I • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH •

YIL: 3 • SAYI: 5 NİSAN 2011

YEAR: 3 • ISSUE: 5 APRIL 2011

II • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • III

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH-

(e-dergi) ISSN: 1308-5468 (basılı) ISSN: 1308-545X
www.tarihinpesinde.com www.thepursuitofhistory.com TARİ Hİ N PEŞİ NDE Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi; EBSCO adlı uluslararası indeks ve veri tabanınca taranmaktadır. THE PURSUIT OF HISTORY -An International Periodical for History and Social Research indexed in EBSCO.

Editör Doç. Dr. Necmi UYANIK

Yönetim Kurulu Prof. Dr. Abdullah ÖZTÜRK, Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman SAVAŞ, Prof. Dr. A. Murat SÜNBÜL, Prof. Dr. Âlim GÜR, Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ, Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR, Prof. Dr. Emine YENİTERZİ, Prof. Dr. Hasan BAHAR, Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL, Prof. Dr. Muhittin TUŞ, Doç. Dr. Mustafa DEMİRCİ, Doç. Dr. Necmi UYANIK, Doç. Dr. Özdemir KOÇAK, Prof. Dr. Ramazan ÇALIK, Yrd. Doç. Dr. Sinan GÖNEN, Yrd. Doç. Dr. Ufuk Deniz AŞÇI

Editör Yardımcıları Cemal ÇETİN, Yrd. Doç. Dr. Cemal GÜVEN, Fatih ÇOLAK, Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ, Harun YILDIZ, Hüseyin TORUN, Mehmet Fatih BERK, Mustafa ARSLAN, Salih KIŞ, Yunus İNCE, Zehra ODABAŞI Yayın Kurulu Prof. Dr. Abdullah KAYGI, Prof. Dr. Abdüsselam ULUÇAM, Prof. Dr. Adnan ŞİŞMAN, Prof. Dr. Ahmet Yaşar OCAK, Prof. Dr. Ali BİRİNCİ, Prof. Dr. Ali İbrahim SAVAŞ, Prof. Dr. Anvarbek MOKEEV, Prof. Dr. Azmi ÖZCAN, Prof. Dr. Azmi SÜSLÜ, Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ, Prof. Dr. Benjamin FORTNA, Doç. Dr. Birol AKGÜN, Prof. Dr. Claus SCHÖNİG, Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR, Prof. Dr. Haluk Hadi SÜMER, Prof. Dr. Hasan BAHAR, Prof. Dr. Hüseyin BAĞCI, Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL, Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil SUGÖZÜ, Prof. Dr. İlber ORTAYLI, Prof. Dr. Kurtuluş DİNÇER, Prof. Dr. M. Akif ERDOĞRU, Doç. Dr. Mehmet KIRBIYIK, Doç. Dr. Mehmet ÖZDEN, Prof. Dr. Metin AYIŞIĞI, Prof. Dr. Metin HÜLAGÜ, Prof. Dr. Muhittin TUŞ, Doç. Dr. Mustafa DEMİRCİ, Prof. Dr. Mustafa YILMAZ, Dr. Mürteza HASANOĞLU, Doç. Dr. Necmi UYANIK, Doç. Dr. Özdemir KOÇAK, Prof. Dr. Rainer CZİCHON, Prof. Dr. Ramazan ÇALIK, Prof. Dr. Salim CÖHÇE, Prof. Dr. S. Esin DAYI, Prof. Dr. S. Waleck DALPOUR, Yrd. Doç. Dr. Sefer SOLMAZ, Prof. Dr. Semih YALÇIN, Prof. Dr. Süleyman BEYOĞLU, Prof. Dr. Thomas Drew-BEAR, Prof. Dr. Temuçin Faik ERTAN, Dr. Ufuk AYHAN, Yrd. Doç. Dr. Ufuk Deniz AŞÇI, Doç. Dr. Yusuf SARINAY, Dr. Zekeriya ŞİMŞİR

IV • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH-

Baskı Öncesi: MinyaTÜ ® K

Baskı:

Bilişim & Organizasyon Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi içi Selçuklu / Konya Tel: (0332) 223 14 25 - Faks: (0332) 241 15 23

İletişim: Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Kampüs/Konya 0.332.2231423 / 0.542.3566471 http://www.tarihinpesinde.com www.thepursuitofhistory.com tarihinpesinde@hotmail.com, dergi@tarihinpesinde.com, thepursuitofhistory@hotmail.com

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • V

Hakem ve Danışma Kurulu Prof. Dr. Abdullah KAYGI (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah ÖZTÜRK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah SAYDAM (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah TOPÇUOĞLU (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman SAVAŞ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Abdülkadir YUVALI (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Abdüsselam ULUÇAM (Batman Üniversitesi), Prof. Dr. Adil DAĞISTAN (Akdeniz Üniversitesi), Prof. Dr. Adnan SOFUOĞLU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Adnan ŞİŞMAN (Uşak Üniversitesi), Doç. Dr. Ahmet ÇAYCI (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ahmet GÖGERCİN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet KANKAL (Dicle Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ahmet Şamil GÜRER (Rize Üniversitesi), Doç. Dr. Ahmet ŞİMŞEK (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet TABAKOĞLU (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet YAMAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. A. Adil TIRPAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. A. Bican ERCİLASUN (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. A. Halûk YÜKSEL (Anadolu Üniversitesi), Prof. Dr. A. Kâzım ÜRÜN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. A. Kürşat GÖKKAYA (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. A. Yaşar OCAK (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Alaaddin AKÖZ (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Alexander A. SOTNİCENKO (St. Petersburg Devlet Üniversitesi/Rusya), Prof. Dr. Ali AKYILDIZ (Marmara Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ali BAYKAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ali BİRİNCİ (Türk Tarih Kurumu Başkanı), Yrd. Doç. Dr. Ali BÜYÜKARSLAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Alikram ABDULLAYEV (Devlet İdarecilik Akademisi/Azerbaycan), Prof. Dr. A. İbrahim SAVAŞ (Çankırı Karatekin Üniversitesi), Doç. Dr. A. Murat SÜNBÜL (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Âlim GÜR (Selçuk Üniversitesi) Prof. Dr. Anvarbek MOKEEV (Manas Üniversitesi/Kırgızistan), Doç. Dr. Arif BİLGİN (Sakarya Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Athina A. SPİTANOU (Makedonya Üniversitesi /Makedonya), Prof. Dr. Ayfer ÖZÇELİK (Pamukkale Üniversitesi), Prof. Dr. Aygün ATTAR (Giresun Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Aziz MERHAN (Yıldız Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Azmi ÖZCAN (Bilecik Üniversitesi), Prof. Dr. Azmi SÜSLÜ (Ankara Üniversitesi ), Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ (Hacettepe Üniversitesi ), Doç. Dr. Bayram AKÇA (Muğla Üniversitesi), Prof. Dr. Bayram ÜREKLİ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA (Abant İzzet Baysal Üniversitesi), Prof. Dr. Benjamin FORTNA (Londra Üniversitesi/İngiltere), Prof. Dr. Birol AKGÜN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Birol GÜLNAR (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Bülent ATALAY (Trakya Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Bülent BAKAR (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Bülent ÇUKUROVA (Çukurova Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Caner ARABACI (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Cemal GÜVEN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Cemil ÖZTÜRK (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Cezmi ERASLAN (İstanbul Üniversitesi/Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı), Doç. Dr. Charles WILKINS (Wake Forest Üniversitesi/ABD), Prof. Dr. Claus SCHÖNİG (Freie Üniversitesi Berlin/Almanya), Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. David KUSHNER (Haifa Üniversitesi/İsrail), Prof. Dr. Deniz ŞAHİN (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Dimitris MAVROSKOUFİS (Aristotle Üniversitesi/Yunanistan), Doç. Dr. Doğan YÖRÜK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Donald QUATAERT (Binghamton Üniversitesi/İngiltere), Doç. Dr. Durmuş BULGUR (İstanbul Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Dursun GÖK (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Elçin Ehmedov (Devlet İdarecilik Akademisi/Azerbaycan), Doç. Dr. Elman Nesirov (Devlet İdarecilik Akade-

VI • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

misi/Azerbaycan), Prof. Dr. Emine YENİTERZİ (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ercan YILMAZ (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Erdal AÇIKSES (Fırat Üniversitesi), Doç. Dr. Erdal AYDOĞAN (Atatürk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Erdinç YAZICI (Gazi Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Erkan GÖKSU (Gaziosmanpaşa Üniversitesi), Prof. Dr. Esra BURCU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Evangelia BALTA (Milli Helenik Araştırma Vakfı/Yunanistan), Prof. Dr. Fahrettin TIZLAK (Süleyman Demirel Üniversitesi), Prof. Dr. Fahri UNAN (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Fatih ERBAY (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ferda AYSAN (Dokuz Eylül Üniversitesi), Doç. Dr. Ferudun ATA (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Fikret HACIZADE (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Géza Dávid (ELTE Török Tanszék Budapest Múzeum/Macaristan), Prof. Dr. Gökhan ÇETİNSAYA (İstanbul Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Gümeç KARAMUK (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Hakan KUYUMCU (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hale ŞIVGIN (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. Halil İNALCIK (Bilkent Üniversitesi), Prof. Dr. H. Hadi SÜMER (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hasan BAHAR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Haşim KARPUZ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hayati AKTAŞ (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Hayrani ALTINTAŞ (Ankara Üniversitesi), Prof. Dr. Hüseyin BAĞCI (Ortadoğu Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin ÇINAR (Kırıkkale Üniversitesi), Prof. Dr. Hüseyin GÜMÜŞ (Marmara Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin KANDEMİR (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. İbrahim İLKHAN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim KUNT (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. İbrahim SOLAK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim Hakkı KAYNAK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil SUGÖZÜ (Şırnak Üniversitesi), Prof. Dr. İhsan GÜNEŞ (Anadolu Üniversitesi), Prof. Dr. İlber ORTAYLI (Topkapı Sarayı Müze Müdürü), Prof. Dr. İlhan ŞAHİN (Manas Üniversitesi/Kırgızistan), Prof. Dr. İzzet ÖZTOPRAK (Ankara Üniversitesi), Doç. Dr. İzzet SAK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Jon T. OPLİNGER (Maine Üniversitesi/ABD), Prof. Dr. Judith SPENCER (Alberta Üniversit/Kanada), Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Kezban ACAR (Celal Bayar Üniversitesi), Prof. Dr. Kubilay AKTULUM (Süleyman Demirel Üniversitesi), Prof. Dr. Kurtuluş DİNÇER (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Levent ZOROĞLU (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Mahmut ATAY (Fırat Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet AÇA (Balıkesir Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet AKGÜL (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet İPÇİOĞLU (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet KIRBIYIK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet KURT (Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet MERCAN (Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet ÖZ (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet ÖZDEN (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet SEYİTDANLIOĞLU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet ŞAHİNGÖZ (Gazi Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet TEMEL (Muğla Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet YILMAZ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. M. Akif ÇUKURÇAYIR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. M. Akif ERDOĞRU (Ege Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Ali HACIGÖKMEN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Hulusi LEKESİZ (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Murat ÖNTUĞ (Uşak Üniversitesi), Doç. Dr. M. Serhat YILMAZ (Kastamonu Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Ziya KÖSE (Nevşehir Üniversitesi), Prof. Dr. Mesut ÇAPA (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Metin AYIŞIĞI (Balıkesir Üniversitesi), Prof. Dr. Metin HÜLAGÜ (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Michel BALİVET (Province Üniversitesi/Fransa), Prof. Dr. Mikail BAYRAM (Emekli

Dr. Saim SAVAŞ (Uşak Üniversitesi). Prof. Nilgün ÇELEBİ (Ankara Üniversitesi). Yasin AKTAY (Selçuk Üniversitesi). Prof. Doç. Dr. Dr. Prof. Prof. Prof. Dr. Oğuz AYTEPE (Ankara Üniversitesi). Dr. Dr. Dr. Selahattin AVŞAROĞLU (Selçuk Üniversitesi). Dr. Nikos P. Salim CÖHÇE (İnönü Üniversitesi). Prof. Yrd. Ramazan YELKEN (Selçuk Üniversitesi). Dr. Süleyman KUCUR (Marmara Üniversitesi). Dr. Sabri SÜRGEVİL (Ege Üniversitesi). T. Prof. Dr. Waleck DALPOUR (Maine Üniversitesi/ABD). Süleyman BEYOĞLU (Marmara Üniversitesi). Necmi UYANIK (Selçuk Üniversitesi). Prof. Dr. Mustafa DEMİRCİ (Selçuk Üniversitesi). Doç. Mustafa TURAN (Gazi Üniversitesi). Prof. Prof. Prof. Niyazi KARACA (Bozok Üniversitesi). Dr. Thomas Drew-BEAR (Lyon Üniversitesi /Fransa). Prof. Dr. Dr. Dr. Dr. Dr. Dr. Dr. Salim KOCA (Gazi Üniversitesi). Dr. Prof. Prof. Mustafa AVCI (Selçuk Üniversitesi ). Dr. Doç. Prof. Musa ÇADIRCI (Ankara Üniversitesi). Faik ERTAN (Ankara Üniversitesi). Dr. Şahin AKINCI (Selçuk Üniversitesi). Prof. Prof. Parviz ABOLGASSEMİ (Province Üniversitesi/Fransa). Mustafa OFLAZ (Yüzüncü Yıl Üniversitesi). Doç. Dr. Prof. Dr. Dr. Mustafa BIYIKLI (Dumlupınar Üniversitesi). Prof. Dr. Prof. Prof. Yrd. Dr. Doç. Mevlüt ÇELEBİ (Ege Üniversitesi). Dr. Münir ATALAR (Gaziosmanpaşa Üniversitesi). Dr. Selami KILIÇ (Atatürk Üniversitesi). Prof. Dr. Doç. Doç. Prof. Dr. Doç. Dr. Petersburg Devlet Üniversitesi/Rusya). Yrd. Yrd. Şefika KURNAZ (Gazi Üniversitesi). Saadettin GÖMEÇ (Ankara Üniversitesi). Dr. Doç. Dr. Yrd. Dr. Naci BOSTANCI (Gazi Üniversitesi). Doç. Tuncer BAYKARA (Emekli Öğretim Üyesi/ İzmir). Dr. Sinan GÖNEN (Selçuk Üniversitesi). Nazlı GÜNDÜZ (Selçuk Üniversitesi). Ramazan ÇALIK (Selçuk Üniversitesi). Rüya KILIÇ (Hacettepe Üniversitesi). Yaşar ERDEMİR . Doç. Prof. Esin DAYI (Atatürk Üniversitesi). Ramazan ACUN (Hacettepe Üniversitesi). Mustafa ÇIPAN (Selçuk Üniversitesi). Rüçhan ARIK (Emekli Öğretim Üyesi/Ankara). Prof. Doç. Dr. Prof. Şerif AKTAŞ (Gazi Üniversitesi). Dr. Serdar SAĞLAM (Hacettepe Üniversitesi). Sabiroviç NİYAZOV (St. Dr. Mustafa YILMAZ (Hacettepe Üniversitesi). Dr. Dr. Dr. Dr. Orhan KILIÇ (Fırat Üniversitesi). Naile HACIZADE (Selçuk Üniversitesi). Ruhi ÖZCAN (Selçuk Üniversitesi). Dr. Doç. Prof. Dr. Rainer CZİCHON (Freie Üniversitesi Berlin/Almanya). Selahittin ÖZÇELİK (Pamukkale Üniversitesi). Dr. Yrd. Prof. Dr. S. Yasemin DOĞANER (Hacettepe Üniversitesi). Dr. Yrd. Sefer SOLMAZ (Selçuk Üniversitesi). Doç. Doç. Prof. Doç. Raif PARLAKKAYA (Selçuk Üniversitesi). Dr. Prof. Dr. Prof. Dr. Yrd. Mustafa ÇOLAK (Mustafa Kemal Üniversitesi). Nuri KÖSTÜKLÜ (Selçuk Üniversitesi). Yrd. Yrd. Muhittin TUŞ (Selçuk Üniversitesi). Dr. Prof. Ömer TURAN (Ortadoğu Teknik Üniversitesi). Dr. Doç. Yrd. Doç. Prof. Dr. Doç. Salih AYNURAL (Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü). Prof. Dr. Dr. Dr. Prof. Prof. Mustafa ÖZCAN (Selçuk Üniversitesi). S.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • VII Öğretim Üyesi/Konya). Doç. Prof. Dr. Dr. Dr. U. Nedim İPEK (Ondokuz Mayıs Üniversitesi). Nurullah ÇETİN (Ankara Üniversitesi). T. Yrd. Mustafa TOKER (Selçuk Üniversitesi). Özkan İZGİ (Hacettepe Üniversitesi). Doç. Dr. Mustafa ARIKAN (Selçuk Üniversitesi ). Doç. Deniz AŞÇI (Selçuk Üniversitesi). Necdet HAYTA (Gazi Üniversitesi). Doç. Dr. Doç. Nuriye BİLİK (Selçuk Üniversitesi). Doç. Dr. Prof. Doç. Prof. Dr. Dr. Prof. Doç. Dr. Yrd. Sadık SARISAMAN (Afyon Kocatepe Üniversitesi). Reyhan SUNAY (Selçuk Üniversitesi). Prof. N. Dr. Semih YALÇIN (Gazi Üniversitesi). Prof. Prof. Dr. Özdemir KOÇAK (Selçuk Üniversitesi). Prof. Osman AKANDERE (Selçuk Üniversitesi). Mushtaq Ahmad KAW (Keşmir Üniversitesi/Hindistan). Dr. Güngör ERGAN (Hacettepe Üniversitesi). Dr. Yrd. Doç. TERZİS (Aristotle Üniversitesi /Yunanistan). Yrd. Doç. S. Dr. Prof. Dr. Dr. Prof. Dr. Nuri ŞİMŞEKLER (Selçuk Üniversitesi). N.

Doç.VIII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH (Selçuk Üniversitesi). Doç. Dr. Yaşar SEMİZ (Selçuk Üniversitesi). Prof. Yusuf ÖZ (Kırıkkale Üniversitesi). Yusuf SARINAY (Devlet Arşivleri Genel Müdürü). Dr. Doç. Dr. Yrd. Doç. Prof. Dr. Zekeriya KARADAVUT (Selçuk Üniversitesi) . Dr. Yunus KOÇ (Hacettepe Üniversitesi). Dr. Dr. Doç. Doç. Yaşar ÖZÜÇETİN (Ahi Evran Üniversitesi). Dr. Yavuz ATAR (Selçuk Üniversitesi). Doç. Doç. Yusuf KÜÇÜKDAĞ (Selçuk Üniversitesi). Dr. Dr. Yılmaz KOÇ (Selçuk Üniversitesi). Yusuf KILIÇ (Pamukkale Üniversitesi). Yrd.

4. 9. Makaleler PC uyumlu Microsoft Word veya “. Yukarıda belirtilen yabancı dillerden birisiyle yazılmış makalelerde ise. 7. bahar ve güz olmak üzere yılda iki kez yayınlanır. soldan. Türkçe makalelerde. Makaleler için telif ücreti ödenmez. Times New Roman karakterinde. kenar boşlukları sağdan. Yine her türlü haberleşme aşağıda belirtilen iletişim adresinden yapılmalıdır. iki yandan hizalı ve paragraf arası boşluğu. Dergide Türk tarihi ağırlıklı olmak üzere sosyal bilimler alanında yazılmış olan makaleler yayınlanır. daha önce yayınlanmamış olması gerekmektedir. Almanca veya Rusça yabancı dillerinden birisine ait özet ve anahtar kelimeler yer almalıdır. 2. Almanca. Yazılar.International Periodical For History And Social Research -. Makale içeriklerinin her türlü yasal sorumluluğu yazarlarına aittir. 11 punto (dipnotlarda 9 punto) büyüklüğünde olmalı. Noktalama işaretleri kendilerinden önceki kelimelere bitişik yazılmalıdır. 8. yazarın kullandığı İngilizce. 1. Özel bir yazı karakteri kullanılmış ise belgeyle birlikte söz konusu fontun da gönderilmesi gerekmektedir. üstten ve alttan 3 cm olmak üzere. Fransızca ve Rusça yazılara da yer verilecektir.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • IX TARİHİN PEŞİNDE Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi Yılda iki sayı (Bahar ve Güz) olmak üzere internet ortamında elektronik belge ve basılı olarak yayımlanan uluslararası hakemli bir dergidir. uluslararası hakemli bir dergi olup. Metinler 33 sayfayı aşmamalıdır. Yazılarda yazar unvanı. 6. 1. Fransızca. Bu tür belgelerin baskı tekniğine uygun çözünürlükte (en az 300 piksel) ve sayfa alanını aşmayacak büyüklükte olmasına dikkat edilmelidir. Ulusal ve uluslararası sempozyumlarda sunulan tebliğler başka bir yerde yayınlanmamış olması ve makale içinde sunulduğu sempozyum vb. materyallerin “.5 satır aralığıyla. Makalelerin başında.tiff” uzantılı kayıtları da ayrıca eklenmelidir. . adı soyadı. Sayfa yapısı A4 ebadında. YAYIN İLKELERİ Tarihin Peşinde -Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi. harita vb. öncesi ve sonrası 3 nk olacak şekilde ayarlanmalı ve sayfa numarası verilmelidir. Paragraf başlarında “TAB” tuşu yerine “ENTER” veya “RETURN” tuşu kullanılmalıdır. Türkçe özet ve anahtar kelimeler de bulunmalıdır. Metin içinde kullanılan resim. Derginin yayın dili Türkçe olmakla birlikte uygun görüldüğü takdirde İngilizce. Söz konusu işaretlerden sonra bir harflik boşluk bırakılmalıdır. Türkçe özet ve anahtar kelimelerin yanı sıra. 5. Eski harfli metinler Universal Word ve benzeri programda yazılmış olmalıdır. belirtilmek kaydıyla yayınlanabilir. satır sonunda heceleme yapılmamalıdır.doc” uzantılı belge oluşturmaya elverişli kelime işlem programında yazılarak bir adet disket veya CD kaydı ve üç kopya kâğıt çıktısıyla birlikte verilecektir. 3. görev yaptığı kurum ve e-mail adresi bulunmamalı ve aşağıda belirtilen iletişim adresi üzerinden gönderilmelidir. Dergiye gönderilen makalelerin özgün bir çalışma olması. 200 kelimeyi aşmayacak şekilde özet metin ve 5 kelimelik anahtar sözcükler bulunmalıdır./ The Pursuit Of History . Yazarlar dergi lehine makalelerinin telif hakkından feragat ettiklerini kabul ederler.jpg / .

(İnalcık. 14. 2003: 28) * İki yazarlı kaynaklarda. 2005: 28) * Birden fazla kaynak gösterileceği durumlarda eserler aynı parantez içinde. ancak her kelimenin ilk harfi büyük olacak ve başlık sonunda satırbaşı yapılacaktır. birbirinden noktalı virgülle ayrılarak sıralanır. Ancak genel bir uyum sağlanmasına dikkat edilmelidir. giriş. Bir makalede sıra ile özet. 2002: 157) * Yazarın adı. (İnalcık. Ayrı basım talep eden makale sahipleri. Kaynak Gösterme (Atıflar) * Makalede yapılacak atıflar. Makalede ana başlıkların tamamı büyük harflerle ve koyu yazılmalıdır. Makale. eserin yayın yılı ve sayfa numarası sırasıyla örnekteki gibi verilmelidir. Alt başlıkların tamamı koyu olarak yazılacak. ilgili yerden hemen sonra. Süreli yayınımız elektronik ve ayrıca basımı yapılan bir dergi olup. Metin içerisinde yapılacak olan atıflarda aşağıdaki örneklere uygun davranılmalıdır. kaynakça ve (varsa) ekler bulunmalıdır. 11. 2000: 120.. basımı yapıldığında bir adet dergi yazarına gönderilir. 2000b: 17) * Soyadları aynı olan iki yazarın aynı yılda yayınlanmış olan eserleri. (Akgündüz-Öztürk vd. Dergiye gönderilen makale. 1864: 32'den aktaran. metin içindeki kısaltma örnekteki gibi olmalı. 13. (İnalcık. ana metin. müellif veya mütercim adından sonra [yz. bu kaynakla birlikte alıntının yapıldığı eser şu şekilde gösterilmelidir: (Tabaqat-ı Nasırî.] kısaltması konmalı. en eski tarihli olandan yeni olana doğru.]. Ara başlıkların tamamı koyu olarak yazılacak. (İnalcık-Seyitdanlıoğlu. yayın yılına bir harf eklenmek suretiyle ayırt edilir. parantez içinde tarih ve sayfanın belirtilmesi yeterlidir. yazarların isteği üzerine söz konusu sistem de uygulanabilir. Köprülü. ancak başlığın ilk kelimesindeki birinci harf büyük sonraki kelime/kelimelerin ilk harfi küçük olacak. Metin içerisinde atıf sisteminin tercihi durumunda yapılacak olan açıklama dipnotlarında dipnottan sonra atıf yine metin içerisinde yapıldığı gibi olmalıdır.X • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH 10. 1991: 19) * El yazması bir eser kaynak gösterilirken. 2006: 15). Raporların olumsuz olması nedeniyle makalenin yayınlanmaması durumunda yazar. her hangi bir hak talebinde bulunamaz. dergi editörü/editör yardımcıları tarafından bilimsel yeterliliğinin denetlenmesi amacıyla üç hakeme gönderilir. İkiden fazla yazarlı kaynaklarda ise ikinci yazarın soyadından sonra “vd. 1410: 7b) * Arşiv belgeleri kaynak gösterilirken. (Demir. 12. parantez içinde yazarın soyadı... A. Faroqhi. [yz. MAD 7342: 25) * Not: Alanlarında daha çok klasik atıf sistemi esas alınan bilim dallarında. sitemize konulacak olan yazılarının pdf formatını indirip çoğaltabilirler.(1954: 77) * Yazarın aynı yıl yayınlanmış iki eseri. Dergide gerek metin içerisinde gerekse dipnot şeklinde atıf yapılabilir. (Demir. 2003: 27) * Ulaşılamayan bir yayına metin içinde atıf yapılırken.” kısaltması kullanılmalıdır. sonuç. (BOA. 2003: 46). adların ilk harflerinin de yazılması yoluyla belirtilir. H. değerlendirme sonucunda iki hakemden gelecek olumlu raporlar doğrultusunda dergi yönetimi tarafından uygun görülen bir sayıda yayınlanır. (Ahmedî. açılımı kaynakçada verilmelidir. 2000a: 156). (Örnek . varak numarası örnekteki gibi belirtilmeli ve tam künye kaynakçada gösterilmelidir. araya tire işareti (-) konulur. (Bloch. başlık sonuna iki nokta (üst üste) konularak yazıya aynı satırdan devam edilecektir. ilgili cümle içinde geçiyorsa.

Ankara.html.439.Bayram Ürekli-Ruhi Özcan). Türk Tarih Kurumu Yayınları.org/ex/lists/maslow. (Derleyen: İnalcık. s. İstanbul 1990. 429. M. Enver. Ankara 1989. .11. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Hulusi. Mehmet. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. Dergâh Yay. Ankara 2006. Osmanlı İlmi Zihniyetinde Değişme (teşekkülgelişme-çözülme: XV-XVII. * Tezler: Lekesiz. 156-157. * Derleme kitaplardaki makaleler: Clark. 07. Hürriyet ve İtilâf Fırkası II. * Web siteleri: http://www.2007. Sayı 9.xenodochy. (Yayına Hazırlayanlar: Alâaddin Aköz. Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu.480.. Halil-Seyitdanlıoğlu Mehmet). Ankara 2003. “Osmanlı Sanayi Devrimi”. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. Karakoyunlu Devletleri.. Alâeddin. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. Konya 2003. Phoenix Yayınları 2006. Konya.) Bibliyografya (Kaynakça) * Kitap: Uzunçarşılı. Edward C. Halil-Seyitdanlıoğlu. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi. Meşrutiyet Devrinde İttihat ve Terakki'ye Karşı Çıkanlar. Konya 2000. Uluslararası Kuruluşunun 700. 467. ss. * Derleme Kitap: İnalcık. Yüzyıllar). Phoenix Yayınları. 29. erişim tarihi: 27.09 Nisan 1999.41. * Makale: Demirpolat.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XI Dipnot: Ali Birinci. ss. İsmail Hakkı. “Osmanlı ve Mûsiki”. * Bildiriler: Yavaşca. ss. Selçuk Üniversitesi Basımevi. “İslâm Felsefesinin Batı Düşüncesine Etkisi”.

8. The submissions should be written on word-processing programs such as Microsoft Word or the document (the “. Scientific and legal responsibilities of the published texts belong to the authors. 5. Do not write the punctuation marks as adjacent to the last letter.jpg / . not even in a different language. Also you can communicate through the contact addresses. the e-mail addresses shouldn't be written on the texts. The main body of the text should be written in Times New Roman letters. In Turkish articles. At the paragraph indentation please use “TAB” key rather than “ENTER” or “RETURN”. The paper should be typed on A4-size paper.tiff” extension records of the materials used in the texts such as the pictures and the maps also should be attached to the texts. the names. please send the typeface character with the text. If any special typeface is used. Leave 3 cm margins on left -and right and top and bottom. one abstract written in any foreign language especially (French. font size 11(9 font at footnotes). German and Russian languages. the association in which he/she is located.5-line spacing. The publication language of the journal is Turkish. Each article must include an abstract of not more than 200 words and 5 key words. 7. The text shouldn't exceed 33 pages 10. Articles sent for publication should have not been previously published in another journal. Please do not syllabify at the end of the line. Turkish abstract and key words are required. 9. 6.. The “. is aninternational refereed journal and published twice a year (spring and autumn) 2. The titles. It is an international refereed journal. The papers submitted for any symposiums or congresses can be published on condition that it has not been previously published and citing the name of the symposiums where the articles presented. leave one letter space. English and Russian) should be placed with 5 key words in addition to the Turkish abstracts and key words. The article that is arrived to the journal is sent to the three referees by the editor and the editor assistants in order to be examined in terms of . The Pursuit of History -An International Periodical for History and Social Research. The texts written with the old (different) letters should be written on Universal Word or similar ones. To adjust spacing before or after paragraphs leave “3 nk” and in addition to the page number. use 1. Publication Principles 1.doc” texts) that is adaptable with PC and please send three paper complimentary copies of the texts in addition to the CD or floppy. German. No royalty payment for the articles. Texts. flush-right alignment. If the article is written in the languages stated above. French. The submissions presented to the Journal based on Social Sciences especially Turkish history.surnames of the academicians. But if it is approved it can be published in English. Also pay attention to the pixel resolution (at least 300 pixel) adaptable with the printing technique and the size of the materials shouldn't exceed the size of the page. 4. The writers acknowledge that they will renounce their copyright. 3.XII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH THE PURSUIT OF HISTORY -An International Periodical for History and Social Researchis published twice a year (in spring and in autumn) both in print and e-journal version. The above ones should be sent through the following contact address.

conclusion and bibliography are presented consecutively in a text. A. Türk Tarih Kurumu Yayınları.. Ankara 2003. 2003: 27) * If you don't find the resource that has been attributed in a text. Hürriyet ve İtilâf Fırkası II. Karakoyunlu Devletleri. 2000: 120. one issue of the journal will be sent to the writer of the article. But pay attention to the general consistency. If you use the reference system in the text. 2000b: 17) * If the writers' surnames are similar as well as their publish date.” (İnalcık-Seyitdanlıoğlu. Resource Attributes (References) * The references used in the text should be started from the relating point and in brackets. The references used in text should be based on the following samples. cite both of the resources in the following sample: (Tabaqat-ı Nasırî. İsmail Hakkı. 2006: 15).the detailed version should be in the bibliography. the publication year of the work.If the writers are more than two. Köprülü.]. then put the first letter of the names. the other headlines should be written in bold type with the small letters except for the first letter. Dergâh Yay. If the assessment of the article is negative. MAD 7342: 25) * PS: Classical reference system can be used in some scientific branches that used mostly that system (Ali Birinci.. (İnalcık. The owner of the articles also downloads the text from the journal web site as PDF pattern Abstract. Our periodical will be presented both e-journal and in print version. Main headlines should be big bold letters. Following the publication. 13. 1410: 7b) * While attributing the archive documents. (BOA. 14. Both in text or footnote type reference can be possible. after the name of author and translator put the abbrevaiton of [ms. cite in the text just like the following sample. (Demir. the works should be cited in the same brackets from the older to the newer dated with semicolon. Faroqhi. Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu. The criterion for assessment is the appropriateness of two referee comments then the articles will be published in any issue decided by the journal management. just only mention the date and the page number (1954: 77) * Two works of a writer that have been published in the same year can be distinguished by adding a letter to the publish date. 2005: 28) * If more than one reference is preferred. İstanbul 1990. the surname of the writer. Meşrutiyet Devrinde İttihat ve Terakki'ye Karşı Çıkanlar.and the leaf number should be stated as it is shown in the sample. the academic competence.. [yz. page number stated as in the sample. H. (İnalcık. 12. 2000a: 156).then after the surname use this abbreviation “et al. 2003: 28) * Please put hypen(-) on the resources with two writers.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XIII 11. (İnalcık. the reference after footnote should be used as in the text on the explanatory footnotes. 2002: 157) * If the name of the writer is cited in the text. the writer never demands for right. main text.The whole tag can be cited in thebibliography (Ahmedî. Then following the headlines put colon (:) and continue to the text from the same line. 1991: 19) * While attributing a manuscript. (Demir. 1864: 32'den aktaran. (Bloch. introduction. (Akgündüz-Öztürk et al.. 2003: 46). s.) Bibliography * Book: Uzunçarşılı.]. . 156-157.

XIV • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH * * * * * * Compilation: İnalcık. Phoenix Yayınları 2006. (Derleyen: İnalcık. Sayı 9. Halil-Seyitdanlıoğlu.xenodochy. 29. Uluslararası Kuruluşunun 700. Articles in a compilation work: Clark. Article: Demirpolat.html. (Yayına Hazırlayanlar: Alâaddin AközBayram Ürekli-Ruhi Özcan). Yüzyıllar). Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu.09 Nisan 1999. Web sites: http://www.439. Hulusi. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi. ss. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. Alâeddin. “Osmanlı ve Mûsiki”. Ankara 1989. .11.Ankara. Ankara 2006. 467. “İslâm Felsefesinin Batı Düşüncesine Etkisi”. ss. 07. ss. 429.2007. Osmanlı İlmi Zihniyetinde Değişme (teşekkülgelişme-çözülme: XV-XVII. Konya 2000. Thesis: Lekesiz. history: 27.org/ex/lists/maslow. M. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu.41. Announcements: Yavaşca. Phoenix Yayınları. “Osmanlı Sanayi Devrimi”. Selçuk Üniversitesi Basımevi. Konya 2003. Edward C. Mehmet.. Halil-Seyitdanlıoğlu Mehmet). Enver. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.480. Konya.

TBMM HÜKÜMETİ’NİN İLK ULUSLARARASI ANLAŞMASI: “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE” THE FIRST INTERNATIONAL AGREEMENT OF TGNA GOVERNMENT: 20 DAYS TEMPORARY ARMISTICE Cihat YILDIRIM 57-70 İZMİR İNGİLİZ KONSOLOSLUĞUNUN SİYASİ FAALİYETLERİ KAP SAMINDA ERMENİ MESELESİ (1878-1914) THE ARMENIAN QUESTION WITHIN THE POLITICAL ACTIVITIES OF IZMIR BRITISH CONSULATE (1878-1914) Funda ADITATAR 71-88 ÇOCUK VE GENÇ İKBALİN ŞİİR DÜNYASINDA CHILDHOOD AND YOUTH IN IQBAL’S POETRY WORLD Hakan KUYUMCU 89-102 ASSUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞI’NDA ORTA ANADOLU’DA DİNSEL YAP I THE RELIGIOUS SITUATION IN THE CENTRAL ANATOLIA DURING THE ASSYRIAN TRADE COLONY PERIOD Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ .TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XV İÇİNDEKİLER 1-15 BİR HATT-I HÜMÂYUN YENİÇERİ TARİHİNİ ÖZETLEMEYE YETER Mİ? IS A HATT-I HÜMÂYUN ENOUGH TO SUMMARIZE THE HISTORY OF JENISSARY? Ahmet YÜKSEL 17-38 OSMANLI DEVLETİ’NDE ULAŞIM VE İLETİŞİMİN ÖRGÜTLENMESİ ORGANIZATION OF TRANSPORTATION AND COMMUNICATION IN THE OTTOMAN STATE Cemal ÇETİN 39-56 I.

XVI • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

103-108 ANKARALI AHİ MAMAK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA A RESEARCH ON AHI MAMAK FROM ANKARA M. Ali HACIGÖKMEN

109-124 ABBASÎLER İLE HAZARLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER ( VIII-IX. Y.Y.) THE RELATIONS BETWEEN THE ABBASIDS AND THE KHAZAR, (VIII-IX.CC) Mustafa DEMİRCİ

125-140 DUVARLAR ARASINDA ANTALYA YAHUDİ CEMAATİ-I ANTALYA’S JEWISH COMMUNITY WITHIN WALLS-I Mustafa ORAL

141-176 CUMHURİYET DÖNEMİNDE YAŞANAN KURAKLIK FELAKETLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME AN ANALYSIS OF THE DROUGTH DISASTERS IN THE PERIOD OF REPUBLIC Necmi UYANIK - Muhammed SARI

177-190 ALMAN ASKERÎ CEZA KANUNNAMESİNİN OSMANLI ASKERÎ CEZA KANUNNAMESİNE TATBİKİ EXECUTING OF GERMAN MILITARY CRIMINAL CODE ON THE OTTOMANMILITARY CRIMINAL CODE Nuran KOYUNCU - Salih KIŞ

191-196 TÜRK TARİHİNDE AN LU-SHAN VE DESTANI THE AN LU-SHAN’S EPIC IN THE TURKISH HISTORY Saadettin GÖMEÇ

197-214 AFYONKARAHİSAR’DA İLK TUNÇ ÇAĞI ÇANAK ÇÖMLEK KÜLTÜRÜ THE EARLY BRONZE AGE POTTERY CULTURE IN AFYONKARAHISAR Salih KAYMAKÇI

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XVII

215-234 II. DÜNYA SAVAŞI YILLARI’NDA UYGULAMAYA KONULAN TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİ VE KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ THE TAX ON AGRICULTURAL PRODUCTS IMPOSED DURING II. WORLD WAR AND ITS EFFECT ON THE PEASANTS Sevilay ÖZER

235-250 CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA ILGIN’DA GÖREV YAP AN ÖĞRETMENLERİN SOSYAL VE MESLEKİ P ROFİLLERİ THE SOCIAL AND PROFESSIONAL PROFILES OF THE TEACHERS IN ILGIN IN THE FIRST YEARS OF THE REPUBLIC OF TURKEY Seyit TAŞER

251-282 HIYANET-İ VATANİYE KANUNU’NUN MÜZAKERELERİ VE KABULÜ THE NEGOTIATIONS AND ACCEPTANCE OF THE LAW OF TREASON Yaşar ÖZÜÇETİN - H. Mehmet DAĞISTAN

XVIII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH •

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH -

Yıl: 2 0 1 1 , Sa yı: 5 Sa yfa : 1 -1 6

Ye a r: 2 0 1 1 , Issue : 5 Pa ge : 1 -1 6

BİR HATT-I HÜMÂYUN YENİÇERİ TARİHİNİ ÖZETLEMEYE YETER Mİ? Ahmet YÜKSEL∗
Özet Bu çalışmaya temel teşkil eden Hatt-ı Hümâyun; Sultan II.Mahmud'a (1808-1839), ayrıca 1815 senesine aittir. Hatt-ı Hümâyun’da birbirinden farklı iki hadiseden bahsedilmektedir. Bunlardan ilki Yeniçeri Ocağı'nın Bektaşîlikle olan münasebetine dair izler taşırken, diğeri imparatorluktan kopma emelinin peşine düşen Rumların istiklallerini kazanma yolundaki ilk kıpırdanışlarının Yeniçerilerde ve devlet merkezinde uyandırdığı akislere ilişkindir. Hatt-ı Hümâyun'un böyle bir çalışmaya konu olması ise; söz konusu hadiselerin aktarımından ziyade, Yeniçerilerin; onlar karşısındaki girift tavırlarına, tarihe karışmazdan yaklaşık 10 sene evvel geldikleri noktaya ve bilhassa gittikleri sonun kaçınılmazlığına bir kez daha şahit olabilmekten mülhemdir. Anahtar Kelimeler II. Ma hmud, Yeniçeriler, Bek ta şîlik , Rum Meselesi IS A HATT-I HÜMÂYUN ENOUGH TO SUMMARIZE THE HISTORY OF JENISSARY? Abstract The basis of this study, the Hatt-ı Hümâyun (the own writing of the Ottoman Sultan), belongs to Mahmud II’s (1808-1839) and the year of 1815. Two different events are mentioned in the Hatt-ı Hümayun. The first one had some tracks concerning the relation of the Jenissary Association with the Bektashi order and the other is the first movements of the Rums on the way of gaining their independence with the aim of seperating from the Empire and its reflections over the the Jenissaries and the center of the government. The existence of the Hatt-ı Hümayun in such a study based on the complicated attitudes of the Jenissaries, the point that they had reached 10 years before they disappeared and unfortunately witnessing their inevitable collapse once more. Key Words Ma hmud II, The Jenissa ry, The Bek ta shi order, The Rum Problem

Arş.Gör., Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. ahmetarih@hotmail.com

2 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

GİRİŞ: YENİÇERİLER VE BEKTAŞÎLİK Hadiselere geçmeden önce hakkında birkaç söz söylenilmesi gereken mevzu vardır ki Yeniçeri Ocağı ile Bektaşîlik arasında tesis edilmiş olan yakın münasebet bunların başında gelir. Rumeli'deki ilk Osmanlı yayılmasından itibaren fetihlerin devamının daimî ve muvazzaf bir ordu ile mümkün olacağının anlaşılması üzerine I. Murad zamanında teşkil olunan Yeniçeri Ocağı'na1 Bektaşîliğin hangi tarihte girmiş olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte Yeniçerilerin Bektaşîlikle alâkaları, oc aklarının kaldırılışına kadar sürmüştür. Bazı kaynaklar Yeniçeri Oc ağı’nın teşekkülünde Hacı Bektaş Veli’nin bizzat etkili olduğunu iddia etseler de oc ağın kuruluş tarihi ile Hac ı Bektaş Veli’nin yaşadığı dönem arasında bir uyumsuzluk olduğu Osmanlı kaynaklarından (özellikle Âşıkpaşazâde Tarihi'nden) hareketle ortaya konulmuştur. Dolayısıyla Yeniçeri Ocağı ile Bektaşîlik arasında bir bağın olduğunu, ancak bu bağın Hacı Bektaş Veli’den sonra ortaya ç ıktığını söylemek yerinde olacaktır.2 A.Y.Ocak'a göre; Yeniçeri Ocağı'nda Hacı Bektaş inanışı rastlantısal biç imde bir Kalenderî-Bektaşî temeli üzerine kurulmuştur.3 Rastlantı noktasında Oc ak'la hemfikir olan Hasluck da; Yeniçeri Ocağı'nın kuruluşu ile ilgili olarak Hac ı Bektaş'ın adına bağlanan söylenceyi; onu kendilerinin "pir"i, tarikatı da ruhanî dayanakları gibi görenlerin Yeniçeri Ocağını bu tarikata bağlı tutmaya yönelik bir "kurgu"su olarak kabul etmiştir.4 Melikoff ise böylesi fetihlerin gerçekleştiği, her şeyin sultanın adına ve onun iradesi ile olduğu bir dönemde Hac ı Bektaş adının Yeniç eri Ocağı'na bağlanışını Bektaşîlerin bir "kurgu"su saymanın, Osmanoğulları'nın ağırlığını ve hanedanın elinde bulundurduğu yaptırıcı gücü küç ümsemekten başka bir şey olmayacağı görüşündedir.5 Aslında devrin özelliklerine şöyle bir göz atınca meseleye dair daha sağlıklı tespitlerde bulunmak mümkün olac aktır. Şöyle ki, 13.yüzyılda kurulan her yeni sınıfın, yaşamış ve geç miş ya da hayalden doğmuş erenlerden birini kendisine pir sayması fütüvvet temellerindendi. Osmanlı Devleti’nin ilk temsilcileri de fütüvvet yolundandı. Bu nedenle fütüvvetin seyfî (kılıçlı) kolunun teşkilatlanması sonuc u ortaya ç ıkan Yeniç eri Oc ağı da Hacı Bektaş Veli’yi kendisine pir seçmişti. Buradan hareketle Yeniçeriler, oc aklarına Hacı Bektaş Ocağı adını verdikleri gibi kendilerini de Ha cı Bekta ş köçeği diye tanıtmaktan övünç duymuşlardır. Bektaşîlikle artan ilişkilerinden sonra zamanla Yeniç eriler; Taife-i Bektaşîye, Gürûh-ı Bekta şîye, Zümre-i Bekta şîya n, Oca ğ-ı Bekta şîyan şeklinde anıldıkları gibi ordudaki rütbeler de silsile-i ta rîk-i Bekta şîya n şeklini almıştır. Yeniçeri Ağası'na da Ağa-yı Bektaşîyan adı verilmiştir. Yeniç erileri sevmeyen, onların zorbalığa varan hareketlerini tasvip etmeyenler ise, onlar iç in
1 2

3

4

5

Ocak hakkında daha fazla bilgi için bkz. Mücteba İlgürel, “ Yeniçeriler” , MEB.İ.A, XIII, Eskişehir 1997, s.385-395. Meselenin kısa bir tartışması için bkz. Kemal Da şçıo ğ lu, "Yeniçeri Oca ğ ı ve Bekta şî Zaviyelerinin Kapatılması", Gazi Üniversitesi Hacı Bekta ş Veli Ara ştırma Dergisi, sy.34, Ankara 2005, ss.307–315. Ahmet Ya şar Ocak, Osmanlı İmparatorlu ğ u'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII.Yüzyıllar), Ankara 1992, s.211212 vd. F.W. Hasluck, Christianity and Islam under the Sultans, 2 c., Oxford 1929 (Clarendon Press), s.489-93'ten naklen İrene Melikoff, Hacı Bekta ş Efsaneden Gerçe ğ e, Çev: Turan Alptekin, İstanbul 1998, s.136. Melikoff, Hacı Bekta ş..., s.136.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 3

Gürûh-ı Bektâşîyan tabirini kullanmışlardır. Bu da gösteriyor ki; Yeniçerilik, halkın gözünde Bektaşîlik demek olmuştur.6 İlber Ortaylı, Bektaşîlik ritlerinin, Hacı Bektaş-ı Veli'nin Yeniçeri oc ağının piri olması hususunun ve geleneğin dışında; Yeniçerilerin Bektaşîlik görüş ve ayinleri ile ne derecede yakın alakaları olduğunun halen etraflıca ve ikna edici bir biçimde ortaya konmuş olmadığı iddiasındadır. O’na göre; son devirde Bektaşî derviş ve babalarının bazılarının Yeniçerilerle yakın gündelik ilişkisi olmuştur; ama bu, oc ağa mensup asker ve zabıtanın bu tarikat ve onun tekkeleriyle ne kadar yakın ilgisi ve aidiyeti olduğu konusundaki temel soruları c evaplamaya yetmez.7 Nitekim S uraiya Faroqhi de Yeniçeriler ve Bektaşîler arasındaki ilişkiye dair elde bulunan belgelerin yok denecek kadar az olduğuna dikkat çekmektedir.8 Öte taraftan Ahmed Cevdet Paşa, Bektaşî Babalarının Yeniçeri birliklerine vaizler olarak eşlik etmiş olduklarını, Hacı Bektaş'ın resmî bir temsilc isinin sürekli olarak 94.ortanın9 kışlasında yaşadığını, bu temsilc inin tarikatın başındaki şahıs tarafından atandığında İstanbul'a gelerek düzenlenen bir törenle Yeniçeri Ağa'sı tarafından kendisine taç giydirildiğini kaydetmiştir.10 Velhâsıl, Yeniç erilerin Bektaşî tarikatı ile olan ilişkilerinin boyutlarını tam manâsı ile ortaya koymanın güçlüğü her ne kadar ortada ise de tarikatın ocak iç erisindeki etkisinin yadsınamayacak bir derecede olduğu da aşikardır. Mesela Yeniç eri birliklerinin bir üyesi olarak yazılan her bir askerden Hac ı Bektaş Yolu'na iman yemini alınmıştır.11 Yine Yeniçerileri etkileyen pek ç ok Bektaşî sembol ve motifi olmuştur: Yeniçerilerin harbe giderken Bektaşî gülbanklarını (dua-ilahi) tekrar ettiklerinden, yanlarında taşıdıkları cönk defterlerinde Bektaşî büyüklerinin menkıbelerini anlatan çok sayıda velâyetnamenin de yazılı olduğundan bahsedilmektedir.12 I.ESKİ ÂDET, YENİ RİCÂL Başta S ultan olmak üzere Şeyhülislam, Sadrazam ve Yeniçeri Ağası gibi imparatorluğun en ileri gelen dört isminin söz konusu Hatt-ı Hümâyun'daki hadiselerde kendisini bütün çıplaklığıyla gösteren Yeniç eri zorbalığı karşısında neden o kadar sessiz kaldıklarını anlayabilmek için; öyle çok fazla kaynak taramasına ge6

7 8 9

10 11 12

İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti Te şkilâtından Kapıkulu Ocakları, I, Ankara 1984, s.144; John Kingsley Birge, Bekta şîlik Tarihi, İstanbul 1991, s.85; Da şçıo ğ lu, "Yeniçeri Oca ğ ı ve Bekta şî Zaviyelerinin Kapatılması", s.3. İlber Ortaylı, "Tarikatlar ve Tanzimat Dönemi Osmanlı Yönetimi", OTAM, sy.6, Ankara 1995, s.282. Suraiya Faroqhi, Anadolu'da Bekta şîlik, İstanbul 2003, s.82-83. Orta; Yeniçeri te şkilâtında bölük/tabur yerinde kullanılan bir tâbirdir. Yeniçeri ortalarının sayısı zaman zaman artırılmış, son zamanlarda ise 196'ya kadar çıkarılmıştır. Ortaların mevcudu azalmış ve ço ğ almış oldu ğ u halde 196 adedi nihayete kadar sabit kalmıştır. İlk zamanlarda her Yeniçeri ortası; altmış, yetmiş kişiden müte şekkilken daha sonraları bu sayı yüze kadar çıkarılmıştır. Ortalarının her birinin ayrı ayrı bayrakları ve ortalarına mahsus alâmetleri olmu ştur. Bkz. Mehmed Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü, I, İstanbul 1993, s.730; Uzunçarşılı, ...Kapıkulu Ocakları, s.155-56. Ahmed Cevdet Pa şa, Tarih-i Cevdet, XII, (Üçdal Ne şriyat), İstanbul 1966, s.234–235. Birge, Bekta şîlik Tarihi, s.86. Osman Eğ ri, "Yeniçeri Oca ğ ının Manevi Eğ itimi ve Bekta şîlik", Gazi Üniversitesi Hacı Bekta ş Veli Ara ştırma Dergisi, V/10, Ankara 1999, ss.173-196.

Buna göre. Bkz. Osmanlı Tarih Deyimleri. Yeniçerilerin küçük zabitlerinden birinin unvanıdır. Mehmed Süreyya. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi. Rauf Pa şa.7-10. ancak cesaretsiz bir kimse oldu ğ undan bahseder. Bu doğrultuda Ağa'nın yanına varıp.. yani altı buçuk sene süreyle ikinci defa sadrazamlığ a getirilecektir. Bunun üzerine Sadrazam. Ağa'nın azli caiz olmaz. Böyleleri bela la rını bulur" diyec ektir. Ölüm tarihi 1859 olan Mehmet Emin Rauf Pa şa'nın hayatı ve faaliyetleri ile ilgili daha fazla bilgi.Mahmud'un ölümüne kadar. Kapı. Ahmed Cevdet Paşa tarafından da bir güzel kaydedilmiş olayları hatırlatmak..15 Bu olayda Hurşit Paşa'nın gösterdiği gayretler yeterli görülmediğinden. III. (İlgi Kültür Sanat Yayıncılık). çalışmanın sonuna kadar da onları zihnin bir kenarında tutmak elzemdir. Aksi takdirde. Abdurrahman Şeref Efendi. (Seyyid Mehmed) Zeynelâbidin Efendi Nakîb-ül-Eşrâflıktan ma'zul bulundu ğ u sırada. 35 ya şlarında iken defterdarlıktan vezirlik rütbesi ile birden bire sadrazam oldu ğ unda ıslahat ve ilerlemeye taraftar ve devletin nizamlarının yenile ştirilmesine hevesli göründü ğ ünden. Durum Padişah'a aks edince "böyle birta kım rezillerin zoruyla. Ağa Seyit Mehmed Efendi'yi öldürmüşlerdir. s. Yeniç eriler kendisinden Ağa'nın azlini isteyeceklerdir. Ankara 1985.. Ağ a Kapısı: Yeniçeri a ğ alarının bulundu ğu resmî daireye verilen addı.281. Bkz. Tophane Ocağı'na haber yollayarak zorbaların yola getirilmesi için onları Ağa Kapısı'nı basmaya teşvik etmişse de ric alden bazıları bunu geciktirmişlerdir. bir kısmını idam ettirirken. 6 gün kaldığ ı bu makamdan "Softalar Vakası". s. Bkz. Tam da bu sırada eşkıya Yeniçeriler. diğerleri de zindandaki mahpusları ç ıkarmışlardır.. onurlu. II. Bu izahattan sonra sözü Ahmed Cevdet Paşa'ya bırakmanın zamanı geldi. 13 14 15 16 17 18 Usta. Pakalın.. bir kısmını da boğdurmak niyetiyle zindana attırmaktadır. ayrıca Kallavi hikâyesi için bkz. Her ortanın ayrı ayrı ustası vardı. yoldaşlarının zindandan çıkarılmasını talep ettiklerinde cesur bir adam olan S eyit Mehmed Efendi onları azarlamıştır. Ustanın vazifesi a şçıba şılıktı. Sicill-i Osmanî. Ağa asileri birer bahane bularak ortadan kaldırmakta.4 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rek duymadan mevzubahis hadiselerden sadece birkaç ay evvel yaşanmış. Sadrazam Re şit Mehmed Pa şa Konya Sava şı'nda Mısır askerine esir dü ştü ğ ünde Mehmed Emin Rauf Pa şa 1832 tarihinde Sultan II. Haz: Nuri Akbayar. İstanbul 1996. Osmanlı Tarih Deyimleri.552. akıllılığ ı ve a ğ ırba şlılığ ı ile Abdülmecid Han'ın yanında da itibarını bir kat daha arttıracak. Yeni Ağa olarak kimin tayin olunduğu ise maalesef tespit edilememiştir. Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi de hiç bir gayret göstermediğinden azledilmişlerdir. Abdurrahman Şeref Efendi. Tarih Musahabeleri. 22 Mart 1815 tarihinde Şeyhülislâm tayin edilmiştir. I. Bundan dolayıdır ki zorbaların bir kısmı Ağa'nın yakasından tutarak. Sadrazam Hurşit Paşa bu hareketten vazgeçmeleri için zorbalara haber gönderdiğinde. Kendisi.953. Hatt-ı Hümâyun'daki olayların yaşandığı 1815 senesine dair hadiselerden bahsederken merkezî otoritenin tesisi için Yeniçeri Ağası Seyit Mehmet Efendi'nin asi Yeniçerilere ve ustalarına13 karşı girişmiş olduğu müc adeleye de yer ayırmıştır. İstanbul 2008. o me şhur "Kallavi Hikâyesi'nin" ba şkahramanlarından olan Mehmed Emin Rauf Pa şa'nın a ğ ırba şlı. yeni Sultan ne zaman sıkılsa pa şayı sadrazamlığ a getirecektir. bilgili. Yay. onu Ağa Kapısı'na14 doğru götürmüşler. Sonra affolunarak 15 sene Anadolu'da eyaletlerde (vali olarak) dola şmıştır..16 Bu yaşananlardan sonra Mehmed Emin Rauf Paşa17 S adaret'e. zamanında resmî daire demek oldu ğ u için Ağ a Kapısı da Ağ a Dairesi demekti. s. Zeynelâbidin Efendi18 de Şeyhülislamlık makamına getirileceklerdir. Yeniçerilerin taraftarlığ ını yapan Hâlet Efendi'nin kin ve dü şmanlığ ına hedef olarak 1817'de azl ve Sakız'a sürgün edilmiştir. Yeniçeriler karşısında devlet ric alinin iç erisine düşmüş olduğu korkuyu anlamak ç ok kolay olmayac aktır. İstanbul 1993. bir isyan hareketine hazırlanmışlardır. Bunun üzerine sıranın kendilerine gelmekte olduğunu düşünen öteki ustalar Ağa aleyhine birleşip. "Vaka-i Mum" veyahut "Mum Gavgası" gibi . Bu vakıanın tarihi Sicill-i Osmanîde Şubat 1815 olarak kaydedilmiştir. Pakalın. 2 sene. çok tecrübeli. gayet tutucu. s. s. 10 ay. III.23. daha doğru bir ifade ile Yeniçerilerce yaşatılmış. Ahmet Cevdet Pa şa.

Ağa da toplantının hemen ardından bir yolunu bulup. II. Bekta şîlerin simgesi olan teber (iki ba şlı balta) bu orta tarafından da simge olarak kabul edilmiştir.Yüzyılın Ba şlarından Yıkılışa). Bu iktidar 1794’ten 1925’e de ğ in ülkenin başında kalacaktır.. 1818 senesinde azledilmiştir. 18. s. Mevacip üçer aylığ ı bir arada olmak üzere verilir ve bunlara "masar. Kaçarları iktidara getirmiştir. aylık yerinde kullanılır bir tâbirdir. Zeynelâbidin Efendi'nin kendisinden önce azledilen Dürrizade Efendi'nin yerine iltimasla Şeyhülislamlık makamına gelmiş oldu ğ undan yerini dolduramadığ ını kaydetmiştir. (Şeyhülislâm Efendi'nin hayatı ve ayrıca "Mum Gavgası" ile ilgili olarak bkz. s. Fetih Ali Şah. bu sayede şimdiye kadar izahına gayret edilen birçok hususu ç alışmanın akışında daha aç ık ve c anlı bir şekilde takip edebilmek mümkün olac aktır. Bu nedenle de büyük ulema tarafından daima küçük görüldüğ ünden bahsetmektedir. Tevkif olunmasına gerek duyulmaksızın ivedilikle İran'a gönderilmesinin uygun olacağını da ilgililere iletmiştir. bu çalışmaya konu olan olayların seyrinde. İşte söz konusu sohbet esnasında Haydar Baba'nın İran c asusu olduğu ve diğer İranlılar gibi ülkesine gönderilmesi gerektiği Yeniç eri Ağası'na uzun uzadıya anlatılmıştır. sabah ve akşam ordunun selâmet ve muvaffakiyetine dua etmekti. 1815’ten sonra Rusların itelemesiyle. hem de Ş eyhülislam Efendi tarafından. s. Haydar Baba denilen şahıs daha önce kendileri sefaretiyle İran'a gittiğinde o ülkenin vekilleriyle anlaşma yaparken görülmüştü. do ğ uya do ğru ödünler elde etmek ister ve Irak’a saldırılarda bulunur. (Osmanlı Devlet Erkânı). Yeniçerilerin mevacibi Divan-ı Hümâyunda.S elim ile Alemdar Mustafa Paşa'nın katledilmeleri de II. Bkz. Yeniçeriler. II. Haydar Baba'yı huzuruna çağırttıktan sonra Bâbıâli'ye göndermiştir. Bkz: Ahmet Cevdet Pa şa. Çev: Derin Türkömer. İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. ortası veya bölü ğ ü Hacı Bekta ş şeyhinin ocak nezdindeki vekiline mahsustu. Yeniçerilere verilen maa ş..Mahmud ve Sadrazam Mehmed Emin Rauf Paşa'nın karşılarındaki tehlikenin boyutlarını anlamalarına. 1591 senesinde şeyh ile birlikte sekiz Bekta şî dervişi 99. İstanbul 1971. Osmanlı İmparatorluğu'nun en tepesindeki isimlerden dördü böyle bir araya gelince konu elbette devlet meseleleri olac aktır. Mevacip merasimle da ğ ıtılırdı.34. İsmail Hâmi Danişmend. lezez ve re şen" denilirdi. Çev: Server Tanilli. 1795’te. İddiadan da öte bizzat görülmüştü.288. Osmanlı Tarih Deyimleri. İstanbul 2008 3. S adrazam ve Yeniç eri Ağası. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi. Onun anlattıklarına bakılırsa. Haydar Baba'nın o sıralar Osmanlılar ile harbe tutuşmuş olan İranlılara21 c asusluk hizmetinde bulunduğu iddia ediliyordu.Mahmud'un huzuruna çıkmışlardır..151). 19 20 21 . Ayrıca III. "sûret-i ha kdan" görünerek kışlalarda eğlenmesi yalnızca İran'a casusluk etmek ve ortalığı fesada vermekten başka bir şey değildir. S ultan II. II. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi (XIX. Godfrey Goodwin. Bütün bu aç ıklamalardan sonra nihayet zikrolunan hadiselerin aktarımına geçmek. yenilenen bu ricalin yenilenemeyen Yeniçerilerden neden o kadar sindiklerini anlamak daha da kolaylaşacaktır.157. ortaya alınarak Şehzade Camii yakınındaki Yeni Odalar'da kalmaları sa ğ lanmıştı. Bkz.495. Mevacip. Dolayısıyla onun Osmanlı ülkesine gelip. Fetih Ali Şah tahta çıkacaktır. onlardan neden bu kadar ç ekindiklerini de açıklamaya yardımcı olacak yakın tarihli örneklerden diğer birkaç ıdır. V. kanaat o ki.yüzyılın sonundaki siyasal gelişmeler İran’da yeni bir hanedanı. Bkz: Robert Mantran. Hûkeşan denilen bu duacı bölü ğünün vazifesi. Bunun üzerine Bâbıâli'den derhal Ş ark Orisimlerle me şhur hadiseden sonra. s. Ahmed Cevdet Pa şa. recec. Bunun yerine daha çok "ulûfe" tabiri kullanılmıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 5 İşte böylesi bir hadiseden sonra. İstanbul 2002. Yeniçerilerin 99. Pakalın. s. kapıkulu ocaklarından olan diğ er askerlerinki ise ya kendi kışlalarında veyahut Sadrazam divanında tevzi olunurdu. Nitekim aralarında süren sohbet esnasında söz Yeniç eri bölüklerinden 99'un kışlasında20 ikâmet etmekte olan İranlı Bektaşî Haydar Baba’ya gelmiştir. YENİÇERİ KIŞLASINDA BİR BEKTAŞÎ BABASI Yeniç erilerin maaşlarını dağıtmak için tertip olunan 1815 senesine ait bir mevac ip19 merasiminden sonra Şeyhülislam Efendi.

Mahmud’un oldukça gizli olarak sürdürec eği bir müc adelenin zeminindeki hafif kıpırdanışlardan birisi olarak mı değerlendirmişlerdi? Üstelik c asusluğa dair söylentiler sultandan değil. Anlaşılan o ki. Haydar Baba'nın kendisi tarafına ulaştırılmak üzere bir tatara teslim olunarak İstanbul'dan yola ç ıkarılmış olduğu haber verilmiştir. Görüldüğü üzere. Oysa Osmanlı tarihinde c asusluğu sabit olan şahsın hayatını sürdürebilmesi ç ok olağanüstü şartlar dâhilinde anc ak mümkündür. Niyetleri. Yeniçeri zorbalığı/eşkıyalığı diye ayyuka çıkan olguyu dolguda herhangi bir eksikliğe yer bırakmayac ak boyutlara ulaşmıştır. Haydar Baba'ya yapılan muameleden duydukları memnuniyetsizliği ifade etmek. sürgün edilmesine dair bir de makul c evap alabilmektir. onu huzurlarına getirse. tabi bunun Yeniç eriler için bir önemi yoktu. casusluk faaliyeti iç erisinde bulunuyor olması Baba'larının İstanbul'dan sürgün edilmeleri noktasında Yeniç eriler iç in tatmin edici bir gerekçe oluşturmamıştır. Esasında Yeniçerilerin daha evvelki zorbalıklarına bakılarak da bu sorulara c evaplar üretebilmek zor olmasa gerektir. Sultan II. bu yaşananların satırlara dökülmesinin de başlıca nedenini teşkil etmiştir. hemen aralarından seç ilen kırk elli kadar Yeniç eri ustası Ağa Kapısı'na gelip dayanacaktır. aynı usul üzere de İstanbul'dan uzaklaştırılsa ne olurdu? Yeniç erilerin hadisenin akışında sergileyecekleri tavır bu soruları cevaplamaya yetec ektir. Haydar Baba'yı ya İran'a gönderec ek ya da Erzurum'da tevkif edec ekti.Mahmud'un da bunda niç in o kadar ısrarc ı olduğuna ve Bektaşîlikle olan yakın ilişkilerinin varmış olduğu noktaya ilişkin bazı örneklere. Haydar Baba'nın İstanbul'dan sürgün edildiği haberi kışlalarına ulaşınc a başlayan homurdanmalar Yeniçerilerin alınan karardan neden memnun olmadıklarını. Peki devletin en tepesindeki makamlar niç in böyle bir koşuşturmaca ve telâşe içerisinde bu kaçırma hadisesine girişmişlerdi? Emretselerdi de birkaç Yeniç eri. Ancak söz konusu hadiselerin seyrinde Yeniç eri teşkilatının kuruluş gayesinden ne kadar uzaklaştığına. Ağanın onları tatmin edecek bir cevap bulabilmek için bütün ikna kabiliyetini ve edebî marifetlerini ortaya koymaya çalışması da zorbalığa açık davetiye. Zaten Yeniçeri kışlalarındaki büyük hareketlilik de bundan sonra başlayac ak. ulemanın en tepesinden süzülüp gelmişti. Haydar Baba'nın durumuna dair karar da Rauf Paşa'nın iradesine bırakılmıştır. Velhasıl. buna göre. Yoksa Yeniçeriler Haydar Baba'nın casus olduğuna dair söylemleri II. Bektaşî Babası hızlı bir askerî-bürokratik çalışma neticesinde Yeniçeri kışlasından kaçırılmıştır. ç are- . kaldırılmasının neden gerekli. aynı zamanda kararın neden bu kadar hızlı bir bürokratik manevra ile ic raya konulduğunu açıklamaya yetecektir. kendi bildiklerine veya inandıklarına uygun olup olmamakta idi. Yeniçerilerin akıllarına yatmayan veya akıllarının yatmadığı her meseleye dair artık herkesten sual sorabilecek yetkeyi kendilerinde bulmaya başlamaları.6 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 dusu S eraskeri Rauf Paşa’ya. Baba'nın koluna girip. kaldırılışının arifesinde bir kez daha şahit olabilmek gayesinden hâsıl olan esinti. Paşa. Onlar için önemlilik makamda değil.

Şeyhülislâmların. "Bâb-ı Vâlây-ı Fetva" veya "Bâb-ı Fetvâ-Penâhî" tabirlerinden kasıt Şeyhülislâm'ın ikâmet etmekte oldu ğ u konaktır. s.104-105. s. bir sonraki gün (Pazartesi) Ş eyhülislam Dairesi'nde23 meclis günüdür24 . Hatt-ı Hümâyun.22 III. Dolayısıyla bundan sonra kışla iç erisinde oturup kesinlikle taşraya ç ıkmamak üzere. Zaten İranlılar Osmanlılara harp ilan ederek İslam hudutlarını tec avüze yeltenmekte. 284/17078. Yeniçeri Oca ğ ı'nın kaldırıldığ ı 1826 senesine kadar müstakil daireleri yoktu. Üstelik İran milleti Osmanlılarla beraber bütün Müslümanlara karşı ihanet ve kötü işler etme konusunda kâfirlerden daha fenadırlar. S öze. (Bkz. Bkz. İranlıların kadınları için şer'an c aiz olmayan bir husustur. Bu tarihe kadar Şeyhülislamlar kendi sahasına giren işleri oturmakta oldukları konakların selamlık kısmında görürler veya ayrı bir yer kiralayarak emrindeki memurlar ile beraber orada hizmetlerini devam ettirirlerdi. Cuma namazı münasebetiyle murafaa vakti pek dar oldu ğ undan murafaanın Perşembe ve Pazartesi günleri olmasına karar verilmiştir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 7 sizliğin de koyu alametidir: “Haydar Baba denilen adam bir İranlı ve İranlının İstanbul'daki c asusu idi. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. İşte Yeniçeri Oca ğ ı'nın kaldırılmasında sonra kumanda merkezleri olan Ağ a Kapısı Şeyhülislamlığ a tahsis edilmiştir. Dolayısıyla böyle bir adama sahip ç ıkılmasının uygun görünür bir tarafı yoktur. İsmail Hakkı Uzunçarşılı. Bunu yukarıda Şeyhülislâm Dairesi olarak yazmaktaki gaye ise sadece onun resmî tarafını vurgulamak içindir. gerekse 1826 senesinden evvelkilerde geçen "Bâbı Me şîhat". İstanbul 2002. Osmanlı Devletinde Şeyhülislâmlık. gelsin 22 23 24 BOA. Hal böyle iken şimdi o milletin mensubu olan "herifi" yanınızda barındırmak. Bâbıâli'nin cevabı ise. Haydar Baba'nın kışlaya iade edilmesinde son derec e ısrarlı olduklarını ayan beyan dile getirmekten de geri durmamışlardır. Murat Akgündüz. Lakin ertesi gün Şeyhülislam Dairesi'nde meclisin toplanmasını beklemeden Ş eyhülislam Efendi ile Sadrazam bir araya gelmişlerken Yeniç eri Ağa'sını da yanlarına ç ağırttıracaklardır.) Dolayısıyla. Hatta esir edilen kâfir kadınlarını c ariye tutmak uygun ise de. . gerek ilgili vesikada. bu adamın kendileri açısından Bektaşîlikte saygı duyulac ak bir konumda bulunduğunu ve bir vakitten beri kışlalarında ikamet etmiş olması münasebetiyle onun hakkında münasip görülen muamelenin de hazmedilecek bir tarafının olmadığını ifade edeceklerdir. "Huzur Muhakemesi" veya "Huzur Murafaası" da denilen söz konusu toplantılar haftada iki defa. orada Şeyhülislam Efendi ile söyleşilip gerekli olan cevap kendisinden alınarak Ağa'ya iletilecektir. yine Haydar Baba'nın casusluğunun saptanılmışlığından bahisle başlayacaktır: “Onun kışlalarda eğlenmesi İran'a casusluk ve ortalığı fesada verme amac ından başka bir şey değildir.” Yeniç eri Ağası’nın bu sözlerine karşın ustalar hiç çekinmeden “İranlı olsa bile. Osmanlı Devletinin İlmiye Te şkilatı. ŞEYHÜLİSLAM VE SADRAZAMIN MESELEYE YAKLAŞIMLARI Ustalarla gerçekleşen bu konuşmanın ardından Yeniçeri Ağa'sı durumu başyazıcısı ile Bâbıâli'ye iletecektir. Ağa'nın davete icabetiyle Ş eyhülislam Efendi meseleye dair görüşlerini kendisine bir kez daha ayrıntılı bir şekilde izah edec ektir.211-212. Hal böyle iken bu tarz adamların İstanbul'da durması c aiz midir? Bilhassa Padişah'ın ocağı olan Yeniçeri kışlasında ikamet etmesi hiçbir şekilde caiz değildir. Ankara 1988 3. bu. şeklindedir. Müslümanlara kurşun sıkmaktadırlar. Zaten İranlı ile Osmanlı arasında var olan savaş halinden dolayı İranlılar İslam askerine kurşun atmaktadırlar. Cuma ve Çarşamba günleri yapılmaktayken.

. topluc a Ağa Kapısı'na dayanma arzularını dile getirmektir. Uzunçarşılı. Edirne'deki bu odalar İstanbul'un daimî surette merkez oldu ğ u zamana kadar Yeniçerilere mesken olmu ştur. Ağa da Ş eyhülislam Efendi'nin meseleye dair fetvasını kendilerine iletecektir: "Bu herifi istishâb itmek şer'an ve diyâ neten câ iz 25 26 BOA. Neticede böyle kalabalıklarla muhataplarının içlerine kadim korkudan salınac ak.152-153. 284/17078. Anc ak içlerinden yirmi otuz kadar Yeniçeri ustası ve odabaşısı26 Haydar Baba ile ilgili isteklerine dair ne yönde bir cevap verilmiş olduğunu sual etmek iç in Yeniç eri Ağası'nın huzuruna çıkacaklardır. ilk Yeniçeri odaları Edirne'de bulunuyordu. Hatt-ı Hümâyun.Kapıkulu Ocakları. diğer ocak efradını da kendilerine uydurarak. Askerlik daimî oldu ğ undan ocak mensupları ilk devirlerde ergen yani bekâr idiler. . Ağa Kapısı'nda. pek çok hadiselere sahne olmu ştur.” Ş eyhülislam Efendi'nin böylesi kesin ve keskin sözlerinden sonra Sadrazam da Yeniç eri Ağa'sına aynı şekilde c evap verec ektir. sanki müptelası olunan bir hareketin hazırlıkları iç erisindedir. Yeniçerilerin yeni odaları Aksaray'da. Haydar Baba meselesini meydana koyup. meselenin muhatabı Bâbıâli'dir şeklinde bir not ile karşılaşabilme ihtimalini de göz önünde bulundurmuş olacaklar ki ikinci istikametlerini Bâbıâli olarak belirlemişlerdir. yani S alı günü "bu hususda bazı söyleyeceğimiz var" diyerek diğer ustaları ve oc aklıları öteden beri bir toplantı salonu ve her karşı çıkış eylemlerinin ilk hareket noktası olarak kullanmaya alışkın oldukları Orta Cami'ye toplayac aklardır. yolculuk esnasında çok şiddetli bir şekilde hastalanan Haydar Baba'nın vücudundan kan zuhur etmiş olduğundan. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. bu sayede Haydar Baba'nın salıverilmesi sağlanılac aktı. Bu nedenle o gün için istediklerini gerçekleştirebilecek vakti bulamayacaklarına kanaat getirerek planın uygulanmasını bir sonraki güne bırakac aklardır. Lakin olayın plan kısmını tertiple fazlaca meşgul olduklarından gün akşam olacaktır. 241. Yeniçerilerde her orta veya bölü ğ ün oda denilen birer kışlası vardı: Eski ve yeni odalar içinde tarihçe en me şhuru yeni odalar olup. Haydar Baba'nın Bektaşîlik anlayışına göre manevî evladı olan ve hala onun serbest bırakılması emeli peşinde koşan birkaç Yeniçeri ustası Şeyhülislam divanından sonraki gün.25 IV. onun için bunlara mahsus odalar yaptırılmıştı. şer'an da buna müsaade edilmesi katiyen mümkün değildir. (Bunu çalışmanın ileriki merhalelerinde de görmek mümkündür). eski odaları da Şehzadeba şı'nda idi. YENİÇERİ CEP HESİNDEKİ GELİŞMELER Haydar Baba'nın Erzurum'a uzanan yolculuğunun seyrindeki gelişmeler bu yönde iken gelen istihbarî bilgilere göre Yeniçeri Ocağı'ndan yükselen sesler hiç yabanc ı değildir: Geceleyin hızlı hızlı hareket eden o bilindik ayak/yemenî sesleri. bu sebeple Eskişehir yakınlarındaki Günyüzü Menzilhanesi'nde kendisinden geçmiş bir vaziyette yatıp kaldığından ve hastalıktan kurtulduğu vakit tekrar yola koyulacaklarından bahsetmekteydi. tezkiresinde.. Yeniçeri kışlalarına oda denilmekteydi. Gaye. Mec lis dağıldıktan sonra Bâbıâli'ye dönüldüğünde Haydar Baba'yı Rauf Paşa nezdine götürmekle vazifeli tatardan gelen bir tezkire Tatar Ağası tarafından S adrazam'a iletilmiştir.8 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yine bizle eğlensin demek Yeniçeri Ocağı'na yakışır bir şey olmadığı gibi. s. Tatar..

Ankara 1981. Nevşehir'e ba ğ lı Hacıbekta ş ilçesinin tam ortasında yer alan dergâh hakkında kullanılmakta olan bir tâbirdir." Osmanlı tarihinde. akıllarına yatmaz ise Şeyhülislam fetvasının Yeniçeriler iç in bir anlam ifade etmediği ç ok zamanlar yaşanmıştı. kendilerinin orada bulunma sebepleri de patırtıyı seven Yeniç eri ustalarının hatırından başka bir şey değilmiş. Bu sözlerden c esaret alan ayaktaki "ehl-i ırz" ustalardan birisi meselenin fitilini tutuşturup. a şevi ve öteki yapılarla Bekta şiliğ in merkezi haline gelen Pir Evi'nin ne zaman kuruldu ğ u ve örgütsel bir bütünlük kazandığ ı tam olarak belli de ğ ildir. Nitekim fetva da Yeniçerileri tatmin etmeyec ek. böyle ceva b virildi. Yeniç erilerin Haydar Baba'nın serbest bırakılması yönündeki ısrarlarını ortaya koyan bu teklif hem Yeniç eri Ağası hem de konunun diğer muhataplarını terletec ek türdendir. İstanbul 1998. İstanbul'un Tekke. Haydar Baba'ya arka ç ıkanlar iki Yeniçeri ustasından başka kimse değildir." Meselenin başından bu yana Osmanlı uleması. I. s. Haydar Baba denilen adam onların arka çıktığı birisi olmadığı gibi. tam da bu misalde olduğu gibi. farklı öneriler ortaya atanlar olacaktır: Haydar Baba'nın kışlaya girmesine madem müsaade olunmuyor. bürokrasisi ve askeriyesinin en tepesinde bulunan şahısların Yeniç eri zorbalığından çekindikleri için sarfına cesaret edemedikleri bu sözleri "ehl-i ırz" Yeniç eri ustası bir ç ırpıda söyleyivermiştir. körüğünü eksik etmeyen Yeniç erileri ihbar etmekten de çekinmeyecektir. o zaman Pir Evi'nde 27 veya Nerdibânlı köyünde28 ikamet etmesine izin verilsin gibi. Bedri Noyan. Üsküdar merkez ve civarı ile Anadolu sahillerine ayrılan bölümde gösterilen Nerdibânlı/Nerdübânlı (Merdivenli) Köyü'nde Gadni Dede Tekkesi'nin bulundu ğ u kaydedilmiştir. Yoksa adam “Acemmiş. Herhalde Yeniçeri Ağası ile S adrazamın da düşünüp. Zaviye ve Hânkahlar Hakkında 1199 (1784) Tarihli Önemli Bir Vesika. Ermeniymiş” bunda kendilerini ilgilendiren bir taraf da yokmuş. (Bkz. Güya. Balım Sultan'ın da önemli katkıları ile 16. Pir Evi ile ilgili oldukça ayrıntılı bilgi için bkz. Vakıflar Dergisi. Bütün Yönleriyle Bektâ şîlik ve Alevîlik. çavuş ustalarca götürülüp. . 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. Zaviye ve Hânkahları hakkındaki 1784 tarihli bir vesikada. Kitâbu’l-lah’ın ve şer'-i şerîfin hükmü böyle olunca bunun hilâfı la kırdı söylemek elimizden gelmez. işlerine gelmez. 15. Eğer cevâzına da ir bir mesele öğrenir iseniz ha ber virin… İşte mukîm fetâ vâ -yi penâ hîdir. Bereket versin ki "ehl-ı ırz" Yeniçeri ustalarından birisi Ağa'nın muhtemelen titrek bir ses tonuyla başlayacağı açıklamadan evvel söze müdahil olarak şerîatın uygun görmediği bir hususun Bâbıâli'ye tekrar teklif edilmesinin asla kabul edilir bir şey olmadığını ifade etmekten çekinmeyecektir. Hatta iç lerinden dördü beşi kalıp. Dergâh. XIII. Ancak söz konusu gelişmenin. Nitekim fetva üstüne söz söyleme cüretinde bulunan Yeniçerilerin çoğu kendi aralarından yükselen bu çıkış karşısında çaresiz dağılmaya başlayacaklardır. bir türlü dile getirme cesareti gösteremedikleri cevap tam da bu idi. BOA.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 9 değil imiş. 284/17078.29 27 28 29 Pir Evi. günah çıkarırcasına Ağa'ya bazı itiraflarda bulunacaklardır. iç lerinde hala ayak direyenler. Atilla Çetin. Anlattıklarına göre. "İstanbul'daki Tekke.yüzyılda arttığ ı tahmin edilmektedir. hapsolunduktan sonra hadleri bildirilmiş olsaydı mesele bu noktaya kadar gelmezdi: "Devlet öyle bir herifi tard ve nefy itmiş ise bunlar ne karışurlar? Bunda ocağa dokunur ne vardır ki? …Nâfile konuşuyorlar. s. tekke de Şahkulu Sultan Dergâhı adını almıştır.yüzyılda başladığ ı.443-453.589). Köy bugün Merdivenköy. Siz dahi bildiğiniz ulemâ'dan sorun. Hatt-ı Hümâyun.

toplanan "yeni odalılar" takımı "eski odalılar"a haber gönderip. Yoksa en başta söylenilecek söz en sona neden bırakılsın. Eskiden devlet işlerini görü şmek üzere toplantılar yapılır. Padişahtan ba şka devlet ricali ile birlikte devletin hemen her kademesinde vazifeli olanların. "biz de karışmayuz" diyen yeni odalılar asi gruptan peyderpey ayrılmaya başlayac aklardır. Mü şavere veya istişare yeri anlamında kullanılan bir tabirdir. kararın iyice ortaya çıkabilmesi için de gereken tartışmaların yapılması gerektiğ ini ileri sürmektedir. o gece -daha öncekiler gibi ilkin. daire ağalarının Ağa Kapısı'nda toplanmış olduklarından kendisinin de tebdile gitmeyerek doğruca oraya azimet eylemesi yazılıdır. Yeniçeri ortalarına kesinlikle müsaade edilmemelidir. Padişah. Özellikle sava ş zamanları alınacak tedbirlerin geniş bir düzeyde tartışıldıktan sonra uygulanmaya konulması do ğ al bir ihtiyaçtı.10 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 V. 14 Mayıs 1789'da III. Yeniçeri Ağa'sının " ehl-i ırz" ustalardan fazlac a etkilenmiş olduğunu hissetmek mümkündür. Nitekim yukarıdaki konuşmaların gerçekleştiği günün gec esi Ağa Kapısı'nın nöbetçisi olan 45. bundan sonra da her bir hususa karışmak isteyeceklerinden bu tarz müdahalelerinin ve her istediklerini yaptırma eğilimlerinin önü alınamayacaktır. İşte bu nokta göz önünde bulundurularak. Mesela tahta çıkışından bir ay kadar sonra. devletin önemli bir sorununun me şveret yoluyla görü şülüp çözümlenmesini isteyebilir. Ağa böyle nefes tükete dursun. sava ş işlerinden anlayan herkesin fikrinin alınması. Ağa tezkire üzere dairesine gittiğinde Yeniçeri Oc ağı’ndan 10 ç avuş ve mülazım ustasını. Nitekim Kâtip Çelebi. Şöyle ki Bâbıâli'den konağına dönmekteyken kendisine bir tezkirenin gelmiş olduğu. aslında meselenin kendiliğinden kapanmış olduğunu ç ok geçmeden anlayacaktır. Bu ihtiyaç. değil mi? İşte Ağa'dan geç saçılan inciler: "Ayak patırdılarına" bakılıp bu hususta Yeniçerilere müsaade olunsa. Anc ak eski odalılar eski günlerini -belki de son kez. Ağa'nın özet geç tiği konular arasındadır.Selim'in emriyle toplanan "Meclis-i Me şveret"e iki . bu toplantılara "Şûra" veya "Şura-yı Saltanat" denilirdi.hatırlatmak istercesine verdikleri c evapla "yeni" zorbalıklara bulaşmak niyetinde olmadıklarını ortaya koyac aklardır: "Biz böyle şeye karışmayuz. bundan sonra da her ne tarz bir bilgi elde edilirse yine gizlic e bildirmeye devam edeceğini ifade ederek. askerlerin. Devlet. bir herifi nefy itmekle bunda ocağımıza ne zarar va rdır?" Eski odalıların bu cevabı kendisine yeni odalılar takımından da taraftar toplayacak. Bundan sonra sarf olunac ak sözlerden. bunların çoğunun Haydar Baba'nın manevî evlatlarından veya onların yoldaşlarından oluştuğu.ortanın ustası şimdilik anlattıklarından başka bir malumatı olmadığını. devletin belli ba şlı diğ er sorunlarının da çözümünde duyulmaya ba şlanmış ve işten anlar kişilerin ça ğ rıldığ ı toplantılarla danışma zorunlulu ğ u giderilmeye çalışılmıştır. 45. onları da kendilerine katılmaya davet etmişlerdir. bölüğün ustasından Yeniç eri Ağa'sına gizlic e gelen bilgiler muhtemel bir başkaldırı girişiminden dönülmüş olunduğunu haber verir. hatta emekli memurların da Şûra'ya katıldıkları bilinmektedir. tezkirede. Şura Meclisi'ne30 katılanlardan 71'in mütevellisi31 Hacı 30 Şûra. Haydar Baba'nın kendilerine iade edilmesinde hala ısrar eden Yeniçerilerin olduğu. Buna göre. kendisi de sık sık bu toplantılara katılırdı. huzurundan ayrılınca Yeniç eri Ağası soluğu Bâbıâli'de alac ak. o ana kadar yaşanan hadiseleri Sadrazam'a hemen kısaca özetleyec ektir. YENİÇERİLERİN GERİ ADIM ATMASI Böyle düşünen Yeniçerilerin devletten yana bir tavır sergilemeye başlamaları bile diğerlerinin Haydar Baba'nın serbest bırakılması yönündeki ısrarlarını kırmaya yetmeyecektir.

Üss-i Zafer (Yeniçerili ğ in Kaldırılmasına Dair). bir kargaşa esnasında bunların da devlete ihanet ederek baruthaneyi ateşe vermeleri ihtimal dâhilindedir. ba ğ ımsızlıkları yolundaki ilk girişimleri şair Konstantinos Rigas’ın eseri olmu ştur. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815.yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı egemenliğindeki Rumlar çeşitli isyan hareketlerine teşebbüs edeceklerdir. İstanbul 2005. Ahmet Mumcu. Ankara 2007. Vakanüvîs Ahmed Lûtfî Efendi Tarihi. Rumların girişmiş oldukları fesatlık hareketleri ile devlete zarar verme çabaları önceki günlerde Ş ura Mec lisi'nde okunan tercüme kâğıtlarında zaten bütün ç ıplaklığı ile ortaya ç ıkmıştı. Bkz. Viyana Kongresi’nden az önce. Bu meclis ve mesele hakkında daha fazla bilgi için bkz. (Bkz: Mantran. Bilindiği üzere Osmanlı İmparatorluğu'nu içerden zayıflatmak isteyen Avrupa Devletleri'nin. . Muhtemelen bu son söylediklerine kendi- 31 32 33 yüzün üstünde kişi katılmıştır. Eğer bir hadise yaşanırsa hal nereye varacaktır? Dışarıdan bir düşman saldırdığında İstanbul'daki Rum ve Ermenilerin ayağa kalkıp etmeyec ekleri ihanet kalmayac aktır. Divan-ı Hümayun. Hatta birç ok yabancı. BOA. Haz: Mehmet Arslan. Dostlar Derne ğ i (Philiki Hetaireia) adıyla yeniden kurulmu ştur. Gelenlerin Haydar Baba meselesinden hiç söz aç mamaları ise onların meselenin tamamen kapanmış olduğunu göstermeye ç alışmalarındandır. Yunanlıların. Onlara göre. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 11 Yusuf Ağa ile diğer 2 ortanın mütevellilerini karşısında bulac aktır. O. Kumandanlarına da Seksoncuba şı denilmiştir. Bu tarz hadiselerin doğurac ağı kötü netic eleri kestirmek zor olmasa gerektir. Gelene ğ e göre Eflak Voyvodası'nın av için II. anlaşılan Yeniç erileri fazlac a rahatsız etmiştir.33 Rumların her an isyana hazır halleri ve bu yönde gelen bilgiler. Es'ad Efendi. I. Rum meselesinin devlet merkezinde uyandırdığ ı akislerle ilgili oldukça ayrıntılı bilgi için bkz. 1798’de pek acılı biten serüvenini. (Hazırlayanın Notu). Yunanlılar unutmamış ve Hetaireia. Hatt-ı Hümâyun. İstanbul 1999. müdahalesizlik Yeniçerilere göre bir iş olmadığından bu kez kendilerine yeni bir gündem maddesi yaratmışlardır: Rum meselesi ve Rumların tavırları. ilkin Odesa’da (1814). Haz: Ahmet Hezarfen. özellikle Rusya'nın tahriki ve Rum aydınlarının Yunanistan'ın egemenliği.34).6-23. YENİÇERİLERİN YENİ GÜNDEM MADDESİ: RUMLAR Haydar Baba meselesi herhangi bir müdahaleye lüzum kalmaksızın şimdilik bu şekilde kapanıyorken.” Bu sözlerin ardından Yeniçeriler mevc ut durumun kendileri iç in büyük bir endişe kaynağı olduğunu ifade edeceklerdir. hatta Bizans İmparatorluğu'nun yeniden c anlandırılması yolundaki çabaları neticesinde 19.142–148. bir yurtsever dernek olan Hetaireia’yı kurarak Osmanlılara karşı eylemlere kalkışmıştır. baruthane etrafında av bahanesiyle tüfekleri omuzlarında gezmektedirler. Çünkü başkentte dinleri. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi… . s. “def edilmesi mümkün olmayan bu mesele her geç en gün daha da karışık bir hale sürüklenmektedir.Mehmed'e hediye olarak gönderdiğ i Seksonya köpekleri bu ortaya verilmiş ve mensupları bunlara bakmakla görevlendirildikleri için Seksoncu adını almışlardı. 284/17078. Nitekim Rum fesadı ortaya çıkalı 22 ay oldu diyerek söze başlayan Yeniçerilerin ardıl ifadeleri duyulan endişenin geniş sınırlarını çizmeye yetec ek türdendir. sonra da İstanbul’da. İstanbul'da ailelerinin yanı sıra c an ve mallarının bulunması. onların endişelenmelerinin kendilerince önemsiz sebeplerinden biridir. devletleri ve padişahlarının bulunması onlar iç in her şeyden daha önemliymiş. s.32 VI. Yeniçeri te şkilatında 71'inci ortayı Seksoncular te şkil etmiştir.

Ağa'ya göre. Yeniç eri Ağa'sına bu hususun çözüme kavuşturulması için son derec e kararlı olduklarını. aksi takdirde evvela Ş eyhülislam Efendi'ye. yani fetvayı bildirecek olan Ş eyhülislam Efendi'ye müracaat olunmalıdır. Anlaşılan Ağa. endişelerini ortadan kaldırmak iç in Ağa vasıtasıyla devlet ricalini bir çare bulmaya davet edec eklerdir. Nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair hâsıl olacak şer'î hükme göre de harekete geç ilmelidir.34 34 BOA. esasında yukarıda vurgusunu yaptıkları devlet ve padişah gibi kavramlarının artık kendileri için çok da bir ehemmiyet taşımadığını farkında olmadan açığa vuracaklardır. yine tehditle karışık ifade eden Yeniçeriler. Ne gariptir ki bir önceki hadisede Yeniçerilerin "ayak patırdıla rına " bakılıp onların istedikleri yapıldığı vakit artık bu işin önünü almanın mümkün olamayacağını ifade eden Yeniçeri Ağa'sı bu kez patırtıların çokluğundan ve sertliğinden korkmuş olmalı ki aç ık bir şekilde tehdit iç eren bu ifadeler karşısında siz kim oluyorsunuz. Hatt-ı Hümâyun. Yoksa bir önceki meselede Yeniçerilerin "baba"dan başka bir kelime bilmiyormuş gibi davranmaları ne ile aç ıklanac ak? Bu kez "…biz bu gâvurlardan emin değiliz" diyen Yeniçeriler. ardından meseleye dair en uygun kitap hükmünü.12 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 leri de inanmamış olmalıdırlar. oradan da saraya arz olunmak suretiyle nasıl hareket olunması gerektiği noktasında II. ondan da bir c evap alamazlar ise Bâbıâli'ye varac aklarını.Mahmud'a danışılac aktır. şimdi sadece merkezî idareden bunlardan birinin tercih edilmesi istenilec ekti. Ağa'nın çizdiği yol haritasına uygun olarak mesele kendilerine bildirildiğinde Bâbıâli'den alınan c evap Ağa'nın o an iç inde bulunduğu baştan savmac ı tavrı aratmayac ak türdendir: İstanbul'daki Rumların kırılıp kırılmaması elbette herkesin başı gibi şerîat hükmüne bağlıdır. bu hükmün iç eriğinin ne olacağını bilmeden kendisinin o kadar reayanın kırılmasına dair herhangi bir emir veremeyeceğini belirterek. . Rum milletinden hiçbir ferdin emniyette olmadığını ifade ederek söze başlayan II. Rumların durumu ve gelecekleri kesinlikle padişahın emir ve iradelerine bağlı hususlardandır. Dolayısıyla evvela S ultan'a danışılmalı. meseleyi Şeyhülislam Efendi'ye havale edec ektir. Bu nedenle mesele evvela başyazıcısı vasıtasıyla Bâbıâli'ye iletilecek. kendilerine kesin bir cevap verilmesi gerektiğini.Mahmud da o günün savma modasına uyarak Rumlarla ilgili kararın anc ak şer'î hukukun vereceği hükme göre şekillenec eğini. 284/17078. kılıçtan geç irilmesi veya bu yönde kendilerine bir emir verilmesi gibi seçenekler Yeniçerilerce hazırlanmıştı. Aslında. devlet sizin talimatlarınıza göre mi yönetilecek diyebilme c esaretini kendisinde bulamayac aktır. Nihayet mesele S ultan'a kadar ulaşac aktır. (Haydar Baba meselesinde olduğu gibi) dairesine gelenler arasında kendisine destek çıkacak kimse bulamadığından Yeniç erileri bir an evvel başından savma telaşına düşmüştür. Rumların İstanbul'dan uzaklaştırılması. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. Bunun yerine Bâbıâli'den Rumlara ilişkin herhangi bir aç ıklamada bulunulmadığı iç in kendilerine ne diyeceğini bilemediği gibi kaçamak bir cevap vermeyi tercih etmiştir.

bilhassa Haydar Baba meselesinin söz konusu etkiyi. zamanında en güçlü dişlisini oluşturdukları merkezî idare çarkı için artık her akıllarına eseni yapan/yaptıran. anlatılan meselelerden hareketle Yeniçeriler ve ocakları üzerine kısa bir değerlendirme yapmak gerekirse. tam tersi bir durumda. Mahmud'un bu "kurum"u temizlemeden modernleşme bac asının aksi istikamette tüteceğini anlamasında mevzubahis hadiselerin uyarıcı bir etkiye sahip oldukları. İçeriğine bakılmaksızın verilen fetvaya riâyet ettikleri kabul edilse bile artık sorunsuz yaşayamayan Yeniç eriler kendilerine meşgul olacak yeni bir mesele bulmak veya yaratmak noktasında hiç bir güç lük ç ekmeyec eklerdir. bugüne kadar hep tekrar edile gelmiş olan son dönem zorbalıklarının dışında farklı eylem ve davranışlardan bahsetmek pek mümkün değildir. Haydar Baba meselesinde olduğu gibi fetvayı da pek ciddiye almayacaklardır. Bu cümleden olarak. ne yönde bir karara varıldığına dair herhangi bir bilgi mevcut değildir. II. Yeniçerilerin. yaptıramadıklarındaysa estiren bir "kurum" haline dönüşmüş oldukları ortadadır. S on olarak. . hatta onun önc esinde ve özellikle sonrasındaki Bektaşîlikle müc adele esnasında sürdürmüş olması da muhtemeldir. Ancak yaşanmış olması kuvvetle muhtemel olan bazı gelişmeler vardır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 13 NETİCE Bundan sonra neler yaşandığına. Yeniç erilerin tarih sahnesinden çekilmeleri. Mesela işlerine gelirse ç ıkarılac ak fetvaya riayette bir sıkıntı yaratmayacak olan Yeniçeriler.

III. -Uzunçarşılı. Eskişehir 1997. İstanbul 2003.34. I. Robert. II. sy. (Üçdal Neşriyat).307–315. Çev: Derin Türkömer. Diva n-ı Hümayun. İstanbul 1991. -Abdurrahman Şeref Efendi .583–590. " Yeniçeriler" . Ankara 2007. Haz: Nuri Akbayar. İsmail Hâmi. Osma nlı Devletinin İlmiye Teşkilatı. -Melikoff. John Kingsley. Suraiya. XIII. XII. -Danişmend. -Akgündüz. ss. Ankara 19883. -Ortaylı.Yüzyıllar). Osma nlı İmpara torluğu'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII.6.A. Murat. Yay.14 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Ba şbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). ss.İ. Godfrey. İstanbul 2002. -Mumcu. Mücteba. Zaviye ve Hânkahlar Hakkında 1199 (1784) Tarihli Önemli Bir Vesika. I. ss.Yüzyılın Başlarından Yıkılışa). -Es'ad Efendi. "Tarikatlar ve Tanzimat Dönemi Osmanlı Yönetimi". Ankara 1985. III. -Çetin. Ankara 1999. -Va k anüvîs Ahmed Lûtfî Efendi Tarihi. II. -Mantran. İstanbul 1996. Ankara 2005. Vakıflar Dergisi. -Eğri. İsmail Hakkı. Osman. İrene. -Ocak. MEB. -Ahmet Cevdet Paşa. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. Bektaşîlik Tarihi. Ankara 1992. -İlgürel. İstanbul 1998. Ankara 1984. -Uzunçarşılı.281-287. Ankara 1981. İstanbul 2002. İstanbul 1998. -Daşçıoğlu. İstanbul 20083. II. Ga zi Üniversitesi -Hacı Bek taş Veli Araştırma Dergisi. -Noyan. Çev: Server Tanilli. İsmail Hakkı. . -Mehmed Süreyya. İstanbul 2005. Ana dolu'da Bektaşîlik. Kemal. Mehmed Zeki. İstanbul 2008. Yeniçeriler. Atilla.385-395. "Yeniçeri Ocağı ve Bektaşî Zaviyelerinin Kapatılması". Haz: Ahmet Hezarfen. "Yeniçeri Ocağının Manevi Eğitimi ve Bektaşîlik". -Faroqhi. I. İstanbul 1993. sy. Ankara 1995. (İlgi Kültür Sanat Yayıncılık). ss. Haz: Mehmet Arslan. I. (Osmanlı Devlet Erkânı). Çev: Turan Alptekin. OTAM. -Ahmed Cevdet Paşa. İstanbul 1971. İstanbul 1966. Bedri. Osma nlı Devletinde Şeyhülislâmlık. -Goodwin. Ahmet. Ahmet Yaşar. ss.173-196. Osma nlı Devleti Teşkilâtından Kapıkulu Ocakları. İlber. Sicill-i Osmanî. Osma nlı İmparatorluğu Tarihi. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe. Üss-i Zafer (Yeniçeriliğin Kaldırılmasına Dair). "İstanbul'daki Tekke. -Birge. Hatt-ı Hümâyun. Bütün Yönleriyle Bektâşîlik ve Alevîlik. Osmanlı İmpara torluğu Tarihi (XIX. 284/17078. İza hlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. V/10. Ta rih-i Cevdet. Tarih Musahabeleri. V. İstanbul 1999. Ga zi Üniversitesi Hacı Bektaş Veli Ara ştırma Dergisi. -Pakalın. Osmanlı Ta rih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü. XIII.

zâ t-ı hümâ yûnuma ha lk ın itâ a ti İmâ m-ül-Müslimîn olduğum içündür. Hatt-ı Hümâyun.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 15 Ek-I: BOA. Sûret-i şer'îsi ma 'lûmum olma k sızın bu k a da r reâ yâ yı k ırsunla r deyu emr idemem. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815 "Benim Vezirim. Ka ldı k i Devlet-i Âliyyemiz Devlet-i Muha mmediye olub. 284/17078. Gerek bu ma ddede gerek Ha yda r Ba ba 'nın a vdeti ma ddesinde fetâ vâ -yi şerîf çık a rılsın. Rum milletinden hiçbir ferdin emniyeti olma dığı zâ hirdir. Kitâ bu’l-la h ne vecîhle emr ider ise ben da hi Alla h'ın emri ve Peyga mberimizin şerâ iti mûcibince ik tizâ ’sını icrâ ' iderim" . Yeniçeri usta la rının istid'â 'la rı ve Yeniçeri Ağa sı'nın ve senin virdiğiniz ceva bla r ma 'lûm-ı hümâ yûnum olmuşdur.

16 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Menzil Administrator. belirli bir amaç için yolculuk yapan resmî görevlilerin ulaşımlarının sağlanması ve devlet hazinesine ait değerli emtianın yer değiştirmesi hep at sırtında gerçekleşmiştir. Ha berleşme. Söz konusu atların nerelerden ve ne şekilde temin edilecekleri meselesine ise menzilhânelerin kurulmasıyla çözüm üretilmiştir. ccetin@selcuk.were always carried out on horseback in the Ottoman State. bahsedilen hususlar doğrultusunda. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 7 -3 8 Ye a r: 2 0 1 1 .tr . The aim of this study is underlying the official transportation and communication organization in the Otoman State covering the mentioned matters and revealing the time range of transportation. söz konusu birimlerin her yıl tekrarlanan bir şekilde yerinde ve yeniden örgütlenmeleriyle mümkün olabilmektedir. Issue : 5 Pa ge : 1 7 -3 8 OSMANLI DEVLETİ’NDE ULAŞIM VE İLETİŞİMİN ÖRGÜTLENMESİ∗ Cemal ÇETİN∗∗ Özet Osmanlı Devleti’nde. Deruhte Etmek ORGANIZATION OF TRANSP ORTATION AND COMMUNICATION IN THE OTTOMAN STATE Abstract The valuable document sending between the administrative centre and the provinces. Communication. Arş. Osmanlı Devleti’nde resmî ulaşım ve iletişimin örgütlenmesinin kimler tarafından. Gör. Menzilha ne. This institution was organized every year to abstain from difficulties and problems in the service.. the transportation of official functionaries and place-changing of valuable goods belonging to state treasury. Konya 2009) isimli doktora tezinden faydalanılmak suretiyle hazırlanmıştır.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 .edu. Anahtar Kelimeler: Menzil. where and how. “Anadolu’da Faaliyet Gösteren Menzilhâneler (1690-1750)” (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. merkez ile taşra arasında karşılıklı olarak gönderilen değerli evrâkların iletimi. by whom did they carry out and how did they do. Key Words: Menzil. Bu çalışmanın amacı da. was resolved with the foundation of the menzilhânes. Dr. Menzilhane. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. Bu hizmetlerde bir aksama yaşanmaması. ne şekilde ve hangi zaman aralıklarında yapıldığını incelemektir. Tra nsportation. Undertaking of Menzilhane ∗ ∗∗ Bu çalışma Selçuk Üniversitesi Bilimsel Ara ştırma Projeleri Koordinatörlü ğ ü tarafından desteklenen (Proje no: 07103001). Ula şım. The matter of obtaining the horses. Menzilci.

Halaço ğ lu. Vol. 4. menzilhâneler kurulmadan önce. ana yollar üzerinde belirli noktalarda.III. Colin Heywood.) Numara 8470 . Ülke genelinde bir değerlendirme yapıldığında. Nesimi Yazıcı.201/1.758 metre olup. Bir duvarcı arşunu ise 0.34-35. Frederick Burnaby. posta idaresinin kurulmasına kadar (1839-1840). M. Ba şbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). s. No. söz konusu menzilhânenin kapatılması gündeme bile gelmemiştir. Menziller. s. Osmanlı Devleti’nde resmî ulaşım ve iletişim. Reinhold Schiffer.47. ve 19 Yüzyıllarda Saruhan’da Eşkiyalık ve Halk Hareketleri . halkın da buralardan binek temin edebileceği yönünde uygulamaların gündeme geldiği görülmektedir6 . Lütfî Pa şa. Meral Gaspıralı). 54. İlgili belgelerde menzilhâneler arası mesafe saat cinsinden kaydedilmektedir.51. s. s. menzilhâneler3 tesis etmiştir4 . Bu hususla ilgili gönderilen hükümlerden bazı örnekler için bkz. merkez ve taşra arasında idarî irtibatın sağlanmasıdır. 1999. Yusuf Halaço ğ lu. Mesela. Malîyeden Müdevver Defterleri (MAD. British Travellers in 19th Century Turkey .6.620.325/2. Amsterdam-Atlanta. s. bkz. u ğ radıkları yerlerde ihtiyaç duydukları binek hayvanlarının temini ile iâ şe ve konaklama ihtiyaçlarının karşılanması için verilen resmi belgelerin genel ismidir. (12 Zi’l-ka’de 1146 / 16 Nisan 1734). Menzil teşkilâtı vasıtasıyla yapılan haberleşme denilince anlaşılması gereken. Anc ak nadiren de olsa. Bu mesafeleri daha ç ok coğrafî şartlar. Yerleşimin seyrek veya nüfus yoğunlu1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Osmanlı Devleti’nde. Ça ğ atay Uluçay. büyük ölçüde menzilhâneler vasıtasıyla sağlanmıştır. bölgenin emniyeti7 ile menzilhâneleri finanse ve idare edebilecek nitelikte yerleşimlerin olup-olmaması belirlemektedir. Halaço ğ lu. menzil teşkilâtının ya da diğer ifadeyle menzilhânelerin sivil haberleşme için tesis olunduğuna ya da sonrasında bu amaç la kullanıldığına dair bir bilgi bulunmamaktadır5 . belirli aralıklarla kurulmu ş ula şım istasyonlarının genel adıdır. 361/2. konumları icabı vazgeç ilmez olmaları sebebiyle.500 duvarcı arşınına karşılık geldiğ ini belirtilmektedir. Konya Şer’iye Sicilleri (KŞS. s. Ankara 1999. At Sırtında Anadolu.30. s. . Yine menzil beygirlerinin fiziksel performans ve dayanıklılıkları da menzilhâneler aralarındaki mesafelerin belirlenmesi hususunda en önemli bir etkendir9 . Asâfnâme .11 . Menzilhânelerin birbirilerine olan uzaklıkları ülkenin her yerinde aynı değildir. sadareti döneminde (1539-1541).) 58 . devletin kuruluşundan Lütfi Paşa’nın sadaretine değin. İstanbul 1993. merkez ile taşra arasındaki irtibat ulak hükmü1 adı verilen bir sistem ile sürdürülmüştür. s. saatin fersah-ı kadîmle aynı oldu ğ u ve her ikisinin de 7. bu tür sıkıntıların önünü almak2 ve merkez-taşra irtibatını düzenlemek maksadıyla. Posta atlarının ücret karşılığ ında yabancı seyyahlar tarafından da kullanılabildiğ i anla şılmaktadır. Osmanlı Devleti’nde bir takım hizmetlerin ifası için yolculuk yapan devlet görevlilerinin beygir de ğ iştirmeleri ve gerekli durumlarda dinlenmeleri için ana yollar üzerinde. ücretlerini peşin ödemeleri suretiyle. (Çev. s. s. s. Acta Orientallia Academiae Scientiarum Hungarıcae. Bazıları. İstanbul 1326. İstanbul 1955.543. Bkz. Halil İnalcık. 8492 . C. Menzilhâne. Bu hususu özetleyen hüküm sureti için bkz. s. devletin müdahalesi ve desteği ile varlıklarını devam ettirmişlerdir8 . Ankara 2002 (Menziller).69. MAD. İstanbul 2007. Menziller.488.18 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Osmanlılarda. bu mesafelerin ortalama 11 saat (yaklaşık 63 km10 ) c ivarında olduğu anlaşılmaktadır11 . 18. hem düzenli bir iletişime imkân tanımaması hem de suiistimale açık bir uygulama olması sebebiyle. C. Budapest 2001. Bu sistem. Osmanlı Devleti yol sistemi açısından önemli bir konumu bulunması sebebiyle. Lütfi Paşa. tüm olumsuzluklara rağmen. “ Osmanlı Haberle şme Kurumu” . Zira hiçbir kaynakta. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü .III. “ Two Firmans of Mustafâ II On The Reorganization of the Ottoman Courier System (1108/1696)” . (27 Zi’l-hicce 1177/ 27 Haziran 1764). Zeki Pakalın. Ankara 2002. BOA. haberle şmenin sa ğlanması için ülkenin dört bir tarafına gönderilen ulaklara. Osmanlılarda Ula şım ve Haberle şme (Menziller). Anadolu’nun Sa ğ Kolu üzerinde bulunan Karapınar Menzilhânesi’nin idaresi hususunda sürekli olarak finansal sorunlar ya şanmasına ra ğ men. s. zamanla sıkıntı kaynağı haline gelmiştir. Osmanlı.177/2.

sürekli olarak açık bulunmaktaydılar14 . BOA. BOA. MAD. A. Marc Bloch.104-105. Feodal Toplum. MAD. Yüzyılda Anadolu’da bulunan İngiliz seyyahlarının gözlemlerine göre 1 saat 3. maktû’ât değerleri ve sair hususlarda bir sorun gündeme geldiğinde ilk olarak Mevkûfât defterleri inc elenmekte ve bu doğrultuda da karar ç ıkmaktaydı13 .685 metreye tekabül ettiğ i söylenebilir.500x0. s. s. s. Osmanlı Devleti’nde menzilhânelerin hizmet verebilmeleri.324. Bu yönüyle oldukç a işlek ve işlevsel olan menzilhânelerin. British Travellers. belirtilen yoğunluk ve işlevselliğe uygun olarak inşa edilen veya standart bir mimarî özelliği bulunan yapılar olmadıkları anlaşılmaktadır15 .22. “ Menzilhânelerin Mü ştemilatlarına ve Tefrişlerine Dair Bir Takım Gözlemler” . s. Bu hususa vurgu yapan hüküm sureti için bkz. Redif Askerî Tâlimatnâmesi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 19 ğunun düşük olduğu bölgelerde bahsedilen uzaklıklar 45 saate (yaklaşık 256 km) ç ıkabildiği gibi. 1230 . C. hatta bunlar arasında günlük 100-150 mil hıza ula şanların bile bulundukları anla şılmaktadır. BOA. Türk Dünyası Ara ştırmaları. MAD. S. Hüsrev Paşa Kısmı.NF.43-59. Akabinde ise menzilhânelerin hizmet verebilecek düzeyde örgütlenmeleri iç in nasıl bir sürecin takip edildiği. kara yolculu ğ u için ise 30-40 km’lik bir mesafe üst limit olarak görülmekteydi. British Travellers. 8492 . s. Örnek olarak bkz. BOA.46. MAD. Menzilhânelere dair her türlü düzenleme ve bunun getirdiği süreç “…menzilhânesine / menzilhânelerine nizam verilmek…” şeklinde ifadelendirilmektedir. BOA. müsait olan bölgelerde 3 saate (yaklaşık 17 km) kadar düşebilmektedir12 . Bu ç alışma ile menzilhânelerin hizmet verebilecek şekilde organize edilmeleri iç in hangi zümrelerin görevlendirildikleri ve sorumluluklarının neler olduğu hakkında genel bilgiler verilecektir. Tüm dünyada XVIII. Bu doğrultuda. Mehmet Ali Kılıçbay).758= 5685) hesabıyla bir saat’in 5. 3179. MAD.97/1. 10322 . BOA. s. gelirleri. Ayrıca XIX. 10492 . s. dönem başlarında mutad olarak tekrarlanan bir sürece tabidir.439-440. menzilcilerin atanması. menzilhânelerin yerel örgütlenmesinde a’yân ve ahâli ile kâdıların ( 7. Schiffer. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi . Menzilhâneler. BOA. s. Kamil Kepeci (KK. 10494 .5 mile tekabül etmektedir. 4004. MAD. Menzilhânelere ait işlemler Defterdarlığa bağlı Mevkûfât Kalemi tarafından takip edilir ve bunlarla ilgili yazışmalar da aynı isimle anılan defterlere (Mevkûfât defterleri) kaydedilirdi.) 2555 . s. tüm yıl boyunca ve yedi gün yirmi dört saat olmak üzere. ayrıntılı bir biç imde izah edilmeye ç alışılac aktır. nr. menzilhânede beslenecek beygir sayılarının belirlenmesi ve yürürlükte bulunan genel nizamlar ile bölgenin özel şartlarına göre bazı hususların ortaya konulması gibi bir dizi ic raatla bağlantılıdır.96/2. 11 12 13 14 15 . 10322 . Eşref Bengi Özbilen). BOA. İstanbul 1991. Cemal Çetin. Menzilhânelerin idaresi. sırasıyla ve ayrı başlıklar altında olmak üzere. söz konusu sürec in yılın hangi zaman dilimlerini kapsadığı ve ne kadar devam ettiği gibi hususlar da değerlendirilec ektir. BOA.44. yüzyılın sonlarına kadar deniz yolculu ğ u için günlük 100-150 km katedilmesi normal kabul edilirken. Yerel Örgütlenmede Etkin Olan Birimler Devlet merkezinden menzilhânelerin idaresi ile ilgili olarak taşraya gönderilen fermânlardan. Türkçe Yazmalar. 813/4’deki veriler kullanılmak suretiyle hesaplanmıştır. Konya 2009. Schiffer. Halil İnalcık. Yabancı seyyahların beyanlarından Osmanlı Devleti’nde ulakların. “ Osmanlı Metrolojisine Giriş” . MAD.73. her menzilhânede beygir de ğ iştirmek suretiyle günlük ortalama 60 mil yol kat ettikleri. s.181/1. Ankara 2005. (Çev. (4 Safer 1146 / 17 Temmuz 1733). s. MAD. 8492 . Bu süreç maktû‘ât değerlerinin takdir edilmesi.45. Söz konusu rakam BOA. (Çev.

s. “ Osmanlı Klâsik Dönemindeki “ Eşraf ve A’yan” Üzerine Bazı Bilgiler” . 1. s. (16 Şevvâl 1146 / 22 Mart 1734).(29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). Ankara 1974. “ Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim Kurumlarının Niteliğ i Üzerinde Bazı Dü şünceler” . bir halk zümresi bulunmaktadır. Tanzimat Döneminde Anadolu Kentleri’nin Sosyal ve Ekonomik Yapıları. mahalle veya köyden.III. XXXVIII/152. (H. 3999 . Muhittin Tu ş. özellikle reayanın örgütlenmesi hususunda devlet görevlilerine yardımc ı olmaktadırlar. Özellikle XVIII. kaç avârız ve bedel-i nuzül hânesinin menzilhâneye bağlandığı ve sorumluluklarının neler olacağı devletin yetkili organları tarafından belirlenmekte. BOA. XVII. Ankara 1999.91. sancakbeyleri. kazâ kâdıları. Yine zaman zaman özellikle bu iş iç in görevlendirilen mübaşirlerin de. s. Osmanlı Devleti’nde a‘yânlığ ın ortaya çıkışı ve a‘yânların güç kazanmasını sa ğ layan siyasî ve sosyal şartlar için bkz. a‘yân ve zâbitânlar muha16 17 18 19 20 Özer Ergenç. Devlet-i ‘Aliyye Osmanlı İmparatorlu ğ u Üzerine Ara ştırmalar-I. BOA. Ankara 1981.174. Osmanlı Ara ştırmaları. C.20 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 birinc i derecede sorumlu oldukları anlaşılmaktadır. VIII. İstanbul 1982.172.86/1. C. hem ahâlinin temsilcisi hem de devletin icra organı olan ve belgelerde genellikle eşrâf veya a‘yân diye tabir olunan.II.684-685. yüzyıldan sonra. Osmanlı.181/1.3. bir grup bulunmaktadır16 . Mücteba İlgürel. s. s. çoğunlukla beylerbeyi. Menzil nizamı için gönderilen emirler. devlet ile re’âyâ arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi hususunda oldukça işlevsel bir pozisyona sahip. devlet merkezi tarafından a‘yânlar. İÜEFTED . Ergenç. Söz konusu zümre genellikle menzilhânenin bulunduğu kazâdan ya da yakın ç evresindeki diğer yerleşimlerin avârız ve nuzül hânelerini meydana getirmektedir. S. s. İstanbul 2009. bu zümrenin taşra yönetimine katılımı giderek artmaya başlamıştır18 .64. Halil İnalcık. C. Türk Tarih Kongresi Ankara 11-15 Ekim 1976. 8470 . Her bir menzilhânenin nizamı. Yücel Özkaya. MAD.1176 / M. Yaşadıkları bölgelerin ileri gelenlerinden olan a‘yânlar. esnafın yaşlı ve tec rübelilerinden. s. Özcan Mert. ulemâ. Özer Ergenç. Ankara 1994. resmî işlerin takibi hususunda halkın temsilc ileri kabul edilmiş ve bu bağlamda da kendilerine birç ok vazife yüklenilmiştir19 .1269. s. Kongreye Sunulan Bildiriler.106. “ Osmanlı Devleti Tarihinde Âyânlık Dönemi” . Hangi kazâ. resmî belgelerde ahâli olarak zikredilen. 1762-63). İstanbul 1972. Musa Çadırcı. menzilhânelere nizam verilmesi sürecine fiili olarak katıldıkları görülmektedir. KŞS. s. Menzilhânelerin idaresi bağlamında. Ankara 1991.153. Belleten . “ Balıkesir’de Âyânlık Mücâdelesi” .1269. “ Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim” . s. “ Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda Desantralizasyona Dair Genel Gözlemler” . Tüm hususlar çerçevesinde. yerine göre gözlemc i yerine göre ise müdahil olmak suretiyle. s. imâm ve hatîb gibi tanınmış din adamları ile ünlü tarîkat şeyhlerinden oluşmuş gözükmektedir17 . a‘yân ve ahâlinin sorumluluklarını belirten ç ok sayıda fermâna tesadüf olunmaktadır. Konya 2001.333-334. s.VI. . idaresi ve finansmanıyla doğrudan bağlantılı. Sosyal ve Ekonomik Açıdan Konya. MAD. Ya şar Yücel. Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda Ayanlık. menzilhânelerin yerel olarak örgütlenmesinde etkin olan birimler ve bunların söz konusu sürece etkileri aşağıda inc elenec ektir. s. gönderilen fermânlar vasıtasıyla da bu hususlar muhataplarına bildirilmektedir20 . A‘yân ve Ahâli Osmanlı şehir toplumunda. Genel anlamda “şehir ileri gelenleri” olarak nitelendirilebilecek bu grup zengin tüccarlardan.35. yüzyıldan itibaren. 56 .

Osmanlı Kadısı ile ilgili olarak Bkz. 8492 . “ Menzilhâneler” . BOA. (H. bulundukları yerin hem hâkimi.1199 / M. bununla birlikte H.95-107. menzilhânelerin düzenli ve sürekli hizmet vermeleri hususu.133/1. s. C.172. KŞS. Karayaka ve İran ahâlilerinin birlikte ve tümüyle nezre ba ğ landıkları görülmektedir. Yine menzilcilerin yeterli sayıda beygir tedarik edebilmeleri ve menzilhânenin ihtiyaçları için gerekli olan paranın temin edilmesi de kazâ halkına ait bir mükellefiyettir24 . İstanbul. zamanında. Ebül’ulâ Mardin. İA . Özkaya. a‘yân ve ahâlinin işbirliğ i içinde yukarıdaki hususlara dikkat etmeleri emredilmiştir. s. Midhat Serto ğ lu.1-4 (Ay- .146-151. Altunan.1767 yılında ana yollar üzerinde bulunan tüm kazâlara gönderilen fermânda “… memâlik-i mahrûsemde vâki’ menâzilin ale’l-hüsn-i nizâm üzere amel ve idâreleri a’yân ve ahâlînin uhde-i ihtimamları olmakdan na şi her kazânın a’yân ve ahâlîsi menzilhâneye senevî bârgîrler ve kula ğ ozlar içün iktizâ iden zehâir ve levâzım-ı sâiresini vakt ve zamanında mevcûd itdirmek ve be-her sene ibtidâsında Rûz-ı Hızırda cümlenin ma’rifet ve ittifâkıyla huzur-ı şer’da mutemed-i ‘ali kefilleri ahz olunarak muhtârdan olan kâr-güzâr ve kuvve-i iktidâr kimesneleri menzilci nasb ve ta’yîn ve masârif ve imdâdîler temâmen edâ ve teslim (etmek)…” menzilhânelerin düzenli işlemesi için. 59 . (4 Şa’bân 1199/ 12 Haziran 1785). Genellikle her kazâ ahâlisi kendi menzilhânesine nizam vermekle mükellef iken. 10492 . Eskişehir 1997. Bkz. Osmanlı Devleti’nde kazâî ve adlî yetkiye sahip olan görevliler iç in kullanılan bir kavramdır27 . MAD. (16 Şevvâl 1146 / 22 Mart 1734). S öz konusu zümrenin menzil hizmetleriyle ilgili başlıc a sorumlulukları.” yer alan ifadeler a‘yân ve ahâlinin sorumluluklarını açıklamaktadır.1194 / M. ilgili kanunlar doğrultusunda ve eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi şeklinde özetlenebilir22 .490. Beylerbeyi ve sancakbeylerinin seferler do21 22 23 24 25 26 27 28 MAD.1762-63). bazı menzilhânelere nizam verilmesi hususunda birden fazla kazâ ahâlisinin sorumlu tutulduğu görülmektedir25 . (17 Cemâziye’l-evvel 1194 / 21 Mayıs 1780). kazâlarında bulunan menzilhânelerin hizmete açılmasına yönelik olarak gerç ekleştirilmesi gereken tüm aktivitelerin yerinde. H. s. güvenilir menzilc iler atamak ve menzilhânenin ihtiyaç larının karşılanmasına nezaret veya yardım etmeleri gerektiği anlaşılmaktadır23 . Cevdet Nafia (C. “ Menzilhâne Sorunu” .181/1.348. s. 1986. Bkz. Yine H.VII. Ulukışla ve Belen menzilhânelerinin nizamının bozulması üzerine gönderilen bir fermânda “ …gerek zikrolunan gerekse târik-i caddede vâki’ muhattal-ı nizâm olan menâzil-i sâirelerinin kadar-ı kifâye bârgîr ve sürücü ve zehâir ve levâzım-ı sâireleri ma’rifet’i şer’ ve mübâ şir-i mûmâ-ileyh ve cümle a’yân ve ahâli ittifâkıyla tedârik ve tekmîl. KŞS. Osmanlı adliye teşkilâtının aslî unsuru olan kâdılar.” .1176 / M. hem belediye başkanı. S. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 21 tap kabul edilmekle birlikte21 .108/1 (23 Safer 1181 / 21 Temmuz 1767). Kâdılar Kâdı.42-46. s. 64 . AÜSBFD . Bu şekilde nizam verilen bölgelerdeki menzilci tayinlerinin de. 3999 . hem de halkın her konuda mürac aat edebileceği bir makamdır28 . “ Kadı” . s.1780 yılına ait bir takrirde “ …Anadolu ve Rum ve iki câniblerinde vâki’ menâzil tâbi’ olduğ u kazâların a’yân ve ahâlîleri hüsn-i nizâmı üzere idâre etmek şurûtundan…” şeklinde yer alan ifadeler.NF. MAD.. Bolvadin. (22 Cemâziye’l-âhir 1189/ 20 Ağ ustos 1775). C. 1189 / 1775 yılında Anadolu’nun Sa ğ Kol güzergâhı üzerinde var olan menzilhânelerin idaresi için gönderilen nizâmnâmede “…memâlik-i mahrûsemde vâki’menâzilin ale’d-devam-ı hüsn-i nizâm üzere amel ve idâreleri kazâlarında a’yân ve ahâlîlerinin uhde-i ihtimâmlarından olmakdan nâ şî her kazânın a’yân ve ahâlîsi menzilhâneye senevî bagirleri ve kula ğ uzları içün iktizâ iden zehâir ve levâzım-ı sâire ve çîzmesi vakt-ü zamanında mevcud ettirilmek ve be-her sene ibtidâî rûz-ı hızırda cümlenin ma’rifet ve ittifâkıyla huzur-ı şer’de…”.. nizam vermekle mükellef olan tüm kazâ ahâlisinin katılım ve ittifaklarıyla gerç ekleştirildiği anlaşılmaktadır26 . IX/1. 1976. İlber Ortaylı. “ Osmanlı Kadısının Ta şra Yönetimindeki Rolü Üzerine. Mesela. İlber Ortaylı. 2.2. 53/1.23/1. Tarih Lûgatı. BOA. s. Halil İnalcık. s. kâdılar başta olmak üzere. Amme İdare Dergisi .106/1. Ta şâbad.1181 / M. “ Osmanlı Kadısı-Tarihi Temeli ve Yargı Görevi” .) 2239 . s. “ Mahkeme. Bu doğrultuda önc elikli görevlerinin işten anlayan. 94/1.914. s. Eskişehir 1997.166. s. XXX. s. VI. 62 . KŞS.1785 yılında Hüsrevpa şa. s. Anadolu Sol Kol üzerinde bulunan Sonisa Menzilhânesi’ne müba şir tarafından nizam verilmesi esnasında Sonisa. Bkz. menzilhânelerin idaresinin a‘yân ve ahâlinin sorumlulu ğ unda oldu ğ unu göstermektedir. İA . 56 . ayân ve ahâlinin uhdesine havale edilmiştir. C. KŞS. BOA.

Osmanlı Kent Tarihçili ğ ine Katkı: XVI. menzilhâneleri denetimleri altında tuttukları söylenebilir33 .10/2. Haliyle bahsedilen durumlarla ilgili bir anlaşmazlık olduğunda da. C. Yukarıda bahsedilen yetki ve sorumlulukları ç erç evesinde kâdıların kendi idarî bölgelerinde bulunan menziller (askerî.712. BOA. Lütfi Güçer. Ergenç. Ankara 1995s. KŞS.117-1128.37. eğer tersine bir hüküm yok ise. Yine müşterek olarak bir menzilhâneyi idare edenlerin şirket akitlerinin düzenlenmesi ve bu akitlerin bozulmasına bağlı olarak meydana gelen anlaşmazlıkların dava edilmesi ya da anlaştıkları konuların hüc c ete bağlanması başta olmak üzere. 12 . Konya 2002. s. İnalcık. KŞS. Osmanlı Devleti’nin İlmiye Te şkilâtı. MAD. (1 Cemâziye’l-evvel 1074 / 1 Aralık 1663). Yüzyılda Ankara ve Konya . hac ve diğer menziller) ile ilgili bir takım görev. kâdıların marifetleriyle çözüme kavuşturulmaktadır34 . Yüzyılda Aksaray Sanca ğ ı’ndaki Ta şra Görevlileri” .83. s. 47 . Kullar ve Kudüslü Köylüler.22 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 layısıyla idarî bölgelerinde bulunamamaları kâdıyı idarî anlamda önemli bir noktaya taşımıştır29 . s. (1 Cemâziye’l-evvel 1071/ 2 Ocak 1661).83-125. .” .295/1. s. XVI-XVII. birç ok bakımdan da sanc akbeyinden daha geniş bir otoriteye sahiptir30 . (1 Şa‘bân 1085 / 31 Ekim 1674). Amy Singer. s. kâdılara peşinen devredildiği anlaşılmaktadır35 . 29 30 31 32 33 34 35 36 rı Baskı). (16 Zi’l-ka’de 1139 / 5 Temmuz 1727). s.667. İsmail Hakkı Uzunçarşılı. s. s. “ Desantralizasyon” . Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi .26/4. Örnek olarak Bkz.712. Bu aç ıdan bakıldığında kâdıların.30/1. (23 Rebî’ü’l-ahîr 1177 / 26 Mart 1764).8. kâdının marifetiyle ve menzilhânenin bulunduğu yerde olmak şartıyla. Ankara ve Konya . 8470 .14. “ XVI. Ankara Enstitüsü Vakfı. s. Yine menzilhânelerin sevk ve idaresi ile ilgili olarak bölgesel sorun ve anlaşmazlıklar meydana gelmiş ise bunun ç özüme kavuşturulması hususunda. s. Asırlarda Osmanlı İmparatorlu ğ unda Hububat Meselesi ve Hubabattan Alınan Vergiler.123. Kâdıların menzilc iler hakkındaki raporları. KŞS. Menzilciler ile ahâli arasında. çıkan anlaşmazlıklar. s. “ Osmanlı Ta şra Te şkilatında Görevliler” . KŞS. C.77. s.131-132. Alâaddin Aköz. s. II. Ankara 1999. KŞS. s.304/1. s. Yücel. s. Mustafa Akda ğ. (13 Cemâziye’l-evvel 1112 / 26 Ekim 1700).4/1. kâdıların menzilhânelerle ilgili birç ok hususa müdahil oldukları görülmektedir36 . haberleşme. “ Görevliler” . Yine kazâ ahâlisi tarafından menzilc ilere taahhüt edilen ödemelerin tutarı ile bunların ne zaman ve ne şekilde yapılac ağı gibi hususlar da kâdılar tarafından kayıt altına alınmaktadır. Osmanlı.39/2. yerel manada. daha önc eden gönderilen fermânlar vasıtasıyla. 9886 . Kadılar. yerel manada ç özüm üretilmesi gerekmektedir. s. büyük ölç üde. Konya 2003. Bayram Ürekli. s. BOA. İstanbul 1964. (21-29 Şevvâl 1071 / 19-27 Haziran 1161).VI. KŞS. kazâ mahkemelerine salahiyet verilmiştir. (20 Safer 1129 / 3 Şubat 1716). “ Mahkeme. 20 .50/1. Uluslar Arası Kurulu şunun 700. Hukukî olarak da bu hususların devlet merkezinin görüş ve oluruna sunulmasına gerek bulunmamaktadır. 11 . Nitekim bu yetkinin. MAD. s. 10 . Ürekli. “ Tanzimattan Önce Osmanlı Devletinde Belediye Hizmetleri” . s. S. sorumluluk ve yetkilerinin olduğu bilinmektedir31 . menzilcilerin atanmalarına nezaret etmek ve menzilcilerle ahâli arasında yapılan sözleşmeleri kayıt altına almak şeklinde özetlemek mümkündür32 .150. Bunlardan menzilhânelerle alakalı kısmını.Do ğ an Yörük. Türkiye’nin İktisadî ve İctimaî Tarihi 1453-1559 . Kazâların en büyük adlî yetkilisi olan kâdı. Türkiyat Ara ştırmaları Dergisi . İstanbul 1979.96-102. bunların azilleri için oldukça etkili bir gerekç e oluşturmaktadır. 58 . İlhan Yerlikaya. Ankara 1984. İstanbul 1996. Özer Ergenç.

III. Şubat 1987. s. Hikmet Tongur.. s. Lefke. ifadesinden anla şıldığ ı üzere İn’amat defterleri kadılar tarafından düzenlenmekte ve yine onların aracılığ ıyla da merkeze gönderilmekteydi.146. Tülin Altınova). merkezden gelen emirleri sancağa bağlı diğer kâdılıklara göndererek39 resmî haberleşmenin tesis ve temininde de önemli roller üstlenmişlerdir.” olarak kaydedilmiştir.6/1.1. 10492 . s. 3. Bunların resmî yolc ulukları esnasındaki giderlerine karşılık olarak devlet tarafından herhangi bir ödeme yapılmayıp. Ankara 1946.16. her türlü masrafları gittikleri yerlerin tevzî defterlerine geç irilmek suretiyle kazâ halkına taksim olunmaktadır42 .112.MKF. in‘âm menzil ahkâmla rı doğrultusunda. (20 Cemaziye’l-evvel 1134 / 28 Şubat 1722). Bunun yanında. 27918 . menzilhânelerden verilen beygirlerin kayıtlarının tutulduğu in‘âmât defterleri de ya bizzat kendileri tarafından düzenlenmekte veya menzilciler tarafından kaleme alınmaktadır. Mübaşirler Arapç a bir sözlük olan mübaşirin kelime anlamı. Seyyidgazi. D. s. KŞS.Zeki Pakalın. Sö ğ üt. Eskişehir.592. Bazı mübaşirlerin gönderilme gayeleri.22. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 23 S istemdeki işlevleri düşünüldüğünde kâdıların.MKF. (Çev. Hüsrevpa şa. Yücel. kendilerine verilen fermânlardaki hususlar ç erçevesinde.700. Akşehir. D. s. “ Desantralizasyon” . BOA. 27920 . Halaço ğ lu. s..12. Ulaklar menzilhâne bulunan bir kazâya geldiklerinde. “bir işe ba şla ya n” demektir. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğü . “ Osmanlı Devleti’nde Sivil İşler” . 28705 . Ferit Devellio ğ lu. Anadolu Sa ğ Kol üzerinde bulunan menzilhânelere nizam verme ğ e memur olan İsmail Ağ a menzilci tayinleri esnasında hazır bulundu ğ u menzilhânelere ait hüccetleri özetlediğ i bir rapor göndermiştir. 57 . 1162 senesinde Konya Kazası’nda düzenlenen tevzî defterinde “ …menzil nizâmına gelen a ğ aya verilen günlük zehâir 15 kuru ş ve 3 rub. “ Osmanlı Döneminde Via Egnatia: 17. Ela Gültekin. BOA. yalnızca menzilci tayinlerine gözlemci olmaktır43 .11. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Askeri Tarih Bülteni . s. s. devlet merkezinden belirlenmektedir. S.MKF. Bunun yanında bazılarının menzilhânelere yeniden nizam vermeleri için gönderildikleri 37 38 39 40 41 42 43 Colin Heywood. . C. BOA. M. s. gözlemlediğ i ve nizam verilmesi esnasında gündeme gelen önemli hususları merkeze bildirdiğ i anla şılmaktadır.155. Sol Kol Osmanlı Egemenli ğ inde Via Egnatia 1380-1699 .665. MAD. Bolvadin. Bunlara ilaveten XVII. Yüzyıl Ba şında Sol Kol’daki Menzilhâneler” . Elizabeth A Zachariadou). Konya ve Karapınar menzilhânelerine nizam verilmesi esnasında hazır bulundu ğ u. BOA. Ankara 2001. BOA. “devletçe gördürülmesi gereken bir işin yapılmasına memur edilenler hakkında kullanılır genel bir tabir…”41 şeklindedir. s. “… Binyüzotuzüç senesi rûz-ı kasımından otuzdört senesi rûz-ı hızırına gelince in‘âm fermânıyla verdikleri bârgîrin kadı defteridir fermân sa’âdetlü sultânım hazretlerinindir”. Burhânettin Hüno ğ lu. Yüzyıl Sonu ve 18. D. ellerinde bulunan hükümlerin kontrolü ve in‘âmât defterlerine kaydı için. Yıl 12.):28344 .MKF. Uygulamadaki manası ise. Bu raporlara göre söz konusu müba şirin İznik.485-486. yüzyıldan itibaren bu teftişler merkezden gönderilen müba şirler tarafından yapılmaya ba şlanmıştır. menzilhânelerin birinc i derecede idarî âmirleri oldukları söylenebilir. (18 Receb 1138 / 22 Mart 1726). Özden Arıkan. yüzyıl sonlarına kadar menzilhânelerin teftişlerinin de kâdılar tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır40 . Ilgın. İstanbul 1999. Yine menzilcilerin hesabının görülmesi hususundaki yazışmalar da kâdı tarafından kaleme alınmaktadır38 . Bunlarla birlikte sancak merkezlerindeki kâdılar. Anc ak her iki durumda da. söz konusu defterler kâdının kontrollerinden geç mektedir. s. bunun haricinde örnek olarak Bkz. (Ed. İsaklı. XVIII.16. kazâ ölçeğinde. Mübaşirlerin menzilhâneler ile ilgili icraatları. Menziller. öncelikli olarak kâdılıklara mürac aat etmektedirler37 . Bâb-ı Defteri Mevkûfât Kalemi (D. Türkiye’de Genel Kolluk Te şkil ve Görevlerinin Geli şimi . s.

Karacaviran. mübaşirlerin de nizâmlarının şekillenmesi ve uygulanması hususunda menzil işlerine bir şekilde katıldıkları görülmektedir. Nitekim 1698 yılı 44 45 46 47 BOA. Sonisa. a‘yân. Dergâh-ı Âli gedüklülerinden Hasan Ağ a’nın ise Anadolu’nun Orta Kolu üzerinde bulunan İznikmid. Hendek. süreleri bir yılı aşmamak kaydıyla. Merzifon. Dergâh-ı Mu’allâ gedüklülerinden Halil Ağ a’nın Anadolu‘nun Sol Kolu üzerinde bulunan Lâdik. Sivas. MAD. Menzilhânelerin mutad olarak örgütlenmeleri sürecinde. ve XVIII. Yine bununla bağlantılı olarak bütçelerinin geçerlilikleri ve menzilc inin/menzilc ilerin görevde kalma süreleri de yalnızc a bir yıldır. Gerede.489490. bu sürekliliği yalnızca bir yıllığına programlanabilmektedir. MAD. Cemal Çetin. bir yıl olması ve bu bir yıllık sürenin de standart iki tarih arasını kapsaması hususunda genel bir temayülün oluştuğu anlaşılmaktadır. bunun tasarısını ve icraatını yapabilecek şekilde yetkilendirildikleri de anlaşılmaktadır46 . Düzce. Sapanca. güneşin yıllık hareketlerinden ziyade. . ana yol üzerinde bulunan tüm menzilhânelerin aynı mübaşir/mübaşirler tarafından denetlenerek. Amasya. 10492 . Kangal. Hacıhamza. Bunlardan en yaygın olanı artık işletilemeyen bir veya birkaç menzilhâneye.17/2-18/1. her bir ana yola birer mübaşir tayin olunmak suretiyle. 1691 yılına kadar menzilhânelerin hizmet verdikleri dönemler. kesintisiz bir şekilde devam etmesi gerekmektedir. 10492 . Yüzyıllarda Konya Menzilleri . (13 Safer 1141 / 18 Eylül 1728). Bu tür durumlarda mübaşirler hem yetkilerini kullanarak. güneş takvimine göre. menzilhâne hizmetlerinin zamandan bağımsız. ahâli ve kâdıların yanı sıra. s. s. kanunlar ç erç evesinde nizam vermek üzere mübaşir/mübaşirlerin görevlendirilmesi şeklindedir. MAD. merkez tarafından üretilen çözümün operasyonu için yetki verilmektedir. BOA. Bu uygulamalar esnasında. s. Kenid ve Zarû şâd menzilhânelerine (BOA. Osmancık. sistematik olmayan. Şiran. İzoli menzilhânelerine nizam verdiğ i gözlemlenmektedir. (29 Cemâziye’l-evvel 1145 / 17 Kasım 1732). Anc ak menzilhâne nizamlarının. hic rî takvime göre hesaplanmaktadır47 . tesadüfî iki tarih arasını kapsamaktadır. Menzilhânelerin Hizmet Süreleri İşlevlerinden de anlaşılacağı üzere. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Tokad. Tilemse. s. Bunun yanında mübaşirlerin mevc ut aksaklıkları tespit etmek.120. Ayrıca bahsedilen bu bir yıllık dönem. Bolu. Konya 2004.9/2. yani geceli-gündüzlü. 8492 . BOA. Niksar. Karahisar-ı Şarkî. 9920 . Bununla ilgili örnekler hakkında bkz. yalnızc a. 8 Receb 1139-24 Ramazân 1139/ 1 Mart 1727. Bayındır. Turhal. görevlendirildikleri menzilhânelere yeniden nizam vermekte hem de bu süreçte edindikleri intibaları merkeze rapor etmektedirler45 . B. söz konusu sıkıntıyı yerinde gidermek için görevlendirildikleri ve gereken her neyse. Anc ak zaman zaman. Tosya. Hacımurad. Divriğ i. gerekli önlemleri almaları hususunda yetkilendirildikleri de görülmektedir. s. Karahamza. mübaşirlere çok fazla inisiyatif hakkı tanınmamakta. XVII. Yüksek Lisans Tezi). Karacalar. bunları merkeze bildirmek ve eğer mümkünse kâdının ve ahâlinin de desteğini almak suretiyle. Malatya.497-499. Kars.24 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ve gerekli durumlarda da güç kullanabilecek şekilde yetkilendirildikleri görülmektedir44 .15 Mayıs 1727). Söz konusu tarihten itibaren menzilhânelere nizam verilme aralıklarının ve bu nizamların geçerlilik sürelerinin. MAD. Hasançelebi. Hasanpatrik.

3217 . s. BOA. MAD. Eskiden kullanılan ve Rûmi olarak tabir edilen Jülyen Takvimi’nde ise bu tarih 23 Nisan’a denk gelmektedir. s. s. Söz konusu bilginin bulundu ğ u sayfada ve sonrasında diğ er menzilhânelere ait menzilci tayinleriyle ilgili de bilgiler bulunmaktadır. Bkz. dönem sonuna kadar geçerliliğini korumaktadır. BOA. Bunun yanında Rûz-ı Kasım54 ve Evvel-i Mart’ın55 dönem başı kabul edildiği menzilhâneler de bulunmaktadır. Ahmet Ya şar Ocak. 3169 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 25 itibarıyla da bu temayülün kanunlaştırıldığı görülmektedir48 . 10492 . BOA. s. birer yıllığ ına belirlenmiştir.III. (7 Safer 1155 / 13 Nisan 1742). Ankara 1990. MAD. yılda bir kez nizam verilecektir49 . 10492 . s. İzân. MAD. Bu suretle Hızır günleri toplam 186 gündür. Hıdrellez günümüzde kullanılan Gregoryan takvimine göre 6 Mayıs’a tekabül etmektedir.59. 1698 yılından itibaren sıklıkla tesadüf olunan menzil defterlerindeki verilere göre. dönemin başında belirlenen ve onaylanan aslî nizamlar. BOA.493-495. MAD. s.138-140. 9 Kasım’a tekabül etmektedir. 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar devam eden Kasım günleri 179 gündür.III. s. 3999 . Mesela Anadolu’nun Sol Kolu’ndan ayrılan tali yol üzerinde bulunan Karye-i Cânbâz. 8 Kasım’da sona ermektedir.59-60. Bu kanuna göre menzilhânelere 6 Mayıs gününe tekabül eden Rûz-ı Hızır’da olmak üzere. MAD. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). s. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü . İslâm-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültürü . Bu bilgi için bkz. 8492 .2-3. Ayrıc a rast gele iki tarih arasını kapsayan bir dönem aralığının belirlendiği de vakidir. menzilhânelerin neredeyse tamamında dönem başlarının Rûz-ı Hızır olduğu anlaşılmaktadır53 . BOA. BOA. MAD. D.469-480. BOA. MAD. bütçelerin 364 gün üzerinden hesaplandıkları görülmektedir51 . BOA. C. 4111 . MAD. BOA. Herhangi bir sebeple menzilhânenin bütçesine bir miktar ilave yapılmış ya da menzilci değişikliğine gidilmiş olsa bile.MKF. MAD. söz konusu menzilhânenin 1728-1739 yılları arasındaki bütçeleri. 9943 . MAD. Daha önc esinden oluşturulan mevcut bütçenin menzilhânenin finansmanına yeterli gelmemesi du48 49 50 51 52 53 54 55 56 BOA. Karahisar-ı Ş arkî Menzilhânesi’ne nizam vermek hususunda mübaşir tayin olunan Dergâh-ı Âli gedüklülerinden Mehmed Ağa huzurunda yapılan tayin esnasında menzilc inin görev yapacağı dönem 10 Receb 1138 / 14 Mart 1726 tarihi itibarıyla “…a ltı a y ta ma mına …” şeklinde tanımlanmıştır56 . Ocak. Yani menzilhâneye nizam verilen o bir günlük zaman dilimi bütç e hesaplamalarına konu olmamaktadır. Anadolu Sa ğ Kol’dan ayrılan tali yol üzerinde bulunan Aksaray Menzilhânesi ile ilgili kayıtlardan anla şıldığ ına göre. 10322 . Bahsedilen tarih standart olmakla birlikte.101. altı ay ve bir yıl gibi dönemler halinde yapıldığ ı tespit edilmiştir. BOA.141. Kasım günü yerine kullanılır bir tabir olup. Rûz-ı Kasım’dan bir sonrakine olmak üzere. Tüm bu tarihlerin arasındaki gün sayısının 365 olması gerekmekteyken. (16 Zi’l-ka’de 1146 / 20 Nisan 1734).141. 10322 . 28079. C. s. Pakalın. menzilcilerin göreve başlama tarihleri ise bir gün sonrası kabul edilmektedir. MAD. s. Evvel-i Mart’tan geçerli olmak üzere birer yıllık süreleri kapsamaktadır. 4004 . Halk arasında yaz mevsiminin ba şlangıcı olarak kabul gören Rûz-ı Hızır 6 Mayıs’ta ba şlayıp. BOA. BOA. Hızır. 10492 . 10492 . Mesela. Terimler Sözlü ğ ü . Pakalın. Rûz-ı Kasım ve Evvel-i Mart günlerinde menzilc i tayini yapılmak suretiyle menzilhâneye nizam verilmekte52 . . MAD. MAD. BOA. Kabkulu. Zâre ve Tiflis menzilhânelerinin 1724-1729 yılları arasındaki bütçeleri. S öz konusu husus menzilhânelerin yıllık nizamlarının 364 gün geçerli olac ağı anlamına da gelmektedir. Rûz-ı Hızır aynı zamanda Hıdrellez günü yerine kullanılır bir tabirdir. Bunun sebebi dönemin başı olarak kabul edilen Rûz-ı Hızır.175/2. Kânze.49/2. zaman zaman bazı menzilhâneler için dönemin başı 9 Kasım’a tekabül eden Rûz-ı Kasım50 veya Mart ayının ilk günlerini işaret eden Evvel-i Mart da olabilmekteydi. s. Bu menzilhânelere ait menzilci tayinlerinin de benzer şekilde Hicri Takvime göre üç ay.

maktû‘ değerinin hesaplanmasının olduğu görülmektedir. MAD.2/1. 3169 . MAD.185-187.355-356. BOA. 1698 yılında menzilhânelerin finansmanı hususunda hazırlanan ve daha sonra kanunla şan telhis suretinde olmak üzere. BOA. ( 28 Cemâziye’l-evvel 1122 / 25 Temmuz 1710). 3169 . s. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). Bunun yanında söz konusu rakamlar. ilk olarak yapılması gereken işlemin. Osmanlı malîyesindeki kullanım şekli ise kelime anlamıyla bağlantılı olarak. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). Cevdet Dahiliye (C. s. dönem iç inde yeni bir bütçe daha oluşturulmaktadır. 8470 . deneme ve fizibilite sürec ini ihtiva etmektedir65 . Osmanlı Sistemi Mukataa (XVI-XVIII. Lûgat. Bu iki tarih arasında kalan (1691 ile 1698 yılları arası) yedi yıllık zaman dilimi de yeni sistemin yerleşmesi aç ısından arayış. s. Baki Çakır. 8470. BOA.26 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rumunda. 8492 . Bu bütçelerin içinde hem menzilhânenin finansmanını sağlayacak gelir kaynakları hem de iltizam yoluyla deruhde eden menzilcilerin yaptıkları iş karşılığında elde edec ekleri kâr payları gizlidir62 . Ayrıntılı bilgi için bkz. Ancak bir yıllık dönemin bitmesine 83 gün kalmışken bütçe için iki beygir daha ilave olunmu ştur. MAD. Devellio ğ lu. MAD.4. yalnızca bir kez tesadüf olunmu ştur. 8492 . BOA. s. Yüzyıl). BOA. s. BOA.64/1. menzilhânelerin malî büyüklüklerini gösterir maktû‘ât değerleri oldukları anlaşılmaktadır.5 kuru ş ve 5 akçe zam olunmu ştur. s. Bu durumda yeni bütç enin finanse ettiği zaman dilimi. s.025 akçe yani 33.) 2471 . Maktû‘ kelimesi. BOA.576. MAD. BOA. yalnızca arta kalan süreyi kapsamaktadır57 . (5 Safer 1146/ 18 Temmuz 1733). 1691 yılından itibaren ortaya çıkmış bir uygulama olmakla birlikte 63 . maktû‘ kelimesine ç ok nadir tesadüf olunmakta58 . Söz konusu beygirlerin günlük malîyetleri 48. Menzilhâneler için maktû‘ât değerlerinin belirlenmesi/hesaplanması. MAD. 3858 . MAD. BOA. MAD. bütçeye 4. BOA . götürü” gibi anlamlara gelmektedir60 . Örnek olarak bkz. “değerini önceden belirlemek ve paza rlığa tâ bi olma ma k” şeklinde özetlenebilir61 . benzer örnekler için bkz. 96/1. kanunlaştırılması ve muayyen hale gelmesi 1698 yılını bulmaktadır64 . C.36/2.DH. Bu kelimeye. dönem sonuna kadar olmak şartıyla. 57 58 59 60 61 62 63 64 65 Mesela 6 Mayıs 1716 – 1717 tarihleri arasında Üsküdar Menzilhânesi’nin bütçesi 23 beygir üzerinden hesaplanmıştır. 4034 . s.2/1. Ancak kelimenin sözlük anlamı ve Osmanlı maliyesindeki kullanımıyla ilgili tanımlar dikkate alındığında. pazarlık kabul etmez ve ölçü ile sa tılma yan. s.4-50. değeri kesilmiş. (22 Zi’l-ka’de 1140/ 30 Haziran 1728). kesik. BOA. maktû‘ kelimesinin menzilhânelerin iltizama verilme sürecini ve malî yapılarını daha iyi tanımladığı düşünülmektedir. MAD.3-93. Menzilhânelerin malî değerlerinin belirlenmesi için düzenlenen kayıtlarda. “kesilmiş. MAD. 8470 . s. . 3169 . Söz konusu belgedeki ifade “…menzili maktû‘ân sürüp…” şeklindedir. aynı zamanda bütç esi de olan. 4034 . 10492. finansmanları aç ısından da. BOA.426/2. s. s.15. Belgelerde bârgîr bahası ve mesârif-i sâire başlığı altında zikredilen rakamların. Menzilhânelerin Maktû‘ât Değerlerinin (Bütçelerinin) Belirlenmesi 1698 yılından itibaren herhangi bir menzilhânenin hizmet verebilecek duruma getirilmesi için. 4004 . MAD.74/1. BOA .5 akçe kabul edilmek suretiyle. İstanbul 2003.2/1. s. s. menzilhânelerin çekirdek bütçelerini oluşturmaktadırlar. MAD. bunun yerine genellikle “…bâ rgîr ba hâ sı ve mesâ rif-i sâ ire…” ifadesinin kullanıldığı anlaşılmaktadır59 . MAD. BOA.

Bahsedilen bu ücretin miktarının belirlenmesi. derhal menzilc i değişikliğine gidilebilmektedir68 . MAD. KŞS. BOA.3-93. 8492 . MAD. 3858 .465-466. finansmanı ve idaresi iç in asgarî giderler bağlamında her bir menzilhâneye maddi bir değer biç ilmeye başlanılmıştır69 . (10 Cemâziye’l-evvel 1103/ 29 Ocak 1692). Örnek için bkz. temsili bir miktar mîrî beygir takdir edilmesiyle gerçekleştirilmektedir. istisnalarının da olduğu anlaşılmaktadır71 . 10 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1070-1071 / 1691-1661). MAD.6/1. kazâ ahâlisinin yetki ve sorumluluğuna bırakılmıştır.3/1. ücretin artırıldığı yeni bir sözleşme oluşturulmaktadır. Bu husus genel olarak bu şekilde gerçekleşmekle birlikte. bulunduğu yolun konumu ve yoğunluğuyla bağlantılı.. Herhangi bir menzilhânenin maktû‘ât değerinin oluşturulması..465-466.”.170-171. MAD. 1 Cemâziye’l-evvel 1071 / 2 Ocak 1661 tarihinde yapılan bir sözle şmede “Defter-i oldurki Kurd Mehmedin senesi temâm olma ğ ın bin yetmi ş bir Cemâziye’l-ulâ gurresinden bir sene temâmına değ in a’yân-ı vilâyet ve ahâli-i memleket ma’rifetiyle ta’yîn olunan elli hâneden ellibin akça ve sâir hâneler ikiyüzkırkbin akçe imdâd eylemek üzere Mehmedin kabûl eyledi ğ inden yüzonbin akça noksan olmak üzere cem’an ikiyüzdoksan bin akçaya Konyalı Ali Be şe ibn-i Hüseyin der-uhde ve kabûl eyleme ğ in zikr olunur. tek elden nizam verilebilmesi ve kontrollerinin yapılabilmesi için de bir zarurete dönüşmüştür. Ancak menzilhânelere ait işlemlerin Defterdârlığa bağlı bir büro olan Mevkûfât Kalemi tarafından takip edildiği bilgisinden hareketle. Bunun yanında. s. yoğunluğu ve sair etkenlere bağlı olarak. Bu tür durumlarda kazânın avârız ve nuzül hânelerinin bir kısmına veya tamamına. (4 Safer 1146 / 17 Temmuz 1733). (1 Safer 1089 / 25 Mart 1678). (Belge No: 295/2). MAD. Yani menzilcilere verilen ücret her zaman artma e ğ iliminde de ğ ildir. (22 Safer 1146 / 8 Ağ ustos 1733). s. 37 . geçen ifadelerden anla şıldığ ı şekliyle yapılan bu yeni sözle şme ile bir yıl öncesine göre % 55’lik bir indirim söz konusudur. Bu husus menzilhânelerde kurumsallaşmanın bir gereği olduğu gibi.97/1. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 27 1691 yılından önce menzilhânelerin kaç paraya idare olunacağı meselesi. 66 67 68 69 70 71 Genel olarak bu ücretler yıldan yıla artma e ğ ilimi göstermekle birlikte. 24 . Her bir beygir için 147. s. s. 1698 yılından itibaren menzilhânelerin sevk ve idaresi büyük ölç üde devlet merkezinin eline geçmiştir. maktû‘ât değerlerinin de yine aynı kalem tarafından oluşturulduğu sonuc una varabiliriz 70 . Eğer belirlenen bu üc ret menzilhâneyi finanse etmeye yeterli gelmez ve bu hususta menzilc inin bir kusurunun bulunmadığına da kanaat getirilirse. ilave tevzî’at yapılmaktadır67 . eksik kalan kısmın tamamlanması için. . Menzilhânelerin maktû‘ât değerlerinin hangi daire tarafından oluşturulduğu ve onaylandığı malumumuz değildir. KŞS. BOA . BOA. daha sonradan gelerek düşük fiyat teklifi ile menzilciliğe talip olan birilerinin bulunması ve ahâlinin de bunlara destek vermesi durumunda. s. s.5 kuruş ve onun katlarını tanımlamaktadır. Söz konusu tarih itibariyle her birinin konumu.96-2. İzzet Sak. 4034 . menzilc iyân tayin olunan avârız ve bedel-i nuzül hânelerinden karşılanmak şartıyla. menzilci tayini ile ilgili süreç tamamlanmış olsa bile. (Belge No: 295/2). s. kazâ ahâlisi ile menzilci arasında yapılan pazarlığa tabidir66 . 10322 . 8492 .5 kuruşluk bir maliyet kabul edilmiştir. Konya 2003 .4-50. BOA. s. Buna göre menzilhânelere kaydedilen her bir mirî beygir. günün şartlarına ve bölgesel imkânlara uygun olac ak şekilde. aslında beslenecek atların miktarını belirlemekten ziyade 147. umumun faydası iç in.

56 . http://dergiler. muhtelif kaynaklardan menzilhâneye aktarılan para ve imkânların. Merkezden gönderilen hükümlerde menzilci tayin olacak kişilerin inançlarına dair bir gönderme yapılmadığı gibi75 . menzilci tayin olunan gayrimüslimlere de tesadüf olunmaktadır76 . devletin talep ettiği ve arzuladığı menzilc i tipi.Yüzyıl Sonlarında İstanbul-Edirne Arasındaki Menziller ve Bazı Menzilke ş Köyler” . mahkemede hüccet edilmek suretiyle de 72 73 74 75 76 BOA. KŞS. İlgili belgelerden anlaşıldığına göre. MAD. zamanında ve aksamadan yürütülmesi hususunda kalifiye elamanların önemini kavramış ve bu hususta da gerekli önlemleri almıştır. 1762-63). Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere Osmanlı yönetimleri menzil hizmetlerinin kaliteli. Onların işten anlamaları ile güvenilir ve dürüst kişiliklere sahip olmaları. s. 8470 . 3169 . MAD. (29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724).1176 / M.181/1. bunların idarelerini yüklenec ek -deruhde edec ek. 1762-63) Sema Altunan. s. kâr-güzâr (bec erikli). zaman zaman muhataplarına tebliğ etmiştir. mutemed (güvenilir)73 . D.tr/detail. (H. Bu sebeple. Bu tür sebeplerden. menzilci nasb ve tayin olunacak kişilerde bulunması gereken özellikleri belirlemiş ve fermânlar vasıtasıyla da.86/1. Yine menzil işlerine talip olacak ve deruhde edecek kişilerin dinî ve ırkî özelliklerinden ziyade. maksimum düzeyde amme hizmetine dönüştürülmesi anlamına gelmektedir. s. 8470 . Menzilhânelerin verecekleri hizmetlerin kalitesi ve sürekliliği büyük ölç üde.kişilere arz edilmeleridir. MAD. liyakat. 56 . kuvve-i iktidar (iktidar sahibi) ve muhtardan (seçilmiş. bu işten kazanacakları miktarı göstermek aç ısından da önemli bir kriterdir72 .1176 / M. (En son 24 Ekim 2009 tarihinde ziyaret edilmiştir) s.28 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Maktû‘ât değerleri menzilhânelerin bir sene içinde olası masraflarının miktarını ve bu giderlerin hangi gelir kaynaklarından karşılanac ağını da işaret etmekteydi.1-2. iktidar ve bec eri gibi şahsi hususiyetlerine önem vermiştir. ulaşım ve haberleşmenin örgütlenmesi aç ısından. hem devlete ait önemli ve âc il işleri takip eden ulakların gidecekleri yerlere zamanında ulaşamamaları hem de mîrî hazinenin ve devlete ait sair gelir kaynaklarının boş yere harc anması gibi c iddi olumsuzlukları beraberinde getirmektedir. s. “ XVII. yani menzilcilerin. güvenilir) kişilerden meydana gelmektedir. devlet yönetimi.80. Menzilci Tayinleri Menzilhânelerin hizmet verebilecek şekilde örgütlenmeleri hususunda bir diğer merhale ise.(29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). bunların yönetimini üstlenenlerin şahsî hususiyetlerine bağlıdır. Bunun yanında söz konusu rakamlar menzilhâneyi isti‘c âr veya iltizam yoluyla deruhde eden özel teşebbüslerin. menzilc i tayinleri oldukç a nazik bir süreçtir.edu. KŞS. Menzilc ilerin beceriksiz veya art niyetli olmaları.181/1.ankara. . BOA. 1698 yılına kadar. s.php?id=18&sayi_id=34.86/1. (H. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). Menzilci tayinleri. aya’n ve ahâlinin ittifakı doğrultusunda ve kâdıların nezaretinde gerçekleştirilir. BOA. Ayrıc a tayinler esnasında menzilhânenin bulunduğu kazânın tüm a‘yân ve ahâlisinin de aynı isim/isimler üzerinde ittifak etmiş olmaları gerekmektedir74 .

Bunları takiben menzilc i tayininin yapılmasını gerekli kılan husus veya hususlar kısaca belirtilirdi. Kâdıların bulunmadığı kale ve palanga gibi yerlerde ise menzilc i tayinlerinin merkeze arz edilmesinin dizdâr veya palanga zabitleri tarafından yapıldığı görülmektedir77 . KŞS. Bu tayin işlemleri esnasında önemsenen ve vurgulanmak istenilen hususlar hüccet formatıyla kayıt altına alınarak. maktû‘ât değerleri. ne şekilde finanse edilec ekleri ve kimler tarafından idare/deruhde edilec ekleri kayıtlıdır78 . aşağı yukarı hepsinin aynı şeyleri aynı şekilde söyledikleri görülmektedir. MAD. 48 /2-1 (20 Rebî’ü’l-ahîr 1130 / 23 Mart 1718). . BOA. bu belgelerdeki ifadeler menzilcilerin ahâli ile yapmış olduğu sözleşmelerin iç eriğini yansıtmamaktadır. BOA. Belgelerden takip edilebildiği kadarıyla yeni menzilc i tayinini gerektiren durumların en sık tesadüf olunanı. Bunun yanında menzilcilerin kendi istekleri ile sözleşmeyi feshetmeleri81 veya vefatları sebebiyle görevlerinin yarıda kalması82 . s. eski tarihli hüc c etlerdeki gibi ayrıntılı bilgiler bulunmamaktadır. kazâlarda tutulan hüc c etlere tesadüf edilmektedir. Kâdılar marifetiyle hazırlanan bu hüc c etler. KŞS. mevcut menzilcilerle yapılan sözleşme süresinin dolmasıdır80 . s. s. hüc c etlerle de resmiyete bağlanan menzilci tayinlerinin merkeze bildirilerek. s. 1 6/1-2 (24 Şevvâl 1083 / 12 Şubat 1673). Ancak ikincisinde. Ancak 1698 yılından itibaren. bazı istisnalar hariç79 . s. önc elikle. 8492 . 3999 . MAD.30/1. onayının beklenmesinin kanun haline geldiği düşünülmektedir. Mevkûfât defterlerinde menzilci tayinleri ile ilgili yüzlerce belge bulunmakla birlikte. (27 Şevvâl 1145 / 12 Nisan 1733). s.1/1. menzilci tayinlerini gösterir resmî belge olarak. 8470 . (21 Şevvâl 1138 / 22 Haziran 1726).14-474. resmîleştirilir ve taraflar arasındaki karşılıklı taahhütlerin garanti altına alınması sağlanırdı. KŞS. menzilci adayları ve bu adayların kefilleri mahkemeye gelerek kâdının huzurunda ve onun nezaretinde menzilci tayinini gerçekleştirmektedirler.280/1.4-99. özel isimler çıkarıldığında. kazâ ahâlisinin menzilcilerden memnun olmamaları netic esinde görevlerinden uzaklaştırılmaları83 ve menzilhâneyi daha düşük fiyatla 77 78 79 80 81 82 83 BOA. 58 . Bunlarda yalnızca menzilhânelerin itibarî beygir sayıları. adeta matbu evrak gibi düzenlenmekte olup. kazânın ileri gelenleri. 10322 . Daha sonraki dönemlerde hem hüc c etler arasında hem de menzil ahkâmlarında menzilci tayinlerini gösterir binlerc e belgeye rastlanmaktadır. BOA. S öz konusu tarihe kadar düzenlenmiş hüccetlerden takip edilebildiği kadarıyla. kazânın önde gelen ve itibarlı kişilerinden olup. 13 /6-1 (25 Şevvâl 1087 / 7 Aralık 1676). kazânın sorumlu ve yetkili organları tarafından yapılan. MAD. Söz konusu kişiler hukukî açıdan ahâliyi temsil etmektedir. KŞS.60/1. 56 . (23 Rebî’ü’l-ahîr 1177 / 26 Mart 1764). 1698 yılına kadar. ( 20 Rebî’ü’l-evvel 1157 / 3 Mayıs 1744). menzilhânelerin merkezîleşmesiyle birlikte. KŞS. yalnızc a. Bu suretle düzenlenen hüccetlerde. ahâliyi temsil eden şahısların isimleri kaydedilmektedir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 29 resmiyete bağlanırdı. Ardından ise karşı tarafta olan ve kendilerini temsil eden menzilcilerin kimlik ve adres bilgileri yazılırdı. MAD.

278/1. (10 Cemaziye’l-evvel 1103 / 29 Ocak 1692). 41 . 56 . s. 37 . (1 Ramazan 1176 / 16 Mart 1763). (10 Cemâziye’l-âhir 1103 / 29 Ocak 1692).(Cemâziye’l-evvel 1127 / 5 Mayıs-6 Haziran 1715). s. KŞS. bir yıllık hizmet iç in belirlenen üc ret. KŞS. Genelde menzilcileri yalnızca menzilhânenin tesis olunduğu kazâ ahâlileri tayin etmekteyken. Ahâlinin de desteğini almaları durumunda. s.4/1. 36 . 36 . s. (1 Safer 1089/ 25 Mart 1678).16/1. Normal olarak sözleşme bir yılı aşmayacak şekilde yapılıyor olmakla birlikte. s. 27 . 45 Numaralı Konya Ser’iye Sicilinde bulunan hükümler için ayrıca bkz.1/1. eski menzilcilerin sözleşmeleri fesih olunarak. KŞS. daha düşük bir fiyat teklifiyle.30 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 idare edecek adayların çıkması84 gibi hususlar da yeni menzilci tayinlerinin yapıldığı durumlardandır. İlk olarak 1700 yılında Konya Menzilhânesi’ne tayin olunan Hızır Çavuş. 1715 yılına kadar bu görevi kesintisiz bir şekilde devam ettir- 84 85 86 87 88 89 90 KŞS. o yıl için atanan menzilcinin görevini iyi yapması halinde bir sonraki sene tekrar atanması hususunda herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır90 . (5 Rebî’ü’l-evvel 1115/ 29 Temmuz 1703). Menzilcilerin tayin olunmaları esnasında.6/1. 24 . (2 Muharrem 1115 / 18 Mayıs 1703). (22 Rebî’ü’l-evvel1127/ 28 Mart 1715). bu süre içerisinde yapacakları görevlerin neler olduğu ve alac akları üc retin miktarı gibi hususlar belirtilirdi. 37 .6/1. 24 . KŞS. Hüc cetin devamında genel olarak menzilc ilerin tayin edildikleri zaman dilimi. 40 . s. önceden kararlaştırılmış ve standart bir miktar olmayıp.6.15/1. .3/1. bir takım sebeplerle. Bu gibi durumlarda eski sözleşmelerin feshedilerek. belirlenen rakamlar. MAD. KŞS. s. s.30/1. KŞS. s.6/1. Bahsedilen bu ücret. menzilhânenin masraflarını karşılamaya yeterli gelmiyordu. Mesela. 43 . s. 45 . her menzilci tayini esnasında günün şartlarına ve bölgenin yapısına uygunluk gösterecek şekilde değişebilmektedir. (17 Cemaziye’l-evvel 1103 / 06 Ocak 1692). KŞS. Konya 2008. KŞS. s.295/1. s. s. KŞS. 45 . KŞS. s. KŞS. s. (1 Safer 1089 / 25 Mart 1678). Bazı durumlarda. gerek tam atamanın yapıldığı esnada ve gerekse menzilcilerin görevlerine başlamalarını müteakiben. ücretin tekrar belirlendiği yeni bir sözleşme yapılabilmektedir88 . s. KŞS. s. (10 Cemâziye’l-evvel 1103 / 29 Ocak 1692). yeni talipler çıkabilmekteydi. nadiren de olsa. menzilhâneye tayin olunan avârız hânelerinden tahsil edilemez veya tahsil edilenler belirlenen ücreti karşılamaya yeterli gelmez ise kazânın diğer avârız hânelerinden mahsup olunan vergi gelirlerinden de ek ödemeler yapılabilmekteydi87 . 45 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1126-1127 / 1714-1715) (Transkripsiyon ve Dizin). 5.5/1. her yıl yeniden atanmak suretiyle. bazı bölgelerde menzilcilerin birden fazla kazâ ahâlisinin oy ve ittifaklarıyla atandıkları görülmektedir86 .5/1. Bunun yanında. 10. KŞS. (28 Cemâziye’l-âhir 1119/ 26 Eylül 1707).3/1. Bazı kazâlarda menzilciliğin neredeyse aile mesleği haline geldiği görülmektedir.3/1. BOA. (20 Rebî’ü’l-evvel 1157 / 3 Mayıs 1744). İzzet Sak-Cemal Çetin. KŞS. s.3/1.6/1. 58 .3. (1 Cemâziyelevvel 1071 / 2 Ocak1661). 25 . 9920 . yeni talipler menzilc i olarak atanabilmekteydi89 . KŞS. (3 Cemâziye’l-âhir 1083 / Eylül 1672). Menzilcilere kefil olan şahısların da adresleriyle birlikte tek tek kaydedilmesi ve hangi hususlara kefil olduklarının belirtilmesiyle de menzilci tayinini gösterir resmî belge (hüc c et) tamamlanmış olurdu85 .

(28 Cemâziye’l-evvel 1141 / 30 Aralık 1728). o ğ lu Mehmed’in isminin ba şında bulanan es-Seyyid lakabını kullanmaması. Bir sonraki yıldan itibaren resmî belgelerde Hızır Çavuş’un ismi geç memekle birlikte. KŞS. 9943. Mesela. . 43. Bu hususlar ana hatlarıyla şu maddelerden oluşmaktadır: Menzilhânenin konumuna ve yoğunluğuna göre. Hızır ile Mehmed’in baba o ğ ul olamayacakları gibi bir şüpheye yol açmakla birlikte. (22 Rebî’ü’l-evvel 1127 / 28 Mart 1715). 41 . 9920 . 43 . Hızır’ın diğer oğlu Abdi menzilci yapılmıştır. merhumun kardeşi. s. KŞS. 45 . Bunu layıkıyla yapabilecek kişileri menzilci olarak seçmekte. KŞS. bu seçim doğrultusunda karşılıklı olarak beklenti ve taahhütlerini de kâdı huzurunda resmiyete bağlamaktadırlar. 48 . doğal olarak. (5 Rebî’ü’l-evvel1115/ 29 Temmuz 1703). BOA. Anc ak bazı kazâ ahâlileri. bakımlarını sağlamak96 . Karapınar Menzilhânesi’ni idare ettiği görülmektedir94 . 1718 senesine kadar olmak üzere. KŞS. s. KŞS. s. 40 . oğlu Mehmed’in tek başına bu işi yürüttüğü anlaşılmaktadır. gerek menzilci tayinleri esnasında belirlenen ve gerekse zaman zaman gönderilen fermânlarda belirtilen hususlardan derlenmek suretiyle. (23 Zi’l-hicce 1143/ 29 Haziran 1731). (8 Safer 1119 / 11 Mayıs 1707). Hızır Çavu ş’un. Menzilcilik yapacak kişiye yapılacak ödemeler de. Bu menzilciler de ücretleri mukabilinde ulaklara beygir vereceklerdir. (20 Rebî’ü’l-ahîr 1130 / 23 Mart 1718). muhtemel beygir talebi için öncesinden tedbir almak suretiyle. Ancak Hızır Çavuş emekli olmamış.278/1. muayyen menzil olmayan Siverek Kazası’nda ahâli 8 kese akçe karşılığ ında iki menzilci atamışlardır. 1723 yılında bir diğer oğlu es-Seyyid el-Hâc Mehmed’i de yanına alarak menzilciliğe tekrar başlamıştır93 . Menzilc iliği meslek haline getiren bu aile. Nitekim 1731 yılında Hızır Çavuş’un. Anc ak Osman Ağa süresinin bitmesine 38 gün kala vefat etmiştir92 . s. maddeler halinde aşağıda gösterilmiştir. (2 Muharrem 1115 / 18 Mayıs 1703). s. KŞS.262/1.4/1. bilakis aktif olarak menzilcilik görevine devam etmektedir. BOA. (28 Cemâziye’l-âhir1119/ 26 Eylül 1707). yaklaşık 30 yıl Konya Menzilhânesi’ni ve bir dönem de Karapınar Menzilhânesi’ni idare etmek suretiyle. KŞS. 52 . Osman Ağa’nın kalan süresini tamamlamak iç in. menzilhâne için yeterli olac ak sayıda uygun ve güçlü menzil beygirleri tedarik ederek.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 31 miştir91 .2/1.107/2. 50 . MAD.16/1. 1715 yılında ise yerine oğlu Osman Ağa menzilci tayin olunmuştur. gözlemleyebildiğimiz şekliyle. Menzilhâne bulunmayan kazâlarda. kendi inisiyatifleri doğrultusunda bir takım düzenlemeler yapmaktadırlar. s.278-1. yaklaşık üç dönem daha menzilcilik yapmıştır. MAD. 91 92 93 94 95 96 KŞS.88/1. (10 Şevvâl 1155 / 8 Aralık 1742).“ … menzilcisi merkum es-Seyyid el-Hâc Mehmed ve kefili babası merkum Hızır Çavu ş… ” şeklindeki kayıt Hızır ile Mehmed’in baba-o ğ ul olduklarını göstermektedir. menzilc i tayini yapılması hususunda bir düzenleme bulunmamaktadır. yeni kazâ ahâlisinin kendi aralarında topladıklarıyla finanse edilmektedir 95 . s.24/1. Söz konusu yıla kadar oğlu Mehmed de Konya Menzilhânesi’ni idare etmiştir. s. s. “…sâ bık Konya menzilcisi…” sıfatıyla. Bu aşamadan sonra tekrar tayin olunan Abdi. ç eyrek asırdan fazla bir süre fiili olarak menzilc ilik yapmıştır. Bu tarihlerde menzilciliğe ara vermiş görünen Hızır Çavuş. s. Menzilcilerin uymaları gereken kurallar ve tâbi oldukları nizamlar.6/1.

belirtilen sayıda beygiri bekletmeden temin etmek99 .200/2-201/1. ulakların yanına yeterli sayıda sürüc ü koşmak100 . s. Tarihi geçmiş ahkâmlarla talepte bulunanlara hiç bir suretle menzil beygiri vermemek103 . Yüzyılda Osmanlı Toplumu . BOA.348/1. Ulakların ellerinde olan ahkâmlarda belirtilen ve yine rütbelerine göre belirlenen miktardan fazla menzil beygiri vermemek. yeterli sayıda sürüc ü istihdam etmek97 . (10 Cemâziye’l-âhir 1139 / 2 Şubat 1727). MAD. Menzilhânede ikamet etmek Menzilhâneyi sürekli olarak aç ık tutmak98 . (9 Ramazân 1125/14 Ekim 1713). 8470 . (4 Şevvâl 1139/ 25 Mayıs 1727).320/1. 8492 . 8470 . Bunun yanında menzilci tayinleri esnasında menzilciler ile ahâli arasında ilave bir takım şartlar görüşülmekte ve kayıt altına alınmaktadır. BOA. İstanbul 2008. Menzilhânede beslenen beygirlere yeterli gelec ek miktarda yem ve samanı temin etmek suretiyle. (12 Ramazân 1139 / 3 Mayıs 1727). Tesadüf olunan belgeleri göre kazâ ahâlileri ile menzilciler arasında yapılan sözleşmelerde ilave olunan hususların genellikle menzilhâneden bir defada talep olunan beygirlerin sayılarıyla bağlantılı oldukları görülmüştür. 8470 . (27 Şevvâl 1137 / 9 Temmuz 1725). menzilhânede depolamak. s. . MAD. Bu ç alışma esnasında kullanılan bilgilerin ekseriyetle mevkûfât defterlerinde kayıtlı bulunan menzil ahkâmlarından alınmış olması sebebiyle yukarıda belirtilen özel şartların yaygınlıkları hakkında kesin hükümler vermek mümkün değildir. Başka menzilhânelere ait menzil beygirlerini. s. artanının ise ahâli tarafından tedarik edilmesidir104 . 46 . s. Bu tür bilgiler genellikle kâdılar tarafından düzenlenen hüc c etlerde kayıtlı bulunmaktadır. MAD. 8470 . 18. s. s.293. 97 98 99 100 101 102 103 104 BOA. KŞS.320/1. s. Mesela. s. MAD.110/1 (13 Zi’l-hicce 1146 / 17 Mayıs 1734 ). Elinde menzil ahkâmıyla gelen ulaklara. Konya menzilcisi ile ahâlinin yürürlükte olan menzil nizamlarına ilave ettikleri madde özet olarak şu şekildedir: Menzilhâneden bir defada 50 beygir veya daha fazlası talep olunması durumunda. 9920 . (15 Cemâziye’l-evvel 1143/ 26 Kasım 1730). BOA. kendisinin beygir göndermekle yükümlü olduğu menzilhânelere geçirmek suretiyle beygirlerin yorgunluktan telef olmalarına sebebiyet vermemek101 . BOA.135/1 (20 Receb 1146/ 27 Aralık 1733). BOA.358/2. İn’am hükmüyle gelen ulaklardan beygir ve sürücü ücreti talep etmemek102 . MAD. 9943 . MAD. yoğunluğu ve menzilhânede beslenilen beygir sayıları dikkate alınmak suretiyle. MAD. 8470 . MAD.259/1. s.135/1.32 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Menzilhânenin konumu. s. Verilen beygir sayısıyla orantılı olarak. gerekli olan beygirlerden 50 tanesinin menzilhâneden verilmesi. (10 Cemâziye’l-âhir 1139 / 2 Şubat 1727). BOA. Menzilcilerin tâbi oldukları genel nizamlar yukarıda belirtildiği gibidir. BOA. Yücel Özkaya.

10492 .167.9. MAD. Kars ve Beyazid’e kadar uzanan sol koldaki menzilhânelerde ise 264 beygir bulunmaktadır112 . Anc ak. s. 12. Nitekim menzilhânelerin maktû‘ât değerlerini belirten mîrî beygir sayıları. bu türden bilgilere ula şmak mümkündür. 10322. s. C. BOA. MAD. Anadolu’nun Sol Kolu üzerinde hizmet veren menzilhânelere ait mîrî beygir sayıları bir miktar artırılmak suretiyle ortalama 30 re’se yükseltilmiştir111 . s. yy’da Silistre Eyaletinde Haberle şme Ağ ı: Rumeli Sa ğ Kol Menzilleri” . Aslında mîrî tarafından bazı menzilhânelere buç uklu sayıda menzil beygiri takdir olunması107 sebebiyle. beygir sayıları ile ilgili olarak. BOA.11-467. Sema Altunan. Beygir Kapasitelerinin Belirlenmesi Menzil nizamları arasından. 10492 .14-474. Yusuf Halaço ğ lu. s.IV. menzilhânelere takdir edilen mîrî beygir sayıları yıllarca sabit kalmaktadır109 . Ancak söz konusu dönemde. olağanüstü durumlarda menzilhânelerin rahat işlemesi ile ulaklar ve sair görevlilerin beygir sıkıntısı yaşamamaları için. 10492 . Yine aynı yıl Anadolu üzerindeki anayollardan Halep’e kadar olan S ağ Kol güzergâhı üzerindeki menzilhânelerde 370. BOA. 4004. menzilhânede ne kadar menzil beygirinin hazır bulundurulacağının yani menzilhânede gerçekte kaç beygir besleneceğinin tespit edilmesidir106 . Menzilhânelere takdir olunan menzil beygirlerinin sayıları devlet merkezindeki ilgili bürolar tarafından yapılmaktadır. s. “ XVIII. iki husus öne ç ıkmaktadır. MAD. menzilcinin kendi mülkü olanlarla birlikte.75 kuru ş olarak hesaplandığ ı görülmektedir. BOA. MAD. Mesela.3-503. Anadolu’da birçok menzilhânenin mîrî beygir sayıları bir miktar artırılmıştır. Ankara 2005. Gebze Menzilhânesi’nde 153 beygirin beslenildiği görülmektedir108 . bütç e hesaplamaları esnasında rakamsal olarak zikredilen beygirlerin gerçekte beslenip-beslenmediği hakkında bazı şüpheler olmakla birlikte. Mesela 1728-1729 döneminde Gebze Menzilhânesi iç in 60 mîrî beygir takdir edilmiştir. Bunlardan ilki maktû‘ât değerini ya da diğer bir ifadeyle bütç esini saptamak iç in merkez tarafından konumu ve beygir alan ulakların yoğunluğu gibi hususlarla orantılı olarak menzilhâneye temsili bir miktar beygir takdir olunmasıdır105 . Eğer fevkalâde bir durum yok ise. MAD. BOA. MAD. 3169. Trabzon Menzilhânesi’nin 1732-36 ve 1737-38 yıllarını kapsayan be ş bütçesinin de. 18.5 mîrî beygir üzerinden ve 1845.2-67. Mesela: 1726 yılında devam eden İran savaşları esnasında.NF.10-142. mîrî tarafından takdir olunan beygirlere ilaveten. BOA. s. İkinci olarak 1743 İran Seferi esnasında haberleşmenin aksamaması iç in ağırlık Sol Kol üzerindeki menzilhânelerde olmak üzere. XIV-XVII. BOA. s. D İA . MAD. Bağdat’a kadar olan Orta Kol güzergâhında 671. 10322 .30. gerç ekte menzilhânelerde bulunan ya da bulunması gereken beygirlerin tam sayısını vermemektedir. BOA. 3217. Bu 105 106 107 108 109 110 111 112 Menzilhânelerin bütçe kayıtlarının neredeyse tamamında.20. 10322 .6-518 . İkinc isi ise kazâ vücuhu ve menzilci arasında yapılan sözleşmelere göre. s. C. Örnek olarak bkz. 4004 . 12-443. BOA. s. OTAM. MAD.440-442.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 33 E. s. MAD. BOA. s. BOA. Yusuf Halaço ğ lu.12-488. bu düzenlemelerin menzilhânelerde bulunması gereken asgarî beygir sayısını işaret ettiği söylenebilir. s. “ At” . Ankara 1995. (11 Zi’l-hicce 1141 / 8 Temmuz 1729). İstanbul 1996. . s. 10492. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Te şkilâtı ve Sosyal Yapı. mîrî beygir sayılarının artırıldığı anlaşılmaktadır110 .499. MAD. özellikle seferberlik gibi. S. MAD. 1842.

s.MKF. s. s.III. herhangi bir menzilhâneye mîrî tarafından takdir edilen beygirlerin.1583-1584. temsili olarak takdir olunan beygirlere ilaveten. C. menzilhânelerde kaç beygir besleneceği hususuna çok fazla müdahale edilmediği de yukarıda belirtilen hususlara ilave olunabilir. MAD. ( 28 Cemâziye’l-evvel 1141 / 30 Aralık 1728). (21 Cemâziye’l-âhir 1145 / 9 Aralık 1732). 113 114 115 116 117 BOA. 9920 . Uluslar arası Osmanlı’dan Cumhuriyete Çorum Sempozyumu (Bildiriler 23-25 Kasım 2007). MAD. s. 28353 . BOA. Merkezden gönderilen fermânlarda da rakam belirtmeksizin.71/2 (29 Zi’l-ka’de 1136 / 19 Ağ ustos 1724). yalnızca kifayet miktarı yarar ve tuana menzil beygirinin beslenmesi emredilmektedir116 . BOA.36/ 2. maktû‘ değerlerinin ve bütç elerinin büyüklüklerini gösterir. BOA. Anc ak bunların da gerekçelerinde samimi oldukları veya daha fazla kâr gayesi güden menzilc ilerin hırslarına ortaklık ettikleri tarafımızca malum değildir. Yüzyılda Çorum Menzilhâneleri” .22-23. Bu sebeple menzilhânelere takdir olunan mîrî beygir sayıları menzilciler114 ile bölge ileri gelenlerinin (a‘yân. Malatya ve İzoli menzilhânelerinde mîrî tarafından temsili olarak tayin olunan 15’er re’s beygire ilave olarak her bir menzilhânede 50’şer adet menzil beygirinin beslenmesi hususunda fermân sâdır olmuştur117 . MAD. Menzilcilerin bununla ilgili en büyük beklentilerinin menzilhânelerini rahatlıkla idare edebilecek finansmana sahip olmak veya bu işlerin sonunda elde edecekleri kârlarını artırmak olduğu söylenebilir. s. (11 Rebî’ü’l-evvel1160 / 23 Mart 1747).24/1. Cemal Çetin. Çorum 2008. in‘âm hükmü karşılığında verilen beygirlerin sayısından bile az olduğu anlaşılmıştır115 . s. Bölge vüc uhunun menzilhânelere takdir olunan beygir sayılarının artırılması ile ilgili gerekçeleri de menzilcilerinkilerle paralellik göstermektedir. Yine devlet merkezindeki ilgili organlar tarafından söz konusu gerekçelerin yukarıda belirtilen şekilde sorgulanıp-sorgulanmadığı hakkında da bir şey söylemek mümkün değildir. gerçekte menzilhânelerde beslenilen beygirlerin sayılarının menzilciler ile ahâlinin ortak kararları netic esinde belirlendiği söylenebilir. devlet merkezî tarafından müdahaleler yapıldığı görülmektedir. ahâli ve muhtelif yönetic iler) yakından ilgilendiği hususlardandır. 10492 . “ XVIII. Hasanpatrik. gerç ekte kaç ar adet menzil beygirinin beslenmesi gerektiği hususunda.499. Bu doğrultuda devlet merkezinden. Bu verilerden hareketle. genellikle menzilhâneyi idare edebilecek malî desteği sağlamaya yöneliktir. 8470 . . Menzilhânelere takdir olunan beygir sayıları öncelikli olarak. MAD. Menzilhânelere takdir olunan mîrî beygir sayıları ile in‘âm hükmüyle verilen beygir miktarları esas alınmak suretiyle yapılan inceleme neticesinde. Mesela: 1718-1719 yılları arasında Hasançelebi. Ancak hangi menzilcinin bu talebinde samimi olduğu hangisinin ise daha fazla kâr gayesiyle hareket ettiğini bilmek mümkün değildir. BOA.34 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 düzenleme ile Anadolu’da faaliyet gösteren 55 menzilhânede mevcut beygir sayılarına toplam 377.5 re’s ilave yapılmıştır113 . Anc ak zaman zaman özellikle yeni aç ılan menzilhânelerde. devlet merkezi tarafından takdir olunan beygirlerin temsili olduğu. Menzilcilerin beygir sayılarının artırımı ile ilgili meşrû gerekçeleri. D. katsayılardır. 8492 .

Yine zaman zaman özellikle bu iş için görevlendirilen mübaşirlerin de. süreleri hic rî olarak bir yılı aşmamak kaydıyla. Bu süreç maktû‘ât değerlerinin takdir edilmesi. kendi iç lerinden seç tikleri sivil halktan olmak üzere bir veya birkaç kişi tarafından idare edilmektedir. 1691 yılına kadar menzilhânelerin hizmet verdikleri dönemler. Bu sayede resmî ulaşım ve iletişime hem ivme hem de süreklilik kazandırılmaktadır. S öz konusu sürec in oluşumu ve takibi ile ilgili gönderilen fermânlardan. Rûz-ı Kasım ve Evvel-i Mart olması hususunda genel bir temayülün oluştuğu ve nihayetinde kanunlaştığı anlaşılmaktadır. menzilhânelere nizam verilmesi hususuna katıldıkları görülmektedir. menzilhânelerin piyasaya arzını. menzilc iliklerinin merkez tarafından onaylanmasına bağlıdır. güneş takvimine göre. Yaptıkları iş tamamen profesyonel olup. menzilcilerin atanması. yerine göre gözlemci yerine göre ise müdahil olmak suretiyle. devletin ilgili organları tarafından titizlikle hazırlanan ve standarda bağlanan malî paketlerdir. Menzilhâneler genellikle a‘yânlarla birlikte kazâ ahâlisinin. Bunun yanında istisnaî olmak üzere bazı menzilhânelerin kazâ ahâlisinin kamusal kişiliğine veya resmî görevlilere deruhde olundukları görülmektedir. 1691 yılından itibaren menzilhânelere nizam verilme aralıklarının ve bu nizamların geçerlilik sürelerinin. yani özel teşebbüsler tarafından talep görmesini. bunların göreve başlayabilmeleri ya da görevde kalabilmeleri. menzilhânelerin sevk ve idaresinden a’yân.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 35 SONUÇ Osmanlı Devleti’nde menzilhânelerin hizmet verebilmeleri. S öz konusu kişilere menzilci adı verilmekte olup. bu iş karşılığında bir miktar kâr sağlamaktadırlar. sağlamak amac ıyla. ahâli ve kâdıların birinci derecede sorumlu oldukları anlaşılmaktadır. Bu sebeple menzilhânelerin hizmet verebilmeleri ve hizmet altyapısının özel teşebbüslere devr edilebilmesi hususundaki en önemli merhalenin menzilhânelerin maktû‘at değerlerinin hesaplanması süreci olduğu düşünülmektedir. . Belgelerde bârgîr bahâsı ve mesârif-i sâire olarak zikredilen maktû‘ât değerleri. hem de devletin menfaatlerini koruyacak kadar c imri olmalıdır. her yıl dönem başlarında tekrarlanan bir sürecin varlığına bağlıdır. beslenecek beygir sayılarının belirlenmesi ve menzilci tayinleri esnasında. Söz konusu paketler hem özel teşebbüslerin ilgisini çekecek kadar cazip. Menzilhânelerin kesintisiz olarak hizmet vermeleri bir yıllığına programlanabilmektedir. Menzilhânelerin örgütlenmesi açısından önemli aşamalardan birisi de. menzilhânelere bulundukları yol hattının ulak yoğunluğuna münasip sayıda beygir takdir edilmesidir. tesadüfî iki tarih arasını kapsamaktadır. bir yıl olması ve bunların başlangıç tarihinin de Rûz-ı Hızır. bölgesel özelliklere göre bazı özel hususların ortaya konulması gibi bir dizi ic raatı iç inde barındırmaktadır.

Yüzyılda Ankara ve Konya.): 2555. 10322.ankara. -Cevdet Dâhiliye (C.): MAD. 4111. __________. Ankara 2005. 18. 64 C. B-Konya Mevlana Müzesi -Konya Şer’iye Sicilleri (KŞS. s. Türk Ta rih Kongresi Ankara 11-15 Ekim 1976. Asırlarda Osmanlı İmparatorluğunda Hububat Meselesi ve Hubabattan Alına n Vergiler.22.Yüzyıl Sonlarında İstanbul-Edirne Arasındaki Menziller ve Bazı Menzilkeş Köyler”.): 10.II. İA .“Osmanlı Devleti’nde Haberleşme Ağı: Menzilhâneler. 3169. yy’da Silistre Eyaletinde Haberleşme Ağı: Rumeli Sağ Kol Menzilleri”. C. Konya 2009. -BLOCH. Türkler.14. -GÜÇER.YAYINLANMIŞ BELGE. http://dergiler. s. 36. Konya 2003. 37. Ankara 1981. Özer. 8470. 57. “Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim Kurumlarının Niteliği Üzerinde Bazı Düşünceler”. VI. Konya 2004. Osmanlı Kent Tarihçiliğine Katkı: XVI. Ankara 2005. 9920. İstanbul 1982. VIII.edu.):27918. (Çev. s. 9943. -DEVELLİOĞLU. Ankara 2002. Cemal.): 2471. s. 20. “Menzilhânelerin Müştemilatlarına ve Tefrişlerine Dair Bir Takım Gözlemler”. C. 25. 59. Osmanlı Ara ştırmaları (The Journal of Otoman Studies). _____________. “Kadı”.43-59. Eskişehir 1997. 58. _____________. 1265-1274. s. -EBÜL’ULÂ MARDİN. -BURNABY. 2. “XVIII. Alâaddin-Doğan Yörük. Yüzyıl). -AKÖZ. _____________. 40. Musa. Ankara 1991. 50. 12. 4004. Osmanlılarda Ulaşım ve Haberleşme (Menziller).35. Yüzyılda Çorum Menzilhâneleri”. 28344. C. İstanbul 1964. nr. -ÇAKIR. 3999. __________. . ARAŞTIRMA VE İNCELEMELER -AKDAĞ. “Osmanlı Klâsik Dönemindeki “Eşraf ve A’yan” Üzerine Bazı Bilgiler”. Baki Osmanlı Sistemi Mukataa (XVI-XVIII.42-46. Mustafa.36 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA 1. (Çev. 27. Yüzyılda Aksaray Sancağı’ndaki Taşra Görevlileri”. 24. Feodal Toplum. S. (En son 24 Ekim 2009 tarihinde ziyaret edilmiştir). -HALAÇOĞLU. 8492.NF. -ÇETİN.III. 45. s. OTAM . C. Türkçe Yazmalar.MKF. Yusuf. 28705. C. ve XVIII. -ÇADIRCI. -ERGENÇ. s. 46. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi . 813/4. 56. 47. Ankara Enstitüsü Vakfı. Ankara 1995.96-102. 52.): 2239. 11. 3858. 1573-1593. s. Türk iya t Araştırmaları Dergisi. Lütfi.php?id=18&sayi_id=34. “ XVIII.105-118. _____________. C. 43. 107-132. 41.DH. Kongreye Sunulan Bildiriler.III. İstanbul 1979. 27920. At Sırtında Anadolu. Türk iye’nin İktisadî ve İctimaî Ta rihi 1453-1559. II. Ferit. İstanbul 2007.tr/detail. XVII. 13. 16. -ALTUNAN. 913-919. X. Çorum 2008. XVI-XVII. Frederick. Ankara 2001. Ta nzimat Döneminde Anadolu Kentleri’nin Sosyal ve Ekonomik Yapıları. Yüzyıllarda Konya Menzilleri . s. 62. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Osmanlıca-Türk çe Ansiklopedik Lûgat. S. Hüsrev Paşa Kısmı. 9886. Marc. Süleymaniye Kütüphanesi -Redif Askerî Tâlimatnâmesi. Yüksek Lisans Tezi). 3217. -Ka mil Kepeci (KK. -Ma lîyeden Müdevver (MAD.1-20. İstanbul 2003. Sema. Ankara 2002. 28079. “XVI.ARŞİV KAYNAKLARI A-Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) -Bâ b-ı Defteri Mevkûfât Kalemi (D. “XVII. Uluslar arası Osmanlı’dan Cumhuriyete Çorum Sempozyumu (Bildiriler 23-25 Kasım 2007). -Cevdet Nafia (C. S. Mehmet Ali Kılıçbay). Meral Gaspıralı). s.48.

İstanbul 1972. 179-186. Osmanlı. S. C. Ankara 1980. s. Yüzyılda Osmanlı Toplumu. (Çev. Konya 2003. Budapest 2001. Ankara 1974.. S. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Teşkilâtı ve Sosyal Yapı.64. Reinhold. Ka dılar. Sol Kol Osmanlı Egemenliğinde Via Egnatia 1380-1699 .VII. “Osmanlı Kadısı-Tarihi Temeli ve Yargı Görevi”. Zeki. Yücel.”.95-107. Konya 2002. ve 19 Yüzyıllarda Saruhan’da Eşkiyalık ve Halk Hareketleri . -ÜREKLİ. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fa kültesi Dergisi. “Osmanlı Metrolojisine Giriş”. “Osmanlı Devleti Tarihinde Âyânlık Dönemi”. Two Firmans of Mustafâ II On The Reorganization of the Ottoman Courier System (1108/1696)”. -LÜTFÎ PAŞA. “Tanzimattan Önce Osmanlı Devletinde Belediye Hizmetleri”. -YÜCEL Yaşar. Kullar ve Kudüslü Köylüler. s. İstanbul 2009. Konya 2001. DTCFD. Colin J. XXX. Muhittin. s. Eşref Bengi Özbilen). -YAZICI. Elizabeth A Zachariadou).VI. _____________. İA. Yıl 12. İstanbul 1996. C. -HEYWOOD. -SİNGER.130-144.XIV-XVII. -SCHIFFER. 485-496. İstanbul 1326. 10 Numa ralı Konya Şer’iye Sicili (1070-1071 / 1691-1661). British Travellers in 19th Century Turkey. 4. Devlet-i ‘Aliyye Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar-I. _____________. . Yüzyıl Başında Sol Kol’daki Menzilhâneler”. Asâfnâme . 73.I-III. _____________. Ta rih Lûgatı . Amme İdare Dergisi. Ankara 1990. “Osmanlı Döneminde Via Egnatia: 17. Çağatay 18. -YERLİKAYA. s.174. İslâ m-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültürü. -HÜNOĞLU. İstanbul 1955. Socia l And Economic History of Turk ey (1071-1920). (Ed. _____________.IV. Eskişehir 1997. Şubat 1987. s.15-40. “At”. Nesimi. “The Ottoman Menzilhâne and Ulak System in Rumeli in the Eighteenth Centruy”. S. s.1-4 (Ayrı Baskı). C. Ankara 1984.339-367. İstanbul 1991. -UZUNÇARŞILI. “Balıkesir’de Âyânlık Mücâdelesi”. Mert. s.3. Ankara 1946. “Osmanlı Kadısının Taşra Yönetimindeki Rolü Üzerine. Yüzyılda Menzilhâne Sorunu”. Acta Orientallia Academiae Scientiarum Hungarıcae . Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü. Jully 11-13. 1986. İstanbul. M. İsmail Hakkı. 1976. Ankara 1999. İstanbul 1993. -ÖZCAN. (Çev. -İNALCIK. Osma nlı. “XVIII. s. Amy. İÜEFTED. s. Halil.619-629. Türk iyede Genel Kolluk Teşkil ve Görevlerinin Gelişimi . Ahmet Yaşar.30. C. Amsterdam-Atlanta 1999. Türk Dünyası Araştırma ları . _____________. C.146-151. C. Ankara 1994. s. Osmanlı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 37 _____________. 45 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1126-1127 / 1714-1715) (Transkripsiyon ve Dizin). Yüzyıl Sonu ve 18. İzzet -Cemal Çetin. Ankara 1995. İstanbul 2008. Bayram. “Osmanlı Haberleşme Kurumu”. 54. -TUŞ.22.III. (Birinci Uluslararası Türkiye’nin Sosyal ve Ek onomik Tarihi Kongresi Tebliğleri. s. 18. _____________. Hikmet. C. Ankara 1977. Burhânettin “Osmanlı Devleti’nde Sivil İşler”. “Osmanlı İmparatorluğu’nda Desantralizasyona Dair Genel Gözlemler”. Askeri Tarih Bülteni . -PAKALIN.“Mahkeme. XXVIII/3-4. Belleten.117-1128. DİA. _____________. Vol. s. Ankara 1999. 707-718. -İLGÜREL. Sosyal ve Ekonomik Açıdan Konya. Konya 2008. S. s. XXXVIII/152. -SERTOĞLU. İlber. İstanbul 1996. -SAK. Osmanlı İmparatorluğu’nda Ayanlık. 21-49. -TONGUR. “Osmanlı Taşra Teşkilatında Görevliler”. Özden Arıkan. Osmanlı Devleti’nin İlmiye Teşkilâtı . İlhan. _____________. Mücteba. Ela Gültekin. Tülin Altınova). Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi . 657-708. Midhat. -ULUÇAY. 138-160. İzzet. s. s. Ankara 1999. No.VI. Uluslar Arası Kuruluşunun 700. -SAK. IX/1. -ORTAYLI. 1977). -OCAK. İstanbul 1999. -ÖZKAYA. s.

38 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

signed on 28-29 May 1920. Doç. Issue : 5 Pa ge : 3 9 -5 6 I. This agreement. Mersin ve Adana havalisinde mücadele eden kuva-yı milliye müfrezelerimizin askeri başarılarının eseri olan bu ateşkes anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümeti için bir siyasi başarı ve uluslararası arenada tanınmışlık sorununun çözümünde önemli bir başlangıçtır. 28–29 Mayıs 1920’de imzalanan bu anlaşma bir “geçici ateşkes anlaşması”dır..tr . France. Antep. Güney Cephesi. Maraş. Dr. Anahtar Kelimeler I. The Na tiona list Forces ∗ Yrd. they made the first agreement with France. and Adana and it was also an important step for the Turkish Grand National Assembly and the government on the way of solving the problem of recognition in the international arena Key Words The First Government of The Turkish Gra nd National Assembly. Mersin. Geçici Ateşk es. was a "temporary cease-fire agreement". Sa yı: 5 Sa yfa : 3 9 -5 6 Ye a r: 2 0 1 1 . Milli Müca dele THE FIRST INTERNATIONAL AGREEMENT OF TGNA GOVERNMENT: 20 DAYS TEMP ORARY ARMISTICE Abstract Contrary to known.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Urfa. Aksaray Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. the maj or shareholder of the Allies. the temporary cea se-fire.TBMM Hük ümeti.edu. South Front. The Turkish Grand National Assembly and The Government didn’t make the first international agreement with Armenia. Urfa. cyildirim@aksaray. Antep. Fra nsa . TBMM HÜKÜMETİ’NİN İLK ULUSLARARASI ANLAŞMASI: “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE” Cihat YILDIRIM∗ Özet Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümeti ilk uluslar arası anlaşmayı bilinenin aksine Ermenistan ile değil İtilaf Devletleri İttifakının büyük ortaklarından Fransa ile yapmıştır. That agreement was the military success of the platoons of the Nationalist Forces combating in the vicinity of Maras.

M. Çünkü işgalcilerin elinde ve kontrolünde de olsa İstanbul’da bir hükümet hala 1 2 3 ATATÜRK. Hükümetin kuruluşu meselesi ç ok kritik ve hassas bir konudur. ATATÜRK. Ancak İtilaf Devletleri’nin İstanbul’daki askeri varlığı dikkate alınarak İstanbul hükümetleri ile işbirliğinin devamlı ve sağlıklı olamayac ağı ihtimali düşünülerek böyle durumlarda takip edilecek yol ve yöntemler de bu kongrelerde değerlendirilmiştir. yerli ve yabancı kaynaklardan edindiği istihbaratı değerlendirmiştir. bir hükümet-i muvakkate teşekkül edecektir"1 şeklindeki karar İstanbul’daki hükümetin milli davaya sahip çıkmaması ya da ç ıkamaması halinde takip edilecek yolun yeni ve müstakil bir hükümet kurmak olduğuna işaret etmektedir. Erzurum Kongresi’nde alınan “vatanın ve istiklalin muhafaza ve teminine hükümet-i merkeziye muktedir olmadığı takdirde. Mondros Mütarekesi sonrasında İtilaf Devletleri’nin yaptığı işgallere karşı sürdürülec ek milli politikaların belirlendiği Erzurum ve S ivas Kongreleri’nde mümkün mertebe İstanbul Hükümeti ile işbirliği halinde memleketin işgallerden kurtarılması düşünülmüştür. temin-i maksat iç in. C-I. Bu arada İstanbul’da işgal sonrası tatil kararı alarak dağılan Osmanlı Mebuslar Meclisi’nin azalarından isteyenlerin yeniden seç ilme şartı olmaksızın Ankara’daki mec lis ç alışmalarına katılmalarına da imkân tanınmıştır.1982. fakat milli kongrenin toplantı halinde olmadığı bir zamanda böyle bir ihtiyaç olursa yetkinin Temsil Heyeti’nde olduğu da belirtilmiştir. Büyük Millet Meclisi’nin aç ılışı bu değerlendirmelerin eseridir. Temsil Heyeti’nin 19 Mart 1920 tarihli kararı doğrultusunda ülke genelinde mebus seçimleri yapılmış ve vilayetlerince seçilen mebuslar aralıklarla Ankara’ya gelmişlerdir.421. s. s. Aynı zamanda Türk Milleti iç in yeni bir başlangıç tır.40 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ TBMM’nin açılışı. Aynı kararın devamında böyle bir hükümeti kurma yetkisinin milli kongrede olduğu. Milli Eğ itim Basımevi. İstanbul’un 16 Mart 1920’deki işgalinden itibaren gelişmeleri yakından takip etmiş. ATATÜRK.66. Nutuk.431 vd. . Üç dört günlük takip ve değerlendirmenin sonuc unda işgalin geç ic i olmadığı ve artık İstanbul Hükümeti’nden millete ve memlekete özellikle Kuva-yı Milliye’ ye bir yarar gelmeyeceği kanaatine varılmıştır. Kemal.3 23 Nisan 1920’de TBMM mebusların ve Ankara ahalisinin iştirak ettiği merasimlerle resmen açılmış ve hükümet şekli olarak “mec lis hükümeti“ düzeni benimsenmiştir. genel itibariyle Türk tarihinin önemli hadiselerinden olup özelde ise Milli Mücadele’nin seyrini değiştiren önemli bir dönüm noktasıdır. Temsil Heyeti.s. İstanbul.2 Temsil Heyeti 21 Nisan 1920 tarihinde yaptığı toplantı ile mec lisin 23 Nisan 1920 günü aç ılmasına ve bu ç erç evede yapılac ak iş ve işlemlere karar vermiştir. 19 Mart 1920’de yapılan bu değerlendirmeler sonucunda “salahiyet-i fevkaladeye haiz” bir milli meclisin toplanmasına ve hükümet işlerinin bu meclis tarafından yürütülmesine karar verilmiştir.

karışık.”6 Mustafa Kemal 24 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Mec lisi genel kurulunda üç oturum süren uzun bir bilgilendirme konuşması yapmıştır. YALÇIN.2000. 24 Nisan 1920 de meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal “meclis hükümeti” düzeni tesis edildiği için aynı zamanda hükümet başkanlığı görevini de üstlenmiştir. Ankara. Dış politika hedefi.M dış politikaya diğer meselelere önem verdiği kadar aynı yoğunlukta ilgi ve önem vermiştir.M ’nin izleyeceği siyaseti şöyle özetlemiştir: ‘Milletimizin kuvvetli. Diğer yandan “Osmanlı Devleti’nin izlediği iç ve dış siyaseti eleştirmiş ve T. I.Bütün bu uğraşlar yanında uluslararası alanda meşruiyet kazanmak yani tanınmaktır.M Hükümeti “milli siyaset” ilkeleri ç erç evesinde iş ve ic raat üretec ektir.B. s. .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 41 mevcuttur. c . İç politikada milli birlik ve dayanışma korunacak. 30 Nisan 1920’de T.B.M.M ve T.192 vd. Misak-ı Milliyi gerçekleştirmek ve memleketi işgal eden devletlerin buna uymalarını sağlamaktı. Bu Konuşmasında mec lisin açılışına kadar geçen süreç te yaşananları. a.B.T.M. Atatürk Ara ştırma Merkezi.M.B.s. Meclis hükümeti kurulur kurulmaz hemen uluslararası düzeyde mec lisin ve hükümetin ilişkilerini geliştirecek adımlar atılmıştır.M’ nin açılışı Avrupalı devletlere duyurulmuştur.5 Hükümet “Türkiye Büyük Millet Mec lisi Hükümeti” ismini almış ve bu ismi kullanmıştır.’ “7 Görüldüğü üzere T. 11 Mayıs 1920’de Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey başkanlığında bir heyet Rusya ile temas kurmak 4 5 6 7 ATATÜRK. Meclis ve hükümet başkanı Mustafa Kemal’in belirlediği “milli siyaset” ilkeleri etrafında politika üretecek olan hükümetin önünde çözmesi gereken ç ok önemli sorunlar mevcuttur.B.191.M Hükümeti’nin programı sade ve kısa tutulmuştur. sebep ve netic eleri itibariyle olayları anlatmıştır. ”Çünkü milletin bekasının tehlikeye düştüğü bir sırada nazari. YALÇIN. Durmu ş ( ve diğ erleri). AKDTYK.M. askeri alanda Kuva-yı Milliye muntazam bir askeri teşkilata dönüştürülec ekti.M.M.İşgalc i güçler karşısında yokluk ve zorluklara rağmen mücadelesini sürdüren Kuva-yı Milliyeyi daha etkin hale getirmek. Bu problemleri şu üç temel noktada özetlemek mümkündür. uzun süren muameleden kaç ınmak gerekmekteydi. T.B.İç erde meşruiyet kazanma olarak da özetleyebileceğimiz “milli birlik ve beraberliği” tesis ederek kendi otoritesine karşı oluşabilecek tepkileri kontrol etmek. s. Mustafa Kemal 26 Nisan 1920’de meclise verdiği bir önerge ile hükümet kurmanın zarureti ve kurulacak hükümetin kuruluş esaslarını mec lise kabul ve tasdik ettirmiştir.Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-I.438 YALÇIN.193. b.4 3 – 4 Mayıs 1920 tarihli ç alışma toplantıları ile 11 bakanlı hükümet kurulmuş ve resmen göreve başlamıştır. s. C-II. mesut ve istikrarlı yaşayabilmesi iç in devletin tamamen milli bir siyaset takip etmesi ve bu siyasetin iç teşkilatımıza tamamen uyması ve dayanması lazımdır.

dış politikada meclisin ve hükümetin meşruiyet kazanması zorlu ve meşakkatli bir süreç ten geç miştir. Öncelikle ülkemizi işgal eden İtilaf Devletleri ile siyasi.M Hükümeti’nin dış siyasetteki engellerini aşmasında öncelikle Kuvayı Milliye daha sonra da Türk ordusu etkili olacaktır. s. I.M.M Hükümeti’nin imzaladığı “ilk uluslararası anlaşma” olması noktalarında önem arz etmektedir.M Hükümeti’nin imzaladığı ilk uluslararası anlaşmanın Ermenistan ile imzalanan “Gümrü Anlaşması”9 olduğu yönünde bir genel kabul mevc uttur.B. Türk Tarih Kurumu Yayınevi. Ankara.67–68 AKŞİN. Bu anlaşma. Zira Kuva-yı Milliye ve ordumuz işgalci güçler karşısında askeri başarılar kazandıkç a İtilaf Devletleri ve diğer tarafsız devletler resmi ilişki tesis etmek için TBMM ‘nin ve hükümetin kapısını aşındırmaya başlayacaklardır.M Hükümeti’nin kuruluşunu müteakiben Fransa ile resmi temaslarda bulunduğunu ve bir “muvakkat ateşkes” (geçici ateşkes) imzaladığını göstermektedir. ekonomik ve askeri rekabet içindeki Sovyet Rusya ile daha kolay ilişki kurulabileceği düşünülmüştür. Bu bilincin bir göstergesi olarak T.42 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 üzere Moskova’ya gönderilmiştir. T. I. I– 20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE’YE GİDEN SÜREÇTE KUVAYI MİLLİYE ’NİN ROLÜ I. özellikle Osmanlı topraklarının paylaşımı hususunda bazı projeler hazırlamışlardır.T. Türkiye Devletinin Dış Siyasası.1973. Türk Milleti’nin mukadderatında tek yetkili merci olarak kendisini gördüğünün ilanıdır.194.B.M.B. Türk Tarih Kurumu Basımevi.B.M.M ’ni ve onun hükümetini kendi işgal politikalarının gereği ve sonucu olarak pek kolay tanımayac aktır.M Hükümeti’nin Londra Konferansı’na davet edilmesi ve Sovyet Rusya ile Moskova Anlaşması’nın yapılması gibi örnekler uluslar arası ilişkilerdeki olumlu gelişmelerin askeri başarılarımıza endeksli olduğunu göstermektedir.19 vd. Anc ak araştırmalarımız I.T.M.B.M Hükümeti bunun bilinc indedir. Elbette İtilaf Devletleri Misak-ı Milli hedefi ile yeni bir başlangıç yapan T.B. s.M.B.İnönü Muharebesi’nden sonra T.M. .M. Ankara.10 Bu projelerde Fransa’ya Suriye.M. T. Yusuf Hikmet.B. Bu gerç eği gerek tarafsız devletlere ve gerekse İtilaf Devletleri’ne kabul ettirmek hiç de kolay olmamış. “geçici” de olsa İtilaf Devletleri ittifakını oluşturan üç büyük devletten birisiyle yapılması ve I.8 Bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin.Dünya Savaşı devam ederken İtilaf Devletleri savaş sonrası ile ilgili olarak bir dizi gizli anlaşmalar imzalayıp.M aldığı bir kararla.B. 1991 s.M Hükümeti –Fransa arasındaki siyasi ilişkilerin başlangıcını oluşturan bu anlaşmadan bahsetmeden önce Fransa’yı T. Atatürk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi . İstanbul Hükümeti’nin 16 Mart 1920 tarihinden itibaren yaptığı ve yapac ağı anlaşmaların. Irak’ın kuzeyi ve Mersin’den Urfa’ya kadar uzanan Doğu Akdeniz ve Güney Doğu Anado8 9 10 YALÇIN.M Hükümeti’ni muhatap almaya sevk eden nedenler üzerinde durmalıyız. Aptülahat. T.B.M. BAYUR.T. verdiği ve vereceği imtiyazların hükümsüz sayılacağını bütün dünyaya ilan etmiştir.M.

11 Osmanlı Ordusu bir yandan bu tahliye ç alışmalarını yaparken diğer yandan İtilaf Devletleri İskenderun. kontrol ve yönetimi üstlenmesi bu işgale bağlı beklentileri olan Ermeni azınlığı harekete geç irmiştir. S uriye ve Çukurova’nın işgaline zemin oluşturacak şekilde bu bölgelerdeki Osmanlı ordularının tahliyesine yönelik bir planı uygulamaya koymuşlardır.45 .Dünya S avaşı sırasında İtilaf Devletleri arasında yapılan gizli paylaşım planlarına aykırıdır.s. Fh : 11. Bu maksatla İtilaf Devletleri Filistin. Fransa’nın Urfa. Antep. İngiltere bu mutabakatı sadec e Çukurova’nın işgaline iştirak ederek ihlal etmemiş aynı zamanda Irak’ın kuzeyini de işgal etmiştir ki söz konusu mutabakatta da bu bölgenin Fransa’nın nüfuzuna terk edilmesi planlanmıştır..3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 43 lu bölgeleri vaat edilmiştir. Bu durum Fransa’yı uzun vadede rahatsız etmiş ve iki ülke arasında 15 Eylül 1919’da yeni bir anlaşma yapılarak egemenlik alanları yeniden tespit edilmiştir. İngiltere ise Çukurova ve Güneydoğu Anadolu’ya getirdiği birliklerde genellikle Hintli müstemleke askerlerini istihdam etmiştir. Dörtyol ve Mersin’e asker çıkararak Osmanlı Ordusu’ndan boşalan mevkileri kontrol etmeye başlamışlardır. D : 8. Pozantı’nın batısına yapılac ak üç ünc ü ve son ç ekilme 15 Aralık 1918’de tamamlanmış olac aktır.13 Bu yeni plan gereği İngiliz işgal birlikleri Urfa. Filistin Cephesi’ndeki bütün Osmanlı birlikleri 1 Aralık 1918 akşamına kadar Ceyhan Nehri’nin batısına ç ekileceklerdir. Ves: 830 ASLAN. Antep. Maraş. HTVD. Mersin ve havalisini terk ederek bu mıntıkanın askeri ve siyasi denetimini Fransız İşgal birliklerine bırakmışlardır. S eyhan Nehri’nin batısı ile TarsusAdana tren hattının kuzeyine yapılac ak ikinc i ç ekilme 5 Aralık 1918 akşamına kadar tamamlanac aktır.25 Kurtulu ş Sava şı’nda İçel Tarihini Yazma Komitesi. Maraş. Fakat işgal mıntıkasında askeri ve siyasi kontrol İngiliz işgal kuvvetlerinde olmuştur. Atatürk Silifke’de . Kurtulu ş Sava şı’nda İçel. Bu plana göre. Çünkü S ykesPic ot Mutabakatı’na göre bu bölge Fransa’nın kontrolünde olac aktır.14 Fransa. Adana. İstanbul. Özellikle işgal birlikleri iç inde Er11 12 13 14 ATASE Arş. İtilaf Devletleri 17 Aralık 1918’de Mersin’i. Çünkü bu mıntıkada İngiliz birliklerinin varlığı ve denetimi elde tutması I. Bu durum işgal birlikleri ile bölge ahalisi arasında problem ç ıkmasını engelleyen bir faktör olarak görülebilir. Bunların ekseriyeti de Müslüman’dırlar. S: 33. S: 21. Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanarak yürürlüğe girinc e İtilaf Devletleri gizli sözleşmelerde kendilerine tahsis edilmiş olan yerlerin işgali için hazırlıklara başlamıştır. 18 Aralık 1918’de Tarsus’u ve 19 Aralık 1918’de Adana’yı da işgal etmişlerdir. HTVD. KLS : 240. Ne var ki bu durum fazla sürmeyec ektir. İngiltere’nin bu ç ekilmesine karşılık daha önc e kendisine vaat edilen Irak’ın kuzeyinden vazgeç miştir. Ves: 780. Mersin ve havalisinde askeri ve siyasi denetim.1971.s. İzzet. Adana.12 Başlangıç olarak bu mıntıkanın işgalini İngiltere ve Fransa birlikte gerç ekleştirmişlerdir.1981. Adana.

15 İngiliz işgalc i birliklerinin ç ekilmesi. Fransız birliklerinin kontrolü ele alması ve buna bağlı olarak Ermeni ç etelerin taşkınlıkları bölgede milli müc adele fikrini güç lendirmiş ve Müslüman ahaliyi harekete geç irmiştir. Temsil Heyeti Maraş’ta işgal birliklerinin ve Ermeni azınlığın artan zulmüne karşı Kuva-yı Milliye’ nin direnişe geçmesi üzerine.18 Temsil Heyeti Reisi Mustafa Kemal Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin sürdürdüğü bu direnişe katkı sağlamak iç in Kılıç Ali. Adana. Kuva-yı Milliye müfrezelerimize.184–185 YALÇIN. Türk Kurtulu ş Sava şı ve Fransız Kamuoyu .D:27. KLS:310. Antep ve Urfa’da Kuva-yı Milliye’nin teşekkülü iç in ç alışmalar başlamıştır.20 Maraş işgalden kurtulurken diğer yandan Urfa’da 9 Ş ubat 1920’de işgalcilere karşı başlatılan kuşatma 11 Nisan 1920’de işgalcilerin c an güvenliklerinin sağlanması şartı ile şehri tahliye etmeleri ile netic elenmiştir.s. Ankara 1988. 11 Ş ubat 1920’ye kadar devam eden direniş sonunda Fransız işgal birlikleri 11 Ş ubat’ı 12 Ş ubat’a bağlayan gec e şehirden ç ekilmişlerdir. s. Yörük S elim ve Cemil Cahit Beyi Maraş’a göndermiştir.44 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 meni lejyonerlerin Fransız üniforması ile istihdamı Ermeni ç eteleri c esaretlendirmiş gerek işgal birlikleri ve gerekse onların silahlandırdığı Ermeni ç etelerin Müslüman ahali üstünde baskı ve zulmü artmaya başlamıştır. Bölgedeki muharebelerin başlangıç noktasını Maraş hadisesi teşkil etmiştir. AKYÜZ. s. Diğer yandan Fransa’da kamuoyu Türklere karşı takip edilen işgal politikalarını sorgulamaya başlamıştır. İç el Kuva-yı Milliyesi’ne ileri harekât emrini vererek Fransız işgal birliklerine karşı top yekûn bir müc adele başlatmıştır. Maraş’ta Kuva-yı Milliye’ nin zaferi Avrupa’da özellikle de Fransa da büyük yankı uyandırmıştır.19 Bu başarı hem Fransız c ephesinde hem de Milli Müc adele’mizin genelinde kurtuluşa olan inanc ı ve güveni arttıran bir zafer olmuştur. Maraş. s. İngiliz ve Fransız birlikleri arasındaki bu değişime denk düşen süreç te Temsil Heyeti’nin talimatları ile İç el. Temsil 15 16 17 18 19 20 21 YALÇIN. 21 Oc ak 1920’de işgalc ilerin şehrin ileri gelenlerini toplantıya ç ağırıp onları ç ıkan olaylardan sorumlu tutarak tutuklamaları üzerine Maraş halkı direnişe geç miştir.Fh:62 ATASE Arş. s. C-I.237 ATASE Arş.242 .182 vd.21 Maraş’tan sonra Urfa’nın da işgalden kurtuluşu. Yahya. Oc ak 1920’ye kadar bazı münferit olaylar olmuş anc ak işgale karşı hazırlıklar yapılmakla birlikte topyekûn bir müdafaa söz konusu olmamıştır. Mersin. KLS:308.D:26.16 Fransız işgal mıntıkasında bu işgali sonlandırma niyeti ile yapılan hazırlıklar tamamlanmadan Kuva-yı Milliye birliklerimiz kendisini harbin iç inde bulmuştur.17 Maraş’ta 29 Ekim 1919’da İngiliz işgal birlikleri ç ekilmiş ve yerlerine Fransız birlikleri gelmiş ve birkaç gün iç inde zulümler başlamıştır.237 AKYÜZ.Fh:3 YALÇIN.

elinizden gelenin en iyisini yapın“ 27 mesajını yollamıştır. s.22 Antep’te Kuva-yı Milliye Kumandanı Ş ahin Bey önc ülüğünde Ş ubat 1920’de direniş başlatılmıştır. Milli Mücadele Döneminde İçel Sanca ğ ı. Selahattin.1991 s. c. İstanbul.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 45 Heyeti’ne umut ve milletimize moral kaynağı olmuştur. AKYÜZ.TBMM HÜKÜMETİ’NİN VE FRANSA’NIN MÜTAREKE GEREKÇELERİ Fransızlar işgal mıntıkalarında özellikle Nisan ve Mayıs 1920 itibariyle büyük güç lüklerle karşılaşıyorlardı. Ankara. Yayınlanmamış Doktora Tezi.s.24 Diğer yandan Pozantı’daki işgal taburunun kontrol ettiği Ulukışla ve Çiftehan ile Ulukışla Pozantı arasındaki tren yolu ve tüneller Ereğli ve Niğde’de oluşturulan müfrezeler tarafından kontrol altına alınmıştır. ENER.25 Ayrıc a Tarsus ve Karaisalı mıntıkasındaki Kuva-yı Milliye müfrezelerinin koordineli ç alışmaları ve taarruzları netic esinde Adana-Pozantı tren hattı ile karayolu tamamen Kuva-yı Milliye’nin kontrolüne geç miştir.26 Pozantı’da mahsur kalan bu taburu kurtarma ümidini kaybeden Adana’daki işgal kuvvetleri komutanı Albay Brémond bir uç ak vasıtasıyla taburun komutanı Binbaşı Mesnil’e ”Yardım gelec ek diye beklemeyin. Konya–1998.I. Bu tablo “geç ic i ateşkes”e giden süreç te işgal kuvvetleri komutanının ç aresizliğini ortaya koymaktadır.187 . s. Diğer yandan Fransa’da kamuoyunun büyük ölç üde hükümet aleyhine döndüğü ve hükümetin işgal politikalarının tenkit edilmeye başlandığı tespit edilmektedir. Anc ak Antep halkı bu kuşatmaya 8 Ş ubat1921 e kadar direnec ektir.208 vd YILDIRIM. Tarsus’ta yine şehir merkezine kadar ve MersinTarsus tren hattına kadar ç ekilmeye mec bur bırakılmışlardır.111 vd. Bu durum Pozantı’daki Fransız işgal taburunun mahsur kalmasına sebebiyet vermiş.186 TANSEL. Çukurova Kurtulu ş Sava şında Adana Cephesi. S adec e Pozantı’daki tablo değil. S izi kurtarmak imkânsız. Tarsus ve Adana mıntıkalarındaki başarısızlık ve kayıplar Fransız işgal kuvvetlerini diplomatik temas zeminine ç ekmiştir.23 Mersin ve Tarsus mıntıkalarında Maraş direnişine endeksli başlayan “ileri harekât”ın netic esinde Mayıs 1920 itibariyle Fransız işgal birlikleri Mersin’de şehir merkezine.1996 s. Zira Kuva-yı Milliye müfrezelerimiz gerek halkın ve 22 23 24 25 26 27 AKYÜZ.III. Ş ahin Bey’in Antep-Kilis yolunu kapatarak başlattığı direniş İşgalc ilerin bu yolu kontrol altına almalarıyla 11 Ağustos1920’de kuşatmaya dönüşmüştür. Cihat. YILDIRIM.240 vd. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Maraş ve Urfa yenilgileri yanında Mersin. s. Mondros’tan Mudanya’ya Kadar. bu birliği kurtarmak iç in Adana’dan yollanan birlikler Kavaklıhan mevkiinde Kuva-yı Milliye müfrezelerinin direnişiyle karşılaşarak başarısız bir şekilde geri dönmeye mec bur bırakılmıştır. II.216 vd. Kasım.

46 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gerekse kolorduların desteği ile işgal kuvvetleri karşısında pek güç lü bir konuma gelmiş ve işgalci Fransız birliklerini ardı ardına mağlup etmekteydiler. “20 Günlük Mütarekenin İç Yüzü ”. fakat buralardaki savaşları da kaybetmekten kurtulamamışlardır. Maraş. Görüşmelerin başladığı günlerde de Pozantı da Binbaşı Mesnil kumandasındaki tabur mahsur durumda idi. Ankara’da görüşmeler devam ederken Pozantı’daki Mesnil Taburu “Karboğazı S avaşı” neticesinde Kuva-yı Milliye tarafından esir alınmıştır. İşgalc i Fransızlar cephedeki bu kötü vaziyetleri karşısında TBMM Hükümeti ile temas ve müzakere temin etmeye çalışmışlardır.TBMM Hükümeti arasında 20 günlük bir mütareke yapılmıştır.453 Aynı SARAL.33 Fransızların böyle bir anlaşma yapmak istemeleri ve res- 28 29 30 31 32 33 ATATÜRK. İşgal mıntıkasındaki muharebelerde Fransız kuvvetlerinin başarısızlık sebepleri de şu iki hususla ifade edilmelidir. s.29 Böyle geçici bir mütarekenin yapılması Fransızlar iç in bir mec buriyetti. s. 132 GENÇ.246 vd AKYÜZ. Kuva-yı Milliye Dergisi . S. S. Zira Müslüman Cezayirli ve Tunuslu Fransız neferler Kuva-yı Milliye’ye karşı c ansiperane bir şekilde savaşmamaktadırlar.30 Böyle bir mütarekenin imzalanması netic esinde Fransızlar hem Pozantı’daki garnizonu kurtarac ak ve hem de c ephe genelinde kötü durumda olan kuvvetlerini takviye edecek ve gerekirse c ephede yeni bir düzenleme yapacaklardı. s.31 Fransızların sahip olduğu bu temel hedeflere rağmen. Bu geçici mütareke temelde Pozantı Garnizonu’nun kurtarılması amac ını taşımasına rağmen anlaşmanın Mesnil Taburu’nun esir düşmesinden sonra yapılmış olması mütarekenin Fransız kamuoyunda Pozantı yenilgisinin sonucu olarak yorumlanmasına sebep olmuştur. Yapılan müzakerenin netic esinde bu Fransız heyetle I. Zira Fransız işgal kuvvetleri Güney Cephesi’nin tamamında kötü günler yaşamaktaydı. Şeref.32 Fransızların artık bundan sonraki hedefi cepheyi takviye etmekten başka bir şey olamazdı. Antep ve Urfa da yapılan muharebelerden kayıplarla ayrılan Fransızlar Adana ve Mersin Cephesi’ne önem vermişler.27 “ Karbo ğ azı Sava şı” için bakınız: YILDIRIM. A. Yalnız bu ilk görüşmeden olumlu hiçbir netice çıkmamıştır.TBMM Hükümeti ile görüşmüştür. Tosun. 188 . Hulki-SARAL. s. İkinc i mühim husus Fransız işgal kuvvetlerindeki neferlerin büyük bir kısmının Müslüman müstemleke askerlerinden teşekkül etmesidir. Birincisi Kuvayı Milliye neferlerinin vatanı işgalden kurtarmak hususundaki azim ve kararlığıdır. C:II. Mersin 1968. Özellikle Mayıs 1920 başlangıc ından itibaren Fransa’nın görüşme çabaları yoğunlaşmış ve önc e Ankara’ya İstanbul’dan bir binbaşı ve bir sivil memur gelerek I. 89. Vatan Nasıl Kurtarıldı? Ankara 1969.28 Bu ilk teşebbüsten bir sonuç alamayan Fransızlar Mayıs 1920’nin sonlarına doğru Fransa’nın S uriye Fevkalade Komiseri General Gouraud ’yu temsilen Robert de Caix başkanlığında bir heyeti Ankara’ya göndermişlerdir.

Bu askeri hedef “Adana mıntıkası ve cephelerinde bulunan ve kısmen askerle de takviye olunan millî kuvvetleri sükûnetle tanzim ve tensik etmekti”.35 İkinc i hedef siyasî idi. Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi .Sovua ile Beyrut’a gelmiş ve General Gouraud tarafından iyi karşılanmışlardır. Bu hedeflerden birinc isi askerî noktadadır. 453. s.1999. Mazhar Müfit(Kansu)Bey. Bu itibarla Fransızların İstanbul Hükümeti’ni bir tarafa bırakıp Ankara’da bizimle müzakere de bulunmaları ve herhangi bir meselede itilaf eylemeleri o gün iç in temin-i mühim siyasî bir nokta idi”36 . Bu siyasî hedefi TBMM Reisi Mustafa Kemal daha sonra bizzat kaleme aldığı Nutuk isimli eserinde şöyle izah etmektedir: “Büyük Millet Meclisi ve Hükümeti.Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin bu mütareke neticesinde temin edec eği temel hedefler siyasî bakımından muhatap alınıp uluslararası platformda tanınmaya bir adım atmak. ATATÜRK.379. ATATÜRK.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 47 men görüşmeleri başlatmaları TBMM Reisi Mustafa Kemal’de Fransızların Adana ve havalisini tahliye etmek istedikleri şeklinde bir intiba uyandırmıştır.TBMM Hükümeti’nin temin etmek istediği bazı hedefler vardı.TBMM Hükümeti’nc e kabul edilip bir anlaşma yapılması neticesinde I.37 Mart 1920’nin sonlarında yapılan bu ziyaret ve görüşmede General Gouraud “Adana ve Havalisinde gerginliğin yatışmasını sağlayac ak bir anlaşma yapmayı 34 35 36 37 ATATÜK. Hatta bu anlaşma Türkiye tarafından Fransa ile yapılac ak esaslı bir anlaşma iç in atılmış mühim bir adım olarak yorumlanmıştır. henüz İtilaf Devletleri’nce bittabi tasdik edilmemişti. Kls 580. s.TBMM Hükümeti tarafından kabul edilmemiştir. Bilakis memleket ve milletin mukadderatına müteallik mesailde İstanbul’da Ferit Paşa Hükümeti’yle münasebet ve muamelede bulunmakta idiler. s. 454 ATASE Arş. C:II. C:II. 454 ÇEL İK. 34 Fransa’nın geçici bir mütareke talebinin I. Kemal. İstanbul’da yaşayan ve Fransa’nın ajanı olduğu ifade edilen bir Fransız bankacının Van Valisi Haydar Bey’i Fransız İşgal Ordusu Kumandanı ve Yüksek Komiser General Gouraud ile görüşmek için Beyrut’a gitmeye ikna etmiştir. Ankara. Türk Milleti’nin mukadderatında tek söz sahibi olduğunu büyük devletlere kabul ettirmektir. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Şevket Bey. c ephedeki Kuva-yı Milliye müfrezelerini bir intizama sokup gerekli takviyeleri yapmaktır. Fh: 23–3. C:II. III– “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE”NİN İMZALANMASI VE UYGULANMASI Cephede a keri bakımdan zorluklar yaşayan Fransızlar Fransa’dan gelen Kardinal Dubois ile görüşmek için bir temsilcinin görevlendirilip Karadeniz’deki herhangi bir limana gönderilmesini istemişler fakat bu teklif I. M. D: 38. İsimleri zikredilmemekle birlikte bir binbaşı ve bir sivil yetkilinin İstanbul’dan Ankara’ya gönderildiği ve girişimin de sonuç suz kaldığı ifade edilmektedir.s. Kuva-yı Milliye yanlısı olduğu ifade edilen Haydar Bey ve beraberinde Binbaşı Reşit. . Askeri bakımdan ise amaç . I.

Madde 1. Fransızlar tarafından tahliye edilecek ve şehir dâhilinde bulunan Fransız kuvveti kasaba haric indeki ordugâhına ç ekilec eklerdir. hem yöneticileriyle görüşmek üzere Fransa’ya gidebilmek ve hem de kapsamlı bir ç özüm iç in zaman kazanmak adına Mustafa Kemal ile “geç ic i bir mütareke” ve maddeleri üzerinde anlaşma sağlamıştır. Amiral Le Bon 28 Mayıs 1920’de Bursa’dan çektiği telgrafla Fransız Hükümeti’nin “Geç ic i Ateşkes” hükümlerini onayladığını teyit edince mütareke aynı gün Ankara’da heyetler arasında imzalandı40 28–29 Mayıs 1920’de imzalanan bu geç ic i anlaşma karşılıklı olarak heyetler arasında onaylanır onaylanmaz TBMM Reisi Mustafa Kemal c ephedeki Kva-yı Milliye birliklerine mütareke hakkında bilgi ve talimat içeren bir şifre göndermiştir. Gouraud’ya bu konuda Ankara’ya başvurması gerektiğini bildirdi.48 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 önerdi. Ayıntap şehri.M’ ne mürac aat ederek geç ic i mütarekenin imzalanmasını talep etti. 22 Mayıs’ta tekrar Mustafa Kemal ile görüşen Robert de Caix aslında yanında bulunan ve önceki görüşmesinde gizlediği ve müzakere konusunda yetkili olduğunu gösteren güven mektubunu sunmuştur. Anc ak Fransız heyet yapılan görüşmelerde Fransız işgal birliklerinin zorda olduğu Antep ve Maraş konusunda görüşmek isteyinc e görüşme yarım kalmıştır. Zira Mustafa Kemal bütün Fransız cephesini ilgilendirmeyecek bir görüşmeye karşı ç ıkmıştır.”38 Bu görüşmeden sonra General Gouraud telgraf vasıtası ile Mustafa Kemal ile temasa geçti ve Suriye Fransız Yüksek Komiserliği Genel Sekreteri Robert de Caix başkanlığında bir heyeti Ankara’ya gönderdi.B. M. S ovua ve Amiral Le Bon’dan oluşan Fransız heyeti 20 Mayıs 1920’de Ankara’ geldi. Robert de Caix. Mustafa Kemal bu görüşmede Fransızların işgal ettikleri milli sınırlarımız dâhilindeki bütün yerleri boşaltmalarını istemiştir.M. Bu arada Pozantı’daki Mesnil Taburu’nun Kuva-yı Milliye tarafından kuşatılması üzerine Fransız Parlamentosu durumu değerlendirip 25 Mayıs 1920’de T. Madde 2. ÇEL İK.39 23 Mayıs1920’de uzlaşmaya varılmış fakat Fransız heyet önemli siyasi konularda Paris’in onayını almak için İstanbul’a dönünce mütarekenin imzası kalmıştır. Aynı. Robert de Caix geçici mütareke hükümlerini telgrafla Paris’e bildirdi.380 40 Aynı.Mersin şimendifer hattına ç ekilec eklerdir. s.29/30 gece yarısından itibaren bütün Fransızlarla tatil-i muhasamat edilec ektir. Fakat heyet bu konuda yetkili olmadığını ileri sürerek. 38 39 . Fakat Haydar Bey.Pozantı ve Sis’te bulunan Fransız kıtaatı. böyle bir anlaşma yapmaya yetkisinin olmadığını söyleyerek. silahları ve tekmil eşya ve malzemeleriyle Adana. Bu şifreye göre mütarekenin şartları şöyle sıralanmaktadır: “Fransızlarla cereyan eden müzakerat-ı siyasiye neticesinde bervechi ati hususat kabul edilmiştir.

Hatta bu tarz ihlaller ve nakliye hususu ile ilgili mütarekede bir hükmün yer almadığı I. I. Yalnız Kuva-yı Milliye müfrezeleri bu ihlallere müsaade etmeyec ektir. 87. a. Aralık 1955.41 Bu şartlar ç erçevesinde yapılan mütarekeyi tatbik iç in TBMM Hükümeti’ni Umum İç el Kuva-yı Millîye Komutanı Binbaşı Ş emseddin ve Kilis Kaymakamı İrfan Bey temsil etmekle görevlendirilmişlerdir. ves: 372 . S. Fransızlar da gerek siyaseten ve gerek esareten nezdlerinde alıkoydukları Müslümanları bize verec eklerdir. Sis ve Ayıntap’ın tahliyesi ve üseranın mübadelesi hakkında ayrıc a tebligat yapılacaktır. Madde 4. Diğer yandan Kuva-yı Milliye’nin denetimi altındaki şimendifer hatlarında Fransızların iaşe ve ikmal maksatlı nakliye yaptıkları ve buna Kuva-yı Milliye’nin müsaade etmediği tespit edilmiştir.TBMM Hükümeti’ne asılsız suç duyuruları yapmışlardır.42 Mütarekenin uygulanışı ve esir mübadelesi hususunda TBMM Hükümeti’ni temsil edecek olan Binbaşı Ş emseddin ve Kaymakam İrfan Beylere hükümet tarafından gerekli talimatlar verilmiştir. TBMM Reisi Mustafa Kemal bu görevlendirme ile birlikte görevli olmayan diğer cephe kumandanlarının mütarekenin uygulanışında ayrıca taleplerde bulunup müzakere yapmamaları hususunda uyarıda bulunmuştur.44 Fransızların iaşe ve ikmal maksatlı olarak tren hattını kullanmak istemeleri mütarekeyi mevcut kuvvetlerini takviye etmek için yaptıklarını açıkça göstermektedir.45 41 42 43 44 45 GENÇ. Mesela Osmaniye’deki Kuva-yı Milliye müfrezelerine mütarekeden sonra Fransız kıtaatınca taarruz yapılmıştır. 14.m. 24 HTVD. ves: 371 Aynı HTVD.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 49 Tatil-i muhasamatın ilk on günü zarfında Pozantı Sis ve Ayıntap’ın tahliyesi hitam bulac aktır. s. Pozantı. KM. Hatta Fransızlar bu ve benzeri ihlalleri örtbas etmek için Kuva-yı Milliye müfrezelerinin bazı c ephelerde Fransız postalarına saldırdığı şeklinde I.Muhasamatın tatilinden itibaren ilk on gün zarfında yedimizde bulunan esirler iade olunacaktır. S. Diğer yandan işgal mıntıkasında Ermeniler Fransızlardan yüz bularak Müslüman ahaliye karşı mezalime devam etmişlerdir. Madde 3. Aralık 1955.TBMM Hükümet’ince Suriye’deki Fransız Fevkalade Komiseri General Gouraud’ya bildirilmiştir. Aralık 1955. S.TBMM Hükümeti bu hususu da protesto ederek bu ve bunun gibi ihlallerden dolayı mütareke şartlarına uyulmaması halinde Türk tarafının mesul olmayacağını bu mezalimler vesilesiyle halkın galeyan halinde olduğunu General Gouraud’ya bildirmiştir. ves: 370 HTVD. 14. 14.43 Bu mütareke uygulanmaya girdiği günden itibaren ihtilaflara sebep olmuş ve uygulamada bir takım problemler çıkmıştır. Yalnız Mayıs'ın otuzuncu günü sabahtan itibaren muhasamatın tatili temin olunac aktır”.Adana havalisi ile Osmanlı Hükümeti arasında serbestç e ve aç ık muhabere edilec ektir.g. S.

Ancak Pozantı’daki Mesnil Taburu zaten daha anlaşma imzalanmadan Kuva-yı Milliye tarafından teslim alınmıştır. Bu beyanname ile işgal mıntıkasındaki halkın kurtuluş ümidi kırılmak istenmiştir. ves: 370 Aynı SARAL – SARAL. Zira Ermeniler.49 Bu mütarekeden en fazla rahatsız olan taraf Ermeniler olmuştur.46 Bütün bunlara ilave olarak Mersin’deki İşgal Kuvvetleri Komutanı Güvernör Anfré yine mütareke şartlarına aykırı olarak Fransız işgal mıntıkası ile Kuva-yı Milliye müfrezelerinin hâkim olduğu bölgeler arasında bir tarafsız bölge teşkil edilmesini yani Kuvayı Milliye müfrezelerinin işgal sınırlarından biraz geri çekilmelerini istemişlerdir.50 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Fransızlar bu mütarekeye rağmen Adana’daki Vali Cemal Bey ve Kuva-yı Milliye taraftarı eşrafı tutuklayarak eşrafı Adana sınırları dışına sürdüğü gibi Vali Cemal Bey’i de İstanbul’a sürdürmek için Mersin’de gözetim altında tutmuşlardır. S. Anc ak Kuva-yı Milliye’ nin işgallere karşı cephedeki başarıları ve siyasî aç ıdan 20 Günlük Mütareke’nin imzalanmış olması bütün bu planları alt üst etmiştir. Pozantı bu suretle boşalırken Sis’i Fransızlar kendileri boşalttılar. Aralık 1955. 25 .m. General Gouraud’un 8 Haziran 36 (1920) tarihli tel’ine Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal’in cevabî tel’inin “İsmet” imzalı ekinde talep edilmiştir. Hatta kendi kendilerine bu mütarekeden sonra Adana’da krallık ilan etmişlerse de bunda da başarılı olamamışlardır. Fransız işgalini kullanarak Çukurova’da bir Ermeni Krallığı kurmak istiyorlardı. s. Ancak Fransızların böyle bir tavır sergileyebilec eği 46 47 48 49 50 ATASE Arş. Mütareke ahkâmına aykırı bu tavırlardan vazgeç ilmesi hususunda Adana’daki Fransız İşgal Kuvvetleri Kumandanı Albay Brémond uyarılmıştır. Bu beyanname ile Fransızlar hala güç lü olduklarını ve Kuva-yı Milliye’ nin zor durumda olduğu intibaını vermek istemişlerdir. Fh: 13 HTVD. KLS: 580.50 Fransa bu geçici barışta pek samimi olmadığını ve cephedeki kuvvetlerini takviye etmekten başka bir niyet taşımadığını mütareke şartlarının ihlaline müsaade etmesi ile açıkça göstermiştir. s.g. 14 GENÇ. Bu yanlış ve gerçeklere aykırı propagandalardan vazgeçilmesi ve bu yanlış bilgilerin tekzip edilmesi hususu. a. 14.47 20 Günlük Geçici Mütareke’nin Fransızlar tarafından böylece ihlali yetmemiş gibi birde Müslüman ahali üzerinde yalan yanlış propaganda başlatmışlardır.48 Mütareke şartları içinde Pozantı ve Sis’teki garnizonların boşaltılması hususu yer alıyordu. D: 38. Adana’da Fransız işgal kuvvetleri komutanlarından General Dufieux imzası ile bir beyanname yayınlanmış ve bu beyannamede mütarekenin Mustafa Kemal Paşa’nın isteği ile ve Beyrut’a gönderdiği temsilciler vasıtasıyla imzalandığı şeklinde yalan bilgiler verilmiştir. Ancak Sis’i Kuva-yı Milliye’ ye teslim etmeyip ellerindeki silah ve cephaneyi de Ermenilere terk etmek suretiyle asi Ermeni çetelerine teslim ettiler. Anc ak Yüzbaşı Emin Resa Bey bu istekleri reddetmiştir.

Tarsus ve Mersin’in zaptı için umumi bir taarruz yapılac ağını bildirmiştir. s. Mütarekenin bu şekilde ihlalinde mütarekenin batı kamuoyundaki etkilerinin de tesiri olduğu muhakkaktır. Ankara 1993.TBMM Hükümeti ile Fransa arasında tesis edilec ek kalıcı barış için mühim bir adım.TBMM Hükümeti uyarılarla karşılık verip Kuva-yı Milliye tarafından silahla mukabele edilmesini engellemiştir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 51 dikkate alınarak ve bu barışın geçici olduğu da göz önünde bulundurularak Kuvayı Milliye müfrezelerinin takviyesine gayret edilmiştir. Bu ihlal 8 Haziran 1920’de Karadeniz Ereğlisi’nin Fransız gemilerince bombardıman edilip daha sonra işgal edilmesidir. III. cephane ve top ihtiyaçlarının tespit edilerek Erkanı Harbiye Riyaseti’ne bildirilmesi istenmiştir. s. Ayrıc a bu umumi taarruz iç in müfrezelerin silah.53 Ancak daha öncede izah ettiğimiz gibi bu mütareke Ankara’da TBMM Hükümeti ile Fransızların Suriye Fevkalade Komiseri Gouraud’nun temsilc isi Robert de Caix arasında imzalanmıştır. Anc ak yukarıda izah ettiğimiz hususlar bu yakınlaşma ve uzlaşmanın askerî aç ıdan henüz tesis edilmediğini hatta edilemeyec eğini ortaya koymaktadır. önemli bir yakınlaşma olarak görülebilir. s. Dolayısı ile bu anlaşma sadece Adana – Mersin ve havalisindeki cepheyi ilgilendiren bir mütareke olmayıp bütün Fransız cephelerini ve Misak-ı Milli sınırlarını ihtiva eden bir ç erç eveye sahiptir. Mütarekenin birinc i günü yani 31 Mayıs 1920’de. Zeki. Bu ihlallere I.TBMM Hükümeti hemen diplomatik yollardan meseleyi çözmek istemişse de Fransızlar bu işgali haklı göstermek için 20 Günlük Geç ic i Mütareke’yi sanki iki hükümet arasında değil de Adana ve havalisindeki Kuva-yı Milliye komutanları ile Fransız komutanları arasında yapılmış bir anlaşma olarak yorumlamaya çalışmışlardır. 136 SARIHAN. Erkan-Harbiye Riyaseti cephedeki Kuva-yı Milliye komutanlarına gönderdiği şifreli talimatta mütarekenin bitiminden sonra Adana. Özellikle Fransız kamuoyunda bu mütareke ile ilgili 51 52 53 ENER. Dolayısıyla mütareke günlerinde gerekli hazırlıkların yapılmasını. Bu anlaşmayla ilgili müzakerelerde ve anlaşmanın imzalanmasında hiç bir Kuva-yı Milliye komutanı bulunmamıştır. TBMM Hükümeti ile Fransa arasında yapılan bu 20 Günlük Geç ic i Mütareke’nin daha ilk günlerden itibaren Fransızlarca ve onların himaye ettiği Ermeniler tarafından ihlal edildiğini ifade etmiştik.52 Karadeniz Ereğlisi’nin işgali karşısında I. Kurtulu ş Sava şı Günlü ğ ü . 135 . Netic ede her iki tarafın da bu mütarekeyi kalıcı barış için bir adım olarak görmeyip sanki bir soluklanma bir hazırlık faslı olarak yorumladığı açıkç a ortadadır. Yalnız daha mütarekenin süresi dolmadan yapılan öyle bir ihlal vardır ki bu mütarekenin süresini doldurmasına fırsat bırakmamıştır. 75 ENER. 20 Günlük Mütareke siyaseten I. c.51 Bu talimat doğrultusunda bölgedeki Kuva-yı Milliye müfrezelerinin hazırlıkları devam etmiş ve ahalinin daha yoğun bir şekilde Kuva-yı Milliye’ ye iştiraki temin edilmiştir. bütün eli silah tutan ahalinin Kuva-yı Milliye’ ye iştirakinin temin edilmesini istenmiştir.

Bu tebligatta muhasamatın 18–19 Haziran gec e yarısından itibaren bütün Fransız Cephesi’nde yeniden başlatılması emrini de 54 55 56 AKYÜZ. Antep Kuva-yı Millîye Komutanı Recep Beye. Fransız hükümeti gerek müttefiklerine karşı ve gerekse kendi kamuoyundaki başarısızlık değerlendirmelerine karşı durumunu kurtarmak iç in Ereğli’ işgal etmiştir.TBMM Hükümeti’ni tanımış olması gerç eği Fransa’yı müttefikleri nazarında zor duruma düşürmüştür. Fransız hükümetini hem Türklerle anlaşmak hem de Yunan saldırısına izin veren İngiliz hükümetinin kararına katılmak gibi ‘başarısızlığa mahkûm iki politikayı’ aynı anda yürütmek istemekle suç luyor”.TBMM Hükümeti mütarekeye körü körüne sadık kalmanın gereksiz olduğu inanc ı ile harbe yeniden başlanması kararına varmıştır. Adana ve havalisinde harp yeniden başlarken yaklaşık beş gün sonra Yunan işgal birlikleri de İngiltere’nin izni.56 Nihayetinde TBMM Reisi Mustafa Kemal 12. “Birçok Fransız gazetesine göre mütareke ‘Fransa’nın Antep galibiyeti’. Ereğli’nin işgali ve diğer ihlaller mütarekenin Fransızlarca ihlal edildiğini ortaya koymaktadır. Aynı. Zira Le Temps. Gerek Yunan ileri harekâtını onaylaması gerekse Ereğli’yi işgali Fransız hükümetini içine düştüğü ikilemden kurtaramamış ve hatta anlaşmanın ihlali hususunda Fransız hükümetinin suç luluğu Fransız kamuoyunca kabul edilmiştir.188. Umum İç el Kuva-yı Millîye Komutanlığı’na atanan Binbaşı Şemseddin Bey’e ve Kilis Kaymakamı İrfan Beye 16 Haziran 1920 de gönderdiği bir şifre ile Geçici Mütareke’nin Fransız’lar tarafından ihlal edildiğini bildirmiştir. ve 13.52 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 olarak bir zihinsel karmaşanın olduğu ve mütarekenin farklı farklı algılandığı görülmektedir. Ayrıca bu mütareke ile Fransa’nın I. ”Le Temps. Mustafa Kemal’in mütarekeyi bozulmuş olarak yorumlamasını mantıki buluyor. desteği ve Fransa’nın da onayı ile işgal alanını genişlemeye teşebbüs ederek Bursa ve İzmit’e doğru ilerlemeye başlamıştır. . Fransa onların bir karış toprağına göz dikmiyor ve bu savaşa askerlerinin ve parasının karıştırılmamasını isteme hakkına sahiptir’. Bunun içindir ki Adana’da General Dufieux imzası ile bildiri yayınlayıp anlaşmanın Mustafa Kemal’in isteği ile ve görevlendirdiği kişiler aracılığı ile Suriye’de imzalandığı yalanını propaganda etmişlerdir. La France Militaire gazetesinde yazan General Malleterre’e göre ise ‘Pozantı yenilgisinin’ sonucu idi”54 . Fransa Türklerle bir mütareke imzaladı. Kolordu kumandanlıklarına. s. ’çok şükür. Bütün bu olup bitenleri değerlendiren I. Aynı.Mütareke Fransız basınında olumlu karşılandı. Fransızlar hem Ereğli’yi boşaltmamakta direniyorlar hem de yeni ihlallere göz yumuyorlardı. Le Progres (de Lyon) ise mütareke ile Fransa’nın ‘ asi Anadolu hükümetini tanımış olduğu ‘ kanısında idi “ 55 . Fransa’yı Karadeniz Ereğli’sinin işgali suretiyle mütarekenin ihlaline sevk eden temel faktör mütarekenin Fransız kamuoyunda bir yenilgi olarak algılanmasıdır.

58 Mustafa Kemal 16 Haziran tarihinde Kuva-yı Milliye kumandanlarına gönderdiği “harbin yeniden başlatılması“ talimatına ilave olarak S uriye’deki General Gouraud’ya da bir telgraf gönderip geçici mütarekenin Fransızlar tarafından nasıl ihlal edildiğini izah ederek. Mart 1965.TBMM Hükümeti bu başarıyı Güney Cephesi’nde işgalcilere karşı c ansiperane bir şekilde her türlü imkânsızlığa rağmen mücadele eden Kuva-yı Milliye müfrezelerine borçludur. s. ves: 1177. S. Bu endişelerin ve kaygıların eseri olarak Fransız işgal birlikleri önc e İstanbul’dan bir heyeti Ankara’ya gönderip anlaşma zemini aramışlardır.TBMM Hükümeti ile masaya oturmuşlardır.TBMM Hükümeti göreve gelir gelmez uluslararası ilişkileri geliştirme gayretine girmiş ve Sovyet Rusya ile temasa geçmiştir. Zaten Kuva-yı Milliyenin bu kadar imkânsızlıklar içerisinde gösterdiği bu direnç Fransız işgal birliklerini ve bu birliklerin komutanlarını endişelendirmiştir. harbin yeniden başlatılmasından dolayı mesuliyetin Fransızlara ait olduğunu da bildirmiştir. 14. ATATÜRK. Urfa’da kazanılan zafer ve Mersin. Muhtemeldir ki bu geç ic i anlaşmadan müttefiklerini başlangıç ta haberdar edip onları bilgilendirmemiştir. Bunun içindir ki Marş’ta. Zira diğer müttefiklerini ve onlarla birlikte yürütülen işgal politikalarını bir kenara bırakıp I. Binbaşı Mesnil Komutasındaki taburun mahsur kalması ve cephenin diğer bölgelerindeki olumsuzluklar Fransa’yı yeni bir müzakere zeminine ç ekmiştir. Bu sonuç Kuva-yı Milliye’ nin Ocak 1920’den itibaren sürdürdüğü mücadelenin bir sonucudur. c.57 Bu emir doğrultusunda mütareke zamanından önc e sona ermiş ve Fransız Cephesi’nde muharebeler yeniden başlamıştır. Aralık 1995.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 53 vermiştir. Adana ve Antep’te gösterilen direnç ve müc adele anlamlıdır. Her ne kadar anlaşma normal süresinden önc e nihayet bulmuşsa da geç ic i bir niteliğe sahip olması dolayısıyla bu durum zaten beklenen bir netic edir. İşgal birliklerinin silah ve diğer askeri teçhizat imkânı Kuva-yı Milliye müfrezelerinin imkânları ile mukayese edilemez.TBMM Hükümeti iç in bir siyasi başarıdır. “20 Günlük Geçici Mütareke” I. Bu ilk temas sonuçsuz kalırken diğer yandan cephede Fransız işgal birliklerinin sıkıntıları artmaya devam etmiş ve Pozantı’daki taburları mahsur kalmıştır. Öncelikle tarafsız devletler nezdinde diplomatik tanınma müc adelesi verilirken Fransa ile yapılan 57 58 HTVD. ves: 373 HTVD. I. 51. II.TBMM Hükümeti’nin daha kuruluş aşamasında imzaladığı bir uluslararası anlaşma olması dolayısıyla önem taşımaktadır. SONUÇ “20 Günlük Geçici Mütareke” I. S. I. S uriye’deki Fransız işgal kuvvetlerinin komutanı General Gouraud’yu temsil eden Yüzbaşı Robert de Caix Ankara’ya gelerek hem müzakereleri yapmış ve hem de anlaşmayı imzalamıştır. 454 . Burada Fransa’nın anlaşmayı imzalamış olmaktan kaynaklanan bir pişmanlık iç inde olduğu pekâlâ gözlemlenebilmektedir.

2001s.B.TBMM Hükümeti’nin bu diplomatik başarısı Fransa için bir başarısızlık ve siyasi bir mevzi kaybıdır. JAESCHKE. Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtulu ş Yılları. I. Orhan. bir diğeri de askeri iki İtalyan heyeti anlaşmalar yapmak üzere Ankara’ya gelmişlerdir. Anc ak bu süreçte İtilaf devletleri içinde ilk kalıcı barışı yaptığımız devletin Fransa olmasında ilk siyasi temasa geçtiğimiz ve ateşkes imzaladığımız devlet olmalarının rolü büyüktür. Bu anlaşmayı müteakiben Haziran1920’de biri tic ari. Anc ak Ereğli’nin haksız işgali ve diğer ihlaller olmasa idi taraflar iç in anlaşmanın süresinin uzatılması bile gündeme gelebilirdi. Bütün bu gelişmeler gösteriyor ki kalıc ı barış iç in I.T.60 Karadeniz Ereğli’sinin işgali bu anlaşmanın erken sona ermesine vesile olmuştur. . kendilerinden önceki İngiliz işgal dönemi uygulamalarını ”İskoç duşu” benzetmesiyle. İstanbul. Türk Tarih Kurumu Basımevi. İtilaf Devletleri ittifakının üyesi olan Fransa ile yapılan bu anlaşma mahiyeti ve içeriği her ne olursa olsun Kuva-yı Milliye’ nin ve I. Ankara.54 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bu anlaşma sürpriz bir gelişme olmuş ve büyük memnuniyet uyandırmıştır.1991. Fransız kamuoyunda Türklerle savaşı istemeyen ve barışa meyilli olan oluşuma karşı hala yanlış bilgilendirme yapılmakta ve Fransızların Kilikya’dan çekilmesi halinde Gayr-i Müslimlerin katledileceği ima edilmektedir. Bu tarihi süreç göstermiştir ki ordumuz zaferler kazandıkça meclisimiz ve hükümetimiz siyasi kabule mazhar olmuşlardır. Fransız işgal kuvvetleri ve Fransız hükümeti aleyhinde oluşan bu kamuoyu eleştirilerinden kurtulmak iç in bir yandan yanlış bilgilendirme ve propaganda yaparken diğer yandan Karadeniz Ereğli’sini işgal ederek hala güçlü olduğu ve Ankara ile bir anlaşma yapmadığı izlenimi vermeye çalışmaktadır.M Hükümeti’nin siyasi tanınmışlık meselesinde iyi bir mesafe kat ettiğini ortaya koymaktadır.sorumlu tutmaktadır.TBMM Hükümeti’nin doğru yolda olduğuna işaret etmektedir.212.59 Fransa ile diplomatik temasa ilave olarak İtalyanların da Ankara’yla diplomatik ilişkilere başlaması. Şurası muhakkak ki Fransa’nın askeri başarısızlıkları zaten Fransız kamuoyunda işgal politikalarının sorgulanmasına vesile olmuştur.98.s. 59 60 DURU.TBMM Hükümeti’nin ve Kuva-yı Milliye’ nin hatta daha sonra ordumuzun daha etkili ve daha büyük zaferlere ihtiyacı vardır. I. Bunu içindir ki Fransa bu anlaşma ile ilgili gelişmeleri kendi kamuoyundan saklamaya çalışmıştır. Gotthard. Kurtulu ş Sava şı İle İlgili İngiliz Belgeleri . Bizzat Fransa Başbakanı Briand bu imayı yapmakta ve Çukurova’da yaşanan bu süreç ten.TBMM Hükümeti’nin isteğiyle yapıldığı şeklinde bir propaganda başlatmıştır. Zaten geçici olmak kaydı ile yapılmış süreli bir anlaşmadır. anlaşmanın I.M. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Daha sonra söz konusu anlaşmadan Fransız kamuoyunun ve diğer müttefiklerinin haberi olunca.

Kurtuluş Savaşı’nda İçel . 2000. -Kurtuluş Savaşı’nda İçel Tarihini Yazma Komitesi.1991. III. Ankara.I. Atatürk Silifke’de . c. İstanbul. Mart 1965. Ves: 780. Atatürk Araştırma Merkezi. -AKYÜZ. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. -SARAL. -YILDIRIM. Türk Tarih Kurumu Yayınevi. Konya. Şeref. Fh: 11 -ATASE Arş.1999 -DURU. ves: 1177 B-Telif ve Tetkik Eserler: -AKŞİN. Türk Tarih Kurumu Basımevi. D: 27. 89. Milli Eğitim Basımevi. Ankara. Yayınlanmamış Doktora Tezi. Aralık 1955. ves: 370 -HTVD. Fh: 23–3 -HTVD. Mersin 1968. Zeki. Fh: 3 -ATASE Arş. 14. -BAYUR. c. IV. -ATATÜRK. 14. S.s. 14. Kemal. Kasım. Kemal. Adana. -SARIHAN. III.II.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 55 KAYNAKLAR A-Arşiv Belgeleri ve Vesikalar: -ATASE Arş. 51. İstanbul. Orhan. “20 Günlük Mütarekenin İç Yüzü”.1981. KLS: 580. Aralık 1955. Ankara. Cihat. Yusuf Hikmet. Ankara. Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu. Ankara 1993. Selahattin. Va tan Nasıl Kurtarıldı? Ankara 1969. 2001. KLS: 580. Ankara. D: 8. -JAESCHKE. S: 33. AKDTYK. Nutuk .1991 -YALÇIN. İstanbul. Aptülahat. 1998. Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri . 1991. Kuva-yı Milliye Dergisi. Ankara. ves: 372 -HTVD. Kurtuluş Savaşı Günlüğü. Hulki-SARAL. 14. A. Aralık 1955.Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-I. D: 26. Gotthard. Çuk urova Kurtuluş Savaşında Adana Cephesi. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. . -TANSEL. Ves: 830 -HTVD. İstanbul. Türk Tarih Kurumu Basımevi. S.1996. Mondros’tan Mudanya’ya Kadar. -GENÇ. Aralık 1955.212. Fh: 13 -ATASE Arş. S: 21. Türk iye Devletinin Dış Siyasası. ves: 371 -HTVD. -ENER. S. D: 38. S. -HTVD. S. -ASLAN. Türk Tarih Kurumu Basımevi. KLS: 310. C-I ve C-II. ves: 373 -HTVD.1971. M. D: 38. 1973 -ÇELİK. KLS: 308. S. KLS: 240. Fh:62 -ATASE Arş. Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtuluş Yılları. Ata türk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi. Ankara 1988. Milli Mücadele Döneminde İçel Sancağı . İzzet. Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi . Tosun. Yahya. Durmuş( ve diğerleri).1982.

56 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Ask erî Konsolosla r. Gör. The aim of this paper’s is to evaluate Armenian question within the political activities of Izmir British Consulate on the basis of Izmir British Consulate reports. Politica l a ctivities ∗ Öğ r. gayrimüslim unsurların ayrılıkçı hareketlerini desteklediler. büyük güçler arasında gayrimüslim unsurlar üzerinde nüfuz kurma mücadelesi önemli bir yer tutmaktadır. Key Words Armenia n Question. Anahtar Kelimeler Ermeni Meselesi. koruyucusu rolünü üstlendi.tr . 1870’lerin sonlarında Ermeni davası. For this claim. Izmir. imparatorluğun her köşesine yerleştirdiği konsolosluk ağını kullandı. Bu mücadelede. Konsoloslar bulundukları bölgedeki Ermeniler ile yakın ilişkilere girerek Ermenilere destek verdi ve Ermenilerin savunucusu. British Consula te. Sa yı: 5 Sa yfa : 5 7 -7 0 Ye a r: 2 0 1 1 . Bu makalede. konsolosluk raporları esas alınarak değerlendirildi. İngiltere bunun için 1878 Berlin Anlaşması’na dayanarak. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Genel Kültür Dersleri Bölümü Öğ retim Elemanı. İngiliz Konsolosluğu. Milita ry Consuls. Ermeni meselesi. bir İngiliz davası haline geldi. Britain used the consular network which was spread to every corner of the Empire based on the Berlin Agreement. İzmir. Siya si fa a liyetler THE ARMENIAN QUESTION WITHIN THE POLITICAL ACTIVITIES OF IZMIR BRITISH CONSULATE (1878-1914) Abstract The struggle for influence over the non-Muslim subjects between the Great Powers had an important place in the issue of sharing the Ottoman Empire They supported separatist movements among non-Muslim subj ects. fundaaditatar@iyte. Armenian question became a British claim at the end of the 1870’s. (1878).TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . The consuls gave support to the Armenians by using their close relations with them and took the role of protector. Issue : 5 Pa ge : 5 7 -7 0 İZMİR İNGİLİZ KONSOLOSLUĞUNUN SİYASİ FAALİYETLERİ KAP SAMINDA ERMENİ MESELESİ (1878-1914) Funda ADITATAR∗ Özet Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşımı meselesinde..edu. İzmir İngiliz Başkonsolosluğunun siyasi faaliyetleri kapsamında. Dr.

Azgeli şmi şlik Sürecinde Türkiye 2-Tazimattan I. . Hukuk Fakültesi yayını. İngiltere devletine taahhüt eder ve Kıbrıs Adası’nın tarafsız ve idaresinin İngiltere’ye tahsisini ka bul eder”3 . Rusya’nın İskenderun ve Akdeniz’e olduğu kadar Mezopotamya ve Basra körfezine kadar da inebileceğini gösteriyordu1 . imparatorluğun İngiltere için lüzumlu topraklarına sahip olmak veya hiç olmazsa bunlar üzerinde İngiliz nüfuzunu kuvvetlendirmekti2 . İngiltere. Daha da önemlisi. Rusya. öte yandan Mezopotamya üzerinden Basra Körfezi’ne yayabilec eği tehlikesini anlamıştır. Yalnızca Balkanlar ile Boğazlarda değil. Londra hükûmeti.58 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda. Nihat Erim. Cilt (1-B). Böylece İngiltere. İstanbul 2001. A. Rusya. Osmanlı İmparatorluğu’nu tek taraflı olarak ilhak etmek veyahut himayesi altına almak iç in Ermenileri bir istinat noktası olarak kullanac aktı. Türk Tarih Kurumu. Osmanlı ülkesinden bir bölgeyi istilâya kalkışırsa. Ayastefanos Antlaşması’nın on altınc ı maddesiyle. İngiltere. Rusların Ermenileri himaye perdesi altında Doğu Anadolu’yu Balkanlaştırmaya kalkışac ağını ve burada 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı ile sağlamış bulunduğu toprak kazanç larının yarattığı elverişli durumdan faydalanarak nüfuzunu bir taraftan İskenderun. etkisinin azaltılması ç alışmaları sonuc unda Berlin Antlaşması imzaladı. imparatorluğun tümünde Hıristiyan tebaa üzerinde bir güç elde ediyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun tek başına Rus tasavvurlarına engel olabileceğinden artık ümidini kesmiş bulunuyordu. Tehlikeyi önlemek yolu.. iki gizli anlaşma imzaladı. diğer Avrupa devletlerini geride bırakan. Bu tasavvurların gerçekleşmesi ise İngiliz İmparatorluğu için ciddi ve ağır tehlikeler yaratabilirdi. İngiltere o bölgeyi silahla koruma sı için Padişah ile birleşmeyi taahhüt eder. s. 1 2 3 Stefenos Yerasimos. Ankara 1953.Ü. Bu anlaşma özetle şöyle diyordu: “Rusya . ilk kez Anadolu topraklarından da belli yerlerin Osmanlı’nın elinden ç ıkmasına yol açıyordu. Osmanlı İmparatorluğu hakkında. Enver Ziya Karal. 130. Ankara 1988. s. Berlin Antlaşması’nın imzalanmasından önce. Antla şma metni için bkz. antlaşmanın yeniden gözden geç irilip. Buna karşılık Anadolu kıtasındaki Hıristiyan ve diğer tebaanın iyi idare ve himayeleri hakkında gerekli ıslahatın ya pılma sını Pa dişa h. görünüşte ayrılmamakla beraber. Dünya Sava şına . Osmanlı Tarihi VII Birinci Me şrutiyet ve İstibdat Devirleri (1876-1907). Rum (Ortodoks Hıristiyan) Osmanlı tebaası üzerinde şimdiye dek elde ettiği nüfuzuna şimdi Ermenileri de kapsayacak yeni ve daha büyük bir güç elde ediyordu. Ayastefanos Antlaşması İngiltere’yi ve Avrupa’nın diğer büyük devletlerini önemli ölçüde kaygılandırınca. Belge Yay. Devletlerarası Hukuk ve Siyasi Tarih Metinleri . 4 Haziran 1878’de ise Osmanlı devletiyle Kıbrıs Konvansiyonu imzalandı. Rusya ile imzaladığı Londra Antlaşması (30 Mayıs 1878) ile toplanacak kongrede görüşülec ek konular üzerinde aralarında görüş birliği sağlandı. 1001. bu imparatorluğun toprak bütünlüğüne dayanan geleneksel politika prensibinden. Rus ordularının Erzurum’a kadar ilerlemesi. Osmanlı Devleti’nin Rusya karşısındaki ağır yenilgisi sonunda imzalanan Ayastefanos Barışı sadec e Rumeli’yi parç alamakla kalmıyor.

dolayısıyla. U. Osmanlı otoritelerinin işine ya rayabilecek nitelikte her türlü bilgiyi toplayarak. Merkezî Hükûmet’in müda ha le etmesini düşündüğünüz her ola yı. Teğmen Herbert Chermside ve Teğmen Herbert Kitc hener. Askerî konsoloslar. Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs Konvansiyonu ile Anadolu’daki Hıristiyan tebaa iç in yapmaya söz verdiği “reform”ların yapılıp yapılmadığını kontrol edec ekti. Binbaşı H. Yüzbaşı W. ekonominin na sıl iyileştirilebileceği. bunu bizzat adalet sisteminin özüne aykırı bularak kabul etmemiştir. s. Sonuçta İngiltere’de Beaconsfield hükûmeti. Wilson 28 Mart 1879’da atandı. S tewart. H.g. istihkâm. s. Yüzbaşı H. 1856-1876” . Mevcut konsoloslukların yeniden yapılandırılması ve bunlara ilaveten Military Consul [Askerî Konsolos]6 adı verilen yeni konsolosluk ağı. Yüzbaşı J. bunun yerine her vilayette adalet sisteminin işleyişini gözlemleyecek yabancı “denetçi”lerin istihdamını mümkün görmüştür4 . Askerî konsolosluklar için Anadolu başkonsolosluğu oluşturuldu ve buraya harita subayı Yarbay Charles W. uzun zamandır eleştirilmesine5 yol açan konsolosluk hizmetleri üzerinden bir uygulamayı gerçekleştirmeye karar vermiştir. Trotter Kürdistan’a (Diyarbakır) askerî konsolos olarak atandılar.D. Uygur Kocaba şo ğ lu.. hukuku ve geleneklerini bilmeyen yabancıların yargıç olarak atanmasını kabul etmemiş. 22: 3 (Yaz 1968): 297-316. . Middle East Journal. Yarbay Wilson’un atamasının ardından. 4 5 6 Uygur Kocaba şo ğ lu. Cooper. Levant Konsolosluk hizmetlerine yönelik muhalefetin ele ştiri ve tartışmaları için bkz. İstanbul 2004. İNGİLİZ KONSOLOSLUK HİZMETLERİ VE ERMENİ MESELESİ Kıbrıs Konvansiyonu ile elde edilen bu gücün nasıl gerçekleştirileceği meselesine yönelik olarak. levazım gibi ordunun teknik sınıflarına mensup. Yarbay Wilson’a yapılan görev tanımı şöyleydi: “Sizin ve size yardımcı olarak atanan subayların görevi. Kocaba şo ğ lu.. Clayton Van’a. Osmanlıların “ askerî konsolos” ifade sini kullanmadıklarını. önce her mahkemeye bir yabancı yargıç atanması teklif edilmiş. Majestelerinin Konsolosları İngiliz Belgeleriyle Osmanlı İmparatorlu ğ u’ndaki İngiliz Konsoloslukları (1580-1900). Osmanlı yönetimi. istemediğ i bu uygulamayı küçümseme yoluyla üzerinde daha büyük bir otorite kurulmasından kaçınmaya çalışmıştır. haritacılık.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 59 A. Wilson’un emrinde Anadolu’nun çeşitli kentlerine ve Yüzbaşı E. bunun yerine “ konsolos” veya“ konsolos muavini” şeklinde ifadelerle bunlara mevcut konsoloslarla aynı muameleyi gösterdiklerine dikkat çekmiştir. 125. Bkz. ida renin nasıl basitleştirilebileceği ya da daha etkili bir hale getirilebileceği konusunda ta vsiyelerde bulunarak ve İdarenin ve Yargının her türlü baskı ve yolsuzluğuna ilişkin dikka tinizi gelen bilgiler konusunda uyarıda ve protestoda buluna ra k Osma nlı otoritelerine ya rdımcı olmaktır. Ayrıca istihbarat konusunda birikim ve deneyimleri vardı. uygun önlemleri alması konusunda Babıâli’ye gereken uyarıların yapılabilmesi için Majestelerinin Hükûmeti’ne ve İsta nbul’da ki Büyükelçiliğe bildireceksiniz. a. ülkenin dili. Iseminger. Muhtemelen. Osmanlı yönetiminin bunu “ bilmezlikten” veya “ görmezden” gelmedikleri dü şünülmelidir. Everett Erzurum’a askeri konsolos yardımcısı. Osmanlı yönetimi. Gordon L.e. “ The Old Turkish Hands: The British Levantine Consuls. topografik verileri olduğu kadar her türlü istatistikî bilgiyi toplayacak ve değerlendirebilecek nitelikte elemanlardı. 127. İletişim Yay. konsolosluk mıntıka nızdaki nüfusun değişik sınıflarının durumunu incelemek. anc ak.

BOA. A. İngiliz konsoloslarının Ermenilere yönelik faaliyetlerinden dolayı meydana gelen sorunlar. Berlin Kongresi’nden sonra gittikçe fena laşmaya başlamıştı. Bir İngiliz görgü tanığı şunları tespit etmiştir. Bu durumdan İngiliz politikasının sorumluluk hissesi büyüktür. BOA.} MKT. s. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmak.e. Abdülhamid tarafından da dile getirilmiştir. Askerî konsoloslar yukarıdaki görev tanımını kimi yerlerde ve zamanlarda daha da ileriye götürerek Anadolu’da. 132. MHM. . Houghton Mifflin Company. TMIK. Padişah. Mesela. D.60 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Görev bölgenizin pek çok yerinde eşkıyalığı bastırmak için etkili bir ka mu gücünün oluşturulması çok önemli bir gerekliliktir. s.. A. 132-33. Askerî konsoloslukların siyasi faaliyetleri sivil konsolosluklara devredildi. Mamuretülaziz’de bulunan İngiltere konsolosunun Ermeni olaylarını destekleyen hareketlerinden dolayı değiştirilmesi iç in İngiliz Büyükelçiliğine tebligatta bulunulmasına karar verilmiştir10 .} MKT. başta Ermeniler olmak üzere Hıristiyan tebaanın uluslaşma sürecini hızlandırmak gibi faaliyetleriyle “siyasi ajan” olarak görev aldılar.g. Rusya ’nın ilerlemesine mâ ni ola ca ğı düşüncesi ile ya pmıştır”9 . 1313 Z 03. 1878 tarihinden sonra İngiliz hükûmeti. Accounts and Papers. iç ve dış şartların baskısıyla. 1889’a kadar Erzurum ve Van’da devam etmekle birlikte son verildi8 . Sonuçta. Askerî konsolosluk uygulamasına Gladstone hükûmeti tarafından1882’de. askerî istihbarat toplamak. Boston ve New York 1909. MHM. Ermenilerin haklarını savunmaya. BOA.C. “Ermenilerin durumu. Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaki Levant Konsolosluk Hizmetlerinde. alıntı U. 200-201. 658/37. Londra 1971. Osmanlı idarec ilerince de sık sık merkeze rapor edilmiş. Padişah II. s. Yine İngiltere’nin Mersin konsolosunun Kozan’ın Şar köyü ve Haçin’de yapmış olduğu kışkırtıc ı faaliyetler hakkında birç ok bilgi toplanmıştır12 .. İngiltere hükûmeti Büyükelç iliği arac ılığıyla uyarılmış veya Osmanlı idarecileri bunları engelleyic i tedbir almaya gayret göstermiştir. LXXX: Turkey No: 10Correspondence Respecting the Conditions of the Population in Asia Minor and Syria .M. a. Bunu kısmen Hıristiyanlık gayreti ile fakat daha çok bizzat kendi menfaatleri için yani muhtar bir Ermenista n’ın. İngiliz konsoloslarının Ermenileri kışkırtma ve koruma faaliyetleri. 7/50. 24 Nisan 1879. askerî konsoloslukları bir model olarak uygulamaya başladı. Fifty years in Constantinople and Recollections of Robert College . 1314 M 07. Londra 1879. görüşlerini Saray görevlisi İzzet Bey aracılığıyla Büyükelçiliğe bir mesajla iletmiş7 8 9 10 11 12 “ Salisbury’den Yarbay Wilson’a” . İngiltere’nin Ermeni meselesine yönelttiği ilgisi sonucu meydana gelen olumsuzluklar ve konsolosların konuyla ilgili siyasi faaliyetleri daha başlangıç ta görülmeye ve anlaşılmaya başlamıştır. DH. Yetkililere bu önlemin önemini anlatma k ve her türlü ça ba yı desteklemek konusunda elinizden geleni ya pa ca ksınız”7 . Kocaba şo ğ lu. Bitlis ve Muş taraflarına giderek Ermeniler nezdinde bir takım faaliyetlerde bulunan İngiltere Van konsolosunun bu tür hareketlerine fırsat verilmemesi istenmiştir11 . Platt. İngiltere. onlar için ıslahat temin etmeye koyulmuş ve Ermenileri muhtar bir Ermenistan eyaletinin kurulacağı fikriyle ta hrik etmiştir. George Washburn. 752/47. bilhassa Anadolu’nun içerisinde. M. Archon Books. The Cinderalla Service: British Consuls since 1825 . 1312 Ca 04.

Van veya Diyarbakır konsoloslarının yanında azdır. Osmanlı idarecilerinin siyasi tutukluları göndermekte rağbet ettiği yerlerdendi. Ancak bunlara rağmen başka özelliklerinden dolayı İzmir İngiliz konsolosluğu siyasi faaliyet kapsamında. Bölgeye getirilen Ermeni tutukluların. 13 Temmuz 1896 tarihli telgrafında.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 61 tir.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. İZMİR İNGİLİZ BAŞKONSOLOSLUĞU VE ERMENİ MESELESİ Ermeni meselesine yönelik İzmir İngiliz konsolosluğunun müdahilliği hiç kuşkusuz Erzurum. “Kraliçe hükûmetinin Ermeni meselesiyle olan bağla ntısını Osma nlı Devleti veya onun görevlileriyle sağladığı. Konuyla ilgili raporlar. ırk veya millet a yrımı yapmaksızın Sulta’nın tüm kullarını gözetmesine karşın şimdi ya lnızca koruma sını Ermenilere yönlendirmiş görünmektedir. Sultan. Bunun üzerine Salisbury’den. 29 Haziran 1896. Ermenileri koruma. B. İzzet Bey’in Büyükelçiye ilettiği mesaj. Ermenilere iyi bir nasihat verilmesini arzu eder. İzmir’deki İngiliz konsolosluğu bölgesine dâhil olan Rodos Adası. kollama. Rodos’taki konsolos yardımcılığı. s. 14 Temmuz 1896. sağlık durumları vs. İngiliz konsolosluk görevlilerinin muhtemelen farkında olmadan Ermenileri teşvik edici davranmaları sebebiyle. Ermeni meselesiyle ilgili konsolosluk raporlarının ağırlıklı bir bölümü. Kraliçe hükûmetinin Ermenilerle iletişimi ve yaptığı bir şey olma dığı” şeklinde geç iştiric i bir c evap gelmiştir14 . kimlikleri. istihbarat toplama. Herbet’e. isimlerini henüz öğrenemediği iki Ermeni profesörün Bursa’dan Rodos’a bir ay kadar önce getirildiğini. İzzet Bey’in S ultan’a bir c evap verilmesi için baskı yaptığını bildirilmiştir. Türk hükûmeti müda fa a ha kkına sa hiptir”13 . mevc ut Ermenilerin önc eliklerini tic ari meselelerin oluşturması kısmen siyasi meselelere ilgisiz durması. House of Commons Parliamentary Papers. Ermeni tutuklularını kapsamaktadır. Dışişleri. 233. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışma gibi faaliyetleriyle Ermeni meselesine müdahil olmuştur. da ha sonra Sulta n’dan değil de İngiltere’den korunma beklemişlerdir. Marquessof Salisbury’den Mr. Londra 1896. s. 1896 [C. İngiltere’nin Ermenileri desteklemesinin Van’da Müslümanların katledilmesine yol a çmasından acı bir şekilde şikâyetçi olmaktadır. İngiltere’nin istediği reformlara buyun eğmek imkânsızdır veya düzeni ve huzuru sağlamak Ermenilerin bundan sonraki tutumuna ba ğlıdır. Geçen yıllarda İngiltere. yoksa ya ptıkla rına deva m ederlerse. hem İmparatorluk çapında hem de bölgede yaşanan olaylarla bağlantılı olarak 1890’lardan itibaren karşımıza ç ıkmaktadır.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. İstanbul. Londra 1896. Herbet’ten Marquessof Salisbury’ye. geldikten birkaç gün 13 14 Mr. İzmir ve Batı Anadolu’daki Ermeni nüfusunun azlığı. Padişah’ın bu mesajına karşın İngiliz hükûmeti gereken hassasiyeti göstermemişti ki Büyükelçi Herbert. 1896 [C. çoğunlukla sent home aç ıklamasıyla doğrudan İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na bildirilmiştir. 259. . bölgede Ermeni olaylarının düşük seviyede kalmasına yol açmıştır. bilgiler konsolosluk tarafından İstanbul’daki Büyükelçiliğe. kısaca özetlenerek Dışişleri Bakanı S alisbury’e şu şekilde bildirilmiştir: “Sulta n. House of Commons Parliamentary Papers.

Tutuklulardan birinin kadın olduğu ve Kadı’nın evinde tutulduğu. Tutuklular. İzmir. Rodos. diğer mahkûmlardan ayrı tutuldukları eklenmiştir15 .26. İzmir. Tutuklular Sivas’tan getiriliyordu. İstanbul’dan gelen emirler doğrultusunda sıkı güvenlik önlemleri alınmasıyla yakalanmış ve tekrar hapsolunmuştur. 1896 [C. s.1899. 148-149. Rodos konsolos yardımcısı ve İzmir başkonsolosluğu arasında yazışmalar yapılmıştır. Londra 1896. 1 Nisan 1895 Vekil Konsolos Blech’ten Sir A. Mic hell. Rodos. Başkonsolos. Başkonsolos Holmwood’un 1 Nisan 1895 tarihli raporu. House of Commons Parliamentary Papers. Adana ve Payas’ta tutuklu bulunan Ermenilerin listesi iletilerek bu listedeki tutukluların durumuna ait bilgi talebi üzerine İzmir konsolosluğu cevabında. gün iç inde serbestçe şehirde dolaşabildikleri ve de kötü muamele gördüklerine dair hiç bir haber almadıkları belirtilmiştir16 . Türkiye: 3. Londra 1896. Osmanlı idarec ilerinin beş Ermeni tutukluyu İzmir’e gönderdiğini ve bunların Avusturya buharlısıyla dün İstanbul’a gitmek üzere İzmir’den ayrıldıklarını bildiriyordu. öncelikle Adana ve Payas’ın kendi konsolosluk bölgesine dâhil olmamamsı sebebiyle tutuklu listesini ve gerekli bilgileri Halep konsolosluğuna ilettiğini.29. s. İzmir’deki yetkililerce de İsta nbul’a gönderilmiştir17 . Kötü muamele görmedikleri. 1 Nisan 1895 . Holmwood’tan Philip Currie’ye. Türk yetkililerinin 15 16 17 18 19 Konsolos Yardımcısı Jones’tan Sir Clare Ford’a. J. House of Commons Parliamentary Papers. eğer İngiltere konsolosluğu durumdan haberdar olursa. beş Ermeni tutuklu hakkında şu bilgileri toplayabilmişti: “Zeytun Ermeni Başpiskoposu Ga ra bet Kirckekia n [Kirçekyan]. FO/195. Francis Jones’tan Sir A. 29 Haziran 1893. Londra 1896.8108] Correspondencerelating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. Bezen de Büyükelçilik. 1896 [C. FO/195. 23.8015] Correspondence relating to AsiatiProvinces of Turkey 1895-96. TNA. İç lerinden iyi İngilizce konuşan Dr. Holmwood’tan Philip Currie’ye. Turkey: 6 (1896). Nicolson’a. 18 Ocak 1894 tarihinde dokuz Ermeni siyasi tutuklunun Ankara vilayetinden İdare-i Mahsusa Şirketi buharlısıyla adaya getirildiklerini rapor etmiştir. Nocolson’a.8015]Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. No: 23. Burada diğer tutuklulardan farklı muameleye tabi tutuldukları. üç Ermeni rahip ki bunlardan Ghevout ölüme mahkûm edilmiş ve bir Ermeni okul müdürü Maraş’ta gözaltına alındıktan sonra İzmir’e getirilmiş. 1896 [C. İzmir Başkonsolosluğu bölgesinde tutuklu bulunan Ermenilerin durumları hakkında bilgi talep etmiştir18 . kendisinin ve diğer tutukluların iç inde bulunduğu durumun Kıbrıs komiserine bildirilmesini istiyordu. Türkiye No: 3.1899. 24 Ocak1894. Rodos’a gönderilen yedi Ermeni tutuklu hakkında Kıbrıs’taki Limassol komiseri. Ligrane Hekiman. No: 248. House of CommonsParliamentary Papers. İlk olarak 4 Şubat 1896 tarihinde. diğer erkek tutukluların zincirli halde iskeleden şehir hapishanesine bırakıldığı bildirilmiştir.62 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 sonra adadaki köylerden birine kaç tıkları bildirmiştir. Limasol komiseri Ronald N. No: 175. Yine Rodos’taki konsolos yardımcılığı. İzmir. 203-204. Doktor. Bazen de Ermeni tutuklular doğrudan İngiliz yetkililerinden yardım talebi bulunmuştu. TNA. Rodos’taki İngiliz konsolosluğuna yedi Ermeni tutuklunun Osmanlı buharlı gemisiyle Limasol’a getirildiklerini bildirmişti. s. İzmir’deki tutuklular hakkında da tüm bilgileri gönderec eğini bildirmiştir19 .

Rodos konsolos yardımcısına.8108] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. Kopya: Holmwood’tan A. Daha önce bahsi geçen Rodos Adsına getirilen yedi tutuklu Ermeni hapisten çıkarılmışlar fakat şehirden ayrılmaları- 20 21 22 23 TNA. “Vali’yi ziyaret ediniz veya bir mesaj yollayınız. Vekil Konsolos Fitzmaurice tarafından telgrafla Büyükelçiliğe iletilmiş.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 63 kendilerine karşı aşırılıklara gidemeyeceğine inandığını söylemişti. 10 Şubat 1896 Sir P.11. 4 Şubat 1896 TNA.11. diğer beşi ise İstanbul’daki olaylara karışmış olma şüphesiyle tutukla ndıkla rını Konsolos Ya rdımcısı Ha dkinson bildirmiştir. biri hırsızlıktan.) House of Commons Parliamentary Papers. Rodos. Michell’den A. FO/195.11. Kopya: Ronald N.1946. Meseleyi Vali’ye ilettim. İzmir. İzmir’de siyasi sebeplerden dolayı tutuklu olan tüm Ermenilere af ç ıktığına dair bilgi. Biliotti’ye. Limmasol. Konya Kadısı’nın Anta lya’daki teftişi sırasında alınan karara uyuyorlar. gelen bilgiye göre. Nisa n 1894’te hapisten çıkmıştı ancak. tutuklular hakkında genel bir bilgi verdikten sonra İngiltere konsolos yardımc ılığı olarak Ermeni tutuklular hakkında bilgisi olduğunu Valiye bildirip bildirmeyec eğini Başkonsolos Holmwood’a sormuştur21 . geçen ya z İstanbul’da meydana gelen olaylardan sonra getirilmişti. durumlarında ne bir gibi değişiklik olduğunu bilmiyor. dükkânında çalışan çırağın barut sa ttığı iddia sıyla tutukludur. Haira bet Avédisia n. No: 474. Başkonsolos Holmwood. Bunlar imparatorluğun çeşitli bölgelerinden. Biliotti’denHolmwood’a. Kopya: A. Konsolos Yardımcısı Keun. Denizli’de sa dece hırsızlık suçunda n dola yı bir Ermeni tutuklu va r. Osmanlı valisine Ermeni tutuklulara “iyi” muamele edilmesine yönelik bir uyarıdan ve dolayısıyla iç işlerine müdahaleden başka bir şey değildi. Ermeni tutuklular hakkında Büyükelçiliği haberdar ettiğinizi. şu bilgileri iletmiştir: “Kuşa dası. yine aynı gün telgrafla Dışişlerine ulaştırılmıştır23 . Buna göre Konsolos Cumberbatc h.1946. Padişah’ın Ağustos ayında ki ta hta çıkma yıldönümünde bağışlanma istemesini tavsiye ediyorlar. Londra 1896. Ha ira bet. 5 Şubat 1896 TNA. FO/195. 365. Eylül 1895’de kaçak barut satmak suçuyla. Turkey: 6 (1896. Ka dı ve Muta sarrıf Hairabet’in siyasi suçlu olmadığını kabul ediyorlar ancak. bundan sonra da Eksela nslarını haberdar etmenizin göreviniz olduğunu bildiriniz” demiştir22 . . Currie’den Marquessof Salisbury’e. fakat temsilci. Biliotti’ye. Büyükelçilikten iletilen 23 Aralık 1896 tarihli telgrafta Ermeni siyasi tutuklulara yönelik af ilanı sebebiyle konsolosluk bölgesindeki durumun rapor edilmesi istenmiştir. Rodos’taki İngiliz konsolos yardımc ısı. s. 25 Temmuz 1895. 1896 [C.1946. Bunlardan biri İslam dinine küfür ettiği. Ermeni sorunları başladığından beri sadece bir Ermeni. Anta lya’da. 24 Oca k 1897’de Aydın’daki Konsolosluk temsilcisinin bildirdiğine göre Aydın’da da tutuklu Ermeni yoktur fa kat Denizli’de dokuz Ermeni hapistir. İstanbul. FO/195. Tutuklular Rodos’a ulaştıktan sonra. siya si bir suç iddiasıyla tekrar tutuklanmıştır. Geminin Rodos’a hareket etmesi üzerine Rodos’taki İngiliz konsolosluğu durumdan haberdar edilmiştir20 . Bu. Hairabet’in çıkan afla tutukluluğunun sonlanması için çaba harcamış ancak. Sakız Adası ve Urla’da hapishanelerde Ermeni yoktur. Midilli’de yedi Ermeni’nin tutukluluğu devam etmektedir. Mutasarrıf ve Kadı kabul etmemiştir.

Adı geçen kişi daha sonra Ordu kazasına gitmiştir…”27 . 17 Mart 1897. s. Platt. Daha sonra İzmir vekil konsolosu olarak Adana’ya gelen Fitzmauric e’nin faaliyetlerinin tespiti iç in Osmanlı hükûmeti tarafından Mülazım Ata Efendi’nin görevlendirildiğini görüyoruz. Ba şbakanlık Devlet Arşivleri Müdürlü ğ ü . 27 Mart 1897’de Dışişleri Bakanlığ ına iletilmiştir. Fitzmaurice. Bkz. Ağustos 1894 ile Mart 1896 yılları arasındaki Ermeni olaylarını incelemekle görevlendirildi. Onları. bu inancını da Mersin’den ayrıldıktan sonra Adana’dan kendisine ulaştırılan bir mektuba dayandırıyordu. 30 Ekim 1893. No: 158. Bkz. Ermenilerin Müslümanlarc a katledil24 25 26 27 28 TNA. UM.C. Koyulhisar ve Hamidiye kazalarını gezmiştir.M. Fitzmaurice. BOA. İzmir’deki tutuklu Ermenilerin serbest bırakıldıkla rı da 31 Ara lık 1896’da 131 numa ra lı ra porla bildirilmiştir”24 . Sir P.. Gerard Fitzmaurice (1865-1939). G.2. İmparatorlukta meydana gelen Ermeni olaylarının İzmir konsolosluğuna yansıyan yönlerini ele almaya devam ettiğimizde. Ata Efendi. BOA. 1896 [C. Ba şbakanlık Devlet Arşivleri Yay. Bkz. “Cumberbatch’tan Currie’ye” .e. s. Londra 1896. a.R. 130-135. FO/195. konsolosu takip ederek faaliyetlerini bir rapor olarak sunmuştur28 .8015] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. Osmanlı idarec ileri Fitzmauric e’in Trabzon’daki görevi sırasındaki siyasi faaliyetlerinden birini rapor etmiştir. Zeytun’daki Ermeni olaylarını konu alan “gizli” bir rapor sundu.26. PRK.1990. Erzurum ve Trabzon’da gerçekleştirdi. Sivas Valiliği’nden Dâhiliye Nezareti’ne gönderilen telgrafta. Berridge. 13-33. Ayrıca Osmanlı devlet görevlileriyle de görüşmeler yapmıştı.g. İzmir’deki görevinin ardından Adana vekil konsolosu oldu ve Birecik’teki Müslüman olan Ermeniler hakkındaki soruşturmaya İngiliz delegesi olarak katıldı26 . Bu raporu. “Tra bzon İngiliz Konsolos Vekili Mösyö Fitzma urice seya ha t ama cıyla geçenlerde Ka ra hisa r-ı Şa rkî’ye giderek Suşehri. Adana’da kaldığı süre zarfında hemen her kesimden Müslümanlarla yaptığı görüşmelerden ç ıkardığı sonuc u da iletmekteydi. İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın Zeytun Ermenilerinin durumunu öğrenme isteği üzerine hazırlamıştı. Türkiye: 3. 28/61. Fitzmauric e. House of CommonsParliamentary Papers. Fitzmaurice raporunda. Anca k hizmetçisi ola n Karslı bir Ermeni aracılığıyla Hamidiye’de bulunan Ermenilerin durumlarını izlettiği ve nüfus miktarları ile diğer durumlarına ilişkin bazı araştırmalar yaptırdığı anlaşılmıştır. 1891’de askerî konsolosluk sisteminin kaldırılmasının25 ardından yerine getirilen “siyasi konsoloslar”dan biriydi. 1895’te İzmir konsolos yardımc ılığına terfi etmiş. s. Zeytun Ermenilerinin teslim olduktan sonra katliama uğrama ihtimalinin olduğuna inandığını bildiriyor. Martinus Nijhoff Yay. Müslümanların Hıristiyan reayaya güven duymadığı ve fanatik davranışlarının gittikç e büyük derinliklere ulaştığına dikkat çekmiştir. 1313 Z 19. TMIK. ardından 1895-1896 tarihleri arasında İzmir Başkonsolosu olan Gerald Henry Fitzmaurice’in faaliyetlerine yer vermemiz gerekir. 1891’de Levant S ervis’te aldığı ilk görevlerini vekil konsolos olarak Van. Chief Dragoman of the British Embassy in Turkey. DH.. Y. . İzmir konsolos yardımcısı olarak İzmir’den 10 Ş ubat 1896 tarihinde. Fitzmauric e.64 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 na izin verilmemiştir. Leyden-Boston 2007. Ankara 2004. c. Currie’den Marquess of Salisburry’e. bu rapor. Bölgedeki Ermeni olaylarıyla yakından ilgilendi.M. Osmanlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İli şkileri (1891-1893). 114-115. D. İzmir...

Zeytun Ermenilerinin Türklere saldırdıkları. ama sonuçta. Bunu Müslümanlar arasında. “ Holmwood’dan Philip Currie’ye” . Ermenilerin mağdur olduğu. kişilerin ön duruşma veya basit bir soruşturma olmaksızın tutuklu kalmalarından duyulan rahatsızlık ifade edilmiştir30 . raporunda son olarak İngiliz hükûmetinin Zeytun Ermenileri arasında beklenen ilgisinin önemini vurgulamıştır. Söz konusu raporlarla konsolosluk.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 65 mesinin Avrupa kamuoyunda yaratacağı tepkiyi düşünmeleri konusunda uyarmıştır. FO/195.11. Osmanlı idarecilerinin nasıl bir tavır takınacakları yönünde tahminde bulunmuştur. kendisiyle İzmir’den Mersin’e birlikte yolculuk yaptıkları sırada Zeytun Ermenilerinin korunmasının gerekliliği yönünde Vali’yi etkilediğini ifade etmiştir. sadece aydın kişiliğiyle tanıdığı Halep Valisi Raif Paşa’ya güvenebildiğini. Ermenilere ait evlerinin polis tarafından sudan bahanelerle arandığı ve eğer evinde Ermenic e bir milli şiir kitabı. Ayrıca. Ermeni vilayetlerini gösteren atlaslar veya tanınmış Ermenilerin fotoğrafları bulunursa o kişi veya kişilerin derhal tutuklandıkları bildirilmektedir.29. Ermenileri korumak iç in bütün gücünü seferber edeceğine söz vermişti ancak. 1 Nisan 1895 TNA. Müslüma nla rın öç a lma duygusuyla saldırıya geçmelerine imkân tanınacaktır. Bunlardan bazılarının bu durumu onayladığı. Osmanlı idarecileri hakkındaki düşüncelerine devamla. Türkiye’de valilerin her zaman istediklerini yapamadıklarını ifade eden Fitzmaurice. Vekil Konsolos Cumberbatch. İngiliz hükûmetinin Os- 29 30 31 TNA. birkaç yüz Türk askerini parçalara ayırdılar ve diğer binlercesinin öldürülmesine veya ölmesine yol açtıla r. İzmir. Belki idareciler ya rdım kuvvetleri talep edecek. Holmwood’tan Philip Currie’ye. Zeytun Ermenilerinden intikam alma isteğinin kök saldığı şeklinde yorumlamıştır. İzmir. Ermenilerin güvenliğinin İngiliz hükûmetince sağlanması. Ermeniler ayaklandılar.1899.1946. buna mukabil onları ovalardaki Türk ve Kürt köylerine yerleştirerek. hak ve özgürlüklerinin sağlanamadığı yönünde değerlendirilecek şekilde rapor edilmiştir. FO/195. Valiliğe gelen emir üzerine evlerde silah aramaları yapılmıştır. Vali. Britanya’nın itibarını zedelemeyec ektir29 diyerek hükûmetine ç ağrıda bulunmuştur. doğu vilayetlerinde yaşanan olaylardan dolayı olumsuz etkilenmeleri veya buradaki Ermenilerden birtakım olaylara dâhil olanlara karşı Osmanlı idarecilerinin aldığı tedbirler. Konsolosluk tarafından.79. “Osmanlı idarecileri Zeytun Ermenilerini koruma ya ca ktır. bazılarının ise omuzlarını silkerek “ne yapalım. Benzer bir şikâyet raporu. 6 Ağ ustos 1896 . Ermenilerin evlerinde silah araması yapılmasına dairdir. Cumberbatch’tan Herbert’e. bu Zeytun’da ki sekizinci isya nları ve hepsinin kökünü kazımalı” cevabını verdiklerini açıklamıştır. bunun üzerine Türklerin de savunmaya geçtikleri” şeklinde bir açıklamayla. FO/195. İzmir. bu şekilde yaklaşık 20 kişinin tutuklandığını. İzmir ve çevresinde yaşayan Ermenilerin. Ayrıca. 10 Şubat 1896 TNA. Fitzmauric e. Bu tahminin İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nda karar mekanizmalarını etkilemesi kaç ınılmazdı. bunun özel bir komisyon tarafından a d hoc kararlaştırılmış bir karar olduğu ve Erzurum’dan başlayarak Anadolu’daki her kasabanın yoklanac ağına işaret etmiştir31 .1946.

İzmir.89. kutularda bulunan kitap ve kâğıtların bir kısmı.49. Türk Tarih Kurumu. İzmir ve Manisa’da bazı Ermenilerin evlerinde dinamit ve diğer patlayıcılar ile Yıldız suikastıyla ilgili yazılarla planlar bulunmuştu ki bu Ermenilerden birkaçı İngiliz vatandaşı idi. Anadolu’daki nüfus hareketliliği de İngiliz hükûmetinin yakın takibi altındaydı.1946. İngiliz vatandaşı olan 32 33 34 35 TNA.100.66 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 manlı Devleti’nin güvenlikle ilgili aldığı tedbirlere müdahale çağrısı ve dolayısıyla iç işlerine karışma yolunu aç mıştır. Ayvalık’taki konsolos yardımc ısı Eliopoulos’tan edindiği bilgiye dayanarak. FO/195. İstanbul’daki son olaylardan beri Avusturya. 1905-1906 yıllarına gelindiğinde. “ Osmanlı Devletinde Ortaya Çıkan Göç Problemleri ve Türk Göçlerinin Bir Safhası: 1903-1904 (Rumi 1319) Yılında Meydana Gelen Göçler” . N. Bu. Müslüman muhac irlerin Anadolu’ya yerleştirilmesi meselesi de İngiliz konsolosluğunc a Anadolu’da Ermeni nüfusunun varlığına tehdit olarak algılanmıştır. Ermeniler tarafından güvenliği tehdit edic i girişim ve olayları konu alan yazışmalar yapılmıştır. “ J. A. Eliopoulos. tutuklanan Ermenilerin durumunu yakından takip etmiştir. Temmuz 1905’te Padişah II. konsolosluk bölgesi limanlarından Kıbrıs’a Ermeni muhaciri taşıyan gemilerin kalkıp kalkmadığının bildirilmesini istemiştir. TNA. Diğer taraftan. s. C. Ankara 1994. Abdülhamid’e Yıldız’da düzenlenen suikastın ardından yapılan soruşturmalar ve alınan sıkı tedbirlerin neticesiydi. giderlerse 50 dönüm bağ ve ev verileceğine söz verildiği Büyükelçiliğe bildirilmiştir34 . 21 Ekim 1896 TNA. Koğuşturmaların yapıldığı ilk dönemden itibaren İzmir Başkonsolosluğu. Türk Kültürü . 22 Eylül 1905 .1946. İngiliz konsolosluğu kavaslarından birinin evinde toprağa gömülü olarak bulunmuştu35 . Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . buradaki kıyı şeridinin değişik noktalarından gemilerle ulaşıldığına dair konsolosluğun sağlam bilgiler edindiğini bildirmiştir. Fransız ve Rus gemilerinin Başkentten S uriye sahillerine ve Mısır’a her hafta Ermenileri indirdikleri. Ayrıc a delil olarak. Ayrıc a yıl boyunca Anadolu’dan Kıbrıs’a ciddi miktarda Ermeni göçünün gerç ekleştiği. henüz İngiliz yönetimi altına girmişti. 155-159. İzmir konsolosluğundan.Sofuo ğ lu.2209. No: 383 Ankara. Çünkü bu dönemde Kıbrıs.Cumberbatch’tan Philp Currie’e. FO/195. Osmanlı hükûmeti hem nüfus dengelerinin sağlanması hem de kaybedilen topraklardan ve baskılardan kopup gelen Müslüman muhacirlerin yerleştirilmeleri meselesinin çözümünü sağlamak amacıyla birtakım tedbirler alınmıştır33 . “ Cumberbatch’tan Philp Currie’e” . Bergama’daki Türk idarecilerinin Bulgaristan’dan gelen göç menleri Ermenilerin yaşadığı bölgelere yerleşmeleri için ikna etmeye çalıştıklarını. Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri . 30 Eylül 1896 Bkz. H. Mart 1995. Vekil Konsolos Cumberbatch. Konsolos vekili Cumberbatch. İzmir. Büyükelçilik. bazılarının Kıbrıs’a da gittikleri ancak. XXXIII. konsolosluk bölgesinden sadece Ermeni muhacirleri taşımak üzere ayrılan “özel” bir geminin hareket ettiğine dair bir bilgiye sahip olmadığını ifade etmiştir32 . FO/195.177-8. İpek. ss. tahmini bir sayı vermeyeceğini eklemiştir. İzmir. Osmanlı Devleti’nin bir plan dâhilinde sistematik olarak Müslüman göçmenleri Ermenilerin yoğunlukta olduğu bölgelere taşıdığını iddia etmiştir.

“ J. dinamit dolu dört petrol varili İzmir36 37 38 39 40 TNA. İzmir. İngiliz vatandaşı Karabet Balli Danichan şu faaliyetlerinden dolayı suç lu bulunmuş ve bir yıl hapis c ezası verilmiştir: Manisa’daki Komiteye üye olmak. konsolosluk tercümanın Vali ile görüşmesi etkili olmuştur.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 67 Ermeni kardeşlerin Türk hapishanesinde değil de konsolosluk hapishanesinde tutuklu kalmalarını sağlanmıştır. FO/195. tutukluların kendi itirafları ve belgeler ve diğer ikinc i derec e deliller. Yıldız suikastına bulaşmış Ermenilerin 1905-1906 yılları arasında süren duruşmaları konsoloslukç a yakından takip edilmiştir. Anc ak. İzmir. “ Nicholas O’Connor’a” . tutukluların mutlaka mahkemeye ç ıkarılması yönünde Valiliğe baskı yapmıştır36 .55. 1Ağ ustos 1906 TNA. İzmir. “…bununla birlikte. ne zaman gönderilec ekleri Büyükelç iliğe bildirilmiştir37 . 10 Ekim 1905 TNA. 1Ağ ustos 1906 TNA. İzmir.1899. Cenevre ve Filibe’de kolları olan suç amaç lı gizli c emiyete üye olmak. Doğu vilayetlerinde Ermeni olaylarının başlamasıyla birlikte Aydın demiryolunun güvenliğine yönelik olası tehditlere karşı 1895’lerde. bölgeyi dolaşmış ve herhangi bir sorun olmadığını rapor etmiştir40 . hangi gemilerle. Tutuklular şu faaliyetlerinden dolayı suç lu bulunmuştur: İskenderiye. FO/195. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” .2209. 19-29 Ağustos 1905 tarihinde.53. bizzat Başkonsolos Holmwood. FO/195. İzmir. H. imparatorluğun başkenti başta olmak üzere önemli noktalarda bombalı saldırı ve suikastlar düzenlemeye başlamasıyla Aydın demiryolunun da bombalı saldırılara uğrayac ağına dair bilgiler ortaya ç ıkmıştır. “ Holmwood’tan Philp Currie’e” . “ Cumberbatch’tan” . nerelere. Tutukluların sayıları.49.2235. FO/195. Üç ü İngiliz vatandaşı olan Manisalı Danielian ailesi mensuplarından Hadjatur ve Berteh serbest bırakılmış anc ak Karabet Danielian’ın tutukluluğu devam etmiştir. Destekleyic i deliller: Bomba ve dinamitlerin bulunması. 22 Eylül 1905 TNA. Cemiyet üyelerinin İstanbul’da suikast yapmayı planlamak ve ayrıc a aynı amaç iç in İzmir’e kaç ak dinamit ve diğer patlayıc ıları getirmek. Cemiyete para kaynağı bulmaya katkı vermek. Bunlardan Karabet Danielian’ın Türk hapishanesine yerleştirilmesine engel olunmasında.95. Adjem Karabet’ten dinamit ve tüfek temin etmek.2235. “ Cumberbatch’tan” . bundan on yıl sonra Ermenilerin. Devlet dairelerini ve umum binalarını bombalamakla genel barışı bozmayı ve toplumun ç eşitli kesimleri arasında sıkıntı yaratmayı istemek.2209. direnç göstererek mahkeme süresince Ka ra bet’i Konsolosluk ha pishanesinde tutmayı başardık” şeklindeki ifadesiyle doğrudan müdahalesini göstermiştir38 . S uç delili olarak kabul edilen evrağı evinde bulundurmak39 . Konsolosluk. FO/195. Başkonsolos Cumberbatc h. 12 Aralık 1895 .55.

204-205. s. istihbarat toplama. İzmir. Ayasuluk civarında bulunanlar. İzmir. Bomba ve dinamitlerin bulunduğu ev. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . Aynı mektup kopya edilerek Dışişleri Bakanlığı’na da ulaştırılmıştır. . birkaç ay önce iki Ermeni tarafından tutulmuştu. konsolosların ve diğer çalışanlarının. Ermenilerin. Ermeni davasının bir İngiliz davası olduğu bu dönemde konsoloslar. Turkey: 2 (1896). İngiltere’nin. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . İngiliz hükûmetinin verdiği destek ve rehberliğe ayrıntılı bir şekilde teşekkürlerini sunmuşlardır43 .H. 1896. İzmir gazetelerinden Ahenk’te 13/26 Ağustos 1905 tarihinde ç ıkan yazıda söz konusu iki Ermeni’nin Erzurum’dan geldikleri bilgisi terc üme edilerek delil olarak gösterilmiştir42 . İstanbul. hem hükûmetlerinin kamuoyu oluşturmasında ihtiyaç duyduğu taraflı bilgiyi sağlamışlar. İzmir bölgesinden olmadıkları. 1896 [C. 41 42 43 TNA.2209. Ermenilerin Osmanlı idaresinde yaşadıkları sıkıntılardan söz edildikten sonra. 22 Ağ ustos 1905 TNA. 26 Ağ ustos 1905 Sir P. Ermenilerin İngiliz Büyükelç iliğine teşekkürleriyle aç ıklanabilir. FO/195. tutuklu veya suçlu olma ihtimali taşıyan Ermenileri koruma. Londra. meydana gelen Ermeni olaylarında daima Ermenileri haklı bulan taraflı bir tutum sergilediklerini göstermektedir. Diğer taraftan İngiliz hükûmetinin Ermeni meselesine yakın ilgi gösterdiğinin. “ J. House of Commons Parliamentary Papers. İzmir Ermeni Topluluğu Üyeleri imzalı bir teşekkür mektubu 5 Kasım 1895’te İngiliz Büyükelçiliğine sunulmuştur. SONUÇ İzmir İngiliz Başkonsolosluğunun siyasi faaliyetleri kapsamında yakın plana alınan Ermeni meselesinde. Bunlardan ikisi Ayasuluk’un biraz ilerisinde İzmir’e 50 mil uzaklıktaki köprü altında. Mektupta. diğer ikisinin de bu ihbar sonucu yapılan araştırmalarla bulunduğu ifade edilmiştir41 . İngiliz hükûmetinin Osmanlı’daki varlığını Tanrı’nın kendilerine sunduğu bir lütuf olarak ifade etmişler. “ J.2209. 3 Aralık 1895. propagandalara zemin hazırlamışlar hem de birkısım Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu’na karşı başlattıkları uluslaşma müc adelesi ile imparatorluğun parç alanmasına hizmet etmişlerdir.68 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Aydın demiryolunda bulunmuştur. İzmir İngiliz Başkonsolosluğu. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışarak Anadolu’daki Ermenilerin hamiliğini üstlenmesinin bir delili de. kollama gibi faaliyetlerle Ermeni meselesine müdahil olmuştur. Vali Kamil Paşa’nın oğlu Said Bey tarafından demiryolu müdürüne bir Ermeni’nin bomba yerleştirdiği şeklinde ihbar etmesi. bu durumu önemle Büyükelçiliğine bildirmiştir. Currie’den Marquessof Salisbury’e.7927] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95.H. resmi temsilcileri olan konsoloslukları arac ılığıyla aktif bir rol oynadığı belirlenmiştir. diğer ikisi de yine bir köprü altında İzmir’e 59 mil uzaklıkta bulunmuştur.39. Evi kiralayanların İzmir bölgesinde ikamet ettiklerine ilişkin vali açıklamasını konsolosluk düzeltme ihtiyac ını duymuş. FO/195. No: 391.41. Raporlar.

Türk Kültürü. Ankara 2004. A.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 69 KAYNAKÇA Arşivler Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). TMIK. İstanbul 2001. House of Commons Parliamentary Papers. -Karal. Türk Tarih Kurumu. İngiliz Parlamentosu Yayınları -Parliamentary Papers (Accounts and Papers). 2209. The National Archives (TNA).} MKT. -Kocabaşoğlu. Ankara 1988. -1896 [C.M. Houghton Mifflin Company.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. 1856-1876”. No: 383 Ankara.. Londra FO/195. İstanbul 2004. Chief Dragoman of the British Embassy in Turkey. Nihat. George. Londra 1896. 1312 Ca 04. -Yerasimos. -Washburn. . c.Ü. Boston ve New York 1909. Osmanlı Tarihi VII Birinci Meşrutiyet ve İstibdat Devirleri (1876-1907). -İpek. Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri . Türk Tarih Kurumu. Stefenos. Archon Books. Londra 1896. D. Ankara 1994. 1314 M 07. LXXX: Turk ey No: 10 Correspondence Respecting the Conditions of the Population in Asia Minor a nd Syria. Ma jestelerinin Konsolosları İngiliz Belgeleriyle Osmanlı İmparatorluğu’ndaki İngiliz Konsoloslukları (1580-1900). “Osmanlı Devletinde Ortaya Çıkan Göç Problemleri ve Türk Göçlerinin Bir Safhas ı: 1903-1904 (Rumi 1319) Yılında Meydana Gelen Göçler”. XXXIII. The Cinderalla Service: British Consuls since 1825. Leyden-Boston 2007. Devletlerarası Hukuk ve Siyasi Ta rih Metinleri. 168-188. 2235’nolu defterler Resmi Yayınlar Osmanlı Arşivi Yayınları -Osma nlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İlişkileri (1891-1893). MHM.} MKT. -Sofuoğlu.Erim. 22: 3 (Yaz 1968): 297-316. Cilt (1-B).R.. İletişim Yayınları. C. . Gerard Fitzmaurice (1865-1939). 8108] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. TMIK. G. İstanbul A. Gordon L. Fifty years in Constantinople and Recollections of Robert College. 7/50. Belge Yay.8015] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96.1946. Martinus Nij hoff.. ss. 1313 Z 19. Dünya Savaşına. 1990. A. -Platt. Enver Ziya. 658/37. Londra 1879. Telif ve Tetkik Eserler Kitaplar -Berridge. Middle Ea st Journal. DH. 752/47. Hukuk Fakültesi Yayını. Londra 1971. M. Türk iye No: 3.M. Ankara 1953. House of Commons Parliamentary Papers.C. N. Londra 1896. 1896 [C. 1899. -1896 [C. Mart 1995. Turkey: 6 House of Commons Parliamentary Papers. MHM. DH.. “The Old Turkish Hands: The British Levantine Consuls. Başbakanlık Devlet Arşivleri Yay. Uygur. A. Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye 2-Ta zimattan I.2. 1313 Z 03. Makaleler -Iseminger.

70 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Key Words Iqba l. olgunlaşan gençten de kartalın bilgeliğine ve vakurluğuna yakışır davranışlarda bulunmasını arzulamıştır.tr . and desired the maturated young to act on the eagle’s sagacity and dignity.edu. Iqbal symbolized the child and young with a falcon and the human with an eagle. olgun insanı kartal sembolleriyle betimlemiştir. Doç. Dr. çocuk . “Bal-e Cibril” ve “Zarb-e Kalim” adlı eserlerinde şairin edebi ve fikri olarak gelişim süreci içerisinde çocuk ve gence bakışı incelenmiştir. Issue : 5 Pa ge : 7 1 -8 8 ÇOCUK VE GENÇ İKBALİN ŞİİR DÜNYASINDA Hakan KUYUMCU∗ Özet Bu makalede İkbal’in Urduca şiirlerinin yer aldığı “Bang-e Dara”. “Bal-e Jibril” and “Zarb-e Kalim” covering Iqbal’s Urdu poems have been reviewed and the poet’s views on child and youth during his literary maturation have been scrutinized. çocuk ve genci şahin. Sa yı: 5 Sa yfa : 7 1 -8 8 Ye a r: 2 0 1 1 .TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . genç CHILDHOOD AND YOUTH IN IQBAL’S P OETRY WORLD Summary Within this article. He advised the young to possess the courage and agility of the falcon by adhering to the path leading to wisdom and consciousness. hkuyumcu@selcuk. Anahtar Kelimeler İk ba l. İkbal. books called “Bang-e Dara” . Gençten şahinin cesaret ve ataklığına sahip olmasını isteyerek bilince ve bilgiye giden yoldan ayrılmamasını öğütlemiş. Selçuk Üniversitesi Do ğ u Dilleri ve Edebiyatı Bölümü Öğ retim Üyesi. Youth a nd Fa ble ∗ Yrd. Childhood.

2005: 107–117.72 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Muhammed İkbal (1877–1938) yazmış olduğu şiirleri. “Man ka Hab” başlıklı şiirleri yukarıda adı geçen şairlerden etkilenerek ç oc uklar iç in kaleme aldığı terc üme veya uyarlamalardır (Hamid Ahmed Han. “Ahd-e Tıflî (Çoc ukluk ç ağı)”adlı şiirinde psikanalist bir yaklaşım iç inde küç ük bir bebeğin tasvirini yapmakta ve o bebeğin bilgisini geliştirmek iç in pragmatizmin de özü olan ‘yaparak öğrenme’ aşamasındaki mac erasını dile getirir. “Eyk Makra aur Makkhi”. yüzyılda Mevlâna Celaleddin Rumi’nin de Mesnevi’sinde sıklıkla kullandığı ç eşitli hayvan motifleri bulunmaktadır (Karaismailoğlu. Özellikle mürşit-mürit ilişkisi iç inde İkbal ve Mevlâna’nın şiir tarzlarında benzerlik arandığında. makaleleri. ‘Fabl’ tarzı masallardaki konu benzerliği daha baskındır. “Ek Pahar aur Gilhari”. ç ocuk herkesi derinden etkiledi. konuşmaları. henüz İkbal’in şiir hayatının ‘ilk dönemi’ iç inde Mevlâna’nın Mesnevi’sinde kullandığı dinsel motifç ilik anlayışının belirgin olmadığı görülür. mektupları v. İkbal bu aşamada Hindistan’ın siyasi ve kültürel özgürlüğünü bir bütünlük iç erisinde ilk dönem şiirlerinden ‘Himalah’ ve ‘Taranah-e Hindi’ de kaleme aldı. İkbal’in ilk şiirleri “Ek Gae aur Bakri”. “Baç ç e ki Dua”. Alfred Tennyson ve Radolph William Cowper gibi İngiliz şairlerin şiirlerinin etkisinde politik. İkbal’in edebi hayatının ilk dönemi (1905 öncesi) yaklaşık on sekiz yaşında dini ve politik amaç taşımayan gazel türünde şiirler yazmakla başladı. 1982: 12).b. İkbal bu etkilenmenin yansımalarını ilk olarak ç ocuklar iç in yazmış olduğu şiirlerinde dile getirdi. Bu şiirlerde bir veya iki hayvan motifi seçilip başlarından geç en olaylar konu alınarak ç oc uklara iyilik.: 11-18. Ş iir hayatının bu evresinde Batı tarzı romantizm şiir onun ilgisini ç ekti (Quraishi. ç oc ukları konu alan şiirler de yazdı. Ödelli. siyasetç i ve fikir adamı. yetişkin. İkbal’in bu ‘ilk dönem’ şiirlerinde tasavvufi edebiyattaki mesnevi geleneğinden ziyade. sadakat. Toker. . Bu makalede İkbal’in edebi ha yatındaki a şamalar içerisinde onun Urdu diliyle yazmış olduğu “Bang-e Dara”. 1981: 205–226). “Bal-e Cibril” ve “Zarb-e Kalim” adlı şiir kitaplarındaki ‘ç oc uk’ ve ‘genç ’ e yaklaşımı inc elenmiştir. anc ak kişisel düşünc e hayatı geliştikçe Amerikalı filozof Ralph Waldo Emerson. 1999: 11-18). İslam kültürünün insanlığa kazandırdığı bir değerdir (Soydan. 1997: 95–108). dürüstlük ve özgürlük bilinc i kazandırılmak istenmişti. Bu şiirler bütünleşmeye sadık kalma noktasında o dönem iç erisinde Müslüman. yazılarıyla ulusuna yitirmiş olduğu “benlik” kimliğini kazandıran ve onu ayağa kaldıran büyük bir şair. 13. Hindu. adalet. toplumsal ve felsefi şiirler yazmaya yöneldi. “Parinde ki Faryad”. İkbal şiir hayatının ilk döneminde terc üme ya da uyarlama olmayan. tsz.

Anc ak “Baç çah aur Ş am (Çocuk ve Mum)” adlı diğer çocuk konulu şiiri bir ç oc uğun anlayabilec eğinden ç ok daha fazla anlam ve kavram yüklüydü. Diğer taraftan İkbal’in bu dönem iç erisindeki şiirsel düşünc e boyutunda artık felsefi ve edebî kavramları kendine özgü bir tarz iç erisinde kullanmaya başladığı görülür. konuşma ya ma ildi duda k Sorma ya a rzum olsa da yüreğim yoktu. Bakara. Allah varlığının delili olarak evrendeki ve dünyadaki yaratılış muc izelerini gösterir. sivrisinek. iki bağımsız unsur olarak ‘ideal’ ve ‘gerç ek’in varlığını belirtirken düşünc e ve varlık arasındaki ikileme son vermeyi amaç edinir. Al-i İmran S urelerinde çeşitli ayetlerde insan yaratılışıyla. Fatır. Enam S urelerinde ç eşitli ayetlerde bitkilerin yaratılışı. Doğa bilgisi. c anlı ve c ansız varlıklar da kendilerini yaratmış olan Allah'ı bize tanıtırlar. bitkileri. Naziat. 2002: 59). kudretini ve bazı sıfatlarını. Araf. İkbal’in İngiltere’de yaşamaya başladığı 1905 – 1908 yılları bakış aç ısının daha da geliştiği ve gerçekten mutlak gerçeğe yöneldiği. İnsanın da bunlar üzerinde düşünmesi ve yaratılış delillerine tanık olması gerekir. Hac . Bu şiirde ‘düşünc e’ ve ‘doğa’ kavramları eklektik işlenişe güzel bir örnektir. Furkan. aslında Mutlak Varlık ile yakın bir ilişki iç ine girilir (Muhammed Han Kayani.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 73 Çocukluk Çağı Dünya yeni bir diya r idi ba na Annemin sinesindeki genişlik bir ciha n idi ba na Her ha reket ca n lutfunun ema resi idi ba na Anla msız ha rf idi kendi dilim ba na Bir dert bebekken a ğla tsa ydı beni Ka pı zincirinin şıkırtısı mutlu ederdi beni Ba kıp dururdum sa a tlerce uyuya n a ya O ince bulut içerisinde sessizce dola şırken Defa la rca da ğla rını. Dolayısıyla bu şiirde “ç ocuk” teması yetişkinlere seslenilmek iç in kullanılmıştır. İkbal mutlak ‘Güzel’i aramaktadır (Hasan Razvi. Vakıa. O ‘düşünc e’yi dıştan eşya üzerinde ç alışan bir eleman olarak görmez. yerleri. Allah’ın mutlak kudretinin bilgisi demektir. düşünc ede. ova la rını sorma k Ve o iyi niyetli ya la nla ra şa şırma k… Göz görmeye va kıftı. . ‘Doğa’ gözlenirken. Rad. yaratmış olduğu varlıklara bakarak anlar. Mülk. Müminun. örümc ek gibi çeşitli hayvanları. İkbal ‘doğa’ kavramını ise sünnetullah kabul eder. Nitekim Allah Kuran'da. Enbiya. Yaratıc ı. Her resmin kendi ressamını tanıtması gibi. Nuh S urelerinde çeşitli ayetlerle evrenin yaratılış muc izelerini beyan etmiştir. Nahl. deve. hüsn ü aşkı gizlendiği sır perdesinden sıyırıp görmeye çalışmaya başladığı dönemdir. ağaç ları.1990: 247). arı. Bir ç oc uğun şiir iç erisinde bu kavramları anlaması ve bağdaştırması oldukç a zordur. Balç ığın özünden yaratılan insanoğlu (23:12) “Allah'ın varlığını. dağları.

sa ba hın gökyüzündeki a yna sında .74 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gökleri birer iman hakikati. Seni ise ka ra topra kta n fa nusun içinde neden sa klı tuttuğu bilinmez. ba ygınlıktır. İkbal de 1905 yılında yazdığı aşağıdaki şiirde ç oc uğun muma duyduğu hayranlığın yaratılışta karşılaşılan ışıkla aynı olduğunu söylemesiyle başlayan ‘yaratıc ı güç ’ü doğada algılama egzersiziydi. Güneş ışığının ya yılışında . şehirde. Ah! Bu toplulukta o a şikâ r." (15: 28) diye meleklerden de üstün gören yaratıc ının. Rüya dır. Kudret topluluğu. sen ba şta n a şa ğı ışıksın. Mum sa dece bir a lev.” (http://www. Ya ra ta nın onu a şikâ r. Çocuk ve Mum Bu na sıl bir ha yra nlıktır ey kelebek huylu ya vruca ğız! Sa a tlerdir mumun kıvılcımla rına ba kıp duruyorsun Arzun. ‘Güzel’.html )Çamurdan yaratılan insan iç in “ona ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın. vira nede. sense sa klısın. da ğın pına rla rında . ova da . ‘Güzel’. ‘Güzel’. şa fa ğın kızıllığında . güzelliğin sonsuz okya nusu Göz görürse her da mla da güzelliğin fırtına sı va r. insanın düşünc esinde onu kabul etmesi iç in pek ç ok deliller sunmuştur. Minicik kuşla rın yuva la rını ya pma k için sa rf ettiği ga yrette. a guşumda dura n bu cümbüşü mü Yoksa ışığı mı koynuna a lma k? Minik ka lbin bu ma nza ra ya şa şırsa da Za ten da ha önceden gördüğün bu şeye a şina sın. ma murda . denizin özgürlüğünde. yani yaratılış muc izesi olarak örnek vermiştir. gören gözün tozudur. Gecenin ka ra nlığında . Ha ya t denilen şey unuta nlıktır. ga flettir. O.c om/islam-ve-insan/allah-yaratilis-muc izelerikonusunda-dusunmeyi emreder –81880. Yaratıc ı ‘doğa’ ile kendi büyüklüğünü insanın gözleri önüne sermiştir. Yeni doğmuş bebeğin konuşma ça ba sında . gizli… Büyük geçmişin silinmiş izlerinde. da ğın heybetli sessizliğinde. Gül ba hçesinin sa kinlerinin cıvıltısında . gecenin siya h örtüsünde.turkishajan. Senin nurun a kıl peçesi a ltında gizlendi İdra k peçesi. Ruh sa dece görmek ister görünmeyeni Yoksa bu çölde neden inlesin ça n misa li Güzelliğin bu sıra da n cilvesinde bile ruh huzursuz . şa şkınlıktır.

entelektüel ve kültürel bağımsızlığına odaklar (Zulfikâr. Ş iirlerinde Hint alt kıtasında yaşayan etnik grupları ve farklı c emaatleri şiirlerinde bir araya getirerek ‘vatan’ kavramının sanki kısa bir tanımını yapar. "ta şra hankahları" dönemi. O sistemi “ Tanrı birliğ i” . Na na k 3 bu ba hçede va hdet şa rkısı söyledi. Hindu-Müslüman toplum arasında dostluğun temel taşı olac ağına inanmış olmalı ki ç oc uklardan başlayarak birlikteliğin sağlanması iç in ç alışır ve ülkenin ç ok renkli kimliğine vurgu yapar. Bu kapsamda özdeksel ve tinsel yükseliş iç in Müslümanların potansiyellerini ortaya ç ıkarmalarına ve tinsel alanlarla birlikte özdeksellik iç inde İslam’ın tekrar yükselen bir değer olması gerekliliğini Hind Müslümanlarına inandırmaya ç alışır. Guru Nanak (1469-1539) ba şlangıçta Sihizm’i yalnızca dini akaidler çerçevesinde Müslüman ve Hindu unsurlarını uzla ştırmak için ba şlamıştır. 1997: 90). Ta ta rla r onu yurt tuttu. Hindistan’ın politik. yüzyılın sonunda Muinüddin Hasan el. "Sabiriyye" kolunun dönemi ve "Nizamiye" kolunun dönemi olarak dört ana bölümde incelenir.Çişti tarafından sistemle ştirildi.Çiştî (1142-1236). Hindistan Çocukları Ulusal Marşı Çişt2 i bu topra kla rda Ha k’ın mesa jını a nla ttı. İkbal daha sonra e ğ itim için yurt dışında bulundu ğ u dönem içerinde de bu konuya e ğ ilmeye devam etti ve İkbal. onun susuz ka lmış ba lık misa li… (Kulliya t-e İkba l: 119–120) Bu şiirde yaratılanlarla Yaratanı bulmaya ç alışan İkbal şiir hayatının ilk döneminin sonlarında ilgisini.1 İkbal. İşte budur va ta nım. 1 2 3 . XII. Hindistan'ın ilk ve en büyük tarikatı olan Çiştiyye tarikatının kurucusudur. “ The Muslim Community – A sociological Study” ba şlıklı makalesinde Müslüman ulusun sorunlarına e ğ ilerek edebi hayatının bu ilk evresinde Hindu ve Müslüman uluslarının sorunlarına çözüm bulmaktaki bakış açısındaki de ğ işimi göstermesi bakımından önemlidir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 75 Ha ya t. AÇIKLAMALAR İkbal henüz e ğ itimi münasebetiyle daha yurt dışına çıkmadan evvel de bu çalışmalara yönelmiş ve “ Kavmi Zindegi” adlı makalesinde ülke sorunlarına e ğ ilebilme cesareti göstermiştir. Hindu-Müslüman dostluğunun oluşturulması iç in her iki grup arasında yaratılmak istenen dostluğun gelişmesini engelleyen eksiklikleri. Benim va ta nım işte budur. Hindular ve Müslümanlar arasında ç alışma birlikteliğini geliştirmeye uğraşırken Müslümanların eğitim ve ekonomik bağımsızlığını Hindularla aynı düzeye ç ıkarmalarının da önc elikle gerekliliğine inanır. Bu makale 1911’de “ Pencab Rivyu” adlı dergide Urducaya çevrilerek basılmıştır. Milton ve Thoma gibi İngiliz idarec ilerin Muslim-Anglo Oriental College (Müslüman-İngiliz Ş ark Koleji)’de 1900’den sonra geliştirmeye ç alıştıkları batılı düşünc enin ürünü olan Müslüman milliyetç iliğini İkbal kabul etmeyip batı düşünc e tarzı milliyetç iliği benimser (Zulfikar. 64). Urduc a-Hintç e ç atışmasıyla ‘iki ulus’ kavramının başlaması ve John Locke. Sihizm daha sonraki yüzyıllarda İslamın en sert muhalifi olmu ştur. O. “ kast sisteminin reddi” ve “ Puta tapıcılığ ın faydasızlığ ı” üzerine kurmu ştur. sorunları tespit etmeye ve bunlara ç özüm yolu bulmaya uğraşır. Çiştiye tarikatının tarihinde "büyük şeyhler" dönemi. Hica zlıla r onun için Ara p çölünü bıra ktı. “ insanlığ ın karde şliğ i” . Bu makale1904 yılında “ Mahzen” adlı dergide yayınlandı. Muînüddîn Hasan el. Özellikle ç oc ukların. Yurtseverlik duygularını artırmak iç in şiirler yazar.

Benim va ta nım işte budur. Ah! Neden üzüntü veren şeyi seversin? Oyna şu kâ ğıt pa rça sıyla . İkbal’in ç ocuk iç in yazmış olduğu şiirlere bu dönemde rastlanmaz. da ğla rı Sina ola n bu topra ğı Nuh’un gemisi kıldı mekâ n. bunun doğal sonucu olarak çocuk şiirleri yazmaktansa şiirlerinde çocukları ve özellikle de genç leri konu edinmeyi terc ih etmiş olabilir. Onun sa hibi topra ğına zenginlik ba ğışla dı. İkbal’deki bu değişim “Taranah-e Millî” adlı şiirinde aç ıkç a görülmektedir. Za ra feti gökyüzüne merdiven ola n bu topra kta Ora da ya şa ma k cennette ya şa r gibidir Benim va ta nım işte budur. Tekra r sa ma n yolunun ışıltısıyla pa rla ttı. Çünkü O gayretini eğitimine vermiş. İşte budur va ta nım (Kulliya t-e İkba l: 113–114) İkbal 1905 yılında yüksek tahsil iç in Avrupa’da üç yıl kaldıktan sonra ülkesine döndüğünde batı milliyetç ilik anlayışı yerini Müslüman milliyetç iliğiyle değişti. Bütün dünya ya bilgi ve hüner verdi. Benim va ta nım işte budur. Anc ak konunun dışına ç ıkmamak iç in milliyetç ilik konusunu sınırlı tutmak uygun olac aktır. Fa rsın sema sında n düşen yıldızla rı. İşte budur va ta nım Ya şa ya nla rı Kelimin bendesi. Dünya nın va hdet na ğmesinin duyulduğu bu mekâ nda n Peyga mberime serin rüzgâ rla r geldi. bu türde ç oc uğu da konu alan bir şiir yazar. İkbal’in edebî hayatının ikinc i dönemi (1905–1908) kendi eğitimiyle meşgul olduğu yıllardı. za ra rsızdır . İkbal’in bahirlerinde başarılı seç imler yapmadığı için mesnevi tarzındaki şiirlerinin tutulmadığını belirtir (Hamid Ahmed Han: 111). İkbal bu dönem iç inde kendi şiir üslubunu ararken ve mesnevi tarzında şiirler de yazar. O. Ş airimiz artık ‘düşünc e’. şiir ç alışmalarını bir süre azaltmıştı. beni kötü mü sa ndın Ey bu kederli iklime yeni gelen! Yine çığlık a ta ca ksın ba k Ba tma sın dikka t et! Ka lemin ucu sivridir. Ana Kuzusu Senden bıça ğı uza kla ştırdığımda çığlık a ta rsın Ben iyilikseverim. Onun şiir ç alışmalarında bu dönemde bir azalma dikkat ç ekmektedir. İşte budur va ta nım.76 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Yuna nlıla rı ha yra n bıra ktı. Mücevherlerle Türklerin eteklerini doldurdu. ‘sezgi ve varlık’ konularında bilgisini artırmaya başlamış. Anc ak Hamid Ahmed Han.

Bu aşamadan sonra İkbal. varlık müc adelesinde politik bir kimlik kazandı. İslam Peygamberi de sadec e bir topluma veya bir bölgeye gönderilmiş peygamber değildi. 2003: 56). artan Hindu milliyetç i hareketleriyle Müslüman milliyetç ilik arasındaki kıvılc ımları koc a bir ateşe dönüştürmek üzereydi. Çünkü din. mekân ve zaman kıskac ına alınamazdı. Ona göre Müslümanların vatanı. Müslümanların vatanı dar bir toprak parç ası olamazdı. Kur’an. Irkç ılık ona göre milletin birlik ve beraberliğini yaşanmaz bir hale sokmaktaydı. çığlık a tıyorum Hemen sinirlenir. Hint alt kıtasında sürdürülmek istenen Panoryantalizm Propagandası (Keleşyılmaz. 1999: 60–62) iflas etti. Müslümanların vatanı bütün dünya idi. (Ekrem. senin gibi gülüyorum Görünüşte ben gencim. İslâm ve Müslüman karşıtlarına karşı uzun süreç li olac ak müc adelenin c iddi . kötülükten kaç maya bağlı bulunduğunu bütün dünyaya ilan etmiştir. Hindistan Müslümanlarının ç ıkarlarının ve politik haklarının ilerletilmesi ve korunması. a ma ben de na da n bir bebeğim (Kulliya t-e İkba l: 97–98) İkbal’in şiir hayatının üç ünc ü evresi (1908–1926) konu ve üslup aç ısından kendini bulmaya başladığı dönemdir. amaç larından biri olan All India Muslim League (Bütün Hindistan Müslümanları Birliği)’in de 1906’da kurulmasıyla tek bir ç atı altında toplanmaya ç alışan Müslümanlar. 2006) 1908 önc esinde Ulus-devlet fikrinin imkânsızlığı. Kur’an’dan aldığı ilhamla bütün inananların anc ak kardeş olduğunu ve üstünlüğün ırka değil. sınırlar iç erisine alınmış bir toprak parç ası değildi. ba kışla rında ki enda zda . İslami ve millî iç erikli konular İkbal’in külliyatının dörtte üç lük bölümünü oluşturur (S oydan.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 77 Nerede topun? Nerede porselen kedin? Kırık ba şlı minicik ha yva n nerede? Senin a yna n a rzunun tozunda ki özgürlüktü Gözünün a çılma sıyla bu a rzu kıvılcımı pa rla dı Elindeki ha rekette. Din. a yrımla rın sınırla nma sında n ba ğımsız Anca k kudretin sırrı gözlerinden görünüyor Benimleyken bir şeye sinirlendiğinde çığlık a tıyorsun Sorun ne! Kâ ğıt pa rça sıyla oya la nsa na Ah! Bu a lışka nlık içerisinde ben de sa na uydum. Ha ya tın. tarikat ve milliyetçi tutuc uluğun hayli yaygın olduğu bir zamanda İkbal. Sen ka prisli ben de ka prisli Geçici zevklerin a şığıyım. hemen sa kinleşirim Gördüğüm güzelliğe ka na rım Ca hilliğim senin ca hilliğinden a z değil Ben de şimdi senin gibi a ğlıyor. bütün insanlığa ve bütün dünyaya indirilmiş evrensel bir mesajdı.

güzelleşmeye ve süse niçin ihtiya ç duysun” 4 Alla h’ın kulla rı yoksulken da hi o ka da r ga yretliydiler ki. Müslümanların bulunduğu her yerde İslam’ın sınırlarını oluşturabilec ekleri düşünc esini. O Batı tarzı bir milliyetç ilik anlayışını şiddetle reddetti ve Müslümanların milliyetç ilik anlayışında sınırların kabul edilemeyec eğini. resimlerini çizip ne ka da r a nla tma k istesem de Anca k bu ta svir senin ha ya l gücünün çok ötesinde Seni a ta la rınla kıya sla ya ma m 4 Şiirde geçen bu mısra Hafız Şirazi’ye aittir. dünya ida recileri ve dünya yı süsleyenler. Onun. Londra’da S iyasal Bilimler Fakültesinde hukuk eğitimi aldığı bu dönemde dini konularda pek ç ok konferanslar verdi. c ehalet gibi konular üzerine ç alışmalar yaptı (Quraishi: 16–18). 1998: 20–25). 1908 yılında Cambridge’de Muslim League (Müslüman Birliği)’in Londra ofisinin kuruc u üyesi oldu (Zafar. Ülkenin iç inde bulunduğu ayrımc ı yapılanma.78 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 hazırlıklarını yaptı. Seni sevgisinin kuca ğında besledi. Zenginler fa kirlerin korkusuna ha yır ya pma kta n ka çındıla r Kısa ca o sa hra da otura nla rın kimler olduğunu sa na na sıl a nla tsa m Onla r dünya fatihleri. Dünya ida resindeki esa sla rın ya ra tıcısı. İslami öğretileri yeniden ele alırken zamanın değişen şartlarına göre uygulanabilir bir alt yapı oluşturmaya ç alışması reformc u kimliğinin de öne ç ıkmasına yardımc ı oldu. Müslüman Gence Sesleniş Ey Müslüma n genç! Hiç ka fa yorma dın Senin düşen bir yıldızı olduğun gökyüzü neydi? Da rius’un ba şında ki ta cı a ya ğı a ltında çiğneyen bu millet. Anc ak İslâm âlemi üzerindeki miskinlik yaratan bulutlar bir türlü dağılmak bilmiyordu. şiirlerinde de vurguladı (İkram. Uyga rlığın biçimlendiricisi. 1985: 85). 1908 kışına doğru eğitimini tamamlayan İkbal ülkesine geri döndü. yazgıcılık. Batının sadec e düşünc elerini değil toplumsal gereksinimlerini de araştırdı. onu rahatsız etmekteydi. Fakr u Fahri ’nin za ma nında ki ida renin ha şmetinde “Güzel yüzlü. İkbal bu noktada aşağıdaki şiirde sahip oldukları değerlerin kıymetini bilemedikleri iç in Müslüman genç liği muhatap alıp sitemli bir şekilde atalarına layık olmadıklarını vurguladı. Bu dönem. . Deve sürücülerinin beşiği ola n Ara p çölü. dünya hükümdarları. Entelektüalizm ve dinamizm iç erisinde yeniden yapılanan dünyada siyasi liderler pozisyon almaya ç alışırken eski liderler de kaybettikleri pozisyonları yeniden ele geçirme gayreti iç erisindeydiler. Kelimelere koysa m. Hindu-Müslüman birlikteliği düşünc esinin akıldan ve gönülden kalktığı dönemdir. Ruhbanlık. İkbal.

Bu kişiler zihinlerinde tasarladıkları ve özlemini ç ektikleri dünyanın maddi tezahürlerini ifade edebilmek iç in sembollere başvururlar. kurarken de kendine en az zarar verecek sarp yerleri seçer. Süreyya ’da n topra ğa a ttı bizi Hükmetmek geçiciyse onun için neden a ğlıyoruz Dünya nın mutla k ka nunda n yok ça re Oysa a ta la rımızın kita pla rı ilim incileri Bunla r Avrupa ’da incelenirken gönül olur pa re pa re “Ey Ga nî! Pir-i Kena n’ın göz nurunun Züleyha ’nın gözünü ka ma ştırdığı ka ra günü izle” 5 (Kulliya t-e İkba l: 207) Mustafa Yılmaz’ın “İkbal ve benzeri kişilikler düşünc e dünyalarının giriftliği ile temayüz ederler. Güvercine a ç değilim ben 5 Bu beyit Ğanî Ka şmirî’ye aittir . onla r eylem. O Müslüman genç liğe seslenirken genellikle ‘şahin’ simgesini kullanmayı terc ih etti. Çölün tenha lığı mutlu eder beni Ezeldendir ya ra tılışımda ki dervişlik Ne meltem. zamanını. yuvasını yüksek yerlerde kurar. Bu sembollerin anlaşılabilmesi de hakikatin tezahürlerinin anlaşılmasıyla mümkün olur. sen yıldızsın. ne gülçin.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 79 Sen sözsün. Civa nmerdin ga zilik ya ra sıdır. Ş airimiz sembollerin yerini. biç imini ve taşıdıkları özellikleri şiirinde anlatmak istediği amaç doğrultusunda kullandı.” (Yılmaz: 2007) ifadesi sembollerin şiirdeki kullanım özelliğini ve önemini vurgular. ne bülbül Ne de a şk na ğmesindeki illet. tehlikeleri sezişi ona yakalanması zor bir c anlı olma özelliği kazandırır. Ba hçelerden uza k durma k la zım Onla rda pek çok ba şta n çıka rıcı cilveler va r Çöl rüzgâ rıyla oluşa n ölümcül ya ra . Çünkü ‘şahin’ daima yükseklerde uçar. Ayrıca keskin görüşlü oluşu. İkbal ‘şahin’ gibi olmasını istediği gence seslenirken onun özelliklerini de şiirinde aç ıkç a belirtmiştir: Şahin Rızkın a dı su ve da ne ola n O dünya yı bıra ktım. Allame İkbal üstadı Mevlana gibi sembollerin adamıdır. onla r gezegen Biz a ta la rımızda n ka la n mira sı ya ğma la dık Gökyüzü.

umutsuzluk ilim ve irfa nın yok oluşudur. Bunla r ba tı ve doğu kekliklerinin dünya sı Benimse ma sma vi gökyüzüdür dünya m Kuşla rın dünya sında bir dervişim ben Çünkü şahin yuva ya pma z. Bir Genç Adına Sofa la rın Avrupa î. geri çekilmek ve tekra r sa ldırma k Ka nı sıca k tutma nın ba ha nesidir. Ondaki Batı özentisini fark ederek atalarını hatırlatmak ve kendi felsefi bakış aç ısıyla gençliğe benlik ruhunu kazandırmak iç in ‘şahin’e benzettiği genç liğe karakterini hatırlatma gereği duyarak seslenir. Senin yuva n sulta nlık ka srının kubbesinde değildir . Gençlerde şahin ruhu uya ndığında Menzillerinin gökyüzü olduğunu görürler Umutsuz olma .80 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ha ya tım sa dece za hitliktir benim Üzerine a tılma k. ha lıla rın İra nî senin Ka n a ğla tma kta ba na gençliğin tembelliği Zenginlik ne ki. ba şka mekâ nla rında va r (Kulliya t-e İkba l: 389 -390) İkbal daha sonraki yıllar iç inde de genç liğin başıbozukluğundan ve tembelliğinden rahatsız olmuştu. neden ga mla na sın Ah u figa n dolu da ha nice ma ka mla rın va r Sen şahin sin görevinse uçma ktır senin Ka rşında da ha nice gökler va r İşte bu gün ve gece a ra sına sıkışıp ka lma sa na Ba şka za ma n. İna nçlı erkeğin umudunda Alla h’ın sırda şla rı va rdır. (Kulliya t-e İkba l: 495) Gazel Yıldızla rın ötesinde ba şka â lemler de va r Aşkın da henüz türlü türlü imtiha nla rı va r Sa dece ya şa mda n iba ret değildir bu feza la r Bura da yüzlerce ba şka kerva nla r da va r Şu renk ve koku â lemiyle yetinip ka lma sa na Ba şka çemenler ba şka a şiya nla r da va r Bunla rda n biri ka ybolduysa . Hüsrev de olsa n ne fa yda Ne Ha yda r’ın gücü ne de Selma n’ın perva sızlığı va r sende Ara ma bunu ça ğımızın kültürünün tecellisinde Çünkü ben Müslüma nlığın mira cını sa bırda buldum.

aslını kaybetmiş genç liğe bu değerleri . Bu yoğunlaşma. göz ve gönül perdesini kaldırarak sezgilerini kuvvetlendirec ekti. Bu yüzden özellikle genç nesil. kaybettiğinin farkında olmayan bir genç lik istemiyordu. Çünkü İkbal karakterini kaybetmiş. ileriki yıllarda yazdığı şiirlerde genç Hind Müslümanlarının da bu konular üzerine yoğunlaşmalarını. kendilerinden sonra gelenlere. İkbal’in Câvid’i de odur (Ekrem: 2007).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 81 Sen şahin sin. Büyük dava adamları. akıllı. kendi iç dünyalarının derinliklerine girmelerini ve buradan elde ettikleri manevi aşkla varlıklarını yüc eltmeleri için yeni arayışlara yönelmelerini tavsiye etmiştir. c oşkun ve enerjik bir gençliğe sahibi olmak onların en büyük emel ve hayalleridir. bu davalara sahip ç ıkac ak yeni nesiller bırakmak isterler. Cavid’e Benlik sa zında ebedî ha ya tın a ya k izi va r Ümmetlerin çıra sı benlik a teşiyle pa rla r Sa na bir sözüm va r: İnsa nın yüce bir ga yesi olma lı Bu ga ye insa nı ta m ta tmin etmeli ve da ima yüceltir olma lı Yükseklere uçma melekesi ya ra tılma dı ka rga da Aksine ka rga ile sohbet şahin ya vrusunun kişiliğini bozdu Devrin gözünde ha yâ ba ki değil a rtık Ra bbim senin gençliğini tertemiz kılsın Herha ngi bir ha nka hda otura ma dı İkba l Çünkü o ince. bu tavsiye ve mesajlarını biric ik oğlu Cavid iç in yazdığı şiirlerle gençliğe de iletmek istemiştir. Bu şiirler verilen mesaj aç ısından oldukç a etkileyicidir. Dolayısıyla büyük şair. da ğla rın zirvelerindeki ka ya la rda kona kla ma lısın. “Tulu-e İslam” ve “Asrar-e Hudi” şiirleri de bu ç izgide yazılmıştır. ondaki tinsel değişimin haberc isiydi ve ilk olarak 1912 de kaleme aldığı “Ş am-o Ş air” adlı şiirde fark edildi. Özünü. Mehmet Âkif’in Âsım’ı. İkbal. S ezai Karakoç’un Taha’sı neyse. Mukaddes davayı yüksünmeden yüklenec ek. aydınlık ve yumuşak tutan manevi mekân olan kalbi oluşturac ak reç eteleri ona ve dolayısıyla gençliğe vermekteydi. Böylece genc in inanc ı kuvvetli ve ümidi daim olac aktı. Fikret’in Hâluk’u. İkbal gibi büyük düşünen lider ve şahsiyetler iç in ideal bir dünya ve zengin bir hazine kaynağı oluşturur. temiz düşünceli ve keskin zekâ lı (Kulliya t-e İkba l: 443) Benlik sazında ebedî hayata aç ılan kapıyı şairimiz oğluna anlatırken ruhu ve aklı. (Kulliya t-e İkba l: 447–448) İkbal bu dönemin sonu itibariyle 1908–1924 arası dini düşünc esindeki gelişimiyle İslam dünyası ve Hint alt kıtası Müslümanlarıyla alâkalı sorunlar üzerinde yoğunlaştı (Soydan: 15).

Şeyh’ul İslam Cam’a gönülden ba ğ lı bir tasavvuf ehliydi. na m sa l dervişlikte (Kulliya t-e İkba l: 477) İkbal oğluna yazdığı bu şiirlerde ulusunun genç lerine gayretli olmayı ve sürekli ç alışmayı öğütledi. yeni sa ba hla r ve yeni a kşa mla r getir meyda na ! Alla h eğer fıtra t şina s gönül verdiyse sa na Ba hşettiği la le ve gülün sessizliğinden söz çıka r Eğer Alla h sa na ta bia tı a nla ma kudreti verirse! Frengin ka dehini ka ldırma Hindin renkli çömleğinden şişe ve ka dehimi ya p Üzüm da lıyım ben. Gençliğin kendilerine kalac ak hiç bir maddi değere itibar etmemelerini. . Cavid’e Kendine bir yer ya p a şk diya rında Yeni bir za ma n. 1990: 224) genç liğe ve insanlara bunun anlamını kavratmak iç in gayret gösterdi. sa lta na t yolu değil Sa tma benliğini. Yüzlerce Enveri6 ve binlerce Ca mi7 ! Benim minderim dünya da mı ki 6 7 Gerçek adı Ahad’ud-Din’dir. Fakirlik düşünc esini Kuran’dan alan İkbal (Hasan Razvi. Ey ba ba sının ca nı! Şahin a sla sülünün kölesi olma z Bulunma z değildir sözün değeri. Methiyeleriyle tanınmış bir Arapça üstadıdır. Ya şlı a vcının işine gelmez Ab-ı ha ya t bu dünya da dır Tek şa rt ona susa mış olma k Gerçeklik yolu ga yrettir Ka lenderlik ga yret ile ta ma mla nır. Gerçek adı Molla Abd’ur-Rahman’dı. meyvem ga zelimdir Meyvemden la le gibi kırmızı şa ra p ya p herkese! Yolum dervişlik yoludur. I Cavid’e Sinede olma z ise sıca k yürek Ha ya t boşlukta a kıp gider Av eğer a kıllı ve a tik olursa .82 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bulma seferberliği başlatırken de gencin yolunun sadec e Batı medeniyetinden geç mediğine de dikkat ç ekti. aslını unutmadan gelişmelerini istedi.

İkbal “Gönül ehli için fa kr. genç lere önc elikle öğretilmesi üzerinde durdu. Din ve zenginlik kuma r İşe düşkün ola n kul ka lma dı Ka la n sa dece boş boğa zlık Eğer fa krı ra ma ya gücün va rsa Aslı Hica zlıdır onun O fa krda n insa n ya ra ttı Alla h’ın kimseye muhta ç olma ya n şa nı Serçe ve güvercin için ölüm ola n şahin lik İnsa n için ma ka mdır. Şairler kendilerini Mahmud’a. Ka ma şır onunla a klın gözleri Ebu Ali8 ve Ra zi9 nin sürmesiz Ma hmud’un ihtişa mını ka za nır Fıtra tında olma z ise Ayva zlık10 Senin dünya nda ki bu İsra fil 8 9 10 Tıp ara ştırmacısı İbni Sina’dır Tıp ara ştırmacısı Ebu Bekr Muhammed ibn Zekeriya bin Yahya er-Razi’dir Gazneli Mahmud’un kölesidir. şa hlığın ta kendisidir” derken maddi zenginlikten kendini ötelemiş bilge kalender insanın kalplerde bıraktığı etkiyle yücelec eğini inanır. . ‘fakr’ kavramı iç erisinde. Tasavvufta fakr mal varlığından yoksun anlamına gelmeyip Kul’un Allah’a olan muhtaç lığının farkında olmasıdır. hayat yolundaki arayışında yapıc ı ve üstün değerlere ulaşmayı öğütler. kendini inzivaya ç ekerek varlıktan kendini uzak tutmaya değil. sevgililerini de Ayvaz’a benzetir. temel görüşlerinden biri olan nefsi terbiye etmenin. ‘fakr’ insanı olgunluğa. İkbal ‘fakr’ı iki anlamda kullanır “Biri yapıc ı ve üstün değerlere ulaşmış fakr.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 83 Benim dünya gözündeki sa ygınlığım Sözümün doğruluğunda ndır Alla h’ın dininin verdiği yücelik mira s değildir Oğluna ne ka da r güzel buyurur Niza mi: “Senin büyük olma n gerektiği yerde Çocuğum olma nın sa na fa yda sı olma z” (Kulliya t-e İkba l: 601) İkbal. bunun öğretilmesine bağlıdır. kâmil olmaya götüren önemli bir süreçtir. İkbal sürekli olarak gence. Çünkü insanın ve onun oluşturduğu toplumun huzuru. Cavid’e Mümine a ğır gelir bu gece ve gündüz. 111). diğeri ise yıkıcı ve toplumu yanıltıp yanlış yola sürükleyen fakr” (S oydan.

Anc ak İkbal.84 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Neyzenlik zevkine sa hip değil Onun dünya yı ka rıştıra n ba kışı Şu perdede ta ma men hiledir Bu çilekeş fa kir buldu Kılıçsız ve oksuz ga zilik şa nını Müminin işte bunda dır zenginliği Alla h’ta n ister ise fa kirliği (Kulliya t-e İkba l: 602) İslam’ın temel prensiplerini ve ülküsünü genç lere öğretmeye ç alışırken. Pakistan’ın kuruluşuna temel hazırlayan liderlerin fikir babası da oldu. ömrünün son dönemlerine yaklaştığı ve edebi hayatının da sonu olarak belirtilen 1930-1938 yılları arasında genc i artık toplumu oluşturan bir ‘birey/ferd’ olarak görmüş ve şiirlerinde ‘birey’ kavramına ağırlık vermiştir. Toplumun bir ülküsü ve onları bir arada tutan prensipleri olmalıydı. babasının Pakistan hareketi oluşumu iç inde yer almadan önc eki süreci şöyle özetlemiştir: “Pakistan hareketinin iki boyutu olduğunu unutmamak gerekir. Böylec e Müslümanlar arasında İslam'a yönelik geleneksel . İkbal. Bu. Bu nedenle İkbal. devamlı söyleyerek bir İslâm devletinin gerç ekleşmesi yolunda büyük ç aba göstermiş. Rusya'da Mercani. İkbal’in gerç ekleştirmek istediği hedeflerden birisi de Dünya İslâm Devletinin kurulmasıydı. Her ne kadar genc in kendine has değerini anlamış ve görüşlerinin özünde nefsi eğitmeyi hedeflemişse de bunun da yeterli olmadığını anlamıştı. İkbal öyle ya da şöyle. Mısır'dan Muhammed Abduh. Hint-Pakistan Alt Kıtası'ndan S eyyid Ahmet Han. Bu ülkü ve prensiplerin gerçekleşmesiyle de bireyin ve toplumun mutluluğu sağlanmalıydı. Türkiye'de anayasalcılık taraftarı Mithat Paşa. ç ağdaş İslami uyanış ya da modern İslami Rönesans dönemi diye adlandırabilec eğimiz periyoduna mensuptur. bütün insanlığın mutluluğunu da sağlamalıydı. Cemaleddin Afgani'nin ç abaları ile başlamıştır ve ardından İslam dünyasının yetiştirdiği pek ç ok saygın şahsiyet. İkbal’in oğlu Cavid. bu devletin inanç ta ve hedefte bütün Müslümanları kuc aklaması arzusuyla yetinmek durumunda kalırken. Hindistan’da yaşayan Müslümanlar iç in bağımsız bir İslâm devleti olmasını. bu ç abaları esnasında hiç bir zaman ırkç ı bir yaklaşıma meyletmemiştir. Birey görevini doğru biçimde yerine getirmez ve yanlışa neden olursa bu yanlışlığın topluma da yansıyac ağına inanmıştı. Diğer taraftan iyi yetiştirmiş bireylerden oluşan toplum birey hata yaptığında toplumun kendisi tarafından düzeltilec ekti. bütün Müslümanları iç ine alabilec ek ve insanlığın huzurunu sağlayac ak olan bir İslâm devletinin gerekli olduğunu. yakın İslam tarihinin. Çünkü birey ve toplumun oluşmasına destek olan ülkü ve prensipler.

Musa’nın inanc ı iç in asasını kullanırken yapmış olduğu keskin vuruşları anımsatac ak “Zarb-e Kelim”i kaleme almıştır (S oydan: 17). Anc ak İkbal bu son döneminde “Cavidname” ve “Bal-e Cibril” gibi son derec e hoş. Fars ve Urdu edebiyatları iç erisinde İslam dünyasının gurur kaynağı olan eserler kaleme almıştır. Bilgili. O sıralarda Hindistan'da Müslümanlarla Hindular arasında iktidar paylaşımı sorunu vardı. diğer taraftan İngilizlerin sömürgesi altında olan Hintli Müslümanlar biraz olsun emniyete kavuşmuşlardı. işte Pakistan hareketini başlatan temel fikir buydu. Ana ç aba batıdan gelen yeni fikirleri İslâm’la bağdaştığı ölç üde kabul etmekti. ilk dönem reformc ularının yapmaya ç alıştığı buydu ve ikbal de her ne kadar ç ok genç nesilden olup düşünc e sahnesine geç girmiş olsa dahi bu gruba dâhildi. . Bu devletin kurulmasıyla birlikte Hindistan’da bir taraftan Hinduların zulmü altında ezilen. Pakistan hareketinin iç inde İkbal’in yerini belirtmek iç in aç ıklamalarına devam eder: “S özünü ettiğim değerli Müslüman şahsiyetler. tam otonomiye sahip olmaları olduğunu düşünüyordu. Bu döneme kadar bütün art yetişim bilgilerini kazanan İkbal.”(İkbal: 2007) Anc ak gelenekçi yaklaşım her zaman Batıdan gelen yeniliklere karşı tepkici bir yaklaşım iç indeydi. Ş airimiz 1930’da sağlık durumunun bozulmaya başlamasından dolayı aktif siyasetten ç ekildi. İkbal 1930 ile 1938 yılları arasında edebi ve felsefi döneminin dördünc ü devresinde çocuk şiirleri yazmayıp şuurlu birer Müslüman olan insanlara seslenmeyi tercih etmiştir. deneyimli ve olgun bir Müslüman olan İkbal. şahin ya vrusuna “Ya vrum. O yıllarc a gönülden istediği İslâm’da Rönesans umutlarını c anlı tutac ak olan ç ocuklardan başlamak üzere ergin bireylerin İnsan-ı kâmil olarak bu hayat mac erasını bitirmelerini arzu etmiştir. Bu fikirler bir anlamda Batı'dan Müslüman doğuya gelen anayasalcılık. milliyetçilik ve vatanperverlik gibi yeni fikirlere karsı bir yanıttı.” İkbal’in ç alışmalarının netic elerinden en önemlisi. Bu da gerekli olanı alma hususunda Müslümanları kararsız bıraktı. nükteli şiirsel üslubun Müslüman genç lik üzerinde bir işe yaramadığını görmüştür. modern dünyanın olumlu yanlarının benimsenmesini savundular.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 85 yaklaşıma karşı Reformist Hareket diye adlandırabilec eğimiz bir hareket başladı. Cavid. O bu soruna en iyi ç özümün Hindistan'da Müslümanların yoğun olarak yaşadıkları ve c oğrafi bütünlüğe de sahip oldukları yerlerde kendi kaderlerini tayin etmeleri. Ş air bu zorunluluktan Hz. yüksek umutlar bağladığı genç liğe “Öğüt” adlı şiiriyle seslenerek onu uyarmak istemiştir: Öğüt Şöyle diyordu ya şlı kartal. kendisinin ölümünden sonra 1947’de Pakistan devletinin kurulması olmuştur.

Sinede ya şa t pek çok ha rika sırrı Tutsa k ola nı a sla kılıçla boyun eğdiremezsin Eğitim a sidinin içine bıra k onun benliğini yumuşa dığında nereye istersen ora ya döndür. gözün olma sın eğlencede İşte bu en büyük zulümdür o za va llıya Eğer a sla nın huyu dönüşürse kuzuya . sa na duyduğum tutkulu a şkı ver Uçma k ve görmek için onla ra bir kartal ın gücünü ver Alla h’ım senin ba na ba hşettiğin idra k gücünü Onla ra da Lütfetmen için ya lva rıyorum (Kulliya t-e İkba l: 411 ) SONUÇ Bu makalede alınan şiirler kısac a değerlendirilec ek olursa. Şa hinin güvercin üzerine a tılma sında n a ldığı zevk Yoktur güvercinin ka nında ” (Kulliya t-e İkba l: 448) İkbal. gençlere verdiği nasihatlerle yol gösteric i olmak isterken dilinden de onlar iç in duayı eksik etmez.86 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Göklere tırma nma gücü versin Alla h ka na tla rına Kendi ka nının a teşinde ya nma nın a dı Gençliktir Çok ça lışma k ba ldır a cı ha ya ta Ya vrum. Bu a sidin etkisi iksire dönüşür Topra kta n yığın. Ayrıc a o Batılılar tarafından kendilerine sunulan eğitim anlayışı iç inde genç liğin inanc ının bozularak gizli bir esarete sürüklendiğine işaret ederek ona öğüt vermekten vazgeç medi. İkbal’in genç liğin hayatındaki benlik arayışı ve ç alışma azmindeki tembelliği ve uyuşukluğu ölüme eşdeğer tuttu. a ltında n bir Hima la ya olur” (Kulliya t-e İkba l: 666) Ayrıc a İkbal. Gençlere. şairimiz çocukluk evresinin ataklık . Öğüt Bir Frenkli Lord oğluna şöyle dedi: “Sürekli a ra ştırma ya yönel. “Zarb-e Kelim” adlı şiir kitabında da genç liğe batılı bir aristokratın. ‘kartal’ sembolüyle olgun insanı (İnsan-e Kamil) tasvir etmiştir. oğluna verdiği öğütle seslenerek gaflet uykusundan uyandırmayı arzulamıştır. İkbal’e göre genç lik inanç sız değilse de inanc ın niteliğini bilmemektedir. İkbal özellikle 1905’den sonraki şiirlerinde ‘şahin’ sembolüyle çocuk ve genci.

. erdemli. İkbal genç lerin. Çünkü İkbal’e ulaşmak ikbal/gelec ek den vazgeç memekle mümkündür.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 87 ve c esaretiyle bilincin yoğrulmasını tavsiye ederken. ç alışkan bir insan olarak zaman iç inde vakur bir kartala dönüşürken yüksekleri hedefleme arzusunu gönüllerinden silinmemesini arzulamıştır. kazanılan bilinç le o ç ağlarda atılan inanç temellerinin genç likte daha da geliştirmesini arzu etmiş ve şiirlerinde bunu vurgulamıştır.

Mevlana ve Kültürümüz. 2(4). (1990). . Ahmed Han. 30. (2003). (1985). Lahor: Nukuş Pres. İkbal Felsefesinde Kadının Yeri.04. İkbal – Şahsiyat aur Şa‘irî. -İkbal. Celal. İkbal – Eyk Mutala‘a. -Keleşyılmaz.C. (2005). Muhammed İkbal – Şu Masmavi Gökyüzünü Kendi Yurdum Sanmıştım Ben.04.2007. (1998). (1981). Lahor: Sang-e Mil Pablikeyşıns. Hayvan Motiflerinde Mevlana’nın Dinsel Görüşleri.com/kitap.88 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Ekrem. İstanbul: Şule Yayınları. (1997).2005 http://www. Cavid. -Soydan. Ankara: AKDTYK Atatürk Araştırma Merkezi. -Karaismailoğlu.html. (1997). (tsz. (1990). -Yılmaz. 3(9). Felsefe. Doğu Dilleri. 30.). Adnan. Gulâm Huseyn.muhammedikbal. Lahore: Aziz Publishers. -Hasan Razvi.turkishaj an. Nüsha. -İkram. Celal. Teşkilat-ı Mahsusa’nın Hindistan Misyonu (1914–1918). Muhammed İkbalin Şahsiyeti.net/okul/mod. Konya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayınları. İslam Modernizmi Üzerine. M. Ankara: Akçağ.php?mod=Publisher&op=viewarticle&cid=545&artid=179=109k. Lahor: Bezm-i İkbal. (1999). A short History of Pakistan.2007. http. (2002). Siyaset ve Şiir Dünyasıyla İkbal. -Zulfikâr.tr/bulten/metinler. Allamah İkbal ka Tasavur-ı Fakr. -Toker. http://www. Lahor: İkbal Akademi. D.php?makale_id=2&kat_id=15. -Hamid Ahmed Han. İkbal ke Fikrî A’ine. Himalayalarda İkbal Arayan Yalnız Bir Adam. İstanbul: İz Yayıncılık. Mustafa. Lahor: İkbal Akademi. 30. İkbal aur Milli Taşahhuz.04. Konya: T.haksöz.org. Seyyid Muhammed. Halil.medeniyet. Muhammed. -Ödelli. Özgün. (1999). http:www. Fikirleri ve edebi yönü. -Soydan. Vahdet. (1992). Külliyatı-ı İkbal (Urdu). İsmail.com/islam-ve-insan/allah-yaratilis-mucizeleri-konusunda-dusunmeyiemreder-81880. -Kayani. -İkbal. -Zafar. Muhammed İkbal – Aşk ve Tutku.php?kat_id=83.

Konya 2010). Issue : 5 Pa ge : 8 9 -1 0 2 ASSUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞI’NDA ORTA ANADOLU’DA DİNSEL YAP I∗ Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ ∗∗ Özet M. The Assyrian Colony Period’s religion in Central Anatolia is polytheistic. bu dönemin dinsel inancına ışık tutmada yardımcı olmaktadırlar. kendini göstermektedir. bin yılın başlarında Orta Anadolu’nun dinsel yapısını özellikle Kaneš Kültepe kazıları sonucunda ele geçirilen arkeolojik materyaller ve yazılı kaynaklardan öğrenmekteyiz. Tanrılar insani özellikler taşımanın yanı sıra onları insanlardan ayıran özellik ise doğaüstü güçlere sahip olmalarıdır. Gör. rhytons. seals and temples as the architectural remains. Central Anatolia. Key Words Assyrian Tra de Colony Period. 2. Anatolian Religion.. help to shed light on the period’s belief. figurines.C. Çivi yazılı tabletler. II. mühürler ve mimari olarak tapınaklar. Haticegul@selcuk. Arş. Millenium B. Arkeolojik ve Ya zılı Ka yna k la r THE RELIGIOUS SITUATION IN THE CENTRAL ANATOLIA DURING THE ASSYRIAN TRADE COLONY P ERIOD Abstract We find out the information about the religious situation in Central Anatolia in Early II.Ö.edu. The clay tablets. Gods are human alike but differ from the human by their supernatural powers. Kaneš-Kültepe.tr . Archaeological a nd W ritten Sources ∗ ∗∗ Bu çalışma Selçuk Üniversitesi Bilimsel Ara ştırma Projeleri Koordinatörlü ğ ü tarafından desteklenen (Proje No: 06103015) “M. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. especially from Kaneš-Kültepe excavations. Orta Anadolu. toplum hayatının hem özel hem de resmi alanında. Anadolu’nun Koloni Çağı’ndaki inancı politeisttir. Yerel Din. Kaneš-Kültepe. Anahtar Kelime Assur Ticaret Kolonileri Çağı. Sa yı: 5 Sa yfa : 8 9 -1 0 2 Ye a r: 2 0 1 1 .TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. libasyon kapları. isimli doktora tezinden faydalanılarak hazırlanmıştır.Ö. heykelcikler. Bin Yılın İlk Çeyre ğ inde (Assur Ticaret Kolonileri Ça ğ ı’nda) Orta Anadolu’nun Sosyoekonomik Yapısı” . The religion is important both in private and in official areas. Dr. Din. from the archaeological materials and written sources.

M. yakl. Assur Ticaret Koloniler Çağı olarak bilinen bu dönem ile birlikte Anadolu’da yazı kullanılmaya başlanılmış ve bölge Tarihi ç ağlara girmiştir.Ö. çoğu benzer uygarlık toplumları gibi. Bēlum. toplumun her katmanı ve kurumunu etkilediği düşünülmektedir. 77: I. İnsanlar. Hutter 1997. Arıkan 1998. Bir tanrının ismi farklı yörelere göre de ğ işebilirdi. ç ivi yazılı tabletler ve arkeolojik bulgular. ÇİVİ YAZILI TABLETLERDE DİN Koloni Dönemi’nde Orta Anadolu’da yaşayan toplumlar yukarda da bahsedildiği gibi birçok farklı tanrıya inanmaktaydılar.4 Bu tanrılardan ayrı olarak Hatti kökenli oldukları sanılan ve Hitit belgelerine adı geçen diğer tanrılar ise Arinna’nın kızı tanrıça Mezulla.Ö. Hitit döneminde Arinna olarak geçmekteydi ve Hitit panteonunda en üst sırada yer alırdı. Anna. Hattušili’den itibaren resmi Hitit dininde.2 Her iki dönem inanç sisteminde. İnsanların yaradılış nedeni S ümerlerin ve Semitlerin ki gibi.46. . politeist yani ç ok-tanrılı bir inanışa sahip oldukları görülmektedir. İlalianta.90 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ M. Ay tanrısı Arma. Bu dönem Anadolu dininin. Higiša. inc elenen dönemin inanç sistemini analiz edebilmek iç in. görünmez ve ölümsüz olduklarına.Ö. Ayrıca Tic aret Kolonileri döneminde önemli bir yere sahip olan tanrı ya da tanrıç a. 1 2 3 4 5 6 Kramer 2002. Örneğin Hattice adı Urunzimu/Wurunšemu olan Güneş tanrıçası. Tablet ve sair kalıntılarda ismi geçen tanrı ve tanrıçalardan bazıları Tuhtuhanum6 .63. Hatti’nin Fırtına/Hava tanrısı ve Güne ş tanrıçası Arinna.3 Bu tanrı Hattic e’de Taru. kaynak olarak kullanılac aktır. bin yılın ilk çeyreğinde (M. diğer Eskiçağ toplumlarının din anlayışına benzediği. M. 1970-1725) Mezopotamya’nın kuzeyinde yer alan Assur kent-devletinin tüc c arları Anadolu’ya kalay ve değerli kumaşlar getirmekteydiler. bin yılın ortası ve sonlarındaki Hitit dönemi dini ile benzeştiği tahmin edilmektedir. 225. Bahsedilen dönemde Anadolu toplumunun. Hurrice’de Tešup ve Luvic e’de ise Tarhun olarak bilinmekteydi.Ö. Ünal1996. tanrı aynı olsa bile birden fazla ismi olabilirdi. Her ikisinde de bayramların önemi büyüktür. II. önemli bir yeri olan bir başka tanrı ise. aynı zamanda da doğaüstü güçleri bulunduğuna inanırlardı1 . Kamrušepa’dır (Hattic e: Kattahzipuri). tanrısal çift olarak kabul görmü ştür. Onun Hititç e’deki ismi ise bilinmemektedir. tanrılara hizmet etmek ve kurban gibi sunularda bulunmak olduğu düşünülmekteydi. Karasu 2003. II. Yer altı tanrıç ası Lelwani. 107. Onlara göre tanrıların birçok görevleri olup. en önemli fonksiyonları kozmosu korumalarıydı. bin yılın ilk çeyreğindeki Anadolu dininin. II. Hitit döneminde de bazen bir farklı isim altında önemini devam ettirmekteydi. Hitit döneminde Arinna’nın eşi olarak görülen Fırtına tanrısıdır. tanrıların antropomorf suretinde.5 Bu araştırma esnasında.

Bayram 1990. Kt n/k 1716b9 : “Kral tanrı Nipas’ın mabedinden çıktığında borçlular borçlarını ödeyec eklerdir…”. Bayram 1990. Diğer taraftan. farklı kişiler arasında yapılan sözleşmelerde. KKS 6a13 : “…bir ½ mina gümüşü Halupā ve Arnuwašu. güvence olarak görmektedir. Yani bu tanrı. Aşağıda verilecek olan belge örneklerinde ismi geç en ve tanrı isimlerinin anıldığı kutsal festival ya da bayramlar aynı zamanda bölgesel takvim/takvimleri de belirlemekteydi. Örneğin Assurluların baş-tanrısı Aššur. Aššur-malik’e borç ludurlar. Tanrıç a Anna’nın bayramında o ödeyec ektir…”. n/k 75 12 : ”… Onların her biri Nipas-bayramında 10ar šekel gümüş ödeyec eklerdir. Usūmum. Kubabat. c /k 163414 : “Zura’nın oğlu Š akriuman’ın mührü. 459. Nārum. Burada bahsedilen bayramlar diğer bir yönüyle de mevsimler başta olmak üzere takvimin oluşmasına zemin teşkil etmektedirler. Bayram 1990. daha çok bir rahiple birlikte kaydedilir ya da festivallerle beraber zikredilirdi. 99-100. Donbaz 1988. 461. 7 8 9 10 11 12 13 14 Hirsch 1972.”. 458. Borç sözleşmelerine göre. Kt. Peruwa. Š anahurna’nın oğlu Kimelu’nun mührü.7 Bu tanrı isimlerinin belgelerde zikredilme nedenleri ile Assurlu tanrılarına dair bahisler birbirinden farklıdır. O gümüşü Anna’nın bayramında ödeyec ektir”. Š ailati’nın oğlu Walhišna’nın mührü. Parka. Tanrılara atfedilen kutsal bayramlarla ilgili kayıtlara genellikle borç belgelerinde tesadüf edilmektedir. borçlar genellikle hasat ve bağbozumu gibi tarımsal faaliyetlere ait ya da belli bir tanrı adına yapılan herhangi bir festivalde geri ödenecektir. . Kt b/k 134 b11 : “…tanrı Usūmum [adına yapılac ak bayram] da tartac aklar… Eğer ödemez iseler…” Kt. Bayram 1990.Veenhof-Eidem 2008. 51. genelde yazılı sözleşmelerde Assurlular tarafından şahit olarak gösterilirdi. yerel tanrıların. Matouš-Matoušová--Rajmová 1984. Aşağıda bu hususla ilgili örnek belgeler verilmiştir. Harihari’dir. Alili’nın mührü. 27-28. Albayrak 2006. onun evi ve boş arsayı/toprağını.. 230. Ali’nın oğlu. taraflar arasında yapılan yeminlere hem geçerlilik kazandırır hem de bir çeşit garantör olarak görülürdü8 . şahit olarak gösterilmemişlerdir. Sözleşmelerde ve borç belgelerinde isimleri geçen tanrılar ise. Assurlular genelde tanrı Aššur’un hançeri önünde yemin ederlerdi. Kt a/k 335 10 :“…Tanrı Bēlum (adına düzenlenec ek bayramda) tartac ak…”.. 456-462. Zura’nın oğlu Š akriuman’ın yükünden Peruwa’nın bir ½ šekel gümüş alac ağı vardır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 91 Nipas. Nisaba.

Bu metinde. Bunun sebebi yukarda da belirtildiği gibi. Metinde geçen satırlara göre kral tanrının tapınağına giriyordu ve tahminen orada bir takım törenler uyguladıktan sonra mabetten çıkıyor ve böylelikle yeni bir zaman dilimine girilmiş olunuyordu. Adamların Amiri Tamria’nın huzurunda. 146-147. Š ule’ye ödeyec eklerdir. Özgüç bu tapınaklara komşu olduğunu düşündüğü iki tapınağın daha varlığını açığa çıkaran kalıntılara rastlamıştır.92 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 FAOS 3715 : “…İki mina gümüşü Anna’nın bayramına kadar Šimnuman ve eşi. Abiaškula’nın oğlu Hanu. Bu kişiler için verilen ödeme süresi ise hem Assurluların hem de yerel takvime göre belirtilmiştir. başkalarına borç 15 16 17 18 19 20 Kienast 1984. başka bir tanrının tapınağına bağlı oldukları düşünülmektedir. Özgüç 1999. . Kt. 55-56. Labar<ša>’nın huzurunda”. Kültepe kazılarında tapınak olduğu sanılan ve Ib dönemine tarihlenen iki büyük bina ortaya çıkarılmıştır. Hikiša rahibi olan kişiye borç ludurlar. Š ule. Hapuwašu’nun oğlu Nikituar. harman mevsiminde bira ekmeklerini verec ekler. 88/k 108220 : “… İkiyüz bira ekmeği ve yirmibir ç uval buğdayı. çoğu borç lar bayramlarda ödenmekteydi. Donbaz 1996. Adala’nın oğlu Tamuria. 46-50. Tanrı isimlerinin geçtiği bir başka belge grubu ise. bayramların belirli tarımsal aktiviteler döneminde yapılması ve böylelikle insanların (özellikle ç iftç iler) borç larını ödeyebilec ek duruma gelmeleriydi. 161. Š imnuman’ı onun eşini ve onların beş oğlunu oradan götürec ektir”. Pazarc ılar Amiri Kalua’nın huzurunda. Bu örnekte ise “mabetten çıkma “ olayından sonra borç lu olanlar borç larını ödemeliydi. kendi ihtiyacını rahatlıkla karşılayıp. (ve) Wališra’nın oğlu Haštali. şehrin bir bölümüne toplanmıştır. Yine bayramlarla ilgili ortaya çıkan bir başka bilgi ise Kt n/k 1716b16 de görülmektedir. Bu tür belgelerde rahiplerin genel ismi kumrumdur17 . 191-192. Enna-S u’en’in ha muštumluğundan itibaren. Bayram 1990. o tanrıya bağlı olan rahiplerle ilgilidir. Dercksen 2004. bunlar genel olarak borç sözleşmelerinde ya borç veren veyahut da şahit olarak görülmektedir. Belgeye göre ülkenin başında bulunan kişi yani kral belirli ritüeller uyguluyordu. Hirsch 1972. iç lerinde hem Assurlu hem de yerli olan birden fazla kişiye 200 ekmek ve 21 çuval buğdayı borç vermiştir. (aynı zamanda) buğdayı ölçecekler bira ekmekleri ve buğday onların sıhhatli ve hakiki olanlarının başlarına bağlıdır”. Eğer Anna’nın bayramına kadar ödemezlerse.18 Rahiplere geri dönecek olunursa. tanrı Hikiša’nın rahibi olan kişi. Kt. Verilen örneklerde de görüldüğü gibi. T. Tanrıça Anna’nın tapınağında patrum olan Kikaršan’ın huzurunda. Ona göre aynı planda yapılmış olan bu binalar. 87/k 3919 : “…Onun efendisi Koşuc uların Amiri Peruwa’nın huzurunda. Söz konusu belgeden ç ıkarılabilec ek en önemli sonuç ise bir rahibin. 461. Donbaz 1993. Bu kumrumların her birinin.

Fakat burada göz ardı edilmemesi gereken bir husus bulunmaktadır ki. 89/k 37623 : “Ambarın Amiri İnar’ın mührü. 170-171 ayrıca bkz. Ib’ ye ait olan bu belgede şahit olarak yerli amirlerin bulunmasının yanı sıra. 2-5. 89/k 383 21 : “Hikiša rahibi Ašuwan’nın mührü. Kt. TC 3. sanatsal olarak ise törensel kaplar. Donbaz 1993. Haberc ilerin Amiri Elani’nin mührü. Adad’ın rahibi Š uhurpia’nın mührü. Fırtına-Tanrısı rahibi Šuhurpia’nın mührü. Kt. İkinci olarak ise sözleşme yapan tarafların. 89/k 379 25 : “Baş Haberc i Wališra’nın mührü. 139-140. Kt. Nisāba’nın rahibi Anunu’nun mührü…”. Depoların Amiri Kunuwan’ın mührü…”. Fakat bahsedilen rahip her iki durumda da yerli bir isim taşımaktadır. Donbaz 1993. Anna’nın rahibi Alluwa’nın mührü. Bu tanrı hakkında daha fazla bilgi için bkz. Aşağıda da görüleceği üzere zaman zaman borç metinlerinde farklı tanrılara ait rahipler aynı belge içinde şahit olarak kaydedilmiştir. Bunlardan ilki borç lu veya alacaklı olmak üzere her birinin birden fazla tanrıya inandıkları şeklindedir. Pazarlar Amiri Hašuman’ın mührü. 136-137. o da rahibin borç olarak verdiği bu ürünlerin kendisine mi yoksa tapınağa mı ait olduğunun bilinmemesidir. Kt. Hirsch 1972. Kubeatal’ın oğlu Haršula’nın mührü. kendi inandıkları tanrıların rahiplerini şahit olarak gösterebildikleridir. Š ašalika …. heykel ve figü21 22 23 24 25 26 Derksen 2004. Assurlu din adamları da bulunmaktadır ki. Baş Kahya Kammalia’nın mührü. koca ve karı boşandılar. Peruwa’nın mührü. 137-138. Dercksen 2004. …. bu durum Anadolu toplumunun yabancı tanrı ve rahiplere karşı toleranslı olduklarını işaret etmektedir. Nikilit ve Šašalika. S özleşmede iki rahip şahit olarak bulunmuştur. 134-135. Kammalia’nın mührü…”. Donbaz 1993. Nakilit’in mührü. 89/k 371 26 : “Š amaš’ın rahibi Kuzia’nın mührü. diğeri Assurlu bir tanrı olan Adad’ın24 rahipliğini yapmaktadır. Rahiplerden biri Anadolu tanrısı olarak bilinen Anna’nın hizmetkârıyken. Nisaba rahibi Wašatapra’nın mührü.. Buradan iki farklı sonuc a ulaşmak mümkündür.”. ([…])’nın Denetleyic isi Hašui’nin mührü. Turmali’nin mührü. Bir boşanma vesikası olan bu metinde de yine şahit olarak rahipler vardır. MİMARİ VE SANATTA DİNSEL MOTİFLER Tabletlerden ayrı olarak din konusu ile ilgili olarak bilgi veren diğer materyaller ise mimari olarak tapınaklar.”. .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 93 verebilecek kadar ürün sahibi olmasıdır. Donbaz 1993. 21422 (Zarf): “Fırtına-Tanrısı rahiplerinin başı Peruwa’nın mührü. Haduwan’nın mührü. Bu belgede geç en “…Fırtına-Tanrısı rahiplerinin başı…” ifadesinden aynı zamanda tapınakta bir hiyerarşik sistem olduğu da anlaşılmaktadır. Tuzun. Š iliara’nın mührü. Adad’ın rahibi Š uhurpia’nın yerli ya da Assurlu kökenlibirisi olabileceği düşünülmektedir. 173-174. Hançer’in görevinde olan Happuašu’nun mührü.

Mezopotamyalılara göre. 169-170.27 Anadolu sarayının daha ç ok idarî ve ekonomik bir birim olduğu. Yazılı ve arkeolojik kaynaklar. Bu rahiplerin kendi hesaplarına mı yoksa tapınak adına mı hareket ettikleri bilinmemektedir. . Assurluların sözleşmelerinde tanrı Aššur ve diğer tanrılar şahit olarak gösterilmektedir. 27 28 Özgüç 1999. Bundan dolayı çoğu tören kaplarının bu hayvanların biçimlerinde şekillendirilmeleri doğaldır. Anadolu toplumun ç ok tanrılı bir dine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bunlardan ayrı olarak gömü geleneği de arkeolojik kaynak olarak sayılmaktadır. bal gibi içecekler. Tapınaklarla ilgili bir başka sorun ise onların tamamen bağımsız bir kurum ya da bir şekilde saraya bağlı olup-olmadıkları meselesidir. 61. ekmek. Çünkü Kültepe’deki saraylarda yapılan kazılar sonuc unda buralarda hiç bir dinsel ya da kutsal alan izine rastlanılmamıştır. tapınak ve rahiplerin toplumun dışında değil. Anadolu sarayının Mezopotamya’daki saraylardan daha profan karakterli olduğu yönündedir. Her tanrının kendine ait tapınakları ve buralarda da hiyerarşik bir düzene sahip rahipler topluluğu bulunmaktaydı. Sıvı olarak şarap. Bunların çoğu hayvan biç imlidir. Ancak her iki durumda da. Hititlerde olduğu gibi Koloni Çağı dininde de bazı hayvanların kutsal sayılmasından kaynaklanmaktadır. Tapınaklar: Yazılı belgelerden ve arkeolojik malzemelerden. Bu sunu kaplarının Hitit BIBRU’laın öncüleri oldu ğ u dü şünülmektedir bkz. Bu durum Anadolulu halkın kutsal ve profan alanları arasında. bira. Dinsel törenlerde ve özel ayinlerde bu kaplara sunu olarak sıvı ve katı gıdalar konulduğu düşünülmektedir. yağ ve muhtelif buğday türlerinin konulduğu düşünülmektedir. iç inde yer aldıkları anlaşılmaktadır. Özgüç 2005. katı olarak ise de et.28 Hayvan biçimli olmaları. süt. Anadolular arasında yapılan ç ok önemli antlaşmalarda ise kentin kralı ve onun veliahdı şahit olarak belgelenmektedir. Törensel Kaplar: Kültepe kazılarında dinsel bayramlarda ve sunularda kullanılmış olan libasyon kapları ya da ritonlar ortaya çıkarılmıştır. daha belirgin bir ç izgi olduğunu göstermektedir. Tanrılar genel olarak kutsal hayvanları ile birlikte betimlenirlerdi. yerliler arasında yapılan sözleşmelerden çıkarılabilir. İktisadî veya hukuksal nitelikli belgelerin birç oğunda rahiplerin isimleri geçmektedir.94 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rinler ve mühürlerdir. Bu sözleşmelerde genelde memurlar ya da tarafların yakınları şahit olarak kaydedilirken.

29 Özgüç 2005. taş. Bu buluntulardan yola ç ıkılarak. fildişi ve tunç gibi farklı materyallerden yapılmış olan heykelcikler ve figürinlerdir. kurşun. Koloni Dönemi Anadolu halkının tanrı ve tanrıç alara daha yakın olmak. tapınmak ve onlara saygılarını göstermek için bunların heykellerini yaptıkları sonucuna varılabilmektedir. . Bunların ç oğu tanrı ve tanrıç aları tasvir etmektedirler. S unu kapları 29 Heykelcik ve figürinler: Kültepe kazılarında ortaya çıkarılan ve dinsel olarak önemli bir yeri olan başka bir arkeolojik buluntu ise. 168-185.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 95 Resim 1.

CS 256 envanter numaralı mühür baskısı. Mühürlerde görülen figürlerin çoğu Fırtına-Tanrısını temsil ettikleri görülmektedir. Özgüç 2006. 1 ve Lev. Özgüç 2006. Sağdaki iki figürün tanrı oldukları düşünülmektedir (en sağdaki Hava Tanrısı’dır35 ). CS 25634 (Kt. 72-73. 3. Tunç kabartmadan tan. 205. 89. 3-4.Resim 3. Lev. Bu durum mühür sahibinin ç ok dindar olduğunu gösterebilec eği gibi. S ırlı fayanstan tanrı ve tanrıç a ç ifti ve yine tanrıç a heykelc iği31 rıç a heykelc iği30 Mühürler: Dönemin din anlayışı ile ilgili olarak bir başka bilgi kaynağı ise mühürlerdir. onun işlerindeki kazancını artırabileceği bir nevi tılsım gibi . Bu dönem mühürlerinde en çok işlenen motif tanrıların kabul sahneleridir. tanrıların kabul sahnesini tasvir etmektedir. tanrıların kabulü ve tapınma ile ilgili sahnelerin yer aldığı bazı silindir mühürler bulunmuştur. Bu mühürlerin ç oğunda “Eski Anadolu (Hatti) üslubu”33 görülmektedir. . Fırtına-Tanrısı Hitiler de olduğu gibi önc esi dönemde de önemli bir tanrı olmalıydı. Özgüç 2005. 30 31 32 33 34 35 Özgüç 2005.32 Yerli bir iş adamı olan Peruwa’nın evine ait bir arşivde. Özgüç 2006. Bu konu ile ilgili daha fazla bilgi için bkz. 209 ve 211.96 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Resim 2. d/k 7C. n/k 2088): bu mühürde tasvir edilen motif. Eliade Antik dinlerdeki yaratıcı Gök tanrılarının zamanla Fırtına tanrılarına dönü ştü ğ ünü savunur bkz Eliade 1997.

biz ise bunun çakal türü bir hayvan oldu ğ unu dü şünmekteyiz.37 Yine aynı baskıda kutsal semboller olarak ay ve güneş görülmektedir. 36 37 38 39 40 Özgüç 2006. Tanrıların huzurunda ise deve olduğu sanılan bir hayvan tasviri yer almaktadır. güneş ve yıldız sembollerinin yer aldığı bu mühür baskısında. 18 ve Lev. Bu tanrının arkasında ise bir tanrı ç ifti bulunmaktadır. Özgüç 2006. 126. Özgüç 2006.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 97 CS 34836 (Kt. . 90. Baş-tanrı olabilec eği düşünülen motifin huzurunda ise. Lev. 124. d/k 8B): ay. Tasvirdeki bu hayvan ve farklı yerlere serpiştirilmiş olan koyun benzeri hayvan başlarının. tanrılara sunulan kurbanlar olabilec eği düşünülmektedir. 1ve Lev. Lev. 3 bunun bir ceylan oldu ğ unu söylemektedir. Lev. c/k 1637 a): bu tasvirde ise yüksekte oturan bir tanrıç a ve onun huzurunda boğaların üzerinde duran iki Hava -tanrısı görülmektedir. 3. CS 348 envanter numaralı mühür baskısı. CS 35339 (Kt. yıldız ve güneş sembol motiflerinin bulunduğu bu baskıda. Baş tanrının (?) bir hayvan40 üzerinde oturduğunu görülmektedir. c/k 1639 C): yine ay. CS 258 envanter numaralı mühür baskısı. evcilleştirilmemiş hayvanların koruyuc u tanrıç a İnara ve bunun peşinden gelen yine boğa üzerinde iki Hava tanrısı ve bir başka tanrı daha bulunmaktadır. CS 25838 (Kt. Özgüç 2006. elinde kadeh bulunan bir tanrı görülmektedir. Özgüç 2006. 17 ve Lev.

CS 325 envanter numaralı mühür baskısı. 158-160. d/k 40 D). Alp 1994. . yıldız ve güneş gibi semboller görülmektedir. kurban ve sunak motifleri ve ay. Lev. 4. 114. koyun. 13 ve Lev.98 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 CS 353 envanter numaralı mühür baskısı.43 41 42 43 Özgüç 2006. elinde kadeh olan bir (Baş-) tanrının önünde durduğu anlaşılmaktadır. domuz ve tanımlanamayan farklı hayvanlara ait başlar bulunmaktadır. Özgüç 2006. Bu iki figür etrafında ise kurbanlık sunu olduğu düşünülen keçi. elinde testi tutan bir insanın. Karahöyük’te ortaya çıkarılan bazı damga mühürlerde ise yine tahtında oturan tanrı.42 Bu baskıda. mühründe ise bir tapınma sahnesi görülmektedir. CS 32541 (Kt.

Kişisel eşyaların sahipleri ile birlikte gömülmeleri. 87-88. Çünkü Erken Tunç Ça ğı Anadolu ölü gömme adetleri ile Karum mezarlarındaki mantık birbirlerine benzemektedirler. bin yılın ilk ç eyreğine tarihlenen Dedemezarı (BayatAfyon) nekropolünde. 87 . dinsel inançlarla ilgili bilgi verec ek diğer bir buluntu grubu ise mezarlardır. Ölüler taş sandıkların ya da küplerin içine gömüldükleri gibi. 44 ve 45 (Alp 1994) Mezarların ço ğ u Assurlu tüccar ailelerine aittir. Dinsel tasvirli Karahöyük damga mühür baskıları. fakat burada görülen örnek. 88. öteki dünya inancının bir işareti sayılabilmektedir. yapılan kazılar sonucunda küp mezar. demir ve tunç gibi metallerden takılar. Kaneš’te gömüler genellikle evlerin iç lerine (intramural) yapılmaktaydı.46 Bu buluntuların içinde altın.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 99 Resim 4. ç anak-ç ömleklere de rastlanılmıştır. gömülerde pişmiş topraktan ya da madenden mamül. Çoğu mezarların için.Ö. yerli Anadolu ölü gömme adetine yakın oldu ğ una inanmaktayız. mühürlerin dışında. Bu gömü hediyelerin. Örneğin M. buluntular ele geçirilmiştir. mezar olarak toprağa kazılan çukurlar da kullanılmaktadır.44 Mezarlar: Kazılarda. heykelcikler ve yine kıymetli taşlardan yapılmış olan farklı süs eşyaları bulunmuştur. Özgüç 2005. Özgüç 2005. Ayrıca bu kişisel eşyalar ile birlikte.47 Yine Anadolu’nun dinsel inancı hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayan bir başka buluntu ise mezarlardır. II. içlerine yiyecek veya içecek konulmuş olduğu düşünülen. gümüş. ölmüş insanların yaşamlarında kullandıkları özel eşyalar oldukları düşünülmektedir. Özgüç 2005. Kültepe Karum’da45 yapılan kazılarda hem ç ocukların hem de yetişkinlerin evlerin tabanlarına gömüldükleri ortaya ç ıkarılmıştır. hediye olduğu düşünülen. Burada gömü işlemleri taş sandık ile küp iç ine ya da doğrudan toprağa kazılarak yapılmaktaydı.48 Aynı döneme tarihlenen ve Orta Anadolu’da bulunan mezarlarda da Kaneš’te olduğu gibi farklı gömü şekilleri görülmektedir. taş-sandık ve toprağın altında taşların oyulmasıyla cesedin yerleştirilmesi gibi farklı gömü tiplerine 44 45 46 47 48 Şekil 43.

saraylarınkinden daha güçlü iken. Yazılı ve materyal kaynaklardan Anadoluluların birden çok tanrı ve tanrıçaya inandıkları anlaşılmaktadır. Emre 1978. Tez höyük mevkii (Emirda ğ -Afyon) ve Ayvatlı mevkiinde (Sinanpa şa-Afyon). bazı ortak noktalar da görülmektedir. 15. Bu sunular. Baş-tanrının yanında bazen özellikle boğa üzerinde Hava tanrıları olduğu sanılan farklı tanrılarda görülmektedir. . yerleşme alanının uzağındadır. saray gibi. Bunun yanında Orta Anadolu dininde hem yerli hem de Mezopotamya kökenli tanrıların varlıklarına şahit olunmaktadır. Toplumun her katmanını etkilemekteydi. Bunun yanında bahsedilen dönemde din. içki gibi kansız hediyeler olabileceği gibi. Sosyal hayatta ise din kendini tanrılara atfedilen festivaller ve bayramlar arac ılığıyla göstermekteydi. İstisna durumlar olsa da çoğu c eset hoker durumunda gömülmüştür. bin yılın ilk çeyreğinde din. 49 50 Üyümez-Koçak-İlaslı 2007. birden ç ok tanrının varlığına inanan halkın belli bir tanrıyı öne çıkardıkları şeklinde algılanabilmektedir. Bir başka ortak özellik ise gömü yerlerinde c esetlere ait süs ve gündelik eşyaların konulmasıdır. II. 407. ayrıca bkz. Mühür tasvirlerinde sıkça görülen bir motif. 3-4. SONUÇ M. Orta Anadolu toplumunda önemli bir yere sahipti. Buradan Anadoluluların dinsel anlamda kapalı olmayan. S ümerlerde tapınağın gücü. Yine.Ö. Asarcık Mevkii (Bayat-Afyon). Anadolu’nun Koloni Dönemi’ndeki inanç sisteminin. Mezar hediyelerinin. Örneğin ekonomik hayatta ç ok önemli yeri olan mühürlerin motifleri genel olarak dinsel tasvirler iç ermekteydi. Çalışlar mevkii (İscehisar-Afyon).49 Kaneš’teki mezar geleneğinden farklı olarak Afyon’da görülen ç oğu mezarlık.50 Fakat gömü türleri ya da alanları farklı olsa da. Bu durum. toleranslı bir toplum olduğu tahmin edilmektedir. örneğin Güney Mezopotamya Sümerler döneminde olduğu kadar baskın da değildi. sekülar kurumlar üzerinde fazla etkisi olmadığı düşünülmektedir. ölümden sonraki hayata dair bir inanışa işaret ettiği düşünülmektedir. Koloni Çağı’nın dini daha sonraki “Bin Tanrılı” Hitit dininin oluşmasına katkıda bulunduğu düşünülmektedir.100 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rastlanılmıştır. Koçak 2011. tahtında oturan bir Baş-tanrı ve bu şâhısa sunulan sunulardır. Tanrılar adına bir takım bayramlar düzenlenmekte ve farklı sunular sunulmaktaydı. Erken Orta Tunç Ça ğ ı’na tarihlenebilecek mezarlık alanlar bulunmu ştur. kanlı olan hayvan kurbanlarından da oluşmaktadır. Bu mezarlarda da Dedemezarında ortaya çıkmış oldu ğ u gibi farklı gömü tipleri uygulanmıştır bkz.

221-236. -Ringren 1987: Helmer. 1-13. 177-194. -Arıkan 1998. -Matouš-Matoušová--Raj mová 1984: Lubor-Maria. Eisenbrauns. Löberöd. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları. -Hutter 1997: Manfred. Özsait’e Armağan Kitabı (basımda). Assyria and Beyond. Yanarlar. J. Yerli Peruwa ve Aššur-ımittī’nin oğlu Assur’lu Tüccar Uṣ urša -Ištar’ın Arşivlerine ait Kil Zarfların Mühür Baskıları. (ed) J. Konya Civarında Karahöyük Kazılarında Bulunan Silindir ve Damga Mühürleri . JEOL 39. Gary Beckman. Gyldendal. “Why Did the Hittites Have Thousand Deities”. Numen vol. Weidner Beiheft 13/14. no 1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 101 KAYNAKÇA -Albayrak 2006: İrfan. Some Comments on ‘Volkert Haas: Geschichte der Hethitischen Religion’”. 1995 Yılı Anadolu Medeniyetleri Müzesi Konferansları . TTK basımevi. The Biblical Arhaeologist. Wiesbaden. II cilt. Uluslararası Hititoloji Kongresi Bildirileri. N. -Dercksen 2004: Jan G. Türk Ta rih Kongreleri. 453-462. ed. -Özgüç 2005: Tahsin. Dost Kitabevi. E. ed.G. Osnabrück. -Kramer 2002: Samuel Noah. Atatürk Kültür. Det Hellige og det Profane. Ankara. PIHANS 100. Ankara. Kappadokische Keilschrifttafeln mit Siegeln aus den Sa mmlungen der Karlsuniversität in Prag (KKS). 137-177. Forntida Religioner i Mellomöstern. İstanbul. 95-105. “Some Remarkable Contracts of I-B Period Kültepe Tablets II”. Ankara. Türk Tarih Kurumu Basımevi.Ö. V. Mellink. “Kültepe Tabletlerinde Geçen Yeni bir Vâde İfâdesi ve Çıkan Neticeler. Ankara. T. Yasemin. -Eliade 1997: Mircea. Ankara. Hoffner Jr. -Karasu 2003: Cem. -Hirsch 1972: Hans. “Fünf Urkunden aus dem Archiv von Peruwa Sohn von Šuppibra”. A Hittite Cemetery Near Afyon. 44. Prag. Leiden. Özgüç’e Arma ğa n. “Religion in Anatolia. M. “Bazı Örnekler Işığında Afyonkarahisar Orta Tunç Çağ Mezarlıkları ve Bunların Yerleşmeleri ile İlişkileri”. Dizin-sayı 50. Aspects of Art and Iconogra phy: Anatolia and its Neighbors.: on the Occassion of His 65th Birthday . -Donbaz 1993: Veysel. Ankara. Yapı Kredi Yayınları.. Dercksen. Plus Ultra. Ankara. Ankara. “Some Elements of Old Anatolian Society in Kaneš”. -Donbaz 1996: Veysel. Gregory McMahon. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Untersuchungen zur altassyrische Religion. -Kienast 1984: Burkhart. III. Tarih Sümer’de Başlar. Ankara. Ankara. -Gurney 2001: Oliver Robert. -Ünal 1996: Ahmet. The Hittite Ritual of Hantitaššu from the City of Hurma Against Troublesome Yea rs . -Özgüç 2006: Nimet. band 1. Archiv für Orientforschung. 45-51. (Freiburger Altorientalische Studien. Kültepe-Kaniš/Neša. Porada. Oslo. M. 98-108. Çorum 16-22 Eylül 1996. -Özgüç 1999: Tahsin. -Emre 1978: Kutlu. Özgüç. 52/2-3. 2000-1760 Yıllarında Anadolu’nun Sosyal Yapısı”. Kabalcı. Afyon Yöresinde Bir Hitit Mezarlığı. Beihefte: Altassyrische Texte und Untersuchungen=FAOS) Altassyrische Texte und Untersuchungen. “The Religion of the Hittites”. İstanbul. Richard Beal. 131-154. herausgegeben von E. Da s Altassyrische Kaufvertragsrecht. Hititler. “Kültepe Tabletleri Işığında İ. Kültepe-Kaniš/Neša Sarayları ve Mabetleri . Leiden.vol. “Hitit Dualarında Geçen Bazı Tanrı Adları”. Hittite Studies in Honor of Ha rry A. Studies Presented to Mogens Trolle Larsen. -Alp 1994: Sedat. X. -Bayram 1990: Sebahattin. Brill. -Koçak 2011: Özdemir. -Beckman 1989: Gary. Kültepe Kaniš/Neša. 74-90. .

102 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Ahiler o kadar çoktu ki. Bunun sebebi Moğollar’ın Anadolu’yu işgali ve Selçuklu devletinde meydana gelen siyasî mücadelelerdir. Ank a ra A RESEARCH ON AHI MAMAK FROM ANKARA Summary Ankara was one of the important front hill headquarter against Byzantium during the period of Anatolian Seljuks. Ali HACIGÖKMEN∗ Özet Türkiye Selçukluları döneminde Ankara. It is observed that some of the Ahis who migrated to Ankara after this period lived in suburbs of Ankara. Ankara’ya göçen Türkler’in büyük bir çoğunluğu ise Selçuklu Devletinin en dinamik unsuru olan Ahi Teşkilatına mensup insanlardı. Ahis. This result is based on the occupation of Anatolia by Mongols and the political struggles in the Seljuk State. Ahi Mamak was one of these Ahis who had given his name to Mamak district of Ankara. Bu dönemden sonra Ankara’ya göç eden bazı ahiler Ankara şehrinin dışına da yerleştikleri görülüyor. There were so many Ahi s in Ankara and consequently Ankara became the most important centre of Ahilik .edu. Anahtar Kelimeler Ma ma k . Bizans’a karşı önemli Uç merkezi olmuştur. Dr. Ankara was exposed to an intense Turkish migration after Alaeddin Keykubat’s death. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 0 3 -1 08 Ye a r: 2 0 1 1 . A great number of people who migrated to Ankara are members of Ahi Union. Angora . Doç. Ancyra ∗ Yrd. Ahi. Ankara’nın Mamak semtine adını veren Ahi Mamak da bu ahilerden biridir. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. hgokmen@selcuk. Issue : 5 Pa ge : 1 0 3 -1 08 ANKARALI AHİ MAMAK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA M. Ankara ahiliğin en önemli merkezi olmuştu. Key Words Ma ma k .. Alaeddin Keykubat’ın ölümünden sonra Ankara yoğun bir Türk göçüne maruz kalmıştır. the most dynamic group of Selj uk State.tr .

Bu silsile-nâme daha sonra kaybolmu ştur. Hınz 1952: 776. Muhiddin Mes’ûd yaklaşık 17 yıl (1186-1203) Ankara’da Meliklik yapmıştır2 . Ahi Hüsameddin 695h/ 1295 yılında 62 yaşında vefat etmiştir5 . Ahiler ve Türkmenler takibâta uğradılar. II. Gıyaseddin Keyhürev’in iktidara gelmesinden sonra veziri S adeddin Köpek. Melik Muhiddin Mes’ûdşah’a verilmiş idi. Arkasından Anadolu’da Babailer İsya nı olarak bilinen büyük bir isyan çıktı (638/1240)4 . Silsile -nâme’de Ahi Şerafeddin’in nesebi Hz. 751/135051’de vefat etmiştir10 . Hacıgökmen 2002:137-160. Osmanlı Tarihi Encümeni tarafından da İstanbul’a getirilmişti. Akyurt 1942: 4. Ölünc eye kadar bütün Ana dolu Ahilerinin reisi. Bazı müritlerini öldürüldü ğ ünü Elvan Çelebi’nin (760/1369) Menakibü’l kudsiye’sinden ö ğ reniyoruz Ocak 1996: 117. Ahi Şerafeddin ayrıca Gazan Han’ın baş müşaviri olan Alaüddevle Semnânî’nin de(öl. Tevhid II:1200-1204. Bu da gerekse Fütüvvet-nâmelerde Ahiliğ in kökenlerini mümkün oldu ğ unca çok eskilere dayandırma anlayışından kaynaklanmaktadır. Arkasından Moğol istilâsı ile gelen Kösedağ yenilgisi (641/1243) ahilerin uç bölgelere göçünü hızlandırdı. A. Cevdet 1932:265) Ahi Şerafaddin Camiinde tomar halinde bulunan bu silsilenâme. yani Kırşehir ahi zaviyesinin postnişini. Galip 1342:49. Ş ehri ilk defa alan kumandanın kim olduğu bilinmiyor1 .I: 313. 1330 tarihinden başlatma1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 Darkot 1978: 433-443. birçok Ahi ileri geleni tutuklattı3 .129. Bayram. Ankara ahilerinin en ünlüsü ise elimizde bir şec erenâmesi bulunan Ahi Şerafeddin Hace Osman’dır6 . Togan 1970: 302. Galip 1928: 13. Ahi Evren’le birlikte. oğullarından Melik Arab’ın Ankara ve havâlisine hâkim olduğunu biliyoruz. Ünlü Ankara ahilerinden olan Ahi Ş erafeddin’in babası Ahi Hüsameddin ve dedesi Seyyid Şemseddin Ahi Yusuf’un da bu dönemde Ankara bölgesine göçmüş olduğunu anlaşılmaktadır. Ergin 1922: 550-551. Büyük çoğunluğu Ankara bölgesi dahil olmak üzere uç bölgelere göç tüler. S elçuklu iktidarının yıkılışı ile Osmanlı hâkimiyetine geç mesine kadar ki bu dönem. Bundan dolayı da bölgede hâkim güçlerle temasa geçen kişidir. Göde 1994: 37. Ali’ye kadar götürülmektedir. Tabiî Ankara ahilerinin de reisi durumundadır. Emir Eratna’nın naibi olduğunu bazı kaynaklar yazmıştır8 .1979:61. Öney 1971:111-112. Kılıçarslan döneminde ise (1155-1192) oğullarından her birini bir şehre gönderdiğinde Ankara. Cevdet Bey tarafından neşredildiğ i için bugün bazı bilgilere sahip olabilmekteyiz. . Ahi Ba ba lığı uhdesinde bulundurmuştur7 . Bu dönemi.Tevhid ve M. Kesin olarak Türkiye Selç uklu S ultanı I. Ankara ve havâlisi için birçok araştırmac ı tarafından belirsizlik dönemi olarak nitelendirilmiştir. Ahi Şerafeddin. Bayram 1991: 84. Bu dönemde Ankara ve ç evresinde birç ok derviş gelip yerleştiğini biliyoruz. Hacıgökmen 2002:140. 734/ 1333) talebesidir9 . Ankara’da ahilere ait iki kitabeden 731 h/1330 tarihli olanında11 hükümdar ismi zikredilmediğinden. Hacıgökmen 2002:144) Hacıgökmen 2002:144.104 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Anadolu’nun en eski şehirlerinden biri olan Ankara. Öney 1971:111-113. Bayram 1979: 70-78. yüzyıl başlarında Ankara merkezi kale dışına taşmıştı. II. tarihin çok eski dönemlerinden itibaren birçok medeniyete beşiklik etmiştir. Ankara’nın Türk hâkimiyetine geçmesi Malazgirt zaferinden sonraki dönemde olmuştur. Edhem. Baba İlyas Horasanî’nin de bu sırada tutuklananlar arasındaydı. Cevdet 1932: 246. Kılıç Arslan (1092-1107) zamanında. XIII.

Sümer 2001: 335-353. Ergin1989:208. 2004: 117-129 Hacıgökmen 2002: 51-94. Bartın ili 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 Hacıgökmen 2002-II:830-39. bu ismin Türkler arasında arkaik olduğunu göstermektedir. yoksa ya beylerinin. . (Denizli Burhaniye. aptal14 . Bozdo ğ an –Aydın Bergama. ya da o yerin coğrafî yapısına ve yönlere göre isim verilerdi25 . Anla yışsız. genellikle gül koncası22 çocuk yemeği. XIII yüzyıllarda Anadolu’ya gelen Türkler arasında Mamak isimli şahıslar bulunmakta idi. (Ba ğ ıllı. Aksüt. boylarının adını verirler. eğer o bölgenin adı varsa kendi dillerine uydururlar. Ancak Ahilerin asayişi sağlaması onların askerî özelliğinden gelmektedir. (Aynı yer. Buna göre Mamak ismi Oğuz Türklerinin Bozok koluna mensup bir beyin ismidir. (Gölpazarı –Bilecik). yenilen yumru köklü bir bitki19 . Anc ak bu ç ok zayıf bir ihtimaldir. parmak24 anlamına geldiğini biliyoruz. Bu da bazı araştırıc ıları yanıltmıştır. Eğ ridir –Isparta. (Çorum İncekum Silifke İçel. A. Rasonyi (I):71-101. XII. parmak17 . (Sinop) Aynı yer. Nazilli –Aydın) Aynı yer.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 105 mız daha doğru olsa gerektir12 . küçük çocuklara elma. bir hayvan hastalığı18 . küçük çocukların boynu16 .) Aynı yer. İşte Mamak ismi. Ya da Hac ı Bektaş-ı Veli Bektaşlu Cemaatı gibi27 . meyveler verilirken söylenen sözcük21 . Dinar –Afyon) Aynı yer.) Korkmaz. Ankara’da Ahi Hükümeti kurulmuş olduğu yazılmıştır. doğuştan ya da sonradan dilsiz olan 15 . Türk Dil Kurumu 1977:3114-3115. (Eber. ka bak20 . Ahiler insanlara yardım etmek düşüncesiyle Ankara’da inzibatlık görevini de yapmışlardır. B. 1994:9. Çünkü Ankara’ya ait Osmanlı dönemi defterlerinde böyle bir kayıt bulunmamaktadır28 . Ayrıca Anadolu’nun çeşitli yörelerinde farklı mânâlarda da kullanılmaktadır. (Bozdo ğ an –Aydın) Aynı yer. Aynı yer. Tire – İzmir. şahıs ismi veya boy adı olarak kullanılmıştır.. Türkler bir bölgeye gelip yerleştiklerinde. Türkler arasında Mamak. Anadolu’nun her tarafında Oğuz boy isimleri ve şahıs isimleri bulmamız bu sebepledir26 . şahıs veya boy adı olarak kullanılmasından dolayıdır. Bu dönemi birçok araştırmacı yanlış değerlendirmiş. Akyazı çevresi –Sakarya) Aynı yer. Mamak Adının Yer Adı Olarak Kullanılması Mamak isminin yer adı olmasının sebebi ise. armut vb. Oğuzlar’ın Bozok koluna mensup Mamak cemaatı de olabilir. Mamak Ne Demektir? Dede Korkut hikâyelerinde Basat’ın Tepegöz’ü öldürdüğü hikâyede Oğuzların Bozok kolundan (Dış Oğuz) ünlü beylerin arasında Demir Donlu (yani Zırhlı) Mamak ve iki kardeşinin adı geçmektedir13 . (Giresun) Aynı yer. Yalnız Mamak isminin çok az olması. Sümer 1999: 410-411. Çarşamba -Samsun-Trabzon ve çevresi Aynı yer. Mamak ismi Ankara dışında. mama23 .

http://www. Barkan 1942:279-386.32 Ahi Mesût Ankara’nın tanınmış ahilerindendir. Ahi Mesut oğlu Ahi Sinan da Ahi Evren Zaviyesi post-nişînliği yapmıştır. Bilinen tek bilgi. Bugün toplam nüfusu 291’dır. Ahi Mamak Kimdir? Ahi Mamak hakkında pek fazla bilgimiz yoktur. Kırşehir’den Ankara’ya gelmiş. C. Ahi Mesut (Eti Mesgut) yerleşim yeri de bu tarz yerleşim yeridir. Ahi Hacı Murad adını taşıyan Ankara’da bir mahalle mevcut idi. merkez buc ağına bağlı bir yerleşim biriminin adı olduğunu biliyoruz29 . Ahi Hac ı Murad vakfının tevliyetini Ahi Mamak’ın oğlu Ahi Mahmud’a bırakmazdı. Darkot 1978: 437-438.106 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Kozcağız bucağına bağlı bir yerleşim birimi ve Kütahya ili. Hacıgökmen 2005:190. yüzyılın ilk yarısında yerleşmiş olduğunu düşünüyoruz. Buna göre Ahi Mamak 1439’lu yılından evvel ölmüştür.2009). Ancak yaşadığı dönemi tespit edebiliyoruz. Yerle şim Yeri Veri Tabanı.mil. torununa birbiri ardınca gelecek nesil ve batınlara kalır. 842 yılının Zilkade ( Mayıs /1439) ayında düzenlenmiş Ahi el-Hâc Hüsam oğlu El-Hâc Murad babasının adını taşıyan mahallede inşa ettirdiği medrese adına düzenlediği vakfiyenin şartında adı geç mektedir35 . 1462 yıllarında ölmüş olduğunu da biliyoruz 33 . bunlar tükenir kimse kalmazsa tevliyet Ahi Mamak oğlu Ahi Mahmud’a en iyi çocuğuna.tr/yyvtsunumu. (Bayramo ğ lu 1983:3-4) VGM Vakıf Kayıtlar Arşivi. erkeklerden kimse kalmaz ise Vâkıfın kardeşinin oğlu Ahi El-Hâc Murad oğlu Hasan oğlu İbrahim Bey’in en iyi oğluna sonra en iyi torununa. Onun Romalılar döneminden beri yol olarak kullanılan. Aynı şekilde Ankara’nın batı ve güney taraflarında da bu tarz yerleşim yerlerine rastlıyoruz. sonra birbiri a rdınca gelecek nesil ve batınlarına bunlar da tükenir kendilerinden kimse kalmazsa ba hsi geçen tevliyet öteki kardeşinin oğlu Ahi el-Hac Murad oğlu Ahi Adil oğlu Ba tura Beyin en iyi oğluna sonra en iyi torununa ve yüzyıllar boyunca gelecek batınlarına. Ankara’nın S amsun ve İç Anadolu’ya açılan kapısı durumunda olan30 bölgeye maiyeti ile beraber XV.hgk. 426 Ergenç 1998:29. No: 581 s. Eğer bu dönemde yaşıyor olsaydı. Çünkü bu tip dervişlerin görevi ıssız yolların birleştiği hâkim yerlere zaviyelerini kurarak bölgeyi şenlendirmek asıl amaçları idi31 . S imav ilç esi.30. Burada “ya şadığı sürece tevliyetin kendisine kalması ve ölümünden sonra ka dın ve erkeklerden en iyi çocuğuna. Mamak isminin bu kadar az olması görüşümüzü doğrulamaktadır. Ahi Mamak ile ilgili Ankara bölgesinde özellikle vakıfnâmelerde bir bilgiye rastlanmamaktadır34 . 29 30 31 32 33 34 35 36 Harita Genel Komutanlığ ı. eğer nesli tükenir. Ankara’ya ise 21 km.07. sonra en iyi torununa ve sonra birbiri ardınca gelecek nesil ve ba tınlarına. Eti Mesgut’a uzaklığ ı 7 km. Burası 1601 tarihinde Ankara’nın en kalabalık mahallesiydi36 . Eti Mesgut ilçesine ba ğ lı Ba ğ luca Köyü Ahi Mesut zaviyesinin kuruldu ğ u yerdir. (14. dır Hacıgökmen 2002:148. Ahi Hüsam oğlu Murad ile Ahi Mamak arasında bir dostluk veya sıhrî bir bağın kurulabilec eğini de söyleyebiliriz. . Bunlar da tükenir ise Ankara’nın hâkimine ka lır” denmektedir (Ek -1).

XV.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 107 Sonuç Yukarıda kısıtlı bilgileri verdiğimiz Ahi Mamak. Ahi Mamak’ın da Hüseyin Gazi türbesi etrafına defnedildiği. Ahilerin zamanla özellikle XIV. Ahi Mamak’ın ne zaman vefat ettiği. zamanla da Hüseyin Gazi kültüyle karıştığını söylememiz de mümkündür. yüzyılın birinci yarısında Ankara’nın önde gelen ahilerinden biri olmuştur. 37 Sarıkaya 2003: 93-110. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi ahilerin zamanla Bektaşi ve Alevilere karışması sonuc unda. bu bölgedeki alevî kültürü iç inde devam ettiği söylememiz mümkündür. kabrinin nerede olduğunu da bilemiyoruz. yüzyıldan sonra Bektaşi ve alevi cemaati içine karıştığını biliyoruz 37 . . Büyük bir ihtimalle Ahi Mamak ve etrafındaki Türkmenler ve ahiler.

Fuat (1998 ). -Bayramoğlu. -Galip. Zeyl ala fasl “al-ahiyya el. Ö.Ü. F. TOEM. XIII/52. AÜ. AÜ. İstanbul. I\1 . Ahi Sinan bin Ahi Mesud ve Şecere-nâmesi . TTK Arşivi. Diyanet Dergisi. Ankara. VII / 41. Ahmet (II). (1970). (1932). TTK yay. “Ortaçağ Yakın-şarkına ait vergi kitabeleri”. (1928). Eratnalılar. M.)Ankara Mescidleri ve Camileri. Ankara Tarih Enstitüsü Vakfı. (1942)Türk İslâm Kitabeleri I. Ankara. -Bayram. Sosya l Bilimler Enstitüsü Dergisi. -Ergin. Ankara. Derleme Sözlüğü. (1922 ): Mecelle-i Umur-i Belediyye . M. -Edhem. Yay. Ankara. V. -Hacıgökmen. -Korkmaz. -Sarıkaya. İstanbul. H. M. DTCF. -Darkot. W. (I). B. Osman N. VI.108 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Aksüt. İslamiyat. Ankara ’da Türk Devri Yapıları. TDK Yay. M. M. Türk Dili Edebiyatı Araştırmaları Enstitüsü. Kısım Ankara Kitabeleri. İstanbul. M. Faruk. “Ankara Ahilerinin Ticarî Faaliyetleri ve Bacıyân-ı Rûm Hakkında Bir Araştırma” A. -Göde. DTCF. I. XVI. (1994).. (1978). “Ankara’da Ahilere Ait İki Kitabe”. Ankara -Hınz . -Ergenç.fityân et. XI. -Hacıgökmen. Ali (2001). Zeynep. No: 581. Işıltan) Belleten. I. Ankara. “Ankara’da Ahi Hâkimiyeti” Türkler. F. Yaşar (1996). TTK Yay. -Ocak. “Ankara” İslam Ansiklopedisi . -Türk Dil Kurumu (1977). TOEM. Muharrem (1989)Dede Korku Kitabı I.(1979) “Baba İshak İsyanı ve Ahi Evren ile ilgisi”. Kültürel ve İlmî Faaliyetler” S. İstanbul. Ali(2002). Kemal. TDK Yay. (1942). -Bayram. -Sümer. 7 -Hacıgökmen. Ankara. -Tevhid. (OTAM ) Sayı:18.Y. -Ergin. (1972). Ü. TTK. -Akyurt. XVIII/2. Ankara. Ankara. IV/19. . -Barkan. Ali(2005). “Anadolu’da Oğuz Boylarına Ait Yer Adları” Türkler. İstanbul. Ankara. VGM Vakıf Kayıtlar Arşivi. Yıl 2002. Kitabeler. İstanbul. (2001).Ü. -Togan.A. Ali (2002-II). 3. Türkoloj i Dergisi. Umumî Türk Tarihine Giriş I. “Ahiler Zamanında Ankara’da Sosyal. Güney-Batı Anadolu Ağızları Ses Bilgisi (Fonetik). II. V. -Galip. A. Ankara. Hamza (2004) “ Hacı Bektaş Veli’nin Sosyal Kökeni” Hacı Bektaş Veli Dergisi Sayı: 29. Z. Oğuzlar(Türkmenler).Türkiyye” fi er-rıhleti İbn Batuta. 2. Babaîler İsyanı. (2003) Alevilik ve Bektaşiliğin Ahilikle İlişkisi. Enderun Yay. (1999). S. (1994). Vakıflar Dergisi. "Osmanlı İmparatorluğun’da bir İskan ve Kolonizasyon Metodu Olarak Vakıflar ve TemlikIer". İstanbul. -Sümer. -Rasonyi L. -Öney. Mübarek (1342. “Ankara’da Ahiler Hükümeti”. VI. Osma nlı Ta rihi Araştırma ve uygulama Merkezi Dergisi. İstanbul. I. Gönül (1971). İstanbul. IX. ( S. Ankara II.(1998). -Hacıgökmen. (trc. Hacı Bayram-ı Veli. Yay. Yüzyılda Ankara ve Konya. M.(I) Türk Özel Adlarının Kaynakları”. -Cevdet. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi) Konya. Sa. M. Ömer L.(1991) Ahi Evren ve Ahi Teşkilâtını Kuruluşu. TDAV Yay. Konya.

Mehdinin elçisi Selam et-Tercüman ve Vasık döneminde bölgeye giden Harizmî gibi çağdaş tanıkların verdikleri bilgiler. Mukaddesi İstahri. Abba sî. Bu çalışmada Abbasiler dönemindeki İslamlaşma sürecine dair dönemin tarihçilerinden İbn-i ‘Asem. The first small mosques were dated to that period in the region. İstahri. All of these incidents indicate that a mass Islamization was carried out in Abbasids period. bölge uzun soluklu ve sessiz bir İslamlaşma süreci yaşadı. Emevî.) Mustafa DEMİRCİ∗ Özet Hazar hâkimiyetinde kalan Volga-Ural bölgesine yönelik ilk İslam akınları Hz. (VIII-IX. The speculations in the book (creation) named Derbent-name stated that the first person. introduced Islam to this region was Ebu Muslim. According to the knowledge on the period of Islamization. Emevîler devri boyunca kesintisiz devam etti. bölgenin İslamlaşma süreci ortaya konacaktır.com . İbn Havkal. seyyah ve elçilerden. and travellers and embassadors Selam et-Tercuman and Harizmi who went there during the period of Vasık will be examined in detail and the Islamization period will be presented. Yakubi and Mesudi. Özellikle Emevîler’in son dönemlerinde fethin kalıcı olması için çok sayıda Müslüman nüfus (24. Dr. Yakubî ve Mes’ûdî. Abbasîler iktidara gelince fetihler durduğundan. İbn Havkal. mustdemirci@hotmail.000) were settled in that region in the late period of Emevis. Y. Selcuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. and the geographers of the period İbn Rusteh. Osman zamanında başlayıp. ∗ Doç.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 .. İsla mla şma THE RELATIONS BETWEEN THEABBASIDS AND THE KHAZAR. Makdisi. He also achieved the Abbasid revaluation. Issue : 5 Pa ge : 1 0 9 -1 24 ABBASÎLER İLE HAZARLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER ( VIII-IX. When the Abbasids came into power.CC) Absract The primary Islamic attacks started in the period of Hz Osman and continued non-stop through the period of Emevis (Umayyads). Derbent-name adlı eserdeki rivayetlerde. acquired from the historians of the period Ibn-i ‘Asem. coğrafyacılardan. Ka fk a sya . Anahtar Kelimeler Ha za r. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 0 9 -1 24 Ye a r: 2 0 1 1 . bölgeye İslam’ı ilk getiren kişinin Abbasî ihtilalini gerçekleştiren kişi olan Ebu Müslim olarak gösterilmesi ve bölgedeki ilk mescitlerin bu döneme tarihlenmesi de Abbasîler döneminde kitlesel düzeyde bir İslamlaşma yaşandığını gösterir. a great number of Muslims (24.000) bölgeye yerleştirildi. the region had a long and quiet period of Islamization period following the end of the conquers.Y. detaylı ve sistematik bir incelemeye tabi tutularak. Especially to maintain the conquest. İbn Rusteh.

Abba sid. Uma yya d. Isla miza tion .110 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Key Words Kha za r. Ca uca sia .

Ş u ana kadar bu devrin iki büyük devleti ve askeri gücü olan Abbasîler ile Hazarlar’ın münasebetlerinin nasıl geliştiği ve bu ilişkilerin Kafkasya ve ötesinin İslamlaşmasını nasıl etkilediği detaylı bir ç alışmaya konu edilmemiştir. Rebîa el-Bahilî kumandasındaki 4 bin kişilik ordu ile Erran. Abdulmelik döneminde (705-715) Hazarlara ve Kafkaslara yönelik seferler yeniden başladı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 111 GİRİŞ Umumiyetle Ortaç ağ Tarihini inc eleyenler Abbasi-Bizans ilişkilerine yoğunlaşırlar. Beylekan. Ayrıca IX. daha güneyde ise Hamdânîler denilen hanedanlıkların ortaya ç ıkmasıdır. Osman’a karşı baş gösteren isyan ve takip eden olaylar sonuc u İslam dünyasının iç bunalıma sürüklenmesi ile uzun süre Kafkasya’ya sefer düzenlenemedi. Hazarlarla Müslümanlar arasındaki en şiddetli ç arpışmalar bu halife zamanında oldu. Ş imdiye kadar Hazar Tarihi ç alışanlar bu devletin sadece din değiştirme olayı bağlamında dış dünya ile ilişkilerini anlatır ya da Bizans-Hazar ilişkilerine değinirler. 32 (652-53) yılında S elmân b. Ermenistan ve Kafkasya’nın bir kısmını Abbasîler’den almasıdır. Bkz. Abdulmelik komutasında 708 ve 710 yıllarında 80 bin kişilik ordu Derbend’e 1 Selman b. Rabi’a’nın seferi ve Hazarlar ile karşıla şması üzerine İslam kaynaklarında yarı efsanevî geniş bir malumat yığ ını vardır. yüzyılın başında Abbasîlerin merkezi otoritesini kaybetmeye başlaması sonuc u Kafkasya bölgesinde Sâcîler. Berda’a üzerinden Derbend Geç idi’ni (Bâbu’l-ebvâb) aşarak o zamanki Hazar başşehri Belencer'e kadar sokulmasıyla başlamıştır. . Konuyu X. Biz bu ç alışmamızda önc elikle Müslümanlar tarafından yazılan Arapç a kaynakları kronolojik bir okumaya tabi tutarak VIII. yüzyılın başlarına kadar Abbasî-Hazar ilişkilerini. Bu dramatik olaydan kısa süre sonra Hz. Fakat Hazar kuvvetleri komutanı S elman b. HAZARLARA YÖNELİK İLK İSLAM FETİHLERİ Hulefa-i Raşidin Dönemi Hazar Hakanlığı’na yönelik ilk İslâm akınları Hulefa-i Râşidîn döneminde 642-646 yılları arasında vuku bulmuş. ilk önemli hüc um ise H. İbn ‘Asem el-Kûfî. Kitâbü’l-Fütuh . bölgenin İslamlaşma sürec ini ve bu sürec i etkileyen dinamikleri ortaya koymaya çalışacağız. Hâlbuki VII-X. Emeviler Dönemi Anc ak Emevîler dönemine gelindiğinde ilk karşı saldırıya geç en taraf Hazarlar oldu (683-685). Beyrut 1986. Halifenin kardeşi Mesleme b. yüzyıllar arası dönemde Ön Asya’daki en önemli oyunc ulardan biri de kuşkusuz Hazarlar’dır. yüzyılın ortalarından X. Bundan sonra İslam fetihlerinin bütün c ephelerde en uç noktaları ulaştığı Velid b. II. İşte bu gelişmelerden dolayı konumuzu IX. yüzyılın sonları ile sınırlamak zarureti vardır. yüzyılın son çeyreğinde Bizansın doğuya doğru yeni bir hamle yaparak genişlemeye ç alışması sonuc u. yüzyıl ile sınırlamamızın sebebi ise artık X. Rebîa da dahil olmak bu ordunun tamamını üzere imha etti1 . 111-114. s.

Ayrıca Bkz.. Belâzurî. s. Ondan sonra Mesleme b. Hakkı Dursun Yıldız. belki Hazarlar Musevi değil. İbn ‘Asem. II. s. trc. Türk Tarih Kongresi Bildiriler. Koyuncu. s. Ankara 1988. s. 270-280. Abdülaziz’den sonra gelen Emevî Halifeleri bu barış siyasetini sürdürselerdi. Mesleme 729-730 yılında büyük bir Hazar ordusunu mağlup etmesine rağmen bu görevden alınarak yerine tekrar Cerrah atandı. Abdulmelik tekrar Hazar c ephesine atandı. 70 vd. İbn ’Asem. şehirleri yakıp yıktılar. VII. Ali Habîbe. VIII. s. s. hüc uma geç erek Erdebil’e kadar bütün Azarbeyc an’ı ele geç irdiler4 . Kahire 1967. Fütuhu’l-Büldan . s. Anc ak Cerrah 730 yılındaki savaşlarda mağlûp olarak Azerbaycan'a geri çekilmek zorunda kaldı. Kahire 1974.112 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 karşı harekete geçti ve sürdürdüğü müc adeleler sonucu şehri ele geçirdi (713). s. s. Abdullah elHakemî. “ Hazarlar Arasında Müslümanlığ ın Yayılması” . Anc ak Ömer b. s. Bu geri ç ekilmeden istifade eden Hazarlar. III. Ezdi. 32. Hazar topraklarında ilerleyerek Derbend'in 6 fersah kuzeyinde Hazarlar'ı ağır bir yenilgiye uğrattı ve başşehirleri Belenc er’i ele geç irdi. Eğer Ömer b. Sayı I/A-B. Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi . Müslüman olac aklardı ve Kafkasya’nın İslamlaşması ç ok daha erken tarihlerde başlayac aktı3 . s. Mevlüt Koyuncu. agm. 67. Bkz. Mustafa Fayda. Onun komutasındaki ordular Hazarlar’ın elindeki tutsak durumunda bulunan Müslüman askerleri kurtardığı gibi bazı başarılar da elde ettiler5 . Hatim b. Belazuri. Nu'mân el-Bâhîlî’yi görevlendirdi. Sakarya 1997. IV. I. Taberî. 403-405. . Abdulmelik döneminde (724-744) meydana geldi. thk. Beyrut ty. 283-287. Anc ak 714 yılında Derbend Geçidi'ni ele geçiren Mesleme Bizans ile savaşların alevlenmesi üzerine 717'de İstanbul'u kuşatmak üzere bölgeden ayrılınc a Hazar c ephesi boşaltıldı. 77-80. Ebu’l-Fazl İbrahim. Muhammed’in savaşları ve ç abaları bölgenin İslamlaşması bakı- 2 3 4 5 İbn ‘Asem. Taberî. VIII. 99/717-18). C. 74-79. IV. Sakarya Üniversitesi. Bunun üzerine Hazarlarla müc adeleye memur edilen Cerrah b. Bu fırsatı değerlendiren Hazarlar 717-718 yılında karşı saldırıya geç erek Azerbeycan’a kadar olan yerleri geri aldılar. Ömer b. s. Kafkasya’da Hazarlara karşı yürütülen bu müc adelede 732'de Azerbaycanİrmîniye Valiliğine önce Said el-Hareşî getirildi. S aid’den sonra komutanlığa getirilen Mervân b. Hazarlar ile Emevîler arasındaki en sert savaşlar Hişam b. Tarihu Mevsıl. Abdülaziz’in İslam’ın savaş ortamında yayılamayac ağı anlayışına dayalı genel siyasetini uygulamaya konularak bu zaferin üzerine gidilmedi ve iki taraf arasında kısa bir barış ve sükûn devri yaşandı2 . 290-291.. Abdülazîz. Bu sefer sırasında Hazarlar pek ç ok insanı öldürdüler. Tarihu’r-Rusul ve’l-Mülûk. 295-296. Yeni komutan Hazarları durdurmayı başardığı gibi. thk. Düvelü’l-İslam. onlara karşı zafer kazanarak bol ganimetler ile döndü (H. 858. “ Emeviler Devrinde Hazarlarla yapılan Mücadeleler” . Abdülaziz’den beş yıl sonra Kıpç aklar ve diğer Türk boylarının yardımını sağlayan Hazarlar'ın “Mercü’lhicâ re’” savaşında bozguna uğrattığı Müslüman ordusu c iddi kayıplar verdi. Bunlara karşı Emevî Halifesi Ömer b. Ankara 1981. Ayrıca bkz. 74-79. Zehebi.

Muhammed’in baskıları ile Hazar Hakanı Hanuka Han’ın7 Müslüman olduğunu ilân etmesi de bölgede İslam’ın kökleşmesine yardımc ı olmuştur. korkuya kapıldı. Mervân b. 254-255. “ Hazarlar” mad. Zerkan. Tiranşah. Belazuri. İstanbul 1973. trc. İstanbul 2003. Ardından S erir halkı(Avarlar). 5. Mervan b. Onunla kendi ülkesinde hükümdar olması ve istediği İsla m â limlerinin İtil şehrinde insa nla ra İsla m’ı a nla tma sı şa rtıyla bir a ntla şma ya ptı ve Ha za r ülkesini terk etti. Fakat bu ordu 10 bin ölü. s. VIII. 283-293. 75. Fulan el-Havlanî adında iki İslam alimini göndermiştir. Belâzurî. s. Ardından 40 bin kişilik bir ordu ile Hazarlar üzerine büyük bir sefer düzenledi ve Derbend Geç idi'ni aşıp Belenc er'e girdi. Nuh b. kan ve şarap içmesi ha ramdır. s. ilk olarak Berza’a ile Tiflis arasında “Kisal” şehrini kurdu.”8 Böylece Hazar Hakanı İslam’ı anlatmak üzere gönderilen âlimlerin huzurunda İslam’ı kabul ettiğini aç ıkladı. S aid el-Esedi Hazar Hakanı ile ilk karşılaşmasında: “İsla m’da ha ra m olan bir şeyi helal. Nitekim Belazuri’deki şu kayıt bu görüşü destekler mahiyettedir: “Ha zar büyükleri. Bu arada Mervan onu İslamiyet’e ça ğırdı. L. N. Mervan da Hazar Hakanının sadakatine güvenerek İtil’e dönmesine izin vermiştir10 . İmzalanan antlaşmaya göre İtil'de iki fakih kalac ak ve Hazarlara İslâmiyeti öğretec ekti. Said el-Esedî Yahudiler tarafından hunharca öldürülmü ştür. Hamzinşah. 734. 255. Rivayet göre bu sıralarda Hazar hakanı avlanırken Müslümanlar tarafından ele geç irilmiş ve Müslüman olmaya zorlanmıştı. Marget B. Mervan Ona değerli bir elbise hediye etti ve O’nun huzurunda Müslüman oldu. Mervan’ın önünden kuzeye ç ekilen Hazar Hakanı Araplara karşı 40 bin kişilik bir ordu topladı. “ Marwan b. Filanşah. Ş enzan. 297. Biro. S aid el-Esedî ile Abdurrahman b. Hakan Müslüman âlimin bu tavrı karşısında “siz gerçekten sa mimi bir Müslüma nsınız” demekten kendini alamamıştır. Allah’ın a dı anılmadan kesilen hayva nın etini de yemek ya sa ktır” 9 demiştir. Daha sonra Mervân aldığı 40 bin kadar esiri Derbend'in güneyinde Şemkur şehrine yerleştirdi. Bkz. önce Hazarları kuzeye ç ekilmeye zorladı ve böylec e Kafkas6 7 8 9 10 Bu sefer hakkında geniş bilgi için bkz. Yalnız Muhammed b. Mervan bunun üzerine İtil bölgesinde yaşayan insanlara ve Hazarlara İslam’ı öğretmek üzere Nuh b. Nuh b. 7 bin esir vererek ağır bir yenilgi aldı. Derbend'e kendi kuvvetlerini yerleştirdikten sonra 150 bin kişilik bir ordu ile ilerleyerek iki koldan yeni Hazar başşehri İtil'i kuşattı. aksi takdirde sa va şacağını bildirdi. Muhammad’s Georgian Campaign” . artık O’nun ölü hayvan ve domuz eti yemesi. s. Budapest 1975. Muhammed'in bu önemli seferi ile. Ayrıca bkz. Mervan’ın huzurunda Müslüman oldu ğ unu ikrar eden şahıs bu olmalıdır. Mervan’nın kalabalık bir orduyla ülkelerine geldiğini ha ber a lınca. Mervan. Bundan sonra Mervan. Bunun üzerine Hazar Hakanı İslamiyeti kabul ettiğini. helal olan bir şeyi de haram kılmak diye bir şey yoktur. III. Gumilev. Tumanlar.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 113 mından bir dönüm noktasıdır6 . İbn ‘Asem. s. kendisine İsla m’ı anlata cak birsini göndermesini istedi. s. Eski Ruslar ve Büyük Bozkır Halkları. İbn ‘Asem. Acta Orientalia Academiae Scientiarum Humgaricae . Meydan Larousse . Hanuka Han’ı Müslüman kaynaklar zikretmezler. Ahsen Batur. . 289-291. Eğer efendiniz Müslüma n olursa. Lekz ve Ş irvan halkları ve şehirleri üzerine seferler düzenleyerek onları da harac a bağladı.

” 13 . Bu bölge ile ilgili sağlam bilgiler aktaran İbn ‘Asem konuyla ilgili olarak şöyle demektedir: “Sadece Hakan. Daha ziyade iç politikada huzur ve asayişi korumayı. Çorum 2005. Hazar ümerası ile birlikte İtil şehir ha lkından pek çok kişi de Müslüma n olmuştur. 297-298. ya kın çevresi. 13. 36. İslam hâkimiyeti daha o dönemde Don ve Dinyeper nehri boylarına rahat ulaşabilirdi15 . İstanbul 2004. Muhammed’in Hazarlara ve Kafkasya’ya yönelik seferleri için bkz. age. s. Golden-Zuckerman-Zajaczkowski. Daha sonraki gelişmeler dikkate alındığında Hazar Hakanının ve ç evresinin bu zorunlu din değiştirmesinin fazla sağlam temeller üzerine oturmamış olduğu görünmektedir. 291293 Peter B. M. Hazar Tarihi . tic arî ve kültürel ilişkilerin ağırlıkta olduğu bir sürec e girildiği ve yaklaşık iki asırlık bu süreç te İslam’ın Hazarlar arasında yavaş yavaş yayılmaya başladığı görülmektedir. 36. çev. Osman Karatay. Golden. Artamonov. s. Ahsen Batur. . s. Çünkü Hazar Hakanı kısa zaman sonra dininden döndü. 345. VIII. Belâzurî. Zaman zaman savaşlar olmakla birlikte Emevîler devrinde olduğu gibi uzun süreli ve şiddetli ç arpışmaların meydana gelmediği görülmektedir. İ. İbn ‘Asem. trc. 255.12 Çünkü bu antlaşma ile gerek Hazar hakanlık ailesi arasında. Bunun sonuc unda Emevîler devri boyunc a İtil havzasına yapılan fetihler ve akabinde bu bölgeyi İslamlaştırmak amac ıyla Belencer ve Semender şehirlerine tehcir edilen Müslüman Arap nüfus sayesinde İslam dini buralarda tutunabilec eği bir zemin buldu. yeni kurulan devleti İslamlaştırmayı hedefleyen Abbasi politikası gereği. Hazarlarla fazla sorun yaşanmamıştır. Ermenistan ve Azerbayc an 11 12 13 14 15 Mervan b. Abbasîler’in iktidarı ele geçirmesi ile Arap dış politikası özellikle ilk yıllarında barışa dönük bir siyaset arz etmekteydi.11 Her ne kadar Hazar Hakanının İslâmı kabulü kısa sürse de bu ihtida olayı bölgede din meselesinin öne ç ıkmasına neden olmuştur. IV. Hazar hükümdarı Müslüman olmakla ka lma mış.. Ş ayet Emevîler yıkılmayarak burada sağladıkları üstünlüklerini sürdürebilselerdi. s. a ilesi. Hazarlar ve Musevilik. Bu yüzden Hazar Hakanının zorla İslama girmesi aslında önemli bir netic e doğurmadı. Fakat bununla birlikte hakan İslamiyet’in Hazarlar arasında yayılmasına müdahalede de bulunmadı14 . s.Ananiasz Zajaczkowski. İbn ’Asem. gerekse İtil’de yaşayan Hazarlar arasında İslamiyet hızla yayılmaya başlanmıştır. Mervan’ın bu büyük savaşından sonra Emevîler iç bunalıma sürüklendiğinden her iki devlet arasında pek savaş görülmemiş ve bu durum Hazarların yeniden eski zamanlarına dönmelerine neden olmuştur Demek ki bu bölgede İslam’ın yayılışını durduran esas olay.Constantine Zuckerman. Abbasîler’in İlk Dönemi Emevîler’in yıkılışı ve Abbasîler’in kuruluşu ile Kafkas ötesinde. tam da bu dönemde Emevîler’in geç irdiği bu iç bunalım sonuc u Abbasi devrimi ile yıkılmaları olmuştur.114 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 lar’da İslam’ın ilk nüvesini oluşturdu. s.

thk. . Zahide Ay. 647. Sakarya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi . toplu halde. Khalil Athamına. MEB. 10 bin deve ve ç ift hörgüç lü bin Türk devesinden meydana gelmekteydi. Nitekim el-Mansûr Ermeniye Valisi Yezîd b. Türk Kültürü . VIII. 309. Kûfe ve Ş âm bölgesinde bulunan bazı kabileler. Abbasîler iç in en az Bizans kadar tehlike teşkil ediyordu. onlarla akrabalık kurmaya ga yret et. S ülemî’ye de bu konuda ihtiyatlı davranmasını önermiş. trc. Çünkü gelin giden Hazar prensesi hamile kalmış doğum esnasında ç ocuğu ile birlikte hayatını kaybetmiştir. Yirmi araba da Hazar prensesinin altın ve gümüş kaplardan oluşan ç eyizini taşıyordu21 . Ermeniyye valisi Yezid b. VIII. İstanbul 2008. 300.V. Belâzurî. Sayı 29 (342). şöyle dile getirmiştir: “Ermeniya bölgesi a nca k Ha zarlarla yakınlık ve akrabalık kurmakla emniyete a lınabilir. s. “ Emevî Hilâfeti Döneminde Arap İskânı” . Zeki Velidi Togan. M. bin adet katır. “ Hazar Türkleri’nin Kültür Tarihine Ait Bazı Notlar” . Useyd’e yazdığı mektupta bu endişelerin. Kaynaklardaki bilgilere göre söz konusu hediyeler. Ayrıc a Halife el-Mansûr.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 115 bölgesinin kuzeyinde. Bu kabilelerin bölgede daimî kalmaları iç in kendilerine araziler iktâ‘ edilmişti16 . Halife el-Mansûr‘un Hazarlara karşı izlenen bu politika ç erç evesinde. s. hatta Hazar Hakanı ile mümkünse akrabalık ilişkileri kurmasını istemiştir. s. Vessela m ”17 . Yezid Hazarlara başlık parası yerine geç en 100 bin dirhemlik Ka lın ödemiştir. 229. Bundan dolayı Basra. Beyrut 1993. 4 bin adet kısrak. Ras Tarhan’nın “ Astarhan” ve “ Harezm” adını da ta şıdığ ı hakkında kaynaklarda farklı detaylar vardır. İbn A‘sem. Târîhu’l-Ya’kubî. Saim Yılmaz. Bu bölgeye tehcir edilen kabîle ve toplulukların kimlikleri hakkında bkz. Abdu’l-Emir Mühenna. Ancak her iki tarafın da bu iyi niyet girişimleri olumlu sonuç vermemiştir. Hazarlar intikam amac ı ile Ras Tarhan22 komutasında Arap hâkimi- 16 17 18 19 20 21 22 Ya‘kûbî. Halifenin bu bölgedeki valilerine yazdığı mektuplarda bu tedirginliği bütün aç ıklığı ile görmek mümkündür. çev. III.. 209. Hazarlar’ın yeniden tehlike olac ağını fark etmiş olmalı ki onlarla barışın korunmasına özellikle önem vermiştir. Sakarya 2000. Hazar prensesini güneye götüren Tarhanlara ç ok sayıda halayık ve köle de eşlik ediyordu20 . Bunun üzerine Vali Yezid bu amaç la Hazar Hakanı Bagatur’a akrabalık kurma teklifini iletmiş ve Hakan da bu teklifi kabul etmiştir18 . s. 229. İbn A‘sem. bin yardımc ı insan. Azerbaycan bölgesine tehcir edilerek Tebriz ve c ivarına iskân edilmişlerdi. D. II. İA . Arapların bunu intikam amac ı ile kasıtlı olarak yaptığı dedikoduları ise Hazar Hakanını yanıltmıştır. C. Eğer Hazarlar isterlerse seni ora da ma ğlup ederler. s. Bunun üzerine Yezid Hazar Hakanının kızıyla evlenmiştir19 . s. 401. Sayı 2000/2. 43. dn. kabile reislerinin önc ülüğünde. Esref Buharalı. Dikka tli ol ve dediklerimi uygulamaya çalış. s. “ Hazarlar” mad. Aksi ta kdirde senin için ve diğer vâ liler için endişeleniyorum. 505. Ka naatim odur ki devlet ta ma men kuruluncaya kadar Hazarla r ile a kra ba lık kur. Dunlop. 194. Ankara 1991. Hazar Yahudi Tarihi. s. Hazar hakanı da Türk gelenekleri gereği kızının çeyizine oldukça yüklü hediyeler koymuştur. Kişiliğ i ve ismi hakkındaki tartışmalar hakkında bkz. güçlü orduları ve savaşçı yapıları ile Hazarlar. Ankara 1997. Taberi.

a. Stratejik öneminden dolayı Babu’l-Evâb’a. çoğunluğu göçebelerden oluşan kabileler. Ba ğ dat 1977. Ezdî. 310. s. İslamiyet ve Türkler. İbn ‘Âsem. Tao(Taveli). Belâzurî.. Bu göçlerin bir kısmı Musul bölgesindeki kabîlelerin a ğ ır vergiler nedeniyle yerlerini terk etmek zorunda kalmalarının sonucu olarak Azerbaycan bölgesine göç etmişlerdir. Nehc evan. 69. hapishanelerden 8 bin kişi ve inşaat ustalarından oluşan guruplar bölgeye gönderilerek. Kemâh ve Bâbı Vâk şehirlerine yerleştirildi27 .m. Hamzin.m. Doğal olarak bu gelişmeler bölgede kabile reislerini hem idarî hem de askerî bakımdan nüfuzlu bir duruma getirmişti. s. Çünkü bura sı düşma n kılıcının a ğzıdır. Mesela H. Ya‘kûbî. s. 291 vd. s. Klarcet. a. Bu saldırılara Abbasî ordusu fazla karşılık verememiş. Lekz. Ezdi’nin verdiği bilgiye göre Hazarlar tarafından esir alınan Müslümanların ç oğu soğuktan ölmüşlerdir24 . 205 vd. 204. Selâhaddin Tâhâ. s. Ezdi. 211. s. İstanbul 1976. 204-207. 145/765) ç ok sayıda Müslüman’ı öldürmüşlerdir.. Cezîretü’lFuratiyye ve’l-Mavsıl. Gumilev. buralara Filistin’den getirilen askerleri birlikler iskân edildi28 .g.m.. age.. Ya‘kûbî. Muhammed Câsim Hammâdî. Sayı XX. Riyad 1986. Hazarlar’ın Ermeniya ve Azerbaycan bölgelerine düzenledikleri saldırıların karşısında Halife el-Mansûr tarafından bölgede güçlü bir askerî birlik oluşturmak iç in maaşlı kimselerden oluşan profesyonel ordunun yanında26 . Alan ülkesi ve Abazya’yı Müslümanların elinden almışlardır25 . VIII. çocukları ve aileleri ile birlikte sınır boylarına yerleştirildi29 .” 33 S onraki yıllarda Araplar ile Hazarlar arasında Hârûn er-Reşîd dönemine kadar sınır ç atışmaları niteliğinde hafif savaşlar meydana gelse de c iddi anlamda Arap-Hazar savaşlarından söz edilmemektedir. Kabileler bu şehirlerde eskiden olduğu gibi kabilevî bağlılıkları ile yaşayışlarını sürdürmüşlerdir30 . 210. s. Tâhâ. II. Türkler de kış nedeni ile geri çekilmişlerdir23 . s. Bu kabilelerin kimlikleri için bkz. 294. Bâbu’lEbvâb gibi şehirlere de Abbasî hareketine destek vermiş olan. Tâhâ. s. Abdulmelik tarafından 24 bin Suriyeli asker yerle ştirilmişti. 204-205. . Belâzurî. s.g. Tâhâ.. 182 (798-799) yılında Hazarlar’ın Derbent Geç idi’ni aşarak Azerbayc an bölgesindeki Müs23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 Yıldız. Ha lk Ha za rla ra ka rşı sa va şma kta dır.g. 40. 295. aynı yer.m. s. Athamina. 287..32 Hârûn er-Reşîd dönemine kadar vergi alınmayan Azerbeyc an’daki sınır halkından Halifenin bölgeye atadığı Vali S a‘îd b. Bkz. 75. Hârûn er-Reşîd zamanında. 171. a. İbn A’sem.m. Athamina.. haraç toplamaya kalkışınc a bölgedeki kabile reisleri toplanarak şöyle demişlerdi: “Ya Emir! Şimdiye kada r bu topra kla rda n hiç vergi alınma dı. a. Dubeyl.g. 309. S üleym. s. Belâzurî. s.116 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yetindeki Ermenistan ve Tiflis topraklarına saldırarak (H. a. s. s. “ İstîtanu’l-Arab fi İklimi Ermeniya” Risâletü’l-Halici’l-Arabî. Emevîler zamanında Mesleme b. 295. Ayrıca bölgede Ercişi Suğra ve Ercişi Kübrâ adında iki yeni idarî merkez daha kurularak. bu kabilelerin Musul bölgesindeki kolları da ağır vergilerden kurtulmak iç in bu bölgeye göç etmişlerdi31 . Fakat bu saldırılar 779 yılına kadar devam etmiş ve Hazarlar Emevîler zamanında fethedilen Kehatya. s.g. 256-257. VIII.

thk. Bölgede Bulgarların belirleyici olmaya başladığı X. 83. Hazar şehirleri IX. 328. Artamanov. IX. Hazarlar’ın Abbasilere karşı son seferi 798-799 yılındaki seferdir. Bölgede önemli bir nüfuza sahip olan ve uzun süredir valilik yapan Nec m ailesi bu durumu kabullenmek istemezler. Taberî. VI. Azerbayc an ve Ermenistan valiliğine gönderilen Fadl b. Artık bu tarihten sonra Hazarlar’ın yıkılışına kadar iki devlet arasında vuku bulmuş herhangi bir savaş tespit edilememektedir38 . Şaban Kuzgun. el-Muntazam. 10. Hârûn er-Reşîd’in gönderdiği valiye isyan ederler. 150. Ülkenin her yanında patlak veren isyanlar35 . bir türlü güç yetiremediği Hazar Hakanını evlilik yolu ile barışa zorlamak istedi. Ancak önceki evlilikte olduğu gibi bu Türk kızı da ç ok sürmeden öldü. II. Kaynaklarda ikinc i rivayet daha detaylı anlatılmaktadır: Bu rivayette Kafkaslar’daki Ermenilerin isyanları ve Arap idarec iler arasındaki ç ekişmenin yol aç tığı olaylar sebep olarak gösterilmektedir.VI. İbnü'1-Esîr. güç lü rakipleri Hazarlara karşı ellerini kollarını bağlıyordu. Hakan da onun bu evlilik teklifini kabul etti ve kızı S itit’i (subt) Vali Bermekî ile evlendirdi.. age. s. . Kö şe .Yahya el-Bermekî Kafkaslar’da süregelen kargaşayı önleyemeyince. Cem Zorlu . Bkz. 149. gerekse orada hali hazırdaki vali Nec m b. trc. Necm’in oğlu Hazarlara sığınarak yeni valiye karşı savaş başlatır. III. Abbasilere Yönelik Dini ve Siyasi İsyanlar. 86. 5. yüzyılda artık GüneyKuzey. 799 yılında meydana gelen bu savaşta Hazarlar bir süre (70 gün) Ermeni topraklarında kaldıktan sonra geri ç ekilirler37 . C. s. II. Ankara 2001. intikam amac ıyla gerç ekleştirildiği anlatıldı. C . Hârûn er-Reşîd Kafkaslardaki sorunları ç özmek iç in S aid b. 20. Araplar bu süreç te ellerinden geldiğinc e Hazarlara karşı barış yanlısı bir politika izlemişlerdir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 117 lümanları öldürmeleri üzerine. Bundan sonra iki taraf arasında tic arî ilişkiler ve barışç ı politikalar öne ç ıktı. yüzyıla kadar da durum böyle 34 35 36 37 38 Ezdî. Ya’kûbî. el-Kâmil Fi’t-Târîh. C. Doğu-Batı tic aret trafiğinin ve temaslarının merkezi haline geldi. Bunun üzerine Hazarlar büyük bir ordu ile harekete geçerek Abbasî topraklarını yağmalamaya başladılar36 . Beyrut 1992. İbnü’l-Cevzî. İstanbul 1991. s. Fakat müellifler bu rivayet üzerinde fazla durmamakta diğer olaya atıf yaparc asına bundan kısac a bahsetmektedirler. Ankara 1993. Her iki devlet arasındaki son büyük savaş Halife Hârûn er-Reşîd döneminde meydana geldi. Hazar hakanına yine bu ölüm olayının doğal olmadığı. s. s. Hazim komutasındaki bir orduyu Hazarlara karşı göndermiş ve onları Ermeniye’den ç ıkarmışlardır34 .000 kişilik bir orduyla destek vererek Bab şehrine gelir. 650. Ş üphesiz bunda kendi iç işlerindeki çalkantılı dönemlerin de etkisi vardır. Bu savaşın sebepleri hakkında Arap kaynakları iki farklı rivayet aktarmaktadırlar: Bunlardan birinc isi Halife el-Mansûr döneminde olduğu gibi Abbasilere gelin giden Hazar prensesinin doğum esnasında ölmesi üzerine odaklanmıştır. Hazarlar ve Kuzey Türkleri . A. s. Ya’kûbî. s. 295. s. S aid Arapların kabul ettiği eski vali Nec m’i yakalayıp öldürünc e bölgede durum iyic e karışır. S elm Kuteybe el-Bahilî’yi bölgeye vali olarak tayin eder.. Halife Huzeyme b. Anc ak gerek yerli halk. Mahmud Mustafa Abdulkadir Ata. Haşim. s. İbnü'1-Esir. Hazar Meliki de bu talebe 100. C.

39 40 41 42 43 44 45 Golden-Zuckerman-Zajaczkowski. S iyasî-askerî olayların azalmasına bağlı olarak bu yüzyılda İtil-Ural havzasında neler olduğuna dair haberler de azalmaktadır. İstanbul 1993. Gürc ü bir Aziz’in Abazya üzerinden Hazarya’ya gidişini hikâyesini anlatan biyografisine göre IX. s. s. V. X. yüzyıldan itibaren artmaya başlamıştır. Bartold bu daveti yapanın Halife Me’mun değil. Bu sefer olmuşsa bile muhtemelen bu Me’mun’un Merv’de kaldığı şehzadelik yıllarında (800-812) ya da Merv’deki Halifelik döneminde (812-818) yapılmış olmalıdır. Belkıs Çorakçı. Daha önc e az da olsa var olan iki taraf arasındaki tic arî ilişkiler. s. Untersushungen zur Geschichte der altchristetlichen Literatur. Ahsenü’t-Tekâsîm. Zaten Me’mun’un böyle bir seferini diğer kaynaklardan teyit edemiyoruz. İstanbul 2005. agm. Schultze. yüzyıla geldiğimizde Hazarlar ile Müslümanlar arasındaki savaşların tamamen durduğu. Coğrafyac ı Mukaddesi başkalarından duyduğu habere dayanarak Halife Me’mun’un Cürc aniyye üzerinden İtil şehri üzerine bir sefer düzenlediğini ve buranın Melikini İslam’a davet ettiğini yazar44 . Yalnız bazı köy ve şehirlerinde Hıristiyanlar yaşamaktadır40 . Bunun bir uzantısı olarak din ve bilim adamları da Hazarlar arasında faaliyet göstermeye başlamışlardır43 . Zira o günün şartlarında Gürgenç emirinin kendi imkânları ile böyle bir sefer düzenlemesi mümkün görünmemektedir. Dunlop. Emel Esin. 103-104. 25-32. Hande Güreli. Emevîler devrinde Orta Asya’da olduğu gibi. muhac irler ve tebliğci din adamları vasıtasıyla atılmaktadır42 . Hazar İmparatorlu ğ u Tarihi . 196-197. zanaatkârlar. age. yalnız tek tanrıya (Gök Tanrı İnanc ı!) inanan insanlar yaşamaktadır. Arthur Koestler. IX. İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giri s. Onüçüncü Kabile. V. trc. s. Muhammed olduğunu iddia eder45 .. Hakkı Dursun Yıldız.. Gerç ekten de İslam’ın yayılış tarihinde bu tür savaşsız ve sakin dönemler her zaman sessiz sedasız İslam’ın yayılışına delalet etmiştir41 . 23’den naklen Bkz. 85. Mukaddesi. s. s. Orta Asya Tarihi Hakkında Dersler. 856-858.. Müslüman tüc c arın en ç ok tic aret yaptığı sahalardan biri haline getirmiştir. 20.118 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 devam etti. 360-361. Yüzyılda Hazar-Abbasî İlişkileri IX. Bölgenin sessiz sedasız İslamlaşması da bu sükûn ve istikrar devresinde oldu39 . IX. Jacques Piatigorky-Jacques Sapir. Leiden 1902. Ancak V. her iki tarafın da barışın tadını ç ıkardığını görüyoruz. 16.. s. n şr. trc. Ankara 1975. Barış ortamı Hazar ülkesini. küstah. 1980. s. s. Neue Folge 13 1905. K. Hazar Hakanı ile Abbasi Halifesi bir ç eşit saldırmazlık sürec ine girmişlerdi. İstanbul. Aynı mlf. İslâmiyet ve Türkler. V. 59. yüzyılın başlarında Hazar ülkesinde vahşi. Hazarların Yahudiliği benimsemeleri de işte tam bu dönemde gerç ekleşti. İstanbul 1978. Bartold. age. yüzyılın büyük bölümünde Hazarlar ile Müslümanlar arasında barışın hüküm sürdüğü bu uygun ortamda bu bölgedeki İslamlaşmanın temelleri büyük oranda tac irler. De Goeje. Kafkasya ve Hazar ç evresi sakinleşmiş. Gürgenç valisi/emiri Me’mun b. . Das Martyrium des heiligen Abo von Tiflis. 145-155.

412’den naklen Dunlop. Gence’ye 11 fersah uzaklığ ında bir şehir olup. 291. s. Erran ile Gence arasında. Musa el-Harezmi adlı iki Türk başkanlığında 50 güç lü adam eşliğinde bir heyeti Kafkas ötesinde Yec üc ve Mec üc kavminin bulunduğu bölgeye gönderir. Bkz. İbn Fakîh.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 119 Mu’tasım zamanında. III. s. terk edilmiş ve harabe haldeki eski Ş emkur46 şehrini tamir ettirerek. thk. Mes’ûdî. Mu’cemu’l-Büldân thk. Beyrut 1992. 202. Belâzurî. Kitâbu’l-Buldan . I. Bu yüzyılda Hazarlar hakkında en geniş bilgiyi Mu’tasım’dan sonra Abbasi Halifesi olan Vasık zamanında (227-232/842-847) bölgeye gönderilen bir heyetin tuttuğu raporlardan öğreniyoruz. 212. s. Rivayete göre Vasık iktidarının ilk günlerinde bir gec e rüyasında Yec üc ve Mec üc kavminin önündeki seddin aç ıldığını görür. Mesudi bu bölge hakkında “Aba zya ve Hazar ahalisi Tiflis fethedildiğinden beri Suğur Va lisine cizye öderler. Mukaddesi. D. 202-203. Mes’ûdî. Mütevekkil zamanında Müslümanlar bura ya yerleştirilmişti. Streiftz. n şr. Bunun üzerine Eşnas et-Türki’ye rüyasını anlatarak ondan Yec üc ve Mecüc kavmi hakkında bilgi toplamasını ister54 . Ferîd Abdülaziz el-Cündî. Marque . Senaverdiyyeler denilen bir Kafkas halkı tarafından yıkılıncaya kadar İslami dönemde mamur bir şehir olarak kaldı. H. Onların idaresinden insanlar ho şnut olmayınca şehir terk edildi ve Mu’tasım zamanına kadar harap kaldı. Hz. “ Muhammad ibn Mûsâ al-Khwârizmî” JRAS (1943) s. Yûsuf el-Hâdî. İstahrî (e l-Mesâlik ve’l-Memâlik. Bunlar hem gaza ile hem de İslam’ın tebliği ile meşgul oldular52 . s. 358. Belâzurî. 240 (854-855) yılında ünlü Türk komutanlardan Ermeniye Valisi Boğa el-Kebir. . Yâkut el-Hamevî. n şr. Eşnas da 30 dil bilen! S ellam et-Terc üman ve Muhammed b. 209. Bkz. Abdulemîr Mühennâ. Abdulmelik’in 730’lu yıllarda burayı fethederken “Alanların Kalesine” bir grup Müslüman Arap yerleştirilmişti48 . s. s. Muhtemelen Kur’an’da sözü edilen geçmiş topluluklar ile ilgili Abbasi ba şkenti bazı tartışmalar yaşanmaktaydı ve bu amaçla ilmi bir heyet gönderilmişti. Viac Regnarun. s. Murûcu’z-Zeheb . Tiflis’e yakın bölgelerde (5 günlük mesafe) yaşayan pagan Alanlar Abbasiler zamanında Bizans’ın gönderdiği Hıristiyan din adamları vasıtasıyla Hıristiyanlığı benimsemişlerdi. Yerleştirilenler a ra sında İsmail b. Beyrut 1991. s. s. Her ne kadar burada yecüc ve mecüc kavmi ile ilgili bilgi toplama iste ğ i bir rüyaya ba ğ lanmakta ise de aynı halife Kur’arn’da bahsi geçen Ashb-ı Kehf hakkında da bilgi toplamak ve yerinde inceleme yapmak maksadıyla Efes’e bir bilim heyeti göndermişti. M. 589-590. Leiden 1927. Ayrıca Hazar vatandaşı olan 300 Alan’ı da Debend Geçidi üzerinden getirerek bu şehre yerleştirdi50 . İshak adında biri vardı ki bunun liderliğinde Müslümanlar etra fla rındaki halklara galip geldiler. Georgian Chronocle. I. onlara boyun eğdirdiler ve onla r da cizye verdiler”51 bilgisini vermektedir. Dunlop. Halbuki Emevîler devrinde Mesleme b. 413.. 248-250. Ayrıca Abbasîler döneminde bu bölgede tıpkı Orta Asya’da olduğu gibi Ribatlar yapıldı ve bu ribatlara maaşlı askerler yerleştirildi. s. 590. Beyrut 1997. Elç ilik heyetinin bir yıllık 46 47 48 49 50 51 52 53 54 Şemkur. age. Ayrıca Berza’a şehrinden bazı tac irler de buraya iskân edildi ve şehre “Mütevekkiliye” adı verildi49 . Mes’ûdî. 193) bu bölge şehirleri arasındaki mesafeleri verirken Şemkur’u Gence’ye 10 fersah (=70 km) olarak göstermektedir. s. 320/942 yıllarında Hıristiyanlıktan dönerek Bizans’ın göndermiş olduğu din adamlarını kovduklarına şahit olmaktayız 53 . 291. İbn Fakîh. Osman zamanında Hazar fatihi Selma b. Hazar ülkesinden İslamiyeti kabul etmek isteyen bir zümreyi bu şehre yerleştirdi47 . I. İşte bunların H. Rabi’a tarafından fethedilmişti.

Koestler. Musa el-Harizmi’yi ve 200 katıra erzak ve su yüklendiğ i ayrıntılarını ilave eder. s. İtil’den hareket ettikten 50 gün sonra Yec üc ve Mecüc halkının yaşadığı bölgeye varırlar. Bu heyet. D İA. Bu süreç te Ruslar karşısında kendi devletlerinin gelec eğini sağlama almak maksadıyla. s. Ruslar bu saldırılarına 910. S adece Hazar başkenti İtil’de Cuma namazı kılan erkek nüfus 10 bin kadardı. 208. 163-167. Leiden 1889.. 360-361) bu rivayeti aktarırken Muhammed b. Mukaddesi (s. Elç ilik heyeti Hazar hakanının sarayında bir gec e misafir edildikten sonra 5 rehber verilerek yolculuklarına devam ederler. n şr. 912-913 yıllarında da devam edec eklerdir57 . Bölgede yaşayan insanlar ve yerleşim yerleri hakkında bilgi verir55 . Leipzig 1923. n şr. Dunlop. s. Anc ak bu esnada sık sık yağmalama faaliyetlerine giriştikleri de görülmektedir. İlk İslam fetihleri esnasında Sasanilerin Derbend Valisi de Yecüc ve Mecüc kavmi hakkında bölgeye bir heyet göndermişti. İshak’a bir mektup yazarak ondan elç ilere yardım etmesi istenir. De Goeje. Yecüc ve Mecüc halkını derin bir çukurun ötesinde sa ğ lam duvarlar arkasında bir halk olarak tasvir eder. 140. Yıldız. M. 857. age. 118. Zaten IX. Ebû Reyhân el-Bîrûnî. age. Hıristiyan ve Yahudilere göre çoğunlukta idiler.. ve X. İbn Fakîh. Fakat bu bilgiler aynı zamanda bölgede İslam’ın yavaş yavaş taraftar bulmaya başladığını da gösterir. el-Mesalik ve’l-Memalik. IX. dn. Sellam’ın raporunda bölgedeki Müslüman varlığı ile ilgili bilgiler aslında ç ok yetersizdir. Kur’an okuyan. 55 56 57 58 İbn Hurdazbih.. s. İstanbul 1998. Hakkı Dursun Yıldız. yüzyılda İtil Nehri boyunc a tic aret yaptıkları dikkat ç eker. yüzyıllardaki dostane ilişkilere bağlı olarak bu bölgeye gelen tac irler ve tebliğc ilerin önderliğinde Belenc er ve S emender gibi şehirlerde artık bir Müslüman toplumun oluştuğu dikkat ç ekmektedir56 . Halife Ermeniye Valisi İsmail b. agm.120 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 maaşları peşin ödenir. Fakat elç ilik heyeti Hazar ülkesinde böyle bir kavmin ve onlara ait bir seddin olmadığını tespit ederler. J. Hazar Hakanlarının Musevi oldukları halde İslamiyet’in yayılmasını teşvik etmeleri dikkat ç ekic i bir husustur. s. 864884 yılları arasında bir Rus filosu Taberistan’ın Abaskun şehrine saldırmışsa da yenilerek geri çekilmek zorunda kalmıştır. yüzyıllar aslında Ruslar’ın tarih sahnesine ç ıktığı asırlardır. Gerç ekten de bu dönemde İslamiyet İtil havzasının aşağı bölgelerinde ve Dağıstan’da en hızlı yayılan din durumundaydı58 . ve X. “ Hazarlar” mad. s. . Aslında Hazarlar’ın Rus saldırıları karşısında güç duruma düşmeleri. S erir hükümdarı Alan hükümdarına. Hazar kitlelerinin İslamiyet’e girmesine neden olmuştur. Çünkü IX. 200 katıra yiyecek ve su yüklenerek S amarra’dan yola ç ıkarlar. 597 vd.. Kaynaklar ilginç bir şekilde Kuzey kutbuna yakın bir bölgede heyetin Arapç a ve Farsç a konuşan. Alan hükümdarı Hazar hakanına mektuplar yazarlar. Onların IX. O da S erir hükümdarına. 121. Bunların yaşadığı bölgede bir fersahlık mesafede kalelerin bulunduğundan bahseder. 41-42. Fakat heyet döndü ğ ünde bölge Müslümanlar tarafından fethedilmişti. Âsâru’l-Bâkiye . kadıları olan Müslüman bir topluluk ile karşılaştıklarını yazar. s. Heyetlerin gittiğ i yer hakkında Bkz. Eduard Sachau. asrın sonuna gelindiğinde Hazar Hakanlığı’nın himayesinde yaşayan dinî gruplar arasında Müslümanlar.

Bu durum Bulgarların daha önc eden Müslüman olduklarını kanıtlamaktadır. s. 291/903 yılında vefat eden İbn Rüste’nin Bulgarlar hakkında söylediği. yüzyıldan itibaren Müslümanlığı benimsedikleri ve İslamî bir gelenek oluşturdukları sonuc una varabiliriz. Anc ak bu dönemdeki İslamlaşma. Yukarıdaki verilerden ortaya ç ıkmaktadır ki Abbasîler dönemi boyunc a Hazarlar ile barış ve dostluk temelinde sürdürülen ilişkiler netic esinde. ve IX. askerî güç leri ve önemli tic aret yollarını kontrolleri altında tutmaları ile eski dünyanın üç büyük devletinden bir konumundadır. Yahudiliğin etkisi. yüzyılda İslamiyet’in genel durumu hakkında H. yüzyılda meydana gelmiştir. yüzyılda bölge hızla İslamlaşmaktadır. diğer bölgelerde olduğu gibi Hazar topraklarında da İslam’ın sessiz sedasız yayılmasına imkân sağlanmıştır. Bölgeyi gezen seyyah ve coğrafyac ıların tanıklıklarına bakılırsa. Kitâbu A’lâki’n-Nefîse. Kafkasya ve İtil-Volga havzasındaki İslamlaşmanın hız kazanması ve görünür hale gelmesi IX. miladî IX. Hazar Hakanlığının Yahudiliği benimsemesinden sonra da son derec e sınırlı kalmış. hem de bölgenin İslamlaşmasını hedeflemektedirler. 132. Anc ak Hazarlar’ın tam bu dönemde Yahudiliğe geç miş olması ve tarihç ilerin bu olaya fazla dikkat ç ekmesi ve bunu abartmaları. yüzyılın son ç eyreği ve X. Bundan dolayı da Abbasiler Hazarlara karşı. Nitekim bölgenin İslamlaşması ile ilgili anonimleşmiş hikâyeler ve menkıbeler de bunu doğrulamaktadır. Emevîler döneminde olduğu gibi savaşa dayalı bir ilişki sürdürmek istememektedirler. “Elbiseleri Müslüma n elbiselerine. asrın son ç eyreğinde başladığını göstermektedir59 . ikinc i sırada ise Hıristiyanlık gelmektedir. yüzyıldaki Bulgarların ve Hazar başkenti İtil ve diğer Kafkas şehirlerindeki kalabalık Müslüman topluluğun oluşması ve kitlesel ihtidaların alt yapısı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 121 İtil-Ural havzasında IX. onların ölüm ve doğum merasimlerini İslamî usullere göre yaptıklarını görmüştü. meza rlıkla rı da Müslüma n meza rlıkla rına benzemektedir” sözü Bulgarlar’ın Müslümanlığının IX. esas olarak IX. Çünkü bu gibi adetlerin bir toplumda değişmesinin zaman alac ağını hesap ettiğimizde. Bilakis barış politikası takip ederek hem kuzey sınırlarını askeri güvenc eye almayı. SONUÇ Hazarlar VIII. kitlesel bir destek bulamamıştır. Harezm ve Orta Asyalı tüc c ar 59 İbn Ruste. . Nitekim İbn-i Fazlan Bulgar ülkesine gittiğinde. bilakis Harezm ve Orta Asya ile tic arî ve dinî temaslar sonucu gerç ekleşmiş ve bunlara bağlı olarak gelişmiştir. Halbuki İlk Abbasî döneminde (750-900) Kafkasya’da en hızlı yayılan din olarak birinc i sırada İslam. Abbasîler ve Bizans karşısında. X. Leiden 1891. yüzyılda atılmıştır. yüzyıllarda. merkezi İslam toprakları üzerinden değil. bölgedeki İslamlaşmanın göz ardı edilmesine yol aç mıştır. onların ç ok önc eden yani IX.

.122 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ve dervişlerin İtil-Volga havzasını İslamlaştırmaları konusu mutlak ayrı bir ç alışma olarak inc elenmelidir.

Şaban. İstanbul 2003. Murûcu’z-Zeheb. s. -Kuzgun. Beyrut 1991. İslâmiyet ve Türk ler. Viac Regnarun. II. Ankara 1988.. M. Ebu’l-Fazl İbrahim. 248-250. Beyrut ty.. Ferîd Abdülaziz el-Cündî. Emel. C. Sakarya Üniversitesi. s. Kahire 1974. Beyrut 1986. (1943). Ankara 1991. 855-863. . ..V. nşr.Hande Güreli. -Buharalı. Saim Yılmaz. DİA.Ahsen Batur. Eşref. Yûsuf el-Hâdî.. N. II. Arthur. Çorum 2005. İstanbul 1973. II. Ta rihu Mevsıl. Tâ rîhu’l-Ya’kubî . -İbnü’l-Cevzî. trc.. Ankara 1993. thk. III. . V. Ankara 1975. Yâkut. Abbasilere Yönelik Dini ve Siyasi İsyanlar. . Ahsenü’t-Tekâsîm. J. Mahmud Mustafa Abdulkadir Ata. trc. -Golden Peter B. trc. “Hazarlar Arasında Müslümanlığın Yayılması”. Âsâru’l-Bâkiye. De Goeje. thk. Ebû Reyhân. -Taberî. s. İstanbul 1978. Ali Habîbe. Abdulemîr Mühennâ. s. Kitâbu’l-Buldan. -Hammâdî. Mustafa Fayda. 5. el-Muntazam. İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giri s.. Ta rihu’r-Rusul ve’l-Mülûk. Eduard Sachau. I. Leipzig 1923. De Goeje. Sayı 2000/2. C. Ankara 2001. -Gumilev. Hazar İmparatorluğu Tarihi. Selenge yay. nşr. Leiden 1927. “Emevî Hilâfeti Döneminde Arap İskânı”. M. M. “Hazar Türkleri’nin Kültür Tarihine Ait Bazı Notlar”. Osman Karatay. Ha za r Tarihi. Zahide Ay. Beyrut 1992. Riyad 1986. Hazarlar ve Musevilik. Kültür ve Turizm Bakanlığı yay. Muhammed Câsim. İstanbul 1993.. Marget B. Sayı I/A-B. thk. Belkıs Çorakçı.“Hazarlar” mad. I. Orta Asya Ta rihi Hakkında Dersler. İ. Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi .. -Zorlu. Onüçüncü Kabile.Piatigorky.. İstanbul 2008.. Leiden 1891. . Zeki Velidi. VI. -Ya‘kûbî. Muhammad’s Georgian Campaign”. Ankara 1997. İstanbul 1980.. trc. -İbn Fakîh. TDV yay. -Dunlop. Eski Ruslar ve Büyük Bozkır Halkları . Meydan yay. D. çev. trc. Ha zar Yahudi Ta rihi . Mevlüt “Emeviler Devrinde Hazarlarla yapılan Mücadeleler”.. Beyrut 1992. C. çev.-Constantine Zuckerman. s. 397-408. VIII. Jacques-Jacques Sapir. İstanbul 2005. -İbn ‘Asem el-Kûfi. Köşe . . “Hazarlar” mad.Cem. s. Leiden 1902. “Marwan b. Beyrut 1993. __________. -Zehebi. Hakkı Dursun “Hazarlar” mad. Cezîretü’l-Furatiyye ve’l-Mavsıl. -Esin. -el-Bîrûnî. Leiden 1889. IX. 201-214. Acta Orientalia Academiae Scientiarum Humgaricae. Selenge yay. -İbnü'1-Esîr. V. -Togan. 734-735. B. “İstîtanu’l-Arab fi İklimi Ermeniya” Risâletü’l-Halici’l-Arabî. Ha za rlar ve Kuzey Türk leri . Beyrut 1997. Kahire 1967. Kitaplar ve Makaleler -Artamonov. Ahsen Batur. A. -Yıldız. Sayı XX. TTK yay.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 123 KAYNAKÇA A. İstanbul 1991. -Mes’ûdî. trc. Khalil. thk.. 116-120.. VIII. __________. -Biro. Düvelü’l-İslam. Mu’cemu’l-Büldân thk. Sakarya 2000.Bartold. Sakarya 1997. L. -Mukaddesî. el-Kâmil Fi’t-Târîh. 17. İstanbul 2004. Kitâbü’l-Fütuh . Kaynaklar -Belâzurî. Budapest 1975. C. Bağdat 1977. __________. Meydan Larousse. İstanbul 1976. Fütuhu’l-Büldan. Sa karya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi. -İbn Ruste. -Koyuncu. “Muhammad ibn Mûsâ al-Khwârizmî” JRAS.İstahrî (e l-Mesâlik ve’l-Memâlik. Bahar yay. Selenge yay.Ananiasz Zaj aczkowski. Ankara 1981. MEB yay. İA . Kitâ bu A’lâki’n-Nefîse. nşr. Selâhaddin. nşr. el-Mesalik ve’l-Memalik. -İbn Hurdazbih.el-Hamevî. trc. nşr. -Tâhâ.. İstanbul 1998. Abdu’l-Emir Mühenna. Sayı 29 (342). s. -Koestler. -Athamına. Türk Ta rih Kongresi Bildiriler. Türk Kültürü. -Ezdî. 203-226. thk.

124 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

and became home for two Jewish congregations. namely Rabbinics and Karaites. Ka ra im. Ya hudi. * Doç. Roma ve Bizans döneminde Yunan kültürünün etkisinde olan Pamfilya Yahudileri.oral@gmail. Issue : 5 Pa ge : 1 2 5 -1 40 DUVARLAR ARASINDA ANTALYA YAHUDİ CEMAATİ-I Mustafa ORAL * Özet Bu makalede bugüne kadar ancak varlığından haberdar olduğumuz Antalya Yahudi cemaatinin tarihsel serüvenini ilk defa topluca ortaya koyuyoruz. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 2 5 -1 40 Ye a r: 2 0 1 1 . bölgeye yapılan Arap saldırıları nedeniyle de en önemli yerleşim yerleri olan Side’den ve diğer kentlerden kalkarak Antalya kentinde toplanmaya başladılar. Antalya kentinin de içinde bulunduğu Pamfilya’nın Yahudi yerleşim izleri bölgenin gelişkin kıyı kentlerinde Bergama Krallığı döneminden itibaren açıkça izlenebilir. Antalya became the new destination for Jewish settlement. During the period of the Seljuks and Beyliks (Principalities). Anahtar Kelimeler Anta lya . as a consequence of newly emerging and rapidly spreading Karaim immigrations. a complete historical account of the Jewish community in Antalya. must. eventually beginning to lose their influencial position. The community migrated to the new capital İstanbul following the city’s conquest. Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. up to present j ust only the existence of them has been known. Myra .can be traced back to the period of the Bergama Kingdom. Meanwhile as a result of the Arab attacks. Side. congregating in the Province of Antalya. the Jews of Pamphylia abandoned Side and their other important settlements. we present for the first time. İşte bu arada ortaya çıkıp hızla yayılan Karaim göçleri sonucunda Antalya şehrinin yeni bir Yahudi yerleşimine sahne olduğunu ve sonuçta Rabbanîler ve Karaimler adında iki Yahudi grubunun ortaya çıktığını görüyoruz. Dr. Selçuklu ve Beylikler döneminde müstakil bir mahallede oturacak kadar yoğun ve etkin olan Antalya Yahudilerinin Rabbanî cemaati İstanbul’un fethinden sonraki dönemde yeni başkente taşınmıştır. We see that. the Jewish population of Pamphylia was subj ected to Christianization. the Rabbinic Jewish Community in Antalya was influential and large enough to have its own separate neighbourhood.com . Hristiyanlaşma durumuna maruz kalmaları nedeniyle etkilerini kaybetmeye. The clear signs of Jewish settlement in the prosperous coastal cities of Pamphylia region -within whose borders today lies the province of Antalya. Falling under the influence of Greek culture during the Roman and Byzantine period.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Ra bba nî ANTALYA’S JEWISH COMMUNITY WITHIN WALLS-I Abstract In this article. Pha selis.

Jewish.126 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Key Words Anta lya . Side. Pha selis. Ka ra ite. Myra . Ra bbinic .

1956. s. 158–138). S. Antalya Livâsı Tarihi. Bu ilişkilerin bir boyutu Kudüs’e gidip gelen Yahudi hac ılar. anc ak c emaatin kökenleri ve sonraki durumu inc eleme konusu edilmemişti.Ö. Fikri Erten’dir.Ö. çev. Antalya kentiyle yakın ilişkileri bulunan ve Eski/Ya nık Anta lya olarak da bilinen S ide kentini de bu araştırmanın kapsamına aldık. s. Pamphylia Tarihine Dair Tetkikler . Yeni Ahit’in “Resullerin İşleri” bölümünde (2/10) Hz. İstanbul. Bergama (Pergamum) Kralı II. bir başka boyutu ise Pamfilya ve Likya bölgesinden gelip geçen Yahudilerin tic aret ilişkileridir. 158’de kurduğu Atta leia kentidir. s.6-7. Batıdaki Likya’dan. Bununla birlikte bu c emaatin Pamfilya ve Likya bölgesinde daha erken yerleştikleri anlaşılıyor. Attalos’un M. en doğudaki Mela s ç ayına kadar uzanan bölgenin1 en genç kenti. Atlan. Attalos döneminde. Süleyman Fikri. Cambridge. Attalos (M. Halikarnasos (Bodrum) ve Knidos şehirleri ile Likya’nın Phaselis. Cihannüma (1654) başlıklı c oğrafya kitabında Attaleia (Adalya) kalesinin kuruc usunun İran hükümdarı Da hha k-ı Ma ri olduğunu. Bu rivayeti aktaran Anta lya Livâsı Tarihi (1922) müellifi S . Bergama Kralı II. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 127 Eski ve Orta ç ağlarda Antalya’da bir Yahudi c emaatinin bulunduğu yazılmış. Trebilco.37. Antikç ağda “bütün ka bileler diya rı” denilen Pa mphylia (Pamfilya) bölgesinde Atta leia (Antalya) kentinin kuruluşundan. Bu makalenin konusu. Bu deyim Antikç ağda özellikle dağlık bölgeden Pa mfilya Denizi’ne doğru alç alan düzlük bölgeye karşılık kullanılırdı. . Kâtip Çelebi. II. Jewish Communities in Asia Minor . tarihî Antalya kalesinin tahkim şeklini ve üç kattan oluşan otantik yerleşim biç imini ilk kez ç izimiyle birlikte aktaran S . batıda Likya. 1338. yani Bergama Krallığı döneminden Osmanlı’ya kendi doğal seyrini izleyen ve Batı ile Doğu arasında tüc c ar bir ulus olarak tanınan Yahudi c emaati vesilesiyle Attaleia ve ç evresinin tic aret ilişkileri ve cemaatin tarihsel serüvenidir. Bundan başka Bergama’da da hatırı sayılır oranda bir Yahudi c emaati bulunuyordu ve buranın Yahudileri Roma ve Kudüs’le yakın ilişkiler iç inde idiler4 . Ankara. bunun doğru olmadığını belirtiyor3 . İlkça ğda Antalya Bölgesi. 1957. Pamfilya’nın S ide şehirlerinde birer Yahudi kolonisinin bulunduğu görülüyor. doğuda Dağlık Kilikya (Kilikia Trakheia) ile ç evrili olup Pamfilya denirdi. Attaleia kalesinde oturan dinsel ve ırksal unsurlar arasında Yahudi c emaati de bulunur. 1997. bölgenin tek işlek limanı S ide’yi alamayınc a donanmasına bir üs sağlamak iç in Korykos adındaki balıkç ı köyünün üzerinde kendi adına izafeten yeniden kurmuştur2 . İsa’nın vefatını izle1 2 3 4 Arif Müfid Mansel. İstanbul.28. Clemens Emin Bosch. Pamfilya’nın batısını işgal etmiş. Attaleia kentinde ilk Yahudi iskânı oldukç a geç bir devirde görülür. kuzeyde Pisidya dağları. bu hükümdarın üç kattan oluşan kalenin her katında bir oğlunu iskân ettirdiğini yazıyor. bağımsız birer şehir olan Karia’nın Myndos. Bununla birlikte. TTK. Atta leia kentinin de iç inde bulunduğu bölge.3. Paul R. Fikri Erten. Matbaa-i Âmire.

s. a. Kitabı Mukaddes/Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil). Hampshire. Williams. S . Paulus’un yoldaşı Kıbrıslı Barnabas ile birlikte. 50’li yıllarda Anadolu’nun ve Doğu Akdeniz’in Helenleşmiş toplumları ile Yahudiler arasında İsa’nın öğretisini yaymak yolundaki faaliyetlerinin anlatıldığı seyahat güzergâhına ve etkinliklerine baktığımızda Atta leia ile Perge’nin bu seyahat güzergâhında bulunduğunu6 .e. S unak ve Büyük İmalâthane. ve III. S inagogun İsak adındaki yöneticisi ( cura tor). İstanbul. 69. Hampshire. Bunu izleyen II. 1979. Turkey’s Southern Shore . bir Musevî millet meclisi ( Sanhedrin) ile ağırlık ve sikkelerin ölç ümünden sorumlu bir ofise ( Zygostatēs) sahiptiler. yüzyıl başlarında “a rchon” adında bir yönetic inin reisliği altında bulunan S ide Yahudileri. yüzyıllarda Perge ile S ide’de Hristiyanlık hızlı bir gelişim ve yayılım göstermiş.94-95. Cities. İlkgelen.173.II. Yazıt Nu.18. Clive Foss. Bizans döneminde S ide’deki Yahudilere ilişkin birç ok yazıt vardır.Arif Müfid Mansel-Jale İnan. dindar adamların Kudüs’te (Jerusalem) oturduğu. Trebilco. London. Wallace-W. Side Agorası ve Civarındaki Binalar.11-12. 20. Jac ob’un oğlu ve Zygostatēs ofisinin sorumlusu Başdekan ve Tartıc ı olan Leontios adındaki diğer bir sinagog yöneticisi ise bir ç eşmeli avlunun yapımını üstlenmişti9 . Jewish Communities in Asia Minor . s. Bu dört mahallenin şehir phyle’lerine karşılık gelip gelmediği kesin değildir.e. s. M. Jewish Communities in Asia Minor . anc ak burada Yahudi c emaati varlığına ilişkin bilgiler verilmediğini görüyoruz. s. İstanbul.120.128 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yen günlerde eski bir Yahudi hasat bayramı ( Şa vout) olan ve sonradan Hristiyanların Paskalya’dan sonraki 50 günlük bayramı haline gelen Pentikost gününde her milleten Yahudilerin. Qua driga . Tarsuslu Paulus’un Üç Dünyası. 1956. Büyük İmalathane mahallesi. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . Tarsuslu S t.42. s. bu sırada kimi Hristiyan azizler ( Ma rtyrdom of Conon) Yahudilerin Hz. C.g. Ankara TTK. 1996. V. revaklı avlunun toplantı salonunun yanında ya da arkasında bulunması ihtimalinden bah- 5 6 7 8 9 10 A. Mansel. a mbo’dan a pse’ye yapının mermerden tezyinatını tamamlamış. George E. Roma döneminde Akdeniz’de önemli bir köle pazarı olarak gelişim gösteren Side.25.. geç Bizans devrinde dört büyük mahalleye ayrılmıştı: Büyük Kapı. S ide’nin Yahudi kolonisi iki adet de sinagog kurmuştu8 . Clive Foss. Cities. belgelerin S ide’deki sinagogun iç inde bir ç eşmenin bulunduğu sıralı sütunlar ile ç evrili ve avlulu bir Hristiyan bazilikasına ç ok benzeyen S ardes’deki yapıya benzediğini düşünüyor10 . 1996. Foss. şehirde gelişmiş bir sanayinin bulunduğunun göstergesidir. 1999. C. Pamfilyalı Yahudilerin S ideli olması kuvvetle muhtemeldir. s. Trebilco. İsa’ya iftira attıklarına ilişkin söylemler geliştirmeye başladılar7 . s. Z. çev. 1948 Yılı Kazılarına Dair Rapor .30-31 dn 125.42. Bean. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor .3-8. Dr. R. iki yedi kollu şamdan ile iki sütun başını restore ettirmişti. Bu yazıtlara göre Yahudilerin S ide şehrinde önemli bir koloni oluşturdukları anlaşılıyor. Arif Müfid Mansel. Prof. George E.. Z. S ide’de ilk kazıları yapan Ord.e. s. Bean. 1976. s. . s. bunlar arasında Pamfilyalıların da bulunduğu anlatılıyor5 .

Pamfilya kentleri arasında yalnızc a Attaleia bir tic aret limanı olarak gelişmiş ve gelişimini bugüne kadar da sürdürmüştür. ve VI. Bölgenin en gelişkin şehri olarak görülen S ide.e. Side Kılavuzu. S ide’nin en önemli ürünleri arasında zeytin ve zeytinyağı yanısıra balık ve balıkç ılık bulunuyordu. Diğeri ise S ide Müzesi’nin girişinin solunda bir duvarın üzerinde bulunuyor ki. dünyada aşağılık insanların kimler olduğu sorusu üzerine. 1978. M. Aynı zamanda büyük tersanelerine sahip olan S ide. yüzyılın ilk yarısında gelişimi Anadolu ve Pamfilya şehirleri iç in parlak bir dönem olmuştur. yüzyılda Likya bölgesinde yapılan araştırmalarda Yahudi izleri bulunmuşsa da son kazılar sırasında M. s. TTK.g. en önemli deniz üslerinden ve Akdeniz sahilindeki tic aret merkezlerinden biridir. Ankara. II. Bu dönemde S ide. bu ç ağın en tanınmış bir esir pazarıdır… Büyük tic aret filosuyla ç oğunlukla Doğu Akdeniz kentleri ile sıkı tic aret ilişkilerinde bulunur. dünyanın en aşağılık insanlarının ise S ideliler olduğunu söyleme c esareti gösteriyordu.. TTK. Ateneus’taki bir pasajda tic aret hayatında S ideli tüc c arların iyi bir şöhreti olmadıkları görülüyor13 . ilk defa tarafımızdan burada yayınlanıyor. ilk defa Arif Müfid Mansel tarafından 1978 yılında yayınlanan S ide kazıları raporunda yayınlanır12 . gerisindeki verimli topraklardan büyük ölç üde yararlanıyor. IX. Bu etkenler sonucunda IX-X.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 129 sediyor ve yayınladığı yedi kollu şamdan tasvirinin bu sinagoglara ait olabilec eğini belirtiyor11 . sonra bir korsan yuvası haline gelmiştir. Nevzat Çevik. A. A. Biri Arif Müfit Mansel tarafından kazılarda bulunan ve S ide Arkeoloji Müzesi’nde 3142 numara ile sergilenen ve bir taş levha üzerinde tasvir edilen yedi kollu şamdandır ki. “ Likya’da Yahudi Varlığ ı İlk Kez Kanıtlandı” . Attaleia Yahudi c emaati de işte bu sırada oluşum sürec ine girmiştir. 14. Bizans’ın en büyük kentlerinden.S .g. Attaleia’nın M. . ve X. Bununla birlikte. XIX.e. Pamfilya’nın en aşağılık insanlarının Phaselisliler. s.13. sahip olduğu sulama tesisleri sayesinde bunların verimini azami derec ede arttırıyordu. IV.-V. yüzyıllardan itibaren Ya nık Anta lya tabir edilen S ide’nin ahalisi iki günlük mesafede bulunan Yeni Anta lya (Attaleia) şehrine göçmüştür15 . yüzyıllarda Pamfilya ve bu arada S ide’nin a ltınçağ ı olmuştur. Arif Müfid Mansel. yüzyıllarda Arapların akınları nedeniyle önc e harap bir duruma. II. 1967. 11 12 13 14 15 Side: 1947-1966 Yılları Kazıları ve Ara ş tırmalarının Sonuçları. Ankara.9-10. 9 Eylül 2009. ve III. yüzyıllar arasında yapıldığı sanılan Myra’nın (Demre) Andriake limanında bulunan bir sinagog 14 da S ide ile ç ağdaştır. yüzyıl ile III. s. Şalom.146. V.. s. yüzyıllarda Antalya.S .13-14. Bir mec liste hazır-c evap olarak bilinen S tratonikos. S ide’nin Yahudi c emaatinin müzenin bulunduğu mahalde oturduğunu gösteriyor. VII. S ide Yahudilerine ilişkin bir başka kalıntı türü yedi kollu şamdandır. Bu kanıtlar. S .

Antalya şehrinin kalesi o kadar büyük ve geniştir ki. Rodos başta olmak üzere dönemin önde gelen tic aret noktaları arasındaki yolun terc ihi Akdeniz kıyılarında sağlanan güvenliğe bağlıdır. İskenderiye. İstanbul. Bu artışta şehirde oturan küç ük bir Yahudi topluluğu büyük paya sahiptir. Ardından Müslüman donanması bugünkü Kaş aç ıklarında 300 yelkenliden oluşan Bizans donanmasını Za tu’s-Seva ri savaşında denize gömmüştür. Fütûhü’l-Büldan. hatta Halife Osman zamanında. İstanbul.29-31. s. Mehter. Çünkü onların Müslüman ülkelerinde oturan Yahudi toplulukları ile yakın ve devamlı ilişkileri 16 17 18 19 Foss. 1960. buna karşın özellikle Mısır’daki Fatimîler ile tic aret trafiği bir hayli artmıştır. a. Cities. 1955. çev. Antalya Tarihi.6-8. Kilikya’nın ardından Pamfilya bölgesine yönelen ve başında Ebu S uleym Ferec el-Hâdim adındaki Türk kökenli bir komutanın kumandasındaki Abbasî Arapları. Ramsay. Laodic eia (Denizli) kentine ulaşan yollardan biri güneyden. K. X. doğunun ka pısı olarak ulaşımdaki müsait yeridir. Maarif Vekâleti.12) W. M. VII. 1997. Doğunun lüks malları iç in bir aktarma merkezi olarak büyümeye başlayan Antalya şehrinin en belirgin avantajı. Bu işgaller için bkz: Hasan Mo ğ ol. yüzyılın sonlarında İbn Havkal’ın yazdığına göre Bizans’ın sürekli bir tic aret merkezi olan Antalya ile yalnızca Selanik ve Trabzon rekabet edebilecek güçtedir16 . s. Akdeniz’de Müslüman üstünlüğünün başlangıc ı olmuştur. Ugan. Bu ç ağda Antalya kentinin tic aret ilişkilerinin en yoğun olduğu şehir İskenderiye’dir. Pamfilya şehirleri Attaleia. s. Eskiç ağ’da genellikle sakin bir memleket olan Anadolu’nun başlıc a tic aret yolları arasında en önemli kavşak noktası Laodic eia’dır.I. Rodos’u ve Kıbrıs’ı alamadılar. 273. Akdeniz sahillerdeki limanlar genellikle batıyla doğrudan tic aret iç in kullanılırdı17 . . Antalya kentinin Kıbrıs. Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası. çev. Ankara.e. s. 650 yılında Pamfilya Denizi’nin yakınındaki Kıbrıs adasına bir sefer bile yapmışlar. C. bir süre sonra yeniden Bizans idaresine alınmıştır19 .. M. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . yüzyılda Akdeniz’e ç ıkmışlar. Perge ve saireden gelirdi. MEB. Belazurî.g. Z. anc ak bunlar kısa süreli işgalden öteye gidememiş. Pekta ş. doğudan batıya giden yollar üzerinde bulunur. Kilikya’daki son Arap şehri Tarsus’un Bizanslıların eline geç mesinden (965) itibaren Kibyra savaş filosunun önemi azalmış. dönemin Bizans belgelerinde “ kastron ” şeklinde geçiyor (Foss. Burası eskiden Kibyra (şimdi Karaburun) adında küç ük bir kasaba adından geliyor. adayı işgal edememişlerse de yıllık 7200 dinar (altın) harac a bağlamışlardı. anc ak Kilikya’nın ve Akdeniz’in önemli bir tic aret kenti olan Tarsus’u 792 yılında aldılar18 .45–59. yüzyılın ilk yarısında birkaç defa daha istila etmişler. s.130 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yüzyılda kurulan ve Batı Toroslar ile Karya sahili boyunc a uzanan ve Bizans donanmasının önemli bir parç ası olan Kibyrrhaeots deniz temasının merkezi de buradadır.245. ilk defa 790’da olmak üzere Antalya şehrini denizden işgal etmişler. Müslüman Araplar. Ticaret şehirleri. S onraki yıllarda Rodos’a da seferler yapan Araplar. Bu önemli olay. ardından IX.

Filistin’den Frankların ülkesine gelen Yahudi tüc c arlar tutsak/esirköle tic areti ile tanınıyorlar ve topta ncı ta cirler olarak dünyanın bilinen hemen bütün kıtalarını dolaşıyorlardı22 . onlar kendi aralarında savaşırken.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 131 olmuştur. erkek kardeşleri de vaftiz edilerek Hristiyan yapılan bir Yahudi. aynı zamanda ailesinin konutu olarak kullanılan sinagogu kendilerine bağışlaması ve eski dindaşları tarafından müsadere edilen nesneler konusunu bir dilekç ede yazarak imparatora bildirdi.293 vd. Antalya Yahudilerinin Hristiyanlaşması c emaatin küç ülmesine yol aç mıştır. Kutsal Diriliş (Paskalya) Kilisesi’ne ç evrilmiş ve keşişler yer20 21 22 23 24 Osman Turan. Teil 1. Pisalı. A Mediterrenean Society . Balkanlara ve Akdeniz’e yayılma sahası üzerindedir. Cenovalı. Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften. Berkeley. s. yüzyılda Antalya. University of California Press. Z. Ankara. Ayrıca bkz: S. Goitein. yüzyıllarda Arap korsanları tarafından tutsak alınan arkadaşlarını fidye ile serbest bıraktıran Yahudilere ilişkin birç ok belgenin bulunduğu Ka hire Genizası’nda kayıtlıdır23 . s. A Mediterrenean Society . Venedikli. her ç eşit değerli eşyanın tic aretini yapan kişiler ( spices) olarak tanınmışlardır. Yahudiler. VIII. University of California Press. 2000. 2004. 1967. Bu yıllarda bilinen iki gelişme daha vardır ki. Foss. yüzyılın ortalarında Mezopotamya’da ortaya ç ıkan ve hızla yayılan Karaim mezhebi mensuplarının Anadolu’ya. Selçuklular Zamanında Türkiye . bunun iç in de yerleşimlerine sahne olmuştur. Cities. S.136-139. W. hiçbirinin güvenini sarsmadan her yere girip ç ıkmışlar. diğeri serbest bırakılmasından sonra Filistin’e gitmeyi talep eden bir hahamın da iç inde bulunduğu tutsaklara ilişkindir24 . XI. Karal. Konut. TTK.D. Hansgerd Hellenkemper-Friedrich Hild. Berkeley. bunlardan hiç biri ile yakın ilişkileri olmamış. İstanbul. Türkler20 . Buna göre şehirde büyükçe bir Yahudi kolonisi oturuyordu. Goitein. Ötüken. Wien. aynı zamanda güç lü Bizans imparatorluk donanmasının Akdeniz’de korsanlık sorununu bir türlü ç özemediğini de görüyoruz. 1’i Kuzey Afrika sahiline ç ıkarılan 10 Antalyalı Yahudi tutsak hakkında İskenderiye yetkililerine ulaşan mektup.D. Yahudiler ile Rumlardan başka şehir Müslüman Araplar. 1967. Bu sayede hiç bir tehlikeye atılmadan büyük kârlar elde etmişler ve sadec e tic aretle uğraştıkları iç in özellikle ticaret şehirlerinde toplanmıştır. . s. çev. Heyd.306.9-10. 2004. iç lerinde yaşadıkları milletler tarafından ç oğu zaman hakarete maruz kaldıkları iç indir ki. Örneğin 1028 yılında ailesinin büyükleri ile reislerinin de iç inde bulunduğu Antalyalı 7 Yahudi fidye iç in tutsak alınmıştı. Yakın-Doğu Ticaret Tarihi. s. John Komnenus’un saltanatının (1118–1143) sonlarında. XI. hatta İspanyol kökenli tüc c arların kullandığı uluslararası bir tic aret merkezi konumuna sahiptir21 . Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . Tabula Imperii Byzantini. E. ve XII. Doğudan Batıya. Antalya Yahudi kolonisinin yalnızca Bizanslılar ile Araplar arasındaki tic arette geniş ve etkin olduğunu değil. Band 8: Lykien und Oamphylien.

Fakat Yahudiler. XI.g. Antalya’nın uluslararası bir tic aret merkezi haline getirildiği ve bunun iç in İtalyan tüc c ar ulusları ile ç eşitli anlaşmaların yapıldığı esnada gerç ekleştiğini görüyoruz. III. Antalya limanı. . s. yüzyılda Bizans tarafından sınırlandırılınc aya kadar tic aret faaliyetlerini ma ha lle-koloniler yoluyla yürüttüler29 . Çava ş. yüzyılda Akdeniz’in her köşesinde Yahudi tac irlerin bulunduğu. Athens.32 vd. Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları. C.84. Xavier Planhol.10. 1958. Bu dönemde Müslüman ülkeleri ile Hristiyan Avrupa arasında arac ılık yapan az sayıda Müslüman ile genelde Yahudi tac irler İspanya’yı Mısır’a.. Pisidien und Lykien Im Spatmittelalter. Manuel Komnenus’un 1143’de imparator olmasından hemen sonra Yahudileri ç ağırtmak ve yemin ettirmek iç in Kibyrrha eot’un başındaki valisinin ( dux ) görevlendirilmesi hakkında bir emirname yayınlamasına kadar sürüp gitmiştir25 . Pera’da mezhep mensupları kavgaları aralarına bir duvar ç ekilmesiyle önlenmişti. Bizans İmparatorluğunun Haç lılar tarafından fethine kadar bazı anlaşmalarla Bizans’a bağlı tüc c ar uluslara aç ık bulunuyordu. R. Star. Paris. Ş . Bu anlaşma ile bazı Venediklilere başlıca Levanten kentlerinde de serbest tic aret müsaadesi verilmiştir26 . Michel Balard. çev. s. Bununla birlikte göç ten sonraki yıllarda – Pera’daki gibi. Venedikli tüc c arların bu limana serbestç e girmelerine Manuel Comnéne’in 1148 tarihli buyrultusu ile izin verilmişti.191-192. 1890 yılında Ka hire Geniza sı’nda bulunan tarihî belgeler ile ortaya konulmuş durumda. 1939. 1153’de Frankların Aşkelon’u ele geç irmesinden sonraki dönemde Akdeniz âdeta bir La tin denizi haline gelmiş. De La Plaine Pamphylienne aux Lacs Pisidiens Nomadisme et vie Paysanne . s.23.I. s. yüzyılda İskenderiye’den Antalya şehrine yapılan yoğun YahudiKaraim göçünün27 . Doğu Akdeniz bölgesinde bölgenin hâkimlerinden büyük ayrıc alıklar alınarak özellikle kıyılarda bulunan şehirlerde ayrı bir mahalle halinde kurulan İtalyan tic aret kolonileri. limanın önünün bir zinc irle kapatılarak güvenlik duvarı oluşturulduğunu. Türkiye-İtalya İliş kileri. Doğulu tüc c arların yerlerini bu kez Latin tac irler. bunların Antalya’da da bulunduğunu gezginlerin seyahat 25 26 27 28 29 A. Aleksios Komnenos vermiştir. Barbara Flemming. geniş hareket serbestlikleri XII. Bu mahalle kolonilerin etraflarının bir surla ç evrili ve limanın yanında olduğunu. Şerafettin Turan.132 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 leşmişti. Wiesbaden. s.. özellikle İtalyan tüc c ar ulusları almıştır28 . 2005.11-12. A. 1964.Attaleia’nın Rabbani ve Karaim c emaatleri arasında gerginlik olduğunu varsaymak yanlış olmaz. Landschaftgeschicte von Pmphylien. İstanbul. Turan’ın tespitine göre. İstanbul. dönmelerin mülkiyetlerine sahip olmalarını kabul etmediler.186-191. s.e. J. Bu karar. XI.g. Venediklilere Antalya’da serbest tic aret yapmak hakkını Mayıs 1082 tarihli anlaşma ile I. Alexis tarafından 1199’da yenilenmiştir. 1990. s.e. Böylece devam edip giden bu sorun. Kuzey Afrika’yı S uriye’ye bağlayan geniş bir ulaşım şebekesi kurmuşlardı. Metis. The Jews of Byzantine Empire .

307. Anc ak kentin nüfus ç oğunluğunu oluşturan Rumlar ile Frenkler. Osman Turan. Selçuknâme . H. Rumların isyanının Müslüman ahalinin ve yönetic ilerin Cuma namazına durdukları sırada gerçekleşmiş olması nedenine bağlayan Paul Luc as 35 olduğu gibi. Fetihten hemen sonra S elç uklular ile Kıbrıslı Latinler arasında bir tic aret anlaşması yapan I. S elçuklu yönetiminin Antalya şehrinde fetihten sonraki günlerde yaptığı ilk işlerden biri. 1212’de ayaklanarak şehirdeki yöneticileri ve Müslüman ahaliyi kılıç tan geç irip kente bütünüyle hâkim oldular32 . Turan. s.121. İstanbul. Selçuklular ve İslâmiyet. İstanbul. s. XI. Aç ıkç ası S elç uklu Antalyası’nda olduğu bilinen duvarların tarihi S elç uklu önc esine dayanır. Akdeniz’de bir ithalat ve ihrac at limanı ve S elç uklu deniz kuvvetleri iç in bir hareket merkezi haline koymuştu. Paris. Tarzi. s. MEB. bunun ardından Kıbrıs Latin Krallığı ile ayrıntılı bir tic aret anlaşması yapmıştır33 . Alaaddin Keykubat 1221’de Alanya. isyanın bir gece silahlanan Rumların muhafız ve memurlara saldırarak gerç ekleştiğini kaydeden İbn Bîbî36 gibi dönemin bir S elç uklu kronikç isi vardır. Bunun temel nedenini şehrin. İzzeddin Keykâvus’un (1211-1220) kentin yeniden fethini gerç ekleştirmesinde yine tic arî ç ıkarlar baskın gelmişti. şehrin 1216’da yeniden fethinden sonraki günlerde şehrin duvarlarla üç kısma. 2007. S elç uklu taht kavgasının hüküm sürdüğü bir sırada. Kıbrıs Krallığı ile yeni bir tic aret anlaşması yaptıktan ve Anadolu’nun en büyük tic aret merkezi sayılan ve doğudan batıda giden veya S uriye ve Irak’tan gelip Karadeniz’e ulaşan yolların kesişme noktasında bulunan S ivas’ta yığılan tic aret kervanlarını harekete geç irdikten sonra aynı amac ı Akdeniz sahilinde gerç ekleştirmek iç in Antalya şehrini fethetmiş.49. Tarih Vakfı. A. Gıyâseddin Keyhüsrev’e meydan okumasından sonraki gelişmeler yol aç mıştı31 . 2000. çev. çev. Yinanç. Turan. Tome I. İşte S elç uklular aç ısından bu ibretâmiz olay. Kitabevi. s. çev. 330. 1223’te ise S uğdak şehirlerini işgal etmiştir34 .358.23–24. 1967. S onraki dönemde mahalleleri birbirine bağlayan kapıların Cuma namazının kılındığı esnada ve akşamları devamlı kapatılıyor olması. Antalya’yı. Selçuklular Devrinde Türkiye . İbn Bîbî. Paul Lucas. Bu dönemde Karadeniz’e aç ılan en önemli liman kenti konumundaki S inop’u Bizans’ın elinden aldıktan (1214). Voyage du Sieur Paul Lucas . şehrin ahalisini dinsel tabiiyetlerine göre duvarlarla ayırarak her birini ayrı mahallelerde oturmaya mec bur etmesidir. Turan Ne şriyat. bunun gü30 31 32 33 34 35 36 Bir örnek: 1047’de Akka’yı gezen İranlı seyyah Nâsır-ı Hüsrev’in tasvir ettiğ i şehrin Mînâ ve Liman bölgesi Antalya örne ğ ine çok benziyor (Sefername . . M. Üyepazarcı. E. C. s. Gıyâseddin Keyhüsrev (1205-1211).244. üç ayrı mahalleye ayrılmasına yol aç tı. 1814.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 133 hatıralarında30 görüyoruz. İstanbul. Osmanlılardan Önce Anadolu. 378. İstanbul. s. yüzyıldan itibaren Pamfilya ovasını istila etmiş olan S elç uklu Türklerinin Antalya kentinin 5 Mart 1207’de fethine. s. 1971. Cahen. Selçuklular Devrinde Türkiye . Karadeniz’deki fetihler ile Kıbrıslılar ile anlaşmayı tamamlamak amac ıyla I.134-135. İskenderiyeli bir tüc c ar kafilesinin mallarına kentin Frank hâkimi Toskanalı Aldo Brandini’nin el koymasından ve S elçuklu hükümdarı I.

Tarihî. . 1988. 22 Oc ak 1216’da Antalya’nın yeniden fethinden sonra ise -Rumlara olan güvensizliğin de etkisiyle.134 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 venlikten kaynaklanan nedenlerle yapıldığı anlaşılıyor. şehrin Selçuklu fethi sırasında iç iç e üç surla ç evrili bir yapısı vardır40 . s.I. s. Türkler ve Yahudiler. şehrin bir duvarla -aşağı ve yukarı olmak üzere. Türklerin tarafını tutmuştu. İstanbul. 1947. 1970. 611). Ökte. İstanbul.Antalya şehrinde yaşayan üç dinsel grup eskiden var olan duvarlar ihya edilerek mahalle haline getirilmiştir. 1207’de kentin fethinden hemen sonra Venedik ile bir tic aret anlaşması yapılmış. Aykut. XI. Kültür Bakanlığ ı. Şehrin ahalisi arasında Ermeni kilisesine ba ğ lı olanlar da bulunur (Heyd.ikiye ayrıldığını41 gösteriyor. E. a. Ankara.e. Zimmîleri duvarlarla ayırma keyfiyetinin Alanya şehrinde de mevc ut olduğunu görüyoruz. Aslında Alanya kalesinin kurulu bulunduğu yarımadayı ç evreleyen ve onu üç esas kısma ayıran ve bugün halen ayakta duran surlar şehrin fatihi ve yeniden kuruc usu Alâeddin Keykubad döneminden kalmıştır. Avram Galanti. İstanbul. 2004.. S elçuklu ve Beylikler dönemlerinde varlığını koruğunu.g. Anadolu ve Konya’nın güneydeki doğal ç ıkış yeridir ve Mısır ile tic aretin en büyük limanıdır. Gıyâseddin Keyhüsrev tarafından korunan Hristiyan tüc c arlar oturuyordu. yüzyılın başlarında Alanya’yı gezen ve şehrin kaba bir resmini yapan Pîrî Reis. Z. anc ak kalenin. Bu ma ha llenin çevresini bir duva r kuşatmakta”37 ifadesinde görüyoruz. Pîrî Reis.238. XVI. S elç uklu döneminde Hristiyanlar ve Müslümanlar gibi ayrı bir mahallede yaşamaya devam etmişlerdir. Bitmez-Tükenmez Anadolu. Selçuklu’dan önc eki dönemde burada Müslüman ve Yahudi tüc c arlar da oturuyor. s. çev. Kitab-ı Bahriye . s. Bu dönemde Antalya. S. fetihten sonraki dönemde ise yalnızc a Hristiyan tüc c arlar bulunuyordu38 .IV. ed. Bizans’tan kalma bir koloni mahallesi olan Liman mahallesinde ( Mînâ ) ise şehrin fatihi I.381-383.403. Roma döneminde Kıbrıs Yahudi c emaati ile temas halinde bir Yahudi c emaati bulunan Alanya’da39 S elç uklu ve Osmanlı dönemlerinde müstakil bir Yahudi c emaati oluşturac ak sayıda Yahudinin bulunduğuna ilişkin bir kayıt yoktur. yerliler (Rumlar) ile Franklar arasında rekabete sahne olmuştu ve Rumlar. Antalya’da olduğu gibi Alanya’da da bir kısımdan diğerine müstahkem avlulardan geçile- 37 38 39 40 41 İbn Battûta Seyahatnâmesi. S elç uklu fethinden önc eki günlerde Kıbrıs’ın hâkimiyetinde bulunan Antalya. Siyasî Tetkik . Nitekim Koloni-mahallelerin Antalya şehrinde Mînâ adıyla kurulduğunu. İbn Battûta’nın 1332’de gördüğü Antalya’ya ilişkin seyahat hatıratında “Hıristiya n tüccarlar ‘mînâ’ [=liman] a dıyla anılan semtte oturma kta dırla r. s. A. yüzyılda Antalya şehrine gelmiş olan ve İskenderiye’deki Yahudi c emaatiyle birlikte ç alıştığı anlaşılan Antalyalı Yahudi tüc c arlar. anc ak bu anlaşma kentin bir Cuma günü Müslümanların namazda bulundukları sırada 1212’de Rumların eline geç mesi üzerine hükümsüz kalmıştı. C. C. Yapı Kredi. Mehmet Önder.13.

Alanya . bundan sonra iki sur arasında Türkler tarafından Ahi Yusuf Mesc idi’nin yapılmış olduğunu45 yazıyor. İstanbul Fetih Cemiyeti. Antalya IV. Erzincan.46 bu ayırma işlemin eskiye oranla zamanla yumuşatıldığını gösteriyor.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 135 rek ulaşılırdı42 . Antalya. s. çev.38-43. DAKTAV. Turan. s. Kayseri. Antalya şehrindeki surların44 ise fetihten sonraki üç aylık yoğun bir ç alışma sonucunda (22 Oc ak-19 Nisan 1216) bir ihtiya t tedbiri olarak yapıldığını. S elçuk ve Osmanlı Alanyası’nda bir mahalle oluşturac ak nüfus yoğunluğu olmayan Yahudilerin Rumların semtlerinde oturduğu söylenebilir. Antalya şehrinde oturan milletler ortalık kararınc a ve Müslümanlar Cuma namazını kıldıkları sırada mahallelerinin kapılarını kapatmak zorunda olduklarını Antalya şehrini gezip gören hemen bütün seyyahlar dikkatli bir şekilde yazıyorlar. “ Bir Selçuklu Şehri Olarak Antalya” . Mübarizeddin Ertokuş’un ikinc i kez vali olduğu sırada (1216) Sultan İzzeddin Keykâvus döneminde yaptırıldığını. s. Erzurum ve Malatya gibi şehirler oldukç a gelişmiş bir durumda bulunuyordu. Antalya. zimmîlerin oturdukları mahallelerde Müslüman Türklerin de oturmaları gerç eği. Ta ş a Yazılan Zafer/Victory Inscribed. Ali Yıldırım. Yönetim merkezinde olduğu gibi kenti mahallelere ayıran duvarlar ve surlar da Bizans’tan devralındı. XV. İranlı.113. Niksar’da ve Alanya’da olduğu gibidinsel ve ırksal grupları birbirinden ayırmak amac ıyla yeniden yapılandırıldığını43 anlıyoruz. . Bu şehirlerde İtalyan. Tuncer Baykara. Leiser. Alaeddin Keykubad tarafından aynı tarzda ikinc i bir duvarın yapıldığını. S ivas.128. ve XVI. surların. 1993. Türkiye’nin Sosyal ve İktisadî Tarihi (XI-XIV. Yüzyıllarda Teke Sanca ğı. Bunun için bkz: S. Ankara. S uriyeli ve sair halkların yanısıra Yahudi mahalleleri oluşmuştu. 42 43 44 45 46 47 Alanya kalesinin ve şehrinin bölümleri için bkz: Vasos Voyacoglu. Konya. Müslüman Türkler ise Kıbrıs’ın Magosa şehri ile Suriye’nin ve Kırım’ın bazı şehirlerinde tic aret yapmak amac ıyla yerleşmiş idiler47 .32-33. Behset Karaca. 1225 yılında şehre yığılan Türkmen nüfusunu kalenin iç ine yerleştirmek amac ıyla S ultan I. yeni surun eski surla birlikte yeni bir İçka le ortaya ç ıkarmış olduğunu. Osmanlı Antalyası’nda olduğu gibi. 2002. Mahallelerin duvar ve surlarla ayrılması keyfiyetinin Osmanlı döneminde de devam ettirildiğini. 2002. Redford-G. S elçuklu döneminde uluslararası tic arî mübadele ve hareketlerin ilerlemesi sayesinde büyük kervan yolları üzerinde bulunan Antalya. benzerinin Uluborlu ile Niksar’da da bulunduğunu. 2000. Bu duvarların aslında şehrin tahkimatına yönelik olduğunu ve zaman iç inde -İstanbul’da. Kale Kapısı’ndan ( Şâ hrâh ) Taş Mescit’e uzanan bir şekilde kentin 1⁄3 oranında ikiye ayrıldığını ve duvarın üzerindeki burç ların ha sım ta rafın doğuda olac ak şekilde yerleştirildiğini gösteriyor. A. Ozil. Isparta. Alanya. Selçuklular ve İslâmiyet. Fransız.137. Tunc er Baykara. Samsun. Fakülte. Alanya Kitâbeleri. Yüzyıllar). 2002. 2008. s. İstanbul. bundan on yıl kadar sonra. s. Selçuklu Semineri.

Arda. Budin’in 1526 yılında fethine ilişkin bir an- .43. ç ağdaş kimi monarşiler tarafından da uygulandığına tanık oluyoruz. N. oradan Bosna’nın Rahiç kasabasına geldiğ ini belirtiyor (Musa Seyirci. ed. Antalya Livası Tarihi (1922) müellifi S. İ. Eren. yüzyılda şu altı mahalleye ayrılmış olduğu görülüyor: S aray Mahallesi. 1432’de Buda’yı gezen Fransız gezgini Bertrandon De La Broquiére. Şener. s. Ankara. çev. S u Ş ehri. Naim Güleryüz. bunların Fransız Krallığı’ndan kovulmuş olduğunu belirtiyor49 . anc ak zaman iç inde Müslüman Türklerin Rumlar tarafına doğru genişleyerek nüfusun ç oğunluğunu oluşturduğunu. a man dileyen binlerc e Hristiyan ile Yahudiyi Buda’dan sürgün olarak Edirne. Deniza ş ırı Seyahat. bu durumda İbn Battûta’nın 1332’de gördüğü etrafı duvarlarla ç evrili bir Yahudi mahallesinin gerçek olmaması gerektir. İstanbul. S. Pera’da Rabbanî ve Karaim Yahudileri arasında sıkç a vuku bulan kavgaları önlemek amac ıyla aralarına yüksek bir duvar ç ekilmiş olduğunu yazıyor48 . İstanbul. Makbule ve Barbaros mahallelerinin bulunduğu kısımda Ermeniler ile Rumların. Örneğin Mac ar krallarının başşehri Tuna’nın sağındaki Buda (Budin) şehrinin XV. Yukarı Mahalle ve Aşağı Mahalle. burada Fransızc ayı ç ok iyi konuşan birç ok Yahudi bulunduğunu. İmge. İstanbul. farklı mezhep mensubu Yahudiler arasında da uygulanıyordu. anc ak şehrin hâkimi Müslüman Türkleri Rumlardan ve Yahudilerden birer duvarla ayırma işleminin Niksar. Alanya gibi bazı şehirler iç in de geç erli olduğunu. Gözlem. Asya ve Afrika Gözlemleri. Schefer. Antalya ve Alanya gibi birkaç şehirle sınırlı olduğunu görüyoruz. çev. Yahudi Mahallesi. 2000. s. Süleyman Fikri Erten. İstanbul’da Yahudilerin oturduğu Bahç ekapı ile Ayasofya arasındaki mahallenin surlardan denize doğru ç ıkış kapısı olan ve Yenicami c ivarında bulunan mahalleye Bizans döneminde Porta Hebra ica/ Porta Judeca denirdi.30-31. 1170’de İstanbul’u ziyaret eden Yahudi seyyahı Tudelalı Benjamin. çev. İslam Dünyasında Yahudiler. 1994. yüzyılın ortalarına kadar burada yaşadığı anlaşılıyor. s.276-277. Türk Yahudileri Tarihi. C. Ch.I. Antalya’daki durumun Konya. Birç ok İslâm ülkelerinin yanısıra S elç uklu ve Bizans’taki uygulamaların. ç ünkü S üleyman Fikri Erten’in ç iziminde gösterilen üç mahalleden ikisinin Türklerle iskân edilmesi sonuc unda geriye ç oğunluğunu Rumların oluşturduğu bir mahalle kalıyor ki. 1993. Şu halde bugünkü Civelek Sokak ile Hesapç ı S okak arasında bulunan etrafı duvarlarla ç evrili mahallede Yahudilerin.6-7). Antalya. Fikri Erten (1876-1962) Budalı İmamzâde ailesine mensup oldu ğ unu. Arslanta ş. 48 49 50 Ortaça ğ’da İki Yahudi Seyyahın Avrupa. Kaknüs. 1996. B. s. 2001. Bizans’ta zimmîleri duvarlarla ayırma durumu yalnızc a Hristiyanlar ile Yahudiler arasında değil. Yüksek şehir. Yahudilerin de bir zaman sonra Balibey Mahallesi tarafına taşındığını ve XX. Alâeddin Camisi ile Ahi Yusuf Mesc idi’nin ç evresindeki kısımda ise Müslümanların oturduğunu. Borgulu. S elanik ile İstanbul’un yanısıra başka yerlere yerleştirmiş ve nüfus kütüklerine Buda lı Sürgünler şeklinde kaydetmiştir50 .136 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Bu durumda Antalya Yahudi c emaatinin etrafı duvarlarla ç evrili ayrı bir mahallede oturması imkânsız hale geliyor. 1524’te Buda’yı alan Osmanlılar. s.145. Bernard Lewis. İstanbul.

36). “ Antalya” .70. s. Antalya’nın S elçuklu mirası sosyal yapısını İstanbul’un fethine (1453) kadar koruduğu anlaşılıyor. Ş ehir Helenistik dönemde Liman’ı kuşatan ve doğuya doğru uzanan kesimde iken. en eski şehrin ç ekirdeğini oluşturur ve kadim ç ağlardan kalmadır52 . bütün şehrin etrafını ve söz konusu ettiği semtleri de iç ine alan geniş surlar tarafından kuşatıldığını anlatıyor51 . orta kesiminde ise Yahudiler oturuyor. burasının da yine büyük bir duvarla ç evrili durumda olduğunu belirtiyor. TDV. s. Şehrin bir bölümünde 51 52 53 54 latıda Osmanlı ordusunun şehre girmeden önce Hristiyan halkı çoktan şehri terk etmiş. Rum.XLVI (Temmuz 1982). MEB. Ragusa şehri gibi her dinden. yüzyılda ise kara tarafına ikinc i bir sur yapılmış ve şehrin gelişimi ve temel yapılanımı sağlanmıştır. Ş ehrin esas kısmı olan Liman’ın batısında ve kuzey-doğusunda Müslüman Türkler. pek ç ok hamamın. s. 1991. C. düzenli planıyla kalabalık ve zengin ç arşılar bulunduğunu. Belleten. XV. Bu tasnif ve gözlem klasik bir Ortaç ağ Türk-İslâm şehrinin sosyal yapısını gösterir. Türkler ve Yahudiler . Biraz farklı bir yerle ştirme için bkz: Emecan. Diyane t İslâm Ansiklopedisi. Türk Yahudileri Tarihi.I. bulundukları yerin etrafının bir surla ç evrilmiş olduğunu. Budin dışında karşılayarak şehrin bütün anahtarlarını kendisine sunan heyetin ba şında bulunan Yozef ben Salamon Eskenazi’ye bir ferman vererek kendisini ve ailesini ve kendinden sonraki bütün sülalesini süresiz olarak her türlü vergiden muaf tutmu ştur (Güleryüz. şehrin beyi ile ailesinin ve devlet erkânı ile kapıkullarının oturdukları semtin ( İçka le) diğer taifelerden tamamen ayrılmış olduğunu. X. s. 1978. yüzyılın ilk yarısında kaleme alınmış bir Köln Seya ha tna mesi’nde Antalya şehrine ilişkin şu satırları okuyoruz54 : “Antalya güzel bir şehir. Müslüman (ve Türkler) ahalinin ise şehrin ta m merkezinde oturduğunu.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 137 1332’de Antalya’ya gelen İbn Battûta. şehrin a sıl ha lkı dediği Rumların başka bir mahallede oturduklarını. C.234-235. İstanbul. Kalenin surları için bkz: Besim Darkot. yalnızca Yahudiler kalmıştır. “ Antalya” .532.III. .234.I. S elç uklu döneminde Mînâ ’da Batılı Hristiyan tüc c arların yanısıra Arap. Kanunî Sultan Süleyman. İslâm Ansiklopedisi. Rumların oturduğu mahallenin ç evresini birer duvar kuşattığını. konumu aç ısından örnek ve sembol bir durum arzeder. s. Yahudilerin de kendilerine ait bir yerleşim alanları bulunduğunu. “ Kudüs’e Giden Alman Hacılarının Türkiye İzlenimleri” . “ Antalya” . Müslüman ve Yahudi mahalleleri ile Yönetim (İç kale) ve Tic aret (Mînâ=Liman) semtleri. her ırktan insana hoşgörü ile kuc ak açan bir şehir olan Antalya. C. Diyane t İslâm Ansiklopedisi. s.I. Liman’ın etrafını kuşatarak şehri talî kısımlara ayıran surlar. güney-doğusunda Rumlar. Wilfried Buch’un ifadesiyle. ayrıca bkz: Galanti. Alman profesörü Dr. şehrin merkezinde bir Cuma Câmii (Yivli Minare) ile medresenin. Cuma vakti ve her gec e bu duvarın kapılarının kapalı tutulduğunu. İstanbul. Duva rla rla ve hendeklerle üç kısma a yrılmış. onların etrafının da bir surla ç evrili ve ka le gibi olduğunu yazıyor. pazar ile ç arşılar Türklerin oturduğu kesimde bulunuyordu53 . s. Bu durumda Antalya şehrinin beş bölüme ayrıldığını görüyoruz: Hristiyan. Nu. sonradan güney-doğudaki geniş alan bir surla ç evrilerek asıl şehre katılmıştır. İbn Battûta Seyahatnâmesi. sa nki üç a yrı şehirden oluşuyormuş gibi.403. Yahudi gibi yabanc ı tüc c arlar da ikamet ediyorlardı.461. Feridun Emecan. C.

” Bu satırlar. 1332’de şehri gezip gören İbn Battûta’nın seyahat hatıraları ve gözlemleri ve dönemin tarihsel gerç ekleri ile koşutluk iç indedir.138 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Hıristiya nlar oturuyor. diğer bölümünde otura n Ya hudiler cuma rtesiyi ve üçüncü bölümde otura n Türkler (Müslümanlar) ise Cuma gününü ta til sa yıyorla r. Bu dönemde Pamfilya ile Likya’nın gelişmiş kentlerinde dağınık durumda bulunan Yahudiler. Pamfilya Yahudi c emaatine ilişkin tarihî verileri Bergama Krallığı döneminden itibaren izleyebiliyoruz. bir yüzyıl kadar önc e. gören ve yazan Fransız gezgini Paul Luc as gibi bir Batılının gözlemleri ile de örtüşmektedir. Üstelik sonraki dönemde. XVII. Türkler ve Yahudiler .16. onlar pazar gününü. s. burada c emaatlerinin adına birer sinagog da kurmuşlardı56 . Fetihten sonraki günlerde yeni başkent İstanbul’un yeniden imar ve iskânı amac ına yönelik olarak Antalya’dan İstanbul’a sürgün edilen bir grup Yahudi. 55 56 Lewis. Gayri-Müslim c emaatlere hukukî bir statü veren Fatih S ultan Mehmet ise İstanbul’un fethinden sonraki dönemde bir fermanla Balkanlardan ve Anadolu şehirlerinden ç ok sayıda Yahudiyi getirterek başkent İstanbul’a yerleştirmişti. Bu gözlemler aslında bir gerçeğin ifadesidir. Attaleia kentlerinde oturuyorlardı. bölgenin en yoğun Yahudi yerleşim yeri olan S ide’nin Araplar tarafından tahrip edilmesi üzerine Antalya kentine göç müşlerdir. Sonuç olarak. yeni başkent İstanbul’un yeniden imar ve iskânı amac ıyla yapılan göçler sonucunda Osmanlı döneminde küç ük bir azınlık haline gelmiştir. Roma döneminde Myra. İslam Dünyasında Yahudiler . s. Bizans döneminde ise Hristiyanlaşma yoluyla Helenleşme durumuna maruz kalmışlar. yüzyılda şehri gezip. Bu zorunlu iskân sonuc unda buralarda âdeta tek bir Yahudi bile bırakılmamıştı55 . Perge.142. . Phaselis. XIII. Şehirde çok sa yıda Hıristiya n tücca r var. Galanti. S ide. yüzyılın başlarında S elç uklu Türkleri tarafından alınan Antalya kentinde dinsel bir c emaat olarak müstakil bir mahallede oturan şehrin Yahudileri.

(2001). çev. C. (1967).Mansel Arif Müfid . Landschaftgeschicte von Pmphylien. Wien. Diyanet İslâm Ansiklopedisi. Matbaa-i Âmire. C. Cities. -Planhol. (1814). Asya ve Afrika Gözlemleri. Barbara. -Buch. -Bean George E. -Karaca Behset. İstanbul. Selçuklu Semineri.I. MEB.. Wilfried. Athens. Ankara. -Heyd. (1957). . XV. Kaknüs. Ankara. Side Agorası ve Civarındaki Binalar. İstanbul. -Bosch. (2008). (1967). Jewish Communities in Asia Minor. ed. -Lucas. C. Antalya. Yakın-Doğu Ticaret Tarihi. Şener. Ötüken. The Jews of Byzantine Empire. M. İstanbul. Kitab-ı Bahriye. S. Antalya Livâsı Tarihi. Tarzi. Arda. -Turan. M. Teil 1. -Belazurî. Selçuklular ve İslâmiyet. -Star. Z. Ankara. S. çev. Wiesbaden. C. İslâm Ansiklopedisi.De La Plaine Pamphylienne aux Lacs Pisidiens Nomadisme et vie Paysanne. Nevzat. (1964). Ankara. A. Arif Müfid. 1948 Yılı Kazılarına Dair Rapor. (2004). İstanbul. -Cahen.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 139 BİBLİYOGRAFYA -Balard Michel. Schefer. M. University of California Pres. çev. (2009). Karal. (2000). (1993). Belleten. Side Kılavuzu. (2000). 69. (1993). Ankara. -Baykara. İstanbul. S. İstanbul. çev. Ch. K. Yüzyıllar). “Likya’da Yahudi Varlığı İlk Kez Kanıtlandı”. Hampshire. Tuncer. C. -Moğol Hasan. Paul R.II. Turkey’s Southern Shore. H. Üyepazarcı. MEB. -Ramsay. -Önder Mehmet. C. Isparta. (1960). Şalom. -Goitein. -Hellenkemper. İlkçağda Antalya Bölgesi.(1979). Antalya. -Mansel. -Pîrî Reis. Yazıt Nu. “Kudüs’e Giden Alman Hacılarının Türkiye İzlenimleri”. -Bean. Kültür Bakanlığı. (2002). (1996). Ökte. Bernard. “Antalya”. çev. Taşa Yazılan Zafer/Victory Inscribed. Bertrandon De La. (1956). Turan Neşriyat. N.. İmge. -Broquiére. çev. -Redford.D. B... -İbn Bîbî. Friedrich. A. Fütûhü’l-Büldan. Ankara. J. Arslantaş. İstanbul. Nu.(1997). Atlan. -Foss. Kitabevi.W. (1978). George E. Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften. Besim. Feridun. (1338).I. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor. “Bir Selçuklu Şehri Olarak Antalya”. -Turan Osman. (1991) “Antalya”. Arif Müfid. A Mediterrenean Society. Gözlem. (1970). . Tome I. çev. -Güleryüz Naim. -Baykara Tuncer. İslam Dünyasında Yahudiler. ve XVI. Cambridge. İstanbul. G. Clemens Emin. Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası. İstanbul. (1967). (1956). (2000). Yüzyıllarda Teke Sancağı. E. MEB. Pamphylia Tarihine Dair Tetkikler.. (1958).I. -Darkot. Antalya IV. (2004). Kitabı Mukaddes/Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil). (1947). (2005). Paris. Türk Yahudileri Tarihi. S. -Tudelalı Benjamin. -Sefername. (2007). çev. Türkiye’nin Sosyal ve İktisadî Tarihi (XI-XIV.Tabula Imperii Byzantini. Xavier. Berkeley. İstanbul. İ. Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları. İstanbul. Tarihî.. Maarif Vekâleti. Paul. (2000). İstanbul. W.I. Bitmez-Tükenmez Anadolu. (1939). Z.. Siyasî Tetkik. İstanbul. (1955). Ankara. İstanbul. çev. Çavaş. S. Yapı Kredi. ed. Ankara TTK. (1988). Band 8: Lykien und Oamphylien. -Lewis. TTK. Pektaş. Denizaşırı Seyahat. R. Hansgerd – Hild. London. -Çevik. Clive . – Leiser. Mehter. İstanbul. -İbn Battûta Seyahatnâmesi. Voyage du Sieur Paul Lucas. .III. Selçuklular Zamanında Türkiye.İnan Jale. Paris. (1971). (1982). C. TTK. Türkler ve Yahudiler. -Erten. Osmanlılardan Önce Anadolu. Ugan. Z. Selçuknâme. Ortaçağ’da İki Yahudi Seyyahın Avrupa. Pisidien und Lykien Im Spatmittelalter. E. Antalya Tarihi. Süleyman Fikri. -Flemming. (1997). -Emecen. C. çev. E. İstanbul.XLVI.(1996). çev. -Mansel. Osman. . İstanbul.IV. İstanbul. (2004). çev. -Galanti Avram. TDV. Aykut. İstanbul. (1976). -Trebilco. Yinanç.

İstanbul. Ozil. İstanbul Fetih Cemiyeti. Alanya. (2002). Metis. Z. -Yıldırım. C.I. İstanbul.. Türkiye-İtalya İlişkileri. Alanya. çev. (2002). Şerafettin. (1990).140 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -Turan.Tarsuslu Paulus’un Üç Dünyası. İstanbul. A. Alanya Kitâbeleri. (1999). –Williams W. DAKTAV. . çev. R. -Wallace. Ali. Vasos. -Voyacoglu. İlkgelen. Z.

Key Words Drought. Ya rdım AN ANALYSIS OF THE DROUGTH DISASTERS IN THE P ERIOD OF REP UBLIC Abstract The most important drought in the period of Republic occured in 1928. Issue : 5 Pa ge : 1 4 1 -1 76 CUMHURİYET DÖNEMİNDE YAŞANAN KURAKLIK FELAKETLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Necmi UYANIK* Muhammed SARI∗∗ Özet Cumhuriyet döneminde yaşanan en önemli kuraklık 1928 yılında meydana gelmiştir. Hilâ l-i Ahmer. they were able to continue their agricultural life.com . Help * ** Doç. Hatta bazı bölgelerde ölüm olayları bile meydana gelmiş olduğundan hükümet. Because of this drought. Anahtar Kelimeler Kura k lık .TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Bu yardımlar sayesinde halk rahat bir nefes alabilmiş ve özellikle Ziraat Bankasının borçları ertelemesi sayesinde üretici durumlarına devam edebilmişlerdir. bu yörelerin halkına Hilâl-i Ahmer (Kızılay) ve Ziraat Bankası vasıtasıyla yardımda bulunmuştur. Even some death incidents occured in some areas and the government helped the people of thes e regions by means of Hilal-i Ahmer and Agricultural Bank. Dealing with the agriculture by most of the citizens of this region increased the exposure ratio from the drought. kuraklıktan etkilenme oranını artırmıştır.. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 4 1 -1 76 Ye a r: 2 0 1 1 .com Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Doktora Öğ rencisi. Dr. Kıtlık . Bu bölge halkının çoğunlukla ziraatle meşgul olması. çoğu aile yiyeceksiz kalmış ve bu yüzden bir kısmı yerlerini terk etmişlerdir. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. the public was able to breathe a sigh of relief and especially thanks to the debt suspension of Agricultural Bank. Nitekim bu kuraklıkla birlikte.sari@hotmail. many families exposed to lackness of food and drink and some of them abandoned their places. Thanks to these helps. The Central Anatolia Region was the most affected area by this drought. m. necmiuyanik@hotmail. Bu kuraklığın en etkili olduğu saha ise İç Anadolu olmuştur. Fa mine. Hila l-i Ahmer.

Orta Anadolu’da kuraklık ve kıtlık o kadar etkili olmuştur ki. halkın uzun seneler ç ekmek zorunda kaldığı kıtlık felâketi gelmektedir. bitki hayatının ve daha doğrusu toprağa bağlı hayatın.135. Bu tür felâketlere Türk tarihinin her safhasında tesadüf etmek mümkündür. “ Halk Şiirinde Tarihi Kıtlıklar ve Kuraklıklar” . 76. Sinan Kuneralp. “ Kuraklık ve Kıtlık” . Buna örnek olarak. 1939. kış ise bütün ülkede fevkalade sert geç miştir. Cahit Öztelli.7. Öyle ki. ya da şiddetli soğukların ve kuraklığın neticesi olarak görülmüştür. birç ok seneler yurt ekonomisinin sarsılmasına. S. Hiç şüphesizdir ki Anadolu. Bu tür iklim şartlarının etkisi ise en ç ok İç Anadolu vilâyetlerinde görülmüştür. 1942 ve 1945 senelerini de ikinc iye örnek olarak verebiliriz 3 . S. S. 1873 yazı Orta Anadolu'da kurak geç inc e. Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı Dergisi. Nisan 1990. 1874 yılında meydana gelen korkunç kıtlık hakkında birç ok halk şairi destanlar meydana getirmişlerdir. Ekonomisi daha ç ok toprak ürünleri üzerine dayanan Türkiye’nin. Yıl:10. Tarihte kıtlık seneleri diye bilinen seneler ya vakitsiz yaşanmış. Yıl: 6. kuraklığa veya daha genel bir tabir ile gayrimüsait senelere daha sık tesadüf edilmektedir. 1845. ya da bulundukları yerleşim yerini terk ederek kendilerine yeni hayat sahaları aramaya başlamışlardır.11. Dönüm. 1874. yüzlerc e köy ise mahsur kalmış. Hayat Tarih Mecmuası (Tarih ve Edebiyat Mecmuası). Şevket Ra şit.6 Bunun netic esinde pek ç ok kişi ya ölmüş. Yıl: 1974. o yıl az mahsul toplanabilmişti. . İktisadi Yürüyüş . s.142 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Kuraklık. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri B . Bu sıkıntıların başında. masallara ve destanlara girerek herkes kuraklık ve kıtlığın ne olduğunu bilir hale gelmiştir4 .8. S. yani kuraklıktan kaynaklanmıştır. tabiat tarafından hassas bir şekilde ç izilmiş olan yağış karakteri. s. Yıl: 2. Bu destanlarda halkın o zamanki 1 2 3 4 5 6 Nihat Uluocak. İstanbul’da bile Haliç ’i buzlar tutmuştu. Yaşanan kuraklıklar iç erisinde en tesirli olanı 1874 yılında meydana gelmiştir.31. % 30.36. s.133. S. S. 1887 ve 1928 senelerini birinc iye ve 1935. sonbahar aşırı yağışlı. Nejat Berkmen. Buna karşılık. 2. s. C. tarih boyunc a büyük kuraklık ve kıtlıklar yaşamıştır. Haziran 1935. Umran Emin Çöla şan.2. hatta bazen kar kalınlığı telgraf direklerinin boyuna ulaşınc a haberleşme imkânları da kesilmiştir. s. Buna mukabil mahsulü tamamen değilse bile. Bunlardan Osmanlı döneminde olanlarından bazısı yazılmıştır. 1845 kuraklığı Kayserili bir ozan tarafından “erdi bu kıtlığa nice çok diyarlar-cümlesinden ehven oldu bu civar”5 . 54. % 40 ve hatta bazen % 50’den fazla azaltan soğuk. Bu sıkıntılı yıllar. halkın iç inden yetişen ozanları dokunaklı feryatlarla dile getirmişlerdir. gelişme olanaklarının kısıtlandığı bir doğal yaşam ortamıdır1 . Tarih ve Toplum.4. Temmuz 1974. Ocak 1948. “ Kuraklık ve Memleketimiz” . ç iftç inin büyük sıkıntılar ç ekmesine sebep olmuştur2 . C. 6. 6 Temmuz 1945. şeklinde dile getirilmiştir. “ Kuraklık ve Kurak Bölgelerin Özellikleri” .9. s. Ancak bu tür kıtlık seneleri daha ç ok yağış azlığından. “ Orta Anadolu`da Kuraklık” . Orta Anadolu'da yoğun kar ve don yüzünden yollar aylarca kapalı. “ Orta Anadolu’da Kıtlık (1873-1875)” .

Yine Kırşehir ve Aksaray’da kuraklıktan en çok etkilenen köylerin bir kısmı. Yağışın en az düştüğü bölge olan Orta Anadolu. (Çeviren: Alaettin Cemil). ç iftç ilerin bilgilerine. “ Aksaray Folklorunda Yapraklar Aksaraylı Bir Halk Şairinin Dilinden 1290 Kıtlığ ı” . iç erisinde yaklaşık 7. 8 9 10 .8. samimi bir dille ifade edilmiştir7 . Kızılırmak’a sahildar olan köylerdi. Ağ ustos 1952. s.000 metreküp su bulunduran volkan gölü bulunu7 Çekildi pınardan tükendi mâ’lar Lodos yeli bulutları kovalar Rahmetten müberrâ oldu havalar Tutu ştu ciğ erler büryan içinde O zaman bir hırstır dü ştü insana Çok gavga kıldılar âb-ı revana Çıkmaz oldu zahireler meydana Bulunmazdı sevkı sultan içinde Acayiptir hele dünle bu sözü Bahar geldi gövermedi yeryüzü Hazret-i lemyezel bununla bizi Terbiye eyledi bir an içinde. s. Age.354. Örneğin Beyşehir Gölü’nün aç ılmasından evvel tarlalar.s. bu tarihlerde Karadeniz de dâhil olmak üzere pek ç ok bölgeyi etkisi altına almıştır. bilhassa 1928 yılında Orta Anadolu’da meydana gelen kuraklığın tesirleri büyük olmuştur. Doğal olarak buralarda kuraklıktan ç atlamış ve mahsulleri yanmış tarlaların bulunması büyük bir tezat oluşturmaktaydı. 1928 yılından bu yana olan tarihlerdeki kıtlık veya fena mahsule. doğal olarak bu durumdan en ç ok etkilenen bölge olmuştur. KURAKLIĞIN SEBEP LERİ VE TESİRLERİ Prof Gassner ile Prof. Christiansen-Weniger ağaç kütüklerinden yaptıkları araştırmalarda. Yıl:2. agm. İlmî bir inc elemeye dayanmamakla birlikte. İktisat Matbaası. ç ok düşük bir verimdeyken sulama sayesinde bire on. Hasandağı.4.353. Buradaki en büyük eksiklik. bu ovadaki topraklar ziraate gayet elverişliydi. kanaatlerine ve yüzeysel bir bakışla bile görülen duruma göre. fakat ç obanlık yüzünden yarı yarıya terk edilmiş ve kuraklık yüzünden de tamamıyla harap olmaya mahkûm gibi duran Obruk Köyünün kenarında. Bu tarihten sonra ise. Kızılırmak’ın kendi tabi seviyesiyle sulayabildiği yerlerdeki mahsuller gayet iyi durumdaydı10 . Her ne kadar yağış azlığı burada kıtlıklar meydana getirmişse de. s. Öyle ki. Uygulanmakta olan ziraat tarzının da kuraklığın şiddetini arttırmada büyük tesiri olmuştur. perişan hâli. Bu tesir 1930’lu yıllarda dahi sürmüş. Leon Robinowicz. Ankara 1930. Nüfus Meselesi. gökten düşec ek yağmurlardan medet bekler hale gelmiş olmasıdır. Nitekim Konya’nın kuraklıktan en muzdarip bir nahiyesinde dört yüz haneli.. A.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 143 muzdarip ruhu. Nejat Berkmen. yaşanan kuraklığı sadec e bu etkene bağlamak doğru olmayac aktır.. S. ç iftç inin bu tür su kaynaklarını kullanma zahmetinde bulunmaması ile. hatta yirmi ürün vermekteydi9 . yüzeyi yerden on metre alç akta ve suyunun derinliği 130-140 metre arasında olan. yağışsızlığın sebep olduğunu ortaya koymuşlardır8 .12.

Çift öküzleri değil demir pulluğa..358. s. en azından emeğin inisiyatifi aç ısından ç iftç inin ayakta kalması yolunda önemli bir alt yapı sağlanmış olabilirdi. . ç iftç ilerden ç oğunun ziraata elverişli ortalama kırkar dekar arazisi ve birer ç ift c ılız öküzü bulunuyordu. yemek pişirmek ve kışın ısınmak iç in gerekli yakacak odundan mahrumdu. Yine ç iftç i toprağı iyi işleyen ve mahsulü ç abuk ve uc uz eken orak.11 S ulama kaynaklarından faydalanılmaması netic esinde bütün kurak bölgeler. tohumluklarını kendi kendilerine temin etmiş olurlardı. Zihni Derin. S. tarlaları gübresiz ve toprakları da verimsizdi. Kurumsal bir teşkilatlanma gerçekleştirilebilseydi. ev. hava uygun giderse 1.200 kilo kadar buğday kaldırılabilirdi. age. s.095 kilo buğdaya ihtiyac ı oluyordu. ç iftç ilerin genellikle ziraatlarını arpa ve buğdaya dayandırmaları olmuştur. belki de bu kuraklıktan ç iftç iler daha az etkilenecekti. s. Bu buğdayın 360 kilosunu diğer yılın tohumluğuna. güc ü yetenlerinin. Zihni Derin.13 Öyle ki. age. Hâlbuki bu ailenin yalnız katıksız ekmeği için 1.146. ziraat birlikleri. s. Tarım Bakanlığ ının Küçük Su İşlerine Ait Hayırlı Bir Te şebbüsü ve Bu İşte Muvaffak Olma Şartları” . giyeceğini sağlamak.93. Bu süreç te sıkıntıyı meydana getiren ziraat tarzından biri. inekleri ve çift öküzleri. Hiç olmazsa kaybettikleri yiyeceklerini. Anc ak bu su.. mısır ve darı gibi yaz mahsulü ekilmiyordu.355. kuraklığın vahametini artırıc ı bir etken olmuştur. Nisan 1952. ahır ve basit ziraat aletleri yapac ak keresteden. Çiftç inin ziraat iktisadına ait teşkilatsızlığı.357. samansız ve bakımsızdı. s. birkaç ç iftç inin hayvanının sulanmasından başka işe yaramıyordu. diğer yarısı da ekilerek.12 Verimsiz kalan bu toprakların yanına. Bu arazinin yarısı kara nadas halinde 1-2 yıl dinlendirilir. Bu sebeple inekleri sütsüzdü. ziraî itibar sandıkları ve teşkilatları ile hatta daha basitleri ve ilkelleri olmuş olsaydı. Fakat ç iftç i bu tür imec e usullerini uygulamazken. harman temiz- 11 12 13 14 15 Age. kuru ekmeğini bile karşılamayan bu gibi ailelerin erkeklerini. Ziraat ve Ticaret Gazetesi. otsuz. seksen bin liralık bir sermayenin teminini sağlamıştı15 .. yemsiz. ağaç tan mahrum bir hâle gelmişti. Odun yerine sığır gübresinden yapılmış tezeği yakmakta olduğundan. eksik ekmeğini tamamlamak. “ Küçük Çifçilerimizin Zirai Dertleri. kara sabanı bile ç ekemeyecek derec ede küç ük ve c ılızdı. Bunun yanında. Bu sebeple ç iftç i. hükümete olan vergisi ve tüc cara olan borcunu ödeyebilmek iç in. İyi damızlık boğası yoktu. Örneğin Aksaray valisinin 1927 yılında imec e usulü ile bir miktar ziraatta bulunması. Leon Robinowicz.. agm. 840 kilosunu ise en az beş nüfuslu ailesinin ekmeklik ihtiyac ına ayırıyordu. Bir yetersiz yıllık ziraî üretim. zaten iş buhranı iç inde olan şehir ve kasabalara akın ederek işç ilik yapmaya mec bur bırakıyordu14 . Leon Robinowicz. bir de ç iftç inin ziraattaki yanlış usulleri ekleninc e tehlike bir kat daha artıyordu. Üretim kooperatifleri.144 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yordu.93.

Bu yokluk. (Ziraat makinelerinde ve ziraatta kullanılan mevadı mü ştaile ve muharrike ile müstahzaratı kimyeviyenin rüsumu hakkındaki kanunu tadil edici 1/498 numaralı kanun lâyihası ve İktisat. s.93. İçtima: II..1. Yine mahsullerini değerlendirec ek satıc ıya kadar depo edecek. Devre: III. s. bilhassa insan sağlığı üzerinde sıtma gibi hastalıklara neden olmuştur. C.. Fakat buradaki en önemli sorun. (Pulluk ve saire için bir sermaye tesisi hakkında 1/709 numaralı kanun lâyihası ve İktisat ve Bütçe Encümenleri mazbataları). Ziraat Bankasından sağlayabildiği az bir miktar parayı ziraî üretimde kullanamamaktaydı. üretimde müthiş bir azalma baş gösterdiğinden devlet dışarıdan buğday ithal etmek zorunda kalmıştır. Bunun nedeni ise. agm. Kırşehir. Ankara (tarihsiz).350. Eskişehir ve Afyon gibi vilâyetlerde etkili olmuş ve ilk anda nüfusun yaklaşık beşte biri üzerinde etkisini göstermiştir. Devre: III. Bu sadec e olayın ekonomik boyutunu teşkil ederken. Yozgat. s. C. kendini kalkındırac ak olan yeni ziraat usullerini bilmemekte birlikte bu usulleri kendine öğretecek rehberden mahrum durumdaydı. Bununla birlikte. s. bu gibi zararlardan en az kayıpla kurtulmak istemiş ve bunun iç in de bir kanun dahi hazırlanmıştı. Zihni Derin. B. bir elden taşıyıp kıymetli fiyatla satac ak ve dünya piyasalarından haber alac ak vasıtalardan mahrumdu. 1928 yılı kuraklığının etkisini çoğaltan sebeplerden birisi de hem ç iftç inin yeterli sermayeye sahip olmaması. hem de toprağı derinden işleyec ek modern tarım aletlerinin bulunmayışıydı17 .XX. agm. Bu pullukların dışarıdan değil iç eride üretiminin sağlanarak temin edilmesi de kararlaştırılmıştır18 . TBMM Zabıt Ceridesi. Aksaray.. Ankara (tarihsiz). TBMM Zabıt Ceridesi. Diğer taraftan ihtiyac ı nispetinde krediden de mahrumdu. Leon Robinowicz. Adliye ve Bütçe Encümenleri mazbataları). kuraklıktan önc eki iki senenin kısmen kurak gitmesi ve 1928 yılı kışının şiddetli geç mesinden ç iftç ilerin alac akları mahsule güvenerek mevc utlarını hayvanlarına harc amaları yüzünden ambarları ve sermayeleri bakımından zayıf durumda kalmalarıdır20 .1. toplumsal anlamda pek ç ok kişi ekmek bulamaz hale geldiği gibi aç lıktan ölenler dahi olmuştur.2. bu tarım aletlerini değerlendirec ek bilgiden de mahrum kalmasıdır. KURAKLIĞIN DEVLETE VE HALKA VERDİĞİ ZARAR Eskiden beri kıtlıklar ç ok mühim değişikliklere sebep olmuş.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 145 leme ve ayırt etme işlerini temin eden yeni aletlerden mahrumdu16 . 1928 yılındaki kuraklıkla birlikte iyic e aç ığa ç ıkmış ve ç iftç inin yüzü gülmez hale gelmişti. ç iftç inin modern tarım aletlerine sahip olmamasının yanında. Kuraklıktan etkilenme oranının az gibi görünmesine rağmen etkisi ç ok şiddetli olmuştur. Ayrıc a bu kuraklık 16 17 18 19 20 Zihni Derin. s. age. Bu durumun netic esinde. İçtima: III.93. . Bu sebeple hükümet. O dönemde ç iftç i.XII. Bu kuraklık Konya. kuraklıktan sonra artık eski sabanların yerine daha modern pullukların getirilmesi ve toprağın daha iyi işlenerek. Bildiklerini tatbik edec ek enerjilerini kaybetmişlerdi19 .

42. Mart 1989. Ankara 1931. Karınca . 627.146 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yüzünden pek ç ok göç hareketi de yaşanmıştır21 . Kuraklık olduğu vakit. 1928 kışı fevkalâde kurak gitmişti. Halkevi. “ Kuraklık” . Bununla birlikte. tarımdaki verimlilik tehlikeye girmiş ve insanlar büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmışlardır23 . s. 30 Ekim1932. Ankara 1933. (Konya ovası sulama idaresi 1933 senesi bütçesi hakkında I /506 numaralı kanun lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). bakımsızlıktan dola- 21 22 23 24 25 Ali Numan.III. su problemi başta olmak üzere pek ç ok sıkıntıya maruz kalmışlardı. Yağmur mevsimi geçmiş. Bu senelerde hüküm süren kuraklık ile su dağıtımının fennî bir şekilde yapılmaması yüzünden. s. alev gibi esen rüzgârların karşısında yanıp kavrulmuştu. TBMM Zabıt Ceridesi.XIII. Çünkü yağış neredeyse bu senelerde hiç düşmemiştir. 7.2. S. TBMM Zabıt Ceridesi. C. artık kapaklardan su akamayac ak bir vaziyet hâsıl olmuştu24 . Yıl: 55. Devre: IV. Beyşehir Gölü suyunun alç almış olması ve bu sebeple şebeke dâhilinde bulunan arazinin tamamen sulanamaması. bu arada. bu suretle kuraklık. 1933 senesi kışın kurak gitmesi netic esinde böyle bir safhaya inmişti ki. beklenen mevsim yağmurları yağmadığı iç in tarlalarda henüz teşekkül etmiş olan buğday ve arpa başakları.4. Köylü bu felâket karşısında ne yapac ağını şaşırmış. 1927’den beri düşmüştü. suyun yeterli miktarda tarım arazisine dağıtılamaması da ayrı bir sorun teşkil etmişti. Ş ebekeye muntazam ve tam su verebilmek için Beyşehir Gölü’nün seviyesi bir buç uk metre yüksek olması gerekiyordu. S. 7. Hâlbuki birbirini müteakip kuraklıklar netic esi olarak su kâfi gelmemişti. Beyşehir Gölü’nün suyunu kanallara veren kapağın radyesi 1124 rakamındaydı. Celal Er. Gelirin azalmasının yanında. 3. Bunun netic esi olarak suyun seviyesi mütemadiyen. Anc ak bu göç hareketi 1928 kuraklığında daha önc ekilere nazaran geniş boyutlu olmamıştır. S enenin böyle kış zamanına tesadüf etmiş olması nedeniyle Beyşehir Gölü’nde su hac minin daha fazla olmasını gerektiriyordu. s. Bu durum ise pek ç ok sahada etkisini göstermiştir. “ İklim ve Be şeriyet” . Devre: IV. Yani 1125 buç uk olması lâzımdı.219. zahire ve hayvan yemi fiyatları yükselmiş. TBMM Zabıt Ceridesi. köylüleri pek ac iz ve perişan bir hale düşürmüş ve hatta bazı köyler ahalisinden bir kısmı. Örneğin 1928 senesinden başlayarak 4 sene zarfında Konya Ovasında kuraklığın devam etmesi. Özellikle İç Anadolu’nun tarım bölgesi olması ve kuraklığında etkisini burada göstermesi bu tesirin derecesini katlamıştır. s. Devre: IV. başka yerlere göç etmek mec buriyetinde kalmışlardır22 . Ankara 1933. ehemmiyetli bir surette azalmasına sebep olmuştu25 .s. ülkedeki su rezervleri azalmış. Fevkalâde İçtima. C. Hâlbuki gölün seviyesi daha aşağı düşmüştü.XIII. İçtima II. Nitekim 1928 yılında. İçtima II. burada yaşamak zorunda kalan insanlar. ac ı bir gerç ek olarak ortaya ç ıkmıştı. idarenin geliri arasında mühim bir yekûn teşkil eden sulama üc retinin. Bilhassa 1928’de yaşanan kuraklık halk üzerinde olumsuz pek çok tesir yapmıştır. . C. (1/97 numaralı Konya ovası sulama idaresinin 1931 senesi bütçe kanunu layihası ve bütçe encümeni mazbatası).

TBMM Zabıt Ceridesi. Bu maddeye göre. Bundan başka. Bu yüzden ç eşitli vekâletlerin bütç elerini yeniden düzenleme gereği duyulmuştur. Ankara 1931. C. her ne kadar maddî anlamda sıkıntı iç ine düşse de ç iftç ileri korumaya yönelik uygulamalara gitmiştir. İçtima: III. TBMM Zabıt Ceridesi. herhangi bir köy veya kasaba veya şehir arazisinin tamamının veya belirli bir bölgesinin mahsulleri sel. birinc isi gelirlerin azalması yönünde.XIII. Devre: IV. dolu. C. 1926’da ihrac at 182 milyon. Ekim 1970 . Kuraklığın bu tesiri sadec e mahsulle sınırlı kalmamıştır. Ankara (tarihsiz). Ankara (tarihsiz). s.51.94.Aralık.143-144. s. s. İçtima: III. “ Tarih Boyunca Anadolu’da Kuraklıklar” . 11-12. C. C. s. kuraklık. aynı zamanda ülkenin ithalat ve ihrac at dengesini de etkilemiştir. TBMM Zabıt Ceridesi. görülmemiş bir surette düşmüştü. (Millî Müdafaa Vekâleti 1929 senesi bütçesine fevkalâde tahsisat konulmasına dair 1/520 numaralı kanun lâyihası ve Bütçe Encümeni mazbatası). 1927’de (8.II. Görüldüğü üzere kuraklık. Maddesi kuraklık ile ilgilidir. İçtima: II. Devre: III. s.XII. C. kasaplık hayvan fiyatları da düşmüştü. bunun netic esinde bütç ede aç ık meydana gelmiştir27 .1.1970. bütün ürünlerdeki ithalat bu şekilde olurken.XII. 237). TBMM Zabıt Ceridesi. Nitekim. Devre: III. bu suretle zarar gördüğü idarî tahkikatla sabit olanların o seneye ait vergileri. Türkiye'nin buğday aç ığını kapatmak iç in. Fevkalâde İçtima. ikinc isi ise mahsul ve hayvanların ölümü netic esinde üretimdeki azalma şeklinde kendisini göstermiştir. İstanbul Ticaret Odası Mecmuası. Anc ak. agm. Bu sebeple. yangın.5 milyon.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 147 yı. 1927’de kuraklık zamanına tesadüf ettiği iç in 192 milyonluk ihrac at. Ankara (tarihsiz). 116. Maliye Vekâletinin müsaadesiyle kısmen veya tamamen silinec ekti32 . “kara gün” iç in sakladığı altınları da piyasaya sürülmüştür.52. Avni Şanda. ithalât 242 milyon. 606. TBMM Zabıt Ceridesi. S. Kuraklık netic esinde. Mesela. H.159. 803. Ankara 1931. Gelirlerdeki Azalma 1928 yılında yaşanan kuraklık sebebiyle fiyatlarda bir yükseliş kendisini gösterirken. Devre: III. 1927’de 868 bin ve kurak senesi olan 1928 de ise be ş milyon liralık ithalât yapılmıştı. Ankara (tarihsiz). Bu tür felâketler karşısında hükümet. 1926 da 2. muzır haşarat veya bulaşıc ı hastalıklar gibi fevkalâde arızalar dolayısıyla en az üç te bir derecesinde zayiata uğrarsa. dış piyasalardan buğday ithaline ihtiyaç hâsıl olmuştu. Buna binaen hâsılat da 300. 1928 yılında ise yaklaşık olarak 108 milyon kilo buğday ithal edilmiştir30 . s. silinen bu borç lar ve üretimin düşmüş olması tahminî gelirlerin beklenenden ç ok az ç ıkmasına sebep olmuştur. Bu durumun nedeni ise 1928 senesindeki kuraklıktır. 887 TL’dir. TBMM Zabıt Ceridesi. bu ğ day olarak 1924’te 18 ve 1925’te 19 milyon liralık ithalât. 005. C. İçtima: II.000 lira kadar bir azalma yaşanmıştır31 . 26 27 28 29 30 31 32 H. ithalât 216 milyon. altın fiyatları da. Avni Şanda. Devre: III. O yıl en ç ok Romanya'dan buğday ithal edilmiştir28 . s. .XIX.25. Devre: IV. kuraklık bölgesindeki köylünün. 1928’de 7. 20 Haziran 1931’de Arazi Vergisi Kanunu görüşülürken bu kanunun 5. Fevkalâde İçtima.1925’te ihrac at 192 milyon. 158 milyona inmiştir.14. a. İthalât ise 211 milyon olmuştur29 .III. Tuz satışı kilo olarak.26 Kuraklığın etkisi. 1926’da 7.. piyasaya fazla miktarda altın arzedildiği iç in. s.

1928 senesindeki hâsılatın azalmasında kuraklığın etkili olduğu şüphesizdir. 1926 senesinde 774. kara ve deniz boğaz vergilerinde görülmüştür. S ulama İdaresi Mec lisi tarafından tespit ve hükümetin tasdikiyle tespit edilen üc retler. C. S ulama üc reti olarak bütç edeki tahmin edilen miktar 139. Ankara (tarihsiz).325-326. (1930 senesi hakkında umumi mazbata). s. 07) lira eksik tahsilât ile kapatılmıştı. Devre: III. 1927 senesinde 799.35 Fakat bu indirimler bir işe yaramamış yine de halkın büyük ç oğunluğu sulama borc unu ödemekte güç lük ç ekmiş ve büyük bir kısmı da ödeyememişti. Orta Anadolu’da ve bilhassa Konya’da senelerc e devam eden kuraklığın yaptığı tesiri ve bilhassa 1928’den itibaren hububat fiyatlarının düşüklüğünü göz önüne alarak.33 Ayrıc a vergi gelirlerindeki bir azalma da. bilhassa zahire nakliyatında % 50 derec esinde indirim yapılmasına mec buriyet hâsıl olmuştu. İçtima: III. 56 lira 4 kuruş olarak tahakkuk etmişti. Devletin gelirini azaltan en büyük sebeplerden bir diğeri. Ankara 1933. evvelce her bir dönüm başına muntazam şebekede 80 kuruş alınırken. C.XIX. s. Devre: IV. TBMM Zabıt Ceridesi. (Konya ovası sulama idaresinin 1928 senesi son hesabı hakkında 1/450 No’lu kanun lâyihası).2. s. C. Fevkalâde İçtima. Ankara (tarihsiz). anc ak 5. Fakat bu sene zarfında İç Anadolu’da meydanda gelen kuraklık dolayısıyla.2.Ba ğ dat demiryolları ve Haydarpa şa liman ve rıhtım idaresinin 1928 senesi hesabı katisi hakkında 1/421 numaralı kanun lâyihası). 136 lira. hâlâ lâyıkıyla ilerleme sağlayamamış olmalarından kaynaklanmıştı. yine kuraklığa bağlı olarak hükümetin sulama üc retlerinde yapmış olduğu tenzilattır. 1929 senesinde 800 000 lira tahmin edilirken34 . İçtima II. TBMM Zabıt Ceridesi. . 30 kuruş indirim yapılarak 50 kuruş ve gayri muntazam şebekede dönüm başına alınan 50 kuruştan da 20 kuruş indirim yapılarak 30 kuruşa indirilmişti. 466. 012 lira tahsilât olmuştu.XIII. (Anadolu . Böylece kuraklığın tesirinden hayli zarar gören ç iftç ilerden tahsili tahmin olunan geriye kalan miktara mukabil. C. diğer maddelerde gösterilen yolc u ve sair ç eşitli tahsisat da tahmine nazaran mahsus bir fazlalık kaydedilmiş olduğundan.072 lira 33 kuruş tahsil edilebilmişti. üc retlerde indirim yapmıştı.XIX. (Konya Ovası Sulama İdaresinin 1930 senesi bütçesi hakkında l/644numaralı kanun lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). C. bu eksiklik kısmen telâfi edilmiş ve gelir bütç esi (285.36 Bu durum. Devre: IV.XIII.58. Devre: III. Diğer taraftan ayni sebepten nakliyatın azalması dolayısıyla. TBMM Zabıt Ceridesi. 204 lira ve 1928 senesinde de 697. senenin kurak gitmesinden dolayı ziraat taliminden eksik olmakla 106.III. 000 lira tahmin edilmişti.37 Kuraklığın tesiri sulama alanında görülürken.148 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 1928 senesi geliri. bilhassa hafif seyir nakliyatı 800 bin küsur lira kadar azalmış ise de. s. 11. uzun süredir devam eden kuraklıktan her halde müteessir olmuş bulunan sulama sahası ç iftç ilerinin.100 lira olduğu halde. Buna göre. İçtima II. Ankara 1931. TBMM Zabıt Ceridesi.563 lira 44 kuruş ve ayni sebebe binaen değirmen ve fabrika su üc retinde 250 lira tahminine karşı. Hükümet. Devre: IV. diğer sahalarda da düşüş olarak kendisini göstermiştir. Ankara 1933.180. s. İçtima: III. 228. 33 34 35 36 37 TBMM Zabıt Ceridesi.

Buna engel olmak iç in. bunun en son tedbir olması uygun görülmüştür. hububat mahsulü aşırı derec ede düşmüştü. Afyon. Yine 1925 yılında Ziraat Vekâletinden Başbakanlığa gönderilen bir yazıda. BCA . Ankara (tarihsiz). kısmen yemlik. . Eskişehir.4. 30. Eskişehir.III.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 149 Orta Anadolu’da 1928 yılı kuraklığından ulaşım da nasibini almış ve ulaşım gelirleri bu yıl azalmıştır38 . C.10/ 184. olaylar pek yaşanmamıştır. Ankara 1931. halkın büyük ç oğunluğunun ç iftç i olması hasebiyle doğrudan ürünlerin verimini ve buna bağlı olarak da hem vatandaşın yiyec ek ihtiyac ını. 22 Temmuz 1931 tarihinde Devlet Demiryolları ve Limanları işletmeleri bütç e kanunu görüşülürken.266. Bu nedenle de bu yerlere ürünlerin azalmış olmasına bağlı olarak buğday nakliyatı yapılmıştı. Ankara. BCA . hem de gelir kaynağını teminden mahrum kalmasına sebep olmuştur. 71 lira işletme alacaklarının kaydı silinmişti39 . Aksaray. Bu maddeye göre.1.10/ 184. 1924 yılı mahsulünün kış nedeniyle zarara uğramış olduğu ve bu sene de devam eden kuraklığın kışlık ekimi zarara uğrattığı ve ilkbaharda da aynı durumla karşılaşmanın yüksek bir ihtimal olduğu göz önüne alınarak. 1928 senesinde yaşanan kuraklıkta altı vilayetin (Konya. 1923 yılı sonlarında Trakya havalisiyle. s. Bu sebeple üç dört ay sonra bu bölge halkının zaruret iç inde kalmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Fevkalâde İçtima. burada kuraklıkla ilgili olarak 8. Ürünlerdeki Düşüş ve Telefat Cumhuriyet dönemindeki kuraklıkların en ç ok tesir ettiği saha İç Anadolu Bölgesi olmuştur. kısmen to38 39 40 41 TBMM Zabıt Ceridesi. Kütahya ve Ankara vilâyet ve kazalarında senenin kurak gitmesi sebebiyle. b. Devre: III.b. madde eklenmişti. 545. kantariye ve saire üc retleri ve % 75 indirimle nakledilen amelenin nakliye üc reti olarak tahakkuk eden 118.266. Konya. (Anadolu . C. bunun iç in gerekli önlemlerin alınması istenmiştir.IV.308. buna bağlı edevat tatili. TBMM Zabıt Ceridesi.41 Anc ak bu senelerdeki kuraklık 1928 senesine nazaran daha az etkili olduğundan ürünlerin azalması ve ç eşitli ölüm v. s. Yozgat) darlık sahasındaki etki. Çünkü bu dönemde ürünlerdeki aşırı düşüş ç oğu insanın en zarurî ihtiyaç larını bile karşılayamayac ak duruma düşmelerine sebebiyet vermişti. Cumhuriyetin ilk yıllarından başlamak üzere yaşanmış olan bu kuraklıklar. Fakat bunun da memleket ekonomisine vereceği zarar düşünülerek. Devre: IV. dışarıdan buğday ve un getirilmesi ve bunun temini iç in de gümrük vergisinin kısa bir müddet iç in kaldırılması öngörülmüştü. 1928 ve 1929 seneleri zarfında Hilâl-i Ahmer Cemiyeti tarafından muhtaç lara dağıtılmak üzere darlık ve kuraklık mıntıkalarına gönderilen zahirelerin nakliye üc retiyle. İçtima: I. 30.10. Bunun yerine ihtiyaç duyulan yerlere Müdafaa-i Milliye emrindeki kamyonlarla un ve buğday taşınmasının daha muvafık olduğu düşünülmüştür40 . diğer alanlarda olduğu gibi hükümetin bu sahada da bir indirime gitmesinden kaynaklanmıştır. Afyon.Ba ğ dat demiryolları ve Haydarpa şa liman ve rıhtım idaresinin 1928 senesi maliye bütçe kanunu lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). Gelirdeki bu azalma. yükleme.

İçlerinde una ot karıştırarak yiyec eği maddenin miktarını artıranlar vardı.XX. Ankara 1931. Bunlardan yaklaşık yirmi bin aile bir sene. Yine bunlar iç erisinde aç lıktan ölen olmadığı bildirilmekteydi45 . İç lerinde birç oğu çalışmak üzere başka yerlere gitmişler ve oradan ailelerini geçindirmeye ç alışmışlardı. bu kurutucu fela ketlerle ta rumar oldu.1.”46 . TBMM Zabıt Ceridesi. en mühim hububat mıntıkalarından geç en Şark demiryolları mevkisinde ot ve samanlar ç ürümüş ve bu yüzden Anadolu'da birç ok damızlık hayvan mezbahalara sevkedilmişti. Ankara (tarihsiz). nerdeyse her kuraklık döneminde böyle olmuştur. s. sekiz bin aile dokuz ay. yirmi iki bin ailenin ise altı ay darlık ç ekmesi bekleniyordu. age. . (1/97 numaralı Konya ovası sulama idaresinin 1931 senesi Bütçe kanunu layihası ve Bütçe Encümeni mazbatası).163-164. s. Ankara (tarihsiz). Muzaffer Hamid. Müba rek çiftçilerimizin binbir emekle ektikleri hububa t. Devre: IV.4. Bu felaketle ilgili şu ifadeler kullanılmıştı: “Geçen sene vila yetin birçok mahallerini yağmursuzluk. Babalık gazetesinin 8 Mart 1928 tarihli nüshasında. kısmen de komşularının yardımıyla geç inmekteydiler. çiftçi bazı yerlerde hayva nla rını beslemekten bile a ciz ka ldı. O kadar ki. mahsul yetiştiremedikleri gibi. s. Babalık . C. İçtima: I. s. TBMM Zabıt Ceridesi. Çünkü saman ve otun yükleme ve tahliyesi hem masraflı hem de müşküldü. s. 1929 senesine kadar buğdayın her bir Konya kilesi 22 lira ve daha yüksek fiyatla satılmakta iken. (Sirkeci ile Haydarpa şa arasında feribot tesisi hakkında (1/193) numaralı kanun lâyihası ve nafıa ve bütçe encümenleri mazbataları).47 Bu nedenle.359-360. nu: 2742. Bu yerlerden birisi de Konya’ydı. kuraklıktan sadec e hububat değil aynı zamanda panc arda da büyük zararlar görülmüştü44 . “ Çiftçilere Tohumluk” . 42 43 44 45 46 47 Leon Robinowicz.. Leon Robinowicz. Ayrıc a ç iftç inin elindeki mahsullerin değeri de gitgide düşmüştü. Bu tarihlerde farklı mıntıkalardaki köylerde hiç yiyec eksiz kalan beş on hane bulunmaktaydı. Devre: III. bu sene kışın ç ok şiddetli geçtiği ve bazı yerlerde insan ve hayvan ölümlerinin meydana geldiği bildirilmekteydi. ellerindeki mahsulün yetersizliğiyle ç ok ac ıklı bir duruma düşmüşlerdir. Bazı yerlerde de ot yemekteydiler. seylap. C. kuraklık. Zararsız otları haşlayıp unla karıştırarak saç ta bir nevi pide yapmaktaydılar. ç iftç ilerin en büyük dayanaklarından olan hayvanlarının ç oğu ölmüştü.IV. dolu gibi birçok a fetler ha ra p etti. 8 Mart 1928. Bunlar kısmen ç alışarak.III. age. Bu etkiyle birlikte ç iftçiler. Devre: III.150 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 humluk olmak üzere darlıkta bulunan yaklaşık üç yüz bin nüfus ve elli bin aileyi daha ç ok etkiliyordu. Fakat bunun aksine. Bunların tohumluk olarak ihtiyaç ları ise 16-17 milyon kilo civarındaydı42 . İçtima: III. Hakikaten 1928 senesinde Anadolu yaylasında kuraklık sebebiyle ot ve saman. ihtiyac a tamamen evvelden anlaşılmış olduğu halde. hububat fiyatının düşmesi dolayısıyla her bir Konya kilesinin 12 liraya belki daha aşağı fiyata düşmesi köylüyü daha ziyade müşkül ve elim bir vaziyete düşürmüştü43 . Fevkalâde İçtima.219. C. Tarlalarda iş bulamadıkları iç in bu kötü duruma düşmüşlerdi.359. Bu durum.. s. hizmetkâr ve yardımc ı kısmını oluşturuyordu. Bunlar köylerin amele. TBMM Zabıt Ceridesi. Bunun yanı sıra İktisat Vekili Şakir Bey’in verdiği bilgiye göre.

000 kişilik nüfustan 7. s. Serveti umumiyemizden belki on beş yirmi milyon lira önüne geçmek mümkün iken ya pıla ma ma sı sebebiyle ma hv olup gitmiş” 53 olduklarını ve bunu önlemenin ilk yolu olarak da köylülerin hayvanları iç in ağıl yaptırmak gerektiği öyle ki. vekâletin bütç esinin görüşülmesi esnasında. koyunların % 97’si ölmüş.93. ha kikaten ciddiyetle nazarı itiba ra a la ca k bir mesele ha lini a lmıştır.. sığırların % 81’i. Umran Emin Çöla şan. s. geriye 25. hatta bu havalideki koyunların kısmen kırılmasına sebep olmuştu52 . Davarları % 50. ot kökleri yedikleri. Bala. göç etmiş kalanların ise. agm. Ara psun'da n a ldığım telgra fla r çok a cıklıdır. C. zelzele gibi tabi afetlerden sık sık zarar görmekteydi. burada ç iftç ilere yönelik bir yatırımın olmadığından ve kuraklıktan etkilenen bu bölge insanına yeterli yardım yapılmadığından bahisle hükümeti şöyle eleştirmişti: “Ya lnız bütçeye baktım. TBMM Zabıt Ceridesi. 20. Daha fazla veya da ha noksa n ne ise. Cahit Öztelli. buna mukabil ağılı olmayanların hayvanlarının ise % 10 ile % 70 arasında telef olduğunu bildirmiştir. ölen hayvanların etlerini. dolu. ülke ekonomisinden bahsederek 1928 yılı kuraklığına değinmiş ve “Ana dolu yaylasının ziraatında tehlikeli vaziyetler ihdas eden yağmursuzluk ve rutubetsizlik. böc ek ve zararlı hayvanlardan kuraklık ya da fazla yağmur ve sel. (çiftçileri takviye) diye bir ta hsisat a ra dım. bir 48 49 50 51 52 53 Zihni Derin. 1290 kuraklığı olarak bilinen ve 1874 yılında meydana gelen kuraklık. İçtima: I.. Her sene gitgide artan koyun ve diğer hayvanların sayısında.III. 000 kişi kalmıştı49 . ağaç kabuğu.9.. Bunun da sebebi. göç meye izin verilmediğinden öldükleri bildirilmişti50 . Geçen sene beş a ltı vila yetin çiftçileri çok yerlerde ektiği tohumu a lamamışla r ve çok müşkül mevkiye düşmüşlerdir ve bunun neticesini de memlekette pa halılık ve diğer ticari sıkıntıla r şeklinde görmekteyiz. Ankara (tarihsiz). C. Gerçekten de 1874 kuraklığında en ç ok zarar gören yerlerden Ankara..159.48 Mesela. bula ma dım.154. Ankara (tarihsiz). s.358. keskin. TBMM Zabıt Ceridesi. age. 000 kişi göç etmiş. % 30 gitmiş. Devre: III. bugün zaruret içindedir. Yine aynı sorunla ilgili olarak İktisat vekâleti bütç esi görüşülürken.III. s. İçtima: I. 52.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 151 Bilhassa ç iftç ilerin bütün mahsulleri ve hayvanları türlü hastalık. s. Leon Robinowicz. s. Bu tarihten sonraki en büyük kıtlık olan 1928 yılında bu derec e olmasa da benzer olaylarla karşılaşılmıştır. Koçhisar. Vekil Bey’in itiraf buyurdukları veçhile Orta Anadolu' da ba zı mıntıka la r vardır ki. 000 kişi ölmüş anc ak. agm. Bu hususta İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey. agm. 1928 yılında meydana gelen kuraklık ve şiddetli kış sebebiyle bir ilerleme meydana gelmemiş 51 . ağılı olan köylülerin hayvanlarından ölenin olmadığını. Aksaray Milletvekili Besim Atalay Bey. Devre: III. Ankara ilinin Keskin ilç esinde bir felaket şeklini almış. don.245. Kalecik halkı.32. Son zamanlar kışın tesira tı ve geçen seneki kuraklık sebebiyle za yıflayan gıda bula ma ya n ha yva na tımızın mühim bir kısmı ölmüştür. .

saman 5 kuruş ve arpa’da 5.50 kuruş iken bir gün sonra.4. Malatya Vilayetinden başbakanlığa gönderilen bir yazıdan anlaşıldığına göre. Bunun üzerine de.10/ 121. BCA . Yine aynı tarihlerde 2 Haziran 1929’da Trabzon Vilayetinden alınan bilgiye göre. . 30. Bilhassa Doğu Anadolu’da kışın ç ok sert geç mesi sebebiyle önemli miktarda hayvan telef olmuştu. 1929 yılı Ocak ayında. ilkbahar ziraatı yapılamamış. Ankara (tarihsiz). İç Anadolu’da etkisini en şiddetli gösteren kuraklık. Bu sebeple vilayet ac ilen 25. Rize’nin Karaderesi’yle Of’un Baltac ıderesi köylerinde yiyec ek mısır tanesi bile kalmamış olduğundan halkın aç lıktan ot yedikleri ve bu yüzden soygun vakası türü olaylara rastlanmakta ve ac ilen yardım talebinde bulunulmaktaydı56 . Aksi takdirde bu yöre halkının geçimlerini sağlamak amac ıyla sağa dola dağılac akları bildirilmişti57 . Aynı tarihlerde Muş Valiliği tarafından gönderilen bir yazıya göre.3. kışın süreklilik göstermesi ve yağan karlardan dolayı köylü ç ok büyük bir zarara uğramıştır. 1928 yılının kış mevsiminin şiddetli geç mesi ve ondan sonra da devam eden kuraklık netic esinde aç lık baş göstermiştir.6. bilhassa Arapkir ve Kemaliye’de açlık had safhaya ulaşmıştır.858.10/ 120. s.2. ot 4 kuruş. ürünlerin toplanamamasına bağlı olarak kendisini göstermişti. ot 5 kuruş. 1933 Nisan’ında Erc iş. diğer bölgelerde de bu bölge kadar olmasa da. Bu tarihlerde yaşanan kuraklıkların ve buna bağlı olarak ortaya ç ıkan kıtlığın ardından. Devre: III. BCA .858. Ayrıc a Van ve c ivarında görülen kuraklık sebebiyle halk büyük sıkıntılar ç ekmiş. Kışın sertliği nedeniyle sonbahar ürünleri donmuş.10/ 121. 30. Bunun yanı sıra hayvanları da birer birer telef olmuştur. saman ve arpa fiyatlarında gitgide bir artış söz konusu olmuştur. BCA .” 54 . Bu köyler halkı kuraklık sebebiyle tohumluk ve yiyec ek zahire elde edemediklerinden Ziraat Bankası’na kendilerine borç vermesi hususunda mürac aatta bulunmuşlardı.000 liralık bir yardım talebinde bulunmuştur55 .860. BCA .10/ 120.858.10/ 120. Muradiye gibi yerlerde soğuktan büyük bir sıkıntı yaşanmış olduğundan ç ok miktarda hayvan telef olmuştur. 1933 yılında İç Anadolu ile Doğu Anadolu ve Karadeniz’in bazı şehirlerinde yeniden aç lık baş göstermiştir.860.152 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 za ra r var.248. Bunun yanında 1930 senesinde yine yağış yokluğu sebebiyle Koc aeli’ne bağlı Geyve Kazası ve buraya bağlı 31 köyde kuraklığın etkisi çok fazlaydı. 30. Öyle ki. 30. Mesela 13 Nisan’da. BCA . 30. S ürmene. hatta yiyec ek yokluğundan otlarla beslenmek zorunda kalmışlardır.III.2. Van merkez ve c ivarında 54 55 56 57 58 59 TBMM Zabıt Ceridesi. C. Bu sıkıntılarla beraber ot. Ahlat. aç lıktan hayvan telefi % 25 derecesine ulaşmıştır59 . havalar bozuk gittiği için bu işlere ara verilmiştir. İçtima: I. Tabi her ne kadar demiryolları işinde ve yollarda işç i olarak ç alışmaktaysalar da. saman 15 kuruş ve arpa da 6 kuruşa yükselmiştir58 . etkili olmuş ve oralarda yine aynı şekilde aç lık ve sefalet.

390 keçi.2. 30. 305 eşek. 34 katır ve 2 deve olmak üzere toplamda 80.10/ 81. Yağan dolular bu kazaların köylerinin mahsulüne büyük zarar vermiştir. Ilgın’da 20 köyde.10/ 81.21. 573 at. el ile yolmak suretiyle hasadına imkân vermeyec ek kavruk ve c ılız bir halde bulunmakta. Bu sıralarda İç Anadolu Bölgesi’nde de kuraklık etkisini göstermiş ve bu bölgede aç lık ve telefat etkili olmuştur. 30. Bu sırada İç işleri Bakanlığı tarafından Başbakanlığa 1933 Kasım’ında gönderilen yazıya göre. Seydişehir. anc ak Bozkır’dan dolaşıp gelen Çarşamba Çayı’nın sularıyla kısıtlı bir alan sulanabilirken. geneli teşkil eden kıraç köylerin vaziyeti ç ok kötüydü61 . Bozkır ve Kadınhanı’nda meydana gelen dolu felaketinden etkilenen köyler şu şekildeydi: 60 61 62 63 64 BCA . Özellikle Kadınhanı’na bağlı Karasevinç Köyü’nün ürünleri tamamen yok olmuş ve köylü yiyeceksiz ve tohumsuz kalmıştı. Ermenek ve Cihanbeyli genelinde de % 50 derec esinde kuraklıktan etkilenilmişti63 . 30. Beyşehir. Konya’ya bağlı Bozkır ve Kadınhanı kazalarında kuraklık yaşanırken bir anda yağmurla karışık dolu yağmaya başlamıştır. 12. Bu durum. Merkez ve Çumra gibi Konya ovasındaki meralar tamamen ç öl manzarasına bürünmüştü. 23 Temmuz 1933’de. BCA .431 sığır. 3.530. S ultaniye (Karapınar)’de 2 ve merkez kazanın 6 mahallesi ile Aladağ mıntıkası köyleri yazlık ve güzlük ürünleri kuraklıktan % 50 derec esinde etkilenmişti. Çumra’da 45 köyde. S eydişehir.530. Yine Hadim.21. 1933 yılındaki kuraklığın Akşehir. BCA . Ereğli.21. 30. Ereğli kazaları ile bilhassa merkez ve Çumra kazasında etkisi ç ok büyük olmuştur. Konya’ya bağlı Akşehir. 30. Bu arada. Karaman’da 32 köyde.64 Buna göre. Lazım gelen yardım yapılmazsa bu köylerde yeni sene için üretim kabiliyeti kalmayacağı ve halen merkeze tabi yüzde yüz kuraklıktan etkilenen on sekiz köy halkına yollarda ç alıştırılmak üzere ekmek parası temin edildiği bildirilmişti62 .269. BCA . 1933 yılında Konya merkeze bağlı 53 köyde. . kuraklığın tesiriyle kışlık ürün.10/ 184.530. 354 manda.10/ 81. Konya Ovasında kanal sistemi dâhilinde bulunan köylerden bir kısmının arazisi. Yenişehir.21.010 koyun. Beyşehir Gölü’ndeki su seviyesinin yine senelerden beri devam eden kuraklık yüzünden inmesi dolayısıyla. bir taraftan ekinc ileri diğer taraftan da hayvanc ıları ümitsizliğe düşürmüştü.530. Öyle ki.10/ 81. hatta ç oğu köyde bu imkânsızlık karşısında ekinlere hayvanların bile salındığı görülmekteydi. BCA .149 hayvan ölmüş ve yeni doğan kuzu ve oğlak telefatı da % 75 c ivarında olmuştur60 . Kadınhanı’nda 10 köyde.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 153 63. Bozkır’da 16 köyde.

bir ay evvel buğdayın kilosu 4 kuruş iken bugün 6 kuruşa ç ıkmıştı. bu yöredeki buğday fiyatını tanzim etmek gerekmişti. BCA . Nitekim.10/ 184. Bu sebeple de kuraklık devam ettiği sürec e durum ç ok vahim noktalara gelebilirdi67 . Geçen sene çiftç iye verilen tohumluklardan elde edilen mahsulün bir kısmını ç iftç i tüketirken. bir kısmını da toprağa ekmiş ve elinde pek bir şey kalmamıştı.10/ 81. yağmur yağmaz ve kuraklık devam ederse. Bir ay evvel buraya birkaç vagon mal gelirken haziran ayında 20 kileye kadar inmişti. Bu artışla birlikte halkın alım güc ü yetersiz olduğundan pek ç ok kişi sefalete maruz kalmıştı. Mesela Eskişehir Vilayetinden 1935 Haziran’ında gönderilen yazıya göre. belirli bir kesimi doyurabilec ek ya da belli bir süreliğine kuraklıktan koruyabilmekteydi. Aynı felaketin bundan sonra tekrar yaşanması kaç ınılmaz olacaktı.10/ 184. 30. Ziraat Bankası’na mâl olduğu bedel üzerinden ve ofis depolarından teslim 65 66 67 BCA . Çünkü ç oğu vilâyet aynı sıkıntıyla karşı karşıya kalmıştı.530.21. BCA . Bunun iç in gerek doğrudan doğruya. Böyle bir durumda yakın ve c ivar vilayetlerden zahire getirilmesinin de mümkün olmadığı bildirilmişti. kuraklık sebebiyle.19. Un fiyatı ise 600’den 725 kuruşa fırlamıştı. gerekse üretic iye veya ekmek fiyatını tanzim iç in belediyelerin bildirec eği değirmenlere yerel mülkiye amirlerinin teklifi ile buğday satılması kararlaştırılmıştı. Çünkü oralarda da aynı durum söz konusuydu. halkın durumunun düşündürüc ü olduğuna dikkat ç ekilmişti. .15. Bakanlar Kurulunda alınan bir karar gereğince. Anc ak stoktaki buğdaylar. 30. Bu buğdayın fiyatı ise.266. Kars Vilayetinden 1935 Haziranında gönderilen kuraklık raporuna göre. kuraklık sebebiyle Kars ve c ivarında yeterli miktarda buğday üretilemediğinden.266. 30.154 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo-1: 1933 Yılı Kuraklığından Etkilenen Konya’nın Bozkır ve Kadınhanı Kazaları65 Kazanın adı Bozkır “ “ “ Kadınhanı “ “ “ Nahiyesi Belviran “ “ “ Merkez “ “ “ Köyü Sarı oğlan Kuzuveren Kıldere Ayvalıca Karasevinç Köylü tolu Meydanlı Konur viran Mahsulün hasar derecesi % 70 % 15 % 30 % 30 % 100 % 100 % 100 % 100 Yağmursuzluk ya da dolu gibi felâketler sebebiyle. Bunun üzerine valilik. Bundan sonra. hububat fiyatlarında önemli miktarda artış şeklinde görülmüştür. ortaya ç ıkan ürün azlığı beraberinde şüphesiz ki. halkın ihtiyac ını fabrikalardaki buğday stoklarından sağlamaktaydı66 .

1936’da S inop’un Ayanc ık kazasında kuraklıktan 40 köyde mısır hâsılatı yanmıştı. 1935-36 yıllarının fena bir mahsul yılı olması.72 Bu durum ise. Ordu.10/ 120. BCA . 30. BCA . hem de istenilen miktarda toplu mal bulunmaması gibi sebeplerden dolayı.858. ç eşitli sıkıntılarla karşılaşılmıştır. BCA . Vakfıkebir’e kadar devam eden sahil bölgede kuraklık yüzünden mısır mahsulü ç ok vahim bir duruma düşmüştü. Bu darlığa karşı alınac ak tedbir ise. Trabzon ve Giresun’da muhtaç halka dağıtılmak üzere 3.858. Bu sırada. belki İç ve Doğu Anadolu’daki gibi olmasa da.2/ 85. Cevaben Rize’nin 50 ton ihtiyac ı olduğu bildirilirken diğer vilayetlerden bu tarih itibarıyla bir haber gelmemişti70 . . Merkez hariç olmak üzere % 30 nispetinde iaşe sıkıntısı ç ekilmekteydi. Anc ak buradaki dağıtım yeterli olmadığından diğer şehirler de dâhil olmak üzere kuraklık bundan sonraki senelerde etkisini gösterec ektir. Bu mıntıka halkının yiyecek mısır ihtiyac ı günden düne artmaktaydı.15.10/ 120.10. % 40 c ivarında hâsılatta düşüş görülmüştü. 1936 Ağustos’unda Karadeniz vilayetlerinden Rize. halkın elinde mahsulün kalmamasına ve tüc c arın elinde bulunan mahsulün. dışarıdan mal almak yerine buğday temin edilmesi ve halkın buğday ekmeği tüketmesini uygun olac ağı kanaati hâsıl olmuş ve bunun üzerine vilayetlerden ihtiyaçları sorulmuştu. BCA .11. Zonguldak gibi yerlere giderek ç alışmaktaydılar. Bu sıralarda ülkenin başka bir noktası olan Karadeniz şeridinde de kuraklık görülmüştü.10/ 184. 30.000 ton mısır ihtiyac ı olduğu bildirilmişti.18. Mahsulün bol olduğu senelerde bile iki kaza ç iftç isi anc ak altı aylık gıdalarını üretmekte ve öbür altı aylık geçimlerini ise İstanbul. bankadan borç alma suretiyle köylüye alınac ak para karşılığında zahire dağıtmak olarak bildirilmişti69 . bu buğdayları düşük karşılıkta tüc c arlardan mısır almak suretiyle değiştirdikleri bildirilmişti.858. Trabzon’un S ürmene Kazasının Araklı nahiyesinden başlayarak. 30.10. durumun ç ok vahim olması kaç ınılmazdı. 1934 yılında Ordu Vilâyetinde kuraklık etkili olmuş ve bu yüzden yazlık ziraat durma noktasına gelmişti.1. Anc ak hem fiyatların yüksek oluşu. Yaklaşık olarak % 35.108. 30. yağmursuzluğa tahammülü kalmayac ak derec eye gelmişti.266.10/ 120. Buralarda. Bunun yanında Cide ve Tirebolu’da da mısır mahsulü % 60 oranında yanmıştı. Bölge. ortalama bir hesapla 30 liralık ekmeklik hububat mubayaasını zarurî kılmış ve netic ede aile ihtiyaç ları umum 68 69 70 71 72 BCA . 30.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 155 şartıyla tespit edilmişti68 . mısır olarak yapılmasının daha uygun olduğu ve bunun sebebinin de daha önc e kendilerine buğday verilen muhtaç ların. aşırı artış göstermesine sebep olduğundan kuraklığın etkisi kat kat artmıştı. Bu sene. Tek geçim kaynağı olan fındık ise geç en yıla yani 1935’e göre yok denecek kadar azdı71 . Ürünlerin yetişmediği yerlerden birisi de S inop’tu. Bunun iç in yapılac ak yardımların buğday olarak değil.10.

Kuraklıktan sonra İç Anadolu’da inc eleme yapan İç işleri Bakanı Ş ükrü Kaya. . 1 Mart 1941. kanuni yardımlar. 3. age. yapılac ak işlerin belirli bir sıra dâhilinde olmasını ve yapılac ak işlerin iç eriği ile ilgili olarak şu önerileri sunmuştu78 : 1. Köye Doğru. münferiden afete maruz kalanlar iç in yapılabilec ek yardım şekilleri olarak.Bu sıkıntıdan halkın anc ak kendi emeği ile kurtulmasının temin edilip kolaylık sağlanması. İç işleri Bakanı’nın önermiş olduğu bu tekliflerin yanında hükümet. Leon Robinowicz.84. Afyon ve Eskişehir vilayetlerinde etkili bir biç imde görülmüştü77 . 4. bu durum karşısında hemen önlem almanın gerekli olduğunu anlamıştı. tek bir inek kalmış ve o da buzağılamamıştı75 . 1917 ve 1918 yıllarında büyük kuraklıklar yaşanmıştır74 ..Yapılac ak yardımın menfi değil. Yozgat. s. 1854. Aksaray. müsbet olması. kuraklığın tesirini azaltmak maksadıyla bir dizi önlemler alarak hayata geç irmeye ç alışmıştır. BCA . Leon Robinowicz.348. Osmanlı Devleti zamanında yaşanan bu kuraklıkların ardından. Leon Robinowicz. S./ 7.156 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 nakit ihtiyac ının % 50’sine yükseldiği gibi senelik nakit ihtiyac ı da 250 lirayı bulmuştur73 . onları üretime hazır hâle getirmek şeklinde olması. 1923’de yaşanan kuraklık azami derec eye yükselinc e Konya’daki halk. Age.0. Örneğin daha önc e bu bölgede yaşanan kuraklıkta Aksaray’ın iki yüz üç yüz hanelik Eşmekaya Köyünde koyunlar ve sığırlar tamamen telef olmuş.. 4. 1887.Yardımlarda Hilâl-i Ahmer teşkilatının arac ılık etmesi. 5. efrat ve devlete karşı taahhüt ve mükellefiyete zarar getirec ek fevkalade kanun tedbirlerinden kaç ınılması. bazı mükellefiyet ve vec ibelerden sıyrılma ve borçların (Zirai Kredilerin) başka bir zamana ertelen73 74 75 76 77 78 “ Orta Anadolu Köylüsü” . s.Hükümetç e yapılac ak yardımların yiyecek içecek şeklinde değil. HÜKÜMETİN KURAKLIĞIN TESİRİNİ AZALTMAK İÇİN ALDIĞI ÖNLEMLER 1928 yılı kuraklığından önc e 1844.364-365. Cumhuriyet döneminde de bu tür kuraklıklar yaşanmış ve bu noktada hükümet ya da halkın kendisi ç eşitli önlemler almaya ç alışmıştı. s. Etki alanının genişliğinden dolayı hükümet. 2. Hayırsever şahıs ve kuruluşların yardımları. C. Bu tarihten sonra meydana gelen önemli kuraklık olan 1928 kuraklığı Konya.349. s. 51.0. Yaşanan bu sıkıntılar karşısında hükümet.. age.348. yağmur duası yapılması iç in mürac aatta bulunmuş ve bunun üzerine öğle ve ikindi namazlarından sonra yağmur yağıncaya kadar yağmur duası yapılması kararlaştırılmıştı76 . age.Devletç e yapılac ak yardımların ilk önc e mahallî idarelerc e temini. s. 17. Yani kanunun belirttiği durumlar müstesna olmak üzere.. 1874.64. Kırşehir.

Uluırmak. Yıl: 31. Bunun yanında bir kredi mahiyetinde olmak üzere fiili yardım vardır ki. 30. Kuraklık netic esinde alınac ak önlemler Vekiller Heyeti tarafından kararlaştırılmış ve kararname olarak yayımlanmıştı.263-264. tec ili ve taksitlendirilmesi gibi usullerden bahsetmişti. Haziran 1960. bilhassa tuz tic areti gibi işlerde ç alışması iç in bütç esinin önemli kısmını buraya yönlendirec ekti. S. Bu sırada Başvekil ismet Paşa.1/ 29. ot ve saman gönderec ekti.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 157 mesi.Yardımsever kişilerin yardımları da Hilâl-i Ahmer vasıtasıyla yapılac aktı.Maliye Vekâleti darlık mıntıkasındaki kişilerin. İdare Dergisi.Darlık mıntıkasındaki kişilere geniş miktarda bir iş hazırlanac aktı. Müdüriyet bu parayla darlık mıntıkasına uc uz zahire.01/1. Bu yardımların birkaç koldan yapılac ağı kararnameden görülmektedir.Hayvanların yiyecekleri iç in c ivar vilayetlerde meralar hazırlanmıştı. kuraklık meselesi üzerinde önemle durmuş ve bu 79 80 Fethi Aytaç. 13 Eylül 1928 günü seçim bölgesi olan Malatya'da verdiği bir nutukta.Hilâl-i Ahmer’e mürac aat edilmiş ve bu kurum. . 2.7.1. hem de sürüleri iç in yeni yerlerin tespiti kararlaştırılmıştı. bu da muhtaç ç iftç ilere ödünç tohumluk verilmesi ve göçmenlere. 3. 7. Bu suretle Eşmekaya S uyu. Mürac aat eden ç iftlere valiler yer gösterecek ve emniyetle sürülerini gönderec eklerdi.Anadolu Demiryolları Müdüriyeti uc uz zahire temin iç in 100 bin lira tahsis etmişti. bir taraftan ç iftç ilere yeni iş sahaları aç arken. Bu suretle geçici de olsa kuraklığın tesirinden uzak durmak hedeflenmiştir. hem de sıhhi yardımda bulunac aktı. Nisan. BCA . “ Çe şitli Afetler Tesiri ile -Münferiden.44.Darlık mıntıkasındaki sulardan istifade olunac aktı. 4.Muhtaç Duruma Dü şen Vatanda şlara Nasıl Yardım Edilebilir?” .146. 1928 yılı kuraklığında inc eleme yaparak öneriler sunan Ş ükrü Kaya’nın ardından Bakanlar Kurulu. Kızılırmak’tan başka Konya merkez Kazasıyla Zıvarık (Altınekin) Nahiyelerindeki kuyulardan herhangi bir suretle yararlanılac aktı. Mayıs.2. 6. Buna göre.Gelec ek sene ziraatını temin iç in de Ziraat Bankası tohumluk yardımında bulunmayı karar altına almıştı. 1. Yine Konya S ulama İdaresi tarafından aç ılac ak sulama kanalları iç in zarurette bulunan kişiler ç alıştırılac aktı. 8. Buralara gidec ek amelelerin üc retlerine de Hilâl-i Ahmer Cemiyeti yardımda bulunac aktı. 30. bu durumu görüşmüştü. hem yardıma muhtaç olanlara yardım edec ek. nakledilenlere ve muhtaç ç iftç ilere tohumluk ve yemeklik dağıtılması şeklinde ortaya çıkmıştır79 . Bu kararnameye göre 80 . Mart. diğer taraftan hem tohumluk ihtiyaç larının karşılanması düşünülmüş. Bundan başka c ivar vilayetlerdeki demiryolları işlerinde darlık mıntıkasındaki kişilerin ç alıştırılması iç in gerekli tedbirler alınmıştı.18.4. 5. s.

Kuraklığın etkisini azaltmaya yönelik yardımlar. Bu konudan Mustafa Kemal Paşa’da 1 Kasım 1928 tarihinde bahsetmiş ve Hilal-i Ahmer’in yardımına teşekkür etmek suretiyle şu konuşmayı yapmıştır: “Ba zı vilâyetlerimizde bu sene sert bir şekilde deva m eden kura klıkta n da ha ziya de muzda rip ve müteessir olduk. Bu hal. Bakanlar Kurulunun almış olduğu önlemler ve bunun ardından İsmet Paşa’nın kuraklığın hafifletilmesi yönündeki uygulamalarına geç ilmiş olan ç alışmalar mevc uttu. Ankara (tarihsiz). Ilgın'da 40-50 bin dönüm arazinin ziraate yarar bir hale getirilmesi düşünülmüştü. Bunlar 8.158 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 meseleyi şu sözleriyle dile getirmiştir: “İki üç yılda n beri. 5.000 lira tahsisat verilmişti. Bir ta raftan memleketin umumî üretimindeki nisbî muva zene. gerek kurak sahala rın81 82 H. Çankırı vilayetlerine gönderilmişti. Eskişehir. Afyonkarahisar. uzunluğundaydı. Bunun yanında yardıma muhtaç durumda bulunan yerlerin halkına yine Hilâl-i Ahmer yardıma koşarak pek ç ok kişi sefil vaziyetten kurtarmaya ç alışmıştır. TBMM Zabıt Ceridesi. diğer ta raftan kurak mıntıkalarda teksif edilen tedbirler ve ya rdımlar.Devlet Demiryolları. . Bununla da 75. İçtima: II. 4. bu kanal 130 km. Kırşehir. elindeki su işleri parasının yarısını bu mıntıkaya vermişti. Çumra’da 50. Bazı yerlerde sert sonuçlar verdiği anlaşılmaktadır. Konya'da İnevi kanalını 25. daha ç ok sorunun kaynağı olan su problemini ç özmeye yönelik olmuştur.000 dönüm sulanabilec ekti.000 dönüm sulanabilec ekti. da rlığa meyda n vermiş fa kat çare ve tedbirlerle.000 lira ile işe başlamıştı..000'i Malatya ve havalisine gönderilmiş. s. Uc uz yerlerden yiyecek ve yemlik tedarik ederek ic ap eden yerlere mâl olduğu uc uz fiyatla yetiştirmeye ç alışmıştı. darlığın hafifletilmesi cihetine gidilmiştir. Bundan 65.V. Aksaray. s. Zahire. saman nakliyatında yüzde elli indirim yapılmıştı.000 dönüm sulayac aktı.Nafıa yollar tahsisatından 250 000 lirayı bu mıntıkalara tahsis etmişti. Hilâli Ahmer’in gerek zelzele.” 81 . Yozgat.000 lira tahsis etmişti. un.000 lira ile ihale etmişti ki.26-27. diğer yılla rda kilerden çok fa rklıdır. Avni Şanda.Hilali Ahmer kuraklık yaralarını sarabilmek iç in 500. Fa ka t bu yılki kura klık. Konya c ivarındaki ç iftlik kanalları iç in. birbiri a rka sına sürüp gelen kura klıklar görülmektedir. 3.000 lirası Birinci Umumi Müfettiş emrine. 2.52. tahsisat vermişti. Aksaray Uluırmak kanalına başlanmış ve 50. C. Esmil kanalı iç in. Beyşehir Gölü’ndeki yeraltı kanalı temizleniyordu. da rlığın tesirlerini gereği gibi a zaltmıştır. Devre: III. bunun ile 10. dar mıntıkalarımızdan işyerlerine gidec ek olanlara tarifelerini yüzde 75'e indirmişti. agm.Ziraat Bankasının dar mıntıkalara iki defada tahsis ettiği tohumluk yardımı (2 310 000) liraydı. Burada bölge halkı ç alışarak gelir elde edec ekti. Ereğli bataklığının kurutulması ile de 70. geri kalanı ise Konya. Bu ç alışmalar şunlardan ibarettir82 : 1.000 dönüm arazinin. 20.Nafıa.

aktifinde para dahi olsa. Çünkü. iş aramaya gitmeleri. sadec e İç Anadolu’daki yardıma muhtaç kişilere değil. TBMM Zabıt Ceridesi. ülkenin dört bir yanında muzdarip durumda inlemekte olan bütün vatandaşların yardıma koşmuştur. Hilâl-i Ahmer’in yardımda bulunduğu yerlerden birisi de Karadeniz Bölgesidir. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Ankara (tarihsiz). Ş ehirlerle ilişkisi olanların şehre taşınması. Yine hükümet. s. aç lıktan muzdarip olan kimsesiz kadın ve ç oc uklara.351. altı tane de muhtelif yerlerde ambar inşa edilmiştir84 . ne kadar yardımda bulunursa bulunsun.V. ihtiyar ve malûl erkeklere dağıtılmıştır. Kutu nu: 1393. borç ların ertelenmesi gibi ç eşitli girişimlerde bulunmuştur.148. agm. C. kırlardaki en küç ük ve c ılız ot ve dikenleri toplamaları. Konya. Belge nu: 133. sulak ç ayırlarda biten ve hayvan yiyec eği olarak görülmeyen “kandere ve kova” denilen sert ve uç ları dikenli. İçtima: II. İçtima III. age. Nitekim Ankara şubesi tarafından Zir Nahiyesine gönderilen 300 liralık yardım yeterli gelmemiş ve halktan gelen yardım talepleri günden güne artmıştır88 . Devre: III. zaruretten sınırlı kalmakta ve nakit olarak yapılac ak yardım problemleri çözemeyecektir. P ara Yardımı 1928 yılında yaşanan kuraklık netic esinde. Kutu nu: 1393. genel merkezden aldığı yardımlarla varlığını devam ettiren şubelerde bu imkân da sağlanamamaktaydı87 . Bu yerlerden birisi olan ve Ankara’ya bağlı Zir Nahiyesinden para yardımı talebinde bulunulmuş ve bunun üzerine buraya 300 liralık bir yardım gönderilmişti86 .XXII. aile başına 200 lirayı geç ememekteydi. İç Anadolu’nun pek ç ok yerindeki halk muzdarip bir vaziyetteydi.. Fethi Aytaç. a. artık mahsullerin bir yerde toplanıp bekletilmesi ve bu gibi çeşitli afetler iç in silolar ve ambarlar yapılmasının gerekliliğini anlamıştı. Nitekim Ankara. sepet ve hasır örülen otları biç meleri bu ç eşit faaliyetlerdendir85 . tohumluk yardımı. darlık bölgesinde bulunanlara para yardımı başta olmak üzere. ilk ve ac il yardım olmak üzere para yardımı nispeti nüfus başına 20 liradan aşağı olmamak üzere. Hükümetin kuraklığa karşı aldığı bu tedbirlerin yanında. hayvanlarını c ivarlardaki otlak sahalara göndermeleri. bazı mahallî ve amelî tedbirler de alınmıştır. Nitekim bunlara en başta Hilâl-i Ahmer vasıtasıyla para yardımı yapılmıştır. Hilâl-i Ahmer. Hilâl-i Ahmer.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 159 da yardıma koşmak için gösterdiği gayret ve iktidarı huzurunuzda bütün millete ka rşı teşekkürle ya d ederim. Trabzon ve 83 84 85 86 87 88 TBMM Zabıt Ceridesi. Kuraklıktan sonra hükümet. s. . Eskişehir ve S ivas olmak üzere dört vilayette silo yapılmış. C. bu yardımların yeterli olduğu söylenemez. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Kaldı ki. Leon Robinowicz. 1929’da önceki yıllardan devam eden kuraklık nedeniyle. Öyle ki.361. Devre: IV. s. Belge nu: 133. mahalli Hilâl-i Ahmer şubelerinden yapılabilec ek yardım. s. kısmen hayvanlarını satmaları. Ankara 1934.”83 ..2. Hilâl-i Ahmer’in göndermiş olduğu bu yardımlar.

BCA .266.462 Dağıtım özeti (lira) Çankırı “ Aksaray “ “ Elazığ “ “ “ 89 90 91 92 93 Çankırı Çerkeş Aksaray Koçhisar Arabsun Keban Elazığ Mazgird Baskil 75.750 162.000 BCA . Ayrıc a Çoruh Vilayetine bağlı Ş avşat ve Rize kazalarında 1934 yılında kuraklığın etkisiyle Hilal-i Ahmer ve Ziraat Bankasından yardım istenmiştir.750 260.10/ 120.117 9. Bununla birlikte aile efratları da bir aydan beri aç lıklarını gidermek iç in ot yiyerek beslenmişlerdir90 .432. Vilayet ismi Kaza ismi Her bir nüfusa isabet eden miktar (kuruş) 12.000 3. . Mesela Pınarlı Köyü’nden Tufan oğlu Battal ve Mehmet oğlu Rıza.887 72.160 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Rize gibi yerlerde dahi aç lık baş göstermiştir.940 20.5 “ “ “ “ “ “ “ “ Nüfus miktarı Nüfus oranına göre yapılan dağıtım (kuruş) 941. en ç ok ihtiyac ı olan iller seç ilerek dağıtımı yapılmıştı.000 lira olmak üzere toplamda 10.587 907.000 liralık bir yardım göndermişti. BCA .700 13.269.200 281.000 2.5. Şavşat kazasına 8. 30.494 52.000 lira para yardımı göndermiştir91 . 30.314 49.175 658. aç lıktan ölmüşlerdir.000 6. Bu c emiyetin yardımlarının yetersiz kaldığı noktada Ziraat Bankasının da önemli miktarda muhtaç lara yardımları olmuş ve ç oğu aile bu sayede yiyec eklerini temin edebilmiştir. Fakat halk parayı almak iç in Artvin’e kadar gidememekte ve bu yüzden para temin olunamamaktaydı.000 4.000 9.12. BCA . Bunun üzerine Ziraat Bankası müteselsil kefaletle borç vermeyi kabul etmiş ve Hilâl-i Ahmer de bölgede inc elemelerde bulunmak üzere müfettiş görevlendirmiştir. Bu yardımlar. 30.12.000 ve Rize’ye de 2.000 liralık yardım göndermiştir89 .266. Dağıtım yapılan iller ve kazaları şu şekildedir: Tablo-2: 1928 Yılında Ziraat Bankasının Çiftç ilere Yapmış Olduğu Yardım Yerleri ve Miktarı93 .737 461.500 201. 30. Bunun üzerine Hilâl-i Ahmer Cemiyeti.816 22.4.10/ 184.000 liralık bir yardım gönderilmiştir92 . Bunun yanında Hilâl-i Ahmer’in inc elemelerinin uzaması halkın aç lıktan kıvranmasına sebep olmuştur. zarar gören ç iftçilere faizsiz olarak 50.000 7. Bunun üzerine. 1928 yılındaki kuraklık sebebiyle Ziraat Bankası.000 16.525 623.10/ 184.10/ 184.500 lira ve ardından yine 1. Yine bu sırada sıkıntı ç ekmekte olan Beyazıt’a bağlı Tuzluc a’ya Hilâl-i Ahmer tarafından 1.000 3.2. 30. Hilal-i Ahmer Cemiyeti buralara önc e 1.858.000 2.611 36. BCA .10/ 210.

.13. Devre: III.000 4.000 Ziraat Bankasının yardımları her bölgede etkili bir biç imde yapılmakta ve ç iftç ileri bu muzdarip durumdan kurtarmak hedeflenmekteydi. Bir müddet sonra bu yüzden telefa t vukuu kuvvetle melhuzdur. İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey’in verdiği bilgiye göre. Ziraat Bankası vasıtasıyla kuraklıktan etkilenen ç iftç ilere 3 milyon lira dağıtım yapılmıştı94 . olduğu dile getirilerek bir an evvel yiyecek yardımı gönderilmesi talebinde bulunulmuştu.000 1. Kendi gelirini umduğu derec eye ç ıkardığı yıllarda bile umumî muvazeneden yardım görmeden yürüyemeyen harayı. Kutu nu: 159. (Ziraat vekilliğ i 1934 yılı bütçesinde 55100 Liralık münakale yapılması hakkında kanun lâyihası 1/1152). İçtima: I. bu büyük ve kıymetli harada parac a darlık baş göstermiştir.476 Nüfus malum değil “ 143. oradaki haranın ç iftlik geliri. Belge Nu: 273.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 161 “ “ Kayseri Toplam Maden Genç Aziziye “ “ “ 11. haralara yardım maddesine 10 000 lirayı eklemek zarurî görülmüştü95 . bazen de ç iftç inin işletmiş olduğu ya da ç alışmakta olduğu yerlere gönderiliyordu.2/ 3. Bu yüzden halk muzdariptir. Devre: IV.18.s. yılbaşında umulan derec eyi tutmamış olduğundan.III.450 200. TBMM Zabıt Ceridesi.942. kuraklık ve bazı tabi afetler yü94 95 96 97 TBMM Zabıt Ceridesi.XXV. Bu sayede acilen yiyeceğe ihtiyaç duyan ve hiç yiyec ek ekmeği bulunmayan insanlar kurtarılabilmiştir. düştüğü idarî zorluktan kurtarmak iç in bütç ede.9. kuraklık bu kez de Haymana ve çevresinde etkili olmaya başlamıştı.000 50. Bir müddettir mısır koça nla rıyla ka rnını doyura n ha lk. Bu dağıtımlar bazen ç iftç ilerin kendilerine yapılırken. Ayrıca kuraklık mıntıkasında olan Ankara’ya. Nitekim 1922 Aralık ayında S inop Vilâyetinden Hilâl-i Ahmer merkezine gönderilen bir yazıda: “Bu sene liva dâ hilinde hasıl olan kuraklık hasebiyle mısır ve buğday mahsula tı pek a z ha sıl olmuştur.000 100. Bilha ssa za ten meda r-ı ma işetleri olmayan asker a ilelerinin müracaatı-ı mütevalileri pek çok” 97 . Bu tür parasal yardımların yanında hiç şüphesiz ki. 1923 yılına gelindiğinde. İçtima IV. Ankara (tarihsiz). Mesela Karac abey mıntıkasında 1934 yılında hüküm süren kuraklık yüzünden.000 2. BCA . bu günlerde onu da bulamadıklarından artık açlığın son derecesine gelmiştir. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. 30.1. Yiyecek Yardımı Cumhuriyet döneminin başlangıc ında da etkisini gösteren kuraklık felaketi netic esinde halkın ilk talebi yiyecek olmuştur. Haymana Kazasının düşman istilasına maruz kalan seksen altı karyesinde zirai vasıtanın yokluğundan dolayı 1922 ve 1923 seneleri zarfında pek az oranda ziraat yapılmıştı. C. b. yol ve köprü bütç esinden 46 bin lira ve yine I.258. C. s.036 2. 1923’te. Ankara 1935. Umumî Müfettişlikç e lüzum görüldüğünden Diyarbakır İline de 10 bin liralık bir ödenek ayrılmıştı96 .26. yiyec ek yardımları da önemli yer tuttmuştur.

Eskişehir ve Afyon vilayetlerine dağıtmak iç in harekete geçmişti. Hilal-i Ahmer tarafından yapılan yardım şu şekildeydi: 98 99 100 101 102 103 104 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. 500 bin liralık yardım 750 bin liraya ç ıkarılmıştı. Demiryolları Genel Müdürlüğü tarafından hemen tatbik edilmeye başlanmıştı. Bunun ardından bu muhtaç lardan başka diğer bölgelerde de ihtiyac ı olanların göz önüne alınmasıyla birlikte. İşler iç in 100 bin lira ayırarak uc uz yerlerden buğday ve un tedarik etmişti. Belge Nu: 52. Müteahhit Balc ızade Mehmet ve Şerifzade S üreyya Beylerden 395. Bu buğdaylar her bir nüfusa ç oc uklar da dâhil olmak üzere 15’er kilo olarak dağıtılmıştı104 . Modiyano ve Süreyya Beylerden buğday numuneleri alınmış ve Hilâl-i Ahmer merkezine gönderilmiştir. Bu yardımın şeklinin en başta yiyec ek olarak yapılması uygun görülerek yaklaşık olarak muhtaç miktarı 135. Aksaray.600.368. başka yerlere göç ederek geç imlerini tedarike mec bur olduklarından ac ınac ak bir durum ortaya ç ıkmıştı.162 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 zünden elli karye halkından mühim bir kısmı ot vesaire ile beslenmekteydi. Leon Robinowicz. Yozgat.185 kilo Macar ve Müteahhit İzak Modiyano birader ve oğullarından 496. Hilal-i Ahmer Merkezinden İstanbul’a.333 lira bedelle Anadolu Demiryolları İdaresine taşıması verilmişti. age.. 250. İllerden gelen bu yardım talepleri üzerine hükümet hemen ç alışmalara başlayarak.1.000 kilo buğday ihtiyaç mıntıkalarına gönderilmişti. Kutu nu: 71.9.967 kilo un.100 Bunun ardından kurak bölgelere gönderilmek üzere. s. darlık sahasında buğdayın daima bol ve uc uz bulunmasını temin edec ek en tesirli ve acil tedbir. Kutu nu: 1373. Belge Nu: 8.000 lira para gönderilmişti102 . almış olduğu bu buğdayları kuraklıktan en ç ok etkilenmiş olan Konya.3. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Bunun ardından kuraklık muhtaç larına gönderilmek iç in satın alınan buğdayların bedelini ödemek üzere. Belge Nu: 107.545 muhtaç nüfusa buğday dağıtılması kararlaştırılmış ve 1.2. Bunun yanında 141. 165. Belge Nu: 52. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Belge Nu: 52. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.077. BCA . Böylece darlık sahasında ic ap eden istasyonlara mal gönderilerek maliyet fiyatıyla Hilal-i Ahmer’e ve muhtaç lara satılmıştır103 . Hilâl-i Ahmer Cemiyeti.365 kilo S ırp Taiz buğdayı Hilâl-i Ahmer tarafından alınmıştı101 . Kutu nu: 179. Bir kısım halk da. Kırşehir. Kutu nu: 179.858. Kutu nu: 179. buğday satın almak iç in araştırmalar yapmıştır. Bunun üzerine ac ilen üç vagon un yardımının yapılması istenmişti98 . Araştırmalar netic esinde. Bundan sonra yaşanan 1928 kuraklığında aynı şekilde yardım talepleri devam etmiş ve illerden yardım yapılac ak yerlerin haritası gönderilmiştir99 .673 kişi iç in 1. Ayrıca. 30.10/ 120. .

005.000 150. Belge Nu: 50. 30.290.000 2.000 2.324 300.350 135.000 18.503.656 329. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.50 Yozgat vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.012.000 1.680 14.48 Amele sevki yardımı (lira) 3.000 120.300 210.88 6.879 150 1.271 105 106 BCA .000 2.500 5.025 150 15.3.880 119.000 5.33 50.404 132.920 150 15.5 26 25.051 15.10/ 120.727 65.5 96.015.000 15.680 14.000 38.000 90.26 6.66 95.87 358.000 240.140 187.025 150 15.041. Kutu nu: 179. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.153 Hilâl-i Ahmer tarafından yapılmış olan bu yardımların hangi şehirlere ne kadar gönderilmiş olduğu aşağıdaki tablolardan görülebilir.650 255.076 133.031 150 2.38 7.025 150 15.120 15.000 2.032 150 2.5 75 88.000 1.505 14.031 150 2.000 307.000 Lira Kuruş 68 64 80 20 7.059 15.858.035 150 17.787 1.967 Dağıtılmakta olan buğday miktarı (kilo) 188.000 2.025 150 15.138.000 150.000 2. Dağıtılan un miktarı (kilo) Afyon Eskişehir Kırşehir Yozgat Aksaray Konya Çankırı Ankara Niğde Kayseri Kütahya Malatya Şark vilayetleri Sivas Toplam 100.025 150 15.981 150 1.53 5.1.906 150 2.920 150 15.000 2.177.516.077.025 150 15.015 1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 163 Tablo-3: Hilâl-i Ahmerin Kuraklık S ebebiyle Dağıtmış Olduğu Yardım105 .17 241.350 Kilo 14.81 5.000 2.178 Nakdi yardım (lira) 8.856 150 1.67 1. .931.055 270.050 15. Tablo-4: Hilâl-i Ahmer Tarafından Yozgat Vilâyetine Gönderilen Yardım106 .025 150 15.662.031 150 2.045 15.

990 1.7. Kutu nu: 179.000 150 15.010 150 2.300 14. Belge Nu: 50.000 2.029 150 Kilo 15.540 Demiryolu idaresinin Kuruş Çuval Kilo (un) 150 15.025 150 15.560 14.920 150 15. Kutu nu: 179.300 Afyonkarahisar vilayetinin hesabı Kuruş Lira Çuval Kilo (un) 2.025 150 15.382 Tablo-6: Hilâl-i Ahmer Tarafından Afyonkarahisar Vilâyetine Gönderilen Yardım108 .025 2.5 2.029 150 2.045 1.543 1.025 150 15.025 150 15.018 150 2.031 150 2.025 2.5 55 Kırşehir vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.000 15.006 150 2.031 150 15.995 150 2.025 150 15.000 Lira Kuruş Eskişehir vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 2.025 150 2.5. Belge Nu: 50.000 50 2.000 2. Kutu nu: 179.025 150 15.025 150 15.000 2.000 2.000 2.860 14.779 1.025 150 15.025 150 15.920 150 15.377 13.000 2.3.000 2.100 150 15.003 100.200 50 1. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.038 2.003 100.030 14. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.5 85.373 102 10.000 150 15.000 15.863 150 2.020 15. .000 2.200 120.060 15.025 150 15.025 1.012 150 1.000 102 10.000 2.780 15.000 1.038 151 15.906 14. Lira 2.025 150 15. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 2.830 150 1. Belge Nu: 50.025 2.000 2.025 150 2.029 150 2.025 150 15.000 150 15.000 15.025 150 15.026 150 2.050 15.013 15.000 Lira Kuruş 40 68 10 15 31 30 75.890 14.000 62.025 150 15.200 Kilo 14.000 2.025 150 15.104 70 10 05 75 05 25 04 107 108 109 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.175 20 13.000 2.000 2.025 150 15.000 50 151 15.000 2.025 150 15.073 118.100 075 2.950 15.033 150 2.025 150 15.164 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo-5: Hilâl-i Ahmer Tarafından Kırşehir Vilâyetine Gönderilen Yardım107 .025 2.320 Tablo-7: Hilâl-i Ahmer Tarafından Eskişehir Vilâyetine Gönderilen Yardım109 .030 15.000 2.025 150 15.027 150 2.034 150 15.000 2.

920 150 15.025 1.844 273.025 2.000 6.035 150 2.879 150 2.034 2.022 150 Kilo 14.150 10 2.950 14.000 2.025 150 15.046 2. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 2.025 150 15.025 2. Kutu nu: 179.440 75 2.369 Demiryolu idaresinin Kuruş Çuval Kilo (un) 50 89. Belge Nu: 50.50 94 2.025 150 15.000 1.000 150 15.000 150 15. 860 14.900 50 1.780 Kuruş Tablo-10: Hilâl-i Ahmer Tarafından Aksaray Vilâyetine Gönderilen Yardım112 .844 Tablo-8: Hilâl-i Ahmer Tarafından Çankırı Vilâyetine Gönderilen Yardım110 .160 15.049 150 2.019 150 14.500 150 15.50 7.000 14.971 146 14.000 15.180 15.140 15.000 150 15.949 145 14. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.800 1.025 150 15.018 150 2.075 450 45.000 15.000 Lira Kuruş 30 35 65 30 Çankırı vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 2.126 450 Kilo 15.350 150 150 150 150 150 2.190 45.980 110 111 112 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.000 Lira Kuruş 04 80 10 95 25 30 Aksaray vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.025 2.026 150 2.5 60 90 99 36.100 15.043 2.000 50 145 14.025 150 15.580 800 80.770 14.011 32.042 2. Kutu nu: 179.380 Tablo-9: Hilâl-i Ahmer Tarafından Konya Vilâyetine Gönderilen Yardım111 .025 27.035 10.10.780 11. Belge Nu: 50. . Belge Nu: 50.000 150 15.050 150 6. Lira 8.006 148 1.006 155 14.9.004 150 14.025 2.031 150 15.100 15.025 2.463 150 150 150 150 150 2. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.240 2.998 148 14.844 269.038 28.980 Konya vilayetinin hesabı Lira Çuval Kilo (un) 43.680 15.850 40 1.176 1.993 146 2.960 75 2.000 50 149 14.600 2.025 2.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 165 2.966 88.000 15.875 800 77.000 210. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.010 15.025 2.008 150 14.050 80 2.000 2.147 15.13.000 2.50 31.099 210.957 2.860 60 2.074 15.995 149 14. Kutu nu: 179.880 30 1.025 2.810 20 9.025 150 15.000 2.000 15.080 14.

Kırşehir’in 1.3 milyon. elinde olmayan herhangi bir sebeple ç ok kötü durumda. age. Eskişehir’in 14.000 15. Bu tohumluklar vilayetlere dağıtıldıktan sonra buralardaki sıkıntı biraz olsun azalmış ve hükümet bundan sonraki ç alışmalarında aynı yönde uygulamalarına devam etmiştir. çok sıkıntıda kalan Ankara. Yozgat’ın ise 1 milyon kilo ihtiyac ı bulunmaktaydı113 . c. Tohumluk Yardımı 1928 yılı kuraklığında. mahsulü zarara uğramamış olmakla beraber. tohumluğunu tedarik ve Ziraat Bankasından veya Tarım Kredi Kooperatiflerinden tohum kredisi almaya imkân bulamayan ve bu sebeple ç iftç iliği bırakac ak hale düşen ç iftç ilere. Maliye ve Bütçe encümenleri mazbataları l/ l181). Muzaffer Hamid.090 119.000 119.037 16. s. arpa. İç Anadolu’daki muhtaç durumda bulunan kişilere duruma göre yardım yapılmıştı. s.. fakat elinde tohumluğu kalmamış ve Ziraat Bankasından ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden tohum kredisi sağlayamamış ve bu yüzden zirai işletmesini yürütemeyec ek durumda bulunan. Kayıt nu: 1/1181. ürün yetiştirme imkânı ortadan kalkmış olac aktı. yulaf tohumlukları ve gerekli hallerde vekiller heyeti kararıyla diğer tohumlukları 113 114 115 Leon Robinowicz. TBMM Ar ş ivi.025 16.014 150 150 1. Kuraklıktan etkilenen ç iftçilerle ilgili daha sonra ç ıkarılan kanun hükümlerine göre..166 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 2. çünkü ç iftç inin bekleyec ek zamanının olmadığı bildirilmekteydi114 . Aksaray’ın 3.025 2.1.5 milyon. mahsulü yüzde kırktan daha az nispette zarar görmüş. Bunun iç in hükümet. Devre: IV.659.372.6 milyon.000 kilo tohumluk dağıtılmıştı115 .1. Dosya nu: 2661. tohumluk ihtiyac ı olarak Konya’nın 7. Ankara 1935. Bunun üzerine.069 2. Konya ve Kars ve Bayazıd vilâyetlerine 4.735 Tablolardan da anlaşılac ağı üzere.194 15. tohumlukların bir an evvel dağıtılmasını öngörmüş ama bu iş biraz uzamıştı.061 150 150 1.75 milyon. s. Bu sebeple hükümet bu konuda hassas davranarak ç iftç ilere tohumluk yardımında bulunmuştur. mısır. TBMM Zabıt Ceridesi.325 15.194 15. İçtima IV. Nitekim 10 Ağustos 1928 tarihli Babalık gazetesinde.400 02 46 2. hava şartları ne olursa olsun. Bu yardımların tamamen kuraklığın etkisini ortadan kaldırdığı söylenemez ama en azından geç ic i de olsa bir rahatlık yaratmıştır. ç avdar. Çünkü bu ihtiyaç ları karşılanmadığı sürec e. Hilâl-i Ahmer tarafından ve hükümetin desteğiyle yapılmış olan bu yardımların yanında ç iftç ilerin ileri vadede tekrar ürün yetiştirebilmeleri iç in tohumluk ihtiyaç larının da karşılanması düşünülmüştü. C.XXV. (Muhacirlere ve muhtaç çiftçilere ödünç tohumluk ve yemeklik da ğ ıtılması hakkında kanun lâyihası ve Ziraat. çiftç inin dört gözle tohumluk beklemekte olduğu ve Ziraat Bankası tarafından dağıtılması beklenen bu tohumlukların bir an evvel dağıtılması gerektiği. agm. . Ziraat Bankası eliyle ödünç ve faizsiz olarak buğday.

Bununla birlikte..306-307. 2056 numaralı kanunla hükümet namına Ziraat Bankasınc a satın alınıp. nu: 4713. . 6 Kânunuevvel 1934. Kayıt nu: 1/1181. muhtaç halkın yol işlerinde ç alıştırılması uygun görülmüştü. İçtima IV. Ziraat bankasının ayrı bir yeri vardır. TBMM Zabıt Ceridesi. Babalık . Muhtaç Durumda Bulunan Halka İş Bulma Kuraklıktan korunmanın bir yolu olarak. Yine 1933’te Ziraat Vekâleti. s. Bu ç alışmalarla ç iftç inin sıkıntıları azaltılmış ve yeniden refaha kavuşmaları temin edilebilmiştir. s. Bu ihtiyac ı karşılamak üzere buğdayı koruma kanununun hükümlerine göre alınmakta olan buğdaylardan bir milyon liralık kadarının bu uğurda dağıtılması ve bu yardımın daha kolaylıkla yapılabilmesi iç in Ziraat Bankasına gördürülmesi enc ümence kararlaştırılmıştı118 . İnc elemelere göre. Buna göre 1935 yılında Tarım Bakanlığı. Babalık . mahsul azlığı köylünün taahhüdünü yerine getirememesine neden olmuştur121 . alım merkezlerindeki depolarda bulunan buğdaylardan muhac irlere ve kuraklık gören veya dolu. age. 30. Devre: IV. Bu sebeple en uygun yöntem olarak. s. Aksaray Vilayetinde 144. C.10/ 81. halka derhal yakın ve ç iftç inin yapabilec eği bir iş bulmak gerekiyordu122 . Konya ve c ivarında meydana gelen kuraklık sebebiyle. fidanlıklar ve tohum ıslah istasyonları ve büyük silolar kurulmuştu. köylüye bir milyon liralık tohumluk dağıtmayı düşünmüştü. nu: 4541. TBMM Ar ş ivi.. Kayıt nu: 1/1181. Eskişehir ve Afyon vilayetlerinde ikişer yüz 116 117 118 119 120 121 122 Fethi Aytaç. Bu silolar köylünün buğdayını eleyip temizliyor ve ileriki kıtlık seneleri iç in de bir garanti teşkil ediyordu117 .365. s. Leon Robinowicz.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 167 dağıtmaya Ziraat Vekâleti yetkili kılınmıştır116 . sel gibi afetlere uğrayan ç iftç ilere mâl olduğu fiyatla veya aynen tahsil olunmak üzere Vekiller Heyeti kararı ile bir milyon liralık kadarı zinc irleme borç lanma yoluyla ve iki yıl vade ile tohumluk ve yemeklik olarak verilec ekti. d. agm. Çiftç iyi çeşitli afetler ve bundan sonra yaşanabilec ek kuraklıklardan koruma amac ıyla ayrıc a. Dosya nu: 2661. Memleketin bir kısım yerlerinde ara sıra baş gösteren kuraklık ile dolu ve su basması gibi afetler karşısında yardımda bulunmak gerekli bir durumdu. BCA . Bütün bu ç alışmalar iç erisinde ise. 5 İlkte şrin 1935.1. Konya Vilayeti bütç esinde 340 bin. Çünkü her nerede bir felaket yaşanmışsa.XXV. bilhassa tohumluk ihtiyac ının karşılanmasında bu kuruluş önemli yardımlar yapmıştır.21. Ankara 1935. Bu esnada.800. Daha önc e dağıtılmış olan bir milyon liralık tohumluk bedelini köylü bu sene ödeyememişti. Dosya nu: 2661.1. O yılın ürünü ç iftç inin borc unu ödemeyecek kadar az olursa Vekiller Heyeti kararıyla bu borç geri bırakılabiliyordu120 .530.151. Yozgat’ta 150 bin. s. tohumluklarını bile temin etmekten ac iz olan halka tohumluk verilmesi iç in Ziraat Bankasından yardım talebinde bulunmuştu119 .900. TBMM Ar ş ivi. Kırşehir Vilayetinde 131.

Bundan sonra ise darlık bölgesindeki halkın ç alıştırılmak üzere derhal yol inşaatına başlaması emredilmişti123 . Bir hafta iç erisinde yağmur yağmazsa diğer ekinlerden de istifade edilemeyecekti. geçen yıla göre bu sene ekinler % 70 noksan durumdaydı. Yol inşaatı darlık sahalarına hasredilec eği gibi. onların ayrıc a kazanç elde etmelerini sağlamıştır. Bunun iki misline ç ıkarılmasıyla darlık bölgesindeki halka hasredilmesi mümkündü. Öyle ki. muhtaç durumda olanlara iş imkânı aç mak ve halkın ihtiyaç larının teminini sağlamak maksadıyla yapılac ak olan yol ve köprüler iç in Nafia bütç esinden iki yüz elli bin liralık bir ödenek ayrılmıştı125 . 30. Ayrıc a Nafia’nın su işlerinde 200 bin lirası bulunmaktaydı. Yine bu mıntıkada Çumra’da su yollarının temizlenmesi işi vardı. Genel bütç edeki tahsisatla beraber sulama idaresi derhal yüz bin liralık bir iş temin edebilirdi.Amele yevmiyesinin iki üç günde bir verilmesi gibi uygulamaların yapılarak 1928 yılında yaşanmış olan kuraklığın tesiri en aza indirilmeye ç alışılmıştır. bu gibi işlerde kadın ve ç oc ukların da ç alıştırılması düşünülmüştür.Yalnız aile iç inden bir kişinin değil varsa ailede sıhhati yerindeki diğer ferlerin ya da uygun olan ç oc ukların da bu işte ç alışabilmelerinin temini. BCA . s.168 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bin lira ki toplamda 1 milyon 165 bin liralık yol tahsisatı vardı.365. bazen yerel tedbirlerde de bu tür ç alışmalar görülmüştür.18.1.12. Bunun toplamı en az iki milyon liralık bir işti ve bu işler tamamen darlık bölgesine yakın yerlerdeydi126 . 4.. yiyecek ve tohumluk yardımları onların muzdarip duruma düşmelerine engel olurken. iş bulma aç ısından yapılan yardım. Buradan her sene otuz milyon kilo tuz ç ıkarılmaktaydı. Eğer bu durum devam ederse yani yağmur yağmazsa % 20 nispetinde 123 124 125 126 Age. Bundan sonraki süreç lerde ise bütçeler tespit edilerek bu miktar üzerine işç i teminine gidilmiştir. Leon Robinowicz.. Bölgedeki bir başka iş kaynağı ise Tuz Gölü’ndeki Tuz hafriyat ve nakliyatıydı. Ankara. Eskişehir.47. . yazlık ekinler tamamen yanmış durumda olduğundan ekinler hayvanlara yedirilmekteydi. BCA . Yozgat ve Kırşehir gibi illere yol yapımının kaydırılarak buradaki halka ç alışma imkânı ve sahasının temini İç işleri Bakanlığı tarafından uygun görülmüştür124 .7. 1935 yılında Tokat vilayetinden gönderilen kuraklık raporuna göre.Yol inşaatı tahsisatının bu sene iç in tamamen bu bölgeye kaydırılması.366. Bu tür yardım faaliyetleri sadec e hükümetten beklenmemiş. Konya. Bu ç alışmalarla birlikte. age. Kuraklıktan etkilenen halka para. Bu rakamlar dikkate alındığında adı geç en vilayetlerde derhal altı yedi yüz bin liralık iş aç ılabiliyordu. 3.Oradaki vali ve nahiye müdürlerinin bu işin takipç isi olmaları.10/ 184. 1928 yılında baş gösteren kuraklık nedeniyle Aksaray. 2. 1.266. Ayrıc a.1/ 29. 30. s. 1928 yılında yaşanan kuraklık felaketinin etkili olduğu vilayetlerde.

bu bölgedeki büyük sürü sahipleri ç aresiz kaldıkları takdirde.449 vagon etmekteydi129 . Burdur’un 600 sığır ve 20.371. Manisa’nın 7. Leon Robinowicz.. s. biç ilecek ekinlerin anızları da kullanılabilec ekti130 . Kırşehir. Bu duruma engel olmak iç in ise vilayetç e şu tedbirler alınmıştır127 : 1. Eskişehir ve kısmen de Afyon idi. Bunların toplamı ise 2. Fakat besleyemedikleri korkusuyla bunlar da hayvanlarının bir kısmını ç ok uc uz fiyata elden ç ıkarmışlardı128 .650 koyun. Muğla’nın 3.000 koyun.000 sığır ve 40. Age. Bunun iç in bu sürülerin nakli gündeme gelmişti. Afyon ide 30-40 vagon saman ihtiyaç göstermişti. hayvanlarını mevc ut sazlıklardan ve otlaklardan istifade ettirmek suretiyle ç ok az bir yardımla bu seneyi geç irebilec eklerini düşünüyordu.500 sığır ve 17. Eskişehir ve Afyon vilayetleri de koyunlarını besleyebilec eklerini söylemişlerdi. 127 128 129 130 131 BCA .500. Çift hayvanlarının yiyeceğine ihtiyaç duyulan yerler ise. Ş ükrü Kaya’nın raporuna göre. age. Eskişehir 500. Konya.İaşe zorluğuna düşen bir kısım insanlar da Turhal Ş eker Fabrikası’nda ç alıştırılmak suretiyle ihtiyaç ları karşılanac aktır. Diğer kısmının ise nakit parası bulunmasa da. Her ihtimale karşı hayvanların başka taraflara nakline mec bur kalındığı takdirde. Küç ük veya büyük sürüler uzaklara gönderildikleri takdirde mal sahiplerinin tayin edec ekleri bekç ilerin veya köylülerin gözetimi altında gönderilecekti. yeterli sayıda koyunu bulunmaktaydı. Antalya. Aksaray’daki ç iftç iler.369.. s. Menteşe. Adana’nın ise 40. Yapılan inc elemeler netic esinde.000 koyun. Fakat bu ihtiyaç lar belirli bir süre yeteceğinden yeniden bir ihtiyac ın husule gelmesi kaç ınılmazdı.266. sürülerini İzmir.10/ 184. Yüksek yayla ve dağlarda hâlâ az çok yiyecek bulunduğu gibi. Yozgatlılar ise kendi imkânlarıyla hayvanlarını besleyebilec eklerdi. Sürülerin Başka Yerlere Nakledilmesi 1928 yılındaki kıtlık esnasında. Age.000 koyun ve sığır barındırabilec eği tespit edilmişti131 . Konya 1. 2. s.370. Bu sürülerin gidec ekleri yerlerde yeterli meralar bulunmuş ve gereken kolaylık iç in tedbir alınmıştı.Bir kısım köylüler iç in para karşılığında yol işlerinde çalışacaklar ve bu paralarla da ekini olanlardan zahire satın alabilec eklerdir. Adana ve İç el mıntıkalarına göndermeyi düşünmekteydiler. s.000 koyun. 30. Age. Bu sıralarda sürü sahipleri beklemedeydiler.360. Kırşehir 300.500 sığır ve 1. Burdur. Aydın’ın 1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 169 aç lık ve % 50 nispetinde de çiftç iler için tohumluk ihtiyac ı olac aktı.13. Bu da kendileri iç in bir avantaj oluşturuyordu. Antalya’nın 60.. hali vakti yerinde olan ç iftç ilerin bir kısmı şehirlere göç etmişti. .000 koyun ve sığır.. e.

ağır bir tempo ile gerçek bir hale gelmiştir. Borçların Ertelenmesi Hükümet. 1931 yılında.1.53.. Bu sebeple Ziraat Bankasıyla görüşülmüş ve onun bu hususta alabilec eği tedbir ve göstereceği kolaylıklar şöyle sıralanmıştı132 : 1. Hakikaten de.2/ 1. Avni Şanda.72. Yozgat ve Kırşehir illerinde yapılan inc elemelere göre. Kanun hükümlerinin yürürlüğe girdiği sırada. üretilen malın değerinin kaybolması. Bunun ardından. 30. 30. . bunun üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla bu borç ların faizlerini ödemek şartıyla gelec ek seneye ertelenmesi istenmişti133 . 2. age. s. Bu sebeple banka da bunları hac iz yoluyla almak istemiş. Ankara. kuraklık sebebiyle zor durumda kalan ç iftç ileri bu durumdan kurtarmak amac ıyla bir başka yol olarak. gerek kuraklıktan. Çok bahsedilen köylü kalkınması iç in. H. Hiç kimse bu fikre itiraz etmediği halde.8.766 kişiden ibaretti.36. Çiftç inin borç larının ertelenmesine yönelik kararlar alınırken. mürac aatta bulunanların borç ları ertelenmiştir.170 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 f.Ekim zamanı gelmeden evvel ç iftç ilere gerekli yardımın yapılarak. buradaki ürünlerin tamamen mahvolduğu görülmüştü. Bunların borç larının tutarı 132 133 134 135 BCA . bundan sonraki süreçte yaşanan kuraklıklarda aynı uygulamaya devam edilerek. Çorum.2/ 17.Banka tarafından borç ların ertelenmesi ve yeniden verilec ek paraların artırılması gibi tedbirler alınırken aynı zamanda bu gibi kolaylıkları su-i istimâl etmek isteyenlere karşı ç ok dikkatli davranılması.Ziraat Bankası tarafından bu sene verilecek olan borç ların bu bölgede ve kuraklığa maruz kalmış kişilere daha fazla miktarda verilmesi. yürürlüğe girmiştir135 .8. 1935 yılında buna ait kanun ç ıkarılarak. gerekse dünya krizinden etkilenerek. 3.6. 30. 164. BCA . 4.3. Ziraat Bankasından almış oldukları borç larını ödeyememişlerdi. 1928 yılındaki kuraklık yüzünden mahsulleri zarara uğramış olan ç iftç iler.18. yıllarc a inc eleme konusu olmuş. BCA . En sonunda. 1927 senesi sonlarında. Ziraat Bankasının borç lu köylüleri korumak iç in bir ödeme sistemine ihtiyaç vardı.18. taksitlere bağlanarak borç ödeyec ek olan köylülerin sayısı. ç iftçilerin Ziraat Bankasına olan borç larının ertelenmesini uygun görmüştü. yardımların işe yarar olmasının temini.Borç larının süresi gelmiş bulunan ç iftç ilerin borç larının ertelenmesi. Ziraat Bankasına borç lu olan ç iftçileri zor duruma sokmuştu. borçların ertelenmesine ait olan bu tasarı. bazen karışıklıklar ve farklı uygulamalarla karşılaşılmıştır.10/ 12. Konya’da kuraklığın etkisi sürmüş olduğundan.1. buradaki Bakioğlu Tolu Çiftliği sahipleri borçlarını ödeyemeyec ekleri ve tohumluklarının kalmayac ağını bildirerek Ziraat Bankası’na olan borç larının ertelenmesini istemişler ve bu istekleri Oc ak 1931 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilmişti134 .

s. 3.Yerüstü ve yer altı sularıyla tarlaları sulamak.1. BCA . Ziraat Bankası Trabzon şubesine bağlı Tarım Kredi Kooperatifinin bankaya olan 471.94. s. .Dry farming denilen kuru ziraat usulünü tatbik etmek. ekinleri kuraklıktan kurtarmak iç in Amerika’dan uzman bir su heyeti getirmişti140 . g. Bu amaç la borç ların ertelenmesinin yanında asıl sorun olan kuru tarımın terk edilerek sulu tarıma geç ilmesi ve bu sayede.139 1.III.. Agm. Sulu Ziraata Geçilmesi Genel itibarıyla. Devre: III.76. Bunun üzerine. BCA . vekâletin bütç esinin görüşülmesi esnasında kuraklığın tesirini azaltmak ve aynı sorunlarla karşı karşıya gelmemek iç in.. onların rahat bir şekilde ekim-dikim faaliyetlerini yapmaları ve üretimini artırmalarını amaç lamıştır.534.727 lira borc unu % 7 faizle 10 sene ertelenmişti138 .2/ 85. İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey de. köylerdeki küç ük yerüstü ve yer altı sularından küç ük ç iftç ileri faydalandırmak.2/ 88.S un’i yağmur yağdırmak.1. 30. Kanunun yürürlüğe girmesiyle ç eşitli bölgelerde bu yönde talepler artmış ve birç ok kişinin borc u ertelenmiştir.247. kuraklıktan en asgari düzeyde etkilenilmesi hükümetin en ç ok önem verdiği hususlardan birisi olmuştur. Anc ak. Bununla birlikte ziraatin ç eşitlendirilerek ç eşitli fidanlar ekilmesi. Yine aynı konuşmasında sulama işlerine büyük önem verilmesi gerektiğine de işaret etmişti.. Edirne’nin merkez kazasına bağlı köylerde 1937 yılında meydana gelen kuraklık yüzünden mahsulleri hasar görmüştü. Çiftç ilerin bankaya olan borç larının ertelenmesi. Kıtlıktan sonraki ç alışmalarda ise.94. İçtima: I. Zihni Derin. C. Ankara (tarihsiz).11.18.102.18. 21. 2. 1928 yılında görülen kuraklık üzerine bu yöntemlerden üç ünc üsünün hayata geç irilmesi aç ısından hükümet ç alışmalar başlatmıştı. s. s. Yine 1938 yılında Trabzon’da yaşanan kuraklık sebebiyle. bu sırada uygulanmakta olan kuru tarım faaliyetlerinin ç iftç iyi sık sık zor duruma düşürmesi kaç ınılmazdı. 1938 yılında ziraat borç ları taksitlerinin ertelenmesi kararı alınmıştı137 . agm. kuraklığın etkilerini azaltmak iç in insanların hatırına üç önlem gelmişti.1. Amerika’ya uzmanlar gönderdiklerini ve kuru ziraat hakkında bilgi sahibi olmasını beklediklerini söylemişti. Orta Anadolu’da hububatın gelişmesi için gerekli suyun yeterli miktarda olduğu ve nadas usulü ile sağlanac ak gübrelemenin sun’i surette uygulandığı takdirde. bağcılık ve dutç uluk yapılması gibi önlemleri de dile getirmişti141 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 171 ise.53. TBMM Zabıt Ceridesi.300 lira idi136 . iki senede bir alınac ak mahsulün her sene alınmasının müm- 136 137 138 139 140 141 Age. 30. Nitekim Tarım Bakanlığı.

S. Gerçekten Türkiye Büyük Millet Mec lisi sağlık gibi. 29 Mayıs 1929’daki Meclis konuşmasında kuraklığın etkilerinden kurtulmak ve başka diğer sebeplerle su problemine yönelik olan politikalarını izah ederken şu ifadeleri kullanmıştı: “Memleketimizin sulanması yalnız sulama ihtiyacı. kura k yerlere su a kıtma k değildir. Age.357. Bu ihtiyaç su bulunma ya n birçok yerlerde suyu temin etmek ve birçok yerlerde de za ma nsız za ra rlı surette a ka n sula rın za ra rında n o bölgeyi kurutma ktır. İçtima: II. Temmuz 1948. Leon Robinowicz. C. TBMM Zabıt Ceridesi. bu seneden itibaren programımıza koyduğumuz su işleri için bir buçuk milyon ve diğer bazı faydalı işler için de 300.16. bunun olumlu netic eleri görülmüştü. Ankara (tarihsiz).90. Age. kuraklığın önlenmesi noktasında su işine önem verec eklerini ifade eden konuşmasında şöyle diyordu: “Geniş ve feyizli topra klarımızın inkişafı ve millî servet ve sa yimizin ta bia tın kura klık gibi tesa düfî zararlarından kurta rılması için. Devre: III. “ Cumhuriyet Devrinde Su Siyaseti ve Köy Davası” Köye Doğru.” 147 . Hatta Konya merkez kazasına bağlı Tömek Köyü’nde bir ç iftç i. s.. 1929 yılı Konya sulama idaresi bütç esi görüşülürken. hayvan dolabıyla su ç ıkararak kıraç arazinin ortasında yemyeşil bir saha oluşturmuştu.13.21.140. sulama işinin önemini bir kat daha artırdığını. Ankara (tarihsiz).000 lira ka dar bir pa ra ilâveten nafıa bütçesine ta hsis olunmuştur. Yine kıtlık sahalarından biri olan Zıvarık (Altınekin) nahiyesinde bir köyde bir ç iftçi.172 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 kün olduğu anlaşılmıştı142 . Göz önünde olan bu örnekler ve kuraklığın verdiği zararlar hesaba katılarak. su kuyularından istifade etmişlerdi. İçtima: II. susuz. yüksek bir gayenin temini iç in ilk hamlede 31 milyon lira gibi büyük bir tahsisatı kabul etmişti148 . 356. bu yüzden ziraatin sulanabilir hale getirilmesi iç in bu tahsisatın daha da genişletilmesi gerektiği bildirilmişti145 . Yine Recep Peker. s. Kurak mevsimlerde duyulan su kıtlığının önü alınmak üzere Kızılırmak ve S akarya’dan veya Çubuk Barajı’ndan su getirilmesi de düşünülmüş. 1928 kuraklığının neticesini önceden gören bazı ihtiyatlı ç iftç iler. Yine kuraklık sahasında Tüz Köyü’nün yanında Umranlı Köyünde bir ağaçlık saha meydana getirilmişti144 . “ Orta Anadolu Topraklarında " Su " ve Ziraat Sisteminde " Nadas . 9.Gübre " Problemi” . ziraatın da hayat sembolü olan su meselesini tatbik sahasına koymak ve su politikasını tahakkuk ettirmek gibi. (Konya Ovası Sulama İdaresinin 1929 senesi bütçesi hakkında 1/440 numaralı kanun layihası ve bütçe encümeni mazbatası).XI. s. özellikle de kuraklığın en ç ok yaşandığı İç Anadolu’dan işe başlanmıştı..”146 . 1929 senesi bütç esi görüşülürken Maliye Bakanı Ş ükrü S araçoğlu. son birkaç yıldır yaşanan kuraklığın. S. tarlasındaki kuyuya beşyüz lira kadar masrafla eski bir otomobil motoruyla tulumbadan oluşan bir terkiple mahsulünü kısmen kurtarmaya muvaffak olmuştu143 . Devre: III..1. Zaten bazı yerlerde sulu tarım işlemi yapılmakta olduğundan. s. TBMM Zabıt Ceridesi. 1 Mayıs 1941. Ziraat Dergisi. Bunun ardından bu bölgelerdeki. yapılan 142 143 144 145 146 147 148 Halid Evliyar. C. s.XII. . age. s.

s. Yine 13 Haziran 1935 tarihli Ekekon gazetesi haberine göre. Su işleri temin edilmedikçe Konya’nın ta rım vaziyeti ve buna ba ğlı ekonomi işleri de kola y kolay düzelemez. İşte bu yıl önümüze bir örnektir. . Ankara 1934. 31 Mayıs 1934 tarihinde Konya Ovası S ulama İdaresi’nin bütç esi görüşülürken Konya Milletvekili Ş aban S ırrı Bey. (Çubuk barajı in şaatının ikmali ve Ankara şehri suyunun bu barajdan temini hakkında 1/944 numaralı kanun lâyihası ve Nafıa ve Bütçe encümenleri mazbataları).1. Yalnız ovanın kışlık ekinleri anc ak tohum ve yiyeceklerini verebilec ek durumdaydı. günden güne harap olmaktadır. Halkın emeği birkaç milyonluk ekim boşa gitmiştir. Ankara 1934. Bununla birlikte buradan kurutulac ak bataklık sahasından da 50 bin dönümlük ç ok verimli bir arazi elde edilmiş olac aktı151 . ta mamıyla metruk ve muattal bir haldedir. ç eşitli eleştirilere sebep olmuştur. Konya kuraklıktan muzdariptir. tarım arazilerinin sulanması iç in bir girişim başlatılmıştı. C. 3 Birinci Kânun 1935.517. bölgede hummalı bir sulama faaliyeti başlamış ve bazı akarsuların verdiği zararlar engellenirken.XXIII. buradaki su işlerinin düzene sokulmasını istemiştir. Akşehir. 149 150 151 152 TBMM Zabıt Ceridesi. Konya çok geniş bir su konumu istiyor. gün geç tikç e Konya’nın tarım vaziyeti kötüleşmekteydi. Ekekon. “ Konya’nın Kuraklık Sava şı’na Do ğ ru İlk Adım” . ç evresindeki bütün alanlara su verilebilec ekti. İçtima III. Bunlardan birisi de S arı su adıyla anılan dereydi. Bu sırada sulama işinin bazı yerlerde düzensiz yürümesi. İçtima III. bazısından da baraj yapılmak suretiyle faydalanılabilmiştir. 13 Haziran 1935. s. Ovada ve kıraç larda ilkbaharlıklardan hiç hayır kalmamıştı. s. üç sene sonra Konya Ovası iska sı için. Ilgın. Sula ma tesisa tı. Bu ha l deva m ederse iki.” 152 . C. Ekekon. Bu yükseliş sayesinde ise. Bunu gelip geçen yıllar bütün a çıklığı ile göstermiştir. Bunu netic esinde 1928 yılı kuraklığı kadar dikkate değer bir kuraklık yaşanmamıştır. Memleketin yirmi milyon a ltın fra nk sa rfıyla vücuda getirdiği bu tesisa t. Bunun üzerine burada. TBMM Zabıt Ceridesi. nu: 73. ekinleri öldüren bir de rüzgâr meydana gelmekteydi. s. Yaklaşık iki aydır yağmur yağmadığı gibi. buradaki sulama işlerinin intizamsızlığından dert yanarak: “Birka ç seneden beri Beyşehir Gölü’nden su a lınama ma kta dır. İç Anadolu Bölgesi’ndeki bütün bu örneklerin ardından. ifade etmek suretiyle. memleketin bu suretle temin ettiği bu eserden hiç bir şey ka lmayacağını” 150 . Kadınhanı tarafları da oldukç a zarar görmüştü. Devre: IV.1. Devre: IV. Bunun ç aresi olarak ise su gösteriliyor ve şöyle deniliyordu: “Derecesi yüksek olan çiftçi ve köylü. nu: 216. Bu suyun göle verilmesiyle zaten kuraklıktan seviyesi düşmüş olan gölün yaklaşık olarak 15 santim daha seviyesinin yükselmesi bekleniyordu.2. za ra rla rını ka pa ta ca k yegâ ne ça re sudur.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 173 tetkiklerden Kızılırmak ve S akarya’dan su getirilmesi pek külfetli ve masraflı olac ağı anlaşılarak barajın yapılması halinde şehir suyunun da buradan temini daha iktisadî ve emin olacağı neticesine varılmış ve bu nedenle de burada Çubuk Barajı’nın inşası başlamıştı149 . halk hemen hemen da ğıla ca k bir va ziyettedir.XXII. Ziya Çalık.

Bunun üzerine hükümet.174 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 SONUÇ Cumhuriyet döneminde yaşanan kuraklıkların en önemlisi ve başlangıc ı sayılabilec ek olan kuraklık 1928’de yaşanmıştır. Bu kuraklık. büyük bir ç oğunluğu ç iftç i olan iç Anadolu Bölgesi’nde etkisini göstermiş ve buradaki halkın ç oğunu muhtaç duruma düşürmüştür. sürülerin başka yerlere nakli ve sulu ziraate geç ilmesi yönünde önlemler alarak bu kuraklığın etkisini en aza indirmeye ç alışmıştı. Kırşehir. her ne kadar kendi c anını kurtarmış olsa da hayvanlarının ç oğu bundan etkilenmiş ve ölmüştü. Konya. Eskişehir ve Yozgat gibi illerde etkili olduğunu müşahede etmişti. başta para ve yiyecek yardımı olmak üzere. S ebepleri sıralanmış olan kuraklığın etki alanını tespit etmek amac ıyla buraya giden Ş ükrü Kaya. . Aksaray. Buradaki izlenimlerini bir rapor haline getiren Ş ükrü Kaya. 1928 yılı kuraklığı gibi geniş bir c oğrafyayı etkisi altına alamamıştır. aç lıktan ve yiyeceksizlikten yabani otlar yemeye başlamış ve bazı bölgelerde dahi ölümlere rastlanmıştı. Bu sebeple ç iftç i olan bu halk uzun süre kendisine gelememiştir. Hakikaten halkın pek ç oğu. tohumluk yardımı. Anc ak kuraklığa hazırlıksız yakalanmış olan halk. bir takım önlemlerin alınması gerektiğini ve bu önlemler alınmazsa halkın daha vahim bir duruma düşmesinin kaç ınılmaz olduğunu bildirmişti. Bundan evvel savaş nedeniyle kıtlıklar görülmüş anc ak.

2. Arşivler a.10/ 184.1/ 29.2/ 17.1. 30. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. Belge nu: 133.XX.2/ 85. İçtima: I.XXV.1. Ankara 1930.10/ 120. 13 Haziran 1935.10/ 120.10/ 184. İçtima: II. İçtima: III. Resmi Yayınlar a.3.8.1.11. 6 Kânunuevvel 1934. İçtima: I. nu: 4541.18.10/ 184.18.21. 30. C. Gazeteler -Babalık. b. Kutu nu: 179.10/ 210.1. Belge Nu: 273. (Çeviren: Alaettin Cemil). s. Türkiye Büyük Millet Meclisi Arşivi -Kayıt Nu:1/1181. 30. C. s. 30.18.860.5. ) -Bakanlar Kurulu Kararları Katalogu. Dosya Nu: 2661. Ankara 1934.18.XIII.2/ 1. C. nu: 216. 30.108. Ankara 1931. 30. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi -Muamelat Genel Müdürlüğü Katalogu (30. Ankara 1934.) -Diyanet İşleri Reisliği Kataloğu (51.10/ 184. C.II. 30.4.1. İçtima III. Nüfus Meselesi. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.76. 30.11.10/ 184. Süreli Yayınlar a.XI.10/ 12. 30.19. Türkiye Kızılay Derneği Arşivi -Kutu nu: 1393. D. C.4. 30. İçtima: II.84.266. Kutu nu: 71.10/ 120.1. 30.0. -Devre: IV.266.47. s.266. B.266. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.8. -Ekekon.10/ 184.72. 30.266.7. İçtima II. Belge Nu: 107.12.3.10. İktisat Matbaası.3.2. TBMM Zabıt Ceridesi -Devre: III.13. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. -Devre: IV. İçtima III.XII. nu: 4713.1. c.10/ 184.2/ 88.1. 30. 30. C.18.) b. nu: 2742. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.XXIII.36. C. Ankara 1931. C. -Devre: IV. 30.1. İçtima: III. Fevkalâde İçtima.10/ 120.15. 30.1. s.432. Kitaplar -Leon Robinowicz.(1928 ve Sonrası) (30.266. 30./ 7. C.4.858.44.2/ 85. Makaleler . C. Fevkalâde İçtima.18. 30.1.269.1. Ankara 1933.858.15. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.858. 30. Belge Nu: 52.01/1. nu: 73.2.10/ 81. İçtima IV. Kutu nu: 1373.7.530. Kutu nu: 159. Belge Nu: 8. C. 30.1/ 29.IV. 30. Ankara 1935 C.266.III.12) -Bakanlar Kurulu Kararları Katalogu.64. -Devre: IV.18.(1920-1928) (30. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. 5 İlkteşrin 1935. C.10/ 184. Telif Ve Tetkik Eserler a.102.XXII.III.10/ 184.266. İçtima: III.1.10/ 121. C.6. İçtima: II. 8 Mart 1928.6. 3 Birinci Kânun 1935.XIII. -Devre: IV.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 175 KAYNAKÇA A.XIX.) -Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü Kataloğu (30.10/ 120. Ankara (tarihsiz) -Devre: IV.V. C.858.0. 30.858.

Muhtaç Duruma Düşen Vatandaşlara Nasıl Yardım Edilebilir?”.146. “Halk Şiirinde Tarihi Kıtlıklar ve Kuraklıklar”. Ocak 1948. Karınca.263-264. -Şanda. s. “Orta Anadolu`da Kuraklık”. 6 Temmuz 1945.21. . “Çeşitli Afetler Tesiri ile -Münferiden. Avni. 11-12. 8 Mart 1928.1. “İklim ve Beşeriyet”. s. s. Nisan 1990. Halkevi.133. Temmuz 1948. s. “Kuraklık ve Memleketimiz”. 2. s.176 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -(İmzasız). -Öztelli. s. s. -Çalık. C. s. Yıl: 1974. Nisan. Yıl:6. 1 Mart 1941. -Raşit. Tarım Bakanlığının Küçük Su İşlerine Ait Hayırlı Bir Teşebbüsü ve Bu İşte Muvaffak Olma Şartları”. -Berkmen. Temmuz 1974. H. 1 Mayıs 1941. -Muzaffer Hamid. İstanbul Ticaret Odası Mecmuası. “Kuraklık ve Kurak Bölgelerin Özellikleri”. “Çiftçilere Tohumluk”. s. Yıl:2. Mart 1989. Tarih ve Toplum. -Er.Aralık.36. “Tarih Boyunca Anadolu’da Kuraklıklar”.1970.Gübre " Problemi”. Köye Doğru. -(İmzasız). Şevket. Ağustos 1952. Hayat Tarih Mecmuası (Tarih ve Edebiyat Mecmuası). 17. Yıl:10. Nej at. Nihat. 76. “Orta Anadolu Köylüsü”. s. Cahit. Yıl: 2. 627. s. nu: 2742. Zihni. “Konya’nın Kuraklık Savaşı’na Doğru İlk Adım”.12. -Derin. Haziran 1935. “Aksaray Folklorunda Yapraklar Aksaraylı Bir Halk Şairinin Dilinden 1290 Kıtlığı”. Dönüm.7. Babalık. s. s. Ali. Haziran 1960. “Küçük Çifçilerimizin Zirai Dertleri. Ziraat Dergisi. 3 Birinci Kânun 1935. “Cumhuriyet Devrinde Su Siyaseti ve Köy Davası”. Hasandağı. -Numan. s. Ekim 1970 . Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı Dergisi.90. C. -Çölaşan. -Uluocak. Celal. nu: 216. Ziraat ve Ticaret Gazetesi. Ziya. Umran Emin. Mayıs.6. 30 Ekim1932.2. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri B. İktisadi Yürüyüş. Köye Doğru. “Orta Anadolu Topraklarında " Su " ve Ziraat Sisteminde " Nadas . Nisan 1952.4. -Evliyar. Mart. 3. s. Sinan. -Kuneralp. “Kuraklık”. Yıl: 31. -Fethi Aytaç. Yıl: 55. s. Ekekon. “Orta Anadolu’da Kıtlık (1873-1875)”. İdare Dergisi. -(İmzasız). “Kuraklık ve Kıtlık”. Halid.

 Issue: 5  Page: 177‐190           ALMAN ASKERΠCEZA KANUNNAMESİNİN OSMANLI ASKERΠCEZA  KANUNNAMESİNE TATBİKİ    Nuran KOYUNCU  Salih KIŞ    Özet  II. A document dated to 1880. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tamamı tercüme  edilerek bunlardan sadece gerekli görülen 56 bendi kanunnamenin ilgili yerlerine eklenmiştir. Doç. Ottoman State. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi. Thus. Dr. Osmanlı Devleti. which were added after the translation of  the German Military Criminal Code. Osmanlı  Askerî Ceza Kanunu 1880 tarihli bu eklemeler öncesinde oldukça kısadır ve bu kanunda birçok  konu düzenlenme dışında bırakılmıştır.  Böylece Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nde görülen eksiklikler büyük ölçüde tamamlan‐ mıştır. The aim with this work is to study the Ot‐ toman Military Criminal Code’s juridical formulations. Gör. German Military Criminal Code. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı. is our main source in this study.com . Army    Yrd. Bu çalışmanın amacı. Germany.TARİHİN PEŞİNDE  ‐ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ‐  THE PURSUIT OF HISTORY  ‐INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH‐  Yıl: 2011. some formulation subjects were pre‐ cluded in the Code. Before these 1880 addings the Ottoman  Military Criminal Code is very short and in this example. translation of the German Military Criminal Code becomes true  to complete the Ottoman Military Criminal Code’s gaps..com Arş. Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Hukuk Bilimleri Öğretim Üyesi.    Anahtar Kelimeler  Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi. Abdülhamid döneminde Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin eksikliklerinin giderilmesi  amacıyla Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tercüme edilmesi yoluna gidilmiştir. nuranaykoyuncu@hotmail.  The entire German Military Criminal Code was translated and only the most  required 56 paragraphs were added to relevant places in the Code. salihkis@yahoo. 1880 tarihli bir belgeye dayalı olarak Osmanlı Askerî Ceza Kanun‐ namesi’ne Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nden tercüme edilerek ilave edilen hukuki düzen‐ lemeleri incelemektir. Sayı: 5  Sayfa: 177‐190  Year: 2011.. Ordu    EXECUTING OF GERMAN MILITARY CRIMINAL CODE ON THE OTTOMAN  MILITARY CRIMINAL CODE    Abstract  In the period of Abdülhamid II. the lacks of the Otto‐ man Military Criminal Code was completed mainly.. Almanya.    Key Words  Ottoman Military Criminal Code.

Osmanlı Tarihi.  Osmanlı  ordusunun  modernizasyonu  için  değişik  birimlerde  görev  yapmaya başlamışlardır3. bununla yetinmeyip dönemin en modern ordularından birisine sahip olan Almanya’dan kendi ordusunun modernizasyonu için askerî heyet talep etmiştir. Pertev Demirhan.  hukuk  sistemine  ve  dolayısıyla  hukuki  düzenlenmelere  de  yansıdığı  gö‐ rülmüştür. s. Çev. 21 Haziran 1882’de İstanbul’da Harbiye Nezareti’nde göreve başlayan bu ilk askeri heyet.  Osmanlı  ordusunun  modern bir yapıya kavuşturulması amacıyla Avrupa’nın modern ordularından  kurmay  subaylar  davet  edilmiştir1.  maddesi  gereği  Mülkî  Ceza  Kanunnamesi’ne  göre  belirlen‐ mesi  sebebiyle  her  iki  kanunnamenin  birada  basılması  zorunlu  görülmüştür. Enver Ziya Karal. Colmar Freiherr Von Der Goltz.  Dolayısıyla  Tan‐ zimatla  birlikte. Helmuth von Moltke.  Mülkî  Kanunnameye  sık  sık  müracaata  mecbur  bırakmıştır.  Osmanlı  ordusundaki  modernizasyonu  takiben  askerî  hukuk  alanında da önemli adımlar atılmıştır.  Ne  var  ki  gelinen  süreçte  batılı  anlamda  yenilikle‐ rin. daha sonra askeri birimlerin yanında askeri okulların modernizasyon görevini de üstlenmiştir. Ankara 1995. s. . Prusya İmparatoru III. Osmanlı hukuk sisteminin temeli. Çev.  II.15. s. s. Remzi Kitabevi. kültür ve hukuk alanlarındaki önerileri Osmanlı tarafından dikkate alınarak bu yönde çalışmalar başlatılmıştır.178 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ  Osmanlı’da  modernleşme  hareketleri  XIX. 23 Kasım 1835’te İstanbul’a gelen bu kurmay subayla birlikte. Edebiyatçı ve Eğitimci Yönleriyle Colmar Freiherr Von Der Goltz Paşa. Osmanlı Sultanı II. Fahri Çeliker. Genelkurmay Yayınları. Ankara 1992. Ayrıntılı bilgi için bkz.  Kanunnamenin  5. Hayrullah Örs.  ordunun  geli‐ şim  açısından  Avrupa  devletlerinin  gerisinde  kalması  ve  girdiği  savaşlarda  mağlubiyetler  alması  neticesinde  zaruri  görülmüştür.9-20. Jehuda L. Çev. Mahmud’un. Alman Askerî Ceza Kanunnamesinin 1881 yılında tercüme edilerek bazı maddelerinin Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesine tatbiki ve akabinde devam eden süreç ile birlikte Osmanlı.  İslamî  hükümlere  dayanan  şer’î  hukuk  ve  onun  yanında  padişahın  iradesiyle  şekillenen  örfî  hukukun  yan  yana  ve  çoğunlukla  bir  uyum  içerisinde  yaşatıldı‐ ğı  bir  sisteme  dayanmıştır. Ankara 1985. Moltke’nin Türkiye Mektupları.  Mahmud  ve  sonrası  padişahlar  zama‐ nında  gelen  bu  heyetlerin  çalışma  alanı  ordunun  çağın  gereklerine  göre  dona‐ tılması  ve  eğitilmesi  konusunda  yoğunlaşmıştır.  Bu  anlayışa  uygun  olarak  II. Tayyar Etikcan. Wallach.366.  Bu  sebeplerle  Os‐ manlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  eksikliklerinin  Alman  Askerî  Ceza  Ka‐ 1 2 3 Osmanlıya gelen ilk kurmay subaylardan birisi de Prusyalı Yüzbaşı Moltke’dir.     Tanzimat  ve  sonrasında  yaşanan  gelişmeler  Osmanlı  Devleti’nde  önemli  değişiklik ve yeniliklerin habercisi olmuştur.15.  Böylelikle  XIX.  Yenileşme  hareketi. Bu da hukuk alanındaki eksiklikleri gündeme getirmiş. C. Osmanlı’da Avrupa tarzı modern ordunun nüvesi şekillenmiştir. Goltz Paşa’nın Hâtıratı ve Hal Tercümesi.  yüzyılın  ilk  yarısında  devletin  en  önemli  unsuru  olan  orduda  başlamıştır. Osmanlı Devleti.  Ancak  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ndeki  eksikliklerin  son  derece  fazla  olması.  Abdülhamid  döneminde  Osmanlı  As‐ kerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  eksikliklerinin  giderilmesi  amacıyla  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  tercüme  edilmesi  yoluna  gidilmiştir. Friedrich Wilhelm’den ordunun modernizasyonu için bir askeri heyet veya kurmay subaylar talep etmesiyle süreç başlamıştır. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları. Bir Askeri Yardımın Anatomisi. s.  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  belirtilmeyen  cürümlerin  cezası. TTK Yayınları.VIII.28-30. gelen askerî kurmayların eğitim. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Alman Dili ve Edebiyatı Eğitimi Yüksek Lisans Programı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. İstanbul 1953. İstanbul 1969.  yüzyılın  ilk  yarısından  itibaren  Avrupa’nın  önde  gelen  ordularında  görev  yapan  kurmay  subaylar2. askerî hukuk alanında Almanya’yı kendisine model almıştır.

  ihtilal  vesair  bir  sebeple  bir  yerde  bulunan  askeri  kuvvetin  padişahın  kumandanı  olduğu  resmî  izni  üzerine  askerin  savaş  halin‐ de  bulunacağını  ilan  ettikten  sonraki  zamanlarda. BOA.  Diğer  taraftan  ülkenin  bir  kısmının  askerin  yönetimi  altına  alındığı  zamanlarda. Bend 1. 2450/8. 26 Rebiyülevvel 1297 (8 Mart 1880). Nr.     I‐KANUNNAMENİN YÜRÜRLÜK ALANI  Kanunname  yalnızca  askeriye  mensubu  kişilere  uygulanacaktır11. ASK.   cezalandırıl‐ ması  gerekli  bir  fiil  işlerse.) Bend 2. ASK.  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ni  tadil  ve  ıslahı  için  Er‐ kan‐ı  Harbiye  Reisi  Ethem  Paşa  başkanlığında  Levazımat  Dairesi  Birinci Şube  Müdürü Ahmet Vehib Paşa ve ferikamdan Feyzi Paşa ile İstihkâm Dairesi Reisi  Abid  Paşa  ve  Topçu  Dairesi İkinci Şube  Müdürü  Kaymakam  Bekir  ve  Erkan‐ı  Harbiye  binbaşılarından  Osman  ve  Hilmi  Beyefendiler  ve  diğer  gerekli  kişile‐ rin  de  katılımıyla  komisyon  oluşturularak  padişaha  arz  edilmiştir6. BEO. ŞD. 22 Cemaziyülevvel 1297 (1 Haziran 1880).) .   Bu  çalışmada  yalnızca  tercüme  edilerek  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunname‐ si’ne  eklenen  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ne  ilişkin  hükümlere  yer  ve‐ rilmiştir9. BOA.maddesi olarak konulacaktır. 9/3. 9/3. 3 Zilkâde 1298 ( 27 Eylül 1881).  Yabancı  bir  ülkede  görevli  veya  izinli  olarak  bulunan  askeriye  mensubu. BOA. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 5. ASK.   Mümkün  olan  en  kısa  sürede  askerî  dairede  yabancı  lisanlara  muktedir  olan  şahıslarla  birlikte  ehil  kişilerden  oluşan  bir  komisyon  oluşturulması  talebi  bir  mazbata  ile  padişaha  sunulmuştur4. maddesi olarak konulacaktır. Nr. Nr. PRK.  Padişah  tarafından  olur  verilerek  uygun‐ luğu  kabul  edilen  mazbatanın  23  Rebiyülevvel  1297  tarihli  iradesi  Harbiye  Nezareti’ne  bildirilmiştir5.DUİT. 78/46.  aniden  ortaya  çıkan  olaylar‐ 4 5 6 7 8 9 10 11 12 BOA. 1 Şevval 1299 (16 Ağustos 1882). BOA. İ. Y. ŞD.  Komisyo‐ nun yapmış olduğu kanun tercümesi ve Kanunnameye yapılan eklemeler Bâb‐ı  Âlî’de7  uygun  görülüp Şuray‐ı  Devlet’çe  de  kabul  gördükten  sonra  ceza  mad‐ delerine  eklenen  ilavelere  ilişkin  layiha  arz  tezkiresi  ile  birlikte  padişahın  ona‐ yına sunulmuştur8. BOA.  Dolayısıyla  Mülkî  Ceza  Kanunnamesi  ve  Osmanlı  Askerî  Ceza  Ka‐ nunnamesi’nin hükümleri incelenmemiştir10. Nr.PRK. 21 Zilhicce 1297 (24 Kasım 1880).  ülke  içinde  bir  suç  işlemiş  gibi  cezalandırılacaktır12. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 2.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 179 nunnamesi’nden  alıntı  yapılarak  tamamlanması  hususu  gündeme  gelmiştir. Nr. Bundan sonraki dipnotlarda sadece bend numaraları ve bu bendlerin Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin hangi maddesine eklendiği belirtilecektir. PRK. 3 Zilkâde 1298 (27 Eylül 1881).   Seferberlik  halinde  uygulanacağı  belirtilen  cezalar  öncelikle  kara  ve  deniz  kuvvetlerinin  tamamen  veya  bunlardan  bir  kısmının  savaş  halinde  olduğu  zamanlarda  geçerlidir. BEO. Nr. 3/76. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tercüme edilerek Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne eklenen hükümleri 23 Rebiyülevvel 1298 tarihli ve 9/3 numaralı belgede bendler halindedir.  Dolayısıyla Kanunname şahsilik prensibini esas almıştır. 2456/3. Y. Y.

(Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 7.) Bend 10. maddesi olarak konulacaktır.) Bend 7.) Bend 11.    Askeriye  mensubunun  daha  önce  işlediği cinayet veya askerî kabahatten dolayı aldıkları cezalar irade‐i seniye ile  tamamen veya kısmen af edildiği halde pişman olmayarak yine aynı cinayet ve  kabahati işlerse yine sabıkası gereği mükerrer cezasını alırlar16. maddesi olarak konulacaktır.  Her  ne  şekilde  olursa  olsun  nefsî  tehlikeyi  kaldırmaktan  korku  ve  heder  ederek  vazife  ve  askerî  vecibelerini  ifa  etmeyenler  kasten  yerine  getirmeyenler  gibi sorumludur20.   Riyazat  yani  nefsin  terbiyesi  için  gıdanın  azaltılması  subaylar  için  üç  gün  süreyle  askerler  için  ise  sadece  isnat  geceleri  pilav  verilmesi  şeklinde  uygula‐ nır17.     II‐SUÇUN GENEL HÜKÜMLERİ  Kanunnameye  göre  mükerreren  cinayeti  veya  askerî  kabahati  görülen  as‐ keriye mensubu. bendinden sonra yeni bir bend olarak konulacaktır.) Bend 5.  maddenin birinci fıkrasına göre hüküm verilecektir14.  Dolayısıyla  kanunnameye  göre  şikâyetten  vazgeçme  cezayı düşürmemektedir21. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 8.  Kanunnamede düşman veya eşkıya karşısında tabiri bir savaş veya çatışma  ihtimalinde  ordugâhın  etrafında  karakol  oluşturulmasından  sonraki  zamanı  ifade eder15. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 13.180 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 da. maddesinden sonra ayrıca bir madde olarak konulacaktır.) Bend 6.) Bend 4.) Bend 8. (Yukarıdaki bendi takiben eklenecektir.  hak  ettiği  cezayı  gördükten  sonra  aynı  cinayet  ve  askerî  kabahati  işleyenlerdir.  Mahkûmun  vücut  sağlığının  riyazat  için  yerinde  olmadığı  doktor  rapo‐ ruyla  anlaşılırsa  riyazat  süresi  yarı  oranında  azaltılarak  o  kadar  müddeti  adi  hapis cezası olarak karşılık görür18. maddesi olarak konulacaktır. (Yukarıdaki bendin yerine konulacaktır.  kumandan  tarafından  aciliyet  hakkında  durumun  gerektirdiği  seferberliğe  mahsus cezaların uygulanacağını duyurduğu zamanlarda da geçerlidir13.  13 14 15 16 17 18 19 20 21 Bend 3. maddesi olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.) . (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 6. daha önce işledikleri cinayet ve askerî kabahatten dolayı harp  divanlarının  birinde  mahkûm  olup. maddesi olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 36. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 10.) Bend 9.  Askeriye  mensuplarının  seferberliğin  ilanının  başından  hazır  hale  gelince‐ ye  kadar  cinayet  veya  kabahatleri  olursa  haklarında  yine  yukarıda  belirtilen  6.  Bir cinayet veya askerî bir  suçtan dolayı faillerinin cezaları belirlenirken bu  cinayet  veya  suçtan  zarar  görenler  veya şikâyet  hakları  bulunanlar  tarafından  şikâyet söz konusu olsa ve bu şikâyetçiler şikâyetlerinden vazgeçseler bile yine  de  failler  ceza  görürler.   Cezaî sorumluluğu etkileyen bir neden olarak Kanunnamede “Failin konu‐ su  suç  teşkil  eden  bir  emir  vermesi  durumunda  yalnızca  kendisi  sorumlu  olsa  da emri icra eden memur eğer emri aşan bir icraatta bulunmuşsa bu fazlalıktan  dolayı kendisi sorumludur” hükmüne yer verilmektedir19.

) Bend 14. (Yukarıdaki bendin yerine konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 124.) Bend 16.) .) Bend 13.  İkinci  olarak  da  harp  esirliğinden  her  nasıl  olursa  olsun  kurtulup  da  vakit  kaybetmeden  yakınındaki  bir  askerî  kıtaya  katılmayanlar  firarî  kabul  edilecek‐ tir25. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 151.  Harp  meydanından  kaçanlar  arkadaşlarını  sözle  veya  işaretle  harp  meyda‐ nından  kaçmaya  tahrik  edenler  her  halükarda  idam  edilirler.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 181 Mezunuyla birlikte olup cezalandırılması gereken  bir  fiil ve harekete kalkı‐ şan  veya  mezununun  fiiline  iştirak  eden  subay  hak  ettiği  cezanın  en  üst  had‐ diyle  cezalandırılır22.    III‐KANUNNAMEDEKİ SUÇ TÜRLERİ  A‐ Firar Suçu   Gerek  sefer  vakti  gerekse  sefer  dışında  mensup  olduğu  askerî  kıtayı  terk  edip  diğer  askerî  kıtaya  katılanlar  firarî  kabul  edilirler.  Umumiyetle  askeriye  mensuplarından  bir  veya  bir  kaçı  sefer  esnasında  as‐ kerî  vazife  ve  hizmetlerini  ifada  üşenme  ve  dikkatsiz  davranmasından  veya  bilinçsiz  halde  bulunmasından  dolayı  düşmanın  hasmâne  hareketine  sebep  verilmesi  veyahut  harp  halinde  bulunulan  Devlet‐i  Âlî’ye  ve  müttefik  ordula‐ rının  tehlikeye  sokulması  veyahut  adı  geçen  ordulara  kabahate  sebebiyet  ve‐ rilmesi  gibi  keyfiyet  ve  kötülüğe  sebep  vermesi  söz  konusu  olup  da  bu  henüz  gerçekleşmemişse  emir  subayları  hakkında  6  aydan  üç  seneye  kadar  hapis  ve  küçük subay ve askerler hakkında 45 değnek darbıyla beraber 45 günden 6 aya  kadar prangabend cezaları verilir.  Eğer bu örneklerden birinde yargılamadan geçerli bir mazereti ileri sürerek  berat  edip  aklanırsa  dahi.) Bend 15.  Arkadaşlarından  firar  edecek  olanların  bu  hareketlerini  haberdar  olup  da  firarın  önlenebileceği  bir  zamanda  üstüne  haber  vermediği  anlaşılanlar  hak‐ kında  firar  gerçekleşirse  45  güne  ve  sefer  esnasında  ise  3  ay  hapis  cezası  hük‐ molunur26. maddesinden sonra konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 88.  Öncelikle  kaybettiği  askerî  kıtaya  veya  civarında  bulunan  diğer  askerî  kı‐ taya katılmayanlar. maddesinin üst tarafına konulacaktır.  Harp  etmek  için  askerî  kuvvetlerin  ilerlediği  sırada  veya  geri  çekildiği  zamanda  mensup  oldu‐ ğu  askerî  kıtadan  gizlice  geri  kalanlar  veya  kıtadan  ayrılanlar  veya  kendisini  22 23 24 25 26 Bend 12. (Yukarıdaki bendin yerine ayrıca bir bend olarak konulacaktır. maddesinden sonra konulacaktır.  Diğer  taraftan  askeriye  mensupları  bir  yere  toplanıp  gizli  olarak  veya  halkın  karşısında  alenen  ceza  gerektiren  bir  fiile  kalkışırlarsa  hak  ettikleri cezaların üst haddiyle cezalandırılırlar23.  memuriyet  hizmeti  diğerine  verilmek  üzere  mazere‐ tini  zamanında  üstüne  ihbar  etmemiş  iseler  yine  cezanın  yarısıyla  cezalandırı‐ lırlar24.  Askerde  bulunanlar  sefer esnasında aşağıdaki suçlara kalkışırlarsa firarî cezasıyla cezalandırılırlar.

  Küçük  subaylar  ve  askerler  hakkında  kaydın  yenilen‐ mesinden vazgeçilir28.182 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gizleyenler  silahını  ve  mühimmatını  atanlar  veya  terk  edenler  ve  saklayanlar  veya  hayvanını  ve  silahını  kullanmaktan  kaçınanlar  veya  kendini  tehlikeye  düşürmemek  veya  kendini  harpten  geri  bırakmak  düşüncesiyle  sahte  olarak  yaralandığını  veya  hastalandığını  beyan  edenler  subay  ise  askeriyeden  uzak‐ laştırma  ile  beraber  2  seneye  kadar  kalabend.  Eğer  bu  durum  seferberlik  halindeyken  gerçekleşirse  emir  subayı  hakkında  uzaklaştırma  ve  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis. çarpanlar  veya  dokunup  çarpma  düşüncesiyle  üzerine  yürüyenler  emir  subayı  ise  6  ay‐ 27 28 29 30 31 Bend 17.  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  40  değnek  ile  beraber  6  aydan  bir  seneye  kadar  prangabend  cezası  verilir. maddesinin alt tarafına konulacaktır.  uzaklaştırma  cezasına  karşılık  bir  sene  hapis  cezasını  hak  eder.) Bend 18. bendinden sonra konulacaktır.  İfade  edilen  suçlara  teşebbüs  edip  de  yargılaması  yapılmadan  önce  başka  teşebbüsleri  görülen  emir  subayları. dille veya el  kol işaretleriyle  veya herhangi bir hareketle  itaatsiz‐ lik gösterir  veya ima  ederse idam  cezası hükmedilir. Bend 19.  Askerî hizmet dışında herhangi bir organıyla üstüne dokunanlar.    B‐Emre İtaatsizlik  Askerî  hizmet  esnasında  üstü  tarafından  verilen  emre  veya  işittiği  tazire  karşılık  söz  söyleyenler  veya  yerine  getirmeyenler  emir  subayı  ise  45  günden  6  aya kadar hapis  ve küçük subay ve askerden ise 45 günden üç aya kadar  pran‐ gabend  eğer  bu  durum  askerlik  hizmeti  dışında  olursa  emir  subayı  ise  hakkın‐ da  24  saatten  45  güne  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  24  saatten bir aya kadar prangabendlik cezası hükmedilir29  Bahsedilen  fiil  seferberlik  halindeyken  işlenirse  emir  subayları  hakkında  askeriyeden  uzaklaştırma  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  30  değnek  ce‐ zasıyla  birlikte  3  ay  prangabendlik  cezası  hükmedilir.  Rüşt  karşısında  verilen  emre karşılık.  Küçük  subay  veya  askerler  ise  45  günden  6  aya  kadar  prangabendlik  cezası  verilir.  Cebir  veya  tehdit  ile  üstünün  emir  vermesini  engelleyenler  veya  askerî  hizmete  ilişkin  bir  işin  icrasını  veya  icra  edilmemesini  sağlayanlar  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırılır. bendinden sonra konulacaktır.  küçük  subaylar  ve  askerler  hak‐ kında ise 40 değnek ile beraber kaydın yenilenmesi cezalarına hükmedilir27. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 107. (Yukarıdaki benden sonra konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 136.  Düşman  karşısında  ise  gerek  emir  su‐ bayı  gerekse  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  kesin  olarak  idam  cezası  veri‐ lir31.) Bend 21.) Bend 20. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 107.  Eğer indirici sebepler var‐ sa idam cezası 10 sene veya müebbet hapis cezalarına çevrilir30.) .

) Bend 24.  küçük  subay  ve  askerler  ise  prangabendlik  cezalarının  en  altı  ile  cezalandırı‐ lır33.  Genel  olarak  itaatsizlik  fiillerinin  oluşmasına  üstünün  nizama  aykırı  hare‐ ket  ve  muamelesi  veya  görev  ve  iktidarını  aşması  sebebiyet  verirse  adı  geçen  bu  fiillerden  dolayı  emir  subayının  tabi  olduğu  cezalardan  yalnız  hapis  ceza‐ sıyla  ve  eğer  ceza  seviyeleri  yalnız  hapis  cezasından  ise  bunun  en  alt  seviyesi.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 183 dan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  asker  iseler  iki  aydan  dört  aya  kadar prangabend ile cezalandırılırlar32. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 73.  Askeriyeden  bir  kaçını  birlikte  üstüne  itaatsizliğe  veya  karşı  koymaya  teş‐ vik  veya  tahrik  edenlerin  bir  sonuç  çıkmasa  bile  bu  maddi  ve  manevi  teşebbü‐ sünün karşılığı olan cezanın üst haddi ile cezalandırılır35. (Yukarıdaki bendin altına bend olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 106. maddesinden sonra konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 71.) Bend 23. (Önceki bendin altına ayrıca bir bend olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 95.) Bend 28.) Bend 26.bendi olarak konulacaktır.     C‐ Gizli Örgüt Kurma Suçu   Herhangi  bir  gizli  örgütün  oluştuğuna  gerçekten  haberi  olup  da  önlenebi‐ leceği  bir  zamanda  üstüne  haber  vermeyenler  müşterek  fail  olarak  cezalandırı‐ lırlar36.bendinden sonra konulacaktır.) Bend 25.   Memurluğu ve resmî bir yetkisi olmadığı halde görevi dışında hususî veya  askerî  düzenle  ilgili  görüşmeler  yapmak  için  askeriye  mensuplarından  oluşan  örgüt  oluşturanlar  veya  özel  ve  askerî  düzenle  ilgili şikâyet  edecek  üye  topla‐ yanlar  eğer  emir  subayı  ise  hakkında  45  günden  bir  seneye  kadar  hapis  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerlerden  olursa  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  prangabend  cezası  verilir. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 71.   Askeriye  mensuplarını  askerlik  hizmetinden  nefret  ve  soğutma  faaliyetine  girenler  nefret  ettirme  faaliyeti  sözle  yapılmışsa  emir  subayı  hakkında  45  gün‐ den  3  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  ise  bir  aydan  iki  aya  kadar  prangabend  eğer  bu  fiil  yazı  ve  resim  yayını  veya  belge  yoluyla  yapılmışsa  emir  subayı  ise  3  aydan  6  aya  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  iki  aydan  4  aya  kadar  prangabend  ve  sefer  esnasında  emir  subayı  hakkında  Bend 22. maddesinden sonra konulacaktır.) Bend 27. maddesinin yerine konulacaktır.  Subay  ve  askeriye  mensuplarından  birini  üstü  aleyhine  itaatsizliğe  veya  makamını  teşvik  veya  tahrik  edenlerin  bu  teşvikten  kaynaklı  bir  suç  fiili  oluş‐ sun oluşmasın bunlar aynı müşterek fail gibi sayılır ve aynı cezayı görürler34.) 32 33 34 35 36 37 38 .  Gizli  örgüte  katılanlar  ve  bunun  için  imza  verenler  emir  subayı  ise 45 günden 6 aya kadar hapis küçük subay ve asker olanlar hakkında 45 gün  prangabend cezası verilir38.  Herhangi  bir  gizli  örgüte  üye  olup  da  önlenebileceği  bir  zamanda  her‐ hangi  bir  taraftan  henüz  haber  verilmeden  önce  üstüne  haber  verenler  ise  ce‐ zadan muaf tutulurlar37.

bendi olarak konulacaktır. fıkrası olarak konulacaktır.) Bend 34. (Bu bend 28.  Üçüncü olarak: İsyan edenler arasında en büyük rütbede bulunanlar42.  Asi  cemiyete  katılanlardan  aşağıda  bahsedilecek  fiillere  teşebbüs  edenler  hakkında aynı asi reis gibi ceza verilir.   Bu kanunnamedeki nöbetçi tabirinden anlaşılan hangi sınıftan olursa olsun  hazır  ve  seferde  jandarmalar  ile  karakolun  tamamını  ve  mevki  ve  imkânı  ve  askerî  eşyanın  muhafazası  için  ikame  edilenler  nöbetçi  demektir43.) Bend 32. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96.  Yardımcı  kuvvetler  ve  yedek  kuvvetlerden  olanlar  ve  süresiz  emekli  olanlar  ve  bir  müd‐ det  izinde  olanlar  hizmette  bulunmadıkları  zaman  bile  28  bende  ifade  edilen  fillere teşebbüs ederlerse haklarında adı geçen bendeki cezalar verilir44.    D‐Görevi Kötüye Kullanma Suçu   Nüfuz ve iktidarını suiistimal ederek yetkili kişiden askerî hizmetin hizme‐ te  ilişkin  bir  kuralının  ifasını  talep  veya  emredenler  veya  kendi şahsi  çıkarları  için  nüfuz  ve  iktidarını  suiistimal  edenler  veya  üstünün  bilgisi  olmaksızın  yet‐ kili  olan  subaydan  ödünç  para  alarak  nüfuz  ve  iktidarını  kötüye  kullananlar  veya  kendi  mevkisini  kullanarak  yetkilinin  yapması  zorunlu  bir şeyde  icrasın‐ da  yetkiliyi  ihbar  etmeyenler  veya  askerî  hizmet  yetkisiymiş  gibi  bir  işe  sevk  edenler hakkında emir subayı ise 45 günden 6 aya kadar hapis ve küçük subay  ve  askerler  ise  45  günden  üç  aya  kadar  prangabend  ve  emir  subaylarından  hangi rütbede olursa olsun küçük subay ve askerlerden istemeyerek akçe alan‐ lar hakkında 3 aydan 6 aya kadar hapis ve küçük subay ve onbaşılar yetkililer‐ 39 40 41 42 43 44 Bend 29.184 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 kaydın  silinmesi  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  dört  aydan  6  aya  kadar  prangabend ile kaydın yenilenmesi cezaları verilir39. şahsen  itaate  davet  edilip  de  söz  veya  bir  hareketle  emre  ve  da‐ veti kabul etmeyenler.  İkincisi:  Askerî  işareti  kötüye  kullananlar  veya  herhangi  bir  işaretle  isyanı  alevlendirenler. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 100. fıkrası olarak konulacaktır. maddesinin 7.  Asi  bir  örgüte  katılanların  hepsi  adı  geçen  fiilin  icrasından  pişman  olurlar‐ sa  yalnız  reis  ve  önayak  olanı  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırma  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerler  ise  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  veya  bir  aydan  altı aya kadar prangabend cezası verilir41.) Bend 30.   Öncelikle.) .) Bend 33. bendinin dördüncü fıkrası olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 74.) Bend 31. bendine ek olacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96.  Esasen bir asi örgüte katılıp da faaliyet göstermekten  vazgeçenler reis veya  önayak  olanlardan  olmadığı  belirlenirse  emir  subayıysa  askeriyeden  uzaklaş‐ tırma  ile  beraber  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  ise  40  değnekten  80  değneğe  kadar  darp  cezası  veya  45  günden  bir  seneye  ka‐ dar prangabend ve iki durumda da yeniden asker olarak kaydedidilir40. bendin ekine konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96. bendinin 8.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 185 den  istemeden  akçe  alırlarsa  haklarında  45  günden  üç  aya  kadar  prangabend  cezaları verilir45. 113. bend olarak konulacaktır. 113. maddesinden sonra ikinci bend olarak konulacaktır.) Bend 39.  Kasten  üstü  hakkında  adi  bir  husustan  veya  esassız  bir  şeyden  dolayı  şikâyet  edenler  emir  subayı  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay ve askerler hakkında 45 günden 3 aya kadar prangabend cezaları verilir.  Memuriyeti  veya  yetkisi  dışında  olarak  bir  cezaya  hükmedenler  ve  uygu‐ layanlar haklarında 45 günden bir seneye kadar hapis cezası verilir52. 113. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. küçük subay olursa 45 günden 6 aya kadar prangabend cezalarıyla ceza‐ landırılırlar48. küçük subay  ise 6 aydan bir seneye kadar prangabend ve kaydın yenilenmesi cezası verilir46.  Astından  bir  veya  bir  kaç  askeriye  mensubunu  sonuçta  bir  tehlike  oluşaca‐ ğını  veya  tehdit  ederek şikâyete  engel  olmak  veya şikâyetten  vazgeçirenler  ve  kanunen  ve  askerî  derecelere  uygun  olarak  kendisine  kadar  gelmiş  olan  şikâyet  veya  şikâyetnameyi  sunmayarak  gizleyenler  veya  şikâyet  olayından  dolayı  yapmaya  mecbur  olduğu  inceleme  ve  araştırmayı  yapmayanlar  ve  ic‐ rayla  beraber  vazifesini  yapmayanlar  emir  subayı  ise  45  günden  6  aya  kadar  hapis.  45 46 47 48 49 50 51 52 Bend 35.   Nüfuz  ve  iktidarını  suiistimal  ederek  yetkisini  suç  teşkil  eden  bir  fiile  sevk  ve  tayine  yalnız  teşebbüs  edenler  eğer  fiil  kabahatten  ise  subay  hakkında  24  saatten  45  güne  kadar  hapis  ve  küçük  subay  hakkında  bir  haftadan  bir  aya  kadar  prangabend  ve  eğer  fiil  cenah  ve  adam  öldürme  nev’inden  ise  emir  su‐ bayı  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  hakkında  45  gün‐ den üç aya kadar prangabend cezası verilir47. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 113. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. maddesinden sonra 7. maddesinden sonra 4.   Cezalandırma yetkisindeki gücünü kastî olarak tecavüz edenler ve özellik‐ le  bu  hususu  sesli  olarak  ortaya  koyanlar  veya  yasal  olmayan  bir  şeyi  icraya  cüret  edenler  veya  zanlının  mahkûm  olduğu  cezayı  sınırlayan  veya şiddetlen‐ direnler 45 günden 6 aya kadar hapis cezası alır50. 113. maddesinden sonra 8. maddesinden sonra 6. bend olarak konulacaktır.) Bend 36.  Zanlı  hakkında  arz  veya  sahip  çıkılması  gereken  bir  yolda  harp  divanları‐ nın  bilgi  ve  işleyişine  müdahale  edenler  ve  nüfuzlarının  etkisini  kullananlar  haklarında üç aydan bir seneye kadar hapis cezası hükmedilir51. bend olarak konulacaktır. maddesinden sonra konulacaktır. bend olarak konulacaktır.) Bend 42. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. maddesinden sonra 5.  Şikâyet  konusu  eğer  şikâyet  ve  iddia  edilenlerin  haysiyetlerine  dokunacak  şekilde  olursa  ve  kusurları  olursa şikâyetçilerin  iddia  ve şikâyet  ettikleri  cürü‐ mün faili gibi kabul edilip onunla cezalandırılır49. bend olarak konulacaktır.  Savaş  halindeyken. 113.  yaralanmaya  sebebiyet  vermiş  ve  yara  yaralananın  as‐ kerî  hizmetini  ifasına  engel  olacak  dereceye  varmış  veya  bir  uzvunun  kaybına  sebep olmuşsa fail emir subayı  ise askerî hizmetten uzaklaştırma.) Bend 37. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 113.) . maddesinden sonra 3.) Bend 41.) Bend 40. bend olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. 113.) Bend 38.

) Bend 45. faslının birinci maddesi olarak konulacaktır. bendi olarak konulacaktır.  37. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.  Muharebe  esnasında  savaş  mevkiinde  veya  ona  yakın  bir  mahalde  yerleşik  ahaliyi  korkutarak  bundan  yararlanma  amacıyla  ellerinden  eşya  vb.  41.  bendlerde  sayılan  filleri  işleyen  nöbetçi  ve  neferat  dahi  aynı  cezalarla  cezalandırılırlar.    E‐ Hırsızlık‐Gasp‐Yağma   Askeriyeden  birisi  sefer  esnasında  hırsızlık  ve  gaspa  cüret  veya  bu  işleri  için  birisini  yaralasa  veya  adaba  aykırı  fiilleriyle  kabahat  veya  cinayete  cüret  etse  bu  hareketten  etkilenenlerce  yapılmasa  bile  yine  de  o  kişiler  haklarında  ceza verilir ve uygulanır56.  şeylerini  alıkoyanlar veya düşman geliyor diye ahaliyi yerlerinden kaçırarak bıraktıkları  eşyayı  ve  hayvanları  zabt  edenler  veya  yetkili  olmadığı  halde  yerleşik  ahaliye  savaş vergisi tarh  veya  başkumandan tarafından  emredilmiş olan savaş vergisi  miktarından  fazla  şey  alanlar  bu  durumlarının  tespiti  ve  araştırılması  sonu‐ cunda  emir  subayı  iseler  haklarında  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  beraber  üç  aydan  beş  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  iseler  haklarında  üç  53 54 55 56 57 58 Bend 43.  38.  Kanunname‐i  Hümayunun  113.) Bend 47. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.   Amirin  emriyle  ganimet  yoluyla  elde  edileni  yetkililere  teslim  edilmesi  ge‐ reken  eşyayı  teslim  etmeyip  alıkoyanlar  yani  alıkoyan  ve  saklayanlar  emir  su‐ bayı  ise  eşyanın  iadesiyle  birlikte  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis..) . (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 75.   Sefer  esnasında  çapul  amacıyla  mensup  olduğu  askerî  kısımdan  izinsiz  ay‐ rılanlar  ve  kaçanlar  veya  kıymetli  bir  malı  izinsiz  alanlar  bu  halleri  tespit  ve  tahkiki  takdirinde  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  ise  üç  aydan  bir  seneye  kadar  prangabend  ve  kaydın  yenilenmesi  cezalarıyla  cezalandırılırlar.186 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 36.) Bend 48. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 74. bend olarak konulacaktır. (Ta’rizât-ı Umumiye bahsinde uygun bir yere konulacaktır.  Astının  cezası  daim  olarak  işlemiş  oldukları  fiili  kastî  olarak  üstüne  haber  vermeyenler  yahut  tahkik  veya  araştırmayanlar  emir  subayı  hakkında  45  gün‐ den  6  aya  kadar  hapislik  ve  küçük  subay  ve  onbaşılar  hakkında  24  saatten  45  güne kadar prangabend cezaları verilir55. faslının ikinci maddesi olarak konulacaktır. 113.   Nüfuz  ve  memuriyetini  suiistimal  ile  kastî  olarak  astını  daimi  bir  ceza  iş‐ leme  hareketine  sevk  ettikleri  tahkik  ve  tespit  edilenler  fiillerin  adı  geçen  meş‐ ru  olmayan  faili  veya  reisi  sayılarak  söz  konusu  suçun  gereği  olan  cezanın  en  yüksek haddiyle cezalandırılırlar54.. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9. bendinden sonra konulacaktır.  Kıymetli  olan  bu malları izinsiz alınan bu şeyler dahi ellerinden alınır ve çıkarılır57.) Bend 46.. maddesinden sonra 9.  ve  42.) Bend 44.  bendi  hükmü tamamıyla yukarıda adı geçen nöbetçiler haklarında dahi geçerlidir53.  küçük  su‐ bay ve askerler ise 45 günden üç aya kadar prangabend cezası verilir58.

  Karşılıklı  meydan  muharebesi  esnasında  ölenlerin  ve  yaralanıp  kalanların  veyahut  yolda  nakil  sırasında  veya  hastanede  bir  hasta  veya  yaralının  korun‐ ması  kendisine  verilmiş  harp  esirinin  eşyasını  vs. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 11.  sefer  vaktinde  ise  emir  subayı  hakkında  üç  aydan  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  ile  beraber  45  günden  2  aya  kadar prangabend. faslının üçüncü maddesi olarak konulacaktır.) Bend 50. maddesine konulacaktır.) Bend 51. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 169.   Cezanın  azaltılması  söz  konusu  olursa  emir  subayı  hakkında  yalnız  uzak‐ laştırma  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  6  aya  kadar  prangabend  cezaları  verilir60.) . (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9. faslının başlangıcına özel bend olarak konulacaktır.    G‐Vazifenin İfasına Engel Olma   Karakol  veya  herhangi  bir  müfreze  veya  askerî  kıta  kumandanı  veya  her  çeşit  karakolda  bulunan  nöbetçilerden  sarhoşluk  veya  tımarsız  veya  başka  bir  yolla  kendilerini  vazifelerini  ifayı  yerine  getiremez  hale  koyanlar  emir  subayı  hakkında  normal  zamanda  45  günden  üç  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  24  saatten  45  güne  kadar  prangabend.   Sahte  malumat  verenler  rüşvet  almışlarsa  bundan  dolayı  da  mülkiye  ka‐ nunnamesinin rüşvete ilişkin bendlerine göre cezalandırılırlar61.    F‐Yalan Beyan   Askerî  hizmetten  muafiyeti  veya  geçerli  muafiyetten  yaralanması  gereklili‐ ği  veya  subay  ve  efraddan  birisinin  terfi  rütbesi  sırasında  gücünün  derecesin‐ den farklı olarak yeteneğine ilişkin eksikliklerinin ve bunlarla ilgi gerçeği yalan  olarak  kasten  sahte  tanıklık  veya  raporla  ve  yapılması  gerekli  her  nevi  askerî  hizmete dair gerek sözlü gerekse yazılı sahte bilgi verenler veya bunların sahte  olduklarını  bilerek  kendileriyle  ilgili  yanlış  söz  söyleyenler  emir  subayı  hak‐ kında  6  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  hakkında  45  günden  3  aya  kadar prangabend cezaları verilir.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 187 aydan  bir  buçuk  seneye  kadar  prangabend  ve  kaydın  yenilenmesi  cezaları  ve‐ rilir59.  soyup  alanlar  emir  subayı  hakkında  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  beraber  bir  seneden  üç  seneye  kadar  kalabend  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  6  aydan  bir  seneye  kadar  pranga‐ bend ve kaydın yenilenmesi cezası verilir.   Eğer  bu  durumlar  yapılacak  vazifenin  ifasına  bir  zarar  veya  ziyan  getirirse  normal  zamanda  emir  subayı  hakkında  6  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerler  hakkından  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  ile  be‐ raber  45  günden  2  aya  kadar  hapis  ve  harp  zamanında  emir  subayı  hakkında  59 60 61 Bend 49.

    İ‐Devlete veya Vatana İhanet   Devlete  veya  vatana  ihanet  suçlamasıyla  suçlanan  askeriye  mensupları.  Düşmanın  amaçlarını  desteklemek  veya  devletin  ve  müttefik  ordularına  zarar  vermek  üzere  kastî  olarak  aşağıda  beyan  edilen  cinayetleri  işleyenler  hakkında idam cezası verilir.  telgraf  ve  telgrafhaneye  ait  eşyayı  tahrip  ve  kullanılmayacak hale getirenler.    H‐Suça Göz Yummak   Bir  karakol  veya  askerî  kıta  kumandanı  veya  her  çeşit  nöbet  hizmetlerinde  bulunan  asker. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 6..  maddelerine  ve  as‐ kerî ceza kanunun birinci faslına ek ve ilave edilen maddelere göre cezalandırı‐ lırlar65.  mülki  ceza  kanunnamesine  göre  50. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 101.188 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 askeriyeden  uzaklaştırma  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  40  değnekten  80 değneğe kadar darp ile beraber 45 günden 3 aya kadar prangabend. (Ta’rizât-ı Umumiye bahsinde uygun bir yere konulacaktır.) Bend 54.  55.  53.  adı  geçen  eşyaları  ve  köprüleri  ve  de‐ mir  yollarını  düşman  menfaati  için  tahrip  edenler  veya  kullanılmasını  önleye‐ cek hali görünenler66.) Bend 56.  Evvela:  mülkî  ceza  kanunnamesinin  daha  önce  zikredilen  ve  beyan  edilen  bendlerindeki cinayeti işleyenler.) Bend 55.    62 63 64 65 66 Bend 52. bendinin üstüne konulacaktır.. faslının başlangıcına birinci bend olarak konulacaktır. maddesiyle birlikte konulacaktır.  Eğer  cezayı  indirme  sebebi  varsa  idam  cezasına  karşılık  on  sene  veya  mü‐ ebbed kürek cezası verilir62.  veya  vesair  harp  malzemelerini  düşmana  teslim  edenler.  men  etmesine  görevli  olduğu  herhangi  bir  fenalığı  yasaklama‐ yarak icrasına meydan verirse söz konusu fiili kendi işlemişçesine ceza görür63. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 55.   İkinci  olarak:  Yol  ve  vapur..) Bend 53.  58.) .  51.  ve  60. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 77..  Üçüncü  olarak:  Devlet‐i  Âlî’nin  ve  müttefiki  ordularıyla  savaşan  düşmana  istihbarati bilgi toplayanlar veya Devlet‐i Âlî  ve  müttefiki ordularına  istihbara‐ ti  bilgi  toplayıp  da  yanlış  yola  sevk  edenler  mühimmatı  vs.  Eğer düşman ve silahlı eşkıya karşısında ise idam cezaları hükmedilir. faslının birinci bendi olacaktır.    I‐Yabancı Komutanın Cezalandırılması   Yabancı  zabıtandan  olup  da  harp  ordularında  bulunmalarına  resmi  izinli  olanlar  cezalandırılması  gerekli  bir  fiili  ortaya  çıkanlar  hakkında  devletin  as‐ kerî mensubu yani emri zabıtan gibi cezası hükmedilir ve icra edilir64.

  Ceza  kanunu.  Eklemeler  sonrasında  da  bazı  suç  türlerinin  yine  Mülkî  Kanunnameye  göre  çözümleneceği  belirtilerek  Mülkî  Kanunname  ile Askerî Ceza Kanunnamesi’nin birlikte uygulanması usulü devam ettirilmiş‐ tir69. Ahmet Akgündüz.  Sonuç  olarak  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi. 466. Bkz. Türk Hukuk Tarihi.  gerek  o  dö‐ neme  ait  mülkî  ceza  Kanunnamelerinde  gerekse  çalışmamızın  konusunu  oluş‐ turan  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  net  olarak  hissedilmektedir.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 189 SONUÇ  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunu  1880  tarihli  bu  eklemeler  öncesinde  oldukça  kısadır  ve  bu  kanunda  birçok  konu  düzenlenme  dışında  bırakılmıştır. s.  Özellikle  hırsızlık.199. Y. s.ASK. Belleten.     67 68 69 70 71 BOA. 153 vd. 3 Zilkâde 1298 ( 27 Eylül 1881). S.  1858  tarihli  Osmanlı  Ceza  Kanununda  şer’î  hukukun  cezaî  hükümlerini  hukuken  olmasa  bile  fiilen  kaldırma  niyeti  görülmektedir71. Nr. Tatbik Şekli ve Mer’-i İrtikâb Kanunnamesi”.  Medeni  Usul  kanunu  gibi  kanunlarımız  da  başka  ülkelerin kanunlarından faydalanılarak hazırlanmıştır. Y. Bend 55.   Dolayısıyla  Alman  Askerî  Ceza  Kanunname‐ si’nden  yapılan  bu  iktibas  Osmanlı  tarihinde  bir  ilk  değildir70.  Böylece  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  görülen  eksiklikler  büyük  ölçüde  ta‐ mamlanmıştır68. Halil Cin-Gül Akyılmaz.LI.  Daha  önce  Tica‐ ret  kanunu.   Tanzimat’la  birlikte  hukukun  birçok  alanında  batılı  anlamda  kanunlaştır‐ ma  hareketleri  başlamıştır. BOA.PRK. TTK Yayınları. 26 Rebiyülevvel 1297 (8 Mart 1880). Ankara 1987.  gerek  şer’î  hükümlerin  gerekse  batılı  anlamdaki  hukuk  düzenlemelerin izini taşımıştır.  Alman  Askerî  Ceza  Kanunun  tercüme  edilerek  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ne  ilave  edilmesi  de  bu  kanunlaştırma  hareketlerinden  sadece  birisidir.ASK.PRK. Sayram Yayınları.  Tanzimat  sonrası  Osmanlı  ceza  hukukunun  geçirdiği  evrim.  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  tamamı  tercüme  edilerek  bunlardan  sadece  gerekli  görülen  56  bend  kanunnamenin  ilgili  yerlerine  eklenmiştir67.  Bununla  birlikte  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi  bütünüyle  kanunnameye  ilave  edilmemiştir.  gasp  ve  yağma  suçlarına  verilecek  cezaların  şer’î  cezalardan  farklı  olması.  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  de  bu  eklemeler  sonrasında  mülkî  Kanunnamelerde  görülen şer’î  düzenlemelerin  dışına  çıkma  özelliğini  devam  ettirdiği  görülmektedir. 9/3. . C. 3/76. “1858 Tarihli Ceza Kanunnamesinin Hukukî Kaynakları.  şikâyete  tabi  suçların  vazgeçme  olsa  bile  cezalandırılmaya  devam  edilmesi  gibi  şer’î  kurallara  aykırı  düzenlemeler  söz  konusudur. Konya 2003.

 Edebiyatçı ve Eğitimci Yönleriyle Colmar Freiherr Von Der Goltz Paşa. Hayrullah Örs. 78/46  ‐Bâb‐ı Âlî Evrak Odası Şuray‐ı Devlet Belgeleri (BEO. Türk Hukuk Tarihi. ŞD) Nr.   ‐GOLTZ. Bir Askeri Yardımın Anatomisi. C. Enver Ziya. Ankara 1985. Goltz Paşa’nın Hâtıratı ve Hal Tercümesi. Pertev Demir‐ han. Ankara 1987. Remzi Kitabevi. Fahri Çeliker. Ankara 1992. Gazi Üni‐ versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Alman Dili ve Edebiyatı Eğitimi Yüksek Lisans Programı  Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.LI.190 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 BİBLİYOGRAFYA    A‐Arşiv Belgeleri  ‐Yıldız Perakende Askerî: (Y.  ‐WALLACH. Genelkurmay Yayınla‐ rı. Moltke’nin Türkiye Mektupları. 2456/3.              . Halil‐Gül Akyılmaz.  İstanbul 1969. S. Çev. İstanbul 1953. Ahmet. Konya 2003.     B‐ Tetkik Eserler  ‐AKGÜNDÜZ. DUİT) Nr. Helmuth von. 2450/8.  Colmar Freiherr Von Der. Jehuda L. Tayyar. Sayram Yayınları. C. TTK Yayınları.  ‐ETİKCAN.. Tatbik Şekli ve  Mer’‐i İrtikâb Kanunnamesi”. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları. Ankara 1995.VIII. TTK Yayınları. 3/76. 9/3  ‐Dosya Usulü İradeler Tasnifi (İ.  ‐MOLTKE. Çev.199.  ‐CİN. “1858 Tarihli Ceza Kanunnamesinin Hukukî Kaynakları.    ‐KARAL. Osmanlı Tarihi. Çev. Belleten. ASK)  Nr. PRK.

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH -

Yıl: 2 0 1 1 , Sa yı: 5 Sa yfa : 1 9 1 -1 96

Ye a r: 2 0 1 1 , Issue : 5 Pa ge : 1 9 1 -1 96

TÜRK TARİHİNDE AN LU-SHAN VE DESTANI Saadettin GÖMEÇ∗
Özet Destanlar, milletlerin kahramanlık hikâyelerinin toplamıdır. Öyleyse destanları zengin olan hakların tarihleri de o ölçüde muhteşemdir. Bu açıdan baktığımızda Türklerin tarihi pek çok destanî hikâyelerle doludur ve bunların da büyük bir kısmı gerçekleri yansıtır. Zaten destanların en önemli hususiyeti, içerisinde milleti yakından ilgilendiren yaşanmış olaylara yer verilmesidir. Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı günden beri başından acı, tatlı birçok hadise geçmiştir. Ve Türkler, dünyanın en eski halklarından birisi olması hasebiyle sahip olduğu destanlar bakımından son derece şanslıdır. Elbette geçmişte cereyan eden her olayı destan sınıfına sokmak mümkün değildir. Bunun için bazı özel şartların olması gerekir. Bunlar yerine gelmişse, destan olarak değerlendirilir ve tarihi hadiseler yazılırken bunlardan yararlanılır. Anahtar Kelimeler An Lu-sha n, Uygur, Türk Desta nla rı THE AN LU-SHAN’S EP IC IN THE TURKISH HISTORY Abstract The epics are the sum of heroic stories of nations. Therefore, the histories of the nations that have rich epics are magnificent as much. From this point of view Turkish history has many legendary stories and much of them reflect the truth. Anyhow, the most important charateristic of epics is that they contain real events closely connected to nations. The Turkish nation, from their apperance in the scene of history, has experienced many events , in good way or bad way. And Turks, due to they are one of the most ancient nations, they are very lucky in terms of epics. Of course, we can’t classify any event occured in past as an epic. To do so, there must be some conditions. If they are fulfilled, they can be classified as epic and can be referred when historical events are written. Key Words An Lu-sha n, Uighur, Turk ish Epics

Prof. Dr., Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Co ğ rafya Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. sgomec@yahoo.com

192 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

Hiç şüphesiz Türk destanlarının en muhteşemlerinin başında Oguz-nâme gelir. Bunun yanısıra Türklerin Türeyişi ve Ergenekun, Tölöslerin Türeyişi, S ır Tarduş Boyunun Yok Olması, Uygurların Türeyiş ve Göç Destanları, Kimek, Başkurt, Alp-Er Tonga, Hun Liu Yüan (Yügen), Attila (Ata İllig), Çor Destanı bizim sözlü edebiyatımızın en eski bakiyeleridir. Bir nev’i Oguz-nâme olan Dede Korkut Hikâyeleri de Türk kültürünün bir şaheseridir1 . Bununla beraber ismi hususunda şimdiye kadar herhangi bir deneme yapılmayan tarihte önemli olaylara imza atmış Türk beylerinden birisi de, An Lu-shan’dır. Maalesef Çin dili uzmanları veyahut da bizdeki sinologlar, böyle meselelere kafa yormadıklarından dolayı Türk tarihinin ve kültürünün pek çok tartışmalı problemini halledemiyoruz. Zamanında, büyük Atatürk tarafından kurulmuş olan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde eski Türk tarihinin kaynaklarının araştırılması ve Türklere ait yabancı belgelerin ç evrilmesi iç in bir S inoloji (Çin Dili) Kürsüsü aç ılmış ise de, tıpkı diğer bölümlerde olduğu üzere burası da esas görevini unutarak, sadec e günümüzde basit terc ümanlar yetiştirmeye yönelik ç ağdaş Çin dilini öğretmekle yetiniyor. An Lu-shan, 8. asırda Uygur Kaganlığı zamanında karşılaştığımız bir Türk beyidir. Onun kimliği konusunda bugüne kadar değişik görüşler ortaya atılmıştır. Bunun da başlıc a nedeni Çin dilinin öğrenilmesi, onun sorunları ve Çinlilerin yeterince bilgi vermemeleri yüzündendir. An Lu-shan’ın bir Mogol veya Sogdlu olduğu söyleniyorsa da bizc e bu doğru değildir. Bununla birlikte onun bugünkü Çin’in Ying-c hou eyaletinde, 703 senesinde bir Türk prensi baba ile S ogdlu bir anneden doğduğunu söyleyenler de mevc uttur. Ama Çin kaynaklarına göre, annesi Arslanlar (A-shih-te) soyundan gelen bir kamdı ve babası öldüğünde bir müddet Kök Türk topraklarında kaldılar. Dolayısıyla yabanc ı bir halktan gelme ihtimali yoktur. Yine An Lu-shan’ın atalarının Kapgan Kagan’ın 7. yüzyılın sonlarına doğru yaptığı seferlerde devletin merkezine yerleştirildiğini, fakat 716’da da Kök Türk Kaganlığı’ndaki iktidar değişikliği sırasında yaşanan olaylar ve isyanlar yüzünden Çin’e kaç tıkları belirtilir. Belgelerden anlaşıldığı kadarıyla An Lu-shan’ın ailesi kamlık sanatıyla uğraşıyordu. Son derece zeki olan bu Türk liderinin, 742 senesinde Çin imparatoruyla tanışması onun önünü aç tı ve imparatorun güvenini kazanarak; Çin’de iyi bir mevki edindi2 . Para ve sefahata düşkün Çinli memurları ç ok iyi kullanıyor, onlara verdiği rüşvetler sayesinde sürekli yükseliyordu. Kendine ait bir idari bölgeye de sahip olan An Lu-shan, imparatorun sarayına istediği zaman girip-ç ıkıyor; kraliçe ve prenseslerle çok yakın ilişkilerde bulunabiliyordu. Hatta imparatoriç enin ona âşık olduğu yolunda dedi-kodular da ç ıkmıştı. An Lu1 2

Daha geniş bilgi için bakınız, S. Gömeç, Türk Destanlarına Giri ş, Ankara 2008. An Lu-shan’ın gençliğ inde bir koyun çalarken yakalandığ ı ve Yu-chou (Pekin civarları) garnizonunun ba şkomutanının huzuruna çıkarılarak, idamının istendiğ i söylenir. Ancak komutan onu çok sevimli bulmu ş ve yanına alarak, evlatlığ ı yapmıştı. Bu sayede onun talihi de ğ işti. Bakınız, C. H. Huang , T’ang Devrinde Tibetlilerin Çinliler ve Orta Asya Kavimleriyle Münasebetleri , Doktora Tezi, İstanbul 1971, s. 110; E. Esin, Türk Kosmolojisine Giriş, İstanbul 2001, s. 63.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 193

shan’ı ç ekemeyen Çinli vezirler ve komutanlar ileride başlarına bela olac ağını işaret ettilerse de, bunun pek işe yaramadığını görmekteyiz. Herhalde, Çin hükümetiyle vakti geldiğinde münasebetlerini koparmayı planlayan An Lushan birtakım hazırlıklarda bulunuyordu. Arasında yabanc ıların da yer aldığı, ama temelini Türklerin oluşturduğu ve Çin başkentine çok yakın bir mevkide, sayısı 150 bine varan kuvvetli bir ordu topladı. Nihayet 755’te, o dönemdeki Çin baş-vezirini sevmediğini ileri sürerek isyan bayrağını aç tı3 . Çinliler belki onu hafife aldılar ve taktiksel bir hata olarak, bu ayaklanmaya karşılık, An Lu-shan’ın ç ocuklarından birini öldürdüler. Fakat iki büyük Çin ordusu An Lu-shan’ın adamları tarafından yenildi. Çin imparatoru yerini oğluna bırakarak, kaç mak zorunda kaldı. Yine tarihi vesikaların haberlerine göre; imparatorla beraber firar eden askerler başlarına gelen bütün bu felaketlerin sorumlusu olarak gördükleri imparatoriç eyi yolda boğarak öldürdüler. Türkler karşısındaki bu büyük hezimet üzerine Çinliler, başka bir Türk idaresinden, Ötüken Uygur Kaganlığından yardım talebinde bulundular. Ne yazık ki Uygur hakanı bu isteğe olumlu c evap verdi. Kuzeyden gelen dinamik ordu ve mukaddes kagana karşı, An Lu-shan’ın yanındakilerin bir bölümü savaşmak istemeyince, Çin’deki Türkler de ona c ephe almaya başladı. Bu sırada Çin’e giden ordunun önünde Uygur kaganı bulunuyordu ve o ilk önc e An Lu-shan’ın en güvendiği müttefiki olan Tongra Türklerini sindirdi. Daha sonra bu mükemmel askeri kıtanın komutanlığını Börü Kun (Moyun Çor) Kagan’ın oğlu Ulug Bilge Yabgu üstlendi. Türk-Uygur ordusu Çin ülkesine büyük bir ihtişamla girmişti. Onları karşılayan Çinli yetkililer kurt başlı sanc ağın önünde eğilip, onu selamlıyorlar ve öpüyorlardı. Çin tarihinde bir dönüm noktası olan An Lu-shan maalesef kuzeyden gelen bu akrabalarına karşı başarısız olup, bozgunlar peşi-sıra gelince, nihayet kendi adamları tarafından öldürüldü. S öylendiğine göre, 60-70 bin c ivarında insanın öldüğü4 An Lu-shan hareketini, vefatından sonra oğulları ve komutanları devam ettirmeye ç alıştılar. An Lu-shan’ın ölümü hususunda ç eşitli rivayetler vardır. Bunlardan bir tanesi, hastalanarak kör olması yüzünden, danışmanları tarafından öldürüldüğü şeklindedir. İşte buna binaen bazı ilim adamları An Lu-shan ile tarihteki Kör-oglu’nu birleştirmektedirler5 . Bu ne dereceye kadar doğrudur, bilemeyiz; ama bir hakikat söz konusu ki, Kör-oglu Destanı sadec e Türkiye topraklarında yaşayan bir halk hikayesi değildir. Ona ait izlere Azerbaycan ve Türkistan gibi
3

4

5

J. Mirsky, “ Structure of Rebellion: A Successful Insurrection Furing the T’ang”, Journal of the American Oriental Society , 89/1, 1969, s.68. D. C. Twitchett, The Government of T'ang in the Early Eighth Century” , Bulletin of the School of Oriental and African Studies, 18/2, London 1958, s. 322; E. H. Pritchard, “Thoughts on the Historical Development of the Population of China” , The Journal of Asian Studies, 23/1, 1963, s. 11; S. Gömeç, Uygur Türkleri Tarihi , 3. baskı, Ankara 2009, s.74 C.Hacıyev, Köroglu’nun Çin Gaynagları, Bakı 1998.

194 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

diğer Türk c oğrafyalarında da rastlıyoruz. Bu yüzden Kör-oglu Destanı’nı da umumen Türk dünyasına mal etmek yerinde olur. Başka bir mevzu da, An Lu-shan ayaklanmasından bütün Orta Asya Türklüğünün etkilenmiş olmasıdır. O, ç alkantılı yıllarda Çinliler bu hadiseler iç in şarkılar yazmıştır. Yani, Asya’daki pek ç ok kavim şöyle veya böyle, bu toplumsal harekete katıldılar. Hatta An Lu-shan olaylarının doğrudan veya dolaylı Çinlilerden daha ç ok Türklere tesiri olduğunu da söyleyebiliriz. Mesela, bu isyanı bastırmak iç in Çin’e gittiği esnada, Bögü Kagan’ın orada tanıştığı Mani rahiplerini ülkesine getirerek, Maniheizmi resmen devlet dini olarak seç mesi önemlidir. Bunun yanı sıra bazı Uygurların Çin’e yerleşerek tic aret hayatına meyletmeleri, insanların yerleşik hayatın nimetlerine ve zaaflarına kapılmaları, tembelliğin hastalık şeklini alması, toplumun bel kemiğini oluşturan kadınların, Çinli hanımlara özenmeleri, hırsızlık, dolandırıc ılık ve rüşvet gibi kötü alışkanlıklar, Türk sosyal hayatında bir ç öküşe sebep oldu.6 AN LU-SHAN’IN DOĞUMU HİKÂYESİ∗ Büyük Arslanlar (A-shih-te) ailesinin kadın kamlarından birisi sürekli savaşç ı bir oğlan sahibi olmak iç in Tanrı’ya yakarıyordu. Dilekleri Tanrı katında kabul oldu ve bundan kısa bir süre sonra hamile kaldı. Nihayet doğum günü geldiğinde, beklenmedik bir anda ç adırın tepesinden giren bir ışık hertarafı aydınlattı. Bu sırada kurt, kuş, bütün yabani hayvanlar uludu. S anki onun doğumunu hep birlikte kutluyorlardı. Obada bulunan kamlar bunu gökteki birtakım olaylara yordular ve şans getirec eğini söylediler. Fakat o zaman onların yaşadığı yer Çin imparatorluğunun kontrolü altındaydı. Çinli görevliler bu hadiseyi duyduklarında hemen oraya vardılar. Tanrı’nın gönderdiğine inanılan bu ç oc uğun ortadan kaldırılması lazımdı. Çadırı kuşatarak iç indekileri öldürmek istediler. Ama anne ve ç oc uk durumdan haberdar olunc a oradan kaç tılar ve saklanarak, ölümden kurtuldular. An Lu-shan’ın annesi de Tanrı tarafından esirgendiklerine inanıyordu. Onu Tanrı’nın bir lütfu olarak gören kadın ç oc uğuna Batır/ Urungu (savaşç ı anlamına gelen Ya-lo-shan) adını verdi. An Lu-shan’ın doğumu hikâyesindeki bazı motifler, diğer Türk destanlarında da karşımıza ç ıkan ana temalardır. Bunlardan birisi, yukarıda da gördüğümüz üzere, aşırı derecede bir erkek ç oc uğa sahip olma hayalidir. Bunun da

6

Twitchett, a.g.m., s. 322; M. T. Liu, Die Chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken (T’u-Küe), Wiesbaden 1958, s. 267; R.Grousset, Bozkır İmparatorlu ğ u , çev. R. Uzmen, İstanbul 1980, s. 128; S. G. Klya ştornıy, Drevnetyurkskiye Runiçeskiye Pamyatniki Kak Istoçnik Po Istori Sredney Azii, Moskva 1964, s. 121-122; Huang, a.g.t., s.110-118; P.Hill, “ The Chinese Song-Cycles of Brian Dennis” , Tempo , No 37, Cambridge 1981, s.28; L. N. Gumilev, Hazar Çevresinde Bin Yıl, çev. A. Batur, İstanbul 2001, s. 218. Bu parça M. T. Liu’nun söz konusu eserinin 677-678. sayfalarından alınmıştır.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 195

sebebi, ailenin ve soyun devamı iç in evlat şarttır. İşte o zaman aile anlamlı bir bütün haline gelir. Ailenin esas gayelerinden birisi de nesli ç oğaltmadır7 . Bir diğer unsur ise, ışıktır. Destanların büyük kahramanları; bu kahramanlara kadınlık ve kutsal Türk ç oc uklarına annelik yapan hanımlar, ç oğu kere ilahi bir ışıktan doğarlar. Oguz Kagan Destanı’nın baş kahramanı Oguz dünyaya geldiği zaman onun yüzü gök, yani aydınlık idi. Oguz’un Kün, Ay, Yılduz adlı büyük oğullarını doğuran ilk karısı, ortalığı karanlık bastığı zaman gökten inen bir ışıktan peyda olmuştu. 4. asrın başlarında Çin’in kuzeyinde, Ordos’taki Chao bölgesinde teşekkül eden Hun hanedanlığının kuruc usu Ş ad İlli (S he-le) doğduğunda, annesinin etrafında ışıklar parlamıştı. Ayrıc a Uygur destanlarında, Uygurlara baş seç ilen Bögü (Bugu) Han, diğer dört kardeşiyle beraber Togla ve Selenge ırmakları arasında bir ağaç üzerine düşen semavi bir ışıktan yaratılmıştır. İslamiyetten sonraki destanlarda da ısrarla sürec ek bu kutlu ışık, Türk inanışına ve düşünc esine; var olmanın temel unsurlarından güneşin ve ışığın yansımasından başka bir şey değildir. Eski Türk dininin c ennete gitmeyi ifade eden “uç mak” hadisesi ve “sonsuzluk” da bir ışık âlemidir. Uygur Kaganlığı zamanında kabul olunan Maniheizmin de temel tanrısı iyilik, yani ışık tanrısıdır. Çünkü Bögü Han’ın rüyalarına giren kız bir nur gibidir. Bütün bu ışık motifleri bize eski Türk inanış ve düşünc esinde ışığın önemli bir unsur olduğunu göstermektedir. Türklerin Müslümanlığı seç tikten sonra İslam nuruna neden bu kadar sarıldıkları bunu ortaya koymaktadır. Onlar, İslamın aydınlığını karanlıkta kalmış ülkelere yaymak iç in yüzlerc e yıl c anını vermişlerdir. İslamdan önc e de bu Türk adaletinin ışığı ve temizliğinden başka bir şey olmasa gerek8 . Destanların teşekkül ve kayda geç iş yerleri neresi olursa-olsun, bunların muhtevasında aynı düşünüş ve anlayışa rastlanılması, bu insanların hepsinin ortak bir kültüre sahip bulunduklarının bir göstergesidir.

7

8

Z. Gökalp, Türk Medeniyeti Tarihi, haz. İ. Aka-K. Y. Kopraman, Ankara 1976, s. 293; E. Kuran, “ Türk Ailesinin Mahiyeti ve Tarihi Gelişmesi” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 365; M. Eröz, “Türk Ailesi” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 236-237; B. Gökçe, “ Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 207. Gömeç, Türk Destanlarına… , s. 12.

196 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

KAYNAKÇA
-Eröz, M., “Türk Ailesi”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Esin, E., Türk Kosmolojisine Giriş, İstanbul 2001. -Gökalp, Z., Türk Medeniyeti Tarihi , haz. İ. Aka-K. Y. Kopraman, Ankara 1976. -Gökçe, B., “Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Gömeç, S., Türk Destanlarına Giriş , Ankara 2008. -Gömeç, S., Uygur Türk leri Tarihi, 3. baskı, Ankara 2009. -Grousset, R., Bozk ır İmparatorluğu, çev. R. Uzmen, İstanbul 1980. -Gumilev, L.N., Ha zar Çevresinde Bin Yıl , çev. A. Batur, İstanbul 2001. -Hacıyev, C., Köroglu’nun Çin Gaynagları , Bakı 1998. -Hill, P., “The Chinese Song-Cycles of Brian Dennis”, Tempo, No 37, Cambridge 1981. -Huang, C. H., T’a ng Devrinde Tibetlilerin Çinliler ve Orta Asya Kavimleriyle Münasebetleri , Doktora Tezi, İstanbul 1971. -Klyaştornıy, S. G., Drevnetyurkskiye Runiçeskiye Pamyatniki Kak Istoçnik Po Istori Sredney Azii, Moskva 1964. -Kuran, E., “Türk Ailesinin Mahiyeti ve Tarihi Gelişmesi”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Liu, M. T., Die Chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken (T’u-Küe), Wiesbaden 1958. -Mirsky, J., “Structure of Rebellion: A Successful Insurrection Furing the T’ang”, Journal of the American Oriental Society, 89/1, 1969. -Pritchard, E. H., “Thoughts on the Historical Development of the Population of China”, The Journa l of Asian Studies, 23/1, 1963. -Pulleyblank, E. G., The Background of the Rebellion of An Lu-shan, London 1955 -Twitchett, D. C., The Government of T'ang in the Early Eighth Century”, Bulletin of the School of Orienta l and African Studies, 18/2, London 1958.

astar rengi. Bu çalışmalarımızla ilgili en önemli materyal grubunu bölgede yapılan arkeolojik yüzey araştırmaları sırasında ele geçen çanak-çömlek parçaları oluşturmaktadır. Ü. Çanak-çömlek THE EARLY BRONZE AGE POTTERY CULTURE IN AFYONKARAHISAR Abstract Afyonkarahisar was an important crosspoint in the ancient period as it is at present. Ayrıca çevre bölgelerle olan ilişkiler ya da farklılıklar ile ilgili bir değerlendirme yapmaya çalıştık. İlk Tunç Çağı kültürleri. Değerlendirmeye alınan bu örnekler çevre kültürlerin keramikleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. tempering.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH- Yıl: 2011.com . the sherds used in the study were selected from the surveys carried out in Afyonkarahisar region. Sosyal Bilimler Enstitüsü Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı’nda yapılan “ Afyon ve Çevresi İlk Tunç Çağı Kültürleri” isimli Yüksek Lisans tezinden üretilmiştir. Bu çalışmamızda bölgenin İlk Tunç Çağ kültürünün bir bölümü üzerinde durduk.. Key Words Afyonkarahisar region. We have in this work. Seçilen bu örnekler. Arş. firing. s_kaymakci@hotmail. Issue: 5 Page: 197-214 AFYONKARAHİSAR’DA İLK TUNÇ ÇAĞI ÇANAK ÇÖMLEK KÜLTÜRÜ* Salih KAYMAKÇI∗∗ Özet Afyonkarahisar bugün olduğu gibi Eskiçağda da önemli bir geçiş noktası özelliğini taşımaktaydı. Sayı: 5 Sayfa: 197-214 Year: 2011. burnishing and decoration. Ceramic * ∗∗ Bu çalışma. Gör. açıklama tekniği ve üzerlerindeki bezemeler bakımından değerlendirmeye alınmıştır. we have carried out the comparison between this region and the regions with similar cultural characteristics. Early Bronze Age cultures. Also. hamur katkısı ve rengi. S. Also. pişme derecesi. All the evaluations were carried out with the help of the sherds obtained from the survey. slipping. Erzincan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı. The selected sherds were taken into consideratin in terms of clay colour. These sherds were compared with the ceramic of environmental culture. tried to shed light over the region’s Early Bronze Age cultures. Anahtar Kelimeler Afyonkarahisar Bölgesi. it was aimed to give some information about early Bronze Age culture in a historical process. Furthermore.

198 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

GİRİŞ İlk Tunç Çağı (İTÇ) Anadolu’da M.Ö 3200–1800 yılları arasına tarihlenmektedir. Bu zaman dilimi de kendi arasında İTÇ I, İTÇ II ve İTÇ III diye bölümlere ayrılmaktadır. Konumuzun son bölümünü oluşturan İTÇ III dönemi, Asur tüccarlarının Anadolu’ya gelişini, Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nı da içine almaktadır. Biz burada bu konuya sadece genel olarak değineceğiz ve konumuzu Asur Ticaret Kolonileri’nin başlangıcı olan M.Ö. 2000’ler olarak sınırlayacağız. Konumuz itibariyle burada kültürün ne anlama geldiğini kısaca açıklamak kanaatindeyiz. Kültür; belirli bir insan topluluğunun bireylerinin düşünce, inanç ve yaşama biçimleri, yaptıkları ve kullandıkları aletler ve davranış biçimleridir. Bu açıklama bizim araştırma konumuzun nasıl şekilleneceği açısından önemlidir. Çünkü konu edinilen zaman dilimi Anadolu’da yazının olmadığı bir dönemdir. Bu yüzden kültür farklılıklarını ya da benzerliklerini o zamanda yapılan ve kullanılan materyallerden edinebilmekteyiz. Afyonkarahisar, tarihöncesi dönemden itibaren doğal yol güzergâhları üzerinde yer almaktadır. Konumuzu oluşturan İTÇ’de yazı henüz Anadolu’da kullanılmadığından bölge ile ilgili siyasi, ekonomik ve sosyal olayları Mezopotamya kaynaklarından öğrenmekteyiz. Bunun yanı sıra bölgenin yazısız kaynakları olan arkeolojik buluntulardan değerlendirmeler yapılarak bölgenin kültürü ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bölgede sorunlu olan İlk Tunç III ile ilgili yeni değerlendirmeler yapılmış ve bu dönemde bölgenin Troia, Beycesultan ve Konya Ovası başta olmak üzere çevre kültürler arasındaki konumu ortaya konmuştur. Genel anlamda bakıldığında bu çalışmanın en önemli yanlarından birisi bölge kültürlerinin ayrıntılı kültür özellikleriyle verilmesidir. Ayrıca, bu özelliklerin çevre yerleşmelerle ilişkisi ve farklılıkları da ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Sözgelimi; bölge İlk Tunç II-III kültürlerinin Seyitgazi-Küllüoba ile ya da İlk Tunç Çağ’a Geçiş Evresi ve Geç Kalkolitik Çağ kültürlerinin Beycesultan ve Konya Ovası kültürleri ile ilişkisi buralarda yapılmış ve yapılmakta olan arkeolojik kazı ve yüzey araştırmaları sonucunda elde edilen malzemeler üzerinden ve form-hamur-bezeme özellikleri kapsamında ele alınmıştır. Bu çalışmada jeopolitik değerlerin ortaya konması bakımından yolların konumunun belirlenmesi de önemli bir yer tutmaktadır. Burada yine arkeolojik malzeme ve tarihi doğal yol güzergâhları çevresinden yola çıkarak bölgenin erken dönem yol bağlantıları da incelenmiştir. I. BÖLGENİN COĞRAFİ DURUMU Afyonkarahisar il sınırları Ege, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgeleri olmak üzere üç bölge üzerindedir.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 199

Ege Bölgesi’nde batıdan doğuya doğru gidildiğinde, oldukça yüksek olan platoların oluşturduğu sahaya geçilir. Bu saha üzerinde yüksek dağ sıraları uzanır ve buradan İç Anadolu düzlüklerine geçilir. İç Anadolu ve Ege Bölgesi’nin batı bölümü arasında bulunan bu yüksek alan, bir eşik oluşturmaktadır. Ayrı bir bölüm olarak kabul edilen bu bölüme İç Batı Anadolu adı verilmiştir.1 Afyonkarahisar’da bu bölümün içinde yer almaktadır. İklim bakımından Ege Bölgesi’nin asıl Ege Bölümü ile İç Anadolu Bölgesi arasında geçiş özelliği taşır. Bölgede Akdeniz iklimi ve İç Anadolu iklim özellikleri ağır basmaktadır.2 Coğrafi konum kültür farklılıklarını ortaya çıkarmaktadır. Bunun en çarpıcı örneği olarak Sultan Dağları’nı (1500–2000 m) gösterebiliriz. Sultan Dağları Afyonkarahisar kültürlerinin güney sınırını oluşturmaktadır. Adeta güney ile bağlantıyı bir bariyer gibi kesmiştir. Bu da doğal olarak tamamen farklı olmamakla birlikte ayrı kültür gruplarının oluşmasını sağlamıştır. Bölgede yapılan yüzey araştırmalarının verdiği bilgiler doğrultusunda doğal yapının yerleşim şekillerine etkisini görmekteyiz. İnsanoğlu öncelikle korunma problemini ortadan kaldırma amaçlı yerleşimi düşünmüştür. Bu sebeple daha çok yüksek dağlara, yamaçlara yerleşimin aksine, dağlar ile çevrili korunaklı ovaları tercih etmiştir. Bunun yanında ovalardan ne kadar yükseğe çıkılırsa kuraklığın başladığını, iklim şartlarının zorlaştığını görmüştür. II. AFYONKARAHİSAR’DA YAPILAN BAŞLICA KAZILAR Bu bölümde, bölgede kısa süreli kazı ve araştırma çalışmaları yapılmış bazı ören yerleri hakkında genel bir bilgi verilecektir. Kusura Höyük Afyonkarahisar il merkezinin 55 km güneybatısındaki Kusura adlı köyde yer almaktadır. Burada Winfred Lamb başkanlığında 1935-1937 yılları arasında kazılar yapılmıştır.3 Höyükte A, B ve C tabakaları ismi verilen üç tabaka mevcuttur.4 Kusura A’da M.Ö 3. bin yılın ortalarına tarihlenen (İTÇ II ve III) altı yapı katı bulunmaktadır. B’den C’ye geçiş ise M. Ö. 3. bin yılsonu ve M. Ö. 2. binyıl başına tarihlenmektedir.5 Kaklık Mevkii Afyonkarahisar il merkezinin kuzey-kuzeydoğusundadır. Burhaniye Köyü’nün 1.2 km. güneybatısındadır. 1983–1984 yıllarında Afyonkarahisar Müzesi’ne bağlı olarak Ahmet Topbaş yönetiminde burada kurtarma kazıları yapılmıştır. Kaklık Mevkii İTÇ’ye geçiş dönemini aydınlatan yerleşim yeriyle ve İTÇ II, İTÇ III. Evreye tarihlenen mezarları ile Afyonkarahisar yöresinin bu
Atalay vd. 1997: 195. Atalay vd. 1997: 195, Yılmaz 2004: 71 vd. 3 Lamb 1936: 406-411. 4 Seyirci-Başyılmaz 1982: 36. 5 Lamb 1937: 217- 273; Harmankaya 2002a: Kusura.
1 2

200 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

dönemini açıklayacak bilgiler taşımaktadır. Höyük iki yapı katlı düz bir yerleşmedir. Mezarlık alanı ise erken ve geç olmak üzere iki evreden oluşur. Bunların tarihlemesi de İTÇ II ve İTÇ III olarak yapılmıştır.6 Karaoğlan Mevkii Afyonkarahisar il merkezinin kuş uçumu 20 km kuzeyinde, AfyonEskişehir karayolunun yaklaşık 20. km'sinde, Gazlıgöl kaplıcası kavşağının güneydoğu köşesindedir. 1986 yılında burada akaryakıt istasyonu yapılması düşüncesiyle Afyonkarahisar Müzesi’ne başvurulması üzerine ortaya çıkmıştır. Karaoğlan Mevkii’nde A.Topbaş ve A. İlaslı sondaj çalışmaları yapmıştır. 1990 yılında ise Turan Efe, A. Topbaş ve A. İlaslı’nın da katılımı ile yerleşmede kazı çalışmaları yapılmıştır. Höyük üç yapı evresinden oluşur. Bu evreler İTÇ II ve İTÇ III’e tarihlenmiştir. Karaoğlan Yerleşmesi’nin Beycesultan’ın XV-XIV katları ile çağdaş olduğu düşünülmektedir.7 Çavdarlı Höyük Afyonkarahisar il merkezinin yaklaşık 12 km doğusunda, Çavdarlı Köyü'nün 3.6 km güneybatısındadır. Köylülerin, höyüğün kuzeyinden taşıdıkları kültür toprağı içinde çok sayıda mermer heykel bulmaları üzerine, 1964 yılında M. Akok yönetiminde kurtarma kazısı yapılmıştır. Buluntuları İTÇ II evresini hatırlatmaktadır. M. Akok bu tabakalar için MÖ. 2.500-2.000 tarihini önermektedir.8 Susuz Afyonkarahisar il merkezinin 6 km kuzeydoğusunda, Susuz Köyü mezarlığının altındadır. Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi uzmanlarınca yazılmış olan müze rehberinde, M. Ö. 3-2. bin yıl haritasında İTÇ yerleşimi olarak bildirilmektedir. Yazılıkaya Mezarlık alanı, Afyonkarahisar il merkezinin kuzey-kuzeydoğusunda, Yazılıkaya Köyü'nün yaklaşık 1 km güneyindeki antik Midas kentinin olduğu kayalık platonun yakınındadır. Kentin olduğu kayalık platoda İTÇ yerleşmesinin de olabileceği bildirilmektedir. Buluntu yerinin tam konumu açıklanmamıştır. Daha önce Midas kenti olarak tanımlanan kayalık yükseltinin üzerinde yapılan kazılarda 4 adet İTÇ, 2 adet Son Kalkolitik/İlk Tunç Çağı I evresi çanak çömlek parçası bulunmuştur. İTÇ'ye tarihlenen mezar ise, Yazılıkaya köylüleri tarafından tarlada saban ile sürülürken tesadüfen bulunmuştur. 1948 yılında Frig Dönemi kentinde kazı yapan heyetten H. Çambel bu mezarı bilimsel olarak açmış ve gömüt buluntularını Afyonkarahisar Müzesi'ne teslim etmiştir.

6 7 8

Topbaş vd. 1998: 42; Harmankaya 2002b: Kaklık Mevkii Topbaş vd. 1998: 42; İlaslı 1992, s. 95-103; Harmankaya 2002c: Karaoğlan Mevkii, Harmankaya 2002d: Çavdarlı Höyük

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 201

Çok az sayıda İTÇ çanak çömleklerinin çıktığı tarladaki kazı çalışmaları yalnız bu mezarla sınırlı kalmıştır. Kazı alanı genişletilmemiştir.9 Yıldırımkemal Afyonkarahisar il merkezinin kuzeybatısında, Çatkuyu'nun kuzeybatısında, Yenice Köyü'nün güneybatısındaki Olucak Köyü'nün 5.5 km güneydoğusundadır. Höyüğün bulunduğu mevkii Mandıra olarak bilinmektedir. Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi rehberinde İTÇ yerleşmesi olarak gösterilmiştir. Hakkında ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. III. AFYONKARAHİSAR VE ÇEVRESİ İLK TUNÇ ÇAĞ KERAMİK KÜLTÜRLERİ İlk Tunç I Kültürleri Batı Anadolu’da İlk Tunç I dönemi kendi arasında çeşitli kültür bölgelerine ayrılmıştır. Bunlar; Troia I- Yortan, Phrygia-Bithynia, Beycesultan İlk Tunç Çağı I dönemi ve Lykia-Pisidia kültür bölgeleridir.10 Bunlardan Beycesultan İTÇ I kültürü Denizli’nin doğusu, Afyonkarahisar ve kısmen de Burdur’a kadar olan bölgeye yayılmıştır.11 Troia-Yortan Kültürü; Bu kültürün yayılım alanı, yarımadanın tüm kuzeybatısını içine alır. Bu kültür bölgesi Limni ve Midilli Adası ile daha kesin açıklık getirilmemiş İznik Bölgesi’dir. Yortan grubunun İTÇ I’deki gelişimi ile ilgili hemen hemen hiçbir şey bilinmemektedir. Yortan’ın İTÇ II’ye tarihlenen mezarlık buluntuları, bölgenin diğer çanak çömleklerinden farklı özellikler göstermektedir. Bundan dolayı bir kısım araştırmacı Yortan buluntularını ayrı bir kültür grubu içinde değerlendirmektedir. Yortan Grubu haricindeki diğer bölgeleri M. Korfmann “Denizsel Troia Kültürü” olarak tanımlamaktadır. Çömlekçi çarkının henüz kullanılmadığı bu kültür bölgesine özgü çanak çömlek koyu yüzlü ve siyah iyi açkılıdır. Genellikle bezemesiz olmakla birlikte bazı çanaklarda kazıma tekniği kullanılarak tutamaklar insan yüzü biçimine sokulmuştur. Balıkesir ve İznik bölgelerin de ise kahverengi astarlı çanak çömleğe rastlanmaktadır. Kaideli ve kaidesiz, omurgalı, içte kalınlaştırılmış dudaklı kâseler çok tipik örneklerdir. Bu kâseler makara kulplu olarak karşımıza çıkmaktadır. İlmik kulplar makara kulplar kadar tipik değillerdir. Yine dudak üzerine çivi ve yiv bezemeler yer almaktadır.12 Phrygia-Bithynia Kültürü; Eskişehir Ovası ve çevresi, Yukarı Sakarya ovaları kültür bölgesini oluşturmaktadır. İTÇ II’de ise İznik ve İnegöl ovalarını da içine almaktadır. Siyah açkılı çanak çömlek ile kırmızı astarlı ve açkılı çanak

9 10 11 12

French 1968: 240; Harmankaya 2002e: Yazılıkaya. Efe 2003: 102. Harmankaya 2002: 17. Sevin 1998: 95; Efe 2003: 102.

202 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

çömlekler bu dönem için çok karakteristiktir. Siyah açkılıların çoğunu siyah ağızlı kaseler oluşturur. En tipik biçim basit görünüşlü, ilmik kulplu kâselerdir. Beycesultan İTÇ I Kültürü; Beycesultan yerleşmesi İTÇ’nin üç dönemini de içerir. İTÇ I dönemini XIX, XVIII ve XVIIc, b, a katları temsil etmektedir. Bu dönemin çanak-çömleklerinin bazıları açkılı iken diğerleri kaba mallardan oluşmaktadır. Kaliteli ve açkılı malların hamuru soluk kırmızı, devetüyü ya da grimsi-siyah renktedir. Küçük taşcık ve saman katkılı malların yanı sıra, saman katkısı dahi içermeyen kaliteli mallar da mevcuttur. Çanak-çömlekler genellikle iyi pişmişlerdir. Fakat açık renkli hamura sahip olan kapların özünde bir grilik görülmektedir. Kapların hemen hepsi astarlıdır ve iyi açkılıdırlar. Kaplarda bezeme uygulaması sınırlıdır. Kaba mal grubunda ise hamur rengi kırmızı veya kahverenginin tonlarıdır. Bu malların hamurları bol ot, saman ve taşçık katkılıdır. Bu dönemde, içe dönük ağızlı kâseler, derin kâseler, fincanlar, uzun boyunlu, küresel gövdeli ve tek kulplu testiler ile iki kulplu oluk bezemeli çömlekler kullanılan bazı kap biçimlerdir.13 Beycesultan İTÇ I kültürünü oluşturan özelliklerden bir başkası ise Ege türünde, keman biçimli mermer idollerdir. Ana Tanrıça’yı ifade eden bu idoller; gerçekçi figürinlerin aksine tamamıyla soyut bir görünüm içerir. Yine araştırma bölgemiz içerisinde yer alan Küllüoba Höyük, Kalkolitik Çağ’dan İTÇ’ye geçişi veren yerleşme kalıntıları ve İTÇ evresi ile ortaya çıkmaktadır. Küllüoba’da yapılan kazılar sonucu elde edilen mallar; siyah, gri, özenli açkılıdır. Gaga ağızlı testiler bu evrede ortaya çıkmıştır.14 Küllüoba’nın AF 14 katında ele geçen malzemeler Beycesultan I oluk bezemeli çanak çömlek parçaları ile benzerlik göstermektedir. Öte yandan Küllüoba İTÇ I çanak çömleği, kuzeybatıdan komşusu olan Demircihöyük çanak çömlek grubu ile birçok ortak özellikler içerir. Fakat sözünü ettiğimiz Demircihöyük malzemesinden de ayrılan karakteristik bir takım yerel çanak çömleği de bünyesinde barındırır. Demircihöyük ve Küllüoba, güneybatıda büyük bir alanı kaplayan Beycesultan I çanak çömlek grubundan kesin hatlarla ayrılmaktadır. Fakat Küllüoba’nın 2. evresinde ele geçen mallar ile Beycesultan’ın oluk bezemeli çanak çömleği arasında karşılaştırmalar yapılabilmektedir.15 İTÇ I’de Kusura malzemesinin el yapımı, ince koyu gri renkli hamurlu, siyah astarlı ve oldukça kaliteli bir özelliğe sahip olduğunu görmekteyiz. Kusura’da İTÇ I’in tespit edildiği A tabakası kısmen tahribata uğramıştır. Burada çoğunlukla kâse biçimli kaplar bulunmuştur. Ayrıca bulunan mallar üzerinde beyaz boya bezeme teknikleri de görülmektedir.16

13 14 15 16

Lloyd-Mellaart 1962: 119-127. Efe-Ay-Efe 2001: 53. Efe-Ay-Efe 2001: 53. Lamb 1937: 14.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 203

Kültür bölgelerinin oluşturduğu yayılım alanı ve bu kültür gruplarına ait malların benzer özelliklere sahip olanlarını araştırma bölgemiz olan Afyonkarahisar’da da görmekteyiz. Bu kültür grupları aynı yol güzergâhları üzerine konumlanmış olan yerleşmelerden oluşmaktadır. İlk Tunç II Kültürleri Bu dönem kültürleri hakkındaki bilgilerimiz İlk Tunç Çağı I dönemine oranla daha fazladır. İTÇ II kültür bölgesinin sınırını batıda Sivrihisar Dağları’ndan doğuda Kızılırmak kavsinin içine kadar uzanan bölge ile sınırlayabiliriz.17 Bu bölgenin içinde özellikle çanak-çömlek buluntularıyla ayırt edilebilen beş kültür grubu vardır. Batıda Polatlı ve Ankara, Alacahöyük ve çevresi, kuzeyde Karadeniz kıyıları boyunca Filyos, Sinop ve Orta Karadeniz Bölgesi (İkiztepe), güneyde ise Aksaray-Konya Ovası ve Kilikia Kültür Bölgesi yer almaktadır. Burada araştırma alanımız içinde olan kültür bölgesi “Orta İç Batı Anadolu Kültürü” dür. Bu kültür bölgesinin yayılım alanı içinde Beycesultan İlk Tunç Çağı II, Acıpayam, Kusura, Afyonkarahisar, Altıntaş-Örencik ve TavşanlıKütahya çanak-çömlek gruplarından söz edilebilir. Çalışma bölgemiz ile doğrudan ilişkili olan kültür grupları ise; Kusura-Isparta, Afyon-Emirdağ ve Sultandağı’dır. İlk Tunç Çağı II döneminde kültür bölgeleri içinde çanak-çömlek grupları ve yöresel farklılıklar açık olarak görülmektedir. Bu dönemde çanakçömlek hala elde yapılmaktadır. Kırmızı astarlı ve açkılı mallar dönemin karakteristik özelliğini yansıtır. Orta ve İç Anadolu’da İlk Tunç I döneminin ince kenarlı ve oluk bezemeli çanak çömleği artık görülmez. Fakat oluk bezeme Göller Bölgesi, Uşak, Denizli ve Afyonkarahisar’ın güney bölgelerinde tipiktir. Ancak mal ve yapım teknikleri farklıdır. Kuzeyin oluk bezemesi daha çok Kusura fincanları ve kâselerinde görülmektedir.18 İTÇ II dönemi Troia II’de çanak-çömlek yapım tekniği değişmiştir. Daha önce İTÇ I dönemi malları elde yapılırken şimdi üretilen çanak-çömlek çarkla yapılmaktaydı. İTÇ II Troia keramikleri kahverenginin tonları veya kırmızıydılar. Troia II çanak çömleği bu dönem itibariyle büyük bir değişim içine girmiştir. Troia II maskeli kaplar denilen, yuvarlak matara biçimli kapların üzerine kabartma olarak insan yüzü tasvir edilmiş testiler ile Homeros’un bahsettiği “Depas amphikypellon” lar, zarif iki kulplu vazolar bu dönemin en karakteristik kaplarını oluşturmuştur.19 Beycesultan’ın İTÇ II tabakaları XVI-XIII katlardır. Buradaki İTÇ II dönemi çanak-çömleği, hala elde yapılmaktaydı. Açık renkli kapların hamur rengi, pembe veya devetüyü iken, koyu renklilerinki gri ya da siyahtır. Bu mallardaki
17 18 19

Efe 2003: 104. Efe 2003: 104 vd.; Lloyd-Mellaart 1962: 197. Kınal 1998: 39, Sevin 1998: 103.

204 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

katkılar saman ve taşçık içerir. Bu dönemin çanak-çömlek yüzeylerinde çatlamış kalın bir astar tabakası bulunmaktadır ve açkı az çok görülse de önceki döneminki kadar kaliteli değildir. Bu kaplar muhtemelen günlük ihtiyaçlar için kullanılıyordu. Örneğin; mutfak eşyaları ve çocuk tabutu olarak kullanılan çömlekler gibi. Fakat ince, küçük ve daha itinalı kaplar ise kült eşyası olarak kullanılmaktaydı. Bu dönem kaplarında; fırınlama yeterli derecededir. Fakat özde hala fırınlamadan kaynaklanan siyah izler görülmektedir. İTÇ II kap hamuru kalın, kap biçimleri ise İTÇ I’in kibar kap formlarına göre daha iri ve kabadır. Kaplarda bezeme olarak kullanılan dalga ve yiv motifleri, İTÇ II kültürünün en önemli özelliklerinden biridir. Bu mallardaki bezemeler astardan önce uygulanmaktaydı. Keramik yüzeylerinde kullanılmış olan renkler; açık gri, siyah, açık kiremit, koyu gri, kahverengi, siyah ve devetüyü renkleridir. Bu dönemde kullanılmış olan kap biçimleri arasına kâseler, fincanlar, çömlek ve testiler (gaga ağızlılar), büyük saksılar ve küpler girmektedir. Bunların bazılarında tutamak, kulp ve akıtacaklar bulunmaktadır.20 Beycesultan İTÇ II yerleşmesi, bugüne kadar Batı Anadolu’nun gerçek anlamda bilinen en eski kenti olma özelliğini taşır. Bu dönemin sonlarında Troia’dan Konya Ovası ve Kilikia’ya kadar olan yerleşmelerde yangınlar saptanmıştır. Bu durum Troia’dan geldiği düşünülen Luwi İstilası’na bağlanmaktadır.21 İTÇ II dönemi Küllüoba, Yukarı Sakarya Çanak Çömlek Grubu olarak adlandırılan grubun tipik özelliklerini taşımaktadır. Küllüoba İTÇ II çanak çömleği komşu olduğu Afyon ve Demircihöyük İTÇ II çanak çömlekleri ile birçok benzerlikler göstermesine rağmen, bazı yerel özellikleriyle de onlardan ayrılmaktadır. Demircihöyük’ün siyah açkılı malları ve S-profilli black topped kâseleri Küllüoba İTÇ II grubunda yok denecek kadar azdır. Sözünü ettiğimiz siyah açkılı mallar Afyonkarahisar için de tipik değildir. Afyonkarahisar grubu ile Küllüoba’nın arasındaki önemli farklardan birisi de; Afyonkarahisar grubu için karakteristik olan yatay kulplu, içe doğru kıvrılan ağızlı ve omurgalı kâselerin Küllüoba’da pek görülmemesidir. Küllüoba’da İTÇ II sonu ve erken İTÇ III’te önemli sayıda çanak çömlek ele geçmiştir. Bu tür bezemeli çanak çömlekler yerel özellikleri ile İç Batı Anadolu’dan doğuda Kızılırmak kavsinin içine kadar olan tüm Orta Anadolu’da yaygındır.22 Afyonkarahisar’ın doğusunda Konya Ovası kültür bölgesi yer alır. Bu bölgede, sözü edilen dönemle ilgili olarak sadece Konya-Karahöyük’te küçük bir alan araştırılmıştır. Konya-Karahöyük İTÇ II tabakalarında yapılan kazılarla ele geçen en tipik mallar; kırmızı astarlı ve açkılı kaplardır. Bu kapların gelişigüzel yerlerine küçük kulp-tutamaklar yerleştirilmiş ve özensiz bir kırmızı
20 21 22

Kınal 1998: 41; Lloyd-Mellaart 1962,135 vd. Mellaart 1963: 201. Efe-Ay-Efe 2001: 51.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 205

boya bezeme uygulanmıştır. Buradaki metalik mal grubu yüksek ısıda fırınlanmıştır. Bu dönem Konya Bölgesi’nin ana mal grubu siyah veya kırmızı astarlı ve açkılı mallardan oluşmaktadır. 23 Afyonkarahisar’ın İTÇ II’ye tarihlenen yerleşmelerine bakacak olursak; Kazısı yapılmış olan Karaoğlan Yerleşmesi’nin çanak çömlek grubunun çoğunu kırmızı astarlı ve açkılı malların oluşturduğunu görmekteyiz. Bu malların hamur rengi daha çok kahverengi ve kırmızının tonlarıdır. Bu grup kendi içinde dört farklı gruba daha ayrılmıştır. Bunlar; devetüyü ve kırmızı astarlı mallar, taşçık katkılı kırmızı astarlı mallar, iyi pişmiş kırmızı astarlı mallar ve beyaz boya motifli bezemeli kırmızı astarlı mallardır.24 Karaoğlan Mevkii’ndeki kap biçimleri; kaseler, gaga ağızlı testiler, çömlekler, geniş ağızlı çanaklar, geniş tabaklar ve küplerdir. En yaygın bezeme örnekleri ise yiv, kabartma ve boya bezemedir.25 Yine Afyonkarahisar sınırları içerisinde kazısı yapılmış olan Kaklık Mevkii Mezarlığı’nda ele geçen kaplar Troia’nın kırmızı astarlı malları ile büyük bir benzerlik göstermektedir. Keramiklerin yüzeyleri kiremit rengi ve kahverenginin tonları ile astarlanmıştır. Hamur kahverengidir, ince kumlu ve mikalıdır.26 İTÇ II Kusura’da B yapı tabakası ile ifade edilmektedir. B tabakasının tarihlemesi İTÇ II ve İTÇ III’ün sonu olarak tespit edilmiştir. Bu dönemdeki çanak çömleklerin çoğunluğu devetüyü, gri veya kırmızı ve açık devetüyü astarlı olarak tespit edilmiştir. Yine çoğunluğu çark yapımıdır. Çanak çömleklerden bazıları açkılıdır.27 İlk Tunç III Kültürleri Bu dönemde yerleşme sayısında gözle görülür bir düşüş olurken buna karşılık büyük yerleşmelerin sayısı da artmıştır. Bu durum insanların giderek şehirlerde toplanmaya başladığı şeklinde yorumlanabilmektedir. İTÇ III’de yeni türde çanak-çömlek ile karşılaşılır. Batı Anadolu’da çarkta yapılmış ilk kap biçimi Troia tabağı gibi tipik kaplar görülür. Beycesultan’da da çarkın kullanılmasıyla daha kaliteli kaplar ortaya çıkmamaktadır. Aksine seri üretilmiş kalitesiz ve fazla sanatsal olmayan kaba mallarda bir artış görülmektedir. Çark izini gizlemek için kaplar, ince ve kötü bir kırmızı, devetüyü ya da kirli kahverengi boya astarla sıvanmışlardır. Bezeme ise nadir kullanılmaktaydı. Beyaz boya bezeme ve beyaz macunla doldurulmuş kazı bezemeler ise ortadan tamamıyla kalkmıştır. Çömleklerde, gaga ağızlı testilerde ve fincanlarda astardan önce kazı bezek uygulanmıştır. Bu bezeme türü derin, düzensiz ve kabadır. Dışa çekik ağızlı fincan ve kâselerin hemen ağızlarının üzerinde dikey
23 24 25 26 27

Efe 2003: 106. Topbaş vd. 1998: 38-39. Topbaş vd. 1998: 41. Topbaş vd. 1998: 39. Lamb 1937: 14.

206 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

şerit ve ilmik kulplar görülür. İTÇ III çanak-çömleğinin hamur rengi devetüyü veya soluk/mat kırmızıdır. Katkı olarak da saman ve taşçık vardır. Kaplar genel olarak iyi pişmişlerdir. Ancak fırınlamadan kaynaklı olarak özde grilikler devam etmektedir. Keramik yüzeyleri kap ıslakken düzeltilmiştir ya da yüzeyler kirli kahverengi veya açık kahverengi astarla düzeltilmişlerdir. Boya astar genellikle tüm dış yüzeye ve sadece iç ağza bir bant şeklinde uygulanmıştır. Astarlı mallar genel olarak bezemesiz ve açkısızdır. En kaliteli astarlı mallara ise açkı uygulanmıştır. Bu dönemin astarları çok kolay bir şekilde silinmektedir. Alacalı yüzeyler bu dönemde fazla görülmezler ve daha önceki dönemlerde görülen kaba ve gri mallar ise İTÇ III’de ortadan kalkmışlardır.28 Küllüoba’da İTÇ III’de saptanmış olan dört ayrı evrede, Batı Anadolu’nun karakteristik çanak çömlek mal grupları ve formları ele geçmiştir. Bunların en önemlileri arasında “Red Coated Ware” çark yapımı Troia tabakları, depaslar, tankard ve üçayaklı mutfak kapları, amforalar gelmektedir. Bu dönemde çarkın kullanılmasına bağlı olarak kap gövdelerinin giderek oval bir şekil aldığı görülmektedir. Bunun örneklerini Tarsus ve Troia’da görmek mümkündür.29 Yapılan bu araştırmayı destekleyici olması ile şimdi de Afyonkarahisar’da yapılan yüzey araştırmaları ile ele geçen malzemeleri değerlendirerek kültür farklılıklarını ortaya çıkarmaya çalışacağız.30 IV. İLK TUNÇ ÇAĞ ÇANAK-ÇÖMLEK GRUPLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Çalışmalarımız sonucunda bölge çanak-çömlek kültürleri ile ilgili önemli bilgilere ulaştık. Arkeolojik yüzey araştırması ile elde edilen buluntular arasında İTÇ I-II ve buna göre daha az oranda İTÇ III malzemesine rastlanmıştır. Bölge İTÇ kültürlerinin Batı Anadolu ilişkisinin daha belirgin olduğu anlaşılmıştır. Yine Göller Bölgesi ve Konya’nın kuzey-kuzeybatı kesimi31 ile de bazı ilişkiler olduğu görülmüştür.32 Bolvadin-Çobanlar-İsçehisar-Bayat İlçeleri’nin kesişme alanında, (Eskikabir, Pirenlik ve Yazırınçayır gibi yerleşmelerde) İTÇ II boya ve bezemede turuncu astarın biraz daha yoğunlaştığı görülür. Özellikle de dağlık alan üzerinde bulunan Baldanlar yerleşmesinde bu yoğunluk daha fazladır.33 Daha önce bu bölgede çalışmalar yapan araştırmacılar, Afyon-Emirdağ Grubu İTÇ II kaplarında yiv bezemenin sınırlı olduğunu belirtmişlerdir. Bu durum Bolvadin malzemesinde de aynı şekilde görülmektedir. Yine bu dö28 29 30

31 32 33

Lloyd-Mellaart 1962:200 . Efe-Ay-Efe 2001: 54. Bu bölümde, 2002-2006 yılları arasında Özdemir Koçak başkanlığında, içinde bu makalenin yazarının da bulunduğu bir ekip tarafından Afyonkarahisar çevresinde yapılan yüzey araştırmalarından elde edilen çanak-çömleklerin değerlendirmesi yapılmıştır. Bahar-Koçak 2003: 21 vdd. ; Bahar-Koçak 2004: 63 vdd. ; Çizim 4 vdd. Koçak 2004: 58. Koçak 2004: 58.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 207

nemde ilmik ve şerit kulp örneklerinde bir artış gözlenmektedir. Bu durum kuzeydeki Demircihöyük, Polatlı ve Ahlatlıbel kültürleri ile ilişkilendirilmektedir.34 Çalışma bölgemiz ile ilgili elimizdeki kırmızı astarlı buluntuların özellikle Konya Ovası’nın koyu örneklerine göre daha açık tonda olduğu görülmektedir. Ayrıca bu bölgede gri, siyah ve tonlarındaki buluntular yaygın değildir.35 1. ÇANAKLAR Bunlar elimizdeki malzemeler arasında en büyük grubu oluşturmaktadırlar. Form özellikleri bakımından da kendi içerisinde farklı gruplara ayrılmaktadır. Bölgedeki çanaklar çeşitli form özellikleri gösterir. Bu gruplardan birisi oval ağızlı ve gövde eğimi fazla olan gruptur. Gövdedeki eğimden dolayı ağız daha yayvan bir görünüm almaktadır. Bazı örneklerin gövdesi hemen ağız altından itibaren dış bükey bir profil ile bombe yaparken, bir grup örnekte ise ağız altından itibaren düz gelerek, bombe dibin hemen üstünde oluşmaktadır ve düz diplidir. Ayrıca yatay ve ilmik kulplu örnekler de bulunmaktadır. Yatay kulplu üzerine yapılan sığ oluk bezeme örnekleri bölgenin tipik kulpları arasındadır. Kulplu örneklerin dışında, at nalı tutamaklı çanaklar da bulunmaktadır.36 Bu gruba ait buluntularımızın Beycesultan37, Troia38 ve Küllüoba’da yakın benzerlerini bulabilmek mümkündür. 1.1 Derin Çanaklar Derin çanaklardan bir kısmında gövde dik ve dike yakın bir form özelliği göstermektedir. Kap, gövdeden dip kısma hafif bir meyil ile daralmaktadır. Bu gruba ait buluntularımızın yakın benzerlerini Beycesultan39 ve Troia40’da bulabilmek mümkündür.

34 35 36 37

38 39

Lloyd-Mellaart 1962: 192. Topbaş vd. 1998: 38 vd; Koçak 2004: 59. Koçak 2004: 61. Lloyd-Mellaart 1962: 118, Fig. P. 14/ 17, EB 1 pottery, Level XIX; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 154, Fig. P. 28/ 7, EB 2 pottery, Level XV; 158, Fig. P. 30/ 14, EB 2 pottery, Level XV; 174, Fig. P. 38/ 4, EB 2 pottery, Level XIV; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 208, Fig. P. 50/ 37, EB 3a pottery, Level X; 202, Fig. P. 47/ 18, EB 3a pottery, Level XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 16, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 18, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 22, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 55, EB 3a pottery, Blegen-Caskey-Rawson 1951: (II/ 2 Plates), 5; 176, 32.67, Troy IV, İTÇ IIIa; 184, 2, Profiles of Sherds Phase, Troy IV. Lloyd-Mellaart 1962: 118, Fig. P. 14/ 17, EB 1 pottery, Level XIX; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 172, Fig. P. 37/ 16, EB 2 pottery, Level XIV; 120, Fig. P. 15/ 39, EB 1 pottery, Level XVIII-XVII; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 172, Fig. P. 37/ 5, EB 2 pottery, Level XIV; 202, Fig. P. 47/ 218, EB 3a pottery, Level XII-XI; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 202, Fig. P. 47/ 49, EB 3a pottery, Levels XII-XI;

40 41 42 43 44 45 46 47 48 . Bahar vd. P. Levels XXX-XXXII. Level VII. Fig. Level XII-XI. Levels VII-VIII. Fig. Bu grup içinde yarı kapalı ve tam kapalı örnekler bulunmaktadır. P. 58/ 16. Fig. 37/ 11.2 Sığ Çanaklar İTÇ çanaklarının bir grubunu da sığ çanaklar oluşturmaktadır. (I/2). Evderesi İTÇ. Levels XII-XI. Fig.. 47/ 49. 7. 47/ 22. Konya Ovası47 ve Troia’da48 görmek mümkündür. 58/ 12. Bahar vd. 47/ 17. EB 2 pottery. Level VII. dışa açık ağızlı veya yuvarlatılmış gövdelidir. Lloyd-Mellaart 1962: 86. 7/ 6. BaharKoçak 2004: 64 vd. 202. Buluntuların çok büyük bir kısmı yuvarlatılmış gövdeli ve yuvarlatılmış düz diplidir. EB 3b pottery. P. 8. EB 2 . 179. Bu grupta at nalı tutamaklı ve 202. ve Troia’da44 bulabilmek mümkündür. P. EB 3b pottery. EB 3a pottery. P. Levels XII-XI. 1951: (II/ 2 Plates). Blegen vd. Levels XXX-XXXII. Duru 1996: Levha 131/1-7 1. EB 3a pottery. Düz ya da hafif bombeli gelen gövde. Sarayönü Aşağı Çiğil. 224. EB 3b pottery. 224. düz yada yuvarlatılmış düz bir diple bitmektedir. P. Level XVI. Levels XII-XI. P. 230. Fig. Kuruçay EB 2.45 Yine sığ çanakların içinde değerlendirdiğimiz bir grupta ağız altından başlayan omurgalı tiplerdir. kapalı ağızlılar ve dışa çekik ağızlılar olmak üzere iki ana grupta incelenebilir. Bu gruba ait buluntuların benzerlerini Beycesultan46. Late Chalcolithic 2 pottery.17. EB 3a pottery. Konya Ovası42. 208. 23/ 18. Katın J Türü Mallarından siyah hamurlular. Late Chalcolithic 2 pottery. 202. P. 58/ 2. Blegen vd. Levha CIII/8. Fig. EB 3a pottery. Fig. 1951: (II/ 2 Plates). EB 3a pottery. Fig. 172. Level X. P. 33 vdd. P. 218/149. EB 3a pottery. 47/ 1. 1959: (I/1) . 1996: 31 vdd. 144. 47/ 56. Fig. 182. 249/ 13-14. 50/ 36. P. 179. P. Level XVI. 173. Fig. 86. Lloyd-Mellaart 1962: 202. 1951: (II/2 plates). Fig. 202. Bahar-Koçak 2004: 64. Bazı örnekler de ise çömlek ağızlarının hafif dışa çekik olarak yapılmış olduğunu görmekteyiz. Level VII. Troia. Koçak 2004: 61. Çizim 23/ 1-3. Fig. 50/ 2. P. ÇÖMLEKLER Çömlekler. Bu örnekler küresel karınlı ve düz diplidir. 1. Bu çanaklar genelde düz. 175. P. EB 2 pottery. 61/ 19. Mellaart 1963: 215/ 14. Fig. Kuruçay43. 2. Bu gruba ait buluntularımızın yakın benzerlerini Beycesultan41. Kadınhanı Büyük Höyük. Fig. Levha XCIX/5 Karasevinç.208 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Derin çanakların bir grubunu kapalı ağızlı örnekler oluşturmaktadır.1 Kapalı Ağızlı Çömlekler Kapalı ağızlı çömleklerin dudak kısmı hafif oval ya da düz olarak yapılmıştır.. EB 3a pottery. Çizim 18/ 1-5. Levha CII/7. Blegen vd. Fig. 2. 208. 1996: 28. Blegen vd. 7/ 7. P. Level X. EB 3b pottery. 1. Levels XII-XI. 224.

SONUÇ Yaptığımız çalışmalar sonucunda Afyonkarahisar kültür gruplarını oluşturan yerleşmeler ile ona komşu olan doğuda Konya Ovası. KÜPLER Bölgedeki küplerin büyük bir kısmı orta boyludur. Çalışma bölgemizin doğu sınırını Akşehir-Yunak-Çeltik kesiminin oluşturduğu ve bu bölgenin batıda Göller Bölgesi ile Eskişehir’e kadar uzanan bir alanla ilişki içerisinde olduğunu görmekteyiz. Fig. . 19. güneyde Göller Bölgesi. 53. Gövde yüzeylerinde hafif bir pürüzlenme görülmektedir. Kaklık Mevkii İTÇ II. Levha 39/ 4-5. 19/ 21-22. Bölgedeki tavaların yakın benzerlerini Afyon ve Konya Ovası başta olmak üzere çevre yerleşmelerde görebilmekteyiz. Topbaş vd. 1996: 26 vdd. Topbaş vd. Fig. 1998: 41-61 vdd. Çizim 7. Çizim 2-3. 18/ 25-27.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 209 yatay kulplu buluntular da vardır. Koçak 2004: 62. Koçak 2004: 61. profillerinden dolayı yayvan yapılmıştır. Çeltik ve çevresi bir geçiş bölgesi görevi üstlenmektedir. Bu ilişkinin Suriye-Kilikya’dan başlayan ve Konya Ovası üzerinden Kuzeybatı Anadolu ile Küllüoba. güneybatıda Beycesultan. Karasevinç. Fig. Bahar-Koçak 2004: 66. 221/ 8.. Fig. Küllüoba. 49/ 94-95. 59/ 176. TAVALAR Tavaların hemen hepsi dışa çekik ağızlıdır. Demircihö- 49 50 51 52 53 54 Mellaart 1963: 215/ 12. 63.2 Dışa Çekik Ağızlı Çömlekler Çalışma bölgemizde dışa çekik ağızlı çömlekler çok sayıda görülmektedir. Bunlar düz ya da oval ağızlı olup. 77. Bahar vd. Kuruçay 2. 28-37. 1998: 41. 52:1-7. küresel karınlı ve düz diplidir. Osmancık. Kuruçay50 ve Afyon’da51 bulabilmek mümkündür. Afyon-Karaoğlan İTÇ II. kuzeyde Demircihöyük. 13. Yunak. 20/ 38-42. Çalışma alanımızın doğu sınırını oluşturan Akşehir. Duru 1996: 111. Bazı örneklerin ağızları hafif dışa çekiktir. Levha XCV/ 11. 56:5) Çömlek gruplarına ait buluntularımızın yakın benzerlerini. EB 1-2.. Bu bölge kısmen Konya Ovası etkisinde görülse bile daha çok Bolvadin-ÇaySultandağı kesimi ile ilişki içerisindedir. Afyonkarahisar-Karaoğlan İTÇ II.54 V. Bunların büyük bir bölümü hafif kısa boyunlu. Fig 48/49. Düz dipli buluntuların çoğunda dip kısmının dışa doğru bir çıkıntı yaptığı görülmektedir.52 3. ve 1 katların A/ 1 Gurubu. düz bir gövde profiline sahiptir.53 4. 48/ 92. Bu ilişki özellikle İTÇ II’de karakteristik bir görünüm vermektedir. Bahar-Koçak 2003: 33 vd. XCIX/ 1. İTÇ II. Yortan kültür gruplarının arasındaki ilişkiler değerlendirilmeye çalışılmıştır. Troia. 2. Konya Ovası49. Fig. (Çizim 51:2-3-57-8. Bahar-Koçak 2004: 63. 61. Bunlarda da yatay at nalı biçimli tutamaklar görülmektedir. Bu örneklerin ağzı.

210 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yük ile devam ederek Troia’ya uzanan bir ticaret yolu ile de yakından ilgisi vardır. Göller Bölgesi ve çevresinde çok yoğun olarak rastlanan makara biçimli tutamaklar Afyon bölgesi çevresindeki yerleşmelerde çok az sayıda görülür. Sözgelimi. Değerlendirdiğimiz keramiklerin büyük bir çoğunluğu orta derecede fırınlanmıştır (Tablo II) ve neredeyse tamamına yakın bir bölümü de açkılıdır. 7. Yazının henüz Anadolu’da kullanılmadığı bir dönemi içine alan araştırma konumuz. Bu çanak çömlek parçalarının hamur katkıları orantılı bir seyir izlememektedir. (Tablo III).5 YR 5/6 Red-Kırmızı) hâkimdir. (Tablo II) Seçtiğimiz ve değerlendirmeye aldığımız malzemelerin yakın benzerlerini Beycesultan. Çalışma bölgemizde yaptığımız değerlendirmede. Ayrıca doğal etkenlerin de (dağlar. Kuruçay ve Küllüoba’da görmemiz mümkündür. Çanak çömleklerin astar renklerin de ise gözle görülür bir şekilde kırmızı ve tonları (2. Troia. çanak çömleklerin hamur renkleri kırmızı ve kırmızının tonları (2. 5 YR 6/6 Reddish Yellow-Kırmızımsı sarı. Hamur katkısı olarak.55 Yapılan bu çalışmada 55 Munsell Soil Chart 2000. Çalışma alanımızın bu saydığımız yerleşmeler ile benzerlik göstermesi hiç şüphesiz İTÇ’de aynı ticaret yol güzergahları üzerinde bulunuyor olmalarından kaynaklanmaktadır. 5 YR 5/6 Yellowish Red-Sarımsı kırmızı) ile kahverengi ve tonları (7.5 YR 6/4 Light Brown-Açık kahverengi. Bölgede Sultandağları’nın güneyle olan bağlantıyı bir bariyer gibi kestiği gibi kültürel olarak da aradaki ilişkiyi zayıflattığı görülmektedir. Bu nedenle bölge kültürü daha çok batı ve doğu – kuzeydoğu etkili gelişmiştir. Bu çalışmada değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin hamur ve astar renkleri Munsell Renk Katoloğu’na göre yapılmıştır.5 YR 5/6 Red-Kırmızı. iklim şartları) oluşturduğu bir zorunluluk ile kültür benzerlikleri görülebilmektedir. Konya Ovası. bölgede yapılan arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalarından elde edilen bilgiler ile desteklenmeye çalışılmıştır. Sultandağları Afyonkarahisar’ın güney ile olan bağlantısını büyük oranda kesmiştir.5 YR 5/4 Brown -Kahverengi) arasında görülmektedir. mika-taşcık ve saman katkılarına göre daha yoğun olduğu gözlenmiştir. Göller Bölgesi’nde yoğun olarak rastladığımız omurgalı İTÇ kaplarına da Afyon’un özellikle doğu kesiminde az sayıda rastlanmaktadır. Göller Bölgesi. Ayrıca. Yapılan bu çalışma Afyonkarahisar’ın çevre kültürler ile benzerliklerini ya da farklılıklarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Buna rağmen çalışma bölgesinin daha çok batı kültürleri ile iletişim içerisinde olduğu ancak bölgesel kültür özelliklerinin de azımsanmayacak kadar çok olduğunu söylemek mümkündür. . kireç katkısının. Bu etki yine hiç şüphesiz bölgede üretilen çanak çömleklerin de şekillenmesinde belirleyici unsur olmuştur.

Daha sonra ise değerlendirmeye alınan buluntuların çizimleri ve analojileri yapılmıştır.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 211 440 adet yüzey buluntusu (çanak-çömlek) değerlendirmeye alınmıştır. (Tablo I) Bu grafikde ise değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin pişme durumları verilmektedir. Yandaki tablo değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin hamurlarındaki katkı oranlarını vermektedir. (Tablo III) . (Tablo II) Değerlendirmeye alınan çanak çömleklerdeki açkı durumu verilmektedir.

212 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 213 Afyonkarahisar yüzey araştırmalarından elde edilen bir grup keramik örneği.

İstanbul. Türkiye. Arkeoatlas Dergisi. S.Mihriban Özbaşaran. Savaş. R. Erken Dönemlerde Afyonkarahisar Yerleşmeleri. Veli.Oğuz Tanındı. 1997 -Bahar. Afyon 2000 . 2001 -Efe. Princeton.Oğuz Tanındı. İstanbul.Ay. “Küllüoba: İç Kuzeybatı Anadolu’da Bir İlk Tunç Çağı Kenti: 19962000 Yılları Arasında Yapılan Kazı Çalışmalarının Genel Değerlendirmesi”. “Early Cultures of The South Anatolian Plateau. "Kaklık Mevkii". 2002c -Harmankaya. İstanbul. Özdemir. Volume II: Illustrations. II. 1992. Baltimore. L. 2003 -French. Eski Anadolu Tarihi. Fourth.Oğuz Tanındı. 1959 -Duru. 2002e -İlaslı. Konya. David. Refik. Beycesultan I. İstanbul.Koçak. “Excavations at Kusura near Sandıklı. 2002d -Harmankaya.Jerome Sperling. 1996 -Bahar. Ahmet. Ahmet – Efe. TAY. 2. “Her Yönüyle Akamas’ın Şehri Şuhut”. İstanbul. “Türkiye İlk Tunç Çağı Araştırmaları Üzerine Bir Değerlendirme” İstanbul. M. TAY. Özdemir. The Chalcolithic and Early Bronze Age Levels. Troy. Caskey – Marion Rawson. Kuruçay Höyük II. Archaeologia.Mihriban Özbaşaran. Caskey – Marion Rawson. Savaş.John.Mihriban Özbaşaran. London. 1963 -Munsell. "Karaoğlan Mevkii". 2002a -Harmankaya.. Özdemir. Anatolia and the Aegean in the Third Millenium BC. Ş. Afyon ve Çevresi İklim Özellikleri.Güngör. 2004 -Lamb. TAY.-Başyılmaz. Özdemir "Western Links Of The Lykaonia Plain in the Chalcolithic and Early Bronze Age".Mihriban Özbaşaran. İbrahim-Kenan. Eskiçağ Konya Araştırmaları 2 (Neolitik Çağ’dan Roma Dönemi Sonuna Kadar). Afyon 1982 -Topbaş. Cambridge University (Unpublished).. Macbeth Division of Kollmorgen Corporation. -Lamb. Kömen Yayınevi. Anatolia Antiqua. Milli Eğitim Bakanlığı Basımevi. 94-97. 1936. 1975. Princeton. Volume I: Text. 1962 -Mellaart. "Batı Anadolu Son Kalkolitik ve İlk Tunç Çağı". "Çavdarlı Höyük".. Koçak. Savaş. AS. Sayı. 2003 -Bahar. -Lloyd. Hasan. M. Anatolia Antiqua VI. Savaş. 2002 -Harmankaya. Konya. İstanbul 1998 -Seyirci. 1968 -Harmankaya. 1991: 95103. Türkiye Bilimler Akademisi Arkeoloji Dergisi (Tüba-Ar). I/1-2.214 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Atalay."Kusura". . “Excavations at Kusura near Afyonkarahisar”.Oğuz Tanındı. Hasan-Koçak. “Karaoğlan Höyüğü Kurtarma Kazısı” Müze Kurtarma Kazıları Semineri 2.21-51. 2001 -Kınal. 1937. 1996 -Efe T. Eskiçağ Konya Araştırmaları I. 1998 -Koçak. s. Ankara. “Munsell Soil Color Charts”.Oğuz Tanındı. Winifred. TAY. İstanbul.İlaslı Ahmet. H. Turan.. Seton-James Mellaart. Savaş. Turan .W. “Salvage Excavations of the Afyon Archaeological Museum. TTK..W. 2004 -Blegen Carl. Dissertation Presented For The Degree Of Doctor Of Philosophy. XI Paris 2003. Winifred.Blegen Carl. -..Efe D. Hasan. -İzbırak. London. Türkiye Bölgesel Coğrafyası. The Thirth. “Anadolu Arkeolojisi”. 199-236. Füruzan.Mihriban Özbaşaran.John. JDAI (Jahrbuch des Deutschen Archaologis). Karauğuz. Yerleşmeler ve Küçük Buluntular). Savaş. Reşat. 2002b -Harmankaya. Ankara. L. General Introduction the First and Second Settlements. Part 2: The Settlement of Karaoğlan Mevkii and the Early Bronze Age Cemetery of Kaklık Mevkii”. TAY. İstanbul. and Fifth Settlements II/1-2. -Sevin. 86. 406-411. Vilayet Afyon-Karahisar”. the Late Chalcolithic and Early Bronze Age in The Konya Plain”. İstanbul. 13. James. Phrygia Paroreus Bölgesi (Anıtlar. "Yazılıkaya". 1951 . Mortan. Troy. 21–94 1998 -Yılmaz Özer.

Although economy was tried to be regulated by National Security Law. Devlet bir taraftan zirai seferberlik ilan ederek üretimi artırmaya çalışırken diğer taraftan da köylünün ürettiği hububata kendi belirlediği fiyatlar üzerinden el koymuştur. Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. stosun@cumhuriyet. peasants who formed the maj ority of population had to pay the tax on agricultural products.tr . Pea sa nts. The policy of government aggravated the burden of especially small and middle-sized peasants. Agriculture ∗ Öğ r.edu. Milli Korunma Kanunu ile ekonomi denetim altına alınmaya çalışılmışsa da fiyatların yükselişi ve karaborsa ortamının oluşması bir türlü önlenememiştir. Keywords Ta x on Agricultura l Products. ancak uygulamaya konulan bu verginin köylü üzerindeki etkisi sadece savaş yılları ile sınırlı kalmayacaktır. price rise and emergence of black market couldn’t be prevented. While the state declared agricultural mobilization in one hand. However. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte. the effect of this tax on peasants would not be limited only with the war period. Köylü. Ülkede hububat kıtlığıyla başlayan iaşe sıkıntısı karne ile ekmek dağıtımına kadar gitmiştir. The food shortage which started with grain famine went as far to bread rationing. Ta rım THE TAX ON AGRICULTURAL PRODUCTS IMPOSED DURING II. WORLD WAR AND ITS EFFECT ON THE P EASANTS Abstract The large part of labor force of peasants was called to arms with the start of the World War II. Issue : 5 Pa ge : 2 1 5 -2 34 II. köylü iş gücünün büyük bir kısmı silah altına alınmıştır. DÜNYA SAVAŞI YILLARI’NDA UYGULAMAYA KONULAN TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİ VE KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Sevilay ÖZER∗ Özet II.. one the other hand. Gör. Toprak Mahsulleri Vergisi’ni ödemek durumunda bırakılmıştır. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 1 5 -2 34 Ye a r: 2 0 1 1 . it confiscated the grain produced by peasants over the price it has determined. Hükümetin politikası özellikle orta ve küçük köylünün üzerinde var olan yükü çok daha ağırlaştırmıştır.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . When we reached 1943. Anahtar Kelimeler Topra k Ma hsulleri Vergisi. 1943 yılına gelindiğinde ise nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan köylü.

Bu müsteşarlık ile hem iaşe işlerinin bir düzene sokulması hem de denetiminin yapılabilmesi sağlanmaya ç alışılmıştır.. fiyatların yükselişi durdurulmuş ise de kontrol uygulanan her alanda istifç iliğin. S ertel. 1984/85: 29-30). S avaş yıllarında. rüşvetin karşı konulmaz yükselişinin önüne geç ilememiştir (Boratav. her nüfus iç in bir fiş ile ayrı ayrı besin kuponu hazırlanmıştır (Öztürk. bir buç uk sene kadar bir zaman memleket iç inde istihsal ve istihlak arasında baş döndürücü bir suretle açılan uç urumu görmemek bedbahtlığında bulunduk. 1943:157-158). 1943:182).216 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ II. Refik Saydam Hükümeti ülkedeki fiyatların kontrol edilemez bir hal alması ile beraberinde karaborsanın yükselişine dur diyebilmek iç in daha sıkı ekonomik önlemler almayı yeğlemiştir. bu birlikler vasıtası ile aile kayıtları yapılarak. Bu dönemde iki farklı ekonomi politikası uygulanmıştır. Ahmet Hamdi Başar. piyasanın önlenemez yükselişi karşısında Fiyat Murakabe Komisyonları oluşturmuş. İşte bu ortamda fırsatç ı tüc c arların sakladıkları ürünleri fahiş fiyatlar üzerinden satışa ç ıkarmaları karaborsa ortamının oluşmasına sebep olmuştur (Özkan vd. İstihlak dağdan yuvarlanan bir çığ gibi gittikç e büyüyor. Bunun en net göstergesi olarak bu dönemde kabul edilen Milli Korunma Kanunu gösterilebilir (Boratav. Piyasada talebin artmasına karşın arzın yetersiz oluşu durumu daha da kötüye götürmüştür (Clark. Bu dönemde yine Halk Dağıtma Birlikleri kurulmuş. Saydam Hükümeti. Savaşa fiili olarak girilmemiş olsa da yaklaşık bir milyonluk ordunun iaşe sorunu birçok sıkıntıyı beraberinde getirmiştir. durumun c iddiyetini şu sözleriyle anlatmıştır: “1939 Avrupa Harbi patlak verdikten sonra. Bu şartlar altında hükümetin 1942 yılına kadar olan ödemeleri para basarak yapması enflasyonun önlenemez yükselişine neden olmuştur. İhracat olanaklarının daralması nedeniyle var olan talepler iç piyasadan karşılanmaya çalışılmıştır. Dünya Savaşı’nda Türkiye’yi savaşın dışında tutmak konusunda gösterilen başarı ekonomi alanında gösterilememiştir. Bu ekonomi politikası ile kentli nüfusun ve ordunun iaşe ihtiyac ı karşılanmış. 1974:297-298). istihsal ve mal getirme imkânları ise şartları ağırlaşarak azalıyordu”(Başar. Ancak savaş koşullarının verdiği endişeyle halkın her türlü malı stoklamaya başlaması nedeniyle piyasadan mallar ç ekilmiş ve bunun sonucunda da fiyatlar inanılmaz derecede yükselmiştir. 1942-1945 yılları arasında ise Ş ükrü Saraçoğlu Hükümeti işbaşına gelmiştir. Tarım ürünlerinin piyasanın ç ok altında fiyatlarla satın alınması ile kentli nüfusun ve ordunun ihtiyac ı karşılanmaya ç alışılmıştır. Buna bağlı olarak hayat pahalılığı endeksleri de bir o kadar artmıştır. . Tökin. yine iaşe konusundaki sıkıntıların giderilmesi iç in 14 Şubat 1941 tarihli karar ile Ticaret Bakanlığı’na bağlı İaşe Müsteşarlığını kurdurmuştur. 1974:296). 1968:329). 2009:320. 2004/2005:147-148. 1939-1942 arasında Refik Saydam Hükümeti.

1940:405).. D. 1969:100. Bunun yanı sıra hükümet. 1938 yılı milli gelirine baktığımızda 1.1940:150-154. Ağaoğlu.1. Haksız kazanç sağlayan bu kişilerin gelirlerinin etkin bir biç imde vergilendirilememesi sebebiyle bu kişiler “Varlık Vergisi” adı altında bir vergiyi ödemekle mükellef tutulmuşlardır (Boratav.474. kendi ziraat işi yüzüstü kalmamak şartı ile oturdukları yerden en çok 15 km. fiyatları serbest bırakarak üretimi artırmayı hedeflemiştir. Dünya S avaşı yıllarında köylünün yaşadığı ortam ve şartların iyi tahlil edilmesi gerekmektedir. (TBMM ZC.4417). 3). Bu sadec e askere gönderdiği evladı dolayısıyla azalan işgüc ünü karşılamak zorunda bırakılması ile değil.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 217 Ş ükrü S araçoğlu Hükümeti döneminde ise devlet ekonomi üzerindeki müdahaleyi ve denetimini gevşetmiş. İaşe Örgütü ve Dağıtma Ofisi kaldırılarak. 18. Kadınlar ancak köy. Üzerinde en ç ok tartışılan karar ise ekilen her dört hektar arazi için bir çift öküzün milli müdafaa yükümlülüğünden istisna edilec eğine ilişkin olan 41.701 kişi köylerde yaşamaktadır.8.634. devlete ya da şahıslara ait ziraat işletmelerinde üc retli olarak çalıştırılabilecektir.1 milyon liralık safi milli hâsılanın 775 milyon liralık en büyük kısmını tarım sektörünün oluşturduğu görülmüştür (Kalkınan Türkiye. bu kişilerin büyük servet edinmelerine neden olmuştur. Bu vergiyi 1943 yılında ç ıkarılan Toprak Mahsulleri Vergisi izlemiştir. 18 Ocak 1940 tarihinde kabul edilen Milli Korunma Kanunu1 ile kırsal alanda ç alışan vatandaşlara ziraî iş mükellefiyeti getirilmiştir. ihtiyaç halinde ziraatta ç alışabilir her vatandaşı. kasaba veya şehir sınırları iç inde vazifelendirilebilecektir. 1988:100). gerekli gördüğü yerlerde ziraatın cins.1940. 1996:412-413). Kanunun meclis görü şmeleri için bkz.1940:138158). Anc ak bu verginin köylü üzerinde bıraktığı etkiyi anlayabilmek için II.6’lık bir kısmını oluşturan 13. .. SAVAŞ YILLARINDA KÖYLÜNÜN VAZİYETİ 1940 yılında toplam nüfusun % 75. ziraat yapılmayan 500 hektardan büyük olan araziyi bir bedel karşılığında işletebilec ektir. Anc ak Saraçoğlu Hükümeti’nin kendinden önceki hükümet döneminde uygulanan politikaları eleştirerek yürürlüğe koyduğu ekonomi politikası da başarılı olamamıştır. %25 kararı bu anlayışın bir sonucu olarak uygulamaya konulmuştur.6. 1974:300-301). C.01. maddedir. Bu madde ile küçük köylünün çiftçilik yapma imkânının ortadan kaldı1 (Resmi Gazete. D.6. Nüfusun çoğunluğunu oluşturan köylü savaş ekonomisinin belkemiği olmak zorunda bırakılmıştır. çeşit ve miktarını belirleyebilec ek. Cilt. Anlaşılan şudur ki 40 dönümden az arazisi olan köylü bütün öküzlerini devlete vermek durumunda bırakılmıştır (TBMM ZC. Sayı. ödediği vergi ve işlediği topraktan aldığı ürünü düşük fiyatlarla satmak zorunda bırakılması ile gerç ekleşmiştir (Pamuk. uzaklıkta. Hükümet. S atışı serbest olan ürünlerin fiyatlarının çok yüksek meblağlara ulaşması büyük ç iftçiler ile toptan ticaret yapan kişilerin işine yaramış. bu kuruluşların görevleri belediyelere devredilmiştir (Koçak. 18. 26.8. Bu dönemde Fiyat Murakabe Komisyonları.1.

. ürünlere el koyma işleminde bu kişilerin kayrılmasına yol açmıştır. Netic e itibariyle zenginler öküz mükellefiyetinden kurtulacak ve fakirler bunu çekecektir. 1943. C. geri kalan ürünü üreticinin serbestçe satabileceği imkânı sağlayan % 25 kararını yürürlüğe koymuştur. Suba şıların yanlış uygulamaları için bkz. harman yerinde mahsulün gerçek miktarını tespit edecek ve ayrıca hükümet tarafından verilecek diğ er zirai işleri yapacak memurdur (Çınar 2008.18. bütün serveti bir tek öküzü olanın elinden bunu alacağız”. küçük arazi sahibi olan çiftçiler hangi vesaitle zeriyat yapac aklardır. Önceleri devletin belirlediği hububat fiyatı piyasanın ç ok altında olmamakla beraber zamanla bu fiyatlar arasında keskin fiyat farklarının oluştuğu gözlenmiştir. diğer tarafta. Bu durum üzerine hükümet. 50 ile 100 ton arasındaki üretimin % 35’ini.8. Suba şı ekim zamanında ekilen mahsulün miktarıyla ekim sahasının genişliğ ini tespit ve ora ğ a girmeden önce mahsulün miktarını tahmin. Büyük üreticiler sakladıkları ürünleri daha sonra karaborsada yüksek fiyatlara satma imkânı elde etmişlerdir (Pamuk. 248-249). Kocaeli Mebusu İbrahim Dıblan ise: “Arkadaşlar.1940: 151-153).1. 1988:102-103). Vatan 22 Ağ ustos 1943). Görüldüğü üzere bu koşullarda ç ok adaletli bir uygulama yapılamamıştır. 18. nadas yapac aklardır. 30. Devletin payını üreticiden almak için köye gelen subaşıların2 köyün zenginlerinin ya da toprak ağasının evinde misafir edilmesi. Beri taraftan. on öküzü olandan bir tanesini almazken. . müstahsilin ürettiği üründen geçimlik. Hükümetin yürürlüğe koyduğu bu uygulama köylülerin geniş kesimi tarafından tepki ile karşılanmıştır.6. 100 ton üzerindeki üretimin ise % 50’sini bedeli karşılığı devlete teslim edec ektir (BCA.218 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rıldığına değinen Tokat Mebusu Galip Pekel bu madde üzerinde şunları söylemiştir: “Binaenaleyh Harp Mükellefiyeti Kanunu’nun vesaiti nakliye üzerine koyduğu bütün ağırlığı 40 dönümden az hububat eken çiftçiler üzerine çökec ektir. İlk olarak 17 ilde başlatılan uygulama 15 Mayıs 1942 tarihli kararname ile 63 ile yayılmıştır. hububat ürünlerinin tümüne değil de belli bir kısmına devletin el koymasını. tohumluk ve hayvan yemi için belli bir miktar ayırdıktan sonra kalanını Toprak Mahsulleri Ofisine satmasını karara bağlamıştır.1. Çiftç ilerimizin belki % 75’i bu vaziyettedir ve asıl bunların himaye edilmesi lazımdır. 1942 yazında Refik Saydam’ın ölümü üzerine Şükrü Saraçoğlu Hükümeti başa geçmiştir. Büyük ve küçük üretici bu uygulama karşısında devlet temsilcilerine daha az ürün teslim etme çabası içine girmiştir. (Vatan 27. askere almaların artırılması gibi nedenlerden dolayı üretim azalmış bunun sonuc u olarak da hububata olan talep oldukça artmıştır. Ş ubat 1941’de. Savaş yıllarında daha esnek politika uygulamaları ile bilinen Saraç oğlu Hükümeti. Hâlbuki memlekette en büyük miktarı 40 dönümden az ekenler teşkil eder.500’e kadar olan her muhtarlık bir suba şı istihdam etmek durumundadır. D.2/ 2 18 Haziran 1942’de yayınlanan Suba şı Te şkilatı ve Vazifeleri Hakkındaki Talimatname’ ye göre nüfusu 1. 4 hektara bir çift öküz verildiğine göre az olanlar ne yapacaktır? Bunlar sağdan soldan vasıta dilenip de arazisini ekmeğe mi ç alışac aktır…” demiştir (TBMM ZC. Köye gelen görevlilere rüşvet teklif etmek bu anlayışın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu karara göre üretici 50 tona kadar olan hububat üretiminin % 25’ini. Çift hayvanlarına ordu tarafından el konulması. 4.

belediyelerin hububat ambarlarından buğday alma yarışına girmesiyle fiyatlar yine oldukç a yüksek meblağlara ulaşmıştır. 1999:225).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 219 99. Bu ğ day ihracına karar verildi. Böylece büyük üretici ürünlerini pazara ç ıkarıp elinde kalanları ise oldukç a yüksek fiyatlara satma imkânına kavuşmuştur. 3 Şevket Süreyya o günlerdeki ekonomik çalkantıyı şöyle anlatmıştır. D. Hâlbuki devletin kontrolünde 85 kuru ştan 16. Resmi Gazete. 1988:104-106).9. Ama bu ğ day 13. Bunu hepimiz dinledik” (TBMM ZC. Ekonomide fiyatlara tanınan serbest ortam 1943 yılında buğday fiyatlarını 100 kuruşa kadar ç ıkarmış iken.5 kuru ştan 100 kuruşa do ğru. C. bu sistemde az toprak eken üretic i ürünün yarıdan fazlasını tohumluk ve devlet payı olarak ayırmak durumunda bırakılmıştır. 5173. Pamuk.5 kuruş olmuştur3 . istifç iliği ortadan kaldırmak için bir çözüm olmak şöyle dursun illegal yapılanmaları teşvik etmiştir. Hatta 50 dönümden az ekenler ile başkalarının topraklarını kiralayan ailelerde bu durum daha vahim bir hal almış. Bunlar da serbest bırakıldı.12. Oysaki üretic inin büyük kısmını oluşturan küç ük ç iftç i ise zor durumda kalmıştır (Pamuk. Yani açlarla yeni misyonerlerin devri ba şlayabilirdi. “ …Eski kayıtlar murakabeler kaldırıldı. Buna karşın büyük çiftçiler kazançlı çıkmışlardır. Sivas Mebusu Abdurahman Nac i Demirağ uygulamadaki başarısızlığı şu sözleriyle ortaya koymuştur: “Arkadaşlar biz Sivas Mebusları bizzat köylüden tetkikat yaptık. sanıyorum ki olacak şey sadece karışıklık. Saydam Hükümeti döneminde baş gösteren karaborsayı. İşte bu yeni hürriyet havası içinde eğ er bir sava şa girmek zorunda kalsaydık. Hükümet % 25 almaya karar vermişken % 22 almış fakat yine muteriz? Neden muteriz? Çünkü falan yer % 20 vermiştir. üretic iler hububat tüketimlerini bile kısıtlamak durumunda kalmışlardır. 18 Haziran 1943. haksız kar ya ğ ması. Köylü oradaki gerek az tahminler dolayısıyla ve gerek subaşıları tatmin ederek az yazdırmak suretiyle yani % 22 yerine % 10 vermişlerdir. Biz mahvolduk. 19. Nihayet birçok tetkik ve incelemeler yaptık gördük ki. Diğer taraftan bu karar ile iaşe meselesinin yükü köylünün omuzlarına yıkılmıştır. o bu kadar verirken biz niçin fazla verelim diye bir takım dedikodulara ve şikâyetlere sebep oldu.?. piyasanın yaklaşık olarak beşte bir oranında değer biçmesi. Neden mahvoldunuz? diye sorduk. Hükümetin buğdaya. 1 Ağustos 1942. Ancak bu da çözüm olmamış. Sayı. sizden fazla mı aldılar? dedik. Efendim.. 1988:104-106). Kalan hububat ise üreticinin ancak bir yıllık tüketimini karşılayabilmiştir. Çünkü çok fazla toprak ektikleri için ellerinde kalan hububat miktarı da bir o kadar artmaktadır. Piyasada hal böyle iken hükümet bu karar uyarınca topladığı hububat ile ihtiyac a cevap vermekte bile zorlanmış ve bu nedenle de belediyelere kredi vererek onları devreye sokmuştur.. Tabi bu sava şın sonunda bir Türkiye kalabilecek idiyse.000 milyon kiloluk bir stok te şkil edilmiş bulunuyordu. zeytinya ğı 85 kuru ştan 350 kuru şa kadar çıktı.000. hükümetin üreticiye verdiği fiyat anc ak 19. Anc ak bu uygulama da köyün ileri gelenleri ile toprak ağalarının korunması ve köylülerin ürün kaçırmasından dolayı başarılı olamamıştır.4.7. . Şöyle ki. İşte bu aşamada büyük toprak sahiplerinin servetlerinin ve arazilerinin artmaya başladığı görülmüştür.” (Aydemir. yandık! diyorlar. Tasviri Efkâr.1944:67). düzensizlik ve açlıktı.63.

kafalarımıza kimin aklını takıyoruz? Bütün bu resimli ve resimsiz alay ve hicivlere bakılınc a. Bu yüzden geçen sene tohum zamanı dikildik kaldık. Bu sözler köylünün iç ine düştüğü durumu oldukç a net şekilde ortaya koymaktadır. düğünlerde aşırı harcamalarda bulunmaya başlamışlardır (Şanda. Benzer bir görüşü Sadi Irmak Köye Doğru dergisinde ifade etmiştir: “Keşke köylünün refahını görsek bir avuç şehirli daha da fazla sıkıntıya düşsek razıyız. “Hangi memlekette yaşıyoruz? Gözlerimize kimin gözlüğünü. 100 kile bu ğ day sattığ ım halde eksiğ im gediğ im kapanmadı. Geçen bir çift celebim devrildi. öldü. Bu vergiyle olağanüstü masrafların bir kısmının giderilmesi ile ordunun ve şehirlinin iaşe ihtiyaç larının karşılanması amaç lanmıştır (Tekeli. 1974:351). Kesler 1943:8). çobanlıkla uğraşan ve mevsim şartlarına göre ç alışan işçi sınıfı ise en fazla zarar gören kesim olmuştur (Aytekin. Her şey buna keza…” (Aytekin. . Ne yaparsın aç durulmaz ya. 4429 SAYILI TOPRAK MAHSULLERİ VERGİSİ KANUNU’NUN KABULÜ 1943 yılına gelindiğinde hükümet devlet bütçesine katkıda bulunmak ve bunun yanı sıra da tarım dışı kesimde uygulanan Varlık Vergisi’ne yönelik tepkileri azaltmak amac ıyla Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nu meclise taşımıştır (Önder. 1988:120). Başvekil Saraçoğlu. En sert eleştiriyi yapanlardan Falih Rıfkı Atay köylülere yönelik bu ithamlara şöyle c evap vermiştir. 26 Haziran 1943. yarıcılık. Makalede köylü durumunu şöyle dile getirmiştir: “…Hâlbuki köyün de sayılı renç perlerindenim. Fakat Türk milletinin ta kendisi olan köylü. 1942a:296. Türk köyünü bilenlerin ağzından yalnız şu gözyaşlı c ümle ç ıkabilir: Zavallı Köylü!” (Ulus. refahtan pek çok uzaktır. Bunların yanın da ekec ek toprağı olmayan. Parasızlıktan imanım a ğ lıyor. 8 Haziran 1943. 20 Son teşrin 1942). bak aya ğ ıma bir giyim gön alamıyorum. Hâlbuki ç oğunluğu oluşturduğunu bildiğimiz küç ük köylü kesiminin yaşamı içler acısıdır (Tan. ırgatlık. Top4 Aytekin ba şka bir yazısında bir ba şka köylünün konu şmasına yer vermiştir: “ Ah birader! Köyde zengin olan kim? Şunu bana bir gösterin? En birincisi ben. hayatındaki iptidailik hala yürekler ac ısıdır” (Irmak. Geç en sene subaşıların yanlış tahmini yüzünden elimdekini olduğu gibi ofise yatırdım. Vatan. 1943a:489-490). kapıda davar sığır koymadık buğdaya değiştik. 16 Haziran 1943). Evinin ihtiyaç ları. yenisini almak için tam 800 lirayı birden saydım. Üç günlük yerden hayvan sırtında buğday taşıya taşıya imanımız gevredi” (Aytekin. Korkut Boratav Toprak Mahsulleri Vergisi’nin gündeme getirilişinin gerekçesini şöyle özetlemiştir: “Dış görünüşü ile bu vergi. 1943:25. Ödeyemediğimi de bu sene ödedim. çiftçilik. savaş şartlarından yararlanan gruplar iç inde o ana kadar karşılığını ödememiş bulunan ç iftçilere yönelen ve bu yönüyle Varlık Vergi’sinin bir tamamlayıc ısı olarak görülebilecek bir vergidir” (Boratav. Şanda 1942b:370-371). 1943a:489)4 . Son Posta. Halil Aytekin “Köylerin Bugünkü İaşe Durumu” başlıklı makalesinde köylülerin zenginleştiği iddialarının doğru olmadığını aksine kıtlık ve sefaletle mücadele etmek durumunda kaldıklarını bir köylünün anlattıklarına yer vererek izah etmeye çalışmıştır. 1942: 4). 1943b:353).220 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Buğday fiyatlarının yükselmesi ile zenginleşen sınırlı sayıdaki bu köylüler ev ve arsa almaya.

Bu kanun dokuz bölümden oluşmuştur. bakla.3. D. geçen sene bütçe yapıldığı zaman 140 milyon lira kadar bir aç ık derpiş edilmişti. eğer arazi kiraya verilmiş ise kirac ıdan. narenc iye. kendir (tohum). kum darı. kuru üzüm.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 221 rak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun meclis müzakeresinde bu kanunun uygulanmasının neden gerekli olduğunu şu sözleriyle aç ıklamaya ç alışmıştır: “Arkadaşlar. hastanelerin kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere yetiştirdikleri mahsuller ile ceza ve ıslahevlerinde ç alıştırılan mahkûmların yetiştirdikleri ürünler ise vergiden muaf tutulmuştur. kuşyemi.6. Bu açığı da şimdi tetkik edec eğiniz vergi ile kapamağa ç alışacağız. Çünkü fevkalâde bütçemizin masraf kısmı 400 milyonu aşmış bulunuyor. akdarı. mısır.1943:15. 4. Varlık vergisinden de 30-50 milyon temin edeceğimizi ümit ediyoruz ve böylec e yeni bir zaruret yeni bir masraf açmazsa fevkalâde bütçemizi de adi bütçemiz gibi mütevâzin olarak kapamak imkânı elde edeceğiz” S araç oğlu. kaplıca. Bu vergi ile 110 . Mahsullerin olgunlaşma döneminde sahibinden alınacak olan Toprak Mahsulleri Vergisi. ay ç iç eği. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu 4. Bu aç ığı da ancak 250 milyon lira ile kapayabiliyorduk. arpa. Hububat grubuna giren ürünler. buğday. fasulye. İlk bölümde verginin alınacağı mahsuller ile vergiden muaf tutulan mahsullere yer verilmiştir. susam.6. Geri kalan aç ık 150 milyon liradır. konuşmasının devamında da bu verginin aşar vergisi ile olan benzerliğine ilişkin eleştirilere c evap vermiş ve Toprak Mahsulleri Vergisi’ni aşara benzetmemek için ellerinden gelen gayreti sarf edeceklerini söylemiştir (TBMM ZC. iştirakli ic arlarda da mal sahibi ile kiracı.7. Ulus. özel bütçelerle idare edilen teşekkül ve müesseseler ile belediyelere ait olan alanlarda yetiştirilen ürünler. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’na göre aşağıda belirtilen ürünler ile ipek kozasından vergi alınması uygun görülmüştür. bezelye. bilhassa askerî masrafları pek çok artırdı ve fevkalâde bütçe açığımızı o kadar ç ok artırdı ki bunu Varlık Vergisiyle elde ettiğimiz 250 milyon lira ile anc ak kapayabildik. keten. 5 Haziran 1943). kuru incir. çeltik. nohut: Diğer mahsuller adı altında toplanan ürünler ise. yulaf: Bakliyat grubuna giren ürünler. 5 Haziran 1943. afyon (sakız). panc ar. umumi menfaatlere yönelik cemiyetlerin. merc imek. C. Bütç enin tatbikatı esnasında tahâddüs eden büyük zaruretler. Bu ürünler hububat.130 milyon lira olacağımızı ümit ettiğimiz gibi. mahlût. . S on Posta. fındık. pamuk. çavdar. börülce. okulların. 5 Haziran 1943. Bağ ve bahç elerde ihtiyac ı karşılamak iç in ekilmiş ürünler.. tütün ve zeytindir. bakliyat ve diğer mahsuller adı altında üç başlıkta toplanmıştır. Bu seneki fevkalâde bütç emize gelince bu bütçe açığının büyük bir kısmini Maliye Vekili’nin bir iki fırsatta sizlere izâh ettiği diğer varidat menbaları ile kapamak imkânı elde edilmiştir. İkinc i bölümde vergiyi vermekle mükellef olan kişiler hakkındaki bilgilere yer verilmiştir. mahsulden aldıkları hisseler nispetinde vergi ödemekle mükellef tutulmuşlardır. Tan. patates.1943 günü mecliste yapılan oylama sonucunda 168 ret oyuna karşın 283 kabul oyuyla yürürlüğe girmiştir. antep fıstığı.

Miktarları ölçülerek tespit edilecek olan mahsuller iç in her sene harman zamanından evvel harman ve yığınların bulunduğu yerleri ihtiyar heyetleri önceden bildirmekle sorumludurlar. çeltik. mısır. börülce. diğer mahsullerde ise mükellefin daha sonra da kontrolü yapılac ak beyanlarına göre tespit edilecektir. Vergiye tabi tutulan mahsul miktarları. mercimek ve nohut: Diğer mahsuller grubuna giren ürünler ise antepfıstığı. belirtilen bu yerlerde oluşturulan harmanları ölçmek suretiyle vergiyi tespit edec ektir. arpa. Harman kalkac ak vaziyete geldikten sonra müstahsil köylerde ihtiyar mec lisine harmanının hazır olduğunu bildirecektir. yulaf: Baklagiller grubuna girenler. mahsulün olgunlaşmasından evvel sorumlu oldukları bölge iç indeki mahalle ve köylerde tarla. bakla. köylerde muhtar ve ihtiyar meclisleri her mahsul yılı. Burada vergisi aynen alınac ak ürünler belirtilmiştir. Mükellefler aynen ödemeye mecbur oldukları vergilerini. vergi matrahının nasıl tayin edilec eğine ilişkin hükümleri iç ermektedir. Belediyeler ile muhtar ve ihtiyar heyetleri bu beyanların doğruluğunu araştırmakla da yükümlü tutulmuşlardır. vilayetlerde valinin. Bunlardan hububat grubuna girenler. kuru üzüm. fındık. Beşinci bölüm verginin tarh ve tahsiline ilişkindir. akdarı. Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’na göre. bezelye. . kazalarda kaymakamın tayin ettiği bir ölçme memuru ile bunun yanında şehir ve kasabalarda belediyenin mahalle işleri ile görevlendirilen kişi ve köylerde de muhtar veya ihtiyar mec lisi azasından birinin katılımıyla oluşturulacağı belirtilmiştir. Ölçülecek mahsullerin ölçülünceye kadar başka yerlere taşınması yasaklanmıştır. mahlût. kuru incir. Bu ihbardan itibaren üç gün iç inde harman ölçülmediği takdirde harman muhtar ve ihtiyar mec lisi tarafından ölç ülecektir.222 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Üç ünc ü bölüm. kaplıca. Ölçme kollarını. Ölçme kolları. Kanuna göre aynen alınac ak vergiler % 8. Hükümetç e gerekli görülmesi durumunda nakden alınan vergi oranı % 8’e kadar düşürülebilec ektir. sergi ve böcekhaneleri gezerek mükelleflerin elde edec ekleri mahsulün miktarını tahmin etmek suretiyle hazırlık cetvellerindeki beyanları kontrol edeceklerdir. buğday. Mükelleflerin bu yerlerden başka yerlere harman ve yığın yapması yasaklanmıştır. bahç e. Miktarları beyan ile tespit edilecek mahsuller için tahmin kolları. ç avdar. şehir ve kasabalarda belediyeler. hububat miktarları ölç ülerek 5 Vergi miktarı belirlenirken topra ğ ın verimliliğ inin ve çalışan şahıs adedinin dikkate alınmaması ele ştiri konusu olmu ştur (Akşam 12 Haziran 1943). Tahmin kolları da benzer şekilde oluşturulmuştur. nakden alınacak vergiler ise % 12 üzerinden alınac aktır5 . pamuk ve zeytindir. fasulye. Ölçme ve tahmin kollarında görevli olan kişilerin sayısı kazanın büyüklüğü ile köyün mahalle sayısı esas alınarak belirlenmiştir. mükelleflerin beyanları doğrultusunda hazırlık c etvellerine kaydedeceklerdir. mısır darı ve ç eltik haric indeki hububatın ölç ülmesi suretiyle. Dördüncü bölüm alınacak vergi oranları ile ilgilidir. Maliye Vekâleti’nin belirlediği zamanlarda her çeşit istihsal yerleri ile bunlardan alınması umulan mahsul miktarı hakkındaki malumatı.

beyan haric inde kalan istihsal yerlerine düşen vergileri % 20 zamlı olarak alınacaktır. İtiraz halinde aynen ödenmesi lazım gelen vergi zamları itiraz neticelene kadar saklanmak üzere köylerde ihtiyar meclisine tevdi edilecektir. Eğer teslim yeri köy ambarlarına 25 km. Tahmin esnasında orada bulunmayan mükellefler tahmin yapıldığı tarihten itibaren 5 gün içinde yazılı olarak şehir ve kasabalarda belediyelere. Bu vergi zamanı Maliye Vekâleti’nce tespit edilmek şartı ile iki eşit taksit olarak tahsil edilec ektir. Belediye Meclisi toplantı halinde değilse belediye enc ümeni tarafından fiyatlar tespit edilecektir. panc ar ve tütün mahsullerinin vergisi ise bunların dışında tutulmuştur. . Vaktinde ödenmeyen vergi borçları hakkında Tahsil-i Emval Kanunu uygulanac ağı hususuna değinilmiştir. Anc ak bu ikinc i tahminde verilen karar kesin olac aktır. Belirtilen yerlerden başka yerlerde harman ve yığın edilen mahsullere ait vergiler % 50 zamlı ve yine ölç ülmeden evvel harman ve yığın yerlerinden kaldırılan mahsullere ait vergiler bir kat zam ile tahsil olunacaktır. Türkiye Ş eker Fabrikaları Türk Anonim Şirketi satın aldığı afyon ve panc ar mahsulüne ait vergileri müstahsile yapac akları ödeme sırasında bunların alac aklarını kesmek suretiyle tahsil edeceklerdir. bulaşıcı hastalıklar gibi sebepler dolayısıyla mahsulün en az dörtte bir derecesinde zarara uğradığı belirlenirse mahsule ait vergilerde de zarar derecesine göre alınacak vergi kısmen ya da tamamen silinebilec ektir. Daha önc e mükellefler tarafından beyan edilen ürünlerin kontrolü esnasında tahmin kollarınc a belirtilen mahsul miktarına üreticilerin itiraz edebilme hakkı saklı tutulmuştur. Yedinc i bölümde mükelleflere açık olan kanun yolları gösterilmiştir. Çünkü Toprak Mahsulleri Ofisi. İstihsal yerleri hakkında yanlış ya da eksik beyanda bulunan mükelleflerin. miktarı beyan ile tespit edilen mahsulleri ise idare heyetlerinc e belirlenen tarihlerde daha önce kendilerine bildirilen yerlere kendi vasıtaları ile teslim etmeye mecbur tutulmuşlardır. Tütünün vergisi de İnhisarlar İdaresi tarafından tahsil olunac aktır. Mükellefler geçici olarak köy ambarlarına teslim ettikleri vergileri bu ambarlara teslim tarihinden itibaren iki ay içinde kendi vasıtaları ile teslim yerlerine götürmekle zorunlu tutulmuşlardır. dolu. Altınc ı bölüm uygulanacak müeyyidelere ayrılmıştır. kuraklık. Zamanında tahsil edilmeyen ayni vergiler % 25 zam ile taksit müddetleri iç inde ödenmeyen nakdi vergi borç ları ise % 10 zam ile tahsil olunac aktır. Mükellefin isteği doğrultusunda başka bir tahmin kolu bu iş için görevlendirilerek en geç 15 gün içinde yeni bir tahmin yapması istenecektir. Afyon. Vergileri nakden alınacak ürünlerin ortalama değer fiyatı vilayet ve kaza merkezlerindeki belediye meclislerince belirlenec ektir. yangın. köylerde ihtiyar meclislerine itiraz edebilme hakkına sahiptirler.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 223 tespit edilen mahsullerde en geç ölçme işlemini takip eden gün içinde geçici olarak köy ambarlarına. Ölçme kolları tarafından tespit edilen mahsullerde ölç me işleminden ödeme zamanına kadar geçen süre içinde sel. fazla mesafede ise fazla mesafe iç in kilometre başına iki para hesabıyla nakliye ücreti verilecektir.

İkinc i bir muvaffakiyetsizlik unsuru da 34 500 küsur köyde fiili bir murakabe tesisi hususundaki imkânsızlıktır. bunu yapacağına harmanını ateşleyiver daha iyi.7.. buraya taşıtmak. Filhakika bu kadar geniş bir sahada müessir bir murakabenin tesisinde karşılaşılan müşküller yenilememiş. C. 4. bin nazariye çok güzel olan bu ölç ü sistemi bir defa istilzâm ettiği geniş memur kadrosu. C. 19. liyâkatli memur bulunmamasından dolayı 4429 sayılı kanun tatbikatta umulan neticeleri verememiştir. 1943: 73) kanunun uygulanma sürec inde görevli olan memurların yetersizliği ilk dikkati çeken hususlardan biri olmuştur (Ulus.. Bilhassa dağlık. D. zihniyetleri vardır. Bu kadar büyük arazinin üzerinde yetersiz memur kadrosunun layıkıyla denetim yapması mümkün olamadığı gibi harman ve yığınların oldukç a geniş bir arazi üzerine yayılması var olan sıkıntıyı daha da artırmıştır. Ş. Her türlü izâhtan vârestedir ki bir anda yüz bin memur yaratmak fevkalâde müşkül bir ameliyedir. Sayı. çalılık ve yolsuz yerlerde. KANUNA YÖNELİK ELEŞTİRİLER VE ÜZERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER 1943 yılında kabul edilen 4429 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi’ne yönelik eleştiriler. Bu zihniyet dâhilinde yetişmeyen memurlarla işi yürütmek pek güçtür. Köylü vergisini verebilmek iç in harman başında nöbet tutmak durumunda kalmıştır.24: 1323). Yeni bir kanun tasarısı hazırlanmasının nedeni olarak eski kanunda var olan yanlışlıklar gerekçe gösterilmiştir.1944:78-79). kanunun yürürlüğe girmesiyle beraber başlamıştır. M. Devren’in konu ile ilgili görüşleri şöyledir: “…Arkadaşlar. 7.4. C.224 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S ekizinci bölümde alınacak verginin kesinleştiği tarihi takip eden mali yıldan itibaren 5 sene zarfında tahsil edilmeyen vergilerin asıl ve zamları zaman aşımına uğrayacağı hükmüne yer verilmiştir.7. 22 Ağustos 1943).6. D. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi’nin kabulünden hemen sonra özellikle ölçme memurlarının seçiminde çok itinalı davranılması gerektiği üzerinde durulmuşsa da (Doğukan. Resmi Gazete. köylüyü dağ başında harmanı beklemeye icbar etmekten kötü şey yoktur. Hele onu şuraya. Tertip. adedi yüz bini bulan bir muvakkat memur kadrosunun teşkilindeki müşkülât dolayısıyla iyi işleyemedi.3. ehliyetsiz memurlarla murakabesiz iş görmek mecburiyetindeki kanunu işlemez bir hale koymuştur” (TBMM ZC. göre 93 746 adet. S on bölümde Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun uygulamasında görev alacak kadrolara ilişkin hükümlere ayrılmıştır (TBMM ZC.9. 5423:5241-5244.6. fukara köylülere harmanını falan . Gerçi 3-5 gün amma.1943. Eskişehir Mebusu Emin S azak daha 1943 yılındaki meclis müzakeresinde bu konudaki endişesi şöyle ifade etmiştir: “S onra harman meselesinde sakat şeyler gördüm. Düstur 3. Muvakkat Encümeni M. işte ölç ü sisteminin bünyesinde taşıdığı ilk mahsur bu olmuştur.1943: 20-38. Bu itibarla yüz bine yakın bize verilen rakama. Memurların da kendilerine göre bir yetişme tarzı bir disiplin nizamı. arkadaşlar.

7. Bunu ya kanundan büsbütün ç ıkaralım veyahut kanunda tasrih edelim ki günü gününe ölç ülebilsin” (TBMM ZC.7. (TBMM ZC. 3.9.7.1944: 71-72). C.. Isparta Mebusu Kemal Turan ise 1943 yılındaki verginin başarısız olmasının sebeplerinden birini şöyle açıklamıştır: “Geçen sene kanunun muvaffak olamamasının sebeplerinden birisi de. 26..” (TBMM ZC. TBMM ZC.6.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 225 yere getir. Yürütürlerse mükâfat görec ekler.4. D..7. Azalar da ic abında ölçerler. Binâenaleyh diyoruz ki. C. Erzincan Mebusu Feyzi Kalfagil’in 4553 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun Meclis görüşmelerinde yaptığı konuşmayla doğrulanmıştır. bunu yalnız bir vergi mevzuu sayarak mal müdürüyle ve mal müdürünün zayıf kadrosu ile onun tedarik edebileceği zayıf insanlarla köylüyü baş başa bırakmıştır.. üç dört tane de ölçücü insanlar kor. bu işin başıboş kalmasından ileri gelmiştir. D. D..4. Devletin hakkını memur veya muhtar alır. 27 Nisan 1944). yani kanun ve kararnamenin derpiş ettiği şekilde % 75. 6 4553 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun TBMM’nde yapılan birinci müzakeresi için bkz. 1944.1944). 24.4. D.9. yürütmezlerse ceza göreceklerdir. mültezimler kordu . C.3.25: 294-306. . Bunu heyeti ihtiyariye ye yaptırır ve dört köyün başına bir kontrol kor. D.9.. 24.. Bir tarafta harman beklerken öbür harmanı domuz yer veyahut başka bir ziyana maruz kalır.9. değil.. 19. Hiç olmazsa ölçme meselesi gecikmez.7. C.4. idare âmirleri bu işin başlıca mesulüdür. 22.1944. her köyde % 8 alac ak bir memur olmalıdır bence. diye müdahale etmek doğru değildir. Her köyde -eskiden adına muaşşir denirdi.7.7. Tertip.4. D. C. 4.9. 293 olumlu oya karşı 161 kişinin oylamaya katılmadığı dikkati ç ekmiştir (TBMM ZC. 20. C. “Malûmu âlileri geçen sene ölçü esasına istinat eden bu vergilerin tarh ve cibayetinde. Cumhuriyet. C. D. bence. Bu kanunun TBMM’ndeki birinci müzakeresi 19-22 ve 24 Nisan 1944 tarihlerinde yapılmıştır6 . TBMM ZC. Hele bu sene mahsul biraz da İnşallah bereketli olursa ölç me işi güç olur. D.4.7. Yani idare âmirleri. 4. TBMM ZC.9.4.7.1944.bunun gibi. Binâen-aleyh Vekâletimizden ve Hükümetten birinci ricam.1944: Sayı 5693.1944. C. C.1943:16). Düstur. 21. bilhassa idare amirlerince bu işin bir adalet meselesi olduğunu ve köylünün verebileceği miktarı almak lâzım geldiğini iyic e duyurmak ve anlamak. D.4. 19. C..1944:193).9. TBMM ZC. Görülen aksaklıkların giderilmesi için eski kanun maddelerinde birtakım değişikliklere gidilerek oluşturulan yeni Toprak Mahsulleri Vergisi Kanun Layihası Meclise sunulmuştur.1944:259-272).9. % 100 vergi harmanda tahsil edildiği halde idare âmirleri uzun müddetler tayin ederek müstahsilleri bekletip ızrar etmiş bulundular” (TBMM ZC. Emin S azak’ın endişesinin yersiz olmadığı. Korkarım ki geç en senenin lâ-kaydisi yerine bu defa da bilhassa kazalarda idare âmirlerinin fazla gayretkeşliğine uğramayalım ki bazen bu gayreti gadir derecesine varabilir.. İkinci müzakerenin yapıldığı 26 Nisan 1944 tarihinde ise 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu kabul edilmiştir ( Resmi Gazete 28. Ş imdi bunun aks-ül-ameli hepimizde vardır..

7 Esat Tekeli’nin tahmin yöntemi hakkındaki görü şleri için bkz. Bendeniz bu sistemin mahzurlarını tekrarı lüzumsuz görüyorum. Köylüyü boşuna güc endirmiştir. (Ulus. geçen seneki tarz ve cibayetinin yalnız memur kadrosunun iyi işlemesine terk edilmesine karşılık. Hububatın vergilendirilmesi harmanda ölç me yöntemiyle olduğu için ç ok sayıda ölç me ve tahmin memuru ile harman bekç isi bu iş için görevlendirilmek durumunda kalınmıştır.1944:79). Bu sistem de bertaraf edilince geriye tahmin sistemi kalıyor. Binaenaleyh tahmin sistemine mürac aat bir zaruret olarak belirmektedir”. Tahmin ve iltizam sistemi üçüncü bir sistem kimsenin. 7 Eylül 1943). Bu nedenle yeni yasada ölçme yoluyla vergi toplama yöntemi yerine tahmin yöntemi7 benimsenmiştir (Akşam. Toplanması beklenen miktarın ancak yarısı kadar bir vergi toplanabilmiş.. 2 Şubat 1944).7. bu miktarın da geçen seneki masrafın neredeyse üçte biri kadar olduğunu önemle vurgulamıştır (TBMM ZC.4. Bu verginin toplanması için harc anac ak masrafın 5-6 milyon olduğunun tahmin edildiğini. İltizam sisteminin lehinde ve aleyhinde zannederim kâfi derecede konuşuldu. bununda üç te biri tarh ve tahsil için harcanmıştır (İnci 2009:117). C. 19.226 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S eyhan Mebusu Cavit Oral yeni kanunda görülen değişikleri şu c ümleleriyle özetlemiştir: “Bu kanunda geçen seneki kanuna nazaran değişmiş olan en bariz noktaları gerek verginin tarz ve cibayeti ve gerekse müstahsile itiraz hakkı verilmesi. “ Toprak Mahsulleri Vergisine Dair. Ölçü memurlarının harman yerindeki murakabesi emniyetsizlik ifade eden bir usuldür. 23 Mart 1944).9. Cavit Oral’ın da belirttiği gibi en büyük değişiklik vergi toplama usulünde yapılmıştır.”(Vatan. Böylece önceki kanunda görülen aksaklıkların önüne geçilmek istenmiştir (Cumhuriyet. kanun müstahsilin ahlâk. bu seneki.9. 1943 yılında kabul edilen Toprak Mahsulleri Vergisi’nin toplanması hükümete pahalıya mal olmuştur. hatırına gelmedi ve söylenmedi. Ahmet Emin Yalman da Vatan Gazetesi’nde yayınladığı “Köy Âleminden Duyduklarım” adlı yazı dizisinde 1943 yılında kabul edilen verginin teşkilatındaki yanlış uygulamaları gezic i bir başmuallimin görüşlerine yer vererek aktarmıştır: “Tatbik edilen sistem ihtiyac a uygun değildir ve maksada kifayet etmesine ihtimal de yoktur. D. C. Muvakkat Enc ümeni Mehmet Şinasi Devrin özellikle vergi toplamada tahmin yöntemini benimsemelerinin nedenini şöyle açıklamıştır:“…Ölçü sisteminden başka iki sistem hatıra gelebilirdi. hususundaki değişikliklerdir. Devren konuşmasının devamında yeni kanunda oluşturulan heyetlerde yer alan kişilerin özellikle ziraattan anlayan kişiler olmasına özen gösterildiğini belirterek masrafların da asgari düzeyde tutulması için ç aba harc andığını söylemiştir. seciye ve vatanperverlik hislerine bırakılmış olmasıdır” (TBMM ZC.1944:65). 18 Nisan 1944). 19. mesele tenevvür etmiştir. İş köylünün sütüne havale edilseydi.7.4.. Sonra bu kanunla geçen seneki kanun arasında en büyük ve dikkati çeken fark. . D. vic dani mesuliyet hisleri harekete getirilseydi ve hisleri incitmeyecek şekilde umumi bir telkin ve murakabe sistemi kurulsaydı herhalde daha iyi netic eler alınırdı.

bizde bizim çiftçiler 50 .100 dönüm yer ekerler dediler. ayağında çarığı.000 iken yapılan değişiklikle 1944 ve 1945 yıllarında bu rakam aşağılara ç ekilmiştir.1944:66). Yavuz Abadan’ın yaptığı konuşmayı destekleyen bir başka konuşmayı ise Eskişehir Mebusu olan İ. Bu yeni kanunda alınan kararlardan birisi de vergi oranının %8’den % 10’a ç ıkarılmasıdır.4.. Emin Sazak bu isimlerden bir tanesidir: “Ben görüyorum ki bu hububat ekenler. erbabı namustan olan memurlara ac ımamak elden gelmez. Daldal. Ankara Mebusu F. bu fukaraların bir kısmı sırtında bir balta.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 227 Gerçekten de 1943 yılında vergi toplamak için yapılan masraf 20. Bu adam ayağına bir don bulmuşsa niç in onu yine ç ıplak bırakmaya ç alışıyoruz? Devlet % 8 i % 10 yaptığı vakit yemin ederim ki daha noksan alac aktır” (TBMM ZC.000. büyük bir kısmı az istihsal yapan küçük çiftçi sınıfından olduğu nazarı itibara alınırsa nispetin artırılması c ihetine gitmemek her halde daha doğru olac aktır”.000. üstüne örtec ek yorganı olmayanların. Bunların vergisini arttırmak doğru değildir”. senede anc ak 20 dönüm ekebilirler ve bunların ç ıkardığı mahsul kendisinin bir kaç aylık yemesine ancak kâfi gelir ve bunlar maişetlerini. başka zamanlarda amelelikle temin ederler? İşte pekâlâ görüyoruz ki. 1944 yılında 11. 19. D. bu verginin hâsılatı gayri safiyeden alındığını belirtmiş bu durumda özellikle icarla arazi ekenlerin mağduriyetinin bir kat daha arttığına işaret etmiştir. Bunu huzurunuzda tebârüz ettirmek için buraya çıktım. üstüne örtecek yorganı olmayan. Ancak pek ç ok mebus bu kararın kabul edilmesine şiddetle karşı ç ıkmıştır.000 lira masraf yapılmıştır (Başar. bacağında donu. Yavuz arkadaşımız. böyle değil- . 1945/1946:103).9. işte bu vergi mevzuuna dâhil olan insanlardır.100) dönüm arasında ekin eken kısım iç in kendi yiyeceği ve tohumundan gayri kalan nispet üzerine % 8 den % 10 a ç ıkarılmış olan bir verginin daha müessir daha kati tesirleri olacağı muhakkaktır. yanında onlara o kadar acınmaz…” diyerek başladığı konuşmasına Maliye Vekiline hitaben devam etmiş ve şu sözleri sarf etmiştir: “Niç in artırıyorsun birader. sana ne yaptı? Bu kaynak öyle bir mesnet öyle bir ihtiyat akçesidir ki. odun kırdıran diye sokaklarda bağırarak dolaşırlar. insaf edin arkadaşlar.700.7. her şeyi tükettiğiniz vakit varını. en sert eleştiriyi yapan mebuslardan biri olmuştur: “ Toprak mahsulleri vergisinin % 8 den 10 çıkarılması köylü için bir felâkettir. çiftçilerin hepsi de öyledir ya. ayağında ç arığı olmayan.200. Eskişehir Mebusu Yavuz Abadan da konu ile ilgili görüşünü şöyle dile getirmiştir: “Küç ük çiftçi yani ekseriyet itibariyle (30 . Bizde öyle mıntıkalar vardır ki. Bunun da bilhassa. fec i bir vaziyettedirler amma. 1945 yılında da 7. C. yoğunu her şeyini alac ağımız bir sınıftır. Sözlerinin devamında bir başka önemli noktaya da temas eden Arukan. odunun üzerine başını koyup yatan kimdir dediğimiz vakit. % 2 zam bazı arkadaşların nokta-i nazarına göre pek ehemmiyetli telâkki edilmiyor. bacağında donu olmayan. Hakikat. Arukan yapmıştır: “Bendeniz yalnız şunu söylemek isterim ki.

Bunu içimizde bilmeyen varsa ben yalan söylemiş olayım. C. Her birliğ i temsil içinde bir mümessil seçilmiştir. 4429 sayılı kanunda vergisi aynen alınac ak ürün grubuna giren kuru üzüm. Diğer ürünlerin vergilendirilmesi aynen önc eki ka8 Her şehir. Cilt. D. 3. D.9. Yiyeceğini. Yeni kanun ile vergilerin toplanabilmesi için önc elikle vilayet ve kazalarda tahmin komisyonları oluşturulmuştur.40 dönümdeki mahsulünden temin edecektir. Verginin miktarını belirlerken. Esasen bir köylü ekmiş olduğu tohumuna karşı bire beş almaktadır. 1944:169-172). kuru inc ir. fındık ve antepfıstığının 4553 sayılı yeni kanunda vergisinin nakden alınmasına karar verilmiştir.7. Tertip. Verginin % 10’dan % 8’e indirilmesi için Eskişehir Mebusu Emin Sazak ve arkadaşlarıyla Kırklareli Mebusu Zühtü Akın ile Konya Mebusu Şevki Ergun takrir sunmuşlar ise de yeterli çoğunluktan olumlu oy alamadıkları için bu takrirler dikkate alınmamış ve madde meclise sunulduğu şekliyle kanunlaşmıştır ( TBMM ZC. 22.9. 4. mahsul beyannameleri ile Vukuf Heyeti’nce yapılan tahmin raporlarını değerlendirmeye alarak kararını veren Tahmin Komisyonları. giyec eğini ve devlete vergisini ondan verecektir. Vukuf Heyetleri tahmin komisyonlarınca kendilerine bildirilen istihsal yerlerine giderek her birliğin8 fiilen elde edebileceği mahsul miktarını tahmin ederek. bunu bir rapor olarak Tahmin Komisyonuna sunmuşlardır. Bu heyetler biri memur ikisi ziraat erbabı olmak üzere üç kişiden oluşmuştur. Bu vergiyi 8 yerine 10 almak demek köylünün zaten taşıyamadığı yükü bir kat daha artırmak demektir” diyerek. Bu durumda Tahmin Komisyonu mahsul miktarı hakkında karar vermek üzere bir başka hakem heyetini görevlendirerek mükellefiyet miktarını kesin olarak karara bağlamaktadır (Düstur.. kasaba. mükellefler tarafından yapılan beyanları. Çünkü % 2 kendi malıdır.25: 296-299).228 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 dir. Tertip. 22. belirtilen bu dört ayrı rapor ve beyannameyi dikkate alarak olası bir yanlışlığa mahal vermeyerek en doğru vergi miktarını belirlemeyi amaçlamışlardır. Maliyece yapılmış tetkik ve kontrolleri. tamamıyla aksinedir. 4. Mükellefiyet miktarına karşı anc ak mahallin en büyük mal memuru ile birlik namına mümessiller itiraz edebilme hakkına sahiptir. köy veya çiftlik bir birlik olarak de ğ erlendirilmiştir. Oluşturulan bu komisyonların teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından Vukuf (bilirkişi) heyetleri atanmıştır. konuya ilişkin görüşlerini ileri süren F. Tohumudur. Çünkü bir senelik emeğini ekmiş olduğu 30 . Arz ederim bu alınacak olan 10 da iki beş vardır. sözlerinin devamında köylü üzerindeki bir başka yükün de ürettiği mahsulün mecburi mubayaa usulü ile satın alınması olduğunu hatırlatmış. Bu iyi senelerin vasati verimi böyledir. Binâen-aleyh % 8 alındığı takdirde bile yine köylü % 10 veriyor demektir. bu usulün kaldırılması durumunda köylünün %10 ya da % 12 oranında vergi verebileceğine dikkat çekmiştir (TBMM ZC. (Düstur. C.. 1944:181). 3.7. (Doğru sesleri) Bu % 2’nin bütçeye yapacağı 30 milyon tesire mukabil köylüye yapacağı tesir 300 milyondur. Daldal. Cilt.25: 296) .

silo yeterli olmadığı iç in istasyon civarlarında yol boylarına hububatların yığıldığı olmuştur. diğer tarafta yanlış uygulamalarla değerlendirilemeyen hububat köylünün yönetime karşı büyük tepki göstermesine neden olmuştur. Daha bu kanunun kabulünden hemen sonra 9 Bu vergi dolayısıyla 24. 1996: 102). kuru inc ir ve kuru üzüm mahsullerinin vergisi. fındık. kısrağını.816’sı vergi fazlalılığ ına aittir. Önceki kanunda kesinleştiği tarihi takip eden mali yıldan itibaren 5 sene zarfında tahsil edilmeyen vergilerin zaman aşımına uğrayacağı hükmü bu kanunda 3 yıla indirilmiştir (Düstur. Köylü bu durumda vergisini ödeyebilmek için öküzünü. Yeni kabul edilen kanunla yapılan değişikliklerden bir diğeri ise köy ambarlarına ürün teslim uygulamasına son verilmiş olmasıdır. vergi miktarını belirleyen memurların keyfi tutumlarından şikâyetçi olmuşlardır. Bunların düzenli sevki zamanında sağlanamadığı için yağışlar nedeniyle ç ürüdüğü dahi görülmüştür. tarlasını satılığa ç ıkarmak durumunda kalmıştır.Tertip. 3. 2009: 230-232). Köye Doğru 1944:2). TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİNİN KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Halk arasında “Yeşil Ekin Vergisi” olarak da anılan bu vergi köylüyü zor durumda bıraktığı gibi uygulamasında da hatalar yapılması köylüleri ç ileden ç ıkarmıştır. Bunun yanı sıra toplanan buğdayların depo edilebileceği depo. Bu dönemde halk arasında açlıktan ölenler bile olmuştur (Karpat. Cilt 25: 301-302). 28 Mayıs 1943). Basında da sıklıkla bu konu işlenmiştir. tam bir hürmet ve teslimiyetle atını. bu mahsuller memleket dışına ç ıkarılırken gümrüklerde ihraç olunan miktar üzerinden tahakkuk ettirilerek ihrac atç ılardan nakden ve % 11 olarak alınacağı hususuna açıklık getirilmiştir (Düstur.Tertip.316 itiraz dilekçesi verilmiş olup bu dilekçelerin 16. O döneme tanıklık edenler. Cilt 25: 300-301. öküzünü. Antepfıstığı. gıdasını teşkil eden buğdayını. (Ökte 1951:201) . Bir taraftan ekmek bulamayan halk. Köylüler en ç ok. Aç lık nedeniyle küspe yemek durumunda kalanların olduğuna benzer anlatımlarda rastlanmaktadır (Kocabaş. hayvanların yemlerini hatta yarınının ihtiyac ını karşılayacak tohumunu bile veren köylünün bu vergiyi vermek durumunda bırakılmasının sakıncalarına değinilmiştir (Tasviri Efkâr. Kimi zaman rüşvet alarak vergi miktarını düşük belirleyebilen görevli memurların. bahar gelinc e köylülerin tarlalara koştuğunu ot toplayarak yemek yaptıklarını hatta buğdaylar daha olgunlaşmadan başaklarının ateşte pişirilip danelerinin yenmeye başladığını anlatmışlardır. Tasviri Efkâr Gazetesi’nde yer alan konu ile ilgili bir yazıda.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 229 nunda olduğu şekilde devam ettirilmiştir. arabasını. Kanuna göre mükellefler aynen ödemekle yükümlü oldukları vergileri Tahmin Komisyonları’nın belirttiği tarihlerde teslim yerlerine kendi vasıtaları ile getirerek teslim etmeleri uygun görülmüştür. kimi zamanda üreticinin tarlasında ürettiğinden fazlasını vergi miktarı olarak tespit ettiği görülmüştür9 . Bunun yanı sıra istihsal yerleri hakkında eksik beyanda bulunan mükelleflerin beyan haricinde kalan istihsal yerlerine düşen vergileri % 20’den % 50’ye çıkarılmıştır. 3.

1944: 67). 2004: 90) 10 . .000 TL toplanabilmiştir (Başar.8 milyon lira oldu ğ unu bu vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki oranlarını ise sırasıyla % 7. Anc ak ondan daha iki sene evvel doğrudan doğruya müstahsili c ebri satışa tabi tutmaklığımız ve cebri satış fiyatıyla piyasa fiyatı arasındaki farkın mevcudiyeti o günden itibaren müstahsilleri toprak mahsulleri vergisini ödemeğe zımnen icbar etmiş vaziyettedir. 1982: 396-397. Sadece 1943 yılı için 150 milyon liralık bir gelir elde edilmesi beklenmesine karşılık umulan miktara ula şılamamıştır (Vakit 16 Mayıs 1943. Şener. kanunun tatbikatına ait meselelerin hallindedir. diyec ek kadar şimdiden iç imizde ürpermelerin bulunduğunu söylemekte bir mahzur görmüyoruz” (Demirkan.214 lira olarak belirtmiştir (1951:201).2 milyon ve 66. 1989:151). Hükümet tespit ettiği vergiyi toplayamadığı gibi savaş yıllarında uygulamaya koyduğu köylüye yönelik politikaları nedeniyle de kırsal kesimi karşısına almıştır. 47. D.% 5. 1989:311. 1968: 239.6milyon.4.7. Bu vergi uygulaması ile büyük ve küç ük ç iftç i arasındaki fark gözetilmemiş olduğu için.9. verginin cibayeti. 1944 ve 1945 yılları itibariyle 59. S ivas Mebusu Abdurahman Naci Demirağ köylünün tepkisinin bu verginin ç ıkışından çok daha öncesine dayandığını şu sözleriyle dile getirir: “Toprak mahsulleri vergisi 4429 numaralı kanunla 1943 senesinde başlamıştır. Boratav 1984/85:46). Zaten her kanunun en önemli tarafı tatbik işleri değil midir? Memur zihniyeti ile halk menfaati veyahut realitelerin mantıkı birbiri ile en fazla ve her vakit çarpıştığı memleketimizde.8 olarak ifade etmiştir (1988:120).9. 19. 1944 ve 1945 yıllarında toplam 319 milyon lira vergi gelirinin toplanması öngörülürken. O halde toprak mahsulleri vergisi cibayeti geçen seneden başlamaz daha bir. Toprak Mahsulleri Vergi hâsılatı 1943-1946 arasında hükümetin ve il özel idare bütç elerinin toplamının % 5 ile % 7’sini oluşturmuştur. ”Tahsildar Baskısı ile Jandarma Dayağı” o günleri anlatmak iç in sıkç a kullanılan ibarelerden biridir (Cem. 1945/1946: 100. Timur 2008:207). Önder ise bu verginin hazineye sa ğladığı gelirin 1943.230 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S elahattin Demirkan olacakları görürc esine Köye Doğru dergisinde.7.130. Yerasimos. Bu karşıtlık ç ok partili siyasi yaşama geçildikten sonra da etkisini sürdürmüştür (Tezel. (1974:352). 1943 ile 1946 yılları arasında tahmin edilen rakamın anc ak % 73’üne karşılık gelen 233. S avaş yıllarının bu olağanüstü koşullarından geniş halk yığınları fakir ve aç olarak ç ıkmışlardır. 500. işittiğimiz vaka’lardan o kadar yılmışızdır ki bunların bu sene de tekrar edilmemesi için elimizden gelse hayatımızı feda etmeye hazırız. geçen seneler zarfında gördüğümüz. Boratav bu rakamın 192 milyon lira oldu ğ unu dile getirmiştir. Seferberlik havasında geçen bu dönemde köylü savaş ekonomisinden yararlanmak şöyle dursun üzerine yüklenen bu ağırlığın altında ezilmiştir (S ertel. iki sene evvel başlar” (TBMM ZC. Toprak Mahsulleri Vergisi ile 1943. % 12. 1982: 396-397). Ancak toplanması beklenen % 10’luk gayri safi tarımsal üretimin ç ok altında bir orana ulaşılabilmiştir (Tezel. tarzında. 16 Mayıs 1943) Ökte toplam geliri 229. C. üretimi azalan ve sadece geç imlik 10 Vergi geliri ile ilgili verilen rakamlar birbirinden farklılık arz etmektedir.. köylüden derlenmesi sırasında uğranılac ak bir takım mahalli zorlukların ortadan kaldırılması işlerinde. 1943:3). kanunun uygulanmasına yönelik kaygılarını şöyle dile getirmiştir: “Asıl korkumuz.

C.5.1946: 74-76).8.1.21. SONUÇ II Dünya Savaşı yıllarının olağanüstü koşullarından ç ok etkilenmemek iç in. C.1. 1944: 51).1946 tarihinde Toprak Mahsulleri Vergisi bakiyelerinin affedilmesi iç in verdiği teklifin gerekçesini şöyle açıklamıştır: “Yaptığım incelemeye göre.7. en ç etin yurt hizmetlerine büyük feragatle koşan müstahsilimizi sevindirecek ve bahusus yoksul ve muhtaç köylü oc aklarını feraha kavuşturac aktır” (TBMM ZC... S eyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu da köylünün kalan borc u ödeme durumunun olmadığını bu nedenle köylünün daha fazla ıstırap çekmemesi için böyle bir teklifte bulunduğunu ifade etmiştir. Refik S aydam Hükümeti döneminde uygulamaya sokulan sıkı ekonomik tedbirler ile fiyatların yükselişi bir nebze olsun durdurulabilmiş iken S araç oğlu Hükümeti döne- ..1.5. D. 1974:352. gerç ekten köylü ocaklarımızın takriben % 15 – 20’ si bu artıkları ödeyemeyec ekleri gibi ödeyebilmelerine de maddeten imkân mütalâa edilememektedir.1947:200-202).1946:91-92).8. 23 Ocak 1946’da yapılan Meclis görüşmesinde ise kanun 1. Verginin gayri safi hâsılattan alınıyor olması ile depremden zarar görenler dışındaki mükelleflerin asgari ihtiyaç larının dikkate alınmaması da en çok eleştirilen bir diğer husustur (Kuyuc ak. Hükümet bu kez karşı karşıya kaldığı iaşe sıkıntısını gidermek iç in. 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun kaldırılması iç in mec liste ilk görüşme 18 Ocak 1946 tarihinde yapılmıştır (TBMM ZC..5. Anc ak Toprak Mahsulleri Vergisi’nin kaldırılması bir kısım köylüyü rahatlatmış olsa da. D. hükümetler çeşitli önlemler almışlardır. Bu sorunun ç özümünde köylüden yardım istenmiş ve zirai seferberlik başlatılarak üretimin artırılmasına ç alışılmıştır. 18.. C. Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun Kaldırılması Hakkındaki Kanuna ek olarak kanun teklifinde bulunmuşlardır.5. Her ne şekilde olursa olsun tasfiyesine gidilmesi hiç bir suretle müspet bir sonuç vermeyec ek olan Toprak Mahsulleri Vergisi bakiyelerinin affedilmesi. savaş koşullarının yarattığı ruh hali ile mallar stoklanmaya başlanmış bu da beraberinde karaborsayı getirmiştir. O dönemde özellikle büyük kentlerin ve ordunun iaşe ihtiyacının karşılanması ciddi sorun teşkil etmiştir. Ancak ilerleyen zamanda. 21 Mayıs 1947 tarihinde Mecliste yapılan görüşmede 302 kabul oyuyla Toprak Mahsulleri Vergisi’nin bakiyeleri de affedilmiştir (TBMM ZC. D. D. 23. ödemek zorunda olduğu vergi borç ları bulunan köylülerin rahatsızlığı devam etmiştir. Çorum Milletvekili Nec det Yüc er 9. 21. 21.21.12. Keyder-Birtek. Bu nedenle Seyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu ile Çorum Mebusu Nec det Yücer. kendi tespit ettiği fiyatlar üzerinden köylünün hububatını satın almaya başlamıştır. Bu yüzden «Tahsili Emval Kanunu» gereğince haciz muamelesi tatbik olunmakta ve esasen yoksul ve muhtaç itibariyle borçlarını ödeyemeyen bu vatandaşların takip ve tazyik edilmesi ciddî güçlüklere sebebiyet vermektedir. 1983:210). C.1946 tarihinden geçerli olmak üzere kaldırılmıştır (TBMM ZC.1947: 74-76).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 231 üretim yapan küç ük köylü bu verginin ağırlığını en çok hisseden kesim olmuştur (Boratav.7.

1944 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi’nde değişikliklere gidilerek 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu kabul edilmiştir. büyük oy potansiyeline sahip olan köylünün desteğini arkasına almak isteyen Demokrat Parti’nin de bu durumu sıklıkla Cumhuriyet Halk Partisi’ne hatırlattığı görülmüştür. Bu dönemde emeğinden. çok fazla görevli ile verginin toplanmasına ç alışılması.232 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 minde bu tedbirlerin esnek hale getirilmesi. Kalan mahsulü yüksek fiyatlarla satan büyük ç iftçi büyük paralar kazanma şansına sahip olmuştur. savaş yıllarında kendisine uygulanan diğer politikalar ile beraber değerlendirmiştir. büyük ve küçük çiftçi ayırt edilmeden yürürlüğe sokulan bu kanunun uygulanmasındaki hatalar köylüleri perişan etmiştir. geç imini temin edec ek kadar bile ürünü elinde kalmamıştır. . Bu durumda ürün miktarını tahmin eden görevli memurların hatırı sayılır bir payı olduğunu söylemek sanırım yanlış olmayac aktır. Tüm bu aksaklıklardan hareketle. küç ük ve orta çiftçinin değil pazarda satac ağı ürün. tahmin ve ölçme işleminde yapılan hatalar ile ürünlerin sevkiyatının düzenli olarak sağlanamaması gibi nedenlerle vergi toplama işinde başarılı olunamamıştır. köylü Toprak Mahsulleri Vergisini tek başına değil. işgücünden. Vergi toplama işinin çok planlı programlı yürütülememesi. Bu koşullar altında 1943 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu ile köylü kesimi vergi ödemek durumunda bırakılmıştır. Kısac ası. Çok partili siyasi yaşama geçilmesiyle birlikte. Buna karşın. öngörülen miktarda toplanamayan verginin önemli bir bölümünün de masraflara gitmesine sebep olmuştur. fiyatların inanılmaz derecede yükselmesine sebep olmuştur. devletin uygulamaya koyduğu hububata el koyma politikası gereğince çok düşük rakamlara ürününü devlete teslim etmek durumunda bırakılmıştır. % 25 Kararı ile köylü üretime teşvik edilmek istenmiş ise de bu durum tamamıyla küçük ve orta köylünün aleyhine işlemiştir. Ancak. Ancak bu kanunda özellikle vergi miktarında yapılan %2’lik artış büyük tepkilere neden olmuştur. Büyük ç iftç i % 25 Kararı uyarınca ürettiği ürünün belli bir kısmını devlete teslim etmiş olsa da elinde pazara çıkarabileceği ürün kalmıştır. Bunun yanı sıra. Bu ortamda köylü ürettiği hububatı pazarda ç ok yüksek rakamlara satma olanağına sahip iken. omuzlarına yüklenen bu yükün ağırlığını uzun süre unutamayacaktır. ürününden olabildiğince yararlanılan köylü.

4. Samet (1940). İçtima 3. -Başar. Remzi Kitabevi. İkinci Adam 1938-1950.1944. Kitap ve Makaleler -Ağaoğlu.1944). İçtima. 9. Cilt. İnikat.1943). 21. “Türk Varlık Vergisine Yeniden Bakış”. Halil (1943a). -Resmi Gazete. Sayı. 3.5173. -TBMM Zabıt Ceridesi. 25.1.12. Sayı. 8. Cilt 25.1. İstanbul: Arkadaş Basımevi.6. İçtima.1. 10 (116): 405-408. Sayı. İçtima. 27. Şevket Süreyya (1999).5.Yapıt (8): 44-51. 48. -TBMM Zabıt Ceridesi. Cilt. -TBMM Zabıt Ceridesi. Devre. Devre.1940. (18.7. -Çınar.1. Devre. -Aytekin.IV Ziraat Sahasında”.4. -Resmi Gazete. Cilt. Yurt ve Dünya C.4417. Cilt.1947). 1. -Boratav. İnikat (18.4 (33):352-355.7. -Aydemir. İnikat (24.1944).8. -Clark. “Toprak Mahsulleri Vergisi Kalkınca”. Cilt 24. 46 İnikat (21. Cilt. C. Cilt.7. Açıklamalı Yönetim Zamandizini 1940-1949. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası. 47.7. “Savaş Yıllarının Bölüşüm Göstergeleri ve “Rantlar” Sorunu”. -Aytekin. 9. Arşiv Belgeleri -Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi.1944). Siyasi İlimler. 45. 7.1. Korkut (1974).2/ 99. Ahmet Hamdi (1943). İçtima. İnikat (23. -TBMM Zabıt Ceridesi. İnikat (22.1940). Devre. 5423. İnikat (4.4. “Köyde Geçim”. 44 İnikat (19. 8 1942.1. İnikat (26.63. Cilt. İsmail (1989). 28 4.1946). II. “1942: A’ dan Z’ ye Bozuk Devlet’in Yeniden Yapılanması Girişimlerinin Yükselişi ve Düşüşü”. İnikat (20. -Boratav. Devre. -Resmi Gazete.4.1. -TBMM Zabıt Ceridesi. Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi. Devre. 62.1.7. Edward C (1984/85). 27.4. Resmi Yayınlar -Düstur. -Resmi Gazete.7. Yapıt (8): 29-43. İçtima. -Başar. Cilt.1. Devre.1. İçtima.7. . İstanbul: Cem Yayınevi. 5. Cilt. -TBMM Zabıt Ceridesi. İçtima.2 (1-4): 88-107. -TBMM Zabıt Ceridesi. İçtima.7. Ankara. Davalarımız. 9. İnikat (21. “Köylerin Bugünkü İaşe Durumu”. -Cem. 9.4. Tayfun (2008).3. 33. Devre 6.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 233 KAYNAKÇA I. İçtima. 9. Cilt.1944).1. 100 Soruda Devletçilik.1944). Cilt.1. Korkut (1984/85). 30. İstanbul: Gerçek Yayınevi.1946).18. 26. -Düstur. Devre. Devre. İçtima.7. -TBMM Zabıt Ceridesi. 49.1. -TBMM Zabıt Ceridesi. -TBMM Zabıt Ceridesi. F. Suat (1945/1946). 6. 5693. Halil (1943b). Devre. Ayman Güler.1944). Yurt ve Dünya (36): 486-490. Sayı. 9. Gazeteler -Akşam -Cumhuriyet -Son Posta -Tan -Tasviri Efkâr -Ulus -Vakit -Vatan IV. 1943. Ed. “Milli Korunma Kanunu Tatbikatı. 21. III. Yıl. -TBMM Zabıt Ceridesi.

Hüseyin Avni (1942b). Sait (1043). Cumhuriyet Dönemi’nin İktisadi Tarihi 1923-1950. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı. -Timur.234 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -Demirkan. Faik (1951). Selahattin (1943). “Köylü Zengin mi Oldu. İbrahim (2009/1). Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (7): 73-92. -Önder. İnönü Dönemi 1938-1950. İzzettin (1988). (1969). -Şanda. Türk Ekonomisi Yıl 1 (5): 155-159. Süleyman (2009).4(11): 145-158.Yurt ve Dünya (20): 293-296. C. “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Tarım Politikası Arayışları”. Sadi (1942). M. Türk Devrimi ve Sonrası. Memleket (3): 72-73. Köye Doğru (83): 8-9. -Şener. İstanbul: Bayrak Yayıncılık. -Kocabaş. -İnci. -Özkan. Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Karaborsacılık”. Toplumsal Tarih Çalışmaları.4 (94): 2 -Tökin. Tarımsal Yapılar ve Bölüşüm”. Hüseyin Avni (1942a). -Keyder. Volume 2/9: 319-325. İsmail Hüsrev (1943).2.Yurt ve Dünya (22-23): 369-372. Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi. “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Devlet. Kemal (1996). Ankara: Yurt Yayınları: 113-133. Abidin (2009). -Sertel. -Pamuk. Esat (1943). İstanbul: İletişim Yayınları. Yoksulluk mu Çekiyor”. -Toprak Mahsulleri Vergisinin Tatbikatına Ait Mühim Bir Tamim” (1944). “II. -Karpat. “Toprak Mahsulleri Vergisi ve Hükümet Hisseleri”. Selçuk-Temizer.“Köye Doğru C. -Şanda. “Hangi Köylü Zenginleşiyor”. Köye Doğru C. “Türkiye’de Devlet-Tarım İlişkileri 1923-1950”. C. Cemil (1996). -Öztürk. “Köylüyle Kim Alay Ediyor”. Türk Demokrasi Tarihi. “Türkiye’de Fiyat Politikası”. Ankara: Milli Eğitim Basımevi. İstanbul: Belge Yayınları. -Kesler. -Tezel. Köye Doğru. Sefer (2004). İstanbul: Nebioğlu Yayınevi. “Toprak Mahsulleri Vergisi”. -Yerasimos.3 (72): 3-4. -Tekeli. Dost Kitabevi: 191-220. İstanbul: Yaylacık Matbaası. Yahya (1982). Siyasi İlimler Mecmuası (157): 46-51. Suphi Rıza. Şevket (1988). Ankara: Yurt Yayınları: 98-112. Çağlar-Birtek.3 (59): 4. Hatırladıklarım (1905-1950). C. -Kuyucak. Uluslar arası Sosyal Araştırmalar Dergisi. Faruk (1983).C. Stefanos (1989). Ankara: İmge Kitabevi. İstanbul: Afa Yayıncılık. Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye. . Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi: 109-130. “1923-1960 Döneminde Türkiye’de Tarım Faaliyetleri Üzerinden Alınan Vergiler”. Türkiye’de Tarımsal Yapılar (1923-2000).(1943). “Toprak Mahsulleri Vergisi”. Ankara: Yurt Yayınları. Türkiye’de Milli Şef Dönemi (1938-1945). -Irmak. -Koçak. Taner (2008). Varlık Vergisi Faciası. Erdoğan (2004/2005). Türkiye’de Tarımsal Yapılar (1923-2000). “Cumhuriyet Döneminde Tarım Kesimine Uygulanan Vergi Politikası”. T. “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında İzmir'de Beslenme So- runu”. Zekeriya (1968). -Doğukan. “Köylü İçin Neler Diyorlar?”. -Kalkınan Türkiye (Rakamlarla 1923-1968). “Toprak Mahsulleri Vergisi”. Hazım Atıf (1944). Türk Ekonomisi Yıl 1 (1): 25-27. -Ökte.

Selcuk Üniversitesi Ahmet Kele şo ğ lu Eğ itim Fakültesi İlkö ğ retim Bölümü. the education of teachers. staser@selcuk.. mesleki ve kültürel durumlarına yer vermek suretiyle eğitim tarihine ilişkin tespitler yapılması hedeflenmiştir. Key Words Ilgın. İncelenen unsurlar arasında öğretmenlerin aldığı eğitim. sosyal ve mesleki profilleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ok ul. School. Anahtar Kelimeler Ilgın. we would like to examine the social and professional profiles of teachers in Ilgın in the first years of Turkish Republic.edu.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Issue : 5 Pa ge : 2 3 5 -2 50 CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA ILGIN’DA GÖREV YAP AN ÖĞRETMENLERİN SOSYAL VE MESLEKİ P ROFİLLERİ∗ Seyit TAŞER∗ Özet Araştırmada. mezun olduğu ve görev yaptığı okullar ile öğretmenlerin çeşitli kişisel bilgileri yer almaktadır. Ulusal Ilgın Sempozyumu” nda (30 Haziran-2 Temuz 2010) bildiri olarak sunulmu ştur. Tea cher. Aynı zamanda Ilgın’ın yakın tarihteki eğitim durumunun incelenmesi ve ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu bilgiler ve ilçedeki öğretmenlerin sosyal. Profil THE SOCIAL AND PROFESSIONAL P ROFILES OF THE TEACHERS IN ILGIN IN THE FIRST YEARS OF THE REP UBLIC OF TURKEY ABSTRACT In our research. Arş. Dr. Profile ∗ ∗ Bu makale. Öğretmen. At the same time our target to examine the status of education in Ilgın in current history. Among the factors examined . the schools of graduating. Konya iline bağlı Ilgın İlçesi’nde Cumhuriyet’in ilk yıllarında çeşitli okullarda görev yapan belirli sayıda öğretmenin çeşitli özellikleri incelenmiş olup. his or her service. a variety of personal information regarding to teachers. “ I. For this various features of a certain number of teachers are researched. we aimed to make determinations about the history of education.tr . Sa yı: 5 Sa yfa : 2 3 5 -2 50 Ye a r: 2 0 1 1 . With this research. Gör.

öğretmenlerin maddi durumları ve imkânları ne durumda idi. We reviewed the documentation that c ame to “Konya Bölge Yazma Eserler Kütüpha nesi (Konya Local Library of Manuscript Works)” from The Arc hive of Educ ation . merkezle çevre arasındaki benzerlik ve farklılıkları da yansıtmaktadır. Konuyla ilgili.236 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Amaç Çalışmada. bu profilde geç en zaman iç erisinde ne gibi değişiklikler ortaya ç ıktı. birç oğunun evli ve ç oc uk sahibi olduğu.? • How was the financ ial status of teac hers? are the questions that are tried to be answered and by doing this it is aimed to indic ate teac her’s personal information and soc ial struc tures Method In our study we have approac hed the subjects with historical methods. Bulgular Araştırmada bir merkezdeki çeşitli okullarda görev yapan öğretmenlerin sosyal profillerine ilişkin ilginç sonuç lara ulaşılmıştır. Öğretmenlerin sahip olması gereken üç unsur alan bilgisi. gibi sorulara yanıt aranmıştır. P urpose In our researc h. diğer tarihi kaynaklar da inc elenmiştir. Konya Maarif Arşivi’nden gelen belgeler inc elendi. öğretmenler hangi okullardan mezun olarak mesleğe başlamaktaydı. Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda. it is aimed to reveal details of the educ ation system in history from a c ertain viewpoint. taşra merkezlerinde kadın eğitimc ilerin oranı nasıldı. eğitim tarihimizde öğretmen profili nasıldı. dönemin ekonomik şartları dâhilinde maaşlarının yeterli seviyede sayılabilec eği anlaşılmıştır. Ilgın merkez ile köylerine ait okullardaki öğretmenlere ait bilgiler. • How was the teac her profile in rec ent history? • What kind of c hanges has happened rec ently in teac her’s profile? • What were the sources of teachers in the first years of Turkish republic? In whic h institutions teac hers were educ ated? • What was the ration or situation of women. genel kültür ve pedogojik formasyon olarak tasnif edilirken. Yöntem Çalışmada tarihsel yöntemle konuya yaklaşıldı ve “Konya Bölge Yazma Eserler Kütüpha nesi” ne. inc elenen öğretmenlerin özellikle kültürel aç ıdan kendilerini geliştirmiş oldukları görülmüştür. among the teac hers working at the c enter of distric t in rec ent history. Öğretmenlerin ortalama olarak genç yaşta oldukları. İnc elenen belge ve bilgiler “Ilgın İlçesi Öğretmenlerine Ait Ka yıt Defteri” nde yer almaktadır.

Results were classified. teac hers are not developing themselves for cultural and soc ial respects. The doc uments reviewed are loc ated at “The Tea chers’ Registry of Ilgın”. The informations on teac hers reflec t the differenc es and similarities between in c entral and village sc hools of Ilgın. Dârâ Çolako ğ lu.Nuri Gençosman. When the ec onomic c onditions of time are c onsidered. Findings and Interpretations In our researc h we reac hed interesting findings about the soc ial and professional profiles of teachers. S eyyah Friedric h S arre 1895 senesinde Anadolu’da yaptığı gezilere ilişkin yazdığı eserde. 1984. One of them is about c ultural improvements of teac hers.28. Ilgın’ın bu doğal zenginlikleri ve tarihteki önemine kısac a değinildikten sonra asıl konu olan eğitime geç ebiliriz. s. evaluated under the various headings. Uzluk Basımevi. Çev.M. s.223.29. Ankara. S arre. According to the results of various researches. Anadolu Selçukî Devleti Tarihi (Farsça Muhtasar Selçuknâmesinden).230. Çalışmanın Ilgın ve ç evresindeki ilk mektepleri kapsamakta olup. Nakışlar Yayınevi. İstanbul. Eserde. By c onsidering the need for teac hers. 2-general c ulture 3-formation). Haçlı Seferleri ve Ilgın hakkında bk. Bu inc eleme. In our researc h the records kept about teac hers. Most of them are young. devotee qualific ations were agreed.(teachers must have three elements: 1-area information. Selçuklular Zamanında Türkiye . 1998. 1941. sıc ak kükürtlü su kaynakları ve iç inde banyoların yer aldığı S elç uklu yapısı olan eski binadan söz eder2 . çev. İstanbul. Ilgın Osmanlı Devleti döneminde de önemini muhafaza etmiştir.296 .137. Ilgın kazası ile ilgili olarak “…Argıtha nı yakınından debisi yüksek bir a ka rsu geçiyor ve nehir kuzeydeki Ilgın Gölü’ne ka rışıyor” İfadesini kullandıktan sonra. who served a c ertain period of time the first year in the republic were examined. s. günümüzde sıkç a uygulanan anket ç alışmalarının yakın tarihinde uygulanmış biç imi gibi düşünülebilir. Friedrich Sarre. Ilgın’dan da bahseder. Osmanlı Devleti idari bölünüşünde Konya vilayetine bağlı bir merkez olarak bilinmektedir. GİRİŞ Ilgın Kazası. today. muallimlerin farklı yönlerini bizlere yansıt1 2 Selçuklular döneminde Ilgın’a ait bilgiler için bk. Osman Turan. İbn Bibi. Ilgın tarihte ve özellikle S elç uklular zamanında konumu itibariyle önem taşıyan ve Selçuklular zamanında Haç lı S avaşları gibi önemli tarihi hadiselerin yaşandığı bir yerleşim birimidir1 . married and have c hildren.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 237 of Konya. it c an be said that teac hers have enough salaries. Küçükasya Seyahati( 1895 Yazı). 25 percent of the teac hers who work in distric ts are female. Elde edilen belgelerde yer alan ve muallimlere yöneltilen sorular ile bu sorulara verilen c evaplar ayrıntılı bilgiler ihtiva etmekte olup. 19281929 senelerinde Ilgın’da öğretmenlik yapan kişilere ait bilgileri ve kayıtları iç ermektedir. 274. .

farklı niteliklerini göstermesi bakımından önem taşımaktadır.238 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 maktadır. Günümüzde anket ç alışmaları ile. Ilgın’da II. D. Yıl İlköğretim Okulu Bu okullardan 10’u merkezde eğitim verirken.tr/baglantilar/okullar/13. Buna göre. Tablo 1. Bunun dışında 1925 senesinde mevc ut okulların isimleri şu şekildedir: 3 4 www. ç eşitli branşlardaki öğretmenler farklı özellikleri bakımından inc elenmektedir. diğerleri köy ve kasabalarda eğitim faaliyetlerini sürdürmektedirler.39.meb. Konya Bölge Yazma Eserler Kütphanesi (BYEK). Bu ç alışmanın tarihe uyarlanmış biç iminde elbette ki soruları biz hazırlayamıyoruz. Yıl İlköğretim Okulu Ilgın Sadık İlköğretim Okulu Ilgın Şehit Mustafa Deniz Kağnıcı İlköğretim Okulu Ilgın Yukarıçiğil Şehit Asker Seyit Ali Gür İlköğretim Okulu 100.Ilgın’da Cumhuriyet’in İlk Yıllarında ve Günümüzde İlköğretim Okulları Günümüzde Ilgın İlç esi’nde eğitim veren ilk öğretim okullarının isim ve sayılarına ilişkin bilgilerlere yer verdikten sonra Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ilgın İlç esi’ndeki okulların isimleri ve sayısı tarihteki şekliyle bu bölümde ortaya konulmuştur. Günümüzde 25 ilköğretim okulu ile hizmet veren Ilgın’da. Meşrutiyet döneminde bir Rüşdiye Mektebi bulunmaktadır4 .No (Defter Numarası): 75. günümüzde Ilgın’da yirmi beş ilköğretim okulu eğitim vermektedir.2010.gov. Ilgın’da Günümüzdeki İlköğretim Okulları3 Argıthanı Atatürk İlköğretim Okulu Argıthanı Cumhuriyet İlköğretim Okulu Aşağıçiğil Kazım Karabekir İlköğretim Okulu Aşağıçiğil İlköğretim Okulu Ilgın Atatürk İlköğretim Okulu Ilgın Balkı Mehmet Ali Ak İlköğretim Okulu Ilgın Büyükoba Köyü İsmail Mertoğlu İlköğretim Okulu Ilgın Cumhuriyet İlköğretim Okulu Çavuşçugöl Atatürk İlköğretim Okulu Gedikören İlköğretim Okulu Gökçeyurt İlköğretim Okulu Ilgın Halil Özkan İlköğretim Okulu Ilgın Ağalar Murat Doğru İlköğretim Okulu Ilgın Ziya Mert İlköğretim Okulu Ilgın İnöünü İlköğretim Okulu Kapaklı İlköğretim Okulu Mahmuthisar İlköğretim okulu Ilgın Milli Egemenlik İlköğretim Okulu Orhaniye 125. s. yakın tarihimizdeki eğitimc ilerin. Bunlar tablo şeklinde aşağıda sunulmuştur. I. Konya Darülmuallimat İmtihan Cetveli. . yakın tarihimizde ne kadar eğitim kurumu olduğunu tarihi kayıtlardan öğrenebilmekteyiz. Fakat o dönemde öğretmenlere yöneltilmiş sorular. Yıl İlköğretim Okulu 75.06.

Çiğil. Kembos köyü “ Gökçeyurt” olarak isimlendirilmiştir. Yen-diğin Köyü Mektebi. II. Çiftlikler ve Bulc uk Köyü Mektebi. Belekler Köyü Mektebi. s. Çiğil Mektebi. Çavuşç u Köyü Mektebi. Osmaniye Mektebi. D. Argıthanı İnas (Kız) Mektebi. Dolayısıyla on altı ilkokulun olduğu görülmektedir. Merkez İlk Kız Mektebi. Kembos. BYEK. nahiye ve köylerinde vazifeye başlayan ve burada vazifelerine devam eden öğretmenlerin doğum tarihleri ve doğum yerlerine ilişkin bilgiler aşağıda tablo halinde gösterilmiştir. Ru’ûs Köyü Mektebi. Balkı Köyü Mektebi.1.NO:6. Burhaniye ve Ayaslar Köyleri Mektepleri6 . Mahmuthisar Tekke Köyü Mektebi. Argıthanı Nahiyesi Mektebi. Çalışmamızda bu okullardan bir ç oğunda. Bir başka kayıtta Ilgın’daki okulların isimlerine ilişkin bilgiler şu şekildedir: Ilgın Kemal Bey Kız Mektebi.s. Balkı Mektebi. Kız Mektebi’nde vazife yapan iki öğretmen. D.. Argıthanı Zikür (Erkek) Mektebi. Ilgın Kazası İlk Mektepleri Muallim ve Muallimelerinin Kayıtlarına Mahsus Sicil Defteri . görev yapan öğretmenlerin kayıtları inc elenmiştir. İhsaniye. Bu mekteplere merkez erkek mektebi de eklendiği zaman toplam on dokuz mektebin eğitim verdiği anlaşılır. Bulcuk. Muallimlerin İsimleri. Sebiller. . Osmaniye Nahiyesi Mektebi. BYEK. Burhaniye Köyü Mektebi. Kembos 7 ve Ayaslar köyleri mektepleri8 . 5 6 7 8 Mahmuthisar Tekke Köyü günümüzde ve yarım asırdır “ Beykonak” olarak bilinmektedir. Çavuşçu Köyü Mektebi.NO:10.1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 239 Merkez İlk Erkek Mektebi. Ru’ûs Köyü Mektebi. İnc elediğimiz okullar şu şekildedir: -Ilgın Merkez Erkek Mektebi -Ilgın Merkez Kız Mektebi -Ilgın Aşağıç iğil Köyü Mektebi -Ilgın Mahmuthisar ve Tekke Köyü Mektebi -Ilgın Burhaniye Köyü Mektebi -Ilgın Osmaniye Köyü Mektebi -Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi -Ilgın Geç id Köyü Mektebi -Ilgın Çavuşç u Köyü Mektebi -Ilgın Bulc uk Köyü Mektebi -Ilgın Yen-diğin Köyü Mektebi -Ilgın Ru’ûs (Başköy) Köyü Mektebi Bu okullardan Ilgın Merkez Mektebi’nde görev yapan beş öğretmen. Ilgın Kazasının 1341 Sene-i Martından İtibaren İlk Mekteplerin Muallimleri Kaydına Mahsus Defter. Çiftlikler ve Mahmuthisar Tekke Köyü5 Mektebi. Argıthanı Nahiyesi ilk mektebindeki iki öğretmen ve diğer karyelerdeki birer öğretmen olmak üzere toplam on sekiz eğitimc inin kayıtları inc elenmiştir. Yaşları ve Memleketleri Çeşitli mekteplerde görev yaparak Ilgın merkez. Geçid Köyü Mektebi. Orhaniye Mektebi.

incelediğimiz on sekiz öğretmenin yaş ortalaması 31’dir.NO: 1.2-20. Öğretmenlerin genç yaşta oldukları ifade edilebilir.240 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo 2. 9 “ Ilgın Merkez Erkek Mektebi. Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi. Buna göre. Öğretmenlerden dördünün ise bayan olduğu görülmektedir.Ilgın Merkez Kız Mektebi. Ilgın Geçid Karyesi Mektebi. Ilgın Çavu şçu Karyesi Mektebi. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi. Ilgın Mahmuthisar Mektebi Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi. s. Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Ilgın’da Görev Yapan Öğretmenlerin Kişisel Bilgileri9 Okulun Adı Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez Kız Mektebi Ilgın Merkez Kız Mektebi Ilgın Burhaniye Köyü İlk Mektebi Ilgın Osmaniye Köyü Mektebi Ilgın Argıthanı Nahiyesi İlk Mektebi Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Ilgın Geçid Köyü Muallimi Ilgın Çavuşçu Köyü Mektebi Ilgın Bulcuk Köyü Mektebi Ilgın Mahmuthisar ve Tekke Köyü Mektebi Ilgın Aşağıçiğil Köyü Mektebi Ilgın Yen-diğin Köyü Mektebi Ilgın Ru’ûs Köyü Mektebi Öğretmenin İsmi Ahmed Şakir Bey Nefise Hanım Naciye Hanım Memduh Bey Muallim Vekili Kezban Hanım Hayri Bey Vesile Hanım Rüşdü Bey Halil Hilmi Bey Hüseyin Cavid Bey Abdülgaffar Bey Mustafa Fahri Bey Mehmet Emin Bey Ahmet İhsan Bey Recep Efendi Doğum Tarihi 1890 1892 1907 1901 1911 1896 1901 1902 1887 1894 1876 1897 1901 1906 1900 Doğum Yeri Niğde Ilgın (Karakarye) Mersin Konya Ilgın İstanbul Konya Ilgın Ilgın Ilgın (Bulcuk) Hadim Ilgın Şarkikaraağaç Akşehir Konya Babasının İsmi Mustafa Efendi Hasan Efendi Hacı Şükrü Bey Yusuf Ziya Efendi Mehmet Efendi Mehmet Fuat Efendi Abdullah Efendi Mevlüd Ağa Seyid Efendi Ahmed Efendi Abdülcelil Ağa Yakup Efendi Mehmet Tahir Efendi İsmail Bahri Efendi Hasan Efendi Mustafa Nazmi Efendi Osman Bey İbrahim Bey 1894 1899 1889 Ilgın (Bulcuk) Kafkasya Konya Hüseyin Efendi Ali Efendi Said Efendi Bulgu ve Yorumlar Ilgın’da yakın tarihimizde görev yapan öğretmenlere ilişkin yukarıda yer verilen bilgiler. Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi. Ilgın Aşa ğ ıçiğ il Mektebi. öğretmenlerin yaş ortalaması ve memleketlerine ilişkin verileri yansıtmakta ve bu veriler istatistikî bulgulara ulaşmamıza yardımc ı olmaktadır. en yaşlısı 52 yaşındadır. D. Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimlerine Ait Kayıtlar” . Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . Öğretmenlerin en genci 18. .

Ilgın İlk Mekteplerindeki Öğretmenlerin Sosyal ve Ekonomik Durumları10 . Tablo 3. Bunlarında yedisinin memleketi ise Ilgın’dır. Yoktur Kiradır 1950 Şarkı okurum alet çalamam. Niğde. keman çalar. D. nakış ve kağıt işleri Bekâr Yoktur Kiradır 750 - Biraz Kağıt. İstanbul ve Isparta Ş arkikaraağaç ’tan bir öğretmen vardır. Şahsına Ait Emlak ve mal varlığı var mıdır? Oturduğu ev kendisinin midir? Hangi el işlerinde mahareti vardır? Okul ve Öğretmenlerin İsimleri Evli Olup Olmadığı ve Çocuk Sayısı Maaşı (kuruş) Musikiye vakıf mıdır? Resim yapmaya muktedir midir? Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimi Ahmed Şakir Bey Ilgın Merkez Mektebi Muallimi Memduh Bey Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Naciye Hanım Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Nefise Hanım Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimi Muallimi Vekili Kezban Hanım Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Vesile Hanım Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Hayri Bey Ilgın Aşağıçiğil Karyesi Mektebi Muallimi Mustafa Nazmi Efendi 10 Eşi vefat etmiştir. Yoktur Kiradır 1500 Lisanen Biraz Terzilik. III. Mersin. Biraz Muktedirdir.Bir çocuğu var Yoktur Kiradır 1758 Ud. Bekârdır Yoktur Kiradır 1500 - Muktedirdir Kağıt. Kafkasyalı bir öğretmenin de Ilgın’da görev yaptığı anlaşılır. işlerinde Evli (1927)Çocuğu yok Evli (1909)İki çocuğu var. . Yoktur Kiradır 1620 Vakıf değildir Mektepte yapılan resimleri yapar Mektepte yapılan el işlerini yapar Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . Ilgın’da Cumhuriyet’in ilk yıllarında ç eşitli mekteplerde görev alan öğretmenlerin. maaşları. nakış Evli-1922-İki çocuğu var Yoktur Kiradır 800 - - - Evli-1920Dört çocuğu var. Bu sorular ile öğretmenlerin verdiği cevaplar aşağıda tablo halinde gösterilmiştir. oturdukları evin kira mı yoksa kendilerine ait mi olduğu.-İki çocuğu vardır. Diğer on üç öğretmen Konyalıdır. kendilerine ait emlak veya menkûl varlığı. BYEK. Yoktur Kiradır 1500 Ud. dikiş ve el işleri Evli-1922. Karakalem ile resim yaparım Mukavva ve sair işler. evli ve ç oc uk sahibi olup olmadıkları ile ilgili olarak öğretmenlere yöneltilen sorular yer almaktadır. Ilgın’da Görev Yapan Öğretmenlerin Sosyal ve Ekonomik Durumu Bu bölümde.No:1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 241 Öğretmenlerin doğum yerlerine baktığımız zaman. keman çalar Biraz Biçki. dikiş. önemli bir kısmının Konya ve çevresinden olduğu görülmektedir.

242 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ilgın Mahmuthisar Mektebi Muallimi Recep Efendi Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimi Ahmet İhsan Bey Ilgın Çavuşçu Karyesi Mektebi Muallimi Mehmet Emin Bey Ilgın Geçid Karyesi Muallimi Mustafa Fahri Bey Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mekteb i Baş Muallimi Abdülgaffar Bey Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mekteb i Muallimi Hüseyin Cavid Bey Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi Muallimi Halil Hilmi Bey Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi Rüşdü Bey Ilgın Yen-diğin Karyesi Mektebi Muallimi Osman Bey Ilgın Ru’ûs Köy ü Mektebi Muallimi İbrahim Bey Değildir Yoktur Kiradır 1500 Nota üzerine ud çalar Piyano.86 kuru ş Şeker: 44.72 1927 Senesi Ekmek: 15. Yoktur Kiralıktır 1500 Biraz şarkı okurum Biraz muktedirdir Karakalem ile resim yaparım Konya’da bir evi vardır.42 kuru ş idi. ud. Kasım 1986. Kalan dört öğretmenden biri evli iken eşi vefat etmiştir. s. 1928 Yılında Kişi Ba şına dü şen gayri safi yurt içi hâsıla 118 Lira.Altı çocuğu var Yoktur Kiradır 1950 Keman. kutu yapmak gibi Toprak. s. Atatürk Ara ştırma Merkezi Dergisi . Bir parça tahta ve kağıt işlerinde Evli-1926Çocuğu yoktur Yoktur Kiradır 800 Muktedirdir. üç ü de bekârdır.İki çocuğu vardır Yoktur Kiradır 1758 - Muktedirdir Evli.46 kuru ş Pirinç: 42.s.3 çocuğu var Yoktur Kiradır 1620 İlk mekteplerde okumuş Lisanen vakıftır alet çalamaz Vâkıftır Kağıt. Evli olan öğretmenlerin ortalama ç oc uk sayısı 3 c ivarındadır. bir öğretmen hariç hiç birinin kendilerine ait bir menkul veya gayr-ı menkulünün olmadığı 11 Cumhuriyet döneminde ö ğ retmenlerin maa şlarının genel ekonomik göstergeler bazında ve konjeüktürel yapı içerisindeki durumunun nasıl oldu ğ una ilişkin genel bir kanaat olu şturabilmesi bakımından. Sayı:7.59-85 . Öğretmenlerin ekonomik durumlarına baktığımız zaman11 . keman çalar İlk mekteplere ait resim yapar İlk mekteplere ait el işlerini yapar Terzilikte ve bazı el işlerinde mahareti vardır Toprak işlerinde. gıda ürünleri ve altın fiyatlarına bakmamız veya gayri safi milli hasıladan kişi ba şına dü şen yıllık gelir miktarını incelememiz gerekebilir.İki çocuğu var. Feridun Ergin. el işleri Kağıt kesmek. kağıt işleri Evlidir (1927) Evlidir (1911)-Üç çocuğu vardır. marangoz işlerinde mahareti vardır. piyano çalar Fotoğrafçılık Marangozlukta Evli-1913. Kiralıktır 1950 Biraz vakıf Öğretmenlerin sosyal durumlarına ilişkin sorular evli olup olmadıkları ile ilgili olup. on sekiz öğretmenden on dördü evlidir.74 Altın Fiyatı: 830 kuru ş idi. marangozluk ve el işleri Evli-1910-2 çocuğu var Yoktur Kiralıktır 920 Vardır - Evli-1924.. Cilt:III. Yoktur Kiralıktır 800 Değildir Oldukça Mukavva. Tablodan anlaşılac ağı üzere. s. Buna göre öğretmenlerin yaş ortalaması düşük olsa dahi evlenme oranı yüksektir. Evli-1924-İki Yoktur Kiradır 1500 Biraz ud çalar Resim işleri oldukça yapar Evli-1921. “ Birinci Dünya Sava şı’nda ve Atatürk Döneminde Fiyatlar ve Gelirler” .83 bk.

Bu bölümde öğretmenlerin. IV.950 kuru ş maa ş alan bir ö ğ retmenin bu ürünlerden ne kadar alabilece ğ i hesap edilebilir ve günümüzle kıyas edilebilir. Ud. keman. bazılarının ehliyetname alması öğretmenliğe devam edebilmesi iç in yeterli görünüyordu ve mevcut öğretmenler öğretmenliğe devam edebilmek iç in ehliyetname almak amac ıyla muallim mektebinde sınava girmekteydi. Ilgın’da Görev Alan Öğretmenlerin Mesleki Durumları Ilgın’da görev yapmış öğretmenlerin büyük bir kısmı 1927’de bu kazada göreve başlamıştır. Zira öğretmenlerin birç oğu herhangi bir müzik aleti ç alabilmekte. Muallim ihtiyac ı da göz önüne alındığı zaman. Fakat bu duruma istinaden. . mülk edinememeleri de söz konusu olabilir. 1919. yani on veya on beş senedir ve hatta yirmi senesidir Ilgın’da. Fakat ö ğ retmenin yıllık gelirinin. 1928 senesinde kişi ba şına dü şen ortalama yıllık gelirin 118 ×100 =11.950×12 =23. Bunun yanında öğretmenlerden marangozlukta. kişi ba şına dü şen yıllık gelir ortalamasının iki katı idi. Öğretmenlerin tamamı resim yapmaya muktedir olduklarını belirtmişlerdir. ç almasını bilmeyenler ise en azından sözlü olarak müzik ic ra edebilmektedirler. Öğretmenlerin tamamı kiraladıkları bir meskende oturmaktadır. toprak ve tahta işleri ile terzilikte mahareti olanlar vardır. kağıt ve mukavva işleri ön planda yer almaktadır. gayri safi milli hâsıladan kişi ba şına dü şen miktardan hayli yüksek oldu ğ u görülür. Ilgın’da Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde görevlerini Bu rakamlar incelendiğ inde Cumhuriyet’in ilk yıllarında 1. Bu nedenle bazı öğretmenler öğretmen okulunu bitirip şehadetname almaktaydı.800 kuru ş oldu ğ u anla şılır. Bunun yanında 1909. öğretmenlerin maaşlarının az olduğunu söylemek zordur Öğretmenlerin genç yaşta olmaları nedeniyle mal. 1923 ve 1924 yıllarından beri.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 243 görülmektedir. 1918. Bilindiği üzere gerek Osmanlı Devleti’nin son yıllarında gerekse Cumhuriyet’in ilk yıllarında muallimlik yapabilmek iç in şehadetname veya ehliyetnameye sahip olmak gerekli idi. Öğretmenlerden birinin ise fotoğrafç ılığa ilgisinin olduğu görülür. Bunun yanı sıra dört öğretmen şarkı söyleyebildiklerini ifade etmişlerdir. Bayan öğretmenlerin ise biçki. Bunlardan bazısı kesin olarak muktedir olduğunu ifade ederken bazısı da biraz kabiliyetli olduğunu söylemektedir. görevine devam edenler de bulunmaktadır. Öğretmenlerin kabiliyetlerine ilişkin sorulara verdikleri c evapları ilginç bulmaktayız. Öğretmenlerin resim yapabilmeleri konusunda verdikleri yanıtlar da ilginç tir. Bu rakam 1929 senesinde 1. Dolayısıyla bir ö ğ retmenin yıllık geliri. Öğretmenlerin hangi el işlerine maharetlerinin olduğuna ilişkin yöneltilen suale verilen c evaplarda. piyano gibi müzik aletlerinden en azından birini on sekiz öğretmenden altısı kullanabilmektedir. dikiş ve nakış gibi el işlerine ilgilerinin olduğu gözlenmektedir. Ayrıca. günümüzdeki gibi mesken bulmanın kolay olmaması göz önüne alınmalıdır.400 kuru ştur. Çalınan müzik aletleri de oldukç a ilginç tir.

Aliyyülâla dır. Salâhiyyet-dâr: Yetkili bk. İhtiyat zabıt namzetliği. Konya’da Konya Kız Muallim Mektebi İkinci Sınıfından Tasdiknamelidir Kız Muallim Mektebi Tasdiknamesidir Konya Merkez Ana Mektebi Muallimliği. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat.22-111929 İstifası vekaleti celilemizce 10-1929 tarihli tahkikatla kabul edilmiştir. Konya Rüşdiye Mektebi Muallimli- 1918 12 13 14 Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . Ilgın Merkez Mektebi Karye Muallimliği. XX. ihtiyat zabıt vekilliği. Beyşehir’de ve Ilgın Merkez Mektebi’nde çalışmıştır. 1901 Lise’nin İbtidai kısmından Niğde Muallim 1926 Vilayeti Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Muallimi Memduh Bey Mülga (Kapatılmış olan) Dârü’l-hilâfeti’laliyye Medresesinde Mülga Dârü’lhilâfeti’l-aliyye Medresesi Sahn Kısmından 14 Muallimlik. 2000. Ilgın Merkez Mektebi Muallim Vekili 1925 1919 Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Vesile Hanım Ehliyetnamelidir1920 Ilgın Namık Kemal Mektebi Muallimliği. 916. Aydın Kitabevi. hangi belge ile bu görevi ifa ettiklerine yer verilmiştir.19 . Ankara. Konya Merkez mektebinde. Kendisi muallimlik etmeye salâhiyyetdar13 eden vesika hangisidir? Tarih v e derecesi? Yürüttüğü Vazifeler Açıklama Göreve Başlama Tarihi Ilgın Merkez Erkek Mektebi Muallimi Ahmed Şakir Bey Niğde İlk Erkek Mektebinde eğitim görmüştür. Ilgın Kazası Merkez İlk Mektebi Muallim Muavini olarak görev yaptı. Asra Eri şen İstanbul Medreselesi . Tablo 4.244 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 sürdürmekte iken.Ferit Develio ğ lu.No:1. Türk Tarih Kurumu. Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Öğretmenlerin İlmi ve Mesleki Durumları (Ilgın) 12 Okulun ve Öğretmenin İsmi İlk Tahsilini Nerede Yapmıştır? Orta tahsilini nerede yapmıştır? Tamamlamadı ise hangi sınıfa kadar okumuştur? Sahip olduğu şahadetnamenin tarih ve derecesi? Niğde Vilayeti Muallim Mektebini tamamlamışitır. Kadınhanı’nda Muallimlik. “ ibtidâ-i dâhil” ve “ sahn” olarak de ğ iştirilmiştir. s. İnsuyu Karyesi ve Kadınhanı:’nda ve Ilgın Merkez Mektebi’nde görev yapmıştır. ihtiyat mülazım -ı sâni. 1921 Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Naciye Hanım Konya’da Muavinlik ehliyetnamesi-1924Meslek şehadetnamesi 1927 Ereğli Kız Mektebi ‘nde. 1924 Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Nefise Hanım Adapazarı Rüşdiyesinde Tahsil Görmüştür. Derecesi. 1913 Katl maddesinden dolayı işten el çektirilmiştir. Ana Mektebi Muallim Vekili. 2003. Bk. Kütüko ğ lu. Ayrıc a mezun oldukları okullar ile hangi mekteplerde görev aldıkları veya ne tür memuriyetleri yürüttükleri sorularına öğretmenlerin verdikleri c evaplar tablo halinde aşağıda gösterilmiştir. Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye Medresesi’nin tâli ve âli kısımlarının adları 1917’de “ ibtidâ-i hâric” . Muavinlik Ehliyetnamesidir-1925 Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimesi Vekili Kezban Hanım Ilgın Kazası İlk Kız Mektebinde Tahsil Görmüştür. BYEK. s. Mübahat S. D. Ankara.

Ilgın Merkez Kız Mektebi. Şarkikaraağaç Mekteb-i İbtidaisi ve Rüşdiyesi İstanbul İmam Hatip Mektebi İstanbul İmam Hatib Mektebi Şehadetnamesi 1926 Sanayi Mektebi Şehadetnamelidir 1924 Aliyyülâladır. Argıthanı Nahiyesi ve Aşağıçiğil Karyelerinde Muallimlik yapmıştır. Ilgın Balkı Karyesi Muallimliği. Akşehir Karaağa Karyesi Muallimliğini Akşehir Azarı Karyesi Muallimliğini ve Ilgın Geçid Karyesi Muallimliğini yürütmüştür. Ilgın Merkez Erkek Mektebi’nde görev yaptı. Karaman İdadisi Muallimliği. Ilgın Merkez Mektebi Muallim Muavinliği Vekaleti. Ehliyetnamelidir 1927 Kütahya’da Muallim Vekilliği ve Ilg ın Çavuşçu Karyesi Muallimliği yapmıştır. Ilgın Yukarıçiğil. Ilgın Argıthanı Nahiyesi Baş Muallimliği yapmıştır. Ilgın 1925 Ilgın Geçid Karyesi Muallimi Mustafa Fahri Bey Ilgın rüşdiyesinde Ehliyetnamelidir. ve 2. Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Hayri Bey İstanbul Rehber-i Tahsil Mektebinde Talimgâh Ehliyetnamesi bulunamadığından kaydı silinmiştir.Ilgın Argıthanı Muallimliği yapmıştır. 1926 Konya Sanayi Mektebini tamamlamıştır. sınıftan terk ederek askere gitmiştir. Karaman Kız Mektebi Muallimliği. 1340 – Derecesi Aliyyülâla Ilgın Bulcuk Karyesi Muallimliği 1924 Ilgın Çavuşçu Karyesi Mektebi Muallimi Mehmet Emin Bey Dârü’l-hilâfeti’laliyye Medresesi 4. Ilgın Orman Muhafaza Memurluğu Ilgın Bulcuk Karyesi Muallimliği. Burhaniye. 1921 1915 Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Baş Muallimi Abdülgaffar Bey İbtidai Mektebinde Muallimlik şehadetnamesi-1910 1909 Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Muallimi Hüseyin Cavid Bey Bulcuk Karyesi İlk Mektebinde Ehliyetnamelidir 1925 1923 Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi Muallimi Halil Hilmi Bey Ilgın Mekteb-i Rüşdiyesinde Ehliyetnamelidir 1914 1914 . Osmaniye Karyeleri. Karaman Merkez Kız Mektebi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 245 ği. Muvakkat ehliyetname 1923 1920 Ilgın Mahmuthisar Mektebi Muallimi Recep Efendi Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimi Ahmet İhsan Bey Konya Mecidiye İlk Mektebinde Niğde Sultanisinde ve Akşehir İdadisinde tahsil görmüştür. Ilgın Mahmuthisar Karyesi Muallimliği 1925 Ilgın Aşağıçiğil Karyesi Mektebi Mektebi Muallimi Mustafa Nazmi Efendi Bulcuk karyesi mekteb-i ibtidâiyesinde ve Ilgın rüşdiyesinde Konya Erkek Muallim Mektebinde 1. Ilgın Osmaniye Mektebi Muallimliği. Ereğli Osmaniye Merkez Mektebi Muallimliği. Ilgın Merkez Mustafa Bey Mektebi Muallimliğini. sınıfından mezundur.

muallim mektebinin iptidâi şubesinden mezun oldukları söylenebilir. Muallim mekteplerinin İptidâi kısmı orta öğrenim. SONUÇ Ilgın’da gerek tarihte gerekse günümüzde birç ok köyde ilkokul bulunmasından yola ç ıkarak. Kadınhanı ve Akşehir’de ve Ilgın Ru’ûs Karyesi’nde Muallimlik 1917 1917 Tablodan anlaşılac ağı üzere. Ilgın’ın ç oğu köy ve kasabasında okul ç ağına gelmiş öğrenc ilere ilk eğitimin verildiği anlaşılmaktadır.246 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi Rüşdü Bey Çumra’da bir ilk mektepte İstanbul İmam Hatib Mektebi İmam Hatip Mektebi şehadetnamelidir . Kalan on üç öğretmenden yedisi ehliyetname sahibidir. idadiye gibi mekteplerin iptidai kısımlarında tamamlamışlardır. Ehliyetnamesi olmayana öğretmenlik yapma yetkisi ise verilmemiştir. Öğretmenlerden orta tahsil gören sayısı ise sekizdir. Ru’ûs. Ilgın Osmaniye Karyesi Muallimliği yapmıştır. Öğretmenlerden vekil olarak görevi yürütenler de bulunmaktadır. maarif vekâletinc e tanınmamıştır. biri S anayi Mektebi’nde tamamlamıştır. Orta öğrenimini iki öğretmen medresede. Tabloda görüleceği üzere muallim mektebi orta tahsil grubu iç erisinde yer almaktadır. Öğrenimine devam ederken askere gitmek durumunda kalmış olan öğretmenlerin olduğu da anlaşılmaktadır. . Rüşdiye ve Âli kısımları ise yüksek öğrenim sınıfındadır. Öğretmenlik yapabilme yetkisini talimgâha giderek aldığını ifade eden öğretmenin ehliyetnamesi olmadığından öğretmenlikten alındığı anlaşılır. Yüksek tahsil gören öğretmen olmadığı iç in tabloda buna ayrıc a yer verilmemiştir. köylerde bir öğretmenle eğitime devam edildiği ifade edilebilir. Ilgın’da çeşitli köylerde muallimlik Ilgın İhsaniye. öğretmenlerin tamamı ilk tahsilini iptidaiye mekteplerinde veya rüşdiye. Muallimlerden yalnız üç ü muallimlik şehadetnamesi ile öğretmen olarak vazifesini yürütmektedir. O halde Ilgın’daki öğretmenlerden muallim mektebini bitirenlerin tamamının. Ilgın Kazası Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi 1918 Ilgın Yen-diğin Karyesi Mektebi Muallimi Osman Bey Ilgın Ru’ûs Karyesi Mektebi Muallimi İbrahim Bey Konya Huffaz Mektebi İbtidaisinde Âkifpaşa Mektebinde Konya Selahi Medresesinde Muavinlik Ehliyetnamesi İki Senelik Konya Erkek Muallim Mektebi Erkek Mektebi namesi Muallim Şehadet- İhtiyat Zabıt Namzetliği. Dolayısıyla talimgâh olarak ifade edilen yer veya eğitim kurumu.İhtiyat Zabıt Vekilliği. Derbent. diğer öğretmenlerden ikisi İmam Hatip Okulu’nda. Çiğil Karyesi Mektebi Muallimliği. Ilgın’da merkez kız ve erkek mektebinde birden fazla öğretmen görev yaparken.

Öğretmenlerin kültürel aç ıdan zengin ve kabiliyetli olduğu görülür. bu okulların isimlerinin de olduğu anlaşılır. Öğretmene duyulan ihtiyaç nedeniyle aranılan niteliklerin asgari düzeyde tutulduğu belirtilebilir. piyano gibi müzik aletleri çalabilmekte ve ç eşitli el işlerinde maharetleri bulunmaktadır. Öğretmenlerin birç oğu ud. öğretmenlerin mahallinden temin edilmesi yoluna gidildiğini gösterir. günümüzdeki şekliyle konut imkânlarının gelişmiş olmaması ve diğer sebepler dikkate alınarak. nahiye ve köylerinde öğretmenlik yapanlardan. “muallimlik yapmaya salâhiyet-dâr eden vesika nedir?” sorusuna verilen c evaplarda. Sanayi Mektebi ve İmam Hatip mezunu olanlara doğrudan verildiği gözlenmiştir. Büyük bir kısmının resim ve müziğe mahareti vardır. . Öğretmenlerin maaşları dönemin ekonomik koşulları dikkate alındığında yüksek sayılabilec ek bir rakamdır. öğretmenlerin mal varlığı edinmediği ifade edilebilir. muallim mektebi mezunu olanların sayısının bir hayli düşük olduğu görülmektedir. Ilgın merkez. Öğretmenlik yapabilme yetkisinin Medrese (Dârü’lhilâfeti’l-aliyye Medresesi Sahn Kısmı). öğretmenlik vazifesini yürütmektedir. keman. Fakat öğretmenlerin tamamının herhangi bir mal varlığı bulunmamaktadır. bunların büyük bir kısmı evli ve çoc uk sahibidir. Öğretmenlerin büyük bir kısmı ehliyetname almak suretiyle.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 247 Ilgın’da öğretmenlerin tamamına yakını genç yaşta olup. Öğretmenlerin önemli bir kısmının Ilgın ile Konya ve çevresinden olması. Dolayısıyla tarihi şartlar iç erisinde konu ele alındığında. Zira.

Nuri Gençosman.248 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA . Selçuklular Zamanında Türkiye. Atatürk Ara ştırma Merkezi Dergisi. 1998.NO: 1. 2003. XX. . 1984. D.No: 75. BYEK. çev.Ilgın Ka zasının 1341 Sene-i Martından İtibaren İlk Mekteplerin Muallimleri Kaydına Mahsus Defter. Uzluk Basımevi. Kasım 1986 . . Nakışlar Yayınevi. İstanbul.Turan. 1941. Ankara.İbn Bibi. D.. .meb. Anadolu Selçukî Devleti Tarihi (Farsça Muhtasar Selçuknâmesinden). . Türk Tarih Kurumu. “Birinci Dünya Savaşı’nda ve Atatürk Döneminde Fiyatlar ve Gelirler”. Dârâ Çolakoğlu. BYEK. BYEK.tr/baglantilar/okullar/13. Çev. 2000 .Kütükoğlu. Cilt:III. Aydın Kitabevi. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi BYEK. D.www. . Ankara.06. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. . Feridun.Sarre. İstanbul. Ankara. Friedrich. D.Ilgın Ka zası İlk Mektepleri Muallim ve Muallimelerinin Kayıtlarına Mahsus Sicil Defteri.NO:10.gov. .Ferit Develioğlu. Osman. Sayı:7.Ilgın İlçesi Öğretmenlerine Ait Kayıt Defteri. . -Ergin.Konya Darülmuallimat İmtihan Cetveli.2010. Küçükasya Seyahati (1895 Yazı).M. Asra Erişen İstanbul Medreseleri . Mübahat S.NO:6.

Öğretmenlerden Ahmet Şakir Bey’e Ait Kayıt .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 249 EKLER Ek-1.

250 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Negotiations of the Law of Treason. başlatılan haksız işgaller ve bu işgaller karşısında. İç İsya nla r THE NEGOTIATIONS AND ACCEP TANCE OF THE LAW OF TREASON Abstract The Turkish Grand National Assembly (TGNA) came forward as a result of the resistance and legitimization efforts led by Mustafa Kemal Pasha against the unfairly launched invasions. Mehmet DAĞISTAN** Özet Türkiye Büyük Millet Meclisi. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 5 1 -2 81 Ye a r: 2 0 1 1 . mehmetdagistan1453@gmail.edu. and unfair actions to the detriment of national interests were started to be obviated inside and in the direction of the law. Feeling obliged to make decisions under exceptional circumstances and in the direction required by these circumstances. Domestic Riots * ** Doç. After this law was accepted. legitimateness of TGNA was consolidated and registered once again. Kırşehir. Millî Mücadele döneminin en çetin günlerinde bu kanunun TBMM tarafından çıkarılıp yürürlüğe konması. Ahi Evran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Üyesi. Hıyanet-i Vataniye Kanunu.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . The Law of Treason (Hıyanet-i Vataniye Kanunu). Fetva la r. The enforcement of this law by TGNA in the most inconvenient days of the national struggle was a milestone in the salvation process of our homeland and nation. olağanüstü şartlar altında ve bu şartların gerektirdiği istikamette kararlar almak zorunluluğunu hissederek 29 Nisan 1920’de 2 nolu kararla Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu kabul etmiştir. vatanın ve milletin kurtuluşu açısından bir dönüm noktası olmuştur. Fa twa .2 on 29 April 1920. Issue : 5 Pa ge : 2 5 1 -2 81 HIYANET-İ VATANİYE KANUNU’NUN MÜZAKERELERİ VE KABULÜ Yaşar ÖZÜÇETİN* H. Hıyanet-i Vataniye Kanununun Müzakeresi. Kanunun kabulü ile TBMM’nin meşruluğu perçinlenip bir kez daha tescil edilmiş. kanun doğrultusunda ve içerisinde milletin yüksek çıkarları aleyhine yapılan haksız eylemlerin bertaraf edilme yolu tutulmuştur. Mustafa Kemal Paşa’nın ön ayak olduğu direnmenin ve meşrulaşma çabalarının bir neticesi olarak ortaya çıkmıştır. Key Words TGNA First Term. Anahtar Kelimeler TBMM Birinci Dönem. yozucetin@ahievran. TGNA Government accepted the Law of Treason (Hıyanet-i Vataniye Kanunu) with the resolution no.com . TBMM Hükümeti.tr Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ rencisi. Dr.

Fahri Çoker. yaptırım altına alınac aktı. “Muhafaza-ı Hukuk”. Millî Mücadele Yıllarındaki Kuruluş lar. Sabahattin Selek). bu baş kaldırış. Hilafet-Saltanat ve ülke topraklarını kurtarmak amac ına dayandırılarak vatana ihanet suç u tespit edilip. asker firarları önlenip düzenli ordu kurulmadan otoritenin tesis edilip. s. İstanbul 1985. TBMM Zabıt Cerideleri. İç te isyanlar bastırılmadan. Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları. işgalci güçlere karşı konulması ve başarı elde edebilmesi mümkün gözükmemekte idi. I. Çalışmada. 164. bu kanunun Millî Mücadelenin başarı ile neticelendirilmesindeki yerini belirlemeye yöneliktir. Dönem (1919–1923). “Redd-i İşgal”. Bu ç alışmada. kongreler toplanmakta idi2 . Düstur ve resmî yayınlara da yer verilerek. TBMM Kavanin Mecmuası. TTK Basımevi. Kanunun kabul edilmesi ve uygulanmasına yönelik ortaya ç ıkan eksiklik ve arayışlar üzerinde durulmuş. meşrutiyetç i ve barışç ıl bir talep olarak dikkati çekmekte ancak. Böyle bir durumda TBMM tarafından 29 Nisan 1920’de 2 nolu “Hıyanet-i Vataniye Kanunu” adıyla ilk olağanüstü durum kanunu ç ıkarılacak ve meşruluk. Fethi Teveto ğ lu. Boyun eğmeyen Anadolu halkı. 4. C. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun müzakereleri. Meclis-i Mebusan’ın 17 Şubat’ta Misâk-ı Millî’yi onaylaması. C. 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi. Meclis faaliyetlerinin yürütülmesi sırasındaki bütün konuşma ve davranışları ihtiva etmesi. (Haz. . Ankara 1991. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başkaldırmış. telif ve tetkik eserlerden de istifade edilmiştir. Heyet-i Temsiliye tarafından fiilî bir hükümet olarak millî irade ele alınmış millî ve mahallî kongrelerde alınan kararları titizlikle yerine getirilip. İtilaf Devletleri’nin tutumuna karşılık. Osmanlı Devleti’nin idam fermanı olmuş ve Mütarekenin uygulanması ile ülkenin canı yanmış. ç alışmanın adı “Hıyaneti Vataniye Kanunu’nun Müzakereleri ve Kabulü” olarak belirlenmiştir. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla meşru bir organ tarafından yönlendirilmeye başlanmıştı. Anadolu halkı tarafından İstanbul Hükümeti ve Sarayın. “İstihlas-ı Vatan” ve “Müdafa-ı Hukuk” gibi siyasî “Kuvâ-yı Milliye” adı altında da askerî ve silahlı direniş teşkilatları oluşturulmakta. zamanın politik şartları hakkında bilgiler vermesi nedeniyle esas alınmış. müzakereleri temelinde Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu tahlil edip. Türk milletine kendi imkânlarıyla direnmekten başka çare bırakmamıştı1 . ülkesini ve namusunu muhafaza etmek amacıyla ülkenin muhtelif yerlerinde “Redd-i İlhak”. s. (Önsöz IX). Parlamento Tarihi Millî Mücadele ve TBMM I. 16 Mart 1920’de İstanbul’un İngilizler tarafından resmen işgal edilmesi ile bütün kurumlar ele geç irilmiş bulunmakta idi.252 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Bu araştırma ve incelemenin amacı. Ankara 1994. Hatıralar. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasıyla Müdafa-ı Hukuk Cemiyetleri ve kongrelerle Anadolu halkının teşkilâtlandırılması mümkün hale gelmişti3 . “Geç ic i Hü1 2 3 İsmet İnönü. s. 1.

C. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I. üçüncü birle şimin beşinci oturumunda yapılan seçimlerle Türkiye’nin ilk kabinesi olan Muvakkat İcra Encümeni (Geçici İcra Komisyonu)’ne üyeler seçilmişti.. Korkmaz Zeynep). 56. Dr. Daha sonra Hükümet kurulması için de Mec lis’e önerge verildi ve bu önerge kabul edildi9 . Meclis’in işlerini düzenlemek. TBMM Matbaası (3. icraî etkinliğ ini sa ğ lamak amacıyla 15 kişiden olu şan bir Lâyiha Encümeni ile diğ er altı kişilik icra encümenin seçimine geçilmiş. Üçüncü Tertip. Ankara 1981. s. 1. s. I. Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi. 58. 8–16. TBMM. Düstur. “…Ulusal sınırlarımız içinde. Büyük Millet Meclisi Reisi sıfatıyla İc ra Vekilleri Heyeti toplantılarına da başkanlık etmeye başlamıştı. Turhan Kitabevi. Do ğ u Ergil. 1. 193. . “Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusa i şahaneyi yed-i ecanipden ta hlis ve taarruzatı defi maksadına ma tuf ola ra k teşekkül eden…” 5 Büyük Millet Mec lisi toplanmıştı. D. I. 6. No: 3 TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). her şeyden önce kendi gücümüze dayanarak varlığımızı koruyup ulusun ve yurdun gerçek mutluluğuna ve ba yındırlığına çalışmak gelişigüzel. 26 Nisan 1920’de Çorum Mebusu Sıddık Bey’in takriri ve TBMM’nin 7 numaralı kararı ile Meclis-i Mebusan Nizamname-i Dâhilisi’nin de ğ iştirilerek uygulaması kabul edilmiş. olmak üzere üç devre halinde uzun ve ayrıntılı bir konuşma yapmıştır7 . 72. Türk Devrim Tarihi Ulusal Direniş ten Türkiye Cumhuriyeti’ne.. I. TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). s. TBMM Zabıt Ceridesi (TBMM ZC ). TBMM Kavanin Mecmuası. C. C. C. TBMM Kavanin Mecmuası. 30 Ekim 1918 tarihinden 13 Nisan 1920 tarihine kadar geçen zaman zarfındaki olayları anlattıktan sonra. 122. İzmir 2007. I. ilki. Erzurum Mebusu Celâlettin Arif Bey’in takrirleri gere ğ ince. I. yeni Türk Devleti’nin. s. I. 26-30. gerçekçi. Ergün Aybars. 23 Nisan 1920 Cuma günü. Ankara 1943. 2 Sayılı Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Birinci Maddesi. Bkz. 288. D. 2 Mayıs 1920’de İcra Vekilleri’nin seç ilmesine dair 3 numaralı kanunu10 kabul ederek ilk İcra Vekilleri’ni seçip Hükümet’i kurduktan sonra Mustafa Kemal Paşa. 27 Nisan 1920’de Komisyon (ilk Encümen) seçimleri tamamlanmıştı. 2. Mondros Mütarekesi’nden Erzurum Kongresi’ne kadar geç en zaman zarfındaki duruma dair. s. ikinc isi. Şerafettin Turan. 1. 4. C. Ankara 1943. Ankara 1959. TBMM ZC. Nutuk 1919 – 1927 Atatürk Ara ştırma Merkezi Yayınları. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 253 kümet” görevi ifa edilmiş ve 19 Mart 1920 tarihli “İntihâbât Tebliği” nin yayınlanmasıyla yeni Türk devletinin kuruluşuna giden hukukî yol aç ılmıştı4 . Ankara 1992. 185. Mustafa Kemal Paşa. 1. Baskı). Zeus Kitabevi. TBMM ZC. 63. Büyük Millet Millet Meclisi İcra Vekillerinin Sureti İntihabına Dair Kanun. 62. 61. s. insancıl ve barışç ı politikanın esasları ç erç evesinde Meclis’in izleyeceği ulusal siyaseti. Milliyet Matbaası. 59. 71. D. O. İstanbul 1929. Erzurum Kongresi’nden İstanbul’un işgal edildiği gün olan 16 Mart 1920 tarihine kadar. 16 Mart’tan TBMM’nin aç ılışına kadar olan duruma dair. D. 55. C. No: 2. İstanbul’dan gelen mebuslarla birlikte toplam 337 milletvekili bulunması gerekirken 115 mebusun katılımıyla çalışmalarına başlamıştı6 . uygarlık dünyasının uygarca insanca davranışını ve karşılıklı dostluğunu beklemektir”8 şeklinde ifade etmekte idi. s. TBMM ZC. Meclisin toplanmasının ertesi günü Meclis Başkanı seçilen Mustafa Kemal Paşa.. 2. I. TBMM. 185. 186. D. 33-35. 20 Ocak 1921’de Teşkilât-ı Esasiye Kanunu ile 4 5 6 7 8 9 10 Kemal Atatürk (Bugünkü dille yayına hazırlayan Prof. C. ulaşılamayacak istekler peşinde ulusu uğraştırmama k ve za rara sokmamak. üçüncü safhası da. C. s. Ankara 2006. I. Bilgi Yayınevi. D. 1. 60. hak ve adalete dayanan. s. Türk ulusunun kendi egemenliğini bütünüyle kendi eline aldığının ilk aç ıklaması ve müjdecisi olan açılış konuşmasını en yaşlı üye olması nedeniyle S inop Mebusu Mehmet Şerif Bey yapmıştı.

4 Mayıs 1920’de İc ra Vekilleri Heyeti’nin kurulması ile Millî Mücadele’nin yürütme organı yalnız fiili olmaktan çıkacak. 1. Meclis’in çıkardığı ve ihtilalci bir özelliği bulunan ilk kanunlar arasında araştırma ve incelemenin konusunu oluşturan “Hıyanet-i Vataniye Kanunu (29 Nisan 1920)” kanunda da yer almakta idi. s. Ankara 1981.. C. 2. TBMM ve Millî Müc adele aç ısından diğer bir tehlike ise. s. TBMM Kavanin Mecmuası. Jaeschke. Meclis’in “fevkalâde salâhiyet”li olarak kurulmu ş olması. C. Saltanat Şurasında (22 Temmuz 1920) Sevr Muahedesinin İmza Edilmesine Karar ve Rey Verenlerle Muahedeye İmza Koyanların İhanet-i Vataniye İle İtham Olunması ve Haklarında Gıyabî Hüküm Verilmesi ve İsimlerinin Her Yerde Lanetle Anılması Takarrür Etmiştir (19 Ağ ustos 1920). Millî Mücadele’yi baltalamak ve çökertmek. s. s. C. Jaeschke. 10 Nisan 1920’de hazırlanan bu fetvalar. İstanbul Hükümeti’yle Resmî Muhaberatın Memnûiyeti Hakkında Kararnâme (Kararname No: 2) Düstur. Ayrıca Meclis adına. 420. Bu beyannameler şunlardı. 26. Ş eyhülislâm Dürrîzade Mehmet Efendi’ye işgalci güçlerin etkisi ile hazırlatılan “fetvalar” gözüküyordu. İstanbul 1929. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Çıkarılmasına Duyulan İhtiyaç: TBMM’nin aç ıldığı dönemde değişik nedenlerle başlayan askerden kaçma ve ayaklanmaların önü alınamamış. 2. . s. s. Meclis’in yayınladığ ı belli ba şlı beyannameler de bulunmakta idi. Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İç Güvenlikle İlgili Çıkardığı Kanun ve Kararnâmeler (23 Nisan 1920-16 Nisan 1923). Meclis’in me şrulu ğ unu kuvvetlendiren ba şka bir faktör olmakta idi. 123-124. C. s. Üçüncü Tertip. Bıyıklıo ğ lu. iç güvenliği bozuc u unsurların ortadan kaldırılması ve asker kaç aklarının önüne geç ilmesi gerekmekte idi14 . 27 Nisan 1920 tarihli. ihtilalci ve me şru karakterinin de en büyük sembolü idi. s. 27. 8. s. Ergun Aybars. s. 2. Mustafa Kemal Pa şa’nın belirttiğ i üzere “Millet ve ordu bu hıyanetten habersiz oldu ğu gibi onun i şgal ettiğ i makama asırların kökle ştirdi ği dinî ve ananevî bir şekilde ba ğ lı ve sadık halife ve padi şahının kurtulu şunu dü şünmek ve iddia etmek. 1. 102. Ahidler Vesairenin Hükümsüz Oldu ğ una Dair Kararname 19 Ağ ustos 1336 (1920). age. Üçüncü Tertip. 1. 13 Cephede yapılacak ve olumlu sonuçlar verecek mücadeleler için öncelikle düzenli ordunun kurulması ihtiyacı bilinmekte olup. İstiklâl Mahkemeleri. 7. Kanun No: 7.m. Cemil Kutlu.m. C. a. 11 Nisan’da ilan edilerek dü şman uçaklarıyla Anadolu’ya atılıyor. Meclis Reisinin aynı zamanda İcra Vekiller Heyeti’nin de ba şkanı olması. Gotthard Jaeschke... İstanbul’dan gelenler (92). 44. Kararname No: 37. sava ş gemileriyle de kıyılara da ğ ıtılıyordu. age.. TTK Basımevi. Hıyanet-i Vataniye Kanunu (Düstur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (1920-1998) ve Osmanlı Meclisi Mebusanı (1877-1920). İrşad Encümeni’nin Beyannamesi (9 Mayıs 1920). belediyeler ve idare meclislerinin de katılması TBMM’ye seçim tekniğ i bakımından da ayrı bir özellik katıyordu. TBMM Basımevi (Üçüncü Basılış). İstiklâl . dinsizlik. Ankara 1998. a. C. s. 1. 81. benzer olayları önlemek ve asayişi sağlamak iç in Müdafa-ı Hu- 11 12 13 14 15 İhsan Ezherli. İstiklâl Mahkemeleri Te şkili Hakkında Umumî Heyet Kararı (18 Eylül 1920).254 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 İc ra Vekilleri Heyeti Reisliği Makamı kurulup Fevzi Paşa bu göreve seç ilinc eye kadar İc ra Vekilleri Heyeti Reisliği’ni bizzat yürütmüştür11 . İstanbul Hükümeti’nin 16 Mart 1920’den İtibaren Akdettiğ i ve Edece ğ i Bütün Mukavele. Malta ve Yunanistan’dan gelip katılanlar (14) ve yeni seçilenler (232) olmak üzere iki seçimle gelen mebuslarda ço ğ unlu ğ u yeni seçilenlerin te şkil etmesi. Erzurum 1992. 1. Kanun No: 2. Ankara 1975.. 1. 98. Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları. 4-5. vatansızlık ve hainlikle suçlanıyordu”. s. Bilgi Yayınevi. D. 655. Yine 11 Nisan’da Damat Ferit Pa şa’nın “Yalancı millet davasıyla vatan ve milleti feda edenlere” karşı beyannamesi yayımlanmıştı.. Türk Kurtuluş Sava ş ı Kronolojisi –Mondros’tan Mudanya’ya Kadar (30 Ekim 1918-11 Ekim 1922). Bıyıko ğ lu.g. Hükümet Ba şkanı ve vekillerin ayrı ayrı ve hepsini birden Meclis’e karşı sorumlu kılması. TBMM’nin. TBMM ZC. Ankara 1989. bunun için de Türk ulusunu parçalamak isteyen gerçek dü şmanların amacını açığ a vurmak ve halkı bu hainlere karşı uyandırmak amacıyla yayımladığ ı Beyannamesi (26 Nisan 1920). 97. Diğ er ilk kanunlar ise şunlar olacaktır: İstanbul Hükümeti İle Olan Resmî Muhaberatın Yasaklanması Hakkında Kararname (6 Mayıs 1920). D. 2. Padişaha çekilen telgraf. TBMM Kavanin Mecmuası. C. 1. TBMM’ye yeni bir çehre ve mâna verdiğ i gibi bundan ba şka Müdafa-ı Hukuk Cemiyetleri. D.. Milliyet Matbaası. s. Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (YayımlanmamışYüksek Lisans Tezi). C. Şer’iye Encümeni’nin Beyannamesi (9 Mayıs 1920). hukukî olarak da milletin kaderine el koymuş bulunac aktı12 .g. 28. 15 1. TBMM Kültür. Aybars. 27. s. 653–655.

Anadolu.g. sağduyulu ve vatansever ulemayla harekete geçip. Atatürk Ara ştırma Merkezi. 36 ve 113.. yasama. 21-22 Nisan 1920 gecesi millî meseleleri konuşmak üzere yapılan toplantıda. Anadolu fetvaları. s. bu do ğ rultuda daha Meclis açılmadan önce 23 Mart 1920’de: “Dü şman lehinde propaganda yapanlar herhangi suretle düşmanla muhabere icra eyleyenler ve icraat ve mukarreratı milliyeye fiilen muhalefet sureti ile dü şmanların husulü maksadına yardım ve herhangi bir şekilde casusluk icra edenler derhal mahallî hükümetlerince tevkif ve olbaptaki mevadı kanuniyeye tevfiken sür’atle tecziye olunacaklardır” ifadelerin bulundu ğ u telgraf ile dü şman lehinde propaganda yapanların. s. içeride güvenliği sağlayıp firarları önleyec ek bir yasa zorunluluğunu hissediyordu 17 . Ancak uygulamada çok farklı cezalar verildiğ i için bunları yasal bir dayana ğ a kavu şturmak ve kişisel yargıdan kurtarmak gerekiyordu. C. Atatürk’ün Tamim. İstanbul 2008. Bu fetvalarda Kuvâ-yı Miliye. memleketi nifak ve parçalanışa sürükleyen hareketlerle ortalığı fesada vermeye girişmiş eşkıya olarak nitelendiriliyordu19 . Aybars. diğer yandan da Osmanlı Hükümeti ve işgalci güçlerin sebep olduğu ayaklanmalar ve yıkıcı propagandalar sebebiyle tabii olarak olağanüstü şartlar içerisinde bulunuyor ve TBMM Hükümeti. bir yandan işgalci güçlere karşı savaşırken. Casusluk ve Sava ş Hainliğ ine İlişkin) yasa. Millî Mücadele Dönemi’nde Batı Anadolu Kongreleri (17 Mart 1919-2 A ğustos 1920). s.). 170. E. s. yürütme ve yargı organlarının ba şı da padişah oldu ğundan. dünyada ve ahirette en büyük c ezaya layık görülec eklerdi. karşı fetvalar ç ıkartarak kendini korumaya çalıştı. . 272. 139-153. Ankara 1983. I-II. en yaşlı hocanın öncülüğünde “Esa rette bulunduğu mu16 17 18 19 Mesela 16-25 Ağ ustos 1919 tarihleri arasında yapılan ve Kuvâ-yı Milliye’nin daha iyi te şkilâtlanması yolunda yeni kurumlar olu şturarak eksikliklerin giderilmeye çalışıldığ ı Ala şehir Kongresi’nde bu amaçla bir ceza yönetmeliğ i de düzenlenmişti. herhangi bir ola ğ anüstü durum ayrımı yapmak ve bunu çözüme kavu şturmak imkânsızdı. Ankara 2008. s. s. halkın Anayasa’ya dayanan hak ve özgürlükleri olmadığ ı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 255 kuk örgütleri ile Kuvâ-yı Milliye ve askerî birlik komutanları kendi imkân ve güç leri nispetinde bazı önlemlere başvurmuşlardır16 . ancak bu hükümler. millî kuvvetlere karşı yapılan iftiraları din yoluyla çürütmek istiyordu. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. 26. C. a. Maddeleri bazı yenilikler getirmişti. Fahri Belen. günahsız insanları kesmeye.g. Ergun Aybars. Turan. Kuvâ-yı Milliye’ye karşı gönderilen askerler onları öldürmekten çekinir veya kaç arlarsa en büyük günahı işlemiş olac aklar. Mustafa Kemal Pa şa da Temsilciler Kurulu adına 17 Mart 1920’de bir genelge yayımlayarak “Vatanın çıkarlarına aykırı davrananların ve memleketin huzur ve düzenini bozanların din ve millet farkı gözetmeksizin şiddetle cezalandırılmalarını” istemişti. Yine 9 Zilhicce 1332 (29. halkın mallarını ç almaya. II. Atatürk Ara ştırma Merkezi Yayınları Ankara 1998. 193-195. dü şmanla ilişki kuranların ve casusluk gibi suç işleyenlerin bölgesel hükümetlerce cezalandırılmalarını istemekte idi. Telgraf ve Beyannameleri IV (Açıklamalı Dizin İlavesiyle). Padişah-Halifenin de imzasını taşıyan Ş eyhülislâm Dürrizâde Abdullah Efendi’nin 11 Nisan 1920 tarihli fetvasında “Asi (ba gi) ola rak ta nımlanan Mustafa Kemal ile Millî Kuvvetler mensuplarının katlinin va cip olduğu” belirtilmekteydi18 . Tek Adam Mustafa Kemal (1919–1922). Berikan Yayınevi. Turan. kendi otoritesini egemen kılacak.m.m. s. Şevket Süreyya Aydemir. Türk Kurtuluş Sava ş ı. Fetvalarda yüksek halifeliğe karşı ç ıkanların imandan ve dinden de çıktıkları belirtiliyor ve bunların Kur’an hükmünc e öldürülmesi meşru görülüyordu. İstiklâl Mahkemeleri (1920–1927). Semih Yalçın (Ed.. 162. 25. TBMM. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi. Ankara 2006. Nitekim Mustafa Kemal Pa şa. s.1914) tarihli “Esrar-ı Askeriyeyi İfş a ve Casusluk ve Hıyanet-i Harbiye Hakkında ” ki (Askerî Gizliliğ i Açıklama.10. Padişahın sadık tebaasına zulüm ve işkence edip. 1876 Kanun-u Esasi’sinin 7. Millî Mücadele aleyhindeki İstanbul’un tahrikleri ve kışkırtmaları daha ç ok fetvalar yoluyla yürütülmekte idi. toplum varlığ ının tehlikeye dü ştüğ ü veya dü şme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığ ı ola ğ anüstü durumlarla ilgili de ğ ildi. 282. Remzi Kitabevi. 273. 170. Ferit Pa şa ve Padişaha karşı olanları suçlu saydığ ından Millî Mücadele döneminde uygulanamaz olmu ştu. a. daha ziyade padişahın şahsına tanınan geniş yetkiler olup. İzmir 1988. Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda. Mustafa Albayrak. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Kültür Ve Turizm Bakanlığ ı Yayınları. İstanbul’un kışkırtmalarına kapılan bazı halk yığınları ikaz edildi. s.

Yunanistan ve ABD’nin Anadolu’daki örgütlü misyonerlerinin yardım. Konya İsyanı (2 Ekim-22 Kasım 1920). Berikan Yayınları. Düzce İsyanı (13 Nisan-31 Mayıs / 8 Ağ ustos 23 Eylül 1920). Anzavur İsyanı (16 Şubat-16 Nisan 1920). İstanbul’un çıkardığ ı fetvalar bir dizi isyana sebep oldu ğ u gibi. s. Türk Basın Tarihi 1831-1923 (Tanzimat-Me ş rutiyet-Millî Mücadele Dönemleri). age. Ankara 2003. giyecek. İtalya. Osmanlı Hükümeti. İngilizlerin de teşvikiyle askerliği kaldırdığına ve halk üzerindeki bütün vergileri affettiğine dair propagandalar yapıyordu22 . Bunların birinde. Koçkiri (Zara) İsyanı (6 Mart. 203-205. Aydemir. 174. Rifat (Börekçi) Efendi ve 153 müftü tarafından imzalanan diğer fetvalarda ise. 591. I. Anadolu müftülerinin tamamının imzaları alınarak İstanbul fetvalarına karşı beş ayrı fetva yayımlandı. Ancak Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun ç ıkarılması dahi günlerc e süren tartışmalara sebep olac aktı23 . Millî Aşireti İsyanı (1 Haziran-8 Eylül 1920). S. age. Anadolu’ya asıl darbeyi indirme amacına yönelik olmu ştu. . Yapılan bu propagandalar neticesi. yüklendiği kurtuluş müc adelesinde yılgın ve bıkkın halka ağır fedakârlıklar yüklediğinden halkta bu fedakârlıktan kaç ma eğilimi yaratılmakta. yeni dönemde de ac il ihtiyaç duyulduğu üzerinde durulmuştu. Türkiye… s. E. Kemal Çelik. İstanbul 1990. Ayrıca. I. Millî Müc adele’ye karşı ç ıkanların da mahkûm edilec eği belirtiliyordu21 . Ali Batı İsyanı (11 Mayıs–18 Ağ ustos 1919). Çerkez Ethem İsyanı (Kasım 1920-Ocak 1921). 275. bazı il ve ilçelerin ileri gelenleri arasındaki çekememezlik ve uyu şmazlıkların yol açtığ ı bölgesel olaylar. 270. TBMM. Mustafa Kemal Paşa’nın İttihatçılığı. Hülya Baykal. Semih Yalçın.4 Ekim /20 Ekim–4 Kasım 1919). Fransa. çete veya Kuvâ-yı Milliye olarak da adlandırılan millî kuvvetlerin. TBMM açıldıktan sonra 11 Mayıs 1920’de Mustafa Kemal Pa şa ve arkada şlarını idama mahkûm etti. I. Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Kaynakları. Şeyh Recep Olayı (20–22 Ekim 1919). Çopur Musa (Çivril) İsyanı (21-30 Temmuz 1920). ve II. ayrıca 13 Mayıs 1920’de Ali Kemal (Artin Kemal)’in idare ettiğ i Peyam-ı Sabah gazetesinde yayımlandı. s. 231. millî harekete karşı oldu ğ u bildirilen şahısları yargılamadan cezalandırmalarının yarattığ ı olumsuz hava ve bazı millî kuvvetler komutanlarının düzenli ordu denetimine girmeye karşı çıkarak isyan etmesi. İstanbul Birinci İdare-i Örfiye Divan-ı Harbi. Aybars. “Halifenin hilafet ve saltanat makamı olan İsta nbul. 20 21 22 23 Aydemir. Bozkır İsyanı (27 Eylül. Ahmet Anzavur Ayaklanması (1 Ekim-25 Kasım 1919). etnik ve mezhep farklarını ön plana çıkaran propagandaların yarattığı olumsuzluklar. işgalci güçler ve özellikle İngilizler tarafından Anadolu halkının.. gazi ve ölenlerin şehit olacakları. 17 Haziran 1921). te şvik ve kışkırtmaları ile ayaklanan bazı Rumlar ve Ermenilerin Millî Mücadele’yi engelleme faaliyetleri. s.. Şeyh Eşref İsyanı (26 Ekim–25 Aralık 1919). Vatana İhanet Kanunu ve İstiklâl Mahkemeleri”. düşman devletler tarafından fiilen işgal edilir. s. 173.256 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ha kkak olan Fetva Emini’nin fetvalarına uyulmaması lazımdır” kararı alındı ve yayımlandı20 . Kasım 2007. İngiltere. Bu karar. askerler silahsızlandırılır ve sebepsiz yere ka tlolunursa… “ denilmekte. yiyecek. birleştirici bir tarzda çalışmak ve bu doğrultuda mesafe almak zorunluluğunun farkındaydı. 1919’dan TBMM’nin açılışına kadar olan ve 1920-1921 yılında çıkan belli ba şlı iç isyanlar şunlar olmu ştu. Bütün bunlara rağmen. para ve ihtiyaç duydukları diğ er maddelerin bazı yerlerde halktan zorla alınması. 40. “Müslümanların bütün güçleriyle hilafet ve sa lta na t makamını esaretten kurtarması cümleye farz olur mu?” sorusuna. yeniden kuracağı ve Bolşeviklik getirec eği korkusu yerleştirilmeye ç alışılmaktaydı. 2. Millî Mücadele’ye katılanların asî ve şakî (bagi) değil. II. s. TBMM. “Millî Mücadele’de İç İsyanlar. AÜ Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi. Çapano ğ ulları İsyanı (15 Mayıs-27 Ağ ustos 1920). TBMM’nin içinde bulundu ğ u durumu daha da zor hale getiren şu şekilde gelişmelere de tanık olunmakta idi. ve II. 232. “Elceva p: olur” c evabı veriliyordu. Kanun’un Müzakeresi: Birinci Dünya Savaşı yıllarında seferberlik ilan edilmesi ile birlikte Divan-ı Harp’lerin yetkileri dâhiline giren c asusluk ve benzeri suç lar için çıkarılmış olan “Hıyanet-i Harbiye Kanunu” na benzer bir uygulamaya.

Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi). tereddütle vakit geçirecek zamanın olmadığını. bu gibilerin “Ka nun-ı Ma hsus”a göre idam edilmelerini arzu ediyordu. C. s. her yerde her tarafta ifsadat var. 1. Ankara 2000. Bu teklifte. Dinçer Ural. s. teklifinde devamla. 63. Ona göre. 46.t. 1. C. İstiklâl Mahkemeleri (19201927)…. s. 27. 45. C. 64. s. 26. Kutlu. D. bu ifsadata bilmiyerek peyrev olanlar var. TBMM ZC. . “Hıyanet-i Vataniye Kanunu” olmuş. Bu ecilden Meclisi Millînin mukarreratı aleyhinde bulunanlar veya muta va a t eylemiyenler a nca k ha ini vatan olabilirler ve bu gibilerin de hiyaneti vataniye ile ittiham edilmeleri lâzımgelir” denilmiş ve ardından şu iki madde okunmuştur.“…Gayei matlubeye vusul için Büyük Millet Meclisinin ittiha z eyliyeceği mukarrerata bütün efradı Osmaniyenin mutavaat eylemesi lâzımdır. sadec e yürürlükte olan kanunları karar altına alac aklarının altını ç izmişti27 . Aybars. s. s. C. TBMM’nin kabul edeceği kararların tüm Osmanlı vatandaşlarını bağlaması gerektiği. TBMM ZC. 25 Nisan’da Mec lise sunmuştu. “Halifemiz ve Padişahımız Efendimiz Hazretleriyle memaliki Osmaniyeyi yed-i ecanibden ta hlis maksadına ma tuf buluna n Millet Meclisi mukarreratına itaat eylemiyenler ihaneti vataniye ile ittiha m olunurla r. “Hiyaneti vataniye hakkındaki kanunu ma hsus bu gibiler ha kkında ta tbik olunur” .”. 1. zaten bu kanunun mevcut olduğunu ve bugün yeni bir kanun yapılamayac ağını. Meclis içinde bir grup mebus. D. D. 1. bu gibi suç lulara sert tutum takınılmaz veya yürürlükteki kanunlara göre ceza verilecek olursa davanın netic elenmesinin uzayacağı ve cezanın ibret yönü ve etkisinin kalmayac ağı bir hakikat idi25 . s. 1.24 Mehmet Şükrü Bey. Mehmet Şükrü Bey’in müzakere esnasında savunduğu görüşlerine karşılık.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 257 25 Nisan 1920’de TBMM’nin ele aldığı ve üzerinde müzakere ettiği ilk kanunî düzenleme. bu konuda iki maddelik bir kanun teklifi hazırlayan Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey. Anc ak 24 Nisan’da Yabanabad Kaymakamlığı’ndan Koç Bey adındaki birinin padişah adına halkı ayaklandırdığını bildiren telgrafı ve Mustafa Kemal Paşa’nın 24 25 26 27 28 TBMM ZC. TBMM ZC. hâlen Osmanlı düşünc esinin yaşamakta olduğunu göstermekte idi28 . Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Uygulamaları (1920-1927). D. Bu durum ise. 1. Millî Meclis’in kararları aleyhinde bulunanlar veya itaat etmeyenlerin vatan haini olabileceklerini ve bu gibilerin de vatana ihanetle itham edilmeleri gerektiği üzerinde duran Mehmet Şükrü Bey. “…Görüyoruz ki. bozgunc uluk yapan herkesin vatan haini olduğunu söyleyerek. 63. bu mahiyetteki kanunun çıkarılmasını istememekte ve Birinci Dünya Savaşı sırasında ç ıkarılan kanunlarla idare edilmesini arzu etmekte idiler. Meclis’in otoritesine ve kararlarına uymayanların “vatan haini” olduklarını ifade ettiği teklifi. bu gibi ifsa da ta bilerek peyrev olanlar elbette haini vatandırlar ve haini vatanların cezası da kanunu ma hsusunda idamdır” 26 demiş. 63. a. bilerek veya bilmeyerek düşmana hizmet eden. 1. 1. ülkenin içerisinde bulunduğu olağanüstü şartlar gereği.g.

D. D. 1. bir hareketi askeriye değil midir? Elbette bir hareketi askeriyedir ve ha rb ma hiyetini haizdir”32 şeklinde cevap vermişti. 1. Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey. 65. I. Anc ak Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali (Öğütçü) Bey. Buna casusluk. yapacakları icraatın sonucundan da hemen malûmat vermeleri istenmişti. Bir adam çıkıyor bir yerde İngiliz parasiyle casusluk ediyor ve orada efkârı muzırra neşrediyor. C. C. İngilizlerin amacının halkı bu gibi vasıtalarla kandırarak Müslümanları birbirine kırdırtmak ve ondan sonra memleketi istedikleri gibi esaret altına almak olduğu belirtilmiştir. şayet Yabanabad’ı terke mecbur olurlarsa kendilerine emin vasıta ile haber göndermeleri. halifeyi kurtarmak ve milletin varlığını devam ettirmek ve bağımsızlığı korumak olduğu. C.258 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 25 Nisan’da bu mektuba yazdığı cevap Meclis’te okundu. “Mevcut ka va ninimizin içinde bir hıyaneti vataniye kanunu yoktur. TBMM ZC. Koç Bey’in mektubuna verilen cevapta. …vatanı tehlikeye düşürecek. Büyük Millet Mec lisi tarafından tam bir şiddetle c ezalandırılmasına karar verildiği ve bu amaç için gerekli kuvvetlerin de hazır edildiği. D. 64. buna rağmen fesat ç ıkaranların ve İngiliz taraftarlarının baştan ç ıkarmalarına kapılan ve isyan edenlerin. 1. bilmiyerek ya panların cezası başka.29 Bu davranış ise aynı gün Lâyiha Encümeni’ne gönderilen kanun teklifinin önem atfetmesinde ve daha sonra da kanunlaşmasında etkili olac aktı. …mukarreratımızın hepsi ha rbe ve ca susluğa müta a llik değildir”31 sözlerine. halifenin İstanbul’da İngilizlerin baskısı altında ve esaretinde kaldığı. Mebuslardan çoğunluğunun. bu kanunun Lâyiha Encümeni’ne gönderilmesini talep etmesi üzerine kabul edilmiş ve 29 30 31 32 TBMM ZC. dökülec ek bütün kanların vebalinin bu fesadı ç ıkaranlar ve onlara uyanlara ait olac ağını. TBMM ZC. Yine S aruhan (Manisa) Mebusu Refik Şevket Bey (İnce)’in. . 65. Ayrıca bu gerçeğin halka ilan edilmesi. s. s. 1. va tanın emri müdafaasında hiyanet yapacakların ve bunu bilerek ya pa nla rın. Koç Bey’in ahaliye vaki olan tebligatının İngilizlerin amaçlarına hizmet eden millet hainlerinin tertibi olduğu. Millet Mec lisi’ne başvurmaları istenmiş. 1. I. Mevzuubahsolan kanun. “… Meşru isek bunu Lâ yiha Encümeni’ne veyahut başka yere havale etmekte hiçbir mâna yoktur. halktan şüphe edenlerin İngiliz hizmetkârı insanlara değil. 65. yapılan şeylerde casusluktan ibaret kalmıyor. Bitta bi Meclisimiz meşrudur ve kararları da tatbik edecektir” diyerek kanunun Lâyiha Enc ümeni’ne gönderilmesine karşı ç ıkmıştı30 . 1. C. s. TBMM ZC. s. “…o ka nunda derecatı muhtelife vardır. bütün amacın. Sonra bir de casusluk maddesi görüyoruz ki. D. 64. bunların hep ayrı ayrı safahatı vardır. Bilerek yapanların cezası başkadır. hiya neti ha rbiye demiyeceğiz de ne diyeceğiz… Yalnız bugün burada yaptığımız vatan müda fa a sı da bir harb. hiyaneti harbiye ve casusluk hakkında olup.

ma ka mı hilâ fet ve sa lta natla beraber bilcümle memaliki müstevliyemizi düşmanın yeditecavüz ve yedita ga llübünden tahlis ve milleti selâmeti umumiyei sa ha sına erdirmek için teşekkül etmiş bir Meclis bulunmak itibariyle. …Bu maddenin muka rrera tı ha kkında . 79. 25 Nisan’da Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey tarafından Mec lis’e sunulan takrir. Bina ena leyh. C. “…Bugün Meclisi Âli. S inop Mebusu Hakkı Hami Bey (Ulukan). D. TBMM ZC. yoksa kabul edilecek esasın mevcut kanunlara uyması mı gerekli noktasında cereyan etmişti. C. yoksa bu Meclis’in kanunları yeniden mi yapacağı sorusu S ivas Mebusu Mustafa Taki Bey tarafından gündeme getirilmiş. maddesine35 atıfta bulunarak. 66. D. D. s. s. “Makamı muallâ yi hilâ feti ve mema liki ma hrusai şahaneyi yed-i ecanipten tahrişe ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. şu emele münafi harekâtta bulunanlar hiyaneti va ta niye cürmiyle müttehemdir. 1. 79. TBMM ZC. s. 79. Bir mebusun. …Kanunu Cezadaki vaziyete nazaran bizim ha li ha zırımıza tevafuk eder bir madde yoktur. 1. D. . kanunun hangi maddesine karşılık gelmesi ile ilgili sorusuna kanunun 56. hükmü ha kkında söz söyliyecek zevat varsa biz onu müdafaa edeceğiz”34 diyerek kanun hükmünü tartışmaya aç ık hale getirmişti. netice olarak Meclis’te hâkim olan görüş. 1. Osmanlı Devleti’nin mevcut kanunlarının mı uygulanac ağı. 1. bu Ceza Kanunu’nun ve mahkeme usulünün ve cezasının Osmanlı milletinin ruhundan ve ihtiyac ından doğmuş bir kanun olmadığını söyledikten sonra Meclis’in amacına aykırı harekette bulunmasına yönelik şu ifadelere yer vermekte idi. ida m edilecektir” 38 . 1. TBMM ZC. Abdülkadir Kemali Bey. 1. bu maddenin Ceza Kanunu’na dayandırılmaksızın münferit bir madde şeklinde kabul edilmesi olarak belirginleşmişti37 . Maddei kanuniye sarihtir”36 sözleri ile c evap vermişti. C. 65. c ezanın. D. Meclis’in açılısının dördünc ü günü gerç ekleşen bu müzakerede. vatana ihanet suç u iç in Lâyiha Encümeni’nin görüşü istikametinde başlı başına bir madde mi kabul edilmeli. D. TBMM ZC. s. 1.”. “Meva ddı münferide kabul etmemiz lâzımdır. Ahkâ mı ka nuniye da iresinde muhakemeleri bilicra tecziye olunurlar. 80. 33 34 35 36 37 38 TBMM ZC. 1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 259 ayrıc a “Meclisin mukarreratına tebaiyet etmiyenler hıyaneti va ta niye ile müttehemdir” şeklinde bir takrir daha gelmiş ve ertesi günü müzakereye konulmuştu33 . Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey tarafından bir kez daha okunmuş ve Abdülkadir Kemali Bey. C. 1. C. TBMM ZC. Abdülkadir Kemali Bey’in açıklamalarının ardından müzakere. s. Eğer Ceza Ka nununun bu ma ddesini a ynen ka bul edersek bizim aleyhimize çıkacaktır. 1. C. 1. “Her kim memaliki mahrusa ahalisini yekdi ğ eri aleyhinde silâhlandırarak mukateleye tahrik ve igraya veyahut bâzı mahallerde gasıb ve garet ve tahribi memleket ve katli nüfus efalini ikaa mütecasir olup da kaziyei fesat tamamiyle fiile çıkar veyahut maddei fesadın icrasına ba şlanmış olursa ol kimse kezalik idam olunur. 79. s. 79-81. 1.

260 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Meclis’in meşruluğu ve İstanbul Hükümeti’nin esaretinden bahseden Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey (Pars). yasama yetkisine sahip olup olmadığı ile ilgili bir durum tespiti yapmış. O Hükümeti esir addediyoruz ve onun a kval ve efalinde serbest bulunmadığını iddia ediyoruz. bizim makasıdı meşruamızı kabul etmiyerek ifa datta bulunanlar memleket ahalisini birbirine düşürenler elbette ve elbette hiya neti va taniye ile itham edilir ve hiyaneti vataniyenin cezası bütün dünya da ka bul edilmiştir. 80. TBMM ZC. 1. D. ve onun kuvvei teşriîyesi olan Meclisi Mebusan icrayı fa a liyetten geri kalarak millet yeniden kendi mukadderatını idare etmek için za tıâ lilerinizi intiha betmiş ve göndermiştir. Bunda n evvel bir Hükümet vardı. bu Meclisin emrine ita a t etmiyenler haini vatandır. 1. şurada görüyorum ki. Binaenaleyh. bu kanunların yürütülmesi iç in yeni mahkemeler kurulmasını ileri sürmüştü. ihtilâfat bu ka da r çoğalmıyacaktır. Bu Meclis aleyhinde de hareket edenler ha ini va tan addedilir ”39 şeklinde ifadeleriyle Ceza Kanunu’nun bir Osmanlı kanunu olduğundan hareketle. C. hiya neti va taniye ile itham olunur. evvelce yani üç a y evvel Hükümet a leyhine ha reket edenler haini vatan addediliyorlardı. teklifin iç eriğinden ziyade. Bina enaleyh her cürmün mukabilinde mutlaka bir ceza da ihdas olunmak lâzımdır. “…Vermiş olduğum takrir esas itiba riyle ka bul edilmekle beraber suveri tatbıkıyesi hakkında Meclisi. “…Gasp ve garette bulunanlar. …intizam da iresinde yürüyebilmek için şimdiye ka da r va z’edilmiş kavanini mevzuayı ve kavanini esasiyeyi kabul etmek ve onun ihtiyaca mutabık olmıyan ve içinde bulunduğumuz … şu fevkalâde zamana tevafuk etmiyen mevaddmı tadil etmek esa sını kabul ederek işe girişecek olursak zannedersem müzakerat. Elli altıncı madde bunu söylüyor. D. hiyaneti vataniye cürmiyle müttehem olma yı ka bul ediyoruz. …Esas itibariyle. o takdirde teklif ettiğim ikinci ma ddeden va zgeçiyorum. Ka nunu Cezada mevcut ise. ida mdır. Mehmet Şükrü Bey. Cezası. s. C. İstanbul’da icrayı saltanat ediyordu. demek cürüm mevcuttur. . 81. İşi teşevvüşata düşürmemek için. pek çok ihtilâfata düşürüyor. 1. Yalnız sureti tatbikıyesi kalıyor. tespit edilen suç ların bu Meclis’in kendi yaptığı kanunlarla cezalandırılmaları gerektiği üzerinde durmuş. Çünkü hiyaneti harbiye hakkındaki kanun noksandır. Meclis’in hem yasama hem de yürütme yetkisine sahip bulunduğunun üzerinde durmuştu. TBMM’nin yeni ve bağımsız bir Meclis olduğu. s. uygulanması noktasında olduğunu belirtmişti. “…Halifemizin ve Padişahımızın İstanbul işgaliyle İngiliz esaretine düşmesi itibariyle Makamı Saltanat. 1. Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey ise. Evet. demek doğrudur ”40 sözleriyle Meclis’in. Mustafa Kemal Paşa başkanlığında aç ılan ikinci oturumda teklif sahibi Mehmet Ş ükrü Bey kürsüye gelerek. Meclis kendisinin vazifei teşriîyesini esas itibariyle tâyin ve ta kdir edememesinden ileri geliyor” diyerek müzakere sırasında yaşanılan tereddüdün. Nasıl ki. …bunun esba bını. Buna karşılık. bir hiyaneti vataniye cürmü ihda s ediyoruz. “…Kanunu Cezada hiyaneti va ta niye namında bir cürüm yok iken biz. Şimdi onun yerine millet kendisini ika me etmiştir ve o hareket ediyor. Mevcud olduğuna na za ra n 39 40 TBMM ZC.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 261 hükkâma. TBMM ZC. bu suç un karşılığının her yerde olduğu gibi idam cezası olacağını. C. TBMM ZC. 1. yeni madde kabul etmek yerine. …doğru ve sarih ve muayyen bir cürüm göstererek muayyen bir ceza vererek iyi bir yol göstermek.. Yalnız Hükümeti Osmaniyenin merkezi bugün tahtı muhasaradadır. 1. 82. bugünkü adlî teşkilâtla süratle iş görülemeyeceğinden dolayı da bu c ezanın uygulanması iç in yeni bir teşkilât yapılması gerekliliği üzerinde duruyordu.”. Biz. söz konusu maddede vatana ihanet suç unun aç ıkç a tanımlanması gerekliliğinin altını ç izmekte idi. …hiyaneti vataniye cürmünü ihda s ediyorsa k ceza sını da kendimiz ihdas etmek lâzımgelir. sonra ceza tayin etmek gerektiğine dikkat ç ekmekte. ma dde sa rih değildir. C. …Bina ena leyh mesele. bir hiyaneti vataniye cürmü tarafımızdan ihdas olundukta n sonra bu ihdas olunan cürüm için yine bir ceza ihdası lâzımdır. 1. Kanun’un Adının Belirlenmesi: 27 Nisanda gerçekleşen müzakerede Lâyiha Enc ümeni’nden gelen birinci madde “Makamı muallâyı hilafeti ve memaliki mahrusai şahanei yedi ecanipten tahlise ve taaarruzatı defi maksadına mâtuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur”43 şeklinde Mec lis’e beyan edildi. 1. diye emretmek fazla olur. Mücrimi değil. Refik Şevket Bey ayrıc a. vatana ihanet suç una verilecek cezanın ne olduğunu söz konusu etmeye gerek olmadığını. e ğ er ceza kanununun ikinci faslını aynen kabul ve tatbik edersek maksadımıza kâfidir.Madde hiyaneti vataniyeyi tarif etmelidir. 1. Za 41 42 43 44 TBMM ZC. …yeni bir cürüm ihdas ediyoruz. iyi bir tarik irae etmek mükellefiyetindeyiz. devamla. D. . “Kanunun adının “Hıyanet-i Vataniye” olmasını istemiş44 . cürmü tarif edelim. bunun için ilk önc e vatana ihanet suçunun belirlenip. s. Hükümeti Osmaniye namına idarei umur ettiğ inden dolayı onun mevkiine koydu ğ umuz zaman. C. s. Çünkü Kanunu Cezada bu hiya neti va taniye cürmü yoktur. S öz alan ve müzakereler arasında dikkat çekici bir noktaya değinen S aruhan Mebusu Refik Şevket Bey. TBMM ZC. 84. mevaddı mahsusasma göre tâyini cezada muhta rdırla r. “. 1. s. o cürme de yeni bir ceza koymalı ve aynı zamanda yeni bir tariki muhakeme ihda s etmeli ve bu ma hkemeler mümkün olabildiği kadar maha lli cürümde ceza yi vermeli” 41 diyerek mevcut Ceza Kanunu’nda vatana ihanet diye bir suçun bulunmadığını. 1. C. O nokta i nazardan bendeniz bu maddei kanuniyenin müntehasında (Kavlen ve fiilen muha lefet ve ifsa da tta bulunma ya hiya neti va ta niye) denmesini teklif ederim. zaten mevcut demektir… Evvelâ. İşte bundan dolayı millet kendi vekillerini buraya göndererek burada büyük bir Meclisi Millî akdettirdi. 81.. Sa lisen ma lûmuâlileri (isyan) tâbiri umumiyetle bizde fiilî bir şekilde kabul ve telâkki olunur. “…Bir Hükümeti Osmaniye ve bir vatanı İslâmiye vardır. D. Kanunu Ceza mucibince tayini ceza ediniz. mevcut Ceza Kanun’un uygulanması gerektiğini vurgulayan Amasya Mebusu Ali Rıza Efendi dışında aleyhte42 söz söylenilmeyen müzakere. Refik Ş evket Bey’in verdiği önergenin Lâyiha Encümeni’ne sevkiyle son buldu. şu Büyük Meclisimizi. 99. D. Şu halde birtakım yazılan mevaddı kanuniyeyi ve bunun hakkında yapılan münaka şayı fazla görüyorum. 3. şa yet hükkâmı serbest bırakırsak mahkeme. Bundan dolayı bu mevaddın umumunun reddi ve o kanunun ikinci faslının kabulünü teklif ediyorum. s. 99. Osmanlı Devleti’nin ve kanunlarının hâlâ mevcut olduğunu.

262 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ten meva ddı âtiyede (kavil ve fiil) tâbirlerini tefrik ettiğimiz için işbu ma dde de buluna n (isyanı mutazammın) tâbirinin kaldırılmasını teklif ederim. Bu arada Çorum Mebusu Fuat Bey de bu Kanun’un reddini talep etti. 1. (meşruiyetine isya nı muta zammm kavlen ve fiilen muhalefet ve ifsadatta bulunan kesanın) aynı derecede a ddedilmesi muvafık olamaz. S öz alan diğer mebuslar da. Bkz. Dördüncü oturumun aç ılmasıyla beraber. İşbu maddede (Haini vatan) tarif olunup nev’i cürüm tarif olunmamıştır. TBMM ZC. (muhalefet) kelimesi olur ki. . C. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun birinc i maddesi üzerine verilen değişiklik önergelerinin görüşülmesine geç ildi. Sonra maddenin a slında bâ zı teza ddı muhtevi ve esasatı hukukiyeye muha lif şeylerde görülebilir. Binaenaleyh (Meclisin meşruiyeti) sözü mühmel bir sözdür. TBMM ZC. Lâyiha Encümeni’nden Abdülkadir Kemali Bey bu teklifler üzerine değerlendirmede bulundu ve sonra oturuma ara verildi47 . 1. s. (hiyaneti vataniye) den addedilebilmek için her halde fiile inkılâbetmiş olan şekiller olması lâzımdır. bazan hıyaneti vataniye a ddedilecek şekilde olmıyabilir. (ta hrika t ve icra a t) kelimelerinin konulması bütün bu mahzurları bertaraf eder zannederim. bu kanunda fiilin değil. 100. 1. “…(iradei milliyeyi) ihıtiva eden her şey meşrudur. S aruhan Mebusu Refik Şevket Bey’in teklifi48 üzere de kanunun başlığı “Hıya net-i Va ta niye Ka nunu” olarak belirlendi. Ancak kendisine geneli itibariyle kabul edilen bir kanun için artık red talebinde bulunamayacağı hatırlatıldı. (muhalefet) kelimesine (haini va ta n) kelimesi ismi verilemez. birinci madde için eksik ya da fazla veya yanlış gördükleri ibareleri ve değişiklik isteklerini dile getirdiler. failin tarif edildiğini. oysa maddenin faili değil. D. C. s. Kanunlar isimsiz olamıyaca ğ ı için i şbu kanunun ismine hiyaneti vataniye tesmiye olunması. maddeye “Millet Meclisinin meşruiyetine ka vlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunmaya hiyaneti vataniye tesmiye olunur” şeklinin verilmesini teklif etmekte idi. Şu halde maddei ka nuniyeye (Millet Meclisinin meşruiyetine kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunmaya hıya neti va taniye tesmiye olunur) şeklinin verilmesini nazarı âlinize arz ederim”45 diyerek. Onun için fıkranın (…ifsadatta bulunmaya hiyaneti vataniye tesmiye olunur) şeklinde tadil edilmesi. …Çünkü iradei milliyeyi ihtiva ediyor. 99. 100. 101. TBMM ZC. Onun için bunun yerine Meclisin (Millet Meclisinin maksadı meşrua ve vataniyesini takim için harekât ve icraatı fiiliyede bulunan kesan (ha ini va ta n) ismiyle ta srih olunursa daha mürit ve daha camî olabilir. 45 46 47 48 2. Fiilen orta ya çıkıp da bir şey yapmaz bitaraf bir vaziyette kalabilir. 100. birinci maddede yer alan Meclis’in meşruiyetine isyan sözünden aç ık bir anlam ç ıkartamadığını. millî iradeyi içeren her şeyin zaten meşru olduğunu. dolayısıyla bu maddenin “Millet Meclisi’nin maksadı meşrua ve vata niyesini tâ kim için harekât ve icraatı fiiliyede bulunan kesan haini vatan addolunur” şeklinde düzenlenmesi yönündeki arzusunu dile getirmekte idi. (meşruiyeti) yerine (ma ksadı meşrua ve vataniyesini tâkim için tahrikat ve icraatı fiiliyede bulunan) cümlesi konulmalıdır46 diyerek. C. “1. Erzurum Mebusu Mustafa Necati Bey ise. 1. s. fiili tarif etmesi gerektiği üzerinde durmakta.

1. TBMM ZC. bu gibi efalde bulunanların idam olunacağını tasrih ediyor. D. Saruhan Mebusu Refik Ş evket Bey’in teklifi üzere. . hem de müteşebbislere şâmil olma sı ta ra fta rıyım” 51 diyerek ikinc i maddenin. 1. C. “…Cezayı mua yyen şekilde ta tbik ettirebilmek için mua yyen ve ka ti ve esa slı şeyler ta hrir edelim. D. İkinci ma ddede fer’a n zimetha l ola nla r konulmuştur. 105. s. 1. 1. “Ma kamı muallâyı hilafet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şa ha nei yedi eca nipten ta hlise ve taaarruzatı defi maksadına mâtuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta buluna n kesa n ha ini va ta n a ddolunur” suretinde kesinleşti49 . s. suç işlemeye teşebbüs edenleri de kapsar nitelikte olması gerektiğinin altını ç izmekte idi. s. encümenin teklifi gibi elli altıncı ma dde tâ birini koyma ya lüzum yoktur. 1. Onun için bendeniz bu maddenin hem fer’a n zimethal olanlara. 106. bir kişinin silahsız olarak da vatana ihanet edebilec eğinin izahına ç alıştı52 . C. TBMM ZC. TBMM ZC. Bu konu hakkında söz alan Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. 1. Şaiben idam olunur. TBMM ZC. Binaenaleyh encümenin teklifindeki idam meselesinde. TBMM ZC. Müteşebbisler konulmamıştır. Buna karşılık Lâyiha Enc ümeni’nden Abdülkadir Kemali Bey ise. yalnız fiili olarak ihaneti gerçekleştirenleri değil. s. “Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunur. 1. C. elli altıncı madde tâ biri kullanılacak yerde şaiben ida m olunur. C. …bu maddede bendenizin fikrimce. mukateleye tahrik ve yekdiğere karşı müsellâh vaziyetlerden bahsettiğine göre. 1. Çünkü bâzı yerlerde emsalini görüyoruz. 106. 105. denmesi lâzımdır. Ardından ikinc i madde üzerine verilen degişiklik önergelerinin görüşülmesine geçildi ve ikinci madde. Eğer o kaydın konulmasından maksat elli a ltıncı ma dde mucibince ida m olunur.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 263 Kabul edilen değişiklik önergeleriyle birlikte birinc i madde. 105. Ya lnız a skerî meselesi müstesna dır. 107. 3. çünkü hüküm ile iş ha llolunur. S ivas Mebusu Mustafa Taki Efendi. 49 50 51 52 isyan tâbiri fiilî olmak üzere telâkki olundu ğ u ve bahusus mevaddı sabıkada kavlî ve fiilî tâbirleri mevcudold ğ u için maddede muharrer (isyanı mutazammın) tâbirinin ilgası ”. D. Kanunu Cezanın ceraimi ve cezayı ve bunların şekli icrasını gösteren ma ddeleri içinde (idam şu şekilde şaiben mahalli cürümde icra olunur) diye bir madde vardır. Kanunu Cezanın kırk beşinci maddesinin sarahati dâhilinde fer’an zimethal ola nla r ma ddei mezkure mucibince tecziye edilirler” şeklindeki ikinc i madde üzerindeki müzakere aç ıldı50 . İdamlar ibret için kurşunla da yapılır. s. silahsız olarak fiili muhalefette bulunanlara idam c ezasının ağır olacağını söyleyince bir mebus. D. Halbuki elli a ltıncı madde. C. 1. Bu ihtima lâ ta göre işimizi ka nuna uydurmak için diyelim ki. 1. “Etmesinler memleketi tehlikeye koymasınlar” cevabını verdi. diye idamın şekli icrasını göstermek ise bunun ma ha lli elli a ltıncı ma dde değildir. D. 102. …Mesa ili adliye ile iştigal edenler meseleyi halletsinler.

108. 118. Netic e olarak S ivas Mebusu Mustafa Taki Bey’in önergesinin56 kabulü ile bu madde kaldırıldı57 . “ Üçüncü madde tamamen zaittir. s. s. D. C. asıl faillerin idam. İsmail Ş ükrü Bey’e göre bu yaklaşım fikir hürriyetini ve meşrutiyet mantığını ortadan kaldırmakta idi. İsmail Şükrü Bey. 1. 1. TBMM ZC. C. Ahvali müsta cele ve fevka la dede mücrimin derdest edildiği mahal mahkemesi de icrayı muhakeme ve itayı karara salâhiyettardır” suretindeki maddenin okunmasıyla dördünc ü madde hakkında müzakere aç ıldı58 . D. 1. Kanun’la “Meclis’n meşruiyetine sözle karşı çıkanları vatan haini olara k değerlendirilmesini” isteyen maddesini doğru bulmamıştı. 1. aynı zamanda hürriyet-i içtihadı (fikir özgürlüğü) ortadan kaldırma tehlikesi taşıdığını da sözlerine eklemişti. Fer’an zimethal olanlar ile mütesebbisler kanunu cezanın 45 ve 46 ncu maddeleri mucibince tecziye olunurla r” 53 şeklinde kabul edildi. Çünkü muhalefet ve isfadat bilfiil ise idam olunaca ğ ı ve fer'an zimefhal olmak ise derecatına göre kırk beşinci madde mucibince tecziye olunacakları ikinci maddede musarrahtır. D. Metinde geçen Meclis’in alacağı her türlü karara muhalefet etmenin mesela. D. 1. TBMM ZC. Tekrar bir madde ilâvesine lüzum yoktur. 116. Daha sonra üçüncü madde üzerinde yapılacak olan müzakerelere geç ilse de Mec lis’te ç oğunluğun kalmadığı anlaşıldığından oturuma nihayet verildi. ancak ikincil derec ede suç a iştirak kavramından neyin anlaşılacağı veya anlaşılması gerektiği c iddi bir tartışma konusu olmuştu. 1. 1. s. C.” . 1. C. “Hıyaneti vataniye cürmünün. TBMM ZC. 1. 53 54 55 56 57 58 TBMM ZC. s. . Vatana hıyanet suçunda. Madde hakkında Lâyiha Encümeni mensupları dışında söz alan tüm konuşmacılar bu maddenin aleyhinde olmuşlardı. 117. C. D. Binaenaleyh üçüncü maddenin tamamen tayyedil me şini teklif ederim. faillerinin mercii muhakemesi ikaı cürüm edilen ma ha ldeki bidayet ceza mahkemesidir. 1. D. 100. Kanunun lâyihada olduğu şekliyle kabul edilmesi durumunda. C. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’na taraftar olmakla birlikte. TBMM ZC. s.264 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 “Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunurlar. TBMM ZC. s. Nitekim maddede geçen “kavli ve tahriri muhalefet” ifadesinin belirsizliği ve bu maddenin bir intikam arac ı olarak kullanılmaya müsait olduğu konuşmac ılar tarafından dile getirildi. 1. suça ikinci derecede (fer’an) katılanların ise daha hafif c ezalara çarptırılması kabul edilmiş. 115-117. 1. anc ak isyan halinde bulunulur ise eylemin c ezalandırılması gerektiği noktasında hemfikir olunmuştur54 . bir vergi kanunun ç ıkarılmasına dahi karşı ç ıkmanın da vatana hıyanet olarak değerlendirilebileceği endişesi ortaya çıkmış. din görevlilerinin vaaz bile edemeyeceklerini ve kendilerini sürekli baskı altında hissedec eklerini söyleyen Karahisarısahip Mebusu İsmail Şükrü (Çelikalay) Bey. Anc ak fiilen fesat ve karmaşa çıkaranlar vatan haini olarak kabul edilebilirler55 . 28 Nisan tarihli toplantıda Hıyanet-i Vataniye Kanunu müzakeresine “Ka vli veya ta hriri surette muhalefet ve ifsadatta bulunanlar muvakaten kürege konulur” şeklindeki üç üncü madde ile devam edildi.

Hepimiz kaza mahkemelerinin sureti teşkilini pekâlâ biliriz. s. . liva mahkemesinin hükümlerinden daha iyi hükümler ittihaz ediyor.Divanı harblerde ittihazı mukarrerat eden kimdir bilir misiniz? Ya bir za bıt kâ tibi muktediri. Bunla ra idam cezası vermek. C. …mahzur. bunlara kürek cezası vermek sa lâ hiyeti buhşedilirse hiç şüphe etmiyelim ki. Ka zalarda teşkilât olmadığından bahsedildi. farklı olarak Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey. 1. Muha kemeyi istediği yere. 120. Bundan dolayı vatana ihanet muhakemelerinin ya liva bidayet mahkemelerine ya da suçlunun tutuklandığı en yakın liva c inayet mahkemelerine bırakılmasının daha uygun olac ağı belirtildi. bu konuda kaza bidayet mahkemelerinin yetkili kılınmasını uygun görmemekte idiler. ne de kavanini mevzua devleti bilmezler. Binaenaleyh divanı harblerin muka ddera tı bunla rın elindedir. büyük haksızlıklar meydana getirmekten içtinabedelim. Gerekç eleri ise kaza bidayet mahkemeleri üyelerinin bakkal. ayrıca bidayet mahkemelerinin ceza verme yetkilerinin iki üç seneyle sınırlı olması idi. seri teda bir ittiha z mecburiyetinde olduğumuzu kalbul ediyoruz.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 265 Dördüncü maddede. Zaten buna dair bir ta krir ta kdim edeceğim. bu mesaili Divanı harplere tevdi ederiz. gerek huzuru ilâhide mesul ve muatab oluruz.. D. Asıl teklifim Bidayeti cezada rüyetine ka ra r verilmemesidir” 59 diyerek bu işin liva cinayet mahkemelerine bırakıldığı takdirde bu kez de sürat konusunda sıkıntı yaşanac ağından dolayı hızlı hareket etmek adına ya bütün Anadolu’da yahut isyana mahsus yerlerde sıkıyönetim ilan edip. öyle bir kaza mahkemesidir ki. …Binaenaleyh divanı harblerde bu işlerin niyeti katiyen doğru değildir. …Çünkü lâzım olan sürati temin etmek kabil olamıyacaktır. Fakat bendeniz bunda da bâzı mahzurla r görüyorum. biz gerek huzuru tarihte. vatana ihanet suç unun tespiti iç in kazalardaki bidayet mahkemeleri yetkili mercii olarak belirlenmişti. liva bidayet mahkemeleri hakkında da vâridola bilir. Her livada teşkilât var mı efendim? Birçok liva la rımız va rdır ki. Buna karşılık Mehmet Şükrü Bey.. tecrübelerine de dayanarak.. 1. teşkilâ tı a dliyesi ya pılma mıştır. “. Sonra kaza bidayet ma hkemesi ile liva bidayet mahkemesindeki fark en ziyade âzayi kiramın zihnini işga l ediyor. …biz liva bidayet mahkemelerine vermekle bu süra ti öldüreceğiz ve bunda n beklenilen 59 TBMM ZC. istediği şekli götürür. bâzı teşvikat ve tesvilâta tâbi olmaları ihtimalleri de vardır. Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey’in verdiği teklifin mümkün olmadığını savundu ve şunları söyledi. 119. Bu itibarla mademki za manın fevkalâdeliğini müttefikan kabul ediyoruz. kundurac ı vb. reis ne derse onları yaparla r ve maatteessüf bazan. Anc ak.” …Bendeniz teşkilâtı adliyesini bildiğim yerler var ki. Bir mütehassis zatın yanında müntahap iki âza vardır.. kaza ma hkemeleri hakkında serd edilen mehazir. …En ya kın cinayet mahkemelerine tevdii kabildir. Ancak konuşmac ılar. gibi hukuk eğitimi olmayan kişilerden oluşması. bu muhakemelerin Divan-ı Harp’lere bırakılması önerisini getirdi. bu itibarla ya bütün Anadolu’da yahut isyana mahsus ola n yerlerde idarei örfiye ilân eder. “…çabuk iş görelim derken. yahut divanı harb müddeiumumisidir. böyle bir ortamda ise idam kararı gibi hassas bir kararın verilemeyeceği. Bunlar ne na zariyatı cezaiyeyi.

Bunun yanında Niğde Mebusu Abidin (Zeynelabidin) (Bayhan) Bey. D. caiz olamaz. ulaşım güç lükleri gibi etkenleri hesaba katarak ve bu kanunun uygulanmasında hızlı karar almanın esas olması gerektiği bilinciyle bidayet mahkemelerini terc ih ettiklerini ifade etti. Öyle ki kanun teklifinde beklenen amaç . 1. Halbuki onlar da kaza ma hkemesinde. Öte yandan bidayet mahkemelerinin verecekleri kararın. meselâ Ni ğde Mahkemesinde biri beraete mazhariyet. D. bu da caiz olamaz. s. 120. Fakat hiçbirisi. birtakım ihtirasatın tevellüdünü mucib ola ca k ha lâ te. düşünerek ya pıyoruz… ihtilâl kâr vaziyet a lacak isek bu kanunlarla iştigale lüzum yok. 1. 1. s. tecrübe. sehpa la rı kura rız. liva Bidayet ceza mahkemesinde bulunan Müddei umumi ve ceza reisi kadar kavanini Devlete vâkıf değildirler. 1. umura meydan vermektir. Diğer mahkemelerdekiler ise Mektebi Hukukta n mezun müddei umumi ceza reisi gibi sırf hayatı memuriyetinin melekesiyle tâ yin edilen zeva ttan ibarettir ki. Kayseri’de birisi idam cezasına u ğramak gibi aynı bir cürümde muhtelif mukarrerat. ancak kazaların livalara uzaklığı. “…ka za ma hkemelerindeki azalar intihapla icra edilir. C. ef’ali cürüm ashabı birer şeriki cürümle beraber onun hepsi hakkında bidayeten Kırşehir veya Niğ de de ayrı ayrı tahkikata ba şlanmış. C. ince Karasu mahallerinde alâkadar olanlar derdest edilir. 120. Bu. derdest edilebilir. Kırşehir sanca ğ ını örnek olarak göstererek devamla şunları söyledi. Onun için katiyen Divanı ha rblere verilmesi ca iz ola ma z” diyerek kaza mahkemeleriyle diğer mahkemeler arasındaki farkı. kanunun hangi mahkemelerde yürütüleceği idi. Hayatı memuriyetinde müptedi olan bir heyete ağır bir cezayı tertip için salâhiyet vermek. davaların ç abuk sonuçlandırılması ve verilecek hükümlerin ibretlik olmasıydı. o aynı fiilden ne şet eden cürümden. 1. TBMM ZC. 1. D.266 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 neticeyi mahvedeceğiz”60 dedi. bir idarei örfiye ilâ n ederiz ” 63 sözleriyle bulunduğu teklifte tıpkı Köprülü Mehmet Paşa’nın binlerce insanın kellesini kopartıp memleketi kurtardığı gibi bir metotla memleketin kurtarılmasını istedi. her birisi bir araya getirilerek mevkufen tahkikat icra edilmezse. mücrim olan o şahıs derdest edilerek oraya sevk edilmesini ve muhakemesinin o mahkemelerde icrasını teklif ediyorum. s. 1. Bu arada konu hakkında encümenin görüşünü ortaya koymak adına söz alan Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey. Niğ de Mebusu Abidin (Zeynelabidin) (Bayhan) Bey.”. “…biz bu kanunu yaparken esa s itiba riyle vaziyetimize muhalif hareket edenleri süratle tedibetmeyi düşünüyoruz. 118-120. Bu sebeple normal hukuk mahkemelerinin bu amac ı gerçekleştiremeyec eği ileri sürüldü. Ayrıc a kaza bidayet mahkemelerinin yetersizliğinin farkında olduklarını. Bu tarihte yapılan müzakerelerde tartışılan en önemli konu. milletin izmihlaline değil ise bile. 122. D. hüküm ve ilâmat Vârîdolur ki. 1. TBMM ZC. vukuf ve mümareseleriyle terfii memuriyet ederler. o cürmün sahibi için hangi ceza mahkemeleri i şe ba şlamış olursa. Divanı harblerden de bahsedildi. Onun için bir cürümden dolayı her nerede ef’ali cürmiye ika ve refedilirse o. . Mec lis’in onayından geçeceği için bidayet mahkemelerine daha ılımlı bakılabileceğinin de altını 60 61 62 63 TBMM ZC. TBMM ZC. C. Böylece Muhittin Baha Bey’in bu önerisi Mec lis’te taraftar bulamadı61 . Bu bapta rüfekayı kiram tarafından söylenilen sözlere iştira k etmekle beraber. “…Kırşehir sanca ğ ının Avanus kazasında vukua gelen bir cürümden dolayı Niğ de sanca ğının Ürgüb veya Karahisar. s. C. Divan-ı Harp’lerin devlet kanunlarına vakıf olmadıklarını ve buralarda görev alac ak kişilerin verdiği kararın c aiz olmadığını belirtti62 .

TBMM ZC. jandarma ve polis dairelerinin en büyük memurlarından ve mahallin müftüsünden mürekkep bir heyettir”65 şeklindeki değişiklik önergesini verdi. 130. D. 1. yok ise mahallin mülkiye. bozuk oluşu vb. 1. C. 1. s. dördüncü madde üzerine verilen değişiklik önergelerinin görüşülmesine geçildi. Dördünc ü madde iç in Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey. D. 1. s. 127. s. …Bina ena leyh şa hitlerin mutlaka ya huzuru hâkime getirilmesi lâzımdır yahut huzuru hâkimde binniyabe ifa desinin alınması lâzımdır70 diyerek. Dördüncü madde enc ümenin teklifi üzere aynen kabul edildi66 . C. TBMM ZC. 1. 131. s. TBMM ZC. yirmi gün zarfında mutlaka hüküm verme kaydına itiraz etti ve yolların uzunluğu. “…Hükkamı takyit kadar müthiş bir feca yi yoktur… yirmi gün za rfında mutlaka hüküm vereceksiniz dersek hükkâmı ta kyide koymuş oluruz ve bunun ka biliyeti tatbikıyesi olmadığını kendimiz göstereceğiz. “Hıyaneti vataniye mücrimlerinin muhakemesi her halde mevkufen icra olunur” esasına dayanan beşinci madde hakkında söz söyleyen ve değişiklik önergesi veren olmadığından beşinc i madde aynen kabul edildi. 1. TBMM ZC. 1. askeriye. Heyet halinde bulunup hüküm vereceğiz. s.67 “Za bıtai adliye memurlarının tanzim edecekleri tahkikatı iptidaiye evrakı daireyi istinta ka tevdi olunmaksızın müddeiumumîler vasıtasıyla yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir. D. C. “Za bıtai adliye memurlarının tanzim edecekleri tahkikatı iptidaiye evrakı da irei istinta ka tevdi olunmaksızın mahallin en büyük mülkiye memuruna ita olunur ve onla r ta ra fında n dahi müddeiumumiler vasıtasıyla yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir” suretindeki önergesi üzere kabul olundu68 . nedenlerden dolayı şahitlerin zamanında gelemeyebileceğini ya da davaya bakan hâkimin hastala64 65 66 67 68 69 70 Bkz. D. 1. 129. Böylelikle birinci oturum itibariyle dördüncü maddenin müzakeresi tamamlanmış oldu64 .” şeklindeki altınc ı madde Çorum Mebusu Fuat Bey’in verdigi. s. 129. TBMM ZC. C. 1. C. D. D. s. TBMM ZC. 120-122. 1. Şahitlerin hepsi mutlaka o cürmün vukubulduğu mahalden olmaz.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 267 ç izdi. “Hıyaneti vataniye cürmünün faillerinin mercii muhakemesi ikaı cürüm edilen veya mürcimin derdest edildiği kazada veya o kazaya mücavir bir kazada diva nı ha rbi örfi va r ise divanı mezkur. 1. devamla. 1. Anc ak Tunalı Hilmi Bey’in bu önergesi kabul edilmedi. Üç ünc ü oturumda. Bu müddeti her ne sebebe mebni olursa olsun tecavüz ettiren mahalli za bıta sı ile ma hkeme heyeti Kanunu Cezanın yüz ikinci maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevki mahkemesince muhakemesi bilicra azami yirmi gün za rfında hükme rapt edilecektir”69 suretindeki yedinci madde üzere söz alan Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. C. Meselâ bugün üç kişiden mürekkep bir bidayet ceza mahkemesinde bulunuyoruz. 130. D. “Hıyaneti vataniye mücrimlerine ait muhakemat a zami yirmi günde hükme ra pt oluna caktır. 130. . 1. 1. TBMM ZC. C.

Bu müddeti bilâsebebi mücbir teca vüz ettiren ma halli zabıtası ile mahkeme heyeti Kanunu Cezanın yüz ikinci maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevki ma hkemesince muha kemesi bilicra azami yirmi gün zarfında hükme rapt edilecektir” şeklindeki önergesi üzere yedinc i madde tadilen kabul edildi72 . Maatteessüf adaletin mutlakiyetinden veyahut vüsatinden ba hsetmek bence ka tiyen a bestir. Eğer Meclisin de ka na a ti vicdaniyesine tevafuk ediyorsa tasdik eder. Mesele halledilir. C. Nitekim o. . Memleketin böyle bir zamanda adaletin mutlakiyetinden bahsolunduğunu işittim. D. başka bir maha lde muha keme edilecekse a zami yirmi günde muhakemelerinin hitama erdirilmesini teklif ediyorum”71 diyerek bu doğrultuda bir önerge verdi. Bunun da bir de mukabili ola n ret veya a f ha kkı verilmiş oluyor. Tunalı Hilmi Bey ise Refik Şevket Bey’in aksine. bazı mazeretleri olabileceğini göz önünde bulundurarak. Ancak bu önerge kabul görmedi ve Bolu Mebusu Nuri Bey’in. Konuyu farklı bir açıdan ele alan Malatya Mebusu Fevzi Efendi ise şunları söylüyordu. D. degil midir? Encümen bunu tetkik etse. 132. dilerse tasdik eder. Meclisin salâhiyetini ta kyit varit değildir” diyerek bu Mec lis’in olağanüstü yetkilere sahip bir Meclis olması dolayısıyla. 1. 1. 1. 131. Noksan görürse reddeder. Varsın milyonlarca bu memleketin feda olmuş evladına mukabil birka ç ta ne ma zlum gitsin.” 74 demiştir. ya ni mukarrerat usulüne muvafık degilse. Fakat a ksi surette ne ya pıla ca ktır? Encümen bunu iza h etsin” 73 . s. bu maddede bir zaman sınırlamasına gidilmemesi gerektiğini öne sürdü. TBMM ZC. 1. “Yapılan kanunlar idam kanunlarıdır. bu sürenin daha da kısaltılmasından yana oldu. 1. Bunun için bu sua li va rit addetmiyorum. C. “Meclisin sa lâ hiyeti fevkalâdeyi haiz olmasından dolayı bidayet mahkemelerinden verilen kararı Meclisimiz dilerse affeder. D. 1. 132. D. s. yahut nakzedip iade mi edecek? Tasdik meselesi kola y. 1. bidayet mahkemelerinin kararlarını onaylayıp onaylamamanın Meclis’in elinde olduğunu söyledi ve devamla. “Efendim. Bunu biha kkin düşünmeli. 1. TBMM ZC.268 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 nabileceğini. s. C. esbabı mucibesi ta m degilse. Tetkik hakkı ret mahiyetini haiz midir. bu soru işaretlerini şu şekilde dile getirmekte idi. 132. s. Bu sorulara karşılık Lâyiha Encümeni adına Abdülkadir Kemali Bey. TBMM ZC. “…Ben bilakis müddetin bir ha fta ya tenzilini teklif ediyorum. sonra 71 72 73 74 TBMM ZC. a f mı edecek. “Hıyaneti vataniye mücrimlerine ait muhakemat bir sebebi mücbire olmadıkça azami yirmi günde hükme rapt olunacaktır. “İşbu mehakimden sadır olacak mukarrerat kati olup ancak idamı müstelzim olan muka rrerat Büyük Millet Meclisince badettasdik mahallerinde infaz olunur” diyen ve idam kararlarının Meclis onayından geçmesini öngören sekizinc i maddenin kısmen aç ılması gerektigini belirten Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey’in kafasında soru işaretleri bulunmakta ve o. Tek bu Saltanat kurtulsun. Bundan dolayıdır ki eğer cürmün ika edildigi ma ha lde muhakeme icra edilecekse azami bir hafta. “Meclisin salahiyetini ta hdide ka a dir bir kuvvet göremiyorum. mademki tasdik hakkı veriliyor. C.

Buna karşılık sekizinc i madde Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey’in. s. 1. Fakat böyle bir isnat karşısında bulunacak bir a da m ma lûmu âliniz idam edilir. “…Halkımızın ha leti ruhiyesini teemmül buyurun. dediler ki. Bir millet saadetini Büyük Mecliste görürse emin olun hem emin olurlar ve Meclisin dua hanı olurlar. TBMM ZC. TBMM ZC. 134. 1. 133. “İşbu kanuna tevfikan ma ha kimden sâ dır olacak mukarrerat Büyük Millet Meclisince badettasdik maha llerinde infa z olunur. D. C. bu ceraimde bâzı eşhasa ait isnadatta buluna ca kla r ha kkında eğer bir hüküm sâdır olmuş ise. ” 75 S ekizinci madde hakkında verilen değişiklik önergelerinden Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’e ait olan. D. liva ve vila yet merkezlerine ve köy heyeti ihtiyariyeleri müctemian celp edilerek ifham ve sureti tebligi muta za mmın heyeti mezkure âzalarının imzalarını havi zabıt varakaları tutularak idare meclislerince hıfz edilmekle beraber kavaninin nesir ve ilanı hakkındaki kanuna tevfika n a yrıca nesir muamelesi dahi yapılacaktır” denilen dokuzuncu madde hakkında söz alan ve önerge veren olmadığından madde aynen kabul edildi ve kesinleşti78 . bu heyet burada ola ma z. 1. 1. “İşbu kanun her mahallin idare amiri tarafından nahiye ve kaza. C. s. 1. Ta sdik edilmediği takdirde Meclisçe ittihaz edecek karara tevfiki mua mele olunur” suretindeki önergesi üzere kabul edildi77 . İdam edildikten sonra malûm olduğu üzere bu adam meza rında n çıkarak ve ikamei dâvaya sevk ettirmek imkânı yoktur. TBMM ZC. 1. D. Büyük Millet Meclisinin tasdikine iktiran eden kanun bir zaman olacak ki. 134. D. 1. 1. Giden yine milletimizdir. 132. Lâ kin o vereceğimiz ka rar. hatalara insan heder olup gidiyor. 1. 1. Bir zaman olur ki. “İşbu kanunun icrayı ahkâmına Adliye ve Dâhiliye Vekilleri memurdur” şeklindeki onunc u madde. Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey’in önergesi üzere. “İşbu ka nunun icrayı ahkâmına Büyük Millet Meclisi memurdur” suretinde tadilen kabul edildi79 . yani bugün verdiğimiz karar bizim efradımızı öldürür ve garaza kurban eder. bulunmıyaca ktır. Fakat bu adamın ma sumiyeti a nlaşılırsa şu esbapdan dolayı mevkiini tahkim edecek şeyler lâ zım. . Böyle bir kelime sadır olmuş ise on seneden a şağı olmamak üzere ceza görür. Ceza Kanununda iftira hakkında maddei mahsusa va rdır. 133.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 269 ya zık olur. “İşbu mehakimden sadır olacak mukarrerat kati olup a nca k ida mı müstelzim hükümler Büyük Millet Meclisi icra Heyeti ta rafından badettasdik mahallerinde infaz olunur”76 şeklindeki önerge de kabul görmedi. 134. 133. Binaenaleyh her halde bir ma ddei müzeyyele ilâve edilsin”80 diyerek zan altındaki kişinin masumiyeti anlaşıldığında yapılac ak işlem ve kişinin zan altında kalmasına sebep olan kimseler hakkında 75 76 77 78 79 80 TBMM ZC. C. Bu arada İzmit Mebusu Hamdi Namık Bey. 1. 1. TBMM ZC. s. İster bir ma ddei ma hsusa ile isnadatta bulunan ister maddei mahsusa tâyin etmeksizin isnadatta buluna nla r hakkında bir maddei müzeyyele ilâve olunsun. D. s. C. D. Evet kanunu cezanın 113 ncü maddesinde bir sarahat var. TBMM ZC. C. s. Çok yerlerde görüyoruz ki. s. 134. C. Her ha l ve kârda mahakimden sâdır olan karar Büyük Millet Meclisinde tadilen tasdik olunmalıdır.

Madde 1. 134. Madde 2. s. 1. 81 82 TBMM ZC. Kanun’un Son Şekli. Meclis’te baştan itibaren madde madde yeniden okunarak ve gerekli ek düzenlemeler yapılarak 14 madde halinde gerçekleşti ve kabul edildi82 . ilaveten. Böylec e bu Kanun’un birinc i müzakeresi tamamlanmış oldu81 . . yine kanunun birinc i müzakeresinde on birinc i olarak belirlenen madde de tadilen on dördünc ü madde olmak suretiyle söz konusu Kanun’un tasarısı. dördüncü. tadilen kabul edildi. Dokuzunc u. 4. Ahvali müstacele ve fevkalâdede maznunun derdest edildiği mahal mahkemesi de ic rayı muhakeme ve itayı karara salâhiyettardır. Tahrikât ve teşvikat sebebivle maddei fesat meydana ç ıkarsa muharrik ve müşevvikler idam olunurlar. C.270 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ne gibi bir işlem yapılacağının da ek bir madde ile belirlenmesi gerektiğine dikkat ç ekti. birinc i ve ikinc i maddeler. altınc ı madde aynen. yedinci ve sekizinc i maddeler. s. 1. tadilen. onuncu ve on birinci maddeler ise ilaveten kabul olundu. Oturum Başkanı ise kendisinden bu konuda bir önerge sunmasını istedi. on ikinci ve on üçüncü maddeler olarak. D. D. beşinci maddeler. Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunur. Hıyanet-i Vataniye Kanunu bütünü itibariyle oylamaya sunuldu ve kabul edildi. Hiyaneti vataniye maznunlarının mercii muhakemesi ikarı cürmedilen mahaldeki bidayet ceza mahkemesidir. 137-145. 1. TBMM ZC. Kanun’un birinci müzakeresinde dokuzuncu ve onunc u olarak belirlenen maddelerde de yalnız numara değişikliğine gidilerek. Madde 3. 1. 25 Nisan’da Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in önerisiyle müzakeresine başlanan ve beş günlük yoğun müzakereler sonucu 29 Nisan’da kabul edilen Hıyanet-i Vataniye Kanunu. C. üçüncü madde. Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şahaneyi yedi ecanipden tahlis ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. Vaiz ve hitabet suretiyle alenen veya ezminc i muhtelifede eşhası muhtc lifeyi sırran ve kavlen hıyaneti vataniye cürmüne tahrik ve teşvik edenlerle işbu tahrik ve teşviki suver ve vesaiti muhtelife ile tahriren ve tersimen irtikâbeyliyenler muvakkat küreğe konulur. Madde 4. Böylec e ihtilal ortamında ve şartlarında oluşan TBMM’nin ülkenin refahı ve kurtuluşu iç in düşündüğü ilk olağanüstü kanun olan Hıyanet-i Vataniye Kanunu şu şekilde kabul edilmiş oldu. tadilen. Feran zimethal olanlar ile müteşebbisleri kanunu cezanın kırk beşinci ve kırk altınc ı maddesi muc ibinc e tec zive edilirler. Bu müzakerede. Özellikleri ve Önemi: 29 Nisan’da gerçekleştirilen toplantıda bu Kanun’un ikinc i müzakeresi yapıldı. “İşbu kanun her mahalde neşir ve ilan olunduğu tarihten kırk sekiz saat sonra meriülicra olacaktır” suretindeki onbirinci maddenin de aynen kabul edilmesinin ardından.

İşbu ceraimin emrü muhakemesi için mahkemelerce istenilen şahsa c elp ve davete hac et kalmaksızın bilâhüküm ihzar müzekkeresi tastir kılınır. İsyana iştirak etmiyen eşhas hakkında ligarazin isnadatta bulunanlar isnadettikleri c ürmün c ezasiyle müc azaat olunurlar.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 271 Madde 5. İşbu kanunun icrayi ahkâmına Büyük Millet Mec lisi memurdur. Bu müddeti bilâsebep müc bir tecavüz ettiren mahallî zabıtası ile mahkeme heyeti kanunu c ezanın yüz ikinc i maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevkı mahkemesinc e muhakemesi bilic ra âzami yirmi gün zarfında hükme raptedilec ektir. Madde 11. Madde 8. Hiyaneti vataniye maznunlarına ait muhakemat bir sebebi müc bire olmadıkç a âzami yirmi günde hükme raptolunac aktır. İşbu kanuna tevfikan mahakimden sâdır olac ak mukarrerat katî olup Büyük Millet Meclisince badettâsdik mahallerinde infaz olunur. İşbu kanun her mahallin idare âmiri tarafından nahiye ve kaza liva ve vilâyet merkezlerine ve köy heyeti ihtiyariyeleri müçtemian celbedilerek ifham ve sureti tebliği mutazammının heyeti mezkûre âzalarının imzalarını havi zabıt varakaları tutularak idare meclislerince hıfzedilmekle beraber kavaninin neşir ve ilânı hakkındaki kanuna tevfikan ayrıc a neşir muamelesi dahi yapılac aktır. 1. 1. Kanun’un uygulanmasında ihmali görülec ek olanların Ceza Kanunu gereğince cezalandırılacaklarını belirli bir hükme bağlamıştı. yazıyla ya da doğrudan doğruya bilerek karşı çıkan. Tasdik edilmediği takdirde Mec lisç e ittihaz edilec ek karara tevfiki muamele olunur. yargılamanın hız kazandırılması amacıyla hem yargılamayı yapac ak mahkemelere ve hem de ilgili mahallin mülkî idare âmirlerine yükümlülükler getirerek. buna göre. s. Madde 12. ya da fesat hareketlerine girişen veya yayında bulunan kişiler. bu suç la nitelendirilec eklerdi. Madde 7. İşbu kanun her mahalde tarihi tebliğ ve ilânından kırk sekiz saat sonra mer’i olac aktır83 . Madde 10. C. D. Haklarında gıyaben hüküm sâdır olan eşhas derdestlerinde işbu kanuna tevfikan yeniden ve vic ahen muhakemeleri ic ra olunur. Madde 9. Kanun No: 2. Yasa’nın ilk maddesinde kimlerin “vatan haini” sayılac ağı belirtilmiş olup. Kanun. Zabıtai adliye memurlarının tanzim edec ekleri tahkikatı iptidaiye evrakı dairei istintaka tevdi olunmaksızın mahallin en büyük mülkiye memuruna ita olunur ve onun tarafından dahi müddei umumiler vasıtasiyle yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir. . 2-3. 142-144. s. TBMM Kavanin Mecmuası. Madde 6. Kabul edilen metin- 83 Düstur. TBMM ZC. 4-5. Kanun No: 2. Madde 13. 1. s. D. Madde 14. C. 1. C. Büyük Millet Meclisi’nin yasallığına karşı ayaklanmaya yönelik sözle. 1. Hiyaneti vatanive maznunlarının muhakemesi bidayet c eza mahkemelerinden verilecek gayrimuvakkat tevkif müzekkeresi üzerine her halde mevkufen ic ra edilir.

g. sekizinci madde ile de davaların hızla karara bağlanarak tasdik merc ii olan TBMM’ye gönderilmesi hükme bağlanmıştı. 29. s. s. C. 50. s. Böylece TBMM. a. düşman elinde esir bulunan Hilafet ve S altanatı kurtarmak amac ına dayandırıp Hıyanet-i Vataniye Kanunu’yla yaptırım altına almıştı. age. e şhası mezkûreye hemfiil denilir ve cümlesi faili müstekil gibi mücazat olunur. C. Ayrıca bozguncu ve propagandacılar ile onlara yardımcı olanların faaliyetleri de bu suç kapsamında idi.m. 49. Yine Kanun’un birinc i maddesinde 85 . isyanı teşvik edenlere de Ceza Kanunu’nun 45 ve 46. onun sebep olduğu olaylara karşı konmuştu87 . 84 85 86 87 88 89 Ergil.. s. Yine dördüncü ve yedinci maddelerde yargılama merciini ve ihmali görülenleri bağlayıcı hükümler yer almakla birlikte kanunda Bidayet Ceza Mahkemeleri yetkili mahkeme olarak gösterilmekte idi. Halife ve Padişah olsa dahi kendi üzerinde bir yasallık tanımadığını ilan etmişti84 . Bıyıklıo ğ lu. Made 45. 1. 657. Ahvali sairede o cinayet için kanunen mayyen olan cezanın nısfından iki sülüsüne kadarı tenzil edilir. a. s.g. Saltanatı ve Osmanlı topraklarını düşman elinden kurtarmak olarak gösterilmişti. Ural. “Bir kimse bir cinayet ikamı tasmim edip de vesaiti mahsusa ile icrasına bed ederek yed-i ihtiyarında olmıyan esbabı mânia haylûletiyle ol cinayetin husulüne muktazi ef’ali ikmal edememi ş ise kanunun sarahati olmıyan yerlerde fiili mezkûr idam veya müebbet kürek cezalarını müstelzim olduğ u halde müte şebbis hakkında yedi seneden eksik olmamak üzere muvakkat kürek ve müebbet kalebentlik cezasını müstelzim ise keza yedi seneden eksik olmamak üzere kalebentlik ve müebbeden nefi cezasını müstelzim olan ahvalde üç sene müddetle kezalik kalebentlik cezası hükmolunur. Bu yasa. s. Yedinci madde ile yargılamanın yirmi günden daha fazla sürdürülmemesi.” TBMM ZC. TBMM’nin kuruluşunun asıl sebebi. 233. Hilafete ve Saltanata geleneksel bağlarla bağlı olan TBMM üyelerinin tepkisini yumuşatmaya yönelikti86 . “Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şahaneyi yedi ecanipden tahlis ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak te şekkül eden Büyük Millet Meclisinin me şruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. bu hüküm ve tedbirlerle daha ilk günlerinden itibaren millî mukadderata hâkim ve yüksek bir heyet olduğunu kanıtlıyordu88 . 656.m. 105.g. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile millete karşı kendi meşru durumunu teyit etmiş ve bu meşruluğunu. s. TBMM. Mec lis. 1. Bidayet Mahkemeleri’ne veya önemli durum halinde en yakın mahkemeye devredilmişti.272 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 de. “Eşhası mütaaddide bir cinayet ve cünhayı müttehiden ika eder veyahut ef’ali müteaddideden mürekkep olan bir cinayet veya cünhada birtakım e şhastan her biri cürmün husulü maksadiyle ef’ali mezbureden birini veya birkaçını icra eylerse.. yalnızca Meclis’i değil. Aybars. Hükümlerinin yürütülmesi sorumluluğu TBMM’ye verilen Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun ikinci maddesi gereğince isyana katılanlara idam c ezası verileceği gibi. .. Hilafeti. Aynı zamanda kabul edilen bu hüküm.t. D.” Madde 46. Vatan hainliği ise TBMM’nin meşruluğuna ve milletin yüksek menfaatlerine karşı yapılacak her çeşit ayaklanma ve kışkırtıc ılık olarak tespit edilmiş ve kışkırtıcılığın kaynağı İstanbul Hükümeti olduğu iç in bu hüküm. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun altıncı maddesi. Bıyıklıo ğ lu.TBMM ZC. D. 207. maddeleri gereğinc e c eza verilecekti89 . I. adlî zabıtanın ön soruşturma evrakını (tahkikatı iptidaiye) mahallin en büyük mülkî âmirine hemen onun da savc ıya yirmi dört saat geç meden teslimini zorunlu kılmakta idi. 2. onun temsil ettiği davayı da karşıt eylem ve akımlardan korumaya yönelikti.” . İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. a. Kanun’un uygulama yetkisi..

C. Zeus Kitabevi. Genelkurmay Basımevi. D. 1. 1. Mustafa Kemal Paşa. yargılama aç ısından zaman kaybının önüne geçildi. “…Hiya neti va ta niye ile ma znun olan bir adamın muhakemesi ya hiyaneti vataniye cürmünün irtikâbedildiği yahut derdest olunduğu mahal mahkemesinde görülür diye tesbit etmiş iken ve sureti cereya nı muhakemeye dair her suretle malûmat varken Ferid Paşa hakkında burada muhakeme icrasına a yrıca karar almak doğru değildir”95 diyerek suçlunun. Kanun’un Uygulanmasında Karşılaşılan Zorluklar: Hıyanet-i Vataniye Kanunu bir devrim yasası olmakla birlikte uygulama yönü ile olağan yöntemlere ve kurumlara dayandırılmıştı. 29 Nisan’da Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun kabul edilmesinden bir süre sonra. s.g. Ergün Aybars.g. D. s. Ancak. suçluya kendini müdafaa hakkı da tanımakta idi. 101.t. 52. Ural. a. TBMM ZC.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 273 Kanun. s. Ayrıca Kanun’un halka duyurulması ve yayınlanması öngörülerek böylece TBMM’nin halk nezdinde tanınmasına arac ı olması isteniyor ve Kanun’dan. 283. 5 Mayıs 1920’de Konya’da halka beyanname okuyup. Bunun üzerine Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. 282. 13 Mayıs’ta ise İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşları bir önerge ile Ferit Paşa Kabinesi ve kendilerine hizmet edenlerin. 51. Yine İngiliz Gizli Servisi’nden para alan kişiler olduğu anlaşılan Anzavur olaylarında parmağı olanlar.t. . 51.İstiklâl Harbi’nde Ayaklanmalar (1919-1921). s. C. suçluları affetmiştir.t. halkın habersiz olmasından dolayı meydana gelebilec ek sakınc alar ortadan kaldırılıyordu. İzmir 2006. onun bu niteliği uygulamanın yavaşlamasına ve kesin sonuç alınmasının gec ikmesine sebep olac aktı. 52. a. 1. yakalandıklarında yeniden yargılanmalarını sağlayıp. harp divanları tarafından en ağır şekilde c ezalandırıldı 93 . ayaklanmaya teşvik eden sekizi asker kaçağı olmak üzere otuz altı kişi harp divanına verilmişlerse de. s. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun birinc i ve ikinci maddeleri gereğinc e gıyaben yargılanmalarını teklif ettiler94 . Celp ve davete gerek görülmeden huzura gelme kararı yazılarak. 1. TBMM ZC. iftira edenlerin. o sırada Konya’da bulunan Mustafa Kemal Pa şa.g. 50. Meclis.g. C. 9 Mayıs’ta önemli bir durum olmadığı ve gereken kişilerin Meclis tarafından özel olarak affedildikleri için genel af ç ıkarılmayac ağına dair karar alarak özellikle “vatan hainliği” ile suç lananlara af kapılarını kapadı91 . 51. Türk İstiklâl Harbi . Ankara 1974. Safranbolu’da kışkırtma sonucu meydana gelen bozgunc uluk üzerine 30 Nisan’da Kastamonu Valiliği’ne. İstiklâl Mahkemeleri. haberleşme ve yayın şartları göz önüne alınarak Kanun’un her bölgede yayınında kırk sekiz saat sonra yürürlüğe girec eği esası kabul ediliyordu 90 .145. gıyaben mahkûm edilmiş olanların. s. Ural. Dönemin olumsuz şartlarından dolayı ulaşım. a. s. a. VI.t. 5. 42. s. karşısındaki kişiye yönelik ileri sürdükleri suçun cezasıyla c ezalandırılacaklarını öngördüğü gibi. Ural. yakalandığı yerde veya 90 91 92 93 94 95 Ural. Yozgat ayaklanması nedeniyle de 28 Mayıs’ta Sivas Valiliği’ne92 Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun uygulanmasını emretti.

Buna göre. 52. Meclis’in onayı olmadan harp divanları tarafından yargılandı ve bunlardan on üç ü ve Düzce ayaklanmasında rolü olan altı kişi idam edildi. Meclis’te yapılan diğer müzakereler sonucu Ferit Paşa’nın suç unun yalnız. 1. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. …Biz Ferid Paşayı yakalıyamayız. TBMM otoritesini olumsuz yönde etkiliyordu. Anc ak. karşı koyanların evlerinin yakılması ve suçlu görülenlerin. 285. bazı sebeplerle idam edilmeleri. s. Ural. s. Ayaklanmaların bastırılmasında önemli rol oynayan Ethem. kendi haklarında düşündüğü hükmünü. TBMM ZC. Böylec e Damat Ferit Paşa’nın “vatan haini” olduğuna karar verilmişti. oy birliği ile Adliye Enc ümeni’ne havale edildi97 . Ardından Antalya Mebusu Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey söz alarak. suçlu veya suç suz bütün halkın malına el konulması. diğer kararlarımız gibi. “İslâmları yekdi ğ eri aleyhine tahrik ve te şvik ile beynelislâm irakai deme sebebiyet ve şu suretle hiyaneti vataniyeleri sabit olan Ferid Pa şa Kabinesiyle müzahir ve muinlerinin Hiyaneti Vataniye Kanunu ahkâmı mündericesine tevfikan icrayı muhakemei gıyabiyeleri için bir karar ittihazı hakkındaki İzmit Mebusu Hamdi Bey tarafından ita ve Meclisi Umumiden havale olunan 13 Mayıs sene 1336 tarihli. s.”. 1. ayrıc a terör olaylarını şiddetlendiriyordu100 . 284. İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşlarının teklifi ve Meclis’te yapılan müzakerelerin akabinde 17 Mayıs’ta alınan kararla Damat Ferit Paşa’nın önc e “vatandaşlıktan ç ıkarılmasına” karar verildi. manen büyük etki yapacağı düşünüldü ve bu teklif. Ural. 283. 1. D. D. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun 8. D. Hiç olmazsa Millet Meclisi.274 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 suç un işlendiği yerde yargılanması gerektiğini belirtti ve Ferit Paşa’nın yargılanamayac ağı üzerinde durmuştu. elebaşlarından S efer Beyi suçluları Hükümet adına asmayacağına söz vermesine rağmen. TBMM ZC. maddesi gereğince idam kararlarının. Hükümet’in otoritesini ç iğneyerek idam etti99 . a. Bunun mânevi büyük bir menfa a ti va rdır ” 96 diyordu. 1. yine tebliğ ederiz. 1. s. 284. Hiç bir karara bağlı kalınmaksızın. birçok kimsenin merkezî otoriteden uzak ve keyfî bir şekilde c ezalandırılmaları halkı tedirgin ediliyor. İngiliz esaretini bu memlekete sokmak istiyen İngiliz yardakçılarını bugün yakalıyamayız. . 1. 19 Mayıs’ta ise İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşlarının 13 Mayıs tarihli önergesi. Damat Ferid Pa şanın vatanda şlık hukukundan tecridine ve milletimiz arasından tardına karar verilmesi hakkındaki teklif encümenimizce de muvafık ve münasip görülmekle keyfiyetin olveçhile karar ita buyurulması zımmında Meclisi Umumiye tevdiine. Hıyanet-i Vataniye Kanunu gereğince 200’e yakın Kuvay-ı İnzibatiye mensubu ve asî. Mersin Mebusu İsmail Safa ve Bursa Mebusu Emin Beyler taraflarından muta takrirler üzerine müzakere olundu. C. ilâmını söyler ve İsta nbul’a ka ra rla rımızı. s. 52. 96 97 98 99 100 TBMM ZC.. “…Bizim üzerimize düşen bir şey var. C.g. Ferid Pa şa ile hiyaneti vataniyede bulunan rüfekası ve müzahir ve muinleri hakkında takibat ve tahkikatı lâzimei kanuniye icra ettirilmesinin de Heyeti lcraiyeye berayı havale Makamı Celili Riyasete takdimine karar verildi.g. Ferid Pa şanın Sulh Konferansında Toros’un cenubundaki dört milyona yakın Türkü haymene şin ve yabancı addederek Fransızlara pe şke ş çekmesi ve Anadolu’nun muhtelif mahallerinde şuri ş ve fesat ikaına kalkışması büyük bir hiyanet olduğ undan kendisinin vatanda şlık hukukundan tecridine ve milletimiz arasından tardına karar verilmesine mütedair bulunan. İstanbul’a değil bütün vatana ait olduğu gerekç esiyle maddeten olmamakla beraber. Meclis ve Hükümet’e olan güven sağlanamıyor.t. C. faili doğruda n doğruya ya kalamak mümkün değildir. Aybars. 342. Adalet Komisyonu’nca da uygun görüldü98 .t. s. 32. a. Meclis’in onayı bulunmadan infaz edilmesi.

D. Meclis ise bu gibi mağdurlara tazminat ve mahkemelere de ihtar verilmesini istiyordu101 . “Hıyanet-i Vataniye ve Harbiye Kanunlarında münderic cerâimden ekserisinin yekdi ğ erine mü şâbehet ve mülâbeseinden nâ şi kavanin-i mezkûrenin suveri tatbikiyesince bazı mahallerhe hâsıl olan tereddüdün ref ve izâlesiyle hâlen ve âtiyyen memurîn-i askeriye ve adliyece düsturu’l-amel olabilecek bir şekilde tesbite lüzum görülmedi ğinden berveçh-i âti mâlümat ve izâlatın bilimûm valilerle kumandanlıklara ve müddeiumumiliklere tebli ğ i Heyet-i Vekile’ce karargir olmu ştur. Öyle ki Mahkemeler Hıyanet-i Vataniye gereğince verdikleri kararları TBMM’ye gönderiyor. s. a. 1. Aybars. olağanüstü ortamın koşullarını karşılayamayabileceği konusunda birtakım tereddütler ortaya ç ıktı. Meclis ise konuyu Adliye Encümeni’ne iletiyor ve onun bilgisine dayanarak karar veriyordu. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun bazı hükümlerinin normal zamanlara göre düşünülmüş olması ve usul yönünden de zaman kaybına neden olabilec ek hükümlerin mevcudiyeti göz önüne alındığında. aynı zamanda c ezadan ibret olması yönünde beklenen sonuç alınamıyordu.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 275 26 Haziran’da Harp Divan’ları (sıkıyönetim askerî mahkemeleri) kurularak Zile’de ayaklanmaya katılanlardan ve ayaklanmayı teşvik edenlerden elli kişi yakalanıp bu askerî mahkemede yargılandı. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)….g.” TBMM Kavanin Mecmuası. . yargılama usulleri olağanüstü dönemin istisnaî şartlarına uymayan sivil mahkemeler ve Divan-ı Harpler dışında kanunu uygulayabilec ek bir yargı organı olmamakla birlikte. Asayiş ve inzibatı haleldâr olan ve harekât-ı askeriyenin iptidâr eylediğ i mahallerde bu harekâta sebebiyet veren e şhas hakkında 13 Recep 1333 (27 Mayıs 1915) ve 14 Mayıs 1331 (1915) tarihli kanun-u muvakkat ile 16 Te şrin-i Evvel (Ekim) 1336 (1920) tarihli Hıyanet-i Harbiye Kanunu ahkâmı tatbik ve ale’l-usûl muhakemeleri divân-ı harplerde icra edilmektedir. Bunun yanında. Makam itibariyle kolordu veya müfrez fırka kumandanlığı selâhiyetini hâiz olan zevattan maâda harekât-ı dâhiliye için do ğrudan doğ ruya Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti’nden veya cephe veya kolordu kumandanlıkları tarafından tavzîf olunarak sevk olunan kıtaât kumandanları dâhi hiçbir tasrıha lüzum görülmeksizin vazife-i te’dibiyeye devam etti ğ i müddetçe şimdiye kadar oldu ğ u gibi Merkez Fırka Kumandanı selâhiyetini istimâl ederler. 32. 31. s. Madde 3. davaların kısa sürede sonuçlandırılamayacağı ve normal mahkemelerden beklenen sonuç ların elde edilemeyec eği anlaşıldı. Madde1. Bakanlar Kurulu ise bütün bu olumsuzluklar karşısında “Hıyanet-i Vataniye” ve “Hıyanet-i Harbiye” kanunlarında bulanan suçların çoğunun birbirine benzemesinden kaynaklanan ç elişkileri ayırabilmek için 20 Temmuz 1920’de “Hıya net-i Va ta niye ve Ha rbiye Kanunlarında Münderiç Suçların Birbirine Müşabeheti Dolayısıyla Ha sıl Ola n Tereddütün İzalesi için Ta’minen Tebliğ Olunan Kararnâ me” 102 adı altında bir karar aldı. 101 102 103 Aybars. Hıyanet-i Vataniye Kanunu cürmün vuku buldu ğ u mahalde emn-u asayi şin müstekâr ve nüfuz-u hükümetin halelden masûn ve kâffe-i şuabat-ı idarenin tedvir-i umura muktedir oldu ğu bir zamanda ika edilen Hıyanet-i Vataniye cerâimi mürtekipleri hakkında tatbik olunmaktadır. Suçlulardan yirmi ikisi ise 1 Temmuz’da idam edildi. s. Ancak bu maddedeki selahiyet esbâb-ı kaviye ve mücbiriye müstenit olmaksızın istimâl etmek mûcib-i mesuliyettir. Madde 2. Kararname No: 81. 53. 32. Bu divân-ı harplerden sâdır olacak ahkâm-ı cezâiyeden ibret-i müessire olmak üzere acilen tenfiz-i icâp edenler hakkında Askerî Ceza Kanunu’nun altmışbirinci maddesi mucibince hareket olunacaktır. Bu gibi işlemler uzun zaman kaybına sebep olduğu için de görülüp karara bağlanması gereken davalar birikiyor. 32. s. C.t. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Ural. Bu kararın alınıp yayınlanması “Hıyanet-i Vataniye Kanunu”na önc elik tanınmış olduğunu göstermekte idi103 . 1. Bu tür keyfî yargılamaların yanında Bidayet Mahkemeleri’nden de beklenilen netic e alınamıyordu.. Bundan dolayı suçsuz yere aylarca tutuklu kalanlar bulunuyordu.

Madde 5. Madde 3. Nitekim 1921 yılı ba şlarına gelindiğ inde bu te şkilâtın çalışmalarını devam ettirmesini gerektirecek şartlar . İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Harp Divanı üyeleri bağlı bulundukları bölgede askerî ve sivil idarecilerle ilişki iç erisindeydiler ve mevki ve rütbece de onlardan küçük idiler. 54. Madde 4. Te şekkül edecek bu müfrezeler hizmeti muvazzafai askeriye haricinde bulunan esnan erbabından bir sene müddetle gönüllü olarak kaydolunurlar ve bir seneden evvel terki vazife edemeyip yeni sene için tecdit edilmek hakkını haiz olacaklardır.m. Müdafaai memleketin temini ve asayişi umuminin lâyıkiyle tesisi için Müdafaa-i Milliye vekâletine merbut olmak üzere seyyar jandarma müfrezeleri te şkil edilmiştir. Suçlu ve tanıklar kilometrelerce uzaktan gelip mahkeme kurulunun toplantısını beklemek zorundaydı. Madde 7. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. İşbu efrat eytam ve eramili olbaptaki kanundan istifade edecektir. Kanun Hakkında Beklenen Netic eye Dayalı Yapılan Değişiklikler: TBMM’nin 29 Nisan 1920’de kabul ettiği Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile 11 Eylül 1920’de kabul ettiği Firariler Hakkında Kanun ve 18 Eylül 1920’de alınan 45 numaralı “Muhtelif Menatıkta İstiklâl Mahkemeleri Teşkili Hakkındaki Ka ra r” . Bir senelik hizmetleri hizmeti mükellefeı askeriyesinden iki sene olarak mahsubu icra kılınacaktır. Dolayısıyla da harp divanlarından bir kısmı kaldırıldı105 . Kanun No: 5. Türk ihtilalinin bir eseri olup.t..276 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S uç luların özellikle harp divanlarınca cezalandırılmaları askerî otorite düşünc esi yaratıyordu104 . s.g. İcabında te şkilâtın teshili maksadiyle talip olan efrada hayvan almak üzere usulüne tevfikan taviz suretiyle muaveneti nakdiye icra edilir. C) Firari derdesti ve e şkıya takibatında hidematı fevkalâdesi görülenlere hizmetinin derecesine göre ayrıca Heyeti îcraiyece tertip edilecek nizamnameye tevfikan mükâfatı nakdiye verilecektir. bu te şkilâtın. Aybars. Öte yandan mahkemelerin kuruluşu da tamamlanmadığı için mahkemenin kurulduğu yöre eşrafından bakkal veya esnaftan biri buraya üye olabilmekteydi. s. s. I. Ural. çavu şlara iki yüz. Merkezlerinden uzakta ve seyyar bulundukları müddetçe ia şelerine medar olmak üzere ayrıca kırk kuru ş yevmiye verilecektir. Süvari efradının hayvanatı müsademe veya harekâtı askeriye esnasında telef veya sakat olur ise taraf miriden muadili bir hayvan veyahut esmanı ita kılınır.” .. a. s. halkın meşru temsilc ileri tarafından kurulmuştu. teçhiz ve teslihi tarafı Hükümetten temin edilir. 597. a. TBMM Kavanin Mecmuası. Madde 6. Madde 8. age. s. 6. İsminden başka diğer mahkemelerle hiç bir farkı olmayan harp divanlarının verdiği cezalar ise suçun önemi ile bağdaşmıyordu. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Süvari Sınıfından Mürekkep Olmak Üzere Jandarma Müfrezeleri Te şkili Hakkında Kanun “ Madde 1. 1. 32. S ert cezaların uygulanması için gerekli olan bir organ yoktu. Süvari ve piyadeden mürekkep olan işbu müfrezelerin ia şe. TBMM’nin 7 Haziran 1920’de 5 numaralı kanun olarak çıkarttığı “Seyyar Jandarma Müfrezeleri”109 Kanunu’nu kabul edilip uygulanmaya başlamasından son104 105 106 107 108 109 Aybars. D. Piyade. TBMM’nin otoritesinin kurulmasında büyük yararlılıkları oldu. Müfreze zâbitanı jandarma zâbitanı misillû tahsisat alacaklardır. Onba şılara efrat maa şından fazla olarak yüz. İstiklâl Mahkemeleri’nin hukukî dayanağı107 olac aktı 108 . Çelik. Oysa TBMM. B) Süvari efradına şehrî bin be ş yüz kuru ş verilecektir. İşbu kanunun icrasına Müdafaai Milliye vekâleti memurdur. Bu nedenle idarec ilerle ilgili kararların alınmasında tarafsız yargıç lara ihtiyaç vardı106 . Süvariler hayvanlarını kendileri tedarik etme ğ e mecburdurlar. s. Madde 9. ba şçavu şlara üç yüz kuru ş verilecektir.. Kanun’un uygulamaya ba şlanmasından sonra. Maa şat maktuan berveçhi âtidir: A) Piyade efradına şehrî bin iki yüz kuru ş. Bu sebeple de cezaların Mec lis otoritesine bağlı kuruluşlarc a verilmesi gerekiyordu. Ezherli. 65.g. Madde 2. s. Madde 10. 6. 34. Bu gibi kimselere idam yetkisinin verilmesinde ise sakıncalar vardı. ilbas. 35. Aybars. C. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir.

bunun için verilecek ceza. D. Özellikle asker kaçaklarını önlemek için uygulanan c eza hükümleri. TBMM Zabıt Ceridesi. Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı Bey.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 277 ra yaklaşık dört ay gibi bir zaman geçmesine rağmen. Firariler Hakkında Kanun. 163-165. I. Seyyar Jandarma Te şkilatı’nın hangi gerekçeyle ve hangi şartlarda kuruldu ğ unu anlattıktan sonra düzenli ordu kurma çalışmaları yapılan bu günlerde artık bu te şkilâtın ömrünü tamamladığ ını ifade etti. kabul edilerek. kararlarında bağımsız ve tam yetkili üyelerden kurulu ihtilâl mahkemeleri yerine getirebilirdi. 35. bu sebeple e şkıyanın faaliyet göstermediğ ini. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Millî Hareket’in cesaret ve şiddet gerektirdiğini benimseyip. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’ndan beklenen sonucun alınabilmesi ve Kanun’un eksikliklerinin yok edilebilmesi ise çabuk ve sert kararlar alan ve bu kararı aynı ç abuklukla uygulayan mahkemelerin kurulmasına bağlıydı. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Kurulac ak olan mahkemelerden kasıt ceza vermek. Böyle bir ortamda suçlulara bakmakla görevli olan mahkemelerin çalışma sistemleri yetersiz. TBMM Kavanin Mecmuası. Sivas Mebusu Emir Pa şa ve Müdafaa-i Milliye Vekilli Fevzi Pa şa’nın bu endişelerin yersiz oldu ğ unu ifade etmelerinden sonra oylamaya konulan kanun teklifi. TBMM’nin 10 Şubat 1921 günkü toplantısında ele alındı. kaç ak olaylarını durdurmak bir yana. 11 Eylül 1920’de “Firariler Hakkında Kanun”112 adıyla TBMM’nin 21 nolu kanunu olarak yürürlüğe girdi. s. Kanun teklifi hakkında söz alan Müdafaa-i Milliye Vekili Fevzi Pa şa. 11 Eylül 1336 (1920). Kanun No: 94. s. mahkeme usulleri ağır. yargı yetkisini yeteneksiz kişilerden ve yöntemlerden kurtarmak istiyordu110 . s. İşte Millî Müc adele’yi güç lendirme ve ayakta tutma imkânı böyle yaratılabilirdi. faile az bir ceza vererek. e şkıya faaliyete geçece ğ i zaman bu te şkilâta ihtiyaç duyulabilece ğ ini belirti. Aybars. C. Madde 2. 8. verdikleri cezalar ise caydırıcılıktan uzaktı. bütün bunların altında yatan asıl sebepleri araştırmak. olağanüstü devrin ihtiyaçlarını yerine getirebilecek nitelikte olmayıp. Bu yüzden de asker kaçaklarının sayısı gittikçe artıyor. Basılış). Böylesine zorlu bir görevi ise Millî Müc adele’nin amac ını ve önemini kavramış. Muvazzaf ve gönlü ile hizmeti askeriyeye dâhil olupta firar edenler veya her ne suretle olursa olsun firara sebebiyet verenler ve firari derdest ve şevkinde tekâsül gösterenler ve firarileri ihfa ve ia şe ve ilbas edenler hakkında mülki ve askerî kavaninde mevcut ahkâm ve indelicap diğ er gûna mukarreratı cezaiyeyi müstakillen hüküm ve tenzif etmek üzere Büyük Millet Meclisi azalarından mürekkep İstiklâl mahkemeleri te şkil olunmu ştur. korku yaratmak ve kaç ak olaylarını ölümle cezalandırmak değil. Fakat Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey. Mevcut kanunlar ve mahkemeler. cephede ölmeye terc ih ediliyordu. C. kendisinin de üstünde bir güç görmediğinden. mevsimin kış oldu ğ unu. s. 34. istenilen sonuc a ulaşılamadı. Mahkemelerde görev alan yargıçların hemen hepsi medrese mezunu hatta alaydan yetişme kişiler olmakla birlikte hukuk mezunu çok azdı. I. No: 21 Madde 1. TBMM Matbaası (2. Te şkilâtın la ğ vedilmesi kararla ştırıldı. etkiden uzak ve ç oğu kez de âdil değildi. taburlardaki asker sayısı birkaç kişiye kadar inebiliyordu. D. 100. I. toplumun içinde bulunduğu koşulları bilen. 110 111 112 . ortadan kalkmıştı. Ankara 1945. ona vatanı için çarpışmak üzere yeni bir şans tanımak ve benliğini terbiye etmesine yardımcı olup bu yolla kazanılan her askeri c epheye göndermekti111 . Bu sebeple Bolu Mebusu Yusuf İzzet Pa şa ve arkadaşlarının Seyyar Jandarma Müfrezeleri’nin la ğ vedilmesiyle ilgili 5 Şubat 1921 tarihli kanun teklifi. ancak bu durumun baharda da sürece ği anlamına gelmeyece ğ ini ifade ederek. 37. Bu mahkemeler azasının adedi üç olup Büyük Millet Meclisi’nin ekseriyeti ârasiyle intihap ve içlerinden birisi kendileri tarafından reis addolunur. Aybars.

yazı ile veya eylemli olarak karşı gelmek.1. 64. 1. 162. İşbu mahkemelerin adedini ve mıntıkalarını Heyeti Vekile’nin teklifi üzerine Büyük Millet Meclisi tâyin eder. 101. Böylece 334 sayılı sayılı Kanun’la Hıyanet-i Vataniye suç u kapsamına saltanat savunucuları da alınarak rejime geri dönüş riski ortadan kaldırılmıştı115 . Yani Bu kanuna göre mahkemelerden verilecek hükümlerin inceleme ve onaylama yeri ve usulleri değişik hükümlere bağlanmıştı. 171. 1 Kasım 1922 tarihli kararla. s. karışıklık yaratmak veya yayında bulunmak vatan hainliği sayılmıştı114 .. Hiyaneti Vataniye Kanununun sekizinci maddesi berveçhi âti tadil olunmu ştur: İşbu kanuna tevfikan mehakimden sadir olan mukarrerattan mahkûmiyeti mutazammın olanlar resen ve beraet veyaademi mesuliyet ile vazife ve salâhiyet gibi mukarrerat müddeiumumilerin veya alâkadaranın istidalarına binaen Heyeti temyiziye ceza dairesince mevaddı saireye tercihan tetkik olunur. maddesi. Hıyanet-i Vataniye Kanununun Birinci Maddesinin Tadili Hakkında Kanun Madde 1. 1. s. Kanun No: 21. s. Turan. Çoker.117 Madde 3. 175-190. s. C. Bu Kanun hakkında yapılan müzakereler için bkz. 391. halk arasında bozgunculuk ve ayrılık çıkarmak için gerek tek ba şına ve gerek toplu halde söz ile yazı ile veya eylemli olarak söylev vermek ve yayında bulunmak da vatan hainliğ i sayılmıştır. Saltanatın kaldırılmasını müteakip 15 Nisan 1923 tarih ve 334 sayılı Kanun’la113 değiştirilerek. Akın. 4. 100. 1. s. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. TBMM Matbaası (3. I. Madde 3. 123..278 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 14 Aralık 1920’de Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’in Kanunlara numara verilmesi hakkındaki teklifinin ardından 2 numarayı alan ve 7 Şubat 1921 tarihli Ceride-i Resmiye (Resmî Gazete) ile yayımlanan bu Kanun’un 1. TBMM Kavanin Mecmuası. D. TBMM ZC. söz konusu karara aykırı olarak veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin meşruluğuna ayaklanmayı iç eren sözle. Ankara 1961. age. s. TBMM Kavanin Mecmuası. Nakız kararlarına karşı israrcaiz de ğ ildir. Madde 8.1. Madde 2. D. D. 31. Son olarak Kanun’un tümü 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 23. Heyeti temyiziye ceza dairesi ahkâm ve mukarreratı mezkûreyi vazife ve salâhiyetten ve tahsisatın hükme müessir olacak surette noksanından ve iptal hakkı mucip olacak surette usulü muhakemeye ademi riayetten ve hükmün kanuna muhalefetinden na şı âdiyen nakız ve o dairede ifayi muameleetmek üzere hükmü veren mahkemeye iade eder. İstiklâl Mahkemeleri’nin evamir ve mukarreratını infaz etmiyenler veya infazda taallül gösterenler işbu mahkemeler tarafından tahtı muhakemeye alınır. s. Madde 2. I. TBMM ZC. özellikle Millî Mücadele sırasında ve daha sonra inkılâpların korunmasında etkili olan ve 71 yıl yürürlükte kalan bu Kanun’un işlevini tamamladığ ı dü şünülmü ştür.. Baskı). Her istiklâl Mahkemesi ketebe ve müstahdemin ma şatı şehrî yüz lirayı geçmiyecektir. Madde 3. Üçüncü Tertip. bu tür dernekleri kuranlar veya bu derneklere girenler. 390. D. Ankara 1959. 29 Nisan 1336 Tarihli Hıyaneti Vataniye Kanununun Sekizinci Maddesini Muaddil Kanun Madde 1. s. Hıyanet-i Vataniye suçlarında temyiz yolunu açmıştı. Kanun No: 335. Kanun No: 334.. maddesi (a) fıkrası ile yürürlükten kaldırılarak. s. Hiyaneti vataniye kanununun birinci maddesi berveçhiâti tadil olunmu ştur: Saltanatın ilgasına ve hukuku hâkimiyet ve hükümranisinin gayrikabili terk ve tecezzi ve fera ğ olmak üzere Türkiye halkının mümessili hakikisi olan Büyük Millet Meclisinin şahsiyeti maneviyesinde mündemiç bulundu ğ una dair 1 Te şrinisani 1338 tarihli karar hilâfında veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin me şruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya tahriren veya fiilen ankasdin muhalefet veya ifsadat veya ne şriyatta bulunan kesan haini vatan addolunur. D. Bkz. s. C. Bundan ba şka zaman içerisinde vatana ihanet suçunun kapsamı gelişmelere paralel olarak farklılık göstermiş ve bu nedenle kanun üzerinde de ğ işikliklere gidilmiştir. Madde 6. 190-192. 1. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. 1. 15 Nisan 1923 tarih ve 335 Sayılı Kanun116 ile Kanun’un sekizinc i maddesinin değişikliği. D. C. TBMM Kavanin Mecmuası. Madde 9. age. 113 114 115 116 117 . 29. s. Madde 7. age. 1. C. Nitekim Bu maddeye 25 Nisan 1925 tarih ve 556 Sayılı Kanun’la eklenen bir fırka ile dinî veya dince kutsal sayılan kuralları siyasal amaçlara alet edecek dernekler kurulması yasaklanmış. C. Çoker. Madde 5. Her İstiklâl Mahkemesi vazifeye mübadereti anında firari ve bakaya efradının bir müddeti muayyene zarfında icabetini teminen her türlü vesaiti tebliğ iyeye müracaat eder. 29. işbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. Adı geçen kanun hakkında yapılan müzakereler için bkz. C. 22. Madde 4. 123. İşbu kanunun icrayi ahkâmına Adliye vekili memurdur. TBMM ZC.. işbu kanunun icrasına Adliye Vekili memurdur. age. aynı amaçla devletin şeklini de ğ iştirmek. 61. TBMM Matbaası. İstiklâl Mahkemeleri’nin kararları katî olup infazına bilûmum kuvayi müsellâha ve gayri müsellâhai Devlet memurdur. C. 32. İşbu kanunun icrasına Büyük Millet Meclisi memurdur. Düstur.

Bu durum. bu temelde Hıyanet-i Vataniye Kanunu. yazıyla. c ephe gerisinde arkadan vurulmama çareleri aranmış. Halife ve Padişah olsa dahi kendi üzerinde bir yasallık tanımadığını ilan etmiştir. İstanbul Hükümeti’nin bu hıyaneti ve kışkırtmaları Anadolu’nun birç ok yerinde isyanlara sebep olmuş. . düşünülen uygulamaları gerç ekleştirilebilec ek kurumlar olarak düşünülmüştür. yeni bir kanuna gerek olmamalı idi. iç inde bulunduğu hıyanete Anadolu halkını da sürüklemeye ç alışmıştır. S aray ve onu temsil eden İstanbul Hükümeti işgalc i güç ler karşısında ac ze düşmüş. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile millete karşı kendi meşru durumunu teyit etmiş ve bu meşruluğunu. TBMM’nin açılmasıyla âdeta önü alınamaz bir hale gelmiştir. Ancak. düşman elinde esir bulunan Hilafet ve S altanatı kurtarmak amac ına dayandırıp Hıyanet-i Vataniye Kanunu’yla yaptırım altına almış. Kanunun ilk maddesinde kimlerin “vatan haini” sayılac ağı. İstanbul Fetvasının. kısa bir süreliğine de olsa etkili olarak Kanun’un çıkarılmasını geciktirdiğini göstermektedir. verilecek c ezanın da “idam” olduğu tespit edilmiştir. TBMM. Anc ak hızlı ve kesin kararlar alabilmek amacıyla çıkarılan bu kanun. Silah altına çağrılanlar. Meclis’in ve yeni devlet geleneğinin tam olarak kavranılamadığını. Nitekim 11 Eylül 1920’de kabul edilen ve “Firariler Hakkında Kanun” ile kurulan “İstiklâl Mahkemeleri” olağanüstü şartların gerektirdiği ç abuklukla. Büyük Millet Meclisi’nin meşruluğuna karşı ayaklanmaya yönelik sözle. doğrudan doğruya bilerek karşı çıkan. Cephelerde ölüm kalım savaşı verenlerin yüzü düşmana dönük iken. onu uygulayac ak mahkemeler kurulamadığı iç in istenilen netic eyi vermemişti. onlara göre Osmanlı Ceza Kanunu ile bu tür suç ların üzerine gidilebileceğinden. ya da fesat hareketlerine girişen veya yayında bulunanlar olarak belirlenmiş. Padişahın askerliği kaldırdığını bildiren fermanının ve TBMM’nin gayrimeşru olduğunu ilan eden bildirilerin etkisi altında kalarak ya askere gelmiyor ya da şubelerden ve kıt’alardan kaç tıkları gibi yanlarında kendilerine verilmiş olan silah ve c ephaneyi de götürüyorlardı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 279 SONUÇ 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması ile birlikte Anadolu’nun önemli bir kısmı İtilaf Devletleri tarafından haksız bir şekilde işgal edilmiş. Anadolu halkını Millî Mücadele aleyhinde harekete geç irmekten ç ekinmemiş. çekingenlik ve kararsızlık göstererek Kanun’un ç ıkmasına muhalefet etmekte. Damat Ferit Paşa Hükümeti acizliğin ötesinde işgalcilerle işbirliği yaparak. 25 Nisan 1920’de Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in önerisiyle gündeme alınıp müzakerelerine başlanmış ve çetin tartışmaların ardından 29 Nisan 1920’de kabul edilmiştir. bu isyanlar. verilen önergeler ve bu önergeler hakkında yapılan müzakerelerde bir grup mebus.

TTK Basımevi. -Aybars Ergün. Ankara 1981. Millî Mücadele Dönemi’nde Batı Anadolu Kongreleri (17 Mart 1919 – 2 Ağustos 1920). C. Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). 29. C. Ankara 1975. I. -TBMM Kavanin Mecmuası. -Turan Şerafettin. İzmir 1988. Ankara 1945. 1. B. D. D. İstanbul 2008. 1. C. TBMM Basımevi (3. AÜ Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi. Ankara 1959. İstanbul 1990. -Albayrak Mustafa. Ankara 1960. C. Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İç Güvenlikle İlgili Çıkardığı Kanun ve Kararnâmeler (23 Nisan 1920–16 Nisan 1923). Kasım 2007. Ankara 1959. Baskı). . İstanbul 1929. Ankara 2006. Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları. I. Baskı). -Çelik Kemal. -Kutlu Cemil. “Millî Mücadele’de İç İsyanlar. İzmir 2007. -Ergil Doğu. Belleten. Hatıralar. I. Turhan Kitabevi. Ankara 1983. II. Türk Devrim Tarihi Ulusal Direnişten Türkiye Cumhuriyeti’ne. Millî Mücadele Yıllarındaki Kuruluşlar. Parlamento Tarihi Millî Mücadele ve TBMM I. İstiklâl Mahkemeleri. Dr. Baskı). -Tevetoğlu Fethi. Milliyet Matbaası. Üçüncü Tertip. s. İstanbul 2008. -Aydemir Şevket Süreyya.1. Bilgi Yayınevi. C.280 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA A. Zeus Kitabevi. KORKMAZ Zeynep). Zeus Kitabevi. TBMM Devleti (1920-1923) Birinci Meclis Döneminde Devlet Erkleri ve İdare. TTK Basımevi. TTK Basımevi. C. Telif. Tetkik ve Biyografik Eserler -Akın Rıdvan. C. TBMM Matbaası (3. -Belen Fahri. Süreli Yayınlar -Düstur. -Baykal Hülya. TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). İstiklâl Mahkemeleri (1920–1927). -Jaeschke Gotthard. Ankara 1981. C. Sayı: 96 (Ekim 1960’dan Aynı Basım). 1. Haz. Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları. TBMM Basımevi (Üçüncü Basılış). İstiklâl Mahkemeleri. Ankara 1998. Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi. -TBMM Zabıt Ceridesi. C. 4. C. Ankara 1989. TBMM Matbaası (3. “Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Hukukî Statüsü ve İhtilâlci Karakteri”. Türk Kurtuluş Savaşı. Sayı: 40. Erzurum 1992. Türkiye Büyük Millet Meclisi (1920–1998) ve Osmanlı Meclisi Mebusanı (1877– 1920). . 2. Tek Adam Mustafa Kemal (1919–1922). 2. İstanbul 1985. s. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. -TBMM Zabıt Ceridesi. -Atatürk Kemal (Bugünkü dille yayına hazırlayan Prof. İletişim Yayınları. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I. Nutuk 1919 – 1927. İzmir 2006. 1. Ankara 1981. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. C. -Çoker Fahri. -TBMM Zabıt Ceridesi. Türk Kurtuluş Savaşı Kronoloj isi –Mondros’tan Mudanya’ya Kadar (30 Ekim 1918–11 Ekim 1922). C. I. Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları Ankara 1998. Ankara 1991. . C. I. Remzi Kitabevi. D. 6. 1. Ankara 1943. -Atatürk’ün Tamim. 637–663. -TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara 1961. -TBMM Zabıt Ceridesi. Baskı). Türk Basın Tarihi 1831-1923 (Tanzimat-Meşrutiyet-Millî Mücadele Dönemleri). Ankara 2006. -Bıyıklıoğlu Tevfik. 569-613. 8. TBMM Kültür. D. D. C. Bilgi Yayınevi. D. I. XXIV. -Ezherli İhsan. Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları. Dönem (1919-1923). Vatana İhanet Kanunu ve İstiklâl Mahkemeleri” . Telgraf ve Beyannameleri IV (Açıklamalı Dizin İlavesiyle). I-II. -İnönü İsmet. Ankara 1994. C. D. . TBMM Matbaası (2. -TBMM Zabıt Ceridesi. Atatürk Araştırma Merkezi. Ankara 1992. TBMM Matbaası. 2. Sabahattin Selek.

Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi). VI. -Yalçın E. -Ural Dinçer. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Uygulamaları (1920-1927). Berikan Yayınları. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi. Ankara 2003.). Ankara 2008. -Yalçın E.İstiklâl Harbi’nde Ayaklanmalar (1919-1921). . Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Kaynakları. Ankara 1974. Genelkurmay Basımevi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 281 -Türk İstiklâl Harbi . C. Semih. Ankara 2000. Berikan Yayınevi. Semih (Ed.

282 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful