I • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH •

YIL: 3 • SAYI: 5 NİSAN 2011

YEAR: 3 • ISSUE: 5 APRIL 2011

II • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • III

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH-

(e-dergi) ISSN: 1308-5468 (basılı) ISSN: 1308-545X
www.tarihinpesinde.com www.thepursuitofhistory.com TARİ Hİ N PEŞİ NDE Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi; EBSCO adlı uluslararası indeks ve veri tabanınca taranmaktadır. THE PURSUIT OF HISTORY -An International Periodical for History and Social Research indexed in EBSCO.

Editör Doç. Dr. Necmi UYANIK

Yönetim Kurulu Prof. Dr. Abdullah ÖZTÜRK, Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman SAVAŞ, Prof. Dr. A. Murat SÜNBÜL, Prof. Dr. Âlim GÜR, Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ, Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR, Prof. Dr. Emine YENİTERZİ, Prof. Dr. Hasan BAHAR, Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL, Prof. Dr. Muhittin TUŞ, Doç. Dr. Mustafa DEMİRCİ, Doç. Dr. Necmi UYANIK, Doç. Dr. Özdemir KOÇAK, Prof. Dr. Ramazan ÇALIK, Yrd. Doç. Dr. Sinan GÖNEN, Yrd. Doç. Dr. Ufuk Deniz AŞÇI

Editör Yardımcıları Cemal ÇETİN, Yrd. Doç. Dr. Cemal GÜVEN, Fatih ÇOLAK, Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ, Harun YILDIZ, Hüseyin TORUN, Mehmet Fatih BERK, Mustafa ARSLAN, Salih KIŞ, Yunus İNCE, Zehra ODABAŞI Yayın Kurulu Prof. Dr. Abdullah KAYGI, Prof. Dr. Abdüsselam ULUÇAM, Prof. Dr. Adnan ŞİŞMAN, Prof. Dr. Ahmet Yaşar OCAK, Prof. Dr. Ali BİRİNCİ, Prof. Dr. Ali İbrahim SAVAŞ, Prof. Dr. Anvarbek MOKEEV, Prof. Dr. Azmi ÖZCAN, Prof. Dr. Azmi SÜSLÜ, Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ, Prof. Dr. Benjamin FORTNA, Doç. Dr. Birol AKGÜN, Prof. Dr. Claus SCHÖNİG, Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR, Prof. Dr. Haluk Hadi SÜMER, Prof. Dr. Hasan BAHAR, Prof. Dr. Hüseyin BAĞCI, Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL, Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil SUGÖZÜ, Prof. Dr. İlber ORTAYLI, Prof. Dr. Kurtuluş DİNÇER, Prof. Dr. M. Akif ERDOĞRU, Doç. Dr. Mehmet KIRBIYIK, Doç. Dr. Mehmet ÖZDEN, Prof. Dr. Metin AYIŞIĞI, Prof. Dr. Metin HÜLAGÜ, Prof. Dr. Muhittin TUŞ, Doç. Dr. Mustafa DEMİRCİ, Prof. Dr. Mustafa YILMAZ, Dr. Mürteza HASANOĞLU, Doç. Dr. Necmi UYANIK, Doç. Dr. Özdemir KOÇAK, Prof. Dr. Rainer CZİCHON, Prof. Dr. Ramazan ÇALIK, Prof. Dr. Salim CÖHÇE, Prof. Dr. S. Esin DAYI, Prof. Dr. S. Waleck DALPOUR, Yrd. Doç. Dr. Sefer SOLMAZ, Prof. Dr. Semih YALÇIN, Prof. Dr. Süleyman BEYOĞLU, Prof. Dr. Thomas Drew-BEAR, Prof. Dr. Temuçin Faik ERTAN, Dr. Ufuk AYHAN, Yrd. Doç. Dr. Ufuk Deniz AŞÇI, Doç. Dr. Yusuf SARINAY, Dr. Zekeriya ŞİMŞİR

IV • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH-

Baskı Öncesi: MinyaTÜ ® K

Baskı:

Bilişim & Organizasyon Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi içi Selçuklu / Konya Tel: (0332) 223 14 25 - Faks: (0332) 241 15 23

İletişim: Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Kampüs/Konya 0.332.2231423 / 0.542.3566471 http://www.tarihinpesinde.com www.thepursuitofhistory.com tarihinpesinde@hotmail.com, dergi@tarihinpesinde.com, thepursuitofhistory@hotmail.com

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • V

Hakem ve Danışma Kurulu Prof. Dr. Abdullah KAYGI (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah ÖZTÜRK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah SAYDAM (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah TOPÇUOĞLU (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman SAVAŞ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Abdülkadir YUVALI (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Abdüsselam ULUÇAM (Batman Üniversitesi), Prof. Dr. Adil DAĞISTAN (Akdeniz Üniversitesi), Prof. Dr. Adnan SOFUOĞLU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Adnan ŞİŞMAN (Uşak Üniversitesi), Doç. Dr. Ahmet ÇAYCI (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ahmet GÖGERCİN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet KANKAL (Dicle Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ahmet Şamil GÜRER (Rize Üniversitesi), Doç. Dr. Ahmet ŞİMŞEK (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet TABAKOĞLU (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet YAMAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. A. Adil TIRPAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. A. Bican ERCİLASUN (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. A. Halûk YÜKSEL (Anadolu Üniversitesi), Prof. Dr. A. Kâzım ÜRÜN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. A. Kürşat GÖKKAYA (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. A. Yaşar OCAK (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Alaaddin AKÖZ (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Alexander A. SOTNİCENKO (St. Petersburg Devlet Üniversitesi/Rusya), Prof. Dr. Ali AKYILDIZ (Marmara Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ali BAYKAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ali BİRİNCİ (Türk Tarih Kurumu Başkanı), Yrd. Doç. Dr. Ali BÜYÜKARSLAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Alikram ABDULLAYEV (Devlet İdarecilik Akademisi/Azerbaycan), Prof. Dr. A. İbrahim SAVAŞ (Çankırı Karatekin Üniversitesi), Doç. Dr. A. Murat SÜNBÜL (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Âlim GÜR (Selçuk Üniversitesi) Prof. Dr. Anvarbek MOKEEV (Manas Üniversitesi/Kırgızistan), Doç. Dr. Arif BİLGİN (Sakarya Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Athina A. SPİTANOU (Makedonya Üniversitesi /Makedonya), Prof. Dr. Ayfer ÖZÇELİK (Pamukkale Üniversitesi), Prof. Dr. Aygün ATTAR (Giresun Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Aziz MERHAN (Yıldız Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Azmi ÖZCAN (Bilecik Üniversitesi), Prof. Dr. Azmi SÜSLÜ (Ankara Üniversitesi ), Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ (Hacettepe Üniversitesi ), Doç. Dr. Bayram AKÇA (Muğla Üniversitesi), Prof. Dr. Bayram ÜREKLİ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA (Abant İzzet Baysal Üniversitesi), Prof. Dr. Benjamin FORTNA (Londra Üniversitesi/İngiltere), Prof. Dr. Birol AKGÜN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Birol GÜLNAR (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Bülent ATALAY (Trakya Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Bülent BAKAR (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Bülent ÇUKUROVA (Çukurova Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Caner ARABACI (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Cemal GÜVEN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Cemil ÖZTÜRK (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Cezmi ERASLAN (İstanbul Üniversitesi/Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı), Doç. Dr. Charles WILKINS (Wake Forest Üniversitesi/ABD), Prof. Dr. Claus SCHÖNİG (Freie Üniversitesi Berlin/Almanya), Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. David KUSHNER (Haifa Üniversitesi/İsrail), Prof. Dr. Deniz ŞAHİN (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Dimitris MAVROSKOUFİS (Aristotle Üniversitesi/Yunanistan), Doç. Dr. Doğan YÖRÜK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Donald QUATAERT (Binghamton Üniversitesi/İngiltere), Doç. Dr. Durmuş BULGUR (İstanbul Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Dursun GÖK (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Elçin Ehmedov (Devlet İdarecilik Akademisi/Azerbaycan), Doç. Dr. Elman Nesirov (Devlet İdarecilik Akade-

VI • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

misi/Azerbaycan), Prof. Dr. Emine YENİTERZİ (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ercan YILMAZ (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Erdal AÇIKSES (Fırat Üniversitesi), Doç. Dr. Erdal AYDOĞAN (Atatürk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Erdinç YAZICI (Gazi Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Erkan GÖKSU (Gaziosmanpaşa Üniversitesi), Prof. Dr. Esra BURCU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Evangelia BALTA (Milli Helenik Araştırma Vakfı/Yunanistan), Prof. Dr. Fahrettin TIZLAK (Süleyman Demirel Üniversitesi), Prof. Dr. Fahri UNAN (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Fatih ERBAY (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ferda AYSAN (Dokuz Eylül Üniversitesi), Doç. Dr. Ferudun ATA (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Fikret HACIZADE (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Géza Dávid (ELTE Török Tanszék Budapest Múzeum/Macaristan), Prof. Dr. Gökhan ÇETİNSAYA (İstanbul Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Gümeç KARAMUK (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Hakan KUYUMCU (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hale ŞIVGIN (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. Halil İNALCIK (Bilkent Üniversitesi), Prof. Dr. H. Hadi SÜMER (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hasan BAHAR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Haşim KARPUZ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hayati AKTAŞ (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Hayrani ALTINTAŞ (Ankara Üniversitesi), Prof. Dr. Hüseyin BAĞCI (Ortadoğu Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin ÇINAR (Kırıkkale Üniversitesi), Prof. Dr. Hüseyin GÜMÜŞ (Marmara Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin KANDEMİR (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. İbrahim İLKHAN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim KUNT (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. İbrahim SOLAK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim Hakkı KAYNAK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil SUGÖZÜ (Şırnak Üniversitesi), Prof. Dr. İhsan GÜNEŞ (Anadolu Üniversitesi), Prof. Dr. İlber ORTAYLI (Topkapı Sarayı Müze Müdürü), Prof. Dr. İlhan ŞAHİN (Manas Üniversitesi/Kırgızistan), Prof. Dr. İzzet ÖZTOPRAK (Ankara Üniversitesi), Doç. Dr. İzzet SAK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Jon T. OPLİNGER (Maine Üniversitesi/ABD), Prof. Dr. Judith SPENCER (Alberta Üniversit/Kanada), Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Kezban ACAR (Celal Bayar Üniversitesi), Prof. Dr. Kubilay AKTULUM (Süleyman Demirel Üniversitesi), Prof. Dr. Kurtuluş DİNÇER (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Levent ZOROĞLU (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Mahmut ATAY (Fırat Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet AÇA (Balıkesir Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet AKGÜL (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet İPÇİOĞLU (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet KIRBIYIK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet KURT (Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet MERCAN (Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet ÖZ (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet ÖZDEN (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet SEYİTDANLIOĞLU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet ŞAHİNGÖZ (Gazi Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet TEMEL (Muğla Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet YILMAZ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. M. Akif ÇUKURÇAYIR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. M. Akif ERDOĞRU (Ege Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Ali HACIGÖKMEN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Hulusi LEKESİZ (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Murat ÖNTUĞ (Uşak Üniversitesi), Doç. Dr. M. Serhat YILMAZ (Kastamonu Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Ziya KÖSE (Nevşehir Üniversitesi), Prof. Dr. Mesut ÇAPA (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Metin AYIŞIĞI (Balıkesir Üniversitesi), Prof. Dr. Metin HÜLAGÜ (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Michel BALİVET (Province Üniversitesi/Fransa), Prof. Dr. Mikail BAYRAM (Emekli

S. Prof. Dr. Dr. Doç. Yrd. Dr. Dr. Nilgün ÇELEBİ (Ankara Üniversitesi). Dr. Dr. Doç. Prof. Ruhi ÖZCAN (Selçuk Üniversitesi). Mustafa DEMİRCİ (Selçuk Üniversitesi). Prof. T. Prof. Sadık SARISAMAN (Afyon Kocatepe Üniversitesi). Thomas Drew-BEAR (Lyon Üniversitesi /Fransa). Musa ÇADIRCI (Ankara Üniversitesi). Doç.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • VII Öğretim Üyesi/Konya). Mustafa ÇOLAK (Mustafa Kemal Üniversitesi). Prof. Dr. Mevlüt ÇELEBİ (Ege Üniversitesi). Prof. Raif PARLAKKAYA (Selçuk Üniversitesi). Dr. Saadettin GÖMEÇ (Ankara Üniversitesi). S. Ramazan ACUN (Hacettepe Üniversitesi). Mustafa BIYIKLI (Dumlupınar Üniversitesi). Dr. Dr. Nuri KÖSTÜKLÜ (Selçuk Üniversitesi). Yrd. Prof. Özkan İZGİ (Hacettepe Üniversitesi). Doç. Prof. Dr. T. Prof. Sefer SOLMAZ (Selçuk Üniversitesi). Dr. Dr. Mustafa ÖZCAN (Selçuk Üniversitesi). Prof. Reyhan SUNAY (Selçuk Üniversitesi). Dr. Dr. Doç. Saim SAVAŞ (Uşak Üniversitesi). Selahittin ÖZÇELİK (Pamukkale Üniversitesi). Dr. Mustafa AVCI (Selçuk Üniversitesi ). Prof. Doç. Şerif AKTAŞ (Gazi Üniversitesi). Yaşar ERDEMİR . Yrd. Mustafa ARIKAN (Selçuk Üniversitesi ). Doç. Doç. Dr. Dr. Mustafa TURAN (Gazi Üniversitesi). Waleck DALPOUR (Maine Üniversitesi/ABD). Petersburg Devlet Üniversitesi/Rusya). Doç. Doç. Dr. Esin DAYI (Atatürk Üniversitesi). Dr. Dr. Doç. Rüya KILIÇ (Hacettepe Üniversitesi). Dr. Doç. Yrd. Dr. Sinan GÖNEN (Selçuk Üniversitesi). N. Dr. Niyazi KARACA (Bozok Üniversitesi). Dr. Ramazan YELKEN (Selçuk Üniversitesi). Dr. Yasin AKTAY (Selçuk Üniversitesi). Dr. Doç. Prof. Prof. Doç. Ömer TURAN (Ortadoğu Teknik Üniversitesi). Dr. Prof. Prof. Doç. Naile HACIZADE (Selçuk Üniversitesi). Prof. Dr. Dr. Dr. Prof. Mustafa TOKER (Selçuk Üniversitesi). Süleyman KUCUR (Marmara Üniversitesi). Selami KILIÇ (Atatürk Üniversitesi). Semih YALÇIN (Gazi Üniversitesi). Rainer CZİCHON (Freie Üniversitesi Berlin/Almanya). Dr. Dr. Nurullah ÇETİN (Ankara Üniversitesi). Prof. Yrd. Dr. Yrd. Şahin AKINCI (Selçuk Üniversitesi). Yrd. Doç. Prof. Prof. Dr. Dr. Mushtaq Ahmad KAW (Keşmir Üniversitesi/Hindistan). Prof. Güngör ERGAN (Hacettepe Üniversitesi). Tuncer BAYKARA (Emekli Öğretim Üyesi/ İzmir). Dr. Dr. Prof. Dr. Dr. Süleyman BEYOĞLU (Marmara Üniversitesi). Dr. Prof. Prof. Prof. Dr. Salim KOCA (Gazi Üniversitesi). Doç. Orhan KILIÇ (Fırat Üniversitesi). Prof. Prof. Selahattin AVŞAROĞLU (Selçuk Üniversitesi). Dr. Parviz ABOLGASSEMİ (Province Üniversitesi/Fransa). Dr. Yrd. Prof. Prof. Doç. Dr. Özdemir KOÇAK (Selçuk Üniversitesi). Dr. TERZİS (Aristotle Üniversitesi /Yunanistan). Dr. Prof. Doç. Nazlı GÜNDÜZ (Selçuk Üniversitesi). Muhittin TUŞ (Selçuk Üniversitesi). Dr. Dr. Naci BOSTANCI (Gazi Üniversitesi). Mustafa ÇIPAN (Selçuk Üniversitesi). Dr. Dr. Mustafa YILMAZ (Hacettepe Üniversitesi). Yrd. Dr. Dr. Deniz AŞÇI (Selçuk Üniversitesi). Dr. Prof. Prof. N. Dr. Faik ERTAN (Ankara Üniversitesi). Prof. S. Nuriye BİLİK (Selçuk Üniversitesi). Doç. Doç. Prof. Yrd. Doç. Serdar SAĞLAM (Hacettepe Üniversitesi). Sabiroviç NİYAZOV (St. Nedim İPEK (Ondokuz Mayıs Üniversitesi). Rüçhan ARIK (Emekli Öğretim Üyesi/Ankara). Dr. Prof. Sabri SÜRGEVİL (Ege Üniversitesi). Prof. Doç. Yrd. Oğuz AYTEPE (Ankara Üniversitesi). Dr. Prof. Dr. Dr. Doç. Dr. Dr. Ramazan ÇALIK (Selçuk Üniversitesi). Prof. Yrd. Dr. Dr. Prof. Dr. Salih AYNURAL (Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü). Münir ATALAR (Gaziosmanpaşa Üniversitesi). Doç. Prof. Doç. Dr. Dr. Prof. Prof. Yrd. Şefika KURNAZ (Gazi Üniversitesi). Doç. Dr. Dr. Dr. U. Prof. Prof. Dr. Necdet HAYTA (Gazi Üniversitesi). Yrd. Doç. Nikos P. Dr. Prof. Dr. Necmi UYANIK (Selçuk Üniversitesi). Yasemin DOĞANER (Hacettepe Üniversitesi). Dr. Yrd. Prof. Doç. Osman AKANDERE (Selçuk Üniversitesi). Dr. Salim CÖHÇE (İnönü Üniversitesi). Nuri ŞİMŞEKLER (Selçuk Üniversitesi). Mustafa OFLAZ (Yüzüncü Yıl Üniversitesi). Dr.

Dr. Doç. Doç. Yusuf ÖZ (Kırıkkale Üniversitesi). Dr. Dr. Prof. Yaşar ÖZÜÇETİN (Ahi Evran Üniversitesi). Yrd. Dr. Dr. Doç. Yrd. Doç. Yaşar SEMİZ (Selçuk Üniversitesi).VIII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH (Selçuk Üniversitesi). Zekeriya KARADAVUT (Selçuk Üniversitesi) . Dr. Prof. Yusuf SARINAY (Devlet Arşivleri Genel Müdürü). Yunus KOÇ (Hacettepe Üniversitesi). Yılmaz KOÇ (Selçuk Üniversitesi). Doç. Dr. Dr. Dr. Yusuf KILIÇ (Pamukkale Üniversitesi). Yusuf KÜÇÜKDAĞ (Selçuk Üniversitesi). Yavuz ATAR (Selçuk Üniversitesi). Doç. Doç. Dr. Doç.

soldan. Yukarıda belirtilen yabancı dillerden birisiyle yazılmış makalelerde ise. belirtilmek kaydıyla yayınlanabilir. Makale içeriklerinin her türlü yasal sorumluluğu yazarlarına aittir. Söz konusu işaretlerden sonra bir harflik boşluk bırakılmalıdır. Fransızca. Makalelerin başında. Metin içinde kullanılan resim. uluslararası hakemli bir dergi olup. daha önce yayınlanmamış olması gerekmektedir. kenar boşlukları sağdan. 7. 11 punto (dipnotlarda 9 punto) büyüklüğünde olmalı. adı soyadı. 1.International Periodical For History And Social Research -. Dergiye gönderilen makalelerin özgün bir çalışma olması. Paragraf başlarında “TAB” tuşu yerine “ENTER” veya “RETURN” tuşu kullanılmalıdır.5 satır aralığıyla. harita vb. Türkçe özet ve anahtar kelimelerin yanı sıra. Almanca veya Rusça yabancı dillerinden birisine ait özet ve anahtar kelimeler yer almalıdır.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • IX TARİHİN PEŞİNDE Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi Yılda iki sayı (Bahar ve Güz) olmak üzere internet ortamında elektronik belge ve basılı olarak yayımlanan uluslararası hakemli bir dergidir.tiff” uzantılı kayıtları da ayrıca eklenmelidir. Yazarlar dergi lehine makalelerinin telif hakkından feragat ettiklerini kabul ederler. 6./ The Pursuit Of History .jpg / . öncesi ve sonrası 3 nk olacak şekilde ayarlanmalı ve sayfa numarası verilmelidir. Noktalama işaretleri kendilerinden önceki kelimelere bitişik yazılmalıdır. Dergide Türk tarihi ağırlıklı olmak üzere sosyal bilimler alanında yazılmış olan makaleler yayınlanır. Derginin yayın dili Türkçe olmakla birlikte uygun görüldüğü takdirde İngilizce. yazarın kullandığı İngilizce. Ulusal ve uluslararası sempozyumlarda sunulan tebliğler başka bir yerde yayınlanmamış olması ve makale içinde sunulduğu sempozyum vb. iki yandan hizalı ve paragraf arası boşluğu. 5. YAYIN İLKELERİ Tarihin Peşinde -Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi. Türkçe makalelerde. 8. Sayfa yapısı A4 ebadında. 9. Türkçe özet ve anahtar kelimeler de bulunmalıdır. Makaleler için telif ücreti ödenmez. bahar ve güz olmak üzere yılda iki kez yayınlanır. Eski harfli metinler Universal Word ve benzeri programda yazılmış olmalıdır. 4. 200 kelimeyi aşmayacak şekilde özet metin ve 5 kelimelik anahtar sözcükler bulunmalıdır. Times New Roman karakterinde. Yine her türlü haberleşme aşağıda belirtilen iletişim adresinden yapılmalıdır. 2. Fransızca ve Rusça yazılara da yer verilecektir. 3. Almanca. Makaleler PC uyumlu Microsoft Word veya “. . satır sonunda heceleme yapılmamalıdır. Bu tür belgelerin baskı tekniğine uygun çözünürlükte (en az 300 piksel) ve sayfa alanını aşmayacak büyüklükte olmasına dikkat edilmelidir. 1. Metinler 33 sayfayı aşmamalıdır. Özel bir yazı karakteri kullanılmış ise belgeyle birlikte söz konusu fontun da gönderilmesi gerekmektedir. materyallerin “.doc” uzantılı belge oluşturmaya elverişli kelime işlem programında yazılarak bir adet disket veya CD kaydı ve üç kopya kâğıt çıktısıyla birlikte verilecektir. görev yaptığı kurum ve e-mail adresi bulunmamalı ve aşağıda belirtilen iletişim adresi üzerinden gönderilmelidir. Yazılar. Yazılarda yazar unvanı. üstten ve alttan 3 cm olmak üzere.

Alt başlıkların tamamı koyu olarak yazılacak.. kaynakça ve (varsa) ekler bulunmalıdır. Makalede ana başlıkların tamamı büyük harflerle ve koyu yazılmalıdır. 2000b: 17) * Soyadları aynı olan iki yazarın aynı yılda yayınlanmış olan eserleri. basımı yapıldığında bir adet dergi yazarına gönderilir. dergi editörü/editör yardımcıları tarafından bilimsel yeterliliğinin denetlenmesi amacıyla üç hakeme gönderilir. 11. araya tire işareti (-) konulur.” kısaltması kullanılmalıdır. (İnalcık. (Akgündüz-Öztürk vd. (İnalcık. 12. Ayrı basım talep eden makale sahipleri. 2003: 28) * İki yazarlı kaynaklarda. açılımı kaynakçada verilmelidir. yayın yılına bir harf eklenmek suretiyle ayırt edilir.]. (Demir. Makale. 2002: 157) * Yazarın adı. A. ilgili cümle içinde geçiyorsa. MAD 7342: 25) * Not: Alanlarında daha çok klasik atıf sistemi esas alınan bilim dallarında. giriş. parantez içinde tarih ve sayfanın belirtilmesi yeterlidir. 2006: 15). Raporların olumsuz olması nedeniyle makalenin yayınlanmaması durumunda yazar. Ancak genel bir uyum sağlanmasına dikkat edilmelidir. İkiden fazla yazarlı kaynaklarda ise ikinci yazarın soyadından sonra “vd. varak numarası örnekteki gibi belirtilmeli ve tam künye kaynakçada gösterilmelidir. parantez içinde yazarın soyadı. 2003: 27) * Ulaşılamayan bir yayına metin içinde atıf yapılırken. 1864: 32'den aktaran. bu kaynakla birlikte alıntının yapıldığı eser şu şekilde gösterilmelidir: (Tabaqat-ı Nasırî. başlık sonuna iki nokta (üst üste) konularak yazıya aynı satırdan devam edilecektir. ancak her kelimenin ilk harfi büyük olacak ve başlık sonunda satırbaşı yapılacaktır. müellif veya mütercim adından sonra [yz. Bir makalede sıra ile özet.] kısaltması konmalı. 2005: 28) * Birden fazla kaynak gösterileceği durumlarda eserler aynı parantez içinde. (İnalcık-Seyitdanlıoğlu. adların ilk harflerinin de yazılması yoluyla belirtilir. Ara başlıkların tamamı koyu olarak yazılacak. ana metin. eserin yayın yılı ve sayfa numarası sırasıyla örnekteki gibi verilmelidir.. sonuç. [yz. Metin içerisinde yapılacak olan atıflarda aşağıdaki örneklere uygun davranılmalıdır. sitemize konulacak olan yazılarının pdf formatını indirip çoğaltabilirler. (Demir. her hangi bir hak talebinde bulunamaz. (Bloch. Dergide gerek metin içerisinde gerekse dipnot şeklinde atıf yapılabilir. (Ahmedî. Dergiye gönderilen makale. ilgili yerden hemen sonra. yazarların isteği üzerine söz konusu sistem de uygulanabilir. (İnalcık. 2000a: 156).. 1410: 7b) * Arşiv belgeleri kaynak gösterilirken. birbirinden noktalı virgülle ayrılarak sıralanır. Kaynak Gösterme (Atıflar) * Makalede yapılacak atıflar. H. Süreli yayınımız elektronik ve ayrıca basımı yapılan bir dergi olup. en eski tarihli olandan yeni olana doğru. 14. Metin içerisinde atıf sisteminin tercihi durumunda yapılacak olan açıklama dipnotlarında dipnottan sonra atıf yine metin içerisinde yapıldığı gibi olmalıdır.X • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH 10. değerlendirme sonucunda iki hakemden gelecek olumlu raporlar doğrultusunda dergi yönetimi tarafından uygun görülen bir sayıda yayınlanır. Köprülü.(1954: 77) * Yazarın aynı yıl yayınlanmış iki eseri. 13. (Örnek . 2003: 46). (BOA. 2000: 120. ancak başlığın ilk kelimesindeki birinci harf büyük sonraki kelime/kelimelerin ilk harfi küçük olacak. Faroqhi. metin içindeki kısaltma örnekteki gibi olmalı. 1991: 19) * El yazması bir eser kaynak gösterilirken.

Karakoyunlu Devletleri. Selçuk Üniversitesi Basımevi. Meşrutiyet Devrinde İttihat ve Terakki'ye Karşı Çıkanlar.2007. Phoenix Yayınları. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.html. Phoenix Yayınları 2006. İstanbul 1990.. Enver. Konya 2000. “Osmanlı ve Mûsiki”.) Bibliyografya (Kaynakça) * Kitap: Uzunçarşılı. Türk Tarih Kurumu Yayınları. . Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi. Sayı 9. Hulusi. (Derleyen: İnalcık. Konya. erişim tarihi: 27. Konya 2003.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XI Dipnot: Ali Birinci. 29. Uluslararası Kuruluşunun 700. 07. “İslâm Felsefesinin Batı Düşüncesine Etkisi”. İsmail Hakkı. 156-157. Osmanlı İlmi Zihniyetinde Değişme (teşekkülgelişme-çözülme: XV-XVII.xenodochy. (Yayına Hazırlayanlar: Alâaddin Aköz. ss. Yüzyıllar). Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. Mehmet. s. Alâeddin. M. Ankara 2006.11. ss. Halil-Seyitdanlıoğlu.480. Ankara. * Makale: Demirpolat. Edward C. Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu.439. 429. * Bildiriler: Yavaşca. * Tezler: Lekesiz. Halil-Seyitdanlıoğlu Mehmet). Ankara 2003. Dergâh Yay. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. ss. * Web siteleri: http://www. 467. Ankara 1989.org/ex/lists/maslow. Hürriyet ve İtilâf Fırkası II.Bayram Ürekli-Ruhi Özcan).09 Nisan 1999.41. “Osmanlı Sanayi Devrimi”. * Derleme kitaplardaki makaleler: Clark. * Derleme Kitap: İnalcık. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu..

7. The main body of the text should be written in Times New Roman letters. In Turkish articles. 8. Please do not syllabify at the end of the line. please send the typeface character with the text. Do not write the punctuation marks as adjacent to the last letter. the e-mail addresses shouldn't be written on the texts. the names.jpg / . 5. Leave 3 cm margins on left -and right and top and bottom. The above ones should be sent through the following contact address. If any special typeface is used. one abstract written in any foreign language especially (French. 6. leave one letter space. Scientific and legal responsibilities of the published texts belong to the authors. If the article is written in the languages stated above. The text shouldn't exceed 33 pages 10. The submissions presented to the Journal based on Social Sciences especially Turkish history. The publication language of the journal is Turkish.5-line spacing. 4. French. flush-right alignment. Articles sent for publication should have not been previously published in another journal.surnames of the academicians. The titles. The texts written with the old (different) letters should be written on Universal Word or similar ones. German. The writers acknowledge that they will renounce their copyright. Turkish abstract and key words are required. not even in a different language. The paper should be typed on A4-size paper. The Pursuit of History -An International Periodical for History and Social Research.doc” texts) that is adaptable with PC and please send three paper complimentary copies of the texts in addition to the CD or floppy. Each article must include an abstract of not more than 200 words and 5 key words. The papers submitted for any symposiums or congresses can be published on condition that it has not been previously published and citing the name of the symposiums where the articles presented. Also you can communicate through the contact addresses. English and Russian) should be placed with 5 key words in addition to the Turkish abstracts and key words. font size 11(9 font at footnotes). Texts.XII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH THE PURSUIT OF HISTORY -An International Periodical for History and Social Researchis published twice a year (in spring and in autumn) both in print and e-journal version. use 1. But if it is approved it can be published in English. 9. The submissions should be written on word-processing programs such as Microsoft Word or the document (the “. The “. The article that is arrived to the journal is sent to the three referees by the editor and the editor assistants in order to be examined in terms of . the association in which he/she is located. 3. At the paragraph indentation please use “TAB” key rather than “ENTER” or “RETURN”.. is aninternational refereed journal and published twice a year (spring and autumn) 2. No royalty payment for the articles. Also pay attention to the pixel resolution (at least 300 pixel) adaptable with the printing technique and the size of the materials shouldn't exceed the size of the page.tiff” extension records of the materials used in the texts such as the pictures and the maps also should be attached to the texts. To adjust spacing before or after paragraphs leave “3 nk” and in addition to the page number. It is an international refereed journal. German and Russian languages. Publication Principles 1.

introduction. the surname of the writer. 2000b: 17) * If the writers' surnames are similar as well as their publish date. The references used in text should be based on the following samples.then after the surname use this abbreviation “et al. (İnalcık. then put the first letter of the names. 156-157. [yz. (Bloch.. 2000: 120.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XIII 11. 1991: 19) * While attributing a manuscript.If the writers are more than two. Karakoyunlu Devletleri. Türk Tarih Kurumu Yayınları. Our periodical will be presented both e-journal and in print version. 2003: 28) * Please put hypen(-) on the resources with two writers. the publication year of the work. The owner of the articles also downloads the text from the journal web site as PDF pattern Abstract. the writer never demands for right. (Demir. Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu. Resource Attributes (References) * The references used in the text should be started from the relating point and in brackets. If the assessment of the article is negative. Hürriyet ve İtilâf Fırkası II. İstanbul 1990. the works should be cited in the same brackets from the older to the newer dated with semicolon. page number stated as in the sample.. If you use the reference system in the text.and the leaf number should be stated as it is shown in the sample. 12.. cite both of the resources in the following sample: (Tabaqat-ı Nasırî. 2006: 15). The criterion for assessment is the appropriateness of two referee comments then the articles will be published in any issue decided by the journal management. 2005: 28) * If more than one reference is preferred. 2003: 46). one issue of the journal will be sent to the writer of the article. 2000a: 156). just only mention the date and the page number (1954: 77) * Two works of a writer that have been published in the same year can be distinguished by adding a letter to the publish date. Ankara 2003. 1410: 7b) * While attributing the archive documents. 14. 13. Dergâh Yay. (Akgündüz-Öztürk et al. 1864: 32'den aktaran. MAD 7342: 25) * PS: Classical reference system can be used in some scientific branches that used mostly that system (Ali Birinci. Köprülü. the other headlines should be written in bold type with the small letters except for the first letter. (İnalcık. (BOA. A. .].the detailed version should be in the bibliography.” (İnalcık-Seyitdanlıoğlu. the academic competence. Then following the headlines put colon (:) and continue to the text from the same line. 2002: 157) * If the name of the writer is cited in the text. Meşrutiyet Devrinde İttihat ve Terakki'ye Karşı Çıkanlar. İsmail Hakkı. (Demir. Faroqhi. But pay attention to the general consistency.]. (İnalcık.The whole tag can be cited in thebibliography (Ahmedî. conclusion and bibliography are presented consecutively in a text. Following the publication. s. after the name of author and translator put the abbrevaiton of [ms.. 2003: 27) * If you don't find the resource that has been attributed in a text.) Bibliography * Book: Uzunçarşılı. H. Main headlines should be big bold letters. main text. Both in text or footnote type reference can be possible. the reference after footnote should be used as in the text on the explanatory footnotes. cite in the text just like the following sample.

480. ss.org/ex/lists/maslow. Mehmet. history: 27. Uluslararası Kuruluşunun 700.41. Phoenix Yayınları 2006. Article: Demirpolat. 07. (Derleyen: İnalcık. Konya. Selçuk Üniversitesi Basımevi. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi.Ankara. Phoenix Yayınları.09 Nisan 1999.11. 429. Sayı 9. Halil-Seyitdanlıoğlu. M. “Osmanlı Sanayi Devrimi”. Hulusi. Thesis: Lekesiz. Yüzyıllar). ss.XIV • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH * * * * * * Compilation: İnalcık. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. (Yayına Hazırlayanlar: Alâaddin AközBayram Ürekli-Ruhi Özcan). Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. Alâeddin. Halil-Seyitdanlıoğlu Mehmet). Edward C. . Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. Konya 2003. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. 29. ss. Konya 2000. 467. Ankara 2006.html. Osmanlı İlmi Zihniyetinde Değişme (teşekkülgelişme-çözülme: XV-XVII. Announcements: Yavaşca. Web sites: http://www. “İslâm Felsefesinin Batı Düşüncesine Etkisi”.439. “Osmanlı ve Mûsiki”. Ankara 1989. Enver.. Articles in a compilation work: Clark.xenodochy.2007.

TBMM HÜKÜMETİ’NİN İLK ULUSLARARASI ANLAŞMASI: “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE” THE FIRST INTERNATIONAL AGREEMENT OF TGNA GOVERNMENT: 20 DAYS TEMPORARY ARMISTICE Cihat YILDIRIM 57-70 İZMİR İNGİLİZ KONSOLOSLUĞUNUN SİYASİ FAALİYETLERİ KAP SAMINDA ERMENİ MESELESİ (1878-1914) THE ARMENIAN QUESTION WITHIN THE POLITICAL ACTIVITIES OF IZMIR BRITISH CONSULATE (1878-1914) Funda ADITATAR 71-88 ÇOCUK VE GENÇ İKBALİN ŞİİR DÜNYASINDA CHILDHOOD AND YOUTH IN IQBAL’S POETRY WORLD Hakan KUYUMCU 89-102 ASSUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞI’NDA ORTA ANADOLU’DA DİNSEL YAP I THE RELIGIOUS SITUATION IN THE CENTRAL ANATOLIA DURING THE ASSYRIAN TRADE COLONY PERIOD Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ .TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XV İÇİNDEKİLER 1-15 BİR HATT-I HÜMÂYUN YENİÇERİ TARİHİNİ ÖZETLEMEYE YETER Mİ? IS A HATT-I HÜMÂYUN ENOUGH TO SUMMARIZE THE HISTORY OF JENISSARY? Ahmet YÜKSEL 17-38 OSMANLI DEVLETİ’NDE ULAŞIM VE İLETİŞİMİN ÖRGÜTLENMESİ ORGANIZATION OF TRANSPORTATION AND COMMUNICATION IN THE OTTOMAN STATE Cemal ÇETİN 39-56 I.

XVI • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

103-108 ANKARALI AHİ MAMAK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA A RESEARCH ON AHI MAMAK FROM ANKARA M. Ali HACIGÖKMEN

109-124 ABBASÎLER İLE HAZARLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER ( VIII-IX. Y.Y.) THE RELATIONS BETWEEN THE ABBASIDS AND THE KHAZAR, (VIII-IX.CC) Mustafa DEMİRCİ

125-140 DUVARLAR ARASINDA ANTALYA YAHUDİ CEMAATİ-I ANTALYA’S JEWISH COMMUNITY WITHIN WALLS-I Mustafa ORAL

141-176 CUMHURİYET DÖNEMİNDE YAŞANAN KURAKLIK FELAKETLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME AN ANALYSIS OF THE DROUGTH DISASTERS IN THE PERIOD OF REPUBLIC Necmi UYANIK - Muhammed SARI

177-190 ALMAN ASKERÎ CEZA KANUNNAMESİNİN OSMANLI ASKERÎ CEZA KANUNNAMESİNE TATBİKİ EXECUTING OF GERMAN MILITARY CRIMINAL CODE ON THE OTTOMANMILITARY CRIMINAL CODE Nuran KOYUNCU - Salih KIŞ

191-196 TÜRK TARİHİNDE AN LU-SHAN VE DESTANI THE AN LU-SHAN’S EPIC IN THE TURKISH HISTORY Saadettin GÖMEÇ

197-214 AFYONKARAHİSAR’DA İLK TUNÇ ÇAĞI ÇANAK ÇÖMLEK KÜLTÜRÜ THE EARLY BRONZE AGE POTTERY CULTURE IN AFYONKARAHISAR Salih KAYMAKÇI

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XVII

215-234 II. DÜNYA SAVAŞI YILLARI’NDA UYGULAMAYA KONULAN TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİ VE KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ THE TAX ON AGRICULTURAL PRODUCTS IMPOSED DURING II. WORLD WAR AND ITS EFFECT ON THE PEASANTS Sevilay ÖZER

235-250 CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA ILGIN’DA GÖREV YAP AN ÖĞRETMENLERİN SOSYAL VE MESLEKİ P ROFİLLERİ THE SOCIAL AND PROFESSIONAL PROFILES OF THE TEACHERS IN ILGIN IN THE FIRST YEARS OF THE REPUBLIC OF TURKEY Seyit TAŞER

251-282 HIYANET-İ VATANİYE KANUNU’NUN MÜZAKERELERİ VE KABULÜ THE NEGOTIATIONS AND ACCEPTANCE OF THE LAW OF TREASON Yaşar ÖZÜÇETİN - H. Mehmet DAĞISTAN

XVIII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH •

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH -

Yıl: 2 0 1 1 , Sa yı: 5 Sa yfa : 1 -1 6

Ye a r: 2 0 1 1 , Issue : 5 Pa ge : 1 -1 6

BİR HATT-I HÜMÂYUN YENİÇERİ TARİHİNİ ÖZETLEMEYE YETER Mİ? Ahmet YÜKSEL∗
Özet Bu çalışmaya temel teşkil eden Hatt-ı Hümâyun; Sultan II.Mahmud'a (1808-1839), ayrıca 1815 senesine aittir. Hatt-ı Hümâyun’da birbirinden farklı iki hadiseden bahsedilmektedir. Bunlardan ilki Yeniçeri Ocağı'nın Bektaşîlikle olan münasebetine dair izler taşırken, diğeri imparatorluktan kopma emelinin peşine düşen Rumların istiklallerini kazanma yolundaki ilk kıpırdanışlarının Yeniçerilerde ve devlet merkezinde uyandırdığı akislere ilişkindir. Hatt-ı Hümâyun'un böyle bir çalışmaya konu olması ise; söz konusu hadiselerin aktarımından ziyade, Yeniçerilerin; onlar karşısındaki girift tavırlarına, tarihe karışmazdan yaklaşık 10 sene evvel geldikleri noktaya ve bilhassa gittikleri sonun kaçınılmazlığına bir kez daha şahit olabilmekten mülhemdir. Anahtar Kelimeler II. Ma hmud, Yeniçeriler, Bek ta şîlik , Rum Meselesi IS A HATT-I HÜMÂYUN ENOUGH TO SUMMARIZE THE HISTORY OF JENISSARY? Abstract The basis of this study, the Hatt-ı Hümâyun (the own writing of the Ottoman Sultan), belongs to Mahmud II’s (1808-1839) and the year of 1815. Two different events are mentioned in the Hatt-ı Hümayun. The first one had some tracks concerning the relation of the Jenissary Association with the Bektashi order and the other is the first movements of the Rums on the way of gaining their independence with the aim of seperating from the Empire and its reflections over the the Jenissaries and the center of the government. The existence of the Hatt-ı Hümayun in such a study based on the complicated attitudes of the Jenissaries, the point that they had reached 10 years before they disappeared and unfortunately witnessing their inevitable collapse once more. Key Words Ma hmud II, The Jenissa ry, The Bek ta shi order, The Rum Problem

Arş.Gör., Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. ahmetarih@hotmail.com

2 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

GİRİŞ: YENİÇERİLER VE BEKTAŞÎLİK Hadiselere geçmeden önce hakkında birkaç söz söylenilmesi gereken mevzu vardır ki Yeniçeri Ocağı ile Bektaşîlik arasında tesis edilmiş olan yakın münasebet bunların başında gelir. Rumeli'deki ilk Osmanlı yayılmasından itibaren fetihlerin devamının daimî ve muvazzaf bir ordu ile mümkün olacağının anlaşılması üzerine I. Murad zamanında teşkil olunan Yeniçeri Ocağı'na1 Bektaşîliğin hangi tarihte girmiş olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte Yeniçerilerin Bektaşîlikle alâkaları, oc aklarının kaldırılışına kadar sürmüştür. Bazı kaynaklar Yeniçeri Oc ağı’nın teşekkülünde Hacı Bektaş Veli’nin bizzat etkili olduğunu iddia etseler de oc ağın kuruluş tarihi ile Hac ı Bektaş Veli’nin yaşadığı dönem arasında bir uyumsuzluk olduğu Osmanlı kaynaklarından (özellikle Âşıkpaşazâde Tarihi'nden) hareketle ortaya konulmuştur. Dolayısıyla Yeniçeri Ocağı ile Bektaşîlik arasında bir bağın olduğunu, ancak bu bağın Hacı Bektaş Veli’den sonra ortaya ç ıktığını söylemek yerinde olacaktır.2 A.Y.Ocak'a göre; Yeniçeri Ocağı'nda Hacı Bektaş inanışı rastlantısal biç imde bir Kalenderî-Bektaşî temeli üzerine kurulmuştur.3 Rastlantı noktasında Oc ak'la hemfikir olan Hasluck da; Yeniçeri Ocağı'nın kuruluşu ile ilgili olarak Hac ı Bektaş'ın adına bağlanan söylenceyi; onu kendilerinin "pir"i, tarikatı da ruhanî dayanakları gibi görenlerin Yeniçeri Ocağını bu tarikata bağlı tutmaya yönelik bir "kurgu"su olarak kabul etmiştir.4 Melikoff ise böylesi fetihlerin gerçekleştiği, her şeyin sultanın adına ve onun iradesi ile olduğu bir dönemde Hac ı Bektaş adının Yeniç eri Ocağı'na bağlanışını Bektaşîlerin bir "kurgu"su saymanın, Osmanoğulları'nın ağırlığını ve hanedanın elinde bulundurduğu yaptırıcı gücü küç ümsemekten başka bir şey olmayacağı görüşündedir.5 Aslında devrin özelliklerine şöyle bir göz atınca meseleye dair daha sağlıklı tespitlerde bulunmak mümkün olac aktır. Şöyle ki, 13.yüzyılda kurulan her yeni sınıfın, yaşamış ve geç miş ya da hayalden doğmuş erenlerden birini kendisine pir sayması fütüvvet temellerindendi. Osmanlı Devleti’nin ilk temsilcileri de fütüvvet yolundandı. Bu nedenle fütüvvetin seyfî (kılıçlı) kolunun teşkilatlanması sonuc u ortaya ç ıkan Yeniç eri Oc ağı da Hacı Bektaş Veli’yi kendisine pir seçmişti. Buradan hareketle Yeniçeriler, oc aklarına Hacı Bektaş Ocağı adını verdikleri gibi kendilerini de Ha cı Bekta ş köçeği diye tanıtmaktan övünç duymuşlardır. Bektaşîlikle artan ilişkilerinden sonra zamanla Yeniç eriler; Taife-i Bektaşîye, Gürûh-ı Bekta şîye, Zümre-i Bekta şîya n, Oca ğ-ı Bekta şîyan şeklinde anıldıkları gibi ordudaki rütbeler de silsile-i ta rîk-i Bekta şîya n şeklini almıştır. Yeniçeri Ağası'na da Ağa-yı Bektaşîyan adı verilmiştir. Yeniç erileri sevmeyen, onların zorbalığa varan hareketlerini tasvip etmeyenler ise, onlar iç in
1 2

3

4

5

Ocak hakkında daha fazla bilgi için bkz. Mücteba İlgürel, “ Yeniçeriler” , MEB.İ.A, XIII, Eskişehir 1997, s.385-395. Meselenin kısa bir tartışması için bkz. Kemal Da şçıo ğ lu, "Yeniçeri Oca ğ ı ve Bekta şî Zaviyelerinin Kapatılması", Gazi Üniversitesi Hacı Bekta ş Veli Ara ştırma Dergisi, sy.34, Ankara 2005, ss.307–315. Ahmet Ya şar Ocak, Osmanlı İmparatorlu ğ u'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII.Yüzyıllar), Ankara 1992, s.211212 vd. F.W. Hasluck, Christianity and Islam under the Sultans, 2 c., Oxford 1929 (Clarendon Press), s.489-93'ten naklen İrene Melikoff, Hacı Bekta ş Efsaneden Gerçe ğ e, Çev: Turan Alptekin, İstanbul 1998, s.136. Melikoff, Hacı Bekta ş..., s.136.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 3

Gürûh-ı Bektâşîyan tabirini kullanmışlardır. Bu da gösteriyor ki; Yeniçerilik, halkın gözünde Bektaşîlik demek olmuştur.6 İlber Ortaylı, Bektaşîlik ritlerinin, Hacı Bektaş-ı Veli'nin Yeniçeri oc ağının piri olması hususunun ve geleneğin dışında; Yeniçerilerin Bektaşîlik görüş ve ayinleri ile ne derecede yakın alakaları olduğunun halen etraflıca ve ikna edici bir biçimde ortaya konmuş olmadığı iddiasındadır. O’na göre; son devirde Bektaşî derviş ve babalarının bazılarının Yeniçerilerle yakın gündelik ilişkisi olmuştur; ama bu, oc ağa mensup asker ve zabıtanın bu tarikat ve onun tekkeleriyle ne kadar yakın ilgisi ve aidiyeti olduğu konusundaki temel soruları c evaplamaya yetmez.7 Nitekim S uraiya Faroqhi de Yeniçeriler ve Bektaşîler arasındaki ilişkiye dair elde bulunan belgelerin yok denecek kadar az olduğuna dikkat çekmektedir.8 Öte taraftan Ahmed Cevdet Paşa, Bektaşî Babalarının Yeniçeri birliklerine vaizler olarak eşlik etmiş olduklarını, Hacı Bektaş'ın resmî bir temsilc isinin sürekli olarak 94.ortanın9 kışlasında yaşadığını, bu temsilc inin tarikatın başındaki şahıs tarafından atandığında İstanbul'a gelerek düzenlenen bir törenle Yeniçeri Ağa'sı tarafından kendisine taç giydirildiğini kaydetmiştir.10 Velhâsıl, Yeniç erilerin Bektaşî tarikatı ile olan ilişkilerinin boyutlarını tam manâsı ile ortaya koymanın güçlüğü her ne kadar ortada ise de tarikatın ocak iç erisindeki etkisinin yadsınamayacak bir derecede olduğu da aşikardır. Mesela Yeniç eri birliklerinin bir üyesi olarak yazılan her bir askerden Hac ı Bektaş Yolu'na iman yemini alınmıştır.11 Yine Yeniçerileri etkileyen pek ç ok Bektaşî sembol ve motifi olmuştur: Yeniçerilerin harbe giderken Bektaşî gülbanklarını (dua-ilahi) tekrar ettiklerinden, yanlarında taşıdıkları cönk defterlerinde Bektaşî büyüklerinin menkıbelerini anlatan çok sayıda velâyetnamenin de yazılı olduğundan bahsedilmektedir.12 I.ESKİ ÂDET, YENİ RİCÂL Başta S ultan olmak üzere Şeyhülislam, Sadrazam ve Yeniçeri Ağası gibi imparatorluğun en ileri gelen dört isminin söz konusu Hatt-ı Hümâyun'daki hadiselerde kendisini bütün çıplaklığıyla gösteren Yeniç eri zorbalığı karşısında neden o kadar sessiz kaldıklarını anlayabilmek için; öyle çok fazla kaynak taramasına ge6

7 8 9

10 11 12

İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti Te şkilâtından Kapıkulu Ocakları, I, Ankara 1984, s.144; John Kingsley Birge, Bekta şîlik Tarihi, İstanbul 1991, s.85; Da şçıo ğ lu, "Yeniçeri Oca ğ ı ve Bekta şî Zaviyelerinin Kapatılması", s.3. İlber Ortaylı, "Tarikatlar ve Tanzimat Dönemi Osmanlı Yönetimi", OTAM, sy.6, Ankara 1995, s.282. Suraiya Faroqhi, Anadolu'da Bekta şîlik, İstanbul 2003, s.82-83. Orta; Yeniçeri te şkilâtında bölük/tabur yerinde kullanılan bir tâbirdir. Yeniçeri ortalarının sayısı zaman zaman artırılmış, son zamanlarda ise 196'ya kadar çıkarılmıştır. Ortaların mevcudu azalmış ve ço ğ almış oldu ğ u halde 196 adedi nihayete kadar sabit kalmıştır. İlk zamanlarda her Yeniçeri ortası; altmış, yetmiş kişiden müte şekkilken daha sonraları bu sayı yüze kadar çıkarılmıştır. Ortalarının her birinin ayrı ayrı bayrakları ve ortalarına mahsus alâmetleri olmu ştur. Bkz. Mehmed Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü, I, İstanbul 1993, s.730; Uzunçarşılı, ...Kapıkulu Ocakları, s.155-56. Ahmed Cevdet Pa şa, Tarih-i Cevdet, XII, (Üçdal Ne şriyat), İstanbul 1966, s.234–235. Birge, Bekta şîlik Tarihi, s.86. Osman Eğ ri, "Yeniçeri Oca ğ ının Manevi Eğ itimi ve Bekta şîlik", Gazi Üniversitesi Hacı Bekta ş Veli Ara ştırma Dergisi, V/10, Ankara 1999, ss.173-196.

. Bunun üzerine sıranın kendilerine gelmekte olduğunu düşünen öteki ustalar Ağa aleyhine birleşip. Tophane Ocağı'na haber yollayarak zorbaların yola getirilmesi için onları Ağa Kapısı'nı basmaya teşvik etmişse de ric alden bazıları bunu geciktirmişlerdir. Ağ a Kapısı: Yeniçeri a ğ alarının bulundu ğu resmî daireye verilen addı. Sadrazam Hurşit Paşa bu hareketten vazgeçmeleri için zorbalara haber gönderdiğinde. II.Mahmud'un ölümüne kadar. (Seyyid Mehmed) Zeynelâbidin Efendi Nakîb-ül-Eşrâflıktan ma'zul bulundu ğ u sırada. III. Osmanlı Tarih Deyimleri. Sicill-i Osmanî. 6 gün kaldığ ı bu makamdan "Softalar Vakası". Ağa Seyit Mehmed Efendi'yi öldürmüşlerdir. Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi de hiç bir gayret göstermediğinden azledilmişlerdir.15 Bu olayda Hurşit Paşa'nın gösterdiği gayretler yeterli görülmediğinden. s. Ustanın vazifesi a şçıba şılıktı. Yeniçerilerin taraftarlığ ını yapan Hâlet Efendi'nin kin ve dü şmanlığ ına hedef olarak 1817'de azl ve Sakız'a sürgün edilmiştir. çok tecrübeli. bir isyan hareketine hazırlanmışlardır. yani altı buçuk sene süreyle ikinci defa sadrazamlığ a getirilecektir. Ölüm tarihi 1859 olan Mehmet Emin Rauf Pa şa'nın hayatı ve faaliyetleri ile ilgili daha fazla bilgi. İstanbul 1996. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi. 13 14 15 16 17 18 Usta. yoldaşlarının zindandan çıkarılmasını talep ettiklerinde cesur bir adam olan S eyit Mehmed Efendi onları azarlamıştır. o me şhur "Kallavi Hikâyesi'nin" ba şkahramanlarından olan Mehmed Emin Rauf Pa şa'nın a ğ ırba şlı. Pakalın.. Buna göre. yeni Sultan ne zaman sıkılsa pa şayı sadrazamlığ a getirecektir. zamanında resmî daire demek oldu ğ u için Ağ a Kapısı da Ağ a Dairesi demekti.7-10. ancak cesaretsiz bir kimse oldu ğ undan bahseder. Osmanlı Tarih Deyimleri. Bu izahattan sonra sözü Ahmed Cevdet Paşa'ya bırakmanın zamanı geldi.. Bunun üzerine Sadrazam. Kendisi. Tam da bu sırada eşkıya Yeniçeriler. Durum Padişah'a aks edince "böyle birta kım rezillerin zoruyla. "Vaka-i Mum" veyahut "Mum Gavgası" gibi . Yeniçeriler karşısında devlet ric alinin iç erisine düşmüş olduğu korkuyu anlamak ç ok kolay olmayac aktır. 22 Mart 1815 tarihinde Şeyhülislâm tayin edilmiştir. III. I. ayrıca Kallavi hikâyesi için bkz. Bkz. 2 sene. Bkz. Yeniç eriler kendisinden Ağa'nın azlini isteyeceklerdir. Kapı. s. (İlgi Kültür Sanat Yayıncılık). Ankara 1985. Mehmed Süreyya.. Hatt-ı Hümâyun'daki olayların yaşandığı 1815 senesine dair hadiselerden bahsederken merkezî otoritenin tesisi için Yeniçeri Ağası Seyit Mehmet Efendi'nin asi Yeniçerilere ve ustalarına13 karşı girişmiş olduğu müc adeleye de yer ayırmıştır. Bundan dolayıdır ki zorbaların bir kısmı Ağa'nın yakasından tutarak. Tarih Musahabeleri.953. s. Rauf Pa şa. Abdurrahman Şeref Efendi. 35 ya şlarında iken defterdarlıktan vezirlik rütbesi ile birden bire sadrazam oldu ğ unda ıslahat ve ilerlemeye taraftar ve devletin nizamlarının yenile ştirilmesine hevesli göründü ğ ünden. bir kısmını da boğdurmak niyetiyle zindana attırmaktadır. Bkz. s. Zeynelâbidin Efendi18 de Şeyhülislamlık makamına getirileceklerdir.281.16 Bu yaşananlardan sonra Mehmed Emin Rauf Paşa17 S adaret'e.. akıllılığ ı ve a ğ ırba şlılığ ı ile Abdülmecid Han'ın yanında da itibarını bir kat daha arttıracak. Ahmet Cevdet Pa şa. Böyleleri bela la rını bulur" diyec ektir. çalışmanın sonuna kadar da onları zihnin bir kenarında tutmak elzemdir. onu Ağa Kapısı'na14 doğru götürmüşler. 10 ay. Sonra affolunarak 15 sene Anadolu'da eyaletlerde (vali olarak) dola şmıştır. Yay. onurlu.4 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rek duymadan mevzubahis hadiselerden sadece birkaç ay evvel yaşanmış. bilgili. Ağa asileri birer bahane bularak ortadan kaldırmakta. bir kısmını idam ettirirken. gayet tutucu. Sadrazam Re şit Mehmed Pa şa Konya Sava şı'nda Mısır askerine esir dü ştü ğ ünde Mehmed Emin Rauf Pa şa 1832 tarihinde Sultan II.. Pakalın. Abdurrahman Şeref Efendi. s. daha doğru bir ifade ile Yeniçerilerce yaşatılmış. Her ortanın ayrı ayrı ustası vardı. İstanbul 2008. Bu vakıanın tarihi Sicill-i Osmanîde Şubat 1815 olarak kaydedilmiştir. Ağa'nın azli caiz olmaz. Yeniçerilerin küçük zabitlerinden birinin unvanıdır. Bu doğrultuda Ağa'nın yanına varıp.552. Aksi takdirde. Yeni Ağa olarak kimin tayin olunduğu ise maalesef tespit edilememiştir. Haz: Nuri Akbayar.23. İstanbul 1993. diğerleri de zindandaki mahpusları ç ıkarmışlardır. Ahmed Cevdet Paşa tarafından da bir güzel kaydedilmiş olayları hatırlatmak.

Haydar Baba'yı huzuruna çağırttıktan sonra Bâbıâli'ye göndermiştir. II. Bkz: Ahmet Cevdet Pa şa. Çev: Server Tanilli. Mevacip üçer aylığ ı bir arada olmak üzere verilir ve bunlara "masar.151).S elim ile Alemdar Mustafa Paşa'nın katledilmeleri de II. S ultan II. İstanbul 1971.157. kanaat o ki. aylık yerinde kullanılır bir tâbirdir. s. 1795’te. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi (XIX. Bu iktidar 1794’ten 1925’e de ğ in ülkenin başında kalacaktır. yenilenen bu ricalin yenilenemeyen Yeniçerilerden neden o kadar sindiklerini anlamak daha da kolaylaşacaktır. Bekta şîlerin simgesi olan teber (iki ba şlı balta) bu orta tarafından da simge olarak kabul edilmiştir. 18. Bunun üzerine Bâbıâli'den derhal Ş ark Orisimlerle me şhur hadiseden sonra. Mevacip. bu sayede şimdiye kadar izahına gayret edilen birçok hususu ç alışmanın akışında daha aç ık ve c anlı bir şekilde takip edebilmek mümkün olac aktır. II. Haydar Baba denilen şahıs daha önce kendileri sefaretiyle İran'a gittiğinde o ülkenin vekilleriyle anlaşma yaparken görülmüştü.. s. Bütün bu aç ıklamalardan sonra nihayet zikrolunan hadiselerin aktarımına geçmek.yüzyılın sonundaki siyasal gelişmeler İran’da yeni bir hanedanı. 1818 senesinde azledilmiştir. Bkz. V. Yeniçerilerin 99. s.Mahmud ve Sadrazam Mehmed Emin Rauf Paşa'nın karşılarındaki tehlikenin boyutlarını anlamalarına. İstanbul 2008 3. 19 20 21 . Pakalın.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 5 İşte böylesi bir hadiseden sonra. s. Bunun yerine daha çok "ulûfe" tabiri kullanılmıştır.288. Kaçarları iktidara getirmiştir. onlardan neden bu kadar ç ekindiklerini de açıklamaya yardımcı olacak yakın tarihli örneklerden diğer birkaç ıdır. Haydar Baba'nın o sıralar Osmanlılar ile harbe tutuşmuş olan İranlılara21 c asusluk hizmetinde bulunduğu iddia ediliyordu. Fetih Ali Şah. Osmanlı Tarih Deyimleri. Yeniçerilerin mevacibi Divan-ı Hümâyunda. Bu nedenle de büyük ulema tarafından daima küçük görüldüğ ünden bahsetmektedir.. 1815’ten sonra Rusların itelemesiyle. Bkz.495.34. Hûkeşan denilen bu duacı bölü ğünün vazifesi. İstanbul 2002. kapıkulu ocaklarından olan diğ er askerlerinki ise ya kendi kışlalarında veyahut Sadrazam divanında tevzi olunurdu. bu çalışmaya konu olan olayların seyrinde. İsmail Hâmi Danişmend. lezez ve re şen" denilirdi. II. sabah ve akşam ordunun selâmet ve muvaffakiyetine dua etmekti. Godfrey Goodwin. Osmanlı İmparatorluğu'nun en tepesindeki isimlerden dördü böyle bir araya gelince konu elbette devlet meseleleri olac aktır. 1591 senesinde şeyh ile birlikte sekiz Bekta şî dervişi 99. Fetih Ali Şah tahta çıkacaktır. İddiadan da öte bizzat görülmüştü. ortası veya bölü ğ ü Hacı Bekta ş şeyhinin ocak nezdindeki vekiline mahsustu.Yüzyılın Ba şlarından Yıkılışa). recec. s. "sûret-i ha kdan" görünerek kışlalarda eğlenmesi yalnızca İran'a casusluk etmek ve ortalığı fesada vermekten başka bir şey değildir. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi. (Osmanlı Devlet Erkânı). Yeniçerilere verilen maa ş. Tevkif olunmasına gerek duyulmaksızın ivedilikle İran'a gönderilmesinin uygun olacağını da ilgililere iletmiştir. do ğ uya do ğru ödünler elde etmek ister ve Irak’a saldırılarda bulunur. ortaya alınarak Şehzade Camii yakınındaki Yeni Odalar'da kalmaları sa ğ lanmıştı. İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. Bkz: Robert Mantran. Mevacip merasimle da ğ ıtılırdı. İşte söz konusu sohbet esnasında Haydar Baba'nın İran c asusu olduğu ve diğer İranlılar gibi ülkesine gönderilmesi gerektiği Yeniç eri Ağası'na uzun uzadıya anlatılmıştır. S adrazam ve Yeniç eri Ağası. Nitekim aralarında süren sohbet esnasında söz Yeniç eri bölüklerinden 99'un kışlasında20 ikâmet etmekte olan İranlı Bektaşî Haydar Baba’ya gelmiştir. Yeniçeriler. Zeynelâbidin Efendi'nin kendisinden önce azledilen Dürrizade Efendi'nin yerine iltimasla Şeyhülislamlık makamına gelmiş oldu ğ undan yerini dolduramadığ ını kaydetmiştir. Onun anlattıklarına bakılırsa. hem de Ş eyhülislam Efendi tarafından. Ayrıca III. Dolayısıyla onun Osmanlı ülkesine gelip. YENİÇERİ KIŞLASINDA BİR BEKTAŞÎ BABASI Yeniç erilerin maaşlarını dağıtmak için tertip olunan 1815 senesine ait bir mevac ip19 merasiminden sonra Şeyhülislam Efendi. Ahmed Cevdet Pa şa..Mahmud'un huzuruna çıkmışlardır. (Şeyhülislâm Efendi'nin hayatı ve ayrıca "Mum Gavgası" ile ilgili olarak bkz. Çev: Derin Türkömer. Ağa da toplantının hemen ardından bir yolunu bulup.

Esasında Yeniçerilerin daha evvelki zorbalıklarına bakılarak da bu sorulara c evaplar üretebilmek zor olmasa gerektir. Sultan II. Görüldüğü üzere. buna göre. Yeniçeri zorbalığı/eşkıyalığı diye ayyuka çıkan olguyu dolguda herhangi bir eksikliğe yer bırakmayac ak boyutlara ulaşmıştır. bu yaşananların satırlara dökülmesinin de başlıca nedenini teşkil etmiştir.Mahmud'un da bunda niç in o kadar ısrarc ı olduğuna ve Bektaşîlikle olan yakın ilişkilerinin varmış olduğu noktaya ilişkin bazı örneklere. Baba'nın koluna girip. Bektaşî Babası hızlı bir askerî-bürokratik çalışma neticesinde Yeniçeri kışlasından kaçırılmıştır. Yoksa Yeniçeriler Haydar Baba'nın casus olduğuna dair söylemleri II. kaldırılmasının neden gerekli. Yeniçerilerin akıllarına yatmayan veya akıllarının yatmadığı her meseleye dair artık herkesten sual sorabilecek yetkeyi kendilerinde bulmaya başlamaları. aynı usul üzere de İstanbul'dan uzaklaştırılsa ne olurdu? Yeniç erilerin hadisenin akışında sergileyecekleri tavır bu soruları cevaplamaya yetec ektir. ç are- . aynı zamanda kararın neden bu kadar hızlı bir bürokratik manevra ile ic raya konulduğunu açıklamaya yetecektir. Haydar Baba'nın kendisi tarafına ulaştırılmak üzere bir tatara teslim olunarak İstanbul'dan yola ç ıkarılmış olduğu haber verilmiştir. Niyetleri. Oysa Osmanlı tarihinde c asusluğu sabit olan şahsın hayatını sürdürebilmesi ç ok olağanüstü şartlar dâhilinde anc ak mümkündür. Ancak söz konusu hadiselerin seyrinde Yeniç eri teşkilatının kuruluş gayesinden ne kadar uzaklaştığına. Ağanın onları tatmin edecek bir cevap bulabilmek için bütün ikna kabiliyetini ve edebî marifetlerini ortaya koymaya çalışması da zorbalığa açık davetiye. Mahmud’un oldukça gizli olarak sürdürec eği bir müc adelenin zeminindeki hafif kıpırdanışlardan birisi olarak mı değerlendirmişlerdi? Üstelik c asusluğa dair söylentiler sultandan değil. Zaten Yeniçeri kışlalarındaki büyük hareketlilik de bundan sonra başlayac ak. Velhasıl. Onlar için önemlilik makamda değil.6 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 dusu S eraskeri Rauf Paşa’ya. kendi bildiklerine veya inandıklarına uygun olup olmamakta idi. Anlaşılan o ki. Haydar Baba'yı ya İran'a gönderec ek ya da Erzurum'da tevkif edec ekti. ulemanın en tepesinden süzülüp gelmişti. onu huzurlarına getirse. Haydar Baba'ya yapılan muameleden duydukları memnuniyetsizliği ifade etmek. sürgün edilmesine dair bir de makul c evap alabilmektir. Haydar Baba'nın İstanbul'dan sürgün edildiği haberi kışlalarına ulaşınc a başlayan homurdanmalar Yeniçerilerin alınan karardan neden memnun olmadıklarını. casusluk faaliyeti iç erisinde bulunuyor olması Baba'larının İstanbul'dan sürgün edilmeleri noktasında Yeniç eriler iç in tatmin edici bir gerekçe oluşturmamıştır. Haydar Baba'nın durumuna dair karar da Rauf Paşa'nın iradesine bırakılmıştır. hemen aralarından seç ilen kırk elli kadar Yeniç eri ustası Ağa Kapısı'na gelip dayanacaktır. kaldırılışının arifesinde bir kez daha şahit olabilmek gayesinden hâsıl olan esinti. tabi bunun Yeniç eriler için bir önemi yoktu. Peki devletin en tepesindeki makamlar niç in böyle bir koşuşturmaca ve telâşe içerisinde bu kaçırma hadisesine girişmişlerdi? Emretselerdi de birkaç Yeniç eri. Paşa.

104-105. "Bâb-ı Vâlây-ı Fetva" veya "Bâb-ı Fetvâ-Penâhî" tabirlerinden kasıt Şeyhülislâm'ın ikâmet etmekte oldu ğ u konaktır. Hatt-ı Hümâyun. yine Haydar Baba'nın casusluğunun saptanılmışlığından bahisle başlayacaktır: “Onun kışlalarda eğlenmesi İran'a casusluk ve ortalığı fesada verme amac ından başka bir şey değildir. bir sonraki gün (Pazartesi) Ş eyhülislam Dairesi'nde23 meclis günüdür24 . İsmail Hakkı Uzunçarşılı. (Bkz. Zaten İranlılar Osmanlılara harp ilan ederek İslam hudutlarını tec avüze yeltenmekte. Bâbıâli'nin cevabı ise. . gerek ilgili vesikada. Murat Akgündüz. Ankara 1988 3. s. Üstelik İran milleti Osmanlılarla beraber bütün Müslümanlara karşı ihanet ve kötü işler etme konusunda kâfirlerden daha fenadırlar. Hal böyle iken bu tarz adamların İstanbul'da durması c aiz midir? Bilhassa Padişah'ın ocağı olan Yeniçeri kışlasında ikamet etmesi hiçbir şekilde caiz değildir. orada Şeyhülislam Efendi ile söyleşilip gerekli olan cevap kendisinden alınarak Ağa'ya iletilecektir. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. Şeyhülislâmların. Bunu yukarıda Şeyhülislâm Dairesi olarak yazmaktaki gaye ise sadece onun resmî tarafını vurgulamak içindir. "Huzur Muhakemesi" veya "Huzur Murafaası" da denilen söz konusu toplantılar haftada iki defa. Cuma namazı münasebetiyle murafaa vakti pek dar oldu ğ undan murafaanın Perşembe ve Pazartesi günleri olmasına karar verilmiştir. bu. Zaten İranlı ile Osmanlı arasında var olan savaş halinden dolayı İranlılar İslam askerine kurşun atmaktadırlar. Osmanlı Devletinde Şeyhülislâmlık. Hatta esir edilen kâfir kadınlarını c ariye tutmak uygun ise de. ŞEYHÜLİSLAM VE SADRAZAMIN MESELEYE YAKLAŞIMLARI Ustalarla gerçekleşen bu konuşmanın ardından Yeniçeri Ağa'sı durumu başyazıcısı ile Bâbıâli'ye iletecektir. Osmanlı Devletinin İlmiye Te şkilatı.211-212.” Yeniç eri Ağası’nın bu sözlerine karşın ustalar hiç çekinmeden “İranlı olsa bile. şeklindedir. İranlıların kadınları için şer'an c aiz olmayan bir husustur. Dolayısıyla bundan sonra kışla iç erisinde oturup kesinlikle taşraya ç ıkmamak üzere. Lakin ertesi gün Şeyhülislam Dairesi'nde meclisin toplanmasını beklemeden Ş eyhülislam Efendi ile Sadrazam bir araya gelmişlerken Yeniç eri Ağa'sını da yanlarına ç ağırttıracaklardır. Bu tarihe kadar Şeyhülislamlar kendi sahasına giren işleri oturmakta oldukları konakların selamlık kısmında görürler veya ayrı bir yer kiralayarak emrindeki memurlar ile beraber orada hizmetlerini devam ettirirlerdi. İstanbul 2002.22 III. Bkz. Müslümanlara kurşun sıkmaktadırlar. Hal böyle iken şimdi o milletin mensubu olan "herifi" yanınızda barındırmak. Dolayısıyla böyle bir adama sahip ç ıkılmasının uygun görünür bir tarafı yoktur. gerekse 1826 senesinden evvelkilerde geçen "Bâbı Me şîhat". Yeniçeri Oca ğ ı'nın kaldırıldığ ı 1826 senesine kadar müstakil daireleri yoktu. bu adamın kendileri açısından Bektaşîlikte saygı duyulac ak bir konumda bulunduğunu ve bir vakitten beri kışlalarında ikamet etmiş olması münasebetiyle onun hakkında münasip görülen muamelenin de hazmedilecek bir tarafının olmadığını ifade edeceklerdir. gelsin 22 23 24 BOA. Cuma ve Çarşamba günleri yapılmaktayken.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 7 sizliğin de koyu alametidir: “Haydar Baba denilen adam bir İranlı ve İranlının İstanbul'daki c asusu idi. 284/17078. Haydar Baba'nın kışlaya iade edilmesinde son derec e ısrarlı olduklarını ayan beyan dile getirmekten de geri durmamışlardır. s.) Dolayısıyla. Ağa'nın davete icabetiyle Ş eyhülislam Efendi meseleye dair görüşlerini kendisine bir kez daha ayrıntılı bir şekilde izah edec ektir. S öze. İşte Yeniçeri Oca ğ ı'nın kaldırılmasında sonra kumanda merkezleri olan Ağ a Kapısı Şeyhülislamlığ a tahsis edilmiştir.

bu sayede Haydar Baba'nın salıverilmesi sağlanılac aktı. Ağa da Ş eyhülislam Efendi'nin meseleye dair fetvasını kendilerine iletecektir: "Bu herifi istishâb itmek şer'an ve diyâ neten câ iz 25 26 BOA. Tatar. yolculuk esnasında çok şiddetli bir şekilde hastalanan Haydar Baba'nın vücudundan kan zuhur etmiş olduğundan. meselenin muhatabı Bâbıâli'dir şeklinde bir not ile karşılaşabilme ihtimalini de göz önünde bulundurmuş olacaklar ki ikinci istikametlerini Bâbıâli olarak belirlemişlerdir. pek çok hadiselere sahne olmu ştur. ilk Yeniçeri odaları Edirne'de bulunuyordu. Mec lis dağıldıktan sonra Bâbıâli'ye dönüldüğünde Haydar Baba'yı Rauf Paşa nezdine götürmekle vazifeli tatardan gelen bir tezkire Tatar Ağası tarafından S adrazam'a iletilmiştir. Edirne'deki bu odalar İstanbul'un daimî surette merkez oldu ğ u zamana kadar Yeniçerilere mesken olmu ştur. Haydar Baba'nın Bektaşîlik anlayışına göre manevî evladı olan ve hala onun serbest bırakılması emeli peşinde koşan birkaç Yeniçeri ustası Şeyhülislam divanından sonraki gün. YENİÇERİ CEP HESİNDEKİ GELİŞMELER Haydar Baba'nın Erzurum'a uzanan yolculuğunun seyrindeki gelişmeler bu yönde iken gelen istihbarî bilgilere göre Yeniçeri Ocağı'ndan yükselen sesler hiç yabanc ı değildir: Geceleyin hızlı hızlı hareket eden o bilindik ayak/yemenî sesleri. Bu nedenle o gün için istediklerini gerçekleştirebilecek vakti bulamayacaklarına kanaat getirerek planın uygulanmasını bir sonraki güne bırakac aklardır. onun için bunlara mahsus odalar yaptırılmıştı. Uzunçarşılı. tezkiresinde. Lakin olayın plan kısmını tertiple fazlaca meşgul olduklarından gün akşam olacaktır. 284/17078.25 IV. Haydar Baba meselesini meydana koyup. . (Bunu çalışmanın ileriki merhalelerinde de görmek mümkündür). bu sebeple Eskişehir yakınlarındaki Günyüzü Menzilhanesi'nde kendisinden geçmiş bir vaziyette yatıp kaldığından ve hastalıktan kurtulduğu vakit tekrar yola koyulacaklarından bahsetmekteydi. Gaye. Anc ak içlerinden yirmi otuz kadar Yeniçeri ustası ve odabaşısı26 Haydar Baba ile ilgili isteklerine dair ne yönde bir cevap verilmiş olduğunu sual etmek iç in Yeniç eri Ağası'nın huzuruna çıkacaklardır. Yeniçerilerin yeni odaları Aksaray'da. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. Askerlik daimî oldu ğ undan ocak mensupları ilk devirlerde ergen yani bekâr idiler. .” Ş eyhülislam Efendi'nin böylesi kesin ve keskin sözlerinden sonra Sadrazam da Yeniç eri Ağa'sına aynı şekilde c evap verec ektir. topluc a Ağa Kapısı'na dayanma arzularını dile getirmektir.. s.Kapıkulu Ocakları. Neticede böyle kalabalıklarla muhataplarının içlerine kadim korkudan salınac ak. sanki müptelası olunan bir hareketin hazırlıkları iç erisindedir. Hatt-ı Hümâyun.. 241. Yeniçeri kışlalarına oda denilmekteydi. eski odaları da Şehzadeba şı'nda idi. yani S alı günü "bu hususda bazı söyleyeceğimiz var" diyerek diğer ustaları ve oc aklıları öteden beri bir toplantı salonu ve her karşı çıkış eylemlerinin ilk hareket noktası olarak kullanmaya alışkın oldukları Orta Cami'ye toplayac aklardır. Ağa Kapısı'nda. diğer ocak efradını da kendilerine uydurarak.8 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yine bizle eğlensin demek Yeniçeri Ocağı'na yakışır bir şey olmadığı gibi.152-153. şer'an da buna müsaade edilmesi katiyen mümkün değildir. Yeniçerilerde her orta veya bölü ğ ün oda denilen birer kışlası vardı: Eski ve yeni odalar içinde tarihçe en me şhuru yeni odalar olup.

Ancak söz konusu gelişmenin.yüzyılda başladığ ı. akıllarına yatmaz ise Şeyhülislam fetvasının Yeniçeriler iç in bir anlam ifade etmediği ç ok zamanlar yaşanmıştı. İstanbul'un Tekke. Ermeniymiş” bunda kendilerini ilgilendiren bir taraf da yokmuş. "İstanbul'daki Tekke.29 27 28 29 Pir Evi. Haydar Baba denilen adam onların arka çıktığı birisi olmadığı gibi. Haydar Baba'ya arka ç ıkanlar iki Yeniçeri ustasından başka kimse değildir. günah çıkarırcasına Ağa'ya bazı itiraflarda bulunacaklardır. Dergâh. böyle ceva b virildi. Zaviye ve Hânkahlar Hakkında 1199 (1784) Tarihli Önemli Bir Vesika. Ankara 1981. Bedri Noyan. Vakıflar Dergisi. XIII. Balım Sultan'ın da önemli katkıları ile 16. Nitekim fetva üstüne söz söyleme cüretinde bulunan Yeniçerilerin çoğu kendi aralarından yükselen bu çıkış karşısında çaresiz dağılmaya başlayacaklardır. tam da bu misalde olduğu gibi. Hatt-ı Hümâyun. Herhalde Yeniçeri Ağası ile S adrazamın da düşünüp. s. o zaman Pir Evi'nde 27 veya Nerdibânlı köyünde28 ikamet etmesine izin verilsin gibi. tekke de Şahkulu Sultan Dergâhı adını almıştır. (Bkz.589). Köy bugün Merdivenköy. farklı öneriler ortaya atanlar olacaktır: Haydar Baba'nın kışlaya girmesine madem müsaade olunmuyor. Anlattıklarına göre. I. . 284/17078. bir türlü dile getirme cesareti gösteremedikleri cevap tam da bu idi. BOA. Zaviye ve Hânkahları hakkındaki 1784 tarihli bir vesikada. s. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. Eğer cevâzına da ir bir mesele öğrenir iseniz ha ber virin… İşte mukîm fetâ vâ -yi penâ hîdir. Bütün Yönleriyle Bektâ şîlik ve Alevîlik. Güya. Hatta iç lerinden dördü beşi kalıp. Nitekim fetva da Yeniçerileri tatmin etmeyec ek. Pir Evi ile ilgili oldukça ayrıntılı bilgi için bkz." Osmanlı tarihinde.443-453. bürokrasisi ve askeriyesinin en tepesinde bulunan şahısların Yeniç eri zorbalığından çekindikleri için sarfına cesaret edemedikleri bu sözleri "ehl-i ırz" Yeniç eri ustası bir ç ırpıda söyleyivermiştir. Bu sözlerden c esaret alan ayaktaki "ehl-i ırz" ustalardan birisi meselenin fitilini tutuşturup.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 9 değil imiş. körüğünü eksik etmeyen Yeniç erileri ihbar etmekten de çekinmeyecektir. Siz dahi bildiğiniz ulemâ'dan sorun. işlerine gelmez. Kitâbu’l-lah’ın ve şer'-i şerîfin hükmü böyle olunca bunun hilâfı la kırdı söylemek elimizden gelmez. Yeniç erilerin Haydar Baba'nın serbest bırakılması yönündeki ısrarlarını ortaya koyan bu teklif hem Yeniç eri Ağası hem de konunun diğer muhataplarını terletec ek türdendir." Meselenin başından bu yana Osmanlı uleması. Bereket versin ki "ehl-ı ırz" Yeniçeri ustalarından birisi Ağa'nın muhtemelen titrek bir ses tonuyla başlayacağı açıklamadan evvel söze müdahil olarak şerîatın uygun görmediği bir hususun Bâbıâli'ye tekrar teklif edilmesinin asla kabul edilir bir şey olmadığını ifade etmekten çekinmeyecektir. İstanbul 1998. Yoksa adam “Acemmiş. hapsolunduktan sonra hadleri bildirilmiş olsaydı mesele bu noktaya kadar gelmezdi: "Devlet öyle bir herifi tard ve nefy itmiş ise bunlar ne karışurlar? Bunda ocağa dokunur ne vardır ki? …Nâfile konuşuyorlar. a şevi ve öteki yapılarla Bekta şiliğ in merkezi haline gelen Pir Evi'nin ne zaman kuruldu ğ u ve örgütsel bir bütünlük kazandığ ı tam olarak belli de ğ ildir. çavuş ustalarca götürülüp. Nevşehir'e ba ğ lı Hacıbekta ş ilçesinin tam ortasında yer alan dergâh hakkında kullanılmakta olan bir tâbirdir. Üsküdar merkez ve civarı ile Anadolu sahillerine ayrılan bölümde gösterilen Nerdibânlı/Nerdübânlı (Merdivenli) Köyü'nde Gadni Dede Tekkesi'nin bulundu ğ u kaydedilmiştir. 15.yüzyılda arttığ ı tahmin edilmektedir. iç lerinde hala ayak direyenler. Atilla Çetin. kendilerinin orada bulunma sebepleri de patırtıyı seven Yeniç eri ustalarının hatırından başka bir şey değilmiş.

Şöyle ki Bâbıâli'den konağına dönmekteyken kendisine bir tezkirenin gelmiş olduğu. Buna göre. sava ş işlerinden anlayan herkesin fikrinin alınması. Şura Meclisi'ne30 katılanlardan 71'in mütevellisi31 Hacı 30 Şûra. Haydar Baba'nın kendilerine iade edilmesinde hala ısrar eden Yeniçerilerin olduğu. daire ağalarının Ağa Kapısı'nda toplanmış olduklarından kendisinin de tebdile gitmeyerek doğruca oraya azimet eylemesi yazılıdır. devletin önemli bir sorununun me şveret yoluyla görü şülüp çözümlenmesini isteyebilir.10 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 V. Bundan sonra sarf olunac ak sözlerden. İşte bu nokta göz önünde bulundurularak. 14 Mayıs 1789'da III. Mü şavere veya istişare yeri anlamında kullanılan bir tabirdir. bölüğün ustasından Yeniç eri Ağa'sına gizlic e gelen bilgiler muhtemel bir başkaldırı girişiminden dönülmüş olunduğunu haber verir.Selim'in emriyle toplanan "Meclis-i Me şveret"e iki . o ana kadar yaşanan hadiseleri Sadrazam'a hemen kısaca özetleyec ektir. Yeniçeri Ağa'sının " ehl-i ırz" ustalardan fazlac a etkilenmiş olduğunu hissetmek mümkündür. Yeniçeri ortalarına kesinlikle müsaade edilmemelidir. Nitekim yukarıdaki konuşmaların gerçekleştiği günün gec esi Ağa Kapısı'nın nöbetçisi olan 45. huzurundan ayrılınca Yeniç eri Ağası soluğu Bâbıâli'de alac ak. Devlet. Mesela tahta çıkışından bir ay kadar sonra. Bu ihtiyaç. "biz de karışmayuz" diyen yeni odalılar asi gruptan peyderpey ayrılmaya başlayac aklardır. hatta emekli memurların da Şûra'ya katıldıkları bilinmektedir. devletin belli ba şlı diğ er sorunlarının da çözümünde duyulmaya ba şlanmış ve işten anlar kişilerin ça ğ rıldığ ı toplantılarla danışma zorunlulu ğ u giderilmeye çalışılmıştır. kararın iyice ortaya çıkabilmesi için de gereken tartışmaların yapılması gerektiğ ini ileri sürmektedir. Anc ak eski odalılar eski günlerini -belki de son kez. YENİÇERİLERİN GERİ ADIM ATMASI Böyle düşünen Yeniçerilerin devletten yana bir tavır sergilemeye başlamaları bile diğerlerinin Haydar Baba'nın serbest bırakılması yönündeki ısrarlarını kırmaya yetmeyecektir. Özellikle sava ş zamanları alınacak tedbirlerin geniş bir düzeyde tartışıldıktan sonra uygulanmaya konulması do ğ al bir ihtiyaçtı. 45.toplanan "yeni odalılar" takımı "eski odalılar"a haber gönderip. Yoksa en başta söylenilecek söz en sona neden bırakılsın.hatırlatmak istercesine verdikleri c evapla "yeni" zorbalıklara bulaşmak niyetinde olmadıklarını ortaya koyac aklardır: "Biz böyle şeye karışmayuz. bundan sonra da her ne tarz bir bilgi elde edilirse yine gizlic e bildirmeye devam edeceğini ifade ederek. aslında meselenin kendiliğinden kapanmış olduğunu ç ok geçmeden anlayacaktır. bunların çoğunun Haydar Baba'nın manevî evlatlarından veya onların yoldaşlarından oluştuğu. bu toplantılara "Şûra" veya "Şura-yı Saltanat" denilirdi. Ağa tezkire üzere dairesine gittiğinde Yeniçeri Oc ağı’ndan 10 ç avuş ve mülazım ustasını. Ağa böyle nefes tükete dursun. Padişah. Eskiden devlet işlerini görü şmek üzere toplantılar yapılır. askerlerin.ortanın ustası şimdilik anlattıklarından başka bir malumatı olmadığını. kendisi de sık sık bu toplantılara katılırdı. Padişahtan ba şka devlet ricali ile birlikte devletin hemen her kademesinde vazifeli olanların. tezkirede. bundan sonra da her bir hususa karışmak isteyeceklerinden bu tarz müdahalelerinin ve her istediklerini yaptırma eğilimlerinin önü alınamayacaktır. onları da kendilerine katılmaya davet etmişlerdir. Nitekim Kâtip Çelebi. Ağa'nın özet geç tiği konular arasındadır. o gece -daha öncekiler gibi ilkin. bir herifi nefy itmekle bunda ocağımıza ne zarar va rdır?" Eski odalıların bu cevabı kendisine yeni odalılar takımından da taraftar toplayacak. değil mi? İşte Ağa'dan geç saçılan inciler: "Ayak patırdılarına" bakılıp bu hususta Yeniçerilere müsaade olunsa.

Gelenlerin Haydar Baba meselesinden hiç söz aç mamaları ise onların meselenin tamamen kapanmış olduğunu göstermeye ç alışmalarındandır. (Hazırlayanın Notu). YENİÇERİLERİN YENİ GÜNDEM MADDESİ: RUMLAR Haydar Baba meselesi herhangi bir müdahaleye lüzum kalmaksızın şimdilik bu şekilde kapanıyorken. Yunanlıların. ilkin Odesa’da (1814). “def edilmesi mümkün olmayan bu mesele her geç en gün daha da karışık bir hale sürüklenmektedir. bir kargaşa esnasında bunların da devlete ihanet ederek baruthaneyi ateşe vermeleri ihtimal dâhilindedir. Çünkü başkentte dinleri. Yeniçeri te şkilatında 71'inci ortayı Seksoncular te şkil etmiştir.” Bu sözlerin ardından Yeniçeriler mevc ut durumun kendileri iç in büyük bir endişe kaynağı olduğunu ifade edeceklerdir. Üss-i Zafer (Yeniçerili ğ in Kaldırılmasına Dair).32 VI.33 Rumların her an isyana hazır halleri ve bu yönde gelen bilgiler. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi… . Onlara göre. ba ğ ımsızlıkları yolundaki ilk girişimleri şair Konstantinos Rigas’ın eseri olmu ştur. Hatt-ı Hümâyun. Haz: Ahmet Hezarfen. Muhtemelen bu son söylediklerine kendi- 31 32 33 yüzün üstünde kişi katılmıştır. . Haz: Mehmet Arslan. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. devletleri ve padişahlarının bulunması onlar iç in her şeyden daha önemliymiş. Kumandanlarına da Seksoncuba şı denilmiştir. BOA. (Bkz: Mantran. 284/17078. onların endişelenmelerinin kendilerince önemsiz sebeplerinden biridir. Yunanlılar unutmamış ve Hetaireia. Hatta birç ok yabancı.142–148. Ankara 2007. 1798’de pek acılı biten serüvenini.6-23. Eğer bir hadise yaşanırsa hal nereye varacaktır? Dışarıdan bir düşman saldırdığında İstanbul'daki Rum ve Ermenilerin ayağa kalkıp etmeyec ekleri ihanet kalmayac aktır. Es'ad Efendi. Vakanüvîs Ahmed Lûtfî Efendi Tarihi. I. Rum meselesinin devlet merkezinde uyandırdığ ı akislerle ilgili oldukça ayrıntılı bilgi için bkz. Viyana Kongresi’nden az önce. Divan-ı Hümayun.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 11 Yusuf Ağa ile diğer 2 ortanın mütevellilerini karşısında bulac aktır. Bkz. Ahmet Mumcu. Bu meclis ve mesele hakkında daha fazla bilgi için bkz. s. baruthane etrafında av bahanesiyle tüfekleri omuzlarında gezmektedirler. İstanbul'da ailelerinin yanı sıra c an ve mallarının bulunması.Mehmed'e hediye olarak gönderdiğ i Seksonya köpekleri bu ortaya verilmiş ve mensupları bunlara bakmakla görevlendirildikleri için Seksoncu adını almışlardı. Gelene ğ e göre Eflak Voyvodası'nın av için II. müdahalesizlik Yeniçerilere göre bir iş olmadığından bu kez kendilerine yeni bir gündem maddesi yaratmışlardır: Rum meselesi ve Rumların tavırları. Dostlar Derne ğ i (Philiki Hetaireia) adıyla yeniden kurulmu ştur. s. s. Rumların girişmiş oldukları fesatlık hareketleri ile devlete zarar verme çabaları önceki günlerde Ş ura Mec lisi'nde okunan tercüme kâğıtlarında zaten bütün ç ıplaklığı ile ortaya ç ıkmıştı. O. hatta Bizans İmparatorluğu'nun yeniden c anlandırılması yolundaki çabaları neticesinde 19. sonra da İstanbul’da. Bilindiği üzere Osmanlı İmparatorluğu'nu içerden zayıflatmak isteyen Avrupa Devletleri'nin. anlaşılan Yeniç erileri fazlac a rahatsız etmiştir. bir yurtsever dernek olan Hetaireia’yı kurarak Osmanlılara karşı eylemlere kalkışmıştır. özellikle Rusya'nın tahriki ve Rum aydınlarının Yunanistan'ın egemenliği. Nitekim Rum fesadı ortaya çıkalı 22 ay oldu diyerek söze başlayan Yeniçerilerin ardıl ifadeleri duyulan endişenin geniş sınırlarını çizmeye yetec ek türdendir. Bu tarz hadiselerin doğurac ağı kötü netic eleri kestirmek zor olmasa gerektir. İstanbul 2005. İstanbul 1999.34).yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı egemenliğindeki Rumlar çeşitli isyan hareketlerine teşebbüs edeceklerdir.

kılıçtan geç irilmesi veya bu yönde kendilerine bir emir verilmesi gibi seçenekler Yeniçerilerce hazırlanmıştı. yine tehditle karışık ifade eden Yeniçeriler.34 34 BOA.Mahmud da o günün savma modasına uyarak Rumlarla ilgili kararın anc ak şer'î hukukun vereceği hükme göre şekillenec eğini. Yeniç eri Ağa'sına bu hususun çözüme kavuşturulması için son derec e kararlı olduklarını.Mahmud'a danışılac aktır. Ağa'ya göre. aksi takdirde evvela Ş eyhülislam Efendi'ye. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. ardından meseleye dair en uygun kitap hükmünü. Yoksa bir önceki meselede Yeniçerilerin "baba"dan başka bir kelime bilmiyormuş gibi davranmaları ne ile aç ıklanac ak? Bu kez "…biz bu gâvurlardan emin değiliz" diyen Yeniçeriler. Hatt-ı Hümâyun. şimdi sadece merkezî idareden bunlardan birinin tercih edilmesi istenilec ekti. Rumların İstanbul'dan uzaklaştırılması. .12 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 leri de inanmamış olmalıdırlar. yani fetvayı bildirecek olan Ş eyhülislam Efendi'ye müracaat olunmalıdır. Bu nedenle mesele evvela başyazıcısı vasıtasıyla Bâbıâli'ye iletilecek. meseleyi Şeyhülislam Efendi'ye havale edec ektir. 284/17078. Rumların durumu ve gelecekleri kesinlikle padişahın emir ve iradelerine bağlı hususlardandır. Anlaşılan Ağa. Nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair hâsıl olacak şer'î hükme göre de harekete geç ilmelidir. Rum milletinden hiçbir ferdin emniyette olmadığını ifade ederek söze başlayan II. esasında yukarıda vurgusunu yaptıkları devlet ve padişah gibi kavramlarının artık kendileri için çok da bir ehemmiyet taşımadığını farkında olmadan açığa vuracaklardır. endişelerini ortadan kaldırmak iç in Ağa vasıtasıyla devlet ricalini bir çare bulmaya davet edec eklerdir. Aslında. kendilerine kesin bir cevap verilmesi gerektiğini. (Haydar Baba meselesinde olduğu gibi) dairesine gelenler arasında kendisine destek çıkacak kimse bulamadığından Yeniç erileri bir an evvel başından savma telaşına düşmüştür. Ağa'nın çizdiği yol haritasına uygun olarak mesele kendilerine bildirildiğinde Bâbıâli'den alınan c evap Ağa'nın o an iç inde bulunduğu baştan savmac ı tavrı aratmayac ak türdendir: İstanbul'daki Rumların kırılıp kırılmaması elbette herkesin başı gibi şerîat hükmüne bağlıdır. Nihayet mesele S ultan'a kadar ulaşac aktır. ondan da bir c evap alamazlar ise Bâbıâli'ye varac aklarını. oradan da saraya arz olunmak suretiyle nasıl hareket olunması gerektiği noktasında II. Bunun yerine Bâbıâli'den Rumlara ilişkin herhangi bir aç ıklamada bulunulmadığı iç in kendilerine ne diyeceğini bilemediği gibi kaçamak bir cevap vermeyi tercih etmiştir. devlet sizin talimatlarınıza göre mi yönetilecek diyebilme c esaretini kendisinde bulamayac aktır. Ne gariptir ki bir önceki hadisede Yeniçerilerin "ayak patırdıla rına " bakılıp onların istedikleri yapıldığı vakit artık bu işin önünü almanın mümkün olamayacağını ifade eden Yeniçeri Ağa'sı bu kez patırtıların çokluğundan ve sertliğinden korkmuş olmalı ki aç ık bir şekilde tehdit iç eren bu ifadeler karşısında siz kim oluyorsunuz. Dolayısıyla evvela S ultan'a danışılmalı. bu hükmün iç eriğinin ne olacağını bilmeden kendisinin o kadar reayanın kırılmasına dair herhangi bir emir veremeyeceğini belirterek.

zamanında en güçlü dişlisini oluşturdukları merkezî idare çarkı için artık her akıllarına eseni yapan/yaptıran. tam tersi bir durumda.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 13 NETİCE Bundan sonra neler yaşandığına. ne yönde bir karara varıldığına dair herhangi bir bilgi mevcut değildir. Bu cümleden olarak. Yeniçerilerin. . Ancak yaşanmış olması kuvvetle muhtemel olan bazı gelişmeler vardır. İçeriğine bakılmaksızın verilen fetvaya riâyet ettikleri kabul edilse bile artık sorunsuz yaşayamayan Yeniç eriler kendilerine meşgul olacak yeni bir mesele bulmak veya yaratmak noktasında hiç bir güç lük ç ekmeyec eklerdir. Mesela işlerine gelirse ç ıkarılac ak fetvaya riayette bir sıkıntı yaratmayacak olan Yeniçeriler. bugüne kadar hep tekrar edile gelmiş olan son dönem zorbalıklarının dışında farklı eylem ve davranışlardan bahsetmek pek mümkün değildir. hatta onun önc esinde ve özellikle sonrasındaki Bektaşîlikle müc adele esnasında sürdürmüş olması da muhtemeldir. II. Haydar Baba meselesinde olduğu gibi fetvayı da pek ciddiye almayacaklardır. yaptıramadıklarındaysa estiren bir "kurum" haline dönüşmüş oldukları ortadadır. Yeniç erilerin tarih sahnesinden çekilmeleri. anlatılan meselelerden hareketle Yeniçeriler ve ocakları üzerine kısa bir değerlendirme yapmak gerekirse. Mahmud'un bu "kurum"u temizlemeden modernleşme bac asının aksi istikamette tüteceğini anlamasında mevzubahis hadiselerin uyarıcı bir etkiye sahip oldukları. S on olarak. bilhassa Haydar Baba meselesinin söz konusu etkiyi.

-Abdurrahman Şeref Efendi . İstanbul 1998. Ankara 1992. Ankara 19883. Osma nlı Devletinin İlmiye Teşkilatı. -Danişmend. Haz: Nuri Akbayar. sy. Diva n-ı Hümayun. İstanbul 1966. XIII. Ankara 2005. Osmanlı İmpara torluğu Tarihi (XIX. I. -Çetin. Çev: Server Tanilli. İstanbul 1999. İlber. V. . -Ocak. -Birge. Bütün Yönleriyle Bektâşîlik ve Alevîlik. -Daşçıoğlu. Bektaşîlik Tarihi. ss.385-395. İsmail Hakkı. Atilla. İstanbul 2008. 284/17078. -Es'ad Efendi. Suraiya. Çev: Derin Türkömer. Ga zi Üniversitesi -Hacı Bek taş Veli Araştırma Dergisi. -Akgündüz. (İlgi Kültür Sanat Yayıncılık). -Pakalın.Yüzyılın Başlarından Yıkılışa). -Uzunçarşılı.34. Murat. İstanbul 2005. Mehmed Zeki. İsmail Hakkı. Ahmet Yaşar. Robert. Haz: Mehmet Arslan. Ta rih-i Cevdet. Ga zi Üniversitesi Hacı Bektaş Veli Ara ştırma Dergisi. Yay. "Yeniçeri Ocağının Manevi Eğitimi ve Bektaşîlik". -Eğri. -Ahmet Cevdet Paşa. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. MEB. Mücteba. "Tarikatlar ve Tanzimat Dönemi Osmanlı Yönetimi".281-287. sy. Osmanlı Ta rih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü. Çev: Turan Alptekin. ss. Ankara 1981. XII. I. Ana dolu'da Bektaşîlik.Yüzyıllar). İstanbul 1971. I. İstanbul 1998. -Faroqhi. Ahmet. -Uzunçarşılı. II. Hatt-ı Hümâyun.307–315. ss. Haz: Ahmet Hezarfen. -Ortaylı. John Kingsley. (Osmanlı Devlet Erkânı).173-196. Osma nlı Devletinde Şeyhülislâmlık. -Ahmed Cevdet Paşa. Godfrey. Osman.14 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Ba şbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). I. Ankara 1999. Üss-i Zafer (Yeniçeriliğin Kaldırılmasına Dair). Eskişehir 1997. İstanbul 2003. İza hlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi.6. Ankara 1995. İstanbul 1993. İstanbul 20083. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe. Vakıflar Dergisi. -Noyan. -Mehmed Süreyya. III. -Melikoff.A. Ankara 1984.583–590. İstanbul 2002. II. -İlgürel. ss. -Mumcu. Sicill-i Osmanî. İsmail Hâmi. "İstanbul'daki Tekke. II. Osma nlı İmpara torluğu'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII. -Goodwin. Kemal. "Yeniçeri Ocağı ve Bektaşî Zaviyelerinin Kapatılması". Ankara 2007. (Üçdal Neşriyat). " Yeniçeriler" . ss. Bedri. -Va k anüvîs Ahmed Lûtfî Efendi Tarihi. Ankara 1985. İstanbul 1991. XIII. Zaviye ve Hânkahlar Hakkında 1199 (1784) Tarihli Önemli Bir Vesika. Osma nlı İmparatorluğu Tarihi. İrene. V/10. Yeniçeriler. İstanbul 1996. OTAM. -Mantran. İstanbul 2002. III. Tarih Musahabeleri. Osma nlı Devleti Teşkilâtından Kapıkulu Ocakları.İ.

29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815 "Benim Vezirim. Hatt-ı Hümâyun. Rum milletinden hiçbir ferdin emniyeti olma dığı zâ hirdir. Sûret-i şer'îsi ma 'lûmum olma k sızın bu k a da r reâ yâ yı k ırsunla r deyu emr idemem. Gerek bu ma ddede gerek Ha yda r Ba ba 'nın a vdeti ma ddesinde fetâ vâ -yi şerîf çık a rılsın. Ka ldı k i Devlet-i Âliyyemiz Devlet-i Muha mmediye olub. Kitâ bu’l-la h ne vecîhle emr ider ise ben da hi Alla h'ın emri ve Peyga mberimizin şerâ iti mûcibince ik tizâ ’sını icrâ ' iderim" . zâ t-ı hümâ yûnuma ha lk ın itâ a ti İmâ m-ül-Müslimîn olduğum içündür. Yeniçeri usta la rının istid'â 'la rı ve Yeniçeri Ağa sı'nın ve senin virdiğiniz ceva bla r ma 'lûm-ı hümâ yûnum olmuşdur. 284/17078.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 15 Ek-I: BOA.

16 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

The aim of this study is underlying the official transportation and communication organization in the Otoman State covering the mentioned matters and revealing the time range of transportation. Konya 2009) isimli doktora tezinden faydalanılmak suretiyle hazırlanmıştır. Ula şım.were always carried out on horseback in the Ottoman State. Osmanlı Devleti’nde resmî ulaşım ve iletişimin örgütlenmesinin kimler tarafından. Deruhte Etmek ORGANIZATION OF TRANSP ORTATION AND COMMUNICATION IN THE OTTOMAN STATE Abstract The valuable document sending between the administrative centre and the provinces. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 7 -3 8 Ye a r: 2 0 1 1 . Ha berleşme. Dr. Undertaking of Menzilhane ∗ ∗∗ Bu çalışma Selçuk Üniversitesi Bilimsel Ara ştırma Projeleri Koordinatörlü ğ ü tarafından desteklenen (Proje no: 07103001).edu. Gör. where and how. bahsedilen hususlar doğrultusunda. The matter of obtaining the horses. Tra nsportation. Key Words: Menzil. ccetin@selcuk. Menzilhane. belirli bir amaç için yolculuk yapan resmî görevlilerin ulaşımlarının sağlanması ve devlet hazinesine ait değerli emtianın yer değiştirmesi hep at sırtında gerçekleşmiştir. merkez ile taşra arasında karşılıklı olarak gönderilen değerli evrâkların iletimi. ne şekilde ve hangi zaman aralıklarında yapıldığını incelemektir.tr . Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. Bu hizmetlerde bir aksama yaşanmaması. Communication. Menzil Administrator. was resolved with the foundation of the menzilhânes. Issue : 5 Pa ge : 1 7 -3 8 OSMANLI DEVLETİ’NDE ULAŞIM VE İLETİŞİMİN ÖRGÜTLENMESİ∗ Cemal ÇETİN∗∗ Özet Osmanlı Devleti’nde. the transportation of official functionaries and place-changing of valuable goods belonging to state treasury. “Anadolu’da Faaliyet Gösteren Menzilhâneler (1690-1750)” (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Bu çalışmanın amacı da. This institution was organized every year to abstain from difficulties and problems in the service.. Menzilci. Anahtar Kelimeler: Menzil. Menzilha ne. söz konusu birimlerin her yıl tekrarlanan bir şekilde yerinde ve yeniden örgütlenmeleriyle mümkün olabilmektedir. Söz konusu atların nerelerden ve ne şekilde temin edilecekleri meselesine ise menzilhânelerin kurulmasıyla çözüm üretilmiştir. Arş. by whom did they carry out and how did they do.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 .

M. menzilhâneler kurulmadan önce. Bu sistem. Menzilhânelerin birbirilerine olan uzaklıkları ülkenin her yerinde aynı değildir.488. Halaço ğ lu.6. s.500 duvarcı arşınına karşılık geldiğ ini belirtilmektedir. Meral Gaspıralı). “ Two Firmans of Mustafâ II On The Reorganization of the Ottoman Courier System (1108/1696)” . Yerleşimin seyrek veya nüfus yoğunlu1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Osmanlı Devleti’nde.) Numara 8470 . BOA. Yusuf Halaço ğ lu. 361/2. İlgili belgelerde menzilhâneler arası mesafe saat cinsinden kaydedilmektedir.758 metre olup. merkez ile taşra arasındaki irtibat ulak hükmü1 adı verilen bir sistem ile sürdürülmüştür. konumları icabı vazgeç ilmez olmaları sebebiyle. u ğ radıkları yerlerde ihtiyaç duydukları binek hayvanlarının temini ile iâ şe ve konaklama ihtiyaçlarının karşılanması için verilen resmi belgelerin genel ismidir.69.III.) 58 . Ba şbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü .11 . sadareti döneminde (1539-1541).325/2. Reinhold Schiffer. s.34-35.543. 18. Osmanlılarda Ula şım ve Haberle şme (Menziller). (12 Zi’l-ka’de 1146 / 16 Nisan 1734). ana yollar üzerinde belirli noktalarda. Ça ğ atay Uluçay. Amsterdam-Atlanta. İstanbul 2007. Acta Orientallia Academiae Scientiarum Hungarıcae. C.47. halkın da buralardan binek temin edebileceği yönünde uygulamaların gündeme geldiği görülmektedir6 . “ Osmanlı Haberle şme Kurumu” . At Sırtında Anadolu. British Travellers in 19th Century Turkey . menzilhâneler3 tesis etmiştir4 . 4. İstanbul 1326. Osmanlı Devleti yol sistemi açısından önemli bir konumu bulunması sebebiyle. Lütfî Pa şa. Ankara 2002. Bkz. Ankara 2002 (Menziller). s. Konya Şer’iye Sicilleri (KŞS. Yine menzil beygirlerinin fiziksel performans ve dayanıklılıkları da menzilhâneler aralarındaki mesafelerin belirlenmesi hususunda en önemli bir etkendir9 . . hem düzenli bir iletişime imkân tanımaması hem de suiistimale açık bir uygulama olması sebebiyle. s. merkez ve taşra arasında idarî irtibatın sağlanmasıdır. Bir duvarcı arşunu ise 0. s. Zeki Pakalın. Osmanlı Devleti’nde bir takım hizmetlerin ifası için yolculuk yapan devlet görevlilerinin beygir de ğ iştirmeleri ve gerekli durumlarda dinlenmeleri için ana yollar üzerinde. Menzil teşkilâtı vasıtasıyla yapılan haberleşme denilince anlaşılması gereken. No. İstanbul 1993. s. saatin fersah-ı kadîmle aynı oldu ğ u ve her ikisinin de 7. Bu hususla ilgili gönderilen hükümlerden bazı örnekler için bkz.51.201/1.30. s. Mesela. büyük ölçüde menzilhâneler vasıtasıyla sağlanmıştır. İstanbul 1955. (27 Zi’l-hicce 1177/ 27 Haziran 1764). Vol. Anadolu’nun Sa ğ Kolu üzerinde bulunan Karapınar Menzilhânesi’nin idaresi hususunda sürekli olarak finansal sorunlar ya şanmasına ra ğ men. Asâfnâme . Frederick Burnaby. Bu hususu özetleyen hüküm sureti için bkz. Halaço ğ lu. Bazıları. Bu mesafeleri daha ç ok coğrafî şartlar. belirli aralıklarla kurulmu ş ula şım istasyonlarının genel adıdır. s. Colin Heywood. Anc ak nadiren de olsa. MAD. Posta atlarının ücret karşılığ ında yabancı seyyahlar tarafından da kullanılabildiğ i anla şılmaktadır. söz konusu menzilhânenin kapatılması gündeme bile gelmemiştir. bu tür sıkıntıların önünü almak2 ve merkez-taşra irtibatını düzenlemek maksadıyla. Ülke genelinde bir değerlendirme yapıldığında. menzil teşkilâtının ya da diğer ifadeyle menzilhânelerin sivil haberleşme için tesis olunduğuna ya da sonrasında bu amaç la kullanıldığına dair bir bilgi bulunmamaktadır5 . bu mesafelerin ortalama 11 saat (yaklaşık 63 km10 ) c ivarında olduğu anlaşılmaktadır11 . Menzilhâne. ve 19 Yüzyıllarda Saruhan’da Eşkiyalık ve Halk Hareketleri . s. Malîyeden Müdevver Defterleri (MAD. 54. s.177/2. haberle şmenin sa ğlanması için ülkenin dört bir tarafına gönderilen ulaklara. devletin müdahalesi ve desteği ile varlıklarını devam ettirmişlerdir8 . Budapest 2001. Halil İnalcık. zamanla sıkıntı kaynağı haline gelmiştir. bölgenin emniyeti7 ile menzilhâneleri finanse ve idare edebilecek nitelikte yerleşimlerin olup-olmaması belirlemektedir. s. 1999.III. s. devletin kuruluşundan Lütfi Paşa’nın sadaretine değin. bkz. C. posta idaresinin kurulmasına kadar (1839-1840). Nesimi Yazıcı. ücretlerini peşin ödemeleri suretiyle. Ankara 1999. Osmanlı. (Çev. Osmanlı Devleti’nde resmî ulaşım ve iletişim.18 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Osmanlılarda.620. Menziller. Menziller. tüm olumsuzluklara rağmen. s. 8492 . Lütfi Paşa. Zira hiçbir kaynakta.

46. belirtilen yoğunluk ve işlevselliğe uygun olarak inşa edilen veya standart bir mimarî özelliği bulunan yapılar olmadıkları anlaşılmaktadır15 . 10492 . s. Menzilhânelere ait işlemler Defterdarlığa bağlı Mevkûfât Kalemi tarafından takip edilir ve bunlarla ilgili yazışmalar da aynı isimle anılan defterlere (Mevkûfât defterleri) kaydedilirdi.439-440. (Çev.44.104-105. Bu doğrultuda. MAD. Bu süreç maktû‘ât değerlerinin takdir edilmesi. Menzilhânelerin idaresi. s.97/1. Osmanlı Devleti’nde menzilhânelerin hizmet verebilmeleri. Türkçe Yazmalar.324. Yüzyılda Anadolu’da bulunan İngiliz seyyahlarının gözlemlerine göre 1 saat 3. Konya 2009. MAD. sürekli olarak açık bulunmaktaydılar14 . BOA. BOA. menzilcilerin atanması. (Çev. 1230 . 10322 . Bu ç alışma ile menzilhânelerin hizmet verebilecek şekilde organize edilmeleri iç in hangi zümrelerin görevlendirildikleri ve sorumluluklarının neler olduğu hakkında genel bilgiler verilecektir.22. Türk Dünyası Ara ştırmaları. her menzilhânede beygir de ğ iştirmek suretiyle günlük ortalama 60 mil yol kat ettikleri. Menzilhâneler. MAD. Marc Bloch. Cemal Çetin. menzilhânelerin yerel örgütlenmesinde a’yân ve ahâli ile kâdıların ( 7. nr. BOA. Schiffer. MAD. kara yolculu ğ u için ise 30-40 km’lik bir mesafe üst limit olarak görülmekteydi. BOA. MAD.500x0. BOA. s. 813/4’deki veriler kullanılmak suretiyle hesaplanmıştır. Halil İnalcık. ayrıntılı bir biç imde izah edilmeye ç alışılac aktır. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 19 ğunun düşük olduğu bölgelerde bahsedilen uzaklıklar 45 saate (yaklaşık 256 km) ç ıkabildiği gibi. Tüm dünyada XVIII. yüzyılın sonlarına kadar deniz yolculu ğ u için günlük 100-150 km katedilmesi normal kabul edilirken. “ Osmanlı Metrolojisine Giriş” . s. Feodal Toplum. C. sırasıyla ve ayrı başlıklar altında olmak üzere. “ Menzilhânelerin Mü ştemilatlarına ve Tefrişlerine Dair Bir Takım Gözlemler” . Schiffer. 3179. 10322 . s. Bu hususa vurgu yapan hüküm sureti için bkz. S.43-59. maktû’ât değerleri ve sair hususlarda bir sorun gündeme geldiğinde ilk olarak Mevkûfât defterleri inc elenmekte ve bu doğrultuda da karar ç ıkmaktaydı13 . 10494 . söz konusu sürec in yılın hangi zaman dilimlerini kapsadığı ve ne kadar devam ettiği gibi hususlar da değerlendirilec ektir. Yabancı seyyahların beyanlarından Osmanlı Devleti’nde ulakların. Yerel Örgütlenmede Etkin Olan Birimler Devlet merkezinden menzilhânelerin idaresi ile ilgili olarak taşraya gönderilen fermânlardan. A.73.NF. tüm yıl boyunca ve yedi gün yirmi dört saat olmak üzere.45. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi .685 metreye tekabül ettiğ i söylenebilir.5 mile tekabül etmektedir. Kamil Kepeci (KK. s. Redif Askerî Tâlimatnâmesi. İstanbul 1991. 8492 . MAD. s. MAD. hatta bunlar arasında günlük 100-150 mil hıza ula şanların bile bulundukları anla şılmaktadır. (4 Safer 1146 / 17 Temmuz 1733).96/2. Söz konusu rakam BOA. Akabinde ise menzilhânelerin hizmet verebilecek düzeyde örgütlenmeleri iç in nasıl bir sürecin takip edildiği. BOA. s. menzilhânede beslenecek beygir sayılarının belirlenmesi ve yürürlükte bulunan genel nizamlar ile bölgenin özel şartlarına göre bazı hususların ortaya konulması gibi bir dizi ic raatla bağlantılıdır. Örnek olarak bkz. s. British Travellers. Bu yönüyle oldukç a işlek ve işlevsel olan menzilhânelerin. Ankara 2005. 8492 . BOA.758= 5685) hesabıyla bir saat’in 5. MAD. 11 12 13 14 15 . Eşref Bengi Özbilen). Hüsrev Paşa Kısmı. BOA. Menzilhânelere dair her türlü düzenleme ve bunun getirdiği süreç “…menzilhânesine / menzilhânelerine nizam verilmek…” şeklinde ifadelendirilmektedir. dönem başlarında mutad olarak tekrarlanan bir sürece tabidir. s. gelirleri. BOA. Mehmet Ali Kılıçbay). 4004.181/1.) 2555 . Ayrıca XIX. müsait olan bölgelerde 3 saate (yaklaşık 17 km) kadar düşebilmektedir12 . British Travellers.

“ Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim” . Yücel Özkaya. menzilhânelerin yerel olarak örgütlenmesinde etkin olan birimler ve bunların söz konusu sürece etkileri aşağıda inc elenec ektir. Menzilhânelerin idaresi bağlamında. Ankara 1994. Hangi kazâ. devlet merkezi tarafından a‘yânlar. idaresi ve finansmanıyla doğrudan bağlantılı. yüzyıldan itibaren. Devlet-i ‘Aliyye Osmanlı İmparatorlu ğ u Üzerine Ara ştırmalar-I. Kongreye Sunulan Bildiriler. 3999 . özellikle reayanın örgütlenmesi hususunda devlet görevlilerine yardımc ı olmaktadırlar. s.1269.1269. s. C. menzilhânelere nizam verilmesi sürecine fiili olarak katıldıkları görülmektedir.181/1. Özcan Mert. Ankara 1981. Ankara 1999. Menzil nizamı için gönderilen emirler. Konya 2001. Tüm hususlar çerçevesinde. Yine zaman zaman özellikle bu iş iç in görevlendirilen mübaşirlerin de. Musa Çadırcı.35. a‘yân ve zâbitânlar muha16 17 18 19 20 Özer Ergenç. Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda Ayanlık.106.(29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). (16 Şevvâl 1146 / 22 Mart 1734). Sosyal ve Ekonomik Açıdan Konya. gönderilen fermânlar vasıtasıyla da bu hususlar muhataplarına bildirilmektedir20 . bu zümrenin taşra yönetimine katılımı giderek artmaya başlamıştır18 . ulemâ. “ Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim Kurumlarının Niteliğ i Üzerinde Bazı Dü şünceler” .172. hem ahâlinin temsilcisi hem de devletin icra organı olan ve belgelerde genellikle eşrâf veya a‘yân diye tabir olunan. Mücteba İlgürel. Genel anlamda “şehir ileri gelenleri” olarak nitelendirilebilecek bu grup zengin tüccarlardan. Söz konusu zümre genellikle menzilhânenin bulunduğu kazâdan ya da yakın ç evresindeki diğer yerleşimlerin avârız ve nuzül hânelerini meydana getirmektedir. bir grup bulunmaktadır16 . XVII. S. s. s. Osmanlı. KŞS. yerine göre gözlemc i yerine göre ise müdahil olmak suretiyle. resmî işlerin takibi hususunda halkın temsilc ileri kabul edilmiş ve bu bağlamda da kendilerine birç ok vazife yüklenilmiştir19 . 8470 . “ Osmanlı Klâsik Dönemindeki “ Eşraf ve A’yan” Üzerine Bazı Bilgiler” . devlet ile re’âyâ arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi hususunda oldukça işlevsel bir pozisyona sahip. Türk Tarih Kongresi Ankara 11-15 Ekim 1976. MAD. Osmanlı Devleti’nde a‘yânlığ ın ortaya çıkışı ve a‘yânların güç kazanmasını sa ğ layan siyasî ve sosyal şartlar için bkz. s.1176 / M.3. s. kazâ kâdıları. Belleten . Özellikle XVIII. Ya şar Yücel. C. İstanbul 1972. s. kaç avârız ve bedel-i nuzül hânesinin menzilhâneye bağlandığı ve sorumluluklarının neler olacağı devletin yetkili organları tarafından belirlenmekte. Özer Ergenç. İÜEFTED . (H. s. Ergenç. s. BOA. Halil İnalcık. 56 .64. resmî belgelerde ahâli olarak zikredilen. Osmanlı Ara ştırmaları. sancakbeyleri.153. Her bir menzilhânenin nizamı. imâm ve hatîb gibi tanınmış din adamları ile ünlü tarîkat şeyhlerinden oluşmuş gözükmektedir17 . 1762-63). s. 1. Tanzimat Döneminde Anadolu Kentleri’nin Sosyal ve Ekonomik Yapıları. İstanbul 2009. bir halk zümresi bulunmaktadır.174. yüzyıldan sonra.91. s. s. XXXVIII/152. “ Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda Desantralizasyona Dair Genel Gözlemler” . BOA. “ Osmanlı Devleti Tarihinde Âyânlık Dönemi” .VI. . çoğunlukla beylerbeyi. MAD. esnafın yaşlı ve tec rübelilerinden. “ Balıkesir’de Âyânlık Mücâdelesi” . C. Yaşadıkları bölgelerin ileri gelenlerinden olan a‘yânlar. A‘yân ve Ahâli Osmanlı şehir toplumunda.III.333-334. a‘yân ve ahâlinin sorumluluklarını belirten ç ok sayıda fermâna tesadüf olunmaktadır. Muhittin Tu ş. Ankara 1991. s.684-685. mahalle veya köyden.86/1. İstanbul 1982. VIII. Ankara 1974.II.20 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 birinc i derecede sorumlu oldukları anlaşılmaktadır.

Ulukışla ve Belen menzilhânelerinin nizamının bozulması üzerine gönderilen bir fermânda “ …gerek zikrolunan gerekse târik-i caddede vâki’ muhattal-ı nizâm olan menâzil-i sâirelerinin kadar-ı kifâye bârgîr ve sürücü ve zehâir ve levâzım-ı sâireleri ma’rifet’i şer’ ve mübâ şir-i mûmâ-ileyh ve cümle a’yân ve ahâli ittifâkıyla tedârik ve tekmîl. s. Yine menzilcilerin yeterli sayıda beygir tedarik edebilmeleri ve menzilhânenin ihtiyaçları için gerekli olan paranın temin edilmesi de kazâ halkına ait bir mükellefiyettir24 . C. “ Osmanlı Kadısının Ta şra Yönetimindeki Rolü Üzerine. 56 . bazı menzilhânelere nizam verilmesi hususunda birden fazla kazâ ahâlisinin sorumlu tutulduğu görülmektedir25 .2. H. Kâdılar Kâdı. Altunan. s. 1986. kazâlarında bulunan menzilhânelerin hizmete açılmasına yönelik olarak gerç ekleştirilmesi gereken tüm aktivitelerin yerinde.95-107.42-46. s. Eskişehir 1997. “ Menzilhâne Sorunu” . ilgili kanunlar doğrultusunda ve eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi şeklinde özetlenebilir22 . s. 94/1.1767 yılında ana yollar üzerinde bulunan tüm kazâlara gönderilen fermânda “… memâlik-i mahrûsemde vâki’ menâzilin ale’l-hüsn-i nizâm üzere amel ve idâreleri a’yân ve ahâlînin uhde-i ihtimamları olmakdan na şi her kazânın a’yân ve ahâlîsi menzilhâneye senevî bârgîrler ve kula ğ ozlar içün iktizâ iden zehâir ve levâzım-ı sâiresini vakt ve zamanında mevcûd itdirmek ve be-her sene ibtidâsında Rûz-ı Hızırda cümlenin ma’rifet ve ittifâkıyla huzur-ı şer’da mutemed-i ‘ali kefilleri ahz olunarak muhtârdan olan kâr-güzâr ve kuvve-i iktidâr kimesneleri menzilci nasb ve ta’yîn ve masârif ve imdâdîler temâmen edâ ve teslim (etmek)…” menzilhânelerin düzenli işlemesi için. AÜSBFD . XXX. Karayaka ve İran ahâlilerinin birlikte ve tümüyle nezre ba ğ landıkları görülmektedir.490. KŞS.181/1. MAD.VII.” yer alan ifadeler a‘yân ve ahâlinin sorumluluklarını açıklamaktadır. KŞS.1-4 (Ay- . Bu şekilde nizam verilen bölgelerdeki menzilci tayinlerinin de. hem de halkın her konuda mürac aat edebileceği bir makamdır28 . nizam vermekle mükellef olan tüm kazâ ahâlisinin katılım ve ittifaklarıyla gerç ekleştirildiği anlaşılmaktadır26 . s. Bkz.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 21 tap kabul edilmekle birlikte21 . 1189 / 1775 yılında Anadolu’nun Sa ğ Kol güzergâhı üzerinde var olan menzilhânelerin idaresi için gönderilen nizâmnâmede “…memâlik-i mahrûsemde vâki’menâzilin ale’d-devam-ı hüsn-i nizâm üzere amel ve idâreleri kazâlarında a’yân ve ahâlîlerinin uhde-i ihtimâmlarından olmakdan nâ şî her kazânın a’yân ve ahâlîsi menzilhâneye senevî bagirleri ve kula ğ uzları içün iktizâ iden zehâir ve levâzım-ı sâire ve çîzmesi vakt-ü zamanında mevcud ettirilmek ve be-her sene ibtidâî rûz-ı hızırda cümlenin ma’rifet ve ittifâkıyla huzur-ı şer’de…”. C. 53/1. s. Osmanlı Kadısı ile ilgili olarak Bkz. S öz konusu zümrenin menzil hizmetleriyle ilgili başlıc a sorumlulukları. zamanında. Tarih Lûgatı. BOA. s. s. KŞS. “ Osmanlı Kadısı-Tarihi Temeli ve Yargı Görevi” . Mesela. s. BOA.166. güvenilir menzilc iler atamak ve menzilhânenin ihtiyaç larının karşılanmasına nezaret veya yardım etmeleri gerektiği anlaşılmaktadır23 .348. Özkaya. 2.106/1. Bkz. İA .1181 / M. bununla birlikte H. a‘yân ve ahâlinin işbirliğ i içinde yukarıdaki hususlara dikkat etmeleri emredilmiştir. bulundukları yerin hem hâkimi. (17 Cemâziye’l-evvel 1194 / 21 Mayıs 1780). kâdılar başta olmak üzere. 8492 . Yine H. (16 Şevvâl 1146 / 22 Mart 1734). BOA. Cevdet Nafia (C. menzilhânelerin düzenli ve sürekli hizmet vermeleri hususu. (4 Şa’bân 1199/ 12 Haziran 1785).NF.1194 / M. Bkz.914. İlber Ortaylı. Anadolu Sol Kol üzerinde bulunan Sonisa Menzilhânesi’ne müba şir tarafından nizam verilmesi esnasında Sonisa. IX/1.108/1 (23 Safer 1181 / 21 Temmuz 1767). Ta şâbad.1785 yılında Hüsrevpa şa. s. 64 .1199 / M. Genellikle her kazâ ahâlisi kendi menzilhânesine nizam vermekle mükellef iken. İlber Ortaylı. 3999 . “ Mahkeme.172. s. İA . 59 . MAD. “ Kadı” . s. 62 .. (22 Cemâziye’l-âhir 1189/ 20 Ağ ustos 1775). hem belediye başkanı. (H. Midhat Serto ğ lu. Bolvadin. Halil İnalcık.” .1176 / M. S. 10492 . 1976.) 2239 .1762-63). VI. ayân ve ahâlinin uhdesine havale edilmiştir.133/1. Osmanlı adliye teşkilâtının aslî unsuru olan kâdılar. “ Menzilhâneler” . İstanbul. Beylerbeyi ve sancakbeylerinin seferler do21 22 23 24 25 26 27 28 MAD. Amme İdare Dergisi . Eskişehir 1997. s. KŞS. menzilhânelerin idaresinin a‘yân ve ahâlinin sorumlulu ğ unda oldu ğ unu göstermektedir. C. s. Ebül’ulâ Mardin. Osmanlı Devleti’nde kazâî ve adlî yetkiye sahip olan görevliler iç in kullanılan bir kavramdır27 .23/1.146-151..1780 yılına ait bir takrirde “ …Anadolu ve Rum ve iki câniblerinde vâki’ menâzil tâbi’ olduğ u kazâların a’yân ve ahâlîleri hüsn-i nizâmı üzere idâre etmek şurûtundan…” şeklinde yer alan ifadeler. Bu doğrultuda önc elikli görevlerinin işten anlayan.

Lütfi Güçer. daha önc eden gönderilen fermânlar vasıtasıyla. s. s. 11 . BOA.712. 20 . Yüzyılda Ankara ve Konya . büyük ölç üde. Kadılar. C.” . 10 . Hukukî olarak da bu hususların devlet merkezinin görüş ve oluruna sunulmasına gerek bulunmamaktadır. Osmanlı. Uluslar Arası Kurulu şunun 700.4/1.30/1. MAD.667. (1 Cemâziye’l-evvel 1074 / 1 Aralık 1663). Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi . 8470 . s.Do ğ an Yörük.14. s. haberleşme. İsmail Hakkı Uzunçarşılı. 47 . menzilhâneleri denetimleri altında tuttukları söylenebilir33 . Kazâların en büyük adlî yetkilisi olan kâdı.295/1. Yine menzilhânelerin sevk ve idaresi ile ilgili olarak bölgesel sorun ve anlaşmazlıklar meydana gelmiş ise bunun ç özüme kavuşturulması hususunda. KŞS.VI. s. s. “ Tanzimattan Önce Osmanlı Devletinde Belediye Hizmetleri” . (1 Cemâziye’l-evvel 1071/ 2 Ocak 1661). “ XVI. II.10/2. (21-29 Şevvâl 1071 / 19-27 Haziran 1161). Asırlarda Osmanlı İmparatorlu ğ unda Hububat Meselesi ve Hubabattan Alınan Vergiler. Osmanlı Devleti’nin İlmiye Te şkilâtı. s. Konya 2002. kâdıların menzilhânelerle ilgili birç ok hususa müdahil oldukları görülmektedir36 .50/1. (1 Şa‘bân 1085 / 31 Ekim 1674). Yukarıda bahsedilen yetki ve sorumlulukları ç erç evesinde kâdıların kendi idarî bölgelerinde bulunan menziller (askerî. 9886 . Konya 2003. Menzilciler ile ahâli arasında.304/1. s. Bunlardan menzilhânelerle alakalı kısmını. Ankara 1984. (13 Cemâziye’l-evvel 1112 / 26 Ekim 1700). 29 30 31 32 33 34 35 36 rı Baskı).123. s. yerel manada ç özüm üretilmesi gerekmektedir. Osmanlı Kent Tarihçili ğ ine Katkı: XVI. (20 Safer 1129 / 3 Şubat 1716).83. Kullar ve Kudüslü Köylüler. Yine müşterek olarak bir menzilhâneyi idare edenlerin şirket akitlerinin düzenlenmesi ve bu akitlerin bozulmasına bağlı olarak meydana gelen anlaşmazlıkların dava edilmesi ya da anlaştıkları konuların hüc c ete bağlanması başta olmak üzere.77.96-102. birç ok bakımdan da sanc akbeyinden daha geniş bir otoriteye sahiptir30 .8. s. İstanbul 1979.131-132. kâdının marifetiyle ve menzilhânenin bulunduğu yerde olmak şartıyla. s.39/2. KŞS. Ankara ve Konya . .22 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 layısıyla idarî bölgelerinde bulunamamaları kâdıyı idarî anlamda önemli bir noktaya taşımıştır29 .150. kâdıların marifetleriyle çözüme kavuşturulmaktadır34 . Ankara Enstitüsü Vakfı. 58 . Örnek olarak Bkz. Özer Ergenç. İlhan Yerlikaya. “ Mahkeme. hac ve diğer menziller) ile ilgili bir takım görev. kazâ mahkemelerine salahiyet verilmiştir. S. bunların azilleri için oldukça etkili bir gerekç e oluşturmaktadır. s. BOA. sorumluluk ve yetkilerinin olduğu bilinmektedir31 . yerel manada. s. Haliyle bahsedilen durumlarla ilgili bir anlaşmazlık olduğunda da. Türkiye’nin İktisadî ve İctimaî Tarihi 1453-1559 . Yine kazâ ahâlisi tarafından menzilc ilere taahhüt edilen ödemelerin tutarı ile bunların ne zaman ve ne şekilde yapılac ağı gibi hususlar da kâdılar tarafından kayıt altına alınmaktadır. s. İnalcık. Ankara 1995s. “ Görevliler” . eğer tersine bir hüküm yok ise. XVI-XVII. menzilcilerin atanmalarına nezaret etmek ve menzilcilerle ahâli arasında yapılan sözleşmeleri kayıt altına almak şeklinde özetlemek mümkündür32 . KŞS. s. KŞS. Yücel. Ankara 1999. Bu aç ıdan bakıldığında kâdıların.83-125. “ Osmanlı Ta şra Te şkilatında Görevliler” . çıkan anlaşmazlıklar. KŞS. İstanbul 1964. s.117-1128. C. Ürekli. s. s. s. Alâaddin Aköz. Ergenç. Yüzyılda Aksaray Sanca ğ ı’ndaki Ta şra Görevlileri” . 12 . Bayram Ürekli. “ Desantralizasyon” .712. MAD. s.26/4. Mustafa Akda ğ. kâdılara peşinen devredildiği anlaşılmaktadır35 . (16 Zi’l-ka’de 1139 / 5 Temmuz 1727).37. Türkiyat Ara ştırmaları Dergisi . Nitekim bu yetkinin. (23 Rebî’ü’l-ahîr 1177 / 26 Mart 1764). Amy Singer. İstanbul 1996. KŞS. Kâdıların menzilc iler hakkındaki raporları.

Özden Arıkan. Bazı mübaşirlerin gönderilme gayeleri. merkezden gelen emirleri sancağa bağlı diğer kâdılıklara göndererek39 resmî haberleşmenin tesis ve temininde de önemli roller üstlenmişlerdir. ellerinde bulunan hükümlerin kontrolü ve in‘âmât defterlerine kaydı için. s. kazâ ölçeğinde. her türlü masrafları gittikleri yerlerin tevzî defterlerine geç irilmek suretiyle kazâ halkına taksim olunmaktadır42 . XVIII. Konya ve Karapınar menzilhânelerine nizam verilmesi esnasında hazır bulundu ğ u. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat.” olarak kaydedilmiştir. “ Osmanlı Devleti’nde Sivil İşler” . “ Osmanlı Döneminde Via Egnatia: 17. kendilerine verilen fermânlardaki hususlar ç erçevesinde. KŞS. Bolvadin. BOA. devlet merkezinden belirlenmektedir. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğü . menzilhânelerden verilen beygirlerin kayıtlarının tutulduğu in‘âmât defterleri de ya bizzat kendileri tarafından düzenlenmekte veya menzilciler tarafından kaleme alınmaktadır.11. in‘âm menzil ahkâmla rı doğrultusunda. S.6/1. 1162 senesinde Konya Kazası’nda düzenlenen tevzî defterinde “ …menzil nizâmına gelen a ğ aya verilen günlük zehâir 15 kuru ş ve 3 rub. Halaço ğ lu. Anadolu Sa ğ Kol üzerinde bulunan menzilhânelere nizam verme ğ e memur olan İsmail Ağ a menzilci tayinleri esnasında hazır bulundu ğ u menzilhânelere ait hüccetleri özetlediğ i bir rapor göndermiştir. D.485-486.16. s.22. D. s.155.1. Yücel. (Çev. BOA. Ela Gültekin. C. Bâb-ı Defteri Mevkûfât Kalemi (D.MKF. Yüzyıl Sonu ve 18. Yüzyıl Ba şında Sol Kol’daki Menzilhâneler” . Ankara 2001.700. s.III. (18 Receb 1138 / 22 Mart 1726).):28344 . Seyyidgazi. s. D. Elizabeth A Zachariadou). s. Lefke. (20 Cemaziye’l-evvel 1134 / 28 Şubat 1722). Bunlara ilaveten XVII. Sö ğ üt. Bunun yanında bazılarının menzilhânelere yeniden nizam vermeleri için gönderildikleri 37 38 39 40 41 42 43 Colin Heywood. Anc ak her iki durumda da. s. Ankara 1946..12. s. söz konusu defterler kâdının kontrollerinden geç mektedir. menzilhânelerin birinc i derecede idarî âmirleri oldukları söylenebilir. Sol Kol Osmanlı Egemenli ğ inde Via Egnatia 1380-1699 .. 28705 . 10492 . (Ed. Eskişehir. 27920 . yüzyıl sonlarına kadar menzilhânelerin teftişlerinin de kâdılar tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır40 . yalnızca menzilci tayinlerine gözlemci olmaktır43 . “ Desantralizasyon” . Akşehir. Bunlarla birlikte sancak merkezlerindeki kâdılar.592. Burhânettin Hüno ğ lu. yüzyıldan itibaren bu teftişler merkezden gönderilen müba şirler tarafından yapılmaya ba şlanmıştır. BOA.16. Menziller. Mübaşirlerin menzilhâneler ile ilgili icraatları. “bir işe ba şla ya n” demektir. BOA. Hüsrevpa şa.Zeki Pakalın. Yine menzilcilerin hesabının görülmesi hususundaki yazışmalar da kâdı tarafından kaleme alınmaktadır38 . İstanbul 1999.665. bunun haricinde örnek olarak Bkz. MAD. Şubat 1987. Hikmet Tongur.MKF. 57 . Türkiye’de Genel Kolluk Te şkil ve Görevlerinin Geli şimi . Bunun yanında.MKF.MKF. “… Binyüzotuzüç senesi rûz-ı kasımından otuzdört senesi rûz-ı hızırına gelince in‘âm fermânıyla verdikleri bârgîrin kadı defteridir fermân sa’âdetlü sultânım hazretlerinindir”. Ilgın. s. İsaklı. “devletçe gördürülmesi gereken bir işin yapılmasına memur edilenler hakkında kullanılır genel bir tabir…”41 şeklindedir. 27918 . Uygulamadaki manası ise. s. s. Bunların resmî yolc ulukları esnasındaki giderlerine karşılık olarak devlet tarafından herhangi bir ödeme yapılmayıp. s.112. M. BOA. Bu raporlara göre söz konusu müba şirin İznik.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 23 S istemdeki işlevleri düşünüldüğünde kâdıların. Ferit Devellio ğ lu.146. Mübaşirler Arapç a bir sözlük olan mübaşirin kelime anlamı. Yıl 12. 3. Askeri Tarih Bülteni . ifadesinden anla şıldığ ı üzere İn’amat defterleri kadılar tarafından düzenlenmekte ve yine onların aracılığ ıyla da merkeze gönderilmekteydi. . gözlemlediğ i ve nizam verilmesi esnasında gündeme gelen önemli hususları merkeze bildirdiğ i anla şılmaktadır. Ulaklar menzilhâne bulunan bir kazâya geldiklerinde. öncelikli olarak kâdılıklara mürac aat etmektedirler37 . s. Tülin Altınova).

Tilemse. Nitekim 1698 yılı 44 45 46 47 BOA. Anc ak menzilhâne nizamlarının. Hacımurad. Merzifon. her bir ana yola birer mübaşir tayin olunmak suretiyle. Hasanpatrik. Tokad. Söz konusu tarihten itibaren menzilhânelere nizam verilme aralıklarının ve bu nizamların geçerlilik sürelerinin. Hasançelebi.497-499. bunun tasarısını ve icraatını yapabilecek şekilde yetkilendirildikleri de anlaşılmaktadır46 . Divriğ i. Karacaviran. MAD. 8 Receb 1139-24 Ramazân 1139/ 1 Mart 1727. yalnızc a. Menzilhânelerin mutad olarak örgütlenmeleri sürecinde. Menzilhânelerin Hizmet Süreleri İşlevlerinden de anlaşılacağı üzere.17/2-18/1. yani geceli-gündüzlü. kesintisiz bir şekilde devam etmesi gerekmektedir. güneşin yıllık hareketlerinden ziyade. tesadüfî iki tarih arasını kapsamaktadır. Osmancık.15 Mayıs 1727). s. Konya 2004. Turhal. Karahamza. güneş takvimine göre.9/2. Hacıhamza. Bu uygulamalar esnasında. 8492 . bir yıl olması ve bu bir yıllık sürenin de standart iki tarih arasını kapsaması hususunda genel bir temayülün oluştuğu anlaşılmaktadır. MAD. Şiran. BOA. . Hendek. Bolu. s. Bu tür durumlarda mübaşirler hem yetkilerini kullanarak. (13 Safer 1141 / 18 Eylül 1728). görevlendirildikleri menzilhânelere yeniden nizam vermekte hem de bu süreçte edindikleri intibaları merkeze rapor etmektedirler45 . XVII. a‘yân. Yüksek Lisans Tezi). Niksar. Gerede. s. gerekli önlemleri almaları hususunda yetkilendirildikleri de görülmektedir. Bayındır. Bunun yanında mübaşirlerin mevc ut aksaklıkları tespit etmek. Ayrıca bahsedilen bu bir yıllık dönem. kanunlar ç erç evesinde nizam vermek üzere mübaşir/mübaşirlerin görevlendirilmesi şeklindedir. ve XVIII. Bununla ilgili örnekler hakkında bkz. Karacalar. Karahisar-ı Şarkî. İzoli menzilhânelerine nizam verdiğ i gözlemlenmektedir. ahâli ve kâdıların yanı sıra. s. Düzce. 9920 . Dergâh-ı Mu’allâ gedüklülerinden Halil Ağ a’nın Anadolu‘nun Sol Kolu üzerinde bulunan Lâdik. Tosya. menzilhâne hizmetlerinin zamandan bağımsız. söz konusu sıkıntıyı yerinde gidermek için görevlendirildikleri ve gereken her neyse. Yüzyıllarda Konya Menzilleri . (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. merkez tarafından üretilen çözümün operasyonu için yetki verilmektedir. B.489490. Dergâh-ı Âli gedüklülerinden Hasan Ağ a’nın ise Anadolu’nun Orta Kolu üzerinde bulunan İznikmid. bu sürekliliği yalnızca bir yıllığına programlanabilmektedir. Sonisa. BOA. Cemal Çetin. Yine bununla bağlantılı olarak bütçelerinin geçerlilikleri ve menzilc inin/menzilc ilerin görevde kalma süreleri de yalnızc a bir yıldır. Anc ak zaman zaman. Kars. (29 Cemâziye’l-evvel 1145 / 17 Kasım 1732). s. Kenid ve Zarû şâd menzilhânelerine (BOA. mübaşirlere çok fazla inisiyatif hakkı tanınmamakta. Sivas. mübaşirlerin de nizâmlarının şekillenmesi ve uygulanması hususunda menzil işlerine bir şekilde katıldıkları görülmektedir. 10492 . bunları merkeze bildirmek ve eğer mümkünse kâdının ve ahâlinin de desteğini almak suretiyle. hic rî takvime göre hesaplanmaktadır47 . Sapanca. Kangal. süreleri bir yılı aşmamak kaydıyla. 1691 yılına kadar menzilhânelerin hizmet verdikleri dönemler. MAD. ana yol üzerinde bulunan tüm menzilhânelerin aynı mübaşir/mübaşirler tarafından denetlenerek.24 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ve gerekli durumlarda da güç kullanabilecek şekilde yetkilendirildikleri görülmektedir44 .120. Bunlardan en yaygın olanı artık işletilemeyen bir veya birkaç menzilhâneye. Malatya. MAD. sistematik olmayan. 10492 . Amasya.

Bkz. S öz konusu husus menzilhânelerin yıllık nizamlarının 364 gün geçerli olac ağı anlamına da gelmektedir. MAD. Bu bilgi için bkz. 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar devam eden Kasım günleri 179 gündür. Tüm bu tarihlerin arasındaki gün sayısının 365 olması gerekmekteyken. söz konusu menzilhânenin 1728-1739 yılları arasındaki bütçeleri. Pakalın. dönem sonuna kadar geçerliliğini korumaktadır. Bu menzilhânelere ait menzilci tayinlerinin de benzer şekilde Hicri Takvime göre üç ay. İslâm-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültürü . MAD. altı ay ve bir yıl gibi dönemler halinde yapıldığ ı tespit edilmiştir. Hıdrellez günümüzde kullanılan Gregoryan takvimine göre 6 Mayıs’a tekabül etmektedir. Terimler Sözlü ğ ü . menzilcilerin göreve başlama tarihleri ise bir gün sonrası kabul edilmektedir. MAD. s.141. 8 Kasım’da sona ermektedir. s. 8492 .141. D. 10492 . Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü . BOA. Bahsedilen tarih standart olmakla birlikte. 3169 . 10322 . Bu kanuna göre menzilhânelere 6 Mayıs gününe tekabül eden Rûz-ı Hızır’da olmak üzere. C.2-3. Bunun sebebi dönemin başı olarak kabul edilen Rûz-ı Hızır. MAD. (7 Safer 1155 / 13 Nisan 1742). 10492 . s. s. s. MAD. Bu suretle Hızır günleri toplam 186 gündür. dönemin başında belirlenen ve onaylanan aslî nizamlar. Bunun yanında Rûz-ı Kasım54 ve Evvel-i Mart’ın55 dönem başı kabul edildiği menzilhâneler de bulunmaktadır. s.101.59-60. BOA. Halk arasında yaz mevsiminin ba şlangıcı olarak kabul gören Rûz-ı Hızır 6 Mayıs’ta ba şlayıp. yılda bir kez nizam verilecektir49 . s. menzilhânelerin neredeyse tamamında dönem başlarının Rûz-ı Hızır olduğu anlaşılmaktadır53 . BOA. Kabkulu. Herhangi bir sebeple menzilhânenin bütçesine bir miktar ilave yapılmış ya da menzilci değişikliğine gidilmiş olsa bile. 9 Kasım’a tekabül etmektedir. BOA. 9943 . MAD. BOA. 10322 . Pakalın. Zâre ve Tiflis menzilhânelerinin 1724-1729 yılları arasındaki bütçeleri. Daha önc esinden oluşturulan mevcut bütçenin menzilhânenin finansmanına yeterli gelmemesi du48 49 50 51 52 53 54 55 56 BOA. Yani menzilhâneye nizam verilen o bir günlük zaman dilimi bütç e hesaplamalarına konu olmamaktadır. BOA. MAD. 3999 .493-495. Rûz-ı Hızır aynı zamanda Hıdrellez günü yerine kullanılır bir tabirdir. Hızır. MAD. 28079. 1698 yılından itibaren sıklıkla tesadüf olunan menzil defterlerindeki verilere göre.III. BOA.138-140. 10492 . (16 Zi’l-ka’de 1146 / 20 Nisan 1734). BOA. Anadolu Sa ğ Kol’dan ayrılan tali yol üzerinde bulunan Aksaray Menzilhânesi ile ilgili kayıtlardan anla şıldığ ına göre. Kânze. Evvel-i Mart’tan geçerli olmak üzere birer yıllık süreleri kapsamaktadır.469-480. Rûz-ı Kasım ve Evvel-i Mart günlerinde menzilc i tayini yapılmak suretiyle menzilhâneye nizam verilmekte52 . 4004 . 3217 .175/2. Ocak.49/2. . Ayrıc a rast gele iki tarih arasını kapsayan bir dönem aralığının belirlendiği de vakidir. Mesela Anadolu’nun Sol Kolu’ndan ayrılan tali yol üzerinde bulunan Karye-i Cânbâz. s.59. 10492 . Söz konusu bilginin bulundu ğ u sayfada ve sonrasında diğ er menzilhânelere ait menzilci tayinleriyle ilgili de bilgiler bulunmaktadır. MAD. İzân. s. Eskiden kullanılan ve Rûmi olarak tabir edilen Jülyen Takvimi’nde ise bu tarih 23 Nisan’a denk gelmektedir. s. Ankara 1990. bütçelerin 364 gün üzerinden hesaplandıkları görülmektedir51 . Rûz-ı Kasım’dan bir sonrakine olmak üzere. Ahmet Ya şar Ocak. 4111 .MKF. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). Mesela. Karahisar-ı Ş arkî Menzilhânesi’ne nizam vermek hususunda mübaşir tayin olunan Dergâh-ı Âli gedüklülerinden Mehmed Ağa huzurunda yapılan tayin esnasında menzilc inin görev yapacağı dönem 10 Receb 1138 / 14 Mart 1726 tarihi itibarıyla “…a ltı a y ta ma mına …” şeklinde tanımlanmıştır56 . s.III. BOA. MAD. MAD. Kasım günü yerine kullanılır bir tabir olup. C. BOA.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 25 itibarıyla da bu temayülün kanunlaştırıldığı görülmektedir48 . MAD. MAD. BOA. BOA. BOA. zaman zaman bazı menzilhâneler için dönemin başı 9 Kasım’a tekabül eden Rûz-ı Kasım50 veya Mart ayının ilk günlerini işaret eden Evvel-i Mart da olabilmekteydi. birer yıllığ ına belirlenmiştir.

Belgelerde bârgîr bahası ve mesârif-i sâire başlığı altında zikredilen rakamların. pazarlık kabul etmez ve ölçü ile sa tılma yan. “değerini önceden belirlemek ve paza rlığa tâ bi olma ma k” şeklinde özetlenebilir61 . 4034 . (22 Zi’l-ka’de 1140/ 30 Haziran 1728). MAD. MAD. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). BOA. MAD. MAD. 1698 yılında menzilhânelerin finansmanı hususunda hazırlanan ve daha sonra kanunla şan telhis suretinde olmak üzere. BOA. dönem iç inde yeni bir bütçe daha oluşturulmaktadır. Bu kelimeye.025 akçe yani 33. ( 28 Cemâziye’l-evvel 1122 / 25 Temmuz 1710). dönem sonuna kadar olmak şartıyla. s. s.15.5 kuru ş ve 5 akçe zam olunmu ştur. menzilhânelerin çekirdek bütçelerini oluşturmaktadırlar. C. 3858 . s.185-187. aynı zamanda bütç esi de olan. s.2/1. Bu durumda yeni bütç enin finanse ettiği zaman dilimi. Ayrıntılı bilgi için bkz. finansmanları aç ısından da. 8492 . 10492. BOA. BOA.426/2. değeri kesilmiş. Bunun yanında söz konusu rakamlar. MAD. s. Osmanlı malîyesindeki kullanım şekli ise kelime anlamıyla bağlantılı olarak. Menzilhânelerin malî değerlerinin belirlenmesi için düzenlenen kayıtlarda. Cevdet Dahiliye (C. s. BOA . 57 58 59 60 61 62 63 64 65 Mesela 6 Mayıs 1716 – 1717 tarihleri arasında Üsküdar Menzilhânesi’nin bütçesi 23 beygir üzerinden hesaplanmıştır. MAD. 3169 . MAD. Örnek olarak bkz. s. Devellio ğ lu. maktû‘ değerinin hesaplanmasının olduğu görülmektedir. (5 Safer 1146/ 18 Temmuz 1733). BOA. Maktû‘ kelimesi. İstanbul 2003. maktû‘ kelimesine ç ok nadir tesadüf olunmakta58 . s. 96/1.DH. 8470. 4034 . BOA. 4004 . benzer örnekler için bkz. BOA. Bu bütçelerin içinde hem menzilhânenin finansmanını sağlayacak gelir kaynakları hem de iltizam yoluyla deruhde eden menzilcilerin yaptıkları iş karşılığında elde edec ekleri kâr payları gizlidir62 . yalnızca arta kalan süreyi kapsamaktadır57 . MAD. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698).2/1. MAD. “kesilmiş.5 akçe kabul edilmek suretiyle. deneme ve fizibilite sürec ini ihtiva etmektedir65 . Bu iki tarih arasında kalan (1691 ile 1698 yılları arası) yedi yıllık zaman dilimi de yeni sistemin yerleşmesi aç ısından arayış. Ancak kelimenin sözlük anlamı ve Osmanlı maliyesindeki kullanımıyla ilgili tanımlar dikkate alındığında. yalnızca bir kez tesadüf olunmu ştur. s. kanunlaştırılması ve muayyen hale gelmesi 1698 yılını bulmaktadır64 . Söz konusu beygirlerin günlük malîyetleri 48. MAD. BOA .4-50. kesik.74/1. MAD. ilk olarak yapılması gereken işlemin. s.36/2. Osmanlı Sistemi Mukataa (XVI-XVIII. s. BOA. 1691 yılından itibaren ortaya çıkmış bir uygulama olmakla birlikte 63 . 8470 .2/1. BOA. Menzilhâneler için maktû‘ât değerlerinin belirlenmesi/hesaplanması. Lûgat. 3169 . MAD. bütçeye 4. s. Yüzyıl). 3169 .) 2471 . MAD. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). s. BOA. 8470 .64/1. bunun yerine genellikle “…bâ rgîr ba hâ sı ve mesâ rif-i sâ ire…” ifadesinin kullanıldığı anlaşılmaktadır59 . BOA.576. götürü” gibi anlamlara gelmektedir60 . maktû‘ kelimesinin menzilhânelerin iltizama verilme sürecini ve malî yapılarını daha iyi tanımladığı düşünülmektedir.3-93. Baki Çakır. 8492 . . Menzilhânelerin Maktû‘ât Değerlerinin (Bütçelerinin) Belirlenmesi 1698 yılından itibaren herhangi bir menzilhânenin hizmet verebilecek duruma getirilmesi için. Ancak bir yıllık dönemin bitmesine 83 gün kalmışken bütçe için iki beygir daha ilave olunmu ştur. Söz konusu belgedeki ifade “…menzili maktû‘ân sürüp…” şeklindedir.355-356. s.26 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rumunda. menzilhânelerin malî büyüklüklerini gösterir maktû‘ât değerleri oldukları anlaşılmaktadır.4. BOA.

İzzet Sak. ücretin artırıldığı yeni bir sözleşme oluşturulmaktadır. temsili bir miktar mîrî beygir takdir edilmesiyle gerçekleştirilmektedir. s. Örnek için bkz. kazâ ahâlisi ile menzilci arasında yapılan pazarlığa tabidir66 . menzilci tayini ile ilgili süreç tamamlanmış olsa bile.170-171. geçen ifadelerden anla şıldığ ı şekliyle yapılan bu yeni sözle şme ile bir yıl öncesine göre % 55’lik bir indirim söz konusudur.3/1. Bahsedilen bu ücretin miktarının belirlenmesi. MAD. Bu husus genel olarak bu şekilde gerçekleşmekle birlikte. Bu tür durumlarda kazânın avârız ve nuzül hânelerinin bir kısmına veya tamamına.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 27 1691 yılından önce menzilhânelerin kaç paraya idare olunacağı meselesi. Menzilhânelerin maktû‘ât değerlerinin hangi daire tarafından oluşturulduğu ve onaylandığı malumumuz değildir. KŞS. 1698 yılından itibaren menzilhânelerin sevk ve idaresi büyük ölç üde devlet merkezinin eline geçmiştir.96-2. MAD.465-466.. finansmanı ve idaresi iç in asgarî giderler bağlamında her bir menzilhâneye maddi bir değer biç ilmeye başlanılmıştır69 . kazâ ahâlisinin yetki ve sorumluluğuna bırakılmıştır. (22 Safer 1146 / 8 Ağ ustos 1733). Her bir beygir için 147. s. 24 .5 kuruş ve onun katlarını tanımlamaktadır. s. Konya 2003 . KŞS. istisnalarının da olduğu anlaşılmaktadır71 .3-93. 10322 . bulunduğu yolun konumu ve yoğunluğuyla bağlantılı. 8492 . maktû‘ât değerlerinin de yine aynı kalem tarafından oluşturulduğu sonuc una varabiliriz 70 . BOA . 66 67 68 69 70 71 Genel olarak bu ücretler yıldan yıla artma e ğ ilimi göstermekle birlikte. Buna göre menzilhânelere kaydedilen her bir mirî beygir. BOA. 1 Cemâziye’l-evvel 1071 / 2 Ocak 1661 tarihinde yapılan bir sözle şmede “Defter-i oldurki Kurd Mehmedin senesi temâm olma ğ ın bin yetmi ş bir Cemâziye’l-ulâ gurresinden bir sene temâmına değ in a’yân-ı vilâyet ve ahâli-i memleket ma’rifetiyle ta’yîn olunan elli hâneden ellibin akça ve sâir hâneler ikiyüzkırkbin akçe imdâd eylemek üzere Mehmedin kabûl eyledi ğ inden yüzonbin akça noksan olmak üzere cem’an ikiyüzdoksan bin akçaya Konyalı Ali Be şe ibn-i Hüseyin der-uhde ve kabûl eyleme ğ in zikr olunur.6/1. (4 Safer 1146 / 17 Temmuz 1733). umumun faydası iç in. eksik kalan kısmın tamamlanması için. Ancak menzilhânelere ait işlemlerin Defterdârlığa bağlı bir büro olan Mevkûfât Kalemi tarafından takip edildiği bilgisinden hareketle. Bunun yanında. Eğer belirlenen bu üc ret menzilhâneyi finanse etmeye yeterli gelmez ve bu hususta menzilc inin bir kusurunun bulunmadığına da kanaat getirilirse. (Belge No: 295/2). 8492 .5 kuruşluk bir maliyet kabul edilmiştir. yoğunluğu ve sair etkenlere bağlı olarak.”.97/1. ilave tevzî’at yapılmaktadır67 . MAD. derhal menzilc i değişikliğine gidilebilmektedir68 . 3858 . Söz konusu tarih itibariyle her birinin konumu. . 37 . s. menzilc iyân tayin olunan avârız ve bedel-i nuzül hânelerinden karşılanmak şartıyla. Bu husus menzilhânelerde kurumsallaşmanın bir gereği olduğu gibi. s. daha sonradan gelerek düşük fiyat teklifi ile menzilciliğe talip olan birilerinin bulunması ve ahâlinin de bunlara destek vermesi durumunda. MAD. BOA. günün şartlarına ve bölgesel imkânlara uygun olac ak şekilde. 10 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1070-1071 / 1691-1661). MAD. s. s. aslında beslenecek atların miktarını belirlemekten ziyade 147.. Yani menzilcilere verilen ücret her zaman artma e ğ iliminde de ğ ildir. (10 Cemâziye’l-evvel 1103/ 29 Ocak 1692). Herhangi bir menzilhânenin maktû‘ât değerinin oluşturulması. tek elden nizam verilebilmesi ve kontrollerinin yapılabilmesi için de bir zarurete dönüşmüştür. (Belge No: 295/2). s. (1 Safer 1089 / 25 Mart 1678). s.465-466. 4034 . BOA.4-50.

http://dergiler. MAD.86/1. devlet yönetimi.1-2. muhtelif kaynaklardan menzilhâneye aktarılan para ve imkânların. (29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724).181/1.ankara. yani menzilcilerin. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). menzilc i tayinleri oldukç a nazik bir süreçtir. Menzilhânelerin verecekleri hizmetlerin kalitesi ve sürekliliği büyük ölç üde. kâr-güzâr (bec erikli). iktidar ve bec eri gibi şahsi hususiyetlerine önem vermiştir. İlgili belgelerden anlaşıldığına göre.kişilere arz edilmeleridir. s. 1762-63). menzilci nasb ve tayin olunacak kişilerde bulunması gereken özellikleri belirlemiş ve fermânlar vasıtasıyla da. (H. “ XVII. ulaşım ve haberleşmenin örgütlenmesi aç ısından. (En son 24 Ekim 2009 tarihinde ziyaret edilmiştir) s. BOA. s. 8470 . zamanında ve aksamadan yürütülmesi hususunda kalifiye elamanların önemini kavramış ve bu hususta da gerekli önlemleri almıştır. 56 . maksimum düzeyde amme hizmetine dönüştürülmesi anlamına gelmektedir. güvenilir) kişilerden meydana gelmektedir. 8470 . D. devletin talep ettiği ve arzuladığı menzilc i tipi.edu. Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere Osmanlı yönetimleri menzil hizmetlerinin kaliteli. (H. bunların idarelerini yüklenec ek -deruhde edec ek. menzilci tayin olunan gayrimüslimlere de tesadüf olunmaktadır76 . mahkemede hüccet edilmek suretiyle de 72 73 74 75 76 BOA. hem devlete ait önemli ve âc il işleri takip eden ulakların gidecekleri yerlere zamanında ulaşamamaları hem de mîrî hazinenin ve devlete ait sair gelir kaynaklarının boş yere harc anması gibi c iddi olumsuzlukları beraberinde getirmektedir. MAD.(29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). Yine menzil işlerine talip olacak ve deruhde edecek kişilerin dinî ve ırkî özelliklerinden ziyade. liyakat.28 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Maktû‘ât değerleri menzilhânelerin bir sene içinde olası masraflarının miktarını ve bu giderlerin hangi gelir kaynaklarından karşılanac ağını da işaret etmekteydi. Bu tür sebeplerden. 3169 . Ayrıc a tayinler esnasında menzilhânenin bulunduğu kazânın tüm a‘yân ve ahâlisinin de aynı isim/isimler üzerinde ittifak etmiş olmaları gerekmektedir74 .1176 / M. s. 1698 yılına kadar. Bu sebeple. Bunun yanında söz konusu rakamlar menzilhâneyi isti‘c âr veya iltizam yoluyla deruhde eden özel teşebbüslerin. KŞS.Yüzyıl Sonlarında İstanbul-Edirne Arasındaki Menziller ve Bazı Menzilke ş Köyler” . bunların yönetimini üstlenenlerin şahsî hususiyetlerine bağlıdır. mutemed (güvenilir)73 .1176 / M. 56 . bu işten kazanacakları miktarı göstermek aç ısından da önemli bir kriterdir72 . kuvve-i iktidar (iktidar sahibi) ve muhtardan (seçilmiş.tr/detail. Menzilci tayinleri.86/1. Merkezden gönderilen hükümlerde menzilci tayin olacak kişilerin inançlarına dair bir gönderme yapılmadığı gibi75 . Menzilci Tayinleri Menzilhânelerin hizmet verebilecek şekilde örgütlenmeleri hususunda bir diğer merhale ise. 1762-63) Sema Altunan.php?id=18&sayi_id=34. s. zaman zaman muhataplarına tebliğ etmiştir. BOA.80. s. KŞS. aya’n ve ahâlinin ittifakı doğrultusunda ve kâdıların nezaretinde gerçekleştirilir. Onların işten anlamaları ile güvenilir ve dürüst kişiliklere sahip olmaları. MAD.181/1. Menzilc ilerin beceriksiz veya art niyetli olmaları. .

KŞS. bazı istisnalar hariç79 . ( 20 Rebî’ü’l-evvel 1157 / 3 Mayıs 1744). BOA. önc elikle. KŞS. 58 . BOA. 10322 . menzilci adayları ve bu adayların kefilleri mahkemeye gelerek kâdının huzurunda ve onun nezaretinde menzilci tayinini gerçekleştirmektedirler. 13 /6-1 (25 Şevvâl 1087 / 7 Aralık 1676). onayının beklenmesinin kanun haline geldiği düşünülmektedir. adeta matbu evrak gibi düzenlenmekte olup.4-99. s. . KŞS. s. Belgelerden takip edilebildiği kadarıyla yeni menzilc i tayinini gerektiren durumların en sık tesadüf olunanı.30/1. Kâdılar marifetiyle hazırlanan bu hüc c etler.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 29 resmiyete bağlanırdı. kazânın önde gelen ve itibarlı kişilerinden olup. s.280/1. özel isimler çıkarıldığında. (23 Rebî’ü’l-ahîr 1177 / 26 Mart 1764). 1698 yılına kadar. hüc c etlerle de resmiyete bağlanan menzilci tayinlerinin merkeze bildirilerek. ne şekilde finanse edilec ekleri ve kimler tarafından idare/deruhde edilec ekleri kayıtlıdır78 . (21 Şevvâl 1138 / 22 Haziran 1726). BOA. Ancak 1698 yılından itibaren. Söz konusu kişiler hukukî açıdan ahâliyi temsil etmektedir. 56 . Ardından ise karşı tarafta olan ve kendilerini temsil eden menzilcilerin kimlik ve adres bilgileri yazılırdı. 8470 . Ancak ikincisinde. MAD.14-474. KŞS.60/1. MAD. kazânın sorumlu ve yetkili organları tarafından yapılan. Kâdıların bulunmadığı kale ve palanga gibi yerlerde ise menzilc i tayinlerinin merkeze arz edilmesinin dizdâr veya palanga zabitleri tarafından yapıldığı görülmektedir77 . MAD. Mevkûfât defterlerinde menzilci tayinleri ile ilgili yüzlerce belge bulunmakla birlikte. kazâ ahâlisinin menzilcilerden memnun olmamaları netic esinde görevlerinden uzaklaştırılmaları83 ve menzilhâneyi daha düşük fiyatla 77 78 79 80 81 82 83 BOA. (27 Şevvâl 1145 / 12 Nisan 1733). KŞS. mevcut menzilcilerle yapılan sözleşme süresinin dolmasıdır80 . bu belgelerdeki ifadeler menzilcilerin ahâli ile yapmış olduğu sözleşmelerin iç eriğini yansıtmamaktadır. s. menzilci tayinlerini gösterir resmî belge olarak. 3999 . s. eski tarihli hüc c etlerdeki gibi ayrıntılı bilgiler bulunmamaktadır. kazâlarda tutulan hüc c etlere tesadüf edilmektedir. s. yalnızc a. Bu suretle düzenlenen hüccetlerde. ahâliyi temsil eden şahısların isimleri kaydedilmektedir. aşağı yukarı hepsinin aynı şeyleri aynı şekilde söyledikleri görülmektedir. S öz konusu tarihe kadar düzenlenmiş hüccetlerden takip edilebildiği kadarıyla. MAD.1/1. Bunun yanında menzilcilerin kendi istekleri ile sözleşmeyi feshetmeleri81 veya vefatları sebebiyle görevlerinin yarıda kalması82 . Daha sonraki dönemlerde hem hüc c etler arasında hem de menzil ahkâmlarında menzilci tayinlerini gösterir binlerc e belgeye rastlanmaktadır. Bu tayin işlemleri esnasında önemsenen ve vurgulanmak istenilen hususlar hüccet formatıyla kayıt altına alınarak. resmîleştirilir ve taraflar arasındaki karşılıklı taahhütlerin garanti altına alınması sağlanırdı. Bunlarda yalnızca menzilhânelerin itibarî beygir sayıları. kazânın ileri gelenleri. 1 6/1-2 (24 Şevvâl 1083 / 12 Şubat 1673). Bunları takiben menzilc i tayininin yapılmasını gerekli kılan husus veya hususlar kısaca belirtilirdi. menzilhânelerin merkezîleşmesiyle birlikte. 48 /2-1 (20 Rebî’ü’l-ahîr 1130 / 23 Mart 1718). 8492 . maktû‘ât değerleri.

40 . KŞS. KŞS.295/1.4/1.16/1. yeni talipler çıkabilmekteydi.6/1. KŞS. belirlenen rakamlar. Mesela. nadiren de olsa. s. ücretin tekrar belirlendiği yeni bir sözleşme yapılabilmektedir88 . 5. Ahâlinin de desteğini almaları durumunda. (5 Rebî’ü’l-evvel 1115/ 29 Temmuz 1703). Genelde menzilcileri yalnızca menzilhânenin tesis olunduğu kazâ ahâlileri tayin etmekteyken. menzilhânenin masraflarını karşılamaya yeterli gelmiyordu.1/1. Bahsedilen bu ücret. (3 Cemâziye’l-âhir 1083 / Eylül 1672). 24 . KŞS. Bazı durumlarda. bazı bölgelerde menzilcilerin birden fazla kazâ ahâlisinin oy ve ittifaklarıyla atandıkları görülmektedir86 . s. KŞS. Konya 2008. o yıl için atanan menzilcinin görevini iyi yapması halinde bir sonraki sene tekrar atanması hususunda herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır90 . 36 . Bazı kazâlarda menzilciliğin neredeyse aile mesleği haline geldiği görülmektedir. . Hüc cetin devamında genel olarak menzilc ilerin tayin edildikleri zaman dilimi. 27 . her yıl yeniden atanmak suretiyle. gerek tam atamanın yapıldığı esnada ve gerekse menzilcilerin görevlerine başlamalarını müteakiben.6/1. s.6/1. (1 Cemâziyelevvel 1071 / 2 Ocak1661). 24 . 1715 yılına kadar bu görevi kesintisiz bir şekilde devam ettir- 84 85 86 87 88 89 90 KŞS.6/1. s. 25 . (10 Cemaziye’l-evvel 1103 / 29 Ocak 1692). Normal olarak sözleşme bir yılı aşmayacak şekilde yapılıyor olmakla birlikte.278/1.15/1.3/1. s. menzilhâneye tayin olunan avârız hânelerinden tahsil edilemez veya tahsil edilenler belirlenen ücreti karşılamaya yeterli gelmez ise kazânın diğer avârız hânelerinden mahsup olunan vergi gelirlerinden de ek ödemeler yapılabilmekteydi87 . s. s. 45 Numaralı Konya Ser’iye Sicilinde bulunan hükümler için ayrıca bkz. Menzilcilere kefil olan şahısların da adresleriyle birlikte tek tek kaydedilmesi ve hangi hususlara kefil olduklarının belirtilmesiyle de menzilci tayinini gösterir resmî belge (hüc c et) tamamlanmış olurdu85 . 37 . s. bu süre içerisinde yapacakları görevlerin neler olduğu ve alac akları üc retin miktarı gibi hususlar belirtilirdi. 45 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1126-1127 / 1714-1715) (Transkripsiyon ve Dizin). 56 . (20 Rebî’ü’l-evvel 1157 / 3 Mayıs 1744). (17 Cemaziye’l-evvel 1103 / 06 Ocak 1692). KŞS. daha düşük bir fiyat teklifiyle.5/1. yeni talipler menzilc i olarak atanabilmekteydi89 . s. BOA.30/1. (1 Ramazan 1176 / 16 Mart 1763). KŞS. KŞS. (1 Safer 1089 / 25 Mart 1678). 58 . s. KŞS. s. 10. s. (28 Cemâziye’l-âhir 1119/ 26 Eylül 1707).6. KŞS. 45 . İzzet Sak-Cemal Çetin. İlk olarak 1700 yılında Konya Menzilhânesi’ne tayin olunan Hızır Çavuş. 37 . her menzilci tayini esnasında günün şartlarına ve bölgenin yapısına uygunluk gösterecek şekilde değişebilmektedir. bir yıllık hizmet iç in belirlenen üc ret. KŞS. (22 Rebî’ü’l-evvel1127/ 28 Mart 1715).5/1.3/1. KŞS.3. eski menzilcilerin sözleşmeleri fesih olunarak.30 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 idare edecek adayların çıkması84 gibi hususlar da yeni menzilci tayinlerinin yapıldığı durumlardandır. (10 Cemâziye’l-evvel 1103 / 29 Ocak 1692). 45 . 36 . KŞS. Bu gibi durumlarda eski sözleşmelerin feshedilerek. bir takım sebeplerle. s. s. 9920 . (1 Safer 1089/ 25 Mart 1678). KŞS. MAD. s.3/1. Bunun yanında.3/1. (2 Muharrem 1115 / 18 Mayıs 1703). (10 Cemâziye’l-âhir 1103 / 29 Ocak 1692). 43 . önceden kararlaştırılmış ve standart bir miktar olmayıp. s. 41 . s. KŞS.(Cemâziye’l-evvel 1127 / 5 Mayıs-6 Haziran 1715). s. Menzilcilerin tayin olunmaları esnasında.

“…sâ bık Konya menzilcisi…” sıfatıyla. Bu hususlar ana hatlarıyla şu maddelerden oluşmaktadır: Menzilhânenin konumuna ve yoğunluğuna göre. KŞS. yaklaşık üç dönem daha menzilcilik yapmıştır.278/1. 43. s. Hızır’ın diğer oğlu Abdi menzilci yapılmıştır. 41 . Karapınar Menzilhânesi’ni idare ettiği görülmektedir94 .16/1. BOA. ç eyrek asırdan fazla bir süre fiili olarak menzilc ilik yapmıştır. Bunu layıkıyla yapabilecek kişileri menzilci olarak seçmekte. 9943. gerek menzilci tayinleri esnasında belirlenen ve gerekse zaman zaman gönderilen fermânlarda belirtilen hususlardan derlenmek suretiyle.“ … menzilcisi merkum es-Seyyid el-Hâc Mehmed ve kefili babası merkum Hızır Çavu ş… ” şeklindeki kayıt Hızır ile Mehmed’in baba-o ğ ul olduklarını göstermektedir. bu seçim doğrultusunda karşılıklı olarak beklenti ve taahhütlerini de kâdı huzurunda resmiyete bağlamaktadırlar. bakımlarını sağlamak96 . oğlu Mehmed’in tek başına bu işi yürüttüğü anlaşılmaktadır. gözlemleyebildiğimiz şekliyle. BOA. Bu aşamadan sonra tekrar tayin olunan Abdi. (2 Muharrem 1115 / 18 Mayıs 1703). merhumun kardeşi. KŞS. yaklaşık 30 yıl Konya Menzilhânesi’ni ve bir dönem de Karapınar Menzilhânesi’ni idare etmek suretiyle. Anc ak Osman Ağa süresinin bitmesine 38 gün kala vefat etmiştir92 . s. (20 Rebî’ü’l-ahîr 1130 / 23 Mart 1718). MAD.262/1. (8 Safer 1119 / 11 Mayıs 1707). menzilhâne için yeterli olac ak sayıda uygun ve güçlü menzil beygirleri tedarik ederek. (5 Rebî’ü’l-evvel1115/ 29 Temmuz 1703). Bu tarihlerde menzilciliğe ara vermiş görünen Hızır Çavuş. (28 Cemâziye’l-evvel 1141 / 30 Aralık 1728).24/1. Anc ak bazı kazâ ahâlileri. KŞS. s. doğal olarak. Hızır Çavu ş’un. s. muhtemel beygir talebi için öncesinden tedbir almak suretiyle. yeni kazâ ahâlisinin kendi aralarında topladıklarıyla finanse edilmektedir 95 . 91 92 93 94 95 96 KŞS. 45 .88/1. s. (22 Rebî’ü’l-evvel 1127 / 28 Mart 1715). MAD. Nitekim 1731 yılında Hızır Çavuş’un. 1723 yılında bir diğer oğlu es-Seyyid el-Hâc Mehmed’i de yanına alarak menzilciliğe tekrar başlamıştır93 . .4/1. (23 Zi’l-hicce 1143/ 29 Haziran 1731). 52 .278-1. s. 1718 senesine kadar olmak üzere. Menzilcilik yapacak kişiye yapılacak ödemeler de. maddeler halinde aşağıda gösterilmiştir. bilakis aktif olarak menzilcilik görevine devam etmektedir. 43 . KŞS.2/1. Söz konusu yıla kadar oğlu Mehmed de Konya Menzilhânesi’ni idare etmiştir. kendi inisiyatifleri doğrultusunda bir takım düzenlemeler yapmaktadırlar. Menzilc iliği meslek haline getiren bu aile. s. Mesela. s. 40 . Osman Ağa’nın kalan süresini tamamlamak iç in. s. Menzilcilerin uymaları gereken kurallar ve tâbi oldukları nizamlar. KŞS. 9920 . (28 Cemâziye’l-âhir1119/ 26 Eylül 1707).107/2. KŞS. Bu menzilciler de ücretleri mukabilinde ulaklara beygir vereceklerdir. Menzilhâne bulunmayan kazâlarda. Bir sonraki yıldan itibaren resmî belgelerde Hızır Çavuş’un ismi geç memekle birlikte.6/1. KŞS. muayyen menzil olmayan Siverek Kazası’nda ahâli 8 kese akçe karşılığ ında iki menzilci atamışlardır. 1715 yılında ise yerine oğlu Osman Ağa menzilci tayin olunmuştur. 48 . o ğ lu Mehmed’in isminin ba şında bulanan es-Seyyid lakabını kullanmaması. (10 Şevvâl 1155 / 8 Aralık 1742). Ancak Hızır Çavuş emekli olmamış. menzilc i tayini yapılması hususunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Hızır ile Mehmed’in baba o ğ ul olamayacakları gibi bir şüpheye yol açmakla birlikte. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 31 miştir91 . 50 .

KŞS. artanının ise ahâli tarafından tedarik edilmesidir104 . menzilhânede depolamak. Konya menzilcisi ile ahâlinin yürürlükte olan menzil nizamlarına ilave ettikleri madde özet olarak şu şekildedir: Menzilhâneden bir defada 50 beygir veya daha fazlası talep olunması durumunda. s. Mesela. BOA. MAD. (27 Şevvâl 1137 / 9 Temmuz 1725). (4 Şevvâl 1139/ 25 Mayıs 1727). s. Tarihi geçmiş ahkâmlarla talepte bulunanlara hiç bir suretle menzil beygiri vermemek103 . MAD. (12 Ramazân 1139 / 3 Mayıs 1727). belirtilen sayıda beygiri bekletmeden temin etmek99 . (15 Cemâziye’l-evvel 1143/ 26 Kasım 1730).200/2-201/1. BOA. s. yeterli sayıda sürüc ü istihdam etmek97 . (9 Ramazân 1125/14 Ekim 1713). Tesadüf olunan belgeleri göre kazâ ahâlileri ile menzilciler arasında yapılan sözleşmelerde ilave olunan hususların genellikle menzilhâneden bir defada talep olunan beygirlerin sayılarıyla bağlantılı oldukları görülmüştür. Bu tür bilgiler genellikle kâdılar tarafından düzenlenen hüc c etlerde kayıtlı bulunmaktadır. BOA. kendisinin beygir göndermekle yükümlü olduğu menzilhânelere geçirmek suretiyle beygirlerin yorgunluktan telef olmalarına sebebiyet vermemek101 . MAD. Menzilhânede ikamet etmek Menzilhâneyi sürekli olarak aç ık tutmak98 .348/1. 9943 . MAD.135/1. 97 98 99 100 101 102 103 104 BOA. Bu ç alışma esnasında kullanılan bilgilerin ekseriyetle mevkûfât defterlerinde kayıtlı bulunan menzil ahkâmlarından alınmış olması sebebiyle yukarıda belirtilen özel şartların yaygınlıkları hakkında kesin hükümler vermek mümkün değildir.259/1. (10 Cemâziye’l-âhir 1139 / 2 Şubat 1727). yoğunluğu ve menzilhânede beslenilen beygir sayıları dikkate alınmak suretiyle. 8470 . 8492 . s. s. İstanbul 2008. 46 . Yüzyılda Osmanlı Toplumu . Menzilcilerin tâbi oldukları genel nizamlar yukarıda belirtildiği gibidir. s. MAD. 9920 . s. MAD. 8470 . . s.293. s. gerekli olan beygirlerden 50 tanesinin menzilhâneden verilmesi. BOA. MAD.32 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Menzilhânenin konumu. BOA. İn’am hükmüyle gelen ulaklardan beygir ve sürücü ücreti talep etmemek102 . 8470 . (10 Cemâziye’l-âhir 1139 / 2 Şubat 1727). Verilen beygir sayısıyla orantılı olarak. Bunun yanında menzilci tayinleri esnasında menzilciler ile ahâli arasında ilave bir takım şartlar görüşülmekte ve kayıt altına alınmaktadır.135/1 (20 Receb 1146/ 27 Aralık 1733).358/2. BOA. Ulakların ellerinde olan ahkâmlarda belirtilen ve yine rütbelerine göre belirlenen miktardan fazla menzil beygiri vermemek. 18. Yücel Özkaya. 8470 . Başka menzilhânelere ait menzil beygirlerini. s. Elinde menzil ahkâmıyla gelen ulaklara. Menzilhânede beslenen beygirlere yeterli gelec ek miktarda yem ve samanı temin etmek suretiyle.320/1. ulakların yanına yeterli sayıda sürüc ü koşmak100 .320/1. BOA. 8470 . MAD.110/1 (13 Zi’l-hicce 1146 / 17 Mayıs 1734 ).

BOA. Bu 105 106 107 108 109 110 111 112 Menzilhânelerin bütçe kayıtlarının neredeyse tamamında.75 kuru ş olarak hesaplandığ ı görülmektedir. Nitekim menzilhânelerin maktû‘ât değerlerini belirten mîrî beygir sayıları. “ At” . s.3-503. MAD. MAD. yy’da Silistre Eyaletinde Haberle şme Ağ ı: Rumeli Sa ğ Kol Menzilleri” . BOA. MAD. Bunlardan ilki maktû‘ât değerini ya da diğer bir ifadeyle bütç esini saptamak iç in merkez tarafından konumu ve beygir alan ulakların yoğunluğu gibi hususlarla orantılı olarak menzilhâneye temsili bir miktar beygir takdir olunmasıdır105 . MAD. 12-443.12-488. MAD. BOA.9.20. C. S. Kars ve Beyazid’e kadar uzanan sol koldaki menzilhânelerde ise 264 beygir bulunmaktadır112 . s. Eğer fevkalâde bir durum yok ise. gerç ekte menzilhânelerde bulunan ya da bulunması gereken beygirlerin tam sayısını vermemektedir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 33 E. bütç e hesaplamaları esnasında rakamsal olarak zikredilen beygirlerin gerçekte beslenip-beslenmediği hakkında bazı şüpheler olmakla birlikte. İkinci olarak 1743 İran Seferi esnasında haberleşmenin aksamaması iç in ağırlık Sol Kol üzerindeki menzilhânelerde olmak üzere. Yusuf Halaço ğ lu. C. s. s. 3169.14-474. MAD. Ankara 1995. 3217. 12.10-142. Ankara 2005. BOA. Sema Altunan. MAD. s. BOA. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Te şkilâtı ve Sosyal Yapı. menzilcinin kendi mülkü olanlarla birlikte. Beygir Kapasitelerinin Belirlenmesi Menzil nizamları arasından. BOA. Anadolu’da birçok menzilhânenin mîrî beygir sayıları bir miktar artırılmıştır. olağanüstü durumlarda menzilhânelerin rahat işlemesi ile ulaklar ve sair görevlilerin beygir sıkıntısı yaşamamaları için. s. MAD. Mesela. bu türden bilgilere ula şmak mümkündür. Yine aynı yıl Anadolu üzerindeki anayollardan Halep’e kadar olan S ağ Kol güzergâhı üzerindeki menzilhânelerde 370. Menzilhânelere takdir olunan menzil beygirlerinin sayıları devlet merkezindeki ilgili bürolar tarafından yapılmaktadır. “ XVIII. s. 10322 . Mesela: 1726 yılında devam eden İran savaşları esnasında.2-67. s. Yusuf Halaço ğ lu. 10492. İstanbul 1996. D İA . 4004 . mîrî beygir sayılarının artırıldığı anlaşılmaktadır110 .11-467.6-518 . Anadolu’nun Sol Kolu üzerinde hizmet veren menzilhânelere ait mîrî beygir sayıları bir miktar artırılmak suretiyle ortalama 30 re’se yükseltilmiştir111 . menzilhânelere takdir edilen mîrî beygir sayıları yıllarca sabit kalmaktadır109 . Bağdat’a kadar olan Orta Kol güzergâhında 671. Ancak söz konusu dönemde. 10322. 18. 10492 . (11 Zi’l-hicce 1141 / 8 Temmuz 1729). menzilhânede ne kadar menzil beygirinin hazır bulundurulacağının yani menzilhânede gerçekte kaç beygir besleneceğinin tespit edilmesidir106 . MAD.167.5 mîrî beygir üzerinden ve 1845. Anc ak. 1842. beygir sayıları ile ilgili olarak. 10492 . XIV-XVII. s. mîrî tarafından takdir olunan beygirlere ilaveten. BOA. İkinc isi ise kazâ vücuhu ve menzilci arasında yapılan sözleşmelere göre. OTAM. iki husus öne ç ıkmaktadır. . BOA. MAD. BOA. BOA. s.440-442. MAD.NF.30. 4004. Aslında mîrî tarafından bazı menzilhânelere buç uklu sayıda menzil beygiri takdir olunması107 sebebiyle. Mesela 1728-1729 döneminde Gebze Menzilhânesi iç in 60 mîrî beygir takdir edilmiştir. bu düzenlemelerin menzilhânelerde bulunması gereken asgarî beygir sayısını işaret ettiği söylenebilir. BOA. Örnek olarak bkz. s. 10322 . Gebze Menzilhânesi’nde 153 beygirin beslenildiği görülmektedir108 . s.499. s. özellikle seferberlik gibi. 10492 . Trabzon Menzilhânesi’nin 1732-36 ve 1737-38 yıllarını kapsayan be ş bütçesinin de.IV.

herhangi bir menzilhâneye mîrî tarafından takdir edilen beygirlerin. Anc ak zaman zaman özellikle yeni aç ılan menzilhânelerde. MAD. s. (11 Rebî’ü’l-evvel1160 / 23 Mart 1747).499. Merkezden gönderilen fermânlarda da rakam belirtmeksizin. Bölge vüc uhunun menzilhânelere takdir olunan beygir sayılarının artırılması ile ilgili gerekçeleri de menzilcilerinkilerle paralellik göstermektedir. katsayılardır. s. BOA. s. s. Yine devlet merkezindeki ilgili organlar tarafından söz konusu gerekçelerin yukarıda belirtilen şekilde sorgulanıp-sorgulanmadığı hakkında da bir şey söylemek mümkün değildir. devlet merkezî tarafından müdahaleler yapıldığı görülmektedir. BOA. 28353 .34 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 düzenleme ile Anadolu’da faaliyet gösteren 55 menzilhânede mevcut beygir sayılarına toplam 377. 9920 . MAD. ahâli ve muhtelif yönetic iler) yakından ilgilendiği hususlardandır.5 re’s ilave yapılmıştır113 . Cemal Çetin. Anc ak bunların da gerekçelerinde samimi oldukları veya daha fazla kâr gayesi güden menzilc ilerin hırslarına ortaklık ettikleri tarafımızca malum değildir.22-23. Malatya ve İzoli menzilhânelerinde mîrî tarafından temsili olarak tayin olunan 15’er re’s beygire ilave olarak her bir menzilhânede 50’şer adet menzil beygirinin beslenmesi hususunda fermân sâdır olmuştur117 . Yüzyılda Çorum Menzilhâneleri” . C. 8470 . D. devlet merkezi tarafından takdir olunan beygirlerin temsili olduğu. 113 114 115 116 117 BOA. BOA. ( 28 Cemâziye’l-evvel 1141 / 30 Aralık 1728). gerçekte menzilhânelerde beslenilen beygirlerin sayılarının menzilciler ile ahâlinin ortak kararları netic esinde belirlendiği söylenebilir. MAD. Menzilhânelere takdir olunan beygir sayıları öncelikli olarak. Uluslar arası Osmanlı’dan Cumhuriyete Çorum Sempozyumu (Bildiriler 23-25 Kasım 2007). Menzilhânelere takdir olunan mîrî beygir sayıları ile in‘âm hükmüyle verilen beygir miktarları esas alınmak suretiyle yapılan inceleme neticesinde. gerç ekte kaç ar adet menzil beygirinin beslenmesi gerektiği hususunda. Menzilcilerin beygir sayılarının artırımı ile ilgili meşrû gerekçeleri. s. Bu doğrultuda devlet merkezinden. maktû‘ değerlerinin ve bütç elerinin büyüklüklerini gösterir. (21 Cemâziye’l-âhir 1145 / 9 Aralık 1732). 8492 . menzilhânelerde kaç beygir besleneceği hususuna çok fazla müdahale edilmediği de yukarıda belirtilen hususlara ilave olunabilir.24/1. temsili olarak takdir olunan beygirlere ilaveten. Hasanpatrik.MKF. “ XVIII.71/2 (29 Zi’l-ka’de 1136 / 19 Ağ ustos 1724). in‘âm hükmü karşılığında verilen beygirlerin sayısından bile az olduğu anlaşılmıştır115 . 10492 .36/ 2.III. Bu verilerden hareketle.1583-1584. Ancak hangi menzilcinin bu talebinde samimi olduğu hangisinin ise daha fazla kâr gayesiyle hareket ettiğini bilmek mümkün değildir. MAD. BOA. genellikle menzilhâneyi idare edebilecek malî desteği sağlamaya yöneliktir. . yalnızca kifayet miktarı yarar ve tuana menzil beygirinin beslenmesi emredilmektedir116 . Bu sebeple menzilhânelere takdir olunan mîrî beygir sayıları menzilciler114 ile bölge ileri gelenlerinin (a‘yân. Çorum 2008. Menzilcilerin bununla ilgili en büyük beklentilerinin menzilhânelerini rahatlıkla idare edebilecek finansmana sahip olmak veya bu işlerin sonunda elde edecekleri kârlarını artırmak olduğu söylenebilir. Mesela: 1718-1719 yılları arasında Hasançelebi. s.

hem de devletin menfaatlerini koruyacak kadar c imri olmalıdır. bu iş karşılığında bir miktar kâr sağlamaktadırlar. sağlamak amac ıyla. menzilcilerin atanması. 1691 yılından itibaren menzilhânelere nizam verilme aralıklarının ve bu nizamların geçerlilik sürelerinin. Yine zaman zaman özellikle bu iş için görevlendirilen mübaşirlerin de. Menzilhâneler genellikle a‘yânlarla birlikte kazâ ahâlisinin. bunların göreve başlayabilmeleri ya da görevde kalabilmeleri. kendi iç lerinden seç tikleri sivil halktan olmak üzere bir veya birkaç kişi tarafından idare edilmektedir. bölgesel özelliklere göre bazı özel hususların ortaya konulması gibi bir dizi ic raatı iç inde barındırmaktadır. Yaptıkları iş tamamen profesyonel olup. menzilhânelere nizam verilmesi hususuna katıldıkları görülmektedir. Rûz-ı Kasım ve Evvel-i Mart olması hususunda genel bir temayülün oluştuğu ve nihayetinde kanunlaştığı anlaşılmaktadır. . S öz konusu sürec in oluşumu ve takibi ile ilgili gönderilen fermânlardan. yerine göre gözlemci yerine göre ise müdahil olmak suretiyle. tesadüfî iki tarih arasını kapsamaktadır. menzilhânelere bulundukları yol hattının ulak yoğunluğuna münasip sayıda beygir takdir edilmesidir. Bu sayede resmî ulaşım ve iletişime hem ivme hem de süreklilik kazandırılmaktadır. menzilhânelerin piyasaya arzını. 1691 yılına kadar menzilhânelerin hizmet verdikleri dönemler. Söz konusu paketler hem özel teşebbüslerin ilgisini çekecek kadar cazip. Belgelerde bârgîr bahâsı ve mesârif-i sâire olarak zikredilen maktû‘ât değerleri. Bu sebeple menzilhânelerin hizmet verebilmeleri ve hizmet altyapısının özel teşebbüslere devr edilebilmesi hususundaki en önemli merhalenin menzilhânelerin maktû‘at değerlerinin hesaplanması süreci olduğu düşünülmektedir. devletin ilgili organları tarafından titizlikle hazırlanan ve standarda bağlanan malî paketlerdir. menzilc iliklerinin merkez tarafından onaylanmasına bağlıdır. güneş takvimine göre. Bunun yanında istisnaî olmak üzere bazı menzilhânelerin kazâ ahâlisinin kamusal kişiliğine veya resmî görevlilere deruhde olundukları görülmektedir. her yıl dönem başlarında tekrarlanan bir sürecin varlığına bağlıdır. beslenecek beygir sayılarının belirlenmesi ve menzilci tayinleri esnasında. ahâli ve kâdıların birinci derecede sorumlu oldukları anlaşılmaktadır. Bu süreç maktû‘ât değerlerinin takdir edilmesi. yani özel teşebbüsler tarafından talep görmesini. S öz konusu kişilere menzilci adı verilmekte olup. süreleri hic rî olarak bir yılı aşmamak kaydıyla. Menzilhânelerin kesintisiz olarak hizmet vermeleri bir yıllığına programlanabilmektedir. menzilhânelerin sevk ve idaresinden a’yân. Menzilhânelerin örgütlenmesi açısından önemli aşamalardan birisi de.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 35 SONUÇ Osmanlı Devleti’nde menzilhânelerin hizmet verebilmeleri. bir yıl olması ve bunların başlangıç tarihinin de Rûz-ı Hızır.

Ankara 2002. 43. 46. C. s. “XVII. “Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim Kurumlarının Niteliği Üzerinde Bazı Düşünceler”. Süleymaniye Kütüphanesi -Redif Askerî Tâlimatnâmesi. -Ka mil Kepeci (KK. 2. İstanbul 1979. -Cevdet Dâhiliye (C. http://dergiler. _____________. S.II. 58.14. -DEVELLİOĞLU. Ta nzimat Döneminde Anadolu Kentleri’nin Sosyal ve Ekonomik Yapıları.YAYINLANMIŞ BELGE. OTAM . 45. 13. 28079. 27920.48. Konya 2009. 9886. 50. 8470.1-20. -ÇETİN.tr/detail.edu. 3858.III. Ankara 2005. VIII. ARAŞTIRMA VE İNCELEMELER -AKDAĞ. 36. 24. Alâaddin-Doğan Yörük. 813/4. 62. 16.42-46. C. İstanbul 1982. 1573-1593. Ankara 2002. __________. s. -BLOCH. C. Osmanlı Kent Tarihçiliğine Katkı: XVI.Yüzyıl Sonlarında İstanbul-Edirne Arasındaki Menziller ve Bazı Menzilkeş Köyler”. Ankara Enstitüsü Vakfı.): 2239.php?id=18&sayi_id=34. Mustafa. Konya 2004. Yusuf. Frederick. Çorum 2008. 18. “Kadı”. Eskişehir 1997. Ankara 1991. s. _____________. Osmanlı Ara ştırmaları (The Journal of Otoman Studies). Türk Ta rih Kongresi Ankara 11-15 Ekim 1976. s. 12. Uluslar arası Osmanlı’dan Cumhuriyete Çorum Sempozyumu (Bildiriler 23-25 Kasım 2007). -Ma lîyeden Müdevver (MAD. Yüzyıllarda Konya Menzilleri .36 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA 1. 52. Feodal Toplum. 28705. Mehmet Ali Kılıçbay). .MKF.96-102. 41. Türk iya t Araştırmaları Dergisi. 59. 4111. 9920. __________. B-Konya Mevlana Müzesi -Konya Şer’iye Sicilleri (KŞS. _____________. Özer. 3169. VI. (Çev. 10322. 8492. 1265-1274. Lütfi.): 10. -ÇADIRCI. Marc. 3999. Kongreye Sunulan Bildiriler. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi . Ankara 1995.ankara. Ankara 2001. yy’da Silistre Eyaletinde Haberleşme Ağı: Rumeli Sağ Kol Menzilleri”. 28344. 37.III. “XVI.DH. -EBÜL’ULÂ MARDİN. Hüsrev Paşa Kısmı. Ankara 2005. -ALTUNAN. “XVIII. (En son 24 Ekim 2009 tarihinde ziyaret edilmiştir). (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Türk iye’nin İktisadî ve İctimaî Ta rihi 1453-1559. (Çev. 57. Yüzyıl).35. Türkler. 4004. -ERGENÇ. -Cevdet Nafia (C. C. İstanbul 2007.43-59. s. Asırlarda Osmanlı İmparatorluğunda Hububat Meselesi ve Hubabattan Alına n Vergiler. At Sırtında Anadolu.):27918. Ferit. Yüksek Lisans Tezi). Baki Osmanlı Sistemi Mukataa (XVI-XVIII. İstanbul 2003.): MAD. -HALAÇOĞLU. ve XVIII.22. 47. Cemal. XVII. 11. C.): 2471. -ÇAKIR. 107-132. s. 9943. s. Yüzyılda Çorum Menzilhâneleri”. s. “ XVIII. “Osmanlı Klâsik Dönemindeki “Eşraf ve A’yan” Üzerine Bazı Bilgiler”. -BURNABY. Osmanlıca-Türk çe Ansiklopedik Lûgat. Sema. -GÜÇER. s. Osmanlılarda Ulaşım ve Haberleşme (Menziller).105-118.): 2555. XVI-XVII. II. 40. S.NF. S. Meral Gaspıralı). 20. Konya 2003. s.ARŞİV KAYNAKLARI A-Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) -Bâ b-ı Defteri Mevkûfât Kalemi (D. Yüzyılda Aksaray Sancağı’ndaki Taşra Görevlileri”. İA . nr. 913-919. Musa. _____________. 3217. X. Türkçe Yazmalar. Yüzyılda Ankara ve Konya. 56. -AKÖZ. 27. 25. C. İstanbul 1964. “Menzilhânelerin Müştemilatlarına ve Tefrişlerine Dair Bir Takım Gözlemler”. Ankara 1981.“Osmanlı Devleti’nde Haberleşme Ağı: Menzilhâneler. 64 C.

İstanbul 1326. “Osmanlı Döneminde Via Egnatia: 17. s. İstanbul. Askeri Tarih Bülteni . s.VII. Two Firmans of Mustafâ II On The Reorganization of the Ottoman Courier System (1108/1696)”. Ankara 1984. (Çev. s. İstanbul 1993. Ankara 1994.117-1128. DTCFD. 54. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi . Mücteba. Eskişehir 1997. 657-708.I-III. -ULUÇAY. Muhittin. İstanbul 1972. ve 19 Yüzyıllarda Saruhan’da Eşkiyalık ve Halk Hareketleri .619-629. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fa kültesi Dergisi. “Osmanlı Devleti Tarihinde Âyânlık Dönemi”. Şubat 1987.130-144. Halil. _____________. Çağatay 18. -LÜTFÎ PAŞA. S.“Mahkeme.339-367. “Osmanlı Metrolojisine Giriş”. (Çev. Elizabeth A Zachariadou).VI. 138-160. “Osmanlı Taşra Teşkilatında Görevliler”. -İLGÜREL. _____________. Türk Dünyası Araştırma ları . “The Ottoman Menzilhâne and Ulak System in Rumeli in the Eighteenth Centruy”. Yüzyılda Menzilhâne Sorunu”. Ta rih Lûgatı . Ankara 1974. -SCHIFFER. C.64. Asâfnâme . “At”. -ORTAYLI. İstanbul 1999. M. “Osmanlı İmparatorluğu’nda Desantralizasyona Dair Genel Gözlemler”. 1976. -SAK. 18. _____________. Osmanlı. Ankara 1999. C. Ahmet Yaşar.VI. Ankara 1980. Midhat. İlhan. -SERTOĞLU. “Osmanlı Haberleşme Kurumu”. Uluslar Arası Kuruluşunun 700. s. C. s. -HEYWOOD. XXXVIII/152. Yücel. -UZUNÇARŞILI.IV. Ankara 1995. s. Zeki. -OCAK. İA.3. Amme İdare Dergisi. S. Amsterdam-Atlanta 1999. Budapest 2001. s. Osmanlı Devleti’nin İlmiye Teşkilâtı .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 37 _____________. Türk iyede Genel Kolluk Teşkil ve Görevlerinin Gelişimi . _____________. Devlet-i ‘Aliyye Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar-I. -YERLİKAYA. Konya 2001.30. Belleten. 4. Jully 11-13.. 707-718. 21-49. 10 Numa ralı Konya Şer’iye Sicili (1070-1071 / 1691-1661). -TUŞ. Vol. _____________. Ankara 1990. İÜEFTED. Konya 2008. Acta Orientallia Academiae Scientiarum Hungarıcae . Mert. Osmanlı İmparatorluğu’nda Ayanlık. -SİNGER. C. Yüzyıl Sonu ve 18. Ankara 1946. Sosyal ve Ekonomik Açıdan Konya. İzzet. s. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Teşkilâtı ve Sosyal Yapı. 45 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1126-1127 / 1714-1715) (Transkripsiyon ve Dizin). 1986. XXX. -PAKALIN. 1977). İslâ m-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültürü. -İNALCIK. Ka dılar. İstanbul 1955. “XVIII. s. Ankara 1999. İstanbul 1996.174. -ÖZKAYA. Sol Kol Osmanlı Egemenliğinde Via Egnatia 1380-1699 . C. Konya 2003. Bayram. -ÖZCAN. . s. Yıl 12.III. S.XIV-XVII. İstanbul 1991. İstanbul 1996. s. İstanbul 2009. Yüzyıl Başında Sol Kol’daki Menzilhâneler”. Ankara 1999. Reinhold. Ela Gültekin. Amy. -YÜCEL Yaşar. _____________. -TONGUR. “Tanzimattan Önce Osmanlı Devletinde Belediye Hizmetleri”. No. İstanbul 2008. _____________. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü. “Balıkesir’de Âyânlık Mücâdelesi”. Osmanlı. S. Konya 2002. Osma nlı.15-40. s. 485-496. 179-186.146-151. Yüzyılda Osmanlı Toplumu. IX/1. British Travellers in 19th Century Turkey. Colin J. Eşref Bengi Özbilen). s. “Osmanlı Kadısının Taşra Yönetimindeki Rolü Üzerine. Burhânettin “Osmanlı Devleti’nde Sivil İşler”.22. Tülin Altınova). _____________. XXVIII/3-4. -HÜNOĞLU. DİA. C.95-107.”. Özden Arıkan. İsmail Hakkı. “Osmanlı Kadısı-Tarihi Temeli ve Yargı Görevi”. 73. -SAK. s. Hikmet. s. -YAZICI. İzzet -Cemal Çetin. (Ed. -ÜREKLİ. Ankara 1977. Nesimi. Socia l And Economic History of Turk ey (1071-1920). s. İlber. Kullar ve Kudüslü Köylüler. (Birinci Uluslararası Türkiye’nin Sosyal ve Ek onomik Tarihi Kongresi Tebliğleri.1-4 (Ayrı Baskı). C.

38 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

The Turkish Grand National Assembly and The Government didn’t make the first international agreement with Armenia. Anahtar Kelimeler I. the temporary cea se-fire. The Na tiona list Forces ∗ Yrd. Fra nsa . signed on 28-29 May 1920. France. Doç. Sa yı: 5 Sa yfa : 3 9 -5 6 Ye a r: 2 0 1 1 . Antep. Antep. Geçici Ateşk es. 28–29 Mayıs 1920’de imzalanan bu anlaşma bir “geçici ateşkes anlaşması”dır. Urfa. This agreement. and Adana and it was also an important step for the Turkish Grand National Assembly and the government on the way of solving the problem of recognition in the international arena Key Words The First Government of The Turkish Gra nd National Assembly. Güney Cephesi. Mersin ve Adana havalisinde mücadele eden kuva-yı milliye müfrezelerimizin askeri başarılarının eseri olan bu ateşkes anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümeti için bir siyasi başarı ve uluslararası arenada tanınmışlık sorununun çözümünde önemli bir başlangıçtır. the maj or shareholder of the Allies. Milli Müca dele THE FIRST INTERNATIONAL AGREEMENT OF TGNA GOVERNMENT: 20 DAYS TEMP ORARY ARMISTICE Abstract Contrary to known. That agreement was the military success of the platoons of the Nationalist Forces combating in the vicinity of Maras.tr .TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . cyildirim@aksaray.edu. TBMM HÜKÜMETİ’NİN İLK ULUSLARARASI ANLAŞMASI: “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE” Cihat YILDIRIM∗ Özet Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümeti ilk uluslar arası anlaşmayı bilinenin aksine Ermenistan ile değil İtilaf Devletleri İttifakının büyük ortaklarından Fransa ile yapmıştır.. was a "temporary cease-fire agreement". South Front. Aksaray Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. they made the first agreement with France. Mersin. Issue : 5 Pa ge : 3 9 -5 6 I.TBMM Hük ümeti. Maraş. Dr. Urfa.

Bu arada İstanbul’da işgal sonrası tatil kararı alarak dağılan Osmanlı Mebuslar Meclisi’nin azalarından isteyenlerin yeniden seç ilme şartı olmaksızın Ankara’daki mec lis ç alışmalarına katılmalarına da imkân tanınmıştır. Hükümetin kuruluşu meselesi ç ok kritik ve hassas bir konudur.66. Temsil Heyeti. . İstanbul. ATATÜRK. fakat milli kongrenin toplantı halinde olmadığı bir zamanda böyle bir ihtiyaç olursa yetkinin Temsil Heyeti’nde olduğu da belirtilmiştir. Ancak İtilaf Devletleri’nin İstanbul’daki askeri varlığı dikkate alınarak İstanbul hükümetleri ile işbirliğinin devamlı ve sağlıklı olamayac ağı ihtimali düşünülerek böyle durumlarda takip edilecek yol ve yöntemler de bu kongrelerde değerlendirilmiştir. s. s.2 Temsil Heyeti 21 Nisan 1920 tarihinde yaptığı toplantı ile mec lisin 23 Nisan 1920 günü aç ılmasına ve bu ç erç evede yapılac ak iş ve işlemlere karar vermiştir. C-I. Aynı zamanda Türk Milleti iç in yeni bir başlangıç tır. M. genel itibariyle Türk tarihinin önemli hadiselerinden olup özelde ise Milli Mücadele’nin seyrini değiştiren önemli bir dönüm noktasıdır. Mondros Mütarekesi sonrasında İtilaf Devletleri’nin yaptığı işgallere karşı sürdürülec ek milli politikaların belirlendiği Erzurum ve S ivas Kongreleri’nde mümkün mertebe İstanbul Hükümeti ile işbirliği halinde memleketin işgallerden kurtarılması düşünülmüştür. bir hükümet-i muvakkate teşekkül edecektir"1 şeklindeki karar İstanbul’daki hükümetin milli davaya sahip çıkmaması ya da ç ıkamaması halinde takip edilecek yolun yeni ve müstakil bir hükümet kurmak olduğuna işaret etmektedir.3 23 Nisan 1920’de TBMM mebusların ve Ankara ahalisinin iştirak ettiği merasimlerle resmen açılmış ve hükümet şekli olarak “mec lis hükümeti“ düzeni benimsenmiştir. Erzurum Kongresi’nde alınan “vatanın ve istiklalin muhafaza ve teminine hükümet-i merkeziye muktedir olmadığı takdirde.431 vd. ATATÜRK. Temsil Heyeti’nin 19 Mart 1920 tarihli kararı doğrultusunda ülke genelinde mebus seçimleri yapılmış ve vilayetlerince seçilen mebuslar aralıklarla Ankara’ya gelmişlerdir. Çünkü işgalcilerin elinde ve kontrolünde de olsa İstanbul’da bir hükümet hala 1 2 3 ATATÜRK. Üç dört günlük takip ve değerlendirmenin sonuc unda işgalin geç ic i olmadığı ve artık İstanbul Hükümeti’nden millete ve memlekete özellikle Kuva-yı Milliye’ ye bir yarar gelmeyeceği kanaatine varılmıştır.40 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ TBMM’nin açılışı. temin-i maksat iç in. Büyük Millet Meclisi’nin aç ılışı bu değerlendirmelerin eseridir.s. Nutuk. Milli Eğ itim Basımevi.1982.421. 19 Mart 1920’de yapılan bu değerlendirmeler sonucunda “salahiyet-i fevkaladeye haiz” bir milli meclisin toplanmasına ve hükümet işlerinin bu meclis tarafından yürütülmesine karar verilmiştir. İstanbul’un 16 Mart 1920’deki işgalinden itibaren gelişmeleri yakından takip etmiş. yerli ve yabancı kaynaklardan edindiği istihbaratı değerlendirmiştir. Kemal. Aynı kararın devamında böyle bir hükümeti kurma yetkisinin milli kongrede olduğu.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 41 mevcuttur.2000. .191. Mustafa Kemal 26 Nisan 1920’de meclise verdiği bir önerge ile hükümet kurmanın zarureti ve kurulacak hükümetin kuruluş esaslarını mec lise kabul ve tasdik ettirmiştir. Ankara.M. I.Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-I.Bütün bu uğraşlar yanında uluslararası alanda meşruiyet kazanmak yani tanınmaktır.İç erde meşruiyet kazanma olarak da özetleyebileceğimiz “milli birlik ve beraberliği” tesis ederek kendi otoritesine karşı oluşabilecek tepkileri kontrol etmek. sebep ve netic eleri itibariyle olayları anlatmıştır.193. Bu Konuşmasında mec lisin açılışına kadar geçen süreç te yaşananları.B.438 YALÇIN. karışık.B.s.B.B. 24 Nisan 1920 de meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal “meclis hükümeti” düzeni tesis edildiği için aynı zamanda hükümet başkanlığı görevini de üstlenmiştir.T. Meclis ve hükümet başkanı Mustafa Kemal’in belirlediği “milli siyaset” ilkeleri etrafında politika üretecek olan hükümetin önünde çözmesi gereken ç ok önemli sorunlar mevcuttur. a. YALÇIN. T. askeri alanda Kuva-yı Milliye muntazam bir askeri teşkilata dönüştürülec ekti. Dış politika hedefi. uzun süren muameleden kaç ınmak gerekmekteydi. Diğer yandan “Osmanlı Devleti’nin izlediği iç ve dış siyaseti eleştirmiş ve T. s. Misak-ı Milliyi gerçekleştirmek ve memleketi işgal eden devletlerin buna uymalarını sağlamaktı. ”Çünkü milletin bekasının tehlikeye düştüğü bir sırada nazari. Bu problemleri şu üç temel noktada özetlemek mümkündür. Durmu ş ( ve diğ erleri). AKDTYK. Meclis hükümeti kurulur kurulmaz hemen uluslararası düzeyde mec lisin ve hükümetin ilişkilerini geliştirecek adımlar atılmıştır. 30 Nisan 1920’de T. YALÇIN.M.M Hükümeti “milli siyaset” ilkeleri ç erç evesinde iş ve ic raat üretec ektir.M’ nin açılışı Avrupalı devletlere duyurulmuştur. 11 Mayıs 1920’de Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey başkanlığında bir heyet Rusya ile temas kurmak 4 5 6 7 ATATÜRK.M ve T.5 Hükümet “Türkiye Büyük Millet Mec lisi Hükümeti” ismini almış ve bu ismi kullanmıştır. C-II.M.’ “7 Görüldüğü üzere T.M.192 vd. b.M.B.M ’nin izleyeceği siyaseti şöyle özetlemiştir: ‘Milletimizin kuvvetli. s. Atatürk Ara ştırma Merkezi.”6 Mustafa Kemal 24 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Mec lisi genel kurulunda üç oturum süren uzun bir bilgilendirme konuşması yapmıştır. İç politikada milli birlik ve dayanışma korunacak.4 3 – 4 Mayıs 1920 tarihli ç alışma toplantıları ile 11 bakanlı hükümet kurulmuş ve resmen göreve başlamıştır. mesut ve istikrarlı yaşayabilmesi iç in devletin tamamen milli bir siyaset takip etmesi ve bu siyasetin iç teşkilatımıza tamamen uyması ve dayanması lazımdır. c . s.B.İşgalc i güçler karşısında yokluk ve zorluklara rağmen mücadelesini sürdüren Kuva-yı Milliyeyi daha etkin hale getirmek.M.M Hükümeti’nin programı sade ve kısa tutulmuştur.M dış politikaya diğer meselelere önem verdiği kadar aynı yoğunlukta ilgi ve önem vermiştir.

194. ekonomik ve askeri rekabet içindeki Sovyet Rusya ile daha kolay ilişki kurulabileceği düşünülmüştür.M.M.M Hükümeti’nin kuruluşunu müteakiben Fransa ile resmi temaslarda bulunduğunu ve bir “muvakkat ateşkes” (geçici ateşkes) imzaladığını göstermektedir.Dünya Savaşı devam ederken İtilaf Devletleri savaş sonrası ile ilgili olarak bir dizi gizli anlaşmalar imzalayıp.M. verdiği ve vereceği imtiyazların hükümsüz sayılacağını bütün dünyaya ilan etmiştir.M ’ni ve onun hükümetini kendi işgal politikalarının gereği ve sonucu olarak pek kolay tanımayac aktır.B.B. T.M aldığı bir kararla.8 Bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin.B.42 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 üzere Moskova’ya gönderilmiştir. Bu anlaşma. BAYUR.M.M Hükümeti’nin imzaladığı ilk uluslararası anlaşmanın Ermenistan ile imzalanan “Gümrü Anlaşması”9 olduğu yönünde bir genel kabul mevc uttur. Atatürk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi . T.B. “geçici” de olsa İtilaf Devletleri ittifakını oluşturan üç büyük devletten birisiyle yapılması ve I.B. s. I. Türk Tarih Kurumu Yayınevi.B. Ankara. Anc ak araştırmalarımız I.M Hükümeti’ni muhatap almaya sevk eden nedenler üzerinde durmalıyız. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Zira Kuva-yı Milliye ve ordumuz işgalci güçler karşısında askeri başarılar kazandıkç a İtilaf Devletleri ve diğer tarafsız devletler resmi ilişki tesis etmek için TBMM ‘nin ve hükümetin kapısını aşındırmaya başlayacaklardır.M.19 vd. Elbette İtilaf Devletleri Misak-ı Milli hedefi ile yeni bir başlangıç yapan T.M Hükümeti –Fransa arasındaki siyasi ilişkilerin başlangıcını oluşturan bu anlaşmadan bahsetmeden önce Fransa’yı T. Yusuf Hikmet.1973.M.M.M Hükümeti’nin dış siyasetteki engellerini aşmasında öncelikle Kuvayı Milliye daha sonra da Türk ordusu etkili olacaktır. Aptülahat. 1991 s.B.İnönü Muharebesi’nden sonra T. T. I– 20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE’YE GİDEN SÜREÇTE KUVAYI MİLLİYE ’NİN ROLÜ I. özellikle Osmanlı topraklarının paylaşımı hususunda bazı projeler hazırlamışlardır. Bu gerç eği gerek tarafsız devletlere ve gerekse İtilaf Devletleri’ne kabul ettirmek hiç de kolay olmamış.10 Bu projelerde Fransa’ya Suriye. Bu bilincin bir göstergesi olarak T. .M.M Hükümeti’nin Londra Konferansı’na davet edilmesi ve Sovyet Rusya ile Moskova Anlaşması’nın yapılması gibi örnekler uluslar arası ilişkilerdeki olumlu gelişmelerin askeri başarılarımıza endeksli olduğunu göstermektedir.M Hükümeti’nin imzaladığı “ilk uluslararası anlaşma” olması noktalarında önem arz etmektedir. Türk Milleti’nin mukadderatında tek yetkili merci olarak kendisini gördüğünün ilanıdır.B. I.B. Ankara.67–68 AKŞİN.T.M. dış politikada meclisin ve hükümetin meşruiyet kazanması zorlu ve meşakkatli bir süreç ten geç miştir.T. Irak’ın kuzeyi ve Mersin’den Urfa’ya kadar uzanan Doğu Akdeniz ve Güney Doğu Anado8 9 10 YALÇIN. Öncelikle ülkemizi işgal eden İtilaf Devletleri ile siyasi. Türkiye Devletinin Dış Siyasası. s. İstanbul Hükümeti’nin 16 Mart 1920 tarihinden itibaren yaptığı ve yapac ağı anlaşmaların.M.T.B.M Hükümeti bunun bilinc indedir.

45 . Filistin Cephesi’ndeki bütün Osmanlı birlikleri 1 Aralık 1918 akşamına kadar Ceyhan Nehri’nin batısına ç ekileceklerdir. Atatürk Silifke’de . Adana. İzzet. S uriye ve Çukurova’nın işgaline zemin oluşturacak şekilde bu bölgelerdeki Osmanlı ordularının tahliyesine yönelik bir planı uygulamaya koymuşlardır. 18 Aralık 1918’de Tarsus’u ve 19 Aralık 1918’de Adana’yı da işgal etmişlerdir. Mersin ve havalisinde askeri ve siyasi denetim.s. Dörtyol ve Mersin’e asker çıkararak Osmanlı Ordusu’ndan boşalan mevkileri kontrol etmeye başlamışlardır. HTVD. S eyhan Nehri’nin batısı ile TarsusAdana tren hattının kuzeyine yapılac ak ikinc i ç ekilme 5 Aralık 1918 akşamına kadar tamamlanac aktır. Maraş. D : 8. Fransa’nın Urfa.11 Osmanlı Ordusu bir yandan bu tahliye ç alışmalarını yaparken diğer yandan İtilaf Devletleri İskenderun. İngiltere’nin bu ç ekilmesine karşılık daha önc e kendisine vaat edilen Irak’ın kuzeyinden vazgeç miştir. Adana. İstanbul. Ves: 780. Kurtulu ş Sava şı’nda İçel. İngiltere bu mutabakatı sadec e Çukurova’nın işgaline iştirak ederek ihlal etmemiş aynı zamanda Irak’ın kuzeyini de işgal etmiştir ki söz konusu mutabakatta da bu bölgenin Fransa’nın nüfuzuna terk edilmesi planlanmıştır.12 Başlangıç olarak bu mıntıkanın işgalini İngiltere ve Fransa birlikte gerç ekleştirmişlerdir. Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanarak yürürlüğe girinc e İtilaf Devletleri gizli sözleşmelerde kendilerine tahsis edilmiş olan yerlerin işgali için hazırlıklara başlamıştır. Çünkü bu mıntıkada İngiliz birliklerinin varlığı ve denetimi elde tutması I. Ne var ki bu durum fazla sürmeyec ektir. Fh : 11. Özellikle işgal birlikleri iç inde Er11 12 13 14 ATASE Arş. Antep.13 Bu yeni plan gereği İngiliz işgal birlikleri Urfa. S: 21.. HTVD. İtilaf Devletleri 17 Aralık 1918’de Mersin’i.1971. Maraş. Antep.25 Kurtulu ş Sava şı’nda İçel Tarihini Yazma Komitesi. kontrol ve yönetimi üstlenmesi bu işgale bağlı beklentileri olan Ermeni azınlığı harekete geç irmiştir. İngiltere ise Çukurova ve Güneydoğu Anadolu’ya getirdiği birliklerde genellikle Hintli müstemleke askerlerini istihdam etmiştir.14 Fransa. Pozantı’nın batısına yapılac ak üç ünc ü ve son ç ekilme 15 Aralık 1918’de tamamlanmış olac aktır. Bu durum işgal birlikleri ile bölge ahalisi arasında problem ç ıkmasını engelleyen bir faktör olarak görülebilir. Bu maksatla İtilaf Devletleri Filistin. Çünkü S ykesPic ot Mutabakatı’na göre bu bölge Fransa’nın kontrolünde olac aktır. Ves: 830 ASLAN. Bunların ekseriyeti de Müslüman’dırlar. Bu plana göre. Mersin ve havalisini terk ederek bu mıntıkanın askeri ve siyasi denetimini Fransız İşgal birliklerine bırakmışlardır.s. S: 33. Adana. Bu durum Fransa’yı uzun vadede rahatsız etmiş ve iki ülke arasında 15 Eylül 1919’da yeni bir anlaşma yapılarak egemenlik alanları yeniden tespit edilmiştir. KLS : 240. Fakat işgal mıntıkasında askeri ve siyasi kontrol İngiliz işgal kuvvetlerinde olmuştur.1981.Dünya S avaşı sırasında İtilaf Devletleri arasında yapılan gizli paylaşım planlarına aykırıdır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 43 lu bölgeleri vaat edilmiştir.

Oc ak 1920’ye kadar bazı münferit olaylar olmuş anc ak işgale karşı hazırlıklar yapılmakla birlikte topyekûn bir müdafaa söz konusu olmamıştır.44 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 meni lejyonerlerin Fransız üniforması ile istihdamı Ermeni ç eteleri c esaretlendirmiş gerek işgal birlikleri ve gerekse onların silahlandırdığı Ermeni ç etelerin Müslüman ahali üstünde baskı ve zulmü artmaya başlamıştır. Mersin. Yörük S elim ve Cemil Cahit Beyi Maraş’a göndermiştir. Diğer yandan Fransa’da kamuoyu Türklere karşı takip edilen işgal politikalarını sorgulamaya başlamıştır. s. İç el Kuva-yı Milliyesi’ne ileri harekât emrini vererek Fransız işgal birliklerine karşı top yekûn bir müc adele başlatmıştır. Fransız birliklerinin kontrolü ele alması ve buna bağlı olarak Ermeni ç etelerin taşkınlıkları bölgede milli müc adele fikrini güç lendirmiş ve Müslüman ahaliyi harekete geç irmiştir. Temsil 15 16 17 18 19 20 21 YALÇIN. Yahya.184–185 YALÇIN.237 ATASE Arş.D:27. 21 Oc ak 1920’de işgalc ilerin şehrin ileri gelenlerini toplantıya ç ağırıp onları ç ıkan olaylardan sorumlu tutarak tutuklamaları üzerine Maraş halkı direnişe geç miştir.20 Maraş işgalden kurtulurken diğer yandan Urfa’da 9 Ş ubat 1920’de işgalcilere karşı başlatılan kuşatma 11 Nisan 1920’de işgalcilerin c an güvenliklerinin sağlanması şartı ile şehri tahliye etmeleri ile netic elenmiştir.182 vd. C-I. s. KLS:308.237 AKYÜZ. Bölgedeki muharebelerin başlangıç noktasını Maraş hadisesi teşkil etmiştir.s. Türk Kurtulu ş Sava şı ve Fransız Kamuoyu .16 Fransız işgal mıntıkasında bu işgali sonlandırma niyeti ile yapılan hazırlıklar tamamlanmadan Kuva-yı Milliye birliklerimiz kendisini harbin iç inde bulmuştur. Temsil Heyeti Maraş’ta işgal birliklerinin ve Ermeni azınlığın artan zulmüne karşı Kuva-yı Milliye’ nin direnişe geçmesi üzerine. s.15 İngiliz işgalc i birliklerinin ç ekilmesi. Kuva-yı Milliye müfrezelerimize.Fh:62 ATASE Arş. İngiliz ve Fransız birlikleri arasındaki bu değişime denk düşen süreç te Temsil Heyeti’nin talimatları ile İç el. Adana.21 Maraş’tan sonra Urfa’nın da işgalden kurtuluşu.D:26. s. AKYÜZ. Antep ve Urfa’da Kuva-yı Milliye’nin teşekkülü iç in ç alışmalar başlamıştır. 11 Ş ubat 1920’ye kadar devam eden direniş sonunda Fransız işgal birlikleri 11 Ş ubat’ı 12 Ş ubat’a bağlayan gec e şehirden ç ekilmişlerdir. Ankara 1988. Maraş. KLS:310.18 Temsil Heyeti Reisi Mustafa Kemal Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin sürdürdüğü bu direnişe katkı sağlamak iç in Kılıç Ali.Fh:3 YALÇIN.19 Bu başarı hem Fransız c ephesinde hem de Milli Müc adele’mizin genelinde kurtuluşa olan inanc ı ve güveni arttıran bir zafer olmuştur.242 .17 Maraş’ta 29 Ekim 1919’da İngiliz işgal birlikleri ç ekilmiş ve yerlerine Fransız birlikleri gelmiş ve birkaç gün iç inde zulümler başlamıştır. Maraş’ta Kuva-yı Milliye’ nin zaferi Avrupa’da özellikle de Fransa da büyük yankı uyandırmıştır.

Konya–1998.216 vd. Diğer yandan Fransa’da kamuoyunun büyük ölç üde hükümet aleyhine döndüğü ve hükümetin işgal politikalarının tenkit edilmeye başlandığı tespit edilmektedir.24 Diğer yandan Pozantı’daki işgal taburunun kontrol ettiği Ulukışla ve Çiftehan ile Ulukışla Pozantı arasındaki tren yolu ve tüneller Ereğli ve Niğde’de oluşturulan müfrezeler tarafından kontrol altına alınmıştır. İstanbul. Maraş ve Urfa yenilgileri yanında Mersin. Yayınlanmamış Doktora Tezi.23 Mersin ve Tarsus mıntıkalarında Maraş direnişine endeksli başlayan “ileri harekât”ın netic esinde Mayıs 1920 itibariyle Fransız işgal birlikleri Mersin’de şehir merkezine. Tarsus ve Adana mıntıkalarındaki başarısızlık ve kayıplar Fransız işgal kuvvetlerini diplomatik temas zeminine ç ekmiştir.187 . Ankara. Bu durum Pozantı’daki Fransız işgal taburunun mahsur kalmasına sebebiyet vermiş.TBMM HÜKÜMETİ’NİN VE FRANSA’NIN MÜTAREKE GEREKÇELERİ Fransızlar işgal mıntıkalarında özellikle Nisan ve Mayıs 1920 itibariyle büyük güç lüklerle karşılaşıyorlardı. elinizden gelenin en iyisini yapın“ 27 mesajını yollamıştır. Kasım. Mondros’tan Mudanya’ya Kadar.208 vd YILDIRIM.25 Ayrıc a Tarsus ve Karaisalı mıntıkasındaki Kuva-yı Milliye müfrezelerinin koordineli ç alışmaları ve taarruzları netic esinde Adana-Pozantı tren hattı ile karayolu tamamen Kuva-yı Milliye’nin kontrolüne geç miştir. Selahattin.I. s. S izi kurtarmak imkânsız.1991 s.III.1996 s. Cihat. ENER.240 vd.26 Pozantı’da mahsur kalan bu taburu kurtarma ümidini kaybeden Adana’daki işgal kuvvetleri komutanı Albay Brémond bir uç ak vasıtasıyla taburun komutanı Binbaşı Mesnil’e ”Yardım gelec ek diye beklemeyin. II. Anc ak Antep halkı bu kuşatmaya 8 Ş ubat1921 e kadar direnec ektir.22 Antep’te Kuva-yı Milliye Kumandanı Ş ahin Bey önc ülüğünde Ş ubat 1920’de direniş başlatılmıştır. s. S adec e Pozantı’daki tablo değil.111 vd. Çukurova Kurtulu ş Sava şında Adana Cephesi. bu birliği kurtarmak iç in Adana’dan yollanan birlikler Kavaklıhan mevkiinde Kuva-yı Milliye müfrezelerinin direnişiyle karşılaşarak başarısız bir şekilde geri dönmeye mec bur bırakılmıştır. c. Milli Mücadele Döneminde İçel Sanca ğ ı.186 TANSEL. AKYÜZ. Zira Kuva-yı Milliye müfrezelerimiz gerek halkın ve 22 23 24 25 26 27 AKYÜZ.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 45 Heyeti’ne umut ve milletimize moral kaynağı olmuştur. Ş ahin Bey’in Antep-Kilis yolunu kapatarak başlattığı direniş İşgalc ilerin bu yolu kontrol altına almalarıyla 11 Ağustos1920’de kuşatmaya dönüşmüştür. YILDIRIM. s.s. Tarsus’ta yine şehir merkezine kadar ve MersinTarsus tren hattına kadar ç ekilmeye mec bur bırakılmışlardır. Bu tablo “geç ic i ateşkes”e giden süreç te işgal kuvvetleri komutanının ç aresizliğini ortaya koymaktadır. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Bu geçici mütareke temelde Pozantı Garnizonu’nun kurtarılması amac ını taşımasına rağmen anlaşmanın Mesnil Taburu’nun esir düşmesinden sonra yapılmış olması mütarekenin Fransız kamuoyunda Pozantı yenilgisinin sonucu olarak yorumlanmasına sebep olmuştur.TBMM Hükümeti arasında 20 günlük bir mütareke yapılmıştır. Ankara’da görüşmeler devam ederken Pozantı’daki Mesnil Taburu “Karboğazı S avaşı” neticesinde Kuva-yı Milliye tarafından esir alınmıştır. 89. Hulki-SARAL. fakat buralardaki savaşları da kaybetmekten kurtulamamışlardır.453 Aynı SARAL. Mersin 1968. Vatan Nasıl Kurtarıldı? Ankara 1969. Tosun.28 Bu ilk teşebbüsten bir sonuç alamayan Fransızlar Mayıs 1920’nin sonlarına doğru Fransa’nın S uriye Fevkalade Komiseri General Gouraud ’yu temsilen Robert de Caix başkanlığında bir heyeti Ankara’ya göndermişlerdir.29 Böyle geçici bir mütarekenin yapılması Fransızlar iç in bir mec buriyetti. C:II.32 Fransızların artık bundan sonraki hedefi cepheyi takviye etmekten başka bir şey olamazdı. “20 Günlük Mütarekenin İç Yüzü ”. Birincisi Kuvayı Milliye neferlerinin vatanı işgalden kurtarmak hususundaki azim ve kararlığıdır. s. İşgalc i Fransızlar cephedeki bu kötü vaziyetleri karşısında TBMM Hükümeti ile temas ve müzakere temin etmeye çalışmışlardır. Antep ve Urfa da yapılan muharebelerden kayıplarla ayrılan Fransızlar Adana ve Mersin Cephesi’ne önem vermişler.30 Böyle bir mütarekenin imzalanması netic esinde Fransızlar hem Pozantı’daki garnizonu kurtarac ak ve hem de c ephe genelinde kötü durumda olan kuvvetlerini takviye edecek ve gerekirse c ephede yeni bir düzenleme yapacaklardı. 188 . İkinc i mühim husus Fransız işgal kuvvetlerindeki neferlerin büyük bir kısmının Müslüman müstemleke askerlerinden teşekkül etmesidir.33 Fransızların böyle bir anlaşma yapmak istemeleri ve res- 28 29 30 31 32 33 ATATÜRK. Maraş. 132 GENÇ.246 vd AKYÜZ. S.27 “ Karbo ğ azı Sava şı” için bakınız: YILDIRIM. Zira Fransız işgal kuvvetleri Güney Cephesi’nin tamamında kötü günler yaşamaktaydı. Şeref.TBMM Hükümeti ile görüşmüştür. s. Özellikle Mayıs 1920 başlangıc ından itibaren Fransa’nın görüşme çabaları yoğunlaşmış ve önc e Ankara’ya İstanbul’dan bir binbaşı ve bir sivil memur gelerek I. Görüşmelerin başladığı günlerde de Pozantı da Binbaşı Mesnil kumandasındaki tabur mahsur durumda idi. Kuva-yı Milliye Dergisi . Zira Müslüman Cezayirli ve Tunuslu Fransız neferler Kuva-yı Milliye’ye karşı c ansiperane bir şekilde savaşmamaktadırlar. Yalnız bu ilk görüşmeden olumlu hiçbir netice çıkmamıştır. S.46 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gerekse kolorduların desteği ile işgal kuvvetleri karşısında pek güç lü bir konuma gelmiş ve işgalci Fransız birliklerini ardı ardına mağlup etmekteydiler. s.31 Fransızların sahip olduğu bu temel hedeflere rağmen. s. İşgal mıntıkasındaki muharebelerde Fransız kuvvetlerinin başarısızlık sebepleri de şu iki hususla ifade edilmelidir. Yapılan müzakerenin netic esinde bu Fransız heyetle I. A.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 47 men görüşmeleri başlatmaları TBMM Reisi Mustafa Kemal’de Fransızların Adana ve havalisini tahliye etmek istedikleri şeklinde bir intiba uyandırmıştır. İsimleri zikredilmemekle birlikte bir binbaşı ve bir sivil yetkilinin İstanbul’dan Ankara’ya gönderildiği ve girişimin de sonuç suz kaldığı ifade edilmektedir. C:II. Kuva-yı Milliye yanlısı olduğu ifade edilen Haydar Bey ve beraberinde Binbaşı Reşit. I.Sovua ile Beyrut’a gelmiş ve General Gouraud tarafından iyi karşılanmışlardır. Fh: 23–3. Ankara. 454 ATASE Arş. Türk Milleti’nin mukadderatında tek söz sahibi olduğunu büyük devletlere kabul ettirmektir. Bilakis memleket ve milletin mukadderatına müteallik mesailde İstanbul’da Ferit Paşa Hükümeti’yle münasebet ve muamelede bulunmakta idiler. C:II. Hatta bu anlaşma Türkiye tarafından Fransa ile yapılac ak esaslı bir anlaşma iç in atılmış mühim bir adım olarak yorumlanmıştır. s. III– “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE”NİN İMZALANMASI VE UYGULANMASI Cephede a keri bakımdan zorluklar yaşayan Fransızlar Fransa’dan gelen Kardinal Dubois ile görüşmek için bir temsilcinin görevlendirilip Karadeniz’deki herhangi bir limana gönderilmesini istemişler fakat bu teklif I. ATATÜRK. 453. c ephedeki Kuva-yı Milliye müfrezelerini bir intizama sokup gerekli takviyeleri yapmaktır.1999. C:II. Kls 580.TBMM Hükümeti’nin temin etmek istediği bazı hedefler vardı.35 İkinc i hedef siyasî idi. M. . Bu askeri hedef “Adana mıntıkası ve cephelerinde bulunan ve kısmen askerle de takviye olunan millî kuvvetleri sükûnetle tanzim ve tensik etmekti”.TBMM Hükümeti tarafından kabul edilmemiştir.379. s. İstanbul’da yaşayan ve Fransa’nın ajanı olduğu ifade edilen bir Fransız bankacının Van Valisi Haydar Bey’i Fransız İşgal Ordusu Kumandanı ve Yüksek Komiser General Gouraud ile görüşmek için Beyrut’a gitmeye ikna etmiştir. ATATÜRK. Askeri bakımdan ise amaç . Türk Tarih Kurumu Basımevi. henüz İtilaf Devletleri’nce bittabi tasdik edilmemişti. Bu siyasî hedefi TBMM Reisi Mustafa Kemal daha sonra bizzat kaleme aldığı Nutuk isimli eserinde şöyle izah etmektedir: “Büyük Millet Meclisi ve Hükümeti. s. Bu hedeflerden birinc isi askerî noktadadır.TBMM Hükümeti’nc e kabul edilip bir anlaşma yapılması neticesinde I. D: 38. 454 ÇEL İK. Şevket Bey. Bu itibarla Fransızların İstanbul Hükümeti’ni bir tarafa bırakıp Ankara’da bizimle müzakere de bulunmaları ve herhangi bir meselede itilaf eylemeleri o gün iç in temin-i mühim siyasî bir nokta idi”36 .s. Mazhar Müfit(Kansu)Bey. 34 Fransa’nın geçici bir mütareke talebinin I. Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi . Kemal.Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin bu mütareke neticesinde temin edec eği temel hedefler siyasî bakımından muhatap alınıp uluslararası platformda tanınmaya bir adım atmak.37 Mart 1920’nin sonlarında yapılan bu ziyaret ve görüşmede General Gouraud “Adana ve Havalisinde gerginliğin yatışmasını sağlayac ak bir anlaşma yapmayı 34 35 36 37 ATATÜK.

M. hem yöneticileriyle görüşmek üzere Fransa’ya gidebilmek ve hem de kapsamlı bir ç özüm iç in zaman kazanmak adına Mustafa Kemal ile “geç ic i bir mütareke” ve maddeleri üzerinde anlaşma sağlamıştır. Robert de Caix geçici mütareke hükümlerini telgrafla Paris’e bildirdi.Pozantı ve Sis’te bulunan Fransız kıtaatı. Fakat heyet bu konuda yetkili olmadığını ileri sürerek.B. silahları ve tekmil eşya ve malzemeleriyle Adana. Robert de Caix.Mersin şimendifer hattına ç ekilec eklerdir. 22 Mayıs’ta tekrar Mustafa Kemal ile görüşen Robert de Caix aslında yanında bulunan ve önceki görüşmesinde gizlediği ve müzakere konusunda yetkili olduğunu gösteren güven mektubunu sunmuştur. Gouraud’ya bu konuda Ankara’ya başvurması gerektiğini bildirdi. Amiral Le Bon 28 Mayıs 1920’de Bursa’dan çektiği telgrafla Fransız Hükümeti’nin “Geç ic i Ateşkes” hükümlerini onayladığını teyit edince mütareke aynı gün Ankara’da heyetler arasında imzalandı40 28–29 Mayıs 1920’de imzalanan bu geç ic i anlaşma karşılıklı olarak heyetler arasında onaylanır onaylanmaz TBMM Reisi Mustafa Kemal c ephedeki Kva-yı Milliye birliklerine mütareke hakkında bilgi ve talimat içeren bir şifre göndermiştir. 38 39 .29/30 gece yarısından itibaren bütün Fransızlarla tatil-i muhasamat edilec ektir.48 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 önerdi. Madde 2. Anc ak Fransız heyet yapılan görüşmelerde Fransız işgal birliklerinin zorda olduğu Antep ve Maraş konusunda görüşmek isteyinc e görüşme yarım kalmıştır.39 23 Mayıs1920’de uzlaşmaya varılmış fakat Fransız heyet önemli siyasi konularda Paris’in onayını almak için İstanbul’a dönünce mütarekenin imzası kalmıştır. S ovua ve Amiral Le Bon’dan oluşan Fransız heyeti 20 Mayıs 1920’de Ankara’ geldi. böyle bir anlaşma yapmaya yetkisinin olmadığını söyleyerek. ÇEL İK.”38 Bu görüşmeden sonra General Gouraud telgraf vasıtası ile Mustafa Kemal ile temasa geçti ve Suriye Fransız Yüksek Komiserliği Genel Sekreteri Robert de Caix başkanlığında bir heyeti Ankara’ya gönderdi. Fransızlar tarafından tahliye edilecek ve şehir dâhilinde bulunan Fransız kuvveti kasaba haric indeki ordugâhına ç ekilec eklerdir. s. Ayıntap şehri. Fakat Haydar Bey. Madde 1. Aynı.M’ ne mürac aat ederek geç ic i mütarekenin imzalanmasını talep etti. Bu şifreye göre mütarekenin şartları şöyle sıralanmaktadır: “Fransızlarla cereyan eden müzakerat-ı siyasiye neticesinde bervechi ati hususat kabul edilmiştir. M.380 40 Aynı. Bu arada Pozantı’daki Mesnil Taburu’nun Kuva-yı Milliye tarafından kuşatılması üzerine Fransız Parlamentosu durumu değerlendirip 25 Mayıs 1920’de T. Zira Mustafa Kemal bütün Fransız cephesini ilgilendirmeyecek bir görüşmeye karşı ç ıkmıştır. Mustafa Kemal bu görüşmede Fransızların işgal ettikleri milli sınırlarımız dâhilindeki bütün yerleri boşaltmalarını istemiştir.

S. Hatta Fransızlar bu ve benzeri ihlalleri örtbas etmek için Kuva-yı Milliye müfrezelerinin bazı c ephelerde Fransız postalarına saldırdığı şeklinde I.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 49 Tatil-i muhasamatın ilk on günü zarfında Pozantı Sis ve Ayıntap’ın tahliyesi hitam bulac aktır.m. Madde 4.45 41 42 43 44 45 GENÇ.44 Fransızların iaşe ve ikmal maksatlı olarak tren hattını kullanmak istemeleri mütarekeyi mevcut kuvvetlerini takviye etmek için yaptıklarını açıkça göstermektedir. ves: 371 Aynı HTVD. Yalnız Mayıs'ın otuzuncu günü sabahtan itibaren muhasamatın tatili temin olunac aktır”. Diğer yandan işgal mıntıkasında Ermeniler Fransızlardan yüz bularak Müslüman ahaliye karşı mezalime devam etmişlerdir. 14. Fransızlar da gerek siyaseten ve gerek esareten nezdlerinde alıkoydukları Müslümanları bize verec eklerdir.TBMM Hükümet’ince Suriye’deki Fransız Fevkalade Komiseri General Gouraud’ya bildirilmiştir. S. s. Aralık 1955.42 Mütarekenin uygulanışı ve esir mübadelesi hususunda TBMM Hükümeti’ni temsil edecek olan Binbaşı Ş emseddin ve Kaymakam İrfan Beylere hükümet tarafından gerekli talimatlar verilmiştir. 24 HTVD. S. Pozantı.Muhasamatın tatilinden itibaren ilk on gün zarfında yedimizde bulunan esirler iade olunacaktır. Madde 3. ves: 370 HTVD.41 Bu şartlar ç erçevesinde yapılan mütarekeyi tatbik iç in TBMM Hükümeti’ni Umum İç el Kuva-yı Millîye Komutanı Binbaşı Ş emseddin ve Kilis Kaymakamı İrfan Bey temsil etmekle görevlendirilmişlerdir. ves: 372 . a.TBMM Hükümeti bu hususu da protesto ederek bu ve bunun gibi ihlallerden dolayı mütareke şartlarına uyulmaması halinde Türk tarafının mesul olmayacağını bu mezalimler vesilesiyle halkın galeyan halinde olduğunu General Gouraud’ya bildirmiştir. 14. S.TBMM Hükümeti’ne asılsız suç duyuruları yapmışlardır. 87. Mesela Osmaniye’deki Kuva-yı Milliye müfrezelerine mütarekeden sonra Fransız kıtaatınca taarruz yapılmıştır. Aralık 1955. KM. Sis ve Ayıntap’ın tahliyesi ve üseranın mübadelesi hakkında ayrıc a tebligat yapılacaktır. Hatta bu tarz ihlaller ve nakliye hususu ile ilgili mütarekede bir hükmün yer almadığı I. Yalnız Kuva-yı Milliye müfrezeleri bu ihlallere müsaade etmeyec ektir.43 Bu mütareke uygulanmaya girdiği günden itibaren ihtilaflara sebep olmuş ve uygulamada bir takım problemler çıkmıştır. I.g. Aralık 1955.Adana havalisi ile Osmanlı Hükümeti arasında serbestç e ve aç ık muhabere edilec ektir. Diğer yandan Kuva-yı Milliye’nin denetimi altındaki şimendifer hatlarında Fransızların iaşe ve ikmal maksatlı nakliye yaptıkları ve buna Kuva-yı Milliye’nin müsaade etmediği tespit edilmiştir. 14. TBMM Reisi Mustafa Kemal bu görevlendirme ile birlikte görevli olmayan diğer cephe kumandanlarının mütarekenin uygulanışında ayrıca taleplerde bulunup müzakere yapmamaları hususunda uyarıda bulunmuştur.

Bu yanlış ve gerçeklere aykırı propagandalardan vazgeçilmesi ve bu yanlış bilgilerin tekzip edilmesi hususu. Aralık 1955. 14 GENÇ. Hatta kendi kendilerine bu mütarekeden sonra Adana’da krallık ilan etmişlerse de bunda da başarılı olamamışlardır.48 Mütareke şartları içinde Pozantı ve Sis’teki garnizonların boşaltılması hususu yer alıyordu. 25 . a. ves: 370 Aynı SARAL – SARAL.50 Fransa bu geçici barışta pek samimi olmadığını ve cephedeki kuvvetlerini takviye etmekten başka bir niyet taşımadığını mütareke şartlarının ihlaline müsaade etmesi ile açıkça göstermiştir. s. Ancak Fransızların böyle bir tavır sergileyebilec eği 46 47 48 49 50 ATASE Arş. KLS: 580. D: 38. Bu beyanname ile işgal mıntıkasındaki halkın kurtuluş ümidi kırılmak istenmiştir. General Gouraud’un 8 Haziran 36 (1920) tarihli tel’ine Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal’in cevabî tel’inin “İsmet” imzalı ekinde talep edilmiştir. Fh: 13 HTVD. Ancak Pozantı’daki Mesnil Taburu zaten daha anlaşma imzalanmadan Kuva-yı Milliye tarafından teslim alınmıştır. Ancak Sis’i Kuva-yı Milliye’ ye teslim etmeyip ellerindeki silah ve cephaneyi de Ermenilere terk etmek suretiyle asi Ermeni çetelerine teslim ettiler.46 Bütün bunlara ilave olarak Mersin’deki İşgal Kuvvetleri Komutanı Güvernör Anfré yine mütareke şartlarına aykırı olarak Fransız işgal mıntıkası ile Kuva-yı Milliye müfrezelerinin hâkim olduğu bölgeler arasında bir tarafsız bölge teşkil edilmesini yani Kuvayı Milliye müfrezelerinin işgal sınırlarından biraz geri çekilmelerini istemişlerdir. Mütareke ahkâmına aykırı bu tavırlardan vazgeç ilmesi hususunda Adana’daki Fransız İşgal Kuvvetleri Kumandanı Albay Brémond uyarılmıştır. S. Anc ak Kuva-yı Milliye’ nin işgallere karşı cephedeki başarıları ve siyasî aç ıdan 20 Günlük Mütareke’nin imzalanmış olması bütün bu planları alt üst etmiştir. s.47 20 Günlük Geçici Mütareke’nin Fransızlar tarafından böylece ihlali yetmemiş gibi birde Müslüman ahali üzerinde yalan yanlış propaganda başlatmışlardır. Pozantı bu suretle boşalırken Sis’i Fransızlar kendileri boşalttılar. Bu beyanname ile Fransızlar hala güç lü olduklarını ve Kuva-yı Milliye’ nin zor durumda olduğu intibaını vermek istemişlerdir. 14. Fransız işgalini kullanarak Çukurova’da bir Ermeni Krallığı kurmak istiyorlardı. Zira Ermeniler. Anc ak Yüzbaşı Emin Resa Bey bu istekleri reddetmiştir.m.49 Bu mütarekeden en fazla rahatsız olan taraf Ermeniler olmuştur.50 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Fransızlar bu mütarekeye rağmen Adana’daki Vali Cemal Bey ve Kuva-yı Milliye taraftarı eşrafı tutuklayarak eşrafı Adana sınırları dışına sürdüğü gibi Vali Cemal Bey’i de İstanbul’a sürdürmek için Mersin’de gözetim altında tutmuşlardır.g. Adana’da Fransız işgal kuvvetleri komutanlarından General Dufieux imzası ile bir beyanname yayınlanmış ve bu beyannamede mütarekenin Mustafa Kemal Paşa’nın isteği ile ve Beyrut’a gönderdiği temsilciler vasıtasıyla imzalandığı şeklinde yalan bilgiler verilmiştir.

Yalnız daha mütarekenin süresi dolmadan yapılan öyle bir ihlal vardır ki bu mütarekenin süresini doldurmasına fırsat bırakmamıştır. Bu anlaşmayla ilgili müzakerelerde ve anlaşmanın imzalanmasında hiç bir Kuva-yı Milliye komutanı bulunmamıştır. TBMM Hükümeti ile Fransa arasında yapılan bu 20 Günlük Geç ic i Mütareke’nin daha ilk günlerden itibaren Fransızlarca ve onların himaye ettiği Ermeniler tarafından ihlal edildiğini ifade etmiştik. Ayrıc a bu umumi taarruz iç in müfrezelerin silah. Mütarekenin bu şekilde ihlalinde mütarekenin batı kamuoyundaki etkilerinin de tesiri olduğu muhakkaktır. Kurtulu ş Sava şı Günlü ğ ü . III. s.TBMM Hükümeti uyarılarla karşılık verip Kuva-yı Milliye tarafından silahla mukabele edilmesini engellemiştir. bütün eli silah tutan ahalinin Kuva-yı Milliye’ ye iştirakinin temin edilmesini istenmiştir. Özellikle Fransız kamuoyunda bu mütareke ile ilgili 51 52 53 ENER. Dolayısı ile bu anlaşma sadece Adana – Mersin ve havalisindeki cepheyi ilgilendiren bir mütareke olmayıp bütün Fransız cephelerini ve Misak-ı Milli sınırlarını ihtiva eden bir ç erç eveye sahiptir.53 Ancak daha öncede izah ettiğimiz gibi bu mütareke Ankara’da TBMM Hükümeti ile Fransızların Suriye Fevkalade Komiseri Gouraud’nun temsilc isi Robert de Caix arasında imzalanmıştır. Anc ak yukarıda izah ettiğimiz hususlar bu yakınlaşma ve uzlaşmanın askerî aç ıdan henüz tesis edilmediğini hatta edilemeyec eğini ortaya koymaktadır. s.TBMM Hükümeti ile Fransa arasında tesis edilec ek kalıcı barış için mühim bir adım.51 Bu talimat doğrultusunda bölgedeki Kuva-yı Milliye müfrezelerinin hazırlıkları devam etmiş ve ahalinin daha yoğun bir şekilde Kuva-yı Milliye’ ye iştiraki temin edilmiştir. Netic ede her iki tarafın da bu mütarekeyi kalıcı barış için bir adım olarak görmeyip sanki bir soluklanma bir hazırlık faslı olarak yorumladığı açıkç a ortadadır. c. Bu ihlallere I. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 51 dikkate alınarak ve bu barışın geçici olduğu da göz önünde bulundurularak Kuvayı Milliye müfrezelerinin takviyesine gayret edilmiştir. Bu ihlal 8 Haziran 1920’de Karadeniz Ereğlisi’nin Fransız gemilerince bombardıman edilip daha sonra işgal edilmesidir. 135 . Zeki.52 Karadeniz Ereğlisi’nin işgali karşısında I. Mütarekenin birinc i günü yani 31 Mayıs 1920’de. cephane ve top ihtiyaçlarının tespit edilerek Erkanı Harbiye Riyaseti’ne bildirilmesi istenmiştir. 136 SARIHAN. Dolayısıyla mütareke günlerinde gerekli hazırlıkların yapılmasını. önemli bir yakınlaşma olarak görülebilir. Erkan-Harbiye Riyaseti cephedeki Kuva-yı Milliye komutanlarına gönderdiği şifreli talimatta mütarekenin bitiminden sonra Adana. Tarsus ve Mersin’in zaptı için umumi bir taarruz yapılac ağını bildirmiştir. 75 ENER. Ankara 1993. 20 Günlük Mütareke siyaseten I.TBMM Hükümeti hemen diplomatik yollardan meseleyi çözmek istemişse de Fransızlar bu işgali haklı göstermek için 20 Günlük Geç ic i Mütareke’yi sanki iki hükümet arasında değil de Adana ve havalisindeki Kuva-yı Milliye komutanları ile Fransız komutanları arasında yapılmış bir anlaşma olarak yorumlamaya çalışmışlardır.

Antep Kuva-yı Millîye Komutanı Recep Beye. Fransa Türklerle bir mütareke imzaladı. Mustafa Kemal’in mütarekeyi bozulmuş olarak yorumlamasını mantıki buluyor. ”Le Temps. desteği ve Fransa’nın da onayı ile işgal alanını genişlemeye teşebbüs ederek Bursa ve İzmit’e doğru ilerlemeye başlamıştır. Bütün bu olup bitenleri değerlendiren I.188. Fransa onların bir karış toprağına göz dikmiyor ve bu savaşa askerlerinin ve parasının karıştırılmamasını isteme hakkına sahiptir’. Le Progres (de Lyon) ise mütareke ile Fransa’nın ‘ asi Anadolu hükümetini tanımış olduğu ‘ kanısında idi “ 55 . Aynı. s. “Birçok Fransız gazetesine göre mütareke ‘Fransa’nın Antep galibiyeti’. La France Militaire gazetesinde yazan General Malleterre’e göre ise ‘Pozantı yenilgisinin’ sonucu idi”54 .TBMM Hükümeti mütarekeye körü körüne sadık kalmanın gereksiz olduğu inanc ı ile harbe yeniden başlanması kararına varmıştır.TBMM Hükümeti’ni tanımış olması gerç eği Fransa’yı müttefikleri nazarında zor duruma düşürmüştür. Kolordu kumandanlıklarına. Aynı. . Fransa’yı Karadeniz Ereğli’sinin işgali suretiyle mütarekenin ihlaline sevk eden temel faktör mütarekenin Fransız kamuoyunda bir yenilgi olarak algılanmasıdır. Bunun içindir ki Adana’da General Dufieux imzası ile bildiri yayınlayıp anlaşmanın Mustafa Kemal’in isteği ile ve görevlendirdiği kişiler aracılığı ile Suriye’de imzalandığı yalanını propaganda etmişlerdir. Fransız hükümetini hem Türklerle anlaşmak hem de Yunan saldırısına izin veren İngiliz hükümetinin kararına katılmak gibi ‘başarısızlığa mahkûm iki politikayı’ aynı anda yürütmek istemekle suç luyor”. Ayrıca bu mütareke ile Fransa’nın I.52 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 olarak bir zihinsel karmaşanın olduğu ve mütarekenin farklı farklı algılandığı görülmektedir.Mütareke Fransız basınında olumlu karşılandı. Adana ve havalisinde harp yeniden başlarken yaklaşık beş gün sonra Yunan işgal birlikleri de İngiltere’nin izni. ’çok şükür.56 Nihayetinde TBMM Reisi Mustafa Kemal 12. ve 13. Gerek Yunan ileri harekâtını onaylaması gerekse Ereğli’yi işgali Fransız hükümetini içine düştüğü ikilemden kurtaramamış ve hatta anlaşmanın ihlali hususunda Fransız hükümetinin suç luluğu Fransız kamuoyunca kabul edilmiştir. Umum İç el Kuva-yı Millîye Komutanlığı’na atanan Binbaşı Şemseddin Bey’e ve Kilis Kaymakamı İrfan Beye 16 Haziran 1920 de gönderdiği bir şifre ile Geçici Mütareke’nin Fransız’lar tarafından ihlal edildiğini bildirmiştir. Fransız hükümeti gerek müttefiklerine karşı ve gerekse kendi kamuoyundaki başarısızlık değerlendirmelerine karşı durumunu kurtarmak iç in Ereğli’ işgal etmiştir. Ereğli’nin işgali ve diğer ihlaller mütarekenin Fransızlarca ihlal edildiğini ortaya koymaktadır. Bu tebligatta muhasamatın 18–19 Haziran gec e yarısından itibaren bütün Fransız Cephesi’nde yeniden başlatılması emrini de 54 55 56 AKYÜZ. Fransızlar hem Ereğli’yi boşaltmamakta direniyorlar hem de yeni ihlallere göz yumuyorlardı. Zira Le Temps.

51. 14. 454 . I. Bu sonuç Kuva-yı Milliye’ nin Ocak 1920’den itibaren sürdürdüğü mücadelenin bir sonucudur.TBMM Hükümeti’nin daha kuruluş aşamasında imzaladığı bir uluslararası anlaşma olması dolayısıyla önem taşımaktadır. Adana ve Antep’te gösterilen direnç ve müc adele anlamlıdır. Bu endişelerin ve kaygıların eseri olarak Fransız işgal birlikleri önc e İstanbul’dan bir heyeti Ankara’ya gönderip anlaşma zemini aramışlardır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 53 vermiştir. c. Aralık 1995. Mart 1965. Bu ilk temas sonuçsuz kalırken diğer yandan cephede Fransız işgal birliklerinin sıkıntıları artmaya devam etmiş ve Pozantı’daki taburları mahsur kalmıştır. Öncelikle tarafsız devletler nezdinde diplomatik tanınma müc adelesi verilirken Fransa ile yapılan 57 58 HTVD. I. Her ne kadar anlaşma normal süresinden önc e nihayet bulmuşsa da geç ic i bir niteliğe sahip olması dolayısıyla bu durum zaten beklenen bir netic edir. Zaten Kuva-yı Milliyenin bu kadar imkânsızlıklar içerisinde gösterdiği bu direnç Fransız işgal birliklerini ve bu birliklerin komutanlarını endişelendirmiştir. SONUÇ “20 Günlük Geçici Mütareke” I. “20 Günlük Geçici Mütareke” I. Urfa’da kazanılan zafer ve Mersin. S uriye’deki Fransız işgal kuvvetlerinin komutanı General Gouraud’yu temsil eden Yüzbaşı Robert de Caix Ankara’ya gelerek hem müzakereleri yapmış ve hem de anlaşmayı imzalamıştır. Burada Fransa’nın anlaşmayı imzalamış olmaktan kaynaklanan bir pişmanlık iç inde olduğu pekâlâ gözlemlenebilmektedir. harbin yeniden başlatılmasından dolayı mesuliyetin Fransızlara ait olduğunu da bildirmiştir. ATATÜRK. ves: 1177. S. s. Bunun içindir ki Marş’ta. Zira diğer müttefiklerini ve onlarla birlikte yürütülen işgal politikalarını bir kenara bırakıp I. ves: 373 HTVD.57 Bu emir doğrultusunda mütareke zamanından önc e sona ermiş ve Fransız Cephesi’nde muharebeler yeniden başlamıştır.TBMM Hükümeti bu başarıyı Güney Cephesi’nde işgalcilere karşı c ansiperane bir şekilde her türlü imkânsızlığa rağmen mücadele eden Kuva-yı Milliye müfrezelerine borçludur.TBMM Hükümeti ile masaya oturmuşlardır.58 Mustafa Kemal 16 Haziran tarihinde Kuva-yı Milliye kumandanlarına gönderdiği “harbin yeniden başlatılması“ talimatına ilave olarak S uriye’deki General Gouraud’ya da bir telgraf gönderip geçici mütarekenin Fransızlar tarafından nasıl ihlal edildiğini izah ederek. S. Binbaşı Mesnil Komutasındaki taburun mahsur kalması ve cephenin diğer bölgelerindeki olumsuzluklar Fransa’yı yeni bir müzakere zeminine ç ekmiştir. İşgal birliklerinin silah ve diğer askeri teçhizat imkânı Kuva-yı Milliye müfrezelerinin imkânları ile mukayese edilemez. Muhtemeldir ki bu geç ic i anlaşmadan müttefiklerini başlangıç ta haberdar edip onları bilgilendirmemiştir. II.TBMM Hükümeti iç in bir siyasi başarıdır.TBMM Hükümeti göreve gelir gelmez uluslararası ilişkileri geliştirme gayretine girmiş ve Sovyet Rusya ile temasa geçmiştir.

Kurtulu ş Sava şı İle İlgili İngiliz Belgeleri .1991.TBMM Hükümeti’nin isteğiyle yapıldığı şeklinde bir propaganda başlatmıştır. Bunu içindir ki Fransa bu anlaşma ile ilgili gelişmeleri kendi kamuoyundan saklamaya çalışmıştır.T.M Hükümeti’nin siyasi tanınmışlık meselesinde iyi bir mesafe kat ettiğini ortaya koymaktadır. Gotthard.98.B. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Fransız kamuoyunda Türklerle savaşı istemeyen ve barışa meyilli olan oluşuma karşı hala yanlış bilgilendirme yapılmakta ve Fransızların Kilikya’dan çekilmesi halinde Gayr-i Müslimlerin katledileceği ima edilmektedir. 2001s. JAESCHKE. anlaşmanın I. I. Zaten geçici olmak kaydı ile yapılmış süreli bir anlaşmadır. Bütün bu gelişmeler gösteriyor ki kalıc ı barış iç in I. Daha sonra söz konusu anlaşmadan Fransız kamuoyunun ve diğer müttefiklerinin haberi olunca. Fransız işgal kuvvetleri ve Fransız hükümeti aleyhinde oluşan bu kamuoyu eleştirilerinden kurtulmak iç in bir yandan yanlış bilgilendirme ve propaganda yaparken diğer yandan Karadeniz Ereğli’sini işgal ederek hala güçlü olduğu ve Ankara ile bir anlaşma yapmadığı izlenimi vermeye çalışmaktadır. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.212. Anc ak Ereğli’nin haksız işgali ve diğer ihlaller olmasa idi taraflar iç in anlaşmanın süresinin uzatılması bile gündeme gelebilirdi. Orhan. Bu tarihi süreç göstermiştir ki ordumuz zaferler kazandıkça meclisimiz ve hükümetimiz siyasi kabule mazhar olmuşlardır. I.TBMM Hükümeti’nin ve Kuva-yı Milliye’ nin hatta daha sonra ordumuzun daha etkili ve daha büyük zaferlere ihtiyacı vardır. kendilerinden önceki İngiliz işgal dönemi uygulamalarını ”İskoç duşu” benzetmesiyle.54 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bu anlaşma sürpriz bir gelişme olmuş ve büyük memnuniyet uyandırmıştır.59 Fransa ile diplomatik temasa ilave olarak İtalyanların da Ankara’yla diplomatik ilişkilere başlaması.TBMM Hükümeti’nin doğru yolda olduğuna işaret etmektedir. İstanbul.TBMM Hükümeti’nin bu diplomatik başarısı Fransa için bir başarısızlık ve siyasi bir mevzi kaybıdır. Bizzat Fransa Başbakanı Briand bu imayı yapmakta ve Çukurova’da yaşanan bu süreç ten. . Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtulu ş Yılları. 59 60 DURU. bir diğeri de askeri iki İtalyan heyeti anlaşmalar yapmak üzere Ankara’ya gelmişlerdir.s.sorumlu tutmaktadır. Anc ak bu süreçte İtilaf devletleri içinde ilk kalıcı barışı yaptığımız devletin Fransa olmasında ilk siyasi temasa geçtiğimiz ve ateşkes imzaladığımız devlet olmalarının rolü büyüktür. Bu anlaşmayı müteakiben Haziran1920’de biri tic ari. Şurası muhakkak ki Fransa’nın askeri başarısızlıkları zaten Fransız kamuoyunda işgal politikalarının sorgulanmasına vesile olmuştur.60 Karadeniz Ereğli’sinin işgali bu anlaşmanın erken sona ermesine vesile olmuştur. İtilaf Devletleri ittifakının üyesi olan Fransa ile yapılan bu anlaşma mahiyeti ve içeriği her ne olursa olsun Kuva-yı Milliye’ nin ve I.M. Ankara.

Mersin 1968. Aralık 1955. ves: 1177 B-Telif ve Tetkik Eserler: -AKŞİN.Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-I.1999 -DURU. -ATATÜRK.212. III. S.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 55 KAYNAKLAR A-Arşiv Belgeleri ve Vesikalar: -ATASE Arş. Türk Tarih Kurumu Yayınevi. D: 8. C-I ve C-II. Ata türk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi. 2000. Kemal. IV. Ves: 780. Fh: 13 -ATASE Arş. Ves: 830 -HTVD. KLS: 580. AKDTYK.1996. S. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Selahattin. KLS: 308. Milli Eğitim Basımevi. KLS: 310. Fh: 3 -ATASE Arş.1981.1982. Ankara. Fh: 11 -ATASE Arş. Ankara. 2001. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. “20 Günlük Mütarekenin İç Yüzü”. Hulki-SARAL. ves: 370 -HTVD. Mondros’tan Mudanya’ya Kadar. c.s. ves: 371 -HTVD. -BAYUR. 14. S. Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtuluş Yılları. Ankara 1988. Şeref. Ankara. 14. Yahya. İstanbul. Aralık 1955. Kasım.1991. D: 26. Kurtuluş Savaşı Günlüğü. İstanbul.I. S. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Kuva-yı Milliye Dergisi. 51. -HTVD. Ankara. Nutuk . KLS: 580. KLS: 240. Atatürk Araştırma Merkezi. S: 33. Türk Tarih Kurumu Basımevi. İzzet. İstanbul. Tosun. -AKYÜZ. S: 21. Konya. Aralık 1955. Yayınlanmamış Doktora Tezi. -JAESCHKE. . Atatürk Silifke’de . ves: 373 -HTVD.1971. Aralık 1955. -SARIHAN. Gotthard.II.1991 -YALÇIN. 14. Cihat. Ankara. 89. İstanbul. S. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Fh:62 -ATASE Arş. -GENÇ. 1973 -ÇELİK. Ankara. -YILDIRIM. D: 27. 14. Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi . M. -Kurtuluş Savaşı’nda İçel Tarihini Yazma Komitesi. -ASLAN. -ENER. Ankara 1993. Aptülahat. 1991. Orhan. Durmuş( ve diğerleri). Türk iye Devletinin Dış Siyasası. S. Mart 1965. c. D: 38. A. Zeki. 1998. -SARAL. Yusuf Hikmet. -TANSEL. Kurtuluş Savaşı’nda İçel . Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri . D: 38. Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu. Va tan Nasıl Kurtarıldı? Ankara 1969. Milli Mücadele Döneminde İçel Sancağı . Fh: 23–3 -HTVD. III. ves: 372 -HTVD. Çuk urova Kurtuluş Savaşında Adana Cephesi. Adana. Kemal.

56 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

The aim of this paper’s is to evaluate Armenian question within the political activities of Izmir British Consulate on the basis of Izmir British Consulate reports. Armenian question became a British claim at the end of the 1870’s. bir İngiliz davası haline geldi. British Consula te. Key Words Armenia n Question. (1878). Sa yı: 5 Sa yfa : 5 7 -7 0 Ye a r: 2 0 1 1 . konsolosluk raporları esas alınarak değerlendirildi. Britain used the consular network which was spread to every corner of the Empire based on the Berlin Agreement. imparatorluğun her köşesine yerleştirdiği konsolosluk ağını kullandı.tr . Bu makalede. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Genel Kültür Dersleri Bölümü Öğ retim Elemanı. İzmir İngiliz Başkonsolosluğunun siyasi faaliyetleri kapsamında. İngiltere bunun için 1878 Berlin Anlaşması’na dayanarak. büyük güçler arasında gayrimüslim unsurlar üzerinde nüfuz kurma mücadelesi önemli bir yer tutmaktadır. Ermeni meselesi. koruyucusu rolünü üstlendi.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Milita ry Consuls. gayrimüslim unsurların ayrılıkçı hareketlerini desteklediler. For this claim. Anahtar Kelimeler Ermeni Meselesi. Dr.edu. fundaaditatar@iyte. Izmir. Ask erî Konsolosla r. İzmir. The consuls gave support to the Armenians by using their close relations with them and took the role of protector. 1870’lerin sonlarında Ermeni davası. Gör.. İngiliz Konsolosluğu. Issue : 5 Pa ge : 5 7 -7 0 İZMİR İNGİLİZ KONSOLOSLUĞUNUN SİYASİ FAALİYETLERİ KAP SAMINDA ERMENİ MESELESİ (1878-1914) Funda ADITATAR∗ Özet Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşımı meselesinde. Bu mücadelede. Konsoloslar bulundukları bölgedeki Ermeniler ile yakın ilişkilere girerek Ermenilere destek verdi ve Ermenilerin savunucusu. Politica l a ctivities ∗ Öğ r. Siya si fa a liyetler THE ARMENIAN QUESTION WITHIN THE POLITICAL ACTIVITIES OF IZMIR BRITISH CONSULATE (1878-1914) Abstract The struggle for influence over the non-Muslim subjects between the Great Powers had an important place in the issue of sharing the Ottoman Empire They supported separatist movements among non-Muslim subj ects.

1 2 3 Stefenos Yerasimos.Ü. ilk kez Anadolu topraklarından da belli yerlerin Osmanlı’nın elinden ç ıkmasına yol açıyordu. Nihat Erim. Osmanlı ülkesinden bir bölgeyi istilâya kalkışırsa. Antla şma metni için bkz. bu imparatorluğun toprak bütünlüğüne dayanan geleneksel politika prensibinden. Cilt (1-B). Londra hükûmeti. İngiltere. Buna karşılık Anadolu kıtasındaki Hıristiyan ve diğer tebaanın iyi idare ve himayeleri hakkında gerekli ıslahatın ya pılma sını Pa dişa h. Osmanlı Tarihi VII Birinci Me şrutiyet ve İstibdat Devirleri (1876-1907). Hukuk Fakültesi yayını. Enver Ziya Karal. Osmanlı İmparatorluğu’nu tek taraflı olarak ilhak etmek veyahut himayesi altına almak iç in Ermenileri bir istinat noktası olarak kullanac aktı. görünüşte ayrılmamakla beraber. imparatorluğun İngiltere için lüzumlu topraklarına sahip olmak veya hiç olmazsa bunlar üzerinde İngiliz nüfuzunu kuvvetlendirmekti2 . Osmanlı İmparatorluğu’nun tek başına Rus tasavvurlarına engel olabileceğinden artık ümidini kesmiş bulunuyordu. Yalnızca Balkanlar ile Boğazlarda değil.. imparatorluğun tümünde Hıristiyan tebaa üzerinde bir güç elde ediyordu. 1001. iki gizli anlaşma imzaladı. Ankara 1953. A. Osmanlı İmparatorluğu hakkında. Ayastefanos Antlaşması’nın on altınc ı maddesiyle.58 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda. s. Daha da önemlisi. Rus ordularının Erzurum’a kadar ilerlemesi. Rusya’nın İskenderun ve Akdeniz’e olduğu kadar Mezopotamya ve Basra körfezine kadar da inebileceğini gösteriyordu1 . Rum (Ortodoks Hıristiyan) Osmanlı tebaası üzerinde şimdiye dek elde ettiği nüfuzuna şimdi Ermenileri de kapsayacak yeni ve daha büyük bir güç elde ediyordu. İstanbul 2001. Devletlerarası Hukuk ve Siyasi Tarih Metinleri . Rusya ile imzaladığı Londra Antlaşması (30 Mayıs 1878) ile toplanacak kongrede görüşülec ek konular üzerinde aralarında görüş birliği sağlandı. Böylece İngiltere. etkisinin azaltılması ç alışmaları sonuc unda Berlin Antlaşması imzaladı. Berlin Antlaşması’nın imzalanmasından önce. Bu anlaşma özetle şöyle diyordu: “Rusya . Azgeli şmi şlik Sürecinde Türkiye 2-Tazimattan I. İngiltere. Ankara 1988. Tehlikeyi önlemek yolu. Türk Tarih Kurumu. İngiltere o bölgeyi silahla koruma sı için Padişah ile birleşmeyi taahhüt eder. antlaşmanın yeniden gözden geç irilip. s. Belge Yay. Rusya. Osmanlı Devleti’nin Rusya karşısındaki ağır yenilgisi sonunda imzalanan Ayastefanos Barışı sadec e Rumeli’yi parç alamakla kalmıyor. Rusların Ermenileri himaye perdesi altında Doğu Anadolu’yu Balkanlaştırmaya kalkışac ağını ve burada 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı ile sağlamış bulunduğu toprak kazanç larının yarattığı elverişli durumdan faydalanarak nüfuzunu bir taraftan İskenderun. Bu tasavvurların gerçekleşmesi ise İngiliz İmparatorluğu için ciddi ve ağır tehlikeler yaratabilirdi. Rusya. Dünya Sava şına . diğer Avrupa devletlerini geride bırakan. 130. öte yandan Mezopotamya üzerinden Basra Körfezi’ne yayabilec eği tehlikesini anlamıştır. . Ayastefanos Antlaşması İngiltere’yi ve Avrupa’nın diğer büyük devletlerini önemli ölçüde kaygılandırınca. İngiltere devletine taahhüt eder ve Kıbrıs Adası’nın tarafsız ve idaresinin İngiltere’ye tahsisini ka bul eder”3 . 4 Haziran 1878’de ise Osmanlı devletiyle Kıbrıs Konvansiyonu imzalandı.

İletişim Yay. dolayısıyla.e.. a. s. uzun zamandır eleştirilmesine5 yol açan konsolosluk hizmetleri üzerinden bir uygulamayı gerçekleştirmeye karar vermiştir. haritacılık. “ The Old Turkish Hands: The British Levantine Consuls. İNGİLİZ KONSOLOSLUK HİZMETLERİ VE ERMENİ MESELESİ Kıbrıs Konvansiyonu ile elde edilen bu gücün nasıl gerçekleştirileceği meselesine yönelik olarak. Clayton Van’a.D. Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs Konvansiyonu ile Anadolu’daki Hıristiyan tebaa iç in yapmaya söz verdiği “reform”ların yapılıp yapılmadığını kontrol edec ekti. Askerî konsoloslar. . bunun yerine her vilayette adalet sisteminin işleyişini gözlemleyecek yabancı “denetçi”lerin istihdamını mümkün görmüştür4 . topografik verileri olduğu kadar her türlü istatistikî bilgiyi toplayacak ve değerlendirebilecek nitelikte elemanlardı. 127. Yarbay Wilson’a yapılan görev tanımı şöyleydi: “Sizin ve size yardımcı olarak atanan subayların görevi. Kocaba şo ğ lu. Yüzbaşı H. 22: 3 (Yaz 1968): 297-316. istemediğ i bu uygulamayı küçümseme yoluyla üzerinde daha büyük bir otorite kurulmasından kaçınmaya çalışmıştır. 4 5 6 Uygur Kocaba şo ğ lu. Askerî konsolosluklar için Anadolu başkonsolosluğu oluşturuldu ve buraya harita subayı Yarbay Charles W. Teğmen Herbert Chermside ve Teğmen Herbert Kitc hener. U. Sonuçta İngiltere’de Beaconsfield hükûmeti. Iseminger. Yüzbaşı W. Merkezî Hükûmet’in müda ha le etmesini düşündüğünüz her ola yı. S tewart. bunu bizzat adalet sisteminin özüne aykırı bularak kabul etmemiştir. Osmanlı yönetiminin bunu “ bilmezlikten” veya “ görmezden” gelmedikleri dü şünülmelidir. ekonominin na sıl iyileştirilebileceği. Everett Erzurum’a askeri konsolos yardımcısı. ülkenin dili. hukuku ve geleneklerini bilmeyen yabancıların yargıç olarak atanmasını kabul etmemiş. Binbaşı H. Wilson 28 Mart 1879’da atandı. Muhtemelen. anc ak. Mevcut konsoloslukların yeniden yapılandırılması ve bunlara ilaveten Military Consul [Askerî Konsolos]6 adı verilen yeni konsolosluk ağı. 1856-1876” . Yarbay Wilson’un atamasının ardından. Osmanlı otoritelerinin işine ya rayabilecek nitelikte her türlü bilgiyi toplayarak.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 59 A. s. uygun önlemleri alması konusunda Babıâli’ye gereken uyarıların yapılabilmesi için Majestelerinin Hükûmeti’ne ve İsta nbul’da ki Büyükelçiliğe bildireceksiniz.g. Middle East Journal. önce her mahkemeye bir yabancı yargıç atanması teklif edilmiş. Levant Konsolosluk hizmetlerine yönelik muhalefetin ele ştiri ve tartışmaları için bkz. istihkâm. Trotter Kürdistan’a (Diyarbakır) askerî konsolos olarak atandılar. Uygur Kocaba şo ğ lu. ida renin nasıl basitleştirilebileceği ya da daha etkili bir hale getirilebileceği konusunda ta vsiyelerde bulunarak ve İdarenin ve Yargının her türlü baskı ve yolsuzluğuna ilişkin dikka tinizi gelen bilgiler konusunda uyarıda ve protestoda buluna ra k Osma nlı otoritelerine ya rdımcı olmaktır. Bkz. levazım gibi ordunun teknik sınıflarına mensup. Ayrıca istihbarat konusunda birikim ve deneyimleri vardı. Wilson’un emrinde Anadolu’nun çeşitli kentlerine ve Yüzbaşı E. Gordon L. Osmanlıların “ askerî konsolos” ifade sini kullanmadıklarını.. Osmanlı yönetimi. bunun yerine “ konsolos” veya“ konsolos muavini” şeklinde ifadelerle bunlara mevcut konsoloslarla aynı muameleyi gösterdiklerine dikkat çekmiştir. İstanbul 2004. konsolosluk mıntıka nızdaki nüfusun değişik sınıflarının durumunu incelemek. Osmanlı yönetimi. Cooper. H. 125. Majestelerinin Konsolosları İngiliz Belgeleriyle Osmanlı İmparatorlu ğ u’ndaki İngiliz Konsoloslukları (1580-1900). Yüzbaşı J.

Bunu kısmen Hıristiyanlık gayreti ile fakat daha çok bizzat kendi menfaatleri için yani muhtar bir Ermenista n’ın.} MKT. bilhassa Anadolu’nun içerisinde. Ermenilerin haklarını savunmaya. İngiliz konsoloslarının Ermenileri kışkırtma ve koruma faaliyetleri. 24 Nisan 1879. George Washburn. Berlin Kongresi’nden sonra gittikçe fena laşmaya başlamıştı. Londra 1879. Askerî konsolosluk uygulamasına Gladstone hükûmeti tarafından1882’de. Archon Books. alıntı U. Askerî konsoloslukların siyasi faaliyetleri sivil konsolosluklara devredildi. D. Abdülhamid tarafından da dile getirilmiştir. 132-33. LXXX: Turkey No: 10Correspondence Respecting the Conditions of the Population in Asia Minor and Syria . Rusya ’nın ilerlemesine mâ ni ola ca ğı düşüncesi ile ya pmıştır”9 . “Ermenilerin durumu. Mamuretülaziz’de bulunan İngiltere konsolosunun Ermeni olaylarını destekleyen hareketlerinden dolayı değiştirilmesi iç in İngiliz Büyükelçiliğine tebligatta bulunulmasına karar verilmiştir10 . s. MHM. Askerî konsoloslar yukarıdaki görev tanımını kimi yerlerde ve zamanlarda daha da ileriye götürerek Anadolu’da. iç ve dış şartların baskısıyla.M. 1889’a kadar Erzurum ve Van’da devam etmekle birlikte son verildi8 .e. Fifty years in Constantinople and Recollections of Robert College . Yetkililere bu önlemin önemini anlatma k ve her türlü ça ba yı desteklemek konusunda elinizden geleni ya pa ca ksınız”7 . 1314 M 07. İngiltere hükûmeti Büyükelç iliği arac ılığıyla uyarılmış veya Osmanlı idarecileri bunları engelleyic i tedbir almaya gayret göstermiştir. s. Mesela. s. askerî istihbarat toplamak. DH. askerî konsoloslukları bir model olarak uygulamaya başladı. BOA.. A. BOA. Boston ve New York 1909. MHM. Padişah. Houghton Mifflin Company. Londra 1971. başta Ermeniler olmak üzere Hıristiyan tebaanın uluslaşma sürecini hızlandırmak gibi faaliyetleriyle “siyasi ajan” olarak görev aldılar. TMIK. Bitlis ve Muş taraflarına giderek Ermeniler nezdinde bir takım faaliyetlerde bulunan İngiltere Van konsolosunun bu tür hareketlerine fırsat verilmemesi istenmiştir11 .. 658/37. Accounts and Papers.60 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Görev bölgenizin pek çok yerinde eşkıyalığı bastırmak için etkili bir ka mu gücünün oluşturulması çok önemli bir gerekliliktir. a. görüşlerini Saray görevlisi İzzet Bey aracılığıyla Büyükelçiliğe bir mesajla iletmiş7 8 9 10 11 12 “ Salisbury’den Yarbay Wilson’a” . BOA. 7/50. Osmanlı idarec ilerince de sık sık merkeze rapor edilmiş. Bu durumdan İngiliz politikasının sorumluluk hissesi büyüktür. The Cinderalla Service: British Consuls since 1825 .C. İngiltere’nin Ermeni meselesine yönelttiği ilgisi sonucu meydana gelen olumsuzluklar ve konsolosların konuyla ilgili siyasi faaliyetleri daha başlangıç ta görülmeye ve anlaşılmaya başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaki Levant Konsolosluk Hizmetlerinde. 1878 tarihinden sonra İngiliz hükûmeti. . 1312 Ca 04. M. 1313 Z 03. Yine İngiltere’nin Mersin konsolosunun Kozan’ın Şar köyü ve Haçin’de yapmış olduğu kışkırtıc ı faaliyetler hakkında birç ok bilgi toplanmıştır12 . Bir İngiliz görgü tanığı şunları tespit etmiştir. İngiliz konsoloslarının Ermenilere yönelik faaliyetlerinden dolayı meydana gelen sorunlar. İngiltere. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmak.g. Padişah II. 132. onlar için ıslahat temin etmeye koyulmuş ve Ermenileri muhtar bir Ermenistan eyaletinin kurulacağı fikriyle ta hrik etmiştir.} MKT. Kocaba şo ğ lu. Platt. 200-201. Sonuçta. 752/47. A.

Geçen yıllarda İngiltere. mevc ut Ermenilerin önc eliklerini tic ari meselelerin oluşturması kısmen siyasi meselelere ilgisiz durması. Ancak bunlara rağmen başka özelliklerinden dolayı İzmir İngiliz konsolosluğu siyasi faaliyet kapsamında. Ermenilere iyi bir nasihat verilmesini arzu eder. İstanbul. İzmir’deki İngiliz konsolosluğu bölgesine dâhil olan Rodos Adası.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. Londra 1896. s. geldikten birkaç gün 13 14 Mr. da ha sonra Sulta n’dan değil de İngiltere’den korunma beklemişlerdir. Bunun üzerine Salisbury’den. Kraliçe hükûmetinin Ermenilerle iletişimi ve yaptığı bir şey olma dığı” şeklinde geç iştiric i bir c evap gelmiştir14 . Ermeni tutuklularını kapsamaktadır. ırk veya millet a yrımı yapmaksızın Sulta’nın tüm kullarını gözetmesine karşın şimdi ya lnızca koruma sını Ermenilere yönlendirmiş görünmektedir. House of Commons Parliamentary Papers. . 233. House of Commons Parliamentary Papers. “Kraliçe hükûmetinin Ermeni meselesiyle olan bağla ntısını Osma nlı Devleti veya onun görevlileriyle sağladığı. İZMİR İNGİLİZ BAŞKONSOLOSLUĞU VE ERMENİ MESELESİ Ermeni meselesine yönelik İzmir İngiliz konsolosluğunun müdahilliği hiç kuşkusuz Erzurum. 14 Temmuz 1896. isimlerini henüz öğrenemediği iki Ermeni profesörün Bursa’dan Rodos’a bir ay kadar önce getirildiğini. 1896 [C. kısaca özetlenerek Dışişleri Bakanı S alisbury’e şu şekilde bildirilmiştir: “Sulta n. İngiltere’nin Ermenileri desteklemesinin Van’da Müslümanların katledilmesine yol a çmasından acı bir şekilde şikâyetçi olmaktadır. yoksa ya ptıkla rına deva m ederlerse. kimlikleri. Londra 1896.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 61 tir. İngiliz konsolosluk görevlilerinin muhtemelen farkında olmadan Ermenileri teşvik edici davranmaları sebebiyle. İngiltere’nin istediği reformlara buyun eğmek imkânsızdır veya düzeni ve huzuru sağlamak Ermenilerin bundan sonraki tutumuna ba ğlıdır. Konuyla ilgili raporlar. Sultan.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. 13 Temmuz 1896 tarihli telgrafında. istihbarat toplama. bölgede Ermeni olaylarının düşük seviyede kalmasına yol açmıştır. Marquessof Salisbury’den Mr. Ermenileri koruma. 259. 1896 [C. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışma gibi faaliyetleriyle Ermeni meselesine müdahil olmuştur. İzzet Bey’in S ultan’a bir c evap verilmesi için baskı yaptığını bildirilmiştir. Osmanlı idarecilerinin siyasi tutukluları göndermekte rağbet ettiği yerlerdendi. çoğunlukla sent home aç ıklamasıyla doğrudan İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na bildirilmiştir. s. Van veya Diyarbakır konsoloslarının yanında azdır. Ermeni meselesiyle ilgili konsolosluk raporlarının ağırlıklı bir bölümü. İzmir ve Batı Anadolu’daki Ermeni nüfusunun azlığı. Padişah’ın bu mesajına karşın İngiliz hükûmeti gereken hassasiyeti göstermemişti ki Büyükelçi Herbert. Türk hükûmeti müda fa a ha kkına sa hiptir”13 . Rodos’taki konsolos yardımcılığı. Dışişleri. Bölgeye getirilen Ermeni tutukluların. 29 Haziran 1896. Herbet’ten Marquessof Salisbury’ye. B. bilgiler konsolosluk tarafından İstanbul’daki Büyükelçiliğe. kollama. İzzet Bey’in Büyükelçiye ilettiği mesaj. sağlık durumları vs. Herbet’e. hem İmparatorluk çapında hem de bölgede yaşanan olaylarla bağlantılı olarak 1890’lardan itibaren karşımıza ç ıkmaktadır.

Turkey: 6 (1896). Türk yetkililerinin 15 16 17 18 19 Konsolos Yardımcısı Jones’tan Sir Clare Ford’a. Rodos. Holmwood’tan Philip Currie’ye. 23. diğer mahkûmlardan ayrı tutuldukları eklenmiştir15 .8015]Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. Londra 1896. Başkonsolos. House of Commons Parliamentary Papers.29. Bezen de Büyükelçilik. 203-204. kendisinin ve diğer tutukluların iç inde bulunduğu durumun Kıbrıs komiserine bildirilmesini istiyordu. İzmir Başkonsolosluğu bölgesinde tutuklu bulunan Ermenilerin durumları hakkında bilgi talep etmiştir18 . Rodos konsolos yardımcısı ve İzmir başkonsolosluğu arasında yazışmalar yapılmıştır. Osmanlı idarec ilerinin beş Ermeni tutukluyu İzmir’e gönderdiğini ve bunların Avusturya buharlısıyla dün İstanbul’a gitmek üzere İzmir’den ayrıldıklarını bildiriyordu. Nicolson’a. Tutuklular. Londra 1896. Adana ve Payas’ta tutuklu bulunan Ermenilerin listesi iletilerek bu listedeki tutukluların durumuna ait bilgi talebi üzerine İzmir konsolosluğu cevabında. Tutuklular Sivas’tan getiriliyordu. Kötü muamele görmedikleri. Rodos. öncelikle Adana ve Payas’ın kendi konsolosluk bölgesine dâhil olmamamsı sebebiyle tutuklu listesini ve gerekli bilgileri Halep konsolosluğuna ilettiğini. Bazen de Ermeni tutuklular doğrudan İngiliz yetkililerinden yardım talebi bulunmuştu. Nocolson’a.1899. Londra 1896. Türkiye No: 3. 1896 [C. House of CommonsParliamentary Papers. 148-149. Türkiye: 3. TNA. FO/195. İç lerinden iyi İngilizce konuşan Dr. s. eğer İngiltere konsolosluğu durumdan haberdar olursa.26. Burada diğer tutuklulardan farklı muameleye tabi tutuldukları. 1 Nisan 1895 Vekil Konsolos Blech’ten Sir A. Tutuklulardan birinin kadın olduğu ve Kadı’nın evinde tutulduğu. 29 Haziran 1893.1899. J. Yine Rodos’taki konsolos yardımcılığı. 1896 [C. s. İzmir. Francis Jones’tan Sir A. Doktor. No: 175. Rodos’a gönderilen yedi Ermeni tutuklu hakkında Kıbrıs’taki Limassol komiseri. Holmwood’tan Philip Currie’ye. 1896 [C. İlk olarak 4 Şubat 1896 tarihinde. İzmir’deki yetkililerce de İsta nbul’a gönderilmiştir17 . İzmir. 18 Ocak 1894 tarihinde dokuz Ermeni siyasi tutuklunun Ankara vilayetinden İdare-i Mahsusa Şirketi buharlısıyla adaya getirildiklerini rapor etmiştir. Rodos’taki İngiliz konsolosluğuna yedi Ermeni tutuklunun Osmanlı buharlı gemisiyle Limasol’a getirildiklerini bildirmişti. İstanbul’dan gelen emirler doğrultusunda sıkı güvenlik önlemleri alınmasıyla yakalanmış ve tekrar hapsolunmuştur. 1 Nisan 1895 .62 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 sonra adadaki köylerden birine kaç tıkları bildirmiştir. diğer erkek tutukluların zincirli halde iskeleden şehir hapishanesine bırakıldığı bildirilmiştir. beş Ermeni tutuklu hakkında şu bilgileri toplayabilmişti: “Zeytun Ermeni Başpiskoposu Ga ra bet Kirckekia n [Kirçekyan]. gün iç inde serbestçe şehirde dolaşabildikleri ve de kötü muamele gördüklerine dair hiç bir haber almadıkları belirtilmiştir16 . TNA.8015] Correspondence relating to AsiatiProvinces of Turkey 1895-96. FO/195. Limasol komiseri Ronald N.8108] Correspondencerelating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. Ligrane Hekiman. üç Ermeni rahip ki bunlardan Ghevout ölüme mahkûm edilmiş ve bir Ermeni okul müdürü Maraş’ta gözaltına alındıktan sonra İzmir’e getirilmiş. İzmir’deki tutuklular hakkında da tüm bilgileri gönderec eğini bildirmiştir19 . No: 248. Mic hell. 24 Ocak1894. House of Commons Parliamentary Papers. s. Başkonsolos Holmwood’un 1 Nisan 1895 tarihli raporu. İzmir. No: 23.

Rodos. Konsolos Yardımcısı Keun. Ka dı ve Muta sarrıf Hairabet’in siyasi suçlu olmadığını kabul ediyorlar ancak. İstanbul.11. Denizli’de sa dece hırsızlık suçunda n dola yı bir Ermeni tutuklu va r. Mutasarrıf ve Kadı kabul etmemiştir.11. Buna göre Konsolos Cumberbatc h. diğer beşi ise İstanbul’daki olaylara karışmış olma şüphesiyle tutukla ndıkla rını Konsolos Ya rdımcısı Ha dkinson bildirmiştir. Biliotti’ye. . 5 Şubat 1896 TNA. 25 Temmuz 1895. Limmasol. İzmir. Anta lya’da. bundan sonra da Eksela nslarını haberdar etmenizin göreviniz olduğunu bildiriniz” demiştir22 . Başkonsolos Holmwood. FO/195. tutuklular hakkında genel bir bilgi verdikten sonra İngiltere konsolos yardımc ılığı olarak Ermeni tutuklular hakkında bilgisi olduğunu Valiye bildirip bildirmeyec eğini Başkonsolos Holmwood’a sormuştur21 .1946. Daha önce bahsi geçen Rodos Adsına getirilen yedi tutuklu Ermeni hapisten çıkarılmışlar fakat şehirden ayrılmaları- 20 21 22 23 TNA.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 63 kendilerine karşı aşırılıklara gidemeyeceğine inandığını söylemişti. Nisa n 1894’te hapisten çıkmıştı ancak. Bu. 365. 1896 [C. Bunlardan biri İslam dinine küfür ettiği. Rodos’taki İngiliz konsolos yardımc ısı. Geminin Rodos’a hareket etmesi üzerine Rodos’taki İngiliz konsolosluğu durumdan haberdar edilmiştir20 . gelen bilgiye göre. siya si bir suç iddiasıyla tekrar tutuklanmıştır. 10 Şubat 1896 Sir P. FO/195. Kopya: Holmwood’tan A. fakat temsilci. durumlarında ne bir gibi değişiklik olduğunu bilmiyor. geçen ya z İstanbul’da meydana gelen olaylardan sonra getirilmişti.8108] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. Tutuklular Rodos’a ulaştıktan sonra. Eylül 1895’de kaçak barut satmak suçuyla.1946. Midilli’de yedi Ermeni’nin tutukluluğu devam etmektedir. Kopya: A. s. Osmanlı valisine Ermeni tutuklulara “iyi” muamele edilmesine yönelik bir uyarıdan ve dolayısıyla iç işlerine müdahaleden başka bir şey değildi.11. Konya Kadısı’nın Anta lya’daki teftişi sırasında alınan karara uyuyorlar. Sakız Adası ve Urla’da hapishanelerde Ermeni yoktur. Meseleyi Vali’ye ilettim. yine aynı gün telgrafla Dışişlerine ulaştırılmıştır23 . Ermeni tutuklular hakkında Büyükelçiliği haberdar ettiğinizi. Ha ira bet. Hairabet’in çıkan afla tutukluluğunun sonlanması için çaba harcamış ancak. Vekil Konsolos Fitzmaurice tarafından telgrafla Büyükelçiliğe iletilmiş. Kopya: Ronald N. Haira bet Avédisia n. Turkey: 6 (1896. FO/195. Biliotti’ye. Londra 1896. Padişah’ın Ağustos ayında ki ta hta çıkma yıldönümünde bağışlanma istemesini tavsiye ediyorlar. Biliotti’denHolmwood’a.) House of Commons Parliamentary Papers. Bunlar imparatorluğun çeşitli bölgelerinden. Büyükelçilikten iletilen 23 Aralık 1896 tarihli telgrafta Ermeni siyasi tutuklulara yönelik af ilanı sebebiyle konsolosluk bölgesindeki durumun rapor edilmesi istenmiştir. Rodos konsolos yardımcısına. dükkânında çalışan çırağın barut sa ttığı iddia sıyla tutukludur. Currie’den Marquessof Salisbury’e. Ermeni sorunları başladığından beri sadece bir Ermeni. “Vali’yi ziyaret ediniz veya bir mesaj yollayınız. Michell’den A. No: 474. şu bilgileri iletmiştir: “Kuşa dası. 4 Şubat 1896 TNA. 24 Oca k 1897’de Aydın’daki Konsolosluk temsilcisinin bildirdiğine göre Aydın’da da tutuklu Ermeni yoktur fa kat Denizli’de dokuz Ermeni hapistir. biri hırsızlıktan. İzmir’de siyasi sebeplerden dolayı tutuklu olan tüm Ermenilere af ç ıktığına dair bilgi.1946.

bu rapor.R. Ankara 2004. Erzurum ve Trabzon’da gerçekleştirdi. Bkz. 1313 Z 19. bu inancını da Mersin’den ayrıldıktan sonra Adana’dan kendisine ulaştırılan bir mektuba dayandırıyordu. Bölgedeki Ermeni olaylarıyla yakından ilgilendi.. Türkiye: 3. Ermenilerin Müslümanlarc a katledil24 25 26 27 28 TNA. Ata Efendi. Y. Berridge. FO/195. Bkz. Daha sonra İzmir vekil konsolosu olarak Adana’ya gelen Fitzmauric e’nin faaliyetlerinin tespiti iç in Osmanlı hükûmeti tarafından Mülazım Ata Efendi’nin görevlendirildiğini görüyoruz. Zeytun’daki Ermeni olaylarını konu alan “gizli” bir rapor sundu. Fitzmaurice. c. Sivas Valiliği’nden Dâhiliye Nezareti’ne gönderilen telgrafta.26. 27 Mart 1897’de Dışişleri Bakanlığ ına iletilmiştir.e. 13-33. Fitzmauric e. BOA. Adana’da kaldığı süre zarfında hemen her kesimden Müslümanlarla yaptığı görüşmelerden ç ıkardığı sonuc u da iletmekteydi.64 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 na izin verilmemiştir. Müslümanların Hıristiyan reayaya güven duymadığı ve fanatik davranışlarının gittikç e büyük derinliklere ulaştığına dikkat çekmiştir. ardından 1895-1896 tarihleri arasında İzmir Başkonsolosu olan Gerald Henry Fitzmaurice’in faaliyetlerine yer vermemiz gerekir. 114-115.M. House of CommonsParliamentary Papers. 17 Mart 1897. Leyden-Boston 2007. PRK. 1895’te İzmir konsolos yardımc ılığına terfi etmiş. Koyulhisar ve Hamidiye kazalarını gezmiştir.8015] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. Fitzmaurice raporunda. Onları. Chief Dragoman of the British Embassy in Turkey. “Tra bzon İngiliz Konsolos Vekili Mösyö Fitzma urice seya ha t ama cıyla geçenlerde Ka ra hisa r-ı Şa rkî’ye giderek Suşehri. İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın Zeytun Ermenilerinin durumunu öğrenme isteği üzerine hazırlamıştı.1990. UM. s. İmparatorlukta meydana gelen Ermeni olaylarının İzmir konsolosluğuna yansıyan yönlerini ele almaya devam ettiğimizde.2. DH. İzmir. Adı geçen kişi daha sonra Ordu kazasına gitmiştir…”27 . BOA. 30 Ekim 1893. Osmanlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İli şkileri (1891-1893). Currie’den Marquess of Salisburry’e. Londra 1896. TMIK. “Cumberbatch’tan Currie’ye” . 1891’de askerî konsolosluk sisteminin kaldırılmasının25 ardından yerine getirilen “siyasi konsoloslar”dan biriydi... 28/61. Ağustos 1894 ile Mart 1896 yılları arasındaki Ermeni olaylarını incelemekle görevlendirildi. a. İzmir’deki görevinin ardından Adana vekil konsolosu oldu ve Birecik’teki Müslüman olan Ermeniler hakkındaki soruşturmaya İngiliz delegesi olarak katıldı26 . İzmir’deki tutuklu Ermenilerin serbest bırakıldıkla rı da 31 Ara lık 1896’da 131 numa ra lı ra porla bildirilmiştir”24 . Gerard Fitzmaurice (1865-1939). Ba şbakanlık Devlet Arşivleri Müdürlü ğ ü . 130-135. Platt. 1891’de Levant S ervis’te aldığı ilk görevlerini vekil konsolos olarak Van. Fitzmauric e.g. s. Bkz. Osmanlı idarec ileri Fitzmauric e’in Trabzon’daki görevi sırasındaki siyasi faaliyetlerinden birini rapor etmiştir. Sir P. Ba şbakanlık Devlet Arşivleri Yay. Fitzmaurice. Ayrıca Osmanlı devlet görevlileriyle de görüşmeler yapmıştı. . Zeytun Ermenilerinin teslim olduktan sonra katliama uğrama ihtimalinin olduğuna inandığını bildiriyor.M. Martinus Nijhoff Yay. G. İzmir konsolos yardımcısı olarak İzmir’den 10 Ş ubat 1896 tarihinde. 1896 [C. D. No: 158. s. Anca k hizmetçisi ola n Karslı bir Ermeni aracılığıyla Hamidiye’de bulunan Ermenilerin durumlarını izlettiği ve nüfus miktarları ile diğer durumlarına ilişkin bazı araştırmalar yaptırdığı anlaşılmıştır. konsolosu takip ederek faaliyetlerini bir rapor olarak sunmuştur28 ..C. Bu raporu.

bunun üzerine Türklerin de savunmaya geçtikleri” şeklinde bir açıklamayla. Osmanlı idarecileri hakkındaki düşüncelerine devamla.79. Konsolosluk tarafından. Ermenilerin evlerinde silah araması yapılmasına dairdir. Benzer bir şikâyet raporu. “Osmanlı idarecileri Zeytun Ermenilerini koruma ya ca ktır. Türkiye’de valilerin her zaman istediklerini yapamadıklarını ifade eden Fitzmaurice. “ Holmwood’dan Philip Currie’ye” . raporunda son olarak İngiliz hükûmetinin Zeytun Ermenileri arasında beklenen ilgisinin önemini vurgulamıştır. Holmwood’tan Philip Currie’ye. Müslüma nla rın öç a lma duygusuyla saldırıya geçmelerine imkân tanınacaktır. Bu tahminin İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nda karar mekanizmalarını etkilemesi kaç ınılmazdı. İzmir. Ayrıca. Ermeni vilayetlerini gösteren atlaslar veya tanınmış Ermenilerin fotoğrafları bulunursa o kişi veya kişilerin derhal tutuklandıkları bildirilmektedir. bunun özel bir komisyon tarafından a d hoc kararlaştırılmış bir karar olduğu ve Erzurum’dan başlayarak Anadolu’daki her kasabanın yoklanac ağına işaret etmiştir31 . hak ve özgürlüklerinin sağlanamadığı yönünde değerlendirilecek şekilde rapor edilmiştir. Vali. Valiliğe gelen emir üzerine evlerde silah aramaları yapılmıştır. Ermeniler ayaklandılar.1946. ama sonuçta. Ermenilerin mağdur olduğu. FO/195. Bunlardan bazılarının bu durumu onayladığı. bu Zeytun’da ki sekizinci isya nları ve hepsinin kökünü kazımalı” cevabını verdiklerini açıklamıştır. Ermenilere ait evlerinin polis tarafından sudan bahanelerle arandığı ve eğer evinde Ermenic e bir milli şiir kitabı. Britanya’nın itibarını zedelemeyec ektir29 diyerek hükûmetine ç ağrıda bulunmuştur. Bunu Müslümanlar arasında. Fitzmauric e. Zeytun Ermenilerinden intikam alma isteğinin kök saldığı şeklinde yorumlamıştır. bazılarının ise omuzlarını silkerek “ne yapalım. kişilerin ön duruşma veya basit bir soruşturma olmaksızın tutuklu kalmalarından duyulan rahatsızlık ifade edilmiştir30 . FO/195. kendisiyle İzmir’den Mersin’e birlikte yolculuk yaptıkları sırada Zeytun Ermenilerinin korunmasının gerekliliği yönünde Vali’yi etkilediğini ifade etmiştir. sadece aydın kişiliğiyle tanıdığı Halep Valisi Raif Paşa’ya güvenebildiğini. Ayrıca.29. İzmir. İzmir ve çevresinde yaşayan Ermenilerin. bu şekilde yaklaşık 20 kişinin tutuklandığını. 6 Ağ ustos 1896 . Cumberbatch’tan Herbert’e. 10 Şubat 1896 TNA. Ermenileri korumak iç in bütün gücünü seferber edeceğine söz vermişti ancak. 1 Nisan 1895 TNA. Vekil Konsolos Cumberbatch. buna mukabil onları ovalardaki Türk ve Kürt köylerine yerleştirerek. Osmanlı idarecilerinin nasıl bir tavır takınacakları yönünde tahminde bulunmuştur. birkaç yüz Türk askerini parçalara ayırdılar ve diğer binlercesinin öldürülmesine veya ölmesine yol açtıla r. Söz konusu raporlarla konsolosluk.1946. İzmir. doğu vilayetlerinde yaşanan olaylardan dolayı olumsuz etkilenmeleri veya buradaki Ermenilerden birtakım olaylara dâhil olanlara karşı Osmanlı idarecilerinin aldığı tedbirler. İngiliz hükûmetinin Os- 29 30 31 TNA.1899. Zeytun Ermenilerinin Türklere saldırdıkları.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 65 mesinin Avrupa kamuoyunda yaratacağı tepkiyi düşünmeleri konusunda uyarmıştır. Belki idareciler ya rdım kuvvetleri talep edecek. FO/195. Ermenilerin güvenliğinin İngiliz hükûmetince sağlanması.11.

“ Cumberbatch’tan Philp Currie’e” . FO/195. Mart 1995.49. C. İpek. 22 Eylül 1905 . 21 Ekim 1896 TNA. 1905-1906 yıllarına gelindiğinde. TNA. Büyükelçilik. Müslüman muhac irlerin Anadolu’ya yerleştirilmesi meselesi de İngiliz konsolosluğunc a Anadolu’da Ermeni nüfusunun varlığına tehdit olarak algılanmıştır. 30 Eylül 1896 Bkz. İngiliz konsolosluğu kavaslarından birinin evinde toprağa gömülü olarak bulunmuştu35 . Osmanlı Devleti’nin bir plan dâhilinde sistematik olarak Müslüman göçmenleri Ermenilerin yoğunlukta olduğu bölgelere taşıdığını iddia etmiştir. No: 383 Ankara. “ J. konsolosluk bölgesinden sadece Ermeni muhacirleri taşımak üzere ayrılan “özel” bir geminin hareket ettiğine dair bir bilgiye sahip olmadığını ifade etmiştir32 . bazılarının Kıbrıs’a da gittikleri ancak.177-8.2209. İzmir. Temmuz 1905’te Padişah II.100. tahmini bir sayı vermeyeceğini eklemiştir. Vekil Konsolos Cumberbatch. İzmir konsolosluğundan.1946. s. henüz İngiliz yönetimi altına girmişti. Ayvalık’taki konsolos yardımc ısı Eliopoulos’tan edindiği bilgiye dayanarak. İngiliz vatandaşı olan 32 33 34 35 TNA. Anadolu’daki nüfus hareketliliği de İngiliz hükûmetinin yakın takibi altındaydı.1946. XXXIII. konsolosluk bölgesi limanlarından Kıbrıs’a Ermeni muhaciri taşıyan gemilerin kalkıp kalkmadığının bildirilmesini istemiştir. İzmir. Ayrıc a yıl boyunca Anadolu’dan Kıbrıs’a ciddi miktarda Ermeni göçünün gerç ekleştiği. FO/195. Çünkü bu dönemde Kıbrıs. giderlerse 50 dönüm bağ ve ev verileceğine söz verildiği Büyükelçiliğe bildirilmiştir34 . N. Ermeniler tarafından güvenliği tehdit edic i girişim ve olayları konu alan yazışmalar yapılmıştır. Ayrıc a delil olarak. Eliopoulos. Fransız ve Rus gemilerinin Başkentten S uriye sahillerine ve Mısır’a her hafta Ermenileri indirdikleri. Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri . İstanbul’daki son olaylardan beri Avusturya. H.89. buradaki kıyı şeridinin değişik noktalarından gemilerle ulaşıldığına dair konsolosluğun sağlam bilgiler edindiğini bildirmiştir.Cumberbatch’tan Philp Currie’e. A. FO/195. kutularda bulunan kitap ve kâğıtların bir kısmı. Ankara 1994. Abdülhamid’e Yıldız’da düzenlenen suikastın ardından yapılan soruşturmalar ve alınan sıkı tedbirlerin neticesiydi. Osmanlı hükûmeti hem nüfus dengelerinin sağlanması hem de kaybedilen topraklardan ve baskılardan kopup gelen Müslüman muhacirlerin yerleştirilmeleri meselesinin çözümünü sağlamak amacıyla birtakım tedbirler alınmıştır33 . Bergama’daki Türk idarecilerinin Bulgaristan’dan gelen göç menleri Ermenilerin yaşadığı bölgelere yerleşmeleri için ikna etmeye çalıştıklarını. Türk Kültürü . Bu.Sofuo ğ lu. Diğer taraftan.66 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 manlı Devleti’nin güvenlikle ilgili aldığı tedbirlere müdahale çağrısı ve dolayısıyla iç işlerine karışma yolunu aç mıştır. tutuklanan Ermenilerin durumunu yakından takip etmiştir. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . “ Osmanlı Devletinde Ortaya Çıkan Göç Problemleri ve Türk Göçlerinin Bir Safhası: 1903-1904 (Rumi 1319) Yılında Meydana Gelen Göçler” . ss. Konsolos vekili Cumberbatch. İzmir ve Manisa’da bazı Ermenilerin evlerinde dinamit ve diğer patlayıcılar ile Yıldız suikastıyla ilgili yazılarla planlar bulunmuştu ki bu Ermenilerden birkaçı İngiliz vatandaşı idi. Türk Tarih Kurumu. Koğuşturmaların yapıldığı ilk dönemden itibaren İzmir Başkonsolosluğu. İzmir. 155-159.

FO/195. konsolosluk tercümanın Vali ile görüşmesi etkili olmuştur. Tutukluların sayıları. Konsolosluk. Bunlardan Karabet Danielian’ın Türk hapishanesine yerleştirilmesine engel olunmasında. hangi gemilerle. H. S uç delili olarak kabul edilen evrağı evinde bulundurmak39 . Devlet dairelerini ve umum binalarını bombalamakla genel barışı bozmayı ve toplumun ç eşitli kesimleri arasında sıkıntı yaratmayı istemek. Üç ü İngiliz vatandaşı olan Manisalı Danielian ailesi mensuplarından Hadjatur ve Berteh serbest bırakılmış anc ak Karabet Danielian’ın tutukluluğu devam etmiştir. “ Holmwood’tan Philp Currie’e” . “…bununla birlikte. İzmir. 10 Ekim 1905 TNA. 1Ağ ustos 1906 TNA. İzmir. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” .95.2209. İzmir. FO/195.1899.55. bölgeyi dolaşmış ve herhangi bir sorun olmadığını rapor etmiştir40 . Cemiyete para kaynağı bulmaya katkı vermek. tutukluların kendi itirafları ve belgeler ve diğer ikinc i derec e deliller. 22 Eylül 1905 TNA. FO/195. bundan on yıl sonra Ermenilerin. “ Cumberbatch’tan” . imparatorluğun başkenti başta olmak üzere önemli noktalarda bombalı saldırı ve suikastlar düzenlemeye başlamasıyla Aydın demiryolunun da bombalı saldırılara uğrayac ağına dair bilgiler ortaya ç ıkmıştır. FO/195. İzmir. Anc ak. İzmir. 1Ağ ustos 1906 TNA. “ Nicholas O’Connor’a” . Destekleyic i deliller: Bomba ve dinamitlerin bulunması.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 67 Ermeni kardeşlerin Türk hapishanesinde değil de konsolosluk hapishanesinde tutuklu kalmalarını sağlanmıştır. tutukluların mutlaka mahkemeye ç ıkarılması yönünde Valiliğe baskı yapmıştır36 .55. direnç göstererek mahkeme süresince Ka ra bet’i Konsolosluk ha pishanesinde tutmayı başardık” şeklindeki ifadesiyle doğrudan müdahalesini göstermiştir38 . 12 Aralık 1895 . nerelere. Cemiyet üyelerinin İstanbul’da suikast yapmayı planlamak ve ayrıc a aynı amaç iç in İzmir’e kaç ak dinamit ve diğer patlayıc ıları getirmek.2235. İngiliz vatandaşı Karabet Balli Danichan şu faaliyetlerinden dolayı suç lu bulunmuş ve bir yıl hapis c ezası verilmiştir: Manisa’daki Komiteye üye olmak. Yıldız suikastına bulaşmış Ermenilerin 1905-1906 yılları arasında süren duruşmaları konsoloslukç a yakından takip edilmiştir. dinamit dolu dört petrol varili İzmir36 37 38 39 40 TNA. Başkonsolos Cumberbatc h. Tutuklular şu faaliyetlerinden dolayı suç lu bulunmuştur: İskenderiye. Adjem Karabet’ten dinamit ve tüfek temin etmek. Cenevre ve Filibe’de kolları olan suç amaç lı gizli c emiyete üye olmak. 19-29 Ağustos 1905 tarihinde. “ J. FO/195. “ Cumberbatch’tan” .2235.2209. Doğu vilayetlerinde Ermeni olaylarının başlamasıyla birlikte Aydın demiryolunun güvenliğine yönelik olası tehditlere karşı 1895’lerde. ne zaman gönderilec ekleri Büyükelç iliğe bildirilmiştir37 .49. bizzat Başkonsolos Holmwood.53.

House of Commons Parliamentary Papers. meydana gelen Ermeni olaylarında daima Ermenileri haklı bulan taraflı bir tutum sergilediklerini göstermektedir. diğer ikisinin de bu ihbar sonucu yapılan araştırmalarla bulunduğu ifade edilmiştir41 . “ J.39. Ermenilerin Osmanlı idaresinde yaşadıkları sıkıntılardan söz edildikten sonra. Bunlardan ikisi Ayasuluk’un biraz ilerisinde İzmir’e 50 mil uzaklıktaki köprü altında. Currie’den Marquessof Salisbury’e.H. İngiliz hükûmetinin Osmanlı’daki varlığını Tanrı’nın kendilerine sunduğu bir lütuf olarak ifade etmişler. Diğer taraftan İngiliz hükûmetinin Ermeni meselesine yakın ilgi gösterdiğinin. diğer ikisi de yine bir köprü altında İzmir’e 59 mil uzaklıkta bulunmuştur. birkaç ay önce iki Ermeni tarafından tutulmuştu. Evi kiralayanların İzmir bölgesinde ikamet ettiklerine ilişkin vali açıklamasını konsolosluk düzeltme ihtiyac ını duymuş. 22 Ağ ustos 1905 TNA. Raporlar. Ayasuluk civarında bulunanlar.H. Turkey: 2 (1896). tutuklu veya suçlu olma ihtimali taşıyan Ermenileri koruma.41. hem hükûmetlerinin kamuoyu oluşturmasında ihtiyaç duyduğu taraflı bilgiyi sağlamışlar. 3 Aralık 1895. Londra. İzmir bölgesinden olmadıkları. İzmir. konsolosların ve diğer çalışanlarının. İzmir İngiliz Başkonsolosluğu. Mektupta. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . s. 1896. 204-205. Ermenilerin. İstanbul. Bomba ve dinamitlerin bulunduğu ev. resmi temsilcileri olan konsoloslukları arac ılığıyla aktif bir rol oynadığı belirlenmiştir. 26 Ağ ustos 1905 Sir P. FO/195. Vali Kamil Paşa’nın oğlu Said Bey tarafından demiryolu müdürüne bir Ermeni’nin bomba yerleştirdiği şeklinde ihbar etmesi.2209. istihbarat toplama. FO/195. kollama gibi faaliyetlerle Ermeni meselesine müdahil olmuştur. İngiliz hükûmetinin verdiği destek ve rehberliğe ayrıntılı bir şekilde teşekkürlerini sunmuşlardır43 . propagandalara zemin hazırlamışlar hem de birkısım Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu’na karşı başlattıkları uluslaşma müc adelesi ile imparatorluğun parç alanmasına hizmet etmişlerdir. Ermenilerin İngiliz Büyükelç iliğine teşekkürleriyle aç ıklanabilir. 41 42 43 TNA. Aynı mektup kopya edilerek Dışişleri Bakanlığı’na da ulaştırılmıştır. Ermeni davasının bir İngiliz davası olduğu bu dönemde konsoloslar. 1896 [C. . İzmir gazetelerinden Ahenk’te 13/26 Ağustos 1905 tarihinde ç ıkan yazıda söz konusu iki Ermeni’nin Erzurum’dan geldikleri bilgisi terc üme edilerek delil olarak gösterilmiştir42 . Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” .2209. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışarak Anadolu’daki Ermenilerin hamiliğini üstlenmesinin bir delili de. SONUÇ İzmir İngiliz Başkonsolosluğunun siyasi faaliyetleri kapsamında yakın plana alınan Ermeni meselesinde. İzmir Ermeni Topluluğu Üyeleri imzalı bir teşekkür mektubu 5 Kasım 1895’te İngiliz Büyükelçiliğine sunulmuştur.68 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Aydın demiryolunda bulunmuştur. İngiltere’nin. bu durumu önemle Büyükelçiliğine bildirmiştir.7927] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. “ J. İzmir. No: 391.

. 1313 Z 19. İstanbul 2001.Erim. -1896 [C. 658/37. Fifty years in Constantinople and Recollections of Robert College.. LXXX: Turk ey No: 10 Correspondence Respecting the Conditions of the Population in Asia Minor a nd Syria.} MKT. G. Londra 1896. House of Commons Parliamentary Papers. Chief Dragoman of the British Embassy in Turkey.8015] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. Ankara 2004. -Platt. Ankara 1988. DH. Ma jestelerinin Konsolosları İngiliz Belgeleriyle Osmanlı İmparatorluğu’ndaki İngiliz Konsoloslukları (1580-1900). 1896 [C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Yay. Archon Books. 168-188. TMIK.. Türk Tarih Kurumu.M. The Cinderalla Service: British Consuls since 1825. Enver Ziya. 1856-1876”. -Kocabaşoğlu. Boston ve New York 1909. MHM. Cilt (1-B). 1899. İngiliz Parlamentosu Yayınları -Parliamentary Papers (Accounts and Papers). Londra 1971.C. 2235’nolu defterler Resmi Yayınlar Osmanlı Arşivi Yayınları -Osma nlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İlişkileri (1891-1893). Ankara 1994. “The Old Turkish Hands: The British Levantine Consuls. M. Gordon L. Houghton Mifflin Company. N. Makaleler -Iseminger. Telif ve Tetkik Eserler Kitaplar -Berridge. 1990.2. Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye 2-Ta zimattan I. A. 1313 Z 03. XXXIII. MHM. Martinus Nij hoff.. 752/47. Gerard Fitzmaurice (1865-1939). -Karal. “Osmanlı Devletinde Ortaya Çıkan Göç Problemleri ve Türk Göçlerinin Bir Safhas ı: 1903-1904 (Rumi 1319) Yılında Meydana Gelen Göçler”. 2209. 22: 3 (Yaz 1968): 297-316. -İpek. The National Archives (TNA). c.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. Turkey: 6 House of Commons Parliamentary Papers. Belge Yay. A. Londra 1896. C.} MKT. İletişim Yayınları. 7/50. -Washburn. İstanbul 2004. Londra FO/195. 8108] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. Osmanlı Tarihi VII Birinci Meşrutiyet ve İstibdat Devirleri (1876-1907).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 69 KAYNAKÇA Arşivler Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). Hukuk Fakültesi Yayını. Devletlerarası Hukuk ve Siyasi Ta rih Metinleri.1946. A. TMIK. ss. No: 383 Ankara. Türk iye No: 3. DH.R. . Dünya Savaşına.Ü. Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri . Uygur. 1312 Ca 04. Türk Kültürü. Türk Tarih Kurumu. -1896 [C. . Nihat. House of Commons Parliamentary Papers. 1314 M 07. İstanbul A.M. Ankara 1953. -Sofuoğlu. Leyden-Boston 2007. -Yerasimos. Stefenos. D. George. Londra 1879. Mart 1995. Londra 1896. Middle Ea st Journal.

70 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Sa yı: 5 Sa yfa : 7 1 -8 8 Ye a r: 2 0 1 1 . olgunlaşan gençten de kartalın bilgeliğine ve vakurluğuna yakışır davranışlarda bulunmasını arzulamıştır. books called “Bang-e Dara” . “Bal-e Jibril” and “Zarb-e Kalim” covering Iqbal’s Urdu poems have been reviewed and the poet’s views on child and youth during his literary maturation have been scrutinized. “Bal-e Cibril” ve “Zarb-e Kalim” adlı eserlerinde şairin edebi ve fikri olarak gelişim süreci içerisinde çocuk ve gence bakışı incelenmiştir. olgun insanı kartal sembolleriyle betimlemiştir. Gençten şahinin cesaret ve ataklığına sahip olmasını isteyerek bilince ve bilgiye giden yoldan ayrılmamasını öğütlemiş. Key Words Iqba l. İkbal.tr . hkuyumcu@selcuk. Iqbal symbolized the child and young with a falcon and the human with an eagle. Childhood. Issue : 5 Pa ge : 7 1 -8 8 ÇOCUK VE GENÇ İKBALİN ŞİİR DÜNYASINDA Hakan KUYUMCU∗ Özet Bu makalede İkbal’in Urduca şiirlerinin yer aldığı “Bang-e Dara”. Youth a nd Fa ble ∗ Yrd. He advised the young to possess the courage and agility of the falcon by adhering to the path leading to wisdom and consciousness. genç CHILDHOOD AND YOUTH IN IQBAL’S P OETRY WORLD Summary Within this article.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . çocuk ve genci şahin. and desired the maturated young to act on the eagle’s sagacity and dignity.edu. Doç. çocuk . Selçuk Üniversitesi Do ğ u Dilleri ve Edebiyatı Bölümü Öğ retim Üyesi. Anahtar Kelimeler İk ba l. Dr.

2005: 107–117. İslam kültürünün insanlığa kazandırdığı bir değerdir (Soydan. Bu makalede İkbal’in edebi ha yatındaki a şamalar içerisinde onun Urdu diliyle yazmış olduğu “Bang-e Dara”. yüzyılda Mevlâna Celaleddin Rumi’nin de Mesnevi’sinde sıklıkla kullandığı ç eşitli hayvan motifleri bulunmaktadır (Karaismailoğlu. Ödelli. ç ocuk herkesi derinden etkiledi. “Eyk Makra aur Makkhi”. 13. ç oc ukları konu alan şiirler de yazdı. Ş iir hayatının bu evresinde Batı tarzı romantizm şiir onun ilgisini ç ekti (Quraishi. Hindu. sadakat. “Bal-e Cibril” ve “Zarb-e Kalim” adlı şiir kitaplarındaki ‘ç oc uk’ ve ‘genç ’ e yaklaşımı inc elenmiştir. ‘Fabl’ tarzı masallardaki konu benzerliği daha baskındır.b. İkbal’in ilk şiirleri “Ek Gae aur Bakri”. “Man ka Hab” başlıklı şiirleri yukarıda adı geçen şairlerden etkilenerek ç oc uklar iç in kaleme aldığı terc üme veya uyarlamalardır (Hamid Ahmed Han. Bu şiirlerde bir veya iki hayvan motifi seçilip başlarından geç en olaylar konu alınarak ç oc uklara iyilik. anc ak kişisel düşünc e hayatı geliştikçe Amerikalı filozof Ralph Waldo Emerson. dürüstlük ve özgürlük bilinc i kazandırılmak istenmişti. toplumsal ve felsefi şiirler yazmaya yöneldi. Özellikle mürşit-mürit ilişkisi iç inde İkbal ve Mevlâna’nın şiir tarzlarında benzerlik arandığında. mektupları v. . İkbal bu etkilenmenin yansımalarını ilk olarak ç ocuklar iç in yazmış olduğu şiirlerinde dile getirdi. konuşmaları. 1981: 205–226). Toker. Bu şiirler bütünleşmeye sadık kalma noktasında o dönem iç erisinde Müslüman. “Parinde ki Faryad”. İkbal’in edebi hayatının ilk dönemi (1905 öncesi) yaklaşık on sekiz yaşında dini ve politik amaç taşımayan gazel türünde şiirler yazmakla başladı. makaleleri. “Baç ç e ki Dua”. “Ahd-e Tıflî (Çoc ukluk ç ağı)”adlı şiirinde psikanalist bir yaklaşım iç inde küç ük bir bebeğin tasvirini yapmakta ve o bebeğin bilgisini geliştirmek iç in pragmatizmin de özü olan ‘yaparak öğrenme’ aşamasındaki mac erasını dile getirir.72 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Muhammed İkbal (1877–1938) yazmış olduğu şiirleri. tsz. İkbal şiir hayatının ilk döneminde terc üme ya da uyarlama olmayan. İkbal’in bu ‘ilk dönem’ şiirlerinde tasavvufi edebiyattaki mesnevi geleneğinden ziyade. 1997: 95–108).: 11-18. henüz İkbal’in şiir hayatının ‘ilk dönemi’ iç inde Mevlâna’nın Mesnevi’sinde kullandığı dinsel motifç ilik anlayışının belirgin olmadığı görülür. 1982: 12). yetişkin. İkbal bu aşamada Hindistan’ın siyasi ve kültürel özgürlüğünü bir bütünlük iç erisinde ilk dönem şiirlerinden ‘Himalah’ ve ‘Taranah-e Hindi’ de kaleme aldı. Alfred Tennyson ve Radolph William Cowper gibi İngiliz şairlerin şiirlerinin etkisinde politik. yazılarıyla ulusuna yitirmiş olduğu “benlik” kimliğini kazandıran ve onu ayağa kaldıran büyük bir şair. 1999: 11-18). “Ek Pahar aur Gilhari”. adalet. siyasetç i ve fikir adamı.

Anc ak “Baç çah aur Ş am (Çocuk ve Mum)” adlı diğer çocuk konulu şiiri bir ç oc uğun anlayabilec eğinden ç ok daha fazla anlam ve kavram yüklüydü. konuşma ya ma ildi duda k Sorma ya a rzum olsa da yüreğim yoktu. Nitekim Allah Kuran'da. Hac . Enbiya. Allah varlığının delili olarak evrendeki ve dünyadaki yaratılış muc izelerini gösterir. Bir ç oc uğun şiir iç erisinde bu kavramları anlaması ve bağdaştırması oldukç a zordur. hüsn ü aşkı gizlendiği sır perdesinden sıyırıp görmeye çalışmaya başladığı dönemdir. c anlı ve c ansız varlıklar da kendilerini yaratmış olan Allah'ı bize tanıtırlar. Her resmin kendi ressamını tanıtması gibi. Bu şiirde ‘düşünc e’ ve ‘doğa’ kavramları eklektik işlenişe güzel bir örnektir. dağları. örümc ek gibi çeşitli hayvanları. Bakara. Balç ığın özünden yaratılan insanoğlu (23:12) “Allah'ın varlığını.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 73 Çocukluk Çağı Dünya yeni bir diya r idi ba na Annemin sinesindeki genişlik bir ciha n idi ba na Her ha reket ca n lutfunun ema resi idi ba na Anla msız ha rf idi kendi dilim ba na Bir dert bebekken a ğla tsa ydı beni Ka pı zincirinin şıkırtısı mutlu ederdi beni Ba kıp dururdum sa a tlerce uyuya n a ya O ince bulut içerisinde sessizce dola şırken Defa la rca da ğla rını. Müminun. Enam S urelerinde ç eşitli ayetlerde bitkilerin yaratılışı. Dolayısıyla bu şiirde “ç ocuk” teması yetişkinlere seslenilmek iç in kullanılmıştır. ağaç ları. Doğa bilgisi.1990: 247). Furkan. yaratmış olduğu varlıklara bakarak anlar. Vakıa. Rad. İkbal mutlak ‘Güzel’i aramaktadır (Hasan Razvi. bitkileri. iki bağımsız unsur olarak ‘ideal’ ve ‘gerç ek’in varlığını belirtirken düşünc e ve varlık arasındaki ikileme son vermeyi amaç edinir. yerleri. 2002: 59). ova la rını sorma k Ve o iyi niyetli ya la nla ra şa şırma k… Göz görmeye va kıftı. İnsanın da bunlar üzerinde düşünmesi ve yaratılış delillerine tanık olması gerekir. ‘Doğa’ gözlenirken. İkbal ‘doğa’ kavramını ise sünnetullah kabul eder. Yaratıc ı. Naziat. kudretini ve bazı sıfatlarını. Allah’ın mutlak kudretinin bilgisi demektir. düşünc ede. aslında Mutlak Varlık ile yakın bir ilişki iç ine girilir (Muhammed Han Kayani. Al-i İmran S urelerinde çeşitli ayetlerde insan yaratılışıyla. Diğer taraftan İkbal’in bu dönem iç erisindeki şiirsel düşünc e boyutunda artık felsefi ve edebî kavramları kendine özgü bir tarz iç erisinde kullanmaya başladığı görülür. Fatır. deve. . Nahl. O ‘düşünc e’yi dıştan eşya üzerinde ç alışan bir eleman olarak görmez. Mülk. İkbal’in İngiltere’de yaşamaya başladığı 1905 – 1908 yılları bakış aç ısının daha da geliştiği ve gerçekten mutlak gerçeğe yöneldiği. Nuh S urelerinde çeşitli ayetlerle evrenin yaratılış muc izelerini beyan etmiştir. Araf. sivrisinek. arı.

" (15: 28) diye meleklerden de üstün gören yaratıc ının. insanın düşünc esinde onu kabul etmesi iç in pek ç ok deliller sunmuştur. Minicik kuşla rın yuva la rını ya pma k için sa rf ettiği ga yrette. Gecenin ka ra nlığında . şa fa ğın kızıllığında .74 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gökleri birer iman hakikati. gören gözün tozudur. sa ba hın gökyüzündeki a yna sında . da ğın heybetli sessizliğinde. ga flettir. Gül ba hçesinin sa kinlerinin cıvıltısında . Yeni doğmuş bebeğin konuşma ça ba sında . sense sa klısın. Ya ra ta nın onu a şikâ r.html )Çamurdan yaratılan insan iç in “ona ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın. a guşumda dura n bu cümbüşü mü Yoksa ışığı mı koynuna a lma k? Minik ka lbin bu ma nza ra ya şa şırsa da Za ten da ha önceden gördüğün bu şeye a şina sın. Ah! Bu toplulukta o a şikâ r.c om/islam-ve-insan/allah-yaratilis-muc izelerikonusunda-dusunmeyi emreder –81880. Güneş ışığının ya yılışında . şehirde. vira nede. İkbal de 1905 yılında yazdığı aşağıdaki şiirde ç oc uğun muma duyduğu hayranlığın yaratılışta karşılaşılan ışıkla aynı olduğunu söylemesiyle başlayan ‘yaratıc ı güç ’ü doğada algılama egzersiziydi. ‘Güzel’. Kudret topluluğu.” (http://www. ba ygınlıktır. Ruh sa dece görmek ister görünmeyeni Yoksa bu çölde neden inlesin ça n misa li Güzelliğin bu sıra da n cilvesinde bile ruh huzursuz . güzelliğin sonsuz okya nusu Göz görürse her da mla da güzelliğin fırtına sı va r. ‘Güzel’. O. Seni ise ka ra topra kta n fa nusun içinde neden sa klı tuttuğu bilinmez. da ğın pına rla rında . şa şkınlıktır. ma murda . Ha ya t denilen şey unuta nlıktır. gizli… Büyük geçmişin silinmiş izlerinde. Mum sa dece bir a lev. Yaratıc ı ‘doğa’ ile kendi büyüklüğünü insanın gözleri önüne sermiştir. denizin özgürlüğünde. ‘Güzel’. sen ba şta n a şa ğı ışıksın. ova da . Rüya dır. Çocuk ve Mum Bu na sıl bir ha yra nlıktır ey kelebek huylu ya vruca ğız! Sa a tlerdir mumun kıvılcımla rına ba kıp duruyorsun Arzun. yani yaratılış muc izesi olarak örnek vermiştir.turkishajan. gecenin siya h örtüsünde. Senin nurun a kıl peçesi a ltında gizlendi İdra k peçesi.

Sihizm daha sonraki yüzyıllarda İslamın en sert muhalifi olmu ştur. Na na k 3 bu ba hçede va hdet şa rkısı söyledi. Bu makale1904 yılında “ Mahzen” adlı dergide yayınlandı. Hindistan'ın ilk ve en büyük tarikatı olan Çiştiyye tarikatının kurucusudur. İşte budur va ta nım. "Sabiriyye" kolunun dönemi ve "Nizamiye" kolunun dönemi olarak dört ana bölümde incelenir. İkbal daha sonra e ğ itim için yurt dışında bulundu ğ u dönem içerinde de bu konuya e ğ ilmeye devam etti ve İkbal. Bu kapsamda özdeksel ve tinsel yükseliş iç in Müslümanların potansiyellerini ortaya ç ıkarmalarına ve tinsel alanlarla birlikte özdeksellik iç inde İslam’ın tekrar yükselen bir değer olması gerekliliğini Hind Müslümanlarına inandırmaya ç alışır. AÇIKLAMALAR İkbal henüz e ğ itimi münasebetiyle daha yurt dışına çıkmadan evvel de bu çalışmalara yönelmiş ve “ Kavmi Zindegi” adlı makalesinde ülke sorunlarına e ğ ilebilme cesareti göstermiştir. 64). Bu makale 1911’de “ Pencab Rivyu” adlı dergide Urducaya çevrilerek basılmıştır. “ insanlığ ın karde şliğ i” .Çiştî (1142-1236). “ kast sisteminin reddi” ve “ Puta tapıcılığ ın faydasızlığ ı” üzerine kurmu ştur. Muînüddîn Hasan el. Yurtseverlik duygularını artırmak iç in şiirler yazar. Hindistan Çocukları Ulusal Marşı Çişt2 i bu topra kla rda Ha k’ın mesa jını a nla ttı. sorunları tespit etmeye ve bunlara ç özüm yolu bulmaya uğraşır. Benim va ta nım işte budur.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 75 Ha ya t. Hica zlıla r onun için Ara p çölünü bıra ktı. 1 2 3 .Çişti tarafından sistemle ştirildi. Hindu-Müslüman toplum arasında dostluğun temel taşı olac ağına inanmış olmalı ki ç oc uklardan başlayarak birlikteliğin sağlanması iç in ç alışır ve ülkenin ç ok renkli kimliğine vurgu yapar. Milton ve Thoma gibi İngiliz idarec ilerin Muslim-Anglo Oriental College (Müslüman-İngiliz Ş ark Koleji)’de 1900’den sonra geliştirmeye ç alıştıkları batılı düşünc enin ürünü olan Müslüman milliyetç iliğini İkbal kabul etmeyip batı düşünc e tarzı milliyetç iliği benimser (Zulfikar.1 İkbal. O sistemi “ Tanrı birliğ i” . Ş iirlerinde Hint alt kıtasında yaşayan etnik grupları ve farklı c emaatleri şiirlerinde bir araya getirerek ‘vatan’ kavramının sanki kısa bir tanımını yapar. Özellikle ç oc ukların. Çiştiye tarikatının tarihinde "büyük şeyhler" dönemi. Guru Nanak (1469-1539) ba şlangıçta Sihizm’i yalnızca dini akaidler çerçevesinde Müslüman ve Hindu unsurlarını uzla ştırmak için ba şlamıştır. Hindular ve Müslümanlar arasında ç alışma birlikteliğini geliştirmeye uğraşırken Müslümanların eğitim ve ekonomik bağımsızlığını Hindularla aynı düzeye ç ıkarmalarının da önc elikle gerekliliğine inanır. O. "ta şra hankahları" dönemi. Hindistan’ın politik. XII. entelektüel ve kültürel bağımsızlığına odaklar (Zulfikâr. “ The Muslim Community – A sociological Study” ba şlıklı makalesinde Müslüman ulusun sorunlarına e ğ ilerek edebi hayatının bu ilk evresinde Hindu ve Müslüman uluslarının sorunlarına çözüm bulmaktaki bakış açısındaki de ğ işimi göstermesi bakımından önemlidir. Hindu-Müslüman dostluğunun oluşturulması iç in her iki grup arasında yaratılmak istenen dostluğun gelişmesini engelleyen eksiklikleri. Ta ta rla r onu yurt tuttu. yüzyılın sonunda Muinüddin Hasan el. Urduc a-Hintç e ç atışmasıyla ‘iki ulus’ kavramının başlaması ve John Locke. 1997: 90). onun susuz ka lmış ba lık misa li… (Kulliya t-e İkba l: 119–120) Bu şiirde yaratılanlarla Yaratanı bulmaya ç alışan İkbal şiir hayatının ilk döneminin sonlarında ilgisini.

Ah! Neden üzüntü veren şeyi seversin? Oyna şu kâ ğıt pa rça sıyla . Anc ak Hamid Ahmed Han. İşte budur va ta nım Ya şa ya nla rı Kelimin bendesi. Anc ak konunun dışına ç ıkmamak iç in milliyetç ilik konusunu sınırlı tutmak uygun olac aktır. Onun sa hibi topra ğına zenginlik ba ğışla dı. Çünkü O gayretini eğitimine vermiş. İşte budur va ta nım (Kulliya t-e İkba l: 113–114) İkbal 1905 yılında yüksek tahsil iç in Avrupa’da üç yıl kaldıktan sonra ülkesine döndüğünde batı milliyetç ilik anlayışı yerini Müslüman milliyetç iliğiyle değişti. bunun doğal sonucu olarak çocuk şiirleri yazmaktansa şiirlerinde çocukları ve özellikle de genç leri konu edinmeyi terc ih etmiş olabilir. İkbal’in bahirlerinde başarılı seç imler yapmadığı için mesnevi tarzındaki şiirlerinin tutulmadığını belirtir (Hamid Ahmed Han: 111). Bütün dünya ya bilgi ve hüner verdi. İşte budur va ta nım. za ra rsızdır . Mücevherlerle Türklerin eteklerini doldurdu. Benim va ta nım işte budur. İkbal’deki bu değişim “Taranah-e Millî” adlı şiirinde aç ıkç a görülmektedir. Ana Kuzusu Senden bıça ğı uza kla ştırdığımda çığlık a ta rsın Ben iyilikseverim. İkbal’in edebî hayatının ikinc i dönemi (1905–1908) kendi eğitimiyle meşgul olduğu yıllardı. ‘sezgi ve varlık’ konularında bilgisini artırmaya başlamış. Dünya nın va hdet na ğmesinin duyulduğu bu mekâ nda n Peyga mberime serin rüzgâ rla r geldi.76 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Yuna nlıla rı ha yra n bıra ktı. Benim va ta nım işte budur. da ğla rı Sina ola n bu topra ğı Nuh’un gemisi kıldı mekâ n. şiir ç alışmalarını bir süre azaltmıştı. O. Ş airimiz artık ‘düşünc e’. beni kötü mü sa ndın Ey bu kederli iklime yeni gelen! Yine çığlık a ta ca ksın ba k Ba tma sın dikka t et! Ka lemin ucu sivridir. bu türde ç oc uğu da konu alan bir şiir yazar. Fa rsın sema sında n düşen yıldızla rı. Za ra feti gökyüzüne merdiven ola n bu topra kta Ora da ya şa ma k cennette ya şa r gibidir Benim va ta nım işte budur. İkbal bu dönem iç inde kendi şiir üslubunu ararken ve mesnevi tarzında şiirler de yazar. Tekra r sa ma n yolunun ışıltısıyla pa rla ttı. Onun şiir ç alışmalarında bu dönemde bir azalma dikkat ç ekmektedir. İkbal’in ç ocuk iç in yazmış olduğu şiirlere bu dönemde rastlanmaz.

(Ekrem. İslam Peygamberi de sadec e bir topluma veya bir bölgeye gönderilmiş peygamber değildi. Müslümanların vatanı bütün dünya idi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 77 Nerede topun? Nerede porselen kedin? Kırık ba şlı minicik ha yva n nerede? Senin a yna n a rzunun tozunda ki özgürlüktü Gözünün a çılma sıyla bu a rzu kıvılcımı pa rla dı Elindeki ha rekette. Irkç ılık ona göre milletin birlik ve beraberliğini yaşanmaz bir hale sokmaktaydı. hemen sa kinleşirim Gördüğüm güzelliğe ka na rım Ca hilliğim senin ca hilliğinden a z değil Ben de şimdi senin gibi a ğlıyor. Bu aşamadan sonra İkbal. bütün insanlığa ve bütün dünyaya indirilmiş evrensel bir mesajdı. a ma ben de na da n bir bebeğim (Kulliya t-e İkba l: 97–98) İkbal’in şiir hayatının üç ünc ü evresi (1908–1926) konu ve üslup aç ısından kendini bulmaya başladığı dönemdir. 1999: 60–62) iflas etti. tarikat ve milliyetçi tutuc uluğun hayli yaygın olduğu bir zamanda İkbal. Sen ka prisli ben de ka prisli Geçici zevklerin a şığıyım. Kur’an’dan aldığı ilhamla bütün inananların anc ak kardeş olduğunu ve üstünlüğün ırka değil. İslâm ve Müslüman karşıtlarına karşı uzun süreç li olac ak müc adelenin c iddi . Din. a yrımla rın sınırla nma sında n ba ğımsız Anca k kudretin sırrı gözlerinden görünüyor Benimleyken bir şeye sinirlendiğinde çığlık a tıyorsun Sorun ne! Kâ ğıt pa rça sıyla oya la nsa na Ah! Bu a lışka nlık içerisinde ben de sa na uydum. İslami ve millî iç erikli konular İkbal’in külliyatının dörtte üç lük bölümünü oluşturur (S oydan. mekân ve zaman kıskac ına alınamazdı. Ona göre Müslümanların vatanı. Çünkü din. Ha ya tın. kötülükten kaç maya bağlı bulunduğunu bütün dünyaya ilan etmiştir. Müslümanların vatanı dar bir toprak parç ası olamazdı. Kur’an. amaç larından biri olan All India Muslim League (Bütün Hindistan Müslümanları Birliği)’in de 1906’da kurulmasıyla tek bir ç atı altında toplanmaya ç alışan Müslümanlar. Hindistan Müslümanlarının ç ıkarlarının ve politik haklarının ilerletilmesi ve korunması. 2003: 56). çığlık a tıyorum Hemen sinirlenir. artan Hindu milliyetç i hareketleriyle Müslüman milliyetç ilik arasındaki kıvılc ımları koc a bir ateşe dönüştürmek üzereydi. ba kışla rında ki enda zda . sınırlar iç erisine alınmış bir toprak parç ası değildi. 2006) 1908 önc esinde Ulus-devlet fikrinin imkânsızlığı. Hint alt kıtasında sürdürülmek istenen Panoryantalizm Propagandası (Keleşyılmaz. senin gibi gülüyorum Görünüşte ben gencim. varlık müc adelesinde politik bir kimlik kazandı.

Müslüman Gence Sesleniş Ey Müslüma n genç! Hiç ka fa yorma dın Senin düşen bir yıldızı olduğun gökyüzü neydi? Da rius’un ba şında ki ta cı a ya ğı a ltında çiğneyen bu millet. Dünya ida resindeki esa sla rın ya ra tıcısı. resimlerini çizip ne ka da r a nla tma k istesem de Anca k bu ta svir senin ha ya l gücünün çok ötesinde Seni a ta la rınla kıya sla ya ma m 4 Şiirde geçen bu mısra Hafız Şirazi’ye aittir. Ülkenin iç inde bulunduğu ayrımc ı yapılanma. İkbal bu noktada aşağıdaki şiirde sahip oldukları değerlerin kıymetini bilemedikleri iç in Müslüman genç liği muhatap alıp sitemli bir şekilde atalarına layık olmadıklarını vurguladı. Batının sadec e düşünc elerini değil toplumsal gereksinimlerini de araştırdı. Uyga rlığın biçimlendiricisi. dünya hükümdarları. Seni sevgisinin kuca ğında besledi. Kelimelere koysa m. İslami öğretileri yeniden ele alırken zamanın değişen şartlarına göre uygulanabilir bir alt yapı oluşturmaya ç alışması reformc u kimliğinin de öne ç ıkmasına yardımc ı oldu. Londra’da S iyasal Bilimler Fakültesinde hukuk eğitimi aldığı bu dönemde dini konularda pek ç ok konferanslar verdi. Anc ak İslâm âlemi üzerindeki miskinlik yaratan bulutlar bir türlü dağılmak bilmiyordu. yazgıcılık. 1908 kışına doğru eğitimini tamamlayan İkbal ülkesine geri döndü. dünya ida recileri ve dünya yı süsleyenler. Hindu-Müslüman birlikteliği düşünc esinin akıldan ve gönülden kalktığı dönemdir. 1985: 85). 1998: 20–25). İkbal. onu rahatsız etmekteydi. Deve sürücülerinin beşiği ola n Ara p çölü. güzelleşmeye ve süse niçin ihtiya ç duysun” 4 Alla h’ın kulla rı yoksulken da hi o ka da r ga yretliydiler ki. Bu dönem.78 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 hazırlıklarını yaptı. c ehalet gibi konular üzerine ç alışmalar yaptı (Quraishi: 16–18). O Batı tarzı bir milliyetç ilik anlayışını şiddetle reddetti ve Müslümanların milliyetç ilik anlayışında sınırların kabul edilemeyec eğini. Fakr u Fahri ’nin za ma nında ki ida renin ha şmetinde “Güzel yüzlü. Ruhbanlık. Onun. Entelektüalizm ve dinamizm iç erisinde yeniden yapılanan dünyada siyasi liderler pozisyon almaya ç alışırken eski liderler de kaybettikleri pozisyonları yeniden ele geçirme gayreti iç erisindeydiler. Müslümanların bulunduğu her yerde İslam’ın sınırlarını oluşturabilec ekleri düşünc esini. 1908 yılında Cambridge’de Muslim League (Müslüman Birliği)’in Londra ofisinin kuruc u üyesi oldu (Zafar. Zenginler fa kirlerin korkusuna ha yır ya pma kta n ka çındıla r Kısa ca o sa hra da otura nla rın kimler olduğunu sa na na sıl a nla tsa m Onla r dünya fatihleri. şiirlerinde de vurguladı (İkram. .

biç imini ve taşıdıkları özellikleri şiirinde anlatmak istediği amaç doğrultusunda kullandı. Süreyya ’da n topra ğa a ttı bizi Hükmetmek geçiciyse onun için neden a ğlıyoruz Dünya nın mutla k ka nunda n yok ça re Oysa a ta la rımızın kita pla rı ilim incileri Bunla r Avrupa ’da incelenirken gönül olur pa re pa re “Ey Ga nî! Pir-i Kena n’ın göz nurunun Züleyha ’nın gözünü ka ma ştırdığı ka ra günü izle” 5 (Kulliya t-e İkba l: 207) Mustafa Yılmaz’ın “İkbal ve benzeri kişilikler düşünc e dünyalarının giriftliği ile temayüz ederler. zamanını. Çölün tenha lığı mutlu eder beni Ezeldendir ya ra tılışımda ki dervişlik Ne meltem. sen yıldızsın. Ş airimiz sembollerin yerini. Bu kişiler zihinlerinde tasarladıkları ve özlemini ç ektikleri dünyanın maddi tezahürlerini ifade edebilmek iç in sembollere başvururlar. tehlikeleri sezişi ona yakalanması zor bir c anlı olma özelliği kazandırır. Ayrıca keskin görüşlü oluşu. kurarken de kendine en az zarar verecek sarp yerleri seçer.” (Yılmaz: 2007) ifadesi sembollerin şiirdeki kullanım özelliğini ve önemini vurgular. Bu sembollerin anlaşılabilmesi de hakikatin tezahürlerinin anlaşılmasıyla mümkün olur. onla r eylem. yuvasını yüksek yerlerde kurar. Civa nmerdin ga zilik ya ra sıdır. Ba hçelerden uza k durma k la zım Onla rda pek çok ba şta n çıka rıcı cilveler va r Çöl rüzgâ rıyla oluşa n ölümcül ya ra . Güvercine a ç değilim ben 5 Bu beyit Ğanî Ka şmirî’ye aittir . ne bülbül Ne de a şk na ğmesindeki illet. O Müslüman genç liğe seslenirken genellikle ‘şahin’ simgesini kullanmayı terc ih etti. Çünkü ‘şahin’ daima yükseklerde uçar. onla r gezegen Biz a ta la rımızda n ka la n mira sı ya ğma la dık Gökyüzü. İkbal ‘şahin’ gibi olmasını istediği gence seslenirken onun özelliklerini de şiirinde aç ıkç a belirtmiştir: Şahin Rızkın a dı su ve da ne ola n O dünya yı bıra ktım.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 79 Sen sözsün. ne gülçin. Allame İkbal üstadı Mevlana gibi sembollerin adamıdır.

umutsuzluk ilim ve irfa nın yok oluşudur. Gençlerde şahin ruhu uya ndığında Menzillerinin gökyüzü olduğunu görürler Umutsuz olma . ba şka mekâ nla rında va r (Kulliya t-e İkba l: 389 -390) İkbal daha sonraki yıllar iç inde de genç liğin başıbozukluğundan ve tembelliğinden rahatsız olmuştu. Bir Genç Adına Sofa la rın Avrupa î.80 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ha ya tım sa dece za hitliktir benim Üzerine a tılma k. geri çekilmek ve tekra r sa ldırma k Ka nı sıca k tutma nın ba ha nesidir. Senin yuva n sulta nlık ka srının kubbesinde değildir . (Kulliya t-e İkba l: 495) Gazel Yıldızla rın ötesinde ba şka â lemler de va r Aşkın da henüz türlü türlü imtiha nla rı va r Sa dece ya şa mda n iba ret değildir bu feza la r Bura da yüzlerce ba şka kerva nla r da va r Şu renk ve koku â lemiyle yetinip ka lma sa na Ba şka çemenler ba şka a şiya nla r da va r Bunla rda n biri ka ybolduysa . İna nçlı erkeğin umudunda Alla h’ın sırda şla rı va rdır. ha lıla rın İra nî senin Ka n a ğla tma kta ba na gençliğin tembelliği Zenginlik ne ki. Ondaki Batı özentisini fark ederek atalarını hatırlatmak ve kendi felsefi bakış aç ısıyla gençliğe benlik ruhunu kazandırmak iç in ‘şahin’e benzettiği genç liğe karakterini hatırlatma gereği duyarak seslenir. Hüsrev de olsa n ne fa yda Ne Ha yda r’ın gücü ne de Selma n’ın perva sızlığı va r sende Ara ma bunu ça ğımızın kültürünün tecellisinde Çünkü ben Müslüma nlığın mira cını sa bırda buldum. Bunla r ba tı ve doğu kekliklerinin dünya sı Benimse ma sma vi gökyüzüdür dünya m Kuşla rın dünya sında bir dervişim ben Çünkü şahin yuva ya pma z. neden ga mla na sın Ah u figa n dolu da ha nice ma ka mla rın va r Sen şahin sin görevinse uçma ktır senin Ka rşında da ha nice gökler va r İşte bu gün ve gece a ra sına sıkışıp ka lma sa na Ba şka za ma n.

Bu yoğunlaşma. temiz düşünceli ve keskin zekâ lı (Kulliya t-e İkba l: 443) Benlik sazında ebedî hayata aç ılan kapıyı şairimiz oğluna anlatırken ruhu ve aklı. kendilerinden sonra gelenlere. Büyük dava adamları. S ezai Karakoç’un Taha’sı neyse. Dolayısıyla büyük şair. akıllı. Fikret’in Hâluk’u. Mehmet Âkif’in Âsım’ı. kaybettiğinin farkında olmayan bir genç lik istemiyordu. (Kulliya t-e İkba l: 447–448) İkbal bu dönemin sonu itibariyle 1908–1924 arası dini düşünc esindeki gelişimiyle İslam dünyası ve Hint alt kıtası Müslümanlarıyla alâkalı sorunlar üzerinde yoğunlaştı (Soydan: 15). Bu şiirler verilen mesaj aç ısından oldukç a etkileyicidir. Mukaddes davayı yüksünmeden yüklenec ek. İkbal. Bu yüzden özellikle genç nesil. c oşkun ve enerjik bir gençliğe sahibi olmak onların en büyük emel ve hayalleridir. Böylece genc in inanc ı kuvvetli ve ümidi daim olac aktı. ondaki tinsel değişimin haberc isiydi ve ilk olarak 1912 de kaleme aldığı “Ş am-o Ş air” adlı şiirde fark edildi. bu davalara sahip ç ıkac ak yeni nesiller bırakmak isterler. göz ve gönül perdesini kaldırarak sezgilerini kuvvetlendirec ekti. İkbal gibi büyük düşünen lider ve şahsiyetler iç in ideal bir dünya ve zengin bir hazine kaynağı oluşturur. aydınlık ve yumuşak tutan manevi mekân olan kalbi oluşturac ak reç eteleri ona ve dolayısıyla gençliğe vermekteydi. Cavid’e Benlik sa zında ebedî ha ya tın a ya k izi va r Ümmetlerin çıra sı benlik a teşiyle pa rla r Sa na bir sözüm va r: İnsa nın yüce bir ga yesi olma lı Bu ga ye insa nı ta m ta tmin etmeli ve da ima yüceltir olma lı Yükseklere uçma melekesi ya ra tılma dı ka rga da Aksine ka rga ile sohbet şahin ya vrusunun kişiliğini bozdu Devrin gözünde ha yâ ba ki değil a rtık Ra bbim senin gençliğini tertemiz kılsın Herha ngi bir ha nka hda otura ma dı İkba l Çünkü o ince. İkbal’in Câvid’i de odur (Ekrem: 2007). aslını kaybetmiş genç liğe bu değerleri . “Tulu-e İslam” ve “Asrar-e Hudi” şiirleri de bu ç izgide yazılmıştır. Özünü. Çünkü İkbal karakterini kaybetmiş. bu tavsiye ve mesajlarını biric ik oğlu Cavid iç in yazdığı şiirlerle gençliğe de iletmek istemiştir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 81 Sen şahin sin. kendi iç dünyalarının derinliklerine girmelerini ve buradan elde ettikleri manevi aşkla varlıklarını yüc eltmeleri için yeni arayışlara yönelmelerini tavsiye etmiştir. ileriki yıllarda yazdığı şiirlerde genç Hind Müslümanlarının da bu konular üzerine yoğunlaşmalarını. da ğla rın zirvelerindeki ka ya la rda kona kla ma lısın.

na m sa l dervişlikte (Kulliya t-e İkba l: 477) İkbal oğluna yazdığı bu şiirlerde ulusunun genç lerine gayretli olmayı ve sürekli ç alışmayı öğütledi. Ey ba ba sının ca nı! Şahin a sla sülünün kölesi olma z Bulunma z değildir sözün değeri. aslını unutmadan gelişmelerini istedi. yeni sa ba hla r ve yeni a kşa mla r getir meyda na ! Alla h eğer fıtra t şina s gönül verdiyse sa na Ba hşettiği la le ve gülün sessizliğinden söz çıka r Eğer Alla h sa na ta bia tı a nla ma kudreti verirse! Frengin ka dehini ka ldırma Hindin renkli çömleğinden şişe ve ka dehimi ya p Üzüm da lıyım ben. Şeyh’ul İslam Cam’a gönülden ba ğ lı bir tasavvuf ehliydi. I Cavid’e Sinede olma z ise sıca k yürek Ha ya t boşlukta a kıp gider Av eğer a kıllı ve a tik olursa . Fakirlik düşünc esini Kuran’dan alan İkbal (Hasan Razvi. Yüzlerce Enveri6 ve binlerce Ca mi7 ! Benim minderim dünya da mı ki 6 7 Gerçek adı Ahad’ud-Din’dir. sa lta na t yolu değil Sa tma benliğini. .82 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bulma seferberliği başlatırken de gencin yolunun sadec e Batı medeniyetinden geç mediğine de dikkat ç ekti. meyvem ga zelimdir Meyvemden la le gibi kırmızı şa ra p ya p herkese! Yolum dervişlik yoludur. 1990: 224) genç liğe ve insanlara bunun anlamını kavratmak iç in gayret gösterdi. Ya şlı a vcının işine gelmez Ab-ı ha ya t bu dünya da dır Tek şa rt ona susa mış olma k Gerçeklik yolu ga yrettir Ka lenderlik ga yret ile ta ma mla nır. Gerçek adı Molla Abd’ur-Rahman’dı. Gençliğin kendilerine kalac ak hiç bir maddi değere itibar etmemelerini. Cavid’e Kendine bir yer ya p a şk diya rında Yeni bir za ma n. Methiyeleriyle tanınmış bir Arapça üstadıdır.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 83 Benim dünya gözündeki sa ygınlığım Sözümün doğruluğunda ndır Alla h’ın dininin verdiği yücelik mira s değildir Oğluna ne ka da r güzel buyurur Niza mi: “Senin büyük olma n gerektiği yerde Çocuğum olma nın sa na fa yda sı olma z” (Kulliya t-e İkba l: 601) İkbal. şa hlığın ta kendisidir” derken maddi zenginlikten kendini ötelemiş bilge kalender insanın kalplerde bıraktığı etkiyle yücelec eğini inanır. temel görüşlerinden biri olan nefsi terbiye etmenin. ‘fakr’ kavramı iç erisinde. genç lere önc elikle öğretilmesi üzerinde durdu. Din ve zenginlik kuma r İşe düşkün ola n kul ka lma dı Ka la n sa dece boş boğa zlık Eğer fa krı ra ma ya gücün va rsa Aslı Hica zlıdır onun O fa krda n insa n ya ra ttı Alla h’ın kimseye muhta ç olma ya n şa nı Serçe ve güvercin için ölüm ola n şahin lik İnsa n için ma ka mdır. sevgililerini de Ayvaz’a benzetir. Çünkü insanın ve onun oluşturduğu toplumun huzuru. İkbal ‘fakr’ı iki anlamda kullanır “Biri yapıc ı ve üstün değerlere ulaşmış fakr. kâmil olmaya götüren önemli bir süreçtir. kendini inzivaya ç ekerek varlıktan kendini uzak tutmaya değil. hayat yolundaki arayışında yapıc ı ve üstün değerlere ulaşmayı öğütler. Şairler kendilerini Mahmud’a. bunun öğretilmesine bağlıdır. İkbal “Gönül ehli için fa kr. Tasavvufta fakr mal varlığından yoksun anlamına gelmeyip Kul’un Allah’a olan muhtaç lığının farkında olmasıdır. . İkbal sürekli olarak gence. diğeri ise yıkıcı ve toplumu yanıltıp yanlış yola sürükleyen fakr” (S oydan. Ka ma şır onunla a klın gözleri Ebu Ali8 ve Ra zi9 nin sürmesiz Ma hmud’un ihtişa mını ka za nır Fıtra tında olma z ise Ayva zlık10 Senin dünya nda ki bu İsra fil 8 9 10 Tıp ara ştırmacısı İbni Sina’dır Tıp ara ştırmacısı Ebu Bekr Muhammed ibn Zekeriya bin Yahya er-Razi’dir Gazneli Mahmud’un kölesidir. 111). ‘fakr’ insanı olgunluğa. Cavid’e Mümine a ğır gelir bu gece ve gündüz.

Anc ak İkbal. bütün insanlığın mutluluğunu da sağlamalıydı. Pakistan’ın kuruluşuna temel hazırlayan liderlerin fikir babası da oldu. İkbal. Bu. Bu nedenle İkbal. Hindistan’da yaşayan Müslümanlar iç in bağımsız bir İslâm devleti olmasını. bütün Müslümanları iç ine alabilec ek ve insanlığın huzurunu sağlayac ak olan bir İslâm devletinin gerekli olduğunu. Rusya'da Mercani. ömrünün son dönemlerine yaklaştığı ve edebi hayatının da sonu olarak belirtilen 1930-1938 yılları arasında genc i artık toplumu oluşturan bir ‘birey/ferd’ olarak görmüş ve şiirlerinde ‘birey’ kavramına ağırlık vermiştir. İkbal öyle ya da şöyle. Hint-Pakistan Alt Kıtası'ndan S eyyid Ahmet Han. Birey görevini doğru biçimde yerine getirmez ve yanlışa neden olursa bu yanlışlığın topluma da yansıyac ağına inanmıştı. devamlı söyleyerek bir İslâm devletinin gerç ekleşmesi yolunda büyük ç aba göstermiş. yakın İslam tarihinin. Toplumun bir ülküsü ve onları bir arada tutan prensipleri olmalıydı. Çünkü birey ve toplumun oluşmasına destek olan ülkü ve prensipler.84 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Neyzenlik zevkine sa hip değil Onun dünya yı ka rıştıra n ba kışı Şu perdede ta ma men hiledir Bu çilekeş fa kir buldu Kılıçsız ve oksuz ga zilik şa nını Müminin işte bunda dır zenginliği Alla h’ta n ister ise fa kirliği (Kulliya t-e İkba l: 602) İslam’ın temel prensiplerini ve ülküsünü genç lere öğretmeye ç alışırken. İkbal’in gerç ekleştirmek istediği hedeflerden birisi de Dünya İslâm Devletinin kurulmasıydı. Her ne kadar genc in kendine has değerini anlamış ve görüşlerinin özünde nefsi eğitmeyi hedeflemişse de bunun da yeterli olmadığını anlamıştı. ç ağdaş İslami uyanış ya da modern İslami Rönesans dönemi diye adlandırabilec eğimiz periyoduna mensuptur. Mısır'dan Muhammed Abduh. Cemaleddin Afgani'nin ç abaları ile başlamıştır ve ardından İslam dünyasının yetiştirdiği pek ç ok saygın şahsiyet. İkbal’in oğlu Cavid. Bu ülkü ve prensiplerin gerçekleşmesiyle de bireyin ve toplumun mutluluğu sağlanmalıydı. babasının Pakistan hareketi oluşumu iç inde yer almadan önc eki süreci şöyle özetlemiştir: “Pakistan hareketinin iki boyutu olduğunu unutmamak gerekir. bu devletin inanç ta ve hedefte bütün Müslümanları kuc aklaması arzusuyla yetinmek durumunda kalırken. Türkiye'de anayasalcılık taraftarı Mithat Paşa. bu ç abaları esnasında hiç bir zaman ırkç ı bir yaklaşıma meyletmemiştir. Diğer taraftan iyi yetiştirmiş bireylerden oluşan toplum birey hata yaptığında toplumun kendisi tarafından düzeltilec ekti. Böylec e Müslümanlar arasında İslam'a yönelik geleneksel .

tam otonomiye sahip olmaları olduğunu düşünüyordu.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 85 yaklaşıma karşı Reformist Hareket diye adlandırabilec eğimiz bir hareket başladı. O bu soruna en iyi ç özümün Hindistan'da Müslümanların yoğun olarak yaşadıkları ve c oğrafi bütünlüğe de sahip oldukları yerlerde kendi kaderlerini tayin etmeleri. Bilgili. Cavid. yüksek umutlar bağladığı genç liğe “Öğüt” adlı şiiriyle seslenerek onu uyarmak istemiştir: Öğüt Şöyle diyordu ya şlı kartal. Ş airimiz 1930’da sağlık durumunun bozulmaya başlamasından dolayı aktif siyasetten ç ekildi. Bu fikirler bir anlamda Batı'dan Müslüman doğuya gelen anayasalcılık. Bu döneme kadar bütün art yetişim bilgilerini kazanan İkbal. O yıllarc a gönülden istediği İslâm’da Rönesans umutlarını c anlı tutac ak olan ç ocuklardan başlamak üzere ergin bireylerin İnsan-ı kâmil olarak bu hayat mac erasını bitirmelerini arzu etmiştir. milliyetçilik ve vatanperverlik gibi yeni fikirlere karsı bir yanıttı. modern dünyanın olumlu yanlarının benimsenmesini savundular. Ana ç aba batıdan gelen yeni fikirleri İslâm’la bağdaştığı ölç üde kabul etmekti. şahin ya vrusuna “Ya vrum. Bu devletin kurulmasıyla birlikte Hindistan’da bir taraftan Hinduların zulmü altında ezilen. O sıralarda Hindistan'da Müslümanlarla Hindular arasında iktidar paylaşımı sorunu vardı. Pakistan hareketinin iç inde İkbal’in yerini belirtmek iç in aç ıklamalarına devam eder: “S özünü ettiğim değerli Müslüman şahsiyetler. Fars ve Urdu edebiyatları iç erisinde İslam dünyasının gurur kaynağı olan eserler kaleme almıştır.” İkbal’in ç alışmalarının netic elerinden en önemlisi. . kendisinin ölümünden sonra 1947’de Pakistan devletinin kurulması olmuştur. nükteli şiirsel üslubun Müslüman genç lik üzerinde bir işe yaramadığını görmüştür. Ş air bu zorunluluktan Hz. işte Pakistan hareketini başlatan temel fikir buydu. deneyimli ve olgun bir Müslüman olan İkbal. Bu da gerekli olanı alma hususunda Müslümanları kararsız bıraktı. ilk dönem reformc ularının yapmaya ç alıştığı buydu ve ikbal de her ne kadar ç ok genç nesilden olup düşünc e sahnesine geç girmiş olsa dahi bu gruba dâhildi.”(İkbal: 2007) Anc ak gelenekçi yaklaşım her zaman Batıdan gelen yeniliklere karşı tepkici bir yaklaşım iç indeydi. Anc ak İkbal bu son döneminde “Cavidname” ve “Bal-e Cibril” gibi son derec e hoş. diğer taraftan İngilizlerin sömürgesi altında olan Hintli Müslümanlar biraz olsun emniyete kavuşmuşlardı. Musa’nın inanc ı iç in asasını kullanırken yapmış olduğu keskin vuruşları anımsatac ak “Zarb-e Kelim”i kaleme almıştır (S oydan: 17). İkbal 1930 ile 1938 yılları arasında edebi ve felsefi döneminin dördünc ü devresinde çocuk şiirleri yazmayıp şuurlu birer Müslüman olan insanlara seslenmeyi tercih etmiştir.

İkbal özellikle 1905’den sonraki şiirlerinde ‘şahin’ sembolüyle çocuk ve genci. gözün olma sın eğlencede İşte bu en büyük zulümdür o za va llıya Eğer a sla nın huyu dönüşürse kuzuya . Sinede ya şa t pek çok ha rika sırrı Tutsa k ola nı a sla kılıçla boyun eğdiremezsin Eğitim a sidinin içine bıra k onun benliğini yumuşa dığında nereye istersen ora ya döndür. İkbal’e göre genç lik inanç sız değilse de inanc ın niteliğini bilmemektedir. ‘kartal’ sembolüyle olgun insanı (İnsan-e Kamil) tasvir etmiştir. Öğüt Bir Frenkli Lord oğluna şöyle dedi: “Sürekli a ra ştırma ya yönel. gençlere verdiği nasihatlerle yol gösteric i olmak isterken dilinden de onlar iç in duayı eksik etmez. İkbal’in genç liğin hayatındaki benlik arayışı ve ç alışma azmindeki tembelliği ve uyuşukluğu ölüme eşdeğer tuttu. a ltında n bir Hima la ya olur” (Kulliya t-e İkba l: 666) Ayrıc a İkbal. oğluna verdiği öğütle seslenerek gaflet uykusundan uyandırmayı arzulamıştır. “Zarb-e Kelim” adlı şiir kitabında da genç liğe batılı bir aristokratın. Ayrıc a o Batılılar tarafından kendilerine sunulan eğitim anlayışı iç inde genç liğin inanc ının bozularak gizli bir esarete sürüklendiğine işaret ederek ona öğüt vermekten vazgeç medi. Bu a sidin etkisi iksire dönüşür Topra kta n yığın.86 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Göklere tırma nma gücü versin Alla h ka na tla rına Kendi ka nının a teşinde ya nma nın a dı Gençliktir Çok ça lışma k ba ldır a cı ha ya ta Ya vrum. şairimiz çocukluk evresinin ataklık . Şa hinin güvercin üzerine a tılma sında n a ldığı zevk Yoktur güvercinin ka nında ” (Kulliya t-e İkba l: 448) İkbal. Gençlere. sa na duyduğum tutkulu a şkı ver Uçma k ve görmek için onla ra bir kartal ın gücünü ver Alla h’ım senin ba na ba hşettiğin idra k gücünü Onla ra da Lütfetmen için ya lva rıyorum (Kulliya t-e İkba l: 411 ) SONUÇ Bu makalede alınan şiirler kısac a değerlendirilec ek olursa.

kazanılan bilinç le o ç ağlarda atılan inanç temellerinin genç likte daha da geliştirmesini arzu etmiş ve şiirlerinde bunu vurgulamıştır. erdemli. . ç alışkan bir insan olarak zaman iç inde vakur bir kartala dönüşürken yüksekleri hedefleme arzusunu gönüllerinden silinmemesini arzulamıştır. Çünkü İkbal’e ulaşmak ikbal/gelec ek den vazgeç memekle mümkündür. İkbal genç lerin.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 87 ve c esaretiyle bilincin yoğrulmasını tavsiye ederken.

İstanbul: İz Yayıncılık. Lahor: Nukuş Pres. Halil. Celal. Felsefe. -İkbal.2005 http://www. http://www. Fikirleri ve edebi yönü. A short History of Pakistan. 2(4).04. Allamah İkbal ka Tasavur-ı Fakr. Vahdet. Muhammed İkbal – Şu Masmavi Gökyüzünü Kendi Yurdum Sanmıştım Ben. -Zulfikâr.php?makale_id=2&kat_id=15. -Karaismailoğlu. M.medeniyet. 30.muhammedikbal. http:www. (1992). İkbal aur Milli Taşahhuz. -Kayani. -Soydan. Ankara: Akçağ. -Hasan Razvi. -İkbal. -Toker. . Özgün.com/kitap. İkbal ke Fikrî A’ine.). Himalayalarda İkbal Arayan Yalnız Bir Adam. Mevlana ve Kültürümüz. Lahor: Bezm-i İkbal.04. (1985).04. (1997). İkbal Felsefesinde Kadının Yeri. (1981). İkbal – Eyk Mutala‘a. -Zafar. -Soydan.php?kat_id=83. (tsz. Muhammed İkbal – Aşk ve Tutku. Lahor: İkbal Akademi.html. İstanbul: Şule Yayınları. Ankara: AKDTYK Atatürk Araştırma Merkezi. Muhammed.org.2007. (2003). Nüsha. Muhammed İkbalin Şahsiyeti. Konya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayınları. 3(9). Siyaset ve Şiir Dünyasıyla İkbal. D. Seyyid Muhammed.com/islam-ve-insan/allah-yaratilis-mucizeleri-konusunda-dusunmeyiemreder-81880. Adnan. 30. (1998). Ahmed Han. -İkram. -Hamid Ahmed Han. (2002). İsmail. (1999). 30.C. Celal. (1997).php?mod=Publisher&op=viewarticle&cid=545&artid=179=109k. Külliyatı-ı İkbal (Urdu). İslam Modernizmi Üzerine. Cavid. Gulâm Huseyn.88 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Ekrem. Hayvan Motiflerinde Mevlana’nın Dinsel Görüşleri.net/okul/mod. İkbal – Şahsiyat aur Şa‘irî. (1990). Teşkilat-ı Mahsusa’nın Hindistan Misyonu (1914–1918). -Ödelli.turkishaj an. -Yılmaz. -Keleşyılmaz. (1999). Lahor: Sang-e Mil Pablikeyşıns. Lahor: İkbal Akademi. (2005). Mustafa. http. Doğu Dilleri. Lahore: Aziz Publishers.tr/bulten/metinler. (1990). Konya: T.haksöz.2007.

Sa yı: 5 Sa yfa : 8 9 -1 0 2 Ye a r: 2 0 1 1 . kendini göstermektedir. II.C.tr . The clay tablets. toplum hayatının hem özel hem de resmi alanında. Kaneš-Kültepe. Gods are human alike but differ from the human by their supernatural powers. Key Words Assyrian Tra de Colony Period. Dr. Bin Yılın İlk Çeyre ğ inde (Assur Ticaret Kolonileri Ça ğ ı’nda) Orta Anadolu’nun Sosyoekonomik Yapısı” . heykelcikler. Kaneš-Kültepe. Issue : 5 Pa ge : 8 9 -1 0 2 ASSUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞI’NDA ORTA ANADOLU’DA DİNSEL YAP I∗ Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ ∗∗ Özet M. especially from Kaneš-Kültepe excavations. bu dönemin dinsel inancına ışık tutmada yardımcı olmaktadırlar. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. isimli doktora tezinden faydalanılarak hazırlanmıştır.. Orta Anadolu. The religion is important both in private and in official areas. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. rhytons. Konya 2010). Arş.Ö. mühürler ve mimari olarak tapınaklar. Millenium B. The Assyrian Colony Period’s religion in Central Anatolia is polytheistic. seals and temples as the architectural remains. Central Anatolia. Anatolian Religion. figurines. bin yılın başlarında Orta Anadolu’nun dinsel yapısını özellikle Kaneš Kültepe kazıları sonucunda ele geçirilen arkeolojik materyaller ve yazılı kaynaklardan öğrenmekteyiz. Çivi yazılı tabletler.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Anadolu’nun Koloni Çağı’ndaki inancı politeisttir. Gör. Haticegul@selcuk. Arkeolojik ve Ya zılı Ka yna k la r THE RELIGIOUS SITUATION IN THE CENTRAL ANATOLIA DURING THE ASSYRIAN TRADE COLONY P ERIOD Abstract We find out the information about the religious situation in Central Anatolia in Early II. help to shed light on the period’s belief. libasyon kapları. Yerel Din. Tanrılar insani özellikler taşımanın yanı sıra onları insanlardan ayıran özellik ise doğaüstü güçlere sahip olmalarıdır.edu. 2. Anahtar Kelime Assur Ticaret Kolonileri Çağı. from the archaeological materials and written sources. Archaeological a nd W ritten Sources ∗ ∗∗ Bu çalışma Selçuk Üniversitesi Bilimsel Ara ştırma Projeleri Koordinatörlü ğ ü tarafından desteklenen (Proje No: 06103015) “M.Ö. Din.

Her ikisinde de bayramların önemi büyüktür. ç ivi yazılı tabletler ve arkeolojik bulgular. Karasu 2003. Ünal1996. 225. politeist yani ç ok-tanrılı bir inanışa sahip oldukları görülmektedir. toplumun her katmanı ve kurumunu etkilediği düşünülmektedir. Anna.Ö. kaynak olarak kullanılac aktır. Hitit döneminde Arinna olarak geçmekteydi ve Hitit panteonunda en üst sırada yer alırdı.46. inc elenen dönemin inanç sistemini analiz edebilmek iç in. tanrılara hizmet etmek ve kurban gibi sunularda bulunmak olduğu düşünülmekteydi. Örneğin Hattice adı Urunzimu/Wurunšemu olan Güneş tanrıçası. Yer altı tanrıç ası Lelwani. Onlara göre tanrıların birçok görevleri olup. önemli bir yeri olan bir başka tanrı ise. Assur Ticaret Koloniler Çağı olarak bilinen bu dönem ile birlikte Anadolu’da yazı kullanılmaya başlanılmış ve bölge Tarihi ç ağlara girmiştir.2 Her iki dönem inanç sisteminde.3 Bu tanrı Hattic e’de Taru. aynı zamanda da doğaüstü güçleri bulunduğuna inanırlardı1 .4 Bu tanrılardan ayrı olarak Hatti kökenli oldukları sanılan ve Hitit belgelerine adı geçen diğer tanrılar ise Arinna’nın kızı tanrıça Mezulla. Hattušili’den itibaren resmi Hitit dininde. Onun Hititç e’deki ismi ise bilinmemektedir. Bu dönem Anadolu dininin. Hatti’nin Fırtına/Hava tanrısı ve Güne ş tanrıçası Arinna. Ayrıca Tic aret Kolonileri döneminde önemli bir yere sahip olan tanrı ya da tanrıç a. diğer Eskiçağ toplumlarının din anlayışına benzediği. Bir tanrının ismi farklı yörelere göre de ğ işebilirdi. en önemli fonksiyonları kozmosu korumalarıydı. II. bin yılın ortası ve sonlarındaki Hitit dönemi dini ile benzeştiği tahmin edilmektedir. Hurrice’de Tešup ve Luvic e’de ise Tarhun olarak bilinmekteydi. M. bin yılın ilk çeyreğindeki Anadolu dininin. Bēlum. II. Bahsedilen dönemde Anadolu toplumunun. II. tanrıların antropomorf suretinde. yakl. M. Higiša.Ö.Ö. tanrı aynı olsa bile birden fazla ismi olabilirdi. İnsanlar. 1 2 3 4 5 6 Kramer 2002.90 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ M. ÇİVİ YAZILI TABLETLERDE DİN Koloni Dönemi’nde Orta Anadolu’da yaşayan toplumlar yukarda da bahsedildiği gibi birçok farklı tanrıya inanmaktaydılar.Ö. Hitit döneminde Arinna’nın eşi olarak görülen Fırtına tanrısıdır. 107.5 Bu araştırma esnasında. . Hutter 1997. görünmez ve ölümsüz olduklarına. İnsanların yaradılış nedeni S ümerlerin ve Semitlerin ki gibi. tanrısal çift olarak kabul görmü ştür. İlalianta. Arıkan 1998. Hitit döneminde de bazen bir farklı isim altında önemini devam ettirmekteydi. bin yılın ilk çeyreğinde (M. Tablet ve sair kalıntılarda ismi geçen tanrı ve tanrıçalardan bazıları Tuhtuhanum6 . Ay tanrısı Arma. 77: I.63. Kamrušepa’dır (Hattic e: Kattahzipuri). 1970-1725) Mezopotamya’nın kuzeyinde yer alan Assur kent-devletinin tüc c arları Anadolu’ya kalay ve değerli kumaşlar getirmekteydiler. çoğu benzer uygarlık toplumları gibi.

461. Assurlular genelde tanrı Aššur’un hançeri önünde yemin ederlerdi. Š ailati’nın oğlu Walhišna’nın mührü. 459. Matouš-Matoušová--Rajmová 1984. n/k 75 12 : ”… Onların her biri Nipas-bayramında 10ar šekel gümüş ödeyec eklerdir. Sözleşmelerde ve borç belgelerinde isimleri geçen tanrılar ise. 458. yerel tanrıların. Tanrılara atfedilen kutsal bayramlarla ilgili kayıtlara genellikle borç belgelerinde tesadüf edilmektedir. onun evi ve boş arsayı/toprağını. Ali’nın oğlu. Š anahurna’nın oğlu Kimelu’nun mührü. Donbaz 1988. Aššur-malik’e borç ludurlar. 230. genelde yazılı sözleşmelerde Assurlular tarafından şahit olarak gösterilirdi. 99-100. Bayram 1990. Albayrak 2006. 51. .”. şahit olarak gösterilmemişlerdir. güvence olarak görmektedir. Usūmum. 7 8 9 10 11 12 13 14 Hirsch 1972.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 91 Nipas.7 Bu tanrı isimlerinin belgelerde zikredilme nedenleri ile Assurlu tanrılarına dair bahisler birbirinden farklıdır. Kubabat. borçlar genellikle hasat ve bağbozumu gibi tarımsal faaliyetlere ait ya da belli bir tanrı adına yapılan herhangi bir festivalde geri ödenecektir. taraflar arasında yapılan yeminlere hem geçerlilik kazandırır hem de bir çeşit garantör olarak görülürdü8 . Zura’nın oğlu Š akriuman’ın yükünden Peruwa’nın bir ½ šekel gümüş alac ağı vardır. KKS 6a13 : “…bir ½ mina gümüşü Halupā ve Arnuwašu. Aşağıda bu hususla ilgili örnek belgeler verilmiştir. 456-462. farklı kişiler arasında yapılan sözleşmelerde. Bayram 1990. Tanrıç a Anna’nın bayramında o ödeyec ektir…”. Kt a/k 335 10 :“…Tanrı Bēlum (adına düzenlenec ek bayramda) tartac ak…”. O gümüşü Anna’nın bayramında ödeyec ektir”. Yani bu tanrı. Nisaba. Kt b/k 134 b11 : “…tanrı Usūmum [adına yapılac ak bayram] da tartac aklar… Eğer ödemez iseler…” Kt. daha çok bir rahiple birlikte kaydedilir ya da festivallerle beraber zikredilirdi. Parka. Peruwa. Aşağıda verilecek olan belge örneklerinde ismi geç en ve tanrı isimlerinin anıldığı kutsal festival ya da bayramlar aynı zamanda bölgesel takvim/takvimleri de belirlemekteydi. Burada bahsedilen bayramlar diğer bir yönüyle de mevsimler başta olmak üzere takvimin oluşmasına zemin teşkil etmektedirler. 27-28. Nārum. Örneğin Assurluların baş-tanrısı Aššur. Harihari’dir.Veenhof-Eidem 2008. c /k 163414 : “Zura’nın oğlu Š akriuman’ın mührü. Alili’nın mührü. Kt.. Bayram 1990. Kt n/k 1716b9 : “Kral tanrı Nipas’ın mabedinden çıktığında borçlular borçlarını ödeyec eklerdir…”. Borç sözleşmelerine göre.. Diğer taraftan. Bayram 1990.

Enna-S u’en’in ha muštumluğundan itibaren. Ona göre aynı planda yapılmış olan bu binalar. 146-147. Donbaz 1993. Tanrıça Anna’nın tapınağında patrum olan Kikaršan’ın huzurunda. Özgüç 1999. harman mevsiminde bira ekmeklerini verec ekler. Š ule’ye ödeyec eklerdir. o tanrıya bağlı olan rahiplerle ilgilidir. Adamların Amiri Tamria’nın huzurunda. 55-56. 87/k 3919 : “…Onun efendisi Koşuc uların Amiri Peruwa’nın huzurunda. Bu metinde. Abiaškula’nın oğlu Hanu. Belgeye göre ülkenin başında bulunan kişi yani kral belirli ritüeller uyguluyordu. iç lerinde hem Assurlu hem de yerli olan birden fazla kişiye 200 ekmek ve 21 çuval buğdayı borç vermiştir. Söz konusu belgeden ç ıkarılabilec ek en önemli sonuç ise bir rahibin.18 Rahiplere geri dönecek olunursa. Kt. (aynı zamanda) buğdayı ölçecekler bira ekmekleri ve buğday onların sıhhatli ve hakiki olanlarının başlarına bağlıdır”. bayramların belirli tarımsal aktiviteler döneminde yapılması ve böylelikle insanların (özellikle ç iftç iler) borç larını ödeyebilec ek duruma gelmeleriydi. Metinde geçen satırlara göre kral tanrının tapınağına giriyordu ve tahminen orada bir takım törenler uyguladıktan sonra mabetten çıkıyor ve böylelikle yeni bir zaman dilimine girilmiş olunuyordu. Kt. 46-50. 461. Verilen örneklerde de görüldüğü gibi. T. bunlar genel olarak borç sözleşmelerinde ya borç veren veyahut da şahit olarak görülmektedir. başka bir tanrının tapınağına bağlı oldukları düşünülmektedir. başkalarına borç 15 16 17 18 19 20 Kienast 1984. çoğu borç lar bayramlarda ödenmekteydi. Donbaz 1996. (ve) Wališra’nın oğlu Haštali. Bayram 1990. 161. . tanrı Hikiša’nın rahibi olan kişi. 191-192. Bu kumrumların her birinin. 88/k 108220 : “… İkiyüz bira ekmeği ve yirmibir ç uval buğdayı. Hapuwašu’nun oğlu Nikituar.92 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 FAOS 3715 : “…İki mina gümüşü Anna’nın bayramına kadar Šimnuman ve eşi. Eğer Anna’nın bayramına kadar ödemezlerse. Labar<ša>’nın huzurunda”. şehrin bir bölümüne toplanmıştır. Hirsch 1972. Adala’nın oğlu Tamuria. Dercksen 2004. Yine bayramlarla ilgili ortaya çıkan bir başka bilgi ise Kt n/k 1716b16 de görülmektedir. Š imnuman’ı onun eşini ve onların beş oğlunu oradan götürec ektir”. Özgüç bu tapınaklara komşu olduğunu düşündüğü iki tapınağın daha varlığını açığa çıkaran kalıntılara rastlamıştır. Bu tür belgelerde rahiplerin genel ismi kumrumdur17 . kendi ihtiyacını rahatlıkla karşılayıp. Pazarc ılar Amiri Kalua’nın huzurunda. Bunun sebebi yukarda da belirtildiği gibi. Hikiša rahibi olan kişiye borç ludurlar. Š ule. Kültepe kazılarında tapınak olduğu sanılan ve Ib dönemine tarihlenen iki büyük bina ortaya çıkarılmıştır. Bu örnekte ise “mabetten çıkma “ olayından sonra borç lu olanlar borç larını ödemeliydi. Tanrı isimlerinin geçtiği bir başka belge grubu ise. Bu kişiler için verilen ödeme süresi ise hem Assurluların hem de yerel takvime göre belirtilmiştir.

Ib’ ye ait olan bu belgede şahit olarak yerli amirlerin bulunmasının yanı sıra. 89/k 379 25 : “Baş Haberc i Wališra’nın mührü. 89/k 383 21 : “Hikiša rahibi Ašuwan’nın mührü. 170-171 ayrıca bkz. Dercksen 2004. Adad’ın rahibi Š uhurpia’nın yerli ya da Assurlu kökenlibirisi olabileceği düşünülmektedir.”. Donbaz 1993. . Peruwa’nın mührü. Bu belgede geç en “…Fırtına-Tanrısı rahiplerinin başı…” ifadesinden aynı zamanda tapınakta bir hiyerarşik sistem olduğu da anlaşılmaktadır. Assurlu din adamları da bulunmaktadır ki. koca ve karı boşandılar. Baş Kahya Kammalia’nın mührü. Haberc ilerin Amiri Elani’nin mührü. Haduwan’nın mührü. Fakat burada göz ardı edilmemesi gereken bir husus bulunmaktadır ki. Hançer’in görevinde olan Happuašu’nun mührü. diğeri Assurlu bir tanrı olan Adad’ın24 rahipliğini yapmaktadır. Pazarlar Amiri Hašuman’ın mührü. 137-138. S özleşmede iki rahip şahit olarak bulunmuştur. Hirsch 1972. Kubeatal’ın oğlu Haršula’nın mührü. o da rahibin borç olarak verdiği bu ürünlerin kendisine mi yoksa tapınağa mı ait olduğunun bilinmemesidir. İkinci olarak ise sözleşme yapan tarafların. 139-140. Buradan iki farklı sonuc a ulaşmak mümkündür. Nisaba rahibi Wašatapra’nın mührü. Kt. 89/k 37623 : “Ambarın Amiri İnar’ın mührü. ([…])’nın Denetleyic isi Hašui’nin mührü. Bunlardan ilki borç lu veya alacaklı olmak üzere her birinin birden fazla tanrıya inandıkları şeklindedir. Adad’ın rahibi Š uhurpia’nın mührü. Kt. 173-174. MİMARİ VE SANATTA DİNSEL MOTİFLER Tabletlerden ayrı olarak din konusu ile ilgili olarak bilgi veren diğer materyaller ise mimari olarak tapınaklar. TC 3.. 136-137. Anna’nın rahibi Alluwa’nın mührü. Nikilit ve Šašalika. 89/k 371 26 : “Š amaš’ın rahibi Kuzia’nın mührü. Nakilit’in mührü. bu durum Anadolu toplumunun yabancı tanrı ve rahiplere karşı toleranslı olduklarını işaret etmektedir. Donbaz 1993. Rahiplerden biri Anadolu tanrısı olarak bilinen Anna’nın hizmetkârıyken. Donbaz 1993. Turmali’nin mührü. 21422 (Zarf): “Fırtına-Tanrısı rahiplerinin başı Peruwa’nın mührü. sanatsal olarak ise törensel kaplar. Aşağıda da görüleceği üzere zaman zaman borç metinlerinde farklı tanrılara ait rahipler aynı belge içinde şahit olarak kaydedilmiştir. Fırtına-Tanrısı rahibi Šuhurpia’nın mührü. 134-135. Bir boşanma vesikası olan bu metinde de yine şahit olarak rahipler vardır. heykel ve figü21 22 23 24 25 26 Derksen 2004.”. Bu tanrı hakkında daha fazla bilgi için bkz. …. 2-5. Nisāba’nın rahibi Anunu’nun mührü…”. kendi inandıkları tanrıların rahiplerini şahit olarak gösterebildikleridir. Kammalia’nın mührü…”. Kt. Š iliara’nın mührü. Tuzun. Fakat bahsedilen rahip her iki durumda da yerli bir isim taşımaktadır. Donbaz 1993. Depoların Amiri Kunuwan’ın mührü…”. Kt. Š ašalika ….3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 93 verebilecek kadar ürün sahibi olmasıdır.

Her tanrının kendine ait tapınakları ve buralarda da hiyerarşik bir düzene sahip rahipler topluluğu bulunmaktaydı. Bu durum Anadolulu halkın kutsal ve profan alanları arasında. Assurluların sözleşmelerinde tanrı Aššur ve diğer tanrılar şahit olarak gösterilmektedir. Mezopotamyalılara göre.28 Hayvan biçimli olmaları. Tapınaklarla ilgili bir başka sorun ise onların tamamen bağımsız bir kurum ya da bir şekilde saraya bağlı olup-olmadıkları meselesidir. Anadolular arasında yapılan ç ok önemli antlaşmalarda ise kentin kralı ve onun veliahdı şahit olarak belgelenmektedir. Ancak her iki durumda da. 27 28 Özgüç 1999. Çünkü Kültepe’deki saraylarda yapılan kazılar sonuc unda buralarda hiç bir dinsel ya da kutsal alan izine rastlanılmamıştır. süt.27 Anadolu sarayının daha ç ok idarî ve ekonomik bir birim olduğu. daha belirgin bir ç izgi olduğunu göstermektedir. yerliler arasında yapılan sözleşmelerden çıkarılabilir. Bunların çoğu hayvan biç imlidir. . 169-170. Bu sözleşmelerde genelde memurlar ya da tarafların yakınları şahit olarak kaydedilirken. Yazılı ve arkeolojik kaynaklar. yağ ve muhtelif buğday türlerinin konulduğu düşünülmektedir. katı olarak ise de et.94 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rinler ve mühürlerdir. Bunlardan ayrı olarak gömü geleneği de arkeolojik kaynak olarak sayılmaktadır. Tanrılar genel olarak kutsal hayvanları ile birlikte betimlenirlerdi. Bu sunu kaplarının Hitit BIBRU’laın öncüleri oldu ğ u dü şünülmektedir bkz. tapınak ve rahiplerin toplumun dışında değil. Anadolu sarayının Mezopotamya’daki saraylardan daha profan karakterli olduğu yönündedir. Bundan dolayı çoğu tören kaplarının bu hayvanların biçimlerinde şekillendirilmeleri doğaldır. Hititlerde olduğu gibi Koloni Çağı dininde de bazı hayvanların kutsal sayılmasından kaynaklanmaktadır. Özgüç 2005. ekmek. Anadolu toplumun ç ok tanrılı bir dine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Sıvı olarak şarap. Bu rahiplerin kendi hesaplarına mı yoksa tapınak adına mı hareket ettikleri bilinmemektedir. iç inde yer aldıkları anlaşılmaktadır. Törensel Kaplar: Kültepe kazılarında dinsel bayramlarda ve sunularda kullanılmış olan libasyon kapları ya da ritonlar ortaya çıkarılmıştır. Tapınaklar: Yazılı belgelerden ve arkeolojik malzemelerden. bal gibi içecekler. Dinsel törenlerde ve özel ayinlerde bu kaplara sunu olarak sıvı ve katı gıdalar konulduğu düşünülmektedir. 61. İktisadî veya hukuksal nitelikli belgelerin birç oğunda rahiplerin isimleri geçmektedir. bira.

S unu kapları 29 Heykelcik ve figürinler: Kültepe kazılarında ortaya çıkarılan ve dinsel olarak önemli bir yeri olan başka bir arkeolojik buluntu ise. Bunların ç oğu tanrı ve tanrıç aları tasvir etmektedirler. kurşun. Bu buluntulardan yola ç ıkılarak. taş. tapınmak ve onlara saygılarını göstermek için bunların heykellerini yaptıkları sonucuna varılabilmektedir. 168-185. fildişi ve tunç gibi farklı materyallerden yapılmış olan heykelcikler ve figürinlerdir. Koloni Dönemi Anadolu halkının tanrı ve tanrıç alara daha yakın olmak.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 95 Resim 1. 29 Özgüç 2005. .

30 31 32 33 34 35 Özgüç 2005. Bu dönem mühürlerinde en çok işlenen motif tanrıların kabul sahneleridir. Mühürlerde görülen figürlerin çoğu Fırtına-Tanrısını temsil ettikleri görülmektedir. tanrıların kabulü ve tapınma ile ilgili sahnelerin yer aldığı bazı silindir mühürler bulunmuştur.96 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Resim 2. . Lev. Eliade Antik dinlerdeki yaratıcı Gök tanrılarının zamanla Fırtına tanrılarına dönü ştü ğ ünü savunur bkz Eliade 1997. d/k 7C. Bu mühürlerin ç oğunda “Eski Anadolu (Hatti) üslubu”33 görülmektedir.32 Yerli bir iş adamı olan Peruwa’nın evine ait bir arşivde. Özgüç 2006. onun işlerindeki kazancını artırabileceği bir nevi tılsım gibi . CS 25634 (Kt. 3. Tunç kabartmadan tan. Özgüç 2005. 89. n/k 2088): bu mühürde tasvir edilen motif. 209 ve 211. Özgüç 2006. 1 ve Lev. Bu konu ile ilgili daha fazla bilgi için bkz. Bu durum mühür sahibinin ç ok dindar olduğunu gösterebilec eği gibi. S ırlı fayanstan tanrı ve tanrıç a ç ifti ve yine tanrıç a heykelc iği31 rıç a heykelc iği30 Mühürler: Dönemin din anlayışı ile ilgili olarak bir başka bilgi kaynağı ise mühürlerdir. Özgüç 2006. 72-73.Resim 3. tanrıların kabul sahnesini tasvir etmektedir. 3-4. CS 256 envanter numaralı mühür baskısı. Fırtına-Tanrısı Hitiler de olduğu gibi önc esi dönemde de önemli bir tanrı olmalıydı. 205. Sağdaki iki figürün tanrı oldukları düşünülmektedir (en sağdaki Hava Tanrısı’dır35 ).

Lev. 36 37 38 39 40 Özgüç 2006. Tasvirdeki bu hayvan ve farklı yerlere serpiştirilmiş olan koyun benzeri hayvan başlarının. Özgüç 2006. . Özgüç 2006. c/k 1639 C): yine ay. Baş tanrının (?) bir hayvan40 üzerinde oturduğunu görülmektedir. d/k 8B): ay. 3 bunun bir ceylan oldu ğ unu söylemektedir. 3. Baş-tanrı olabilec eği düşünülen motifin huzurunda ise. Bu tanrının arkasında ise bir tanrı ç ifti bulunmaktadır. c/k 1637 a): bu tasvirde ise yüksekte oturan bir tanrıç a ve onun huzurunda boğaların üzerinde duran iki Hava -tanrısı görülmektedir. 124. 18 ve Lev. 17 ve Lev. CS 35339 (Kt. CS 25838 (Kt. Lev. evcilleştirilmemiş hayvanların koruyuc u tanrıç a İnara ve bunun peşinden gelen yine boğa üzerinde iki Hava tanrısı ve bir başka tanrı daha bulunmaktadır. güneş ve yıldız sembollerinin yer aldığı bu mühür baskısında. 126. Özgüç 2006. 90. CS 258 envanter numaralı mühür baskısı. biz ise bunun çakal türü bir hayvan oldu ğ unu dü şünmekteyiz. tanrılara sunulan kurbanlar olabilec eği düşünülmektedir.37 Yine aynı baskıda kutsal semboller olarak ay ve güneş görülmektedir. Lev. 1ve Lev. elinde kadeh bulunan bir tanrı görülmektedir. Özgüç 2006. CS 348 envanter numaralı mühür baskısı. yıldız ve güneş sembol motiflerinin bulunduğu bu baskıda. Tanrıların huzurunda ise deve olduğu sanılan bir hayvan tasviri yer almaktadır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 97 CS 34836 (Kt.

4. CS 32541 (Kt. Bu iki figür etrafında ise kurbanlık sunu olduğu düşünülen keçi. Özgüç 2006. elinde testi tutan bir insanın. koyun. Alp 1994. 114. Karahöyük’te ortaya çıkarılan bazı damga mühürlerde ise yine tahtında oturan tanrı. .43 41 42 43 Özgüç 2006. Lev. yıldız ve güneş gibi semboller görülmektedir. 158-160.42 Bu baskıda. kurban ve sunak motifleri ve ay. CS 325 envanter numaralı mühür baskısı. d/k 40 D). elinde kadeh olan bir (Baş-) tanrının önünde durduğu anlaşılmaktadır. 13 ve Lev.98 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 CS 353 envanter numaralı mühür baskısı. domuz ve tanımlanamayan farklı hayvanlara ait başlar bulunmaktadır. mühründe ise bir tapınma sahnesi görülmektedir.

hediye olduğu düşünülen.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 99 Resim 4. Ayrıca bu kişisel eşyalar ile birlikte. Çünkü Erken Tunç Ça ğı Anadolu ölü gömme adetleri ile Karum mezarlarındaki mantık birbirlerine benzemektedirler. Ölüler taş sandıkların ya da küplerin içine gömüldükleri gibi. yerli Anadolu ölü gömme adetine yakın oldu ğ una inanmaktayız. demir ve tunç gibi metallerden takılar. Kültepe Karum’da45 yapılan kazılarda hem ç ocukların hem de yetişkinlerin evlerin tabanlarına gömüldükleri ortaya ç ıkarılmıştır. Burada gömü işlemleri taş sandık ile küp iç ine ya da doğrudan toprağa kazılarak yapılmaktaydı. Bu gömü hediyelerin.46 Bu buluntuların içinde altın. 44 ve 45 (Alp 1994) Mezarların ço ğ u Assurlu tüccar ailelerine aittir.48 Aynı döneme tarihlenen ve Orta Anadolu’da bulunan mezarlarda da Kaneš’te olduğu gibi farklı gömü şekilleri görülmektedir.44 Mezarlar: Kazılarda. taş-sandık ve toprağın altında taşların oyulmasıyla cesedin yerleştirilmesi gibi farklı gömü tiplerine 44 45 46 47 48 Şekil 43. mühürlerin dışında. 87 . Özgüç 2005. mezar olarak toprağa kazılan çukurlar da kullanılmaktadır. dinsel inançlarla ilgili bilgi verec ek diğer bir buluntu grubu ise mezarlardır. ç anak-ç ömleklere de rastlanılmıştır. gümüş. yapılan kazılar sonucunda küp mezar. gömülerde pişmiş topraktan ya da madenden mamül. heykelcikler ve yine kıymetli taşlardan yapılmış olan farklı süs eşyaları bulunmuştur. Çoğu mezarların için. Özgüç 2005. öteki dünya inancının bir işareti sayılabilmektedir. 88. 87-88. fakat burada görülen örnek. içlerine yiyecek veya içecek konulmuş olduğu düşünülen. Özgüç 2005. Kişisel eşyaların sahipleri ile birlikte gömülmeleri. bin yılın ilk ç eyreğine tarihlenen Dedemezarı (BayatAfyon) nekropolünde. ölmüş insanların yaşamlarında kullandıkları özel eşyalar oldukları düşünülmektedir.47 Yine Anadolu’nun dinsel inancı hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayan bir başka buluntu ise mezarlardır. Dinsel tasvirli Karahöyük damga mühür baskıları. Kaneš’te gömüler genellikle evlerin iç lerine (intramural) yapılmaktaydı. buluntular ele geçirilmiştir. Örneğin M.Ö. II.

Asarcık Mevkii (Bayat-Afyon). İstisna durumlar olsa da çoğu c eset hoker durumunda gömülmüştür. Bunun yanında bahsedilen dönemde din.49 Kaneš’teki mezar geleneğinden farklı olarak Afyon’da görülen ç oğu mezarlık. . kanlı olan hayvan kurbanlarından da oluşmaktadır. yerleşme alanının uzağındadır. Toplumun her katmanını etkilemekteydi. Örneğin ekonomik hayatta ç ok önemli yeri olan mühürlerin motifleri genel olarak dinsel tasvirler iç ermekteydi. Bu durum. bin yılın ilk çeyreğinde din. tahtında oturan bir Baş-tanrı ve bu şâhısa sunulan sunulardır. içki gibi kansız hediyeler olabileceği gibi.100 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rastlanılmıştır. 15. birden ç ok tanrının varlığına inanan halkın belli bir tanrıyı öne çıkardıkları şeklinde algılanabilmektedir. Bu mezarlarda da Dedemezarında ortaya çıkmış oldu ğ u gibi farklı gömü tipleri uygulanmıştır bkz. Sosyal hayatta ise din kendini tanrılara atfedilen festivaller ve bayramlar arac ılığıyla göstermekteydi. saray gibi. ayrıca bkz. 3-4. Çalışlar mevkii (İscehisar-Afyon). Anadolu’nun Koloni Dönemi’ndeki inanç sisteminin. S ümerlerde tapınağın gücü. SONUÇ M. Koçak 2011. bazı ortak noktalar da görülmektedir. II. Bir başka ortak özellik ise gömü yerlerinde c esetlere ait süs ve gündelik eşyaların konulmasıdır.Ö. sekülar kurumlar üzerinde fazla etkisi olmadığı düşünülmektedir. Baş-tanrının yanında bazen özellikle boğa üzerinde Hava tanrıları olduğu sanılan farklı tanrılarda görülmektedir. Koloni Çağı’nın dini daha sonraki “Bin Tanrılı” Hitit dininin oluşmasına katkıda bulunduğu düşünülmektedir. 49 50 Üyümez-Koçak-İlaslı 2007. Yine. saraylarınkinden daha güçlü iken. Orta Anadolu toplumunda önemli bir yere sahipti. Bunun yanında Orta Anadolu dininde hem yerli hem de Mezopotamya kökenli tanrıların varlıklarına şahit olunmaktadır. Mühür tasvirlerinde sıkça görülen bir motif. ölümden sonraki hayata dair bir inanışa işaret ettiği düşünülmektedir. Tanrılar adına bir takım bayramlar düzenlenmekte ve farklı sunular sunulmaktaydı. Erken Orta Tunç Ça ğ ı’na tarihlenebilecek mezarlık alanlar bulunmu ştur. Mezar hediyelerinin. Yazılı ve materyal kaynaklardan Anadoluluların birden çok tanrı ve tanrıçaya inandıkları anlaşılmaktadır. Emre 1978.50 Fakat gömü türleri ya da alanları farklı olsa da. Bu sunular. Tez höyük mevkii (Emirda ğ -Afyon) ve Ayvatlı mevkiinde (Sinanpa şa-Afyon). Buradan Anadoluluların dinsel anlamda kapalı olmayan. toleranslı bir toplum olduğu tahmin edilmektedir. 407. örneğin Güney Mezopotamya Sümerler döneminde olduğu kadar baskın da değildi.

(Freiburger Altorientalische Studien. 1995 Yılı Anadolu Medeniyetleri Müzesi Konferansları . no 1. Ankara. -Özgüç 1999: Tahsin. 1-13. “Bazı Örnekler Işığında Afyonkarahisar Orta Tunç Çağ Mezarlıkları ve Bunların Yerleşmeleri ile İlişkileri”. 98-108. “Some Remarkable Contracts of I-B Period Kültepe Tablets II”.G. -Ünal 1996: Ahmet. Forntida Religioner i Mellomöstern. Mellink. 221-236. “Kültepe Tabletlerinde Geçen Yeni bir Vâde İfâdesi ve Çıkan Neticeler. “The Religion of the Hittites”. Weidner Beiheft 13/14.. -Karasu 2003: Cem. JEOL 39. -Koçak 2011: Özdemir. 95-105. Çorum 16-22 Eylül 1996. M. -Matouš-Matoušová--Raj mová 1984: Lubor-Maria. -Emre 1978: Kutlu. Tarih Sümer’de Başlar. TTK basımevi. Kültepe-Kaniš/Neša Sarayları ve Mabetleri . Ankara. The Biblical Arhaeologist. N. Türk Ta rih Kongreleri. Hititler. T. -Arıkan 1998. J. Assyria and Beyond. “Religion in Anatolia. ed. İstanbul. Leiden. Det Hellige og det Profane. -Hirsch 1972: Hans. 52/2-3. -Alp 1994: Sedat.Ö. Studies Presented to Mogens Trolle Larsen. Ankara. İstanbul. Wiesbaden. “Fünf Urkunden aus dem Archiv von Peruwa Sohn von Šuppibra”. II cilt. Ankara. Plus Ultra. -Ringren 1987: Helmer.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 101 KAYNAKÇA -Albayrak 2006: İrfan. V. Özsait’e Armağan Kitabı (basımda). Ankara. X. A Hittite Cemetery Near Afyon. Some Comments on ‘Volkert Haas: Geschichte der Hethitischen Religion’”. -Kramer 2002: Samuel Noah.: on the Occassion of His 65th Birthday . Yerli Peruwa ve Aššur-ımittī’nin oğlu Assur’lu Tüccar Uṣ urša -Ištar’ın Arşivlerine ait Kil Zarfların Mühür Baskıları. 453-462. Oslo. Gary Beckman. Gregory McMahon. Hittite Studies in Honor of Ha rry A. Yapı Kredi Yayınları. Dercksen. Kabalcı. -Gurney 2001: Oliver Robert. Ankara. -Dercksen 2004: Jan G. M. Afyon Yöresinde Bir Hitit Mezarlığı. Türk Tarih Kurumu Basımevi. -Eliade 1997: Mircea. “Kültepe Tabletleri Işığında İ. Yanarlar. herausgegeben von E. Untersuchungen zur altassyrische Religion. “Why Did the Hittites Have Thousand Deities”. Özgüç’e Arma ğa n. Brill. ed. Ankara. Da s Altassyrische Kaufvertragsrecht. 44. Atatürk Kültür. 131-154. Gyldendal. -Kienast 1984: Burkhart. Kültepe Kaniš/Neša. Porada. Archiv für Orientforschung. 45-51. Kültepe-Kaniš/Neša. Aspects of Art and Iconogra phy: Anatolia and its Neighbors. Beihefte: Altassyrische Texte und Untersuchungen=FAOS) Altassyrische Texte und Untersuchungen.vol. Leiden. Özgüç. 2000-1760 Yıllarında Anadolu’nun Sosyal Yapısı”. PIHANS 100. Dizin-sayı 50. Osnabrück. band 1. Dost Kitabevi. -Hutter 1997: Manfred. -Özgüç 2005: Tahsin. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Konya Civarında Karahöyük Kazılarında Bulunan Silindir ve Damga Mühürleri . III. -Beckman 1989: Gary. (ed) J. Ankara. -Bayram 1990: Sebahattin. E. 177-194. -Donbaz 1996: Veysel. Numen vol. -Donbaz 1993: Veysel. -Özgüç 2006: Nimet. Eisenbrauns. “Hitit Dualarında Geçen Bazı Tanrı Adları”. 74-90. Hoffner Jr. Kappadokische Keilschrifttafeln mit Siegeln aus den Sa mmlungen der Karlsuniversität in Prag (KKS). Ankara. Ankara. Richard Beal. Uluslararası Hititoloji Kongresi Bildirileri. Prag. 137-177. . “Some Elements of Old Anatolian Society in Kaneš”. Löberöd. Yasemin. The Hittite Ritual of Hantitaššu from the City of Hurma Against Troublesome Yea rs . Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları.

102 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 0 3 -1 08 Ye a r: 2 0 1 1 . Bizans’a karşı önemli Uç merkezi olmuştur.edu. Angora . Ahiler o kadar çoktu ki. Ankara’nın Mamak semtine adını veren Ahi Mamak da bu ahilerden biridir. Ali HACIGÖKMEN∗ Özet Türkiye Selçukluları döneminde Ankara.tr . A great number of people who migrated to Ankara are members of Ahi Union. Ankara’ya göçen Türkler’in büyük bir çoğunluğu ise Selçuklu Devletinin en dinamik unsuru olan Ahi Teşkilatına mensup insanlardı. Ankara was exposed to an intense Turkish migration after Alaeddin Keykubat’s death. Ancyra ∗ Yrd. Doç. Anahtar Kelimeler Ma ma k . It is observed that some of the Ahis who migrated to Ankara after this period lived in suburbs of Ankara. Ankara ahiliğin en önemli merkezi olmuştu. Key Words Ma ma k . Bu dönemden sonra Ankara’ya göç eden bazı ahiler Ankara şehrinin dışına da yerleştikleri görülüyor. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. the most dynamic group of Selj uk State. Ahi. This result is based on the occupation of Anatolia by Mongols and the political struggles in the Seljuk State. Ahi Mamak was one of these Ahis who had given his name to Mamak district of Ankara. Dr. Issue : 5 Pa ge : 1 0 3 -1 08 ANKARALI AHİ MAMAK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA M. There were so many Ahi s in Ankara and consequently Ankara became the most important centre of Ahilik . hgokmen@selcuk. Alaeddin Keykubat’ın ölümünden sonra Ankara yoğun bir Türk göçüne maruz kalmıştır. Ahis. Ank a ra A RESEARCH ON AHI MAMAK FROM ANKARA Summary Ankara was one of the important front hill headquarter against Byzantium during the period of Anatolian Seljuks. Bunun sebebi Moğollar’ın Anadolu’yu işgali ve Selçuklu devletinde meydana gelen siyasî mücadelelerdir.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 .

Akyurt 1942: 4. 734/ 1333) talebesidir9 . Ankara ve havâlisi için birçok araştırmac ı tarafından belirsizlik dönemi olarak nitelendirilmiştir. Ahi Şerafeddin ayrıca Gazan Han’ın baş müşaviri olan Alaüddevle Semnânî’nin de(öl. Kılıç Arslan (1092-1107) zamanında. Hacıgökmen 2002:140. II. oğullarından Melik Arab’ın Ankara ve havâlisine hâkim olduğunu biliyoruz. Kesin olarak Türkiye Selç uklu S ultanı I. Gıyaseddin Keyhürev’in iktidara gelmesinden sonra veziri S adeddin Köpek.I: 313. Öney 1971:111-113. S elçuklu iktidarının yıkılışı ile Osmanlı hâkimiyetine geç mesine kadar ki bu dönem. Bu da gerekse Fütüvvet-nâmelerde Ahiliğ in kökenlerini mümkün oldu ğ unca çok eskilere dayandırma anlayışından kaynaklanmaktadır. Ankara’da ahilere ait iki kitabeden 731 h/1330 tarihli olanında11 hükümdar ismi zikredilmediğinden. Hacıgökmen 2002:144) Hacıgökmen 2002:144. Ahi Evren’le birlikte. Hınz 1952: 776. Ahi Hüsameddin 695h/ 1295 yılında 62 yaşında vefat etmiştir5 . Ahi Ba ba lığı uhdesinde bulundurmuştur7 . Osmanlı Tarihi Encümeni tarafından da İstanbul’a getirilmişti. Bayram 1991: 84. Cevdet 1932: 246. . A. Ahi Şerafeddin. Bayram. Edhem.104 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Anadolu’nun en eski şehirlerinden biri olan Ankara. Ölünc eye kadar bütün Ana dolu Ahilerinin reisi. Ş ehri ilk defa alan kumandanın kim olduğu bilinmiyor1 . Bayram 1979: 70-78. Ankara ahilerinin en ünlüsü ise elimizde bir şec erenâmesi bulunan Ahi Şerafeddin Hace Osman’dır6 . Galip 1342:49. Bazı müritlerini öldürüldü ğ ünü Elvan Çelebi’nin (760/1369) Menakibü’l kudsiye’sinden ö ğ reniyoruz Ocak 1996: 117. yani Kırşehir ahi zaviyesinin postnişini. Ergin 1922: 550-551. Bu dönemi. Cevdet Bey tarafından neşredildiğ i için bugün bazı bilgilere sahip olabilmekteyiz. tarihin çok eski dönemlerinden itibaren birçok medeniyete beşiklik etmiştir. Ali’ye kadar götürülmektedir.Tevhid ve M. Arkasından Anadolu’da Babailer İsya nı olarak bilinen büyük bir isyan çıktı (638/1240)4 . 1330 tarihinden başlatma1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 Darkot 1978: 433-443. Muhiddin Mes’ûd yaklaşık 17 yıl (1186-1203) Ankara’da Meliklik yapmıştır2 . Emir Eratna’nın naibi olduğunu bazı kaynaklar yazmıştır8 .129. Bu dönemde Ankara ve ç evresinde birç ok derviş gelip yerleştiğini biliyoruz. Galip 1928: 13. Arkasından Moğol istilâsı ile gelen Kösedağ yenilgisi (641/1243) ahilerin uç bölgelere göçünü hızlandırdı. Ünlü Ankara ahilerinden olan Ahi Ş erafeddin’in babası Ahi Hüsameddin ve dedesi Seyyid Şemseddin Ahi Yusuf’un da bu dönemde Ankara bölgesine göçmüş olduğunu anlaşılmaktadır. Baba İlyas Horasanî’nin de bu sırada tutuklananlar arasındaydı. Bundan dolayı da bölgede hâkim güçlerle temasa geçen kişidir. Ankara’nın Türk hâkimiyetine geçmesi Malazgirt zaferinden sonraki dönemde olmuştur. Melik Muhiddin Mes’ûdşah’a verilmiş idi. XIII. II. Ahiler ve Türkmenler takibâta uğradılar. Silsile -nâme’de Ahi Şerafeddin’in nesebi Hz. Büyük çoğunluğu Ankara bölgesi dahil olmak üzere uç bölgelere göç tüler. Bu silsile-nâme daha sonra kaybolmu ştur. yüzyıl başlarında Ankara merkezi kale dışına taşmıştı. Tabiî Ankara ahilerinin de reisi durumundadır. 751/135051’de vefat etmiştir10 . Göde 1994: 37. Tevhid II:1200-1204. Cevdet 1932:265) Ahi Şerafaddin Camiinde tomar halinde bulunan bu silsilenâme. Öney 1971:111-112. Kılıçarslan döneminde ise (1155-1192) oğullarından her birini bir şehre gönderdiğinde Ankara.1979:61. Togan 1970: 302. Hacıgökmen 2002:137-160. birçok Ahi ileri geleni tutuklattı3 .

şahıs veya boy adı olarak kullanılmasından dolayıdır. parmak17 . 1994:9. (Çorum İncekum Silifke İçel. (Sinop) Aynı yer. Dinar –Afyon) Aynı yer. (Bozdo ğ an –Aydın) Aynı yer. Çünkü Ankara’ya ait Osmanlı dönemi defterlerinde böyle bir kayıt bulunmamaktadır28 . mama23 . küçük çocukların boynu16 . (Eber. (Giresun) Aynı yer. Anc ak bu ç ok zayıf bir ihtimaldir. Mamak ismi Ankara dışında.. Bozdo ğ an –Aydın Bergama.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 105 mız daha doğru olsa gerektir12 . Aksüt. bu ismin Türkler arasında arkaik olduğunu göstermektedir. Rasonyi (I):71-101. Akyazı çevresi –Sakarya) Aynı yer. armut vb. Sümer 2001: 335-353. 2004: 117-129 Hacıgökmen 2002: 51-94. B. doğuştan ya da sonradan dilsiz olan 15 . yoksa ya beylerinin. Bartın ili 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 Hacıgökmen 2002-II:830-39. Nazilli –Aydın) Aynı yer. Çarşamba -Samsun-Trabzon ve çevresi Aynı yer. Ankara’da Ahi Hükümeti kurulmuş olduğu yazılmıştır. XII. Oğuzlar’ın Bozok koluna mensup Mamak cemaatı de olabilir. Ancak Ahilerin asayişi sağlaması onların askerî özelliğinden gelmektedir.) Aynı yer. Türkler arasında Mamak. XIII yüzyıllarda Anadolu’ya gelen Türkler arasında Mamak isimli şahıslar bulunmakta idi. Ergin1989:208. (Denizli Burhaniye. genellikle gül koncası22 çocuk yemeği. Yalnız Mamak isminin çok az olması. aptal14 . küçük çocuklara elma. (Aynı yer. Mamak Ne Demektir? Dede Korkut hikâyelerinde Basat’ın Tepegöz’ü öldürdüğü hikâyede Oğuzların Bozok kolundan (Dış Oğuz) ünlü beylerin arasında Demir Donlu (yani Zırhlı) Mamak ve iki kardeşinin adı geçmektedir13 . Ya da Hac ı Bektaş-ı Veli Bektaşlu Cemaatı gibi27 . Anla yışsız. Türk Dil Kurumu 1977:3114-3115. (Ba ğ ıllı. Sümer 1999: 410-411. ka bak20 . yenilen yumru köklü bir bitki19 . Ahiler insanlara yardım etmek düşüncesiyle Ankara’da inzibatlık görevini de yapmışlardır. meyveler verilirken söylenen sözcük21 . boylarının adını verirler. bir hayvan hastalığı18 . Tire – İzmir. Buna göre Mamak ismi Oğuz Türklerinin Bozok koluna mensup bir beyin ismidir. Türkler bir bölgeye gelip yerleştiklerinde. Aynı yer. Mamak Adının Yer Adı Olarak Kullanılması Mamak isminin yer adı olmasının sebebi ise. Ayrıca Anadolu’nun çeşitli yörelerinde farklı mânâlarda da kullanılmaktadır.) Korkmaz. Eğ ridir –Isparta. (Gölpazarı –Bilecik). Anadolu’nun her tarafında Oğuz boy isimleri ve şahıs isimleri bulmamız bu sebepledir26 . İşte Mamak ismi. eğer o bölgenin adı varsa kendi dillerine uydururlar. şahıs ismi veya boy adı olarak kullanılmıştır. . Bu da bazı araştırıc ıları yanıltmıştır. A. ya da o yerin coğrafî yapısına ve yönlere göre isim verilerdi25 . Bu dönemi birçok araştırmacı yanlış değerlendirmiş. parmak24 anlamına geldiğini biliyoruz.

2009). Burada “ya şadığı sürece tevliyetin kendisine kalması ve ölümünden sonra ka dın ve erkeklerden en iyi çocuğuna. Bunlar da tükenir ise Ankara’nın hâkimine ka lır” denmektedir (Ek -1). Ahi Hacı Murad adını taşıyan Ankara’da bir mahalle mevcut idi. Ahi Mesut (Eti Mesgut) yerleşim yeri de bu tarz yerleşim yeridir. Ahi Mamak Kimdir? Ahi Mamak hakkında pek fazla bilgimiz yoktur. Bugün toplam nüfusu 291’dır. S imav ilç esi. Aynı şekilde Ankara’nın batı ve güney taraflarında da bu tarz yerleşim yerlerine rastlıyoruz.hgk. . (Bayramo ğ lu 1983:3-4) VGM Vakıf Kayıtlar Arşivi. Burası 1601 tarihinde Ankara’nın en kalabalık mahallesiydi36 . bunlar tükenir kimse kalmazsa tevliyet Ahi Mamak oğlu Ahi Mahmud’a en iyi çocuğuna. Ancak yaşadığı dönemi tespit edebiliyoruz. Ankara’ya ise 21 km. Eti Mesgut ilçesine ba ğ lı Ba ğ luca Köyü Ahi Mesut zaviyesinin kuruldu ğ u yerdir. sonra birbiri a rdınca gelecek nesil ve batınlarına bunlar da tükenir kendilerinden kimse kalmazsa ba hsi geçen tevliyet öteki kardeşinin oğlu Ahi el-Hac Murad oğlu Ahi Adil oğlu Ba tura Beyin en iyi oğluna sonra en iyi torununa ve yüzyıllar boyunca gelecek batınlarına. Ahi Mesut oğlu Ahi Sinan da Ahi Evren Zaviyesi post-nişînliği yapmıştır. Bilinen tek bilgi.tr/yyvtsunumu.32 Ahi Mesût Ankara’nın tanınmış ahilerindendir. Eğer bu dönemde yaşıyor olsaydı. dır Hacıgökmen 2002:148. Mamak isminin bu kadar az olması görüşümüzü doğrulamaktadır. erkeklerden kimse kalmaz ise Vâkıfın kardeşinin oğlu Ahi El-Hâc Murad oğlu Hasan oğlu İbrahim Bey’in en iyi oğluna sonra en iyi torununa. Buna göre Ahi Mamak 1439’lu yılından evvel ölmüştür. 1462 yıllarında ölmüş olduğunu da biliyoruz 33 . Ahi Mamak ile ilgili Ankara bölgesinde özellikle vakıfnâmelerde bir bilgiye rastlanmamaktadır34 . eğer nesli tükenir. C. Barkan 1942:279-386. http://www. 29 30 31 32 33 34 35 36 Harita Genel Komutanlığ ı. No: 581 s. 842 yılının Zilkade ( Mayıs /1439) ayında düzenlenmiş Ahi el-Hâc Hüsam oğlu El-Hâc Murad babasının adını taşıyan mahallede inşa ettirdiği medrese adına düzenlediği vakfiyenin şartında adı geç mektedir35 . Ahi Hac ı Murad vakfının tevliyetini Ahi Mamak’ın oğlu Ahi Mahmud’a bırakmazdı. Çünkü bu tip dervişlerin görevi ıssız yolların birleştiği hâkim yerlere zaviyelerini kurarak bölgeyi şenlendirmek asıl amaçları idi31 . sonra en iyi torununa ve sonra birbiri ardınca gelecek nesil ve ba tınlarına. Kırşehir’den Ankara’ya gelmiş. Ahi Hüsam oğlu Murad ile Ahi Mamak arasında bir dostluk veya sıhrî bir bağın kurulabilec eğini de söyleyebiliriz. Hacıgökmen 2005:190. merkez buc ağına bağlı bir yerleşim biriminin adı olduğunu biliyoruz29 .07. Onun Romalılar döneminden beri yol olarak kullanılan. Darkot 1978: 437-438.106 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Kozcağız bucağına bağlı bir yerleşim birimi ve Kütahya ili. 426 Ergenç 1998:29. Eti Mesgut’a uzaklığ ı 7 km.mil. Ankara’nın S amsun ve İç Anadolu’ya açılan kapısı durumunda olan30 bölgeye maiyeti ile beraber XV. torununa birbiri ardınca gelecek nesil ve batınlara kalır. yüzyılın ilk yarısında yerleşmiş olduğunu düşünüyoruz. (14. Yerle şim Yeri Veri Tabanı.30.

Büyük bir ihtimalle Ahi Mamak ve etrafındaki Türkmenler ve ahiler. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi ahilerin zamanla Bektaşi ve Alevilere karışması sonuc unda. zamanla da Hüseyin Gazi kültüyle karıştığını söylememiz de mümkündür. Ahilerin zamanla özellikle XIV. 37 Sarıkaya 2003: 93-110. XV. Ahi Mamak’ın da Hüseyin Gazi türbesi etrafına defnedildiği. bu bölgedeki alevî kültürü iç inde devam ettiği söylememiz mümkündür. Ahi Mamak’ın ne zaman vefat ettiği. yüzyıldan sonra Bektaşi ve alevi cemaati içine karıştığını biliyoruz 37 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 107 Sonuç Yukarıda kısıtlı bilgileri verdiğimiz Ahi Mamak. . yüzyılın birinci yarısında Ankara’nın önde gelen ahilerinden biri olmuştur. kabrinin nerede olduğunu da bilemiyoruz.

Ankara. TTK yay. VII / 41. (1922 ): Mecelle-i Umur-i Belediyye . Zeynep. (1994). VGM Vakıf Kayıtlar Arşivi. XI. “Ankara Ahilerinin Ticarî Faaliyetleri ve Bacıyân-ı Rûm Hakkında Bir Araştırma” A. Yüzyılda Ankara ve Konya. Ankara. Ali (2001). İstanbul. Sa. -Togan. B. TTK. Faruk. “Ahiler Zamanında Ankara’da Sosyal. F. Gönül (1971).)Ankara Mescidleri ve Camileri. Hacı Bayram-ı Veli. Ankara. Oğuzlar(Türkmenler). Ali (2002-II). İstanbul. M. (2003) Alevilik ve Bektaşiliğin Ahilikle İlişkisi. -Bayram. (1999). Ali(2005).Ü. Derleme Sözlüğü. -Ergin. Diyanet Dergisi. 7 -Hacıgökmen. XVIII/2. (I). Işıltan) Belleten. -Hacıgökmen. (1942)Türk İslâm Kitabeleri I. V. Mübarek (1342. Ömer L. Ankara. "Osmanlı İmparatorluğun’da bir İskan ve Kolonizasyon Metodu Olarak Vakıflar ve TemlikIer". (1932). -Edhem. II. -Ocak. -Cevdet. Z. Ankara. Eratnalılar. Güney-Batı Anadolu Ağızları Ses Bilgisi (Fonetik). IX. Ankara II. Ali(2002). İstanbul. XVI. -Türk Dil Kurumu (1977). “Ankara” İslam Ansiklopedisi . Ü. F. -Sümer. TOEM. Osman N. M. -Ergenç. DTCF. Enderun Yay. AÜ. Yay. Kültürel ve İlmî Faaliyetler” S. -Darkot. İstanbul.(1979) “Baba İshak İsyanı ve Ahi Evren ile ilgisi”. Ankara. 2. VI. Fuat (1998 ). -Ergin.(I) Türk Özel Adlarının Kaynakları”. “Ankara’da Ahiler Hükümeti”. -Rasonyi L.(1991) Ahi Evren ve Ahi Teşkilâtını Kuruluşu. -Galip. Ankara ’da Türk Devri Yapıları. M. İstanbul. Ankara Tarih Enstitüsü Vakfı. ( S. (OTAM ) Sayı:18. “Ankara’da Ahi Hâkimiyeti” Türkler. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi) Konya. İstanbul. TTK Arşivi. -Sarıkaya. (1978). TDK Yay.Y.. XIII/52. (1942). H. Kısım Ankara Kitabeleri. -Akyurt. Türk Dili Edebiyatı Araştırmaları Enstitüsü.108 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Aksüt. “Ortaçağ Yakın-şarkına ait vergi kitabeleri”. “Ankara’da Ahilere Ait İki Kitabe”. V. -Barkan. .Ü. (2001). Sosya l Bilimler Enstitüsü Dergisi. Konya. Kitabeler. Hamza (2004) “ Hacı Bektaş Veli’nin Sosyal Kökeni” Hacı Bektaş Veli Dergisi Sayı: 29. -Sümer. Ö. -Hacıgökmen. (1928). -Bayram. “Anadolu’da Oğuz Boylarına Ait Yer Adları” Türkler. I. İstanbul. IV/19. W. İstanbul. Ankara. M. TOEM. M. Umumî Türk Tarihine Giriş I. TDK Yay. (1970). Vakıflar Dergisi. M.fityân et.(1998). I. -Bayramoğlu.Türkiyye” fi er-rıhleti İbn Batuta. I\1 . I. Osma nlı Ta rihi Araştırma ve uygulama Merkezi Dergisi. Babaîler İsyanı. Ankara. Muharrem (1989)Dede Korku Kitabı I. VI. İstanbul. -Galip. Ankara -Hınz . S.A. Kemal. -Tevhid. (1994). M. -Hacıgökmen. (1972). -Öney. Ankara. TTK Yay. Ahmet (II). (trc. Yay. Yıl 2002. -Korkmaz. AÜ. Ahi Sinan bin Ahi Mesud ve Şecere-nâmesi . Yaşar (1996). DTCF. Türkoloj i Dergisi. Zeyl ala fasl “al-ahiyya el. -Göde. 3. M. Ankara. No: 581. TDAV Yay. A. İslamiyat.

Selcuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi.. Issue : 5 Pa ge : 1 0 9 -1 24 ABBASÎLER İLE HAZARLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER ( VIII-IX. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 0 9 -1 24 Ye a r: 2 0 1 1 . Anahtar Kelimeler Ha za r. detaylı ve sistematik bir incelemeye tabi tutularak. Yakubî ve Mes’ûdî. The speculations in the book (creation) named Derbent-name stated that the first person.) Mustafa DEMİRCİ∗ Özet Hazar hâkimiyetinde kalan Volga-Ural bölgesine yönelik ilk İslam akınları Hz. Mehdinin elçisi Selam et-Tercüman ve Vasık döneminde bölgeye giden Harizmî gibi çağdaş tanıkların verdikleri bilgiler. According to the knowledge on the period of Islamization. seyyah ve elçilerden. İbn Rusteh. İsla mla şma THE RELATIONS BETWEEN THEABBASIDS AND THE KHAZAR. İstahri. the region had a long and quiet period of Islamization period following the end of the conquers. introduced Islam to this region was Ebu Muslim. Abbasîler iktidara gelince fetihler durduğundan. When the Abbasids came into power. mustdemirci@hotmail. acquired from the historians of the period Ibn-i ‘Asem. Y. Ka fk a sya . and the geographers of the period İbn Rusteh. bölgeye İslam’ı ilk getiren kişinin Abbasî ihtilalini gerçekleştiren kişi olan Ebu Müslim olarak gösterilmesi ve bölgedeki ilk mescitlerin bu döneme tarihlenmesi de Abbasîler döneminde kitlesel düzeyde bir İslamlaşma yaşandığını gösterir. bölgenin İslamlaşma süreci ortaya konacaktır. Makdisi. (VIII-IX.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . İbn Havkal. Especially to maintain the conquest. coğrafyacılardan. Emevîler devri boyunca kesintisiz devam etti. The first small mosques were dated to that period in the region. Derbent-name adlı eserdeki rivayetlerde. Özellikle Emevîler’in son dönemlerinde fethin kalıcı olması için çok sayıda Müslüman nüfus (24. Bu çalışmada Abbasiler dönemindeki İslamlaşma sürecine dair dönemin tarihçilerinden İbn-i ‘Asem. Dr. bölge uzun soluklu ve sessiz bir İslamlaşma süreci yaşadı. İbn Havkal. Abba sî. Yakubi and Mesudi.com . He also achieved the Abbasid revaluation. a great number of Muslims (24.000) bölgeye yerleştirildi. and travellers and embassadors Selam et-Tercuman and Harizmi who went there during the period of Vasık will be examined in detail and the Islamization period will be presented. ∗ Doç. All of these incidents indicate that a mass Islamization was carried out in Abbasids period.Y. Osman zamanında başlayıp.000) were settled in that region in the late period of Emevis.CC) Absract The primary Islamic attacks started in the period of Hz Osman and continued non-stop through the period of Emevis (Umayyads). Emevî. Mukaddesi İstahri.

Abba sid.110 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Key Words Kha za r. Ca uca sia . Isla miza tion . Uma yya d.

ilk önemli hüc um ise H. Ayrıca IX. yüzyılın son çeyreğinde Bizansın doğuya doğru yeni bir hamle yaparak genişlemeye ç alışması sonuc u. II. Abdulmelik döneminde (705-715) Hazarlara ve Kafkaslara yönelik seferler yeniden başladı. Emeviler Dönemi Anc ak Emevîler dönemine gelindiğinde ilk karşı saldırıya geç en taraf Hazarlar oldu (683-685). Beyrut 1986. Berda’a üzerinden Derbend Geç idi’ni (Bâbu’l-ebvâb) aşarak o zamanki Hazar başşehri Belencer'e kadar sokulmasıyla başlamıştır. daha güneyde ise Hamdânîler denilen hanedanlıkların ortaya ç ıkmasıdır. yüzyılın başlarına kadar Abbasî-Hazar ilişkilerini. . yüzyılın başında Abbasîlerin merkezi otoritesini kaybetmeye başlaması sonuc u Kafkasya bölgesinde Sâcîler. Kitâbü’l-Fütuh . Rebîa da dahil olmak bu ordunun tamamını üzere imha etti1 . Bu dramatik olaydan kısa süre sonra Hz. HAZARLARA YÖNELİK İLK İSLAM FETİHLERİ Hulefa-i Raşidin Dönemi Hazar Hakanlığı’na yönelik ilk İslâm akınları Hulefa-i Râşidîn döneminde 642-646 yılları arasında vuku bulmuş. yüzyıllar arası dönemde Ön Asya’daki en önemli oyunc ulardan biri de kuşkusuz Hazarlar’dır. 32 (652-53) yılında S elmân b. Konuyu X. Halifenin kardeşi Mesleme b. Hazarlarla Müslümanlar arasındaki en şiddetli ç arpışmalar bu halife zamanında oldu. Rabi’a’nın seferi ve Hazarlar ile karşıla şması üzerine İslam kaynaklarında yarı efsanevî geniş bir malumat yığ ını vardır. Ermenistan ve Kafkasya’nın bir kısmını Abbasîler’den almasıdır. İbn ‘Asem el-Kûfî. Biz bu ç alışmamızda önc elikle Müslümanlar tarafından yazılan Arapç a kaynakları kronolojik bir okumaya tabi tutarak VIII. Fakat Hazar kuvvetleri komutanı S elman b. Osman’a karşı baş gösteren isyan ve takip eden olaylar sonuc u İslam dünyasının iç bunalıma sürüklenmesi ile uzun süre Kafkasya’ya sefer düzenlenemedi. İşte bu gelişmelerden dolayı konumuzu IX. Beylekan. yüzyıl ile sınırlamamızın sebebi ise artık X. yüzyılın ortalarından X. 111-114. yüzyılın sonları ile sınırlamak zarureti vardır. Ş imdiye kadar Hazar Tarihi ç alışanlar bu devletin sadece din değiştirme olayı bağlamında dış dünya ile ilişkilerini anlatır ya da Bizans-Hazar ilişkilerine değinirler. Bkz. Rebîa el-Bahilî kumandasındaki 4 bin kişilik ordu ile Erran. Hâlbuki VII-X. s. bölgenin İslamlaşma sürec ini ve bu sürec i etkileyen dinamikleri ortaya koymaya çalışacağız. Abdulmelik komutasında 708 ve 710 yıllarında 80 bin kişilik ordu Derbend’e 1 Selman b.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 111 GİRİŞ Umumiyetle Ortaç ağ Tarihini inc eleyenler Abbasi-Bizans ilişkilerine yoğunlaşırlar. Ş u ana kadar bu devrin iki büyük devleti ve askeri gücü olan Abbasîler ile Hazarlar’ın münasebetlerinin nasıl geliştiği ve bu ilişkilerin Kafkasya ve ötesinin İslamlaşmasını nasıl etkilediği detaylı bir ç alışmaya konu edilmemiştir. Bundan sonra İslam fetihlerinin bütün c ephelerde en uç noktaları ulaştığı Velid b.

Mesleme 729-730 yılında büyük bir Hazar ordusunu mağlup etmesine rağmen bu görevden alınarak yerine tekrar Cerrah atandı.112 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 karşı harekete geçti ve sürdürdüğü müc adeleler sonucu şehri ele geçirdi (713). 77-80. onlara karşı zafer kazanarak bol ganimetler ile döndü (H. Eğer Ömer b. Fütuhu’l-Büldan . Anc ak Ömer b. Sakarya 1997. Kahire 1974. Yeni komutan Hazarları durdurmayı başardığı gibi. Abdülaziz’den sonra gelen Emevî Halifeleri bu barış siyasetini sürdürselerdi. s. Düvelü’l-İslam. S aid’den sonra komutanlığa getirilen Mervân b. s. agm. Türk Tarih Kongresi Bildiriler. belki Hazarlar Musevi değil. 67. Ankara 1988. 290-291. Ömer b. Nu'mân el-Bâhîlî’yi görevlendirdi. Hazarlar ile Emevîler arasındaki en sert savaşlar Hişam b.. thk. İbn ’Asem. Koyuncu. s. s. IV. “ Emeviler Devrinde Hazarlarla yapılan Mücadeleler” . Anc ak Cerrah 730 yılındaki savaşlarda mağlûp olarak Azerbaycan'a geri çekilmek zorunda kaldı. Belazuri. Ankara 1981. 74-79. Tarihu Mevsıl. s. Ebu’l-Fazl İbrahim. Sayı I/A-B. Beyrut ty. Bu sefer sırasında Hazarlar pek ç ok insanı öldürdüler. s. Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi . VII. Tarihu’r-Rusul ve’l-Mülûk. Anc ak 714 yılında Derbend Geçidi'ni ele geçiren Mesleme Bizans ile savaşların alevlenmesi üzerine 717'de İstanbul'u kuşatmak üzere bölgeden ayrılınc a Hazar c ephesi boşaltıldı. C. Abdulmelik döneminde (724-744) meydana geldi. Muhammed’in savaşları ve ç abaları bölgenin İslamlaşması bakı- 2 3 4 5 İbn ‘Asem. Ondan sonra Mesleme b. s. Taberî. Mevlüt Koyuncu. III. 74-79. VIII.. Abdülaziz’in İslam’ın savaş ortamında yayılamayac ağı anlayışına dayalı genel siyasetini uygulamaya konularak bu zaferin üzerine gidilmedi ve iki taraf arasında kısa bir barış ve sükûn devri yaşandı2 . s. Hakkı Dursun Yıldız. Bu geri ç ekilmeden istifade eden Hazarlar. s. şehirleri yakıp yıktılar. Ezdi. Bkz. 32. Abdulmelik tekrar Hazar c ephesine atandı. 283-287. . Bu fırsatı değerlendiren Hazarlar 717-718 yılında karşı saldırıya geç erek Azerbeycan’a kadar olan yerleri geri aldılar. Zehebi. hüc uma geç erek Erdebil’e kadar bütün Azarbeyc an’ı ele geç irdiler4 . Abdullah elHakemî. Ayrıca bkz. Belâzurî. II. Sakarya Üniversitesi. Kafkasya’da Hazarlara karşı yürütülen bu müc adelede 732'de Azerbaycanİrmîniye Valiliğine önce Said el-Hareşî getirildi. Hazar topraklarında ilerleyerek Derbend'in 6 fersah kuzeyinde Hazarlar'ı ağır bir yenilgiye uğrattı ve başşehirleri Belenc er’i ele geç irdi. VIII. Kahire 1967. 270-280. Mustafa Fayda. Ali Habîbe. Hatim b. 295-296. s. Taberî. Ayrıca Bkz. “ Hazarlar Arasında Müslümanlığ ın Yayılması” . s. Müslüman olac aklardı ve Kafkasya’nın İslamlaşması ç ok daha erken tarihlerde başlayac aktı3 . 858. I. trc. Abdülaziz’den beş yıl sonra Kıpç aklar ve diğer Türk boylarının yardımını sağlayan Hazarlar'ın “Mercü’lhicâ re’” savaşında bozguna uğrattığı Müslüman ordusu c iddi kayıplar verdi. s. IV. Onun komutasındaki ordular Hazarlar’ın elindeki tutsak durumunda bulunan Müslüman askerleri kurtardığı gibi bazı başarılar da elde ettiler5 . Bunun üzerine Hazarlarla müc adeleye memur edilen Cerrah b. Bunlara karşı Emevî Halifesi Ömer b. 403-405. Abdülazîz. 70 vd. 99/717-18). İbn ‘Asem. thk.

III. Derbend'e kendi kuvvetlerini yerleştirdikten sonra 150 bin kişilik bir ordu ile ilerleyerek iki koldan yeni Hazar başşehri İtil'i kuşattı. s. Bu arada Mervan onu İslamiyet’e ça ğırdı. Mervan’ın önünden kuzeye ç ekilen Hazar Hakanı Araplara karşı 40 bin kişilik bir ordu topladı. N. Muhammed’in baskıları ile Hazar Hakanı Hanuka Han’ın7 Müslüman olduğunu ilân etmesi de bölgede İslam’ın kökleşmesine yardımc ı olmuştur. 5. S aid el-Esedî ile Abdurrahman b. Budapest 1975. 734. artık O’nun ölü hayvan ve domuz eti yemesi. s. Mervan da Hazar Hakanının sadakatine güvenerek İtil’e dönmesine izin vermiştir10 . Bunun üzerine Hazar Hakanı İslamiyeti kabul ettiğini. s. Tiranşah. Eğer efendiniz Müslüma n olursa. . Eski Ruslar ve Büyük Bozkır Halkları. Daha sonra Mervân aldığı 40 bin kadar esiri Derbend'in güneyinde Şemkur şehrine yerleştirdi. korkuya kapıldı. Nuh b. Ardından 40 bin kişilik bir ordu ile Hazarlar üzerine büyük bir sefer düzenledi ve Derbend Geç idi'ni aşıp Belenc er'e girdi. Rivayet göre bu sıralarda Hazar hakanı avlanırken Müslümanlar tarafından ele geç irilmiş ve Müslüman olmaya zorlanmıştı. Belazuri. Fakat bu ordu 10 bin ölü. VIII. s. aksi takdirde sa va şacağını bildirdi. kendisine İsla m’ı anlata cak birsini göndermesini istedi. Zerkan. Mervan b. s. Mervan bunun üzerine İtil bölgesinde yaşayan insanlara ve Hazarlara İslam’ı öğretmek üzere Nuh b. Hanuka Han’ı Müslüman kaynaklar zikretmezler. Said el-Esedî Yahudiler tarafından hunharca öldürülmü ştür. L. kan ve şarap içmesi ha ramdır. Nitekim Belazuri’deki şu kayıt bu görüşü destekler mahiyettedir: “Ha zar büyükleri. Tumanlar. Bkz. Onunla kendi ülkesinde hükümdar olması ve istediği İsla m â limlerinin İtil şehrinde insa nla ra İsla m’ı a nla tma sı şa rtıyla bir a ntla şma ya ptı ve Ha za r ülkesini terk etti. 289-291. Mervan. İstanbul 2003. 283-293. Muhammad’s Georgian Campaign” . Ş enzan. Ahsen Batur. Ayrıca bkz. trc. Acta Orientalia Academiae Scientiarum Humgaricae . Filanşah. 75. önce Hazarları kuzeye ç ekilmeye zorladı ve böylec e Kafkas6 7 8 9 10 Bu sefer hakkında geniş bilgi için bkz. s. Mervan Ona değerli bir elbise hediye etti ve O’nun huzurunda Müslüman oldu. Biro. Lekz ve Ş irvan halkları ve şehirleri üzerine seferler düzenleyerek onları da harac a bağladı. İstanbul 1973.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 113 mından bir dönüm noktasıdır6 . Ardından S erir halkı(Avarlar). İmzalanan antlaşmaya göre İtil'de iki fakih kalac ak ve Hazarlara İslâmiyeti öğretec ekti. 255. Yalnız Muhammed b. “ Marwan b. Mervan’ın huzurunda Müslüman oldu ğ unu ikrar eden şahıs bu olmalıdır. helal olan bir şeyi de haram kılmak diye bir şey yoktur. “ Hazarlar” mad. 297. Mervan’nın kalabalık bir orduyla ülkelerine geldiğini ha ber a lınca.”8 Böylece Hazar Hakanı İslam’ı anlatmak üzere gönderilen âlimlerin huzurunda İslam’ı kabul ettiğini aç ıkladı. 7 bin esir vererek ağır bir yenilgi aldı. Gumilev. Hamzinşah. Mervân b. S aid el-Esedi Hazar Hakanı ile ilk karşılaşmasında: “İsla m’da ha ra m olan bir şeyi helal. Allah’ın a dı anılmadan kesilen hayva nın etini de yemek ya sa ktır” 9 demiştir. Nuh b. Fulan el-Havlanî adında iki İslam alimini göndermiştir. Muhammed'in bu önemli seferi ile. 254-255. İbn ‘Asem. Marget B. Bundan sonra Mervan. Belâzurî. İbn ‘Asem. ilk olarak Berza’a ile Tiflis arasında “Kisal” şehrini kurdu. Meydan Larousse . Hakan Müslüman âlimin bu tavrı karşısında “siz gerçekten sa mimi bir Müslüma nsınız” demekten kendini alamamıştır.

IV. 297-298. trc. Mervan’ın bu büyük savaşından sonra Emevîler iç bunalıma sürüklendiğinden her iki devlet arasında pek savaş görülmemiş ve bu durum Hazarların yeniden eski zamanlarına dönmelerine neden olmuştur Demek ki bu bölgede İslam’ın yayılışını durduran esas olay. Bu yüzden Hazar Hakanının zorla İslama girmesi aslında önemli bir netic e doğurmadı. gerekse İtil’de yaşayan Hazarlar arasında İslamiyet hızla yayılmaya başlanmıştır. s. 36.12 Çünkü bu antlaşma ile gerek Hazar hakanlık ailesi arasında. s.Ananiasz Zajaczkowski. Ş ayet Emevîler yıkılmayarak burada sağladıkları üstünlüklerini sürdürebilselerdi. İbn ’Asem. 13. s. Hazar hükümdarı Müslüman olmakla ka lma mış. Hazarlarla fazla sorun yaşanmamıştır. İslam hâkimiyeti daha o dönemde Don ve Dinyeper nehri boylarına rahat ulaşabilirdi15 . çev. M. s. Ahsen Batur. Golden-Zuckerman-Zajaczkowski. Ermenistan ve Azerbayc an 11 12 13 14 15 Mervan b. age. Hazar ümerası ile birlikte İtil şehir ha lkından pek çok kişi de Müslüma n olmuştur.11 Her ne kadar Hazar Hakanının İslâmı kabulü kısa sürse de bu ihtida olayı bölgede din meselesinin öne ç ıkmasına neden olmuştur. Artamonov. Hazarlar ve Musevilik.” 13 .. . İstanbul 2004. İ. Golden.114 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 lar’da İslam’ın ilk nüvesini oluşturdu. 291293 Peter B. ya kın çevresi. 255. Fakat bununla birlikte hakan İslamiyet’in Hazarlar arasında yayılmasına müdahalede de bulunmadı14 . Muhammed’in Hazarlara ve Kafkasya’ya yönelik seferleri için bkz. Zaman zaman savaşlar olmakla birlikte Emevîler devrinde olduğu gibi uzun süreli ve şiddetli ç arpışmaların meydana gelmediği görülmektedir. İbn ‘Asem. Bunun sonuc unda Emevîler devri boyunc a İtil havzasına yapılan fetihler ve akabinde bu bölgeyi İslamlaştırmak amac ıyla Belencer ve Semender şehirlerine tehcir edilen Müslüman Arap nüfus sayesinde İslam dini buralarda tutunabilec eği bir zemin buldu. Daha sonraki gelişmeler dikkate alındığında Hazar Hakanının ve ç evresinin bu zorunlu din değiştirmesinin fazla sağlam temeller üzerine oturmamış olduğu görünmektedir. Osman Karatay. tam da bu dönemde Emevîler’in geç irdiği bu iç bunalım sonuc u Abbasi devrimi ile yıkılmaları olmuştur. Daha ziyade iç politikada huzur ve asayişi korumayı. yeni kurulan devleti İslamlaştırmayı hedefleyen Abbasi politikası gereği. s. VIII. Bu bölge ile ilgili sağlam bilgiler aktaran İbn ‘Asem konuyla ilgili olarak şöyle demektedir: “Sadece Hakan. Çünkü Hazar Hakanı kısa zaman sonra dininden döndü. Hazar Tarihi . 345. a ilesi. s. Belâzurî. tic arî ve kültürel ilişkilerin ağırlıkta olduğu bir sürec e girildiği ve yaklaşık iki asırlık bu süreç te İslam’ın Hazarlar arasında yavaş yavaş yayılmaya başladığı görülmektedir. Abbasîler’in İlk Dönemi Emevîler’in yıkılışı ve Abbasîler’in kuruluşu ile Kafkas ötesinde. 36. Çorum 2005.Constantine Zuckerman. Abbasîler’in iktidarı ele geçirmesi ile Arap dış politikası özellikle ilk yıllarında barışa dönük bir siyaset arz etmekteydi.

Zeki Velidi Togan. “ Hazar Türkleri’nin Kültür Tarihine Ait Bazı Notlar” . thk. 43. II. Arapların bunu intikam amac ı ile kasıtlı olarak yaptığı dedikoduları ise Hazar Hakanını yanıltmıştır. kabile reislerinin önc ülüğünde. İstanbul 2008. Ayrıc a Halife el-Mansûr. Dikka tli ol ve dediklerimi uygulamaya çalış. 647. Nitekim el-Mansûr Ermeniye Valisi Yezîd b. Halife el-Mansûr‘un Hazarlara karşı izlenen bu politika ç erç evesinde. Zahide Ay. “ Hazarlar” mad. 229. bin adet katır. Bunun üzerine Vali Yezid bu amaç la Hazar Hakanı Bagatur’a akrabalık kurma teklifini iletmiş ve Hakan da bu teklifi kabul etmiştir18 . Khalil Athamına.V. Hazar Yahudi Tarihi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 115 bölgesinin kuzeyinde. MEB. çev. Kaynaklardaki bilgilere göre söz konusu hediyeler. 229. İbn A‘sem. Taberi. M. s. Ankara 1991. Ankara 1997. III. Beyrut 1993. Abdu’l-Emir Mühenna. C. Vessela m ”17 . Ka naatim odur ki devlet ta ma men kuruluncaya kadar Hazarla r ile a kra ba lık kur. Belâzurî. Bunun üzerine Yezid Hazar Hakanının kızıyla evlenmiştir19 . 194. Aksi ta kdirde senin için ve diğer vâ liler için endişeleniyorum. Ancak her iki tarafın da bu iyi niyet girişimleri olumlu sonuç vermemiştir. s. Târîhu’l-Ya’kubî. Hazar hakanı da Türk gelenekleri gereği kızının çeyizine oldukça yüklü hediyeler koymuştur. 300. . Azerbaycan bölgesine tehcir edilerek Tebriz ve c ivarına iskân edilmişlerdi. bin yardımc ı insan. 401. şöyle dile getirmiştir: “Ermeniya bölgesi a nca k Ha zarlarla yakınlık ve akrabalık kurmakla emniyete a lınabilir. s. 4 bin adet kısrak. Yirmi araba da Hazar prensesinin altın ve gümüş kaplardan oluşan ç eyizini taşıyordu21 . 10 bin deve ve ç ift hörgüç lü bin Türk devesinden meydana gelmekteydi. güçlü orduları ve savaşçı yapıları ile Hazarlar. Sayı 29 (342). Ras Tarhan’nın “ Astarhan” ve “ Harezm” adını da ta şıdığ ı hakkında kaynaklarda farklı detaylar vardır. Useyd’e yazdığı mektupta bu endişelerin. 505. trc. İA . Çünkü gelin giden Hazar prensesi hamile kalmış doğum esnasında ç ocuğu ile birlikte hayatını kaybetmiştir. Türk Kültürü . Sayı 2000/2. Kişiliğ i ve ismi hakkındaki tartışmalar hakkında bkz. s. VIII. Eğer Hazarlar isterlerse seni ora da ma ğlup ederler. Saim Yılmaz. Sakarya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi .. Esref Buharalı. Hazar prensesini güneye götüren Tarhanlara ç ok sayıda halayık ve köle de eşlik ediyordu20 . Sakarya 2000. onlarla akrabalık kurmaya ga yret et. Hazarlar intikam amac ı ile Ras Tarhan22 komutasında Arap hâkimi- 16 17 18 19 20 21 22 Ya‘kûbî. “ Emevî Hilâfeti Döneminde Arap İskânı” . Yezid Hazarlara başlık parası yerine geç en 100 bin dirhemlik Ka lın ödemiştir. VIII. İbn A‘sem. 309. Halifenin bu bölgedeki valilerine yazdığı mektuplarda bu tedirginliği bütün aç ıklığı ile görmek mümkündür. s. Bu kabilelerin bölgede daimî kalmaları iç in kendilerine araziler iktâ‘ edilmişti16 . s. 209. Bundan dolayı Basra. Bu bölgeye tehcir edilen kabîle ve toplulukların kimlikleri hakkında bkz. S ülemî’ye de bu konuda ihtiyatlı davranmasını önermiş. s. Hazarlar’ın yeniden tehlike olac ağını fark etmiş olmalı ki onlarla barışın korunmasına özellikle önem vermiştir. D. toplu halde. Ermeniyye valisi Yezid b. Abbasîler iç in en az Bizans kadar tehlike teşkil ediyordu. s. Kûfe ve Ş âm bölgesinde bulunan bazı kabileler. Dunlop. dn. hatta Hazar Hakanı ile mümkünse akrabalık ilişkileri kurmasını istemiştir.

. age. buralara Filistin’den getirilen askerleri birlikler iskân edildi28 . Mesela H.g. 295. Belâzurî. Sayı XX. s. Kabileler bu şehirlerde eskiden olduğu gibi kabilevî bağlılıkları ile yaşayışlarını sürdürmüşlerdir30 . 309.m. Ezdi.. a. s.. haraç toplamaya kalkışınc a bölgedeki kabile reisleri toplanarak şöyle demişlerdi: “Ya Emir! Şimdiye kada r bu topra kla rda n hiç vergi alınma dı. s. Gumilev. 295. Doğal olarak bu gelişmeler bölgede kabile reislerini hem idarî hem de askerî bakımdan nüfuzlu bir duruma getirmişti. Bu göçlerin bir kısmı Musul bölgesindeki kabîlelerin a ğ ır vergiler nedeniyle yerlerini terk etmek zorunda kalmalarının sonucu olarak Azerbaycan bölgesine göç etmişlerdir.g. Ezdi’nin verdiği bilgiye göre Hazarlar tarafından esir alınan Müslümanların ç oğu soğuktan ölmüşlerdir24 . Belâzurî. Ezdî. “ İstîtanu’l-Arab fi İklimi Ermeniya” Risâletü’l-Halici’l-Arabî. İbn ‘Âsem.116 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yetindeki Ermenistan ve Tiflis topraklarına saldırarak (H.. a. Stratejik öneminden dolayı Babu’l-Evâb’a. 204-207.32 Hârûn er-Reşîd dönemine kadar vergi alınmayan Azerbeyc an’daki sınır halkından Halifenin bölgeye atadığı Vali S a‘îd b. çocukları ve aileleri ile birlikte sınır boylarına yerleştirildi29 . 204-205.m. s. Alan ülkesi ve Abazya’yı Müslümanların elinden almışlardır25 . Tao(Taveli). Bu saldırılara Abbasî ordusu fazla karşılık verememiş. 211. Hazarlar’ın Ermeniya ve Azerbaycan bölgelerine düzenledikleri saldırıların karşısında Halife el-Mansûr tarafından bölgede güçlü bir askerî birlik oluşturmak iç in maaşlı kimselerden oluşan profesyonel ordunun yanında26 . s. VIII. s.. Ba ğ dat 1977. 294. 256-257. Bkz. 287. 310. Türkler de kış nedeni ile geri çekilmişlerdir23 . Belâzurî. Athamina. Çünkü bura sı düşma n kılıcının a ğzıdır. s. s.m. s.. II. s. S üleym. çoğunluğu göçebelerden oluşan kabileler. Cezîretü’lFuratiyye ve’l-Mavsıl. 145/765) ç ok sayıda Müslüman’ı öldürmüşlerdir. Bu kabilelerin kimlikleri için bkz. 75.m. Hamzin. İslamiyet ve Türkler. hapishanelerden 8 bin kişi ve inşaat ustalarından oluşan guruplar bölgeye gönderilerek. 204.g. Bâbu’lEbvâb gibi şehirlere de Abbasî hareketine destek vermiş olan. İstanbul 1976. Ha lk Ha za rla ra ka rşı sa va şma kta dır. a. Abdulmelik tarafından 24 bin Suriyeli asker yerle ştirilmişti. Nehc evan. 40. VIII. İbn A’sem.g.m. a. 205 vd. Ayrıca bölgede Ercişi Suğra ve Ercişi Kübrâ adında iki yeni idarî merkez daha kurularak. s. s. Ya‘kûbî. Kemâh ve Bâbı Vâk şehirlerine yerleştirildi27 . 291 vd. s. bu kabilelerin Musul bölgesindeki kolları da ağır vergilerden kurtulmak iç in bu bölgeye göç etmişlerdi31 . Fakat bu saldırılar 779 yılına kadar devam etmiş ve Hazarlar Emevîler zamanında fethedilen Kehatya. Tâhâ. Tâhâ.g. a. . Lekz. s.” 33 S onraki yıllarda Araplar ile Hazarlar arasında Hârûn er-Reşîd dönemine kadar sınır ç atışmaları niteliğinde hafif savaşlar meydana gelse de c iddi anlamda Arap-Hazar savaşlarından söz edilmemektedir. 69. Emevîler zamanında Mesleme b. Muhammed Câsim Hammâdî. Ya‘kûbî. Klarcet. 182 (798-799) yılında Hazarlar’ın Derbent Geç idi’ni aşarak Azerbayc an bölgesindeki Müs23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 Yıldız. aynı yer. Athamina. Tâhâ. Dubeyl. s. s. Hârûn er-Reşîd zamanında. 171. Riyad 1986. Selâhaddin Tâhâ. 210..

Hârûn er-Reşîd Kafkaslardaki sorunları ç özmek iç in S aid b. Fakat müellifler bu rivayet üzerinde fazla durmamakta diğer olaya atıf yaparc asına bundan kısac a bahsetmektedirler. Haşim. s. s. 149. Hazarlar’ın Abbasilere karşı son seferi 798-799 yılındaki seferdir. bir türlü güç yetiremediği Hazar Hakanını evlilik yolu ile barışa zorlamak istedi.000 kişilik bir orduyla destek vererek Bab şehrine gelir. Halife Huzeyme b.. Necm’in oğlu Hazarlara sığınarak yeni valiye karşı savaş başlatır. Cem Zorlu . Artık bu tarihten sonra Hazarlar’ın yıkılışına kadar iki devlet arasında vuku bulmuş herhangi bir savaş tespit edilememektedir38 . C . s. VI. Hazarlar ve Kuzey Türkleri . Bölgede önemli bir nüfuza sahip olan ve uzun süredir valilik yapan Nec m ailesi bu durumu kabullenmek istemezler. el-Kâmil Fi’t-Târîh. s. Ş üphesiz bunda kendi iç işlerindeki çalkantılı dönemlerin de etkisi vardır. S elm Kuteybe el-Bahilî’yi bölgeye vali olarak tayin eder. Anc ak gerek yerli halk. Azerbayc an ve Ermenistan valiliğine gönderilen Fadl b. Artamanov. trc. . Taberî. 650. s. C. Hazar hakanına yine bu ölüm olayının doğal olmadığı. s. Bundan sonra iki taraf arasında tic arî ilişkiler ve barışç ı politikalar öne ç ıktı. İstanbul 1991. Ülkenin her yanında patlak veren isyanlar35 . Bkz. Hârûn er-Reşîd’in gönderdiği valiye isyan ederler. güç lü rakipleri Hazarlara karşı ellerini kollarını bağlıyordu.Yahya el-Bermekî Kafkaslar’da süregelen kargaşayı önleyemeyince. C. Hazar şehirleri IX. 799 yılında meydana gelen bu savaşta Hazarlar bir süre (70 gün) Ermeni topraklarında kaldıktan sonra geri ç ekilirler37 . Hakan da onun bu evlilik teklifini kabul etti ve kızı S itit’i (subt) Vali Bermekî ile evlendirdi. s. 83.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 117 lümanları öldürmeleri üzerine. II. İbnü'1-Esîr. II. Ankara 2001. s. Doğu-Batı tic aret trafiğinin ve temaslarının merkezi haline geldi. Mahmud Mustafa Abdulkadir Ata. Bu savaşın sebepleri hakkında Arap kaynakları iki farklı rivayet aktarmaktadırlar: Bunlardan birinc isi Halife el-Mansûr döneminde olduğu gibi Abbasilere gelin giden Hazar prensesinin doğum esnasında ölmesi üzerine odaklanmıştır. İbnü'1-Esir. Beyrut 1992. thk. III. Ancak önceki evlilikte olduğu gibi bu Türk kızı da ç ok sürmeden öldü. 5. Araplar bu süreç te ellerinden geldiğinc e Hazarlara karşı barış yanlısı bir politika izlemişlerdir. Bölgede Bulgarların belirleyici olmaya başladığı X. 295. 10. Hazim komutasındaki bir orduyu Hazarlara karşı göndermiş ve onları Ermeniye’den ç ıkarmışlardır34 . Ya’kûbî.VI. Kö şe . s. gerekse orada hali hazırdaki vali Nec m b. Ankara 1993. el-Muntazam. 20. Şaban Kuzgun. Kaynaklarda ikinc i rivayet daha detaylı anlatılmaktadır: Bu rivayette Kafkaslar’daki Ermenilerin isyanları ve Arap idarec iler arasındaki ç ekişmenin yol aç tığı olaylar sebep olarak gösterilmektedir. Ya’kûbî. İbnü’l-Cevzî. 328. Abbasilere Yönelik Dini ve Siyasi İsyanlar. S aid Arapların kabul ettiği eski vali Nec m’i yakalayıp öldürünc e bölgede durum iyic e karışır. Bunun üzerine Hazarlar büyük bir ordu ile harekete geçerek Abbasî topraklarını yağmalamaya başladılar36 .. Her iki devlet arasındaki son büyük savaş Halife Hârûn er-Reşîd döneminde meydana geldi. IX. Hazar Meliki de bu talebe 100. 86. C. age. 150. intikam amac ıyla gerç ekleştirildiği anlatıldı. yüzyıla kadar da durum böyle 34 35 36 37 38 Ezdî. yüzyılda artık GüneyKuzey. A.

Leiden 1902. Bu sefer olmuşsa bile muhtemelen bu Me’mun’un Merv’de kaldığı şehzadelik yıllarında (800-812) ya da Merv’deki Halifelik döneminde (812-818) yapılmış olmalıdır. agm. Belkıs Çorakçı. muhac irler ve tebliğci din adamları vasıtasıyla atılmaktadır42 . s. IX. İstanbul 2005. Emel Esin. İstanbul 1993.. age. s. Muhammed olduğunu iddia eder45 . trc. Emevîler devrinde Orta Asya’da olduğu gibi.. Dunlop. Gerç ekten de İslam’ın yayılış tarihinde bu tür savaşsız ve sakin dönemler her zaman sessiz sedasız İslam’ın yayılışına delalet etmiştir41 . Müslüman tüc c arın en ç ok tic aret yaptığı sahalardan biri haline getirmiştir.. s. S iyasî-askerî olayların azalmasına bağlı olarak bu yüzyılda İtil-Ural havzasında neler olduğuna dair haberler de azalmaktadır. Aynı mlf. n şr. s. Bartold bu daveti yapanın Halife Me’mun değil. De Goeje. 39 40 41 42 43 44 45 Golden-Zuckerman-Zajaczkowski. 145-155. Neue Folge 13 1905. V. Daha önc e az da olsa var olan iki taraf arasındaki tic arî ilişkiler. . s. İslâmiyet ve Türkler. Bartold. yüzyılın başlarında Hazar ülkesinde vahşi. Ahsenü’t-Tekâsîm. Hazar İmparatorlu ğ u Tarihi . K. Hazarların Yahudiliği benimsemeleri de işte tam bu dönemde gerç ekleşti. s. yüzyıldan itibaren artmaya başlamıştır. Bunun bir uzantısı olarak din ve bilim adamları da Hazarlar arasında faaliyet göstermeye başlamışlardır43 . 856-858. İstanbul 1978. Onüçüncü Kabile. s. 360-361. 23’den naklen Bkz. trc. 1980. s. Das Martyrium des heiligen Abo von Tiflis. 103-104. V. Zira o günün şartlarında Gürgenç emirinin kendi imkânları ile böyle bir sefer düzenlemesi mümkün görünmemektedir. zanaatkârlar. Untersushungen zur Geschichte der altchristetlichen Literatur. Mukaddesi.. 196-197. Arthur Koestler. Zaten Me’mun’un böyle bir seferini diğer kaynaklardan teyit edemiyoruz. IX. Schultze. yüzyıla geldiğimizde Hazarlar ile Müslümanlar arasındaki savaşların tamamen durduğu. Hande Güreli. Gürgenç valisi/emiri Me’mun b. İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giri s. 25-32. Orta Asya Tarihi Hakkında Dersler. Hakkı Dursun Yıldız. Coğrafyac ı Mukaddesi başkalarından duyduğu habere dayanarak Halife Me’mun’un Cürc aniyye üzerinden İtil şehri üzerine bir sefer düzenlediğini ve buranın Melikini İslam’a davet ettiğini yazar44 . 16. Yalnız bazı köy ve şehirlerinde Hıristiyanlar yaşamaktadır40 . yüzyılın büyük bölümünde Hazarlar ile Müslümanlar arasında barışın hüküm sürdüğü bu uygun ortamda bu bölgedeki İslamlaşmanın temelleri büyük oranda tac irler. X. İstanbul. V. Yüzyılda Hazar-Abbasî İlişkileri IX. Jacques Piatigorky-Jacques Sapir. her iki tarafın da barışın tadını ç ıkardığını görüyoruz.118 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 devam etti. Hazar Hakanı ile Abbasi Halifesi bir ç eşit saldırmazlık sürec ine girmişlerdi. age. 59. Kafkasya ve Hazar ç evresi sakinleşmiş. küstah. Gürc ü bir Aziz’in Abazya üzerinden Hazarya’ya gidişini hikâyesini anlatan biyografisine göre IX. 20. Ancak V. Ankara 1975. Barış ortamı Hazar ülkesini. s. 85. Bölgenin sessiz sedasız İslamlaşması da bu sükûn ve istikrar devresinde oldu39 . yalnız tek tanrıya (Gök Tanrı İnanc ı!) inanan insanlar yaşamaktadır.

s. Mütevekkil zamanında Müslümanlar bura ya yerleştirilmişti. Ayrıca Berza’a şehrinden bazı tac irler de buraya iskân edildi ve şehre “Mütevekkiliye” adı verildi49 . Georgian Chronocle. Erran ile Gence arasında. 291. Yerleştirilenler a ra sında İsmail b. 209.. Musa el-Harezmi adlı iki Türk başkanlığında 50 güç lü adam eşliğinde bir heyeti Kafkas ötesinde Yec üc ve Mec üc kavminin bulunduğu bölgeye gönderir. s. Ferîd Abdülaziz el-Cündî. s. Senaverdiyyeler denilen bir Kafkas halkı tarafından yıkılıncaya kadar İslami dönemde mamur bir şehir olarak kaldı. 202-203. III. Mu’cemu’l-Büldân thk. s. 248-250. Bunlar hem gaza ile hem de İslam’ın tebliği ile meşgul oldular52 . Hz. Bkz. İstahrî (e l-Mesâlik ve’l-Memâlik. Belâzurî. İbn Fakîh. 590. Rabi’a tarafından fethedilmişti. 212. Belâzurî. İshak adında biri vardı ki bunun liderliğinde Müslümanlar etra fla rındaki halklara galip geldiler. Muhtemelen Kur’an’da sözü edilen geçmiş topluluklar ile ilgili Abbasi ba şkenti bazı tartışmalar yaşanmaktaydı ve bu amaçla ilmi bir heyet gönderilmişti. Beyrut 1997. Osman zamanında Hazar fatihi Selma b. Streiftz. 320/942 yıllarında Hıristiyanlıktan dönerek Bizans’ın göndermiş olduğu din adamlarını kovduklarına şahit olmaktayız 53 . Tiflis’e yakın bölgelerde (5 günlük mesafe) yaşayan pagan Alanlar Abbasiler zamanında Bizans’ın gönderdiği Hıristiyan din adamları vasıtasıyla Hıristiyanlığı benimsemişlerdi. s. Mes’ûdî. Yâkut el-Hamevî. Rivayete göre Vasık iktidarının ilk günlerinde bir gec e rüyasında Yec üc ve Mec üc kavminin önündeki seddin aç ıldığını görür. Abdulemîr Mühennâ. Bu yüzyılda Hazarlar hakkında en geniş bilgiyi Mu’tasım’dan sonra Abbasi Halifesi olan Vasık zamanında (227-232/842-847) bölgeye gönderilen bir heyetin tuttuğu raporlardan öğreniyoruz. n şr. 240 (854-855) yılında ünlü Türk komutanlardan Ermeniye Valisi Boğa el-Kebir. Gence’ye 11 fersah uzaklığ ında bir şehir olup. s. Mukaddesi. “ Muhammad ibn Mûsâ al-Khwârizmî” JRAS (1943) s. Halbuki Emevîler devrinde Mesleme b. s. Marque . I. . Abdulmelik’in 730’lu yıllarda burayı fethederken “Alanların Kalesine” bir grup Müslüman Arap yerleştirilmişti48 . terk edilmiş ve harabe haldeki eski Ş emkur46 şehrini tamir ettirerek. Onların idaresinden insanlar ho şnut olmayınca şehir terk edildi ve Mu’tasım zamanına kadar harap kaldı. 413. Dunlop. s. Mesudi bu bölge hakkında “Aba zya ve Hazar ahalisi Tiflis fethedildiğinden beri Suğur Va lisine cizye öderler. I. Viac Regnarun. 202. M. 291. Leiden 1927. Beyrut 1992. Mes’ûdî. I. Bunun üzerine Eşnas et-Türki’ye rüyasını anlatarak ondan Yec üc ve Mecüc kavmi hakkında bilgi toplamasını ister54 . 589-590. Beyrut 1991. onlara boyun eğdirdiler ve onla r da cizye verdiler”51 bilgisini vermektedir. Hazar ülkesinden İslamiyeti kabul etmek isteyen bir zümreyi bu şehre yerleştirdi47 . Murûcu’z-Zeheb . Elç ilik heyetinin bir yıllık 46 47 48 49 50 51 52 53 54 Şemkur. İbn Fakîh. Her ne kadar burada yecüc ve mecüc kavmi ile ilgili bilgi toplama iste ğ i bir rüyaya ba ğ lanmakta ise de aynı halife Kur’arn’da bahsi geçen Ashb-ı Kehf hakkında da bilgi toplamak ve yerinde inceleme yapmak maksadıyla Efes’e bir bilim heyeti göndermişti. H. thk. Ayrıca Hazar vatandaşı olan 300 Alan’ı da Debend Geçidi üzerinden getirerek bu şehre yerleştirdi50 . n şr. age. Ayrıca Abbasîler döneminde bu bölgede tıpkı Orta Asya’da olduğu gibi Ribatlar yapıldı ve bu ribatlara maaşlı askerler yerleştirildi. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 119 Mu’tasım zamanında. 412’den naklen Dunlop. Eşnas da 30 dil bilen! S ellam et-Terc üman ve Muhammed b. Kitâbu’l-Buldan . Yûsuf el-Hâdî. İşte bunların H. D. 358. s. Mes’ûdî. s. Bkz. 193) bu bölge şehirleri arasındaki mesafeleri verirken Şemkur’u Gence’ye 10 fersah (=70 km) olarak göstermektedir.

Koestler. Aslında Hazarlar’ın Rus saldırıları karşısında güç duruma düşmeleri. Eduard Sachau. Ruslar bu saldırılarına 910. Bölgede yaşayan insanlar ve yerleşim yerleri hakkında bilgi verir55 . age. D İA. ve X. 597 vd.. s. 857. s. İtil’den hareket ettikten 50 gün sonra Yec üc ve Mecüc halkının yaşadığı bölgeye varırlar. De Goeje. n şr. İshak’a bir mektup yazarak ondan elç ilere yardım etmesi istenir. IX. Hazar Hakanlarının Musevi oldukları halde İslamiyet’in yayılmasını teşvik etmeleri dikkat ç ekic i bir husustur. Sellam’ın raporunda bölgedeki Müslüman varlığı ile ilgili bilgiler aslında ç ok yetersizdir. asrın sonuna gelindiğinde Hazar Hakanlığı’nın himayesinde yaşayan dinî gruplar arasında Müslümanlar. Fakat bu bilgiler aynı zamanda bölgede İslam’ın yavaş yavaş taraftar bulmaya başladığını da gösterir. s. Zaten IX. ve X. İbn Fakîh. yüzyılda İtil Nehri boyunc a tic aret yaptıkları dikkat ç eker. Fakat elç ilik heyeti Hazar ülkesinde böyle bir kavmin ve onlara ait bir seddin olmadığını tespit ederler. n şr. Yıldız. Alan hükümdarı Hazar hakanına mektuplar yazarlar. J. Yecüc ve Mecüc halkını derin bir çukurun ötesinde sa ğ lam duvarlar arkasında bir halk olarak tasvir eder. Bunların yaşadığı bölgede bir fersahlık mesafede kalelerin bulunduğundan bahseder. 140. 41-42. dn. 121. Hıristiyan ve Yahudilere göre çoğunlukta idiler. Leipzig 1923. Gerç ekten de bu dönemde İslamiyet İtil havzasının aşağı bölgelerinde ve Dağıstan’da en hızlı yayılan din durumundaydı58 . s. M. yüzyıllardaki dostane ilişkilere bağlı olarak bu bölgeye gelen tac irler ve tebliğc ilerin önderliğinde Belenc er ve S emender gibi şehirlerde artık bir Müslüman toplumun oluştuğu dikkat ç ekmektedir56 . .. S adece Hazar başkenti İtil’de Cuma namazı kılan erkek nüfus 10 bin kadardı. agm... Kaynaklar ilginç bir şekilde Kuzey kutbuna yakın bir bölgede heyetin Arapç a ve Farsç a konuşan. s. “ Hazarlar” mad. Dunlop. Bu süreç te Ruslar karşısında kendi devletlerinin gelec eğini sağlama almak maksadıyla. Onların IX. Hakkı Dursun Yıldız. age. 200 katıra yiyecek ve su yüklenerek S amarra’dan yola ç ıkarlar. Hazar kitlelerinin İslamiyet’e girmesine neden olmuştur. kadıları olan Müslüman bir topluluk ile karşılaştıklarını yazar. O da S erir hükümdarına. 55 56 57 58 İbn Hurdazbih. el-Mesalik ve’l-Memalik. s. Halife Ermeniye Valisi İsmail b. Leiden 1889. 360-361) bu rivayeti aktarırken Muhammed b. Fakat heyet döndü ğ ünde bölge Müslümanlar tarafından fethedilmişti. Elç ilik heyeti Hazar hakanının sarayında bir gec e misafir edildikten sonra 5 rehber verilerek yolculuklarına devam ederler. Ebû Reyhân el-Bîrûnî. Çünkü IX. 208. S erir hükümdarı Alan hükümdarına. Mukaddesi (s. 163-167. 118. Kur’an okuyan. Anc ak bu esnada sık sık yağmalama faaliyetlerine giriştikleri de görülmektedir. İlk İslam fetihleri esnasında Sasanilerin Derbend Valisi de Yecüc ve Mecüc kavmi hakkında bölgeye bir heyet göndermişti. İstanbul 1998. 864884 yılları arasında bir Rus filosu Taberistan’ın Abaskun şehrine saldırmışsa da yenilerek geri çekilmek zorunda kalmıştır.120 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 maaşları peşin ödenir. yüzyıllar aslında Ruslar’ın tarih sahnesine ç ıktığı asırlardır. Heyetlerin gittiğ i yer hakkında Bkz. Âsâru’l-Bâkiye . Musa el-Harizmi’yi ve 200 katıra erzak ve su yüklendiğ i ayrıntılarını ilave eder. 912-913 yıllarında da devam edec eklerdir57 . s. Bu heyet.

bölgedeki İslamlaşmanın göz ardı edilmesine yol aç mıştır. askerî güç leri ve önemli tic aret yollarını kontrolleri altında tutmaları ile eski dünyanın üç büyük devletinden bir konumundadır. diğer bölgelerde olduğu gibi Hazar topraklarında da İslam’ın sessiz sedasız yayılmasına imkân sağlanmıştır. Bilakis barış politikası takip ederek hem kuzey sınırlarını askeri güvenc eye almayı. Nitekim bölgenin İslamlaşması ile ilgili anonimleşmiş hikâyeler ve menkıbeler de bunu doğrulamaktadır. Anc ak Hazarlar’ın tam bu dönemde Yahudiliğe geç miş olması ve tarihç ilerin bu olaya fazla dikkat ç ekmesi ve bunu abartmaları. Anc ak bu dönemdeki İslamlaşma. yüzyıllarda. onların ç ok önc eden yani IX. Harezm ve Orta Asyalı tüc c ar 59 İbn Ruste. . merkezi İslam toprakları üzerinden değil. Bölgeyi gezen seyyah ve coğrafyac ıların tanıklıklarına bakılırsa. ikinc i sırada ise Hıristiyanlık gelmektedir. s. Çünkü bu gibi adetlerin bir toplumda değişmesinin zaman alac ağını hesap ettiğimizde. Kafkasya ve İtil-Volga havzasındaki İslamlaşmanın hız kazanması ve görünür hale gelmesi IX. Abbasîler ve Bizans karşısında. Bundan dolayı da Abbasiler Hazarlara karşı. Nitekim İbn-i Fazlan Bulgar ülkesine gittiğinde. Bu durum Bulgarların daha önc eden Müslüman olduklarını kanıtlamaktadır. Yukarıdaki verilerden ortaya ç ıkmaktadır ki Abbasîler dönemi boyunc a Hazarlar ile barış ve dostluk temelinde sürdürülen ilişkiler netic esinde. Kitâbu A’lâki’n-Nefîse. 291/903 yılında vefat eden İbn Rüste’nin Bulgarlar hakkında söylediği. yüzyılda meydana gelmiştir. asrın son ç eyreğinde başladığını göstermektedir59 . X. “Elbiseleri Müslüma n elbiselerine. yüzyıldaki Bulgarların ve Hazar başkenti İtil ve diğer Kafkas şehirlerindeki kalabalık Müslüman topluluğun oluşması ve kitlesel ihtidaların alt yapısı. miladî IX. Emevîler döneminde olduğu gibi savaşa dayalı bir ilişki sürdürmek istememektedirler. Halbuki İlk Abbasî döneminde (750-900) Kafkasya’da en hızlı yayılan din olarak birinc i sırada İslam. kitlesel bir destek bulamamıştır. Leiden 1891. bilakis Harezm ve Orta Asya ile tic arî ve dinî temaslar sonucu gerç ekleşmiş ve bunlara bağlı olarak gelişmiştir. esas olarak IX. onların ölüm ve doğum merasimlerini İslamî usullere göre yaptıklarını görmüştü. hem de bölgenin İslamlaşmasını hedeflemektedirler. ve IX. yüzyılda İslamiyet’in genel durumu hakkında H. yüzyılda atılmıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 121 İtil-Ural havzasında IX. yüzyılın son ç eyreği ve X. SONUÇ Hazarlar VIII. Yahudiliğin etkisi. yüzyıldan itibaren Müslümanlığı benimsedikleri ve İslamî bir gelenek oluşturdukları sonuc una varabiliriz. Hazar Hakanlığının Yahudiliği benimsemesinden sonra da son derec e sınırlı kalmış. yüzyılda bölge hızla İslamlaşmaktadır. 132. meza rlıkla rı da Müslüma n meza rlıkla rına benzemektedir” sözü Bulgarlar’ın Müslümanlığının IX.

122 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ve dervişlerin İtil-Volga havzasını İslamlaştırmaları konusu mutlak ayrı bir ç alışma olarak inc elenmelidir. .

Türk Ta rih Kongresi Bildiriler. Muhammed Câsim. -Taberî. -İbn Ruste. . Acta Orientalia Academiae Scientiarum Humgaricae. Sayı 2000/2. Ha zar Yahudi Ta rihi . -Koestler. trc. s. -Kuzgun.. Sakarya 2000. Osman Karatay. Kahire 1967.. (1943).İstahrî (e l-Mesâlik ve’l-Memâlik. 5.Ahsen Batur. Hakkı Dursun “Hazarlar” mad. İA . Kitâbu’l-Buldan. nşr. thk. Yâkut. nşr. Budapest 1975. Eski Ruslar ve Büyük Bozkır Halkları . İstanbul 1980. “İstîtanu’l-Arab fi İklimi Ermeniya” Risâletü’l-Halici’l-Arabî. -Golden Peter B. Selenge yay.. II. Mevlüt “Emeviler Devrinde Hazarlarla yapılan Mücadeleler”. Hazar İmparatorluğu Tarihi. -İbnü'1-Esîr. DİA. -Hammâdî. Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi . Selenge yay. thk. trc. Mu’cemu’l-Büldân thk. Tâ rîhu’l-Ya’kubî . C. Şaban. Leipzig 1923.Hande Güreli. İstanbul 1993. Ali Habîbe. İslâmiyet ve Türk ler. Beyrut 1997. Leiden 1891. Orta Asya Ta rihi Hakkında Dersler. Khalil.. Kahire 1974.. Türk Kültürü. İstanbul 1976. Meydan yay. Bağdat 1977. çev. M. II. s. II. -Koyuncu. Beyrut 1993.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 123 KAYNAKÇA A. el-Kâmil Fi’t-Târîh. .. Sakarya 1997.. M. C. Murûcu’z-Zeheb. Mahmud Mustafa Abdulkadir Ata. Ebû Reyhân. Kitâbü’l-Fütuh . el-Muntazam. Sayı I/A-B. -Zorlu. -Mes’ûdî. Ahsenü’t-Tekâsîm. -Esin. III. M. Onüçüncü Kabile. Beyrut 1986. Düvelü’l-İslam. 855-863. __________. Kaynaklar -Belâzurî. Ha za r Tarihi. -Dunlop. Leiden 1927. . İstanbul 2008. Kitaplar ve Makaleler -Artamonov. Sayı 29 (342). nşr. el-Mesalik ve’l-Memalik. Arthur. İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giri s. Selenge yay. çev. Âsâru’l-Bâkiye.. V. trc. s. -Athamına. thk.V. Ankara 1997. VIII.. İstanbul 2003. Ankara 1988. Beyrut ty. Abbasilere Yönelik Dini ve Siyasi İsyanlar. Viac Regnarun. Sayı XX.. Ta rihu’r-Rusul ve’l-Mülûk. Riyad 1986. s. IX. Zeki Velidi. 203-226. Belkıs Çorakçı. 116-120. MEB yay. -Yıldız. -Ya‘kûbî. . Mustafa Fayda. . Ta rihu Mevsıl. -Mukaddesî. De Goeje. s. -Gumilev. C. Sa karya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi. -Biro. Yûsuf el-Hâdî. “Hazarlar Arasında Müslümanlığın Yayılması”. -Zehebi. 734-735. -İbn Hurdazbih. Cezîretü’l-Furatiyye ve’l-Mavsıl.. Eduard Sachau. Saim Yılmaz. TTK yay. 397-408. Ankara 1993. VIII. Ahsen Batur. “Hazar Türkleri’nin Kültür Tarihine Ait Bazı Notlar”. thk.Ananiasz Zaj aczkowski.Cem. -İbn ‘Asem el-Kûfi. İ. Ankara 2001. Jacques-Jacques Sapir. Ferîd Abdülaziz el-Cündî. C. İstanbul 1973.el-Hamevî. B. thk. s. 248-250. 17. VI. Abdu’l-Emir Mühenna. Eşref. Hazarlar ve Musevilik. İstanbul 2005. Leiden 1902. nşr. -İbnü’l-Cevzî. D.. Ankara 1981. “Marwan b. TDV yay. A. İstanbul 1978. “Hazarlar” mad. s. Beyrut 1991. Çorum 2005. . Beyrut 1992. Kültür ve Turizm Bakanlığı yay. trc. Marget B. nşr. “Emevî Hilâfeti Döneminde Arap İskânı”. -Togan. Muhammad’s Georgian Campaign”. __________. İstanbul 2004. N. trc. Ankara 1975. Bahar yay.Piatigorky.. Zahide Ay. -el-Bîrûnî.-Constantine Zuckerman. Ha za rlar ve Kuzey Türk leri . Leiden 1889. __________.Bartold. Ankara 1991. Meydan Larousse.. V.“Hazarlar” mad. L. J. Kitâ bu A’lâki’n-Nefîse. Selâhaddin. Köşe . I. Emel. Fütuhu’l-Büldan. trc. -Ezdî. De Goeje. Abdulemîr Mühennâ. 201-214. Sakarya Üniversitesi. Beyrut 1992. “Muhammad ibn Mûsâ al-Khwârizmî” JRAS. Ebu’l-Fazl İbrahim. trc. -Tâhâ. -Buharalı. İstanbul 1998. İstanbul 1991. -İbn Fakîh. I..

124 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Myra . bölgeye yapılan Arap saldırıları nedeniyle de en önemli yerleşim yerleri olan Side’den ve diğer kentlerden kalkarak Antalya kentinde toplanmaya başladılar. Issue : 5 Pa ge : 1 2 5 -1 40 DUVARLAR ARASINDA ANTALYA YAHUDİ CEMAATİ-I Mustafa ORAL * Özet Bu makalede bugüne kadar ancak varlığından haberdar olduğumuz Antalya Yahudi cemaatinin tarihsel serüvenini ilk defa topluca ortaya koyuyoruz. must.com . During the period of the Seljuks and Beyliks (Principalities). Antalya kentinin de içinde bulunduğu Pamfilya’nın Yahudi yerleşim izleri bölgenin gelişkin kıyı kentlerinde Bergama Krallığı döneminden itibaren açıkça izlenebilir.can be traced back to the period of the Bergama Kingdom. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 2 5 -1 40 Ye a r: 2 0 1 1 . Ya hudi. The clear signs of Jewish settlement in the prosperous coastal cities of Pamphylia region -within whose borders today lies the province of Antalya.oral@gmail. Dr. We see that. Anahtar Kelimeler Anta lya . the Jews of Pamphylia abandoned Side and their other important settlements. Hristiyanlaşma durumuna maruz kalmaları nedeniyle etkilerini kaybetmeye. Ra bba nî ANTALYA’S JEWISH COMMUNITY WITHIN WALLS-I Abstract In this article. Antalya became the new destination for Jewish settlement. Selçuklu ve Beylikler döneminde müstakil bir mahallede oturacak kadar yoğun ve etkin olan Antalya Yahudilerinin Rabbanî cemaati İstanbul’un fethinden sonraki dönemde yeni başkente taşınmıştır. and became home for two Jewish congregations. congregating in the Province of Antalya. Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. Side. the Rabbinic Jewish Community in Antalya was influential and large enough to have its own separate neighbourhood. the Jewish population of Pamphylia was subj ected to Christianization. Roma ve Bizans döneminde Yunan kültürünün etkisinde olan Pamfilya Yahudileri. İşte bu arada ortaya çıkıp hızla yayılan Karaim göçleri sonucunda Antalya şehrinin yeni bir Yahudi yerleşimine sahne olduğunu ve sonuçta Rabbanîler ve Karaimler adında iki Yahudi grubunun ortaya çıktığını görüyoruz. Meanwhile as a result of the Arab attacks. as a consequence of newly emerging and rapidly spreading Karaim immigrations. The community migrated to the new capital İstanbul following the city’s conquest. up to present j ust only the existence of them has been known. Pha selis. we present for the first time. a complete historical account of the Jewish community in Antalya.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . namely Rabbinics and Karaites. Falling under the influence of Greek culture during the Roman and Byzantine period. eventually beginning to lose their influencial position. Ka ra im. * Doç.

Ka ra ite. Ra bbinic . Jewish.126 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Key Words Anta lya . Pha selis. Myra . Side.

İstanbul. yani Bergama Krallığı döneminden Osmanlı’ya kendi doğal seyrini izleyen ve Batı ile Doğu arasında tüc c ar bir ulus olarak tanınan Yahudi c emaati vesilesiyle Attaleia ve ç evresinin tic aret ilişkileri ve cemaatin tarihsel serüvenidir. bir başka boyutu ise Pamfilya ve Likya bölgesinden gelip geçen Yahudilerin tic aret ilişkileridir. İsa’nın vefatını izle1 2 3 4 Arif Müfid Mansel. 1338. TTK. çev. Jewish Communities in Asia Minor . Yeni Ahit’in “Resullerin İşleri” bölümünde (2/10) Hz.28. anc ak c emaatin kökenleri ve sonraki durumu inc eleme konusu edilmemişti. kuzeyde Pisidya dağları. İstanbul. bu hükümdarın üç kattan oluşan kalenin her katında bir oğlunu iskân ettirdiğini yazıyor. Antikç ağda “bütün ka bileler diya rı” denilen Pa mphylia (Pamfilya) bölgesinde Atta leia (Antalya) kentinin kuruluşundan. Bu makalenin konusu. bağımsız birer şehir olan Karia’nın Myndos. Bu ilişkilerin bir boyutu Kudüs’e gidip gelen Yahudi hac ılar. Paul R. Attaleia kalesinde oturan dinsel ve ırksal unsurlar arasında Yahudi c emaati de bulunur. Atta leia kentinin de iç inde bulunduğu bölge. bölgenin tek işlek limanı S ide’yi alamayınc a donanmasına bir üs sağlamak iç in Korykos adındaki balıkç ı köyünün üzerinde kendi adına izafeten yeniden kurmuştur2 . s. II. batıda Likya. Batıdaki Likya’dan. s. 1997. Bununla birlikte bu c emaatin Pamfilya ve Likya bölgesinde daha erken yerleştikleri anlaşılıyor. Matbaa-i Âmire.Ö.Ö. Fikri Erten’dir.6-7. Bergama (Pergamum) Kralı II. 1957. Ankara. Fikri Erten. Attalos döneminde. 1956. en doğudaki Mela s ç ayına kadar uzanan bölgenin1 en genç kenti. bunun doğru olmadığını belirtiyor3 .37. Atlan. Antalya Livâsı Tarihi.3. Kâtip Çelebi. Bergama Kralı II. Bu deyim Antikç ağda özellikle dağlık bölgeden Pa mfilya Denizi’ne doğru alç alan düzlük bölgeye karşılık kullanılırdı. 158–138). Bununla birlikte. İlkça ğda Antalya Bölgesi. doğuda Dağlık Kilikya (Kilikia Trakheia) ile ç evrili olup Pamfilya denirdi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 127 Eski ve Orta ç ağlarda Antalya’da bir Yahudi c emaatinin bulunduğu yazılmış. Antalya kentiyle yakın ilişkileri bulunan ve Eski/Ya nık Anta lya olarak da bilinen S ide kentini de bu araştırmanın kapsamına aldık. Halikarnasos (Bodrum) ve Knidos şehirleri ile Likya’nın Phaselis. Clemens Emin Bosch. S. Pamphylia Tarihine Dair Tetkikler . Cihannüma (1654) başlıklı c oğrafya kitabında Attaleia (Adalya) kalesinin kuruc usunun İran hükümdarı Da hha k-ı Ma ri olduğunu. tarihî Antalya kalesinin tahkim şeklini ve üç kattan oluşan otantik yerleşim biç imini ilk kez ç izimiyle birlikte aktaran S . s. Bu rivayeti aktaran Anta lya Livâsı Tarihi (1922) müellifi S . . Pamfilya’nın S ide şehirlerinde birer Yahudi kolonisinin bulunduğu görülüyor. Trebilco. Bundan başka Bergama’da da hatırı sayılır oranda bir Yahudi c emaati bulunuyordu ve buranın Yahudileri Roma ve Kudüs’le yakın ilişkiler iç inde idiler4 . Attalos (M. Pamfilya’nın batısını işgal etmiş. Cambridge. s. Attalos’un M. 158’de kurduğu Atta leia kentidir. Süleyman Fikri. Attaleia kentinde ilk Yahudi iskânı oldukç a geç bir devirde görülür.

Bean. s. Turkey’s Southern Shore . V. S ide’de ilk kazıları yapan Ord. İstanbul. Jac ob’un oğlu ve Zygostatēs ofisinin sorumlusu Başdekan ve Tartıc ı olan Leontios adındaki diğer bir sinagog yöneticisi ise bir ç eşmeli avlunun yapımını üstlenmişti9 . M. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . bunlar arasında Pamfilyalıların da bulunduğu anlatılıyor5 . yüzyıl başlarında “a rchon” adında bir yönetic inin reisliği altında bulunan S ide Yahudileri. Tarsuslu S t. S inagogun İsak adındaki yöneticisi ( cura tor). s. Foss. Jewish Communities in Asia Minor . s.11-12. Cities. çev. Tarsuslu Paulus’un Üç Dünyası. 20. R. s. Bean. şehirde gelişmiş bir sanayinin bulunduğunun göstergesidir. iki yedi kollu şamdan ile iki sütun başını restore ettirmişti.18. S unak ve Büyük İmalâthane. bu sırada kimi Hristiyan azizler ( Ma rtyrdom of Conon) Yahudilerin Hz. Trebilco. Trebilco. s. Cities. Hampshire. İstanbul.94-95. İsa’ya iftira attıklarına ilişkin söylemler geliştirmeye başladılar7 .42. S ide’nin Yahudi kolonisi iki adet de sinagog kurmuştu8 . Bu yazıtlara göre Yahudilerin S ide şehrinde önemli bir koloni oluşturdukları anlaşılıyor. ve III. dindar adamların Kudüs’te (Jerusalem) oturduğu.II. 1956. Paulus’un yoldaşı Kıbrıslı Barnabas ile birlikte. Kitabı Mukaddes/Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil). Roma döneminde Akdeniz’de önemli bir köle pazarı olarak gelişim gösteren Side. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . Ankara TTK. Arif Müfid Mansel. 50’li yıllarda Anadolu’nun ve Doğu Akdeniz’in Helenleşmiş toplumları ile Yahudiler arasında İsa’nın öğretisini yaymak yolundaki faaliyetlerinin anlatıldığı seyahat güzergâhına ve etkinliklerine baktığımızda Atta leia ile Perge’nin bu seyahat güzergâhında bulunduğunu6 . 1996. Yazıt Nu.e. s.g. belgelerin S ide’deki sinagogun iç inde bir ç eşmenin bulunduğu sıralı sütunlar ile ç evrili ve avlulu bir Hristiyan bazilikasına ç ok benzeyen S ardes’deki yapıya benzediğini düşünüyor10 . 69. s.e. Prof.e.. Qua driga . Mansel. Bizans döneminde S ide’deki Yahudilere ilişkin birç ok yazıt vardır. Side Agorası ve Civarındaki Binalar. Williams. Bu dört mahallenin şehir phyle’lerine karşılık gelip gelmediği kesin değildir.173. yüzyıllarda Perge ile S ide’de Hristiyanlık hızlı bir gelişim ve yayılım göstermiş. Wallace-W. C. Z. 1999. Clive Foss. revaklı avlunun toplantı salonunun yanında ya da arkasında bulunması ihtimalinden bah- 5 6 7 8 9 10 A.120. Büyük İmalathane mahallesi.128 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yen günlerde eski bir Yahudi hasat bayramı ( Şa vout) olan ve sonradan Hristiyanların Paskalya’dan sonraki 50 günlük bayramı haline gelen Pentikost gününde her milleten Yahudilerin. bir Musevî millet meclisi ( Sanhedrin) ile ağırlık ve sikkelerin ölç ümünden sorumlu bir ofise ( Zygostatēs) sahiptiler.25. Hampshire. 1996. Jewish Communities in Asia Minor .30-31 dn 125. George E. .Arif Müfid Mansel-Jale İnan. S . geç Bizans devrinde dört büyük mahalleye ayrılmıştı: Büyük Kapı. Bunu izleyen II. a.3-8. s. 1976. London. s. 1979. Pamfilyalı Yahudilerin S ideli olması kuvvetle muhtemeldir. Z. s. a mbo’dan a pse’ye yapının mermerden tezyinatını tamamlamış.. George E.42. 1948 Yılı Kazılarına Dair Rapor . Clive Foss. Dr. C. anc ak burada Yahudi c emaati varlığına ilişkin bilgiler verilmediğini görüyoruz. İlkgelen.

s. sahip olduğu sulama tesisleri sayesinde bunların verimini azami derec ede arttırıyordu. Side Kılavuzu. Aynı zamanda büyük tersanelerine sahip olan S ide. gerisindeki verimli topraklardan büyük ölç üde yararlanıyor. bu ç ağın en tanınmış bir esir pazarıdır… Büyük tic aret filosuyla ç oğunlukla Doğu Akdeniz kentleri ile sıkı tic aret ilişkilerinde bulunur. Diğeri ise S ide Müzesi’nin girişinin solunda bir duvarın üzerinde bulunuyor ki.S . sonra bir korsan yuvası haline gelmiştir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 129 sediyor ve yayınladığı yedi kollu şamdan tasvirinin bu sinagoglara ait olabilec eğini belirtiyor11 .-V. S ide Yahudilerine ilişkin bir başka kalıntı türü yedi kollu şamdandır. s. yüzyıl ile III.g. Ankara. ve VI. 1967. dünyanın en aşağılık insanlarının ise S ideliler olduğunu söyleme c esareti gösteriyordu. s. “ Likya’da Yahudi Varlığ ı İlk Kez Kanıtlandı” . S ide’nin en önemli ürünleri arasında zeytin ve zeytinyağı yanısıra balık ve balıkç ılık bulunuyordu.13-14. yüzyıllar arasında yapıldığı sanılan Myra’nın (Demre) Andriake limanında bulunan bir sinagog 14 da S ide ile ç ağdaştır. TTK.. yüzyıllardan itibaren Ya nık Anta lya tabir edilen S ide’nin ahalisi iki günlük mesafede bulunan Yeni Anta lya (Attaleia) şehrine göçmüştür15 . Attaleia’nın M. A. Bununla birlikte.e.9-10. Ankara. TTK.e. VII. Ateneus’taki bir pasajda tic aret hayatında S ideli tüc c arların iyi bir şöhreti olmadıkları görülüyor13 . IX. II. 11 12 13 14 15 Side: 1947-1966 Yılları Kazıları ve Ara ş tırmalarının Sonuçları. s. en önemli deniz üslerinden ve Akdeniz sahilindeki tic aret merkezlerinden biridir. IV. yüzyılda Likya bölgesinde yapılan araştırmalarda Yahudi izleri bulunmuşsa da son kazılar sırasında M. Attaleia Yahudi c emaati de işte bu sırada oluşum sürec ine girmiştir. XIX. 1978. S ide’nin Yahudi c emaatinin müzenin bulunduğu mahalde oturduğunu gösteriyor. .13. 14. Bu etkenler sonucunda IX-X.. S . ve III. Arif Müfid Mansel. Bu dönemde S ide. Bir mec liste hazır-c evap olarak bilinen S tratonikos. Biri Arif Müfit Mansel tarafından kazılarda bulunan ve S ide Arkeoloji Müzesi’nde 3142 numara ile sergilenen ve bir taş levha üzerinde tasvir edilen yedi kollu şamdandır ki. yüzyıllarda Pamfilya ve bu arada S ide’nin a ltınçağ ı olmuştur. ve X.146. M. Bu kanıtlar. V.S . yüzyıllarda Antalya. Pamfilya’nın en aşağılık insanlarının Phaselisliler. Bölgenin en gelişkin şehri olarak görülen S ide. yüzyıllarda Arapların akınları nedeniyle önc e harap bir duruma. 9 Eylül 2009. Bizans’ın en büyük kentlerinden. ilk defa tarafımızdan burada yayınlanıyor. yüzyılın ilk yarısında gelişimi Anadolu ve Pamfilya şehirleri iç in parlak bir dönem olmuştur. Nevzat Çevik.g. ilk defa Arif Müfid Mansel tarafından 1978 yılında yayınlanan S ide kazıları raporunda yayınlanır12 . Pamfilya kentleri arasında yalnızc a Attaleia bir tic aret limanı olarak gelişmiş ve gelişimini bugüne kadar da sürdürmüştür. A. Şalom. II. dünyada aşağılık insanların kimler olduğu sorusu üzerine.

Kilikya’nın ardından Pamfilya bölgesine yönelen ve başında Ebu S uleym Ferec el-Hâdim adındaki Türk kökenli bir komutanın kumandasındaki Abbasî Arapları.29-31. Perge ve saireden gelirdi. MEB. İstanbul. Müslüman Araplar. Ankara. Bu işgaller için bkz: Hasan Mo ğ ol. bir süre sonra yeniden Bizans idaresine alınmıştır19 . s. X. buna karşın özellikle Mısır’daki Fatimîler ile tic aret trafiği bir hayli artmıştır. 1997. M. s. s. . Z.245. Cities. Bu ç ağda Antalya kentinin tic aret ilişkilerinin en yoğun olduğu şehir İskenderiye’dir.g. Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası. doğunun ka pısı olarak ulaşımdaki müsait yeridir. S onraki yıllarda Rodos’a da seferler yapan Araplar. Ramsay. Antalya kentinin Kıbrıs.130 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yüzyılda kurulan ve Batı Toroslar ile Karya sahili boyunc a uzanan ve Bizans donanmasının önemli bir parç ası olan Kibyrrhaeots deniz temasının merkezi de buradadır. Rodos başta olmak üzere dönemin önde gelen tic aret noktaları arasındaki yolun terc ihi Akdeniz kıyılarında sağlanan güvenliğe bağlıdır. Ugan. Ardından Müslüman donanması bugünkü Kaş aç ıklarında 300 yelkenliden oluşan Bizans donanmasını Za tu’s-Seva ri savaşında denize gömmüştür. Bu önemli olay. Pekta ş. Ticaret şehirleri. 650 yılında Pamfilya Denizi’nin yakınındaki Kıbrıs adasına bir sefer bile yapmışlar. dönemin Bizans belgelerinde “ kastron ” şeklinde geçiyor (Foss. Akdeniz sahillerdeki limanlar genellikle batıyla doğrudan tic aret iç in kullanılırdı17 . Kilikya’daki son Arap şehri Tarsus’un Bizanslıların eline geç mesinden (965) itibaren Kibyra savaş filosunun önemi azalmış. Belazurî. 1960. M.6-8. Pamfilya şehirleri Attaleia. s.45–59. Antalya şehrinin kalesi o kadar büyük ve geniştir ki. adayı işgal edememişlerse de yıllık 7200 dinar (altın) harac a bağlamışlardı. çev. Maarif Vekâleti. İskenderiye. VII. Antalya Tarihi. ardından IX. çev. C. Rodos’u ve Kıbrıs’ı alamadılar. Mehter.12) W. anc ak Kilikya’nın ve Akdeniz’in önemli bir tic aret kenti olan Tarsus’u 792 yılında aldılar18 . yüzyılın sonlarında İbn Havkal’ın yazdığına göre Bizans’ın sürekli bir tic aret merkezi olan Antalya ile yalnızca Selanik ve Trabzon rekabet edebilecek güçtedir16 . ilk defa 790’da olmak üzere Antalya şehrini denizden işgal etmişler.I. İstanbul. a. s. yüzyılın ilk yarısında birkaç defa daha istila etmişler. Laodic eia (Denizli) kentine ulaşan yollardan biri güneyden. Eskiç ağ’da genellikle sakin bir memleket olan Anadolu’nun başlıc a tic aret yolları arasında en önemli kavşak noktası Laodic eia’dır. anc ak bunlar kısa süreli işgalden öteye gidememiş. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . Çünkü onların Müslüman ülkelerinde oturan Yahudi toplulukları ile yakın ve devamlı ilişkileri 16 17 18 19 Foss. Burası eskiden Kibyra (şimdi Karaburun) adında küç ük bir kasaba adından geliyor. 273. hatta Halife Osman zamanında.e. yüzyılda Akdeniz’e ç ıkmışlar. K. Fütûhü’l-Büldan.. Bu artışta şehirde oturan küç ük bir Yahudi topluluğu büyük paya sahiptir. Doğunun lüks malları iç in bir aktarma merkezi olarak büyümeye başlayan Antalya şehrinin en belirgin avantajı. doğudan batıya giden yollar üzerinde bulunur. Akdeniz’de Müslüman üstünlüğünün başlangıc ı olmuştur. 1955.

yüzyıllarda Arap korsanları tarafından tutsak alınan arkadaşlarını fidye ile serbest bıraktıran Yahudilere ilişkin birç ok belgenin bulunduğu Ka hire Genizası’nda kayıtlıdır23 . aynı zamanda güç lü Bizans imparatorluk donanmasının Akdeniz’de korsanlık sorununu bir türlü ç özemediğini de görüyoruz.306. Foss. erkek kardeşleri de vaftiz edilerek Hristiyan yapılan bir Yahudi. Doğudan Batıya. diğeri serbest bırakılmasından sonra Filistin’e gitmeyi talep eden bir hahamın da iç inde bulunduğu tutsaklara ilişkindir24 . Ankara. W. iç lerinde yaşadıkları milletler tarafından ç oğu zaman hakarete maruz kaldıkları iç indir ki. Goitein. Yahudiler ile Rumlardan başka şehir Müslüman Araplar. XI.D. 1’i Kuzey Afrika sahiline ç ıkarılan 10 Antalyalı Yahudi tutsak hakkında İskenderiye yetkililerine ulaşan mektup. S. Yahudiler. 1967. Örneğin 1028 yılında ailesinin büyükleri ile reislerinin de iç inde bulunduğu Antalyalı 7 Yahudi fidye iç in tutsak alınmıştı. bunlardan hiç biri ile yakın ilişkileri olmamış. Goitein. yüzyılın ortalarında Mezopotamya’da ortaya ç ıkan ve hızla yayılan Karaim mezhebi mensuplarının Anadolu’ya. yüzyılda Antalya. Antalya Yahudi kolonisinin yalnızca Bizanslılar ile Araplar arasındaki tic arette geniş ve etkin olduğunu değil. XI. İstanbul. Pisalı. A Mediterrenean Society . Antalya Yahudilerinin Hristiyanlaşması c emaatin küç ülmesine yol aç mıştır. 2004. Z. bunun iç in de yerleşimlerine sahne olmuştur.136-139. A Mediterrenean Society . E. Ötüken. Berkeley. Balkanlara ve Akdeniz’e yayılma sahası üzerindedir. University of California Press. Berkeley. Bu sayede hiç bir tehlikeye atılmadan büyük kârlar elde etmişler ve sadec e tic aretle uğraştıkları iç in özellikle ticaret şehirlerinde toplanmıştır.D. Wien. John Komnenus’un saltanatının (1118–1143) sonlarında.9-10. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . Kutsal Diriliş (Paskalya) Kilisesi’ne ç evrilmiş ve keşişler yer20 21 22 23 24 Osman Turan. TTK. VIII. Buna göre şehirde büyükçe bir Yahudi kolonisi oturuyordu. aynı zamanda ailesinin konutu olarak kullanılan sinagogu kendilerine bağışlaması ve eski dindaşları tarafından müsadere edilen nesneler konusunu bir dilekç ede yazarak imparatora bildirdi. hatta İspanyol kökenli tüc c arların kullandığı uluslararası bir tic aret merkezi konumuna sahiptir21 . Hansgerd Hellenkemper-Friedrich Hild. Karal. Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften. Bu yıllarda bilinen iki gelişme daha vardır ki. s. Cenovalı. onlar kendi aralarında savaşırken. s. Ayrıca bkz: S. 2000.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 131 olmuştur. University of California Press. Heyd. Band 8: Lykien und Oamphylien. ve XII. Cities. Teil 1. çev. 1967. Filistin’den Frankların ülkesine gelen Yahudi tüc c arlar tutsak/esirköle tic areti ile tanınıyorlar ve topta ncı ta cirler olarak dünyanın bilinen hemen bütün kıtalarını dolaşıyorlardı22 .293 vd. Selçuklular Zamanında Türkiye . Tabula Imperii Byzantini. Konut. s. . s. Yakın-Doğu Ticaret Tarihi. Venedikli. her ç eşit değerli eşyanın tic aretini yapan kişiler ( spices) olarak tanınmışlardır. 2004. Türkler20 . hiçbirinin güvenini sarsmadan her yere girip ç ıkmışlar.

132 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 leşmişti. Doğu Akdeniz bölgesinde bölgenin hâkimlerinden büyük ayrıc alıklar alınarak özellikle kıyılarda bulunan şehirlerde ayrı bir mahalle halinde kurulan İtalyan tic aret kolonileri. Xavier Planhol. Bu karar. s.Attaleia’nın Rabbani ve Karaim c emaatleri arasında gerginlik olduğunu varsaymak yanlış olmaz. Bu mahalle kolonilerin etraflarının bir surla ç evrili ve limanın yanında olduğunu. çev. XI. s. Star.g. 1964.186-191. özellikle İtalyan tüc c ar ulusları almıştır28 . Antalya’nın uluslararası bir tic aret merkezi haline getirildiği ve bunun iç in İtalyan tüc c ar ulusları ile ç eşitli anlaşmaların yapıldığı esnada gerç ekleştiğini görüyoruz. De La Plaine Pamphylienne aux Lacs Pisidiens Nomadisme et vie Paysanne .191-192. R. 1990. Michel Balard. .84. Venedikli tüc c arların bu limana serbestç e girmelerine Manuel Comnéne’in 1148 tarihli buyrultusu ile izin verilmişti. Çava ş. yüzyılda Bizans tarafından sınırlandırılınc aya kadar tic aret faaliyetlerini ma ha lle-koloniler yoluyla yürüttüler29 . Pera’da mezhep mensupları kavgaları aralarına bir duvar ç ekilmesiyle önlenmişti. 2005. s. yüzyılda Akdeniz’in her köşesinde Yahudi tac irlerin bulunduğu. Wiesbaden. Antalya limanı. C. Alexis tarafından 1199’da yenilenmiştir. Athens.. İstanbul. Landschaftgeschicte von Pmphylien. İstanbul. 1153’de Frankların Aşkelon’u ele geç irmesinden sonraki dönemde Akdeniz âdeta bir La tin denizi haline gelmiş. Bununla birlikte göç ten sonraki yıllarda – Pera’daki gibi. Fakat Yahudiler. J. 1890 yılında Ka hire Geniza sı’nda bulunan tarihî belgeler ile ortaya konulmuş durumda. Manuel Komnenus’un 1143’de imparator olmasından hemen sonra Yahudileri ç ağırtmak ve yemin ettirmek iç in Kibyrrha eot’un başındaki valisinin ( dux ) görevlendirilmesi hakkında bir emirname yayınlamasına kadar sürüp gitmiştir25 .11-12. III. s. Bu anlaşma ile bazı Venediklilere başlıca Levanten kentlerinde de serbest tic aret müsaadesi verilmiştir26 . limanın önünün bir zinc irle kapatılarak güvenlik duvarı oluşturulduğunu. s.32 vd. Bu dönemde Müslüman ülkeleri ile Hristiyan Avrupa arasında arac ılık yapan az sayıda Müslüman ile genelde Yahudi tac irler İspanya’yı Mısır’a. The Jews of Byzantine Empire . Şerafettin Turan. Böylece devam edip giden bu sorun.e. Turan’ın tespitine göre. 1939. Ş . 1958. dönmelerin mülkiyetlerine sahip olmalarını kabul etmediler. s. XI.e. Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları. Barbara Flemming. A. bunların Antalya’da da bulunduğunu gezginlerin seyahat 25 26 27 28 29 A. Venediklilere Antalya’da serbest tic aret yapmak hakkını Mayıs 1082 tarihli anlaşma ile I.23. geniş hareket serbestlikleri XII.10. Bizans İmparatorluğunun Haç lılar tarafından fethine kadar bazı anlaşmalarla Bizans’a bağlı tüc c ar uluslara aç ık bulunuyordu.I. Doğulu tüc c arların yerlerini bu kez Latin tac irler. Kuzey Afrika’yı S uriye’ye bağlayan geniş bir ulaşım şebekesi kurmuşlardı.g. Aleksios Komnenos vermiştir. Pisidien und Lykien Im Spatmittelalter.. Türkiye-İtalya İliş kileri. Paris. Metis. yüzyılda İskenderiye’den Antalya şehrine yapılan yoğun YahudiKaraim göçünün27 . s.

XI. Turan. Karadeniz’deki fetihler ile Kıbrıslılar ile anlaşmayı tamamlamak amac ıyla I. Paris.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 133 hatıralarında30 görüyoruz. s. Yinanç.244. s. Akdeniz’de bir ithalat ve ihrac at limanı ve S elç uklu deniz kuvvetleri iç in bir hareket merkezi haline koymuştu. Aç ıkç ası S elç uklu Antalyası’nda olduğu bilinen duvarların tarihi S elç uklu önc esine dayanır.134-135. yüzyıldan itibaren Pamfilya ovasını istila etmiş olan S elç uklu Türklerinin Antalya kentinin 5 Mart 1207’de fethine. üç ayrı mahalleye ayrılmasına yol aç tı.307. s. Turan. 1967. İstanbul. çev. Osman Turan. Voyage du Sieur Paul Lucas . Selçuklular Devrinde Türkiye . 2000. Gıyâseddin Keyhüsrev (1205-1211). H. İstanbul. isyanın bir gece silahlanan Rumların muhafız ve memurlara saldırarak gerç ekleştiğini kaydeden İbn Bîbî36 gibi dönemin bir S elç uklu kronikç isi vardır. İstanbul. İstanbul. Tarzi. s. Bunun temel nedenini şehrin. Turan Ne şriyat. s. A. Gıyâseddin Keyhüsrev’e meydan okumasından sonraki gelişmeler yol aç mıştı31 . Selçuknâme . C. çev. şehrin 1216’da yeniden fethinden sonraki günlerde şehrin duvarlarla üç kısma. E. Paul Lucas.23–24. Bu dönemde Karadeniz’e aç ılan en önemli liman kenti konumundaki S inop’u Bizans’ın elinden aldıktan (1214). Rumların isyanının Müslüman ahalinin ve yönetic ilerin Cuma namazına durdukları sırada gerçekleşmiş olması nedenine bağlayan Paul Luc as 35 olduğu gibi. Selçuklular ve İslâmiyet. 1212’de ayaklanarak şehirdeki yöneticileri ve Müslüman ahaliyi kılıç tan geç irip kente bütünüyle hâkim oldular32 . Tarih Vakfı. s.49. Cahen. s. 1223’te ise S uğdak şehirlerini işgal etmiştir34 . Fetihten hemen sonra S elç uklular ile Kıbrıslı Latinler arasında bir tic aret anlaşması yapan I. şehrin ahalisini dinsel tabiiyetlerine göre duvarlarla ayırarak her birini ayrı mahallelerde oturmaya mec bur etmesidir. Üyepazarcı. S onraki dönemde mahalleleri birbirine bağlayan kapıların Cuma namazının kılındığı esnada ve akşamları devamlı kapatılıyor olması. bunun ardından Kıbrıs Latin Krallığı ile ayrıntılı bir tic aret anlaşması yapmıştır33 . S elçuklu yönetiminin Antalya şehrinde fetihten sonraki günlerde yaptığı ilk işlerden biri. . 2007. Osmanlılardan Önce Anadolu.121. İzzeddin Keykâvus’un (1211-1220) kentin yeniden fethini gerç ekleştirmesinde yine tic arî ç ıkarlar baskın gelmişti. İbn Bîbî. Selçuklular Devrinde Türkiye . 330. bunun gü30 31 32 33 34 35 36 Bir örnek: 1047’de Akka’yı gezen İranlı seyyah Nâsır-ı Hüsrev’in tasvir ettiğ i şehrin Mînâ ve Liman bölgesi Antalya örne ğ ine çok benziyor (Sefername . 378. Alaaddin Keykubat 1221’de Alanya. Kitabevi. 1971. Tome I. Antalya’yı. MEB. M. İşte S elç uklular aç ısından bu ibretâmiz olay. İskenderiyeli bir tüc c ar kafilesinin mallarına kentin Frank hâkimi Toskanalı Aldo Brandini’nin el koymasından ve S elçuklu hükümdarı I. Kıbrıs Krallığı ile yeni bir tic aret anlaşması yaptıktan ve Anadolu’nun en büyük tic aret merkezi sayılan ve doğudan batıda giden veya S uriye ve Irak’tan gelip Karadeniz’e ulaşan yolların kesişme noktasında bulunan S ivas’ta yığılan tic aret kervanlarını harekete geç irdikten sonra aynı amac ı Akdeniz sahilinde gerç ekleştirmek iç in Antalya şehrini fethetmiş. S elç uklu taht kavgasının hüküm sürdüğü bir sırada. Anc ak kentin nüfus ç oğunluğunu oluşturan Rumlar ile Frenkler.358. çev. 1814.

Kitab-ı Bahriye . C. XI. A.134 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 venlikten kaynaklanan nedenlerle yapıldığı anlaşılıyor. İbn Battûta’nın 1332’de gördüğü Antalya’ya ilişkin seyahat hatıratında “Hıristiya n tüccarlar ‘mînâ’ [=liman] a dıyla anılan semtte oturma kta dırla r. Türkler ve Yahudiler. anc ak bu anlaşma kentin bir Cuma günü Müslümanların namazda bulundukları sırada 1212’de Rumların eline geç mesi üzerine hükümsüz kalmıştı. Ökte. XVI. Ankara. 1207’de kentin fethinden hemen sonra Venedik ile bir tic aret anlaşması yapılmış. Z.381-383. s. Antalya’da olduğu gibi Alanya’da da bir kısımdan diğerine müstahkem avlulardan geçile- 37 38 39 40 41 İbn Battûta Seyahatnâmesi. S elç uklu döneminde Hristiyanlar ve Müslümanlar gibi ayrı bir mahallede yaşamaya devam etmişlerdir.e. Gıyâseddin Keyhüsrev tarafından korunan Hristiyan tüc c arlar oturuyordu. Kültür Bakanlığ ı. 1947. 2004. Anadolu ve Konya’nın güneydeki doğal ç ıkış yeridir ve Mısır ile tic aretin en büyük limanıdır. Türklerin tarafını tutmuştu. s. Bizans’tan kalma bir koloni mahallesi olan Liman mahallesinde ( Mînâ ) ise şehrin fatihi I.I.ikiye ayrıldığını41 gösteriyor.403. Avram Galanti. . S elçuklu ve Beylikler dönemlerinde varlığını koruğunu. Pîrî Reis. Selçuklu’dan önc eki dönemde burada Müslüman ve Yahudi tüc c arlar da oturuyor. 1988. s. S. Şehrin ahalisi arasında Ermeni kilisesine ba ğ lı olanlar da bulunur (Heyd.IV.13. yüzyılın başlarında Alanya’yı gezen ve şehrin kaba bir resmini yapan Pîrî Reis. Siyasî Tetkik .g. yüzyılda Antalya şehrine gelmiş olan ve İskenderiye’deki Yahudi c emaatiyle birlikte ç alıştığı anlaşılan Antalyalı Yahudi tüc c arlar. a. Bu ma ha llenin çevresini bir duva r kuşatmakta”37 ifadesinde görüyoruz. 22 Oc ak 1216’da Antalya’nın yeniden fethinden sonra ise -Rumlara olan güvensizliğin de etkisiyle. Mehmet Önder. ed. İstanbul. E. anc ak kalenin. Aslında Alanya kalesinin kurulu bulunduğu yarımadayı ç evreleyen ve onu üç esas kısma ayıran ve bugün halen ayakta duran surlar şehrin fatihi ve yeniden kuruc usu Alâeddin Keykubad döneminden kalmıştır. Yapı Kredi. şehrin bir duvarla -aşağı ve yukarı olmak üzere. C. İstanbul. fetihten sonraki dönemde ise yalnızc a Hristiyan tüc c arlar bulunuyordu38 . Nitekim Koloni-mahallelerin Antalya şehrinde Mînâ adıyla kurulduğunu. s. şehrin Selçuklu fethi sırasında iç iç e üç surla ç evrili bir yapısı vardır40 . çev. Roma döneminde Kıbrıs Yahudi c emaati ile temas halinde bir Yahudi c emaati bulunan Alanya’da39 S elç uklu ve Osmanlı dönemlerinde müstakil bir Yahudi c emaati oluşturac ak sayıda Yahudinin bulunduğuna ilişkin bir kayıt yoktur. s. Bitmez-Tükenmez Anadolu.. Tarihî. Aykut.Antalya şehrinde yaşayan üç dinsel grup eskiden var olan duvarlar ihya edilerek mahalle haline getirilmiştir. Bu dönemde Antalya. S elç uklu fethinden önc eki günlerde Kıbrıs’ın hâkimiyetinde bulunan Antalya.238. 1970. Zimmîleri duvarlarla ayırma keyfiyetinin Alanya şehrinde de mevc ut olduğunu görüyoruz. İstanbul. yerliler (Rumlar) ile Franklar arasında rekabete sahne olmuştu ve Rumlar. 611).

İranlı.128. Redford-G. s. Yüzyıllar). 2002. Antalya şehrindeki surların44 ise fetihten sonraki üç aylık yoğun bir ç alışma sonucunda (22 Oc ak-19 Nisan 1216) bir ihtiya t tedbiri olarak yapıldığını. Niksar’da ve Alanya’da olduğu gibidinsel ve ırksal grupları birbirinden ayırmak amac ıyla yeniden yapılandırıldığını43 anlıyoruz. S uriyeli ve sair halkların yanısıra Yahudi mahalleleri oluşmuştu. Erzincan. Yüzyıllarda Teke Sanca ğı. İstanbul Fetih Cemiyeti. “ Bir Selçuklu Şehri Olarak Antalya” .32-33. Mübarizeddin Ertokuş’un ikinc i kez vali olduğu sırada (1216) Sultan İzzeddin Keykâvus döneminde yaptırıldığını. Antalya şehrinde oturan milletler ortalık kararınc a ve Müslümanlar Cuma namazını kıldıkları sırada mahallelerinin kapılarını kapatmak zorunda olduklarını Antalya şehrini gezip gören hemen bütün seyyahlar dikkatli bir şekilde yazıyorlar. Leiser. Tunc er Baykara. s. Behset Karaca. Ta ş a Yazılan Zafer/Victory Inscribed. zimmîlerin oturdukları mahallelerde Müslüman Türklerin de oturmaları gerç eği.137. Bu duvarların aslında şehrin tahkimatına yönelik olduğunu ve zaman iç inde -İstanbul’da. S elçuklu döneminde uluslararası tic arî mübadele ve hareketlerin ilerlemesi sayesinde büyük kervan yolları üzerinde bulunan Antalya. s. 1225 yılında şehre yığılan Türkmen nüfusunu kalenin iç ine yerleştirmek amac ıyla S ultan I. Erzurum ve Malatya gibi şehirler oldukç a gelişmiş bir durumda bulunuyordu. A. Antalya. Antalya IV. surların. çev. bundan on yıl kadar sonra. İstanbul. Ali Yıldırım. 42 43 44 45 46 47 Alanya kalesinin ve şehrinin bölümleri için bkz: Vasos Voyacoglu. Türkiye’nin Sosyal ve İktisadî Tarihi (XI-XIV. s. Turan. 2000. Alaeddin Keykubad tarafından aynı tarzda ikinc i bir duvarın yapıldığını. Fakülte. Kale Kapısı’ndan ( Şâ hrâh ) Taş Mescit’e uzanan bir şekilde kentin 1⁄3 oranında ikiye ayrıldığını ve duvarın üzerindeki burç ların ha sım ta rafın doğuda olac ak şekilde yerleştirildiğini gösteriyor. S elçuk ve Osmanlı Alanyası’nda bir mahalle oluşturac ak nüfus yoğunluğu olmayan Yahudilerin Rumların semtlerinde oturduğu söylenebilir.113. XV. Konya. yeni surun eski surla birlikte yeni bir İçka le ortaya ç ıkarmış olduğunu. Samsun. Antalya.46 bu ayırma işlemin eskiye oranla zamanla yumuşatıldığını gösteriyor. Tuncer Baykara. .38-43. s. Bu şehirlerde İtalyan. Bunun için bkz: S. Alanya . 2008. 1993. Yönetim merkezinde olduğu gibi kenti mahallelere ayıran duvarlar ve surlar da Bizans’tan devralındı. Kayseri. S ivas. ve XVI. Ankara. Alanya Kitâbeleri. Selçuklu Semineri.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 135 rek ulaşılırdı42 . bundan sonra iki sur arasında Türkler tarafından Ahi Yusuf Mesc idi’nin yapılmış olduğunu45 yazıyor. 2002. Ozil. Isparta. benzerinin Uluborlu ile Niksar’da da bulunduğunu. Müslüman Türkler ise Kıbrıs’ın Magosa şehri ile Suriye’nin ve Kırım’ın bazı şehirlerinde tic aret yapmak amac ıyla yerleşmiş idiler47 . Osmanlı Antalyası’nda olduğu gibi. 2002. Selçuklular ve İslâmiyet. Alanya. DAKTAV. Fransız. Mahallelerin duvar ve surlarla ayrılması keyfiyetinin Osmanlı döneminde de devam ettirildiğini.

Bernard Lewis.136 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Bu durumda Antalya Yahudi c emaatinin etrafı duvarlarla ç evrili ayrı bir mahallede oturması imkânsız hale geliyor. 1524’te Buda’yı alan Osmanlılar. Makbule ve Barbaros mahallelerinin bulunduğu kısımda Ermeniler ile Rumların. Şu halde bugünkü Civelek Sokak ile Hesapç ı S okak arasında bulunan etrafı duvarlarla ç evrili mahallede Yahudilerin.I. Şener. İstanbul. yüzyılda şu altı mahalleye ayrılmış olduğu görülüyor: S aray Mahallesi. Asya ve Afrika Gözlemleri.30-31. N. s. 1993.43. Budin’in 1526 yılında fethine ilişkin bir an- . B. Kaknüs. a man dileyen binlerc e Hristiyan ile Yahudiyi Buda’dan sürgün olarak Edirne. 1994. Gözlem. yüzyılın ortalarına kadar burada yaşadığı anlaşılıyor. S u Ş ehri. Schefer. Antalya’daki durumun Konya. 1996. ç ağdaş kimi monarşiler tarafından da uygulandığına tanık oluyoruz. İslam Dünyasında Yahudiler. S elanik ile İstanbul’un yanısıra başka yerlere yerleştirmiş ve nüfus kütüklerine Buda lı Sürgünler şeklinde kaydetmiştir50 . Arslanta ş. ç ünkü S üleyman Fikri Erten’in ç iziminde gösterilen üç mahalleden ikisinin Türklerle iskân edilmesi sonuc unda geriye ç oğunluğunu Rumların oluşturduğu bir mahalle kalıyor ki. Antalya Livası Tarihi (1922) müellifi S. İstanbul. Eren. anc ak zaman iç inde Müslüman Türklerin Rumlar tarafına doğru genişleyerek nüfusun ç oğunluğunu oluşturduğunu. 2000. çev. Türk Yahudileri Tarihi. İstanbul. s. Yahudi Mahallesi. Antalya. Borgulu. Alâeddin Camisi ile Ahi Yusuf Mesc idi’nin ç evresindeki kısımda ise Müslümanların oturduğunu. Örneğin Mac ar krallarının başşehri Tuna’nın sağındaki Buda (Budin) şehrinin XV. Yukarı Mahalle ve Aşağı Mahalle.145. Yahudilerin de bir zaman sonra Balibey Mahallesi tarafına taşındığını ve XX. Yüksek şehir. Arda. İ. 1432’de Buda’yı gezen Fransız gezgini Bertrandon De La Broquiére. çev. burada Fransızc ayı ç ok iyi konuşan birç ok Yahudi bulunduğunu. Deniza ş ırı Seyahat. İmge. 2001.276-277. Pera’da Rabbanî ve Karaim Yahudileri arasında sıkç a vuku bulan kavgaları önlemek amac ıyla aralarına yüksek bir duvar ç ekilmiş olduğunu yazıyor48 . çev. Ch. Ankara. ed. Bizans’ta zimmîleri duvarlarla ayırma durumu yalnızc a Hristiyanlar ile Yahudiler arasında değil. Alanya gibi bazı şehirler iç in de geç erli olduğunu.6-7). S. İstanbul. s. s. bunların Fransız Krallığı’ndan kovulmuş olduğunu belirtiyor49 . bu durumda İbn Battûta’nın 1332’de gördüğü etrafı duvarlarla ç evrili bir Yahudi mahallesinin gerçek olmaması gerektir. s. Süleyman Fikri Erten. Antalya ve Alanya gibi birkaç şehirle sınırlı olduğunu görüyoruz. 48 49 50 Ortaça ğ’da İki Yahudi Seyyahın Avrupa. farklı mezhep mensubu Yahudiler arasında da uygulanıyordu. 1170’de İstanbul’u ziyaret eden Yahudi seyyahı Tudelalı Benjamin. İstanbul’da Yahudilerin oturduğu Bahç ekapı ile Ayasofya arasındaki mahallenin surlardan denize doğru ç ıkış kapısı olan ve Yenicami c ivarında bulunan mahalleye Bizans döneminde Porta Hebra ica/ Porta Judeca denirdi. oradan Bosna’nın Rahiç kasabasına geldiğ ini belirtiyor (Musa Seyirci. Naim Güleryüz. C. anc ak şehrin hâkimi Müslüman Türkleri Rumlardan ve Yahudilerden birer duvarla ayırma işleminin Niksar. Birç ok İslâm ülkelerinin yanısıra S elç uklu ve Bizans’taki uygulamaların. Fikri Erten (1876-1962) Budalı İmamzâde ailesine mensup oldu ğ unu.

güney-doğusunda Rumlar. her ırktan insana hoşgörü ile kuc ak açan bir şehir olan Antalya. Diyane t İslâm Ansiklopedisi. Duva rla rla ve hendeklerle üç kısma a yrılmış. Türk Yahudileri Tarihi. “ Kudüs’e Giden Alman Hacılarının Türkiye İzlenimleri” . Yahudi gibi yabanc ı tüc c arlar da ikamet ediyorlardı. Liman’ın etrafını kuşatarak şehri talî kısımlara ayıran surlar. sa nki üç a yrı şehirden oluşuyormuş gibi. s. s. düzenli planıyla kalabalık ve zengin ç arşılar bulunduğunu.234-235. C. s.532. S elç uklu döneminde Mînâ ’da Batılı Hristiyan tüc c arların yanısıra Arap.461. İstanbul. pek ç ok hamamın.I. “ Antalya” . onların etrafının da bir surla ç evrili ve ka le gibi olduğunu yazıyor. Ş ehir Helenistik dönemde Liman’ı kuşatan ve doğuya doğru uzanan kesimde iken. Rumların oturduğu mahallenin ç evresini birer duvar kuşattığını. Müslüman ve Yahudi mahalleleri ile Yönetim (İç kale) ve Tic aret (Mînâ=Liman) semtleri. C.I.234.70. Antalya’nın S elçuklu mirası sosyal yapısını İstanbul’un fethine (1453) kadar koruduğu anlaşılıyor. yalnızca Yahudiler kalmıştır. İslâm Ansiklopedisi. s. s. C.I.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 137 1332’de Antalya’ya gelen İbn Battûta. . bütün şehrin etrafını ve söz konusu ettiği semtleri de iç ine alan geniş surlar tarafından kuşatıldığını anlatıyor51 .III.36). şehrin merkezinde bir Cuma Câmii (Yivli Minare) ile medresenin. Belleten. Cuma vakti ve her gec e bu duvarın kapılarının kapalı tutulduğunu. konumu aç ısından örnek ve sembol bir durum arzeder. orta kesiminde ise Yahudiler oturuyor. Kanunî Sultan Süleyman. Ş ehrin esas kısmı olan Liman’ın batısında ve kuzey-doğusunda Müslüman Türkler. 1991. yüzyılda ise kara tarafına ikinc i bir sur yapılmış ve şehrin gelişimi ve temel yapılanımı sağlanmıştır. C. şehrin a sıl ha lkı dediği Rumların başka bir mahallede oturduklarını. Wilfried Buch’un ifadesiyle. Türkler ve Yahudiler . Bu tasnif ve gözlem klasik bir Ortaç ağ Türk-İslâm şehrinin sosyal yapısını gösterir. İstanbul. Ragusa şehri gibi her dinden. şehrin beyi ile ailesinin ve devlet erkânı ile kapıkullarının oturdukları semtin ( İçka le) diğer taifelerden tamamen ayrılmış olduğunu. MEB. Rum. s. sonradan güney-doğudaki geniş alan bir surla ç evrilerek asıl şehre katılmıştır. en eski şehrin ç ekirdeğini oluşturur ve kadim ç ağlardan kalmadır52 . XV. Feridun Emecan. Nu. yüzyılın ilk yarısında kaleme alınmış bir Köln Seya ha tna mesi’nde Antalya şehrine ilişkin şu satırları okuyoruz54 : “Antalya güzel bir şehir. Yahudilerin de kendilerine ait bir yerleşim alanları bulunduğunu.XLVI (Temmuz 1982). Bu durumda Antalya şehrinin beş bölüme ayrıldığını görüyoruz: Hristiyan. X. s. Biraz farklı bir yerle ştirme için bkz: Emecan. bulundukları yerin etrafının bir surla ç evrilmiş olduğunu. Budin dışında karşılayarak şehrin bütün anahtarlarını kendisine sunan heyetin ba şında bulunan Yozef ben Salamon Eskenazi’ye bir ferman vererek kendisini ve ailesini ve kendinden sonraki bütün sülalesini süresiz olarak her türlü vergiden muaf tutmu ştur (Güleryüz. Diyane t İslâm Ansiklopedisi. “ Antalya” . Müslüman (ve Türkler) ahalinin ise şehrin ta m merkezinde oturduğunu. 1978. İbn Battûta Seyahatnâmesi. Alman profesörü Dr. pazar ile ç arşılar Türklerin oturduğu kesimde bulunuyordu53 . ayrıca bkz: Galanti. “ Antalya” .403. Kalenin surları için bkz: Besim Darkot. TDV. burasının da yine büyük bir duvarla ç evrili durumda olduğunu belirtiyor. Şehrin bir bölümünde 51 52 53 54 latıda Osmanlı ordusunun şehre girmeden önce Hristiyan halkı çoktan şehri terk etmiş.

İslam Dünyasında Yahudiler . S ide. s. 1332’de şehri gezip gören İbn Battûta’nın seyahat hatıraları ve gözlemleri ve dönemin tarihsel gerç ekleri ile koşutluk iç indedir.142. Şehirde çok sa yıda Hıristiya n tücca r var. . 55 56 Lewis. Sonuç olarak. Pamfilya Yahudi c emaatine ilişkin tarihî verileri Bergama Krallığı döneminden itibaren izleyebiliyoruz. diğer bölümünde otura n Ya hudiler cuma rtesiyi ve üçüncü bölümde otura n Türkler (Müslümanlar) ise Cuma gününü ta til sa yıyorla r. gören ve yazan Fransız gezgini Paul Luc as gibi bir Batılının gözlemleri ile de örtüşmektedir. Fetihten sonraki günlerde yeni başkent İstanbul’un yeniden imar ve iskânı amac ına yönelik olarak Antalya’dan İstanbul’a sürgün edilen bir grup Yahudi. bölgenin en yoğun Yahudi yerleşim yeri olan S ide’nin Araplar tarafından tahrip edilmesi üzerine Antalya kentine göç müşlerdir. Phaselis. XVII.138 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Hıristiya nlar oturuyor. bir yüzyıl kadar önc e. burada c emaatlerinin adına birer sinagog da kurmuşlardı56 . Üstelik sonraki dönemde.” Bu satırlar. Bu zorunlu iskân sonuc unda buralarda âdeta tek bir Yahudi bile bırakılmamıştı55 . Bu dönemde Pamfilya ile Likya’nın gelişmiş kentlerinde dağınık durumda bulunan Yahudiler. Gayri-Müslim c emaatlere hukukî bir statü veren Fatih S ultan Mehmet ise İstanbul’un fethinden sonraki dönemde bir fermanla Balkanlardan ve Anadolu şehirlerinden ç ok sayıda Yahudiyi getirterek başkent İstanbul’a yerleştirmişti. Bizans döneminde ise Hristiyanlaşma yoluyla Helenleşme durumuna maruz kalmışlar. XIII.16. s. yeni başkent İstanbul’un yeniden imar ve iskânı amac ıyla yapılan göçler sonucunda Osmanlı döneminde küç ük bir azınlık haline gelmiştir. onlar pazar gününü. Galanti. Perge. yüzyılda şehri gezip. Attaleia kentlerinde oturuyorlardı. yüzyılın başlarında S elç uklu Türkleri tarafından alınan Antalya kentinde dinsel bir c emaat olarak müstakil bir mahallede oturan şehrin Yahudileri. Türkler ve Yahudiler . Roma döneminde Myra. Bu gözlemler aslında bir gerçeğin ifadesidir.

. -Erten. -İbn Battûta Seyahatnâmesi. -Foss. çev. -Planhol. Turkey’s Southern Shore. TTK. Karal. İstanbul. . çev. İlkçağda Antalya Bölgesi. İstanbul. Paris. Band 8: Lykien und Oamphylien. Antalya Livâsı Tarihi. Antalya IV. Matbaa-i Âmire. Selçuklular Zamanında Türkiye. -Belazurî. Türkler ve Yahudiler. Antalya Tarihi. “Likya’da Yahudi Varlığı İlk Kez Kanıtlandı”. -Cahen. Antalya. Ankara. çev. Cambridge.(1996). Paris. Side Agorası ve Civarındaki Binalar. (1993). İstanbul. Athens. Paul. “Bir Selçuklu Şehri Olarak Antalya”. Ch. Ankara. (2001). C. C. (1967). İstanbul. çev. Bernard. Wiesbaden. N. C. -Güleryüz Naim. (1967). -Lewis.D. -Mansel. E. çev. Süleyman Fikri. Diyanet İslâm Ansiklopedisi. Tuncer. Clemens Emin. . -Mansel. Teil 1. S. Ökte.I. çev. Z. (2009). K.. Pektaş. (2002).I. C. -Bosch. Selçuklu Semineri. -Redford. (1970). – Leiser. Osman. A. Kaknüs.Mansel Arif Müfid . A Mediterrenean Society. Hampshire.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 139 BİBLİYOGRAFYA -Balard Michel. Ankara. C. ed. XV. (2004). “Antalya”. (1338). The Jews of Byzantine Empire. (1988). -Heyd. Ötüken. İstanbul. (2004). çev.III. Gözlem. M. E. İstanbul. (1956). Fütûhü’l-Büldan. Xavier. Arif Müfid. (1958). İstanbul. Denizaşırı Seyahat. Tarzi. Çavaş. -Emecen. C. MEB. MEB. S. R. İstanbul. Şalom. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor. (1978). (2000). (2007). ed. (2000). S. ve XVI.I.II. Ortaçağ’da İki Yahudi Seyyahın Avrupa. (1955). -Tudelalı Benjamin. İstanbul.. MEB. Feridun.. çev.İnan Jale. Asya ve Afrika Gözlemleri. Turan Neşriyat. Kitabevi. Arslantaş. Berkeley. Landschaftgeschicte von Pmphylien. İ.I. Friedrich. -Goitein. Taşa Yazılan Zafer/Victory Inscribed. Atlan. çev. -Bean. çev.. Bertrandon De La. Selçuknâme. Ugan. (1939). Yazıt Nu.IV. Nu. University of California Pres. -Lucas. Hansgerd – Hild. (1956). Pisidien und Lykien Im Spatmittelalter. H. E. Yapı Kredi. Belleten. 69.. İstanbul. Isparta. İstanbul.Tabula Imperii Byzantini.(1997). (1993). İstanbul. -Trebilco. Tarihî. (1967). “Kudüs’e Giden Alman Hacılarının Türkiye İzlenimleri”. -Turan. Clive . çev. (2000). Kitabı Mukaddes/Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil). -İbn Bîbî. -Baykara Tuncer. G. W. Siyasî Tetkik. İstanbul. Jewish Communities in Asia Minor.. TDV. İmge. -Broquiére. B. Pamphylia Tarihine Dair Tetkikler. (1947). -Ramsay. Türk Yahudileri Tarihi. Z. Voyage du Sieur Paul Lucas.XLVI. M. Nevzat. (1957). Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften. TTK. S. Cities. -Darkot. 1948 Yılı Kazılarına Dair Rapor. -Buch. (2008). Yüzyıllarda Teke Sancağı. (2005). İstanbul.W. Bitmez-Tükenmez Anadolu. Ankara. İstanbul. Barbara. İstanbul. (1997). J. Üyepazarcı. S. George E. -Hellenkemper. Mehter. M. Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası. (1976). Ankara. (1982). Yinanç. İstanbul. Paul R.De La Plaine Pamphylienne aux Lacs Pisidiens Nomadisme et vie Paysanne. Kültür Bakanlığı. -Baykara. (1814). -Star. . (2004). Tome I. Maarif Vekâleti. Arda. İstanbul. (1996). -Önder Mehmet. -Moğol Hasan. C. Aykut. Z. Osmanlılardan Önce Anadolu. Yakın-Doğu Ticaret Tarihi. Yüzyıllar). Antalya. Schefer. Arif Müfid. -Pîrî Reis. -Turan Osman. Kitab-ı Bahriye. İstanbul. (1960). A.. Türkiye’nin Sosyal ve İktisadî Tarihi (XI-XIV. İslam Dünyasında Yahudiler. Şener. Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları. çev. Selçuklular ve İslâmiyet. Besim. (1964). Ankara. -Sefername. C. -Flemming. Ankara. Ankara TTK. Wilfried. Wien. London. -Çevik. (1971). İslâm Ansiklopedisi.(1979). -Karaca Behset. -Galanti Avram. -Bean George E. (2000). (1991) “Antalya”. Side Kılavuzu.

-Yıldırım. Vasos. Alanya Kitâbeleri. (2002). İstanbul. İstanbul.140 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -Turan. çev. İstanbul. çev. İstanbul Fetih Cemiyeti.. (1990). Şerafettin. -Wallace. . Metis. C. Z. (2002). Alanya. -Voyacoglu. (1999). Alanya. Ali. DAKTAV.Tarsuslu Paulus’un Üç Dünyası. R. Türkiye-İtalya İlişkileri. İlkgelen.I. –Williams W. A. Z. Ozil.

kuraklıktan etkilenme oranını artırmıştır.sari@hotmail. Fa mine. necmiuyanik@hotmail. Dr. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 4 1 -1 76 Ye a r: 2 0 1 1 . Kıtlık . bu yörelerin halkına Hilâl-i Ahmer (Kızılay) ve Ziraat Bankası vasıtasıyla yardımda bulunmuştur. Hila l-i Ahmer. çoğu aile yiyeceksiz kalmış ve bu yüzden bir kısmı yerlerini terk etmişlerdir. Even some death incidents occured in some areas and the government helped the people of thes e regions by means of Hilal-i Ahmer and Agricultural Bank. Key Words Drought. many families exposed to lackness of food and drink and some of them abandoned their places. The Central Anatolia Region was the most affected area by this drought. Thanks to these helps.. Bu bölge halkının çoğunlukla ziraatle meşgul olması. Help * ** Doç. Nitekim bu kuraklıkla birlikte. the public was able to breathe a sigh of relief and especially thanks to the debt suspension of Agricultural Bank. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. Issue : 5 Pa ge : 1 4 1 -1 76 CUMHURİYET DÖNEMİNDE YAŞANAN KURAKLIK FELAKETLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Necmi UYANIK* Muhammed SARI∗∗ Özet Cumhuriyet döneminde yaşanan en önemli kuraklık 1928 yılında meydana gelmiştir. they were able to continue their agricultural life. Because of this drought. Hilâ l-i Ahmer.com Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Doktora Öğ rencisi. Bu yardımlar sayesinde halk rahat bir nefes alabilmiş ve özellikle Ziraat Bankasının borçları ertelemesi sayesinde üretici durumlarına devam edebilmişlerdir.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Ya rdım AN ANALYSIS OF THE DROUGTH DISASTERS IN THE P ERIOD OF REP UBLIC Abstract The most important drought in the period of Republic occured in 1928. Hatta bazı bölgelerde ölüm olayları bile meydana gelmiş olduğundan hükümet. m. Dealing with the agriculture by most of the citizens of this region increased the exposure ratio from the drought. Bu kuraklığın en etkili olduğu saha ise İç Anadolu olmuştur. Anahtar Kelimeler Kura k lık .com .

tarih boyunc a büyük kuraklık ve kıtlıklar yaşamıştır. 76. S.11. S. Öyle ki. S. s. Yıl: 6. 1939. Yıl: 1974. gelişme olanaklarının kısıtlandığı bir doğal yaşam ortamıdır1 . ya da şiddetli soğukların ve kuraklığın neticesi olarak görülmüştür. Şevket Ra şit. % 40 ve hatta bazen % 50’den fazla azaltan soğuk. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri B . C.6 Bunun netic esinde pek ç ok kişi ya ölmüş. Nejat Berkmen. Sinan Kuneralp. Yaşanan kuraklıklar iç erisinde en tesirli olanı 1874 yılında meydana gelmiştir. Yıl:10.133.135. ç iftç inin büyük sıkıntılar ç ekmesine sebep olmuştur2 . masallara ve destanlara girerek herkes kuraklık ve kıtlığın ne olduğunu bilir hale gelmiştir4 . 1874 yılında meydana gelen korkunç kıtlık hakkında birç ok halk şairi destanlar meydana getirmişlerdir. Ancak bu tür kıtlık seneleri daha ç ok yağış azlığından. Umran Emin Çöla şan. Nisan 1990. İktisadi Yürüyüş . 54. 6. halkın iç inden yetişen ozanları dokunaklı feryatlarla dile getirmişlerdir. şeklinde dile getirilmiştir.142 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Kuraklık. Ocak 1948. hatta bazen kar kalınlığı telgraf direklerinin boyuna ulaşınc a haberleşme imkânları da kesilmiştir.4. Orta Anadolu'da yoğun kar ve don yüzünden yollar aylarca kapalı. “ Kuraklık ve Kurak Bölgelerin Özellikleri” . 1942 ve 1945 senelerini de ikinc iye örnek olarak verebiliriz 3 . C. 2. yüzlerc e köy ise mahsur kalmış.31. 6 Temmuz 1945. Buna mukabil mahsulü tamamen değilse bile. Bu tür felâketlere Türk tarihinin her safhasında tesadüf etmek mümkündür. Cahit Öztelli. s. S. Orta Anadolu’da kuraklık ve kıtlık o kadar etkili olmuştur ki. Hayat Tarih Mecmuası (Tarih ve Edebiyat Mecmuası). Temmuz 1974. İstanbul’da bile Haliç ’i buzlar tutmuştu. “ Orta Anadolu’da Kıtlık (1873-1875)” . Tarihte kıtlık seneleri diye bilinen seneler ya vakitsiz yaşanmış. “ Kuraklık ve Kıtlık” . “ Halk Şiirinde Tarihi Kıtlıklar ve Kuraklıklar” . 1873 yazı Orta Anadolu'da kurak geç inc e. . ya da bulundukları yerleşim yerini terk ederek kendilerine yeni hayat sahaları aramaya başlamışlardır.8. 1845. tabiat tarafından hassas bir şekilde ç izilmiş olan yağış karakteri.9.2. s. 1887 ve 1928 senelerini birinc iye ve 1935. Buna karşılık. s. Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı Dergisi. o yıl az mahsul toplanabilmişti. Ekonomisi daha ç ok toprak ürünleri üzerine dayanan Türkiye’nin. Bu tür iklim şartlarının etkisi ise en ç ok İç Anadolu vilâyetlerinde görülmüştür.36. birç ok seneler yurt ekonomisinin sarsılmasına. yani kuraklıktan kaynaklanmıştır. halkın uzun seneler ç ekmek zorunda kaldığı kıtlık felâketi gelmektedir. S. s. sonbahar aşırı yağışlı. Bu sıkıntılı yıllar. Dönüm. Bu sıkıntıların başında. Bunlardan Osmanlı döneminde olanlarından bazısı yazılmıştır. Yıl: 2. s. Tarih ve Toplum. Buna örnek olarak. bitki hayatının ve daha doğrusu toprağa bağlı hayatın. Haziran 1935.7. 1845 kuraklığı Kayserili bir ozan tarafından “erdi bu kıtlığa nice çok diyarlar-cümlesinden ehven oldu bu civar”5 . S. 1874. “ Kuraklık ve Memleketimiz” . Bu destanlarda halkın o zamanki 1 2 3 4 5 6 Nihat Uluocak. “ Orta Anadolu`da Kuraklık” . % 30. Hiç şüphesizdir ki Anadolu. kış ise bütün ülkede fevkalade sert geç miştir. kuraklığa veya daha genel bir tabir ile gayrimüsait senelere daha sık tesadüf edilmektedir.

yaşanan kuraklığı sadec e bu etkene bağlamak doğru olmayac aktır. S. yüzeyi yerden on metre alç akta ve suyunun derinliği 130-140 metre arasında olan. Bu tarihten sonra ise.354. KURAKLIĞIN SEBEP LERİ VE TESİRLERİ Prof Gassner ile Prof.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 143 muzdarip ruhu. Uygulanmakta olan ziraat tarzının da kuraklığın şiddetini arttırmada büyük tesiri olmuştur. Buradaki en büyük eksiklik. s. 8 9 10 . samimi bir dille ifade edilmiştir7 . Leon Robinowicz. İktisat Matbaası.000 metreküp su bulunduran volkan gölü bulunu7 Çekildi pınardan tükendi mâ’lar Lodos yeli bulutları kovalar Rahmetten müberrâ oldu havalar Tutu ştu ciğ erler büryan içinde O zaman bir hırstır dü ştü insana Çok gavga kıldılar âb-ı revana Çıkmaz oldu zahireler meydana Bulunmazdı sevkı sultan içinde Acayiptir hele dünle bu sözü Bahar geldi gövermedi yeryüzü Hazret-i lemyezel bununla bizi Terbiye eyledi bir an içinde. s. İlmî bir inc elemeye dayanmamakla birlikte. A. Kızılırmak’ın kendi tabi seviyesiyle sulayabildiği yerlerdeki mahsuller gayet iyi durumdaydı10 . (Çeviren: Alaettin Cemil). agm. perişan hâli.4. iç erisinde yaklaşık 7.. Hasandağı. 1928 yılından bu yana olan tarihlerdeki kıtlık veya fena mahsule. “ Aksaray Folklorunda Yapraklar Aksaraylı Bir Halk Şairinin Dilinden 1290 Kıtlığ ı” . fakat ç obanlık yüzünden yarı yarıya terk edilmiş ve kuraklık yüzünden de tamamıyla harap olmaya mahkûm gibi duran Obruk Köyünün kenarında.s. yağışsızlığın sebep olduğunu ortaya koymuşlardır8 . Yıl:2. Öyle ki. ç iftç ilerin bilgilerine. Ankara 1930. Kızılırmak’a sahildar olan köylerdi. Nitekim Konya’nın kuraklıktan en muzdarip bir nahiyesinde dört yüz haneli. Christiansen-Weniger ağaç kütüklerinden yaptıkları araştırmalarda. Age. Her ne kadar yağış azlığı burada kıtlıklar meydana getirmişse de. gökten düşec ek yağmurlardan medet bekler hale gelmiş olmasıdır. Yine Kırşehir ve Aksaray’da kuraklıktan en çok etkilenen köylerin bir kısmı. bilhassa 1928 yılında Orta Anadolu’da meydana gelen kuraklığın tesirleri büyük olmuştur.353. bu ovadaki topraklar ziraate gayet elverişliydi. Ağ ustos 1952. Nüfus Meselesi. bu tarihlerde Karadeniz de dâhil olmak üzere pek ç ok bölgeyi etkisi altına almıştır. s. Bu tesir 1930’lu yıllarda dahi sürmüş. Doğal olarak buralarda kuraklıktan ç atlamış ve mahsulleri yanmış tarlaların bulunması büyük bir tezat oluşturmaktaydı. Örneğin Beyşehir Gölü’nün aç ılmasından evvel tarlalar. ç iftç inin bu tür su kaynaklarını kullanma zahmetinde bulunmaması ile.8. ç ok düşük bir verimdeyken sulama sayesinde bire on.. doğal olarak bu durumdan en ç ok etkilenen bölge olmuştur. hatta yirmi ürün vermekteydi9 . Yağışın en az düştüğü bölge olan Orta Anadolu. kanaatlerine ve yüzeysel bir bakışla bile görülen duruma göre.12. Nejat Berkmen.

Bunun yanında. Nisan 1952. bir de ç iftç inin ziraattaki yanlış usulleri ekleninc e tehlike bir kat daha artıyordu. mısır ve darı gibi yaz mahsulü ekilmiyordu. ç iftç ilerden ç oğunun ziraata elverişli ortalama kırkar dekar arazisi ve birer ç ift c ılız öküzü bulunuyordu. kara sabanı bile ç ekemeyecek derec ede küç ük ve c ılızdı. s. s. Leon Robinowicz. Bu sebeple ç iftç i.146. . Üretim kooperatifleri. Kurumsal bir teşkilatlanma gerçekleştirilebilseydi. Anc ak bu su. İyi damızlık boğası yoktu.93. ç iftç ilerin genellikle ziraatlarını arpa ve buğdaya dayandırmaları olmuştur.12 Verimsiz kalan bu toprakların yanına. seksen bin liralık bir sermayenin teminini sağlamıştı15 . en azından emeğin inisiyatifi aç ısından ç iftç inin ayakta kalması yolunda önemli bir alt yapı sağlanmış olabilirdi.. hava uygun giderse 1. Zihni Derin. otsuz. eksik ekmeğini tamamlamak. kuru ekmeğini bile karşılamayan bu gibi ailelerin erkeklerini. ziraat birlikleri. Fakat ç iftç i bu tür imec e usullerini uygulamazken.358. samansız ve bakımsızdı. Bu buğdayın 360 kilosunu diğer yılın tohumluğuna. age. tohumluklarını kendi kendilerine temin etmiş olurlardı. s. ziraî itibar sandıkları ve teşkilatları ile hatta daha basitleri ve ilkelleri olmuş olsaydı. kuraklığın vahametini artırıc ı bir etken olmuştur. giyeceğini sağlamak. Hiç olmazsa kaybettikleri yiyeceklerini. güc ü yetenlerinin. Odun yerine sığır gübresinden yapılmış tezeği yakmakta olduğundan. Bu arazinin yarısı kara nadas halinde 1-2 yıl dinlendirilir. yemek pişirmek ve kışın ısınmak iç in gerekli yakacak odundan mahrumdu. “ Küçük Çifçilerimizin Zirai Dertleri. Bu sebeple inekleri sütsüzdü. Leon Robinowicz. ahır ve basit ziraat aletleri yapac ak keresteden. Örneğin Aksaray valisinin 1927 yılında imec e usulü ile bir miktar ziraatta bulunması. Çiftç inin ziraat iktisadına ait teşkilatsızlığı.357.200 kilo kadar buğday kaldırılabilirdi. Tarım Bakanlığ ının Küçük Su İşlerine Ait Hayırlı Bir Te şebbüsü ve Bu İşte Muvaffak Olma Şartları” . Çift öküzleri değil demir pulluğa.355.. ağaç tan mahrum bir hâle gelmişti.93. s. s.144 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yordu. Yine ç iftç i toprağı iyi işleyen ve mahsulü ç abuk ve uc uz eken orak. S.. yemsiz. belki de bu kuraklıktan ç iftç iler daha az etkilenecekti. Bu süreç te sıkıntıyı meydana getiren ziraat tarzından biri. tarlaları gübresiz ve toprakları da verimsizdi. Bir yetersiz yıllık ziraî üretim. agm. birkaç ç iftç inin hayvanının sulanmasından başka işe yaramıyordu.095 kilo buğdaya ihtiyac ı oluyordu..13 Öyle ki. inekleri ve çift öküzleri. 840 kilosunu ise en az beş nüfuslu ailesinin ekmeklik ihtiyac ına ayırıyordu. age. ev.11 S ulama kaynaklarından faydalanılmaması netic esinde bütün kurak bölgeler. hükümete olan vergisi ve tüc cara olan borcunu ödeyebilmek iç in. diğer yarısı da ekilerek. Zihni Derin. Hâlbuki bu ailenin yalnız katıksız ekmeği için 1. Ziraat ve Ticaret Gazetesi. harman temiz- 11 12 13 14 15 Age. zaten iş buhranı iç inde olan şehir ve kasabalara akın ederek işç ilik yapmaya mec bur bırakıyordu14 .

bilhassa insan sağlığı üzerinde sıtma gibi hastalıklara neden olmuştur. s. Bu sebeple hükümet. Bu sadec e olayın ekonomik boyutunu teşkil ederken. . bir elden taşıyıp kıymetli fiyatla satac ak ve dünya piyasalarından haber alac ak vasıtalardan mahrumdu. Ziraat Bankasından sağlayabildiği az bir miktar parayı ziraî üretimde kullanamamaktaydı.93. Devre: III. kendini kalkındırac ak olan yeni ziraat usullerini bilmemekte birlikte bu usulleri kendine öğretecek rehberden mahrum durumdaydı.XII. Leon Robinowicz.. TBMM Zabıt Ceridesi. kuraklıktan önc eki iki senenin kısmen kurak gitmesi ve 1928 yılı kışının şiddetli geç mesinden ç iftç ilerin alac akları mahsule güvenerek mevc utlarını hayvanlarına harc amaları yüzünden ambarları ve sermayeleri bakımından zayıf durumda kalmalarıdır20 .. Bunun nedeni ise.350. B. s. Zihni Derin. Yine mahsullerini değerlendirec ek satıc ıya kadar depo edecek. ç iftç inin modern tarım aletlerine sahip olmamasının yanında. Kuraklıktan etkilenme oranının az gibi görünmesine rağmen etkisi ç ok şiddetli olmuştur. kuraklıktan sonra artık eski sabanların yerine daha modern pullukların getirilmesi ve toprağın daha iyi işlenerek.. Bu yokluk. s. s. Ankara (tarihsiz). İçtima: II. Ayrıc a bu kuraklık 16 17 18 19 20 Zihni Derin. Diğer taraftan ihtiyac ı nispetinde krediden de mahrumdu. Fakat buradaki en önemli sorun. (Pulluk ve saire için bir sermaye tesisi hakkında 1/709 numaralı kanun lâyihası ve İktisat ve Bütçe Encümenleri mazbataları).1. C. (Ziraat makinelerinde ve ziraatta kullanılan mevadı mü ştaile ve muharrike ile müstahzaratı kimyeviyenin rüsumu hakkındaki kanunu tadil edici 1/498 numaralı kanun lâyihası ve İktisat.XX. Bildiklerini tatbik edec ek enerjilerini kaybetmişlerdi19 . Bu durumun netic esinde. bu tarım aletlerini değerlendirec ek bilgiden de mahrum kalmasıdır.93. Adliye ve Bütçe Encümenleri mazbataları). TBMM Zabıt Ceridesi. s. 1928 yılındaki kuraklıkla birlikte iyic e aç ığa ç ıkmış ve ç iftç inin yüzü gülmez hale gelmişti. Eskişehir ve Afyon gibi vilâyetlerde etkili olmuş ve ilk anda nüfusun yaklaşık beşte biri üzerinde etkisini göstermiştir. O dönemde ç iftç i. bu gibi zararlardan en az kayıpla kurtulmak istemiş ve bunun iç in de bir kanun dahi hazırlanmıştı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 145 leme ve ayırt etme işlerini temin eden yeni aletlerden mahrumdu16 . agm. age.2. İçtima: III. C. hem de toprağı derinden işleyec ek modern tarım aletlerinin bulunmayışıydı17 . agm. Ankara (tarihsiz). KURAKLIĞIN DEVLETE VE HALKA VERDİĞİ ZARAR Eskiden beri kıtlıklar ç ok mühim değişikliklere sebep olmuş.1. 1928 yılı kuraklığının etkisini çoğaltan sebeplerden birisi de hem ç iftç inin yeterli sermayeye sahip olmaması. Kırşehir. üretimde müthiş bir azalma baş gösterdiğinden devlet dışarıdan buğday ithal etmek zorunda kalmıştır. toplumsal anlamda pek ç ok kişi ekmek bulamaz hale geldiği gibi aç lıktan ölenler dahi olmuştur. Devre: III. Bu pullukların dışarıdan değil iç eride üretiminin sağlanarak temin edilmesi de kararlaştırılmıştır18 . Bununla birlikte. Bu kuraklık Konya. Aksaray. Yozgat.

S. burada yaşamak zorunda kalan insanlar. TBMM Zabıt Ceridesi. artık kapaklardan su akamayac ak bir vaziyet hâsıl olmuştu24 . C. C. Hâlbuki gölün seviyesi daha aşağı düşmüştü. s. 1928 kışı fevkalâde kurak gitmişti. Halkevi. Ş ebekeye muntazam ve tam su verebilmek için Beyşehir Gölü’nün seviyesi bir buç uk metre yüksek olması gerekiyordu. Bunun netic esi olarak suyun seviyesi mütemadiyen.4. Bilhassa 1928’de yaşanan kuraklık halk üzerinde olumsuz pek çok tesir yapmıştır. (1/97 numaralı Konya ovası sulama idaresinin 1931 senesi bütçe kanunu layihası ve bütçe encümeni mazbatası). 1927’den beri düşmüştü. Özellikle İç Anadolu’nun tarım bölgesi olması ve kuraklığında etkisini burada göstermesi bu tesirin derecesini katlamıştır. 7. idarenin geliri arasında mühim bir yekûn teşkil eden sulama üc retinin. başka yerlere göç etmek mec buriyetinde kalmışlardır22 . s. (Konya ovası sulama idaresi 1933 senesi bütçesi hakkında I /506 numaralı kanun lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). suyun yeterli miktarda tarım arazisine dağıtılamaması da ayrı bir sorun teşkil etmişti.III.219. Bu durum ise pek ç ok sahada etkisini göstermiştir. Çünkü yağış neredeyse bu senelerde hiç düşmemiştir. bu suretle kuraklık. Nitekim 1928 yılında. Köylü bu felâket karşısında ne yapac ağını şaşırmış.2. Yağmur mevsimi geçmiş. S. Hâlbuki birbirini müteakip kuraklıklar netic esi olarak su kâfi gelmemişti. Mart 1989. Ankara 1933. bu arada. bakımsızlıktan dola- 21 22 23 24 25 Ali Numan. TBMM Zabıt Ceridesi. 3. Yıl: 55. TBMM Zabıt Ceridesi. . Bu senelerde hüküm süren kuraklık ile su dağıtımının fennî bir şekilde yapılmaması yüzünden. Beyşehir Gölü’nün suyunu kanallara veren kapağın radyesi 1124 rakamındaydı. s. s. 7. Devre: IV. S enenin böyle kış zamanına tesadüf etmiş olması nedeniyle Beyşehir Gölü’nde su hac minin daha fazla olmasını gerektiriyordu. Devre: IV. beklenen mevsim yağmurları yağmadığı iç in tarlalarda henüz teşekkül etmiş olan buğday ve arpa başakları.s. köylüleri pek ac iz ve perişan bir hale düşürmüş ve hatta bazı köyler ahalisinden bir kısmı. Bununla birlikte. 627. Beyşehir Gölü suyunun alç almış olması ve bu sebeple şebeke dâhilinde bulunan arazinin tamamen sulanamaması. Celal Er. İçtima II. tarımdaki verimlilik tehlikeye girmiş ve insanlar büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmışlardır23 . ülkedeki su rezervleri azalmış. Kuraklık olduğu vakit. Gelirin azalmasının yanında. ehemmiyetli bir surette azalmasına sebep olmuştu25 . alev gibi esen rüzgârların karşısında yanıp kavrulmuştu.XIII.42. Ankara 1931. Örneğin 1928 senesinden başlayarak 4 sene zarfında Konya Ovasında kuraklığın devam etmesi. su problemi başta olmak üzere pek ç ok sıkıntıya maruz kalmışlardı.XIII. Ankara 1933. 30 Ekim1932. “ Kuraklık” . Yani 1125 buç uk olması lâzımdı. “ İklim ve Be şeriyet” . ac ı bir gerç ek olarak ortaya ç ıkmıştı. İçtima II. Fevkalâde İçtima.146 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yüzünden pek ç ok göç hareketi de yaşanmıştır21 . Karınca . Devre: IV. Anc ak bu göç hareketi 1928 kuraklığında daha önc ekilere nazaran geniş boyutlu olmamıştır. 1933 senesi kışın kurak gitmesi netic esinde böyle bir safhaya inmişti ki. C. zahire ve hayvan yemi fiyatları yükselmiş.

Devre: III. Avni Şanda. ithalât 216 milyon. Devre: III. C. (Millî Müdafaa Vekâleti 1929 senesi bütçesine fevkalâde tahsisat konulmasına dair 1/520 numaralı kanun lâyihası ve Bütçe Encümeni mazbatası).. agm. .159. H. 1927’de (8.52. İçtima: III. 1926’da ihrac at 182 milyon. ikinc isi ise mahsul ve hayvanların ölümü netic esinde üretimdeki azalma şeklinde kendisini göstermiştir.94.51. Bundan başka.II. her ne kadar maddî anlamda sıkıntı iç ine düşse de ç iftç ileri korumaya yönelik uygulamalara gitmiştir. Fevkalâde İçtima. bütün ürünlerdeki ithalat bu şekilde olurken. O yıl en ç ok Romanya'dan buğday ithal edilmiştir28 . Buna binaen hâsılat da 300. 11-12. Kuraklık netic esinde. Tuz satışı kilo olarak.1. kuraklık bölgesindeki köylünün. Maddesi kuraklık ile ilgilidir. dolu. 158 milyona inmiştir. Anc ak.XII.000 lira kadar bir azalma yaşanmıştır31 . altın fiyatları da. silinen bu borç lar ve üretimin düşmüş olması tahminî gelirlerin beklenenden ç ok az ç ıkmasına sebep olmuştur. herhangi bir köy veya kasaba veya şehir arazisinin tamamının veya belirli bir bölgesinin mahsulleri sel. C. Maliye Vekâletinin müsaadesiyle kısmen veya tamamen silinec ekti32 . bu suretle zarar gördüğü idarî tahkikatla sabit olanların o seneye ait vergileri. Ankara (tarihsiz). muzır haşarat veya bulaşıc ı hastalıklar gibi fevkalâde arızalar dolayısıyla en az üç te bir derecesinde zayiata uğrarsa. 887 TL’dir. ithalât 242 milyon.XIX. C. Devre: IV. Nitekim. 1927’de 868 bin ve kurak senesi olan 1928 de ise be ş milyon liralık ithalât yapılmıştı. Ankara (tarihsiz). “kara gün” iç in sakladığı altınları da piyasaya sürülmüştür.1970. İthalât ise 211 milyon olmuştur29 . Bu yüzden ç eşitli vekâletlerin bütç elerini yeniden düzenleme gereği duyulmuştur. 26 27 28 29 30 31 32 H. C. Devre: III. S. bunun netic esinde bütç ede aç ık meydana gelmiştir27 . 237). Bu durumun nedeni ise 1928 senesindeki kuraklıktır. Fevkalâde İçtima. Ankara 1931.XIII. Devre: IV. kasaplık hayvan fiyatları da düşmüştü. 20 Haziran 1931’de Arazi Vergisi Kanunu görüşülürken bu kanunun 5. TBMM Zabıt Ceridesi.III. TBMM Zabıt Ceridesi. İçtima: III.XII. Mesela. s. Kuraklığın bu tesiri sadec e mahsulle sınırlı kalmamıştır. Ankara 1931. 005. 1926’da 7. TBMM Zabıt Ceridesi. 1928 yılında ise yaklaşık olarak 108 milyon kilo buğday ithal edilmiştir30 . 1926 da 2. s. Avni Şanda. Ekim 1970 . Gelirlerdeki Azalma 1928 yılında yaşanan kuraklık sebebiyle fiyatlarda bir yükseliş kendisini gösterirken. TBMM Zabıt Ceridesi. TBMM Zabıt Ceridesi. s. Bu sebeple. s. dış piyasalardan buğday ithaline ihtiyaç hâsıl olmuştu. Bu maddeye göre.5 milyon. TBMM Zabıt Ceridesi. C. a. Ankara (tarihsiz). Bu tür felâketler karşısında hükümet. 1928’de 7. s.1925’te ihrac at 192 milyon.Aralık. Görüldüğü üzere kuraklık. yangın. bu ğ day olarak 1924’te 18 ve 1925’te 19 milyon liralık ithalât. İçtima: II. kuraklık. görülmemiş bir surette düşmüştü. Ankara (tarihsiz). C. piyasaya fazla miktarda altın arzedildiği iç in. s.25. birinc isi gelirlerin azalması yönünde.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 147 yı. Devre: III. İstanbul Ticaret Odası Mecmuası. 606. Türkiye'nin buğday aç ığını kapatmak iç in. İçtima: II.26 Kuraklığın etkisi. 116. 803. “ Tarih Boyunca Anadolu’da Kuraklıklar” . s. 1927’de kuraklık zamanına tesadüf ettiği iç in 192 milyonluk ihrac at. aynı zamanda ülkenin ithalat ve ihrac at dengesini de etkilemiştir. s.143-144.14.

1928 senesindeki hâsılatın azalmasında kuraklığın etkili olduğu şüphesizdir. Ankara 1933. Hükümet. diğer maddelerde gösterilen yolc u ve sair ç eşitli tahsisat da tahmine nazaran mahsus bir fazlalık kaydedilmiş olduğundan.Ba ğ dat demiryolları ve Haydarpa şa liman ve rıhtım idaresinin 1928 senesi hesabı katisi hakkında 1/421 numaralı kanun lâyihası). (Konya Ovası Sulama İdaresinin 1930 senesi bütçesi hakkında l/644numaralı kanun lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). 012 lira tahsilât olmuştu.XIII. TBMM Zabıt Ceridesi. . s. yine kuraklığa bağlı olarak hükümetin sulama üc retlerinde yapmış olduğu tenzilattır. 466. kara ve deniz boğaz vergilerinde görülmüştür. 1926 senesinde 774. uzun süredir devam eden kuraklıktan her halde müteessir olmuş bulunan sulama sahası ç iftç ilerinin. (Konya ovası sulama idaresinin 1928 senesi son hesabı hakkında 1/450 No’lu kanun lâyihası). 1927 senesinde 799. Fakat bu sene zarfında İç Anadolu’da meydanda gelen kuraklık dolayısıyla. 204 lira ve 1928 senesinde de 697. 56 lira 4 kuruş olarak tahakkuk etmişti. Fevkalâde İçtima.III. İçtima: III. 136 lira.XIX. TBMM Zabıt Ceridesi. S ulama üc reti olarak bütç edeki tahmin edilen miktar 139. 30 kuruş indirim yapılarak 50 kuruş ve gayri muntazam şebekede dönüm başına alınan 50 kuruştan da 20 kuruş indirim yapılarak 30 kuruşa indirilmişti. S ulama İdaresi Mec lisi tarafından tespit ve hükümetin tasdikiyle tespit edilen üc retler. (Anadolu . senenin kurak gitmesinden dolayı ziraat taliminden eksik olmakla 106. Ankara 1931. C.100 lira olduğu halde. Orta Anadolu’da ve bilhassa Konya’da senelerc e devam eden kuraklığın yaptığı tesiri ve bilhassa 1928’den itibaren hububat fiyatlarının düşüklüğünü göz önüne alarak.325-326. İçtima II. İçtima: III. diğer sahalarda da düşüş olarak kendisini göstermiştir.180. 1929 senesinde 800 000 lira tahmin edilirken34 .072 lira 33 kuruş tahsil edilebilmişti. 11.563 lira 44 kuruş ve ayni sebebe binaen değirmen ve fabrika su üc retinde 250 lira tahminine karşı. Böylece kuraklığın tesirinden hayli zarar gören ç iftç ilerden tahsili tahmin olunan geriye kalan miktara mukabil. bilhassa zahire nakliyatında % 50 derec esinde indirim yapılmasına mec buriyet hâsıl olmuştu.37 Kuraklığın tesiri sulama alanında görülürken. anc ak 5. Devre: IV.36 Bu durum. Devre: IV. s.2. Devre: III. Ankara (tarihsiz). bilhassa hafif seyir nakliyatı 800 bin küsur lira kadar azalmış ise de. hâlâ lâyıkıyla ilerleme sağlayamamış olmalarından kaynaklanmıştı. C. İçtima II. s. 07) lira eksik tahsilât ile kapatılmıştı. s.XIII. Ankara (tarihsiz). 228. C. Ankara 1933. s. C. Diğer taraftan ayni sebepten nakliyatın azalması dolayısıyla. Devre: IV. TBMM Zabıt Ceridesi. TBMM Zabıt Ceridesi. Devre: III.XIX.2. Buna göre. evvelce her bir dönüm başına muntazam şebekede 80 kuruş alınırken.35 Fakat bu indirimler bir işe yaramamış yine de halkın büyük ç oğunluğu sulama borc unu ödemekte güç lük ç ekmiş ve büyük bir kısmı da ödeyememişti. (1930 senesi hakkında umumi mazbata). 33 34 35 36 37 TBMM Zabıt Ceridesi.33 Ayrıc a vergi gelirlerindeki bir azalma da.58. Devletin gelirini azaltan en büyük sebeplerden bir diğeri.148 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 1928 senesi geliri. 000 lira tahmin edilmişti. C. bu eksiklik kısmen telâfi edilmiş ve gelir bütç esi (285. üc retlerde indirim yapmıştı.

hububat mahsulü aşırı derec ede düşmüştü. Çünkü bu dönemde ürünlerdeki aşırı düşüş ç oğu insanın en zarurî ihtiyaç larını bile karşılayamayac ak duruma düşmelerine sebebiyet vermişti. kısmen to38 39 40 41 TBMM Zabıt Ceridesi. 545.10/ 184. Afyon. Yine 1925 yılında Ziraat Vekâletinden Başbakanlığa gönderilen bir yazıda. 1923 yılı sonlarında Trakya havalisiyle.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 149 Orta Anadolu’da 1928 yılı kuraklığından ulaşım da nasibini almış ve ulaşım gelirleri bu yıl azalmıştır38 . Cumhuriyetin ilk yıllarından başlamak üzere yaşanmış olan bu kuraklıklar. Devre: IV.IV. . Bu maddeye göre. BCA . burada kuraklıkla ilgili olarak 8. Aksaray. 1924 yılı mahsulünün kış nedeniyle zarara uğramış olduğu ve bu sene de devam eden kuraklığın kışlık ekimi zarara uğrattığı ve ilkbaharda da aynı durumla karşılaşmanın yüksek bir ihtimal olduğu göz önüne alınarak. Ürünlerdeki Düşüş ve Telefat Cumhuriyet dönemindeki kuraklıkların en ç ok tesir ettiği saha İç Anadolu Bölgesi olmuştur. Eskişehir. Buna engel olmak iç in. Bu nedenle de bu yerlere ürünlerin azalmış olmasına bağlı olarak buğday nakliyatı yapılmıştı. Bu sebeple üç dört ay sonra bu bölge halkının zaruret iç inde kalmasına kesin gözüyle bakılıyordu. dışarıdan buğday ve un getirilmesi ve bunun temini iç in de gümrük vergisinin kısa bir müddet iç in kaldırılması öngörülmüştü. kantariye ve saire üc retleri ve % 75 indirimle nakledilen amelenin nakliye üc reti olarak tahakkuk eden 118. Devre: III. kısmen yemlik. yükleme. TBMM Zabıt Ceridesi. 1928 senesinde yaşanan kuraklıkta altı vilayetin (Konya. Yozgat) darlık sahasındaki etki.III.b. Ankara 1931. Gelirdeki bu azalma. madde eklenmişti. diğer alanlarda olduğu gibi hükümetin bu sahada da bir indirime gitmesinden kaynaklanmıştır. 1928 ve 1929 seneleri zarfında Hilâl-i Ahmer Cemiyeti tarafından muhtaç lara dağıtılmak üzere darlık ve kuraklık mıntıkalarına gönderilen zahirelerin nakliye üc retiyle.266. s. 71 lira işletme alacaklarının kaydı silinmişti39 . s. Eskişehir. olaylar pek yaşanmamıştır.1. Kütahya ve Ankara vilâyet ve kazalarında senenin kurak gitmesi sebebiyle. 30. bunun iç in gerekli önlemlerin alınması istenmiştir. 30. Ankara. b. 22 Temmuz 1931 tarihinde Devlet Demiryolları ve Limanları işletmeleri bütç e kanunu görüşülürken. C. İçtima: I.Ba ğ dat demiryolları ve Haydarpa şa liman ve rıhtım idaresinin 1928 senesi maliye bütçe kanunu lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). bunun en son tedbir olması uygun görülmüştür. halkın büyük ç oğunluğunun ç iftç i olması hasebiyle doğrudan ürünlerin verimini ve buna bağlı olarak da hem vatandaşın yiyec ek ihtiyac ını.10. Ankara (tarihsiz).266.10/ 184. Fakat bunun da memleket ekonomisine vereceği zarar düşünülerek.4.41 Anc ak bu senelerdeki kuraklık 1928 senesine nazaran daha az etkili olduğundan ürünlerin azalması ve ç eşitli ölüm v. BCA . (Anadolu . hem de gelir kaynağını teminden mahrum kalmasına sebep olmuştur.308. buna bağlı edevat tatili. Fevkalâde İçtima. C. Bunun yerine ihtiyaç duyulan yerlere Müdafaa-i Milliye emrindeki kamyonlarla un ve buğday taşınmasının daha muvafık olduğu düşünülmüştür40 . Konya. Afyon.

”46 . s.1. 42 43 44 45 46 47 Leon Robinowicz. Bu durum.150 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 humluk olmak üzere darlıkta bulunan yaklaşık üç yüz bin nüfus ve elli bin aileyi daha ç ok etkiliyordu. mahsul yetiştiremedikleri gibi. . İç lerinde birç oğu çalışmak üzere başka yerlere gitmişler ve oradan ailelerini geçindirmeye ç alışmışlardı. sekiz bin aile dokuz ay. s.4. (1/97 numaralı Konya ovası sulama idaresinin 1931 senesi Bütçe kanunu layihası ve Bütçe Encümeni mazbatası). TBMM Zabıt Ceridesi.163-164. bu kurutucu fela ketlerle ta rumar oldu. C.47 Bu nedenle. Fakat bunun aksine. hububat fiyatının düşmesi dolayısıyla her bir Konya kilesinin 12 liraya belki daha aşağı fiyata düşmesi köylüyü daha ziyade müşkül ve elim bir vaziyete düşürmüştü43 . en mühim hububat mıntıkalarından geç en Şark demiryolları mevkisinde ot ve samanlar ç ürümüş ve bu yüzden Anadolu'da birç ok damızlık hayvan mezbahalara sevkedilmişti. Tarlalarda iş bulamadıkları iç in bu kötü duruma düşmüşlerdi. Çünkü saman ve otun yükleme ve tahliyesi hem masraflı hem de müşküldü. s.359-360. Ayrıc a ç iftç inin elindeki mahsullerin değeri de gitgide düşmüştü. kısmen de komşularının yardımıyla geç inmekteydiler. Bu tarihlerde farklı mıntıkalardaki köylerde hiç yiyec eksiz kalan beş on hane bulunmaktaydı. İçtima: I. ihtiyac a tamamen evvelden anlaşılmış olduğu halde. çiftçi bazı yerlerde hayva nla rını beslemekten bile a ciz ka ldı. dolu gibi birçok a fetler ha ra p etti. Bunlar kısmen ç alışarak. Bunlardan yaklaşık yirmi bin aile bir sene. Muzaffer Hamid. Bunlar köylerin amele. C.219.. (Sirkeci ile Haydarpa şa arasında feribot tesisi hakkında (1/193) numaralı kanun lâyihası ve nafıa ve bütçe encümenleri mazbataları). TBMM Zabıt Ceridesi. kuraklıktan sadec e hububat değil aynı zamanda panc arda da büyük zararlar görülmüştü44 . Leon Robinowicz. Bu felaketle ilgili şu ifadeler kullanılmıştı: “Geçen sene vila yetin birçok mahallerini yağmursuzluk. nu: 2742.359. 1929 senesine kadar buğdayın her bir Konya kilesi 22 lira ve daha yüksek fiyatla satılmakta iken. İçlerinde una ot karıştırarak yiyec eği maddenin miktarını artıranlar vardı. age. bu sene kışın ç ok şiddetli geçtiği ve bazı yerlerde insan ve hayvan ölümlerinin meydana geldiği bildirilmekteydi. Devre: IV..III. Bunların tohumluk olarak ihtiyaç ları ise 16-17 milyon kilo civarındaydı42 .IV. ellerindeki mahsulün yetersizliğiyle ç ok ac ıklı bir duruma düşmüşlerdir. C. ç iftç ilerin en büyük dayanaklarından olan hayvanlarının ç oğu ölmüştü. s. hizmetkâr ve yardımc ı kısmını oluşturuyordu. Bazı yerlerde de ot yemekteydiler. Devre: III. seylap. s. Bu etkiyle birlikte ç iftçiler. Ankara 1931. Ankara (tarihsiz). Yine bunlar iç erisinde aç lıktan ölen olmadığı bildirilmekteydi45 . kuraklık. Devre: III. Müba rek çiftçilerimizin binbir emekle ektikleri hububa t. Bunun yanı sıra İktisat Vekili Şakir Bey’in verdiği bilgiye göre. age. O kadar ki. yirmi iki bin ailenin ise altı ay darlık ç ekmesi bekleniyordu. “ Çiftçilere Tohumluk” . Babalık gazetesinin 8 Mart 1928 tarihli nüshasında. İçtima: III.XX. Fevkalâde İçtima. Ankara (tarihsiz). Babalık . nerdeyse her kuraklık döneminde böyle olmuştur. Zararsız otları haşlayıp unla karıştırarak saç ta bir nevi pide yapmaktaydılar. Hakikaten 1928 senesinde Anadolu yaylasında kuraklık sebebiyle ot ve saman. Bu yerlerden birisi de Konya’ydı. TBMM Zabıt Ceridesi. 8 Mart 1928. s.

s. ağılı olan köylülerin hayvanlarından ölenin olmadığını. Bu hususta İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey. . Son zamanlar kışın tesira tı ve geçen seneki kuraklık sebebiyle za yıflayan gıda bula ma ya n ha yva na tımızın mühim bir kısmı ölmüştür. 000 kişi ölmüş anc ak. agm. Gerçekten de 1874 kuraklığında en ç ok zarar gören yerlerden Ankara.154. İçtima: I. buna mukabil ağılı olmayanların hayvanlarının ise % 10 ile % 70 arasında telef olduğunu bildirmiştir. ağaç kabuğu. Devre: III. bir 48 49 50 51 52 53 Zihni Derin. Ankara (tarihsiz). ölen hayvanların etlerini. 000 kişilik nüfustan 7. C. age. Kalecik halkı. keskin.32. TBMM Zabıt Ceridesi. agm. C.245.. Serveti umumiyemizden belki on beş yirmi milyon lira önüne geçmek mümkün iken ya pıla ma ma sı sebebiyle ma hv olup gitmiş” 53 olduklarını ve bunu önlemenin ilk yolu olarak da köylülerin hayvanları iç in ağıl yaptırmak gerektiği öyle ki. geriye 25. Yine aynı sorunla ilgili olarak İktisat vekâleti bütç esi görüşülürken. Vekil Bey’in itiraf buyurdukları veçhile Orta Anadolu' da ba zı mıntıka la r vardır ki. ha kikaten ciddiyetle nazarı itiba ra a la ca k bir mesele ha lini a lmıştır. % 30 gitmiş. Bala. Ankara (tarihsiz). koyunların % 97’si ölmüş.9. ülke ekonomisinden bahsederek 1928 yılı kuraklığına değinmiş ve “Ana dolu yaylasının ziraatında tehlikeli vaziyetler ihdas eden yağmursuzluk ve rutubetsizlik. böc ek ve zararlı hayvanlardan kuraklık ya da fazla yağmur ve sel.III. Bunun da sebebi. TBMM Zabıt Ceridesi.. Davarları % 50. bula ma dım. Umran Emin Çöla şan. zelzele gibi tabi afetlerden sık sık zarar görmekteydi. ot kökleri yedikleri. Devre: III. burada ç iftç ilere yönelik bir yatırımın olmadığından ve kuraklıktan etkilenen bu bölge insanına yeterli yardım yapılmadığından bahisle hükümeti şöyle eleştirmişti: “Ya lnız bütçeye baktım.159. vekâletin bütç esinin görüşülmesi esnasında. dolu. 1290 kuraklığı olarak bilinen ve 1874 yılında meydana gelen kuraklık. Cahit Öztelli.III. s.. don. göç meye izin verilmediğinden öldükleri bildirilmişti50 . Leon Robinowicz. s. sığırların % 81’i. Koçhisar. İçtima: I. agm. Geçen sene beş a ltı vila yetin çiftçileri çok yerlerde ektiği tohumu a lamamışla r ve çok müşkül mevkiye düşmüşlerdir ve bunun neticesini de memlekette pa halılık ve diğer ticari sıkıntıla r şeklinde görmekteyiz. s. Ara psun'da n a ldığım telgra fla r çok a cıklıdır. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 151 Bilhassa ç iftç ilerin bütün mahsulleri ve hayvanları türlü hastalık.358.93.48 Mesela. hatta bu havalideki koyunların kısmen kırılmasına sebep olmuştu52 . Ankara ilinin Keskin ilç esinde bir felaket şeklini almış. göç etmiş kalanların ise.. Bu tarihten sonraki en büyük kıtlık olan 1928 yılında bu derec e olmasa da benzer olaylarla karşılaşılmıştır. Daha fazla veya da ha noksa n ne ise. 000 kişi göç etmiş. (çiftçileri takviye) diye bir ta hsisat a ra dım. 52. Her sene gitgide artan koyun ve diğer hayvanların sayısında. 1928 yılında meydana gelen kuraklık ve şiddetli kış sebebiyle bir ilerleme meydana gelmemiş 51 . Aksaray Milletvekili Besim Atalay Bey. 000 kişi kalmıştı49 . s. 20. bugün zaruret içindedir.

Bilhassa Doğu Anadolu’da kışın ç ok sert geç mesi sebebiyle önemli miktarda hayvan telef olmuştu. Kışın sertliği nedeniyle sonbahar ürünleri donmuş.6. Muradiye gibi yerlerde soğuktan büyük bir sıkıntı yaşanmış olduğundan ç ok miktarda hayvan telef olmuştur.858. Bunun yanı sıra hayvanları da birer birer telef olmuştur.3. s. Bu sıkıntılarla beraber ot. Tabi her ne kadar demiryolları işinde ve yollarda işç i olarak ç alışmaktaysalar da. aç lıktan hayvan telefi % 25 derecesine ulaşmıştır59 . Yine aynı tarihlerde 2 Haziran 1929’da Trabzon Vilayetinden alınan bilgiye göre.860. 30. 1929 yılı Ocak ayında.858.10/ 121. BCA . BCA . ot 5 kuruş.2. ilkbahar ziraatı yapılamamış. 30. Ayrıc a Van ve c ivarında görülen kuraklık sebebiyle halk büyük sıkıntılar ç ekmiş. saman 5 kuruş ve arpa’da 5.10/ 120.50 kuruş iken bir gün sonra. BCA . Van merkez ve c ivarında 54 55 56 57 58 59 TBMM Zabıt Ceridesi. ot 4 kuruş. kışın süreklilik göstermesi ve yağan karlardan dolayı köylü ç ok büyük bir zarara uğramıştır.2. saman 15 kuruş ve arpa da 6 kuruşa yükselmiştir58 . İç Anadolu’da etkisini en şiddetli gösteren kuraklık. 30.” 54 . S ürmene. 1928 yılının kış mevsiminin şiddetli geç mesi ve ondan sonra da devam eden kuraklık netic esinde aç lık baş göstermiştir. 1933 yılında İç Anadolu ile Doğu Anadolu ve Karadeniz’in bazı şehirlerinde yeniden aç lık baş göstermiştir. Bunun üzerine de.858.III. saman ve arpa fiyatlarında gitgide bir artış söz konusu olmuştur.10/ 120.248.000 liralık bir yardım talebinde bulunmuştur55 . Rize’nin Karaderesi’yle Of’un Baltac ıderesi köylerinde yiyec ek mısır tanesi bile kalmamış olduğundan halkın aç lıktan ot yedikleri ve bu yüzden soygun vakası türü olaylara rastlanmakta ve ac ilen yardım talebinde bulunulmaktaydı56 . Bunun yanında 1930 senesinde yine yağış yokluğu sebebiyle Koc aeli’ne bağlı Geyve Kazası ve buraya bağlı 31 köyde kuraklığın etkisi çok fazlaydı. BCA . Bu köyler halkı kuraklık sebebiyle tohumluk ve yiyec ek zahire elde edemediklerinden Ziraat Bankası’na kendilerine borç vermesi hususunda mürac aatta bulunmuşlardı. Bu tarihlerde yaşanan kuraklıkların ve buna bağlı olarak ortaya ç ıkan kıtlığın ardından. 30. BCA . Ahlat. İçtima: I. Aksi takdirde bu yöre halkının geçimlerini sağlamak amac ıyla sağa dola dağılac akları bildirilmişti57 . Bu sebeple vilayet ac ilen 25.10/ 121. Mesela 13 Nisan’da.4. C. . ürünlerin toplanamamasına bağlı olarak kendisini göstermişti. hatta yiyec ek yokluğundan otlarla beslenmek zorunda kalmışlardır. Ankara (tarihsiz). Öyle ki.10/ 120. 1933 Nisan’ında Erc iş. Devre: III. 30.860. etkili olmuş ve oralarda yine aynı şekilde aç lık ve sefalet.152 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 za ra r var. Aynı tarihlerde Muş Valiliği tarafından gönderilen bir yazıya göre. bilhassa Arapkir ve Kemaliye’de açlık had safhaya ulaşmıştır. diğer bölgelerde de bu bölge kadar olmasa da. Malatya Vilayetinden başbakanlığa gönderilen bir yazıdan anlaşıldığına göre. havalar bozuk gittiği için bu işlere ara verilmiştir.

Bozkır’da 16 köyde. 30.10/ 81. Ereğli. 23 Temmuz 1933’de.10/ 81. Konya’ya bağlı Bozkır ve Kadınhanı kazalarında kuraklık yaşanırken bir anda yağmurla karışık dolu yağmaya başlamıştır.21. 34 katır ve 2 deve olmak üzere toplamda 80. Özellikle Kadınhanı’na bağlı Karasevinç Köyü’nün ürünleri tamamen yok olmuş ve köylü yiyeceksiz ve tohumsuz kalmıştı. 30. Ermenek ve Cihanbeyli genelinde de % 50 derec esinde kuraklıktan etkilenilmişti63 . el ile yolmak suretiyle hasadına imkân vermeyec ek kavruk ve c ılız bir halde bulunmakta. Bu durum. BCA . 12. Beyşehir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 153 63. Seydişehir.21. Bozkır ve Kadınhanı’nda meydana gelen dolu felaketinden etkilenen köyler şu şekildeydi: 60 61 62 63 64 BCA . Ilgın’da 20 köyde. Lazım gelen yardım yapılmazsa bu köylerde yeni sene için üretim kabiliyeti kalmayacağı ve halen merkeze tabi yüzde yüz kuraklıktan etkilenen on sekiz köy halkına yollarda ç alıştırılmak üzere ekmek parası temin edildiği bildirilmişti62 . 3. Yenişehir. 1933 yılındaki kuraklığın Akşehir.390 keçi. BCA .530. anc ak Bozkır’dan dolaşıp gelen Çarşamba Çayı’nın sularıyla kısıtlı bir alan sulanabilirken. 30.149 hayvan ölmüş ve yeni doğan kuzu ve oğlak telefatı da % 75 c ivarında olmuştur60 .431 sığır. kuraklığın tesiriyle kışlık ürün. S ultaniye (Karapınar)’de 2 ve merkez kazanın 6 mahallesi ile Aladağ mıntıkası köyleri yazlık ve güzlük ürünleri kuraklıktan % 50 derec esinde etkilenmişti. hatta ç oğu köyde bu imkânsızlık karşısında ekinlere hayvanların bile salındığı görülmekteydi.269. BCA .2. Konya’ya bağlı Akşehir.10/ 81. . 305 eşek.21. 354 manda. Karaman’da 32 köyde. Merkez ve Çumra gibi Konya ovasındaki meralar tamamen ç öl manzarasına bürünmüştü.10/ 184. 1933 yılında Konya merkeze bağlı 53 köyde. Konya Ovasında kanal sistemi dâhilinde bulunan köylerden bir kısmının arazisi. Ereğli kazaları ile bilhassa merkez ve Çumra kazasında etkisi ç ok büyük olmuştur. Öyle ki.530. Bu arada. 573 at. Bu sıralarda İç Anadolu Bölgesi’nde de kuraklık etkisini göstermiş ve bu bölgede aç lık ve telefat etkili olmuştur. Yağan dolular bu kazaların köylerinin mahsulüne büyük zarar vermiştir.64 Buna göre. BCA . S eydişehir.530. Bu sırada İç işleri Bakanlığı tarafından Başbakanlığa 1933 Kasım’ında gönderilen yazıya göre. 30.21. 30. Yine Hadim. bir taraftan ekinc ileri diğer taraftan da hayvanc ıları ümitsizliğe düşürmüştü. geneli teşkil eden kıraç köylerin vaziyeti ç ok kötüydü61 . Kadınhanı’nda 10 köyde.10/ 81.530. Çumra’da 45 köyde. Beyşehir Gölü’ndeki su seviyesinin yine senelerden beri devam eden kuraklık yüzünden inmesi dolayısıyla.010 koyun.

yağmur yağmaz ve kuraklık devam ederse. 30. BCA . Geçen sene çiftç iye verilen tohumluklardan elde edilen mahsulün bir kısmını ç iftç i tüketirken. BCA . Bu sebeple de kuraklık devam ettiği sürec e durum ç ok vahim noktalara gelebilirdi67 .10/ 81. Bir ay evvel buraya birkaç vagon mal gelirken haziran ayında 20 kileye kadar inmişti.154 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo-1: 1933 Yılı Kuraklığından Etkilenen Konya’nın Bozkır ve Kadınhanı Kazaları65 Kazanın adı Bozkır “ “ “ Kadınhanı “ “ “ Nahiyesi Belviran “ “ “ Merkez “ “ “ Köyü Sarı oğlan Kuzuveren Kıldere Ayvalıca Karasevinç Köylü tolu Meydanlı Konur viran Mahsulün hasar derecesi % 70 % 15 % 30 % 30 % 100 % 100 % 100 % 100 Yağmursuzluk ya da dolu gibi felâketler sebebiyle. Bakanlar Kurulunda alınan bir karar gereğince. bu yöredeki buğday fiyatını tanzim etmek gerekmişti.266. Nitekim. Kars Vilayetinden 1935 Haziranında gönderilen kuraklık raporuna göre. bir kısmını da toprağa ekmiş ve elinde pek bir şey kalmamıştı. Bunun üzerine valilik.21. halkın ihtiyac ını fabrikalardaki buğday stoklarından sağlamaktaydı66 . kuraklık sebebiyle. Bundan sonra. Bu buğdayın fiyatı ise. bir ay evvel buğdayın kilosu 4 kuruş iken bugün 6 kuruşa ç ıkmıştı. ortaya ç ıkan ürün azlığı beraberinde şüphesiz ki.266. Bu artışla birlikte halkın alım güc ü yetersiz olduğundan pek ç ok kişi sefalete maruz kalmıştı. gerekse üretic iye veya ekmek fiyatını tanzim iç in belediyelerin bildirec eği değirmenlere yerel mülkiye amirlerinin teklifi ile buğday satılması kararlaştırılmıştı.10/ 184. 30. Aynı felaketin bundan sonra tekrar yaşanması kaç ınılmaz olacaktı. Bunun iç in gerek doğrudan doğruya. Çünkü oralarda da aynı durum söz konusuydu.19. Çünkü ç oğu vilâyet aynı sıkıntıyla karşı karşıya kalmıştı. halkın durumunun düşündürüc ü olduğuna dikkat ç ekilmişti. Anc ak stoktaki buğdaylar.530. hububat fiyatlarında önemli miktarda artış şeklinde görülmüştür.10/ 184. kuraklık sebebiyle Kars ve c ivarında yeterli miktarda buğday üretilemediğinden. 30.15. Mesela Eskişehir Vilayetinden 1935 Haziran’ında gönderilen yazıya göre. . Un fiyatı ise 600’den 725 kuruşa fırlamıştı. Böyle bir durumda yakın ve c ivar vilayetlerden zahire getirilmesinin de mümkün olmadığı bildirilmişti. Ziraat Bankası’na mâl olduğu bedel üzerinden ve ofis depolarından teslim 65 66 67 BCA . belirli bir kesimi doyurabilec ek ya da belli bir süreliğine kuraklıktan koruyabilmekteydi.

30.266.108.10/ 120. 1935-36 yıllarının fena bir mahsul yılı olması.858.858. aşırı artış göstermesine sebep olduğundan kuraklığın etkisi kat kat artmıştı. dışarıdan mal almak yerine buğday temin edilmesi ve halkın buğday ekmeği tüketmesini uygun olac ağı kanaati hâsıl olmuş ve bunun üzerine vilayetlerden ihtiyaçları sorulmuştu. Trabzon’un S ürmene Kazasının Araklı nahiyesinden başlayarak.10. bu buğdayları düşük karşılıkta tüc c arlardan mısır almak suretiyle değiştirdikleri bildirilmişti.10/ 120.72 Bu durum ise. Merkez hariç olmak üzere % 30 nispetinde iaşe sıkıntısı ç ekilmekteydi.10.10. BCA . Anc ak hem fiyatların yüksek oluşu. Bu sene.11. Tek geçim kaynağı olan fındık ise geç en yıla yani 1935’e göre yok denecek kadar azdı71 .18. 1934 yılında Ordu Vilâyetinde kuraklık etkili olmuş ve bu yüzden yazlık ziraat durma noktasına gelmişti. 1936’da S inop’un Ayanc ık kazasında kuraklıktan 40 köyde mısır hâsılatı yanmıştı. 30. yağmursuzluğa tahammülü kalmayac ak derec eye gelmişti. Bu sırada. durumun ç ok vahim olması kaç ınılmazdı. BCA . BCA . Bu mıntıka halkının yiyecek mısır ihtiyac ı günden düne artmaktaydı. Bunun yanında Cide ve Tirebolu’da da mısır mahsulü % 60 oranında yanmıştı. 30.858. halkın elinde mahsulün kalmamasına ve tüc c arın elinde bulunan mahsulün. Anc ak buradaki dağıtım yeterli olmadığından diğer şehirler de dâhil olmak üzere kuraklık bundan sonraki senelerde etkisini gösterec ektir.10/ 120. 1936 Ağustos’unda Karadeniz vilayetlerinden Rize. Buralarda. Ürünlerin yetişmediği yerlerden birisi de S inop’tu. . Zonguldak gibi yerlere giderek ç alışmaktaydılar. belki İç ve Doğu Anadolu’daki gibi olmasa da. hem de istenilen miktarda toplu mal bulunmaması gibi sebeplerden dolayı.10/ 184. Yaklaşık olarak % 35. Bölge. Bunun iç in yapılac ak yardımların buğday olarak değil.000 ton mısır ihtiyac ı olduğu bildirilmişti.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 155 şartıyla tespit edilmişti68 .15. BCA . bankadan borç alma suretiyle köylüye alınac ak para karşılığında zahire dağıtmak olarak bildirilmişti69 . Bu darlığa karşı alınac ak tedbir ise. mısır olarak yapılmasının daha uygun olduğu ve bunun sebebinin de daha önc e kendilerine buğday verilen muhtaç ların.2/ 85. ç eşitli sıkıntılarla karşılaşılmıştır.1. 30. Ordu. ortalama bir hesapla 30 liralık ekmeklik hububat mubayaasını zarurî kılmış ve netic ede aile ihtiyaç ları umum 68 69 70 71 72 BCA . Mahsulün bol olduğu senelerde bile iki kaza ç iftç isi anc ak altı aylık gıdalarını üretmekte ve öbür altı aylık geçimlerini ise İstanbul. Trabzon ve Giresun’da muhtaç halka dağıtılmak üzere 3. Bu sıralarda ülkenin başka bir noktası olan Karadeniz şeridinde de kuraklık görülmüştü. Cevaben Rize’nin 50 ton ihtiyac ı olduğu bildirilirken diğer vilayetlerden bu tarih itibarıyla bir haber gelmemişti70 . Vakfıkebir’e kadar devam eden sahil bölgede kuraklık yüzünden mısır mahsulü ç ok vahim bir duruma düşmüştü. % 40 c ivarında hâsılatta düşüş görülmüştü. 30.

364-365. 1917 ve 1918 yıllarında büyük kuraklıklar yaşanmıştır74 . Yaşanan bu sıkıntılar karşısında hükümet. s. HÜKÜMETİN KURAKLIĞIN TESİRİNİ AZALTMAK İÇİN ALDIĞI ÖNLEMLER 1928 yılı kuraklığından önc e 1844. s. 4. 1854. 1923’de yaşanan kuraklık azami derec eye yükselinc e Konya’daki halk. 1887. s.349. Leon Robinowicz. Leon Robinowicz. s..64. Bu tarihten sonra meydana gelen önemli kuraklık olan 1928 kuraklığı Konya. Osmanlı Devleti zamanında yaşanan bu kuraklıkların ardından. bazı mükellefiyet ve vec ibelerden sıyrılma ve borçların (Zirai Kredilerin) başka bir zamana ertelen73 74 75 76 77 78 “ Orta Anadolu Köylüsü” . s. Cumhuriyet döneminde de bu tür kuraklıklar yaşanmış ve bu noktada hükümet ya da halkın kendisi ç eşitli önlemler almaya ç alışmıştı. efrat ve devlete karşı taahhüt ve mükellefiyete zarar getirec ek fevkalade kanun tedbirlerinden kaç ınılması. 2. İç işleri Bakanı’nın önermiş olduğu bu tekliflerin yanında hükümet. Aksaray. S.84. Hayırsever şahıs ve kuruluşların yardımları. münferiden afete maruz kalanlar iç in yapılabilec ek yardım şekilleri olarak. Köye Doğru.348.. yapılac ak işlerin belirli bir sıra dâhilinde olmasını ve yapılac ak işlerin iç eriği ile ilgili olarak şu önerileri sunmuştu78 : 1. 51.Hükümetç e yapılac ak yardımların yiyecek içecek şeklinde değil. age.0. Örneğin daha önc e bu bölgede yaşanan kuraklıkta Aksaray’ın iki yüz üç yüz hanelik Eşmekaya Köyünde koyunlar ve sığırlar tamamen telef olmuş. 1 Mart 1941. Yozgat. bu durum karşısında hemen önlem almanın gerekli olduğunu anlamıştı. yağmur duası yapılması iç in mürac aatta bulunmuş ve bunun üzerine öğle ve ikindi namazlarından sonra yağmur yağıncaya kadar yağmur duası yapılması kararlaştırılmıştı76 .348.Yapılac ak yardımın menfi değil. Leon Robinowicz. BCA .. . age. Kırşehir. onları üretime hazır hâle getirmek şeklinde olması. Etki alanının genişliğinden dolayı hükümet.Devletç e yapılac ak yardımların ilk önc e mahallî idarelerc e temini. Afyon ve Eskişehir vilayetlerinde etkili bir biç imde görülmüştü77 .Yardımlarda Hilâl-i Ahmer teşkilatının arac ılık etmesi. 1874.Bu sıkıntıdan halkın anc ak kendi emeği ile kurtulmasının temin edilip kolaylık sağlanması. 3. 5./ 7.156 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 nakit ihtiyac ının % 50’sine yükseldiği gibi senelik nakit ihtiyac ı da 250 lirayı bulmuştur73 . 17. C.0.. 4. Yani kanunun belirttiği durumlar müstesna olmak üzere. Age. tek bir inek kalmış ve o da buzağılamamıştı75 . kanuni yardımlar. Kuraklıktan sonra İç Anadolu’da inc eleme yapan İç işleri Bakanı Ş ükrü Kaya. müsbet olması. age. kuraklığın tesirini azaltmak maksadıyla bir dizi önlemler alarak hayata geç irmeye ç alışmıştır.

Buna göre. Bunun yanında bir kredi mahiyetinde olmak üzere fiili yardım vardır ki. tec ili ve taksitlendirilmesi gibi usullerden bahsetmişti. 30. “ Çe şitli Afetler Tesiri ile -Münferiden.263-264. Yine Konya S ulama İdaresi tarafından aç ılac ak sulama kanalları iç in zarurette bulunan kişiler ç alıştırılac aktı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 157 mesi. Kızılırmak’tan başka Konya merkez Kazasıyla Zıvarık (Altınekin) Nahiyelerindeki kuyulardan herhangi bir suretle yararlanılac aktı. 6. 1928 yılı kuraklığında inc eleme yaparak öneriler sunan Ş ükrü Kaya’nın ardından Bakanlar Kurulu. 4.Darlık mıntıkasındaki kişilere geniş miktarda bir iş hazırlanac aktı.Hilâl-i Ahmer’e mürac aat edilmiş ve bu kurum. Bu yardımların birkaç koldan yapılac ağı kararnameden görülmektedir. İdare Dergisi. 3. Mart. Mürac aat eden ç iftlere valiler yer gösterecek ve emniyetle sürülerini gönderec eklerdi. Buralara gidec ek amelelerin üc retlerine de Hilâl-i Ahmer Cemiyeti yardımda bulunac aktı.Hayvanların yiyecekleri iç in c ivar vilayetlerde meralar hazırlanmıştı.7. hem de sıhhi yardımda bulunac aktı. kuraklık meselesi üzerinde önemle durmuş ve bu 79 80 Fethi Aytaç.146. Uluırmak. bir taraftan ç iftç ilere yeni iş sahaları aç arken. Nisan.Darlık mıntıkasındaki sulardan istifade olunac aktı. 8.44.Yardımsever kişilerin yardımları da Hilâl-i Ahmer vasıtasıyla yapılac aktı.1/ 29. bu da muhtaç ç iftç ilere ödünç tohumluk verilmesi ve göçmenlere.Maliye Vekâleti darlık mıntıkasındaki kişilerin. bilhassa tuz tic areti gibi işlerde ç alışması iç in bütç esinin önemli kısmını buraya yönlendirec ekti. bu durumu görüşmüştü. 13 Eylül 1928 günü seçim bölgesi olan Malatya'da verdiği bir nutukta. ot ve saman gönderec ekti. Bu sırada Başvekil ismet Paşa. s. . Bu kararnameye göre 80 .Muhtaç Duruma Dü şen Vatanda şlara Nasıl Yardım Edilebilir?” .2. 1. S.Anadolu Demiryolları Müdüriyeti uc uz zahire temin iç in 100 bin lira tahsis etmişti.01/1. Müdüriyet bu parayla darlık mıntıkasına uc uz zahire. Bu suretle geçici de olsa kuraklığın tesirinden uzak durmak hedeflenmiştir. 5. nakledilenlere ve muhtaç ç iftç ilere tohumluk ve yemeklik dağıtılması şeklinde ortaya çıkmıştır79 .18.4.1. BCA . diğer taraftan hem tohumluk ihtiyaç larının karşılanması düşünülmüş. Bundan başka c ivar vilayetlerdeki demiryolları işlerinde darlık mıntıkasındaki kişilerin ç alıştırılması iç in gerekli tedbirler alınmıştı. 7. Bu suretle Eşmekaya S uyu. Yıl: 31. Mayıs. 2. hem de sürüleri iç in yeni yerlerin tespiti kararlaştırılmıştı. Haziran 1960. hem yardıma muhtaç olanlara yardım edec ek. 30. Kuraklık netic esinde alınac ak önlemler Vekiller Heyeti tarafından kararlaştırılmış ve kararname olarak yayımlanmıştı.Gelec ek sene ziraatını temin iç in de Ziraat Bankası tohumluk yardımında bulunmayı karar altına almıştı.

Bazı yerlerde sert sonuçlar verdiği anlaşılmaktadır. daha ç ok sorunun kaynağı olan su problemini ç özmeye yönelik olmuştur. diğer ta raftan kurak mıntıkalarda teksif edilen tedbirler ve ya rdımlar.26-27. s.Nafıa. 3. C. Konya'da İnevi kanalını 25.. darlığın hafifletilmesi cihetine gidilmiştir. Bir ta raftan memleketin umumî üretimindeki nisbî muva zene. Konya c ivarındaki ç iftlik kanalları iç in.158 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 meseleyi şu sözleriyle dile getirmiştir: “İki üç yılda n beri. Ereğli bataklığının kurutulması ile de 70. Devre: III. Eskişehir.000 dönüm sulayac aktı. Bu ç alışmalar şunlardan ibarettir82 : 1. İçtima: II.000 lira ile ihale etmişti ki. tahsisat vermişti. Kırşehir. 20. Bununla da 75. da rlığın tesirlerini gereği gibi a zaltmıştır. Yozgat.Nafıa yollar tahsisatından 250 000 lirayı bu mıntıkalara tahsis etmişti. Burada bölge halkı ç alışarak gelir elde edec ekti.000 lira tahsis etmişti. gerek kurak sahala rın81 82 H. bunun ile 10. Kuraklığın etkisini azaltmaya yönelik yardımlar. geri kalanı ise Konya. Fa ka t bu yılki kura klık. . bu kanal 130 km.” 81 . Çankırı vilayetlerine gönderilmişti.000 dönüm sulanabilec ekti. Bundan 65.52. Çumra’da 50. dar mıntıkalarımızdan işyerlerine gidec ek olanlara tarifelerini yüzde 75'e indirmişti. uzunluğundaydı. Bunun yanında yardıma muhtaç durumda bulunan yerlerin halkına yine Hilâl-i Ahmer yardıma koşarak pek ç ok kişi sefil vaziyetten kurtarmaya ç alışmıştır. Esmil kanalı iç in. Beyşehir Gölü’ndeki yeraltı kanalı temizleniyordu.000 lirası Birinci Umumi Müfettiş emrine. da rlığa meyda n vermiş fa kat çare ve tedbirlerle. Afyonkarahisar. Hilâli Ahmer’in gerek zelzele. Bakanlar Kurulunun almış olduğu önlemler ve bunun ardından İsmet Paşa’nın kuraklığın hafifletilmesi yönündeki uygulamalarına geç ilmiş olan ç alışmalar mevc uttu. saman nakliyatında yüzde elli indirim yapılmıştı. 5. Bunlar 8. Bu konudan Mustafa Kemal Paşa’da 1 Kasım 1928 tarihinde bahsetmiş ve Hilal-i Ahmer’in yardımına teşekkür etmek suretiyle şu konuşmayı yapmıştır: “Ba zı vilâyetlerimizde bu sene sert bir şekilde deva m eden kura klıkta n da ha ziya de muzda rip ve müteessir olduk.000 lira ile işe başlamıştı.V. Avni Şanda. Zahire. 2. Aksaray Uluırmak kanalına başlanmış ve 50. TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara (tarihsiz). un.Ziraat Bankasının dar mıntıkalara iki defada tahsis ettiği tohumluk yardımı (2 310 000) liraydı. birbiri a rka sına sürüp gelen kura klıklar görülmektedir.000 dönüm arazinin. 4.000 dönüm sulanabilec ekti. Bu hal. Aksaray. elindeki su işleri parasının yarısını bu mıntıkaya vermişti.000 lira tahsisat verilmişti.Devlet Demiryolları. diğer yılla rda kilerden çok fa rklıdır. agm. s.000'i Malatya ve havalisine gönderilmiş.Hilali Ahmer kuraklık yaralarını sarabilmek iç in 500. Uc uz yerlerden yiyecek ve yemlik tedarik ederek ic ap eden yerlere mâl olduğu uc uz fiyatla yetiştirmeye ç alışmıştı. Ilgın'da 40-50 bin dönüm arazinin ziraate yarar bir hale getirilmesi düşünülmüştü.

Nitekim Ankara şubesi tarafından Zir Nahiyesine gönderilen 300 liralık yardım yeterli gelmemiş ve halktan gelen yardım talepleri günden güne artmıştır88 . s. Devre: IV. Öyle ki. P ara Yardımı 1928 yılında yaşanan kuraklık netic esinde. Devre: III. Fethi Aytaç.”83 . kırlardaki en küç ük ve c ılız ot ve dikenleri toplamaları. altı tane de muhtelif yerlerde ambar inşa edilmiştir84 . zaruretten sınırlı kalmakta ve nakit olarak yapılac ak yardım problemleri çözemeyecektir. s. Leon Robinowicz. Kutu nu: 1393. ilk ve ac il yardım olmak üzere para yardımı nispeti nüfus başına 20 liradan aşağı olmamak üzere.361. mahalli Hilâl-i Ahmer şubelerinden yapılabilec ek yardım.148. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. sepet ve hasır örülen otları biç meleri bu ç eşit faaliyetlerdendir85 . aç lıktan muzdarip olan kimsesiz kadın ve ç oc uklara. 1929’da önceki yıllardan devam eden kuraklık nedeniyle.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 159 da yardıma koşmak için gösterdiği gayret ve iktidarı huzurunuzda bütün millete ka rşı teşekkürle ya d ederim. aile başına 200 lirayı geç ememekteydi. TBMM Zabıt Ceridesi. ne kadar yardımda bulunursa bulunsun. C. age. tohumluk yardımı. kısmen hayvanlarını satmaları. borç ların ertelenmesi gibi ç eşitli girişimlerde bulunmuştur.2. Kutu nu: 1393. Nitekim bunlara en başta Hilâl-i Ahmer vasıtasıyla para yardımı yapılmıştır. Ankara 1934. Bu yerlerden birisi olan ve Ankara’ya bağlı Zir Nahiyesinden para yardımı talebinde bulunulmuş ve bunun üzerine buraya 300 liralık bir yardım gönderilmişti86 . Eskişehir ve S ivas olmak üzere dört vilayette silo yapılmış. artık mahsullerin bir yerde toplanıp bekletilmesi ve bu gibi çeşitli afetler iç in silolar ve ambarlar yapılmasının gerekliliğini anlamıştı. s. iş aramaya gitmeleri. darlık bölgesinde bulunanlara para yardımı başta olmak üzere.. C. s. bu yardımların yeterli olduğu söylenemez.V. Ankara (tarihsiz). Konya. İçtima III. ülkenin dört bir yanında muzdarip durumda inlemekte olan bütün vatandaşların yardıma koşmuştur. . İçtima: II. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Kaldı ki. hayvanlarını c ivarlardaki otlak sahalara göndermeleri. İç Anadolu’nun pek ç ok yerindeki halk muzdarip bir vaziyetteydi.. Hilâl-i Ahmer’in yardımda bulunduğu yerlerden birisi de Karadeniz Bölgesidir. ihtiyar ve malûl erkeklere dağıtılmıştır. Hükümetin kuraklığa karşı aldığı bu tedbirlerin yanında. bazı mahallî ve amelî tedbirler de alınmıştır. Nitekim Ankara. Trabzon ve 83 84 85 86 87 88 TBMM Zabıt Ceridesi.351. Hilâl-i Ahmer’in göndermiş olduğu bu yardımlar. a. genel merkezden aldığı yardımlarla varlığını devam ettiren şubelerde bu imkân da sağlanamamaktaydı87 . Belge nu: 133. sadec e İç Anadolu’daki yardıma muhtaç kişilere değil. Yine hükümet. Çünkü. Hilâl-i Ahmer. Hilâl-i Ahmer. sulak ç ayırlarda biten ve hayvan yiyec eği olarak görülmeyen “kandere ve kova” denilen sert ve uç ları dikenli.XXII. agm. aktifinde para dahi olsa. Ş ehirlerle ilişkisi olanların şehre taşınması. Kuraklıktan sonra hükümet. Belge nu: 133.

000 2.117 9. Fakat halk parayı almak iç in Artvin’e kadar gidememekte ve bu yüzden para temin olunamamaktaydı.000 3. BCA .000 6. 30.462 Dağıtım özeti (lira) Çankırı “ Aksaray “ “ Elazığ “ “ “ 89 90 91 92 93 Çankırı Çerkeş Aksaray Koçhisar Arabsun Keban Elazığ Mazgird Baskil 75.525 623. Ayrıc a Çoruh Vilayetine bağlı Ş avşat ve Rize kazalarında 1934 yılında kuraklığın etkisiyle Hilal-i Ahmer ve Ziraat Bankasından yardım istenmiştir.000 BCA .611 36. BCA . 30.10/ 184.160 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Rize gibi yerlerde dahi aç lık baş göstermiştir.000 ve Rize’ye de 2. en ç ok ihtiyac ı olan iller seç ilerek dağıtımı yapılmıştı.10/ 210.587 907. Vilayet ismi Kaza ismi Her bir nüfusa isabet eden miktar (kuruş) 12.940 20. Bununla birlikte aile efratları da bir aydan beri aç lıklarını gidermek iç in ot yiyerek beslenmişlerdir90 .887 72.269. BCA .000 9.000 4. Yine bu sırada sıkıntı ç ekmekte olan Beyazıt’a bağlı Tuzluc a’ya Hilâl-i Ahmer tarafından 1.000 lira olmak üzere toplamda 10.500 201. zarar gören ç iftçilere faizsiz olarak 50. .4. 1928 yılındaki kuraklık sebebiyle Ziraat Bankası.314 49.175 658.750 260.000 liralık bir yardım göndermişti.12. Bunun üzerine Ziraat Bankası müteselsil kefaletle borç vermeyi kabul etmiş ve Hilâl-i Ahmer de bölgede inc elemelerde bulunmak üzere müfettiş görevlendirmiştir. 30.700 13. Bu c emiyetin yardımlarının yetersiz kaldığı noktada Ziraat Bankasının da önemli miktarda muhtaç lara yardımları olmuş ve ç oğu aile bu sayede yiyec eklerini temin edebilmiştir. Bunun üzerine. Mesela Pınarlı Köyü’nden Tufan oğlu Battal ve Mehmet oğlu Rıza.266.2.5. aç lıktan ölmüşlerdir.000 16.000 7. 30.500 lira ve ardından yine 1. Hilal-i Ahmer Cemiyeti buralara önc e 1.750 162.200 281.12. Dağıtım yapılan iller ve kazaları şu şekildedir: Tablo-2: 1928 Yılında Ziraat Bankasının Çiftç ilere Yapmış Olduğu Yardım Yerleri ve Miktarı93 .10/ 120. Bunun üzerine Hilâl-i Ahmer Cemiyeti.266.5 “ “ “ “ “ “ “ “ Nüfus miktarı Nüfus oranına göre yapılan dağıtım (kuruş) 941. 30.000 2.737 461.10/ 184.816 22.000 lira para yardımı göndermiştir91 .000 liralık bir yardım gönderilmiştir92 .10/ 184.000 3. BCA .494 52. Bu yardımlar.000 liralık yardım göndermiştir89 .432. Bunun yanında Hilâl-i Ahmer’in inc elemelerinin uzaması halkın aç lıktan kıvranmasına sebep olmuştur. Şavşat kazasına 8.858.

Kutu nu: 159.9. bu büyük ve kıymetli harada parac a darlık baş göstermiştir. 1923 yılına gelindiğinde. yılbaşında umulan derec eyi tutmamış olduğundan. İçtima: I.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 161 “ “ Kayseri Toplam Maden Genç Aziziye “ “ “ 11. b. Bilha ssa za ten meda r-ı ma işetleri olmayan asker a ilelerinin müracaatı-ı mütevalileri pek çok” 97 . Devre: III. 1923’te. yol ve köprü bütç esinden 46 bin lira ve yine I.III.2/ 3. haralara yardım maddesine 10 000 lirayı eklemek zarurî görülmüştü95 .036 2. İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey’in verdiği bilgiye göre. Devre: IV.13. . yiyec ek yardımları da önemli yer tuttmuştur. Bir müddettir mısır koça nla rıyla ka rnını doyura n ha lk. Yiyecek Yardımı Cumhuriyet döneminin başlangıc ında da etkisini gösteren kuraklık felaketi netic esinde halkın ilk talebi yiyecek olmuştur. Bu yüzden halk muzdariptir. TBMM Zabıt Ceridesi. olduğu dile getirilerek bir an evvel yiyecek yardımı gönderilmesi talebinde bulunulmuştu.26. İçtima IV. 30. Ankara 1935. Nitekim 1922 Aralık ayında S inop Vilâyetinden Hilâl-i Ahmer merkezine gönderilen bir yazıda: “Bu sene liva dâ hilinde hasıl olan kuraklık hasebiyle mısır ve buğday mahsula tı pek a z ha sıl olmuştur. Haymana Kazasının düşman istilasına maruz kalan seksen altı karyesinde zirai vasıtanın yokluğundan dolayı 1922 ve 1923 seneleri zarfında pek az oranda ziraat yapılmıştı. Bir müddet sonra bu yüzden telefa t vukuu kuvvetle melhuzdur. Ayrıca kuraklık mıntıkasında olan Ankara’ya. s. Ziraat Bankası vasıtasıyla kuraklıktan etkilenen ç iftç ilere 3 milyon lira dağıtım yapılmıştı94 .000 Ziraat Bankasının yardımları her bölgede etkili bir biç imde yapılmakta ve ç iftç ileri bu muzdarip durumdan kurtarmak hedeflenmekteydi.000 4.258.1. Bu sayede acilen yiyeceğe ihtiyaç duyan ve hiç yiyec ek ekmeği bulunmayan insanlar kurtarılabilmiştir. Bu dağıtımlar bazen ç iftç ilerin kendilerine yapılırken. Mesela Karac abey mıntıkasında 1934 yılında hüküm süren kuraklık yüzünden. BCA . düştüğü idarî zorluktan kurtarmak iç in bütç ede. Bu tür parasal yardımların yanında hiç şüphesiz ki. (Ziraat vekilliğ i 1934 yılı bütçesinde 55100 Liralık münakale yapılması hakkında kanun lâyihası 1/1152).476 Nüfus malum değil “ 143.942.000 1. Ankara (tarihsiz). C.18. C. oradaki haranın ç iftlik geliri. Umumî Müfettişlikç e lüzum görüldüğünden Diyarbakır İline de 10 bin liralık bir ödenek ayrılmıştı96 . kuraklık ve bazı tabi afetler yü94 95 96 97 TBMM Zabıt Ceridesi. bu günlerde onu da bulamadıklarından artık açlığın son derecesine gelmiştir.000 2.000 50.s. Kendi gelirini umduğu derec eye ç ıkardığı yıllarda bile umumî muvazeneden yardım görmeden yürüyemeyen harayı.XXV.450 200. kuraklık bu kez de Haymana ve çevresinde etkili olmaya başlamıştı.000 100. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. bazen de ç iftç inin işletmiş olduğu ya da ç alışmakta olduğu yerlere gönderiliyordu. Belge Nu: 273.

Kırşehir. Leon Robinowicz.368. Bu yardımın şeklinin en başta yiyec ek olarak yapılması uygun görülerek yaklaşık olarak muhtaç miktarı 135.3.1.9.673 kişi iç in 1. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Hilal-i Ahmer Merkezinden İstanbul’a. Kutu nu: 179. Kutu nu: 179.600. . s. İllerden gelen bu yardım talepleri üzerine hükümet hemen ç alışmalara başlayarak. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Bunun ardından kuraklık muhtaç larına gönderilmek iç in satın alınan buğdayların bedelini ödemek üzere. 250. Belge Nu: 8. Belge Nu: 52.185 kilo Macar ve Müteahhit İzak Modiyano birader ve oğullarından 496. başka yerlere göç ederek geç imlerini tedarike mec bur olduklarından ac ınac ak bir durum ortaya ç ıkmıştı.967 kilo un. Belge Nu: 52. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.000 kilo buğday ihtiyaç mıntıkalarına gönderilmişti.2.545 muhtaç nüfusa buğday dağıtılması kararlaştırılmış ve 1. Bir kısım halk da. 30. İşler iç in 100 bin lira ayırarak uc uz yerlerden buğday ve un tedarik etmişti. 165. age. Hilal-i Ahmer tarafından yapılan yardım şu şekildeydi: 98 99 100 101 102 103 104 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Modiyano ve Süreyya Beylerden buğday numuneleri alınmış ve Hilâl-i Ahmer merkezine gönderilmiştir.365 kilo S ırp Taiz buğdayı Hilâl-i Ahmer tarafından alınmıştı101 . Bunun ardından bu muhtaç lardan başka diğer bölgelerde de ihtiyac ı olanların göz önüne alınmasıyla birlikte. Bundan sonra yaşanan 1928 kuraklığında aynı şekilde yardım talepleri devam etmiş ve illerden yardım yapılac ak yerlerin haritası gönderilmiştir99 .000 lira para gönderilmişti102 . Müteahhit Balc ızade Mehmet ve Şerifzade S üreyya Beylerden 395.10/ 120.858. Ayrıca.100 Bunun ardından kurak bölgelere gönderilmek üzere. Bu buğdaylar her bir nüfusa ç oc uklar da dâhil olmak üzere 15’er kilo olarak dağıtılmıştı104 . 500 bin liralık yardım 750 bin liraya ç ıkarılmıştı. Bunun üzerine ac ilen üç vagon un yardımının yapılması istenmişti98 . Kutu nu: 71. Bunun yanında 141. Hilâl-i Ahmer Cemiyeti. Belge Nu: 107. Kutu nu: 1373. Aksaray.. buğday satın almak iç in araştırmalar yapmıştır. Araştırmalar netic esinde. Belge Nu: 52. Demiryolları Genel Müdürlüğü tarafından hemen tatbik edilmeye başlanmıştı. BCA . Böylece darlık sahasında ic ap eden istasyonlara mal gönderilerek maliyet fiyatıyla Hilal-i Ahmer’e ve muhtaç lara satılmıştır103 . Eskişehir ve Afyon vilayetlerine dağıtmak iç in harekete geçmişti. Yozgat. darlık sahasında buğdayın daima bol ve uc uz bulunmasını temin edec ek en tesirli ve acil tedbir.162 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 zünden elli karye halkından mühim bir kısmı ot vesaire ile beslenmekteydi.077. almış olduğu bu buğdayları kuraklıktan en ç ok etkilenmiş olan Konya.333 lira bedelle Anadolu Demiryolları İdaresine taşıması verilmişti. Kutu nu: 179.

000 38.920 150 15.350 Kilo 14.077. Belge Nu: 50.67 1.000 2.48 Amele sevki yardımı (lira) 3.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 163 Tablo-3: Hilâl-i Ahmerin Kuraklık S ebebiyle Dağıtmış Olduğu Yardım105 .880 119.516.025 150 15.727 65.680 14.178 Nakdi yardım (lira) 8.000 240.33 50.000 120.035 150 17.650 255.031 150 2.10/ 120.050 15. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.000 1.000 150.271 105 106 BCA .920 150 15.153 Hilâl-i Ahmer tarafından yapılmış olan bu yardımların hangi şehirlere ne kadar gönderilmiş olduğu aşağıdaki tablolardan görülebilir.38 7.350 135.025 150 15.045 15. Dağıtılan un miktarı (kilo) Afyon Eskişehir Kırşehir Yozgat Aksaray Konya Çankırı Ankara Niğde Kayseri Kütahya Malatya Şark vilayetleri Sivas Toplam 100.53 5.015.005.000 90.5 26 25.025 150 15.025 150 15.000 2.503.17 241.967 Dağıtılmakta olan buğday miktarı (kilo) 188.981 150 1.000 2.879 150 1.1.000 18.138.000 2.662.041.290.120 15.000 15.000 2.856 150 1.26 6.076 133.656 329. Kutu nu: 179.000 2.025 150 15.500 5.680 14. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.50 Yozgat vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.000 307.66 95.000 2.404 132.787 1.031 150 2.059 15.3.5 75 88.5 96.000 150.300 210.031 150 2.025 150 15.140 187.000 Lira Kuruş 68 64 80 20 7.015 1.177.931.032 150 2.505 14. 30.858.87 358.012.906 150 2.025 150 15.81 5.000 2.000 5.051 15.88 6.000 1. .055 270.324 300. Tablo-4: Hilâl-i Ahmer Tarafından Yozgat Vilâyetine Gönderilen Yardım106 .

373 102 10.000 2.000 2.025 150 15.025 150 15. Belge Nu: 50.863 150 2. Lira 2.027 150 2.025 2.543 1.020 15.025 150 15.000 2.320 Tablo-7: Hilâl-i Ahmer Tarafından Eskişehir Vilâyetine Gönderilen Yardım109 .029 150 2.026 150 2.200 50 1.029 150 2.000 50 151 15. Kutu nu: 179.025 150 15. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 2.000 2.860 14.031 150 15.104 70 10 05 75 05 25 04 107 108 109 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.906 14.990 1.034 150 15. .025 150 2.000 62.000 102 10.100 075 2.025 150 15.300 14.5 2.025 150 15.560 14.025 150 15.000 15.000 Lira Kuruş Eskişehir vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 2.025 1.830 150 1.3.025 150 15.000 Lira Kuruş 40 68 10 15 31 30 75.000 2.300 Afyonkarahisar vilayetinin hesabı Kuruş Lira Çuval Kilo (un) 2.995 150 2.025 150 15.033 150 2.025 150 15.031 150 2.006 150 2.050 15.540 Demiryolu idaresinin Kuruş Çuval Kilo (un) 150 15.382 Tablo-6: Hilâl-i Ahmer Tarafından Afyonkarahisar Vilâyetine Gönderilen Yardım108 .025 150 15.175 20 13.780 15. Kutu nu: 179.030 15.000 2.377 13.025 150 2.029 150 Kilo 15.000 2.5.000 2.025 150 15.025 2. Belge Nu: 50.890 14.100 150 15.000 2.003 100.003 100.920 150 15.025 150 15.038 2.5 85.000 15.025 150 15.025 150 15. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.025 150 15.018 150 2.000 2.000 2.010 150 2.200 Kilo 14.060 15.000 50 2.000 2.012 150 1.025 150 15.000 2.7.030 14.000 2.000 150 15.025 2.920 150 15.038 151 15.045 1.950 15.000 150 15.025 150 15. Belge Nu: 50.025 2. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.000 150 15.000 2.200 120.013 15.000 1.164 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo-5: Hilâl-i Ahmer Tarafından Kırşehir Vilâyetine Gönderilen Yardım107 .000 15.073 118. Kutu nu: 179.779 1.025 150 15. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.5 55 Kırşehir vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.000 2.

000 150 15.099 210.080 14.13.100 15.850 40 1.000 Lira Kuruş 30 35 65 30 Çankırı vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 2.844 273.019 150 14.042 2.074 15.034 2. Lira 8.50 94 2. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.025 150 15.010 15. Belge Nu: 50.000 150 15.000 Lira Kuruş 04 80 10 95 25 30 Aksaray vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.025 2.000 6. 860 14.011 32.046 2.950 14. Kutu nu: 179.150 10 2.006 155 14.176 1.920 150 15.000 15.025 150 15.025 2.022 150 Kilo 14. .000 2.075 450 45. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 2.000 150 15.050 150 6.971 146 14.025 150 15.018 150 2.000 50 149 14.998 148 14.000 15.800 1.043 2.004 150 14.025 2.860 60 2.810 20 9.000 15.240 2.350 150 150 150 150 150 2.050 80 2.844 Tablo-8: Hilâl-i Ahmer Tarafından Çankırı Vilâyetine Gönderilen Yardım110 .000 2.780 Kuruş Tablo-10: Hilâl-i Ahmer Tarafından Aksaray Vilâyetine Gönderilen Yardım112 .580 800 80.049 150 2.000 15.000 14.140 15.880 30 1.000 210.025 2.025 2.025 150 15.026 150 2.025 150 15.10. Belge Nu: 50.50 7.025 27.000 2.995 149 14.770 14.025 2.160 15.440 75 2.9.980 110 111 112 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.50 31.000 1.380 Tablo-9: Hilâl-i Ahmer Tarafından Konya Vilâyetine Gönderilen Yardım111 .463 150 150 150 150 150 2.000 150 15.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 165 2.000 2.025 150 15.5 60 90 99 36.025 2.000 50 145 14.993 146 2.180 15.780 11. Kutu nu: 179.600 2.006 148 1.190 45.900 50 1.957 2.035 150 2.949 145 14.844 269.038 28.875 800 77.025 1.035 10. Kutu nu: 179.960 75 2.008 150 14. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.879 150 2. Belge Nu: 50.147 15.126 450 Kilo 15.031 150 15.966 88. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.369 Demiryolu idaresinin Kuruş Çuval Kilo (un) 50 89.025 2.100 15.980 Konya vilayetinin hesabı Lira Çuval Kilo (un) 43.500 150 15.680 15.

372. Devre: IV.000 15.014 150 150 1. fakat elinde tohumluğu kalmamış ve Ziraat Bankasından ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden tohum kredisi sağlayamamış ve bu yüzden zirai işletmesini yürütemeyec ek durumda bulunan. Konya ve Kars ve Bayazıd vilâyetlerine 4. s.659. Muzaffer Hamid. Bunun iç in hükümet. TBMM Ar ş ivi. İçtima IV.. tohumlukların bir an evvel dağıtılmasını öngörmüş ama bu iş biraz uzamıştı.037 16. Ankara 1935.735 Tablolardan da anlaşılac ağı üzere. çünkü ç iftç inin bekleyec ek zamanının olmadığı bildirilmekteydi114 .. Bu sebeple hükümet bu konuda hassas davranarak ç iftç ilere tohumluk yardımında bulunmuştur.000 kilo tohumluk dağıtılmıştı115 .069 2.400 02 46 2. elinde olmayan herhangi bir sebeple ç ok kötü durumda.194 15. Bu tohumluklar vilayetlere dağıtıldıktan sonra buralardaki sıkıntı biraz olsun azalmış ve hükümet bundan sonraki ç alışmalarında aynı yönde uygulamalarına devam etmiştir. Yozgat’ın ise 1 milyon kilo ihtiyac ı bulunmaktaydı113 . Çünkü bu ihtiyaç ları karşılanmadığı sürec e.5 milyon. (Muhacirlere ve muhtaç çiftçilere ödünç tohumluk ve yemeklik da ğ ıtılması hakkında kanun lâyihası ve Ziraat. s.1.000 119. Kayıt nu: 1/1181. Ziraat Bankası eliyle ödünç ve faizsiz olarak buğday. ç avdar. Eskişehir’in 14. s. mahsulü zarara uğramamış olmakla beraber. Tohumluk Yardımı 1928 yılı kuraklığında. yulaf tohumlukları ve gerekli hallerde vekiller heyeti kararıyla diğer tohumlukları 113 114 115 Leon Robinowicz.025 16.1. ürün yetiştirme imkânı ortadan kalkmış olac aktı.194 15.75 milyon. TBMM Zabıt Ceridesi. c. tohumluğunu tedarik ve Ziraat Bankasından veya Tarım Kredi Kooperatiflerinden tohum kredisi almaya imkân bulamayan ve bu sebeple ç iftç iliği bırakac ak hale düşen ç iftç ilere. age.090 119. tohumluk ihtiyac ı olarak Konya’nın 7. C. Kırşehir’in 1.325 15. hava şartları ne olursa olsun.6 milyon. çiftç inin dört gözle tohumluk beklemekte olduğu ve Ziraat Bankası tarafından dağıtılması beklenen bu tohumlukların bir an evvel dağıtılması gerektiği. Hilâl-i Ahmer tarafından ve hükümetin desteğiyle yapılmış olan bu yardımların yanında ç iftç ilerin ileri vadede tekrar ürün yetiştirebilmeleri iç in tohumluk ihtiyaç larının da karşılanması düşünülmüştü. Nitekim 10 Ağustos 1928 tarihli Babalık gazetesinde. . İç Anadolu’daki muhtaç durumda bulunan kişilere duruma göre yardım yapılmıştı. mısır.061 150 150 1. Dosya nu: 2661. arpa. çok sıkıntıda kalan Ankara.3 milyon. Bunun üzerine. Maliye ve Bütçe encümenleri mazbataları l/ l181).XXV. Bu yardımların tamamen kuraklığın etkisini ortadan kaldırdığı söylenemez ama en azından geç ic i de olsa bir rahatlık yaratmıştır.166 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 2. mahsulü yüzde kırktan daha az nispette zarar görmüş.025 2. Kuraklıktan etkilenen ç iftçilerle ilgili daha sonra ç ıkarılan kanun hükümlerine göre. agm. Aksaray’ın 3.

21.1. Ziraat bankasının ayrı bir yeri vardır. Dosya nu: 2661. Kayıt nu: 1/1181. sel gibi afetlere uğrayan ç iftç ilere mâl olduğu fiyatla veya aynen tahsil olunmak üzere Vekiller Heyeti kararı ile bir milyon liralık kadarı zinc irleme borç lanma yoluyla ve iki yıl vade ile tohumluk ve yemeklik olarak verilec ekti. Muhtaç Durumda Bulunan Halka İş Bulma Kuraklıktan korunmanın bir yolu olarak. Yozgat’ta 150 bin. tohumluklarını bile temin etmekten ac iz olan halka tohumluk verilmesi iç in Ziraat Bankasından yardım talebinde bulunmuştu119 . BCA . agm.1.900. Leon Robinowicz. Kayıt nu: 1/1181. Dosya nu: 2661. s. Konya ve c ivarında meydana gelen kuraklık sebebiyle. Devre: IV. Kırşehir Vilayetinde 131. Çünkü her nerede bir felaket yaşanmışsa. s. Babalık . Bu silolar köylünün buğdayını eleyip temizliyor ve ileriki kıtlık seneleri iç in de bir garanti teşkil ediyordu117 .151. alım merkezlerindeki depolarda bulunan buğdaylardan muhac irlere ve kuraklık gören veya dolu.530. d. C. Konya Vilayeti bütç esinde 340 bin.XXV. Bu ihtiyac ı karşılamak üzere buğdayı koruma kanununun hükümlerine göre alınmakta olan buğdaylardan bir milyon liralık kadarının bu uğurda dağıtılması ve bu yardımın daha kolaylıkla yapılabilmesi iç in Ziraat Bankasına gördürülmesi enc ümence kararlaştırılmıştı118 .800.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 167 dağıtmaya Ziraat Vekâleti yetkili kılınmıştır116 . köylüye bir milyon liralık tohumluk dağıtmayı düşünmüştü. nu: 4713. O yılın ürünü ç iftç inin borc unu ödemeyecek kadar az olursa Vekiller Heyeti kararıyla bu borç geri bırakılabiliyordu120 . Ankara 1935. fidanlıklar ve tohum ıslah istasyonları ve büyük silolar kurulmuştu. Çiftç iyi çeşitli afetler ve bundan sonra yaşanabilec ek kuraklıklardan koruma amac ıyla ayrıc a.. halka derhal yakın ve ç iftç inin yapabilec eği bir iş bulmak gerekiyordu122 . İçtima IV. muhtaç halkın yol işlerinde ç alıştırılması uygun görülmüştü. s. Buna göre 1935 yılında Tarım Bakanlığı. Aksaray Vilayetinde 144. İnc elemelere göre. TBMM Zabıt Ceridesi. Bu sebeple en uygun yöntem olarak. mahsul azlığı köylünün taahhüdünü yerine getirememesine neden olmuştur121 . bilhassa tohumluk ihtiyac ının karşılanmasında bu kuruluş önemli yardımlar yapmıştır. Bu esnada. Memleketin bir kısım yerlerinde ara sıra baş gösteren kuraklık ile dolu ve su basması gibi afetler karşısında yardımda bulunmak gerekli bir durumdu.306-307. nu: 4541. 5 İlkte şrin 1935. Bu ç alışmalarla ç iftç inin sıkıntıları azaltılmış ve yeniden refaha kavuşmaları temin edilebilmiştir. Babalık . TBMM Ar ş ivi. 6 Kânunuevvel 1934. 2056 numaralı kanunla hükümet namına Ziraat Bankasınc a satın alınıp. 30. Bununla birlikte. Bütün bu ç alışmalar iç erisinde ise. age.. . TBMM Ar ş ivi. Daha önc e dağıtılmış olan bir milyon liralık tohumluk bedelini köylü bu sene ödeyememişti. s. s. Yine 1933’te Ziraat Vekâleti.10/ 81. Eskişehir ve Afyon vilayetlerinde ikişer yüz 116 117 118 119 120 121 122 Fethi Aytaç.365.

30.18. 3. Bölgedeki bir başka iş kaynağı ise Tuz Gölü’ndeki Tuz hafriyat ve nakliyatıydı. s.7. Bunun toplamı en az iki milyon liralık bir işti ve bu işler tamamen darlık bölgesine yakın yerlerdeydi126 .47. Ayrıc a. Bu rakamlar dikkate alındığında adı geç en vilayetlerde derhal altı yedi yüz bin liralık iş aç ılabiliyordu.Oradaki vali ve nahiye müdürlerinin bu işin takipç isi olmaları.10/ 184. Bir hafta iç erisinde yağmur yağmazsa diğer ekinlerden de istifade edilemeyecekti.266.1/ 29. age. 1928 yılında yaşanan kuraklık felaketinin etkili olduğu vilayetlerde. Yine bu mıntıkada Çumra’da su yollarının temizlenmesi işi vardı. yazlık ekinler tamamen yanmış durumda olduğundan ekinler hayvanlara yedirilmekteydi. bazen yerel tedbirlerde de bu tür ç alışmalar görülmüştür.12.168 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bin lira ki toplamda 1 milyon 165 bin liralık yol tahsisatı vardı. 2. 30. BCA .Yalnız aile iç inden bir kişinin değil varsa ailede sıhhati yerindeki diğer ferlerin ya da uygun olan ç oc ukların da bu işte ç alışabilmelerinin temini. Buradan her sene otuz milyon kilo tuz ç ıkarılmaktaydı. onların ayrıc a kazanç elde etmelerini sağlamıştır. Konya. bu gibi işlerde kadın ve ç oc ukların da ç alıştırılması düşünülmüştür. .366. Ayrıc a Nafia’nın su işlerinde 200 bin lirası bulunmaktaydı.365. Genel bütç edeki tahsisatla beraber sulama idaresi derhal yüz bin liralık bir iş temin edebilirdi. Eskişehir. Kuraklıktan etkilenen halka para. Ankara. geçen yıla göre bu sene ekinler % 70 noksan durumdaydı. Leon Robinowicz.Yol inşaatı tahsisatının bu sene iç in tamamen bu bölgeye kaydırılması.. Eğer bu durum devam ederse yani yağmur yağmazsa % 20 nispetinde 123 124 125 126 Age. 4. 1928 yılında baş gösteren kuraklık nedeniyle Aksaray. Bundan sonraki süreç lerde ise bütçeler tespit edilerek bu miktar üzerine işç i teminine gidilmiştir.1. s. yiyecek ve tohumluk yardımları onların muzdarip duruma düşmelerine engel olurken. Yol inşaatı darlık sahalarına hasredilec eği gibi. 1935 yılında Tokat vilayetinden gönderilen kuraklık raporuna göre. 1.Amele yevmiyesinin iki üç günde bir verilmesi gibi uygulamaların yapılarak 1928 yılında yaşanmış olan kuraklığın tesiri en aza indirilmeye ç alışılmıştır. Bunun iki misline ç ıkarılmasıyla darlık bölgesindeki halka hasredilmesi mümkündü. BCA . Yozgat ve Kırşehir gibi illere yol yapımının kaydırılarak buradaki halka ç alışma imkânı ve sahasının temini İç işleri Bakanlığı tarafından uygun görülmüştür124 . muhtaç durumda olanlara iş imkânı aç mak ve halkın ihtiyaç larının teminini sağlamak maksadıyla yapılac ak olan yol ve köprüler iç in Nafia bütç esinden iki yüz elli bin liralık bir ödenek ayrılmıştı125 . Bu tür yardım faaliyetleri sadec e hükümetten beklenmemiş. Bundan sonra ise darlık bölgesindeki halkın ç alıştırılmak üzere derhal yol inşaatına başlaması emredilmişti123 . Bu ç alışmalarla birlikte.. Öyle ki. iş bulma aç ısından yapılan yardım.

Bu duruma engel olmak iç in ise vilayetç e şu tedbirler alınmıştır127 : 1. Sürülerin Başka Yerlere Nakledilmesi 1928 yılındaki kıtlık esnasında. yeterli sayıda koyunu bulunmaktaydı.000 koyun ve sığır. Leon Robinowicz. Yozgatlılar ise kendi imkânlarıyla hayvanlarını besleyebilec eklerdi. Bu sıralarda sürü sahipleri beklemedeydiler. Burdur. Fakat besleyemedikleri korkusuyla bunlar da hayvanlarının bir kısmını ç ok uc uz fiyata elden ç ıkarmışlardı128 . Bu da kendileri iç in bir avantaj oluşturuyordu.000 koyun. Fakat bu ihtiyaç lar belirli bir süre yeteceğinden yeniden bir ihtiyac ın husule gelmesi kaç ınılmazdı.449 vagon etmekteydi129 . Manisa’nın 7..000 koyun ve sığır barındırabilec eği tespit edilmişti131 .000 koyun. Aydın’ın 1.500 sığır ve 17. 30. Burdur’un 600 sığır ve 20.000 sığır ve 40. Age. Eskişehir ve Afyon vilayetleri de koyunlarını besleyebilec eklerini söylemişlerdi.. 127 128 129 130 131 BCA . s. Konya 1. Age.. Muğla’nın 3. Bu sürülerin gidec ekleri yerlerde yeterli meralar bulunmuş ve gereken kolaylık iç in tedbir alınmıştı. e. Bunların toplamı ise 2. biç ilecek ekinlerin anızları da kullanılabilec ekti130 . Ş ükrü Kaya’nın raporuna göre. Kırşehir. bu bölgedeki büyük sürü sahipleri ç aresiz kaldıkları takdirde. Çift hayvanlarının yiyeceğine ihtiyaç duyulan yerler ise.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 169 aç lık ve % 50 nispetinde de çiftç iler için tohumluk ihtiyac ı olac aktı. hayvanlarını mevc ut sazlıklardan ve otlaklardan istifade ettirmek suretiyle ç ok az bir yardımla bu seneyi geç irebilec eklerini düşünüyordu.500 sığır ve 1. s.İaşe zorluğuna düşen bir kısım insanlar da Turhal Ş eker Fabrikası’nda ç alıştırılmak suretiyle ihtiyaç ları karşılanac aktır. 2.370. Antalya’nın 60.000 koyun. Menteşe.10/ 184.371. Diğer kısmının ise nakit parası bulunmasa da.. hali vakti yerinde olan ç iftç ilerin bir kısmı şehirlere göç etmişti. Kırşehir 300. Adana’nın ise 40. Küç ük veya büyük sürüler uzaklara gönderildikleri takdirde mal sahiplerinin tayin edec ekleri bekç ilerin veya köylülerin gözetimi altında gönderilecekti. sürülerini İzmir. Her ihtimale karşı hayvanların başka taraflara nakline mec bur kalındığı takdirde.369. Eskişehir 500.360. Aksaray’daki ç iftç iler.500. Yapılan inc elemeler netic esinde.Bir kısım köylüler iç in para karşılığında yol işlerinde çalışacaklar ve bu paralarla da ekini olanlardan zahire satın alabilec eklerdir. age.13. Eskişehir ve kısmen de Afyon idi. Konya.266. Age. Antalya. s.650 koyun. Bunun iç in bu sürülerin nakli gündeme gelmişti. Adana ve İç el mıntıkalarına göndermeyi düşünmekteydiler. Yüksek yayla ve dağlarda hâlâ az çok yiyecek bulunduğu gibi. s. Afyon ide 30-40 vagon saman ihtiyaç göstermişti. .

Banka tarafından borç ların ertelenmesi ve yeniden verilec ek paraların artırılması gibi tedbirler alınırken aynı zamanda bu gibi kolaylıkları su-i istimâl etmek isteyenlere karşı ç ok dikkatli davranılması. 4. ç iftçilerin Ziraat Bankasına olan borç larının ertelenmesini uygun görmüştü. buradaki ürünlerin tamamen mahvolduğu görülmüştü. En sonunda. 2. Bu sebeple Ziraat Bankasıyla görüşülmüş ve onun bu hususta alabilec eği tedbir ve göstereceği kolaylıklar şöyle sıralanmıştı132 : 1.Ekim zamanı gelmeden evvel ç iftç ilere gerekli yardımın yapılarak. yardımların işe yarar olmasının temini. taksitlere bağlanarak borç ödeyec ek olan köylülerin sayısı. Bunun ardından.18. 30. ağır bir tempo ile gerçek bir hale gelmiştir. Ziraat Bankasına borç lu olan ç iftçileri zor duruma sokmuştu. bunun üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla bu borç ların faizlerini ödemek şartıyla gelec ek seneye ertelenmesi istenmişti133 . buradaki Bakioğlu Tolu Çiftliği sahipleri borçlarını ödeyemeyec ekleri ve tohumluklarının kalmayac ağını bildirerek Ziraat Bankası’na olan borç larının ertelenmesini istemişler ve bu istekleri Oc ak 1931 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilmişti134 . age. 3. 1935 yılında buna ait kanun ç ıkarılarak. 30.1. bazen karışıklıklar ve farklı uygulamalarla karşılaşılmıştır. üretilen malın değerinin kaybolması.2/ 1. s. kuraklık sebebiyle zor durumda kalan ç iftç ileri bu durumdan kurtarmak amac ıyla bir başka yol olarak.766 kişiden ibaretti. 1931 yılında. gerekse dünya krizinden etkilenerek. 164. .10/ 12. Ankara. mürac aatta bulunanların borç ları ertelenmiştir. Ziraat Bankasından almış oldukları borç larını ödeyememişlerdi. 1927 senesi sonlarında. Ziraat Bankasının borç lu köylüleri korumak iç in bir ödeme sistemine ihtiyaç vardı.18. borçların ertelenmesine ait olan bu tasarı.36.53. Çok bahsedilen köylü kalkınması iç in. Çiftç inin borç larının ertelenmesine yönelik kararlar alınırken.Ziraat Bankası tarafından bu sene verilecek olan borç ların bu bölgede ve kuraklığa maruz kalmış kişilere daha fazla miktarda verilmesi.Borç larının süresi gelmiş bulunan ç iftç ilerin borç larının ertelenmesi.8. Bunların borç larının tutarı 132 133 134 135 BCA . yıllarc a inc eleme konusu olmuş.170 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 f.3.72.2/ 17.. Avni Şanda. Bu sebeple banka da bunları hac iz yoluyla almak istemiş. 30. bundan sonraki süreçte yaşanan kuraklıklarda aynı uygulamaya devam edilerek. Yozgat ve Kırşehir illerinde yapılan inc elemelere göre. yürürlüğe girmiştir135 .1.6. Kanun hükümlerinin yürürlüğe girdiği sırada. Çorum. BCA .8. BCA . Konya’da kuraklığın etkisi sürmüş olduğundan. gerek kuraklıktan. H. Borçların Ertelenmesi Hükümet. Hakikaten de. Hiç kimse bu fikre itiraz etmediği halde. 1928 yılındaki kuraklık yüzünden mahsulleri zarara uğramış olan ç iftç iler.

S un’i yağmur yağdırmak. 30.727 lira borc unu % 7 faizle 10 sene ertelenmişti138 . Yine 1938 yılında Trabzon’da yaşanan kuraklık sebebiyle.18. Kanunun yürürlüğe girmesiyle ç eşitli bölgelerde bu yönde talepler artmış ve birç ok kişinin borc u ertelenmiştir. agm. İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey de.1. BCA .247. iki senede bir alınac ak mahsulün her sene alınmasının müm- 136 137 138 139 140 141 Age.2/ 88. Çiftç ilerin bankaya olan borç larının ertelenmesi.534.300 lira idi136 .94.102.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 171 ise. Orta Anadolu’da hububatın gelişmesi için gerekli suyun yeterli miktarda olduğu ve nadas usulü ile sağlanac ak gübrelemenin sun’i surette uygulandığı takdirde.94. kuraklığın etkilerini azaltmak iç in insanların hatırına üç önlem gelmişti. Bununla birlikte ziraatin ç eşitlendirilerek ç eşitli fidanlar ekilmesi. Devre: III.2/ 85. Ziraat Bankası Trabzon şubesine bağlı Tarım Kredi Kooperatifinin bankaya olan 471.18. bağcılık ve dutç uluk yapılması gibi önlemleri de dile getirmişti141 . s. vekâletin bütç esinin görüşülmesi esnasında kuraklığın tesirini azaltmak ve aynı sorunlarla karşı karşıya gelmemek iç in. onların rahat bir şekilde ekim-dikim faaliyetlerini yapmaları ve üretimini artırmalarını amaç lamıştır. Kıtlıktan sonraki ç alışmalarda ise. 21. Sulu Ziraata Geçilmesi Genel itibarıyla. s.76..III. .Yerüstü ve yer altı sularıyla tarlaları sulamak.53.139 1. ekinleri kuraklıktan kurtarmak iç in Amerika’dan uzman bir su heyeti getirmişti140 . 1928 yılında görülen kuraklık üzerine bu yöntemlerden üç ünc üsünün hayata geç irilmesi aç ısından hükümet ç alışmalar başlatmıştı. Zihni Derin. köylerdeki küç ük yerüstü ve yer altı sularından küç ük ç iftç ileri faydalandırmak. 2. s. Edirne’nin merkez kazasına bağlı köylerde 1937 yılında meydana gelen kuraklık yüzünden mahsulleri hasar görmüştü. 30. bu sırada uygulanmakta olan kuru tarım faaliyetlerinin ç iftç iyi sık sık zor duruma düşürmesi kaç ınılmazdı. s.1.1. Nitekim Tarım Bakanlığı. BCA . Agm. TBMM Zabıt Ceridesi.Dry farming denilen kuru ziraat usulünü tatbik etmek. g. Bunun üzerine.. 1938 yılında ziraat borç ları taksitlerinin ertelenmesi kararı alınmıştı137 . Amerika’ya uzmanlar gönderdiklerini ve kuru ziraat hakkında bilgi sahibi olmasını beklediklerini söylemişti. İçtima: I. 3. Yine aynı konuşmasında sulama işlerine büyük önem verilmesi gerektiğine de işaret etmişti. Ankara (tarihsiz).11.. Anc ak. C. kuraklıktan en asgari düzeyde etkilenilmesi hükümetin en ç ok önem verdiği hususlardan birisi olmuştur. Bu amaç la borç ların ertelenmesinin yanında asıl sorun olan kuru tarımın terk edilerek sulu tarıma geç ilmesi ve bu sayede.

ziraatın da hayat sembolü olan su meselesini tatbik sahasına koymak ve su politikasını tahakkuk ettirmek gibi.”146 . son birkaç yıldır yaşanan kuraklığın. TBMM Zabıt Ceridesi.16. s. Gerçekten Türkiye Büyük Millet Mec lisi sağlık gibi. Age. 1929 senesi bütç esi görüşülürken Maliye Bakanı Ş ükrü S araçoğlu. age. Ankara (tarihsiz). Devre: III. su kuyularından istifade etmişlerdi.000 lira ka dar bir pa ra ilâveten nafıa bütçesine ta hsis olunmuştur. Zaten bazı yerlerde sulu tarım işlemi yapılmakta olduğundan..90. 1 Mayıs 1941. yüksek bir gayenin temini iç in ilk hamlede 31 milyon lira gibi büyük bir tahsisatı kabul etmişti148 . 9. Hatta Konya merkez kazasına bağlı Tömek Köyü’nde bir ç iftç i. Yine kıtlık sahalarından biri olan Zıvarık (Altınekin) nahiyesinde bir köyde bir ç iftçi. Age. C.XII. kura k yerlere su a kıtma k değildir. s. Ziraat Dergisi. 1928 kuraklığının neticesini önceden gören bazı ihtiyatlı ç iftç iler. Göz önünde olan bu örnekler ve kuraklığın verdiği zararlar hesaba katılarak. C. Leon Robinowicz. “ Orta Anadolu Topraklarında " Su " ve Ziraat Sisteminde " Nadas .13. Bu ihtiyaç su bulunma ya n birçok yerlerde suyu temin etmek ve birçok yerlerde de za ma nsız za ra rlı surette a ka n sula rın za ra rında n o bölgeyi kurutma ktır. İçtima: II. Ankara (tarihsiz). susuz.1. 356. s. S. tarlasındaki kuyuya beşyüz lira kadar masrafla eski bir otomobil motoruyla tulumbadan oluşan bir terkiple mahsulünü kısmen kurtarmaya muvaffak olmuştu143 . Kurak mevsimlerde duyulan su kıtlığının önü alınmak üzere Kızılırmak ve S akarya’dan veya Çubuk Barajı’ndan su getirilmesi de düşünülmüş. özellikle de kuraklığın en ç ok yaşandığı İç Anadolu’dan işe başlanmıştı.172 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 kün olduğu anlaşılmıştı142 . Temmuz 1948. Yine kuraklık sahasında Tüz Köyü’nün yanında Umranlı Köyünde bir ağaçlık saha meydana getirilmişti144 .. . kuraklığın önlenmesi noktasında su işine önem verec eklerini ifade eden konuşmasında şöyle diyordu: “Geniş ve feyizli topra klarımızın inkişafı ve millî servet ve sa yimizin ta bia tın kura klık gibi tesa düfî zararlarından kurta rılması için. 29 Mayıs 1929’daki Meclis konuşmasında kuraklığın etkilerinden kurtulmak ve başka diğer sebeplerle su problemine yönelik olan politikalarını izah ederken şu ifadeleri kullanmıştı: “Memleketimizin sulanması yalnız sulama ihtiyacı. 1929 yılı Konya sulama idaresi bütç esi görüşülürken. bu seneden itibaren programımıza koyduğumuz su işleri için bir buçuk milyon ve diğer bazı faydalı işler için de 300. yapılan 142 143 144 145 146 147 148 Halid Evliyar. TBMM Zabıt Ceridesi.. bunun olumlu netic eleri görülmüştü. hayvan dolabıyla su ç ıkararak kıraç arazinin ortasında yemyeşil bir saha oluşturmuştu. S.Gübre " Problemi” .140. Yine Recep Peker. Devre: III. İçtima: II. s. bu yüzden ziraatin sulanabilir hale getirilmesi iç in bu tahsisatın daha da genişletilmesi gerektiği bildirilmişti145 . sulama işinin önemini bir kat daha artırdığını. “ Cumhuriyet Devrinde Su Siyaseti ve Köy Davası” Köye Doğru. (Konya Ovası Sulama İdaresinin 1929 senesi bütçesi hakkında 1/440 numaralı kanun layihası ve bütçe encümeni mazbatası). s. s.21.” 147 . Bunun ardından bu bölgelerdeki.XI.357.

(Çubuk barajı in şaatının ikmali ve Ankara şehri suyunun bu barajdan temini hakkında 1/944 numaralı kanun lâyihası ve Nafıa ve Bütçe encümenleri mazbataları). Konya kuraklıktan muzdariptir. günden güne harap olmaktadır. ta mamıyla metruk ve muattal bir haldedir. s. Ilgın. Akşehir. İç Anadolu Bölgesi’ndeki bütün bu örneklerin ardından. Devre: IV. Bunun ç aresi olarak ise su gösteriliyor ve şöyle deniliyordu: “Derecesi yüksek olan çiftçi ve köylü. Kadınhanı tarafları da oldukç a zarar görmüştü. Bunu netic esinde 1928 yılı kuraklığı kadar dikkate değer bir kuraklık yaşanmamıştır. tarım arazilerinin sulanması iç in bir girişim başlatılmıştı. Konya çok geniş bir su konumu istiyor. ç evresindeki bütün alanlara su verilebilec ekti. Yaklaşık iki aydır yağmur yağmadığı gibi.XXIII. Bunun üzerine burada. bazısından da baraj yapılmak suretiyle faydalanılabilmiştir. üç sene sonra Konya Ovası iska sı için. s. s. Bu yükseliş sayesinde ise. Yine 13 Haziran 1935 tarihli Ekekon gazetesi haberine göre. Devre: IV. ç eşitli eleştirilere sebep olmuştur. Ankara 1934. C.” 152 . Ankara 1934. İçtima III. gün geç tikç e Konya’nın tarım vaziyeti kötüleşmekteydi. Su işleri temin edilmedikçe Konya’nın ta rım vaziyeti ve buna ba ğlı ekonomi işleri de kola y kolay düzelemez. buradaki su işlerinin düzene sokulmasını istemiştir. Bunlardan birisi de S arı su adıyla anılan dereydi. Ovada ve kıraç larda ilkbaharlıklardan hiç hayır kalmamıştı. Bu suyun göle verilmesiyle zaten kuraklıktan seviyesi düşmüş olan gölün yaklaşık olarak 15 santim daha seviyesinin yükselmesi bekleniyordu. Bu sırada sulama işinin bazı yerlerde düzensiz yürümesi. Ziya Çalık. Ekekon. halk hemen hemen da ğıla ca k bir va ziyettedir. Halkın emeği birkaç milyonluk ekim boşa gitmiştir. İçtima III. TBMM Zabıt Ceridesi. Bunu gelip geçen yıllar bütün a çıklığı ile göstermiştir. ifade etmek suretiyle. Sula ma tesisa tı. buradaki sulama işlerinin intizamsızlığından dert yanarak: “Birka ç seneden beri Beyşehir Gölü’nden su a lınama ma kta dır. Memleketin yirmi milyon a ltın fra nk sa rfıyla vücuda getirdiği bu tesisa t. 3 Birinci Kânun 1935.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 173 tetkiklerden Kızılırmak ve S akarya’dan su getirilmesi pek külfetli ve masraflı olac ağı anlaşılarak barajın yapılması halinde şehir suyunun da buradan temini daha iktisadî ve emin olacağı neticesine varılmış ve bu nedenle de burada Çubuk Barajı’nın inşası başlamıştı149 . nu: 73. memleketin bu suretle temin ettiği bu eserden hiç bir şey ka lmayacağını” 150 . bölgede hummalı bir sulama faaliyeti başlamış ve bazı akarsuların verdiği zararlar engellenirken. Bununla birlikte buradan kurutulac ak bataklık sahasından da 50 bin dönümlük ç ok verimli bir arazi elde edilmiş olac aktı151 . 13 Haziran 1935. za ra rla rını ka pa ta ca k yegâ ne ça re sudur. C. s. 31 Mayıs 1934 tarihinde Konya Ovası S ulama İdaresi’nin bütç esi görüşülürken Konya Milletvekili Ş aban S ırrı Bey. Yalnız ovanın kışlık ekinleri anc ak tohum ve yiyeceklerini verebilec ek durumdaydı. İşte bu yıl önümüze bir örnektir.XXII. Bu ha l deva m ederse iki.1.517. “ Konya’nın Kuraklık Sava şı’na Do ğ ru İlk Adım” . . Ekekon. nu: 216. 149 150 151 152 TBMM Zabıt Ceridesi.1.2. ekinleri öldüren bir de rüzgâr meydana gelmekteydi.

Bu kuraklık. başta para ve yiyecek yardımı olmak üzere. aç lıktan ve yiyeceksizlikten yabani otlar yemeye başlamış ve bazı bölgelerde dahi ölümlere rastlanmıştı. S ebepleri sıralanmış olan kuraklığın etki alanını tespit etmek amac ıyla buraya giden Ş ükrü Kaya. Aksaray. sürülerin başka yerlere nakli ve sulu ziraate geç ilmesi yönünde önlemler alarak bu kuraklığın etkisini en aza indirmeye ç alışmıştı. Bundan evvel savaş nedeniyle kıtlıklar görülmüş anc ak. bir takım önlemlerin alınması gerektiğini ve bu önlemler alınmazsa halkın daha vahim bir duruma düşmesinin kaç ınılmaz olduğunu bildirmişti. Konya. büyük bir ç oğunluğu ç iftç i olan iç Anadolu Bölgesi’nde etkisini göstermiş ve buradaki halkın ç oğunu muhtaç duruma düşürmüştür. Kırşehir. Anc ak kuraklığa hazırlıksız yakalanmış olan halk.174 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 SONUÇ Cumhuriyet döneminde yaşanan kuraklıkların en önemlisi ve başlangıc ı sayılabilec ek olan kuraklık 1928’de yaşanmıştır. Hakikaten halkın pek ç oğu. Bu sebeple ç iftç i olan bu halk uzun süre kendisine gelememiştir. 1928 yılı kuraklığı gibi geniş bir c oğrafyayı etkisi altına alamamıştır. Eskişehir ve Yozgat gibi illerde etkili olduğunu müşahede etmişti. Bunun üzerine hükümet. her ne kadar kendi c anını kurtarmış olsa da hayvanlarının ç oğu bundan etkilenmiş ve ölmüştü. Buradaki izlenimlerini bir rapor haline getiren Ş ükrü Kaya. . tohumluk yardımı.

30. Türkiye Kızılay Derneği Arşivi -Kutu nu: 1393.15.XI. C. Fevkalâde İçtima.10/ 12.432. Ankara 1935 C.18. Arşivler a. Resmi Yayınlar a. 30.3.10/ 184. C.108. 30.1/ 29. Ankara 1930.II. İçtima: II. nu: 73.530. 30. Kutu nu: 1373. s.XIII.18.7.18. İçtima III.266. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. -Devre: IV.10/ 184.2/ 17.XIX. nu: 2742. -Devre: IV.10/ 184. Süreli Yayınlar a. Ankara 1933. C.269.XXII.4.5. Kitaplar -Leon Robinowicz.10/ 120. 30.858.76. 30.84. -Ekekon. 30. Fevkalâde İçtima. C.36. -Devre: IV.8. Belge Nu: 52. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.858.(1920-1928) (30. nu: 216. 30. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.6.12./ 7. 30.10/ 210.1. İçtima IV.858. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi -Muamelat Genel Müdürlüğü Katalogu (30. İçtima: II.18. 8 Mart 1928.XXIII.4. 30.1/ 29. 6 Kânunuevvel 1934. Ankara 1934.10.) b.XII.10/ 184. 30.10/ 81. (Çeviren: Alaettin Cemil). 30.18. C. C.12) -Bakanlar Kurulu Kararları Katalogu. ) -Bakanlar Kurulu Kararları Katalogu.102.858.1.72.266.2/ 1. Kutu nu: 179.3. Dosya Nu: 2661. s.6. Türkiye Büyük Millet Meclisi Arşivi -Kayıt Nu:1/1181. 30.1.1. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.2/ 85. İçtima: III. -Devre: IV.1. Ankara 1934.8. Belge Nu: 107. 30. C. TBMM Zabıt Ceridesi -Devre: III. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. 30.V.III. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.10/ 184.13. 13 Haziran 1935.2.266.1.266. Belge nu: 133. Ankara (tarihsiz) -Devre: IV.1. Makaleler .2/ 88.10/ 121. 5 İlkteşrin 1935. 3 Birinci Kânun 1935. C.4. B. İçtima: II.19.11.1. Nüfus Meselesi. Kutu nu: 71. c.860.15.1. C.1.XIII.0. İçtima: I. Kutu nu: 159.III.18.266.47.10/ 120.64.10/ 184.1. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.IV.44.0. C. Belge Nu: 273.266.2. İçtima: I.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 175 KAYNAKÇA A.XXV. -Devre: IV. 30.21. s.10/ 184.1. 30. 30. İçtima II.11.3. C.10/ 120.) -Diyanet İşleri Reisliği Kataloğu (51. b. Ankara 1931.10/ 120.266.2. İktisat Matbaası. 30.266. nu: 4713. İçtima: III.01/1.858.10/ 120. s. Telif Ve Tetkik Eserler a. C. 30. Gazeteler -Babalık. nu: 4541.1.XX. Belge Nu: 8. İçtima III.(1928 ve Sonrası) (30.10/ 184.7.2/ 85.10/ 184.) -Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü Kataloğu (30. İçtima: III. Ankara 1931. C. C. 30. 30. D.18.

-Fethi Aytaç. -Derin. Dönüm. Köye Doğru. -(İmzasız). “Orta Anadolu`da Kuraklık”. 1 Mayıs 1941. İktisadi Yürüyüş. Yıl: 2. Yıl:2. Ali.2. Hasandağı. nu: 2742. 6 Temmuz 1945. “Kuraklık”. “Konya’nın Kuraklık Savaşı’na Doğru İlk Adım”. Hayat Tarih Mecmuası (Tarih ve Edebiyat Mecmuası). 627. “İklim ve Beşeriyet”. Mayıs. Yıl: 31.263-264. 1 Mart 1941.21. Şevket. Babalık. “Cumhuriyet Devrinde Su Siyaseti ve Köy Davası”. Temmuz 1948. s. -Çölaşan. s. Yıl: 55. “Küçük Çifçilerimizin Zirai Dertleri. .36. Yıl: 1974. s. Ekim 1970 . s. İdare Dergisi. s.Gübre " Problemi”. Ziraat ve Ticaret Gazetesi. Ziraat Dergisi. s. -Numan. s. “Kuraklık ve Kıtlık”. “Kuraklık ve Memleketimiz”. -Çalık. 8 Mart 1928. Tarım Bakanlığının Küçük Su İşlerine Ait Hayırlı Bir Teşebbüsü ve Bu İşte Muvaffak Olma Şartları”. s.7.146. Ağustos 1952. s. 76. s. “Tarih Boyunca Anadolu’da Kuraklıklar”. Haziran 1960. s. Karınca. “Çiftçilere Tohumluk”. Zihni. s. 11-12.1970. C.90. H. Haziran 1935. s. Mart. Cahit. -Evliyar.12. Nej at. Halid. Ekekon. “Halk Şiirinde Tarihi Kıtlıklar ve Kuraklıklar”. 2. s. C. Ocak 1948.4. Avni. 3 Birinci Kânun 1935. Halkevi. 30 Ekim1932. -(İmzasız). Nihat. 17. Mart 1989. “Aksaray Folklorunda Yapraklar Aksaraylı Bir Halk Şairinin Dilinden 1290 Kıtlığı”. -Berkmen. Sinan. -Er. -Öztelli. Nisan. İstanbul Ticaret Odası Mecmuası.1.6. Temmuz 1974. Umran Emin.133.Aralık. s. Tarih ve Toplum. Celal. “Orta Anadolu’da Kıtlık (1873-1875)”. “Çeşitli Afetler Tesiri ile -Münferiden. Yıl:10.176 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -(İmzasız). -Raşit. -Uluocak. Yıl:6. “Orta Anadolu Topraklarında " Su " ve Ziraat Sisteminde " Nadas . Köye Doğru. -Muzaffer Hamid. s. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri B. Nisan 1952. “Kuraklık ve Kurak Bölgelerin Özellikleri”. “Orta Anadolu Köylüsü”.Muhtaç Duruma Düşen Vatandaşlara Nasıl Yardım Edilebilir?”. 3. nu: 216. Ziya. Nisan 1990. -Kuneralp. -Şanda. Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı Dergisi.

Gör. German Military Criminal Code. Ottoman State.. nuranaykoyuncu@hotmail.  The entire German Military Criminal Code was translated and only the most  required 56 paragraphs were added to relevant places in the Code.TARİHİN PEŞİNDE  ‐ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ‐  THE PURSUIT OF HISTORY  ‐INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH‐  Yıl: 2011. Germany. which were added after the translation of  the German Military Criminal Code. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi. Before these 1880 addings the Ottoman  Military Criminal Code is very short and in this example. some formulation subjects were pre‐ cluded in the Code. Army    Yrd. Osmanlı  Askerî Ceza Kanunu 1880 tarihli bu eklemeler öncesinde oldukça kısadır ve bu kanunda birçok  konu düzenlenme dışında bırakılmıştır. Ordu    EXECUTING OF GERMAN MILITARY CRIMINAL CODE ON THE OTTOMAN  MILITARY CRIMINAL CODE    Abstract  In the period of Abdülhamid II. Bu çalışmanın amacı. Osmanlı Devleti. Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Hukuk Bilimleri Öğretim Üyesi.    Key Words  Ottoman Military Criminal Code.  Böylece Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nde görülen eksiklikler büyük ölçüde tamamlan‐ mıştır. Issue: 5  Page: 177‐190           ALMAN ASKERΠCEZA KANUNNAMESİNİN OSMANLI ASKERΠCEZA  KANUNNAMESİNE TATBİKİ    Nuran KOYUNCU  Salih KIŞ    Özet  II. Abdülhamid döneminde Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin eksikliklerinin giderilmesi  amacıyla Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tercüme edilmesi yoluna gidilmiştir. is our main source in this study. salihkis@yahoo. Almanya.. A document dated to 1880.com Arş. Thus. Doç. 1880 tarihli bir belgeye dayalı olarak Osmanlı Askerî Ceza Kanun‐ namesi’ne Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nden tercüme edilerek ilave edilen hukuki düzen‐ lemeleri incelemektir.com . Dr. The aim with this work is to study the Ot‐ toman Military Criminal Code’s juridical formulations.. Sayı: 5  Sayfa: 177‐190  Year: 2011. translation of the German Military Criminal Code becomes true  to complete the Ottoman Military Criminal Code’s gaps.    Anahtar Kelimeler  Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi. the lacks of the Otto‐ man Military Criminal Code was completed mainly. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tamamı tercüme  edilerek bunlardan sadece gerekli görülen 56 bendi kanunnamenin ilgili yerlerine eklenmiştir. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı.

Moltke’nin Türkiye Mektupları.28-30. Hayrullah Örs. Ankara 1985. Çev.178 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ  Osmanlı’da  modernleşme  hareketleri  XIX. Fahri Çeliker. Ankara 1992. Enver Ziya Karal.  II. İstanbul 1953.  Bu  sebeplerle  Os‐ manlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  eksikliklerinin  Alman  Askerî  Ceza  Ka‐ 1 2 3 Osmanlıya gelen ilk kurmay subaylardan birisi de Prusyalı Yüzbaşı Moltke’dir. Bu da hukuk alanındaki eksiklikleri gündeme getirmiş. Tayyar Etikcan. s.VIII. Genelkurmay Yayınları. 21 Haziran 1882’de İstanbul’da Harbiye Nezareti’nde göreve başlayan bu ilk askeri heyet. s. C. Osmanlı hukuk sisteminin temeli. Helmuth von Moltke. Wallach. Çev. daha sonra askeri birimlerin yanında askeri okulların modernizasyon görevini de üstlenmiştir.  İslamî  hükümlere  dayanan  şer’î  hukuk  ve  onun  yanında  padişahın  iradesiyle  şekillenen  örfî  hukukun  yan  yana  ve  çoğunlukla  bir  uyum  içerisinde  yaşatıldı‐ ğı  bir  sisteme  dayanmıştır. Çev. Goltz Paşa’nın Hâtıratı ve Hal Tercümesi. Ayrıntılı bilgi için bkz.  Böylelikle  XIX.  Bu  anlayışa  uygun  olarak  II. 23 Kasım 1835’te İstanbul’a gelen bu kurmay subayla birlikte. kültür ve hukuk alanlarındaki önerileri Osmanlı tarafından dikkate alınarak bu yönde çalışmalar başlatılmıştır.  Abdülhamid  döneminde  Osmanlı  As‐ kerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  eksikliklerinin  giderilmesi  amacıyla  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  tercüme  edilmesi  yoluna  gidilmiştir.  Mahmud  ve  sonrası  padişahlar  zama‐ nında  gelen  bu  heyetlerin  çalışma  alanı  ordunun  çağın  gereklerine  göre  dona‐ tılması  ve  eğitilmesi  konusunda  yoğunlaşmıştır. Colmar Freiherr Von Der Goltz. s.9-20.  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  belirtilmeyen  cürümlerin  cezası. Edebiyatçı ve Eğitimci Yönleriyle Colmar Freiherr Von Der Goltz Paşa.15.  hukuk  sistemine  ve  dolayısıyla  hukuki  düzenlenmelere  de  yansıdığı  gö‐ rülmüştür.  Ne  var  ki  gelinen  süreçte  batılı  anlamda  yenilikle‐ rin. s.  yüzyılın  ilk  yarısında  devletin  en  önemli  unsuru  olan  orduda  başlamıştır. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları. Osmanlı’da Avrupa tarzı modern ordunun nüvesi şekillenmiştir. Mahmud’un. Osmanlı Devleti. TTK Yayınları. Prusya İmparatoru III.15. İstanbul 1969. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Alman Dili ve Edebiyatı Eğitimi Yüksek Lisans Programı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Bir Askeri Yardımın Anatomisi. gelen askerî kurmayların eğitim.  maddesi  gereği  Mülkî  Ceza  Kanunnamesi’ne  göre  belirlen‐ mesi  sebebiyle  her  iki  kanunnamenin  birada  basılması  zorunlu  görülmüştür. askerî hukuk alanında Almanya’yı kendisine model almıştır. s.  Osmanlı  ordusunun  modern bir yapıya kavuşturulması amacıyla Avrupa’nın modern ordularından  kurmay  subaylar  davet  edilmiştir1.  Kanunnamenin  5. Ankara 1995. bununla yetinmeyip dönemin en modern ordularından birisine sahip olan Almanya’dan kendi ordusunun modernizasyonu için askerî heyet talep etmiştir. Remzi Kitabevi.366. Friedrich Wilhelm’den ordunun modernizasyonu için bir askeri heyet veya kurmay subaylar talep etmesiyle süreç başlamıştır. . Pertev Demirhan. Osmanlı Tarihi. Alman Askerî Ceza Kanunnamesinin 1881 yılında tercüme edilerek bazı maddelerinin Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesine tatbiki ve akabinde devam eden süreç ile birlikte Osmanlı.  Ancak  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ndeki  eksikliklerin  son  derece  fazla  olması.  Yenileşme  hareketi.  Osmanlı  ordusundaki  modernizasyonu  takiben  askerî  hukuk  alanında da önemli adımlar atılmıştır.  Osmanlı  ordusunun  modernizasyonu  için  değişik  birimlerde  görev  yapmaya başlamışlardır3.     Tanzimat  ve  sonrasında  yaşanan  gelişmeler  Osmanlı  Devleti’nde  önemli  değişiklik ve yeniliklerin habercisi olmuştur.  Dolayısıyla  Tan‐ zimatla  birlikte.  Mülkî  Kanunnameye  sık  sık  müracaata  mecbur  bırakmıştır. Jehuda L.  ordunun  geli‐ şim  açısından  Avrupa  devletlerinin  gerisinde  kalması  ve  girdiği  savaşlarda  mağlubiyetler  alması  neticesinde  zaruri  görülmüştür.  yüzyılın  ilk  yarısından  itibaren  Avrupa’nın  önde  gelen  ordularında  görev  yapan  kurmay  subaylar2. Osmanlı Sultanı II.

  aniden  ortaya  çıkan  olaylar‐ 4 5 6 7 8 9 10 11 12 BOA. 3 Zilkâde 1298 (27 Eylül 1881). (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 5. BOA. ASK. 3 Zilkâde 1298 ( 27 Eylül 1881). Bundan sonraki dipnotlarda sadece bend numaraları ve bu bendlerin Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin hangi maddesine eklendiği belirtilecektir.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 179 nunnamesi’nden  alıntı  yapılarak  tamamlanması  hususu  gündeme  gelmiştir.  Dolayısıyla  Mülkî  Ceza  Kanunnamesi  ve  Osmanlı  Askerî  Ceza  Ka‐ nunnamesi’nin hükümleri incelenmemiştir10. ŞD. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 2.   Bu  çalışmada  yalnızca  tercüme  edilerek  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunname‐ si’ne  eklenen  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ne  ilişkin  hükümlere  yer  ve‐ rilmiştir9. ŞD. ASK. maddesi olarak konulacaktır. PRK. 9/3. BEO.   Mümkün  olan  en  kısa  sürede  askerî  dairede  yabancı  lisanlara  muktedir  olan  şahıslarla  birlikte  ehil  kişilerden  oluşan  bir  komisyon  oluşturulması  talebi  bir  mazbata  ile  padişaha  sunulmuştur4. Nr. BOA. PRK. Nr.  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ni  tadil  ve  ıslahı  için  Er‐ kan‐ı  Harbiye  Reisi  Ethem  Paşa  başkanlığında  Levazımat  Dairesi  Birinci Şube  Müdürü Ahmet Vehib Paşa ve ferikamdan Feyzi Paşa ile İstihkâm Dairesi Reisi  Abid  Paşa  ve  Topçu  Dairesi İkinci Şube  Müdürü  Kaymakam  Bekir  ve  Erkan‐ı  Harbiye  binbaşılarından  Osman  ve  Hilmi  Beyefendiler  ve  diğer  gerekli  kişile‐ rin  de  katılımıyla  komisyon  oluşturularak  padişaha  arz  edilmiştir6. BOA. Nr.  ihtilal  vesair  bir  sebeple  bir  yerde  bulunan  askeri  kuvvetin  padişahın  kumandanı  olduğu  resmî  izni  üzerine  askerin  savaş  halin‐ de  bulunacağını  ilan  ettikten  sonraki  zamanlarda. 78/46.  ülke  içinde  bir  suç  işlemiş  gibi  cezalandırılacaktır12.  Yabancı  bir  ülkede  görevli  veya  izinli  olarak  bulunan  askeriye  mensubu.   Seferberlik  halinde  uygulanacağı  belirtilen  cezalar  öncelikle  kara  ve  deniz  kuvvetlerinin  tamamen  veya  bunlardan  bir  kısmının  savaş  halinde  olduğu  zamanlarda  geçerlidir.PRK. Nr. Y. 26 Rebiyülevvel 1297 (8 Mart 1880). Nr. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tercüme edilerek Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne eklenen hükümleri 23 Rebiyülevvel 1298 tarihli ve 9/3 numaralı belgede bendler halindedir.  Diğer  taraftan  ülkenin  bir  kısmının  askerin  yönetimi  altına  alındığı  zamanlarda.   cezalandırıl‐ ması  gerekli  bir  fiil  işlerse. BOA.     I‐KANUNNAMENİN YÜRÜRLÜK ALANI  Kanunname  yalnızca  askeriye  mensubu  kişilere  uygulanacaktır11. Bend 1. 2456/3. 22 Cemaziyülevvel 1297 (1 Haziran 1880). Y. BEO.) Bend 2. 9/3. Y. 3/76.  Komisyo‐ nun yapmış olduğu kanun tercümesi ve Kanunnameye yapılan eklemeler Bâb‐ı  Âlî’de7  uygun  görülüp Şuray‐ı  Devlet’çe  de  kabul  gördükten  sonra  ceza  mad‐ delerine  eklenen  ilavelere  ilişkin  layiha  arz  tezkiresi  ile  birlikte  padişahın  ona‐ yına sunulmuştur8. BOA.DUİT.maddesi olarak konulacaktır.  Dolayısıyla Kanunname şahsilik prensibini esas almıştır. 2450/8. İ. ASK. 21 Zilhicce 1297 (24 Kasım 1880).  Padişah  tarafından  olur  verilerek  uygun‐ luğu  kabul  edilen  mazbatanın  23  Rebiyülevvel  1297  tarihli  iradesi  Harbiye  Nezareti’ne  bildirilmiştir5.) . Nr. 1 Şevval 1299 (16 Ağustos 1882).

  Kanunnamede düşman veya eşkıya karşısında tabiri bir savaş veya çatışma  ihtimalinde  ordugâhın  etrafında  karakol  oluşturulmasından  sonraki  zamanı  ifade eder15.    Askeriye  mensubunun  daha  önce  işlediği cinayet veya askerî kabahatten dolayı aldıkları cezalar irade‐i seniye ile  tamamen veya kısmen af edildiği halde pişman olmayarak yine aynı cinayet ve  kabahati işlerse yine sabıkası gereği mükerrer cezasını alırlar16.) Bend 8. maddesinden sonra ayrıca bir madde olarak konulacaktır. maddesi olarak konulacaktır. bendinden sonra yeni bir bend olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9. maddesi olarak konulacaktır. maddesi olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 8.   Cezaî sorumluluğu etkileyen bir neden olarak Kanunnamede “Failin konu‐ su  suç  teşkil  eden  bir  emir  vermesi  durumunda  yalnızca  kendisi  sorumlu  olsa  da emri icra eden memur eğer emri aşan bir icraatta bulunmuşsa bu fazlalıktan  dolayı kendisi sorumludur” hükmüne yer verilmektedir19.) Bend 5.) Bend 6.  Her  ne  şekilde  olursa  olsun  nefsî  tehlikeyi  kaldırmaktan  korku  ve  heder  ederek  vazife  ve  askerî  vecibelerini  ifa  etmeyenler  kasten  yerine  getirmeyenler  gibi sorumludur20.  maddenin birinci fıkrasına göre hüküm verilecektir14.) Bend 4.  kumandan  tarafından  aciliyet  hakkında  durumun  gerektirdiği  seferberliğe  mahsus cezaların uygulanacağını duyurduğu zamanlarda da geçerlidir13. daha önce işledikleri cinayet ve askerî kabahatten dolayı harp  divanlarının  birinde  mahkûm  olup. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 36. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 10.  13 14 15 16 17 18 19 20 21 Bend 3.) .180 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 da.) Bend 9.   Riyazat  yani  nefsin  terbiyesi  için  gıdanın  azaltılması  subaylar  için  üç  gün  süreyle  askerler  için  ise  sadece  isnat  geceleri  pilav  verilmesi  şeklinde  uygula‐ nır17. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 7.     II‐SUÇUN GENEL HÜKÜMLERİ  Kanunnameye  göre  mükerreren  cinayeti  veya  askerî  kabahati  görülen  as‐ keriye mensubu.) Bend 10.) Bend 7. maddesi olarak konulacaktır. (Yukarıdaki bendin yerine konulacaktır.  Dolayısıyla  kanunnameye  göre  şikâyetten  vazgeçme  cezayı düşürmemektedir21. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 13. (Yukarıdaki bendi takiben eklenecektir.  hak  ettiği  cezayı  gördükten  sonra  aynı  cinayet  ve  askerî  kabahati  işleyenlerdir. maddesi olarak konulacaktır.  Askeriye  mensuplarının  seferberliğin  ilanının  başından  hazır  hale  gelince‐ ye  kadar  cinayet  veya  kabahatleri  olursa  haklarında  yine  yukarıda  belirtilen  6.  Mahkûmun  vücut  sağlığının  riyazat  için  yerinde  olmadığı  doktor  rapo‐ ruyla  anlaşılırsa  riyazat  süresi  yarı  oranında  azaltılarak  o  kadar  müddeti  adi  hapis cezası olarak karşılık görür18.  Bir cinayet veya askerî bir  suçtan dolayı faillerinin cezaları belirlenirken bu  cinayet  veya  suçtan  zarar  görenler  veya şikâyet  hakları  bulunanlar  tarafından  şikâyet söz konusu olsa ve bu şikâyetçiler şikâyetlerinden vazgeçseler bile yine  de  failler  ceza  görürler.) Bend 11. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 6.

  Diğer  taraftan  askeriye  mensupları  bir  yere  toplanıp  gizli  olarak  veya  halkın  karşısında  alenen  ceza  gerektiren  bir  fiile  kalkışırlarsa  hak  ettikleri cezaların üst haddiyle cezalandırılırlar23. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 124. maddesinin üst tarafına konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 151.) Bend 14.  Harp  meydanından  kaçanlar  arkadaşlarını  sözle  veya  işaretle  harp  meyda‐ nından  kaçmaya  tahrik  edenler  her  halükarda  idam  edilirler.) Bend 16.) . maddesinden sonra konulacaktır.) Bend 13. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 88.  Eğer bu örneklerden birinde yargılamadan geçerli bir mazereti ileri sürerek  berat  edip  aklanırsa  dahi.  memuriyet  hizmeti  diğerine  verilmek  üzere  mazere‐ tini  zamanında  üstüne  ihbar  etmemiş  iseler  yine  cezanın  yarısıyla  cezalandırı‐ lırlar24. (Yukarıdaki bendin yerine ayrıca bir bend olarak konulacaktır.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 181 Mezunuyla birlikte olup cezalandırılması gereken  bir  fiil ve harekete kalkı‐ şan  veya  mezununun  fiiline  iştirak  eden  subay  hak  ettiği  cezanın  en  üst  had‐ diyle  cezalandırılır22. maddesinden sonra konulacaktır.    III‐KANUNNAMEDEKİ SUÇ TÜRLERİ  A‐ Firar Suçu   Gerek  sefer  vakti  gerekse  sefer  dışında  mensup  olduğu  askerî  kıtayı  terk  edip  diğer  askerî  kıtaya  katılanlar  firarî  kabul  edilirler.  İkinci  olarak  da  harp  esirliğinden  her  nasıl  olursa  olsun  kurtulup  da  vakit  kaybetmeden  yakınındaki  bir  askerî  kıtaya  katılmayanlar  firarî  kabul  edilecek‐ tir25. (Yukarıdaki bendin yerine konulacaktır.  Arkadaşlarından  firar  edecek  olanların  bu  hareketlerini  haberdar  olup  da  firarın  önlenebileceği  bir  zamanda  üstüne  haber  vermediği  anlaşılanlar  hak‐ kında  firar  gerçekleşirse  45  güne  ve  sefer  esnasında  ise  3  ay  hapis  cezası  hük‐ molunur26.  Öncelikle  kaybettiği  askerî  kıtaya  veya  civarında  bulunan  diğer  askerî  kı‐ taya katılmayanlar.  Umumiyetle  askeriye  mensuplarından  bir  veya  bir  kaçı  sefer  esnasında  as‐ kerî  vazife  ve  hizmetlerini  ifada  üşenme  ve  dikkatsiz  davranmasından  veya  bilinçsiz  halde  bulunmasından  dolayı  düşmanın  hasmâne  hareketine  sebep  verilmesi  veyahut  harp  halinde  bulunulan  Devlet‐i  Âlî’ye  ve  müttefik  ordula‐ rının  tehlikeye  sokulması  veyahut  adı  geçen  ordulara  kabahate  sebebiyet  ve‐ rilmesi  gibi  keyfiyet  ve  kötülüğe  sebep  vermesi  söz  konusu  olup  da  bu  henüz  gerçekleşmemişse  emir  subayları  hakkında  6  aydan  üç  seneye  kadar  hapis  ve  küçük subay ve askerler hakkında 45 değnek darbıyla beraber 45 günden 6 aya  kadar prangabend cezaları verilir.) Bend 15.  Askerde  bulunanlar  sefer esnasında aşağıdaki suçlara kalkışırlarsa firarî cezasıyla cezalandırılırlar.  Harp  etmek  için  askerî  kuvvetlerin  ilerlediği  sırada  veya  geri  çekildiği  zamanda  mensup  oldu‐ ğu  askerî  kıtadan  gizlice  geri  kalanlar  veya  kıtadan  ayrılanlar  veya  kendisini  22 23 24 25 26 Bend 12.

  Cebir  veya  tehdit  ile  üstünün  emir  vermesini  engelleyenler  veya  askerî  hizmete  ilişkin  bir  işin  icrasını  veya  icra  edilmemesini  sağlayanlar  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırılır. maddesinin alt tarafına konulacaktır.  Düşman  karşısında  ise  gerek  emir  su‐ bayı  gerekse  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  kesin  olarak  idam  cezası  veri‐ lir31.) Bend 20.  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  40  değnek  ile  beraber  6  aydan  bir  seneye  kadar  prangabend  cezası  verilir.  İfade  edilen  suçlara  teşebbüs  edip  de  yargılaması  yapılmadan  önce  başka  teşebbüsleri  görülen  emir  subayları. Bend 19. (Yukarıdaki benden sonra konulacaktır. bendinden sonra konulacaktır.  Küçük  subay  veya  askerler  ise  45  günden  6  aya  kadar  prangabendlik  cezası  verilir. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 107. bendinden sonra konulacaktır.182 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gizleyenler  silahını  ve  mühimmatını  atanlar  veya  terk  edenler  ve  saklayanlar  veya  hayvanını  ve  silahını  kullanmaktan  kaçınanlar  veya  kendini  tehlikeye  düşürmemek  veya  kendini  harpten  geri  bırakmak  düşüncesiyle  sahte  olarak  yaralandığını  veya  hastalandığını  beyan  edenler  subay  ise  askeriyeden  uzak‐ laştırma  ile  beraber  2  seneye  kadar  kalabend. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 107. dille veya el  kol işaretleriyle  veya herhangi bir hareketle  itaatsiz‐ lik gösterir  veya ima  ederse idam  cezası hükmedilir.  küçük  subaylar  ve  askerler  hak‐ kında ise 40 değnek ile beraber kaydın yenilenmesi cezalarına hükmedilir27.) .  Küçük  subaylar  ve  askerler  hakkında  kaydın  yenilen‐ mesinden vazgeçilir28.  uzaklaştırma  cezasına  karşılık  bir  sene  hapis  cezasını  hak  eder.  Eğer indirici sebepler var‐ sa idam cezası 10 sene veya müebbet hapis cezalarına çevrilir30.  Eğer  bu  durum  seferberlik  halindeyken  gerçekleşirse  emir  subayı  hakkında  uzaklaştırma  ve  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis.) Bend 18.  Askerî hizmet dışında herhangi bir organıyla üstüne dokunanlar.  Rüşt  karşısında  verilen  emre karşılık.    B‐Emre İtaatsizlik  Askerî  hizmet  esnasında  üstü  tarafından  verilen  emre  veya  işittiği  tazire  karşılık  söz  söyleyenler  veya  yerine  getirmeyenler  emir  subayı  ise  45  günden  6  aya kadar hapis  ve küçük subay ve askerden ise 45 günden üç aya kadar  pran‐ gabend  eğer  bu  durum  askerlik  hizmeti  dışında  olursa  emir  subayı  ise  hakkın‐ da  24  saatten  45  güne  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  24  saatten bir aya kadar prangabendlik cezası hükmedilir29  Bahsedilen  fiil  seferberlik  halindeyken  işlenirse  emir  subayları  hakkında  askeriyeden  uzaklaştırma  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  30  değnek  ce‐ zasıyla  birlikte  3  ay  prangabendlik  cezası  hükmedilir. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 136.) Bend 21. çarpanlar  veya  dokunup  çarpma  düşüncesiyle  üzerine  yürüyenler  emir  subayı  ise  6  ay‐ 27 28 29 30 31 Bend 17.

(Yukarıdaki bendin altına bend olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 71.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 183 dan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  asker  iseler  iki  aydan  dört  aya  kadar prangabend ile cezalandırılırlar32. maddesinden sonra konulacaktır.) 32 33 34 35 36 37 38 . (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 106. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 73. (Önceki bendin altına ayrıca bir bend olarak konulacaktır.) Bend 27.   Askeriye  mensuplarını  askerlik  hizmetinden  nefret  ve  soğutma  faaliyetine  girenler  nefret  ettirme  faaliyeti  sözle  yapılmışsa  emir  subayı  hakkında  45  gün‐ den  3  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  ise  bir  aydan  iki  aya  kadar  prangabend  eğer  bu  fiil  yazı  ve  resim  yayını  veya  belge  yoluyla  yapılmışsa  emir  subayı  ise  3  aydan  6  aya  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  iki  aydan  4  aya  kadar  prangabend  ve  sefer  esnasında  emir  subayı  hakkında  Bend 22.bendinden sonra konulacaktır.) Bend 25. maddesinin yerine konulacaktır.  Subay  ve  askeriye  mensuplarından  birini  üstü  aleyhine  itaatsizliğe  veya  makamını  teşvik  veya  tahrik  edenlerin  bu  teşvikten  kaynaklı  bir  suç  fiili  oluş‐ sun oluşmasın bunlar aynı müşterek fail gibi sayılır ve aynı cezayı görürler34. maddesinden sonra konulacaktır.  Genel  olarak  itaatsizlik  fiillerinin  oluşmasına  üstünün  nizama  aykırı  hare‐ ket  ve  muamelesi  veya  görev  ve  iktidarını  aşması  sebebiyet  verirse  adı  geçen  bu  fiillerden  dolayı  emir  subayının  tabi  olduğu  cezalardan  yalnız  hapis  ceza‐ sıyla  ve  eğer  ceza  seviyeleri  yalnız  hapis  cezasından  ise  bunun  en  alt  seviyesi.) Bend 23.  Herhangi  bir  gizli  örgüte  üye  olup  da  önlenebileceği  bir  zamanda  her‐ hangi  bir  taraftan  henüz  haber  verilmeden  önce  üstüne  haber  verenler  ise  ce‐ zadan muaf tutulurlar37.   Memurluğu ve resmî bir yetkisi olmadığı halde görevi dışında hususî veya  askerî  düzenle  ilgili  görüşmeler  yapmak  için  askeriye  mensuplarından  oluşan  örgüt  oluşturanlar  veya  özel  ve  askerî  düzenle  ilgili şikâyet  edecek  üye  topla‐ yanlar  eğer  emir  subayı  ise  hakkında  45  günden  bir  seneye  kadar  hapis  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerlerden  olursa  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  prangabend  cezası  verilir.  Askeriyeden  bir  kaçını  birlikte  üstüne  itaatsizliğe  veya  karşı  koymaya  teş‐ vik  veya  tahrik  edenlerin  bir  sonuç  çıkmasa  bile  bu  maddi  ve  manevi  teşebbü‐ sünün karşılığı olan cezanın üst haddi ile cezalandırılır35. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 95. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 71.  küçük  subay  ve  askerler  ise  prangabendlik  cezalarının  en  altı  ile  cezalandırı‐ lır33.) Bend 26.     C‐ Gizli Örgüt Kurma Suçu   Herhangi  bir  gizli  örgütün  oluştuğuna  gerçekten  haberi  olup  da  önlenebi‐ leceği  bir  zamanda  üstüne  haber  vermeyenler  müşterek  fail  olarak  cezalandırı‐ lırlar36.) Bend 24.bendi olarak konulacaktır.) Bend 28.  Gizli  örgüte  katılanlar  ve  bunun  için  imza  verenler  emir  subayı  ise 45 günden 6 aya kadar hapis küçük subay ve asker olanlar hakkında 45 gün  prangabend cezası verilir38.

  Üçüncü olarak: İsyan edenler arasında en büyük rütbede bulunanlar42. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 74.  Asi  bir  örgüte  katılanların  hepsi  adı  geçen  fiilin  icrasından  pişman  olurlar‐ sa  yalnız  reis  ve  önayak  olanı  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırma  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerler  ise  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  veya  bir  aydan  altı aya kadar prangabend cezası verilir41. bendinin 8.bendi olarak konulacaktır.  İkincisi:  Askerî  işareti  kötüye  kullananlar  veya  herhangi  bir  işaretle  isyanı  alevlendirenler. bendinin dördüncü fıkrası olarak konulacaktır.) . maddesinin 7.) Bend 33.  Yardımcı  kuvvetler  ve  yedek  kuvvetlerden  olanlar  ve  süresiz  emekli  olanlar  ve  bir  müd‐ det  izinde  olanlar  hizmette  bulunmadıkları  zaman  bile  28  bende  ifade  edilen  fillere teşebbüs ederlerse haklarında adı geçen bendeki cezalar verilir44. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96. bendin ekine konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96.) Bend 30. (Bu bend 28.   Öncelikle. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 100.  Esasen bir asi örgüte katılıp da faaliyet göstermekten  vazgeçenler reis veya  önayak  olanlardan  olmadığı  belirlenirse  emir  subayıysa  askeriyeden  uzaklaş‐ tırma  ile  beraber  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  ise  40  değnekten  80  değneğe  kadar  darp  cezası  veya  45  günden  bir  seneye  ka‐ dar prangabend ve iki durumda da yeniden asker olarak kaydedidilir40.) Bend 31. şahsen  itaate  davet  edilip  de  söz  veya  bir  hareketle  emre  ve  da‐ veti kabul etmeyenler.) Bend 34.  Asi  cemiyete  katılanlardan  aşağıda  bahsedilecek  fiillere  teşebbüs  edenler  hakkında aynı asi reis gibi ceza verilir.) Bend 32.    D‐Görevi Kötüye Kullanma Suçu   Nüfuz ve iktidarını suiistimal ederek yetkili kişiden askerî hizmetin hizme‐ te  ilişkin  bir  kuralının  ifasını  talep  veya  emredenler  veya  kendi şahsi  çıkarları  için  nüfuz  ve  iktidarını  suiistimal  edenler  veya  üstünün  bilgisi  olmaksızın  yet‐ kili  olan  subaydan  ödünç  para  alarak  nüfuz  ve  iktidarını  kötüye  kullananlar  veya  kendi  mevkisini  kullanarak  yetkilinin  yapması  zorunlu  bir şeyde  icrasın‐ da  yetkiliyi  ihbar  etmeyenler  veya  askerî  hizmet  yetkisiymiş  gibi  bir  işe  sevk  edenler hakkında emir subayı ise 45 günden 6 aya kadar hapis ve küçük subay  ve  askerler  ise  45  günden  üç  aya  kadar  prangabend  ve  emir  subaylarından  hangi rütbede olursa olsun küçük subay ve askerlerden istemeyerek akçe alan‐ lar hakkında 3 aydan 6 aya kadar hapis ve küçük subay ve onbaşılar yetkililer‐ 39 40 41 42 43 44 Bend 29. fıkrası olarak konulacaktır. fıkrası olarak konulacaktır.   Bu kanunnamedeki nöbetçi tabirinden anlaşılan hangi sınıftan olursa olsun  hazır  ve  seferde  jandarmalar  ile  karakolun  tamamını  ve  mevki  ve  imkânı  ve  askerî  eşyanın  muhafazası  için  ikame  edilenler  nöbetçi  demektir43. bendine ek olacaktır.184 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 kaydın  silinmesi  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  dört  aydan  6  aya  kadar  prangabend ile kaydın yenilenmesi cezaları verilir39.

maddesinden sonra ikinci bend olarak konulacaktır. bend olarak konulacaktır. maddesinden sonra 5. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. maddesinden sonra konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.   Nüfuz  ve  iktidarını  suiistimal  ederek  yetkisini  suç  teşkil  eden  bir  fiile  sevk  ve  tayine  yalnız  teşebbüs  edenler  eğer  fiil  kabahatten  ise  subay  hakkında  24  saatten  45  güne  kadar  hapis  ve  küçük  subay  hakkında  bir  haftadan  bir  aya  kadar  prangabend  ve  eğer  fiil  cenah  ve  adam  öldürme  nev’inden  ise  emir  su‐ bayı  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  hakkında  45  gün‐ den üç aya kadar prangabend cezası verilir47.) Bend 41. 113. bend olarak konulacaktır. maddesinden sonra 7. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. bend olarak konulacaktır. 113. bend olarak konulacaktır. 113. maddesinden sonra 6. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. bend olarak konulacaktır.) Bend 40.  Savaş  halindeyken.   Cezalandırma yetkisindeki gücünü kastî olarak tecavüz edenler ve özellik‐ le  bu  hususu  sesli  olarak  ortaya  koyanlar  veya  yasal  olmayan  bir  şeyi  icraya  cüret  edenler  veya  zanlının  mahkûm  olduğu  cezayı  sınırlayan  veya şiddetlen‐ direnler 45 günden 6 aya kadar hapis cezası alır50. 113.  Zanlı  hakkında  arz  veya  sahip  çıkılması  gereken  bir  yolda  harp  divanları‐ nın  bilgi  ve  işleyişine  müdahale  edenler  ve  nüfuzlarının  etkisini  kullananlar  haklarında üç aydan bir seneye kadar hapis cezası hükmedilir51.  Şikâyet  konusu  eğer  şikâyet  ve  iddia  edilenlerin  haysiyetlerine  dokunacak  şekilde  olursa  ve  kusurları  olursa şikâyetçilerin  iddia  ve şikâyet  ettikleri  cürü‐ mün faili gibi kabul edilip onunla cezalandırılır49.) Bend 42.  Kasten  üstü  hakkında  adi  bir  husustan  veya  esassız  bir  şeyden  dolayı  şikâyet  edenler  emir  subayı  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay ve askerler hakkında 45 günden 3 aya kadar prangabend cezaları verilir.) Bend 38. 113.) . küçük subay  ise 6 aydan bir seneye kadar prangabend ve kaydın yenilenmesi cezası verilir46. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.  Memuriyeti  veya  yetkisi  dışında  olarak  bir  cezaya  hükmedenler  ve  uygu‐ layanlar haklarında 45 günden bir seneye kadar hapis cezası verilir52.  yaralanmaya  sebebiyet  vermiş  ve  yara  yaralananın  as‐ kerî  hizmetini  ifasına  engel  olacak  dereceye  varmış  veya  bir  uzvunun  kaybına  sebep olmuşsa fail emir subayı  ise askerî hizmetten uzaklaştırma.) Bend 36. 113. maddesinden sonra 4.) Bend 37. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 113. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 113. küçük subay olursa 45 günden 6 aya kadar prangabend cezalarıyla ceza‐ landırılırlar48.  45 46 47 48 49 50 51 52 Bend 35.) Bend 39. maddesinden sonra 3. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.  Astından  bir  veya  bir  kaç  askeriye  mensubunu  sonuçta  bir  tehlike  oluşaca‐ ğını  veya  tehdit  ederek şikâyete  engel  olmak  veya şikâyetten  vazgeçirenler  ve  kanunen  ve  askerî  derecelere  uygun  olarak  kendisine  kadar  gelmiş  olan  şikâyet  veya  şikâyetnameyi  sunmayarak  gizleyenler  veya  şikâyet  olayından  dolayı  yapmaya  mecbur  olduğu  inceleme  ve  araştırmayı  yapmayanlar  ve  ic‐ rayla  beraber  vazifesini  yapmayanlar  emir  subayı  ise  45  günden  6  aya  kadar  hapis. maddesinden sonra 8. bend olarak konulacaktır.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 185 den  istemeden  akçe  alırlarsa  haklarında  45  günden  üç  aya  kadar  prangabend  cezaları verilir45.

   Nüfuz  ve  memuriyetini  suiistimal  ile  kastî  olarak  astını  daimi  bir  ceza  iş‐ leme  hareketine  sevk  ettikleri  tahkik  ve  tespit  edilenler  fiillerin  adı  geçen  meş‐ ru  olmayan  faili  veya  reisi  sayılarak  söz  konusu  suçun  gereği  olan  cezanın  en  yüksek haddiyle cezalandırılırlar54.  38. bendi olarak konulacaktır.  bendlerde  sayılan  filleri  işleyen  nöbetçi  ve  neferat  dahi  aynı  cezalarla  cezalandırılırlar. bendinden sonra konulacaktır.  Kanunname‐i  Hümayunun  113. bend olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.  Astının  cezası  daim  olarak  işlemiş  oldukları  fiili  kastî  olarak  üstüne  haber  vermeyenler  yahut  tahkik  veya  araştırmayanlar  emir  subayı  hakkında  45  gün‐ den  6  aya  kadar  hapislik  ve  küçük  subay  ve  onbaşılar  hakkında  24  saatten  45  güne kadar prangabend cezaları verilir55. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 75.) Bend 46.   Amirin  emriyle  ganimet  yoluyla  elde  edileni  yetkililere  teslim  edilmesi  ge‐ reken  eşyayı  teslim  etmeyip  alıkoyanlar  yani  alıkoyan  ve  saklayanlar  emir  su‐ bayı  ise  eşyanın  iadesiyle  birlikte  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis.. 113.  Muharebe  esnasında  savaş  mevkiinde  veya  ona  yakın  bir  mahalde  yerleşik  ahaliyi  korkutarak  bundan  yararlanma  amacıyla  ellerinden  eşya  vb.  41. faslının ikinci maddesi olarak konulacaktır.) Bend 47.  ve  42.  küçük  su‐ bay ve askerler ise 45 günden üç aya kadar prangabend cezası verilir58. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 74.) Bend 45.186 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 36.  Kıymetli  olan  bu malları izinsiz alınan bu şeyler dahi ellerinden alınır ve çıkarılır57.) Bend 48.  37.    E‐ Hırsızlık‐Gasp‐Yağma   Askeriyeden  birisi  sefer  esnasında  hırsızlık  ve  gaspa  cüret  veya  bu  işleri  için  birisini  yaralasa  veya  adaba  aykırı  fiilleriyle  kabahat  veya  cinayete  cüret  etse  bu  hareketten  etkilenenlerce  yapılmasa  bile  yine  de  o  kişiler  haklarında  ceza verilir ve uygulanır56..  bendi  hükmü tamamıyla yukarıda adı geçen nöbetçiler haklarında dahi geçerlidir53. faslının birinci maddesi olarak konulacaktır. (Ta’rizât-ı Umumiye bahsinde uygun bir yere konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.  şeylerini  alıkoyanlar veya düşman geliyor diye ahaliyi yerlerinden kaçırarak bıraktıkları  eşyayı  ve  hayvanları  zabt  edenler  veya  yetkili  olmadığı  halde  yerleşik  ahaliye  savaş vergisi tarh  veya  başkumandan tarafından  emredilmiş olan savaş vergisi  miktarından  fazla  şey  alanlar  bu  durumlarının  tespiti  ve  araştırılması  sonu‐ cunda  emir  subayı  iseler  haklarında  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  beraber  üç  aydan  beş  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  iseler  haklarında  üç  53 54 55 56 57 58 Bend 43.) Bend 44.) . maddesinden sonra 9.   Sefer  esnasında  çapul  amacıyla  mensup  olduğu  askerî  kısımdan  izinsiz  ay‐ rılanlar  ve  kaçanlar  veya  kıymetli  bir  malı  izinsiz  alanlar  bu  halleri  tespit  ve  tahkiki  takdirinde  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  ise  üç  aydan  bir  seneye  kadar  prangabend  ve  kaydın  yenilenmesi  cezalarıyla  cezalandırılırlar..

   Eğer  bu  durumlar  yapılacak  vazifenin  ifasına  bir  zarar  veya  ziyan  getirirse  normal  zamanda  emir  subayı  hakkında  6  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerler  hakkından  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  ile  be‐ raber  45  günden  2  aya  kadar  hapis  ve  harp  zamanında  emir  subayı  hakkında  59 60 61 Bend 49.) Bend 50.) Bend 51.    G‐Vazifenin İfasına Engel Olma   Karakol  veya  herhangi  bir  müfreze  veya  askerî  kıta  kumandanı  veya  her  çeşit  karakolda  bulunan  nöbetçilerden  sarhoşluk  veya  tımarsız  veya  başka  bir  yolla  kendilerini  vazifelerini  ifayı  yerine  getiremez  hale  koyanlar  emir  subayı  hakkında  normal  zamanda  45  günden  üç  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  24  saatten  45  güne  kadar  prangabend.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 187 aydan  bir  buçuk  seneye  kadar  prangabend  ve  kaydın  yenilenmesi  cezaları  ve‐ rilir59.) . (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 11.   Cezanın  azaltılması  söz  konusu  olursa  emir  subayı  hakkında  yalnız  uzak‐ laştırma  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  6  aya  kadar  prangabend  cezaları  verilir60. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.  sefer  vaktinde  ise  emir  subayı  hakkında  üç  aydan  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  ile  beraber  45  günden  2  aya  kadar prangabend.    F‐Yalan Beyan   Askerî  hizmetten  muafiyeti  veya  geçerli  muafiyetten  yaralanması  gereklili‐ ği  veya  subay  ve  efraddan  birisinin  terfi  rütbesi  sırasında  gücünün  derecesin‐ den farklı olarak yeteneğine ilişkin eksikliklerinin ve bunlarla ilgi gerçeği yalan  olarak  kasten  sahte  tanıklık  veya  raporla  ve  yapılması  gerekli  her  nevi  askerî  hizmete dair gerek sözlü gerekse yazılı sahte bilgi verenler veya bunların sahte  olduklarını  bilerek  kendileriyle  ilgili  yanlış  söz  söyleyenler  emir  subayı  hak‐ kında  6  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  hakkında  45  günden  3  aya  kadar prangabend cezaları verilir. faslının başlangıcına özel bend olarak konulacaktır.   Sahte  malumat  verenler  rüşvet  almışlarsa  bundan  dolayı  da  mülkiye  ka‐ nunnamesinin rüşvete ilişkin bendlerine göre cezalandırılırlar61. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 169.  soyup  alanlar  emir  subayı  hakkında  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  beraber  bir  seneden  üç  seneye  kadar  kalabend  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  6  aydan  bir  seneye  kadar  pranga‐ bend ve kaydın yenilenmesi cezası verilir. maddesine konulacaktır.  Karşılıklı  meydan  muharebesi  esnasında  ölenlerin  ve  yaralanıp  kalanların  veyahut  yolda  nakil  sırasında  veya  hastanede  bir  hasta  veya  yaralının  korun‐ ması  kendisine  verilmiş  harp  esirinin  eşyasını  vs. faslının üçüncü maddesi olarak konulacaktır.

  Evvela:  mülkî  ceza  kanunnamesinin  daha  önce  zikredilen  ve  beyan  edilen  bendlerindeki cinayeti işleyenler. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 101.  51.    İ‐Devlete veya Vatana İhanet   Devlete  veya  vatana  ihanet  suçlamasıyla  suçlanan  askeriye  mensupları.) Bend 54.  mülki  ceza  kanunnamesine  göre  50.  Eğer düşman ve silahlı eşkıya karşısında ise idam cezaları hükmedilir..  Düşmanın  amaçlarını  desteklemek  veya  devletin  ve  müttefik  ordularına  zarar  vermek  üzere  kastî  olarak  aşağıda  beyan  edilen  cinayetleri  işleyenler  hakkında idam cezası verilir. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 6.  58. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 55.188 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 askeriyeden  uzaklaştırma  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  40  değnekten  80 değneğe kadar darp ile beraber 45 günden 3 aya kadar prangabend.    I‐Yabancı Komutanın Cezalandırılması   Yabancı  zabıtandan  olup  da  harp  ordularında  bulunmalarına  resmi  izinli  olanlar  cezalandırılması  gerekli  bir  fiili  ortaya  çıkanlar  hakkında  devletin  as‐ kerî mensubu yani emri zabıtan gibi cezası hükmedilir ve icra edilir64.  53.   İkinci  olarak:  Yol  ve  vapur. (Ta’rizât-ı Umumiye bahsinde uygun bir yere konulacaktır.  maddelerine  ve  as‐ kerî ceza kanunun birinci faslına ek ve ilave edilen maddelere göre cezalandırı‐ lırlar65.  55.  men  etmesine  görevli  olduğu  herhangi  bir  fenalığı  yasaklama‐ yarak icrasına meydan verirse söz konusu fiili kendi işlemişçesine ceza görür63. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 77.    H‐Suça Göz Yummak   Bir  karakol  veya  askerî  kıta  kumandanı  veya  her  çeşit  nöbet  hizmetlerinde  bulunan  asker. faslının başlangıcına birinci bend olarak konulacaktır. maddesiyle birlikte konulacaktır..  Üçüncü  olarak:  Devlet‐i  Âlî’nin  ve  müttefiki  ordularıyla  savaşan  düşmana  istihbarati bilgi toplayanlar veya Devlet‐i Âlî  ve  müttefiki ordularına  istihbara‐ ti  bilgi  toplayıp  da  yanlış  yola  sevk  edenler  mühimmatı  vs. faslının birinci bendi olacaktır.) Bend 56.    62 63 64 65 66 Bend 52.  adı  geçen  eşyaları  ve  köprüleri  ve  de‐ mir  yollarını  düşman  menfaati  için  tahrip  edenler  veya  kullanılmasını  önleye‐ cek hali görünenler66..) Bend 55.  ve  60.  veya  vesair  harp  malzemelerini  düşmana  teslim  edenler.) Bend 53.  Eğer  cezayı  indirme  sebebi  varsa  idam  cezasına  karşılık  on  sene  veya  mü‐ ebbed kürek cezası verilir62.  telgraf  ve  telgrafhaneye  ait  eşyayı  tahrip  ve  kullanılmayacak hale getirenler.. bendinin üstüne konulacaktır.) .

  şikâyete  tabi  suçların  vazgeçme  olsa  bile  cezalandırılmaya  devam  edilmesi  gibi  şer’î  kurallara  aykırı  düzenlemeler  söz  konusudur. Tatbik Şekli ve Mer’-i İrtikâb Kanunnamesi”.  gasp  ve  yağma  suçlarına  verilecek  cezaların  şer’î  cezalardan  farklı  olması.ASK.   Tanzimat’la  birlikte  hukukun  birçok  alanında  batılı  anlamda  kanunlaştır‐ ma  hareketleri  başlamıştır.  gerek  şer’î  hükümlerin  gerekse  batılı  anlamdaki  hukuk  düzenlemelerin izini taşımıştır. Belleten.  Bununla  birlikte  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi  bütünüyle  kanunnameye  ilave  edilmemiştir. s. Halil Cin-Gül Akyılmaz.  gerek  o  dö‐ neme  ait  mülkî  ceza  Kanunnamelerinde  gerekse  çalışmamızın  konusunu  oluş‐ turan  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  net  olarak  hissedilmektedir.  Sonuç  olarak  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi.  Ceza  kanunu. 26 Rebiyülevvel 1297 (8 Mart 1880).  Böylece  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  görülen  eksiklikler  büyük  ölçüde  ta‐ mamlanmıştır68.  Alman  Askerî  Ceza  Kanunun  tercüme  edilerek  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ne  ilave  edilmesi  de  bu  kanunlaştırma  hareketlerinden  sadece  birisidir.   Dolayısıyla  Alman  Askerî  Ceza  Kanunname‐ si’nden  yapılan  bu  iktibas  Osmanlı  tarihinde  bir  ilk  değildir70.  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  tamamı  tercüme  edilerek  bunlardan  sadece  gerekli  görülen  56  bend  kanunnamenin  ilgili  yerlerine  eklenmiştir67.  Medeni  Usul  kanunu  gibi  kanunlarımız  da  başka  ülkelerin kanunlarından faydalanılarak hazırlanmıştır. Y. Bend 55.  Eklemeler  sonrasında  da  bazı  suç  türlerinin  yine  Mülkî  Kanunnameye  göre  çözümleneceği  belirtilerek  Mülkî  Kanunname  ile Askerî Ceza Kanunnamesi’nin birlikte uygulanması usulü devam ettirilmiş‐ tir69. 3 Zilkâde 1298 ( 27 Eylül 1881).PRK.LI.  Tanzimat  sonrası  Osmanlı  ceza  hukukunun  geçirdiği  evrim. Sayram Yayınları. s.199. S. BOA.ASK. 3/76. 9/3. “1858 Tarihli Ceza Kanunnamesinin Hukukî Kaynakları.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 189 SONUÇ  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunu  1880  tarihli  bu  eklemeler  öncesinde  oldukça  kısadır  ve  bu  kanunda  birçok  konu  düzenlenme  dışında  bırakılmıştır.  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  de  bu  eklemeler  sonrasında  mülkî  Kanunnamelerde  görülen şer’î  düzenlemelerin  dışına  çıkma  özelliğini  devam  ettirdiği  görülmektedir.  1858  tarihli  Osmanlı  Ceza  Kanununda  şer’î  hukukun  cezaî  hükümlerini  hukuken  olmasa  bile  fiilen  kaldırma  niyeti  görülmektedir71. Ankara 1987. Konya 2003.PRK. 153 vd. Ahmet Akgündüz. Bkz.     67 68 69 70 71 BOA. TTK Yayınları. 466. .  Özellikle  hırsızlık. Nr. Y. Türk Hukuk Tarihi.  Daha  önce  Tica‐ ret  kanunu. C.

 Enver Ziya. C. İstanbul 1953. Pertev Demir‐ han. Belleten.199. “1858 Tarihli Ceza Kanunnamesinin Hukukî Kaynakları. Ankara 1992.     B‐ Tetkik Eserler  ‐AKGÜNDÜZ. ŞD) Nr.  ‐MOLTKE. Hayrullah Örs. Gazi Üni‐ versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Alman Dili ve Edebiyatı Eğitimi Yüksek Lisans Programı  Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara 1987. 2456/3.              . Helmuth von.190 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 BİBLİYOGRAFYA    A‐Arşiv Belgeleri  ‐Yıldız Perakende Askerî: (Y. C. TTK Yayınları. Edebiyatçı ve Eğitimci Yönleriyle Colmar Freiherr Von Der Goltz Paşa. Bir Askeri Yardımın Anatomisi. TTK Yayınları. 2450/8. Çev. Ahmet. Osmanlı Tarihi.LI. Fahri Çeliker. Çev.  Colmar Freiherr Von Der. Ankara 1995. Sayram Yayınları. Remzi Kitabevi.  İstanbul 1969. Halil‐Gül Akyılmaz.   ‐GOLTZ. Goltz Paşa’nın Hâtıratı ve Hal Tercümesi. Ankara 1985.    ‐KARAL. ASK)  Nr.  ‐ETİKCAN.  ‐CİN. Çev.VIII. Türk Hukuk Tarihi. Tatbik Şekli ve  Mer’‐i İrtikâb Kanunnamesi”. Tayyar. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları. 78/46  ‐Bâb‐ı Âlî Evrak Odası Şuray‐ı Devlet Belgeleri (BEO. Konya 2003. DUİT) Nr. PRK. 3/76. Jehuda L.  ‐WALLACH. Moltke’nin Türkiye Mektupları.. 9/3  ‐Dosya Usulü İradeler Tasnifi (İ. Genelkurmay Yayınla‐ rı. S.

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH -

Yıl: 2 0 1 1 , Sa yı: 5 Sa yfa : 1 9 1 -1 96

Ye a r: 2 0 1 1 , Issue : 5 Pa ge : 1 9 1 -1 96

TÜRK TARİHİNDE AN LU-SHAN VE DESTANI Saadettin GÖMEÇ∗
Özet Destanlar, milletlerin kahramanlık hikâyelerinin toplamıdır. Öyleyse destanları zengin olan hakların tarihleri de o ölçüde muhteşemdir. Bu açıdan baktığımızda Türklerin tarihi pek çok destanî hikâyelerle doludur ve bunların da büyük bir kısmı gerçekleri yansıtır. Zaten destanların en önemli hususiyeti, içerisinde milleti yakından ilgilendiren yaşanmış olaylara yer verilmesidir. Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı günden beri başından acı, tatlı birçok hadise geçmiştir. Ve Türkler, dünyanın en eski halklarından birisi olması hasebiyle sahip olduğu destanlar bakımından son derece şanslıdır. Elbette geçmişte cereyan eden her olayı destan sınıfına sokmak mümkün değildir. Bunun için bazı özel şartların olması gerekir. Bunlar yerine gelmişse, destan olarak değerlendirilir ve tarihi hadiseler yazılırken bunlardan yararlanılır. Anahtar Kelimeler An Lu-sha n, Uygur, Türk Desta nla rı THE AN LU-SHAN’S EP IC IN THE TURKISH HISTORY Abstract The epics are the sum of heroic stories of nations. Therefore, the histories of the nations that have rich epics are magnificent as much. From this point of view Turkish history has many legendary stories and much of them reflect the truth. Anyhow, the most important charateristic of epics is that they contain real events closely connected to nations. The Turkish nation, from their apperance in the scene of history, has experienced many events , in good way or bad way. And Turks, due to they are one of the most ancient nations, they are very lucky in terms of epics. Of course, we can’t classify any event occured in past as an epic. To do so, there must be some conditions. If they are fulfilled, they can be classified as epic and can be referred when historical events are written. Key Words An Lu-sha n, Uighur, Turk ish Epics

Prof. Dr., Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Co ğ rafya Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. sgomec@yahoo.com

192 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

Hiç şüphesiz Türk destanlarının en muhteşemlerinin başında Oguz-nâme gelir. Bunun yanısıra Türklerin Türeyişi ve Ergenekun, Tölöslerin Türeyişi, S ır Tarduş Boyunun Yok Olması, Uygurların Türeyiş ve Göç Destanları, Kimek, Başkurt, Alp-Er Tonga, Hun Liu Yüan (Yügen), Attila (Ata İllig), Çor Destanı bizim sözlü edebiyatımızın en eski bakiyeleridir. Bir nev’i Oguz-nâme olan Dede Korkut Hikâyeleri de Türk kültürünün bir şaheseridir1 . Bununla beraber ismi hususunda şimdiye kadar herhangi bir deneme yapılmayan tarihte önemli olaylara imza atmış Türk beylerinden birisi de, An Lu-shan’dır. Maalesef Çin dili uzmanları veyahut da bizdeki sinologlar, böyle meselelere kafa yormadıklarından dolayı Türk tarihinin ve kültürünün pek çok tartışmalı problemini halledemiyoruz. Zamanında, büyük Atatürk tarafından kurulmuş olan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde eski Türk tarihinin kaynaklarının araştırılması ve Türklere ait yabancı belgelerin ç evrilmesi iç in bir S inoloji (Çin Dili) Kürsüsü aç ılmış ise de, tıpkı diğer bölümlerde olduğu üzere burası da esas görevini unutarak, sadec e günümüzde basit terc ümanlar yetiştirmeye yönelik ç ağdaş Çin dilini öğretmekle yetiniyor. An Lu-shan, 8. asırda Uygur Kaganlığı zamanında karşılaştığımız bir Türk beyidir. Onun kimliği konusunda bugüne kadar değişik görüşler ortaya atılmıştır. Bunun da başlıc a nedeni Çin dilinin öğrenilmesi, onun sorunları ve Çinlilerin yeterince bilgi vermemeleri yüzündendir. An Lu-shan’ın bir Mogol veya Sogdlu olduğu söyleniyorsa da bizc e bu doğru değildir. Bununla birlikte onun bugünkü Çin’in Ying-c hou eyaletinde, 703 senesinde bir Türk prensi baba ile S ogdlu bir anneden doğduğunu söyleyenler de mevc uttur. Ama Çin kaynaklarına göre, annesi Arslanlar (A-shih-te) soyundan gelen bir kamdı ve babası öldüğünde bir müddet Kök Türk topraklarında kaldılar. Dolayısıyla yabanc ı bir halktan gelme ihtimali yoktur. Yine An Lu-shan’ın atalarının Kapgan Kagan’ın 7. yüzyılın sonlarına doğru yaptığı seferlerde devletin merkezine yerleştirildiğini, fakat 716’da da Kök Türk Kaganlığı’ndaki iktidar değişikliği sırasında yaşanan olaylar ve isyanlar yüzünden Çin’e kaç tıkları belirtilir. Belgelerden anlaşıldığı kadarıyla An Lu-shan’ın ailesi kamlık sanatıyla uğraşıyordu. Son derece zeki olan bu Türk liderinin, 742 senesinde Çin imparatoruyla tanışması onun önünü aç tı ve imparatorun güvenini kazanarak; Çin’de iyi bir mevki edindi2 . Para ve sefahata düşkün Çinli memurları ç ok iyi kullanıyor, onlara verdiği rüşvetler sayesinde sürekli yükseliyordu. Kendine ait bir idari bölgeye de sahip olan An Lu-shan, imparatorun sarayına istediği zaman girip-ç ıkıyor; kraliçe ve prenseslerle çok yakın ilişkilerde bulunabiliyordu. Hatta imparatoriç enin ona âşık olduğu yolunda dedi-kodular da ç ıkmıştı. An Lu1 2

Daha geniş bilgi için bakınız, S. Gömeç, Türk Destanlarına Giri ş, Ankara 2008. An Lu-shan’ın gençliğ inde bir koyun çalarken yakalandığ ı ve Yu-chou (Pekin civarları) garnizonunun ba şkomutanının huzuruna çıkarılarak, idamının istendiğ i söylenir. Ancak komutan onu çok sevimli bulmu ş ve yanına alarak, evlatlığ ı yapmıştı. Bu sayede onun talihi de ğ işti. Bakınız, C. H. Huang , T’ang Devrinde Tibetlilerin Çinliler ve Orta Asya Kavimleriyle Münasebetleri , Doktora Tezi, İstanbul 1971, s. 110; E. Esin, Türk Kosmolojisine Giriş, İstanbul 2001, s. 63.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 193

shan’ı ç ekemeyen Çinli vezirler ve komutanlar ileride başlarına bela olac ağını işaret ettilerse de, bunun pek işe yaramadığını görmekteyiz. Herhalde, Çin hükümetiyle vakti geldiğinde münasebetlerini koparmayı planlayan An Lushan birtakım hazırlıklarda bulunuyordu. Arasında yabanc ıların da yer aldığı, ama temelini Türklerin oluşturduğu ve Çin başkentine çok yakın bir mevkide, sayısı 150 bine varan kuvvetli bir ordu topladı. Nihayet 755’te, o dönemdeki Çin baş-vezirini sevmediğini ileri sürerek isyan bayrağını aç tı3 . Çinliler belki onu hafife aldılar ve taktiksel bir hata olarak, bu ayaklanmaya karşılık, An Lu-shan’ın ç ocuklarından birini öldürdüler. Fakat iki büyük Çin ordusu An Lu-shan’ın adamları tarafından yenildi. Çin imparatoru yerini oğluna bırakarak, kaç mak zorunda kaldı. Yine tarihi vesikaların haberlerine göre; imparatorla beraber firar eden askerler başlarına gelen bütün bu felaketlerin sorumlusu olarak gördükleri imparatoriç eyi yolda boğarak öldürdüler. Türkler karşısındaki bu büyük hezimet üzerine Çinliler, başka bir Türk idaresinden, Ötüken Uygur Kaganlığından yardım talebinde bulundular. Ne yazık ki Uygur hakanı bu isteğe olumlu c evap verdi. Kuzeyden gelen dinamik ordu ve mukaddes kagana karşı, An Lu-shan’ın yanındakilerin bir bölümü savaşmak istemeyince, Çin’deki Türkler de ona c ephe almaya başladı. Bu sırada Çin’e giden ordunun önünde Uygur kaganı bulunuyordu ve o ilk önc e An Lu-shan’ın en güvendiği müttefiki olan Tongra Türklerini sindirdi. Daha sonra bu mükemmel askeri kıtanın komutanlığını Börü Kun (Moyun Çor) Kagan’ın oğlu Ulug Bilge Yabgu üstlendi. Türk-Uygur ordusu Çin ülkesine büyük bir ihtişamla girmişti. Onları karşılayan Çinli yetkililer kurt başlı sanc ağın önünde eğilip, onu selamlıyorlar ve öpüyorlardı. Çin tarihinde bir dönüm noktası olan An Lu-shan maalesef kuzeyden gelen bu akrabalarına karşı başarısız olup, bozgunlar peşi-sıra gelince, nihayet kendi adamları tarafından öldürüldü. S öylendiğine göre, 60-70 bin c ivarında insanın öldüğü4 An Lu-shan hareketini, vefatından sonra oğulları ve komutanları devam ettirmeye ç alıştılar. An Lu-shan’ın ölümü hususunda ç eşitli rivayetler vardır. Bunlardan bir tanesi, hastalanarak kör olması yüzünden, danışmanları tarafından öldürüldüğü şeklindedir. İşte buna binaen bazı ilim adamları An Lu-shan ile tarihteki Kör-oglu’nu birleştirmektedirler5 . Bu ne dereceye kadar doğrudur, bilemeyiz; ama bir hakikat söz konusu ki, Kör-oglu Destanı sadec e Türkiye topraklarında yaşayan bir halk hikayesi değildir. Ona ait izlere Azerbaycan ve Türkistan gibi
3

4

5

J. Mirsky, “ Structure of Rebellion: A Successful Insurrection Furing the T’ang”, Journal of the American Oriental Society , 89/1, 1969, s.68. D. C. Twitchett, The Government of T'ang in the Early Eighth Century” , Bulletin of the School of Oriental and African Studies, 18/2, London 1958, s. 322; E. H. Pritchard, “Thoughts on the Historical Development of the Population of China” , The Journal of Asian Studies, 23/1, 1963, s. 11; S. Gömeç, Uygur Türkleri Tarihi , 3. baskı, Ankara 2009, s.74 C.Hacıyev, Köroglu’nun Çin Gaynagları, Bakı 1998.

194 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

diğer Türk c oğrafyalarında da rastlıyoruz. Bu yüzden Kör-oglu Destanı’nı da umumen Türk dünyasına mal etmek yerinde olur. Başka bir mevzu da, An Lu-shan ayaklanmasından bütün Orta Asya Türklüğünün etkilenmiş olmasıdır. O, ç alkantılı yıllarda Çinliler bu hadiseler iç in şarkılar yazmıştır. Yani, Asya’daki pek ç ok kavim şöyle veya böyle, bu toplumsal harekete katıldılar. Hatta An Lu-shan olaylarının doğrudan veya dolaylı Çinlilerden daha ç ok Türklere tesiri olduğunu da söyleyebiliriz. Mesela, bu isyanı bastırmak iç in Çin’e gittiği esnada, Bögü Kagan’ın orada tanıştığı Mani rahiplerini ülkesine getirerek, Maniheizmi resmen devlet dini olarak seç mesi önemlidir. Bunun yanı sıra bazı Uygurların Çin’e yerleşerek tic aret hayatına meyletmeleri, insanların yerleşik hayatın nimetlerine ve zaaflarına kapılmaları, tembelliğin hastalık şeklini alması, toplumun bel kemiğini oluşturan kadınların, Çinli hanımlara özenmeleri, hırsızlık, dolandırıc ılık ve rüşvet gibi kötü alışkanlıklar, Türk sosyal hayatında bir ç öküşe sebep oldu.6 AN LU-SHAN’IN DOĞUMU HİKÂYESİ∗ Büyük Arslanlar (A-shih-te) ailesinin kadın kamlarından birisi sürekli savaşç ı bir oğlan sahibi olmak iç in Tanrı’ya yakarıyordu. Dilekleri Tanrı katında kabul oldu ve bundan kısa bir süre sonra hamile kaldı. Nihayet doğum günü geldiğinde, beklenmedik bir anda ç adırın tepesinden giren bir ışık hertarafı aydınlattı. Bu sırada kurt, kuş, bütün yabani hayvanlar uludu. S anki onun doğumunu hep birlikte kutluyorlardı. Obada bulunan kamlar bunu gökteki birtakım olaylara yordular ve şans getirec eğini söylediler. Fakat o zaman onların yaşadığı yer Çin imparatorluğunun kontrolü altındaydı. Çinli görevliler bu hadiseyi duyduklarında hemen oraya vardılar. Tanrı’nın gönderdiğine inanılan bu ç oc uğun ortadan kaldırılması lazımdı. Çadırı kuşatarak iç indekileri öldürmek istediler. Ama anne ve ç oc uk durumdan haberdar olunc a oradan kaç tılar ve saklanarak, ölümden kurtuldular. An Lu-shan’ın annesi de Tanrı tarafından esirgendiklerine inanıyordu. Onu Tanrı’nın bir lütfu olarak gören kadın ç oc uğuna Batır/ Urungu (savaşç ı anlamına gelen Ya-lo-shan) adını verdi. An Lu-shan’ın doğumu hikâyesindeki bazı motifler, diğer Türk destanlarında da karşımıza ç ıkan ana temalardır. Bunlardan birisi, yukarıda da gördüğümüz üzere, aşırı derecede bir erkek ç oc uğa sahip olma hayalidir. Bunun da

6

Twitchett, a.g.m., s. 322; M. T. Liu, Die Chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken (T’u-Küe), Wiesbaden 1958, s. 267; R.Grousset, Bozkır İmparatorlu ğ u , çev. R. Uzmen, İstanbul 1980, s. 128; S. G. Klya ştornıy, Drevnetyurkskiye Runiçeskiye Pamyatniki Kak Istoçnik Po Istori Sredney Azii, Moskva 1964, s. 121-122; Huang, a.g.t., s.110-118; P.Hill, “ The Chinese Song-Cycles of Brian Dennis” , Tempo , No 37, Cambridge 1981, s.28; L. N. Gumilev, Hazar Çevresinde Bin Yıl, çev. A. Batur, İstanbul 2001, s. 218. Bu parça M. T. Liu’nun söz konusu eserinin 677-678. sayfalarından alınmıştır.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 195

sebebi, ailenin ve soyun devamı iç in evlat şarttır. İşte o zaman aile anlamlı bir bütün haline gelir. Ailenin esas gayelerinden birisi de nesli ç oğaltmadır7 . Bir diğer unsur ise, ışıktır. Destanların büyük kahramanları; bu kahramanlara kadınlık ve kutsal Türk ç oc uklarına annelik yapan hanımlar, ç oğu kere ilahi bir ışıktan doğarlar. Oguz Kagan Destanı’nın baş kahramanı Oguz dünyaya geldiği zaman onun yüzü gök, yani aydınlık idi. Oguz’un Kün, Ay, Yılduz adlı büyük oğullarını doğuran ilk karısı, ortalığı karanlık bastığı zaman gökten inen bir ışıktan peyda olmuştu. 4. asrın başlarında Çin’in kuzeyinde, Ordos’taki Chao bölgesinde teşekkül eden Hun hanedanlığının kuruc usu Ş ad İlli (S he-le) doğduğunda, annesinin etrafında ışıklar parlamıştı. Ayrıc a Uygur destanlarında, Uygurlara baş seç ilen Bögü (Bugu) Han, diğer dört kardeşiyle beraber Togla ve Selenge ırmakları arasında bir ağaç üzerine düşen semavi bir ışıktan yaratılmıştır. İslamiyetten sonraki destanlarda da ısrarla sürec ek bu kutlu ışık, Türk inanışına ve düşünc esine; var olmanın temel unsurlarından güneşin ve ışığın yansımasından başka bir şey değildir. Eski Türk dininin c ennete gitmeyi ifade eden “uç mak” hadisesi ve “sonsuzluk” da bir ışık âlemidir. Uygur Kaganlığı zamanında kabul olunan Maniheizmin de temel tanrısı iyilik, yani ışık tanrısıdır. Çünkü Bögü Han’ın rüyalarına giren kız bir nur gibidir. Bütün bu ışık motifleri bize eski Türk inanış ve düşünc esinde ışığın önemli bir unsur olduğunu göstermektedir. Türklerin Müslümanlığı seç tikten sonra İslam nuruna neden bu kadar sarıldıkları bunu ortaya koymaktadır. Onlar, İslamın aydınlığını karanlıkta kalmış ülkelere yaymak iç in yüzlerc e yıl c anını vermişlerdir. İslamdan önc e de bu Türk adaletinin ışığı ve temizliğinden başka bir şey olmasa gerek8 . Destanların teşekkül ve kayda geç iş yerleri neresi olursa-olsun, bunların muhtevasında aynı düşünüş ve anlayışa rastlanılması, bu insanların hepsinin ortak bir kültüre sahip bulunduklarının bir göstergesidir.

7

8

Z. Gökalp, Türk Medeniyeti Tarihi, haz. İ. Aka-K. Y. Kopraman, Ankara 1976, s. 293; E. Kuran, “ Türk Ailesinin Mahiyeti ve Tarihi Gelişmesi” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 365; M. Eröz, “Türk Ailesi” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 236-237; B. Gökçe, “ Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 207. Gömeç, Türk Destanlarına… , s. 12.

196 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

KAYNAKÇA
-Eröz, M., “Türk Ailesi”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Esin, E., Türk Kosmolojisine Giriş, İstanbul 2001. -Gökalp, Z., Türk Medeniyeti Tarihi , haz. İ. Aka-K. Y. Kopraman, Ankara 1976. -Gökçe, B., “Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Gömeç, S., Türk Destanlarına Giriş , Ankara 2008. -Gömeç, S., Uygur Türk leri Tarihi, 3. baskı, Ankara 2009. -Grousset, R., Bozk ır İmparatorluğu, çev. R. Uzmen, İstanbul 1980. -Gumilev, L.N., Ha zar Çevresinde Bin Yıl , çev. A. Batur, İstanbul 2001. -Hacıyev, C., Köroglu’nun Çin Gaynagları , Bakı 1998. -Hill, P., “The Chinese Song-Cycles of Brian Dennis”, Tempo, No 37, Cambridge 1981. -Huang, C. H., T’a ng Devrinde Tibetlilerin Çinliler ve Orta Asya Kavimleriyle Münasebetleri , Doktora Tezi, İstanbul 1971. -Klyaştornıy, S. G., Drevnetyurkskiye Runiçeskiye Pamyatniki Kak Istoçnik Po Istori Sredney Azii, Moskva 1964. -Kuran, E., “Türk Ailesinin Mahiyeti ve Tarihi Gelişmesi”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Liu, M. T., Die Chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken (T’u-Küe), Wiesbaden 1958. -Mirsky, J., “Structure of Rebellion: A Successful Insurrection Furing the T’ang”, Journal of the American Oriental Society, 89/1, 1969. -Pritchard, E. H., “Thoughts on the Historical Development of the Population of China”, The Journa l of Asian Studies, 23/1, 1963. -Pulleyblank, E. G., The Background of the Rebellion of An Lu-shan, London 1955 -Twitchett, D. C., The Government of T'ang in the Early Eighth Century”, Bulletin of the School of Orienta l and African Studies, 18/2, London 1958.

Sosyal Bilimler Enstitüsü Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı’nda yapılan “ Afyon ve Çevresi İlk Tunç Çağı Kültürleri” isimli Yüksek Lisans tezinden üretilmiştir. Bu çalışmalarımızla ilgili en önemli materyal grubunu bölgede yapılan arkeolojik yüzey araştırmaları sırasında ele geçen çanak-çömlek parçaları oluşturmaktadır. firing. Erzincan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı. Key Words Afyonkarahisar region. Çanak-çömlek THE EARLY BRONZE AGE POTTERY CULTURE IN AFYONKARAHISAR Abstract Afyonkarahisar was an important crosspoint in the ancient period as it is at present. Also.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH- Yıl: 2011. pişme derecesi. The selected sherds were taken into consideratin in terms of clay colour. Ceramic * ∗∗ Bu çalışma.. We have in this work. Ayrıca çevre bölgelerle olan ilişkiler ya da farklılıklar ile ilgili bir değerlendirme yapmaya çalıştık. the sherds used in the study were selected from the surveys carried out in Afyonkarahisar region. Issue: 5 Page: 197-214 AFYONKARAHİSAR’DA İLK TUNÇ ÇAĞI ÇANAK ÇÖMLEK KÜLTÜRÜ* Salih KAYMAKÇI∗∗ Özet Afyonkarahisar bugün olduğu gibi Eskiçağda da önemli bir geçiş noktası özelliğini taşımaktaydı. s_kaymakci@hotmail. Gör. Early Bronze Age cultures. burnishing and decoration. All the evaluations were carried out with the help of the sherds obtained from the survey. açıklama tekniği ve üzerlerindeki bezemeler bakımından değerlendirmeye alınmıştır. tried to shed light over the region’s Early Bronze Age cultures. hamur katkısı ve rengi. Anahtar Kelimeler Afyonkarahisar Bölgesi. Furthermore. Ü. we have carried out the comparison between this region and the regions with similar cultural characteristics. İlk Tunç Çağı kültürleri.com . it was aimed to give some information about early Bronze Age culture in a historical process. Seçilen bu örnekler. tempering. Değerlendirmeye alınan bu örnekler çevre kültürlerin keramikleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Sayı: 5 Sayfa: 197-214 Year: 2011. Also. astar rengi. slipping. Arş. These sherds were compared with the ceramic of environmental culture. Bu çalışmamızda bölgenin İlk Tunç Çağ kültürünün bir bölümü üzerinde durduk. S.

198 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

GİRİŞ İlk Tunç Çağı (İTÇ) Anadolu’da M.Ö 3200–1800 yılları arasına tarihlenmektedir. Bu zaman dilimi de kendi arasında İTÇ I, İTÇ II ve İTÇ III diye bölümlere ayrılmaktadır. Konumuzun son bölümünü oluşturan İTÇ III dönemi, Asur tüccarlarının Anadolu’ya gelişini, Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nı da içine almaktadır. Biz burada bu konuya sadece genel olarak değineceğiz ve konumuzu Asur Ticaret Kolonileri’nin başlangıcı olan M.Ö. 2000’ler olarak sınırlayacağız. Konumuz itibariyle burada kültürün ne anlama geldiğini kısaca açıklamak kanaatindeyiz. Kültür; belirli bir insan topluluğunun bireylerinin düşünce, inanç ve yaşama biçimleri, yaptıkları ve kullandıkları aletler ve davranış biçimleridir. Bu açıklama bizim araştırma konumuzun nasıl şekilleneceği açısından önemlidir. Çünkü konu edinilen zaman dilimi Anadolu’da yazının olmadığı bir dönemdir. Bu yüzden kültür farklılıklarını ya da benzerliklerini o zamanda yapılan ve kullanılan materyallerden edinebilmekteyiz. Afyonkarahisar, tarihöncesi dönemden itibaren doğal yol güzergâhları üzerinde yer almaktadır. Konumuzu oluşturan İTÇ’de yazı henüz Anadolu’da kullanılmadığından bölge ile ilgili siyasi, ekonomik ve sosyal olayları Mezopotamya kaynaklarından öğrenmekteyiz. Bunun yanı sıra bölgenin yazısız kaynakları olan arkeolojik buluntulardan değerlendirmeler yapılarak bölgenin kültürü ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bölgede sorunlu olan İlk Tunç III ile ilgili yeni değerlendirmeler yapılmış ve bu dönemde bölgenin Troia, Beycesultan ve Konya Ovası başta olmak üzere çevre kültürler arasındaki konumu ortaya konmuştur. Genel anlamda bakıldığında bu çalışmanın en önemli yanlarından birisi bölge kültürlerinin ayrıntılı kültür özellikleriyle verilmesidir. Ayrıca, bu özelliklerin çevre yerleşmelerle ilişkisi ve farklılıkları da ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Sözgelimi; bölge İlk Tunç II-III kültürlerinin Seyitgazi-Küllüoba ile ya da İlk Tunç Çağ’a Geçiş Evresi ve Geç Kalkolitik Çağ kültürlerinin Beycesultan ve Konya Ovası kültürleri ile ilişkisi buralarda yapılmış ve yapılmakta olan arkeolojik kazı ve yüzey araştırmaları sonucunda elde edilen malzemeler üzerinden ve form-hamur-bezeme özellikleri kapsamında ele alınmıştır. Bu çalışmada jeopolitik değerlerin ortaya konması bakımından yolların konumunun belirlenmesi de önemli bir yer tutmaktadır. Burada yine arkeolojik malzeme ve tarihi doğal yol güzergâhları çevresinden yola çıkarak bölgenin erken dönem yol bağlantıları da incelenmiştir. I. BÖLGENİN COĞRAFİ DURUMU Afyonkarahisar il sınırları Ege, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgeleri olmak üzere üç bölge üzerindedir.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 199

Ege Bölgesi’nde batıdan doğuya doğru gidildiğinde, oldukça yüksek olan platoların oluşturduğu sahaya geçilir. Bu saha üzerinde yüksek dağ sıraları uzanır ve buradan İç Anadolu düzlüklerine geçilir. İç Anadolu ve Ege Bölgesi’nin batı bölümü arasında bulunan bu yüksek alan, bir eşik oluşturmaktadır. Ayrı bir bölüm olarak kabul edilen bu bölüme İç Batı Anadolu adı verilmiştir.1 Afyonkarahisar’da bu bölümün içinde yer almaktadır. İklim bakımından Ege Bölgesi’nin asıl Ege Bölümü ile İç Anadolu Bölgesi arasında geçiş özelliği taşır. Bölgede Akdeniz iklimi ve İç Anadolu iklim özellikleri ağır basmaktadır.2 Coğrafi konum kültür farklılıklarını ortaya çıkarmaktadır. Bunun en çarpıcı örneği olarak Sultan Dağları’nı (1500–2000 m) gösterebiliriz. Sultan Dağları Afyonkarahisar kültürlerinin güney sınırını oluşturmaktadır. Adeta güney ile bağlantıyı bir bariyer gibi kesmiştir. Bu da doğal olarak tamamen farklı olmamakla birlikte ayrı kültür gruplarının oluşmasını sağlamıştır. Bölgede yapılan yüzey araştırmalarının verdiği bilgiler doğrultusunda doğal yapının yerleşim şekillerine etkisini görmekteyiz. İnsanoğlu öncelikle korunma problemini ortadan kaldırma amaçlı yerleşimi düşünmüştür. Bu sebeple daha çok yüksek dağlara, yamaçlara yerleşimin aksine, dağlar ile çevrili korunaklı ovaları tercih etmiştir. Bunun yanında ovalardan ne kadar yükseğe çıkılırsa kuraklığın başladığını, iklim şartlarının zorlaştığını görmüştür. II. AFYONKARAHİSAR’DA YAPILAN BAŞLICA KAZILAR Bu bölümde, bölgede kısa süreli kazı ve araştırma çalışmaları yapılmış bazı ören yerleri hakkında genel bir bilgi verilecektir. Kusura Höyük Afyonkarahisar il merkezinin 55 km güneybatısındaki Kusura adlı köyde yer almaktadır. Burada Winfred Lamb başkanlığında 1935-1937 yılları arasında kazılar yapılmıştır.3 Höyükte A, B ve C tabakaları ismi verilen üç tabaka mevcuttur.4 Kusura A’da M.Ö 3. bin yılın ortalarına tarihlenen (İTÇ II ve III) altı yapı katı bulunmaktadır. B’den C’ye geçiş ise M. Ö. 3. bin yılsonu ve M. Ö. 2. binyıl başına tarihlenmektedir.5 Kaklık Mevkii Afyonkarahisar il merkezinin kuzey-kuzeydoğusundadır. Burhaniye Köyü’nün 1.2 km. güneybatısındadır. 1983–1984 yıllarında Afyonkarahisar Müzesi’ne bağlı olarak Ahmet Topbaş yönetiminde burada kurtarma kazıları yapılmıştır. Kaklık Mevkii İTÇ’ye geçiş dönemini aydınlatan yerleşim yeriyle ve İTÇ II, İTÇ III. Evreye tarihlenen mezarları ile Afyonkarahisar yöresinin bu
Atalay vd. 1997: 195. Atalay vd. 1997: 195, Yılmaz 2004: 71 vd. 3 Lamb 1936: 406-411. 4 Seyirci-Başyılmaz 1982: 36. 5 Lamb 1937: 217- 273; Harmankaya 2002a: Kusura.
1 2

200 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

dönemini açıklayacak bilgiler taşımaktadır. Höyük iki yapı katlı düz bir yerleşmedir. Mezarlık alanı ise erken ve geç olmak üzere iki evreden oluşur. Bunların tarihlemesi de İTÇ II ve İTÇ III olarak yapılmıştır.6 Karaoğlan Mevkii Afyonkarahisar il merkezinin kuş uçumu 20 km kuzeyinde, AfyonEskişehir karayolunun yaklaşık 20. km'sinde, Gazlıgöl kaplıcası kavşağının güneydoğu köşesindedir. 1986 yılında burada akaryakıt istasyonu yapılması düşüncesiyle Afyonkarahisar Müzesi’ne başvurulması üzerine ortaya çıkmıştır. Karaoğlan Mevkii’nde A.Topbaş ve A. İlaslı sondaj çalışmaları yapmıştır. 1990 yılında ise Turan Efe, A. Topbaş ve A. İlaslı’nın da katılımı ile yerleşmede kazı çalışmaları yapılmıştır. Höyük üç yapı evresinden oluşur. Bu evreler İTÇ II ve İTÇ III’e tarihlenmiştir. Karaoğlan Yerleşmesi’nin Beycesultan’ın XV-XIV katları ile çağdaş olduğu düşünülmektedir.7 Çavdarlı Höyük Afyonkarahisar il merkezinin yaklaşık 12 km doğusunda, Çavdarlı Köyü'nün 3.6 km güneybatısındadır. Köylülerin, höyüğün kuzeyinden taşıdıkları kültür toprağı içinde çok sayıda mermer heykel bulmaları üzerine, 1964 yılında M. Akok yönetiminde kurtarma kazısı yapılmıştır. Buluntuları İTÇ II evresini hatırlatmaktadır. M. Akok bu tabakalar için MÖ. 2.500-2.000 tarihini önermektedir.8 Susuz Afyonkarahisar il merkezinin 6 km kuzeydoğusunda, Susuz Köyü mezarlığının altındadır. Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi uzmanlarınca yazılmış olan müze rehberinde, M. Ö. 3-2. bin yıl haritasında İTÇ yerleşimi olarak bildirilmektedir. Yazılıkaya Mezarlık alanı, Afyonkarahisar il merkezinin kuzey-kuzeydoğusunda, Yazılıkaya Köyü'nün yaklaşık 1 km güneyindeki antik Midas kentinin olduğu kayalık platonun yakınındadır. Kentin olduğu kayalık platoda İTÇ yerleşmesinin de olabileceği bildirilmektedir. Buluntu yerinin tam konumu açıklanmamıştır. Daha önce Midas kenti olarak tanımlanan kayalık yükseltinin üzerinde yapılan kazılarda 4 adet İTÇ, 2 adet Son Kalkolitik/İlk Tunç Çağı I evresi çanak çömlek parçası bulunmuştur. İTÇ'ye tarihlenen mezar ise, Yazılıkaya köylüleri tarafından tarlada saban ile sürülürken tesadüfen bulunmuştur. 1948 yılında Frig Dönemi kentinde kazı yapan heyetten H. Çambel bu mezarı bilimsel olarak açmış ve gömüt buluntularını Afyonkarahisar Müzesi'ne teslim etmiştir.

6 7 8

Topbaş vd. 1998: 42; Harmankaya 2002b: Kaklık Mevkii Topbaş vd. 1998: 42; İlaslı 1992, s. 95-103; Harmankaya 2002c: Karaoğlan Mevkii, Harmankaya 2002d: Çavdarlı Höyük

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 201

Çok az sayıda İTÇ çanak çömleklerinin çıktığı tarladaki kazı çalışmaları yalnız bu mezarla sınırlı kalmıştır. Kazı alanı genişletilmemiştir.9 Yıldırımkemal Afyonkarahisar il merkezinin kuzeybatısında, Çatkuyu'nun kuzeybatısında, Yenice Köyü'nün güneybatısındaki Olucak Köyü'nün 5.5 km güneydoğusundadır. Höyüğün bulunduğu mevkii Mandıra olarak bilinmektedir. Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi rehberinde İTÇ yerleşmesi olarak gösterilmiştir. Hakkında ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. III. AFYONKARAHİSAR VE ÇEVRESİ İLK TUNÇ ÇAĞ KERAMİK KÜLTÜRLERİ İlk Tunç I Kültürleri Batı Anadolu’da İlk Tunç I dönemi kendi arasında çeşitli kültür bölgelerine ayrılmıştır. Bunlar; Troia I- Yortan, Phrygia-Bithynia, Beycesultan İlk Tunç Çağı I dönemi ve Lykia-Pisidia kültür bölgeleridir.10 Bunlardan Beycesultan İTÇ I kültürü Denizli’nin doğusu, Afyonkarahisar ve kısmen de Burdur’a kadar olan bölgeye yayılmıştır.11 Troia-Yortan Kültürü; Bu kültürün yayılım alanı, yarımadanın tüm kuzeybatısını içine alır. Bu kültür bölgesi Limni ve Midilli Adası ile daha kesin açıklık getirilmemiş İznik Bölgesi’dir. Yortan grubunun İTÇ I’deki gelişimi ile ilgili hemen hemen hiçbir şey bilinmemektedir. Yortan’ın İTÇ II’ye tarihlenen mezarlık buluntuları, bölgenin diğer çanak çömleklerinden farklı özellikler göstermektedir. Bundan dolayı bir kısım araştırmacı Yortan buluntularını ayrı bir kültür grubu içinde değerlendirmektedir. Yortan Grubu haricindeki diğer bölgeleri M. Korfmann “Denizsel Troia Kültürü” olarak tanımlamaktadır. Çömlekçi çarkının henüz kullanılmadığı bu kültür bölgesine özgü çanak çömlek koyu yüzlü ve siyah iyi açkılıdır. Genellikle bezemesiz olmakla birlikte bazı çanaklarda kazıma tekniği kullanılarak tutamaklar insan yüzü biçimine sokulmuştur. Balıkesir ve İznik bölgelerin de ise kahverengi astarlı çanak çömleğe rastlanmaktadır. Kaideli ve kaidesiz, omurgalı, içte kalınlaştırılmış dudaklı kâseler çok tipik örneklerdir. Bu kâseler makara kulplu olarak karşımıza çıkmaktadır. İlmik kulplar makara kulplar kadar tipik değillerdir. Yine dudak üzerine çivi ve yiv bezemeler yer almaktadır.12 Phrygia-Bithynia Kültürü; Eskişehir Ovası ve çevresi, Yukarı Sakarya ovaları kültür bölgesini oluşturmaktadır. İTÇ II’de ise İznik ve İnegöl ovalarını da içine almaktadır. Siyah açkılı çanak çömlek ile kırmızı astarlı ve açkılı çanak

9 10 11 12

French 1968: 240; Harmankaya 2002e: Yazılıkaya. Efe 2003: 102. Harmankaya 2002: 17. Sevin 1998: 95; Efe 2003: 102.

202 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

çömlekler bu dönem için çok karakteristiktir. Siyah açkılıların çoğunu siyah ağızlı kaseler oluşturur. En tipik biçim basit görünüşlü, ilmik kulplu kâselerdir. Beycesultan İTÇ I Kültürü; Beycesultan yerleşmesi İTÇ’nin üç dönemini de içerir. İTÇ I dönemini XIX, XVIII ve XVIIc, b, a katları temsil etmektedir. Bu dönemin çanak-çömleklerinin bazıları açkılı iken diğerleri kaba mallardan oluşmaktadır. Kaliteli ve açkılı malların hamuru soluk kırmızı, devetüyü ya da grimsi-siyah renktedir. Küçük taşcık ve saman katkılı malların yanı sıra, saman katkısı dahi içermeyen kaliteli mallar da mevcuttur. Çanak-çömlekler genellikle iyi pişmişlerdir. Fakat açık renkli hamura sahip olan kapların özünde bir grilik görülmektedir. Kapların hemen hepsi astarlıdır ve iyi açkılıdırlar. Kaplarda bezeme uygulaması sınırlıdır. Kaba mal grubunda ise hamur rengi kırmızı veya kahverenginin tonlarıdır. Bu malların hamurları bol ot, saman ve taşçık katkılıdır. Bu dönemde, içe dönük ağızlı kâseler, derin kâseler, fincanlar, uzun boyunlu, küresel gövdeli ve tek kulplu testiler ile iki kulplu oluk bezemeli çömlekler kullanılan bazı kap biçimlerdir.13 Beycesultan İTÇ I kültürünü oluşturan özelliklerden bir başkası ise Ege türünde, keman biçimli mermer idollerdir. Ana Tanrıça’yı ifade eden bu idoller; gerçekçi figürinlerin aksine tamamıyla soyut bir görünüm içerir. Yine araştırma bölgemiz içerisinde yer alan Küllüoba Höyük, Kalkolitik Çağ’dan İTÇ’ye geçişi veren yerleşme kalıntıları ve İTÇ evresi ile ortaya çıkmaktadır. Küllüoba’da yapılan kazılar sonucu elde edilen mallar; siyah, gri, özenli açkılıdır. Gaga ağızlı testiler bu evrede ortaya çıkmıştır.14 Küllüoba’nın AF 14 katında ele geçen malzemeler Beycesultan I oluk bezemeli çanak çömlek parçaları ile benzerlik göstermektedir. Öte yandan Küllüoba İTÇ I çanak çömleği, kuzeybatıdan komşusu olan Demircihöyük çanak çömlek grubu ile birçok ortak özellikler içerir. Fakat sözünü ettiğimiz Demircihöyük malzemesinden de ayrılan karakteristik bir takım yerel çanak çömleği de bünyesinde barındırır. Demircihöyük ve Küllüoba, güneybatıda büyük bir alanı kaplayan Beycesultan I çanak çömlek grubundan kesin hatlarla ayrılmaktadır. Fakat Küllüoba’nın 2. evresinde ele geçen mallar ile Beycesultan’ın oluk bezemeli çanak çömleği arasında karşılaştırmalar yapılabilmektedir.15 İTÇ I’de Kusura malzemesinin el yapımı, ince koyu gri renkli hamurlu, siyah astarlı ve oldukça kaliteli bir özelliğe sahip olduğunu görmekteyiz. Kusura’da İTÇ I’in tespit edildiği A tabakası kısmen tahribata uğramıştır. Burada çoğunlukla kâse biçimli kaplar bulunmuştur. Ayrıca bulunan mallar üzerinde beyaz boya bezeme teknikleri de görülmektedir.16

13 14 15 16

Lloyd-Mellaart 1962: 119-127. Efe-Ay-Efe 2001: 53. Efe-Ay-Efe 2001: 53. Lamb 1937: 14.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 203

Kültür bölgelerinin oluşturduğu yayılım alanı ve bu kültür gruplarına ait malların benzer özelliklere sahip olanlarını araştırma bölgemiz olan Afyonkarahisar’da da görmekteyiz. Bu kültür grupları aynı yol güzergâhları üzerine konumlanmış olan yerleşmelerden oluşmaktadır. İlk Tunç II Kültürleri Bu dönem kültürleri hakkındaki bilgilerimiz İlk Tunç Çağı I dönemine oranla daha fazladır. İTÇ II kültür bölgesinin sınırını batıda Sivrihisar Dağları’ndan doğuda Kızılırmak kavsinin içine kadar uzanan bölge ile sınırlayabiliriz.17 Bu bölgenin içinde özellikle çanak-çömlek buluntularıyla ayırt edilebilen beş kültür grubu vardır. Batıda Polatlı ve Ankara, Alacahöyük ve çevresi, kuzeyde Karadeniz kıyıları boyunca Filyos, Sinop ve Orta Karadeniz Bölgesi (İkiztepe), güneyde ise Aksaray-Konya Ovası ve Kilikia Kültür Bölgesi yer almaktadır. Burada araştırma alanımız içinde olan kültür bölgesi “Orta İç Batı Anadolu Kültürü” dür. Bu kültür bölgesinin yayılım alanı içinde Beycesultan İlk Tunç Çağı II, Acıpayam, Kusura, Afyonkarahisar, Altıntaş-Örencik ve TavşanlıKütahya çanak-çömlek gruplarından söz edilebilir. Çalışma bölgemiz ile doğrudan ilişkili olan kültür grupları ise; Kusura-Isparta, Afyon-Emirdağ ve Sultandağı’dır. İlk Tunç Çağı II döneminde kültür bölgeleri içinde çanak-çömlek grupları ve yöresel farklılıklar açık olarak görülmektedir. Bu dönemde çanakçömlek hala elde yapılmaktadır. Kırmızı astarlı ve açkılı mallar dönemin karakteristik özelliğini yansıtır. Orta ve İç Anadolu’da İlk Tunç I döneminin ince kenarlı ve oluk bezemeli çanak çömleği artık görülmez. Fakat oluk bezeme Göller Bölgesi, Uşak, Denizli ve Afyonkarahisar’ın güney bölgelerinde tipiktir. Ancak mal ve yapım teknikleri farklıdır. Kuzeyin oluk bezemesi daha çok Kusura fincanları ve kâselerinde görülmektedir.18 İTÇ II dönemi Troia II’de çanak-çömlek yapım tekniği değişmiştir. Daha önce İTÇ I dönemi malları elde yapılırken şimdi üretilen çanak-çömlek çarkla yapılmaktaydı. İTÇ II Troia keramikleri kahverenginin tonları veya kırmızıydılar. Troia II çanak çömleği bu dönem itibariyle büyük bir değişim içine girmiştir. Troia II maskeli kaplar denilen, yuvarlak matara biçimli kapların üzerine kabartma olarak insan yüzü tasvir edilmiş testiler ile Homeros’un bahsettiği “Depas amphikypellon” lar, zarif iki kulplu vazolar bu dönemin en karakteristik kaplarını oluşturmuştur.19 Beycesultan’ın İTÇ II tabakaları XVI-XIII katlardır. Buradaki İTÇ II dönemi çanak-çömleği, hala elde yapılmaktaydı. Açık renkli kapların hamur rengi, pembe veya devetüyü iken, koyu renklilerinki gri ya da siyahtır. Bu mallardaki
17 18 19

Efe 2003: 104. Efe 2003: 104 vd.; Lloyd-Mellaart 1962: 197. Kınal 1998: 39, Sevin 1998: 103.

204 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

katkılar saman ve taşçık içerir. Bu dönemin çanak-çömlek yüzeylerinde çatlamış kalın bir astar tabakası bulunmaktadır ve açkı az çok görülse de önceki döneminki kadar kaliteli değildir. Bu kaplar muhtemelen günlük ihtiyaçlar için kullanılıyordu. Örneğin; mutfak eşyaları ve çocuk tabutu olarak kullanılan çömlekler gibi. Fakat ince, küçük ve daha itinalı kaplar ise kült eşyası olarak kullanılmaktaydı. Bu dönem kaplarında; fırınlama yeterli derecededir. Fakat özde hala fırınlamadan kaynaklanan siyah izler görülmektedir. İTÇ II kap hamuru kalın, kap biçimleri ise İTÇ I’in kibar kap formlarına göre daha iri ve kabadır. Kaplarda bezeme olarak kullanılan dalga ve yiv motifleri, İTÇ II kültürünün en önemli özelliklerinden biridir. Bu mallardaki bezemeler astardan önce uygulanmaktaydı. Keramik yüzeylerinde kullanılmış olan renkler; açık gri, siyah, açık kiremit, koyu gri, kahverengi, siyah ve devetüyü renkleridir. Bu dönemde kullanılmış olan kap biçimleri arasına kâseler, fincanlar, çömlek ve testiler (gaga ağızlılar), büyük saksılar ve küpler girmektedir. Bunların bazılarında tutamak, kulp ve akıtacaklar bulunmaktadır.20 Beycesultan İTÇ II yerleşmesi, bugüne kadar Batı Anadolu’nun gerçek anlamda bilinen en eski kenti olma özelliğini taşır. Bu dönemin sonlarında Troia’dan Konya Ovası ve Kilikia’ya kadar olan yerleşmelerde yangınlar saptanmıştır. Bu durum Troia’dan geldiği düşünülen Luwi İstilası’na bağlanmaktadır.21 İTÇ II dönemi Küllüoba, Yukarı Sakarya Çanak Çömlek Grubu olarak adlandırılan grubun tipik özelliklerini taşımaktadır. Küllüoba İTÇ II çanak çömleği komşu olduğu Afyon ve Demircihöyük İTÇ II çanak çömlekleri ile birçok benzerlikler göstermesine rağmen, bazı yerel özellikleriyle de onlardan ayrılmaktadır. Demircihöyük’ün siyah açkılı malları ve S-profilli black topped kâseleri Küllüoba İTÇ II grubunda yok denecek kadar azdır. Sözünü ettiğimiz siyah açkılı mallar Afyonkarahisar için de tipik değildir. Afyonkarahisar grubu ile Küllüoba’nın arasındaki önemli farklardan birisi de; Afyonkarahisar grubu için karakteristik olan yatay kulplu, içe doğru kıvrılan ağızlı ve omurgalı kâselerin Küllüoba’da pek görülmemesidir. Küllüoba’da İTÇ II sonu ve erken İTÇ III’te önemli sayıda çanak çömlek ele geçmiştir. Bu tür bezemeli çanak çömlekler yerel özellikleri ile İç Batı Anadolu’dan doğuda Kızılırmak kavsinin içine kadar olan tüm Orta Anadolu’da yaygındır.22 Afyonkarahisar’ın doğusunda Konya Ovası kültür bölgesi yer alır. Bu bölgede, sözü edilen dönemle ilgili olarak sadece Konya-Karahöyük’te küçük bir alan araştırılmıştır. Konya-Karahöyük İTÇ II tabakalarında yapılan kazılarla ele geçen en tipik mallar; kırmızı astarlı ve açkılı kaplardır. Bu kapların gelişigüzel yerlerine küçük kulp-tutamaklar yerleştirilmiş ve özensiz bir kırmızı
20 21 22

Kınal 1998: 41; Lloyd-Mellaart 1962,135 vd. Mellaart 1963: 201. Efe-Ay-Efe 2001: 51.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 205

boya bezeme uygulanmıştır. Buradaki metalik mal grubu yüksek ısıda fırınlanmıştır. Bu dönem Konya Bölgesi’nin ana mal grubu siyah veya kırmızı astarlı ve açkılı mallardan oluşmaktadır. 23 Afyonkarahisar’ın İTÇ II’ye tarihlenen yerleşmelerine bakacak olursak; Kazısı yapılmış olan Karaoğlan Yerleşmesi’nin çanak çömlek grubunun çoğunu kırmızı astarlı ve açkılı malların oluşturduğunu görmekteyiz. Bu malların hamur rengi daha çok kahverengi ve kırmızının tonlarıdır. Bu grup kendi içinde dört farklı gruba daha ayrılmıştır. Bunlar; devetüyü ve kırmızı astarlı mallar, taşçık katkılı kırmızı astarlı mallar, iyi pişmiş kırmızı astarlı mallar ve beyaz boya motifli bezemeli kırmızı astarlı mallardır.24 Karaoğlan Mevkii’ndeki kap biçimleri; kaseler, gaga ağızlı testiler, çömlekler, geniş ağızlı çanaklar, geniş tabaklar ve küplerdir. En yaygın bezeme örnekleri ise yiv, kabartma ve boya bezemedir.25 Yine Afyonkarahisar sınırları içerisinde kazısı yapılmış olan Kaklık Mevkii Mezarlığı’nda ele geçen kaplar Troia’nın kırmızı astarlı malları ile büyük bir benzerlik göstermektedir. Keramiklerin yüzeyleri kiremit rengi ve kahverenginin tonları ile astarlanmıştır. Hamur kahverengidir, ince kumlu ve mikalıdır.26 İTÇ II Kusura’da B yapı tabakası ile ifade edilmektedir. B tabakasının tarihlemesi İTÇ II ve İTÇ III’ün sonu olarak tespit edilmiştir. Bu dönemdeki çanak çömleklerin çoğunluğu devetüyü, gri veya kırmızı ve açık devetüyü astarlı olarak tespit edilmiştir. Yine çoğunluğu çark yapımıdır. Çanak çömleklerden bazıları açkılıdır.27 İlk Tunç III Kültürleri Bu dönemde yerleşme sayısında gözle görülür bir düşüş olurken buna karşılık büyük yerleşmelerin sayısı da artmıştır. Bu durum insanların giderek şehirlerde toplanmaya başladığı şeklinde yorumlanabilmektedir. İTÇ III’de yeni türde çanak-çömlek ile karşılaşılır. Batı Anadolu’da çarkta yapılmış ilk kap biçimi Troia tabağı gibi tipik kaplar görülür. Beycesultan’da da çarkın kullanılmasıyla daha kaliteli kaplar ortaya çıkmamaktadır. Aksine seri üretilmiş kalitesiz ve fazla sanatsal olmayan kaba mallarda bir artış görülmektedir. Çark izini gizlemek için kaplar, ince ve kötü bir kırmızı, devetüyü ya da kirli kahverengi boya astarla sıvanmışlardır. Bezeme ise nadir kullanılmaktaydı. Beyaz boya bezeme ve beyaz macunla doldurulmuş kazı bezemeler ise ortadan tamamıyla kalkmıştır. Çömleklerde, gaga ağızlı testilerde ve fincanlarda astardan önce kazı bezek uygulanmıştır. Bu bezeme türü derin, düzensiz ve kabadır. Dışa çekik ağızlı fincan ve kâselerin hemen ağızlarının üzerinde dikey
23 24 25 26 27

Efe 2003: 106. Topbaş vd. 1998: 38-39. Topbaş vd. 1998: 41. Topbaş vd. 1998: 39. Lamb 1937: 14.

206 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

şerit ve ilmik kulplar görülür. İTÇ III çanak-çömleğinin hamur rengi devetüyü veya soluk/mat kırmızıdır. Katkı olarak da saman ve taşçık vardır. Kaplar genel olarak iyi pişmişlerdir. Ancak fırınlamadan kaynaklı olarak özde grilikler devam etmektedir. Keramik yüzeyleri kap ıslakken düzeltilmiştir ya da yüzeyler kirli kahverengi veya açık kahverengi astarla düzeltilmişlerdir. Boya astar genellikle tüm dış yüzeye ve sadece iç ağza bir bant şeklinde uygulanmıştır. Astarlı mallar genel olarak bezemesiz ve açkısızdır. En kaliteli astarlı mallara ise açkı uygulanmıştır. Bu dönemin astarları çok kolay bir şekilde silinmektedir. Alacalı yüzeyler bu dönemde fazla görülmezler ve daha önceki dönemlerde görülen kaba ve gri mallar ise İTÇ III’de ortadan kalkmışlardır.28 Küllüoba’da İTÇ III’de saptanmış olan dört ayrı evrede, Batı Anadolu’nun karakteristik çanak çömlek mal grupları ve formları ele geçmiştir. Bunların en önemlileri arasında “Red Coated Ware” çark yapımı Troia tabakları, depaslar, tankard ve üçayaklı mutfak kapları, amforalar gelmektedir. Bu dönemde çarkın kullanılmasına bağlı olarak kap gövdelerinin giderek oval bir şekil aldığı görülmektedir. Bunun örneklerini Tarsus ve Troia’da görmek mümkündür.29 Yapılan bu araştırmayı destekleyici olması ile şimdi de Afyonkarahisar’da yapılan yüzey araştırmaları ile ele geçen malzemeleri değerlendirerek kültür farklılıklarını ortaya çıkarmaya çalışacağız.30 IV. İLK TUNÇ ÇAĞ ÇANAK-ÇÖMLEK GRUPLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Çalışmalarımız sonucunda bölge çanak-çömlek kültürleri ile ilgili önemli bilgilere ulaştık. Arkeolojik yüzey araştırması ile elde edilen buluntular arasında İTÇ I-II ve buna göre daha az oranda İTÇ III malzemesine rastlanmıştır. Bölge İTÇ kültürlerinin Batı Anadolu ilişkisinin daha belirgin olduğu anlaşılmıştır. Yine Göller Bölgesi ve Konya’nın kuzey-kuzeybatı kesimi31 ile de bazı ilişkiler olduğu görülmüştür.32 Bolvadin-Çobanlar-İsçehisar-Bayat İlçeleri’nin kesişme alanında, (Eskikabir, Pirenlik ve Yazırınçayır gibi yerleşmelerde) İTÇ II boya ve bezemede turuncu astarın biraz daha yoğunlaştığı görülür. Özellikle de dağlık alan üzerinde bulunan Baldanlar yerleşmesinde bu yoğunluk daha fazladır.33 Daha önce bu bölgede çalışmalar yapan araştırmacılar, Afyon-Emirdağ Grubu İTÇ II kaplarında yiv bezemenin sınırlı olduğunu belirtmişlerdir. Bu durum Bolvadin malzemesinde de aynı şekilde görülmektedir. Yine bu dö28 29 30

31 32 33

Lloyd-Mellaart 1962:200 . Efe-Ay-Efe 2001: 54. Bu bölümde, 2002-2006 yılları arasında Özdemir Koçak başkanlığında, içinde bu makalenin yazarının da bulunduğu bir ekip tarafından Afyonkarahisar çevresinde yapılan yüzey araştırmalarından elde edilen çanak-çömleklerin değerlendirmesi yapılmıştır. Bahar-Koçak 2003: 21 vdd. ; Bahar-Koçak 2004: 63 vdd. ; Çizim 4 vdd. Koçak 2004: 58. Koçak 2004: 58.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 207

nemde ilmik ve şerit kulp örneklerinde bir artış gözlenmektedir. Bu durum kuzeydeki Demircihöyük, Polatlı ve Ahlatlıbel kültürleri ile ilişkilendirilmektedir.34 Çalışma bölgemiz ile ilgili elimizdeki kırmızı astarlı buluntuların özellikle Konya Ovası’nın koyu örneklerine göre daha açık tonda olduğu görülmektedir. Ayrıca bu bölgede gri, siyah ve tonlarındaki buluntular yaygın değildir.35 1. ÇANAKLAR Bunlar elimizdeki malzemeler arasında en büyük grubu oluşturmaktadırlar. Form özellikleri bakımından da kendi içerisinde farklı gruplara ayrılmaktadır. Bölgedeki çanaklar çeşitli form özellikleri gösterir. Bu gruplardan birisi oval ağızlı ve gövde eğimi fazla olan gruptur. Gövdedeki eğimden dolayı ağız daha yayvan bir görünüm almaktadır. Bazı örneklerin gövdesi hemen ağız altından itibaren dış bükey bir profil ile bombe yaparken, bir grup örnekte ise ağız altından itibaren düz gelerek, bombe dibin hemen üstünde oluşmaktadır ve düz diplidir. Ayrıca yatay ve ilmik kulplu örnekler de bulunmaktadır. Yatay kulplu üzerine yapılan sığ oluk bezeme örnekleri bölgenin tipik kulpları arasındadır. Kulplu örneklerin dışında, at nalı tutamaklı çanaklar da bulunmaktadır.36 Bu gruba ait buluntularımızın Beycesultan37, Troia38 ve Küllüoba’da yakın benzerlerini bulabilmek mümkündür. 1.1 Derin Çanaklar Derin çanaklardan bir kısmında gövde dik ve dike yakın bir form özelliği göstermektedir. Kap, gövdeden dip kısma hafif bir meyil ile daralmaktadır. Bu gruba ait buluntularımızın yakın benzerlerini Beycesultan39 ve Troia40’da bulabilmek mümkündür.

34 35 36 37

38 39

Lloyd-Mellaart 1962: 192. Topbaş vd. 1998: 38 vd; Koçak 2004: 59. Koçak 2004: 61. Lloyd-Mellaart 1962: 118, Fig. P. 14/ 17, EB 1 pottery, Level XIX; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 154, Fig. P. 28/ 7, EB 2 pottery, Level XV; 158, Fig. P. 30/ 14, EB 2 pottery, Level XV; 174, Fig. P. 38/ 4, EB 2 pottery, Level XIV; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 208, Fig. P. 50/ 37, EB 3a pottery, Level X; 202, Fig. P. 47/ 18, EB 3a pottery, Level XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 16, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 18, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 22, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 55, EB 3a pottery, Blegen-Caskey-Rawson 1951: (II/ 2 Plates), 5; 176, 32.67, Troy IV, İTÇ IIIa; 184, 2, Profiles of Sherds Phase, Troy IV. Lloyd-Mellaart 1962: 118, Fig. P. 14/ 17, EB 1 pottery, Level XIX; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 172, Fig. P. 37/ 16, EB 2 pottery, Level XIV; 120, Fig. P. 15/ 39, EB 1 pottery, Level XVIII-XVII; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 172, Fig. P. 37/ 5, EB 2 pottery, Level XIV; 202, Fig. P. 47/ 218, EB 3a pottery, Level XII-XI; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 202, Fig. P. 47/ 49, EB 3a pottery, Levels XII-XI;

EB 3a pottery. Fig. Fig. 58/ 12. dışa açık ağızlı veya yuvarlatılmış gövdelidir. Levels XII-XI. Level VII. P.17. Fig. EB 3a pottery. 1951: (II/ 2 Plates). Troia. 1996: 28. 8. Buluntuların çok büyük bir kısmı yuvarlatılmış gövdeli ve yuvarlatılmış düz diplidir. Bahar vd. Levels VII-VIII. Mellaart 1963: 215/ 14. EB 2 pottery. EB 3a pottery. Bazı örnekler de ise çömlek ağızlarının hafif dışa çekik olarak yapılmış olduğunu görmekteyiz. Blegen vd. 173. Blegen vd. Fig. 208. 175. Fig. 7/ 7. Level X. P. 179. Kuruçay43. Level XVI. EB 3a pottery. Bahar-Koçak 2004: 64. 224. P. ve Troia’da44 bulabilmek mümkündür. Late Chalcolithic 2 pottery. Levha CII/7. 61/ 19. EB 3a pottery. 1959: (I/1) . 224. 2. kapalı ağızlılar ve dışa çekik ağızlılar olmak üzere iki ana grupta incelenebilir. Late Chalcolithic 2 pottery. Level XII-XI. Bahar vd. Levels XII-XI. P. Fig. EB 3b pottery. Çizim 18/ 1-5. Fig.1 Kapalı Ağızlı Çömlekler Kapalı ağızlı çömleklerin dudak kısmı hafif oval ya da düz olarak yapılmıştır. 1996: 31 vdd. 33 vdd. Lloyd-Mellaart 1962: 202. 208. 2. Level XVI. P. EB 3a pottery. Fig. Fig. EB 2 pottery. 144. 47/ 17. EB 3b pottery. 40 41 42 43 44 45 46 47 48 . Fig. Blegen vd. 37/ 11.208 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Derin çanakların bir grubunu kapalı ağızlı örnekler oluşturmaktadır. Fig. Konya Ovası42. Evderesi İTÇ. BaharKoçak 2004: 64 vd. 249/ 13-14. Katın J Türü Mallarından siyah hamurlular. Fig. Lloyd-Mellaart 1962: 86. Levels XII-XI. Bu gruba ait buluntuların benzerlerini Beycesultan46. Fig. 179. 1951: (II/2 plates). P. P.. 50/ 36. 47/ 49. Level VII. (I/2). 202. Fig. EB 2 . P. 202. Levels XII-XI. EB 3b pottery. EB 3b pottery. 50/ 2. Çizim 23/ 1-3. P. 47/ 1. Fig. 230. Levha CIII/8. P. P. 23/ 18. Level X. Konya Ovası47 ve Troia’da48 görmek mümkündür. Kuruçay EB 2. 218/149. Bu çanaklar genelde düz. Bu grup içinde yarı kapalı ve tam kapalı örnekler bulunmaktadır. düz yada yuvarlatılmış düz bir diple bitmektedir. Sarayönü Aşağı Çiğil. P. 58/ 16.2 Sığ Çanaklar İTÇ çanaklarının bir grubunu da sığ çanaklar oluşturmaktadır. 1. 1951: (II/ 2 Plates). ÇÖMLEKLER Çömlekler. Koçak 2004: 61. Bu örnekler küresel karınlı ve düz diplidir. Blegen vd. Levels XXX-XXXII. 47/ 56. 47/ 22. 182. 58/ 2. 172. Duru 1996: Levha 131/1-7 1. P. Bu gruba ait buluntularımızın yakın benzerlerini Beycesultan41. Level VII. EB 3a pottery. P. 7/ 6. 1. Levha XCIX/5 Karasevinç. Bu grupta at nalı tutamaklı ve 202. 86. Levels XXX-XXXII. Kadınhanı Büyük Höyük. Düz ya da hafif bombeli gelen gövde.45 Yine sığ çanakların içinde değerlendirdiğimiz bir grupta ağız altından başlayan omurgalı tiplerdir. 202. 224. 7. P..

Bahar-Koçak 2004: 66. Bu ilişkinin Suriye-Kilikya’dan başlayan ve Konya Ovası üzerinden Kuzeybatı Anadolu ile Küllüoba. 63. Topbaş vd. Bu örneklerin ağzı.. Karasevinç. Çalışma alanımızın doğu sınırını oluşturan Akşehir.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 209 yatay kulplu buluntular da vardır. XCIX/ 1. 59/ 176. Fig 48/49. KÜPLER Bölgedeki küplerin büyük bir kısmı orta boyludur. Troia. Çeltik ve çevresi bir geçiş bölgesi görevi üstlenmektedir. 56:5) Çömlek gruplarına ait buluntularımızın yakın benzerlerini. Bahar vd. (Çizim 51:2-3-57-8. Düz dipli buluntuların çoğunda dip kısmının dışa doğru bir çıkıntı yaptığı görülmektedir. 28-37. Gövde yüzeylerinde hafif bir pürüzlenme görülmektedir. Demircihö- 49 50 51 52 53 54 Mellaart 1963: 215/ 12. Bahar-Koçak 2004: 63. Osmancık. Kuruçay 2. 20/ 38-42. 13. 53. Bu ilişki özellikle İTÇ II’de karakteristik bir görünüm vermektedir. Çizim 7. 18/ 25-27. Kuruçay50 ve Afyon’da51 bulabilmek mümkündür.54 V. Fig. Koçak 2004: 62. TAVALAR Tavaların hemen hepsi dışa çekik ağızlıdır. 221/ 8. kuzeyde Demircihöyük. düz bir gövde profiline sahiptir. Bunlar düz ya da oval ağızlı olup. Bunlarda da yatay at nalı biçimli tutamaklar görülmektedir. 61. Afyon-Karaoğlan İTÇ II. EB 1-2.2 Dışa Çekik Ağızlı Çömlekler Çalışma bölgemizde dışa çekik ağızlı çömlekler çok sayıda görülmektedir. küresel karınlı ve düz diplidir. Konya Ovası49. Çalışma bölgemizin doğu sınırını Akşehir-Yunak-Çeltik kesiminin oluşturduğu ve bu bölgenin batıda Göller Bölgesi ile Eskişehir’e kadar uzanan bir alanla ilişki içerisinde olduğunu görmekteyiz. Yortan kültür gruplarının arasındaki ilişkiler değerlendirilmeye çalışılmıştır. İTÇ II. Çizim 2-3. Bölgedeki tavaların yakın benzerlerini Afyon ve Konya Ovası başta olmak üzere çevre yerleşmelerde görebilmekteyiz. . 2. ve 1 katların A/ 1 Gurubu. Fig. Fig. Bahar-Koçak 2003: 33 vd. Kaklık Mevkii İTÇ II. 77. güneyde Göller Bölgesi. Küllüoba. 1996: 26 vdd. Levha XCV/ 11. 48/ 92. Yunak. Fig. Afyonkarahisar-Karaoğlan İTÇ II. Levha 39/ 4-5. Bunların büyük bir bölümü hafif kısa boyunlu. 1998: 41.52 3.. Bazı örneklerin ağızları hafif dışa çekiktir. güneybatıda Beycesultan. profillerinden dolayı yayvan yapılmıştır. Koçak 2004: 61. 1998: 41-61 vdd. 52:1-7. 49/ 94-95. Bu bölge kısmen Konya Ovası etkisinde görülse bile daha çok Bolvadin-ÇaySultandağı kesimi ile ilişki içerisindedir. Topbaş vd. SONUÇ Yaptığımız çalışmalar sonucunda Afyonkarahisar kültür gruplarını oluşturan yerleşmeler ile ona komşu olan doğuda Konya Ovası. Fig. 19. Duru 1996: 111.53 4. 19/ 21-22.

5 YR 6/4 Light Brown-Açık kahverengi. (Tablo III). Göller Bölgesi. Çalışma alanımızın bu saydığımız yerleşmeler ile benzerlik göstermesi hiç şüphesiz İTÇ’de aynı ticaret yol güzergahları üzerinde bulunuyor olmalarından kaynaklanmaktadır.55 Yapılan bu çalışmada 55 Munsell Soil Chart 2000. Çanak çömleklerin astar renklerin de ise gözle görülür bir şekilde kırmızı ve tonları (2. Hamur katkısı olarak.5 YR 5/6 Red-Kırmızı) hâkimdir. Yazının henüz Anadolu’da kullanılmadığı bir dönemi içine alan araştırma konumuz. 7. Değerlendirdiğimiz keramiklerin büyük bir çoğunluğu orta derecede fırınlanmıştır (Tablo II) ve neredeyse tamamına yakın bir bölümü de açkılıdır. kireç katkısının. Göller Bölgesi’nde yoğun olarak rastladığımız omurgalı İTÇ kaplarına da Afyon’un özellikle doğu kesiminde az sayıda rastlanmaktadır. Bu çalışmada değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin hamur ve astar renkleri Munsell Renk Katoloğu’na göre yapılmıştır. Ayrıca doğal etkenlerin de (dağlar. Bölgede Sultandağları’nın güneyle olan bağlantıyı bir bariyer gibi kestiği gibi kültürel olarak da aradaki ilişkiyi zayıflattığı görülmektedir. . Bu etki yine hiç şüphesiz bölgede üretilen çanak çömleklerin de şekillenmesinde belirleyici unsur olmuştur. Ayrıca. Sözgelimi. mika-taşcık ve saman katkılarına göre daha yoğun olduğu gözlenmiştir.5 YR 5/6 Red-Kırmızı. Troia. (Tablo II) Seçtiğimiz ve değerlendirmeye aldığımız malzemelerin yakın benzerlerini Beycesultan.210 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yük ile devam ederek Troia’ya uzanan bir ticaret yolu ile de yakından ilgisi vardır. bölgede yapılan arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalarından elde edilen bilgiler ile desteklenmeye çalışılmıştır. Bu nedenle bölge kültürü daha çok batı ve doğu – kuzeydoğu etkili gelişmiştir. Buna rağmen çalışma bölgesinin daha çok batı kültürleri ile iletişim içerisinde olduğu ancak bölgesel kültür özelliklerinin de azımsanmayacak kadar çok olduğunu söylemek mümkündür. Sultandağları Afyonkarahisar’ın güney ile olan bağlantısını büyük oranda kesmiştir. 5 YR 6/6 Reddish Yellow-Kırmızımsı sarı. Konya Ovası. Yapılan bu çalışma Afyonkarahisar’ın çevre kültürler ile benzerliklerini ya da farklılıklarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. iklim şartları) oluşturduğu bir zorunluluk ile kültür benzerlikleri görülebilmektedir. Çalışma bölgemizde yaptığımız değerlendirmede.5 YR 5/4 Brown -Kahverengi) arasında görülmektedir. Göller Bölgesi ve çevresinde çok yoğun olarak rastlanan makara biçimli tutamaklar Afyon bölgesi çevresindeki yerleşmelerde çok az sayıda görülür. 5 YR 5/6 Yellowish Red-Sarımsı kırmızı) ile kahverengi ve tonları (7. Kuruçay ve Küllüoba’da görmemiz mümkündür. Bu çanak çömlek parçalarının hamur katkıları orantılı bir seyir izlememektedir. çanak çömleklerin hamur renkleri kırmızı ve kırmızının tonları (2.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 211 440 adet yüzey buluntusu (çanak-çömlek) değerlendirmeye alınmıştır. Daha sonra ise değerlendirmeye alınan buluntuların çizimleri ve analojileri yapılmıştır. Yandaki tablo değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin hamurlarındaki katkı oranlarını vermektedir. (Tablo III) . (Tablo II) Değerlendirmeye alınan çanak çömleklerdeki açkı durumu verilmektedir. (Tablo I) Bu grafikde ise değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin pişme durumları verilmektedir.

212 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 213 Afyonkarahisar yüzey araştırmalarından elde edilen bir grup keramik örneği.

Kuruçay Höyük II. M. İstanbul. AS. 1968 -Harmankaya. "Karaoğlan Mevkii".Oğuz Tanındı. Savaş.John. Anatolia Antiqua VI. Turan .Oğuz Tanındı. 2002d -Harmankaya.-Başyılmaz.Mihriban Özbaşaran. Beycesultan I. Troy. “Karaoğlan Höyüğü Kurtarma Kazısı” Müze Kurtarma Kazıları Semineri 2. Anatolia and the Aegean in the Third Millenium BC. Özdemir.. TAY. James. Afyon 2000 . . Reşat. the Late Chalcolithic and Early Bronze Age in The Konya Plain”. Anatolia Antiqua. The Thirth. Refik. Princeton. -İzbırak. Winifred. Arkeoatlas Dergisi. -Lloyd. -Sevin. TTK."Kusura". David. Baltimore. İstanbul.214 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Atalay. 2002 -Harmankaya.Blegen Carl.W. 1996 -Efe T.. “Anadolu Arkeolojisi”. Ankara. Milli Eğitim Bakanlığı Basımevi. Konya.John. Eski Anadolu Tarihi. Eskiçağ Konya Araştırmaları I. 21–94 1998 -Yılmaz Özer. 86. 1937. Savaş. Macbeth Division of Kollmorgen Corporation. “Salvage Excavations of the Afyon Archaeological Museum. 1963 -Munsell. The Chalcolithic and Early Bronze Age Levels. 1992.Efe D. I/1-2. Hasan. 2. Dissertation Presented For The Degree Of Doctor Of Philosophy.. İstanbul.İlaslı Ahmet. Afyon 1982 -Topbaş. "Çavdarlı Höyük". 1962 -Mellaart. Konya. Veli. 2001 -Efe. Türkiye Bilimler Akademisi Arkeoloji Dergisi (Tüba-Ar). İstanbul. 199-236. Caskey – Marion Rawson. 1959 -Duru. Vilayet Afyon-Karahisar”. TAY. London. 1998 -Koçak.Oğuz Tanındı. 94-97. 2004 -Blegen Carl. Kömen Yayınevi.Ay. "Batı Anadolu Son Kalkolitik ve İlk Tunç Çağı". İstanbul.Mihriban Özbaşaran. Mortan. Özdemir "Western Links Of The Lykaonia Plain in the Chalcolithic and Early Bronze Age". 1975. TAY. 2003 -Bahar. 2001 -Kınal. s. Afyon ve Çevresi İklim Özellikleri. and Fifth Settlements II/1-2. Yerleşmeler ve Küçük Buluntular). R. “Türkiye İlk Tunç Çağı Araştırmaları Üzerine Bir Değerlendirme” İstanbul. Part 2: The Settlement of Karaoğlan Mevkii and the Early Bronze Age Cemetery of Kaklık Mevkii”.. Koçak.Oğuz Tanındı. Hasan-Koçak. Savaş. XI Paris 2003. Hasan. Türkiye. Caskey – Marion Rawson. 1936. L.Güngör. S. İstanbul 1998 -Seyirci.Mihriban Özbaşaran. London. -. “Early Cultures of The South Anatolian Plateau. "Kaklık Mevkii". M. 2002a -Harmankaya. 2003 -French. Troy. 1991: 95103. 1996 -Bahar. “Munsell Soil Color Charts”. Ahmet – Efe. Archaeologia.Mihriban Özbaşaran. Savaş. Ş.Koçak. Füruzan. 1997 -Bahar. Volume II: Illustrations. Özdemir. Sayı.Oğuz Tanındı. JDAI (Jahrbuch des Deutschen Archaologis). Savaş. Phrygia Paroreus Bölgesi (Anıtlar. Türkiye Bölgesel Coğrafyası.. 13. TAY. Turan. 2002b -Harmankaya. İstanbul. Ankara. Özdemir. 2002e -İlaslı. Ahmet. “Excavations at Kusura near Afyonkarahisar”.W. General Introduction the First and Second Settlements.. "Yazılıkaya". İstanbul. Eskiçağ Konya Araştırmaları 2 (Neolitik Çağ’dan Roma Dönemi Sonuna Kadar). “Excavations at Kusura near Sandıklı. İstanbul. İbrahim-Kenan. “Küllüoba: İç Kuzeybatı Anadolu’da Bir İlk Tunç Çağı Kenti: 19962000 Yılları Arasında Yapılan Kazı Çalışmalarının Genel Değerlendirmesi”. 2004 -Lamb. “Her Yönüyle Akamas’ın Şehri Şuhut”. 406-411. Princeton. Fourth. Seton-James Mellaart. L. II. Volume I: Text. H. TAY.Mihriban Özbaşaran. 1951 .Jerome Sperling. -Lamb.21-51. Savaş. 2002c -Harmankaya. Cambridge University (Unpublished). Winifred. Erken Dönemlerde Afyonkarahisar Yerleşmeleri. Karauğuz.

the effect of this tax on peasants would not be limited only with the war period. one the other hand. peasants who formed the maj ority of population had to pay the tax on agricultural products. Milli Korunma Kanunu ile ekonomi denetim altına alınmaya çalışılmışsa da fiyatların yükselişi ve karaborsa ortamının oluşması bir türlü önlenememiştir. Gör. Agriculture ∗ Öğ r. The policy of government aggravated the burden of especially small and middle-sized peasants.. DÜNYA SAVAŞI YILLARI’NDA UYGULAMAYA KONULAN TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİ VE KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Sevilay ÖZER∗ Özet II. Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. Devlet bir taraftan zirai seferberlik ilan ederek üretimi artırmaya çalışırken diğer taraftan da köylünün ürettiği hububata kendi belirlediği fiyatlar üzerinden el koymuştur. Anahtar Kelimeler Topra k Ma hsulleri Vergisi. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 1 5 -2 34 Ye a r: 2 0 1 1 . Ülkede hububat kıtlığıyla başlayan iaşe sıkıntısı karne ile ekmek dağıtımına kadar gitmiştir. köylü iş gücünün büyük bir kısmı silah altına alınmıştır. Pea sa nts. Hükümetin politikası özellikle orta ve küçük köylünün üzerinde var olan yükü çok daha ağırlaştırmıştır. While the state declared agricultural mobilization in one hand. The food shortage which started with grain famine went as far to bread rationing. Köylü. WORLD WAR AND ITS EFFECT ON THE P EASANTS Abstract The large part of labor force of peasants was called to arms with the start of the World War II. Toprak Mahsulleri Vergisi’ni ödemek durumunda bırakılmıştır. ancak uygulamaya konulan bu verginin köylü üzerindeki etkisi sadece savaş yılları ile sınırlı kalmayacaktır. Keywords Ta x on Agricultura l Products. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte. However. 1943 yılına gelindiğinde ise nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan köylü.edu. price rise and emergence of black market couldn’t be prevented. it confiscated the grain produced by peasants over the price it has determined. stosun@cumhuriyet. When we reached 1943.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Although economy was tried to be regulated by National Security Law.tr . Issue : 5 Pa ge : 2 1 5 -2 34 II. Ta rım THE TAX ON AGRICULTURAL PRODUCTS IMPOSED DURING II.

istihsal ve mal getirme imkânları ise şartları ağırlaşarak azalıyordu”(Başar. Saydam Hükümeti. 1974:297-298). durumun c iddiyetini şu sözleriyle anlatmıştır: “1939 Avrupa Harbi patlak verdikten sonra. İşte bu ortamda fırsatç ı tüc c arların sakladıkları ürünleri fahiş fiyatlar üzerinden satışa ç ıkarmaları karaborsa ortamının oluşmasına sebep olmuştur (Özkan vd. piyasanın önlenemez yükselişi karşısında Fiyat Murakabe Komisyonları oluşturmuş. Bu dönemde yine Halk Dağıtma Birlikleri kurulmuş. S avaş yıllarında. Bu ekonomi politikası ile kentli nüfusun ve ordunun iaşe ihtiyac ı karşılanmış. bir buç uk sene kadar bir zaman memleket iç inde istihsal ve istihlak arasında baş döndürücü bir suretle açılan uç urumu görmemek bedbahtlığında bulunduk. Piyasada talebin artmasına karşın arzın yetersiz oluşu durumu daha da kötüye götürmüştür (Clark. 2004/2005:147-148. yine iaşe konusundaki sıkıntıların giderilmesi iç in 14 Şubat 1941 tarihli karar ile Ticaret Bakanlığı’na bağlı İaşe Müsteşarlığını kurdurmuştur. Bu müsteşarlık ile hem iaşe işlerinin bir düzene sokulması hem de denetiminin yapılabilmesi sağlanmaya ç alışılmıştır. 1984/85: 29-30). Tarım ürünlerinin piyasanın ç ok altında fiyatlarla satın alınması ile kentli nüfusun ve ordunun ihtiyac ı karşılanmaya ç alışılmıştır. her nüfus iç in bir fiş ile ayrı ayrı besin kuponu hazırlanmıştır (Öztürk. 1943:157-158). Ancak savaş koşullarının verdiği endişeyle halkın her türlü malı stoklamaya başlaması nedeniyle piyasadan mallar ç ekilmiş ve bunun sonucunda da fiyatlar inanılmaz derecede yükselmiştir. bu birlikler vasıtası ile aile kayıtları yapılarak. Tökin. Buna bağlı olarak hayat pahalılığı endeksleri de bir o kadar artmıştır. Dünya Savaşı’nda Türkiye’yi savaşın dışında tutmak konusunda gösterilen başarı ekonomi alanında gösterilememiştir. 1968:329). 1939-1942 arasında Refik Saydam Hükümeti. rüşvetin karşı konulmaz yükselişinin önüne geç ilememiştir (Boratav. İhracat olanaklarının daralması nedeniyle var olan talepler iç piyasadan karşılanmaya çalışılmıştır. fiyatların yükselişi durdurulmuş ise de kontrol uygulanan her alanda istifç iliğin. 1943:182). Savaşa fiili olarak girilmemiş olsa da yaklaşık bir milyonluk ordunun iaşe sorunu birçok sıkıntıyı beraberinde getirmiştir. Bunun en net göstergesi olarak bu dönemde kabul edilen Milli Korunma Kanunu gösterilebilir (Boratav.. İstihlak dağdan yuvarlanan bir çığ gibi gittikç e büyüyor. Bu şartlar altında hükümetin 1942 yılına kadar olan ödemeleri para basarak yapması enflasyonun önlenemez yükselişine neden olmuştur. 1942-1945 yılları arasında ise Ş ükrü Saraçoğlu Hükümeti işbaşına gelmiştir. S ertel. 1974:296). Ahmet Hamdi Başar.216 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ II. Bu dönemde iki farklı ekonomi politikası uygulanmıştır. Refik Saydam Hükümeti ülkedeki fiyatların kontrol edilemez bir hal alması ile beraberinde karaborsanın yükselişine dur diyebilmek iç in daha sıkı ekonomik önlemler almayı yeğlemiştir. . 2009:320.

701 kişi köylerde yaşamaktadır. kasaba veya şehir sınırları iç inde vazifelendirilebilecektir. 18 Ocak 1940 tarihinde kabul edilen Milli Korunma Kanunu1 ile kırsal alanda ç alışan vatandaşlara ziraî iş mükellefiyeti getirilmiştir. Bunun yanı sıra hükümet. 1988:100).1940:138158). İaşe Örgütü ve Dağıtma Ofisi kaldırılarak. ödediği vergi ve işlediği topraktan aldığı ürünü düşük fiyatlarla satmak zorunda bırakılması ile gerç ekleşmiştir (Pamuk.1 milyon liralık safi milli hâsılanın 775 milyon liralık en büyük kısmını tarım sektörünün oluşturduğu görülmüştür (Kalkınan Türkiye.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 217 Ş ükrü S araçoğlu Hükümeti döneminde ise devlet ekonomi üzerindeki müdahaleyi ve denetimini gevşetmiş. SAVAŞ YILLARINDA KÖYLÜNÜN VAZİYETİ 1940 yılında toplam nüfusun % 75. 1974:300-301). maddedir. Bu madde ile küçük köylünün çiftçilik yapma imkânının ortadan kaldı1 (Resmi Gazete. Anlaşılan şudur ki 40 dönümden az arazisi olan köylü bütün öküzlerini devlete vermek durumunda bırakılmıştır (TBMM ZC.474. 1969:100. kendi ziraat işi yüzüstü kalmamak şartı ile oturdukları yerden en çok 15 km..1940:150-154. Bu sadec e askere gönderdiği evladı dolayısıyla azalan işgüc ünü karşılamak zorunda bırakılması ile değil. ziraat yapılmayan 500 hektardan büyük olan araziyi bir bedel karşılığında işletebilec ektir. ihtiyaç halinde ziraatta ç alışabilir her vatandaşı.6’lık bir kısmını oluşturan 13. 1938 yılı milli gelirine baktığımızda 1. Üzerinde en ç ok tartışılan karar ise ekilen her dört hektar arazi için bir çift öküzün milli müdafaa yükümlülüğünden istisna edilec eğine ilişkin olan 41. (TBMM ZC. Kanunun meclis görü şmeleri için bkz. C. Bu dönemde Fiyat Murakabe Komisyonları. Bu vergiyi 1943 yılında ç ıkarılan Toprak Mahsulleri Vergisi izlemiştir. Hükümet. D.01. Ağaoğlu.8. Sayı. fiyatları serbest bırakarak üretimi artırmayı hedeflemiştir. Kadınlar ancak köy. 26. Haksız kazanç sağlayan bu kişilerin gelirlerinin etkin bir biç imde vergilendirilememesi sebebiyle bu kişiler “Varlık Vergisi” adı altında bir vergiyi ödemekle mükellef tutulmuşlardır (Boratav.6.634.1. S atışı serbest olan ürünlerin fiyatlarının çok yüksek meblağlara ulaşması büyük ç iftçiler ile toptan ticaret yapan kişilerin işine yaramış. 3). Nüfusun çoğunluğunu oluşturan köylü savaş ekonomisinin belkemiği olmak zorunda bırakılmıştır.8. Cilt.1. 1996:412-413).. gerekli gördüğü yerlerde ziraatın cins. Anc ak Saraçoğlu Hükümeti’nin kendinden önceki hükümet döneminde uygulanan politikaları eleştirerek yürürlüğe koyduğu ekonomi politikası da başarılı olamamıştır. uzaklıkta. .6.4417). 1940:405). Dünya S avaşı yıllarında köylünün yaşadığı ortam ve şartların iyi tahlil edilmesi gerekmektedir. %25 kararı bu anlayışın bir sonucu olarak uygulamaya konulmuştur. çeşit ve miktarını belirleyebilec ek. devlete ya da şahıslara ait ziraat işletmelerinde üc retli olarak çalıştırılabilecektir. D. Anc ak bu verginin köylü üzerinde bıraktığı etkiyi anlayabilmek için II.1940. bu kuruluşların görevleri belediyelere devredilmiştir (Koçak. bu kişilerin büyük servet edinmelerine neden olmuştur. 18. 18.

4. Görüldüğü üzere bu koşullarda ç ok adaletli bir uygulama yapılamamıştır. nadas yapac aklardır. 50 ile 100 ton arasındaki üretimin % 35’ini. . İlk olarak 17 ilde başlatılan uygulama 15 Mayıs 1942 tarihli kararname ile 63 ile yayılmıştır. 100 ton üzerindeki üretimin ise % 50’sini bedeli karşılığı devlete teslim edec ektir (BCA.6. harman yerinde mahsulün gerçek miktarını tespit edecek ve ayrıca hükümet tarafından verilecek diğ er zirai işleri yapacak memurdur (Çınar 2008. 1988:102-103). ürünlere el koyma işleminde bu kişilerin kayrılmasına yol açmıştır.1. Devletin payını üreticiden almak için köye gelen subaşıların2 köyün zenginlerinin ya da toprak ağasının evinde misafir edilmesi. Bu karara göre üretici 50 tona kadar olan hububat üretiminin % 25’ini. müstahsilin ürettiği üründen geçimlik. Hâlbuki memlekette en büyük miktarı 40 dönümden az ekenler teşkil eder. on öküzü olandan bir tanesini almazken. Köye gelen görevlilere rüşvet teklif etmek bu anlayışın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Ş ubat 1941’de.. Çift hayvanlarına ordu tarafından el konulması.18.500’e kadar olan her muhtarlık bir suba şı istihdam etmek durumundadır. 30. Bu durum üzerine hükümet.2/ 2 18 Haziran 1942’de yayınlanan Suba şı Te şkilatı ve Vazifeleri Hakkındaki Talimatname’ ye göre nüfusu 1. Suba şıların yanlış uygulamaları için bkz. 248-249). Büyük üreticiler sakladıkları ürünleri daha sonra karaborsada yüksek fiyatlara satma imkânı elde etmişlerdir (Pamuk. (Vatan 27.218 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rıldığına değinen Tokat Mebusu Galip Pekel bu madde üzerinde şunları söylemiştir: “Binaenaleyh Harp Mükellefiyeti Kanunu’nun vesaiti nakliye üzerine koyduğu bütün ağırlığı 40 dönümden az hububat eken çiftçiler üzerine çökec ektir. hububat ürünlerinin tümüne değil de belli bir kısmına devletin el koymasını. Netic e itibariyle zenginler öküz mükellefiyetinden kurtulacak ve fakirler bunu çekecektir. tohumluk ve hayvan yemi için belli bir miktar ayırdıktan sonra kalanını Toprak Mahsulleri Ofisine satmasını karara bağlamıştır. Vatan 22 Ağ ustos 1943). Suba şı ekim zamanında ekilen mahsulün miktarıyla ekim sahasının genişliğ ini tespit ve ora ğ a girmeden önce mahsulün miktarını tahmin. Hükümetin yürürlüğe koyduğu bu uygulama köylülerin geniş kesimi tarafından tepki ile karşılanmıştır. Büyük ve küçük üretici bu uygulama karşısında devlet temsilcilerine daha az ürün teslim etme çabası içine girmiştir. askere almaların artırılması gibi nedenlerden dolayı üretim azalmış bunun sonuc u olarak da hububata olan talep oldukça artmıştır. geri kalan ürünü üreticinin serbestçe satabileceği imkânı sağlayan % 25 kararını yürürlüğe koymuştur. diğer tarafta. 4 hektara bir çift öküz verildiğine göre az olanlar ne yapacaktır? Bunlar sağdan soldan vasıta dilenip de arazisini ekmeğe mi ç alışac aktır…” demiştir (TBMM ZC.8. C. Önceleri devletin belirlediği hububat fiyatı piyasanın ç ok altında olmamakla beraber zamanla bu fiyatlar arasında keskin fiyat farklarının oluştuğu gözlenmiştir. Beri taraftan. 1943. 1942 yazında Refik Saydam’ın ölümü üzerine Şükrü Saraçoğlu Hükümeti başa geçmiştir. Savaş yıllarında daha esnek politika uygulamaları ile bilinen Saraç oğlu Hükümeti. bütün serveti bir tek öküzü olanın elinden bunu alacağız”. 18.1940: 151-153). D. Kocaeli Mebusu İbrahim Dıblan ise: “Arkadaşlar. Çiftç ilerimizin belki % 75’i bu vaziyettedir ve asıl bunların himaye edilmesi lazımdır. küçük arazi sahibi olan çiftçiler hangi vesaitle zeriyat yapac aklardır.1.

4. sizden fazla mı aldılar? dedik. Ekonomide fiyatlara tanınan serbest ortam 1943 yılında buğday fiyatlarını 100 kuruşa kadar ç ıkarmış iken. Pamuk. Anc ak bu uygulama da köyün ileri gelenleri ile toprak ağalarının korunması ve köylülerin ürün kaçırmasından dolayı başarılı olamamıştır. Böylece büyük üretici ürünlerini pazara ç ıkarıp elinde kalanları ise oldukç a yüksek fiyatlara satma imkânına kavuşmuştur. 19. istifç iliği ortadan kaldırmak için bir çözüm olmak şöyle dursun illegal yapılanmaları teşvik etmiştir. 1988:104-106). Bunu hepimiz dinledik” (TBMM ZC. Oysaki üretic inin büyük kısmını oluşturan küç ük ç iftç i ise zor durumda kalmıştır (Pamuk. üretic iler hububat tüketimlerini bile kısıtlamak durumunda kalmışlardır.. 1988:104-106). sanıyorum ki olacak şey sadece karışıklık. Kalan hububat ise üreticinin ancak bir yıllık tüketimini karşılayabilmiştir.” (Aydemir. hükümetin üreticiye verdiği fiyat anc ak 19. Tasviri Efkâr. 3 Şevket Süreyya o günlerdeki ekonomik çalkantıyı şöyle anlatmıştır. piyasanın yaklaşık olarak beşte bir oranında değer biçmesi.5 kuru ştan 100 kuruşa do ğru. Tabi bu sava şın sonunda bir Türkiye kalabilecek idiyse. Şöyle ki. Biz mahvolduk. belediyelerin hububat ambarlarından buğday alma yarışına girmesiyle fiyatlar yine oldukç a yüksek meblağlara ulaşmıştır. Buna karşın büyük çiftçiler kazançlı çıkmışlardır.63. “ …Eski kayıtlar murakabeler kaldırıldı. Yani açlarla yeni misyonerlerin devri ba şlayabilirdi.7. Bunlar da serbest bırakıldı. zeytinya ğı 85 kuru ştan 350 kuru şa kadar çıktı. Hâlbuki devletin kontrolünde 85 kuru ştan 16. o bu kadar verirken biz niçin fazla verelim diye bir takım dedikodulara ve şikâyetlere sebep oldu. İşte bu yeni hürriyet havası içinde eğ er bir sava şa girmek zorunda kalsaydık. 1 Ağustos 1942. Ama bu ğ day 13.5 kuruş olmuştur3 . Sivas Mebusu Abdurahman Nac i Demirağ uygulamadaki başarısızlığı şu sözleriyle ortaya koymuştur: “Arkadaşlar biz Sivas Mebusları bizzat köylüden tetkikat yaptık. 18 Haziran 1943. düzensizlik ve açlıktı. Efendim. Nihayet birçok tetkik ve incelemeler yaptık gördük ki. Diğer taraftan bu karar ile iaşe meselesinin yükü köylünün omuzlarına yıkılmıştır. C. Sayı. Hatta 50 dönümden az ekenler ile başkalarının topraklarını kiralayan ailelerde bu durum daha vahim bir hal almış. yandık! diyorlar. 1999:225).9. Hükümetin buğdaya.12.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 219 99.1944:67). Çünkü çok fazla toprak ektikleri için ellerinde kalan hububat miktarı da bir o kadar artmaktadır. Bu ğ day ihracına karar verildi. İşte bu aşamada büyük toprak sahiplerinin servetlerinin ve arazilerinin artmaya başladığı görülmüştür. Piyasada hal böyle iken hükümet bu karar uyarınca topladığı hububat ile ihtiyac a cevap vermekte bile zorlanmış ve bu nedenle de belediyelere kredi vererek onları devreye sokmuştur. haksız kar ya ğ ması. Hükümet % 25 almaya karar vermişken % 22 almış fakat yine muteriz? Neden muteriz? Çünkü falan yer % 20 vermiştir. Saydam Hükümeti döneminde baş gösteren karaborsayı. . Ancak bu da çözüm olmamış. Neden mahvoldunuz? diye sorduk.?..000. 5173. bu sistemde az toprak eken üretic i ürünün yarıdan fazlasını tohumluk ve devlet payı olarak ayırmak durumunda bırakılmıştır.000 milyon kiloluk bir stok te şkil edilmiş bulunuyordu. Köylü oradaki gerek az tahminler dolayısıyla ve gerek subaşıları tatmin ederek az yazdırmak suretiyle yani % 22 yerine % 10 vermişlerdir. Resmi Gazete. D.

Fakat Türk milletinin ta kendisi olan köylü. hayatındaki iptidailik hala yürekler ac ısıdır” (Irmak. refahtan pek çok uzaktır. 1988:120). 20 Son teşrin 1942).220 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Buğday fiyatlarının yükselmesi ile zenginleşen sınırlı sayıdaki bu köylüler ev ve arsa almaya. Benzer bir görüşü Sadi Irmak Köye Doğru dergisinde ifade etmiştir: “Keşke köylünün refahını görsek bir avuç şehirli daha da fazla sıkıntıya düşsek razıyız. Ne yaparsın aç durulmaz ya. Bu vergiyle olağanüstü masrafların bir kısmının giderilmesi ile ordunun ve şehirlinin iaşe ihtiyaç larının karşılanması amaç lanmıştır (Tekeli. En sert eleştiriyi yapanlardan Falih Rıfkı Atay köylülere yönelik bu ithamlara şöyle c evap vermiştir. 1943b:353). Geç en sene subaşıların yanlış tahmini yüzünden elimdekini olduğu gibi ofise yatırdım. çiftçilik. bak aya ğ ıma bir giyim gön alamıyorum. Kesler 1943:8). Makalede köylü durumunu şöyle dile getirmiştir: “…Hâlbuki köyün de sayılı renç perlerindenim. 1974:351). Bu yüzden geçen sene tohum zamanı dikildik kaldık. . Hâlbuki ç oğunluğu oluşturduğunu bildiğimiz küç ük köylü kesiminin yaşamı içler acısıdır (Tan. “Hangi memlekette yaşıyoruz? Gözlerimize kimin gözlüğünü. Başvekil Saraçoğlu. 1943:25. düğünlerde aşırı harcamalarda bulunmaya başlamışlardır (Şanda. Bunların yanın da ekec ek toprağı olmayan. 1943a:489)4 . Son Posta. Evinin ihtiyaç ları. Korkut Boratav Toprak Mahsulleri Vergisi’nin gündeme getirilişinin gerekçesini şöyle özetlemiştir: “Dış görünüşü ile bu vergi. yarıcılık. Top4 Aytekin ba şka bir yazısında bir ba şka köylünün konu şmasına yer vermiştir: “ Ah birader! Köyde zengin olan kim? Şunu bana bir gösterin? En birincisi ben. 16 Haziran 1943). Her şey buna keza…” (Aytekin. Halil Aytekin “Köylerin Bugünkü İaşe Durumu” başlıklı makalesinde köylülerin zenginleştiği iddialarının doğru olmadığını aksine kıtlık ve sefaletle mücadele etmek durumunda kaldıklarını bir köylünün anlattıklarına yer vererek izah etmeye çalışmıştır. kafalarımıza kimin aklını takıyoruz? Bütün bu resimli ve resimsiz alay ve hicivlere bakılınc a. 8 Haziran 1943. savaş şartlarından yararlanan gruplar iç inde o ana kadar karşılığını ödememiş bulunan ç iftçilere yönelen ve bu yönüyle Varlık Vergi’sinin bir tamamlayıc ısı olarak görülebilecek bir vergidir” (Boratav. çobanlıkla uğraşan ve mevsim şartlarına göre ç alışan işçi sınıfı ise en fazla zarar gören kesim olmuştur (Aytekin. Parasızlıktan imanım a ğ lıyor. Şanda 1942b:370-371). yenisini almak için tam 800 lirayı birden saydım. 1942a:296. Bu sözler köylünün iç ine düştüğü durumu oldukç a net şekilde ortaya koymaktadır. kapıda davar sığır koymadık buğdaya değiştik. Ödeyemediğimi de bu sene ödedim. Geçen bir çift celebim devrildi. Türk köyünü bilenlerin ağzından yalnız şu gözyaşlı c ümle ç ıkabilir: Zavallı Köylü!” (Ulus. 26 Haziran 1943. Üç günlük yerden hayvan sırtında buğday taşıya taşıya imanımız gevredi” (Aytekin. 100 kile bu ğ day sattığ ım halde eksiğ im gediğ im kapanmadı. ırgatlık. 4429 SAYILI TOPRAK MAHSULLERİ VERGİSİ KANUNU’NUN KABULÜ 1943 yılına gelindiğinde hükümet devlet bütçesine katkıda bulunmak ve bunun yanı sıra da tarım dışı kesimde uygulanan Varlık Vergisi’ne yönelik tepkileri azaltmak amac ıyla Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nu meclise taşımıştır (Önder. öldü. 1943a:489-490). Vatan. 1942: 4).

130 milyon lira olacağımızı ümit ettiğimiz gibi. Bağ ve bahç elerde ihtiyac ı karşılamak iç in ekilmiş ürünler. Bu seneki fevkalâde bütç emize gelince bu bütçe açığının büyük bir kısmini Maliye Vekili’nin bir iki fırsatta sizlere izâh ettiği diğer varidat menbaları ile kapamak imkânı elde edilmiştir. narenc iye. kendir (tohum). İkinc i bölümde vergiyi vermekle mükellef olan kişiler hakkındaki bilgilere yer verilmiştir.3. börülce.1943:15. C. nohut: Diğer mahsuller adı altında toplanan ürünler ise. Geri kalan aç ık 150 milyon liradır. Hububat grubuna giren ürünler. Bütç enin tatbikatı esnasında tahâddüs eden büyük zaruretler.. konuşmasının devamında da bu verginin aşar vergisi ile olan benzerliğine ilişkin eleştirilere c evap vermiş ve Toprak Mahsulleri Vergisi’ni aşara benzetmemek için ellerinden gelen gayreti sarf edeceklerini söylemiştir (TBMM ZC. 4. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu 4.6. akdarı. fasulye. mısır.7. Mahsullerin olgunlaşma döneminde sahibinden alınacak olan Toprak Mahsulleri Vergisi. okulların. özel bütçelerle idare edilen teşekkül ve müesseseler ile belediyelere ait olan alanlarda yetiştirilen ürünler.6. fındık. antep fıstığı. bezelye. eğer arazi kiraya verilmiş ise kirac ıdan. Tan. geçen sene bütçe yapıldığı zaman 140 milyon lira kadar bir aç ık derpiş edilmişti. kuşyemi. Ulus. 5 Haziran 1943. çavdar. bakliyat ve diğer mahsuller adı altında üç başlıkta toplanmıştır. umumi menfaatlere yönelik cemiyetlerin. pamuk. kuru üzüm. Bu ürünler hububat. kaplıca. buğday. Çünkü fevkalâde bütçemizin masraf kısmı 400 milyonu aşmış bulunuyor. hastanelerin kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere yetiştirdikleri mahsuller ile ceza ve ıslahevlerinde ç alıştırılan mahkûmların yetiştirdikleri ürünler ise vergiden muaf tutulmuştur. Bu kanun dokuz bölümden oluşmuştur. susam. mahlût. çeltik.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 221 rak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun meclis müzakeresinde bu kanunun uygulanmasının neden gerekli olduğunu şu sözleriyle aç ıklamaya ç alışmıştır: “Arkadaşlar. kum darı. mahsulden aldıkları hisseler nispetinde vergi ödemekle mükellef tutulmuşlardır. arpa. yulaf: Bakliyat grubuna giren ürünler. . Bu vergi ile 110 . iştirakli ic arlarda da mal sahibi ile kiracı. İlk bölümde verginin alınacağı mahsuller ile vergiden muaf tutulan mahsullere yer verilmiştir. bakla. tütün ve zeytindir. Varlık vergisinden de 30-50 milyon temin edeceğimizi ümit ediyoruz ve böylec e yeni bir zaruret yeni bir masraf açmazsa fevkalâde bütçemizi de adi bütçemiz gibi mütevâzin olarak kapamak imkânı elde edeceğiz” S araç oğlu. ay ç iç eği. panc ar. patates.1943 günü mecliste yapılan oylama sonucunda 168 ret oyuna karşın 283 kabul oyuyla yürürlüğe girmiştir. 5 Haziran 1943. Bu aç ığı da ancak 250 milyon lira ile kapayabiliyorduk. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’na göre aşağıda belirtilen ürünler ile ipek kozasından vergi alınması uygun görülmüştür. Bu açığı da şimdi tetkik edec eğiniz vergi ile kapamağa ç alışacağız. keten. S on Posta. bilhassa askerî masrafları pek çok artırdı ve fevkalâde bütçe açığımızı o kadar ç ok artırdı ki bunu Varlık Vergisiyle elde ettiğimiz 250 milyon lira ile anc ak kapayabildik. 5 Haziran 1943). merc imek. afyon (sakız). D. kuru incir.

bezelye. Bu ihbardan itibaren üç gün iç inde harman ölçülmediği takdirde harman muhtar ve ihtiyar mec lisi tarafından ölç ülecektir. bakla. mükelleflerin beyanları doğrultusunda hazırlık c etvellerine kaydedeceklerdir. Burada vergisi aynen alınac ak ürünler belirtilmiştir. Ölçme kolları. Kanuna göre aynen alınac ak vergiler % 8. Mükellefler aynen ödemeye mecbur oldukları vergilerini. kaplıca.222 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Üç ünc ü bölüm. şehir ve kasabalarda belediyeler. hububat miktarları ölç ülerek 5 Vergi miktarı belirlenirken topra ğ ın verimliliğ inin ve çalışan şahıs adedinin dikkate alınmaması ele ştiri konusu olmu ştur (Akşam 12 Haziran 1943). yulaf: Baklagiller grubuna girenler. akdarı. Miktarları ölçülerek tespit edilecek olan mahsuller iç in her sene harman zamanından evvel harman ve yığınların bulunduğu yerleri ihtiyar heyetleri önceden bildirmekle sorumludurlar. Hükümetç e gerekli görülmesi durumunda nakden alınan vergi oranı % 8’e kadar düşürülebilec ektir. Ölçme ve tahmin kollarında görevli olan kişilerin sayısı kazanın büyüklüğü ile köyün mahalle sayısı esas alınarak belirlenmiştir. kuru üzüm. buğday. fasulye. fındık. Miktarları beyan ile tespit edilecek mahsuller için tahmin kolları. Ölçülecek mahsullerin ölçülünceye kadar başka yerlere taşınması yasaklanmıştır. mahlût. Harman kalkac ak vaziyete geldikten sonra müstahsil köylerde ihtiyar mec lisine harmanının hazır olduğunu bildirecektir. vilayetlerde valinin. arpa. Maliye Vekâleti’nin belirlediği zamanlarda her çeşit istihsal yerleri ile bunlardan alınması umulan mahsul miktarı hakkındaki malumatı. diğer mahsullerde ise mükellefin daha sonra da kontrolü yapılac ak beyanlarına göre tespit edilecektir. vergi matrahının nasıl tayin edilec eğine ilişkin hükümleri iç ermektedir. börülce. mahsulün olgunlaşmasından evvel sorumlu oldukları bölge iç indeki mahalle ve köylerde tarla. bahç e. . kuru incir. Vergiye tabi tutulan mahsul miktarları. Bunlardan hububat grubuna girenler. Ölçme kollarını. sergi ve böcekhaneleri gezerek mükelleflerin elde edec ekleri mahsulün miktarını tahmin etmek suretiyle hazırlık cetvellerindeki beyanları kontrol edeceklerdir. mercimek ve nohut: Diğer mahsuller grubuna giren ürünler ise antepfıstığı. Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’na göre. mısır. belirtilen bu yerlerde oluşturulan harmanları ölçmek suretiyle vergiyi tespit edec ektir. çeltik. Belediyeler ile muhtar ve ihtiyar heyetleri bu beyanların doğruluğunu araştırmakla da yükümlü tutulmuşlardır. Mükelleflerin bu yerlerden başka yerlere harman ve yığın yapması yasaklanmıştır. pamuk ve zeytindir. Beşinci bölüm verginin tarh ve tahsiline ilişkindir. köylerde muhtar ve ihtiyar meclisleri her mahsul yılı. Dördüncü bölüm alınacak vergi oranları ile ilgilidir. nakden alınacak vergiler ise % 12 üzerinden alınac aktır5 . mısır darı ve ç eltik haric indeki hububatın ölç ülmesi suretiyle. kazalarda kaymakamın tayin ettiği bir ölçme memuru ile bunun yanında şehir ve kasabalarda belediyenin mahalle işleri ile görevlendirilen kişi ve köylerde de muhtar veya ihtiyar mec lisi azasından birinin katılımıyla oluşturulacağı belirtilmiştir. Tahmin kolları da benzer şekilde oluşturulmuştur. ç avdar.

Çünkü Toprak Mahsulleri Ofisi. Vergileri nakden alınacak ürünlerin ortalama değer fiyatı vilayet ve kaza merkezlerindeki belediye meclislerince belirlenec ektir. kuraklık. Yedinc i bölümde mükelleflere açık olan kanun yolları gösterilmiştir. Türkiye Ş eker Fabrikaları Türk Anonim Şirketi satın aldığı afyon ve panc ar mahsulüne ait vergileri müstahsile yapac akları ödeme sırasında bunların alac aklarını kesmek suretiyle tahsil edeceklerdir. . Ölçme kolları tarafından tespit edilen mahsullerde ölç me işleminden ödeme zamanına kadar geçen süre içinde sel. Daha önc e mükellefler tarafından beyan edilen ürünlerin kontrolü esnasında tahmin kollarınc a belirtilen mahsul miktarına üreticilerin itiraz edebilme hakkı saklı tutulmuştur. Afyon. İtiraz halinde aynen ödenmesi lazım gelen vergi zamları itiraz neticelene kadar saklanmak üzere köylerde ihtiyar meclisine tevdi edilecektir. Anc ak bu ikinc i tahminde verilen karar kesin olac aktır. Belirtilen yerlerden başka yerlerde harman ve yığın edilen mahsullere ait vergiler % 50 zamlı ve yine ölç ülmeden evvel harman ve yığın yerlerinden kaldırılan mahsullere ait vergiler bir kat zam ile tahsil olunacaktır. beyan haric inde kalan istihsal yerlerine düşen vergileri % 20 zamlı olarak alınacaktır. panc ar ve tütün mahsullerinin vergisi ise bunların dışında tutulmuştur. köylerde ihtiyar meclislerine itiraz edebilme hakkına sahiptirler. Mükellefin isteği doğrultusunda başka bir tahmin kolu bu iş için görevlendirilerek en geç 15 gün içinde yeni bir tahmin yapması istenecektir. Belediye Meclisi toplantı halinde değilse belediye enc ümeni tarafından fiyatlar tespit edilecektir. Altınc ı bölüm uygulanacak müeyyidelere ayrılmıştır. yangın. Mükellefler geçici olarak köy ambarlarına teslim ettikleri vergileri bu ambarlara teslim tarihinden itibaren iki ay içinde kendi vasıtaları ile teslim yerlerine götürmekle zorunlu tutulmuşlardır. Tütünün vergisi de İnhisarlar İdaresi tarafından tahsil olunac aktır. Bu vergi zamanı Maliye Vekâleti’nce tespit edilmek şartı ile iki eşit taksit olarak tahsil edilec ektir. fazla mesafede ise fazla mesafe iç in kilometre başına iki para hesabıyla nakliye ücreti verilecektir. İstihsal yerleri hakkında yanlış ya da eksik beyanda bulunan mükelleflerin. Tahmin esnasında orada bulunmayan mükellefler tahmin yapıldığı tarihten itibaren 5 gün içinde yazılı olarak şehir ve kasabalarda belediyelere. miktarı beyan ile tespit edilen mahsulleri ise idare heyetlerinc e belirlenen tarihlerde daha önce kendilerine bildirilen yerlere kendi vasıtaları ile teslim etmeye mecbur tutulmuşlardır. Vaktinde ödenmeyen vergi borçları hakkında Tahsil-i Emval Kanunu uygulanac ağı hususuna değinilmiştir. Eğer teslim yeri köy ambarlarına 25 km. dolu.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 223 tespit edilen mahsullerde en geç ölçme işlemini takip eden gün içinde geçici olarak köy ambarlarına. bulaşıcı hastalıklar gibi sebepler dolayısıyla mahsulün en az dörtte bir derecesinde zarara uğradığı belirlenirse mahsule ait vergilerde de zarar derecesine göre alınacak vergi kısmen ya da tamamen silinebilec ektir. Zamanında tahsil edilmeyen ayni vergiler % 25 zam ile taksit müddetleri iç inde ödenmeyen nakdi vergi borç ları ise % 10 zam ile tahsil olunac aktır.

Filhakika bu kadar geniş bir sahada müessir bir murakabenin tesisinde karşılaşılan müşküller yenilememiş. Resmi Gazete. 5423:5241-5244. M. Bu itibarla yüz bine yakın bize verilen rakama. 1943: 73) kanunun uygulanma sürec inde görevli olan memurların yetersizliği ilk dikkati çeken hususlardan biri olmuştur (Ulus. adedi yüz bini bulan bir muvakkat memur kadrosunun teşkilindeki müşkülât dolayısıyla iyi işleyemedi.. D. zihniyetleri vardır.6. liyâkatli memur bulunmamasından dolayı 4429 sayılı kanun tatbikatta umulan neticeleri verememiştir. C. bin nazariye çok güzel olan bu ölç ü sistemi bir defa istilzâm ettiği geniş memur kadrosu. Eskişehir Mebusu Emin S azak daha 1943 yılındaki meclis müzakeresinde bu konudaki endişesi şöyle ifade etmiştir: “S onra harman meselesinde sakat şeyler gördüm.7. Bu kadar büyük arazinin üzerinde yetersiz memur kadrosunun layıkıyla denetim yapması mümkün olamadığı gibi harman ve yığınların oldukç a geniş bir arazi üzerine yayılması var olan sıkıntıyı daha da artırmıştır. köylüyü dağ başında harmanı beklemeye icbar etmekten kötü şey yoktur. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi’nin kabulünden hemen sonra özellikle ölçme memurlarının seçiminde çok itinalı davranılması gerektiği üzerinde durulmuşsa da (Doğukan. Bu zihniyet dâhilinde yetişmeyen memurlarla işi yürütmek pek güçtür. C. bunu yapacağına harmanını ateşleyiver daha iyi.1943. çalılık ve yolsuz yerlerde. arkadaşlar. fukara köylülere harmanını falan . Gerçi 3-5 gün amma. KANUNA YÖNELİK ELEŞTİRİLER VE ÜZERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER 1943 yılında kabul edilen 4429 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi’ne yönelik eleştiriler. 7. Ş. Yeni bir kanun tasarısı hazırlanmasının nedeni olarak eski kanunda var olan yanlışlıklar gerekçe gösterilmiştir. Muvakkat Encümeni M. 19. İkinc i bir muvaffakiyetsizlik unsuru da 34 500 küsur köyde fiili bir murakabe tesisi hususundaki imkânsızlıktır. Tertip. 4.3.6. Sayı.9. göre 93 746 adet. 22 Ağustos 1943). Köylü vergisini verebilmek iç in harman başında nöbet tutmak durumunda kalmıştır. C.24: 1323).. Düstur 3. işte ölç ü sisteminin bünyesinde taşıdığı ilk mahsur bu olmuştur.7. ehliyetsiz memurlarla murakabesiz iş görmek mecburiyetindeki kanunu işlemez bir hale koymuştur” (TBMM ZC. buraya taşıtmak. Hele onu şuraya.4. Devren’in konu ile ilgili görüşleri şöyledir: “…Arkadaşlar.1944:78-79). S on bölümde Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun uygulamasında görev alacak kadrolara ilişkin hükümlere ayrılmıştır (TBMM ZC. Bilhassa dağlık.1943: 20-38. Memurların da kendilerine göre bir yetişme tarzı bir disiplin nizamı. kanunun yürürlüğe girmesiyle beraber başlamıştır. Her türlü izâhtan vârestedir ki bir anda yüz bin memur yaratmak fevkalâde müşkül bir ameliyedir.224 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S ekizinci bölümde alınacak verginin kesinleştiği tarihi takip eden mali yıldan itibaren 5 sene zarfında tahsil edilmeyen vergilerin asıl ve zamları zaman aşımına uğrayacağı hükmüne yer verilmiştir. D.

1944:193). C. D. Tertip. C. % 100 vergi harmanda tahsil edildiği halde idare âmirleri uzun müddetler tayin ederek müstahsilleri bekletip ızrar etmiş bulundular” (TBMM ZC... 19.7.1943:16)... mültezimler kordu . Bir tarafta harman beklerken öbür harmanı domuz yer veyahut başka bir ziyana maruz kalır.. C.9.4. Hele bu sene mahsul biraz da İnşallah bereketli olursa ölç me işi güç olur.7. Devletin hakkını memur veya muhtar alır. D. D. Korkarım ki geç en senenin lâ-kaydisi yerine bu defa da bilhassa kazalarda idare âmirlerinin fazla gayretkeşliğine uğramayalım ki bazen bu gayreti gadir derecesine varabilir. Erzincan Mebusu Feyzi Kalfagil’in 4553 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun Meclis görüşmelerinde yaptığı konuşmayla doğrulanmıştır. bence. D. yani kanun ve kararnamenin derpiş ettiği şekilde % 75.4.9.7. C. C. 6 4553 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun TBMM’nde yapılan birinci müzakeresi için bkz..” (TBMM ZC.1944. Yani idare âmirleri. Isparta Mebusu Kemal Turan ise 1943 yılındaki verginin başarısız olmasının sebeplerinden birini şöyle açıklamıştır: “Geçen sene kanunun muvaffak olamamasının sebeplerinden birisi de.9.1944: Sayı 5693. D.1944. 4. TBMM ZC.4.4. Bunu ya kanundan büsbütün ç ıkaralım veyahut kanunda tasrih edelim ki günü gününe ölç ülebilsin” (TBMM ZC. değil. Hiç olmazsa ölçme meselesi gecikmez.1944:259-272).6. Her köyde -eskiden adına muaşşir denirdi. “Malûmu âlileri geçen sene ölçü esasına istinat eden bu vergilerin tarh ve cibayetinde. diye müdahale etmek doğru değildir.3. 19. bu işin başıboş kalmasından ileri gelmiştir. Görülen aksaklıkların giderilmesi için eski kanun maddelerinde birtakım değişikliklere gidilerek oluşturulan yeni Toprak Mahsulleri Vergisi Kanun Layihası Meclise sunulmuştur.9. Binâenaleyh diyoruz ki.7. D.9. D.4. Emin S azak’ın endişesinin yersiz olmadığı. TBMM ZC. 21. C. . 22.25: 294-306. C. İkinci müzakerenin yapıldığı 26 Nisan 1944 tarihinde ise 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu kabul edilmiştir ( Resmi Gazete 28.. Bu kanunun TBMM’ndeki birinci müzakeresi 19-22 ve 24 Nisan 1944 tarihlerinde yapılmıştır6 .7. 24.1944. üç dört tane de ölçücü insanlar kor. yürütmezlerse ceza göreceklerdir. Binâen-aleyh Vekâletimizden ve Hükümetten birinci ricam. 24. D.7. C.4. idare âmirleri bu işin başlıca mesulüdür.9. bilhassa idare amirlerince bu işin bir adalet meselesi olduğunu ve köylünün verebileceği miktarı almak lâzım geldiğini iyic e duyurmak ve anlamak.9. Düstur. TBMM ZC. 293 olumlu oya karşı 161 kişinin oylamaya katılmadığı dikkati ç ekmiştir (TBMM ZC. (TBMM ZC. TBMM ZC.. 26.7. 3.4.9. Yürütürlerse mükâfat görec ekler.1944). D. her köyde % 8 alac ak bir memur olmalıdır bence. Cumhuriyet. 20.4..7. 1944. Ş imdi bunun aks-ül-ameli hepimizde vardır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 225 yere getir. Azalar da ic abında ölçerler..1944: 71-72). 4.7. 27 Nisan 1944). C. Bunu heyeti ihtiyariye ye yaptırır ve dört köyün başına bir kontrol kor. C.. bunu yalnız bir vergi mevzuu sayarak mal müdürüyle ve mal müdürünün zayıf kadrosu ile onun tedarik edebileceği zayıf insanlarla köylüyü baş başa bırakmıştır.bunun gibi.

Binaenaleyh tahmin sistemine mürac aat bir zaruret olarak belirmektedir”. Ahmet Emin Yalman da Vatan Gazetesi’nde yayınladığı “Köy Âleminden Duyduklarım” adlı yazı dizisinde 1943 yılında kabul edilen verginin teşkilatındaki yanlış uygulamaları gezic i bir başmuallimin görüşlerine yer vererek aktarmıştır: “Tatbik edilen sistem ihtiyac a uygun değildir ve maksada kifayet etmesine ihtimal de yoktur. D. Cavit Oral’ın da belirttiği gibi en büyük değişiklik vergi toplama usulünde yapılmıştır.4. 2 Şubat 1944). Muvakkat Enc ümeni Mehmet Şinasi Devrin özellikle vergi toplamada tahmin yöntemini benimsemelerinin nedenini şöyle açıklamıştır:“…Ölçü sisteminden başka iki sistem hatıra gelebilirdi. Devren konuşmasının devamında yeni kanunda oluşturulan heyetlerde yer alan kişilerin özellikle ziraattan anlayan kişiler olmasına özen gösterildiğini belirterek masrafların da asgari düzeyde tutulması için ç aba harc andığını söylemiştir.. Tahmin ve iltizam sistemi üçüncü bir sistem kimsenin. D. Köylüyü boşuna güc endirmiştir.7. 7 Eylül 1943).4. 18 Nisan 1944).”(Vatan. hatırına gelmedi ve söylenmedi. “ Toprak Mahsulleri Vergisine Dair. Böylece önceki kanunda görülen aksaklıkların önüne geçilmek istenmiştir (Cumhuriyet.226 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S eyhan Mebusu Cavit Oral yeni kanunda görülen değişikleri şu c ümleleriyle özetlemiştir: “Bu kanunda geçen seneki kanuna nazaran değişmiş olan en bariz noktaları gerek verginin tarz ve cibayeti ve gerekse müstahsile itiraz hakkı verilmesi. İltizam sisteminin lehinde ve aleyhinde zannederim kâfi derecede konuşuldu. seciye ve vatanperverlik hislerine bırakılmış olmasıdır” (TBMM ZC.1944:65). Hububatın vergilendirilmesi harmanda ölç me yöntemiyle olduğu için ç ok sayıda ölç me ve tahmin memuru ile harman bekç isi bu iş için görevlendirilmek durumunda kalınmıştır. Ölçü memurlarının harman yerindeki murakabesi emniyetsizlik ifade eden bir usuldür.1944:79). vic dani mesuliyet hisleri harekete getirilseydi ve hisleri incitmeyecek şekilde umumi bir telkin ve murakabe sistemi kurulsaydı herhalde daha iyi netic eler alınırdı. 1943 yılında kabul edilen Toprak Mahsulleri Vergisi’nin toplanması hükümete pahalıya mal olmuştur.9. İş köylünün sütüne havale edilseydi. C. bu seneki.7. bu miktarın da geçen seneki masrafın neredeyse üçte biri kadar olduğunu önemle vurgulamıştır (TBMM ZC. Bu sistem de bertaraf edilince geriye tahmin sistemi kalıyor. . Bendeniz bu sistemin mahzurlarını tekrarı lüzumsuz görüyorum. 23 Mart 1944).. Bu verginin toplanması için harc anac ak masrafın 5-6 milyon olduğunun tahmin edildiğini. geçen seneki tarz ve cibayetinin yalnız memur kadrosunun iyi işlemesine terk edilmesine karşılık. bununda üç te biri tarh ve tahsil için harcanmıştır (İnci 2009:117). C. 19. (Ulus. 7 Esat Tekeli’nin tahmin yöntemi hakkındaki görü şleri için bkz. Bu nedenle yeni yasada ölçme yoluyla vergi toplama yöntemi yerine tahmin yöntemi7 benimsenmiştir (Akşam. Toplanması beklenen miktarın ancak yarısı kadar bir vergi toplanabilmiş. hususundaki değişikliklerdir.9. kanun müstahsilin ahlâk. Sonra bu kanunla geçen seneki kanun arasında en büyük ve dikkati çeken fark. 19. mesele tenevvür etmiştir.

fec i bir vaziyettedirler amma. odun kırdıran diye sokaklarda bağırarak dolaşırlar. senede anc ak 20 dönüm ekebilirler ve bunların ç ıkardığı mahsul kendisinin bir kaç aylık yemesine ancak kâfi gelir ve bunlar maişetlerini. insaf edin arkadaşlar. ayağında ç arığı olmayan. sana ne yaptı? Bu kaynak öyle bir mesnet öyle bir ihtiyat akçesidir ki.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 227 Gerçekten de 1943 yılında vergi toplamak için yapılan masraf 20. üstüne örtecek yorganı olmayan. Yavuz Abadan’ın yaptığı konuşmayı destekleyen bir başka konuşmayı ise Eskişehir Mebusu olan İ. Bunların vergisini arttırmak doğru değildir”. Ancak pek ç ok mebus bu kararın kabul edilmesine şiddetle karşı ç ıkmıştır.700.200. % 2 zam bazı arkadaşların nokta-i nazarına göre pek ehemmiyetli telâkki edilmiyor. Bu adam ayağına bir don bulmuşsa niç in onu yine ç ıplak bırakmaya ç alışıyoruz? Devlet % 8 i % 10 yaptığı vakit yemin ederim ki daha noksan alac aktır” (TBMM ZC. Daldal.100) dönüm arasında ekin eken kısım iç in kendi yiyeceği ve tohumundan gayri kalan nispet üzerine % 8 den % 10 a ç ıkarılmış olan bir verginin daha müessir daha kati tesirleri olacağı muhakkaktır.9. 1945 yılında da 7. bizde bizim çiftçiler 50 . yanında onlara o kadar acınmaz…” diyerek başladığı konuşmasına Maliye Vekiline hitaben devam etmiş ve şu sözleri sarf etmiştir: “Niç in artırıyorsun birader. D.1944:66). yoğunu her şeyini alac ağımız bir sınıftır.000 lira masraf yapılmıştır (Başar. işte bu vergi mevzuuna dâhil olan insanlardır. odunun üzerine başını koyup yatan kimdir dediğimiz vakit.. Emin Sazak bu isimlerden bir tanesidir: “Ben görüyorum ki bu hububat ekenler.000 iken yapılan değişiklikle 1944 ve 1945 yıllarında bu rakam aşağılara ç ekilmiştir. C. Ankara Mebusu F. bu verginin hâsılatı gayri safiyeden alındığını belirtmiş bu durumda özellikle icarla arazi ekenlerin mağduriyetinin bir kat daha arttığına işaret etmiştir. ayağında çarığı. Eskişehir Mebusu Yavuz Abadan da konu ile ilgili görüşünü şöyle dile getirmiştir: “Küç ük çiftçi yani ekseriyet itibariyle (30 .000. Bunu huzurunuzda tebârüz ettirmek için buraya çıktım.7. Arukan yapmıştır: “Bendeniz yalnız şunu söylemek isterim ki. 1945/1946:103). böyle değil- . Bu yeni kanunda alınan kararlardan birisi de vergi oranının %8’den % 10’a ç ıkarılmasıdır. her şeyi tükettiğiniz vakit varını. Sözlerinin devamında bir başka önemli noktaya da temas eden Arukan. Hakikat. bacağında donu olmayan. erbabı namustan olan memurlara ac ımamak elden gelmez. bacağında donu. başka zamanlarda amelelikle temin ederler? İşte pekâlâ görüyoruz ki. üstüne örtec ek yorganı olmayanların. bu fukaraların bir kısmı sırtında bir balta.000.100 dönüm yer ekerler dediler. Bunun da bilhassa. 1944 yılında 11.4. büyük bir kısmı az istihsal yapan küçük çiftçi sınıfından olduğu nazarı itibara alınırsa nispetin artırılması c ihetine gitmemek her halde daha doğru olac aktır”. 19. en sert eleştiriyi yapan mebuslardan biri olmuştur: “ Toprak mahsulleri vergisinin % 8 den 10 çıkarılması köylü için bir felâkettir. Yavuz arkadaşımız. Bizde öyle mıntıkalar vardır ki. çiftçilerin hepsi de öyledir ya.

sözlerinin devamında köylü üzerindeki bir başka yükün de ürettiği mahsulün mecburi mubayaa usulü ile satın alınması olduğunu hatırlatmış.. C. Mükellefiyet miktarına karşı anc ak mahallin en büyük mal memuru ile birlik namına mümessiller itiraz edebilme hakkına sahiptir. Diğer ürünlerin vergilendirilmesi aynen önc eki ka8 Her şehir. Arz ederim bu alınacak olan 10 da iki beş vardır. 1944:169-172). D. 4. (Düstur.9. Bunu içimizde bilmeyen varsa ben yalan söylemiş olayım. 4429 sayılı kanunda vergisi aynen alınac ak ürün grubuna giren kuru üzüm. Esasen bir köylü ekmiş olduğu tohumuna karşı bire beş almaktadır. köy veya çiftlik bir birlik olarak de ğ erlendirilmiştir. Yiyeceğini.228 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 dir. 3. Bu heyetler biri memur ikisi ziraat erbabı olmak üzere üç kişiden oluşmuştur. 22. Çünkü % 2 kendi malıdır. Verginin % 10’dan % 8’e indirilmesi için Eskişehir Mebusu Emin Sazak ve arkadaşlarıyla Kırklareli Mebusu Zühtü Akın ile Konya Mebusu Şevki Ergun takrir sunmuşlar ise de yeterli çoğunluktan olumlu oy alamadıkları için bu takrirler dikkate alınmamış ve madde meclise sunulduğu şekliyle kanunlaşmıştır ( TBMM ZC. Yeni kanun ile vergilerin toplanabilmesi için önc elikle vilayet ve kazalarda tahmin komisyonları oluşturulmuştur. Daldal. Verginin miktarını belirlerken. bu usulün kaldırılması durumunda köylünün %10 ya da % 12 oranında vergi verebileceğine dikkat çekmiştir (TBMM ZC. tamamıyla aksinedir. Bu vergiyi 8 yerine 10 almak demek köylünün zaten taşıyamadığı yükü bir kat daha artırmak demektir” diyerek. Bu iyi senelerin vasati verimi böyledir. 4. (Doğru sesleri) Bu % 2’nin bütçeye yapacağı 30 milyon tesire mukabil köylüye yapacağı tesir 300 milyondur.. Tertip. belirtilen bu dört ayrı rapor ve beyannameyi dikkate alarak olası bir yanlışlığa mahal vermeyerek en doğru vergi miktarını belirlemeyi amaçlamışlardır. bunu bir rapor olarak Tahmin Komisyonuna sunmuşlardır. Oluşturulan bu komisyonların teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından Vukuf (bilirkişi) heyetleri atanmıştır.25: 296-299).7. 22.40 dönümdeki mahsulünden temin edecektir. C. Tertip. Tohumudur. Vukuf Heyetleri tahmin komisyonlarınca kendilerine bildirilen istihsal yerlerine giderek her birliğin8 fiilen elde edebileceği mahsul miktarını tahmin ederek. 1944:181).7. kasaba. Bu durumda Tahmin Komisyonu mahsul miktarı hakkında karar vermek üzere bir başka hakem heyetini görevlendirerek mükellefiyet miktarını kesin olarak karara bağlamaktadır (Düstur. mahsul beyannameleri ile Vukuf Heyeti’nce yapılan tahmin raporlarını değerlendirmeye alarak kararını veren Tahmin Komisyonları. Binâen-aleyh % 8 alındığı takdirde bile yine köylü % 10 veriyor demektir. kuru inc ir.25: 296) . 3. D. Her birliğ i temsil içinde bir mümessil seçilmiştir. fındık ve antepfıstığının 4553 sayılı yeni kanunda vergisinin nakden alınmasına karar verilmiştir. Maliyece yapılmış tetkik ve kontrolleri. Cilt.9. Çünkü bir senelik emeğini ekmiş olduğu 30 . giyec eğini ve devlete vergisini ondan verecektir. konuya ilişkin görüşlerini ileri süren F. Cilt. mükellefler tarafından yapılan beyanları.

3. bu mahsuller memleket dışına ç ıkarılırken gümrüklerde ihraç olunan miktar üzerinden tahakkuk ettirilerek ihrac atç ılardan nakden ve % 11 olarak alınacağı hususuna açıklık getirilmiştir (Düstur.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 229 nunda olduğu şekilde devam ettirilmiştir. TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİNİN KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Halk arasında “Yeşil Ekin Vergisi” olarak da anılan bu vergi köylüyü zor durumda bıraktığı gibi uygulamasında da hatalar yapılması köylüleri ç ileden ç ıkarmıştır. Tasviri Efkâr Gazetesi’nde yer alan konu ile ilgili bir yazıda. Köylü bu durumda vergisini ödeyebilmek için öküzünü. kısrağını. Bir taraftan ekmek bulamayan halk. öküzünü. Yeni kabul edilen kanunla yapılan değişikliklerden bir diğeri ise köy ambarlarına ürün teslim uygulamasına son verilmiş olmasıdır. 1996: 102). gıdasını teşkil eden buğdayını. 2009: 230-232). silo yeterli olmadığı iç in istasyon civarlarında yol boylarına hububatların yığıldığı olmuştur. Bunun yanı sıra toplanan buğdayların depo edilebileceği depo. Cilt 25: 300-301. Cilt 25: 301-302). Bunun yanı sıra istihsal yerleri hakkında eksik beyanda bulunan mükelleflerin beyan haricinde kalan istihsal yerlerine düşen vergileri % 20’den % 50’ye çıkarılmıştır. Antepfıstığı.Tertip. arabasını. Basında da sıklıkla bu konu işlenmiştir. (Ökte 1951:201) . Kanuna göre mükellefler aynen ödemekle yükümlü oldukları vergileri Tahmin Komisyonları’nın belirttiği tarihlerde teslim yerlerine kendi vasıtaları ile getirerek teslim etmeleri uygun görülmüştür. diğer tarafta yanlış uygulamalarla değerlendirilemeyen hububat köylünün yönetime karşı büyük tepki göstermesine neden olmuştur.316 itiraz dilekçesi verilmiş olup bu dilekçelerin 16. tam bir hürmet ve teslimiyetle atını. Daha bu kanunun kabulünden hemen sonra 9 Bu vergi dolayısıyla 24. Kimi zaman rüşvet alarak vergi miktarını düşük belirleyebilen görevli memurların. kimi zamanda üreticinin tarlasında ürettiğinden fazlasını vergi miktarı olarak tespit ettiği görülmüştür9 . kuru inc ir ve kuru üzüm mahsullerinin vergisi. Önceki kanunda kesinleştiği tarihi takip eden mali yıldan itibaren 5 sene zarfında tahsil edilmeyen vergilerin zaman aşımına uğrayacağı hükmü bu kanunda 3 yıla indirilmiştir (Düstur. 28 Mayıs 1943).Tertip. Bunların düzenli sevki zamanında sağlanamadığı için yağışlar nedeniyle ç ürüdüğü dahi görülmüştür. O döneme tanıklık edenler. Köye Doğru 1944:2). Aç lık nedeniyle küspe yemek durumunda kalanların olduğuna benzer anlatımlarda rastlanmaktadır (Kocabaş. vergi miktarını belirleyen memurların keyfi tutumlarından şikâyetçi olmuşlardır. hayvanların yemlerini hatta yarınının ihtiyac ını karşılayacak tohumunu bile veren köylünün bu vergiyi vermek durumunda bırakılmasının sakıncalarına değinilmiştir (Tasviri Efkâr.816’sı vergi fazlalılığ ına aittir. 3. fındık. Bu dönemde halk arasında açlıktan ölenler bile olmuştur (Karpat. Köylüler en ç ok. bahar gelinc e köylülerin tarlalara koştuğunu ot toplayarak yemek yaptıklarını hatta buğdaylar daha olgunlaşmadan başaklarının ateşte pişirilip danelerinin yenmeye başladığını anlatmışlardır. tarlasını satılığa ç ıkarmak durumunda kalmıştır.

500. (1974:352).9. O halde toprak mahsulleri vergisi cibayeti geçen seneden başlamaz daha bir. Şener.230 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S elahattin Demirkan olacakları görürc esine Köye Doğru dergisinde. Hükümet tespit ettiği vergiyi toplayamadığı gibi savaş yıllarında uygulamaya koyduğu köylüye yönelik politikaları nedeniyle de kırsal kesimi karşısına almıştır. Önder ise bu verginin hazineye sa ğladığı gelirin 1943. Boratav 1984/85:46). % 12. Zaten her kanunun en önemli tarafı tatbik işleri değil midir? Memur zihniyeti ile halk menfaati veyahut realitelerin mantıkı birbiri ile en fazla ve her vakit çarpıştığı memleketimizde. Toprak Mahsulleri Vergisi ile 1943. 47. 1944 ve 1945 yıllarında toplam 319 milyon lira vergi gelirinin toplanması öngörülürken. 19. tarzında. 1943 ile 1946 yılları arasında tahmin edilen rakamın anc ak % 73’üne karşılık gelen 233. C. 16 Mayıs 1943) Ökte toplam geliri 229. 1989:151). iki sene evvel başlar” (TBMM ZC. Seferberlik havasında geçen bu dönemde köylü savaş ekonomisinden yararlanmak şöyle dursun üzerine yüklenen bu ağırlığın altında ezilmiştir (S ertel.1944: 67). geçen seneler zarfında gördüğümüz. Yerasimos. 1945/1946: 100.6milyon.214 lira olarak belirtmiştir (1951:201). Timur 2008:207). Boratav bu rakamın 192 milyon lira oldu ğ unu dile getirmiştir. 1982: 396-397.9. Bu karşıtlık ç ok partili siyasi yaşama geçildikten sonra da etkisini sürdürmüştür (Tezel. Ancak toplanması beklenen % 10’luk gayri safi tarımsal üretimin ç ok altında bir orana ulaşılabilmiştir (Tezel. 1968: 239.. diyec ek kadar şimdiden iç imizde ürpermelerin bulunduğunu söylemekte bir mahzur görmüyoruz” (Demirkan. ”Tahsildar Baskısı ile Jandarma Dayağı” o günleri anlatmak iç in sıkç a kullanılan ibarelerden biridir (Cem. S ivas Mebusu Abdurahman Naci Demirağ köylünün tepkisinin bu verginin ç ıkışından çok daha öncesine dayandığını şu sözleriyle dile getirir: “Toprak mahsulleri vergisi 4429 numaralı kanunla 1943 senesinde başlamıştır. üretimi azalan ve sadece geç imlik 10 Vergi geliri ile ilgili verilen rakamlar birbirinden farklılık arz etmektedir.000 TL toplanabilmiştir (Başar. 1989:311. işittiğimiz vaka’lardan o kadar yılmışızdır ki bunların bu sene de tekrar edilmemesi için elimizden gelse hayatımızı feda etmeye hazırız.2 milyon ve 66. kanunun tatbikatına ait meselelerin hallindedir. 1943:3). D. köylüden derlenmesi sırasında uğranılac ak bir takım mahalli zorlukların ortadan kaldırılması işlerinde. Sadece 1943 yılı için 150 milyon liralık bir gelir elde edilmesi beklenmesine karşılık umulan miktara ula şılamamıştır (Vakit 16 Mayıs 1943. Bu vergi uygulaması ile büyük ve küç ük ç iftç i arasındaki fark gözetilmemiş olduğu için. verginin cibayeti. 1944 ve 1945 yılları itibariyle 59. 2004: 90) 10 . S avaş yıllarının bu olağanüstü koşullarından geniş halk yığınları fakir ve aç olarak ç ıkmışlardır.8 milyon lira oldu ğ unu bu vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki oranlarını ise sırasıyla % 7.% 5. Toprak Mahsulleri Vergi hâsılatı 1943-1946 arasında hükümetin ve il özel idare bütç elerinin toplamının % 5 ile % 7’sini oluşturmuştur.7.4.7. kanunun uygulanmasına yönelik kaygılarını şöyle dile getirmiştir: “Asıl korkumuz. 1982: 396-397). Anc ak ondan daha iki sene evvel doğrudan doğruya müstahsili c ebri satışa tabi tutmaklığımız ve cebri satış fiyatıyla piyasa fiyatı arasındaki farkın mevcudiyeti o günden itibaren müstahsilleri toprak mahsulleri vergisini ödemeğe zımnen icbar etmiş vaziyettedir.8 olarak ifade etmiştir (1988:120).130. .

21 Mayıs 1947 tarihinde Mecliste yapılan görüşmede 302 kabul oyuyla Toprak Mahsulleri Vergisi’nin bakiyeleri de affedilmiştir (TBMM ZC.5.21. 1974:352. SONUÇ II Dünya Savaşı yıllarının olağanüstü koşullarından ç ok etkilenmemek iç in. Ancak ilerleyen zamanda.1946 tarihinde Toprak Mahsulleri Vergisi bakiyelerinin affedilmesi iç in verdiği teklifin gerekçesini şöyle açıklamıştır: “Yaptığım incelemeye göre. Anc ak Toprak Mahsulleri Vergisi’nin kaldırılması bir kısım köylüyü rahatlatmış olsa da. D.5. O dönemde özellikle büyük kentlerin ve ordunun iaşe ihtiyacının karşılanması ciddi sorun teşkil etmiştir. C.1.7. 18.8.12. 21. C. kendi tespit ettiği fiyatlar üzerinden köylünün hububatını satın almaya başlamıştır. 23 Ocak 1946’da yapılan Meclis görüşmesinde ise kanun 1.. hükümetler çeşitli önlemler almışlardır. Bu nedenle Seyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu ile Çorum Mebusu Nec det Yücer. Çorum Milletvekili Nec det Yüc er 9.1.21. D...5. 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun kaldırılması iç in mec liste ilk görüşme 18 Ocak 1946 tarihinde yapılmıştır (TBMM ZC. 1944: 51). 1983:210). Bu yüzden «Tahsili Emval Kanunu» gereğince haciz muamelesi tatbik olunmakta ve esasen yoksul ve muhtaç itibariyle borçlarını ödeyemeyen bu vatandaşların takip ve tazyik edilmesi ciddî güçlüklere sebebiyet vermektedir. ödemek zorunda olduğu vergi borç ları bulunan köylülerin rahatsızlığı devam etmiştir.8.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 231 üretim yapan küç ük köylü bu verginin ağırlığını en çok hisseden kesim olmuştur (Boratav.5.1946:91-92). savaş koşullarının yarattığı ruh hali ile mallar stoklanmaya başlanmış bu da beraberinde karaborsayı getirmiştir. en ç etin yurt hizmetlerine büyük feragatle koşan müstahsilimizi sevindirecek ve bahusus yoksul ve muhtaç köylü oc aklarını feraha kavuşturac aktır” (TBMM ZC. Verginin gayri safi hâsılattan alınıyor olması ile depremden zarar görenler dışındaki mükelleflerin asgari ihtiyaç larının dikkate alınmaması da en çok eleştirilen bir diğer husustur (Kuyuc ak. D. Her ne şekilde olursa olsun tasfiyesine gidilmesi hiç bir suretle müspet bir sonuç vermeyec ek olan Toprak Mahsulleri Vergisi bakiyelerinin affedilmesi. 21.1946 tarihinden geçerli olmak üzere kaldırılmıştır (TBMM ZC. Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun Kaldırılması Hakkındaki Kanuna ek olarak kanun teklifinde bulunmuşlardır. Hükümet bu kez karşı karşıya kaldığı iaşe sıkıntısını gidermek iç in. Bu sorunun ç özümünde köylüden yardım istenmiş ve zirai seferberlik başlatılarak üretimin artırılmasına ç alışılmıştır. D. Refik S aydam Hükümeti döneminde uygulamaya sokulan sıkı ekonomik tedbirler ile fiyatların yükselişi bir nebze olsun durdurulabilmiş iken S araç oğlu Hükümeti döne- .7. Keyder-Birtek. gerç ekten köylü ocaklarımızın takriben % 15 – 20’ si bu artıkları ödeyemeyec ekleri gibi ödeyebilmelerine de maddeten imkân mütalâa edilememektedir.1946: 74-76). C.1..1947:200-202).. C. 23. S eyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu da köylünün kalan borc u ödeme durumunun olmadığını bu nedenle köylünün daha fazla ıstırap çekmemesi için böyle bir teklifte bulunduğunu ifade etmiştir.1947: 74-76).

Bunun yanı sıra. Bu dönemde emeğinden. büyük oy potansiyeline sahip olan köylünün desteğini arkasına almak isteyen Demokrat Parti’nin de bu durumu sıklıkla Cumhuriyet Halk Partisi’ne hatırlattığı görülmüştür. Büyük ç iftç i % 25 Kararı uyarınca ürettiği ürünün belli bir kısmını devlete teslim etmiş olsa da elinde pazara çıkarabileceği ürün kalmıştır. Bu durumda ürün miktarını tahmin eden görevli memurların hatırı sayılır bir payı olduğunu söylemek sanırım yanlış olmayac aktır.232 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 minde bu tedbirlerin esnek hale getirilmesi. omuzlarına yüklenen bu yükün ağırlığını uzun süre unutamayacaktır. % 25 Kararı ile köylü üretime teşvik edilmek istenmiş ise de bu durum tamamıyla küçük ve orta köylünün aleyhine işlemiştir. çok fazla görevli ile verginin toplanmasına ç alışılması. Ancak. Bu koşullar altında 1943 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu ile köylü kesimi vergi ödemek durumunda bırakılmıştır. Vergi toplama işinin çok planlı programlı yürütülememesi. Buna karşın. savaş yıllarında kendisine uygulanan diğer politikalar ile beraber değerlendirmiştir. . 1944 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi’nde değişikliklere gidilerek 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu kabul edilmiştir. tahmin ve ölçme işleminde yapılan hatalar ile ürünlerin sevkiyatının düzenli olarak sağlanamaması gibi nedenlerle vergi toplama işinde başarılı olunamamıştır. küç ük ve orta çiftçinin değil pazarda satac ağı ürün. Kısac ası. işgücünden. öngörülen miktarda toplanamayan verginin önemli bir bölümünün de masraflara gitmesine sebep olmuştur. köylü Toprak Mahsulleri Vergisini tek başına değil. Tüm bu aksaklıklardan hareketle. Ancak bu kanunda özellikle vergi miktarında yapılan %2’lik artış büyük tepkilere neden olmuştur. devletin uygulamaya koyduğu hububata el koyma politikası gereğince çok düşük rakamlara ürününü devlete teslim etmek durumunda bırakılmıştır. ürününden olabildiğince yararlanılan köylü. Bu ortamda köylü ürettiği hububatı pazarda ç ok yüksek rakamlara satma olanağına sahip iken. Çok partili siyasi yaşama geçilmesiyle birlikte. büyük ve küçük çiftçi ayırt edilmeden yürürlüğe sokulan bu kanunun uygulanmasındaki hatalar köylüleri perişan etmiştir. geç imini temin edec ek kadar bile ürünü elinde kalmamıştır. fiyatların inanılmaz derecede yükselmesine sebep olmuştur. Kalan mahsulü yüksek fiyatlarla satan büyük ç iftçi büyük paralar kazanma şansına sahip olmuştur.

İçtima. İnikat (21. Devre.7. -Resmi Gazete. Ankara.12. 46 İnikat (21. 5423. İçtima.1.1946).6. III. Cilt.IV Ziraat Sahasında”. Samet (1940). 9. 25.4 (33):352-355. İnikat.4. Devre.Yapıt (8): 44-51. Cilt.4417. 21. Cilt. Siyasi İlimler. -Clark. -Başar. “Savaş Yıllarının Bölüşüm Göstergeleri ve “Rantlar” Sorunu”. İnikat (18.1944). Ed. “1942: A’ dan Z’ ye Bozuk Devlet’in Yeniden Yapılanması Girişimlerinin Yükselişi ve Düşüşü”. 27. 8 1942. II. -Resmi Gazete. 9. Cilt. Gazeteler -Akşam -Cumhuriyet -Son Posta -Tan -Tasviri Efkâr -Ulus -Vakit -Vatan IV. Şevket Süreyya (1999). -Boratav. İkinci Adam 1938-1950.7. Ahmet Hamdi (1943). İçtima. Devre. İçtima. 1943. İstanbul: Cem Yayınevi.3. İnikat (23. 5. -TBMM Zabıt Ceridesi. -Boratav. İçtima. Cilt 25. Edward C (1984/85).1. 48. -TBMM Zabıt Ceridesi.63. 62. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası. 26. Cilt. F. “Köyde Geçim”.1. 6. 1. “Milli Korunma Kanunu Tatbikatı. 49. 5693.4. 9. İstanbul: Arkadaş Basımevi. Cilt. Devre. Cilt 24. Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi. İnikat (4.7.1944. İstanbul: Gerçek Yayınevi. -TBMM Zabıt Ceridesi. 3. Devre.1943). Arşiv Belgeleri -Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi. 44 İnikat (19. -TBMM Zabıt Ceridesi. -Aytekin. Devre. İçtima. -TBMM Zabıt Ceridesi.1. İsmail (1989). Cilt. Suat (1945/1946). Devre.1. Devre 6. İnikat (20.1.7. İçtima. 7. Kitap ve Makaleler -Ağaoğlu. Yıl. İnikat (26.1944).7. 28 4.4.5173. (18. İnikat (22. Sayı. Ayman Güler. -Resmi Gazete. -Aytekin. Sayı. -Başar. İçtima. Cilt. Davalarımız. -TBMM Zabıt Ceridesi. Remzi Kitabevi. Açıklamalı Yönetim Zamandizini 1940-1949. 9. Sayı. -Cem.1946). Korkut (1974). “Köylerin Bugünkü İaşe Durumu”. 21.7. 47. 9.1. İçtima 3.1.2 (1-4): 88-107. Halil (1943a).1940. -Çınar. . İçtima.1. 100 Soruda Devletçilik. Yapıt (8): 29-43. İnikat (24.1944). -TBMM Zabıt Ceridesi.1944). -TBMM Zabıt Ceridesi. Resmi Yayınlar -Düstur. Yurt ve Dünya C. Cilt. -Aydemir.1. Halil (1943b).4. Devre. 45. C. -Resmi Gazete.1.18.7. Devre.5.4. Cilt. -TBMM Zabıt Ceridesi. “Türk Varlık Vergisine Yeniden Bakış”.4. Tayfun (2008).7.7. İçtima.1947). 9. Cilt.2/ 99.1940). Devre. Yurt ve Dünya (36): 486-490. 8.1944).1.1944). 27. -TBMM Zabıt Ceridesi. “Toprak Mahsulleri Vergisi Kalkınca”.1. Sayı. 10 (116): 405-408. -TBMM Zabıt Ceridesi. -Düstur. 33.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 233 KAYNAKÇA I. Korkut (1984/85).8. 30.

Türkiye’de Milli Şef Dönemi (1938-1945). Uluslar arası Sosyal Araştırmalar Dergisi. Türkiye’de Tarımsal Yapılar (1923-2000).4 (94): 2 -Tökin. -Timur. Zekeriya (1968). -Öztürk. İstanbul: İletişim Yayınları. T. Dost Kitabevi: 191-220.3 (72): 3-4. Esat (1943). “Hangi Köylü Zenginleşiyor”. -Keyder. “Toprak Mahsulleri Vergisi”. -Toprak Mahsulleri Vergisinin Tatbikatına Ait Mühim Bir Tamim” (1944). M. “Köylü Zengin mi Oldu. “1923-1960 Döneminde Türkiye’de Tarım Faaliyetleri Üzerinden Alınan Vergiler”. İsmail Hüsrev (1943). Köye Doğru (83): 8-9. Ankara: Yurt Yayınları. İzzettin (1988).Yurt ve Dünya (20): 293-296. İstanbul: Bayrak Yayıncılık. Faik (1951). Çağlar-Birtek. “II. Türk Devrimi ve Sonrası. .3 (59): 4. Hüseyin Avni (1942b). -Karpat. Köye Doğru. Hatırladıklarım (1905-1950). Ankara: Yurt Yayınları: 98-112. -Sertel. -Irmak. Suphi Rıza. Hazım Atıf (1944). “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Tarım Politikası Arayışları”. “Toprak Mahsulleri Vergisi”. Yoksulluk mu Çekiyor”. Şevket (1988). Cemil (1996).4(11): 145-158. -Tezel. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı. İbrahim (2009/1). Memleket (3): 72-73. Faruk (1983).234 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -Demirkan. “Cumhuriyet Döneminde Tarım Kesimine Uygulanan Vergi Politikası”. İstanbul: Belge Yayınları. Türk Ekonomisi Yıl 1 (1): 25-27. İstanbul: Afa Yayıncılık. -Doğukan. Volume 2/9: 319-325. “Köylüyle Kim Alay Ediyor”. “Toprak Mahsulleri Vergisi ve Hükümet Hisseleri”. Taner (2008). İstanbul: Nebioğlu Yayınevi. Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Karaborsacılık”. Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi: 109-130. İstanbul: Yaylacık Matbaası. Sadi (1942). -Pamuk. -Kocabaş. -Şanda. -Kuyucak. -İnci. -Kalkınan Türkiye (Rakamlarla 1923-1968). Varlık Vergisi Faciası. Türkiye’de Tarımsal Yapılar (1923-2000). Selçuk-Temizer. Süleyman (2009). İnönü Dönemi 1938-1950. “Toprak Mahsulleri Vergisi”. -Şener. Siyasi İlimler Mecmuası (157): 46-51. -Özkan. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (7): 73-92. “Türkiye’de Devlet-Tarım İlişkileri 1923-1950”.C. Kemal (1996). Erdoğan (2004/2005).“Köye Doğru C. “Köylü İçin Neler Diyorlar?”. Ankara: Milli Eğitim Basımevi. Stefanos (1989). Yahya (1982). Köye Doğru C. Toplumsal Tarih Çalışmaları. Türk Ekonomisi Yıl 1 (5): 155-159. Türk Demokrasi Tarihi.(1943). C. “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Devlet. Abidin (2009). -Önder. “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında İzmir'de Beslenme So- runu”. -Tekeli. C. -Ökte. -Koçak. Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi.Yurt ve Dünya (22-23): 369-372. Selahattin (1943). -Kesler. Tarımsal Yapılar ve Bölüşüm”. Sait (1043). Cumhuriyet Dönemi’nin İktisadi Tarihi 1923-1950. (1969). Sefer (2004). Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye. Hüseyin Avni (1942a). -Yerasimos. “Türkiye’de Fiyat Politikası”. Ankara: İmge Kitabevi. -Şanda. C.2. Ankara: Yurt Yayınları: 113-133.

Tea cher. Arş. Dr. Among the factors examined . With this research. School. a variety of personal information regarding to teachers. Öğretmen. Anahtar Kelimeler Ilgın.. For this various features of a certain number of teachers are researched. İncelenen unsurlar arasında öğretmenlerin aldığı eğitim. Konya iline bağlı Ilgın İlçesi’nde Cumhuriyet’in ilk yıllarında çeşitli okullarda görev yapan belirli sayıda öğretmenin çeşitli özellikleri incelenmiş olup.tr .edu. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 3 5 -2 50 Ye a r: 2 0 1 1 . his or her service. the education of teachers. Ulusal Ilgın Sempozyumu” nda (30 Haziran-2 Temuz 2010) bildiri olarak sunulmu ştur. Profil THE SOCIAL AND PROFESSIONAL P ROFILES OF THE TEACHERS IN ILGIN IN THE FIRST YEARS OF THE REP UBLIC OF TURKEY ABSTRACT In our research. Profile ∗ ∗ Bu makale. Bu bilgiler ve ilçedeki öğretmenlerin sosyal.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Issue : 5 Pa ge : 2 3 5 -2 50 CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA ILGIN’DA GÖREV YAP AN ÖĞRETMENLERİN SOSYAL VE MESLEKİ P ROFİLLERİ∗ Seyit TAŞER∗ Özet Araştırmada. Key Words Ilgın. At the same time our target to examine the status of education in Ilgın in current history. staser@selcuk. Aynı zamanda Ilgın’ın yakın tarihteki eğitim durumunun incelenmesi ve ortaya konulması amaçlanmıştır. Gör. sosyal ve mesleki profilleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ok ul. mesleki ve kültürel durumlarına yer vermek suretiyle eğitim tarihine ilişkin tespitler yapılması hedeflenmiştir. we would like to examine the social and professional profiles of teachers in Ilgın in the first years of Turkish Republic. we aimed to make determinations about the history of education. mezun olduğu ve görev yaptığı okullar ile öğretmenlerin çeşitli kişisel bilgileri yer almaktadır. the schools of graduating. “ I. Selcuk Üniversitesi Ahmet Kele şo ğ lu Eğ itim Fakültesi İlkö ğ retim Bölümü.

Konya Maarif Arşivi’nden gelen belgeler inc elendi. • How was the teac her profile in rec ent history? • What kind of c hanges has happened rec ently in teac her’s profile? • What were the sources of teachers in the first years of Turkish republic? In whic h institutions teac hers were educ ated? • What was the ration or situation of women. genel kültür ve pedogojik formasyon olarak tasnif edilirken. dönemin ekonomik şartları dâhilinde maaşlarının yeterli seviyede sayılabilec eği anlaşılmıştır. taşra merkezlerinde kadın eğitimc ilerin oranı nasıldı. öğretmenler hangi okullardan mezun olarak mesleğe başlamaktaydı. gibi sorulara yanıt aranmıştır. merkezle çevre arasındaki benzerlik ve farklılıkları da yansıtmaktadır. birç oğunun evli ve ç oc uk sahibi olduğu. Öğretmenlerin sahip olması gereken üç unsur alan bilgisi. İnc elenen belge ve bilgiler “Ilgın İlçesi Öğretmenlerine Ait Ka yıt Defteri” nde yer almaktadır. Bulgular Araştırmada bir merkezdeki çeşitli okullarda görev yapan öğretmenlerin sosyal profillerine ilişkin ilginç sonuç lara ulaşılmıştır.236 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Amaç Çalışmada. Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda. Yöntem Çalışmada tarihsel yöntemle konuya yaklaşıldı ve “Konya Bölge Yazma Eserler Kütüpha nesi” ne. eğitim tarihimizde öğretmen profili nasıldı. öğretmenlerin maddi durumları ve imkânları ne durumda idi. P urpose In our researc h. among the teac hers working at the c enter of distric t in rec ent history. Ilgın merkez ile köylerine ait okullardaki öğretmenlere ait bilgiler. inc elenen öğretmenlerin özellikle kültürel aç ıdan kendilerini geliştirmiş oldukları görülmüştür. Konuyla ilgili.? • How was the financ ial status of teac hers? are the questions that are tried to be answered and by doing this it is aimed to indic ate teac her’s personal information and soc ial struc tures Method In our study we have approac hed the subjects with historical methods. it is aimed to reveal details of the educ ation system in history from a c ertain viewpoint. Öğretmenlerin ortalama olarak genç yaşta oldukları. bu profilde geç en zaman iç erisinde ne gibi değişiklikler ortaya ç ıktı. We reviewed the documentation that c ame to “Konya Bölge Yazma Eserler Kütüpha nesi (Konya Local Library of Manuscript Works)” from The Arc hive of Educ ation . diğer tarihi kaynaklar da inc elenmiştir.

evaluated under the various headings. Ilgın’ın bu doğal zenginlikleri ve tarihteki önemine kısac a değinildikten sonra asıl konu olan eğitime geç ebiliriz. Ilgın Osmanlı Devleti döneminde de önemini muhafaza etmiştir. İbn Bibi.M. Haçlı Seferleri ve Ilgın hakkında bk. In our researc h the records kept about teac hers. Results were classified. Çalışmanın Ilgın ve ç evresindeki ilk mektepleri kapsamakta olup. s. sıc ak kükürtlü su kaynakları ve iç inde banyoların yer aldığı S elç uklu yapısı olan eski binadan söz eder2 . Dârâ Çolako ğ lu. çev.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 237 of Konya. s. Bu inc eleme. who served a c ertain period of time the first year in the republic were examined. Uzluk Basımevi. The informations on teac hers reflec t the differenc es and similarities between in c entral and village sc hools of Ilgın. Anadolu Selçukî Devleti Tarihi (Farsça Muhtasar Selçuknâmesinden).(teachers must have three elements: 1-area information. GİRİŞ Ilgın Kazası. Most of them are young. Selçuklular Zamanında Türkiye .28. 2-general c ulture 3-formation). 1941. it c an be said that teac hers have enough salaries. S eyyah Friedric h S arre 1895 senesinde Anadolu’da yaptığı gezilere ilişkin yazdığı eserde. Osman Turan.29. 19281929 senelerinde Ilgın’da öğretmenlik yapan kişilere ait bilgileri ve kayıtları iç ermektedir. Elde edilen belgelerde yer alan ve muallimlere yöneltilen sorular ile bu sorulara verilen c evaplar ayrıntılı bilgiler ihtiva etmekte olup. Osmanlı Devleti idari bölünüşünde Konya vilayetine bağlı bir merkez olarak bilinmektedir. Friedrich Sarre.137. By c onsidering the need for teac hers. According to the results of various researches. günümüzde sıkç a uygulanan anket ç alışmalarının yakın tarihinde uygulanmış biç imi gibi düşünülebilir. The doc uments reviewed are loc ated at “The Tea chers’ Registry of Ilgın”. devotee qualific ations were agreed. Nakışlar Yayınevi. married and have c hildren.296 . Ilgın’dan da bahseder. muallimlerin farklı yönlerini bizlere yansıt1 2 Selçuklular döneminde Ilgın’a ait bilgiler için bk. İstanbul. today. When the ec onomic c onditions of time are c onsidered. teac hers are not developing themselves for cultural and soc ial respects.230. Küçükasya Seyahati( 1895 Yazı). S arre.223. Ankara. 1984. . İstanbul.Nuri Gençosman. 25 percent of the teac hers who work in distric ts are female. Findings and Interpretations In our researc h we reac hed interesting findings about the soc ial and professional profiles of teachers. 274. Çev. Ilgın tarihte ve özellikle S elç uklular zamanında konumu itibariyle önem taşıyan ve Selçuklular zamanında Haç lı S avaşları gibi önemli tarihi hadiselerin yaşandığı bir yerleşim birimidir1 . Ilgın kazası ile ilgili olarak “…Argıtha nı yakınından debisi yüksek bir a ka rsu geçiyor ve nehir kuzeydeki Ilgın Gölü’ne ka rışıyor” İfadesini kullandıktan sonra. s. One of them is about c ultural improvements of teac hers. Eserde. 1998.

diğerleri köy ve kasabalarda eğitim faaliyetlerini sürdürmektedirler.No (Defter Numarası): 75. Ilgın’da II. Bunun dışında 1925 senesinde mevc ut okulların isimleri şu şekildedir: 3 4 www.39. Meşrutiyet döneminde bir Rüşdiye Mektebi bulunmaktadır4 .meb. Buna göre. ç eşitli branşlardaki öğretmenler farklı özellikleri bakımından inc elenmektedir. farklı niteliklerini göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Konya Darülmuallimat İmtihan Cetveli. yakın tarihimizdeki eğitimc ilerin. Yıl İlköğretim Okulu 75. . Bunlar tablo şeklinde aşağıda sunulmuştur. Günümüzde 25 ilköğretim okulu ile hizmet veren Ilgın’da.238 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 maktadır.2010. Konya Bölge Yazma Eserler Kütphanesi (BYEK). Tablo 1. Yıl İlköğretim Okulu Bu okullardan 10’u merkezde eğitim verirken. günümüzde Ilgın’da yirmi beş ilköğretim okulu eğitim vermektedir.06. s. I.gov. Bu ç alışmanın tarihe uyarlanmış biç iminde elbette ki soruları biz hazırlayamıyoruz. D. Fakat o dönemde öğretmenlere yöneltilmiş sorular. yakın tarihimizde ne kadar eğitim kurumu olduğunu tarihi kayıtlardan öğrenebilmekteyiz. Ilgın’da Günümüzdeki İlköğretim Okulları3 Argıthanı Atatürk İlköğretim Okulu Argıthanı Cumhuriyet İlköğretim Okulu Aşağıçiğil Kazım Karabekir İlköğretim Okulu Aşağıçiğil İlköğretim Okulu Ilgın Atatürk İlköğretim Okulu Ilgın Balkı Mehmet Ali Ak İlköğretim Okulu Ilgın Büyükoba Köyü İsmail Mertoğlu İlköğretim Okulu Ilgın Cumhuriyet İlköğretim Okulu Çavuşçugöl Atatürk İlköğretim Okulu Gedikören İlköğretim Okulu Gökçeyurt İlköğretim Okulu Ilgın Halil Özkan İlköğretim Okulu Ilgın Ağalar Murat Doğru İlköğretim Okulu Ilgın Ziya Mert İlköğretim Okulu Ilgın İnöünü İlköğretim Okulu Kapaklı İlköğretim Okulu Mahmuthisar İlköğretim okulu Ilgın Milli Egemenlik İlköğretim Okulu Orhaniye 125. Günümüzde anket ç alışmaları ile. Yıl İlköğretim Okulu Ilgın Sadık İlköğretim Okulu Ilgın Şehit Mustafa Deniz Kağnıcı İlköğretim Okulu Ilgın Yukarıçiğil Şehit Asker Seyit Ali Gür İlköğretim Okulu 100.Ilgın’da Cumhuriyet’in İlk Yıllarında ve Günümüzde İlköğretim Okulları Günümüzde Ilgın İlç esi’nde eğitim veren ilk öğretim okullarının isim ve sayılarına ilişkin bilgilerlere yer verdikten sonra Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ilgın İlç esi’ndeki okulların isimleri ve sayısı tarihteki şekliyle bu bölümde ortaya konulmuştur.tr/baglantilar/okullar/13.

Muallimlerin İsimleri. Burhaniye Köyü Mektebi. Yaşları ve Memleketleri Çeşitli mekteplerde görev yaparak Ilgın merkez.. D. Balkı Köyü Mektebi. nahiye ve köylerinde vazifeye başlayan ve burada vazifelerine devam eden öğretmenlerin doğum tarihleri ve doğum yerlerine ilişkin bilgiler aşağıda tablo halinde gösterilmiştir. Çiftlikler ve Mahmuthisar Tekke Köyü5 Mektebi.NO:6. Ru’ûs Köyü Mektebi. Argıthanı İnas (Kız) Mektebi. Argıthanı Nahiyesi Mektebi. Merkez İlk Kız Mektebi. Balkı Mektebi. BYEK. Argıthanı Zikür (Erkek) Mektebi. Çavuşç u Köyü Mektebi. Çiğil Mektebi. Çiğil. D. Bulcuk. Argıthanı Nahiyesi ilk mektebindeki iki öğretmen ve diğer karyelerdeki birer öğretmen olmak üzere toplam on sekiz eğitimc inin kayıtları inc elenmiştir. Ilgın Kazası İlk Mektepleri Muallim ve Muallimelerinin Kayıtlarına Mahsus Sicil Defteri . İnc elediğimiz okullar şu şekildedir: -Ilgın Merkez Erkek Mektebi -Ilgın Merkez Kız Mektebi -Ilgın Aşağıç iğil Köyü Mektebi -Ilgın Mahmuthisar ve Tekke Köyü Mektebi -Ilgın Burhaniye Köyü Mektebi -Ilgın Osmaniye Köyü Mektebi -Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi -Ilgın Geç id Köyü Mektebi -Ilgın Çavuşç u Köyü Mektebi -Ilgın Bulc uk Köyü Mektebi -Ilgın Yen-diğin Köyü Mektebi -Ilgın Ru’ûs (Başköy) Köyü Mektebi Bu okullardan Ilgın Merkez Mektebi’nde görev yapan beş öğretmen. BYEK.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 239 Merkez İlk Erkek Mektebi. Çavuşçu Köyü Mektebi. Belekler Köyü Mektebi. Sebiller. Ilgın Kazasının 1341 Sene-i Martından İtibaren İlk Mekteplerin Muallimleri Kaydına Mahsus Defter. Kembos 7 ve Ayaslar köyleri mektepleri8 .NO:10. Bu mekteplere merkez erkek mektebi de eklendiği zaman toplam on dokuz mektebin eğitim verdiği anlaşılır.1. Mahmuthisar Tekke Köyü Mektebi. Kembos. . Kembos köyü “ Gökçeyurt” olarak isimlendirilmiştir. II. Osmaniye Mektebi. Çalışmamızda bu okullardan bir ç oğunda. 5 6 7 8 Mahmuthisar Tekke Köyü günümüzde ve yarım asırdır “ Beykonak” olarak bilinmektedir. Bir başka kayıtta Ilgın’daki okulların isimlerine ilişkin bilgiler şu şekildedir: Ilgın Kemal Bey Kız Mektebi. Çiftlikler ve Bulc uk Köyü Mektebi. Burhaniye ve Ayaslar Köyleri Mektepleri6 . İhsaniye. Dolayısıyla on altı ilkokulun olduğu görülmektedir. Ru’ûs Köyü Mektebi. Orhaniye Mektebi. s. Kız Mektebi’nde vazife yapan iki öğretmen.s. Geçid Köyü Mektebi. Osmaniye Nahiyesi Mektebi. Yen-diğin Köyü Mektebi.1. görev yapan öğretmenlerin kayıtları inc elenmiştir.

.2-20. Ilgın Aşa ğ ıçiğ il Mektebi. en yaşlısı 52 yaşındadır. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi. Öğretmenlerin genç yaşta oldukları ifade edilebilir. Ilgın Mahmuthisar Mektebi Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi. Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi. Öğretmenlerden dördünün ise bayan olduğu görülmektedir. 9 “ Ilgın Merkez Erkek Mektebi. Ilgın Geçid Karyesi Mektebi. incelediğimiz on sekiz öğretmenin yaş ortalaması 31’dir. s. öğretmenlerin yaş ortalaması ve memleketlerine ilişkin verileri yansıtmakta ve bu veriler istatistikî bulgulara ulaşmamıza yardımc ı olmaktadır. Öğretmenlerin en genci 18. Buna göre. Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi.Ilgın Merkez Kız Mektebi. Ilgın Çavu şçu Karyesi Mektebi.240 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo 2.NO: 1. Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Ilgın’da Görev Yapan Öğretmenlerin Kişisel Bilgileri9 Okulun Adı Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez Kız Mektebi Ilgın Merkez Kız Mektebi Ilgın Burhaniye Köyü İlk Mektebi Ilgın Osmaniye Köyü Mektebi Ilgın Argıthanı Nahiyesi İlk Mektebi Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Ilgın Geçid Köyü Muallimi Ilgın Çavuşçu Köyü Mektebi Ilgın Bulcuk Köyü Mektebi Ilgın Mahmuthisar ve Tekke Köyü Mektebi Ilgın Aşağıçiğil Köyü Mektebi Ilgın Yen-diğin Köyü Mektebi Ilgın Ru’ûs Köyü Mektebi Öğretmenin İsmi Ahmed Şakir Bey Nefise Hanım Naciye Hanım Memduh Bey Muallim Vekili Kezban Hanım Hayri Bey Vesile Hanım Rüşdü Bey Halil Hilmi Bey Hüseyin Cavid Bey Abdülgaffar Bey Mustafa Fahri Bey Mehmet Emin Bey Ahmet İhsan Bey Recep Efendi Doğum Tarihi 1890 1892 1907 1901 1911 1896 1901 1902 1887 1894 1876 1897 1901 1906 1900 Doğum Yeri Niğde Ilgın (Karakarye) Mersin Konya Ilgın İstanbul Konya Ilgın Ilgın Ilgın (Bulcuk) Hadim Ilgın Şarkikaraağaç Akşehir Konya Babasının İsmi Mustafa Efendi Hasan Efendi Hacı Şükrü Bey Yusuf Ziya Efendi Mehmet Efendi Mehmet Fuat Efendi Abdullah Efendi Mevlüd Ağa Seyid Efendi Ahmed Efendi Abdülcelil Ağa Yakup Efendi Mehmet Tahir Efendi İsmail Bahri Efendi Hasan Efendi Mustafa Nazmi Efendi Osman Bey İbrahim Bey 1894 1899 1889 Ilgın (Bulcuk) Kafkasya Konya Hüseyin Efendi Ali Efendi Said Efendi Bulgu ve Yorumlar Ilgın’da yakın tarihimizde görev yapan öğretmenlere ilişkin yukarıda yer verilen bilgiler. D. Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimlerine Ait Kayıtlar” .

dikiş. Ilgın’da Cumhuriyet’in ilk yıllarında ç eşitli mekteplerde görev alan öğretmenlerin. keman çalar. nakış ve kağıt işleri Bekâr Yoktur Kiradır 750 - Biraz Kağıt. Bekârdır Yoktur Kiradır 1500 - Muktedirdir Kağıt. Biraz Muktedirdir.No:1. nakış Evli-1922-İki çocuğu var Yoktur Kiradır 800 - - - Evli-1920Dört çocuğu var. Niğde. Tablo 3. dikiş ve el işleri Evli-1922. Karakalem ile resim yaparım Mukavva ve sair işler. maaşları. Yoktur Kiradır 1620 Vakıf değildir Mektepte yapılan resimleri yapar Mektepte yapılan el işlerini yapar Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . kendilerine ait emlak veya menkûl varlığı. evli ve ç oc uk sahibi olup olmadıkları ile ilgili olarak öğretmenlere yöneltilen sorular yer almaktadır. Yoktur Kiradır 1500 Ud. işlerinde Evli (1927)Çocuğu yok Evli (1909)İki çocuğu var. oturdukları evin kira mı yoksa kendilerine ait mi olduğu. İstanbul ve Isparta Ş arkikaraağaç ’tan bir öğretmen vardır. BYEK. Ilgın İlk Mekteplerindeki Öğretmenlerin Sosyal ve Ekonomik Durumları10 . Yoktur Kiradır 1500 Lisanen Biraz Terzilik. III. D. Mersin. Şahsına Ait Emlak ve mal varlığı var mıdır? Oturduğu ev kendisinin midir? Hangi el işlerinde mahareti vardır? Okul ve Öğretmenlerin İsimleri Evli Olup Olmadığı ve Çocuk Sayısı Maaşı (kuruş) Musikiye vakıf mıdır? Resim yapmaya muktedir midir? Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimi Ahmed Şakir Bey Ilgın Merkez Mektebi Muallimi Memduh Bey Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Naciye Hanım Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Nefise Hanım Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimi Muallimi Vekili Kezban Hanım Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Vesile Hanım Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Hayri Bey Ilgın Aşağıçiğil Karyesi Mektebi Muallimi Mustafa Nazmi Efendi 10 Eşi vefat etmiştir.Bir çocuğu var Yoktur Kiradır 1758 Ud. . Kafkasyalı bir öğretmenin de Ilgın’da görev yaptığı anlaşılır. Ilgın’da Görev Yapan Öğretmenlerin Sosyal ve Ekonomik Durumu Bu bölümde. keman çalar Biraz Biçki.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 241 Öğretmenlerin doğum yerlerine baktığımız zaman. Diğer on üç öğretmen Konyalıdır.-İki çocuğu vardır. Bu sorular ile öğretmenlerin verdiği cevaplar aşağıda tablo halinde gösterilmiştir. Yoktur Kiradır 1950 Şarkı okurum alet çalamam. Bunlarında yedisinin memleketi ise Ilgın’dır. önemli bir kısmının Konya ve çevresinden olduğu görülmektedir.

83 bk. bir öğretmen hariç hiç birinin kendilerine ait bir menkul veya gayr-ı menkulünün olmadığı 11 Cumhuriyet döneminde ö ğ retmenlerin maa şlarının genel ekonomik göstergeler bazında ve konjeüktürel yapı içerisindeki durumunun nasıl oldu ğ una ilişkin genel bir kanaat olu şturabilmesi bakımından. marangozluk ve el işleri Evli-1910-2 çocuğu var Yoktur Kiralıktır 920 Vardır - Evli-1924. kutu yapmak gibi Toprak. kağıt işleri Evlidir (1927) Evlidir (1911)-Üç çocuğu vardır. Tablodan anlaşılac ağı üzere. Feridun Ergin.İki çocuğu var. el işleri Kağıt kesmek. keman çalar İlk mekteplere ait resim yapar İlk mekteplere ait el işlerini yapar Terzilikte ve bazı el işlerinde mahareti vardır Toprak işlerinde. Kasım 1986. Kiralıktır 1950 Biraz vakıf Öğretmenlerin sosyal durumlarına ilişkin sorular evli olup olmadıkları ile ilgili olup. Cilt:III.İki çocuğu vardır Yoktur Kiradır 1758 - Muktedirdir Evli.86 kuru ş Şeker: 44. Atatürk Ara ştırma Merkezi Dergisi . Öğretmenlerin ekonomik durumlarına baktığımız zaman11 . “ Birinci Dünya Sava şı’nda ve Atatürk Döneminde Fiyatlar ve Gelirler” . gıda ürünleri ve altın fiyatlarına bakmamız veya gayri safi milli hasıladan kişi ba şına dü şen yıllık gelir miktarını incelememiz gerekebilir. piyano çalar Fotoğrafçılık Marangozlukta Evli-1913.Altı çocuğu var Yoktur Kiradır 1950 Keman. Buna göre öğretmenlerin yaş ortalaması düşük olsa dahi evlenme oranı yüksektir. ud. 1928 Yılında Kişi Ba şına dü şen gayri safi yurt içi hâsıla 118 Lira.242 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ilgın Mahmuthisar Mektebi Muallimi Recep Efendi Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimi Ahmet İhsan Bey Ilgın Çavuşçu Karyesi Mektebi Muallimi Mehmet Emin Bey Ilgın Geçid Karyesi Muallimi Mustafa Fahri Bey Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mekteb i Baş Muallimi Abdülgaffar Bey Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mekteb i Muallimi Hüseyin Cavid Bey Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi Muallimi Halil Hilmi Bey Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi Rüşdü Bey Ilgın Yen-diğin Karyesi Mektebi Muallimi Osman Bey Ilgın Ru’ûs Köy ü Mektebi Muallimi İbrahim Bey Değildir Yoktur Kiradır 1500 Nota üzerine ud çalar Piyano. Yoktur Kiralıktır 1500 Biraz şarkı okurum Biraz muktedirdir Karakalem ile resim yaparım Konya’da bir evi vardır.s.42 kuru ş idi. Evli olan öğretmenlerin ortalama ç oc uk sayısı 3 c ivarındadır. üç ü de bekârdır. s.59-85 . s. Sayı:7.46 kuru ş Pirinç: 42. Evli-1924-İki Yoktur Kiradır 1500 Biraz ud çalar Resim işleri oldukça yapar Evli-1921.72 1927 Senesi Ekmek: 15.3 çocuğu var Yoktur Kiradır 1620 İlk mekteplerde okumuş Lisanen vakıftır alet çalamaz Vâkıftır Kağıt. s. Bir parça tahta ve kağıt işlerinde Evli-1926Çocuğu yoktur Yoktur Kiradır 800 Muktedirdir. on sekiz öğretmenden on dördü evlidir. marangoz işlerinde mahareti vardır. Kalan dört öğretmenden biri evli iken eşi vefat etmiştir. Yoktur Kiralıktır 800 Değildir Oldukça Mukavva.74 Altın Fiyatı: 830 kuru ş idi..

950×12 =23. 1923 ve 1924 yıllarından beri.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 243 görülmektedir. piyano gibi müzik aletlerinden en azından birini on sekiz öğretmenden altısı kullanabilmektedir. Öğretmenlerden birinin ise fotoğrafç ılığa ilgisinin olduğu görülür. Ayrıca. Fakat ö ğ retmenin yıllık gelirinin. Bu rakam 1929 senesinde 1. Öğretmenlerin kabiliyetlerine ilişkin sorulara verdikleri c evapları ilginç bulmaktayız. toprak ve tahta işleri ile terzilikte mahareti olanlar vardır.950 kuru ş maa ş alan bir ö ğ retmenin bu ürünlerden ne kadar alabilece ğ i hesap edilebilir ve günümüzle kıyas edilebilir. 1928 senesinde kişi ba şına dü şen ortalama yıllık gelirin 118 ×100 =11.400 kuru ştur.800 kuru ş oldu ğ u anla şılır. Ilgın’da Görev Alan Öğretmenlerin Mesleki Durumları Ilgın’da görev yapmış öğretmenlerin büyük bir kısmı 1927’de bu kazada göreve başlamıştır. Bayan öğretmenlerin ise biçki. dikiş ve nakış gibi el işlerine ilgilerinin olduğu gözlenmektedir. Bu nedenle bazı öğretmenler öğretmen okulunu bitirip şehadetname almaktaydı. Zira öğretmenlerin birç oğu herhangi bir müzik aleti ç alabilmekte. mülk edinememeleri de söz konusu olabilir. . Dolayısıyla bir ö ğ retmenin yıllık geliri. Bu bölümde öğretmenlerin. görevine devam edenler de bulunmaktadır. Öğretmenlerin tamamı resim yapmaya muktedir olduklarını belirtmişlerdir. bazılarının ehliyetname alması öğretmenliğe devam edebilmesi iç in yeterli görünüyordu ve mevcut öğretmenler öğretmenliğe devam edebilmek iç in ehliyetname almak amac ıyla muallim mektebinde sınava girmekteydi. günümüzdeki gibi mesken bulmanın kolay olmaması göz önüne alınmalıdır. 1919. Öğretmenlerin hangi el işlerine maharetlerinin olduğuna ilişkin yöneltilen suale verilen c evaplarda. ç almasını bilmeyenler ise en azından sözlü olarak müzik ic ra edebilmektedirler. IV. 1918. Ud. Bilindiği üzere gerek Osmanlı Devleti’nin son yıllarında gerekse Cumhuriyet’in ilk yıllarında muallimlik yapabilmek iç in şehadetname veya ehliyetnameye sahip olmak gerekli idi. öğretmenlerin maaşlarının az olduğunu söylemek zordur Öğretmenlerin genç yaşta olmaları nedeniyle mal. Fakat bu duruma istinaden. Bunun yanında 1909. kişi ba şına dü şen yıllık gelir ortalamasının iki katı idi. gayri safi milli hâsıladan kişi ba şına dü şen miktardan hayli yüksek oldu ğ u görülür. Öğretmenlerin resim yapabilmeleri konusunda verdikleri yanıtlar da ilginç tir. yani on veya on beş senedir ve hatta yirmi senesidir Ilgın’da. Öğretmenlerin tamamı kiraladıkları bir meskende oturmaktadır. keman. Muallim ihtiyac ı da göz önüne alındığı zaman. Çalınan müzik aletleri de oldukç a ilginç tir. Bunun yanı sıra dört öğretmen şarkı söyleyebildiklerini ifade etmişlerdir. Bunlardan bazısı kesin olarak muktedir olduğunu ifade ederken bazısı da biraz kabiliyetli olduğunu söylemektedir. kağıt ve mukavva işleri ön planda yer almaktadır. Ilgın’da Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde görevlerini Bu rakamlar incelendiğ inde Cumhuriyet’in ilk yıllarında 1. Bunun yanında öğretmenlerden marangozlukta.

1901 Lise’nin İbtidai kısmından Niğde Muallim 1926 Vilayeti Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Muallimi Memduh Bey Mülga (Kapatılmış olan) Dârü’l-hilâfeti’laliyye Medresesinde Mülga Dârü’lhilâfeti’l-aliyye Medresesi Sahn Kısmından 14 Muallimlik.Ferit Develio ğ lu. Konya Merkez mektebinde. Ankara. Ilgın Kazası Merkez İlk Mektebi Muallim Muavini olarak görev yaptı. Konya’da Konya Kız Muallim Mektebi İkinci Sınıfından Tasdiknamelidir Kız Muallim Mektebi Tasdiknamesidir Konya Merkez Ana Mektebi Muallimliği.22-111929 İstifası vekaleti celilemizce 10-1929 tarihli tahkikatla kabul edilmiştir. Beyşehir’de ve Ilgın Merkez Mektebi’nde çalışmıştır. 1921 Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Naciye Hanım Konya’da Muavinlik ehliyetnamesi-1924Meslek şehadetnamesi 1927 Ereğli Kız Mektebi ‘nde. Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye Medresesi’nin tâli ve âli kısımlarının adları 1917’de “ ibtidâ-i hâric” . XX. Tablo 4. Salâhiyyet-dâr: Yetkili bk.244 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 sürdürmekte iken.No:1. “ ibtidâ-i dâhil” ve “ sahn” olarak de ğ iştirilmiştir. İhtiyat zabıt namzetliği. Kendisi muallimlik etmeye salâhiyyetdar13 eden vesika hangisidir? Tarih v e derecesi? Yürüttüğü Vazifeler Açıklama Göreve Başlama Tarihi Ilgın Merkez Erkek Mektebi Muallimi Ahmed Şakir Bey Niğde İlk Erkek Mektebinde eğitim görmüştür. Kadınhanı’nda Muallimlik. 2003. 2000. Konya Rüşdiye Mektebi Muallimli- 1918 12 13 14 Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . 916. D. Derecesi. ihtiyat zabıt vekilliği. Ankara. Kütüko ğ lu. s. s. Mübahat S. Aydın Kitabevi. hangi belge ile bu görevi ifa ettiklerine yer verilmiştir. Ana Mektebi Muallim Vekili. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. ihtiyat mülazım -ı sâni. Türk Tarih Kurumu. Bk. Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Öğretmenlerin İlmi ve Mesleki Durumları (Ilgın) 12 Okulun ve Öğretmenin İsmi İlk Tahsilini Nerede Yapmıştır? Orta tahsilini nerede yapmıştır? Tamamlamadı ise hangi sınıfa kadar okumuştur? Sahip olduğu şahadetnamenin tarih ve derecesi? Niğde Vilayeti Muallim Mektebini tamamlamışitır. 1913 Katl maddesinden dolayı işten el çektirilmiştir. Ayrıc a mezun oldukları okullar ile hangi mekteplerde görev aldıkları veya ne tür memuriyetleri yürüttükleri sorularına öğretmenlerin verdikleri c evaplar tablo halinde aşağıda gösterilmiştir. İnsuyu Karyesi ve Kadınhanı:’nda ve Ilgın Merkez Mektebi’nde görev yapmıştır. Ilgın Merkez Mektebi Muallim Vekili 1925 1919 Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Vesile Hanım Ehliyetnamelidir1920 Ilgın Namık Kemal Mektebi Muallimliği. Asra Eri şen İstanbul Medreselesi .19 . Ilgın Merkez Mektebi Karye Muallimliği. 1924 Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Nefise Hanım Adapazarı Rüşdiyesinde Tahsil Görmüştür. Muavinlik Ehliyetnamesidir-1925 Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimesi Vekili Kezban Hanım Ilgın Kazası İlk Kız Mektebinde Tahsil Görmüştür. Aliyyülâla dır. BYEK.

Karaman Merkez Kız Mektebi. Ilgın Merkez Erkek Mektebi’nde görev yaptı. Ilgın Merkez Kız Mektebi. ve 2. Karaman Kız Mektebi Muallimliği.Ilgın Argıthanı Muallimliği yapmıştır. Osmaniye Karyeleri. Ilgın Orman Muhafaza Memurluğu Ilgın Bulcuk Karyesi Muallimliği. Ilgın Yukarıçiğil. Burhaniye. Ilgın Merkez Mektebi Muallim Muavinliği Vekaleti. Karaman İdadisi Muallimliği. Muvakkat ehliyetname 1923 1920 Ilgın Mahmuthisar Mektebi Muallimi Recep Efendi Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimi Ahmet İhsan Bey Konya Mecidiye İlk Mektebinde Niğde Sultanisinde ve Akşehir İdadisinde tahsil görmüştür. Ilgın Osmaniye Mektebi Muallimliği. sınıfından mezundur. Ilgın Mahmuthisar Karyesi Muallimliği 1925 Ilgın Aşağıçiğil Karyesi Mektebi Mektebi Muallimi Mustafa Nazmi Efendi Bulcuk karyesi mekteb-i ibtidâiyesinde ve Ilgın rüşdiyesinde Konya Erkek Muallim Mektebinde 1. 1340 – Derecesi Aliyyülâla Ilgın Bulcuk Karyesi Muallimliği 1924 Ilgın Çavuşçu Karyesi Mektebi Muallimi Mehmet Emin Bey Dârü’l-hilâfeti’laliyye Medresesi 4. sınıftan terk ederek askere gitmiştir. Argıthanı Nahiyesi ve Aşağıçiğil Karyelerinde Muallimlik yapmıştır. Akşehir Karaağa Karyesi Muallimliğini Akşehir Azarı Karyesi Muallimliğini ve Ilgın Geçid Karyesi Muallimliğini yürütmüştür. Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Hayri Bey İstanbul Rehber-i Tahsil Mektebinde Talimgâh Ehliyetnamesi bulunamadığından kaydı silinmiştir. 1921 1915 Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Baş Muallimi Abdülgaffar Bey İbtidai Mektebinde Muallimlik şehadetnamesi-1910 1909 Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Muallimi Hüseyin Cavid Bey Bulcuk Karyesi İlk Mektebinde Ehliyetnamelidir 1925 1923 Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi Muallimi Halil Hilmi Bey Ilgın Mekteb-i Rüşdiyesinde Ehliyetnamelidir 1914 1914 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 245 ği. Ilgın Merkez Mustafa Bey Mektebi Muallimliğini. Ilgın Argıthanı Nahiyesi Baş Muallimliği yapmıştır. Şarkikaraağaç Mekteb-i İbtidaisi ve Rüşdiyesi İstanbul İmam Hatip Mektebi İstanbul İmam Hatib Mektebi Şehadetnamesi 1926 Sanayi Mektebi Şehadetnamelidir 1924 Aliyyülâladır. Ilgın Balkı Karyesi Muallimliği. Ehliyetnamelidir 1927 Kütahya’da Muallim Vekilliği ve Ilg ın Çavuşçu Karyesi Muallimliği yapmıştır. 1926 Konya Sanayi Mektebini tamamlamıştır. Ilgın 1925 Ilgın Geçid Karyesi Muallimi Mustafa Fahri Bey Ilgın rüşdiyesinde Ehliyetnamelidir. Ereğli Osmaniye Merkez Mektebi Muallimliği.

Öğretmenlerden orta tahsil gören sayısı ise sekizdir. Muallim mekteplerinin İptidâi kısmı orta öğrenim. Ilgın’da çeşitli köylerde muallimlik Ilgın İhsaniye. Ilgın Kazası Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi 1918 Ilgın Yen-diğin Karyesi Mektebi Muallimi Osman Bey Ilgın Ru’ûs Karyesi Mektebi Muallimi İbrahim Bey Konya Huffaz Mektebi İbtidaisinde Âkifpaşa Mektebinde Konya Selahi Medresesinde Muavinlik Ehliyetnamesi İki Senelik Konya Erkek Muallim Mektebi Erkek Mektebi namesi Muallim Şehadet- İhtiyat Zabıt Namzetliği. Yüksek tahsil gören öğretmen olmadığı iç in tabloda buna ayrıc a yer verilmemiştir. Çiğil Karyesi Mektebi Muallimliği. Ilgın Osmaniye Karyesi Muallimliği yapmıştır. Orta öğrenimini iki öğretmen medresede. diğer öğretmenlerden ikisi İmam Hatip Okulu’nda. Ehliyetnamesi olmayana öğretmenlik yapma yetkisi ise verilmemiştir. maarif vekâletinc e tanınmamıştır. Öğretmenlik yapabilme yetkisini talimgâha giderek aldığını ifade eden öğretmenin ehliyetnamesi olmadığından öğretmenlikten alındığı anlaşılır. muallim mektebinin iptidâi şubesinden mezun oldukları söylenebilir. SONUÇ Ilgın’da gerek tarihte gerekse günümüzde birç ok köyde ilkokul bulunmasından yola ç ıkarak. Öğretmenlerden vekil olarak görevi yürütenler de bulunmaktadır.246 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi Rüşdü Bey Çumra’da bir ilk mektepte İstanbul İmam Hatib Mektebi İmam Hatip Mektebi şehadetnamelidir . Ilgın’ın ç oğu köy ve kasabasında okul ç ağına gelmiş öğrenc ilere ilk eğitimin verildiği anlaşılmaktadır. Kalan on üç öğretmenden yedisi ehliyetname sahibidir.İhtiyat Zabıt Vekilliği. Ru’ûs. idadiye gibi mekteplerin iptidai kısımlarında tamamlamışlardır. köylerde bir öğretmenle eğitime devam edildiği ifade edilebilir. O halde Ilgın’daki öğretmenlerden muallim mektebini bitirenlerin tamamının. Dolayısıyla talimgâh olarak ifade edilen yer veya eğitim kurumu. Tabloda görüleceği üzere muallim mektebi orta tahsil grubu iç erisinde yer almaktadır. biri S anayi Mektebi’nde tamamlamıştır. . Ilgın’da merkez kız ve erkek mektebinde birden fazla öğretmen görev yaparken. öğretmenlerin tamamı ilk tahsilini iptidaiye mekteplerinde veya rüşdiye. Rüşdiye ve Âli kısımları ise yüksek öğrenim sınıfındadır. Kadınhanı ve Akşehir’de ve Ilgın Ru’ûs Karyesi’nde Muallimlik 1917 1917 Tablodan anlaşılac ağı üzere. Öğrenimine devam ederken askere gitmek durumunda kalmış olan öğretmenlerin olduğu da anlaşılmaktadır. Derbent. Muallimlerden yalnız üç ü muallimlik şehadetnamesi ile öğretmen olarak vazifesini yürütmektedir.

öğretmenlerin mahallinden temin edilmesi yoluna gidildiğini gösterir. . muallim mektebi mezunu olanların sayısının bir hayli düşük olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin maaşları dönemin ekonomik koşulları dikkate alındığında yüksek sayılabilec ek bir rakamdır. günümüzdeki şekliyle konut imkânlarının gelişmiş olmaması ve diğer sebepler dikkate alınarak. keman. Öğretmene duyulan ihtiyaç nedeniyle aranılan niteliklerin asgari düzeyde tutulduğu belirtilebilir. piyano gibi müzik aletleri çalabilmekte ve ç eşitli el işlerinde maharetleri bulunmaktadır. öğretmenlik vazifesini yürütmektedir. Sanayi Mektebi ve İmam Hatip mezunu olanlara doğrudan verildiği gözlenmiştir. öğretmenlerin mal varlığı edinmediği ifade edilebilir. Büyük bir kısmının resim ve müziğe mahareti vardır. “muallimlik yapmaya salâhiyet-dâr eden vesika nedir?” sorusuna verilen c evaplarda. Öğretmenlerin birç oğu ud. nahiye ve köylerinde öğretmenlik yapanlardan. Öğretmenlerin önemli bir kısmının Ilgın ile Konya ve çevresinden olması. Öğretmenlik yapabilme yetkisinin Medrese (Dârü’lhilâfeti’l-aliyye Medresesi Sahn Kısmı). bu okulların isimlerinin de olduğu anlaşılır. Dolayısıyla tarihi şartlar iç erisinde konu ele alındığında. Öğretmenlerin kültürel aç ıdan zengin ve kabiliyetli olduğu görülür. Öğretmenlerin büyük bir kısmı ehliyetname almak suretiyle. Ilgın merkez. bunların büyük bir kısmı evli ve çoc uk sahibidir. Fakat öğretmenlerin tamamının herhangi bir mal varlığı bulunmamaktadır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 247 Ilgın’da öğretmenlerin tamamına yakını genç yaşta olup. Zira.

. Ankara. XX.tr/baglantilar/okullar/13. D. .Turan. Friedrich.İbn Bibi.248 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA . 1998. Sayı:7. 1941. “Birinci Dünya Savaşı’nda ve Atatürk Döneminde Fiyatlar ve Gelirler”. BYEK. . D. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi BYEK. 2000 . Asra Erişen İstanbul Medreseleri .NO:6.No: 75. Selçuklular Zamanında Türkiye. D. Türk Tarih Kurumu. -Ergin. İstanbul. Dârâ Çolakoğlu. Cilt:III. Nakışlar Yayınevi. .www. Uzluk Basımevi. Atatürk Ara ştırma Merkezi Dergisi. Feridun.Ilgın Ka zasının 1341 Sene-i Martından İtibaren İlk Mekteplerin Muallimleri Kaydına Mahsus Defter. çev. Küçükasya Seyahati (1895 Yazı).Nuri Gençosman. Aydın Kitabevi. BYEK. Mübahat S. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat.06. 1984. 2003.Ilgın Ka zası İlk Mektepleri Muallim ve Muallimelerinin Kayıtlarına Mahsus Sicil Defteri. Kasım 1986 . Anadolu Selçukî Devleti Tarihi (Farsça Muhtasar Selçuknâmesinden).meb. Osman. Ankara.. . BYEK. . .gov.NO: 1. .2010. İstanbul.Ilgın İlçesi Öğretmenlerine Ait Kayıt Defteri.Ferit Develioğlu.Konya Darülmuallimat İmtihan Cetveli. Çev. D.M.Kütükoğlu.NO:10.Sarre. Ankara.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 249 EKLER Ek-1.Öğretmenlerden Ahmet Şakir Bey’e Ait Kayıt .

250 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

edu. TGNA Government accepted the Law of Treason (Hıyanet-i Vataniye Kanunu) with the resolution no. olağanüstü şartlar altında ve bu şartların gerektirdiği istikamette kararlar almak zorunluluğunu hissederek 29 Nisan 1920’de 2 nolu kararla Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu kabul etmiştir. and unfair actions to the detriment of national interests were started to be obviated inside and in the direction of the law. Feeling obliged to make decisions under exceptional circumstances and in the direction required by these circumstances.tr Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ rencisi. Fa twa . İç İsya nla r THE NEGOTIATIONS AND ACCEP TANCE OF THE LAW OF TREASON Abstract The Turkish Grand National Assembly (TGNA) came forward as a result of the resistance and legitimization efforts led by Mustafa Kemal Pasha against the unfairly launched invasions. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 5 1 -2 81 Ye a r: 2 0 1 1 .com . Negotiations of the Law of Treason. Hıyanet-i Vataniye Kanununun Müzakeresi. Domestic Riots * ** Doç. Fetva la r. Kırşehir. mehmetdagistan1453@gmail. Hıyanet-i Vataniye Kanunu. Issue : 5 Pa ge : 2 5 1 -2 81 HIYANET-İ VATANİYE KANUNU’NUN MÜZAKERELERİ VE KABULÜ Yaşar ÖZÜÇETİN* H. The enforcement of this law by TGNA in the most inconvenient days of the national struggle was a milestone in the salvation process of our homeland and nation. After this law was accepted. The Law of Treason (Hıyanet-i Vataniye Kanunu). Millî Mücadele döneminin en çetin günlerinde bu kanunun TBMM tarafından çıkarılıp yürürlüğe konması. Mustafa Kemal Paşa’nın ön ayak olduğu direnmenin ve meşrulaşma çabalarının bir neticesi olarak ortaya çıkmıştır. Ahi Evran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Üyesi. TBMM Hükümeti. başlatılan haksız işgaller ve bu işgaller karşısında. Anahtar Kelimeler TBMM Birinci Dönem.2 on 29 April 1920. Dr.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Kanunun kabulü ile TBMM’nin meşruluğu perçinlenip bir kez daha tescil edilmiş. Mehmet DAĞISTAN** Özet Türkiye Büyük Millet Meclisi. legitimateness of TGNA was consolidated and registered once again. Key Words TGNA First Term. yozucetin@ahievran. vatanın ve milletin kurtuluşu açısından bir dönüm noktası olmuştur. kanun doğrultusunda ve içerisinde milletin yüksek çıkarları aleyhine yapılan haksız eylemlerin bertaraf edilme yolu tutulmuştur.

s. Boyun eğmeyen Anadolu halkı. 1. Hilafet-Saltanat ve ülke topraklarını kurtarmak amac ına dayandırılarak vatana ihanet suç u tespit edilip. s. TBMM Kavanin Mecmuası. Dönem (1919–1923). C. Ankara 1991. kongreler toplanmakta idi2 . Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları. s. Meclis-i Mebusan’ın 17 Şubat’ta Misâk-ı Millî’yi onaylaması. telif ve tetkik eserlerden de istifade edilmiştir. Çalışmada. I. işgalci güçlere karşı konulması ve başarı elde edebilmesi mümkün gözükmemekte idi. “Redd-i İşgal”. Kanunun kabul edilmesi ve uygulanmasına yönelik ortaya ç ıkan eksiklik ve arayışlar üzerinde durulmuş. Fethi Teveto ğ lu. 4. “Muhafaza-ı Hukuk”. Böyle bir durumda TBMM tarafından 29 Nisan 1920’de 2 nolu “Hıyanet-i Vataniye Kanunu” adıyla ilk olağanüstü durum kanunu ç ıkarılacak ve meşruluk. zamanın politik şartları hakkında bilgiler vermesi nedeniyle esas alınmış. “Geç ic i Hü1 2 3 İsmet İnönü. TBMM Zabıt Cerideleri. TTK Basımevi. . (Önsöz IX). ülkesini ve namusunu muhafaza etmek amacıyla ülkenin muhtelif yerlerinde “Redd-i İlhak”. Türk milletine kendi imkânlarıyla direnmekten başka çare bırakmamıştı1 . müzakereleri temelinde Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu tahlil edip. Fahri Çoker. Anadolu halkı tarafından İstanbul Hükümeti ve Sarayın. Parlamento Tarihi Millî Mücadele ve TBMM I. yaptırım altına alınac aktı. bu baş kaldırış. ç alışmanın adı “Hıyaneti Vataniye Kanunu’nun Müzakereleri ve Kabulü” olarak belirlenmiştir. 164. Millî Mücadele Yıllarındaki Kuruluş lar. İstanbul 1985. (Haz. asker firarları önlenip düzenli ordu kurulmadan otoritenin tesis edilip. 16 Mart 1920’de İstanbul’un İngilizler tarafından resmen işgal edilmesi ile bütün kurumlar ele geç irilmiş bulunmakta idi. meşrutiyetç i ve barışç ıl bir talep olarak dikkati çekmekte ancak. Osmanlı Devleti’nin idam fermanı olmuş ve Mütarekenin uygulanması ile ülkenin canı yanmış. bu kanunun Millî Mücadelenin başarı ile neticelendirilmesindeki yerini belirlemeye yöneliktir. 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başkaldırmış. Bu ç alışmada. Sabahattin Selek). Hatıralar. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun müzakereleri. Heyet-i Temsiliye tarafından fiilî bir hükümet olarak millî irade ele alınmış millî ve mahallî kongrelerde alınan kararları titizlikle yerine getirilip. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla meşru bir organ tarafından yönlendirilmeye başlanmıştı. C.252 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Bu araştırma ve incelemenin amacı. “İstihlas-ı Vatan” ve “Müdafa-ı Hukuk” gibi siyasî “Kuvâ-yı Milliye” adı altında da askerî ve silahlı direniş teşkilatları oluşturulmakta. Düstur ve resmî yayınlara da yer verilerek. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasıyla Müdafa-ı Hukuk Cemiyetleri ve kongrelerle Anadolu halkının teşkilâtlandırılması mümkün hale gelmişti3 . Meclis faaliyetlerinin yürütülmesi sırasındaki bütün konuşma ve davranışları ihtiva etmesi. Ankara 1994. İç te isyanlar bastırılmadan. İtilaf Devletleri’nin tutumuna karşılık.

Meclisin toplanmasının ertesi günü Meclis Başkanı seçilen Mustafa Kemal Paşa. 23 Nisan 1920 Cuma günü. Bkz. 33-35. 1. s. Meclis’in işlerini düzenlemek. D. Üçüncü Tertip. TBMM. I. 2 Mayıs 1920’de İcra Vekilleri’nin seç ilmesine dair 3 numaralı kanunu10 kabul ederek ilk İcra Vekilleri’ni seçip Hükümet’i kurduktan sonra Mustafa Kemal Paşa.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 253 kümet” görevi ifa edilmiş ve 19 Mart 1920 tarihli “İntihâbât Tebliği” nin yayınlanmasıyla yeni Türk devletinin kuruluşuna giden hukukî yol aç ılmıştı4 . 6. O. TBMM ZC. 55. Nutuk 1919 – 1927 Atatürk Ara ştırma Merkezi Yayınları. s. ilki. Zeus Kitabevi. I. I. No: 3 TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). 8–16. s. D. TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). İzmir 2007. D. Mustafa Kemal Paşa. Ankara 1943. uygarlık dünyasının uygarca insanca davranışını ve karşılıklı dostluğunu beklemektir”8 şeklinde ifade etmekte idi. 2. hak ve adalete dayanan. 20 Ocak 1921’de Teşkilât-ı Esasiye Kanunu ile 4 5 6 7 8 9 10 Kemal Atatürk (Bugünkü dille yayına hazırlayan Prof. Ankara 1981. TBMM ZC. 71. 62. 193. D. 59. Şerafettin Turan. C. 63. s. 122. ulaşılamayacak istekler peşinde ulusu uğraştırmama k ve za rara sokmamak. 27 Nisan 1920’de Komisyon (ilk Encümen) seçimleri tamamlanmıştı. s. İstanbul’dan gelen mebuslarla birlikte toplam 337 milletvekili bulunması gerekirken 115 mebusun katılımıyla çalışmalarına başlamıştı6 . C. C. TBMM. Ankara 1943. I. 72. “…Ulusal sınırlarımız içinde. TBMM Kavanin Mecmuası. D. 2. Erzurum Mebusu Celâlettin Arif Bey’in takrirleri gere ğ ince. s. s. “Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusa i şahaneyi yed-i ecanipden ta hlis ve taarruzatı defi maksadına ma tuf ola ra k teşekkül eden…” 5 Büyük Millet Mec lisi toplanmıştı. Baskı). . İstanbul 1929. 4. üçüncü safhası da. Do ğ u Ergil. Korkmaz Zeynep). 26 Nisan 1920’de Çorum Mebusu Sıddık Bey’in takriri ve TBMM’nin 7 numaralı kararı ile Meclis-i Mebusan Nizamname-i Dâhilisi’nin de ğ iştirilerek uygulaması kabul edilmiş.. yeni Türk Devleti’nin. Mondros Mütarekesi’nden Erzurum Kongresi’ne kadar geç en zaman zarfındaki duruma dair. C. I. s. I. Ankara 1992. Bilgi Yayınevi. 30 Ekim 1918 tarihinden 13 Nisan 1920 tarihine kadar geçen zaman zarfındaki olayları anlattıktan sonra. TBMM Zabıt Ceridesi (TBMM ZC ). Dr. 61. I. C. 288. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I. Turhan Kitabevi. Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi. Büyük Millet Millet Meclisi İcra Vekillerinin Sureti İntihabına Dair Kanun. olmak üzere üç devre halinde uzun ve ayrıntılı bir konuşma yapmıştır7 . 185. 60. her şeyden önce kendi gücümüze dayanarak varlığımızı koruyup ulusun ve yurdun gerçek mutluluğuna ve ba yındırlığına çalışmak gelişigüzel. Erzurum Kongresi’nden İstanbul’un işgal edildiği gün olan 16 Mart 1920 tarihine kadar. 1. s. C. s.. Ankara 2006. 185. TBMM Matbaası (3. 1. insancıl ve barışç ı politikanın esasları ç erç evesinde Meclis’in izleyeceği ulusal siyaseti. C. Düstur. ikinc isi. üçüncü birle şimin beşinci oturumunda yapılan seçimlerle Türkiye’nin ilk kabinesi olan Muvakkat İcra Encümeni (Geçici İcra Komisyonu)’ne üyeler seçilmişti. Daha sonra Hükümet kurulması için de Mec lis’e önerge verildi ve bu önerge kabul edildi9 . TBMM ZC. Ankara 1959. Büyük Millet Meclisi Reisi sıfatıyla İc ra Vekilleri Heyeti toplantılarına da başkanlık etmeye başlamıştı. 1. 58. C. Milliyet Matbaası. 2 Sayılı Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Birinci Maddesi. 186. 16 Mart’tan TBMM’nin aç ılışına kadar olan duruma dair.. 26-30. Türk Devrim Tarihi Ulusal Direniş ten Türkiye Cumhuriyeti’ne. I. TBMM Kavanin Mecmuası. Türk ulusunun kendi egemenliğini bütünüyle kendi eline aldığının ilk aç ıklaması ve müjdecisi olan açılış konuşmasını en yaşlı üye olması nedeniyle S inop Mebusu Mehmet Şerif Bey yapmıştı. gerçekçi. 1. D. icraî etkinliğ ini sa ğ lamak amacıyla 15 kişiden olu şan bir Lâyiha Encümeni ile diğ er altı kişilik icra encümenin seçimine geçilmiş. 56. No: 2. Ergün Aybars.

Bilgi Yayınevi. 653–655. TBMM’nin. Ayrıca Meclis adına. Üçüncü Tertip. D. Ergun Aybars. 26. Kanun No: 7. 13 Cephede yapılacak ve olumlu sonuçlar verecek mücadeleler için öncelikle düzenli ordunun kurulması ihtiyacı bilinmekte olup. Yine 11 Nisan’da Damat Ferit Pa şa’nın “Yalancı millet davasıyla vatan ve milleti feda edenlere” karşı beyannamesi yayımlanmıştı. D. s. Türkiye Büyük Millet Meclisi (1920-1998) ve Osmanlı Meclisi Mebusanı (1877-1920). İrşad Encümeni’nin Beyannamesi (9 Mayıs 1920). TBMM Kavanin Mecmuası. Erzurum 1992. 2. TBMM’ye yeni bir çehre ve mâna verdiğ i gibi bundan ba şka Müdafa-ı Hukuk Cemiyetleri. 11 Nisan’da ilan edilerek dü şman uçaklarıyla Anadolu’ya atılıyor. C. Hıyanet-i Vataniye Kanunu (Düstur. 102. 1. 98. s. Aybars.254 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 İc ra Vekilleri Heyeti Reisliği Makamı kurulup Fevzi Paşa bu göreve seç ilinc eye kadar İc ra Vekilleri Heyeti Reisliği’ni bizzat yürütmüştür11 .. 1. age. . 1. Meclis’in me şrulu ğ unu kuvvetlendiren ba şka bir faktör olmakta idi. benzer olayları önlemek ve asayişi sağlamak iç in Müdafa-ı Hu- 11 12 13 14 15 İhsan Ezherli. C. 2. age. 8. belediyeler ve idare meclislerinin de katılması TBMM’ye seçim tekniğ i bakımından da ayrı bir özellik katıyordu. C. C. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Çıkarılmasına Duyulan İhtiyaç: TBMM’nin aç ıldığı dönemde değişik nedenlerle başlayan askerden kaçma ve ayaklanmaların önü alınamamış. 28. s. 27. Şer’iye Encümeni’nin Beyannamesi (9 Mayıs 1920).. 10 Nisan 1920’de hazırlanan bu fetvalar. Bıyıklıo ğ lu. 44. Malta ve Yunanistan’dan gelip katılanlar (14) ve yeni seçilenler (232) olmak üzere iki seçimle gelen mebuslarda ço ğ unlu ğ u yeni seçilenlerin te şkil etmesi. s. TBMM Basımevi (Üçüncü Basılış). hukukî olarak da milletin kaderine el koymuş bulunac aktı12 . 81.. 1. TBMM ZC.. Bıyıko ğ lu. Meclis’in yayınladığ ı belli ba şlı beyannameler de bulunmakta idi. Jaeschke.g. 2. 27 Nisan 1920 tarihli. s. Jaeschke. Ankara 1975. 1. 7. s. Ş eyhülislâm Dürrîzade Mehmet Efendi’ye işgalci güçlerin etkisi ile hazırlatılan “fetvalar” gözüküyordu. a. Ankara 1981. 2. ihtilalci ve me şru karakterinin de en büyük sembolü idi. Millî Mücadele’yi baltalamak ve çökertmek. 655. İstiklâl Mahkemeleri Te şkili Hakkında Umumî Heyet Kararı (18 Eylül 1920). iç güvenliği bozuc u unsurların ortadan kaldırılması ve asker kaç aklarının önüne geç ilmesi gerekmekte idi14 . Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İç Güvenlikle İlgili Çıkardığı Kanun ve Kararnâmeler (23 Nisan 1920-16 Nisan 1923). İstanbul’dan gelenler (92). C. s. Türk Kurtuluş Sava ş ı Kronolojisi –Mondros’tan Mudanya’ya Kadar (30 Ekim 1918-11 Ekim 1922). Üçüncü Tertip. Kararname No: 37. s. Ankara 1989. Cemil Kutlu. Hükümet Ba şkanı ve vekillerin ayrı ayrı ve hepsini birden Meclis’e karşı sorumlu kılması. 15 1. 97. s. vatansızlık ve hainlikle suçlanıyordu”. a. 27.g.m... 123-124. Meclis’in “fevkalâde salâhiyet”li olarak kurulmu ş olması. Padişaha çekilen telgraf. s. C. C.. dinsizlik. s. Bu beyannameler şunlardı. Kanun No: 2. s. İstanbul Hükümeti’yle Resmî Muhaberatın Memnûiyeti Hakkında Kararnâme (Kararname No: 2) Düstur. 1. İstanbul Hükümeti’nin 16 Mart 1920’den İtibaren Akdettiğ i ve Edece ğ i Bütün Mukavele. Saltanat Şurasında (22 Temmuz 1920) Sevr Muahedesinin İmza Edilmesine Karar ve Rey Verenlerle Muahedeye İmza Koyanların İhanet-i Vataniye İle İtham Olunması ve Haklarında Gıyabî Hüküm Verilmesi ve İsimlerinin Her Yerde Lanetle Anılması Takarrür Etmiştir (19 Ağ ustos 1920). İstiklâl . TBMM Kavanin Mecmuası. 1. İstiklâl Mahkemeleri. Meclis Reisinin aynı zamanda İcra Vekiller Heyeti’nin de ba şkanı olması. Mustafa Kemal Pa şa’nın belirttiğ i üzere “Millet ve ordu bu hıyanetten habersiz oldu ğu gibi onun i şgal ettiğ i makama asırların kökle ştirdi ği dinî ve ananevî bir şekilde ba ğ lı ve sadık halife ve padi şahının kurtulu şunu dü şünmek ve iddia etmek. Ahidler Vesairenin Hükümsüz Oldu ğ una Dair Kararname 19 Ağ ustos 1336 (1920).m. sava ş gemileriyle de kıyılara da ğ ıtılıyordu. C. 4-5. Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları. 4 Mayıs 1920’de İc ra Vekilleri Heyeti’nin kurulması ile Millî Mücadele’nin yürütme organı yalnız fiili olmaktan çıkacak. D. bunun için de Türk ulusunu parçalamak isteyen gerçek dü şmanların amacını açığ a vurmak ve halkı bu hainlere karşı uyandırmak amacıyla yayımladığ ı Beyannamesi (26 Nisan 1920). s. s. Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (YayımlanmamışYüksek Lisans Tezi). Diğ er ilk kanunlar ise şunlar olacaktır: İstanbul Hükümeti İle Olan Resmî Muhaberatın Yasaklanması Hakkında Kararname (6 Mayıs 1920). TBMM Kültür. İstanbul 1929. Meclis’in çıkardığı ve ihtilalci bir özelliği bulunan ilk kanunlar arasında araştırma ve incelemenin konusunu oluşturan “Hıyanet-i Vataniye Kanunu (29 Nisan 1920)” kanunda da yer almakta idi. TTK Basımevi. TBMM ve Millî Müc adele aç ısından diğer bir tehlike ise. 420. Ankara 1998. Milliyet Matbaası. Gotthard Jaeschke.

günahsız insanları kesmeye. karşı fetvalar ç ıkartarak kendini korumaya çalıştı. Anadolu. 170. s. 25. s. Mustafa Kemal Pa şa da Temsilciler Kurulu adına 17 Mart 1920’de bir genelge yayımlayarak “Vatanın çıkarlarına aykırı davrananların ve memleketin huzur ve düzenini bozanların din ve millet farkı gözetmeksizin şiddetle cezalandırılmalarını” istemişti.g. Şevket Süreyya Aydemir. 193-195. s. 21-22 Nisan 1920 gecesi millî meseleleri konuşmak üzere yapılan toplantıda. Maddeleri bazı yenilikler getirmişti. Mustafa Albayrak. I-II. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. s. s.1914) tarihli “Esrar-ı Askeriyeyi İfş a ve Casusluk ve Hıyanet-i Harbiye Hakkında ” ki (Askerî Gizliliğ i Açıklama. dü şmanla ilişki kuranların ve casusluk gibi suç işleyenlerin bölgesel hükümetlerce cezalandırılmalarını istemekte idi. Nitekim Mustafa Kemal Pa şa. 272.m. herhangi bir ola ğ anüstü durum ayrımı yapmak ve bunu çözüme kavu şturmak imkânsızdı. Atatürk Ara ştırma Merkezi Yayınları Ankara 1998. halkın mallarını ç almaya. 36 ve 113. Berikan Yayınevi. Kuvâ-yı Milliye’ye karşı gönderilen askerler onları öldürmekten çekinir veya kaç arlarsa en büyük günahı işlemiş olac aklar. Millî Mücadele aleyhindeki İstanbul’un tahrikleri ve kışkırtmaları daha ç ok fetvalar yoluyla yürütülmekte idi. bu do ğ rultuda daha Meclis açılmadan önce 23 Mart 1920’de: “Dü şman lehinde propaganda yapanlar herhangi suretle düşmanla muhabere icra eyleyenler ve icraat ve mukarreratı milliyeye fiilen muhalefet sureti ile dü şmanların husulü maksadına yardım ve herhangi bir şekilde casusluk icra edenler derhal mahallî hükümetlerince tevkif ve olbaptaki mevadı kanuniyeye tevfiken sür’atle tecziye olunacaklardır” ifadelerin bulundu ğ u telgraf ile dü şman lehinde propaganda yapanların. Yine 9 Zilhicce 1332 (29. Padişahın sadık tebaasına zulüm ve işkence edip. diğer yandan da Osmanlı Hükümeti ve işgalci güçlerin sebep olduğu ayaklanmalar ve yıkıcı propagandalar sebebiyle tabii olarak olağanüstü şartlar içerisinde bulunuyor ve TBMM Hükümeti. sağduyulu ve vatansever ulemayla harekete geçip. yürütme ve yargı organlarının ba şı da padişah oldu ğundan. E. Ancak uygulamada çok farklı cezalar verildiğ i için bunları yasal bir dayana ğ a kavu şturmak ve kişisel yargıdan kurtarmak gerekiyordu.m. 170. memleketi nifak ve parçalanışa sürükleyen hareketlerle ortalığı fesada vermeye girişmiş eşkıya olarak nitelendiriliyordu19 . Turan. II. millî kuvvetlere karşı yapılan iftiraları din yoluyla çürütmek istiyordu. Ferit Pa şa ve Padişaha karşı olanları suçlu saydığ ından Millî Mücadele döneminde uygulanamaz olmu ştu. toplum varlığ ının tehlikeye dü ştüğ ü veya dü şme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığ ı ola ğ anüstü durumlarla ilgili de ğ ildi.). Anadolu fetvaları. a. Padişah-Halifenin de imzasını taşıyan Ş eyhülislâm Dürrizâde Abdullah Efendi’nin 11 Nisan 1920 tarihli fetvasında “Asi (ba gi) ola rak ta nımlanan Mustafa Kemal ile Millî Kuvvetler mensuplarının katlinin va cip olduğu” belirtilmekteydi18 . Atatürk Ara ştırma Merkezi. a. Telgraf ve Beyannameleri IV (Açıklamalı Dizin İlavesiyle). 1876 Kanun-u Esasi’sinin 7. 139-153. Kültür Ve Turizm Bakanlığ ı Yayınları. içeride güvenliği sağlayıp firarları önleyec ek bir yasa zorunluluğunu hissediyordu 17 . Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda. kendi otoritesini egemen kılacak. s. Fetvalarda yüksek halifeliğe karşı ç ıkanların imandan ve dinden de çıktıkları belirtiliyor ve bunların Kur’an hükmünc e öldürülmesi meşru görülüyordu. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi. s. Aybars. Türk Kurtuluş Sava ş ı. Semih Yalçın (Ed. Atatürk’ün Tamim. 162. İstiklâl Mahkemeleri (1920–1927). Fahri Belen. bir yandan işgalci güçlere karşı savaşırken. C. Ankara 2008. en yaşlı hocanın öncülüğünde “Esa rette bulunduğu mu16 17 18 19 Mesela 16-25 Ağ ustos 1919 tarihleri arasında yapılan ve Kuvâ-yı Milliye’nin daha iyi te şkilâtlanması yolunda yeni kurumlar olu şturarak eksikliklerin giderilmeye çalışıldığ ı Ala şehir Kongresi’nde bu amaçla bir ceza yönetmeliğ i de düzenlenmişti. 273. Ergun Aybars. 282.10. Remzi Kitabevi. dünyada ve ahirette en büyük c ezaya layık görülec eklerdi. Millî Mücadele Dönemi’nde Batı Anadolu Kongreleri (17 Mart 1919-2 A ğustos 1920). daha ziyade padişahın şahsına tanınan geniş yetkiler olup. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 255 kuk örgütleri ile Kuvâ-yı Milliye ve askerî birlik komutanları kendi imkân ve güç leri nispetinde bazı önlemlere başvurmuşlardır16 . Casusluk ve Sava ş Hainliğ ine İlişkin) yasa. Bu fetvalarda Kuvâ-yı Miliye. Ankara 1983. İzmir 1988. Ankara 2006. ancak bu hükümler. Tek Adam Mustafa Kemal (1919–1922).g.. 26.. İstanbul’un kışkırtmalarına kapılan bazı halk yığınları ikaz edildi. TBMM. C. yasama. İstanbul 2008. Turan. s. . halkın Anayasa’ya dayanan hak ve özgürlükleri olmadığ ı.

I. “Müslümanların bütün güçleriyle hilafet ve sa lta na t makamını esaretten kurtarması cümleye farz olur mu?” sorusuna. E. Fransa. Millî Mücadele’ye katılanların asî ve şakî (bagi) değil.4 Ekim /20 Ekim–4 Kasım 1919). Şeyh Eşref İsyanı (26 Ekim–25 Aralık 1919). Osmanlı Hükümeti. Millî Aşireti İsyanı (1 Haziran-8 Eylül 1920). Düzce İsyanı (13 Nisan-31 Mayıs / 8 Ağ ustos 23 Eylül 1920). s. 20 21 22 23 Aydemir. Şeyh Recep Olayı (20–22 Ekim 1919). S. Bunların birinde. ayrıca 13 Mayıs 1920’de Ali Kemal (Artin Kemal)’in idare ettiğ i Peyam-ı Sabah gazetesinde yayımlandı. yüklendiği kurtuluş müc adelesinde yılgın ve bıkkın halka ağır fedakârlıklar yüklediğinden halkta bu fedakârlıktan kaç ma eğilimi yaratılmakta. TBMM açıldıktan sonra 11 Mayıs 1920’de Mustafa Kemal Pa şa ve arkada şlarını idama mahkûm etti. yeniden kuracağı ve Bolşeviklik getirec eği korkusu yerleştirilmeye ç alışılmaktaydı.256 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ha kkak olan Fetva Emini’nin fetvalarına uyulmaması lazımdır” kararı alındı ve yayımlandı20 . Türk Basın Tarihi 1831-1923 (Tanzimat-Me ş rutiyet-Millî Mücadele Dönemleri). I. Vatana İhanet Kanunu ve İstiklâl Mahkemeleri”. etnik ve mezhep farklarını ön plana çıkaran propagandaların yarattığı olumsuzluklar. s. Koçkiri (Zara) İsyanı (6 Mart. yiyecek. İngilizlerin de teşvikiyle askerliği kaldırdığına ve halk üzerindeki bütün vergileri affettiğine dair propagandalar yapıyordu22 . Çopur Musa (Çivril) İsyanı (21-30 Temmuz 1920). gazi ve ölenlerin şehit olacakları. Ankara 2003. TBMM’nin içinde bulundu ğ u durumu daha da zor hale getiren şu şekilde gelişmelere de tanık olunmakta idi. s. ve II. Anadolu müftülerinin tamamının imzaları alınarak İstanbul fetvalarına karşı beş ayrı fetva yayımlandı. s. ve II. Anzavur İsyanı (16 Şubat-16 Nisan 1920). s. Ancak Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun ç ıkarılması dahi günlerc e süren tartışmalara sebep olac aktı23 . Ayrıca. Aydemir. Ali Batı İsyanı (11 Mayıs–18 Ağ ustos 1919). bazı il ve ilçelerin ileri gelenleri arasındaki çekememezlik ve uyu şmazlıkların yol açtığ ı bölgesel olaylar. Anadolu’ya asıl darbeyi indirme amacına yönelik olmu ştu. age. çete veya Kuvâ-yı Milliye olarak da adlandırılan millî kuvvetlerin. 275. işgalci güçler ve özellikle İngilizler tarafından Anadolu halkının. II. giyecek. Kasım 2007. İtalya. düşman devletler tarafından fiilen işgal edilir. 2. 270. 591. “Halifenin hilafet ve saltanat makamı olan İsta nbul. 231. 232. İstanbul’un çıkardığ ı fetvalar bir dizi isyana sebep oldu ğ u gibi. Çapano ğ ulları İsyanı (15 Mayıs-27 Ağ ustos 1920). Yapılan bu propagandalar neticesi. “Millî Mücadele’de İç İsyanlar. İstanbul Birinci İdare-i Örfiye Divan-ı Harbi. 1919’dan TBMM’nin açılışına kadar olan ve 1920-1921 yılında çıkan belli ba şlı iç isyanlar şunlar olmu ştu. Semih Yalçın. Kanun’un Müzakeresi: Birinci Dünya Savaşı yıllarında seferberlik ilan edilmesi ile birlikte Divan-ı Harp’lerin yetkileri dâhiline giren c asusluk ve benzeri suç lar için çıkarılmış olan “Hıyanet-i Harbiye Kanunu” na benzer bir uygulamaya. Çerkez Ethem İsyanı (Kasım 1920-Ocak 1921). İngiltere. Konya İsyanı (2 Ekim-22 Kasım 1920). . 40.. Kemal Çelik.. te şvik ve kışkırtmaları ile ayaklanan bazı Rumlar ve Ermenilerin Millî Mücadele’yi engelleme faaliyetleri. askerler silahsızlandırılır ve sebepsiz yere ka tlolunursa… “ denilmekte. Bütün bunlara rağmen. Türkiye… s. Rifat (Börekçi) Efendi ve 153 müftü tarafından imzalanan diğer fetvalarda ise. Hülya Baykal. age. AÜ Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi. Berikan Yayınları. yeni dönemde de ac il ihtiyaç duyulduğu üzerinde durulmuştu. Bozkır İsyanı (27 Eylül. para ve ihtiyaç duydukları diğ er maddelerin bazı yerlerde halktan zorla alınması. millî harekete karşı oldu ğ u bildirilen şahısları yargılamadan cezalandırmalarının yarattığ ı olumsuz hava ve bazı millî kuvvetler komutanlarının düzenli ordu denetimine girmeye karşı çıkarak isyan etmesi. birleştirici bir tarzda çalışmak ve bu doğrultuda mesafe almak zorunluluğunun farkındaydı. 203-205. TBMM. Yunanistan ve ABD’nin Anadolu’daki örgütlü misyonerlerinin yardım. I. 17 Haziran 1921). 173. Bu karar. Mustafa Kemal Paşa’nın İttihatçılığı. Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Kaynakları. “Elceva p: olur” c evabı veriliyordu. TBMM. Ahmet Anzavur Ayaklanması (1 Ekim-25 Kasım 1919). 174. Aybars. İstanbul 1990. Millî Müc adele’ye karşı ç ıkanların da mahkûm edilec eği belirtiliyordu21 .

teklifinde devamla. s. 1. D. C. bu gibi suç lulara sert tutum takınılmaz veya yürürlükteki kanunlara göre ceza verilecek olursa davanın netic elenmesinin uzayacağı ve cezanın ibret yönü ve etkisinin kalmayac ağı bir hakikat idi25 . s. Mehmet Şükrü Bey’in müzakere esnasında savunduğu görüşlerine karşılık.24 Mehmet Şükrü Bey. TBMM ZC. Ankara 2000. bilerek veya bilmeyerek düşmana hizmet eden. 25 Nisan’da Mec lise sunmuştu. s. 1. bu ifsadata bilmiyerek peyrev olanlar var. s. Meclis içinde bir grup mebus. bu konuda iki maddelik bir kanun teklifi hazırlayan Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey. 26.t. bu mahiyetteki kanunun çıkarılmasını istememekte ve Birinci Dünya Savaşı sırasında ç ıkarılan kanunlarla idare edilmesini arzu etmekte idiler. bu gibilerin “Ka nun-ı Ma hsus”a göre idam edilmelerini arzu ediyordu. s. zaten bu kanunun mevcut olduğunu ve bugün yeni bir kanun yapılamayac ağını.”. her yerde her tarafta ifsadat var. 63. Meclis’in otoritesine ve kararlarına uymayanların “vatan haini” olduklarını ifade ettiği teklifi. 1. Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi). 1. bozgunc uluk yapan herkesin vatan haini olduğunu söyleyerek.g. TBMM ZC. D. tereddütle vakit geçirecek zamanın olmadığını. 63. Anc ak 24 Nisan’da Yabanabad Kaymakamlığı’ndan Koç Bey adındaki birinin padişah adına halkı ayaklandırdığını bildiren telgrafı ve Mustafa Kemal Paşa’nın 24 25 26 27 28 TBMM ZC. İstiklâl Mahkemeleri (19201927)…. bu gibi ifsa da ta bilerek peyrev olanlar elbette haini vatandırlar ve haini vatanların cezası da kanunu ma hsusunda idamdır” 26 demiş. D. D. 45.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 257 25 Nisan 1920’de TBMM’nin ele aldığı ve üzerinde müzakere ettiği ilk kanunî düzenleme. a. C. Kutlu. C. 46. . s. Bu teklifte. 1. ülkenin içerisinde bulunduğu olağanüstü şartlar gereği. Aybars. 1. TBMM’nin kabul edeceği kararların tüm Osmanlı vatandaşlarını bağlaması gerektiği. Dinçer Ural. Millî Meclis’in kararları aleyhinde bulunanlar veya itaat etmeyenlerin vatan haini olabileceklerini ve bu gibilerin de vatana ihanetle itham edilmeleri gerektiği üzerinde duran Mehmet Şükrü Bey. 1. hâlen Osmanlı düşünc esinin yaşamakta olduğunu göstermekte idi28 . 63. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Uygulamaları (1920-1927). “Halifemiz ve Padişahımız Efendimiz Hazretleriyle memaliki Osmaniyeyi yed-i ecanibden ta hlis maksadına ma tuf buluna n Millet Meclisi mukarreratına itaat eylemiyenler ihaneti vataniye ile ittiha m olunurla r. “…Görüyoruz ki. sadec e yürürlükte olan kanunları karar altına alac aklarının altını ç izmişti27 . Ona göre. 64. Bu durum ise.“…Gayei matlubeye vusul için Büyük Millet Meclisinin ittiha z eyliyeceği mukarrerata bütün efradı Osmaniyenin mutavaat eylemesi lâzımdır. C. 1. Bu ecilden Meclisi Millînin mukarreratı aleyhinde bulunanlar veya muta va a t eylemiyenler a nca k ha ini vatan olabilirler ve bu gibilerin de hiyaneti vataniye ile ittiham edilmeleri lâzımgelir” denilmiş ve ardından şu iki madde okunmuştur. TBMM ZC. “Hıyanet-i Vataniye Kanunu” olmuş. 27. “Hiyaneti vataniye hakkındaki kanunu ma hsus bu gibiler ha kkında ta tbik olunur” . s.

65. Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey. Ayrıca bu gerçeğin halka ilan edilmesi. C. şayet Yabanabad’ı terke mecbur olurlarsa kendilerine emin vasıta ile haber göndermeleri. s. bir hareketi askeriye değil midir? Elbette bir hareketi askeriyedir ve ha rb ma hiyetini haizdir”32 şeklinde cevap vermişti. va tanın emri müdafaasında hiyanet yapacakların ve bunu bilerek ya pa nla rın. hiya neti ha rbiye demiyeceğiz de ne diyeceğiz… Yalnız bugün burada yaptığımız vatan müda fa a sı da bir harb. …mukarreratımızın hepsi ha rbe ve ca susluğa müta a llik değildir”31 sözlerine. 1. 64. halifeyi kurtarmak ve milletin varlığını devam ettirmek ve bağımsızlığı korumak olduğu. I. 65. Bitta bi Meclisimiz meşrudur ve kararları da tatbik edecektir” diyerek kanunun Lâyiha Enc ümeni’ne gönderilmesine karşı ç ıkmıştı30 .258 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 25 Nisan’da bu mektuba yazdığı cevap Meclis’te okundu. Buna casusluk. C. D. 1. 1. C. Mevzuubahsolan kanun. “… Meşru isek bunu Lâ yiha Encümeni’ne veyahut başka yere havale etmekte hiçbir mâna yoktur. s. s. dökülec ek bütün kanların vebalinin bu fesadı ç ıkaranlar ve onlara uyanlara ait olac ağını. 1. bilmiyerek ya panların cezası başka. Mebuslardan çoğunluğunun. halktan şüphe edenlerin İngiliz hizmetkârı insanlara değil. TBMM ZC. s. 1. “…o ka nunda derecatı muhtelife vardır. Sonra bir de casusluk maddesi görüyoruz ki. buna rağmen fesat ç ıkaranların ve İngiliz taraftarlarının baştan ç ıkarmalarına kapılan ve isyan edenlerin. Büyük Millet Mec lisi tarafından tam bir şiddetle c ezalandırılmasına karar verildiği ve bu amaç için gerekli kuvvetlerin de hazır edildiği. halifenin İstanbul’da İngilizlerin baskısı altında ve esaretinde kaldığı. yapılan şeylerde casusluktan ibaret kalmıyor. bunların hep ayrı ayrı safahatı vardır. Anc ak Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali (Öğütçü) Bey. “Mevcut ka va ninimizin içinde bir hıyaneti vataniye kanunu yoktur. 65. yapacakları icraatın sonucundan da hemen malûmat vermeleri istenmişti. bütün amacın. Bir adam çıkıyor bir yerde İngiliz parasiyle casusluk ediyor ve orada efkârı muzırra neşrediyor. 64. TBMM ZC.29 Bu davranış ise aynı gün Lâyiha Encümeni’ne gönderilen kanun teklifinin önem atfetmesinde ve daha sonra da kanunlaşmasında etkili olac aktı. Bilerek yapanların cezası başkadır. hiyaneti harbiye ve casusluk hakkında olup. Yine S aruhan (Manisa) Mebusu Refik Şevket Bey (İnce)’in. İngilizlerin amacının halkı bu gibi vasıtalarla kandırarak Müslümanları birbirine kırdırtmak ve ondan sonra memleketi istedikleri gibi esaret altına almak olduğu belirtilmiştir. Millet Mec lisi’ne başvurmaları istenmiş. D. C. D. bu kanunun Lâyiha Encümeni’ne gönderilmesini talep etmesi üzerine kabul edilmiş ve 29 30 31 32 TBMM ZC. I. D. …vatanı tehlikeye düşürecek. Koç Bey’in ahaliye vaki olan tebligatının İngilizlerin amaçlarına hizmet eden millet hainlerinin tertibi olduğu. . Koç Bey’in mektubuna verilen cevapta. TBMM ZC. 1.

TBMM ZC. Maddei kanuniye sarihtir”36 sözleri ile c evap vermişti. 1. C. 1. Meclis’in açılısının dördünc ü günü gerç ekleşen bu müzakerede. ida m edilecektir” 38 . C. s. Bina ena leyh. maddesine35 atıfta bulunarak.”. D. TBMM ZC. 65. “Meva ddı münferide kabul etmemiz lâzımdır. …Kanunu Cezadaki vaziyete nazaran bizim ha li ha zırımıza tevafuk eder bir madde yoktur. 25 Nisan’da Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey tarafından Mec lis’e sunulan takrir. 1. 79. c ezanın. TBMM ZC. s. s. D. D. hükmü ha kkında söz söyliyecek zevat varsa biz onu müdafaa edeceğiz”34 diyerek kanun hükmünü tartışmaya aç ık hale getirmişti. 1. Ahkâ mı ka nuniye da iresinde muhakemeleri bilicra tecziye olunurlar. TBMM ZC. 1. 1. D. Eğer Ceza Ka nununun bu ma ddesini a ynen ka bul edersek bizim aleyhimize çıkacaktır. netice olarak Meclis’te hâkim olan görüş. bu Ceza Kanunu’nun ve mahkeme usulünün ve cezasının Osmanlı milletinin ruhundan ve ihtiyac ından doğmuş bir kanun olmadığını söyledikten sonra Meclis’in amacına aykırı harekette bulunmasına yönelik şu ifadelere yer vermekte idi. 33 34 35 36 37 38 TBMM ZC. . C. yoksa bu Meclis’in kanunları yeniden mi yapacağı sorusu S ivas Mebusu Mustafa Taki Bey tarafından gündeme getirilmiş. Abdülkadir Kemali Bey. 1. 1. 1. …Bu maddenin muka rrera tı ha kkında . bu maddenin Ceza Kanunu’na dayandırılmaksızın münferit bir madde şeklinde kabul edilmesi olarak belirginleşmişti37 . 79. 79-81. 1. D. 79. şu emele münafi harekâtta bulunanlar hiyaneti va ta niye cürmiyle müttehemdir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 259 ayrıc a “Meclisin mukarreratına tebaiyet etmiyenler hıyaneti va ta niye ile müttehemdir” şeklinde bir takrir daha gelmiş ve ertesi günü müzakereye konulmuştu33 . C. kanunun hangi maddesine karşılık gelmesi ile ilgili sorusuna kanunun 56. C. “Makamı muallâ yi hilâ feti ve mema liki ma hrusai şahaneyi yed-i ecanipten tahrişe ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. s. 80. 1. 79. D. Abdülkadir Kemali Bey’in açıklamalarının ardından müzakere. Osmanlı Devleti’nin mevcut kanunlarının mı uygulanac ağı. ma ka mı hilâ fet ve sa lta natla beraber bilcümle memaliki müstevliyemizi düşmanın yeditecavüz ve yedita ga llübünden tahlis ve milleti selâmeti umumiyei sa ha sına erdirmek için teşekkül etmiş bir Meclis bulunmak itibariyle. s. Bir mebusun. “…Bugün Meclisi Âli. “Her kim memaliki mahrusa ahalisini yekdi ğ eri aleyhinde silâhlandırarak mukateleye tahrik ve igraya veyahut bâzı mahallerde gasıb ve garet ve tahribi memleket ve katli nüfus efalini ikaa mütecasir olup da kaziyei fesat tamamiyle fiile çıkar veyahut maddei fesadın icrasına ba şlanmış olursa ol kimse kezalik idam olunur. S inop Mebusu Hakkı Hami Bey (Ulukan). vatana ihanet suç u iç in Lâyiha Encümeni’nin görüşü istikametinde başlı başına bir madde mi kabul edilmeli. TBMM ZC. s. 66. 1. C. Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey tarafından bir kez daha okunmuş ve Abdülkadir Kemali Bey. yoksa kabul edilecek esasın mevcut kanunlara uyması mı gerekli noktasında cereyan etmişti.

demek doğrudur ”40 sözleriyle Meclis’in. Meclis kendisinin vazifei teşriîyesini esas itibariyle tâyin ve ta kdir edememesinden ileri geliyor” diyerek müzakere sırasında yaşanılan tereddüdün. 80. 81. ida mdır. TBMM ZC. teklifin iç eriğinden ziyade. Bu Meclis aleyhinde de hareket edenler ha ini va tan addedilir ”39 şeklinde ifadeleriyle Ceza Kanunu’nun bir Osmanlı kanunu olduğundan hareketle. D. uygulanması noktasında olduğunu belirtmişti. tespit edilen suç ların bu Meclis’in kendi yaptığı kanunlarla cezalandırılmaları gerektiği üzerinde durmuş. …intizam da iresinde yürüyebilmek için şimdiye ka da r va z’edilmiş kavanini mevzuayı ve kavanini esasiyeyi kabul etmek ve onun ihtiyaca mutabık olmıyan ve içinde bulunduğumuz … şu fevkalâde zamana tevafuk etmiyen mevaddmı tadil etmek esa sını kabul ederek işe girişecek olursak zannedersem müzakerat. 1. Mustafa Kemal Paşa başkanlığında aç ılan ikinci oturumda teklif sahibi Mehmet Ş ükrü Bey kürsüye gelerek. hiyaneti vataniye cürmiyle müttehem olma yı ka bul ediyoruz. bu kanunların yürütülmesi iç in yeni mahkemeler kurulmasını ileri sürmüştü. “…Kanunu Cezada hiyaneti va ta niye namında bir cürüm yok iken biz. Buna karşılık. 1. “…Halifemizin ve Padişahımızın İstanbul işgaliyle İngiliz esaretine düşmesi itibariyle Makamı Saltanat. o takdirde teklif ettiğim ikinci ma ddeden va zgeçiyorum. Cezası. ihtilâfat bu ka da r çoğalmıyacaktır. yasama yetkisine sahip olup olmadığı ile ilgili bir durum tespiti yapmış. İstanbul’da icrayı saltanat ediyordu. C. Şimdi onun yerine millet kendisini ika me etmiştir ve o hareket ediyor. bir hiyaneti vataniye cürmü ihda s ediyoruz. TBMM’nin yeni ve bağımsız bir Meclis olduğu. Mevcud olduğuna na za ra n 39 40 TBMM ZC. O Hükümeti esir addediyoruz ve onun a kval ve efalinde serbest bulunmadığını iddia ediyoruz. Evet. İşi teşevvüşata düşürmemek için. 1. D. “…Vermiş olduğum takrir esas itiba riyle ka bul edilmekle beraber suveri tatbıkıyesi hakkında Meclisi. s. C. . evvelce yani üç a y evvel Hükümet a leyhine ha reket edenler haini vatan addediliyorlardı. Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey ise. Nasıl ki. Ka nunu Cezada mevcut ise. …Esas itibariyle. Yalnız sureti tatbikıyesi kalıyor.260 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Meclis’in meşruluğu ve İstanbul Hükümeti’nin esaretinden bahseden Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey (Pars). “…Gasp ve garette bulunanlar. bu Meclisin emrine ita a t etmiyenler haini vatandır. ve onun kuvvei teşriîyesi olan Meclisi Mebusan icrayı fa a liyetten geri kalarak millet yeniden kendi mukadderatını idare etmek için za tıâ lilerinizi intiha betmiş ve göndermiştir. Bunda n evvel bir Hükümet vardı. 1. demek cürüm mevcuttur. …bunun esba bını. Elli altıncı madde bunu söylüyor. s. şurada görüyorum ki. hiya neti va taniye ile itham olunur. Mehmet Şükrü Bey. Binaenaleyh. bizim makasıdı meşruamızı kabul etmiyerek ifa datta bulunanlar memleket ahalisini birbirine düşürenler elbette ve elbette hiya neti va taniye ile itham edilir ve hiyaneti vataniyenin cezası bütün dünya da ka bul edilmiştir. Bina enaleyh her cürmün mukabilinde mutlaka bir ceza da ihdas olunmak lâzımdır. Meclis’in hem yasama hem de yürütme yetkisine sahip bulunduğunun üzerinde durmuştu. pek çok ihtilâfata düşürüyor. Çünkü hiyaneti harbiye hakkındaki kanun noksandır.

S öz alan ve müzakereler arasında dikkat çekici bir noktaya değinen S aruhan Mebusu Refik Şevket Bey. 82. …hiyaneti vataniye cürmünü ihda s ediyorsa k ceza sını da kendimiz ihdas etmek lâzımgelir. bunun için ilk önc e vatana ihanet suçunun belirlenip. Mücrimi değil. …doğru ve sarih ve muayyen bir cürüm göstererek muayyen bir ceza vererek iyi bir yol göstermek. TBMM ZC.. C. s. Refik Şevket Bey ayrıc a. “. 3. bugünkü adlî teşkilâtla süratle iş görülemeyeceğinden dolayı da bu c ezanın uygulanması iç in yeni bir teşkilât yapılması gerekliliği üzerinde duruyordu. Çünkü Kanunu Cezada bu hiya neti va taniye cürmü yoktur.”. Biz. 99. şa yet hükkâmı serbest bırakırsak mahkeme. 84. zaten mevcut demektir… Evvelâ.. “…Bir Hükümeti Osmaniye ve bir vatanı İslâmiye vardır. İşte bundan dolayı millet kendi vekillerini buraya göndererek burada büyük bir Meclisi Millî akdettirdi. ma dde sa rih değildir. 1. Bundan dolayı bu mevaddın umumunun reddi ve o kanunun ikinci faslının kabulünü teklif ediyorum. Hükümeti Osmaniye namına idarei umur ettiğ inden dolayı onun mevkiine koydu ğ umuz zaman. e ğ er ceza kanununun ikinci faslını aynen kabul ve tatbik edersek maksadımıza kâfidir. Sa lisen ma lûmuâlileri (isyan) tâbiri umumiyetle bizde fiilî bir şekilde kabul ve telâkki olunur. C. s. yeni madde kabul etmek yerine. TBMM ZC. bir hiyaneti vataniye cürmü tarafımızdan ihdas olundukta n sonra bu ihdas olunan cürüm için yine bir ceza ihdası lâzımdır. sonra ceza tayin etmek gerektiğine dikkat ç ekmekte. 1. …Bina ena leyh mesele. Kanun’un Adının Belirlenmesi: 27 Nisanda gerçekleşen müzakerede Lâyiha Enc ümeni’nden gelen birinci madde “Makamı muallâyı hilafeti ve memaliki mahrusai şahanei yedi ecanipten tahlise ve taaarruzatı defi maksadına mâtuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur”43 şeklinde Mec lis’e beyan edildi. Şu halde birtakım yazılan mevaddı kanuniyeyi ve bunun hakkında yapılan münaka şayı fazla görüyorum. D.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 261 hükkâma. devamla. cürmü tarif edelim. Za 41 42 43 44 TBMM ZC. diye emretmek fazla olur. 1. mevcut Ceza Kanun’un uygulanması gerektiğini vurgulayan Amasya Mebusu Ali Rıza Efendi dışında aleyhte42 söz söylenilmeyen müzakere. iyi bir tarik irae etmek mükellefiyetindeyiz. O nokta i nazardan bendeniz bu maddei kanuniyenin müntehasında (Kavlen ve fiilen muha lefet ve ifsa da tta bulunma ya hiya neti va ta niye) denmesini teklif ederim. 1. bu suç un karşılığının her yerde olduğu gibi idam cezası olacağını. Refik Ş evket Bey’in verdiği önergenin Lâyiha Encümeni’ne sevkiyle son buldu. 81. s. şu Büyük Meclisimizi. vatana ihanet suç una verilecek cezanın ne olduğunu söz konusu etmeye gerek olmadığını. o cürme de yeni bir ceza koymalı ve aynı zamanda yeni bir tariki muhakeme ihda s etmeli ve bu ma hkemeler mümkün olabildiği kadar maha lli cürümde ceza yi vermeli” 41 diyerek mevcut Ceza Kanunu’nda vatana ihanet diye bir suçun bulunmadığını. D. Osmanlı Devleti’nin ve kanunlarının hâlâ mevcut olduğunu. 99.Madde hiyaneti vataniyeyi tarif etmelidir. 1. 1. Yalnız Hükümeti Osmaniyenin merkezi bugün tahtı muhasaradadır. “Kanunun adının “Hıyanet-i Vataniye” olmasını istemiş44 . C. …yeni bir cürüm ihdas ediyoruz. Kanunu Ceza mucibince tayini ceza ediniz. TBMM ZC. mevaddı mahsusasma göre tâyini cezada muhta rdırla r. söz konusu maddede vatana ihanet suç unun aç ıkç a tanımlanması gerekliliğinin altını ç izmekte idi. D. 1. C. . s.

Ancak kendisine geneli itibariyle kabul edilen bir kanun için artık red talebinde bulunamayacağı hatırlatıldı. fiili tarif etmesi gerektiği üzerinde durmakta. maddeye “Millet Meclisinin meşruiyetine ka vlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunmaya hiyaneti vataniye tesmiye olunur” şeklinin verilmesini teklif etmekte idi. birinci madde için eksik ya da fazla veya yanlış gördükleri ibareleri ve değişiklik isteklerini dile getirdiler. Bu arada Çorum Mebusu Fuat Bey de bu Kanun’un reddini talep etti. 100. (ta hrika t ve icra a t) kelimelerinin konulması bütün bu mahzurları bertaraf eder zannederim. s. Erzurum Mebusu Mustafa Necati Bey ise.262 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ten meva ddı âtiyede (kavil ve fiil) tâbirlerini tefrik ettiğimiz için işbu ma dde de buluna n (isyanı mutazammın) tâbirinin kaldırılmasını teklif ederim. C. TBMM ZC. C. 100. bu kanunda fiilin değil. 101. C. Bkz. Onun için bunun yerine Meclisin (Millet Meclisinin maksadı meşrua ve vataniyesini takim için harekât ve icraatı fiiliyede bulunan kesan (ha ini va ta n) ismiyle ta srih olunursa daha mürit ve daha camî olabilir. . s. s. Şu halde maddei ka nuniyeye (Millet Meclisinin meşruiyetine kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunmaya hıya neti va taniye tesmiye olunur) şeklinin verilmesini nazarı âlinize arz ederim”45 diyerek. Onun için fıkranın (…ifsadatta bulunmaya hiyaneti vataniye tesmiye olunur) şeklinde tadil edilmesi. “1. 1. birinci maddede yer alan Meclis’in meşruiyetine isyan sözünden aç ık bir anlam ç ıkartamadığını. TBMM ZC. 45 46 47 48 2. 99. (muhalefet) kelimesine (haini va ta n) kelimesi ismi verilemez. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun birinc i maddesi üzerine verilen değişiklik önergelerinin görüşülmesine geç ildi. millî iradeyi içeren her şeyin zaten meşru olduğunu. (hiyaneti vataniye) den addedilebilmek için her halde fiile inkılâbetmiş olan şekiller olması lâzımdır. D. oysa maddenin faili değil. (meşruiyetine isya nı muta zammm kavlen ve fiilen muhalefet ve ifsadatta bulunan kesanın) aynı derecede a ddedilmesi muvafık olamaz. İşbu maddede (Haini vatan) tarif olunup nev’i cürüm tarif olunmamıştır. Sonra maddenin a slında bâ zı teza ddı muhtevi ve esasatı hukukiyeye muha lif şeylerde görülebilir. TBMM ZC. 1. 100. Dördüncü oturumun aç ılmasıyla beraber. …Çünkü iradei milliyeyi ihtiva ediyor. S aruhan Mebusu Refik Şevket Bey’in teklifi48 üzere de kanunun başlığı “Hıya net-i Va ta niye Ka nunu” olarak belirlendi. Binaenaleyh (Meclisin meşruiyeti) sözü mühmel bir sözdür. (meşruiyeti) yerine (ma ksadı meşrua ve vataniyesini tâkim için tahrikat ve icraatı fiiliyede bulunan) cümlesi konulmalıdır46 diyerek. S öz alan diğer mebuslar da. Lâyiha Encümeni’nden Abdülkadir Kemali Bey bu teklifler üzerine değerlendirmede bulundu ve sonra oturuma ara verildi47 . dolayısıyla bu maddenin “Millet Meclisi’nin maksadı meşrua ve vata niyesini tâ kim için harekât ve icraatı fiiliyede bulunan kesan haini vatan addolunur” şeklinde düzenlenmesi yönündeki arzusunu dile getirmekte idi. failin tarif edildiğini. Fiilen orta ya çıkıp da bir şey yapmaz bitaraf bir vaziyette kalabilir. (muhalefet) kelimesi olur ki. Kanunlar isimsiz olamıyaca ğ ı için i şbu kanunun ismine hiyaneti vataniye tesmiye olunması. 1. 1. “…(iradei milliyeyi) ihıtiva eden her şey meşrudur. bazan hıyaneti vataniye a ddedilecek şekilde olmıyabilir.

1. 105. 102. C. Kanunu Cezanın kırk beşinci maddesinin sarahati dâhilinde fer’an zimethal ola nla r ma ddei mezkure mucibince tecziye edilirler” şeklindeki ikinc i madde üzerindeki müzakere aç ıldı50 . C. s. s. 106. “…Cezayı mua yyen şekilde ta tbik ettirebilmek için mua yyen ve ka ti ve esa slı şeyler ta hrir edelim. 1. TBMM ZC. “Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunur. TBMM ZC. Bu konu hakkında söz alan Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. D. 1. Bu ihtima lâ ta göre işimizi ka nuna uydurmak için diyelim ki. İdamlar ibret için kurşunla da yapılır. 1. İkinci ma ddede fer’a n zimetha l ola nla r konulmuştur.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 263 Kabul edilen değişiklik önergeleriyle birlikte birinc i madde. 49 50 51 52 isyan tâbiri fiilî olmak üzere telâkki olundu ğ u ve bahusus mevaddı sabıkada kavlî ve fiilî tâbirleri mevcudold ğ u için maddede muharrer (isyanı mutazammın) tâbirinin ilgası ”. TBMM ZC. D. 105. . …bu maddede bendenizin fikrimce. 1. Saruhan Mebusu Refik Ş evket Bey’in teklifi üzere. s. denmesi lâzımdır. D. 107. encümenin teklifi gibi elli altıncı ma dde tâ birini koyma ya lüzum yoktur. Binaenaleyh encümenin teklifindeki idam meselesinde. 1. 1. çünkü hüküm ile iş ha llolunur. Buna karşılık Lâyiha Enc ümeni’nden Abdülkadir Kemali Bey ise. …Mesa ili adliye ile iştigal edenler meseleyi halletsinler. Müteşebbisler konulmamıştır. Ardından ikinc i madde üzerine verilen degişiklik önergelerinin görüşülmesine geçildi ve ikinci madde. Onun için bendeniz bu maddenin hem fer’a n zimethal olanlara. 3. 1. bu gibi efalde bulunanların idam olunacağını tasrih ediyor. 1. C. Şaiben idam olunur. suç işlemeye teşebbüs edenleri de kapsar nitelikte olması gerektiğinin altını ç izmekte idi. C. bir kişinin silahsız olarak da vatana ihanet edebilec eğinin izahına ç alıştı52 . Eğer o kaydın konulmasından maksat elli a ltıncı ma dde mucibince ida m olunur. Kanunu Cezanın ceraimi ve cezayı ve bunların şekli icrasını gösteren ma ddeleri içinde (idam şu şekilde şaiben mahalli cürümde icra olunur) diye bir madde vardır. “Ma kamı muallâyı hilafet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şa ha nei yedi eca nipten ta hlise ve taaarruzatı defi maksadına mâtuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta buluna n kesa n ha ini va ta n a ddolunur” suretinde kesinleşti49 . mukateleye tahrik ve yekdiğere karşı müsellâh vaziyetlerden bahsettiğine göre. D. elli altıncı madde tâ biri kullanılacak yerde şaiben ida m olunur. Ya lnız a skerî meselesi müstesna dır. 106. s. S ivas Mebusu Mustafa Taki Efendi. 105. 1. TBMM ZC. Çünkü bâzı yerlerde emsalini görüyoruz. hem de müteşebbislere şâmil olma sı ta ra fta rıyım” 51 diyerek ikinc i maddenin. C. silahsız olarak fiili muhalefette bulunanlara idam c ezasının ağır olacağını söyleyince bir mebus. yalnız fiili olarak ihaneti gerçekleştirenleri değil. diye idamın şekli icrasını göstermek ise bunun ma ha lli elli a ltıncı ma dde değildir. TBMM ZC. “Etmesinler memleketi tehlikeye koymasınlar” cevabını verdi. D. Halbuki elli a ltıncı madde. s.

. D. C. TBMM ZC. 28 Nisan tarihli toplantıda Hıyanet-i Vataniye Kanunu müzakeresine “Ka vli veya ta hriri surette muhalefet ve ifsadatta bulunanlar muvakaten kürege konulur” şeklindeki üç üncü madde ile devam edildi. 1. 1. 1. s. 108. 1. 53 54 55 56 57 58 TBMM ZC. 1. Tekrar bir madde ilâvesine lüzum yoktur. “Hıyaneti vataniye cürmünün. Anc ak fiilen fesat ve karmaşa çıkaranlar vatan haini olarak kabul edilebilirler55 . D. Netic e olarak S ivas Mebusu Mustafa Taki Bey’in önergesinin56 kabulü ile bu madde kaldırıldı57 . 1. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’na taraftar olmakla birlikte. ancak ikincil derec ede suç a iştirak kavramından neyin anlaşılacağı veya anlaşılması gerektiği c iddi bir tartışma konusu olmuştu. faillerinin mercii muhakemesi ikaı cürüm edilen ma ha ldeki bidayet ceza mahkemesidir. 1. 1. s. 100. TBMM ZC. Fer’an zimethal olanlar ile mütesebbisler kanunu cezanın 45 ve 46 ncu maddeleri mucibince tecziye olunurla r” 53 şeklinde kabul edildi. TBMM ZC. bir vergi kanunun ç ıkarılmasına dahi karşı ç ıkmanın da vatana hıyanet olarak değerlendirilebileceği endişesi ortaya çıkmış. C. s. s.” . İsmail Şükrü Bey. TBMM ZC. s. aynı zamanda hürriyet-i içtihadı (fikir özgürlüğü) ortadan kaldırma tehlikesi taşıdığını da sözlerine eklemişti. İsmail Ş ükrü Bey’e göre bu yaklaşım fikir hürriyetini ve meşrutiyet mantığını ortadan kaldırmakta idi. D. suça ikinci derecede (fer’an) katılanların ise daha hafif c ezalara çarptırılması kabul edilmiş. 115-117. 117. 116. Metinde geçen Meclis’in alacağı her türlü karara muhalefet etmenin mesela. Kanun’la “Meclis’n meşruiyetine sözle karşı çıkanları vatan haini olara k değerlendirilmesini” isteyen maddesini doğru bulmamıştı. s. TBMM ZC. C. asıl faillerin idam. anc ak isyan halinde bulunulur ise eylemin c ezalandırılması gerektiği noktasında hemfikir olunmuştur54 . din görevlilerinin vaaz bile edemeyeceklerini ve kendilerini sürekli baskı altında hissedec eklerini söyleyen Karahisarısahip Mebusu İsmail Şükrü (Çelikalay) Bey. Nitekim maddede geçen “kavli ve tahriri muhalefet” ifadesinin belirsizliği ve bu maddenin bir intikam arac ı olarak kullanılmaya müsait olduğu konuşmac ılar tarafından dile getirildi. D. 1. Vatana hıyanet suçunda. C. 1. D. D. 1. C.264 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 “Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunurlar. Çünkü muhalefet ve isfadat bilfiil ise idam olunaca ğ ı ve fer'an zimefhal olmak ise derecatına göre kırk beşinci madde mucibince tecziye olunacakları ikinci maddede musarrahtır. Binaenaleyh üçüncü maddenin tamamen tayyedil me şini teklif ederim. Daha sonra üçüncü madde üzerinde yapılacak olan müzakerelere geç ilse de Mec lis’te ç oğunluğun kalmadığı anlaşıldığından oturuma nihayet verildi. Madde hakkında Lâyiha Encümeni mensupları dışında söz alan tüm konuşmacılar bu maddenin aleyhinde olmuşlardı. C. “ Üçüncü madde tamamen zaittir. Kanunun lâyihada olduğu şekliyle kabul edilmesi durumunda. Ahvali müsta cele ve fevka la dede mücrimin derdest edildiği mahal mahkemesi de icrayı muhakeme ve itayı karara salâhiyettardır” suretindeki maddenin okunmasıyla dördünc ü madde hakkında müzakere aç ıldı58 . 118. 1.

Asıl teklifim Bidayeti cezada rüyetine ka ra r verilmemesidir” 59 diyerek bu işin liva cinayet mahkemelerine bırakıldığı takdirde bu kez de sürat konusunda sıkıntı yaşanac ağından dolayı hızlı hareket etmek adına ya bütün Anadolu’da yahut isyana mahsus yerlerde sıkıyönetim ilan edip. Ka zalarda teşkilât olmadığından bahsedildi. 1. Muha kemeyi istediği yere. bu mesaili Divanı harplere tevdi ederiz. büyük haksızlıklar meydana getirmekten içtinabedelim. liva mahkemesinin hükümlerinden daha iyi hükümler ittihaz ediyor. Binaenaleyh divanı harblerin muka ddera tı bunla rın elindedir. 120. biz gerek huzuru tarihte.. bu konuda kaza bidayet mahkemelerinin yetkili kılınmasını uygun görmemekte idiler. C.. Hepimiz kaza mahkemelerinin sureti teşkilini pekâlâ biliriz.. D.” …Bendeniz teşkilâtı adliyesini bildiğim yerler var ki. …Binaenaleyh divanı harblerde bu işlerin niyeti katiyen doğru değildir. gerek huzuru ilâhide mesul ve muatab oluruz.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 265 Dördüncü maddede. …En ya kın cinayet mahkemelerine tevdii kabildir. Bunlar ne na zariyatı cezaiyeyi. 119. Bundan dolayı vatana ihanet muhakemelerinin ya liva bidayet mahkemelerine ya da suçlunun tutuklandığı en yakın liva c inayet mahkemelerine bırakılmasının daha uygun olac ağı belirtildi. Anc ak. reis ne derse onları yaparla r ve maatteessüf bazan. seri teda bir ittiha z mecburiyetinde olduğumuzu kalbul ediyoruz. bâzı teşvikat ve tesvilâta tâbi olmaları ihtimalleri de vardır. Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey’in verdiği teklifin mümkün olmadığını savundu ve şunları söyledi. “. ayrıca bidayet mahkemelerinin ceza verme yetkilerinin iki üç seneyle sınırlı olması idi. Bu itibarla mademki za manın fevkalâdeliğini müttefikan kabul ediyoruz. farklı olarak Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey. kaza ma hkemeleri hakkında serd edilen mehazir. böyle bir ortamda ise idam kararı gibi hassas bir kararın verilemeyeceği. tecrübelerine de dayanarak. 1. kundurac ı vb. Gerekç eleri ise kaza bidayet mahkemeleri üyelerinin bakkal. Bir mütehassis zatın yanında müntahap iki âza vardır. Buna karşılık Mehmet Şükrü Bey. ne de kavanini mevzua devleti bilmezler. Her livada teşkilât var mı efendim? Birçok liva la rımız va rdır ki. …Çünkü lâzım olan sürati temin etmek kabil olamıyacaktır. liva bidayet mahkemeleri hakkında da vâridola bilir. bu muhakemelerin Divan-ı Harp’lere bırakılması önerisini getirdi. s. Ancak konuşmac ılar. Zaten buna dair bir ta krir ta kdim edeceğim. Fakat bendeniz bunda da bâzı mahzurla r görüyorum. vatana ihanet suç unun tespiti iç in kazalardaki bidayet mahkemeleri yetkili mercii olarak belirlenmişti. “…çabuk iş görelim derken. …biz liva bidayet mahkemelerine vermekle bu süra ti öldüreceğiz ve bunda n beklenilen 59 TBMM ZC.. Bunla ra idam cezası vermek. istediği şekli götürür. bunlara kürek cezası vermek sa lâ hiyeti buhşedilirse hiç şüphe etmiyelim ki. Sonra kaza bidayet ma hkemesi ile liva bidayet mahkemesindeki fark en ziyade âzayi kiramın zihnini işga l ediyor. …mahzur. . teşkilâ tı a dliyesi ya pılma mıştır. öyle bir kaza mahkemesidir ki.Divanı harblerde ittihazı mukarrerat eden kimdir bilir misiniz? Ya bir za bıt kâ tibi muktediri. bu itibarla ya bütün Anadolu’da yahut isyana mahsus ola n yerlerde idarei örfiye ilân eder. gibi hukuk eğitimi olmayan kişilerden oluşması. yahut divanı harb müddeiumumisidir.

Kayseri’de birisi idam cezasına u ğramak gibi aynı bir cürümde muhtelif mukarrerat. 1. Kırşehir sanca ğ ını örnek olarak göstererek devamla şunları söyledi. Ayrıc a kaza bidayet mahkemelerinin yetersizliğinin farkında olduklarını. 1. “…biz bu kanunu yaparken esa s itiba riyle vaziyetimize muhalif hareket edenleri süratle tedibetmeyi düşünüyoruz. 1. 1. mücrim olan o şahıs derdest edilerek oraya sevk edilmesini ve muhakemesinin o mahkemelerde icrasını teklif ediyorum. tecrübe. meselâ Ni ğde Mahkemesinde biri beraete mazhariyet. s. Bu sebeple normal hukuk mahkemelerinin bu amac ı gerçekleştiremeyec eği ileri sürüldü. ancak kazaların livalara uzaklığı. caiz olamaz. o aynı fiilden ne şet eden cürümden. Diğer mahkemelerdekiler ise Mektebi Hukukta n mezun müddei umumi ceza reisi gibi sırf hayatı memuriyetinin melekesiyle tâ yin edilen zeva ttan ibarettir ki. 118-120. Bunun yanında Niğde Mebusu Abidin (Zeynelabidin) (Bayhan) Bey. ulaşım güç lükleri gibi etkenleri hesaba katarak ve bu kanunun uygulanmasında hızlı karar almanın esas olması gerektiği bilinciyle bidayet mahkemelerini terc ih ettiklerini ifade etti. Fakat hiçbirisi. D. Divan-ı Harp’lerin devlet kanunlarına vakıf olmadıklarını ve buralarda görev alac ak kişilerin verdiği kararın c aiz olmadığını belirtti62 . 120. TBMM ZC. TBMM ZC. C. umura meydan vermektir. 1. her birisi bir araya getirilerek mevkufen tahkikat icra edilmezse. Böylece Muhittin Baha Bey’in bu önerisi Mec lis’te taraftar bulamadı61 . ince Karasu mahallerinde alâkadar olanlar derdest edilir.266 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 neticeyi mahvedeceğiz”60 dedi. Öyle ki kanun teklifinde beklenen amaç . TBMM ZC. D. Bu bapta rüfekayı kiram tarafından söylenilen sözlere iştira k etmekle beraber. s. düşünerek ya pıyoruz… ihtilâl kâr vaziyet a lacak isek bu kanunlarla iştigale lüzum yok. kanunun hangi mahkemelerde yürütüleceği idi. o cürmün sahibi için hangi ceza mahkemeleri i şe ba şlamış olursa. birtakım ihtirasatın tevellüdünü mucib ola ca k ha lâ te. . bir idarei örfiye ilâ n ederiz ” 63 sözleriyle bulunduğu teklifte tıpkı Köprülü Mehmet Paşa’nın binlerce insanın kellesini kopartıp memleketi kurtardığı gibi bir metotla memleketin kurtarılmasını istedi. Onun için bir cürümden dolayı her nerede ef’ali cürmiye ika ve refedilirse o. vukuf ve mümareseleriyle terfii memuriyet ederler. hüküm ve ilâmat Vârîdolur ki. s. 1. Niğ de Mebusu Abidin (Zeynelabidin) (Bayhan) Bey. “…Kırşehir sanca ğ ının Avanus kazasında vukua gelen bir cürümden dolayı Niğ de sanca ğının Ürgüb veya Karahisar. 120. 122. C. s. bu da caiz olamaz. Bu arada konu hakkında encümenin görüşünü ortaya koymak adına söz alan Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey. liva Bidayet ceza mahkemesinde bulunan Müddei umumi ve ceza reisi kadar kavanini Devlete vâkıf değildirler. sehpa la rı kura rız. Bu. Mec lis’in onayından geçeceği için bidayet mahkemelerine daha ılımlı bakılabileceğinin de altını 60 61 62 63 TBMM ZC. D. 1. Bu tarihte yapılan müzakerelerde tartışılan en önemli konu. 1. derdest edilebilir. C. D. C. ef’ali cürüm ashabı birer şeriki cürümle beraber onun hepsi hakkında bidayeten Kırşehir veya Niğ de de ayrı ayrı tahkikata ba şlanmış.”. Hayatı memuriyetinde müptedi olan bir heyete ağır bir cezayı tertip için salâhiyet vermek. davaların ç abuk sonuçlandırılması ve verilecek hükümlerin ibretlik olmasıydı. Divanı harblerden de bahsedildi. milletin izmihlaline değil ise bile. Onun için katiyen Divanı ha rblere verilmesi ca iz ola ma z” diyerek kaza mahkemeleriyle diğer mahkemeler arasındaki farkı. Öte yandan bidayet mahkemelerinin verecekleri kararın. “…ka za ma hkemelerindeki azalar intihapla icra edilir. Halbuki onlar da kaza ma hkemesinde.

. TBMM ZC. 120-122. C. Böylelikle birinci oturum itibariyle dördüncü maddenin müzakeresi tamamlanmış oldu64 . Bu müddeti her ne sebebe mebni olursa olsun tecavüz ettiren mahalli za bıta sı ile ma hkeme heyeti Kanunu Cezanın yüz ikinci maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevki mahkemesince muhakemesi bilicra azami yirmi gün za rfında hükme rapt edilecektir”69 suretindeki yedinci madde üzere söz alan Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. Heyet halinde bulunup hüküm vereceğiz. Meselâ bugün üç kişiden mürekkep bir bidayet ceza mahkemesinde bulunuyoruz.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 267 ç izdi. 1. “Hıyaneti vataniye mücrimlerine ait muhakemat a zami yirmi günde hükme ra pt oluna caktır. 127. Anc ak Tunalı Hilmi Bey’in bu önergesi kabul edilmedi. yirmi gün zarfında mutlaka hüküm verme kaydına itiraz etti ve yolların uzunluğu. 1. D. 1. dördüncü madde üzerine verilen değişiklik önergelerinin görüşülmesine geçildi. 1. Dördünc ü madde iç in Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey. 1. D. Üç ünc ü oturumda. “Za bıtai adliye memurlarının tanzim edecekleri tahkikatı iptidaiye evrakı da irei istinta ka tevdi olunmaksızın mahallin en büyük mülkiye memuruna ita olunur ve onla r ta ra fında n dahi müddeiumumiler vasıtasıyla yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir” suretindeki önergesi üzere kabul olundu68 . D. D. TBMM ZC. bozuk oluşu vb. C. D. yok ise mahallin mülkiye.” şeklindeki altınc ı madde Çorum Mebusu Fuat Bey’in verdigi. devamla. 130. C. TBMM ZC. 129. TBMM ZC. C. TBMM ZC. s. 1. 1. …Bina ena leyh şa hitlerin mutlaka ya huzuru hâkime getirilmesi lâzımdır yahut huzuru hâkimde binniyabe ifa desinin alınması lâzımdır70 diyerek. C.67 “Za bıtai adliye memurlarının tanzim edecekleri tahkikatı iptidaiye evrakı daireyi istinta ka tevdi olunmaksızın müddeiumumîler vasıtasıyla yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir. 130. 1. 1. s. nedenlerden dolayı şahitlerin zamanında gelemeyebileceğini ya da davaya bakan hâkimin hastala64 65 66 67 68 69 70 Bkz. “Hıyaneti vataniye cürmünün faillerinin mercii muhakemesi ikaı cürüm edilen veya mürcimin derdest edildiği kazada veya o kazaya mücavir bir kazada diva nı ha rbi örfi va r ise divanı mezkur. 129. s. s. jandarma ve polis dairelerinin en büyük memurlarından ve mahallin müftüsünden mürekkep bir heyettir”65 şeklindeki değişiklik önergesini verdi. C. 1. s. 1. D. 130. Dördüncü madde enc ümenin teklifi üzere aynen kabul edildi66 . s. 1. 131. 1. TBMM ZC. C. 1. “Hıyaneti vataniye mücrimlerinin muhakemesi her halde mevkufen icra olunur” esasına dayanan beşinci madde hakkında söz söyleyen ve değişiklik önergesi veren olmadığından beşinc i madde aynen kabul edildi. D. s. TBMM ZC. askeriye. “…Hükkamı takyit kadar müthiş bir feca yi yoktur… yirmi gün za rfında mutlaka hüküm vereceksiniz dersek hükkâmı ta kyide koymuş oluruz ve bunun ka biliyeti tatbikıyesi olmadığını kendimiz göstereceğiz. Şahitlerin hepsi mutlaka o cürmün vukubulduğu mahalden olmaz.

C. bazı mazeretleri olabileceğini göz önünde bulundurarak. 1. 1. 1. s. Bunun için bu sua li va rit addetmiyorum. 1. s. “Hıyaneti vataniye mücrimlerine ait muhakemat bir sebebi mücbire olmadıkça azami yirmi günde hükme rapt olunacaktır. Konuyu farklı bir açıdan ele alan Malatya Mebusu Fevzi Efendi ise şunları söylüyordu. Tek bu Saltanat kurtulsun. “…Ben bilakis müddetin bir ha fta ya tenzilini teklif ediyorum. Maatteessüf adaletin mutlakiyetinden veyahut vüsatinden ba hsetmek bence ka tiyen a bestir.” 74 demiştir.268 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 nabileceğini. 1. 1. yahut nakzedip iade mi edecek? Tasdik meselesi kola y. 132. C. ya ni mukarrerat usulüne muvafık degilse. Fakat a ksi surette ne ya pıla ca ktır? Encümen bunu iza h etsin” 73 . 132. TBMM ZC. D. a f mı edecek. “İşbu mehakimden sadır olacak mukarrerat kati olup ancak idamı müstelzim olan muka rrerat Büyük Millet Meclisince badettasdik mahallerinde infaz olunur” diyen ve idam kararlarının Meclis onayından geçmesini öngören sekizinc i maddenin kısmen aç ılması gerektigini belirten Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey’in kafasında soru işaretleri bulunmakta ve o. C. Bu müddeti bilâsebebi mücbir teca vüz ettiren ma halli zabıtası ile mahkeme heyeti Kanunu Cezanın yüz ikinci maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevki ma hkemesince muha kemesi bilicra azami yirmi gün zarfında hükme rapt edilecektir” şeklindeki önergesi üzere yedinc i madde tadilen kabul edildi72 . D. “Efendim. Bunun da bir de mukabili ola n ret veya a f ha kkı verilmiş oluyor. Bundan dolayıdır ki eğer cürmün ika edildigi ma ha lde muhakeme icra edilecekse azami bir hafta. “Yapılan kanunlar idam kanunlarıdır. bu soru işaretlerini şu şekilde dile getirmekte idi. 1. 132. TBMM ZC. Memleketin böyle bir zamanda adaletin mutlakiyetinden bahsolunduğunu işittim. bu maddede bir zaman sınırlamasına gidilmemesi gerektiğini öne sürdü. dilerse tasdik eder. Bu sorulara karşılık Lâyiha Encümeni adına Abdülkadir Kemali Bey. TBMM ZC. Bunu biha kkin düşünmeli. esbabı mucibesi ta m degilse. Varsın milyonlarca bu memleketin feda olmuş evladına mukabil birka ç ta ne ma zlum gitsin. D. Ancak bu önerge kabul görmedi ve Bolu Mebusu Nuri Bey’in. Meclisin salâhiyetini ta kyit varit değildir” diyerek bu Mec lis’in olağanüstü yetkilere sahip bir Meclis olması dolayısıyla. D. bu sürenin daha da kısaltılmasından yana oldu. C. “Meclisin salahiyetini ta hdide ka a dir bir kuvvet göremiyorum. sonra 71 72 73 74 TBMM ZC. 131. “Meclisin sa lâ hiyeti fevkalâdeyi haiz olmasından dolayı bidayet mahkemelerinden verilen kararı Meclisimiz dilerse affeder. degil midir? Encümen bunu tetkik etse. başka bir maha lde muha keme edilecekse a zami yirmi günde muhakemelerinin hitama erdirilmesini teklif ediyorum”71 diyerek bu doğrultuda bir önerge verdi. Tetkik hakkı ret mahiyetini haiz midir. Mesele halledilir. Eğer Meclisin de ka na a ti vicdaniyesine tevafuk ediyorsa tasdik eder. . s. bidayet mahkemelerinin kararlarını onaylayıp onaylamamanın Meclis’in elinde olduğunu söyledi ve devamla. Noksan görürse reddeder. 1. mademki tasdik hakkı veriliyor. Tunalı Hilmi Bey ise Refik Şevket Bey’in aksine. s. Nitekim o.

Ta sdik edilmediği takdirde Meclisçe ittihaz edecek karara tevfiki mua mele olunur” suretindeki önergesi üzere kabul edildi77 . hatalara insan heder olup gidiyor. Buna karşılık sekizinc i madde Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey’in. liva ve vila yet merkezlerine ve köy heyeti ihtiyariyeleri müctemian celp edilerek ifham ve sureti tebligi muta za mmın heyeti mezkure âzalarının imzalarını havi zabıt varakaları tutularak idare meclislerince hıfz edilmekle beraber kavaninin nesir ve ilanı hakkındaki kanuna tevfika n a yrıca nesir muamelesi dahi yapılacaktır” denilen dokuzuncu madde hakkında söz alan ve önerge veren olmadığından madde aynen kabul edildi ve kesinleşti78 . 134. s. 1. C. “İşbu kanunun icrayı ahkâmına Adliye ve Dâhiliye Vekilleri memurdur” şeklindeki onunc u madde.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 269 ya zık olur. D. D. 134. bu ceraimde bâzı eşhasa ait isnadatta buluna ca kla r ha kkında eğer bir hüküm sâdır olmuş ise. 1. 1. 132. 134. Fakat böyle bir isnat karşısında bulunacak bir a da m ma lûmu âliniz idam edilir. s. 133. C. s. TBMM ZC. Ceza Kanununda iftira hakkında maddei mahsusa va rdır. C. “İşbu mehakimden sadır olacak mukarrerat kati olup a nca k ida mı müstelzim hükümler Büyük Millet Meclisi icra Heyeti ta rafından badettasdik mahallerinde infaz olunur”76 şeklindeki önerge de kabul görmedi. 1. 1. 134. 133. TBMM ZC. D. İdam edildikten sonra malûm olduğu üzere bu adam meza rında n çıkarak ve ikamei dâvaya sevk ettirmek imkânı yoktur. Lâ kin o vereceğimiz ka rar. Fakat bu adamın ma sumiyeti a nlaşılırsa şu esbapdan dolayı mevkiini tahkim edecek şeyler lâ zım. TBMM ZC. TBMM ZC. s. 1. bulunmıyaca ktır. bu heyet burada ola ma z. C. Evet kanunu cezanın 113 ncü maddesinde bir sarahat var. İster bir ma ddei ma hsusa ile isnadatta bulunan ister maddei mahsusa tâyin etmeksizin isnadatta buluna nla r hakkında bir maddei müzeyyele ilâve olunsun. “…Halkımızın ha leti ruhiyesini teemmül buyurun. 1. ” 75 S ekizinci madde hakkında verilen değişiklik önergelerinden Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’e ait olan. Binaenaleyh her halde bir ma ddei müzeyyele ilâve edilsin”80 diyerek zan altındaki kişinin masumiyeti anlaşıldığında yapılac ak işlem ve kişinin zan altında kalmasına sebep olan kimseler hakkında 75 76 77 78 79 80 TBMM ZC. D. 1. “İşbu kanuna tevfikan ma ha kimden sâ dır olacak mukarrerat Büyük Millet Meclisince badettasdik maha llerinde infa z olunur. D. “İşbu ka nunun icrayı ahkâmına Büyük Millet Meclisi memurdur” suretinde tadilen kabul edildi79 . . Giden yine milletimizdir. 1. “İşbu kanun her mahallin idare amiri tarafından nahiye ve kaza. 1. dediler ki. TBMM ZC. Her ha l ve kârda mahakimden sâdır olan karar Büyük Millet Meclisinde tadilen tasdik olunmalıdır. Büyük Millet Meclisinin tasdikine iktiran eden kanun bir zaman olacak ki. C. Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey’in önergesi üzere. 1. 133. C. yani bugün verdiğimiz karar bizim efradımızı öldürür ve garaza kurban eder. Bir zaman olur ki. Bu arada İzmit Mebusu Hamdi Namık Bey. Böyle bir kelime sadır olmuş ise on seneden a şağı olmamak üzere ceza görür. D. Bir millet saadetini Büyük Mecliste görürse emin olun hem emin olurlar ve Meclisin dua hanı olurlar. Çok yerlerde görüyoruz ki. s. s. 1.

Kanun’un birinci müzakeresinde dokuzuncu ve onunc u olarak belirlenen maddelerde de yalnız numara değişikliğine gidilerek. Oturum Başkanı ise kendisinden bu konuda bir önerge sunmasını istedi. Feran zimethal olanlar ile müteşebbisleri kanunu cezanın kırk beşinci ve kırk altınc ı maddesi muc ibinc e tec zive edilirler. 1. tadilen kabul edildi. on ikinci ve on üçüncü maddeler olarak. Hiyaneti vataniye maznunlarının mercii muhakemesi ikarı cürmedilen mahaldeki bidayet ceza mahkemesidir. Madde 2. Böylec e ihtilal ortamında ve şartlarında oluşan TBMM’nin ülkenin refahı ve kurtuluşu iç in düşündüğü ilk olağanüstü kanun olan Hıyanet-i Vataniye Kanunu şu şekilde kabul edilmiş oldu. yine kanunun birinc i müzakeresinde on birinc i olarak belirlenen madde de tadilen on dördünc ü madde olmak suretiyle söz konusu Kanun’un tasarısı. 137-145. 81 82 TBMM ZC. Özellikleri ve Önemi: 29 Nisan’da gerçekleştirilen toplantıda bu Kanun’un ikinc i müzakeresi yapıldı. . Madde 1. beşinci maddeler. s. Ahvali müstacele ve fevkalâdede maznunun derdest edildiği mahal mahkemesi de ic rayı muhakeme ve itayı karara salâhiyettardır. 25 Nisan’da Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in önerisiyle müzakeresine başlanan ve beş günlük yoğun müzakereler sonucu 29 Nisan’da kabul edilen Hıyanet-i Vataniye Kanunu. 1. Vaiz ve hitabet suretiyle alenen veya ezminc i muhtelifede eşhası muhtc lifeyi sırran ve kavlen hıyaneti vataniye cürmüne tahrik ve teşvik edenlerle işbu tahrik ve teşviki suver ve vesaiti muhtelife ile tahriren ve tersimen irtikâbeyliyenler muvakkat küreğe konulur. D. ilaveten. Kanun’un Son Şekli. C. dördüncü. 1. Hıyanet-i Vataniye Kanunu bütünü itibariyle oylamaya sunuldu ve kabul edildi.270 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ne gibi bir işlem yapılacağının da ek bir madde ile belirlenmesi gerektiğine dikkat ç ekti. Madde 4. “İşbu kanun her mahalde neşir ve ilan olunduğu tarihten kırk sekiz saat sonra meriülicra olacaktır” suretindeki onbirinci maddenin de aynen kabul edilmesinin ardından. Böylec e bu Kanun’un birinc i müzakeresi tamamlanmış oldu81 . 4. 1. tadilen. onuncu ve on birinci maddeler ise ilaveten kabul olundu. Bu müzakerede. s. Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunur. C. üçüncü madde. yedinci ve sekizinc i maddeler. TBMM ZC. Tahrikât ve teşvikat sebebivle maddei fesat meydana ç ıkarsa muharrik ve müşevvikler idam olunurlar. Madde 3. birinc i ve ikinc i maddeler. D. Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şahaneyi yedi ecanipden tahlis ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. 134. altınc ı madde aynen. Dokuzunc u. tadilen. Meclis’te baştan itibaren madde madde yeniden okunarak ve gerekli ek düzenlemeler yapılarak 14 madde halinde gerçekleşti ve kabul edildi82 .

Haklarında gıyaben hüküm sâdır olan eşhas derdestlerinde işbu kanuna tevfikan yeniden ve vic ahen muhakemeleri ic ra olunur. s. 2-3. Bu müddeti bilâsebep müc bir tecavüz ettiren mahallî zabıtası ile mahkeme heyeti kanunu c ezanın yüz ikinc i maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevkı mahkemesinc e muhakemesi bilic ra âzami yirmi gün zarfında hükme raptedilec ektir. Madde 10. Büyük Millet Meclisi’nin yasallığına karşı ayaklanmaya yönelik sözle. TBMM ZC. İşbu kanun her mahalde tarihi tebliğ ve ilânından kırk sekiz saat sonra mer’i olac aktır83 . 1. Zabıtai adliye memurlarının tanzim edec ekleri tahkikatı iptidaiye evrakı dairei istintaka tevdi olunmaksızın mahallin en büyük mülkiye memuruna ita olunur ve onun tarafından dahi müddei umumiler vasıtasiyle yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir. Madde 7. Madde 14. Yasa’nın ilk maddesinde kimlerin “vatan haini” sayılac ağı belirtilmiş olup. Madde 13. TBMM Kavanin Mecmuası. Madde 11. Kanun No: 2. Tasdik edilmediği takdirde Mec lisç e ittihaz edilec ek karara tevfiki muamele olunur. s. yazıyla ya da doğrudan doğruya bilerek karşı çıkan. buna göre. 1. Madde 12. İşbu kanuna tevfikan mahakimden sâdır olac ak mukarrerat katî olup Büyük Millet Meclisince badettâsdik mahallerinde infaz olunur. Kabul edilen metin- 83 Düstur. Madde 8. İsyana iştirak etmiyen eşhas hakkında ligarazin isnadatta bulunanlar isnadettikleri c ürmün c ezasiyle müc azaat olunurlar. Kanun’un uygulanmasında ihmali görülec ek olanların Ceza Kanunu gereğince cezalandırılacaklarını belirli bir hükme bağlamıştı. D. 142-144. Hiyaneti vatanive maznunlarının muhakemesi bidayet c eza mahkemelerinden verilecek gayrimuvakkat tevkif müzekkeresi üzerine her halde mevkufen ic ra edilir. Hiyaneti vataniye maznunlarına ait muhakemat bir sebebi müc bire olmadıkç a âzami yirmi günde hükme raptolunac aktır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 271 Madde 5. . 1. İşbu kanun her mahallin idare âmiri tarafından nahiye ve kaza liva ve vilâyet merkezlerine ve köy heyeti ihtiyariyeleri müçtemian celbedilerek ifham ve sureti tebliği mutazammının heyeti mezkûre âzalarının imzalarını havi zabıt varakaları tutularak idare meclislerince hıfzedilmekle beraber kavaninin neşir ve ilânı hakkındaki kanuna tevfikan ayrıc a neşir muamelesi dahi yapılac aktır. yargılamanın hız kazandırılması amacıyla hem yargılamayı yapac ak mahkemelere ve hem de ilgili mahallin mülkî idare âmirlerine yükümlülükler getirerek. ya da fesat hareketlerine girişen veya yayında bulunan kişiler. Madde 9. bu suç la nitelendirilec eklerdi. C. Madde 6. İşbu kanunun icrayi ahkâmına Büyük Millet Mec lisi memurdur. 4-5. s. 1. Kanun. Kanun No: 2. C. C. İşbu ceraimin emrü muhakemesi için mahkemelerce istenilen şahsa c elp ve davete hac et kalmaksızın bilâhüküm ihzar müzekkeresi tastir kılınır. 1. D.

“Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şahaneyi yedi ecanipden tahlis ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak te şekkül eden Büyük Millet Meclisinin me şruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. Böylece TBMM. Yedinci madde ile yargılamanın yirmi günden daha fazla sürdürülmemesi. 207. adlî zabıtanın ön soruşturma evrakını (tahkikatı iptidaiye) mahallin en büyük mülkî âmirine hemen onun da savc ıya yirmi dört saat geç meden teslimini zorunlu kılmakta idi. Halife ve Padişah olsa dahi kendi üzerinde bir yasallık tanımadığını ilan etmişti84 . 84 85 86 87 88 89 Ergil. a. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun altıncı maddesi. e şhası mezkûreye hemfiil denilir ve cümlesi faili müstekil gibi mücazat olunur. Ayrıca bozguncu ve propagandacılar ile onlara yardımcı olanların faaliyetleri de bu suç kapsamında idi. s. a. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile millete karşı kendi meşru durumunu teyit etmiş ve bu meşruluğunu. Bu yasa. C.. Bıyıklıo ğ lu. C.” TBMM ZC. s. 1. düşman elinde esir bulunan Hilafet ve S altanatı kurtarmak amac ına dayandırıp Hıyanet-i Vataniye Kanunu’yla yaptırım altına almıştı. maddeleri gereğinc e c eza verilecekti89 . yalnızca Meclis’i değil. s. Saltanatı ve Osmanlı topraklarını düşman elinden kurtarmak olarak gösterilmişti. Hilafete ve Saltanata geleneksel bağlarla bağlı olan TBMM üyelerinin tepkisini yumuşatmaya yönelikti86 . 1. 49. Mec lis. Ural. TBMM. I. 105.” Madde 46. s. “Bir kimse bir cinayet ikamı tasmim edip de vesaiti mahsusa ile icrasına bed ederek yed-i ihtiyarında olmıyan esbabı mânia haylûletiyle ol cinayetin husulüne muktazi ef’ali ikmal edememi ş ise kanunun sarahati olmıyan yerlerde fiili mezkûr idam veya müebbet kürek cezalarını müstelzim olduğ u halde müte şebbis hakkında yedi seneden eksik olmamak üzere muvakkat kürek ve müebbet kalebentlik cezasını müstelzim ise keza yedi seneden eksik olmamak üzere kalebentlik ve müebbeden nefi cezasını müstelzim olan ahvalde üç sene müddetle kezalik kalebentlik cezası hükmolunur. age. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. sekizinci madde ile de davaların hızla karara bağlanarak tasdik merc ii olan TBMM’ye gönderilmesi hükme bağlanmıştı. Hilafeti. 50. Made 45. Bıyıklıo ğ lu. s.” .g. D. Yine Kanun’un birinc i maddesinde 85 . Aynı zamanda kabul edilen bu hüküm. bu hüküm ve tedbirlerle daha ilk günlerinden itibaren millî mukadderata hâkim ve yüksek bir heyet olduğunu kanıtlıyordu88 . onun sebep olduğu olaylara karşı konmuştu87 .t..g. . onun temsil ettiği davayı da karşıt eylem ve akımlardan korumaya yönelikti. Ahvali sairede o cinayet için kanunen mayyen olan cezanın nısfından iki sülüsüne kadarı tenzil edilir. 29.. 233.272 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 de. s. isyanı teşvik edenlere de Ceza Kanunu’nun 45 ve 46. D. Aybars. “Eşhası mütaaddide bir cinayet ve cünhayı müttehiden ika eder veyahut ef’ali müteaddideden mürekkep olan bir cinayet veya cünhada birtakım e şhastan her biri cürmün husulü maksadiyle ef’ali mezbureden birini veya birkaçını icra eylerse. 2. Kanun’un uygulama yetkisi.g. TBMM’nin kuruluşunun asıl sebebi.. Vatan hainliği ise TBMM’nin meşruluğuna ve milletin yüksek menfaatlerine karşı yapılacak her çeşit ayaklanma ve kışkırtıc ılık olarak tespit edilmiş ve kışkırtıcılığın kaynağı İstanbul Hükümeti olduğu iç in bu hüküm.m. Bidayet Mahkemeleri’ne veya önemli durum halinde en yakın mahkemeye devredilmişti. a. Hükümlerinin yürütülmesi sorumluluğu TBMM’ye verilen Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun ikinci maddesi gereğince isyana katılanlara idam c ezası verileceği gibi. s.m. Yine dördüncü ve yedinci maddelerde yargılama merciini ve ihmali görülenleri bağlayıcı hükümler yer almakla birlikte kanunda Bidayet Ceza Mahkemeleri yetkili mahkeme olarak gösterilmekte idi. 657. 656.TBMM ZC.

1. s.g. Zeus Kitabevi. 282. 42. 50. yargılama aç ısından zaman kaybının önüne geçildi. 9 Mayıs’ta önemli bir durum olmadığı ve gereken kişilerin Meclis tarafından özel olarak affedildikleri için genel af ç ıkarılmayac ağına dair karar alarak özellikle “vatan hainliği” ile suç lananlara af kapılarını kapadı91 . 5 Mayıs 1920’de Konya’da halka beyanname okuyup. a. 52. a. Ankara 1974. s. Yine İngiliz Gizli Servisi’nden para alan kişiler olduğu anlaşılan Anzavur olaylarında parmağı olanlar.g. Celp ve davete gerek görülmeden huzura gelme kararı yazılarak. Mustafa Kemal Paşa. C. Bunun üzerine Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. Ayrıca Kanun’un halka duyurulması ve yayınlanması öngörülerek böylece TBMM’nin halk nezdinde tanınmasına arac ı olması isteniyor ve Kanun’dan. D. 29 Nisan’da Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun kabul edilmesinden bir süre sonra. 52.t. ayaklanmaya teşvik eden sekizi asker kaçağı olmak üzere otuz altı kişi harp divanına verilmişlerse de. halkın habersiz olmasından dolayı meydana gelebilec ek sakınc alar ortadan kaldırılıyordu. gıyaben mahkûm edilmiş olanların. TBMM ZC. İzmir 2006. 1. s. o sırada Konya’da bulunan Mustafa Kemal Pa şa. a. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun birinc i ve ikinci maddeleri gereğinc e gıyaben yargılanmalarını teklif ettiler94 . Ural. Ancak. 51. Kanun’un Uygulanmasında Karşılaşılan Zorluklar: Hıyanet-i Vataniye Kanunu bir devrim yasası olmakla birlikte uygulama yönü ile olağan yöntemlere ve kurumlara dayandırılmıştı.145. . Meclis. TBMM ZC. C. haberleşme ve yayın şartları göz önüne alınarak Kanun’un her bölgede yayınında kırk sekiz saat sonra yürürlüğe girec eği esası kabul ediliyordu 90 . VI. yakalandıklarında yeniden yargılanmalarını sağlayıp.t. 283. s. 1.t. suçluları affetmiştir. 1. Genelkurmay Basımevi. C. s.t. onun bu niteliği uygulamanın yavaşlamasına ve kesin sonuç alınmasının gec ikmesine sebep olac aktı. D. 51. 5.İstiklâl Harbi’nde Ayaklanmalar (1919-1921). harp divanları tarafından en ağır şekilde c ezalandırıldı 93 .g. karşısındaki kişiye yönelik ileri sürdükleri suçun cezasıyla c ezalandırılacaklarını öngördüğü gibi. suçluya kendini müdafaa hakkı da tanımakta idi. s. Türk İstiklâl Harbi . Ural. yakalandığı yerde veya 90 91 92 93 94 95 Ural. iftira edenlerin. a.g. s. Yozgat ayaklanması nedeniyle de 28 Mayıs’ta Sivas Valiliği’ne92 Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun uygulanmasını emretti. 13 Mayıs’ta ise İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşları bir önerge ile Ferit Paşa Kabinesi ve kendilerine hizmet edenlerin. “…Hiya neti va ta niye ile ma znun olan bir adamın muhakemesi ya hiyaneti vataniye cürmünün irtikâbedildiği yahut derdest olunduğu mahal mahkemesinde görülür diye tesbit etmiş iken ve sureti cereya nı muhakemeye dair her suretle malûmat varken Ferid Paşa hakkında burada muhakeme icrasına a yrıca karar almak doğru değildir”95 diyerek suçlunun. Ural. Safranbolu’da kışkırtma sonucu meydana gelen bozgunc uluk üzerine 30 Nisan’da Kastamonu Valiliği’ne. 51. 101. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 273 Kanun. Ergün Aybars. Dönemin olumsuz şartlarından dolayı ulaşım. İstiklâl Mahkemeleri.

Mersin Mebusu İsmail Safa ve Bursa Mebusu Emin Beyler taraflarından muta takrirler üzerine müzakere olundu. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Ferid Pa şa ile hiyaneti vataniyede bulunan rüfekası ve müzahir ve muinleri hakkında takibat ve tahkikatı lâzimei kanuniye icra ettirilmesinin de Heyeti lcraiyeye berayı havale Makamı Celili Riyasete takdimine karar verildi. Meclis’in onayı bulunmadan infaz edilmesi. “…Bizim üzerimize düşen bir şey var. C. kendi haklarında düşündüğü hükmünü. Meclis ve Hükümet’e olan güven sağlanamıyor. Ural. Damat Ferid Pa şanın vatanda şlık hukukundan tecridine ve milletimiz arasından tardına karar verilmesi hakkındaki teklif encümenimizce de muvafık ve münasip görülmekle keyfiyetin olveçhile karar ita buyurulması zımmında Meclisi Umumiye tevdiine.t. manen büyük etki yapacağı düşünüldü ve bu teklif. 284. TBMM ZC. Böylec e Damat Ferit Paşa’nın “vatan haini” olduğuna karar verilmişti.g. …Biz Ferid Paşayı yakalıyamayız. 285. Bunun mânevi büyük bir menfa a ti va rdır ” 96 diyordu. maddesi gereğince idam kararlarının. 1. oy birliği ile Adliye Enc ümeni’ne havale edildi97 . 96 97 98 99 100 TBMM ZC. İstanbul’a değil bütün vatana ait olduğu gerekç esiyle maddeten olmamakla beraber. s. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun 8. Ferid Pa şanın Sulh Konferansında Toros’un cenubundaki dört milyona yakın Türkü haymene şin ve yabancı addederek Fransızlara pe şke ş çekmesi ve Anadolu’nun muhtelif mahallerinde şuri ş ve fesat ikaına kalkışması büyük bir hiyanet olduğ undan kendisinin vatanda şlık hukukundan tecridine ve milletimiz arasından tardına karar verilmesine mütedair bulunan. Ardından Antalya Mebusu Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey söz alarak. ayrıc a terör olaylarını şiddetlendiriyordu100 .. elebaşlarından S efer Beyi suçluları Hükümet adına asmayacağına söz vermesine rağmen. D. a. 1. diğer kararlarımız gibi. karşı koyanların evlerinin yakılması ve suçlu görülenlerin. D. 1. ilâmını söyler ve İsta nbul’a ka ra rla rımızı. Buna göre. 19 Mayıs’ta ise İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşlarının 13 Mayıs tarihli önergesi. Aybars. 1. s. Ayaklanmaların bastırılmasında önemli rol oynayan Ethem. 283. Hükümet’in otoritesini ç iğneyerek idam etti99 . s. 284. 1. s. 52. s. Hiç olmazsa Millet Meclisi. . 32. yine tebliğ ederiz. 52. TBMM ZC. C. 342. Anc ak. Meclis’te yapılan diğer müzakereler sonucu Ferit Paşa’nın suç unun yalnız. İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşlarının teklifi ve Meclis’te yapılan müzakerelerin akabinde 17 Mayıs’ta alınan kararla Damat Ferit Paşa’nın önc e “vatandaşlıktan ç ıkarılmasına” karar verildi. suçlu veya suç suz bütün halkın malına el konulması. a. İngiliz esaretini bu memlekete sokmak istiyen İngiliz yardakçılarını bugün yakalıyamayız. Hıyanet-i Vataniye Kanunu gereğince 200’e yakın Kuvay-ı İnzibatiye mensubu ve asî. D. Adalet Komisyonu’nca da uygun görüldü98 . Hiç bir karara bağlı kalınmaksızın. 1. C. Meclis’in onayı olmadan harp divanları tarafından yargılandı ve bunlardan on üç ü ve Düzce ayaklanmasında rolü olan altı kişi idam edildi. Ural.t. birçok kimsenin merkezî otoriteden uzak ve keyfî bir şekilde c ezalandırılmaları halkı tedirgin ediliyor.”. TBMM otoritesini olumsuz yönde etkiliyordu.g. bazı sebeplerle idam edilmeleri. faili doğruda n doğruya ya kalamak mümkün değildir. “İslâmları yekdi ğ eri aleyhine tahrik ve te şvik ile beynelislâm irakai deme sebebiyet ve şu suretle hiyaneti vataniyeleri sabit olan Ferid Pa şa Kabinesiyle müzahir ve muinlerinin Hiyaneti Vataniye Kanunu ahkâmı mündericesine tevfikan icrayı muhakemei gıyabiyeleri için bir karar ittihazı hakkındaki İzmit Mebusu Hamdi Bey tarafından ita ve Meclisi Umumiden havale olunan 13 Mayıs sene 1336 tarihli.274 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 suç un işlendiği yerde yargılanması gerektiğini belirtti ve Ferit Paşa’nın yargılanamayac ağı üzerinde durmuştu. s.

“Hıyanet-i Vataniye ve Harbiye Kanunlarında münderic cerâimden ekserisinin yekdi ğ erine mü şâbehet ve mülâbeseinden nâ şi kavanin-i mezkûrenin suveri tatbikiyesince bazı mahallerhe hâsıl olan tereddüdün ref ve izâlesiyle hâlen ve âtiyyen memurîn-i askeriye ve adliyece düsturu’l-amel olabilecek bir şekilde tesbite lüzum görülmedi ğinden berveçh-i âti mâlümat ve izâlatın bilimûm valilerle kumandanlıklara ve müddeiumumiliklere tebli ğ i Heyet-i Vekile’ce karargir olmu ştur. C. aynı zamanda c ezadan ibret olması yönünde beklenen sonuç alınamıyordu.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 275 26 Haziran’da Harp Divan’ları (sıkıyönetim askerî mahkemeleri) kurularak Zile’de ayaklanmaya katılanlardan ve ayaklanmayı teşvik edenlerden elli kişi yakalanıp bu askerî mahkemede yargılandı. 1. Bu tür keyfî yargılamaların yanında Bidayet Mahkemeleri’nden de beklenilen netic e alınamıyordu. Bunun yanında.. Ancak bu maddedeki selahiyet esbâb-ı kaviye ve mücbiriye müstenit olmaksızın istimâl etmek mûcib-i mesuliyettir. Bu kararın alınıp yayınlanması “Hıyanet-i Vataniye Kanunu”na önc elik tanınmış olduğunu göstermekte idi103 . 31. Meclis ise bu gibi mağdurlara tazminat ve mahkemelere de ihtar verilmesini istiyordu101 . Aybars. Kararname No: 81. Madde 3. 1. Öyle ki Mahkemeler Hıyanet-i Vataniye gereğince verdikleri kararları TBMM’ye gönderiyor. 32.” TBMM Kavanin Mecmuası. Hıyanet-i Vataniye Kanunu cürmün vuku buldu ğ u mahalde emn-u asayi şin müstekâr ve nüfuz-u hükümetin halelden masûn ve kâffe-i şuabat-ı idarenin tedvir-i umura muktedir oldu ğu bir zamanda ika edilen Hıyanet-i Vataniye cerâimi mürtekipleri hakkında tatbik olunmaktadır. s. . D. Asayiş ve inzibatı haleldâr olan ve harekât-ı askeriyenin iptidâr eylediğ i mahallerde bu harekâta sebebiyet veren e şhas hakkında 13 Recep 1333 (27 Mayıs 1915) ve 14 Mayıs 1331 (1915) tarihli kanun-u muvakkat ile 16 Te şrin-i Evvel (Ekim) 1336 (1920) tarihli Hıyanet-i Harbiye Kanunu ahkâmı tatbik ve ale’l-usûl muhakemeleri divân-ı harplerde icra edilmektedir. olağanüstü ortamın koşullarını karşılayamayabileceği konusunda birtakım tereddütler ortaya ç ıktı. davaların kısa sürede sonuçlandırılamayacağı ve normal mahkemelerden beklenen sonuç ların elde edilemeyec eği anlaşıldı. s. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun bazı hükümlerinin normal zamanlara göre düşünülmüş olması ve usul yönünden de zaman kaybına neden olabilec ek hükümlerin mevcudiyeti göz önüne alındığında. Ural. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Madde1. Madde 2.g. Bu divân-ı harplerden sâdır olacak ahkâm-ı cezâiyeden ibret-i müessire olmak üzere acilen tenfiz-i icâp edenler hakkında Askerî Ceza Kanunu’nun altmışbirinci maddesi mucibince hareket olunacaktır. yargılama usulleri olağanüstü dönemin istisnaî şartlarına uymayan sivil mahkemeler ve Divan-ı Harpler dışında kanunu uygulayabilec ek bir yargı organı olmamakla birlikte. Meclis ise konuyu Adliye Encümeni’ne iletiyor ve onun bilgisine dayanarak karar veriyordu. Suçlulardan yirmi ikisi ise 1 Temmuz’da idam edildi. Bakanlar Kurulu ise bütün bu olumsuzluklar karşısında “Hıyanet-i Vataniye” ve “Hıyanet-i Harbiye” kanunlarında bulanan suçların çoğunun birbirine benzemesinden kaynaklanan ç elişkileri ayırabilmek için 20 Temmuz 1920’de “Hıya net-i Va ta niye ve Ha rbiye Kanunlarında Münderiç Suçların Birbirine Müşabeheti Dolayısıyla Ha sıl Ola n Tereddütün İzalesi için Ta’minen Tebliğ Olunan Kararnâ me” 102 adı altında bir karar aldı. s. a. Bundan dolayı suçsuz yere aylarca tutuklu kalanlar bulunuyordu. s. Bu gibi işlemler uzun zaman kaybına sebep olduğu için de görülüp karara bağlanması gereken davalar birikiyor.t. Makam itibariyle kolordu veya müfrez fırka kumandanlığı selâhiyetini hâiz olan zevattan maâda harekât-ı dâhiliye için do ğrudan doğ ruya Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti’nden veya cephe veya kolordu kumandanlıkları tarafından tavzîf olunarak sevk olunan kıtaât kumandanları dâhi hiçbir tasrıha lüzum görülmeksizin vazife-i te’dibiyeye devam etti ğ i müddetçe şimdiye kadar oldu ğ u gibi Merkez Fırka Kumandanı selâhiyetini istimâl ederler. 53. 101 102 103 Aybars. 32. 32.

Aybars. 32. Çelik. İstiklâl Mahkemeleri’nin hukukî dayanağı107 olac aktı 108 . Ural.” . halkın meşru temsilc ileri tarafından kurulmuştu. 34. Öte yandan mahkemelerin kuruluşu da tamamlanmadığı için mahkemenin kurulduğu yöre eşrafından bakkal veya esnaftan biri buraya üye olabilmekteydi. D. Nitekim 1921 yılı ba şlarına gelindiğ inde bu te şkilâtın çalışmalarını devam ettirmesini gerektirecek şartlar . S ert cezaların uygulanması için gerekli olan bir organ yoktu. Dolayısıyla da harp divanlarından bir kısmı kaldırıldı105 . Süvariler hayvanlarını kendileri tedarik etme ğ e mecburdurlar. s. Onba şılara efrat maa şından fazla olarak yüz. Madde 5. Bu sebeple de cezaların Mec lis otoritesine bağlı kuruluşlarc a verilmesi gerekiyordu. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Suçlu ve tanıklar kilometrelerce uzaktan gelip mahkeme kurulunun toplantısını beklemek zorundaydı.276 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S uç luların özellikle harp divanlarınca cezalandırılmaları askerî otorite düşünc esi yaratıyordu104 . ilbas.t. Merkezlerinden uzakta ve seyyar bulundukları müddetçe ia şelerine medar olmak üzere ayrıca kırk kuru ş yevmiye verilecektir. s.g. Müdafaai memleketin temini ve asayişi umuminin lâyıkiyle tesisi için Müdafaa-i Milliye vekâletine merbut olmak üzere seyyar jandarma müfrezeleri te şkil edilmiştir. 35. Bu nedenle idarec ilerle ilgili kararların alınmasında tarafsız yargıç lara ihtiyaç vardı106 . İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. 65. s. C. 54. çavu şlara iki yüz. Kanun No: 5. Madde 10..m. Bir senelik hizmetleri hizmeti mükellefeı askeriyesinden iki sene olarak mahsubu icra kılınacaktır. Maa şat maktuan berveçhi âtidir: A) Piyade efradına şehrî bin iki yüz kuru ş. Madde 6. I. Te şekkül edecek bu müfrezeler hizmeti muvazzafai askeriye haricinde bulunan esnan erbabından bir sene müddetle gönüllü olarak kaydolunurlar ve bir seneden evvel terki vazife edemeyip yeni sene için tecdit edilmek hakkını haiz olacaklardır. C) Firari derdesti ve e şkıya takibatında hidematı fevkalâdesi görülenlere hizmetinin derecesine göre ayrıca Heyeti îcraiyece tertip edilecek nizamnameye tevfikan mükâfatı nakdiye verilecektir. bu te şkilâtın.. Kanun’un uygulamaya ba şlanmasından sonra. teçhiz ve teslihi tarafı Hükümetten temin edilir. s. TBMM Kavanin Mecmuası. 6. Madde 9. Süvari efradının hayvanatı müsademe veya harekâtı askeriye esnasında telef veya sakat olur ise taraf miriden muadili bir hayvan veyahut esmanı ita kılınır. Madde 8. Oysa TBMM. TBMM’nin otoritesinin kurulmasında büyük yararlılıkları oldu. İşbu efrat eytam ve eramili olbaptaki kanundan istifade edecektir. Türk ihtilalinin bir eseri olup. a. Madde 3. Ezherli. Harp Divanı üyeleri bağlı bulundukları bölgede askerî ve sivil idarecilerle ilişki iç erisindeydiler ve mevki ve rütbece de onlardan küçük idiler. Kanun Hakkında Beklenen Netic eye Dayalı Yapılan Değişiklikler: TBMM’nin 29 Nisan 1920’de kabul ettiği Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile 11 Eylül 1920’de kabul ettiği Firariler Hakkında Kanun ve 18 Eylül 1920’de alınan 45 numaralı “Muhtelif Menatıkta İstiklâl Mahkemeleri Teşkili Hakkındaki Ka ra r” . a. Madde 7. s. Piyade.. Bu gibi kimselere idam yetkisinin verilmesinde ise sakıncalar vardı. Aybars. Süvari Sınıfından Mürekkep Olmak Üzere Jandarma Müfrezeleri Te şkili Hakkında Kanun “ Madde 1. TBMM’nin 7 Haziran 1920’de 5 numaralı kanun olarak çıkarttığı “Seyyar Jandarma Müfrezeleri”109 Kanunu’nu kabul edilip uygulanmaya başlamasından son104 105 106 107 108 109 Aybars. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. İşbu kanunun icrasına Müdafaai Milliye vekâleti memurdur. İcabında te şkilâtın teshili maksadiyle talip olan efrada hayvan almak üzere usulüne tevfikan taviz suretiyle muaveneti nakdiye icra edilir. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. s. age. İsminden başka diğer mahkemelerle hiç bir farkı olmayan harp divanlarının verdiği cezalar ise suçun önemi ile bağdaşmıyordu. 1. ba şçavu şlara üç yüz kuru ş verilecektir. s.g. Süvari ve piyadeden mürekkep olan işbu müfrezelerin ia şe. 6. 597. Madde 4. Madde 2. B) Süvari efradına şehrî bin be ş yüz kuru ş verilecektir. Müfreze zâbitanı jandarma zâbitanı misillû tahsisat alacaklardır.

Kurulac ak olan mahkemelerden kasıt ceza vermek. ona vatanı için çarpışmak üzere yeni bir şans tanımak ve benliğini terbiye etmesine yardımcı olup bu yolla kazanılan her askeri c epheye göndermekti111 . No: 21 Madde 1. faile az bir ceza vererek. istenilen sonuc a ulaşılamadı. Fakat Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey. Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı Bey. bu sebeple e şkıyanın faaliyet göstermediğ ini. kaç ak olaylarını durdurmak bir yana. Millî Hareket’in cesaret ve şiddet gerektirdiğini benimseyip. TBMM Kavanin Mecmuası. taburlardaki asker sayısı birkaç kişiye kadar inebiliyordu. C. Bu yüzden de asker kaçaklarının sayısı gittikçe artıyor. olağanüstü devrin ihtiyaçlarını yerine getirebilecek nitelikte olmayıp. s. Bu sebeple Bolu Mebusu Yusuf İzzet Pa şa ve arkadaşlarının Seyyar Jandarma Müfrezeleri’nin la ğ vedilmesiyle ilgili 5 Şubat 1921 tarihli kanun teklifi. Sivas Mebusu Emir Pa şa ve Müdafaa-i Milliye Vekilli Fevzi Pa şa’nın bu endişelerin yersiz oldu ğ unu ifade etmelerinden sonra oylamaya konulan kanun teklifi. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. 100. etkiden uzak ve ç oğu kez de âdil değildi. 11 Eylül 1920’de “Firariler Hakkında Kanun”112 adıyla TBMM’nin 21 nolu kanunu olarak yürürlüğe girdi. Kanun teklifi hakkında söz alan Müdafaa-i Milliye Vekili Fevzi Pa şa. toplumun içinde bulunduğu koşulları bilen. 8. kendisinin de üstünde bir güç görmediğinden. 11 Eylül 1336 (1920). s. Aybars. Böylesine zorlu bir görevi ise Millî Müc adele’nin amac ını ve önemini kavramış. Muvazzaf ve gönlü ile hizmeti askeriyeye dâhil olupta firar edenler veya her ne suretle olursa olsun firara sebebiyet verenler ve firari derdest ve şevkinde tekâsül gösterenler ve firarileri ihfa ve ia şe ve ilbas edenler hakkında mülki ve askerî kavaninde mevcut ahkâm ve indelicap diğ er gûna mukarreratı cezaiyeyi müstakillen hüküm ve tenzif etmek üzere Büyük Millet Meclisi azalarından mürekkep İstiklâl mahkemeleri te şkil olunmu ştur. 163-165. I. verdikleri cezalar ise caydırıcılıktan uzaktı. bunun için verilecek ceza. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)….3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 277 ra yaklaşık dört ay gibi bir zaman geçmesine rağmen. Bu mahkemeler azasının adedi üç olup Büyük Millet Meclisi’nin ekseriyeti ârasiyle intihap ve içlerinden birisi kendileri tarafından reis addolunur. Mevcut kanunlar ve mahkemeler. e şkıya faaliyete geçece ğ i zaman bu te şkilâta ihtiyaç duyulabilece ğ ini belirti. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’ndan beklenen sonucun alınabilmesi ve Kanun’un eksikliklerinin yok edilebilmesi ise çabuk ve sert kararlar alan ve bu kararı aynı ç abuklukla uygulayan mahkemelerin kurulmasına bağlıydı. cephede ölmeye terc ih ediliyordu. kararlarında bağımsız ve tam yetkili üyelerden kurulu ihtilâl mahkemeleri yerine getirebilirdi. D. korku yaratmak ve kaç ak olaylarını ölümle cezalandırmak değil. 110 111 112 . ancak bu durumun baharda da sürece ği anlamına gelmeyece ğ ini ifade ederek. Seyyar Jandarma Te şkilatı’nın hangi gerekçeyle ve hangi şartlarda kuruldu ğ unu anlattıktan sonra düzenli ordu kurma çalışmaları yapılan bu günlerde artık bu te şkilâtın ömrünü tamamladığ ını ifade etti. s. I. Özellikle asker kaçaklarını önlemek için uygulanan c eza hükümleri. s. Böyle bir ortamda suçlulara bakmakla görevli olan mahkemelerin çalışma sistemleri yetersiz. İşte Millî Müc adele’yi güç lendirme ve ayakta tutma imkânı böyle yaratılabilirdi. TBMM’nin 10 Şubat 1921 günkü toplantısında ele alındı. Aybars. 35. bütün bunların altında yatan asıl sebepleri araştırmak. 37. Te şkilâtın la ğ vedilmesi kararla ştırıldı. yargı yetkisini yeteneksiz kişilerden ve yöntemlerden kurtarmak istiyordu110 . Kanun No: 94. kabul edilerek. mevsimin kış oldu ğ unu. TBMM Matbaası (2. 34. Madde 2. Basılış). I. ortadan kalkmıştı. Firariler Hakkında Kanun. C. D. Mahkemelerde görev alan yargıçların hemen hepsi medrese mezunu hatta alaydan yetişme kişiler olmakla birlikte hukuk mezunu çok azdı. mahkeme usulleri ağır. Ankara 1945. TBMM Zabıt Ceridesi.

TBMM ZC. age. s. TBMM Kavanin Mecmuası. Madde 2. C. 1 Kasım 1922 tarihli kararla. bu tür dernekleri kuranlar veya bu derneklere girenler. Madde 3. Kanun No: 335. 391. 61.. 123. Hıyanet-i Vataniye Kanununun Birinci Maddesinin Tadili Hakkında Kanun Madde 1. 123. 1.. 22. Madde 4. 15 Nisan 1923 tarih ve 335 Sayılı Kanun116 ile Kanun’un sekizinc i maddesinin değişikliği. aynı amaçla devletin şeklini de ğ iştirmek. 1. D. Madde 2. 101. 171. D. s. 175-190. Akın.117 Madde 3. D. özellikle Millî Mücadele sırasında ve daha sonra inkılâpların korunmasında etkili olan ve 71 yıl yürürlükte kalan bu Kanun’un işlevini tamamladığ ı dü şünülmü ştür. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. Bundan ba şka zaman içerisinde vatana ihanet suçunun kapsamı gelişmelere paralel olarak farklılık göstermiş ve bu nedenle kanun üzerinde de ğ işikliklere gidilmiştir. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. Düstur.278 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 14 Aralık 1920’de Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’in Kanunlara numara verilmesi hakkındaki teklifinin ardından 2 numarayı alan ve 7 Şubat 1921 tarihli Ceride-i Resmiye (Resmî Gazete) ile yayımlanan bu Kanun’un 1. D.. 64. Baskı). s. 162. Kanun No: 334. Hıyanet-i Vataniye suçlarında temyiz yolunu açmıştı. Adı geçen kanun hakkında yapılan müzakereler için bkz. 390. C. 4. C. söz konusu karara aykırı olarak veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin meşruluğuna ayaklanmayı iç eren sözle. TBMM ZC. Yani Bu kanuna göre mahkemelerden verilecek hükümlerin inceleme ve onaylama yeri ve usulleri değişik hükümlere bağlanmıştı. 29 Nisan 1336 Tarihli Hıyaneti Vataniye Kanununun Sekizinci Maddesini Muaddil Kanun Madde 1. I. İşbu kanunun icrasına Büyük Millet Meclisi memurdur. Bkz. s. age. Ankara 1961. 1. Turan. Saltanatın kaldırılmasını müteakip 15 Nisan 1923 tarih ve 334 sayılı Kanun’la113 değiştirilerek. C. s. Madde 8. C. I. age. karışıklık yaratmak veya yayında bulunmak vatan hainliği sayılmıştı114 . s. Hiyaneti Vataniye Kanununun sekizinci maddesi berveçhi âti tadil olunmu ştur: İşbu kanuna tevfikan mehakimden sadir olan mukarrerattan mahkûmiyeti mutazammın olanlar resen ve beraet veyaademi mesuliyet ile vazife ve salâhiyet gibi mukarrerat müddeiumumilerin veya alâkadaranın istidalarına binaen Heyeti temyiziye ceza dairesince mevaddı saireye tercihan tetkik olunur. 1. Ankara 1959. 1. TBMM Matbaası. işbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir.. 29. D. 100. İşbu mahkemelerin adedini ve mıntıkalarını Heyeti Vekile’nin teklifi üzerine Büyük Millet Meclisi tâyin eder. Madde 7. Madde 9. maddesi (a) fıkrası ile yürürlükten kaldırılarak. İstiklâl Mahkemeleri’nin evamir ve mukarreratını infaz etmiyenler veya infazda taallül gösterenler işbu mahkemeler tarafından tahtı muhakemeye alınır. TBMM Kavanin Mecmuası. İstiklâl Mahkemeleri’nin kararları katî olup infazına bilûmum kuvayi müsellâha ve gayri müsellâhai Devlet memurdur. 113 114 115 116 117 . Böylece 334 sayılı sayılı Kanun’la Hıyanet-i Vataniye suç u kapsamına saltanat savunucuları da alınarak rejime geri dönüş riski ortadan kaldırılmıştı115 . Çoker. TBMM Matbaası (3. s. 32. C. maddesi.1. İşbu kanunun icrayi ahkâmına Adliye vekili memurdur. 190-192. 1. TBMM ZC. Kanun No: 21. Çoker. Madde 5. D.1. halk arasında bozgunculuk ve ayrılık çıkarmak için gerek tek ba şına ve gerek toplu halde söz ile yazı ile veya eylemli olarak söylev vermek ve yayında bulunmak da vatan hainliğ i sayılmıştır. Bu Kanun hakkında yapılan müzakereler için bkz. C. age. işbu kanunun icrasına Adliye Vekili memurdur. Madde 6. Hiyaneti vataniye kanununun birinci maddesi berveçhiâti tadil olunmu ştur: Saltanatın ilgasına ve hukuku hâkimiyet ve hükümranisinin gayrikabili terk ve tecezzi ve fera ğ olmak üzere Türkiye halkının mümessili hakikisi olan Büyük Millet Meclisinin şahsiyeti maneviyesinde mündemiç bulundu ğ una dair 1 Te şrinisani 1338 tarihli karar hilâfında veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin me şruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya tahriren veya fiilen ankasdin muhalefet veya ifsadat veya ne şriyatta bulunan kesan haini vatan addolunur. Son olarak Kanun’un tümü 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 23. yazı ile veya eylemli olarak karşı gelmek. s. Üçüncü Tertip. s. 29. Her istiklâl Mahkemesi ketebe ve müstahdemin ma şatı şehrî yüz lirayı geçmiyecektir. Madde 3. Her İstiklâl Mahkemesi vazifeye mübadereti anında firari ve bakaya efradının bir müddeti muayyene zarfında icabetini teminen her türlü vesaiti tebliğ iyeye müracaat eder.. s. Nitekim Bu maddeye 25 Nisan 1925 tarih ve 556 Sayılı Kanun’la eklenen bir fırka ile dinî veya dince kutsal sayılan kuralları siyasal amaçlara alet edecek dernekler kurulması yasaklanmış. Heyeti temyiziye ceza dairesi ahkâm ve mukarreratı mezkûreyi vazife ve salâhiyetten ve tahsisatın hükme müessir olacak surette noksanından ve iptal hakkı mucip olacak surette usulü muhakemeye ademi riayetten ve hükmün kanuna muhalefetinden na şı âdiyen nakız ve o dairede ifayi muameleetmek üzere hükmü veren mahkemeye iade eder. TBMM Kavanin Mecmuası. 31. Nakız kararlarına karşı israrcaiz de ğ ildir. s.

verilecek c ezanın da “idam” olduğu tespit edilmiştir. bu temelde Hıyanet-i Vataniye Kanunu. onu uygulayac ak mahkemeler kurulamadığı iç in istenilen netic eyi vermemişti. düşman elinde esir bulunan Hilafet ve S altanatı kurtarmak amac ına dayandırıp Hıyanet-i Vataniye Kanunu’yla yaptırım altına almış. iç inde bulunduğu hıyanete Anadolu halkını da sürüklemeye ç alışmıştır. Büyük Millet Meclisi’nin meşruluğuna karşı ayaklanmaya yönelik sözle. çekingenlik ve kararsızlık göstererek Kanun’un ç ıkmasına muhalefet etmekte. Silah altına çağrılanlar. bu isyanlar. TBMM’nin açılmasıyla âdeta önü alınamaz bir hale gelmiştir. Nitekim 11 Eylül 1920’de kabul edilen ve “Firariler Hakkında Kanun” ile kurulan “İstiklâl Mahkemeleri” olağanüstü şartların gerektirdiği ç abuklukla. Ancak. S aray ve onu temsil eden İstanbul Hükümeti işgalc i güç ler karşısında ac ze düşmüş. TBMM. Damat Ferit Paşa Hükümeti acizliğin ötesinde işgalcilerle işbirliği yaparak. 25 Nisan 1920’de Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in önerisiyle gündeme alınıp müzakerelerine başlanmış ve çetin tartışmaların ardından 29 Nisan 1920’de kabul edilmiştir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 279 SONUÇ 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması ile birlikte Anadolu’nun önemli bir kısmı İtilaf Devletleri tarafından haksız bir şekilde işgal edilmiş. Meclis’in ve yeni devlet geleneğinin tam olarak kavranılamadığını. c ephe gerisinde arkadan vurulmama çareleri aranmış. onlara göre Osmanlı Ceza Kanunu ile bu tür suç ların üzerine gidilebileceğinden. Padişahın askerliği kaldırdığını bildiren fermanının ve TBMM’nin gayrimeşru olduğunu ilan eden bildirilerin etkisi altında kalarak ya askere gelmiyor ya da şubelerden ve kıt’alardan kaç tıkları gibi yanlarında kendilerine verilmiş olan silah ve c ephaneyi de götürüyorlardı. Cephelerde ölüm kalım savaşı verenlerin yüzü düşmana dönük iken. yeni bir kanuna gerek olmamalı idi. Anadolu halkını Millî Mücadele aleyhinde harekete geç irmekten ç ekinmemiş. doğrudan doğruya bilerek karşı çıkan. düşünülen uygulamaları gerç ekleştirilebilec ek kurumlar olarak düşünülmüştür. ya da fesat hareketlerine girişen veya yayında bulunanlar olarak belirlenmiş. Halife ve Padişah olsa dahi kendi üzerinde bir yasallık tanımadığını ilan etmiştir. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile millete karşı kendi meşru durumunu teyit etmiş ve bu meşruluğunu. Bu durum. verilen önergeler ve bu önergeler hakkında yapılan müzakerelerde bir grup mebus. kısa bir süreliğine de olsa etkili olarak Kanun’un çıkarılmasını geciktirdiğini göstermektedir. Anc ak hızlı ve kesin kararlar alabilmek amacıyla çıkarılan bu kanun. Kanunun ilk maddesinde kimlerin “vatan haini” sayılac ağı. . İstanbul Hükümeti’nin bu hıyaneti ve kışkırtmaları Anadolu’nun birç ok yerinde isyanlara sebep olmuş. İstanbul Fetvasının. yazıyla.

Telif. Kasım 2007. -Kutlu Cemil. Atatürk Araştırma Merkezi. Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi. -Çelik Kemal. Ankara 1945. XXIV. C. B. Telgraf ve Beyannameleri IV (Açıklamalı Dizin İlavesiyle). -Atatürk’ün Tamim. İzmir 2007. Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları. D. . -Ezherli İhsan. . KORKMAZ Zeynep). İletişim Yayınları. TTK Basımevi. C. D. II. s. -Tevetoğlu Fethi. s. Baskı). Ankara 1943. -TBMM Kavanin Mecmuası. I. C. 6. C. -Ergil Doğu. Tetkik ve Biyografik Eserler -Akın Rıdvan. C. Ankara 1981. -Turan Şerafettin. TBMM Matbaası. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Hatıralar. 2. Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İç Güvenlikle İlgili Çıkardığı Kanun ve Kararnâmeler (23 Nisan 1920–16 Nisan 1923). İzmir 2006. Türk Kurtuluş Savaşı. Belleten. TBMM Basımevi (Üçüncü Basılış). -Albayrak Mustafa.1. 29. -Baykal Hülya. Bilgi Yayınevi. Ankara 1998. TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). Ankara 1975. 2. Sayı: 96 (Ekim 1960’dan Aynı Basım). 1. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. . TTK Basımevi. Turhan Kitabevi. -Belen Fahri. Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları. -Bıyıklıoğlu Tevfik. 1. D. TBMM Devleti (1920-1923) Birinci Meclis Döneminde Devlet Erkleri ve İdare. I. Ankara 1960. İstanbul 1929. -Aydemir Şevket Süreyya. Ankara 1959. D. Millî Mücadele Yıllarındaki Kuruluşlar. 8. -TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara 1981. 1. Remzi Kitabevi.280 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA A. Ankara 1989. Milliyet Matbaası. Vatana İhanet Kanunu ve İstiklâl Mahkemeleri” . -TBMM Zabıt Ceridesi. C. C. 1. -TBMM Zabıt Ceridesi. Tek Adam Mustafa Kemal (1919–1922). -Aybars Ergün. TBMM Kültür. C. TBMM Basımevi (3. Baskı). İstanbul 1985. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I. C. İstiklâl Mahkemeleri. 2. Ankara 1981. I. Ankara 1994. Ankara 1959. I. 1. Ankara 1992. Haz. TBMM Matbaası (3. İstanbul 1990. İzmir 1988. Zeus Kitabevi. Türk Basın Tarihi 1831-1923 (Tanzimat-Meşrutiyet-Millî Mücadele Dönemleri). Zeus Kitabevi. Ankara 2006. Baskı). -Jaeschke Gotthard. C. Türk Kurtuluş Savaşı Kronoloj isi –Mondros’tan Mudanya’ya Kadar (30 Ekim 1918–11 Ekim 1922). TBMM Matbaası (3. Millî Mücadele Dönemi’nde Batı Anadolu Kongreleri (17 Mart 1919 – 2 Ağustos 1920). -TBMM Zabıt Ceridesi. -İnönü İsmet. Üçüncü Tertip. Parlamento Tarihi Millî Mücadele ve TBMM I. TBMM Matbaası (2. 569-613. . D. Baskı). C. C. Dönem (1919-1923). C. “Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Hukukî Statüsü ve İhtilâlci Karakteri”. Dr. -Atatürk Kemal (Bugünkü dille yayına hazırlayan Prof. D. 4. C. Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları. Ankara 1991. Sayı: 40. Ankara 1983. Nutuk 1919 – 1927. I. -TBMM Zabıt Ceridesi. -Çoker Fahri. Bilgi Yayınevi. C. AÜ Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi. Süreli Yayınlar -Düstur. D. İstiklâl Mahkemeleri (1920–1927). I. “Millî Mücadele’de İç İsyanlar. -TBMM Zabıt Ceridesi. Türk Devrim Tarihi Ulusal Direnişten Türkiye Cumhuriyeti’ne. İstiklâl Mahkemeleri. Ankara 2006. 637–663. İstanbul 2008. Erzurum 1992. TTK Basımevi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (1920–1998) ve Osmanlı Meclisi Mebusanı (1877– 1920). Ankara 1961. Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). I-II. Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları Ankara 1998. Sabahattin Selek. İstanbul 2008.

). -Ural Dinçer. Genelkurmay Basımevi. Ankara 2000. VI. Semih (Ed. Ankara 2008. -Yalçın E. Berikan Yayınları. Berikan Yayınevi. Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Uygulamaları (1920-1927). Ankara 1974. Semih. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi.İstiklâl Harbi’nde Ayaklanmalar (1919-1921). Ankara 2003.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 281 -Türk İstiklâl Harbi . C. Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Kaynakları. -Yalçın E. .

282 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .