını. Bunun da sebebi. 000 kişi göç etmiş. göç meye izin verilmediğinden öldükleri bildirilmişti50 . 000 kişilik nüfustan 7. Kalecik halkı. C.. 1928 yılında meydana gelen kuraklık ve şiddetli kış sebebiyle bir ilerleme meydana gelmemiş 51 . TBMM Zabıt Ceridesi. dolu. burada ç iftç ilere yönelik bir yatırımın olmadığından ve kuraklıktan etkilenen bu bölge insanına yeterli yardım yapılmadığından bahisle hükümeti şöyle eleştirmişti: “Ya lnız bütçeye baktım.48 Mesela. Devre: III. ölen hayvanların etlerini. 000 kişi ölmüş anc ak. Leon Robinowicz. ot kökleri yedikleri.

Malatya Vilayetinden başbakanlığa gönderilen bir yazıdan anlaşıldığına göre.10/ 120. Bu köyler halkı kuraklık sebebiyle tohumluk ve yiyec ek zahire elde edemediklerinden Ziraat Bankası’na kendilerine borç vermesi hususunda mürac aatta bulunmuşlardı.10/ 121.6. Bunun yanı sıra hayvanları da birer birer telef olmuştur. Yine aynı tarihlerde 2 Haziran 1929’da Trabzon Vilayetinden alınan bilgiye göre. Bu sıkıntılarla beraber ot. Devre: III. BCA . Aynı tarihlerde Muş Valiliği tarafından gönderilen bir yazıya göre.858. İçtima: I. ürünlerin toplanamamasına bağlı olarak kendisini göstermişti.III. 30.2. 1928 yılının kış mevsiminin şiddetli geç mesi ve ondan sonra da devam eden kuraklık netic esinde aç lık baş göstermiştir.2. 1929 yılı Ocak ayında. kışın süreklilik göstermesi ve yağan karlardan dolayı köylü ç ok büyük bir zarara uğramıştır. Bilhassa Doğu Anadolu’da kışın ç ok sert geç mesi sebebiyle önemli miktarda hayvan telef olmuştu.10/ 121.860. İç Anadolu’da etkisini en şiddetli gösteren kuraklık. Bu tarihlerde yaşanan kuraklıkların ve buna bağlı olarak ortaya ç ıkan kıtlığın ardından. saman 15 kuruş ve arpa da 6 kuruşa yükselmiştir58 .152 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 za ra r var. Ayrıc a Van ve c ivarında görülen kuraklık sebebiyle halk büyük sıkıntılar ç ekmiş.10/ 120.000 liralık bir yardım talebinde bulunmuştur55 .860. s. etkili olmuş ve oralarda yine aynı şekilde aç lık ve sefalet. . saman 5 kuruş ve arpa’da 5. diğer bölgelerde de bu bölge kadar olmasa da.858. Ahlat.” 54 .4. Bunun yanında 1930 senesinde yine yağış yokluğu sebebiyle Koc aeli’ne bağlı Geyve Kazası ve buraya bağlı 31 köyde kuraklığın etkisi çok fazlaydı. havalar bozuk gittiği için bu işlere ara verilmiştir. Van merkez ve c ivarında 54 55 56 57 58 59 TBMM Zabıt Ceridesi. aç lıktan hayvan telefi % 25 derecesine ulaşmıştır59 . 30. Öyle ki. 1933 yılında İç Anadolu ile Doğu Anadolu ve Karadeniz’in bazı şehirlerinde yeniden aç lık baş göstermiştir. Bunun üzerine de. Aksi takdirde bu yöre halkının geçimlerini sağlamak amac ıyla sağa dola dağılac akları bildirilmişti57 . Tabi her ne kadar demiryolları işinde ve yollarda işç i olarak ç alışmaktaysalar da. 30.248.10/ 120. hatta yiyec ek yokluğundan otlarla beslenmek zorunda kalmışlardır. saman ve arpa fiyatlarında gitgide bir artış söz konusu olmuştur. Ankara (tarihsiz). Bu sebeple vilayet ac ilen 25.858. BCA .3. Rize’nin Karaderesi’yle Of’un Baltac ıderesi köylerinde yiyec ek mısır tanesi bile kalmamış olduğundan halkın aç lıktan ot yedikleri ve bu yüzden soygun vakası türü olaylara rastlanmakta ve ac ilen yardım talebinde bulunulmaktaydı56 . ot 4 kuruş. 1933 Nisan’ında Erc iş. BCA . BCA . bilhassa Arapkir ve Kemaliye’de açlık had safhaya ulaşmıştır. Muradiye gibi yerlerde soğuktan büyük bir sıkıntı yaşanmış olduğundan ç ok miktarda hayvan telef olmuştur. 30. BCA .50 kuruş iken bir gün sonra. S ürmene. Kışın sertliği nedeniyle sonbahar ürünleri donmuş. C. ot 5 kuruş. 30. ilkbahar ziraatı yapılamamış. Mesela 13 Nisan’da.

354 manda. Seydişehir. . Bozkır’da 16 köyde. Bu durum. bir taraftan ekinc ileri diğer taraftan da hayvanc ıları ümitsizliğe düşürmüştü. 30. S eydişehir.10/ 81.21. Konya Ovasında kanal sistemi dâhilinde bulunan köylerden bir kısmının arazisi. Bu arada. Beyşehir Gölü’ndeki su seviyesinin yine senelerden beri devam eden kuraklık yüzünden inmesi dolayısıyla. kuraklığın tesiriyle kışlık ürün. 30. hatta ç oğu köyde bu imkânsızlık karşısında ekinlere hayvanların bile salındığı görülmekteydi. Yenişehir. BCA . Ereğli. Beyşehir. el ile yolmak suretiyle hasadına imkân vermeyec ek kavruk ve c ılız bir halde bulunmakta. Lazım gelen yardım yapılmazsa bu köylerde yeni sene için üretim kabiliyeti kalmayacağı ve halen merkeze tabi yüzde yüz kuraklıktan etkilenen on sekiz köy halkına yollarda ç alıştırılmak üzere ekmek parası temin edildiği bildirilmişti62 .431 sığır. 573 at.21. 12. Bu sırada İç işleri Bakanlığı tarafından Başbakanlığa 1933 Kasım’ında gönderilen yazıya göre.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 153 63.530.530. Çumra’da 45 köyde. anc ak Bozkır’dan dolaşıp gelen Çarşamba Çayı’nın sularıyla kısıtlı bir alan sulanabilirken. Ilgın’da 20 köyde.530.10/ 81.530. Karaman’da 32 köyde. 30. Konya’ya bağlı Akşehir. BCA .21.10/ 81. Konya’ya bağlı Bozkır ve Kadınhanı kazalarında kuraklık yaşanırken bir anda yağmurla karışık dolu yağmaya başlamıştır. BCA .10/ 81. Merkez ve Çumra gibi Konya ovasındaki meralar tamamen ç öl manzarasına bürünmüştü. Yine Hadim.149 hayvan ölmüş ve yeni doğan kuzu ve oğlak telefatı da % 75 c ivarında olmuştur60 . Öyle ki.10/ 184. Yağan dolular bu kazaların köylerinin mahsulüne büyük zarar vermiştir. 23 Temmuz 1933’de. S ultaniye (Karapınar)’de 2 ve merkez kazanın 6 mahallesi ile Aladağ mıntıkası köyleri yazlık ve güzlük ürünleri kuraklıktan % 50 derec esinde etkilenmişti. Bozkır ve Kadınhanı’nda meydana gelen dolu felaketinden etkilenen köyler şu şekildeydi: 60 61 62 63 64 BCA . 34 katır ve 2 deve olmak üzere toplamda 80. Kadınhanı’nda 10 köyde. 30.2. 305 eşek. 1933 yılında Konya merkeze bağlı 53 köyde. Ermenek ve Cihanbeyli genelinde de % 50 derec esinde kuraklıktan etkilenilmişti63 . Ereğli kazaları ile bilhassa merkez ve Çumra kazasında etkisi ç ok büyük olmuştur.390 keçi. 30. Özellikle Kadınhanı’na bağlı Karasevinç Köyü’nün ürünleri tamamen yok olmuş ve köylü yiyeceksiz ve tohumsuz kalmıştı. Bu sıralarda İç Anadolu Bölgesi’nde de kuraklık etkisini göstermiş ve bu bölgede aç lık ve telefat etkili olmuştur.269.21.010 koyun. 3. 1933 yılındaki kuraklığın Akşehir. geneli teşkil eden kıraç köylerin vaziyeti ç ok kötüydü61 .64 Buna göre. BCA .

Bu buğdayın fiyatı ise.154 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo-1: 1933 Yılı Kuraklığından Etkilenen Konya’nın Bozkır ve Kadınhanı Kazaları65 Kazanın adı Bozkır “ “ “ Kadınhanı “ “ “ Nahiyesi Belviran “ “ “ Merkez “ “ “ Köyü Sarı oğlan Kuzuveren Kıldere Ayvalıca Karasevinç Köylü tolu Meydanlı Konur viran Mahsulün hasar derecesi % 70 % 15 % 30 % 30 % 100 % 100 % 100 % 100 Yağmursuzluk ya da dolu gibi felâketler sebebiyle.19. kuraklık sebebiyle Kars ve c ivarında yeterli miktarda buğday üretilemediğinden. Bir ay evvel buraya birkaç vagon mal gelirken haziran ayında 20 kileye kadar inmişti.10/ 184. Bu sebeple de kuraklık devam ettiği sürec e durum ç ok vahim noktalara gelebilirdi67 . halkın ihtiyac ını fabrikalardaki buğday stoklarından sağlamaktaydı66 . Geçen sene çiftç iye verilen tohumluklardan elde edilen mahsulün bir kısmını ç iftç i tüketirken.10/ 184. Kars Vilayetinden 1935 Haziranında gönderilen kuraklık raporuna göre.15. ortaya ç ıkan ürün azlığı beraberinde şüphesiz ki. bu yöredeki buğday fiyatını tanzim etmek gerekmişti. Un fiyatı ise 600’den 725 kuruşa fırlamıştı. Anc ak stoktaki buğdaylar.21. BCA . Aynı felaketin bundan sonra tekrar yaşanması kaç ınılmaz olacaktı. Ziraat Bankası’na mâl olduğu bedel üzerinden ve ofis depolarından teslim 65 66 67 BCA . gerekse üretic iye veya ekmek fiyatını tanzim iç in belediyelerin bildirec eği değirmenlere yerel mülkiye amirlerinin teklifi ile buğday satılması kararlaştırılmıştı. Çünkü oralarda da aynı durum söz konusuydu.530. Bunun iç in gerek doğrudan doğruya. BCA . bir ay evvel buğdayın kilosu 4 kuruş iken bugün 6 kuruşa ç ıkmıştı.10/ 81. 30. 30.266. Bunun üzerine valilik. yağmur yağmaz ve kuraklık devam ederse. Böyle bir durumda yakın ve c ivar vilayetlerden zahire getirilmesinin de mümkün olmadığı bildirilmişti. 30. Mesela Eskişehir Vilayetinden 1935 Haziran’ında gönderilen yazıya göre. halkın durumunun düşündürüc ü olduğuna dikkat ç ekilmişti.266. hububat fiyatlarında önemli miktarda artış şeklinde görülmüştür. Çünkü ç oğu vilâyet aynı sıkıntıyla karşı karşıya kalmıştı. Bundan sonra. Nitekim. bir kısmını da toprağa ekmiş ve elinde pek bir şey kalmamıştı. . kuraklık sebebiyle. belirli bir kesimi doyurabilec ek ya da belli bir süreliğine kuraklıktan koruyabilmekteydi. Bakanlar Kurulunda alınan bir karar gereğince. Bu artışla birlikte halkın alım güc ü yetersiz olduğundan pek ç ok kişi sefalete maruz kalmıştı.

bankadan borç alma suretiyle köylüye alınac ak para karşılığında zahire dağıtmak olarak bildirilmişti69 .18.10.10/ 184. Bunun iç in yapılac ak yardımların buğday olarak değil. Vakfıkebir’e kadar devam eden sahil bölgede kuraklık yüzünden mısır mahsulü ç ok vahim bir duruma düşmüştü. dışarıdan mal almak yerine buğday temin edilmesi ve halkın buğday ekmeği tüketmesini uygun olac ağı kanaati hâsıl olmuş ve bunun üzerine vilayetlerden ihtiyaçları sorulmuştu. Trabzon ve Giresun’da muhtaç halka dağıtılmak üzere 3. Buralarda. Bu sırada.266.2/ 85. Tek geçim kaynağı olan fındık ise geç en yıla yani 1935’e göre yok denecek kadar azdı71 . Bunun yanında Cide ve Tirebolu’da da mısır mahsulü % 60 oranında yanmıştı. Zonguldak gibi yerlere giderek ç alışmaktaydılar. 1936’da S inop’un Ayanc ık kazasında kuraklıktan 40 köyde mısır hâsılatı yanmıştı. mısır olarak yapılmasının daha uygun olduğu ve bunun sebebinin de daha önc e kendilerine buğday verilen muhtaç ların.858. ortalama bir hesapla 30 liralık ekmeklik hububat mubayaasını zarurî kılmış ve netic ede aile ihtiyaç ları umum 68 69 70 71 72 BCA . Bu sene.108.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 155 şartıyla tespit edilmişti68 . 30. Mahsulün bol olduğu senelerde bile iki kaza ç iftç isi anc ak altı aylık gıdalarını üretmekte ve öbür altı aylık geçimlerini ise İstanbul. 30.11.15. Bu sıralarda ülkenin başka bir noktası olan Karadeniz şeridinde de kuraklık görülmüştü. 1935-36 yıllarının fena bir mahsul yılı olması.000 ton mısır ihtiyac ı olduğu bildirilmişti. Trabzon’un S ürmene Kazasının Araklı nahiyesinden başlayarak. Anc ak buradaki dağıtım yeterli olmadığından diğer şehirler de dâhil olmak üzere kuraklık bundan sonraki senelerde etkisini gösterec ektir. Cevaben Rize’nin 50 ton ihtiyac ı olduğu bildirilirken diğer vilayetlerden bu tarih itibarıyla bir haber gelmemişti70 . Ordu. 30.1.858. 1934 yılında Ordu Vilâyetinde kuraklık etkili olmuş ve bu yüzden yazlık ziraat durma noktasına gelmişti. BCA .10.10. halkın elinde mahsulün kalmamasına ve tüc c arın elinde bulunan mahsulün. BCA . 30. Anc ak hem fiyatların yüksek oluşu.10/ 120. Bölge. % 40 c ivarında hâsılatta düşüş görülmüştü.10/ 120. BCA . hem de istenilen miktarda toplu mal bulunmaması gibi sebeplerden dolayı.10/ 120. Ürünlerin yetişmediği yerlerden birisi de S inop’tu. belki İç ve Doğu Anadolu’daki gibi olmasa da. Merkez hariç olmak üzere % 30 nispetinde iaşe sıkıntısı ç ekilmekteydi. bu buğdayları düşük karşılıkta tüc c arlardan mısır almak suretiyle değiştirdikleri bildirilmişti. aşırı artış göstermesine sebep olduğundan kuraklığın etkisi kat kat artmıştı. Yaklaşık olarak % 35. Bu mıntıka halkının yiyecek mısır ihtiyac ı günden düne artmaktaydı. durumun ç ok vahim olması kaç ınılmazdı.858. . yağmursuzluğa tahammülü kalmayac ak derec eye gelmişti. BCA . ç eşitli sıkıntılarla karşılaşılmıştır. 30. 1936 Ağustos’unda Karadeniz vilayetlerinden Rize.72 Bu durum ise. Bu darlığa karşı alınac ak tedbir ise.

Hükümetç e yapılac ak yardımların yiyecek içecek şeklinde değil. age. Bu tarihten sonra meydana gelen önemli kuraklık olan 1928 kuraklığı Konya. 2. s. Örneğin daha önc e bu bölgede yaşanan kuraklıkta Aksaray’ın iki yüz üç yüz hanelik Eşmekaya Köyünde koyunlar ve sığırlar tamamen telef olmuş. Afyon ve Eskişehir vilayetlerinde etkili bir biç imde görülmüştü77 . s. Leon Robinowicz. 5.348. Age.64. bu durum karşısında hemen önlem almanın gerekli olduğunu anlamıştı. 4. 1874. müsbet olması. age. age. yapılac ak işlerin belirli bir sıra dâhilinde olmasını ve yapılac ak işlerin iç eriği ile ilgili olarak şu önerileri sunmuştu78 : 1.. Cumhuriyet döneminde de bu tür kuraklıklar yaşanmış ve bu noktada hükümet ya da halkın kendisi ç eşitli önlemler almaya ç alışmıştı. onları üretime hazır hâle getirmek şeklinde olması.349. yağmur duası yapılması iç in mürac aatta bulunmuş ve bunun üzerine öğle ve ikindi namazlarından sonra yağmur yağıncaya kadar yağmur duası yapılması kararlaştırılmıştı76 .364-365. Leon Robinowicz. kuraklığın tesirini azaltmak maksadıyla bir dizi önlemler alarak hayata geç irmeye ç alışmıştır. 17. Osmanlı Devleti zamanında yaşanan bu kuraklıkların ardından. 1854. Leon Robinowicz. s.Devletç e yapılac ak yardımların ilk önc e mahallî idarelerc e temini. tek bir inek kalmış ve o da buzağılamamıştı75 . bazı mükellefiyet ve vec ibelerden sıyrılma ve borçların (Zirai Kredilerin) başka bir zamana ertelen73 74 75 76 77 78 “ Orta Anadolu Köylüsü” .84. Köye Doğru. C. . İç işleri Bakanı’nın önermiş olduğu bu tekliflerin yanında hükümet.. Kırşehir. 1887.. Yozgat.Yardımlarda Hilâl-i Ahmer teşkilatının arac ılık etmesi. s. S.. Hayırsever şahıs ve kuruluşların yardımları./ 7. BCA . 4. efrat ve devlete karşı taahhüt ve mükellefiyete zarar getirec ek fevkalade kanun tedbirlerinden kaç ınılması. 1917 ve 1918 yıllarında büyük kuraklıklar yaşanmıştır74 . Kuraklıktan sonra İç Anadolu’da inc eleme yapan İç işleri Bakanı Ş ükrü Kaya. kanuni yardımlar.Bu sıkıntıdan halkın anc ak kendi emeği ile kurtulmasının temin edilip kolaylık sağlanması.348. Yaşanan bu sıkıntılar karşısında hükümet. münferiden afete maruz kalanlar iç in yapılabilec ek yardım şekilleri olarak. Etki alanının genişliğinden dolayı hükümet. 3. Yani kanunun belirttiği durumlar müstesna olmak üzere. HÜKÜMETİN KURAKLIĞIN TESİRİNİ AZALTMAK İÇİN ALDIĞI ÖNLEMLER 1928 yılı kuraklığından önc e 1844.0.156 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 nakit ihtiyac ının % 50’sine yükseldiği gibi senelik nakit ihtiyac ı da 250 lirayı bulmuştur73 .0. 51. Aksaray. s. 1 Mart 1941.Yapılac ak yardımın menfi değil. 1923’de yaşanan kuraklık azami derec eye yükselinc e Konya’daki halk.

263-264.Darlık mıntıkasındaki kişilere geniş miktarda bir iş hazırlanac aktı. Bu suretle Eşmekaya S uyu.2.Hayvanların yiyecekleri iç in c ivar vilayetlerde meralar hazırlanmıştı. 30.Anadolu Demiryolları Müdüriyeti uc uz zahire temin iç in 100 bin lira tahsis etmişti.146.Yardımsever kişilerin yardımları da Hilâl-i Ahmer vasıtasıyla yapılac aktı. tec ili ve taksitlendirilmesi gibi usullerden bahsetmişti. Müdüriyet bu parayla darlık mıntıkasına uc uz zahire. ot ve saman gönderec ekti. Haziran 1960. 1928 yılı kuraklığında inc eleme yaparak öneriler sunan Ş ükrü Kaya’nın ardından Bakanlar Kurulu. bu da muhtaç ç iftç ilere ödünç tohumluk verilmesi ve göçmenlere. Kuraklık netic esinde alınac ak önlemler Vekiller Heyeti tarafından kararlaştırılmış ve kararname olarak yayımlanmıştı.44. bu durumu görüşmüştü. Mart. nakledilenlere ve muhtaç ç iftç ilere tohumluk ve yemeklik dağıtılması şeklinde ortaya çıkmıştır79 . Buna göre. Bunun yanında bir kredi mahiyetinde olmak üzere fiili yardım vardır ki. 2. 30.1/ 29. 8. 1. hem de sürüleri iç in yeni yerlerin tespiti kararlaştırılmıştı. hem de sıhhi yardımda bulunac aktı.18. Bu yardımların birkaç koldan yapılac ağı kararnameden görülmektedir.7.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 157 mesi. 5. Bu suretle geçici de olsa kuraklığın tesirinden uzak durmak hedeflenmiştir. S. Mayıs. diğer taraftan hem tohumluk ihtiyaç larının karşılanması düşünülmüş. Bundan başka c ivar vilayetlerdeki demiryolları işlerinde darlık mıntıkasındaki kişilerin ç alıştırılması iç in gerekli tedbirler alınmıştı. Uluırmak. Nisan.Maliye Vekâleti darlık mıntıkasındaki kişilerin. Bu sırada Başvekil ismet Paşa. s. 7.Darlık mıntıkasındaki sulardan istifade olunac aktı.Muhtaç Duruma Dü şen Vatanda şlara Nasıl Yardım Edilebilir?” .Gelec ek sene ziraatını temin iç in de Ziraat Bankası tohumluk yardımında bulunmayı karar altına almıştı. Kızılırmak’tan başka Konya merkez Kazasıyla Zıvarık (Altınekin) Nahiyelerindeki kuyulardan herhangi bir suretle yararlanılac aktı. Mürac aat eden ç iftlere valiler yer gösterecek ve emniyetle sürülerini gönderec eklerdi. bir taraftan ç iftç ilere yeni iş sahaları aç arken.01/1. 13 Eylül 1928 günü seçim bölgesi olan Malatya'da verdiği bir nutukta.4. Buralara gidec ek amelelerin üc retlerine de Hilâl-i Ahmer Cemiyeti yardımda bulunac aktı. bilhassa tuz tic areti gibi işlerde ç alışması iç in bütç esinin önemli kısmını buraya yönlendirec ekti. Bu kararnameye göre 80 . kuraklık meselesi üzerinde önemle durmuş ve bu 79 80 Fethi Aytaç. “ Çe şitli Afetler Tesiri ile -Münferiden. BCA . 6. hem yardıma muhtaç olanlara yardım edec ek. Yıl: 31. İdare Dergisi.Hilâl-i Ahmer’e mürac aat edilmiş ve bu kurum. . Yine Konya S ulama İdaresi tarafından aç ılac ak sulama kanalları iç in zarurette bulunan kişiler ç alıştırılac aktı. 4. 3.1.

geri kalanı ise Konya. s.Ziraat Bankasının dar mıntıkalara iki defada tahsis ettiği tohumluk yardımı (2 310 000) liraydı. Kuraklığın etkisini azaltmaya yönelik yardımlar. 3. C.158 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 meseleyi şu sözleriyle dile getirmiştir: “İki üç yılda n beri. Bunun yanında yardıma muhtaç durumda bulunan yerlerin halkına yine Hilâl-i Ahmer yardıma koşarak pek ç ok kişi sefil vaziyetten kurtarmaya ç alışmıştır.000 lira tahsis etmişti.000 dönüm arazinin. Bir ta raftan memleketin umumî üretimindeki nisbî muva zene.Nafıa yollar tahsisatından 250 000 lirayı bu mıntıkalara tahsis etmişti.Nafıa. .000'i Malatya ve havalisine gönderilmiş. diğer yılla rda kilerden çok fa rklıdır. TBMM Zabıt Ceridesi. dar mıntıkalarımızdan işyerlerine gidec ek olanlara tarifelerini yüzde 75'e indirmişti. Fa ka t bu yılki kura klık. saman nakliyatında yüzde elli indirim yapılmıştı. da rlığın tesirlerini gereği gibi a zaltmıştır. Bunlar 8. da rlığa meyda n vermiş fa kat çare ve tedbirlerle. Bu ç alışmalar şunlardan ibarettir82 : 1. Beyşehir Gölü’ndeki yeraltı kanalı temizleniyordu. Zahire.000 dönüm sulanabilec ekti. Afyonkarahisar. darlığın hafifletilmesi cihetine gidilmiştir.. Eskişehir. agm. Avni Şanda. elindeki su işleri parasının yarısını bu mıntıkaya vermişti. 20. Hilâli Ahmer’in gerek zelzele. Bu konudan Mustafa Kemal Paşa’da 1 Kasım 1928 tarihinde bahsetmiş ve Hilal-i Ahmer’in yardımına teşekkür etmek suretiyle şu konuşmayı yapmıştır: “Ba zı vilâyetlerimizde bu sene sert bir şekilde deva m eden kura klıkta n da ha ziya de muzda rip ve müteessir olduk.Hilali Ahmer kuraklık yaralarını sarabilmek iç in 500. Bu hal. Konya'da İnevi kanalını 25. diğer ta raftan kurak mıntıkalarda teksif edilen tedbirler ve ya rdımlar. bu kanal 130 km. tahsisat vermişti. un. Çumra’da 50. Aksaray. Devre: III.000 dönüm sulanabilec ekti. Çankırı vilayetlerine gönderilmişti. birbiri a rka sına sürüp gelen kura klıklar görülmektedir. Esmil kanalı iç in. Ilgın'da 40-50 bin dönüm arazinin ziraate yarar bir hale getirilmesi düşünülmüştü. daha ç ok sorunun kaynağı olan su problemini ç özmeye yönelik olmuştur. 2.26-27.000 lira ile ihale etmişti ki. Yozgat.V. İçtima: II. Bundan 65. bunun ile 10.000 lirası Birinci Umumi Müfettiş emrine.000 dönüm sulayac aktı. 4. Burada bölge halkı ç alışarak gelir elde edec ekti. s. Bakanlar Kurulunun almış olduğu önlemler ve bunun ardından İsmet Paşa’nın kuraklığın hafifletilmesi yönündeki uygulamalarına geç ilmiş olan ç alışmalar mevc uttu. uzunluğundaydı. Ereğli bataklığının kurutulması ile de 70. gerek kurak sahala rın81 82 H. Aksaray Uluırmak kanalına başlanmış ve 50. Uc uz yerlerden yiyecek ve yemlik tedarik ederek ic ap eden yerlere mâl olduğu uc uz fiyatla yetiştirmeye ç alışmıştı. Bununla da 75. Ankara (tarihsiz). Konya c ivarındaki ç iftlik kanalları iç in.” 81 . 5.000 lira ile işe başlamıştı. Bazı yerlerde sert sonuçlar verdiği anlaşılmaktadır. Kırşehir.Devlet Demiryolları.000 lira tahsisat verilmişti.52.

Kuraklıktan sonra hükümet. Yine hükümet. tohumluk yardımı. mahalli Hilâl-i Ahmer şubelerinden yapılabilec ek yardım. aç lıktan muzdarip olan kimsesiz kadın ve ç oc uklara. Belge nu: 133. ilk ve ac il yardım olmak üzere para yardımı nispeti nüfus başına 20 liradan aşağı olmamak üzere.148. P ara Yardımı 1928 yılında yaşanan kuraklık netic esinde. . Leon Robinowicz.361. Hilâl-i Ahmer’in göndermiş olduğu bu yardımlar. aile başına 200 lirayı geç ememekteydi. sadec e İç Anadolu’daki yardıma muhtaç kişilere değil. artık mahsullerin bir yerde toplanıp bekletilmesi ve bu gibi çeşitli afetler iç in silolar ve ambarlar yapılmasının gerekliliğini anlamıştı.”83 . Kutu nu: 1393. Konya. ülkenin dört bir yanında muzdarip durumda inlemekte olan bütün vatandaşların yardıma koşmuştur. zaruretten sınırlı kalmakta ve nakit olarak yapılac ak yardım problemleri çözemeyecektir. 1929’da önceki yıllardan devam eden kuraklık nedeniyle.2. s. İçtima: II. Bu yerlerden birisi olan ve Ankara’ya bağlı Zir Nahiyesinden para yardımı talebinde bulunulmuş ve bunun üzerine buraya 300 liralık bir yardım gönderilmişti86 . Hükümetin kuraklığa karşı aldığı bu tedbirlerin yanında. ne kadar yardımda bulunursa bulunsun. genel merkezden aldığı yardımlarla varlığını devam ettiren şubelerde bu imkân da sağlanamamaktaydı87 . Trabzon ve 83 84 85 86 87 88 TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara (tarihsiz). kırlardaki en küç ük ve c ılız ot ve dikenleri toplamaları. Öyle ki. sepet ve hasır örülen otları biç meleri bu ç eşit faaliyetlerdendir85 . bu yardımların yeterli olduğu söylenemez. C.. darlık bölgesinde bulunanlara para yardımı başta olmak üzere. İç Anadolu’nun pek ç ok yerindeki halk muzdarip bir vaziyetteydi. Ankara 1934. Devre: III. Kaldı ki. TBMM Zabıt Ceridesi. İçtima III. aktifinde para dahi olsa. Nitekim Ankara şubesi tarafından Zir Nahiyesine gönderilen 300 liralık yardım yeterli gelmemiş ve halktan gelen yardım talepleri günden güne artmıştır88 . hayvanlarını c ivarlardaki otlak sahalara göndermeleri. ihtiyar ve malûl erkeklere dağıtılmıştır. Çünkü. altı tane de muhtelif yerlerde ambar inşa edilmiştir84 . Ş ehirlerle ilişkisi olanların şehre taşınması.XXII. kısmen hayvanlarını satmaları. C. sulak ç ayırlarda biten ve hayvan yiyec eği olarak görülmeyen “kandere ve kova” denilen sert ve uç ları dikenli. iş aramaya gitmeleri.351. agm. s. bazı mahallî ve amelî tedbirler de alınmıştır. Nitekim Ankara. Hilâl-i Ahmer. Nitekim bunlara en başta Hilâl-i Ahmer vasıtasıyla para yardımı yapılmıştır. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. a. Belge nu: 133. Hilâl-i Ahmer.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 159 da yardıma koşmak için gösterdiği gayret ve iktidarı huzurunuzda bütün millete ka rşı teşekkürle ya d ederim. age. s. s. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Devre: IV.V. Fethi Aytaç. Kutu nu: 1393.. borç ların ertelenmesi gibi ç eşitli girişimlerde bulunmuştur. Hilâl-i Ahmer’in yardımda bulunduğu yerlerden birisi de Karadeniz Bölgesidir. Eskişehir ve S ivas olmak üzere dört vilayette silo yapılmış.

BCA . . Hilal-i Ahmer Cemiyeti buralara önc e 1.000 6.737 461. 30.10/ 184. 1928 yılındaki kuraklık sebebiyle Ziraat Bankası.611 36.175 658.160 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Rize gibi yerlerde dahi aç lık baş göstermiştir.12. zarar gören ç iftçilere faizsiz olarak 50.750 162. Vilayet ismi Kaza ismi Her bir nüfusa isabet eden miktar (kuruş) 12. Ayrıc a Çoruh Vilayetine bağlı Ş avşat ve Rize kazalarında 1934 yılında kuraklığın etkisiyle Hilal-i Ahmer ve Ziraat Bankasından yardım istenmiştir. Bu yardımlar.525 623. Mesela Pınarlı Köyü’nden Tufan oğlu Battal ve Mehmet oğlu Rıza.432.462 Dağıtım özeti (lira) Çankırı “ Aksaray “ “ Elazığ “ “ “ 89 90 91 92 93 Çankırı Çerkeş Aksaray Koçhisar Arabsun Keban Elazığ Mazgird Baskil 75.000 BCA .000 ve Rize’ye de 2. Bunun yanında Hilâl-i Ahmer’in inc elemelerinin uzaması halkın aç lıktan kıvranmasına sebep olmuştur. Yine bu sırada sıkıntı ç ekmekte olan Beyazıt’a bağlı Tuzluc a’ya Hilâl-i Ahmer tarafından 1. BCA .10/ 120. 30.887 72.500 lira ve ardından yine 1. Bunun üzerine Hilâl-i Ahmer Cemiyeti. Bunun üzerine Ziraat Bankası müteselsil kefaletle borç vermeyi kabul etmiş ve Hilâl-i Ahmer de bölgede inc elemelerde bulunmak üzere müfettiş görevlendirmiştir.200 281.269. 30.4. BCA .494 52.000 lira para yardımı göndermiştir91 .117 9.000 liralık bir yardım gönderilmiştir92 .000 lira olmak üzere toplamda 10.10/ 184.000 2. BCA .266. Dağıtım yapılan iller ve kazaları şu şekildedir: Tablo-2: 1928 Yılında Ziraat Bankasının Çiftç ilere Yapmış Olduğu Yardım Yerleri ve Miktarı93 .700 13.000 4. aç lıktan ölmüşlerdir. 30.10/ 210.12.587 907.816 22. Bunun üzerine. 30.5 “ “ “ “ “ “ “ “ Nüfus miktarı Nüfus oranına göre yapılan dağıtım (kuruş) 941. Bu c emiyetin yardımlarının yetersiz kaldığı noktada Ziraat Bankasının da önemli miktarda muhtaç lara yardımları olmuş ve ç oğu aile bu sayede yiyec eklerini temin edebilmiştir.266.10/ 184.000 9.858.000 2.500 201.000 7.750 260. Bununla birlikte aile efratları da bir aydan beri aç lıklarını gidermek iç in ot yiyerek beslenmişlerdir90 . Şavşat kazasına 8. Fakat halk parayı almak iç in Artvin’e kadar gidememekte ve bu yüzden para temin olunamamaktaydı.314 49.940 20.000 liralık bir yardım göndermişti.5. en ç ok ihtiyac ı olan iller seç ilerek dağıtımı yapılmıştı.000 16.000 liralık yardım göndermiştir89 .000 3.000 3.2.

s.450 200.2/ 3.000 50. Yiyecek Yardımı Cumhuriyet döneminin başlangıc ında da etkisini gösteren kuraklık felaketi netic esinde halkın ilk talebi yiyecek olmuştur. Belge Nu: 273. Devre: III. Mesela Karac abey mıntıkasında 1934 yılında hüküm süren kuraklık yüzünden. TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara (tarihsiz). yiyec ek yardımları da önemli yer tuttmuştur. yılbaşında umulan derec eyi tutmamış olduğundan. Kendi gelirini umduğu derec eye ç ıkardığı yıllarda bile umumî muvazeneden yardım görmeden yürüyemeyen harayı. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Bir müddettir mısır koça nla rıyla ka rnını doyura n ha lk.258. İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey’in verdiği bilgiye göre. bazen de ç iftç inin işletmiş olduğu ya da ç alışmakta olduğu yerlere gönderiliyordu. oradaki haranın ç iftlik geliri.000 1.1. Bilha ssa za ten meda r-ı ma işetleri olmayan asker a ilelerinin müracaatı-ı mütevalileri pek çok” 97 .476 Nüfus malum değil “ 143. bu günlerde onu da bulamadıklarından artık açlığın son derecesine gelmiştir. bu büyük ve kıymetli harada parac a darlık baş göstermiştir.036 2. Devre: IV. Ziraat Bankası vasıtasıyla kuraklıktan etkilenen ç iftç ilere 3 milyon lira dağıtım yapılmıştı94 . Haymana Kazasının düşman istilasına maruz kalan seksen altı karyesinde zirai vasıtanın yokluğundan dolayı 1922 ve 1923 seneleri zarfında pek az oranda ziraat yapılmıştı. Nitekim 1922 Aralık ayında S inop Vilâyetinden Hilâl-i Ahmer merkezine gönderilen bir yazıda: “Bu sene liva dâ hilinde hasıl olan kuraklık hasebiyle mısır ve buğday mahsula tı pek a z ha sıl olmuştur.26. İçtima IV. (Ziraat vekilliğ i 1934 yılı bütçesinde 55100 Liralık münakale yapılması hakkında kanun lâyihası 1/1152).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 161 “ “ Kayseri Toplam Maden Genç Aziziye “ “ “ 11.000 4. Bir müddet sonra bu yüzden telefa t vukuu kuvvetle melhuzdur. . yol ve köprü bütç esinden 46 bin lira ve yine I. Bu yüzden halk muzdariptir. C. 30. Kutu nu: 159. Ankara 1935.000 Ziraat Bankasının yardımları her bölgede etkili bir biç imde yapılmakta ve ç iftç ileri bu muzdarip durumdan kurtarmak hedeflenmekteydi.000 2. C.000 100. Ayrıca kuraklık mıntıkasında olan Ankara’ya. Bu tür parasal yardımların yanında hiç şüphesiz ki.9.III.942. olduğu dile getirilerek bir an evvel yiyecek yardımı gönderilmesi talebinde bulunulmuştu. kuraklık bu kez de Haymana ve çevresinde etkili olmaya başlamıştı. İçtima: I. 1923’te. kuraklık ve bazı tabi afetler yü94 95 96 97 TBMM Zabıt Ceridesi. BCA . Bu dağıtımlar bazen ç iftç ilerin kendilerine yapılırken. haralara yardım maddesine 10 000 lirayı eklemek zarurî görülmüştü95 .18. düştüğü idarî zorluktan kurtarmak iç in bütç ede. 1923 yılına gelindiğinde. Bu sayede acilen yiyeceğe ihtiyaç duyan ve hiç yiyec ek ekmeği bulunmayan insanlar kurtarılabilmiştir. Umumî Müfettişlikç e lüzum görüldüğünden Diyarbakır İline de 10 bin liralık bir ödenek ayrılmıştı96 . b.s.XXV.13.

Hilal-i Ahmer tarafından yapılan yardım şu şekildeydi: 98 99 100 101 102 103 104 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.000 kilo buğday ihtiyaç mıntıkalarına gönderilmişti. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Belge Nu: 8.100 Bunun ardından kurak bölgelere gönderilmek üzere. Ayrıca. Kutu nu: 179. Bir kısım halk da.673 kişi iç in 1. . Bunun ardından kuraklık muhtaç larına gönderilmek iç in satın alınan buğdayların bedelini ödemek üzere.600. Bundan sonra yaşanan 1928 kuraklığında aynı şekilde yardım talepleri devam etmiş ve illerden yardım yapılac ak yerlerin haritası gönderilmiştir99 . BCA . Belge Nu: 52.545 muhtaç nüfusa buğday dağıtılması kararlaştırılmış ve 1. Kutu nu: 71. Aksaray. Belge Nu: 52. Belge Nu: 107.2. buğday satın almak iç in araştırmalar yapmıştır. age.3. Kutu nu: 179. Müteahhit Balc ızade Mehmet ve Şerifzade S üreyya Beylerden 395. Bunun ardından bu muhtaç lardan başka diğer bölgelerde de ihtiyac ı olanların göz önüne alınmasıyla birlikte. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Modiyano ve Süreyya Beylerden buğday numuneleri alınmış ve Hilâl-i Ahmer merkezine gönderilmiştir. Böylece darlık sahasında ic ap eden istasyonlara mal gönderilerek maliyet fiyatıyla Hilal-i Ahmer’e ve muhtaç lara satılmıştır103 . Leon Robinowicz. İşler iç in 100 bin lira ayırarak uc uz yerlerden buğday ve un tedarik etmişti. İllerden gelen bu yardım talepleri üzerine hükümet hemen ç alışmalara başlayarak. Hilal-i Ahmer Merkezinden İstanbul’a.162 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 zünden elli karye halkından mühim bir kısmı ot vesaire ile beslenmekteydi. 165. Araştırmalar netic esinde. Bunun üzerine ac ilen üç vagon un yardımının yapılması istenmişti98 .185 kilo Macar ve Müteahhit İzak Modiyano birader ve oğullarından 496. darlık sahasında buğdayın daima bol ve uc uz bulunmasını temin edec ek en tesirli ve acil tedbir.1.077. Yozgat. 250.. 500 bin liralık yardım 750 bin liraya ç ıkarılmıştı. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.365 kilo S ırp Taiz buğdayı Hilâl-i Ahmer tarafından alınmıştı101 . Bu yardımın şeklinin en başta yiyec ek olarak yapılması uygun görülerek yaklaşık olarak muhtaç miktarı 135. Hilâl-i Ahmer Cemiyeti. Belge Nu: 52.333 lira bedelle Anadolu Demiryolları İdaresine taşıması verilmişti. Bu buğdaylar her bir nüfusa ç oc uklar da dâhil olmak üzere 15’er kilo olarak dağıtılmıştı104 .9. başka yerlere göç ederek geç imlerini tedarike mec bur olduklarından ac ınac ak bir durum ortaya ç ıkmıştı.000 lira para gönderilmişti102 . s. Kırşehir. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.10/ 120.967 kilo un. Kutu nu: 1373.858. Demiryolları Genel Müdürlüğü tarafından hemen tatbik edilmeye başlanmıştı. Kutu nu: 179. Bunun yanında 141. 30. almış olduğu bu buğdayları kuraklıktan en ç ok etkilenmiş olan Konya.368. Eskişehir ve Afyon vilayetlerine dağıtmak iç in harekete geçmişti.

025 150 15.404 132.000 2.662.177.000 1.000 2.324 300.879 150 1.906 150 2.290.015 1.000 2.059 15.000 120.000 2.025 150 15.300 210.858.041. Tablo-4: Hilâl-i Ahmer Tarafından Yozgat Vilâyetine Gönderilen Yardım106 .17 241.981 150 1.000 150.81 5.66 95.031 150 2.26 6.87 358.33 50.880 119.000 240.025 150 15.350 Kilo 14.656 329.055 270.38 7. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 163 Tablo-3: Hilâl-i Ahmerin Kuraklık S ebebiyle Dağıtmış Olduğu Yardım105 .48 Amele sevki yardımı (lira) 3.000 38.1.000 2.5 26 25.53 5.350 135.012.000 2.727 65.035 150 17.5 96.051 15.5 75 88.967 Dağıtılmakta olan buğday miktarı (kilo) 188.67 1.000 15.856 150 1.503.032 150 2.120 15. .045 15.025 150 15.680 14.787 1.920 150 15.025 150 15.50 Yozgat vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.680 14.025 150 15.050 15. Dağıtılan un miktarı (kilo) Afyon Eskişehir Kırşehir Yozgat Aksaray Konya Çankırı Ankara Niğde Kayseri Kütahya Malatya Şark vilayetleri Sivas Toplam 100. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.000 307.000 150. Kutu nu: 179.000 5.031 150 2.077.3.500 5.005.153 Hilâl-i Ahmer tarafından yapılmış olan bu yardımların hangi şehirlere ne kadar gönderilmiş olduğu aşağıdaki tablolardan görülebilir.138.931.10/ 120.920 150 15. Belge Nu: 50.505 14.015.000 1.031 150 2.516.271 105 106 BCA . 30.000 2.650 255.000 Lira Kuruş 68 64 80 20 7.000 90.178 Nakdi yardım (lira) 8.88 6.000 2.140 187.025 150 15.076 133.000 18.

200 Kilo 14. Belge Nu: 50.000 Lira Kuruş Eskişehir vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 2.060 15.860 14.104 70 10 05 75 05 25 04 107 108 109 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.013 15.000 150 15.020 15.5 85.038 2.000 2.000 2.320 Tablo-7: Hilâl-i Ahmer Tarafından Eskişehir Vilâyetine Gönderilen Yardım109 .164 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo-5: Hilâl-i Ahmer Tarafından Kırşehir Vilâyetine Gönderilen Yardım107 .025 150 15.920 150 15.890 14.200 120.543 1.025 150 15.920 150 15.377 13.025 1.025 2.000 15.029 150 2.100 150 15.906 14.026 150 2.025 150 15.029 150 2.373 102 10. Kutu nu: 179.000 2.025 150 15.029 150 Kilo 15.003 100.025 150 15.025 150 15. Kutu nu: 179. Kutu nu: 179.027 150 2.5.000 2.000 2.000 2.000 2.780 15.000 2.000 2.382 Tablo-6: Hilâl-i Ahmer Tarafından Afyonkarahisar Vilâyetine Gönderilen Yardım108 .200 50 1.025 150 2.000 50 151 15.025 150 15.000 15.779 1.000 50 2.000 62.006 150 2.025 150 15. Belge Nu: 50.000 1.000 2.3.025 150 15.045 1.5 55 Kırşehir vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.000 Lira Kuruş 40 68 10 15 31 30 75.038 151 15.000 2.175 20 13.012 150 1. Lira 2.540 Demiryolu idaresinin Kuruş Çuval Kilo (un) 150 15.025 150 15.010 150 2.025 150 15. .950 15.025 150 15.025 2.025 150 15.990 1. Belge Nu: 50.025 150 2.003 100.300 Afyonkarahisar vilayetinin hesabı Kuruş Lira Çuval Kilo (un) 2. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.830 150 1.560 14.073 118.031 150 15.034 150 15.000 2.030 14.025 150 15.025 2.000 150 15.000 102 10. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.000 2.025 150 15.000 2.7.863 150 2.000 15.100 075 2.025 150 15. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 2.300 14.995 150 2.5 2. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.031 150 2.000 2.025 2.050 15.025 150 15.025 150 15.000 150 15.025 150 15.030 15.018 150 2.033 150 2.000 2.

025 150 15.600 2.844 273.006 155 14.025 2.950 14.190 45.018 150 2.025 2.9.000 210.126 450 Kilo 15.350 150 150 150 150 150 2.000 Lira Kuruş 30 35 65 30 Çankırı vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 2.000 Lira Kuruş 04 80 10 95 25 30 Aksaray vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.025 150 15.993 146 2.000 2.034 2.000 15.000 15.680 15.900 50 1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 165 2.980 Konya vilayetinin hesabı Lira Çuval Kilo (un) 43.50 31.099 210.025 2.000 2. Kutu nu: 179.50 7.960 75 2.780 Kuruş Tablo-10: Hilâl-i Ahmer Tarafından Aksaray Vilâyetine Gönderilen Yardım112 . Belge Nu: 50.5 60 90 99 36.019 150 14.025 2.971 146 14.000 14.025 150 15.140 15.875 800 77.160 15.025 150 15.13. Kutu nu: 179.025 2.025 2. Belge Nu: 50.880 30 1.980 110 111 112 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.025 150 15. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.074 15.800 1.844 Tablo-8: Hilâl-i Ahmer Tarafından Çankırı Vilâyetine Gönderilen Yardım110 .038 28.000 2.810 20 9. .042 2.049 150 2.844 269.147 15. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 2.011 32.10.780 11.026 150 2.025 2. Belge Nu: 50.000 6.025 2.000 150 15.031 150 15.176 1.000 50 149 14. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.150 10 2.100 15.000 2.000 15.022 150 Kilo 14.000 150 15.035 150 2.879 150 2.240 2.463 150 150 150 150 150 2.957 2.966 88. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.100 15.998 148 14.006 148 1.025 150 15.770 14.369 Demiryolu idaresinin Kuruş Çuval Kilo (un) 50 89. Lira 8.000 15.004 150 14.010 15.440 75 2.050 150 6.50 94 2.850 40 1.080 14.000 150 15.025 1.050 80 2.920 150 15.380 Tablo-9: Hilâl-i Ahmer Tarafından Konya Vilâyetine Gönderilen Yardım111 .008 150 14.000 1.025 27.000 150 15.860 60 2.500 150 15. Kutu nu: 179.995 149 14. 860 14.580 800 80.046 2.043 2.075 450 45.949 145 14.180 15.035 10.000 50 145 14.

025 16..XXV. hava şartları ne olursa olsun. ç avdar. agm. Bunun üzerine. Çünkü bu ihtiyaç ları karşılanmadığı sürec e. İç Anadolu’daki muhtaç durumda bulunan kişilere duruma göre yardım yapılmıştı. Ziraat Bankası eliyle ödünç ve faizsiz olarak buğday. Maliye ve Bütçe encümenleri mazbataları l/ l181).. İçtima IV.194 15. TBMM Zabıt Ceridesi. Yozgat’ın ise 1 milyon kilo ihtiyac ı bulunmaktaydı113 .025 2. çiftç inin dört gözle tohumluk beklemekte olduğu ve Ziraat Bankası tarafından dağıtılması beklenen bu tohumlukların bir an evvel dağıtılması gerektiği.400 02 46 2. C. mısır. Bu yardımların tamamen kuraklığın etkisini ortadan kaldırdığı söylenemez ama en azından geç ic i de olsa bir rahatlık yaratmıştır. Kayıt nu: 1/1181.069 2.1.1. Ankara 1935.659.6 milyon. tohumlukların bir an evvel dağıtılmasını öngörmüş ama bu iş biraz uzamıştı. Bu sebeple hükümet bu konuda hassas davranarak ç iftç ilere tohumluk yardımında bulunmuştur. s. Tohumluk Yardımı 1928 yılı kuraklığında. yulaf tohumlukları ve gerekli hallerde vekiller heyeti kararıyla diğer tohumlukları 113 114 115 Leon Robinowicz. Eskişehir’in 14.75 milyon. Konya ve Kars ve Bayazıd vilâyetlerine 4. Bunun iç in hükümet.194 15. age. elinde olmayan herhangi bir sebeple ç ok kötü durumda. .000 kilo tohumluk dağıtılmıştı115 .090 119. Kuraklıktan etkilenen ç iftçilerle ilgili daha sonra ç ıkarılan kanun hükümlerine göre. fakat elinde tohumluğu kalmamış ve Ziraat Bankasından ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden tohum kredisi sağlayamamış ve bu yüzden zirai işletmesini yürütemeyec ek durumda bulunan.000 15.166 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 2. Bu tohumluklar vilayetlere dağıtıldıktan sonra buralardaki sıkıntı biraz olsun azalmış ve hükümet bundan sonraki ç alışmalarında aynı yönde uygulamalarına devam etmiştir. Devre: IV.000 119.3 milyon. arpa. Dosya nu: 2661. c.325 15. tohumluk ihtiyac ı olarak Konya’nın 7. Hilâl-i Ahmer tarafından ve hükümetin desteğiyle yapılmış olan bu yardımların yanında ç iftç ilerin ileri vadede tekrar ürün yetiştirebilmeleri iç in tohumluk ihtiyaç larının da karşılanması düşünülmüştü.5 milyon. çünkü ç iftç inin bekleyec ek zamanının olmadığı bildirilmekteydi114 . tohumluğunu tedarik ve Ziraat Bankasından veya Tarım Kredi Kooperatiflerinden tohum kredisi almaya imkân bulamayan ve bu sebeple ç iftç iliği bırakac ak hale düşen ç iftç ilere. TBMM Ar ş ivi. Kırşehir’in 1. mahsulü yüzde kırktan daha az nispette zarar görmüş. çok sıkıntıda kalan Ankara.037 16.061 150 150 1. Nitekim 10 Ağustos 1928 tarihli Babalık gazetesinde. ürün yetiştirme imkânı ortadan kalkmış olac aktı. s.014 150 150 1. Aksaray’ın 3. s. (Muhacirlere ve muhtaç çiftçilere ödünç tohumluk ve yemeklik da ğ ıtılması hakkında kanun lâyihası ve Ziraat.372.735 Tablolardan da anlaşılac ağı üzere. mahsulü zarara uğramamış olmakla beraber. Muzaffer Hamid.

Kırşehir Vilayetinde 131. s. s.900.365. muhtaç halkın yol işlerinde ç alıştırılması uygun görülmüştü.530. d. agm.10/ 81. alım merkezlerindeki depolarda bulunan buğdaylardan muhac irlere ve kuraklık gören veya dolu. Bu ç alışmalarla ç iftç inin sıkıntıları azaltılmış ve yeniden refaha kavuşmaları temin edilebilmiştir. C.. Eskişehir ve Afyon vilayetlerinde ikişer yüz 116 117 118 119 120 121 122 Fethi Aytaç. . s.XXV. tohumluklarını bile temin etmekten ac iz olan halka tohumluk verilmesi iç in Ziraat Bankasından yardım talebinde bulunmuştu119 .1. Leon Robinowicz. TBMM Ar ş ivi. sel gibi afetlere uğrayan ç iftç ilere mâl olduğu fiyatla veya aynen tahsil olunmak üzere Vekiller Heyeti kararı ile bir milyon liralık kadarı zinc irleme borç lanma yoluyla ve iki yıl vade ile tohumluk ve yemeklik olarak verilec ekti. Kayıt nu: 1/1181. Bu sebeple en uygun yöntem olarak. Bu ihtiyac ı karşılamak üzere buğdayı koruma kanununun hükümlerine göre alınmakta olan buğdaylardan bir milyon liralık kadarının bu uğurda dağıtılması ve bu yardımın daha kolaylıkla yapılabilmesi iç in Ziraat Bankasına gördürülmesi enc ümence kararlaştırılmıştı118 . Babalık . Ankara 1935. 30. bilhassa tohumluk ihtiyac ının karşılanmasında bu kuruluş önemli yardımlar yapmıştır. TBMM Ar ş ivi. Dosya nu: 2661. İçtima IV. Bütün bu ç alışmalar iç erisinde ise. köylüye bir milyon liralık tohumluk dağıtmayı düşünmüştü. s. Buna göre 1935 yılında Tarım Bakanlığı. Bununla birlikte. nu: 4713. Muhtaç Durumda Bulunan Halka İş Bulma Kuraklıktan korunmanın bir yolu olarak. 2056 numaralı kanunla hükümet namına Ziraat Bankasınc a satın alınıp. age. Memleketin bir kısım yerlerinde ara sıra baş gösteren kuraklık ile dolu ve su basması gibi afetler karşısında yardımda bulunmak gerekli bir durumdu. Kayıt nu: 1/1181. mahsul azlığı köylünün taahhüdünü yerine getirememesine neden olmuştur121 . O yılın ürünü ç iftç inin borc unu ödemeyecek kadar az olursa Vekiller Heyeti kararıyla bu borç geri bırakılabiliyordu120 . 6 Kânunuevvel 1934. fidanlıklar ve tohum ıslah istasyonları ve büyük silolar kurulmuştu. Aksaray Vilayetinde 144. Yozgat’ta 150 bin.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 167 dağıtmaya Ziraat Vekâleti yetkili kılınmıştır116 . Daha önc e dağıtılmış olan bir milyon liralık tohumluk bedelini köylü bu sene ödeyememişti. Babalık . s. Bu silolar köylünün buğdayını eleyip temizliyor ve ileriki kıtlık seneleri iç in de bir garanti teşkil ediyordu117 . BCA . Konya ve c ivarında meydana gelen kuraklık sebebiyle. 5 İlkte şrin 1935. Dosya nu: 2661. TBMM Zabıt Ceridesi. Ziraat bankasının ayrı bir yeri vardır.306-307. Konya Vilayeti bütç esinde 340 bin.21. Yine 1933’te Ziraat Vekâleti.800. Devre: IV. halka derhal yakın ve ç iftç inin yapabilec eği bir iş bulmak gerekiyordu122 .1. İnc elemelere göre. Çiftç iyi çeşitli afetler ve bundan sonra yaşanabilec ek kuraklıklardan koruma amac ıyla ayrıc a. Bu esnada. Çünkü her nerede bir felaket yaşanmışsa..151. nu: 4541.

Bunun toplamı en az iki milyon liralık bir işti ve bu işler tamamen darlık bölgesine yakın yerlerdeydi126 . Genel bütç edeki tahsisatla beraber sulama idaresi derhal yüz bin liralık bir iş temin edebilirdi. Eskişehir.. bazen yerel tedbirlerde de bu tür ç alışmalar görülmüştür. Ayrıc a.Yalnız aile iç inden bir kişinin değil varsa ailede sıhhati yerindeki diğer ferlerin ya da uygun olan ç oc ukların da bu işte ç alışabilmelerinin temini. 3. Eğer bu durum devam ederse yani yağmur yağmazsa % 20 nispetinde 123 124 125 126 Age. . 30. BCA . s. 1935 yılında Tokat vilayetinden gönderilen kuraklık raporuna göre. Buradan her sene otuz milyon kilo tuz ç ıkarılmaktaydı. Bu tür yardım faaliyetleri sadec e hükümetten beklenmemiş. Bu ç alışmalarla birlikte. Yol inşaatı darlık sahalarına hasredilec eği gibi.47. yazlık ekinler tamamen yanmış durumda olduğundan ekinler hayvanlara yedirilmekteydi. Yozgat ve Kırşehir gibi illere yol yapımının kaydırılarak buradaki halka ç alışma imkânı ve sahasının temini İç işleri Bakanlığı tarafından uygun görülmüştür124 . 30. Öyle ki.266. onların ayrıc a kazanç elde etmelerini sağlamıştır.168 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bin lira ki toplamda 1 milyon 165 bin liralık yol tahsisatı vardı. Bölgedeki bir başka iş kaynağı ise Tuz Gölü’ndeki Tuz hafriyat ve nakliyatıydı. muhtaç durumda olanlara iş imkânı aç mak ve halkın ihtiyaç larının teminini sağlamak maksadıyla yapılac ak olan yol ve köprüler iç in Nafia bütç esinden iki yüz elli bin liralık bir ödenek ayrılmıştı125 .12. yiyecek ve tohumluk yardımları onların muzdarip duruma düşmelerine engel olurken. 1. Bu rakamlar dikkate alındığında adı geç en vilayetlerde derhal altı yedi yüz bin liralık iş aç ılabiliyordu. Ankara.Yol inşaatı tahsisatının bu sene iç in tamamen bu bölgeye kaydırılması. 2.10/ 184. Bir hafta iç erisinde yağmur yağmazsa diğer ekinlerden de istifade edilemeyecekti. geçen yıla göre bu sene ekinler % 70 noksan durumdaydı.1. 1928 yılında baş gösteren kuraklık nedeniyle Aksaray. Leon Robinowicz.1/ 29. 1928 yılında yaşanan kuraklık felaketinin etkili olduğu vilayetlerde. Kuraklıktan etkilenen halka para. s.18. Yine bu mıntıkada Çumra’da su yollarının temizlenmesi işi vardı. Bunun iki misline ç ıkarılmasıyla darlık bölgesindeki halka hasredilmesi mümkündü. age.Amele yevmiyesinin iki üç günde bir verilmesi gibi uygulamaların yapılarak 1928 yılında yaşanmış olan kuraklığın tesiri en aza indirilmeye ç alışılmıştır.366. bu gibi işlerde kadın ve ç oc ukların da ç alıştırılması düşünülmüştür. 4. Konya.Oradaki vali ve nahiye müdürlerinin bu işin takipç isi olmaları.365. Bundan sonra ise darlık bölgesindeki halkın ç alıştırılmak üzere derhal yol inşaatına başlaması emredilmişti123 .. Bundan sonraki süreç lerde ise bütçeler tespit edilerek bu miktar üzerine işç i teminine gidilmiştir. iş bulma aç ısından yapılan yardım. BCA . Ayrıc a Nafia’nın su işlerinde 200 bin lirası bulunmaktaydı.7.

yeterli sayıda koyunu bulunmaktaydı.371. Diğer kısmının ise nakit parası bulunmasa da.. Yüksek yayla ve dağlarda hâlâ az çok yiyecek bulunduğu gibi. bu bölgedeki büyük sürü sahipleri ç aresiz kaldıkları takdirde. Her ihtimale karşı hayvanların başka taraflara nakline mec bur kalındığı takdirde. Burdur’un 600 sığır ve 20. Eskişehir ve kısmen de Afyon idi. Age.10/ 184.650 koyun. age. Adana ve İç el mıntıkalarına göndermeyi düşünmekteydiler. Bunun iç in bu sürülerin nakli gündeme gelmişti. Age. Bu duruma engel olmak iç in ise vilayetç e şu tedbirler alınmıştır127 : 1. Küç ük veya büyük sürüler uzaklara gönderildikleri takdirde mal sahiplerinin tayin edec ekleri bekç ilerin veya köylülerin gözetimi altında gönderilecekti.369. hali vakti yerinde olan ç iftç ilerin bir kısmı şehirlere göç etmişti. Adana’nın ise 40. 127 128 129 130 131 BCA . Sürülerin Başka Yerlere Nakledilmesi 1928 yılındaki kıtlık esnasında.500 sığır ve 1. s.500 sığır ve 17.000 koyun ve sığır. Bu sıralarda sürü sahipleri beklemedeydiler. Manisa’nın 7. Yozgatlılar ise kendi imkânlarıyla hayvanlarını besleyebilec eklerdi. Antalya’nın 60.000 koyun. Eskişehir 500.266. s..000 sığır ve 40. Eskişehir ve Afyon vilayetleri de koyunlarını besleyebilec eklerini söylemişlerdi. 2...000 koyun.İaşe zorluğuna düşen bir kısım insanlar da Turhal Ş eker Fabrikası’nda ç alıştırılmak suretiyle ihtiyaç ları karşılanac aktır. . Leon Robinowicz. Kırşehir 300.000 koyun. Afyon ide 30-40 vagon saman ihtiyaç göstermişti. Fakat besleyemedikleri korkusuyla bunlar da hayvanlarının bir kısmını ç ok uc uz fiyata elden ç ıkarmışlardı128 .000 koyun ve sığır barındırabilec eği tespit edilmişti131 . Bu da kendileri iç in bir avantaj oluşturuyordu. Muğla’nın 3. s. Aksaray’daki ç iftç iler. Çift hayvanlarının yiyeceğine ihtiyaç duyulan yerler ise. e.500. Bu sürülerin gidec ekleri yerlerde yeterli meralar bulunmuş ve gereken kolaylık iç in tedbir alınmıştı.Bir kısım köylüler iç in para karşılığında yol işlerinde çalışacaklar ve bu paralarla da ekini olanlardan zahire satın alabilec eklerdir. Menteşe. Bunların toplamı ise 2. hayvanlarını mevc ut sazlıklardan ve otlaklardan istifade ettirmek suretiyle ç ok az bir yardımla bu seneyi geç irebilec eklerini düşünüyordu. Fakat bu ihtiyaç lar belirli bir süre yeteceğinden yeniden bir ihtiyac ın husule gelmesi kaç ınılmazdı. Antalya.360. Konya 1. Kırşehir. Age. 30. Burdur.13.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 169 aç lık ve % 50 nispetinde de çiftç iler için tohumluk ihtiyac ı olac aktı. Yapılan inc elemeler netic esinde. s. sürülerini İzmir. Aydın’ın 1.449 vagon etmekteydi129 .370. Ş ükrü Kaya’nın raporuna göre. biç ilecek ekinlerin anızları da kullanılabilec ekti130 . Konya.

53.Ekim zamanı gelmeden evvel ç iftç ilere gerekli yardımın yapılarak. kuraklık sebebiyle zor durumda kalan ç iftç ileri bu durumdan kurtarmak amac ıyla bir başka yol olarak.6. 1935 yılında buna ait kanun ç ıkarılarak. bunun üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla bu borç ların faizlerini ödemek şartıyla gelec ek seneye ertelenmesi istenmişti133 . Çiftç inin borç larının ertelenmesine yönelik kararlar alınırken. ağır bir tempo ile gerçek bir hale gelmiştir.36.2/ 17. buradaki ürünlerin tamamen mahvolduğu görülmüştü. H. 4. 1931 yılında. gerek kuraklıktan. 30.18. Ziraat Bankasına borç lu olan ç iftçileri zor duruma sokmuştu. Ankara.Ziraat Bankası tarafından bu sene verilecek olan borç ların bu bölgede ve kuraklığa maruz kalmış kişilere daha fazla miktarda verilmesi. Çorum. 30. borçların ertelenmesine ait olan bu tasarı. Hakikaten de. bundan sonraki süreçte yaşanan kuraklıklarda aynı uygulamaya devam edilerek.1.18.766 kişiden ibaretti. üretilen malın değerinin kaybolması. 1927 senesi sonlarında. 3. Bunların borç larının tutarı 132 133 134 135 BCA . Borçların Ertelenmesi Hükümet. yardımların işe yarar olmasının temini. Bu sebeple Ziraat Bankasıyla görüşülmüş ve onun bu hususta alabilec eği tedbir ve göstereceği kolaylıklar şöyle sıralanmıştı132 : 1. taksitlere bağlanarak borç ödeyec ek olan köylülerin sayısı.3.170 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 f.8. age. Bunun ardından.1. En sonunda. BCA .Borç larının süresi gelmiş bulunan ç iftç ilerin borç larının ertelenmesi. gerekse dünya krizinden etkilenerek. yürürlüğe girmiştir135 . Çok bahsedilen köylü kalkınması iç in.72. buradaki Bakioğlu Tolu Çiftliği sahipleri borçlarını ödeyemeyec ekleri ve tohumluklarının kalmayac ağını bildirerek Ziraat Bankası’na olan borç larının ertelenmesini istemişler ve bu istekleri Oc ak 1931 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilmişti134 . mürac aatta bulunanların borç ları ertelenmiştir. 1928 yılındaki kuraklık yüzünden mahsulleri zarara uğramış olan ç iftç iler.2/ 1. BCA . Konya’da kuraklığın etkisi sürmüş olduğundan.. bazen karışıklıklar ve farklı uygulamalarla karşılaşılmıştır.Banka tarafından borç ların ertelenmesi ve yeniden verilec ek paraların artırılması gibi tedbirler alınırken aynı zamanda bu gibi kolaylıkları su-i istimâl etmek isteyenlere karşı ç ok dikkatli davranılması. Ziraat Bankasından almış oldukları borç larını ödeyememişlerdi. Ziraat Bankasının borç lu köylüleri korumak iç in bir ödeme sistemine ihtiyaç vardı. . 164. 30. Yozgat ve Kırşehir illerinde yapılan inc elemelere göre.10/ 12. s. ç iftçilerin Ziraat Bankasına olan borç larının ertelenmesini uygun görmüştü.8. 2. Kanun hükümlerinin yürürlüğe girdiği sırada. Avni Şanda. yıllarc a inc eleme konusu olmuş. Bu sebeple banka da bunları hac iz yoluyla almak istemiş. Hiç kimse bu fikre itiraz etmediği halde.

Çiftç ilerin bankaya olan borç larının ertelenmesi. İçtima: I. Anc ak..139 1. . Amerika’ya uzmanlar gönderdiklerini ve kuru ziraat hakkında bilgi sahibi olmasını beklediklerini söylemişti. bu sırada uygulanmakta olan kuru tarım faaliyetlerinin ç iftç iyi sık sık zor duruma düşürmesi kaç ınılmazdı.1.94. Yine 1938 yılında Trabzon’da yaşanan kuraklık sebebiyle. 3.76. Ziraat Bankası Trabzon şubesine bağlı Tarım Kredi Kooperatifinin bankaya olan 471. bağcılık ve dutç uluk yapılması gibi önlemleri de dile getirmişti141 . Kıtlıktan sonraki ç alışmalarda ise. BCA . g. vekâletin bütç esinin görüşülmesi esnasında kuraklığın tesirini azaltmak ve aynı sorunlarla karşı karşıya gelmemek iç in.300 lira idi136 . C.S un’i yağmur yağdırmak. Bununla birlikte ziraatin ç eşitlendirilerek ç eşitli fidanlar ekilmesi. Orta Anadolu’da hububatın gelişmesi için gerekli suyun yeterli miktarda olduğu ve nadas usulü ile sağlanac ak gübrelemenin sun’i surette uygulandığı takdirde. Nitekim Tarım Bakanlığı. s. s. s.53.. kuraklıktan en asgari düzeyde etkilenilmesi hükümetin en ç ok önem verdiği hususlardan birisi olmuştur.18. Devre: III.. 1938 yılında ziraat borç ları taksitlerinin ertelenmesi kararı alınmıştı137 . s.III. ekinleri kuraklıktan kurtarmak iç in Amerika’dan uzman bir su heyeti getirmişti140 . 2.247. Sulu Ziraata Geçilmesi Genel itibarıyla. Bunun üzerine. İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey de. BCA . Edirne’nin merkez kazasına bağlı köylerde 1937 yılında meydana gelen kuraklık yüzünden mahsulleri hasar görmüştü. onların rahat bir şekilde ekim-dikim faaliyetlerini yapmaları ve üretimini artırmalarını amaç lamıştır.1.534.102. Ankara (tarihsiz). 30. köylerdeki küç ük yerüstü ve yer altı sularından küç ük ç iftç ileri faydalandırmak. iki senede bir alınac ak mahsulün her sene alınmasının müm- 136 137 138 139 140 141 Age.727 lira borc unu % 7 faizle 10 sene ertelenmişti138 . kuraklığın etkilerini azaltmak iç in insanların hatırına üç önlem gelmişti.Yerüstü ve yer altı sularıyla tarlaları sulamak.Dry farming denilen kuru ziraat usulünü tatbik etmek.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 171 ise. Yine aynı konuşmasında sulama işlerine büyük önem verilmesi gerektiğine de işaret etmişti.2/ 88. Agm. 30. 21. Kanunun yürürlüğe girmesiyle ç eşitli bölgelerde bu yönde talepler artmış ve birç ok kişinin borc u ertelenmiştir.18.1. Bu amaç la borç ların ertelenmesinin yanında asıl sorun olan kuru tarımın terk edilerek sulu tarıma geç ilmesi ve bu sayede. TBMM Zabıt Ceridesi. 1928 yılında görülen kuraklık üzerine bu yöntemlerden üç ünc üsünün hayata geç irilmesi aç ısından hükümet ç alışmalar başlatmıştı. agm. Zihni Derin.11.94.2/ 85.

1928 kuraklığının neticesini önceden gören bazı ihtiyatlı ç iftç iler. yapılan 142 143 144 145 146 147 148 Halid Evliyar. ziraatın da hayat sembolü olan su meselesini tatbik sahasına koymak ve su politikasını tahakkuk ettirmek gibi. Leon Robinowicz. (Konya Ovası Sulama İdaresinin 1929 senesi bütçesi hakkında 1/440 numaralı kanun layihası ve bütçe encümeni mazbatası). TBMM Zabıt Ceridesi.13. sulama işinin önemini bir kat daha artırdığını. Ankara (tarihsiz). Age.. TBMM Zabıt Ceridesi. susuz. s. İçtima: II. kura k yerlere su a kıtma k değildir. Hatta Konya merkez kazasına bağlı Tömek Köyü’nde bir ç iftç i.” 147 . son birkaç yıldır yaşanan kuraklığın. Yine kıtlık sahalarından biri olan Zıvarık (Altınekin) nahiyesinde bir köyde bir ç iftçi.16. Zaten bazı yerlerde sulu tarım işlemi yapılmakta olduğundan. C.. s. 1929 yılı Konya sulama idaresi bütç esi görüşülürken. kuraklığın önlenmesi noktasında su işine önem verec eklerini ifade eden konuşmasında şöyle diyordu: “Geniş ve feyizli topra klarımızın inkişafı ve millî servet ve sa yimizin ta bia tın kura klık gibi tesa düfî zararlarından kurta rılması için.90. bunun olumlu netic eleri görülmüştü.140..172 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 kün olduğu anlaşılmıştı142 . Bu ihtiyaç su bulunma ya n birçok yerlerde suyu temin etmek ve birçok yerlerde de za ma nsız za ra rlı surette a ka n sula rın za ra rında n o bölgeyi kurutma ktır. S.XI. age. Yine kuraklık sahasında Tüz Köyü’nün yanında Umranlı Köyünde bir ağaçlık saha meydana getirilmişti144 . “ Cumhuriyet Devrinde Su Siyaseti ve Köy Davası” Köye Doğru. s. 1929 senesi bütç esi görüşülürken Maliye Bakanı Ş ükrü S araçoğlu. İçtima: II.357. Gerçekten Türkiye Büyük Millet Mec lisi sağlık gibi. 29 Mayıs 1929’daki Meclis konuşmasında kuraklığın etkilerinden kurtulmak ve başka diğer sebeplerle su problemine yönelik olan politikalarını izah ederken şu ifadeleri kullanmıştı: “Memleketimizin sulanması yalnız sulama ihtiyacı. yüksek bir gayenin temini iç in ilk hamlede 31 milyon lira gibi büyük bir tahsisatı kabul etmişti148 . Bunun ardından bu bölgelerdeki.1. su kuyularından istifade etmişlerdi.XII. tarlasındaki kuyuya beşyüz lira kadar masrafla eski bir otomobil motoruyla tulumbadan oluşan bir terkiple mahsulünü kısmen kurtarmaya muvaffak olmuştu143 . 9. S. bu yüzden ziraatin sulanabilir hale getirilmesi iç in bu tahsisatın daha da genişletilmesi gerektiği bildirilmişti145 . Kurak mevsimlerde duyulan su kıtlığının önü alınmak üzere Kızılırmak ve S akarya’dan veya Çubuk Barajı’ndan su getirilmesi de düşünülmüş.Gübre " Problemi” .”146 . Devre: III. Ziraat Dergisi. Devre: III. 1 Mayıs 1941. s. 356. s. hayvan dolabıyla su ç ıkararak kıraç arazinin ortasında yemyeşil bir saha oluşturmuştu. “ Orta Anadolu Topraklarında " Su " ve Ziraat Sisteminde " Nadas . . Ankara (tarihsiz). Age. s. C. Göz önünde olan bu örnekler ve kuraklığın verdiği zararlar hesaba katılarak. bu seneden itibaren programımıza koyduğumuz su işleri için bir buçuk milyon ve diğer bazı faydalı işler için de 300. Yine Recep Peker. özellikle de kuraklığın en ç ok yaşandığı İç Anadolu’dan işe başlanmıştı.000 lira ka dar bir pa ra ilâveten nafıa bütçesine ta hsis olunmuştur.21. Temmuz 1948.

za ra rla rını ka pa ta ca k yegâ ne ça re sudur. Bunun üzerine burada. 3 Birinci Kânun 1935. s. halk hemen hemen da ğıla ca k bir va ziyettedir. Ekekon. Bu sırada sulama işinin bazı yerlerde düzensiz yürümesi. ta mamıyla metruk ve muattal bir haldedir. Ilgın. Yalnız ovanın kışlık ekinleri anc ak tohum ve yiyeceklerini verebilec ek durumdaydı. nu: 216. Akşehir. (Çubuk barajı in şaatının ikmali ve Ankara şehri suyunun bu barajdan temini hakkında 1/944 numaralı kanun lâyihası ve Nafıa ve Bütçe encümenleri mazbataları).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 173 tetkiklerden Kızılırmak ve S akarya’dan su getirilmesi pek külfetli ve masraflı olac ağı anlaşılarak barajın yapılması halinde şehir suyunun da buradan temini daha iktisadî ve emin olacağı neticesine varılmış ve bu nedenle de burada Çubuk Barajı’nın inşası başlamıştı149 . Bu ha l deva m ederse iki. 149 150 151 152 TBMM Zabıt Ceridesi. Kadınhanı tarafları da oldukç a zarar görmüştü. bölgede hummalı bir sulama faaliyeti başlamış ve bazı akarsuların verdiği zararlar engellenirken. nu: 73. 13 Haziran 1935.517. Halkın emeği birkaç milyonluk ekim boşa gitmiştir. Ovada ve kıraç larda ilkbaharlıklardan hiç hayır kalmamıştı. İçtima III. Konya kuraklıktan muzdariptir. bazısından da baraj yapılmak suretiyle faydalanılabilmiştir. ç evresindeki bütün alanlara su verilebilec ekti.2. Konya çok geniş bir su konumu istiyor. Bununla birlikte buradan kurutulac ak bataklık sahasından da 50 bin dönümlük ç ok verimli bir arazi elde edilmiş olac aktı151 . Su işleri temin edilmedikçe Konya’nın ta rım vaziyeti ve buna ba ğlı ekonomi işleri de kola y kolay düzelemez. C. Bunlardan birisi de S arı su adıyla anılan dereydi. Sula ma tesisa tı. buradaki sulama işlerinin intizamsızlığından dert yanarak: “Birka ç seneden beri Beyşehir Gölü’nden su a lınama ma kta dır. Bu suyun göle verilmesiyle zaten kuraklıktan seviyesi düşmüş olan gölün yaklaşık olarak 15 santim daha seviyesinin yükselmesi bekleniyordu. üç sene sonra Konya Ovası iska sı için. Ziya Çalık. s. “ Konya’nın Kuraklık Sava şı’na Do ğ ru İlk Adım” . İşte bu yıl önümüze bir örnektir.1. Devre: IV. ç eşitli eleştirilere sebep olmuştur. ifade etmek suretiyle. buradaki su işlerinin düzene sokulmasını istemiştir. Bu yükseliş sayesinde ise. s. . 31 Mayıs 1934 tarihinde Konya Ovası S ulama İdaresi’nin bütç esi görüşülürken Konya Milletvekili Ş aban S ırrı Bey. Yaklaşık iki aydır yağmur yağmadığı gibi. günden güne harap olmaktadır. ekinleri öldüren bir de rüzgâr meydana gelmekteydi.” 152 . s.XXII.1. Ankara 1934. İçtima III. gün geç tikç e Konya’nın tarım vaziyeti kötüleşmekteydi. C.XXIII. Bunu gelip geçen yıllar bütün a çıklığı ile göstermiştir. Bunun ç aresi olarak ise su gösteriliyor ve şöyle deniliyordu: “Derecesi yüksek olan çiftçi ve köylü. Ekekon. Devre: IV. memleketin bu suretle temin ettiği bu eserden hiç bir şey ka lmayacağını” 150 . tarım arazilerinin sulanması iç in bir girişim başlatılmıştı. Bunu netic esinde 1928 yılı kuraklığı kadar dikkate değer bir kuraklık yaşanmamıştır. Ankara 1934. Memleketin yirmi milyon a ltın fra nk sa rfıyla vücuda getirdiği bu tesisa t. TBMM Zabıt Ceridesi. Yine 13 Haziran 1935 tarihli Ekekon gazetesi haberine göre. İç Anadolu Bölgesi’ndeki bütün bu örneklerin ardından.

Konya. her ne kadar kendi c anını kurtarmış olsa da hayvanlarının ç oğu bundan etkilenmiş ve ölmüştü. başta para ve yiyecek yardımı olmak üzere. aç lıktan ve yiyeceksizlikten yabani otlar yemeye başlamış ve bazı bölgelerde dahi ölümlere rastlanmıştı. Bundan evvel savaş nedeniyle kıtlıklar görülmüş anc ak. Bu kuraklık. Hakikaten halkın pek ç oğu. 1928 yılı kuraklığı gibi geniş bir c oğrafyayı etkisi altına alamamıştır. Buradaki izlenimlerini bir rapor haline getiren Ş ükrü Kaya. . tohumluk yardımı. Bu sebeple ç iftç i olan bu halk uzun süre kendisine gelememiştir.174 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 SONUÇ Cumhuriyet döneminde yaşanan kuraklıkların en önemlisi ve başlangıc ı sayılabilec ek olan kuraklık 1928’de yaşanmıştır. Aksaray. sürülerin başka yerlere nakli ve sulu ziraate geç ilmesi yönünde önlemler alarak bu kuraklığın etkisini en aza indirmeye ç alışmıştı. S ebepleri sıralanmış olan kuraklığın etki alanını tespit etmek amac ıyla buraya giden Ş ükrü Kaya. Eskişehir ve Yozgat gibi illerde etkili olduğunu müşahede etmişti. bir takım önlemlerin alınması gerektiğini ve bu önlemler alınmazsa halkın daha vahim bir duruma düşmesinin kaç ınılmaz olduğunu bildirmişti. Anc ak kuraklığa hazırlıksız yakalanmış olan halk. Kırşehir. büyük bir ç oğunluğu ç iftç i olan iç Anadolu Bölgesi’nde etkisini göstermiş ve buradaki halkın ç oğunu muhtaç duruma düşürmüştür. Bunun üzerine hükümet.

266.266. 13 Haziran 1935.10/ 81. Arşivler a. 30.10/ 120.10/ 184. 30.72. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. -Devre: IV.18.XII.1. Nüfus Meselesi.860. 30. -Devre: IV.530.(1928 ve Sonrası) (30.XIII.10/ 184. C.2/ 17.) -Diyanet İşleri Reisliği Kataloğu (51. TBMM Zabıt Ceridesi -Devre: III. C.12) -Bakanlar Kurulu Kararları Katalogu.XI. B. nu: 2742. 30.7. 30.10/ 210. Dosya Nu: 2661.1.10/ 120. İçtima II. C. C. Türkiye Kızılay Derneği Arşivi -Kutu nu: 1393.1.266. 30.1.(1920-1928) (30. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi -Muamelat Genel Müdürlüğü Katalogu (30. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.1. Ankara 1931.10/ 120.6. D. 30.84. s. Türkiye Büyük Millet Meclisi Arşivi -Kayıt Nu:1/1181. 30.) -Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü Kataloğu (30.2. Belge Nu: 273.1. İçtima III.10/ 184.III.47. nu: 216.2/ 88. 30. C. 30. Kutu nu: 159.10/ 184.2/ 85. Süreli Yayınlar a. Fevkalâde İçtima.1. Ankara 1930. C. -Devre: IV.266.36. Belge Nu: 8.266.XIX.10/ 184.5. 30.01/1.II.858. Fevkalâde İçtima. Ankara 1935 C. Telif Ve Tetkik Eserler a. 30. 30. c. -Devre: IV.XX. Kitaplar -Leon Robinowicz. b.102.XXIII.76. İktisat Matbaası. Kutu nu: 179. s.III. 6 Kânunuevvel 1934.21. Ankara 1934.11. 30.1/ 29.858. 30. İçtima: II. ) -Bakanlar Kurulu Kararları Katalogu. s.4. İçtima IV.1. 3 Birinci Kânun 1935. Belge nu: 133. Belge Nu: 107.10/ 184. nu: 4713. nu: 4541. C.0. C. İçtima: I.6. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.1.) b.10/ 184. s.1. C.108.8. 30.15.18. nu: 73.18. İçtima: III.4. Kutu nu: 1373.18.10/ 184. 30.1./ 7. 5 İlkteşrin 1935.XXII.266.858. Makaleler .266.IV.10/ 184. (Çeviren: Alaettin Cemil).12.11. C.10/ 121.858.18.2. Kutu nu: 71.1.10/ 12.858. C.8. İçtima: II. 30.2/ 85. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. Ankara (tarihsiz) -Devre: IV.18.266. Ankara 1931. Ankara 1933.432. Gazeteler -Babalık. İçtima: I. 30. 30.2.44.13. 30.269. İçtima III.64. Resmi Yayınlar a.18. 8 Mart 1928.2/ 1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 175 KAYNAKÇA A. Ankara 1934.15. -Ekekon.V.XXV.3.10.1/ 29.3.10/ 120. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. -Devre: IV. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.4. C.7. İçtima: III.3.XIII.1. C.19. C. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. İçtima: III. 30. İçtima: II. Belge Nu: 52.10/ 120.0.

Muhtaç Duruma Düşen Vatandaşlara Nasıl Yardım Edilebilir?”. s. C. Yıl: 1974. Yıl:10. Dönüm. “Kuraklık ve Memleketimiz”. s. Ali.Aralık. Temmuz 1948. Haziran 1935.36. Halid. -Derin. .263-264. “İklim ve Beşeriyet”. Yıl:2.21. -Çalık. Ağustos 1952. 76. Ziraat ve Ticaret Gazetesi. Yıl: 55.4. İktisadi Yürüyüş. Tarım Bakanlığının Küçük Su İşlerine Ait Hayırlı Bir Teşebbüsü ve Bu İşte Muvaffak Olma Şartları”. s. Nisan. Sinan. -Muzaffer Hamid. “Küçük Çifçilerimizin Zirai Dertleri. “Konya’nın Kuraklık Savaşı’na Doğru İlk Adım”. s. Nisan 1990. Avni. 8 Mart 1928. Halkevi. “Orta Anadolu’da Kıtlık (1873-1875)”.6. -Fethi Aytaç. Hayat Tarih Mecmuası (Tarih ve Edebiyat Mecmuası). “Kuraklık ve Kurak Bölgelerin Özellikleri”. C. Yıl: 31. “Cumhuriyet Devrinde Su Siyaseti ve Köy Davası”. Celal.176 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -(İmzasız). Temmuz 1974. 6 Temmuz 1945. Hasandağı. Mart. 3 Birinci Kânun 1935. H. Babalık. 3. -Er. Köye Doğru. -(İmzasız). -Numan. Şevket. Ocak 1948. s. s. Mart 1989. 30 Ekim1932. Cahit.1970. s.133. -Berkmen. “Aksaray Folklorunda Yapraklar Aksaraylı Bir Halk Şairinin Dilinden 1290 Kıtlığı”. -Şanda.1. s. Umran Emin.90. Haziran 1960. nu: 2742. “Çeşitli Afetler Tesiri ile -Münferiden. “Orta Anadolu Köylüsü”. s. -Uluocak. 1 Mayıs 1941. “Orta Anadolu`da Kuraklık”. İstanbul Ticaret Odası Mecmuası. s. Ziraat Dergisi. -Öztelli. nu: 216. s. Nej at.2. -Raşit.Gübre " Problemi”. Nisan 1952. Köye Doğru. 11-12. s. s. 17. “Kuraklık ve Kıtlık”. -Evliyar.12. Tarih ve Toplum. 1 Mart 1941. -Çölaşan. Ekekon. Nihat. -(İmzasız). 2. Karınca. s. 627.7. Ekim 1970 . s.146. “Halk Şiirinde Tarihi Kıtlıklar ve Kuraklıklar”. Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı Dergisi. “Çiftçilere Tohumluk”. Yıl:6. -Kuneralp. “Orta Anadolu Topraklarında " Su " ve Ziraat Sisteminde " Nadas . Yıl: 2. s. Mayıs. Zihni. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri B. Ziya. “Kuraklık”. “Tarih Boyunca Anadolu’da Kuraklıklar”. İdare Dergisi.

 translation of the German Military Criminal Code becomes true  to complete the Ottoman Military Criminal Code’s gaps. German Military Criminal Code. Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Hukuk Bilimleri Öğretim Üyesi.TARİHİN PEŞİNDE  ‐ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ‐  THE PURSUIT OF HISTORY  ‐INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH‐  Yıl: 2011. Dr.. Ordu    EXECUTING OF GERMAN MILITARY CRIMINAL CODE ON THE OTTOMAN  MILITARY CRIMINAL CODE    Abstract  In the period of Abdülhamid II. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi. Germany..com Arş.  Böylece Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nde görülen eksiklikler büyük ölçüde tamamlan‐ mıştır. Before these 1880 addings the Ottoman  Military Criminal Code is very short and in this example.    Anahtar Kelimeler  Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi. Gör. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tamamı tercüme  edilerek bunlardan sadece gerekli görülen 56 bendi kanunnamenin ilgili yerlerine eklenmiştir. Issue: 5  Page: 177‐190           ALMAN ASKERΠCEZA KANUNNAMESİNİN OSMANLI ASKERΠCEZA  KANUNNAMESİNE TATBİKİ    Nuran KOYUNCU  Salih KIŞ    Özet  II.  The entire German Military Criminal Code was translated and only the most  required 56 paragraphs were added to relevant places in the Code. is our main source in this study. Ottoman State. Osmanlı Devleti.    Key Words  Ottoman Military Criminal Code. Army    Yrd.com . 1880 tarihli bir belgeye dayalı olarak Osmanlı Askerî Ceza Kanun‐ namesi’ne Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nden tercüme edilerek ilave edilen hukuki düzen‐ lemeleri incelemektir. Almanya. Sayı: 5  Sayfa: 177‐190  Year: 2011. A document dated to 1880. the lacks of the Otto‐ man Military Criminal Code was completed mainly. some formulation subjects were pre‐ cluded in the Code. nuranaykoyuncu@hotmail. Bu çalışmanın amacı. Abdülhamid döneminde Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin eksikliklerinin giderilmesi  amacıyla Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tercüme edilmesi yoluna gidilmiştir. which were added after the translation of  the German Military Criminal Code. salihkis@yahoo. The aim with this work is to study the Ot‐ toman Military Criminal Code’s juridical formulations. Thus. Doç. Osmanlı  Askerî Ceza Kanunu 1880 tarihli bu eklemeler öncesinde oldukça kısadır ve bu kanunda birçok  konu düzenlenme dışında bırakılmıştır..

  Osmanlı  ordusundaki  modernizasyonu  takiben  askerî  hukuk  alanında da önemli adımlar atılmıştır. Ankara 1985.  Böylelikle  XIX. TTK Yayınları.15. Alman Askerî Ceza Kanunnamesinin 1881 yılında tercüme edilerek bazı maddelerinin Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesine tatbiki ve akabinde devam eden süreç ile birlikte Osmanlı. daha sonra askeri birimlerin yanında askeri okulların modernizasyon görevini de üstlenmiştir. . Tayyar Etikcan. Remzi Kitabevi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları. Osmanlı hukuk sisteminin temeli. Goltz Paşa’nın Hâtıratı ve Hal Tercümesi. Çev. Friedrich Wilhelm’den ordunun modernizasyonu için bir askeri heyet veya kurmay subaylar talep etmesiyle süreç başlamıştır. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Alman Dili ve Edebiyatı Eğitimi Yüksek Lisans Programı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. gelen askerî kurmayların eğitim. Moltke’nin Türkiye Mektupları.  hukuk  sistemine  ve  dolayısıyla  hukuki  düzenlenmelere  de  yansıdığı  gö‐ rülmüştür.  yüzyılın  ilk  yarısından  itibaren  Avrupa’nın  önde  gelen  ordularında  görev  yapan  kurmay  subaylar2. s. Hayrullah Örs. Wallach. bununla yetinmeyip dönemin en modern ordularından birisine sahip olan Almanya’dan kendi ordusunun modernizasyonu için askerî heyet talep etmiştir. Mahmud’un.  Kanunnamenin  5. Bir Askeri Yardımın Anatomisi. Osmanlı Devleti.  Yenileşme  hareketi. s. Edebiyatçı ve Eğitimci Yönleriyle Colmar Freiherr Von Der Goltz Paşa. Çev. Bu da hukuk alanındaki eksiklikleri gündeme getirmiş.  Bu  anlayışa  uygun  olarak  II. askerî hukuk alanında Almanya’yı kendisine model almıştır. Çev. Ankara 1992. Jehuda L. s. 21 Haziran 1882’de İstanbul’da Harbiye Nezareti’nde göreve başlayan bu ilk askeri heyet.366.VIII.  ordunun  geli‐ şim  açısından  Avrupa  devletlerinin  gerisinde  kalması  ve  girdiği  savaşlarda  mağlubiyetler  alması  neticesinde  zaruri  görülmüştür.  Dolayısıyla  Tan‐ zimatla  birlikte.     Tanzimat  ve  sonrasında  yaşanan  gelişmeler  Osmanlı  Devleti’nde  önemli  değişiklik ve yeniliklerin habercisi olmuştur.9-20. s. Prusya İmparatoru III.178 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ  Osmanlı’da  modernleşme  hareketleri  XIX.  maddesi  gereği  Mülkî  Ceza  Kanunnamesi’ne  göre  belirlen‐ mesi  sebebiyle  her  iki  kanunnamenin  birada  basılması  zorunlu  görülmüştür.28-30.  İslamî  hükümlere  dayanan  şer’î  hukuk  ve  onun  yanında  padişahın  iradesiyle  şekillenen  örfî  hukukun  yan  yana  ve  çoğunlukla  bir  uyum  içerisinde  yaşatıldı‐ ğı  bir  sisteme  dayanmıştır. Osmanlı’da Avrupa tarzı modern ordunun nüvesi şekillenmiştir.  Ancak  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ndeki  eksikliklerin  son  derece  fazla  olması.  yüzyılın  ilk  yarısında  devletin  en  önemli  unsuru  olan  orduda  başlamıştır. Genelkurmay Yayınları. Ayrıntılı bilgi için bkz. İstanbul 1969. Ankara 1995. Helmuth von Moltke.  Osmanlı  ordusunun  modernizasyonu  için  değişik  birimlerde  görev  yapmaya başlamışlardır3. s.  Ne  var  ki  gelinen  süreçte  batılı  anlamda  yenilikle‐ rin.  Mahmud  ve  sonrası  padişahlar  zama‐ nında  gelen  bu  heyetlerin  çalışma  alanı  ordunun  çağın  gereklerine  göre  dona‐ tılması  ve  eğitilmesi  konusunda  yoğunlaşmıştır.  Osmanlı  ordusunun  modern bir yapıya kavuşturulması amacıyla Avrupa’nın modern ordularından  kurmay  subaylar  davet  edilmiştir1.  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  belirtilmeyen  cürümlerin  cezası. 23 Kasım 1835’te İstanbul’a gelen bu kurmay subayla birlikte. İstanbul 1953.  Abdülhamid  döneminde  Osmanlı  As‐ kerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  eksikliklerinin  giderilmesi  amacıyla  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  tercüme  edilmesi  yoluna  gidilmiştir. kültür ve hukuk alanlarındaki önerileri Osmanlı tarafından dikkate alınarak bu yönde çalışmalar başlatılmıştır. C. Osmanlı Sultanı II.  Bu  sebeplerle  Os‐ manlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  eksikliklerinin  Alman  Askerî  Ceza  Ka‐ 1 2 3 Osmanlıya gelen ilk kurmay subaylardan birisi de Prusyalı Yüzbaşı Moltke’dir. Enver Ziya Karal. Pertev Demirhan.15. Colmar Freiherr Von Der Goltz. Fahri Çeliker.  Mülkî  Kanunnameye  sık  sık  müracaata  mecbur  bırakmıştır.  II. Osmanlı Tarihi.

78/46. PRK.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 179 nunnamesi’nden  alıntı  yapılarak  tamamlanması  hususu  gündeme  gelmiştir. BOA.  Dolayısıyla Kanunname şahsilik prensibini esas almıştır. 2456/3. İ. 22 Cemaziyülevvel 1297 (1 Haziran 1880). 26 Rebiyülevvel 1297 (8 Mart 1880). Nr. Bend 1.   Bu  çalışmada  yalnızca  tercüme  edilerek  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunname‐ si’ne  eklenen  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ne  ilişkin  hükümlere  yer  ve‐ rilmiştir9. BOA. 3 Zilkâde 1298 (27 Eylül 1881).   Seferberlik  halinde  uygulanacağı  belirtilen  cezalar  öncelikle  kara  ve  deniz  kuvvetlerinin  tamamen  veya  bunlardan  bir  kısmının  savaş  halinde  olduğu  zamanlarda  geçerlidir.  Dolayısıyla  Mülkî  Ceza  Kanunnamesi  ve  Osmanlı  Askerî  Ceza  Ka‐ nunnamesi’nin hükümleri incelenmemiştir10. BOA.   cezalandırıl‐ ması  gerekli  bir  fiil  işlerse. ŞD. 9/3. BOA.PRK. Bundan sonraki dipnotlarda sadece bend numaraları ve bu bendlerin Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin hangi maddesine eklendiği belirtilecektir. Nr.) Bend 2.maddesi olarak konulacaktır. BEO.  aniden  ortaya  çıkan  olaylar‐ 4 5 6 7 8 9 10 11 12 BOA. ŞD. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tercüme edilerek Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne eklenen hükümleri 23 Rebiyülevvel 1298 tarihli ve 9/3 numaralı belgede bendler halindedir. Y. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 5. ASK.  Diğer  taraftan  ülkenin  bir  kısmının  askerin  yönetimi  altına  alındığı  zamanlarda. 3/76.  ülke  içinde  bir  suç  işlemiş  gibi  cezalandırılacaktır12.  Komisyo‐ nun yapmış olduğu kanun tercümesi ve Kanunnameye yapılan eklemeler Bâb‐ı  Âlî’de7  uygun  görülüp Şuray‐ı  Devlet’çe  de  kabul  gördükten  sonra  ceza  mad‐ delerine  eklenen  ilavelere  ilişkin  layiha  arz  tezkiresi  ile  birlikte  padişahın  ona‐ yına sunulmuştur8. PRK.) .  Yabancı  bir  ülkede  görevli  veya  izinli  olarak  bulunan  askeriye  mensubu. maddesi olarak konulacaktır. 1 Şevval 1299 (16 Ağustos 1882). 3 Zilkâde 1298 ( 27 Eylül 1881).     I‐KANUNNAMENİN YÜRÜRLÜK ALANI  Kanunname  yalnızca  askeriye  mensubu  kişilere  uygulanacaktır11. BOA. Nr. Nr. ASK. 21 Zilhicce 1297 (24 Kasım 1880). Y. ASK. BEO.  ihtilal  vesair  bir  sebeple  bir  yerde  bulunan  askeri  kuvvetin  padişahın  kumandanı  olduğu  resmî  izni  üzerine  askerin  savaş  halin‐ de  bulunacağını  ilan  ettikten  sonraki  zamanlarda. 9/3.DUİT.  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ni  tadil  ve  ıslahı  için  Er‐ kan‐ı  Harbiye  Reisi  Ethem  Paşa  başkanlığında  Levazımat  Dairesi  Birinci Şube  Müdürü Ahmet Vehib Paşa ve ferikamdan Feyzi Paşa ile İstihkâm Dairesi Reisi  Abid  Paşa  ve  Topçu  Dairesi İkinci Şube  Müdürü  Kaymakam  Bekir  ve  Erkan‐ı  Harbiye  binbaşılarından  Osman  ve  Hilmi  Beyefendiler  ve  diğer  gerekli  kişile‐ rin  de  katılımıyla  komisyon  oluşturularak  padişaha  arz  edilmiştir6. Nr. 2450/8. Y.  Padişah  tarafından  olur  verilerek  uygun‐ luğu  kabul  edilen  mazbatanın  23  Rebiyülevvel  1297  tarihli  iradesi  Harbiye  Nezareti’ne  bildirilmiştir5. Nr.   Mümkün  olan  en  kısa  sürede  askerî  dairede  yabancı  lisanlara  muktedir  olan  şahıslarla  birlikte  ehil  kişilerden  oluşan  bir  komisyon  oluşturulması  talebi  bir  mazbata  ile  padişaha  sunulmuştur4. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 2.

    Askeriye  mensubunun  daha  önce  işlediği cinayet veya askerî kabahatten dolayı aldıkları cezalar irade‐i seniye ile  tamamen veya kısmen af edildiği halde pişman olmayarak yine aynı cinayet ve  kabahati işlerse yine sabıkası gereği mükerrer cezasını alırlar16. (Yukarıdaki bendi takiben eklenecektir. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 6.) Bend 5.) Bend 4. maddesi olarak konulacaktır.) Bend 8.180 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 da.) Bend 7. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 10. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 36.  Askeriye  mensuplarının  seferberliğin  ilanının  başından  hazır  hale  gelince‐ ye  kadar  cinayet  veya  kabahatleri  olursa  haklarında  yine  yukarıda  belirtilen  6. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9. (Yukarıdaki bendin yerine konulacaktır.     II‐SUÇUN GENEL HÜKÜMLERİ  Kanunnameye  göre  mükerreren  cinayeti  veya  askerî  kabahati  görülen  as‐ keriye mensubu. maddesi olarak konulacaktır.  Bir cinayet veya askerî bir  suçtan dolayı faillerinin cezaları belirlenirken bu  cinayet  veya  suçtan  zarar  görenler  veya şikâyet  hakları  bulunanlar  tarafından  şikâyet söz konusu olsa ve bu şikâyetçiler şikâyetlerinden vazgeçseler bile yine  de  failler  ceza  görürler.  maddenin birinci fıkrasına göre hüküm verilecektir14. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 8. maddesi olarak konulacaktır.  kumandan  tarafından  aciliyet  hakkında  durumun  gerektirdiği  seferberliğe  mahsus cezaların uygulanacağını duyurduğu zamanlarda da geçerlidir13. daha önce işledikleri cinayet ve askerî kabahatten dolayı harp  divanlarının  birinde  mahkûm  olup.  Mahkûmun  vücut  sağlığının  riyazat  için  yerinde  olmadığı  doktor  rapo‐ ruyla  anlaşılırsa  riyazat  süresi  yarı  oranında  azaltılarak  o  kadar  müddeti  adi  hapis cezası olarak karşılık görür18.  13 14 15 16 17 18 19 20 21 Bend 3.  Dolayısıyla  kanunnameye  göre  şikâyetten  vazgeçme  cezayı düşürmemektedir21. bendinden sonra yeni bir bend olarak konulacaktır.   Cezaî sorumluluğu etkileyen bir neden olarak Kanunnamede “Failin konu‐ su  suç  teşkil  eden  bir  emir  vermesi  durumunda  yalnızca  kendisi  sorumlu  olsa  da emri icra eden memur eğer emri aşan bir icraatta bulunmuşsa bu fazlalıktan  dolayı kendisi sorumludur” hükmüne yer verilmektedir19.) Bend 10. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 7.) Bend 6. maddesi olarak konulacaktır.  hak  ettiği  cezayı  gördükten  sonra  aynı  cinayet  ve  askerî  kabahati  işleyenlerdir. maddesinden sonra ayrıca bir madde olarak konulacaktır.  Kanunnamede düşman veya eşkıya karşısında tabiri bir savaş veya çatışma  ihtimalinde  ordugâhın  etrafında  karakol  oluşturulmasından  sonraki  zamanı  ifade eder15. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 13.  Her  ne  şekilde  olursa  olsun  nefsî  tehlikeyi  kaldırmaktan  korku  ve  heder  ederek  vazife  ve  askerî  vecibelerini  ifa  etmeyenler  kasten  yerine  getirmeyenler  gibi sorumludur20.) .) Bend 11.) Bend 9. maddesi olarak konulacaktır.   Riyazat  yani  nefsin  terbiyesi  için  gıdanın  azaltılması  subaylar  için  üç  gün  süreyle  askerler  için  ise  sadece  isnat  geceleri  pilav  verilmesi  şeklinde  uygula‐ nır17.

(Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 124.  memuriyet  hizmeti  diğerine  verilmek  üzere  mazere‐ tini  zamanında  üstüne  ihbar  etmemiş  iseler  yine  cezanın  yarısıyla  cezalandırı‐ lırlar24.  Öncelikle  kaybettiği  askerî  kıtaya  veya  civarında  bulunan  diğer  askerî  kı‐ taya katılmayanlar. (Yukarıdaki bendin yerine konulacaktır. maddesinden sonra konulacaktır.) Bend 15.  Harp  etmek  için  askerî  kuvvetlerin  ilerlediği  sırada  veya  geri  çekildiği  zamanda  mensup  oldu‐ ğu  askerî  kıtadan  gizlice  geri  kalanlar  veya  kıtadan  ayrılanlar  veya  kendisini  22 23 24 25 26 Bend 12.) Bend 13.  İkinci  olarak  da  harp  esirliğinden  her  nasıl  olursa  olsun  kurtulup  da  vakit  kaybetmeden  yakınındaki  bir  askerî  kıtaya  katılmayanlar  firarî  kabul  edilecek‐ tir25.) Bend 16.  Umumiyetle  askeriye  mensuplarından  bir  veya  bir  kaçı  sefer  esnasında  as‐ kerî  vazife  ve  hizmetlerini  ifada  üşenme  ve  dikkatsiz  davranmasından  veya  bilinçsiz  halde  bulunmasından  dolayı  düşmanın  hasmâne  hareketine  sebep  verilmesi  veyahut  harp  halinde  bulunulan  Devlet‐i  Âlî’ye  ve  müttefik  ordula‐ rının  tehlikeye  sokulması  veyahut  adı  geçen  ordulara  kabahate  sebebiyet  ve‐ rilmesi  gibi  keyfiyet  ve  kötülüğe  sebep  vermesi  söz  konusu  olup  da  bu  henüz  gerçekleşmemişse  emir  subayları  hakkında  6  aydan  üç  seneye  kadar  hapis  ve  küçük subay ve askerler hakkında 45 değnek darbıyla beraber 45 günden 6 aya  kadar prangabend cezaları verilir. (Yukarıdaki bendin yerine ayrıca bir bend olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 151.) Bend 14.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 181 Mezunuyla birlikte olup cezalandırılması gereken  bir  fiil ve harekete kalkı‐ şan  veya  mezununun  fiiline  iştirak  eden  subay  hak  ettiği  cezanın  en  üst  had‐ diyle  cezalandırılır22.  Askerde  bulunanlar  sefer esnasında aşağıdaki suçlara kalkışırlarsa firarî cezasıyla cezalandırılırlar.  Diğer  taraftan  askeriye  mensupları  bir  yere  toplanıp  gizli  olarak  veya  halkın  karşısında  alenen  ceza  gerektiren  bir  fiile  kalkışırlarsa  hak  ettikleri cezaların üst haddiyle cezalandırılırlar23. maddesinin üst tarafına konulacaktır.    III‐KANUNNAMEDEKİ SUÇ TÜRLERİ  A‐ Firar Suçu   Gerek  sefer  vakti  gerekse  sefer  dışında  mensup  olduğu  askerî  kıtayı  terk  edip  diğer  askerî  kıtaya  katılanlar  firarî  kabul  edilirler. maddesinden sonra konulacaktır.  Harp  meydanından  kaçanlar  arkadaşlarını  sözle  veya  işaretle  harp  meyda‐ nından  kaçmaya  tahrik  edenler  her  halükarda  idam  edilirler.  Arkadaşlarından  firar  edecek  olanların  bu  hareketlerini  haberdar  olup  da  firarın  önlenebileceği  bir  zamanda  üstüne  haber  vermediği  anlaşılanlar  hak‐ kında  firar  gerçekleşirse  45  güne  ve  sefer  esnasında  ise  3  ay  hapis  cezası  hük‐ molunur26.) .  Eğer bu örneklerden birinde yargılamadan geçerli bir mazereti ileri sürerek  berat  edip  aklanırsa  dahi. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 88.

maddesinin alt tarafına konulacaktır.  Rüşt  karşısında  verilen  emre karşılık.) Bend 18.) Bend 21. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 136.  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  40  değnek  ile  beraber  6  aydan  bir  seneye  kadar  prangabend  cezası  verilir.  Küçük  subay  veya  askerler  ise  45  günden  6  aya  kadar  prangabendlik  cezası  verilir. bendinden sonra konulacaktır. bendinden sonra konulacaktır.  Eğer  bu  durum  seferberlik  halindeyken  gerçekleşirse  emir  subayı  hakkında  uzaklaştırma  ve  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis.  İfade  edilen  suçlara  teşebbüs  edip  de  yargılaması  yapılmadan  önce  başka  teşebbüsleri  görülen  emir  subayları.  Cebir  veya  tehdit  ile  üstünün  emir  vermesini  engelleyenler  veya  askerî  hizmete  ilişkin  bir  işin  icrasını  veya  icra  edilmemesini  sağlayanlar  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırılır.  Askerî hizmet dışında herhangi bir organıyla üstüne dokunanlar. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 107.) . Bend 19. çarpanlar  veya  dokunup  çarpma  düşüncesiyle  üzerine  yürüyenler  emir  subayı  ise  6  ay‐ 27 28 29 30 31 Bend 17. (Yukarıdaki benden sonra konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 107. dille veya el  kol işaretleriyle  veya herhangi bir hareketle  itaatsiz‐ lik gösterir  veya ima  ederse idam  cezası hükmedilir.  Düşman  karşısında  ise  gerek  emir  su‐ bayı  gerekse  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  kesin  olarak  idam  cezası  veri‐ lir31.) Bend 20.  küçük  subaylar  ve  askerler  hak‐ kında ise 40 değnek ile beraber kaydın yenilenmesi cezalarına hükmedilir27.  Eğer indirici sebepler var‐ sa idam cezası 10 sene veya müebbet hapis cezalarına çevrilir30.    B‐Emre İtaatsizlik  Askerî  hizmet  esnasında  üstü  tarafından  verilen  emre  veya  işittiği  tazire  karşılık  söz  söyleyenler  veya  yerine  getirmeyenler  emir  subayı  ise  45  günden  6  aya kadar hapis  ve küçük subay ve askerden ise 45 günden üç aya kadar  pran‐ gabend  eğer  bu  durum  askerlik  hizmeti  dışında  olursa  emir  subayı  ise  hakkın‐ da  24  saatten  45  güne  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  24  saatten bir aya kadar prangabendlik cezası hükmedilir29  Bahsedilen  fiil  seferberlik  halindeyken  işlenirse  emir  subayları  hakkında  askeriyeden  uzaklaştırma  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  30  değnek  ce‐ zasıyla  birlikte  3  ay  prangabendlik  cezası  hükmedilir.  uzaklaştırma  cezasına  karşılık  bir  sene  hapis  cezasını  hak  eder.182 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gizleyenler  silahını  ve  mühimmatını  atanlar  veya  terk  edenler  ve  saklayanlar  veya  hayvanını  ve  silahını  kullanmaktan  kaçınanlar  veya  kendini  tehlikeye  düşürmemek  veya  kendini  harpten  geri  bırakmak  düşüncesiyle  sahte  olarak  yaralandığını  veya  hastalandığını  beyan  edenler  subay  ise  askeriyeden  uzak‐ laştırma  ile  beraber  2  seneye  kadar  kalabend.  Küçük  subaylar  ve  askerler  hakkında  kaydın  yenilen‐ mesinden vazgeçilir28.

(Önceki bendin altına ayrıca bir bend olarak konulacaktır.) Bend 27. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 71.) Bend 25.) Bend 26. maddesinin yerine konulacaktır. maddesinden sonra konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 106. (Yukarıdaki bendin altına bend olarak konulacaktır.bendinden sonra konulacaktır.  Gizli  örgüte  katılanlar  ve  bunun  için  imza  verenler  emir  subayı  ise 45 günden 6 aya kadar hapis küçük subay ve asker olanlar hakkında 45 gün  prangabend cezası verilir38. maddesinden sonra konulacaktır.) Bend 24.  Herhangi  bir  gizli  örgüte  üye  olup  da  önlenebileceği  bir  zamanda  her‐ hangi  bir  taraftan  henüz  haber  verilmeden  önce  üstüne  haber  verenler  ise  ce‐ zadan muaf tutulurlar37.  Genel  olarak  itaatsizlik  fiillerinin  oluşmasına  üstünün  nizama  aykırı  hare‐ ket  ve  muamelesi  veya  görev  ve  iktidarını  aşması  sebebiyet  verirse  adı  geçen  bu  fiillerden  dolayı  emir  subayının  tabi  olduğu  cezalardan  yalnız  hapis  ceza‐ sıyla  ve  eğer  ceza  seviyeleri  yalnız  hapis  cezasından  ise  bunun  en  alt  seviyesi.  küçük  subay  ve  askerler  ise  prangabendlik  cezalarının  en  altı  ile  cezalandırı‐ lır33. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 95.) Bend 23.  Subay  ve  askeriye  mensuplarından  birini  üstü  aleyhine  itaatsizliğe  veya  makamını  teşvik  veya  tahrik  edenlerin  bu  teşvikten  kaynaklı  bir  suç  fiili  oluş‐ sun oluşmasın bunlar aynı müşterek fail gibi sayılır ve aynı cezayı görürler34.) Bend 28.   Askeriye  mensuplarını  askerlik  hizmetinden  nefret  ve  soğutma  faaliyetine  girenler  nefret  ettirme  faaliyeti  sözle  yapılmışsa  emir  subayı  hakkında  45  gün‐ den  3  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  ise  bir  aydan  iki  aya  kadar  prangabend  eğer  bu  fiil  yazı  ve  resim  yayını  veya  belge  yoluyla  yapılmışsa  emir  subayı  ise  3  aydan  6  aya  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  iki  aydan  4  aya  kadar  prangabend  ve  sefer  esnasında  emir  subayı  hakkında  Bend 22.     C‐ Gizli Örgüt Kurma Suçu   Herhangi  bir  gizli  örgütün  oluştuğuna  gerçekten  haberi  olup  da  önlenebi‐ leceği  bir  zamanda  üstüne  haber  vermeyenler  müşterek  fail  olarak  cezalandırı‐ lırlar36.   Memurluğu ve resmî bir yetkisi olmadığı halde görevi dışında hususî veya  askerî  düzenle  ilgili  görüşmeler  yapmak  için  askeriye  mensuplarından  oluşan  örgüt  oluşturanlar  veya  özel  ve  askerî  düzenle  ilgili şikâyet  edecek  üye  topla‐ yanlar  eğer  emir  subayı  ise  hakkında  45  günden  bir  seneye  kadar  hapis  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerlerden  olursa  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  prangabend  cezası  verilir.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 183 dan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  asker  iseler  iki  aydan  dört  aya  kadar prangabend ile cezalandırılırlar32. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 73.) 32 33 34 35 36 37 38 . (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 71.  Askeriyeden  bir  kaçını  birlikte  üstüne  itaatsizliğe  veya  karşı  koymaya  teş‐ vik  veya  tahrik  edenlerin  bir  sonuç  çıkmasa  bile  bu  maddi  ve  manevi  teşebbü‐ sünün karşılığı olan cezanın üst haddi ile cezalandırılır35.bendi olarak konulacaktır.

   Bu kanunnamedeki nöbetçi tabirinden anlaşılan hangi sınıftan olursa olsun  hazır  ve  seferde  jandarmalar  ile  karakolun  tamamını  ve  mevki  ve  imkânı  ve  askerî  eşyanın  muhafazası  için  ikame  edilenler  nöbetçi  demektir43. bendin ekine konulacaktır.  Asi  cemiyete  katılanlardan  aşağıda  bahsedilecek  fiillere  teşebbüs  edenler  hakkında aynı asi reis gibi ceza verilir.) . (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96. fıkrası olarak konulacaktır.   Öncelikle.  İkincisi:  Askerî  işareti  kötüye  kullananlar  veya  herhangi  bir  işaretle  isyanı  alevlendirenler. fıkrası olarak konulacaktır. maddesinin 7. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 74. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96.) Bend 31.) Bend 33.  Asi  bir  örgüte  katılanların  hepsi  adı  geçen  fiilin  icrasından  pişman  olurlar‐ sa  yalnız  reis  ve  önayak  olanı  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırma  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerler  ise  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  veya  bir  aydan  altı aya kadar prangabend cezası verilir41.    D‐Görevi Kötüye Kullanma Suçu   Nüfuz ve iktidarını suiistimal ederek yetkili kişiden askerî hizmetin hizme‐ te  ilişkin  bir  kuralının  ifasını  talep  veya  emredenler  veya  kendi şahsi  çıkarları  için  nüfuz  ve  iktidarını  suiistimal  edenler  veya  üstünün  bilgisi  olmaksızın  yet‐ kili  olan  subaydan  ödünç  para  alarak  nüfuz  ve  iktidarını  kötüye  kullananlar  veya  kendi  mevkisini  kullanarak  yetkilinin  yapması  zorunlu  bir şeyde  icrasın‐ da  yetkiliyi  ihbar  etmeyenler  veya  askerî  hizmet  yetkisiymiş  gibi  bir  işe  sevk  edenler hakkında emir subayı ise 45 günden 6 aya kadar hapis ve küçük subay  ve  askerler  ise  45  günden  üç  aya  kadar  prangabend  ve  emir  subaylarından  hangi rütbede olursa olsun küçük subay ve askerlerden istemeyerek akçe alan‐ lar hakkında 3 aydan 6 aya kadar hapis ve küçük subay ve onbaşılar yetkililer‐ 39 40 41 42 43 44 Bend 29.) Bend 34. şahsen  itaate  davet  edilip  de  söz  veya  bir  hareketle  emre  ve  da‐ veti kabul etmeyenler. bendinin 8.184 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 kaydın  silinmesi  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  dört  aydan  6  aya  kadar  prangabend ile kaydın yenilenmesi cezaları verilir39.) Bend 32.  Esasen bir asi örgüte katılıp da faaliyet göstermekten  vazgeçenler reis veya  önayak  olanlardan  olmadığı  belirlenirse  emir  subayıysa  askeriyeden  uzaklaş‐ tırma  ile  beraber  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  ise  40  değnekten  80  değneğe  kadar  darp  cezası  veya  45  günden  bir  seneye  ka‐ dar prangabend ve iki durumda da yeniden asker olarak kaydedidilir40. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 100.  Üçüncü olarak: İsyan edenler arasında en büyük rütbede bulunanlar42. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96.bendi olarak konulacaktır.) Bend 30. bendinin dördüncü fıkrası olarak konulacaktır. bendine ek olacaktır. (Bu bend 28.  Yardımcı  kuvvetler  ve  yedek  kuvvetlerden  olanlar  ve  süresiz  emekli  olanlar  ve  bir  müd‐ det  izinde  olanlar  hizmette  bulunmadıkları  zaman  bile  28  bende  ifade  edilen  fillere teşebbüs ederlerse haklarında adı geçen bendeki cezalar verilir44.

  45 46 47 48 49 50 51 52 Bend 35.) Bend 41. bend olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.  yaralanmaya  sebebiyet  vermiş  ve  yara  yaralananın  as‐ kerî  hizmetini  ifasına  engel  olacak  dereceye  varmış  veya  bir  uzvunun  kaybına  sebep olmuşsa fail emir subayı  ise askerî hizmetten uzaklaştırma. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.) Bend 40. maddesinden sonra 5.  Savaş  halindeyken. 113.) Bend 38. 113. küçük subay  ise 6 aydan bir seneye kadar prangabend ve kaydın yenilenmesi cezası verilir46. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 113. 113.) Bend 42. maddesinden sonra 8. bend olarak konulacaktır.  Zanlı  hakkında  arz  veya  sahip  çıkılması  gereken  bir  yolda  harp  divanları‐ nın  bilgi  ve  işleyişine  müdahale  edenler  ve  nüfuzlarının  etkisini  kullananlar  haklarında üç aydan bir seneye kadar hapis cezası hükmedilir51. bend olarak konulacaktır.) . maddesinden sonra 6.  Kasten  üstü  hakkında  adi  bir  husustan  veya  esassız  bir  şeyden  dolayı  şikâyet  edenler  emir  subayı  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay ve askerler hakkında 45 günden 3 aya kadar prangabend cezaları verilir. 113. bend olarak konulacaktır. maddesinden sonra konulacaktır. 113. maddesinden sonra 3.   Nüfuz  ve  iktidarını  suiistimal  ederek  yetkisini  suç  teşkil  eden  bir  fiile  sevk  ve  tayine  yalnız  teşebbüs  edenler  eğer  fiil  kabahatten  ise  subay  hakkında  24  saatten  45  güne  kadar  hapis  ve  küçük  subay  hakkında  bir  haftadan  bir  aya  kadar  prangabend  ve  eğer  fiil  cenah  ve  adam  öldürme  nev’inden  ise  emir  su‐ bayı  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  hakkında  45  gün‐ den üç aya kadar prangabend cezası verilir47.  Memuriyeti  veya  yetkisi  dışında  olarak  bir  cezaya  hükmedenler  ve  uygu‐ layanlar haklarında 45 günden bir seneye kadar hapis cezası verilir52. maddesinden sonra 7. küçük subay olursa 45 günden 6 aya kadar prangabend cezalarıyla ceza‐ landırılırlar48. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.) Bend 39. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.  Astından  bir  veya  bir  kaç  askeriye  mensubunu  sonuçta  bir  tehlike  oluşaca‐ ğını  veya  tehdit  ederek şikâyete  engel  olmak  veya şikâyetten  vazgeçirenler  ve  kanunen  ve  askerî  derecelere  uygun  olarak  kendisine  kadar  gelmiş  olan  şikâyet  veya  şikâyetnameyi  sunmayarak  gizleyenler  veya  şikâyet  olayından  dolayı  yapmaya  mecbur  olduğu  inceleme  ve  araştırmayı  yapmayanlar  ve  ic‐ rayla  beraber  vazifesini  yapmayanlar  emir  subayı  ise  45  günden  6  aya  kadar  hapis. maddesinden sonra 4. bend olarak konulacaktır. bend olarak konulacaktır.   Cezalandırma yetkisindeki gücünü kastî olarak tecavüz edenler ve özellik‐ le  bu  hususu  sesli  olarak  ortaya  koyanlar  veya  yasal  olmayan  bir  şeyi  icraya  cüret  edenler  veya  zanlının  mahkûm  olduğu  cezayı  sınırlayan  veya şiddetlen‐ direnler 45 günden 6 aya kadar hapis cezası alır50. maddesinden sonra ikinci bend olarak konulacaktır.) Bend 37.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 185 den  istemeden  akçe  alırlarsa  haklarında  45  günden  üç  aya  kadar  prangabend  cezaları verilir45. 113. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.  Şikâyet  konusu  eğer  şikâyet  ve  iddia  edilenlerin  haysiyetlerine  dokunacak  şekilde  olursa  ve  kusurları  olursa şikâyetçilerin  iddia  ve şikâyet  ettikleri  cürü‐ mün faili gibi kabul edilip onunla cezalandırılır49.) Bend 36. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 113.

(Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.) Bend 46.  ve  42. (Ta’rizât-ı Umumiye bahsinde uygun bir yere konulacaktır.) Bend 47.  bendi  hükmü tamamıyla yukarıda adı geçen nöbetçiler haklarında dahi geçerlidir53.  Muharebe  esnasında  savaş  mevkiinde  veya  ona  yakın  bir  mahalde  yerleşik  ahaliyi  korkutarak  bundan  yararlanma  amacıyla  ellerinden  eşya  vb..) Bend 44.  Astının  cezası  daim  olarak  işlemiş  oldukları  fiili  kastî  olarak  üstüne  haber  vermeyenler  yahut  tahkik  veya  araştırmayanlar  emir  subayı  hakkında  45  gün‐ den  6  aya  kadar  hapislik  ve  küçük  subay  ve  onbaşılar  hakkında  24  saatten  45  güne kadar prangabend cezaları verilir55.) Bend 48.   Nüfuz  ve  memuriyetini  suiistimal  ile  kastî  olarak  astını  daimi  bir  ceza  iş‐ leme  hareketine  sevk  ettikleri  tahkik  ve  tespit  edilenler  fiillerin  adı  geçen  meş‐ ru  olmayan  faili  veya  reisi  sayılarak  söz  konusu  suçun  gereği  olan  cezanın  en  yüksek haddiyle cezalandırılırlar54. bendi olarak konulacaktır..  Kanunname‐i  Hümayunun  113.    E‐ Hırsızlık‐Gasp‐Yağma   Askeriyeden  birisi  sefer  esnasında  hırsızlık  ve  gaspa  cüret  veya  bu  işleri  için  birisini  yaralasa  veya  adaba  aykırı  fiilleriyle  kabahat  veya  cinayete  cüret  etse  bu  hareketten  etkilenenlerce  yapılmasa  bile  yine  de  o  kişiler  haklarında  ceza verilir ve uygulanır56. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 74. faslının ikinci maddesi olarak konulacaktır.  küçük  su‐ bay ve askerler ise 45 günden üç aya kadar prangabend cezası verilir58.   Amirin  emriyle  ganimet  yoluyla  elde  edileni  yetkililere  teslim  edilmesi  ge‐ reken  eşyayı  teslim  etmeyip  alıkoyanlar  yani  alıkoyan  ve  saklayanlar  emir  su‐ bayı  ise  eşyanın  iadesiyle  birlikte  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis.  38.  şeylerini  alıkoyanlar veya düşman geliyor diye ahaliyi yerlerinden kaçırarak bıraktıkları  eşyayı  ve  hayvanları  zabt  edenler  veya  yetkili  olmadığı  halde  yerleşik  ahaliye  savaş vergisi tarh  veya  başkumandan tarafından  emredilmiş olan savaş vergisi  miktarından  fazla  şey  alanlar  bu  durumlarının  tespiti  ve  araştırılması  sonu‐ cunda  emir  subayı  iseler  haklarında  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  beraber  üç  aydan  beş  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  iseler  haklarında  üç  53 54 55 56 57 58 Bend 43. 113. faslının birinci maddesi olarak konulacaktır.186 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 36.   Sefer  esnasında  çapul  amacıyla  mensup  olduğu  askerî  kısımdan  izinsiz  ay‐ rılanlar  ve  kaçanlar  veya  kıymetli  bir  malı  izinsiz  alanlar  bu  halleri  tespit  ve  tahkiki  takdirinde  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  ise  üç  aydan  bir  seneye  kadar  prangabend  ve  kaydın  yenilenmesi  cezalarıyla  cezalandırılırlar. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 75.  bendlerde  sayılan  filleri  işleyen  nöbetçi  ve  neferat  dahi  aynı  cezalarla  cezalandırılırlar.  41. maddesinden sonra 9.  37.. bend olarak konulacaktır.) Bend 45. bendinden sonra konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.) .  Kıymetli  olan  bu malları izinsiz alınan bu şeyler dahi ellerinden alınır ve çıkarılır57. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.

   Cezanın  azaltılması  söz  konusu  olursa  emir  subayı  hakkında  yalnız  uzak‐ laştırma  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  6  aya  kadar  prangabend  cezaları  verilir60.) Bend 50. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 169.  soyup  alanlar  emir  subayı  hakkında  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  beraber  bir  seneden  üç  seneye  kadar  kalabend  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  6  aydan  bir  seneye  kadar  pranga‐ bend ve kaydın yenilenmesi cezası verilir.) . faslının üçüncü maddesi olarak konulacaktır.) Bend 51. faslının başlangıcına özel bend olarak konulacaktır.  sefer  vaktinde  ise  emir  subayı  hakkında  üç  aydan  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  ile  beraber  45  günden  2  aya  kadar prangabend. maddesine konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 11.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 187 aydan  bir  buçuk  seneye  kadar  prangabend  ve  kaydın  yenilenmesi  cezaları  ve‐ rilir59. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.   Eğer  bu  durumlar  yapılacak  vazifenin  ifasına  bir  zarar  veya  ziyan  getirirse  normal  zamanda  emir  subayı  hakkında  6  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerler  hakkından  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  ile  be‐ raber  45  günden  2  aya  kadar  hapis  ve  harp  zamanında  emir  subayı  hakkında  59 60 61 Bend 49.  Karşılıklı  meydan  muharebesi  esnasında  ölenlerin  ve  yaralanıp  kalanların  veyahut  yolda  nakil  sırasında  veya  hastanede  bir  hasta  veya  yaralının  korun‐ ması  kendisine  verilmiş  harp  esirinin  eşyasını  vs.    F‐Yalan Beyan   Askerî  hizmetten  muafiyeti  veya  geçerli  muafiyetten  yaralanması  gereklili‐ ği  veya  subay  ve  efraddan  birisinin  terfi  rütbesi  sırasında  gücünün  derecesin‐ den farklı olarak yeteneğine ilişkin eksikliklerinin ve bunlarla ilgi gerçeği yalan  olarak  kasten  sahte  tanıklık  veya  raporla  ve  yapılması  gerekli  her  nevi  askerî  hizmete dair gerek sözlü gerekse yazılı sahte bilgi verenler veya bunların sahte  olduklarını  bilerek  kendileriyle  ilgili  yanlış  söz  söyleyenler  emir  subayı  hak‐ kında  6  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  hakkında  45  günden  3  aya  kadar prangabend cezaları verilir.    G‐Vazifenin İfasına Engel Olma   Karakol  veya  herhangi  bir  müfreze  veya  askerî  kıta  kumandanı  veya  her  çeşit  karakolda  bulunan  nöbetçilerden  sarhoşluk  veya  tımarsız  veya  başka  bir  yolla  kendilerini  vazifelerini  ifayı  yerine  getiremez  hale  koyanlar  emir  subayı  hakkında  normal  zamanda  45  günden  üç  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  24  saatten  45  güne  kadar  prangabend.   Sahte  malumat  verenler  rüşvet  almışlarsa  bundan  dolayı  da  mülkiye  ka‐ nunnamesinin rüşvete ilişkin bendlerine göre cezalandırılırlar61.

(Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 6.) Bend 56.  men  etmesine  görevli  olduğu  herhangi  bir  fenalığı  yasaklama‐ yarak icrasına meydan verirse söz konusu fiili kendi işlemişçesine ceza görür63.  Üçüncü  olarak:  Devlet‐i  Âlî’nin  ve  müttefiki  ordularıyla  savaşan  düşmana  istihbarati bilgi toplayanlar veya Devlet‐i Âlî  ve  müttefiki ordularına  istihbara‐ ti  bilgi  toplayıp  da  yanlış  yola  sevk  edenler  mühimmatı  vs.) Bend 55.  veya  vesair  harp  malzemelerini  düşmana  teslim  edenler.  Eğer  cezayı  indirme  sebebi  varsa  idam  cezasına  karşılık  on  sene  veya  mü‐ ebbed kürek cezası verilir62.    62 63 64 65 66 Bend 52.  53.  telgraf  ve  telgrafhaneye  ait  eşyayı  tahrip  ve  kullanılmayacak hale getirenler.188 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 askeriyeden  uzaklaştırma  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  40  değnekten  80 değneğe kadar darp ile beraber 45 günden 3 aya kadar prangabend.   İkinci  olarak:  Yol  ve  vapur.. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 55.) Bend 53. (Ta’rizât-ı Umumiye bahsinde uygun bir yere konulacaktır. faslının birinci bendi olacaktır. faslının başlangıcına birinci bend olarak konulacaktır.  maddelerine  ve  as‐ kerî ceza kanunun birinci faslına ek ve ilave edilen maddelere göre cezalandırı‐ lırlar65.    H‐Suça Göz Yummak   Bir  karakol  veya  askerî  kıta  kumandanı  veya  her  çeşit  nöbet  hizmetlerinde  bulunan  asker.  51.    İ‐Devlete veya Vatana İhanet   Devlete  veya  vatana  ihanet  suçlamasıyla  suçlanan  askeriye  mensupları.  mülki  ceza  kanunnamesine  göre  50.  adı  geçen  eşyaları  ve  köprüleri  ve  de‐ mir  yollarını  düşman  menfaati  için  tahrip  edenler  veya  kullanılmasını  önleye‐ cek hali görünenler66.) .. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 77. maddesiyle birlikte konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 101.    I‐Yabancı Komutanın Cezalandırılması   Yabancı  zabıtandan  olup  da  harp  ordularında  bulunmalarına  resmi  izinli  olanlar  cezalandırılması  gerekli  bir  fiili  ortaya  çıkanlar  hakkında  devletin  as‐ kerî mensubu yani emri zabıtan gibi cezası hükmedilir ve icra edilir64.  55..  Düşmanın  amaçlarını  desteklemek  veya  devletin  ve  müttefik  ordularına  zarar  vermek  üzere  kastî  olarak  aşağıda  beyan  edilen  cinayetleri  işleyenler  hakkında idam cezası verilir.  Evvela:  mülkî  ceza  kanunnamesinin  daha  önce  zikredilen  ve  beyan  edilen  bendlerindeki cinayeti işleyenler. bendinin üstüne konulacaktır..  Eğer düşman ve silahlı eşkıya karşısında ise idam cezaları hükmedilir.) Bend 54.  ve  60.  58.

ASK.   Dolayısıyla  Alman  Askerî  Ceza  Kanunname‐ si’nden  yapılan  bu  iktibas  Osmanlı  tarihinde  bir  ilk  değildir70.PRK.  Sonuç  olarak  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi.  gasp  ve  yağma  suçlarına  verilecek  cezaların  şer’î  cezalardan  farklı  olması.   Tanzimat’la  birlikte  hukukun  birçok  alanında  batılı  anlamda  kanunlaştır‐ ma  hareketleri  başlamıştır. 3/76. BOA. 9/3. .     67 68 69 70 71 BOA.  şikâyete  tabi  suçların  vazgeçme  olsa  bile  cezalandırılmaya  devam  edilmesi  gibi  şer’î  kurallara  aykırı  düzenlemeler  söz  konusudur.  Alman  Askerî  Ceza  Kanunun  tercüme  edilerek  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ne  ilave  edilmesi  de  bu  kanunlaştırma  hareketlerinden  sadece  birisidir. Bend 55.  Daha  önce  Tica‐ ret  kanunu.  Bununla  birlikte  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi  bütünüyle  kanunnameye  ilave  edilmemiştir.LI. 3 Zilkâde 1298 ( 27 Eylül 1881). C.199.PRK. Y. Sayram Yayınları.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 189 SONUÇ  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunu  1880  tarihli  bu  eklemeler  öncesinde  oldukça  kısadır  ve  bu  kanunda  birçok  konu  düzenlenme  dışında  bırakılmıştır.  gerek  şer’î  hükümlerin  gerekse  batılı  anlamdaki  hukuk  düzenlemelerin izini taşımıştır.  Ceza  kanunu.  gerek  o  dö‐ neme  ait  mülkî  ceza  Kanunnamelerinde  gerekse  çalışmamızın  konusunu  oluş‐ turan  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  net  olarak  hissedilmektedir. 26 Rebiyülevvel 1297 (8 Mart 1880). Konya 2003. Halil Cin-Gül Akyılmaz. Ahmet Akgündüz. Belleten. s. TTK Yayınları.  Böylece  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  görülen  eksiklikler  büyük  ölçüde  ta‐ mamlanmıştır68.ASK. 153 vd. s. “1858 Tarihli Ceza Kanunnamesinin Hukukî Kaynakları.  Eklemeler  sonrasında  da  bazı  suç  türlerinin  yine  Mülkî  Kanunnameye  göre  çözümleneceği  belirtilerek  Mülkî  Kanunname  ile Askerî Ceza Kanunnamesi’nin birlikte uygulanması usulü devam ettirilmiş‐ tir69. S.  Medeni  Usul  kanunu  gibi  kanunlarımız  da  başka  ülkelerin kanunlarından faydalanılarak hazırlanmıştır. Nr. Bkz.  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  de  bu  eklemeler  sonrasında  mülkî  Kanunnamelerde  görülen şer’î  düzenlemelerin  dışına  çıkma  özelliğini  devam  ettirdiği  görülmektedir.  1858  tarihli  Osmanlı  Ceza  Kanununda  şer’î  hukukun  cezaî  hükümlerini  hukuken  olmasa  bile  fiilen  kaldırma  niyeti  görülmektedir71.  Özellikle  hırsızlık. Türk Hukuk Tarihi.  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  tamamı  tercüme  edilerek  bunlardan  sadece  gerekli  görülen  56  bend  kanunnamenin  ilgili  yerlerine  eklenmiştir67. 466. Ankara 1987.  Tanzimat  sonrası  Osmanlı  ceza  hukukunun  geçirdiği  evrim. Tatbik Şekli ve Mer’-i İrtikâb Kanunnamesi”. Y.

190 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 BİBLİYOGRAFYA    A‐Arşiv Belgeleri  ‐Yıldız Perakende Askerî: (Y. Remzi Kitabevi. Ankara 1985.  ‐WALLACH. ŞD) Nr. Fahri Çeliker. 78/46  ‐Bâb‐ı Âlî Evrak Odası Şuray‐ı Devlet Belgeleri (BEO.     B‐ Tetkik Eserler  ‐AKGÜNDÜZ. C. Jehuda L. 2456/3. C. Çev. ASK)  Nr. Moltke’nin Türkiye Mektupları. 9/3  ‐Dosya Usulü İradeler Tasnifi (İ. Ankara 1995. “1858 Tarihli Ceza Kanunnamesinin Hukukî Kaynakları. 2450/8. PRK. Gazi Üni‐ versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Alman Dili ve Edebiyatı Eğitimi Yüksek Lisans Programı  Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.  ‐CİN.. Konya 2003. Belleten.  ‐ETİKCAN.199.    ‐KARAL. Genelkurmay Yayınla‐ rı. TTK Yayınları.VIII. TTK Yayınları. Pertev Demir‐ han. Tatbik Şekli ve  Mer’‐i İrtikâb Kanunnamesi”. Osmanlı Tarihi. Çev. Türk Hukuk Tarihi. Edebiyatçı ve Eğitimci Yönleriyle Colmar Freiherr Von Der Goltz Paşa. Çev. Ankara 1987. Tayyar. 3/76. Goltz Paşa’nın Hâtıratı ve Hal Tercümesi. Ahmet.   ‐GOLTZ.  İstanbul 1969. DUİT) Nr.LI. Sayram Yayınları. Bir Askeri Yardımın Anatomisi. İstanbul 1953. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları.              . Ankara 1992. Halil‐Gül Akyılmaz. Enver Ziya.  ‐MOLTKE.  Colmar Freiherr Von Der. Hayrullah Örs. S. Helmuth von.

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH -

Yıl: 2 0 1 1 , Sa yı: 5 Sa yfa : 1 9 1 -1 96

Ye a r: 2 0 1 1 , Issue : 5 Pa ge : 1 9 1 -1 96

TÜRK TARİHİNDE AN LU-SHAN VE DESTANI Saadettin GÖMEÇ∗
Özet Destanlar, milletlerin kahramanlık hikâyelerinin toplamıdır. Öyleyse destanları zengin olan hakların tarihleri de o ölçüde muhteşemdir. Bu açıdan baktığımızda Türklerin tarihi pek çok destanî hikâyelerle doludur ve bunların da büyük bir kısmı gerçekleri yansıtır. Zaten destanların en önemli hususiyeti, içerisinde milleti yakından ilgilendiren yaşanmış olaylara yer verilmesidir. Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı günden beri başından acı, tatlı birçok hadise geçmiştir. Ve Türkler, dünyanın en eski halklarından birisi olması hasebiyle sahip olduğu destanlar bakımından son derece şanslıdır. Elbette geçmişte cereyan eden her olayı destan sınıfına sokmak mümkün değildir. Bunun için bazı özel şartların olması gerekir. Bunlar yerine gelmişse, destan olarak değerlendirilir ve tarihi hadiseler yazılırken bunlardan yararlanılır. Anahtar Kelimeler An Lu-sha n, Uygur, Türk Desta nla rı THE AN LU-SHAN’S EP IC IN THE TURKISH HISTORY Abstract The epics are the sum of heroic stories of nations. Therefore, the histories of the nations that have rich epics are magnificent as much. From this point of view Turkish history has many legendary stories and much of them reflect the truth. Anyhow, the most important charateristic of epics is that they contain real events closely connected to nations. The Turkish nation, from their apperance in the scene of history, has experienced many events , in good way or bad way. And Turks, due to they are one of the most ancient nations, they are very lucky in terms of epics. Of course, we can’t classify any event occured in past as an epic. To do so, there must be some conditions. If they are fulfilled, they can be classified as epic and can be referred when historical events are written. Key Words An Lu-sha n, Uighur, Turk ish Epics

Prof. Dr., Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Co ğ rafya Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. sgomec@yahoo.com

192 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

Hiç şüphesiz Türk destanlarının en muhteşemlerinin başında Oguz-nâme gelir. Bunun yanısıra Türklerin Türeyişi ve Ergenekun, Tölöslerin Türeyişi, S ır Tarduş Boyunun Yok Olması, Uygurların Türeyiş ve Göç Destanları, Kimek, Başkurt, Alp-Er Tonga, Hun Liu Yüan (Yügen), Attila (Ata İllig), Çor Destanı bizim sözlü edebiyatımızın en eski bakiyeleridir. Bir nev’i Oguz-nâme olan Dede Korkut Hikâyeleri de Türk kültürünün bir şaheseridir1 . Bununla beraber ismi hususunda şimdiye kadar herhangi bir deneme yapılmayan tarihte önemli olaylara imza atmış Türk beylerinden birisi de, An Lu-shan’dır. Maalesef Çin dili uzmanları veyahut da bizdeki sinologlar, böyle meselelere kafa yormadıklarından dolayı Türk tarihinin ve kültürünün pek çok tartışmalı problemini halledemiyoruz. Zamanında, büyük Atatürk tarafından kurulmuş olan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde eski Türk tarihinin kaynaklarının araştırılması ve Türklere ait yabancı belgelerin ç evrilmesi iç in bir S inoloji (Çin Dili) Kürsüsü aç ılmış ise de, tıpkı diğer bölümlerde olduğu üzere burası da esas görevini unutarak, sadec e günümüzde basit terc ümanlar yetiştirmeye yönelik ç ağdaş Çin dilini öğretmekle yetiniyor. An Lu-shan, 8. asırda Uygur Kaganlığı zamanında karşılaştığımız bir Türk beyidir. Onun kimliği konusunda bugüne kadar değişik görüşler ortaya atılmıştır. Bunun da başlıc a nedeni Çin dilinin öğrenilmesi, onun sorunları ve Çinlilerin yeterince bilgi vermemeleri yüzündendir. An Lu-shan’ın bir Mogol veya Sogdlu olduğu söyleniyorsa da bizc e bu doğru değildir. Bununla birlikte onun bugünkü Çin’in Ying-c hou eyaletinde, 703 senesinde bir Türk prensi baba ile S ogdlu bir anneden doğduğunu söyleyenler de mevc uttur. Ama Çin kaynaklarına göre, annesi Arslanlar (A-shih-te) soyundan gelen bir kamdı ve babası öldüğünde bir müddet Kök Türk topraklarında kaldılar. Dolayısıyla yabanc ı bir halktan gelme ihtimali yoktur. Yine An Lu-shan’ın atalarının Kapgan Kagan’ın 7. yüzyılın sonlarına doğru yaptığı seferlerde devletin merkezine yerleştirildiğini, fakat 716’da da Kök Türk Kaganlığı’ndaki iktidar değişikliği sırasında yaşanan olaylar ve isyanlar yüzünden Çin’e kaç tıkları belirtilir. Belgelerden anlaşıldığı kadarıyla An Lu-shan’ın ailesi kamlık sanatıyla uğraşıyordu. Son derece zeki olan bu Türk liderinin, 742 senesinde Çin imparatoruyla tanışması onun önünü aç tı ve imparatorun güvenini kazanarak; Çin’de iyi bir mevki edindi2 . Para ve sefahata düşkün Çinli memurları ç ok iyi kullanıyor, onlara verdiği rüşvetler sayesinde sürekli yükseliyordu. Kendine ait bir idari bölgeye de sahip olan An Lu-shan, imparatorun sarayına istediği zaman girip-ç ıkıyor; kraliçe ve prenseslerle çok yakın ilişkilerde bulunabiliyordu. Hatta imparatoriç enin ona âşık olduğu yolunda dedi-kodular da ç ıkmıştı. An Lu1 2

Daha geniş bilgi için bakınız, S. Gömeç, Türk Destanlarına Giri ş, Ankara 2008. An Lu-shan’ın gençliğ inde bir koyun çalarken yakalandığ ı ve Yu-chou (Pekin civarları) garnizonunun ba şkomutanının huzuruna çıkarılarak, idamının istendiğ i söylenir. Ancak komutan onu çok sevimli bulmu ş ve yanına alarak, evlatlığ ı yapmıştı. Bu sayede onun talihi de ğ işti. Bakınız, C. H. Huang , T’ang Devrinde Tibetlilerin Çinliler ve Orta Asya Kavimleriyle Münasebetleri , Doktora Tezi, İstanbul 1971, s. 110; E. Esin, Türk Kosmolojisine Giriş, İstanbul 2001, s. 63.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 193

shan’ı ç ekemeyen Çinli vezirler ve komutanlar ileride başlarına bela olac ağını işaret ettilerse de, bunun pek işe yaramadığını görmekteyiz. Herhalde, Çin hükümetiyle vakti geldiğinde münasebetlerini koparmayı planlayan An Lushan birtakım hazırlıklarda bulunuyordu. Arasında yabanc ıların da yer aldığı, ama temelini Türklerin oluşturduğu ve Çin başkentine çok yakın bir mevkide, sayısı 150 bine varan kuvvetli bir ordu topladı. Nihayet 755’te, o dönemdeki Çin baş-vezirini sevmediğini ileri sürerek isyan bayrağını aç tı3 . Çinliler belki onu hafife aldılar ve taktiksel bir hata olarak, bu ayaklanmaya karşılık, An Lu-shan’ın ç ocuklarından birini öldürdüler. Fakat iki büyük Çin ordusu An Lu-shan’ın adamları tarafından yenildi. Çin imparatoru yerini oğluna bırakarak, kaç mak zorunda kaldı. Yine tarihi vesikaların haberlerine göre; imparatorla beraber firar eden askerler başlarına gelen bütün bu felaketlerin sorumlusu olarak gördükleri imparatoriç eyi yolda boğarak öldürdüler. Türkler karşısındaki bu büyük hezimet üzerine Çinliler, başka bir Türk idaresinden, Ötüken Uygur Kaganlığından yardım talebinde bulundular. Ne yazık ki Uygur hakanı bu isteğe olumlu c evap verdi. Kuzeyden gelen dinamik ordu ve mukaddes kagana karşı, An Lu-shan’ın yanındakilerin bir bölümü savaşmak istemeyince, Çin’deki Türkler de ona c ephe almaya başladı. Bu sırada Çin’e giden ordunun önünde Uygur kaganı bulunuyordu ve o ilk önc e An Lu-shan’ın en güvendiği müttefiki olan Tongra Türklerini sindirdi. Daha sonra bu mükemmel askeri kıtanın komutanlığını Börü Kun (Moyun Çor) Kagan’ın oğlu Ulug Bilge Yabgu üstlendi. Türk-Uygur ordusu Çin ülkesine büyük bir ihtişamla girmişti. Onları karşılayan Çinli yetkililer kurt başlı sanc ağın önünde eğilip, onu selamlıyorlar ve öpüyorlardı. Çin tarihinde bir dönüm noktası olan An Lu-shan maalesef kuzeyden gelen bu akrabalarına karşı başarısız olup, bozgunlar peşi-sıra gelince, nihayet kendi adamları tarafından öldürüldü. S öylendiğine göre, 60-70 bin c ivarında insanın öldüğü4 An Lu-shan hareketini, vefatından sonra oğulları ve komutanları devam ettirmeye ç alıştılar. An Lu-shan’ın ölümü hususunda ç eşitli rivayetler vardır. Bunlardan bir tanesi, hastalanarak kör olması yüzünden, danışmanları tarafından öldürüldüğü şeklindedir. İşte buna binaen bazı ilim adamları An Lu-shan ile tarihteki Kör-oglu’nu birleştirmektedirler5 . Bu ne dereceye kadar doğrudur, bilemeyiz; ama bir hakikat söz konusu ki, Kör-oglu Destanı sadec e Türkiye topraklarında yaşayan bir halk hikayesi değildir. Ona ait izlere Azerbaycan ve Türkistan gibi
3

4

5

J. Mirsky, “ Structure of Rebellion: A Successful Insurrection Furing the T’ang”, Journal of the American Oriental Society , 89/1, 1969, s.68. D. C. Twitchett, The Government of T'ang in the Early Eighth Century” , Bulletin of the School of Oriental and African Studies, 18/2, London 1958, s. 322; E. H. Pritchard, “Thoughts on the Historical Development of the Population of China” , The Journal of Asian Studies, 23/1, 1963, s. 11; S. Gömeç, Uygur Türkleri Tarihi , 3. baskı, Ankara 2009, s.74 C.Hacıyev, Köroglu’nun Çin Gaynagları, Bakı 1998.

194 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

diğer Türk c oğrafyalarında da rastlıyoruz. Bu yüzden Kör-oglu Destanı’nı da umumen Türk dünyasına mal etmek yerinde olur. Başka bir mevzu da, An Lu-shan ayaklanmasından bütün Orta Asya Türklüğünün etkilenmiş olmasıdır. O, ç alkantılı yıllarda Çinliler bu hadiseler iç in şarkılar yazmıştır. Yani, Asya’daki pek ç ok kavim şöyle veya böyle, bu toplumsal harekete katıldılar. Hatta An Lu-shan olaylarının doğrudan veya dolaylı Çinlilerden daha ç ok Türklere tesiri olduğunu da söyleyebiliriz. Mesela, bu isyanı bastırmak iç in Çin’e gittiği esnada, Bögü Kagan’ın orada tanıştığı Mani rahiplerini ülkesine getirerek, Maniheizmi resmen devlet dini olarak seç mesi önemlidir. Bunun yanı sıra bazı Uygurların Çin’e yerleşerek tic aret hayatına meyletmeleri, insanların yerleşik hayatın nimetlerine ve zaaflarına kapılmaları, tembelliğin hastalık şeklini alması, toplumun bel kemiğini oluşturan kadınların, Çinli hanımlara özenmeleri, hırsızlık, dolandırıc ılık ve rüşvet gibi kötü alışkanlıklar, Türk sosyal hayatında bir ç öküşe sebep oldu.6 AN LU-SHAN’IN DOĞUMU HİKÂYESİ∗ Büyük Arslanlar (A-shih-te) ailesinin kadın kamlarından birisi sürekli savaşç ı bir oğlan sahibi olmak iç in Tanrı’ya yakarıyordu. Dilekleri Tanrı katında kabul oldu ve bundan kısa bir süre sonra hamile kaldı. Nihayet doğum günü geldiğinde, beklenmedik bir anda ç adırın tepesinden giren bir ışık hertarafı aydınlattı. Bu sırada kurt, kuş, bütün yabani hayvanlar uludu. S anki onun doğumunu hep birlikte kutluyorlardı. Obada bulunan kamlar bunu gökteki birtakım olaylara yordular ve şans getirec eğini söylediler. Fakat o zaman onların yaşadığı yer Çin imparatorluğunun kontrolü altındaydı. Çinli görevliler bu hadiseyi duyduklarında hemen oraya vardılar. Tanrı’nın gönderdiğine inanılan bu ç oc uğun ortadan kaldırılması lazımdı. Çadırı kuşatarak iç indekileri öldürmek istediler. Ama anne ve ç oc uk durumdan haberdar olunc a oradan kaç tılar ve saklanarak, ölümden kurtuldular. An Lu-shan’ın annesi de Tanrı tarafından esirgendiklerine inanıyordu. Onu Tanrı’nın bir lütfu olarak gören kadın ç oc uğuna Batır/ Urungu (savaşç ı anlamına gelen Ya-lo-shan) adını verdi. An Lu-shan’ın doğumu hikâyesindeki bazı motifler, diğer Türk destanlarında da karşımıza ç ıkan ana temalardır. Bunlardan birisi, yukarıda da gördüğümüz üzere, aşırı derecede bir erkek ç oc uğa sahip olma hayalidir. Bunun da

6

Twitchett, a.g.m., s. 322; M. T. Liu, Die Chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken (T’u-Küe), Wiesbaden 1958, s. 267; R.Grousset, Bozkır İmparatorlu ğ u , çev. R. Uzmen, İstanbul 1980, s. 128; S. G. Klya ştornıy, Drevnetyurkskiye Runiçeskiye Pamyatniki Kak Istoçnik Po Istori Sredney Azii, Moskva 1964, s. 121-122; Huang, a.g.t., s.110-118; P.Hill, “ The Chinese Song-Cycles of Brian Dennis” , Tempo , No 37, Cambridge 1981, s.28; L. N. Gumilev, Hazar Çevresinde Bin Yıl, çev. A. Batur, İstanbul 2001, s. 218. Bu parça M. T. Liu’nun söz konusu eserinin 677-678. sayfalarından alınmıştır.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 195

sebebi, ailenin ve soyun devamı iç in evlat şarttır. İşte o zaman aile anlamlı bir bütün haline gelir. Ailenin esas gayelerinden birisi de nesli ç oğaltmadır7 . Bir diğer unsur ise, ışıktır. Destanların büyük kahramanları; bu kahramanlara kadınlık ve kutsal Türk ç oc uklarına annelik yapan hanımlar, ç oğu kere ilahi bir ışıktan doğarlar. Oguz Kagan Destanı’nın baş kahramanı Oguz dünyaya geldiği zaman onun yüzü gök, yani aydınlık idi. Oguz’un Kün, Ay, Yılduz adlı büyük oğullarını doğuran ilk karısı, ortalığı karanlık bastığı zaman gökten inen bir ışıktan peyda olmuştu. 4. asrın başlarında Çin’in kuzeyinde, Ordos’taki Chao bölgesinde teşekkül eden Hun hanedanlığının kuruc usu Ş ad İlli (S he-le) doğduğunda, annesinin etrafında ışıklar parlamıştı. Ayrıc a Uygur destanlarında, Uygurlara baş seç ilen Bögü (Bugu) Han, diğer dört kardeşiyle beraber Togla ve Selenge ırmakları arasında bir ağaç üzerine düşen semavi bir ışıktan yaratılmıştır. İslamiyetten sonraki destanlarda da ısrarla sürec ek bu kutlu ışık, Türk inanışına ve düşünc esine; var olmanın temel unsurlarından güneşin ve ışığın yansımasından başka bir şey değildir. Eski Türk dininin c ennete gitmeyi ifade eden “uç mak” hadisesi ve “sonsuzluk” da bir ışık âlemidir. Uygur Kaganlığı zamanında kabul olunan Maniheizmin de temel tanrısı iyilik, yani ışık tanrısıdır. Çünkü Bögü Han’ın rüyalarına giren kız bir nur gibidir. Bütün bu ışık motifleri bize eski Türk inanış ve düşünc esinde ışığın önemli bir unsur olduğunu göstermektedir. Türklerin Müslümanlığı seç tikten sonra İslam nuruna neden bu kadar sarıldıkları bunu ortaya koymaktadır. Onlar, İslamın aydınlığını karanlıkta kalmış ülkelere yaymak iç in yüzlerc e yıl c anını vermişlerdir. İslamdan önc e de bu Türk adaletinin ışığı ve temizliğinden başka bir şey olmasa gerek8 . Destanların teşekkül ve kayda geç iş yerleri neresi olursa-olsun, bunların muhtevasında aynı düşünüş ve anlayışa rastlanılması, bu insanların hepsinin ortak bir kültüre sahip bulunduklarının bir göstergesidir.

7

8

Z. Gökalp, Türk Medeniyeti Tarihi, haz. İ. Aka-K. Y. Kopraman, Ankara 1976, s. 293; E. Kuran, “ Türk Ailesinin Mahiyeti ve Tarihi Gelişmesi” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 365; M. Eröz, “Türk Ailesi” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 236-237; B. Gökçe, “ Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 207. Gömeç, Türk Destanlarına… , s. 12.

196 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

KAYNAKÇA
-Eröz, M., “Türk Ailesi”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Esin, E., Türk Kosmolojisine Giriş, İstanbul 2001. -Gökalp, Z., Türk Medeniyeti Tarihi , haz. İ. Aka-K. Y. Kopraman, Ankara 1976. -Gökçe, B., “Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Gömeç, S., Türk Destanlarına Giriş , Ankara 2008. -Gömeç, S., Uygur Türk leri Tarihi, 3. baskı, Ankara 2009. -Grousset, R., Bozk ır İmparatorluğu, çev. R. Uzmen, İstanbul 1980. -Gumilev, L.N., Ha zar Çevresinde Bin Yıl , çev. A. Batur, İstanbul 2001. -Hacıyev, C., Köroglu’nun Çin Gaynagları , Bakı 1998. -Hill, P., “The Chinese Song-Cycles of Brian Dennis”, Tempo, No 37, Cambridge 1981. -Huang, C. H., T’a ng Devrinde Tibetlilerin Çinliler ve Orta Asya Kavimleriyle Münasebetleri , Doktora Tezi, İstanbul 1971. -Klyaştornıy, S. G., Drevnetyurkskiye Runiçeskiye Pamyatniki Kak Istoçnik Po Istori Sredney Azii, Moskva 1964. -Kuran, E., “Türk Ailesinin Mahiyeti ve Tarihi Gelişmesi”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Liu, M. T., Die Chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken (T’u-Küe), Wiesbaden 1958. -Mirsky, J., “Structure of Rebellion: A Successful Insurrection Furing the T’ang”, Journal of the American Oriental Society, 89/1, 1969. -Pritchard, E. H., “Thoughts on the Historical Development of the Population of China”, The Journa l of Asian Studies, 23/1, 1963. -Pulleyblank, E. G., The Background of the Rebellion of An Lu-shan, London 1955 -Twitchett, D. C., The Government of T'ang in the Early Eighth Century”, Bulletin of the School of Orienta l and African Studies, 18/2, London 1958.

. Ü. Sayı: 5 Sayfa: 197-214 Year: 2011. Furthermore. burnishing and decoration. Erzincan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı. Gör.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH- Yıl: 2011. Ceramic * ∗∗ Bu çalışma. Arş. Çanak-çömlek THE EARLY BRONZE AGE POTTERY CULTURE IN AFYONKARAHISAR Abstract Afyonkarahisar was an important crosspoint in the ancient period as it is at present. Bu çalışmamızda bölgenin İlk Tunç Çağ kültürünün bir bölümü üzerinde durduk. tried to shed light over the region’s Early Bronze Age cultures. Sosyal Bilimler Enstitüsü Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı’nda yapılan “ Afyon ve Çevresi İlk Tunç Çağı Kültürleri” isimli Yüksek Lisans tezinden üretilmiştir. hamur katkısı ve rengi. Early Bronze Age cultures. it was aimed to give some information about early Bronze Age culture in a historical process. tempering. the sherds used in the study were selected from the surveys carried out in Afyonkarahisar region. astar rengi. All the evaluations were carried out with the help of the sherds obtained from the survey. s_kaymakci@hotmail. Issue: 5 Page: 197-214 AFYONKARAHİSAR’DA İLK TUNÇ ÇAĞI ÇANAK ÇÖMLEK KÜLTÜRÜ* Salih KAYMAKÇI∗∗ Özet Afyonkarahisar bugün olduğu gibi Eskiçağda da önemli bir geçiş noktası özelliğini taşımaktaydı. S.com . Bu çalışmalarımızla ilgili en önemli materyal grubunu bölgede yapılan arkeolojik yüzey araştırmaları sırasında ele geçen çanak-çömlek parçaları oluşturmaktadır. Also. Seçilen bu örnekler. pişme derecesi. Değerlendirmeye alınan bu örnekler çevre kültürlerin keramikleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. These sherds were compared with the ceramic of environmental culture. açıklama tekniği ve üzerlerindeki bezemeler bakımından değerlendirmeye alınmıştır. firing. we have carried out the comparison between this region and the regions with similar cultural characteristics. The selected sherds were taken into consideratin in terms of clay colour. İlk Tunç Çağı kültürleri. Key Words Afyonkarahisar region. Ayrıca çevre bölgelerle olan ilişkiler ya da farklılıklar ile ilgili bir değerlendirme yapmaya çalıştık. Also. We have in this work. slipping. Anahtar Kelimeler Afyonkarahisar Bölgesi.

198 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

GİRİŞ İlk Tunç Çağı (İTÇ) Anadolu’da M.Ö 3200–1800 yılları arasına tarihlenmektedir. Bu zaman dilimi de kendi arasında İTÇ I, İTÇ II ve İTÇ III diye bölümlere ayrılmaktadır. Konumuzun son bölümünü oluşturan İTÇ III dönemi, Asur tüccarlarının Anadolu’ya gelişini, Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nı da içine almaktadır. Biz burada bu konuya sadece genel olarak değineceğiz ve konumuzu Asur Ticaret Kolonileri’nin başlangıcı olan M.Ö. 2000’ler olarak sınırlayacağız. Konumuz itibariyle burada kültürün ne anlama geldiğini kısaca açıklamak kanaatindeyiz. Kültür; belirli bir insan topluluğunun bireylerinin düşünce, inanç ve yaşama biçimleri, yaptıkları ve kullandıkları aletler ve davranış biçimleridir. Bu açıklama bizim araştırma konumuzun nasıl şekilleneceği açısından önemlidir. Çünkü konu edinilen zaman dilimi Anadolu’da yazının olmadığı bir dönemdir. Bu yüzden kültür farklılıklarını ya da benzerliklerini o zamanda yapılan ve kullanılan materyallerden edinebilmekteyiz. Afyonkarahisar, tarihöncesi dönemden itibaren doğal yol güzergâhları üzerinde yer almaktadır. Konumuzu oluşturan İTÇ’de yazı henüz Anadolu’da kullanılmadığından bölge ile ilgili siyasi, ekonomik ve sosyal olayları Mezopotamya kaynaklarından öğrenmekteyiz. Bunun yanı sıra bölgenin yazısız kaynakları olan arkeolojik buluntulardan değerlendirmeler yapılarak bölgenin kültürü ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bölgede sorunlu olan İlk Tunç III ile ilgili yeni değerlendirmeler yapılmış ve bu dönemde bölgenin Troia, Beycesultan ve Konya Ovası başta olmak üzere çevre kültürler arasındaki konumu ortaya konmuştur. Genel anlamda bakıldığında bu çalışmanın en önemli yanlarından birisi bölge kültürlerinin ayrıntılı kültür özellikleriyle verilmesidir. Ayrıca, bu özelliklerin çevre yerleşmelerle ilişkisi ve farklılıkları da ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Sözgelimi; bölge İlk Tunç II-III kültürlerinin Seyitgazi-Küllüoba ile ya da İlk Tunç Çağ’a Geçiş Evresi ve Geç Kalkolitik Çağ kültürlerinin Beycesultan ve Konya Ovası kültürleri ile ilişkisi buralarda yapılmış ve yapılmakta olan arkeolojik kazı ve yüzey araştırmaları sonucunda elde edilen malzemeler üzerinden ve form-hamur-bezeme özellikleri kapsamında ele alınmıştır. Bu çalışmada jeopolitik değerlerin ortaya konması bakımından yolların konumunun belirlenmesi de önemli bir yer tutmaktadır. Burada yine arkeolojik malzeme ve tarihi doğal yol güzergâhları çevresinden yola çıkarak bölgenin erken dönem yol bağlantıları da incelenmiştir. I. BÖLGENİN COĞRAFİ DURUMU Afyonkarahisar il sınırları Ege, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgeleri olmak üzere üç bölge üzerindedir.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 199

Ege Bölgesi’nde batıdan doğuya doğru gidildiğinde, oldukça yüksek olan platoların oluşturduğu sahaya geçilir. Bu saha üzerinde yüksek dağ sıraları uzanır ve buradan İç Anadolu düzlüklerine geçilir. İç Anadolu ve Ege Bölgesi’nin batı bölümü arasında bulunan bu yüksek alan, bir eşik oluşturmaktadır. Ayrı bir bölüm olarak kabul edilen bu bölüme İç Batı Anadolu adı verilmiştir.1 Afyonkarahisar’da bu bölümün içinde yer almaktadır. İklim bakımından Ege Bölgesi’nin asıl Ege Bölümü ile İç Anadolu Bölgesi arasında geçiş özelliği taşır. Bölgede Akdeniz iklimi ve İç Anadolu iklim özellikleri ağır basmaktadır.2 Coğrafi konum kültür farklılıklarını ortaya çıkarmaktadır. Bunun en çarpıcı örneği olarak Sultan Dağları’nı (1500–2000 m) gösterebiliriz. Sultan Dağları Afyonkarahisar kültürlerinin güney sınırını oluşturmaktadır. Adeta güney ile bağlantıyı bir bariyer gibi kesmiştir. Bu da doğal olarak tamamen farklı olmamakla birlikte ayrı kültür gruplarının oluşmasını sağlamıştır. Bölgede yapılan yüzey araştırmalarının verdiği bilgiler doğrultusunda doğal yapının yerleşim şekillerine etkisini görmekteyiz. İnsanoğlu öncelikle korunma problemini ortadan kaldırma amaçlı yerleşimi düşünmüştür. Bu sebeple daha çok yüksek dağlara, yamaçlara yerleşimin aksine, dağlar ile çevrili korunaklı ovaları tercih etmiştir. Bunun yanında ovalardan ne kadar yükseğe çıkılırsa kuraklığın başladığını, iklim şartlarının zorlaştığını görmüştür. II. AFYONKARAHİSAR’DA YAPILAN BAŞLICA KAZILAR Bu bölümde, bölgede kısa süreli kazı ve araştırma çalışmaları yapılmış bazı ören yerleri hakkında genel bir bilgi verilecektir. Kusura Höyük Afyonkarahisar il merkezinin 55 km güneybatısındaki Kusura adlı köyde yer almaktadır. Burada Winfred Lamb başkanlığında 1935-1937 yılları arasında kazılar yapılmıştır.3 Höyükte A, B ve C tabakaları ismi verilen üç tabaka mevcuttur.4 Kusura A’da M.Ö 3. bin yılın ortalarına tarihlenen (İTÇ II ve III) altı yapı katı bulunmaktadır. B’den C’ye geçiş ise M. Ö. 3. bin yılsonu ve M. Ö. 2. binyıl başına tarihlenmektedir.5 Kaklık Mevkii Afyonkarahisar il merkezinin kuzey-kuzeydoğusundadır. Burhaniye Köyü’nün 1.2 km. güneybatısındadır. 1983–1984 yıllarında Afyonkarahisar Müzesi’ne bağlı olarak Ahmet Topbaş yönetiminde burada kurtarma kazıları yapılmıştır. Kaklık Mevkii İTÇ’ye geçiş dönemini aydınlatan yerleşim yeriyle ve İTÇ II, İTÇ III. Evreye tarihlenen mezarları ile Afyonkarahisar yöresinin bu
Atalay vd. 1997: 195. Atalay vd. 1997: 195, Yılmaz 2004: 71 vd. 3 Lamb 1936: 406-411. 4 Seyirci-Başyılmaz 1982: 36. 5 Lamb 1937: 217- 273; Harmankaya 2002a: Kusura.
1 2

200 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

dönemini açıklayacak bilgiler taşımaktadır. Höyük iki yapı katlı düz bir yerleşmedir. Mezarlık alanı ise erken ve geç olmak üzere iki evreden oluşur. Bunların tarihlemesi de İTÇ II ve İTÇ III olarak yapılmıştır.6 Karaoğlan Mevkii Afyonkarahisar il merkezinin kuş uçumu 20 km kuzeyinde, AfyonEskişehir karayolunun yaklaşık 20. km'sinde, Gazlıgöl kaplıcası kavşağının güneydoğu köşesindedir. 1986 yılında burada akaryakıt istasyonu yapılması düşüncesiyle Afyonkarahisar Müzesi’ne başvurulması üzerine ortaya çıkmıştır. Karaoğlan Mevkii’nde A.Topbaş ve A. İlaslı sondaj çalışmaları yapmıştır. 1990 yılında ise Turan Efe, A. Topbaş ve A. İlaslı’nın da katılımı ile yerleşmede kazı çalışmaları yapılmıştır. Höyük üç yapı evresinden oluşur. Bu evreler İTÇ II ve İTÇ III’e tarihlenmiştir. Karaoğlan Yerleşmesi’nin Beycesultan’ın XV-XIV katları ile çağdaş olduğu düşünülmektedir.7 Çavdarlı Höyük Afyonkarahisar il merkezinin yaklaşık 12 km doğusunda, Çavdarlı Köyü'nün 3.6 km güneybatısındadır. Köylülerin, höyüğün kuzeyinden taşıdıkları kültür toprağı içinde çok sayıda mermer heykel bulmaları üzerine, 1964 yılında M. Akok yönetiminde kurtarma kazısı yapılmıştır. Buluntuları İTÇ II evresini hatırlatmaktadır. M. Akok bu tabakalar için MÖ. 2.500-2.000 tarihini önermektedir.8 Susuz Afyonkarahisar il merkezinin 6 km kuzeydoğusunda, Susuz Köyü mezarlığının altındadır. Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi uzmanlarınca yazılmış olan müze rehberinde, M. Ö. 3-2. bin yıl haritasında İTÇ yerleşimi olarak bildirilmektedir. Yazılıkaya Mezarlık alanı, Afyonkarahisar il merkezinin kuzey-kuzeydoğusunda, Yazılıkaya Köyü'nün yaklaşık 1 km güneyindeki antik Midas kentinin olduğu kayalık platonun yakınındadır. Kentin olduğu kayalık platoda İTÇ yerleşmesinin de olabileceği bildirilmektedir. Buluntu yerinin tam konumu açıklanmamıştır. Daha önce Midas kenti olarak tanımlanan kayalık yükseltinin üzerinde yapılan kazılarda 4 adet İTÇ, 2 adet Son Kalkolitik/İlk Tunç Çağı I evresi çanak çömlek parçası bulunmuştur. İTÇ'ye tarihlenen mezar ise, Yazılıkaya köylüleri tarafından tarlada saban ile sürülürken tesadüfen bulunmuştur. 1948 yılında Frig Dönemi kentinde kazı yapan heyetten H. Çambel bu mezarı bilimsel olarak açmış ve gömüt buluntularını Afyonkarahisar Müzesi'ne teslim etmiştir.

6 7 8

Topbaş vd. 1998: 42; Harmankaya 2002b: Kaklık Mevkii Topbaş vd. 1998: 42; İlaslı 1992, s. 95-103; Harmankaya 2002c: Karaoğlan Mevkii, Harmankaya 2002d: Çavdarlı Höyük

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 201

Çok az sayıda İTÇ çanak çömleklerinin çıktığı tarladaki kazı çalışmaları yalnız bu mezarla sınırlı kalmıştır. Kazı alanı genişletilmemiştir.9 Yıldırımkemal Afyonkarahisar il merkezinin kuzeybatısında, Çatkuyu'nun kuzeybatısında, Yenice Köyü'nün güneybatısındaki Olucak Köyü'nün 5.5 km güneydoğusundadır. Höyüğün bulunduğu mevkii Mandıra olarak bilinmektedir. Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi rehberinde İTÇ yerleşmesi olarak gösterilmiştir. Hakkında ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. III. AFYONKARAHİSAR VE ÇEVRESİ İLK TUNÇ ÇAĞ KERAMİK KÜLTÜRLERİ İlk Tunç I Kültürleri Batı Anadolu’da İlk Tunç I dönemi kendi arasında çeşitli kültür bölgelerine ayrılmıştır. Bunlar; Troia I- Yortan, Phrygia-Bithynia, Beycesultan İlk Tunç Çağı I dönemi ve Lykia-Pisidia kültür bölgeleridir.10 Bunlardan Beycesultan İTÇ I kültürü Denizli’nin doğusu, Afyonkarahisar ve kısmen de Burdur’a kadar olan bölgeye yayılmıştır.11 Troia-Yortan Kültürü; Bu kültürün yayılım alanı, yarımadanın tüm kuzeybatısını içine alır. Bu kültür bölgesi Limni ve Midilli Adası ile daha kesin açıklık getirilmemiş İznik Bölgesi’dir. Yortan grubunun İTÇ I’deki gelişimi ile ilgili hemen hemen hiçbir şey bilinmemektedir. Yortan’ın İTÇ II’ye tarihlenen mezarlık buluntuları, bölgenin diğer çanak çömleklerinden farklı özellikler göstermektedir. Bundan dolayı bir kısım araştırmacı Yortan buluntularını ayrı bir kültür grubu içinde değerlendirmektedir. Yortan Grubu haricindeki diğer bölgeleri M. Korfmann “Denizsel Troia Kültürü” olarak tanımlamaktadır. Çömlekçi çarkının henüz kullanılmadığı bu kültür bölgesine özgü çanak çömlek koyu yüzlü ve siyah iyi açkılıdır. Genellikle bezemesiz olmakla birlikte bazı çanaklarda kazıma tekniği kullanılarak tutamaklar insan yüzü biçimine sokulmuştur. Balıkesir ve İznik bölgelerin de ise kahverengi astarlı çanak çömleğe rastlanmaktadır. Kaideli ve kaidesiz, omurgalı, içte kalınlaştırılmış dudaklı kâseler çok tipik örneklerdir. Bu kâseler makara kulplu olarak karşımıza çıkmaktadır. İlmik kulplar makara kulplar kadar tipik değillerdir. Yine dudak üzerine çivi ve yiv bezemeler yer almaktadır.12 Phrygia-Bithynia Kültürü; Eskişehir Ovası ve çevresi, Yukarı Sakarya ovaları kültür bölgesini oluşturmaktadır. İTÇ II’de ise İznik ve İnegöl ovalarını da içine almaktadır. Siyah açkılı çanak çömlek ile kırmızı astarlı ve açkılı çanak

9 10 11 12

French 1968: 240; Harmankaya 2002e: Yazılıkaya. Efe 2003: 102. Harmankaya 2002: 17. Sevin 1998: 95; Efe 2003: 102.

202 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

çömlekler bu dönem için çok karakteristiktir. Siyah açkılıların çoğunu siyah ağızlı kaseler oluşturur. En tipik biçim basit görünüşlü, ilmik kulplu kâselerdir. Beycesultan İTÇ I Kültürü; Beycesultan yerleşmesi İTÇ’nin üç dönemini de içerir. İTÇ I dönemini XIX, XVIII ve XVIIc, b, a katları temsil etmektedir. Bu dönemin çanak-çömleklerinin bazıları açkılı iken diğerleri kaba mallardan oluşmaktadır. Kaliteli ve açkılı malların hamuru soluk kırmızı, devetüyü ya da grimsi-siyah renktedir. Küçük taşcık ve saman katkılı malların yanı sıra, saman katkısı dahi içermeyen kaliteli mallar da mevcuttur. Çanak-çömlekler genellikle iyi pişmişlerdir. Fakat açık renkli hamura sahip olan kapların özünde bir grilik görülmektedir. Kapların hemen hepsi astarlıdır ve iyi açkılıdırlar. Kaplarda bezeme uygulaması sınırlıdır. Kaba mal grubunda ise hamur rengi kırmızı veya kahverenginin tonlarıdır. Bu malların hamurları bol ot, saman ve taşçık katkılıdır. Bu dönemde, içe dönük ağızlı kâseler, derin kâseler, fincanlar, uzun boyunlu, küresel gövdeli ve tek kulplu testiler ile iki kulplu oluk bezemeli çömlekler kullanılan bazı kap biçimlerdir.13 Beycesultan İTÇ I kültürünü oluşturan özelliklerden bir başkası ise Ege türünde, keman biçimli mermer idollerdir. Ana Tanrıça’yı ifade eden bu idoller; gerçekçi figürinlerin aksine tamamıyla soyut bir görünüm içerir. Yine araştırma bölgemiz içerisinde yer alan Küllüoba Höyük, Kalkolitik Çağ’dan İTÇ’ye geçişi veren yerleşme kalıntıları ve İTÇ evresi ile ortaya çıkmaktadır. Küllüoba’da yapılan kazılar sonucu elde edilen mallar; siyah, gri, özenli açkılıdır. Gaga ağızlı testiler bu evrede ortaya çıkmıştır.14 Küllüoba’nın AF 14 katında ele geçen malzemeler Beycesultan I oluk bezemeli çanak çömlek parçaları ile benzerlik göstermektedir. Öte yandan Küllüoba İTÇ I çanak çömleği, kuzeybatıdan komşusu olan Demircihöyük çanak çömlek grubu ile birçok ortak özellikler içerir. Fakat sözünü ettiğimiz Demircihöyük malzemesinden de ayrılan karakteristik bir takım yerel çanak çömleği de bünyesinde barındırır. Demircihöyük ve Küllüoba, güneybatıda büyük bir alanı kaplayan Beycesultan I çanak çömlek grubundan kesin hatlarla ayrılmaktadır. Fakat Küllüoba’nın 2. evresinde ele geçen mallar ile Beycesultan’ın oluk bezemeli çanak çömleği arasında karşılaştırmalar yapılabilmektedir.15 İTÇ I’de Kusura malzemesinin el yapımı, ince koyu gri renkli hamurlu, siyah astarlı ve oldukça kaliteli bir özelliğe sahip olduğunu görmekteyiz. Kusura’da İTÇ I’in tespit edildiği A tabakası kısmen tahribata uğramıştır. Burada çoğunlukla kâse biçimli kaplar bulunmuştur. Ayrıca bulunan mallar üzerinde beyaz boya bezeme teknikleri de görülmektedir.16

13 14 15 16

Lloyd-Mellaart 1962: 119-127. Efe-Ay-Efe 2001: 53. Efe-Ay-Efe 2001: 53. Lamb 1937: 14.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 203

Kültür bölgelerinin oluşturduğu yayılım alanı ve bu kültür gruplarına ait malların benzer özelliklere sahip olanlarını araştırma bölgemiz olan Afyonkarahisar’da da görmekteyiz. Bu kültür grupları aynı yol güzergâhları üzerine konumlanmış olan yerleşmelerden oluşmaktadır. İlk Tunç II Kültürleri Bu dönem kültürleri hakkındaki bilgilerimiz İlk Tunç Çağı I dönemine oranla daha fazladır. İTÇ II kültür bölgesinin sınırını batıda Sivrihisar Dağları’ndan doğuda Kızılırmak kavsinin içine kadar uzanan bölge ile sınırlayabiliriz.17 Bu bölgenin içinde özellikle çanak-çömlek buluntularıyla ayırt edilebilen beş kültür grubu vardır. Batıda Polatlı ve Ankara, Alacahöyük ve çevresi, kuzeyde Karadeniz kıyıları boyunca Filyos, Sinop ve Orta Karadeniz Bölgesi (İkiztepe), güneyde ise Aksaray-Konya Ovası ve Kilikia Kültür Bölgesi yer almaktadır. Burada araştırma alanımız içinde olan kültür bölgesi “Orta İç Batı Anadolu Kültürü” dür. Bu kültür bölgesinin yayılım alanı içinde Beycesultan İlk Tunç Çağı II, Acıpayam, Kusura, Afyonkarahisar, Altıntaş-Örencik ve TavşanlıKütahya çanak-çömlek gruplarından söz edilebilir. Çalışma bölgemiz ile doğrudan ilişkili olan kültür grupları ise; Kusura-Isparta, Afyon-Emirdağ ve Sultandağı’dır. İlk Tunç Çağı II döneminde kültür bölgeleri içinde çanak-çömlek grupları ve yöresel farklılıklar açık olarak görülmektedir. Bu dönemde çanakçömlek hala elde yapılmaktadır. Kırmızı astarlı ve açkılı mallar dönemin karakteristik özelliğini yansıtır. Orta ve İç Anadolu’da İlk Tunç I döneminin ince kenarlı ve oluk bezemeli çanak çömleği artık görülmez. Fakat oluk bezeme Göller Bölgesi, Uşak, Denizli ve Afyonkarahisar’ın güney bölgelerinde tipiktir. Ancak mal ve yapım teknikleri farklıdır. Kuzeyin oluk bezemesi daha çok Kusura fincanları ve kâselerinde görülmektedir.18 İTÇ II dönemi Troia II’de çanak-çömlek yapım tekniği değişmiştir. Daha önce İTÇ I dönemi malları elde yapılırken şimdi üretilen çanak-çömlek çarkla yapılmaktaydı. İTÇ II Troia keramikleri kahverenginin tonları veya kırmızıydılar. Troia II çanak çömleği bu dönem itibariyle büyük bir değişim içine girmiştir. Troia II maskeli kaplar denilen, yuvarlak matara biçimli kapların üzerine kabartma olarak insan yüzü tasvir edilmiş testiler ile Homeros’un bahsettiği “Depas amphikypellon” lar, zarif iki kulplu vazolar bu dönemin en karakteristik kaplarını oluşturmuştur.19 Beycesultan’ın İTÇ II tabakaları XVI-XIII katlardır. Buradaki İTÇ II dönemi çanak-çömleği, hala elde yapılmaktaydı. Açık renkli kapların hamur rengi, pembe veya devetüyü iken, koyu renklilerinki gri ya da siyahtır. Bu mallardaki
17 18 19

Efe 2003: 104. Efe 2003: 104 vd.; Lloyd-Mellaart 1962: 197. Kınal 1998: 39, Sevin 1998: 103.

204 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

katkılar saman ve taşçık içerir. Bu dönemin çanak-çömlek yüzeylerinde çatlamış kalın bir astar tabakası bulunmaktadır ve açkı az çok görülse de önceki döneminki kadar kaliteli değildir. Bu kaplar muhtemelen günlük ihtiyaçlar için kullanılıyordu. Örneğin; mutfak eşyaları ve çocuk tabutu olarak kullanılan çömlekler gibi. Fakat ince, küçük ve daha itinalı kaplar ise kült eşyası olarak kullanılmaktaydı. Bu dönem kaplarında; fırınlama yeterli derecededir. Fakat özde hala fırınlamadan kaynaklanan siyah izler görülmektedir. İTÇ II kap hamuru kalın, kap biçimleri ise İTÇ I’in kibar kap formlarına göre daha iri ve kabadır. Kaplarda bezeme olarak kullanılan dalga ve yiv motifleri, İTÇ II kültürünün en önemli özelliklerinden biridir. Bu mallardaki bezemeler astardan önce uygulanmaktaydı. Keramik yüzeylerinde kullanılmış olan renkler; açık gri, siyah, açık kiremit, koyu gri, kahverengi, siyah ve devetüyü renkleridir. Bu dönemde kullanılmış olan kap biçimleri arasına kâseler, fincanlar, çömlek ve testiler (gaga ağızlılar), büyük saksılar ve küpler girmektedir. Bunların bazılarında tutamak, kulp ve akıtacaklar bulunmaktadır.20 Beycesultan İTÇ II yerleşmesi, bugüne kadar Batı Anadolu’nun gerçek anlamda bilinen en eski kenti olma özelliğini taşır. Bu dönemin sonlarında Troia’dan Konya Ovası ve Kilikia’ya kadar olan yerleşmelerde yangınlar saptanmıştır. Bu durum Troia’dan geldiği düşünülen Luwi İstilası’na bağlanmaktadır.21 İTÇ II dönemi Küllüoba, Yukarı Sakarya Çanak Çömlek Grubu olarak adlandırılan grubun tipik özelliklerini taşımaktadır. Küllüoba İTÇ II çanak çömleği komşu olduğu Afyon ve Demircihöyük İTÇ II çanak çömlekleri ile birçok benzerlikler göstermesine rağmen, bazı yerel özellikleriyle de onlardan ayrılmaktadır. Demircihöyük’ün siyah açkılı malları ve S-profilli black topped kâseleri Küllüoba İTÇ II grubunda yok denecek kadar azdır. Sözünü ettiğimiz siyah açkılı mallar Afyonkarahisar için de tipik değildir. Afyonkarahisar grubu ile Küllüoba’nın arasındaki önemli farklardan birisi de; Afyonkarahisar grubu için karakteristik olan yatay kulplu, içe doğru kıvrılan ağızlı ve omurgalı kâselerin Küllüoba’da pek görülmemesidir. Küllüoba’da İTÇ II sonu ve erken İTÇ III’te önemli sayıda çanak çömlek ele geçmiştir. Bu tür bezemeli çanak çömlekler yerel özellikleri ile İç Batı Anadolu’dan doğuda Kızılırmak kavsinin içine kadar olan tüm Orta Anadolu’da yaygındır.22 Afyonkarahisar’ın doğusunda Konya Ovası kültür bölgesi yer alır. Bu bölgede, sözü edilen dönemle ilgili olarak sadece Konya-Karahöyük’te küçük bir alan araştırılmıştır. Konya-Karahöyük İTÇ II tabakalarında yapılan kazılarla ele geçen en tipik mallar; kırmızı astarlı ve açkılı kaplardır. Bu kapların gelişigüzel yerlerine küçük kulp-tutamaklar yerleştirilmiş ve özensiz bir kırmızı
20 21 22

Kınal 1998: 41; Lloyd-Mellaart 1962,135 vd. Mellaart 1963: 201. Efe-Ay-Efe 2001: 51.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 205

boya bezeme uygulanmıştır. Buradaki metalik mal grubu yüksek ısıda fırınlanmıştır. Bu dönem Konya Bölgesi’nin ana mal grubu siyah veya kırmızı astarlı ve açkılı mallardan oluşmaktadır. 23 Afyonkarahisar’ın İTÇ II’ye tarihlenen yerleşmelerine bakacak olursak; Kazısı yapılmış olan Karaoğlan Yerleşmesi’nin çanak çömlek grubunun çoğunu kırmızı astarlı ve açkılı malların oluşturduğunu görmekteyiz. Bu malların hamur rengi daha çok kahverengi ve kırmızının tonlarıdır. Bu grup kendi içinde dört farklı gruba daha ayrılmıştır. Bunlar; devetüyü ve kırmızı astarlı mallar, taşçık katkılı kırmızı astarlı mallar, iyi pişmiş kırmızı astarlı mallar ve beyaz boya motifli bezemeli kırmızı astarlı mallardır.24 Karaoğlan Mevkii’ndeki kap biçimleri; kaseler, gaga ağızlı testiler, çömlekler, geniş ağızlı çanaklar, geniş tabaklar ve küplerdir. En yaygın bezeme örnekleri ise yiv, kabartma ve boya bezemedir.25 Yine Afyonkarahisar sınırları içerisinde kazısı yapılmış olan Kaklık Mevkii Mezarlığı’nda ele geçen kaplar Troia’nın kırmızı astarlı malları ile büyük bir benzerlik göstermektedir. Keramiklerin yüzeyleri kiremit rengi ve kahverenginin tonları ile astarlanmıştır. Hamur kahverengidir, ince kumlu ve mikalıdır.26 İTÇ II Kusura’da B yapı tabakası ile ifade edilmektedir. B tabakasının tarihlemesi İTÇ II ve İTÇ III’ün sonu olarak tespit edilmiştir. Bu dönemdeki çanak çömleklerin çoğunluğu devetüyü, gri veya kırmızı ve açık devetüyü astarlı olarak tespit edilmiştir. Yine çoğunluğu çark yapımıdır. Çanak çömleklerden bazıları açkılıdır.27 İlk Tunç III Kültürleri Bu dönemde yerleşme sayısında gözle görülür bir düşüş olurken buna karşılık büyük yerleşmelerin sayısı da artmıştır. Bu durum insanların giderek şehirlerde toplanmaya başladığı şeklinde yorumlanabilmektedir. İTÇ III’de yeni türde çanak-çömlek ile karşılaşılır. Batı Anadolu’da çarkta yapılmış ilk kap biçimi Troia tabağı gibi tipik kaplar görülür. Beycesultan’da da çarkın kullanılmasıyla daha kaliteli kaplar ortaya çıkmamaktadır. Aksine seri üretilmiş kalitesiz ve fazla sanatsal olmayan kaba mallarda bir artış görülmektedir. Çark izini gizlemek için kaplar, ince ve kötü bir kırmızı, devetüyü ya da kirli kahverengi boya astarla sıvanmışlardır. Bezeme ise nadir kullanılmaktaydı. Beyaz boya bezeme ve beyaz macunla doldurulmuş kazı bezemeler ise ortadan tamamıyla kalkmıştır. Çömleklerde, gaga ağızlı testilerde ve fincanlarda astardan önce kazı bezek uygulanmıştır. Bu bezeme türü derin, düzensiz ve kabadır. Dışa çekik ağızlı fincan ve kâselerin hemen ağızlarının üzerinde dikey
23 24 25 26 27

Efe 2003: 106. Topbaş vd. 1998: 38-39. Topbaş vd. 1998: 41. Topbaş vd. 1998: 39. Lamb 1937: 14.

206 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

şerit ve ilmik kulplar görülür. İTÇ III çanak-çömleğinin hamur rengi devetüyü veya soluk/mat kırmızıdır. Katkı olarak da saman ve taşçık vardır. Kaplar genel olarak iyi pişmişlerdir. Ancak fırınlamadan kaynaklı olarak özde grilikler devam etmektedir. Keramik yüzeyleri kap ıslakken düzeltilmiştir ya da yüzeyler kirli kahverengi veya açık kahverengi astarla düzeltilmişlerdir. Boya astar genellikle tüm dış yüzeye ve sadece iç ağza bir bant şeklinde uygulanmıştır. Astarlı mallar genel olarak bezemesiz ve açkısızdır. En kaliteli astarlı mallara ise açkı uygulanmıştır. Bu dönemin astarları çok kolay bir şekilde silinmektedir. Alacalı yüzeyler bu dönemde fazla görülmezler ve daha önceki dönemlerde görülen kaba ve gri mallar ise İTÇ III’de ortadan kalkmışlardır.28 Küllüoba’da İTÇ III’de saptanmış olan dört ayrı evrede, Batı Anadolu’nun karakteristik çanak çömlek mal grupları ve formları ele geçmiştir. Bunların en önemlileri arasında “Red Coated Ware” çark yapımı Troia tabakları, depaslar, tankard ve üçayaklı mutfak kapları, amforalar gelmektedir. Bu dönemde çarkın kullanılmasına bağlı olarak kap gövdelerinin giderek oval bir şekil aldığı görülmektedir. Bunun örneklerini Tarsus ve Troia’da görmek mümkündür.29 Yapılan bu araştırmayı destekleyici olması ile şimdi de Afyonkarahisar’da yapılan yüzey araştırmaları ile ele geçen malzemeleri değerlendirerek kültür farklılıklarını ortaya çıkarmaya çalışacağız.30 IV. İLK TUNÇ ÇAĞ ÇANAK-ÇÖMLEK GRUPLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Çalışmalarımız sonucunda bölge çanak-çömlek kültürleri ile ilgili önemli bilgilere ulaştık. Arkeolojik yüzey araştırması ile elde edilen buluntular arasında İTÇ I-II ve buna göre daha az oranda İTÇ III malzemesine rastlanmıştır. Bölge İTÇ kültürlerinin Batı Anadolu ilişkisinin daha belirgin olduğu anlaşılmıştır. Yine Göller Bölgesi ve Konya’nın kuzey-kuzeybatı kesimi31 ile de bazı ilişkiler olduğu görülmüştür.32 Bolvadin-Çobanlar-İsçehisar-Bayat İlçeleri’nin kesişme alanında, (Eskikabir, Pirenlik ve Yazırınçayır gibi yerleşmelerde) İTÇ II boya ve bezemede turuncu astarın biraz daha yoğunlaştığı görülür. Özellikle de dağlık alan üzerinde bulunan Baldanlar yerleşmesinde bu yoğunluk daha fazladır.33 Daha önce bu bölgede çalışmalar yapan araştırmacılar, Afyon-Emirdağ Grubu İTÇ II kaplarında yiv bezemenin sınırlı olduğunu belirtmişlerdir. Bu durum Bolvadin malzemesinde de aynı şekilde görülmektedir. Yine bu dö28 29 30

31 32 33

Lloyd-Mellaart 1962:200 . Efe-Ay-Efe 2001: 54. Bu bölümde, 2002-2006 yılları arasında Özdemir Koçak başkanlığında, içinde bu makalenin yazarının da bulunduğu bir ekip tarafından Afyonkarahisar çevresinde yapılan yüzey araştırmalarından elde edilen çanak-çömleklerin değerlendirmesi yapılmıştır. Bahar-Koçak 2003: 21 vdd. ; Bahar-Koçak 2004: 63 vdd. ; Çizim 4 vdd. Koçak 2004: 58. Koçak 2004: 58.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 207

nemde ilmik ve şerit kulp örneklerinde bir artış gözlenmektedir. Bu durum kuzeydeki Demircihöyük, Polatlı ve Ahlatlıbel kültürleri ile ilişkilendirilmektedir.34 Çalışma bölgemiz ile ilgili elimizdeki kırmızı astarlı buluntuların özellikle Konya Ovası’nın koyu örneklerine göre daha açık tonda olduğu görülmektedir. Ayrıca bu bölgede gri, siyah ve tonlarındaki buluntular yaygın değildir.35 1. ÇANAKLAR Bunlar elimizdeki malzemeler arasında en büyük grubu oluşturmaktadırlar. Form özellikleri bakımından da kendi içerisinde farklı gruplara ayrılmaktadır. Bölgedeki çanaklar çeşitli form özellikleri gösterir. Bu gruplardan birisi oval ağızlı ve gövde eğimi fazla olan gruptur. Gövdedeki eğimden dolayı ağız daha yayvan bir görünüm almaktadır. Bazı örneklerin gövdesi hemen ağız altından itibaren dış bükey bir profil ile bombe yaparken, bir grup örnekte ise ağız altından itibaren düz gelerek, bombe dibin hemen üstünde oluşmaktadır ve düz diplidir. Ayrıca yatay ve ilmik kulplu örnekler de bulunmaktadır. Yatay kulplu üzerine yapılan sığ oluk bezeme örnekleri bölgenin tipik kulpları arasındadır. Kulplu örneklerin dışında, at nalı tutamaklı çanaklar da bulunmaktadır.36 Bu gruba ait buluntularımızın Beycesultan37, Troia38 ve Küllüoba’da yakın benzerlerini bulabilmek mümkündür. 1.1 Derin Çanaklar Derin çanaklardan bir kısmında gövde dik ve dike yakın bir form özelliği göstermektedir. Kap, gövdeden dip kısma hafif bir meyil ile daralmaktadır. Bu gruba ait buluntularımızın yakın benzerlerini Beycesultan39 ve Troia40’da bulabilmek mümkündür.

34 35 36 37

38 39

Lloyd-Mellaart 1962: 192. Topbaş vd. 1998: 38 vd; Koçak 2004: 59. Koçak 2004: 61. Lloyd-Mellaart 1962: 118, Fig. P. 14/ 17, EB 1 pottery, Level XIX; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 154, Fig. P. 28/ 7, EB 2 pottery, Level XV; 158, Fig. P. 30/ 14, EB 2 pottery, Level XV; 174, Fig. P. 38/ 4, EB 2 pottery, Level XIV; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 208, Fig. P. 50/ 37, EB 3a pottery, Level X; 202, Fig. P. 47/ 18, EB 3a pottery, Level XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 16, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 18, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 22, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 55, EB 3a pottery, Blegen-Caskey-Rawson 1951: (II/ 2 Plates), 5; 176, 32.67, Troy IV, İTÇ IIIa; 184, 2, Profiles of Sherds Phase, Troy IV. Lloyd-Mellaart 1962: 118, Fig. P. 14/ 17, EB 1 pottery, Level XIX; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 172, Fig. P. 37/ 16, EB 2 pottery, Level XIV; 120, Fig. P. 15/ 39, EB 1 pottery, Level XVIII-XVII; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 172, Fig. P. 37/ 5, EB 2 pottery, Level XIV; 202, Fig. P. 47/ 218, EB 3a pottery, Level XII-XI; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 202, Fig. P. 47/ 49, EB 3a pottery, Levels XII-XI;

Fig. Lloyd-Mellaart 1962: 202. Fig. 47/ 17. 172. Fig. 175. Fig. 1951: (II/ 2 Plates). Fig. EB 3a pottery. Bahar vd. Levels XII-XI. EB 3a pottery. Kuruçay43. Levha XCIX/5 Karasevinç. EB 3a pottery. Bu grupta at nalı tutamaklı ve 202. Level VII. Level XVI. Fig. ve Troia’da44 bulabilmek mümkündür. P. Konya Ovası47 ve Troia’da48 görmek mümkündür. Buluntuların çok büyük bir kısmı yuvarlatılmış gövdeli ve yuvarlatılmış düz diplidir. P. Koçak 2004: 61. Bu örnekler küresel karınlı ve düz diplidir. Lloyd-Mellaart 1962: 86. Fig. 23/ 18.. 224. 7/ 6. Levha CII/7. 1996: 28. Blegen vd. EB 2 pottery. Blegen vd. 40 41 42 43 44 45 46 47 48 . Bu gruba ait buluntularımızın yakın benzerlerini Beycesultan41. 50/ 36. Fig. Level VII. 224. P. EB 3b pottery. Çizim 23/ 1-3. Bahar vd. EB 3a pottery. 179. 202. Levels XII-XI.208 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Derin çanakların bir grubunu kapalı ağızlı örnekler oluşturmaktadır. Level XII-XI. 2.45 Yine sığ çanakların içinde değerlendirdiğimiz bir grupta ağız altından başlayan omurgalı tiplerdir. EB 2 .17. 1951: (II/2 plates). 61/ 19. Blegen vd. Bu gruba ait buluntuların benzerlerini Beycesultan46. 202. Konya Ovası42. 58/ 16. Troia. Levels XXX-XXXII. P. dışa açık ağızlı veya yuvarlatılmış gövdelidir. P. ÇÖMLEKLER Çömlekler. P. 47/ 22. Fig. P. Kadınhanı Büyük Höyük. Fig. 1951: (II/ 2 Plates). P. Late Chalcolithic 2 pottery.. Level X. Levels VII-VIII. 47/ 56. 182. Fig. Fig. Sarayönü Aşağı Çiğil. Düz ya da hafif bombeli gelen gövde. 7/ 7. 224. 58/ 12. EB 2 pottery. Çizim 18/ 1-5. EB 3a pottery. 47/ 49.1 Kapalı Ağızlı Çömlekler Kapalı ağızlı çömleklerin dudak kısmı hafif oval ya da düz olarak yapılmıştır. Bazı örnekler de ise çömlek ağızlarının hafif dışa çekik olarak yapılmış olduğunu görmekteyiz. 218/149. 8. P. 58/ 2. 1996: 31 vdd. 208. 50/ 2. P. Levels XXX-XXXII.2 Sığ Çanaklar İTÇ çanaklarının bir grubunu da sığ çanaklar oluşturmaktadır. Bahar-Koçak 2004: 64. 7. EB 3a pottery. düz yada yuvarlatılmış düz bir diple bitmektedir. Levha CIII/8. 37/ 11. Fig. Blegen vd. Fig. 208. Mellaart 1963: 215/ 14. 173. 1. 230. Levels XII-XI. (I/2). Level VII. 249/ 13-14. Bu grup içinde yarı kapalı ve tam kapalı örnekler bulunmaktadır. Late Chalcolithic 2 pottery. P. 33 vdd. EB 3a pottery. 86. 47/ 1. Levels XII-XI. Katın J Türü Mallarından siyah hamurlular. P. P. P. kapalı ağızlılar ve dışa çekik ağızlılar olmak üzere iki ana grupta incelenebilir. Kuruçay EB 2. 202. 1. BaharKoçak 2004: 64 vd. Duru 1996: Levha 131/1-7 1. Level XVI. EB 3b pottery. 2. Fig. P. Evderesi İTÇ. EB 3b pottery. Bu çanaklar genelde düz. 179. EB 3b pottery. Level X. 144. 1959: (I/1) .

1998: 41. Bu örneklerin ağzı. Karasevinç. Kuruçay 2. Çeltik ve çevresi bir geçiş bölgesi görevi üstlenmektedir. 19.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 209 yatay kulplu buluntular da vardır. Bahar-Koçak 2004: 63. Düz dipli buluntuların çoğunda dip kısmının dışa doğru bir çıkıntı yaptığı görülmektedir. Fig. Fig. Koçak 2004: 62. kuzeyde Demircihöyük. 1998: 41-61 vdd. Duru 1996: 111. 59/ 176. 49/ 94-95. Bahar-Koçak 2004: 66. Çizim 7. 13. Troia. Demircihö- 49 50 51 52 53 54 Mellaart 1963: 215/ 12. Çalışma alanımızın doğu sınırını oluşturan Akşehir. . (Çizim 51:2-3-57-8. 77. güneybatıda Beycesultan. 48/ 92. Bunların büyük bir bölümü hafif kısa boyunlu. Osmancık. Yunak. düz bir gövde profiline sahiptir.. XCIX/ 1. Fig.53 4. Topbaş vd. küresel karınlı ve düz diplidir. Bahar vd. Afyon-Karaoğlan İTÇ II. Afyonkarahisar-Karaoğlan İTÇ II. SONUÇ Yaptığımız çalışmalar sonucunda Afyonkarahisar kültür gruplarını oluşturan yerleşmeler ile ona komşu olan doğuda Konya Ovası. Bu ilişkinin Suriye-Kilikya’dan başlayan ve Konya Ovası üzerinden Kuzeybatı Anadolu ile Küllüoba. 52:1-7. 19/ 21-22. Çizim 2-3.54 V. güneyde Göller Bölgesi. Topbaş vd. İTÇ II. Koçak 2004: 61. 63. Fig. EB 1-2. 56:5) Çömlek gruplarına ait buluntularımızın yakın benzerlerini.. Küllüoba. Bölgedeki tavaların yakın benzerlerini Afyon ve Konya Ovası başta olmak üzere çevre yerleşmelerde görebilmekteyiz.52 3. 61. Levha 39/ 4-5. Bahar-Koçak 2003: 33 vd. Çalışma bölgemizin doğu sınırını Akşehir-Yunak-Çeltik kesiminin oluşturduğu ve bu bölgenin batıda Göller Bölgesi ile Eskişehir’e kadar uzanan bir alanla ilişki içerisinde olduğunu görmekteyiz. Kuruçay50 ve Afyon’da51 bulabilmek mümkündür. Konya Ovası49. Fig 48/49. 28-37. TAVALAR Tavaların hemen hepsi dışa çekik ağızlıdır. Bunlarda da yatay at nalı biçimli tutamaklar görülmektedir. KÜPLER Bölgedeki küplerin büyük bir kısmı orta boyludur. Levha XCV/ 11. 1996: 26 vdd. Bazı örneklerin ağızları hafif dışa çekiktir. ve 1 katların A/ 1 Gurubu. Bu ilişki özellikle İTÇ II’de karakteristik bir görünüm vermektedir. Bu bölge kısmen Konya Ovası etkisinde görülse bile daha çok Bolvadin-ÇaySultandağı kesimi ile ilişki içerisindedir.2 Dışa Çekik Ağızlı Çömlekler Çalışma bölgemizde dışa çekik ağızlı çömlekler çok sayıda görülmektedir. 20/ 38-42. 53. Gövde yüzeylerinde hafif bir pürüzlenme görülmektedir. profillerinden dolayı yayvan yapılmıştır. 18/ 25-27. 221/ 8. 2. Kaklık Mevkii İTÇ II. Fig. Yortan kültür gruplarının arasındaki ilişkiler değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bunlar düz ya da oval ağızlı olup.

5 YR 6/4 Light Brown-Açık kahverengi. 5 YR 6/6 Reddish Yellow-Kırmızımsı sarı. mika-taşcık ve saman katkılarına göre daha yoğun olduğu gözlenmiştir. Sultandağları Afyonkarahisar’ın güney ile olan bağlantısını büyük oranda kesmiştir. Değerlendirdiğimiz keramiklerin büyük bir çoğunluğu orta derecede fırınlanmıştır (Tablo II) ve neredeyse tamamına yakın bir bölümü de açkılıdır. Ayrıca.5 YR 5/4 Brown -Kahverengi) arasında görülmektedir. Göller Bölgesi. Bu nedenle bölge kültürü daha çok batı ve doğu – kuzeydoğu etkili gelişmiştir. çanak çömleklerin hamur renkleri kırmızı ve kırmızının tonları (2. kireç katkısının. Çanak çömleklerin astar renklerin de ise gözle görülür bir şekilde kırmızı ve tonları (2. bölgede yapılan arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalarından elde edilen bilgiler ile desteklenmeye çalışılmıştır. Konya Ovası.5 YR 5/6 Red-Kırmızı) hâkimdir. Hamur katkısı olarak. Kuruçay ve Küllüoba’da görmemiz mümkündür. Yazının henüz Anadolu’da kullanılmadığı bir dönemi içine alan araştırma konumuz. (Tablo III). (Tablo II) Seçtiğimiz ve değerlendirmeye aldığımız malzemelerin yakın benzerlerini Beycesultan. Çalışma alanımızın bu saydığımız yerleşmeler ile benzerlik göstermesi hiç şüphesiz İTÇ’de aynı ticaret yol güzergahları üzerinde bulunuyor olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu etki yine hiç şüphesiz bölgede üretilen çanak çömleklerin de şekillenmesinde belirleyici unsur olmuştur.55 Yapılan bu çalışmada 55 Munsell Soil Chart 2000. Ayrıca doğal etkenlerin de (dağlar. 5 YR 5/6 Yellowish Red-Sarımsı kırmızı) ile kahverengi ve tonları (7. Yapılan bu çalışma Afyonkarahisar’ın çevre kültürler ile benzerliklerini ya da farklılıklarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu çanak çömlek parçalarının hamur katkıları orantılı bir seyir izlememektedir. Göller Bölgesi ve çevresinde çok yoğun olarak rastlanan makara biçimli tutamaklar Afyon bölgesi çevresindeki yerleşmelerde çok az sayıda görülür.210 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yük ile devam ederek Troia’ya uzanan bir ticaret yolu ile de yakından ilgisi vardır.5 YR 5/6 Red-Kırmızı. Buna rağmen çalışma bölgesinin daha çok batı kültürleri ile iletişim içerisinde olduğu ancak bölgesel kültür özelliklerinin de azımsanmayacak kadar çok olduğunu söylemek mümkündür. 7. iklim şartları) oluşturduğu bir zorunluluk ile kültür benzerlikleri görülebilmektedir. Çalışma bölgemizde yaptığımız değerlendirmede. Troia. Göller Bölgesi’nde yoğun olarak rastladığımız omurgalı İTÇ kaplarına da Afyon’un özellikle doğu kesiminde az sayıda rastlanmaktadır. Bu çalışmada değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin hamur ve astar renkleri Munsell Renk Katoloğu’na göre yapılmıştır. Sözgelimi. . Bölgede Sultandağları’nın güneyle olan bağlantıyı bir bariyer gibi kestiği gibi kültürel olarak da aradaki ilişkiyi zayıflattığı görülmektedir.

(Tablo III) . (Tablo II) Değerlendirmeye alınan çanak çömleklerdeki açkı durumu verilmektedir. (Tablo I) Bu grafikde ise değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin pişme durumları verilmektedir. Daha sonra ise değerlendirmeye alınan buluntuların çizimleri ve analojileri yapılmıştır.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 211 440 adet yüzey buluntusu (çanak-çömlek) değerlendirmeye alınmıştır. Yandaki tablo değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin hamurlarındaki katkı oranlarını vermektedir.

212 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 213 Afyonkarahisar yüzey araştırmalarından elde edilen bir grup keramik örneği. .

Arkeoatlas Dergisi. Türkiye. 1963 -Munsell. 1951 . “Excavations at Kusura near Sandıklı. “Türkiye İlk Tunç Çağı Araştırmaları Üzerine Bir Değerlendirme” İstanbul.21-51. Princeton. TAY. -. TAY. Karauğuz. Eski Anadolu Tarihi. Beycesultan I. 406-411.Mihriban Özbaşaran.Oğuz Tanındı. “Küllüoba: İç Kuzeybatı Anadolu’da Bir İlk Tunç Çağı Kenti: 19962000 Yılları Arasında Yapılan Kazı Çalışmalarının Genel Değerlendirmesi”. Ahmet. s. Cambridge University (Unpublished). Savaş. M. 1992. 94-97. 1936. Özdemir. 1975. H. Eskiçağ Konya Araştırmaları 2 (Neolitik Çağ’dan Roma Dönemi Sonuna Kadar). "Yazılıkaya". Princeton. 2002d -Harmankaya. S. "Batı Anadolu Son Kalkolitik ve İlk Tunç Çağı". Mortan. "Çavdarlı Höyük".Oğuz Tanındı. Hasan. 2002e -İlaslı. 1959 -Duru. L. Seton-James Mellaart. I/1-2. -Lamb. 1997 -Bahar. Savaş. Caskey – Marion Rawson. II. Özdemir.. 2004 -Blegen Carl. İbrahim-Kenan. 2003 -Bahar. İstanbul. Savaş. Yerleşmeler ve Küçük Buluntular). 86.. Veli. The Chalcolithic and Early Bronze Age Levels. Anatolia Antiqua VI. 2. Turan. Türkiye Bilimler Akademisi Arkeoloji Dergisi (Tüba-Ar). Reşat. 1962 -Mellaart. 2002a -Harmankaya. İstanbul 1998 -Seyirci. .John. Konya.İlaslı Ahmet.Koçak. -İzbırak. 2002c -Harmankaya.. 1996 -Efe T. Macbeth Division of Kollmorgen Corporation. 1991: 95103.Efe D. “Her Yönüyle Akamas’ın Şehri Şuhut”. the Late Chalcolithic and Early Bronze Age in The Konya Plain”. 2003 -French. David. Erken Dönemlerde Afyonkarahisar Yerleşmeleri.Oğuz Tanındı. İstanbul. “Early Cultures of The South Anatolian Plateau.Mihriban Özbaşaran. R. TAY. İstanbul. M. İstanbul. Sayı. 2002b -Harmankaya. Hasan-Koçak. Troy. “Karaoğlan Höyüğü Kurtarma Kazısı” Müze Kurtarma Kazıları Semineri 2. Koçak."Kusura". -Sevin. 21–94 1998 -Yılmaz Özer.Blegen Carl. Anatolia Antiqua. “Excavations at Kusura near Afyonkarahisar”. London. 1998 -Koçak. Volume I: Text. Savaş.W. Anatolia and the Aegean in the Third Millenium BC. Ankara. JDAI (Jahrbuch des Deutschen Archaologis). “Salvage Excavations of the Afyon Archaeological Museum. "Kaklık Mevkii". 199-236. Ş. 2002 -Harmankaya. Eskiçağ Konya Araştırmaları I. 13.Ay. Troy. Savaş. AS.John. “Anadolu Arkeolojisi”.Mihriban Özbaşaran. Özdemir "Western Links Of The Lykaonia Plain in the Chalcolithic and Early Bronze Age". Winifred. Refik. XI Paris 2003. Türkiye Bölgesel Coğrafyası. Dissertation Presented For The Degree Of Doctor Of Philosophy. Konya.W. Volume II: Illustrations.Mihriban Özbaşaran. Kuruçay Höyük II. TAY. TAY. İstanbul. 1968 -Harmankaya. Vilayet Afyon-Karahisar”. İstanbul. L.. Ahmet – Efe. İstanbul. 2004 -Lamb. Savaş. Ankara.214 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Atalay. Winifred. Caskey – Marion Rawson. 2001 -Kınal.Jerome Sperling. Füruzan.. Archaeologia. Phrygia Paroreus Bölgesi (Anıtlar.-Başyılmaz. The Thirth.Oğuz Tanındı. and Fifth Settlements II/1-2. Baltimore. İstanbul. -Lloyd. “Munsell Soil Color Charts”. Afyon ve Çevresi İklim Özellikleri. Hasan. Turan . 1996 -Bahar. Afyon 1982 -Topbaş.Oğuz Tanındı. General Introduction the First and Second Settlements. TTK. 2001 -Efe. "Karaoğlan Mevkii".. Part 2: The Settlement of Karaoğlan Mevkii and the Early Bronze Age Cemetery of Kaklık Mevkii”. Milli Eğitim Bakanlığı Basımevi. 1937. Kömen Yayınevi. James.Güngör. Özdemir. London. Afyon 2000 . Fourth.Mihriban Özbaşaran.

DÜNYA SAVAŞI YILLARI’NDA UYGULAMAYA KONULAN TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİ VE KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Sevilay ÖZER∗ Özet II. it confiscated the grain produced by peasants over the price it has determined. köylü iş gücünün büyük bir kısmı silah altına alınmıştır. Agriculture ∗ Öğ r. price rise and emergence of black market couldn’t be prevented. peasants who formed the maj ority of population had to pay the tax on agricultural products. Issue : 5 Pa ge : 2 1 5 -2 34 II. Pea sa nts. The policy of government aggravated the burden of especially small and middle-sized peasants. Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı.tr . When we reached 1943. Hükümetin politikası özellikle orta ve küçük köylünün üzerinde var olan yükü çok daha ağırlaştırmıştır. Milli Korunma Kanunu ile ekonomi denetim altına alınmaya çalışılmışsa da fiyatların yükselişi ve karaborsa ortamının oluşması bir türlü önlenememiştir. 1943 yılına gelindiğinde ise nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan köylü. one the other hand. the effect of this tax on peasants would not be limited only with the war period. WORLD WAR AND ITS EFFECT ON THE P EASANTS Abstract The large part of labor force of peasants was called to arms with the start of the World War II. Ülkede hububat kıtlığıyla başlayan iaşe sıkıntısı karne ile ekmek dağıtımına kadar gitmiştir. stosun@cumhuriyet. While the state declared agricultural mobilization in one hand. Keywords Ta x on Agricultura l Products. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 1 5 -2 34 Ye a r: 2 0 1 1 .. ancak uygulamaya konulan bu verginin köylü üzerindeki etkisi sadece savaş yılları ile sınırlı kalmayacaktır.edu. Toprak Mahsulleri Vergisi’ni ödemek durumunda bırakılmıştır. Devlet bir taraftan zirai seferberlik ilan ederek üretimi artırmaya çalışırken diğer taraftan da köylünün ürettiği hububata kendi belirlediği fiyatlar üzerinden el koymuştur.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte. Although economy was tried to be regulated by National Security Law. The food shortage which started with grain famine went as far to bread rationing. Anahtar Kelimeler Topra k Ma hsulleri Vergisi. Ta rım THE TAX ON AGRICULTURAL PRODUCTS IMPOSED DURING II. Gör. However. Köylü.

Tökin. 1968:329). yine iaşe konusundaki sıkıntıların giderilmesi iç in 14 Şubat 1941 tarihli karar ile Ticaret Bakanlığı’na bağlı İaşe Müsteşarlığını kurdurmuştur. 1974:296). 1939-1942 arasında Refik Saydam Hükümeti. 1943:182). istihsal ve mal getirme imkânları ise şartları ağırlaşarak azalıyordu”(Başar. Ahmet Hamdi Başar. 1984/85: 29-30).216 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ II. Saydam Hükümeti. Tarım ürünlerinin piyasanın ç ok altında fiyatlarla satın alınması ile kentli nüfusun ve ordunun ihtiyac ı karşılanmaya ç alışılmıştır. Ancak savaş koşullarının verdiği endişeyle halkın her türlü malı stoklamaya başlaması nedeniyle piyasadan mallar ç ekilmiş ve bunun sonucunda da fiyatlar inanılmaz derecede yükselmiştir. Bu dönemde yine Halk Dağıtma Birlikleri kurulmuş. Bunun en net göstergesi olarak bu dönemde kabul edilen Milli Korunma Kanunu gösterilebilir (Boratav. İşte bu ortamda fırsatç ı tüc c arların sakladıkları ürünleri fahiş fiyatlar üzerinden satışa ç ıkarmaları karaborsa ortamının oluşmasına sebep olmuştur (Özkan vd. Bu şartlar altında hükümetin 1942 yılına kadar olan ödemeleri para basarak yapması enflasyonun önlenemez yükselişine neden olmuştur. rüşvetin karşı konulmaz yükselişinin önüne geç ilememiştir (Boratav. S avaş yıllarında. İhracat olanaklarının daralması nedeniyle var olan talepler iç piyasadan karşılanmaya çalışılmıştır. fiyatların yükselişi durdurulmuş ise de kontrol uygulanan her alanda istifç iliğin. her nüfus iç in bir fiş ile ayrı ayrı besin kuponu hazırlanmıştır (Öztürk. S ertel.. durumun c iddiyetini şu sözleriyle anlatmıştır: “1939 Avrupa Harbi patlak verdikten sonra. 1974:297-298). Bu dönemde iki farklı ekonomi politikası uygulanmıştır. 2009:320. bir buç uk sene kadar bir zaman memleket iç inde istihsal ve istihlak arasında baş döndürücü bir suretle açılan uç urumu görmemek bedbahtlığında bulunduk. 1942-1945 yılları arasında ise Ş ükrü Saraçoğlu Hükümeti işbaşına gelmiştir. Refik Saydam Hükümeti ülkedeki fiyatların kontrol edilemez bir hal alması ile beraberinde karaborsanın yükselişine dur diyebilmek iç in daha sıkı ekonomik önlemler almayı yeğlemiştir. piyasanın önlenemez yükselişi karşısında Fiyat Murakabe Komisyonları oluşturmuş. Buna bağlı olarak hayat pahalılığı endeksleri de bir o kadar artmıştır. Bu ekonomi politikası ile kentli nüfusun ve ordunun iaşe ihtiyac ı karşılanmış. Dünya Savaşı’nda Türkiye’yi savaşın dışında tutmak konusunda gösterilen başarı ekonomi alanında gösterilememiştir. İstihlak dağdan yuvarlanan bir çığ gibi gittikç e büyüyor. Bu müsteşarlık ile hem iaşe işlerinin bir düzene sokulması hem de denetiminin yapılabilmesi sağlanmaya ç alışılmıştır. . 1943:157-158). Piyasada talebin artmasına karşın arzın yetersiz oluşu durumu daha da kötüye götürmüştür (Clark. Savaşa fiili olarak girilmemiş olsa da yaklaşık bir milyonluk ordunun iaşe sorunu birçok sıkıntıyı beraberinde getirmiştir. bu birlikler vasıtası ile aile kayıtları yapılarak. 2004/2005:147-148.

Nüfusun çoğunluğunu oluşturan köylü savaş ekonomisinin belkemiği olmak zorunda bırakılmıştır. (TBMM ZC. D. 1969:100. S atışı serbest olan ürünlerin fiyatlarının çok yüksek meblağlara ulaşması büyük ç iftçiler ile toptan ticaret yapan kişilerin işine yaramış.701 kişi köylerde yaşamaktadır. çeşit ve miktarını belirleyebilec ek. kasaba veya şehir sınırları iç inde vazifelendirilebilecektir. 1996:412-413).634.. 1988:100). Sayı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 217 Ş ükrü S araçoğlu Hükümeti döneminde ise devlet ekonomi üzerindeki müdahaleyi ve denetimini gevşetmiş. ödediği vergi ve işlediği topraktan aldığı ürünü düşük fiyatlarla satmak zorunda bırakılması ile gerç ekleşmiştir (Pamuk. 1940:405). fiyatları serbest bırakarak üretimi artırmayı hedeflemiştir. Bu vergiyi 1943 yılında ç ıkarılan Toprak Mahsulleri Vergisi izlemiştir.1. Dünya S avaşı yıllarında köylünün yaşadığı ortam ve şartların iyi tahlil edilmesi gerekmektedir.8. Anc ak bu verginin köylü üzerinde bıraktığı etkiyi anlayabilmek için II. Cilt. Ağaoğlu. ihtiyaç halinde ziraatta ç alışabilir her vatandaşı. 26. Hükümet.. ziraat yapılmayan 500 hektardan büyük olan araziyi bir bedel karşılığında işletebilec ektir. Bunun yanı sıra hükümet. uzaklıkta. Üzerinde en ç ok tartışılan karar ise ekilen her dört hektar arazi için bir çift öküzün milli müdafaa yükümlülüğünden istisna edilec eğine ilişkin olan 41.1940. D. Bu sadec e askere gönderdiği evladı dolayısıyla azalan işgüc ünü karşılamak zorunda bırakılması ile değil. 3). Haksız kazanç sağlayan bu kişilerin gelirlerinin etkin bir biç imde vergilendirilememesi sebebiyle bu kişiler “Varlık Vergisi” adı altında bir vergiyi ödemekle mükellef tutulmuşlardır (Boratav. 18. bu kuruluşların görevleri belediyelere devredilmiştir (Koçak.6’lık bir kısmını oluşturan 13.1940:138158).1. 18.6. devlete ya da şahıslara ait ziraat işletmelerinde üc retli olarak çalıştırılabilecektir.4417). Bu madde ile küçük köylünün çiftçilik yapma imkânının ortadan kaldı1 (Resmi Gazete. 1974:300-301). Kadınlar ancak köy. SAVAŞ YILLARINDA KÖYLÜNÜN VAZİYETİ 1940 yılında toplam nüfusun % 75. Anc ak Saraçoğlu Hükümeti’nin kendinden önceki hükümet döneminde uygulanan politikaları eleştirerek yürürlüğe koyduğu ekonomi politikası da başarılı olamamıştır. Kanunun meclis görü şmeleri için bkz.474.6. 1938 yılı milli gelirine baktığımızda 1. kendi ziraat işi yüzüstü kalmamak şartı ile oturdukları yerden en çok 15 km. gerekli gördüğü yerlerde ziraatın cins.8.1 milyon liralık safi milli hâsılanın 775 milyon liralık en büyük kısmını tarım sektörünün oluşturduğu görülmüştür (Kalkınan Türkiye. 18 Ocak 1940 tarihinde kabul edilen Milli Korunma Kanunu1 ile kırsal alanda ç alışan vatandaşlara ziraî iş mükellefiyeti getirilmiştir. %25 kararı bu anlayışın bir sonucu olarak uygulamaya konulmuştur. maddedir. bu kişilerin büyük servet edinmelerine neden olmuştur. C. . İaşe Örgütü ve Dağıtma Ofisi kaldırılarak. Anlaşılan şudur ki 40 dönümden az arazisi olan köylü bütün öküzlerini devlete vermek durumunda bırakılmıştır (TBMM ZC.01.1940:150-154. Bu dönemde Fiyat Murakabe Komisyonları.

Ş ubat 1941’de.2/ 2 18 Haziran 1942’de yayınlanan Suba şı Te şkilatı ve Vazifeleri Hakkındaki Talimatname’ ye göre nüfusu 1.218 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rıldığına değinen Tokat Mebusu Galip Pekel bu madde üzerinde şunları söylemiştir: “Binaenaleyh Harp Mükellefiyeti Kanunu’nun vesaiti nakliye üzerine koyduğu bütün ağırlığı 40 dönümden az hububat eken çiftçiler üzerine çökec ektir. Hâlbuki memlekette en büyük miktarı 40 dönümden az ekenler teşkil eder. harman yerinde mahsulün gerçek miktarını tespit edecek ve ayrıca hükümet tarafından verilecek diğ er zirai işleri yapacak memurdur (Çınar 2008. Netic e itibariyle zenginler öküz mükellefiyetinden kurtulacak ve fakirler bunu çekecektir. on öküzü olandan bir tanesini almazken. 1988:102-103). tohumluk ve hayvan yemi için belli bir miktar ayırdıktan sonra kalanını Toprak Mahsulleri Ofisine satmasını karara bağlamıştır. askere almaların artırılması gibi nedenlerden dolayı üretim azalmış bunun sonuc u olarak da hububata olan talep oldukça artmıştır. C. 1943. müstahsilin ürettiği üründen geçimlik. 18. Kocaeli Mebusu İbrahim Dıblan ise: “Arkadaşlar. küçük arazi sahibi olan çiftçiler hangi vesaitle zeriyat yapac aklardır.500’e kadar olan her muhtarlık bir suba şı istihdam etmek durumundadır.1. 100 ton üzerindeki üretimin ise % 50’sini bedeli karşılığı devlete teslim edec ektir (BCA. Beri taraftan. 50 ile 100 ton arasındaki üretimin % 35’ini. Suba şı ekim zamanında ekilen mahsulün miktarıyla ekim sahasının genişliğ ini tespit ve ora ğ a girmeden önce mahsulün miktarını tahmin.1940: 151-153). Bu durum üzerine hükümet. bütün serveti bir tek öküzü olanın elinden bunu alacağız”. 1942 yazında Refik Saydam’ın ölümü üzerine Şükrü Saraçoğlu Hükümeti başa geçmiştir. Önceleri devletin belirlediği hububat fiyatı piyasanın ç ok altında olmamakla beraber zamanla bu fiyatlar arasında keskin fiyat farklarının oluştuğu gözlenmiştir. 4 hektara bir çift öküz verildiğine göre az olanlar ne yapacaktır? Bunlar sağdan soldan vasıta dilenip de arazisini ekmeğe mi ç alışac aktır…” demiştir (TBMM ZC. Savaş yıllarında daha esnek politika uygulamaları ile bilinen Saraç oğlu Hükümeti. İlk olarak 17 ilde başlatılan uygulama 15 Mayıs 1942 tarihli kararname ile 63 ile yayılmıştır. Çiftç ilerimizin belki % 75’i bu vaziyettedir ve asıl bunların himaye edilmesi lazımdır. geri kalan ürünü üreticinin serbestçe satabileceği imkânı sağlayan % 25 kararını yürürlüğe koymuştur. . Büyük üreticiler sakladıkları ürünleri daha sonra karaborsada yüksek fiyatlara satma imkânı elde etmişlerdir (Pamuk. Devletin payını üreticiden almak için köye gelen subaşıların2 köyün zenginlerinin ya da toprak ağasının evinde misafir edilmesi. 4. D. Büyük ve küçük üretici bu uygulama karşısında devlet temsilcilerine daha az ürün teslim etme çabası içine girmiştir. diğer tarafta. 248-249).8. Vatan 22 Ağ ustos 1943). (Vatan 27. Bu karara göre üretici 50 tona kadar olan hububat üretiminin % 25’ini.18. nadas yapac aklardır. ürünlere el koyma işleminde bu kişilerin kayrılmasına yol açmıştır. Görüldüğü üzere bu koşullarda ç ok adaletli bir uygulama yapılamamıştır. Çift hayvanlarına ordu tarafından el konulması. Hükümetin yürürlüğe koyduğu bu uygulama köylülerin geniş kesimi tarafından tepki ile karşılanmıştır.1..6. hububat ürünlerinin tümüne değil de belli bir kısmına devletin el koymasını. 30. Köye gelen görevlilere rüşvet teklif etmek bu anlayışın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Suba şıların yanlış uygulamaları için bkz.

Anc ak bu uygulama da köyün ileri gelenleri ile toprak ağalarının korunması ve köylülerin ürün kaçırmasından dolayı başarılı olamamıştır.000. üretic iler hububat tüketimlerini bile kısıtlamak durumunda kalmışlardır. Bunu hepimiz dinledik” (TBMM ZC. Kalan hububat ise üreticinin ancak bir yıllık tüketimini karşılayabilmiştir. Şöyle ki. Bu ğ day ihracına karar verildi. hükümetin üreticiye verdiği fiyat anc ak 19. belediyelerin hububat ambarlarından buğday alma yarışına girmesiyle fiyatlar yine oldukç a yüksek meblağlara ulaşmıştır. piyasanın yaklaşık olarak beşte bir oranında değer biçmesi. Sayı. Köylü oradaki gerek az tahminler dolayısıyla ve gerek subaşıları tatmin ederek az yazdırmak suretiyle yani % 22 yerine % 10 vermişlerdir. Biz mahvolduk. bu sistemde az toprak eken üretic i ürünün yarıdan fazlasını tohumluk ve devlet payı olarak ayırmak durumunda bırakılmıştır. istifç iliği ortadan kaldırmak için bir çözüm olmak şöyle dursun illegal yapılanmaları teşvik etmiştir. 1988:104-106). Nihayet birçok tetkik ve incelemeler yaptık gördük ki. Hatta 50 dönümden az ekenler ile başkalarının topraklarını kiralayan ailelerde bu durum daha vahim bir hal almış. 1 Ağustos 1942. 1999:225).9. Ekonomide fiyatlara tanınan serbest ortam 1943 yılında buğday fiyatlarını 100 kuruşa kadar ç ıkarmış iken. D. Efendim. İşte bu aşamada büyük toprak sahiplerinin servetlerinin ve arazilerinin artmaya başladığı görülmüştür. düzensizlik ve açlıktı. . C. 3 Şevket Süreyya o günlerdeki ekonomik çalkantıyı şöyle anlatmıştır. “ …Eski kayıtlar murakabeler kaldırıldı. zeytinya ğı 85 kuru ştan 350 kuru şa kadar çıktı. Yani açlarla yeni misyonerlerin devri ba şlayabilirdi. 5173. Tabi bu sava şın sonunda bir Türkiye kalabilecek idiyse. Tasviri Efkâr.7. Çünkü çok fazla toprak ektikleri için ellerinde kalan hububat miktarı da bir o kadar artmaktadır. Böylece büyük üretici ürünlerini pazara ç ıkarıp elinde kalanları ise oldukç a yüksek fiyatlara satma imkânına kavuşmuştur. İşte bu yeni hürriyet havası içinde eğ er bir sava şa girmek zorunda kalsaydık. 1988:104-106). Hükümetin buğdaya. o bu kadar verirken biz niçin fazla verelim diye bir takım dedikodulara ve şikâyetlere sebep oldu. Ama bu ğ day 13. sizden fazla mı aldılar? dedik. Diğer taraftan bu karar ile iaşe meselesinin yükü köylünün omuzlarına yıkılmıştır. Sivas Mebusu Abdurahman Nac i Demirağ uygulamadaki başarısızlığı şu sözleriyle ortaya koymuştur: “Arkadaşlar biz Sivas Mebusları bizzat köylüden tetkikat yaptık.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 219 99. Buna karşın büyük çiftçiler kazançlı çıkmışlardır. 19.?. Hükümet % 25 almaya karar vermişken % 22 almış fakat yine muteriz? Neden muteriz? Çünkü falan yer % 20 vermiştir. Hâlbuki devletin kontrolünde 85 kuru ştan 16. Ancak bu da çözüm olmamış.4. Resmi Gazete..1944:67).” (Aydemir. Pamuk.12. Bunlar da serbest bırakıldı. haksız kar ya ğ ması. Neden mahvoldunuz? diye sorduk.5 kuruş olmuştur3 .63. Oysaki üretic inin büyük kısmını oluşturan küç ük ç iftç i ise zor durumda kalmıştır (Pamuk. sanıyorum ki olacak şey sadece karışıklık. yandık! diyorlar. Piyasada hal böyle iken hükümet bu karar uyarınca topladığı hububat ile ihtiyac a cevap vermekte bile zorlanmış ve bu nedenle de belediyelere kredi vererek onları devreye sokmuştur.5 kuru ştan 100 kuruşa do ğru.000 milyon kiloluk bir stok te şkil edilmiş bulunuyordu. Saydam Hükümeti döneminde baş gösteren karaborsayı.. 18 Haziran 1943.

16 Haziran 1943). En sert eleştiriyi yapanlardan Falih Rıfkı Atay köylülere yönelik bu ithamlara şöyle c evap vermiştir. Makalede köylü durumunu şöyle dile getirmiştir: “…Hâlbuki köyün de sayılı renç perlerindenim. Evinin ihtiyaç ları. 4429 SAYILI TOPRAK MAHSULLERİ VERGİSİ KANUNU’NUN KABULÜ 1943 yılına gelindiğinde hükümet devlet bütçesine katkıda bulunmak ve bunun yanı sıra da tarım dışı kesimde uygulanan Varlık Vergisi’ne yönelik tepkileri azaltmak amac ıyla Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nu meclise taşımıştır (Önder. Korkut Boratav Toprak Mahsulleri Vergisi’nin gündeme getirilişinin gerekçesini şöyle özetlemiştir: “Dış görünüşü ile bu vergi. Bunların yanın da ekec ek toprağı olmayan. yenisini almak için tam 800 lirayı birden saydım. çiftçilik. Top4 Aytekin ba şka bir yazısında bir ba şka köylünün konu şmasına yer vermiştir: “ Ah birader! Köyde zengin olan kim? Şunu bana bir gösterin? En birincisi ben. Geç en sene subaşıların yanlış tahmini yüzünden elimdekini olduğu gibi ofise yatırdım. Bu yüzden geçen sene tohum zamanı dikildik kaldık. Kesler 1943:8). Her şey buna keza…” (Aytekin. hayatındaki iptidailik hala yürekler ac ısıdır” (Irmak. Halil Aytekin “Köylerin Bugünkü İaşe Durumu” başlıklı makalesinde köylülerin zenginleştiği iddialarının doğru olmadığını aksine kıtlık ve sefaletle mücadele etmek durumunda kaldıklarını bir köylünün anlattıklarına yer vererek izah etmeye çalışmıştır. düğünlerde aşırı harcamalarda bulunmaya başlamışlardır (Şanda. Hâlbuki ç oğunluğu oluşturduğunu bildiğimiz küç ük köylü kesiminin yaşamı içler acısıdır (Tan. 1943a:489-490). Bu sözler köylünün iç ine düştüğü durumu oldukç a net şekilde ortaya koymaktadır. bak aya ğ ıma bir giyim gön alamıyorum. ırgatlık.220 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Buğday fiyatlarının yükselmesi ile zenginleşen sınırlı sayıdaki bu köylüler ev ve arsa almaya. 26 Haziran 1943. refahtan pek çok uzaktır. Parasızlıktan imanım a ğ lıyor. Fakat Türk milletinin ta kendisi olan köylü. 1988:120). 100 kile bu ğ day sattığ ım halde eksiğ im gediğ im kapanmadı. Başvekil Saraçoğlu. öldü. Son Posta. Vatan. 1942a:296. 1943a:489)4 . . 1942: 4). “Hangi memlekette yaşıyoruz? Gözlerimize kimin gözlüğünü. Ödeyemediğimi de bu sene ödedim. 1974:351). 8 Haziran 1943. savaş şartlarından yararlanan gruplar iç inde o ana kadar karşılığını ödememiş bulunan ç iftçilere yönelen ve bu yönüyle Varlık Vergi’sinin bir tamamlayıc ısı olarak görülebilecek bir vergidir” (Boratav. Geçen bir çift celebim devrildi. Benzer bir görüşü Sadi Irmak Köye Doğru dergisinde ifade etmiştir: “Keşke köylünün refahını görsek bir avuç şehirli daha da fazla sıkıntıya düşsek razıyız. 1943b:353). Türk köyünü bilenlerin ağzından yalnız şu gözyaşlı c ümle ç ıkabilir: Zavallı Köylü!” (Ulus. 20 Son teşrin 1942). 1943:25. Ne yaparsın aç durulmaz ya. yarıcılık. kapıda davar sığır koymadık buğdaya değiştik. Şanda 1942b:370-371). Üç günlük yerden hayvan sırtında buğday taşıya taşıya imanımız gevredi” (Aytekin. çobanlıkla uğraşan ve mevsim şartlarına göre ç alışan işçi sınıfı ise en fazla zarar gören kesim olmuştur (Aytekin. Bu vergiyle olağanüstü masrafların bir kısmının giderilmesi ile ordunun ve şehirlinin iaşe ihtiyaç larının karşılanması amaç lanmıştır (Tekeli. kafalarımıza kimin aklını takıyoruz? Bütün bu resimli ve resimsiz alay ve hicivlere bakılınc a.

130 milyon lira olacağımızı ümit ettiğimiz gibi. çeltik. S on Posta. fındık. umumi menfaatlere yönelik cemiyetlerin.1943:15. patates. . Bu kanun dokuz bölümden oluşmuştur. mısır. C. keten. kum darı. kaplıca.3. bezelye. Tan. kuru incir. Çünkü fevkalâde bütçemizin masraf kısmı 400 milyonu aşmış bulunuyor. İkinc i bölümde vergiyi vermekle mükellef olan kişiler hakkındaki bilgilere yer verilmiştir. pamuk. bilhassa askerî masrafları pek çok artırdı ve fevkalâde bütçe açığımızı o kadar ç ok artırdı ki bunu Varlık Vergisiyle elde ettiğimiz 250 milyon lira ile anc ak kapayabildik.6. akdarı. Hububat grubuna giren ürünler. buğday. Mahsullerin olgunlaşma döneminde sahibinden alınacak olan Toprak Mahsulleri Vergisi. Bu vergi ile 110 . 4. mahsulden aldıkları hisseler nispetinde vergi ödemekle mükellef tutulmuşlardır. ay ç iç eği. mahlût. panc ar. yulaf: Bakliyat grubuna giren ürünler. tütün ve zeytindir. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu 4. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’na göre aşağıda belirtilen ürünler ile ipek kozasından vergi alınması uygun görülmüştür. börülce. Bütç enin tatbikatı esnasında tahâddüs eden büyük zaruretler. arpa. özel bütçelerle idare edilen teşekkül ve müesseseler ile belediyelere ait olan alanlarda yetiştirilen ürünler. kuşyemi. iştirakli ic arlarda da mal sahibi ile kiracı. çavdar. D. kuru üzüm. İlk bölümde verginin alınacağı mahsuller ile vergiden muaf tutulan mahsullere yer verilmiştir.6. narenc iye. Ulus. kendir (tohum). konuşmasının devamında da bu verginin aşar vergisi ile olan benzerliğine ilişkin eleştirilere c evap vermiş ve Toprak Mahsulleri Vergisi’ni aşara benzetmemek için ellerinden gelen gayreti sarf edeceklerini söylemiştir (TBMM ZC. nohut: Diğer mahsuller adı altında toplanan ürünler ise.7. okulların. 5 Haziran 1943.1943 günü mecliste yapılan oylama sonucunda 168 ret oyuna karşın 283 kabul oyuyla yürürlüğe girmiştir. Bu seneki fevkalâde bütç emize gelince bu bütçe açığının büyük bir kısmini Maliye Vekili’nin bir iki fırsatta sizlere izâh ettiği diğer varidat menbaları ile kapamak imkânı elde edilmiştir. Bağ ve bahç elerde ihtiyac ı karşılamak iç in ekilmiş ürünler. Varlık vergisinden de 30-50 milyon temin edeceğimizi ümit ediyoruz ve böylec e yeni bir zaruret yeni bir masraf açmazsa fevkalâde bütçemizi de adi bütçemiz gibi mütevâzin olarak kapamak imkânı elde edeceğiz” S araç oğlu. eğer arazi kiraya verilmiş ise kirac ıdan. susam.. Bu açığı da şimdi tetkik edec eğiniz vergi ile kapamağa ç alışacağız. 5 Haziran 1943). antep fıstığı. afyon (sakız). fasulye. 5 Haziran 1943. Geri kalan aç ık 150 milyon liradır. bakliyat ve diğer mahsuller adı altında üç başlıkta toplanmıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 221 rak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun meclis müzakeresinde bu kanunun uygulanmasının neden gerekli olduğunu şu sözleriyle aç ıklamaya ç alışmıştır: “Arkadaşlar. merc imek. Bu ürünler hububat. bakla. hastanelerin kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere yetiştirdikleri mahsuller ile ceza ve ıslahevlerinde ç alıştırılan mahkûmların yetiştirdikleri ürünler ise vergiden muaf tutulmuştur. Bu aç ığı da ancak 250 milyon lira ile kapayabiliyorduk. geçen sene bütçe yapıldığı zaman 140 milyon lira kadar bir aç ık derpiş edilmişti.

sergi ve böcekhaneleri gezerek mükelleflerin elde edec ekleri mahsulün miktarını tahmin etmek suretiyle hazırlık cetvellerindeki beyanları kontrol edeceklerdir. bezelye. mısır. şehir ve kasabalarda belediyeler. kazalarda kaymakamın tayin ettiği bir ölçme memuru ile bunun yanında şehir ve kasabalarda belediyenin mahalle işleri ile görevlendirilen kişi ve köylerde de muhtar veya ihtiyar mec lisi azasından birinin katılımıyla oluşturulacağı belirtilmiştir. belirtilen bu yerlerde oluşturulan harmanları ölçmek suretiyle vergiyi tespit edec ektir. ç avdar. bakla. Miktarları beyan ile tespit edilecek mahsuller için tahmin kolları. kaplıca. Ölçme ve tahmin kollarında görevli olan kişilerin sayısı kazanın büyüklüğü ile köyün mahalle sayısı esas alınarak belirlenmiştir. çeltik. Belediyeler ile muhtar ve ihtiyar heyetleri bu beyanların doğruluğunu araştırmakla da yükümlü tutulmuşlardır. börülce. kuru incir. pamuk ve zeytindir. Bunlardan hububat grubuna girenler. vergi matrahının nasıl tayin edilec eğine ilişkin hükümleri iç ermektedir. Miktarları ölçülerek tespit edilecek olan mahsuller iç in her sene harman zamanından evvel harman ve yığınların bulunduğu yerleri ihtiyar heyetleri önceden bildirmekle sorumludurlar. köylerde muhtar ve ihtiyar meclisleri her mahsul yılı. nakden alınacak vergiler ise % 12 üzerinden alınac aktır5 . Kanuna göre aynen alınac ak vergiler % 8. kuru üzüm. mahlût. mercimek ve nohut: Diğer mahsuller grubuna giren ürünler ise antepfıstığı. Beşinci bölüm verginin tarh ve tahsiline ilişkindir. hububat miktarları ölç ülerek 5 Vergi miktarı belirlenirken topra ğ ın verimliliğ inin ve çalışan şahıs adedinin dikkate alınmaması ele ştiri konusu olmu ştur (Akşam 12 Haziran 1943). mısır darı ve ç eltik haric indeki hububatın ölç ülmesi suretiyle. Tahmin kolları da benzer şekilde oluşturulmuştur. . Vergiye tabi tutulan mahsul miktarları.222 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Üç ünc ü bölüm. fındık. Mükellefler aynen ödemeye mecbur oldukları vergilerini. Burada vergisi aynen alınac ak ürünler belirtilmiştir. vilayetlerde valinin. Ölçülecek mahsullerin ölçülünceye kadar başka yerlere taşınması yasaklanmıştır. Ölçme kolları. akdarı. Maliye Vekâleti’nin belirlediği zamanlarda her çeşit istihsal yerleri ile bunlardan alınması umulan mahsul miktarı hakkındaki malumatı. buğday. yulaf: Baklagiller grubuna girenler. mükelleflerin beyanları doğrultusunda hazırlık c etvellerine kaydedeceklerdir. Harman kalkac ak vaziyete geldikten sonra müstahsil köylerde ihtiyar mec lisine harmanının hazır olduğunu bildirecektir. Mükelleflerin bu yerlerden başka yerlere harman ve yığın yapması yasaklanmıştır. bahç e. Ölçme kollarını. Hükümetç e gerekli görülmesi durumunda nakden alınan vergi oranı % 8’e kadar düşürülebilec ektir. fasulye. arpa. Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’na göre. diğer mahsullerde ise mükellefin daha sonra da kontrolü yapılac ak beyanlarına göre tespit edilecektir. Dördüncü bölüm alınacak vergi oranları ile ilgilidir. mahsulün olgunlaşmasından evvel sorumlu oldukları bölge iç indeki mahalle ve köylerde tarla. Bu ihbardan itibaren üç gün iç inde harman ölçülmediği takdirde harman muhtar ve ihtiyar mec lisi tarafından ölç ülecektir.

Ölçme kolları tarafından tespit edilen mahsullerde ölç me işleminden ödeme zamanına kadar geçen süre içinde sel. yangın. Daha önc e mükellefler tarafından beyan edilen ürünlerin kontrolü esnasında tahmin kollarınc a belirtilen mahsul miktarına üreticilerin itiraz edebilme hakkı saklı tutulmuştur. kuraklık. Mükellefler geçici olarak köy ambarlarına teslim ettikleri vergileri bu ambarlara teslim tarihinden itibaren iki ay içinde kendi vasıtaları ile teslim yerlerine götürmekle zorunlu tutulmuşlardır. panc ar ve tütün mahsullerinin vergisi ise bunların dışında tutulmuştur. İtiraz halinde aynen ödenmesi lazım gelen vergi zamları itiraz neticelene kadar saklanmak üzere köylerde ihtiyar meclisine tevdi edilecektir. İstihsal yerleri hakkında yanlış ya da eksik beyanda bulunan mükelleflerin. beyan haric inde kalan istihsal yerlerine düşen vergileri % 20 zamlı olarak alınacaktır. Mükellefin isteği doğrultusunda başka bir tahmin kolu bu iş için görevlendirilerek en geç 15 gün içinde yeni bir tahmin yapması istenecektir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 223 tespit edilen mahsullerde en geç ölçme işlemini takip eden gün içinde geçici olarak köy ambarlarına. Çünkü Toprak Mahsulleri Ofisi. Anc ak bu ikinc i tahminde verilen karar kesin olac aktır. köylerde ihtiyar meclislerine itiraz edebilme hakkına sahiptirler. Tahmin esnasında orada bulunmayan mükellefler tahmin yapıldığı tarihten itibaren 5 gün içinde yazılı olarak şehir ve kasabalarda belediyelere. Altınc ı bölüm uygulanacak müeyyidelere ayrılmıştır. Vergileri nakden alınacak ürünlerin ortalama değer fiyatı vilayet ve kaza merkezlerindeki belediye meclislerince belirlenec ektir. Belirtilen yerlerden başka yerlerde harman ve yığın edilen mahsullere ait vergiler % 50 zamlı ve yine ölç ülmeden evvel harman ve yığın yerlerinden kaldırılan mahsullere ait vergiler bir kat zam ile tahsil olunacaktır. Türkiye Ş eker Fabrikaları Türk Anonim Şirketi satın aldığı afyon ve panc ar mahsulüne ait vergileri müstahsile yapac akları ödeme sırasında bunların alac aklarını kesmek suretiyle tahsil edeceklerdir. dolu. Afyon. Eğer teslim yeri köy ambarlarına 25 km. Yedinc i bölümde mükelleflere açık olan kanun yolları gösterilmiştir. fazla mesafede ise fazla mesafe iç in kilometre başına iki para hesabıyla nakliye ücreti verilecektir. Tütünün vergisi de İnhisarlar İdaresi tarafından tahsil olunac aktır. miktarı beyan ile tespit edilen mahsulleri ise idare heyetlerinc e belirlenen tarihlerde daha önce kendilerine bildirilen yerlere kendi vasıtaları ile teslim etmeye mecbur tutulmuşlardır. Belediye Meclisi toplantı halinde değilse belediye enc ümeni tarafından fiyatlar tespit edilecektir. . bulaşıcı hastalıklar gibi sebepler dolayısıyla mahsulün en az dörtte bir derecesinde zarara uğradığı belirlenirse mahsule ait vergilerde de zarar derecesine göre alınacak vergi kısmen ya da tamamen silinebilec ektir. Bu vergi zamanı Maliye Vekâleti’nce tespit edilmek şartı ile iki eşit taksit olarak tahsil edilec ektir. Zamanında tahsil edilmeyen ayni vergiler % 25 zam ile taksit müddetleri iç inde ödenmeyen nakdi vergi borç ları ise % 10 zam ile tahsil olunac aktır. Vaktinde ödenmeyen vergi borçları hakkında Tahsil-i Emval Kanunu uygulanac ağı hususuna değinilmiştir.

buraya taşıtmak. zihniyetleri vardır. Bu kadar büyük arazinin üzerinde yetersiz memur kadrosunun layıkıyla denetim yapması mümkün olamadığı gibi harman ve yığınların oldukç a geniş bir arazi üzerine yayılması var olan sıkıntıyı daha da artırmıştır.3. KANUNA YÖNELİK ELEŞTİRİLER VE ÜZERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER 1943 yılında kabul edilen 4429 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi’ne yönelik eleştiriler. Eskişehir Mebusu Emin S azak daha 1943 yılındaki meclis müzakeresinde bu konudaki endişesi şöyle ifade etmiştir: “S onra harman meselesinde sakat şeyler gördüm.9. işte ölç ü sisteminin bünyesinde taşıdığı ilk mahsur bu olmuştur. Köylü vergisini verebilmek iç in harman başında nöbet tutmak durumunda kalmıştır. 4.. 7.. Her türlü izâhtan vârestedir ki bir anda yüz bin memur yaratmak fevkalâde müşkül bir ameliyedir. fukara köylülere harmanını falan .7. C.1943: 20-38. Düstur 3. Tertip. köylüyü dağ başında harmanı beklemeye icbar etmekten kötü şey yoktur. 22 Ağustos 1943).7. 5423:5241-5244. Bu itibarla yüz bine yakın bize verilen rakama. Bilhassa dağlık. bin nazariye çok güzel olan bu ölç ü sistemi bir defa istilzâm ettiği geniş memur kadrosu.1943.4. Sayı. D. S on bölümde Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun uygulamasında görev alacak kadrolara ilişkin hükümlere ayrılmıştır (TBMM ZC. M.1944:78-79). Memurların da kendilerine göre bir yetişme tarzı bir disiplin nizamı. Resmi Gazete. Devren’in konu ile ilgili görüşleri şöyledir: “…Arkadaşlar. Muvakkat Encümeni M. Bu zihniyet dâhilinde yetişmeyen memurlarla işi yürütmek pek güçtür. Filhakika bu kadar geniş bir sahada müessir bir murakabenin tesisinde karşılaşılan müşküller yenilememiş. Gerçi 3-5 gün amma. 1943: 73) kanunun uygulanma sürec inde görevli olan memurların yetersizliği ilk dikkati çeken hususlardan biri olmuştur (Ulus. kanunun yürürlüğe girmesiyle beraber başlamıştır. Hele onu şuraya. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi’nin kabulünden hemen sonra özellikle ölçme memurlarının seçiminde çok itinalı davranılması gerektiği üzerinde durulmuşsa da (Doğukan. İkinc i bir muvaffakiyetsizlik unsuru da 34 500 küsur köyde fiili bir murakabe tesisi hususundaki imkânsızlıktır.224 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S ekizinci bölümde alınacak verginin kesinleştiği tarihi takip eden mali yıldan itibaren 5 sene zarfında tahsil edilmeyen vergilerin asıl ve zamları zaman aşımına uğrayacağı hükmüne yer verilmiştir. C.6. D. Ş. 19.6. çalılık ve yolsuz yerlerde. liyâkatli memur bulunmamasından dolayı 4429 sayılı kanun tatbikatta umulan neticeleri verememiştir. arkadaşlar. adedi yüz bini bulan bir muvakkat memur kadrosunun teşkilindeki müşkülât dolayısıyla iyi işleyemedi.24: 1323). C. bunu yapacağına harmanını ateşleyiver daha iyi. Yeni bir kanun tasarısı hazırlanmasının nedeni olarak eski kanunda var olan yanlışlıklar gerekçe gösterilmiştir. ehliyetsiz memurlarla murakabesiz iş görmek mecburiyetindeki kanunu işlemez bir hale koymuştur” (TBMM ZC. göre 93 746 adet.

20.4.1943:16).7. D.7. TBMM ZC.9. Bunu ya kanundan büsbütün ç ıkaralım veyahut kanunda tasrih edelim ki günü gününe ölç ülebilsin” (TBMM ZC. yani kanun ve kararnamenin derpiş ettiği şekilde % 75. 22. .1944: 71-72). C. TBMM ZC. C. yürütmezlerse ceza göreceklerdir. C. 293 olumlu oya karşı 161 kişinin oylamaya katılmadığı dikkati ç ekmiştir (TBMM ZC.9. 24.4. 1944. Hiç olmazsa ölçme meselesi gecikmez. Her köyde -eskiden adına muaşşir denirdi. 4. 6 4553 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun TBMM’nde yapılan birinci müzakeresi için bkz. Düstur. Isparta Mebusu Kemal Turan ise 1943 yılındaki verginin başarısız olmasının sebeplerinden birini şöyle açıklamıştır: “Geçen sene kanunun muvaffak olamamasının sebeplerinden birisi de. C. C.. İkinci müzakerenin yapıldığı 26 Nisan 1944 tarihinde ise 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu kabul edilmiştir ( Resmi Gazete 28.4.1944:193). Bunu heyeti ihtiyariye ye yaptırır ve dört köyün başına bir kontrol kor. C.25: 294-306. D. Tertip.9. Ş imdi bunun aks-ül-ameli hepimizde vardır.. D.7. D.1944. 21. Cumhuriyet.4. bilhassa idare amirlerince bu işin bir adalet meselesi olduğunu ve köylünün verebileceği miktarı almak lâzım geldiğini iyic e duyurmak ve anlamak. D. Yürütürlerse mükâfat görec ekler.6.9.. Emin S azak’ın endişesinin yersiz olmadığı. Hele bu sene mahsul biraz da İnşallah bereketli olursa ölç me işi güç olur.1944:259-272). TBMM ZC.. D.” (TBMM ZC..7. 26. % 100 vergi harmanda tahsil edildiği halde idare âmirleri uzun müddetler tayin ederek müstahsilleri bekletip ızrar etmiş bulundular” (TBMM ZC. C.. Korkarım ki geç en senenin lâ-kaydisi yerine bu defa da bilhassa kazalarda idare âmirlerinin fazla gayretkeşliğine uğramayalım ki bazen bu gayreti gadir derecesine varabilir. 19.9. 4..7. D. Erzincan Mebusu Feyzi Kalfagil’in 4553 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun Meclis görüşmelerinde yaptığı konuşmayla doğrulanmıştır.4. diye müdahale etmek doğru değildir.9.7. (TBMM ZC. TBMM ZC. Azalar da ic abında ölçerler. 27 Nisan 1944).9.7.7. C.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 225 yere getir. D.. C. Binâenaleyh diyoruz ki. 19.7. bunu yalnız bir vergi mevzuu sayarak mal müdürüyle ve mal müdürünün zayıf kadrosu ile onun tedarik edebileceği zayıf insanlarla köylüyü baş başa bırakmıştır...bunun gibi. Bu kanunun TBMM’ndeki birinci müzakeresi 19-22 ve 24 Nisan 1944 tarihlerinde yapılmıştır6 . her köyde % 8 alac ak bir memur olmalıdır bence. Devletin hakkını memur veya muhtar alır. bence.3.. D. Bir tarafta harman beklerken öbür harmanı domuz yer veyahut başka bir ziyana maruz kalır. Görülen aksaklıkların giderilmesi için eski kanun maddelerinde birtakım değişikliklere gidilerek oluşturulan yeni Toprak Mahsulleri Vergisi Kanun Layihası Meclise sunulmuştur. mültezimler kordu . değil.1944). 24.4.9. üç dört tane de ölçücü insanlar kor. 3. bu işin başıboş kalmasından ileri gelmiştir.4. Yani idare âmirleri. C. “Malûmu âlileri geçen sene ölçü esasına istinat eden bu vergilerin tarh ve cibayetinde. Binâen-aleyh Vekâletimizden ve Hükümetten birinci ricam.1944.1944.1944: Sayı 5693. idare âmirleri bu işin başlıca mesulüdür.4.

.”(Vatan. vic dani mesuliyet hisleri harekete getirilseydi ve hisleri incitmeyecek şekilde umumi bir telkin ve murakabe sistemi kurulsaydı herhalde daha iyi netic eler alınırdı. 23 Mart 1944). C. 7 Esat Tekeli’nin tahmin yöntemi hakkındaki görü şleri için bkz. hatırına gelmedi ve söylenmedi. 1943 yılında kabul edilen Toprak Mahsulleri Vergisi’nin toplanması hükümete pahalıya mal olmuştur.1944:79). C. Ahmet Emin Yalman da Vatan Gazetesi’nde yayınladığı “Köy Âleminden Duyduklarım” adlı yazı dizisinde 1943 yılında kabul edilen verginin teşkilatındaki yanlış uygulamaları gezic i bir başmuallimin görüşlerine yer vererek aktarmıştır: “Tatbik edilen sistem ihtiyac a uygun değildir ve maksada kifayet etmesine ihtimal de yoktur. Böylece önceki kanunda görülen aksaklıkların önüne geçilmek istenmiştir (Cumhuriyet.. Bu nedenle yeni yasada ölçme yoluyla vergi toplama yöntemi yerine tahmin yöntemi7 benimsenmiştir (Akşam. Toplanması beklenen miktarın ancak yarısı kadar bir vergi toplanabilmiş. kanun müstahsilin ahlâk. 2 Şubat 1944). Cavit Oral’ın da belirttiği gibi en büyük değişiklik vergi toplama usulünde yapılmıştır. Bu verginin toplanması için harc anac ak masrafın 5-6 milyon olduğunun tahmin edildiğini.7. mesele tenevvür etmiştir. Ölçü memurlarının harman yerindeki murakabesi emniyetsizlik ifade eden bir usuldür.9.4.9. Binaenaleyh tahmin sistemine mürac aat bir zaruret olarak belirmektedir”. Muvakkat Enc ümeni Mehmet Şinasi Devrin özellikle vergi toplamada tahmin yöntemini benimsemelerinin nedenini şöyle açıklamıştır:“…Ölçü sisteminden başka iki sistem hatıra gelebilirdi.226 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S eyhan Mebusu Cavit Oral yeni kanunda görülen değişikleri şu c ümleleriyle özetlemiştir: “Bu kanunda geçen seneki kanuna nazaran değişmiş olan en bariz noktaları gerek verginin tarz ve cibayeti ve gerekse müstahsile itiraz hakkı verilmesi. D. bu seneki. bununda üç te biri tarh ve tahsil için harcanmıştır (İnci 2009:117). 19. 18 Nisan 1944). seciye ve vatanperverlik hislerine bırakılmış olmasıdır” (TBMM ZC. . bu miktarın da geçen seneki masrafın neredeyse üçte biri kadar olduğunu önemle vurgulamıştır (TBMM ZC. Hububatın vergilendirilmesi harmanda ölç me yöntemiyle olduğu için ç ok sayıda ölç me ve tahmin memuru ile harman bekç isi bu iş için görevlendirilmek durumunda kalınmıştır.4. Devren konuşmasının devamında yeni kanunda oluşturulan heyetlerde yer alan kişilerin özellikle ziraattan anlayan kişiler olmasına özen gösterildiğini belirterek masrafların da asgari düzeyde tutulması için ç aba harc andığını söylemiştir. Köylüyü boşuna güc endirmiştir. Bu sistem de bertaraf edilince geriye tahmin sistemi kalıyor. Tahmin ve iltizam sistemi üçüncü bir sistem kimsenin. 7 Eylül 1943).1944:65).7. “ Toprak Mahsulleri Vergisine Dair. İş köylünün sütüne havale edilseydi. Bendeniz bu sistemin mahzurlarını tekrarı lüzumsuz görüyorum. hususundaki değişikliklerdir. (Ulus. geçen seneki tarz ve cibayetinin yalnız memur kadrosunun iyi işlemesine terk edilmesine karşılık. 19. D. Sonra bu kanunla geçen seneki kanun arasında en büyük ve dikkati çeken fark. İltizam sisteminin lehinde ve aleyhinde zannederim kâfi derecede konuşuldu.

erbabı namustan olan memurlara ac ımamak elden gelmez. bu fukaraların bir kısmı sırtında bir balta. bacağında donu. D. Hakikat. sana ne yaptı? Bu kaynak öyle bir mesnet öyle bir ihtiyat akçesidir ki. büyük bir kısmı az istihsal yapan küçük çiftçi sınıfından olduğu nazarı itibara alınırsa nispetin artırılması c ihetine gitmemek her halde daha doğru olac aktır”.7.100) dönüm arasında ekin eken kısım iç in kendi yiyeceği ve tohumundan gayri kalan nispet üzerine % 8 den % 10 a ç ıkarılmış olan bir verginin daha müessir daha kati tesirleri olacağı muhakkaktır.1944:66). Sözlerinin devamında bir başka önemli noktaya da temas eden Arukan. odunun üzerine başını koyup yatan kimdir dediğimiz vakit. Ancak pek ç ok mebus bu kararın kabul edilmesine şiddetle karşı ç ıkmıştır. üstüne örtec ek yorganı olmayanların. ayağında ç arığı olmayan. Bizde öyle mıntıkalar vardır ki.700.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 227 Gerçekten de 1943 yılında vergi toplamak için yapılan masraf 20. Ankara Mebusu F..000. Arukan yapmıştır: “Bendeniz yalnız şunu söylemek isterim ki. çiftçilerin hepsi de öyledir ya. % 2 zam bazı arkadaşların nokta-i nazarına göre pek ehemmiyetli telâkki edilmiyor.000 lira masraf yapılmıştır (Başar. yanında onlara o kadar acınmaz…” diyerek başladığı konuşmasına Maliye Vekiline hitaben devam etmiş ve şu sözleri sarf etmiştir: “Niç in artırıyorsun birader. 1945/1946:103). Daldal. Yavuz Abadan’ın yaptığı konuşmayı destekleyen bir başka konuşmayı ise Eskişehir Mebusu olan İ. Eskişehir Mebusu Yavuz Abadan da konu ile ilgili görüşünü şöyle dile getirmiştir: “Küç ük çiftçi yani ekseriyet itibariyle (30 .100 dönüm yer ekerler dediler. yoğunu her şeyini alac ağımız bir sınıftır. 1945 yılında da 7. işte bu vergi mevzuuna dâhil olan insanlardır.200. 19.9. insaf edin arkadaşlar.000. Emin Sazak bu isimlerden bir tanesidir: “Ben görüyorum ki bu hububat ekenler. Bunların vergisini arttırmak doğru değildir”. Bu adam ayağına bir don bulmuşsa niç in onu yine ç ıplak bırakmaya ç alışıyoruz? Devlet % 8 i % 10 yaptığı vakit yemin ederim ki daha noksan alac aktır” (TBMM ZC. senede anc ak 20 dönüm ekebilirler ve bunların ç ıkardığı mahsul kendisinin bir kaç aylık yemesine ancak kâfi gelir ve bunlar maişetlerini. en sert eleştiriyi yapan mebuslardan biri olmuştur: “ Toprak mahsulleri vergisinin % 8 den 10 çıkarılması köylü için bir felâkettir. fec i bir vaziyettedirler amma. Bu yeni kanunda alınan kararlardan birisi de vergi oranının %8’den % 10’a ç ıkarılmasıdır. Bunun da bilhassa. Yavuz arkadaşımız.000 iken yapılan değişiklikle 1944 ve 1945 yıllarında bu rakam aşağılara ç ekilmiştir. üstüne örtecek yorganı olmayan. böyle değil- . her şeyi tükettiğiniz vakit varını. bacağında donu olmayan. Bunu huzurunuzda tebârüz ettirmek için buraya çıktım. C. 1944 yılında 11. bu verginin hâsılatı gayri safiyeden alındığını belirtmiş bu durumda özellikle icarla arazi ekenlerin mağduriyetinin bir kat daha arttığına işaret etmiştir. bizde bizim çiftçiler 50 . odun kırdıran diye sokaklarda bağırarak dolaşırlar. başka zamanlarda amelelikle temin ederler? İşte pekâlâ görüyoruz ki. ayağında çarığı.4.

kasaba.. (Düstur. Diğer ürünlerin vergilendirilmesi aynen önc eki ka8 Her şehir. Her birliğ i temsil içinde bir mümessil seçilmiştir. Daldal. Tertip. Verginin miktarını belirlerken.7.228 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 dir. belirtilen bu dört ayrı rapor ve beyannameyi dikkate alarak olası bir yanlışlığa mahal vermeyerek en doğru vergi miktarını belirlemeyi amaçlamışlardır. Çünkü bir senelik emeğini ekmiş olduğu 30 . konuya ilişkin görüşlerini ileri süren F. bunu bir rapor olarak Tahmin Komisyonuna sunmuşlardır. kuru inc ir. Verginin % 10’dan % 8’e indirilmesi için Eskişehir Mebusu Emin Sazak ve arkadaşlarıyla Kırklareli Mebusu Zühtü Akın ile Konya Mebusu Şevki Ergun takrir sunmuşlar ise de yeterli çoğunluktan olumlu oy alamadıkları için bu takrirler dikkate alınmamış ve madde meclise sunulduğu şekliyle kanunlaşmıştır ( TBMM ZC. giyec eğini ve devlete vergisini ondan verecektir. köy veya çiftlik bir birlik olarak de ğ erlendirilmiştir. Vukuf Heyetleri tahmin komisyonlarınca kendilerine bildirilen istihsal yerlerine giderek her birliğin8 fiilen elde edebileceği mahsul miktarını tahmin ederek. 3. Bu heyetler biri memur ikisi ziraat erbabı olmak üzere üç kişiden oluşmuştur. fındık ve antepfıstığının 4553 sayılı yeni kanunda vergisinin nakden alınmasına karar verilmiştir.7. D. Bunu içimizde bilmeyen varsa ben yalan söylemiş olayım. Çünkü % 2 kendi malıdır. sözlerinin devamında köylü üzerindeki bir başka yükün de ürettiği mahsulün mecburi mubayaa usulü ile satın alınması olduğunu hatırlatmış. Tohumudur. (Doğru sesleri) Bu % 2’nin bütçeye yapacağı 30 milyon tesire mukabil köylüye yapacağı tesir 300 milyondur. Mükellefiyet miktarına karşı anc ak mahallin en büyük mal memuru ile birlik namına mümessiller itiraz edebilme hakkına sahiptir. Maliyece yapılmış tetkik ve kontrolleri. C. Bu vergiyi 8 yerine 10 almak demek köylünün zaten taşıyamadığı yükü bir kat daha artırmak demektir” diyerek.9. Cilt. bu usulün kaldırılması durumunda köylünün %10 ya da % 12 oranında vergi verebileceğine dikkat çekmiştir (TBMM ZC. 3.40 dönümdeki mahsulünden temin edecektir. mahsul beyannameleri ile Vukuf Heyeti’nce yapılan tahmin raporlarını değerlendirmeye alarak kararını veren Tahmin Komisyonları. 1944:181). Yiyeceğini. 4. D. Bu durumda Tahmin Komisyonu mahsul miktarı hakkında karar vermek üzere bir başka hakem heyetini görevlendirerek mükellefiyet miktarını kesin olarak karara bağlamaktadır (Düstur. Arz ederim bu alınacak olan 10 da iki beş vardır. 22. C. Tertip. mükellefler tarafından yapılan beyanları. Oluşturulan bu komisyonların teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından Vukuf (bilirkişi) heyetleri atanmıştır.. 4429 sayılı kanunda vergisi aynen alınac ak ürün grubuna giren kuru üzüm. Esasen bir köylü ekmiş olduğu tohumuna karşı bire beş almaktadır. Cilt. Bu iyi senelerin vasati verimi böyledir. 4. tamamıyla aksinedir.9.25: 296-299). Yeni kanun ile vergilerin toplanabilmesi için önc elikle vilayet ve kazalarda tahmin komisyonları oluşturulmuştur. 1944:169-172). Binâen-aleyh % 8 alındığı takdirde bile yine köylü % 10 veriyor demektir.25: 296) . 22.

Tertip. bu mahsuller memleket dışına ç ıkarılırken gümrüklerde ihraç olunan miktar üzerinden tahakkuk ettirilerek ihrac atç ılardan nakden ve % 11 olarak alınacağı hususuna açıklık getirilmiştir (Düstur. Köylüler en ç ok. Bunların düzenli sevki zamanında sağlanamadığı için yağışlar nedeniyle ç ürüdüğü dahi görülmüştür.816’sı vergi fazlalılığ ına aittir. Daha bu kanunun kabulünden hemen sonra 9 Bu vergi dolayısıyla 24. Önceki kanunda kesinleştiği tarihi takip eden mali yıldan itibaren 5 sene zarfında tahsil edilmeyen vergilerin zaman aşımına uğrayacağı hükmü bu kanunda 3 yıla indirilmiştir (Düstur. kuru inc ir ve kuru üzüm mahsullerinin vergisi. Aç lık nedeniyle küspe yemek durumunda kalanların olduğuna benzer anlatımlarda rastlanmaktadır (Kocabaş. arabasını. Bunun yanı sıra istihsal yerleri hakkında eksik beyanda bulunan mükelleflerin beyan haricinde kalan istihsal yerlerine düşen vergileri % 20’den % 50’ye çıkarılmıştır. Cilt 25: 301-302). öküzünü. hayvanların yemlerini hatta yarınının ihtiyac ını karşılayacak tohumunu bile veren köylünün bu vergiyi vermek durumunda bırakılmasının sakıncalarına değinilmiştir (Tasviri Efkâr. Antepfıstığı. bahar gelinc e köylülerin tarlalara koştuğunu ot toplayarak yemek yaptıklarını hatta buğdaylar daha olgunlaşmadan başaklarının ateşte pişirilip danelerinin yenmeye başladığını anlatmışlardır. kimi zamanda üreticinin tarlasında ürettiğinden fazlasını vergi miktarı olarak tespit ettiği görülmüştür9 .Tertip. Kanuna göre mükellefler aynen ödemekle yükümlü oldukları vergileri Tahmin Komisyonları’nın belirttiği tarihlerde teslim yerlerine kendi vasıtaları ile getirerek teslim etmeleri uygun görülmüştür. TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİNİN KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Halk arasında “Yeşil Ekin Vergisi” olarak da anılan bu vergi köylüyü zor durumda bıraktığı gibi uygulamasında da hatalar yapılması köylüleri ç ileden ç ıkarmıştır. Basında da sıklıkla bu konu işlenmiştir. fındık. 28 Mayıs 1943). 3. Bunun yanı sıra toplanan buğdayların depo edilebileceği depo. Köylü bu durumda vergisini ödeyebilmek için öküzünü. kısrağını. silo yeterli olmadığı iç in istasyon civarlarında yol boylarına hububatların yığıldığı olmuştur. vergi miktarını belirleyen memurların keyfi tutumlarından şikâyetçi olmuşlardır. Yeni kabul edilen kanunla yapılan değişikliklerden bir diğeri ise köy ambarlarına ürün teslim uygulamasına son verilmiş olmasıdır.316 itiraz dilekçesi verilmiş olup bu dilekçelerin 16. Tasviri Efkâr Gazetesi’nde yer alan konu ile ilgili bir yazıda. (Ökte 1951:201) . 1996: 102). O döneme tanıklık edenler. 2009: 230-232). Köye Doğru 1944:2). Bu dönemde halk arasında açlıktan ölenler bile olmuştur (Karpat. tam bir hürmet ve teslimiyetle atını. gıdasını teşkil eden buğdayını. Kimi zaman rüşvet alarak vergi miktarını düşük belirleyebilen görevli memurların. 3. Bir taraftan ekmek bulamayan halk. diğer tarafta yanlış uygulamalarla değerlendirilemeyen hububat köylünün yönetime karşı büyük tepki göstermesine neden olmuştur.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 229 nunda olduğu şekilde devam ettirilmiştir. Cilt 25: 300-301. tarlasını satılığa ç ıkarmak durumunda kalmıştır.

kanunun uygulanmasına yönelik kaygılarını şöyle dile getirmiştir: “Asıl korkumuz.214 lira olarak belirtmiştir (1951:201). Boratav 1984/85:46). Toprak Mahsulleri Vergi hâsılatı 1943-1946 arasında hükümetin ve il özel idare bütç elerinin toplamının % 5 ile % 7’sini oluşturmuştur. . köylüden derlenmesi sırasında uğranılac ak bir takım mahalli zorlukların ortadan kaldırılması işlerinde. 16 Mayıs 1943) Ökte toplam geliri 229.000 TL toplanabilmiştir (Başar. Ancak toplanması beklenen % 10’luk gayri safi tarımsal üretimin ç ok altında bir orana ulaşılabilmiştir (Tezel. 1989:311. Bu karşıtlık ç ok partili siyasi yaşama geçildikten sonra da etkisini sürdürmüştür (Tezel. 500. 1944 ve 1945 yıllarında toplam 319 milyon lira vergi gelirinin toplanması öngörülürken. Önder ise bu verginin hazineye sa ğladığı gelirin 1943. Boratav bu rakamın 192 milyon lira oldu ğ unu dile getirmiştir. ”Tahsildar Baskısı ile Jandarma Dayağı” o günleri anlatmak iç in sıkç a kullanılan ibarelerden biridir (Cem. Seferberlik havasında geçen bu dönemde köylü savaş ekonomisinden yararlanmak şöyle dursun üzerine yüklenen bu ağırlığın altında ezilmiştir (S ertel. 47. 1982: 396-397.1944: 67). S avaş yıllarının bu olağanüstü koşullarından geniş halk yığınları fakir ve aç olarak ç ıkmışlardır. işittiğimiz vaka’lardan o kadar yılmışızdır ki bunların bu sene de tekrar edilmemesi için elimizden gelse hayatımızı feda etmeye hazırız. geçen seneler zarfında gördüğümüz. verginin cibayeti. 1989:151). D.7. kanunun tatbikatına ait meselelerin hallindedir.2 milyon ve 66. 19. 2004: 90) 10 . 1943:3). % 12. 1982: 396-397). Yerasimos. Sadece 1943 yılı için 150 milyon liralık bir gelir elde edilmesi beklenmesine karşılık umulan miktara ula şılamamıştır (Vakit 16 Mayıs 1943. Anc ak ondan daha iki sene evvel doğrudan doğruya müstahsili c ebri satışa tabi tutmaklığımız ve cebri satış fiyatıyla piyasa fiyatı arasındaki farkın mevcudiyeti o günden itibaren müstahsilleri toprak mahsulleri vergisini ödemeğe zımnen icbar etmiş vaziyettedir. tarzında.9..130. 1943 ile 1946 yılları arasında tahmin edilen rakamın anc ak % 73’üne karşılık gelen 233.9.230 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S elahattin Demirkan olacakları görürc esine Köye Doğru dergisinde. Hükümet tespit ettiği vergiyi toplayamadığı gibi savaş yıllarında uygulamaya koyduğu köylüye yönelik politikaları nedeniyle de kırsal kesimi karşısına almıştır.6milyon. diyec ek kadar şimdiden iç imizde ürpermelerin bulunduğunu söylemekte bir mahzur görmüyoruz” (Demirkan. Bu vergi uygulaması ile büyük ve küç ük ç iftç i arasındaki fark gözetilmemiş olduğu için.% 5. üretimi azalan ve sadece geç imlik 10 Vergi geliri ile ilgili verilen rakamlar birbirinden farklılık arz etmektedir. O halde toprak mahsulleri vergisi cibayeti geçen seneden başlamaz daha bir. S ivas Mebusu Abdurahman Naci Demirağ köylünün tepkisinin bu verginin ç ıkışından çok daha öncesine dayandığını şu sözleriyle dile getirir: “Toprak mahsulleri vergisi 4429 numaralı kanunla 1943 senesinde başlamıştır. 1944 ve 1945 yılları itibariyle 59.8 milyon lira oldu ğ unu bu vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki oranlarını ise sırasıyla % 7. Zaten her kanunun en önemli tarafı tatbik işleri değil midir? Memur zihniyeti ile halk menfaati veyahut realitelerin mantıkı birbiri ile en fazla ve her vakit çarpıştığı memleketimizde. C. 1945/1946: 100. Timur 2008:207). Şener. 1968: 239. Toprak Mahsulleri Vergisi ile 1943.7.8 olarak ifade etmiştir (1988:120).4. (1974:352). iki sene evvel başlar” (TBMM ZC.

7..1946 tarihinden geçerli olmak üzere kaldırılmıştır (TBMM ZC. Bu nedenle Seyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu ile Çorum Mebusu Nec det Yücer. 23.1946: 74-76).1.8. kendi tespit ettiği fiyatlar üzerinden köylünün hububatını satın almaya başlamıştır. C.. 21. Bu sorunun ç özümünde köylüden yardım istenmiş ve zirai seferberlik başlatılarak üretimin artırılmasına ç alışılmıştır. S eyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu da köylünün kalan borc u ödeme durumunun olmadığını bu nedenle köylünün daha fazla ıstırap çekmemesi için böyle bir teklifte bulunduğunu ifade etmiştir.7. Keyder-Birtek.21. Bu yüzden «Tahsili Emval Kanunu» gereğince haciz muamelesi tatbik olunmakta ve esasen yoksul ve muhtaç itibariyle borçlarını ödeyemeyen bu vatandaşların takip ve tazyik edilmesi ciddî güçlüklere sebebiyet vermektedir. 21. Anc ak Toprak Mahsulleri Vergisi’nin kaldırılması bir kısım köylüyü rahatlatmış olsa da. 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun kaldırılması iç in mec liste ilk görüşme 18 Ocak 1946 tarihinde yapılmıştır (TBMM ZC. 1983:210). C. Verginin gayri safi hâsılattan alınıyor olması ile depremden zarar görenler dışındaki mükelleflerin asgari ihtiyaç larının dikkate alınmaması da en çok eleştirilen bir diğer husustur (Kuyuc ak. D..21. D. O dönemde özellikle büyük kentlerin ve ordunun iaşe ihtiyacının karşılanması ciddi sorun teşkil etmiştir.12.1. 1974:352.1946:91-92). savaş koşullarının yarattığı ruh hali ile mallar stoklanmaya başlanmış bu da beraberinde karaborsayı getirmiştir. 18. D. SONUÇ II Dünya Savaşı yıllarının olağanüstü koşullarından ç ok etkilenmemek iç in.1946 tarihinde Toprak Mahsulleri Vergisi bakiyelerinin affedilmesi iç in verdiği teklifin gerekçesini şöyle açıklamıştır: “Yaptığım incelemeye göre. Çorum Milletvekili Nec det Yüc er 9. C. 21 Mayıs 1947 tarihinde Mecliste yapılan görüşmede 302 kabul oyuyla Toprak Mahsulleri Vergisi’nin bakiyeleri de affedilmiştir (TBMM ZC.. C.5. gerç ekten köylü ocaklarımızın takriben % 15 – 20’ si bu artıkları ödeyemeyec ekleri gibi ödeyebilmelerine de maddeten imkân mütalâa edilememektedir. D. 23 Ocak 1946’da yapılan Meclis görüşmesinde ise kanun 1. Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun Kaldırılması Hakkındaki Kanuna ek olarak kanun teklifinde bulunmuşlardır. 1944: 51).1947:200-202).5. Hükümet bu kez karşı karşıya kaldığı iaşe sıkıntısını gidermek iç in. Her ne şekilde olursa olsun tasfiyesine gidilmesi hiç bir suretle müspet bir sonuç vermeyec ek olan Toprak Mahsulleri Vergisi bakiyelerinin affedilmesi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 231 üretim yapan küç ük köylü bu verginin ağırlığını en çok hisseden kesim olmuştur (Boratav.5.5. Ancak ilerleyen zamanda. ödemek zorunda olduğu vergi borç ları bulunan köylülerin rahatsızlığı devam etmiştir.. en ç etin yurt hizmetlerine büyük feragatle koşan müstahsilimizi sevindirecek ve bahusus yoksul ve muhtaç köylü oc aklarını feraha kavuşturac aktır” (TBMM ZC. Refik S aydam Hükümeti döneminde uygulamaya sokulan sıkı ekonomik tedbirler ile fiyatların yükselişi bir nebze olsun durdurulabilmiş iken S araç oğlu Hükümeti döne- .1.8.1947: 74-76). hükümetler çeşitli önlemler almışlardır.

232 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 minde bu tedbirlerin esnek hale getirilmesi. Tüm bu aksaklıklardan hareketle. devletin uygulamaya koyduğu hububata el koyma politikası gereğince çok düşük rakamlara ürününü devlete teslim etmek durumunda bırakılmıştır. Büyük ç iftç i % 25 Kararı uyarınca ürettiği ürünün belli bir kısmını devlete teslim etmiş olsa da elinde pazara çıkarabileceği ürün kalmıştır. Buna karşın. geç imini temin edec ek kadar bile ürünü elinde kalmamıştır. fiyatların inanılmaz derecede yükselmesine sebep olmuştur. Çok partili siyasi yaşama geçilmesiyle birlikte. öngörülen miktarda toplanamayan verginin önemli bir bölümünün de masraflara gitmesine sebep olmuştur. Kısac ası. Bunun yanı sıra. Bu durumda ürün miktarını tahmin eden görevli memurların hatırı sayılır bir payı olduğunu söylemek sanırım yanlış olmayac aktır. işgücünden. Bu ortamda köylü ürettiği hububatı pazarda ç ok yüksek rakamlara satma olanağına sahip iken. 1944 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi’nde değişikliklere gidilerek 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu kabul edilmiştir. Bu koşullar altında 1943 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu ile köylü kesimi vergi ödemek durumunda bırakılmıştır. . köylü Toprak Mahsulleri Vergisini tek başına değil. Vergi toplama işinin çok planlı programlı yürütülememesi. savaş yıllarında kendisine uygulanan diğer politikalar ile beraber değerlendirmiştir. küç ük ve orta çiftçinin değil pazarda satac ağı ürün. büyük ve küçük çiftçi ayırt edilmeden yürürlüğe sokulan bu kanunun uygulanmasındaki hatalar köylüleri perişan etmiştir. Bu dönemde emeğinden. Kalan mahsulü yüksek fiyatlarla satan büyük ç iftçi büyük paralar kazanma şansına sahip olmuştur. büyük oy potansiyeline sahip olan köylünün desteğini arkasına almak isteyen Demokrat Parti’nin de bu durumu sıklıkla Cumhuriyet Halk Partisi’ne hatırlattığı görülmüştür. tahmin ve ölçme işleminde yapılan hatalar ile ürünlerin sevkiyatının düzenli olarak sağlanamaması gibi nedenlerle vergi toplama işinde başarılı olunamamıştır. Ancak. omuzlarına yüklenen bu yükün ağırlığını uzun süre unutamayacaktır. çok fazla görevli ile verginin toplanmasına ç alışılması. Ancak bu kanunda özellikle vergi miktarında yapılan %2’lik artış büyük tepkilere neden olmuştur. ürününden olabildiğince yararlanılan köylü. % 25 Kararı ile köylü üretime teşvik edilmek istenmiş ise de bu durum tamamıyla küçük ve orta köylünün aleyhine işlemiştir.

1.1944). İsmail (1989). Yurt ve Dünya (36): 486-490.1944).1944. 21. F. Resmi Yayınlar -Düstur. 48. 9. “Milli Korunma Kanunu Tatbikatı.1.IV Ziraat Sahasında”. İçtima. Cilt.1946). İnikat. 5423. Açıklamalı Yönetim Zamandizini 1940-1949. Şevket Süreyya (1999). Cilt. 7. Arşiv Belgeleri -Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi. -Başar. Cilt. İçtima. Cilt. Devre. -TBMM Zabıt Ceridesi. Devre. Yurt ve Dünya C. -TBMM Zabıt Ceridesi. Suat (1945/1946). Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi.4. İçtima.1940). “Savaş Yıllarının Bölüşüm Göstergeleri ve “Rantlar” Sorunu”.12. İçtima.1946). İçtima. -Clark. 5693. 45. -Cem. 33. -TBMM Zabıt Ceridesi. “Köylerin Bugünkü İaşe Durumu”. Siyasi İlimler.1947). 25. 62. 9. 47.1. Cilt. 9.7.1.7. İnikat (23. Cilt. Devre. C. İnikat (21. Ahmet Hamdi (1943).1. Korkut (1974). Cilt 25. Remzi Kitabevi.4.1.Yapıt (8): 44-51.7.1. 28 4. 26. İstanbul: Arkadaş Basımevi. Devre 6. Cilt.1. “Türk Varlık Vergisine Yeniden Bakış”. İnikat (24. 100 Soruda Devletçilik.7. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası. 8. İçtima 3.4. Sayı. 1943.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 233 KAYNAKÇA I. -TBMM Zabıt Ceridesi. 6. İnikat (4. Cilt.7. 1. İçtima. 21. -Başar.4. 9. Sayı. Devre.63. Ankara. -Aytekin. -Resmi Gazete. 27. -TBMM Zabıt Ceridesi. İnikat (20. İçtima. İçtima. (18. . Yapıt (8): 29-43. II. Devre. 44 İnikat (19. Davalarımız.7. Edward C (1984/85). Devre. Devre. -Çınar.4.1.6. “Toprak Mahsulleri Vergisi Kalkınca”. Halil (1943a). 5. Cilt. 8 1942. 30.5173. 27. Korkut (1984/85). Devre. Ed. III. -Boratav. İnikat (22. İstanbul: Gerçek Yayınevi. Devre.4.1944).1944). Gazeteler -Akşam -Cumhuriyet -Son Posta -Tan -Tasviri Efkâr -Ulus -Vakit -Vatan IV. Sayı. 9.18.8. Kitap ve Makaleler -Ağaoğlu. 46 İnikat (21.2 (1-4): 88-107. -Aytekin. Yıl. Cilt. -TBMM Zabıt Ceridesi. İkinci Adam 1938-1950. -Boratav.1. -TBMM Zabıt Ceridesi. İnikat (18.1943).2/ 99. -TBMM Zabıt Ceridesi. -Resmi Gazete.7. İçtima. 10 (116): 405-408.3. Ayman Güler.1940. -Resmi Gazete. İnikat (26. Samet (1940). -TBMM Zabıt Ceridesi. -Düstur.1944). -TBMM Zabıt Ceridesi. 3.1944). Devre.7. Cilt 24.4417. -Resmi Gazete. Halil (1943b). Tayfun (2008). 9. -TBMM Zabıt Ceridesi.1. Sayı. “Köyde Geçim”. İstanbul: Cem Yayınevi. İçtima.1. 49.1. Cilt. -Aydemir.5. “1942: A’ dan Z’ ye Bozuk Devlet’in Yeniden Yapılanması Girişimlerinin Yükselişi ve Düşüşü”.4 (33):352-355.7.

Ankara: İmge Kitabevi. Çağlar-Birtek. “Köylüyle Kim Alay Ediyor”. Türkiye’de Tarımsal Yapılar (1923-2000). “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında İzmir'de Beslenme So- runu”. Türk Ekonomisi Yıl 1 (5): 155-159. Ankara: Yurt Yayınları. Sefer (2004). Ankara: Yurt Yayınları: 98-112. -Önder. -Kalkınan Türkiye (Rakamlarla 1923-1968). -Sertel. Dost Kitabevi: 191-220.2. Zekeriya (1968). Ankara: Yurt Yayınları: 113-133. İstanbul: Afa Yayıncılık. Köye Doğru. -Kocabaş. Selahattin (1943). İbrahim (2009/1).234 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -Demirkan. Suphi Rıza. Toplumsal Tarih Çalışmaları. -Kesler. “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Devlet. C. “Türkiye’de Fiyat Politikası”. İsmail Hüsrev (1943). “II. Faik (1951). “Toprak Mahsulleri Vergisi ve Hükümet Hisseleri”. Hüseyin Avni (1942a). “1923-1960 Döneminde Türkiye’de Tarım Faaliyetleri Üzerinden Alınan Vergiler”. -Özkan.“Köye Doğru C. Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi.C. -Irmak. İstanbul: Belge Yayınları. Süleyman (2009). -Karpat. -Doğukan. “Cumhuriyet Döneminde Tarım Kesimine Uygulanan Vergi Politikası”.4 (94): 2 -Tökin. Siyasi İlimler Mecmuası (157): 46-51. (1969). -Yerasimos. Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Karaborsacılık”. Türk Demokrasi Tarihi. Yoksulluk mu Çekiyor”. “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Tarım Politikası Arayışları”. Ankara: Milli Eğitim Basımevi. -Şanda. Hatırladıklarım (1905-1950). Köye Doğru (83): 8-9. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (7): 73-92. Abidin (2009). “Köylü İçin Neler Diyorlar?”. Yahya (1982). İstanbul: İletişim Yayınları. İstanbul: Nebioğlu Yayınevi. -Şener.Yurt ve Dünya (20): 293-296. Erdoğan (2004/2005). -Koçak. Stefanos (1989). Türkiye’de Tarımsal Yapılar (1923-2000). “Toprak Mahsulleri Vergisi”. “Toprak Mahsulleri Vergisi”. Tarımsal Yapılar ve Bölüşüm”. “Türkiye’de Devlet-Tarım İlişkileri 1923-1950”. -Tekeli. Hüseyin Avni (1942b). Hazım Atıf (1944). Faruk (1983). “Toprak Mahsulleri Vergisi”. -Toprak Mahsulleri Vergisinin Tatbikatına Ait Mühim Bir Tamim” (1944). Türkiye’de Milli Şef Dönemi (1938-1945).Yurt ve Dünya (22-23): 369-372. Memleket (3): 72-73. Cumhuriyet Dönemi’nin İktisadi Tarihi 1923-1950. -Öztürk. İstanbul: Yaylacık Matbaası. -Şanda. -Pamuk. Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi: 109-130. İzzettin (1988). C. -İnci. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı. Varlık Vergisi Faciası. Köye Doğru C. Kemal (1996). “Hangi Köylü Zenginleşiyor”.(1943). T. M. Şevket (1988). Volume 2/9: 319-325. Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye. -Timur. Uluslar arası Sosyal Araştırmalar Dergisi. Esat (1943). Türk Ekonomisi Yıl 1 (1): 25-27. -Tezel. -Kuyucak. -Keyder. Cemil (1996). C. -Ökte. Türk Devrimi ve Sonrası. Selçuk-Temizer. “Köylü Zengin mi Oldu. Sait (1043).3 (72): 3-4. Sadi (1942). İnönü Dönemi 1938-1950. İstanbul: Bayrak Yayıncılık. . Taner (2008).3 (59): 4.4(11): 145-158.

Profil THE SOCIAL AND PROFESSIONAL P ROFILES OF THE TEACHERS IN ILGIN IN THE FIRST YEARS OF THE REP UBLIC OF TURKEY ABSTRACT In our research. Ulusal Ilgın Sempozyumu” nda (30 Haziran-2 Temuz 2010) bildiri olarak sunulmu ştur. “ I. İncelenen unsurlar arasında öğretmenlerin aldığı eğitim. the education of teachers. School. Konya iline bağlı Ilgın İlçesi’nde Cumhuriyet’in ilk yıllarında çeşitli okullarda görev yapan belirli sayıda öğretmenin çeşitli özellikleri incelenmiş olup. Gör. Profile ∗ ∗ Bu makale. staser@selcuk. Issue : 5 Pa ge : 2 3 5 -2 50 CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA ILGIN’DA GÖREV YAP AN ÖĞRETMENLERİN SOSYAL VE MESLEKİ P ROFİLLERİ∗ Seyit TAŞER∗ Özet Araştırmada. For this various features of a certain number of teachers are researched. Among the factors examined . Arş. At the same time our target to examine the status of education in Ilgın in current history. Ok ul. Öğretmen. Aynı zamanda Ilgın’ın yakın tarihteki eğitim durumunun incelenmesi ve ortaya konulması amaçlanmıştır. a variety of personal information regarding to teachers. we aimed to make determinations about the history of education.edu. Key Words Ilgın.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . we would like to examine the social and professional profiles of teachers in Ilgın in the first years of Turkish Republic. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 3 5 -2 50 Ye a r: 2 0 1 1 . Selcuk Üniversitesi Ahmet Kele şo ğ lu Eğ itim Fakültesi İlkö ğ retim Bölümü. the schools of graduating. his or her service.tr . Dr. With this research. Tea cher. Anahtar Kelimeler Ilgın. Bu bilgiler ve ilçedeki öğretmenlerin sosyal. mesleki ve kültürel durumlarına yer vermek suretiyle eğitim tarihine ilişkin tespitler yapılması hedeflenmiştir. mezun olduğu ve görev yaptığı okullar ile öğretmenlerin çeşitli kişisel bilgileri yer almaktadır.. sosyal ve mesleki profilleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.

diğer tarihi kaynaklar da inc elenmiştir. We reviewed the documentation that c ame to “Konya Bölge Yazma Eserler Kütüpha nesi (Konya Local Library of Manuscript Works)” from The Arc hive of Educ ation . Öğretmenlerin ortalama olarak genç yaşta oldukları. dönemin ekonomik şartları dâhilinde maaşlarının yeterli seviyede sayılabilec eği anlaşılmıştır. Konuyla ilgili. Konya Maarif Arşivi’nden gelen belgeler inc elendi. it is aimed to reveal details of the educ ation system in history from a c ertain viewpoint. gibi sorulara yanıt aranmıştır. taşra merkezlerinde kadın eğitimc ilerin oranı nasıldı. • How was the teac her profile in rec ent history? • What kind of c hanges has happened rec ently in teac her’s profile? • What were the sources of teachers in the first years of Turkish republic? In whic h institutions teac hers were educ ated? • What was the ration or situation of women.? • How was the financ ial status of teac hers? are the questions that are tried to be answered and by doing this it is aimed to indic ate teac her’s personal information and soc ial struc tures Method In our study we have approac hed the subjects with historical methods. Yöntem Çalışmada tarihsel yöntemle konuya yaklaşıldı ve “Konya Bölge Yazma Eserler Kütüpha nesi” ne. P urpose In our researc h. öğretmenler hangi okullardan mezun olarak mesleğe başlamaktaydı. Ilgın merkez ile köylerine ait okullardaki öğretmenlere ait bilgiler.236 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Amaç Çalışmada. eğitim tarihimizde öğretmen profili nasıldı. bu profilde geç en zaman iç erisinde ne gibi değişiklikler ortaya ç ıktı. öğretmenlerin maddi durumları ve imkânları ne durumda idi. among the teac hers working at the c enter of distric t in rec ent history. inc elenen öğretmenlerin özellikle kültürel aç ıdan kendilerini geliştirmiş oldukları görülmüştür. birç oğunun evli ve ç oc uk sahibi olduğu. Öğretmenlerin sahip olması gereken üç unsur alan bilgisi. İnc elenen belge ve bilgiler “Ilgın İlçesi Öğretmenlerine Ait Ka yıt Defteri” nde yer almaktadır. Bulgular Araştırmada bir merkezdeki çeşitli okullarda görev yapan öğretmenlerin sosyal profillerine ilişkin ilginç sonuç lara ulaşılmıştır. genel kültür ve pedogojik formasyon olarak tasnif edilirken. Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda. merkezle çevre arasındaki benzerlik ve farklılıkları da yansıtmaktadır.

137. today. Uzluk Basımevi. 2-general c ulture 3-formation). Bu inc eleme. evaluated under the various headings. Ilgın’ın bu doğal zenginlikleri ve tarihteki önemine kısac a değinildikten sonra asıl konu olan eğitime geç ebiliriz. Elde edilen belgelerde yer alan ve muallimlere yöneltilen sorular ile bu sorulara verilen c evaplar ayrıntılı bilgiler ihtiva etmekte olup. who served a c ertain period of time the first year in the republic were examined. 25 percent of the teac hers who work in distric ts are female. Küçükasya Seyahati( 1895 Yazı). Ilgın tarihte ve özellikle S elç uklular zamanında konumu itibariyle önem taşıyan ve Selçuklular zamanında Haç lı S avaşları gibi önemli tarihi hadiselerin yaşandığı bir yerleşim birimidir1 . Nakışlar Yayınevi. married and have c hildren. One of them is about c ultural improvements of teac hers. s. 19281929 senelerinde Ilgın’da öğretmenlik yapan kişilere ait bilgileri ve kayıtları iç ermektedir. İstanbul. When the ec onomic c onditions of time are c onsidered. Ilgın’dan da bahseder. S arre. Osmanlı Devleti idari bölünüşünde Konya vilayetine bağlı bir merkez olarak bilinmektedir. Most of them are young. The doc uments reviewed are loc ated at “The Tea chers’ Registry of Ilgın”.296 . Findings and Interpretations In our researc h we reac hed interesting findings about the soc ial and professional profiles of teachers.230. İbn Bibi. The informations on teac hers reflec t the differenc es and similarities between in c entral and village sc hools of Ilgın. GİRİŞ Ilgın Kazası. çev.223. Eserde.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 237 of Konya. In our researc h the records kept about teac hers. Ilgın kazası ile ilgili olarak “…Argıtha nı yakınından debisi yüksek bir a ka rsu geçiyor ve nehir kuzeydeki Ilgın Gölü’ne ka rışıyor” İfadesini kullandıktan sonra. s. Anadolu Selçukî Devleti Tarihi (Farsça Muhtasar Selçuknâmesinden). S eyyah Friedric h S arre 1895 senesinde Anadolu’da yaptığı gezilere ilişkin yazdığı eserde.(teachers must have three elements: 1-area information. 274. it c an be said that teac hers have enough salaries. Dârâ Çolako ğ lu. Haçlı Seferleri ve Ilgın hakkında bk. sıc ak kükürtlü su kaynakları ve iç inde banyoların yer aldığı S elç uklu yapısı olan eski binadan söz eder2 . Ilgın Osmanlı Devleti döneminde de önemini muhafaza etmiştir. teac hers are not developing themselves for cultural and soc ial respects. Results were classified. s.29. Osman Turan. According to the results of various researches. 1998. İstanbul. Çalışmanın Ilgın ve ç evresindeki ilk mektepleri kapsamakta olup. muallimlerin farklı yönlerini bizlere yansıt1 2 Selçuklular döneminde Ilgın’a ait bilgiler için bk. Çev.28. By c onsidering the need for teac hers. Selçuklular Zamanında Türkiye . günümüzde sıkç a uygulanan anket ç alışmalarının yakın tarihinde uygulanmış biç imi gibi düşünülebilir. Ankara. 1984.M. . 1941. Friedrich Sarre. devotee qualific ations were agreed.Nuri Gençosman.

Bunlar tablo şeklinde aşağıda sunulmuştur. Günümüzde anket ç alışmaları ile.Ilgın’da Cumhuriyet’in İlk Yıllarında ve Günümüzde İlköğretim Okulları Günümüzde Ilgın İlç esi’nde eğitim veren ilk öğretim okullarının isim ve sayılarına ilişkin bilgilerlere yer verdikten sonra Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ilgın İlç esi’ndeki okulların isimleri ve sayısı tarihteki şekliyle bu bölümde ortaya konulmuştur.gov. diğerleri köy ve kasabalarda eğitim faaliyetlerini sürdürmektedirler. Yıl İlköğretim Okulu 75. Bunun dışında 1925 senesinde mevc ut okulların isimleri şu şekildedir: 3 4 www. D.39. Ilgın’da Günümüzdeki İlköğretim Okulları3 Argıthanı Atatürk İlköğretim Okulu Argıthanı Cumhuriyet İlköğretim Okulu Aşağıçiğil Kazım Karabekir İlköğretim Okulu Aşağıçiğil İlköğretim Okulu Ilgın Atatürk İlköğretim Okulu Ilgın Balkı Mehmet Ali Ak İlköğretim Okulu Ilgın Büyükoba Köyü İsmail Mertoğlu İlköğretim Okulu Ilgın Cumhuriyet İlköğretim Okulu Çavuşçugöl Atatürk İlköğretim Okulu Gedikören İlköğretim Okulu Gökçeyurt İlköğretim Okulu Ilgın Halil Özkan İlköğretim Okulu Ilgın Ağalar Murat Doğru İlköğretim Okulu Ilgın Ziya Mert İlköğretim Okulu Ilgın İnöünü İlköğretim Okulu Kapaklı İlköğretim Okulu Mahmuthisar İlköğretim okulu Ilgın Milli Egemenlik İlköğretim Okulu Orhaniye 125. Konya Bölge Yazma Eserler Kütphanesi (BYEK). yakın tarihimizdeki eğitimc ilerin. . Ilgın’da II. yakın tarihimizde ne kadar eğitim kurumu olduğunu tarihi kayıtlardan öğrenebilmekteyiz. farklı niteliklerini göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Yıl İlköğretim Okulu Bu okullardan 10’u merkezde eğitim verirken.238 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 maktadır. ç eşitli branşlardaki öğretmenler farklı özellikleri bakımından inc elenmektedir. günümüzde Ilgın’da yirmi beş ilköğretim okulu eğitim vermektedir. Bu ç alışmanın tarihe uyarlanmış biç iminde elbette ki soruları biz hazırlayamıyoruz.No (Defter Numarası): 75. Günümüzde 25 ilköğretim okulu ile hizmet veren Ilgın’da. I. Konya Darülmuallimat İmtihan Cetveli. Yıl İlköğretim Okulu Ilgın Sadık İlköğretim Okulu Ilgın Şehit Mustafa Deniz Kağnıcı İlköğretim Okulu Ilgın Yukarıçiğil Şehit Asker Seyit Ali Gür İlköğretim Okulu 100. Buna göre.meb. Tablo 1.06. Meşrutiyet döneminde bir Rüşdiye Mektebi bulunmaktadır4 . Fakat o dönemde öğretmenlere yöneltilmiş sorular. s.2010.tr/baglantilar/okullar/13.

s. Geçid Köyü Mektebi. Balkı Mektebi. Kembos. Bu mekteplere merkez erkek mektebi de eklendiği zaman toplam on dokuz mektebin eğitim verdiği anlaşılır. II. Çiğil Mektebi. nahiye ve köylerinde vazifeye başlayan ve burada vazifelerine devam eden öğretmenlerin doğum tarihleri ve doğum yerlerine ilişkin bilgiler aşağıda tablo halinde gösterilmiştir. Çavuşç u Köyü Mektebi. Orhaniye Mektebi. Kembos köyü “ Gökçeyurt” olarak isimlendirilmiştir. D. Çavuşçu Köyü Mektebi.1. Argıthanı Nahiyesi Mektebi. Çiğil. Ilgın Kazası İlk Mektepleri Muallim ve Muallimelerinin Kayıtlarına Mahsus Sicil Defteri . Osmaniye Nahiyesi Mektebi. Ru’ûs Köyü Mektebi. Burhaniye ve Ayaslar Köyleri Mektepleri6 . Dolayısıyla on altı ilkokulun olduğu görülmektedir.. Mahmuthisar Tekke Köyü Mektebi. D. görev yapan öğretmenlerin kayıtları inc elenmiştir. Ilgın Kazasının 1341 Sene-i Martından İtibaren İlk Mekteplerin Muallimleri Kaydına Mahsus Defter. Burhaniye Köyü Mektebi. Muallimlerin İsimleri. . Merkez İlk Kız Mektebi. Yaşları ve Memleketleri Çeşitli mekteplerde görev yaparak Ilgın merkez. Ru’ûs Köyü Mektebi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 239 Merkez İlk Erkek Mektebi. Kembos 7 ve Ayaslar köyleri mektepleri8 . Sebiller.s. Bulcuk. Çiftlikler ve Mahmuthisar Tekke Köyü5 Mektebi. İhsaniye. Bir başka kayıtta Ilgın’daki okulların isimlerine ilişkin bilgiler şu şekildedir: Ilgın Kemal Bey Kız Mektebi. Yen-diğin Köyü Mektebi. Argıthanı İnas (Kız) Mektebi. Belekler Köyü Mektebi. İnc elediğimiz okullar şu şekildedir: -Ilgın Merkez Erkek Mektebi -Ilgın Merkez Kız Mektebi -Ilgın Aşağıç iğil Köyü Mektebi -Ilgın Mahmuthisar ve Tekke Köyü Mektebi -Ilgın Burhaniye Köyü Mektebi -Ilgın Osmaniye Köyü Mektebi -Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi -Ilgın Geç id Köyü Mektebi -Ilgın Çavuşç u Köyü Mektebi -Ilgın Bulc uk Köyü Mektebi -Ilgın Yen-diğin Köyü Mektebi -Ilgın Ru’ûs (Başköy) Köyü Mektebi Bu okullardan Ilgın Merkez Mektebi’nde görev yapan beş öğretmen. 5 6 7 8 Mahmuthisar Tekke Köyü günümüzde ve yarım asırdır “ Beykonak” olarak bilinmektedir. Çiftlikler ve Bulc uk Köyü Mektebi.1. Kız Mektebi’nde vazife yapan iki öğretmen. Balkı Köyü Mektebi.NO:6. Argıthanı Zikür (Erkek) Mektebi. BYEK. BYEK. Osmaniye Mektebi. Çalışmamızda bu okullardan bir ç oğunda. Argıthanı Nahiyesi ilk mektebindeki iki öğretmen ve diğer karyelerdeki birer öğretmen olmak üzere toplam on sekiz eğitimc inin kayıtları inc elenmiştir.NO:10.

Ilgın Merkez Kız Mektebi. Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimlerine Ait Kayıtlar” . Ilgın Geçid Karyesi Mektebi. Ilgın Aşa ğ ıçiğ il Mektebi.240 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo 2. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi. Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi. . öğretmenlerin yaş ortalaması ve memleketlerine ilişkin verileri yansıtmakta ve bu veriler istatistikî bulgulara ulaşmamıza yardımc ı olmaktadır. D.2-20. Ilgın Mahmuthisar Mektebi Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi. s. en yaşlısı 52 yaşındadır. Öğretmenlerin genç yaşta oldukları ifade edilebilir. Ilgın Çavu şçu Karyesi Mektebi. Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi. Öğretmenlerin en genci 18. Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Ilgın’da Görev Yapan Öğretmenlerin Kişisel Bilgileri9 Okulun Adı Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez Kız Mektebi Ilgın Merkez Kız Mektebi Ilgın Burhaniye Köyü İlk Mektebi Ilgın Osmaniye Köyü Mektebi Ilgın Argıthanı Nahiyesi İlk Mektebi Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Ilgın Geçid Köyü Muallimi Ilgın Çavuşçu Köyü Mektebi Ilgın Bulcuk Köyü Mektebi Ilgın Mahmuthisar ve Tekke Köyü Mektebi Ilgın Aşağıçiğil Köyü Mektebi Ilgın Yen-diğin Köyü Mektebi Ilgın Ru’ûs Köyü Mektebi Öğretmenin İsmi Ahmed Şakir Bey Nefise Hanım Naciye Hanım Memduh Bey Muallim Vekili Kezban Hanım Hayri Bey Vesile Hanım Rüşdü Bey Halil Hilmi Bey Hüseyin Cavid Bey Abdülgaffar Bey Mustafa Fahri Bey Mehmet Emin Bey Ahmet İhsan Bey Recep Efendi Doğum Tarihi 1890 1892 1907 1901 1911 1896 1901 1902 1887 1894 1876 1897 1901 1906 1900 Doğum Yeri Niğde Ilgın (Karakarye) Mersin Konya Ilgın İstanbul Konya Ilgın Ilgın Ilgın (Bulcuk) Hadim Ilgın Şarkikaraağaç Akşehir Konya Babasının İsmi Mustafa Efendi Hasan Efendi Hacı Şükrü Bey Yusuf Ziya Efendi Mehmet Efendi Mehmet Fuat Efendi Abdullah Efendi Mevlüd Ağa Seyid Efendi Ahmed Efendi Abdülcelil Ağa Yakup Efendi Mehmet Tahir Efendi İsmail Bahri Efendi Hasan Efendi Mustafa Nazmi Efendi Osman Bey İbrahim Bey 1894 1899 1889 Ilgın (Bulcuk) Kafkasya Konya Hüseyin Efendi Ali Efendi Said Efendi Bulgu ve Yorumlar Ilgın’da yakın tarihimizde görev yapan öğretmenlere ilişkin yukarıda yer verilen bilgiler. incelediğimiz on sekiz öğretmenin yaş ortalaması 31’dir. Öğretmenlerden dördünün ise bayan olduğu görülmektedir. Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . Buna göre.NO: 1. 9 “ Ilgın Merkez Erkek Mektebi.

Bu sorular ile öğretmenlerin verdiği cevaplar aşağıda tablo halinde gösterilmiştir. Bunlarında yedisinin memleketi ise Ilgın’dır. Ilgın’da Cumhuriyet’in ilk yıllarında ç eşitli mekteplerde görev alan öğretmenlerin. III. keman çalar Biraz Biçki. işlerinde Evli (1927)Çocuğu yok Evli (1909)İki çocuğu var. maaşları. Mersin. Biraz Muktedirdir. İstanbul ve Isparta Ş arkikaraağaç ’tan bir öğretmen vardır. Yoktur Kiradır 1500 Ud. kendilerine ait emlak veya menkûl varlığı.-İki çocuğu vardır. oturdukları evin kira mı yoksa kendilerine ait mi olduğu. önemli bir kısmının Konya ve çevresinden olduğu görülmektedir.Bir çocuğu var Yoktur Kiradır 1758 Ud. Tablo 3. Şahsına Ait Emlak ve mal varlığı var mıdır? Oturduğu ev kendisinin midir? Hangi el işlerinde mahareti vardır? Okul ve Öğretmenlerin İsimleri Evli Olup Olmadığı ve Çocuk Sayısı Maaşı (kuruş) Musikiye vakıf mıdır? Resim yapmaya muktedir midir? Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimi Ahmed Şakir Bey Ilgın Merkez Mektebi Muallimi Memduh Bey Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Naciye Hanım Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Nefise Hanım Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimi Muallimi Vekili Kezban Hanım Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Vesile Hanım Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Hayri Bey Ilgın Aşağıçiğil Karyesi Mektebi Muallimi Mustafa Nazmi Efendi 10 Eşi vefat etmiştir. Ilgın’da Görev Yapan Öğretmenlerin Sosyal ve Ekonomik Durumu Bu bölümde. Kafkasyalı bir öğretmenin de Ilgın’da görev yaptığı anlaşılır. evli ve ç oc uk sahibi olup olmadıkları ile ilgili olarak öğretmenlere yöneltilen sorular yer almaktadır. Ilgın İlk Mekteplerindeki Öğretmenlerin Sosyal ve Ekonomik Durumları10 . Yoktur Kiradır 1620 Vakıf değildir Mektepte yapılan resimleri yapar Mektepte yapılan el işlerini yapar Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . Yoktur Kiradır 1500 Lisanen Biraz Terzilik. Bekârdır Yoktur Kiradır 1500 - Muktedirdir Kağıt. . Diğer on üç öğretmen Konyalıdır. D. keman çalar. BYEK. nakış ve kağıt işleri Bekâr Yoktur Kiradır 750 - Biraz Kağıt. nakış Evli-1922-İki çocuğu var Yoktur Kiradır 800 - - - Evli-1920Dört çocuğu var. Karakalem ile resim yaparım Mukavva ve sair işler.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 241 Öğretmenlerin doğum yerlerine baktığımız zaman.No:1. Yoktur Kiradır 1950 Şarkı okurum alet çalamam. dikiş ve el işleri Evli-1922. dikiş. Niğde.

bir öğretmen hariç hiç birinin kendilerine ait bir menkul veya gayr-ı menkulünün olmadığı 11 Cumhuriyet döneminde ö ğ retmenlerin maa şlarının genel ekonomik göstergeler bazında ve konjeüktürel yapı içerisindeki durumunun nasıl oldu ğ una ilişkin genel bir kanaat olu şturabilmesi bakımından. Evli-1924-İki Yoktur Kiradır 1500 Biraz ud çalar Resim işleri oldukça yapar Evli-1921. piyano çalar Fotoğrafçılık Marangozlukta Evli-1913. el işleri Kağıt kesmek. Yoktur Kiralıktır 800 Değildir Oldukça Mukavva. ud. kutu yapmak gibi Toprak.83 bk. Feridun Ergin. s. Bir parça tahta ve kağıt işlerinde Evli-1926Çocuğu yoktur Yoktur Kiradır 800 Muktedirdir.İki çocuğu var. üç ü de bekârdır. “ Birinci Dünya Sava şı’nda ve Atatürk Döneminde Fiyatlar ve Gelirler” .s. Cilt:III.42 kuru ş idi. Tablodan anlaşılac ağı üzere.Altı çocuğu var Yoktur Kiradır 1950 Keman. keman çalar İlk mekteplere ait resim yapar İlk mekteplere ait el işlerini yapar Terzilikte ve bazı el işlerinde mahareti vardır Toprak işlerinde.3 çocuğu var Yoktur Kiradır 1620 İlk mekteplerde okumuş Lisanen vakıftır alet çalamaz Vâkıftır Kağıt. Kasım 1986. 1928 Yılında Kişi Ba şına dü şen gayri safi yurt içi hâsıla 118 Lira. Evli olan öğretmenlerin ortalama ç oc uk sayısı 3 c ivarındadır. Buna göre öğretmenlerin yaş ortalaması düşük olsa dahi evlenme oranı yüksektir. marangozluk ve el işleri Evli-1910-2 çocuğu var Yoktur Kiralıktır 920 Vardır - Evli-1924.242 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ilgın Mahmuthisar Mektebi Muallimi Recep Efendi Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimi Ahmet İhsan Bey Ilgın Çavuşçu Karyesi Mektebi Muallimi Mehmet Emin Bey Ilgın Geçid Karyesi Muallimi Mustafa Fahri Bey Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mekteb i Baş Muallimi Abdülgaffar Bey Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mekteb i Muallimi Hüseyin Cavid Bey Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi Muallimi Halil Hilmi Bey Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi Rüşdü Bey Ilgın Yen-diğin Karyesi Mektebi Muallimi Osman Bey Ilgın Ru’ûs Köy ü Mektebi Muallimi İbrahim Bey Değildir Yoktur Kiradır 1500 Nota üzerine ud çalar Piyano. marangoz işlerinde mahareti vardır. on sekiz öğretmenden on dördü evlidir.86 kuru ş Şeker: 44. s. Kalan dört öğretmenden biri evli iken eşi vefat etmiştir. Sayı:7. Atatürk Ara ştırma Merkezi Dergisi .74 Altın Fiyatı: 830 kuru ş idi. kağıt işleri Evlidir (1927) Evlidir (1911)-Üç çocuğu vardır. s.46 kuru ş Pirinç: 42.İki çocuğu vardır Yoktur Kiradır 1758 - Muktedirdir Evli. Kiralıktır 1950 Biraz vakıf Öğretmenlerin sosyal durumlarına ilişkin sorular evli olup olmadıkları ile ilgili olup.59-85 .72 1927 Senesi Ekmek: 15. Yoktur Kiralıktır 1500 Biraz şarkı okurum Biraz muktedirdir Karakalem ile resim yaparım Konya’da bir evi vardır. gıda ürünleri ve altın fiyatlarına bakmamız veya gayri safi milli hasıladan kişi ba şına dü şen yıllık gelir miktarını incelememiz gerekebilir.. Öğretmenlerin ekonomik durumlarına baktığımız zaman11 .

Dolayısıyla bir ö ğ retmenin yıllık geliri. 1923 ve 1924 yıllarından beri. Ud. Bunun yanında 1909. ç almasını bilmeyenler ise en azından sözlü olarak müzik ic ra edebilmektedirler. 1928 senesinde kişi ba şına dü şen ortalama yıllık gelirin 118 ×100 =11. Bunun yanı sıra dört öğretmen şarkı söyleyebildiklerini ifade etmişlerdir. Ayrıca. gayri safi milli hâsıladan kişi ba şına dü şen miktardan hayli yüksek oldu ğ u görülür. mülk edinememeleri de söz konusu olabilir. Bu rakam 1929 senesinde 1.950 kuru ş maa ş alan bir ö ğ retmenin bu ürünlerden ne kadar alabilece ğ i hesap edilebilir ve günümüzle kıyas edilebilir.950×12 =23. piyano gibi müzik aletlerinden en azından birini on sekiz öğretmenden altısı kullanabilmektedir. Öğretmenlerin tamamı resim yapmaya muktedir olduklarını belirtmişlerdir. kişi ba şına dü şen yıllık gelir ortalamasının iki katı idi. bazılarının ehliyetname alması öğretmenliğe devam edebilmesi iç in yeterli görünüyordu ve mevcut öğretmenler öğretmenliğe devam edebilmek iç in ehliyetname almak amac ıyla muallim mektebinde sınava girmekteydi. Ilgın’da Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde görevlerini Bu rakamlar incelendiğ inde Cumhuriyet’in ilk yıllarında 1. IV. Bu nedenle bazı öğretmenler öğretmen okulunu bitirip şehadetname almaktaydı. görevine devam edenler de bulunmaktadır. toprak ve tahta işleri ile terzilikte mahareti olanlar vardır. Öğretmenlerin hangi el işlerine maharetlerinin olduğuna ilişkin yöneltilen suale verilen c evaplarda. 1919. Öğretmenlerin kabiliyetlerine ilişkin sorulara verdikleri c evapları ilginç bulmaktayız. dikiş ve nakış gibi el işlerine ilgilerinin olduğu gözlenmektedir. kağıt ve mukavva işleri ön planda yer almaktadır. Ilgın’da Görev Alan Öğretmenlerin Mesleki Durumları Ilgın’da görev yapmış öğretmenlerin büyük bir kısmı 1927’de bu kazada göreve başlamıştır. Bayan öğretmenlerin ise biçki. Fakat ö ğ retmenin yıllık gelirinin. Fakat bu duruma istinaden. Öğretmenlerin resim yapabilmeleri konusunda verdikleri yanıtlar da ilginç tir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 243 görülmektedir. 1918. Öğretmenlerden birinin ise fotoğrafç ılığa ilgisinin olduğu görülür. Bu bölümde öğretmenlerin. Bilindiği üzere gerek Osmanlı Devleti’nin son yıllarında gerekse Cumhuriyet’in ilk yıllarında muallimlik yapabilmek iç in şehadetname veya ehliyetnameye sahip olmak gerekli idi. yani on veya on beş senedir ve hatta yirmi senesidir Ilgın’da. . Öğretmenlerin tamamı kiraladıkları bir meskende oturmaktadır. keman.800 kuru ş oldu ğ u anla şılır. Çalınan müzik aletleri de oldukç a ilginç tir. Muallim ihtiyac ı da göz önüne alındığı zaman. öğretmenlerin maaşlarının az olduğunu söylemek zordur Öğretmenlerin genç yaşta olmaları nedeniyle mal.400 kuru ştur. Bunlardan bazısı kesin olarak muktedir olduğunu ifade ederken bazısı da biraz kabiliyetli olduğunu söylemektedir. Zira öğretmenlerin birç oğu herhangi bir müzik aleti ç alabilmekte. Bunun yanında öğretmenlerden marangozlukta. günümüzdeki gibi mesken bulmanın kolay olmaması göz önüne alınmalıdır.

Konya Rüşdiye Mektebi Muallimli- 1918 12 13 14 Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . 1901 Lise’nin İbtidai kısmından Niğde Muallim 1926 Vilayeti Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Muallimi Memduh Bey Mülga (Kapatılmış olan) Dârü’l-hilâfeti’laliyye Medresesinde Mülga Dârü’lhilâfeti’l-aliyye Medresesi Sahn Kısmından 14 Muallimlik. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. Ilgın Merkez Mektebi Muallim Vekili 1925 1919 Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Vesile Hanım Ehliyetnamelidir1920 Ilgın Namık Kemal Mektebi Muallimliği. Aliyyülâla dır. D. ihtiyat zabıt vekilliği. 2003. İhtiyat zabıt namzetliği. Ankara.No:1. “ ibtidâ-i dâhil” ve “ sahn” olarak de ğ iştirilmiştir. Salâhiyyet-dâr: Yetkili bk. s. Kütüko ğ lu. s. Aydın Kitabevi. Ilgın Merkez Mektebi Karye Muallimliği. Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Öğretmenlerin İlmi ve Mesleki Durumları (Ilgın) 12 Okulun ve Öğretmenin İsmi İlk Tahsilini Nerede Yapmıştır? Orta tahsilini nerede yapmıştır? Tamamlamadı ise hangi sınıfa kadar okumuştur? Sahip olduğu şahadetnamenin tarih ve derecesi? Niğde Vilayeti Muallim Mektebini tamamlamışitır. Ilgın Kazası Merkez İlk Mektebi Muallim Muavini olarak görev yaptı. XX. hangi belge ile bu görevi ifa ettiklerine yer verilmiştir. Ayrıc a mezun oldukları okullar ile hangi mekteplerde görev aldıkları veya ne tür memuriyetleri yürüttükleri sorularına öğretmenlerin verdikleri c evaplar tablo halinde aşağıda gösterilmiştir. 916. Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye Medresesi’nin tâli ve âli kısımlarının adları 1917’de “ ibtidâ-i hâric” . Konya’da Konya Kız Muallim Mektebi İkinci Sınıfından Tasdiknamelidir Kız Muallim Mektebi Tasdiknamesidir Konya Merkez Ana Mektebi Muallimliği.244 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 sürdürmekte iken. 1921 Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Naciye Hanım Konya’da Muavinlik ehliyetnamesi-1924Meslek şehadetnamesi 1927 Ereğli Kız Mektebi ‘nde.19 . Beyşehir’de ve Ilgın Merkez Mektebi’nde çalışmıştır. Ankara. Ana Mektebi Muallim Vekili. Türk Tarih Kurumu. 1913 Katl maddesinden dolayı işten el çektirilmiştir. BYEK. Kadınhanı’nda Muallimlik. Asra Eri şen İstanbul Medreselesi . Muavinlik Ehliyetnamesidir-1925 Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimesi Vekili Kezban Hanım Ilgın Kazası İlk Kız Mektebinde Tahsil Görmüştür. ihtiyat mülazım -ı sâni. Bk.22-111929 İstifası vekaleti celilemizce 10-1929 tarihli tahkikatla kabul edilmiştir. Tablo 4. Konya Merkez mektebinde. Derecesi. Mübahat S. İnsuyu Karyesi ve Kadınhanı:’nda ve Ilgın Merkez Mektebi’nde görev yapmıştır. 1924 Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Nefise Hanım Adapazarı Rüşdiyesinde Tahsil Görmüştür.Ferit Develio ğ lu. 2000. Kendisi muallimlik etmeye salâhiyyetdar13 eden vesika hangisidir? Tarih v e derecesi? Yürüttüğü Vazifeler Açıklama Göreve Başlama Tarihi Ilgın Merkez Erkek Mektebi Muallimi Ahmed Şakir Bey Niğde İlk Erkek Mektebinde eğitim görmüştür.

Osmaniye Karyeleri. Ilgın Merkez Erkek Mektebi’nde görev yaptı. Karaman Kız Mektebi Muallimliği. Ilgın Merkez Mustafa Bey Mektebi Muallimliğini. Ilgın Merkez Kız Mektebi. Ereğli Osmaniye Merkez Mektebi Muallimliği. Argıthanı Nahiyesi ve Aşağıçiğil Karyelerinde Muallimlik yapmıştır. Ilgın 1925 Ilgın Geçid Karyesi Muallimi Mustafa Fahri Bey Ilgın rüşdiyesinde Ehliyetnamelidir. Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Hayri Bey İstanbul Rehber-i Tahsil Mektebinde Talimgâh Ehliyetnamesi bulunamadığından kaydı silinmiştir. Akşehir Karaağa Karyesi Muallimliğini Akşehir Azarı Karyesi Muallimliğini ve Ilgın Geçid Karyesi Muallimliğini yürütmüştür. sınıftan terk ederek askere gitmiştir. sınıfından mezundur. Karaman Merkez Kız Mektebi. Ehliyetnamelidir 1927 Kütahya’da Muallim Vekilliği ve Ilg ın Çavuşçu Karyesi Muallimliği yapmıştır.Ilgın Argıthanı Muallimliği yapmıştır. ve 2. 1926 Konya Sanayi Mektebini tamamlamıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 245 ği. Şarkikaraağaç Mekteb-i İbtidaisi ve Rüşdiyesi İstanbul İmam Hatip Mektebi İstanbul İmam Hatib Mektebi Şehadetnamesi 1926 Sanayi Mektebi Şehadetnamelidir 1924 Aliyyülâladır. 1340 – Derecesi Aliyyülâla Ilgın Bulcuk Karyesi Muallimliği 1924 Ilgın Çavuşçu Karyesi Mektebi Muallimi Mehmet Emin Bey Dârü’l-hilâfeti’laliyye Medresesi 4. Karaman İdadisi Muallimliği. Muvakkat ehliyetname 1923 1920 Ilgın Mahmuthisar Mektebi Muallimi Recep Efendi Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimi Ahmet İhsan Bey Konya Mecidiye İlk Mektebinde Niğde Sultanisinde ve Akşehir İdadisinde tahsil görmüştür. Ilgın Mahmuthisar Karyesi Muallimliği 1925 Ilgın Aşağıçiğil Karyesi Mektebi Mektebi Muallimi Mustafa Nazmi Efendi Bulcuk karyesi mekteb-i ibtidâiyesinde ve Ilgın rüşdiyesinde Konya Erkek Muallim Mektebinde 1. Ilgın Argıthanı Nahiyesi Baş Muallimliği yapmıştır. Ilgın Orman Muhafaza Memurluğu Ilgın Bulcuk Karyesi Muallimliği. Ilgın Balkı Karyesi Muallimliği. Ilgın Yukarıçiğil. Ilgın Osmaniye Mektebi Muallimliği. 1921 1915 Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Baş Muallimi Abdülgaffar Bey İbtidai Mektebinde Muallimlik şehadetnamesi-1910 1909 Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Muallimi Hüseyin Cavid Bey Bulcuk Karyesi İlk Mektebinde Ehliyetnamelidir 1925 1923 Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi Muallimi Halil Hilmi Bey Ilgın Mekteb-i Rüşdiyesinde Ehliyetnamelidir 1914 1914 . Burhaniye. Ilgın Merkez Mektebi Muallim Muavinliği Vekaleti.

Dolayısıyla talimgâh olarak ifade edilen yer veya eğitim kurumu. Kalan on üç öğretmenden yedisi ehliyetname sahibidir. Öğretmenlerden orta tahsil gören sayısı ise sekizdir. Ilgın’da çeşitli köylerde muallimlik Ilgın İhsaniye. biri S anayi Mektebi’nde tamamlamıştır. Öğretmenlik yapabilme yetkisini talimgâha giderek aldığını ifade eden öğretmenin ehliyetnamesi olmadığından öğretmenlikten alındığı anlaşılır. Muallimlerden yalnız üç ü muallimlik şehadetnamesi ile öğretmen olarak vazifesini yürütmektedir. Kadınhanı ve Akşehir’de ve Ilgın Ru’ûs Karyesi’nde Muallimlik 1917 1917 Tablodan anlaşılac ağı üzere. muallim mektebinin iptidâi şubesinden mezun oldukları söylenebilir. O halde Ilgın’daki öğretmenlerden muallim mektebini bitirenlerin tamamının. Muallim mekteplerinin İptidâi kısmı orta öğrenim. Ilgın’da merkez kız ve erkek mektebinde birden fazla öğretmen görev yaparken. Ru’ûs.İhtiyat Zabıt Vekilliği. Ilgın Osmaniye Karyesi Muallimliği yapmıştır. Derbent. Ehliyetnamesi olmayana öğretmenlik yapma yetkisi ise verilmemiştir. Orta öğrenimini iki öğretmen medresede. Ilgın’ın ç oğu köy ve kasabasında okul ç ağına gelmiş öğrenc ilere ilk eğitimin verildiği anlaşılmaktadır. Ilgın Kazası Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi 1918 Ilgın Yen-diğin Karyesi Mektebi Muallimi Osman Bey Ilgın Ru’ûs Karyesi Mektebi Muallimi İbrahim Bey Konya Huffaz Mektebi İbtidaisinde Âkifpaşa Mektebinde Konya Selahi Medresesinde Muavinlik Ehliyetnamesi İki Senelik Konya Erkek Muallim Mektebi Erkek Mektebi namesi Muallim Şehadet- İhtiyat Zabıt Namzetliği. . idadiye gibi mekteplerin iptidai kısımlarında tamamlamışlardır. köylerde bir öğretmenle eğitime devam edildiği ifade edilebilir. Öğrenimine devam ederken askere gitmek durumunda kalmış olan öğretmenlerin olduğu da anlaşılmaktadır. Tabloda görüleceği üzere muallim mektebi orta tahsil grubu iç erisinde yer almaktadır. maarif vekâletinc e tanınmamıştır. Yüksek tahsil gören öğretmen olmadığı iç in tabloda buna ayrıc a yer verilmemiştir. Öğretmenlerden vekil olarak görevi yürütenler de bulunmaktadır. Çiğil Karyesi Mektebi Muallimliği. diğer öğretmenlerden ikisi İmam Hatip Okulu’nda. SONUÇ Ilgın’da gerek tarihte gerekse günümüzde birç ok köyde ilkokul bulunmasından yola ç ıkarak.246 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi Rüşdü Bey Çumra’da bir ilk mektepte İstanbul İmam Hatib Mektebi İmam Hatip Mektebi şehadetnamelidir . öğretmenlerin tamamı ilk tahsilini iptidaiye mekteplerinde veya rüşdiye. Rüşdiye ve Âli kısımları ise yüksek öğrenim sınıfındadır.

Öğretmenlerin önemli bir kısmının Ilgın ile Konya ve çevresinden olması. muallim mektebi mezunu olanların sayısının bir hayli düşük olduğu görülmektedir. öğretmenlerin mal varlığı edinmediği ifade edilebilir. bunların büyük bir kısmı evli ve çoc uk sahibidir. . Fakat öğretmenlerin tamamının herhangi bir mal varlığı bulunmamaktadır. Dolayısıyla tarihi şartlar iç erisinde konu ele alındığında. Büyük bir kısmının resim ve müziğe mahareti vardır. Öğretmenlerin maaşları dönemin ekonomik koşulları dikkate alındığında yüksek sayılabilec ek bir rakamdır. Sanayi Mektebi ve İmam Hatip mezunu olanlara doğrudan verildiği gözlenmiştir. “muallimlik yapmaya salâhiyet-dâr eden vesika nedir?” sorusuna verilen c evaplarda. öğretmenlerin mahallinden temin edilmesi yoluna gidildiğini gösterir. Ilgın merkez. günümüzdeki şekliyle konut imkânlarının gelişmiş olmaması ve diğer sebepler dikkate alınarak. piyano gibi müzik aletleri çalabilmekte ve ç eşitli el işlerinde maharetleri bulunmaktadır. Öğretmenlik yapabilme yetkisinin Medrese (Dârü’lhilâfeti’l-aliyye Medresesi Sahn Kısmı). Öğretmenlerin kültürel aç ıdan zengin ve kabiliyetli olduğu görülür. bu okulların isimlerinin de olduğu anlaşılır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 247 Ilgın’da öğretmenlerin tamamına yakını genç yaşta olup. keman. Öğretmenlerin büyük bir kısmı ehliyetname almak suretiyle. nahiye ve köylerinde öğretmenlik yapanlardan. Zira. Öğretmenlerin birç oğu ud. Öğretmene duyulan ihtiyaç nedeniyle aranılan niteliklerin asgari düzeyde tutulduğu belirtilebilir. öğretmenlik vazifesini yürütmektedir.

06. Aydın Kitabevi. D. Cilt:III.2010.meb. BYEK. Asra Erişen İstanbul Medreseleri . . -Ergin.NO:10. Ankara. Çev. 1984. Osman.M.Turan. Feridun. Friedrich.Ilgın İlçesi Öğretmenlerine Ait Kayıt Defteri. . Türk Tarih Kurumu. Kasım 1986 .Ferit Develioğlu. 1941. . Anadolu Selçukî Devleti Tarihi (Farsça Muhtasar Selçuknâmesinden). Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi BYEK. İstanbul. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat.248 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA . Dârâ Çolakoğlu. “Birinci Dünya Savaşı’nda ve Atatürk Döneminde Fiyatlar ve Gelirler”. . . Küçükasya Seyahati (1895 Yazı). . Selçuklular Zamanında Türkiye. Sayı:7. BYEK. Ankara.Nuri Gençosman.Ilgın Ka zasının 1341 Sene-i Martından İtibaren İlk Mekteplerin Muallimleri Kaydına Mahsus Defter.www. çev.Ilgın Ka zası İlk Mektepleri Muallim ve Muallimelerinin Kayıtlarına Mahsus Sicil Defteri.Sarre.İbn Bibi. BYEK. XX. Atatürk Ara ştırma Merkezi Dergisi. Nakışlar Yayınevi.tr/baglantilar/okullar/13.No: 75.NO:6. Ankara.Konya Darülmuallimat İmtihan Cetveli.gov.. . 2003.NO: 1. Uzluk Basımevi. 2000 . 1998. D. . Mübahat S. D. İstanbul. D.Kütükoğlu.

Öğretmenlerden Ahmet Şakir Bey’e Ait Kayıt .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 249 EKLER Ek-1.

250 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Kanunun kabulü ile TBMM’nin meşruluğu perçinlenip bir kez daha tescil edilmiş. TGNA Government accepted the Law of Treason (Hıyanet-i Vataniye Kanunu) with the resolution no. Domestic Riots * ** Doç. Kırşehir. The Law of Treason (Hıyanet-i Vataniye Kanunu).com . Mehmet DAĞISTAN** Özet Türkiye Büyük Millet Meclisi. After this law was accepted. Issue : 5 Pa ge : 2 5 1 -2 81 HIYANET-İ VATANİYE KANUNU’NUN MÜZAKERELERİ VE KABULÜ Yaşar ÖZÜÇETİN* H. legitimateness of TGNA was consolidated and registered once again. Hıyanet-i Vataniye Kanununun Müzakeresi. Anahtar Kelimeler TBMM Birinci Dönem. Hıyanet-i Vataniye Kanunu. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 5 1 -2 81 Ye a r: 2 0 1 1 . and unfair actions to the detriment of national interests were started to be obviated inside and in the direction of the law.2 on 29 April 1920. mehmetdagistan1453@gmail. olağanüstü şartlar altında ve bu şartların gerektirdiği istikamette kararlar almak zorunluluğunu hissederek 29 Nisan 1920’de 2 nolu kararla Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu kabul etmiştir.edu. Millî Mücadele döneminin en çetin günlerinde bu kanunun TBMM tarafından çıkarılıp yürürlüğe konması. İç İsya nla r THE NEGOTIATIONS AND ACCEP TANCE OF THE LAW OF TREASON Abstract The Turkish Grand National Assembly (TGNA) came forward as a result of the resistance and legitimization efforts led by Mustafa Kemal Pasha against the unfairly launched invasions. Negotiations of the Law of Treason. Mustafa Kemal Paşa’nın ön ayak olduğu direnmenin ve meşrulaşma çabalarının bir neticesi olarak ortaya çıkmıştır.tr Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ rencisi. Key Words TGNA First Term. TBMM Hükümeti. vatanın ve milletin kurtuluşu açısından bir dönüm noktası olmuştur. Fetva la r. Ahi Evran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Üyesi. Feeling obliged to make decisions under exceptional circumstances and in the direction required by these circumstances. The enforcement of this law by TGNA in the most inconvenient days of the national struggle was a milestone in the salvation process of our homeland and nation. yozucetin@ahievran.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . başlatılan haksız işgaller ve bu işgaller karşısında. Dr. kanun doğrultusunda ve içerisinde milletin yüksek çıkarları aleyhine yapılan haksız eylemlerin bertaraf edilme yolu tutulmuştur. Fa twa .

TBMM Kavanin Mecmuası. (Haz. İstanbul 1985. (Önsöz IX). Parlamento Tarihi Millî Mücadele ve TBMM I. Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları. Fethi Teveto ğ lu.252 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Bu araştırma ve incelemenin amacı. kongreler toplanmakta idi2 . “Redd-i İşgal”. meşrutiyetç i ve barışç ıl bir talep olarak dikkati çekmekte ancak. Türk milletine kendi imkânlarıyla direnmekten başka çare bırakmamıştı1 . Sabahattin Selek). s. “Muhafaza-ı Hukuk”. Ankara 1991. zamanın politik şartları hakkında bilgiler vermesi nedeniyle esas alınmış. Ankara 1994. . bu kanunun Millî Mücadelenin başarı ile neticelendirilmesindeki yerini belirlemeye yöneliktir. Heyet-i Temsiliye tarafından fiilî bir hükümet olarak millî irade ele alınmış millî ve mahallî kongrelerde alınan kararları titizlikle yerine getirilip. bu baş kaldırış. yaptırım altına alınac aktı. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun müzakereleri. Osmanlı Devleti’nin idam fermanı olmuş ve Mütarekenin uygulanması ile ülkenin canı yanmış. asker firarları önlenip düzenli ordu kurulmadan otoritenin tesis edilip. Dönem (1919–1923). s. Millî Mücadele Yıllarındaki Kuruluş lar. müzakereleri temelinde Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu tahlil edip. 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi. Bu ç alışmada. 1. TBMM Zabıt Cerideleri. Düstur ve resmî yayınlara da yer verilerek. C. işgalci güçlere karşı konulması ve başarı elde edebilmesi mümkün gözükmemekte idi. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başkaldırmış. İç te isyanlar bastırılmadan. ülkesini ve namusunu muhafaza etmek amacıyla ülkenin muhtelif yerlerinde “Redd-i İlhak”. Meclis-i Mebusan’ın 17 Şubat’ta Misâk-ı Millî’yi onaylaması. Hatıralar. “İstihlas-ı Vatan” ve “Müdafa-ı Hukuk” gibi siyasî “Kuvâ-yı Milliye” adı altında da askerî ve silahlı direniş teşkilatları oluşturulmakta. Boyun eğmeyen Anadolu halkı. Kanunun kabul edilmesi ve uygulanmasına yönelik ortaya ç ıkan eksiklik ve arayışlar üzerinde durulmuş. Fahri Çoker. s. Meclis faaliyetlerinin yürütülmesi sırasındaki bütün konuşma ve davranışları ihtiva etmesi. Çalışmada. ç alışmanın adı “Hıyaneti Vataniye Kanunu’nun Müzakereleri ve Kabulü” olarak belirlenmiştir. Anadolu halkı tarafından İstanbul Hükümeti ve Sarayın. 4. I. İtilaf Devletleri’nin tutumuna karşılık. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasıyla Müdafa-ı Hukuk Cemiyetleri ve kongrelerle Anadolu halkının teşkilâtlandırılması mümkün hale gelmişti3 . C. Böyle bir durumda TBMM tarafından 29 Nisan 1920’de 2 nolu “Hıyanet-i Vataniye Kanunu” adıyla ilk olağanüstü durum kanunu ç ıkarılacak ve meşruluk. 164. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla meşru bir organ tarafından yönlendirilmeye başlanmıştı. telif ve tetkik eserlerden de istifade edilmiştir. Hilafet-Saltanat ve ülke topraklarını kurtarmak amac ına dayandırılarak vatana ihanet suç u tespit edilip. 16 Mart 1920’de İstanbul’un İngilizler tarafından resmen işgal edilmesi ile bütün kurumlar ele geç irilmiş bulunmakta idi. TTK Basımevi. “Geç ic i Hü1 2 3 İsmet İnönü.

62. 71. No: 3 TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). s. . 6. TBMM. hak ve adalete dayanan. Ankara 2006. her şeyden önce kendi gücümüze dayanarak varlığımızı koruyup ulusun ve yurdun gerçek mutluluğuna ve ba yındırlığına çalışmak gelişigüzel. Büyük Millet Meclisi Reisi sıfatıyla İc ra Vekilleri Heyeti toplantılarına da başkanlık etmeye başlamıştı. TBMM ZC. D. s. Milliyet Matbaası. Türk Devrim Tarihi Ulusal Direniş ten Türkiye Cumhuriyeti’ne. 20 Ocak 1921’de Teşkilât-ı Esasiye Kanunu ile 4 5 6 7 8 9 10 Kemal Atatürk (Bugünkü dille yayına hazırlayan Prof. 26-30. 4.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 253 kümet” görevi ifa edilmiş ve 19 Mart 1920 tarihli “İntihâbât Tebliği” nin yayınlanmasıyla yeni Türk devletinin kuruluşuna giden hukukî yol aç ılmıştı4 . 2. olmak üzere üç devre halinde uzun ve ayrıntılı bir konuşma yapmıştır7 . Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi. “…Ulusal sınırlarımız içinde. Ergün Aybars. 59. O. TBMM. Türk ulusunun kendi egemenliğini bütünüyle kendi eline aldığının ilk aç ıklaması ve müjdecisi olan açılış konuşmasını en yaşlı üye olması nedeniyle S inop Mebusu Mehmet Şerif Bey yapmıştı. 185. üçüncü birle şimin beşinci oturumunda yapılan seçimlerle Türkiye’nin ilk kabinesi olan Muvakkat İcra Encümeni (Geçici İcra Komisyonu)’ne üyeler seçilmişti. icraî etkinliğ ini sa ğ lamak amacıyla 15 kişiden olu şan bir Lâyiha Encümeni ile diğ er altı kişilik icra encümenin seçimine geçilmiş. Korkmaz Zeynep). s. Turhan Kitabevi. 55. s. Daha sonra Hükümet kurulması için de Mec lis’e önerge verildi ve bu önerge kabul edildi9 . üçüncü safhası da. Düstur. C. I. 193. Erzurum Mebusu Celâlettin Arif Bey’in takrirleri gere ğ ince. Ankara 1981. Mondros Mütarekesi’nden Erzurum Kongresi’ne kadar geç en zaman zarfındaki duruma dair. 2. 1. Ankara 1943. C. İstanbul’dan gelen mebuslarla birlikte toplam 337 milletvekili bulunması gerekirken 115 mebusun katılımıyla çalışmalarına başlamıştı6 .. 288. Ankara 1992.. ikinc isi. D. s. C. uygarlık dünyasının uygarca insanca davranışını ve karşılıklı dostluğunu beklemektir”8 şeklinde ifade etmekte idi. Büyük Millet Millet Meclisi İcra Vekillerinin Sureti İntihabına Dair Kanun. TBMM Matbaası (3. I. D. 1. “Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusa i şahaneyi yed-i ecanipden ta hlis ve taarruzatı defi maksadına ma tuf ola ra k teşekkül eden…” 5 Büyük Millet Mec lisi toplanmıştı. Ankara 1943. TBMM ZC. s. Mustafa Kemal Paşa. Bkz. Meclis’in işlerini düzenlemek. 2 Sayılı Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Birinci Maddesi. C. 60. I. 26 Nisan 1920’de Çorum Mebusu Sıddık Bey’in takriri ve TBMM’nin 7 numaralı kararı ile Meclis-i Mebusan Nizamname-i Dâhilisi’nin de ğ iştirilerek uygulaması kabul edilmiş. C. İstanbul 1929. 185. 63. Bilgi Yayınevi. I. C. D. Dr. Üçüncü Tertip. ulaşılamayacak istekler peşinde ulusu uğraştırmama k ve za rara sokmamak. 33-35. 56. 8–16. s. Nutuk 1919 – 1927 Atatürk Ara ştırma Merkezi Yayınları. C. TBMM Zabıt Ceridesi (TBMM ZC ). 122. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I. 186. 1. s. insancıl ve barışç ı politikanın esasları ç erç evesinde Meclis’in izleyeceği ulusal siyaseti. I. Erzurum Kongresi’nden İstanbul’un işgal edildiği gün olan 16 Mart 1920 tarihine kadar. D. No: 2. 61. TBMM ZC. I. C. TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). D. yeni Türk Devleti’nin. Do ğ u Ergil. Meclisin toplanmasının ertesi günü Meclis Başkanı seçilen Mustafa Kemal Paşa.. 58. Baskı). 16 Mart’tan TBMM’nin aç ılışına kadar olan duruma dair. 30 Ekim 1918 tarihinden 13 Nisan 1920 tarihine kadar geçen zaman zarfındaki olayları anlattıktan sonra. 72. Ankara 1959. s. I. ilki. 23 Nisan 1920 Cuma günü. 2 Mayıs 1920’de İcra Vekilleri’nin seç ilmesine dair 3 numaralı kanunu10 kabul ederek ilk İcra Vekilleri’ni seçip Hükümet’i kurduktan sonra Mustafa Kemal Paşa. 1. s. gerçekçi. Şerafettin Turan. I. TBMM Kavanin Mecmuası. 1. Zeus Kitabevi. TBMM Kavanin Mecmuası. 27 Nisan 1920’de Komisyon (ilk Encümen) seçimleri tamamlanmıştı. İzmir 2007.

Ergun Aybars. D. Milliyet Matbaası. Meclis Reisinin aynı zamanda İcra Vekiller Heyeti’nin de ba şkanı olması. Ankara 1998. Mustafa Kemal Pa şa’nın belirttiğ i üzere “Millet ve ordu bu hıyanetten habersiz oldu ğu gibi onun i şgal ettiğ i makama asırların kökle ştirdi ği dinî ve ananevî bir şekilde ba ğ lı ve sadık halife ve padi şahının kurtulu şunu dü şünmek ve iddia etmek. 11 Nisan’da ilan edilerek dü şman uçaklarıyla Anadolu’ya atılıyor. Yine 11 Nisan’da Damat Ferit Pa şa’nın “Yalancı millet davasıyla vatan ve milleti feda edenlere” karşı beyannamesi yayımlanmıştı. Üçüncü Tertip. 10 Nisan 1920’de hazırlanan bu fetvalar. a. 1. C. Meclis’in çıkardığı ve ihtilalci bir özelliği bulunan ilk kanunlar arasında araştırma ve incelemenin konusunu oluşturan “Hıyanet-i Vataniye Kanunu (29 Nisan 1920)” kanunda da yer almakta idi. TBMM Kavanin Mecmuası. bunun için de Türk ulusunu parçalamak isteyen gerçek dü şmanların amacını açığ a vurmak ve halkı bu hainlere karşı uyandırmak amacıyla yayımladığ ı Beyannamesi (26 Nisan 1920). Ş eyhülislâm Dürrîzade Mehmet Efendi’ye işgalci güçlerin etkisi ile hazırlatılan “fetvalar” gözüküyordu. Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (YayımlanmamışYüksek Lisans Tezi). s. s. Ankara 1975. 44. Erzurum 1992.254 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 İc ra Vekilleri Heyeti Reisliği Makamı kurulup Fevzi Paşa bu göreve seç ilinc eye kadar İc ra Vekilleri Heyeti Reisliği’ni bizzat yürütmüştür11 . Kanun No: 7. TBMM Kültür. C. 420. D. 81. Bıyıklıo ğ lu. İstanbul Hükümeti’yle Resmî Muhaberatın Memnûiyeti Hakkında Kararnâme (Kararname No: 2) Düstur. 2.m. 102. D.. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Çıkarılmasına Duyulan İhtiyaç: TBMM’nin aç ıldığı dönemde değişik nedenlerle başlayan askerden kaçma ve ayaklanmaların önü alınamamış. Hükümet Ba şkanı ve vekillerin ayrı ayrı ve hepsini birden Meclis’e karşı sorumlu kılması. C.. Kanun No: 2. s. Türk Kurtuluş Sava ş ı Kronolojisi –Mondros’tan Mudanya’ya Kadar (30 Ekim 1918-11 Ekim 1922). Saltanat Şurasında (22 Temmuz 1920) Sevr Muahedesinin İmza Edilmesine Karar ve Rey Verenlerle Muahedeye İmza Koyanların İhanet-i Vataniye İle İtham Olunması ve Haklarında Gıyabî Hüküm Verilmesi ve İsimlerinin Her Yerde Lanetle Anılması Takarrür Etmiştir (19 Ağ ustos 1920). Millî Mücadele’yi baltalamak ve çökertmek. sava ş gemileriyle de kıyılara da ğ ıtılıyordu. TBMM Kavanin Mecmuası. dinsizlik. s. Bıyıko ğ lu. Ayrıca Meclis adına. Jaeschke. Diğ er ilk kanunlar ise şunlar olacaktır: İstanbul Hükümeti İle Olan Resmî Muhaberatın Yasaklanması Hakkında Kararname (6 Mayıs 1920). 1.g. s. ihtilalci ve me şru karakterinin de en büyük sembolü idi. hukukî olarak da milletin kaderine el koymuş bulunac aktı12 . İrşad Encümeni’nin Beyannamesi (9 Mayıs 1920). İstanbul 1929.. 26. TBMM Basımevi (Üçüncü Basılış). s. Ankara 1989. Malta ve Yunanistan’dan gelip katılanlar (14) ve yeni seçilenler (232) olmak üzere iki seçimle gelen mebuslarda ço ğ unlu ğ u yeni seçilenlerin te şkil etmesi. 27 Nisan 1920 tarihli. TBMM’nin.. 98. Meclis’in “fevkalâde salâhiyet”li olarak kurulmu ş olması. TBMM ZC. Hıyanet-i Vataniye Kanunu (Düstur. 7. Kararname No: 37. Aybars.. Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları. 13 Cephede yapılacak ve olumlu sonuçlar verecek mücadeleler için öncelikle düzenli ordunun kurulması ihtiyacı bilinmekte olup. 1. İstanbul Hükümeti’nin 16 Mart 1920’den İtibaren Akdettiğ i ve Edece ğ i Bütün Mukavele. 27. 1. Jaeschke. Gotthard Jaeschke. Türkiye Büyük Millet Meclisi (1920-1998) ve Osmanlı Meclisi Mebusanı (1877-1920).. age. Cemil Kutlu. vatansızlık ve hainlikle suçlanıyordu”. İstiklâl Mahkemeleri Te şkili Hakkında Umumî Heyet Kararı (18 Eylül 1920). 1. belediyeler ve idare meclislerinin de katılması TBMM’ye seçim tekniğ i bakımından da ayrı bir özellik katıyordu. 4-5. 97. TBMM ve Millî Müc adele aç ısından diğer bir tehlike ise. Padişaha çekilen telgraf. 4 Mayıs 1920’de İc ra Vekilleri Heyeti’nin kurulması ile Millî Mücadele’nin yürütme organı yalnız fiili olmaktan çıkacak. C. age. benzer olayları önlemek ve asayişi sağlamak iç in Müdafa-ı Hu- 11 12 13 14 15 İhsan Ezherli. .g. C. Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İç Güvenlikle İlgili Çıkardığı Kanun ve Kararnâmeler (23 Nisan 1920-16 Nisan 1923). s. Üçüncü Tertip. 653–655. Bilgi Yayınevi.m. 8. TTK Basımevi. s. İstiklâl Mahkemeleri. 2. C. İstanbul’dan gelenler (92). 1. 123-124. s.. 2. 28. iç güvenliği bozuc u unsurların ortadan kaldırılması ve asker kaç aklarının önüne geç ilmesi gerekmekte idi14 . İstiklâl . 1. Bu beyannameler şunlardı. s. a. Şer’iye Encümeni’nin Beyannamesi (9 Mayıs 1920). Ankara 1981. 27. s. s. Meclis’in me şrulu ğ unu kuvvetlendiren ba şka bir faktör olmakta idi. s. 655. 2. s. 15 1. Meclis’in yayınladığ ı belli ba şlı beyannameler de bulunmakta idi. Ahidler Vesairenin Hükümsüz Oldu ğ una Dair Kararname 19 Ağ ustos 1336 (1920). C. C. TBMM’ye yeni bir çehre ve mâna verdiğ i gibi bundan ba şka Müdafa-ı Hukuk Cemiyetleri.

İstanbul 2008. s.m. Atatürk Ara ştırma Merkezi.). Berikan Yayınevi. Fahri Belen. s. Mustafa Albayrak. s. Padişah-Halifenin de imzasını taşıyan Ş eyhülislâm Dürrizâde Abdullah Efendi’nin 11 Nisan 1920 tarihli fetvasında “Asi (ba gi) ola rak ta nımlanan Mustafa Kemal ile Millî Kuvvetler mensuplarının katlinin va cip olduğu” belirtilmekteydi18 .g. 139-153. Ergun Aybars.1914) tarihli “Esrar-ı Askeriyeyi İfş a ve Casusluk ve Hıyanet-i Harbiye Hakkında ” ki (Askerî Gizliliğ i Açıklama. s. İstiklâl Mahkemeleri (1920–1927). ancak bu hükümler. 170. dünyada ve ahirette en büyük c ezaya layık görülec eklerdi. halkın Anayasa’ya dayanan hak ve özgürlükleri olmadığ ı. a. Semih Yalçın (Ed. 282. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. Ferit Pa şa ve Padişaha karşı olanları suçlu saydığ ından Millî Mücadele döneminde uygulanamaz olmu ştu. 162. Anadolu. 21-22 Nisan 1920 gecesi millî meseleleri konuşmak üzere yapılan toplantıda. karşı fetvalar ç ıkartarak kendini korumaya çalıştı. günahsız insanları kesmeye. millî kuvvetlere karşı yapılan iftiraları din yoluyla çürütmek istiyordu. Tek Adam Mustafa Kemal (1919–1922). E.. bu do ğ rultuda daha Meclis açılmadan önce 23 Mart 1920’de: “Dü şman lehinde propaganda yapanlar herhangi suretle düşmanla muhabere icra eyleyenler ve icraat ve mukarreratı milliyeye fiilen muhalefet sureti ile dü şmanların husulü maksadına yardım ve herhangi bir şekilde casusluk icra edenler derhal mahallî hükümetlerince tevkif ve olbaptaki mevadı kanuniyeye tevfiken sür’atle tecziye olunacaklardır” ifadelerin bulundu ğ u telgraf ile dü şman lehinde propaganda yapanların. 272. I-II. II. memleketi nifak ve parçalanışa sürükleyen hareketlerle ortalığı fesada vermeye girişmiş eşkıya olarak nitelendiriliyordu19 . sağduyulu ve vatansever ulemayla harekete geçip. Aybars. Fetvalarda yüksek halifeliğe karşı ç ıkanların imandan ve dinden de çıktıkları belirtiliyor ve bunların Kur’an hükmünc e öldürülmesi meşru görülüyordu. Kuvâ-yı Milliye’ye karşı gönderilen askerler onları öldürmekten çekinir veya kaç arlarsa en büyük günahı işlemiş olac aklar. diğer yandan da Osmanlı Hükümeti ve işgalci güçlerin sebep olduğu ayaklanmalar ve yıkıcı propagandalar sebebiyle tabii olarak olağanüstü şartlar içerisinde bulunuyor ve TBMM Hükümeti. s. Millî Mücadele Dönemi’nde Batı Anadolu Kongreleri (17 Mart 1919-2 A ğustos 1920). herhangi bir ola ğ anüstü durum ayrımı yapmak ve bunu çözüme kavu şturmak imkânsızdı. dü şmanla ilişki kuranların ve casusluk gibi suç işleyenlerin bölgesel hükümetlerce cezalandırılmalarını istemekte idi. Turan. 193-195.. kendi otoritesini egemen kılacak. Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda. İstanbul’un kışkırtmalarına kapılan bazı halk yığınları ikaz edildi. . Maddeleri bazı yenilikler getirmişti. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. 36 ve 113. Şevket Süreyya Aydemir. İzmir 1988. TBMM. daha ziyade padişahın şahsına tanınan geniş yetkiler olup. Telgraf ve Beyannameleri IV (Açıklamalı Dizin İlavesiyle). Bu fetvalarda Kuvâ-yı Miliye.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 255 kuk örgütleri ile Kuvâ-yı Milliye ve askerî birlik komutanları kendi imkân ve güç leri nispetinde bazı önlemlere başvurmuşlardır16 . yürütme ve yargı organlarının ba şı da padişah oldu ğundan. Yine 9 Zilhicce 1332 (29. Turan. a. Anadolu fetvaları. bir yandan işgalci güçlere karşı savaşırken.g. Padişahın sadık tebaasına zulüm ve işkence edip. 1876 Kanun-u Esasi’sinin 7. Ancak uygulamada çok farklı cezalar verildiğ i için bunları yasal bir dayana ğ a kavu şturmak ve kişisel yargıdan kurtarmak gerekiyordu. Kültür Ve Turizm Bakanlığ ı Yayınları. C. Türk Kurtuluş Sava ş ı. s. Mustafa Kemal Pa şa da Temsilciler Kurulu adına 17 Mart 1920’de bir genelge yayımlayarak “Vatanın çıkarlarına aykırı davrananların ve memleketin huzur ve düzenini bozanların din ve millet farkı gözetmeksizin şiddetle cezalandırılmalarını” istemişti. 170. Casusluk ve Sava ş Hainliğ ine İlişkin) yasa. Millî Mücadele aleyhindeki İstanbul’un tahrikleri ve kışkırtmaları daha ç ok fetvalar yoluyla yürütülmekte idi. Atatürk Ara ştırma Merkezi Yayınları Ankara 1998. en yaşlı hocanın öncülüğünde “Esa rette bulunduğu mu16 17 18 19 Mesela 16-25 Ağ ustos 1919 tarihleri arasında yapılan ve Kuvâ-yı Milliye’nin daha iyi te şkilâtlanması yolunda yeni kurumlar olu şturarak eksikliklerin giderilmeye çalışıldığ ı Ala şehir Kongresi’nde bu amaçla bir ceza yönetmeliğ i de düzenlenmişti. s. Nitekim Mustafa Kemal Pa şa. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi. s. Remzi Kitabevi. yasama. Ankara 1983. içeride güvenliği sağlayıp firarları önleyec ek bir yasa zorunluluğunu hissediyordu 17 . 25. toplum varlığ ının tehlikeye dü ştüğ ü veya dü şme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığ ı ola ğ anüstü durumlarla ilgili de ğ ildi. 26.10. C. s. 273. Ankara 2008. Atatürk’ün Tamim.m. halkın mallarını ç almaya. Ankara 2006.

17 Haziran 1921).. II. Türk Basın Tarihi 1831-1923 (Tanzimat-Me ş rutiyet-Millî Mücadele Dönemleri). te şvik ve kışkırtmaları ile ayaklanan bazı Rumlar ve Ermenilerin Millî Mücadele’yi engelleme faaliyetleri. Millî Mücadele’ye katılanların asî ve şakî (bagi) değil. 174. AÜ Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi. I. s. 232. bazı il ve ilçelerin ileri gelenleri arasındaki çekememezlik ve uyu şmazlıkların yol açtığ ı bölgesel olaylar. Kanun’un Müzakeresi: Birinci Dünya Savaşı yıllarında seferberlik ilan edilmesi ile birlikte Divan-ı Harp’lerin yetkileri dâhiline giren c asusluk ve benzeri suç lar için çıkarılmış olan “Hıyanet-i Harbiye Kanunu” na benzer bir uygulamaya. Şeyh Eşref İsyanı (26 Ekim–25 Aralık 1919). Vatana İhanet Kanunu ve İstiklâl Mahkemeleri”. 173. 2. Ankara 2003. millî harekete karşı oldu ğ u bildirilen şahısları yargılamadan cezalandırmalarının yarattığ ı olumsuz hava ve bazı millî kuvvetler komutanlarının düzenli ordu denetimine girmeye karşı çıkarak isyan etmesi. Bu karar. E.256 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ha kkak olan Fetva Emini’nin fetvalarına uyulmaması lazımdır” kararı alındı ve yayımlandı20 . “Halifenin hilafet ve saltanat makamı olan İsta nbul. Koçkiri (Zara) İsyanı (6 Mart. 231. Aybars. Anzavur İsyanı (16 Şubat-16 Nisan 1920). Konya İsyanı (2 Ekim-22 Kasım 1920). I. İstanbul Birinci İdare-i Örfiye Divan-ı Harbi. İngilizlerin de teşvikiyle askerliği kaldırdığına ve halk üzerindeki bütün vergileri affettiğine dair propagandalar yapıyordu22 . giyecek. s. Yapılan bu propagandalar neticesi. 203-205. Fransa. Bunların birinde. Çerkez Ethem İsyanı (Kasım 1920-Ocak 1921). 591. Osmanlı Hükümeti. . etnik ve mezhep farklarını ön plana çıkaran propagandaların yarattığı olumsuzluklar. Kemal Çelik. düşman devletler tarafından fiilen işgal edilir. s. TBMM. Ahmet Anzavur Ayaklanması (1 Ekim-25 Kasım 1919). TBMM’nin içinde bulundu ğ u durumu daha da zor hale getiren şu şekilde gelişmelere de tanık olunmakta idi. I. s. “Müslümanların bütün güçleriyle hilafet ve sa lta na t makamını esaretten kurtarması cümleye farz olur mu?” sorusuna. ayrıca 13 Mayıs 1920’de Ali Kemal (Artin Kemal)’in idare ettiğ i Peyam-ı Sabah gazetesinde yayımlandı. Semih Yalçın. gazi ve ölenlerin şehit olacakları. Berikan Yayınları. TBMM. askerler silahsızlandırılır ve sebepsiz yere ka tlolunursa… “ denilmekte. İngiltere. yüklendiği kurtuluş müc adelesinde yılgın ve bıkkın halka ağır fedakârlıklar yüklediğinden halkta bu fedakârlıktan kaç ma eğilimi yaratılmakta. yeni dönemde de ac il ihtiyaç duyulduğu üzerinde durulmuştu. age. Anadolu’ya asıl darbeyi indirme amacına yönelik olmu ştu. Çopur Musa (Çivril) İsyanı (21-30 Temmuz 1920). TBMM açıldıktan sonra 11 Mayıs 1920’de Mustafa Kemal Pa şa ve arkada şlarını idama mahkûm etti. Düzce İsyanı (13 Nisan-31 Mayıs / 8 Ağ ustos 23 Eylül 1920). işgalci güçler ve özellikle İngilizler tarafından Anadolu halkının. “Elceva p: olur” c evabı veriliyordu. Mustafa Kemal Paşa’nın İttihatçılığı. Millî Aşireti İsyanı (1 Haziran-8 Eylül 1920). birleştirici bir tarzda çalışmak ve bu doğrultuda mesafe almak zorunluluğunun farkındaydı. Rifat (Börekçi) Efendi ve 153 müftü tarafından imzalanan diğer fetvalarda ise. S. yeniden kuracağı ve Bolşeviklik getirec eği korkusu yerleştirilmeye ç alışılmaktaydı. Bozkır İsyanı (27 Eylül. 270. Anadolu müftülerinin tamamının imzaları alınarak İstanbul fetvalarına karşı beş ayrı fetva yayımlandı. Şeyh Recep Olayı (20–22 Ekim 1919). ve II. Ayrıca. 275. İstanbul 1990. Millî Müc adele’ye karşı ç ıkanların da mahkûm edilec eği belirtiliyordu21 . Bütün bunlara rağmen. 1919’dan TBMM’nin açılışına kadar olan ve 1920-1921 yılında çıkan belli ba şlı iç isyanlar şunlar olmu ştu. çete veya Kuvâ-yı Milliye olarak da adlandırılan millî kuvvetlerin. Türkiye… s. yiyecek. İstanbul’un çıkardığ ı fetvalar bir dizi isyana sebep oldu ğ u gibi. para ve ihtiyaç duydukları diğ er maddelerin bazı yerlerde halktan zorla alınması. Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Kaynakları. “Millî Mücadele’de İç İsyanlar.4 Ekim /20 Ekim–4 Kasım 1919). ve II. Ali Batı İsyanı (11 Mayıs–18 Ağ ustos 1919). Hülya Baykal. s. İtalya. 40. Çapano ğ ulları İsyanı (15 Mayıs-27 Ağ ustos 1920). age. Aydemir. 20 21 22 23 Aydemir. Ancak Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun ç ıkarılması dahi günlerc e süren tartışmalara sebep olac aktı23 . Yunanistan ve ABD’nin Anadolu’daki örgütlü misyonerlerinin yardım.. Kasım 2007.

1. 46. Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi). 1.”. teklifinde devamla.t. TBMM ZC. Meclis içinde bir grup mebus. ülkenin içerisinde bulunduğu olağanüstü şartlar gereği. C. “Hıyanet-i Vataniye Kanunu” olmuş. bu gibilerin “Ka nun-ı Ma hsus”a göre idam edilmelerini arzu ediyordu. Anc ak 24 Nisan’da Yabanabad Kaymakamlığı’ndan Koç Bey adındaki birinin padişah adına halkı ayaklandırdığını bildiren telgrafı ve Mustafa Kemal Paşa’nın 24 25 26 27 28 TBMM ZC. 25 Nisan’da Mec lise sunmuştu. İstiklâl Mahkemeleri (19201927)…. 64. TBMM ZC. Bu ecilden Meclisi Millînin mukarreratı aleyhinde bulunanlar veya muta va a t eylemiyenler a nca k ha ini vatan olabilirler ve bu gibilerin de hiyaneti vataniye ile ittiham edilmeleri lâzımgelir” denilmiş ve ardından şu iki madde okunmuştur. s. 27. Millî Meclis’in kararları aleyhinde bulunanlar veya itaat etmeyenlerin vatan haini olabileceklerini ve bu gibilerin de vatana ihanetle itham edilmeleri gerektiği üzerinde duran Mehmet Şükrü Bey. s. 1. C. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Uygulamaları (1920-1927). “…Görüyoruz ki. zaten bu kanunun mevcut olduğunu ve bugün yeni bir kanun yapılamayac ağını. TBMM’nin kabul edeceği kararların tüm Osmanlı vatandaşlarını bağlaması gerektiği. bu konuda iki maddelik bir kanun teklifi hazırlayan Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey. Bu teklifte. s. 1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 257 25 Nisan 1920’de TBMM’nin ele aldığı ve üzerinde müzakere ettiği ilk kanunî düzenleme. 63. hâlen Osmanlı düşünc esinin yaşamakta olduğunu göstermekte idi28 . bozgunc uluk yapan herkesin vatan haini olduğunu söyleyerek. D. bu gibi suç lulara sert tutum takınılmaz veya yürürlükteki kanunlara göre ceza verilecek olursa davanın netic elenmesinin uzayacağı ve cezanın ibret yönü ve etkisinin kalmayac ağı bir hakikat idi25 . . a. 1. Kutlu. 26. s. bu mahiyetteki kanunun çıkarılmasını istememekte ve Birinci Dünya Savaşı sırasında ç ıkarılan kanunlarla idare edilmesini arzu etmekte idiler. D. sadec e yürürlükte olan kanunları karar altına alac aklarının altını ç izmişti27 . 45. D. Dinçer Ural. Ona göre. Mehmet Şükrü Bey’in müzakere esnasında savunduğu görüşlerine karşılık. 1. C. C. “Halifemiz ve Padişahımız Efendimiz Hazretleriyle memaliki Osmaniyeyi yed-i ecanibden ta hlis maksadına ma tuf buluna n Millet Meclisi mukarreratına itaat eylemiyenler ihaneti vataniye ile ittiha m olunurla r. Ankara 2000. s. 1.24 Mehmet Şükrü Bey. “Hiyaneti vataniye hakkındaki kanunu ma hsus bu gibiler ha kkında ta tbik olunur” . Aybars. bilerek veya bilmeyerek düşmana hizmet eden. 63. s. her yerde her tarafta ifsadat var. 1.g. TBMM ZC. s. bu gibi ifsa da ta bilerek peyrev olanlar elbette haini vatandırlar ve haini vatanların cezası da kanunu ma hsusunda idamdır” 26 demiş. 63. bu ifsadata bilmiyerek peyrev olanlar var. tereddütle vakit geçirecek zamanın olmadığını. Meclis’in otoritesine ve kararlarına uymayanların “vatan haini” olduklarını ifade ettiği teklifi. Bu durum ise.“…Gayei matlubeye vusul için Büyük Millet Meclisinin ittiha z eyliyeceği mukarrerata bütün efradı Osmaniyenin mutavaat eylemesi lâzımdır. D.

TBMM ZC. …mukarreratımızın hepsi ha rbe ve ca susluğa müta a llik değildir”31 sözlerine. 64. 1. D. bilmiyerek ya panların cezası başka. Koç Bey’in mektubuna verilen cevapta. I. bunların hep ayrı ayrı safahatı vardır. 65. D. 1. Buna casusluk. halktan şüphe edenlerin İngiliz hizmetkârı insanlara değil. yapacakları icraatın sonucundan da hemen malûmat vermeleri istenmişti. Büyük Millet Mec lisi tarafından tam bir şiddetle c ezalandırılmasına karar verildiği ve bu amaç için gerekli kuvvetlerin de hazır edildiği. “Mevcut ka va ninimizin içinde bir hıyaneti vataniye kanunu yoktur. “… Meşru isek bunu Lâ yiha Encümeni’ne veyahut başka yere havale etmekte hiçbir mâna yoktur. İngilizlerin amacının halkı bu gibi vasıtalarla kandırarak Müslümanları birbirine kırdırtmak ve ondan sonra memleketi istedikleri gibi esaret altına almak olduğu belirtilmiştir. Anc ak Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali (Öğütçü) Bey. 64. s. Millet Mec lisi’ne başvurmaları istenmiş. Bitta bi Meclisimiz meşrudur ve kararları da tatbik edecektir” diyerek kanunun Lâyiha Enc ümeni’ne gönderilmesine karşı ç ıkmıştı30 . Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey. D. Bir adam çıkıyor bir yerde İngiliz parasiyle casusluk ediyor ve orada efkârı muzırra neşrediyor. bu kanunun Lâyiha Encümeni’ne gönderilmesini talep etmesi üzerine kabul edilmiş ve 29 30 31 32 TBMM ZC. va tanın emri müdafaasında hiyanet yapacakların ve bunu bilerek ya pa nla rın. Koç Bey’in ahaliye vaki olan tebligatının İngilizlerin amaçlarına hizmet eden millet hainlerinin tertibi olduğu. Bilerek yapanların cezası başkadır. bütün amacın. 1. halifeyi kurtarmak ve milletin varlığını devam ettirmek ve bağımsızlığı korumak olduğu. C. 65. D. hiya neti ha rbiye demiyeceğiz de ne diyeceğiz… Yalnız bugün burada yaptığımız vatan müda fa a sı da bir harb. 65. C. Sonra bir de casusluk maddesi görüyoruz ki. TBMM ZC. C. halifenin İstanbul’da İngilizlerin baskısı altında ve esaretinde kaldığı.29 Bu davranış ise aynı gün Lâyiha Encümeni’ne gönderilen kanun teklifinin önem atfetmesinde ve daha sonra da kanunlaşmasında etkili olac aktı. şayet Yabanabad’ı terke mecbur olurlarsa kendilerine emin vasıta ile haber göndermeleri. …vatanı tehlikeye düşürecek. “…o ka nunda derecatı muhtelife vardır. 1. C. s. TBMM ZC. Ayrıca bu gerçeğin halka ilan edilmesi. s. hiyaneti harbiye ve casusluk hakkında olup. 1. Mebuslardan çoğunluğunun. Mevzuubahsolan kanun. I. buna rağmen fesat ç ıkaranların ve İngiliz taraftarlarının baştan ç ıkarmalarına kapılan ve isyan edenlerin. . yapılan şeylerde casusluktan ibaret kalmıyor. dökülec ek bütün kanların vebalinin bu fesadı ç ıkaranlar ve onlara uyanlara ait olac ağını. Yine S aruhan (Manisa) Mebusu Refik Şevket Bey (İnce)’in. 1.258 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 25 Nisan’da bu mektuba yazdığı cevap Meclis’te okundu. s. bir hareketi askeriye değil midir? Elbette bir hareketi askeriyedir ve ha rb ma hiyetini haizdir”32 şeklinde cevap vermişti.

1. Osmanlı Devleti’nin mevcut kanunlarının mı uygulanac ağı. “Makamı muallâ yi hilâ feti ve mema liki ma hrusai şahaneyi yed-i ecanipten tahrişe ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur.”. D. Meclis’in açılısının dördünc ü günü gerç ekleşen bu müzakerede. Bina ena leyh. TBMM ZC. 65. şu emele münafi harekâtta bulunanlar hiyaneti va ta niye cürmiyle müttehemdir. D. 1. …Bu maddenin muka rrera tı ha kkında . D. ida m edilecektir” 38 . s. vatana ihanet suç u iç in Lâyiha Encümeni’nin görüşü istikametinde başlı başına bir madde mi kabul edilmeli. 79. 1. 1. c ezanın. Bir mebusun. TBMM ZC. Eğer Ceza Ka nununun bu ma ddesini a ynen ka bul edersek bizim aleyhimize çıkacaktır. Abdülkadir Kemali Bey. Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey tarafından bir kez daha okunmuş ve Abdülkadir Kemali Bey. C. TBMM ZC. yoksa kabul edilecek esasın mevcut kanunlara uyması mı gerekli noktasında cereyan etmişti. 79-81. s. Abdülkadir Kemali Bey’in açıklamalarının ardından müzakere. 1. s. 66. “Her kim memaliki mahrusa ahalisini yekdi ğ eri aleyhinde silâhlandırarak mukateleye tahrik ve igraya veyahut bâzı mahallerde gasıb ve garet ve tahribi memleket ve katli nüfus efalini ikaa mütecasir olup da kaziyei fesat tamamiyle fiile çıkar veyahut maddei fesadın icrasına ba şlanmış olursa ol kimse kezalik idam olunur. kanunun hangi maddesine karşılık gelmesi ile ilgili sorusuna kanunun 56. hükmü ha kkında söz söyliyecek zevat varsa biz onu müdafaa edeceğiz”34 diyerek kanun hükmünü tartışmaya aç ık hale getirmişti. 1. D. bu Ceza Kanunu’nun ve mahkeme usulünün ve cezasının Osmanlı milletinin ruhundan ve ihtiyac ından doğmuş bir kanun olmadığını söyledikten sonra Meclis’in amacına aykırı harekette bulunmasına yönelik şu ifadelere yer vermekte idi. C. s. 1. yoksa bu Meclis’in kanunları yeniden mi yapacağı sorusu S ivas Mebusu Mustafa Taki Bey tarafından gündeme getirilmiş. C. 79. C.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 259 ayrıc a “Meclisin mukarreratına tebaiyet etmiyenler hıyaneti va ta niye ile müttehemdir” şeklinde bir takrir daha gelmiş ve ertesi günü müzakereye konulmuştu33 . . 1. 1. C. TBMM ZC. 1. maddesine35 atıfta bulunarak. 25 Nisan’da Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey tarafından Mec lis’e sunulan takrir. 80. S inop Mebusu Hakkı Hami Bey (Ulukan). 1. bu maddenin Ceza Kanunu’na dayandırılmaksızın münferit bir madde şeklinde kabul edilmesi olarak belirginleşmişti37 . Maddei kanuniye sarihtir”36 sözleri ile c evap vermişti. s. D. “…Bugün Meclisi Âli. D. …Kanunu Cezadaki vaziyete nazaran bizim ha li ha zırımıza tevafuk eder bir madde yoktur. TBMM ZC. “Meva ddı münferide kabul etmemiz lâzımdır. C. netice olarak Meclis’te hâkim olan görüş. 79. Ahkâ mı ka nuniye da iresinde muhakemeleri bilicra tecziye olunurlar. 1. 33 34 35 36 37 38 TBMM ZC. ma ka mı hilâ fet ve sa lta natla beraber bilcümle memaliki müstevliyemizi düşmanın yeditecavüz ve yedita ga llübünden tahlis ve milleti selâmeti umumiyei sa ha sına erdirmek için teşekkül etmiş bir Meclis bulunmak itibariyle. 79. s.

Elli altıncı madde bunu söylüyor. 80. İşi teşevvüşata düşürmemek için. İstanbul’da icrayı saltanat ediyordu. Buna karşılık. 1. ida mdır. s. 1. ihtilâfat bu ka da r çoğalmıyacaktır. D. Bina enaleyh her cürmün mukabilinde mutlaka bir ceza da ihdas olunmak lâzımdır. Cezası. teklifin iç eriğinden ziyade. pek çok ihtilâfata düşürüyor. Yalnız sureti tatbikıyesi kalıyor. …Esas itibariyle. Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey ise. Binaenaleyh. C. bizim makasıdı meşruamızı kabul etmiyerek ifa datta bulunanlar memleket ahalisini birbirine düşürenler elbette ve elbette hiya neti va taniye ile itham edilir ve hiyaneti vataniyenin cezası bütün dünya da ka bul edilmiştir. ve onun kuvvei teşriîyesi olan Meclisi Mebusan icrayı fa a liyetten geri kalarak millet yeniden kendi mukadderatını idare etmek için za tıâ lilerinizi intiha betmiş ve göndermiştir. yasama yetkisine sahip olup olmadığı ile ilgili bir durum tespiti yapmış. uygulanması noktasında olduğunu belirtmişti. bir hiyaneti vataniye cürmü ihda s ediyoruz. . “…Kanunu Cezada hiyaneti va ta niye namında bir cürüm yok iken biz. şurada görüyorum ki. Bunda n evvel bir Hükümet vardı. o takdirde teklif ettiğim ikinci ma ddeden va zgeçiyorum. Nasıl ki. Çünkü hiyaneti harbiye hakkındaki kanun noksandır. Mehmet Şükrü Bey. “…Halifemizin ve Padişahımızın İstanbul işgaliyle İngiliz esaretine düşmesi itibariyle Makamı Saltanat. tespit edilen suç ların bu Meclis’in kendi yaptığı kanunlarla cezalandırılmaları gerektiği üzerinde durmuş. Evet. Mustafa Kemal Paşa başkanlığında aç ılan ikinci oturumda teklif sahibi Mehmet Ş ükrü Bey kürsüye gelerek. “…Gasp ve garette bulunanlar. TBMM’nin yeni ve bağımsız bir Meclis olduğu. Şimdi onun yerine millet kendisini ika me etmiştir ve o hareket ediyor. Ka nunu Cezada mevcut ise. demek doğrudur ”40 sözleriyle Meclis’in. C. hiyaneti vataniye cürmiyle müttehem olma yı ka bul ediyoruz. 1. Bu Meclis aleyhinde de hareket edenler ha ini va tan addedilir ”39 şeklinde ifadeleriyle Ceza Kanunu’nun bir Osmanlı kanunu olduğundan hareketle. demek cürüm mevcuttur. Meclis’in hem yasama hem de yürütme yetkisine sahip bulunduğunun üzerinde durmuştu. TBMM ZC. 81. “…Vermiş olduğum takrir esas itiba riyle ka bul edilmekle beraber suveri tatbıkıyesi hakkında Meclisi. hiya neti va taniye ile itham olunur. …intizam da iresinde yürüyebilmek için şimdiye ka da r va z’edilmiş kavanini mevzuayı ve kavanini esasiyeyi kabul etmek ve onun ihtiyaca mutabık olmıyan ve içinde bulunduğumuz … şu fevkalâde zamana tevafuk etmiyen mevaddmı tadil etmek esa sını kabul ederek işe girişecek olursak zannedersem müzakerat. …bunun esba bını. Mevcud olduğuna na za ra n 39 40 TBMM ZC.260 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Meclis’in meşruluğu ve İstanbul Hükümeti’nin esaretinden bahseden Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey (Pars). 1. Meclis kendisinin vazifei teşriîyesini esas itibariyle tâyin ve ta kdir edememesinden ileri geliyor” diyerek müzakere sırasında yaşanılan tereddüdün. bu Meclisin emrine ita a t etmiyenler haini vatandır. s. D. bu kanunların yürütülmesi iç in yeni mahkemeler kurulmasını ileri sürmüştü. O Hükümeti esir addediyoruz ve onun a kval ve efalinde serbest bulunmadığını iddia ediyoruz. evvelce yani üç a y evvel Hükümet a leyhine ha reket edenler haini vatan addediliyorlardı.

99. …Bina ena leyh mesele. 1. bugünkü adlî teşkilâtla süratle iş görülemeyeceğinden dolayı da bu c ezanın uygulanması iç in yeni bir teşkilât yapılması gerekliliği üzerinde duruyordu. Mücrimi değil. “Kanunun adının “Hıyanet-i Vataniye” olmasını istemiş44 .. Yalnız Hükümeti Osmaniyenin merkezi bugün tahtı muhasaradadır. cürmü tarif edelim. TBMM ZC. “…Bir Hükümeti Osmaniye ve bir vatanı İslâmiye vardır. 1. C. İşte bundan dolayı millet kendi vekillerini buraya göndererek burada büyük bir Meclisi Millî akdettirdi. Refik Şevket Bey ayrıc a. sonra ceza tayin etmek gerektiğine dikkat ç ekmekte. bunun için ilk önc e vatana ihanet suçunun belirlenip. diye emretmek fazla olur. zaten mevcut demektir… Evvelâ. şu Büyük Meclisimizi. “. 1. Kanun’un Adının Belirlenmesi: 27 Nisanda gerçekleşen müzakerede Lâyiha Enc ümeni’nden gelen birinci madde “Makamı muallâyı hilafeti ve memaliki mahrusai şahanei yedi ecanipten tahlise ve taaarruzatı defi maksadına mâtuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur”43 şeklinde Mec lis’e beyan edildi. şa yet hükkâmı serbest bırakırsak mahkeme. Bundan dolayı bu mevaddın umumunun reddi ve o kanunun ikinci faslının kabulünü teklif ediyorum. 1. Hükümeti Osmaniye namına idarei umur ettiğ inden dolayı onun mevkiine koydu ğ umuz zaman. vatana ihanet suç una verilecek cezanın ne olduğunu söz konusu etmeye gerek olmadığını. 1. mevaddı mahsusasma göre tâyini cezada muhta rdırla r. S öz alan ve müzakereler arasında dikkat çekici bir noktaya değinen S aruhan Mebusu Refik Şevket Bey. Kanunu Ceza mucibince tayini ceza ediniz. …hiyaneti vataniye cürmünü ihda s ediyorsa k ceza sını da kendimiz ihdas etmek lâzımgelir. C. Çünkü Kanunu Cezada bu hiya neti va taniye cürmü yoktur. 81. s. Sa lisen ma lûmuâlileri (isyan) tâbiri umumiyetle bizde fiilî bir şekilde kabul ve telâkki olunur. iyi bir tarik irae etmek mükellefiyetindeyiz. O nokta i nazardan bendeniz bu maddei kanuniyenin müntehasında (Kavlen ve fiilen muha lefet ve ifsa da tta bulunma ya hiya neti va ta niye) denmesini teklif ederim. bu suç un karşılığının her yerde olduğu gibi idam cezası olacağını. söz konusu maddede vatana ihanet suç unun aç ıkç a tanımlanması gerekliliğinin altını ç izmekte idi.Madde hiyaneti vataniyeyi tarif etmelidir. TBMM ZC. e ğ er ceza kanununun ikinci faslını aynen kabul ve tatbik edersek maksadımıza kâfidir. C. 1. …yeni bir cürüm ihdas ediyoruz. …doğru ve sarih ve muayyen bir cürüm göstererek muayyen bir ceza vererek iyi bir yol göstermek. D. Za 41 42 43 44 TBMM ZC. D. mevcut Ceza Kanun’un uygulanması gerektiğini vurgulayan Amasya Mebusu Ali Rıza Efendi dışında aleyhte42 söz söylenilmeyen müzakere.. o cürme de yeni bir ceza koymalı ve aynı zamanda yeni bir tariki muhakeme ihda s etmeli ve bu ma hkemeler mümkün olabildiği kadar maha lli cürümde ceza yi vermeli” 41 diyerek mevcut Ceza Kanunu’nda vatana ihanet diye bir suçun bulunmadığını. yeni madde kabul etmek yerine. Refik Ş evket Bey’in verdiği önergenin Lâyiha Encümeni’ne sevkiyle son buldu. C.”. . bir hiyaneti vataniye cürmü tarafımızdan ihdas olundukta n sonra bu ihdas olunan cürüm için yine bir ceza ihdası lâzımdır. D. 1. Biz. s. Şu halde birtakım yazılan mevaddı kanuniyeyi ve bunun hakkında yapılan münaka şayı fazla görüyorum.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 261 hükkâma. devamla. 3. 84. 82. Osmanlı Devleti’nin ve kanunlarının hâlâ mevcut olduğunu. s. ma dde sa rih değildir. TBMM ZC. s. 99.

1. 1. 100. Erzurum Mebusu Mustafa Necati Bey ise. 99. “1. maddeye “Millet Meclisinin meşruiyetine ka vlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunmaya hiyaneti vataniye tesmiye olunur” şeklinin verilmesini teklif etmekte idi. s. 101. failin tarif edildiğini. 1. Fiilen orta ya çıkıp da bir şey yapmaz bitaraf bir vaziyette kalabilir. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun birinc i maddesi üzerine verilen değişiklik önergelerinin görüşülmesine geç ildi. (muhalefet) kelimesi olur ki. Onun için fıkranın (…ifsadatta bulunmaya hiyaneti vataniye tesmiye olunur) şeklinde tadil edilmesi. TBMM ZC. S öz alan diğer mebuslar da. D. dolayısıyla bu maddenin “Millet Meclisi’nin maksadı meşrua ve vata niyesini tâ kim için harekât ve icraatı fiiliyede bulunan kesan haini vatan addolunur” şeklinde düzenlenmesi yönündeki arzusunu dile getirmekte idi. millî iradeyi içeren her şeyin zaten meşru olduğunu. . (muhalefet) kelimesine (haini va ta n) kelimesi ismi verilemez. C. C. birinci madde için eksik ya da fazla veya yanlış gördükleri ibareleri ve değişiklik isteklerini dile getirdiler. Dördüncü oturumun aç ılmasıyla beraber. S aruhan Mebusu Refik Şevket Bey’in teklifi48 üzere de kanunun başlığı “Hıya net-i Va ta niye Ka nunu” olarak belirlendi. 100. (meşruiyetine isya nı muta zammm kavlen ve fiilen muhalefet ve ifsadatta bulunan kesanın) aynı derecede a ddedilmesi muvafık olamaz. fiili tarif etmesi gerektiği üzerinde durmakta. 1. s. Ancak kendisine geneli itibariyle kabul edilen bir kanun için artık red talebinde bulunamayacağı hatırlatıldı. Binaenaleyh (Meclisin meşruiyeti) sözü mühmel bir sözdür. (meşruiyeti) yerine (ma ksadı meşrua ve vataniyesini tâkim için tahrikat ve icraatı fiiliyede bulunan) cümlesi konulmalıdır46 diyerek. Onun için bunun yerine Meclisin (Millet Meclisinin maksadı meşrua ve vataniyesini takim için harekât ve icraatı fiiliyede bulunan kesan (ha ini va ta n) ismiyle ta srih olunursa daha mürit ve daha camî olabilir. C.262 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ten meva ddı âtiyede (kavil ve fiil) tâbirlerini tefrik ettiğimiz için işbu ma dde de buluna n (isyanı mutazammın) tâbirinin kaldırılmasını teklif ederim. 100. Sonra maddenin a slında bâ zı teza ddı muhtevi ve esasatı hukukiyeye muha lif şeylerde görülebilir. Lâyiha Encümeni’nden Abdülkadir Kemali Bey bu teklifler üzerine değerlendirmede bulundu ve sonra oturuma ara verildi47 . Bkz. (hiyaneti vataniye) den addedilebilmek için her halde fiile inkılâbetmiş olan şekiller olması lâzımdır. birinci maddede yer alan Meclis’in meşruiyetine isyan sözünden aç ık bir anlam ç ıkartamadığını. TBMM ZC. TBMM ZC. 45 46 47 48 2. s. oysa maddenin faili değil. “…(iradei milliyeyi) ihıtiva eden her şey meşrudur. Bu arada Çorum Mebusu Fuat Bey de bu Kanun’un reddini talep etti. bazan hıyaneti vataniye a ddedilecek şekilde olmıyabilir. (ta hrika t ve icra a t) kelimelerinin konulması bütün bu mahzurları bertaraf eder zannederim. bu kanunda fiilin değil. …Çünkü iradei milliyeyi ihtiva ediyor. Kanunlar isimsiz olamıyaca ğ ı için i şbu kanunun ismine hiyaneti vataniye tesmiye olunması. İşbu maddede (Haini vatan) tarif olunup nev’i cürüm tarif olunmamıştır. Şu halde maddei ka nuniyeye (Millet Meclisinin meşruiyetine kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunmaya hıya neti va taniye tesmiye olunur) şeklinin verilmesini nazarı âlinize arz ederim”45 diyerek.

D. “Etmesinler memleketi tehlikeye koymasınlar” cevabını verdi. İkinci ma ddede fer’a n zimetha l ola nla r konulmuştur. Saruhan Mebusu Refik Ş evket Bey’in teklifi üzere. TBMM ZC. Çünkü bâzı yerlerde emsalini görüyoruz. C. TBMM ZC. suç işlemeye teşebbüs edenleri de kapsar nitelikte olması gerektiğinin altını ç izmekte idi. Müteşebbisler konulmamıştır. D. s. s. TBMM ZC. 102. bir kişinin silahsız olarak da vatana ihanet edebilec eğinin izahına ç alıştı52 . encümenin teklifi gibi elli altıncı ma dde tâ birini koyma ya lüzum yoktur. “…Cezayı mua yyen şekilde ta tbik ettirebilmek için mua yyen ve ka ti ve esa slı şeyler ta hrir edelim. “Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunur. Şaiben idam olunur. “Ma kamı muallâyı hilafet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şa ha nei yedi eca nipten ta hlise ve taaarruzatı defi maksadına mâtuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta buluna n kesa n ha ini va ta n a ddolunur” suretinde kesinleşti49 . C. D. 1. 1. 1. çünkü hüküm ile iş ha llolunur. Eğer o kaydın konulmasından maksat elli a ltıncı ma dde mucibince ida m olunur. silahsız olarak fiili muhalefette bulunanlara idam c ezasının ağır olacağını söyleyince bir mebus. Kanunu Cezanın kırk beşinci maddesinin sarahati dâhilinde fer’an zimethal ola nla r ma ddei mezkure mucibince tecziye edilirler” şeklindeki ikinc i madde üzerindeki müzakere aç ıldı50 . 106. 3. 105. S ivas Mebusu Mustafa Taki Efendi. 1. 105. 1. yalnız fiili olarak ihaneti gerçekleştirenleri değil. hem de müteşebbislere şâmil olma sı ta ra fta rıyım” 51 diyerek ikinc i maddenin. TBMM ZC. …Mesa ili adliye ile iştigal edenler meseleyi halletsinler. Bu konu hakkında söz alan Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. C. 106. TBMM ZC. denmesi lâzımdır. C. 49 50 51 52 isyan tâbiri fiilî olmak üzere telâkki olundu ğ u ve bahusus mevaddı sabıkada kavlî ve fiilî tâbirleri mevcudold ğ u için maddede muharrer (isyanı mutazammın) tâbirinin ilgası ”. mukateleye tahrik ve yekdiğere karşı müsellâh vaziyetlerden bahsettiğine göre. D. s. Binaenaleyh encümenin teklifindeki idam meselesinde.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 263 Kabul edilen değişiklik önergeleriyle birlikte birinc i madde. Halbuki elli a ltıncı madde. 107. 1. 1. s. Buna karşılık Lâyiha Enc ümeni’nden Abdülkadir Kemali Bey ise. s. İdamlar ibret için kurşunla da yapılır. bu gibi efalde bulunanların idam olunacağını tasrih ediyor. D. Bu ihtima lâ ta göre işimizi ka nuna uydurmak için diyelim ki. 105. elli altıncı madde tâ biri kullanılacak yerde şaiben ida m olunur. 1. . Kanunu Cezanın ceraimi ve cezayı ve bunların şekli icrasını gösteren ma ddeleri içinde (idam şu şekilde şaiben mahalli cürümde icra olunur) diye bir madde vardır. …bu maddede bendenizin fikrimce. 1. Onun için bendeniz bu maddenin hem fer’a n zimethal olanlara. Ya lnız a skerî meselesi müstesna dır. C. 1. diye idamın şekli icrasını göstermek ise bunun ma ha lli elli a ltıncı ma dde değildir. Ardından ikinc i madde üzerine verilen degişiklik önergelerinin görüşülmesine geçildi ve ikinci madde.

115-117. s. TBMM ZC. D. 118. C. s. 1. D. TBMM ZC. C. D. Kanun’la “Meclis’n meşruiyetine sözle karşı çıkanları vatan haini olara k değerlendirilmesini” isteyen maddesini doğru bulmamıştı. TBMM ZC. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’na taraftar olmakla birlikte. Anc ak fiilen fesat ve karmaşa çıkaranlar vatan haini olarak kabul edilebilirler55 . Netic e olarak S ivas Mebusu Mustafa Taki Bey’in önergesinin56 kabulü ile bu madde kaldırıldı57 . Ahvali müsta cele ve fevka la dede mücrimin derdest edildiği mahal mahkemesi de icrayı muhakeme ve itayı karara salâhiyettardır” suretindeki maddenin okunmasıyla dördünc ü madde hakkında müzakere aç ıldı58 . asıl faillerin idam. faillerinin mercii muhakemesi ikaı cürüm edilen ma ha ldeki bidayet ceza mahkemesidir. C. bir vergi kanunun ç ıkarılmasına dahi karşı ç ıkmanın da vatana hıyanet olarak değerlendirilebileceği endişesi ortaya çıkmış.264 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 “Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunurlar. anc ak isyan halinde bulunulur ise eylemin c ezalandırılması gerektiği noktasında hemfikir olunmuştur54 . s. 53 54 55 56 57 58 TBMM ZC. Madde hakkında Lâyiha Encümeni mensupları dışında söz alan tüm konuşmacılar bu maddenin aleyhinde olmuşlardı. Kanunun lâyihada olduğu şekliyle kabul edilmesi durumunda. Daha sonra üçüncü madde üzerinde yapılacak olan müzakerelere geç ilse de Mec lis’te ç oğunluğun kalmadığı anlaşıldığından oturuma nihayet verildi. Fer’an zimethal olanlar ile mütesebbisler kanunu cezanın 45 ve 46 ncu maddeleri mucibince tecziye olunurla r” 53 şeklinde kabul edildi. D. 108. TBMM ZC. “ Üçüncü madde tamamen zaittir. 117. 100. Vatana hıyanet suçunda. s. 1. TBMM ZC. 1. C. 28 Nisan tarihli toplantıda Hıyanet-i Vataniye Kanunu müzakeresine “Ka vli veya ta hriri surette muhalefet ve ifsadatta bulunanlar muvakaten kürege konulur” şeklindeki üç üncü madde ile devam edildi. 1. Çünkü muhalefet ve isfadat bilfiil ise idam olunaca ğ ı ve fer'an zimefhal olmak ise derecatına göre kırk beşinci madde mucibince tecziye olunacakları ikinci maddede musarrahtır. Tekrar bir madde ilâvesine lüzum yoktur. 1. D. 1. Nitekim maddede geçen “kavli ve tahriri muhalefet” ifadesinin belirsizliği ve bu maddenin bir intikam arac ı olarak kullanılmaya müsait olduğu konuşmac ılar tarafından dile getirildi. aynı zamanda hürriyet-i içtihadı (fikir özgürlüğü) ortadan kaldırma tehlikesi taşıdığını da sözlerine eklemişti. Binaenaleyh üçüncü maddenin tamamen tayyedil me şini teklif ederim. İsmail Ş ükrü Bey’e göre bu yaklaşım fikir hürriyetini ve meşrutiyet mantığını ortadan kaldırmakta idi. 1. suça ikinci derecede (fer’an) katılanların ise daha hafif c ezalara çarptırılması kabul edilmiş. . 1. C. İsmail Şükrü Bey. D. s. ancak ikincil derec ede suç a iştirak kavramından neyin anlaşılacağı veya anlaşılması gerektiği c iddi bir tartışma konusu olmuştu. 1.” . 1. 1. C. 1. din görevlilerinin vaaz bile edemeyeceklerini ve kendilerini sürekli baskı altında hissedec eklerini söyleyen Karahisarısahip Mebusu İsmail Şükrü (Çelikalay) Bey. “Hıyaneti vataniye cürmünün. s. Metinde geçen Meclis’in alacağı her türlü karara muhalefet etmenin mesela. 116.

…biz liva bidayet mahkemelerine vermekle bu süra ti öldüreceğiz ve bunda n beklenilen 59 TBMM ZC. Buna karşılık Mehmet Şükrü Bey.Divanı harblerde ittihazı mukarrerat eden kimdir bilir misiniz? Ya bir za bıt kâ tibi muktediri. Binaenaleyh divanı harblerin muka ddera tı bunla rın elindedir. teşkilâ tı a dliyesi ya pılma mıştır. …En ya kın cinayet mahkemelerine tevdii kabildir. D.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 265 Dördüncü maddede. Bundan dolayı vatana ihanet muhakemelerinin ya liva bidayet mahkemelerine ya da suçlunun tutuklandığı en yakın liva c inayet mahkemelerine bırakılmasının daha uygun olac ağı belirtildi. …Binaenaleyh divanı harblerde bu işlerin niyeti katiyen doğru değildir. 1. vatana ihanet suç unun tespiti iç in kazalardaki bidayet mahkemeleri yetkili mercii olarak belirlenmişti. Sonra kaza bidayet ma hkemesi ile liva bidayet mahkemesindeki fark en ziyade âzayi kiramın zihnini işga l ediyor.” …Bendeniz teşkilâtı adliyesini bildiğim yerler var ki. Bunlar ne na zariyatı cezaiyeyi. Bir mütehassis zatın yanında müntahap iki âza vardır. C. bu muhakemelerin Divan-ı Harp’lere bırakılması önerisini getirdi.. 119. yahut divanı harb müddeiumumisidir. Zaten buna dair bir ta krir ta kdim edeceğim. ne de kavanini mevzua devleti bilmezler. …Çünkü lâzım olan sürati temin etmek kabil olamıyacaktır. “…çabuk iş görelim derken. gibi hukuk eğitimi olmayan kişilerden oluşması. Muha kemeyi istediği yere. farklı olarak Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey. bunlara kürek cezası vermek sa lâ hiyeti buhşedilirse hiç şüphe etmiyelim ki. bu mesaili Divanı harplere tevdi ederiz. kundurac ı vb. bu itibarla ya bütün Anadolu’da yahut isyana mahsus ola n yerlerde idarei örfiye ilân eder. 120. Bunla ra idam cezası vermek. ayrıca bidayet mahkemelerinin ceza verme yetkilerinin iki üç seneyle sınırlı olması idi. 1. …mahzur.. Ancak konuşmac ılar. gerek huzuru ilâhide mesul ve muatab oluruz. liva bidayet mahkemeleri hakkında da vâridola bilir. liva mahkemesinin hükümlerinden daha iyi hükümler ittihaz ediyor. böyle bir ortamda ise idam kararı gibi hassas bir kararın verilemeyeceği. s. Gerekç eleri ise kaza bidayet mahkemeleri üyelerinin bakkal. .. Her livada teşkilât var mı efendim? Birçok liva la rımız va rdır ki. Anc ak. tecrübelerine de dayanarak. büyük haksızlıklar meydana getirmekten içtinabedelim. istediği şekli götürür. Fakat bendeniz bunda da bâzı mahzurla r görüyorum. Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey’in verdiği teklifin mümkün olmadığını savundu ve şunları söyledi.. biz gerek huzuru tarihte. öyle bir kaza mahkemesidir ki. Hepimiz kaza mahkemelerinin sureti teşkilini pekâlâ biliriz. “. seri teda bir ittiha z mecburiyetinde olduğumuzu kalbul ediyoruz. Bu itibarla mademki za manın fevkalâdeliğini müttefikan kabul ediyoruz. Ka zalarda teşkilât olmadığından bahsedildi. kaza ma hkemeleri hakkında serd edilen mehazir. Asıl teklifim Bidayeti cezada rüyetine ka ra r verilmemesidir” 59 diyerek bu işin liva cinayet mahkemelerine bırakıldığı takdirde bu kez de sürat konusunda sıkıntı yaşanac ağından dolayı hızlı hareket etmek adına ya bütün Anadolu’da yahut isyana mahsus yerlerde sıkıyönetim ilan edip. bu konuda kaza bidayet mahkemelerinin yetkili kılınmasını uygun görmemekte idiler. reis ne derse onları yaparla r ve maatteessüf bazan. bâzı teşvikat ve tesvilâta tâbi olmaları ihtimalleri de vardır.

”. birtakım ihtirasatın tevellüdünü mucib ola ca k ha lâ te. 1. liva Bidayet ceza mahkemesinde bulunan Müddei umumi ve ceza reisi kadar kavanini Devlete vâkıf değildirler. Bu tarihte yapılan müzakerelerde tartışılan en önemli konu. Böylece Muhittin Baha Bey’in bu önerisi Mec lis’te taraftar bulamadı61 . Kırşehir sanca ğ ını örnek olarak göstererek devamla şunları söyledi. davaların ç abuk sonuçlandırılması ve verilecek hükümlerin ibretlik olmasıydı. umura meydan vermektir. D. o aynı fiilden ne şet eden cürümden. Divan-ı Harp’lerin devlet kanunlarına vakıf olmadıklarını ve buralarda görev alac ak kişilerin verdiği kararın c aiz olmadığını belirtti62 . 1. Fakat hiçbirisi. kanunun hangi mahkemelerde yürütüleceği idi. 1. D. 1. Bunun yanında Niğde Mebusu Abidin (Zeynelabidin) (Bayhan) Bey. Diğer mahkemelerdekiler ise Mektebi Hukukta n mezun müddei umumi ceza reisi gibi sırf hayatı memuriyetinin melekesiyle tâ yin edilen zeva ttan ibarettir ki. 118-120. C. . 1. düşünerek ya pıyoruz… ihtilâl kâr vaziyet a lacak isek bu kanunlarla iştigale lüzum yok. s. Halbuki onlar da kaza ma hkemesinde. mücrim olan o şahıs derdest edilerek oraya sevk edilmesini ve muhakemesinin o mahkemelerde icrasını teklif ediyorum. ancak kazaların livalara uzaklığı. “…Kırşehir sanca ğ ının Avanus kazasında vukua gelen bir cürümden dolayı Niğ de sanca ğının Ürgüb veya Karahisar. Hayatı memuriyetinde müptedi olan bir heyete ağır bir cezayı tertip için salâhiyet vermek. Mec lis’in onayından geçeceği için bidayet mahkemelerine daha ılımlı bakılabileceğinin de altını 60 61 62 63 TBMM ZC. Bu sebeple normal hukuk mahkemelerinin bu amac ı gerçekleştiremeyec eği ileri sürüldü. TBMM ZC. Kayseri’de birisi idam cezasına u ğramak gibi aynı bir cürümde muhtelif mukarrerat. Bu. 120. vukuf ve mümareseleriyle terfii memuriyet ederler. D. s. meselâ Ni ğde Mahkemesinde biri beraete mazhariyet. ef’ali cürüm ashabı birer şeriki cürümle beraber onun hepsi hakkında bidayeten Kırşehir veya Niğ de de ayrı ayrı tahkikata ba şlanmış. s. Onun için katiyen Divanı ha rblere verilmesi ca iz ola ma z” diyerek kaza mahkemeleriyle diğer mahkemeler arasındaki farkı. D. hüküm ve ilâmat Vârîdolur ki. 120. milletin izmihlaline değil ise bile. 1. s. Bu arada konu hakkında encümenin görüşünü ortaya koymak adına söz alan Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey. o cürmün sahibi için hangi ceza mahkemeleri i şe ba şlamış olursa. C.266 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 neticeyi mahvedeceğiz”60 dedi. Onun için bir cürümden dolayı her nerede ef’ali cürmiye ika ve refedilirse o. “…biz bu kanunu yaparken esa s itiba riyle vaziyetimize muhalif hareket edenleri süratle tedibetmeyi düşünüyoruz. her birisi bir araya getirilerek mevkufen tahkikat icra edilmezse. 1. Öyle ki kanun teklifinde beklenen amaç . tecrübe. caiz olamaz. TBMM ZC. 122. bir idarei örfiye ilâ n ederiz ” 63 sözleriyle bulunduğu teklifte tıpkı Köprülü Mehmet Paşa’nın binlerce insanın kellesini kopartıp memleketi kurtardığı gibi bir metotla memleketin kurtarılmasını istedi. C. 1. bu da caiz olamaz. Niğ de Mebusu Abidin (Zeynelabidin) (Bayhan) Bey. ulaşım güç lükleri gibi etkenleri hesaba katarak ve bu kanunun uygulanmasında hızlı karar almanın esas olması gerektiği bilinciyle bidayet mahkemelerini terc ih ettiklerini ifade etti. “…ka za ma hkemelerindeki azalar intihapla icra edilir. sehpa la rı kura rız. ince Karasu mahallerinde alâkadar olanlar derdest edilir. Öte yandan bidayet mahkemelerinin verecekleri kararın. derdest edilebilir. Divanı harblerden de bahsedildi. Ayrıc a kaza bidayet mahkemelerinin yetersizliğinin farkında olduklarını. Bu bapta rüfekayı kiram tarafından söylenilen sözlere iştira k etmekle beraber. C. TBMM ZC.

Heyet halinde bulunup hüküm vereceğiz. TBMM ZC. 130. 1. 1. C. 1. s. jandarma ve polis dairelerinin en büyük memurlarından ve mahallin müftüsünden mürekkep bir heyettir”65 şeklindeki değişiklik önergesini verdi. Böylelikle birinci oturum itibariyle dördüncü maddenin müzakeresi tamamlanmış oldu64 . C. 131. yok ise mahallin mülkiye.67 “Za bıtai adliye memurlarının tanzim edecekleri tahkikatı iptidaiye evrakı daireyi istinta ka tevdi olunmaksızın müddeiumumîler vasıtasıyla yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir. 1.” şeklindeki altınc ı madde Çorum Mebusu Fuat Bey’in verdigi. 1. C. Bu müddeti her ne sebebe mebni olursa olsun tecavüz ettiren mahalli za bıta sı ile ma hkeme heyeti Kanunu Cezanın yüz ikinci maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevki mahkemesince muhakemesi bilicra azami yirmi gün za rfında hükme rapt edilecektir”69 suretindeki yedinci madde üzere söz alan Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. D. 130. 1. D. C. TBMM ZC. “Hıyaneti vataniye mücrimlerine ait muhakemat a zami yirmi günde hükme ra pt oluna caktır. “Hıyaneti vataniye cürmünün faillerinin mercii muhakemesi ikaı cürüm edilen veya mürcimin derdest edildiği kazada veya o kazaya mücavir bir kazada diva nı ha rbi örfi va r ise divanı mezkur. 127. D. D. s. bozuk oluşu vb. Anc ak Tunalı Hilmi Bey’in bu önergesi kabul edilmedi. 129. nedenlerden dolayı şahitlerin zamanında gelemeyebileceğini ya da davaya bakan hâkimin hastala64 65 66 67 68 69 70 Bkz. s. Dördünc ü madde iç in Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey. 1. s. s. 1. s. C. 120-122. yirmi gün zarfında mutlaka hüküm verme kaydına itiraz etti ve yolların uzunluğu. D. . dördüncü madde üzerine verilen değişiklik önergelerinin görüşülmesine geçildi. TBMM ZC. TBMM ZC. “Za bıtai adliye memurlarının tanzim edecekleri tahkikatı iptidaiye evrakı da irei istinta ka tevdi olunmaksızın mahallin en büyük mülkiye memuruna ita olunur ve onla r ta ra fında n dahi müddeiumumiler vasıtasıyla yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir” suretindeki önergesi üzere kabul olundu68 . 1. TBMM ZC. askeriye. 1. 1. 1. Meselâ bugün üç kişiden mürekkep bir bidayet ceza mahkemesinde bulunuyoruz. s. Şahitlerin hepsi mutlaka o cürmün vukubulduğu mahalden olmaz. 130. …Bina ena leyh şa hitlerin mutlaka ya huzuru hâkime getirilmesi lâzımdır yahut huzuru hâkimde binniyabe ifa desinin alınması lâzımdır70 diyerek. Üç ünc ü oturumda. devamla.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 267 ç izdi. C. C. “Hıyaneti vataniye mücrimlerinin muhakemesi her halde mevkufen icra olunur” esasına dayanan beşinci madde hakkında söz söyleyen ve değişiklik önergesi veren olmadığından beşinc i madde aynen kabul edildi. D. TBMM ZC. 1. 1. D. “…Hükkamı takyit kadar müthiş bir feca yi yoktur… yirmi gün za rfında mutlaka hüküm vereceksiniz dersek hükkâmı ta kyide koymuş oluruz ve bunun ka biliyeti tatbikıyesi olmadığını kendimiz göstereceğiz. TBMM ZC. Dördüncü madde enc ümenin teklifi üzere aynen kabul edildi66 . 129.

C. Mesele halledilir. Eğer Meclisin de ka na a ti vicdaniyesine tevafuk ediyorsa tasdik eder. Ancak bu önerge kabul görmedi ve Bolu Mebusu Nuri Bey’in. C. Nitekim o. “Hıyaneti vataniye mücrimlerine ait muhakemat bir sebebi mücbire olmadıkça azami yirmi günde hükme rapt olunacaktır. 1. Bu sorulara karşılık Lâyiha Encümeni adına Abdülkadir Kemali Bey. 1. 1. mademki tasdik hakkı veriliyor. ya ni mukarrerat usulüne muvafık degilse. D. Noksan görürse reddeder. TBMM ZC. Tek bu Saltanat kurtulsun. bazı mazeretleri olabileceğini göz önünde bulundurarak. Bu müddeti bilâsebebi mücbir teca vüz ettiren ma halli zabıtası ile mahkeme heyeti Kanunu Cezanın yüz ikinci maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevki ma hkemesince muha kemesi bilicra azami yirmi gün zarfında hükme rapt edilecektir” şeklindeki önergesi üzere yedinc i madde tadilen kabul edildi72 . s. yahut nakzedip iade mi edecek? Tasdik meselesi kola y.” 74 demiştir. s. esbabı mucibesi ta m degilse. 132. s. TBMM ZC. Tetkik hakkı ret mahiyetini haiz midir. D. “Yapılan kanunlar idam kanunlarıdır. Maatteessüf adaletin mutlakiyetinden veyahut vüsatinden ba hsetmek bence ka tiyen a bestir. s. D. 1. “Meclisin salahiyetini ta hdide ka a dir bir kuvvet göremiyorum. 1.268 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 nabileceğini. başka bir maha lde muha keme edilecekse a zami yirmi günde muhakemelerinin hitama erdirilmesini teklif ediyorum”71 diyerek bu doğrultuda bir önerge verdi. “Meclisin sa lâ hiyeti fevkalâdeyi haiz olmasından dolayı bidayet mahkemelerinden verilen kararı Meclisimiz dilerse affeder. bidayet mahkemelerinin kararlarını onaylayıp onaylamamanın Meclis’in elinde olduğunu söyledi ve devamla. dilerse tasdik eder. C. “…Ben bilakis müddetin bir ha fta ya tenzilini teklif ediyorum. TBMM ZC. C. 1. Bunun için bu sua li va rit addetmiyorum. a f mı edecek. 131. . Meclisin salâhiyetini ta kyit varit değildir” diyerek bu Mec lis’in olağanüstü yetkilere sahip bir Meclis olması dolayısıyla. Bunu biha kkin düşünmeli. Memleketin böyle bir zamanda adaletin mutlakiyetinden bahsolunduğunu işittim. Bunun da bir de mukabili ola n ret veya a f ha kkı verilmiş oluyor. Tunalı Hilmi Bey ise Refik Şevket Bey’in aksine. “İşbu mehakimden sadır olacak mukarrerat kati olup ancak idamı müstelzim olan muka rrerat Büyük Millet Meclisince badettasdik mahallerinde infaz olunur” diyen ve idam kararlarının Meclis onayından geçmesini öngören sekizinc i maddenin kısmen aç ılması gerektigini belirten Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey’in kafasında soru işaretleri bulunmakta ve o. degil midir? Encümen bunu tetkik etse. bu soru işaretlerini şu şekilde dile getirmekte idi. 1. Bundan dolayıdır ki eğer cürmün ika edildigi ma ha lde muhakeme icra edilecekse azami bir hafta. 132. D. bu sürenin daha da kısaltılmasından yana oldu. 132. “Efendim. Varsın milyonlarca bu memleketin feda olmuş evladına mukabil birka ç ta ne ma zlum gitsin. 1. bu maddede bir zaman sınırlamasına gidilmemesi gerektiğini öne sürdü. sonra 71 72 73 74 TBMM ZC. Fakat a ksi surette ne ya pıla ca ktır? Encümen bunu iza h etsin” 73 . Konuyu farklı bir açıdan ele alan Malatya Mebusu Fevzi Efendi ise şunları söylüyordu.

yani bugün verdiğimiz karar bizim efradımızı öldürür ve garaza kurban eder. Fakat bu adamın ma sumiyeti a nlaşılırsa şu esbapdan dolayı mevkiini tahkim edecek şeyler lâ zım. C. TBMM ZC. 1. Ta sdik edilmediği takdirde Meclisçe ittihaz edecek karara tevfiki mua mele olunur” suretindeki önergesi üzere kabul edildi77 . bu heyet burada ola ma z. “İşbu mehakimden sadır olacak mukarrerat kati olup a nca k ida mı müstelzim hükümler Büyük Millet Meclisi icra Heyeti ta rafından badettasdik mahallerinde infaz olunur”76 şeklindeki önerge de kabul görmedi. Evet kanunu cezanın 113 ncü maddesinde bir sarahat var. s. 1. C. 133. “İşbu kanunun icrayı ahkâmına Adliye ve Dâhiliye Vekilleri memurdur” şeklindeki onunc u madde. Büyük Millet Meclisinin tasdikine iktiran eden kanun bir zaman olacak ki. 1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 269 ya zık olur. Giden yine milletimizdir. 132. D. 1. 1. TBMM ZC. s. Çok yerlerde görüyoruz ki. C. ” 75 S ekizinci madde hakkında verilen değişiklik önergelerinden Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’e ait olan. İster bir ma ddei ma hsusa ile isnadatta bulunan ister maddei mahsusa tâyin etmeksizin isnadatta buluna nla r hakkında bir maddei müzeyyele ilâve olunsun. D. D. hatalara insan heder olup gidiyor. Buna karşılık sekizinc i madde Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey’in. 133. Lâ kin o vereceğimiz ka rar. Ceza Kanununda iftira hakkında maddei mahsusa va rdır. s. bulunmıyaca ktır. s. D. Böyle bir kelime sadır olmuş ise on seneden a şağı olmamak üzere ceza görür. TBMM ZC. 1. 134. D. “…Halkımızın ha leti ruhiyesini teemmül buyurun. 133. liva ve vila yet merkezlerine ve köy heyeti ihtiyariyeleri müctemian celp edilerek ifham ve sureti tebligi muta za mmın heyeti mezkure âzalarının imzalarını havi zabıt varakaları tutularak idare meclislerince hıfz edilmekle beraber kavaninin nesir ve ilanı hakkındaki kanuna tevfika n a yrıca nesir muamelesi dahi yapılacaktır” denilen dokuzuncu madde hakkında söz alan ve önerge veren olmadığından madde aynen kabul edildi ve kesinleşti78 . C. Bu arada İzmit Mebusu Hamdi Namık Bey. “İşbu kanuna tevfikan ma ha kimden sâ dır olacak mukarrerat Büyük Millet Meclisince badettasdik maha llerinde infa z olunur. Binaenaleyh her halde bir ma ddei müzeyyele ilâve edilsin”80 diyerek zan altındaki kişinin masumiyeti anlaşıldığında yapılac ak işlem ve kişinin zan altında kalmasına sebep olan kimseler hakkında 75 76 77 78 79 80 TBMM ZC. Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey’in önergesi üzere. 134. “İşbu ka nunun icrayı ahkâmına Büyük Millet Meclisi memurdur” suretinde tadilen kabul edildi79 . 134. Her ha l ve kârda mahakimden sâdır olan karar Büyük Millet Meclisinde tadilen tasdik olunmalıdır. Fakat böyle bir isnat karşısında bulunacak bir a da m ma lûmu âliniz idam edilir. D. İdam edildikten sonra malûm olduğu üzere bu adam meza rında n çıkarak ve ikamei dâvaya sevk ettirmek imkânı yoktur. 1. TBMM ZC. Bir millet saadetini Büyük Mecliste görürse emin olun hem emin olurlar ve Meclisin dua hanı olurlar. C. 1. TBMM ZC. s. 1. Bir zaman olur ki. 1. . bu ceraimde bâzı eşhasa ait isnadatta buluna ca kla r ha kkında eğer bir hüküm sâdır olmuş ise. dediler ki. 1. 1. C. 134. s. “İşbu kanun her mahallin idare amiri tarafından nahiye ve kaza.

1. Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şahaneyi yedi ecanipden tahlis ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. Madde 4. Böylec e ihtilal ortamında ve şartlarında oluşan TBMM’nin ülkenin refahı ve kurtuluşu iç in düşündüğü ilk olağanüstü kanun olan Hıyanet-i Vataniye Kanunu şu şekilde kabul edilmiş oldu. birinc i ve ikinc i maddeler. Dokuzunc u. “İşbu kanun her mahalde neşir ve ilan olunduğu tarihten kırk sekiz saat sonra meriülicra olacaktır” suretindeki onbirinci maddenin de aynen kabul edilmesinin ardından. ilaveten. 81 82 TBMM ZC. 1. Özellikleri ve Önemi: 29 Nisan’da gerçekleştirilen toplantıda bu Kanun’un ikinc i müzakeresi yapıldı. D. Bu müzakerede. Kanun’un Son Şekli. TBMM ZC. Vaiz ve hitabet suretiyle alenen veya ezminc i muhtelifede eşhası muhtc lifeyi sırran ve kavlen hıyaneti vataniye cürmüne tahrik ve teşvik edenlerle işbu tahrik ve teşviki suver ve vesaiti muhtelife ile tahriren ve tersimen irtikâbeyliyenler muvakkat küreğe konulur. C. s. Oturum Başkanı ise kendisinden bu konuda bir önerge sunmasını istedi. onuncu ve on birinci maddeler ise ilaveten kabul olundu. dördüncü. Madde 1. Hiyaneti vataniye maznunlarının mercii muhakemesi ikarı cürmedilen mahaldeki bidayet ceza mahkemesidir. yedinci ve sekizinc i maddeler. D. 1. Madde 2. 4. Böylec e bu Kanun’un birinc i müzakeresi tamamlanmış oldu81 . Hıyanet-i Vataniye Kanunu bütünü itibariyle oylamaya sunuldu ve kabul edildi.270 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ne gibi bir işlem yapılacağının da ek bir madde ile belirlenmesi gerektiğine dikkat ç ekti. 134. Tahrikât ve teşvikat sebebivle maddei fesat meydana ç ıkarsa muharrik ve müşevvikler idam olunurlar. . altınc ı madde aynen. tadilen. s. Meclis’te baştan itibaren madde madde yeniden okunarak ve gerekli ek düzenlemeler yapılarak 14 madde halinde gerçekleşti ve kabul edildi82 . 25 Nisan’da Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in önerisiyle müzakeresine başlanan ve beş günlük yoğun müzakereler sonucu 29 Nisan’da kabul edilen Hıyanet-i Vataniye Kanunu. tadilen kabul edildi. Feran zimethal olanlar ile müteşebbisleri kanunu cezanın kırk beşinci ve kırk altınc ı maddesi muc ibinc e tec zive edilirler. yine kanunun birinc i müzakeresinde on birinc i olarak belirlenen madde de tadilen on dördünc ü madde olmak suretiyle söz konusu Kanun’un tasarısı. beşinci maddeler. Kanun’un birinci müzakeresinde dokuzuncu ve onunc u olarak belirlenen maddelerde de yalnız numara değişikliğine gidilerek. 137-145. tadilen. C. Ahvali müstacele ve fevkalâdede maznunun derdest edildiği mahal mahkemesi de ic rayı muhakeme ve itayı karara salâhiyettardır. üçüncü madde. on ikinci ve on üçüncü maddeler olarak. 1. Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunur. Madde 3.

Yasa’nın ilk maddesinde kimlerin “vatan haini” sayılac ağı belirtilmiş olup. Kanun. D. yargılamanın hız kazandırılması amacıyla hem yargılamayı yapac ak mahkemelere ve hem de ilgili mahallin mülkî idare âmirlerine yükümlülükler getirerek. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 271 Madde 5. s. İşbu kanuna tevfikan mahakimden sâdır olac ak mukarrerat katî olup Büyük Millet Meclisince badettâsdik mahallerinde infaz olunur. C. İşbu ceraimin emrü muhakemesi için mahkemelerce istenilen şahsa c elp ve davete hac et kalmaksızın bilâhüküm ihzar müzekkeresi tastir kılınır. bu suç la nitelendirilec eklerdi. 1. 1. Kanun’un uygulanmasında ihmali görülec ek olanların Ceza Kanunu gereğince cezalandırılacaklarını belirli bir hükme bağlamıştı. İşbu kanunun icrayi ahkâmına Büyük Millet Mec lisi memurdur. Madde 12. ya da fesat hareketlerine girişen veya yayında bulunan kişiler. C. Bu müddeti bilâsebep müc bir tecavüz ettiren mahallî zabıtası ile mahkeme heyeti kanunu c ezanın yüz ikinc i maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevkı mahkemesinc e muhakemesi bilic ra âzami yirmi gün zarfında hükme raptedilec ektir. 142-144. Madde 9. Madde 6. İşbu kanun her mahallin idare âmiri tarafından nahiye ve kaza liva ve vilâyet merkezlerine ve köy heyeti ihtiyariyeleri müçtemian celbedilerek ifham ve sureti tebliği mutazammının heyeti mezkûre âzalarının imzalarını havi zabıt varakaları tutularak idare meclislerince hıfzedilmekle beraber kavaninin neşir ve ilânı hakkındaki kanuna tevfikan ayrıc a neşir muamelesi dahi yapılac aktır. . 4-5. Madde 11. yazıyla ya da doğrudan doğruya bilerek karşı çıkan. 1. Hiyaneti vataniye maznunlarına ait muhakemat bir sebebi müc bire olmadıkç a âzami yirmi günde hükme raptolunac aktır. TBMM Kavanin Mecmuası. Tasdik edilmediği takdirde Mec lisç e ittihaz edilec ek karara tevfiki muamele olunur. Madde 7. 2-3. Kanun No: 2. Hiyaneti vatanive maznunlarının muhakemesi bidayet c eza mahkemelerinden verilecek gayrimuvakkat tevkif müzekkeresi üzerine her halde mevkufen ic ra edilir. Kabul edilen metin- 83 Düstur. Haklarında gıyaben hüküm sâdır olan eşhas derdestlerinde işbu kanuna tevfikan yeniden ve vic ahen muhakemeleri ic ra olunur. Zabıtai adliye memurlarının tanzim edec ekleri tahkikatı iptidaiye evrakı dairei istintaka tevdi olunmaksızın mahallin en büyük mülkiye memuruna ita olunur ve onun tarafından dahi müddei umumiler vasıtasiyle yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir. buna göre. Madde 10. Madde 14. 1. D. Madde 8. Madde 13. Büyük Millet Meclisi’nin yasallığına karşı ayaklanmaya yönelik sözle. İşbu kanun her mahalde tarihi tebliğ ve ilânından kırk sekiz saat sonra mer’i olac aktır83 . 1. Kanun No: 2. TBMM ZC. s. C. İsyana iştirak etmiyen eşhas hakkında ligarazin isnadatta bulunanlar isnadettikleri c ürmün c ezasiyle müc azaat olunurlar.

“Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şahaneyi yedi ecanipden tahlis ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak te şekkül eden Büyük Millet Meclisinin me şruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. 50. bu hüküm ve tedbirlerle daha ilk günlerinden itibaren millî mukadderata hâkim ve yüksek bir heyet olduğunu kanıtlıyordu88 . Ahvali sairede o cinayet için kanunen mayyen olan cezanın nısfından iki sülüsüne kadarı tenzil edilir. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun altıncı maddesi. 657. I. s. 105. Made 45. TBMM’nin kuruluşunun asıl sebebi. onun sebep olduğu olaylara karşı konmuştu87 . Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile millete karşı kendi meşru durumunu teyit etmiş ve bu meşruluğunu. s.. Bıyıklıo ğ lu. Hükümlerinin yürütülmesi sorumluluğu TBMM’ye verilen Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun ikinci maddesi gereğince isyana katılanlara idam c ezası verileceği gibi.t. age. Aybars. a. 1. Halife ve Padişah olsa dahi kendi üzerinde bir yasallık tanımadığını ilan etmişti84 . s. a. Yine Kanun’un birinc i maddesinde 85 .” Madde 46.. onun temsil ettiği davayı da karşıt eylem ve akımlardan korumaya yönelikti. s. Böylece TBMM. Mec lis.. 1. 2. “Bir kimse bir cinayet ikamı tasmim edip de vesaiti mahsusa ile icrasına bed ederek yed-i ihtiyarında olmıyan esbabı mânia haylûletiyle ol cinayetin husulüne muktazi ef’ali ikmal edememi ş ise kanunun sarahati olmıyan yerlerde fiili mezkûr idam veya müebbet kürek cezalarını müstelzim olduğ u halde müte şebbis hakkında yedi seneden eksik olmamak üzere muvakkat kürek ve müebbet kalebentlik cezasını müstelzim ise keza yedi seneden eksik olmamak üzere kalebentlik ve müebbeden nefi cezasını müstelzim olan ahvalde üç sene müddetle kezalik kalebentlik cezası hükmolunur.TBMM ZC. Bidayet Mahkemeleri’ne veya önemli durum halinde en yakın mahkemeye devredilmişti. isyanı teşvik edenlere de Ceza Kanunu’nun 45 ve 46. 656. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. C. 207.m. e şhası mezkûreye hemfiil denilir ve cümlesi faili müstekil gibi mücazat olunur. Hilafete ve Saltanata geleneksel bağlarla bağlı olan TBMM üyelerinin tepkisini yumuşatmaya yönelikti86 . D.272 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 de.m. Bu yasa.g. a. C. . Bıyıklıo ğ lu. Yedinci madde ile yargılamanın yirmi günden daha fazla sürdürülmemesi. 49.” . 84 85 86 87 88 89 Ergil. adlî zabıtanın ön soruşturma evrakını (tahkikatı iptidaiye) mahallin en büyük mülkî âmirine hemen onun da savc ıya yirmi dört saat geç meden teslimini zorunlu kılmakta idi. TBMM. s. D. Ural. Yine dördüncü ve yedinci maddelerde yargılama merciini ve ihmali görülenleri bağlayıcı hükümler yer almakla birlikte kanunda Bidayet Ceza Mahkemeleri yetkili mahkeme olarak gösterilmekte idi. “Eşhası mütaaddide bir cinayet ve cünhayı müttehiden ika eder veyahut ef’ali müteaddideden mürekkep olan bir cinayet veya cünhada birtakım e şhastan her biri cürmün husulü maksadiyle ef’ali mezbureden birini veya birkaçını icra eylerse.” TBMM ZC.. Aynı zamanda kabul edilen bu hüküm. düşman elinde esir bulunan Hilafet ve S altanatı kurtarmak amac ına dayandırıp Hıyanet-i Vataniye Kanunu’yla yaptırım altına almıştı. Ayrıca bozguncu ve propagandacılar ile onlara yardımcı olanların faaliyetleri de bu suç kapsamında idi. 29. yalnızca Meclis’i değil. maddeleri gereğinc e c eza verilecekti89 . Kanun’un uygulama yetkisi. s. sekizinci madde ile de davaların hızla karara bağlanarak tasdik merc ii olan TBMM’ye gönderilmesi hükme bağlanmıştı. s.g. Vatan hainliği ise TBMM’nin meşruluğuna ve milletin yüksek menfaatlerine karşı yapılacak her çeşit ayaklanma ve kışkırtıc ılık olarak tespit edilmiş ve kışkırtıcılığın kaynağı İstanbul Hükümeti olduğu iç in bu hüküm. Saltanatı ve Osmanlı topraklarını düşman elinden kurtarmak olarak gösterilmişti. Hilafeti. 233.g.

Bunun üzerine Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. Türk İstiklâl Harbi . . o sırada Konya’da bulunan Mustafa Kemal Pa şa. Ancak. Ural.t. 9 Mayıs’ta önemli bir durum olmadığı ve gereken kişilerin Meclis tarafından özel olarak affedildikleri için genel af ç ıkarılmayac ağına dair karar alarak özellikle “vatan hainliği” ile suç lananlara af kapılarını kapadı91 . Celp ve davete gerek görülmeden huzura gelme kararı yazılarak. 5. 51. 1.g. s. 51.t. 51. “…Hiya neti va ta niye ile ma znun olan bir adamın muhakemesi ya hiyaneti vataniye cürmünün irtikâbedildiği yahut derdest olunduğu mahal mahkemesinde görülür diye tesbit etmiş iken ve sureti cereya nı muhakemeye dair her suretle malûmat varken Ferid Paşa hakkında burada muhakeme icrasına a yrıca karar almak doğru değildir”95 diyerek suçlunun. Safranbolu’da kışkırtma sonucu meydana gelen bozgunc uluk üzerine 30 Nisan’da Kastamonu Valiliği’ne. s. a. 13 Mayıs’ta ise İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşları bir önerge ile Ferit Paşa Kabinesi ve kendilerine hizmet edenlerin. TBMM ZC. VI. iftira edenlerin. suçluya kendini müdafaa hakkı da tanımakta idi. Ankara 1974. 1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 273 Kanun. Dönemin olumsuz şartlarından dolayı ulaşım.t. gıyaben mahkûm edilmiş olanların. İzmir 2006. a. 282. s.145. 101.g.t. Mustafa Kemal Paşa. s. halkın habersiz olmasından dolayı meydana gelebilec ek sakınc alar ortadan kaldırılıyordu. 50. Genelkurmay Basımevi. karşısındaki kişiye yönelik ileri sürdükleri suçun cezasıyla c ezalandırılacaklarını öngördüğü gibi.g. 42. a. Yozgat ayaklanması nedeniyle de 28 Mayıs’ta Sivas Valiliği’ne92 Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun uygulanmasını emretti. harp divanları tarafından en ağır şekilde c ezalandırıldı 93 . Yine İngiliz Gizli Servisi’nden para alan kişiler olduğu anlaşılan Anzavur olaylarında parmağı olanlar. haberleşme ve yayın şartları göz önüne alınarak Kanun’un her bölgede yayınında kırk sekiz saat sonra yürürlüğe girec eği esası kabul ediliyordu 90 . a. s. ayaklanmaya teşvik eden sekizi asker kaçağı olmak üzere otuz altı kişi harp divanına verilmişlerse de. 283. yakalandıklarında yeniden yargılanmalarını sağlayıp. Ayrıca Kanun’un halka duyurulması ve yayınlanması öngörülerek böylece TBMM’nin halk nezdinde tanınmasına arac ı olması isteniyor ve Kanun’dan.İstiklâl Harbi’nde Ayaklanmalar (1919-1921). onun bu niteliği uygulamanın yavaşlamasına ve kesin sonuç alınmasının gec ikmesine sebep olac aktı. İstiklâl Mahkemeleri. D. 52. Ural. s. yakalandığı yerde veya 90 91 92 93 94 95 Ural. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun birinc i ve ikinci maddeleri gereğinc e gıyaben yargılanmalarını teklif ettiler94 . yargılama aç ısından zaman kaybının önüne geçildi. suçluları affetmiştir. 5 Mayıs 1920’de Konya’da halka beyanname okuyup. 1. Kanun’un Uygulanmasında Karşılaşılan Zorluklar: Hıyanet-i Vataniye Kanunu bir devrim yasası olmakla birlikte uygulama yönü ile olağan yöntemlere ve kurumlara dayandırılmıştı. C. Zeus Kitabevi. s. C. Ural. 1. 29 Nisan’da Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun kabul edilmesinden bir süre sonra. 52. s.g. Meclis. C. D. Ergün Aybars. TBMM ZC.

s. 19 Mayıs’ta ise İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşlarının 13 Mayıs tarihli önergesi. a. C. Ferid Pa şanın Sulh Konferansında Toros’un cenubundaki dört milyona yakın Türkü haymene şin ve yabancı addederek Fransızlara pe şke ş çekmesi ve Anadolu’nun muhtelif mahallerinde şuri ş ve fesat ikaına kalkışması büyük bir hiyanet olduğ undan kendisinin vatanda şlık hukukundan tecridine ve milletimiz arasından tardına karar verilmesine mütedair bulunan. Meclis’in onayı bulunmadan infaz edilmesi.”. elebaşlarından S efer Beyi suçluları Hükümet adına asmayacağına söz vermesine rağmen. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun 8. a. diğer kararlarımız gibi. . D. s. 1.g. Damat Ferid Pa şanın vatanda şlık hukukundan tecridine ve milletimiz arasından tardına karar verilmesi hakkındaki teklif encümenimizce de muvafık ve münasip görülmekle keyfiyetin olveçhile karar ita buyurulması zımmında Meclisi Umumiye tevdiine. D. karşı koyanların evlerinin yakılması ve suçlu görülenlerin. s. manen büyük etki yapacağı düşünüldü ve bu teklif. İngiliz esaretini bu memlekete sokmak istiyen İngiliz yardakçılarını bugün yakalıyamayız. s. 52. …Biz Ferid Paşayı yakalıyamayız.g. C. Hükümet’in otoritesini ç iğneyerek idam etti99 .. oy birliği ile Adliye Enc ümeni’ne havale edildi97 . 96 97 98 99 100 TBMM ZC. Ardından Antalya Mebusu Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey söz alarak. Hiç bir karara bağlı kalınmaksızın. 283. Aybars. ilâmını söyler ve İsta nbul’a ka ra rla rımızı. Hiç olmazsa Millet Meclisi. 1. D. Meclis ve Hükümet’e olan güven sağlanamıyor. Ferid Pa şa ile hiyaneti vataniyede bulunan rüfekası ve müzahir ve muinleri hakkında takibat ve tahkikatı lâzimei kanuniye icra ettirilmesinin de Heyeti lcraiyeye berayı havale Makamı Celili Riyasete takdimine karar verildi. Böylec e Damat Ferit Paşa’nın “vatan haini” olduğuna karar verilmişti. “İslâmları yekdi ğ eri aleyhine tahrik ve te şvik ile beynelislâm irakai deme sebebiyet ve şu suretle hiyaneti vataniyeleri sabit olan Ferid Pa şa Kabinesiyle müzahir ve muinlerinin Hiyaneti Vataniye Kanunu ahkâmı mündericesine tevfikan icrayı muhakemei gıyabiyeleri için bir karar ittihazı hakkındaki İzmit Mebusu Hamdi Bey tarafından ita ve Meclisi Umumiden havale olunan 13 Mayıs sene 1336 tarihli. 1. TBMM ZC. İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşlarının teklifi ve Meclis’te yapılan müzakerelerin akabinde 17 Mayıs’ta alınan kararla Damat Ferit Paşa’nın önc e “vatandaşlıktan ç ıkarılmasına” karar verildi.t. TBMM ZC. 284. Adalet Komisyonu’nca da uygun görüldü98 . Meclis’in onayı olmadan harp divanları tarafından yargılandı ve bunlardan on üç ü ve Düzce ayaklanmasında rolü olan altı kişi idam edildi. birçok kimsenin merkezî otoriteden uzak ve keyfî bir şekilde c ezalandırılmaları halkı tedirgin ediliyor. Mersin Mebusu İsmail Safa ve Bursa Mebusu Emin Beyler taraflarından muta takrirler üzerine müzakere olundu. kendi haklarında düşündüğü hükmünü. bazı sebeplerle idam edilmeleri. Hıyanet-i Vataniye Kanunu gereğince 200’e yakın Kuvay-ı İnzibatiye mensubu ve asî. 285. 32. s.274 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 suç un işlendiği yerde yargılanması gerektiğini belirtti ve Ferit Paşa’nın yargılanamayac ağı üzerinde durmuştu. ayrıc a terör olaylarını şiddetlendiriyordu100 . “…Bizim üzerimize düşen bir şey var. 1. Ayaklanmaların bastırılmasında önemli rol oynayan Ethem. Buna göre. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. faili doğruda n doğruya ya kalamak mümkün değildir. yine tebliğ ederiz. İstanbul’a değil bütün vatana ait olduğu gerekç esiyle maddeten olmamakla beraber. 1.t. 1. suçlu veya suç suz bütün halkın malına el konulması. Ural. 342. s. maddesi gereğince idam kararlarının. TBMM otoritesini olumsuz yönde etkiliyordu. Bunun mânevi büyük bir menfa a ti va rdır ” 96 diyordu. Anc ak. Ural. 284. Meclis’te yapılan diğer müzakereler sonucu Ferit Paşa’nın suç unun yalnız. 52. C.

32. 32.t. Meclis ise bu gibi mağdurlara tazminat ve mahkemelere de ihtar verilmesini istiyordu101 . Ural.g. 1. Asayiş ve inzibatı haleldâr olan ve harekât-ı askeriyenin iptidâr eylediğ i mahallerde bu harekâta sebebiyet veren e şhas hakkında 13 Recep 1333 (27 Mayıs 1915) ve 14 Mayıs 1331 (1915) tarihli kanun-u muvakkat ile 16 Te şrin-i Evvel (Ekim) 1336 (1920) tarihli Hıyanet-i Harbiye Kanunu ahkâmı tatbik ve ale’l-usûl muhakemeleri divân-ı harplerde icra edilmektedir. 101 102 103 Aybars. Madde 3. “Hıyanet-i Vataniye ve Harbiye Kanunlarında münderic cerâimden ekserisinin yekdi ğ erine mü şâbehet ve mülâbeseinden nâ şi kavanin-i mezkûrenin suveri tatbikiyesince bazı mahallerhe hâsıl olan tereddüdün ref ve izâlesiyle hâlen ve âtiyyen memurîn-i askeriye ve adliyece düsturu’l-amel olabilecek bir şekilde tesbite lüzum görülmedi ğinden berveçh-i âti mâlümat ve izâlatın bilimûm valilerle kumandanlıklara ve müddeiumumiliklere tebli ğ i Heyet-i Vekile’ce karargir olmu ştur. olağanüstü ortamın koşullarını karşılayamayabileceği konusunda birtakım tereddütler ortaya ç ıktı.. 53. Öyle ki Mahkemeler Hıyanet-i Vataniye gereğince verdikleri kararları TBMM’ye gönderiyor. s. Hıyanet-i Vataniye Kanunu cürmün vuku buldu ğ u mahalde emn-u asayi şin müstekâr ve nüfuz-u hükümetin halelden masûn ve kâffe-i şuabat-ı idarenin tedvir-i umura muktedir oldu ğu bir zamanda ika edilen Hıyanet-i Vataniye cerâimi mürtekipleri hakkında tatbik olunmaktadır. Bunun yanında. s. a. Bu divân-ı harplerden sâdır olacak ahkâm-ı cezâiyeden ibret-i müessire olmak üzere acilen tenfiz-i icâp edenler hakkında Askerî Ceza Kanunu’nun altmışbirinci maddesi mucibince hareket olunacaktır. Makam itibariyle kolordu veya müfrez fırka kumandanlığı selâhiyetini hâiz olan zevattan maâda harekât-ı dâhiliye için do ğrudan doğ ruya Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti’nden veya cephe veya kolordu kumandanlıkları tarafından tavzîf olunarak sevk olunan kıtaât kumandanları dâhi hiçbir tasrıha lüzum görülmeksizin vazife-i te’dibiyeye devam etti ğ i müddetçe şimdiye kadar oldu ğ u gibi Merkez Fırka Kumandanı selâhiyetini istimâl ederler. 32. Bu gibi işlemler uzun zaman kaybına sebep olduğu için de görülüp karara bağlanması gereken davalar birikiyor. Aybars. Bundan dolayı suçsuz yere aylarca tutuklu kalanlar bulunuyordu. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun bazı hükümlerinin normal zamanlara göre düşünülmüş olması ve usul yönünden de zaman kaybına neden olabilec ek hükümlerin mevcudiyeti göz önüne alındığında. D. Suçlulardan yirmi ikisi ise 1 Temmuz’da idam edildi. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Bu tür keyfî yargılamaların yanında Bidayet Mahkemeleri’nden de beklenilen netic e alınamıyordu. . davaların kısa sürede sonuçlandırılamayacağı ve normal mahkemelerden beklenen sonuç ların elde edilemeyec eği anlaşıldı. Madde 2. aynı zamanda c ezadan ibret olması yönünde beklenen sonuç alınamıyordu. Kararname No: 81. Bakanlar Kurulu ise bütün bu olumsuzluklar karşısında “Hıyanet-i Vataniye” ve “Hıyanet-i Harbiye” kanunlarında bulanan suçların çoğunun birbirine benzemesinden kaynaklanan ç elişkileri ayırabilmek için 20 Temmuz 1920’de “Hıya net-i Va ta niye ve Ha rbiye Kanunlarında Münderiç Suçların Birbirine Müşabeheti Dolayısıyla Ha sıl Ola n Tereddütün İzalesi için Ta’minen Tebliğ Olunan Kararnâ me” 102 adı altında bir karar aldı.” TBMM Kavanin Mecmuası. 1. s. Madde1. Ancak bu maddedeki selahiyet esbâb-ı kaviye ve mücbiriye müstenit olmaksızın istimâl etmek mûcib-i mesuliyettir. Meclis ise konuyu Adliye Encümeni’ne iletiyor ve onun bilgisine dayanarak karar veriyordu. Bu kararın alınıp yayınlanması “Hıyanet-i Vataniye Kanunu”na önc elik tanınmış olduğunu göstermekte idi103 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 275 26 Haziran’da Harp Divan’ları (sıkıyönetim askerî mahkemeleri) kurularak Zile’de ayaklanmaya katılanlardan ve ayaklanmayı teşvik edenlerden elli kişi yakalanıp bu askerî mahkemede yargılandı. 31. C. s. yargılama usulleri olağanüstü dönemin istisnaî şartlarına uymayan sivil mahkemeler ve Divan-ı Harpler dışında kanunu uygulayabilec ek bir yargı organı olmamakla birlikte.

Aybars. Merkezlerinden uzakta ve seyyar bulundukları müddetçe ia şelerine medar olmak üzere ayrıca kırk kuru ş yevmiye verilecektir. 65. C) Firari derdesti ve e şkıya takibatında hidematı fevkalâdesi görülenlere hizmetinin derecesine göre ayrıca Heyeti îcraiyece tertip edilecek nizamnameye tevfikan mükâfatı nakdiye verilecektir. Aybars. ba şçavu şlara üç yüz kuru ş verilecektir. a. İstiklâl Mahkemeleri’nin hukukî dayanağı107 olac aktı 108 . Bu nedenle idarec ilerle ilgili kararların alınmasında tarafsız yargıç lara ihtiyaç vardı106 . S ert cezaların uygulanması için gerekli olan bir organ yoktu. halkın meşru temsilc ileri tarafından kurulmuştu. s. İşbu kanunun icrasına Müdafaai Milliye vekâleti memurdur. Ural. TBMM Kavanin Mecmuası. Harp Divanı üyeleri bağlı bulundukları bölgede askerî ve sivil idarecilerle ilişki iç erisindeydiler ve mevki ve rütbece de onlardan küçük idiler. Piyade.g. Öte yandan mahkemelerin kuruluşu da tamamlanmadığı için mahkemenin kurulduğu yöre eşrafından bakkal veya esnaftan biri buraya üye olabilmekteydi. çavu şlara iki yüz. Madde 8. Madde 3. Süvari ve piyadeden mürekkep olan işbu müfrezelerin ia şe. Te şekkül edecek bu müfrezeler hizmeti muvazzafai askeriye haricinde bulunan esnan erbabından bir sene müddetle gönüllü olarak kaydolunurlar ve bir seneden evvel terki vazife edemeyip yeni sene için tecdit edilmek hakkını haiz olacaklardır. Madde 9. I.” . s. C. s. 54. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. Süvari efradının hayvanatı müsademe veya harekâtı askeriye esnasında telef veya sakat olur ise taraf miriden muadili bir hayvan veyahut esmanı ita kılınır. TBMM’nin 7 Haziran 1920’de 5 numaralı kanun olarak çıkarttığı “Seyyar Jandarma Müfrezeleri”109 Kanunu’nu kabul edilip uygulanmaya başlamasından son104 105 106 107 108 109 Aybars. Bu gibi kimselere idam yetkisinin verilmesinde ise sakıncalar vardı.g. Kanun No: 5. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)….. 6. Suçlu ve tanıklar kilometrelerce uzaktan gelip mahkeme kurulunun toplantısını beklemek zorundaydı. Madde 5. Bu sebeple de cezaların Mec lis otoritesine bağlı kuruluşlarc a verilmesi gerekiyordu.m. Müdafaai memleketin temini ve asayişi umuminin lâyıkiyle tesisi için Müdafaa-i Milliye vekâletine merbut olmak üzere seyyar jandarma müfrezeleri te şkil edilmiştir. İcabında te şkilâtın teshili maksadiyle talip olan efrada hayvan almak üzere usulüne tevfikan taviz suretiyle muaveneti nakdiye icra edilir. 35. 6. İşbu efrat eytam ve eramili olbaptaki kanundan istifade edecektir. Nitekim 1921 yılı ba şlarına gelindiğ inde bu te şkilâtın çalışmalarını devam ettirmesini gerektirecek şartlar . D. Süvari Sınıfından Mürekkep Olmak Üzere Jandarma Müfrezeleri Te şkili Hakkında Kanun “ Madde 1. Madde 4. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Çelik. age. Madde 7. 34.. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Madde 10.t. Maa şat maktuan berveçhi âtidir: A) Piyade efradına şehrî bin iki yüz kuru ş. Madde 2. B) Süvari efradına şehrî bin be ş yüz kuru ş verilecektir. 597. ilbas. Kanun Hakkında Beklenen Netic eye Dayalı Yapılan Değişiklikler: TBMM’nin 29 Nisan 1920’de kabul ettiği Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile 11 Eylül 1920’de kabul ettiği Firariler Hakkında Kanun ve 18 Eylül 1920’de alınan 45 numaralı “Muhtelif Menatıkta İstiklâl Mahkemeleri Teşkili Hakkındaki Ka ra r” . Onba şılara efrat maa şından fazla olarak yüz. a. s. Oysa TBMM. Dolayısıyla da harp divanlarından bir kısmı kaldırıldı105 . Bir senelik hizmetleri hizmeti mükellefeı askeriyesinden iki sene olarak mahsubu icra kılınacaktır. teçhiz ve teslihi tarafı Hükümetten temin edilir. Müfreze zâbitanı jandarma zâbitanı misillû tahsisat alacaklardır. s. Madde 6. Ezherli. bu te şkilâtın. 32. s. Süvariler hayvanlarını kendileri tedarik etme ğ e mecburdurlar.. Kanun’un uygulamaya ba şlanmasından sonra. 1. TBMM’nin otoritesinin kurulmasında büyük yararlılıkları oldu.276 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S uç luların özellikle harp divanlarınca cezalandırılmaları askerî otorite düşünc esi yaratıyordu104 . Türk ihtilalinin bir eseri olup. İsminden başka diğer mahkemelerle hiç bir farkı olmayan harp divanlarının verdiği cezalar ise suçun önemi ile bağdaşmıyordu. s.

s. faile az bir ceza vererek. TBMM Kavanin Mecmuası. I. ancak bu durumun baharda da sürece ği anlamına gelmeyece ğ ini ifade ederek. Mahkemelerde görev alan yargıçların hemen hepsi medrese mezunu hatta alaydan yetişme kişiler olmakla birlikte hukuk mezunu çok azdı. ona vatanı için çarpışmak üzere yeni bir şans tanımak ve benliğini terbiye etmesine yardımcı olup bu yolla kazanılan her askeri c epheye göndermekti111 . 37. taburlardaki asker sayısı birkaç kişiye kadar inebiliyordu. 34. İşte Millî Müc adele’yi güç lendirme ve ayakta tutma imkânı böyle yaratılabilirdi. Fakat Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey. cephede ölmeye terc ih ediliyordu. Muvazzaf ve gönlü ile hizmeti askeriyeye dâhil olupta firar edenler veya her ne suretle olursa olsun firara sebebiyet verenler ve firari derdest ve şevkinde tekâsül gösterenler ve firarileri ihfa ve ia şe ve ilbas edenler hakkında mülki ve askerî kavaninde mevcut ahkâm ve indelicap diğ er gûna mukarreratı cezaiyeyi müstakillen hüküm ve tenzif etmek üzere Büyük Millet Meclisi azalarından mürekkep İstiklâl mahkemeleri te şkil olunmu ştur. bunun için verilecek ceza. 8. s. kendisinin de üstünde bir güç görmediğinden. Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı Bey. e şkıya faaliyete geçece ğ i zaman bu te şkilâta ihtiyaç duyulabilece ğ ini belirti. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. yargı yetkisini yeteneksiz kişilerden ve yöntemlerden kurtarmak istiyordu110 . 11 Eylül 1336 (1920). Kanun No: 94. verdikleri cezalar ise caydırıcılıktan uzaktı. olağanüstü devrin ihtiyaçlarını yerine getirebilecek nitelikte olmayıp. I. toplumun içinde bulunduğu koşulları bilen. Millî Hareket’in cesaret ve şiddet gerektirdiğini benimseyip. Kanun teklifi hakkında söz alan Müdafaa-i Milliye Vekili Fevzi Pa şa. Bu yüzden de asker kaçaklarının sayısı gittikçe artıyor. s. Te şkilâtın la ğ vedilmesi kararla ştırıldı. etkiden uzak ve ç oğu kez de âdil değildi. kararlarında bağımsız ve tam yetkili üyelerden kurulu ihtilâl mahkemeleri yerine getirebilirdi. I. C. D. D. TBMM’nin 10 Şubat 1921 günkü toplantısında ele alındı. Mevcut kanunlar ve mahkemeler. TBMM Matbaası (2. Madde 2. 100. Firariler Hakkında Kanun. kaç ak olaylarını durdurmak bir yana. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’ndan beklenen sonucun alınabilmesi ve Kanun’un eksikliklerinin yok edilebilmesi ise çabuk ve sert kararlar alan ve bu kararı aynı ç abuklukla uygulayan mahkemelerin kurulmasına bağlıydı. Bu mahkemeler azasının adedi üç olup Büyük Millet Meclisi’nin ekseriyeti ârasiyle intihap ve içlerinden birisi kendileri tarafından reis addolunur. bu sebeple e şkıyanın faaliyet göstermediğ ini. Aybars. Ankara 1945. mahkeme usulleri ağır. Böylesine zorlu bir görevi ise Millî Müc adele’nin amac ını ve önemini kavramış. No: 21 Madde 1. 11 Eylül 1920’de “Firariler Hakkında Kanun”112 adıyla TBMM’nin 21 nolu kanunu olarak yürürlüğe girdi. kabul edilerek. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. korku yaratmak ve kaç ak olaylarını ölümle cezalandırmak değil. Aybars.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 277 ra yaklaşık dört ay gibi bir zaman geçmesine rağmen. istenilen sonuc a ulaşılamadı. Seyyar Jandarma Te şkilatı’nın hangi gerekçeyle ve hangi şartlarda kuruldu ğ unu anlattıktan sonra düzenli ordu kurma çalışmaları yapılan bu günlerde artık bu te şkilâtın ömrünü tamamladığ ını ifade etti. 163-165. ortadan kalkmıştı. 35. Sivas Mebusu Emir Pa şa ve Müdafaa-i Milliye Vekilli Fevzi Pa şa’nın bu endişelerin yersiz oldu ğ unu ifade etmelerinden sonra oylamaya konulan kanun teklifi. Böyle bir ortamda suçlulara bakmakla görevli olan mahkemelerin çalışma sistemleri yetersiz. s. Bu sebeple Bolu Mebusu Yusuf İzzet Pa şa ve arkadaşlarının Seyyar Jandarma Müfrezeleri’nin la ğ vedilmesiyle ilgili 5 Şubat 1921 tarihli kanun teklifi. 110 111 112 . bütün bunların altında yatan asıl sebepleri araştırmak. TBMM Zabıt Ceridesi. Basılış). mevsimin kış oldu ğ unu. Özellikle asker kaçaklarını önlemek için uygulanan c eza hükümleri. C. Kurulac ak olan mahkemelerden kasıt ceza vermek.

s. İşbu kanunun icrasına Büyük Millet Meclisi memurdur. özellikle Millî Mücadele sırasında ve daha sonra inkılâpların korunmasında etkili olan ve 71 yıl yürürlükte kalan bu Kanun’un işlevini tamamladığ ı dü şünülmü ştür. 123. C. İşbu kanunun icrayi ahkâmına Adliye vekili memurdur. s.. Her istiklâl Mahkemesi ketebe ve müstahdemin ma şatı şehrî yüz lirayı geçmiyecektir. 1. TBMM ZC. Akın.117 Madde 3. 29. TBMM Kavanin Mecmuası. age. Baskı). 61. 171. Madde 4. aynı amaçla devletin şeklini de ğ iştirmek. Ankara 1959. İstiklâl Mahkemeleri’nin evamir ve mukarreratını infaz etmiyenler veya infazda taallül gösterenler işbu mahkemeler tarafından tahtı muhakemeye alınır. Son olarak Kanun’un tümü 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 23. halk arasında bozgunculuk ve ayrılık çıkarmak için gerek tek ba şına ve gerek toplu halde söz ile yazı ile veya eylemli olarak söylev vermek ve yayında bulunmak da vatan hainliğ i sayılmıştır. D. Kanun No: 335. 100. TBMM ZC. s. Saltanatın kaldırılmasını müteakip 15 Nisan 1923 tarih ve 334 sayılı Kanun’la113 değiştirilerek. C. 32. 175-190. Madde 2. s. 1. 101. C. 64. age. Hiyaneti Vataniye Kanununun sekizinci maddesi berveçhi âti tadil olunmu ştur: İşbu kanuna tevfikan mehakimden sadir olan mukarrerattan mahkûmiyeti mutazammın olanlar resen ve beraet veyaademi mesuliyet ile vazife ve salâhiyet gibi mukarrerat müddeiumumilerin veya alâkadaranın istidalarına binaen Heyeti temyiziye ceza dairesince mevaddı saireye tercihan tetkik olunur. Heyeti temyiziye ceza dairesi ahkâm ve mukarreratı mezkûreyi vazife ve salâhiyetten ve tahsisatın hükme müessir olacak surette noksanından ve iptal hakkı mucip olacak surette usulü muhakemeye ademi riayetten ve hükmün kanuna muhalefetinden na şı âdiyen nakız ve o dairede ifayi muameleetmek üzere hükmü veren mahkemeye iade eder. Madde 5. söz konusu karara aykırı olarak veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin meşruluğuna ayaklanmayı iç eren sözle.. s. Kanun No: 21. Düstur. 1 Kasım 1922 tarihli kararla. 1. Madde 6. s. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. D. işbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. 15 Nisan 1923 tarih ve 335 Sayılı Kanun116 ile Kanun’un sekizinc i maddesinin değişikliği. Her İstiklâl Mahkemesi vazifeye mübadereti anında firari ve bakaya efradının bir müddeti muayyene zarfında icabetini teminen her türlü vesaiti tebliğ iyeye müracaat eder. Hiyaneti vataniye kanununun birinci maddesi berveçhiâti tadil olunmu ştur: Saltanatın ilgasına ve hukuku hâkimiyet ve hükümranisinin gayrikabili terk ve tecezzi ve fera ğ olmak üzere Türkiye halkının mümessili hakikisi olan Büyük Millet Meclisinin şahsiyeti maneviyesinde mündemiç bulundu ğ una dair 1 Te şrinisani 1338 tarihli karar hilâfında veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin me şruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya tahriren veya fiilen ankasdin muhalefet veya ifsadat veya ne şriyatta bulunan kesan haini vatan addolunur.. 1. karışıklık yaratmak veya yayında bulunmak vatan hainliği sayılmıştı114 . Ankara 1961. İstiklâl Mahkemeleri’nin kararları katî olup infazına bilûmum kuvayi müsellâha ve gayri müsellâhai Devlet memurdur. 1. TBMM Matbaası. 391. İşbu mahkemelerin adedini ve mıntıkalarını Heyeti Vekile’nin teklifi üzerine Büyük Millet Meclisi tâyin eder.1. Çoker. s. 113 114 115 116 117 . Madde 9. s. yazı ile veya eylemli olarak karşı gelmek.278 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 14 Aralık 1920’de Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’in Kanunlara numara verilmesi hakkındaki teklifinin ardından 2 numarayı alan ve 7 Şubat 1921 tarihli Ceride-i Resmiye (Resmî Gazete) ile yayımlanan bu Kanun’un 1. Yani Bu kanuna göre mahkemelerden verilecek hükümlerin inceleme ve onaylama yeri ve usulleri değişik hükümlere bağlanmıştı. s. s. 29 Nisan 1336 Tarihli Hıyaneti Vataniye Kanununun Sekizinci Maddesini Muaddil Kanun Madde 1. Nakız kararlarına karşı israrcaiz de ğ ildir. 29. Bkz. I. Madde 3. D. 123. D. age.1. 162. 190-192. Çoker. Madde 8. C. TBMM Kavanin Mecmuası. Bundan ba şka zaman içerisinde vatana ihanet suçunun kapsamı gelişmelere paralel olarak farklılık göstermiş ve bu nedenle kanun üzerinde de ğ işikliklere gidilmiştir. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. s. D. C.. Kanun No: 334. TBMM Kavanin Mecmuası. TBMM Matbaası (3. işbu kanunun icrasına Adliye Vekili memurdur. C. 1. Üçüncü Tertip. Turan. Madde 7. Böylece 334 sayılı sayılı Kanun’la Hıyanet-i Vataniye suç u kapsamına saltanat savunucuları da alınarak rejime geri dönüş riski ortadan kaldırılmıştı115 . 31. Bu Kanun hakkında yapılan müzakereler için bkz. 22. C. Nitekim Bu maddeye 25 Nisan 1925 tarih ve 556 Sayılı Kanun’la eklenen bir fırka ile dinî veya dince kutsal sayılan kuralları siyasal amaçlara alet edecek dernekler kurulması yasaklanmış. maddesi (a) fıkrası ile yürürlükten kaldırılarak. Hıyanet-i Vataniye suçlarında temyiz yolunu açmıştı. D. I. 390. Hıyanet-i Vataniye Kanununun Birinci Maddesinin Tadili Hakkında Kanun Madde 1. age.. Madde 3. 4. Adı geçen kanun hakkında yapılan müzakereler için bkz. maddesi. TBMM ZC. bu tür dernekleri kuranlar veya bu derneklere girenler. Madde 2.

Bu durum. düşünülen uygulamaları gerç ekleştirilebilec ek kurumlar olarak düşünülmüştür.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 279 SONUÇ 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması ile birlikte Anadolu’nun önemli bir kısmı İtilaf Devletleri tarafından haksız bir şekilde işgal edilmiş. 25 Nisan 1920’de Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in önerisiyle gündeme alınıp müzakerelerine başlanmış ve çetin tartışmaların ardından 29 Nisan 1920’de kabul edilmiştir. Anadolu halkını Millî Mücadele aleyhinde harekete geç irmekten ç ekinmemiş. Silah altına çağrılanlar. Nitekim 11 Eylül 1920’de kabul edilen ve “Firariler Hakkında Kanun” ile kurulan “İstiklâl Mahkemeleri” olağanüstü şartların gerektirdiği ç abuklukla. Damat Ferit Paşa Hükümeti acizliğin ötesinde işgalcilerle işbirliği yaparak. . S aray ve onu temsil eden İstanbul Hükümeti işgalc i güç ler karşısında ac ze düşmüş. Kanunun ilk maddesinde kimlerin “vatan haini” sayılac ağı. doğrudan doğruya bilerek karşı çıkan. verilen önergeler ve bu önergeler hakkında yapılan müzakerelerde bir grup mebus. yeni bir kanuna gerek olmamalı idi. düşman elinde esir bulunan Hilafet ve S altanatı kurtarmak amac ına dayandırıp Hıyanet-i Vataniye Kanunu’yla yaptırım altına almış. verilecek c ezanın da “idam” olduğu tespit edilmiştir. Padişahın askerliği kaldırdığını bildiren fermanının ve TBMM’nin gayrimeşru olduğunu ilan eden bildirilerin etkisi altında kalarak ya askere gelmiyor ya da şubelerden ve kıt’alardan kaç tıkları gibi yanlarında kendilerine verilmiş olan silah ve c ephaneyi de götürüyorlardı. onlara göre Osmanlı Ceza Kanunu ile bu tür suç ların üzerine gidilebileceğinden. onu uygulayac ak mahkemeler kurulamadığı iç in istenilen netic eyi vermemişti. iç inde bulunduğu hıyanete Anadolu halkını da sürüklemeye ç alışmıştır. Cephelerde ölüm kalım savaşı verenlerin yüzü düşmana dönük iken. ya da fesat hareketlerine girişen veya yayında bulunanlar olarak belirlenmiş. Ancak. bu temelde Hıyanet-i Vataniye Kanunu. TBMM. Halife ve Padişah olsa dahi kendi üzerinde bir yasallık tanımadığını ilan etmiştir. c ephe gerisinde arkadan vurulmama çareleri aranmış. Meclis’in ve yeni devlet geleneğinin tam olarak kavranılamadığını. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile millete karşı kendi meşru durumunu teyit etmiş ve bu meşruluğunu. çekingenlik ve kararsızlık göstererek Kanun’un ç ıkmasına muhalefet etmekte. yazıyla. TBMM’nin açılmasıyla âdeta önü alınamaz bir hale gelmiştir. kısa bir süreliğine de olsa etkili olarak Kanun’un çıkarılmasını geciktirdiğini göstermektedir. bu isyanlar. İstanbul Hükümeti’nin bu hıyaneti ve kışkırtmaları Anadolu’nun birç ok yerinde isyanlara sebep olmuş. İstanbul Fetvasının. Büyük Millet Meclisi’nin meşruluğuna karşı ayaklanmaya yönelik sözle. Anc ak hızlı ve kesin kararlar alabilmek amacıyla çıkarılan bu kanun.

Ankara 1945. Ankara 1983. -Ergil Doğu. C. TBMM Matbaası (2. TBMM Basımevi (Üçüncü Basılış). Süreli Yayınlar -Düstur. D. İstiklâl Mahkemeleri. I. Türkiye Büyük Millet Meclisi (1920–1998) ve Osmanlı Meclisi Mebusanı (1877– 1920). -Atatürk’ün Tamim. TBMM Basımevi (3. Sayı: 40. -Tevetoğlu Fethi. -Turan Şerafettin. I. 1. 29. C. B. Telif. 2.280 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA A. Nutuk 1919 – 1927. C. -Belen Fahri. AÜ Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi. İzmir 2007. Ankara 1981. -TBMM Zabıt Ceridesi. 1. Dr. -TBMM Zabıt Ceridesi. İstanbul 1990. Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). . Ankara 1960. Baskı). TBMM Devleti (1920-1923) Birinci Meclis Döneminde Devlet Erkleri ve İdare. 1. İstanbul 1929. Türk Kurtuluş Savaşı. C. . Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi. 2. Ankara 1943. Ankara 1975. İstanbul 1985. Ankara 1994. 637–663. C. Ankara 1989. TBMM Matbaası (3. 1. Baskı). TTK Basımevi. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. TBMM Kültür. Zeus Kitabevi. Ankara 1992. -Jaeschke Gotthard. D. 1. . TBMM Matbaası. Tetkik ve Biyografik Eserler -Akın Rıdvan. XXIV. Telgraf ve Beyannameleri IV (Açıklamalı Dizin İlavesiyle). I-II. 6. C. Dönem (1919-1923). Bilgi Yayınevi. Belleten. Ankara 2006. Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları. Ankara 2006. İstiklâl Mahkemeleri (1920–1927). -Baykal Hülya. “Millî Mücadele’de İç İsyanlar. -Albayrak Mustafa. Erzurum 1992. Ankara 1959. 2. Baskı). TTK Basımevi. -Aydemir Şevket Süreyya. C. Bilgi Yayınevi. Türk Kurtuluş Savaşı Kronoloj isi –Mondros’tan Mudanya’ya Kadar (30 Ekim 1918–11 Ekim 1922). Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I. s. C. KORKMAZ Zeynep). 8. İstanbul 2008. Tek Adam Mustafa Kemal (1919–1922). C. II. -TBMM Zabıt Ceridesi. 4. Vatana İhanet Kanunu ve İstiklâl Mahkemeleri” . -Aybars Ergün. Millî Mücadele Yıllarındaki Kuruluşlar. I. Baskı). Parlamento Tarihi Millî Mücadele ve TBMM I. D. I. Türk Basın Tarihi 1831-1923 (Tanzimat-Meşrutiyet-Millî Mücadele Dönemleri). -Çelik Kemal. -Ezherli İhsan. C. Milliyet Matbaası. Sabahattin Selek. I. -TBMM Zabıt Ceridesi. D. TBMM Matbaası (3. Zeus Kitabevi. -Çoker Fahri. 569-613. Üçüncü Tertip. C. Ankara 1959. Ankara 1981. Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları. Hatıralar. -Atatürk Kemal (Bugünkü dille yayına hazırlayan Prof. -TBMM Zabıt Ceridesi. Haz. Ankara 1998. . D. -Kutlu Cemil. Turhan Kitabevi. Ankara 1991. I. C. Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları Ankara 1998.1. Türk Devrim Tarihi Ulusal Direnişten Türkiye Cumhuriyeti’ne. C. Sayı: 96 (Ekim 1960’dan Aynı Basım). Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları. -TBMM Kavanin Mecmuası. C. Atatürk Araştırma Merkezi. İzmir 2006. Kasım 2007. Remzi Kitabevi. Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İç Güvenlikle İlgili Çıkardığı Kanun ve Kararnâmeler (23 Nisan 1920–16 Nisan 1923). “Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Hukukî Statüsü ve İhtilâlci Karakteri”. -TBMM Zabıt Ceridesi. TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). C. İzmir 1988. -Bıyıklıoğlu Tevfik. İletişim Yayınları. D. Millî Mücadele Dönemi’nde Batı Anadolu Kongreleri (17 Mart 1919 – 2 Ağustos 1920). Ankara 1981. Ankara 1961. İstanbul 2008. D. TTK Basımevi. İstiklâl Mahkemeleri. s. -İnönü İsmet.

C. Semih (Ed. -Yalçın E. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi.İstiklâl Harbi’nde Ayaklanmalar (1919-1921). VI. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Uygulamaları (1920-1927).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 281 -Türk İstiklâl Harbi . Ankara 2008. Berikan Yayınevi. Semih. Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara 2003.). . Ankara 1974. Ankara 2000. Genelkurmay Basımevi. Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Kaynakları. -Ural Dinçer. Berikan Yayınları. -Yalçın E.

282 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->