I • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH •

YIL: 3 • SAYI: 5 NİSAN 2011

YEAR: 3 • ISSUE: 5 APRIL 2011

II • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • III

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH-

(e-dergi) ISSN: 1308-5468 (basılı) ISSN: 1308-545X
www.tarihinpesinde.com www.thepursuitofhistory.com TARİ Hİ N PEŞİ NDE Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi; EBSCO adlı uluslararası indeks ve veri tabanınca taranmaktadır. THE PURSUIT OF HISTORY -An International Periodical for History and Social Research indexed in EBSCO.

Editör Doç. Dr. Necmi UYANIK

Yönetim Kurulu Prof. Dr. Abdullah ÖZTÜRK, Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman SAVAŞ, Prof. Dr. A. Murat SÜNBÜL, Prof. Dr. Âlim GÜR, Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ, Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR, Prof. Dr. Emine YENİTERZİ, Prof. Dr. Hasan BAHAR, Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL, Prof. Dr. Muhittin TUŞ, Doç. Dr. Mustafa DEMİRCİ, Doç. Dr. Necmi UYANIK, Doç. Dr. Özdemir KOÇAK, Prof. Dr. Ramazan ÇALIK, Yrd. Doç. Dr. Sinan GÖNEN, Yrd. Doç. Dr. Ufuk Deniz AŞÇI

Editör Yardımcıları Cemal ÇETİN, Yrd. Doç. Dr. Cemal GÜVEN, Fatih ÇOLAK, Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ, Harun YILDIZ, Hüseyin TORUN, Mehmet Fatih BERK, Mustafa ARSLAN, Salih KIŞ, Yunus İNCE, Zehra ODABAŞI Yayın Kurulu Prof. Dr. Abdullah KAYGI, Prof. Dr. Abdüsselam ULUÇAM, Prof. Dr. Adnan ŞİŞMAN, Prof. Dr. Ahmet Yaşar OCAK, Prof. Dr. Ali BİRİNCİ, Prof. Dr. Ali İbrahim SAVAŞ, Prof. Dr. Anvarbek MOKEEV, Prof. Dr. Azmi ÖZCAN, Prof. Dr. Azmi SÜSLÜ, Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ, Prof. Dr. Benjamin FORTNA, Doç. Dr. Birol AKGÜN, Prof. Dr. Claus SCHÖNİG, Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR, Prof. Dr. Haluk Hadi SÜMER, Prof. Dr. Hasan BAHAR, Prof. Dr. Hüseyin BAĞCI, Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL, Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil SUGÖZÜ, Prof. Dr. İlber ORTAYLI, Prof. Dr. Kurtuluş DİNÇER, Prof. Dr. M. Akif ERDOĞRU, Doç. Dr. Mehmet KIRBIYIK, Doç. Dr. Mehmet ÖZDEN, Prof. Dr. Metin AYIŞIĞI, Prof. Dr. Metin HÜLAGÜ, Prof. Dr. Muhittin TUŞ, Doç. Dr. Mustafa DEMİRCİ, Prof. Dr. Mustafa YILMAZ, Dr. Mürteza HASANOĞLU, Doç. Dr. Necmi UYANIK, Doç. Dr. Özdemir KOÇAK, Prof. Dr. Rainer CZİCHON, Prof. Dr. Ramazan ÇALIK, Prof. Dr. Salim CÖHÇE, Prof. Dr. S. Esin DAYI, Prof. Dr. S. Waleck DALPOUR, Yrd. Doç. Dr. Sefer SOLMAZ, Prof. Dr. Semih YALÇIN, Prof. Dr. Süleyman BEYOĞLU, Prof. Dr. Thomas Drew-BEAR, Prof. Dr. Temuçin Faik ERTAN, Dr. Ufuk AYHAN, Yrd. Doç. Dr. Ufuk Deniz AŞÇI, Doç. Dr. Yusuf SARINAY, Dr. Zekeriya ŞİMŞİR

IV • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH-

Baskı Öncesi: MinyaTÜ ® K

Baskı:

Bilişim & Organizasyon Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi içi Selçuklu / Konya Tel: (0332) 223 14 25 - Faks: (0332) 241 15 23

İletişim: Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Kampüs/Konya 0.332.2231423 / 0.542.3566471 http://www.tarihinpesinde.com www.thepursuitofhistory.com tarihinpesinde@hotmail.com, dergi@tarihinpesinde.com, thepursuitofhistory@hotmail.com

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • V

Hakem ve Danışma Kurulu Prof. Dr. Abdullah KAYGI (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah ÖZTÜRK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah SAYDAM (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Abdullah TOPÇUOĞLU (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman SAVAŞ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Abdülkadir YUVALI (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Abdüsselam ULUÇAM (Batman Üniversitesi), Prof. Dr. Adil DAĞISTAN (Akdeniz Üniversitesi), Prof. Dr. Adnan SOFUOĞLU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Adnan ŞİŞMAN (Uşak Üniversitesi), Doç. Dr. Ahmet ÇAYCI (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ahmet GÖGERCİN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet KANKAL (Dicle Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ahmet Şamil GÜRER (Rize Üniversitesi), Doç. Dr. Ahmet ŞİMŞEK (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet TABAKOĞLU (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Ahmet YAMAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. A. Adil TIRPAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. A. Bican ERCİLASUN (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. A. Halûk YÜKSEL (Anadolu Üniversitesi), Prof. Dr. A. Kâzım ÜRÜN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. A. Kürşat GÖKKAYA (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. A. Yaşar OCAK (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Alaaddin AKÖZ (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Alexander A. SOTNİCENKO (St. Petersburg Devlet Üniversitesi/Rusya), Prof. Dr. Ali AKYILDIZ (Marmara Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ali BAYKAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ali BİRİNCİ (Türk Tarih Kurumu Başkanı), Yrd. Doç. Dr. Ali BÜYÜKARSLAN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Alikram ABDULLAYEV (Devlet İdarecilik Akademisi/Azerbaycan), Prof. Dr. A. İbrahim SAVAŞ (Çankırı Karatekin Üniversitesi), Doç. Dr. A. Murat SÜNBÜL (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Âlim GÜR (Selçuk Üniversitesi) Prof. Dr. Anvarbek MOKEEV (Manas Üniversitesi/Kırgızistan), Doç. Dr. Arif BİLGİN (Sakarya Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Athina A. SPİTANOU (Makedonya Üniversitesi /Makedonya), Prof. Dr. Ayfer ÖZÇELİK (Pamukkale Üniversitesi), Prof. Dr. Aygün ATTAR (Giresun Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Aziz MERHAN (Yıldız Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Azmi ÖZCAN (Bilecik Üniversitesi), Prof. Dr. Azmi SÜSLÜ (Ankara Üniversitesi ), Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ (Hacettepe Üniversitesi ), Doç. Dr. Bayram AKÇA (Muğla Üniversitesi), Prof. Dr. Bayram ÜREKLİ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA (Abant İzzet Baysal Üniversitesi), Prof. Dr. Benjamin FORTNA (Londra Üniversitesi/İngiltere), Prof. Dr. Birol AKGÜN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Birol GÜLNAR (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Bülent ATALAY (Trakya Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Bülent BAKAR (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Bülent ÇUKUROVA (Çukurova Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Caner ARABACI (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Cemal GÜVEN (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Cemil ÖZTÜRK (Marmara Üniversitesi), Prof. Dr. Cezmi ERASLAN (İstanbul Üniversitesi/Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı), Doç. Dr. Charles WILKINS (Wake Forest Üniversitesi/ABD), Prof. Dr. Claus SCHÖNİG (Freie Üniversitesi Berlin/Almanya), Yrd. Doç. Dr. Çağatay BENHÜR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. David KUSHNER (Haifa Üniversitesi/İsrail), Prof. Dr. Deniz ŞAHİN (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Dimitris MAVROSKOUFİS (Aristotle Üniversitesi/Yunanistan), Doç. Dr. Doğan YÖRÜK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Donald QUATAERT (Binghamton Üniversitesi/İngiltere), Doç. Dr. Durmuş BULGUR (İstanbul Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Dursun GÖK (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Elçin Ehmedov (Devlet İdarecilik Akademisi/Azerbaycan), Doç. Dr. Elman Nesirov (Devlet İdarecilik Akade-

VI • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

misi/Azerbaycan), Prof. Dr. Emine YENİTERZİ (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ercan YILMAZ (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Erdal AÇIKSES (Fırat Üniversitesi), Doç. Dr. Erdal AYDOĞAN (Atatürk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Erdinç YAZICI (Gazi Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Erkan GÖKSU (Gaziosmanpaşa Üniversitesi), Prof. Dr. Esra BURCU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Evangelia BALTA (Milli Helenik Araştırma Vakfı/Yunanistan), Prof. Dr. Fahrettin TIZLAK (Süleyman Demirel Üniversitesi), Prof. Dr. Fahri UNAN (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Fatih ERBAY (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Ferda AYSAN (Dokuz Eylül Üniversitesi), Doç. Dr. Ferudun ATA (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Fikret HACIZADE (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Géza Dávid (ELTE Török Tanszék Budapest Múzeum/Macaristan), Prof. Dr. Gökhan ÇETİNSAYA (İstanbul Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Gümeç KARAMUK (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Hakan KUYUMCU (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hale ŞIVGIN (Gazi Üniversitesi), Prof. Dr. Halil İNALCIK (Bilkent Üniversitesi), Prof. Dr. H. Hadi SÜMER (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hasan BAHAR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Haşim KARPUZ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Hayati AKTAŞ (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Hayrani ALTINTAŞ (Ankara Üniversitesi), Prof. Dr. Hüseyin BAĞCI (Ortadoğu Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin ÇINAR (Kırıkkale Üniversitesi), Prof. Dr. Hüseyin GÜMÜŞ (Marmara Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin KANDEMİR (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Hüseyin MUŞMAL (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. İbrahim İLKHAN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim KUNT (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. İbrahim SOLAK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim Hakkı KAYNAK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil SUGÖZÜ (Şırnak Üniversitesi), Prof. Dr. İhsan GÜNEŞ (Anadolu Üniversitesi), Prof. Dr. İlber ORTAYLI (Topkapı Sarayı Müze Müdürü), Prof. Dr. İlhan ŞAHİN (Manas Üniversitesi/Kırgızistan), Prof. Dr. İzzet ÖZTOPRAK (Ankara Üniversitesi), Doç. Dr. İzzet SAK (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Jon T. OPLİNGER (Maine Üniversitesi/ABD), Prof. Dr. Judith SPENCER (Alberta Üniversit/Kanada), Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Doç. Dr. Kezban ACAR (Celal Bayar Üniversitesi), Prof. Dr. Kubilay AKTULUM (Süleyman Demirel Üniversitesi), Prof. Dr. Kurtuluş DİNÇER (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Levent ZOROĞLU (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. Mahmut ATAY (Fırat Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet AÇA (Balıkesir Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet AKGÜL (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet İPÇİOĞLU (Selçuk Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet KIRBIYIK (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet KURT (Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet MERCAN (Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet ÖZ (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet ÖZDEN (Hacettepe Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet SEYİTDANLIOĞLU (Hacettepe Üniversitesi), Prof. Dr. Mehmet ŞAHİNGÖZ (Gazi Üniversitesi), Doç. Dr. Mehmet TEMEL (Muğla Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Mehmet YILMAZ (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. M. Akif ÇUKURÇAYIR (Selçuk Üniversitesi), Prof. Dr. M. Akif ERDOĞRU (Ege Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Ali HACIGÖKMEN (Selçuk Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Hulusi LEKESİZ (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Murat ÖNTUĞ (Uşak Üniversitesi), Doç. Dr. M. Serhat YILMAZ (Kastamonu Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. M. Ziya KÖSE (Nevşehir Üniversitesi), Prof. Dr. Mesut ÇAPA (Karadeniz Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Metin AYIŞIĞI (Balıkesir Üniversitesi), Prof. Dr. Metin HÜLAGÜ (Erciyes Üniversitesi), Prof. Dr. Michel BALİVET (Province Üniversitesi/Fransa), Prof. Dr. Mikail BAYRAM (Emekli

Doç. Prof. Orhan KILIÇ (Fırat Üniversitesi). Prof. Dr. Sabri SÜRGEVİL (Ege Üniversitesi). U. Raif PARLAKKAYA (Selçuk Üniversitesi). Nedim İPEK (Ondokuz Mayıs Üniversitesi). Selahattin AVŞAROĞLU (Selçuk Üniversitesi). S. Naile HACIZADE (Selçuk Üniversitesi). Prof. Doç. Süleyman KUCUR (Marmara Üniversitesi). Şahin AKINCI (Selçuk Üniversitesi). Prof. Doç. Dr. Yrd. Salim CÖHÇE (İnönü Üniversitesi). Prof. Prof. Dr. Prof. T. Dr. Dr. Prof. Dr. Serdar SAĞLAM (Hacettepe Üniversitesi). Dr. Salim KOCA (Gazi Üniversitesi). Doç. Dr. Doç. Doç. Prof. Özkan İZGİ (Hacettepe Üniversitesi). Ramazan YELKEN (Selçuk Üniversitesi). Mustafa ARIKAN (Selçuk Üniversitesi ). Dr. Dr. Sinan GÖNEN (Selçuk Üniversitesi). Doç. Dr. Dr. Yaşar ERDEMİR . Dr. Yrd. Dr. Mustafa DEMİRCİ (Selçuk Üniversitesi). Dr. Yrd. N. Yrd. Doç. Mustafa OFLAZ (Yüzüncü Yıl Üniversitesi). Selahittin ÖZÇELİK (Pamukkale Üniversitesi). Dr. Mustafa TURAN (Gazi Üniversitesi). Mustafa ÖZCAN (Selçuk Üniversitesi). Dr. Doç. Doç. Dr. Doç. Dr. Ramazan ÇALIK (Selçuk Üniversitesi). Musa ÇADIRCI (Ankara Üniversitesi). Dr. Dr. Esin DAYI (Atatürk Üniversitesi). Prof. Prof. Doç. Dr. Prof. Doç. Mustafa TOKER (Selçuk Üniversitesi). Dr. Mustafa YILMAZ (Hacettepe Üniversitesi). Mevlüt ÇELEBİ (Ege Üniversitesi). Nuriye BİLİK (Selçuk Üniversitesi). Dr. Dr. Salih AYNURAL (Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü). Dr. Süleyman BEYOĞLU (Marmara Üniversitesi). Faik ERTAN (Ankara Üniversitesi). Dr. Dr. Dr. Ömer TURAN (Ortadoğu Teknik Üniversitesi). Rüya KILIÇ (Hacettepe Üniversitesi). Dr. Dr. Dr. Prof. Prof. Yrd. Prof. Doç. Prof. Dr. Mustafa AVCI (Selçuk Üniversitesi ). Yrd. Doç. Prof. Prof. Prof. Dr. Dr. Petersburg Devlet Üniversitesi/Rusya). Prof. Prof. Prof. Parviz ABOLGASSEMİ (Province Üniversitesi/Fransa). Prof. Nuri ŞİMŞEKLER (Selçuk Üniversitesi). Prof. Dr. Dr. Doç. Dr. Prof. Nilgün ÇELEBİ (Ankara Üniversitesi). Dr. Şefika KURNAZ (Gazi Üniversitesi). Ramazan ACUN (Hacettepe Üniversitesi). S. Dr. Prof. Dr. Dr. Doç. Doç. Dr. N. Prof. Rainer CZİCHON (Freie Üniversitesi Berlin/Almanya). Özdemir KOÇAK (Selçuk Üniversitesi). Prof. Mustafa BIYIKLI (Dumlupınar Üniversitesi). Necmi UYANIK (Selçuk Üniversitesi). Prof. Dr. Prof. Waleck DALPOUR (Maine Üniversitesi/ABD). Niyazi KARACA (Bozok Üniversitesi). Dr. Dr. Naci BOSTANCI (Gazi Üniversitesi).TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • VII Öğretim Üyesi/Konya). Dr. Dr. Deniz AŞÇI (Selçuk Üniversitesi). Doç. Saadettin GÖMEÇ (Ankara Üniversitesi). Prof. Prof. Yrd. Nuri KÖSTÜKLÜ (Selçuk Üniversitesi). Dr. T. Dr. Dr. Dr. Doç. Doç. Prof. Doç. Dr. Doç. Yrd. Mushtaq Ahmad KAW (Keşmir Üniversitesi/Hindistan). Muhittin TUŞ (Selçuk Üniversitesi). Yrd. Prof. Doç. Thomas Drew-BEAR (Lyon Üniversitesi /Fransa). Münir ATALAR (Gaziosmanpaşa Üniversitesi). Dr. Yasin AKTAY (Selçuk Üniversitesi). Yrd. Yasemin DOĞANER (Hacettepe Üniversitesi). Ruhi ÖZCAN (Selçuk Üniversitesi). Osman AKANDERE (Selçuk Üniversitesi). Doç. Güngör ERGAN (Hacettepe Üniversitesi). Nikos P. Şerif AKTAŞ (Gazi Üniversitesi). Dr. Dr. Dr. TERZİS (Aristotle Üniversitesi /Yunanistan). Prof. Prof. Prof. Oğuz AYTEPE (Ankara Üniversitesi). Doç. Tuncer BAYKARA (Emekli Öğretim Üyesi/ İzmir). Dr. Prof. Nazlı GÜNDÜZ (Selçuk Üniversitesi). Dr. Dr. Nurullah ÇETİN (Ankara Üniversitesi). Sadık SARISAMAN (Afyon Kocatepe Üniversitesi). Dr. Yrd. Dr. Prof. Yrd. Selami KILIÇ (Atatürk Üniversitesi). Semih YALÇIN (Gazi Üniversitesi). Yrd. Dr. Prof. Mustafa ÇIPAN (Selçuk Üniversitesi). Prof. Doç. Prof. Dr. Dr. Dr. Rüçhan ARIK (Emekli Öğretim Üyesi/Ankara). Saim SAVAŞ (Uşak Üniversitesi). Reyhan SUNAY (Selçuk Üniversitesi). Dr. Mustafa ÇOLAK (Mustafa Kemal Üniversitesi). Yrd. Sefer SOLMAZ (Selçuk Üniversitesi). Prof. Doç. Doç. Dr. Necdet HAYTA (Gazi Üniversitesi). Dr. S. Yrd. Dr. Prof. Dr. Dr. Prof. Dr. Dr. Prof. Dr. Sabiroviç NİYAZOV (St.

Doç. Yrd. Yaşar SEMİZ (Selçuk Üniversitesi). Doç. Zekeriya KARADAVUT (Selçuk Üniversitesi) . Dr. Yusuf ÖZ (Kırıkkale Üniversitesi). Dr. Dr. Yılmaz KOÇ (Selçuk Üniversitesi). Yusuf KILIÇ (Pamukkale Üniversitesi). Prof. Dr. Dr. Dr. Yaşar ÖZÜÇETİN (Ahi Evran Üniversitesi). Doç. Dr. Doç. Dr. Prof. Dr.VIII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH (Selçuk Üniversitesi). Yusuf KÜÇÜKDAĞ (Selçuk Üniversitesi). Dr. Yusuf SARINAY (Devlet Arşivleri Genel Müdürü). Doç. Yrd. Doç. Doç. Yunus KOÇ (Hacettepe Üniversitesi). Yavuz ATAR (Selçuk Üniversitesi). Doç.

Türkçe makalelerde. Makaleler PC uyumlu Microsoft Word veya “. Ulusal ve uluslararası sempozyumlarda sunulan tebliğler başka bir yerde yayınlanmamış olması ve makale içinde sunulduğu sempozyum vb.International Periodical For History And Social Research -. 2. harita vb. Metinler 33 sayfayı aşmamalıdır. Noktalama işaretleri kendilerinden önceki kelimelere bitişik yazılmalıdır. Makalelerin başında. Paragraf başlarında “TAB” tuşu yerine “ENTER” veya “RETURN” tuşu kullanılmalıdır. yazarın kullandığı İngilizce. satır sonunda heceleme yapılmamalıdır. Yazılar. Sayfa yapısı A4 ebadında. Özel bir yazı karakteri kullanılmış ise belgeyle birlikte söz konusu fontun da gönderilmesi gerekmektedir. 9. 7. Yukarıda belirtilen yabancı dillerden birisiyle yazılmış makalelerde ise. üstten ve alttan 3 cm olmak üzere. Söz konusu işaretlerden sonra bir harflik boşluk bırakılmalıdır. 1. YAYIN İLKELERİ Tarihin Peşinde -Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi.tiff” uzantılı kayıtları da ayrıca eklenmelidir. Türkçe özet ve anahtar kelimelerin yanı sıra.jpg / . uluslararası hakemli bir dergi olup.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • IX TARİHİN PEŞİNDE Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi Yılda iki sayı (Bahar ve Güz) olmak üzere internet ortamında elektronik belge ve basılı olarak yayımlanan uluslararası hakemli bir dergidir. 5. Almanca. materyallerin “. Times New Roman karakterinde. daha önce yayınlanmamış olması gerekmektedir. soldan. Bu tür belgelerin baskı tekniğine uygun çözünürlükte (en az 300 piksel) ve sayfa alanını aşmayacak büyüklükte olmasına dikkat edilmelidir. kenar boşlukları sağdan. Fransızca. bahar ve güz olmak üzere yılda iki kez yayınlanır. belirtilmek kaydıyla yayınlanabilir. . iki yandan hizalı ve paragraf arası boşluğu. Yine her türlü haberleşme aşağıda belirtilen iletişim adresinden yapılmalıdır. Dergiye gönderilen makalelerin özgün bir çalışma olması. 1. öncesi ve sonrası 3 nk olacak şekilde ayarlanmalı ve sayfa numarası verilmelidir. Yazılarda yazar unvanı.5 satır aralığıyla. 11 punto (dipnotlarda 9 punto) büyüklüğünde olmalı. 200 kelimeyi aşmayacak şekilde özet metin ve 5 kelimelik anahtar sözcükler bulunmalıdır. Fransızca ve Rusça yazılara da yer verilecektir. Makaleler için telif ücreti ödenmez.doc” uzantılı belge oluşturmaya elverişli kelime işlem programında yazılarak bir adet disket veya CD kaydı ve üç kopya kâğıt çıktısıyla birlikte verilecektir. 3. Metin içinde kullanılan resim. Türkçe özet ve anahtar kelimeler de bulunmalıdır. Yazarlar dergi lehine makalelerinin telif hakkından feragat ettiklerini kabul ederler./ The Pursuit Of History . 8. adı soyadı. görev yaptığı kurum ve e-mail adresi bulunmamalı ve aşağıda belirtilen iletişim adresi üzerinden gönderilmelidir. 4. Derginin yayın dili Türkçe olmakla birlikte uygun görüldüğü takdirde İngilizce. Dergide Türk tarihi ağırlıklı olmak üzere sosyal bilimler alanında yazılmış olan makaleler yayınlanır. Almanca veya Rusça yabancı dillerinden birisine ait özet ve anahtar kelimeler yer almalıdır. 6. Eski harfli metinler Universal Word ve benzeri programda yazılmış olmalıdır. Makale içeriklerinin her türlü yasal sorumluluğu yazarlarına aittir.

kaynakça ve (varsa) ekler bulunmalıdır. MAD 7342: 25) * Not: Alanlarında daha çok klasik atıf sistemi esas alınan bilim dallarında. ilgili cümle içinde geçiyorsa. 14. 2003: 46). (İnalcık..” kısaltması kullanılmalıdır. (Bloch. 1864: 32'den aktaran. ancak başlığın ilk kelimesindeki birinci harf büyük sonraki kelime/kelimelerin ilk harfi küçük olacak. parantez içinde tarih ve sayfanın belirtilmesi yeterlidir. Alt başlıkların tamamı koyu olarak yazılacak.X • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH 10. değerlendirme sonucunda iki hakemden gelecek olumlu raporlar doğrultusunda dergi yönetimi tarafından uygun görülen bir sayıda yayınlanır. A. 2005: 28) * Birden fazla kaynak gösterileceği durumlarda eserler aynı parantez içinde. Makale. Ayrı basım talep eden makale sahipleri. adların ilk harflerinin de yazılması yoluyla belirtilir. Süreli yayınımız elektronik ve ayrıca basımı yapılan bir dergi olup. giriş. Metin içerisinde atıf sisteminin tercihi durumunda yapılacak olan açıklama dipnotlarında dipnottan sonra atıf yine metin içerisinde yapıldığı gibi olmalıdır. İkiden fazla yazarlı kaynaklarda ise ikinci yazarın soyadından sonra “vd. varak numarası örnekteki gibi belirtilmeli ve tam künye kaynakçada gösterilmelidir.. müellif veya mütercim adından sonra [yz. H. yazarların isteği üzerine söz konusu sistem de uygulanabilir. (İnalcık-Seyitdanlıoğlu. (Örnek . bu kaynakla birlikte alıntının yapıldığı eser şu şekilde gösterilmelidir: (Tabaqat-ı Nasırî. 2000: 120. 2003: 27) * Ulaşılamayan bir yayına metin içinde atıf yapılırken. 2000b: 17) * Soyadları aynı olan iki yazarın aynı yılda yayınlanmış olan eserleri. yayın yılına bir harf eklenmek suretiyle ayırt edilir. 1991: 19) * El yazması bir eser kaynak gösterilirken. başlık sonuna iki nokta (üst üste) konularak yazıya aynı satırdan devam edilecektir. 2003: 28) * İki yazarlı kaynaklarda.]. Bir makalede sıra ile özet. ancak her kelimenin ilk harfi büyük olacak ve başlık sonunda satırbaşı yapılacaktır. (Demir. 2006: 15). 2002: 157) * Yazarın adı. Ancak genel bir uyum sağlanmasına dikkat edilmelidir. (Akgündüz-Öztürk vd. açılımı kaynakçada verilmelidir. metin içindeki kısaltma örnekteki gibi olmalı. Dergide gerek metin içerisinde gerekse dipnot şeklinde atıf yapılabilir. sitemize konulacak olan yazılarının pdf formatını indirip çoğaltabilirler. (İnalcık. eserin yayın yılı ve sayfa numarası sırasıyla örnekteki gibi verilmelidir. (BOA. Kaynak Gösterme (Atıflar) * Makalede yapılacak atıflar.. ilgili yerden hemen sonra.] kısaltması konmalı. Metin içerisinde yapılacak olan atıflarda aşağıdaki örneklere uygun davranılmalıdır. ana metin. dergi editörü/editör yardımcıları tarafından bilimsel yeterliliğinin denetlenmesi amacıyla üç hakeme gönderilir. (Demir. (Ahmedî. 13. Ara başlıkların tamamı koyu olarak yazılacak. Raporların olumsuz olması nedeniyle makalenin yayınlanmaması durumunda yazar. Makalede ana başlıkların tamamı büyük harflerle ve koyu yazılmalıdır. [yz. parantez içinde yazarın soyadı. sonuç. 2000a: 156). Faroqhi. Köprülü. en eski tarihli olandan yeni olana doğru. 12. 1410: 7b) * Arşiv belgeleri kaynak gösterilirken. her hangi bir hak talebinde bulunamaz. Dergiye gönderilen makale. birbirinden noktalı virgülle ayrılarak sıralanır. (İnalcık.(1954: 77) * Yazarın aynı yıl yayınlanmış iki eseri. araya tire işareti (-) konulur. 11. basımı yapıldığında bir adet dergi yazarına gönderilir.

Osmanlı İlmi Zihniyetinde Değişme (teşekkülgelişme-çözülme: XV-XVII. * Derleme Kitap: İnalcık. 07. * Derleme kitaplardaki makaleler: Clark. İsmail Hakkı. 429. Uluslararası Kuruluşunun 700. * Web siteleri: http://www. Ankara.) Bibliyografya (Kaynakça) * Kitap: Uzunçarşılı. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu.09 Nisan 1999. M. Sayı 9. Ankara 2003. Edward C. “Osmanlı Sanayi Devrimi”. * Makale: Demirpolat. “Osmanlı ve Mûsiki”. Alâeddin. Halil-Seyitdanlıoğlu Mehmet). Yüzyıllar). Halil-Seyitdanlıoğlu. erişim tarihi: 27. 29. Enver. (Yayına Hazırlayanlar: Alâaddin Aköz.11. Karakoyunlu Devletleri. * Tezler: Lekesiz. Selçuk Üniversitesi Basımevi.439. Hulusi. ss. Konya.. s. Ankara 2006. * Bildiriler: Yavaşca. (Derleyen: İnalcık. İstanbul 1990. Konya 2000. Meşrutiyet Devrinde İttihat ve Terakki'ye Karşı Çıkanlar. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. .480. 467.TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XI Dipnot: Ali Birinci.2007. Türk Tarih Kurumu Yayınları.org/ex/lists/maslow. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. ss. Konya 2003..41. 156-157. ss.Bayram Ürekli-Ruhi Özcan). Dergâh Yay. Mehmet. Phoenix Yayınları 2006. Ankara 1989. Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu.html. Phoenix Yayınları.xenodochy. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi. “İslâm Felsefesinin Batı Düşüncesine Etkisi”. Hürriyet ve İtilâf Fırkası II.

is aninternational refereed journal and published twice a year (spring and autumn) 2. At the paragraph indentation please use “TAB” key rather than “ENTER” or “RETURN”. It is an international refereed journal. Publication Principles 1. To adjust spacing before or after paragraphs leave “3 nk” and in addition to the page number. flush-right alignment. If the article is written in the languages stated above. English and Russian) should be placed with 5 key words in addition to the Turkish abstracts and key words. The papers submitted for any symposiums or congresses can be published on condition that it has not been previously published and citing the name of the symposiums where the articles presented. No royalty payment for the articles. 9.5-line spacing. the association in which he/she is located. The “.surnames of the academicians. Each article must include an abstract of not more than 200 words and 5 key words. The submissions presented to the Journal based on Social Sciences especially Turkish history. Leave 3 cm margins on left -and right and top and bottom. The paper should be typed on A4-size paper. Articles sent for publication should have not been previously published in another journal. 3. Turkish abstract and key words are required. Also pay attention to the pixel resolution (at least 300 pixel) adaptable with the printing technique and the size of the materials shouldn't exceed the size of the page. the names. 8. 7. German. Please do not syllabify at the end of the line. use 1. The main body of the text should be written in Times New Roman letters.jpg / . The text shouldn't exceed 33 pages 10. font size 11(9 font at footnotes).tiff” extension records of the materials used in the texts such as the pictures and the maps also should be attached to the texts..doc” texts) that is adaptable with PC and please send three paper complimentary copies of the texts in addition to the CD or floppy. the e-mail addresses shouldn't be written on the texts. If any special typeface is used. 5. Also you can communicate through the contact addresses. French. The Pursuit of History -An International Periodical for History and Social Research. The writers acknowledge that they will renounce their copyright. not even in a different language. 6. please send the typeface character with the text. The texts written with the old (different) letters should be written on Universal Word or similar ones. The article that is arrived to the journal is sent to the three referees by the editor and the editor assistants in order to be examined in terms of . The publication language of the journal is Turkish. In Turkish articles. But if it is approved it can be published in English. The titles. The submissions should be written on word-processing programs such as Microsoft Word or the document (the “. Do not write the punctuation marks as adjacent to the last letter. one abstract written in any foreign language especially (French. Texts. 4. leave one letter space. The above ones should be sent through the following contact address. German and Russian languages.XII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH THE PURSUIT OF HISTORY -An International Periodical for History and Social Researchis published twice a year (in spring and in autumn) both in print and e-journal version. Scientific and legal responsibilities of the published texts belong to the authors.

12.. (Akgündüz-Öztürk et al. The references used in text should be based on the following samples. (BOA. the other headlines should be written in bold type with the small letters except for the first letter.and the leaf number should be stated as it is shown in the sample. İsmail Hakkı.then after the surname use this abbreviation “et al. the academic competence. 2005: 28) * If more than one reference is preferred.) Bibliography * Book: Uzunçarşılı. Then following the headlines put colon (:) and continue to the text from the same line. Faroqhi..the detailed version should be in the bibliography. after the name of author and translator put the abbrevaiton of [ms. A. Meşrutiyet Devrinde İttihat ve Terakki'ye Karşı Çıkanlar. (Demir. 156-157. one issue of the journal will be sent to the writer of the article. 1864: 32'den aktaran. cite both of the resources in the following sample: (Tabaqat-ı Nasırî. 2006: 15). 2003: 27) * If you don't find the resource that has been attributed in a text. Hürriyet ve İtilâf Fırkası II. (İnalcık. the publication year of the work. [yz. Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu. 2003: 46). 2002: 157) * If the name of the writer is cited in the text. the writer never demands for right. Dergâh Yay. Main headlines should be big bold letters. The criterion for assessment is the appropriateness of two referee comments then the articles will be published in any issue decided by the journal management. the surname of the writer.]. 1410: 7b) * While attributing the archive documents..TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XIII 11. 13.” (İnalcık-Seyitdanlıoğlu. MAD 7342: 25) * PS: Classical reference system can be used in some scientific branches that used mostly that system (Ali Birinci. . 1991: 19) * While attributing a manuscript. just only mention the date and the page number (1954: 77) * Two works of a writer that have been published in the same year can be distinguished by adding a letter to the publish date.. page number stated as in the sample. If you use the reference system in the text. 2003: 28) * Please put hypen(-) on the resources with two writers. 2000: 120. But pay attention to the general consistency. İstanbul 1990. the works should be cited in the same brackets from the older to the newer dated with semicolon. (Bloch. (İnalcık. Our periodical will be presented both e-journal and in print version. Both in text or footnote type reference can be possible. Köprülü. 2000b: 17) * If the writers' surnames are similar as well as their publish date.The whole tag can be cited in thebibliography (Ahmedî. s. (İnalcık. cite in the text just like the following sample. introduction. H. 2000a: 156). the reference after footnote should be used as in the text on the explanatory footnotes.If the writers are more than two. Türk Tarih Kurumu Yayınları. Ankara 2003. conclusion and bibliography are presented consecutively in a text. main text. Resource Attributes (References) * The references used in the text should be started from the relating point and in brackets. (Demir.]. If the assessment of the article is negative. then put the first letter of the names. 14. The owner of the articles also downloads the text from the journal web site as PDF pattern Abstract. Following the publication. Karakoyunlu Devletleri.

. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. ss. Selçuk Üniversitesi Basımevi. ss. Articles in a compilation work: Clark.480.html.09 Nisan 1999. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu.41.2007. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. “Osmanlı Sanayi Devrimi”. Osmanlı İlmi Zihniyetinde Değişme (teşekkülgelişme-çözülme: XV-XVII. 29. 467. (Yayına Hazırlayanlar: Alâaddin AközBayram Ürekli-Ruhi Özcan). M. Article: Demirpolat.XIV • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH * * * * * * Compilation: İnalcık.Ankara. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi. Mehmet.xenodochy. Announcements: Yavaşca. Alâeddin. “Osmanlı ve Mûsiki”. Thesis: Lekesiz.org/ex/lists/maslow. 429. Web sites: http://www. 07. Ankara 1989. Uluslararası Kuruluşunun 700. Phoenix Yayınları. Konya. Halil-Seyitdanlıoğlu Mehmet). ss.439. Hulusi. Ankara 2006. Sayı 9. “İslâm Felsefesinin Batı Düşüncesine Etkisi”. Konya 2000. Phoenix Yayınları 2006. Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu. Enver. Yüzyıllar). Edward C. Halil-Seyitdanlıoğlu.11. history: 27. Konya 2003. . (Derleyen: İnalcık.

TBMM HÜKÜMETİ’NİN İLK ULUSLARARASI ANLAŞMASI: “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE” THE FIRST INTERNATIONAL AGREEMENT OF TGNA GOVERNMENT: 20 DAYS TEMPORARY ARMISTICE Cihat YILDIRIM 57-70 İZMİR İNGİLİZ KONSOLOSLUĞUNUN SİYASİ FAALİYETLERİ KAP SAMINDA ERMENİ MESELESİ (1878-1914) THE ARMENIAN QUESTION WITHIN THE POLITICAL ACTIVITIES OF IZMIR BRITISH CONSULATE (1878-1914) Funda ADITATAR 71-88 ÇOCUK VE GENÇ İKBALİN ŞİİR DÜNYASINDA CHILDHOOD AND YOUTH IN IQBAL’S POETRY WORLD Hakan KUYUMCU 89-102 ASSUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞI’NDA ORTA ANADOLU’DA DİNSEL YAP I THE RELIGIOUS SITUATION IN THE CENTRAL ANATOLIA DURING THE ASSYRIAN TRADE COLONY PERIOD Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ .TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XV İÇİNDEKİLER 1-15 BİR HATT-I HÜMÂYUN YENİÇERİ TARİHİNİ ÖZETLEMEYE YETER Mİ? IS A HATT-I HÜMÂYUN ENOUGH TO SUMMARIZE THE HISTORY OF JENISSARY? Ahmet YÜKSEL 17-38 OSMANLI DEVLETİ’NDE ULAŞIM VE İLETİŞİMİN ÖRGÜTLENMESİ ORGANIZATION OF TRANSPORTATION AND COMMUNICATION IN THE OTTOMAN STATE Cemal ÇETİN 39-56 I.

XVI • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH

103-108 ANKARALI AHİ MAMAK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA A RESEARCH ON AHI MAMAK FROM ANKARA M. Ali HACIGÖKMEN

109-124 ABBASÎLER İLE HAZARLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER ( VIII-IX. Y.Y.) THE RELATIONS BETWEEN THE ABBASIDS AND THE KHAZAR, (VIII-IX.CC) Mustafa DEMİRCİ

125-140 DUVARLAR ARASINDA ANTALYA YAHUDİ CEMAATİ-I ANTALYA’S JEWISH COMMUNITY WITHIN WALLS-I Mustafa ORAL

141-176 CUMHURİYET DÖNEMİNDE YAŞANAN KURAKLIK FELAKETLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME AN ANALYSIS OF THE DROUGTH DISASTERS IN THE PERIOD OF REPUBLIC Necmi UYANIK - Muhammed SARI

177-190 ALMAN ASKERÎ CEZA KANUNNAMESİNİN OSMANLI ASKERÎ CEZA KANUNNAMESİNE TATBİKİ EXECUTING OF GERMAN MILITARY CRIMINAL CODE ON THE OTTOMANMILITARY CRIMINAL CODE Nuran KOYUNCU - Salih KIŞ

191-196 TÜRK TARİHİNDE AN LU-SHAN VE DESTANI THE AN LU-SHAN’S EPIC IN THE TURKISH HISTORY Saadettin GÖMEÇ

197-214 AFYONKARAHİSAR’DA İLK TUNÇ ÇAĞI ÇANAK ÇÖMLEK KÜLTÜRÜ THE EARLY BRONZE AGE POTTERY CULTURE IN AFYONKARAHISAR Salih KAYMAKÇI

TAR İH İN PEŞİNDE • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ • XVII

215-234 II. DÜNYA SAVAŞI YILLARI’NDA UYGULAMAYA KONULAN TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİ VE KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ THE TAX ON AGRICULTURAL PRODUCTS IMPOSED DURING II. WORLD WAR AND ITS EFFECT ON THE PEASANTS Sevilay ÖZER

235-250 CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA ILGIN’DA GÖREV YAP AN ÖĞRETMENLERİN SOSYAL VE MESLEKİ P ROFİLLERİ THE SOCIAL AND PROFESSIONAL PROFILES OF THE TEACHERS IN ILGIN IN THE FIRST YEARS OF THE REPUBLIC OF TURKEY Seyit TAŞER

251-282 HIYANET-İ VATANİYE KANUNU’NUN MÜZAKERELERİ VE KABULÜ THE NEGOTIATIONS AND ACCEPTANCE OF THE LAW OF TREASON Yaşar ÖZÜÇETİN - H. Mehmet DAĞISTAN

XVIII • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH •

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH -

Yıl: 2 0 1 1 , Sa yı: 5 Sa yfa : 1 -1 6

Ye a r: 2 0 1 1 , Issue : 5 Pa ge : 1 -1 6

BİR HATT-I HÜMÂYUN YENİÇERİ TARİHİNİ ÖZETLEMEYE YETER Mİ? Ahmet YÜKSEL∗
Özet Bu çalışmaya temel teşkil eden Hatt-ı Hümâyun; Sultan II.Mahmud'a (1808-1839), ayrıca 1815 senesine aittir. Hatt-ı Hümâyun’da birbirinden farklı iki hadiseden bahsedilmektedir. Bunlardan ilki Yeniçeri Ocağı'nın Bektaşîlikle olan münasebetine dair izler taşırken, diğeri imparatorluktan kopma emelinin peşine düşen Rumların istiklallerini kazanma yolundaki ilk kıpırdanışlarının Yeniçerilerde ve devlet merkezinde uyandırdığı akislere ilişkindir. Hatt-ı Hümâyun'un böyle bir çalışmaya konu olması ise; söz konusu hadiselerin aktarımından ziyade, Yeniçerilerin; onlar karşısındaki girift tavırlarına, tarihe karışmazdan yaklaşık 10 sene evvel geldikleri noktaya ve bilhassa gittikleri sonun kaçınılmazlığına bir kez daha şahit olabilmekten mülhemdir. Anahtar Kelimeler II. Ma hmud, Yeniçeriler, Bek ta şîlik , Rum Meselesi IS A HATT-I HÜMÂYUN ENOUGH TO SUMMARIZE THE HISTORY OF JENISSARY? Abstract The basis of this study, the Hatt-ı Hümâyun (the own writing of the Ottoman Sultan), belongs to Mahmud II’s (1808-1839) and the year of 1815. Two different events are mentioned in the Hatt-ı Hümayun. The first one had some tracks concerning the relation of the Jenissary Association with the Bektashi order and the other is the first movements of the Rums on the way of gaining their independence with the aim of seperating from the Empire and its reflections over the the Jenissaries and the center of the government. The existence of the Hatt-ı Hümayun in such a study based on the complicated attitudes of the Jenissaries, the point that they had reached 10 years before they disappeared and unfortunately witnessing their inevitable collapse once more. Key Words Ma hmud II, The Jenissa ry, The Bek ta shi order, The Rum Problem

Arş.Gör., Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. ahmetarih@hotmail.com

2 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

GİRİŞ: YENİÇERİLER VE BEKTAŞÎLİK Hadiselere geçmeden önce hakkında birkaç söz söylenilmesi gereken mevzu vardır ki Yeniçeri Ocağı ile Bektaşîlik arasında tesis edilmiş olan yakın münasebet bunların başında gelir. Rumeli'deki ilk Osmanlı yayılmasından itibaren fetihlerin devamının daimî ve muvazzaf bir ordu ile mümkün olacağının anlaşılması üzerine I. Murad zamanında teşkil olunan Yeniçeri Ocağı'na1 Bektaşîliğin hangi tarihte girmiş olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte Yeniçerilerin Bektaşîlikle alâkaları, oc aklarının kaldırılışına kadar sürmüştür. Bazı kaynaklar Yeniçeri Oc ağı’nın teşekkülünde Hacı Bektaş Veli’nin bizzat etkili olduğunu iddia etseler de oc ağın kuruluş tarihi ile Hac ı Bektaş Veli’nin yaşadığı dönem arasında bir uyumsuzluk olduğu Osmanlı kaynaklarından (özellikle Âşıkpaşazâde Tarihi'nden) hareketle ortaya konulmuştur. Dolayısıyla Yeniçeri Ocağı ile Bektaşîlik arasında bir bağın olduğunu, ancak bu bağın Hacı Bektaş Veli’den sonra ortaya ç ıktığını söylemek yerinde olacaktır.2 A.Y.Ocak'a göre; Yeniçeri Ocağı'nda Hacı Bektaş inanışı rastlantısal biç imde bir Kalenderî-Bektaşî temeli üzerine kurulmuştur.3 Rastlantı noktasında Oc ak'la hemfikir olan Hasluck da; Yeniçeri Ocağı'nın kuruluşu ile ilgili olarak Hac ı Bektaş'ın adına bağlanan söylenceyi; onu kendilerinin "pir"i, tarikatı da ruhanî dayanakları gibi görenlerin Yeniçeri Ocağını bu tarikata bağlı tutmaya yönelik bir "kurgu"su olarak kabul etmiştir.4 Melikoff ise böylesi fetihlerin gerçekleştiği, her şeyin sultanın adına ve onun iradesi ile olduğu bir dönemde Hac ı Bektaş adının Yeniç eri Ocağı'na bağlanışını Bektaşîlerin bir "kurgu"su saymanın, Osmanoğulları'nın ağırlığını ve hanedanın elinde bulundurduğu yaptırıcı gücü küç ümsemekten başka bir şey olmayacağı görüşündedir.5 Aslında devrin özelliklerine şöyle bir göz atınca meseleye dair daha sağlıklı tespitlerde bulunmak mümkün olac aktır. Şöyle ki, 13.yüzyılda kurulan her yeni sınıfın, yaşamış ve geç miş ya da hayalden doğmuş erenlerden birini kendisine pir sayması fütüvvet temellerindendi. Osmanlı Devleti’nin ilk temsilcileri de fütüvvet yolundandı. Bu nedenle fütüvvetin seyfî (kılıçlı) kolunun teşkilatlanması sonuc u ortaya ç ıkan Yeniç eri Oc ağı da Hacı Bektaş Veli’yi kendisine pir seçmişti. Buradan hareketle Yeniçeriler, oc aklarına Hacı Bektaş Ocağı adını verdikleri gibi kendilerini de Ha cı Bekta ş köçeği diye tanıtmaktan övünç duymuşlardır. Bektaşîlikle artan ilişkilerinden sonra zamanla Yeniç eriler; Taife-i Bektaşîye, Gürûh-ı Bekta şîye, Zümre-i Bekta şîya n, Oca ğ-ı Bekta şîyan şeklinde anıldıkları gibi ordudaki rütbeler de silsile-i ta rîk-i Bekta şîya n şeklini almıştır. Yeniçeri Ağası'na da Ağa-yı Bektaşîyan adı verilmiştir. Yeniç erileri sevmeyen, onların zorbalığa varan hareketlerini tasvip etmeyenler ise, onlar iç in
1 2

3

4

5

Ocak hakkında daha fazla bilgi için bkz. Mücteba İlgürel, “ Yeniçeriler” , MEB.İ.A, XIII, Eskişehir 1997, s.385-395. Meselenin kısa bir tartışması için bkz. Kemal Da şçıo ğ lu, "Yeniçeri Oca ğ ı ve Bekta şî Zaviyelerinin Kapatılması", Gazi Üniversitesi Hacı Bekta ş Veli Ara ştırma Dergisi, sy.34, Ankara 2005, ss.307–315. Ahmet Ya şar Ocak, Osmanlı İmparatorlu ğ u'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII.Yüzyıllar), Ankara 1992, s.211212 vd. F.W. Hasluck, Christianity and Islam under the Sultans, 2 c., Oxford 1929 (Clarendon Press), s.489-93'ten naklen İrene Melikoff, Hacı Bekta ş Efsaneden Gerçe ğ e, Çev: Turan Alptekin, İstanbul 1998, s.136. Melikoff, Hacı Bekta ş..., s.136.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 3

Gürûh-ı Bektâşîyan tabirini kullanmışlardır. Bu da gösteriyor ki; Yeniçerilik, halkın gözünde Bektaşîlik demek olmuştur.6 İlber Ortaylı, Bektaşîlik ritlerinin, Hacı Bektaş-ı Veli'nin Yeniçeri oc ağının piri olması hususunun ve geleneğin dışında; Yeniçerilerin Bektaşîlik görüş ve ayinleri ile ne derecede yakın alakaları olduğunun halen etraflıca ve ikna edici bir biçimde ortaya konmuş olmadığı iddiasındadır. O’na göre; son devirde Bektaşî derviş ve babalarının bazılarının Yeniçerilerle yakın gündelik ilişkisi olmuştur; ama bu, oc ağa mensup asker ve zabıtanın bu tarikat ve onun tekkeleriyle ne kadar yakın ilgisi ve aidiyeti olduğu konusundaki temel soruları c evaplamaya yetmez.7 Nitekim S uraiya Faroqhi de Yeniçeriler ve Bektaşîler arasındaki ilişkiye dair elde bulunan belgelerin yok denecek kadar az olduğuna dikkat çekmektedir.8 Öte taraftan Ahmed Cevdet Paşa, Bektaşî Babalarının Yeniçeri birliklerine vaizler olarak eşlik etmiş olduklarını, Hacı Bektaş'ın resmî bir temsilc isinin sürekli olarak 94.ortanın9 kışlasında yaşadığını, bu temsilc inin tarikatın başındaki şahıs tarafından atandığında İstanbul'a gelerek düzenlenen bir törenle Yeniçeri Ağa'sı tarafından kendisine taç giydirildiğini kaydetmiştir.10 Velhâsıl, Yeniç erilerin Bektaşî tarikatı ile olan ilişkilerinin boyutlarını tam manâsı ile ortaya koymanın güçlüğü her ne kadar ortada ise de tarikatın ocak iç erisindeki etkisinin yadsınamayacak bir derecede olduğu da aşikardır. Mesela Yeniç eri birliklerinin bir üyesi olarak yazılan her bir askerden Hac ı Bektaş Yolu'na iman yemini alınmıştır.11 Yine Yeniçerileri etkileyen pek ç ok Bektaşî sembol ve motifi olmuştur: Yeniçerilerin harbe giderken Bektaşî gülbanklarını (dua-ilahi) tekrar ettiklerinden, yanlarında taşıdıkları cönk defterlerinde Bektaşî büyüklerinin menkıbelerini anlatan çok sayıda velâyetnamenin de yazılı olduğundan bahsedilmektedir.12 I.ESKİ ÂDET, YENİ RİCÂL Başta S ultan olmak üzere Şeyhülislam, Sadrazam ve Yeniçeri Ağası gibi imparatorluğun en ileri gelen dört isminin söz konusu Hatt-ı Hümâyun'daki hadiselerde kendisini bütün çıplaklığıyla gösteren Yeniç eri zorbalığı karşısında neden o kadar sessiz kaldıklarını anlayabilmek için; öyle çok fazla kaynak taramasına ge6

7 8 9

10 11 12

İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti Te şkilâtından Kapıkulu Ocakları, I, Ankara 1984, s.144; John Kingsley Birge, Bekta şîlik Tarihi, İstanbul 1991, s.85; Da şçıo ğ lu, "Yeniçeri Oca ğ ı ve Bekta şî Zaviyelerinin Kapatılması", s.3. İlber Ortaylı, "Tarikatlar ve Tanzimat Dönemi Osmanlı Yönetimi", OTAM, sy.6, Ankara 1995, s.282. Suraiya Faroqhi, Anadolu'da Bekta şîlik, İstanbul 2003, s.82-83. Orta; Yeniçeri te şkilâtında bölük/tabur yerinde kullanılan bir tâbirdir. Yeniçeri ortalarının sayısı zaman zaman artırılmış, son zamanlarda ise 196'ya kadar çıkarılmıştır. Ortaların mevcudu azalmış ve ço ğ almış oldu ğ u halde 196 adedi nihayete kadar sabit kalmıştır. İlk zamanlarda her Yeniçeri ortası; altmış, yetmiş kişiden müte şekkilken daha sonraları bu sayı yüze kadar çıkarılmıştır. Ortalarının her birinin ayrı ayrı bayrakları ve ortalarına mahsus alâmetleri olmu ştur. Bkz. Mehmed Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü, I, İstanbul 1993, s.730; Uzunçarşılı, ...Kapıkulu Ocakları, s.155-56. Ahmed Cevdet Pa şa, Tarih-i Cevdet, XII, (Üçdal Ne şriyat), İstanbul 1966, s.234–235. Birge, Bekta şîlik Tarihi, s.86. Osman Eğ ri, "Yeniçeri Oca ğ ının Manevi Eğ itimi ve Bekta şîlik", Gazi Üniversitesi Hacı Bekta ş Veli Ara ştırma Dergisi, V/10, Ankara 1999, ss.173-196.

bilgili. Yeniçeriler karşısında devlet ric alinin iç erisine düşmüş olduğu korkuyu anlamak ç ok kolay olmayac aktır. Tarih Musahabeleri.15 Bu olayda Hurşit Paşa'nın gösterdiği gayretler yeterli görülmediğinden. Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi de hiç bir gayret göstermediğinden azledilmişlerdir. Zeynelâbidin Efendi18 de Şeyhülislamlık makamına getirileceklerdir. Yeniçerilerin küçük zabitlerinden birinin unvanıdır. (Seyyid Mehmed) Zeynelâbidin Efendi Nakîb-ül-Eşrâflıktan ma'zul bulundu ğ u sırada. Bunun üzerine sıranın kendilerine gelmekte olduğunu düşünen öteki ustalar Ağa aleyhine birleşip. Pakalın. İstanbul 1993. Buna göre. ancak cesaretsiz bir kimse oldu ğ undan bahseder. bir kısmını idam ettirirken. çok tecrübeli.. Ağ a Kapısı: Yeniçeri a ğ alarının bulundu ğu resmî daireye verilen addı. ayrıca Kallavi hikâyesi için bkz. Yeni Ağa olarak kimin tayin olunduğu ise maalesef tespit edilememiştir. onu Ağa Kapısı'na14 doğru götürmüşler.16 Bu yaşananlardan sonra Mehmed Emin Rauf Paşa17 S adaret'e.953.23. Yeniç eriler kendisinden Ağa'nın azlini isteyeceklerdir.4 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rek duymadan mevzubahis hadiselerden sadece birkaç ay evvel yaşanmış. Ahmed Cevdet Paşa tarafından da bir güzel kaydedilmiş olayları hatırlatmak. akıllılığ ı ve a ğ ırba şlılığ ı ile Abdülmecid Han'ın yanında da itibarını bir kat daha arttıracak. İstanbul 2008. İstanbul 1996. o me şhur "Kallavi Hikâyesi'nin" ba şkahramanlarından olan Mehmed Emin Rauf Pa şa'nın a ğ ırba şlı. s. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi. Bu vakıanın tarihi Sicill-i Osmanîde Şubat 1815 olarak kaydedilmiştir. Pakalın. onurlu. zamanında resmî daire demek oldu ğ u için Ağ a Kapısı da Ağ a Dairesi demekti. Bunun üzerine Sadrazam. Ankara 1985.281. Tophane Ocağı'na haber yollayarak zorbaların yola getirilmesi için onları Ağa Kapısı'nı basmaya teşvik etmişse de ric alden bazıları bunu geciktirmişlerdir. 35 ya şlarında iken defterdarlıktan vezirlik rütbesi ile birden bire sadrazam oldu ğ unda ıslahat ve ilerlemeye taraftar ve devletin nizamlarının yenile ştirilmesine hevesli göründü ğ ünden.. çalışmanın sonuna kadar da onları zihnin bir kenarında tutmak elzemdir. daha doğru bir ifade ile Yeniçerilerce yaşatılmış. Mehmed Süreyya. Bkz. I. s. bir isyan hareketine hazırlanmışlardır.. Durum Padişah'a aks edince "böyle birta kım rezillerin zoruyla. Kendisi. s. Ağa Seyit Mehmed Efendi'yi öldürmüşlerdir. Tam da bu sırada eşkıya Yeniçeriler. III. Bkz.. Bkz. Bu izahattan sonra sözü Ahmed Cevdet Paşa'ya bırakmanın zamanı geldi. Ağa'nın azli caiz olmaz. 2 sene. 10 ay... (İlgi Kültür Sanat Yayıncılık). Osmanlı Tarih Deyimleri. Yay. Bu doğrultuda Ağa'nın yanına varıp.7-10. yani altı buçuk sene süreyle ikinci defa sadrazamlığ a getirilecektir. Rauf Pa şa. yeni Sultan ne zaman sıkılsa pa şayı sadrazamlığ a getirecektir. Sadrazam Re şit Mehmed Pa şa Konya Sava şı'nda Mısır askerine esir dü ştü ğ ünde Mehmed Emin Rauf Pa şa 1832 tarihinde Sultan II. III. yoldaşlarının zindandan çıkarılmasını talep ettiklerinde cesur bir adam olan S eyit Mehmed Efendi onları azarlamıştır. Haz: Nuri Akbayar. Ağa asileri birer bahane bularak ortadan kaldırmakta. s. Abdurrahman Şeref Efendi. Sadrazam Hurşit Paşa bu hareketten vazgeçmeleri için zorbalara haber gönderdiğinde. Hatt-ı Hümâyun'daki olayların yaşandığı 1815 senesine dair hadiselerden bahsederken merkezî otoritenin tesisi için Yeniçeri Ağası Seyit Mehmet Efendi'nin asi Yeniçerilere ve ustalarına13 karşı girişmiş olduğu müc adeleye de yer ayırmıştır. Ahmet Cevdet Pa şa. II.552. Böyleleri bela la rını bulur" diyec ektir. Her ortanın ayrı ayrı ustası vardı. Sicill-i Osmanî. Ustanın vazifesi a şçıba şılıktı. 13 14 15 16 17 18 Usta. gayet tutucu. s. bir kısmını da boğdurmak niyetiyle zindana attırmaktadır. Kapı. 22 Mart 1815 tarihinde Şeyhülislâm tayin edilmiştir. Yeniçerilerin taraftarlığ ını yapan Hâlet Efendi'nin kin ve dü şmanlığ ına hedef olarak 1817'de azl ve Sakız'a sürgün edilmiştir. Sonra affolunarak 15 sene Anadolu'da eyaletlerde (vali olarak) dola şmıştır. Osmanlı Tarih Deyimleri. Aksi takdirde.Mahmud'un ölümüne kadar. diğerleri de zindandaki mahpusları ç ıkarmışlardır. Abdurrahman Şeref Efendi. Ölüm tarihi 1859 olan Mehmet Emin Rauf Pa şa'nın hayatı ve faaliyetleri ile ilgili daha fazla bilgi. 6 gün kaldığ ı bu makamdan "Softalar Vakası". "Vaka-i Mum" veyahut "Mum Gavgası" gibi . Bundan dolayıdır ki zorbaların bir kısmı Ağa'nın yakasından tutarak.

(Osmanlı Devlet Erkânı). Mevacip merasimle da ğ ıtılırdı. S ultan II. S adrazam ve Yeniç eri Ağası. s. Mevacip. Tevkif olunmasına gerek duyulmaksızın ivedilikle İran'a gönderilmesinin uygun olacağını da ilgililere iletmiştir.. Haydar Baba denilen şahıs daha önce kendileri sefaretiyle İran'a gittiğinde o ülkenin vekilleriyle anlaşma yaparken görülmüştü. 18. 1815’ten sonra Rusların itelemesiyle. aylık yerinde kullanılır bir tâbirdir. Osmanlı İmparatorluğu'nun en tepesindeki isimlerden dördü böyle bir araya gelince konu elbette devlet meseleleri olac aktır. sabah ve akşam ordunun selâmet ve muvaffakiyetine dua etmekti. Bkz. do ğ uya do ğru ödünler elde etmek ister ve Irak’a saldırılarda bulunur.157. İşte söz konusu sohbet esnasında Haydar Baba'nın İran c asusu olduğu ve diğer İranlılar gibi ülkesine gönderilmesi gerektiği Yeniç eri Ağası'na uzun uzadıya anlatılmıştır. Nitekim aralarında süren sohbet esnasında söz Yeniç eri bölüklerinden 99'un kışlasında20 ikâmet etmekte olan İranlı Bektaşî Haydar Baba’ya gelmiştir. Bu iktidar 1794’ten 1925’e de ğ in ülkenin başında kalacaktır. Bu nedenle de büyük ulema tarafından daima küçük görüldüğ ünden bahsetmektedir.151). İsmail Hâmi Danişmend. Bunun üzerine Bâbıâli'den derhal Ş ark Orisimlerle me şhur hadiseden sonra. Ağa da toplantının hemen ardından bir yolunu bulup. Fetih Ali Şah tahta çıkacaktır. ortası veya bölü ğ ü Hacı Bekta ş şeyhinin ocak nezdindeki vekiline mahsustu. II. 1795’te. ortaya alınarak Şehzade Camii yakınındaki Yeni Odalar'da kalmaları sa ğ lanmıştı..34. (Şeyhülislâm Efendi'nin hayatı ve ayrıca "Mum Gavgası" ile ilgili olarak bkz.S elim ile Alemdar Mustafa Paşa'nın katledilmeleri de II. Kaçarları iktidara getirmiştir. kapıkulu ocaklarından olan diğ er askerlerinki ise ya kendi kışlalarında veyahut Sadrazam divanında tevzi olunurdu. İstanbul 2008 3. Pakalın. Çev: Derin Türkömer. Onun anlattıklarına bakılırsa. Mevacip üçer aylığ ı bir arada olmak üzere verilir ve bunlara "masar.Mahmud ve Sadrazam Mehmed Emin Rauf Paşa'nın karşılarındaki tehlikenin boyutlarını anlamalarına. İstanbul 1971. bu sayede şimdiye kadar izahına gayret edilen birçok hususu ç alışmanın akışında daha aç ık ve c anlı bir şekilde takip edebilmek mümkün olac aktır. Hûkeşan denilen bu duacı bölü ğünün vazifesi.yüzyılın sonundaki siyasal gelişmeler İran’da yeni bir hanedanı. Yeniçerilere verilen maa ş.Mahmud'un huzuruna çıkmışlardır. kanaat o ki. Godfrey Goodwin. Bkz: Robert Mantran. s. Ahmed Cevdet Pa şa. Bkz. "sûret-i ha kdan" görünerek kışlalarda eğlenmesi yalnızca İran'a casusluk etmek ve ortalığı fesada vermekten başka bir şey değildir. Ayrıca III. II. 1818 senesinde azledilmiştir.Yüzyılın Ba şlarından Yıkılışa). yenilenen bu ricalin yenilenemeyen Yeniçerilerden neden o kadar sindiklerini anlamak daha da kolaylaşacaktır. Çev: Server Tanilli. Haydar Baba'nın o sıralar Osmanlılar ile harbe tutuşmuş olan İranlılara21 c asusluk hizmetinde bulunduğu iddia ediliyordu.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 5 İşte böylesi bir hadiseden sonra. bu çalışmaya konu olan olayların seyrinde. Osmanlı Tarih Deyimleri. Yeniçerilerin mevacibi Divan-ı Hümâyunda. 19 20 21 . s. YENİÇERİ KIŞLASINDA BİR BEKTAŞÎ BABASI Yeniç erilerin maaşlarını dağıtmak için tertip olunan 1815 senesine ait bir mevac ip19 merasiminden sonra Şeyhülislam Efendi.. hem de Ş eyhülislam Efendi tarafından. onlardan neden bu kadar ç ekindiklerini de açıklamaya yardımcı olacak yakın tarihli örneklerden diğer birkaç ıdır. V. Bkz: Ahmet Cevdet Pa şa. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi. II. Bunun yerine daha çok "ulûfe" tabiri kullanılmıştır.288. Fetih Ali Şah. Bekta şîlerin simgesi olan teber (iki ba şlı balta) bu orta tarafından da simge olarak kabul edilmiştir. İddiadan da öte bizzat görülmüştü. Haydar Baba'yı huzuruna çağırttıktan sonra Bâbıâli'ye göndermiştir. s. lezez ve re şen" denilirdi. 1591 senesinde şeyh ile birlikte sekiz Bekta şî dervişi 99.495. Dolayısıyla onun Osmanlı ülkesine gelip. recec. Zeynelâbidin Efendi'nin kendisinden önce azledilen Dürrizade Efendi'nin yerine iltimasla Şeyhülislamlık makamına gelmiş oldu ğ undan yerini dolduramadığ ını kaydetmiştir. Bütün bu aç ıklamalardan sonra nihayet zikrolunan hadiselerin aktarımına geçmek. İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi (XIX. Yeniçerilerin 99. s. Yeniçeriler. İstanbul 2002.

buna göre. bu yaşananların satırlara dökülmesinin de başlıca nedenini teşkil etmiştir. Haydar Baba'nın kendisi tarafına ulaştırılmak üzere bir tatara teslim olunarak İstanbul'dan yola ç ıkarılmış olduğu haber verilmiştir. casusluk faaliyeti iç erisinde bulunuyor olması Baba'larının İstanbul'dan sürgün edilmeleri noktasında Yeniç eriler iç in tatmin edici bir gerekçe oluşturmamıştır. Haydar Baba'nın İstanbul'dan sürgün edildiği haberi kışlalarına ulaşınc a başlayan homurdanmalar Yeniçerilerin alınan karardan neden memnun olmadıklarını. Paşa.Mahmud'un da bunda niç in o kadar ısrarc ı olduğuna ve Bektaşîlikle olan yakın ilişkilerinin varmış olduğu noktaya ilişkin bazı örneklere. Yoksa Yeniçeriler Haydar Baba'nın casus olduğuna dair söylemleri II. Haydar Baba'yı ya İran'a gönderec ek ya da Erzurum'da tevkif edec ekti. Esasında Yeniçerilerin daha evvelki zorbalıklarına bakılarak da bu sorulara c evaplar üretebilmek zor olmasa gerektir. Görüldüğü üzere. tabi bunun Yeniç eriler için bir önemi yoktu. Haydar Baba'nın durumuna dair karar da Rauf Paşa'nın iradesine bırakılmıştır. Velhasıl. aynı zamanda kararın neden bu kadar hızlı bir bürokratik manevra ile ic raya konulduğunu açıklamaya yetecektir. Yeniçerilerin akıllarına yatmayan veya akıllarının yatmadığı her meseleye dair artık herkesten sual sorabilecek yetkeyi kendilerinde bulmaya başlamaları. onu huzurlarına getirse. sürgün edilmesine dair bir de makul c evap alabilmektir. Ağanın onları tatmin edecek bir cevap bulabilmek için bütün ikna kabiliyetini ve edebî marifetlerini ortaya koymaya çalışması da zorbalığa açık davetiye. Ancak söz konusu hadiselerin seyrinde Yeniç eri teşkilatının kuruluş gayesinden ne kadar uzaklaştığına. aynı usul üzere de İstanbul'dan uzaklaştırılsa ne olurdu? Yeniç erilerin hadisenin akışında sergileyecekleri tavır bu soruları cevaplamaya yetec ektir.6 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 dusu S eraskeri Rauf Paşa’ya. Mahmud’un oldukça gizli olarak sürdürec eği bir müc adelenin zeminindeki hafif kıpırdanışlardan birisi olarak mı değerlendirmişlerdi? Üstelik c asusluğa dair söylentiler sultandan değil. Peki devletin en tepesindeki makamlar niç in böyle bir koşuşturmaca ve telâşe içerisinde bu kaçırma hadisesine girişmişlerdi? Emretselerdi de birkaç Yeniç eri. Bektaşî Babası hızlı bir askerî-bürokratik çalışma neticesinde Yeniçeri kışlasından kaçırılmıştır. kaldırılışının arifesinde bir kez daha şahit olabilmek gayesinden hâsıl olan esinti. Niyetleri. Haydar Baba'ya yapılan muameleden duydukları memnuniyetsizliği ifade etmek. Anlaşılan o ki. Oysa Osmanlı tarihinde c asusluğu sabit olan şahsın hayatını sürdürebilmesi ç ok olağanüstü şartlar dâhilinde anc ak mümkündür. hemen aralarından seç ilen kırk elli kadar Yeniç eri ustası Ağa Kapısı'na gelip dayanacaktır. ç are- . Onlar için önemlilik makamda değil. Yeniçeri zorbalığı/eşkıyalığı diye ayyuka çıkan olguyu dolguda herhangi bir eksikliğe yer bırakmayac ak boyutlara ulaşmıştır. ulemanın en tepesinden süzülüp gelmişti. kendi bildiklerine veya inandıklarına uygun olup olmamakta idi. Sultan II. kaldırılmasının neden gerekli. Baba'nın koluna girip. Zaten Yeniçeri kışlalarındaki büyük hareketlilik de bundan sonra başlayac ak.

Murat Akgündüz. Yeniçeri Oca ğ ı'nın kaldırıldığ ı 1826 senesine kadar müstakil daireleri yoktu. Bu tarihe kadar Şeyhülislamlar kendi sahasına giren işleri oturmakta oldukları konakların selamlık kısmında görürler veya ayrı bir yer kiralayarak emrindeki memurlar ile beraber orada hizmetlerini devam ettirirlerdi. gerek ilgili vesikada. Dolayısıyla bundan sonra kışla iç erisinde oturup kesinlikle taşraya ç ıkmamak üzere. Osmanlı Devletinin İlmiye Te şkilatı. Dolayısıyla böyle bir adama sahip ç ıkılmasının uygun görünür bir tarafı yoktur. Şeyhülislâmların.22 III. yine Haydar Baba'nın casusluğunun saptanılmışlığından bahisle başlayacaktır: “Onun kışlalarda eğlenmesi İran'a casusluk ve ortalığı fesada verme amac ından başka bir şey değildir.211-212.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 7 sizliğin de koyu alametidir: “Haydar Baba denilen adam bir İranlı ve İranlının İstanbul'daki c asusu idi. s. orada Şeyhülislam Efendi ile söyleşilip gerekli olan cevap kendisinden alınarak Ağa'ya iletilecektir. Zaten İranlı ile Osmanlı arasında var olan savaş halinden dolayı İranlılar İslam askerine kurşun atmaktadırlar. Osmanlı Devletinde Şeyhülislâmlık. Hatt-ı Hümâyun. Ağa'nın davete icabetiyle Ş eyhülislam Efendi meseleye dair görüşlerini kendisine bir kez daha ayrıntılı bir şekilde izah edec ektir.) Dolayısıyla. Lakin ertesi gün Şeyhülislam Dairesi'nde meclisin toplanmasını beklemeden Ş eyhülislam Efendi ile Sadrazam bir araya gelmişlerken Yeniç eri Ağa'sını da yanlarına ç ağırttıracaklardır. (Bkz. İşte Yeniçeri Oca ğ ı'nın kaldırılmasında sonra kumanda merkezleri olan Ağ a Kapısı Şeyhülislamlığ a tahsis edilmiştir. Bâbıâli'nin cevabı ise. bir sonraki gün (Pazartesi) Ş eyhülislam Dairesi'nde23 meclis günüdür24 . ŞEYHÜLİSLAM VE SADRAZAMIN MESELEYE YAKLAŞIMLARI Ustalarla gerçekleşen bu konuşmanın ardından Yeniçeri Ağa'sı durumu başyazıcısı ile Bâbıâli'ye iletecektir. İsmail Hakkı Uzunçarşılı. s. Hal böyle iken bu tarz adamların İstanbul'da durması c aiz midir? Bilhassa Padişah'ın ocağı olan Yeniçeri kışlasında ikamet etmesi hiçbir şekilde caiz değildir. gelsin 22 23 24 BOA. Haydar Baba'nın kışlaya iade edilmesinde son derec e ısrarlı olduklarını ayan beyan dile getirmekten de geri durmamışlardır. Cuma ve Çarşamba günleri yapılmaktayken. Bkz. "Huzur Muhakemesi" veya "Huzur Murafaası" da denilen söz konusu toplantılar haftada iki defa. . Üstelik İran milleti Osmanlılarla beraber bütün Müslümanlara karşı ihanet ve kötü işler etme konusunda kâfirlerden daha fenadırlar.104-105. şeklindedir. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. S öze. bu adamın kendileri açısından Bektaşîlikte saygı duyulac ak bir konumda bulunduğunu ve bir vakitten beri kışlalarında ikamet etmiş olması münasebetiyle onun hakkında münasip görülen muamelenin de hazmedilecek bir tarafının olmadığını ifade edeceklerdir. Ankara 1988 3. bu. Bunu yukarıda Şeyhülislâm Dairesi olarak yazmaktaki gaye ise sadece onun resmî tarafını vurgulamak içindir. Hatta esir edilen kâfir kadınlarını c ariye tutmak uygun ise de. Cuma namazı münasebetiyle murafaa vakti pek dar oldu ğ undan murafaanın Perşembe ve Pazartesi günleri olmasına karar verilmiştir. 284/17078. Hal böyle iken şimdi o milletin mensubu olan "herifi" yanınızda barındırmak. İranlıların kadınları için şer'an c aiz olmayan bir husustur. Müslümanlara kurşun sıkmaktadırlar. Zaten İranlılar Osmanlılara harp ilan ederek İslam hudutlarını tec avüze yeltenmekte. "Bâb-ı Vâlây-ı Fetva" veya "Bâb-ı Fetvâ-Penâhî" tabirlerinden kasıt Şeyhülislâm'ın ikâmet etmekte oldu ğ u konaktır. gerekse 1826 senesinden evvelkilerde geçen "Bâbı Me şîhat".” Yeniç eri Ağası’nın bu sözlerine karşın ustalar hiç çekinmeden “İranlı olsa bile. İstanbul 2002.

Kapıkulu Ocakları. yolculuk esnasında çok şiddetli bir şekilde hastalanan Haydar Baba'nın vücudundan kan zuhur etmiş olduğundan. Askerlik daimî oldu ğ undan ocak mensupları ilk devirlerde ergen yani bekâr idiler. Yeniçerilerde her orta veya bölü ğ ün oda denilen birer kışlası vardı: Eski ve yeni odalar içinde tarihçe en me şhuru yeni odalar olup. Yeniçeri kışlalarına oda denilmekteydi. Anc ak içlerinden yirmi otuz kadar Yeniçeri ustası ve odabaşısı26 Haydar Baba ile ilgili isteklerine dair ne yönde bir cevap verilmiş olduğunu sual etmek iç in Yeniç eri Ağası'nın huzuruna çıkacaklardır. sanki müptelası olunan bir hareketin hazırlıkları iç erisindedir. Neticede böyle kalabalıklarla muhataplarının içlerine kadim korkudan salınac ak. bu sebeple Eskişehir yakınlarındaki Günyüzü Menzilhanesi'nde kendisinden geçmiş bir vaziyette yatıp kaldığından ve hastalıktan kurtulduğu vakit tekrar yola koyulacaklarından bahsetmekteydi. diğer ocak efradını da kendilerine uydurarak.152-153. Ağa Kapısı'nda. tezkiresinde. eski odaları da Şehzadeba şı'nda idi. Hatt-ı Hümâyun. 241. . ilk Yeniçeri odaları Edirne'de bulunuyordu.. Yeniçerilerin yeni odaları Aksaray'da. Haydar Baba'nın Bektaşîlik anlayışına göre manevî evladı olan ve hala onun serbest bırakılması emeli peşinde koşan birkaç Yeniçeri ustası Şeyhülislam divanından sonraki gün.” Ş eyhülislam Efendi'nin böylesi kesin ve keskin sözlerinden sonra Sadrazam da Yeniç eri Ağa'sına aynı şekilde c evap verec ektir. Gaye. Edirne'deki bu odalar İstanbul'un daimî surette merkez oldu ğ u zamana kadar Yeniçerilere mesken olmu ştur. pek çok hadiselere sahne olmu ştur. 284/17078. s. topluc a Ağa Kapısı'na dayanma arzularını dile getirmektir. onun için bunlara mahsus odalar yaptırılmıştı. Bu nedenle o gün için istediklerini gerçekleştirebilecek vakti bulamayacaklarına kanaat getirerek planın uygulanmasını bir sonraki güne bırakac aklardır. şer'an da buna müsaade edilmesi katiyen mümkün değildir. Haydar Baba meselesini meydana koyup. Lakin olayın plan kısmını tertiple fazlaca meşgul olduklarından gün akşam olacaktır. meselenin muhatabı Bâbıâli'dir şeklinde bir not ile karşılaşabilme ihtimalini de göz önünde bulundurmuş olacaklar ki ikinci istikametlerini Bâbıâli olarak belirlemişlerdir.25 IV. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. Tatar. bu sayede Haydar Baba'nın salıverilmesi sağlanılac aktı. (Bunu çalışmanın ileriki merhalelerinde de görmek mümkündür). Uzunçarşılı. Mec lis dağıldıktan sonra Bâbıâli'ye dönüldüğünde Haydar Baba'yı Rauf Paşa nezdine götürmekle vazifeli tatardan gelen bir tezkire Tatar Ağası tarafından S adrazam'a iletilmiştir. YENİÇERİ CEP HESİNDEKİ GELİŞMELER Haydar Baba'nın Erzurum'a uzanan yolculuğunun seyrindeki gelişmeler bu yönde iken gelen istihbarî bilgilere göre Yeniçeri Ocağı'ndan yükselen sesler hiç yabanc ı değildir: Geceleyin hızlı hızlı hareket eden o bilindik ayak/yemenî sesleri. Ağa da Ş eyhülislam Efendi'nin meseleye dair fetvasını kendilerine iletecektir: "Bu herifi istishâb itmek şer'an ve diyâ neten câ iz 25 26 BOA. yani S alı günü "bu hususda bazı söyleyeceğimiz var" diyerek diğer ustaları ve oc aklıları öteden beri bir toplantı salonu ve her karşı çıkış eylemlerinin ilk hareket noktası olarak kullanmaya alışkın oldukları Orta Cami'ye toplayac aklardır.8 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yine bizle eğlensin demek Yeniçeri Ocağı'na yakışır bir şey olmadığı gibi.. .

iç lerinde hala ayak direyenler. Nitekim fetva da Yeniçerileri tatmin etmeyec ek. . "İstanbul'daki Tekke. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. s. körüğünü eksik etmeyen Yeniç erileri ihbar etmekten de çekinmeyecektir. Köy bugün Merdivenköy. Üsküdar merkez ve civarı ile Anadolu sahillerine ayrılan bölümde gösterilen Nerdibânlı/Nerdübânlı (Merdivenli) Köyü'nde Gadni Dede Tekkesi'nin bulundu ğ u kaydedilmiştir. Güya. Atilla Çetin. akıllarına yatmaz ise Şeyhülislam fetvasının Yeniçeriler iç in bir anlam ifade etmediği ç ok zamanlar yaşanmıştı. (Bkz. Dergâh. işlerine gelmez. Nitekim fetva üstüne söz söyleme cüretinde bulunan Yeniçerilerin çoğu kendi aralarından yükselen bu çıkış karşısında çaresiz dağılmaya başlayacaklardır. Zaviye ve Hânkahlar Hakkında 1199 (1784) Tarihli Önemli Bir Vesika. Anlattıklarına göre. Herhalde Yeniçeri Ağası ile S adrazamın da düşünüp. farklı öneriler ortaya atanlar olacaktır: Haydar Baba'nın kışlaya girmesine madem müsaade olunmuyor. Nevşehir'e ba ğ lı Hacıbekta ş ilçesinin tam ortasında yer alan dergâh hakkında kullanılmakta olan bir tâbirdir. Haydar Baba'ya arka ç ıkanlar iki Yeniçeri ustasından başka kimse değildir.443-453. I. Ankara 1981. böyle ceva b virildi. Eğer cevâzına da ir bir mesele öğrenir iseniz ha ber virin… İşte mukîm fetâ vâ -yi penâ hîdir. Haydar Baba denilen adam onların arka çıktığı birisi olmadığı gibi." Meselenin başından bu yana Osmanlı uleması. Yeniç erilerin Haydar Baba'nın serbest bırakılması yönündeki ısrarlarını ortaya koyan bu teklif hem Yeniç eri Ağası hem de konunun diğer muhataplarını terletec ek türdendir. Siz dahi bildiğiniz ulemâ'dan sorun. günah çıkarırcasına Ağa'ya bazı itiraflarda bulunacaklardır. Ermeniymiş” bunda kendilerini ilgilendiren bir taraf da yokmuş.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 9 değil imiş. kendilerinin orada bulunma sebepleri de patırtıyı seven Yeniç eri ustalarının hatırından başka bir şey değilmiş. hapsolunduktan sonra hadleri bildirilmiş olsaydı mesele bu noktaya kadar gelmezdi: "Devlet öyle bir herifi tard ve nefy itmiş ise bunlar ne karışurlar? Bunda ocağa dokunur ne vardır ki? …Nâfile konuşuyorlar. Hatta iç lerinden dördü beşi kalıp. a şevi ve öteki yapılarla Bekta şiliğ in merkezi haline gelen Pir Evi'nin ne zaman kuruldu ğ u ve örgütsel bir bütünlük kazandığ ı tam olarak belli de ğ ildir. bürokrasisi ve askeriyesinin en tepesinde bulunan şahısların Yeniç eri zorbalığından çekindikleri için sarfına cesaret edemedikleri bu sözleri "ehl-i ırz" Yeniç eri ustası bir ç ırpıda söyleyivermiştir. BOA. o zaman Pir Evi'nde 27 veya Nerdibânlı köyünde28 ikamet etmesine izin verilsin gibi. XIII. bir türlü dile getirme cesareti gösteremedikleri cevap tam da bu idi. tam da bu misalde olduğu gibi.yüzyılda arttığ ı tahmin edilmektedir. tekke de Şahkulu Sultan Dergâhı adını almıştır. Hatt-ı Hümâyun. 15.yüzyılda başladığ ı. İstanbul'un Tekke. Bereket versin ki "ehl-ı ırz" Yeniçeri ustalarından birisi Ağa'nın muhtemelen titrek bir ses tonuyla başlayacağı açıklamadan evvel söze müdahil olarak şerîatın uygun görmediği bir hususun Bâbıâli'ye tekrar teklif edilmesinin asla kabul edilir bir şey olmadığını ifade etmekten çekinmeyecektir. Bu sözlerden c esaret alan ayaktaki "ehl-i ırz" ustalardan birisi meselenin fitilini tutuşturup. Vakıflar Dergisi. Pir Evi ile ilgili oldukça ayrıntılı bilgi için bkz. Kitâbu’l-lah’ın ve şer'-i şerîfin hükmü böyle olunca bunun hilâfı la kırdı söylemek elimizden gelmez." Osmanlı tarihinde.29 27 28 29 Pir Evi. çavuş ustalarca götürülüp. Bedri Noyan. Balım Sultan'ın da önemli katkıları ile 16. İstanbul 1998. 284/17078. Ancak söz konusu gelişmenin. Bütün Yönleriyle Bektâ şîlik ve Alevîlik. Yoksa adam “Acemmiş. s. Zaviye ve Hânkahları hakkındaki 1784 tarihli bir vesikada.589).

Ağa'nın özet geç tiği konular arasındadır. Padişah. tezkirede. aslında meselenin kendiliğinden kapanmış olduğunu ç ok geçmeden anlayacaktır. Bu ihtiyaç. Yoksa en başta söylenilecek söz en sona neden bırakılsın. Mesela tahta çıkışından bir ay kadar sonra. Şöyle ki Bâbıâli'den konağına dönmekteyken kendisine bir tezkirenin gelmiş olduğu. devletin belli ba şlı diğ er sorunlarının da çözümünde duyulmaya ba şlanmış ve işten anlar kişilerin ça ğ rıldığ ı toplantılarla danışma zorunlulu ğ u giderilmeye çalışılmıştır.hatırlatmak istercesine verdikleri c evapla "yeni" zorbalıklara bulaşmak niyetinde olmadıklarını ortaya koyac aklardır: "Biz böyle şeye karışmayuz. bu toplantılara "Şûra" veya "Şura-yı Saltanat" denilirdi. o gece -daha öncekiler gibi ilkin. Yeniçeri ortalarına kesinlikle müsaade edilmemelidir. devletin önemli bir sorununun me şveret yoluyla görü şülüp çözümlenmesini isteyebilir. Buna göre. hatta emekli memurların da Şûra'ya katıldıkları bilinmektedir. Devlet. İşte bu nokta göz önünde bulundurularak. Ağa tezkire üzere dairesine gittiğinde Yeniçeri Oc ağı’ndan 10 ç avuş ve mülazım ustasını. daire ağalarının Ağa Kapısı'nda toplanmış olduklarından kendisinin de tebdile gitmeyerek doğruca oraya azimet eylemesi yazılıdır. huzurundan ayrılınca Yeniç eri Ağası soluğu Bâbıâli'de alac ak.toplanan "yeni odalılar" takımı "eski odalılar"a haber gönderip. Anc ak eski odalılar eski günlerini -belki de son kez. sava ş işlerinden anlayan herkesin fikrinin alınması. askerlerin. Mü şavere veya istişare yeri anlamında kullanılan bir tabirdir. o ana kadar yaşanan hadiseleri Sadrazam'a hemen kısaca özetleyec ektir. kendisi de sık sık bu toplantılara katılırdı. bunların çoğunun Haydar Baba'nın manevî evlatlarından veya onların yoldaşlarından oluştuğu. Özellikle sava ş zamanları alınacak tedbirlerin geniş bir düzeyde tartışıldıktan sonra uygulanmaya konulması do ğ al bir ihtiyaçtı. Bundan sonra sarf olunac ak sözlerden. bundan sonra da her ne tarz bir bilgi elde edilirse yine gizlic e bildirmeye devam edeceğini ifade ederek. Yeniçeri Ağa'sının " ehl-i ırz" ustalardan fazlac a etkilenmiş olduğunu hissetmek mümkündür. onları da kendilerine katılmaya davet etmişlerdir. Şura Meclisi'ne30 katılanlardan 71'in mütevellisi31 Hacı 30 Şûra. kararın iyice ortaya çıkabilmesi için de gereken tartışmaların yapılması gerektiğ ini ileri sürmektedir. bölüğün ustasından Yeniç eri Ağa'sına gizlic e gelen bilgiler muhtemel bir başkaldırı girişiminden dönülmüş olunduğunu haber verir. bir herifi nefy itmekle bunda ocağımıza ne zarar va rdır?" Eski odalıların bu cevabı kendisine yeni odalılar takımından da taraftar toplayacak. bundan sonra da her bir hususa karışmak isteyeceklerinden bu tarz müdahalelerinin ve her istediklerini yaptırma eğilimlerinin önü alınamayacaktır. "biz de karışmayuz" diyen yeni odalılar asi gruptan peyderpey ayrılmaya başlayac aklardır. değil mi? İşte Ağa'dan geç saçılan inciler: "Ayak patırdılarına" bakılıp bu hususta Yeniçerilere müsaade olunsa. 45. Nitekim Kâtip Çelebi. Padişahtan ba şka devlet ricali ile birlikte devletin hemen her kademesinde vazifeli olanların.Selim'in emriyle toplanan "Meclis-i Me şveret"e iki . YENİÇERİLERİN GERİ ADIM ATMASI Böyle düşünen Yeniçerilerin devletten yana bir tavır sergilemeye başlamaları bile diğerlerinin Haydar Baba'nın serbest bırakılması yönündeki ısrarlarını kırmaya yetmeyecektir.ortanın ustası şimdilik anlattıklarından başka bir malumatı olmadığını. Eskiden devlet işlerini görü şmek üzere toplantılar yapılır. 14 Mayıs 1789'da III. Haydar Baba'nın kendilerine iade edilmesinde hala ısrar eden Yeniçerilerin olduğu. Ağa böyle nefes tükete dursun.10 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 V. Nitekim yukarıdaki konuşmaların gerçekleştiği günün gec esi Ağa Kapısı'nın nöbetçisi olan 45.

Bkz. 1798’de pek acılı biten serüvenini.yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı egemenliğindeki Rumlar çeşitli isyan hareketlerine teşebbüs edeceklerdir. Muhtemelen bu son söylediklerine kendi- 31 32 33 yüzün üstünde kişi katılmıştır. Hatta birç ok yabancı. Gelene ğ e göre Eflak Voyvodası'nın av için II.” Bu sözlerin ardından Yeniçeriler mevc ut durumun kendileri iç in büyük bir endişe kaynağı olduğunu ifade edeceklerdir. 284/17078. Ahmet Mumcu. (Hazırlayanın Notu). Bilindiği üzere Osmanlı İmparatorluğu'nu içerden zayıflatmak isteyen Avrupa Devletleri'nin. İstanbul 1999. Onlara göre. özellikle Rusya'nın tahriki ve Rum aydınlarının Yunanistan'ın egemenliği. s. İstanbul'da ailelerinin yanı sıra c an ve mallarının bulunması.34). Nitekim Rum fesadı ortaya çıkalı 22 ay oldu diyerek söze başlayan Yeniçerilerin ardıl ifadeleri duyulan endişenin geniş sınırlarını çizmeye yetec ek türdendir. Haz: Mehmet Arslan. (Bkz: Mantran. Bu tarz hadiselerin doğurac ağı kötü netic eleri kestirmek zor olmasa gerektir. O. sonra da İstanbul’da. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 11 Yusuf Ağa ile diğer 2 ortanın mütevellilerini karşısında bulac aktır. Rum meselesinin devlet merkezinde uyandırdığ ı akislerle ilgili oldukça ayrıntılı bilgi için bkz.32 VI. Hatt-ı Hümâyun. anlaşılan Yeniç erileri fazlac a rahatsız etmiştir. Divan-ı Hümayun. YENİÇERİLERİN YENİ GÜNDEM MADDESİ: RUMLAR Haydar Baba meselesi herhangi bir müdahaleye lüzum kalmaksızın şimdilik bu şekilde kapanıyorken.142–148. Gelenlerin Haydar Baba meselesinden hiç söz aç mamaları ise onların meselenin tamamen kapanmış olduğunu göstermeye ç alışmalarındandır. bir yurtsever dernek olan Hetaireia’yı kurarak Osmanlılara karşı eylemlere kalkışmıştır. Çünkü başkentte dinleri. “def edilmesi mümkün olmayan bu mesele her geç en gün daha da karışık bir hale sürüklenmektedir. Dostlar Derne ğ i (Philiki Hetaireia) adıyla yeniden kurulmu ştur. . s. Yeniçeri te şkilatında 71'inci ortayı Seksoncular te şkil etmiştir. Ankara 2007. Viyana Kongresi’nden az önce. İstanbul 2005.6-23. bir kargaşa esnasında bunların da devlete ihanet ederek baruthaneyi ateşe vermeleri ihtimal dâhilindedir. Kumandanlarına da Seksoncuba şı denilmiştir. devletleri ve padişahlarının bulunması onlar iç in her şeyden daha önemliymiş. müdahalesizlik Yeniçerilere göre bir iş olmadığından bu kez kendilerine yeni bir gündem maddesi yaratmışlardır: Rum meselesi ve Rumların tavırları. ba ğ ımsızlıkları yolundaki ilk girişimleri şair Konstantinos Rigas’ın eseri olmu ştur. I.Mehmed'e hediye olarak gönderdiğ i Seksonya köpekleri bu ortaya verilmiş ve mensupları bunlara bakmakla görevlendirildikleri için Seksoncu adını almışlardı. onların endişelenmelerinin kendilerince önemsiz sebeplerinden biridir. Yunanlıların. Es'ad Efendi. Yunanlılar unutmamış ve Hetaireia. Bu meclis ve mesele hakkında daha fazla bilgi için bkz. Eğer bir hadise yaşanırsa hal nereye varacaktır? Dışarıdan bir düşman saldırdığında İstanbul'daki Rum ve Ermenilerin ayağa kalkıp etmeyec ekleri ihanet kalmayac aktır. Osmanlı İmparatorlu ğ u Tarihi… . BOA. Rumların girişmiş oldukları fesatlık hareketleri ile devlete zarar verme çabaları önceki günlerde Ş ura Mec lisi'nde okunan tercüme kâğıtlarında zaten bütün ç ıplaklığı ile ortaya ç ıkmıştı. Vakanüvîs Ahmed Lûtfî Efendi Tarihi. s. baruthane etrafında av bahanesiyle tüfekleri omuzlarında gezmektedirler.33 Rumların her an isyana hazır halleri ve bu yönde gelen bilgiler. Haz: Ahmet Hezarfen. Üss-i Zafer (Yeniçerili ğ in Kaldırılmasına Dair). ilkin Odesa’da (1814). hatta Bizans İmparatorluğu'nun yeniden c anlandırılması yolundaki çabaları neticesinde 19.

Rumların İstanbul'dan uzaklaştırılması.12 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 leri de inanmamış olmalıdırlar. Yeniç eri Ağa'sına bu hususun çözüme kavuşturulması için son derec e kararlı olduklarını. kendilerine kesin bir cevap verilmesi gerektiğini. 284/17078. kılıçtan geç irilmesi veya bu yönde kendilerine bir emir verilmesi gibi seçenekler Yeniçerilerce hazırlanmıştı.Mahmud'a danışılac aktır.Mahmud da o günün savma modasına uyarak Rumlarla ilgili kararın anc ak şer'î hukukun vereceği hükme göre şekillenec eğini. bu hükmün iç eriğinin ne olacağını bilmeden kendisinin o kadar reayanın kırılmasına dair herhangi bir emir veremeyeceğini belirterek. oradan da saraya arz olunmak suretiyle nasıl hareket olunması gerektiği noktasında II. Anlaşılan Ağa. Bunun yerine Bâbıâli'den Rumlara ilişkin herhangi bir aç ıklamada bulunulmadığı iç in kendilerine ne diyeceğini bilemediği gibi kaçamak bir cevap vermeyi tercih etmiştir. Dolayısıyla evvela S ultan'a danışılmalı. Ağa'ya göre. Bu nedenle mesele evvela başyazıcısı vasıtasıyla Bâbıâli'ye iletilecek.34 34 BOA. endişelerini ortadan kaldırmak iç in Ağa vasıtasıyla devlet ricalini bir çare bulmaya davet edec eklerdir. şimdi sadece merkezî idareden bunlardan birinin tercih edilmesi istenilec ekti. Aslında. . devlet sizin talimatlarınıza göre mi yönetilecek diyebilme c esaretini kendisinde bulamayac aktır. Rum milletinden hiçbir ferdin emniyette olmadığını ifade ederek söze başlayan II. Hatt-ı Hümâyun. esasında yukarıda vurgusunu yaptıkları devlet ve padişah gibi kavramlarının artık kendileri için çok da bir ehemmiyet taşımadığını farkında olmadan açığa vuracaklardır. Yoksa bir önceki meselede Yeniçerilerin "baba"dan başka bir kelime bilmiyormuş gibi davranmaları ne ile aç ıklanac ak? Bu kez "…biz bu gâvurlardan emin değiliz" diyen Yeniçeriler. Ne gariptir ki bir önceki hadisede Yeniçerilerin "ayak patırdıla rına " bakılıp onların istedikleri yapıldığı vakit artık bu işin önünü almanın mümkün olamayacağını ifade eden Yeniçeri Ağa'sı bu kez patırtıların çokluğundan ve sertliğinden korkmuş olmalı ki aç ık bir şekilde tehdit iç eren bu ifadeler karşısında siz kim oluyorsunuz. Ağa'nın çizdiği yol haritasına uygun olarak mesele kendilerine bildirildiğinde Bâbıâli'den alınan c evap Ağa'nın o an iç inde bulunduğu baştan savmac ı tavrı aratmayac ak türdendir: İstanbul'daki Rumların kırılıp kırılmaması elbette herkesin başı gibi şerîat hükmüne bağlıdır. (Haydar Baba meselesinde olduğu gibi) dairesine gelenler arasında kendisine destek çıkacak kimse bulamadığından Yeniç erileri bir an evvel başından savma telaşına düşmüştür. ondan da bir c evap alamazlar ise Bâbıâli'ye varac aklarını. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. meseleyi Şeyhülislam Efendi'ye havale edec ektir. ardından meseleye dair en uygun kitap hükmünü. aksi takdirde evvela Ş eyhülislam Efendi'ye. Nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair hâsıl olacak şer'î hükme göre de harekete geç ilmelidir. Rumların durumu ve gelecekleri kesinlikle padişahın emir ve iradelerine bağlı hususlardandır. yani fetvayı bildirecek olan Ş eyhülislam Efendi'ye müracaat olunmalıdır. yine tehditle karışık ifade eden Yeniçeriler. Nihayet mesele S ultan'a kadar ulaşac aktır.

Bu cümleden olarak. Ancak yaşanmış olması kuvvetle muhtemel olan bazı gelişmeler vardır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 13 NETİCE Bundan sonra neler yaşandığına. yaptıramadıklarındaysa estiren bir "kurum" haline dönüşmüş oldukları ortadadır. anlatılan meselelerden hareketle Yeniçeriler ve ocakları üzerine kısa bir değerlendirme yapmak gerekirse. bugüne kadar hep tekrar edile gelmiş olan son dönem zorbalıklarının dışında farklı eylem ve davranışlardan bahsetmek pek mümkün değildir. İçeriğine bakılmaksızın verilen fetvaya riâyet ettikleri kabul edilse bile artık sorunsuz yaşayamayan Yeniç eriler kendilerine meşgul olacak yeni bir mesele bulmak veya yaratmak noktasında hiç bir güç lük ç ekmeyec eklerdir. Yeniçerilerin. tam tersi bir durumda. S on olarak. Yeniç erilerin tarih sahnesinden çekilmeleri. bilhassa Haydar Baba meselesinin söz konusu etkiyi. hatta onun önc esinde ve özellikle sonrasındaki Bektaşîlikle müc adele esnasında sürdürmüş olması da muhtemeldir. Haydar Baba meselesinde olduğu gibi fetvayı da pek ciddiye almayacaklardır. II. Mahmud'un bu "kurum"u temizlemeden modernleşme bac asının aksi istikamette tüteceğini anlamasında mevzubahis hadiselerin uyarıcı bir etkiye sahip oldukları. ne yönde bir karara varıldığına dair herhangi bir bilgi mevcut değildir. Mesela işlerine gelirse ç ıkarılac ak fetvaya riayette bir sıkıntı yaratmayacak olan Yeniçeriler. zamanında en güçlü dişlisini oluşturdukları merkezî idare çarkı için artık her akıllarına eseni yapan/yaptıran. .

Osman. -İlgürel. Ankara 1984. -Mumcu. sy. Ga zi Üniversitesi -Hacı Bek taş Veli Araştırma Dergisi. İsmail Hakkı. İstanbul 1991. Murat. İlber. -Faroqhi. Osma nlı İmparatorluğu Tarihi. -Danişmend. sy. II. -Abdurrahman Şeref Efendi . Osma nlı Devleti Teşkilâtından Kapıkulu Ocakları. Ankara 2007. I. ss. Çev: Derin Türkömer. İstanbul 2008.173-196.385-395. -Ahmet Cevdet Paşa. İstanbul 2003. Bektaşîlik Tarihi. "Tarikatlar ve Tanzimat Dönemi Osmanlı Yönetimi".Yüzyılın Başlarından Yıkılışa). Zaviye ve Hânkahlar Hakkında 1199 (1784) Tarihli Önemli Bir Vesika. 284/17078. Osma nlı Devletinin İlmiye Teşkilatı. Çev: Turan Alptekin. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815. -Birge. -Noyan. (Osmanlı Devlet Erkânı). İstanbul 20083. ss. (Üçdal Neşriyat). İstanbul 1996. İstanbul 1998. I. Ankara 1992. Haz: Mehmet Arslan. -Çetin. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe.34. V/10. I. Ankara 1999.281-287. Suraiya. -Akgündüz. İstanbul 2002. Üss-i Zafer (Yeniçeriliğin Kaldırılmasına Dair). -Daşçıoğlu. " Yeniçeriler" .583–590. Robert. Diva n-ı Hümayun. -Es'ad Efendi. Ga zi Üniversitesi Hacı Bektaş Veli Ara ştırma Dergisi. -Uzunçarşılı. İrene. MEB. -Mantran. Bedri. Çev: Server Tanilli. "Yeniçeri Ocağının Manevi Eğitimi ve Bektaşîlik". OTAM. Atilla. İstanbul 1998. -Pakalın. Osma nlı Devletinde Şeyhülislâmlık. İza hlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. Ahmet. Yay. Ankara 1995. I. II. Ana dolu'da Bektaşîlik. Osma nlı İmpara torluğu'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII. Godfrey. Kemal. İstanbul 1966. -Uzunçarşılı. .İ. İstanbul 1993. Ankara 19883. Ankara 1981. Ahmet Yaşar. Ankara 1985. -Ocak. V.6. Hatt-ı Hümâyun. -Ahmed Cevdet Paşa. Ta rih-i Cevdet. III.307–315. Ankara 2005. Bütün Yönleriyle Bektâşîlik ve Alevîlik. II. "İstanbul'daki Tekke. Haz: Ahmet Hezarfen. İsmail Hâmi. Sicill-i Osmanî. Haz: Nuri Akbayar.A. Tarih Musahabeleri. (İlgi Kültür Sanat Yayıncılık). Vakıflar Dergisi. XIII. Osmanlı İmpara torluğu Tarihi (XIX.Yüzyıllar). "Yeniçeri Ocağı ve Bektaşî Zaviyelerinin Kapatılması". -Ortaylı. İstanbul 2002. -Mehmed Süreyya. İstanbul 2005. Mehmed Zeki. John Kingsley. İsmail Hakkı. İstanbul 1971. XIII. ss. -Va k anüvîs Ahmed Lûtfî Efendi Tarihi. Mücteba. ss. III.14 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Ba şbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). -Goodwin. -Melikoff. Yeniçeriler. ss. -Eğri. Eskişehir 1997. Osmanlı Ta rih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü. XII. İstanbul 1999.

Yeniçeri usta la rının istid'â 'la rı ve Yeniçeri Ağa sı'nın ve senin virdiğiniz ceva bla r ma 'lûm-ı hümâ yûnum olmuşdur. 284/17078. Gerek bu ma ddede gerek Ha yda r Ba ba 'nın a vdeti ma ddesinde fetâ vâ -yi şerîf çık a rılsın. Sûret-i şer'îsi ma 'lûmum olma k sızın bu k a da r reâ yâ yı k ırsunla r deyu emr idemem. Ka ldı k i Devlet-i Âliyyemiz Devlet-i Muha mmediye olub. zâ t-ı hümâ yûnuma ha lk ın itâ a ti İmâ m-ül-Müslimîn olduğum içündür. Kitâ bu’l-la h ne vecîhle emr ider ise ben da hi Alla h'ın emri ve Peyga mberimizin şerâ iti mûcibince ik tizâ ’sını icrâ ' iderim" . Hatt-ı Hümâyun. Rum milletinden hiçbir ferdin emniyeti olma dığı zâ hirdir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 15 Ek-I: BOA. 29 Zilhicce 1230/2 Aralık 1815 "Benim Vezirim.

16 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

belirli bir amaç için yolculuk yapan resmî görevlilerin ulaşımlarının sağlanması ve devlet hazinesine ait değerli emtianın yer değiştirmesi hep at sırtında gerçekleşmiştir.. Söz konusu atların nerelerden ve ne şekilde temin edilecekleri meselesine ise menzilhânelerin kurulmasıyla çözüm üretilmiştir. Ha berleşme. Menzil Administrator. Dr. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 7 -3 8 Ye a r: 2 0 1 1 . The matter of obtaining the horses. Konya 2009) isimli doktora tezinden faydalanılmak suretiyle hazırlanmıştır. Tra nsportation. Ula şım. Menzilhane. The aim of this study is underlying the official transportation and communication organization in the Otoman State covering the mentioned matters and revealing the time range of transportation. Gör. söz konusu birimlerin her yıl tekrarlanan bir şekilde yerinde ve yeniden örgütlenmeleriyle mümkün olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı da. “Anadolu’da Faaliyet Gösteren Menzilhâneler (1690-1750)” (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. This institution was organized every year to abstain from difficulties and problems in the service. Osmanlı Devleti’nde resmî ulaşım ve iletişimin örgütlenmesinin kimler tarafından. Undertaking of Menzilhane ∗ ∗∗ Bu çalışma Selçuk Üniversitesi Bilimsel Ara ştırma Projeleri Koordinatörlü ğ ü tarafından desteklenen (Proje no: 07103001). Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. Menzilci. ne şekilde ve hangi zaman aralıklarında yapıldığını incelemektir. by whom did they carry out and how did they do.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Key Words: Menzil. Issue : 5 Pa ge : 1 7 -3 8 OSMANLI DEVLETİ’NDE ULAŞIM VE İLETİŞİMİN ÖRGÜTLENMESİ∗ Cemal ÇETİN∗∗ Özet Osmanlı Devleti’nde. the transportation of official functionaries and place-changing of valuable goods belonging to state treasury.edu. where and how. Bu hizmetlerde bir aksama yaşanmaması.were always carried out on horseback in the Ottoman State. bahsedilen hususlar doğrultusunda. Menzilha ne. Arş. merkez ile taşra arasında karşılıklı olarak gönderilen değerli evrâkların iletimi. Anahtar Kelimeler: Menzil.tr . was resolved with the foundation of the menzilhânes. Communication. Deruhte Etmek ORGANIZATION OF TRANSP ORTATION AND COMMUNICATION IN THE OTTOMAN STATE Abstract The valuable document sending between the administrative centre and the provinces. ccetin@selcuk.

halkın da buralardan binek temin edebileceği yönünde uygulamaların gündeme geldiği görülmektedir6 . (12 Zi’l-ka’de 1146 / 16 Nisan 1734). Halaço ğ lu. bu mesafelerin ortalama 11 saat (yaklaşık 63 km10 ) c ivarında olduğu anlaşılmaktadır11 . Reinhold Schiffer. u ğ radıkları yerlerde ihtiyaç duydukları binek hayvanlarının temini ile iâ şe ve konaklama ihtiyaçlarının karşılanması için verilen resmi belgelerin genel ismidir.51. s. C. No. bölgenin emniyeti7 ile menzilhâneleri finanse ve idare edebilecek nitelikte yerleşimlerin olup-olmaması belirlemektedir. British Travellers in 19th Century Turkey .500 duvarcı arşınına karşılık geldiğ ini belirtilmektedir. C. Ba şbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). büyük ölçüde menzilhâneler vasıtasıyla sağlanmıştır.11 . Posta atlarının ücret karşılığ ında yabancı seyyahlar tarafından da kullanılabildiğ i anla şılmaktadır. bu tür sıkıntıların önünü almak2 ve merkez-taşra irtibatını düzenlemek maksadıyla. Bazıları. s. .47. Bu hususla ilgili gönderilen hükümlerden bazı örnekler için bkz. Bu hususu özetleyen hüküm sureti için bkz. Meral Gaspıralı). hem düzenli bir iletişime imkân tanımaması hem de suiistimale açık bir uygulama olması sebebiyle.30. Yusuf Halaço ğ lu.III.) Numara 8470 . Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü . saatin fersah-ı kadîmle aynı oldu ğ u ve her ikisinin de 7. haberle şmenin sa ğlanması için ülkenin dört bir tarafına gönderilen ulaklara.) 58 . Malîyeden Müdevver Defterleri (MAD. Ça ğ atay Uluçay. Zeki Pakalın. s. s. 4.6.69. Menzilhâne. s.543. Asâfnâme . Zira hiçbir kaynakta. belirli aralıklarla kurulmu ş ula şım istasyonlarının genel adıdır. Nesimi Yazıcı. Mesela.325/2. bkz.34-35. menzil teşkilâtının ya da diğer ifadeyle menzilhânelerin sivil haberleşme için tesis olunduğuna ya da sonrasında bu amaç la kullanıldığına dair bir bilgi bulunmamaktadır5 . Halil İnalcık. Anc ak nadiren de olsa. zamanla sıkıntı kaynağı haline gelmiştir. 8492 . sadareti döneminde (1539-1541). Bir duvarcı arşunu ise 0. M. s. Lütfî Pa şa.177/2. İlgili belgelerde menzilhâneler arası mesafe saat cinsinden kaydedilmektedir. Bu sistem. İstanbul 1955. posta idaresinin kurulmasına kadar (1839-1840).488. devletin müdahalesi ve desteği ile varlıklarını devam ettirmişlerdir8 . Osmanlı Devleti’nde bir takım hizmetlerin ifası için yolculuk yapan devlet görevlilerinin beygir de ğ iştirmeleri ve gerekli durumlarda dinlenmeleri için ana yollar üzerinde. Bu mesafeleri daha ç ok coğrafî şartlar. 54. Acta Orientallia Academiae Scientiarum Hungarıcae. Osmanlı.201/1. Halaço ğ lu. (27 Zi’l-hicce 1177/ 27 Haziran 1764).758 metre olup. 1999. menzilhâneler3 tesis etmiştir4 . Vol. s. tüm olumsuzluklara rağmen. ve 19 Yüzyıllarda Saruhan’da Eşkiyalık ve Halk Hareketleri . devletin kuruluşundan Lütfi Paşa’nın sadaretine değin. Anadolu’nun Sa ğ Kolu üzerinde bulunan Karapınar Menzilhânesi’nin idaresi hususunda sürekli olarak finansal sorunlar ya şanmasına ra ğ men. Osmanlı Devleti yol sistemi açısından önemli bir konumu bulunması sebebiyle. merkez ve taşra arasında idarî irtibatın sağlanmasıdır. 361/2. Yerleşimin seyrek veya nüfus yoğunlu1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Osmanlı Devleti’nde. Colin Heywood. s. Ankara 1999. Budapest 2001. Menziller. Osmanlı Devleti’nde resmî ulaşım ve iletişim. söz konusu menzilhânenin kapatılması gündeme bile gelmemiştir. 18. İstanbul 2007. s. MAD. Amsterdam-Atlanta. s. Bkz. merkez ile taşra arasındaki irtibat ulak hükmü1 adı verilen bir sistem ile sürdürülmüştür. İstanbul 1326. menzilhâneler kurulmadan önce. ücretlerini peşin ödemeleri suretiyle.18 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Osmanlılarda. ana yollar üzerinde belirli noktalarda. s. s. İstanbul 1993. Menzilhânelerin birbirilerine olan uzaklıkları ülkenin her yerinde aynı değildir.III. Lütfi Paşa. Frederick Burnaby. s. Konya Şer’iye Sicilleri (KŞS. BOA. Ülke genelinde bir değerlendirme yapıldığında. Menzil teşkilâtı vasıtasıyla yapılan haberleşme denilince anlaşılması gereken. Ankara 2002. Osmanlılarda Ula şım ve Haberle şme (Menziller). Ankara 2002 (Menziller). Yine menzil beygirlerinin fiziksel performans ve dayanıklılıkları da menzilhâneler aralarındaki mesafelerin belirlenmesi hususunda en önemli bir etkendir9 . “ Two Firmans of Mustafâ II On The Reorganization of the Ottoman Courier System (1108/1696)” .620. “ Osmanlı Haberle şme Kurumu” . (Çev. At Sırtında Anadolu. konumları icabı vazgeç ilmez olmaları sebebiyle. Menziller.

Mehmet Ali Kılıçbay). Bu yönüyle oldukç a işlek ve işlevsel olan menzilhânelerin. Bu ç alışma ile menzilhânelerin hizmet verebilecek şekilde organize edilmeleri iç in hangi zümrelerin görevlendirildikleri ve sorumluluklarının neler olduğu hakkında genel bilgiler verilecektir.22.) 2555 . MAD. 11 12 13 14 15 . Menzilhânelere ait işlemler Defterdarlığa bağlı Mevkûfât Kalemi tarafından takip edilir ve bunlarla ilgili yazışmalar da aynı isimle anılan defterlere (Mevkûfât defterleri) kaydedilirdi. maktû’ât değerleri ve sair hususlarda bir sorun gündeme geldiğinde ilk olarak Mevkûfât defterleri inc elenmekte ve bu doğrultuda da karar ç ıkmaktaydı13 . s. Menzilhânelere dair her türlü düzenleme ve bunun getirdiği süreç “…menzilhânesine / menzilhânelerine nizam verilmek…” şeklinde ifadelendirilmektedir.500x0. tüm yıl boyunca ve yedi gün yirmi dört saat olmak üzere. 4004. belirtilen yoğunluk ve işlevselliğe uygun olarak inşa edilen veya standart bir mimarî özelliği bulunan yapılar olmadıkları anlaşılmaktadır15 . Osmanlı Devleti’nde menzilhânelerin hizmet verebilmeleri.5 mile tekabül etmektedir. sürekli olarak açık bulunmaktaydılar14 . 8492 . BOA. Marc Bloch. (Çev. S. Bu süreç maktû‘ât değerlerinin takdir edilmesi. Schiffer.45. MAD. Yabancı seyyahların beyanlarından Osmanlı Devleti’nde ulakların. A.73. British Travellers. Feodal Toplum. (4 Safer 1146 / 17 Temmuz 1733). dönem başlarında mutad olarak tekrarlanan bir sürece tabidir. 10492 . Örnek olarak bkz. “ Menzilhânelerin Mü ştemilatlarına ve Tefrişlerine Dair Bir Takım Gözlemler” . Bu hususa vurgu yapan hüküm sureti için bkz. BOA. Türk Dünyası Ara ştırmaları. Eşref Bengi Özbilen). s. Ayrıca XIX. Yüzyılda Anadolu’da bulunan İngiliz seyyahlarının gözlemlerine göre 1 saat 3.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 19 ğunun düşük olduğu bölgelerde bahsedilen uzaklıklar 45 saate (yaklaşık 256 km) ç ıkabildiği gibi. Halil İnalcık. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi . British Travellers. s. ayrıntılı bir biç imde izah edilmeye ç alışılac aktır. Hüsrev Paşa Kısmı. yüzyılın sonlarına kadar deniz yolculu ğ u için günlük 100-150 km katedilmesi normal kabul edilirken.324.NF. 813/4’deki veriler kullanılmak suretiyle hesaplanmıştır. Akabinde ise menzilhânelerin hizmet verebilecek düzeyde örgütlenmeleri iç in nasıl bir sürecin takip edildiği. Türkçe Yazmalar. menzilhânede beslenecek beygir sayılarının belirlenmesi ve yürürlükte bulunan genel nizamlar ile bölgenin özel şartlarına göre bazı hususların ortaya konulması gibi bir dizi ic raatla bağlantılıdır. Cemal Çetin. Ankara 2005. BOA. sırasıyla ve ayrı başlıklar altında olmak üzere. Kamil Kepeci (KK. menzilcilerin atanması. BOA. BOA. Redif Askerî Tâlimatnâmesi. 8492 . söz konusu sürec in yılın hangi zaman dilimlerini kapsadığı ve ne kadar devam ettiği gibi hususlar da değerlendirilec ektir. “ Osmanlı Metrolojisine Giriş” . s.104-105.97/1.96/2.44. BOA. Söz konusu rakam BOA. MAD. s. hatta bunlar arasında günlük 100-150 mil hıza ula şanların bile bulundukları anla şılmaktadır. 3179. s. 10322 . Bu doğrultuda. kara yolculu ğ u için ise 30-40 km’lik bir mesafe üst limit olarak görülmekteydi. s. MAD. İstanbul 1991. Tüm dünyada XVIII. Menzilhâneler. her menzilhânede beygir de ğ iştirmek suretiyle günlük ortalama 60 mil yol kat ettikleri. menzilhânelerin yerel örgütlenmesinde a’yân ve ahâli ile kâdıların ( 7.439-440. Schiffer. s. MAD. s.46. Konya 2009.758= 5685) hesabıyla bir saat’in 5. Yerel Örgütlenmede Etkin Olan Birimler Devlet merkezinden menzilhânelerin idaresi ile ilgili olarak taşraya gönderilen fermânlardan.181/1.43-59. 10322 . BOA. 10494 . (Çev. s. BOA. MAD.685 metreye tekabül ettiğ i söylenebilir. C. s. 1230 . MAD. müsait olan bölgelerde 3 saate (yaklaşık 17 km) kadar düşebilmektedir12 . Menzilhânelerin idaresi. BOA. nr. MAD. gelirleri.

s. Ankara 1991. “ Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim Kurumlarının Niteliğ i Üzerinde Bazı Dü şünceler” . BOA. sancakbeyleri. Musa Çadırcı. 56 . İstanbul 1982. s.1269.35. 3999 . A‘yân ve Ahâli Osmanlı şehir toplumunda. devlet ile re’âyâ arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi hususunda oldukça işlevsel bir pozisyona sahip. s. Osmanlı Ara ştırmaları. yüzyıldan sonra. s.1176 / M. s. Kongreye Sunulan Bildiriler. MAD. MAD.20 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 birinc i derecede sorumlu oldukları anlaşılmaktadır. Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda Ayanlık. Hangi kazâ. XVII. kaç avârız ve bedel-i nuzül hânesinin menzilhâneye bağlandığı ve sorumluluklarının neler olacağı devletin yetkili organları tarafından belirlenmekte. Mücteba İlgürel. Tüm hususlar çerçevesinde. XXXVIII/152. Yücel Özkaya. resmî belgelerde ahâli olarak zikredilen. 1.VI. menzilhânelerin yerel olarak örgütlenmesinde etkin olan birimler ve bunların söz konusu sürece etkileri aşağıda inc elenec ektir. menzilhânelere nizam verilmesi sürecine fiili olarak katıldıkları görülmektedir. Türk Tarih Kongresi Ankara 11-15 Ekim 1976. hem ahâlinin temsilcisi hem de devletin icra organı olan ve belgelerde genellikle eşrâf veya a‘yân diye tabir olunan.106.3.181/1. Osmanlı. C. Özellikle XVIII. Ankara 1999.(29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). Konya 2001. Her bir menzilhânenin nizamı. özellikle reayanın örgütlenmesi hususunda devlet görevlilerine yardımc ı olmaktadırlar. C. İstanbul 2009. a‘yân ve ahâlinin sorumluluklarını belirten ç ok sayıda fermâna tesadüf olunmaktadır.III. . C. bu zümrenin taşra yönetimine katılımı giderek artmaya başlamıştır18 . s. 8470 . Devlet-i ‘Aliyye Osmanlı İmparatorlu ğ u Üzerine Ara ştırmalar-I.64. Yaşadıkları bölgelerin ileri gelenlerinden olan a‘yânlar. s. KŞS. bir halk zümresi bulunmaktadır.172. Halil İnalcık.333-334.684-685. Yine zaman zaman özellikle bu iş iç in görevlendirilen mübaşirlerin de. Menzilhânelerin idaresi bağlamında. Belleten . devlet merkezi tarafından a‘yânlar. Ankara 1981. çoğunlukla beylerbeyi. idaresi ve finansmanıyla doğrudan bağlantılı. Sosyal ve Ekonomik Açıdan Konya.1269. gönderilen fermânlar vasıtasıyla da bu hususlar muhataplarına bildirilmektedir20 . “ Balıkesir’de Âyânlık Mücâdelesi” .91. VIII.II. s. yüzyıldan itibaren. s. ulemâ. (H.153. “ Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda Desantralizasyona Dair Genel Gözlemler” . bir grup bulunmaktadır16 . Özer Ergenç. s. esnafın yaşlı ve tec rübelilerinden. Osmanlı Devleti’nde a‘yânlığ ın ortaya çıkışı ve a‘yânların güç kazanmasını sa ğ layan siyasî ve sosyal şartlar için bkz. yerine göre gözlemc i yerine göre ise müdahil olmak suretiyle. İÜEFTED . Ankara 1974. (16 Şevvâl 1146 / 22 Mart 1734). a‘yân ve zâbitânlar muha16 17 18 19 20 Özer Ergenç. Tanzimat Döneminde Anadolu Kentleri’nin Sosyal ve Ekonomik Yapıları. “ Osmanlı Devleti Tarihinde Âyânlık Dönemi” . Ergenç. Muhittin Tu ş. “ Osmanlı Klâsik Dönemindeki “ Eşraf ve A’yan” Üzerine Bazı Bilgiler” . 1762-63). s. kazâ kâdıları. Söz konusu zümre genellikle menzilhânenin bulunduğu kazâdan ya da yakın ç evresindeki diğer yerleşimlerin avârız ve nuzül hânelerini meydana getirmektedir.86/1. mahalle veya köyden. Menzil nizamı için gönderilen emirler. Ya şar Yücel. Genel anlamda “şehir ileri gelenleri” olarak nitelendirilebilecek bu grup zengin tüccarlardan. Özcan Mert. S. s.174. İstanbul 1972. s. “ Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim” . resmî işlerin takibi hususunda halkın temsilc ileri kabul edilmiş ve bu bağlamda da kendilerine birç ok vazife yüklenilmiştir19 . Ankara 1994. imâm ve hatîb gibi tanınmış din adamları ile ünlü tarîkat şeyhlerinden oluşmuş gözükmektedir17 . BOA.

“ Osmanlı Kadısı-Tarihi Temeli ve Yargı Görevi” . Bu doğrultuda önc elikli görevlerinin işten anlayan. 1189 / 1775 yılında Anadolu’nun Sa ğ Kol güzergâhı üzerinde var olan menzilhânelerin idaresi için gönderilen nizâmnâmede “…memâlik-i mahrûsemde vâki’menâzilin ale’d-devam-ı hüsn-i nizâm üzere amel ve idâreleri kazâlarında a’yân ve ahâlîlerinin uhde-i ihtimâmlarından olmakdan nâ şî her kazânın a’yân ve ahâlîsi menzilhâneye senevî bagirleri ve kula ğ uzları içün iktizâ iden zehâir ve levâzım-ı sâire ve çîzmesi vakt-ü zamanında mevcud ettirilmek ve be-her sene ibtidâî rûz-ı hızırda cümlenin ma’rifet ve ittifâkıyla huzur-ı şer’de…”. MAD. KŞS. Ebül’ulâ Mardin. Yine H. s. bazı menzilhânelere nizam verilmesi hususunda birden fazla kazâ ahâlisinin sorumlu tutulduğu görülmektedir25 . S öz konusu zümrenin menzil hizmetleriyle ilgili başlıc a sorumlulukları. İstanbul.1194 / M.. 59 . Eskişehir 1997. bununla birlikte H. 2. 8492 . Bu şekilde nizam verilen bölgelerdeki menzilci tayinlerinin de. Bkz.2.1780 yılına ait bir takrirde “ …Anadolu ve Rum ve iki câniblerinde vâki’ menâzil tâbi’ olduğ u kazâların a’yân ve ahâlîleri hüsn-i nizâmı üzere idâre etmek şurûtundan…” şeklinde yer alan ifadeler. KŞS. 53/1.42-46.108/1 (23 Safer 1181 / 21 Temmuz 1767).1199 / M.23/1. (17 Cemâziye’l-evvel 1194 / 21 Mayıs 1780). s. güvenilir menzilc iler atamak ve menzilhânenin ihtiyaç larının karşılanmasına nezaret veya yardım etmeleri gerektiği anlaşılmaktadır23 . Genellikle her kazâ ahâlisi kendi menzilhânesine nizam vermekle mükellef iken.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 21 tap kabul edilmekle birlikte21 .1181 / M. 1976. Karayaka ve İran ahâlilerinin birlikte ve tümüyle nezre ba ğ landıkları görülmektedir. Eskişehir 1997. kâdılar başta olmak üzere. Cevdet Nafia (C. s. s.166. Tarih Lûgatı. 94/1. s.172. ilgili kanunlar doğrultusunda ve eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi şeklinde özetlenebilir22 .181/1. İlber Ortaylı. 56 . s. menzilhânelerin idaresinin a‘yân ve ahâlinin sorumlulu ğ unda oldu ğ unu göstermektedir. KŞS.133/1. Osmanlı adliye teşkilâtının aslî unsuru olan kâdılar. s.490. 64 . IX/1. Kâdılar Kâdı. s. Özkaya. Osmanlı Kadısı ile ilgili olarak Bkz. 1986. s.1767 yılında ana yollar üzerinde bulunan tüm kazâlara gönderilen fermânda “… memâlik-i mahrûsemde vâki’ menâzilin ale’l-hüsn-i nizâm üzere amel ve idâreleri a’yân ve ahâlînin uhde-i ihtimamları olmakdan na şi her kazânın a’yân ve ahâlîsi menzilhâneye senevî bârgîrler ve kula ğ ozlar içün iktizâ iden zehâir ve levâzım-ı sâiresini vakt ve zamanında mevcûd itdirmek ve be-her sene ibtidâsında Rûz-ı Hızırda cümlenin ma’rifet ve ittifâkıyla huzur-ı şer’da mutemed-i ‘ali kefilleri ahz olunarak muhtârdan olan kâr-güzâr ve kuvve-i iktidâr kimesneleri menzilci nasb ve ta’yîn ve masârif ve imdâdîler temâmen edâ ve teslim (etmek)…” menzilhânelerin düzenli işlemesi için. C. S. BOA.1176 / M.VII.95-107. BOA. s. hem belediye başkanı.146-151.106/1. XXX. s. (H. Ulukışla ve Belen menzilhânelerinin nizamının bozulması üzerine gönderilen bir fermânda “ …gerek zikrolunan gerekse târik-i caddede vâki’ muhattal-ı nizâm olan menâzil-i sâirelerinin kadar-ı kifâye bârgîr ve sürücü ve zehâir ve levâzım-ı sâireleri ma’rifet’i şer’ ve mübâ şir-i mûmâ-ileyh ve cümle a’yân ve ahâli ittifâkıyla tedârik ve tekmîl. Midhat Serto ğ lu. İA . Amme İdare Dergisi . Bolvadin. nizam vermekle mükellef olan tüm kazâ ahâlisinin katılım ve ittifaklarıyla gerç ekleştirildiği anlaşılmaktadır26 . 10492 .” yer alan ifadeler a‘yân ve ahâlinin sorumluluklarını açıklamaktadır. (4 Şa’bân 1199/ 12 Haziran 1785). Beylerbeyi ve sancakbeylerinin seferler do21 22 23 24 25 26 27 28 MAD. (22 Cemâziye’l-âhir 1189/ 20 Ağ ustos 1775). C. “ Mahkeme. kazâlarında bulunan menzilhânelerin hizmete açılmasına yönelik olarak gerç ekleştirilmesi gereken tüm aktivitelerin yerinde. İA . bulundukları yerin hem hâkimi. “ Menzilhâneler” . Ta şâbad. hem de halkın her konuda mürac aat edebileceği bir makamdır28 . Bkz. Yine menzilcilerin yeterli sayıda beygir tedarik edebilmeleri ve menzilhânenin ihtiyaçları için gerekli olan paranın temin edilmesi de kazâ halkına ait bir mükellefiyettir24 . C. KŞS.. 3999 . MAD. Osmanlı Devleti’nde kazâî ve adlî yetkiye sahip olan görevliler iç in kullanılan bir kavramdır27 . VI. 62 . “ Menzilhâne Sorunu” .NF. Altunan. Halil İnalcık. s.1762-63). Bkz. ayân ve ahâlinin uhdesine havale edilmiştir. “ Kadı” . menzilhânelerin düzenli ve sürekli hizmet vermeleri hususu.1-4 (Ay- . “ Osmanlı Kadısının Ta şra Yönetimindeki Rolü Üzerine. BOA. (16 Şevvâl 1146 / 22 Mart 1734).1785 yılında Hüsrevpa şa. AÜSBFD .914. Anadolu Sol Kol üzerinde bulunan Sonisa Menzilhânesi’ne müba şir tarafından nizam verilmesi esnasında Sonisa. s.) 2239 . zamanında. H.” . a‘yân ve ahâlinin işbirliğ i içinde yukarıdaki hususlara dikkat etmeleri emredilmiştir. Mesela. s.348. İlber Ortaylı.

” .10/2. s. Yüzyılda Ankara ve Konya .37. s. Ankara 1984.83-125. s.131-132. (1 Şa‘bân 1085 / 31 Ekim 1674). (20 Safer 1129 / 3 Şubat 1716). Yine müşterek olarak bir menzilhâneyi idare edenlerin şirket akitlerinin düzenlenmesi ve bu akitlerin bozulmasına bağlı olarak meydana gelen anlaşmazlıkların dava edilmesi ya da anlaştıkları konuların hüc c ete bağlanması başta olmak üzere.50/1. Ankara ve Konya . “ Desantralizasyon” . “ Görevliler” . Türkiye’nin İktisadî ve İctimaî Tarihi 1453-1559 .83.712. Özer Ergenç. İstanbul 1996.150. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi . KŞS. C. yerel manada. Osmanlı.123. menzilcilerin atanmalarına nezaret etmek ve menzilcilerle ahâli arasında yapılan sözleşmeleri kayıt altına almak şeklinde özetlemek mümkündür32 . kâdılara peşinen devredildiği anlaşılmaktadır35 . kâdıların marifetleriyle çözüme kavuşturulmaktadır34 . Ergenç. (16 Zi’l-ka’de 1139 / 5 Temmuz 1727). 29 30 31 32 33 34 35 36 rı Baskı). s. birç ok bakımdan da sanc akbeyinden daha geniş bir otoriteye sahiptir30 . hac ve diğer menziller) ile ilgili bir takım görev. Amy Singer. Nitekim bu yetkinin. Ürekli.14. KŞS. Örnek olarak Bkz. s. s.Do ğ an Yörük. KŞS. MAD. KŞS. Ankara Enstitüsü Vakfı. Hukukî olarak da bu hususların devlet merkezinin görüş ve oluruna sunulmasına gerek bulunmamaktadır. Kazâların en büyük adlî yetkilisi olan kâdı. Bayram Ürekli. Osmanlı Kent Tarihçili ğ ine Katkı: XVI. s. s. 58 . Ankara 1999. s. s. bunların azilleri için oldukça etkili bir gerekç e oluşturmaktadır.667. 12 . Yüzyılda Aksaray Sanca ğ ı’ndaki Ta şra Görevlileri” . s.26/4. İsmail Hakkı Uzunçarşılı. Kadılar. Menzilciler ile ahâli arasında. Konya 2002. s. Haliyle bahsedilen durumlarla ilgili bir anlaşmazlık olduğunda da. (1 Cemâziye’l-evvel 1071/ 2 Ocak 1661). Yine menzilhânelerin sevk ve idaresi ile ilgili olarak bölgesel sorun ve anlaşmazlıklar meydana gelmiş ise bunun ç özüme kavuşturulması hususunda. Kullar ve Kudüslü Köylüler. (21-29 Şevvâl 1071 / 19-27 Haziran 1161). çıkan anlaşmazlıklar. BOA. Yine kazâ ahâlisi tarafından menzilc ilere taahhüt edilen ödemelerin tutarı ile bunların ne zaman ve ne şekilde yapılac ağı gibi hususlar da kâdılar tarafından kayıt altına alınmaktadır. Kâdıların menzilc iler hakkındaki raporları. (1 Cemâziye’l-evvel 1074 / 1 Aralık 1663). II. Lütfi Güçer. kazâ mahkemelerine salahiyet verilmiştir. MAD. 47 . s. “ Mahkeme. sorumluluk ve yetkilerinin olduğu bilinmektedir31 . s. haberleşme. s. Yücel. s. s.22 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 layısıyla idarî bölgelerinde bulunamamaları kâdıyı idarî anlamda önemli bir noktaya taşımıştır29 . KŞS.VI. s. 8470 . Türkiyat Ara ştırmaları Dergisi . (23 Rebî’ü’l-ahîr 1177 / 26 Mart 1764).39/2.117-1128. XVI-XVII. kâdıların menzilhânelerle ilgili birç ok hususa müdahil oldukları görülmektedir36 . İnalcık. S. C.712. Uluslar Arası Kurulu şunun 700. menzilhâneleri denetimleri altında tuttukları söylenebilir33 . “ Osmanlı Ta şra Te şkilatında Görevliler” . Mustafa Akda ğ. s. Osmanlı Devleti’nin İlmiye Te şkilâtı.30/1. İlhan Yerlikaya.8.295/1. 9886 .96-102. daha önc eden gönderilen fermânlar vasıtasıyla. 11 .4/1.304/1. Alâaddin Aköz. Asırlarda Osmanlı İmparatorlu ğ unda Hububat Meselesi ve Hubabattan Alınan Vergiler. s. 10 . büyük ölç üde.77. Bu aç ıdan bakıldığında kâdıların. Yukarıda bahsedilen yetki ve sorumlulukları ç erç evesinde kâdıların kendi idarî bölgelerinde bulunan menziller (askerî. Konya 2003. İstanbul 1964. İstanbul 1979. BOA. KŞS. “ XVI. (13 Cemâziye’l-evvel 1112 / 26 Ekim 1700). “ Tanzimattan Önce Osmanlı Devletinde Belediye Hizmetleri” . . yerel manada ç özüm üretilmesi gerekmektedir. Bunlardan menzilhânelerle alakalı kısmını. 20 . kâdının marifetiyle ve menzilhânenin bulunduğu yerde olmak şartıyla. eğer tersine bir hüküm yok ise. Ankara 1995s.

XVIII. Konya ve Karapınar menzilhânelerine nizam verilmesi esnasında hazır bulundu ğ u. kendilerine verilen fermânlardaki hususlar ç erçevesinde. Yıl 12. BOA. KŞS. BOA. . (Ed. Ilgın. öncelikli olarak kâdılıklara mürac aat etmektedirler37 . merkezden gelen emirleri sancağa bağlı diğer kâdılıklara göndererek39 resmî haberleşmenin tesis ve temininde de önemli roller üstlenmişlerdir.MKF.592.):28344 . söz konusu defterler kâdının kontrollerinden geç mektedir. s. yüzyıldan itibaren bu teftişler merkezden gönderilen müba şirler tarafından yapılmaya ba şlanmıştır. Bunlara ilaveten XVII. Bazı mübaşirlerin gönderilme gayeleri. 27918 . Bunlarla birlikte sancak merkezlerindeki kâdılar. D. “devletçe gördürülmesi gereken bir işin yapılmasına memur edilenler hakkında kullanılır genel bir tabir…”41 şeklindedir. İsaklı. Ulaklar menzilhâne bulunan bir kazâya geldiklerinde. s. ifadesinden anla şıldığ ı üzere İn’amat defterleri kadılar tarafından düzenlenmekte ve yine onların aracılığ ıyla da merkeze gönderilmekteydi. Seyyidgazi. Askeri Tarih Bülteni .146. 27920 .MKF. Anc ak her iki durumda da.. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. s. Hüsrevpa şa. Yüzyıl Sonu ve 18. 10492 . M. s. Şubat 1987. s. s. BOA. Sol Kol Osmanlı Egemenli ğ inde Via Egnatia 1380-1699 . Halaço ğ lu. D. Ferit Devellio ğ lu. bunun haricinde örnek olarak Bkz. 1162 senesinde Konya Kazası’nda düzenlenen tevzî defterinde “ …menzil nizâmına gelen a ğ aya verilen günlük zehâir 15 kuru ş ve 3 rub. MAD.16. Hikmet Tongur.” olarak kaydedilmiştir. (20 Cemaziye’l-evvel 1134 / 28 Şubat 1722). in‘âm menzil ahkâmla rı doğrultusunda. (18 Receb 1138 / 22 Mart 1726). 28705 . yüzyıl sonlarına kadar menzilhânelerin teftişlerinin de kâdılar tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır40 . Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğü . Yine menzilcilerin hesabının görülmesi hususundaki yazışmalar da kâdı tarafından kaleme alınmaktadır38 . Bâb-ı Defteri Mevkûfât Kalemi (D. s. Burhânettin Hüno ğ lu. S. Bunların resmî yolc ulukları esnasındaki giderlerine karşılık olarak devlet tarafından herhangi bir ödeme yapılmayıp. Özden Arıkan.MKF. Eskişehir. her türlü masrafları gittikleri yerlerin tevzî defterlerine geç irilmek suretiyle kazâ halkına taksim olunmaktadır42 . gözlemlediğ i ve nizam verilmesi esnasında gündeme gelen önemli hususları merkeze bildirdiğ i anla şılmaktadır. menzilhânelerden verilen beygirlerin kayıtlarının tutulduğu in‘âmât defterleri de ya bizzat kendileri tarafından düzenlenmekte veya menzilciler tarafından kaleme alınmaktadır. Ela Gültekin. Menziller.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 23 S istemdeki işlevleri düşünüldüğünde kâdıların. 57 . Ankara 2001. 3. devlet merkezinden belirlenmektedir. s.12. “ Osmanlı Devleti’nde Sivil İşler” .22.Zeki Pakalın. menzilhânelerin birinc i derecede idarî âmirleri oldukları söylenebilir. s. s. “ Osmanlı Döneminde Via Egnatia: 17. Anadolu Sa ğ Kol üzerinde bulunan menzilhânelere nizam verme ğ e memur olan İsmail Ağ a menzilci tayinleri esnasında hazır bulundu ğ u menzilhânelere ait hüccetleri özetlediğ i bir rapor göndermiştir.112. Yücel. Mübaşirler Arapç a bir sözlük olan mübaşirin kelime anlamı. BOA.700. Elizabeth A Zachariadou). Uygulamadaki manası ise. “ Desantralizasyon” . Bu raporlara göre söz konusu müba şirin İznik. Yüzyıl Ba şında Sol Kol’daki Menzilhâneler” . Ankara 1946..11. ellerinde bulunan hükümlerin kontrolü ve in‘âmât defterlerine kaydı için. İstanbul 1999. Türkiye’de Genel Kolluk Te şkil ve Görevlerinin Geli şimi . Bunun yanında. s. Bunun yanında bazılarının menzilhânelere yeniden nizam vermeleri için gönderildikleri 37 38 39 40 41 42 43 Colin Heywood. BOA.485-486. Mübaşirlerin menzilhâneler ile ilgili icraatları. Akşehir. s.665. s.III. kazâ ölçeğinde. C. Tülin Altınova). Lefke. D. “… Binyüzotuzüç senesi rûz-ı kasımından otuzdört senesi rûz-ı hızırına gelince in‘âm fermânıyla verdikleri bârgîrin kadı defteridir fermân sa’âdetlü sultânım hazretlerinindir”. (Çev.MKF.6/1.16.155. Sö ğ üt. Bolvadin. “bir işe ba şla ya n” demektir.1. yalnızca menzilci tayinlerine gözlemci olmaktır43 .

kesintisiz bir şekilde devam etmesi gerekmektedir. Niksar. gerekli önlemleri almaları hususunda yetkilendirildikleri de görülmektedir. Yüksek Lisans Tezi). ve XVIII. Sonisa. Şiran. MAD. 9920 . Sivas. güneşin yıllık hareketlerinden ziyade. Hacımurad. s. (29 Cemâziye’l-evvel 1145 / 17 Kasım 1732). süreleri bir yılı aşmamak kaydıyla.489490. mübaşirlere çok fazla inisiyatif hakkı tanınmamakta. mübaşirlerin de nizâmlarının şekillenmesi ve uygulanması hususunda menzil işlerine bir şekilde katıldıkları görülmektedir. söz konusu sıkıntıyı yerinde gidermek için görevlendirildikleri ve gereken her neyse. 8492 . s. Karahisar-ı Şarkî. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. görevlendirildikleri menzilhânelere yeniden nizam vermekte hem de bu süreçte edindikleri intibaları merkeze rapor etmektedirler45 . ahâli ve kâdıların yanı sıra. Kangal.9/2. Tosya. Tokad. Bu tür durumlarda mübaşirler hem yetkilerini kullanarak. (13 Safer 1141 / 18 Eylül 1728). tesadüfî iki tarih arasını kapsamaktadır. Dergâh-ı Mu’allâ gedüklülerinden Halil Ağ a’nın Anadolu‘nun Sol Kolu üzerinde bulunan Lâdik. Nitekim 1698 yılı 44 45 46 47 BOA. s. Söz konusu tarihten itibaren menzilhânelere nizam verilme aralıklarının ve bu nizamların geçerlilik sürelerinin. 10492 . Menzilhânelerin mutad olarak örgütlenmeleri sürecinde. s. Bolu. Divriğ i. hic rî takvime göre hesaplanmaktadır47 . XVII. Kenid ve Zarû şâd menzilhânelerine (BOA. MAD.120. a‘yân. bunları merkeze bildirmek ve eğer mümkünse kâdının ve ahâlinin de desteğini almak suretiyle. Anc ak zaman zaman. Hendek. bunun tasarısını ve icraatını yapabilecek şekilde yetkilendirildikleri de anlaşılmaktadır46 . Menzilhânelerin Hizmet Süreleri İşlevlerinden de anlaşılacağı üzere. Turhal. Tilemse. ana yol üzerinde bulunan tüm menzilhânelerin aynı mübaşir/mübaşirler tarafından denetlenerek. Bu uygulamalar esnasında. İzoli menzilhânelerine nizam verdiğ i gözlemlenmektedir. Karacaviran. menzilhâne hizmetlerinin zamandan bağımsız. MAD. . Bayındır. 10492 . Yüzyıllarda Konya Menzilleri . Amasya. Osmancık. kanunlar ç erç evesinde nizam vermek üzere mübaşir/mübaşirlerin görevlendirilmesi şeklindedir. Dergâh-ı Âli gedüklülerinden Hasan Ağ a’nın ise Anadolu’nun Orta Kolu üzerinde bulunan İznikmid. Kars. BOA.17/2-18/1. sistematik olmayan. Bununla ilgili örnekler hakkında bkz. Hacıhamza. bu sürekliliği yalnızca bir yıllığına programlanabilmektedir. Ayrıca bahsedilen bu bir yıllık dönem. her bir ana yola birer mübaşir tayin olunmak suretiyle. s. BOA. yalnızc a. Düzce. Cemal Çetin. Hasanpatrik. Konya 2004. merkez tarafından üretilen çözümün operasyonu için yetki verilmektedir. Bunlardan en yaygın olanı artık işletilemeyen bir veya birkaç menzilhâneye. Karacalar. yani geceli-gündüzlü. Hasançelebi. Sapanca. MAD. 1691 yılına kadar menzilhânelerin hizmet verdikleri dönemler. Yine bununla bağlantılı olarak bütçelerinin geçerlilikleri ve menzilc inin/menzilc ilerin görevde kalma süreleri de yalnızc a bir yıldır.24 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ve gerekli durumlarda da güç kullanabilecek şekilde yetkilendirildikleri görülmektedir44 . güneş takvimine göre.15 Mayıs 1727). Gerede. Merzifon. B. Karahamza. bir yıl olması ve bu bir yıllık sürenin de standart iki tarih arasını kapsaması hususunda genel bir temayülün oluştuğu anlaşılmaktadır. Malatya. Anc ak menzilhâne nizamlarının. Bunun yanında mübaşirlerin mevc ut aksaklıkları tespit etmek. 8 Receb 1139-24 Ramazân 1139/ 1 Mart 1727.497-499.

28079. Söz konusu bilginin bulundu ğ u sayfada ve sonrasında diğ er menzilhânelere ait menzilci tayinleriyle ilgili de bilgiler bulunmaktadır. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ğ ü .141. MAD. Ayrıc a rast gele iki tarih arasını kapsayan bir dönem aralığının belirlendiği de vakidir. MAD. 1698 yılından itibaren sıklıkla tesadüf olunan menzil defterlerindeki verilere göre. dönemin başında belirlenen ve onaylanan aslî nizamlar. MAD. s. Hıdrellez günümüzde kullanılan Gregoryan takvimine göre 6 Mayıs’a tekabül etmektedir. Mesela. MAD. S öz konusu husus menzilhânelerin yıllık nizamlarının 364 gün geçerli olac ağı anlamına da gelmektedir. Bkz. Halk arasında yaz mevsiminin ba şlangıcı olarak kabul gören Rûz-ı Hızır 6 Mayıs’ta ba şlayıp. Kasım günü yerine kullanılır bir tabir olup.59-60. MAD. 10322 . menzilhânelerin neredeyse tamamında dönem başlarının Rûz-ı Hızır olduğu anlaşılmaktadır53 . Kabkulu.III. s. Daha önc esinden oluşturulan mevcut bütçenin menzilhânenin finansmanına yeterli gelmemesi du48 49 50 51 52 53 54 55 56 BOA. Bunun sebebi dönemin başı olarak kabul edilen Rûz-ı Hızır. Herhangi bir sebeple menzilhânenin bütçesine bir miktar ilave yapılmış ya da menzilci değişikliğine gidilmiş olsa bile. 4004 . Rûz-ı Kasım’dan bir sonrakine olmak üzere. birer yıllığ ına belirlenmiştir. BOA. BOA. MAD. MAD. BOA. Karahisar-ı Ş arkî Menzilhânesi’ne nizam vermek hususunda mübaşir tayin olunan Dergâh-ı Âli gedüklülerinden Mehmed Ağa huzurunda yapılan tayin esnasında menzilc inin görev yapacağı dönem 10 Receb 1138 / 14 Mart 1726 tarihi itibarıyla “…a ltı a y ta ma mına …” şeklinde tanımlanmıştır56 . s. BOA. s. Bunun yanında Rûz-ı Kasım54 ve Evvel-i Mart’ın55 dönem başı kabul edildiği menzilhâneler de bulunmaktadır. 8492 . BOA.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 25 itibarıyla da bu temayülün kanunlaştırıldığı görülmektedir48 . C. BOA. Mesela Anadolu’nun Sol Kolu’ndan ayrılan tali yol üzerinde bulunan Karye-i Cânbâz. 8 Kasım’da sona ermektedir. Eskiden kullanılan ve Rûmi olarak tabir edilen Jülyen Takvimi’nde ise bu tarih 23 Nisan’a denk gelmektedir. Bu kanuna göre menzilhânelere 6 Mayıs gününe tekabül eden Rûz-ı Hızır’da olmak üzere. 9 Kasım’a tekabül etmektedir. s. Pakalın. BOA.MKF. Ankara 1990. Kânze. s. (16 Zi’l-ka’de 1146 / 20 Nisan 1734).III.59. D. 10492 . Pakalın. 3217 . s.101. 10492 . 9943 . MAD. Terimler Sözlü ğ ü . 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar devam eden Kasım günleri 179 gündür. Yani menzilhâneye nizam verilen o bir günlük zaman dilimi bütç e hesaplamalarına konu olmamaktadır. BOA. MAD. Ahmet Ya şar Ocak. İslâm-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültürü . (7 Safer 1155 / 13 Nisan 1742). MAD. zaman zaman bazı menzilhâneler için dönemin başı 9 Kasım’a tekabül eden Rûz-ı Kasım50 veya Mart ayının ilk günlerini işaret eden Evvel-i Mart da olabilmekteydi. menzilcilerin göreve başlama tarihleri ise bir gün sonrası kabul edilmektedir. BOA. İzân. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). Bu suretle Hızır günleri toplam 186 gündür. Rûz-ı Kasım ve Evvel-i Mart günlerinde menzilc i tayini yapılmak suretiyle menzilhâneye nizam verilmekte52 . . 4111 . MAD. Anadolu Sa ğ Kol’dan ayrılan tali yol üzerinde bulunan Aksaray Menzilhânesi ile ilgili kayıtlardan anla şıldığ ına göre. Tüm bu tarihlerin arasındaki gün sayısının 365 olması gerekmekteyken. yılda bir kez nizam verilecektir49 . Ocak. dönem sonuna kadar geçerliliğini korumaktadır. s.175/2. 10492 . s. Zâre ve Tiflis menzilhânelerinin 1724-1729 yılları arasındaki bütçeleri. C.138-140.141. BOA. BOA. Hızır. Evvel-i Mart’tan geçerli olmak üzere birer yıllık süreleri kapsamaktadır. MAD. s. Rûz-ı Hızır aynı zamanda Hıdrellez günü yerine kullanılır bir tabirdir. BOA. 3169 . MAD. 10492 . Bahsedilen tarih standart olmakla birlikte.469-480.49/2. Bu bilgi için bkz. altı ay ve bir yıl gibi dönemler halinde yapıldığ ı tespit edilmiştir. söz konusu menzilhânenin 1728-1739 yılları arasındaki bütçeleri. Bu menzilhânelere ait menzilci tayinlerinin de benzer şekilde Hicri Takvime göre üç ay. bütçelerin 364 gün üzerinden hesaplandıkları görülmektedir51 .493-495. 3999 .2-3. s. 10322 . BOA.

64/1. Bu kelimeye. BOA.) 2471 . aynı zamanda bütç esi de olan. maktû‘ kelimesinin menzilhânelerin iltizama verilme sürecini ve malî yapılarını daha iyi tanımladığı düşünülmektedir. 96/1. (22 Zi’l-ka’de 1140/ 30 Haziran 1728). BOA. yalnızca arta kalan süreyi kapsamaktadır57 . (5 Safer 1146/ 18 Temmuz 1733). BOA. MAD. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). BOA. finansmanları aç ısından da. s.26 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rumunda.3-93. dönem iç inde yeni bir bütçe daha oluşturulmaktadır.2/1. BOA. Ancak bir yıllık dönemin bitmesine 83 gün kalmışken bütçe için iki beygir daha ilave olunmu ştur. s. benzer örnekler için bkz. Bu iki tarih arasında kalan (1691 ile 1698 yılları arası) yedi yıllık zaman dilimi de yeni sistemin yerleşmesi aç ısından arayış. Örnek olarak bkz. s. Ancak kelimenin sözlük anlamı ve Osmanlı maliyesindeki kullanımıyla ilgili tanımlar dikkate alındığında. s. Söz konusu belgedeki ifade “…menzili maktû‘ân sürüp…” şeklindedir. 3169 . s. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). MAD. MAD. 3169 . 1691 yılından itibaren ortaya çıkmış bir uygulama olmakla birlikte 63 . Menzilhânelerin Maktû‘ât Değerlerinin (Bütçelerinin) Belirlenmesi 1698 yılından itibaren herhangi bir menzilhânenin hizmet verebilecek duruma getirilmesi için. s. BOA. BOA. Menzilhânelerin malî değerlerinin belirlenmesi için düzenlenen kayıtlarda. s. BOA. Bunun yanında söz konusu rakamlar. 4004 . 8470.185-187.426/2. BOA. Devellio ğ lu. BOA. Osmanlı malîyesindeki kullanım şekli ise kelime anlamıyla bağlantılı olarak. ( 28 Cemâziye’l-evvel 1122 / 25 Temmuz 1710). Söz konusu beygirlerin günlük malîyetleri 48. s. değeri kesilmiş. dönem sonuna kadar olmak şartıyla. MAD. MAD. deneme ve fizibilite sürec ini ihtiva etmektedir65 . 3169 . Ayrıntılı bilgi için bkz. 4034 . İstanbul 2003. götürü” gibi anlamlara gelmektedir60 . 4034 . MAD. “değerini önceden belirlemek ve paza rlığa tâ bi olma ma k” şeklinde özetlenebilir61 .4.4-50. 8470 . kesik. BOA . s. Belgelerde bârgîr bahası ve mesârif-i sâire başlığı altında zikredilen rakamların. yalnızca bir kez tesadüf olunmu ştur. BOA.355-356. C. kanunlaştırılması ve muayyen hale gelmesi 1698 yılını bulmaktadır64 . 3858 . s. 1698 yılında menzilhânelerin finansmanı hususunda hazırlanan ve daha sonra kanunla şan telhis suretinde olmak üzere. MAD. s. Lûgat. 8492 . Maktû‘ kelimesi. “kesilmiş. MAD.576. 8492 . Yüzyıl). menzilhânelerin malî büyüklüklerini gösterir maktû‘ât değerleri oldukları anlaşılmaktadır. 10492. Cevdet Dahiliye (C.5 akçe kabul edilmek suretiyle. MAD.5 kuru ş ve 5 akçe zam olunmu ştur. MAD. maktû‘ değerinin hesaplanmasının olduğu görülmektedir. 57 58 59 60 61 62 63 64 65 Mesela 6 Mayıs 1716 – 1717 tarihleri arasında Üsküdar Menzilhânesi’nin bütçesi 23 beygir üzerinden hesaplanmıştır. pazarlık kabul etmez ve ölçü ile sa tılma yan. Bu bütçelerin içinde hem menzilhânenin finansmanını sağlayacak gelir kaynakları hem de iltizam yoluyla deruhde eden menzilcilerin yaptıkları iş karşılığında elde edec ekleri kâr payları gizlidir62 . Baki Çakır.36/2. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698). s. MAD. s. bunun yerine genellikle “…bâ rgîr ba hâ sı ve mesâ rif-i sâ ire…” ifadesinin kullanıldığı anlaşılmaktadır59 . s. maktû‘ kelimesine ç ok nadir tesadüf olunmakta58 .025 akçe yani 33. 8470 . Menzilhâneler için maktû‘ât değerlerinin belirlenmesi/hesaplanması. MAD. MAD.15. Osmanlı Sistemi Mukataa (XVI-XVIII.2/1. BOA .2/1.74/1. bütçeye 4.DH. Bu durumda yeni bütç enin finanse ettiği zaman dilimi. BOA. ilk olarak yapılması gereken işlemin. . menzilhânelerin çekirdek bütçelerini oluşturmaktadırlar.

s. 4034 . (10 Cemâziye’l-evvel 1103/ 29 Ocak 1692). Bunun yanında. KŞS. (4 Safer 1146 / 17 Temmuz 1733). BOA. 10322 .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 27 1691 yılından önce menzilhânelerin kaç paraya idare olunacağı meselesi. Buna göre menzilhânelere kaydedilen her bir mirî beygir. 1698 yılından itibaren menzilhânelerin sevk ve idaresi büyük ölç üde devlet merkezinin eline geçmiştir. MAD. MAD. BOA. s. Bu tür durumlarda kazânın avârız ve nuzül hânelerinin bir kısmına veya tamamına. BOA . KŞS. 3858 .. 10 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1070-1071 / 1691-1661).6/1. . BOA. Bu husus menzilhânelerde kurumsallaşmanın bir gereği olduğu gibi. s. Söz konusu tarih itibariyle her birinin konumu.3-93. geçen ifadelerden anla şıldığ ı şekliyle yapılan bu yeni sözle şme ile bir yıl öncesine göre % 55’lik bir indirim söz konusudur. MAD. eksik kalan kısmın tamamlanması için. istisnalarının da olduğu anlaşılmaktadır71 . 66 67 68 69 70 71 Genel olarak bu ücretler yıldan yıla artma e ğ ilimi göstermekle birlikte. MAD. Yani menzilcilere verilen ücret her zaman artma e ğ iliminde de ğ ildir. 37 . ücretin artırıldığı yeni bir sözleşme oluşturulmaktadır. s. temsili bir miktar mîrî beygir takdir edilmesiyle gerçekleştirilmektedir. s.170-171. s. 8492 . (Belge No: 295/2). kazâ ahâlisinin yetki ve sorumluluğuna bırakılmıştır.5 kuruşluk bir maliyet kabul edilmiştir. yoğunluğu ve sair etkenlere bağlı olarak. s. Konya 2003 .96-2. (Belge No: 295/2).465-466. 8492 . menzilc iyân tayin olunan avârız ve bedel-i nuzül hânelerinden karşılanmak şartıyla. 1 Cemâziye’l-evvel 1071 / 2 Ocak 1661 tarihinde yapılan bir sözle şmede “Defter-i oldurki Kurd Mehmedin senesi temâm olma ğ ın bin yetmi ş bir Cemâziye’l-ulâ gurresinden bir sene temâmına değ in a’yân-ı vilâyet ve ahâli-i memleket ma’rifetiyle ta’yîn olunan elli hâneden ellibin akça ve sâir hâneler ikiyüzkırkbin akçe imdâd eylemek üzere Mehmedin kabûl eyledi ğ inden yüzonbin akça noksan olmak üzere cem’an ikiyüzdoksan bin akçaya Konyalı Ali Be şe ibn-i Hüseyin der-uhde ve kabûl eyleme ğ in zikr olunur. Bahsedilen bu ücretin miktarının belirlenmesi.4-50. ilave tevzî’at yapılmaktadır67 . derhal menzilc i değişikliğine gidilebilmektedir68 . Her bir beygir için 147. Örnek için bkz. tek elden nizam verilebilmesi ve kontrollerinin yapılabilmesi için de bir zarurete dönüşmüştür. Menzilhânelerin maktû‘ât değerlerinin hangi daire tarafından oluşturulduğu ve onaylandığı malumumuz değildir..465-466. Ancak menzilhânelere ait işlemlerin Defterdârlığa bağlı bir büro olan Mevkûfât Kalemi tarafından takip edildiği bilgisinden hareketle. finansmanı ve idaresi iç in asgarî giderler bağlamında her bir menzilhâneye maddi bir değer biç ilmeye başlanılmıştır69 .”. umumun faydası iç in. kazâ ahâlisi ile menzilci arasında yapılan pazarlığa tabidir66 . daha sonradan gelerek düşük fiyat teklifi ile menzilciliğe talip olan birilerinin bulunması ve ahâlinin de bunlara destek vermesi durumunda. s. (22 Safer 1146 / 8 Ağ ustos 1733). MAD. bulunduğu yolun konumu ve yoğunluğuyla bağlantılı. Bu husus genel olarak bu şekilde gerçekleşmekle birlikte.5 kuruş ve onun katlarını tanımlamaktadır. maktû‘ât değerlerinin de yine aynı kalem tarafından oluşturulduğu sonuc una varabiliriz 70 . günün şartlarına ve bölgesel imkânlara uygun olac ak şekilde. 24 . aslında beslenecek atların miktarını belirlemekten ziyade 147.97/1. Herhangi bir menzilhânenin maktû‘ât değerinin oluşturulması.3/1. (1 Safer 1089 / 25 Mart 1678). menzilci tayini ile ilgili süreç tamamlanmış olsa bile. İzzet Sak. s. Eğer belirlenen bu üc ret menzilhâneyi finanse etmeye yeterli gelmez ve bu hususta menzilc inin bir kusurunun bulunmadığına da kanaat getirilirse.

(H.181/1. s.86/1. Bunun yanında söz konusu rakamlar menzilhâneyi isti‘c âr veya iltizam yoluyla deruhde eden özel teşebbüslerin. 1762-63) Sema Altunan. BOA. Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere Osmanlı yönetimleri menzil hizmetlerinin kaliteli. zamanında ve aksamadan yürütülmesi hususunda kalifiye elamanların önemini kavramış ve bu hususta da gerekli önlemleri almıştır.86/1.Yüzyıl Sonlarında İstanbul-Edirne Arasındaki Menziller ve Bazı Menzilke ş Köyler” . hem devlete ait önemli ve âc il işleri takip eden ulakların gidecekleri yerlere zamanında ulaşamamaları hem de mîrî hazinenin ve devlete ait sair gelir kaynaklarının boş yere harc anması gibi c iddi olumsuzlukları beraberinde getirmektedir. yani menzilcilerin. mahkemede hüccet edilmek suretiyle de 72 73 74 75 76 BOA. zaman zaman muhataplarına tebliğ etmiştir.181/1. devlet yönetimi. Menzilci Tayinleri Menzilhânelerin hizmet verebilecek şekilde örgütlenmeleri hususunda bir diğer merhale ise. 3169 . MAD. menzilci nasb ve tayin olunacak kişilerde bulunması gereken özellikleri belirlemiş ve fermânlar vasıtasıyla da.80. güvenilir) kişilerden meydana gelmektedir. BOA. liyakat. (29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). (H. s. KŞS. mutemed (güvenilir)73 .1176 / M. iktidar ve bec eri gibi şahsi hususiyetlerine önem vermiştir. Menzilhânelerin verecekleri hizmetlerin kalitesi ve sürekliliği büyük ölç üde. Bu tür sebeplerden.1176 / M. Ayrıc a tayinler esnasında menzilhânenin bulunduğu kazânın tüm a‘yân ve ahâlisinin de aynı isim/isimler üzerinde ittifak etmiş olmaları gerekmektedir74 . Bu sebeple. maksimum düzeyde amme hizmetine dönüştürülmesi anlamına gelmektedir. “ XVII.php?id=18&sayi_id=34. bu işten kazanacakları miktarı göstermek aç ısından da önemli bir kriterdir72 . (En son 24 Ekim 2009 tarihinde ziyaret edilmiştir) s. 1762-63). kuvve-i iktidar (iktidar sahibi) ve muhtardan (seçilmiş. Onların işten anlamaları ile güvenilir ve dürüst kişiliklere sahip olmaları. . aya’n ve ahâlinin ittifakı doğrultusunda ve kâdıların nezaretinde gerçekleştirilir. bunların yönetimini üstlenenlerin şahsî hususiyetlerine bağlıdır. s. Menzilci tayinleri. MAD. KŞS. Menzilc ilerin beceriksiz veya art niyetli olmaları. s. muhtelif kaynaklardan menzilhâneye aktarılan para ve imkânların.(29 Cemaziye’l-Ahir 1136/ 25 Mart 1724). ulaşım ve haberleşmenin örgütlenmesi aç ısından. menzilc i tayinleri oldukç a nazik bir süreçtir. Merkezden gönderilen hükümlerde menzilci tayin olacak kişilerin inançlarına dair bir gönderme yapılmadığı gibi75 . İlgili belgelerden anlaşıldığına göre. Yine menzil işlerine talip olacak ve deruhde edecek kişilerin dinî ve ırkî özelliklerinden ziyade. 1698 yılına kadar. kâr-güzâr (bec erikli).kişilere arz edilmeleridir. MAD.ankara. 8470 . 8470 .edu. s. D. bunların idarelerini yüklenec ek -deruhde edec ek. menzilci tayin olunan gayrimüslimlere de tesadüf olunmaktadır76 . 56 .28 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Maktû‘ât değerleri menzilhânelerin bir sene içinde olası masraflarının miktarını ve bu giderlerin hangi gelir kaynaklarından karşılanac ağını da işaret etmekteydi.1-2. devletin talep ettiği ve arzuladığı menzilc i tipi. http://dergiler. 56 .tr/detail. (27 Şevval 1109 /8 Mayıs 1698).

KŞS.4-99. Belgelerden takip edilebildiği kadarıyla yeni menzilc i tayinini gerektiren durumların en sık tesadüf olunanı. Ardından ise karşı tarafta olan ve kendilerini temsil eden menzilcilerin kimlik ve adres bilgileri yazılırdı. resmîleştirilir ve taraflar arasındaki karşılıklı taahhütlerin garanti altına alınması sağlanırdı. Bu tayin işlemleri esnasında önemsenen ve vurgulanmak istenilen hususlar hüccet formatıyla kayıt altına alınarak. 13 /6-1 (25 Şevvâl 1087 / 7 Aralık 1676). Kâdıların bulunmadığı kale ve palanga gibi yerlerde ise menzilc i tayinlerinin merkeze arz edilmesinin dizdâr veya palanga zabitleri tarafından yapıldığı görülmektedir77 . (21 Şevvâl 1138 / 22 Haziran 1726). yalnızc a. ( 20 Rebî’ü’l-evvel 1157 / 3 Mayıs 1744). 48 /2-1 (20 Rebî’ü’l-ahîr 1130 / 23 Mart 1718). KŞS.60/1. BOA. KŞS. kazânın önde gelen ve itibarlı kişilerinden olup.280/1.14-474. (27 Şevvâl 1145 / 12 Nisan 1733). KŞS. ne şekilde finanse edilec ekleri ve kimler tarafından idare/deruhde edilec ekleri kayıtlıdır78 . 8492 . s. menzilci tayinlerini gösterir resmî belge olarak. hüc c etlerle de resmiyete bağlanan menzilci tayinlerinin merkeze bildirilerek. 58 . 10322 . Bunları takiben menzilc i tayininin yapılmasını gerekli kılan husus veya hususlar kısaca belirtilirdi. Bunun yanında menzilcilerin kendi istekleri ile sözleşmeyi feshetmeleri81 veya vefatları sebebiyle görevlerinin yarıda kalması82 . adeta matbu evrak gibi düzenlenmekte olup.1/1. maktû‘ât değerleri. S öz konusu tarihe kadar düzenlenmiş hüccetlerden takip edilebildiği kadarıyla. s. Söz konusu kişiler hukukî açıdan ahâliyi temsil etmektedir. Mevkûfât defterlerinde menzilci tayinleri ile ilgili yüzlerce belge bulunmakla birlikte. 1 6/1-2 (24 Şevvâl 1083 / 12 Şubat 1673). ahâliyi temsil eden şahısların isimleri kaydedilmektedir. aşağı yukarı hepsinin aynı şeyleri aynı şekilde söyledikleri görülmektedir. KŞS. Ancak 1698 yılından itibaren. 3999 . MAD. MAD. .30/1. Kâdılar marifetiyle hazırlanan bu hüc c etler. Ancak ikincisinde. onayının beklenmesinin kanun haline geldiği düşünülmektedir. bu belgelerdeki ifadeler menzilcilerin ahâli ile yapmış olduğu sözleşmelerin iç eriğini yansıtmamaktadır. menzilci adayları ve bu adayların kefilleri mahkemeye gelerek kâdının huzurunda ve onun nezaretinde menzilci tayinini gerçekleştirmektedirler. (23 Rebî’ü’l-ahîr 1177 / 26 Mart 1764). eski tarihli hüc c etlerdeki gibi ayrıntılı bilgiler bulunmamaktadır. Bu suretle düzenlenen hüccetlerde. kazânın sorumlu ve yetkili organları tarafından yapılan. MAD. kazâ ahâlisinin menzilcilerden memnun olmamaları netic esinde görevlerinden uzaklaştırılmaları83 ve menzilhâneyi daha düşük fiyatla 77 78 79 80 81 82 83 BOA. 1698 yılına kadar. özel isimler çıkarıldığında. s. s. 8470 . s. s. kazâlarda tutulan hüc c etlere tesadüf edilmektedir. Daha sonraki dönemlerde hem hüc c etler arasında hem de menzil ahkâmlarında menzilci tayinlerini gösterir binlerc e belgeye rastlanmaktadır. Bunlarda yalnızca menzilhânelerin itibarî beygir sayıları.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 29 resmiyete bağlanırdı. önc elikle. MAD. kazânın ileri gelenleri. BOA. menzilhânelerin merkezîleşmesiyle birlikte. 56 . BOA. mevcut menzilcilerle yapılan sözleşme süresinin dolmasıdır80 . bazı istisnalar hariç79 .

s. KŞS. 24 . 36 . bir takım sebeplerle. s. 58 . 9920 . nadiren de olsa. s. BOA. Konya 2008. (1 Safer 1089 / 25 Mart 1678). Bunun yanında. 56 . KŞS. KŞS. 5. Normal olarak sözleşme bir yılı aşmayacak şekilde yapılıyor olmakla birlikte.3/1. eski menzilcilerin sözleşmeleri fesih olunarak. s. bir yıllık hizmet iç in belirlenen üc ret. menzilhâneye tayin olunan avârız hânelerinden tahsil edilemez veya tahsil edilenler belirlenen ücreti karşılamaya yeterli gelmez ise kazânın diğer avârız hânelerinden mahsup olunan vergi gelirlerinden de ek ödemeler yapılabilmekteydi87 . Mesela. 24 . KŞS. 37 . bu süre içerisinde yapacakları görevlerin neler olduğu ve alac akları üc retin miktarı gibi hususlar belirtilirdi.5/1. KŞS. s. s. her yıl yeniden atanmak suretiyle. 10. gerek tam atamanın yapıldığı esnada ve gerekse menzilcilerin görevlerine başlamalarını müteakiben. (3 Cemâziye’l-âhir 1083 / Eylül 1672).1/1. (1 Cemâziyelevvel 1071 / 2 Ocak1661).30 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 idare edecek adayların çıkması84 gibi hususlar da yeni menzilci tayinlerinin yapıldığı durumlardandır. (28 Cemâziye’l-âhir 1119/ 26 Eylül 1707).16/1. (22 Rebî’ü’l-evvel1127/ 28 Mart 1715). (2 Muharrem 1115 / 18 Mayıs 1703). (10 Cemâziye’l-âhir 1103 / 29 Ocak 1692). s.6/1. 27 . s. yeni talipler menzilc i olarak atanabilmekteydi89 . s. her menzilci tayini esnasında günün şartlarına ve bölgenin yapısına uygunluk gösterecek şekilde değişebilmektedir. s.6/1.6. s. yeni talipler çıkabilmekteydi. Menzilcilerin tayin olunmaları esnasında. bazı bölgelerde menzilcilerin birden fazla kazâ ahâlisinin oy ve ittifaklarıyla atandıkları görülmektedir86 . s. İzzet Sak-Cemal Çetin.6/1. önceden kararlaştırılmış ve standart bir miktar olmayıp. Bazı kazâlarda menzilciliğin neredeyse aile mesleği haline geldiği görülmektedir. s. 41 . (17 Cemaziye’l-evvel 1103 / 06 Ocak 1692). MAD. Bazı durumlarda. Ahâlinin de desteğini almaları durumunda.278/1. 43 . KŞS. 1715 yılına kadar bu görevi kesintisiz bir şekilde devam ettir- 84 85 86 87 88 89 90 KŞS.(Cemâziye’l-evvel 1127 / 5 Mayıs-6 Haziran 1715).3/1. KŞS.3/1.4/1. s. KŞS.295/1. (10 Cemaziye’l-evvel 1103 / 29 Ocak 1692). belirlenen rakamlar.30/1. 45 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1126-1127 / 1714-1715) (Transkripsiyon ve Dizin). daha düşük bir fiyat teklifiyle. KŞS. 45 . .6/1. İlk olarak 1700 yılında Konya Menzilhânesi’ne tayin olunan Hızır Çavuş. Bahsedilen bu ücret. KŞS. (1 Safer 1089/ 25 Mart 1678). KŞS. ücretin tekrar belirlendiği yeni bir sözleşme yapılabilmektedir88 . 45 Numaralı Konya Ser’iye Sicilinde bulunan hükümler için ayrıca bkz. KŞS.5/1. Genelde menzilcileri yalnızca menzilhânenin tesis olunduğu kazâ ahâlileri tayin etmekteyken. (10 Cemâziye’l-evvel 1103 / 29 Ocak 1692). s. KŞS. Hüc cetin devamında genel olarak menzilc ilerin tayin edildikleri zaman dilimi. 37 .15/1. 36 . o yıl için atanan menzilcinin görevini iyi yapması halinde bir sonraki sene tekrar atanması hususunda herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır90 . 40 .3. menzilhânenin masraflarını karşılamaya yeterli gelmiyordu. KŞS. 45 . 25 . KŞS. (1 Ramazan 1176 / 16 Mart 1763). s. s. (5 Rebî’ü’l-evvel 1115/ 29 Temmuz 1703). (20 Rebî’ü’l-evvel 1157 / 3 Mayıs 1744). Menzilcilere kefil olan şahısların da adresleriyle birlikte tek tek kaydedilmesi ve hangi hususlara kefil olduklarının belirtilmesiyle de menzilci tayinini gösterir resmî belge (hüc c et) tamamlanmış olurdu85 . Bu gibi durumlarda eski sözleşmelerin feshedilerek. s.3/1.

kendi inisiyatifleri doğrultusunda bir takım düzenlemeler yapmaktadırlar. Mesela. 1718 senesine kadar olmak üzere. s. (22 Rebî’ü’l-evvel 1127 / 28 Mart 1715).24/1. 40 .262/1. KŞS. Menzilcilik yapacak kişiye yapılacak ödemeler de. KŞS. KŞS. BOA. BOA. bakımlarını sağlamak96 . Ancak Hızır Çavuş emekli olmamış. “…sâ bık Konya menzilcisi…” sıfatıyla. gözlemleyebildiğimiz şekliyle. 43. menzilc i tayini yapılması hususunda bir düzenleme bulunmamaktadır. 91 92 93 94 95 96 KŞS. ç eyrek asırdan fazla bir süre fiili olarak menzilc ilik yapmıştır. s. s. Bu aşamadan sonra tekrar tayin olunan Abdi. Nitekim 1731 yılında Hızır Çavuş’un. MAD. 50 . (8 Safer 1119 / 11 Mayıs 1707).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 31 miştir91 .16/1. Menzilc iliği meslek haline getiren bu aile. s. 1723 yılında bir diğer oğlu es-Seyyid el-Hâc Mehmed’i de yanına alarak menzilciliğe tekrar başlamıştır93 . s. MAD. yeni kazâ ahâlisinin kendi aralarında topladıklarıyla finanse edilmektedir 95 . bilakis aktif olarak menzilcilik görevine devam etmektedir. oğlu Mehmed’in tek başına bu işi yürüttüğü anlaşılmaktadır. bu seçim doğrultusunda karşılıklı olarak beklenti ve taahhütlerini de kâdı huzurunda resmiyete bağlamaktadırlar. (5 Rebî’ü’l-evvel1115/ 29 Temmuz 1703). s. yaklaşık üç dönem daha menzilcilik yapmıştır. menzilhâne için yeterli olac ak sayıda uygun ve güçlü menzil beygirleri tedarik ederek. o ğ lu Mehmed’in isminin ba şında bulanan es-Seyyid lakabını kullanmaması.107/2. 9920 . .88/1. merhumun kardeşi. muhtemel beygir talebi için öncesinden tedbir almak suretiyle. Menzilhâne bulunmayan kazâlarda. KŞS. (28 Cemâziye’l-evvel 1141 / 30 Aralık 1728). 1715 yılında ise yerine oğlu Osman Ağa menzilci tayin olunmuştur. Menzilcilerin uymaları gereken kurallar ve tâbi oldukları nizamlar. KŞS. s. (20 Rebî’ü’l-ahîr 1130 / 23 Mart 1718). 41 . (10 Şevvâl 1155 / 8 Aralık 1742). Bir sonraki yıldan itibaren resmî belgelerde Hızır Çavuş’un ismi geç memekle birlikte. 43 . muayyen menzil olmayan Siverek Kazası’nda ahâli 8 kese akçe karşılığ ında iki menzilci atamışlardır. s.“ … menzilcisi merkum es-Seyyid el-Hâc Mehmed ve kefili babası merkum Hızır Çavu ş… ” şeklindeki kayıt Hızır ile Mehmed’in baba-o ğ ul olduklarını göstermektedir.278-1. yaklaşık 30 yıl Konya Menzilhânesi’ni ve bir dönem de Karapınar Menzilhânesi’ni idare etmek suretiyle. Hızır Çavu ş’un. KŞS. KŞS.4/1. s. 52 .6/1. doğal olarak. s. 45 . Hızır ile Mehmed’in baba o ğ ul olamayacakları gibi bir şüpheye yol açmakla birlikte.278/1. Karapınar Menzilhânesi’ni idare ettiği görülmektedir94 . Hızır’ın diğer oğlu Abdi menzilci yapılmıştır. Anc ak Osman Ağa süresinin bitmesine 38 gün kala vefat etmiştir92 . Söz konusu yıla kadar oğlu Mehmed de Konya Menzilhânesi’ni idare etmiştir. Bunu layıkıyla yapabilecek kişileri menzilci olarak seçmekte. Anc ak bazı kazâ ahâlileri. Osman Ağa’nın kalan süresini tamamlamak iç in. (28 Cemâziye’l-âhir1119/ 26 Eylül 1707). Bu tarihlerde menzilciliğe ara vermiş görünen Hızır Çavuş. Bu hususlar ana hatlarıyla şu maddelerden oluşmaktadır: Menzilhânenin konumuna ve yoğunluğuna göre.2/1. maddeler halinde aşağıda gösterilmiştir. gerek menzilci tayinleri esnasında belirlenen ve gerekse zaman zaman gönderilen fermânlarda belirtilen hususlardan derlenmek suretiyle. (2 Muharrem 1115 / 18 Mayıs 1703). 48 . Bu menzilciler de ücretleri mukabilinde ulaklara beygir vereceklerdir. (23 Zi’l-hicce 1143/ 29 Haziran 1731). 9943.

MAD. Menzilhânede beslenen beygirlere yeterli gelec ek miktarda yem ve samanı temin etmek suretiyle. Ulakların ellerinde olan ahkâmlarda belirtilen ve yine rütbelerine göre belirlenen miktardan fazla menzil beygiri vermemek. (10 Cemâziye’l-âhir 1139 / 2 Şubat 1727). 8470 . Menzilhânede ikamet etmek Menzilhâneyi sürekli olarak aç ık tutmak98 . İstanbul 2008. 8492 . MAD. (4 Şevvâl 1139/ 25 Mayıs 1727). gerekli olan beygirlerden 50 tanesinin menzilhâneden verilmesi. ulakların yanına yeterli sayıda sürüc ü koşmak100 . Yüzyılda Osmanlı Toplumu . MAD. s. 8470 . BOA. artanının ise ahâli tarafından tedarik edilmesidir104 . 9920 . 8470 .259/1. BOA. 18. KŞS. Menzilcilerin tâbi oldukları genel nizamlar yukarıda belirtildiği gibidir. BOA. Konya menzilcisi ile ahâlinin yürürlükte olan menzil nizamlarına ilave ettikleri madde özet olarak şu şekildedir: Menzilhâneden bir defada 50 beygir veya daha fazlası talep olunması durumunda. (15 Cemâziye’l-evvel 1143/ 26 Kasım 1730).110/1 (13 Zi’l-hicce 1146 / 17 Mayıs 1734 ). Verilen beygir sayısıyla orantılı olarak. s. MAD. (27 Şevvâl 1137 / 9 Temmuz 1725). kendisinin beygir göndermekle yükümlü olduğu menzilhânelere geçirmek suretiyle beygirlerin yorgunluktan telef olmalarına sebebiyet vermemek101 . MAD. Mesela. İn’am hükmüyle gelen ulaklardan beygir ve sürücü ücreti talep etmemek102 . BOA. 8470 .135/1 (20 Receb 1146/ 27 Aralık 1733).200/2-201/1. Bu ç alışma esnasında kullanılan bilgilerin ekseriyetle mevkûfât defterlerinde kayıtlı bulunan menzil ahkâmlarından alınmış olması sebebiyle yukarıda belirtilen özel şartların yaygınlıkları hakkında kesin hükümler vermek mümkün değildir. 8470 . Tarihi geçmiş ahkâmlarla talepte bulunanlara hiç bir suretle menzil beygiri vermemek103 . (10 Cemâziye’l-âhir 1139 / 2 Şubat 1727). BOA. s.348/1. Elinde menzil ahkâmıyla gelen ulaklara. s. MAD. s. yoğunluğu ve menzilhânede beslenilen beygir sayıları dikkate alınmak suretiyle. 97 98 99 100 101 102 103 104 BOA. Yücel Özkaya. s. . belirtilen sayıda beygiri bekletmeden temin etmek99 .293. s. 9943 . Bunun yanında menzilci tayinleri esnasında menzilciler ile ahâli arasında ilave bir takım şartlar görüşülmekte ve kayıt altına alınmaktadır. MAD.32 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Menzilhânenin konumu. menzilhânede depolamak.358/2. 46 . Bu tür bilgiler genellikle kâdılar tarafından düzenlenen hüc c etlerde kayıtlı bulunmaktadır. s. MAD. (9 Ramazân 1125/14 Ekim 1713). Tesadüf olunan belgeleri göre kazâ ahâlileri ile menzilciler arasında yapılan sözleşmelerde ilave olunan hususların genellikle menzilhâneden bir defada talep olunan beygirlerin sayılarıyla bağlantılı oldukları görülmüştür. s. (12 Ramazân 1139 / 3 Mayıs 1727). s. BOA.135/1.320/1. yeterli sayıda sürüc ü istihdam etmek97 . BOA. Başka menzilhânelere ait menzil beygirlerini.320/1.

4004 . yy’da Silistre Eyaletinde Haberle şme Ağ ı: Rumeli Sa ğ Kol Menzilleri” .14-474. Bağdat’a kadar olan Orta Kol güzergâhında 671. Bu 105 106 107 108 109 110 111 112 Menzilhânelerin bütçe kayıtlarının neredeyse tamamında. Yusuf Halaço ğ lu. s. C. Eğer fevkalâde bir durum yok ise. BOA. 10492. “ At” .499. OTAM. MAD.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 33 E.440-442. D İA . 18. MAD. 12. MAD. MAD. 4004. menzilhânelere takdir edilen mîrî beygir sayıları yıllarca sabit kalmaktadır109 . 3217.5 mîrî beygir üzerinden ve 1845. 10492 . Beygir Kapasitelerinin Belirlenmesi Menzil nizamları arasından. 10322 . Anadolu’da birçok menzilhânenin mîrî beygir sayıları bir miktar artırılmıştır. MAD. bu türden bilgilere ula şmak mümkündür. Ancak söz konusu dönemde. mîrî tarafından takdir olunan beygirlere ilaveten. İstanbul 1996. 12-443. özellikle seferberlik gibi. Menzilhânelere takdir olunan menzil beygirlerinin sayıları devlet merkezindeki ilgili bürolar tarafından yapılmaktadır. Gebze Menzilhânesi’nde 153 beygirin beslenildiği görülmektedir108 . gerç ekte menzilhânelerde bulunan ya da bulunması gereken beygirlerin tam sayısını vermemektedir. 10492 . menzilhânede ne kadar menzil beygirinin hazır bulundurulacağının yani menzilhânede gerçekte kaç beygir besleneceğinin tespit edilmesidir106 .10-142. Mesela 1728-1729 döneminde Gebze Menzilhânesi iç in 60 mîrî beygir takdir edilmiştir. 10322. Nitekim menzilhânelerin maktû‘ât değerlerini belirten mîrî beygir sayıları.2-67. Anc ak.NF. . MAD. BOA. bütç e hesaplamaları esnasında rakamsal olarak zikredilen beygirlerin gerçekte beslenip-beslenmediği hakkında bazı şüpheler olmakla birlikte. Ankara 2005. s. Bunlardan ilki maktû‘ât değerini ya da diğer bir ifadeyle bütç esini saptamak iç in merkez tarafından konumu ve beygir alan ulakların yoğunluğu gibi hususlarla orantılı olarak menzilhâneye temsili bir miktar beygir takdir olunmasıdır105 . s. s. MAD. İkinci olarak 1743 İran Seferi esnasında haberleşmenin aksamaması iç in ağırlık Sol Kol üzerindeki menzilhânelerde olmak üzere. MAD. BOA.6-518 . s.3-503. MAD. 1842. s. beygir sayıları ile ilgili olarak. Mesela: 1726 yılında devam eden İran savaşları esnasında. XIV-XVII. BOA. BOA. S. s. 10492 . Anadolu’nun Sol Kolu üzerinde hizmet veren menzilhânelere ait mîrî beygir sayıları bir miktar artırılmak suretiyle ortalama 30 re’se yükseltilmiştir111 . Örnek olarak bkz. Kars ve Beyazid’e kadar uzanan sol koldaki menzilhânelerde ise 264 beygir bulunmaktadır112 . MAD. MAD. s. Mesela. 10322 . menzilcinin kendi mülkü olanlarla birlikte. C. Yusuf Halaço ğ lu. Aslında mîrî tarafından bazı menzilhânelere buç uklu sayıda menzil beygiri takdir olunması107 sebebiyle.12-488. Trabzon Menzilhânesi’nin 1732-36 ve 1737-38 yıllarını kapsayan be ş bütçesinin de. BOA. BOA.167.75 kuru ş olarak hesaplandığ ı görülmektedir.20. Yine aynı yıl Anadolu üzerindeki anayollardan Halep’e kadar olan S ağ Kol güzergâhı üzerindeki menzilhânelerde 370. BOA. BOA. bu düzenlemelerin menzilhânelerde bulunması gereken asgarî beygir sayısını işaret ettiği söylenebilir. olağanüstü durumlarda menzilhânelerin rahat işlemesi ile ulaklar ve sair görevlilerin beygir sıkıntısı yaşamamaları için.30. İkinc isi ise kazâ vücuhu ve menzilci arasında yapılan sözleşmelere göre.IV. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Te şkilâtı ve Sosyal Yapı. s. s. BOA. iki husus öne ç ıkmaktadır. s.11-467. (11 Zi’l-hicce 1141 / 8 Temmuz 1729). s. BOA. Ankara 1995.9. “ XVIII. Sema Altunan. 3169. s. mîrî beygir sayılarının artırıldığı anlaşılmaktadır110 .

Menzilcilerin beygir sayılarının artırımı ile ilgili meşrû gerekçeleri. 8470 . Anc ak zaman zaman özellikle yeni aç ılan menzilhânelerde.36/ 2.1583-1584. Mesela: 1718-1719 yılları arasında Hasançelebi. BOA.71/2 (29 Zi’l-ka’de 1136 / 19 Ağ ustos 1724). (11 Rebî’ü’l-evvel1160 / 23 Mart 1747). MAD. ahâli ve muhtelif yönetic iler) yakından ilgilendiği hususlardandır. MAD. C. Merkezden gönderilen fermânlarda da rakam belirtmeksizin. devlet merkezi tarafından takdir olunan beygirlerin temsili olduğu.34 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 düzenleme ile Anadolu’da faaliyet gösteren 55 menzilhânede mevcut beygir sayılarına toplam 377. 10492 . s. katsayılardır. Hasanpatrik.24/1. Menzilhânelere takdir olunan mîrî beygir sayıları ile in‘âm hükmüyle verilen beygir miktarları esas alınmak suretiyle yapılan inceleme neticesinde. Yüzyılda Çorum Menzilhâneleri” . s. Bu sebeple menzilhânelere takdir olunan mîrî beygir sayıları menzilciler114 ile bölge ileri gelenlerinin (a‘yân. yalnızca kifayet miktarı yarar ve tuana menzil beygirinin beslenmesi emredilmektedir116 . Bu doğrultuda devlet merkezinden. s. Bölge vüc uhunun menzilhânelere takdir olunan beygir sayılarının artırılması ile ilgili gerekçeleri de menzilcilerinkilerle paralellik göstermektedir. Uluslar arası Osmanlı’dan Cumhuriyete Çorum Sempozyumu (Bildiriler 23-25 Kasım 2007). Ancak hangi menzilcinin bu talebinde samimi olduğu hangisinin ise daha fazla kâr gayesiyle hareket ettiğini bilmek mümkün değildir. Menzilhânelere takdir olunan beygir sayıları öncelikli olarak. 8492 .22-23. s. genellikle menzilhâneyi idare edebilecek malî desteği sağlamaya yöneliktir. s. gerçekte menzilhânelerde beslenilen beygirlerin sayılarının menzilciler ile ahâlinin ortak kararları netic esinde belirlendiği söylenebilir. herhangi bir menzilhâneye mîrî tarafından takdir edilen beygirlerin. Bu verilerden hareketle.III. “ XVIII. 9920 . s. D. Malatya ve İzoli menzilhânelerinde mîrî tarafından temsili olarak tayin olunan 15’er re’s beygire ilave olarak her bir menzilhânede 50’şer adet menzil beygirinin beslenmesi hususunda fermân sâdır olmuştur117 . ( 28 Cemâziye’l-evvel 1141 / 30 Aralık 1728). . in‘âm hükmü karşılığında verilen beygirlerin sayısından bile az olduğu anlaşılmıştır115 . MAD. maktû‘ değerlerinin ve bütç elerinin büyüklüklerini gösterir. Yine devlet merkezindeki ilgili organlar tarafından söz konusu gerekçelerin yukarıda belirtilen şekilde sorgulanıp-sorgulanmadığı hakkında da bir şey söylemek mümkün değildir. BOA. BOA.MKF. menzilhânelerde kaç beygir besleneceği hususuna çok fazla müdahale edilmediği de yukarıda belirtilen hususlara ilave olunabilir. Menzilcilerin bununla ilgili en büyük beklentilerinin menzilhânelerini rahatlıkla idare edebilecek finansmana sahip olmak veya bu işlerin sonunda elde edecekleri kârlarını artırmak olduğu söylenebilir. 28353 . Çorum 2008. MAD. gerç ekte kaç ar adet menzil beygirinin beslenmesi gerektiği hususunda. devlet merkezî tarafından müdahaleler yapıldığı görülmektedir. Anc ak bunların da gerekçelerinde samimi oldukları veya daha fazla kâr gayesi güden menzilc ilerin hırslarına ortaklık ettikleri tarafımızca malum değildir.5 re’s ilave yapılmıştır113 . temsili olarak takdir olunan beygirlere ilaveten.499. (21 Cemâziye’l-âhir 1145 / 9 Aralık 1732). Cemal Çetin. 113 114 115 116 117 BOA. BOA.

S öz konusu sürec in oluşumu ve takibi ile ilgili gönderilen fermânlardan. güneş takvimine göre. menzilc iliklerinin merkez tarafından onaylanmasına bağlıdır. ahâli ve kâdıların birinci derecede sorumlu oldukları anlaşılmaktadır. hem de devletin menfaatlerini koruyacak kadar c imri olmalıdır. bu iş karşılığında bir miktar kâr sağlamaktadırlar. Rûz-ı Kasım ve Evvel-i Mart olması hususunda genel bir temayülün oluştuğu ve nihayetinde kanunlaştığı anlaşılmaktadır. sağlamak amac ıyla. yerine göre gözlemci yerine göre ise müdahil olmak suretiyle. Söz konusu paketler hem özel teşebbüslerin ilgisini çekecek kadar cazip. devletin ilgili organları tarafından titizlikle hazırlanan ve standarda bağlanan malî paketlerdir. menzilhânelerin sevk ve idaresinden a’yân. Bunun yanında istisnaî olmak üzere bazı menzilhânelerin kazâ ahâlisinin kamusal kişiliğine veya resmî görevlilere deruhde olundukları görülmektedir. yani özel teşebbüsler tarafından talep görmesini. menzilhânelere nizam verilmesi hususuna katıldıkları görülmektedir. Menzilhâneler genellikle a‘yânlarla birlikte kazâ ahâlisinin. Bu sebeple menzilhânelerin hizmet verebilmeleri ve hizmet altyapısının özel teşebbüslere devr edilebilmesi hususundaki en önemli merhalenin menzilhânelerin maktû‘at değerlerinin hesaplanması süreci olduğu düşünülmektedir. bölgesel özelliklere göre bazı özel hususların ortaya konulması gibi bir dizi ic raatı iç inde barındırmaktadır. kendi iç lerinden seç tikleri sivil halktan olmak üzere bir veya birkaç kişi tarafından idare edilmektedir. S öz konusu kişilere menzilci adı verilmekte olup. . 1691 yılından itibaren menzilhânelere nizam verilme aralıklarının ve bu nizamların geçerlilik sürelerinin. Menzilhânelerin örgütlenmesi açısından önemli aşamalardan birisi de. Yine zaman zaman özellikle bu iş için görevlendirilen mübaşirlerin de. her yıl dönem başlarında tekrarlanan bir sürecin varlığına bağlıdır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 35 SONUÇ Osmanlı Devleti’nde menzilhânelerin hizmet verebilmeleri. menzilcilerin atanması. bir yıl olması ve bunların başlangıç tarihinin de Rûz-ı Hızır. Menzilhânelerin kesintisiz olarak hizmet vermeleri bir yıllığına programlanabilmektedir. tesadüfî iki tarih arasını kapsamaktadır. Bu süreç maktû‘ât değerlerinin takdir edilmesi. beslenecek beygir sayılarının belirlenmesi ve menzilci tayinleri esnasında. menzilhânelere bulundukları yol hattının ulak yoğunluğuna münasip sayıda beygir takdir edilmesidir. süreleri hic rî olarak bir yılı aşmamak kaydıyla. Yaptıkları iş tamamen profesyonel olup. Belgelerde bârgîr bahâsı ve mesârif-i sâire olarak zikredilen maktû‘ât değerleri. Bu sayede resmî ulaşım ve iletişime hem ivme hem de süreklilik kazandırılmaktadır. menzilhânelerin piyasaya arzını. bunların göreve başlayabilmeleri ya da görevde kalabilmeleri. 1691 yılına kadar menzilhânelerin hizmet verdikleri dönemler.

Sema.edu.“Osmanlı Devleti’nde Haberleşme Ağı: Menzilhâneler. Baki Osmanlı Sistemi Mukataa (XVI-XVIII. X. Feodal Toplum. Alâaddin-Doğan Yörük.96-102. 57. 1573-1593. Yüzyılda Çorum Menzilhâneleri”. __________. -Ma lîyeden Müdevver (MAD. 3858. “XVII. _____________. s. S. “Osmanlı Klâsik Dönemindeki “Eşraf ve A’yan” Üzerine Bazı Bilgiler”. 9920. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi . Konya 2003.tr/detail. C. Yusuf. 1265-1274. “XVIII.Yüzyıl Sonlarında İstanbul-Edirne Arasındaki Menziller ve Bazı Menzilkeş Köyler”. İA . 24. Konya 2004. VIII.36 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA 1. Yüzyılda Aksaray Sancağı’ndaki Taşra Görevlileri”. s. Musa.42-46. s. 56. s. “Menzilhânelerin Müştemilatlarına ve Tefrişlerine Dair Bir Takım Gözlemler”. 27920. “Kadı”. İstanbul 1979.NF. Eskişehir 1997.35. http://dergiler. Türk iya t Araştırmaları Dergisi. İstanbul 2003. 20. 28705. İstanbul 2007. -ALTUNAN. 59. 18.): 10.php?id=18&sayi_id=34. __________. “ XVIII. s. s. 9886. 52. Ankara 2002. -ÇADIRCI. -Ka mil Kepeci (KK. 4111. 107-132. Osmanlı Kent Tarihçiliğine Katkı: XVI. 11. .MKF. 28344.105-118. 36. _____________. 58. 8492. OTAM .22. Türk iye’nin İktisadî ve İctimaî Ta rihi 1453-1559. Ferit. Yüzyıl). s. _____________. Kongreye Sunulan Bildiriler. II. Konya 2009. “XVI. XVI-XVII. -ÇAKIR. S.II. yy’da Silistre Eyaletinde Haberleşme Ağı: Rumeli Sağ Kol Menzilleri”. -BLOCH.III. “Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim Kurumlarının Niteliği Üzerinde Bazı Düşünceler”. 4004. Türkçe Yazmalar.): 2471. -ERGENÇ. 62. 9943. ve XVIII. 3169.): 2239. 50. Marc. Ankara 1995. Ankara 2005. 40. 25. At Sırtında Anadolu. (Çev. Hüsrev Paşa Kısmı. -Cevdet Dâhiliye (C. Osmanlıca-Türk çe Ansiklopedik Lûgat. 3217. 2. Ankara Enstitüsü Vakfı. Lütfi. 41. 16.YAYINLANMIŞ BELGE. -EBÜL’ULÂ MARDİN. Ankara 2001. 27. Yüksek Lisans Tezi). s. s. -ÇETİN. Ankara 2005. Süleymaniye Kütüphanesi -Redif Askerî Tâlimatnâmesi.48. Frederick. C. C. -HALAÇOĞLU.): MAD.ankara. VI. C.): 2555. Uluslar arası Osmanlı’dan Cumhuriyete Çorum Sempozyumu (Bildiriler 23-25 Kasım 2007). 46. 28079. -AKÖZ. Ankara 1991. S. 13. Cemal. 45. Yüzyılda Ankara ve Konya. 37.):27918. Asırlarda Osmanlı İmparatorluğunda Hububat Meselesi ve Hubabattan Alına n Vergiler. 8470. Osmanlı Ara ştırmaları (The Journal of Otoman Studies). Meral Gaspıralı). -Cevdet Nafia (C. Ankara 1981. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ta nzimat Döneminde Anadolu Kentleri’nin Sosyal ve Ekonomik Yapıları. 10322. Türkler.1-20. 3999. -BURNABY. -GÜÇER. Mustafa.III. Mehmet Ali Kılıçbay). nr. 43. B-Konya Mevlana Müzesi -Konya Şer’iye Sicilleri (KŞS. -DEVELLİOĞLU. İstanbul 1982. 913-919. Yüzyıllarda Konya Menzilleri .ARŞİV KAYNAKLARI A-Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) -Bâ b-ı Defteri Mevkûfât Kalemi (D. _____________.43-59. C. 47. (Çev.14. (En son 24 Ekim 2009 tarihinde ziyaret edilmiştir). 813/4. Çorum 2008.DH. Türk Ta rih Kongresi Ankara 11-15 Ekim 1976. İstanbul 1964. ARAŞTIRMA VE İNCELEMELER -AKDAĞ. 12. Ankara 2002. 64 C. C. s. Özer. XVII. Osmanlılarda Ulaşım ve Haberleşme (Menziller).

(Çev.“Mahkeme. Şubat 1987. S. Sosyal ve Ekonomik Açıdan Konya. İslâ m-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültürü. “Osmanlı Metrolojisine Giriş”. Ankara 1994. s. Osmanlı Devleti’nin İlmiye Teşkilâtı . İstanbul 1996. s. 485-496. Türk Dünyası Araştırma ları . “Osmanlı Haberleşme Kurumu”. Ankara 1999. Amme İdare Dergisi.VII. 1986. Socia l And Economic History of Turk ey (1071-1920). Özden Arıkan. _____________.30. İstanbul 1996. _____________. Ankara 1974. s. “Balıkesir’de Âyânlık Mücâdelesi”. “Osmanlı Kadısı-Tarihi Temeli ve Yargı Görevi”. DİA. Ankara 1999. Burhânettin “Osmanlı Devleti’nde Sivil İşler”. s.22. XXX. -SAK. Amy.VI. Zeki. Belleten.I-III. Yüzyılda Osmanlı Toplumu. -YAZICI. (Birinci Uluslararası Türkiye’nin Sosyal ve Ek onomik Tarihi Kongresi Tebliğleri. s. Bayram. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fa kültesi Dergisi. Vol. C. _____________. XXXVIII/152. _____________. Hikmet. Ankara 1990. İlber. Ankara 1980.1-4 (Ayrı Baskı). Osmanlı. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi . s. İÜEFTED. Reinhold. -İLGÜREL. Ankara 1977.339-367. Ankara 1999. s. Yüzyılda Menzilhâne Sorunu”. “The Ottoman Menzilhâne and Ulak System in Rumeli in the Eighteenth Centruy”. -UZUNÇARŞILI. (Ed. Uluslar Arası Kuruluşunun 700. İstanbul 1993. s.3. IX/1. C. s.130-144. C. İzzet -Cemal Çetin. “Osmanlı Döneminde Via Egnatia: 17. s. -TONGUR. Tülin Altınova).64. Kullar ve Kudüslü Köylüler. Eşref Bengi Özbilen). İstanbul 1326. Osmanlı. Jully 11-13. Ankara 1995. İA. 73. Asâfnâme . Türk iyede Genel Kolluk Teşkil ve Görevlerinin Gelişimi .174. Askeri Tarih Bülteni . Konya 2003. 45 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1126-1127 / 1714-1715) (Transkripsiyon ve Dizin). Ankara 1984.95-107. S. s. Midhat. s. “Osmanlı Devleti Tarihinde Âyânlık Dönemi”. Eskişehir 1997. s. Elizabeth A Zachariadou). Çağatay 18. İstanbul 1991. Nesimi. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Teşkilâtı ve Sosyal Yapı. 138-160. Konya 2008. Ta rih Lûgatı . No. -LÜTFÎ PAŞA. -SERTOĞLU. (Çev. “XVIII. Mert.VI. 18. _____________. -PAKALIN. -ULUÇAY. Ahmet Yaşar. Ka dılar. Acta Orientallia Academiae Scientiarum Hungarıcae . Budapest 2001. Osmanlı İmparatorluğu’nda Ayanlık. -OCAK.”. 707-718. DTCFD. s. C. -ÜREKLİ. İzzet. XXVIII/3-4. “Osmanlı Kadısının Taşra Yönetimindeki Rolü Üzerine. İstanbul 1999. -ORTAYLI. Colin J. 54. Sol Kol Osmanlı Egemenliğinde Via Egnatia 1380-1699 . İlhan. _____________.XIV-XVII. 1976.15-40.IV. 657-708. 4. -HEYWOOD..III.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 37 _____________. s. Konya 2001. British Travellers in 19th Century Turkey. İstanbul 1955.117-1128. -YERLİKAYA. “Tanzimattan Önce Osmanlı Devletinde Belediye Hizmetleri”. C. Two Firmans of Mustafâ II On The Reorganization of the Ottoman Courier System (1108/1696)”. S. İsmail Hakkı. Yüzyıl Başında Sol Kol’daki Menzilhâneler”. _____________. -SAK. ve 19 Yüzyıllarda Saruhan’da Eşkiyalık ve Halk Hareketleri . -HÜNOĞLU. 179-186. Yücel. -ÖZKAYA. M. -TUŞ. Amsterdam-Atlanta 1999. İstanbul 1972. 10 Numa ralı Konya Şer’iye Sicili (1070-1071 / 1691-1661). İstanbul. -SCHIFFER. Muhittin. Konya 2002. “Osmanlı Taşra Teşkilatında Görevliler”. -SİNGER. İstanbul 2008. _____________. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü. 1977). -İNALCIK. Mücteba. C. -YÜCEL Yaşar. İstanbul 2009. C. Halil.619-629. “At”. 21-49. Yüzyıl Sonu ve 18. s. Ela Gültekin. Osma nlı. Devlet-i ‘Aliyye Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar-I.146-151. Yıl 12. -ÖZCAN. . S. Ankara 1946. “Osmanlı İmparatorluğu’nda Desantralizasyona Dair Genel Gözlemler”.

38 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

cyildirim@aksaray..TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Fra nsa . Milli Müca dele THE FIRST INTERNATIONAL AGREEMENT OF TGNA GOVERNMENT: 20 DAYS TEMP ORARY ARMISTICE Abstract Contrary to known. they made the first agreement with France. This agreement. South Front. the temporary cea se-fire. Mersin. Urfa. The Turkish Grand National Assembly and The Government didn’t make the first international agreement with Armenia. Doç. Issue : 5 Pa ge : 3 9 -5 6 I. TBMM HÜKÜMETİ’NİN İLK ULUSLARARASI ANLAŞMASI: “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE” Cihat YILDIRIM∗ Özet Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümeti ilk uluslar arası anlaşmayı bilinenin aksine Ermenistan ile değil İtilaf Devletleri İttifakının büyük ortaklarından Fransa ile yapmıştır. Urfa. 28–29 Mayıs 1920’de imzalanan bu anlaşma bir “geçici ateşkes anlaşması”dır. The Na tiona list Forces ∗ Yrd. Anahtar Kelimeler I. France. and Adana and it was also an important step for the Turkish Grand National Assembly and the government on the way of solving the problem of recognition in the international arena Key Words The First Government of The Turkish Gra nd National Assembly. Antep.tr . was a "temporary cease-fire agreement". Aksaray Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. the maj or shareholder of the Allies. Dr. Sa yı: 5 Sa yfa : 3 9 -5 6 Ye a r: 2 0 1 1 . That agreement was the military success of the platoons of the Nationalist Forces combating in the vicinity of Maras. Mersin ve Adana havalisinde mücadele eden kuva-yı milliye müfrezelerimizin askeri başarılarının eseri olan bu ateşkes anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümeti için bir siyasi başarı ve uluslararası arenada tanınmışlık sorununun çözümünde önemli bir başlangıçtır. Güney Cephesi. Maraş. Geçici Ateşk es. signed on 28-29 May 1920. Antep.TBMM Hük ümeti.edu.

Temsil Heyeti’nin 19 Mart 1920 tarihli kararı doğrultusunda ülke genelinde mebus seçimleri yapılmış ve vilayetlerince seçilen mebuslar aralıklarla Ankara’ya gelmişlerdir. s. Büyük Millet Meclisi’nin aç ılışı bu değerlendirmelerin eseridir. İstanbul. Aynı zamanda Türk Milleti iç in yeni bir başlangıç tır. Temsil Heyeti. Çünkü işgalcilerin elinde ve kontrolünde de olsa İstanbul’da bir hükümet hala 1 2 3 ATATÜRK. ATATÜRK.40 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ TBMM’nin açılışı. s. M. Üç dört günlük takip ve değerlendirmenin sonuc unda işgalin geç ic i olmadığı ve artık İstanbul Hükümeti’nden millete ve memlekete özellikle Kuva-yı Milliye’ ye bir yarar gelmeyeceği kanaatine varılmıştır. Bu arada İstanbul’da işgal sonrası tatil kararı alarak dağılan Osmanlı Mebuslar Meclisi’nin azalarından isteyenlerin yeniden seç ilme şartı olmaksızın Ankara’daki mec lis ç alışmalarına katılmalarına da imkân tanınmıştır. Hükümetin kuruluşu meselesi ç ok kritik ve hassas bir konudur.66. Erzurum Kongresi’nde alınan “vatanın ve istiklalin muhafaza ve teminine hükümet-i merkeziye muktedir olmadığı takdirde.1982. Ancak İtilaf Devletleri’nin İstanbul’daki askeri varlığı dikkate alınarak İstanbul hükümetleri ile işbirliğinin devamlı ve sağlıklı olamayac ağı ihtimali düşünülerek böyle durumlarda takip edilecek yol ve yöntemler de bu kongrelerde değerlendirilmiştir.421. C-I. Milli Eğ itim Basımevi. fakat milli kongrenin toplantı halinde olmadığı bir zamanda böyle bir ihtiyaç olursa yetkinin Temsil Heyeti’nde olduğu da belirtilmiştir. Mondros Mütarekesi sonrasında İtilaf Devletleri’nin yaptığı işgallere karşı sürdürülec ek milli politikaların belirlendiği Erzurum ve S ivas Kongreleri’nde mümkün mertebe İstanbul Hükümeti ile işbirliği halinde memleketin işgallerden kurtarılması düşünülmüştür.2 Temsil Heyeti 21 Nisan 1920 tarihinde yaptığı toplantı ile mec lisin 23 Nisan 1920 günü aç ılmasına ve bu ç erç evede yapılac ak iş ve işlemlere karar vermiştir.3 23 Nisan 1920’de TBMM mebusların ve Ankara ahalisinin iştirak ettiği merasimlerle resmen açılmış ve hükümet şekli olarak “mec lis hükümeti“ düzeni benimsenmiştir. genel itibariyle Türk tarihinin önemli hadiselerinden olup özelde ise Milli Mücadele’nin seyrini değiştiren önemli bir dönüm noktasıdır. bir hükümet-i muvakkate teşekkül edecektir"1 şeklindeki karar İstanbul’daki hükümetin milli davaya sahip çıkmaması ya da ç ıkamaması halinde takip edilecek yolun yeni ve müstakil bir hükümet kurmak olduğuna işaret etmektedir.431 vd. Kemal.s. temin-i maksat iç in. İstanbul’un 16 Mart 1920’deki işgalinden itibaren gelişmeleri yakından takip etmiş. Aynı kararın devamında böyle bir hükümeti kurma yetkisinin milli kongrede olduğu. 19 Mart 1920’de yapılan bu değerlendirmeler sonucunda “salahiyet-i fevkaladeye haiz” bir milli meclisin toplanmasına ve hükümet işlerinin bu meclis tarafından yürütülmesine karar verilmiştir. . Nutuk. ATATÜRK. yerli ve yabancı kaynaklardan edindiği istihbaratı değerlendirmiştir.

Meclis ve hükümet başkanı Mustafa Kemal’in belirlediği “milli siyaset” ilkeleri etrafında politika üretecek olan hükümetin önünde çözmesi gereken ç ok önemli sorunlar mevcuttur.İç erde meşruiyet kazanma olarak da özetleyebileceğimiz “milli birlik ve beraberliği” tesis ederek kendi otoritesine karşı oluşabilecek tepkileri kontrol etmek. Ankara.İşgalc i güçler karşısında yokluk ve zorluklara rağmen mücadelesini sürdüren Kuva-yı Milliyeyi daha etkin hale getirmek.B. 30 Nisan 1920’de T. Meclis hükümeti kurulur kurulmaz hemen uluslararası düzeyde mec lisin ve hükümetin ilişkilerini geliştirecek adımlar atılmıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 41 mevcuttur.2000. T.M ve T.M.B. c . YALÇIN. sebep ve netic eleri itibariyle olayları anlatmıştır. Diğer yandan “Osmanlı Devleti’nin izlediği iç ve dış siyaseti eleştirmiş ve T. ”Çünkü milletin bekasının tehlikeye düştüğü bir sırada nazari. askeri alanda Kuva-yı Milliye muntazam bir askeri teşkilata dönüştürülec ekti.192 vd.M.Bütün bu uğraşlar yanında uluslararası alanda meşruiyet kazanmak yani tanınmaktır. s.M.B. Bu problemleri şu üç temel noktada özetlemek mümkündür. C-II.M’ nin açılışı Avrupalı devletlere duyurulmuştur.M.B. .5 Hükümet “Türkiye Büyük Millet Mec lisi Hükümeti” ismini almış ve bu ismi kullanmıştır. Durmu ş ( ve diğ erleri).’ “7 Görüldüğü üzere T.193. 24 Nisan 1920 de meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal “meclis hükümeti” düzeni tesis edildiği için aynı zamanda hükümet başkanlığı görevini de üstlenmiştir.4 3 – 4 Mayıs 1920 tarihli ç alışma toplantıları ile 11 bakanlı hükümet kurulmuş ve resmen göreve başlamıştır.T.”6 Mustafa Kemal 24 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Mec lisi genel kurulunda üç oturum süren uzun bir bilgilendirme konuşması yapmıştır.M. s. uzun süren muameleden kaç ınmak gerekmekteydi. AKDTYK.M dış politikaya diğer meselelere önem verdiği kadar aynı yoğunlukta ilgi ve önem vermiştir.M ’nin izleyeceği siyaseti şöyle özetlemiştir: ‘Milletimizin kuvvetli.191.Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-I. b.B. I.M. a. 11 Mayıs 1920’de Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey başkanlığında bir heyet Rusya ile temas kurmak 4 5 6 7 ATATÜRK. Mustafa Kemal 26 Nisan 1920’de meclise verdiği bir önerge ile hükümet kurmanın zarureti ve kurulacak hükümetin kuruluş esaslarını mec lise kabul ve tasdik ettirmiştir.B.M Hükümeti’nin programı sade ve kısa tutulmuştur. karışık.M Hükümeti “milli siyaset” ilkeleri ç erç evesinde iş ve ic raat üretec ektir. s.438 YALÇIN. Dış politika hedefi. YALÇIN. Atatürk Ara ştırma Merkezi. mesut ve istikrarlı yaşayabilmesi iç in devletin tamamen milli bir siyaset takip etmesi ve bu siyasetin iç teşkilatımıza tamamen uyması ve dayanması lazımdır. İç politikada milli birlik ve dayanışma korunacak.s. Bu Konuşmasında mec lisin açılışına kadar geçen süreç te yaşananları. Misak-ı Milliyi gerçekleştirmek ve memleketi işgal eden devletlerin buna uymalarını sağlamaktı.

T. Irak’ın kuzeyi ve Mersin’den Urfa’ya kadar uzanan Doğu Akdeniz ve Güney Doğu Anado8 9 10 YALÇIN. verdiği ve vereceği imtiyazların hükümsüz sayılacağını bütün dünyaya ilan etmiştir.İnönü Muharebesi’nden sonra T.Dünya Savaşı devam ederken İtilaf Devletleri savaş sonrası ile ilgili olarak bir dizi gizli anlaşmalar imzalayıp. Türk Tarih Kurumu Basımevi.M.T. Ankara. I– 20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE’YE GİDEN SÜREÇTE KUVAYI MİLLİYE ’NİN ROLÜ I. Bu gerç eği gerek tarafsız devletlere ve gerekse İtilaf Devletleri’ne kabul ettirmek hiç de kolay olmamış.M. 1991 s.B.M. dış politikada meclisin ve hükümetin meşruiyet kazanması zorlu ve meşakkatli bir süreç ten geç miştir.M Hükümeti –Fransa arasındaki siyasi ilişkilerin başlangıcını oluşturan bu anlaşmadan bahsetmeden önce Fransa’yı T.1973.B. Türk Tarih Kurumu Yayınevi.B. s.B. Aptülahat. I.M Hükümeti bunun bilinc indedir.M ’ni ve onun hükümetini kendi işgal politikalarının gereği ve sonucu olarak pek kolay tanımayac aktır. Yusuf Hikmet.M.8 Bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin. Öncelikle ülkemizi işgal eden İtilaf Devletleri ile siyasi.B.M aldığı bir kararla. T.M Hükümeti’nin dış siyasetteki engellerini aşmasında öncelikle Kuvayı Milliye daha sonra da Türk ordusu etkili olacaktır.B.M.M Hükümeti’nin Londra Konferansı’na davet edilmesi ve Sovyet Rusya ile Moskova Anlaşması’nın yapılması gibi örnekler uluslar arası ilişkilerdeki olumlu gelişmelerin askeri başarılarımıza endeksli olduğunu göstermektedir. Ankara. Elbette İtilaf Devletleri Misak-ı Milli hedefi ile yeni bir başlangıç yapan T.M Hükümeti’nin imzaladığı “ilk uluslararası anlaşma” olması noktalarında önem arz etmektedir. özellikle Osmanlı topraklarının paylaşımı hususunda bazı projeler hazırlamışlardır. İstanbul Hükümeti’nin 16 Mart 1920 tarihinden itibaren yaptığı ve yapac ağı anlaşmaların. . Bu anlaşma. I.T. s.M.M. T. BAYUR.B. Anc ak araştırmalarımız I.M Hükümeti’nin kuruluşunu müteakiben Fransa ile resmi temaslarda bulunduğunu ve bir “muvakkat ateşkes” (geçici ateşkes) imzaladığını göstermektedir.B.M.42 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 üzere Moskova’ya gönderilmiştir. Bu bilincin bir göstergesi olarak T. Zira Kuva-yı Milliye ve ordumuz işgalci güçler karşısında askeri başarılar kazandıkç a İtilaf Devletleri ve diğer tarafsız devletler resmi ilişki tesis etmek için TBMM ‘nin ve hükümetin kapısını aşındırmaya başlayacaklardır.B.M Hükümeti’nin imzaladığı ilk uluslararası anlaşmanın Ermenistan ile imzalanan “Gümrü Anlaşması”9 olduğu yönünde bir genel kabul mevc uttur. Atatürk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi . Türk Milleti’nin mukadderatında tek yetkili merci olarak kendisini gördüğünün ilanıdır.M.B. “geçici” de olsa İtilaf Devletleri ittifakını oluşturan üç büyük devletten birisiyle yapılması ve I.10 Bu projelerde Fransa’ya Suriye.M. Türkiye Devletinin Dış Siyasası.194.19 vd. ekonomik ve askeri rekabet içindeki Sovyet Rusya ile daha kolay ilişki kurulabileceği düşünülmüştür.67–68 AKŞİN.T.M Hükümeti’ni muhatap almaya sevk eden nedenler üzerinde durmalıyız.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 43 lu bölgeleri vaat edilmiştir. Maraş.s. Atatürk Silifke’de . Ne var ki bu durum fazla sürmeyec ektir. Ves: 830 ASLAN. Bu plana göre. İngiltere’nin bu ç ekilmesine karşılık daha önc e kendisine vaat edilen Irak’ın kuzeyinden vazgeç miştir. Mersin ve havalisinde askeri ve siyasi denetim. Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanarak yürürlüğe girinc e İtilaf Devletleri gizli sözleşmelerde kendilerine tahsis edilmiş olan yerlerin işgali için hazırlıklara başlamıştır. Ves: 780. İngiltere ise Çukurova ve Güneydoğu Anadolu’ya getirdiği birliklerde genellikle Hintli müstemleke askerlerini istihdam etmiştir. Çünkü S ykesPic ot Mutabakatı’na göre bu bölge Fransa’nın kontrolünde olac aktır. S eyhan Nehri’nin batısı ile TarsusAdana tren hattının kuzeyine yapılac ak ikinc i ç ekilme 5 Aralık 1918 akşamına kadar tamamlanac aktır.13 Bu yeni plan gereği İngiliz işgal birlikleri Urfa. Bu maksatla İtilaf Devletleri Filistin. Bu durum Fransa’yı uzun vadede rahatsız etmiş ve iki ülke arasında 15 Eylül 1919’da yeni bir anlaşma yapılarak egemenlik alanları yeniden tespit edilmiştir. kontrol ve yönetimi üstlenmesi bu işgale bağlı beklentileri olan Ermeni azınlığı harekete geç irmiştir. Çünkü bu mıntıkada İngiliz birliklerinin varlığı ve denetimi elde tutması I.1981. Antep.12 Başlangıç olarak bu mıntıkanın işgalini İngiltere ve Fransa birlikte gerç ekleştirmişlerdir. Bunların ekseriyeti de Müslüman’dırlar. Kurtulu ş Sava şı’nda İçel. S: 21. İzzet. Dörtyol ve Mersin’e asker çıkararak Osmanlı Ordusu’ndan boşalan mevkileri kontrol etmeye başlamışlardır. HTVD. Bu durum işgal birlikleri ile bölge ahalisi arasında problem ç ıkmasını engelleyen bir faktör olarak görülebilir.s. S: 33. Adana. İstanbul. Mersin ve havalisini terk ederek bu mıntıkanın askeri ve siyasi denetimini Fransız İşgal birliklerine bırakmışlardır.25 Kurtulu ş Sava şı’nda İçel Tarihini Yazma Komitesi.Dünya S avaşı sırasında İtilaf Devletleri arasında yapılan gizli paylaşım planlarına aykırıdır. S uriye ve Çukurova’nın işgaline zemin oluşturacak şekilde bu bölgelerdeki Osmanlı ordularının tahliyesine yönelik bir planı uygulamaya koymuşlardır. Adana. Maraş..1971. Fransa’nın Urfa. Fh : 11. Adana.45 . Fakat işgal mıntıkasında askeri ve siyasi kontrol İngiliz işgal kuvvetlerinde olmuştur. KLS : 240. İngiltere bu mutabakatı sadec e Çukurova’nın işgaline iştirak ederek ihlal etmemiş aynı zamanda Irak’ın kuzeyini de işgal etmiştir ki söz konusu mutabakatta da bu bölgenin Fransa’nın nüfuzuna terk edilmesi planlanmıştır. Antep. İtilaf Devletleri 17 Aralık 1918’de Mersin’i. HTVD. Filistin Cephesi’ndeki bütün Osmanlı birlikleri 1 Aralık 1918 akşamına kadar Ceyhan Nehri’nin batısına ç ekileceklerdir.11 Osmanlı Ordusu bir yandan bu tahliye ç alışmalarını yaparken diğer yandan İtilaf Devletleri İskenderun.14 Fransa. 18 Aralık 1918’de Tarsus’u ve 19 Aralık 1918’de Adana’yı da işgal etmişlerdir. Pozantı’nın batısına yapılac ak üç ünc ü ve son ç ekilme 15 Aralık 1918’de tamamlanmış olac aktır. Özellikle işgal birlikleri iç inde Er11 12 13 14 ATASE Arş. D : 8.

21 Oc ak 1920’de işgalc ilerin şehrin ileri gelenlerini toplantıya ç ağırıp onları ç ıkan olaylardan sorumlu tutarak tutuklamaları üzerine Maraş halkı direnişe geç miştir. 11 Ş ubat 1920’ye kadar devam eden direniş sonunda Fransız işgal birlikleri 11 Ş ubat’ı 12 Ş ubat’a bağlayan gec e şehirden ç ekilmişlerdir. s. s.21 Maraş’tan sonra Urfa’nın da işgalden kurtuluşu. Diğer yandan Fransa’da kamuoyu Türklere karşı takip edilen işgal politikalarını sorgulamaya başlamıştır. İç el Kuva-yı Milliyesi’ne ileri harekât emrini vererek Fransız işgal birliklerine karşı top yekûn bir müc adele başlatmıştır.D:26. Ankara 1988. Maraş’ta Kuva-yı Milliye’ nin zaferi Avrupa’da özellikle de Fransa da büyük yankı uyandırmıştır. Yörük S elim ve Cemil Cahit Beyi Maraş’a göndermiştir. s.19 Bu başarı hem Fransız c ephesinde hem de Milli Müc adele’mizin genelinde kurtuluşa olan inanc ı ve güveni arttıran bir zafer olmuştur.17 Maraş’ta 29 Ekim 1919’da İngiliz işgal birlikleri ç ekilmiş ve yerlerine Fransız birlikleri gelmiş ve birkaç gün iç inde zulümler başlamıştır.182 vd. Kuva-yı Milliye müfrezelerimize. Adana.15 İngiliz işgalc i birliklerinin ç ekilmesi.16 Fransız işgal mıntıkasında bu işgali sonlandırma niyeti ile yapılan hazırlıklar tamamlanmadan Kuva-yı Milliye birliklerimiz kendisini harbin iç inde bulmuştur. Maraş. Mersin.237 AKYÜZ. Türk Kurtulu ş Sava şı ve Fransız Kamuoyu . AKYÜZ.242 . KLS:308.Fh:3 YALÇIN. Antep ve Urfa’da Kuva-yı Milliye’nin teşekkülü iç in ç alışmalar başlamıştır.s.18 Temsil Heyeti Reisi Mustafa Kemal Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin sürdürdüğü bu direnişe katkı sağlamak iç in Kılıç Ali.Fh:62 ATASE Arş. Fransız birliklerinin kontrolü ele alması ve buna bağlı olarak Ermeni ç etelerin taşkınlıkları bölgede milli müc adele fikrini güç lendirmiş ve Müslüman ahaliyi harekete geç irmiştir. s. C-I. KLS:310.20 Maraş işgalden kurtulurken diğer yandan Urfa’da 9 Ş ubat 1920’de işgalcilere karşı başlatılan kuşatma 11 Nisan 1920’de işgalcilerin c an güvenliklerinin sağlanması şartı ile şehri tahliye etmeleri ile netic elenmiştir.D:27. İngiliz ve Fransız birlikleri arasındaki bu değişime denk düşen süreç te Temsil Heyeti’nin talimatları ile İç el. Temsil Heyeti Maraş’ta işgal birliklerinin ve Ermeni azınlığın artan zulmüne karşı Kuva-yı Milliye’ nin direnişe geçmesi üzerine.44 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 meni lejyonerlerin Fransız üniforması ile istihdamı Ermeni ç eteleri c esaretlendirmiş gerek işgal birlikleri ve gerekse onların silahlandırdığı Ermeni ç etelerin Müslüman ahali üstünde baskı ve zulmü artmaya başlamıştır. Temsil 15 16 17 18 19 20 21 YALÇIN.237 ATASE Arş.184–185 YALÇIN. Bölgedeki muharebelerin başlangıç noktasını Maraş hadisesi teşkil etmiştir. Oc ak 1920’ye kadar bazı münferit olaylar olmuş anc ak işgale karşı hazırlıklar yapılmakla birlikte topyekûn bir müdafaa söz konusu olmamıştır. Yahya.

TBMM HÜKÜMETİ’NİN VE FRANSA’NIN MÜTAREKE GEREKÇELERİ Fransızlar işgal mıntıkalarında özellikle Nisan ve Mayıs 1920 itibariyle büyük güç lüklerle karşılaşıyorlardı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 45 Heyeti’ne umut ve milletimize moral kaynağı olmuştur. Ş ahin Bey’in Antep-Kilis yolunu kapatarak başlattığı direniş İşgalc ilerin bu yolu kontrol altına almalarıyla 11 Ağustos1920’de kuşatmaya dönüşmüştür. Bu durum Pozantı’daki Fransız işgal taburunun mahsur kalmasına sebebiyet vermiş.1996 s.I. s. S adec e Pozantı’daki tablo değil. Cihat. c. bu birliği kurtarmak iç in Adana’dan yollanan birlikler Kavaklıhan mevkiinde Kuva-yı Milliye müfrezelerinin direnişiyle karşılaşarak başarısız bir şekilde geri dönmeye mec bur bırakılmıştır. Maraş ve Urfa yenilgileri yanında Mersin.111 vd. Anc ak Antep halkı bu kuşatmaya 8 Ş ubat1921 e kadar direnec ektir. Diğer yandan Fransa’da kamuoyunun büyük ölç üde hükümet aleyhine döndüğü ve hükümetin işgal politikalarının tenkit edilmeye başlandığı tespit edilmektedir.25 Ayrıc a Tarsus ve Karaisalı mıntıkasındaki Kuva-yı Milliye müfrezelerinin koordineli ç alışmaları ve taarruzları netic esinde Adana-Pozantı tren hattı ile karayolu tamamen Kuva-yı Milliye’nin kontrolüne geç miştir. Bu tablo “geç ic i ateşkes”e giden süreç te işgal kuvvetleri komutanının ç aresizliğini ortaya koymaktadır. Zira Kuva-yı Milliye müfrezelerimiz gerek halkın ve 22 23 24 25 26 27 AKYÜZ. elinizden gelenin en iyisini yapın“ 27 mesajını yollamıştır. Milli Mücadele Döneminde İçel Sanca ğ ı.23 Mersin ve Tarsus mıntıkalarında Maraş direnişine endeksli başlayan “ileri harekât”ın netic esinde Mayıs 1920 itibariyle Fransız işgal birlikleri Mersin’de şehir merkezine. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. İstanbul. Tarsus ve Adana mıntıkalarındaki başarısızlık ve kayıplar Fransız işgal kuvvetlerini diplomatik temas zeminine ç ekmiştir. Tarsus’ta yine şehir merkezine kadar ve MersinTarsus tren hattına kadar ç ekilmeye mec bur bırakılmışlardır.216 vd.26 Pozantı’da mahsur kalan bu taburu kurtarma ümidini kaybeden Adana’daki işgal kuvvetleri komutanı Albay Brémond bir uç ak vasıtasıyla taburun komutanı Binbaşı Mesnil’e ”Yardım gelec ek diye beklemeyin. II.187 . s.s. ENER. Ankara. s. Kasım. Mondros’tan Mudanya’ya Kadar.III. Selahattin.22 Antep’te Kuva-yı Milliye Kumandanı Ş ahin Bey önc ülüğünde Ş ubat 1920’de direniş başlatılmıştır. YILDIRIM.1991 s.24 Diğer yandan Pozantı’daki işgal taburunun kontrol ettiği Ulukışla ve Çiftehan ile Ulukışla Pozantı arasındaki tren yolu ve tüneller Ereğli ve Niğde’de oluşturulan müfrezeler tarafından kontrol altına alınmıştır. Yayınlanmamış Doktora Tezi.240 vd.186 TANSEL. S izi kurtarmak imkânsız. Çukurova Kurtulu ş Sava şında Adana Cephesi.208 vd YILDIRIM. Konya–1998. AKYÜZ.

Ankara’da görüşmeler devam ederken Pozantı’daki Mesnil Taburu “Karboğazı S avaşı” neticesinde Kuva-yı Milliye tarafından esir alınmıştır. S. Özellikle Mayıs 1920 başlangıc ından itibaren Fransa’nın görüşme çabaları yoğunlaşmış ve önc e Ankara’ya İstanbul’dan bir binbaşı ve bir sivil memur gelerek I.27 “ Karbo ğ azı Sava şı” için bakınız: YILDIRIM. Vatan Nasıl Kurtarıldı? Ankara 1969. Hulki-SARAL. S. Maraş. 132 GENÇ. s.29 Böyle geçici bir mütarekenin yapılması Fransızlar iç in bir mec buriyetti.TBMM Hükümeti ile görüşmüştür. Yapılan müzakerenin netic esinde bu Fransız heyetle I. Zira Müslüman Cezayirli ve Tunuslu Fransız neferler Kuva-yı Milliye’ye karşı c ansiperane bir şekilde savaşmamaktadırlar. “20 Günlük Mütarekenin İç Yüzü ”. Tosun. 188 . Görüşmelerin başladığı günlerde de Pozantı da Binbaşı Mesnil kumandasındaki tabur mahsur durumda idi.46 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gerekse kolorduların desteği ile işgal kuvvetleri karşısında pek güç lü bir konuma gelmiş ve işgalci Fransız birliklerini ardı ardına mağlup etmekteydiler. fakat buralardaki savaşları da kaybetmekten kurtulamamışlardır. İkinc i mühim husus Fransız işgal kuvvetlerindeki neferlerin büyük bir kısmının Müslüman müstemleke askerlerinden teşekkül etmesidir. s. A.33 Fransızların böyle bir anlaşma yapmak istemeleri ve res- 28 29 30 31 32 33 ATATÜRK.453 Aynı SARAL.246 vd AKYÜZ. s. Zira Fransız işgal kuvvetleri Güney Cephesi’nin tamamında kötü günler yaşamaktaydı. Şeref.32 Fransızların artık bundan sonraki hedefi cepheyi takviye etmekten başka bir şey olamazdı. Yalnız bu ilk görüşmeden olumlu hiçbir netice çıkmamıştır. İşgalc i Fransızlar cephedeki bu kötü vaziyetleri karşısında TBMM Hükümeti ile temas ve müzakere temin etmeye çalışmışlardır.TBMM Hükümeti arasında 20 günlük bir mütareke yapılmıştır. s.31 Fransızların sahip olduğu bu temel hedeflere rağmen. Mersin 1968. Bu geçici mütareke temelde Pozantı Garnizonu’nun kurtarılması amac ını taşımasına rağmen anlaşmanın Mesnil Taburu’nun esir düşmesinden sonra yapılmış olması mütarekenin Fransız kamuoyunda Pozantı yenilgisinin sonucu olarak yorumlanmasına sebep olmuştur. Antep ve Urfa da yapılan muharebelerden kayıplarla ayrılan Fransızlar Adana ve Mersin Cephesi’ne önem vermişler. C:II. İşgal mıntıkasındaki muharebelerde Fransız kuvvetlerinin başarısızlık sebepleri de şu iki hususla ifade edilmelidir.30 Böyle bir mütarekenin imzalanması netic esinde Fransızlar hem Pozantı’daki garnizonu kurtarac ak ve hem de c ephe genelinde kötü durumda olan kuvvetlerini takviye edecek ve gerekirse c ephede yeni bir düzenleme yapacaklardı. Birincisi Kuvayı Milliye neferlerinin vatanı işgalden kurtarmak hususundaki azim ve kararlığıdır. Kuva-yı Milliye Dergisi . 89.28 Bu ilk teşebbüsten bir sonuç alamayan Fransızlar Mayıs 1920’nin sonlarına doğru Fransa’nın S uriye Fevkalade Komiseri General Gouraud ’yu temsilen Robert de Caix başkanlığında bir heyeti Ankara’ya göndermişlerdir.

Sovua ile Beyrut’a gelmiş ve General Gouraud tarafından iyi karşılanmışlardır.Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin bu mütareke neticesinde temin edec eği temel hedefler siyasî bakımından muhatap alınıp uluslararası platformda tanınmaya bir adım atmak.s. Kuva-yı Milliye yanlısı olduğu ifade edilen Haydar Bey ve beraberinde Binbaşı Reşit. I.TBMM Hükümeti’nc e kabul edilip bir anlaşma yapılması neticesinde I. henüz İtilaf Devletleri’nce bittabi tasdik edilmemişti. Kls 580. C:II. 454 ATASE Arş. Fh: 23–3. Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi . ATATÜRK.1999. M. . s. Bu hedeflerden birinc isi askerî noktadadır.379.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 47 men görüşmeleri başlatmaları TBMM Reisi Mustafa Kemal’de Fransızların Adana ve havalisini tahliye etmek istedikleri şeklinde bir intiba uyandırmıştır. C:II. Kemal. Türk Milleti’nin mukadderatında tek söz sahibi olduğunu büyük devletlere kabul ettirmektir.37 Mart 1920’nin sonlarında yapılan bu ziyaret ve görüşmede General Gouraud “Adana ve Havalisinde gerginliğin yatışmasını sağlayac ak bir anlaşma yapmayı 34 35 36 37 ATATÜK. Türk Tarih Kurumu Basımevi. ATATÜRK.35 İkinc i hedef siyasî idi. D: 38. Askeri bakımdan ise amaç . İstanbul’da yaşayan ve Fransa’nın ajanı olduğu ifade edilen bir Fransız bankacının Van Valisi Haydar Bey’i Fransız İşgal Ordusu Kumandanı ve Yüksek Komiser General Gouraud ile görüşmek için Beyrut’a gitmeye ikna etmiştir. s. 454 ÇEL İK.TBMM Hükümeti’nin temin etmek istediği bazı hedefler vardı. c ephedeki Kuva-yı Milliye müfrezelerini bir intizama sokup gerekli takviyeleri yapmaktır. 453. Bu itibarla Fransızların İstanbul Hükümeti’ni bir tarafa bırakıp Ankara’da bizimle müzakere de bulunmaları ve herhangi bir meselede itilaf eylemeleri o gün iç in temin-i mühim siyasî bir nokta idi”36 . s. Ankara.TBMM Hükümeti tarafından kabul edilmemiştir. C:II. III– “20 GÜNLÜK MUVAKKAT MÜTAREKE”NİN İMZALANMASI VE UYGULANMASI Cephede a keri bakımdan zorluklar yaşayan Fransızlar Fransa’dan gelen Kardinal Dubois ile görüşmek için bir temsilcinin görevlendirilip Karadeniz’deki herhangi bir limana gönderilmesini istemişler fakat bu teklif I. Şevket Bey. Bu siyasî hedefi TBMM Reisi Mustafa Kemal daha sonra bizzat kaleme aldığı Nutuk isimli eserinde şöyle izah etmektedir: “Büyük Millet Meclisi ve Hükümeti. İsimleri zikredilmemekle birlikte bir binbaşı ve bir sivil yetkilinin İstanbul’dan Ankara’ya gönderildiği ve girişimin de sonuç suz kaldığı ifade edilmektedir. Hatta bu anlaşma Türkiye tarafından Fransa ile yapılac ak esaslı bir anlaşma iç in atılmış mühim bir adım olarak yorumlanmıştır. Bilakis memleket ve milletin mukadderatına müteallik mesailde İstanbul’da Ferit Paşa Hükümeti’yle münasebet ve muamelede bulunmakta idiler. 34 Fransa’nın geçici bir mütareke talebinin I. Bu askeri hedef “Adana mıntıkası ve cephelerinde bulunan ve kısmen askerle de takviye olunan millî kuvvetleri sükûnetle tanzim ve tensik etmekti”. Mazhar Müfit(Kansu)Bey.

M. Robert de Caix geçici mütareke hükümlerini telgrafla Paris’e bildirdi. Fakat Haydar Bey. Anc ak Fransız heyet yapılan görüşmelerde Fransız işgal birliklerinin zorda olduğu Antep ve Maraş konusunda görüşmek isteyinc e görüşme yarım kalmıştır.Pozantı ve Sis’te bulunan Fransız kıtaatı.48 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 önerdi. Fransızlar tarafından tahliye edilecek ve şehir dâhilinde bulunan Fransız kuvveti kasaba haric indeki ordugâhına ç ekilec eklerdir. Bu şifreye göre mütarekenin şartları şöyle sıralanmaktadır: “Fransızlarla cereyan eden müzakerat-ı siyasiye neticesinde bervechi ati hususat kabul edilmiştir. 22 Mayıs’ta tekrar Mustafa Kemal ile görüşen Robert de Caix aslında yanında bulunan ve önceki görüşmesinde gizlediği ve müzakere konusunda yetkili olduğunu gösteren güven mektubunu sunmuştur. Madde 1. Robert de Caix.29/30 gece yarısından itibaren bütün Fransızlarla tatil-i muhasamat edilec ektir. Fakat heyet bu konuda yetkili olmadığını ileri sürerek. böyle bir anlaşma yapmaya yetkisinin olmadığını söyleyerek. Amiral Le Bon 28 Mayıs 1920’de Bursa’dan çektiği telgrafla Fransız Hükümeti’nin “Geç ic i Ateşkes” hükümlerini onayladığını teyit edince mütareke aynı gün Ankara’da heyetler arasında imzalandı40 28–29 Mayıs 1920’de imzalanan bu geç ic i anlaşma karşılıklı olarak heyetler arasında onaylanır onaylanmaz TBMM Reisi Mustafa Kemal c ephedeki Kva-yı Milliye birliklerine mütareke hakkında bilgi ve talimat içeren bir şifre göndermiştir.M. Gouraud’ya bu konuda Ankara’ya başvurması gerektiğini bildirdi. ÇEL İK. Bu arada Pozantı’daki Mesnil Taburu’nun Kuva-yı Milliye tarafından kuşatılması üzerine Fransız Parlamentosu durumu değerlendirip 25 Mayıs 1920’de T. silahları ve tekmil eşya ve malzemeleriyle Adana. Aynı.Mersin şimendifer hattına ç ekilec eklerdir.39 23 Mayıs1920’de uzlaşmaya varılmış fakat Fransız heyet önemli siyasi konularda Paris’in onayını almak için İstanbul’a dönünce mütarekenin imzası kalmıştır. S ovua ve Amiral Le Bon’dan oluşan Fransız heyeti 20 Mayıs 1920’de Ankara’ geldi. Mustafa Kemal bu görüşmede Fransızların işgal ettikleri milli sınırlarımız dâhilindeki bütün yerleri boşaltmalarını istemiştir. Madde 2. 38 39 .B.”38 Bu görüşmeden sonra General Gouraud telgraf vasıtası ile Mustafa Kemal ile temasa geçti ve Suriye Fransız Yüksek Komiserliği Genel Sekreteri Robert de Caix başkanlığında bir heyeti Ankara’ya gönderdi.M’ ne mürac aat ederek geç ic i mütarekenin imzalanmasını talep etti.380 40 Aynı. Zira Mustafa Kemal bütün Fransız cephesini ilgilendirmeyecek bir görüşmeye karşı ç ıkmıştır. s. Ayıntap şehri. hem yöneticileriyle görüşmek üzere Fransa’ya gidebilmek ve hem de kapsamlı bir ç özüm iç in zaman kazanmak adına Mustafa Kemal ile “geç ic i bir mütareke” ve maddeleri üzerinde anlaşma sağlamıştır.

ves: 372 . Madde 4. TBMM Reisi Mustafa Kemal bu görevlendirme ile birlikte görevli olmayan diğer cephe kumandanlarının mütarekenin uygulanışında ayrıca taleplerde bulunup müzakere yapmamaları hususunda uyarıda bulunmuştur. S. I. Pozantı. 87.44 Fransızların iaşe ve ikmal maksatlı olarak tren hattını kullanmak istemeleri mütarekeyi mevcut kuvvetlerini takviye etmek için yaptıklarını açıkça göstermektedir. Fransızlar da gerek siyaseten ve gerek esareten nezdlerinde alıkoydukları Müslümanları bize verec eklerdir.43 Bu mütareke uygulanmaya girdiği günden itibaren ihtilaflara sebep olmuş ve uygulamada bir takım problemler çıkmıştır. S.TBMM Hükümeti bu hususu da protesto ederek bu ve bunun gibi ihlallerden dolayı mütareke şartlarına uyulmaması halinde Türk tarafının mesul olmayacağını bu mezalimler vesilesiyle halkın galeyan halinde olduğunu General Gouraud’ya bildirmiştir. Yalnız Kuva-yı Milliye müfrezeleri bu ihlallere müsaade etmeyec ektir. 14. Diğer yandan işgal mıntıkasında Ermeniler Fransızlardan yüz bularak Müslüman ahaliye karşı mezalime devam etmişlerdir. Sis ve Ayıntap’ın tahliyesi ve üseranın mübadelesi hakkında ayrıc a tebligat yapılacaktır. Hatta bu tarz ihlaller ve nakliye hususu ile ilgili mütarekede bir hükmün yer almadığı I. s.m. Mesela Osmaniye’deki Kuva-yı Milliye müfrezelerine mütarekeden sonra Fransız kıtaatınca taarruz yapılmıştır.Muhasamatın tatilinden itibaren ilk on gün zarfında yedimizde bulunan esirler iade olunacaktır.TBMM Hükümeti’ne asılsız suç duyuruları yapmışlardır. Diğer yandan Kuva-yı Milliye’nin denetimi altındaki şimendifer hatlarında Fransızların iaşe ve ikmal maksatlı nakliye yaptıkları ve buna Kuva-yı Milliye’nin müsaade etmediği tespit edilmiştir. ves: 371 Aynı HTVD.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 49 Tatil-i muhasamatın ilk on günü zarfında Pozantı Sis ve Ayıntap’ın tahliyesi hitam bulac aktır. Madde 3. Aralık 1955.TBMM Hükümet’ince Suriye’deki Fransız Fevkalade Komiseri General Gouraud’ya bildirilmiştir. 14. Hatta Fransızlar bu ve benzeri ihlalleri örtbas etmek için Kuva-yı Milliye müfrezelerinin bazı c ephelerde Fransız postalarına saldırdığı şeklinde I. Aralık 1955.42 Mütarekenin uygulanışı ve esir mübadelesi hususunda TBMM Hükümeti’ni temsil edecek olan Binbaşı Ş emseddin ve Kaymakam İrfan Beylere hükümet tarafından gerekli talimatlar verilmiştir. S. ves: 370 HTVD. Aralık 1955.41 Bu şartlar ç erçevesinde yapılan mütarekeyi tatbik iç in TBMM Hükümeti’ni Umum İç el Kuva-yı Millîye Komutanı Binbaşı Ş emseddin ve Kilis Kaymakamı İrfan Bey temsil etmekle görevlendirilmişlerdir. KM.g. Yalnız Mayıs'ın otuzuncu günü sabahtan itibaren muhasamatın tatili temin olunac aktır”.45 41 42 43 44 45 GENÇ.Adana havalisi ile Osmanlı Hükümeti arasında serbestç e ve aç ık muhabere edilec ektir. 24 HTVD. 14. S. a.

ves: 370 Aynı SARAL – SARAL. Zira Ermeniler. D: 38.48 Mütareke şartları içinde Pozantı ve Sis’teki garnizonların boşaltılması hususu yer alıyordu. Fransız işgalini kullanarak Çukurova’da bir Ermeni Krallığı kurmak istiyorlardı. 14 GENÇ. Ancak Sis’i Kuva-yı Milliye’ ye teslim etmeyip ellerindeki silah ve cephaneyi de Ermenilere terk etmek suretiyle asi Ermeni çetelerine teslim ettiler. KLS: 580. s. Fh: 13 HTVD. Ancak Pozantı’daki Mesnil Taburu zaten daha anlaşma imzalanmadan Kuva-yı Milliye tarafından teslim alınmıştır. s.g. Aralık 1955.47 20 Günlük Geçici Mütareke’nin Fransızlar tarafından böylece ihlali yetmemiş gibi birde Müslüman ahali üzerinde yalan yanlış propaganda başlatmışlardır. General Gouraud’un 8 Haziran 36 (1920) tarihli tel’ine Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal’in cevabî tel’inin “İsmet” imzalı ekinde talep edilmiştir. Mütareke ahkâmına aykırı bu tavırlardan vazgeç ilmesi hususunda Adana’daki Fransız İşgal Kuvvetleri Kumandanı Albay Brémond uyarılmıştır. 14.m. S. 25 . Hatta kendi kendilerine bu mütarekeden sonra Adana’da krallık ilan etmişlerse de bunda da başarılı olamamışlardır.49 Bu mütarekeden en fazla rahatsız olan taraf Ermeniler olmuştur. Ancak Fransızların böyle bir tavır sergileyebilec eği 46 47 48 49 50 ATASE Arş. Pozantı bu suretle boşalırken Sis’i Fransızlar kendileri boşalttılar. Anc ak Yüzbaşı Emin Resa Bey bu istekleri reddetmiştir. Anc ak Kuva-yı Milliye’ nin işgallere karşı cephedeki başarıları ve siyasî aç ıdan 20 Günlük Mütareke’nin imzalanmış olması bütün bu planları alt üst etmiştir. Bu beyanname ile Fransızlar hala güç lü olduklarını ve Kuva-yı Milliye’ nin zor durumda olduğu intibaını vermek istemişlerdir. Adana’da Fransız işgal kuvvetleri komutanlarından General Dufieux imzası ile bir beyanname yayınlanmış ve bu beyannamede mütarekenin Mustafa Kemal Paşa’nın isteği ile ve Beyrut’a gönderdiği temsilciler vasıtasıyla imzalandığı şeklinde yalan bilgiler verilmiştir. Bu beyanname ile işgal mıntıkasındaki halkın kurtuluş ümidi kırılmak istenmiştir. a.46 Bütün bunlara ilave olarak Mersin’deki İşgal Kuvvetleri Komutanı Güvernör Anfré yine mütareke şartlarına aykırı olarak Fransız işgal mıntıkası ile Kuva-yı Milliye müfrezelerinin hâkim olduğu bölgeler arasında bir tarafsız bölge teşkil edilmesini yani Kuvayı Milliye müfrezelerinin işgal sınırlarından biraz geri çekilmelerini istemişlerdir.50 Fransa bu geçici barışta pek samimi olmadığını ve cephedeki kuvvetlerini takviye etmekten başka bir niyet taşımadığını mütareke şartlarının ihlaline müsaade etmesi ile açıkça göstermiştir. Bu yanlış ve gerçeklere aykırı propagandalardan vazgeçilmesi ve bu yanlış bilgilerin tekzip edilmesi hususu.50 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Fransızlar bu mütarekeye rağmen Adana’daki Vali Cemal Bey ve Kuva-yı Milliye taraftarı eşrafı tutuklayarak eşrafı Adana sınırları dışına sürdüğü gibi Vali Cemal Bey’i de İstanbul’a sürdürmek için Mersin’de gözetim altında tutmuşlardır.

TBMM Hükümeti uyarılarla karşılık verip Kuva-yı Milliye tarafından silahla mukabele edilmesini engellemiştir.53 Ancak daha öncede izah ettiğimiz gibi bu mütareke Ankara’da TBMM Hükümeti ile Fransızların Suriye Fevkalade Komiseri Gouraud’nun temsilc isi Robert de Caix arasında imzalanmıştır. Bu ihlallere I. bütün eli silah tutan ahalinin Kuva-yı Milliye’ ye iştirakinin temin edilmesini istenmiştir. 75 ENER. s. cephane ve top ihtiyaçlarının tespit edilerek Erkanı Harbiye Riyaseti’ne bildirilmesi istenmiştir. 135 .TBMM Hükümeti ile Fransa arasında tesis edilec ek kalıcı barış için mühim bir adım. s.51 Bu talimat doğrultusunda bölgedeki Kuva-yı Milliye müfrezelerinin hazırlıkları devam etmiş ve ahalinin daha yoğun bir şekilde Kuva-yı Milliye’ ye iştiraki temin edilmiştir. Anc ak yukarıda izah ettiğimiz hususlar bu yakınlaşma ve uzlaşmanın askerî aç ıdan henüz tesis edilmediğini hatta edilemeyec eğini ortaya koymaktadır. Mütarekenin bu şekilde ihlalinde mütarekenin batı kamuoyundaki etkilerinin de tesiri olduğu muhakkaktır. Ayrıc a bu umumi taarruz iç in müfrezelerin silah. c. Yalnız daha mütarekenin süresi dolmadan yapılan öyle bir ihlal vardır ki bu mütarekenin süresini doldurmasına fırsat bırakmamıştır. 20 Günlük Mütareke siyaseten I. önemli bir yakınlaşma olarak görülebilir. III. Bu anlaşmayla ilgili müzakerelerde ve anlaşmanın imzalanmasında hiç bir Kuva-yı Milliye komutanı bulunmamıştır. s. Özellikle Fransız kamuoyunda bu mütareke ile ilgili 51 52 53 ENER. Ankara 1993. 136 SARIHAN. Tarsus ve Mersin’in zaptı için umumi bir taarruz yapılac ağını bildirmiştir. Dolayısı ile bu anlaşma sadece Adana – Mersin ve havalisindeki cepheyi ilgilendiren bir mütareke olmayıp bütün Fransız cephelerini ve Misak-ı Milli sınırlarını ihtiva eden bir ç erç eveye sahiptir.TBMM Hükümeti hemen diplomatik yollardan meseleyi çözmek istemişse de Fransızlar bu işgali haklı göstermek için 20 Günlük Geç ic i Mütareke’yi sanki iki hükümet arasında değil de Adana ve havalisindeki Kuva-yı Milliye komutanları ile Fransız komutanları arasında yapılmış bir anlaşma olarak yorumlamaya çalışmışlardır. Dolayısıyla mütareke günlerinde gerekli hazırlıkların yapılmasını. Zeki. Mütarekenin birinc i günü yani 31 Mayıs 1920’de.52 Karadeniz Ereğlisi’nin işgali karşısında I. Bu ihlal 8 Haziran 1920’de Karadeniz Ereğlisi’nin Fransız gemilerince bombardıman edilip daha sonra işgal edilmesidir. TBMM Hükümeti ile Fransa arasında yapılan bu 20 Günlük Geç ic i Mütareke’nin daha ilk günlerden itibaren Fransızlarca ve onların himaye ettiği Ermeniler tarafından ihlal edildiğini ifade etmiştik. Kurtulu ş Sava şı Günlü ğ ü . Netic ede her iki tarafın da bu mütarekeyi kalıcı barış için bir adım olarak görmeyip sanki bir soluklanma bir hazırlık faslı olarak yorumladığı açıkç a ortadadır. Erkan-Harbiye Riyaseti cephedeki Kuva-yı Milliye komutanlarına gönderdiği şifreli talimatta mütarekenin bitiminden sonra Adana.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 51 dikkate alınarak ve bu barışın geçici olduğu da göz önünde bulundurularak Kuvayı Milliye müfrezelerinin takviyesine gayret edilmiştir.

56 Nihayetinde TBMM Reisi Mustafa Kemal 12. Gerek Yunan ileri harekâtını onaylaması gerekse Ereğli’yi işgali Fransız hükümetini içine düştüğü ikilemden kurtaramamış ve hatta anlaşmanın ihlali hususunda Fransız hükümetinin suç luluğu Fransız kamuoyunca kabul edilmiştir.TBMM Hükümeti’ni tanımış olması gerç eği Fransa’yı müttefikleri nazarında zor duruma düşürmüştür.TBMM Hükümeti mütarekeye körü körüne sadık kalmanın gereksiz olduğu inanc ı ile harbe yeniden başlanması kararına varmıştır. Fransız hükümeti gerek müttefiklerine karşı ve gerekse kendi kamuoyundaki başarısızlık değerlendirmelerine karşı durumunu kurtarmak iç in Ereğli’ işgal etmiştir. Adana ve havalisinde harp yeniden başlarken yaklaşık beş gün sonra Yunan işgal birlikleri de İngiltere’nin izni. Bunun içindir ki Adana’da General Dufieux imzası ile bildiri yayınlayıp anlaşmanın Mustafa Kemal’in isteği ile ve görevlendirdiği kişiler aracılığı ile Suriye’de imzalandığı yalanını propaganda etmişlerdir. desteği ve Fransa’nın da onayı ile işgal alanını genişlemeye teşebbüs ederek Bursa ve İzmit’e doğru ilerlemeye başlamıştır. Bu tebligatta muhasamatın 18–19 Haziran gec e yarısından itibaren bütün Fransız Cephesi’nde yeniden başlatılması emrini de 54 55 56 AKYÜZ. Ayrıca bu mütareke ile Fransa’nın I. Aynı. Bütün bu olup bitenleri değerlendiren I. Kolordu kumandanlıklarına. Fransa Türklerle bir mütareke imzaladı. ve 13. Umum İç el Kuva-yı Millîye Komutanlığı’na atanan Binbaşı Şemseddin Bey’e ve Kilis Kaymakamı İrfan Beye 16 Haziran 1920 de gönderdiği bir şifre ile Geçici Mütareke’nin Fransız’lar tarafından ihlal edildiğini bildirmiştir.Mütareke Fransız basınında olumlu karşılandı. Zira Le Temps. Aynı. ’çok şükür. s. Mustafa Kemal’in mütarekeyi bozulmuş olarak yorumlamasını mantıki buluyor.188. Le Progres (de Lyon) ise mütareke ile Fransa’nın ‘ asi Anadolu hükümetini tanımış olduğu ‘ kanısında idi “ 55 . Ereğli’nin işgali ve diğer ihlaller mütarekenin Fransızlarca ihlal edildiğini ortaya koymaktadır. Fransızlar hem Ereğli’yi boşaltmamakta direniyorlar hem de yeni ihlallere göz yumuyorlardı. La France Militaire gazetesinde yazan General Malleterre’e göre ise ‘Pozantı yenilgisinin’ sonucu idi”54 . . ”Le Temps. Fransa onların bir karış toprağına göz dikmiyor ve bu savaşa askerlerinin ve parasının karıştırılmamasını isteme hakkına sahiptir’. “Birçok Fransız gazetesine göre mütareke ‘Fransa’nın Antep galibiyeti’. Antep Kuva-yı Millîye Komutanı Recep Beye.52 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 olarak bir zihinsel karmaşanın olduğu ve mütarekenin farklı farklı algılandığı görülmektedir. Fransız hükümetini hem Türklerle anlaşmak hem de Yunan saldırısına izin veren İngiliz hükümetinin kararına katılmak gibi ‘başarısızlığa mahkûm iki politikayı’ aynı anda yürütmek istemekle suç luyor”. Fransa’yı Karadeniz Ereğli’sinin işgali suretiyle mütarekenin ihlaline sevk eden temel faktör mütarekenin Fransız kamuoyunda bir yenilgi olarak algılanmasıdır.

Burada Fransa’nın anlaşmayı imzalamış olmaktan kaynaklanan bir pişmanlık iç inde olduğu pekâlâ gözlemlenebilmektedir.TBMM Hükümeti iç in bir siyasi başarıdır. Zira diğer müttefiklerini ve onlarla birlikte yürütülen işgal politikalarını bir kenara bırakıp I. Bunun içindir ki Marş’ta. S. s. Urfa’da kazanılan zafer ve Mersin.TBMM Hükümeti göreve gelir gelmez uluslararası ilişkileri geliştirme gayretine girmiş ve Sovyet Rusya ile temasa geçmiştir. Binbaşı Mesnil Komutasındaki taburun mahsur kalması ve cephenin diğer bölgelerindeki olumsuzluklar Fransa’yı yeni bir müzakere zeminine ç ekmiştir. Bu ilk temas sonuçsuz kalırken diğer yandan cephede Fransız işgal birliklerinin sıkıntıları artmaya devam etmiş ve Pozantı’daki taburları mahsur kalmıştır. harbin yeniden başlatılmasından dolayı mesuliyetin Fransızlara ait olduğunu da bildirmiştir. 14.TBMM Hükümeti’nin daha kuruluş aşamasında imzaladığı bir uluslararası anlaşma olması dolayısıyla önem taşımaktadır. S. İşgal birliklerinin silah ve diğer askeri teçhizat imkânı Kuva-yı Milliye müfrezelerinin imkânları ile mukayese edilemez. c. Aralık 1995. Bu endişelerin ve kaygıların eseri olarak Fransız işgal birlikleri önc e İstanbul’dan bir heyeti Ankara’ya gönderip anlaşma zemini aramışlardır. Her ne kadar anlaşma normal süresinden önc e nihayet bulmuşsa da geç ic i bir niteliğe sahip olması dolayısıyla bu durum zaten beklenen bir netic edir. Zaten Kuva-yı Milliyenin bu kadar imkânsızlıklar içerisinde gösterdiği bu direnç Fransız işgal birliklerini ve bu birliklerin komutanlarını endişelendirmiştir.57 Bu emir doğrultusunda mütareke zamanından önc e sona ermiş ve Fransız Cephesi’nde muharebeler yeniden başlamıştır. I. Öncelikle tarafsız devletler nezdinde diplomatik tanınma müc adelesi verilirken Fransa ile yapılan 57 58 HTVD. I. II. Muhtemeldir ki bu geç ic i anlaşmadan müttefiklerini başlangıç ta haberdar edip onları bilgilendirmemiştir. Bu sonuç Kuva-yı Milliye’ nin Ocak 1920’den itibaren sürdürdüğü mücadelenin bir sonucudur. Mart 1965.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 53 vermiştir. Adana ve Antep’te gösterilen direnç ve müc adele anlamlıdır. S uriye’deki Fransız işgal kuvvetlerinin komutanı General Gouraud’yu temsil eden Yüzbaşı Robert de Caix Ankara’ya gelerek hem müzakereleri yapmış ve hem de anlaşmayı imzalamıştır.58 Mustafa Kemal 16 Haziran tarihinde Kuva-yı Milliye kumandanlarına gönderdiği “harbin yeniden başlatılması“ talimatına ilave olarak S uriye’deki General Gouraud’ya da bir telgraf gönderip geçici mütarekenin Fransızlar tarafından nasıl ihlal edildiğini izah ederek. 51. SONUÇ “20 Günlük Geçici Mütareke” I. 454 . ATATÜRK.TBMM Hükümeti bu başarıyı Güney Cephesi’nde işgalcilere karşı c ansiperane bir şekilde her türlü imkânsızlığa rağmen mücadele eden Kuva-yı Milliye müfrezelerine borçludur. “20 Günlük Geçici Mütareke” I.TBMM Hükümeti ile masaya oturmuşlardır. ves: 1177. ves: 373 HTVD.

TBMM Hükümeti’nin ve Kuva-yı Milliye’ nin hatta daha sonra ordumuzun daha etkili ve daha büyük zaferlere ihtiyacı vardır. .1991.TBMM Hükümeti’nin isteğiyle yapıldığı şeklinde bir propaganda başlatmıştır. Orhan.212. Bu anlaşmayı müteakiben Haziran1920’de biri tic ari. bir diğeri de askeri iki İtalyan heyeti anlaşmalar yapmak üzere Ankara’ya gelmişlerdir. Bu tarihi süreç göstermiştir ki ordumuz zaferler kazandıkça meclisimiz ve hükümetimiz siyasi kabule mazhar olmuşlardır. Daha sonra söz konusu anlaşmadan Fransız kamuoyunun ve diğer müttefiklerinin haberi olunca. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.60 Karadeniz Ereğli’sinin işgali bu anlaşmanın erken sona ermesine vesile olmuştur. JAESCHKE. kendilerinden önceki İngiliz işgal dönemi uygulamalarını ”İskoç duşu” benzetmesiyle.59 Fransa ile diplomatik temasa ilave olarak İtalyanların da Ankara’yla diplomatik ilişkilere başlaması. Zaten geçici olmak kaydı ile yapılmış süreli bir anlaşmadır. Fransız işgal kuvvetleri ve Fransız hükümeti aleyhinde oluşan bu kamuoyu eleştirilerinden kurtulmak iç in bir yandan yanlış bilgilendirme ve propaganda yaparken diğer yandan Karadeniz Ereğli’sini işgal ederek hala güçlü olduğu ve Ankara ile bir anlaşma yapmadığı izlenimi vermeye çalışmaktadır.54 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bu anlaşma sürpriz bir gelişme olmuş ve büyük memnuniyet uyandırmıştır. 59 60 DURU.M. Bütün bu gelişmeler gösteriyor ki kalıc ı barış iç in I. I. Fransız kamuoyunda Türklerle savaşı istemeyen ve barışa meyilli olan oluşuma karşı hala yanlış bilgilendirme yapılmakta ve Fransızların Kilikya’dan çekilmesi halinde Gayr-i Müslimlerin katledileceği ima edilmektedir. Ankara.98.TBMM Hükümeti’nin doğru yolda olduğuna işaret etmektedir. Kurtulu ş Sava şı İle İlgili İngiliz Belgeleri . Anc ak Ereğli’nin haksız işgali ve diğer ihlaller olmasa idi taraflar iç in anlaşmanın süresinin uzatılması bile gündeme gelebilirdi.TBMM Hükümeti’nin bu diplomatik başarısı Fransa için bir başarısızlık ve siyasi bir mevzi kaybıdır. Anc ak bu süreçte İtilaf devletleri içinde ilk kalıcı barışı yaptığımız devletin Fransa olmasında ilk siyasi temasa geçtiğimiz ve ateşkes imzaladığımız devlet olmalarının rolü büyüktür. Gotthard. I.s.T. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Şurası muhakkak ki Fransa’nın askeri başarısızlıkları zaten Fransız kamuoyunda işgal politikalarının sorgulanmasına vesile olmuştur. İtilaf Devletleri ittifakının üyesi olan Fransa ile yapılan bu anlaşma mahiyeti ve içeriği her ne olursa olsun Kuva-yı Milliye’ nin ve I.B. Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtulu ş Yılları. İstanbul. 2001s. Bunu içindir ki Fransa bu anlaşma ile ilgili gelişmeleri kendi kamuoyundan saklamaya çalışmıştır.sorumlu tutmaktadır. anlaşmanın I. Bizzat Fransa Başbakanı Briand bu imayı yapmakta ve Çukurova’da yaşanan bu süreç ten.M Hükümeti’nin siyasi tanınmışlık meselesinde iyi bir mesafe kat ettiğini ortaya koymaktadır.

Durmuş( ve diğerleri). KLS: 580. AKDTYK. Yusuf Hikmet. Türk Tarih Kurumu Basımevi. -HTVD. Çuk urova Kurtuluş Savaşında Adana Cephesi. -AKYÜZ. 89. Kemal. Kasım. A. ves: 370 -HTVD. 1991. Kurtuluş Savaşı’nda İçel . Aralık 1955. “20 Günlük Mütarekenin İç Yüzü”. KLS: 308. İzzet. Ankara. Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi . Milli Eğitim Basımevi. Yahya. D: 27. 14. Ankara. III. Aptülahat. ves: 1177 B-Telif ve Tetkik Eserler: -AKŞİN. -BAYUR. . Ankara. D: 38. Nutuk . Atatürk Araştırma Merkezi. Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu. Mersin 1968. 1998.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 55 KAYNAKLAR A-Arşiv Belgeleri ve Vesikalar: -ATASE Arş. Fh:62 -ATASE Arş. Aralık 1955. Ankara.1991 -YALÇIN.1991. ves: 373 -HTVD. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Tosun. Ankara.1971. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Fh: 3 -ATASE Arş.II. Kuva-yı Milliye Dergisi. Aralık 1955.I. Atatürk Silifke’de . Ves: 830 -HTVD. -SARIHAN. Ata türk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi. Adana. c. -YILDIRIM. Gotthard. Ankara. Yayınlanmamış Doktora Tezi. -ENER. ves: 371 -HTVD. -ATATÜRK. S. Ves: 780. -SARAL. Ankara 1993.1996. 14. Orhan. ves: 372 -HTVD. Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri .212. 2000. İstanbul. D: 38. Kemal. -TANSEL. c. Cihat. İstanbul. Türk Tarih Kurumu Basımevi. 14. 51. S: 21. D: 8.Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-I. Türk Tarih Kurumu Yayınevi. III. -GENÇ. İstanbul. Konya. Fh: 13 -ATASE Arş. D: 26.1982. S. -Kurtuluş Savaşı’nda İçel Tarihini Yazma Komitesi. Fh: 23–3 -HTVD. Zeki. KLS: 310. Türk iye Devletinin Dış Siyasası. S.s. M. KLS: 240. S: 33. Mart 1965. S. -JAESCHKE. -ASLAN. Kurtuluş Savaşı Günlüğü. Hulki-SARAL. Va tan Nasıl Kurtarıldı? Ankara 1969.1999 -DURU. Aralık 1955. Ankara 1988. S. Selahattin. Şeref. KLS: 580. C-I ve C-II. S. Milli Mücadele Döneminde İçel Sancağı . Türk Tarih Kurumu Basımevi.1981. İstanbul. IV. Fh: 11 -ATASE Arş. Mondros’tan Mudanya’ya Kadar. 2001. 14. Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtuluş Yılları. 1973 -ÇELİK.

56 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Genel Kültür Dersleri Bölümü Öğ retim Elemanı. 1870’lerin sonlarında Ermeni davası. fundaaditatar@iyte. Izmir. İzmir. Issue : 5 Pa ge : 5 7 -7 0 İZMİR İNGİLİZ KONSOLOSLUĞUNUN SİYASİ FAALİYETLERİ KAP SAMINDA ERMENİ MESELESİ (1878-1914) Funda ADITATAR∗ Özet Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşımı meselesinde. The consuls gave support to the Armenians by using their close relations with them and took the role of protector. Ask erî Konsolosla r. Armenian question became a British claim at the end of the 1870’s. imparatorluğun her köşesine yerleştirdiği konsolosluk ağını kullandı. (1878). British Consula te. Sa yı: 5 Sa yfa : 5 7 -7 0 Ye a r: 2 0 1 1 . Anahtar Kelimeler Ermeni Meselesi. Siya si fa a liyetler THE ARMENIAN QUESTION WITHIN THE POLITICAL ACTIVITIES OF IZMIR BRITISH CONSULATE (1878-1914) Abstract The struggle for influence over the non-Muslim subjects between the Great Powers had an important place in the issue of sharing the Ottoman Empire They supported separatist movements among non-Muslim subj ects. Bu mücadelede. bir İngiliz davası haline geldi. Konsoloslar bulundukları bölgedeki Ermeniler ile yakın ilişkilere girerek Ermenilere destek verdi ve Ermenilerin savunucusu. konsolosluk raporları esas alınarak değerlendirildi. Dr. İngiliz Konsolosluğu.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Bu makalede. Politica l a ctivities ∗ Öğ r. For this claim. Britain used the consular network which was spread to every corner of the Empire based on the Berlin Agreement.. Gör. Key Words Armenia n Question. koruyucusu rolünü üstlendi.tr . gayrimüslim unsurların ayrılıkçı hareketlerini desteklediler. Milita ry Consuls. büyük güçler arasında gayrimüslim unsurlar üzerinde nüfuz kurma mücadelesi önemli bir yer tutmaktadır. İngiltere bunun için 1878 Berlin Anlaşması’na dayanarak. Ermeni meselesi.edu. İzmir İngiliz Başkonsolosluğunun siyasi faaliyetleri kapsamında. The aim of this paper’s is to evaluate Armenian question within the political activities of Izmir British Consulate on the basis of Izmir British Consulate reports.

s. Ankara 1988. Osmanlı ülkesinden bir bölgeyi istilâya kalkışırsa. Rus ordularının Erzurum’a kadar ilerlemesi. İstanbul 2001. İngiltere. Rusların Ermenileri himaye perdesi altında Doğu Anadolu’yu Balkanlaştırmaya kalkışac ağını ve burada 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı ile sağlamış bulunduğu toprak kazanç larının yarattığı elverişli durumdan faydalanarak nüfuzunu bir taraftan İskenderun. Rusya ile imzaladığı Londra Antlaşması (30 Mayıs 1878) ile toplanacak kongrede görüşülec ek konular üzerinde aralarında görüş birliği sağlandı. Yalnızca Balkanlar ile Boğazlarda değil. Ayastefanos Antlaşması’nın on altınc ı maddesiyle. Osmanlı İmparatorluğu hakkında. . Dünya Sava şına . Ayastefanos Antlaşması İngiltere’yi ve Avrupa’nın diğer büyük devletlerini önemli ölçüde kaygılandırınca. s. Rusya’nın İskenderun ve Akdeniz’e olduğu kadar Mezopotamya ve Basra körfezine kadar da inebileceğini gösteriyordu1 . Rusya. Antla şma metni için bkz. 130. Azgeli şmi şlik Sürecinde Türkiye 2-Tazimattan I. Buna karşılık Anadolu kıtasındaki Hıristiyan ve diğer tebaanın iyi idare ve himayeleri hakkında gerekli ıslahatın ya pılma sını Pa dişa h. İngiltere. imparatorluğun tümünde Hıristiyan tebaa üzerinde bir güç elde ediyordu. 4 Haziran 1878’de ise Osmanlı devletiyle Kıbrıs Konvansiyonu imzalandı. Tehlikeyi önlemek yolu. 1001. İngiltere devletine taahhüt eder ve Kıbrıs Adası’nın tarafsız ve idaresinin İngiltere’ye tahsisini ka bul eder”3 . Londra hükûmeti. imparatorluğun İngiltere için lüzumlu topraklarına sahip olmak veya hiç olmazsa bunlar üzerinde İngiliz nüfuzunu kuvvetlendirmekti2 . Cilt (1-B). Rum (Ortodoks Hıristiyan) Osmanlı tebaası üzerinde şimdiye dek elde ettiği nüfuzuna şimdi Ermenileri de kapsayacak yeni ve daha büyük bir güç elde ediyordu. Türk Tarih Kurumu. görünüşte ayrılmamakla beraber. Nihat Erim. Bu anlaşma özetle şöyle diyordu: “Rusya . Bu tasavvurların gerçekleşmesi ise İngiliz İmparatorluğu için ciddi ve ağır tehlikeler yaratabilirdi. Berlin Antlaşması’nın imzalanmasından önce. Osmanlı İmparatorluğu’nun tek başına Rus tasavvurlarına engel olabileceğinden artık ümidini kesmiş bulunuyordu. öte yandan Mezopotamya üzerinden Basra Körfezi’ne yayabilec eği tehlikesini anlamıştır. etkisinin azaltılması ç alışmaları sonuc unda Berlin Antlaşması imzaladı. İngiltere o bölgeyi silahla koruma sı için Padişah ile birleşmeyi taahhüt eder. Osmanlı İmparatorluğu’nu tek taraflı olarak ilhak etmek veyahut himayesi altına almak iç in Ermenileri bir istinat noktası olarak kullanac aktı. Osmanlı Devleti’nin Rusya karşısındaki ağır yenilgisi sonunda imzalanan Ayastefanos Barışı sadec e Rumeli’yi parç alamakla kalmıyor. Böylece İngiltere. Rusya. Daha da önemlisi..58 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda. bu imparatorluğun toprak bütünlüğüne dayanan geleneksel politika prensibinden. Ankara 1953. Osmanlı Tarihi VII Birinci Me şrutiyet ve İstibdat Devirleri (1876-1907). antlaşmanın yeniden gözden geç irilip.Ü. diğer Avrupa devletlerini geride bırakan. Belge Yay. Hukuk Fakültesi yayını. A. Enver Ziya Karal. iki gizli anlaşma imzaladı. 1 2 3 Stefenos Yerasimos. Devletlerarası Hukuk ve Siyasi Tarih Metinleri . ilk kez Anadolu topraklarından da belli yerlerin Osmanlı’nın elinden ç ıkmasına yol açıyordu.

ida renin nasıl basitleştirilebileceği ya da daha etkili bir hale getirilebileceği konusunda ta vsiyelerde bulunarak ve İdarenin ve Yargının her türlü baskı ve yolsuzluğuna ilişkin dikka tinizi gelen bilgiler konusunda uyarıda ve protestoda buluna ra k Osma nlı otoritelerine ya rdımcı olmaktır. 1856-1876” . s. bunu bizzat adalet sisteminin özüne aykırı bularak kabul etmemiştir. İstanbul 2004. 4 5 6 Uygur Kocaba şo ğ lu. Muhtemelen. konsolosluk mıntıka nızdaki nüfusun değişik sınıflarının durumunu incelemek. bunun yerine her vilayette adalet sisteminin işleyişini gözlemleyecek yabancı “denetçi”lerin istihdamını mümkün görmüştür4 . S tewart. Majestelerinin Konsolosları İngiliz Belgeleriyle Osmanlı İmparatorlu ğ u’ndaki İngiliz Konsoloslukları (1580-1900). Wilson’un emrinde Anadolu’nun çeşitli kentlerine ve Yüzbaşı E. önce her mahkemeye bir yabancı yargıç atanması teklif edilmiş.. anc ak. 125. Teğmen Herbert Chermside ve Teğmen Herbert Kitc hener. H. ülkenin dili. Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs Konvansiyonu ile Anadolu’daki Hıristiyan tebaa iç in yapmaya söz verdiği “reform”ların yapılıp yapılmadığını kontrol edec ekti.. Osmanlı yönetimi. hukuku ve geleneklerini bilmeyen yabancıların yargıç olarak atanmasını kabul etmemiş. Merkezî Hükûmet’in müda ha le etmesini düşündüğünüz her ola yı. Middle East Journal. Iseminger.D. Askerî konsolosluklar için Anadolu başkonsolosluğu oluşturuldu ve buraya harita subayı Yarbay Charles W. Gordon L. Bkz. s. Uygur Kocaba şo ğ lu. haritacılık. istihkâm. Osmanlı yönetiminin bunu “ bilmezlikten” veya “ görmezden” gelmedikleri dü şünülmelidir. bunun yerine “ konsolos” veya“ konsolos muavini” şeklinde ifadelerle bunlara mevcut konsoloslarla aynı muameleyi gösterdiklerine dikkat çekmiştir. levazım gibi ordunun teknik sınıflarına mensup. Trotter Kürdistan’a (Diyarbakır) askerî konsolos olarak atandılar. “ The Old Turkish Hands: The British Levantine Consuls. Askerî konsoloslar. Osmanlı yönetimi. Yarbay Wilson’a yapılan görev tanımı şöyleydi: “Sizin ve size yardımcı olarak atanan subayların görevi. istemediğ i bu uygulamayı küçümseme yoluyla üzerinde daha büyük bir otorite kurulmasından kaçınmaya çalışmıştır.e. topografik verileri olduğu kadar her türlü istatistikî bilgiyi toplayacak ve değerlendirebilecek nitelikte elemanlardı. Yarbay Wilson’un atamasının ardından. Everett Erzurum’a askeri konsolos yardımcısı. Yüzbaşı W. dolayısıyla. U. Osmanlı otoritelerinin işine ya rayabilecek nitelikte her türlü bilgiyi toplayarak. Binbaşı H. uzun zamandır eleştirilmesine5 yol açan konsolosluk hizmetleri üzerinden bir uygulamayı gerçekleştirmeye karar vermiştir. Clayton Van’a. 127. uygun önlemleri alması konusunda Babıâli’ye gereken uyarıların yapılabilmesi için Majestelerinin Hükûmeti’ne ve İsta nbul’da ki Büyükelçiliğe bildireceksiniz. Wilson 28 Mart 1879’da atandı. Osmanlıların “ askerî konsolos” ifade sini kullanmadıklarını. a. Levant Konsolosluk hizmetlerine yönelik muhalefetin ele ştiri ve tartışmaları için bkz. İNGİLİZ KONSOLOSLUK HİZMETLERİ VE ERMENİ MESELESİ Kıbrıs Konvansiyonu ile elde edilen bu gücün nasıl gerçekleştirileceği meselesine yönelik olarak. . 22: 3 (Yaz 1968): 297-316.g. Sonuçta İngiltere’de Beaconsfield hükûmeti. İletişim Yay.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 59 A. Yüzbaşı J. ekonominin na sıl iyileştirilebileceği. Ayrıca istihbarat konusunda birikim ve deneyimleri vardı. Kocaba şo ğ lu. Mevcut konsoloslukların yeniden yapılandırılması ve bunlara ilaveten Military Consul [Askerî Konsolos]6 adı verilen yeni konsolosluk ağı. Yüzbaşı H. Cooper.

Berlin Kongresi’nden sonra gittikçe fena laşmaya başlamıştı. Londra 1971. BOA. Mesela. The Cinderalla Service: British Consuls since 1825 . başta Ermeniler olmak üzere Hıristiyan tebaanın uluslaşma sürecini hızlandırmak gibi faaliyetleriyle “siyasi ajan” olarak görev aldılar. BOA.g. Rusya ’nın ilerlemesine mâ ni ola ca ğı düşüncesi ile ya pmıştır”9 . görüşlerini Saray görevlisi İzzet Bey aracılığıyla Büyükelçiliğe bir mesajla iletmiş7 8 9 10 11 12 “ Salisbury’den Yarbay Wilson’a” . Bir İngiliz görgü tanığı şunları tespit etmiştir. Platt. iç ve dış şartların baskısıyla. İngiltere’nin Ermeni meselesine yönelttiği ilgisi sonucu meydana gelen olumsuzluklar ve konsolosların konuyla ilgili siyasi faaliyetleri daha başlangıç ta görülmeye ve anlaşılmaya başlamıştır. 7/50. A. askerî istihbarat toplamak.. İngiliz konsoloslarının Ermenilere yönelik faaliyetlerinden dolayı meydana gelen sorunlar. İngiltere. Boston ve New York 1909. Padişah. George Washburn.60 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Görev bölgenizin pek çok yerinde eşkıyalığı bastırmak için etkili bir ka mu gücünün oluşturulması çok önemli bir gerekliliktir.} MKT. 1878 tarihinden sonra İngiliz hükûmeti. MHM. Londra 1879. Mamuretülaziz’de bulunan İngiltere konsolosunun Ermeni olaylarını destekleyen hareketlerinden dolayı değiştirilmesi iç in İngiliz Büyükelçiliğine tebligatta bulunulmasına karar verilmiştir10 . Askerî konsoloslar yukarıdaki görev tanımını kimi yerlerde ve zamanlarda daha da ileriye götürerek Anadolu’da. s. Houghton Mifflin Company.e. . Abdülhamid tarafından da dile getirilmiştir. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmak. BOA.} MKT. D. Osmanlı idarec ilerince de sık sık merkeze rapor edilmiş. Bitlis ve Muş taraflarına giderek Ermeniler nezdinde bir takım faaliyetlerde bulunan İngiltere Van konsolosunun bu tür hareketlerine fırsat verilmemesi istenmiştir11 . Askerî konsoloslukların siyasi faaliyetleri sivil konsolosluklara devredildi. s. LXXX: Turkey No: 10Correspondence Respecting the Conditions of the Population in Asia Minor and Syria . TMIK. 1312 Ca 04. A. Padişah II. onlar için ıslahat temin etmeye koyulmuş ve Ermenileri muhtar bir Ermenistan eyaletinin kurulacağı fikriyle ta hrik etmiştir. 1314 M 07. Bu durumdan İngiliz politikasının sorumluluk hissesi büyüktür. 1313 Z 03. DH. s.. “Ermenilerin durumu. Kocaba şo ğ lu. Accounts and Papers. Yetkililere bu önlemin önemini anlatma k ve her türlü ça ba yı desteklemek konusunda elinizden geleni ya pa ca ksınız”7 . Fifty years in Constantinople and Recollections of Robert College . 200-201. İngiliz konsoloslarının Ermenileri kışkırtma ve koruma faaliyetleri. 24 Nisan 1879. Askerî konsolosluk uygulamasına Gladstone hükûmeti tarafından1882’de. Yine İngiltere’nin Mersin konsolosunun Kozan’ın Şar köyü ve Haçin’de yapmış olduğu kışkırtıc ı faaliyetler hakkında birç ok bilgi toplanmıştır12 . MHM. M. 658/37.M. 132. Sonuçta. 1889’a kadar Erzurum ve Van’da devam etmekle birlikte son verildi8 . Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaki Levant Konsolosluk Hizmetlerinde. a. bilhassa Anadolu’nun içerisinde. İngiltere hükûmeti Büyükelç iliği arac ılığıyla uyarılmış veya Osmanlı idarecileri bunları engelleyic i tedbir almaya gayret göstermiştir. 132-33.C. 752/47. Bunu kısmen Hıristiyanlık gayreti ile fakat daha çok bizzat kendi menfaatleri için yani muhtar bir Ermenista n’ın. Archon Books. askerî konsoloslukları bir model olarak uygulamaya başladı. Ermenilerin haklarını savunmaya. alıntı U.

Londra 1896. Bölgeye getirilen Ermeni tutukluların. Ermenileri koruma. geldikten birkaç gün 13 14 Mr. sağlık durumları vs. Ermeni tutuklularını kapsamaktadır. s. kollama. Dışişleri.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. B. 14 Temmuz 1896. İngiltere’nin Ermenileri desteklemesinin Van’da Müslümanların katledilmesine yol a çmasından acı bir şekilde şikâyetçi olmaktadır. Rodos’taki konsolos yardımcılığı. çoğunlukla sent home aç ıklamasıyla doğrudan İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na bildirilmiştir. Herbet’e. Ermeni meselesiyle ilgili konsolosluk raporlarının ağırlıklı bir bölümü. hem İmparatorluk çapında hem de bölgede yaşanan olaylarla bağlantılı olarak 1890’lardan itibaren karşımıza ç ıkmaktadır. İzmir’deki İngiliz konsolosluğu bölgesine dâhil olan Rodos Adası. İZMİR İNGİLİZ BAŞKONSOLOSLUĞU VE ERMENİ MESELESİ Ermeni meselesine yönelik İzmir İngiliz konsolosluğunun müdahilliği hiç kuşkusuz Erzurum. 259. istihbarat toplama. Ancak bunlara rağmen başka özelliklerinden dolayı İzmir İngiliz konsolosluğu siyasi faaliyet kapsamında. Sultan. 29 Haziran 1896. İngiltere’nin istediği reformlara buyun eğmek imkânsızdır veya düzeni ve huzuru sağlamak Ermenilerin bundan sonraki tutumuna ba ğlıdır. 1896 [C. İzzet Bey’in Büyükelçiye ilettiği mesaj. 13 Temmuz 1896 tarihli telgrafında. House of Commons Parliamentary Papers. “Kraliçe hükûmetinin Ermeni meselesiyle olan bağla ntısını Osma nlı Devleti veya onun görevlileriyle sağladığı. 1896 [C. 233. bölgede Ermeni olaylarının düşük seviyede kalmasına yol açmıştır. isimlerini henüz öğrenemediği iki Ermeni profesörün Bursa’dan Rodos’a bir ay kadar önce getirildiğini. yoksa ya ptıkla rına deva m ederlerse. Bunun üzerine Salisbury’den. . Padişah’ın bu mesajına karşın İngiliz hükûmeti gereken hassasiyeti göstermemişti ki Büyükelçi Herbert. House of Commons Parliamentary Papers.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. kimlikleri. kısaca özetlenerek Dışişleri Bakanı S alisbury’e şu şekilde bildirilmiştir: “Sulta n. Geçen yıllarda İngiltere. mevc ut Ermenilerin önc eliklerini tic ari meselelerin oluşturması kısmen siyasi meselelere ilgisiz durması. ırk veya millet a yrımı yapmaksızın Sulta’nın tüm kullarını gözetmesine karşın şimdi ya lnızca koruma sını Ermenilere yönlendirmiş görünmektedir. Türk hükûmeti müda fa a ha kkına sa hiptir”13 . İstanbul. s. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışma gibi faaliyetleriyle Ermeni meselesine müdahil olmuştur. Londra 1896. Osmanlı idarecilerinin siyasi tutukluları göndermekte rağbet ettiği yerlerdendi. bilgiler konsolosluk tarafından İstanbul’daki Büyükelçiliğe. Konuyla ilgili raporlar. da ha sonra Sulta n’dan değil de İngiltere’den korunma beklemişlerdir. Marquessof Salisbury’den Mr. Herbet’ten Marquessof Salisbury’ye. İngiliz konsolosluk görevlilerinin muhtemelen farkında olmadan Ermenileri teşvik edici davranmaları sebebiyle. İzzet Bey’in S ultan’a bir c evap verilmesi için baskı yaptığını bildirilmiştir. İzmir ve Batı Anadolu’daki Ermeni nüfusunun azlığı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 61 tir. Ermenilere iyi bir nasihat verilmesini arzu eder. Kraliçe hükûmetinin Ermenilerle iletişimi ve yaptığı bir şey olma dığı” şeklinde geç iştiric i bir c evap gelmiştir14 . Van veya Diyarbakır konsoloslarının yanında azdır.

Türk yetkililerinin 15 16 17 18 19 Konsolos Yardımcısı Jones’tan Sir Clare Ford’a. 203-204. Burada diğer tutuklulardan farklı muameleye tabi tutuldukları. Kötü muamele görmedikleri. Bezen de Büyükelçilik. 29 Haziran 1893. İzmir. s. Adana ve Payas’ta tutuklu bulunan Ermenilerin listesi iletilerek bu listedeki tutukluların durumuna ait bilgi talebi üzerine İzmir konsolosluğu cevabında. Başkonsolos Holmwood’un 1 Nisan 1895 tarihli raporu. 1 Nisan 1895 Vekil Konsolos Blech’ten Sir A. 1 Nisan 1895 . Tutuklulardan birinin kadın olduğu ve Kadı’nın evinde tutulduğu. gün iç inde serbestçe şehirde dolaşabildikleri ve de kötü muamele gördüklerine dair hiç bir haber almadıkları belirtilmiştir16 . Rodos. 1896 [C. diğer mahkûmlardan ayrı tutuldukları eklenmiştir15 . House of Commons Parliamentary Papers.8015] Correspondence relating to AsiatiProvinces of Turkey 1895-96. Nocolson’a. TNA. İzmir’deki yetkililerce de İsta nbul’a gönderilmiştir17 . kendisinin ve diğer tutukluların iç inde bulunduğu durumun Kıbrıs komiserine bildirilmesini istiyordu. İzmir. House of Commons Parliamentary Papers. Tutuklular Sivas’tan getiriliyordu. 1896 [C. 24 Ocak1894. Nicolson’a. Türkiye No: 3.1899. Rodos’a gönderilen yedi Ermeni tutuklu hakkında Kıbrıs’taki Limassol komiseri. İzmir’deki tutuklular hakkında da tüm bilgileri gönderec eğini bildirmiştir19 . Turkey: 6 (1896). TNA. Bazen de Ermeni tutuklular doğrudan İngiliz yetkililerinden yardım talebi bulunmuştu. House of CommonsParliamentary Papers.8108] Correspondencerelating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. Rodos. Başkonsolos. İzmir. Türkiye: 3. No: 23. Londra 1896. Londra 1896. s. Holmwood’tan Philip Currie’ye. 1896 [C. üç Ermeni rahip ki bunlardan Ghevout ölüme mahkûm edilmiş ve bir Ermeni okul müdürü Maraş’ta gözaltına alındıktan sonra İzmir’e getirilmiş. diğer erkek tutukluların zincirli halde iskeleden şehir hapishanesine bırakıldığı bildirilmiştir. İlk olarak 4 Şubat 1896 tarihinde. J. No: 175. Limasol komiseri Ronald N. beş Ermeni tutuklu hakkında şu bilgileri toplayabilmişti: “Zeytun Ermeni Başpiskoposu Ga ra bet Kirckekia n [Kirçekyan]. s. 18 Ocak 1894 tarihinde dokuz Ermeni siyasi tutuklunun Ankara vilayetinden İdare-i Mahsusa Şirketi buharlısıyla adaya getirildiklerini rapor etmiştir. Ligrane Hekiman. Tutuklular.29. FO/195. Holmwood’tan Philip Currie’ye. İç lerinden iyi İngilizce konuşan Dr. Doktor.1899.8015]Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. Francis Jones’tan Sir A. Mic hell. Rodos konsolos yardımcısı ve İzmir başkonsolosluğu arasında yazışmalar yapılmıştır. Yine Rodos’taki konsolos yardımcılığı. 148-149. FO/195. No: 248. İzmir Başkonsolosluğu bölgesinde tutuklu bulunan Ermenilerin durumları hakkında bilgi talep etmiştir18 . 23. eğer İngiltere konsolosluğu durumdan haberdar olursa. İstanbul’dan gelen emirler doğrultusunda sıkı güvenlik önlemleri alınmasıyla yakalanmış ve tekrar hapsolunmuştur. Rodos’taki İngiliz konsolosluğuna yedi Ermeni tutuklunun Osmanlı buharlı gemisiyle Limasol’a getirildiklerini bildirmişti. öncelikle Adana ve Payas’ın kendi konsolosluk bölgesine dâhil olmamamsı sebebiyle tutuklu listesini ve gerekli bilgileri Halep konsolosluğuna ilettiğini. Londra 1896.62 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 sonra adadaki köylerden birine kaç tıkları bildirmiştir. Osmanlı idarec ilerinin beş Ermeni tutukluyu İzmir’e gönderdiğini ve bunların Avusturya buharlısıyla dün İstanbul’a gitmek üzere İzmir’den ayrıldıklarını bildiriyordu.26.

“Vali’yi ziyaret ediniz veya bir mesaj yollayınız. Sakız Adası ve Urla’da hapishanelerde Ermeni yoktur. Mutasarrıf ve Kadı kabul etmemiştir. Konya Kadısı’nın Anta lya’daki teftişi sırasında alınan karara uyuyorlar. gelen bilgiye göre. 1896 [C. Kopya: A. Biliotti’ye. Rodos. bundan sonra da Eksela nslarını haberdar etmenizin göreviniz olduğunu bildiriniz” demiştir22 .11. Biliotti’denHolmwood’a. Daha önce bahsi geçen Rodos Adsına getirilen yedi tutuklu Ermeni hapisten çıkarılmışlar fakat şehirden ayrılmaları- 20 21 22 23 TNA. Nisa n 1894’te hapisten çıkmıştı ancak.8108] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95. geçen ya z İstanbul’da meydana gelen olaylardan sonra getirilmişti. FO/195. 24 Oca k 1897’de Aydın’daki Konsolosluk temsilcisinin bildirdiğine göre Aydın’da da tutuklu Ermeni yoktur fa kat Denizli’de dokuz Ermeni hapistir. Ermeni tutuklular hakkında Büyükelçiliği haberdar ettiğinizi. Anta lya’da. yine aynı gün telgrafla Dışişlerine ulaştırılmıştır23 . . No: 474. Currie’den Marquessof Salisbury’e. Londra 1896. İzmir. Padişah’ın Ağustos ayında ki ta hta çıkma yıldönümünde bağışlanma istemesini tavsiye ediyorlar. Rodos’taki İngiliz konsolos yardımc ısı. biri hırsızlıktan. 4 Şubat 1896 TNA. Eylül 1895’de kaçak barut satmak suçuyla.1946. İstanbul. Buna göre Konsolos Cumberbatc h. Büyükelçilikten iletilen 23 Aralık 1896 tarihli telgrafta Ermeni siyasi tutuklulara yönelik af ilanı sebebiyle konsolosluk bölgesindeki durumun rapor edilmesi istenmiştir. Konsolos Yardımcısı Keun. diğer beşi ise İstanbul’daki olaylara karışmış olma şüphesiyle tutukla ndıkla rını Konsolos Ya rdımcısı Ha dkinson bildirmiştir. Tutuklular Rodos’a ulaştıktan sonra. Osmanlı valisine Ermeni tutuklulara “iyi” muamele edilmesine yönelik bir uyarıdan ve dolayısıyla iç işlerine müdahaleden başka bir şey değildi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 63 kendilerine karşı aşırılıklara gidemeyeceğine inandığını söylemişti. Turkey: 6 (1896. Michell’den A. FO/195. 365. Rodos konsolos yardımcısına.) House of Commons Parliamentary Papers. fakat temsilci. Ka dı ve Muta sarrıf Hairabet’in siyasi suçlu olmadığını kabul ediyorlar ancak. FO/195. durumlarında ne bir gibi değişiklik olduğunu bilmiyor. Başkonsolos Holmwood. s. 10 Şubat 1896 Sir P. Kopya: Holmwood’tan A. Haira bet Avédisia n. Bu. Kopya: Ronald N. İzmir’de siyasi sebeplerden dolayı tutuklu olan tüm Ermenilere af ç ıktığına dair bilgi. 5 Şubat 1896 TNA. tutuklular hakkında genel bir bilgi verdikten sonra İngiltere konsolos yardımc ılığı olarak Ermeni tutuklular hakkında bilgisi olduğunu Valiye bildirip bildirmeyec eğini Başkonsolos Holmwood’a sormuştur21 . Midilli’de yedi Ermeni’nin tutukluluğu devam etmektedir.1946. dükkânında çalışan çırağın barut sa ttığı iddia sıyla tutukludur. 25 Temmuz 1895.11. şu bilgileri iletmiştir: “Kuşa dası. Bunlar imparatorluğun çeşitli bölgelerinden.11. Geminin Rodos’a hareket etmesi üzerine Rodos’taki İngiliz konsolosluğu durumdan haberdar edilmiştir20 . siya si bir suç iddiasıyla tekrar tutuklanmıştır. Vekil Konsolos Fitzmaurice tarafından telgrafla Büyükelçiliğe iletilmiş. Meseleyi Vali’ye ilettim. Ha ira bet. Ermeni sorunları başladığından beri sadece bir Ermeni. Hairabet’in çıkan afla tutukluluğunun sonlanması için çaba harcamış ancak.1946. Limmasol. Biliotti’ye. Bunlardan biri İslam dinine küfür ettiği. Denizli’de sa dece hırsızlık suçunda n dola yı bir Ermeni tutuklu va r.

s. Fitzmaurice. s. TMIK. İzmir.R. FO/195. bu rapor. Ağustos 1894 ile Mart 1896 yılları arasındaki Ermeni olaylarını incelemekle görevlendirildi. İzmir’deki görevinin ardından Adana vekil konsolosu oldu ve Birecik’teki Müslüman olan Ermeniler hakkındaki soruşturmaya İngiliz delegesi olarak katıldı26 . Ba şbakanlık Devlet Arşivleri Yay. Adana’da kaldığı süre zarfında hemen her kesimden Müslümanlarla yaptığı görüşmelerden ç ıkardığı sonuc u da iletmekteydi. Bkz. Müslümanların Hıristiyan reayaya güven duymadığı ve fanatik davranışlarının gittikç e büyük derinliklere ulaştığına dikkat çekmiştir. DH. Bölgedeki Ermeni olaylarıyla yakından ilgilendi. “Cumberbatch’tan Currie’ye” . c. İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın Zeytun Ermenilerinin durumunu öğrenme isteği üzerine hazırlamıştı. Osmanlı idarec ileri Fitzmauric e’in Trabzon’daki görevi sırasındaki siyasi faaliyetlerinden birini rapor etmiştir. Bkz.. Y. 114-115. Leyden-Boston 2007. Chief Dragoman of the British Embassy in Turkey. 17 Mart 1897.C. House of CommonsParliamentary Papers. D.. 1896 [C. G. 1891’de Levant S ervis’te aldığı ilk görevlerini vekil konsolos olarak Van.8015] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. Zeytun’daki Ermeni olaylarını konu alan “gizli” bir rapor sundu. BOA. BOA.. Fitzmaurice. 1891’de askerî konsolosluk sisteminin kaldırılmasının25 ardından yerine getirilen “siyasi konsoloslar”dan biriydi. “Tra bzon İngiliz Konsolos Vekili Mösyö Fitzma urice seya ha t ama cıyla geçenlerde Ka ra hisa r-ı Şa rkî’ye giderek Suşehri. Platt. Osmanlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İli şkileri (1891-1893). Bkz. Ata Efendi. Berridge. Zeytun Ermenilerinin teslim olduktan sonra katliama uğrama ihtimalinin olduğuna inandığını bildiriyor. Ermenilerin Müslümanlarc a katledil24 25 26 27 28 TNA. 13-33. Ba şbakanlık Devlet Arşivleri Müdürlü ğ ü .1990. Koyulhisar ve Hamidiye kazalarını gezmiştir. UM. a. Gerard Fitzmaurice (1865-1939). 1313 Z 19. İzmir konsolos yardımcısı olarak İzmir’den 10 Ş ubat 1896 tarihinde. Fitzmauric e. Fitzmauric e. konsolosu takip ederek faaliyetlerini bir rapor olarak sunmuştur28 . ardından 1895-1896 tarihleri arasında İzmir Başkonsolosu olan Gerald Henry Fitzmaurice’in faaliyetlerine yer vermemiz gerekir. 1895’te İzmir konsolos yardımc ılığına terfi etmiş. . No: 158. Londra 1896. 30 Ekim 1893.M. Türkiye: 3. Fitzmaurice raporunda. Ankara 2004. Sir P. Ayrıca Osmanlı devlet görevlileriyle de görüşmeler yapmıştı. İzmir’deki tutuklu Ermenilerin serbest bırakıldıkla rı da 31 Ara lık 1896’da 131 numa ra lı ra porla bildirilmiştir”24 . 28/61.e. Erzurum ve Trabzon’da gerçekleştirdi. Adı geçen kişi daha sonra Ordu kazasına gitmiştir…”27 . İmparatorlukta meydana gelen Ermeni olaylarının İzmir konsolosluğuna yansıyan yönlerini ele almaya devam ettiğimizde. Currie’den Marquess of Salisburry’e.26. 27 Mart 1897’de Dışişleri Bakanlığ ına iletilmiştir. s.. Anca k hizmetçisi ola n Karslı bir Ermeni aracılığıyla Hamidiye’de bulunan Ermenilerin durumlarını izlettiği ve nüfus miktarları ile diğer durumlarına ilişkin bazı araştırmalar yaptırdığı anlaşılmıştır.M. Bu raporu. 130-135. Daha sonra İzmir vekil konsolosu olarak Adana’ya gelen Fitzmauric e’nin faaliyetlerinin tespiti iç in Osmanlı hükûmeti tarafından Mülazım Ata Efendi’nin görevlendirildiğini görüyoruz. Onları.g.64 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 na izin verilmemiştir. PRK. bu inancını da Mersin’den ayrıldıktan sonra Adana’dan kendisine ulaştırılan bir mektuba dayandırıyordu.2. Martinus Nijhoff Yay. Sivas Valiliği’nden Dâhiliye Nezareti’ne gönderilen telgrafta.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 65 mesinin Avrupa kamuoyunda yaratacağı tepkiyi düşünmeleri konusunda uyarmıştır.79. İzmir.11. Valiliğe gelen emir üzerine evlerde silah aramaları yapılmıştır. Ayrıca. İngiliz hükûmetinin Os- 29 30 31 TNA. Ermenilerin mağdur olduğu. Bunu Müslümanlar arasında.1899. Vali. kişilerin ön duruşma veya basit bir soruşturma olmaksızın tutuklu kalmalarından duyulan rahatsızlık ifade edilmiştir30 .1946. FO/195. Söz konusu raporlarla konsolosluk. Ermenilerin güvenliğinin İngiliz hükûmetince sağlanması. Ayrıca. İzmir ve çevresinde yaşayan Ermenilerin. Ermeniler ayaklandılar. FO/195. bunun özel bir komisyon tarafından a d hoc kararlaştırılmış bir karar olduğu ve Erzurum’dan başlayarak Anadolu’daki her kasabanın yoklanac ağına işaret etmiştir31 . 1 Nisan 1895 TNA. “Osmanlı idarecileri Zeytun Ermenilerini koruma ya ca ktır. Konsolosluk tarafından. 10 Şubat 1896 TNA. hak ve özgürlüklerinin sağlanamadığı yönünde değerlendirilecek şekilde rapor edilmiştir. Ermenileri korumak iç in bütün gücünü seferber edeceğine söz vermişti ancak.1946. Cumberbatch’tan Herbert’e. buna mukabil onları ovalardaki Türk ve Kürt köylerine yerleştirerek. birkaç yüz Türk askerini parçalara ayırdılar ve diğer binlercesinin öldürülmesine veya ölmesine yol açtıla r. Türkiye’de valilerin her zaman istediklerini yapamadıklarını ifade eden Fitzmaurice. Ermeni vilayetlerini gösteren atlaslar veya tanınmış Ermenilerin fotoğrafları bulunursa o kişi veya kişilerin derhal tutuklandıkları bildirilmektedir. Britanya’nın itibarını zedelemeyec ektir29 diyerek hükûmetine ç ağrıda bulunmuştur. ama sonuçta. Benzer bir şikâyet raporu. Bu tahminin İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nda karar mekanizmalarını etkilemesi kaç ınılmazdı. İzmir. kendisiyle İzmir’den Mersin’e birlikte yolculuk yaptıkları sırada Zeytun Ermenilerinin korunmasının gerekliliği yönünde Vali’yi etkilediğini ifade etmiştir. sadece aydın kişiliğiyle tanıdığı Halep Valisi Raif Paşa’ya güvenebildiğini. bu şekilde yaklaşık 20 kişinin tutuklandığını. Osmanlı idarecilerinin nasıl bir tavır takınacakları yönünde tahminde bulunmuştur. Belki idareciler ya rdım kuvvetleri talep edecek. 6 Ağ ustos 1896 . Fitzmauric e. Ermenilerin evlerinde silah araması yapılmasına dairdir. “ Holmwood’dan Philip Currie’ye” . bazılarının ise omuzlarını silkerek “ne yapalım.29. İzmir. Ermenilere ait evlerinin polis tarafından sudan bahanelerle arandığı ve eğer evinde Ermenic e bir milli şiir kitabı. Osmanlı idarecileri hakkındaki düşüncelerine devamla. Zeytun Ermenilerinden intikam alma isteğinin kök saldığı şeklinde yorumlamıştır. bu Zeytun’da ki sekizinci isya nları ve hepsinin kökünü kazımalı” cevabını verdiklerini açıklamıştır. bunun üzerine Türklerin de savunmaya geçtikleri” şeklinde bir açıklamayla. Zeytun Ermenilerinin Türklere saldırdıkları. raporunda son olarak İngiliz hükûmetinin Zeytun Ermenileri arasında beklenen ilgisinin önemini vurgulamıştır. Holmwood’tan Philip Currie’ye. FO/195. Müslüma nla rın öç a lma duygusuyla saldırıya geçmelerine imkân tanınacaktır. doğu vilayetlerinde yaşanan olaylardan dolayı olumsuz etkilenmeleri veya buradaki Ermenilerden birtakım olaylara dâhil olanlara karşı Osmanlı idarecilerinin aldığı tedbirler. Bunlardan bazılarının bu durumu onayladığı. Vekil Konsolos Cumberbatch.

Türk Kültürü . FO/195. giderlerse 50 dönüm bağ ve ev verileceğine söz verildiği Büyükelçiliğe bildirilmiştir34 . kutularda bulunan kitap ve kâğıtların bir kısmı. 30 Eylül 1896 Bkz. C. buradaki kıyı şeridinin değişik noktalarından gemilerle ulaşıldığına dair konsolosluğun sağlam bilgiler edindiğini bildirmiştir. No: 383 Ankara. 21 Ekim 1896 TNA. 155-159. İzmir ve Manisa’da bazı Ermenilerin evlerinde dinamit ve diğer patlayıcılar ile Yıldız suikastıyla ilgili yazılarla planlar bulunmuştu ki bu Ermenilerden birkaçı İngiliz vatandaşı idi. İstanbul’daki son olaylardan beri Avusturya. İngiliz konsolosluğu kavaslarından birinin evinde toprağa gömülü olarak bulunmuştu35 .177-8.89. İzmir.Cumberbatch’tan Philp Currie’e. TNA. Anadolu’daki nüfus hareketliliği de İngiliz hükûmetinin yakın takibi altındaydı. Bergama’daki Türk idarecilerinin Bulgaristan’dan gelen göç menleri Ermenilerin yaşadığı bölgelere yerleşmeleri için ikna etmeye çalıştıklarını. tutuklanan Ermenilerin durumunu yakından takip etmiştir. A.1946.Sofuo ğ lu. Eliopoulos. XXXIII. Osmanlı hükûmeti hem nüfus dengelerinin sağlanması hem de kaybedilen topraklardan ve baskılardan kopup gelen Müslüman muhacirlerin yerleştirilmeleri meselesinin çözümünü sağlamak amacıyla birtakım tedbirler alınmıştır33 .100. N. Ayrıc a delil olarak. Ayrıc a yıl boyunca Anadolu’dan Kıbrıs’a ciddi miktarda Ermeni göçünün gerç ekleştiği. Koğuşturmaların yapıldığı ilk dönemden itibaren İzmir Başkonsolosluğu. “ Cumberbatch’tan Philp Currie’e” . henüz İngiliz yönetimi altına girmişti. Temmuz 1905’te Padişah II. Mart 1995. Türk Tarih Kurumu. FO/195.49.2209. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . İzmir konsolosluğundan. ss. Ayvalık’taki konsolos yardımc ısı Eliopoulos’tan edindiği bilgiye dayanarak. Ermeniler tarafından güvenliği tehdit edic i girişim ve olayları konu alan yazışmalar yapılmıştır. FO/195. 1905-1906 yıllarına gelindiğinde. bazılarının Kıbrıs’a da gittikleri ancak. 22 Eylül 1905 .66 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 manlı Devleti’nin güvenlikle ilgili aldığı tedbirlere müdahale çağrısı ve dolayısıyla iç işlerine karışma yolunu aç mıştır. Bu. “ Osmanlı Devletinde Ortaya Çıkan Göç Problemleri ve Türk Göçlerinin Bir Safhası: 1903-1904 (Rumi 1319) Yılında Meydana Gelen Göçler” . “ J. H. Büyükelçilik. Diğer taraftan. Müslüman muhac irlerin Anadolu’ya yerleştirilmesi meselesi de İngiliz konsolosluğunc a Anadolu’da Ermeni nüfusunun varlığına tehdit olarak algılanmıştır. konsolosluk bölgesinden sadece Ermeni muhacirleri taşımak üzere ayrılan “özel” bir geminin hareket ettiğine dair bir bilgiye sahip olmadığını ifade etmiştir32 . İzmir. tahmini bir sayı vermeyeceğini eklemiştir. Konsolos vekili Cumberbatch. Ankara 1994. Fransız ve Rus gemilerinin Başkentten S uriye sahillerine ve Mısır’a her hafta Ermenileri indirdikleri. İpek. s. İzmir. Abdülhamid’e Yıldız’da düzenlenen suikastın ardından yapılan soruşturmalar ve alınan sıkı tedbirlerin neticesiydi. Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri . Osmanlı Devleti’nin bir plan dâhilinde sistematik olarak Müslüman göçmenleri Ermenilerin yoğunlukta olduğu bölgelere taşıdığını iddia etmiştir. konsolosluk bölgesi limanlarından Kıbrıs’a Ermeni muhaciri taşıyan gemilerin kalkıp kalkmadığının bildirilmesini istemiştir. İngiliz vatandaşı olan 32 33 34 35 TNA.1946. Çünkü bu dönemde Kıbrıs. Vekil Konsolos Cumberbatch.

bundan on yıl sonra Ermenilerin. bizzat Başkonsolos Holmwood. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . dinamit dolu dört petrol varili İzmir36 37 38 39 40 TNA. 10 Ekim 1905 TNA.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 67 Ermeni kardeşlerin Türk hapishanesinde değil de konsolosluk hapishanesinde tutuklu kalmalarını sağlanmıştır. konsolosluk tercümanın Vali ile görüşmesi etkili olmuştur. Cemiyete para kaynağı bulmaya katkı vermek.55. “ Holmwood’tan Philp Currie’e” . 22 Eylül 1905 TNA.55. Başkonsolos Cumberbatc h. Doğu vilayetlerinde Ermeni olaylarının başlamasıyla birlikte Aydın demiryolunun güvenliğine yönelik olası tehditlere karşı 1895’lerde.2235. İzmir. bölgeyi dolaşmış ve herhangi bir sorun olmadığını rapor etmiştir40 . nerelere. Tutuklular şu faaliyetlerinden dolayı suç lu bulunmuştur: İskenderiye. FO/195. İzmir. imparatorluğun başkenti başta olmak üzere önemli noktalarda bombalı saldırı ve suikastlar düzenlemeye başlamasıyla Aydın demiryolunun da bombalı saldırılara uğrayac ağına dair bilgiler ortaya ç ıkmıştır. FO/195. H.2209. hangi gemilerle. “ Cumberbatch’tan” . “…bununla birlikte. Cemiyet üyelerinin İstanbul’da suikast yapmayı planlamak ve ayrıc a aynı amaç iç in İzmir’e kaç ak dinamit ve diğer patlayıc ıları getirmek. Tutukluların sayıları. FO/195. tutukluların kendi itirafları ve belgeler ve diğer ikinc i derec e deliller. 1Ağ ustos 1906 TNA. Yıldız suikastına bulaşmış Ermenilerin 1905-1906 yılları arasında süren duruşmaları konsoloslukç a yakından takip edilmiştir. Devlet dairelerini ve umum binalarını bombalamakla genel barışı bozmayı ve toplumun ç eşitli kesimleri arasında sıkıntı yaratmayı istemek.2209. “ J. İzmir.53. Konsolosluk. 19-29 Ağustos 1905 tarihinde. FO/195. Üç ü İngiliz vatandaşı olan Manisalı Danielian ailesi mensuplarından Hadjatur ve Berteh serbest bırakılmış anc ak Karabet Danielian’ın tutukluluğu devam etmiştir. 1Ağ ustos 1906 TNA. FO/195.49.95. S uç delili olarak kabul edilen evrağı evinde bulundurmak39 . Anc ak. “ Cumberbatch’tan” .1899. tutukluların mutlaka mahkemeye ç ıkarılması yönünde Valiliğe baskı yapmıştır36 . Destekleyic i deliller: Bomba ve dinamitlerin bulunması. İngiliz vatandaşı Karabet Balli Danichan şu faaliyetlerinden dolayı suç lu bulunmuş ve bir yıl hapis c ezası verilmiştir: Manisa’daki Komiteye üye olmak. Adjem Karabet’ten dinamit ve tüfek temin etmek. “ Nicholas O’Connor’a” . Cenevre ve Filibe’de kolları olan suç amaç lı gizli c emiyete üye olmak. İzmir. Bunlardan Karabet Danielian’ın Türk hapishanesine yerleştirilmesine engel olunmasında. 12 Aralık 1895 . direnç göstererek mahkeme süresince Ka ra bet’i Konsolosluk ha pishanesinde tutmayı başardık” şeklindeki ifadesiyle doğrudan müdahalesini göstermiştir38 .2235. ne zaman gönderilec ekleri Büyükelç iliğe bildirilmiştir37 . İzmir.

istihbarat toplama. İngiliz hükûmetinin Osmanlı’daki varlığını Tanrı’nın kendilerine sunduğu bir lütuf olarak ifade etmişler. diğer ikisi de yine bir köprü altında İzmir’e 59 mil uzaklıkta bulunmuştur. İzmir İngiliz Başkonsolosluğu.39. s. Vali Kamil Paşa’nın oğlu Said Bey tarafından demiryolu müdürüne bir Ermeni’nin bomba yerleştirdiği şeklinde ihbar etmesi. propagandalara zemin hazırlamışlar hem de birkısım Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu’na karşı başlattıkları uluslaşma müc adelesi ile imparatorluğun parç alanmasına hizmet etmişlerdir. Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . 22 Ağ ustos 1905 TNA. Raporlar. Ermenilerin Osmanlı idaresinde yaşadıkları sıkıntılardan söz edildikten sonra. Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışarak Anadolu’daki Ermenilerin hamiliğini üstlenmesinin bir delili de. Mektupta. Currie’den Marquessof Salisbury’e. Ermenilerin. konsolosların ve diğer çalışanlarının. Londra. 26 Ağ ustos 1905 Sir P. SONUÇ İzmir İngiliz Başkonsolosluğunun siyasi faaliyetleri kapsamında yakın plana alınan Ermeni meselesinde. Diğer taraftan İngiliz hükûmetinin Ermeni meselesine yakın ilgi gösterdiğinin. İzmir Ermeni Topluluğu Üyeleri imzalı bir teşekkür mektubu 5 Kasım 1895’te İngiliz Büyükelçiliğine sunulmuştur.68 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Aydın demiryolunda bulunmuştur. resmi temsilcileri olan konsoloslukları arac ılığıyla aktif bir rol oynadığı belirlenmiştir. İstanbul. FO/195.2209. 1896 [C. 204-205. 1896. FO/195. House of Commons Parliamentary Papers. kollama gibi faaliyetlerle Ermeni meselesine müdahil olmuştur. İzmir bölgesinden olmadıkları. No: 391. Bunlardan ikisi Ayasuluk’un biraz ilerisinde İzmir’e 50 mil uzaklıktaki köprü altında. İngiltere’nin. Aynı mektup kopya edilerek Dışişleri Bakanlığı’na da ulaştırılmıştır.2209. 3 Aralık 1895. “ J. Ermeni davasının bir İngiliz davası olduğu bu dönemde konsoloslar. İzmir gazetelerinden Ahenk’te 13/26 Ağustos 1905 tarihinde ç ıkan yazıda söz konusu iki Ermeni’nin Erzurum’dan geldikleri bilgisi terc üme edilerek delil olarak gösterilmiştir42 . diğer ikisinin de bu ihbar sonucu yapılan araştırmalarla bulunduğu ifade edilmiştir41 . Monahan’dan Nicholas O’Connor’a” . İngiliz hükûmetinin verdiği destek ve rehberliğe ayrıntılı bir şekilde teşekkürlerini sunmuşlardır43 . Ayasuluk civarında bulunanlar.7927] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95.H. birkaç ay önce iki Ermeni tarafından tutulmuştu. Ermenilerin İngiliz Büyükelç iliğine teşekkürleriyle aç ıklanabilir. Bomba ve dinamitlerin bulunduğu ev. . Turkey: 2 (1896). hem hükûmetlerinin kamuoyu oluşturmasında ihtiyaç duyduğu taraflı bilgiyi sağlamışlar. Evi kiralayanların İzmir bölgesinde ikamet ettiklerine ilişkin vali açıklamasını konsolosluk düzeltme ihtiyac ını duymuş. bu durumu önemle Büyükelçiliğine bildirmiştir. “ J. 41 42 43 TNA. meydana gelen Ermeni olaylarında daima Ermenileri haklı bulan taraflı bir tutum sergilediklerini göstermektedir. tutuklu veya suçlu olma ihtimali taşıyan Ermenileri koruma. İzmir.H. İzmir.41.

C. LXXX: Turk ey No: 10 Correspondence Respecting the Conditions of the Population in Asia Minor a nd Syria. Middle Ea st Journal. No: 383 Ankara. Londra 1896. 1899. 22: 3 (Yaz 1968): 297-316. 658/37. Başbakanlık Devlet Arşivleri Yay. -Yerasimos. Belge Yay. Londra 1879. Nihat. İstanbul 2001. The National Archives (TNA). N. ss. Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye 2-Ta zimattan I. Devletlerarası Hukuk ve Siyasi Ta rih Metinleri. -Platt. 2235’nolu defterler Resmi Yayınlar Osmanlı Arşivi Yayınları -Osma nlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İlişkileri (1891-1893). 1313 Z 03. Stefenos. Türk Tarih Kurumu. Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri . House of Commons Parliamentary Papers. 8108] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1894-95.1946. Leyden-Boston 2007. Makaleler -Iseminger.8273] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96.8015] Correspondence relating to Asiatic Provinces of Turkey 1895-96. 1856-1876”. Telif ve Tetkik Eserler Kitaplar -Berridge.Erim. Chief Dragoman of the British Embassy in Turkey. İstanbul A. İstanbul 2004. 1896 [C. Turkey: 6 House of Commons Parliamentary Papers.M. Gordon L.. Houghton Mifflin Company. A. İletişim Yayınları. 1314 M 07. George. 1312 Ca 04. Boston ve New York 1909. -1896 [C.Ü. Londra 1896. C.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 69 KAYNAKÇA Arşivler Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). D. 1990.. Cilt (1-B). DH.} MKT. The Cinderalla Service: British Consuls since 1825. 2209. 168-188. A. MHM. Enver Ziya. -İpek. Türk Kültürü. “Osmanlı Devletinde Ortaya Çıkan Göç Problemleri ve Türk Göçlerinin Bir Safhas ı: 1903-1904 (Rumi 1319) Yılında Meydana Gelen Göçler”.. c. -1896 [C. . Londra 1971. Ankara 1994. İngiliz Parlamentosu Yayınları -Parliamentary Papers (Accounts and Papers). XXXIII. Ankara 2004. Londra FO/195. . Martinus Nij hoff. 1313 Z 19. 7/50. Dünya Savaşına.2. Archon Books. -Sofuoğlu. Mart 1995. Ankara 1953. Uygur. Osmanlı Tarihi VII Birinci Meşrutiyet ve İstibdat Devirleri (1876-1907). TMIK. House of Commons Parliamentary Papers. Ankara 1988. 752/47. Ma jestelerinin Konsolosları İngiliz Belgeleriyle Osmanlı İmparatorluğu’ndaki İngiliz Konsoloslukları (1580-1900). TMIK. Türk iye No: 3.} MKT.. MHM. Türk Tarih Kurumu. M. -Kocabaşoğlu. Fifty years in Constantinople and Recollections of Robert College. Gerard Fitzmaurice (1865-1939).M.R. G. Londra 1896. -Karal. -Washburn. “The Old Turkish Hands: The British Levantine Consuls. A. DH. Hukuk Fakültesi Yayını.

70 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

“Bal-e Jibril” and “Zarb-e Kalim” covering Iqbal’s Urdu poems have been reviewed and the poet’s views on child and youth during his literary maturation have been scrutinized. hkuyumcu@selcuk. Childhood.tr .TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Issue : 5 Pa ge : 7 1 -8 8 ÇOCUK VE GENÇ İKBALİN ŞİİR DÜNYASINDA Hakan KUYUMCU∗ Özet Bu makalede İkbal’in Urduca şiirlerinin yer aldığı “Bang-e Dara”. genç CHILDHOOD AND YOUTH IN IQBAL’S P OETRY WORLD Summary Within this article. Dr. Anahtar Kelimeler İk ba l. Gençten şahinin cesaret ve ataklığına sahip olmasını isteyerek bilince ve bilgiye giden yoldan ayrılmamasını öğütlemiş. books called “Bang-e Dara” . and desired the maturated young to act on the eagle’s sagacity and dignity. çocuk ve genci şahin. Youth a nd Fa ble ∗ Yrd.edu. çocuk . Selçuk Üniversitesi Do ğ u Dilleri ve Edebiyatı Bölümü Öğ retim Üyesi. olgunlaşan gençten de kartalın bilgeliğine ve vakurluğuna yakışır davranışlarda bulunmasını arzulamıştır. “Bal-e Cibril” ve “Zarb-e Kalim” adlı eserlerinde şairin edebi ve fikri olarak gelişim süreci içerisinde çocuk ve gence bakışı incelenmiştir. Iqbal symbolized the child and young with a falcon and the human with an eagle. olgun insanı kartal sembolleriyle betimlemiştir. He advised the young to possess the courage and agility of the falcon by adhering to the path leading to wisdom and consciousness. İkbal. Doç. Sa yı: 5 Sa yfa : 7 1 -8 8 Ye a r: 2 0 1 1 . Key Words Iqba l.

“Ek Pahar aur Gilhari”. dürüstlük ve özgürlük bilinc i kazandırılmak istenmişti. İkbal’in bu ‘ilk dönem’ şiirlerinde tasavvufi edebiyattaki mesnevi geleneğinden ziyade. . konuşmaları. İkbal bu etkilenmenin yansımalarını ilk olarak ç ocuklar iç in yazmış olduğu şiirlerinde dile getirdi. “Man ka Hab” başlıklı şiirleri yukarıda adı geçen şairlerden etkilenerek ç oc uklar iç in kaleme aldığı terc üme veya uyarlamalardır (Hamid Ahmed Han. anc ak kişisel düşünc e hayatı geliştikçe Amerikalı filozof Ralph Waldo Emerson. Özellikle mürşit-mürit ilişkisi iç inde İkbal ve Mevlâna’nın şiir tarzlarında benzerlik arandığında. “Baç ç e ki Dua”. yazılarıyla ulusuna yitirmiş olduğu “benlik” kimliğini kazandıran ve onu ayağa kaldıran büyük bir şair. 1981: 205–226). 1999: 11-18). “Eyk Makra aur Makkhi”. Hindu. sadakat. Alfred Tennyson ve Radolph William Cowper gibi İngiliz şairlerin şiirlerinin etkisinde politik.b. siyasetç i ve fikir adamı. yetişkin. Bu şiirler bütünleşmeye sadık kalma noktasında o dönem iç erisinde Müslüman. Bu şiirlerde bir veya iki hayvan motifi seçilip başlarından geç en olaylar konu alınarak ç oc uklara iyilik. tsz. Toker. adalet. ç oc ukları konu alan şiirler de yazdı. İkbal bu aşamada Hindistan’ın siyasi ve kültürel özgürlüğünü bir bütünlük iç erisinde ilk dönem şiirlerinden ‘Himalah’ ve ‘Taranah-e Hindi’ de kaleme aldı. yüzyılda Mevlâna Celaleddin Rumi’nin de Mesnevi’sinde sıklıkla kullandığı ç eşitli hayvan motifleri bulunmaktadır (Karaismailoğlu. ‘Fabl’ tarzı masallardaki konu benzerliği daha baskındır. 2005: 107–117. makaleleri. “Parinde ki Faryad”. ç ocuk herkesi derinden etkiledi. “Bal-e Cibril” ve “Zarb-e Kalim” adlı şiir kitaplarındaki ‘ç oc uk’ ve ‘genç ’ e yaklaşımı inc elenmiştir. Ödelli. İkbal’in edebi hayatının ilk dönemi (1905 öncesi) yaklaşık on sekiz yaşında dini ve politik amaç taşımayan gazel türünde şiirler yazmakla başladı. İslam kültürünün insanlığa kazandırdığı bir değerdir (Soydan. İkbal’in ilk şiirleri “Ek Gae aur Bakri”. 1997: 95–108). mektupları v. henüz İkbal’in şiir hayatının ‘ilk dönemi’ iç inde Mevlâna’nın Mesnevi’sinde kullandığı dinsel motifç ilik anlayışının belirgin olmadığı görülür.: 11-18. Bu makalede İkbal’in edebi ha yatındaki a şamalar içerisinde onun Urdu diliyle yazmış olduğu “Bang-e Dara”. 1982: 12). “Ahd-e Tıflî (Çoc ukluk ç ağı)”adlı şiirinde psikanalist bir yaklaşım iç inde küç ük bir bebeğin tasvirini yapmakta ve o bebeğin bilgisini geliştirmek iç in pragmatizmin de özü olan ‘yaparak öğrenme’ aşamasındaki mac erasını dile getirir. İkbal şiir hayatının ilk döneminde terc üme ya da uyarlama olmayan. 13.72 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Muhammed İkbal (1877–1938) yazmış olduğu şiirleri. Ş iir hayatının bu evresinde Batı tarzı romantizm şiir onun ilgisini ç ekti (Quraishi. toplumsal ve felsefi şiirler yazmaya yöneldi.

İkbal’in İngiltere’de yaşamaya başladığı 1905 – 1908 yılları bakış aç ısının daha da geliştiği ve gerçekten mutlak gerçeğe yöneldiği. Allah varlığının delili olarak evrendeki ve dünyadaki yaratılış muc izelerini gösterir. İkbal mutlak ‘Güzel’i aramaktadır (Hasan Razvi. Yaratıc ı. düşünc ede. deve. Enam S urelerinde ç eşitli ayetlerde bitkilerin yaratılışı. Bakara. Naziat. dağları. Anc ak “Baç çah aur Ş am (Çocuk ve Mum)” adlı diğer çocuk konulu şiiri bir ç oc uğun anlayabilec eğinden ç ok daha fazla anlam ve kavram yüklüydü.1990: 247). Rad. . Diğer taraftan İkbal’in bu dönem iç erisindeki şiirsel düşünc e boyutunda artık felsefi ve edebî kavramları kendine özgü bir tarz iç erisinde kullanmaya başladığı görülür. Araf. hüsn ü aşkı gizlendiği sır perdesinden sıyırıp görmeye çalışmaya başladığı dönemdir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 73 Çocukluk Çağı Dünya yeni bir diya r idi ba na Annemin sinesindeki genişlik bir ciha n idi ba na Her ha reket ca n lutfunun ema resi idi ba na Anla msız ha rf idi kendi dilim ba na Bir dert bebekken a ğla tsa ydı beni Ka pı zincirinin şıkırtısı mutlu ederdi beni Ba kıp dururdum sa a tlerce uyuya n a ya O ince bulut içerisinde sessizce dola şırken Defa la rca da ğla rını. yaratmış olduğu varlıklara bakarak anlar. arı. Müminun. bitkileri. Her resmin kendi ressamını tanıtması gibi. Bu şiirde ‘düşünc e’ ve ‘doğa’ kavramları eklektik işlenişe güzel bir örnektir. sivrisinek. Nitekim Allah Kuran'da. Mülk. ağaç ları. iki bağımsız unsur olarak ‘ideal’ ve ‘gerç ek’in varlığını belirtirken düşünc e ve varlık arasındaki ikileme son vermeyi amaç edinir. ova la rını sorma k Ve o iyi niyetli ya la nla ra şa şırma k… Göz görmeye va kıftı. örümc ek gibi çeşitli hayvanları. Nahl. Bir ç oc uğun şiir iç erisinde bu kavramları anlaması ve bağdaştırması oldukç a zordur. 2002: 59). konuşma ya ma ildi duda k Sorma ya a rzum olsa da yüreğim yoktu. Balç ığın özünden yaratılan insanoğlu (23:12) “Allah'ın varlığını. Allah’ın mutlak kudretinin bilgisi demektir. ‘Doğa’ gözlenirken. O ‘düşünc e’yi dıştan eşya üzerinde ç alışan bir eleman olarak görmez. aslında Mutlak Varlık ile yakın bir ilişki iç ine girilir (Muhammed Han Kayani. Fatır. Hac . yerleri. kudretini ve bazı sıfatlarını. Vakıa. Doğa bilgisi. İnsanın da bunlar üzerinde düşünmesi ve yaratılış delillerine tanık olması gerekir. Nuh S urelerinde çeşitli ayetlerle evrenin yaratılış muc izelerini beyan etmiştir. Furkan. c anlı ve c ansız varlıklar da kendilerini yaratmış olan Allah'ı bize tanıtırlar. Enbiya. İkbal ‘doğa’ kavramını ise sünnetullah kabul eder. Dolayısıyla bu şiirde “ç ocuk” teması yetişkinlere seslenilmek iç in kullanılmıştır. Al-i İmran S urelerinde çeşitli ayetlerde insan yaratılışıyla.

Minicik kuşla rın yuva la rını ya pma k için sa rf ettiği ga yrette. şa şkınlıktır. güzelliğin sonsuz okya nusu Göz görürse her da mla da güzelliğin fırtına sı va r. da ğın heybetli sessizliğinde. gizli… Büyük geçmişin silinmiş izlerinde. Rüya dır. şa fa ğın kızıllığında . Yeni doğmuş bebeğin konuşma ça ba sında .html )Çamurdan yaratılan insan iç in “ona ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın. Yaratıc ı ‘doğa’ ile kendi büyüklüğünü insanın gözleri önüne sermiştir. ba ygınlıktır. Senin nurun a kıl peçesi a ltında gizlendi İdra k peçesi. Kudret topluluğu. ga flettir. Gecenin ka ra nlığında . Gül ba hçesinin sa kinlerinin cıvıltısında . ‘Güzel’.74 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gökleri birer iman hakikati. Ruh sa dece görmek ister görünmeyeni Yoksa bu çölde neden inlesin ça n misa li Güzelliğin bu sıra da n cilvesinde bile ruh huzursuz . sen ba şta n a şa ğı ışıksın. denizin özgürlüğünde. Seni ise ka ra topra kta n fa nusun içinde neden sa klı tuttuğu bilinmez. vira nede. insanın düşünc esinde onu kabul etmesi iç in pek ç ok deliller sunmuştur. gören gözün tozudur. ‘Güzel’.turkishajan. O. Güneş ışığının ya yılışında . Ha ya t denilen şey unuta nlıktır. da ğın pına rla rında . Çocuk ve Mum Bu na sıl bir ha yra nlıktır ey kelebek huylu ya vruca ğız! Sa a tlerdir mumun kıvılcımla rına ba kıp duruyorsun Arzun. sa ba hın gökyüzündeki a yna sında . Ya ra ta nın onu a şikâ r. sense sa klısın. ma murda . gecenin siya h örtüsünde. İkbal de 1905 yılında yazdığı aşağıdaki şiirde ç oc uğun muma duyduğu hayranlığın yaratılışta karşılaşılan ışıkla aynı olduğunu söylemesiyle başlayan ‘yaratıc ı güç ’ü doğada algılama egzersiziydi.c om/islam-ve-insan/allah-yaratilis-muc izelerikonusunda-dusunmeyi emreder –81880. ‘Güzel’. Ah! Bu toplulukta o a şikâ r. a guşumda dura n bu cümbüşü mü Yoksa ışığı mı koynuna a lma k? Minik ka lbin bu ma nza ra ya şa şırsa da Za ten da ha önceden gördüğün bu şeye a şina sın. ova da . yani yaratılış muc izesi olarak örnek vermiştir. Mum sa dece bir a lev.” (http://www." (15: 28) diye meleklerden de üstün gören yaratıc ının. şehirde.

Bu makale1904 yılında “ Mahzen” adlı dergide yayınlandı. Na na k 3 bu ba hçede va hdet şa rkısı söyledi. yüzyılın sonunda Muinüddin Hasan el.Çiştî (1142-1236). Ş iirlerinde Hint alt kıtasında yaşayan etnik grupları ve farklı c emaatleri şiirlerinde bir araya getirerek ‘vatan’ kavramının sanki kısa bir tanımını yapar. Urduc a-Hintç e ç atışmasıyla ‘iki ulus’ kavramının başlaması ve John Locke. Bu makale 1911’de “ Pencab Rivyu” adlı dergide Urducaya çevrilerek basılmıştır. Guru Nanak (1469-1539) ba şlangıçta Sihizm’i yalnızca dini akaidler çerçevesinde Müslüman ve Hindu unsurlarını uzla ştırmak için ba şlamıştır. "ta şra hankahları" dönemi. 64).1 İkbal. Milton ve Thoma gibi İngiliz idarec ilerin Muslim-Anglo Oriental College (Müslüman-İngiliz Ş ark Koleji)’de 1900’den sonra geliştirmeye ç alıştıkları batılı düşünc enin ürünü olan Müslüman milliyetç iliğini İkbal kabul etmeyip batı düşünc e tarzı milliyetç iliği benimser (Zulfikar. AÇIKLAMALAR İkbal henüz e ğ itimi münasebetiyle daha yurt dışına çıkmadan evvel de bu çalışmalara yönelmiş ve “ Kavmi Zindegi” adlı makalesinde ülke sorunlarına e ğ ilebilme cesareti göstermiştir. Bu kapsamda özdeksel ve tinsel yükseliş iç in Müslümanların potansiyellerini ortaya ç ıkarmalarına ve tinsel alanlarla birlikte özdeksellik iç inde İslam’ın tekrar yükselen bir değer olması gerekliliğini Hind Müslümanlarına inandırmaya ç alışır. İkbal daha sonra e ğ itim için yurt dışında bulundu ğ u dönem içerinde de bu konuya e ğ ilmeye devam etti ve İkbal. O sistemi “ Tanrı birliğ i” . Hindistan’ın politik.Çişti tarafından sistemle ştirildi. Hica zlıla r onun için Ara p çölünü bıra ktı. O. entelektüel ve kültürel bağımsızlığına odaklar (Zulfikâr. “ insanlığ ın karde şliğ i” . 1 2 3 . “ The Muslim Community – A sociological Study” ba şlıklı makalesinde Müslüman ulusun sorunlarına e ğ ilerek edebi hayatının bu ilk evresinde Hindu ve Müslüman uluslarının sorunlarına çözüm bulmaktaki bakış açısındaki de ğ işimi göstermesi bakımından önemlidir. Yurtseverlik duygularını artırmak iç in şiirler yazar.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 75 Ha ya t. Sihizm daha sonraki yüzyıllarda İslamın en sert muhalifi olmu ştur. İşte budur va ta nım. Hindistan Çocukları Ulusal Marşı Çişt2 i bu topra kla rda Ha k’ın mesa jını a nla ttı. Çiştiye tarikatının tarihinde "büyük şeyhler" dönemi. Ta ta rla r onu yurt tuttu. Benim va ta nım işte budur. Özellikle ç oc ukların. sorunları tespit etmeye ve bunlara ç özüm yolu bulmaya uğraşır. “ kast sisteminin reddi” ve “ Puta tapıcılığ ın faydasızlığ ı” üzerine kurmu ştur. 1997: 90). XII. "Sabiriyye" kolunun dönemi ve "Nizamiye" kolunun dönemi olarak dört ana bölümde incelenir. Muînüddîn Hasan el. Hindu-Müslüman dostluğunun oluşturulması iç in her iki grup arasında yaratılmak istenen dostluğun gelişmesini engelleyen eksiklikleri. Hindistan'ın ilk ve en büyük tarikatı olan Çiştiyye tarikatının kurucusudur. Hindu-Müslüman toplum arasında dostluğun temel taşı olac ağına inanmış olmalı ki ç oc uklardan başlayarak birlikteliğin sağlanması iç in ç alışır ve ülkenin ç ok renkli kimliğine vurgu yapar. onun susuz ka lmış ba lık misa li… (Kulliya t-e İkba l: 119–120) Bu şiirde yaratılanlarla Yaratanı bulmaya ç alışan İkbal şiir hayatının ilk döneminin sonlarında ilgisini. Hindular ve Müslümanlar arasında ç alışma birlikteliğini geliştirmeye uğraşırken Müslümanların eğitim ve ekonomik bağımsızlığını Hindularla aynı düzeye ç ıkarmalarının da önc elikle gerekliliğine inanır.

O. Mücevherlerle Türklerin eteklerini doldurdu. bu türde ç oc uğu da konu alan bir şiir yazar. Fa rsın sema sında n düşen yıldızla rı. İkbal’in edebî hayatının ikinc i dönemi (1905–1908) kendi eğitimiyle meşgul olduğu yıllardı. Ana Kuzusu Senden bıça ğı uza kla ştırdığımda çığlık a ta rsın Ben iyilikseverim. Anc ak konunun dışına ç ıkmamak iç in milliyetç ilik konusunu sınırlı tutmak uygun olac aktır. şiir ç alışmalarını bir süre azaltmıştı. Za ra feti gökyüzüne merdiven ola n bu topra kta Ora da ya şa ma k cennette ya şa r gibidir Benim va ta nım işte budur. Bütün dünya ya bilgi ve hüner verdi. za ra rsızdır . bunun doğal sonucu olarak çocuk şiirleri yazmaktansa şiirlerinde çocukları ve özellikle de genç leri konu edinmeyi terc ih etmiş olabilir. Dünya nın va hdet na ğmesinin duyulduğu bu mekâ nda n Peyga mberime serin rüzgâ rla r geldi. Tekra r sa ma n yolunun ışıltısıyla pa rla ttı. Ah! Neden üzüntü veren şeyi seversin? Oyna şu kâ ğıt pa rça sıyla . Anc ak Hamid Ahmed Han. Onun sa hibi topra ğına zenginlik ba ğışla dı. İkbal’deki bu değişim “Taranah-e Millî” adlı şiirinde aç ıkç a görülmektedir. Benim va ta nım işte budur. Benim va ta nım işte budur. İşte budur va ta nım Ya şa ya nla rı Kelimin bendesi. Onun şiir ç alışmalarında bu dönemde bir azalma dikkat ç ekmektedir. İşte budur va ta nım (Kulliya t-e İkba l: 113–114) İkbal 1905 yılında yüksek tahsil iç in Avrupa’da üç yıl kaldıktan sonra ülkesine döndüğünde batı milliyetç ilik anlayışı yerini Müslüman milliyetç iliğiyle değişti. beni kötü mü sa ndın Ey bu kederli iklime yeni gelen! Yine çığlık a ta ca ksın ba k Ba tma sın dikka t et! Ka lemin ucu sivridir. İkbal bu dönem iç inde kendi şiir üslubunu ararken ve mesnevi tarzında şiirler de yazar. ‘sezgi ve varlık’ konularında bilgisini artırmaya başlamış. İşte budur va ta nım.76 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Yuna nlıla rı ha yra n bıra ktı. İkbal’in ç ocuk iç in yazmış olduğu şiirlere bu dönemde rastlanmaz. İkbal’in bahirlerinde başarılı seç imler yapmadığı için mesnevi tarzındaki şiirlerinin tutulmadığını belirtir (Hamid Ahmed Han: 111). da ğla rı Sina ola n bu topra ğı Nuh’un gemisi kıldı mekâ n. Çünkü O gayretini eğitimine vermiş. Ş airimiz artık ‘düşünc e’.

Bu aşamadan sonra İkbal. hemen sa kinleşirim Gördüğüm güzelliğe ka na rım Ca hilliğim senin ca hilliğinden a z değil Ben de şimdi senin gibi a ğlıyor. Ha ya tın. İslam Peygamberi de sadec e bir topluma veya bir bölgeye gönderilmiş peygamber değildi. kötülükten kaç maya bağlı bulunduğunu bütün dünyaya ilan etmiştir. Hindistan Müslümanlarının ç ıkarlarının ve politik haklarının ilerletilmesi ve korunması. Müslümanların vatanı dar bir toprak parç ası olamazdı. Din. Hint alt kıtasında sürdürülmek istenen Panoryantalizm Propagandası (Keleşyılmaz. 2003: 56). İslami ve millî iç erikli konular İkbal’in külliyatının dörtte üç lük bölümünü oluşturur (S oydan. artan Hindu milliyetç i hareketleriyle Müslüman milliyetç ilik arasındaki kıvılc ımları koc a bir ateşe dönüştürmek üzereydi. Müslümanların vatanı bütün dünya idi. 1999: 60–62) iflas etti. a yrımla rın sınırla nma sında n ba ğımsız Anca k kudretin sırrı gözlerinden görünüyor Benimleyken bir şeye sinirlendiğinde çığlık a tıyorsun Sorun ne! Kâ ğıt pa rça sıyla oya la nsa na Ah! Bu a lışka nlık içerisinde ben de sa na uydum. Çünkü din. Kur’an. Sen ka prisli ben de ka prisli Geçici zevklerin a şığıyım. (Ekrem.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 77 Nerede topun? Nerede porselen kedin? Kırık ba şlı minicik ha yva n nerede? Senin a yna n a rzunun tozunda ki özgürlüktü Gözünün a çılma sıyla bu a rzu kıvılcımı pa rla dı Elindeki ha rekette. a ma ben de na da n bir bebeğim (Kulliya t-e İkba l: 97–98) İkbal’in şiir hayatının üç ünc ü evresi (1908–1926) konu ve üslup aç ısından kendini bulmaya başladığı dönemdir. mekân ve zaman kıskac ına alınamazdı. 2006) 1908 önc esinde Ulus-devlet fikrinin imkânsızlığı. senin gibi gülüyorum Görünüşte ben gencim. Ona göre Müslümanların vatanı. Irkç ılık ona göre milletin birlik ve beraberliğini yaşanmaz bir hale sokmaktaydı. ba kışla rında ki enda zda . Kur’an’dan aldığı ilhamla bütün inananların anc ak kardeş olduğunu ve üstünlüğün ırka değil. tarikat ve milliyetçi tutuc uluğun hayli yaygın olduğu bir zamanda İkbal. varlık müc adelesinde politik bir kimlik kazandı. bütün insanlığa ve bütün dünyaya indirilmiş evrensel bir mesajdı. amaç larından biri olan All India Muslim League (Bütün Hindistan Müslümanları Birliği)’in de 1906’da kurulmasıyla tek bir ç atı altında toplanmaya ç alışan Müslümanlar. İslâm ve Müslüman karşıtlarına karşı uzun süreç li olac ak müc adelenin c iddi . sınırlar iç erisine alınmış bir toprak parç ası değildi. çığlık a tıyorum Hemen sinirlenir.

c ehalet gibi konular üzerine ç alışmalar yaptı (Quraishi: 16–18). 1985: 85). Entelektüalizm ve dinamizm iç erisinde yeniden yapılanan dünyada siyasi liderler pozisyon almaya ç alışırken eski liderler de kaybettikleri pozisyonları yeniden ele geçirme gayreti iç erisindeydiler. resimlerini çizip ne ka da r a nla tma k istesem de Anca k bu ta svir senin ha ya l gücünün çok ötesinde Seni a ta la rınla kıya sla ya ma m 4 Şiirde geçen bu mısra Hafız Şirazi’ye aittir. 1908 kışına doğru eğitimini tamamlayan İkbal ülkesine geri döndü. Zenginler fa kirlerin korkusuna ha yır ya pma kta n ka çındıla r Kısa ca o sa hra da otura nla rın kimler olduğunu sa na na sıl a nla tsa m Onla r dünya fatihleri. Kelimelere koysa m. İkbal bu noktada aşağıdaki şiirde sahip oldukları değerlerin kıymetini bilemedikleri iç in Müslüman genç liği muhatap alıp sitemli bir şekilde atalarına layık olmadıklarını vurguladı. Londra’da S iyasal Bilimler Fakültesinde hukuk eğitimi aldığı bu dönemde dini konularda pek ç ok konferanslar verdi. O Batı tarzı bir milliyetç ilik anlayışını şiddetle reddetti ve Müslümanların milliyetç ilik anlayışında sınırların kabul edilemeyec eğini. İslami öğretileri yeniden ele alırken zamanın değişen şartlarına göre uygulanabilir bir alt yapı oluşturmaya ç alışması reformc u kimliğinin de öne ç ıkmasına yardımc ı oldu. Ülkenin iç inde bulunduğu ayrımc ı yapılanma. Hindu-Müslüman birlikteliği düşünc esinin akıldan ve gönülden kalktığı dönemdir. Bu dönem. Fakr u Fahri ’nin za ma nında ki ida renin ha şmetinde “Güzel yüzlü. Anc ak İslâm âlemi üzerindeki miskinlik yaratan bulutlar bir türlü dağılmak bilmiyordu. 1908 yılında Cambridge’de Muslim League (Müslüman Birliği)’in Londra ofisinin kuruc u üyesi oldu (Zafar. Dünya ida resindeki esa sla rın ya ra tıcısı. dünya hükümdarları. 1998: 20–25). Uyga rlığın biçimlendiricisi. Ruhbanlık. güzelleşmeye ve süse niçin ihtiya ç duysun” 4 Alla h’ın kulla rı yoksulken da hi o ka da r ga yretliydiler ki. . yazgıcılık. dünya ida recileri ve dünya yı süsleyenler. onu rahatsız etmekteydi. Onun. şiirlerinde de vurguladı (İkram. Müslüman Gence Sesleniş Ey Müslüma n genç! Hiç ka fa yorma dın Senin düşen bir yıldızı olduğun gökyüzü neydi? Da rius’un ba şında ki ta cı a ya ğı a ltında çiğneyen bu millet.78 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 hazırlıklarını yaptı. Müslümanların bulunduğu her yerde İslam’ın sınırlarını oluşturabilec ekleri düşünc esini. Deve sürücülerinin beşiği ola n Ara p çölü. İkbal. Batının sadec e düşünc elerini değil toplumsal gereksinimlerini de araştırdı. Seni sevgisinin kuca ğında besledi.

ne bülbül Ne de a şk na ğmesindeki illet. O Müslüman genç liğe seslenirken genellikle ‘şahin’ simgesini kullanmayı terc ih etti. Bu sembollerin anlaşılabilmesi de hakikatin tezahürlerinin anlaşılmasıyla mümkün olur. İkbal ‘şahin’ gibi olmasını istediği gence seslenirken onun özelliklerini de şiirinde aç ıkç a belirtmiştir: Şahin Rızkın a dı su ve da ne ola n O dünya yı bıra ktım. tehlikeleri sezişi ona yakalanması zor bir c anlı olma özelliği kazandırır. Allame İkbal üstadı Mevlana gibi sembollerin adamıdır. Ba hçelerden uza k durma k la zım Onla rda pek çok ba şta n çıka rıcı cilveler va r Çöl rüzgâ rıyla oluşa n ölümcül ya ra . ne gülçin. kurarken de kendine en az zarar verecek sarp yerleri seçer. biç imini ve taşıdıkları özellikleri şiirinde anlatmak istediği amaç doğrultusunda kullandı. sen yıldızsın. Ayrıca keskin görüşlü oluşu. Civa nmerdin ga zilik ya ra sıdır. yuvasını yüksek yerlerde kurar. onla r eylem. Süreyya ’da n topra ğa a ttı bizi Hükmetmek geçiciyse onun için neden a ğlıyoruz Dünya nın mutla k ka nunda n yok ça re Oysa a ta la rımızın kita pla rı ilim incileri Bunla r Avrupa ’da incelenirken gönül olur pa re pa re “Ey Ga nî! Pir-i Kena n’ın göz nurunun Züleyha ’nın gözünü ka ma ştırdığı ka ra günü izle” 5 (Kulliya t-e İkba l: 207) Mustafa Yılmaz’ın “İkbal ve benzeri kişilikler düşünc e dünyalarının giriftliği ile temayüz ederler.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 79 Sen sözsün. zamanını. Çünkü ‘şahin’ daima yükseklerde uçar.” (Yılmaz: 2007) ifadesi sembollerin şiirdeki kullanım özelliğini ve önemini vurgular. Güvercine a ç değilim ben 5 Bu beyit Ğanî Ka şmirî’ye aittir . Bu kişiler zihinlerinde tasarladıkları ve özlemini ç ektikleri dünyanın maddi tezahürlerini ifade edebilmek iç in sembollere başvururlar. Ş airimiz sembollerin yerini. Çölün tenha lığı mutlu eder beni Ezeldendir ya ra tılışımda ki dervişlik Ne meltem. onla r gezegen Biz a ta la rımızda n ka la n mira sı ya ğma la dık Gökyüzü.

geri çekilmek ve tekra r sa ldırma k Ka nı sıca k tutma nın ba ha nesidir. İna nçlı erkeğin umudunda Alla h’ın sırda şla rı va rdır.80 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ha ya tım sa dece za hitliktir benim Üzerine a tılma k. umutsuzluk ilim ve irfa nın yok oluşudur. Senin yuva n sulta nlık ka srının kubbesinde değildir . neden ga mla na sın Ah u figa n dolu da ha nice ma ka mla rın va r Sen şahin sin görevinse uçma ktır senin Ka rşında da ha nice gökler va r İşte bu gün ve gece a ra sına sıkışıp ka lma sa na Ba şka za ma n. Gençlerde şahin ruhu uya ndığında Menzillerinin gökyüzü olduğunu görürler Umutsuz olma . Bir Genç Adına Sofa la rın Avrupa î. Ondaki Batı özentisini fark ederek atalarını hatırlatmak ve kendi felsefi bakış aç ısıyla gençliğe benlik ruhunu kazandırmak iç in ‘şahin’e benzettiği genç liğe karakterini hatırlatma gereği duyarak seslenir. Bunla r ba tı ve doğu kekliklerinin dünya sı Benimse ma sma vi gökyüzüdür dünya m Kuşla rın dünya sında bir dervişim ben Çünkü şahin yuva ya pma z. ba şka mekâ nla rında va r (Kulliya t-e İkba l: 389 -390) İkbal daha sonraki yıllar iç inde de genç liğin başıbozukluğundan ve tembelliğinden rahatsız olmuştu. (Kulliya t-e İkba l: 495) Gazel Yıldızla rın ötesinde ba şka â lemler de va r Aşkın da henüz türlü türlü imtiha nla rı va r Sa dece ya şa mda n iba ret değildir bu feza la r Bura da yüzlerce ba şka kerva nla r da va r Şu renk ve koku â lemiyle yetinip ka lma sa na Ba şka çemenler ba şka a şiya nla r da va r Bunla rda n biri ka ybolduysa . Hüsrev de olsa n ne fa yda Ne Ha yda r’ın gücü ne de Selma n’ın perva sızlığı va r sende Ara ma bunu ça ğımızın kültürünün tecellisinde Çünkü ben Müslüma nlığın mira cını sa bırda buldum. ha lıla rın İra nî senin Ka n a ğla tma kta ba na gençliğin tembelliği Zenginlik ne ki.

göz ve gönül perdesini kaldırarak sezgilerini kuvvetlendirec ekti. Özünü. ondaki tinsel değişimin haberc isiydi ve ilk olarak 1912 de kaleme aldığı “Ş am-o Ş air” adlı şiirde fark edildi. ileriki yıllarda yazdığı şiirlerde genç Hind Müslümanlarının da bu konular üzerine yoğunlaşmalarını. aslını kaybetmiş genç liğe bu değerleri . kendilerinden sonra gelenlere. Çünkü İkbal karakterini kaybetmiş. Bu yüzden özellikle genç nesil. c oşkun ve enerjik bir gençliğe sahibi olmak onların en büyük emel ve hayalleridir. İkbal gibi büyük düşünen lider ve şahsiyetler iç in ideal bir dünya ve zengin bir hazine kaynağı oluşturur. kaybettiğinin farkında olmayan bir genç lik istemiyordu. Mehmet Âkif’in Âsım’ı. Bu yoğunlaşma. akıllı. “Tulu-e İslam” ve “Asrar-e Hudi” şiirleri de bu ç izgide yazılmıştır. İkbal. kendi iç dünyalarının derinliklerine girmelerini ve buradan elde ettikleri manevi aşkla varlıklarını yüc eltmeleri için yeni arayışlara yönelmelerini tavsiye etmiştir. Büyük dava adamları. Dolayısıyla büyük şair. aydınlık ve yumuşak tutan manevi mekân olan kalbi oluşturac ak reç eteleri ona ve dolayısıyla gençliğe vermekteydi. (Kulliya t-e İkba l: 447–448) İkbal bu dönemin sonu itibariyle 1908–1924 arası dini düşünc esindeki gelişimiyle İslam dünyası ve Hint alt kıtası Müslümanlarıyla alâkalı sorunlar üzerinde yoğunlaştı (Soydan: 15). Cavid’e Benlik sa zında ebedî ha ya tın a ya k izi va r Ümmetlerin çıra sı benlik a teşiyle pa rla r Sa na bir sözüm va r: İnsa nın yüce bir ga yesi olma lı Bu ga ye insa nı ta m ta tmin etmeli ve da ima yüceltir olma lı Yükseklere uçma melekesi ya ra tılma dı ka rga da Aksine ka rga ile sohbet şahin ya vrusunun kişiliğini bozdu Devrin gözünde ha yâ ba ki değil a rtık Ra bbim senin gençliğini tertemiz kılsın Herha ngi bir ha nka hda otura ma dı İkba l Çünkü o ince. da ğla rın zirvelerindeki ka ya la rda kona kla ma lısın. Fikret’in Hâluk’u.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 81 Sen şahin sin. bu tavsiye ve mesajlarını biric ik oğlu Cavid iç in yazdığı şiirlerle gençliğe de iletmek istemiştir. İkbal’in Câvid’i de odur (Ekrem: 2007). Mukaddes davayı yüksünmeden yüklenec ek. Böylece genc in inanc ı kuvvetli ve ümidi daim olac aktı. Bu şiirler verilen mesaj aç ısından oldukç a etkileyicidir. bu davalara sahip ç ıkac ak yeni nesiller bırakmak isterler. S ezai Karakoç’un Taha’sı neyse. temiz düşünceli ve keskin zekâ lı (Kulliya t-e İkba l: 443) Benlik sazında ebedî hayata aç ılan kapıyı şairimiz oğluna anlatırken ruhu ve aklı.

I Cavid’e Sinede olma z ise sıca k yürek Ha ya t boşlukta a kıp gider Av eğer a kıllı ve a tik olursa . Gençliğin kendilerine kalac ak hiç bir maddi değere itibar etmemelerini. aslını unutmadan gelişmelerini istedi. Cavid’e Kendine bir yer ya p a şk diya rında Yeni bir za ma n. Fakirlik düşünc esini Kuran’dan alan İkbal (Hasan Razvi. sa lta na t yolu değil Sa tma benliğini. 1990: 224) genç liğe ve insanlara bunun anlamını kavratmak iç in gayret gösterdi. yeni sa ba hla r ve yeni a kşa mla r getir meyda na ! Alla h eğer fıtra t şina s gönül verdiyse sa na Ba hşettiği la le ve gülün sessizliğinden söz çıka r Eğer Alla h sa na ta bia tı a nla ma kudreti verirse! Frengin ka dehini ka ldırma Hindin renkli çömleğinden şişe ve ka dehimi ya p Üzüm da lıyım ben. meyvem ga zelimdir Meyvemden la le gibi kırmızı şa ra p ya p herkese! Yolum dervişlik yoludur. Gerçek adı Molla Abd’ur-Rahman’dı.82 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bulma seferberliği başlatırken de gencin yolunun sadec e Batı medeniyetinden geç mediğine de dikkat ç ekti. na m sa l dervişlikte (Kulliya t-e İkba l: 477) İkbal oğluna yazdığı bu şiirlerde ulusunun genç lerine gayretli olmayı ve sürekli ç alışmayı öğütledi. Yüzlerce Enveri6 ve binlerce Ca mi7 ! Benim minderim dünya da mı ki 6 7 Gerçek adı Ahad’ud-Din’dir. Ya şlı a vcının işine gelmez Ab-ı ha ya t bu dünya da dır Tek şa rt ona susa mış olma k Gerçeklik yolu ga yrettir Ka lenderlik ga yret ile ta ma mla nır. Şeyh’ul İslam Cam’a gönülden ba ğ lı bir tasavvuf ehliydi. Ey ba ba sının ca nı! Şahin a sla sülünün kölesi olma z Bulunma z değildir sözün değeri. Methiyeleriyle tanınmış bir Arapça üstadıdır. .

sevgililerini de Ayvaz’a benzetir. hayat yolundaki arayışında yapıc ı ve üstün değerlere ulaşmayı öğütler. . şa hlığın ta kendisidir” derken maddi zenginlikten kendini ötelemiş bilge kalender insanın kalplerde bıraktığı etkiyle yücelec eğini inanır. diğeri ise yıkıcı ve toplumu yanıltıp yanlış yola sürükleyen fakr” (S oydan. genç lere önc elikle öğretilmesi üzerinde durdu. Tasavvufta fakr mal varlığından yoksun anlamına gelmeyip Kul’un Allah’a olan muhtaç lığının farkında olmasıdır. İkbal sürekli olarak gence.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 83 Benim dünya gözündeki sa ygınlığım Sözümün doğruluğunda ndır Alla h’ın dininin verdiği yücelik mira s değildir Oğluna ne ka da r güzel buyurur Niza mi: “Senin büyük olma n gerektiği yerde Çocuğum olma nın sa na fa yda sı olma z” (Kulliya t-e İkba l: 601) İkbal. ‘fakr’ insanı olgunluğa. Ka ma şır onunla a klın gözleri Ebu Ali8 ve Ra zi9 nin sürmesiz Ma hmud’un ihtişa mını ka za nır Fıtra tında olma z ise Ayva zlık10 Senin dünya nda ki bu İsra fil 8 9 10 Tıp ara ştırmacısı İbni Sina’dır Tıp ara ştırmacısı Ebu Bekr Muhammed ibn Zekeriya bin Yahya er-Razi’dir Gazneli Mahmud’un kölesidir. Şairler kendilerini Mahmud’a. Din ve zenginlik kuma r İşe düşkün ola n kul ka lma dı Ka la n sa dece boş boğa zlık Eğer fa krı ra ma ya gücün va rsa Aslı Hica zlıdır onun O fa krda n insa n ya ra ttı Alla h’ın kimseye muhta ç olma ya n şa nı Serçe ve güvercin için ölüm ola n şahin lik İnsa n için ma ka mdır. kâmil olmaya götüren önemli bir süreçtir. İkbal ‘fakr’ı iki anlamda kullanır “Biri yapıc ı ve üstün değerlere ulaşmış fakr. 111). kendini inzivaya ç ekerek varlıktan kendini uzak tutmaya değil. İkbal “Gönül ehli için fa kr. temel görüşlerinden biri olan nefsi terbiye etmenin. Cavid’e Mümine a ğır gelir bu gece ve gündüz. Çünkü insanın ve onun oluşturduğu toplumun huzuru. bunun öğretilmesine bağlıdır. ‘fakr’ kavramı iç erisinde.

Cemaleddin Afgani'nin ç abaları ile başlamıştır ve ardından İslam dünyasının yetiştirdiği pek ç ok saygın şahsiyet. yakın İslam tarihinin. Her ne kadar genc in kendine has değerini anlamış ve görüşlerinin özünde nefsi eğitmeyi hedeflemişse de bunun da yeterli olmadığını anlamıştı. bütün insanlığın mutluluğunu da sağlamalıydı. İkbal. Çünkü birey ve toplumun oluşmasına destek olan ülkü ve prensipler. Toplumun bir ülküsü ve onları bir arada tutan prensipleri olmalıydı. bütün Müslümanları iç ine alabilec ek ve insanlığın huzurunu sağlayac ak olan bir İslâm devletinin gerekli olduğunu. devamlı söyleyerek bir İslâm devletinin gerç ekleşmesi yolunda büyük ç aba göstermiş. Birey görevini doğru biçimde yerine getirmez ve yanlışa neden olursa bu yanlışlığın topluma da yansıyac ağına inanmıştı. Mısır'dan Muhammed Abduh. bu devletin inanç ta ve hedefte bütün Müslümanları kuc aklaması arzusuyla yetinmek durumunda kalırken. İkbal’in gerç ekleştirmek istediği hedeflerden birisi de Dünya İslâm Devletinin kurulmasıydı. İkbal öyle ya da şöyle. Bu nedenle İkbal. Diğer taraftan iyi yetiştirmiş bireylerden oluşan toplum birey hata yaptığında toplumun kendisi tarafından düzeltilec ekti. Hint-Pakistan Alt Kıtası'ndan S eyyid Ahmet Han. Anc ak İkbal. Türkiye'de anayasalcılık taraftarı Mithat Paşa. Böylec e Müslümanlar arasında İslam'a yönelik geleneksel . ömrünün son dönemlerine yaklaştığı ve edebi hayatının da sonu olarak belirtilen 1930-1938 yılları arasında genc i artık toplumu oluşturan bir ‘birey/ferd’ olarak görmüş ve şiirlerinde ‘birey’ kavramına ağırlık vermiştir.84 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Neyzenlik zevkine sa hip değil Onun dünya yı ka rıştıra n ba kışı Şu perdede ta ma men hiledir Bu çilekeş fa kir buldu Kılıçsız ve oksuz ga zilik şa nını Müminin işte bunda dır zenginliği Alla h’ta n ister ise fa kirliği (Kulliya t-e İkba l: 602) İslam’ın temel prensiplerini ve ülküsünü genç lere öğretmeye ç alışırken. Bu ülkü ve prensiplerin gerçekleşmesiyle de bireyin ve toplumun mutluluğu sağlanmalıydı. Rusya'da Mercani. Bu. İkbal’in oğlu Cavid. ç ağdaş İslami uyanış ya da modern İslami Rönesans dönemi diye adlandırabilec eğimiz periyoduna mensuptur. Hindistan’da yaşayan Müslümanlar iç in bağımsız bir İslâm devleti olmasını. Pakistan’ın kuruluşuna temel hazırlayan liderlerin fikir babası da oldu. bu ç abaları esnasında hiç bir zaman ırkç ı bir yaklaşıma meyletmemiştir. babasının Pakistan hareketi oluşumu iç inde yer almadan önc eki süreci şöyle özetlemiştir: “Pakistan hareketinin iki boyutu olduğunu unutmamak gerekir.

Ş airimiz 1930’da sağlık durumunun bozulmaya başlamasından dolayı aktif siyasetten ç ekildi. Fars ve Urdu edebiyatları iç erisinde İslam dünyasının gurur kaynağı olan eserler kaleme almıştır. O bu soruna en iyi ç özümün Hindistan'da Müslümanların yoğun olarak yaşadıkları ve c oğrafi bütünlüğe de sahip oldukları yerlerde kendi kaderlerini tayin etmeleri. tam otonomiye sahip olmaları olduğunu düşünüyordu. O yıllarc a gönülden istediği İslâm’da Rönesans umutlarını c anlı tutac ak olan ç ocuklardan başlamak üzere ergin bireylerin İnsan-ı kâmil olarak bu hayat mac erasını bitirmelerini arzu etmiştir. Cavid. Bu da gerekli olanı alma hususunda Müslümanları kararsız bıraktı. Ana ç aba batıdan gelen yeni fikirleri İslâm’la bağdaştığı ölç üde kabul etmekti. nükteli şiirsel üslubun Müslüman genç lik üzerinde bir işe yaramadığını görmüştür. Bu fikirler bir anlamda Batı'dan Müslüman doğuya gelen anayasalcılık. modern dünyanın olumlu yanlarının benimsenmesini savundular. kendisinin ölümünden sonra 1947’de Pakistan devletinin kurulması olmuştur. deneyimli ve olgun bir Müslüman olan İkbal. . İkbal 1930 ile 1938 yılları arasında edebi ve felsefi döneminin dördünc ü devresinde çocuk şiirleri yazmayıp şuurlu birer Müslüman olan insanlara seslenmeyi tercih etmiştir. Anc ak İkbal bu son döneminde “Cavidname” ve “Bal-e Cibril” gibi son derec e hoş. şahin ya vrusuna “Ya vrum. Bu devletin kurulmasıyla birlikte Hindistan’da bir taraftan Hinduların zulmü altında ezilen. Bilgili.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 85 yaklaşıma karşı Reformist Hareket diye adlandırabilec eğimiz bir hareket başladı. diğer taraftan İngilizlerin sömürgesi altında olan Hintli Müslümanlar biraz olsun emniyete kavuşmuşlardı. Musa’nın inanc ı iç in asasını kullanırken yapmış olduğu keskin vuruşları anımsatac ak “Zarb-e Kelim”i kaleme almıştır (S oydan: 17). O sıralarda Hindistan'da Müslümanlarla Hindular arasında iktidar paylaşımı sorunu vardı.”(İkbal: 2007) Anc ak gelenekçi yaklaşım her zaman Batıdan gelen yeniliklere karşı tepkici bir yaklaşım iç indeydi. işte Pakistan hareketini başlatan temel fikir buydu. Bu döneme kadar bütün art yetişim bilgilerini kazanan İkbal. yüksek umutlar bağladığı genç liğe “Öğüt” adlı şiiriyle seslenerek onu uyarmak istemiştir: Öğüt Şöyle diyordu ya şlı kartal. Pakistan hareketinin iç inde İkbal’in yerini belirtmek iç in aç ıklamalarına devam eder: “S özünü ettiğim değerli Müslüman şahsiyetler. ilk dönem reformc ularının yapmaya ç alıştığı buydu ve ikbal de her ne kadar ç ok genç nesilden olup düşünc e sahnesine geç girmiş olsa dahi bu gruba dâhildi.” İkbal’in ç alışmalarının netic elerinden en önemlisi. milliyetçilik ve vatanperverlik gibi yeni fikirlere karsı bir yanıttı. Ş air bu zorunluluktan Hz.

İkbal’e göre genç lik inanç sız değilse de inanc ın niteliğini bilmemektedir. gençlere verdiği nasihatlerle yol gösteric i olmak isterken dilinden de onlar iç in duayı eksik etmez. oğluna verdiği öğütle seslenerek gaflet uykusundan uyandırmayı arzulamıştır. İkbal özellikle 1905’den sonraki şiirlerinde ‘şahin’ sembolüyle çocuk ve genci. sa na duyduğum tutkulu a şkı ver Uçma k ve görmek için onla ra bir kartal ın gücünü ver Alla h’ım senin ba na ba hşettiğin idra k gücünü Onla ra da Lütfetmen için ya lva rıyorum (Kulliya t-e İkba l: 411 ) SONUÇ Bu makalede alınan şiirler kısac a değerlendirilec ek olursa. şairimiz çocukluk evresinin ataklık . Sinede ya şa t pek çok ha rika sırrı Tutsa k ola nı a sla kılıçla boyun eğdiremezsin Eğitim a sidinin içine bıra k onun benliğini yumuşa dığında nereye istersen ora ya döndür. Bu a sidin etkisi iksire dönüşür Topra kta n yığın. Ayrıc a o Batılılar tarafından kendilerine sunulan eğitim anlayışı iç inde genç liğin inanc ının bozularak gizli bir esarete sürüklendiğine işaret ederek ona öğüt vermekten vazgeç medi. Şa hinin güvercin üzerine a tılma sında n a ldığı zevk Yoktur güvercinin ka nında ” (Kulliya t-e İkba l: 448) İkbal. ‘kartal’ sembolüyle olgun insanı (İnsan-e Kamil) tasvir etmiştir.86 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Göklere tırma nma gücü versin Alla h ka na tla rına Kendi ka nının a teşinde ya nma nın a dı Gençliktir Çok ça lışma k ba ldır a cı ha ya ta Ya vrum. Gençlere. Öğüt Bir Frenkli Lord oğluna şöyle dedi: “Sürekli a ra ştırma ya yönel. a ltında n bir Hima la ya olur” (Kulliya t-e İkba l: 666) Ayrıc a İkbal. İkbal’in genç liğin hayatındaki benlik arayışı ve ç alışma azmindeki tembelliği ve uyuşukluğu ölüme eşdeğer tuttu. “Zarb-e Kelim” adlı şiir kitabında da genç liğe batılı bir aristokratın. gözün olma sın eğlencede İşte bu en büyük zulümdür o za va llıya Eğer a sla nın huyu dönüşürse kuzuya .

İkbal genç lerin. erdemli. Çünkü İkbal’e ulaşmak ikbal/gelec ek den vazgeç memekle mümkündür. ç alışkan bir insan olarak zaman iç inde vakur bir kartala dönüşürken yüksekleri hedefleme arzusunu gönüllerinden silinmemesini arzulamıştır. . kazanılan bilinç le o ç ağlarda atılan inanç temellerinin genç likte daha da geliştirmesini arzu etmiş ve şiirlerinde bunu vurgulamıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 87 ve c esaretiyle bilincin yoğrulmasını tavsiye ederken.

İkbal – Şahsiyat aur Şa‘irî.com/islam-ve-insan/allah-yaratilis-mucizeleri-konusunda-dusunmeyiemreder-81880. Muhammed. 2(4). -İkbal.tr/bulten/metinler. Halil. (1981).2007. Ahmed Han. (1985). -Soydan. (tsz. -İkbal. İkbal aur Milli Taşahhuz.). (1999). İkbal ke Fikrî A’ine. 30. Himalayalarda İkbal Arayan Yalnız Bir Adam.html.muhammedikbal. -Toker. Fikirleri ve edebi yönü. Özgün. Ankara: AKDTYK Atatürk Araştırma Merkezi. 3(9). -Keleşyılmaz. Lahor: Sang-e Mil Pablikeyşıns. D.php?makale_id=2&kat_id=15.04. -Yılmaz. -Hasan Razvi. Lahor: Bezm-i İkbal. Lahore: Aziz Publishers. Muhammed İkbal – Aşk ve Tutku.haksöz. Lahor: Nukuş Pres. -İkram. -Hamid Ahmed Han. -Karaismailoğlu. (1998).net/okul/mod. M. Lahor: İkbal Akademi. (1990). Doğu Dilleri. Ankara: Akçağ. -Zafar. 30. (1997).88 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Ekrem. Hayvan Motiflerinde Mevlana’nın Dinsel Görüşleri. -Soydan. (2003).medeniyet. Mevlana ve Kültürümüz. Konya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayınları.C. İsmail. İkbal Felsefesinde Kadının Yeri. -Kayani.turkishaj an. Cavid.04. Lahor: İkbal Akademi. Mustafa. http. Felsefe.04.2007. . (1990). (1992). Siyaset ve Şiir Dünyasıyla İkbal. 30.php?mod=Publisher&op=viewarticle&cid=545&artid=179=109k. Teşkilat-ı Mahsusa’nın Hindistan Misyonu (1914–1918). Konya: T. İkbal – Eyk Mutala‘a.com/kitap. İslam Modernizmi Üzerine.php?kat_id=83. Gulâm Huseyn. Külliyatı-ı İkbal (Urdu). Nüsha. http://www. Adnan. -Zulfikâr. İstanbul: Şule Yayınları. Seyyid Muhammed. -Ödelli. (1997). Vahdet. Allamah İkbal ka Tasavur-ı Fakr. (2005). (2002). http:www. Muhammed İkbal – Şu Masmavi Gökyüzünü Kendi Yurdum Sanmıştım Ben.2005 http://www. Muhammed İkbalin Şahsiyeti. A short History of Pakistan. Celal. İstanbul: İz Yayıncılık.org. (1999). Celal.

Gör. Tanrılar insani özellikler taşımanın yanı sıra onları insanlardan ayıran özellik ise doğaüstü güçlere sahip olmalarıdır. kendini göstermektedir. isimli doktora tezinden faydalanılarak hazırlanmıştır. bu dönemin dinsel inancına ışık tutmada yardımcı olmaktadırlar. Konya 2010). Anadolu’nun Koloni Çağı’ndaki inancı politeisttir.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Arş. Gods are human alike but differ from the human by their supernatural powers. Arkeolojik ve Ya zılı Ka yna k la r THE RELIGIOUS SITUATION IN THE CENTRAL ANATOLIA DURING THE ASSYRIAN TRADE COLONY P ERIOD Abstract We find out the information about the religious situation in Central Anatolia in Early II. Kaneš-Kültepe. Issue : 5 Pa ge : 8 9 -1 0 2 ASSUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞI’NDA ORTA ANADOLU’DA DİNSEL YAP I∗ Hatice Gül KÜÇÜKBEZCİ ∗∗ Özet M. figurines. Central Anatolia. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Archaeological a nd W ritten Sources ∗ ∗∗ Bu çalışma Selçuk Üniversitesi Bilimsel Ara ştırma Projeleri Koordinatörlü ğ ü tarafından desteklenen (Proje No: 06103015) “M. The clay tablets. seals and temples as the architectural remains. especially from Kaneš-Kültepe excavations. toplum hayatının hem özel hem de resmi alanında. The Assyrian Colony Period’s religion in Central Anatolia is polytheistic.Ö. Orta Anadolu. Din. Dr. Anatolian Religion.. Sa yı: 5 Sa yfa : 8 9 -1 0 2 Ye a r: 2 0 1 1 . Millenium B. rhytons. mühürler ve mimari olarak tapınaklar. bin yılın başlarında Orta Anadolu’nun dinsel yapısını özellikle Kaneš Kültepe kazıları sonucunda ele geçirilen arkeolojik materyaller ve yazılı kaynaklardan öğrenmekteyiz. heykelcikler. Anahtar Kelime Assur Ticaret Kolonileri Çağı. The religion is important both in private and in official areas. libasyon kapları. Kaneš-Kültepe. Haticegul@selcuk. II. help to shed light on the period’s belief.edu. from the archaeological materials and written sources.C. Yerel Din.Ö. Çivi yazılı tabletler.tr . Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. Bin Yılın İlk Çeyre ğ inde (Assur Ticaret Kolonileri Ça ğ ı’nda) Orta Anadolu’nun Sosyoekonomik Yapısı” . 2. Key Words Assyrian Tra de Colony Period.

bin yılın ortası ve sonlarındaki Hitit dönemi dini ile benzeştiği tahmin edilmektedir. 225. Kamrušepa’dır (Hattic e: Kattahzipuri). 107.Ö.63.4 Bu tanrılardan ayrı olarak Hatti kökenli oldukları sanılan ve Hitit belgelerine adı geçen diğer tanrılar ise Arinna’nın kızı tanrıça Mezulla. ÇİVİ YAZILI TABLETLERDE DİN Koloni Dönemi’nde Orta Anadolu’da yaşayan toplumlar yukarda da bahsedildiği gibi birçok farklı tanrıya inanmaktaydılar. tanrısal çift olarak kabul görmü ştür. diğer Eskiçağ toplumlarının din anlayışına benzediği. Bahsedilen dönemde Anadolu toplumunun.Ö. 1970-1725) Mezopotamya’nın kuzeyinde yer alan Assur kent-devletinin tüc c arları Anadolu’ya kalay ve değerli kumaşlar getirmekteydiler. . Her ikisinde de bayramların önemi büyüktür. inc elenen dönemin inanç sistemini analiz edebilmek iç in.5 Bu araştırma esnasında. önemli bir yeri olan bir başka tanrı ise. Örneğin Hattice adı Urunzimu/Wurunšemu olan Güneş tanrıçası. Karasu 2003. politeist yani ç ok-tanrılı bir inanışa sahip oldukları görülmektedir. bin yılın ilk çeyreğinde (M. Bir tanrının ismi farklı yörelere göre de ğ işebilirdi.2 Her iki dönem inanç sisteminde. ç ivi yazılı tabletler ve arkeolojik bulgular. görünmez ve ölümsüz olduklarına. İnsanlar. Onun Hititç e’deki ismi ise bilinmemektedir. Higiša. Hitit döneminde de bazen bir farklı isim altında önemini devam ettirmekteydi. Tablet ve sair kalıntılarda ismi geçen tanrı ve tanrıçalardan bazıları Tuhtuhanum6 .90 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ M. aynı zamanda da doğaüstü güçleri bulunduğuna inanırlardı1 . Onlara göre tanrıların birçok görevleri olup. Bu dönem Anadolu dininin. tanrılara hizmet etmek ve kurban gibi sunularda bulunmak olduğu düşünülmekteydi. Ayrıca Tic aret Kolonileri döneminde önemli bir yere sahip olan tanrı ya da tanrıç a. M. İnsanların yaradılış nedeni S ümerlerin ve Semitlerin ki gibi. II. Ünal1996. Hurrice’de Tešup ve Luvic e’de ise Tarhun olarak bilinmekteydi. II.Ö.3 Bu tanrı Hattic e’de Taru. kaynak olarak kullanılac aktır. yakl. II.Ö. 1 2 3 4 5 6 Kramer 2002. Arıkan 1998. Hitit döneminde Arinna’nın eşi olarak görülen Fırtına tanrısıdır. Anna. tanrıların antropomorf suretinde. İlalianta. Assur Ticaret Koloniler Çağı olarak bilinen bu dönem ile birlikte Anadolu’da yazı kullanılmaya başlanılmış ve bölge Tarihi ç ağlara girmiştir. çoğu benzer uygarlık toplumları gibi. tanrı aynı olsa bile birden fazla ismi olabilirdi. Hattušili’den itibaren resmi Hitit dininde. Hutter 1997. M. Yer altı tanrıç ası Lelwani. 77: I. Hitit döneminde Arinna olarak geçmekteydi ve Hitit panteonunda en üst sırada yer alırdı. toplumun her katmanı ve kurumunu etkilediği düşünülmektedir. Bēlum.46. Ay tanrısı Arma. bin yılın ilk çeyreğindeki Anadolu dininin. en önemli fonksiyonları kozmosu korumalarıydı. Hatti’nin Fırtına/Hava tanrısı ve Güne ş tanrıçası Arinna.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 91 Nipas. onun evi ve boş arsayı/toprağını. Bayram 1990. Nisaba.. 27-28. Parka. Bayram 1990. 458. Assurlular genelde tanrı Aššur’un hançeri önünde yemin ederlerdi. borçlar genellikle hasat ve bağbozumu gibi tarımsal faaliyetlere ait ya da belli bir tanrı adına yapılan herhangi bir festivalde geri ödenecektir. KKS 6a13 : “…bir ½ mina gümüşü Halupā ve Arnuwašu. Bayram 1990. güvence olarak görmektedir. O gümüşü Anna’nın bayramında ödeyec ektir”. yerel tanrıların. Bayram 1990. Tanrıç a Anna’nın bayramında o ödeyec ektir…”. Donbaz 1988.. Aššur-malik’e borç ludurlar. Borç sözleşmelerine göre. 461. taraflar arasında yapılan yeminlere hem geçerlilik kazandırır hem de bir çeşit garantör olarak görülürdü8 . Usūmum. Š ailati’nın oğlu Walhišna’nın mührü. 7 8 9 10 11 12 13 14 Hirsch 1972.Veenhof-Eidem 2008. Sözleşmelerde ve borç belgelerinde isimleri geçen tanrılar ise. şahit olarak gösterilmemişlerdir. Kt a/k 335 10 :“…Tanrı Bēlum (adına düzenlenec ek bayramda) tartac ak…”. 459. genelde yazılı sözleşmelerde Assurlular tarafından şahit olarak gösterilirdi. Kt.”. Albayrak 2006. Harihari’dir. Burada bahsedilen bayramlar diğer bir yönüyle de mevsimler başta olmak üzere takvimin oluşmasına zemin teşkil etmektedirler. Kt n/k 1716b9 : “Kral tanrı Nipas’ın mabedinden çıktığında borçlular borçlarını ödeyec eklerdir…”. Matouš-Matoušová--Rajmová 1984. daha çok bir rahiple birlikte kaydedilir ya da festivallerle beraber zikredilirdi.7 Bu tanrı isimlerinin belgelerde zikredilme nedenleri ile Assurlu tanrılarına dair bahisler birbirinden farklıdır. Kubabat. Tanrılara atfedilen kutsal bayramlarla ilgili kayıtlara genellikle borç belgelerinde tesadüf edilmektedir. Aşağıda bu hususla ilgili örnek belgeler verilmiştir. Alili’nın mührü. Š anahurna’nın oğlu Kimelu’nun mührü. 456-462. 51. Kt b/k 134 b11 : “…tanrı Usūmum [adına yapılac ak bayram] da tartac aklar… Eğer ödemez iseler…” Kt. Diğer taraftan. Örneğin Assurluların baş-tanrısı Aššur. Nārum. . 230. Aşağıda verilecek olan belge örneklerinde ismi geç en ve tanrı isimlerinin anıldığı kutsal festival ya da bayramlar aynı zamanda bölgesel takvim/takvimleri de belirlemekteydi. Zura’nın oğlu Š akriuman’ın yükünden Peruwa’nın bir ½ šekel gümüş alac ağı vardır. n/k 75 12 : ”… Onların her biri Nipas-bayramında 10ar šekel gümüş ödeyec eklerdir. farklı kişiler arasında yapılan sözleşmelerde. c /k 163414 : “Zura’nın oğlu Š akriuman’ın mührü. Ali’nın oğlu. Yani bu tanrı. 99-100. Peruwa.

Donbaz 1993. Kt. Bayram 1990. Labar<ša>’nın huzurunda”. harman mevsiminde bira ekmeklerini verec ekler. Bunun sebebi yukarda da belirtildiği gibi. Bu tür belgelerde rahiplerin genel ismi kumrumdur17 . Donbaz 1996. Š ule’ye ödeyec eklerdir. 87/k 3919 : “…Onun efendisi Koşuc uların Amiri Peruwa’nın huzurunda.18 Rahiplere geri dönecek olunursa. Ona göre aynı planda yapılmış olan bu binalar. Bu kişiler için verilen ödeme süresi ise hem Assurluların hem de yerel takvime göre belirtilmiştir. başka bir tanrının tapınağına bağlı oldukları düşünülmektedir. bayramların belirli tarımsal aktiviteler döneminde yapılması ve böylelikle insanların (özellikle ç iftç iler) borç larını ödeyebilec ek duruma gelmeleriydi. T. Dercksen 2004. Özgüç bu tapınaklara komşu olduğunu düşündüğü iki tapınağın daha varlığını açığa çıkaran kalıntılara rastlamıştır. Hikiša rahibi olan kişiye borç ludurlar. çoğu borç lar bayramlarda ödenmekteydi. 191-192. (ve) Wališra’nın oğlu Haštali. Abiaškula’nın oğlu Hanu. Tanrıça Anna’nın tapınağında patrum olan Kikaršan’ın huzurunda. 461. şehrin bir bölümüne toplanmıştır. tanrı Hikiša’nın rahibi olan kişi. Bu örnekte ise “mabetten çıkma “ olayından sonra borç lu olanlar borç larını ödemeliydi. Hirsch 1972. 161. Enna-S u’en’in ha muštumluğundan itibaren. 46-50. Verilen örneklerde de görüldüğü gibi. Bu metinde. Özgüç 1999. iç lerinde hem Assurlu hem de yerli olan birden fazla kişiye 200 ekmek ve 21 çuval buğdayı borç vermiştir. Hapuwašu’nun oğlu Nikituar. Adamların Amiri Tamria’nın huzurunda. Söz konusu belgeden ç ıkarılabilec ek en önemli sonuç ise bir rahibin. Kt. Metinde geçen satırlara göre kral tanrının tapınağına giriyordu ve tahminen orada bir takım törenler uyguladıktan sonra mabetten çıkıyor ve böylelikle yeni bir zaman dilimine girilmiş olunuyordu. Š ule. Yine bayramlarla ilgili ortaya çıkan bir başka bilgi ise Kt n/k 1716b16 de görülmektedir.92 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 FAOS 3715 : “…İki mina gümüşü Anna’nın bayramına kadar Šimnuman ve eşi. başkalarına borç 15 16 17 18 19 20 Kienast 1984. Pazarc ılar Amiri Kalua’nın huzurunda. Bu kumrumların her birinin. bunlar genel olarak borç sözleşmelerinde ya borç veren veyahut da şahit olarak görülmektedir. kendi ihtiyacını rahatlıkla karşılayıp. 88/k 108220 : “… İkiyüz bira ekmeği ve yirmibir ç uval buğdayı. 55-56. Eğer Anna’nın bayramına kadar ödemezlerse. Kültepe kazılarında tapınak olduğu sanılan ve Ib dönemine tarihlenen iki büyük bina ortaya çıkarılmıştır. Adala’nın oğlu Tamuria. o tanrıya bağlı olan rahiplerle ilgilidir. Belgeye göre ülkenin başında bulunan kişi yani kral belirli ritüeller uyguluyordu. (aynı zamanda) buğdayı ölçecekler bira ekmekleri ve buğday onların sıhhatli ve hakiki olanlarının başlarına bağlıdır”. Tanrı isimlerinin geçtiği bir başka belge grubu ise. 146-147. Š imnuman’ı onun eşini ve onların beş oğlunu oradan götürec ektir”. .

Nisāba’nın rahibi Anunu’nun mührü…”. . Bu tanrı hakkında daha fazla bilgi için bkz.”. Nakilit’in mührü. Baş Kahya Kammalia’nın mührü. diğeri Assurlu bir tanrı olan Adad’ın24 rahipliğini yapmaktadır. 89/k 383 21 : “Hikiša rahibi Ašuwan’nın mührü. 89/k 37623 : “Ambarın Amiri İnar’ın mührü. TC 3. Anna’nın rahibi Alluwa’nın mührü. 136-137. 134-135. Haberc ilerin Amiri Elani’nin mührü. Kammalia’nın mührü…”. Hirsch 1972. koca ve karı boşandılar. S özleşmede iki rahip şahit olarak bulunmuştur. Š iliara’nın mührü. Donbaz 1993. Haduwan’nın mührü. Adad’ın rahibi Š uhurpia’nın mührü. Bir boşanma vesikası olan bu metinde de yine şahit olarak rahipler vardır. Kt.. 137-138. Peruwa’nın mührü. 2-5. Kt. Kt. Assurlu din adamları da bulunmaktadır ki. Aşağıda da görüleceği üzere zaman zaman borç metinlerinde farklı tanrılara ait rahipler aynı belge içinde şahit olarak kaydedilmiştir. Turmali’nin mührü. bu durum Anadolu toplumunun yabancı tanrı ve rahiplere karşı toleranslı olduklarını işaret etmektedir. Fakat burada göz ardı edilmemesi gereken bir husus bulunmaktadır ki. 89/k 379 25 : “Baş Haberc i Wališra’nın mührü. …. Š ašalika ….3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 93 verebilecek kadar ürün sahibi olmasıdır. 173-174. İkinci olarak ise sözleşme yapan tarafların. Adad’ın rahibi Š uhurpia’nın yerli ya da Assurlu kökenlibirisi olabileceği düşünülmektedir.”. Ib’ ye ait olan bu belgede şahit olarak yerli amirlerin bulunmasının yanı sıra. ([…])’nın Denetleyic isi Hašui’nin mührü. Pazarlar Amiri Hašuman’ın mührü. Buradan iki farklı sonuc a ulaşmak mümkündür. Fırtına-Tanrısı rahibi Šuhurpia’nın mührü. kendi inandıkları tanrıların rahiplerini şahit olarak gösterebildikleridir. Nikilit ve Šašalika. MİMARİ VE SANATTA DİNSEL MOTİFLER Tabletlerden ayrı olarak din konusu ile ilgili olarak bilgi veren diğer materyaller ise mimari olarak tapınaklar. Nisaba rahibi Wašatapra’nın mührü. sanatsal olarak ise törensel kaplar. Bu belgede geç en “…Fırtına-Tanrısı rahiplerinin başı…” ifadesinden aynı zamanda tapınakta bir hiyerarşik sistem olduğu da anlaşılmaktadır. heykel ve figü21 22 23 24 25 26 Derksen 2004. 89/k 371 26 : “Š amaš’ın rahibi Kuzia’nın mührü. 139-140. Tuzun. Kubeatal’ın oğlu Haršula’nın mührü. Bunlardan ilki borç lu veya alacaklı olmak üzere her birinin birden fazla tanrıya inandıkları şeklindedir. Donbaz 1993. 170-171 ayrıca bkz. Kt. Hançer’in görevinde olan Happuašu’nun mührü. Rahiplerden biri Anadolu tanrısı olarak bilinen Anna’nın hizmetkârıyken. Donbaz 1993. o da rahibin borç olarak verdiği bu ürünlerin kendisine mi yoksa tapınağa mı ait olduğunun bilinmemesidir. 21422 (Zarf): “Fırtına-Tanrısı rahiplerinin başı Peruwa’nın mührü. Donbaz 1993. Fakat bahsedilen rahip her iki durumda da yerli bir isim taşımaktadır. Depoların Amiri Kunuwan’ın mührü…”. Dercksen 2004.

Bunların çoğu hayvan biç imlidir. katı olarak ise de et. bira. Anadolu toplumun ç ok tanrılı bir dine sahip olduğu anlaşılmaktadır. ekmek. Bu sözleşmelerde genelde memurlar ya da tarafların yakınları şahit olarak kaydedilirken. Ancak her iki durumda da. tapınak ve rahiplerin toplumun dışında değil. 27 28 Özgüç 1999. Hititlerde olduğu gibi Koloni Çağı dininde de bazı hayvanların kutsal sayılmasından kaynaklanmaktadır. Dinsel törenlerde ve özel ayinlerde bu kaplara sunu olarak sıvı ve katı gıdalar konulduğu düşünülmektedir. yerliler arasında yapılan sözleşmelerden çıkarılabilir. Her tanrının kendine ait tapınakları ve buralarda da hiyerarşik bir düzene sahip rahipler topluluğu bulunmaktaydı. Törensel Kaplar: Kültepe kazılarında dinsel bayramlarda ve sunularda kullanılmış olan libasyon kapları ya da ritonlar ortaya çıkarılmıştır. Bunlardan ayrı olarak gömü geleneği de arkeolojik kaynak olarak sayılmaktadır. . Assurluların sözleşmelerinde tanrı Aššur ve diğer tanrılar şahit olarak gösterilmektedir. 61. Bu durum Anadolulu halkın kutsal ve profan alanları arasında. bal gibi içecekler. daha belirgin bir ç izgi olduğunu göstermektedir. Bu sunu kaplarının Hitit BIBRU’laın öncüleri oldu ğ u dü şünülmektedir bkz.27 Anadolu sarayının daha ç ok idarî ve ekonomik bir birim olduğu. Özgüç 2005. Çünkü Kültepe’deki saraylarda yapılan kazılar sonuc unda buralarda hiç bir dinsel ya da kutsal alan izine rastlanılmamıştır. Tapınaklarla ilgili bir başka sorun ise onların tamamen bağımsız bir kurum ya da bir şekilde saraya bağlı olup-olmadıkları meselesidir.94 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rinler ve mühürlerdir. Bu rahiplerin kendi hesaplarına mı yoksa tapınak adına mı hareket ettikleri bilinmemektedir. Anadolu sarayının Mezopotamya’daki saraylardan daha profan karakterli olduğu yönündedir. Bundan dolayı çoğu tören kaplarının bu hayvanların biçimlerinde şekillendirilmeleri doğaldır. İktisadî veya hukuksal nitelikli belgelerin birç oğunda rahiplerin isimleri geçmektedir. süt. yağ ve muhtelif buğday türlerinin konulduğu düşünülmektedir.28 Hayvan biçimli olmaları. 169-170. Yazılı ve arkeolojik kaynaklar. Tanrılar genel olarak kutsal hayvanları ile birlikte betimlenirlerdi. Sıvı olarak şarap. iç inde yer aldıkları anlaşılmaktadır. Tapınaklar: Yazılı belgelerden ve arkeolojik malzemelerden. Mezopotamyalılara göre. Anadolular arasında yapılan ç ok önemli antlaşmalarda ise kentin kralı ve onun veliahdı şahit olarak belgelenmektedir.

.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 95 Resim 1. 168-185. fildişi ve tunç gibi farklı materyallerden yapılmış olan heykelcikler ve figürinlerdir. Bu buluntulardan yola ç ıkılarak. kurşun. 29 Özgüç 2005. Koloni Dönemi Anadolu halkının tanrı ve tanrıç alara daha yakın olmak. taş. S unu kapları 29 Heykelcik ve figürinler: Kültepe kazılarında ortaya çıkarılan ve dinsel olarak önemli bir yeri olan başka bir arkeolojik buluntu ise. tapınmak ve onlara saygılarını göstermek için bunların heykellerini yaptıkları sonucuna varılabilmektedir. Bunların ç oğu tanrı ve tanrıç aları tasvir etmektedirler.

tanrıların kabulü ve tapınma ile ilgili sahnelerin yer aldığı bazı silindir mühürler bulunmuştur.96 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Resim 2. Bu mühürlerin ç oğunda “Eski Anadolu (Hatti) üslubu”33 görülmektedir. n/k 2088): bu mühürde tasvir edilen motif. Sağdaki iki figürün tanrı oldukları düşünülmektedir (en sağdaki Hava Tanrısı’dır35 ). Mühürlerde görülen figürlerin çoğu Fırtına-Tanrısını temsil ettikleri görülmektedir. 72-73. Lev. d/k 7C. onun işlerindeki kazancını artırabileceği bir nevi tılsım gibi . Eliade Antik dinlerdeki yaratıcı Gök tanrılarının zamanla Fırtına tanrılarına dönü ştü ğ ünü savunur bkz Eliade 1997. Özgüç 2006. Bu durum mühür sahibinin ç ok dindar olduğunu gösterebilec eği gibi.Resim 3. Fırtına-Tanrısı Hitiler de olduğu gibi önc esi dönemde de önemli bir tanrı olmalıydı. Bu konu ile ilgili daha fazla bilgi için bkz. CS 25634 (Kt. Özgüç 2006. Özgüç 2005. tanrıların kabul sahnesini tasvir etmektedir. 205. 3. . Bu dönem mühürlerinde en çok işlenen motif tanrıların kabul sahneleridir. S ırlı fayanstan tanrı ve tanrıç a ç ifti ve yine tanrıç a heykelc iği31 rıç a heykelc iği30 Mühürler: Dönemin din anlayışı ile ilgili olarak bir başka bilgi kaynağı ise mühürlerdir. Özgüç 2006. 30 31 32 33 34 35 Özgüç 2005. 89. CS 256 envanter numaralı mühür baskısı. 1 ve Lev. 209 ve 211.32 Yerli bir iş adamı olan Peruwa’nın evine ait bir arşivde. Tunç kabartmadan tan. 3-4.

Baş-tanrı olabilec eği düşünülen motifin huzurunda ise. güneş ve yıldız sembollerinin yer aldığı bu mühür baskısında. c/k 1637 a): bu tasvirde ise yüksekte oturan bir tanrıç a ve onun huzurunda boğaların üzerinde duran iki Hava -tanrısı görülmektedir. Lev. Özgüç 2006. 1ve Lev. CS 348 envanter numaralı mühür baskısı. Özgüç 2006. 18 ve Lev. Tanrıların huzurunda ise deve olduğu sanılan bir hayvan tasviri yer almaktadır. tanrılara sunulan kurbanlar olabilec eği düşünülmektedir. Tasvirdeki bu hayvan ve farklı yerlere serpiştirilmiş olan koyun benzeri hayvan başlarının. 90. Baş tanrının (?) bir hayvan40 üzerinde oturduğunu görülmektedir. 3 bunun bir ceylan oldu ğ unu söylemektedir. . evcilleştirilmemiş hayvanların koruyuc u tanrıç a İnara ve bunun peşinden gelen yine boğa üzerinde iki Hava tanrısı ve bir başka tanrı daha bulunmaktadır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 97 CS 34836 (Kt. CS 258 envanter numaralı mühür baskısı. Özgüç 2006. biz ise bunun çakal türü bir hayvan oldu ğ unu dü şünmekteyiz. 124. CS 25838 (Kt. elinde kadeh bulunan bir tanrı görülmektedir.37 Yine aynı baskıda kutsal semboller olarak ay ve güneş görülmektedir. c/k 1639 C): yine ay. 3. 17 ve Lev. 126. Özgüç 2006. Bu tanrının arkasında ise bir tanrı ç ifti bulunmaktadır. CS 35339 (Kt. 36 37 38 39 40 Özgüç 2006. Lev. d/k 8B): ay. yıldız ve güneş sembol motiflerinin bulunduğu bu baskıda. Lev.

Bu iki figür etrafında ise kurbanlık sunu olduğu düşünülen keçi. 4. mühründe ise bir tapınma sahnesi görülmektedir. Lev. 158-160. koyun. Alp 1994. d/k 40 D). domuz ve tanımlanamayan farklı hayvanlara ait başlar bulunmaktadır.42 Bu baskıda. 114.43 41 42 43 Özgüç 2006. . CS 32541 (Kt. Karahöyük’te ortaya çıkarılan bazı damga mühürlerde ise yine tahtında oturan tanrı. CS 325 envanter numaralı mühür baskısı. kurban ve sunak motifleri ve ay. elinde kadeh olan bir (Baş-) tanrının önünde durduğu anlaşılmaktadır. 13 ve Lev. yıldız ve güneş gibi semboller görülmektedir. elinde testi tutan bir insanın. Özgüç 2006.98 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 CS 353 envanter numaralı mühür baskısı.

Kaneš’te gömüler genellikle evlerin iç lerine (intramural) yapılmaktaydı. yapılan kazılar sonucunda küp mezar. Kişisel eşyaların sahipleri ile birlikte gömülmeleri.Ö. içlerine yiyecek veya içecek konulmuş olduğu düşünülen. mühürlerin dışında. buluntular ele geçirilmiştir. ç anak-ç ömleklere de rastlanılmıştır. 88.46 Bu buluntuların içinde altın. Özgüç 2005. Ayrıca bu kişisel eşyalar ile birlikte.44 Mezarlar: Kazılarda. II. heykelcikler ve yine kıymetli taşlardan yapılmış olan farklı süs eşyaları bulunmuştur. taş-sandık ve toprağın altında taşların oyulmasıyla cesedin yerleştirilmesi gibi farklı gömü tiplerine 44 45 46 47 48 Şekil 43. mezar olarak toprağa kazılan çukurlar da kullanılmaktadır. demir ve tunç gibi metallerden takılar.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 99 Resim 4. öteki dünya inancının bir işareti sayılabilmektedir. Ölüler taş sandıkların ya da küplerin içine gömüldükleri gibi.48 Aynı döneme tarihlenen ve Orta Anadolu’da bulunan mezarlarda da Kaneš’te olduğu gibi farklı gömü şekilleri görülmektedir. Örneğin M. Çoğu mezarların için. ölmüş insanların yaşamlarında kullandıkları özel eşyalar oldukları düşünülmektedir. bin yılın ilk ç eyreğine tarihlenen Dedemezarı (BayatAfyon) nekropolünde. gömülerde pişmiş topraktan ya da madenden mamül. hediye olduğu düşünülen. Özgüç 2005. Özgüç 2005. Çünkü Erken Tunç Ça ğı Anadolu ölü gömme adetleri ile Karum mezarlarındaki mantık birbirlerine benzemektedirler. Burada gömü işlemleri taş sandık ile küp iç ine ya da doğrudan toprağa kazılarak yapılmaktaydı. dinsel inançlarla ilgili bilgi verec ek diğer bir buluntu grubu ise mezarlardır. Kültepe Karum’da45 yapılan kazılarda hem ç ocukların hem de yetişkinlerin evlerin tabanlarına gömüldükleri ortaya ç ıkarılmıştır.47 Yine Anadolu’nun dinsel inancı hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayan bir başka buluntu ise mezarlardır. yerli Anadolu ölü gömme adetine yakın oldu ğ una inanmaktayız. 87 . gümüş. Bu gömü hediyelerin. fakat burada görülen örnek. 87-88. Dinsel tasvirli Karahöyük damga mühür baskıları. 44 ve 45 (Alp 1994) Mezarların ço ğ u Assurlu tüccar ailelerine aittir.

Ö. örneğin Güney Mezopotamya Sümerler döneminde olduğu kadar baskın da değildi. kanlı olan hayvan kurbanlarından da oluşmaktadır.100 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rastlanılmıştır. 49 50 Üyümez-Koçak-İlaslı 2007. SONUÇ M. saray gibi. Asarcık Mevkii (Bayat-Afyon). Erken Orta Tunç Ça ğ ı’na tarihlenebilecek mezarlık alanlar bulunmu ştur. İstisna durumlar olsa da çoğu c eset hoker durumunda gömülmüştür. ayrıca bkz. Tanrılar adına bir takım bayramlar düzenlenmekte ve farklı sunular sunulmaktaydı. tahtında oturan bir Baş-tanrı ve bu şâhısa sunulan sunulardır.49 Kaneš’teki mezar geleneğinden farklı olarak Afyon’da görülen ç oğu mezarlık. birden ç ok tanrının varlığına inanan halkın belli bir tanrıyı öne çıkardıkları şeklinde algılanabilmektedir. Bir başka ortak özellik ise gömü yerlerinde c esetlere ait süs ve gündelik eşyaların konulmasıdır. ölümden sonraki hayata dair bir inanışa işaret ettiği düşünülmektedir. 15. Baş-tanrının yanında bazen özellikle boğa üzerinde Hava tanrıları olduğu sanılan farklı tanrılarda görülmektedir. Koçak 2011. 407.50 Fakat gömü türleri ya da alanları farklı olsa da. 3-4. Örneğin ekonomik hayatta ç ok önemli yeri olan mühürlerin motifleri genel olarak dinsel tasvirler iç ermekteydi. Bu mezarlarda da Dedemezarında ortaya çıkmış oldu ğ u gibi farklı gömü tipleri uygulanmıştır bkz. Orta Anadolu toplumunda önemli bir yere sahipti. yerleşme alanının uzağındadır. Çalışlar mevkii (İscehisar-Afyon). Bu durum. II. bin yılın ilk çeyreğinde din. saraylarınkinden daha güçlü iken. bazı ortak noktalar da görülmektedir. Koloni Çağı’nın dini daha sonraki “Bin Tanrılı” Hitit dininin oluşmasına katkıda bulunduğu düşünülmektedir. sekülar kurumlar üzerinde fazla etkisi olmadığı düşünülmektedir. Yazılı ve materyal kaynaklardan Anadoluluların birden çok tanrı ve tanrıçaya inandıkları anlaşılmaktadır. Emre 1978. Buradan Anadoluluların dinsel anlamda kapalı olmayan. Bu sunular. Anadolu’nun Koloni Dönemi’ndeki inanç sisteminin. Sosyal hayatta ise din kendini tanrılara atfedilen festivaller ve bayramlar arac ılığıyla göstermekteydi. Toplumun her katmanını etkilemekteydi. Yine. Bunun yanında Orta Anadolu dininde hem yerli hem de Mezopotamya kökenli tanrıların varlıklarına şahit olunmaktadır. S ümerlerde tapınağın gücü. . Mühür tasvirlerinde sıkça görülen bir motif. toleranslı bir toplum olduğu tahmin edilmektedir. Mezar hediyelerinin. Bunun yanında bahsedilen dönemde din. Tez höyük mevkii (Emirda ğ -Afyon) ve Ayvatlı mevkiinde (Sinanpa şa-Afyon). içki gibi kansız hediyeler olabileceği gibi.

Da s Altassyrische Kaufvertragsrecht. “The Religion of the Hittites”. -Kramer 2002: Samuel Noah. Dost Kitabevi. Ankara. ed. 221-236. V. Dercksen. E. -Matouš-Matoušová--Raj mová 1984: Lubor-Maria. Yapı Kredi Yayınları. Studies Presented to Mogens Trolle Larsen. TTK basımevi. Forntida Religioner i Mellomöstern. Porada. Prag. -Ünal 1996: Ahmet. Ankara. Hoffner Jr. Plus Ultra. -Donbaz 1993: Veysel. “Why Did the Hittites Have Thousand Deities”. Atatürk Kültür.. -Karasu 2003: Cem. III.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 101 KAYNAKÇA -Albayrak 2006: İrfan. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları. -Alp 1994: Sedat. “Some Elements of Old Anatolian Society in Kaneš”. Özgüç’e Arma ğa n. Özgüç. -Koçak 2011: Özdemir. 95-105. M. -Arıkan 1998. Richard Beal. -Beckman 1989: Gary. M. Kabalcı. Uluslararası Hititoloji Kongresi Bildirileri. İstanbul. band 1. Ankara. 1-13. 1995 Yılı Anadolu Medeniyetleri Müzesi Konferansları . Ankara. II cilt. 131-154. İstanbul. Löberöd. Afyon Yöresinde Bir Hitit Mezarlığı. PIHANS 100. -Bayram 1990: Sebahattin. Aspects of Art and Iconogra phy: Anatolia and its Neighbors. J. Dizin-sayı 50. Türk Ta rih Kongreleri. Türk Tarih Kurumu Basımevi. “Hitit Dualarında Geçen Bazı Tanrı Adları”. “Kültepe Tabletlerinde Geçen Yeni bir Vâde İfâdesi ve Çıkan Neticeler. Türk Tarih Kurumu Basımevi. The Hittite Ritual of Hantitaššu from the City of Hurma Against Troublesome Yea rs . Yanarlar. Hititler. Ankara. Det Hellige og det Profane. “Religion in Anatolia.: on the Occassion of His 65th Birthday . Ankara. -Özgüç 2005: Tahsin. Tarih Sümer’de Başlar. Kültepe Kaniš/Neša. “Some Remarkable Contracts of I-B Period Kültepe Tablets II”. Yasemin. -Kienast 1984: Burkhart. Numen vol. Some Comments on ‘Volkert Haas: Geschichte der Hethitischen Religion’”. Wiesbaden. herausgegeben von E. 2000-1760 Yıllarında Anadolu’nun Sosyal Yapısı”. Leiden. -Eliade 1997: Mircea. Özsait’e Armağan Kitabı (basımda). Ankara. Yerli Peruwa ve Aššur-ımittī’nin oğlu Assur’lu Tüccar Uṣ urša -Ištar’ın Arşivlerine ait Kil Zarfların Mühür Baskıları. Gregory McMahon. Eisenbrauns. -Emre 1978: Kutlu. (Freiburger Altorientalische Studien. 453-462. Ankara. -Özgüç 2006: Nimet. Hittite Studies in Honor of Ha rry A. Brill. Kültepe-Kaniš/Neša. Kappadokische Keilschrifttafeln mit Siegeln aus den Sa mmlungen der Karlsuniversität in Prag (KKS). “Bazı Örnekler Işığında Afyonkarahisar Orta Tunç Çağ Mezarlıkları ve Bunların Yerleşmeleri ile İlişkileri”. ed. -Gurney 2001: Oliver Robert. The Biblical Arhaeologist. no 1. Gary Beckman. X. 137-177. Osnabrück. Leiden. Konya Civarında Karahöyük Kazılarında Bulunan Silindir ve Damga Mühürleri . 177-194. JEOL 39. “Fünf Urkunden aus dem Archiv von Peruwa Sohn von Šuppibra”. Ankara. -Donbaz 1996: Veysel. -Hutter 1997: Manfred. -Özgüç 1999: Tahsin. 74-90. “Kültepe Tabletleri Işığında İ. -Hirsch 1972: Hans. T. Çorum 16-22 Eylül 1996. Oslo. Mellink. Kültepe-Kaniš/Neša Sarayları ve Mabetleri . Ankara. 44. Beihefte: Altassyrische Texte und Untersuchungen=FAOS) Altassyrische Texte und Untersuchungen. N.vol. (ed) J.G. -Ringren 1987: Helmer. . -Dercksen 2004: Jan G. Archiv für Orientforschung. Untersuchungen zur altassyrische Religion. Weidner Beiheft 13/14.Ö. 45-51. Gyldendal. 52/2-3. A Hittite Cemetery Near Afyon. Assyria and Beyond. 98-108.

102 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Ahi. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. It is observed that some of the Ahis who migrated to Ankara after this period lived in suburbs of Ankara. This result is based on the occupation of Anatolia by Mongols and the political struggles in the Seljuk State. A great number of people who migrated to Ankara are members of Ahi Union. Ank a ra A RESEARCH ON AHI MAMAK FROM ANKARA Summary Ankara was one of the important front hill headquarter against Byzantium during the period of Anatolian Seljuks. Issue : 5 Pa ge : 1 0 3 -1 08 ANKARALI AHİ MAMAK HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA M. hgokmen@selcuk. Ankara’ya göçen Türkler’in büyük bir çoğunluğu ise Selçuklu Devletinin en dinamik unsuru olan Ahi Teşkilatına mensup insanlardı. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 0 3 -1 08 Ye a r: 2 0 1 1 . There were so many Ahi s in Ankara and consequently Ankara became the most important centre of Ahilik .. Ancyra ∗ Yrd. Ahiler o kadar çoktu ki. the most dynamic group of Selj uk State. Key Words Ma ma k . Ali HACIGÖKMEN∗ Özet Türkiye Selçukluları döneminde Ankara. Bu dönemden sonra Ankara’ya göç eden bazı ahiler Ankara şehrinin dışına da yerleştikleri görülüyor. Ankara’nın Mamak semtine adını veren Ahi Mamak da bu ahilerden biridir. Doç. Ahi Mamak was one of these Ahis who had given his name to Mamak district of Ankara.edu.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Anahtar Kelimeler Ma ma k .tr . Alaeddin Keykubat’ın ölümünden sonra Ankara yoğun bir Türk göçüne maruz kalmıştır. Ankara was exposed to an intense Turkish migration after Alaeddin Keykubat’s death. Bizans’a karşı önemli Uç merkezi olmuştur. Dr. Bunun sebebi Moğollar’ın Anadolu’yu işgali ve Selçuklu devletinde meydana gelen siyasî mücadelelerdir. Angora . Ankara ahiliğin en önemli merkezi olmuştu. Ahis.

Öney 1971:111-113. XIII. Ahi Ba ba lığı uhdesinde bulundurmuştur7 . Kılıç Arslan (1092-1107) zamanında. Cevdet 1932:265) Ahi Şerafaddin Camiinde tomar halinde bulunan bu silsilenâme. Ölünc eye kadar bütün Ana dolu Ahilerinin reisi. Bundan dolayı da bölgede hâkim güçlerle temasa geçen kişidir. Ankara ahilerinin en ünlüsü ise elimizde bir şec erenâmesi bulunan Ahi Şerafeddin Hace Osman’dır6 . Arkasından Anadolu’da Babailer İsya nı olarak bilinen büyük bir isyan çıktı (638/1240)4 . oğullarından Melik Arab’ın Ankara ve havâlisine hâkim olduğunu biliyoruz. Bu da gerekse Fütüvvet-nâmelerde Ahiliğ in kökenlerini mümkün oldu ğ unca çok eskilere dayandırma anlayışından kaynaklanmaktadır. Galip 1928: 13. Hınz 1952: 776. Togan 1970: 302. yüzyıl başlarında Ankara merkezi kale dışına taşmıştı. Melik Muhiddin Mes’ûdşah’a verilmiş idi. 734/ 1333) talebesidir9 .104 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Anadolu’nun en eski şehirlerinden biri olan Ankara. Bu dönemde Ankara ve ç evresinde birç ok derviş gelip yerleştiğini biliyoruz. Bayram.129. Ünlü Ankara ahilerinden olan Ahi Ş erafeddin’in babası Ahi Hüsameddin ve dedesi Seyyid Şemseddin Ahi Yusuf’un da bu dönemde Ankara bölgesine göçmüş olduğunu anlaşılmaktadır. Arkasından Moğol istilâsı ile gelen Kösedağ yenilgisi (641/1243) ahilerin uç bölgelere göçünü hızlandırdı. Göde 1994: 37. Büyük çoğunluğu Ankara bölgesi dahil olmak üzere uç bölgelere göç tüler. Ahi Hüsameddin 695h/ 1295 yılında 62 yaşında vefat etmiştir5 . birçok Ahi ileri geleni tutuklattı3 . Ankara’nın Türk hâkimiyetine geçmesi Malazgirt zaferinden sonraki dönemde olmuştur. II. yani Kırşehir ahi zaviyesinin postnişini. Ahiler ve Türkmenler takibâta uğradılar. Kesin olarak Türkiye Selç uklu S ultanı I. Hacıgökmen 2002:140. Osmanlı Tarihi Encümeni tarafından da İstanbul’a getirilmişti. Hacıgökmen 2002:137-160.Tevhid ve M. Ahi Şerafeddin. Bu silsile-nâme daha sonra kaybolmu ştur. Akyurt 1942: 4. Öney 1971:111-112. 751/135051’de vefat etmiştir10 . Silsile -nâme’de Ahi Şerafeddin’in nesebi Hz. Ankara’da ahilere ait iki kitabeden 731 h/1330 tarihli olanında11 hükümdar ismi zikredilmediğinden. 1330 tarihinden başlatma1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 Darkot 1978: 433-443. Hacıgökmen 2002:144) Hacıgökmen 2002:144. Edhem. Tevhid II:1200-1204. Ergin 1922: 550-551. Ahi Evren’le birlikte. Ahi Şerafeddin ayrıca Gazan Han’ın baş müşaviri olan Alaüddevle Semnânî’nin de(öl. tarihin çok eski dönemlerinden itibaren birçok medeniyete beşiklik etmiştir. Ali’ye kadar götürülmektedir. Emir Eratna’nın naibi olduğunu bazı kaynaklar yazmıştır8 . II. Baba İlyas Horasanî’nin de bu sırada tutuklananlar arasındaydı. S elçuklu iktidarının yıkılışı ile Osmanlı hâkimiyetine geç mesine kadar ki bu dönem.I: 313. Tabiî Ankara ahilerinin de reisi durumundadır. Ankara ve havâlisi için birçok araştırmac ı tarafından belirsizlik dönemi olarak nitelendirilmiştir.1979:61. Bu dönemi. Muhiddin Mes’ûd yaklaşık 17 yıl (1186-1203) Ankara’da Meliklik yapmıştır2 . Bayram 1991: 84. . A. Bazı müritlerini öldürüldü ğ ünü Elvan Çelebi’nin (760/1369) Menakibü’l kudsiye’sinden ö ğ reniyoruz Ocak 1996: 117. Cevdet Bey tarafından neşredildiğ i için bugün bazı bilgilere sahip olabilmekteyiz. Cevdet 1932: 246. Kılıçarslan döneminde ise (1155-1192) oğullarından her birini bir şehre gönderdiğinde Ankara. Bayram 1979: 70-78. Gıyaseddin Keyhürev’in iktidara gelmesinden sonra veziri S adeddin Köpek. Galip 1342:49. Ş ehri ilk defa alan kumandanın kim olduğu bilinmiyor1 .

Türk Dil Kurumu 1977:3114-3115. Tire – İzmir. XII. (Çorum İncekum Silifke İçel. B. şahıs ismi veya boy adı olarak kullanılmıştır. A. İşte Mamak ismi. genellikle gül koncası22 çocuk yemeği. şahıs veya boy adı olarak kullanılmasından dolayıdır. Eğ ridir –Isparta. Rasonyi (I):71-101.. ya da o yerin coğrafî yapısına ve yönlere göre isim verilerdi25 . Sümer 2001: 335-353. Anadolu’nun her tarafında Oğuz boy isimleri ve şahıs isimleri bulmamız bu sebepledir26 . mama23 . Mamak ismi Ankara dışında. parmak17 . Anla yışsız. (Aynı yer. Akyazı çevresi –Sakarya) Aynı yer. armut vb. bu ismin Türkler arasında arkaik olduğunu göstermektedir. XIII yüzyıllarda Anadolu’ya gelen Türkler arasında Mamak isimli şahıslar bulunmakta idi. Ahiler insanlara yardım etmek düşüncesiyle Ankara’da inzibatlık görevini de yapmışlardır. küçük çocukların boynu16 . 1994:9. eğer o bölgenin adı varsa kendi dillerine uydururlar. (Gölpazarı –Bilecik). Ankara’da Ahi Hükümeti kurulmuş olduğu yazılmıştır. (Bozdo ğ an –Aydın) Aynı yer. boylarının adını verirler. ka bak20 . Ergin1989:208. Çünkü Ankara’ya ait Osmanlı dönemi defterlerinde böyle bir kayıt bulunmamaktadır28 . yoksa ya beylerinin. Aksüt. Aynı yer. doğuştan ya da sonradan dilsiz olan 15 . Sümer 1999: 410-411. Türkler bir bölgeye gelip yerleştiklerinde. 2004: 117-129 Hacıgökmen 2002: 51-94. meyveler verilirken söylenen sözcük21 . (Sinop) Aynı yer. bir hayvan hastalığı18 . Mamak Ne Demektir? Dede Korkut hikâyelerinde Basat’ın Tepegöz’ü öldürdüğü hikâyede Oğuzların Bozok kolundan (Dış Oğuz) ünlü beylerin arasında Demir Donlu (yani Zırhlı) Mamak ve iki kardeşinin adı geçmektedir13 . Ayrıca Anadolu’nun çeşitli yörelerinde farklı mânâlarda da kullanılmaktadır. Yalnız Mamak isminin çok az olması. Bu dönemi birçok araştırmacı yanlış değerlendirmiş. Türkler arasında Mamak. Bartın ili 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 Hacıgökmen 2002-II:830-39. . Buna göre Mamak ismi Oğuz Türklerinin Bozok koluna mensup bir beyin ismidir. küçük çocuklara elma. aptal14 .) Aynı yer. yenilen yumru köklü bir bitki19 . Mamak Adının Yer Adı Olarak Kullanılması Mamak isminin yer adı olmasının sebebi ise.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 105 mız daha doğru olsa gerektir12 . (Ba ğ ıllı. Dinar –Afyon) Aynı yer. Nazilli –Aydın) Aynı yer. (Eber. Ya da Hac ı Bektaş-ı Veli Bektaşlu Cemaatı gibi27 . Ancak Ahilerin asayişi sağlaması onların askerî özelliğinden gelmektedir. Bozdo ğ an –Aydın Bergama. Anc ak bu ç ok zayıf bir ihtimaldir. Oğuzlar’ın Bozok koluna mensup Mamak cemaatı de olabilir. Çarşamba -Samsun-Trabzon ve çevresi Aynı yer. Bu da bazı araştırıc ıları yanıltmıştır.) Korkmaz. (Denizli Burhaniye. parmak24 anlamına geldiğini biliyoruz. (Giresun) Aynı yer.

bunlar tükenir kimse kalmazsa tevliyet Ahi Mamak oğlu Ahi Mahmud’a en iyi çocuğuna. 1462 yıllarında ölmüş olduğunu da biliyoruz 33 . Çünkü bu tip dervişlerin görevi ıssız yolların birleştiği hâkim yerlere zaviyelerini kurarak bölgeyi şenlendirmek asıl amaçları idi31 . C.07. Bunlar da tükenir ise Ankara’nın hâkimine ka lır” denmektedir (Ek -1). Mamak isminin bu kadar az olması görüşümüzü doğrulamaktadır.mil. Ahi Mamak ile ilgili Ankara bölgesinde özellikle vakıfnâmelerde bir bilgiye rastlanmamaktadır34 . sonra en iyi torununa ve sonra birbiri ardınca gelecek nesil ve ba tınlarına. Burada “ya şadığı sürece tevliyetin kendisine kalması ve ölümünden sonra ka dın ve erkeklerden en iyi çocuğuna. Ahi Mesut (Eti Mesgut) yerleşim yeri de bu tarz yerleşim yeridir.106 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Kozcağız bucağına bağlı bir yerleşim birimi ve Kütahya ili. http://www.hgk. Hacıgökmen 2005:190. Ankara’ya ise 21 km. (14. . S imav ilç esi. Burası 1601 tarihinde Ankara’nın en kalabalık mahallesiydi36 . Ankara’nın S amsun ve İç Anadolu’ya açılan kapısı durumunda olan30 bölgeye maiyeti ile beraber XV.tr/yyvtsunumu. 426 Ergenç 1998:29. Ahi Mamak Kimdir? Ahi Mamak hakkında pek fazla bilgimiz yoktur. (Bayramo ğ lu 1983:3-4) VGM Vakıf Kayıtlar Arşivi. Bugün toplam nüfusu 291’dır. Ahi Hüsam oğlu Murad ile Ahi Mamak arasında bir dostluk veya sıhrî bir bağın kurulabilec eğini de söyleyebiliriz. eğer nesli tükenir. Ahi Hac ı Murad vakfının tevliyetini Ahi Mamak’ın oğlu Ahi Mahmud’a bırakmazdı. yüzyılın ilk yarısında yerleşmiş olduğunu düşünüyoruz. Onun Romalılar döneminden beri yol olarak kullanılan. 842 yılının Zilkade ( Mayıs /1439) ayında düzenlenmiş Ahi el-Hâc Hüsam oğlu El-Hâc Murad babasının adını taşıyan mahallede inşa ettirdiği medrese adına düzenlediği vakfiyenin şartında adı geç mektedir35 . Eti Mesgut’a uzaklığ ı 7 km. Ahi Mesut oğlu Ahi Sinan da Ahi Evren Zaviyesi post-nişînliği yapmıştır. No: 581 s.30. Aynı şekilde Ankara’nın batı ve güney taraflarında da bu tarz yerleşim yerlerine rastlıyoruz. Yerle şim Yeri Veri Tabanı. Darkot 1978: 437-438. erkeklerden kimse kalmaz ise Vâkıfın kardeşinin oğlu Ahi El-Hâc Murad oğlu Hasan oğlu İbrahim Bey’in en iyi oğluna sonra en iyi torununa. Eğer bu dönemde yaşıyor olsaydı. Ancak yaşadığı dönemi tespit edebiliyoruz.32 Ahi Mesût Ankara’nın tanınmış ahilerindendir. 29 30 31 32 33 34 35 36 Harita Genel Komutanlığ ı. Barkan 1942:279-386. sonra birbiri a rdınca gelecek nesil ve batınlarına bunlar da tükenir kendilerinden kimse kalmazsa ba hsi geçen tevliyet öteki kardeşinin oğlu Ahi el-Hac Murad oğlu Ahi Adil oğlu Ba tura Beyin en iyi oğluna sonra en iyi torununa ve yüzyıllar boyunca gelecek batınlarına. Buna göre Ahi Mamak 1439’lu yılından evvel ölmüştür. Eti Mesgut ilçesine ba ğ lı Ba ğ luca Köyü Ahi Mesut zaviyesinin kuruldu ğ u yerdir.2009). Kırşehir’den Ankara’ya gelmiş. Ahi Hacı Murad adını taşıyan Ankara’da bir mahalle mevcut idi. merkez buc ağına bağlı bir yerleşim biriminin adı olduğunu biliyoruz29 . torununa birbiri ardınca gelecek nesil ve batınlara kalır. Bilinen tek bilgi. dır Hacıgökmen 2002:148.

Yukarıda ifade ettiğimiz gibi ahilerin zamanla Bektaşi ve Alevilere karışması sonuc unda. XV. Ahi Mamak’ın ne zaman vefat ettiği.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 107 Sonuç Yukarıda kısıtlı bilgileri verdiğimiz Ahi Mamak. 37 Sarıkaya 2003: 93-110. . bu bölgedeki alevî kültürü iç inde devam ettiği söylememiz mümkündür. zamanla da Hüseyin Gazi kültüyle karıştığını söylememiz de mümkündür. Ahi Mamak’ın da Hüseyin Gazi türbesi etrafına defnedildiği. Büyük bir ihtimalle Ahi Mamak ve etrafındaki Türkmenler ve ahiler. Ahilerin zamanla özellikle XIV. yüzyıldan sonra Bektaşi ve alevi cemaati içine karıştığını biliyoruz 37 . kabrinin nerede olduğunu da bilemiyoruz. yüzyılın birinci yarısında Ankara’nın önde gelen ahilerinden biri olmuştur.

İstanbul. Ali (2001). Yıl 2002. Ankara. M. Fuat (1998 ). I\1 . İstanbul.Türkiyye” fi er-rıhleti İbn Batuta. (1999). (I). Ankara. Ankara. (1970). No: 581. İstanbul. ( S. (trc. -Galip. Osman N. -Ocak. I. Ömer L. Türkoloj i Dergisi. TOEM. M. Ankara. Kültürel ve İlmî Faaliyetler” S. M. V. VI. Yay. "Osmanlı İmparatorluğun’da bir İskan ve Kolonizasyon Metodu Olarak Vakıflar ve TemlikIer". TDAV Yay. -Sarıkaya. “Anadolu’da Oğuz Boylarına Ait Yer Adları” Türkler. Yaşar (1996). Ankara. Işıltan) Belleten.(1979) “Baba İshak İsyanı ve Ahi Evren ile ilgisi”. (2003) Alevilik ve Bektaşiliğin Ahilikle İlişkisi. II. M. -Hacıgökmen. Babaîler İsyanı. Ankara Tarih Enstitüsü Vakfı. Sa. Konya. . Ali(2002). TTK Yay.Ü. “Ahiler Zamanında Ankara’da Sosyal. TDK Yay. İstanbul. “Ankara’da Ahilere Ait İki Kitabe”. TOEM. İstanbul. Ö. Ankara ’da Türk Devri Yapıları. Ankara II. Ali(2005). -Sümer. Umumî Türk Tarihine Giriş I.(I) Türk Özel Adlarının Kaynakları”.(1998). M. I. XIII/52. -Bayram. W.(1991) Ahi Evren ve Ahi Teşkilâtını Kuruluşu. 7 -Hacıgökmen. Kısım Ankara Kitabeleri. Hacı Bayram-ı Veli. Ankara. 2. TTK Arşivi. Ankara -Hınz . Ankara. M. Yay. M.fityân et. (OTAM ) Sayı:18. XI. “Ankara Ahilerinin Ticarî Faaliyetleri ve Bacıyân-ı Rûm Hakkında Bir Araştırma” A. VII / 41. Ali (2002-II). Diyanet Dergisi. H. B.Y. Zeyl ala fasl “al-ahiyya el. Sosya l Bilimler Enstitüsü Dergisi. -Edhem. Güney-Batı Anadolu Ağızları Ses Bilgisi (Fonetik). TDK Yay. Zeynep. -Türk Dil Kurumu (1977). “Ankara’da Ahiler Hükümeti”. F. -Göde.A. Ahmet (II). “Ortaçağ Yakın-şarkına ait vergi kitabeleri”. Mübarek (1342. Faruk. -Tevhid.Ü. Yüzyılda Ankara ve Konya. V.)Ankara Mescidleri ve Camileri. DTCF.108 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Aksüt. Türk Dili Edebiyatı Araştırmaları Enstitüsü. S. VGM Vakıf Kayıtlar Arşivi. (1994). -Sümer. -Darkot. “Ankara’da Ahi Hâkimiyeti” Türkler. Ü. Z. Derleme Sözlüğü. VI. -Bayram. -Hacıgökmen. M. -Akyurt. Hamza (2004) “ Hacı Bektaş Veli’nin Sosyal Kökeni” Hacı Bektaş Veli Dergisi Sayı: 29. (1942)Türk İslâm Kitabeleri I. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi) Konya. -Bayramoğlu. Ankara. F. XVI. Eratnalılar. “Ankara” İslam Ansiklopedisi . İstanbul. TTK. Ahi Sinan bin Ahi Mesud ve Şecere-nâmesi . -Ergin. TTK yay. -Rasonyi L. -Cevdet. (1928). -Ergenç. Osma nlı Ta rihi Araştırma ve uygulama Merkezi Dergisi. (1932). -Ergin. Vakıflar Dergisi. 3.. Enderun Yay. Kemal. -Hacıgökmen. IV/19. DTCF. -Togan. -Galip. -Öney. İslamiyat. A. (1942). IX. (1978). Kitabeler. AÜ. İstanbul. (1922 ): Mecelle-i Umur-i Belediyye . Ankara. XVIII/2. I. (1972). Muharrem (1989)Dede Korku Kitabı I. Gönül (1971). İstanbul. Ankara. AÜ. -Korkmaz. Oğuzlar(Türkmenler). İstanbul. (1994). -Barkan. (2001).

Emevî. İstahri. Anahtar Kelimeler Ha za r. İbn Havkal. Y. When the Abbasids came into power. Makdisi.com . introduced Islam to this region was Ebu Muslim. Ka fk a sya . All of these incidents indicate that a mass Islamization was carried out in Abbasids period. and travellers and embassadors Selam et-Tercuman and Harizmi who went there during the period of Vasık will be examined in detail and the Islamization period will be presented. acquired from the historians of the period Ibn-i ‘Asem. a great number of Muslims (24. Derbent-name adlı eserdeki rivayetlerde.. ∗ Doç. According to the knowledge on the period of Islamization. bölge uzun soluklu ve sessiz bir İslamlaşma süreci yaşadı. İbn Havkal. Osman zamanında başlayıp. bölgeye İslam’ı ilk getiren kişinin Abbasî ihtilalini gerçekleştiren kişi olan Ebu Müslim olarak gösterilmesi ve bölgedeki ilk mescitlerin bu döneme tarihlenmesi de Abbasîler döneminde kitlesel düzeyde bir İslamlaşma yaşandığını gösterir.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . He also achieved the Abbasid revaluation. coğrafyacılardan. mustdemirci@hotmail. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 0 9 -1 24 Ye a r: 2 0 1 1 .000) bölgeye yerleştirildi. bölgenin İslamlaşma süreci ortaya konacaktır. and the geographers of the period İbn Rusteh. İsla mla şma THE RELATIONS BETWEEN THEABBASIDS AND THE KHAZAR. Especially to maintain the conquest. the region had a long and quiet period of Islamization period following the end of the conquers.CC) Absract The primary Islamic attacks started in the period of Hz Osman and continued non-stop through the period of Emevis (Umayyads). Dr. Mehdinin elçisi Selam et-Tercüman ve Vasık döneminde bölgeye giden Harizmî gibi çağdaş tanıkların verdikleri bilgiler. detaylı ve sistematik bir incelemeye tabi tutularak. Yakubi and Mesudi. Issue : 5 Pa ge : 1 0 9 -1 24 ABBASÎLER İLE HAZARLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER ( VIII-IX. Özellikle Emevîler’in son dönemlerinde fethin kalıcı olması için çok sayıda Müslüman nüfus (24.) Mustafa DEMİRCİ∗ Özet Hazar hâkimiyetinde kalan Volga-Ural bölgesine yönelik ilk İslam akınları Hz. Selcuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. Emevîler devri boyunca kesintisiz devam etti.000) were settled in that region in the late period of Emevis. Yakubî ve Mes’ûdî. Bu çalışmada Abbasiler dönemindeki İslamlaşma sürecine dair dönemin tarihçilerinden İbn-i ‘Asem. Abbasîler iktidara gelince fetihler durduğundan.Y. The speculations in the book (creation) named Derbent-name stated that the first person. Mukaddesi İstahri. İbn Rusteh. (VIII-IX. The first small mosques were dated to that period in the region. seyyah ve elçilerden. Abba sî.

110 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Key Words Kha za r. Uma yya d. Isla miza tion . Ca uca sia . Abba sid.

Abdulmelik komutasında 708 ve 710 yıllarında 80 bin kişilik ordu Derbend’e 1 Selman b. bölgenin İslamlaşma sürec ini ve bu sürec i etkileyen dinamikleri ortaya koymaya çalışacağız. 111-114. ilk önemli hüc um ise H. Biz bu ç alışmamızda önc elikle Müslümanlar tarafından yazılan Arapç a kaynakları kronolojik bir okumaya tabi tutarak VIII. daha güneyde ise Hamdânîler denilen hanedanlıkların ortaya ç ıkmasıdır. 32 (652-53) yılında S elmân b.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 111 GİRİŞ Umumiyetle Ortaç ağ Tarihini inc eleyenler Abbasi-Bizans ilişkilerine yoğunlaşırlar. . II. yüzyıl ile sınırlamamızın sebebi ise artık X. yüzyılın başlarına kadar Abbasî-Hazar ilişkilerini. Bkz. Osman’a karşı baş gösteren isyan ve takip eden olaylar sonuc u İslam dünyasının iç bunalıma sürüklenmesi ile uzun süre Kafkasya’ya sefer düzenlenemedi. Rabi’a’nın seferi ve Hazarlar ile karşıla şması üzerine İslam kaynaklarında yarı efsanevî geniş bir malumat yığ ını vardır. Kitâbü’l-Fütuh . yüzyılın ortalarından X. yüzyılın son çeyreğinde Bizansın doğuya doğru yeni bir hamle yaparak genişlemeye ç alışması sonuc u. Bu dramatik olaydan kısa süre sonra Hz. Ermenistan ve Kafkasya’nın bir kısmını Abbasîler’den almasıdır. s. Fakat Hazar kuvvetleri komutanı S elman b. Beylekan. Rebîa el-Bahilî kumandasındaki 4 bin kişilik ordu ile Erran. Bundan sonra İslam fetihlerinin bütün c ephelerde en uç noktaları ulaştığı Velid b. Konuyu X. Ayrıca IX. yüzyılın başında Abbasîlerin merkezi otoritesini kaybetmeye başlaması sonuc u Kafkasya bölgesinde Sâcîler. yüzyılın sonları ile sınırlamak zarureti vardır. Ş u ana kadar bu devrin iki büyük devleti ve askeri gücü olan Abbasîler ile Hazarlar’ın münasebetlerinin nasıl geliştiği ve bu ilişkilerin Kafkasya ve ötesinin İslamlaşmasını nasıl etkilediği detaylı bir ç alışmaya konu edilmemiştir. Ş imdiye kadar Hazar Tarihi ç alışanlar bu devletin sadece din değiştirme olayı bağlamında dış dünya ile ilişkilerini anlatır ya da Bizans-Hazar ilişkilerine değinirler. Rebîa da dahil olmak bu ordunun tamamını üzere imha etti1 . İşte bu gelişmelerden dolayı konumuzu IX. HAZARLARA YÖNELİK İLK İSLAM FETİHLERİ Hulefa-i Raşidin Dönemi Hazar Hakanlığı’na yönelik ilk İslâm akınları Hulefa-i Râşidîn döneminde 642-646 yılları arasında vuku bulmuş. Hâlbuki VII-X. İbn ‘Asem el-Kûfî. yüzyıllar arası dönemde Ön Asya’daki en önemli oyunc ulardan biri de kuşkusuz Hazarlar’dır. Berda’a üzerinden Derbend Geç idi’ni (Bâbu’l-ebvâb) aşarak o zamanki Hazar başşehri Belencer'e kadar sokulmasıyla başlamıştır. Halifenin kardeşi Mesleme b. Hazarlarla Müslümanlar arasındaki en şiddetli ç arpışmalar bu halife zamanında oldu. Beyrut 1986. Abdulmelik döneminde (705-715) Hazarlara ve Kafkaslara yönelik seferler yeniden başladı. Emeviler Dönemi Anc ak Emevîler dönemine gelindiğinde ilk karşı saldırıya geç en taraf Hazarlar oldu (683-685).

C. 283-287. Abdülazîz. Anc ak Ömer b. Ebu’l-Fazl İbrahim. 270-280. 99/717-18). IV. VIII. Ayrıca bkz. Ezdi. Abdülaziz’den beş yıl sonra Kıpç aklar ve diğer Türk boylarının yardımını sağlayan Hazarlar'ın “Mercü’lhicâ re’” savaşında bozguna uğrattığı Müslüman ordusu c iddi kayıplar verdi. Kafkasya’da Hazarlara karşı yürütülen bu müc adelede 732'de Azerbaycanİrmîniye Valiliğine önce Said el-Hareşî getirildi. “ Emeviler Devrinde Hazarlarla yapılan Mücadeleler” . Abdülaziz’den sonra gelen Emevî Halifeleri bu barış siyasetini sürdürselerdi. VIII. 74-79. S aid’den sonra komutanlığa getirilen Mervân b. İbn ’Asem. VII. s. s. Sakarya 1997. s. İbn ‘Asem. “ Hazarlar Arasında Müslümanlığ ın Yayılması” . 77-80. agm. Zehebi. II. thk. 70 vd. s. 74-79. Taberî. Beyrut ty. III. 858. Ömer b. Bu geri ç ekilmeden istifade eden Hazarlar. şehirleri yakıp yıktılar. Anc ak Cerrah 730 yılındaki savaşlarda mağlûp olarak Azerbaycan'a geri çekilmek zorunda kaldı. Sakarya Üniversitesi. s. I. Türk Tarih Kongresi Bildiriler. . Mevlüt Koyuncu. Hazar topraklarında ilerleyerek Derbend'in 6 fersah kuzeyinde Hazarlar'ı ağır bir yenilgiye uğrattı ve başşehirleri Belenc er’i ele geç irdi. s. Anc ak 714 yılında Derbend Geçidi'ni ele geçiren Mesleme Bizans ile savaşların alevlenmesi üzerine 717'de İstanbul'u kuşatmak üzere bölgeden ayrılınc a Hazar c ephesi boşaltıldı. 290-291. Ankara 1981. s. s. 403-405. s. Eğer Ömer b. Koyuncu. Ayrıca Bkz. Belâzurî. Hatim b. Abdulmelik tekrar Hazar c ephesine atandı. Ankara 1988. thk. Abdullah elHakemî. Kahire 1974. Nu'mân el-Bâhîlî’yi görevlendirdi. Yeni komutan Hazarları durdurmayı başardığı gibi. Düvelü’l-İslam. belki Hazarlar Musevi değil. Taberî. Fütuhu’l-Büldan . Mustafa Fayda.. Onun komutasındaki ordular Hazarlar’ın elindeki tutsak durumunda bulunan Müslüman askerleri kurtardığı gibi bazı başarılar da elde ettiler5 . 67. onlara karşı zafer kazanarak bol ganimetler ile döndü (H. Sayı I/A-B. Ali Habîbe. Bunlara karşı Emevî Halifesi Ömer b. Kahire 1967. Mesleme 729-730 yılında büyük bir Hazar ordusunu mağlup etmesine rağmen bu görevden alınarak yerine tekrar Cerrah atandı. Hakkı Dursun Yıldız.112 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 karşı harekete geçti ve sürdürdüğü müc adeleler sonucu şehri ele geçirdi (713). 32. 295-296. hüc uma geç erek Erdebil’e kadar bütün Azarbeyc an’ı ele geç irdiler4 . s. Abdulmelik döneminde (724-744) meydana geldi. trc. Bu fırsatı değerlendiren Hazarlar 717-718 yılında karşı saldırıya geç erek Azerbeycan’a kadar olan yerleri geri aldılar. Bunun üzerine Hazarlarla müc adeleye memur edilen Cerrah b. Ondan sonra Mesleme b. Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi . Bkz. Tarihu Mevsıl. IV. Hazarlar ile Emevîler arasındaki en sert savaşlar Hişam b. s. Müslüman olac aklardı ve Kafkasya’nın İslamlaşması ç ok daha erken tarihlerde başlayac aktı3 . Muhammed’in savaşları ve ç abaları bölgenin İslamlaşması bakı- 2 3 4 5 İbn ‘Asem.. Bu sefer sırasında Hazarlar pek ç ok insanı öldürdüler. Abdülaziz’in İslam’ın savaş ortamında yayılamayac ağı anlayışına dayalı genel siyasetini uygulamaya konularak bu zaferin üzerine gidilmedi ve iki taraf arasında kısa bir barış ve sükûn devri yaşandı2 . s. Belazuri. Tarihu’r-Rusul ve’l-Mülûk.

Ardından S erir halkı(Avarlar). 254-255. Derbend'e kendi kuvvetlerini yerleştirdikten sonra 150 bin kişilik bir ordu ile ilerleyerek iki koldan yeni Hazar başşehri İtil'i kuşattı. Nitekim Belazuri’deki şu kayıt bu görüşü destekler mahiyettedir: “Ha zar büyükleri. Mervan’ın önünden kuzeye ç ekilen Hazar Hakanı Araplara karşı 40 bin kişilik bir ordu topladı. Ardından 40 bin kişilik bir ordu ile Hazarlar üzerine büyük bir sefer düzenledi ve Derbend Geç idi'ni aşıp Belenc er'e girdi. S aid el-Esedî ile Abdurrahman b. Belazuri. helal olan bir şeyi de haram kılmak diye bir şey yoktur. Mervan da Hazar Hakanının sadakatine güvenerek İtil’e dönmesine izin vermiştir10 . Biro. Hanuka Han’ı Müslüman kaynaklar zikretmezler. Rivayet göre bu sıralarda Hazar hakanı avlanırken Müslümanlar tarafından ele geç irilmiş ve Müslüman olmaya zorlanmıştı. trc. Nuh b. önce Hazarları kuzeye ç ekilmeye zorladı ve böylec e Kafkas6 7 8 9 10 Bu sefer hakkında geniş bilgi için bkz. Acta Orientalia Academiae Scientiarum Humgaricae . S aid el-Esedi Hazar Hakanı ile ilk karşılaşmasında: “İsla m’da ha ra m olan bir şeyi helal. Bunun üzerine Hazar Hakanı İslamiyeti kabul ettiğini. Mervân b. Bundan sonra Mervan. s. Hakan Müslüman âlimin bu tavrı karşısında “siz gerçekten sa mimi bir Müslüma nsınız” demekten kendini alamamıştır. İmzalanan antlaşmaya göre İtil'de iki fakih kalac ak ve Hazarlara İslâmiyeti öğretec ekti. İstanbul 2003. Marget B. Meydan Larousse . 289-291. Fulan el-Havlanî adında iki İslam alimini göndermiştir. Mervan b.”8 Böylece Hazar Hakanı İslam’ı anlatmak üzere gönderilen âlimlerin huzurunda İslam’ı kabul ettiğini aç ıkladı. ilk olarak Berza’a ile Tiflis arasında “Kisal” şehrini kurdu. aksi takdirde sa va şacağını bildirdi. Gumilev. İbn ‘Asem. s. “ Hazarlar” mad. Nuh b. 297. III. Mervan Ona değerli bir elbise hediye etti ve O’nun huzurunda Müslüman oldu. Said el-Esedî Yahudiler tarafından hunharca öldürülmü ştür. s. Muhammed'in bu önemli seferi ile. Tiranşah. 255. Eğer efendiniz Müslüma n olursa. Ayrıca bkz. Hamzinşah. Onunla kendi ülkesinde hükümdar olması ve istediği İsla m â limlerinin İtil şehrinde insa nla ra İsla m’ı a nla tma sı şa rtıyla bir a ntla şma ya ptı ve Ha za r ülkesini terk etti. Ş enzan. İstanbul 1973. kan ve şarap içmesi ha ramdır. Bkz. Bu arada Mervan onu İslamiyet’e ça ğırdı. Lekz ve Ş irvan halkları ve şehirleri üzerine seferler düzenleyerek onları da harac a bağladı. Mervan’ın huzurunda Müslüman oldu ğ unu ikrar eden şahıs bu olmalıdır. İbn ‘Asem. Zerkan. s. Muhammad’s Georgian Campaign” . korkuya kapıldı. Mervan bunun üzerine İtil bölgesinde yaşayan insanlara ve Hazarlara İslam’ı öğretmek üzere Nuh b. artık O’nun ölü hayvan ve domuz eti yemesi. Eski Ruslar ve Büyük Bozkır Halkları. 283-293. Mervan. Muhammed’in baskıları ile Hazar Hakanı Hanuka Han’ın7 Müslüman olduğunu ilân etmesi de bölgede İslam’ın kökleşmesine yardımc ı olmuştur. “ Marwan b. Fakat bu ordu 10 bin ölü. Mervan’nın kalabalık bir orduyla ülkelerine geldiğini ha ber a lınca. 75. 7 bin esir vererek ağır bir yenilgi aldı. Yalnız Muhammed b. s. Ahsen Batur. 734. 5. . Belâzurî. VIII. L. s. Tumanlar. Budapest 1975. Filanşah. N. kendisine İsla m’ı anlata cak birsini göndermesini istedi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 113 mından bir dönüm noktasıdır6 . Daha sonra Mervân aldığı 40 bin kadar esiri Derbend'in güneyinde Şemkur şehrine yerleştirdi. Allah’ın a dı anılmadan kesilen hayva nın etini de yemek ya sa ktır” 9 demiştir.

s. Hazarlar ve Musevilik. İbn ’Asem. 345. çev. Hazar hükümdarı Müslüman olmakla ka lma mış. 255. Fakat bununla birlikte hakan İslamiyet’in Hazarlar arasında yayılmasına müdahalede de bulunmadı14 . Golden-Zuckerman-Zajaczkowski. age. Daha sonraki gelişmeler dikkate alındığında Hazar Hakanının ve ç evresinin bu zorunlu din değiştirmesinin fazla sağlam temeller üzerine oturmamış olduğu görünmektedir. İstanbul 2004. tam da bu dönemde Emevîler’in geç irdiği bu iç bunalım sonuc u Abbasi devrimi ile yıkılmaları olmuştur.” 13 . Ş ayet Emevîler yıkılmayarak burada sağladıkları üstünlüklerini sürdürebilselerdi. 291293 Peter B.12 Çünkü bu antlaşma ile gerek Hazar hakanlık ailesi arasında. Hazar Tarihi . ya kın çevresi. yeni kurulan devleti İslamlaştırmayı hedefleyen Abbasi politikası gereği. İslam hâkimiyeti daha o dönemde Don ve Dinyeper nehri boylarına rahat ulaşabilirdi15 . Bu bölge ile ilgili sağlam bilgiler aktaran İbn ‘Asem konuyla ilgili olarak şöyle demektedir: “Sadece Hakan. Mervan’ın bu büyük savaşından sonra Emevîler iç bunalıma sürüklendiğinden her iki devlet arasında pek savaş görülmemiş ve bu durum Hazarların yeniden eski zamanlarına dönmelerine neden olmuştur Demek ki bu bölgede İslam’ın yayılışını durduran esas olay.11 Her ne kadar Hazar Hakanının İslâmı kabulü kısa sürse de bu ihtida olayı bölgede din meselesinin öne ç ıkmasına neden olmuştur. IV. M. Bu yüzden Hazar Hakanının zorla İslama girmesi aslında önemli bir netic e doğurmadı. Ahsen Batur. İbn ‘Asem. İ.114 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 lar’da İslam’ın ilk nüvesini oluşturdu.Constantine Zuckerman. Daha ziyade iç politikada huzur ve asayişi korumayı. Bunun sonuc unda Emevîler devri boyunc a İtil havzasına yapılan fetihler ve akabinde bu bölgeyi İslamlaştırmak amac ıyla Belencer ve Semender şehirlerine tehcir edilen Müslüman Arap nüfus sayesinde İslam dini buralarda tutunabilec eği bir zemin buldu. tic arî ve kültürel ilişkilerin ağırlıkta olduğu bir sürec e girildiği ve yaklaşık iki asırlık bu süreç te İslam’ın Hazarlar arasında yavaş yavaş yayılmaya başladığı görülmektedir. 36. Hazarlarla fazla sorun yaşanmamıştır. Çünkü Hazar Hakanı kısa zaman sonra dininden döndü. Osman Karatay. Çorum 2005. Abbasîler’in İlk Dönemi Emevîler’in yıkılışı ve Abbasîler’in kuruluşu ile Kafkas ötesinde. s. s. 297-298. 36.Ananiasz Zajaczkowski. Ermenistan ve Azerbayc an 11 12 13 14 15 Mervan b. Muhammed’in Hazarlara ve Kafkasya’ya yönelik seferleri için bkz. . s. Golden. Zaman zaman savaşlar olmakla birlikte Emevîler devrinde olduğu gibi uzun süreli ve şiddetli ç arpışmaların meydana gelmediği görülmektedir. gerekse İtil’de yaşayan Hazarlar arasında İslamiyet hızla yayılmaya başlanmıştır. trc. Belâzurî. Abbasîler’in iktidarı ele geçirmesi ile Arap dış politikası özellikle ilk yıllarında barışa dönük bir siyaset arz etmekteydi. VIII. 13. Artamonov. s.. s. a ilesi. Hazar ümerası ile birlikte İtil şehir ha lkından pek çok kişi de Müslüma n olmuştur.

hatta Hazar Hakanı ile mümkünse akrabalık ilişkileri kurmasını istemiştir. Aksi ta kdirde senin için ve diğer vâ liler için endişeleniyorum. D. Ka naatim odur ki devlet ta ma men kuruluncaya kadar Hazarla r ile a kra ba lık kur. İbn A‘sem. Hazar hakanı da Türk gelenekleri gereği kızının çeyizine oldukça yüklü hediyeler koymuştur. s. Ankara 1991. 401. Ancak her iki tarafın da bu iyi niyet girişimleri olumlu sonuç vermemiştir. Ankara 1997. Ermeniyye valisi Yezid b. Yezid Hazarlara başlık parası yerine geç en 100 bin dirhemlik Ka lın ödemiştir. Saim Yılmaz. Arapların bunu intikam amac ı ile kasıtlı olarak yaptığı dedikoduları ise Hazar Hakanını yanıltmıştır. 229. s. Belâzurî. Eğer Hazarlar isterlerse seni ora da ma ğlup ederler. İbn A‘sem. Bunun üzerine Vali Yezid bu amaç la Hazar Hakanı Bagatur’a akrabalık kurma teklifini iletmiş ve Hakan da bu teklifi kabul etmiştir18 . İstanbul 2008. Hazarlar intikam amac ı ile Ras Tarhan22 komutasında Arap hâkimi- 16 17 18 19 20 21 22 Ya‘kûbî. VIII. Sayı 29 (342). Zeki Velidi Togan. S ülemî’ye de bu konuda ihtiyatlı davranmasını önermiş. Taberi. trc. 194. Zahide Ay. Bu kabilelerin bölgede daimî kalmaları iç in kendilerine araziler iktâ‘ edilmişti16 . s. Hazarlar’ın yeniden tehlike olac ağını fark etmiş olmalı ki onlarla barışın korunmasına özellikle önem vermiştir. Kişiliğ i ve ismi hakkındaki tartışmalar hakkında bkz. s. kabile reislerinin önc ülüğünde. “ Emevî Hilâfeti Döneminde Arap İskânı” . Bu bölgeye tehcir edilen kabîle ve toplulukların kimlikleri hakkında bkz. Hazar prensesini güneye götüren Tarhanlara ç ok sayıda halayık ve köle de eşlik ediyordu20 . Ayrıc a Halife el-Mansûr. 309.V. s. 229. Bunun üzerine Yezid Hazar Hakanının kızıyla evlenmiştir19 . dn. Sayı 2000/2. bin yardımc ı insan. III. Sakarya 2000. Bundan dolayı Basra. çev. Beyrut 1993. C. “ Hazar Türkleri’nin Kültür Tarihine Ait Bazı Notlar” . Esref Buharalı. 505. Kûfe ve Ş âm bölgesinde bulunan bazı kabileler. şöyle dile getirmiştir: “Ermeniya bölgesi a nca k Ha zarlarla yakınlık ve akrabalık kurmakla emniyete a lınabilir. Halife el-Mansûr‘un Hazarlara karşı izlenen bu politika ç erç evesinde. M.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 115 bölgesinin kuzeyinde. Azerbaycan bölgesine tehcir edilerek Tebriz ve c ivarına iskân edilmişlerdi. Khalil Athamına. 647. s. 43. Çünkü gelin giden Hazar prensesi hamile kalmış doğum esnasında ç ocuğu ile birlikte hayatını kaybetmiştir. Kaynaklardaki bilgilere göre söz konusu hediyeler.. Abdu’l-Emir Mühenna. onlarla akrabalık kurmaya ga yret et. Nitekim el-Mansûr Ermeniye Valisi Yezîd b. VIII. Yirmi araba da Hazar prensesinin altın ve gümüş kaplardan oluşan ç eyizini taşıyordu21 . Dikka tli ol ve dediklerimi uygulamaya çalış. “ Hazarlar” mad. 209. 300. MEB. Vessela m ”17 . s. Hazar Yahudi Tarihi. s. bin adet katır. Türk Kültürü . Sakarya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi . Halifenin bu bölgedeki valilerine yazdığı mektuplarda bu tedirginliği bütün aç ıklığı ile görmek mümkündür. 4 bin adet kısrak. II. Târîhu’l-Ya’kubî. Dunlop. 10 bin deve ve ç ift hörgüç lü bin Türk devesinden meydana gelmekteydi. toplu halde. Useyd’e yazdığı mektupta bu endişelerin. . Ras Tarhan’nın “ Astarhan” ve “ Harezm” adını da ta şıdığ ı hakkında kaynaklarda farklı detaylar vardır. güçlü orduları ve savaşçı yapıları ile Hazarlar. thk. İA . Abbasîler iç in en az Bizans kadar tehlike teşkil ediyordu.

s. Doğal olarak bu gelişmeler bölgede kabile reislerini hem idarî hem de askerî bakımdan nüfuzlu bir duruma getirmişti. Ezdî. a. a. haraç toplamaya kalkışınc a bölgedeki kabile reisleri toplanarak şöyle demişlerdi: “Ya Emir! Şimdiye kada r bu topra kla rda n hiç vergi alınma dı. İstanbul 1976. Bkz.m..g. Kemâh ve Bâbı Vâk şehirlerine yerleştirildi27 .116 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yetindeki Ermenistan ve Tiflis topraklarına saldırarak (H. Dubeyl. Alan ülkesi ve Abazya’yı Müslümanların elinden almışlardır25 . çocukları ve aileleri ile birlikte sınır boylarına yerleştirildi29 .g. 182 (798-799) yılında Hazarlar’ın Derbent Geç idi’ni aşarak Azerbayc an bölgesindeki Müs23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 Yıldız. 210. Türkler de kış nedeni ile geri çekilmişlerdir23 .m. Mesela H.g. Hârûn er-Reşîd zamanında. Ya‘kûbî. 256-257. Klarcet. Hazarlar’ın Ermeniya ve Azerbaycan bölgelerine düzenledikleri saldırıların karşısında Halife el-Mansûr tarafından bölgede güçlü bir askerî birlik oluşturmak iç in maaşlı kimselerden oluşan profesyonel ordunun yanında26 .. Nehc evan. aynı yer. a. 294. 40. Ha lk Ha za rla ra ka rşı sa va şma kta dır. s. Bu göçlerin bir kısmı Musul bölgesindeki kabîlelerin a ğ ır vergiler nedeniyle yerlerini terk etmek zorunda kalmalarının sonucu olarak Azerbaycan bölgesine göç etmişlerdir. VIII. bu kabilelerin Musul bölgesindeki kolları da ağır vergilerden kurtulmak iç in bu bölgeye göç etmişlerdi31 . 69. 205 vd. s. s. Bâbu’lEbvâb gibi şehirlere de Abbasî hareketine destek vermiş olan. a. İbn ‘Âsem. Ayrıca bölgede Ercişi Suğra ve Ercişi Kübrâ adında iki yeni idarî merkez daha kurularak. Sayı XX.m. Gumilev. s.. 309. çoğunluğu göçebelerden oluşan kabileler. 204-205. Athamina. VIII. 287. Hamzin. s. s. Ezdi. s. Kabileler bu şehirlerde eskiden olduğu gibi kabilevî bağlılıkları ile yaşayışlarını sürdürmüşlerdir30 . Emevîler zamanında Mesleme b. Selâhaddin Tâhâ. Bu kabilelerin kimlikleri için bkz. s. Abdulmelik tarafından 24 bin Suriyeli asker yerle ştirilmişti. İbn A’sem. age. 291 vd. Fakat bu saldırılar 779 yılına kadar devam etmiş ve Hazarlar Emevîler zamanında fethedilen Kehatya. 211. s. hapishanelerden 8 bin kişi ve inşaat ustalarından oluşan guruplar bölgeye gönderilerek.” 33 S onraki yıllarda Araplar ile Hazarlar arasında Hârûn er-Reşîd dönemine kadar sınır ç atışmaları niteliğinde hafif savaşlar meydana gelse de c iddi anlamda Arap-Hazar savaşlarından söz edilmemektedir. s. Stratejik öneminden dolayı Babu’l-Evâb’a. Belâzurî. Cezîretü’lFuratiyye ve’l-Mavsıl. Muhammed Câsim Hammâdî. “ İstîtanu’l-Arab fi İklimi Ermeniya” Risâletü’l-Halici’l-Arabî.g.. Ezdi’nin verdiği bilgiye göre Hazarlar tarafından esir alınan Müslümanların ç oğu soğuktan ölmüşlerdir24 . s. s.. Riyad 1986. Athamina. 295. 204-207. Tao(Taveli). Çünkü bura sı düşma n kılıcının a ğzıdır. Belâzurî. 295. İslamiyet ve Türkler.g. Ba ğ dat 1977.32 Hârûn er-Reşîd dönemine kadar vergi alınmayan Azerbeyc an’daki sınır halkından Halifenin bölgeye atadığı Vali S a‘îd b. 75. buralara Filistin’den getirilen askerleri birlikler iskân edildi28 .m. Tâhâ. Tâhâ. s.m. 145/765) ç ok sayıda Müslüman’ı öldürmüşlerdir. a. 310. Belâzurî. S üleym. Ya‘kûbî. 171. Lekz. II.. 204. s. s. Bu saldırılara Abbasî ordusu fazla karşılık verememiş. .. Tâhâ.

000 kişilik bir orduyla destek vererek Bab şehrine gelir. Hârûn er-Reşîd’in gönderdiği valiye isyan ederler. Ancak önceki evlilikte olduğu gibi bu Türk kızı da ç ok sürmeden öldü. II. 83. C. 86. Bkz. Haşim. Taberî. II. gerekse orada hali hazırdaki vali Nec m b. Bundan sonra iki taraf arasında tic arî ilişkiler ve barışç ı politikalar öne ç ıktı. age. el-Muntazam. s. . Fakat müellifler bu rivayet üzerinde fazla durmamakta diğer olaya atıf yaparc asına bundan kısac a bahsetmektedirler. Azerbayc an ve Ermenistan valiliğine gönderilen Fadl b. s. Doğu-Batı tic aret trafiğinin ve temaslarının merkezi haline geldi. Hazar şehirleri IX. thk. Ya’kûbî. C. 149. İbnü'1-Esîr. intikam amac ıyla gerç ekleştirildiği anlatıldı. Bölgede Bulgarların belirleyici olmaya başladığı X. s. el-Kâmil Fi’t-Târîh.VI. 295. Ankara 1993. Anc ak gerek yerli halk. trc. Kaynaklarda ikinc i rivayet daha detaylı anlatılmaktadır: Bu rivayette Kafkaslar’daki Ermenilerin isyanları ve Arap idarec iler arasındaki ç ekişmenin yol aç tığı olaylar sebep olarak gösterilmektedir. Ülkenin her yanında patlak veren isyanlar35 . s. III. Abbasilere Yönelik Dini ve Siyasi İsyanlar. Hazar hakanına yine bu ölüm olayının doğal olmadığı. Hazarlar ve Kuzey Türkleri .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 117 lümanları öldürmeleri üzerine. IX. s. VI. Hazim komutasındaki bir orduyu Hazarlara karşı göndermiş ve onları Ermeniye’den ç ıkarmışlardır34 . Hazarlar’ın Abbasilere karşı son seferi 798-799 yılındaki seferdir. İbnü’l-Cevzî. s. Hakan da onun bu evlilik teklifini kabul etti ve kızı S itit’i (subt) Vali Bermekî ile evlendirdi. Ankara 2001. s. Artamanov. Araplar bu süreç te ellerinden geldiğinc e Hazarlara karşı barış yanlısı bir politika izlemişlerdir. güç lü rakipleri Hazarlara karşı ellerini kollarını bağlıyordu. yüzyıla kadar da durum böyle 34 35 36 37 38 Ezdî. Bu savaşın sebepleri hakkında Arap kaynakları iki farklı rivayet aktarmaktadırlar: Bunlardan birinc isi Halife el-Mansûr döneminde olduğu gibi Abbasilere gelin giden Hazar prensesinin doğum esnasında ölmesi üzerine odaklanmıştır. 20. Ş üphesiz bunda kendi iç işlerindeki çalkantılı dönemlerin de etkisi vardır. Ya’kûbî. Kö şe . Hazar Meliki de bu talebe 100. 5. İbnü'1-Esir. C. 150. Bölgede önemli bir nüfuza sahip olan ve uzun süredir valilik yapan Nec m ailesi bu durumu kabullenmek istemezler. Hârûn er-Reşîd Kafkaslardaki sorunları ç özmek iç in S aid b. Bunun üzerine Hazarlar büyük bir ordu ile harekete geçerek Abbasî topraklarını yağmalamaya başladılar36 . Beyrut 1992. İstanbul 1991. 650. Her iki devlet arasındaki son büyük savaş Halife Hârûn er-Reşîd döneminde meydana geldi. C . Artık bu tarihten sonra Hazarlar’ın yıkılışına kadar iki devlet arasında vuku bulmuş herhangi bir savaş tespit edilememektedir38 . Mahmud Mustafa Abdulkadir Ata. s. Cem Zorlu . 10. yüzyılda artık GüneyKuzey. A. 328. S aid Arapların kabul ettiği eski vali Nec m’i yakalayıp öldürünc e bölgede durum iyic e karışır. S elm Kuteybe el-Bahilî’yi bölgeye vali olarak tayin eder. s. Şaban Kuzgun. bir türlü güç yetiremediği Hazar Hakanını evlilik yolu ile barışa zorlamak istedi.Yahya el-Bermekî Kafkaslar’da süregelen kargaşayı önleyemeyince.. Halife Huzeyme b. Necm’in oğlu Hazarlara sığınarak yeni valiye karşı savaş başlatır.. 799 yılında meydana gelen bu savaşta Hazarlar bir süre (70 gün) Ermeni topraklarında kaldıktan sonra geri ç ekilirler37 .

856-858. Gerç ekten de İslam’ın yayılış tarihinde bu tür savaşsız ve sakin dönemler her zaman sessiz sedasız İslam’ın yayılışına delalet etmiştir41 . Jacques Piatigorky-Jacques Sapir. Bartold bu daveti yapanın Halife Me’mun değil. s. IX. Gürgenç valisi/emiri Me’mun b. Dunlop. Gürc ü bir Aziz’in Abazya üzerinden Hazarya’ya gidişini hikâyesini anlatan biyografisine göre IX. Belkıs Çorakçı. s.. İstanbul 1978. muhac irler ve tebliğci din adamları vasıtasıyla atılmaktadır42 . Schultze. zanaatkârlar. her iki tarafın da barışın tadını ç ıkardığını görüyoruz. s. age.. Yalnız bazı köy ve şehirlerinde Hıristiyanlar yaşamaktadır40 . Hazar Hakanı ile Abbasi Halifesi bir ç eşit saldırmazlık sürec ine girmişlerdi. Bölgenin sessiz sedasız İslamlaşması da bu sükûn ve istikrar devresinde oldu39 . trc.118 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 devam etti. 85. Mukaddesi. Zaten Me’mun’un böyle bir seferini diğer kaynaklardan teyit edemiyoruz. V. yüzyıla geldiğimizde Hazarlar ile Müslümanlar arasındaki savaşların tamamen durduğu. agm. s. s. Ancak V.. s. Aynı mlf. Ankara 1975. Coğrafyac ı Mukaddesi başkalarından duyduğu habere dayanarak Halife Me’mun’un Cürc aniyye üzerinden İtil şehri üzerine bir sefer düzenlediğini ve buranın Melikini İslam’a davet ettiğini yazar44 . yalnız tek tanrıya (Gök Tanrı İnanc ı!) inanan insanlar yaşamaktadır. Emel Esin. Leiden 1902. İstanbul 2005. 145-155. 25-32. s. V. Untersushungen zur Geschichte der altchristetlichen Literatur. Neue Folge 13 1905. 39 40 41 42 43 44 45 Golden-Zuckerman-Zajaczkowski. 360-361. 16. Yüzyılda Hazar-Abbasî İlişkileri IX. 103-104. K. küstah. İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giri s. 20. s. Hakkı Dursun Yıldız. 59. Müslüman tüc c arın en ç ok tic aret yaptığı sahalardan biri haline getirmiştir. Muhammed olduğunu iddia eder45 . Hazar İmparatorlu ğ u Tarihi . Bartold. Orta Asya Tarihi Hakkında Dersler. 1980. 23’den naklen Bkz. yüzyılın büyük bölümünde Hazarlar ile Müslümanlar arasında barışın hüküm sürdüğü bu uygun ortamda bu bölgedeki İslamlaşmanın temelleri büyük oranda tac irler. IX. trc. Bu sefer olmuşsa bile muhtemelen bu Me’mun’un Merv’de kaldığı şehzadelik yıllarında (800-812) ya da Merv’deki Halifelik döneminde (812-818) yapılmış olmalıdır. Onüçüncü Kabile. Zira o günün şartlarında Gürgenç emirinin kendi imkânları ile böyle bir sefer düzenlemesi mümkün görünmemektedir. X. yüzyıldan itibaren artmaya başlamıştır. Daha önc e az da olsa var olan iki taraf arasındaki tic arî ilişkiler. Kafkasya ve Hazar ç evresi sakinleşmiş. Das Martyrium des heiligen Abo von Tiflis. Ahsenü’t-Tekâsîm. yüzyılın başlarında Hazar ülkesinde vahşi. Arthur Koestler. Hande Güreli. İslâmiyet ve Türkler. age. İstanbul 1993. Bunun bir uzantısı olarak din ve bilim adamları da Hazarlar arasında faaliyet göstermeye başlamışlardır43 . Emevîler devrinde Orta Asya’da olduğu gibi. S iyasî-askerî olayların azalmasına bağlı olarak bu yüzyılda İtil-Ural havzasında neler olduğuna dair haberler de azalmaktadır. s. . İstanbul. V. n şr. De Goeje. Hazarların Yahudiliği benimsemeleri de işte tam bu dönemde gerç ekleşti. Barış ortamı Hazar ülkesini.. 196-197.

İshak adında biri vardı ki bunun liderliğinde Müslümanlar etra fla rındaki halklara galip geldiler. Leiden 1927. s. Muhtemelen Kur’an’da sözü edilen geçmiş topluluklar ile ilgili Abbasi ba şkenti bazı tartışmalar yaşanmaktaydı ve bu amaçla ilmi bir heyet gönderilmişti. s. Bu yüzyılda Hazarlar hakkında en geniş bilgiyi Mu’tasım’dan sonra Abbasi Halifesi olan Vasık zamanında (227-232/842-847) bölgeye gönderilen bir heyetin tuttuğu raporlardan öğreniyoruz. s. s. Yerleştirilenler a ra sında İsmail b. İbn Fakîh. Rivayete göre Vasık iktidarının ilk günlerinde bir gec e rüyasında Yec üc ve Mec üc kavminin önündeki seddin aç ıldığını görür. 291. 413. 412’den naklen Dunlop. Bkz. Mes’ûdî. age. . Beyrut 1991. Rabi’a tarafından fethedilmişti. n şr. 209. H. 212. 320/942 yıllarında Hıristiyanlıktan dönerek Bizans’ın göndermiş olduğu din adamlarını kovduklarına şahit olmaktayız 53 . Mesudi bu bölge hakkında “Aba zya ve Hazar ahalisi Tiflis fethedildiğinden beri Suğur Va lisine cizye öderler.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 119 Mu’tasım zamanında. thk. D. Abdulemîr Mühennâ. 202. İbn Fakîh. n şr. Beyrut 1992. Mu’cemu’l-Büldân thk. s. I. 202-203. Halbuki Emevîler devrinde Mesleme b. Yâkut el-Hamevî. 240 (854-855) yılında ünlü Türk komutanlardan Ermeniye Valisi Boğa el-Kebir. İşte bunların H. Dunlop. onlara boyun eğdirdiler ve onla r da cizye verdiler”51 bilgisini vermektedir. s. Bunlar hem gaza ile hem de İslam’ın tebliği ile meşgul oldular52 . 589-590. Senaverdiyyeler denilen bir Kafkas halkı tarafından yıkılıncaya kadar İslami dönemde mamur bir şehir olarak kaldı. 193) bu bölge şehirleri arasındaki mesafeleri verirken Şemkur’u Gence’ye 10 fersah (=70 km) olarak göstermektedir. s. Mukaddesi. Erran ile Gence arasında. Yûsuf el-Hâdî. III. terk edilmiş ve harabe haldeki eski Ş emkur46 şehrini tamir ettirerek. Her ne kadar burada yecüc ve mecüc kavmi ile ilgili bilgi toplama iste ğ i bir rüyaya ba ğ lanmakta ise de aynı halife Kur’arn’da bahsi geçen Ashb-ı Kehf hakkında da bilgi toplamak ve yerinde inceleme yapmak maksadıyla Efes’e bir bilim heyeti göndermişti. İstahrî (e l-Mesâlik ve’l-Memâlik. Hazar ülkesinden İslamiyeti kabul etmek isteyen bir zümreyi bu şehre yerleştirdi47 . Ayrıca Abbasîler döneminde bu bölgede tıpkı Orta Asya’da olduğu gibi Ribatlar yapıldı ve bu ribatlara maaşlı askerler yerleştirildi. Beyrut 1997. Belâzurî. Bkz. Mes’ûdî. “ Muhammad ibn Mûsâ al-Khwârizmî” JRAS (1943) s. Murûcu’z-Zeheb . Musa el-Harezmi adlı iki Türk başkanlığında 50 güç lü adam eşliğinde bir heyeti Kafkas ötesinde Yec üc ve Mec üc kavminin bulunduğu bölgeye gönderir. Marque . 590. s. Hz. Abdulmelik’in 730’lu yıllarda burayı fethederken “Alanların Kalesine” bir grup Müslüman Arap yerleştirilmişti48 . Onların idaresinden insanlar ho şnut olmayınca şehir terk edildi ve Mu’tasım zamanına kadar harap kaldı. Ferîd Abdülaziz el-Cündî. Mütevekkil zamanında Müslümanlar bura ya yerleştirilmişti. s. Eşnas da 30 dil bilen! S ellam et-Terc üman ve Muhammed b. I. Elç ilik heyetinin bir yıllık 46 47 48 49 50 51 52 53 54 Şemkur. Tiflis’e yakın bölgelerde (5 günlük mesafe) yaşayan pagan Alanlar Abbasiler zamanında Bizans’ın gönderdiği Hıristiyan din adamları vasıtasıyla Hıristiyanlığı benimsemişlerdi.. Streiftz. Ayrıca Hazar vatandaşı olan 300 Alan’ı da Debend Geçidi üzerinden getirerek bu şehre yerleştirdi50 . s. M. Belâzurî. Gence’ye 11 fersah uzaklığ ında bir şehir olup. Osman zamanında Hazar fatihi Selma b. Mes’ûdî. 358. I. Viac Regnarun. 248-250. Kitâbu’l-Buldan . s. Ayrıca Berza’a şehrinden bazı tac irler de buraya iskân edildi ve şehre “Mütevekkiliye” adı verildi49 . Bunun üzerine Eşnas et-Türki’ye rüyasını anlatarak ondan Yec üc ve Mecüc kavmi hakkında bilgi toplamasını ister54 . 291. Georgian Chronocle.

360-361) bu rivayeti aktarırken Muhammed b. O da S erir hükümdarına. 857. Sellam’ın raporunda bölgedeki Müslüman varlığı ile ilgili bilgiler aslında ç ok yetersizdir. dn. 118. Alan hükümdarı Hazar hakanına mektuplar yazarlar. Yecüc ve Mecüc halkını derin bir çukurun ötesinde sa ğ lam duvarlar arkasında bir halk olarak tasvir eder. İshak’a bir mektup yazarak ondan elç ilere yardım etmesi istenir. IX. 208. M. Çünkü IX. J. 163-167. Heyetlerin gittiğ i yer hakkında Bkz. 912-913 yıllarında da devam edec eklerdir57 . De Goeje. Fakat bu bilgiler aynı zamanda bölgede İslam’ın yavaş yavaş taraftar bulmaya başladığını da gösterir. s. Elç ilik heyeti Hazar hakanının sarayında bir gec e misafir edildikten sonra 5 rehber verilerek yolculuklarına devam ederler... yüzyılda İtil Nehri boyunc a tic aret yaptıkları dikkat ç eker. Fakat elç ilik heyeti Hazar ülkesinde böyle bir kavmin ve onlara ait bir seddin olmadığını tespit ederler. Aslında Hazarlar’ın Rus saldırıları karşısında güç duruma düşmeleri. Yıldız. S erir hükümdarı Alan hükümdarına. İbn Fakîh. agm. s. Eduard Sachau. s. Gerç ekten de bu dönemde İslamiyet İtil havzasının aşağı bölgelerinde ve Dağıstan’da en hızlı yayılan din durumundaydı58 . Mukaddesi (s. age.. “ Hazarlar” mad. Fakat heyet döndü ğ ünde bölge Müslümanlar tarafından fethedilmişti. Hakkı Dursun Yıldız. n şr. Ebû Reyhân el-Bîrûnî. Koestler. Ruslar bu saldırılarına 910. age. yüzyıllardaki dostane ilişkilere bağlı olarak bu bölgeye gelen tac irler ve tebliğc ilerin önderliğinde Belenc er ve S emender gibi şehirlerde artık bir Müslüman toplumun oluştuğu dikkat ç ekmektedir56 . 864884 yılları arasında bir Rus filosu Taberistan’ın Abaskun şehrine saldırmışsa da yenilerek geri çekilmek zorunda kalmıştır. Halife Ermeniye Valisi İsmail b. Onların IX. D İA. S adece Hazar başkenti İtil’de Cuma namazı kılan erkek nüfus 10 bin kadardı. n şr. Kaynaklar ilginç bir şekilde Kuzey kutbuna yakın bir bölgede heyetin Arapç a ve Farsç a konuşan. Kur’an okuyan. yüzyıllar aslında Ruslar’ın tarih sahnesine ç ıktığı asırlardır. Anc ak bu esnada sık sık yağmalama faaliyetlerine giriştikleri de görülmektedir. ve X. s. Zaten IX. İtil’den hareket ettikten 50 gün sonra Yec üc ve Mecüc halkının yaşadığı bölgeye varırlar. Dunlop.120 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 maaşları peşin ödenir. s. İlk İslam fetihleri esnasında Sasanilerin Derbend Valisi de Yecüc ve Mecüc kavmi hakkında bölgeye bir heyet göndermişti. Leipzig 1923. kadıları olan Müslüman bir topluluk ile karşılaştıklarını yazar. 200 katıra yiyecek ve su yüklenerek S amarra’dan yola ç ıkarlar. Hıristiyan ve Yahudilere göre çoğunlukta idiler. Hazar Hakanlarının Musevi oldukları halde İslamiyet’in yayılmasını teşvik etmeleri dikkat ç ekic i bir husustur. . 121. asrın sonuna gelindiğinde Hazar Hakanlığı’nın himayesinde yaşayan dinî gruplar arasında Müslümanlar.. 140. Bu süreç te Ruslar karşısında kendi devletlerinin gelec eğini sağlama almak maksadıyla. 41-42. İstanbul 1998. 597 vd. s. Musa el-Harizmi’yi ve 200 katıra erzak ve su yüklendiğ i ayrıntılarını ilave eder. Bölgede yaşayan insanlar ve yerleşim yerleri hakkında bilgi verir55 . Âsâru’l-Bâkiye . el-Mesalik ve’l-Memalik. Bu heyet. 55 56 57 58 İbn Hurdazbih. s. Leiden 1889. Bunların yaşadığı bölgede bir fersahlık mesafede kalelerin bulunduğundan bahseder. Hazar kitlelerinin İslamiyet’e girmesine neden olmuştur. ve X.

onların ölüm ve doğum merasimlerini İslamî usullere göre yaptıklarını görmüştü. 132. Nitekim İbn-i Fazlan Bulgar ülkesine gittiğinde. Bu durum Bulgarların daha önc eden Müslüman olduklarını kanıtlamaktadır. Yahudiliğin etkisi. yüzyılda meydana gelmiştir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 121 İtil-Ural havzasında IX. hem de bölgenin İslamlaşmasını hedeflemektedirler. yüzyılda atılmıştır. asrın son ç eyreğinde başladığını göstermektedir59 . 291/903 yılında vefat eden İbn Rüste’nin Bulgarlar hakkında söylediği. bilakis Harezm ve Orta Asya ile tic arî ve dinî temaslar sonucu gerç ekleşmiş ve bunlara bağlı olarak gelişmiştir. Çünkü bu gibi adetlerin bir toplumda değişmesinin zaman alac ağını hesap ettiğimizde. miladî IX. Nitekim bölgenin İslamlaşması ile ilgili anonimleşmiş hikâyeler ve menkıbeler de bunu doğrulamaktadır. Hazar Hakanlığının Yahudiliği benimsemesinden sonra da son derec e sınırlı kalmış. s. yüzyıldaki Bulgarların ve Hazar başkenti İtil ve diğer Kafkas şehirlerindeki kalabalık Müslüman topluluğun oluşması ve kitlesel ihtidaların alt yapısı. bölgedeki İslamlaşmanın göz ardı edilmesine yol aç mıştır. X. esas olarak IX. meza rlıkla rı da Müslüma n meza rlıkla rına benzemektedir” sözü Bulgarlar’ın Müslümanlığının IX. Bilakis barış politikası takip ederek hem kuzey sınırlarını askeri güvenc eye almayı. Anc ak bu dönemdeki İslamlaşma. ve IX. Leiden 1891. diğer bölgelerde olduğu gibi Hazar topraklarında da İslam’ın sessiz sedasız yayılmasına imkân sağlanmıştır. askerî güç leri ve önemli tic aret yollarını kontrolleri altında tutmaları ile eski dünyanın üç büyük devletinden bir konumundadır. Emevîler döneminde olduğu gibi savaşa dayalı bir ilişki sürdürmek istememektedirler. onların ç ok önc eden yani IX. Anc ak Hazarlar’ın tam bu dönemde Yahudiliğe geç miş olması ve tarihç ilerin bu olaya fazla dikkat ç ekmesi ve bunu abartmaları. yüzyıldan itibaren Müslümanlığı benimsedikleri ve İslamî bir gelenek oluşturdukları sonuc una varabiliriz. Yukarıdaki verilerden ortaya ç ıkmaktadır ki Abbasîler dönemi boyunc a Hazarlar ile barış ve dostluk temelinde sürdürülen ilişkiler netic esinde. merkezi İslam toprakları üzerinden değil. Kafkasya ve İtil-Volga havzasındaki İslamlaşmanın hız kazanması ve görünür hale gelmesi IX. yüzyılda İslamiyet’in genel durumu hakkında H. yüzyılda bölge hızla İslamlaşmaktadır. kitlesel bir destek bulamamıştır. “Elbiseleri Müslüma n elbiselerine. yüzyıllarda. Bundan dolayı da Abbasiler Hazarlara karşı. Bölgeyi gezen seyyah ve coğrafyac ıların tanıklıklarına bakılırsa. . SONUÇ Hazarlar VIII. yüzyılın son ç eyreği ve X. Harezm ve Orta Asyalı tüc c ar 59 İbn Ruste. Abbasîler ve Bizans karşısında. Halbuki İlk Abbasî döneminde (750-900) Kafkasya’da en hızlı yayılan din olarak birinc i sırada İslam. Kitâbu A’lâki’n-Nefîse. ikinc i sırada ise Hıristiyanlık gelmektedir.

.122 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ve dervişlerin İtil-Volga havzasını İslamlaştırmaları konusu mutlak ayrı bir ç alışma olarak inc elenmelidir.

-Koyuncu. İstanbul 2008. -Esin. -Buharalı. Beyrut ty. nşr. Beyrut 1993. “Hazarlar” mad. . Ankara 1991. M. Zahide Ay. M.. __________. DİA. J. s. Eşref. -İbn Ruste. Beyrut 1986. __________.Piatigorky. Beyrut 1991. C. Fütuhu’l-Büldan.el-Hamevî. İstanbul 1980. Düvelü’l-İslam. . II. Selenge yay. -Mes’ûdî. İstanbul 1991. -Togan. -Yıldız.“Hazarlar” mad. -Kuzgun. nşr. “Hazar Türkleri’nin Kültür Tarihine Ait Bazı Notlar”. Beyrut 1992. nşr. TTK yay. “Marwan b. “Emevî Hilâfeti Döneminde Arap İskânı”. Kitâbü’l-Fütuh . C. Selenge yay. Yâkut. Bağdat 1977. Ahsenü’t-Tekâsîm. Sakarya 2000.V. -Ezdî. Leiden 1891. Ankara 1993. 17. Selâhaddin.. trc. Ankara 1988. Budapest 1975.. Mustafa Fayda. nşr. Leiden 1927. Murûcu’z-Zeheb. Ha za rlar ve Kuzey Türk leri . 5. Eduard Sachau. s. Arthur. trc. Kaynaklar -Belâzurî.-Constantine Zuckerman. İstanbul 1973. Şaban. Meydan Larousse. Riyad 1986. __________. Sa karya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi. Leiden 1889. Muhammad’s Georgian Campaign”. Ankara 1997. s. -İbn Hurdazbih. D. (1943). Sayı 2000/2. İstanbul 1976. V. Saim Yılmaz. s. Ankara 1981. -Golden Peter B. 203-226. 201-214. 248-250. Sakarya Üniversitesi. L. -Hammâdî. Tâ rîhu’l-Ya’kubî .. İA . thk. Selenge yay. -Taberî. Yûsuf el-Hâdî. C. Mahmud Mustafa Abdulkadir Ata. Kitâbu’l-Buldan. VI. -Dunlop. trc.. V. thk. Eski Ruslar ve Büyük Bozkır Halkları . Mu’cemu’l-Büldân thk. s. MEB yay. Ankara 2001. Khalil. Sayı 29 (342).... Ahsen Batur. M. Meydan yay. 397-408. Hazar İmparatorluğu Tarihi.. “Muhammad ibn Mûsâ al-Khwârizmî” JRAS.Ananiasz Zaj aczkowski.. el-Kâmil Fi’t-Târîh.Bartold. Kahire 1967. İslâmiyet ve Türk ler. Beyrut 1997.. s. Kitâ bu A’lâki’n-Nefîse. -Tâhâ. Leiden 1902.. 734-735.. thk. Jacques-Jacques Sapir. Orta Asya Ta rihi Hakkında Dersler. Çorum 2005. Sayı I/A-B. IX.İstahrî (e l-Mesâlik ve’l-Memâlik. -Koestler. -İbnü’l-Cevzî. s. VIII. Abbasilere Yönelik Dini ve Siyasi İsyanlar. Marget B. II. Sayı XX. De Goeje. . İ. -İbn Fakîh. -Mukaddesî. 855-863. II. Onüçüncü Kabile. trc. -Zehebi. Emel. TDV yay. A. çev. Türk Ta rih Kongresi Bildiriler. thk. el-Muntazam. Viac Regnarun. İstanbul 2004. -Athamına. -Gumilev. İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giri s. trc. Ta rihu Mevsıl. Leipzig 1923. Ha zar Yahudi Ta rihi . Kitaplar ve Makaleler -Artamonov. İstanbul 1998. -İbnü'1-Esîr. -Zorlu. Ebû Reyhân. . “İstîtanu’l-Arab fi İklimi Ermeniya” Risâletü’l-Halici’l-Arabî. Osman Karatay. trc. . Ebu’l-Fazl İbrahim. İstanbul 2003. Cezîretü’l-Furatiyye ve’l-Mavsıl. Mevlüt “Emeviler Devrinde Hazarlarla yapılan Mücadeleler”. nşr. Bahar yay.Hande Güreli. 116-120. I. -İbn ‘Asem el-Kûfi.Cem. Acta Orientalia Academiae Scientiarum Humgaricae. Kahire 1974. el-Mesalik ve’l-Memalik. Ferîd Abdülaziz el-Cündî. Beyrut 1992. Zeki Velidi. Abdulemîr Mühennâ.. -Ya‘kûbî. III. Ali Habîbe.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 123 KAYNAKÇA A. N. Hakkı Dursun “Hazarlar” mad. thk.Ahsen Batur. Türk Kültürü. B. Köşe . İstanbul 1993. Muhammed Câsim. Sakarya 1997. C. Abdu’l-Emir Mühenna. İstanbul 1978. Hazarlar ve Musevilik. Ha za r Tarihi. Kültür ve Turizm Bakanlığı yay.. Belkıs Çorakçı. Ankara 1975. trc. İstanbul 2005. -Biro. -el-Bîrûnî. I. . De Goeje. Ta rihu’r-Rusul ve’l-Mülûk. çev. Âsâru’l-Bâkiye. “Hazarlar Arasında Müslümanlığın Yayılması”. Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi . VIII.

124 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Sa yı: 5 Sa yfa : 1 2 5 -1 40 Ye a r: 2 0 1 1 . a complete historical account of the Jewish community in Antalya. The community migrated to the new capital İstanbul following the city’s conquest. Selçuklu ve Beylikler döneminde müstakil bir mahallede oturacak kadar yoğun ve etkin olan Antalya Yahudilerinin Rabbanî cemaati İstanbul’un fethinden sonraki dönemde yeni başkente taşınmıştır. * Doç. Pha selis. Meanwhile as a result of the Arab attacks. Falling under the influence of Greek culture during the Roman and Byzantine period. the Jewish population of Pamphylia was subj ected to Christianization.com . Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. Hristiyanlaşma durumuna maruz kalmaları nedeniyle etkilerini kaybetmeye. Roma ve Bizans döneminde Yunan kültürünün etkisinde olan Pamfilya Yahudileri. Anahtar Kelimeler Anta lya . The clear signs of Jewish settlement in the prosperous coastal cities of Pamphylia region -within whose borders today lies the province of Antalya. must. İşte bu arada ortaya çıkıp hızla yayılan Karaim göçleri sonucunda Antalya şehrinin yeni bir Yahudi yerleşimine sahne olduğunu ve sonuçta Rabbanîler ve Karaimler adında iki Yahudi grubunun ortaya çıktığını görüyoruz.oral@gmail. Antalya kentinin de içinde bulunduğu Pamfilya’nın Yahudi yerleşim izleri bölgenin gelişkin kıyı kentlerinde Bergama Krallığı döneminden itibaren açıkça izlenebilir. and became home for two Jewish congregations. congregating in the Province of Antalya. as a consequence of newly emerging and rapidly spreading Karaim immigrations. Antalya became the new destination for Jewish settlement.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Side. During the period of the Seljuks and Beyliks (Principalities). Issue : 5 Pa ge : 1 2 5 -1 40 DUVARLAR ARASINDA ANTALYA YAHUDİ CEMAATİ-I Mustafa ORAL * Özet Bu makalede bugüne kadar ancak varlığından haberdar olduğumuz Antalya Yahudi cemaatinin tarihsel serüvenini ilk defa topluca ortaya koyuyoruz. Ka ra im. eventually beginning to lose their influencial position. we present for the first time. Ya hudi. up to present j ust only the existence of them has been known. We see that. Ra bba nî ANTALYA’S JEWISH COMMUNITY WITHIN WALLS-I Abstract In this article. the Rabbinic Jewish Community in Antalya was influential and large enough to have its own separate neighbourhood. namely Rabbinics and Karaites. the Jews of Pamphylia abandoned Side and their other important settlements.can be traced back to the period of the Bergama Kingdom. Dr. Myra . bölgeye yapılan Arap saldırıları nedeniyle de en önemli yerleşim yerleri olan Side’den ve diğer kentlerden kalkarak Antalya kentinde toplanmaya başladılar.

Ka ra ite. Side. Jewish. Pha selis. Ra bbinic .126 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Key Words Anta lya . Myra .

İstanbul. Bununla birlikte. Antalya Livâsı Tarihi. Fikri Erten. Batıdaki Likya’dan.Ö. 1997. Cihannüma (1654) başlıklı c oğrafya kitabında Attaleia (Adalya) kalesinin kuruc usunun İran hükümdarı Da hha k-ı Ma ri olduğunu. Bununla birlikte bu c emaatin Pamfilya ve Likya bölgesinde daha erken yerleştikleri anlaşılıyor. Süleyman Fikri. bu hükümdarın üç kattan oluşan kalenin her katında bir oğlunu iskân ettirdiğini yazıyor. Pamphylia Tarihine Dair Tetkikler . Ankara. İsa’nın vefatını izle1 2 3 4 Arif Müfid Mansel. Attalos (M. s. İstanbul. Fikri Erten’dir. TTK. Trebilco. çev. yani Bergama Krallığı döneminden Osmanlı’ya kendi doğal seyrini izleyen ve Batı ile Doğu arasında tüc c ar bir ulus olarak tanınan Yahudi c emaati vesilesiyle Attaleia ve ç evresinin tic aret ilişkileri ve cemaatin tarihsel serüvenidir. Attalos döneminde. Bu deyim Antikç ağda özellikle dağlık bölgeden Pa mfilya Denizi’ne doğru alç alan düzlük bölgeye karşılık kullanılırdı. Attaleia kalesinde oturan dinsel ve ırksal unsurlar arasında Yahudi c emaati de bulunur. Bergama (Pergamum) Kralı II. Atta leia kentinin de iç inde bulunduğu bölge. bölgenin tek işlek limanı S ide’yi alamayınc a donanmasına bir üs sağlamak iç in Korykos adındaki balıkç ı köyünün üzerinde kendi adına izafeten yeniden kurmuştur2 . Halikarnasos (Bodrum) ve Knidos şehirleri ile Likya’nın Phaselis. Bergama Kralı II. Antalya kentiyle yakın ilişkileri bulunan ve Eski/Ya nık Anta lya olarak da bilinen S ide kentini de bu araştırmanın kapsamına aldık. 1956. anc ak c emaatin kökenleri ve sonraki durumu inc eleme konusu edilmemişti. Attalos’un M. en doğudaki Mela s ç ayına kadar uzanan bölgenin1 en genç kenti. II. Clemens Emin Bosch.Ö. bir başka boyutu ise Pamfilya ve Likya bölgesinden gelip geçen Yahudilerin tic aret ilişkileridir. Kâtip Çelebi.37.6-7. batıda Likya. doğuda Dağlık Kilikya (Kilikia Trakheia) ile ç evrili olup Pamfilya denirdi. bunun doğru olmadığını belirtiyor3 . . İlkça ğda Antalya Bölgesi. kuzeyde Pisidya dağları. s. Matbaa-i Âmire. 158’de kurduğu Atta leia kentidir. 1338.3. bağımsız birer şehir olan Karia’nın Myndos. Bu rivayeti aktaran Anta lya Livâsı Tarihi (1922) müellifi S . 158–138). S. s. Bu makalenin konusu. Paul R. Pamfilya’nın S ide şehirlerinde birer Yahudi kolonisinin bulunduğu görülüyor.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 127 Eski ve Orta ç ağlarda Antalya’da bir Yahudi c emaatinin bulunduğu yazılmış. Bundan başka Bergama’da da hatırı sayılır oranda bir Yahudi c emaati bulunuyordu ve buranın Yahudileri Roma ve Kudüs’le yakın ilişkiler iç inde idiler4 . Yeni Ahit’in “Resullerin İşleri” bölümünde (2/10) Hz. tarihî Antalya kalesinin tahkim şeklini ve üç kattan oluşan otantik yerleşim biç imini ilk kez ç izimiyle birlikte aktaran S . Bu ilişkilerin bir boyutu Kudüs’e gidip gelen Yahudi hac ılar. 1957. s. Jewish Communities in Asia Minor . Pamfilya’nın batısını işgal etmiş. Attaleia kentinde ilk Yahudi iskânı oldukç a geç bir devirde görülür. Antikç ağda “bütün ka bileler diya rı” denilen Pa mphylia (Pamfilya) bölgesinde Atta leia (Antalya) kentinin kuruluşundan. Cambridge.28. Atlan.

30-31 dn 125. Foss. 1979. Bu yazıtlara göre Yahudilerin S ide şehrinde önemli bir koloni oluşturdukları anlaşılıyor. Bunu izleyen II. s. geç Bizans devrinde dört büyük mahalleye ayrılmıştı: Büyük Kapı. Yazıt Nu. C.42. Turkey’s Southern Shore . s. 50’li yıllarda Anadolu’nun ve Doğu Akdeniz’in Helenleşmiş toplumları ile Yahudiler arasında İsa’nın öğretisini yaymak yolundaki faaliyetlerinin anlatıldığı seyahat güzergâhına ve etkinliklerine baktığımızda Atta leia ile Perge’nin bu seyahat güzergâhında bulunduğunu6 . Paulus’un yoldaşı Kıbrıslı Barnabas ile birlikte.Arif Müfid Mansel-Jale İnan. yüzyıl başlarında “a rchon” adında bir yönetic inin reisliği altında bulunan S ide Yahudileri. V. Z. Z.. s. 1976.e. S ide’nin Yahudi kolonisi iki adet de sinagog kurmuştu8 . s.25.120. 20. Clive Foss. Prof. çev. S ide’de ilk kazıları yapan Ord. s. Tarsuslu S t. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . Jewish Communities in Asia Minor . Kitabı Mukaddes/Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil). İstanbul.. a mbo’dan a pse’ye yapının mermerden tezyinatını tamamlamış. S inagogun İsak adındaki yöneticisi ( cura tor). dindar adamların Kudüs’te (Jerusalem) oturduğu.173. s. Bu dört mahallenin şehir phyle’lerine karşılık gelip gelmediği kesin değildir. George E. 1948 Yılı Kazılarına Dair Rapor . Hampshire. yüzyıllarda Perge ile S ide’de Hristiyanlık hızlı bir gelişim ve yayılım göstermiş. a.128 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yen günlerde eski bir Yahudi hasat bayramı ( Şa vout) olan ve sonradan Hristiyanların Paskalya’dan sonraki 50 günlük bayramı haline gelen Pentikost gününde her milleten Yahudilerin. Roma döneminde Akdeniz’de önemli bir köle pazarı olarak gelişim gösteren Side. R. Jewish Communities in Asia Minor . George E. . 69.42. Cities. Büyük İmalathane mahallesi. iki yedi kollu şamdan ile iki sütun başını restore ettirmişti. İlkgelen. Williams.e. Ankara TTK. İsa’ya iftira attıklarına ilişkin söylemler geliştirmeye başladılar7 . s. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . 1996.II. S . Side Agorası ve Civarındaki Binalar.g. ve III. Tarsuslu Paulus’un Üç Dünyası. belgelerin S ide’deki sinagogun iç inde bir ç eşmenin bulunduğu sıralı sütunlar ile ç evrili ve avlulu bir Hristiyan bazilikasına ç ok benzeyen S ardes’deki yapıya benzediğini düşünüyor10 . s. s. Hampshire. Qua driga . Bizans döneminde S ide’deki Yahudilere ilişkin birç ok yazıt vardır. Cities. C.11-12.18. bir Musevî millet meclisi ( Sanhedrin) ile ağırlık ve sikkelerin ölç ümünden sorumlu bir ofise ( Zygostatēs) sahiptiler. Mansel. 1996. Trebilco. bu sırada kimi Hristiyan azizler ( Ma rtyrdom of Conon) Yahudilerin Hz. İstanbul. s. şehirde gelişmiş bir sanayinin bulunduğunun göstergesidir. Clive Foss. 1956. 1999. bunlar arasında Pamfilyalıların da bulunduğu anlatılıyor5 . London. Wallace-W. Dr. Pamfilyalı Yahudilerin S ideli olması kuvvetle muhtemeldir. revaklı avlunun toplantı salonunun yanında ya da arkasında bulunması ihtimalinden bah- 5 6 7 8 9 10 A.94-95. Bean. Jac ob’un oğlu ve Zygostatēs ofisinin sorumlusu Başdekan ve Tartıc ı olan Leontios adındaki diğer bir sinagog yöneticisi ise bir ç eşmeli avlunun yapımını üstlenmişti9 . S unak ve Büyük İmalâthane. Trebilco.e. Bean. Arif Müfid Mansel.3-8. M. anc ak burada Yahudi c emaati varlığına ilişkin bilgiler verilmediğini görüyoruz.

13-14. Aynı zamanda büyük tersanelerine sahip olan S ide. VII. 1978. TTK. Pamfilya’nın en aşağılık insanlarının Phaselisliler. Bununla birlikte. Diğeri ise S ide Müzesi’nin girişinin solunda bir duvarın üzerinde bulunuyor ki. S . Side Kılavuzu. ve VI.g. en önemli deniz üslerinden ve Akdeniz sahilindeki tic aret merkezlerinden biridir.-V. 11 12 13 14 15 Side: 1947-1966 Yılları Kazıları ve Ara ş tırmalarının Sonuçları. XIX. . Arif Müfid Mansel. Pamfilya kentleri arasında yalnızc a Attaleia bir tic aret limanı olarak gelişmiş ve gelişimini bugüne kadar da sürdürmüştür.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 129 sediyor ve yayınladığı yedi kollu şamdan tasvirinin bu sinagoglara ait olabilec eğini belirtiyor11 . IX. S ide Yahudilerine ilişkin bir başka kalıntı türü yedi kollu şamdandır. yüzyıl ile III. yüzyıllardan itibaren Ya nık Anta lya tabir edilen S ide’nin ahalisi iki günlük mesafede bulunan Yeni Anta lya (Attaleia) şehrine göçmüştür15 . ve X.e. Bu etkenler sonucunda IX-X. Ankara. bu ç ağın en tanınmış bir esir pazarıdır… Büyük tic aret filosuyla ç oğunlukla Doğu Akdeniz kentleri ile sıkı tic aret ilişkilerinde bulunur. Bölgenin en gelişkin şehri olarak görülen S ide. s. yüzyıllarda Antalya. A. s.9-10. S ide’nin en önemli ürünleri arasında zeytin ve zeytinyağı yanısıra balık ve balıkç ılık bulunuyordu. Ankara.13. 1967. dünyada aşağılık insanların kimler olduğu sorusu üzerine. ve III. yüzyıllarda Pamfilya ve bu arada S ide’nin a ltınçağ ı olmuştur..S . IV. Bu kanıtlar. s. s. “ Likya’da Yahudi Varlığ ı İlk Kez Kanıtlandı” . yüzyılda Likya bölgesinde yapılan araştırmalarda Yahudi izleri bulunmuşsa da son kazılar sırasında M. 9 Eylül 2009. II. Bu dönemde S ide. Ateneus’taki bir pasajda tic aret hayatında S ideli tüc c arların iyi bir şöhreti olmadıkları görülüyor13 . V. A.e. TTK. Biri Arif Müfit Mansel tarafından kazılarda bulunan ve S ide Arkeoloji Müzesi’nde 3142 numara ile sergilenen ve bir taş levha üzerinde tasvir edilen yedi kollu şamdandır ki. S ide’nin Yahudi c emaatinin müzenin bulunduğu mahalde oturduğunu gösteriyor. yüzyıllarda Arapların akınları nedeniyle önc e harap bir duruma. yüzyılın ilk yarısında gelişimi Anadolu ve Pamfilya şehirleri iç in parlak bir dönem olmuştur. Attaleia Yahudi c emaati de işte bu sırada oluşum sürec ine girmiştir. sahip olduğu sulama tesisleri sayesinde bunların verimini azami derec ede arttırıyordu. Şalom. M.146. ilk defa Arif Müfid Mansel tarafından 1978 yılında yayınlanan S ide kazıları raporunda yayınlanır12 . Bir mec liste hazır-c evap olarak bilinen S tratonikos. II. dünyanın en aşağılık insanlarının ise S ideliler olduğunu söyleme c esareti gösteriyordu. gerisindeki verimli topraklardan büyük ölç üde yararlanıyor. Bizans’ın en büyük kentlerinden. Nevzat Çevik. yüzyıllar arasında yapıldığı sanılan Myra’nın (Demre) Andriake limanında bulunan bir sinagog 14 da S ide ile ç ağdaştır.. sonra bir korsan yuvası haline gelmiştir.S . 14. ilk defa tarafımızdan burada yayınlanıyor.g. Attaleia’nın M.

s. Ticaret şehirleri. Laodic eia (Denizli) kentine ulaşan yollardan biri güneyden. Pekta ş. s. anc ak Kilikya’nın ve Akdeniz’in önemli bir tic aret kenti olan Tarsus’u 792 yılında aldılar18 . Doğunun lüks malları iç in bir aktarma merkezi olarak büyümeye başlayan Antalya şehrinin en belirgin avantajı. buna karşın özellikle Mısır’daki Fatimîler ile tic aret trafiği bir hayli artmıştır. yüzyılın sonlarında İbn Havkal’ın yazdığına göre Bizans’ın sürekli bir tic aret merkezi olan Antalya ile yalnızca Selanik ve Trabzon rekabet edebilecek güçtedir16 . Antalya Tarihi. M. M. Bu önemli olay. Fütûhü’l-Büldan. ilk defa 790’da olmak üzere Antalya şehrini denizden işgal etmişler. hatta Halife Osman zamanında. yüzyılda Akdeniz’e ç ıkmışlar. a. Bu ç ağda Antalya kentinin tic aret ilişkilerinin en yoğun olduğu şehir İskenderiye’dir. Eskiç ağ’da genellikle sakin bir memleket olan Anadolu’nun başlıc a tic aret yolları arasında en önemli kavşak noktası Laodic eia’dır. Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası.e. Antalya şehrinin kalesi o kadar büyük ve geniştir ki. İstanbul. C. Ugan. anc ak bunlar kısa süreli işgalden öteye gidememiş. Z. Antalya kentinin Kıbrıs. Kilikya’nın ardından Pamfilya bölgesine yönelen ve başında Ebu S uleym Ferec el-Hâdim adındaki Türk kökenli bir komutanın kumandasındaki Abbasî Arapları. Mehter. s. 650 yılında Pamfilya Denizi’nin yakınındaki Kıbrıs adasına bir sefer bile yapmışlar. Bu işgaller için bkz: Hasan Mo ğ ol. Ardından Müslüman donanması bugünkü Kaş aç ıklarında 300 yelkenliden oluşan Bizans donanmasını Za tu’s-Seva ri savaşında denize gömmüştür. Ankara. X. 1997.. Akdeniz sahillerdeki limanlar genellikle batıyla doğrudan tic aret iç in kullanılırdı17 .g.12) W. Belazurî. Çünkü onların Müslüman ülkelerinde oturan Yahudi toplulukları ile yakın ve devamlı ilişkileri 16 17 18 19 Foss. MEB. İstanbul.6-8. Akdeniz’de Müslüman üstünlüğünün başlangıc ı olmuştur.130 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yüzyılda kurulan ve Batı Toroslar ile Karya sahili boyunc a uzanan ve Bizans donanmasının önemli bir parç ası olan Kibyrrhaeots deniz temasının merkezi de buradadır. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . yüzyılın ilk yarısında birkaç defa daha istila etmişler. Bu artışta şehirde oturan küç ük bir Yahudi topluluğu büyük paya sahiptir. S onraki yıllarda Rodos’a da seferler yapan Araplar. Cities. 1960. çev. çev.45–59. Rodos başta olmak üzere dönemin önde gelen tic aret noktaları arasındaki yolun terc ihi Akdeniz kıyılarında sağlanan güvenliğe bağlıdır. s. Maarif Vekâleti. Müslüman Araplar. Kilikya’daki son Arap şehri Tarsus’un Bizanslıların eline geç mesinden (965) itibaren Kibyra savaş filosunun önemi azalmış. . K. doğudan batıya giden yollar üzerinde bulunur. doğunun ka pısı olarak ulaşımdaki müsait yeridir. ardından IX. Burası eskiden Kibyra (şimdi Karaburun) adında küç ük bir kasaba adından geliyor. bir süre sonra yeniden Bizans idaresine alınmıştır19 . s. Ramsay. Pamfilya şehirleri Attaleia. dönemin Bizans belgelerinde “ kastron ” şeklinde geçiyor (Foss. 273. 1955. İskenderiye.245.I. Perge ve saireden gelirdi. adayı işgal edememişlerse de yıllık 7200 dinar (altın) harac a bağlamışlardı. Rodos’u ve Kıbrıs’ı alamadılar.29-31. VII.

s. Wien. Antalya Yahudilerinin Hristiyanlaşması c emaatin küç ülmesine yol aç mıştır.9-10. hatta İspanyol kökenli tüc c arların kullandığı uluslararası bir tic aret merkezi konumuna sahiptir21 . Ayrıca bkz: S. XI. Selçuklular Zamanında Türkiye . Yakın-Doğu Ticaret Tarihi. Teil 1. her ç eşit değerli eşyanın tic aretini yapan kişiler ( spices) olarak tanınmışlardır. Cities. Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften. TTK. Yahudiler ile Rumlardan başka şehir Müslüman Araplar. Karal. İstanbul. E. çev. 1’i Kuzey Afrika sahiline ç ıkarılan 10 Antalyalı Yahudi tutsak hakkında İskenderiye yetkililerine ulaşan mektup. John Komnenus’un saltanatının (1118–1143) sonlarında. 2004. Band 8: Lykien und Oamphylien. Cenovalı.D. 2000. bunlardan hiç biri ile yakın ilişkileri olmamış. . University of California Press. s. hiçbirinin güvenini sarsmadan her yere girip ç ıkmışlar. Hansgerd Hellenkemper-Friedrich Hild. Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor . University of California Press. bunun iç in de yerleşimlerine sahne olmuştur. 1967. aynı zamanda güç lü Bizans imparatorluk donanmasının Akdeniz’de korsanlık sorununu bir türlü ç özemediğini de görüyoruz. A Mediterrenean Society .3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 131 olmuştur. Ötüken. A Mediterrenean Society . VIII. Türkler20 .306. Örneğin 1028 yılında ailesinin büyükleri ile reislerinin de iç inde bulunduğu Antalyalı 7 Yahudi fidye iç in tutsak alınmıştı.136-139. Venedikli. XI. W. yüzyılda Antalya. Z. Doğudan Batıya. Goitein. Yahudiler. Filistin’den Frankların ülkesine gelen Yahudi tüc c arlar tutsak/esirköle tic areti ile tanınıyorlar ve topta ncı ta cirler olarak dünyanın bilinen hemen bütün kıtalarını dolaşıyorlardı22 . s. Berkeley. Buna göre şehirde büyükçe bir Yahudi kolonisi oturuyordu. onlar kendi aralarında savaşırken. Foss. S. ve XII. Bu yıllarda bilinen iki gelişme daha vardır ki. diğeri serbest bırakılmasından sonra Filistin’e gitmeyi talep eden bir hahamın da iç inde bulunduğu tutsaklara ilişkindir24 . Balkanlara ve Akdeniz’e yayılma sahası üzerindedir. s. Antalya Yahudi kolonisinin yalnızca Bizanslılar ile Araplar arasındaki tic arette geniş ve etkin olduğunu değil. Berkeley. Konut. aynı zamanda ailesinin konutu olarak kullanılan sinagogu kendilerine bağışlaması ve eski dindaşları tarafından müsadere edilen nesneler konusunu bir dilekç ede yazarak imparatora bildirdi. 2004. yüzyıllarda Arap korsanları tarafından tutsak alınan arkadaşlarını fidye ile serbest bıraktıran Yahudilere ilişkin birç ok belgenin bulunduğu Ka hire Genizası’nda kayıtlıdır23 . Goitein.293 vd. 1967. Kutsal Diriliş (Paskalya) Kilisesi’ne ç evrilmiş ve keşişler yer20 21 22 23 24 Osman Turan. Heyd. Tabula Imperii Byzantini. Pisalı. iç lerinde yaşadıkları milletler tarafından ç oğu zaman hakarete maruz kaldıkları iç indir ki.D. Ankara. erkek kardeşleri de vaftiz edilerek Hristiyan yapılan bir Yahudi. yüzyılın ortalarında Mezopotamya’da ortaya ç ıkan ve hızla yayılan Karaim mezhebi mensuplarının Anadolu’ya. Bu sayede hiç bir tehlikeye atılmadan büyük kârlar elde etmişler ve sadec e tic aretle uğraştıkları iç in özellikle ticaret şehirlerinde toplanmıştır.

Kuzey Afrika’yı S uriye’ye bağlayan geniş bir ulaşım şebekesi kurmuşlardı.g.e. Antalya limanı. Antalya’nın uluslararası bir tic aret merkezi haline getirildiği ve bunun iç in İtalyan tüc c ar ulusları ile ç eşitli anlaşmaların yapıldığı esnada gerç ekleştiğini görüyoruz.. geniş hareket serbestlikleri XII. Şerafettin Turan. bunların Antalya’da da bulunduğunu gezginlerin seyahat 25 26 27 28 29 A.e. Böylece devam edip giden bu sorun. Bu karar.84. III. Landschaftgeschicte von Pmphylien. XI.g. Wiesbaden. 1890 yılında Ka hire Geniza sı’nda bulunan tarihî belgeler ile ortaya konulmuş durumda. s.I. . De La Plaine Pamphylienne aux Lacs Pisidiens Nomadisme et vie Paysanne .23. Doğu Akdeniz bölgesinde bölgenin hâkimlerinden büyük ayrıc alıklar alınarak özellikle kıyılarda bulunan şehirlerde ayrı bir mahalle halinde kurulan İtalyan tic aret kolonileri.11-12. C. Paris. Barbara Flemming. A. İstanbul. Turan’ın tespitine göre. Venediklilere Antalya’da serbest tic aret yapmak hakkını Mayıs 1082 tarihli anlaşma ile I. Doğulu tüc c arların yerlerini bu kez Latin tac irler. 1958. s. 2005. R. XI. yüzyılda Akdeniz’in her köşesinde Yahudi tac irlerin bulunduğu. Bizans İmparatorluğunun Haç lılar tarafından fethine kadar bazı anlaşmalarla Bizans’a bağlı tüc c ar uluslara aç ık bulunuyordu.32 vd.186-191. s. İstanbul. 1153’de Frankların Aşkelon’u ele geç irmesinden sonraki dönemde Akdeniz âdeta bir La tin denizi haline gelmiş. dönmelerin mülkiyetlerine sahip olmalarını kabul etmediler. Metis. Aleksios Komnenos vermiştir. Pera’da mezhep mensupları kavgaları aralarına bir duvar ç ekilmesiyle önlenmişti. çev. 1964.. s. Michel Balard. Manuel Komnenus’un 1143’de imparator olmasından hemen sonra Yahudileri ç ağırtmak ve yemin ettirmek iç in Kibyrrha eot’un başındaki valisinin ( dux ) görevlendirilmesi hakkında bir emirname yayınlamasına kadar sürüp gitmiştir25 . Bu mahalle kolonilerin etraflarının bir surla ç evrili ve limanın yanında olduğunu. s. yüzyılda İskenderiye’den Antalya şehrine yapılan yoğun YahudiKaraim göçünün27 . Pisidien und Lykien Im Spatmittelalter. The Jews of Byzantine Empire . Fakat Yahudiler. Ş . özellikle İtalyan tüc c ar ulusları almıştır28 . Bu dönemde Müslüman ülkeleri ile Hristiyan Avrupa arasında arac ılık yapan az sayıda Müslüman ile genelde Yahudi tac irler İspanya’yı Mısır’a. J. Bununla birlikte göç ten sonraki yıllarda – Pera’daki gibi. 1939.10. limanın önünün bir zinc irle kapatılarak güvenlik duvarı oluşturulduğunu. Athens. Xavier Planhol. Türkiye-İtalya İliş kileri.Attaleia’nın Rabbani ve Karaim c emaatleri arasında gerginlik olduğunu varsaymak yanlış olmaz. Alexis tarafından 1199’da yenilenmiştir. s. Star. 1990.132 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 leşmişti. s. Venedikli tüc c arların bu limana serbestç e girmelerine Manuel Comnéne’in 1148 tarihli buyrultusu ile izin verilmişti. Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları. Çava ş.191-192. yüzyılda Bizans tarafından sınırlandırılınc aya kadar tic aret faaliyetlerini ma ha lle-koloniler yoluyla yürüttüler29 . Bu anlaşma ile bazı Venediklilere başlıca Levanten kentlerinde de serbest tic aret müsaadesi verilmiştir26 .

H. s. Selçuklular ve İslâmiyet. Voyage du Sieur Paul Lucas .49. çev. E. İstanbul. Tome I. Kitabevi. MEB. İskenderiyeli bir tüc c ar kafilesinin mallarına kentin Frank hâkimi Toskanalı Aldo Brandini’nin el koymasından ve S elçuklu hükümdarı I. Fetihten hemen sonra S elç uklular ile Kıbrıslı Latinler arasında bir tic aret anlaşması yapan I. 1223’te ise S uğdak şehirlerini işgal etmiştir34 .307. Selçuklular Devrinde Türkiye . çev. İstanbul.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 133 hatıralarında30 görüyoruz. Turan. şehrin ahalisini dinsel tabiiyetlerine göre duvarlarla ayırarak her birini ayrı mahallelerde oturmaya mec bur etmesidir. s. İstanbul. Tarzi. s. İbn Bîbî. bunun gü30 31 32 33 34 35 36 Bir örnek: 1047’de Akka’yı gezen İranlı seyyah Nâsır-ı Hüsrev’in tasvir ettiğ i şehrin Mînâ ve Liman bölgesi Antalya örne ğ ine çok benziyor (Sefername . 2007. s. Bu dönemde Karadeniz’e aç ılan en önemli liman kenti konumundaki S inop’u Bizans’ın elinden aldıktan (1214). İzzeddin Keykâvus’un (1211-1220) kentin yeniden fethini gerç ekleştirmesinde yine tic arî ç ıkarlar baskın gelmişti. Yinanç.121. 2000. Selçuklular Devrinde Türkiye . Gıyâseddin Keyhüsrev (1205-1211). bunun ardından Kıbrıs Latin Krallığı ile ayrıntılı bir tic aret anlaşması yapmıştır33 . Gıyâseddin Keyhüsrev’e meydan okumasından sonraki gelişmeler yol aç mıştı31 . Turan.358. Aç ıkç ası S elç uklu Antalyası’nda olduğu bilinen duvarların tarihi S elç uklu önc esine dayanır. M. 378. üç ayrı mahalleye ayrılmasına yol aç tı. Osman Turan.23–24. Paul Lucas. XI. 1814. İstanbul. 1967. S elçuklu yönetiminin Antalya şehrinde fetihten sonraki günlerde yaptığı ilk işlerden biri. Rumların isyanının Müslüman ahalinin ve yönetic ilerin Cuma namazına durdukları sırada gerçekleşmiş olması nedenine bağlayan Paul Luc as 35 olduğu gibi. Kıbrıs Krallığı ile yeni bir tic aret anlaşması yaptıktan ve Anadolu’nun en büyük tic aret merkezi sayılan ve doğudan batıda giden veya S uriye ve Irak’tan gelip Karadeniz’e ulaşan yolların kesişme noktasında bulunan S ivas’ta yığılan tic aret kervanlarını harekete geç irdikten sonra aynı amac ı Akdeniz sahilinde gerç ekleştirmek iç in Antalya şehrini fethetmiş. S onraki dönemde mahalleleri birbirine bağlayan kapıların Cuma namazının kılındığı esnada ve akşamları devamlı kapatılıyor olması. A. S elç uklu taht kavgasının hüküm sürdüğü bir sırada. Selçuknâme .134-135. s. Bunun temel nedenini şehrin. Üyepazarcı. Osmanlılardan Önce Anadolu. Anc ak kentin nüfus ç oğunluğunu oluşturan Rumlar ile Frenkler. şehrin 1216’da yeniden fethinden sonraki günlerde şehrin duvarlarla üç kısma. 1212’de ayaklanarak şehirdeki yöneticileri ve Müslüman ahaliyi kılıç tan geç irip kente bütünüyle hâkim oldular32 . çev. Paris. s. 330. Antalya’yı. Akdeniz’de bir ithalat ve ihrac at limanı ve S elç uklu deniz kuvvetleri iç in bir hareket merkezi haline koymuştu. Alaaddin Keykubat 1221’de Alanya. Karadeniz’deki fetihler ile Kıbrıslılar ile anlaşmayı tamamlamak amac ıyla I. 1971. s. Turan Ne şriyat. isyanın bir gece silahlanan Rumların muhafız ve memurlara saldırarak gerç ekleştiğini kaydeden İbn Bîbî36 gibi dönemin bir S elç uklu kronikç isi vardır. . yüzyıldan itibaren Pamfilya ovasını istila etmiş olan S elç uklu Türklerinin Antalya kentinin 5 Mart 1207’de fethine.244. Cahen. C. Tarih Vakfı. İşte S elç uklular aç ısından bu ibretâmiz olay.

238. C. S elç uklu döneminde Hristiyanlar ve Müslümanlar gibi ayrı bir mahallede yaşamaya devam etmişlerdir. Tarihî. s. . Kültür Bakanlığ ı. Aslında Alanya kalesinin kurulu bulunduğu yarımadayı ç evreleyen ve onu üç esas kısma ayıran ve bugün halen ayakta duran surlar şehrin fatihi ve yeniden kuruc usu Alâeddin Keykubad döneminden kalmıştır.ikiye ayrıldığını41 gösteriyor. Bitmez-Tükenmez Anadolu. s. çev. XI. S elçuklu ve Beylikler dönemlerinde varlığını koruğunu. İbn Battûta’nın 1332’de gördüğü Antalya’ya ilişkin seyahat hatıratında “Hıristiya n tüccarlar ‘mînâ’ [=liman] a dıyla anılan semtte oturma kta dırla r. A. Kitab-ı Bahriye . s. Siyasî Tetkik . anc ak bu anlaşma kentin bir Cuma günü Müslümanların namazda bulundukları sırada 1212’de Rumların eline geç mesi üzerine hükümsüz kalmıştı. Türklerin tarafını tutmuştu. şehrin Selçuklu fethi sırasında iç iç e üç surla ç evrili bir yapısı vardır40 .13. Nitekim Koloni-mahallelerin Antalya şehrinde Mînâ adıyla kurulduğunu. S elç uklu fethinden önc eki günlerde Kıbrıs’ın hâkimiyetinde bulunan Antalya. İstanbul. 2004. yerliler (Rumlar) ile Franklar arasında rekabete sahne olmuştu ve Rumlar.I.381-383. Avram Galanti.403. C. Antalya’da olduğu gibi Alanya’da da bir kısımdan diğerine müstahkem avlulardan geçile- 37 38 39 40 41 İbn Battûta Seyahatnâmesi. İstanbul. XVI. yüzyılın başlarında Alanya’yı gezen ve şehrin kaba bir resmini yapan Pîrî Reis. Yapı Kredi. Mehmet Önder. fetihten sonraki dönemde ise yalnızc a Hristiyan tüc c arlar bulunuyordu38 . Gıyâseddin Keyhüsrev tarafından korunan Hristiyan tüc c arlar oturuyordu.e. Z.Antalya şehrinde yaşayan üç dinsel grup eskiden var olan duvarlar ihya edilerek mahalle haline getirilmiştir. Pîrî Reis. Roma döneminde Kıbrıs Yahudi c emaati ile temas halinde bir Yahudi c emaati bulunan Alanya’da39 S elç uklu ve Osmanlı dönemlerinde müstakil bir Yahudi c emaati oluşturac ak sayıda Yahudinin bulunduğuna ilişkin bir kayıt yoktur. Ökte. Türkler ve Yahudiler. 22 Oc ak 1216’da Antalya’nın yeniden fethinden sonra ise -Rumlara olan güvensizliğin de etkisiyle. şehrin bir duvarla -aşağı ve yukarı olmak üzere.. Bizans’tan kalma bir koloni mahallesi olan Liman mahallesinde ( Mînâ ) ise şehrin fatihi I. a. S. E. s. Bu ma ha llenin çevresini bir duva r kuşatmakta”37 ifadesinde görüyoruz. Aykut. Şehrin ahalisi arasında Ermeni kilisesine ba ğ lı olanlar da bulunur (Heyd.g.134 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 venlikten kaynaklanan nedenlerle yapıldığı anlaşılıyor. 611). Selçuklu’dan önc eki dönemde burada Müslüman ve Yahudi tüc c arlar da oturuyor. 1207’de kentin fethinden hemen sonra Venedik ile bir tic aret anlaşması yapılmış. 1947. s. Zimmîleri duvarlarla ayırma keyfiyetinin Alanya şehrinde de mevc ut olduğunu görüyoruz.IV. İstanbul. ed. anc ak kalenin. Bu dönemde Antalya. yüzyılda Antalya şehrine gelmiş olan ve İskenderiye’deki Yahudi c emaatiyle birlikte ç alıştığı anlaşılan Antalyalı Yahudi tüc c arlar. 1988. Ankara. 1970. Anadolu ve Konya’nın güneydeki doğal ç ıkış yeridir ve Mısır ile tic aretin en büyük limanıdır.

A. Alaeddin Keykubad tarafından aynı tarzda ikinc i bir duvarın yapıldığını. Alanya . Bu duvarların aslında şehrin tahkimatına yönelik olduğunu ve zaman iç inde -İstanbul’da. s. Behset Karaca. Osmanlı Antalyası’nda olduğu gibi. XV. Erzurum ve Malatya gibi şehirler oldukç a gelişmiş bir durumda bulunuyordu. Müslüman Türkler ise Kıbrıs’ın Magosa şehri ile Suriye’nin ve Kırım’ın bazı şehirlerinde tic aret yapmak amac ıyla yerleşmiş idiler47 .38-43. Antalya şehrindeki surların44 ise fetihten sonraki üç aylık yoğun bir ç alışma sonucunda (22 Oc ak-19 Nisan 1216) bir ihtiya t tedbiri olarak yapıldığını. İstanbul. S ivas. Erzincan. Selçuklular ve İslâmiyet. bundan on yıl kadar sonra. Ta ş a Yazılan Zafer/Victory Inscribed. Kale Kapısı’ndan ( Şâ hrâh ) Taş Mescit’e uzanan bir şekilde kentin 1⁄3 oranında ikiye ayrıldığını ve duvarın üzerindeki burç ların ha sım ta rafın doğuda olac ak şekilde yerleştirildiğini gösteriyor.46 bu ayırma işlemin eskiye oranla zamanla yumuşatıldığını gösteriyor. Ozil. 1993. bundan sonra iki sur arasında Türkler tarafından Ahi Yusuf Mesc idi’nin yapılmış olduğunu45 yazıyor. Fakülte. S elçuk ve Osmanlı Alanyası’nda bir mahalle oluşturac ak nüfus yoğunluğu olmayan Yahudilerin Rumların semtlerinde oturduğu söylenebilir. S uriyeli ve sair halkların yanısıra Yahudi mahalleleri oluşmuştu. Samsun. zimmîlerin oturdukları mahallelerde Müslüman Türklerin de oturmaları gerç eği. 2002. Antalya. 2002.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 135 rek ulaşılırdı42 . 2002. . Konya. Antalya IV. Ali Yıldırım. Niksar’da ve Alanya’da olduğu gibidinsel ve ırksal grupları birbirinden ayırmak amac ıyla yeniden yapılandırıldığını43 anlıyoruz. Bu şehirlerde İtalyan. Mahallelerin duvar ve surlarla ayrılması keyfiyetinin Osmanlı döneminde de devam ettirildiğini. İranlı. Selçuklu Semineri. Turan. Fransız. 2000. Yüzyıllar). Mübarizeddin Ertokuş’un ikinc i kez vali olduğu sırada (1216) Sultan İzzeddin Keykâvus döneminde yaptırıldığını. s. Antalya. İstanbul Fetih Cemiyeti.137. Ankara. Leiser. 42 43 44 45 46 47 Alanya kalesinin ve şehrinin bölümleri için bkz: Vasos Voyacoglu. Tuncer Baykara. çev. Antalya şehrinde oturan milletler ortalık kararınc a ve Müslümanlar Cuma namazını kıldıkları sırada mahallelerinin kapılarını kapatmak zorunda olduklarını Antalya şehrini gezip gören hemen bütün seyyahlar dikkatli bir şekilde yazıyorlar. Isparta. s.32-33. S elçuklu döneminde uluslararası tic arî mübadele ve hareketlerin ilerlemesi sayesinde büyük kervan yolları üzerinde bulunan Antalya. Tunc er Baykara. DAKTAV. Yüzyıllarda Teke Sanca ğı. Yönetim merkezinde olduğu gibi kenti mahallelere ayıran duvarlar ve surlar da Bizans’tan devralındı. 1225 yılında şehre yığılan Türkmen nüfusunu kalenin iç ine yerleştirmek amac ıyla S ultan I. Türkiye’nin Sosyal ve İktisadî Tarihi (XI-XIV. s.113.128. yeni surun eski surla birlikte yeni bir İçka le ortaya ç ıkarmış olduğunu. s. Alanya. surların. Redford-G. benzerinin Uluborlu ile Niksar’da da bulunduğunu. 2008. Kayseri. ve XVI. Alanya Kitâbeleri. “ Bir Selçuklu Şehri Olarak Antalya” . Bunun için bkz: S.

30-31. B. Yüksek şehir. İstanbul’da Yahudilerin oturduğu Bahç ekapı ile Ayasofya arasındaki mahallenin surlardan denize doğru ç ıkış kapısı olan ve Yenicami c ivarında bulunan mahalleye Bizans döneminde Porta Hebra ica/ Porta Judeca denirdi.276-277. çev. ç ağdaş kimi monarşiler tarafından da uygulandığına tanık oluyoruz. Antalya’daki durumun Konya. Birç ok İslâm ülkelerinin yanısıra S elç uklu ve Bizans’taki uygulamaların. Asya ve Afrika Gözlemleri. Alâeddin Camisi ile Ahi Yusuf Mesc idi’nin ç evresindeki kısımda ise Müslümanların oturduğunu. ç ünkü S üleyman Fikri Erten’in ç iziminde gösterilen üç mahalleden ikisinin Türklerle iskân edilmesi sonuc unda geriye ç oğunluğunu Rumların oluşturduğu bir mahalle kalıyor ki.6-7).145. İstanbul. bunların Fransız Krallığı’ndan kovulmuş olduğunu belirtiyor49 . Deniza ş ırı Seyahat. 1432’de Buda’yı gezen Fransız gezgini Bertrandon De La Broquiére. Örneğin Mac ar krallarının başşehri Tuna’nın sağındaki Buda (Budin) şehrinin XV. Şu halde bugünkü Civelek Sokak ile Hesapç ı S okak arasında bulunan etrafı duvarlarla ç evrili mahallede Yahudilerin. 2000. Süleyman Fikri Erten. Antalya. S elanik ile İstanbul’un yanısıra başka yerlere yerleştirmiş ve nüfus kütüklerine Buda lı Sürgünler şeklinde kaydetmiştir50 . İstanbul. Yahudi Mahallesi. S u Ş ehri. anc ak zaman iç inde Müslüman Türklerin Rumlar tarafına doğru genişleyerek nüfusun ç oğunluğunu oluşturduğunu. 1524’te Buda’yı alan Osmanlılar. Ch. 1994. Makbule ve Barbaros mahallelerinin bulunduğu kısımda Ermeniler ile Rumların. Yukarı Mahalle ve Aşağı Mahalle. çev. Fikri Erten (1876-1962) Budalı İmamzâde ailesine mensup oldu ğ unu. C. Eren. İ. yüzyılda şu altı mahalleye ayrılmış olduğu görülüyor: S aray Mahallesi. Bernard Lewis. Antalya Livası Tarihi (1922) müellifi S. farklı mezhep mensubu Yahudiler arasında da uygulanıyordu. Arda. Türk Yahudileri Tarihi. 1993. burada Fransızc ayı ç ok iyi konuşan birç ok Yahudi bulunduğunu. İstanbul. N. İstanbul.43. oradan Bosna’nın Rahiç kasabasına geldiğ ini belirtiyor (Musa Seyirci. Budin’in 1526 yılında fethine ilişkin bir an- . S. anc ak şehrin hâkimi Müslüman Türkleri Rumlardan ve Yahudilerden birer duvarla ayırma işleminin Niksar. 1996. Antalya ve Alanya gibi birkaç şehirle sınırlı olduğunu görüyoruz. Schefer. ed. Borgulu. Arslanta ş. çev. Ankara. a man dileyen binlerc e Hristiyan ile Yahudiyi Buda’dan sürgün olarak Edirne. Şener. İmge. s. 1170’de İstanbul’u ziyaret eden Yahudi seyyahı Tudelalı Benjamin. yüzyılın ortalarına kadar burada yaşadığı anlaşılıyor. 48 49 50 Ortaça ğ’da İki Yahudi Seyyahın Avrupa.136 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Bu durumda Antalya Yahudi c emaatinin etrafı duvarlarla ç evrili ayrı bir mahallede oturması imkânsız hale geliyor. s.I. s. Alanya gibi bazı şehirler iç in de geç erli olduğunu. Kaknüs. Yahudilerin de bir zaman sonra Balibey Mahallesi tarafına taşındığını ve XX. İslam Dünyasında Yahudiler. Pera’da Rabbanî ve Karaim Yahudileri arasında sıkç a vuku bulan kavgaları önlemek amac ıyla aralarına yüksek bir duvar ç ekilmiş olduğunu yazıyor48 . bu durumda İbn Battûta’nın 1332’de gördüğü etrafı duvarlarla ç evrili bir Yahudi mahallesinin gerçek olmaması gerektir. Bizans’ta zimmîleri duvarlarla ayırma durumu yalnızc a Hristiyanlar ile Yahudiler arasında değil. Gözlem. 2001. s. s. Naim Güleryüz.

İslâm Ansiklopedisi.70. Wilfried Buch’un ifadesiyle. Rumların oturduğu mahallenin ç evresini birer duvar kuşattığını.I. “ Kudüs’e Giden Alman Hacılarının Türkiye İzlenimleri” . “ Antalya” . sa nki üç a yrı şehirden oluşuyormuş gibi.532. Nu. Liman’ın etrafını kuşatarak şehri talî kısımlara ayıran surlar. MEB. onların etrafının da bir surla ç evrili ve ka le gibi olduğunu yazıyor. Bu tasnif ve gözlem klasik bir Ortaç ağ Türk-İslâm şehrinin sosyal yapısını gösterir. TDV. pek ç ok hamamın. XV. S elç uklu döneminde Mînâ ’da Batılı Hristiyan tüc c arların yanısıra Arap. ayrıca bkz: Galanti. bütün şehrin etrafını ve söz konusu ettiği semtleri de iç ine alan geniş surlar tarafından kuşatıldığını anlatıyor51 . Budin dışında karşılayarak şehrin bütün anahtarlarını kendisine sunan heyetin ba şında bulunan Yozef ben Salamon Eskenazi’ye bir ferman vererek kendisini ve ailesini ve kendinden sonraki bütün sülalesini süresiz olarak her türlü vergiden muaf tutmu ştur (Güleryüz. Feridun Emecan. Kanunî Sultan Süleyman. İstanbul. yüzyılın ilk yarısında kaleme alınmış bir Köln Seya ha tna mesi’nde Antalya şehrine ilişkin şu satırları okuyoruz54 : “Antalya güzel bir şehir. C. Müslüman (ve Türkler) ahalinin ise şehrin ta m merkezinde oturduğunu.403. C.234. “ Antalya” . Rum. s. Yahudilerin de kendilerine ait bir yerleşim alanları bulunduğunu. 1991.461. Müslüman ve Yahudi mahalleleri ile Yönetim (İç kale) ve Tic aret (Mînâ=Liman) semtleri. Kalenin surları için bkz: Besim Darkot.I. Diyane t İslâm Ansiklopedisi.234-235. şehrin a sıl ha lkı dediği Rumların başka bir mahallede oturduklarını. orta kesiminde ise Yahudiler oturuyor. s. en eski şehrin ç ekirdeğini oluşturur ve kadim ç ağlardan kalmadır52 . 1978. güney-doğusunda Rumlar. . konumu aç ısından örnek ve sembol bir durum arzeder. Türk Yahudileri Tarihi. Belleten. Ş ehrin esas kısmı olan Liman’ın batısında ve kuzey-doğusunda Müslüman Türkler. burasının da yine büyük bir duvarla ç evrili durumda olduğunu belirtiyor. “ Antalya” . Duva rla rla ve hendeklerle üç kısma a yrılmış. İbn Battûta Seyahatnâmesi. Ş ehir Helenistik dönemde Liman’ı kuşatan ve doğuya doğru uzanan kesimde iken.36). Cuma vakti ve her gec e bu duvarın kapılarının kapalı tutulduğunu. pazar ile ç arşılar Türklerin oturduğu kesimde bulunuyordu53 . Alman profesörü Dr. bulundukları yerin etrafının bir surla ç evrilmiş olduğunu. sonradan güney-doğudaki geniş alan bir surla ç evrilerek asıl şehre katılmıştır. C. yüzyılda ise kara tarafına ikinc i bir sur yapılmış ve şehrin gelişimi ve temel yapılanımı sağlanmıştır. şehrin merkezinde bir Cuma Câmii (Yivli Minare) ile medresenin. Türkler ve Yahudiler . Şehrin bir bölümünde 51 52 53 54 latıda Osmanlı ordusunun şehre girmeden önce Hristiyan halkı çoktan şehri terk etmiş. C. İstanbul. Ragusa şehri gibi her dinden. düzenli planıyla kalabalık ve zengin ç arşılar bulunduğunu.XLVI (Temmuz 1982).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 137 1332’de Antalya’ya gelen İbn Battûta. Biraz farklı bir yerle ştirme için bkz: Emecan. şehrin beyi ile ailesinin ve devlet erkânı ile kapıkullarının oturdukları semtin ( İçka le) diğer taifelerden tamamen ayrılmış olduğunu. Antalya’nın S elçuklu mirası sosyal yapısını İstanbul’un fethine (1453) kadar koruduğu anlaşılıyor. Yahudi gibi yabanc ı tüc c arlar da ikamet ediyorlardı. s. yalnızca Yahudiler kalmıştır. X.III. s. s. her ırktan insana hoşgörü ile kuc ak açan bir şehir olan Antalya. s. Bu durumda Antalya şehrinin beş bölüme ayrıldığını görüyoruz: Hristiyan. s.I. Diyane t İslâm Ansiklopedisi.

1332’de şehri gezip gören İbn Battûta’nın seyahat hatıraları ve gözlemleri ve dönemin tarihsel gerç ekleri ile koşutluk iç indedir. yüzyılın başlarında S elç uklu Türkleri tarafından alınan Antalya kentinde dinsel bir c emaat olarak müstakil bir mahallede oturan şehrin Yahudileri.” Bu satırlar. burada c emaatlerinin adına birer sinagog da kurmuşlardı56 . Türkler ve Yahudiler . Bu dönemde Pamfilya ile Likya’nın gelişmiş kentlerinde dağınık durumda bulunan Yahudiler. bölgenin en yoğun Yahudi yerleşim yeri olan S ide’nin Araplar tarafından tahrip edilmesi üzerine Antalya kentine göç müşlerdir. XVII. İslam Dünyasında Yahudiler .138 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Hıristiya nlar oturuyor. s. Perge. Şehirde çok sa yıda Hıristiya n tücca r var. s. yüzyılda şehri gezip. diğer bölümünde otura n Ya hudiler cuma rtesiyi ve üçüncü bölümde otura n Türkler (Müslümanlar) ise Cuma gününü ta til sa yıyorla r.16. Attaleia kentlerinde oturuyorlardı. Bu gözlemler aslında bir gerçeğin ifadesidir. Sonuç olarak. Roma döneminde Myra. Phaselis. S ide.142. Bizans döneminde ise Hristiyanlaşma yoluyla Helenleşme durumuna maruz kalmışlar. onlar pazar gününü. gören ve yazan Fransız gezgini Paul Luc as gibi bir Batılının gözlemleri ile de örtüşmektedir. Bu zorunlu iskân sonuc unda buralarda âdeta tek bir Yahudi bile bırakılmamıştı55 . bir yüzyıl kadar önc e. yeni başkent İstanbul’un yeniden imar ve iskânı amac ıyla yapılan göçler sonucunda Osmanlı döneminde küç ük bir azınlık haline gelmiştir. Üstelik sonraki dönemde. Gayri-Müslim c emaatlere hukukî bir statü veren Fatih S ultan Mehmet ise İstanbul’un fethinden sonraki dönemde bir fermanla Balkanlardan ve Anadolu şehirlerinden ç ok sayıda Yahudiyi getirterek başkent İstanbul’a yerleştirmişti. . Pamfilya Yahudi c emaatine ilişkin tarihî verileri Bergama Krallığı döneminden itibaren izleyebiliyoruz. Galanti. XIII. 55 56 Lewis. Fetihten sonraki günlerde yeni başkent İstanbul’un yeniden imar ve iskânı amac ına yönelik olarak Antalya’dan İstanbul’a sürgün edilen bir grup Yahudi.

J. Bitmez-Tükenmez Anadolu. -Önder Mehmet. İlkçağda Antalya Bölgesi. İstanbul. (1958). S. çev. -Baykara Tuncer. . -Güleryüz Naim.(1997).(1996). İstanbul. Isparta. (1960). W. Karal. Teil 1. Yazıt Nu. -Bosch. Antalya Livâsı Tarihi. (1967). M. İstanbul. Şener. Matbaa-i Âmire. Ötüken. İstanbul. (1955). İstanbul. ve XVI. E. (2007). “Kudüs’e Giden Alman Hacılarının Türkiye İzlenimleri”. C. (2008). -Hellenkemper. Arda. Asya ve Afrika Gözlemleri. (1956). University of California Pres.. Fütûhü’l-Büldan. ed. Friedrich. TTK. Şalom. (2004). Pektaş. Schefer. Siyasî Tetkik. İstanbul. çev. Belleten. -İbn Battûta Seyahatnâmesi. İstanbul. Arslantaş. -Turan. XV. -Belazurî. -Tudelalı Benjamin.I. Berkeley. (1970). Tuncer. Xavier. M. çev. -Foss. George E. -Emecen. -Planhol. Ankara. Antalya. Paris. Ankara. (1971). Fortresses and Villages of Byzantine Asie Minor. Tarzi. çev. -Mansel. R. S. Selçuklular Zamanında Türkiye. A. Selçuknâme.(1979). Tarihî. Pamphylia Tarihine Dair Tetkikler.. C. MEB. (2004). Z. . C. -Pîrî Reis. Clemens Emin. 1948 Yılı Kazılarına Dair Rapor. Pisidien und Lykien Im Spatmittelalter.. Gözlem. -Moğol Hasan. (1978). – Leiser. -Cahen. (1957). -Redford. İstanbul.I. Süleyman Fikri. Voyage du Sieur Paul Lucas. Besim. B. -Buch. İstanbul. C.IV. (1956). Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften. -Sefername. Antalya. “Antalya”. (2009). -Bean George E. (1964). London. -Bean. Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları.D. A Mediterrenean Society. Paul. İstanbul. Maarif Vekâleti. (2000). Antalya Tarihi. S.İnan Jale. Kültür Bakanlığı. Arif Müfid. Aykut. S. çev. (2005). (1976). (1947). Denizaşırı Seyahat. Z. -Lucas. çev. (2004).XLVI. (1993). -Çevik. (1967). Yapı Kredi. “Bir Selçuklu Şehri Olarak Antalya”. Ankara. -Broquiére.Mansel Arif Müfid .II. “Likya’da Yahudi Varlığı İlk Kez Kanıtlandı”.III. Ankara. Kitab-ı Bahriye. Antalya IV. Atlan. Taşa Yazılan Zafer/Victory Inscribed. Ch. E. İstanbul. Ankara. Kaknüs. -Lewis. C. Nevzat. Ortaçağ’da İki Yahudi Seyyahın Avrupa. (1939). (1988). TDV. Z. Selçuklular ve İslâmiyet. C. çev. Landschaftgeschicte von Pmphylien. -Star. A. Yinanç. Side Agorası ve Civarındaki Binalar. C. -Baykara. Selçuklu Semineri. Paul R. Barbara. Cities. Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası. -Trebilco. Türk Yahudileri Tarihi.. Osmanlılardan Önce Anadolu. Band 8: Lykien und Oamphylien. (1814).. -Darkot. İstanbul. Yüzyıllarda Teke Sancağı. (1982). Turan Neşriyat. (2000). (1997).. MEB. H. (2002). çev. çev. Paris. (1993). çev. Arif Müfid. çev. İstanbul.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 139 BİBLİYOGRAFYA -Balard Michel. TTK.W. Ugan.I. Wilfried. İslam Dünyasında Yahudiler. Athens. -Turan Osman. Ökte.I. S. K. Türkiye’nin Sosyal ve İktisadî Tarihi (XI-XIV. (1338). İmge. İstanbul. İstanbul. Cambridge. M. Kitabevi. Çavaş. -İbn Bîbî. Osman. çev. (1996). E. Türkler ve Yahudiler. Wien. Side Kılavuzu. Hansgerd – Hild. ed. . Bertrandon De La. İstanbul. -Erten. İslâm Ansiklopedisi. Clive .. C. -Flemming. Yakın-Doğu Ticaret Tarihi. Turkey’s Southern Shore. -Karaca Behset. -Heyd. Wiesbaden. Nu. Ankara TTK. Hampshire. G. Jewish Communities in Asia Minor.Tabula Imperii Byzantini. -Mansel.De La Plaine Pamphylienne aux Lacs Pisidiens Nomadisme et vie Paysanne. İstanbul. Mehter. Ankara. Ankara. İ. The Jews of Byzantine Empire. N. . Tome I. Feridun. (2001). Bernard. (1967). Kitabı Mukaddes/Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil). -Ramsay. Yüzyıllar). Diyanet İslâm Ansiklopedisi. (2000). -Goitein. İstanbul. (1991) “Antalya”. (2000). -Galanti Avram. 69. MEB. İstanbul. Üyepazarcı.

İstanbul Fetih Cemiyeti. -Wallace. çev. İlkgelen. (2002).140 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -Turan. Metis. çev. Alanya. . İstanbul. -Yıldırım. -Voyacoglu.I. (2002). –Williams W. Şerafettin.. Türkiye-İtalya İlişkileri. İstanbul. Alanya Kitâbeleri. Z. Ozil. A. (1999). R. Z.Tarsuslu Paulus’un Üç Dünyası. Ali. DAKTAV. İstanbul. (1990). C. Vasos. Alanya.

the public was able to breathe a sigh of relief and especially thanks to the debt suspension of Agricultural Bank. Thanks to these helps. Dr. Hatta bazı bölgelerde ölüm olayları bile meydana gelmiş olduğundan hükümet. The Central Anatolia Region was the most affected area by this drought. Ya rdım AN ANALYSIS OF THE DROUGTH DISASTERS IN THE P ERIOD OF REP UBLIC Abstract The most important drought in the period of Republic occured in 1928. m. Bu yardımlar sayesinde halk rahat bir nefes alabilmiş ve özellikle Ziraat Bankasının borçları ertelemesi sayesinde üretici durumlarına devam edebilmişlerdir. çoğu aile yiyeceksiz kalmış ve bu yüzden bir kısmı yerlerini terk etmişlerdir.com . Even some death incidents occured in some areas and the government helped the people of thes e regions by means of Hilal-i Ahmer and Agricultural Bank. Hila l-i Ahmer. Bu bölge halkının çoğunlukla ziraatle meşgul olması. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. Dealing with the agriculture by most of the citizens of this region increased the exposure ratio from the drought. Because of this drought. Nitekim bu kuraklıkla birlikte. Issue : 5 Pa ge : 1 4 1 -1 76 CUMHURİYET DÖNEMİNDE YAŞANAN KURAKLIK FELAKETLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Necmi UYANIK* Muhammed SARI∗∗ Özet Cumhuriyet döneminde yaşanan en önemli kuraklık 1928 yılında meydana gelmiştir.. Bu kuraklığın en etkili olduğu saha ise İç Anadolu olmuştur. necmiuyanik@hotmail. Kıtlık . Anahtar Kelimeler Kura k lık . Fa mine. they were able to continue their agricultural life. kuraklıktan etkilenme oranını artırmıştır. many families exposed to lackness of food and drink and some of them abandoned their places. bu yörelerin halkına Hilâl-i Ahmer (Kızılay) ve Ziraat Bankası vasıtasıyla yardımda bulunmuştur. Hilâ l-i Ahmer. Key Words Drought. Sa yı: 5 Sa yfa : 1 4 1 -1 76 Ye a r: 2 0 1 1 .TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 .sari@hotmail.com Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Doktora Öğ rencisi. Help * ** Doç.

Bunlardan Osmanlı döneminde olanlarından bazısı yazılmıştır. S.4. hatta bazen kar kalınlığı telgraf direklerinin boyuna ulaşınc a haberleşme imkânları da kesilmiştir. Buna mukabil mahsulü tamamen değilse bile.11. Sinan Kuneralp. 1942 ve 1945 senelerini de ikinc iye örnek olarak verebiliriz 3 .135. gelişme olanaklarının kısıtlandığı bir doğal yaşam ortamıdır1 .142 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Kuraklık. 54. sonbahar aşırı yağışlı. ya da şiddetli soğukların ve kuraklığın neticesi olarak görülmüştür. “ Orta Anadolu’da Kıtlık (1873-1875)” . masallara ve destanlara girerek herkes kuraklık ve kıtlığın ne olduğunu bilir hale gelmiştir4 . s. C. Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı Dergisi. s. s.36. Dönüm. Ancak bu tür kıtlık seneleri daha ç ok yağış azlığından. Temmuz 1974. Umran Emin Çöla şan. yüzlerc e köy ise mahsur kalmış. 76. Yıl: 2. Hayat Tarih Mecmuası (Tarih ve Edebiyat Mecmuası). 1939. s. Bu destanlarda halkın o zamanki 1 2 3 4 5 6 Nihat Uluocak. Yaşanan kuraklıklar iç erisinde en tesirli olanı 1874 yılında meydana gelmiştir. kış ise bütün ülkede fevkalade sert geç miştir. “ Kuraklık ve Kurak Bölgelerin Özellikleri” .7. 1874. o yıl az mahsul toplanabilmişti. halkın iç inden yetişen ozanları dokunaklı feryatlarla dile getirmişlerdir. Öyle ki.133. 1887 ve 1928 senelerini birinc iye ve 1935. Yıl:10. S. s. Buna karşılık. birç ok seneler yurt ekonomisinin sarsılmasına. s. “ Orta Anadolu`da Kuraklık” . S.31. 6 Temmuz 1945. . bitki hayatının ve daha doğrusu toprağa bağlı hayatın. Cahit Öztelli. 2. Bu tür iklim şartlarının etkisi ise en ç ok İç Anadolu vilâyetlerinde görülmüştür. tarih boyunc a büyük kuraklık ve kıtlıklar yaşamıştır. Şevket Ra şit. S. Ocak 1948. Nejat Berkmen. 1874 yılında meydana gelen korkunç kıtlık hakkında birç ok halk şairi destanlar meydana getirmişlerdir. “ Kuraklık ve Memleketimiz” . Bu sıkıntılı yıllar. Bu sıkıntıların başında. İstanbul’da bile Haliç ’i buzlar tutmuştu. Buna örnek olarak. ç iftç inin büyük sıkıntılar ç ekmesine sebep olmuştur2 .6 Bunun netic esinde pek ç ok kişi ya ölmüş. Yıl: 6. Orta Anadolu’da kuraklık ve kıtlık o kadar etkili olmuştur ki. tabiat tarafından hassas bir şekilde ç izilmiş olan yağış karakteri. “ Kuraklık ve Kıtlık” . yani kuraklıktan kaynaklanmıştır. C. Bu tür felâketlere Türk tarihinin her safhasında tesadüf etmek mümkündür. Hiç şüphesizdir ki Anadolu.9. “ Halk Şiirinde Tarihi Kıtlıklar ve Kuraklıklar” . şeklinde dile getirilmiştir. 1845 kuraklığı Kayserili bir ozan tarafından “erdi bu kıtlığa nice çok diyarlar-cümlesinden ehven oldu bu civar”5 . Haziran 1935. halkın uzun seneler ç ekmek zorunda kaldığı kıtlık felâketi gelmektedir. 6. 1845. S. kuraklığa veya daha genel bir tabir ile gayrimüsait senelere daha sık tesadüf edilmektedir. % 40 ve hatta bazen % 50’den fazla azaltan soğuk. S. 1873 yazı Orta Anadolu'da kurak geç inc e.8. Nisan 1990. Yıl: 1974. Orta Anadolu'da yoğun kar ve don yüzünden yollar aylarca kapalı. % 30. Tarihte kıtlık seneleri diye bilinen seneler ya vakitsiz yaşanmış. Tarih ve Toplum. ya da bulundukları yerleşim yerini terk ederek kendilerine yeni hayat sahaları aramaya başlamışlardır. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri B . Ekonomisi daha ç ok toprak ürünleri üzerine dayanan Türkiye’nin. İktisadi Yürüyüş .2.

Buradaki en büyük eksiklik. “ Aksaray Folklorunda Yapraklar Aksaraylı Bir Halk Şairinin Dilinden 1290 Kıtlığ ı” .000 metreküp su bulunduran volkan gölü bulunu7 Çekildi pınardan tükendi mâ’lar Lodos yeli bulutları kovalar Rahmetten müberrâ oldu havalar Tutu ştu ciğ erler büryan içinde O zaman bir hırstır dü ştü insana Çok gavga kıldılar âb-ı revana Çıkmaz oldu zahireler meydana Bulunmazdı sevkı sultan içinde Acayiptir hele dünle bu sözü Bahar geldi gövermedi yeryüzü Hazret-i lemyezel bununla bizi Terbiye eyledi bir an içinde.s. Bu tesir 1930’lu yıllarda dahi sürmüş. Age. Nitekim Konya’nın kuraklıktan en muzdarip bir nahiyesinde dört yüz haneli. bu ovadaki topraklar ziraate gayet elverişliydi. yağışsızlığın sebep olduğunu ortaya koymuşlardır8 .4. İlmî bir inc elemeye dayanmamakla birlikte. Yağışın en az düştüğü bölge olan Orta Anadolu. Nejat Berkmen. Her ne kadar yağış azlığı burada kıtlıklar meydana getirmişse de. Kızılırmak’a sahildar olan köylerdi. bu tarihlerde Karadeniz de dâhil olmak üzere pek ç ok bölgeyi etkisi altına almıştır. Hasandağı. Yıl:2.354. Kızılırmak’ın kendi tabi seviyesiyle sulayabildiği yerlerdeki mahsuller gayet iyi durumdaydı10 . s. ç ok düşük bir verimdeyken sulama sayesinde bire on. S. İktisat Matbaası. gökten düşec ek yağmurlardan medet bekler hale gelmiş olmasıdır. bilhassa 1928 yılında Orta Anadolu’da meydana gelen kuraklığın tesirleri büyük olmuştur. Ankara 1930. doğal olarak bu durumdan en ç ok etkilenen bölge olmuştur. (Çeviren: Alaettin Cemil). agm. ç iftç inin bu tür su kaynaklarını kullanma zahmetinde bulunmaması ile. Öyle ki. A. yüzeyi yerden on metre alç akta ve suyunun derinliği 130-140 metre arasında olan. perişan hâli. yaşanan kuraklığı sadec e bu etkene bağlamak doğru olmayac aktır. samimi bir dille ifade edilmiştir7 . Yine Kırşehir ve Aksaray’da kuraklıktan en çok etkilenen köylerin bir kısmı. Leon Robinowicz. iç erisinde yaklaşık 7. Uygulanmakta olan ziraat tarzının da kuraklığın şiddetini arttırmada büyük tesiri olmuştur.12. Ağ ustos 1952. Christiansen-Weniger ağaç kütüklerinden yaptıkları araştırmalarda.353. Örneğin Beyşehir Gölü’nün aç ılmasından evvel tarlalar.. s. Doğal olarak buralarda kuraklıktan ç atlamış ve mahsulleri yanmış tarlaların bulunması büyük bir tezat oluşturmaktaydı.8.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 143 muzdarip ruhu. s. kanaatlerine ve yüzeysel bir bakışla bile görülen duruma göre. Nüfus Meselesi. 8 9 10 .. KURAKLIĞIN SEBEP LERİ VE TESİRLERİ Prof Gassner ile Prof. ç iftç ilerin bilgilerine. Bu tarihten sonra ise. hatta yirmi ürün vermekteydi9 . 1928 yılından bu yana olan tarihlerdeki kıtlık veya fena mahsule. fakat ç obanlık yüzünden yarı yarıya terk edilmiş ve kuraklık yüzünden de tamamıyla harap olmaya mahkûm gibi duran Obruk Köyünün kenarında.

“ Küçük Çifçilerimizin Zirai Dertleri. ç iftç ilerden ç oğunun ziraata elverişli ortalama kırkar dekar arazisi ve birer ç ift c ılız öküzü bulunuyordu.12 Verimsiz kalan bu toprakların yanına. s. giyeceğini sağlamak. bir de ç iftç inin ziraattaki yanlış usulleri ekleninc e tehlike bir kat daha artıyordu. ahır ve basit ziraat aletleri yapac ak keresteden. harman temiz- 11 12 13 14 15 Age. 840 kilosunu ise en az beş nüfuslu ailesinin ekmeklik ihtiyac ına ayırıyordu.. Bu arazinin yarısı kara nadas halinde 1-2 yıl dinlendirilir. en azından emeğin inisiyatifi aç ısından ç iftç inin ayakta kalması yolunda önemli bir alt yapı sağlanmış olabilirdi. S. Nisan 1952. Yine ç iftç i toprağı iyi işleyen ve mahsulü ç abuk ve uc uz eken orak. birkaç ç iftç inin hayvanının sulanmasından başka işe yaramıyordu. Bunun yanında. s. Bir yetersiz yıllık ziraî üretim. Odun yerine sığır gübresinden yapılmış tezeği yakmakta olduğundan. yemsiz. seksen bin liralık bir sermayenin teminini sağlamıştı15 .13 Öyle ki..146.93. Fakat ç iftç i bu tür imec e usullerini uygulamazken. ç iftç ilerin genellikle ziraatlarını arpa ve buğdaya dayandırmaları olmuştur. samansız ve bakımsızdı. Hâlbuki bu ailenin yalnız katıksız ekmeği için 1. inekleri ve çift öküzleri.095 kilo buğdaya ihtiyac ı oluyordu. yemek pişirmek ve kışın ısınmak iç in gerekli yakacak odundan mahrumdu. Leon Robinowicz. Çift öküzleri değil demir pulluğa. s. İyi damızlık boğası yoktu. kara sabanı bile ç ekemeyecek derec ede küç ük ve c ılızdı. s. hava uygun giderse 1. age. kuru ekmeğini bile karşılamayan bu gibi ailelerin erkeklerini.. Bu sebeple ç iftç i. mısır ve darı gibi yaz mahsulü ekilmiyordu. diğer yarısı da ekilerek. ziraat birlikleri. tarlaları gübresiz ve toprakları da verimsizdi. Anc ak bu su.357. ziraî itibar sandıkları ve teşkilatları ile hatta daha basitleri ve ilkelleri olmuş olsaydı. Bu sebeple inekleri sütsüzdü. Bu buğdayın 360 kilosunu diğer yılın tohumluğuna. Zihni Derin. Hiç olmazsa kaybettikleri yiyeceklerini. Çiftç inin ziraat iktisadına ait teşkilatsızlığı. belki de bu kuraklıktan ç iftç iler daha az etkilenecekti. Üretim kooperatifleri. güc ü yetenlerinin. agm. ağaç tan mahrum bir hâle gelmişti. ev. kuraklığın vahametini artırıc ı bir etken olmuştur. Zihni Derin. s.144 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yordu.11 S ulama kaynaklarından faydalanılmaması netic esinde bütün kurak bölgeler. age.93.355. zaten iş buhranı iç inde olan şehir ve kasabalara akın ederek işç ilik yapmaya mec bur bırakıyordu14 . Leon Robinowicz. Örneğin Aksaray valisinin 1927 yılında imec e usulü ile bir miktar ziraatta bulunması. hükümete olan vergisi ve tüc cara olan borcunu ödeyebilmek iç in.. tohumluklarını kendi kendilerine temin etmiş olurlardı. eksik ekmeğini tamamlamak. Ziraat ve Ticaret Gazetesi.358. Bu süreç te sıkıntıyı meydana getiren ziraat tarzından biri. otsuz.200 kilo kadar buğday kaldırılabilirdi. Kurumsal bir teşkilatlanma gerçekleştirilebilseydi. . Tarım Bakanlığ ının Küçük Su İşlerine Ait Hayırlı Bir Te şebbüsü ve Bu İşte Muvaffak Olma Şartları” .

1928 yılındaki kuraklıkla birlikte iyic e aç ığa ç ıkmış ve ç iftç inin yüzü gülmez hale gelmişti. (Pulluk ve saire için bir sermaye tesisi hakkında 1/709 numaralı kanun lâyihası ve İktisat ve Bütçe Encümenleri mazbataları). Adliye ve Bütçe Encümenleri mazbataları). TBMM Zabıt Ceridesi. Ayrıc a bu kuraklık 16 17 18 19 20 Zihni Derin. Ankara (tarihsiz). s. Yozgat. Bununla birlikte. Leon Robinowicz. Devre: III. kendini kalkındırac ak olan yeni ziraat usullerini bilmemekte birlikte bu usulleri kendine öğretecek rehberden mahrum durumdaydı.93. Bu sebeple hükümet. Bu kuraklık Konya. age. C. O dönemde ç iftç i. Eskişehir ve Afyon gibi vilâyetlerde etkili olmuş ve ilk anda nüfusun yaklaşık beşte biri üzerinde etkisini göstermiştir. B. Aksaray. bilhassa insan sağlığı üzerinde sıtma gibi hastalıklara neden olmuştur. Yine mahsullerini değerlendirec ek satıc ıya kadar depo edecek. TBMM Zabıt Ceridesi. Bildiklerini tatbik edec ek enerjilerini kaybetmişlerdi19 . . s. Ziraat Bankasından sağlayabildiği az bir miktar parayı ziraî üretimde kullanamamaktaydı. s. Diğer taraftan ihtiyac ı nispetinde krediden de mahrumdu.XII. Fakat buradaki en önemli sorun. Zihni Derin. bir elden taşıyıp kıymetli fiyatla satac ak ve dünya piyasalarından haber alac ak vasıtalardan mahrumdu. Ankara (tarihsiz). hem de toprağı derinden işleyec ek modern tarım aletlerinin bulunmayışıydı17 . bu gibi zararlardan en az kayıpla kurtulmak istemiş ve bunun iç in de bir kanun dahi hazırlanmıştı. KURAKLIĞIN DEVLETE VE HALKA VERDİĞİ ZARAR Eskiden beri kıtlıklar ç ok mühim değişikliklere sebep olmuş. toplumsal anlamda pek ç ok kişi ekmek bulamaz hale geldiği gibi aç lıktan ölenler dahi olmuştur. Devre: III.. Bu yokluk. İçtima: III. agm. Bu sadec e olayın ekonomik boyutunu teşkil ederken. 1928 yılı kuraklığının etkisini çoğaltan sebeplerden birisi de hem ç iftç inin yeterli sermayeye sahip olmaması. ç iftç inin modern tarım aletlerine sahip olmamasının yanında. Bu durumun netic esinde.1. s.93.2. kuraklıktan önc eki iki senenin kısmen kurak gitmesi ve 1928 yılı kışının şiddetli geç mesinden ç iftç ilerin alac akları mahsule güvenerek mevc utlarını hayvanlarına harc amaları yüzünden ambarları ve sermayeleri bakımından zayıf durumda kalmalarıdır20 . Bunun nedeni ise. Bu pullukların dışarıdan değil iç eride üretiminin sağlanarak temin edilmesi de kararlaştırılmıştır18 . s. C..350.XX. Kuraklıktan etkilenme oranının az gibi görünmesine rağmen etkisi ç ok şiddetli olmuştur. İçtima: II.. agm.1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 145 leme ve ayırt etme işlerini temin eden yeni aletlerden mahrumdu16 . (Ziraat makinelerinde ve ziraatta kullanılan mevadı mü ştaile ve muharrike ile müstahzaratı kimyeviyenin rüsumu hakkındaki kanunu tadil edici 1/498 numaralı kanun lâyihası ve İktisat. Kırşehir. bu tarım aletlerini değerlendirec ek bilgiden de mahrum kalmasıdır. kuraklıktan sonra artık eski sabanların yerine daha modern pullukların getirilmesi ve toprağın daha iyi işlenerek. üretimde müthiş bir azalma baş gösterdiğinden devlet dışarıdan buğday ithal etmek zorunda kalmıştır.

Kuraklık olduğu vakit. Hâlbuki birbirini müteakip kuraklıklar netic esi olarak su kâfi gelmemişti. İçtima II. Beyşehir Gölü suyunun alç almış olması ve bu sebeple şebeke dâhilinde bulunan arazinin tamamen sulanamaması. C. Nitekim 1928 yılında. Devre: IV. Bilhassa 1928’de yaşanan kuraklık halk üzerinde olumsuz pek çok tesir yapmıştır.2. S enenin böyle kış zamanına tesadüf etmiş olması nedeniyle Beyşehir Gölü’nde su hac minin daha fazla olmasını gerektiriyordu. Celal Er. S. köylüleri pek ac iz ve perişan bir hale düşürmüş ve hatta bazı köyler ahalisinden bir kısmı. “ Kuraklık” . 3. TBMM Zabıt Ceridesi.4. Yani 1125 buç uk olması lâzımdı. TBMM Zabıt Ceridesi.42. Köylü bu felâket karşısında ne yapac ağını şaşırmış. Özellikle İç Anadolu’nun tarım bölgesi olması ve kuraklığında etkisini burada göstermesi bu tesirin derecesini katlamıştır. . 1927’den beri düşmüştü. beklenen mevsim yağmurları yağmadığı iç in tarlalarda henüz teşekkül etmiş olan buğday ve arpa başakları. Ş ebekeye muntazam ve tam su verebilmek için Beyşehir Gölü’nün seviyesi bir buç uk metre yüksek olması gerekiyordu. başka yerlere göç etmek mec buriyetinde kalmışlardır22 . ülkedeki su rezervleri azalmış. Devre: IV. Ankara 1931. Bununla birlikte. C. s. Ankara 1933. C. Yağmur mevsimi geçmiş. Devre: IV. tarımdaki verimlilik tehlikeye girmiş ve insanlar büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmışlardır23 . 1933 senesi kışın kurak gitmesi netic esinde böyle bir safhaya inmişti ki. İçtima II. Beyşehir Gölü’nün suyunu kanallara veren kapağın radyesi 1124 rakamındaydı. (1/97 numaralı Konya ovası sulama idaresinin 1931 senesi bütçe kanunu layihası ve bütçe encümeni mazbatası). suyun yeterli miktarda tarım arazisine dağıtılamaması da ayrı bir sorun teşkil etmişti. (Konya ovası sulama idaresi 1933 senesi bütçesi hakkında I /506 numaralı kanun lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). burada yaşamak zorunda kalan insanlar.219. Hâlbuki gölün seviyesi daha aşağı düşmüştü. S. Anc ak bu göç hareketi 1928 kuraklığında daha önc ekilere nazaran geniş boyutlu olmamıştır.XIII.III.146 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yüzünden pek ç ok göç hareketi de yaşanmıştır21 . 7. 7. TBMM Zabıt Ceridesi. 627. alev gibi esen rüzgârların karşısında yanıp kavrulmuştu.s. ac ı bir gerç ek olarak ortaya ç ıkmıştı. idarenin geliri arasında mühim bir yekûn teşkil eden sulama üc retinin. ehemmiyetli bir surette azalmasına sebep olmuştu25 . Karınca . Halkevi. 30 Ekim1932. Fevkalâde İçtima. Mart 1989. Örneğin 1928 senesinden başlayarak 4 sene zarfında Konya Ovasında kuraklığın devam etmesi. bakımsızlıktan dola- 21 22 23 24 25 Ali Numan. Bunun netic esi olarak suyun seviyesi mütemadiyen. s. Gelirin azalmasının yanında. Ankara 1933. su problemi başta olmak üzere pek ç ok sıkıntıya maruz kalmışlardı. s. s. Bu senelerde hüküm süren kuraklık ile su dağıtımının fennî bir şekilde yapılmaması yüzünden. 1928 kışı fevkalâde kurak gitmişti. zahire ve hayvan yemi fiyatları yükselmiş. Yıl: 55. Çünkü yağış neredeyse bu senelerde hiç düşmemiştir. Bu durum ise pek ç ok sahada etkisini göstermiştir. “ İklim ve Be şeriyet” .XIII. bu arada. artık kapaklardan su akamayac ak bir vaziyet hâsıl olmuştu24 . bu suretle kuraklık.

Maddesi kuraklık ile ilgilidir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 147 yı. 11-12. TBMM Zabıt Ceridesi. 887 TL’dir. 005. H. C. Maliye Vekâletinin müsaadesiyle kısmen veya tamamen silinec ekti32 .94. s. silinen bu borç lar ve üretimin düşmüş olması tahminî gelirlerin beklenenden ç ok az ç ıkmasına sebep olmuştur. agm. 1928 yılında ise yaklaşık olarak 108 milyon kilo buğday ithal edilmiştir30 . Devre: III. C. 20 Haziran 1931’de Arazi Vergisi Kanunu görüşülürken bu kanunun 5. Devre: III.14.25.1970. Gelirlerdeki Azalma 1928 yılında yaşanan kuraklık sebebiyle fiyatlarda bir yükseliş kendisini gösterirken. 1927’de (8. Ankara (tarihsiz). C. Bu sebeple. bu suretle zarar gördüğü idarî tahkikatla sabit olanların o seneye ait vergileri. İstanbul Ticaret Odası Mecmuası. “ Tarih Boyunca Anadolu’da Kuraklıklar” . C.XII. İçtima: III. Ankara (tarihsiz).143-144. 1926’da 7. Devre: IV. TBMM Zabıt Ceridesi. Bu tür felâketler karşısında hükümet. TBMM Zabıt Ceridesi. Bundan başka.1. Buna binaen hâsılat da 300.XIII. Avni Şanda. 116.1925’te ihrac at 192 milyon.II. 1926’da ihrac at 182 milyon. s. 237). İçtima: II. dolu. s. altın fiyatları da. (Millî Müdafaa Vekâleti 1929 senesi bütçesine fevkalâde tahsisat konulmasına dair 1/520 numaralı kanun lâyihası ve Bütçe Encümeni mazbatası). TBMM Zabıt Ceridesi. kasaplık hayvan fiyatları da düşmüştü. Bu durumun nedeni ise 1928 senesindeki kuraklıktır.159. “kara gün” iç in sakladığı altınları da piyasaya sürülmüştür. Fevkalâde İçtima. s. 1927’de 868 bin ve kurak senesi olan 1928 de ise be ş milyon liralık ithalât yapılmıştı. TBMM Zabıt Ceridesi. İçtima: III..26 Kuraklığın etkisi. O yıl en ç ok Romanya'dan buğday ithal edilmiştir28 .5 milyon. s. 1928’de 7. Tuz satışı kilo olarak. C. Fevkalâde İçtima. Avni Şanda. 803. Nitekim. her ne kadar maddî anlamda sıkıntı iç ine düşse de ç iftç ileri korumaya yönelik uygulamalara gitmiştir. Türkiye'nin buğday aç ığını kapatmak iç in. a. s.XII. ithalât 242 milyon. muzır haşarat veya bulaşıc ı hastalıklar gibi fevkalâde arızalar dolayısıyla en az üç te bir derecesinde zayiata uğrarsa. bütün ürünlerdeki ithalat bu şekilde olurken. S. Ankara 1931. bunun netic esinde bütç ede aç ık meydana gelmiştir27 . kuraklık bölgesindeki köylünün.III. Ankara (tarihsiz). Bu maddeye göre. TBMM Zabıt Ceridesi. Mesela. Devre: III. 606. birinc isi gelirlerin azalması yönünde. Görüldüğü üzere kuraklık. herhangi bir köy veya kasaba veya şehir arazisinin tamamının veya belirli bir bölgesinin mahsulleri sel. Kuraklık netic esinde. Devre: III. 1927’de kuraklık zamanına tesadüf ettiği iç in 192 milyonluk ihrac at. kuraklık. İthalât ise 211 milyon olmuştur29 . aynı zamanda ülkenin ithalat ve ihrac at dengesini de etkilemiştir. . 26 27 28 29 30 31 32 H. 158 milyona inmiştir.51. ithalât 216 milyon. Bu yüzden ç eşitli vekâletlerin bütç elerini yeniden düzenleme gereği duyulmuştur.XIX. Ekim 1970 . s. İçtima: II. Anc ak. Devre: IV. s. Kuraklığın bu tesiri sadec e mahsulle sınırlı kalmamıştır. bu ğ day olarak 1924’te 18 ve 1925’te 19 milyon liralık ithalât. 1926 da 2. Ankara (tarihsiz). dış piyasalardan buğday ithaline ihtiyaç hâsıl olmuştu. yangın.Aralık. ikinc isi ise mahsul ve hayvanların ölümü netic esinde üretimdeki azalma şeklinde kendisini göstermiştir.000 lira kadar bir azalma yaşanmıştır31 .52. C. Ankara 1931. görülmemiş bir surette düşmüştü. piyasaya fazla miktarda altın arzedildiği iç in.

İçtima: III. evvelce her bir dönüm başına muntazam şebekede 80 kuruş alınırken. İçtima: III. hâlâ lâyıkıyla ilerleme sağlayamamış olmalarından kaynaklanmıştı.37 Kuraklığın tesiri sulama alanında görülürken. . İçtima II. Ankara 1933.XIX. TBMM Zabıt Ceridesi. Devre: IV. Ankara (tarihsiz).XIII. (1930 senesi hakkında umumi mazbata). 466. 136 lira.III. C. 204 lira ve 1928 senesinde de 697. uzun süredir devam eden kuraklıktan her halde müteessir olmuş bulunan sulama sahası ç iftç ilerinin.100 lira olduğu halde. C. bilhassa hafif seyir nakliyatı 800 bin küsur lira kadar azalmış ise de. Devre: IV. Ankara 1933. 56 lira 4 kuruş olarak tahakkuk etmişti. S ulama üc reti olarak bütç edeki tahmin edilen miktar 139. Devletin gelirini azaltan en büyük sebeplerden bir diğeri.2. (Konya Ovası Sulama İdaresinin 1930 senesi bütçesi hakkında l/644numaralı kanun lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). (Anadolu . s. 1928 senesindeki hâsılatın azalmasında kuraklığın etkili olduğu şüphesizdir. 07) lira eksik tahsilât ile kapatılmıştı. 30 kuruş indirim yapılarak 50 kuruş ve gayri muntazam şebekede dönüm başına alınan 50 kuruştan da 20 kuruş indirim yapılarak 30 kuruşa indirilmişti. yine kuraklığa bağlı olarak hükümetin sulama üc retlerinde yapmış olduğu tenzilattır. C. İçtima II.072 lira 33 kuruş tahsil edilebilmişti. 000 lira tahmin edilmişti. Fakat bu sene zarfında İç Anadolu’da meydanda gelen kuraklık dolayısıyla.Ba ğ dat demiryolları ve Haydarpa şa liman ve rıhtım idaresinin 1928 senesi hesabı katisi hakkında 1/421 numaralı kanun lâyihası).2. Devre: IV. 1926 senesinde 774. s. TBMM Zabıt Ceridesi. kara ve deniz boğaz vergilerinde görülmüştür.325-326. senenin kurak gitmesinden dolayı ziraat taliminden eksik olmakla 106.XIII. Orta Anadolu’da ve bilhassa Konya’da senelerc e devam eden kuraklığın yaptığı tesiri ve bilhassa 1928’den itibaren hububat fiyatlarının düşüklüğünü göz önüne alarak.180.33 Ayrıc a vergi gelirlerindeki bir azalma da. Fevkalâde İçtima. 012 lira tahsilât olmuştu. C.35 Fakat bu indirimler bir işe yaramamış yine de halkın büyük ç oğunluğu sulama borc unu ödemekte güç lük ç ekmiş ve büyük bir kısmı da ödeyememişti. Diğer taraftan ayni sebepten nakliyatın azalması dolayısıyla.36 Bu durum. TBMM Zabıt Ceridesi. 1929 senesinde 800 000 lira tahmin edilirken34 . Devre: III. bilhassa zahire nakliyatında % 50 derec esinde indirim yapılmasına mec buriyet hâsıl olmuştu. s. Böylece kuraklığın tesirinden hayli zarar gören ç iftç ilerden tahsili tahmin olunan geriye kalan miktara mukabil. C. diğer sahalarda da düşüş olarak kendisini göstermiştir. 11. anc ak 5. üc retlerde indirim yapmıştı. S ulama İdaresi Mec lisi tarafından tespit ve hükümetin tasdikiyle tespit edilen üc retler.563 lira 44 kuruş ve ayni sebebe binaen değirmen ve fabrika su üc retinde 250 lira tahminine karşı. Ankara 1931. s. 228.148 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 1928 senesi geliri. s. Ankara (tarihsiz). Devre: III. TBMM Zabıt Ceridesi.58. Buna göre.XIX. (Konya ovası sulama idaresinin 1928 senesi son hesabı hakkında 1/450 No’lu kanun lâyihası). 1927 senesinde 799. Hükümet. bu eksiklik kısmen telâfi edilmiş ve gelir bütç esi (285. diğer maddelerde gösterilen yolc u ve sair ç eşitli tahsisat da tahmine nazaran mahsus bir fazlalık kaydedilmiş olduğundan. 33 34 35 36 37 TBMM Zabıt Ceridesi.

Yine 1925 yılında Ziraat Vekâletinden Başbakanlığa gönderilen bir yazıda. Afyon. bunun iç in gerekli önlemlerin alınması istenmiştir. 545. Buna engel olmak iç in. burada kuraklıkla ilgili olarak 8. Aksaray. Ankara 1931. BCA . Ankara (tarihsiz). BCA .308.III. Kütahya ve Ankara vilâyet ve kazalarında senenin kurak gitmesi sebebiyle.10/ 184.1. (Anadolu . kısmen to38 39 40 41 TBMM Zabıt Ceridesi. dışarıdan buğday ve un getirilmesi ve bunun temini iç in de gümrük vergisinin kısa bir müddet iç in kaldırılması öngörülmüştü. buna bağlı edevat tatili. Devre: III. 71 lira işletme alacaklarının kaydı silinmişti39 . 30. C. 30. hububat mahsulü aşırı derec ede düşmüştü.10/ 184. olaylar pek yaşanmamıştır. Konya. 1928 senesinde yaşanan kuraklıkta altı vilayetin (Konya. Çünkü bu dönemde ürünlerdeki aşırı düşüş ç oğu insanın en zarurî ihtiyaç larını bile karşılayamayac ak duruma düşmelerine sebebiyet vermişti.b. C. Fakat bunun da memleket ekonomisine vereceği zarar düşünülerek.266. Eskişehir. Devre: IV.41 Anc ak bu senelerdeki kuraklık 1928 senesine nazaran daha az etkili olduğundan ürünlerin azalması ve ç eşitli ölüm v. diğer alanlarda olduğu gibi hükümetin bu sahada da bir indirime gitmesinden kaynaklanmıştır. Eskişehir. Bu maddeye göre. Cumhuriyetin ilk yıllarından başlamak üzere yaşanmış olan bu kuraklıklar. Yozgat) darlık sahasındaki etki. TBMM Zabıt Ceridesi. hem de gelir kaynağını teminden mahrum kalmasına sebep olmuştur. s. 1923 yılı sonlarında Trakya havalisiyle.IV. 1928 ve 1929 seneleri zarfında Hilâl-i Ahmer Cemiyeti tarafından muhtaç lara dağıtılmak üzere darlık ve kuraklık mıntıkalarına gönderilen zahirelerin nakliye üc retiyle. Bunun yerine ihtiyaç duyulan yerlere Müdafaa-i Milliye emrindeki kamyonlarla un ve buğday taşınmasının daha muvafık olduğu düşünülmüştür40 . Ürünlerdeki Düşüş ve Telefat Cumhuriyet dönemindeki kuraklıkların en ç ok tesir ettiği saha İç Anadolu Bölgesi olmuştur. . Ankara.10. 1924 yılı mahsulünün kış nedeniyle zarara uğramış olduğu ve bu sene de devam eden kuraklığın kışlık ekimi zarara uğrattığı ve ilkbaharda da aynı durumla karşılaşmanın yüksek bir ihtimal olduğu göz önüne alınarak. Bu sebeple üç dört ay sonra bu bölge halkının zaruret iç inde kalmasına kesin gözüyle bakılıyordu. 22 Temmuz 1931 tarihinde Devlet Demiryolları ve Limanları işletmeleri bütç e kanunu görüşülürken. Afyon. Gelirdeki bu azalma.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 149 Orta Anadolu’da 1928 yılı kuraklığından ulaşım da nasibini almış ve ulaşım gelirleri bu yıl azalmıştır38 . Bu nedenle de bu yerlere ürünlerin azalmış olmasına bağlı olarak buğday nakliyatı yapılmıştı. madde eklenmişti. Fevkalâde İçtima.4. yükleme.Ba ğ dat demiryolları ve Haydarpa şa liman ve rıhtım idaresinin 1928 senesi maliye bütçe kanunu lâyihası ve bütçe encümeni mazbatası). s. halkın büyük ç oğunluğunun ç iftç i olması hasebiyle doğrudan ürünlerin verimini ve buna bağlı olarak da hem vatandaşın yiyec ek ihtiyac ını. bunun en son tedbir olması uygun görülmüştür. İçtima: I. kısmen yemlik.266. kantariye ve saire üc retleri ve % 75 indirimle nakledilen amelenin nakliye üc reti olarak tahakkuk eden 118. b.

TBMM Zabıt Ceridesi. nu: 2742. 42 43 44 45 46 47 Leon Robinowicz. C. s.III. Babalık . ç iftç ilerin en büyük dayanaklarından olan hayvanlarının ç oğu ölmüştü.4. nerdeyse her kuraklık döneminde böyle olmuştur. Ankara (tarihsiz). age.359-360. Yine bunlar iç erisinde aç lıktan ölen olmadığı bildirilmekteydi45 . sekiz bin aile dokuz ay. Muzaffer Hamid. Çünkü saman ve otun yükleme ve tahliyesi hem masraflı hem de müşküldü. Bu yerlerden birisi de Konya’ydı. Tarlalarda iş bulamadıkları iç in bu kötü duruma düşmüşlerdi. 1929 senesine kadar buğdayın her bir Konya kilesi 22 lira ve daha yüksek fiyatla satılmakta iken. Devre: III. s. Bu durum. Hakikaten 1928 senesinde Anadolu yaylasında kuraklık sebebiyle ot ve saman. İçlerinde una ot karıştırarak yiyec eği maddenin miktarını artıranlar vardı. ellerindeki mahsulün yetersizliğiyle ç ok ac ıklı bir duruma düşmüşlerdir. Bunlardan yaklaşık yirmi bin aile bir sene. “ Çiftçilere Tohumluk” .359. Bu tarihlerde farklı mıntıkalardaki köylerde hiç yiyec eksiz kalan beş on hane bulunmaktaydı. mahsul yetiştiremedikleri gibi. İçtima: I.163-164. (Sirkeci ile Haydarpa şa arasında feribot tesisi hakkında (1/193) numaralı kanun lâyihası ve nafıa ve bütçe encümenleri mazbataları). Fevkalâde İçtima. O kadar ki.”46 . Bunun yanı sıra İktisat Vekili Şakir Bey’in verdiği bilgiye göre. Leon Robinowicz. seylap. TBMM Zabıt Ceridesi. Fakat bunun aksine. Zararsız otları haşlayıp unla karıştırarak saç ta bir nevi pide yapmaktaydılar. Bu etkiyle birlikte ç iftçiler. Bunların tohumluk olarak ihtiyaç ları ise 16-17 milyon kilo civarındaydı42 .47 Bu nedenle. Ankara 1931. Devre: IV.. . kuraklıktan sadec e hububat değil aynı zamanda panc arda da büyük zararlar görülmüştü44 . bu kurutucu fela ketlerle ta rumar oldu. en mühim hububat mıntıkalarından geç en Şark demiryolları mevkisinde ot ve samanlar ç ürümüş ve bu yüzden Anadolu'da birç ok damızlık hayvan mezbahalara sevkedilmişti. Bunlar köylerin amele. s. hizmetkâr ve yardımc ı kısmını oluşturuyordu. Bunlar kısmen ç alışarak. Bu felaketle ilgili şu ifadeler kullanılmıştı: “Geçen sene vila yetin birçok mahallerini yağmursuzluk.150 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 humluk olmak üzere darlıkta bulunan yaklaşık üç yüz bin nüfus ve elli bin aileyi daha ç ok etkiliyordu. Babalık gazetesinin 8 Mart 1928 tarihli nüshasında. bu sene kışın ç ok şiddetli geçtiği ve bazı yerlerde insan ve hayvan ölümlerinin meydana geldiği bildirilmekteydi. Devre: III. s. C. age.219. İç lerinde birç oğu çalışmak üzere başka yerlere gitmişler ve oradan ailelerini geçindirmeye ç alışmışlardı. yirmi iki bin ailenin ise altı ay darlık ç ekmesi bekleniyordu. kısmen de komşularının yardımıyla geç inmekteydiler. s.XX. 8 Mart 1928. Bazı yerlerde de ot yemekteydiler. Ayrıc a ç iftç inin elindeki mahsullerin değeri de gitgide düşmüştü. hububat fiyatının düşmesi dolayısıyla her bir Konya kilesinin 12 liraya belki daha aşağı fiyata düşmesi köylüyü daha ziyade müşkül ve elim bir vaziyete düşürmüştü43 .1. TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara (tarihsiz). İçtima: III. s. kuraklık. ihtiyac a tamamen evvelden anlaşılmış olduğu halde.IV. Müba rek çiftçilerimizin binbir emekle ektikleri hububa t.. dolu gibi birçok a fetler ha ra p etti. çiftçi bazı yerlerde hayva nla rını beslemekten bile a ciz ka ldı. (1/97 numaralı Konya ovası sulama idaresinin 1931 senesi Bütçe kanunu layihası ve Bütçe Encümeni mazbatası). C.

Davarları % 50. Daha fazla veya da ha noksa n ne ise. Bu tarihten sonraki en büyük kıtlık olan 1928 yılında bu derec e olmasa da benzer olaylarla karşılaşılmıştır. ülke ekonomisinden bahsederek 1928 yılı kuraklığına değinmiş ve “Ana dolu yaylasının ziraatında tehlikeli vaziyetler ihdas eden yağmursuzluk ve rutubetsizlik. Bala. Ara psun'da n a ldığım telgra fla r çok a cıklıdır.. Ankara (tarihsiz). ot kökleri yedikleri. age. 000 kişilik nüfustan 7. İçtima: I. Leon Robinowicz. Son zamanlar kışın tesira tı ve geçen seneki kuraklık sebebiyle za yıflayan gıda bula ma ya n ha yva na tımızın mühim bir kısmı ölmüştür.48 Mesela. Koçhisar. don. göç meye izin verilmediğinden öldükleri bildirilmişti50 . s. dolu. böc ek ve zararlı hayvanlardan kuraklık ya da fazla yağmur ve sel. C. 1928 yılında meydana gelen kuraklık ve şiddetli kış sebebiyle bir ilerleme meydana gelmemiş 51 . 000 kişi göç etmiş. agm. (çiftçileri takviye) diye bir ta hsisat a ra dım. Bunun da sebebi. ha kikaten ciddiyetle nazarı itiba ra a la ca k bir mesele ha lini a lmıştır. agm. agm. bugün zaruret içindedir. burada ç iftç ilere yönelik bir yatırımın olmadığından ve kuraklıktan etkilenen bu bölge insanına yeterli yardım yapılmadığından bahisle hükümeti şöyle eleştirmişti: “Ya lnız bütçeye baktım. TBMM Zabıt Ceridesi.93. C.. sığırların % 81’i.III.32. geriye 25. 20. 1290 kuraklığı olarak bilinen ve 1874 yılında meydana gelen kuraklık. Vekil Bey’in itiraf buyurdukları veçhile Orta Anadolu' da ba zı mıntıka la r vardır ki. vekâletin bütç esinin görüşülmesi esnasında. s. bula ma dım. Bu hususta İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 151 Bilhassa ç iftç ilerin bütün mahsulleri ve hayvanları türlü hastalık. Serveti umumiyemizden belki on beş yirmi milyon lira önüne geçmek mümkün iken ya pıla ma ma sı sebebiyle ma hv olup gitmiş” 53 olduklarını ve bunu önlemenin ilk yolu olarak da köylülerin hayvanları iç in ağıl yaptırmak gerektiği öyle ki. Ankara (tarihsiz). Kalecik halkı. ölen hayvanların etlerini..154. s. Aksaray Milletvekili Besim Atalay Bey. Ankara ilinin Keskin ilç esinde bir felaket şeklini almış. Yine aynı sorunla ilgili olarak İktisat vekâleti bütç esi görüşülürken. TBMM Zabıt Ceridesi. 000 kişi kalmıştı49 . . Geçen sene beş a ltı vila yetin çiftçileri çok yerlerde ektiği tohumu a lamamışla r ve çok müşkül mevkiye düşmüşlerdir ve bunun neticesini de memlekette pa halılık ve diğer ticari sıkıntıla r şeklinde görmekteyiz.358. Cahit Öztelli. 52. Devre: III. hatta bu havalideki koyunların kısmen kırılmasına sebep olmuştu52 . s. ağılı olan köylülerin hayvanlarından ölenin olmadığını. Umran Emin Çöla şan. 000 kişi ölmüş anc ak. İçtima: I. s. Gerçekten de 1874 kuraklığında en ç ok zarar gören yerlerden Ankara. buna mukabil ağılı olmayanların hayvanlarının ise % 10 ile % 70 arasında telef olduğunu bildirmiştir. ağaç kabuğu. göç etmiş kalanların ise. Devre: III.159.245. koyunların % 97’si ölmüş. % 30 gitmiş.III.9. keskin. s. bir 48 49 50 51 52 53 Zihni Derin. zelzele gibi tabi afetlerden sık sık zarar görmekteydi. Her sene gitgide artan koyun ve diğer hayvanların sayısında..

BCA . s. ilkbahar ziraatı yapılamamış. kışın süreklilik göstermesi ve yağan karlardan dolayı köylü ç ok büyük bir zarara uğramıştır. ürünlerin toplanamamasına bağlı olarak kendisini göstermişti.III. Ankara (tarihsiz). Mesela 13 Nisan’da. İçtima: I. 30. Bu tarihlerde yaşanan kuraklıkların ve buna bağlı olarak ortaya ç ıkan kıtlığın ardından. 1933 yılında İç Anadolu ile Doğu Anadolu ve Karadeniz’in bazı şehirlerinde yeniden aç lık baş göstermiştir. .” 54 . saman ve arpa fiyatlarında gitgide bir artış söz konusu olmuştur. 1928 yılının kış mevsiminin şiddetli geç mesi ve ondan sonra da devam eden kuraklık netic esinde aç lık baş göstermiştir. saman 15 kuruş ve arpa da 6 kuruşa yükselmiştir58 .6. 30. Ayrıc a Van ve c ivarında görülen kuraklık sebebiyle halk büyük sıkıntılar ç ekmiş. 1929 yılı Ocak ayında. 30.860. BCA .858. bilhassa Arapkir ve Kemaliye’de açlık had safhaya ulaşmıştır. etkili olmuş ve oralarda yine aynı şekilde aç lık ve sefalet. saman 5 kuruş ve arpa’da 5.4. BCA . Bu köyler halkı kuraklık sebebiyle tohumluk ve yiyec ek zahire elde edemediklerinden Ziraat Bankası’na kendilerine borç vermesi hususunda mürac aatta bulunmuşlardı. Aynı tarihlerde Muş Valiliği tarafından gönderilen bir yazıya göre. Kışın sertliği nedeniyle sonbahar ürünleri donmuş.2.248. Yine aynı tarihlerde 2 Haziran 1929’da Trabzon Vilayetinden alınan bilgiye göre. diğer bölgelerde de bu bölge kadar olmasa da.860. Bunun yanında 1930 senesinde yine yağış yokluğu sebebiyle Koc aeli’ne bağlı Geyve Kazası ve buraya bağlı 31 köyde kuraklığın etkisi çok fazlaydı.50 kuruş iken bir gün sonra. aç lıktan hayvan telefi % 25 derecesine ulaşmıştır59 . Bu sıkıntılarla beraber ot.10/ 120. Rize’nin Karaderesi’yle Of’un Baltac ıderesi köylerinde yiyec ek mısır tanesi bile kalmamış olduğundan halkın aç lıktan ot yedikleri ve bu yüzden soygun vakası türü olaylara rastlanmakta ve ac ilen yardım talebinde bulunulmaktaydı56 . Muradiye gibi yerlerde soğuktan büyük bir sıkıntı yaşanmış olduğundan ç ok miktarda hayvan telef olmuştur. Ahlat.858.10/ 121. C. 30.10/ 121.152 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 za ra r var.2. Bu sebeple vilayet ac ilen 25. Malatya Vilayetinden başbakanlığa gönderilen bir yazıdan anlaşıldığına göre. İç Anadolu’da etkisini en şiddetli gösteren kuraklık. Devre: III. 30. S ürmene. hatta yiyec ek yokluğundan otlarla beslenmek zorunda kalmışlardır. 1933 Nisan’ında Erc iş. Tabi her ne kadar demiryolları işinde ve yollarda işç i olarak ç alışmaktaysalar da. BCA .3. Öyle ki. Bunun üzerine de. Van merkez ve c ivarında 54 55 56 57 58 59 TBMM Zabıt Ceridesi. ot 4 kuruş.000 liralık bir yardım talebinde bulunmuştur55 . Aksi takdirde bu yöre halkının geçimlerini sağlamak amac ıyla sağa dola dağılac akları bildirilmişti57 . Bunun yanı sıra hayvanları da birer birer telef olmuştur. ot 5 kuruş.10/ 120.858.10/ 120. BCA . Bilhassa Doğu Anadolu’da kışın ç ok sert geç mesi sebebiyle önemli miktarda hayvan telef olmuştu. havalar bozuk gittiği için bu işlere ara verilmiştir.

2. .64 Buna göre. 30. el ile yolmak suretiyle hasadına imkân vermeyec ek kavruk ve c ılız bir halde bulunmakta. 30. Öyle ki. bir taraftan ekinc ileri diğer taraftan da hayvanc ıları ümitsizliğe düşürmüştü. BCA .21. Bu sıralarda İç Anadolu Bölgesi’nde de kuraklık etkisini göstermiş ve bu bölgede aç lık ve telefat etkili olmuştur. Merkez ve Çumra gibi Konya ovasındaki meralar tamamen ç öl manzarasına bürünmüştü. 1933 yılında Konya merkeze bağlı 53 köyde.21. 1933 yılındaki kuraklığın Akşehir. S ultaniye (Karapınar)’de 2 ve merkez kazanın 6 mahallesi ile Aladağ mıntıkası köyleri yazlık ve güzlük ürünleri kuraklıktan % 50 derec esinde etkilenmişti. geneli teşkil eden kıraç köylerin vaziyeti ç ok kötüydü61 . Konya’ya bağlı Bozkır ve Kadınhanı kazalarında kuraklık yaşanırken bir anda yağmurla karışık dolu yağmaya başlamıştır. 12. S eydişehir. Çumra’da 45 köyde. kuraklığın tesiriyle kışlık ürün.10/ 81.21.530. Bozkır’da 16 köyde. Beyşehir Gölü’ndeki su seviyesinin yine senelerden beri devam eden kuraklık yüzünden inmesi dolayısıyla.10/ 81. Konya’ya bağlı Akşehir.269. BCA .010 koyun. Bu arada. anc ak Bozkır’dan dolaşıp gelen Çarşamba Çayı’nın sularıyla kısıtlı bir alan sulanabilirken. Lazım gelen yardım yapılmazsa bu köylerde yeni sene için üretim kabiliyeti kalmayacağı ve halen merkeze tabi yüzde yüz kuraklıktan etkilenen on sekiz köy halkına yollarda ç alıştırılmak üzere ekmek parası temin edildiği bildirilmişti62 . 305 eşek.390 keçi. Kadınhanı’nda 10 köyde. 34 katır ve 2 deve olmak üzere toplamda 80.21. 30.149 hayvan ölmüş ve yeni doğan kuzu ve oğlak telefatı da % 75 c ivarında olmuştur60 . Özellikle Kadınhanı’na bağlı Karasevinç Köyü’nün ürünleri tamamen yok olmuş ve köylü yiyeceksiz ve tohumsuz kalmıştı. 354 manda. BCA . Beyşehir. 23 Temmuz 1933’de. 30.431 sığır. Ermenek ve Cihanbeyli genelinde de % 50 derec esinde kuraklıktan etkilenilmişti63 . Yağan dolular bu kazaların köylerinin mahsulüne büyük zarar vermiştir.530.530. Bu durum.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 153 63. hatta ç oğu köyde bu imkânsızlık karşısında ekinlere hayvanların bile salındığı görülmekteydi.10/ 184. Konya Ovasında kanal sistemi dâhilinde bulunan köylerden bir kısmının arazisi. 573 at.10/ 81. Yenişehir.10/ 81. Ilgın’da 20 köyde. 3. Seydişehir. Karaman’da 32 köyde. 30. Bozkır ve Kadınhanı’nda meydana gelen dolu felaketinden etkilenen köyler şu şekildeydi: 60 61 62 63 64 BCA .530. Ereğli. Ereğli kazaları ile bilhassa merkez ve Çumra kazasında etkisi ç ok büyük olmuştur. BCA . Yine Hadim. Bu sırada İç işleri Bakanlığı tarafından Başbakanlığa 1933 Kasım’ında gönderilen yazıya göre.

Bu buğdayın fiyatı ise. bir kısmını da toprağa ekmiş ve elinde pek bir şey kalmamıştı. halkın ihtiyac ını fabrikalardaki buğday stoklarından sağlamaktaydı66 . Aynı felaketin bundan sonra tekrar yaşanması kaç ınılmaz olacaktı.530. Bu artışla birlikte halkın alım güc ü yetersiz olduğundan pek ç ok kişi sefalete maruz kalmıştı. .19. gerekse üretic iye veya ekmek fiyatını tanzim iç in belediyelerin bildirec eği değirmenlere yerel mülkiye amirlerinin teklifi ile buğday satılması kararlaştırılmıştı. Anc ak stoktaki buğdaylar. hububat fiyatlarında önemli miktarda artış şeklinde görülmüştür. Bunun iç in gerek doğrudan doğruya. Çünkü oralarda da aynı durum söz konusuydu. Bakanlar Kurulunda alınan bir karar gereğince. belirli bir kesimi doyurabilec ek ya da belli bir süreliğine kuraklıktan koruyabilmekteydi. ortaya ç ıkan ürün azlığı beraberinde şüphesiz ki. Bundan sonra.15. Nitekim. bu yöredeki buğday fiyatını tanzim etmek gerekmişti. BCA .10/ 184. Böyle bir durumda yakın ve c ivar vilayetlerden zahire getirilmesinin de mümkün olmadığı bildirilmişti. Bunun üzerine valilik. bir ay evvel buğdayın kilosu 4 kuruş iken bugün 6 kuruşa ç ıkmıştı. Kars Vilayetinden 1935 Haziranında gönderilen kuraklık raporuna göre. kuraklık sebebiyle. BCA . kuraklık sebebiyle Kars ve c ivarında yeterli miktarda buğday üretilemediğinden. Bir ay evvel buraya birkaç vagon mal gelirken haziran ayında 20 kileye kadar inmişti. 30.154 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo-1: 1933 Yılı Kuraklığından Etkilenen Konya’nın Bozkır ve Kadınhanı Kazaları65 Kazanın adı Bozkır “ “ “ Kadınhanı “ “ “ Nahiyesi Belviran “ “ “ Merkez “ “ “ Köyü Sarı oğlan Kuzuveren Kıldere Ayvalıca Karasevinç Köylü tolu Meydanlı Konur viran Mahsulün hasar derecesi % 70 % 15 % 30 % 30 % 100 % 100 % 100 % 100 Yağmursuzluk ya da dolu gibi felâketler sebebiyle. Geçen sene çiftç iye verilen tohumluklardan elde edilen mahsulün bir kısmını ç iftç i tüketirken. Un fiyatı ise 600’den 725 kuruşa fırlamıştı.266. Mesela Eskişehir Vilayetinden 1935 Haziran’ında gönderilen yazıya göre. Çünkü ç oğu vilâyet aynı sıkıntıyla karşı karşıya kalmıştı. 30. Bu sebeple de kuraklık devam ettiği sürec e durum ç ok vahim noktalara gelebilirdi67 . 30.10/ 184.21. yağmur yağmaz ve kuraklık devam ederse.10/ 81. halkın durumunun düşündürüc ü olduğuna dikkat ç ekilmişti. Ziraat Bankası’na mâl olduğu bedel üzerinden ve ofis depolarından teslim 65 66 67 BCA .266.

bu buğdayları düşük karşılıkta tüc c arlardan mısır almak suretiyle değiştirdikleri bildirilmişti.108. aşırı artış göstermesine sebep olduğundan kuraklığın etkisi kat kat artmıştı.2/ 85.266. 1935-36 yıllarının fena bir mahsul yılı olması. Zonguldak gibi yerlere giderek ç alışmaktaydılar. Bu mıntıka halkının yiyecek mısır ihtiyac ı günden düne artmaktaydı. Bu sıralarda ülkenin başka bir noktası olan Karadeniz şeridinde de kuraklık görülmüştü. Bunun yanında Cide ve Tirebolu’da da mısır mahsulü % 60 oranında yanmıştı. Bu sene. Merkez hariç olmak üzere % 30 nispetinde iaşe sıkıntısı ç ekilmekteydi. Anc ak hem fiyatların yüksek oluşu.10. Trabzon’un S ürmene Kazasının Araklı nahiyesinden başlayarak. Bu darlığa karşı alınac ak tedbir ise. Anc ak buradaki dağıtım yeterli olmadığından diğer şehirler de dâhil olmak üzere kuraklık bundan sonraki senelerde etkisini gösterec ektir. Cevaben Rize’nin 50 ton ihtiyac ı olduğu bildirilirken diğer vilayetlerden bu tarih itibarıyla bir haber gelmemişti70 . belki İç ve Doğu Anadolu’daki gibi olmasa da. yağmursuzluğa tahammülü kalmayac ak derec eye gelmişti.858. BCA . Tek geçim kaynağı olan fındık ise geç en yıla yani 1935’e göre yok denecek kadar azdı71 . 30.11. Bölge. BCA . Bu sırada.858. Ürünlerin yetişmediği yerlerden birisi de S inop’tu. Buralarda.10/ 120. % 40 c ivarında hâsılatta düşüş görülmüştü.10/ 120. Ordu.858. BCA . halkın elinde mahsulün kalmamasına ve tüc c arın elinde bulunan mahsulün.15. Mahsulün bol olduğu senelerde bile iki kaza ç iftç isi anc ak altı aylık gıdalarını üretmekte ve öbür altı aylık geçimlerini ise İstanbul. 30. 1934 yılında Ordu Vilâyetinde kuraklık etkili olmuş ve bu yüzden yazlık ziraat durma noktasına gelmişti. bankadan borç alma suretiyle köylüye alınac ak para karşılığında zahire dağıtmak olarak bildirilmişti69 . ortalama bir hesapla 30 liralık ekmeklik hububat mubayaasını zarurî kılmış ve netic ede aile ihtiyaç ları umum 68 69 70 71 72 BCA . Yaklaşık olarak % 35. Bunun iç in yapılac ak yardımların buğday olarak değil. mısır olarak yapılmasının daha uygun olduğu ve bunun sebebinin de daha önc e kendilerine buğday verilen muhtaç ların.72 Bu durum ise. Trabzon ve Giresun’da muhtaç halka dağıtılmak üzere 3. 1936 Ağustos’unda Karadeniz vilayetlerinden Rize. BCA .10. . 30. dışarıdan mal almak yerine buğday temin edilmesi ve halkın buğday ekmeği tüketmesini uygun olac ağı kanaati hâsıl olmuş ve bunun üzerine vilayetlerden ihtiyaçları sorulmuştu. hem de istenilen miktarda toplu mal bulunmaması gibi sebeplerden dolayı.10/ 120. 30.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 155 şartıyla tespit edilmişti68 . ç eşitli sıkıntılarla karşılaşılmıştır. Vakfıkebir’e kadar devam eden sahil bölgede kuraklık yüzünden mısır mahsulü ç ok vahim bir duruma düşmüştü.10/ 184. durumun ç ok vahim olması kaç ınılmazdı. 30. 1936’da S inop’un Ayanc ık kazasında kuraklıktan 40 köyde mısır hâsılatı yanmıştı.1.18.000 ton mısır ihtiyac ı olduğu bildirilmişti.10.

Leon Robinowicz. 4. müsbet olması. Yaşanan bu sıkıntılar karşısında hükümet.Devletç e yapılac ak yardımların ilk önc e mahallî idarelerc e temini. 4. bazı mükellefiyet ve vec ibelerden sıyrılma ve borçların (Zirai Kredilerin) başka bir zamana ertelen73 74 75 76 77 78 “ Orta Anadolu Köylüsü” . yağmur duası yapılması iç in mürac aatta bulunmuş ve bunun üzerine öğle ve ikindi namazlarından sonra yağmur yağıncaya kadar yağmur duası yapılması kararlaştırılmıştı76 .348.Yardımlarda Hilâl-i Ahmer teşkilatının arac ılık etmesi. yapılac ak işlerin belirli bir sıra dâhilinde olmasını ve yapılac ak işlerin iç eriği ile ilgili olarak şu önerileri sunmuştu78 : 1. s. age.0. Yani kanunun belirttiği durumlar müstesna olmak üzere. Köye Doğru. Yozgat. Etki alanının genişliğinden dolayı hükümet.349.364-365. Afyon ve Eskişehir vilayetlerinde etkili bir biç imde görülmüştü77 . tek bir inek kalmış ve o da buzağılamamıştı75 .. age.64. s. Kırşehir. onları üretime hazır hâle getirmek şeklinde olması. 5. 1923’de yaşanan kuraklık azami derec eye yükselinc e Konya’daki halk. bu durum karşısında hemen önlem almanın gerekli olduğunu anlamıştı. age. s. 1 Mart 1941. s. 1917 ve 1918 yıllarında büyük kuraklıklar yaşanmıştır74 .. C. Leon Robinowicz. HÜKÜMETİN KURAKLIĞIN TESİRİNİ AZALTMAK İÇİN ALDIĞI ÖNLEMLER 1928 yılı kuraklığından önc e 1844.. Bu tarihten sonra meydana gelen önemli kuraklık olan 1928 kuraklığı Konya..348. kanuni yardımlar. BCA . 1854. S. Hayırsever şahıs ve kuruluşların yardımları.Bu sıkıntıdan halkın anc ak kendi emeği ile kurtulmasının temin edilip kolaylık sağlanması.156 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 nakit ihtiyac ının % 50’sine yükseldiği gibi senelik nakit ihtiyac ı da 250 lirayı bulmuştur73 . . kuraklığın tesirini azaltmak maksadıyla bir dizi önlemler alarak hayata geç irmeye ç alışmıştır. Age. 1887. 51. 2. 3. münferiden afete maruz kalanlar iç in yapılabilec ek yardım şekilleri olarak. Kuraklıktan sonra İç Anadolu’da inc eleme yapan İç işleri Bakanı Ş ükrü Kaya. s. İç işleri Bakanı’nın önermiş olduğu bu tekliflerin yanında hükümet.Yapılac ak yardımın menfi değil.Hükümetç e yapılac ak yardımların yiyecek içecek şeklinde değil. Cumhuriyet döneminde de bu tür kuraklıklar yaşanmış ve bu noktada hükümet ya da halkın kendisi ç eşitli önlemler almaya ç alışmıştı.0. 17. Örneğin daha önc e bu bölgede yaşanan kuraklıkta Aksaray’ın iki yüz üç yüz hanelik Eşmekaya Köyünde koyunlar ve sığırlar tamamen telef olmuş. Leon Robinowicz. efrat ve devlete karşı taahhüt ve mükellefiyete zarar getirec ek fevkalade kanun tedbirlerinden kaç ınılması. Osmanlı Devleti zamanında yaşanan bu kuraklıkların ardından. Aksaray.84. 1874./ 7.

Yine Konya S ulama İdaresi tarafından aç ılac ak sulama kanalları iç in zarurette bulunan kişiler ç alıştırılac aktı. kuraklık meselesi üzerinde önemle durmuş ve bu 79 80 Fethi Aytaç. Kuraklık netic esinde alınac ak önlemler Vekiller Heyeti tarafından kararlaştırılmış ve kararname olarak yayımlanmıştı. Bu sırada Başvekil ismet Paşa.18.Hilâl-i Ahmer’e mürac aat edilmiş ve bu kurum. S. bir taraftan ç iftç ilere yeni iş sahaları aç arken. Yıl: 31.Darlık mıntıkasındaki kişilere geniş miktarda bir iş hazırlanac aktı. “ Çe şitli Afetler Tesiri ile -Münferiden.Hayvanların yiyecekleri iç in c ivar vilayetlerde meralar hazırlanmıştı. Mayıs. s.2. Bunun yanında bir kredi mahiyetinde olmak üzere fiili yardım vardır ki.Muhtaç Duruma Dü şen Vatanda şlara Nasıl Yardım Edilebilir?” . bilhassa tuz tic areti gibi işlerde ç alışması iç in bütç esinin önemli kısmını buraya yönlendirec ekti. tec ili ve taksitlendirilmesi gibi usullerden bahsetmişti.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 157 mesi. Uluırmak. 3.Darlık mıntıkasındaki sulardan istifade olunac aktı. Mürac aat eden ç iftlere valiler yer gösterecek ve emniyetle sürülerini gönderec eklerdi. diğer taraftan hem tohumluk ihtiyaç larının karşılanması düşünülmüş. Kızılırmak’tan başka Konya merkez Kazasıyla Zıvarık (Altınekin) Nahiyelerindeki kuyulardan herhangi bir suretle yararlanılac aktı. 1. hem de sıhhi yardımda bulunac aktı.Yardımsever kişilerin yardımları da Hilâl-i Ahmer vasıtasıyla yapılac aktı.263-264. Mart.1/ 29. .1. Buna göre. ot ve saman gönderec ekti. Haziran 1960. hem de sürüleri iç in yeni yerlerin tespiti kararlaştırılmıştı. 5. nakledilenlere ve muhtaç ç iftç ilere tohumluk ve yemeklik dağıtılması şeklinde ortaya çıkmıştır79 .44.01/1. Nisan.Maliye Vekâleti darlık mıntıkasındaki kişilerin. İdare Dergisi. hem yardıma muhtaç olanlara yardım edec ek.146. 30. BCA . Bu yardımların birkaç koldan yapılac ağı kararnameden görülmektedir. 4. Buralara gidec ek amelelerin üc retlerine de Hilâl-i Ahmer Cemiyeti yardımda bulunac aktı. 2. 7. 8.Anadolu Demiryolları Müdüriyeti uc uz zahire temin iç in 100 bin lira tahsis etmişti. Bundan başka c ivar vilayetlerdeki demiryolları işlerinde darlık mıntıkasındaki kişilerin ç alıştırılması iç in gerekli tedbirler alınmıştı.Gelec ek sene ziraatını temin iç in de Ziraat Bankası tohumluk yardımında bulunmayı karar altına almıştı. 6. 13 Eylül 1928 günü seçim bölgesi olan Malatya'da verdiği bir nutukta. 1928 yılı kuraklığında inc eleme yaparak öneriler sunan Ş ükrü Kaya’nın ardından Bakanlar Kurulu. bu da muhtaç ç iftç ilere ödünç tohumluk verilmesi ve göçmenlere.4.7. bu durumu görüşmüştü. 30. Bu suretle Eşmekaya S uyu. Bu suretle geçici de olsa kuraklığın tesirinden uzak durmak hedeflenmiştir. Müdüriyet bu parayla darlık mıntıkasına uc uz zahire. Bu kararnameye göre 80 .

000 dönüm arazinin. Bunlar 8. Kırşehir. Fa ka t bu yılki kura klık.000 lira ile işe başlamıştı. s.Nafıa yollar tahsisatından 250 000 lirayı bu mıntıkalara tahsis etmişti. s. dar mıntıkalarımızdan işyerlerine gidec ek olanlara tarifelerini yüzde 75'e indirmişti.158 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 meseleyi şu sözleriyle dile getirmiştir: “İki üç yılda n beri. Burada bölge halkı ç alışarak gelir elde edec ekti. C. uzunluğundaydı. un. Aksaray. Çumra’da 50. agm. birbiri a rka sına sürüp gelen kura klıklar görülmektedir.000 lirası Birinci Umumi Müfettiş emrine. Konya c ivarındaki ç iftlik kanalları iç in. 5.000 dönüm sulanabilec ekti. bunun ile 10. Çankırı vilayetlerine gönderilmişti.26-27.000 lira ile ihale etmişti ki. Avni Şanda. Eskişehir.000 lira tahsisat verilmişti. Bu hal.. . Ankara (tarihsiz). gerek kurak sahala rın81 82 H. Bakanlar Kurulunun almış olduğu önlemler ve bunun ardından İsmet Paşa’nın kuraklığın hafifletilmesi yönündeki uygulamalarına geç ilmiş olan ç alışmalar mevc uttu.000 dönüm sulanabilec ekti. Bununla da 75. Aksaray Uluırmak kanalına başlanmış ve 50. Bazı yerlerde sert sonuçlar verdiği anlaşılmaktadır. Zahire.Ziraat Bankasının dar mıntıkalara iki defada tahsis ettiği tohumluk yardımı (2 310 000) liraydı. elindeki su işleri parasının yarısını bu mıntıkaya vermişti. İçtima: II. Esmil kanalı iç in. diğer ta raftan kurak mıntıkalarda teksif edilen tedbirler ve ya rdımlar. Ilgın'da 40-50 bin dönüm arazinin ziraate yarar bir hale getirilmesi düşünülmüştü. 2. darlığın hafifletilmesi cihetine gidilmiştir.V.000'i Malatya ve havalisine gönderilmiş. da rlığın tesirlerini gereği gibi a zaltmıştır. Bir ta raftan memleketin umumî üretimindeki nisbî muva zene. 20. saman nakliyatında yüzde elli indirim yapılmıştı. da rlığa meyda n vermiş fa kat çare ve tedbirlerle. geri kalanı ise Konya. Bu ç alışmalar şunlardan ibarettir82 : 1. TBMM Zabıt Ceridesi. tahsisat vermişti.52.Devlet Demiryolları.000 lira tahsis etmişti. Uc uz yerlerden yiyecek ve yemlik tedarik ederek ic ap eden yerlere mâl olduğu uc uz fiyatla yetiştirmeye ç alışmıştı. Bu konudan Mustafa Kemal Paşa’da 1 Kasım 1928 tarihinde bahsetmiş ve Hilal-i Ahmer’in yardımına teşekkür etmek suretiyle şu konuşmayı yapmıştır: “Ba zı vilâyetlerimizde bu sene sert bir şekilde deva m eden kura klıkta n da ha ziya de muzda rip ve müteessir olduk. Bunun yanında yardıma muhtaç durumda bulunan yerlerin halkına yine Hilâl-i Ahmer yardıma koşarak pek ç ok kişi sefil vaziyetten kurtarmaya ç alışmıştır. Konya'da İnevi kanalını 25. 3. Yozgat. 4. Afyonkarahisar. Devre: III. Hilâli Ahmer’in gerek zelzele.Nafıa.Hilali Ahmer kuraklık yaralarını sarabilmek iç in 500.” 81 .000 dönüm sulayac aktı. Kuraklığın etkisini azaltmaya yönelik yardımlar. Ereğli bataklığının kurutulması ile de 70. diğer yılla rda kilerden çok fa rklıdır. Bundan 65. bu kanal 130 km. Beyşehir Gölü’ndeki yeraltı kanalı temizleniyordu. daha ç ok sorunun kaynağı olan su problemini ç özmeye yönelik olmuştur.

Kutu nu: 1393. Nitekim bunlara en başta Hilâl-i Ahmer vasıtasıyla para yardımı yapılmıştır. TBMM Zabıt Ceridesi. mahalli Hilâl-i Ahmer şubelerinden yapılabilec ek yardım. ilk ve ac il yardım olmak üzere para yardımı nispeti nüfus başına 20 liradan aşağı olmamak üzere. ne kadar yardımda bulunursa bulunsun. Hilâl-i Ahmer. Hilâl-i Ahmer. s. aile başına 200 lirayı geç ememekteydi. borç ların ertelenmesi gibi ç eşitli girişimlerde bulunmuştur. Konya. Leon Robinowicz. agm. C. sulak ç ayırlarda biten ve hayvan yiyec eği olarak görülmeyen “kandere ve kova” denilen sert ve uç ları dikenli. genel merkezden aldığı yardımlarla varlığını devam ettiren şubelerde bu imkân da sağlanamamaktaydı87 . age. İçtima: II. Nitekim Ankara. a. İçtima III. ülkenin dört bir yanında muzdarip durumda inlemekte olan bütün vatandaşların yardıma koşmuştur. altı tane de muhtelif yerlerde ambar inşa edilmiştir84 . s. Nitekim Ankara şubesi tarafından Zir Nahiyesine gönderilen 300 liralık yardım yeterli gelmemiş ve halktan gelen yardım talepleri günden güne artmıştır88 . Devre: IV.”83 . 1929’da önceki yıllardan devam eden kuraklık nedeniyle. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. sadec e İç Anadolu’daki yardıma muhtaç kişilere değil. Trabzon ve 83 84 85 86 87 88 TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara (tarihsiz). İç Anadolu’nun pek ç ok yerindeki halk muzdarip bir vaziyetteydi. kırlardaki en küç ük ve c ılız ot ve dikenleri toplamaları. Belge nu: 133. Hükümetin kuraklığa karşı aldığı bu tedbirlerin yanında. zaruretten sınırlı kalmakta ve nakit olarak yapılac ak yardım problemleri çözemeyecektir. s. bu yardımların yeterli olduğu söylenemez. Öyle ki. bazı mahallî ve amelî tedbirler de alınmıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 159 da yardıma koşmak için gösterdiği gayret ve iktidarı huzurunuzda bütün millete ka rşı teşekkürle ya d ederim. Fethi Aytaç. tohumluk yardımı. Çünkü.148. Devre: III. Kuraklıktan sonra hükümet. sepet ve hasır örülen otları biç meleri bu ç eşit faaliyetlerdendir85 . ihtiyar ve malûl erkeklere dağıtılmıştır. aç lıktan muzdarip olan kimsesiz kadın ve ç oc uklara. Kaldı ki. iş aramaya gitmeleri.361. Ş ehirlerle ilişkisi olanların şehre taşınması. Ankara 1934. s.. .351.V. artık mahsullerin bir yerde toplanıp bekletilmesi ve bu gibi çeşitli afetler iç in silolar ve ambarlar yapılmasının gerekliliğini anlamıştı. aktifinde para dahi olsa.XXII. Eskişehir ve S ivas olmak üzere dört vilayette silo yapılmış.. kısmen hayvanlarını satmaları. darlık bölgesinde bulunanlara para yardımı başta olmak üzere. C. Hilâl-i Ahmer’in göndermiş olduğu bu yardımlar.2. Belge nu: 133. hayvanlarını c ivarlardaki otlak sahalara göndermeleri. Bu yerlerden birisi olan ve Ankara’ya bağlı Zir Nahiyesinden para yardımı talebinde bulunulmuş ve bunun üzerine buraya 300 liralık bir yardım gönderilmişti86 . Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Hilâl-i Ahmer’in yardımda bulunduğu yerlerden birisi de Karadeniz Bölgesidir. P ara Yardımı 1928 yılında yaşanan kuraklık netic esinde. Kutu nu: 1393. Yine hükümet.

500 lira ve ardından yine 1. 30.750 162.587 907.462 Dağıtım özeti (lira) Çankırı “ Aksaray “ “ Elazığ “ “ “ 89 90 91 92 93 Çankırı Çerkeş Aksaray Koçhisar Arabsun Keban Elazığ Mazgird Baskil 75. aç lıktan ölmüşlerdir.700 13. Bunun yanında Hilâl-i Ahmer’in inc elemelerinin uzaması halkın aç lıktan kıvranmasına sebep olmuştur. Bu c emiyetin yardımlarının yetersiz kaldığı noktada Ziraat Bankasının da önemli miktarda muhtaç lara yardımları olmuş ve ç oğu aile bu sayede yiyec eklerini temin edebilmiştir.160 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Rize gibi yerlerde dahi aç lık baş göstermiştir.000 2.000 lira olmak üzere toplamda 10. Yine bu sırada sıkıntı ç ekmekte olan Beyazıt’a bağlı Tuzluc a’ya Hilâl-i Ahmer tarafından 1.940 20. 1928 yılındaki kuraklık sebebiyle Ziraat Bankası.314 49.525 623.000 3.000 liralık yardım göndermiştir89 . BCA .5. Dağıtım yapılan iller ve kazaları şu şekildedir: Tablo-2: 1928 Yılında Ziraat Bankasının Çiftç ilere Yapmış Olduğu Yardım Yerleri ve Miktarı93 .266. Bunun üzerine.000 lira para yardımı göndermiştir91 .000 BCA .816 22. Bununla birlikte aile efratları da bir aydan beri aç lıklarını gidermek iç in ot yiyerek beslenmişlerdir90 . Mesela Pınarlı Köyü’nden Tufan oğlu Battal ve Mehmet oğlu Rıza.000 3.2. Bunun üzerine Ziraat Bankası müteselsil kefaletle borç vermeyi kabul etmiş ve Hilâl-i Ahmer de bölgede inc elemelerde bulunmak üzere müfettiş görevlendirmiştir.000 4.000 liralık bir yardım göndermişti. 30. zarar gören ç iftçilere faizsiz olarak 50.4. Şavşat kazasına 8.12.000 7.000 6. en ç ok ihtiyac ı olan iller seç ilerek dağıtımı yapılmıştı.887 72.266. 30. .200 281.611 36.000 2.750 260. Bunun üzerine Hilâl-i Ahmer Cemiyeti.175 658. Bu yardımlar.500 201.117 9.10/ 210.10/ 184.432.10/ 184. BCA . Ayrıc a Çoruh Vilayetine bağlı Ş avşat ve Rize kazalarında 1934 yılında kuraklığın etkisiyle Hilal-i Ahmer ve Ziraat Bankasından yardım istenmiştir.737 461.858. BCA .12.10/ 120. BCA .10/ 184.000 9.000 ve Rize’ye de 2.269. 30.494 52.000 16.5 “ “ “ “ “ “ “ “ Nüfus miktarı Nüfus oranına göre yapılan dağıtım (kuruş) 941. 30. Hilal-i Ahmer Cemiyeti buralara önc e 1.000 liralık bir yardım gönderilmiştir92 . Vilayet ismi Kaza ismi Her bir nüfusa isabet eden miktar (kuruş) 12. Fakat halk parayı almak iç in Artvin’e kadar gidememekte ve bu yüzden para temin olunamamaktaydı.

000 100.476 Nüfus malum değil “ 143.s. bazen de ç iftç inin işletmiş olduğu ya da ç alışmakta olduğu yerlere gönderiliyordu.1. Kutu nu: 159. 1923’te. (Ziraat vekilliğ i 1934 yılı bütçesinde 55100 Liralık münakale yapılması hakkında kanun lâyihası 1/1152). Ziraat Bankası vasıtasıyla kuraklıktan etkilenen ç iftç ilere 3 milyon lira dağıtım yapılmıştı94 .000 4. yılbaşında umulan derec eyi tutmamış olduğundan. Kendi gelirini umduğu derec eye ç ıkardığı yıllarda bile umumî muvazeneden yardım görmeden yürüyemeyen harayı. Nitekim 1922 Aralık ayında S inop Vilâyetinden Hilâl-i Ahmer merkezine gönderilen bir yazıda: “Bu sene liva dâ hilinde hasıl olan kuraklık hasebiyle mısır ve buğday mahsula tı pek a z ha sıl olmuştur. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.450 200. düştüğü idarî zorluktan kurtarmak iç in bütç ede. 1923 yılına gelindiğinde. Bu tür parasal yardımların yanında hiç şüphesiz ki.036 2. BCA .2/ 3.258.000 Ziraat Bankasının yardımları her bölgede etkili bir biç imde yapılmakta ve ç iftç ileri bu muzdarip durumdan kurtarmak hedeflenmekteydi. C. olduğu dile getirilerek bir an evvel yiyecek yardımı gönderilmesi talebinde bulunulmuştu. Haymana Kazasının düşman istilasına maruz kalan seksen altı karyesinde zirai vasıtanın yokluğundan dolayı 1922 ve 1923 seneleri zarfında pek az oranda ziraat yapılmıştı. Bir müddettir mısır koça nla rıyla ka rnını doyura n ha lk. b. yol ve köprü bütç esinden 46 bin lira ve yine I.000 50.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 161 “ “ Kayseri Toplam Maden Genç Aziziye “ “ “ 11. İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey’in verdiği bilgiye göre. 30.XXV. Bu yüzden halk muzdariptir. Devre: III.000 1. Ayrıca kuraklık mıntıkasında olan Ankara’ya. Mesela Karac abey mıntıkasında 1934 yılında hüküm süren kuraklık yüzünden.942.III.18. Yiyecek Yardımı Cumhuriyet döneminin başlangıc ında da etkisini gösteren kuraklık felaketi netic esinde halkın ilk talebi yiyecek olmuştur. . C. İçtima IV. yiyec ek yardımları da önemli yer tuttmuştur. bu günlerde onu da bulamadıklarından artık açlığın son derecesine gelmiştir.13. Ankara 1935. Bu sayede acilen yiyeceğe ihtiyaç duyan ve hiç yiyec ek ekmeği bulunmayan insanlar kurtarılabilmiştir. bu büyük ve kıymetli harada parac a darlık baş göstermiştir.9. Bu dağıtımlar bazen ç iftç ilerin kendilerine yapılırken. İçtima: I. Umumî Müfettişlikç e lüzum görüldüğünden Diyarbakır İline de 10 bin liralık bir ödenek ayrılmıştı96 . Bir müddet sonra bu yüzden telefa t vukuu kuvvetle melhuzdur. Belge Nu: 273. Bilha ssa za ten meda r-ı ma işetleri olmayan asker a ilelerinin müracaatı-ı mütevalileri pek çok” 97 . TBMM Zabıt Ceridesi.000 2.26. Devre: IV. s. kuraklık ve bazı tabi afetler yü94 95 96 97 TBMM Zabıt Ceridesi. oradaki haranın ç iftlik geliri. haralara yardım maddesine 10 000 lirayı eklemek zarurî görülmüştü95 . kuraklık bu kez de Haymana ve çevresinde etkili olmaya başlamıştı. Ankara (tarihsiz).

Bu buğdaylar her bir nüfusa ç oc uklar da dâhil olmak üzere 15’er kilo olarak dağıtılmıştı104 . başka yerlere göç ederek geç imlerini tedarike mec bur olduklarından ac ınac ak bir durum ortaya ç ıkmıştı. BCA . 30.365 kilo S ırp Taiz buğdayı Hilâl-i Ahmer tarafından alınmıştı101 . Kırşehir. Eskişehir ve Afyon vilayetlerine dağıtmak iç in harekete geçmişti. Böylece darlık sahasında ic ap eden istasyonlara mal gönderilerek maliyet fiyatıyla Hilal-i Ahmer’e ve muhtaç lara satılmıştır103 .162 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 zünden elli karye halkından mühim bir kısmı ot vesaire ile beslenmekteydi. Modiyano ve Süreyya Beylerden buğday numuneleri alınmış ve Hilâl-i Ahmer merkezine gönderilmiştir. darlık sahasında buğdayın daima bol ve uc uz bulunmasını temin edec ek en tesirli ve acil tedbir.545 muhtaç nüfusa buğday dağıtılması kararlaştırılmış ve 1. Yozgat. Bir kısım halk da. Kutu nu: 179.2. age. Bunun ardından bu muhtaç lardan başka diğer bölgelerde de ihtiyac ı olanların göz önüne alınmasıyla birlikte. Müteahhit Balc ızade Mehmet ve Şerifzade S üreyya Beylerden 395.967 kilo un. İşler iç in 100 bin lira ayırarak uc uz yerlerden buğday ve un tedarik etmişti.. Ayrıca.000 lira para gönderilmişti102 . Araştırmalar netic esinde. Kutu nu: 179. Belge Nu: 8.077. Leon Robinowicz.185 kilo Macar ve Müteahhit İzak Modiyano birader ve oğullarından 496. Bu yardımın şeklinin en başta yiyec ek olarak yapılması uygun görülerek yaklaşık olarak muhtaç miktarı 135. Belge Nu: 107. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.1.333 lira bedelle Anadolu Demiryolları İdaresine taşıması verilmişti.3. almış olduğu bu buğdayları kuraklıktan en ç ok etkilenmiş olan Konya. Kutu nu: 71.000 kilo buğday ihtiyaç mıntıkalarına gönderilmişti. Belge Nu: 52. Bundan sonra yaşanan 1928 kuraklığında aynı şekilde yardım talepleri devam etmiş ve illerden yardım yapılac ak yerlerin haritası gönderilmiştir99 . Hilâl-i Ahmer Cemiyeti. Belge Nu: 52. 165. Kutu nu: 1373. Belge Nu: 52. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.9. Bunun yanında 141.673 kişi iç in 1. Hilal-i Ahmer Merkezinden İstanbul’a. Bunun üzerine ac ilen üç vagon un yardımının yapılması istenmişti98 . .10/ 120. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. 500 bin liralık yardım 750 bin liraya ç ıkarılmıştı. buğday satın almak iç in araştırmalar yapmıştır. 250. Kutu nu: 179.858. İllerden gelen bu yardım talepleri üzerine hükümet hemen ç alışmalara başlayarak. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.100 Bunun ardından kurak bölgelere gönderilmek üzere. Hilal-i Ahmer tarafından yapılan yardım şu şekildeydi: 98 99 100 101 102 103 104 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. s. Demiryolları Genel Müdürlüğü tarafından hemen tatbik edilmeye başlanmıştı. Bunun ardından kuraklık muhtaç larına gönderilmek iç in satın alınan buğdayların bedelini ödemek üzere.368.600. Aksaray.

30.931. Dağıtılan un miktarı (kilo) Afyon Eskişehir Kırşehir Yozgat Aksaray Konya Çankırı Ankara Niğde Kayseri Kütahya Malatya Şark vilayetleri Sivas Toplam 100.000 18.000 2.045 15.000 2.000 2.503.87 358.516.005.000 150.015 1.26 6.031 150 2.33 50.055 270.050 15. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.53 5.350 Kilo 14.505 14.38 7.000 2.88 6.920 150 15. Tablo-4: Hilâl-i Ahmer Tarafından Yozgat Vilâyetine Gönderilen Yardım106 .000 240.025 150 15.290.879 150 1.650 255.032 150 2.66 95.076 133.000 38.350 135.5 75 88. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.856 150 1.271 105 106 BCA .059 15.500 5.000 307.48 Amele sevki yardımı (lira) 3.000 2.000 2.000 120.035 150 17.025 150 15. .727 65.17 241.906 150 2.656 329.680 14.3.120 15.5 26 25.000 1. Belge Nu: 50.000 150.025 150 15.81 5.138.000 Lira Kuruş 68 64 80 20 7.000 15.858.025 150 15.981 150 1.178 Nakdi yardım (lira) 8.140 187.880 119.025 150 15.051 15.000 2.077.000 5.000 2.10/ 120.012.153 Hilâl-i Ahmer tarafından yapılmış olan bu yardımların hangi şehirlere ne kadar gönderilmiş olduğu aşağıdaki tablolardan görülebilir.404 132.920 150 15.680 14.67 1.324 300.662.787 1.967 Dağıtılmakta olan buğday miktarı (kilo) 188.5 96.041.015.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 163 Tablo-3: Hilâl-i Ahmerin Kuraklık S ebebiyle Dağıtmış Olduğu Yardım105 .50 Yozgat vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1. Kutu nu: 179.000 1.031 150 2.300 210.031 150 2.000 90.1.025 150 15.177.025 150 15.

000 2.890 14.920 150 15. Kutu nu: 179.025 150 15.012 150 1.830 150 1.780 15.025 2.029 150 Kilo 15.300 Afyonkarahisar vilayetinin hesabı Kuruş Lira Çuval Kilo (un) 2.025 150 15.920 150 15.5.038 151 15.029 150 2.025 150 15.000 150 15.025 150 15.000 2.3.050 15.000 2.030 15.990 1.000 102 10.200 120.377 13.000 15.025 150 2.200 Kilo 14. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.000 2. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.025 150 15.000 1.025 2.000 2.025 150 2. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.034 150 15.025 150 15.025 150 15.025 150 15. Kutu nu: 179.025 2.073 118.025 150 15.013 15.7. Belge Nu: 50.000 15.000 50 151 15.104 70 10 05 75 05 25 04 107 108 109 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.025 150 15.000 50 2.025 1.025 150 15.5 85.025 150 15. Belge Nu: 50.025 150 15. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 2.000 2. .020 15.025 150 15.003 100.025 150 15.543 1.175 20 13.000 2.026 150 2.045 1.950 15.000 2.000 62. Lira 2.027 150 2.373 102 10.030 14.060 15.100 075 2.006 150 2.000 2.025 150 15.025 150 15.000 2.860 14.031 150 2.000 2.560 14.000 2. Belge Nu: 50.025 150 15.5 55 Kırşehir vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1.382 Tablo-6: Hilâl-i Ahmer Tarafından Afyonkarahisar Vilâyetine Gönderilen Yardım108 .300 14.025 150 15.033 150 2.540 Demiryolu idaresinin Kuruş Çuval Kilo (un) 150 15.000 Lira Kuruş 40 68 10 15 31 30 75.010 150 2.038 2.000 150 15.025 2.000 Lira Kuruş Eskişehir vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 2.000 150 15.779 1.000 15.906 14.000 2.018 150 2.995 150 2.031 150 15.320 Tablo-7: Hilâl-i Ahmer Tarafından Eskişehir Vilâyetine Gönderilen Yardım109 .000 2.200 50 1.100 150 15.000 2.863 150 2.5 2.029 150 2.164 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo-5: Hilâl-i Ahmer Tarafından Kırşehir Vilâyetine Gönderilen Yardım107 .003 100.000 2. Kutu nu: 179.

Kutu nu: 179.160 15.031 150 15. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 2.074 15.879 150 2.580 800 80.025 150 15.126 450 Kilo 15.860 60 2.140 15.034 2.025 150 15.025 2.50 94 2.050 150 6.000 15.844 269.600 2. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. .046 2.000 150 15.960 75 2.035 10.025 2.000 6.810 20 9.000 150 15.000 1.50 31.019 150 14.000 14.500 150 15. Demiryolu idaresinin Çuval Kilo (un) 1.949 145 14.000 Lira Kuruş 04 80 10 95 25 30 Aksaray vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 1. Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi.010 15.950 14.920 150 15.240 2.049 150 2.993 146 2.025 2.000 15.190 45. Belge Nu: 50.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 165 2.025 150 15.350 150 150 150 150 150 2. 860 14. Lira 8.025 2.006 155 14.369 Demiryolu idaresinin Kuruş Çuval Kilo (un) 50 89.844 273.011 32.025 2.770 14.100 15.995 149 14.000 50 145 14.9.180 15. Belge Nu: 50.006 148 1.075 450 45.800 1.900 50 1.000 15.980 110 111 112 Türkiye Kızılay Derne ği Ar ş ivi. Belge Nu: 50.038 28.844 Tablo-8: Hilâl-i Ahmer Tarafından Çankırı Vilâyetine Gönderilen Yardım110 .000 Lira Kuruş 30 35 65 30 Çankırı vilayetinin hesabı Lira Çuval (un) 2.150 10 2.050 80 2.025 2.025 150 15.025 150 15.880 30 1.10.980 Konya vilayetinin hesabı Lira Çuval Kilo (un) 43.025 2.035 150 2.147 15.000 2. Kutu nu: 179.998 148 14.000 2.099 210.440 75 2. Kutu nu: 179.50 7.13.025 1.043 2.042 2.025 150 15.026 150 2.004 150 14.000 150 15.025 27.780 11.025 2.000 15.018 150 2.008 150 14.000 150 15.780 Kuruş Tablo-10: Hilâl-i Ahmer Tarafından Aksaray Vilâyetine Gönderilen Yardım112 .000 50 149 14.000 210.100 15.000 2.680 15.5 60 90 99 36.380 Tablo-9: Hilâl-i Ahmer Tarafından Konya Vilâyetine Gönderilen Yardım111 .463 150 150 150 150 150 2.875 800 77.957 2.971 146 14.966 88.022 150 Kilo 14.176 1.850 40 1.080 14.000 2.

age. Ziraat Bankası eliyle ödünç ve faizsiz olarak buğday. mısır. tohumluk ihtiyac ı olarak Konya’nın 7. Bu sebeple hükümet bu konuda hassas davranarak ç iftç ilere tohumluk yardımında bulunmuştur. (Muhacirlere ve muhtaç çiftçilere ödünç tohumluk ve yemeklik da ğ ıtılması hakkında kanun lâyihası ve Ziraat. Kırşehir’in 1. Yozgat’ın ise 1 milyon kilo ihtiyac ı bulunmaktaydı113 .75 milyon. mahsulü zarara uğramamış olmakla beraber.025 2. Aksaray’ın 3. Konya ve Kars ve Bayazıd vilâyetlerine 4.061 150 150 1. İçtima IV.400 02 46 2.000 119.. Dosya nu: 2661. Çünkü bu ihtiyaç ları karşılanmadığı sürec e.659. Maliye ve Bütçe encümenleri mazbataları l/ l181).194 15. yulaf tohumlukları ve gerekli hallerde vekiller heyeti kararıyla diğer tohumlukları 113 114 115 Leon Robinowicz.166 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 2. Kayıt nu: 1/1181. Bunun üzerine. Devre: IV. . agm.325 15.6 milyon.069 2. Bu tohumluklar vilayetlere dağıtıldıktan sonra buralardaki sıkıntı biraz olsun azalmış ve hükümet bundan sonraki ç alışmalarında aynı yönde uygulamalarına devam etmiştir.000 kilo tohumluk dağıtılmıştı115 .1. c.372.1. s. s. s. Bunun iç in hükümet. mahsulü yüzde kırktan daha az nispette zarar görmüş. hava şartları ne olursa olsun. fakat elinde tohumluğu kalmamış ve Ziraat Bankasından ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden tohum kredisi sağlayamamış ve bu yüzden zirai işletmesini yürütemeyec ek durumda bulunan. Hilâl-i Ahmer tarafından ve hükümetin desteğiyle yapılmış olan bu yardımların yanında ç iftç ilerin ileri vadede tekrar ürün yetiştirebilmeleri iç in tohumluk ihtiyaç larının da karşılanması düşünülmüştü. İç Anadolu’daki muhtaç durumda bulunan kişilere duruma göre yardım yapılmıştı.037 16. elinde olmayan herhangi bir sebeple ç ok kötü durumda. çok sıkıntıda kalan Ankara. Bu yardımların tamamen kuraklığın etkisini ortadan kaldırdığı söylenemez ama en azından geç ic i de olsa bir rahatlık yaratmıştır. Eskişehir’in 14.735 Tablolardan da anlaşılac ağı üzere. Muzaffer Hamid.5 milyon. arpa. tohumluğunu tedarik ve Ziraat Bankasından veya Tarım Kredi Kooperatiflerinden tohum kredisi almaya imkân bulamayan ve bu sebeple ç iftç iliği bırakac ak hale düşen ç iftç ilere.194 15.090 119. Ankara 1935. Tohumluk Yardımı 1928 yılı kuraklığında. TBMM Ar ş ivi.XXV. çiftç inin dört gözle tohumluk beklemekte olduğu ve Ziraat Bankası tarafından dağıtılması beklenen bu tohumlukların bir an evvel dağıtılması gerektiği.000 15. ç avdar. C.014 150 150 1. Nitekim 10 Ağustos 1928 tarihli Babalık gazetesinde. çünkü ç iftç inin bekleyec ek zamanının olmadığı bildirilmekteydi114 .3 milyon. TBMM Zabıt Ceridesi..025 16. tohumlukların bir an evvel dağıtılmasını öngörmüş ama bu iş biraz uzamıştı. Kuraklıktan etkilenen ç iftçilerle ilgili daha sonra ç ıkarılan kanun hükümlerine göre. ürün yetiştirme imkânı ortadan kalkmış olac aktı.

Konya Vilayeti bütç esinde 340 bin.306-307. Aksaray Vilayetinde 144. TBMM Zabıt Ceridesi. Daha önc e dağıtılmış olan bir milyon liralık tohumluk bedelini köylü bu sene ödeyememişti. agm. Buna göre 1935 yılında Tarım Bakanlığı. fidanlıklar ve tohum ıslah istasyonları ve büyük silolar kurulmuştu. Bütün bu ç alışmalar iç erisinde ise. Kayıt nu: 1/1181. 6 Kânunuevvel 1934. Babalık . Bu esnada. İçtima IV.151.800. halka derhal yakın ve ç iftç inin yapabilec eği bir iş bulmak gerekiyordu122 . s. alım merkezlerindeki depolarda bulunan buğdaylardan muhac irlere ve kuraklık gören veya dolu.10/ 81. Çiftç iyi çeşitli afetler ve bundan sonra yaşanabilec ek kuraklıklardan koruma amac ıyla ayrıc a. bilhassa tohumluk ihtiyac ının karşılanmasında bu kuruluş önemli yardımlar yapmıştır. Bu ihtiyac ı karşılamak üzere buğdayı koruma kanununun hükümlerine göre alınmakta olan buğdaylardan bir milyon liralık kadarının bu uğurda dağıtılması ve bu yardımın daha kolaylıkla yapılabilmesi iç in Ziraat Bankasına gördürülmesi enc ümence kararlaştırılmıştı118 . s. Konya ve c ivarında meydana gelen kuraklık sebebiyle. Memleketin bir kısım yerlerinde ara sıra baş gösteren kuraklık ile dolu ve su basması gibi afetler karşısında yardımda bulunmak gerekli bir durumdu. Yozgat’ta 150 bin. İnc elemelere göre. 30. s. s. Ziraat bankasının ayrı bir yeri vardır. d. 5 İlkte şrin 1935.365. nu: 4713. TBMM Ar ş ivi. Babalık .21.XXV. Bu ç alışmalarla ç iftç inin sıkıntıları azaltılmış ve yeniden refaha kavuşmaları temin edilebilmiştir.. Bu silolar köylünün buğdayını eleyip temizliyor ve ileriki kıtlık seneleri iç in de bir garanti teşkil ediyordu117 . s. age.. Muhtaç Durumda Bulunan Halka İş Bulma Kuraklıktan korunmanın bir yolu olarak. BCA . Çünkü her nerede bir felaket yaşanmışsa. Bu sebeple en uygun yöntem olarak.1. Eskişehir ve Afyon vilayetlerinde ikişer yüz 116 117 118 119 120 121 122 Fethi Aytaç. Ankara 1935. muhtaç halkın yol işlerinde ç alıştırılması uygun görülmüştü.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 167 dağıtmaya Ziraat Vekâleti yetkili kılınmıştır116 . Yine 1933’te Ziraat Vekâleti. Dosya nu: 2661. O yılın ürünü ç iftç inin borc unu ödemeyecek kadar az olursa Vekiller Heyeti kararıyla bu borç geri bırakılabiliyordu120 . TBMM Ar ş ivi. Leon Robinowicz. . Dosya nu: 2661.1. nu: 4541. Kırşehir Vilayetinde 131. mahsul azlığı köylünün taahhüdünü yerine getirememesine neden olmuştur121 . C. köylüye bir milyon liralık tohumluk dağıtmayı düşünmüştü. tohumluklarını bile temin etmekten ac iz olan halka tohumluk verilmesi iç in Ziraat Bankasından yardım talebinde bulunmuştu119 . Devre: IV. Kayıt nu: 1/1181.530. sel gibi afetlere uğrayan ç iftç ilere mâl olduğu fiyatla veya aynen tahsil olunmak üzere Vekiller Heyeti kararı ile bir milyon liralık kadarı zinc irleme borç lanma yoluyla ve iki yıl vade ile tohumluk ve yemeklik olarak verilec ekti.900. 2056 numaralı kanunla hükümet namına Ziraat Bankasınc a satın alınıp. Bununla birlikte.

Yol inşaatı tahsisatının bu sene iç in tamamen bu bölgeye kaydırılması. yiyecek ve tohumluk yardımları onların muzdarip duruma düşmelerine engel olurken. 4. Bundan sonraki süreç lerde ise bütçeler tespit edilerek bu miktar üzerine işç i teminine gidilmiştir. iş bulma aç ısından yapılan yardım.. Leon Robinowicz. onların ayrıc a kazanç elde etmelerini sağlamıştır. Bunun iki misline ç ıkarılmasıyla darlık bölgesindeki halka hasredilmesi mümkündü.366.7. Ayrıc a Nafia’nın su işlerinde 200 bin lirası bulunmaktaydı.47. Bundan sonra ise darlık bölgesindeki halkın ç alıştırılmak üzere derhal yol inşaatına başlaması emredilmişti123 .266. Yozgat ve Kırşehir gibi illere yol yapımının kaydırılarak buradaki halka ç alışma imkânı ve sahasının temini İç işleri Bakanlığı tarafından uygun görülmüştür124 . s. Buradan her sene otuz milyon kilo tuz ç ıkarılmaktaydı. 1928 yılında baş gösteren kuraklık nedeniyle Aksaray. 1. Yine bu mıntıkada Çumra’da su yollarının temizlenmesi işi vardı. geçen yıla göre bu sene ekinler % 70 noksan durumdaydı. age.1.Oradaki vali ve nahiye müdürlerinin bu işin takipç isi olmaları. 1935 yılında Tokat vilayetinden gönderilen kuraklık raporuna göre. Konya.365. BCA . muhtaç durumda olanlara iş imkânı aç mak ve halkın ihtiyaç larının teminini sağlamak maksadıyla yapılac ak olan yol ve köprüler iç in Nafia bütç esinden iki yüz elli bin liralık bir ödenek ayrılmıştı125 .10/ 184. Bölgedeki bir başka iş kaynağı ise Tuz Gölü’ndeki Tuz hafriyat ve nakliyatıydı. Ayrıc a.. Genel bütç edeki tahsisatla beraber sulama idaresi derhal yüz bin liralık bir iş temin edebilirdi. Eğer bu durum devam ederse yani yağmur yağmazsa % 20 nispetinde 123 124 125 126 Age.Amele yevmiyesinin iki üç günde bir verilmesi gibi uygulamaların yapılarak 1928 yılında yaşanmış olan kuraklığın tesiri en aza indirilmeye ç alışılmıştır. Bu rakamlar dikkate alındığında adı geç en vilayetlerde derhal altı yedi yüz bin liralık iş aç ılabiliyordu.18. 2. s. 30. Yol inşaatı darlık sahalarına hasredilec eği gibi.1/ 29. yazlık ekinler tamamen yanmış durumda olduğundan ekinler hayvanlara yedirilmekteydi. Eskişehir. Bu ç alışmalarla birlikte.12. 30. Bu tür yardım faaliyetleri sadec e hükümetten beklenmemiş.168 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 bin lira ki toplamda 1 milyon 165 bin liralık yol tahsisatı vardı. Kuraklıktan etkilenen halka para. Bunun toplamı en az iki milyon liralık bir işti ve bu işler tamamen darlık bölgesine yakın yerlerdeydi126 . bazen yerel tedbirlerde de bu tür ç alışmalar görülmüştür. Ankara. 3. BCA . . bu gibi işlerde kadın ve ç oc ukların da ç alıştırılması düşünülmüştür. Bir hafta iç erisinde yağmur yağmazsa diğer ekinlerden de istifade edilemeyecekti. Öyle ki. 1928 yılında yaşanan kuraklık felaketinin etkili olduğu vilayetlerde.Yalnız aile iç inden bir kişinin değil varsa ailede sıhhati yerindeki diğer ferlerin ya da uygun olan ç oc ukların da bu işte ç alışabilmelerinin temini.

Bu sıralarda sürü sahipleri beklemedeydiler.500 sığır ve 17. Konya. yeterli sayıda koyunu bulunmaktaydı...000 koyun. Antalya. Yüksek yayla ve dağlarda hâlâ az çok yiyecek bulunduğu gibi. Age. Kırşehir 300.. Manisa’nın 7.449 vagon etmekteydi129 .13. Diğer kısmının ise nakit parası bulunmasa da.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 169 aç lık ve % 50 nispetinde de çiftç iler için tohumluk ihtiyac ı olac aktı. Yapılan inc elemeler netic esinde.İaşe zorluğuna düşen bir kısım insanlar da Turhal Ş eker Fabrikası’nda ç alıştırılmak suretiyle ihtiyaç ları karşılanac aktır. Menteşe. Fakat besleyemedikleri korkusuyla bunlar da hayvanlarının bir kısmını ç ok uc uz fiyata elden ç ıkarmışlardı128 . 2. s.650 koyun. 127 128 129 130 131 BCA . Antalya’nın 60. Burdur’un 600 sığır ve 20.369. Her ihtimale karşı hayvanların başka taraflara nakline mec bur kalındığı takdirde. Age. hali vakti yerinde olan ç iftç ilerin bir kısmı şehirlere göç etmişti. Eskişehir ve kısmen de Afyon idi. Çift hayvanlarının yiyeceğine ihtiyaç duyulan yerler ise. Muğla’nın 3. Eskişehir 500. Adana’nın ise 40.000 koyun. Age.000 koyun ve sığır.266.Bir kısım köylüler iç in para karşılığında yol işlerinde çalışacaklar ve bu paralarla da ekini olanlardan zahire satın alabilec eklerdir. Aydın’ın 1. biç ilecek ekinlerin anızları da kullanılabilec ekti130 . Bunun iç in bu sürülerin nakli gündeme gelmişti. s. Eskişehir ve Afyon vilayetleri de koyunlarını besleyebilec eklerini söylemişlerdi. age. Ş ükrü Kaya’nın raporuna göre. Afyon ide 30-40 vagon saman ihtiyaç göstermişti. Bunların toplamı ise 2. s.500. bu bölgedeki büyük sürü sahipleri ç aresiz kaldıkları takdirde.000 koyun. Bu sürülerin gidec ekleri yerlerde yeterli meralar bulunmuş ve gereken kolaylık iç in tedbir alınmıştı. Küç ük veya büyük sürüler uzaklara gönderildikleri takdirde mal sahiplerinin tayin edec ekleri bekç ilerin veya köylülerin gözetimi altında gönderilecekti.370. Fakat bu ihtiyaç lar belirli bir süre yeteceğinden yeniden bir ihtiyac ın husule gelmesi kaç ınılmazdı. e. Adana ve İç el mıntıkalarına göndermeyi düşünmekteydiler.000 koyun ve sığır barındırabilec eği tespit edilmişti131 . Burdur.500 sığır ve 1. hayvanlarını mevc ut sazlıklardan ve otlaklardan istifade ettirmek suretiyle ç ok az bir yardımla bu seneyi geç irebilec eklerini düşünüyordu.10/ 184. Bu da kendileri iç in bir avantaj oluşturuyordu.360. 30. Sürülerin Başka Yerlere Nakledilmesi 1928 yılındaki kıtlık esnasında. sürülerini İzmir.000 sığır ve 40.. Bu duruma engel olmak iç in ise vilayetç e şu tedbirler alınmıştır127 : 1. Konya 1.371. Aksaray’daki ç iftç iler. Yozgatlılar ise kendi imkânlarıyla hayvanlarını besleyebilec eklerdi. Kırşehir. . s. Leon Robinowicz.

ç iftçilerin Ziraat Bankasına olan borç larının ertelenmesini uygun görmüştü. Bu sebeple banka da bunları hac iz yoluyla almak istemiş.. Kanun hükümlerinin yürürlüğe girdiği sırada. s. Hakikaten de. yardımların işe yarar olmasının temini. bunun üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla bu borç ların faizlerini ödemek şartıyla gelec ek seneye ertelenmesi istenmişti133 .10/ 12. Konya’da kuraklığın etkisi sürmüş olduğundan. gerek kuraklıktan. Ziraat Bankasından almış oldukları borç larını ödeyememişlerdi.Ziraat Bankası tarafından bu sene verilecek olan borç ların bu bölgede ve kuraklığa maruz kalmış kişilere daha fazla miktarda verilmesi.Borç larının süresi gelmiş bulunan ç iftç ilerin borç larının ertelenmesi. Ziraat Bankasının borç lu köylüleri korumak iç in bir ödeme sistemine ihtiyaç vardı. Ankara. H. yıllarc a inc eleme konusu olmuş.170 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 f. 30. ağır bir tempo ile gerçek bir hale gelmiştir. 30.8. Bunun ardından. bazen karışıklıklar ve farklı uygulamalarla karşılaşılmıştır.1.2/ 1.Banka tarafından borç ların ertelenmesi ve yeniden verilec ek paraların artırılması gibi tedbirler alınırken aynı zamanda bu gibi kolaylıkları su-i istimâl etmek isteyenlere karşı ç ok dikkatli davranılması. kuraklık sebebiyle zor durumda kalan ç iftç ileri bu durumdan kurtarmak amac ıyla bir başka yol olarak. buradaki Bakioğlu Tolu Çiftliği sahipleri borçlarını ödeyemeyec ekleri ve tohumluklarının kalmayac ağını bildirerek Ziraat Bankası’na olan borç larının ertelenmesini istemişler ve bu istekleri Oc ak 1931 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilmişti134 .36.766 kişiden ibaretti. 3. BCA . age. Çok bahsedilen köylü kalkınması iç in. yürürlüğe girmiştir135 . En sonunda.18.8. 1931 yılında. Çiftç inin borç larının ertelenmesine yönelik kararlar alınırken. mürac aatta bulunanların borç ları ertelenmiştir. 30. BCA . 1928 yılındaki kuraklık yüzünden mahsulleri zarara uğramış olan ç iftç iler. Bunların borç larının tutarı 132 133 134 135 BCA . borçların ertelenmesine ait olan bu tasarı.2/ 17. Yozgat ve Kırşehir illerinde yapılan inc elemelere göre. üretilen malın değerinin kaybolması. 2.53.6. 1935 yılında buna ait kanun ç ıkarılarak. buradaki ürünlerin tamamen mahvolduğu görülmüştü. Avni Şanda. Bu sebeple Ziraat Bankasıyla görüşülmüş ve onun bu hususta alabilec eği tedbir ve göstereceği kolaylıklar şöyle sıralanmıştı132 : 1. Borçların Ertelenmesi Hükümet.3. .1. Çorum. gerekse dünya krizinden etkilenerek.72. Hiç kimse bu fikre itiraz etmediği halde. 4. 164.18.Ekim zamanı gelmeden evvel ç iftç ilere gerekli yardımın yapılarak. bundan sonraki süreçte yaşanan kuraklıklarda aynı uygulamaya devam edilerek. taksitlere bağlanarak borç ödeyec ek olan köylülerin sayısı. Ziraat Bankasına borç lu olan ç iftçileri zor duruma sokmuştu. 1927 senesi sonlarında.

kuraklıktan en asgari düzeyde etkilenilmesi hükümetin en ç ok önem verdiği hususlardan birisi olmuştur. Sulu Ziraata Geçilmesi Genel itibarıyla. BCA .11. agm. kuraklığın etkilerini azaltmak iç in insanların hatırına üç önlem gelmişti. Nitekim Tarım Bakanlığı. Bunun üzerine. vekâletin bütç esinin görüşülmesi esnasında kuraklığın tesirini azaltmak ve aynı sorunlarla karşı karşıya gelmemek iç in.300 lira idi136 . İktisat Vekili Mustafa Rahmi Bey de.94. onların rahat bir şekilde ekim-dikim faaliyetlerini yapmaları ve üretimini artırmalarını amaç lamıştır. 21. Kıtlıktan sonraki ç alışmalarda ise. 1928 yılında görülen kuraklık üzerine bu yöntemlerden üç ünc üsünün hayata geç irilmesi aç ısından hükümet ç alışmalar başlatmıştı. İçtima: I. Yine 1938 yılında Trabzon’da yaşanan kuraklık sebebiyle.102. Kanunun yürürlüğe girmesiyle ç eşitli bölgelerde bu yönde talepler artmış ve birç ok kişinin borc u ertelenmiştir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 171 ise. g. Devre: III. köylerdeki küç ük yerüstü ve yer altı sularından küç ük ç iftç ileri faydalandırmak.76. .Yerüstü ve yer altı sularıyla tarlaları sulamak.534. Amerika’ya uzmanlar gönderdiklerini ve kuru ziraat hakkında bilgi sahibi olmasını beklediklerini söylemişti.1.94. C.. s.S un’i yağmur yağdırmak. 1938 yılında ziraat borç ları taksitlerinin ertelenmesi kararı alınmıştı137 . Yine aynı konuşmasında sulama işlerine büyük önem verilmesi gerektiğine de işaret etmişti. iki senede bir alınac ak mahsulün her sene alınmasının müm- 136 137 138 139 140 141 Age. s. s.. Ziraat Bankası Trabzon şubesine bağlı Tarım Kredi Kooperatifinin bankaya olan 471.53.III. Orta Anadolu’da hububatın gelişmesi için gerekli suyun yeterli miktarda olduğu ve nadas usulü ile sağlanac ak gübrelemenin sun’i surette uygulandığı takdirde. Zihni Derin.18.727 lira borc unu % 7 faizle 10 sene ertelenmişti138 . Bu amaç la borç ların ertelenmesinin yanında asıl sorun olan kuru tarımın terk edilerek sulu tarıma geç ilmesi ve bu sayede.2/ 85.247. Agm.1. s. TBMM Zabıt Ceridesi. Anc ak.. Çiftç ilerin bankaya olan borç larının ertelenmesi. Ankara (tarihsiz). BCA . 3.Dry farming denilen kuru ziraat usulünü tatbik etmek. 30. bu sırada uygulanmakta olan kuru tarım faaliyetlerinin ç iftç iyi sık sık zor duruma düşürmesi kaç ınılmazdı.2/ 88.1. 2. Bununla birlikte ziraatin ç eşitlendirilerek ç eşitli fidanlar ekilmesi. 30. ekinleri kuraklıktan kurtarmak iç in Amerika’dan uzman bir su heyeti getirmişti140 .18.139 1. bağcılık ve dutç uluk yapılması gibi önlemleri de dile getirmişti141 . Edirne’nin merkez kazasına bağlı köylerde 1937 yılında meydana gelen kuraklık yüzünden mahsulleri hasar görmüştü.

XI. Gerçekten Türkiye Büyük Millet Mec lisi sağlık gibi. s. Yine Recep Peker. s. bu yüzden ziraatin sulanabilir hale getirilmesi iç in bu tahsisatın daha da genişletilmesi gerektiği bildirilmişti145 . 1929 yılı Konya sulama idaresi bütç esi görüşülürken. kura k yerlere su a kıtma k değildir.172 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 kün olduğu anlaşılmıştı142 . ziraatın da hayat sembolü olan su meselesini tatbik sahasına koymak ve su politikasını tahakkuk ettirmek gibi. “ Cumhuriyet Devrinde Su Siyaseti ve Köy Davası” Köye Doğru. Age. S. Devre: III. tarlasındaki kuyuya beşyüz lira kadar masrafla eski bir otomobil motoruyla tulumbadan oluşan bir terkiple mahsulünü kısmen kurtarmaya muvaffak olmuştu143 . 1928 kuraklığının neticesini önceden gören bazı ihtiyatlı ç iftç iler. Yine kuraklık sahasında Tüz Köyü’nün yanında Umranlı Köyünde bir ağaçlık saha meydana getirilmişti144 . 356. 29 Mayıs 1929’daki Meclis konuşmasında kuraklığın etkilerinden kurtulmak ve başka diğer sebeplerle su problemine yönelik olan politikalarını izah ederken şu ifadeleri kullanmıştı: “Memleketimizin sulanması yalnız sulama ihtiyacı. kuraklığın önlenmesi noktasında su işine önem verec eklerini ifade eden konuşmasında şöyle diyordu: “Geniş ve feyizli topra klarımızın inkişafı ve millî servet ve sa yimizin ta bia tın kura klık gibi tesa düfî zararlarından kurta rılması için. TBMM Zabıt Ceridesi.. s. Yine kıtlık sahalarından biri olan Zıvarık (Altınekin) nahiyesinde bir köyde bir ç iftçi. bu seneden itibaren programımıza koyduğumuz su işleri için bir buçuk milyon ve diğer bazı faydalı işler için de 300. Temmuz 1948. İçtima: II. özellikle de kuraklığın en ç ok yaşandığı İç Anadolu’dan işe başlanmıştı. Ankara (tarihsiz). su kuyularından istifade etmişlerdi.21. C. 9.1. son birkaç yıldır yaşanan kuraklığın.”146 .” 147 . bunun olumlu netic eleri görülmüştü. Hatta Konya merkez kazasına bağlı Tömek Köyü’nde bir ç iftç i. Bu ihtiyaç su bulunma ya n birçok yerlerde suyu temin etmek ve birçok yerlerde de za ma nsız za ra rlı surette a ka n sula rın za ra rında n o bölgeyi kurutma ktır. “ Orta Anadolu Topraklarında " Su " ve Ziraat Sisteminde " Nadas . Ankara (tarihsiz).90. C. susuz.Gübre " Problemi” . Kurak mevsimlerde duyulan su kıtlığının önü alınmak üzere Kızılırmak ve S akarya’dan veya Çubuk Barajı’ndan su getirilmesi de düşünülmüş. age.XII. 1929 senesi bütç esi görüşülürken Maliye Bakanı Ş ükrü S araçoğlu. Bunun ardından bu bölgelerdeki. s. s. s. yapılan 142 143 144 145 146 147 148 Halid Evliyar. .16. Ziraat Dergisi..000 lira ka dar bir pa ra ilâveten nafıa bütçesine ta hsis olunmuştur. TBMM Zabıt Ceridesi. İçtima: II. Age. Devre: III.13. yüksek bir gayenin temini iç in ilk hamlede 31 milyon lira gibi büyük bir tahsisatı kabul etmişti148 . 1 Mayıs 1941.357.140. sulama işinin önemini bir kat daha artırdığını. Leon Robinowicz.. (Konya Ovası Sulama İdaresinin 1929 senesi bütçesi hakkında 1/440 numaralı kanun layihası ve bütçe encümeni mazbatası). Zaten bazı yerlerde sulu tarım işlemi yapılmakta olduğundan. Göz önünde olan bu örnekler ve kuraklığın verdiği zararlar hesaba katılarak. S. hayvan dolabıyla su ç ıkararak kıraç arazinin ortasında yemyeşil bir saha oluşturmuştu.

C. Bunun ç aresi olarak ise su gösteriliyor ve şöyle deniliyordu: “Derecesi yüksek olan çiftçi ve köylü. Sula ma tesisa tı. Bunlardan birisi de S arı su adıyla anılan dereydi. s. ekinleri öldüren bir de rüzgâr meydana gelmekteydi. za ra rla rını ka pa ta ca k yegâ ne ça re sudur. Devre: IV.XXII. s. Yine 13 Haziran 1935 tarihli Ekekon gazetesi haberine göre. Yalnız ovanın kışlık ekinleri anc ak tohum ve yiyeceklerini verebilec ek durumdaydı. İç Anadolu Bölgesi’ndeki bütün bu örneklerin ardından. ifade etmek suretiyle. ç eşitli eleştirilere sebep olmuştur. gün geç tikç e Konya’nın tarım vaziyeti kötüleşmekteydi. s. Yaklaşık iki aydır yağmur yağmadığı gibi. günden güne harap olmaktadır.XXIII. ç evresindeki bütün alanlara su verilebilec ekti. Bunu netic esinde 1928 yılı kuraklığı kadar dikkate değer bir kuraklık yaşanmamıştır. buradaki sulama işlerinin intizamsızlığından dert yanarak: “Birka ç seneden beri Beyşehir Gölü’nden su a lınama ma kta dır. İşte bu yıl önümüze bir örnektir. Devre: IV. 149 150 151 152 TBMM Zabıt Ceridesi. Ekekon. Bunun üzerine burada. halk hemen hemen da ğıla ca k bir va ziyettedir.” 152 . nu: 216. s. tarım arazilerinin sulanması iç in bir girişim başlatılmıştı. Konya kuraklıktan muzdariptir. Kadınhanı tarafları da oldukç a zarar görmüştü. Akşehir.1. Bununla birlikte buradan kurutulac ak bataklık sahasından da 50 bin dönümlük ç ok verimli bir arazi elde edilmiş olac aktı151 . C. Bu suyun göle verilmesiyle zaten kuraklıktan seviyesi düşmüş olan gölün yaklaşık olarak 15 santim daha seviyesinin yükselmesi bekleniyordu. Konya çok geniş bir su konumu istiyor. Su işleri temin edilmedikçe Konya’nın ta rım vaziyeti ve buna ba ğlı ekonomi işleri de kola y kolay düzelemez. üç sene sonra Konya Ovası iska sı için. Ankara 1934. Bu ha l deva m ederse iki. Memleketin yirmi milyon a ltın fra nk sa rfıyla vücuda getirdiği bu tesisa t. 13 Haziran 1935. nu: 73. İçtima III. Halkın emeği birkaç milyonluk ekim boşa gitmiştir.1. “ Konya’nın Kuraklık Sava şı’na Do ğ ru İlk Adım” . bazısından da baraj yapılmak suretiyle faydalanılabilmiştir.517. Bu sırada sulama işinin bazı yerlerde düzensiz yürümesi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 173 tetkiklerden Kızılırmak ve S akarya’dan su getirilmesi pek külfetli ve masraflı olac ağı anlaşılarak barajın yapılması halinde şehir suyunun da buradan temini daha iktisadî ve emin olacağı neticesine varılmış ve bu nedenle de burada Çubuk Barajı’nın inşası başlamıştı149 . Ekekon. Bunu gelip geçen yıllar bütün a çıklığı ile göstermiştir. 31 Mayıs 1934 tarihinde Konya Ovası S ulama İdaresi’nin bütç esi görüşülürken Konya Milletvekili Ş aban S ırrı Bey. buradaki su işlerinin düzene sokulmasını istemiştir. İçtima III. 3 Birinci Kânun 1935. Ziya Çalık. . Ankara 1934.2. Bu yükseliş sayesinde ise. Ovada ve kıraç larda ilkbaharlıklardan hiç hayır kalmamıştı. TBMM Zabıt Ceridesi. ta mamıyla metruk ve muattal bir haldedir. bölgede hummalı bir sulama faaliyeti başlamış ve bazı akarsuların verdiği zararlar engellenirken. Ilgın. memleketin bu suretle temin ettiği bu eserden hiç bir şey ka lmayacağını” 150 . (Çubuk barajı in şaatının ikmali ve Ankara şehri suyunun bu barajdan temini hakkında 1/944 numaralı kanun lâyihası ve Nafıa ve Bütçe encümenleri mazbataları).

Kırşehir. tohumluk yardımı. aç lıktan ve yiyeceksizlikten yabani otlar yemeye başlamış ve bazı bölgelerde dahi ölümlere rastlanmıştı. S ebepleri sıralanmış olan kuraklığın etki alanını tespit etmek amac ıyla buraya giden Ş ükrü Kaya. büyük bir ç oğunluğu ç iftç i olan iç Anadolu Bölgesi’nde etkisini göstermiş ve buradaki halkın ç oğunu muhtaç duruma düşürmüştür. Bundan evvel savaş nedeniyle kıtlıklar görülmüş anc ak. Aksaray.174 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 SONUÇ Cumhuriyet döneminde yaşanan kuraklıkların en önemlisi ve başlangıc ı sayılabilec ek olan kuraklık 1928’de yaşanmıştır. Anc ak kuraklığa hazırlıksız yakalanmış olan halk. Bu kuraklık. Konya. başta para ve yiyecek yardımı olmak üzere. Bu sebeple ç iftç i olan bu halk uzun süre kendisine gelememiştir. Bunun üzerine hükümet. sürülerin başka yerlere nakli ve sulu ziraate geç ilmesi yönünde önlemler alarak bu kuraklığın etkisini en aza indirmeye ç alışmıştı. bir takım önlemlerin alınması gerektiğini ve bu önlemler alınmazsa halkın daha vahim bir duruma düşmesinin kaç ınılmaz olduğunu bildirmişti. . Eskişehir ve Yozgat gibi illerde etkili olduğunu müşahede etmişti. her ne kadar kendi c anını kurtarmış olsa da hayvanlarının ç oğu bundan etkilenmiş ve ölmüştü. Hakikaten halkın pek ç oğu. Buradaki izlenimlerini bir rapor haline getiren Ş ükrü Kaya. 1928 yılı kuraklığı gibi geniş bir c oğrafyayı etkisi altına alamamıştır.

1.1.XXV.) -Diyanet İşleri Reisliği Kataloğu (51. C.269. C. Belge nu: 133.4. 30. C.64.XIX. 30.10/ 184.(1920-1928) (30.1.10/ 12. C.858.) -Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü Kataloğu (30.01/1. Gazeteler -Babalık.12. İçtima: III.XXII.10/ 120. -Devre: IV.XII. nu: 216. -Devre: IV.108. b. Telif Ve Tetkik Eserler a.858.18.10/ 120. 30.2/ 88. D. 30.102.7. 30.10/ 81.2/ 85.2/ 1. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.11. C. 30. Fevkalâde İçtima. C.15. İçtima II. nu: 2742. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.18. 30. Fevkalâde İçtima.72. Ankara 1931.18. Ankara 1930. Kutu nu: 1373.XIII. 30.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 175 KAYNAKÇA A.44.1.1.10/ 184.10.266. 30. 3 Birinci Kânun 1935.10/ 184.10/ 120.858.IV.858.11.76. 30. Arşivler a.1. İçtima: II.(1928 ve Sonrası) (30. -Devre: IV.3. 30.7. 30. s. Belge Nu: 52. 30.858.266.266. 30. İçtima: II. Makaleler .10/ 184. 30. -Devre: IV. Ankara 1935 C. 30.6.1/ 29. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.10/ 184. Resmi Yayınlar a.1.36. C. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi -Muamelat Genel Müdürlüğü Katalogu (30.266. 30.266.15.10/ 210. nu: 4713. -Devre: IV.XIII. 30. Kutu nu: 71. İçtima: I.860.3.10/ 184. Ankara 1934. Belge Nu: 8. 8 Mart 1928.6. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.III.1/ 29.10/ 184. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. Dosya Nu: 2661. Kitaplar -Leon Robinowicz. c.4.10/ 184. C.8. 13 Haziran 1935. C.1.1.18. İçtima: II. Ankara (tarihsiz) -Devre: III.266.10/ 120.266.47. -Ekekon. Belge Nu: 107./ 7. TBMM Zabıt Ceridesi -Devre: III.10/ 184.2/ 17. C. 5 İlkteşrin 1935.18.0. Kutu nu: 159. Ankara 1931. B.1. Süreli Yayınlar a.5. Belge Nu: 273. 30. Ankara (tarihsiz) -Devre: III. 30.432.10/ 120.XX.530. İçtima IV. 30.84. 30.13. İçtima III. İçtima: III.2. ) -Bakanlar Kurulu Kararları Katalogu. C. C.21.4. (Çeviren: Alaettin Cemil).18.1.) b.XXIII. Ankara 1933. İçtima III.1. Nüfus Meselesi. C.18.0. Ankara (tarihsiz) -Devre: IV. Ankara 1934.3.2.III.XI. 6 Kânunuevvel 1934.1.II.266. C.2/ 85. s. Kutu nu: 179. İçtima: III.12) -Bakanlar Kurulu Kararları Katalogu.2.8. s.10/ 121. İçtima: I. nu: 73. İktisat Matbaası.19. Türkiye Büyük Millet Meclisi Arşivi -Kayıt Nu:1/1181. nu: 4541. s. Türkiye Kızılay Derneği Arşivi -Kutu nu: 1393.V.

s.1.Muhtaç Duruma Düşen Vatandaşlara Nasıl Yardım Edilebilir?”. Yıl: 31. Nihat. Ziraat Dergisi. nu: 2742. Ocak 1948. Temmuz 1974. -Kuneralp.146.176 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -(İmzasız). s. Haziran 1960. “Kuraklık ve Kurak Bölgelerin Özellikleri”. Nisan.90. “Tarih Boyunca Anadolu’da Kuraklıklar”. 1 Mart 1941. s. Hayat Tarih Mecmuası (Tarih ve Edebiyat Mecmuası). “Orta Anadolu Köylüsü”. Ziraat ve Ticaret Gazetesi. “Kuraklık ve Memleketimiz”. Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı Dergisi. Karınca. 1 Mayıs 1941. İstanbul Ticaret Odası Mecmuası. 76. C. “Küçük Çifçilerimizin Zirai Dertleri. Zihni. Köye Doğru.Gübre " Problemi”. C. Mayıs. Ekim 1970 . Celal. s. Yıl:2. İdare Dergisi. Tarih ve Toplum. 8 Mart 1928.2. s. Tarım Bakanlığının Küçük Su İşlerine Ait Hayırlı Bir Teşebbüsü ve Bu İşte Muvaffak Olma Şartları”. s. Yıl:6. -Öztelli.4. Yıl:10. -(İmzasız). “Konya’nın Kuraklık Savaşı’na Doğru İlk Adım”. Nisan 1990. 627. Şevket. -(İmzasız).7. s.1970. “Orta Anadolu Topraklarında " Su " ve Ziraat Sisteminde " Nadas . Mart 1989. Halid.21. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri B. H. Ali.12. Nisan 1952. s. s. “Orta Anadolu’da Kıtlık (1873-1875)”. “Aksaray Folklorunda Yapraklar Aksaraylı Bir Halk Şairinin Dilinden 1290 Kıtlığı”. 11-12. Yıl: 55. -Şanda. -Evliyar. Mart. “İklim ve Beşeriyet”. 6 Temmuz 1945. s. Halkevi. -Derin. s. 3. s. Köye Doğru. 3 Birinci Kânun 1935. “Kuraklık”. 17. “Orta Anadolu`da Kuraklık”. -Uluocak. Nej at. -Çalık. İktisadi Yürüyüş.133. “Kuraklık ve Kıtlık”. Dönüm. “Çiftçilere Tohumluk”. s. Ekekon. Ağustos 1952. -Numan. -Çölaşan. Haziran 1935. Ziya. 2. -Er. Yıl: 2. “Cumhuriyet Devrinde Su Siyaseti ve Köy Davası”. “Çeşitli Afetler Tesiri ile -Münferiden. -Muzaffer Hamid. “Halk Şiirinde Tarihi Kıtlıklar ve Kuraklıklar”.Aralık. . Babalık. Umran Emin. Temmuz 1948. 30 Ekim1932.263-264.6. -Fethi Aytaç.36. s. -Berkmen. -Raşit. Hasandağı. Yıl: 1974. s. Sinan. nu: 216. Avni. s. Cahit.

 Sayı: 5  Sayfa: 177‐190  Year: 2011.. Germany. German Military Criminal Code. salihkis@yahoo. Ordu    EXECUTING OF GERMAN MILITARY CRIMINAL CODE ON THE OTTOMAN  MILITARY CRIMINAL CODE    Abstract  In the period of Abdülhamid II.    Anahtar Kelimeler  Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi.  Böylece Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nde görülen eksiklikler büyük ölçüde tamamlan‐ mıştır..com . Abdülhamid döneminde Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin eksikliklerinin giderilmesi  amacıyla Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tercüme edilmesi yoluna gidilmiştir. some formulation subjects were pre‐ cluded in the Code. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tamamı tercüme  edilerek bunlardan sadece gerekli görülen 56 bendi kanunnamenin ilgili yerlerine eklenmiştir. Thus. Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Hukuk Bilimleri Öğretim Üyesi. which were added after the translation of  the German Military Criminal Code. The aim with this work is to study the Ot‐ toman Military Criminal Code’s juridical formulations. the lacks of the Otto‐ man Military Criminal Code was completed mainly. Before these 1880 addings the Ottoman  Military Criminal Code is very short and in this example. Bu çalışmanın amacı. Issue: 5  Page: 177‐190           ALMAN ASKERΠCEZA KANUNNAMESİNİN OSMANLI ASKERΠCEZA  KANUNNAMESİNE TATBİKİ    Nuran KOYUNCU  Salih KIŞ    Özet  II.. nuranaykoyuncu@hotmail. Alman Askerî Ceza Kanunnamesi.TARİHİN PEŞİNDE  ‐ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ‐  THE PURSUIT OF HISTORY  ‐INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH‐  Yıl: 2011. 1880 tarihli bir belgeye dayalı olarak Osmanlı Askerî Ceza Kanun‐ namesi’ne Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nden tercüme edilerek ilave edilen hukuki düzen‐ lemeleri incelemektir. Army    Yrd. translation of the German Military Criminal Code becomes true  to complete the Ottoman Military Criminal Code’s gaps.com Arş. Osmanlı  Askerî Ceza Kanunu 1880 tarihli bu eklemeler öncesinde oldukça kısadır ve bu kanunda birçok  konu düzenlenme dışında bırakılmıştır. A document dated to 1880. Doç. Osmanlı Devleti. Gör.  The entire German Military Criminal Code was translated and only the most  required 56 paragraphs were added to relevant places in the Code. Dr. Ottoman State. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı. is our main source in this study. Almanya.    Key Words  Ottoman Military Criminal Code.

Hayrullah Örs. 21 Haziran 1882’de İstanbul’da Harbiye Nezareti’nde göreve başlayan bu ilk askeri heyet. Wallach.VIII. İstanbul 1953. Çev.  Böylelikle  XIX. Moltke’nin Türkiye Mektupları. s.  Osmanlı  ordusunun  modern bir yapıya kavuşturulması amacıyla Avrupa’nın modern ordularından  kurmay  subaylar  davet  edilmiştir1.  ordunun  geli‐ şim  açısından  Avrupa  devletlerinin  gerisinde  kalması  ve  girdiği  savaşlarda  mağlubiyetler  alması  neticesinde  zaruri  görülmüştür.  Abdülhamid  döneminde  Osmanlı  As‐ kerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  eksikliklerinin  giderilmesi  amacıyla  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  tercüme  edilmesi  yoluna  gidilmiştir. Colmar Freiherr Von Der Goltz. Prusya İmparatoru III.  Osmanlı  ordusunun  modernizasyonu  için  değişik  birimlerde  görev  yapmaya başlamışlardır3. Helmuth von Moltke. Osmanlı Devleti.  Bu  anlayışa  uygun  olarak  II. Çev.  Dolayısıyla  Tan‐ zimatla  birlikte.  Osmanlı  ordusundaki  modernizasyonu  takiben  askerî  hukuk  alanında da önemli adımlar atılmıştır.  Kanunnamenin  5. TTK Yayınları. gelen askerî kurmayların eğitim.15. s. Genelkurmay Yayınları. s. bununla yetinmeyip dönemin en modern ordularından birisine sahip olan Almanya’dan kendi ordusunun modernizasyonu için askerî heyet talep etmiştir.  hukuk  sistemine  ve  dolayısıyla  hukuki  düzenlenmelere  de  yansıdığı  gö‐ rülmüştür. Jehuda L. Osmanlı Tarihi.  yüzyılın  ilk  yarısında  devletin  en  önemli  unsuru  olan  orduda  başlamıştır.  Bu  sebeplerle  Os‐ manlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  eksikliklerinin  Alman  Askerî  Ceza  Ka‐ 1 2 3 Osmanlıya gelen ilk kurmay subaylardan birisi de Prusyalı Yüzbaşı Moltke’dir. Goltz Paşa’nın Hâtıratı ve Hal Tercümesi. Ankara 1985. Ankara 1995. . Edebiyatçı ve Eğitimci Yönleriyle Colmar Freiherr Von Der Goltz Paşa.  II. Enver Ziya Karal. s. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları. Çev. Osmanlı’da Avrupa tarzı modern ordunun nüvesi şekillenmiştir. Pertev Demirhan. Tayyar Etikcan.  İslamî  hükümlere  dayanan  şer’î  hukuk  ve  onun  yanında  padişahın  iradesiyle  şekillenen  örfî  hukukun  yan  yana  ve  çoğunlukla  bir  uyum  içerisinde  yaşatıldı‐ ğı  bir  sisteme  dayanmıştır.15. daha sonra askeri birimlerin yanında askeri okulların modernizasyon görevini de üstlenmiştir. 23 Kasım 1835’te İstanbul’a gelen bu kurmay subayla birlikte.  Ne  var  ki  gelinen  süreçte  batılı  anlamda  yenilikle‐ rin.  Ancak  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ndeki  eksikliklerin  son  derece  fazla  olması. Fahri Çeliker. C.     Tanzimat  ve  sonrasında  yaşanan  gelişmeler  Osmanlı  Devleti’nde  önemli  değişiklik ve yeniliklerin habercisi olmuştur.  Mahmud  ve  sonrası  padişahlar  zama‐ nında  gelen  bu  heyetlerin  çalışma  alanı  ordunun  çağın  gereklerine  göre  dona‐ tılması  ve  eğitilmesi  konusunda  yoğunlaşmıştır. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Alman Dili ve Edebiyatı Eğitimi Yüksek Lisans Programı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara 1992. kültür ve hukuk alanlarındaki önerileri Osmanlı tarafından dikkate alınarak bu yönde çalışmalar başlatılmıştır.  Yenileşme  hareketi. Alman Askerî Ceza Kanunnamesinin 1881 yılında tercüme edilerek bazı maddelerinin Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesine tatbiki ve akabinde devam eden süreç ile birlikte Osmanlı. Bir Askeri Yardımın Anatomisi. Bu da hukuk alanındaki eksiklikleri gündeme getirmiş.28-30.  Mülkî  Kanunnameye  sık  sık  müracaata  mecbur  bırakmıştır. Ayrıntılı bilgi için bkz.  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  belirtilmeyen  cürümlerin  cezası. Osmanlı hukuk sisteminin temeli. Mahmud’un.9-20.178 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ  Osmanlı’da  modernleşme  hareketleri  XIX. İstanbul 1969. s. Friedrich Wilhelm’den ordunun modernizasyonu için bir askeri heyet veya kurmay subaylar talep etmesiyle süreç başlamıştır. askerî hukuk alanında Almanya’yı kendisine model almıştır.  maddesi  gereği  Mülkî  Ceza  Kanunnamesi’ne  göre  belirlen‐ mesi  sebebiyle  her  iki  kanunnamenin  birada  basılması  zorunlu  görülmüştür. Remzi Kitabevi. Osmanlı Sultanı II.366.  yüzyılın  ilk  yarısından  itibaren  Avrupa’nın  önde  gelen  ordularında  görev  yapan  kurmay  subaylar2.

Y.  Padişah  tarafından  olur  verilerek  uygun‐ luğu  kabul  edilen  mazbatanın  23  Rebiyülevvel  1297  tarihli  iradesi  Harbiye  Nezareti’ne  bildirilmiştir5.  Dolayısıyla  Mülkî  Ceza  Kanunnamesi  ve  Osmanlı  Askerî  Ceza  Ka‐ nunnamesi’nin hükümleri incelenmemiştir10. 2450/8.  Diğer  taraftan  ülkenin  bir  kısmının  askerin  yönetimi  altına  alındığı  zamanlarda.   Bu  çalışmada  yalnızca  tercüme  edilerek  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunname‐ si’ne  eklenen  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ne  ilişkin  hükümlere  yer  ve‐ rilmiştir9. 3/76. BOA.  ihtilal  vesair  bir  sebeple  bir  yerde  bulunan  askeri  kuvvetin  padişahın  kumandanı  olduğu  resmî  izni  üzerine  askerin  savaş  halin‐ de  bulunacağını  ilan  ettikten  sonraki  zamanlarda. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 5. 3 Zilkâde 1298 (27 Eylül 1881).     I‐KANUNNAMENİN YÜRÜRLÜK ALANI  Kanunname  yalnızca  askeriye  mensubu  kişilere  uygulanacaktır11. BOA.maddesi olarak konulacaktır. Nr.  Yabancı  bir  ülkede  görevli  veya  izinli  olarak  bulunan  askeriye  mensubu. BOA. 9/3. 2456/3.  ülke  içinde  bir  suç  işlemiş  gibi  cezalandırılacaktır12. BOA.   cezalandırıl‐ ması  gerekli  bir  fiil  işlerse. PRK.  Komisyo‐ nun yapmış olduğu kanun tercümesi ve Kanunnameye yapılan eklemeler Bâb‐ı  Âlî’de7  uygun  görülüp Şuray‐ı  Devlet’çe  de  kabul  gördükten  sonra  ceza  mad‐ delerine  eklenen  ilavelere  ilişkin  layiha  arz  tezkiresi  ile  birlikte  padişahın  ona‐ yına sunulmuştur8. BEO. Y. BEO.PRK.  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ni  tadil  ve  ıslahı  için  Er‐ kan‐ı  Harbiye  Reisi  Ethem  Paşa  başkanlığında  Levazımat  Dairesi  Birinci Şube  Müdürü Ahmet Vehib Paşa ve ferikamdan Feyzi Paşa ile İstihkâm Dairesi Reisi  Abid  Paşa  ve  Topçu  Dairesi İkinci Şube  Müdürü  Kaymakam  Bekir  ve  Erkan‐ı  Harbiye  binbaşılarından  Osman  ve  Hilmi  Beyefendiler  ve  diğer  gerekli  kişile‐ rin  de  katılımıyla  komisyon  oluşturularak  padişaha  arz  edilmiştir6. 9/3. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 2.   Seferberlik  halinde  uygulanacağı  belirtilen  cezalar  öncelikle  kara  ve  deniz  kuvvetlerinin  tamamen  veya  bunlardan  bir  kısmının  savaş  halinde  olduğu  zamanlarda  geçerlidir. Nr.DUİT.   Mümkün  olan  en  kısa  sürede  askerî  dairede  yabancı  lisanlara  muktedir  olan  şahıslarla  birlikte  ehil  kişilerden  oluşan  bir  komisyon  oluşturulması  talebi  bir  mazbata  ile  padişaha  sunulmuştur4. Bundan sonraki dipnotlarda sadece bend numaraları ve bu bendlerin Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin hangi maddesine eklendiği belirtilecektir. ŞD. 3 Zilkâde 1298 ( 27 Eylül 1881). Bend 1. 21 Zilhicce 1297 (24 Kasım 1880).) Bend 2. Y. 22 Cemaziyülevvel 1297 (1 Haziran 1880).  Dolayısıyla Kanunname şahsilik prensibini esas almıştır. 1 Şevval 1299 (16 Ağustos 1882). ASK. ASK. Nr. Nr. PRK.  aniden  ortaya  çıkan  olaylar‐ 4 5 6 7 8 9 10 11 12 BOA.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 179 nunnamesi’nden  alıntı  yapılarak  tamamlanması  hususu  gündeme  gelmiştir. Nr. BOA. maddesi olarak konulacaktır. ŞD. 26 Rebiyülevvel 1297 (8 Mart 1880). 78/46. ASK. İ.) . Alman Askerî Ceza Kanunnamesi’nin tercüme edilerek Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne eklenen hükümleri 23 Rebiyülevvel 1298 tarihli ve 9/3 numaralı belgede bendler halindedir. Nr.

  hak  ettiği  cezayı  gördükten  sonra  aynı  cinayet  ve  askerî  kabahati  işleyenlerdir. daha önce işledikleri cinayet ve askerî kabahatten dolayı harp  divanlarının  birinde  mahkûm  olup. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 13.) Bend 9.   Riyazat  yani  nefsin  terbiyesi  için  gıdanın  azaltılması  subaylar  için  üç  gün  süreyle  askerler  için  ise  sadece  isnat  geceleri  pilav  verilmesi  şeklinde  uygula‐ nır17. (Yukarıdaki bendin yerine konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 6.180 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 da.) Bend 7. maddesi olarak konulacaktır.  kumandan  tarafından  aciliyet  hakkında  durumun  gerektirdiği  seferberliğe  mahsus cezaların uygulanacağını duyurduğu zamanlarda da geçerlidir13.   Cezaî sorumluluğu etkileyen bir neden olarak Kanunnamede “Failin konu‐ su  suç  teşkil  eden  bir  emir  vermesi  durumunda  yalnızca  kendisi  sorumlu  olsa  da emri icra eden memur eğer emri aşan bir icraatta bulunmuşsa bu fazlalıktan  dolayı kendisi sorumludur” hükmüne yer verilmektedir19. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 36.  Dolayısıyla  kanunnameye  göre  şikâyetten  vazgeçme  cezayı düşürmemektedir21. maddesi olarak konulacaktır.  Her  ne  şekilde  olursa  olsun  nefsî  tehlikeyi  kaldırmaktan  korku  ve  heder  ederek  vazife  ve  askerî  vecibelerini  ifa  etmeyenler  kasten  yerine  getirmeyenler  gibi sorumludur20. bendinden sonra yeni bir bend olarak konulacaktır.) Bend 10. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 8.  Kanunnamede düşman veya eşkıya karşısında tabiri bir savaş veya çatışma  ihtimalinde  ordugâhın  etrafında  karakol  oluşturulmasından  sonraki  zamanı  ifade eder15. (Yukarıdaki bendi takiben eklenecektir.  Mahkûmun  vücut  sağlığının  riyazat  için  yerinde  olmadığı  doktor  rapo‐ ruyla  anlaşılırsa  riyazat  süresi  yarı  oranında  azaltılarak  o  kadar  müddeti  adi  hapis cezası olarak karşılık görür18.) Bend 6. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 10.) .  Bir cinayet veya askerî bir  suçtan dolayı faillerinin cezaları belirlenirken bu  cinayet  veya  suçtan  zarar  görenler  veya şikâyet  hakları  bulunanlar  tarafından  şikâyet söz konusu olsa ve bu şikâyetçiler şikâyetlerinden vazgeçseler bile yine  de  failler  ceza  görürler. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.  Askeriye  mensuplarının  seferberliğin  ilanının  başından  hazır  hale  gelince‐ ye  kadar  cinayet  veya  kabahatleri  olursa  haklarında  yine  yukarıda  belirtilen  6.) Bend 8. maddesi olarak konulacaktır.  13 14 15 16 17 18 19 20 21 Bend 3.) Bend 4.  maddenin birinci fıkrasına göre hüküm verilecektir14. maddesinden sonra ayrıca bir madde olarak konulacaktır.     II‐SUÇUN GENEL HÜKÜMLERİ  Kanunnameye  göre  mükerreren  cinayeti  veya  askerî  kabahati  görülen  as‐ keriye mensubu. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 7.    Askeriye  mensubunun  daha  önce  işlediği cinayet veya askerî kabahatten dolayı aldıkları cezalar irade‐i seniye ile  tamamen veya kısmen af edildiği halde pişman olmayarak yine aynı cinayet ve  kabahati işlerse yine sabıkası gereği mükerrer cezasını alırlar16. maddesi olarak konulacaktır.) Bend 5. maddesi olarak konulacaktır.) Bend 11.

maddesinin üst tarafına konulacaktır.  Öncelikle  kaybettiği  askerî  kıtaya  veya  civarında  bulunan  diğer  askerî  kı‐ taya katılmayanlar.  Askerde  bulunanlar  sefer esnasında aşağıdaki suçlara kalkışırlarsa firarî cezasıyla cezalandırılırlar. (Yukarıdaki bendin yerine konulacaktır.) Bend 16. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 124. (Yukarıdaki bendin yerine ayrıca bir bend olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 88.    III‐KANUNNAMEDEKİ SUÇ TÜRLERİ  A‐ Firar Suçu   Gerek  sefer  vakti  gerekse  sefer  dışında  mensup  olduğu  askerî  kıtayı  terk  edip  diğer  askerî  kıtaya  katılanlar  firarî  kabul  edilirler.  memuriyet  hizmeti  diğerine  verilmek  üzere  mazere‐ tini  zamanında  üstüne  ihbar  etmemiş  iseler  yine  cezanın  yarısıyla  cezalandırı‐ lırlar24.) Bend 13. maddesinden sonra konulacaktır.) Bend 14.  Eğer bu örneklerden birinde yargılamadan geçerli bir mazereti ileri sürerek  berat  edip  aklanırsa  dahi.  Umumiyetle  askeriye  mensuplarından  bir  veya  bir  kaçı  sefer  esnasında  as‐ kerî  vazife  ve  hizmetlerini  ifada  üşenme  ve  dikkatsiz  davranmasından  veya  bilinçsiz  halde  bulunmasından  dolayı  düşmanın  hasmâne  hareketine  sebep  verilmesi  veyahut  harp  halinde  bulunulan  Devlet‐i  Âlî’ye  ve  müttefik  ordula‐ rının  tehlikeye  sokulması  veyahut  adı  geçen  ordulara  kabahate  sebebiyet  ve‐ rilmesi  gibi  keyfiyet  ve  kötülüğe  sebep  vermesi  söz  konusu  olup  da  bu  henüz  gerçekleşmemişse  emir  subayları  hakkında  6  aydan  üç  seneye  kadar  hapis  ve  küçük subay ve askerler hakkında 45 değnek darbıyla beraber 45 günden 6 aya  kadar prangabend cezaları verilir.  Harp  etmek  için  askerî  kuvvetlerin  ilerlediği  sırada  veya  geri  çekildiği  zamanda  mensup  oldu‐ ğu  askerî  kıtadan  gizlice  geri  kalanlar  veya  kıtadan  ayrılanlar  veya  kendisini  22 23 24 25 26 Bend 12.  Arkadaşlarından  firar  edecek  olanların  bu  hareketlerini  haberdar  olup  da  firarın  önlenebileceği  bir  zamanda  üstüne  haber  vermediği  anlaşılanlar  hak‐ kında  firar  gerçekleşirse  45  güne  ve  sefer  esnasında  ise  3  ay  hapis  cezası  hük‐ molunur26.  Harp  meydanından  kaçanlar  arkadaşlarını  sözle  veya  işaretle  harp  meyda‐ nından  kaçmaya  tahrik  edenler  her  halükarda  idam  edilirler.) Bend 15.) . maddesinden sonra konulacaktır.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 181 Mezunuyla birlikte olup cezalandırılması gereken  bir  fiil ve harekete kalkı‐ şan  veya  mezununun  fiiline  iştirak  eden  subay  hak  ettiği  cezanın  en  üst  had‐ diyle  cezalandırılır22.  Diğer  taraftan  askeriye  mensupları  bir  yere  toplanıp  gizli  olarak  veya  halkın  karşısında  alenen  ceza  gerektiren  bir  fiile  kalkışırlarsa  hak  ettikleri cezaların üst haddiyle cezalandırılırlar23. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 151.  İkinci  olarak  da  harp  esirliğinden  her  nasıl  olursa  olsun  kurtulup  da  vakit  kaybetmeden  yakınındaki  bir  askerî  kıtaya  katılmayanlar  firarî  kabul  edilecek‐ tir25.

 dille veya el  kol işaretleriyle  veya herhangi bir hareketle  itaatsiz‐ lik gösterir  veya ima  ederse idam  cezası hükmedilir.  Rüşt  karşısında  verilen  emre karşılık.182 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 gizleyenler  silahını  ve  mühimmatını  atanlar  veya  terk  edenler  ve  saklayanlar  veya  hayvanını  ve  silahını  kullanmaktan  kaçınanlar  veya  kendini  tehlikeye  düşürmemek  veya  kendini  harpten  geri  bırakmak  düşüncesiyle  sahte  olarak  yaralandığını  veya  hastalandığını  beyan  edenler  subay  ise  askeriyeden  uzak‐ laştırma  ile  beraber  2  seneye  kadar  kalabend.) .  Eğer indirici sebepler var‐ sa idam cezası 10 sene veya müebbet hapis cezalarına çevrilir30.    B‐Emre İtaatsizlik  Askerî  hizmet  esnasında  üstü  tarafından  verilen  emre  veya  işittiği  tazire  karşılık  söz  söyleyenler  veya  yerine  getirmeyenler  emir  subayı  ise  45  günden  6  aya kadar hapis  ve küçük subay ve askerden ise 45 günden üç aya kadar  pran‐ gabend  eğer  bu  durum  askerlik  hizmeti  dışında  olursa  emir  subayı  ise  hakkın‐ da  24  saatten  45  güne  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  24  saatten bir aya kadar prangabendlik cezası hükmedilir29  Bahsedilen  fiil  seferberlik  halindeyken  işlenirse  emir  subayları  hakkında  askeriyeden  uzaklaştırma  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  30  değnek  ce‐ zasıyla  birlikte  3  ay  prangabendlik  cezası  hükmedilir. çarpanlar  veya  dokunup  çarpma  düşüncesiyle  üzerine  yürüyenler  emir  subayı  ise  6  ay‐ 27 28 29 30 31 Bend 17.  Eğer  bu  durum  seferberlik  halindeyken  gerçekleşirse  emir  subayı  hakkında  uzaklaştırma  ve  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis. bendinden sonra konulacaktır. (Yukarıdaki benden sonra konulacaktır.  İfade  edilen  suçlara  teşebbüs  edip  de  yargılaması  yapılmadan  önce  başka  teşebbüsleri  görülen  emir  subayları.  Askerî hizmet dışında herhangi bir organıyla üstüne dokunanlar.  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  40  değnek  ile  beraber  6  aydan  bir  seneye  kadar  prangabend  cezası  verilir. Bend 19.) Bend 21.) Bend 20.  uzaklaştırma  cezasına  karşılık  bir  sene  hapis  cezasını  hak  eder.  Küçük  subay  veya  askerler  ise  45  günden  6  aya  kadar  prangabendlik  cezası  verilir. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 136.  küçük  subaylar  ve  askerler  hak‐ kında ise 40 değnek ile beraber kaydın yenilenmesi cezalarına hükmedilir27.  Küçük  subaylar  ve  askerler  hakkında  kaydın  yenilen‐ mesinden vazgeçilir28. maddesinin alt tarafına konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 107. bendinden sonra konulacaktır.  Düşman  karşısında  ise  gerek  emir  su‐ bayı  gerekse  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  kesin  olarak  idam  cezası  veri‐ lir31. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 107.  Cebir  veya  tehdit  ile  üstünün  emir  vermesini  engelleyenler  veya  askerî  hizmete  ilişkin  bir  işin  icrasını  veya  icra  edilmemesini  sağlayanlar  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırılır.) Bend 18.

(Yukarıdaki bendin altına bend olarak konulacaktır.  Genel  olarak  itaatsizlik  fiillerinin  oluşmasına  üstünün  nizama  aykırı  hare‐ ket  ve  muamelesi  veya  görev  ve  iktidarını  aşması  sebebiyet  verirse  adı  geçen  bu  fiillerden  dolayı  emir  subayının  tabi  olduğu  cezalardan  yalnız  hapis  ceza‐ sıyla  ve  eğer  ceza  seviyeleri  yalnız  hapis  cezasından  ise  bunun  en  alt  seviyesi.) Bend 28.) Bend 27. maddesinden sonra konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 95.  Subay  ve  askeriye  mensuplarından  birini  üstü  aleyhine  itaatsizliğe  veya  makamını  teşvik  veya  tahrik  edenlerin  bu  teşvikten  kaynaklı  bir  suç  fiili  oluş‐ sun oluşmasın bunlar aynı müşterek fail gibi sayılır ve aynı cezayı görürler34.bendinden sonra konulacaktır.) Bend 26. maddesinden sonra konulacaktır. maddesinin yerine konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 73.  küçük  subay  ve  askerler  ise  prangabendlik  cezalarının  en  altı  ile  cezalandırı‐ lır33. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 71.   Askeriye  mensuplarını  askerlik  hizmetinden  nefret  ve  soğutma  faaliyetine  girenler  nefret  ettirme  faaliyeti  sözle  yapılmışsa  emir  subayı  hakkında  45  gün‐ den  3  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  ise  bir  aydan  iki  aya  kadar  prangabend  eğer  bu  fiil  yazı  ve  resim  yayını  veya  belge  yoluyla  yapılmışsa  emir  subayı  ise  3  aydan  6  aya  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  iki  aydan  4  aya  kadar  prangabend  ve  sefer  esnasında  emir  subayı  hakkında  Bend 22.bendi olarak konulacaktır.) Bend 23.  Gizli  örgüte  katılanlar  ve  bunun  için  imza  verenler  emir  subayı  ise 45 günden 6 aya kadar hapis küçük subay ve asker olanlar hakkında 45 gün  prangabend cezası verilir38.  Askeriyeden  bir  kaçını  birlikte  üstüne  itaatsizliğe  veya  karşı  koymaya  teş‐ vik  veya  tahrik  edenlerin  bir  sonuç  çıkmasa  bile  bu  maddi  ve  manevi  teşebbü‐ sünün karşılığı olan cezanın üst haddi ile cezalandırılır35. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 106.  Herhangi  bir  gizli  örgüte  üye  olup  da  önlenebileceği  bir  zamanda  her‐ hangi  bir  taraftan  henüz  haber  verilmeden  önce  üstüne  haber  verenler  ise  ce‐ zadan muaf tutulurlar37.) Bend 25.     C‐ Gizli Örgüt Kurma Suçu   Herhangi  bir  gizli  örgütün  oluştuğuna  gerçekten  haberi  olup  da  önlenebi‐ leceği  bir  zamanda  üstüne  haber  vermeyenler  müşterek  fail  olarak  cezalandırı‐ lırlar36. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 71. (Önceki bendin altına ayrıca bir bend olarak konulacaktır.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 183 dan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  asker  iseler  iki  aydan  dört  aya  kadar prangabend ile cezalandırılırlar32.   Memurluğu ve resmî bir yetkisi olmadığı halde görevi dışında hususî veya  askerî  düzenle  ilgili  görüşmeler  yapmak  için  askeriye  mensuplarından  oluşan  örgüt  oluşturanlar  veya  özel  ve  askerî  düzenle  ilgili şikâyet  edecek  üye  topla‐ yanlar  eğer  emir  subayı  ise  hakkında  45  günden  bir  seneye  kadar  hapis  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerlerden  olursa  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  prangabend  cezası  verilir.) 32 33 34 35 36 37 38 .) Bend 24.

  Üçüncü olarak: İsyan edenler arasında en büyük rütbede bulunanlar42. bendinin dördüncü fıkrası olarak konulacaktır.  İkincisi:  Askerî  işareti  kötüye  kullananlar  veya  herhangi  bir  işaretle  isyanı  alevlendirenler.184 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 kaydın  silinmesi  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  dört  aydan  6  aya  kadar  prangabend ile kaydın yenilenmesi cezaları verilir39.  Yardımcı  kuvvetler  ve  yedek  kuvvetlerden  olanlar  ve  süresiz  emekli  olanlar  ve  bir  müd‐ det  izinde  olanlar  hizmette  bulunmadıkları  zaman  bile  28  bende  ifade  edilen  fillere teşebbüs ederlerse haklarında adı geçen bendeki cezalar verilir44.  Esasen bir asi örgüte katılıp da faaliyet göstermekten  vazgeçenler reis veya  önayak  olanlardan  olmadığı  belirlenirse  emir  subayıysa  askeriyeden  uzaklaş‐ tırma  ile  beraber  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  ise  40  değnekten  80  değneğe  kadar  darp  cezası  veya  45  günden  bir  seneye  ka‐ dar prangabend ve iki durumda da yeniden asker olarak kaydedidilir40.bendi olarak konulacaktır.) . (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96.) Bend 34. bendin ekine konulacaktır.    D‐Görevi Kötüye Kullanma Suçu   Nüfuz ve iktidarını suiistimal ederek yetkili kişiden askerî hizmetin hizme‐ te  ilişkin  bir  kuralının  ifasını  talep  veya  emredenler  veya  kendi şahsi  çıkarları  için  nüfuz  ve  iktidarını  suiistimal  edenler  veya  üstünün  bilgisi  olmaksızın  yet‐ kili  olan  subaydan  ödünç  para  alarak  nüfuz  ve  iktidarını  kötüye  kullananlar  veya  kendi  mevkisini  kullanarak  yetkilinin  yapması  zorunlu  bir şeyde  icrasın‐ da  yetkiliyi  ihbar  etmeyenler  veya  askerî  hizmet  yetkisiymiş  gibi  bir  işe  sevk  edenler hakkında emir subayı ise 45 günden 6 aya kadar hapis ve küçük subay  ve  askerler  ise  45  günden  üç  aya  kadar  prangabend  ve  emir  subaylarından  hangi rütbede olursa olsun küçük subay ve askerlerden istemeyerek akçe alan‐ lar hakkında 3 aydan 6 aya kadar hapis ve küçük subay ve onbaşılar yetkililer‐ 39 40 41 42 43 44 Bend 29. fıkrası olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 74. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 96.) Bend 30. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 100. maddesinin 7.   Bu kanunnamedeki nöbetçi tabirinden anlaşılan hangi sınıftan olursa olsun  hazır  ve  seferde  jandarmalar  ile  karakolun  tamamını  ve  mevki  ve  imkânı  ve  askerî  eşyanın  muhafazası  için  ikame  edilenler  nöbetçi  demektir43.) Bend 33.  Asi  bir  örgüte  katılanların  hepsi  adı  geçen  fiilin  icrasından  pişman  olurlar‐ sa  yalnız  reis  ve  önayak  olanı  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırma  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerler  ise  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  veya  bir  aydan  altı aya kadar prangabend cezası verilir41.) Bend 31. şahsen  itaate  davet  edilip  de  söz  veya  bir  hareketle  emre  ve  da‐ veti kabul etmeyenler.   Öncelikle.) Bend 32. (Bu bend 28. fıkrası olarak konulacaktır. bendine ek olacaktır. bendinin 8.  Asi  cemiyete  katılanlardan  aşağıda  bahsedilecek  fiillere  teşebbüs  edenler  hakkında aynı asi reis gibi ceza verilir.

  45 46 47 48 49 50 51 52 Bend 35. bend olarak konulacaktır.   Cezalandırma yetkisindeki gücünü kastî olarak tecavüz edenler ve özellik‐ le  bu  hususu  sesli  olarak  ortaya  koyanlar  veya  yasal  olmayan  bir  şeyi  icraya  cüret  edenler  veya  zanlının  mahkûm  olduğu  cezayı  sınırlayan  veya şiddetlen‐ direnler 45 günden 6 aya kadar hapis cezası alır50.) Bend 38. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. bend olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 113. 113. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. maddesinden sonra konulacaktır. bend olarak konulacaktır.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 185 den  istemeden  akçe  alırlarsa  haklarında  45  günden  üç  aya  kadar  prangabend  cezaları verilir45.) Bend 42. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.  Savaş  halindeyken. 113. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.) Bend 40. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 113.   Nüfuz  ve  iktidarını  suiistimal  ederek  yetkisini  suç  teşkil  eden  bir  fiile  sevk  ve  tayine  yalnız  teşebbüs  edenler  eğer  fiil  kabahatten  ise  subay  hakkında  24  saatten  45  güne  kadar  hapis  ve  küçük  subay  hakkında  bir  haftadan  bir  aya  kadar  prangabend  ve  eğer  fiil  cenah  ve  adam  öldürme  nev’inden  ise  emir  su‐ bayı  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  hakkında  45  gün‐ den üç aya kadar prangabend cezası verilir47.) Bend 36. küçük subay olursa 45 günden 6 aya kadar prangabend cezalarıyla ceza‐ landırılırlar48.  Şikâyet  konusu  eğer  şikâyet  ve  iddia  edilenlerin  haysiyetlerine  dokunacak  şekilde  olursa  ve  kusurları  olursa şikâyetçilerin  iddia  ve şikâyet  ettikleri  cürü‐ mün faili gibi kabul edilip onunla cezalandırılır49.) Bend 39. 113. bend olarak konulacaktır.) Bend 37. maddesinden sonra 3. bend olarak konulacaktır. 113. küçük subay  ise 6 aydan bir seneye kadar prangabend ve kaydın yenilenmesi cezası verilir46.  Zanlı  hakkında  arz  veya  sahip  çıkılması  gereken  bir  yolda  harp  divanları‐ nın  bilgi  ve  işleyişine  müdahale  edenler  ve  nüfuzlarının  etkisini  kullananlar  haklarında üç aydan bir seneye kadar hapis cezası hükmedilir51.  Astından  bir  veya  bir  kaç  askeriye  mensubunu  sonuçta  bir  tehlike  oluşaca‐ ğını  veya  tehdit  ederek şikâyete  engel  olmak  veya şikâyetten  vazgeçirenler  ve  kanunen  ve  askerî  derecelere  uygun  olarak  kendisine  kadar  gelmiş  olan  şikâyet  veya  şikâyetnameyi  sunmayarak  gizleyenler  veya  şikâyet  olayından  dolayı  yapmaya  mecbur  olduğu  inceleme  ve  araştırmayı  yapmayanlar  ve  ic‐ rayla  beraber  vazifesini  yapmayanlar  emir  subayı  ise  45  günden  6  aya  kadar  hapis.) . (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. maddesinden sonra 4. maddesinden sonra 5.  Kasten  üstü  hakkında  adi  bir  husustan  veya  esassız  bir  şeyden  dolayı  şikâyet  edenler  emir  subayı  hakkında  45  günden  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay ve askerler hakkında 45 günden 3 aya kadar prangabend cezaları verilir. maddesinden sonra 7.  Memuriyeti  veya  yetkisi  dışında  olarak  bir  cezaya  hükmedenler  ve  uygu‐ layanlar haklarında 45 günden bir seneye kadar hapis cezası verilir52. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne. bend olarak konulacaktır.  yaralanmaya  sebebiyet  vermiş  ve  yara  yaralananın  as‐ kerî  hizmetini  ifasına  engel  olacak  dereceye  varmış  veya  bir  uzvunun  kaybına  sebep olmuşsa fail emir subayı  ise askerî hizmetten uzaklaştırma. 113.) Bend 41. maddesinden sonra ikinci bend olarak konulacaktır. maddesinden sonra 6. 113. maddesinden sonra 8.

) Bend 48.  Astının  cezası  daim  olarak  işlemiş  oldukları  fiili  kastî  olarak  üstüne  haber  vermeyenler  yahut  tahkik  veya  araştırmayanlar  emir  subayı  hakkında  45  gün‐ den  6  aya  kadar  hapislik  ve  küçük  subay  ve  onbaşılar  hakkında  24  saatten  45  güne kadar prangabend cezaları verilir55.  37.   Sefer  esnasında  çapul  amacıyla  mensup  olduğu  askerî  kısımdan  izinsiz  ay‐ rılanlar  ve  kaçanlar  veya  kıymetli  bir  malı  izinsiz  alanlar  bu  halleri  tespit  ve  tahkiki  takdirinde  emir  subayı  ise  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  ise  üç  aydan  bir  seneye  kadar  prangabend  ve  kaydın  yenilenmesi  cezalarıyla  cezalandırılırlar.  Kıymetli  olan  bu malları izinsiz alınan bu şeyler dahi ellerinden alınır ve çıkarılır57.) Bend 47. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 75.. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’ne.  bendi  hükmü tamamıyla yukarıda adı geçen nöbetçiler haklarında dahi geçerlidir53. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 74.) . faslının ikinci maddesi olarak konulacaktır.  bendlerde  sayılan  filleri  işleyen  nöbetçi  ve  neferat  dahi  aynı  cezalarla  cezalandırılırlar.) Bend 44.  şeylerini  alıkoyanlar veya düşman geliyor diye ahaliyi yerlerinden kaçırarak bıraktıkları  eşyayı  ve  hayvanları  zabt  edenler  veya  yetkili  olmadığı  halde  yerleşik  ahaliye  savaş vergisi tarh  veya  başkumandan tarafından  emredilmiş olan savaş vergisi  miktarından  fazla  şey  alanlar  bu  durumlarının  tespiti  ve  araştırılması  sonu‐ cunda  emir  subayı  iseler  haklarında  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  beraber  üç  aydan  beş  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  ve  askerler  iseler  haklarında  üç  53 54 55 56 57 58 Bend 43.  küçük  su‐ bay ve askerler ise 45 günden üç aya kadar prangabend cezası verilir58.186 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 36.  38. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9. bendinden sonra konulacaktır.  Muharebe  esnasında  savaş  mevkiinde  veya  ona  yakın  bir  mahalde  yerleşik  ahaliyi  korkutarak  bundan  yararlanma  amacıyla  ellerinden  eşya  vb. 113.  ve  42. bend olarak konulacaktır.   Amirin  emriyle  ganimet  yoluyla  elde  edileni  yetkililere  teslim  edilmesi  ge‐ reken  eşyayı  teslim  etmeyip  alıkoyanlar  yani  alıkoyan  ve  saklayanlar  emir  su‐ bayı  ise  eşyanın  iadesiyle  birlikte  üç  aydan  bir  seneye  kadar  hapis.) Bend 46.   Nüfuz  ve  memuriyetini  suiistimal  ile  kastî  olarak  astını  daimi  bir  ceza  iş‐ leme  hareketine  sevk  ettikleri  tahkik  ve  tespit  edilenler  fiillerin  adı  geçen  meş‐ ru  olmayan  faili  veya  reisi  sayılarak  söz  konusu  suçun  gereği  olan  cezanın  en  yüksek haddiyle cezalandırılırlar54. faslının birinci maddesi olarak konulacaktır.  41. bendi olarak konulacaktır. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9. maddesinden sonra 9.  Kanunname‐i  Hümayunun  113. (Ta’rizât-ı Umumiye bahsinde uygun bir yere konulacaktır..) Bend 45.    E‐ Hırsızlık‐Gasp‐Yağma   Askeriyeden  birisi  sefer  esnasında  hırsızlık  ve  gaspa  cüret  veya  bu  işleri  için  birisini  yaralasa  veya  adaba  aykırı  fiilleriyle  kabahat  veya  cinayete  cüret  etse  bu  hareketten  etkilenenlerce  yapılmasa  bile  yine  de  o  kişiler  haklarında  ceza verilir ve uygulanır56..

faslının başlangıcına özel bend olarak konulacaktır. maddesine konulacaktır. faslının üçüncü maddesi olarak konulacaktır.  soyup  alanlar  emir  subayı  hakkında  askeriyeden  uzaklaştırma  ile  beraber  bir  seneden  üç  seneye  kadar  kalabend  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  6  aydan  bir  seneye  kadar  pranga‐ bend ve kaydın yenilenmesi cezası verilir.  sefer  vaktinde  ise  emir  subayı  hakkında  üç  aydan  6  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  ile  beraber  45  günden  2  aya  kadar prangabend.) Bend 50. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 11. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 169.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 187 aydan  bir  buçuk  seneye  kadar  prangabend  ve  kaydın  yenilenmesi  cezaları  ve‐ rilir59.) .    F‐Yalan Beyan   Askerî  hizmetten  muafiyeti  veya  geçerli  muafiyetten  yaralanması  gereklili‐ ği  veya  subay  ve  efraddan  birisinin  terfi  rütbesi  sırasında  gücünün  derecesin‐ den farklı olarak yeteneğine ilişkin eksikliklerinin ve bunlarla ilgi gerçeği yalan  olarak  kasten  sahte  tanıklık  veya  raporla  ve  yapılması  gerekli  her  nevi  askerî  hizmete dair gerek sözlü gerekse yazılı sahte bilgi verenler veya bunların sahte  olduklarını  bilerek  kendileriyle  ilgili  yanlış  söz  söyleyenler  emir  subayı  hak‐ kında  6  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  küçük  subay  hakkında  45  günden  3  aya  kadar prangabend cezaları verilir.   Eğer  bu  durumlar  yapılacak  vazifenin  ifasına  bir  zarar  veya  ziyan  getirirse  normal  zamanda  emir  subayı  hakkında  6  aydan  bir  seneye  kadar  hapis  ve  kü‐ çük  subay  ve  askerler  hakkından  20  değnekten  40  değneğe  kadar  darp  ile  be‐ raber  45  günden  2  aya  kadar  hapis  ve  harp  zamanında  emir  subayı  hakkında  59 60 61 Bend 49.  Karşılıklı  meydan  muharebesi  esnasında  ölenlerin  ve  yaralanıp  kalanların  veyahut  yolda  nakil  sırasında  veya  hastanede  bir  hasta  veya  yaralının  korun‐ ması  kendisine  verilmiş  harp  esirinin  eşyasını  vs.   Sahte  malumat  verenler  rüşvet  almışlarsa  bundan  dolayı  da  mülkiye  ka‐ nunnamesinin rüşvete ilişkin bendlerine göre cezalandırılırlar61.    G‐Vazifenin İfasına Engel Olma   Karakol  veya  herhangi  bir  müfreze  veya  askerî  kıta  kumandanı  veya  her  çeşit  karakolda  bulunan  nöbetçilerden  sarhoşluk  veya  tımarsız  veya  başka  bir  yolla  kendilerini  vazifelerini  ifayı  yerine  getiremez  hale  koyanlar  emir  subayı  hakkında  normal  zamanda  45  günden  üç  aya  kadar  hapis  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  24  saatten  45  güne  kadar  prangabend. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 9.) Bend 51.   Cezanın  azaltılması  söz  konusu  olursa  emir  subayı  hakkında  yalnız  uzak‐ laştırma  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  6  aya  kadar  prangabend  cezaları  verilir60.

    İ‐Devlete veya Vatana İhanet   Devlete  veya  vatana  ihanet  suçlamasıyla  suçlanan  askeriye  mensupları.  Evvela:  mülkî  ceza  kanunnamesinin  daha  önce  zikredilen  ve  beyan  edilen  bendlerindeki cinayeti işleyenler.  Eğer  cezayı  indirme  sebebi  varsa  idam  cezasına  karşılık  on  sene  veya  mü‐ ebbed kürek cezası verilir62. faslının başlangıcına birinci bend olarak konulacaktır. (Ta’rizât-ı Umumiye bahsinde uygun bir yere konulacaktır.   İkinci  olarak:  Yol  ve  vapur.  58.  mülki  ceza  kanunnamesine  göre  50.  men  etmesine  görevli  olduğu  herhangi  bir  fenalığı  yasaklama‐ yarak icrasına meydan verirse söz konusu fiili kendi işlemişçesine ceza görür63.  maddelerine  ve  as‐ kerî ceza kanunun birinci faslına ek ve ilave edilen maddelere göre cezalandırı‐ lırlar65.) Bend 56.  53.  ve  60..) Bend 53. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 77.) Bend 55.188 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 askeriyeden  uzaklaştırma  ve  küçük  subay  ve  askerler  hakkında  40  değnekten  80 değneğe kadar darp ile beraber 45 günden 3 aya kadar prangabend. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 101..) Bend 54.    62 63 64 65 66 Bend 52.) ..  Düşmanın  amaçlarını  desteklemek  veya  devletin  ve  müttefik  ordularına  zarar  vermek  üzere  kastî  olarak  aşağıda  beyan  edilen  cinayetleri  işleyenler  hakkında idam cezası verilir.  Eğer düşman ve silahlı eşkıya karşısında ise idam cezaları hükmedilir.  veya  vesair  harp  malzemelerini  düşmana  teslim  edenler.    H‐Suça Göz Yummak   Bir  karakol  veya  askerî  kıta  kumandanı  veya  her  çeşit  nöbet  hizmetlerinde  bulunan  asker.. bendinin üstüne konulacaktır. maddesiyle birlikte konulacaktır.    I‐Yabancı Komutanın Cezalandırılması   Yabancı  zabıtandan  olup  da  harp  ordularında  bulunmalarına  resmi  izinli  olanlar  cezalandırılması  gerekli  bir  fiili  ortaya  çıkanlar  hakkında  devletin  as‐ kerî mensubu yani emri zabıtan gibi cezası hükmedilir ve icra edilir64. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 55. (Osmanlı Askerî Ceza Kanunnamesi’nin 6.  Üçüncü  olarak:  Devlet‐i  Âlî’nin  ve  müttefiki  ordularıyla  savaşan  düşmana  istihbarati bilgi toplayanlar veya Devlet‐i Âlî  ve  müttefiki ordularına  istihbara‐ ti  bilgi  toplayıp  da  yanlış  yola  sevk  edenler  mühimmatı  vs.  51.  adı  geçen  eşyaları  ve  köprüleri  ve  de‐ mir  yollarını  düşman  menfaati  için  tahrip  edenler  veya  kullanılmasını  önleye‐ cek hali görünenler66.  55.  telgraf  ve  telgrafhaneye  ait  eşyayı  tahrip  ve  kullanılmayacak hale getirenler. faslının birinci bendi olacaktır.

TTK Yayınları. BOA.  1858  tarihli  Osmanlı  Ceza  Kanununda  şer’î  hukukun  cezaî  hükümlerini  hukuken  olmasa  bile  fiilen  kaldırma  niyeti  görülmektedir71.  şikâyete  tabi  suçların  vazgeçme  olsa  bile  cezalandırılmaya  devam  edilmesi  gibi  şer’î  kurallara  aykırı  düzenlemeler  söz  konusudur.  Alman  Askerî  Ceza  Kanunun  tercüme  edilerek  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’ne  ilave  edilmesi  de  bu  kanunlaştırma  hareketlerinden  sadece  birisidir. Ahmet Akgündüz. Bend 55. Y. Nr.  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  de  bu  eklemeler  sonrasında  mülkî  Kanunnamelerde  görülen şer’î  düzenlemelerin  dışına  çıkma  özelliğini  devam  ettirdiği  görülmektedir.  Eklemeler  sonrasında  da  bazı  suç  türlerinin  yine  Mülkî  Kanunnameye  göre  çözümleneceği  belirtilerek  Mülkî  Kanunname  ile Askerî Ceza Kanunnamesi’nin birlikte uygulanması usulü devam ettirilmiş‐ tir69.  Ceza  kanunu.  Daha  önce  Tica‐ ret  kanunu.     67 68 69 70 71 BOA.  Bununla  birlikte  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi  bütünüyle  kanunnameye  ilave  edilmemiştir.  gerek  şer’î  hükümlerin  gerekse  batılı  anlamdaki  hukuk  düzenlemelerin izini taşımıştır. “1858 Tarihli Ceza Kanunnamesinin Hukukî Kaynakları.  gerek  o  dö‐ neme  ait  mülkî  ceza  Kanunnamelerinde  gerekse  çalışmamızın  konusunu  oluş‐ turan  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  net  olarak  hissedilmektedir. 26 Rebiyülevvel 1297 (8 Mart 1880). Y.ASK.  Medeni  Usul  kanunu  gibi  kanunlarımız  da  başka  ülkelerin kanunlarından faydalanılarak hazırlanmıştır.PRK. 3 Zilkâde 1298 ( 27 Eylül 1881). . Tatbik Şekli ve Mer’-i İrtikâb Kanunnamesi”. 3/76.ASK. S. Bkz. Türk Hukuk Tarihi. 466.   Tanzimat’la  birlikte  hukukun  birçok  alanında  batılı  anlamda  kanunlaştır‐ ma  hareketleri  başlamıştır.   Dolayısıyla  Alman  Askerî  Ceza  Kanunname‐ si’nden  yapılan  bu  iktibas  Osmanlı  tarihinde  bir  ilk  değildir70. Konya 2003. 153 vd. Belleten.199. Ankara 1987.PRK. Halil Cin-Gül Akyılmaz.  gasp  ve  yağma  suçlarına  verilecek  cezaların  şer’î  cezalardan  farklı  olması.LI. Sayram Yayınları.  Alman  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nin  tamamı  tercüme  edilerek  bunlardan  sadece  gerekli  görülen  56  bend  kanunnamenin  ilgili  yerlerine  eklenmiştir67.  Böylece  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi’nde  görülen  eksiklikler  büyük  ölçüde  ta‐ mamlanmıştır68. s.  Özellikle  hırsızlık. 9/3.  Sonuç  olarak  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunnamesi.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 189 SONUÇ  Osmanlı  Askerî  Ceza  Kanunu  1880  tarihli  bu  eklemeler  öncesinde  oldukça  kısadır  ve  bu  kanunda  birçok  konu  düzenlenme  dışında  bırakılmıştır. C.  Tanzimat  sonrası  Osmanlı  ceza  hukukunun  geçirdiği  evrim. s.

VIII.  İstanbul 1969.  ‐WALLACH. Gazi Üni‐ versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Alman Dili ve Edebiyatı Eğitimi Yüksek Lisans Programı  Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Sayram Yayınları.LI. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları.              . Fahri Çeliker.  Colmar Freiherr Von Der. Ankara 1995. Çev. Tayyar. C.190 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 BİBLİYOGRAFYA    A‐Arşiv Belgeleri  ‐Yıldız Perakende Askerî: (Y. Çev. S.    ‐KARAL. Ankara 1992. 9/3  ‐Dosya Usulü İradeler Tasnifi (İ. 3/76. Helmuth von. Konya 2003. C. ASK)  Nr. Osmanlı Tarihi.     B‐ Tetkik Eserler  ‐AKGÜNDÜZ. Ahmet. İstanbul 1953. Moltke’nin Türkiye Mektupları. Pertev Demir‐ han. Bir Askeri Yardımın Anatomisi.199. TTK Yayınları. “1858 Tarihli Ceza Kanunnamesinin Hukukî Kaynakları.. Enver Ziya. Çev.  ‐MOLTKE. DUİT) Nr. Jehuda L.  ‐CİN. Remzi Kitabevi. 2450/8. ŞD) Nr. Genelkurmay Yayınla‐ rı. 78/46  ‐Bâb‐ı Âlî Evrak Odası Şuray‐ı Devlet Belgeleri (BEO. PRK. Türk Hukuk Tarihi.   ‐GOLTZ. Edebiyatçı ve Eğitimci Yönleriyle Colmar Freiherr Von Der Goltz Paşa. TTK Yayınları. Ankara 1985. Halil‐Gül Akyılmaz. Tatbik Şekli ve  Mer’‐i İrtikâb Kanunnamesi”. Ankara 1987. Goltz Paşa’nın Hâtıratı ve Hal Tercümesi. Belleten. 2456/3.  ‐ETİKCAN. Hayrullah Örs.

TARİHİN PEŞİNDE
-ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ-

THE PURSUIT OF HISTORY
-INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH -

Yıl: 2 0 1 1 , Sa yı: 5 Sa yfa : 1 9 1 -1 96

Ye a r: 2 0 1 1 , Issue : 5 Pa ge : 1 9 1 -1 96

TÜRK TARİHİNDE AN LU-SHAN VE DESTANI Saadettin GÖMEÇ∗
Özet Destanlar, milletlerin kahramanlık hikâyelerinin toplamıdır. Öyleyse destanları zengin olan hakların tarihleri de o ölçüde muhteşemdir. Bu açıdan baktığımızda Türklerin tarihi pek çok destanî hikâyelerle doludur ve bunların da büyük bir kısmı gerçekleri yansıtır. Zaten destanların en önemli hususiyeti, içerisinde milleti yakından ilgilendiren yaşanmış olaylara yer verilmesidir. Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı günden beri başından acı, tatlı birçok hadise geçmiştir. Ve Türkler, dünyanın en eski halklarından birisi olması hasebiyle sahip olduğu destanlar bakımından son derece şanslıdır. Elbette geçmişte cereyan eden her olayı destan sınıfına sokmak mümkün değildir. Bunun için bazı özel şartların olması gerekir. Bunlar yerine gelmişse, destan olarak değerlendirilir ve tarihi hadiseler yazılırken bunlardan yararlanılır. Anahtar Kelimeler An Lu-sha n, Uygur, Türk Desta nla rı THE AN LU-SHAN’S EP IC IN THE TURKISH HISTORY Abstract The epics are the sum of heroic stories of nations. Therefore, the histories of the nations that have rich epics are magnificent as much. From this point of view Turkish history has many legendary stories and much of them reflect the truth. Anyhow, the most important charateristic of epics is that they contain real events closely connected to nations. The Turkish nation, from their apperance in the scene of history, has experienced many events , in good way or bad way. And Turks, due to they are one of the most ancient nations, they are very lucky in terms of epics. Of course, we can’t classify any event occured in past as an epic. To do so, there must be some conditions. If they are fulfilled, they can be classified as epic and can be referred when historical events are written. Key Words An Lu-sha n, Uighur, Turk ish Epics

Prof. Dr., Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Co ğ rafya Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Üyesi. sgomec@yahoo.com

192 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

Hiç şüphesiz Türk destanlarının en muhteşemlerinin başında Oguz-nâme gelir. Bunun yanısıra Türklerin Türeyişi ve Ergenekun, Tölöslerin Türeyişi, S ır Tarduş Boyunun Yok Olması, Uygurların Türeyiş ve Göç Destanları, Kimek, Başkurt, Alp-Er Tonga, Hun Liu Yüan (Yügen), Attila (Ata İllig), Çor Destanı bizim sözlü edebiyatımızın en eski bakiyeleridir. Bir nev’i Oguz-nâme olan Dede Korkut Hikâyeleri de Türk kültürünün bir şaheseridir1 . Bununla beraber ismi hususunda şimdiye kadar herhangi bir deneme yapılmayan tarihte önemli olaylara imza atmış Türk beylerinden birisi de, An Lu-shan’dır. Maalesef Çin dili uzmanları veyahut da bizdeki sinologlar, böyle meselelere kafa yormadıklarından dolayı Türk tarihinin ve kültürünün pek çok tartışmalı problemini halledemiyoruz. Zamanında, büyük Atatürk tarafından kurulmuş olan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde eski Türk tarihinin kaynaklarının araştırılması ve Türklere ait yabancı belgelerin ç evrilmesi iç in bir S inoloji (Çin Dili) Kürsüsü aç ılmış ise de, tıpkı diğer bölümlerde olduğu üzere burası da esas görevini unutarak, sadec e günümüzde basit terc ümanlar yetiştirmeye yönelik ç ağdaş Çin dilini öğretmekle yetiniyor. An Lu-shan, 8. asırda Uygur Kaganlığı zamanında karşılaştığımız bir Türk beyidir. Onun kimliği konusunda bugüne kadar değişik görüşler ortaya atılmıştır. Bunun da başlıc a nedeni Çin dilinin öğrenilmesi, onun sorunları ve Çinlilerin yeterince bilgi vermemeleri yüzündendir. An Lu-shan’ın bir Mogol veya Sogdlu olduğu söyleniyorsa da bizc e bu doğru değildir. Bununla birlikte onun bugünkü Çin’in Ying-c hou eyaletinde, 703 senesinde bir Türk prensi baba ile S ogdlu bir anneden doğduğunu söyleyenler de mevc uttur. Ama Çin kaynaklarına göre, annesi Arslanlar (A-shih-te) soyundan gelen bir kamdı ve babası öldüğünde bir müddet Kök Türk topraklarında kaldılar. Dolayısıyla yabanc ı bir halktan gelme ihtimali yoktur. Yine An Lu-shan’ın atalarının Kapgan Kagan’ın 7. yüzyılın sonlarına doğru yaptığı seferlerde devletin merkezine yerleştirildiğini, fakat 716’da da Kök Türk Kaganlığı’ndaki iktidar değişikliği sırasında yaşanan olaylar ve isyanlar yüzünden Çin’e kaç tıkları belirtilir. Belgelerden anlaşıldığı kadarıyla An Lu-shan’ın ailesi kamlık sanatıyla uğraşıyordu. Son derece zeki olan bu Türk liderinin, 742 senesinde Çin imparatoruyla tanışması onun önünü aç tı ve imparatorun güvenini kazanarak; Çin’de iyi bir mevki edindi2 . Para ve sefahata düşkün Çinli memurları ç ok iyi kullanıyor, onlara verdiği rüşvetler sayesinde sürekli yükseliyordu. Kendine ait bir idari bölgeye de sahip olan An Lu-shan, imparatorun sarayına istediği zaman girip-ç ıkıyor; kraliçe ve prenseslerle çok yakın ilişkilerde bulunabiliyordu. Hatta imparatoriç enin ona âşık olduğu yolunda dedi-kodular da ç ıkmıştı. An Lu1 2

Daha geniş bilgi için bakınız, S. Gömeç, Türk Destanlarına Giri ş, Ankara 2008. An Lu-shan’ın gençliğ inde bir koyun çalarken yakalandığ ı ve Yu-chou (Pekin civarları) garnizonunun ba şkomutanının huzuruna çıkarılarak, idamının istendiğ i söylenir. Ancak komutan onu çok sevimli bulmu ş ve yanına alarak, evlatlığ ı yapmıştı. Bu sayede onun talihi de ğ işti. Bakınız, C. H. Huang , T’ang Devrinde Tibetlilerin Çinliler ve Orta Asya Kavimleriyle Münasebetleri , Doktora Tezi, İstanbul 1971, s. 110; E. Esin, Türk Kosmolojisine Giriş, İstanbul 2001, s. 63.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 193

shan’ı ç ekemeyen Çinli vezirler ve komutanlar ileride başlarına bela olac ağını işaret ettilerse de, bunun pek işe yaramadığını görmekteyiz. Herhalde, Çin hükümetiyle vakti geldiğinde münasebetlerini koparmayı planlayan An Lushan birtakım hazırlıklarda bulunuyordu. Arasında yabanc ıların da yer aldığı, ama temelini Türklerin oluşturduğu ve Çin başkentine çok yakın bir mevkide, sayısı 150 bine varan kuvvetli bir ordu topladı. Nihayet 755’te, o dönemdeki Çin baş-vezirini sevmediğini ileri sürerek isyan bayrağını aç tı3 . Çinliler belki onu hafife aldılar ve taktiksel bir hata olarak, bu ayaklanmaya karşılık, An Lu-shan’ın ç ocuklarından birini öldürdüler. Fakat iki büyük Çin ordusu An Lu-shan’ın adamları tarafından yenildi. Çin imparatoru yerini oğluna bırakarak, kaç mak zorunda kaldı. Yine tarihi vesikaların haberlerine göre; imparatorla beraber firar eden askerler başlarına gelen bütün bu felaketlerin sorumlusu olarak gördükleri imparatoriç eyi yolda boğarak öldürdüler. Türkler karşısındaki bu büyük hezimet üzerine Çinliler, başka bir Türk idaresinden, Ötüken Uygur Kaganlığından yardım talebinde bulundular. Ne yazık ki Uygur hakanı bu isteğe olumlu c evap verdi. Kuzeyden gelen dinamik ordu ve mukaddes kagana karşı, An Lu-shan’ın yanındakilerin bir bölümü savaşmak istemeyince, Çin’deki Türkler de ona c ephe almaya başladı. Bu sırada Çin’e giden ordunun önünde Uygur kaganı bulunuyordu ve o ilk önc e An Lu-shan’ın en güvendiği müttefiki olan Tongra Türklerini sindirdi. Daha sonra bu mükemmel askeri kıtanın komutanlığını Börü Kun (Moyun Çor) Kagan’ın oğlu Ulug Bilge Yabgu üstlendi. Türk-Uygur ordusu Çin ülkesine büyük bir ihtişamla girmişti. Onları karşılayan Çinli yetkililer kurt başlı sanc ağın önünde eğilip, onu selamlıyorlar ve öpüyorlardı. Çin tarihinde bir dönüm noktası olan An Lu-shan maalesef kuzeyden gelen bu akrabalarına karşı başarısız olup, bozgunlar peşi-sıra gelince, nihayet kendi adamları tarafından öldürüldü. S öylendiğine göre, 60-70 bin c ivarında insanın öldüğü4 An Lu-shan hareketini, vefatından sonra oğulları ve komutanları devam ettirmeye ç alıştılar. An Lu-shan’ın ölümü hususunda ç eşitli rivayetler vardır. Bunlardan bir tanesi, hastalanarak kör olması yüzünden, danışmanları tarafından öldürüldüğü şeklindedir. İşte buna binaen bazı ilim adamları An Lu-shan ile tarihteki Kör-oglu’nu birleştirmektedirler5 . Bu ne dereceye kadar doğrudur, bilemeyiz; ama bir hakikat söz konusu ki, Kör-oglu Destanı sadec e Türkiye topraklarında yaşayan bir halk hikayesi değildir. Ona ait izlere Azerbaycan ve Türkistan gibi
3

4

5

J. Mirsky, “ Structure of Rebellion: A Successful Insurrection Furing the T’ang”, Journal of the American Oriental Society , 89/1, 1969, s.68. D. C. Twitchett, The Government of T'ang in the Early Eighth Century” , Bulletin of the School of Oriental and African Studies, 18/2, London 1958, s. 322; E. H. Pritchard, “Thoughts on the Historical Development of the Population of China” , The Journal of Asian Studies, 23/1, 1963, s. 11; S. Gömeç, Uygur Türkleri Tarihi , 3. baskı, Ankara 2009, s.74 C.Hacıyev, Köroglu’nun Çin Gaynagları, Bakı 1998.

194 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

diğer Türk c oğrafyalarında da rastlıyoruz. Bu yüzden Kör-oglu Destanı’nı da umumen Türk dünyasına mal etmek yerinde olur. Başka bir mevzu da, An Lu-shan ayaklanmasından bütün Orta Asya Türklüğünün etkilenmiş olmasıdır. O, ç alkantılı yıllarda Çinliler bu hadiseler iç in şarkılar yazmıştır. Yani, Asya’daki pek ç ok kavim şöyle veya böyle, bu toplumsal harekete katıldılar. Hatta An Lu-shan olaylarının doğrudan veya dolaylı Çinlilerden daha ç ok Türklere tesiri olduğunu da söyleyebiliriz. Mesela, bu isyanı bastırmak iç in Çin’e gittiği esnada, Bögü Kagan’ın orada tanıştığı Mani rahiplerini ülkesine getirerek, Maniheizmi resmen devlet dini olarak seç mesi önemlidir. Bunun yanı sıra bazı Uygurların Çin’e yerleşerek tic aret hayatına meyletmeleri, insanların yerleşik hayatın nimetlerine ve zaaflarına kapılmaları, tembelliğin hastalık şeklini alması, toplumun bel kemiğini oluşturan kadınların, Çinli hanımlara özenmeleri, hırsızlık, dolandırıc ılık ve rüşvet gibi kötü alışkanlıklar, Türk sosyal hayatında bir ç öküşe sebep oldu.6 AN LU-SHAN’IN DOĞUMU HİKÂYESİ∗ Büyük Arslanlar (A-shih-te) ailesinin kadın kamlarından birisi sürekli savaşç ı bir oğlan sahibi olmak iç in Tanrı’ya yakarıyordu. Dilekleri Tanrı katında kabul oldu ve bundan kısa bir süre sonra hamile kaldı. Nihayet doğum günü geldiğinde, beklenmedik bir anda ç adırın tepesinden giren bir ışık hertarafı aydınlattı. Bu sırada kurt, kuş, bütün yabani hayvanlar uludu. S anki onun doğumunu hep birlikte kutluyorlardı. Obada bulunan kamlar bunu gökteki birtakım olaylara yordular ve şans getirec eğini söylediler. Fakat o zaman onların yaşadığı yer Çin imparatorluğunun kontrolü altındaydı. Çinli görevliler bu hadiseyi duyduklarında hemen oraya vardılar. Tanrı’nın gönderdiğine inanılan bu ç oc uğun ortadan kaldırılması lazımdı. Çadırı kuşatarak iç indekileri öldürmek istediler. Ama anne ve ç oc uk durumdan haberdar olunc a oradan kaç tılar ve saklanarak, ölümden kurtuldular. An Lu-shan’ın annesi de Tanrı tarafından esirgendiklerine inanıyordu. Onu Tanrı’nın bir lütfu olarak gören kadın ç oc uğuna Batır/ Urungu (savaşç ı anlamına gelen Ya-lo-shan) adını verdi. An Lu-shan’ın doğumu hikâyesindeki bazı motifler, diğer Türk destanlarında da karşımıza ç ıkan ana temalardır. Bunlardan birisi, yukarıda da gördüğümüz üzere, aşırı derecede bir erkek ç oc uğa sahip olma hayalidir. Bunun da

6

Twitchett, a.g.m., s. 322; M. T. Liu, Die Chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken (T’u-Küe), Wiesbaden 1958, s. 267; R.Grousset, Bozkır İmparatorlu ğ u , çev. R. Uzmen, İstanbul 1980, s. 128; S. G. Klya ştornıy, Drevnetyurkskiye Runiçeskiye Pamyatniki Kak Istoçnik Po Istori Sredney Azii, Moskva 1964, s. 121-122; Huang, a.g.t., s.110-118; P.Hill, “ The Chinese Song-Cycles of Brian Dennis” , Tempo , No 37, Cambridge 1981, s.28; L. N. Gumilev, Hazar Çevresinde Bin Yıl, çev. A. Batur, İstanbul 2001, s. 218. Bu parça M. T. Liu’nun söz konusu eserinin 677-678. sayfalarından alınmıştır.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 195

sebebi, ailenin ve soyun devamı iç in evlat şarttır. İşte o zaman aile anlamlı bir bütün haline gelir. Ailenin esas gayelerinden birisi de nesli ç oğaltmadır7 . Bir diğer unsur ise, ışıktır. Destanların büyük kahramanları; bu kahramanlara kadınlık ve kutsal Türk ç oc uklarına annelik yapan hanımlar, ç oğu kere ilahi bir ışıktan doğarlar. Oguz Kagan Destanı’nın baş kahramanı Oguz dünyaya geldiği zaman onun yüzü gök, yani aydınlık idi. Oguz’un Kün, Ay, Yılduz adlı büyük oğullarını doğuran ilk karısı, ortalığı karanlık bastığı zaman gökten inen bir ışıktan peyda olmuştu. 4. asrın başlarında Çin’in kuzeyinde, Ordos’taki Chao bölgesinde teşekkül eden Hun hanedanlığının kuruc usu Ş ad İlli (S he-le) doğduğunda, annesinin etrafında ışıklar parlamıştı. Ayrıc a Uygur destanlarında, Uygurlara baş seç ilen Bögü (Bugu) Han, diğer dört kardeşiyle beraber Togla ve Selenge ırmakları arasında bir ağaç üzerine düşen semavi bir ışıktan yaratılmıştır. İslamiyetten sonraki destanlarda da ısrarla sürec ek bu kutlu ışık, Türk inanışına ve düşünc esine; var olmanın temel unsurlarından güneşin ve ışığın yansımasından başka bir şey değildir. Eski Türk dininin c ennete gitmeyi ifade eden “uç mak” hadisesi ve “sonsuzluk” da bir ışık âlemidir. Uygur Kaganlığı zamanında kabul olunan Maniheizmin de temel tanrısı iyilik, yani ışık tanrısıdır. Çünkü Bögü Han’ın rüyalarına giren kız bir nur gibidir. Bütün bu ışık motifleri bize eski Türk inanış ve düşünc esinde ışığın önemli bir unsur olduğunu göstermektedir. Türklerin Müslümanlığı seç tikten sonra İslam nuruna neden bu kadar sarıldıkları bunu ortaya koymaktadır. Onlar, İslamın aydınlığını karanlıkta kalmış ülkelere yaymak iç in yüzlerc e yıl c anını vermişlerdir. İslamdan önc e de bu Türk adaletinin ışığı ve temizliğinden başka bir şey olmasa gerek8 . Destanların teşekkül ve kayda geç iş yerleri neresi olursa-olsun, bunların muhtevasında aynı düşünüş ve anlayışa rastlanılması, bu insanların hepsinin ortak bir kültüre sahip bulunduklarının bir göstergesidir.

7

8

Z. Gökalp, Türk Medeniyeti Tarihi, haz. İ. Aka-K. Y. Kopraman, Ankara 1976, s. 293; E. Kuran, “ Türk Ailesinin Mahiyeti ve Tarihi Gelişmesi” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 365; M. Eröz, “Türk Ailesi” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 236-237; B. Gökçe, “ Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme” , Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğ dem, Ankara 1991, s. 207. Gömeç, Türk Destanlarına… , s. 12.

196 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

KAYNAKÇA
-Eröz, M., “Türk Ailesi”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Esin, E., Türk Kosmolojisine Giriş, İstanbul 2001. -Gökalp, Z., Türk Medeniyeti Tarihi , haz. İ. Aka-K. Y. Kopraman, Ankara 1976. -Gökçe, B., “Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Gömeç, S., Türk Destanlarına Giriş , Ankara 2008. -Gömeç, S., Uygur Türk leri Tarihi, 3. baskı, Ankara 2009. -Grousset, R., Bozk ır İmparatorluğu, çev. R. Uzmen, İstanbul 1980. -Gumilev, L.N., Ha zar Çevresinde Bin Yıl , çev. A. Batur, İstanbul 2001. -Hacıyev, C., Köroglu’nun Çin Gaynagları , Bakı 1998. -Hill, P., “The Chinese Song-Cycles of Brian Dennis”, Tempo, No 37, Cambridge 1981. -Huang, C. H., T’a ng Devrinde Tibetlilerin Çinliler ve Orta Asya Kavimleriyle Münasebetleri , Doktora Tezi, İstanbul 1971. -Klyaştornıy, S. G., Drevnetyurkskiye Runiçeskiye Pamyatniki Kak Istoçnik Po Istori Sredney Azii, Moskva 1964. -Kuran, E., “Türk Ailesinin Mahiyeti ve Tarihi Gelişmesi”, Aile Yazıları I, derleyenler, B. Dikeçligil-A. Çiğdem, Ankara 1991. -Liu, M. T., Die Chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken (T’u-Küe), Wiesbaden 1958. -Mirsky, J., “Structure of Rebellion: A Successful Insurrection Furing the T’ang”, Journal of the American Oriental Society, 89/1, 1969. -Pritchard, E. H., “Thoughts on the Historical Development of the Population of China”, The Journa l of Asian Studies, 23/1, 1963. -Pulleyblank, E. G., The Background of the Rebellion of An Lu-shan, London 1955 -Twitchett, D. C., The Government of T'ang in the Early Eighth Century”, Bulletin of the School of Orienta l and African Studies, 18/2, London 1958.

Seçilen bu örnekler. Erzincan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı. burnishing and decoration. Bu çalışmalarımızla ilgili en önemli materyal grubunu bölgede yapılan arkeolojik yüzey araştırmaları sırasında ele geçen çanak-çömlek parçaları oluşturmaktadır. firing. Bu çalışmamızda bölgenin İlk Tunç Çağ kültürünün bir bölümü üzerinde durduk. Sayı: 5 Sayfa: 197-214 Year: 2011. These sherds were compared with the ceramic of environmental culture.. We have in this work. s_kaymakci@hotmail. Gör. Çanak-çömlek THE EARLY BRONZE AGE POTTERY CULTURE IN AFYONKARAHISAR Abstract Afyonkarahisar was an important crosspoint in the ancient period as it is at present. pişme derecesi. slipping.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH- Yıl: 2011. astar rengi. Also. Arş.com . Değerlendirmeye alınan bu örnekler çevre kültürlerin keramikleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Also. İlk Tunç Çağı kültürleri. Ceramic * ∗∗ Bu çalışma. The selected sherds were taken into consideratin in terms of clay colour. Issue: 5 Page: 197-214 AFYONKARAHİSAR’DA İLK TUNÇ ÇAĞI ÇANAK ÇÖMLEK KÜLTÜRÜ* Salih KAYMAKÇI∗∗ Özet Afyonkarahisar bugün olduğu gibi Eskiçağda da önemli bir geçiş noktası özelliğini taşımaktaydı. the sherds used in the study were selected from the surveys carried out in Afyonkarahisar region. Ü. All the evaluations were carried out with the help of the sherds obtained from the survey. Sosyal Bilimler Enstitüsü Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı’nda yapılan “ Afyon ve Çevresi İlk Tunç Çağı Kültürleri” isimli Yüksek Lisans tezinden üretilmiştir. we have carried out the comparison between this region and the regions with similar cultural characteristics. Anahtar Kelimeler Afyonkarahisar Bölgesi. Key Words Afyonkarahisar region. Ayrıca çevre bölgelerle olan ilişkiler ya da farklılıklar ile ilgili bir değerlendirme yapmaya çalıştık. tried to shed light over the region’s Early Bronze Age cultures. hamur katkısı ve rengi. açıklama tekniği ve üzerlerindeki bezemeler bakımından değerlendirmeye alınmıştır. it was aimed to give some information about early Bronze Age culture in a historical process. tempering. Early Bronze Age cultures. Furthermore. S.

198 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

GİRİŞ İlk Tunç Çağı (İTÇ) Anadolu’da M.Ö 3200–1800 yılları arasına tarihlenmektedir. Bu zaman dilimi de kendi arasında İTÇ I, İTÇ II ve İTÇ III diye bölümlere ayrılmaktadır. Konumuzun son bölümünü oluşturan İTÇ III dönemi, Asur tüccarlarının Anadolu’ya gelişini, Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nı da içine almaktadır. Biz burada bu konuya sadece genel olarak değineceğiz ve konumuzu Asur Ticaret Kolonileri’nin başlangıcı olan M.Ö. 2000’ler olarak sınırlayacağız. Konumuz itibariyle burada kültürün ne anlama geldiğini kısaca açıklamak kanaatindeyiz. Kültür; belirli bir insan topluluğunun bireylerinin düşünce, inanç ve yaşama biçimleri, yaptıkları ve kullandıkları aletler ve davranış biçimleridir. Bu açıklama bizim araştırma konumuzun nasıl şekilleneceği açısından önemlidir. Çünkü konu edinilen zaman dilimi Anadolu’da yazının olmadığı bir dönemdir. Bu yüzden kültür farklılıklarını ya da benzerliklerini o zamanda yapılan ve kullanılan materyallerden edinebilmekteyiz. Afyonkarahisar, tarihöncesi dönemden itibaren doğal yol güzergâhları üzerinde yer almaktadır. Konumuzu oluşturan İTÇ’de yazı henüz Anadolu’da kullanılmadığından bölge ile ilgili siyasi, ekonomik ve sosyal olayları Mezopotamya kaynaklarından öğrenmekteyiz. Bunun yanı sıra bölgenin yazısız kaynakları olan arkeolojik buluntulardan değerlendirmeler yapılarak bölgenin kültürü ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bölgede sorunlu olan İlk Tunç III ile ilgili yeni değerlendirmeler yapılmış ve bu dönemde bölgenin Troia, Beycesultan ve Konya Ovası başta olmak üzere çevre kültürler arasındaki konumu ortaya konmuştur. Genel anlamda bakıldığında bu çalışmanın en önemli yanlarından birisi bölge kültürlerinin ayrıntılı kültür özellikleriyle verilmesidir. Ayrıca, bu özelliklerin çevre yerleşmelerle ilişkisi ve farklılıkları da ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Sözgelimi; bölge İlk Tunç II-III kültürlerinin Seyitgazi-Küllüoba ile ya da İlk Tunç Çağ’a Geçiş Evresi ve Geç Kalkolitik Çağ kültürlerinin Beycesultan ve Konya Ovası kültürleri ile ilişkisi buralarda yapılmış ve yapılmakta olan arkeolojik kazı ve yüzey araştırmaları sonucunda elde edilen malzemeler üzerinden ve form-hamur-bezeme özellikleri kapsamında ele alınmıştır. Bu çalışmada jeopolitik değerlerin ortaya konması bakımından yolların konumunun belirlenmesi de önemli bir yer tutmaktadır. Burada yine arkeolojik malzeme ve tarihi doğal yol güzergâhları çevresinden yola çıkarak bölgenin erken dönem yol bağlantıları da incelenmiştir. I. BÖLGENİN COĞRAFİ DURUMU Afyonkarahisar il sınırları Ege, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgeleri olmak üzere üç bölge üzerindedir.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 199

Ege Bölgesi’nde batıdan doğuya doğru gidildiğinde, oldukça yüksek olan platoların oluşturduğu sahaya geçilir. Bu saha üzerinde yüksek dağ sıraları uzanır ve buradan İç Anadolu düzlüklerine geçilir. İç Anadolu ve Ege Bölgesi’nin batı bölümü arasında bulunan bu yüksek alan, bir eşik oluşturmaktadır. Ayrı bir bölüm olarak kabul edilen bu bölüme İç Batı Anadolu adı verilmiştir.1 Afyonkarahisar’da bu bölümün içinde yer almaktadır. İklim bakımından Ege Bölgesi’nin asıl Ege Bölümü ile İç Anadolu Bölgesi arasında geçiş özelliği taşır. Bölgede Akdeniz iklimi ve İç Anadolu iklim özellikleri ağır basmaktadır.2 Coğrafi konum kültür farklılıklarını ortaya çıkarmaktadır. Bunun en çarpıcı örneği olarak Sultan Dağları’nı (1500–2000 m) gösterebiliriz. Sultan Dağları Afyonkarahisar kültürlerinin güney sınırını oluşturmaktadır. Adeta güney ile bağlantıyı bir bariyer gibi kesmiştir. Bu da doğal olarak tamamen farklı olmamakla birlikte ayrı kültür gruplarının oluşmasını sağlamıştır. Bölgede yapılan yüzey araştırmalarının verdiği bilgiler doğrultusunda doğal yapının yerleşim şekillerine etkisini görmekteyiz. İnsanoğlu öncelikle korunma problemini ortadan kaldırma amaçlı yerleşimi düşünmüştür. Bu sebeple daha çok yüksek dağlara, yamaçlara yerleşimin aksine, dağlar ile çevrili korunaklı ovaları tercih etmiştir. Bunun yanında ovalardan ne kadar yükseğe çıkılırsa kuraklığın başladığını, iklim şartlarının zorlaştığını görmüştür. II. AFYONKARAHİSAR’DA YAPILAN BAŞLICA KAZILAR Bu bölümde, bölgede kısa süreli kazı ve araştırma çalışmaları yapılmış bazı ören yerleri hakkında genel bir bilgi verilecektir. Kusura Höyük Afyonkarahisar il merkezinin 55 km güneybatısındaki Kusura adlı köyde yer almaktadır. Burada Winfred Lamb başkanlığında 1935-1937 yılları arasında kazılar yapılmıştır.3 Höyükte A, B ve C tabakaları ismi verilen üç tabaka mevcuttur.4 Kusura A’da M.Ö 3. bin yılın ortalarına tarihlenen (İTÇ II ve III) altı yapı katı bulunmaktadır. B’den C’ye geçiş ise M. Ö. 3. bin yılsonu ve M. Ö. 2. binyıl başına tarihlenmektedir.5 Kaklık Mevkii Afyonkarahisar il merkezinin kuzey-kuzeydoğusundadır. Burhaniye Köyü’nün 1.2 km. güneybatısındadır. 1983–1984 yıllarında Afyonkarahisar Müzesi’ne bağlı olarak Ahmet Topbaş yönetiminde burada kurtarma kazıları yapılmıştır. Kaklık Mevkii İTÇ’ye geçiş dönemini aydınlatan yerleşim yeriyle ve İTÇ II, İTÇ III. Evreye tarihlenen mezarları ile Afyonkarahisar yöresinin bu
Atalay vd. 1997: 195. Atalay vd. 1997: 195, Yılmaz 2004: 71 vd. 3 Lamb 1936: 406-411. 4 Seyirci-Başyılmaz 1982: 36. 5 Lamb 1937: 217- 273; Harmankaya 2002a: Kusura.
1 2

200 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

dönemini açıklayacak bilgiler taşımaktadır. Höyük iki yapı katlı düz bir yerleşmedir. Mezarlık alanı ise erken ve geç olmak üzere iki evreden oluşur. Bunların tarihlemesi de İTÇ II ve İTÇ III olarak yapılmıştır.6 Karaoğlan Mevkii Afyonkarahisar il merkezinin kuş uçumu 20 km kuzeyinde, AfyonEskişehir karayolunun yaklaşık 20. km'sinde, Gazlıgöl kaplıcası kavşağının güneydoğu köşesindedir. 1986 yılında burada akaryakıt istasyonu yapılması düşüncesiyle Afyonkarahisar Müzesi’ne başvurulması üzerine ortaya çıkmıştır. Karaoğlan Mevkii’nde A.Topbaş ve A. İlaslı sondaj çalışmaları yapmıştır. 1990 yılında ise Turan Efe, A. Topbaş ve A. İlaslı’nın da katılımı ile yerleşmede kazı çalışmaları yapılmıştır. Höyük üç yapı evresinden oluşur. Bu evreler İTÇ II ve İTÇ III’e tarihlenmiştir. Karaoğlan Yerleşmesi’nin Beycesultan’ın XV-XIV katları ile çağdaş olduğu düşünülmektedir.7 Çavdarlı Höyük Afyonkarahisar il merkezinin yaklaşık 12 km doğusunda, Çavdarlı Köyü'nün 3.6 km güneybatısındadır. Köylülerin, höyüğün kuzeyinden taşıdıkları kültür toprağı içinde çok sayıda mermer heykel bulmaları üzerine, 1964 yılında M. Akok yönetiminde kurtarma kazısı yapılmıştır. Buluntuları İTÇ II evresini hatırlatmaktadır. M. Akok bu tabakalar için MÖ. 2.500-2.000 tarihini önermektedir.8 Susuz Afyonkarahisar il merkezinin 6 km kuzeydoğusunda, Susuz Köyü mezarlığının altındadır. Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi uzmanlarınca yazılmış olan müze rehberinde, M. Ö. 3-2. bin yıl haritasında İTÇ yerleşimi olarak bildirilmektedir. Yazılıkaya Mezarlık alanı, Afyonkarahisar il merkezinin kuzey-kuzeydoğusunda, Yazılıkaya Köyü'nün yaklaşık 1 km güneyindeki antik Midas kentinin olduğu kayalık platonun yakınındadır. Kentin olduğu kayalık platoda İTÇ yerleşmesinin de olabileceği bildirilmektedir. Buluntu yerinin tam konumu açıklanmamıştır. Daha önce Midas kenti olarak tanımlanan kayalık yükseltinin üzerinde yapılan kazılarda 4 adet İTÇ, 2 adet Son Kalkolitik/İlk Tunç Çağı I evresi çanak çömlek parçası bulunmuştur. İTÇ'ye tarihlenen mezar ise, Yazılıkaya köylüleri tarafından tarlada saban ile sürülürken tesadüfen bulunmuştur. 1948 yılında Frig Dönemi kentinde kazı yapan heyetten H. Çambel bu mezarı bilimsel olarak açmış ve gömüt buluntularını Afyonkarahisar Müzesi'ne teslim etmiştir.

6 7 8

Topbaş vd. 1998: 42; Harmankaya 2002b: Kaklık Mevkii Topbaş vd. 1998: 42; İlaslı 1992, s. 95-103; Harmankaya 2002c: Karaoğlan Mevkii, Harmankaya 2002d: Çavdarlı Höyük

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 201

Çok az sayıda İTÇ çanak çömleklerinin çıktığı tarladaki kazı çalışmaları yalnız bu mezarla sınırlı kalmıştır. Kazı alanı genişletilmemiştir.9 Yıldırımkemal Afyonkarahisar il merkezinin kuzeybatısında, Çatkuyu'nun kuzeybatısında, Yenice Köyü'nün güneybatısındaki Olucak Köyü'nün 5.5 km güneydoğusundadır. Höyüğün bulunduğu mevkii Mandıra olarak bilinmektedir. Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi rehberinde İTÇ yerleşmesi olarak gösterilmiştir. Hakkında ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. III. AFYONKARAHİSAR VE ÇEVRESİ İLK TUNÇ ÇAĞ KERAMİK KÜLTÜRLERİ İlk Tunç I Kültürleri Batı Anadolu’da İlk Tunç I dönemi kendi arasında çeşitli kültür bölgelerine ayrılmıştır. Bunlar; Troia I- Yortan, Phrygia-Bithynia, Beycesultan İlk Tunç Çağı I dönemi ve Lykia-Pisidia kültür bölgeleridir.10 Bunlardan Beycesultan İTÇ I kültürü Denizli’nin doğusu, Afyonkarahisar ve kısmen de Burdur’a kadar olan bölgeye yayılmıştır.11 Troia-Yortan Kültürü; Bu kültürün yayılım alanı, yarımadanın tüm kuzeybatısını içine alır. Bu kültür bölgesi Limni ve Midilli Adası ile daha kesin açıklık getirilmemiş İznik Bölgesi’dir. Yortan grubunun İTÇ I’deki gelişimi ile ilgili hemen hemen hiçbir şey bilinmemektedir. Yortan’ın İTÇ II’ye tarihlenen mezarlık buluntuları, bölgenin diğer çanak çömleklerinden farklı özellikler göstermektedir. Bundan dolayı bir kısım araştırmacı Yortan buluntularını ayrı bir kültür grubu içinde değerlendirmektedir. Yortan Grubu haricindeki diğer bölgeleri M. Korfmann “Denizsel Troia Kültürü” olarak tanımlamaktadır. Çömlekçi çarkının henüz kullanılmadığı bu kültür bölgesine özgü çanak çömlek koyu yüzlü ve siyah iyi açkılıdır. Genellikle bezemesiz olmakla birlikte bazı çanaklarda kazıma tekniği kullanılarak tutamaklar insan yüzü biçimine sokulmuştur. Balıkesir ve İznik bölgelerin de ise kahverengi astarlı çanak çömleğe rastlanmaktadır. Kaideli ve kaidesiz, omurgalı, içte kalınlaştırılmış dudaklı kâseler çok tipik örneklerdir. Bu kâseler makara kulplu olarak karşımıza çıkmaktadır. İlmik kulplar makara kulplar kadar tipik değillerdir. Yine dudak üzerine çivi ve yiv bezemeler yer almaktadır.12 Phrygia-Bithynia Kültürü; Eskişehir Ovası ve çevresi, Yukarı Sakarya ovaları kültür bölgesini oluşturmaktadır. İTÇ II’de ise İznik ve İnegöl ovalarını da içine almaktadır. Siyah açkılı çanak çömlek ile kırmızı astarlı ve açkılı çanak

9 10 11 12

French 1968: 240; Harmankaya 2002e: Yazılıkaya. Efe 2003: 102. Harmankaya 2002: 17. Sevin 1998: 95; Efe 2003: 102.

202 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

çömlekler bu dönem için çok karakteristiktir. Siyah açkılıların çoğunu siyah ağızlı kaseler oluşturur. En tipik biçim basit görünüşlü, ilmik kulplu kâselerdir. Beycesultan İTÇ I Kültürü; Beycesultan yerleşmesi İTÇ’nin üç dönemini de içerir. İTÇ I dönemini XIX, XVIII ve XVIIc, b, a katları temsil etmektedir. Bu dönemin çanak-çömleklerinin bazıları açkılı iken diğerleri kaba mallardan oluşmaktadır. Kaliteli ve açkılı malların hamuru soluk kırmızı, devetüyü ya da grimsi-siyah renktedir. Küçük taşcık ve saman katkılı malların yanı sıra, saman katkısı dahi içermeyen kaliteli mallar da mevcuttur. Çanak-çömlekler genellikle iyi pişmişlerdir. Fakat açık renkli hamura sahip olan kapların özünde bir grilik görülmektedir. Kapların hemen hepsi astarlıdır ve iyi açkılıdırlar. Kaplarda bezeme uygulaması sınırlıdır. Kaba mal grubunda ise hamur rengi kırmızı veya kahverenginin tonlarıdır. Bu malların hamurları bol ot, saman ve taşçık katkılıdır. Bu dönemde, içe dönük ağızlı kâseler, derin kâseler, fincanlar, uzun boyunlu, küresel gövdeli ve tek kulplu testiler ile iki kulplu oluk bezemeli çömlekler kullanılan bazı kap biçimlerdir.13 Beycesultan İTÇ I kültürünü oluşturan özelliklerden bir başkası ise Ege türünde, keman biçimli mermer idollerdir. Ana Tanrıça’yı ifade eden bu idoller; gerçekçi figürinlerin aksine tamamıyla soyut bir görünüm içerir. Yine araştırma bölgemiz içerisinde yer alan Küllüoba Höyük, Kalkolitik Çağ’dan İTÇ’ye geçişi veren yerleşme kalıntıları ve İTÇ evresi ile ortaya çıkmaktadır. Küllüoba’da yapılan kazılar sonucu elde edilen mallar; siyah, gri, özenli açkılıdır. Gaga ağızlı testiler bu evrede ortaya çıkmıştır.14 Küllüoba’nın AF 14 katında ele geçen malzemeler Beycesultan I oluk bezemeli çanak çömlek parçaları ile benzerlik göstermektedir. Öte yandan Küllüoba İTÇ I çanak çömleği, kuzeybatıdan komşusu olan Demircihöyük çanak çömlek grubu ile birçok ortak özellikler içerir. Fakat sözünü ettiğimiz Demircihöyük malzemesinden de ayrılan karakteristik bir takım yerel çanak çömleği de bünyesinde barındırır. Demircihöyük ve Küllüoba, güneybatıda büyük bir alanı kaplayan Beycesultan I çanak çömlek grubundan kesin hatlarla ayrılmaktadır. Fakat Küllüoba’nın 2. evresinde ele geçen mallar ile Beycesultan’ın oluk bezemeli çanak çömleği arasında karşılaştırmalar yapılabilmektedir.15 İTÇ I’de Kusura malzemesinin el yapımı, ince koyu gri renkli hamurlu, siyah astarlı ve oldukça kaliteli bir özelliğe sahip olduğunu görmekteyiz. Kusura’da İTÇ I’in tespit edildiği A tabakası kısmen tahribata uğramıştır. Burada çoğunlukla kâse biçimli kaplar bulunmuştur. Ayrıca bulunan mallar üzerinde beyaz boya bezeme teknikleri de görülmektedir.16

13 14 15 16

Lloyd-Mellaart 1962: 119-127. Efe-Ay-Efe 2001: 53. Efe-Ay-Efe 2001: 53. Lamb 1937: 14.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 203

Kültür bölgelerinin oluşturduğu yayılım alanı ve bu kültür gruplarına ait malların benzer özelliklere sahip olanlarını araştırma bölgemiz olan Afyonkarahisar’da da görmekteyiz. Bu kültür grupları aynı yol güzergâhları üzerine konumlanmış olan yerleşmelerden oluşmaktadır. İlk Tunç II Kültürleri Bu dönem kültürleri hakkındaki bilgilerimiz İlk Tunç Çağı I dönemine oranla daha fazladır. İTÇ II kültür bölgesinin sınırını batıda Sivrihisar Dağları’ndan doğuda Kızılırmak kavsinin içine kadar uzanan bölge ile sınırlayabiliriz.17 Bu bölgenin içinde özellikle çanak-çömlek buluntularıyla ayırt edilebilen beş kültür grubu vardır. Batıda Polatlı ve Ankara, Alacahöyük ve çevresi, kuzeyde Karadeniz kıyıları boyunca Filyos, Sinop ve Orta Karadeniz Bölgesi (İkiztepe), güneyde ise Aksaray-Konya Ovası ve Kilikia Kültür Bölgesi yer almaktadır. Burada araştırma alanımız içinde olan kültür bölgesi “Orta İç Batı Anadolu Kültürü” dür. Bu kültür bölgesinin yayılım alanı içinde Beycesultan İlk Tunç Çağı II, Acıpayam, Kusura, Afyonkarahisar, Altıntaş-Örencik ve TavşanlıKütahya çanak-çömlek gruplarından söz edilebilir. Çalışma bölgemiz ile doğrudan ilişkili olan kültür grupları ise; Kusura-Isparta, Afyon-Emirdağ ve Sultandağı’dır. İlk Tunç Çağı II döneminde kültür bölgeleri içinde çanak-çömlek grupları ve yöresel farklılıklar açık olarak görülmektedir. Bu dönemde çanakçömlek hala elde yapılmaktadır. Kırmızı astarlı ve açkılı mallar dönemin karakteristik özelliğini yansıtır. Orta ve İç Anadolu’da İlk Tunç I döneminin ince kenarlı ve oluk bezemeli çanak çömleği artık görülmez. Fakat oluk bezeme Göller Bölgesi, Uşak, Denizli ve Afyonkarahisar’ın güney bölgelerinde tipiktir. Ancak mal ve yapım teknikleri farklıdır. Kuzeyin oluk bezemesi daha çok Kusura fincanları ve kâselerinde görülmektedir.18 İTÇ II dönemi Troia II’de çanak-çömlek yapım tekniği değişmiştir. Daha önce İTÇ I dönemi malları elde yapılırken şimdi üretilen çanak-çömlek çarkla yapılmaktaydı. İTÇ II Troia keramikleri kahverenginin tonları veya kırmızıydılar. Troia II çanak çömleği bu dönem itibariyle büyük bir değişim içine girmiştir. Troia II maskeli kaplar denilen, yuvarlak matara biçimli kapların üzerine kabartma olarak insan yüzü tasvir edilmiş testiler ile Homeros’un bahsettiği “Depas amphikypellon” lar, zarif iki kulplu vazolar bu dönemin en karakteristik kaplarını oluşturmuştur.19 Beycesultan’ın İTÇ II tabakaları XVI-XIII katlardır. Buradaki İTÇ II dönemi çanak-çömleği, hala elde yapılmaktaydı. Açık renkli kapların hamur rengi, pembe veya devetüyü iken, koyu renklilerinki gri ya da siyahtır. Bu mallardaki
17 18 19

Efe 2003: 104. Efe 2003: 104 vd.; Lloyd-Mellaart 1962: 197. Kınal 1998: 39, Sevin 1998: 103.

204 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

katkılar saman ve taşçık içerir. Bu dönemin çanak-çömlek yüzeylerinde çatlamış kalın bir astar tabakası bulunmaktadır ve açkı az çok görülse de önceki döneminki kadar kaliteli değildir. Bu kaplar muhtemelen günlük ihtiyaçlar için kullanılıyordu. Örneğin; mutfak eşyaları ve çocuk tabutu olarak kullanılan çömlekler gibi. Fakat ince, küçük ve daha itinalı kaplar ise kült eşyası olarak kullanılmaktaydı. Bu dönem kaplarında; fırınlama yeterli derecededir. Fakat özde hala fırınlamadan kaynaklanan siyah izler görülmektedir. İTÇ II kap hamuru kalın, kap biçimleri ise İTÇ I’in kibar kap formlarına göre daha iri ve kabadır. Kaplarda bezeme olarak kullanılan dalga ve yiv motifleri, İTÇ II kültürünün en önemli özelliklerinden biridir. Bu mallardaki bezemeler astardan önce uygulanmaktaydı. Keramik yüzeylerinde kullanılmış olan renkler; açık gri, siyah, açık kiremit, koyu gri, kahverengi, siyah ve devetüyü renkleridir. Bu dönemde kullanılmış olan kap biçimleri arasına kâseler, fincanlar, çömlek ve testiler (gaga ağızlılar), büyük saksılar ve küpler girmektedir. Bunların bazılarında tutamak, kulp ve akıtacaklar bulunmaktadır.20 Beycesultan İTÇ II yerleşmesi, bugüne kadar Batı Anadolu’nun gerçek anlamda bilinen en eski kenti olma özelliğini taşır. Bu dönemin sonlarında Troia’dan Konya Ovası ve Kilikia’ya kadar olan yerleşmelerde yangınlar saptanmıştır. Bu durum Troia’dan geldiği düşünülen Luwi İstilası’na bağlanmaktadır.21 İTÇ II dönemi Küllüoba, Yukarı Sakarya Çanak Çömlek Grubu olarak adlandırılan grubun tipik özelliklerini taşımaktadır. Küllüoba İTÇ II çanak çömleği komşu olduğu Afyon ve Demircihöyük İTÇ II çanak çömlekleri ile birçok benzerlikler göstermesine rağmen, bazı yerel özellikleriyle de onlardan ayrılmaktadır. Demircihöyük’ün siyah açkılı malları ve S-profilli black topped kâseleri Küllüoba İTÇ II grubunda yok denecek kadar azdır. Sözünü ettiğimiz siyah açkılı mallar Afyonkarahisar için de tipik değildir. Afyonkarahisar grubu ile Küllüoba’nın arasındaki önemli farklardan birisi de; Afyonkarahisar grubu için karakteristik olan yatay kulplu, içe doğru kıvrılan ağızlı ve omurgalı kâselerin Küllüoba’da pek görülmemesidir. Küllüoba’da İTÇ II sonu ve erken İTÇ III’te önemli sayıda çanak çömlek ele geçmiştir. Bu tür bezemeli çanak çömlekler yerel özellikleri ile İç Batı Anadolu’dan doğuda Kızılırmak kavsinin içine kadar olan tüm Orta Anadolu’da yaygındır.22 Afyonkarahisar’ın doğusunda Konya Ovası kültür bölgesi yer alır. Bu bölgede, sözü edilen dönemle ilgili olarak sadece Konya-Karahöyük’te küçük bir alan araştırılmıştır. Konya-Karahöyük İTÇ II tabakalarında yapılan kazılarla ele geçen en tipik mallar; kırmızı astarlı ve açkılı kaplardır. Bu kapların gelişigüzel yerlerine küçük kulp-tutamaklar yerleştirilmiş ve özensiz bir kırmızı
20 21 22

Kınal 1998: 41; Lloyd-Mellaart 1962,135 vd. Mellaart 1963: 201. Efe-Ay-Efe 2001: 51.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 205

boya bezeme uygulanmıştır. Buradaki metalik mal grubu yüksek ısıda fırınlanmıştır. Bu dönem Konya Bölgesi’nin ana mal grubu siyah veya kırmızı astarlı ve açkılı mallardan oluşmaktadır. 23 Afyonkarahisar’ın İTÇ II’ye tarihlenen yerleşmelerine bakacak olursak; Kazısı yapılmış olan Karaoğlan Yerleşmesi’nin çanak çömlek grubunun çoğunu kırmızı astarlı ve açkılı malların oluşturduğunu görmekteyiz. Bu malların hamur rengi daha çok kahverengi ve kırmızının tonlarıdır. Bu grup kendi içinde dört farklı gruba daha ayrılmıştır. Bunlar; devetüyü ve kırmızı astarlı mallar, taşçık katkılı kırmızı astarlı mallar, iyi pişmiş kırmızı astarlı mallar ve beyaz boya motifli bezemeli kırmızı astarlı mallardır.24 Karaoğlan Mevkii’ndeki kap biçimleri; kaseler, gaga ağızlı testiler, çömlekler, geniş ağızlı çanaklar, geniş tabaklar ve küplerdir. En yaygın bezeme örnekleri ise yiv, kabartma ve boya bezemedir.25 Yine Afyonkarahisar sınırları içerisinde kazısı yapılmış olan Kaklık Mevkii Mezarlığı’nda ele geçen kaplar Troia’nın kırmızı astarlı malları ile büyük bir benzerlik göstermektedir. Keramiklerin yüzeyleri kiremit rengi ve kahverenginin tonları ile astarlanmıştır. Hamur kahverengidir, ince kumlu ve mikalıdır.26 İTÇ II Kusura’da B yapı tabakası ile ifade edilmektedir. B tabakasının tarihlemesi İTÇ II ve İTÇ III’ün sonu olarak tespit edilmiştir. Bu dönemdeki çanak çömleklerin çoğunluğu devetüyü, gri veya kırmızı ve açık devetüyü astarlı olarak tespit edilmiştir. Yine çoğunluğu çark yapımıdır. Çanak çömleklerden bazıları açkılıdır.27 İlk Tunç III Kültürleri Bu dönemde yerleşme sayısında gözle görülür bir düşüş olurken buna karşılık büyük yerleşmelerin sayısı da artmıştır. Bu durum insanların giderek şehirlerde toplanmaya başladığı şeklinde yorumlanabilmektedir. İTÇ III’de yeni türde çanak-çömlek ile karşılaşılır. Batı Anadolu’da çarkta yapılmış ilk kap biçimi Troia tabağı gibi tipik kaplar görülür. Beycesultan’da da çarkın kullanılmasıyla daha kaliteli kaplar ortaya çıkmamaktadır. Aksine seri üretilmiş kalitesiz ve fazla sanatsal olmayan kaba mallarda bir artış görülmektedir. Çark izini gizlemek için kaplar, ince ve kötü bir kırmızı, devetüyü ya da kirli kahverengi boya astarla sıvanmışlardır. Bezeme ise nadir kullanılmaktaydı. Beyaz boya bezeme ve beyaz macunla doldurulmuş kazı bezemeler ise ortadan tamamıyla kalkmıştır. Çömleklerde, gaga ağızlı testilerde ve fincanlarda astardan önce kazı bezek uygulanmıştır. Bu bezeme türü derin, düzensiz ve kabadır. Dışa çekik ağızlı fincan ve kâselerin hemen ağızlarının üzerinde dikey
23 24 25 26 27

Efe 2003: 106. Topbaş vd. 1998: 38-39. Topbaş vd. 1998: 41. Topbaş vd. 1998: 39. Lamb 1937: 14.

206 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5

şerit ve ilmik kulplar görülür. İTÇ III çanak-çömleğinin hamur rengi devetüyü veya soluk/mat kırmızıdır. Katkı olarak da saman ve taşçık vardır. Kaplar genel olarak iyi pişmişlerdir. Ancak fırınlamadan kaynaklı olarak özde grilikler devam etmektedir. Keramik yüzeyleri kap ıslakken düzeltilmiştir ya da yüzeyler kirli kahverengi veya açık kahverengi astarla düzeltilmişlerdir. Boya astar genellikle tüm dış yüzeye ve sadece iç ağza bir bant şeklinde uygulanmıştır. Astarlı mallar genel olarak bezemesiz ve açkısızdır. En kaliteli astarlı mallara ise açkı uygulanmıştır. Bu dönemin astarları çok kolay bir şekilde silinmektedir. Alacalı yüzeyler bu dönemde fazla görülmezler ve daha önceki dönemlerde görülen kaba ve gri mallar ise İTÇ III’de ortadan kalkmışlardır.28 Küllüoba’da İTÇ III’de saptanmış olan dört ayrı evrede, Batı Anadolu’nun karakteristik çanak çömlek mal grupları ve formları ele geçmiştir. Bunların en önemlileri arasında “Red Coated Ware” çark yapımı Troia tabakları, depaslar, tankard ve üçayaklı mutfak kapları, amforalar gelmektedir. Bu dönemde çarkın kullanılmasına bağlı olarak kap gövdelerinin giderek oval bir şekil aldığı görülmektedir. Bunun örneklerini Tarsus ve Troia’da görmek mümkündür.29 Yapılan bu araştırmayı destekleyici olması ile şimdi de Afyonkarahisar’da yapılan yüzey araştırmaları ile ele geçen malzemeleri değerlendirerek kültür farklılıklarını ortaya çıkarmaya çalışacağız.30 IV. İLK TUNÇ ÇAĞ ÇANAK-ÇÖMLEK GRUPLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Çalışmalarımız sonucunda bölge çanak-çömlek kültürleri ile ilgili önemli bilgilere ulaştık. Arkeolojik yüzey araştırması ile elde edilen buluntular arasında İTÇ I-II ve buna göre daha az oranda İTÇ III malzemesine rastlanmıştır. Bölge İTÇ kültürlerinin Batı Anadolu ilişkisinin daha belirgin olduğu anlaşılmıştır. Yine Göller Bölgesi ve Konya’nın kuzey-kuzeybatı kesimi31 ile de bazı ilişkiler olduğu görülmüştür.32 Bolvadin-Çobanlar-İsçehisar-Bayat İlçeleri’nin kesişme alanında, (Eskikabir, Pirenlik ve Yazırınçayır gibi yerleşmelerde) İTÇ II boya ve bezemede turuncu astarın biraz daha yoğunlaştığı görülür. Özellikle de dağlık alan üzerinde bulunan Baldanlar yerleşmesinde bu yoğunluk daha fazladır.33 Daha önce bu bölgede çalışmalar yapan araştırmacılar, Afyon-Emirdağ Grubu İTÇ II kaplarında yiv bezemenin sınırlı olduğunu belirtmişlerdir. Bu durum Bolvadin malzemesinde de aynı şekilde görülmektedir. Yine bu dö28 29 30

31 32 33

Lloyd-Mellaart 1962:200 . Efe-Ay-Efe 2001: 54. Bu bölümde, 2002-2006 yılları arasında Özdemir Koçak başkanlığında, içinde bu makalenin yazarının da bulunduğu bir ekip tarafından Afyonkarahisar çevresinde yapılan yüzey araştırmalarından elde edilen çanak-çömleklerin değerlendirmesi yapılmıştır. Bahar-Koçak 2003: 21 vdd. ; Bahar-Koçak 2004: 63 vdd. ; Çizim 4 vdd. Koçak 2004: 58. Koçak 2004: 58.

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 207

nemde ilmik ve şerit kulp örneklerinde bir artış gözlenmektedir. Bu durum kuzeydeki Demircihöyük, Polatlı ve Ahlatlıbel kültürleri ile ilişkilendirilmektedir.34 Çalışma bölgemiz ile ilgili elimizdeki kırmızı astarlı buluntuların özellikle Konya Ovası’nın koyu örneklerine göre daha açık tonda olduğu görülmektedir. Ayrıca bu bölgede gri, siyah ve tonlarındaki buluntular yaygın değildir.35 1. ÇANAKLAR Bunlar elimizdeki malzemeler arasında en büyük grubu oluşturmaktadırlar. Form özellikleri bakımından da kendi içerisinde farklı gruplara ayrılmaktadır. Bölgedeki çanaklar çeşitli form özellikleri gösterir. Bu gruplardan birisi oval ağızlı ve gövde eğimi fazla olan gruptur. Gövdedeki eğimden dolayı ağız daha yayvan bir görünüm almaktadır. Bazı örneklerin gövdesi hemen ağız altından itibaren dış bükey bir profil ile bombe yaparken, bir grup örnekte ise ağız altından itibaren düz gelerek, bombe dibin hemen üstünde oluşmaktadır ve düz diplidir. Ayrıca yatay ve ilmik kulplu örnekler de bulunmaktadır. Yatay kulplu üzerine yapılan sığ oluk bezeme örnekleri bölgenin tipik kulpları arasındadır. Kulplu örneklerin dışında, at nalı tutamaklı çanaklar da bulunmaktadır.36 Bu gruba ait buluntularımızın Beycesultan37, Troia38 ve Küllüoba’da yakın benzerlerini bulabilmek mümkündür. 1.1 Derin Çanaklar Derin çanaklardan bir kısmında gövde dik ve dike yakın bir form özelliği göstermektedir. Kap, gövdeden dip kısma hafif bir meyil ile daralmaktadır. Bu gruba ait buluntularımızın yakın benzerlerini Beycesultan39 ve Troia40’da bulabilmek mümkündür.

34 35 36 37

38 39

Lloyd-Mellaart 1962: 192. Topbaş vd. 1998: 38 vd; Koçak 2004: 59. Koçak 2004: 61. Lloyd-Mellaart 1962: 118, Fig. P. 14/ 17, EB 1 pottery, Level XIX; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 154, Fig. P. 28/ 7, EB 2 pottery, Level XV; 158, Fig. P. 30/ 14, EB 2 pottery, Level XV; 174, Fig. P. 38/ 4, EB 2 pottery, Level XIV; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 208, Fig. P. 50/ 37, EB 3a pottery, Level X; 202, Fig. P. 47/ 18, EB 3a pottery, Level XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 16, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 18, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 22, EB 3a pottery, Levels XII-XI; 202, Fig. P. 47/ 55, EB 3a pottery, Blegen-Caskey-Rawson 1951: (II/ 2 Plates), 5; 176, 32.67, Troy IV, İTÇ IIIa; 184, 2, Profiles of Sherds Phase, Troy IV. Lloyd-Mellaart 1962: 118, Fig. P. 14/ 17, EB 1 pottery, Level XIX; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 172, Fig. P. 37/ 16, EB 2 pottery, Level XIV; 120, Fig. P. 15/ 39, EB 1 pottery, Level XVIII-XVII; 144, Fig. P. 23/ 20, EB 2 pottery, Level XVI; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 172, Fig. P. 37/ 5, EB 2 pottery, Level XIV; 202, Fig. P. 47/ 218, EB 3a pottery, Level XII-XI; 186, Fig. P. 44/ 7, EB 2 pottery, Level XIII; 202, Fig. P. 47/ 49, EB 3a pottery, Levels XII-XI;

Fig. P. P. Blegen vd. 208. 208. 182. EB 3b pottery. 1. Fig. Kuruçay EB 2. Bu çanaklar genelde düz. Duru 1996: Levha 131/1-7 1.208 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Derin çanakların bir grubunu kapalı ağızlı örnekler oluşturmaktadır. EB 3a pottery. Mellaart 1963: 215/ 14. EB 3b pottery. EB 2 . Level VII. 230. Levels VII-VIII. 86. P. Troia. 58/ 12. Katın J Türü Mallarından siyah hamurlular. Levha CIII/8. EB 2 pottery. Fig. EB 3b pottery. düz yada yuvarlatılmış düz bir diple bitmektedir. 2. Fig. Fig. ÇÖMLEKLER Çömlekler. Konya Ovası47 ve Troia’da48 görmek mümkündür. Fig. EB 3a pottery. 1. EB 2 pottery. Late Chalcolithic 2 pottery. Fig. Buluntuların çok büyük bir kısmı yuvarlatılmış gövdeli ve yuvarlatılmış düz diplidir. Late Chalcolithic 2 pottery. Bahar vd. 224. Blegen vd. 179. 58/ 16. P. 61/ 19. Level XII-XI. Level XVI. Level X. 47/ 17. Level VII. P. P. Fig. 224. 50/ 36. Düz ya da hafif bombeli gelen gövde. EB 3b pottery. 179. 7/ 6. Levels XII-XI. 172. 8. 7/ 7. Çizim 18/ 1-5. Çizim 23/ 1-3. 1959: (I/1) . Level VII. Bu gruba ait buluntularımızın yakın benzerlerini Beycesultan41. 7. 202. 58/ 2. Level XVI. 1996: 28. 224. EB 3a pottery. Levels XII-XI. Levels XXX-XXXII. 144. Bahar vd. 249/ 13-14. Fig. Bu gruba ait buluntuların benzerlerini Beycesultan46. 218/149. Levels XII-XI.2 Sığ Çanaklar İTÇ çanaklarının bir grubunu da sığ çanaklar oluşturmaktadır. EB 3a pottery. 40 41 42 43 44 45 46 47 48 . 175. P. 47/ 49. Blegen vd. Bu örnekler küresel karınlı ve düz diplidir. Fig. P. 1996: 31 vdd. ve Troia’da44 bulabilmek mümkündür. Kuruçay43. EB 3a pottery. P. 23/ 18. Levha CII/7. 37/ 11. Bu grupta at nalı tutamaklı ve 202. Fig. 202. Levha XCIX/5 Karasevinç. 202. 47/ 1. Bu grup içinde yarı kapalı ve tam kapalı örnekler bulunmaktadır. Sarayönü Aşağı Çiğil. 47/ 22.17. P. Bazı örnekler de ise çömlek ağızlarının hafif dışa çekik olarak yapılmış olduğunu görmekteyiz. 1951: (II/ 2 Plates). 50/ 2. Lloyd-Mellaart 1962: 86. EB 3a pottery. Konya Ovası42. Fig. 47/ 56. 33 vdd. Fig. kapalı ağızlılar ve dışa çekik ağızlılar olmak üzere iki ana grupta incelenebilir. Fig. dışa açık ağızlı veya yuvarlatılmış gövdelidir. Bahar-Koçak 2004: 64. Lloyd-Mellaart 1962: 202. 2. P. Evderesi İTÇ. Levels XII-XI. BaharKoçak 2004: 64 vd. Blegen vd. Koçak 2004: 61. Levels XXX-XXXII. 1951: (II/2 plates). P. P. Kadınhanı Büyük Höyük. Level X...45 Yine sığ çanakların içinde değerlendirdiğimiz bir grupta ağız altından başlayan omurgalı tiplerdir. P. P. 1951: (II/ 2 Plates). (I/2). EB 3a pottery.1 Kapalı Ağızlı Çömlekler Kapalı ağızlı çömleklerin dudak kısmı hafif oval ya da düz olarak yapılmıştır. 173. Fig.

Bölgedeki tavaların yakın benzerlerini Afyon ve Konya Ovası başta olmak üzere çevre yerleşmelerde görebilmekteyiz. ve 1 katların A/ 1 Gurubu. Afyonkarahisar-Karaoğlan İTÇ II. 13. Afyon-Karaoğlan İTÇ II. Bazı örneklerin ağızları hafif dışa çekiktir. Çalışma alanımızın doğu sınırını oluşturan Akşehir. (Çizim 51:2-3-57-8. TAVALAR Tavaların hemen hepsi dışa çekik ağızlıdır. Demircihö- 49 50 51 52 53 54 Mellaart 1963: 215/ 12. Karasevinç.54 V.2 Dışa Çekik Ağızlı Çömlekler Çalışma bölgemizde dışa çekik ağızlı çömlekler çok sayıda görülmektedir. Levha 39/ 4-5. Bahar-Koçak 2003: 33 vd. Fig. Gövde yüzeylerinde hafif bir pürüzlenme görülmektedir. Çizim 7. Bu ilişki özellikle İTÇ II’de karakteristik bir görünüm vermektedir. EB 1-2. Yortan kültür gruplarının arasındaki ilişkiler değerlendirilmeye çalışılmıştır. Kaklık Mevkii İTÇ II. 48/ 92.52 3. Duru 1996: 111. 56:5) Çömlek gruplarına ait buluntularımızın yakın benzerlerini. Bunlar düz ya da oval ağızlı olup. Bahar-Koçak 2004: 63.. Bu bölge kısmen Konya Ovası etkisinde görülse bile daha çok Bolvadin-ÇaySultandağı kesimi ile ilişki içerisindedir. Kuruçay50 ve Afyon’da51 bulabilmek mümkündür. Bunlarda da yatay at nalı biçimli tutamaklar görülmektedir. profillerinden dolayı yayvan yapılmıştır. Levha XCV/ 11. kuzeyde Demircihöyük. 61. Bahar-Koçak 2004: 66. Konya Ovası49. 63. 18/ 25-27. Bu örneklerin ağzı. İTÇ II. Koçak 2004: 61. Bunların büyük bir bölümü hafif kısa boyunlu. Fig. 19/ 21-22. Topbaş vd. düz bir gövde profiline sahiptir. 19. 1998: 41-61 vdd. Troia. Çizim 2-3.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 209 yatay kulplu buluntular da vardır. 1996: 26 vdd. 2. Koçak 2004: 62. Topbaş vd. Bu ilişkinin Suriye-Kilikya’dan başlayan ve Konya Ovası üzerinden Kuzeybatı Anadolu ile Küllüoba. 49/ 94-95. Düz dipli buluntuların çoğunda dip kısmının dışa doğru bir çıkıntı yaptığı görülmektedir. Fig. KÜPLER Bölgedeki küplerin büyük bir kısmı orta boyludur. 221/ 8. güneybatıda Beycesultan. Fig. 28-37. Yunak. 59/ 176. 52:1-7. Bahar vd. . XCIX/ 1.53 4. Çalışma bölgemizin doğu sınırını Akşehir-Yunak-Çeltik kesiminin oluşturduğu ve bu bölgenin batıda Göller Bölgesi ile Eskişehir’e kadar uzanan bir alanla ilişki içerisinde olduğunu görmekteyiz. güneyde Göller Bölgesi. küresel karınlı ve düz diplidir. 77. 53. 20/ 38-42. 1998: 41. Osmancık.. Fig. Kuruçay 2. Fig 48/49. SONUÇ Yaptığımız çalışmalar sonucunda Afyonkarahisar kültür gruplarını oluşturan yerleşmeler ile ona komşu olan doğuda Konya Ovası. Küllüoba. Çeltik ve çevresi bir geçiş bölgesi görevi üstlenmektedir.

Bu çanak çömlek parçalarının hamur katkıları orantılı bir seyir izlememektedir. Sultandağları Afyonkarahisar’ın güney ile olan bağlantısını büyük oranda kesmiştir. Konya Ovası. . Bölgede Sultandağları’nın güneyle olan bağlantıyı bir bariyer gibi kestiği gibi kültürel olarak da aradaki ilişkiyi zayıflattığı görülmektedir. çanak çömleklerin hamur renkleri kırmızı ve kırmızının tonları (2. Kuruçay ve Küllüoba’da görmemiz mümkündür.55 Yapılan bu çalışmada 55 Munsell Soil Chart 2000.5 YR 6/4 Light Brown-Açık kahverengi. Bu çalışmada değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin hamur ve astar renkleri Munsell Renk Katoloğu’na göre yapılmıştır.210 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 yük ile devam ederek Troia’ya uzanan bir ticaret yolu ile de yakından ilgisi vardır. Yapılan bu çalışma Afyonkarahisar’ın çevre kültürler ile benzerliklerini ya da farklılıklarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Göller Bölgesi. bölgede yapılan arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalarından elde edilen bilgiler ile desteklenmeye çalışılmıştır. kireç katkısının. Buna rağmen çalışma bölgesinin daha çok batı kültürleri ile iletişim içerisinde olduğu ancak bölgesel kültür özelliklerinin de azımsanmayacak kadar çok olduğunu söylemek mümkündür. Hamur katkısı olarak.5 YR 5/6 Red-Kırmızı) hâkimdir. iklim şartları) oluşturduğu bir zorunluluk ile kültür benzerlikleri görülebilmektedir. 5 YR 6/6 Reddish Yellow-Kırmızımsı sarı. Bu etki yine hiç şüphesiz bölgede üretilen çanak çömleklerin de şekillenmesinde belirleyici unsur olmuştur. Ayrıca doğal etkenlerin de (dağlar. 5 YR 5/6 Yellowish Red-Sarımsı kırmızı) ile kahverengi ve tonları (7. Bu nedenle bölge kültürü daha çok batı ve doğu – kuzeydoğu etkili gelişmiştir. mika-taşcık ve saman katkılarına göre daha yoğun olduğu gözlenmiştir. Yazının henüz Anadolu’da kullanılmadığı bir dönemi içine alan araştırma konumuz. Ayrıca.5 YR 5/4 Brown -Kahverengi) arasında görülmektedir.5 YR 5/6 Red-Kırmızı. Çanak çömleklerin astar renklerin de ise gözle görülür bir şekilde kırmızı ve tonları (2. Göller Bölgesi ve çevresinde çok yoğun olarak rastlanan makara biçimli tutamaklar Afyon bölgesi çevresindeki yerleşmelerde çok az sayıda görülür. Değerlendirdiğimiz keramiklerin büyük bir çoğunluğu orta derecede fırınlanmıştır (Tablo II) ve neredeyse tamamına yakın bir bölümü de açkılıdır. Çalışma bölgemizde yaptığımız değerlendirmede. (Tablo III). (Tablo II) Seçtiğimiz ve değerlendirmeye aldığımız malzemelerin yakın benzerlerini Beycesultan. Sözgelimi. Troia. Göller Bölgesi’nde yoğun olarak rastladığımız omurgalı İTÇ kaplarına da Afyon’un özellikle doğu kesiminde az sayıda rastlanmaktadır. 7. Çalışma alanımızın bu saydığımız yerleşmeler ile benzerlik göstermesi hiç şüphesiz İTÇ’de aynı ticaret yol güzergahları üzerinde bulunuyor olmalarından kaynaklanmaktadır.

(Tablo I) Bu grafikde ise değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin pişme durumları verilmektedir. Daha sonra ise değerlendirmeye alınan buluntuların çizimleri ve analojileri yapılmıştır.3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 211 440 adet yüzey buluntusu (çanak-çömlek) değerlendirmeye alınmıştır. Yandaki tablo değerlendirmeye alınan çanak çömleklerin hamurlarındaki katkı oranlarını vermektedir. (Tablo II) Değerlendirmeye alınan çanak çömleklerdeki açkı durumu verilmektedir. (Tablo III) .

212 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

3/5 • ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TARİHİN PEŞİNDE • 213 Afyonkarahisar yüzey araştırmalarından elde edilen bir grup keramik örneği. .

Afyon ve Çevresi İklim Özellikleri. . Konya. “Her Yönüyle Akamas’ın Şehri Şuhut”. Caskey – Marion Rawson. 1936.Oğuz Tanındı. 94-97. TAY. Refik. Princeton. Arkeoatlas Dergisi. Kuruçay Höyük II. Koçak. I/1-2. Dissertation Presented For The Degree Of Doctor Of Philosophy. Özdemir. İstanbul.Efe D. 1937. Afyon 1982 -Topbaş. 86. Savaş. İstanbul. "Karaoğlan Mevkii". Troy.Mihriban Özbaşaran. 1992.Mihriban Özbaşaran. İstanbul. London. Vilayet Afyon-Karahisar”.Jerome Sperling. R.21-51. The Thirth. Mortan. Phrygia Paroreus Bölgesi (Anıtlar. 1997 -Bahar. 2002e -İlaslı. 13. Özdemir.. Karauğuz.Ay. “Türkiye İlk Tunç Çağı Araştırmaları Üzerine Bir Değerlendirme” İstanbul. Macbeth Division of Kollmorgen Corporation. -Sevin. London. Kömen Yayınevi. L. Turan. Eski Anadolu Tarihi. Caskey – Marion Rawson. Veli.W. Ahmet. Ahmet – Efe. 1962 -Mellaart. TAY. the Late Chalcolithic and Early Bronze Age in The Konya Plain”. 2002c -Harmankaya. Erken Dönemlerde Afyonkarahisar Yerleşmeleri. “Excavations at Kusura near Afyonkarahisar”. Eskiçağ Konya Araştırmaları I. Ankara. S. “Early Cultures of The South Anatolian Plateau. Princeton. Anatolia Antiqua. Türkiye. Özdemir "Western Links Of The Lykaonia Plain in the Chalcolithic and Early Bronze Age". Troy. 21–94 1998 -Yılmaz Özer. İstanbul.. Afyon 2000 . “Karaoğlan Höyüğü Kurtarma Kazısı” Müze Kurtarma Kazıları Semineri 2.John. İstanbul. TAY. M. M. Baltimore. 1998 -Koçak. 1991: 95103. Savaş. Winifred. İbrahim-Kenan. 2004 -Lamb. 1959 -Duru.Oğuz Tanındı. -. Winifred. Volume II: Illustrations. L. H. AS. "Batı Anadolu Son Kalkolitik ve İlk Tunç Çağı".. 1963 -Munsell. Turan . Volume I: Text. Archaeologia."Kusura". Hasan.. Anatolia and the Aegean in the Third Millenium BC.John. Hasan. 2001 -Efe.-Başyılmaz. James. 2003 -French. Savaş. -Lloyd. “Munsell Soil Color Charts”.W. -İzbırak. 1968 -Harmankaya. General Introduction the First and Second Settlements. TAY. Konya. Seton-James Mellaart. II. “Anadolu Arkeolojisi”. İstanbul. 2. Hasan-Koçak. Türkiye Bölgesel Coğrafyası. 2003 -Bahar.. “Salvage Excavations of the Afyon Archaeological Museum. Anatolia Antiqua VI. Reşat.Blegen Carl. “Küllüoba: İç Kuzeybatı Anadolu’da Bir İlk Tunç Çağı Kenti: 19962000 Yılları Arasında Yapılan Kazı Çalışmalarının Genel Değerlendirmesi”.İlaslı Ahmet. Fourth. 1996 -Efe T. 2002a -Harmankaya. TAY. 199-236. The Chalcolithic and Early Bronze Age Levels. Özdemir. Eskiçağ Konya Araştırmaları 2 (Neolitik Çağ’dan Roma Dönemi Sonuna Kadar). Yerleşmeler ve Küçük Buluntular). TTK. Savaş. İstanbul 1998 -Seyirci. “Excavations at Kusura near Sandıklı. 2001 -Kınal. Beycesultan I. and Fifth Settlements II/1-2.214 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA -Atalay. İstanbul. "Yazılıkaya". 2002b -Harmankaya.Oğuz Tanındı.Koçak. 406-411. Part 2: The Settlement of Karaoğlan Mevkii and the Early Bronze Age Cemetery of Kaklık Mevkii”.Mihriban Özbaşaran. Cambridge University (Unpublished). İstanbul. s. Ş. "Çavdarlı Höyük". Türkiye Bilimler Akademisi Arkeoloji Dergisi (Tüba-Ar). "Kaklık Mevkii".Güngör.Oğuz Tanındı. Savaş. 1975.Oğuz Tanındı. XI Paris 2003. 1951 . 1996 -Bahar. 2002 -Harmankaya. JDAI (Jahrbuch des Deutschen Archaologis). Savaş.Mihriban Özbaşaran.. David. Füruzan. Ankara. 2004 -Blegen Carl. Milli Eğitim Bakanlığı Basımevi. -Lamb. Sayı. 2002d -Harmankaya.Mihriban Özbaşaran.

Pea sa nts. Köylü. köylü iş gücünün büyük bir kısmı silah altına alınmıştır. When we reached 1943. Gör. one the other hand. 1943 yılına gelindiğinde ise nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan köylü. However. Ta rım THE TAX ON AGRICULTURAL PRODUCTS IMPOSED DURING II. The food shortage which started with grain famine went as far to bread rationing. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 1 5 -2 34 Ye a r: 2 0 1 1 . Milli Korunma Kanunu ile ekonomi denetim altına alınmaya çalışılmışsa da fiyatların yükselişi ve karaborsa ortamının oluşması bir türlü önlenememiştir. Keywords Ta x on Agricultura l Products.tr . the effect of this tax on peasants would not be limited only with the war period. ancak uygulamaya konulan bu verginin köylü üzerindeki etkisi sadece savaş yılları ile sınırlı kalmayacaktır. peasants who formed the maj ority of population had to pay the tax on agricultural products. it confiscated the grain produced by peasants over the price it has determined. Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ retim Elemanı. stosun@cumhuriyet. Devlet bir taraftan zirai seferberlik ilan ederek üretimi artırmaya çalışırken diğer taraftan da köylünün ürettiği hububata kendi belirlediği fiyatlar üzerinden el koymuştur. price rise and emergence of black market couldn’t be prevented. Agriculture ∗ Öğ r. The policy of government aggravated the burden of especially small and middle-sized peasants. WORLD WAR AND ITS EFFECT ON THE P EASANTS Abstract The large part of labor force of peasants was called to arms with the start of the World War II. DÜNYA SAVAŞI YILLARI’NDA UYGULAMAYA KONULAN TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİ VE KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Sevilay ÖZER∗ Özet II. Anahtar Kelimeler Topra k Ma hsulleri Vergisi. Issue : 5 Pa ge : 2 1 5 -2 34 II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . Although economy was tried to be regulated by National Security Law.edu. Hükümetin politikası özellikle orta ve küçük köylünün üzerinde var olan yükü çok daha ağırlaştırmıştır. Ülkede hububat kıtlığıyla başlayan iaşe sıkıntısı karne ile ekmek dağıtımına kadar gitmiştir. While the state declared agricultural mobilization in one hand.. Toprak Mahsulleri Vergisi’ni ödemek durumunda bırakılmıştır.

yine iaşe konusundaki sıkıntıların giderilmesi iç in 14 Şubat 1941 tarihli karar ile Ticaret Bakanlığı’na bağlı İaşe Müsteşarlığını kurdurmuştur. Ahmet Hamdi Başar. 1968:329). Ancak savaş koşullarının verdiği endişeyle halkın her türlü malı stoklamaya başlaması nedeniyle piyasadan mallar ç ekilmiş ve bunun sonucunda da fiyatlar inanılmaz derecede yükselmiştir. Bu müsteşarlık ile hem iaşe işlerinin bir düzene sokulması hem de denetiminin yapılabilmesi sağlanmaya ç alışılmıştır. 1943:182). 1984/85: 29-30). S ertel.216 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ II. Tökin. fiyatların yükselişi durdurulmuş ise de kontrol uygulanan her alanda istifç iliğin. Bu ekonomi politikası ile kentli nüfusun ve ordunun iaşe ihtiyac ı karşılanmış. piyasanın önlenemez yükselişi karşısında Fiyat Murakabe Komisyonları oluşturmuş. Bu dönemde iki farklı ekonomi politikası uygulanmıştır. Refik Saydam Hükümeti ülkedeki fiyatların kontrol edilemez bir hal alması ile beraberinde karaborsanın yükselişine dur diyebilmek iç in daha sıkı ekonomik önlemler almayı yeğlemiştir. 1942-1945 yılları arasında ise Ş ükrü Saraçoğlu Hükümeti işbaşına gelmiştir.. Dünya Savaşı’nda Türkiye’yi savaşın dışında tutmak konusunda gösterilen başarı ekonomi alanında gösterilememiştir. Tarım ürünlerinin piyasanın ç ok altında fiyatlarla satın alınması ile kentli nüfusun ve ordunun ihtiyac ı karşılanmaya ç alışılmıştır. 2004/2005:147-148. 1974:296). bir buç uk sene kadar bir zaman memleket iç inde istihsal ve istihlak arasında baş döndürücü bir suretle açılan uç urumu görmemek bedbahtlığında bulunduk. her nüfus iç in bir fiş ile ayrı ayrı besin kuponu hazırlanmıştır (Öztürk. bu birlikler vasıtası ile aile kayıtları yapılarak. . Bunun en net göstergesi olarak bu dönemde kabul edilen Milli Korunma Kanunu gösterilebilir (Boratav. istihsal ve mal getirme imkânları ise şartları ağırlaşarak azalıyordu”(Başar. S avaş yıllarında. İhracat olanaklarının daralması nedeniyle var olan talepler iç piyasadan karşılanmaya çalışılmıştır. Buna bağlı olarak hayat pahalılığı endeksleri de bir o kadar artmıştır. 1974:297-298). durumun c iddiyetini şu sözleriyle anlatmıştır: “1939 Avrupa Harbi patlak verdikten sonra. Saydam Hükümeti. İşte bu ortamda fırsatç ı tüc c arların sakladıkları ürünleri fahiş fiyatlar üzerinden satışa ç ıkarmaları karaborsa ortamının oluşmasına sebep olmuştur (Özkan vd. Bu dönemde yine Halk Dağıtma Birlikleri kurulmuş. Bu şartlar altında hükümetin 1942 yılına kadar olan ödemeleri para basarak yapması enflasyonun önlenemez yükselişine neden olmuştur. 1939-1942 arasında Refik Saydam Hükümeti. 1943:157-158). rüşvetin karşı konulmaz yükselişinin önüne geç ilememiştir (Boratav. Savaşa fiili olarak girilmemiş olsa da yaklaşık bir milyonluk ordunun iaşe sorunu birçok sıkıntıyı beraberinde getirmiştir. 2009:320. İstihlak dağdan yuvarlanan bir çığ gibi gittikç e büyüyor. Piyasada talebin artmasına karşın arzın yetersiz oluşu durumu daha da kötüye götürmüştür (Clark.

SAVAŞ YILLARINDA KÖYLÜNÜN VAZİYETİ 1940 yılında toplam nüfusun % 75. devlete ya da şahıslara ait ziraat işletmelerinde üc retli olarak çalıştırılabilecektir.6. Haksız kazanç sağlayan bu kişilerin gelirlerinin etkin bir biç imde vergilendirilememesi sebebiyle bu kişiler “Varlık Vergisi” adı altında bir vergiyi ödemekle mükellef tutulmuşlardır (Boratav. Bu sadec e askere gönderdiği evladı dolayısıyla azalan işgüc ünü karşılamak zorunda bırakılması ile değil. %25 kararı bu anlayışın bir sonucu olarak uygulamaya konulmuştur. Bu vergiyi 1943 yılında ç ıkarılan Toprak Mahsulleri Vergisi izlemiştir.6’lık bir kısmını oluşturan 13.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 217 Ş ükrü S araçoğlu Hükümeti döneminde ise devlet ekonomi üzerindeki müdahaleyi ve denetimini gevşetmiş. kendi ziraat işi yüzüstü kalmamak şartı ile oturdukları yerden en çok 15 km. ödediği vergi ve işlediği topraktan aldığı ürünü düşük fiyatlarla satmak zorunda bırakılması ile gerç ekleşmiştir (Pamuk. . Anc ak Saraçoğlu Hükümeti’nin kendinden önceki hükümet döneminde uygulanan politikaları eleştirerek yürürlüğe koyduğu ekonomi politikası da başarılı olamamıştır. Nüfusun çoğunluğunu oluşturan köylü savaş ekonomisinin belkemiği olmak zorunda bırakılmıştır.8. Hükümet.1940:150-154. Cilt.1940:138158). fiyatları serbest bırakarak üretimi artırmayı hedeflemiştir. 1940:405). Üzerinde en ç ok tartışılan karar ise ekilen her dört hektar arazi için bir çift öküzün milli müdafaa yükümlülüğünden istisna edilec eğine ilişkin olan 41. Bunun yanı sıra hükümet. D.1940.6.. 26. C.01. ihtiyaç halinde ziraatta ç alışabilir her vatandaşı.8. D. Kanunun meclis görü şmeleri için bkz.474. 18. bu kuruluşların görevleri belediyelere devredilmiştir (Koçak.1 milyon liralık safi milli hâsılanın 775 milyon liralık en büyük kısmını tarım sektörünün oluşturduğu görülmüştür (Kalkınan Türkiye. Anc ak bu verginin köylü üzerinde bıraktığı etkiyi anlayabilmek için II. Dünya S avaşı yıllarında köylünün yaşadığı ortam ve şartların iyi tahlil edilmesi gerekmektedir. Anlaşılan şudur ki 40 dönümden az arazisi olan köylü bütün öküzlerini devlete vermek durumunda bırakılmıştır (TBMM ZC. 18 Ocak 1940 tarihinde kabul edilen Milli Korunma Kanunu1 ile kırsal alanda ç alışan vatandaşlara ziraî iş mükellefiyeti getirilmiştir. 1938 yılı milli gelirine baktığımızda 1. bu kişilerin büyük servet edinmelerine neden olmuştur. kasaba veya şehir sınırları iç inde vazifelendirilebilecektir.1. Bu dönemde Fiyat Murakabe Komisyonları. çeşit ve miktarını belirleyebilec ek. 1988:100). Bu madde ile küçük köylünün çiftçilik yapma imkânının ortadan kaldı1 (Resmi Gazete. Sayı. İaşe Örgütü ve Dağıtma Ofisi kaldırılarak. (TBMM ZC.4417). 18. Ağaoğlu.701 kişi köylerde yaşamaktadır.1. 3). 1969:100. 1996:412-413). uzaklıkta..634. S atışı serbest olan ürünlerin fiyatlarının çok yüksek meblağlara ulaşması büyük ç iftçiler ile toptan ticaret yapan kişilerin işine yaramış. maddedir. gerekli gördüğü yerlerde ziraatın cins. ziraat yapılmayan 500 hektardan büyük olan araziyi bir bedel karşılığında işletebilec ektir. Kadınlar ancak köy. 1974:300-301).

Köye gelen görevlilere rüşvet teklif etmek bu anlayışın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. tohumluk ve hayvan yemi için belli bir miktar ayırdıktan sonra kalanını Toprak Mahsulleri Ofisine satmasını karara bağlamıştır. Beri taraftan. geri kalan ürünü üreticinin serbestçe satabileceği imkânı sağlayan % 25 kararını yürürlüğe koymuştur.8. İlk olarak 17 ilde başlatılan uygulama 15 Mayıs 1942 tarihli kararname ile 63 ile yayılmıştır. nadas yapac aklardır. Hâlbuki memlekette en büyük miktarı 40 dönümden az ekenler teşkil eder. 4. . hububat ürünlerinin tümüne değil de belli bir kısmına devletin el koymasını. 4 hektara bir çift öküz verildiğine göre az olanlar ne yapacaktır? Bunlar sağdan soldan vasıta dilenip de arazisini ekmeğe mi ç alışac aktır…” demiştir (TBMM ZC. on öküzü olandan bir tanesini almazken. harman yerinde mahsulün gerçek miktarını tespit edecek ve ayrıca hükümet tarafından verilecek diğ er zirai işleri yapacak memurdur (Çınar 2008. 248-249). Büyük üreticiler sakladıkları ürünleri daha sonra karaborsada yüksek fiyatlara satma imkânı elde etmişlerdir (Pamuk. diğer tarafta.2/ 2 18 Haziran 1942’de yayınlanan Suba şı Te şkilatı ve Vazifeleri Hakkındaki Talimatname’ ye göre nüfusu 1. Savaş yıllarında daha esnek politika uygulamaları ile bilinen Saraç oğlu Hükümeti. (Vatan 27. Bu karara göre üretici 50 tona kadar olan hububat üretiminin % 25’ini..1. Çift hayvanlarına ordu tarafından el konulması. 50 ile 100 ton arasındaki üretimin % 35’ini. C. Çiftç ilerimizin belki % 75’i bu vaziyettedir ve asıl bunların himaye edilmesi lazımdır.1. D.18. Vatan 22 Ağ ustos 1943). 1988:102-103).6.218 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 rıldığına değinen Tokat Mebusu Galip Pekel bu madde üzerinde şunları söylemiştir: “Binaenaleyh Harp Mükellefiyeti Kanunu’nun vesaiti nakliye üzerine koyduğu bütün ağırlığı 40 dönümden az hububat eken çiftçiler üzerine çökec ektir. 1942 yazında Refik Saydam’ın ölümü üzerine Şükrü Saraçoğlu Hükümeti başa geçmiştir.500’e kadar olan her muhtarlık bir suba şı istihdam etmek durumundadır. 30. 1943. Önceleri devletin belirlediği hububat fiyatı piyasanın ç ok altında olmamakla beraber zamanla bu fiyatlar arasında keskin fiyat farklarının oluştuğu gözlenmiştir. Suba şı ekim zamanında ekilen mahsulün miktarıyla ekim sahasının genişliğ ini tespit ve ora ğ a girmeden önce mahsulün miktarını tahmin. 18. bütün serveti bir tek öküzü olanın elinden bunu alacağız”. müstahsilin ürettiği üründen geçimlik. Suba şıların yanlış uygulamaları için bkz. ürünlere el koyma işleminde bu kişilerin kayrılmasına yol açmıştır. 100 ton üzerindeki üretimin ise % 50’sini bedeli karşılığı devlete teslim edec ektir (BCA. Görüldüğü üzere bu koşullarda ç ok adaletli bir uygulama yapılamamıştır. Kocaeli Mebusu İbrahim Dıblan ise: “Arkadaşlar. Hükümetin yürürlüğe koyduğu bu uygulama köylülerin geniş kesimi tarafından tepki ile karşılanmıştır. Devletin payını üreticiden almak için köye gelen subaşıların2 köyün zenginlerinin ya da toprak ağasının evinde misafir edilmesi. Ş ubat 1941’de. askere almaların artırılması gibi nedenlerden dolayı üretim azalmış bunun sonuc u olarak da hububata olan talep oldukça artmıştır.1940: 151-153). Netic e itibariyle zenginler öküz mükellefiyetinden kurtulacak ve fakirler bunu çekecektir. küçük arazi sahibi olan çiftçiler hangi vesaitle zeriyat yapac aklardır. Bu durum üzerine hükümet. Büyük ve küçük üretici bu uygulama karşısında devlet temsilcilerine daha az ürün teslim etme çabası içine girmiştir.

18 Haziran 1943. Çünkü çok fazla toprak ektikleri için ellerinde kalan hububat miktarı da bir o kadar artmaktadır. Sivas Mebusu Abdurahman Nac i Demirağ uygulamadaki başarısızlığı şu sözleriyle ortaya koymuştur: “Arkadaşlar biz Sivas Mebusları bizzat köylüden tetkikat yaptık. Nihayet birçok tetkik ve incelemeler yaptık gördük ki.7. Hükümet % 25 almaya karar vermişken % 22 almış fakat yine muteriz? Neden muteriz? Çünkü falan yer % 20 vermiştir. Hâlbuki devletin kontrolünde 85 kuru ştan 16. düzensizlik ve açlıktı. 1988:104-106). sizden fazla mı aldılar? dedik. zeytinya ğı 85 kuru ştan 350 kuru şa kadar çıktı. o bu kadar verirken biz niçin fazla verelim diye bir takım dedikodulara ve şikâyetlere sebep oldu.5 kuru ştan 100 kuruşa do ğru. 19. 5173. bu sistemde az toprak eken üretic i ürünün yarıdan fazlasını tohumluk ve devlet payı olarak ayırmak durumunda bırakılmıştır. Saydam Hükümeti döneminde baş gösteren karaborsayı. Oysaki üretic inin büyük kısmını oluşturan küç ük ç iftç i ise zor durumda kalmıştır (Pamuk. Köylü oradaki gerek az tahminler dolayısıyla ve gerek subaşıları tatmin ederek az yazdırmak suretiyle yani % 22 yerine % 10 vermişlerdir. Neden mahvoldunuz? diye sorduk. hükümetin üreticiye verdiği fiyat anc ak 19. Hükümetin buğdaya. Hatta 50 dönümden az ekenler ile başkalarının topraklarını kiralayan ailelerde bu durum daha vahim bir hal almış. haksız kar ya ğ ması. Kalan hububat ise üreticinin ancak bir yıllık tüketimini karşılayabilmiştir.1944:67).5 kuruş olmuştur3 .4. üretic iler hububat tüketimlerini bile kısıtlamak durumunda kalmışlardır. Buna karşın büyük çiftçiler kazançlı çıkmışlardır.63. istifç iliği ortadan kaldırmak için bir çözüm olmak şöyle dursun illegal yapılanmaları teşvik etmiştir. Pamuk. . Şöyle ki. Ama bu ğ day 13. Bunlar da serbest bırakıldı. Biz mahvolduk. yandık! diyorlar.000. İşte bu aşamada büyük toprak sahiplerinin servetlerinin ve arazilerinin artmaya başladığı görülmüştür. C..000 milyon kiloluk bir stok te şkil edilmiş bulunuyordu. belediyelerin hububat ambarlarından buğday alma yarışına girmesiyle fiyatlar yine oldukç a yüksek meblağlara ulaşmıştır. 3 Şevket Süreyya o günlerdeki ekonomik çalkantıyı şöyle anlatmıştır. Bu ğ day ihracına karar verildi. 1988:104-106).9. Tasviri Efkâr. Tabi bu sava şın sonunda bir Türkiye kalabilecek idiyse.. D. “ …Eski kayıtlar murakabeler kaldırıldı. Efendim. Böylece büyük üretici ürünlerini pazara ç ıkarıp elinde kalanları ise oldukç a yüksek fiyatlara satma imkânına kavuşmuştur. piyasanın yaklaşık olarak beşte bir oranında değer biçmesi.” (Aydemir. Anc ak bu uygulama da köyün ileri gelenleri ile toprak ağalarının korunması ve köylülerin ürün kaçırmasından dolayı başarılı olamamıştır. sanıyorum ki olacak şey sadece karışıklık. Ancak bu da çözüm olmamış. İşte bu yeni hürriyet havası içinde eğ er bir sava şa girmek zorunda kalsaydık. Sayı.?. Yani açlarla yeni misyonerlerin devri ba şlayabilirdi.12. Diğer taraftan bu karar ile iaşe meselesinin yükü köylünün omuzlarına yıkılmıştır.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 219 99. Resmi Gazete. Ekonomide fiyatlara tanınan serbest ortam 1943 yılında buğday fiyatlarını 100 kuruşa kadar ç ıkarmış iken. 1999:225). Bunu hepimiz dinledik” (TBMM ZC. Piyasada hal böyle iken hükümet bu karar uyarınca topladığı hububat ile ihtiyac a cevap vermekte bile zorlanmış ve bu nedenle de belediyelere kredi vererek onları devreye sokmuştur. 1 Ağustos 1942.

Bu yüzden geçen sene tohum zamanı dikildik kaldık. Benzer bir görüşü Sadi Irmak Köye Doğru dergisinde ifade etmiştir: “Keşke köylünün refahını görsek bir avuç şehirli daha da fazla sıkıntıya düşsek razıyız. hayatındaki iptidailik hala yürekler ac ısıdır” (Irmak. refahtan pek çok uzaktır. 1974:351). Bu vergiyle olağanüstü masrafların bir kısmının giderilmesi ile ordunun ve şehirlinin iaşe ihtiyaç larının karşılanması amaç lanmıştır (Tekeli.220 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Buğday fiyatlarının yükselmesi ile zenginleşen sınırlı sayıdaki bu köylüler ev ve arsa almaya. 8 Haziran 1943. Geç en sene subaşıların yanlış tahmini yüzünden elimdekini olduğu gibi ofise yatırdım. Hâlbuki ç oğunluğu oluşturduğunu bildiğimiz küç ük köylü kesiminin yaşamı içler acısıdır (Tan. Ödeyemediğimi de bu sene ödedim. Parasızlıktan imanım a ğ lıyor. Kesler 1943:8). Evinin ihtiyaç ları. savaş şartlarından yararlanan gruplar iç inde o ana kadar karşılığını ödememiş bulunan ç iftçilere yönelen ve bu yönüyle Varlık Vergi’sinin bir tamamlayıc ısı olarak görülebilecek bir vergidir” (Boratav. 100 kile bu ğ day sattığ ım halde eksiğ im gediğ im kapanmadı. 4429 SAYILI TOPRAK MAHSULLERİ VERGİSİ KANUNU’NUN KABULÜ 1943 yılına gelindiğinde hükümet devlet bütçesine katkıda bulunmak ve bunun yanı sıra da tarım dışı kesimde uygulanan Varlık Vergisi’ne yönelik tepkileri azaltmak amac ıyla Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nu meclise taşımıştır (Önder. kapıda davar sığır koymadık buğdaya değiştik. Makalede köylü durumunu şöyle dile getirmiştir: “…Hâlbuki köyün de sayılı renç perlerindenim. 1988:120). yarıcılık. Üç günlük yerden hayvan sırtında buğday taşıya taşıya imanımız gevredi” (Aytekin. düğünlerde aşırı harcamalarda bulunmaya başlamışlardır (Şanda. Fakat Türk milletinin ta kendisi olan köylü. Başvekil Saraçoğlu. çiftçilik. “Hangi memlekette yaşıyoruz? Gözlerimize kimin gözlüğünü. yenisini almak için tam 800 lirayı birden saydım. Bu sözler köylünün iç ine düştüğü durumu oldukç a net şekilde ortaya koymaktadır. Top4 Aytekin ba şka bir yazısında bir ba şka köylünün konu şmasına yer vermiştir: “ Ah birader! Köyde zengin olan kim? Şunu bana bir gösterin? En birincisi ben. 1943b:353). Halil Aytekin “Köylerin Bugünkü İaşe Durumu” başlıklı makalesinde köylülerin zenginleştiği iddialarının doğru olmadığını aksine kıtlık ve sefaletle mücadele etmek durumunda kaldıklarını bir köylünün anlattıklarına yer vererek izah etmeye çalışmıştır. Ne yaparsın aç durulmaz ya. 1943a:489-490). ırgatlık. bak aya ğ ıma bir giyim gön alamıyorum. . çobanlıkla uğraşan ve mevsim şartlarına göre ç alışan işçi sınıfı ise en fazla zarar gören kesim olmuştur (Aytekin. Korkut Boratav Toprak Mahsulleri Vergisi’nin gündeme getirilişinin gerekçesini şöyle özetlemiştir: “Dış görünüşü ile bu vergi. Şanda 1942b:370-371). 16 Haziran 1943). Geçen bir çift celebim devrildi. öldü. En sert eleştiriyi yapanlardan Falih Rıfkı Atay köylülere yönelik bu ithamlara şöyle c evap vermiştir. Her şey buna keza…” (Aytekin. 1942a:296. Vatan. Türk köyünü bilenlerin ağzından yalnız şu gözyaşlı c ümle ç ıkabilir: Zavallı Köylü!” (Ulus. Bunların yanın da ekec ek toprağı olmayan. 26 Haziran 1943. kafalarımıza kimin aklını takıyoruz? Bütün bu resimli ve resimsiz alay ve hicivlere bakılınc a. 20 Son teşrin 1942). 1943a:489)4 . Son Posta. 1943:25. 1942: 4).

umumi menfaatlere yönelik cemiyetlerin. nohut: Diğer mahsuller adı altında toplanan ürünler ise. okulların. C. bakla. kuru üzüm. pamuk. iştirakli ic arlarda da mal sahibi ile kiracı. Varlık vergisinden de 30-50 milyon temin edeceğimizi ümit ediyoruz ve böylec e yeni bir zaruret yeni bir masraf açmazsa fevkalâde bütçemizi de adi bütçemiz gibi mütevâzin olarak kapamak imkânı elde edeceğiz” S araç oğlu. hastanelerin kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere yetiştirdikleri mahsuller ile ceza ve ıslahevlerinde ç alıştırılan mahkûmların yetiştirdikleri ürünler ise vergiden muaf tutulmuştur. antep fıstığı. keten. 5 Haziran 1943. 5 Haziran 1943). bezelye. afyon (sakız). S on Posta.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 221 rak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun meclis müzakeresinde bu kanunun uygulanmasının neden gerekli olduğunu şu sözleriyle aç ıklamaya ç alışmıştır: “Arkadaşlar.6. özel bütçelerle idare edilen teşekkül ve müesseseler ile belediyelere ait olan alanlarda yetiştirilen ürünler. Bu seneki fevkalâde bütç emize gelince bu bütçe açığının büyük bir kısmini Maliye Vekili’nin bir iki fırsatta sizlere izâh ettiği diğer varidat menbaları ile kapamak imkânı elde edilmiştir. kendir (tohum). susam. panc ar. patates. eğer arazi kiraya verilmiş ise kirac ıdan. Bu ürünler hububat. konuşmasının devamında da bu verginin aşar vergisi ile olan benzerliğine ilişkin eleştirilere c evap vermiş ve Toprak Mahsulleri Vergisi’ni aşara benzetmemek için ellerinden gelen gayreti sarf edeceklerini söylemiştir (TBMM ZC. Geri kalan aç ık 150 milyon liradır. kaplıca.7. Bu aç ığı da ancak 250 milyon lira ile kapayabiliyorduk. Bu vergi ile 110 . bakliyat ve diğer mahsuller adı altında üç başlıkta toplanmıştır. Ulus. Hububat grubuna giren ürünler. Bütç enin tatbikatı esnasında tahâddüs eden büyük zaruretler.1943:15.6. yulaf: Bakliyat grubuna giren ürünler. ay ç iç eği. mahlût. arpa. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’na göre aşağıda belirtilen ürünler ile ipek kozasından vergi alınması uygun görülmüştür. merc imek. börülce. Mahsullerin olgunlaşma döneminde sahibinden alınacak olan Toprak Mahsulleri Vergisi. D. kum darı. fındık. buğday. . akdarı. 4. çavdar. Bu kanun dokuz bölümden oluşmuştur. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu 4.130 milyon lira olacağımızı ümit ettiğimiz gibi. kuru incir. narenc iye. 5 Haziran 1943. Bu açığı da şimdi tetkik edec eğiniz vergi ile kapamağa ç alışacağız. mahsulden aldıkları hisseler nispetinde vergi ödemekle mükellef tutulmuşlardır. geçen sene bütçe yapıldığı zaman 140 milyon lira kadar bir aç ık derpiş edilmişti. bilhassa askerî masrafları pek çok artırdı ve fevkalâde bütçe açığımızı o kadar ç ok artırdı ki bunu Varlık Vergisiyle elde ettiğimiz 250 milyon lira ile anc ak kapayabildik. fasulye. Çünkü fevkalâde bütçemizin masraf kısmı 400 milyonu aşmış bulunuyor..3. çeltik. İlk bölümde verginin alınacağı mahsuller ile vergiden muaf tutulan mahsullere yer verilmiştir. İkinc i bölümde vergiyi vermekle mükellef olan kişiler hakkındaki bilgilere yer verilmiştir. kuşyemi. tütün ve zeytindir. mısır.1943 günü mecliste yapılan oylama sonucunda 168 ret oyuna karşın 283 kabul oyuyla yürürlüğe girmiştir. Tan. Bağ ve bahç elerde ihtiyac ı karşılamak iç in ekilmiş ürünler.

. Ölçme kolları. Harman kalkac ak vaziyete geldikten sonra müstahsil köylerde ihtiyar mec lisine harmanının hazır olduğunu bildirecektir. Bu ihbardan itibaren üç gün iç inde harman ölçülmediği takdirde harman muhtar ve ihtiyar mec lisi tarafından ölç ülecektir. Bunlardan hububat grubuna girenler. Hükümetç e gerekli görülmesi durumunda nakden alınan vergi oranı % 8’e kadar düşürülebilec ektir. Tahmin kolları da benzer şekilde oluşturulmuştur. Miktarları ölçülerek tespit edilecek olan mahsuller iç in her sene harman zamanından evvel harman ve yığınların bulunduğu yerleri ihtiyar heyetleri önceden bildirmekle sorumludurlar. Mükelleflerin bu yerlerden başka yerlere harman ve yığın yapması yasaklanmıştır. mahlût. Vergiye tabi tutulan mahsul miktarları. kaplıca. arpa. Mükellefler aynen ödemeye mecbur oldukları vergilerini. şehir ve kasabalarda belediyeler. vilayetlerde valinin. Dördüncü bölüm alınacak vergi oranları ile ilgilidir. mükelleflerin beyanları doğrultusunda hazırlık c etvellerine kaydedeceklerdir. bahç e. ç avdar. kazalarda kaymakamın tayin ettiği bir ölçme memuru ile bunun yanında şehir ve kasabalarda belediyenin mahalle işleri ile görevlendirilen kişi ve köylerde de muhtar veya ihtiyar mec lisi azasından birinin katılımıyla oluşturulacağı belirtilmiştir. Maliye Vekâleti’nin belirlediği zamanlarda her çeşit istihsal yerleri ile bunlardan alınması umulan mahsul miktarı hakkındaki malumatı. vergi matrahının nasıl tayin edilec eğine ilişkin hükümleri iç ermektedir. yulaf: Baklagiller grubuna girenler. Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’na göre. belirtilen bu yerlerde oluşturulan harmanları ölçmek suretiyle vergiyi tespit edec ektir. nakden alınacak vergiler ise % 12 üzerinden alınac aktır5 . akdarı. hububat miktarları ölç ülerek 5 Vergi miktarı belirlenirken topra ğ ın verimliliğ inin ve çalışan şahıs adedinin dikkate alınmaması ele ştiri konusu olmu ştur (Akşam 12 Haziran 1943). mercimek ve nohut: Diğer mahsuller grubuna giren ürünler ise antepfıstığı. buğday. çeltik. bezelye. pamuk ve zeytindir. Ölçme ve tahmin kollarında görevli olan kişilerin sayısı kazanın büyüklüğü ile köyün mahalle sayısı esas alınarak belirlenmiştir. köylerde muhtar ve ihtiyar meclisleri her mahsul yılı. Burada vergisi aynen alınac ak ürünler belirtilmiştir. fındık.222 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Üç ünc ü bölüm. mahsulün olgunlaşmasından evvel sorumlu oldukları bölge iç indeki mahalle ve köylerde tarla. Beşinci bölüm verginin tarh ve tahsiline ilişkindir. Belediyeler ile muhtar ve ihtiyar heyetleri bu beyanların doğruluğunu araştırmakla da yükümlü tutulmuşlardır. Ölçme kollarını. mısır darı ve ç eltik haric indeki hububatın ölç ülmesi suretiyle. mısır. sergi ve böcekhaneleri gezerek mükelleflerin elde edec ekleri mahsulün miktarını tahmin etmek suretiyle hazırlık cetvellerindeki beyanları kontrol edeceklerdir. diğer mahsullerde ise mükellefin daha sonra da kontrolü yapılac ak beyanlarına göre tespit edilecektir. börülce. bakla. Kanuna göre aynen alınac ak vergiler % 8. Ölçülecek mahsullerin ölçülünceye kadar başka yerlere taşınması yasaklanmıştır. fasulye. kuru üzüm. kuru incir. Miktarları beyan ile tespit edilecek mahsuller için tahmin kolları.

Eğer teslim yeri köy ambarlarına 25 km. . Belediye Meclisi toplantı halinde değilse belediye enc ümeni tarafından fiyatlar tespit edilecektir. Çünkü Toprak Mahsulleri Ofisi. Vergileri nakden alınacak ürünlerin ortalama değer fiyatı vilayet ve kaza merkezlerindeki belediye meclislerince belirlenec ektir. Daha önc e mükellefler tarafından beyan edilen ürünlerin kontrolü esnasında tahmin kollarınc a belirtilen mahsul miktarına üreticilerin itiraz edebilme hakkı saklı tutulmuştur. bulaşıcı hastalıklar gibi sebepler dolayısıyla mahsulün en az dörtte bir derecesinde zarara uğradığı belirlenirse mahsule ait vergilerde de zarar derecesine göre alınacak vergi kısmen ya da tamamen silinebilec ektir. yangın. miktarı beyan ile tespit edilen mahsulleri ise idare heyetlerinc e belirlenen tarihlerde daha önce kendilerine bildirilen yerlere kendi vasıtaları ile teslim etmeye mecbur tutulmuşlardır. Mükellefler geçici olarak köy ambarlarına teslim ettikleri vergileri bu ambarlara teslim tarihinden itibaren iki ay içinde kendi vasıtaları ile teslim yerlerine götürmekle zorunlu tutulmuşlardır. panc ar ve tütün mahsullerinin vergisi ise bunların dışında tutulmuştur. Tahmin esnasında orada bulunmayan mükellefler tahmin yapıldığı tarihten itibaren 5 gün içinde yazılı olarak şehir ve kasabalarda belediyelere. fazla mesafede ise fazla mesafe iç in kilometre başına iki para hesabıyla nakliye ücreti verilecektir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 223 tespit edilen mahsullerde en geç ölçme işlemini takip eden gün içinde geçici olarak köy ambarlarına. Bu vergi zamanı Maliye Vekâleti’nce tespit edilmek şartı ile iki eşit taksit olarak tahsil edilec ektir. Ölçme kolları tarafından tespit edilen mahsullerde ölç me işleminden ödeme zamanına kadar geçen süre içinde sel. Vaktinde ödenmeyen vergi borçları hakkında Tahsil-i Emval Kanunu uygulanac ağı hususuna değinilmiştir. Belirtilen yerlerden başka yerlerde harman ve yığın edilen mahsullere ait vergiler % 50 zamlı ve yine ölç ülmeden evvel harman ve yığın yerlerinden kaldırılan mahsullere ait vergiler bir kat zam ile tahsil olunacaktır. dolu. İtiraz halinde aynen ödenmesi lazım gelen vergi zamları itiraz neticelene kadar saklanmak üzere köylerde ihtiyar meclisine tevdi edilecektir. Mükellefin isteği doğrultusunda başka bir tahmin kolu bu iş için görevlendirilerek en geç 15 gün içinde yeni bir tahmin yapması istenecektir. Yedinc i bölümde mükelleflere açık olan kanun yolları gösterilmiştir. Tütünün vergisi de İnhisarlar İdaresi tarafından tahsil olunac aktır. Afyon. beyan haric inde kalan istihsal yerlerine düşen vergileri % 20 zamlı olarak alınacaktır. İstihsal yerleri hakkında yanlış ya da eksik beyanda bulunan mükelleflerin. Altınc ı bölüm uygulanacak müeyyidelere ayrılmıştır. Anc ak bu ikinc i tahminde verilen karar kesin olac aktır. Zamanında tahsil edilmeyen ayni vergiler % 25 zam ile taksit müddetleri iç inde ödenmeyen nakdi vergi borç ları ise % 10 zam ile tahsil olunac aktır. köylerde ihtiyar meclislerine itiraz edebilme hakkına sahiptirler. kuraklık. Türkiye Ş eker Fabrikaları Türk Anonim Şirketi satın aldığı afyon ve panc ar mahsulüne ait vergileri müstahsile yapac akları ödeme sırasında bunların alac aklarını kesmek suretiyle tahsil edeceklerdir.

liyâkatli memur bulunmamasından dolayı 4429 sayılı kanun tatbikatta umulan neticeleri verememiştir. C. 5423:5241-5244. 4. köylüyü dağ başında harmanı beklemeye icbar etmekten kötü şey yoktur. C. Hele onu şuraya. Bu itibarla yüz bine yakın bize verilen rakama. ehliyetsiz memurlarla murakabesiz iş görmek mecburiyetindeki kanunu işlemez bir hale koymuştur” (TBMM ZC. Devren’in konu ile ilgili görüşleri şöyledir: “…Arkadaşlar. Ş. Bu kadar büyük arazinin üzerinde yetersiz memur kadrosunun layıkıyla denetim yapması mümkün olamadığı gibi harman ve yığınların oldukç a geniş bir arazi üzerine yayılması var olan sıkıntıyı daha da artırmıştır. S on bölümde Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun uygulamasında görev alacak kadrolara ilişkin hükümlere ayrılmıştır (TBMM ZC.7.24: 1323). bin nazariye çok güzel olan bu ölç ü sistemi bir defa istilzâm ettiği geniş memur kadrosu.224 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S ekizinci bölümde alınacak verginin kesinleştiği tarihi takip eden mali yıldan itibaren 5 sene zarfında tahsil edilmeyen vergilerin asıl ve zamları zaman aşımına uğrayacağı hükmüne yer verilmiştir.1943. KANUNA YÖNELİK ELEŞTİRİLER VE ÜZERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER 1943 yılında kabul edilen 4429 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi’ne yönelik eleştiriler. arkadaşlar. D.. İkinc i bir muvaffakiyetsizlik unsuru da 34 500 küsur köyde fiili bir murakabe tesisi hususundaki imkânsızlıktır. D.. 7. fukara köylülere harmanını falan . bunu yapacağına harmanını ateşleyiver daha iyi.6.4. işte ölç ü sisteminin bünyesinde taşıdığı ilk mahsur bu olmuştur. C. Memurların da kendilerine göre bir yetişme tarzı bir disiplin nizamı. Filhakika bu kadar geniş bir sahada müessir bir murakabenin tesisinde karşılaşılan müşküller yenilememiş. zihniyetleri vardır. Gerçi 3-5 gün amma. Muvakkat Encümeni M. 1943: 73) kanunun uygulanma sürec inde görevli olan memurların yetersizliği ilk dikkati çeken hususlardan biri olmuştur (Ulus. buraya taşıtmak.7.6. kanunun yürürlüğe girmesiyle beraber başlamıştır. Bilhassa dağlık. Düstur 3. adedi yüz bini bulan bir muvakkat memur kadrosunun teşkilindeki müşkülât dolayısıyla iyi işleyemedi. Tertip. Yeni bir kanun tasarısı hazırlanmasının nedeni olarak eski kanunda var olan yanlışlıklar gerekçe gösterilmiştir. göre 93 746 adet. Bu zihniyet dâhilinde yetişmeyen memurlarla işi yürütmek pek güçtür. Her türlü izâhtan vârestedir ki bir anda yüz bin memur yaratmak fevkalâde müşkül bir ameliyedir.9.1944:78-79). M.3. 4429 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi’nin kabulünden hemen sonra özellikle ölçme memurlarının seçiminde çok itinalı davranılması gerektiği üzerinde durulmuşsa da (Doğukan. Eskişehir Mebusu Emin S azak daha 1943 yılındaki meclis müzakeresinde bu konudaki endişesi şöyle ifade etmiştir: “S onra harman meselesinde sakat şeyler gördüm. Köylü vergisini verebilmek iç in harman başında nöbet tutmak durumunda kalmıştır. Resmi Gazete.1943: 20-38. 22 Ağustos 1943). 19. Sayı. çalılık ve yolsuz yerlerde.

Yürütürlerse mükâfat görec ekler. D.1943:16). bunu yalnız bir vergi mevzuu sayarak mal müdürüyle ve mal müdürünün zayıf kadrosu ile onun tedarik edebileceği zayıf insanlarla köylüyü baş başa bırakmıştır. Binâenaleyh diyoruz ki. D. 21. değil.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 225 yere getir. C.. 26. bu işin başıboş kalmasından ileri gelmiştir..7.4.25: 294-306.9. D.1944). idare âmirleri bu işin başlıca mesulüdür.9. 20.7. Devletin hakkını memur veya muhtar alır.4. Cumhuriyet. TBMM ZC.4.7. her köyde % 8 alac ak bir memur olmalıdır bence.1944.7. Isparta Mebusu Kemal Turan ise 1943 yılındaki verginin başarısız olmasının sebeplerinden birini şöyle açıklamıştır: “Geçen sene kanunun muvaffak olamamasının sebeplerinden birisi de. Bir tarafta harman beklerken öbür harmanı domuz yer veyahut başka bir ziyana maruz kalır.4. D. 27 Nisan 1944). Hele bu sene mahsul biraz da İnşallah bereketli olursa ölç me işi güç olur. C. Hiç olmazsa ölçme meselesi gecikmez.. 4. Tertip. C. İkinci müzakerenin yapıldığı 26 Nisan 1944 tarihinde ise 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu kabul edilmiştir ( Resmi Gazete 28.7.9. 24. Her köyde -eskiden adına muaşşir denirdi. Bunu heyeti ihtiyariye ye yaptırır ve dört köyün başına bir kontrol kor.7. % 100 vergi harmanda tahsil edildiği halde idare âmirleri uzun müddetler tayin ederek müstahsilleri bekletip ızrar etmiş bulundular” (TBMM ZC.” (TBMM ZC. üç dört tane de ölçücü insanlar kor.4. (TBMM ZC. diye müdahale etmek doğru değildir. 3. Erzincan Mebusu Feyzi Kalfagil’in 4553 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun Meclis görüşmelerinde yaptığı konuşmayla doğrulanmıştır..4. TBMM ZC. Binâen-aleyh Vekâletimizden ve Hükümetten birinci ricam... mültezimler kordu . 19.9. C. Emin S azak’ın endişesinin yersiz olmadığı.7. Bu kanunun TBMM’ndeki birinci müzakeresi 19-22 ve 24 Nisan 1944 tarihlerinde yapılmıştır6 . D. 6 4553 Sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun TBMM’nde yapılan birinci müzakeresi için bkz.7. C. “Malûmu âlileri geçen sene ölçü esasına istinat eden bu vergilerin tarh ve cibayetinde. Düstur.bunun gibi.. yürütmezlerse ceza göreceklerdir.6. 293 olumlu oya karşı 161 kişinin oylamaya katılmadığı dikkati ç ekmiştir (TBMM ZC. 22.4. bilhassa idare amirlerince bu işin bir adalet meselesi olduğunu ve köylünün verebileceği miktarı almak lâzım geldiğini iyic e duyurmak ve anlamak. C.7.. Görülen aksaklıkların giderilmesi için eski kanun maddelerinde birtakım değişikliklere gidilerek oluşturulan yeni Toprak Mahsulleri Vergisi Kanun Layihası Meclise sunulmuştur. 24. C.. yani kanun ve kararnamenin derpiş ettiği şekilde % 75.9. Yani idare âmirleri.1944:193). Bunu ya kanundan büsbütün ç ıkaralım veyahut kanunda tasrih edelim ki günü gününe ölç ülebilsin” (TBMM ZC.. . Ş imdi bunun aks-ül-ameli hepimizde vardır. C.4. bence.9. 19.1944.1944: Sayı 5693. Azalar da ic abında ölçerler. TBMM ZC.3.. 1944. Korkarım ki geç en senenin lâ-kaydisi yerine bu defa da bilhassa kazalarda idare âmirlerinin fazla gayretkeşliğine uğramayalım ki bazen bu gayreti gadir derecesine varabilir. D.1944:259-272). D.9. D. C.1944. 4.9. TBMM ZC.1944: 71-72). D. C.

7 Esat Tekeli’nin tahmin yöntemi hakkındaki görü şleri için bkz. 1943 yılında kabul edilen Toprak Mahsulleri Vergisi’nin toplanması hükümete pahalıya mal olmuştur. kanun müstahsilin ahlâk.. geçen seneki tarz ve cibayetinin yalnız memur kadrosunun iyi işlemesine terk edilmesine karşılık. . 19. “ Toprak Mahsulleri Vergisine Dair.9. Binaenaleyh tahmin sistemine mürac aat bir zaruret olarak belirmektedir”. C. Hububatın vergilendirilmesi harmanda ölç me yöntemiyle olduğu için ç ok sayıda ölç me ve tahmin memuru ile harman bekç isi bu iş için görevlendirilmek durumunda kalınmıştır. bu miktarın da geçen seneki masrafın neredeyse üçte biri kadar olduğunu önemle vurgulamıştır (TBMM ZC. Bendeniz bu sistemin mahzurlarını tekrarı lüzumsuz görüyorum.. (Ulus. hususundaki değişikliklerdir. 7 Eylül 1943). 23 Mart 1944).4. D.4.7. Bu verginin toplanması için harc anac ak masrafın 5-6 milyon olduğunun tahmin edildiğini. 2 Şubat 1944). Sonra bu kanunla geçen seneki kanun arasında en büyük ve dikkati çeken fark. D.”(Vatan.1944:79).1944:65). bununda üç te biri tarh ve tahsil için harcanmıştır (İnci 2009:117). Bu nedenle yeni yasada ölçme yoluyla vergi toplama yöntemi yerine tahmin yöntemi7 benimsenmiştir (Akşam. Ahmet Emin Yalman da Vatan Gazetesi’nde yayınladığı “Köy Âleminden Duyduklarım” adlı yazı dizisinde 1943 yılında kabul edilen verginin teşkilatındaki yanlış uygulamaları gezic i bir başmuallimin görüşlerine yer vererek aktarmıştır: “Tatbik edilen sistem ihtiyac a uygun değildir ve maksada kifayet etmesine ihtimal de yoktur. Toplanması beklenen miktarın ancak yarısı kadar bir vergi toplanabilmiş.226 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S eyhan Mebusu Cavit Oral yeni kanunda görülen değişikleri şu c ümleleriyle özetlemiştir: “Bu kanunda geçen seneki kanuna nazaran değişmiş olan en bariz noktaları gerek verginin tarz ve cibayeti ve gerekse müstahsile itiraz hakkı verilmesi. C.9. seciye ve vatanperverlik hislerine bırakılmış olmasıdır” (TBMM ZC. Köylüyü boşuna güc endirmiştir. Tahmin ve iltizam sistemi üçüncü bir sistem kimsenin. 18 Nisan 1944). vic dani mesuliyet hisleri harekete getirilseydi ve hisleri incitmeyecek şekilde umumi bir telkin ve murakabe sistemi kurulsaydı herhalde daha iyi netic eler alınırdı. Böylece önceki kanunda görülen aksaklıkların önüne geçilmek istenmiştir (Cumhuriyet. İş köylünün sütüne havale edilseydi. Devren konuşmasının devamında yeni kanunda oluşturulan heyetlerde yer alan kişilerin özellikle ziraattan anlayan kişiler olmasına özen gösterildiğini belirterek masrafların da asgari düzeyde tutulması için ç aba harc andığını söylemiştir. İltizam sisteminin lehinde ve aleyhinde zannederim kâfi derecede konuşuldu. Muvakkat Enc ümeni Mehmet Şinasi Devrin özellikle vergi toplamada tahmin yöntemini benimsemelerinin nedenini şöyle açıklamıştır:“…Ölçü sisteminden başka iki sistem hatıra gelebilirdi. 19. mesele tenevvür etmiştir. Cavit Oral’ın da belirttiği gibi en büyük değişiklik vergi toplama usulünde yapılmıştır. hatırına gelmedi ve söylenmedi. bu seneki. Bu sistem de bertaraf edilince geriye tahmin sistemi kalıyor. Ölçü memurlarının harman yerindeki murakabesi emniyetsizlik ifade eden bir usuldür.7.

000 lira masraf yapılmıştır (Başar.200. Daldal. yoğunu her şeyini alac ağımız bir sınıftır. erbabı namustan olan memurlara ac ımamak elden gelmez. üstüne örtecek yorganı olmayan. Bunun da bilhassa. odunun üzerine başını koyup yatan kimdir dediğimiz vakit. çiftçilerin hepsi de öyledir ya. ayağında ç arığı olmayan. Yavuz Abadan’ın yaptığı konuşmayı destekleyen bir başka konuşmayı ise Eskişehir Mebusu olan İ. Arukan yapmıştır: “Bendeniz yalnız şunu söylemek isterim ki. bu fukaraların bir kısmı sırtında bir balta.. her şeyi tükettiğiniz vakit varını. işte bu vergi mevzuuna dâhil olan insanlardır. Ankara Mebusu F. böyle değil- .700. Bizde öyle mıntıkalar vardır ki.000 iken yapılan değişiklikle 1944 ve 1945 yıllarında bu rakam aşağılara ç ekilmiştir. insaf edin arkadaşlar. 1945 yılında da 7.1944:66).9. Bu adam ayağına bir don bulmuşsa niç in onu yine ç ıplak bırakmaya ç alışıyoruz? Devlet % 8 i % 10 yaptığı vakit yemin ederim ki daha noksan alac aktır” (TBMM ZC. Bunların vergisini arttırmak doğru değildir”. senede anc ak 20 dönüm ekebilirler ve bunların ç ıkardığı mahsul kendisinin bir kaç aylık yemesine ancak kâfi gelir ve bunlar maişetlerini. Bunu huzurunuzda tebârüz ettirmek için buraya çıktım. 19. yanında onlara o kadar acınmaz…” diyerek başladığı konuşmasına Maliye Vekiline hitaben devam etmiş ve şu sözleri sarf etmiştir: “Niç in artırıyorsun birader. Hakikat. bu verginin hâsılatı gayri safiyeden alındığını belirtmiş bu durumda özellikle icarla arazi ekenlerin mağduriyetinin bir kat daha arttığına işaret etmiştir.4. Sözlerinin devamında bir başka önemli noktaya da temas eden Arukan. ayağında çarığı. Ancak pek ç ok mebus bu kararın kabul edilmesine şiddetle karşı ç ıkmıştır.7. 1945/1946:103). bacağında donu olmayan. en sert eleştiriyi yapan mebuslardan biri olmuştur: “ Toprak mahsulleri vergisinin % 8 den 10 çıkarılması köylü için bir felâkettir. bacağında donu. Emin Sazak bu isimlerden bir tanesidir: “Ben görüyorum ki bu hububat ekenler. bizde bizim çiftçiler 50 .100) dönüm arasında ekin eken kısım iç in kendi yiyeceği ve tohumundan gayri kalan nispet üzerine % 8 den % 10 a ç ıkarılmış olan bir verginin daha müessir daha kati tesirleri olacağı muhakkaktır.100 dönüm yer ekerler dediler. odun kırdıran diye sokaklarda bağırarak dolaşırlar. büyük bir kısmı az istihsal yapan küçük çiftçi sınıfından olduğu nazarı itibara alınırsa nispetin artırılması c ihetine gitmemek her halde daha doğru olac aktır”. başka zamanlarda amelelikle temin ederler? İşte pekâlâ görüyoruz ki. üstüne örtec ek yorganı olmayanların. 1944 yılında 11. fec i bir vaziyettedirler amma.000. D. Eskişehir Mebusu Yavuz Abadan da konu ile ilgili görüşünü şöyle dile getirmiştir: “Küç ük çiftçi yani ekseriyet itibariyle (30 .000. Bu yeni kanunda alınan kararlardan birisi de vergi oranının %8’den % 10’a ç ıkarılmasıdır. C.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 227 Gerçekten de 1943 yılında vergi toplamak için yapılan masraf 20. Yavuz arkadaşımız. sana ne yaptı? Bu kaynak öyle bir mesnet öyle bir ihtiyat akçesidir ki. % 2 zam bazı arkadaşların nokta-i nazarına göre pek ehemmiyetli telâkki edilmiyor.

Çünkü % 2 kendi malıdır. Oluşturulan bu komisyonların teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından Vukuf (bilirkişi) heyetleri atanmıştır. D. Bu heyetler biri memur ikisi ziraat erbabı olmak üzere üç kişiden oluşmuştur. kuru inc ir. Cilt. 22. Tohumudur.40 dönümdeki mahsulünden temin edecektir. Esasen bir köylü ekmiş olduğu tohumuna karşı bire beş almaktadır. Yeni kanun ile vergilerin toplanabilmesi için önc elikle vilayet ve kazalarda tahmin komisyonları oluşturulmuştur. köy veya çiftlik bir birlik olarak de ğ erlendirilmiştir. Bu iyi senelerin vasati verimi böyledir. mahsul beyannameleri ile Vukuf Heyeti’nce yapılan tahmin raporlarını değerlendirmeye alarak kararını veren Tahmin Komisyonları. Diğer ürünlerin vergilendirilmesi aynen önc eki ka8 Her şehir. Vukuf Heyetleri tahmin komisyonlarınca kendilerine bildirilen istihsal yerlerine giderek her birliğin8 fiilen elde edebileceği mahsul miktarını tahmin ederek.9.228 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 dir. konuya ilişkin görüşlerini ileri süren F. Tertip. Çünkü bir senelik emeğini ekmiş olduğu 30 .7. 1944:181). 4429 sayılı kanunda vergisi aynen alınac ak ürün grubuna giren kuru üzüm. Binâen-aleyh % 8 alındığı takdirde bile yine köylü % 10 veriyor demektir. belirtilen bu dört ayrı rapor ve beyannameyi dikkate alarak olası bir yanlışlığa mahal vermeyerek en doğru vergi miktarını belirlemeyi amaçlamışlardır. Verginin % 10’dan % 8’e indirilmesi için Eskişehir Mebusu Emin Sazak ve arkadaşlarıyla Kırklareli Mebusu Zühtü Akın ile Konya Mebusu Şevki Ergun takrir sunmuşlar ise de yeterli çoğunluktan olumlu oy alamadıkları için bu takrirler dikkate alınmamış ve madde meclise sunulduğu şekliyle kanunlaşmıştır ( TBMM ZC. sözlerinin devamında köylü üzerindeki bir başka yükün de ürettiği mahsulün mecburi mubayaa usulü ile satın alınması olduğunu hatırlatmış. Verginin miktarını belirlerken. Her birliğ i temsil içinde bir mümessil seçilmiştir. Arz ederim bu alınacak olan 10 da iki beş vardır. D.. bunu bir rapor olarak Tahmin Komisyonuna sunmuşlardır. 1944:169-172). (Düstur. Maliyece yapılmış tetkik ve kontrolleri. mükellefler tarafından yapılan beyanları. Bu vergiyi 8 yerine 10 almak demek köylünün zaten taşıyamadığı yükü bir kat daha artırmak demektir” diyerek. 3. fındık ve antepfıstığının 4553 sayılı yeni kanunda vergisinin nakden alınmasına karar verilmiştir. 4. C. 4. Bu durumda Tahmin Komisyonu mahsul miktarı hakkında karar vermek üzere bir başka hakem heyetini görevlendirerek mükellefiyet miktarını kesin olarak karara bağlamaktadır (Düstur.. bu usulün kaldırılması durumunda köylünün %10 ya da % 12 oranında vergi verebileceğine dikkat çekmiştir (TBMM ZC.25: 296-299).9.7. Daldal. Cilt. Mükellefiyet miktarına karşı anc ak mahallin en büyük mal memuru ile birlik namına mümessiller itiraz edebilme hakkına sahiptir. 22. Tertip.25: 296) . Yiyeceğini. Bunu içimizde bilmeyen varsa ben yalan söylemiş olayım. giyec eğini ve devlete vergisini ondan verecektir. kasaba. 3. tamamıyla aksinedir. (Doğru sesleri) Bu % 2’nin bütçeye yapacağı 30 milyon tesire mukabil köylüye yapacağı tesir 300 milyondur. C.

Bu dönemde halk arasında açlıktan ölenler bile olmuştur (Karpat. diğer tarafta yanlış uygulamalarla değerlendirilemeyen hububat köylünün yönetime karşı büyük tepki göstermesine neden olmuştur. Köye Doğru 1944:2). Aç lık nedeniyle küspe yemek durumunda kalanların olduğuna benzer anlatımlarda rastlanmaktadır (Kocabaş. silo yeterli olmadığı iç in istasyon civarlarında yol boylarına hububatların yığıldığı olmuştur. gıdasını teşkil eden buğdayını. O döneme tanıklık edenler.Tertip. tam bir hürmet ve teslimiyetle atını. Köylü bu durumda vergisini ödeyebilmek için öküzünü. Bir taraftan ekmek bulamayan halk. Cilt 25: 300-301. 1996: 102). fındık. Kanuna göre mükellefler aynen ödemekle yükümlü oldukları vergileri Tahmin Komisyonları’nın belirttiği tarihlerde teslim yerlerine kendi vasıtaları ile getirerek teslim etmeleri uygun görülmüştür. Kimi zaman rüşvet alarak vergi miktarını düşük belirleyebilen görevli memurların. Cilt 25: 301-302).Tertip. vergi miktarını belirleyen memurların keyfi tutumlarından şikâyetçi olmuşlardır. (Ökte 1951:201) . kuru inc ir ve kuru üzüm mahsullerinin vergisi. Tasviri Efkâr Gazetesi’nde yer alan konu ile ilgili bir yazıda. 3. TOP RAK MAHSULLERİ VERGİSİNİN KÖYLÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Halk arasında “Yeşil Ekin Vergisi” olarak da anılan bu vergi köylüyü zor durumda bıraktığı gibi uygulamasında da hatalar yapılması köylüleri ç ileden ç ıkarmıştır. Önceki kanunda kesinleştiği tarihi takip eden mali yıldan itibaren 5 sene zarfında tahsil edilmeyen vergilerin zaman aşımına uğrayacağı hükmü bu kanunda 3 yıla indirilmiştir (Düstur. 2009: 230-232). Bunun yanı sıra toplanan buğdayların depo edilebileceği depo. Daha bu kanunun kabulünden hemen sonra 9 Bu vergi dolayısıyla 24.316 itiraz dilekçesi verilmiş olup bu dilekçelerin 16. bu mahsuller memleket dışına ç ıkarılırken gümrüklerde ihraç olunan miktar üzerinden tahakkuk ettirilerek ihrac atç ılardan nakden ve % 11 olarak alınacağı hususuna açıklık getirilmiştir (Düstur. 3. bahar gelinc e köylülerin tarlalara koştuğunu ot toplayarak yemek yaptıklarını hatta buğdaylar daha olgunlaşmadan başaklarının ateşte pişirilip danelerinin yenmeye başladığını anlatmışlardır. Antepfıstığı. hayvanların yemlerini hatta yarınının ihtiyac ını karşılayacak tohumunu bile veren köylünün bu vergiyi vermek durumunda bırakılmasının sakıncalarına değinilmiştir (Tasviri Efkâr. Bunların düzenli sevki zamanında sağlanamadığı için yağışlar nedeniyle ç ürüdüğü dahi görülmüştür. kısrağını. 28 Mayıs 1943).3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 229 nunda olduğu şekilde devam ettirilmiştir. Köylüler en ç ok. kimi zamanda üreticinin tarlasında ürettiğinden fazlasını vergi miktarı olarak tespit ettiği görülmüştür9 . Bunun yanı sıra istihsal yerleri hakkında eksik beyanda bulunan mükelleflerin beyan haricinde kalan istihsal yerlerine düşen vergileri % 20’den % 50’ye çıkarılmıştır.816’sı vergi fazlalılığ ına aittir. öküzünü. Basında da sıklıkla bu konu işlenmiştir. tarlasını satılığa ç ıkarmak durumunda kalmıştır. Yeni kabul edilen kanunla yapılan değişikliklerden bir diğeri ise köy ambarlarına ürün teslim uygulamasına son verilmiş olmasıdır. arabasını.

1989:151).9.. iki sene evvel başlar” (TBMM ZC. Anc ak ondan daha iki sene evvel doğrudan doğruya müstahsili c ebri satışa tabi tutmaklığımız ve cebri satış fiyatıyla piyasa fiyatı arasındaki farkın mevcudiyeti o günden itibaren müstahsilleri toprak mahsulleri vergisini ödemeğe zımnen icbar etmiş vaziyettedir. ”Tahsildar Baskısı ile Jandarma Dayağı” o günleri anlatmak iç in sıkç a kullanılan ibarelerden biridir (Cem. 1945/1946: 100. Seferberlik havasında geçen bu dönemde köylü savaş ekonomisinden yararlanmak şöyle dursun üzerine yüklenen bu ağırlığın altında ezilmiştir (S ertel. C.4. Hükümet tespit ettiği vergiyi toplayamadığı gibi savaş yıllarında uygulamaya koyduğu köylüye yönelik politikaları nedeniyle de kırsal kesimi karşısına almıştır. . Boratav bu rakamın 192 milyon lira oldu ğ unu dile getirmiştir. S ivas Mebusu Abdurahman Naci Demirağ köylünün tepkisinin bu verginin ç ıkışından çok daha öncesine dayandığını şu sözleriyle dile getirir: “Toprak mahsulleri vergisi 4429 numaralı kanunla 1943 senesinde başlamıştır. 1989:311. Toprak Mahsulleri Vergisi ile 1943. 1944 ve 1945 yılları itibariyle 59. 47. Sadece 1943 yılı için 150 milyon liralık bir gelir elde edilmesi beklenmesine karşılık umulan miktara ula şılamamıştır (Vakit 16 Mayıs 1943. Yerasimos.% 5. S avaş yıllarının bu olağanüstü koşullarından geniş halk yığınları fakir ve aç olarak ç ıkmışlardır.1944: 67). D. işittiğimiz vaka’lardan o kadar yılmışızdır ki bunların bu sene de tekrar edilmemesi için elimizden gelse hayatımızı feda etmeye hazırız. (1974:352). üretimi azalan ve sadece geç imlik 10 Vergi geliri ile ilgili verilen rakamlar birbirinden farklılık arz etmektedir. diyec ek kadar şimdiden iç imizde ürpermelerin bulunduğunu söylemekte bir mahzur görmüyoruz” (Demirkan. kanunun uygulanmasına yönelik kaygılarını şöyle dile getirmiştir: “Asıl korkumuz.7. 1943:3). 1982: 396-397.8 olarak ifade etmiştir (1988:120). 1943 ile 1946 yılları arasında tahmin edilen rakamın anc ak % 73’üne karşılık gelen 233. 16 Mayıs 1943) Ökte toplam geliri 229.230 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S elahattin Demirkan olacakları görürc esine Köye Doğru dergisinde.6milyon.2 milyon ve 66.214 lira olarak belirtmiştir (1951:201).7. % 12. Ancak toplanması beklenen % 10’luk gayri safi tarımsal üretimin ç ok altında bir orana ulaşılabilmiştir (Tezel. tarzında. O halde toprak mahsulleri vergisi cibayeti geçen seneden başlamaz daha bir. Bu karşıtlık ç ok partili siyasi yaşama geçildikten sonra da etkisini sürdürmüştür (Tezel.000 TL toplanabilmiştir (Başar. Timur 2008:207). Zaten her kanunun en önemli tarafı tatbik işleri değil midir? Memur zihniyeti ile halk menfaati veyahut realitelerin mantıkı birbiri ile en fazla ve her vakit çarpıştığı memleketimizde. Toprak Mahsulleri Vergi hâsılatı 1943-1946 arasında hükümetin ve il özel idare bütç elerinin toplamının % 5 ile % 7’sini oluşturmuştur. Bu vergi uygulaması ile büyük ve küç ük ç iftç i arasındaki fark gözetilmemiş olduğu için.9.8 milyon lira oldu ğ unu bu vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki oranlarını ise sırasıyla % 7. geçen seneler zarfında gördüğümüz. Önder ise bu verginin hazineye sa ğladığı gelirin 1943. 19. kanunun tatbikatına ait meselelerin hallindedir. 1982: 396-397). 500. 2004: 90) 10 .130. Şener. Boratav 1984/85:46). 1944 ve 1945 yıllarında toplam 319 milyon lira vergi gelirinin toplanması öngörülürken. köylüden derlenmesi sırasında uğranılac ak bir takım mahalli zorlukların ortadan kaldırılması işlerinde. 1968: 239. verginin cibayeti.

hükümetler çeşitli önlemler almışlardır. Anc ak Toprak Mahsulleri Vergisi’nin kaldırılması bir kısım köylüyü rahatlatmış olsa da.5. C.1947: 74-76). Ancak ilerleyen zamanda.12..8. Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun Kaldırılması Hakkındaki Kanuna ek olarak kanun teklifinde bulunmuşlardır.. 21. Hükümet bu kez karşı karşıya kaldığı iaşe sıkıntısını gidermek iç in. C.1946 tarihinde Toprak Mahsulleri Vergisi bakiyelerinin affedilmesi iç in verdiği teklifin gerekçesini şöyle açıklamıştır: “Yaptığım incelemeye göre.1946:91-92).1. 1983:210). ödemek zorunda olduğu vergi borç ları bulunan köylülerin rahatsızlığı devam etmiştir.1946: 74-76). Çorum Milletvekili Nec det Yüc er 9. 21 Mayıs 1947 tarihinde Mecliste yapılan görüşmede 302 kabul oyuyla Toprak Mahsulleri Vergisi’nin bakiyeleri de affedilmiştir (TBMM ZC. 1974:352. savaş koşullarının yarattığı ruh hali ile mallar stoklanmaya başlanmış bu da beraberinde karaborsayı getirmiştir. SONUÇ II Dünya Savaşı yıllarının olağanüstü koşullarından ç ok etkilenmemek iç in. C. D. Bu nedenle Seyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu ile Çorum Mebusu Nec det Yücer. 23... gerç ekten köylü ocaklarımızın takriben % 15 – 20’ si bu artıkları ödeyemeyec ekleri gibi ödeyebilmelerine de maddeten imkân mütalâa edilememektedir.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 231 üretim yapan küç ük köylü bu verginin ağırlığını en çok hisseden kesim olmuştur (Boratav. Verginin gayri safi hâsılattan alınıyor olması ile depremden zarar görenler dışındaki mükelleflerin asgari ihtiyaç larının dikkate alınmaması da en çok eleştirilen bir diğer husustur (Kuyuc ak.21. Bu sorunun ç özümünde köylüden yardım istenmiş ve zirai seferberlik başlatılarak üretimin artırılmasına ç alışılmıştır. D. 1944: 51).5. en ç etin yurt hizmetlerine büyük feragatle koşan müstahsilimizi sevindirecek ve bahusus yoksul ve muhtaç köylü oc aklarını feraha kavuşturac aktır” (TBMM ZC.1.7. Her ne şekilde olursa olsun tasfiyesine gidilmesi hiç bir suretle müspet bir sonuç vermeyec ek olan Toprak Mahsulleri Vergisi bakiyelerinin affedilmesi.5.1.8. 18. 23 Ocak 1946’da yapılan Meclis görüşmesinde ise kanun 1. Refik S aydam Hükümeti döneminde uygulamaya sokulan sıkı ekonomik tedbirler ile fiyatların yükselişi bir nebze olsun durdurulabilmiş iken S araç oğlu Hükümeti döne- . kendi tespit ettiği fiyatlar üzerinden köylünün hububatını satın almaya başlamıştır.1946 tarihinden geçerli olmak üzere kaldırılmıştır (TBMM ZC. O dönemde özellikle büyük kentlerin ve ordunun iaşe ihtiyacının karşılanması ciddi sorun teşkil etmiştir. Keyder-Birtek.21. D. D. 21. S eyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu da köylünün kalan borc u ödeme durumunun olmadığını bu nedenle köylünün daha fazla ıstırap çekmemesi için böyle bir teklifte bulunduğunu ifade etmiştir. C. 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu’nun kaldırılması iç in mec liste ilk görüşme 18 Ocak 1946 tarihinde yapılmıştır (TBMM ZC.7..1947:200-202). Bu yüzden «Tahsili Emval Kanunu» gereğince haciz muamelesi tatbik olunmakta ve esasen yoksul ve muhtaç itibariyle borçlarını ödeyemeyen bu vatandaşların takip ve tazyik edilmesi ciddî güçlüklere sebebiyet vermektedir.5.

% 25 Kararı ile köylü üretime teşvik edilmek istenmiş ise de bu durum tamamıyla küçük ve orta köylünün aleyhine işlemiştir. Bu dönemde emeğinden. Bunun yanı sıra. Vergi toplama işinin çok planlı programlı yürütülememesi. Çok partili siyasi yaşama geçilmesiyle birlikte. Bu durumda ürün miktarını tahmin eden görevli memurların hatırı sayılır bir payı olduğunu söylemek sanırım yanlış olmayac aktır. büyük ve küçük çiftçi ayırt edilmeden yürürlüğe sokulan bu kanunun uygulanmasındaki hatalar köylüleri perişan etmiştir. Kısac ası. Buna karşın. . omuzlarına yüklenen bu yükün ağırlığını uzun süre unutamayacaktır. Bu koşullar altında 1943 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu ile köylü kesimi vergi ödemek durumunda bırakılmıştır. Tüm bu aksaklıklardan hareketle. küç ük ve orta çiftçinin değil pazarda satac ağı ürün. Büyük ç iftç i % 25 Kararı uyarınca ürettiği ürünün belli bir kısmını devlete teslim etmiş olsa da elinde pazara çıkarabileceği ürün kalmıştır. geç imini temin edec ek kadar bile ürünü elinde kalmamıştır.232 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 minde bu tedbirlerin esnek hale getirilmesi. ürününden olabildiğince yararlanılan köylü. 1944 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi’nde değişikliklere gidilerek 4553 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu kabul edilmiştir. Kalan mahsulü yüksek fiyatlarla satan büyük ç iftçi büyük paralar kazanma şansına sahip olmuştur. devletin uygulamaya koyduğu hububata el koyma politikası gereğince çok düşük rakamlara ürününü devlete teslim etmek durumunda bırakılmıştır. fiyatların inanılmaz derecede yükselmesine sebep olmuştur. Ancak bu kanunda özellikle vergi miktarında yapılan %2’lik artış büyük tepkilere neden olmuştur. çok fazla görevli ile verginin toplanmasına ç alışılması. savaş yıllarında kendisine uygulanan diğer politikalar ile beraber değerlendirmiştir. Ancak. tahmin ve ölçme işleminde yapılan hatalar ile ürünlerin sevkiyatının düzenli olarak sağlanamaması gibi nedenlerle vergi toplama işinde başarılı olunamamıştır. işgücünden. Bu ortamda köylü ürettiği hububatı pazarda ç ok yüksek rakamlara satma olanağına sahip iken. öngörülen miktarda toplanamayan verginin önemli bir bölümünün de masraflara gitmesine sebep olmuştur. köylü Toprak Mahsulleri Vergisini tek başına değil. büyük oy potansiyeline sahip olan köylünün desteğini arkasına almak isteyen Demokrat Parti’nin de bu durumu sıklıkla Cumhuriyet Halk Partisi’ne hatırlattığı görülmüştür.

1944).6. -TBMM Zabıt Ceridesi. II. Halil (1943b). “Türk Varlık Vergisine Yeniden Bakış”. Cilt. 62. 48. İçtima. “Milli Korunma Kanunu Tatbikatı. Sayı. İstanbul: Arkadaş Basımevi.1944). -TBMM Zabıt Ceridesi. “1942: A’ dan Z’ ye Bozuk Devlet’in Yeniden Yapılanması Girişimlerinin Yükselişi ve Düşüşü”.4. Devre. Sayı. İkinci Adam 1938-1950. Açıklamalı Yönetim Zamandizini 1940-1949. -TBMM Zabıt Ceridesi.7.1. 28 4.1944). Cilt 24. -Boratav.18.4 (33):352-355.7. 5423. Sayı. Cilt. 5693.Yapıt (8): 44-51. F.1947). 27.1. 9. -Düstur. Yurt ve Dünya C.3. Ayman Güler. Korkut (1974). 9. İnikat.2 (1-4): 88-107. İnikat (4. Cilt 25. Davalarımız. İçtima. “Köylerin Bugünkü İaşe Durumu”. -Clark.7. C. 3.4.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 233 KAYNAKÇA I. 33. Resmi Yayınlar -Düstur. İçtima. İnikat (26. Halil (1943a).1944. Devre. (18. -Resmi Gazete. Devre. Cilt. Samet (1940). Devre. Ed. İçtima. Suat (1945/1946). 9.1944).4.5. Remzi Kitabevi.1944). 47. -TBMM Zabıt Ceridesi. “Savaş Yıllarının Bölüşüm Göstergeleri ve “Rantlar” Sorunu”. Korkut (1984/85).1.1. 10 (116): 405-408. III. 46 İnikat (21.1946). İçtima.1944). İnikat (24. -Çınar.1. 45. Devre.1.7. İçtima 3. Yurt ve Dünya (36): 486-490.7.1. 21.4. “Toprak Mahsulleri Vergisi Kalkınca”. Cilt.1. -TBMM Zabıt Ceridesi. 100 Soruda Devletçilik. -Aydemir.4. 5. Cilt. -TBMM Zabıt Ceridesi.2/ 99.1. İçtima. -TBMM Zabıt Ceridesi. 26. -TBMM Zabıt Ceridesi. -TBMM Zabıt Ceridesi.IV Ziraat Sahasında”. İstanbul: Cem Yayınevi. Devre.1. 9. 9.1. 8 1942. Cilt. Cilt. “Köyde Geçim”. Kitap ve Makaleler -Ağaoğlu. -Başar. Gazeteler -Akşam -Cumhuriyet -Son Posta -Tan -Tasviri Efkâr -Ulus -Vakit -Vatan IV. 7.7. 21. 8. 44 İnikat (19. -TBMM Zabıt Ceridesi. 9.1946). Sayı.7. Devre. -Resmi Gazete. Cilt.1940). Devre. 30.5173. 49.1940. İçtima. İçtima.4. 6. Devre 6.1.1943).63. İnikat (18. -Başar.1. Yıl. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası. -Cem. İnikat (21. Edward C (1984/85). 1943. Ankara. -Resmi Gazete. Devre. İçtima. Cilt.7. Yapıt (8): 29-43.8. -Aytekin. Siyasi İlimler. 1. . 25. Cilt. Devre. Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi. -Resmi Gazete. İnikat (23. -TBMM Zabıt Ceridesi.4417. Arşiv Belgeleri -Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi. İçtima. İnikat (22. Cilt. İstanbul: Gerçek Yayınevi. İnikat (20. Şevket Süreyya (1999).7. -Boratav. Tayfun (2008). İsmail (1989). -Aytekin. Ahmet Hamdi (1943). 27.12.

Hüseyin Avni (1942a). İbrahim (2009/1). “Köylü İçin Neler Diyorlar?”. Yoksulluk mu Çekiyor”. “II.(1943). T. Taner (2008). -Karpat. -Şanda. -Irmak. -Sertel. Süleyman (2009). -Yerasimos.Yurt ve Dünya (20): 293-296. -Kocabaş. Erdoğan (2004/2005). “Türkiye’de Devlet-Tarım İlişkileri 1923-1950”. İnönü Dönemi 1938-1950. -Şanda. “Hangi Köylü Zenginleşiyor”. Siyasi İlimler Mecmuası (157): 46-51. Sait (1043). Faruk (1983).234 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 -Demirkan. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (7): 73-92. -Şener.C. -Önder. “Toprak Mahsulleri Vergisi”. Tarımsal Yapılar ve Bölüşüm”. -İnci. -Özkan. (1969). Ankara: Yurt Yayınları: 113-133. -Kuyucak. İstanbul: Bayrak Yayıncılık. C. Hüseyin Avni (1942b). Dost Kitabevi: 191-220. Cumhuriyet Dönemi’nin İktisadi Tarihi 1923-1950. Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye. -Koçak. Ankara: Yurt Yayınları.3 (59): 4. -Toprak Mahsulleri Vergisinin Tatbikatına Ait Mühim Bir Tamim” (1944). Türkiye’de Tarımsal Yapılar (1923-2000). Hatırladıklarım (1905-1950). “Köylü Zengin mi Oldu. -Kesler. “Cumhuriyet Döneminde Tarım Kesimine Uygulanan Vergi Politikası”. Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi: 109-130. “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Devlet. “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Tarım Politikası Arayışları”. Abidin (2009). Faik (1951). Türk Demokrasi Tarihi. Köye Doğru C. -Öztürk. Çağlar-Birtek. Cemil (1996). Esat (1943). “1923-1960 Döneminde Türkiye’de Tarım Faaliyetleri Üzerinden Alınan Vergiler”.“Köye Doğru C.4(11): 145-158. Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi. M. -Doğukan. Sadi (1942). Volume 2/9: 319-325. “Toprak Mahsulleri Vergisi”. “Köylüyle Kim Alay Ediyor”. Selçuk-Temizer. İstanbul: Belge Yayınları. . Köye Doğru. İstanbul: Nebioğlu Yayınevi. Yahya (1982). Köye Doğru (83): 8-9. Şevket (1988). Stefanos (1989). İsmail Hüsrev (1943). Ankara: Yurt Yayınları: 98-112. İstanbul: İletişim Yayınları.Yurt ve Dünya (22-23): 369-372. İzzettin (1988). -Keyder. Uluslar arası Sosyal Araştırmalar Dergisi. Zekeriya (1968). -Pamuk. Toplumsal Tarih Çalışmaları. -Kalkınan Türkiye (Rakamlarla 1923-1968).4 (94): 2 -Tökin. -Timur. -Ökte. İstanbul: Yaylacık Matbaası. Sefer (2004). Selahattin (1943). Türk Ekonomisi Yıl 1 (5): 155-159. “Toprak Mahsulleri Vergisi”. Türkiye’de Tarımsal Yapılar (1923-2000).3 (72): 3-4. İstanbul: Afa Yayıncılık.2. “Türkiye’de Fiyat Politikası”. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı. “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında İzmir'de Beslenme So- runu”. C. C. Türk Devrimi ve Sonrası. Türk Ekonomisi Yıl 1 (1): 25-27. -Tekeli. “Toprak Mahsulleri Vergisi ve Hükümet Hisseleri”. Hazım Atıf (1944). Memleket (3): 72-73. Ankara: Milli Eğitim Basımevi. Kemal (1996). Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Karaborsacılık”. Varlık Vergisi Faciası. Suphi Rıza. -Tezel. Türkiye’de Milli Şef Dönemi (1938-1945). Ankara: İmge Kitabevi.

. mesleki ve kültürel durumlarına yer vermek suretiyle eğitim tarihine ilişkin tespitler yapılması hedeflenmiştir. Sa yı: 5 Sa yfa : 2 3 5 -2 50 Ye a r: 2 0 1 1 . Bu bilgiler ve ilçedeki öğretmenlerin sosyal. At the same time our target to examine the status of education in Ilgın in current history. School. we would like to examine the social and professional profiles of teachers in Ilgın in the first years of Turkish Republic. Gör. Ulusal Ilgın Sempozyumu” nda (30 Haziran-2 Temuz 2010) bildiri olarak sunulmu ştur. Öğretmen. the schools of graduating. With this research. Profile ∗ ∗ Bu makale. his or her service. sosyal ve mesleki profilleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. staser@selcuk.tr .TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . For this various features of a certain number of teachers are researched. Among the factors examined . Dr. Profil THE SOCIAL AND PROFESSIONAL P ROFILES OF THE TEACHERS IN ILGIN IN THE FIRST YEARS OF THE REP UBLIC OF TURKEY ABSTRACT In our research. we aimed to make determinations about the history of education. Konya iline bağlı Ilgın İlçesi’nde Cumhuriyet’in ilk yıllarında çeşitli okullarda görev yapan belirli sayıda öğretmenin çeşitli özellikleri incelenmiş olup. İncelenen unsurlar arasında öğretmenlerin aldığı eğitim. Aynı zamanda Ilgın’ın yakın tarihteki eğitim durumunun incelenmesi ve ortaya konulması amaçlanmıştır. the education of teachers. Issue : 5 Pa ge : 2 3 5 -2 50 CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA ILGIN’DA GÖREV YAP AN ÖĞRETMENLERİN SOSYAL VE MESLEKİ P ROFİLLERİ∗ Seyit TAŞER∗ Özet Araştırmada. Ok ul. Key Words Ilgın. a variety of personal information regarding to teachers. Selcuk Üniversitesi Ahmet Kele şo ğ lu Eğ itim Fakültesi İlkö ğ retim Bölümü. Tea cher. Anahtar Kelimeler Ilgın.edu. Arş. “ I. mezun olduğu ve görev yaptığı okullar ile öğretmenlerin çeşitli kişisel bilgileri yer almaktadır.

birç oğunun evli ve ç oc uk sahibi olduğu. öğretmenlerin maddi durumları ve imkânları ne durumda idi. genel kültür ve pedogojik formasyon olarak tasnif edilirken. Öğretmenlerin sahip olması gereken üç unsur alan bilgisi. Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda. • How was the teac her profile in rec ent history? • What kind of c hanges has happened rec ently in teac her’s profile? • What were the sources of teachers in the first years of Turkish republic? In whic h institutions teac hers were educ ated? • What was the ration or situation of women. P urpose In our researc h. Yöntem Çalışmada tarihsel yöntemle konuya yaklaşıldı ve “Konya Bölge Yazma Eserler Kütüpha nesi” ne. Konya Maarif Arşivi’nden gelen belgeler inc elendi. diğer tarihi kaynaklar da inc elenmiştir. merkezle çevre arasındaki benzerlik ve farklılıkları da yansıtmaktadır. Konuyla ilgili. Öğretmenlerin ortalama olarak genç yaşta oldukları. dönemin ekonomik şartları dâhilinde maaşlarının yeterli seviyede sayılabilec eği anlaşılmıştır. öğretmenler hangi okullardan mezun olarak mesleğe başlamaktaydı. gibi sorulara yanıt aranmıştır. İnc elenen belge ve bilgiler “Ilgın İlçesi Öğretmenlerine Ait Ka yıt Defteri” nde yer almaktadır. Bulgular Araştırmada bir merkezdeki çeşitli okullarda görev yapan öğretmenlerin sosyal profillerine ilişkin ilginç sonuç lara ulaşılmıştır. bu profilde geç en zaman iç erisinde ne gibi değişiklikler ortaya ç ıktı. inc elenen öğretmenlerin özellikle kültürel aç ıdan kendilerini geliştirmiş oldukları görülmüştür. it is aimed to reveal details of the educ ation system in history from a c ertain viewpoint. taşra merkezlerinde kadın eğitimc ilerin oranı nasıldı. among the teac hers working at the c enter of distric t in rec ent history. We reviewed the documentation that c ame to “Konya Bölge Yazma Eserler Kütüpha nesi (Konya Local Library of Manuscript Works)” from The Arc hive of Educ ation . eğitim tarihimizde öğretmen profili nasıldı.? • How was the financ ial status of teac hers? are the questions that are tried to be answered and by doing this it is aimed to indic ate teac her’s personal information and soc ial struc tures Method In our study we have approac hed the subjects with historical methods.236 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Amaç Çalışmada. Ilgın merkez ile köylerine ait okullardaki öğretmenlere ait bilgiler.

274. 1998. muallimlerin farklı yönlerini bizlere yansıt1 2 Selçuklular döneminde Ilgın’a ait bilgiler için bk.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 237 of Konya. evaluated under the various headings. Bu inc eleme. Results were classified.M. 1984. married and have c hildren. One of them is about c ultural improvements of teac hers. Haçlı Seferleri ve Ilgın hakkında bk. Most of them are young. GİRİŞ Ilgın Kazası. Osmanlı Devleti idari bölünüşünde Konya vilayetine bağlı bir merkez olarak bilinmektedir.296 . S eyyah Friedric h S arre 1895 senesinde Anadolu’da yaptığı gezilere ilişkin yazdığı eserde. In our researc h the records kept about teac hers. Ankara.29. Friedrich Sarre. Dârâ Çolako ğ lu. devotee qualific ations were agreed. Uzluk Basımevi. Nakışlar Yayınevi. teac hers are not developing themselves for cultural and soc ial respects. 25 percent of the teac hers who work in distric ts are female. Elde edilen belgelerde yer alan ve muallimlere yöneltilen sorular ile bu sorulara verilen c evaplar ayrıntılı bilgiler ihtiva etmekte olup. s. The informations on teac hers reflec t the differenc es and similarities between in c entral and village sc hools of Ilgın. . According to the results of various researches. s. sıc ak kükürtlü su kaynakları ve iç inde banyoların yer aldığı S elç uklu yapısı olan eski binadan söz eder2 . günümüzde sıkç a uygulanan anket ç alışmalarının yakın tarihinde uygulanmış biç imi gibi düşünülebilir. İbn Bibi. Ilgın kazası ile ilgili olarak “…Argıtha nı yakınından debisi yüksek bir a ka rsu geçiyor ve nehir kuzeydeki Ilgın Gölü’ne ka rışıyor” İfadesini kullandıktan sonra. it c an be said that teac hers have enough salaries. İstanbul. s.Nuri Gençosman. Findings and Interpretations In our researc h we reac hed interesting findings about the soc ial and professional profiles of teachers. Ilgın Osmanlı Devleti döneminde de önemini muhafaza etmiştir. By c onsidering the need for teac hers. Çalışmanın Ilgın ve ç evresindeki ilk mektepleri kapsamakta olup. Eserde. 2-general c ulture 3-formation).137. çev. 19281929 senelerinde Ilgın’da öğretmenlik yapan kişilere ait bilgileri ve kayıtları iç ermektedir.223. Ilgın tarihte ve özellikle S elç uklular zamanında konumu itibariyle önem taşıyan ve Selçuklular zamanında Haç lı S avaşları gibi önemli tarihi hadiselerin yaşandığı bir yerleşim birimidir1 . 1941.230. Osman Turan. When the ec onomic c onditions of time are c onsidered. S arre. Ilgın’ın bu doğal zenginlikleri ve tarihteki önemine kısac a değinildikten sonra asıl konu olan eğitime geç ebiliriz. Ilgın’dan da bahseder. Anadolu Selçukî Devleti Tarihi (Farsça Muhtasar Selçuknâmesinden). today.28. Küçükasya Seyahati( 1895 Yazı).(teachers must have three elements: 1-area information. Selçuklular Zamanında Türkiye . İstanbul. who served a c ertain period of time the first year in the republic were examined. The doc uments reviewed are loc ated at “The Tea chers’ Registry of Ilgın”. Çev.

Buna göre. I. Bu ç alışmanın tarihe uyarlanmış biç iminde elbette ki soruları biz hazırlayamıyoruz. farklı niteliklerini göstermesi bakımından önem taşımaktadır. diğerleri köy ve kasabalarda eğitim faaliyetlerini sürdürmektedirler.06. Yıl İlköğretim Okulu Ilgın Sadık İlköğretim Okulu Ilgın Şehit Mustafa Deniz Kağnıcı İlköğretim Okulu Ilgın Yukarıçiğil Şehit Asker Seyit Ali Gür İlköğretim Okulu 100. D. Ilgın’da II. s. yakın tarihimizdeki eğitimc ilerin.238 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 maktadır.Ilgın’da Cumhuriyet’in İlk Yıllarında ve Günümüzde İlköğretim Okulları Günümüzde Ilgın İlç esi’nde eğitim veren ilk öğretim okullarının isim ve sayılarına ilişkin bilgilerlere yer verdikten sonra Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ilgın İlç esi’ndeki okulların isimleri ve sayısı tarihteki şekliyle bu bölümde ortaya konulmuştur.gov. ç eşitli branşlardaki öğretmenler farklı özellikleri bakımından inc elenmektedir. . Konya Darülmuallimat İmtihan Cetveli.2010. Fakat o dönemde öğretmenlere yöneltilmiş sorular. Ilgın’da Günümüzdeki İlköğretim Okulları3 Argıthanı Atatürk İlköğretim Okulu Argıthanı Cumhuriyet İlköğretim Okulu Aşağıçiğil Kazım Karabekir İlköğretim Okulu Aşağıçiğil İlköğretim Okulu Ilgın Atatürk İlköğretim Okulu Ilgın Balkı Mehmet Ali Ak İlköğretim Okulu Ilgın Büyükoba Köyü İsmail Mertoğlu İlköğretim Okulu Ilgın Cumhuriyet İlköğretim Okulu Çavuşçugöl Atatürk İlköğretim Okulu Gedikören İlköğretim Okulu Gökçeyurt İlköğretim Okulu Ilgın Halil Özkan İlköğretim Okulu Ilgın Ağalar Murat Doğru İlköğretim Okulu Ilgın Ziya Mert İlköğretim Okulu Ilgın İnöünü İlköğretim Okulu Kapaklı İlköğretim Okulu Mahmuthisar İlköğretim okulu Ilgın Milli Egemenlik İlköğretim Okulu Orhaniye 125.meb.No (Defter Numarası): 75. Tablo 1. Günümüzde 25 ilköğretim okulu ile hizmet veren Ilgın’da. Günümüzde anket ç alışmaları ile.tr/baglantilar/okullar/13. Yıl İlköğretim Okulu Bu okullardan 10’u merkezde eğitim verirken. günümüzde Ilgın’da yirmi beş ilköğretim okulu eğitim vermektedir. Konya Bölge Yazma Eserler Kütphanesi (BYEK). yakın tarihimizde ne kadar eğitim kurumu olduğunu tarihi kayıtlardan öğrenebilmekteyiz.39. Yıl İlköğretim Okulu 75. Meşrutiyet döneminde bir Rüşdiye Mektebi bulunmaktadır4 . Bunun dışında 1925 senesinde mevc ut okulların isimleri şu şekildedir: 3 4 www. Bunlar tablo şeklinde aşağıda sunulmuştur.

1. Yen-diğin Köyü Mektebi.1. Çiğil Mektebi. Argıthanı Zikür (Erkek) Mektebi. Ilgın Kazası İlk Mektepleri Muallim ve Muallimelerinin Kayıtlarına Mahsus Sicil Defteri . Çalışmamızda bu okullardan bir ç oğunda. Çavuşçu Köyü Mektebi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 239 Merkez İlk Erkek Mektebi. Çiftlikler ve Mahmuthisar Tekke Köyü5 Mektebi. D. İhsaniye. Orhaniye Mektebi. Burhaniye ve Ayaslar Köyleri Mektepleri6 .. Bir başka kayıtta Ilgın’daki okulların isimlerine ilişkin bilgiler şu şekildedir: Ilgın Kemal Bey Kız Mektebi. Kız Mektebi’nde vazife yapan iki öğretmen. Osmaniye Mektebi. Merkez İlk Kız Mektebi.s. İnc elediğimiz okullar şu şekildedir: -Ilgın Merkez Erkek Mektebi -Ilgın Merkez Kız Mektebi -Ilgın Aşağıç iğil Köyü Mektebi -Ilgın Mahmuthisar ve Tekke Köyü Mektebi -Ilgın Burhaniye Köyü Mektebi -Ilgın Osmaniye Köyü Mektebi -Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi -Ilgın Geç id Köyü Mektebi -Ilgın Çavuşç u Köyü Mektebi -Ilgın Bulc uk Köyü Mektebi -Ilgın Yen-diğin Köyü Mektebi -Ilgın Ru’ûs (Başköy) Köyü Mektebi Bu okullardan Ilgın Merkez Mektebi’nde görev yapan beş öğretmen. Argıthanı İnas (Kız) Mektebi. Argıthanı Nahiyesi Mektebi. Geçid Köyü Mektebi. s. 5 6 7 8 Mahmuthisar Tekke Köyü günümüzde ve yarım asırdır “ Beykonak” olarak bilinmektedir. Balkı Mektebi. Yaşları ve Memleketleri Çeşitli mekteplerde görev yaparak Ilgın merkez.NO:10. Argıthanı Nahiyesi ilk mektebindeki iki öğretmen ve diğer karyelerdeki birer öğretmen olmak üzere toplam on sekiz eğitimc inin kayıtları inc elenmiştir. Kembos 7 ve Ayaslar köyleri mektepleri8 . Dolayısıyla on altı ilkokulun olduğu görülmektedir. BYEK. Ru’ûs Köyü Mektebi. nahiye ve köylerinde vazifeye başlayan ve burada vazifelerine devam eden öğretmenlerin doğum tarihleri ve doğum yerlerine ilişkin bilgiler aşağıda tablo halinde gösterilmiştir. Ilgın Kazasının 1341 Sene-i Martından İtibaren İlk Mekteplerin Muallimleri Kaydına Mahsus Defter. Burhaniye Köyü Mektebi. . Bu mekteplere merkez erkek mektebi de eklendiği zaman toplam on dokuz mektebin eğitim verdiği anlaşılır. BYEK. Muallimlerin İsimleri. Kembos köyü “ Gökçeyurt” olarak isimlendirilmiştir. Bulcuk. Çavuşç u Köyü Mektebi. Balkı Köyü Mektebi. Çiğil. Kembos. Belekler Köyü Mektebi. Çiftlikler ve Bulc uk Köyü Mektebi. D. görev yapan öğretmenlerin kayıtları inc elenmiştir.NO:6. Ru’ûs Köyü Mektebi. Mahmuthisar Tekke Köyü Mektebi. Sebiller. II. Osmaniye Nahiyesi Mektebi.

Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi. Öğretmenlerden dördünün ise bayan olduğu görülmektedir. 9 “ Ilgın Merkez Erkek Mektebi. Öğretmenlerin en genci 18. Ilgın Mahmuthisar Mektebi Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi. en yaşlısı 52 yaşındadır.240 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Tablo 2. Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Ilgın’da Görev Yapan Öğretmenlerin Kişisel Bilgileri9 Okulun Adı Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Ilgın Merkez İlk Mektebi Ilgın Merkez Kız Mektebi Ilgın Merkez Kız Mektebi Ilgın Burhaniye Köyü İlk Mektebi Ilgın Osmaniye Köyü Mektebi Ilgın Argıthanı Nahiyesi İlk Mektebi Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Ilgın Geçid Köyü Muallimi Ilgın Çavuşçu Köyü Mektebi Ilgın Bulcuk Köyü Mektebi Ilgın Mahmuthisar ve Tekke Köyü Mektebi Ilgın Aşağıçiğil Köyü Mektebi Ilgın Yen-diğin Köyü Mektebi Ilgın Ru’ûs Köyü Mektebi Öğretmenin İsmi Ahmed Şakir Bey Nefise Hanım Naciye Hanım Memduh Bey Muallim Vekili Kezban Hanım Hayri Bey Vesile Hanım Rüşdü Bey Halil Hilmi Bey Hüseyin Cavid Bey Abdülgaffar Bey Mustafa Fahri Bey Mehmet Emin Bey Ahmet İhsan Bey Recep Efendi Doğum Tarihi 1890 1892 1907 1901 1911 1896 1901 1902 1887 1894 1876 1897 1901 1906 1900 Doğum Yeri Niğde Ilgın (Karakarye) Mersin Konya Ilgın İstanbul Konya Ilgın Ilgın Ilgın (Bulcuk) Hadim Ilgın Şarkikaraağaç Akşehir Konya Babasının İsmi Mustafa Efendi Hasan Efendi Hacı Şükrü Bey Yusuf Ziya Efendi Mehmet Efendi Mehmet Fuat Efendi Abdullah Efendi Mevlüd Ağa Seyid Efendi Ahmed Efendi Abdülcelil Ağa Yakup Efendi Mehmet Tahir Efendi İsmail Bahri Efendi Hasan Efendi Mustafa Nazmi Efendi Osman Bey İbrahim Bey 1894 1899 1889 Ilgın (Bulcuk) Kafkasya Konya Hüseyin Efendi Ali Efendi Said Efendi Bulgu ve Yorumlar Ilgın’da yakın tarihimizde görev yapan öğretmenlere ilişkin yukarıda yer verilen bilgiler. D. Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimlerine Ait Kayıtlar” . Öğretmenlerin genç yaşta oldukları ifade edilebilir. s. Ilgın Aşa ğ ıçiğ il Mektebi. Ilgın Çavu şçu Karyesi Mektebi. Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . Ilgın Geçid Karyesi Mektebi. incelediğimiz on sekiz öğretmenin yaş ortalaması 31’dir. Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi. Buna göre. .NO: 1. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi.2-20. öğretmenlerin yaş ortalaması ve memleketlerine ilişkin verileri yansıtmakta ve bu veriler istatistikî bulgulara ulaşmamıza yardımc ı olmaktadır.Ilgın Merkez Kız Mektebi.

Bu sorular ile öğretmenlerin verdiği cevaplar aşağıda tablo halinde gösterilmiştir. Yoktur Kiradır 1620 Vakıf değildir Mektepte yapılan resimleri yapar Mektepte yapılan el işlerini yapar Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . keman çalar. Ilgın İlk Mekteplerindeki Öğretmenlerin Sosyal ve Ekonomik Durumları10 . III. Mersin. Diğer on üç öğretmen Konyalıdır. keman çalar Biraz Biçki. maaşları.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 241 Öğretmenlerin doğum yerlerine baktığımız zaman. Tablo 3. Ilgın’da Cumhuriyet’in ilk yıllarında ç eşitli mekteplerde görev alan öğretmenlerin. dikiş. Yoktur Kiradır 1950 Şarkı okurum alet çalamam. D. işlerinde Evli (1927)Çocuğu yok Evli (1909)İki çocuğu var. oturdukları evin kira mı yoksa kendilerine ait mi olduğu.No:1. İstanbul ve Isparta Ş arkikaraağaç ’tan bir öğretmen vardır.-İki çocuğu vardır.Bir çocuğu var Yoktur Kiradır 1758 Ud. BYEK. Niğde. Kafkasyalı bir öğretmenin de Ilgın’da görev yaptığı anlaşılır. Biraz Muktedirdir. . Ilgın’da Görev Yapan Öğretmenlerin Sosyal ve Ekonomik Durumu Bu bölümde. kendilerine ait emlak veya menkûl varlığı. nakış ve kağıt işleri Bekâr Yoktur Kiradır 750 - Biraz Kağıt. evli ve ç oc uk sahibi olup olmadıkları ile ilgili olarak öğretmenlere yöneltilen sorular yer almaktadır. Bunlarında yedisinin memleketi ise Ilgın’dır. Yoktur Kiradır 1500 Ud. dikiş ve el işleri Evli-1922. Yoktur Kiradır 1500 Lisanen Biraz Terzilik. Şahsına Ait Emlak ve mal varlığı var mıdır? Oturduğu ev kendisinin midir? Hangi el işlerinde mahareti vardır? Okul ve Öğretmenlerin İsimleri Evli Olup Olmadığı ve Çocuk Sayısı Maaşı (kuruş) Musikiye vakıf mıdır? Resim yapmaya muktedir midir? Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimi Ahmed Şakir Bey Ilgın Merkez Mektebi Muallimi Memduh Bey Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Naciye Hanım Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Nefise Hanım Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimi Muallimi Vekili Kezban Hanım Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Vesile Hanım Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Hayri Bey Ilgın Aşağıçiğil Karyesi Mektebi Muallimi Mustafa Nazmi Efendi 10 Eşi vefat etmiştir. nakış Evli-1922-İki çocuğu var Yoktur Kiradır 800 - - - Evli-1920Dört çocuğu var. Bekârdır Yoktur Kiradır 1500 - Muktedirdir Kağıt. önemli bir kısmının Konya ve çevresinden olduğu görülmektedir. Karakalem ile resim yaparım Mukavva ve sair işler.

46 kuru ş Pirinç: 42.3 çocuğu var Yoktur Kiradır 1620 İlk mekteplerde okumuş Lisanen vakıftır alet çalamaz Vâkıftır Kağıt. 1928 Yılında Kişi Ba şına dü şen gayri safi yurt içi hâsıla 118 Lira.Altı çocuğu var Yoktur Kiradır 1950 Keman. Tablodan anlaşılac ağı üzere.83 bk. marangozluk ve el işleri Evli-1910-2 çocuğu var Yoktur Kiralıktır 920 Vardır - Evli-1924.59-85 . Kiralıktır 1950 Biraz vakıf Öğretmenlerin sosyal durumlarına ilişkin sorular evli olup olmadıkları ile ilgili olup. üç ü de bekârdır. piyano çalar Fotoğrafçılık Marangozlukta Evli-1913.74 Altın Fiyatı: 830 kuru ş idi. s.İki çocuğu var. Kasım 1986.86 kuru ş Şeker: 44. Cilt:III. Bir parça tahta ve kağıt işlerinde Evli-1926Çocuğu yoktur Yoktur Kiradır 800 Muktedirdir. on sekiz öğretmenden on dördü evlidir. Evli-1924-İki Yoktur Kiradır 1500 Biraz ud çalar Resim işleri oldukça yapar Evli-1921. marangoz işlerinde mahareti vardır. keman çalar İlk mekteplere ait resim yapar İlk mekteplere ait el işlerini yapar Terzilikte ve bazı el işlerinde mahareti vardır Toprak işlerinde. “ Birinci Dünya Sava şı’nda ve Atatürk Döneminde Fiyatlar ve Gelirler” . Buna göre öğretmenlerin yaş ortalaması düşük olsa dahi evlenme oranı yüksektir. s. Atatürk Ara ştırma Merkezi Dergisi . Feridun Ergin.İki çocuğu vardır Yoktur Kiradır 1758 - Muktedirdir Evli. ud. Yoktur Kiralıktır 1500 Biraz şarkı okurum Biraz muktedirdir Karakalem ile resim yaparım Konya’da bir evi vardır. Öğretmenlerin ekonomik durumlarına baktığımız zaman11 . Sayı:7.. kutu yapmak gibi Toprak.72 1927 Senesi Ekmek: 15. s. el işleri Kağıt kesmek. kağıt işleri Evlidir (1927) Evlidir (1911)-Üç çocuğu vardır.s.42 kuru ş idi.242 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ilgın Mahmuthisar Mektebi Muallimi Recep Efendi Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimi Ahmet İhsan Bey Ilgın Çavuşçu Karyesi Mektebi Muallimi Mehmet Emin Bey Ilgın Geçid Karyesi Muallimi Mustafa Fahri Bey Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mekteb i Baş Muallimi Abdülgaffar Bey Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mekteb i Muallimi Hüseyin Cavid Bey Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi Muallimi Halil Hilmi Bey Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi Rüşdü Bey Ilgın Yen-diğin Karyesi Mektebi Muallimi Osman Bey Ilgın Ru’ûs Köy ü Mektebi Muallimi İbrahim Bey Değildir Yoktur Kiradır 1500 Nota üzerine ud çalar Piyano. Evli olan öğretmenlerin ortalama ç oc uk sayısı 3 c ivarındadır. bir öğretmen hariç hiç birinin kendilerine ait bir menkul veya gayr-ı menkulünün olmadığı 11 Cumhuriyet döneminde ö ğ retmenlerin maa şlarının genel ekonomik göstergeler bazında ve konjeüktürel yapı içerisindeki durumunun nasıl oldu ğ una ilişkin genel bir kanaat olu şturabilmesi bakımından. Yoktur Kiralıktır 800 Değildir Oldukça Mukavva. Kalan dört öğretmenden biri evli iken eşi vefat etmiştir. gıda ürünleri ve altın fiyatlarına bakmamız veya gayri safi milli hasıladan kişi ba şına dü şen yıllık gelir miktarını incelememiz gerekebilir.

IV. yani on veya on beş senedir ve hatta yirmi senesidir Ilgın’da. Öğretmenlerin hangi el işlerine maharetlerinin olduğuna ilişkin yöneltilen suale verilen c evaplarda. Dolayısıyla bir ö ğ retmenin yıllık geliri. Bayan öğretmenlerin ise biçki. 1918. Muallim ihtiyac ı da göz önüne alındığı zaman. 1919. günümüzdeki gibi mesken bulmanın kolay olmaması göz önüne alınmalıdır. Ilgın’da Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde görevlerini Bu rakamlar incelendiğ inde Cumhuriyet’in ilk yıllarında 1.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 243 görülmektedir. Ilgın’da Görev Alan Öğretmenlerin Mesleki Durumları Ilgın’da görev yapmış öğretmenlerin büyük bir kısmı 1927’de bu kazada göreve başlamıştır.400 kuru ştur.800 kuru ş oldu ğ u anla şılır. Bunun yanında öğretmenlerden marangozlukta. Öğretmenlerin kabiliyetlerine ilişkin sorulara verdikleri c evapları ilginç bulmaktayız. Öğretmenlerden birinin ise fotoğrafç ılığa ilgisinin olduğu görülür. öğretmenlerin maaşlarının az olduğunu söylemek zordur Öğretmenlerin genç yaşta olmaları nedeniyle mal. Bunun yanı sıra dört öğretmen şarkı söyleyebildiklerini ifade etmişlerdir. Bunun yanında 1909. Fakat ö ğ retmenin yıllık gelirinin. Ayrıca. Bilindiği üzere gerek Osmanlı Devleti’nin son yıllarında gerekse Cumhuriyet’in ilk yıllarında muallimlik yapabilmek iç in şehadetname veya ehliyetnameye sahip olmak gerekli idi. Bunlardan bazısı kesin olarak muktedir olduğunu ifade ederken bazısı da biraz kabiliyetli olduğunu söylemektedir. . ç almasını bilmeyenler ise en azından sözlü olarak müzik ic ra edebilmektedirler. Öğretmenlerin resim yapabilmeleri konusunda verdikleri yanıtlar da ilginç tir. gayri safi milli hâsıladan kişi ba şına dü şen miktardan hayli yüksek oldu ğ u görülür. Öğretmenlerin tamamı kiraladıkları bir meskende oturmaktadır. Bu bölümde öğretmenlerin. toprak ve tahta işleri ile terzilikte mahareti olanlar vardır. 1928 senesinde kişi ba şına dü şen ortalama yıllık gelirin 118 ×100 =11. mülk edinememeleri de söz konusu olabilir. 1923 ve 1924 yıllarından beri. bazılarının ehliyetname alması öğretmenliğe devam edebilmesi iç in yeterli görünüyordu ve mevcut öğretmenler öğretmenliğe devam edebilmek iç in ehliyetname almak amac ıyla muallim mektebinde sınava girmekteydi. Zira öğretmenlerin birç oğu herhangi bir müzik aleti ç alabilmekte. Bu nedenle bazı öğretmenler öğretmen okulunu bitirip şehadetname almaktaydı. Ud. Bu rakam 1929 senesinde 1.950×12 =23. keman. piyano gibi müzik aletlerinden en azından birini on sekiz öğretmenden altısı kullanabilmektedir. dikiş ve nakış gibi el işlerine ilgilerinin olduğu gözlenmektedir. kağıt ve mukavva işleri ön planda yer almaktadır. Fakat bu duruma istinaden. görevine devam edenler de bulunmaktadır.950 kuru ş maa ş alan bir ö ğ retmenin bu ürünlerden ne kadar alabilece ğ i hesap edilebilir ve günümüzle kıyas edilebilir. kişi ba şına dü şen yıllık gelir ortalamasının iki katı idi. Çalınan müzik aletleri de oldukç a ilginç tir. Öğretmenlerin tamamı resim yapmaya muktedir olduklarını belirtmişlerdir.

Kadınhanı’nda Muallimlik.Ferit Develio ğ lu. hangi belge ile bu görevi ifa ettiklerine yer verilmiştir. ihtiyat zabıt vekilliği. Konya Rüşdiye Mektebi Muallimli- 1918 12 13 14 Ilgın İlçesi Öğ retmenlerine Ait Kayıt Defteri . Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye Medresesi’nin tâli ve âli kısımlarının adları 1917’de “ ibtidâ-i hâric” . Bk.22-111929 İstifası vekaleti celilemizce 10-1929 tarihli tahkikatla kabul edilmiştir. Konya’da Konya Kız Muallim Mektebi İkinci Sınıfından Tasdiknamelidir Kız Muallim Mektebi Tasdiknamesidir Konya Merkez Ana Mektebi Muallimliği. 916. Ana Mektebi Muallim Vekili.No:1. Kütüko ğ lu. Aydın Kitabevi. 1921 Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Naciye Hanım Konya’da Muavinlik ehliyetnamesi-1924Meslek şehadetnamesi 1927 Ereğli Kız Mektebi ‘nde. İhtiyat zabıt namzetliği. İnsuyu Karyesi ve Kadınhanı:’nda ve Ilgın Merkez Mektebi’nde görev yapmıştır. Ankara. 1901 Lise’nin İbtidai kısmından Niğde Muallim 1926 Vilayeti Mektebi Ilgın Merkez Mektebi Muallimi Memduh Bey Mülga (Kapatılmış olan) Dârü’l-hilâfeti’laliyye Medresesinde Mülga Dârü’lhilâfeti’l-aliyye Medresesi Sahn Kısmından 14 Muallimlik. Asra Eri şen İstanbul Medreselesi . Konya Merkez mektebinde. s. 2000. ihtiyat mülazım -ı sâni. Ayrıc a mezun oldukları okullar ile hangi mekteplerde görev aldıkları veya ne tür memuriyetleri yürüttükleri sorularına öğretmenlerin verdikleri c evaplar tablo halinde aşağıda gösterilmiştir. Ilgın Kazası Merkez İlk Mektebi Muallim Muavini olarak görev yaptı. Tablo 4. Aliyyülâla dır. 1913 Katl maddesinden dolayı işten el çektirilmiştir. Ilgın Merkez Mektebi Muallim Vekili 1925 1919 Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Vesile Hanım Ehliyetnamelidir1920 Ilgın Namık Kemal Mektebi Muallimliği. Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Öğretmenlerin İlmi ve Mesleki Durumları (Ilgın) 12 Okulun ve Öğretmenin İsmi İlk Tahsilini Nerede Yapmıştır? Orta tahsilini nerede yapmıştır? Tamamlamadı ise hangi sınıfa kadar okumuştur? Sahip olduğu şahadetnamenin tarih ve derecesi? Niğde Vilayeti Muallim Mektebini tamamlamışitır. Ankara. 2003.19 . Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. Ilgın Merkez Mektebi Karye Muallimliği. “ ibtidâ-i dâhil” ve “ sahn” olarak de ğ iştirilmiştir. Muavinlik Ehliyetnamesidir-1925 Ilgın Merkez İlk Mektebi Muallimesi Vekili Kezban Hanım Ilgın Kazası İlk Kız Mektebinde Tahsil Görmüştür. 1924 Ilgın Merkez Mektebi Muallimesi Nefise Hanım Adapazarı Rüşdiyesinde Tahsil Görmüştür. XX. Salâhiyyet-dâr: Yetkili bk. BYEK. s. Türk Tarih Kurumu. Derecesi. Kendisi muallimlik etmeye salâhiyyetdar13 eden vesika hangisidir? Tarih v e derecesi? Yürüttüğü Vazifeler Açıklama Göreve Başlama Tarihi Ilgın Merkez Erkek Mektebi Muallimi Ahmed Şakir Bey Niğde İlk Erkek Mektebinde eğitim görmüştür.244 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 sürdürmekte iken. Beyşehir’de ve Ilgın Merkez Mektebi’nde çalışmıştır. Mübahat S. D.

Ilgın Argıthanı Muallimliği yapmıştır. Ilgın Osmaniye Mektebi Muallimliği. 1921 1915 Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Baş Muallimi Abdülgaffar Bey İbtidai Mektebinde Muallimlik şehadetnamesi-1910 1909 Ilgın Argıthanı Nahiyesi Mektebi Muallimi Hüseyin Cavid Bey Bulcuk Karyesi İlk Mektebinde Ehliyetnamelidir 1925 1923 Ilgın Osmaniye Karyesi Mektebi Muallimi Halil Hilmi Bey Ilgın Mekteb-i Rüşdiyesinde Ehliyetnamelidir 1914 1914 . Ilgın Merkez Mektebi Muallim Muavinliği Vekaleti. Ilgın 1925 Ilgın Geçid Karyesi Muallimi Mustafa Fahri Bey Ilgın rüşdiyesinde Ehliyetnamelidir. Ilgın Merkez Erkek Mektebi’nde görev yaptı.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 245 ği. Ilgın Argıthanı Nahiyesi Baş Muallimliği yapmıştır. 1926 Konya Sanayi Mektebini tamamlamıştır. sınıftan terk ederek askere gitmiştir. Karaman Kız Mektebi Muallimliği. Ilgın Merkez Kız Mektebi. Ilgın Balkı Karyesi Muallimliği. Ilgın Merkez Mustafa Bey Mektebi Muallimliğini. Ilgın Yukarıçiğil. Karaman İdadisi Muallimliği. 1340 – Derecesi Aliyyülâla Ilgın Bulcuk Karyesi Muallimliği 1924 Ilgın Çavuşçu Karyesi Mektebi Muallimi Mehmet Emin Bey Dârü’l-hilâfeti’laliyye Medresesi 4. Ilgın Mahmuthisar Karyesi Muallimliği 1925 Ilgın Aşağıçiğil Karyesi Mektebi Mektebi Muallimi Mustafa Nazmi Efendi Bulcuk karyesi mekteb-i ibtidâiyesinde ve Ilgın rüşdiyesinde Konya Erkek Muallim Mektebinde 1. sınıfından mezundur. Burhaniye. Akşehir Karaağa Karyesi Muallimliğini Akşehir Azarı Karyesi Muallimliğini ve Ilgın Geçid Karyesi Muallimliğini yürütmüştür. Ilgın Merkez Kız Mektebi Muallimi Hayri Bey İstanbul Rehber-i Tahsil Mektebinde Talimgâh Ehliyetnamesi bulunamadığından kaydı silinmiştir. Şarkikaraağaç Mekteb-i İbtidaisi ve Rüşdiyesi İstanbul İmam Hatip Mektebi İstanbul İmam Hatib Mektebi Şehadetnamesi 1926 Sanayi Mektebi Şehadetnamelidir 1924 Aliyyülâladır. Ehliyetnamelidir 1927 Kütahya’da Muallim Vekilliği ve Ilg ın Çavuşçu Karyesi Muallimliği yapmıştır. ve 2. Karaman Merkez Kız Mektebi. Muvakkat ehliyetname 1923 1920 Ilgın Mahmuthisar Mektebi Muallimi Recep Efendi Ilgın Bulcuk Karyesi Mektebi Muallimi Ahmet İhsan Bey Konya Mecidiye İlk Mektebinde Niğde Sultanisinde ve Akşehir İdadisinde tahsil görmüştür. Ilgın Orman Muhafaza Memurluğu Ilgın Bulcuk Karyesi Muallimliği. Osmaniye Karyeleri. Ereğli Osmaniye Merkez Mektebi Muallimliği. Argıthanı Nahiyesi ve Aşağıçiğil Karyelerinde Muallimlik yapmıştır.

Yüksek tahsil gören öğretmen olmadığı iç in tabloda buna ayrıc a yer verilmemiştir. köylerde bir öğretmenle eğitime devam edildiği ifade edilebilir. diğer öğretmenlerden ikisi İmam Hatip Okulu’nda. Rüşdiye ve Âli kısımları ise yüksek öğrenim sınıfındadır. Ilgın Kazası Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi 1918 Ilgın Yen-diğin Karyesi Mektebi Muallimi Osman Bey Ilgın Ru’ûs Karyesi Mektebi Muallimi İbrahim Bey Konya Huffaz Mektebi İbtidaisinde Âkifpaşa Mektebinde Konya Selahi Medresesinde Muavinlik Ehliyetnamesi İki Senelik Konya Erkek Muallim Mektebi Erkek Mektebi namesi Muallim Şehadet- İhtiyat Zabıt Namzetliği. Kadınhanı ve Akşehir’de ve Ilgın Ru’ûs Karyesi’nde Muallimlik 1917 1917 Tablodan anlaşılac ağı üzere. Ehliyetnamesi olmayana öğretmenlik yapma yetkisi ise verilmemiştir. muallim mektebinin iptidâi şubesinden mezun oldukları söylenebilir. Ilgın Osmaniye Karyesi Muallimliği yapmıştır. Kalan on üç öğretmenden yedisi ehliyetname sahibidir.246 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Ilgın Burhaniye Karyesi Mektebi Muallimi Rüşdü Bey Çumra’da bir ilk mektepte İstanbul İmam Hatib Mektebi İmam Hatip Mektebi şehadetnamelidir . Öğrenimine devam ederken askere gitmek durumunda kalmış olan öğretmenlerin olduğu da anlaşılmaktadır. idadiye gibi mekteplerin iptidai kısımlarında tamamlamışlardır. O halde Ilgın’daki öğretmenlerden muallim mektebini bitirenlerin tamamının. maarif vekâletinc e tanınmamıştır. Muallim mekteplerinin İptidâi kısmı orta öğrenim. Orta öğrenimini iki öğretmen medresede. . Çiğil Karyesi Mektebi Muallimliği. Ilgın’da merkez kız ve erkek mektebinde birden fazla öğretmen görev yaparken. öğretmenlerin tamamı ilk tahsilini iptidaiye mekteplerinde veya rüşdiye. biri S anayi Mektebi’nde tamamlamıştır. Derbent. Ilgın’ın ç oğu köy ve kasabasında okul ç ağına gelmiş öğrenc ilere ilk eğitimin verildiği anlaşılmaktadır. Öğretmenlik yapabilme yetkisini talimgâha giderek aldığını ifade eden öğretmenin ehliyetnamesi olmadığından öğretmenlikten alındığı anlaşılır. Öğretmenlerden vekil olarak görevi yürütenler de bulunmaktadır. Ru’ûs.İhtiyat Zabıt Vekilliği. SONUÇ Ilgın’da gerek tarihte gerekse günümüzde birç ok köyde ilkokul bulunmasından yola ç ıkarak. Muallimlerden yalnız üç ü muallimlik şehadetnamesi ile öğretmen olarak vazifesini yürütmektedir. Ilgın’da çeşitli köylerde muallimlik Ilgın İhsaniye. Tabloda görüleceği üzere muallim mektebi orta tahsil grubu iç erisinde yer almaktadır. Dolayısıyla talimgâh olarak ifade edilen yer veya eğitim kurumu. Öğretmenlerden orta tahsil gören sayısı ise sekizdir.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 247 Ilgın’da öğretmenlerin tamamına yakını genç yaşta olup. günümüzdeki şekliyle konut imkânlarının gelişmiş olmaması ve diğer sebepler dikkate alınarak. piyano gibi müzik aletleri çalabilmekte ve ç eşitli el işlerinde maharetleri bulunmaktadır. Öğretmenlerin birç oğu ud. . muallim mektebi mezunu olanların sayısının bir hayli düşük olduğu görülmektedir. Öğretmene duyulan ihtiyaç nedeniyle aranılan niteliklerin asgari düzeyde tutulduğu belirtilebilir. Zira. bu okulların isimlerinin de olduğu anlaşılır. nahiye ve köylerinde öğretmenlik yapanlardan. öğretmenlerin mal varlığı edinmediği ifade edilebilir. Fakat öğretmenlerin tamamının herhangi bir mal varlığı bulunmamaktadır. Öğretmenlerin önemli bir kısmının Ilgın ile Konya ve çevresinden olması. öğretmenlerin mahallinden temin edilmesi yoluna gidildiğini gösterir. öğretmenlik vazifesini yürütmektedir. Dolayısıyla tarihi şartlar iç erisinde konu ele alındığında. Öğretmenlerin kültürel aç ıdan zengin ve kabiliyetli olduğu görülür. Öğretmenlerin büyük bir kısmı ehliyetname almak suretiyle. Ilgın merkez. bunların büyük bir kısmı evli ve çoc uk sahibidir. “muallimlik yapmaya salâhiyet-dâr eden vesika nedir?” sorusuna verilen c evaplarda. Öğretmenlik yapabilme yetkisinin Medrese (Dârü’lhilâfeti’l-aliyye Medresesi Sahn Kısmı). Sanayi Mektebi ve İmam Hatip mezunu olanlara doğrudan verildiği gözlenmiştir. keman. Büyük bir kısmının resim ve müziğe mahareti vardır. Öğretmenlerin maaşları dönemin ekonomik koşulları dikkate alındığında yüksek sayılabilec ek bir rakamdır.

D. 1984.Konya Darülmuallimat İmtihan Cetveli. Selçuklular Zamanında Türkiye. Atatürk Ara ştırma Merkezi Dergisi.Sarre. Sayı:7. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi BYEK. Ankara. Kasım 1986 . . 1998. Küçükasya Seyahati (1895 Yazı). XX. Dârâ Çolakoğlu..248 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA . Osman. Türk Tarih Kurumu.06. Asra Erişen İstanbul Medreseleri . çev. BYEK.Ilgın Ka zası İlk Mektepleri Muallim ve Muallimelerinin Kayıtlarına Mahsus Sicil Defteri. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. Çev.www. -Ergin. 2003.Nuri Gençosman. Ankara. BYEK. . İstanbul. D.meb. .İbn Bibi. Aydın Kitabevi. . D. Anadolu Selçukî Devleti Tarihi (Farsça Muhtasar Selçuknâmesinden).No: 75. İstanbul. BYEK.tr/baglantilar/okullar/13. Uzluk Basımevi. D. “Birinci Dünya Savaşı’nda ve Atatürk Döneminde Fiyatlar ve Gelirler”.gov.NO:6. Cilt:III. .Ilgın Ka zasının 1341 Sene-i Martından İtibaren İlk Mekteplerin Muallimleri Kaydına Mahsus Defter.2010. . Feridun.M. . 1941. .Kütükoğlu. Friedrich.Turan. Nakışlar Yayınevi.Ilgın İlçesi Öğretmenlerine Ait Kayıt Defteri. 2000 .NO: 1.Ferit Develioğlu. Ankara. Mübahat S.NO:10.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 249 EKLER Ek-1.Öğretmenlerden Ahmet Şakir Bey’e Ait Kayıt .

250 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Anahtar Kelimeler TBMM Birinci Dönem. Fa twa . Sa yı: 5 Sa yfa : 2 5 1 -2 81 Ye a r: 2 0 1 1 . and unfair actions to the detriment of national interests were started to be obviated inside and in the direction of the law. The enforcement of this law by TGNA in the most inconvenient days of the national struggle was a milestone in the salvation process of our homeland and nation. Negotiations of the Law of Treason.TARİHİN PEŞİNDE -ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ- THE PURSUIT OF HISTORY -INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH - Yıl: 2 0 1 1 . vatanın ve milletin kurtuluşu açısından bir dönüm noktası olmuştur. Fetva la r.tr Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğ rencisi. TBMM Hükümeti. Dr.2 on 29 April 1920. Feeling obliged to make decisions under exceptional circumstances and in the direction required by these circumstances. Issue : 5 Pa ge : 2 5 1 -2 81 HIYANET-İ VATANİYE KANUNU’NUN MÜZAKERELERİ VE KABULÜ Yaşar ÖZÜÇETİN* H. Hıyanet-i Vataniye Kanunu. legitimateness of TGNA was consolidated and registered once again. Ahi Evran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Üyesi. Domestic Riots * ** Doç. TGNA Government accepted the Law of Treason (Hıyanet-i Vataniye Kanunu) with the resolution no. yozucetin@ahievran. mehmetdagistan1453@gmail. Millî Mücadele döneminin en çetin günlerinde bu kanunun TBMM tarafından çıkarılıp yürürlüğe konması. başlatılan haksız işgaller ve bu işgaller karşısında. olağanüstü şartlar altında ve bu şartların gerektirdiği istikamette kararlar almak zorunluluğunu hissederek 29 Nisan 1920’de 2 nolu kararla Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu kabul etmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın ön ayak olduğu direnmenin ve meşrulaşma çabalarının bir neticesi olarak ortaya çıkmıştır. İç İsya nla r THE NEGOTIATIONS AND ACCEP TANCE OF THE LAW OF TREASON Abstract The Turkish Grand National Assembly (TGNA) came forward as a result of the resistance and legitimization efforts led by Mustafa Kemal Pasha against the unfairly launched invasions. Key Words TGNA First Term. After this law was accepted. Mehmet DAĞISTAN** Özet Türkiye Büyük Millet Meclisi. Kanunun kabulü ile TBMM’nin meşruluğu perçinlenip bir kez daha tescil edilmiş.edu. kanun doğrultusunda ve içerisinde milletin yüksek çıkarları aleyhine yapılan haksız eylemlerin bertaraf edilme yolu tutulmuştur. Hıyanet-i Vataniye Kanununun Müzakeresi. The Law of Treason (Hıyanet-i Vataniye Kanunu). Kırşehir.com .

Hilafet-Saltanat ve ülke topraklarını kurtarmak amac ına dayandırılarak vatana ihanet suç u tespit edilip. s. müzakereleri temelinde Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu tahlil edip. Böyle bir durumda TBMM tarafından 29 Nisan 1920’de 2 nolu “Hıyanet-i Vataniye Kanunu” adıyla ilk olağanüstü durum kanunu ç ıkarılacak ve meşruluk. kongreler toplanmakta idi2 . “Muhafaza-ı Hukuk”. Çalışmada. İç te isyanlar bastırılmadan. Meclis-i Mebusan’ın 17 Şubat’ta Misâk-ı Millî’yi onaylaması. 16 Mart 1920’de İstanbul’un İngilizler tarafından resmen işgal edilmesi ile bütün kurumlar ele geç irilmiş bulunmakta idi. Ankara 1991. Osmanlı Devleti’nin idam fermanı olmuş ve Mütarekenin uygulanması ile ülkenin canı yanmış. TTK Basımevi. “Redd-i İşgal”. Düstur ve resmî yayınlara da yer verilerek. 4. Boyun eğmeyen Anadolu halkı. Millî Mücadele Yıllarındaki Kuruluş lar. Meclis faaliyetlerinin yürütülmesi sırasındaki bütün konuşma ve davranışları ihtiva etmesi. İtilaf Devletleri’nin tutumuna karşılık. bu baş kaldırış. Parlamento Tarihi Millî Mücadele ve TBMM I. Hatıralar. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başkaldırmış. Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları. s. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasıyla Müdafa-ı Hukuk Cemiyetleri ve kongrelerle Anadolu halkının teşkilâtlandırılması mümkün hale gelmişti3 . Türk milletine kendi imkânlarıyla direnmekten başka çare bırakmamıştı1 . (Önsöz IX). C. İstanbul 1985. “Geç ic i Hü1 2 3 İsmet İnönü.252 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 GİRİŞ Bu araştırma ve incelemenin amacı. Fethi Teveto ğ lu. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun müzakereleri. TBMM Kavanin Mecmuası. telif ve tetkik eserlerden de istifade edilmiştir. (Haz. Heyet-i Temsiliye tarafından fiilî bir hükümet olarak millî irade ele alınmış millî ve mahallî kongrelerde alınan kararları titizlikle yerine getirilip. bu kanunun Millî Mücadelenin başarı ile neticelendirilmesindeki yerini belirlemeye yöneliktir. ülkesini ve namusunu muhafaza etmek amacıyla ülkenin muhtelif yerlerinde “Redd-i İlhak”. Kanunun kabul edilmesi ve uygulanmasına yönelik ortaya ç ıkan eksiklik ve arayışlar üzerinde durulmuş. işgalci güçlere karşı konulması ve başarı elde edebilmesi mümkün gözükmemekte idi. asker firarları önlenip düzenli ordu kurulmadan otoritenin tesis edilip. meşrutiyetç i ve barışç ıl bir talep olarak dikkati çekmekte ancak. zamanın politik şartları hakkında bilgiler vermesi nedeniyle esas alınmış. C. “İstihlas-ı Vatan” ve “Müdafa-ı Hukuk” gibi siyasî “Kuvâ-yı Milliye” adı altında da askerî ve silahlı direniş teşkilatları oluşturulmakta. 1. Bu ç alışmada. Sabahattin Selek). Dönem (1919–1923). Anadolu halkı tarafından İstanbul Hükümeti ve Sarayın. . Fahri Çoker. 164. TBMM Zabıt Cerideleri. I. Ankara 1994. 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi. ç alışmanın adı “Hıyaneti Vataniye Kanunu’nun Müzakereleri ve Kabulü” olarak belirlenmiştir. s. yaptırım altına alınac aktı. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla meşru bir organ tarafından yönlendirilmeye başlanmıştı.

6. Ankara 1943. 2 Sayılı Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Birinci Maddesi. TBMM ZC. “Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusa i şahaneyi yed-i ecanipden ta hlis ve taarruzatı defi maksadına ma tuf ola ra k teşekkül eden…” 5 Büyük Millet Mec lisi toplanmıştı. C. I. ulaşılamayacak istekler peşinde ulusu uğraştırmama k ve za rara sokmamak. Ankara 1943. 26-30. Dr. TBMM. Mustafa Kemal Paşa. 63. s. C. Bkz. İstanbul 1929. C. 1. I. 23 Nisan 1920 Cuma günü. ilki. icraî etkinliğ ini sa ğ lamak amacıyla 15 kişiden olu şan bir Lâyiha Encümeni ile diğ er altı kişilik icra encümenin seçimine geçilmiş. 55. 62. her şeyden önce kendi gücümüze dayanarak varlığımızı koruyup ulusun ve yurdun gerçek mutluluğuna ve ba yındırlığına çalışmak gelişigüzel. C. 1. 2. I. 71. Büyük Millet Millet Meclisi İcra Vekillerinin Sureti İntihabına Dair Kanun. 2 Mayıs 1920’de İcra Vekilleri’nin seç ilmesine dair 3 numaralı kanunu10 kabul ederek ilk İcra Vekilleri’ni seçip Hükümet’i kurduktan sonra Mustafa Kemal Paşa. üçüncü birle şimin beşinci oturumunda yapılan seçimlerle Türkiye’nin ilk kabinesi olan Muvakkat İcra Encümeni (Geçici İcra Komisyonu)’ne üyeler seçilmişti. TBMM ZC. hak ve adalete dayanan. Meclis’in işlerini düzenlemek. Erzurum Mebusu Celâlettin Arif Bey’in takrirleri gere ğ ince. üçüncü safhası da. No: 2. s. Erzurum Kongresi’nden İstanbul’un işgal edildiği gün olan 16 Mart 1920 tarihine kadar. 1. Şerafettin Turan. C. 60.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 253 kümet” görevi ifa edilmiş ve 19 Mart 1920 tarihli “İntihâbât Tebliği” nin yayınlanmasıyla yeni Türk devletinin kuruluşuna giden hukukî yol aç ılmıştı4 . TBMM Kavanin Mecmuası. Zeus Kitabevi. 122. 59. I. 30 Ekim 1918 tarihinden 13 Nisan 1920 tarihine kadar geçen zaman zarfındaki olayları anlattıktan sonra. O. Ankara 1992. ikinc isi. 8–16. 4. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I. gerçekçi. TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). TBMM Kavanin Mecmuası. Düstur. No: 3 TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). 1. Turhan Kitabevi. 56. Bilgi Yayınevi. 16 Mart’tan TBMM’nin aç ılışına kadar olan duruma dair. I. uygarlık dünyasının uygarca insanca davranışını ve karşılıklı dostluğunu beklemektir”8 şeklinde ifade etmekte idi. Korkmaz Zeynep). TBMM ZC. s. TBMM. 33-35. Milliyet Matbaası. Türk Devrim Tarihi Ulusal Direniş ten Türkiye Cumhuriyeti’ne. s. . s. D. Ergün Aybars. 58. İstanbul’dan gelen mebuslarla birlikte toplam 337 milletvekili bulunması gerekirken 115 mebusun katılımıyla çalışmalarına başlamıştı6 . “…Ulusal sınırlarımız içinde. 185... 1. 193. D. D. Ankara 2006. 2. Büyük Millet Meclisi Reisi sıfatıyla İc ra Vekilleri Heyeti toplantılarına da başkanlık etmeye başlamıştı. İzmir 2007. Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi. Daha sonra Hükümet kurulması için de Mec lis’e önerge verildi ve bu önerge kabul edildi9 . s. Mondros Mütarekesi’nden Erzurum Kongresi’ne kadar geç en zaman zarfındaki duruma dair. TBMM Zabıt Ceridesi (TBMM ZC ).. D. I. insancıl ve barışç ı politikanın esasları ç erç evesinde Meclis’in izleyeceği ulusal siyaseti. Türk ulusunun kendi egemenliğini bütünüyle kendi eline aldığının ilk aç ıklaması ve müjdecisi olan açılış konuşmasını en yaşlı üye olması nedeniyle S inop Mebusu Mehmet Şerif Bey yapmıştı. 20 Ocak 1921’de Teşkilât-ı Esasiye Kanunu ile 4 5 6 7 8 9 10 Kemal Atatürk (Bugünkü dille yayına hazırlayan Prof. s. Nutuk 1919 – 1927 Atatürk Ara ştırma Merkezi Yayınları. TBMM Matbaası (3. 186. I. 26 Nisan 1920’de Çorum Mebusu Sıddık Bey’in takriri ve TBMM’nin 7 numaralı kararı ile Meclis-i Mebusan Nizamname-i Dâhilisi’nin de ğ iştirilerek uygulaması kabul edilmiş. C. C. olmak üzere üç devre halinde uzun ve ayrıntılı bir konuşma yapmıştır7 . Do ğ u Ergil. Baskı). 185. Üçüncü Tertip. 288. I. 27 Nisan 1920’de Komisyon (ilk Encümen) seçimleri tamamlanmıştı. s. s. 72. D. Ankara 1959. Meclisin toplanmasının ertesi günü Meclis Başkanı seçilen Mustafa Kemal Paşa. 61. s. yeni Türk Devleti’nin. Ankara 1981. C. D.

Kararname No: 37.m. 27. 655. 10 Nisan 1920’de hazırlanan bu fetvalar. 653–655... C. Şer’iye Encümeni’nin Beyannamesi (9 Mayıs 1920). TBMM’nin. belediyeler ve idare meclislerinin de katılması TBMM’ye seçim tekniğ i bakımından da ayrı bir özellik katıyordu. C. Gotthard Jaeschke. Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları. TBMM ZC. 123-124. Milliyet Matbaası. iç güvenliği bozuc u unsurların ortadan kaldırılması ve asker kaç aklarının önüne geç ilmesi gerekmekte idi14 .. TBMM Basımevi (Üçüncü Basılış). Türkiye Büyük Millet Meclisi (1920-1998) ve Osmanlı Meclisi Mebusanı (1877-1920). Malta ve Yunanistan’dan gelip katılanlar (14) ve yeni seçilenler (232) olmak üzere iki seçimle gelen mebuslarda ço ğ unlu ğ u yeni seçilenlerin te şkil etmesi. 420. Ergun Aybars. s. Meclis’in çıkardığı ve ihtilalci bir özelliği bulunan ilk kanunlar arasında araştırma ve incelemenin konusunu oluşturan “Hıyanet-i Vataniye Kanunu (29 Nisan 1920)” kanunda da yer almakta idi. Ankara 1998. Padişaha çekilen telgraf. D. 2. TBMM Kültür.m. 98. a. 102. Türk Kurtuluş Sava ş ı Kronolojisi –Mondros’tan Mudanya’ya Kadar (30 Ekim 1918-11 Ekim 1922). 2. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Çıkarılmasına Duyulan İhtiyaç: TBMM’nin aç ıldığı dönemde değişik nedenlerle başlayan askerden kaçma ve ayaklanmaların önü alınamamış. Ankara 1989. s. 1. Ahidler Vesairenin Hükümsüz Oldu ğ una Dair Kararname 19 Ağ ustos 1336 (1920). 15 1. s. İstanbul Hükümeti’yle Resmî Muhaberatın Memnûiyeti Hakkında Kararnâme (Kararname No: 2) Düstur. İstiklâl Mahkemeleri. Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (YayımlanmamışYüksek Lisans Tezi). 13 Cephede yapılacak ve olumlu sonuçlar verecek mücadeleler için öncelikle düzenli ordunun kurulması ihtiyacı bilinmekte olup. İstanbul’dan gelenler (92). Üçüncü Tertip. Meclis’in “fevkalâde salâhiyet”li olarak kurulmu ş olması. age. Bıyıko ğ lu. Jaeschke. 1. s. C.. C. İrşad Encümeni’nin Beyannamesi (9 Mayıs 1920). 44. 1. benzer olayları önlemek ve asayişi sağlamak iç in Müdafa-ı Hu- 11 12 13 14 15 İhsan Ezherli. TBMM’ye yeni bir çehre ve mâna verdiğ i gibi bundan ba şka Müdafa-ı Hukuk Cemiyetleri. s. Ayrıca Meclis adına. s.. Bu beyannameler şunlardı. Ankara 1975. 1. dinsizlik. İstiklâl Mahkemeleri Te şkili Hakkında Umumî Heyet Kararı (18 Eylül 1920). Diğ er ilk kanunlar ise şunlar olacaktır: İstanbul Hükümeti İle Olan Resmî Muhaberatın Yasaklanması Hakkında Kararname (6 Mayıs 1920). TBMM Kavanin Mecmuası. Aybars. TTK Basımevi. 11 Nisan’da ilan edilerek dü şman uçaklarıyla Anadolu’ya atılıyor. Erzurum 1992. TBMM ve Millî Müc adele aç ısından diğer bir tehlike ise. Kanun No: 7. 4 Mayıs 1920’de İc ra Vekilleri Heyeti’nin kurulması ile Millî Mücadele’nin yürütme organı yalnız fiili olmaktan çıkacak.254 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 İc ra Vekilleri Heyeti Reisliği Makamı kurulup Fevzi Paşa bu göreve seç ilinc eye kadar İc ra Vekilleri Heyeti Reisliği’ni bizzat yürütmüştür11 . Meclis’in yayınladığ ı belli ba şlı beyannameler de bulunmakta idi. s. Kanun No: 2. Yine 11 Nisan’da Damat Ferit Pa şa’nın “Yalancı millet davasıyla vatan ve milleti feda edenlere” karşı beyannamesi yayımlanmıştı. 28. Jaeschke. a. TBMM Kavanin Mecmuası. 1. Bilgi Yayınevi. 27. 2. Millî Mücadele’yi baltalamak ve çökertmek.. Bıyıklıo ğ lu.g. 1. Saltanat Şurasında (22 Temmuz 1920) Sevr Muahedesinin İmza Edilmesine Karar ve Rey Verenlerle Muahedeye İmza Koyanların İhanet-i Vataniye İle İtham Olunması ve Haklarında Gıyabî Hüküm Verilmesi ve İsimlerinin Her Yerde Lanetle Anılması Takarrür Etmiştir (19 Ağ ustos 1920). Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İç Güvenlikle İlgili Çıkardığı Kanun ve Kararnâmeler (23 Nisan 1920-16 Nisan 1923). s. 27 Nisan 1920 tarihli. Mustafa Kemal Pa şa’nın belirttiğ i üzere “Millet ve ordu bu hıyanetten habersiz oldu ğu gibi onun i şgal ettiğ i makama asırların kökle ştirdi ği dinî ve ananevî bir şekilde ba ğ lı ve sadık halife ve padi şahının kurtulu şunu dü şünmek ve iddia etmek. s. İstanbul Hükümeti’nin 16 Mart 1920’den İtibaren Akdettiğ i ve Edece ğ i Bütün Mukavele. s. D. C. Hıyanet-i Vataniye Kanunu (Düstur. hukukî olarak da milletin kaderine el koymuş bulunac aktı12 . Meclis Reisinin aynı zamanda İcra Vekiller Heyeti’nin de ba şkanı olması. C.. C. ihtilalci ve me şru karakterinin de en büyük sembolü idi. Cemil Kutlu. s. Meclis’in me şrulu ğ unu kuvvetlendiren ba şka bir faktör olmakta idi. s. 26. Ankara 1981. 8.g. Üçüncü Tertip. 1. C. bunun için de Türk ulusunu parçalamak isteyen gerçek dü şmanların amacını açığ a vurmak ve halkı bu hainlere karşı uyandırmak amacıyla yayımladığ ı Beyannamesi (26 Nisan 1920). s. 97. Hükümet Ba şkanı ve vekillerin ayrı ayrı ve hepsini birden Meclis’e karşı sorumlu kılması. 7. Ş eyhülislâm Dürrîzade Mehmet Efendi’ye işgalci güçlerin etkisi ile hazırlatılan “fetvalar” gözüküyordu. sava ş gemileriyle de kıyılara da ğ ıtılıyordu. 4-5. D. İstanbul 1929. 2. s. 81. . vatansızlık ve hainlikle suçlanıyordu”. age. İstiklâl .

Tek Adam Mustafa Kemal (1919–1922). yürütme ve yargı organlarının ba şı da padişah oldu ğundan. s.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 255 kuk örgütleri ile Kuvâ-yı Milliye ve askerî birlik komutanları kendi imkân ve güç leri nispetinde bazı önlemlere başvurmuşlardır16 . Ferit Pa şa ve Padişaha karşı olanları suçlu saydığ ından Millî Mücadele döneminde uygulanamaz olmu ştu. a. dü şmanla ilişki kuranların ve casusluk gibi suç işleyenlerin bölgesel hükümetlerce cezalandırılmalarını istemekte idi.g. TBMM. Casusluk ve Sava ş Hainliğ ine İlişkin) yasa. memleketi nifak ve parçalanışa sürükleyen hareketlerle ortalığı fesada vermeye girişmiş eşkıya olarak nitelendiriliyordu19 . kendi otoritesini egemen kılacak. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. Turan. s. Millî Mücadele aleyhindeki İstanbul’un tahrikleri ve kışkırtmaları daha ç ok fetvalar yoluyla yürütülmekte idi. Turan. C. Mustafa Albayrak. I-II. 282. Aybars. s.). Bu fetvalarda Kuvâ-yı Miliye. bu do ğ rultuda daha Meclis açılmadan önce 23 Mart 1920’de: “Dü şman lehinde propaganda yapanlar herhangi suretle düşmanla muhabere icra eyleyenler ve icraat ve mukarreratı milliyeye fiilen muhalefet sureti ile dü şmanların husulü maksadına yardım ve herhangi bir şekilde casusluk icra edenler derhal mahallî hükümetlerince tevkif ve olbaptaki mevadı kanuniyeye tevfiken sür’atle tecziye olunacaklardır” ifadelerin bulundu ğ u telgraf ile dü şman lehinde propaganda yapanların. Fahri Belen.g. İstanbul’un kışkırtmalarına kapılan bazı halk yığınları ikaz edildi. günahsız insanları kesmeye. Millî Mücadele Dönemi’nde Batı Anadolu Kongreleri (17 Mart 1919-2 A ğustos 1920). Semih Yalçın (Ed. Telgraf ve Beyannameleri IV (Açıklamalı Dizin İlavesiyle). diğer yandan da Osmanlı Hükümeti ve işgalci güçlerin sebep olduğu ayaklanmalar ve yıkıcı propagandalar sebebiyle tabii olarak olağanüstü şartlar içerisinde bulunuyor ve TBMM Hükümeti. Anadolu fetvaları. Atatürk Ara ştırma Merkezi Yayınları Ankara 1998. Ankara 2006. İstiklâl Mahkemeleri (1920–1927). dünyada ve ahirette en büyük c ezaya layık görülec eklerdi. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi. s. Padişahın sadık tebaasına zulüm ve işkence edip. 273. 272. 193-195. s. Remzi Kitabevi. herhangi bir ola ğ anüstü durum ayrımı yapmak ve bunu çözüme kavu şturmak imkânsızdı. s. daha ziyade padişahın şahsına tanınan geniş yetkiler olup. Nitekim Mustafa Kemal Pa şa. sağduyulu ve vatansever ulemayla harekete geçip. 25. 26. Maddeleri bazı yenilikler getirmişti. toplum varlığ ının tehlikeye dü ştüğ ü veya dü şme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığ ı ola ğ anüstü durumlarla ilgili de ğ ildi. Şevket Süreyya Aydemir. a.1914) tarihli “Esrar-ı Askeriyeyi İfş a ve Casusluk ve Hıyanet-i Harbiye Hakkında ” ki (Askerî Gizliliğ i Açıklama. s. ancak bu hükümler. II. Yine 9 Zilhicce 1332 (29. Ankara 2008. karşı fetvalar ç ıkartarak kendini korumaya çalıştı. yasama. 170. Mustafa Kemal Pa şa da Temsilciler Kurulu adına 17 Mart 1920’de bir genelge yayımlayarak “Vatanın çıkarlarına aykırı davrananların ve memleketin huzur ve düzenini bozanların din ve millet farkı gözetmeksizin şiddetle cezalandırılmalarını” istemişti. E.10.m.. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. halkın Anayasa’ya dayanan hak ve özgürlükleri olmadığ ı. Kültür Ve Turizm Bakanlığ ı Yayınları. Atatürk Ara ştırma Merkezi. İzmir 1988. Ancak uygulamada çok farklı cezalar verildiğ i için bunları yasal bir dayana ğ a kavu şturmak ve kişisel yargıdan kurtarmak gerekiyordu. 139-153. Padişah-Halifenin de imzasını taşıyan Ş eyhülislâm Dürrizâde Abdullah Efendi’nin 11 Nisan 1920 tarihli fetvasında “Asi (ba gi) ola rak ta nımlanan Mustafa Kemal ile Millî Kuvvetler mensuplarının katlinin va cip olduğu” belirtilmekteydi18 . 1876 Kanun-u Esasi’sinin 7. Kuvâ-yı Milliye’ye karşı gönderilen askerler onları öldürmekten çekinir veya kaç arlarsa en büyük günahı işlemiş olac aklar. s. Fetvalarda yüksek halifeliğe karşı ç ıkanların imandan ve dinden de çıktıkları belirtiliyor ve bunların Kur’an hükmünc e öldürülmesi meşru görülüyordu.. İstanbul 2008. Atatürk’ün Tamim. . 170. 21-22 Nisan 1920 gecesi millî meseleleri konuşmak üzere yapılan toplantıda. bir yandan işgalci güçlere karşı savaşırken. Anadolu. en yaşlı hocanın öncülüğünde “Esa rette bulunduğu mu16 17 18 19 Mesela 16-25 Ağ ustos 1919 tarihleri arasında yapılan ve Kuvâ-yı Milliye’nin daha iyi te şkilâtlanması yolunda yeni kurumlar olu şturarak eksikliklerin giderilmeye çalışıldığ ı Ala şehir Kongresi’nde bu amaçla bir ceza yönetmeliğ i de düzenlenmişti. C. içeride güvenliği sağlayıp firarları önleyec ek bir yasa zorunluluğunu hissediyordu 17 . 162. Ankara 1983. halkın mallarını ç almaya. Ergun Aybars. Osmanlı İmparatorlu ğ u’nda. 36 ve 113. Türk Kurtuluş Sava ş ı. millî kuvvetlere karşı yapılan iftiraları din yoluyla çürütmek istiyordu. Berikan Yayınevi. s.m.

Berikan Yayınları. gazi ve ölenlerin şehit olacakları. 203-205. Millî Müc adele’ye karşı ç ıkanların da mahkûm edilec eği belirtiliyordu21 . yüklendiği kurtuluş müc adelesinde yılgın ve bıkkın halka ağır fedakârlıklar yüklediğinden halkta bu fedakârlıktan kaç ma eğilimi yaratılmakta. Düzce İsyanı (13 Nisan-31 Mayıs / 8 Ağ ustos 23 Eylül 1920). age. TBMM’nin içinde bulundu ğ u durumu daha da zor hale getiren şu şekilde gelişmelere de tanık olunmakta idi. işgalci güçler ve özellikle İngilizler tarafından Anadolu halkının. Anzavur İsyanı (16 Şubat-16 Nisan 1920). . Koçkiri (Zara) İsyanı (6 Mart. S. 275. Fransa. Ayrıca. ve II. Vatana İhanet Kanunu ve İstiklâl Mahkemeleri”. E. AÜ Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi.256 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ha kkak olan Fetva Emini’nin fetvalarına uyulmaması lazımdır” kararı alındı ve yayımlandı20 . TBMM. İngilizlerin de teşvikiyle askerliği kaldırdığına ve halk üzerindeki bütün vergileri affettiğine dair propagandalar yapıyordu22 . Şeyh Eşref İsyanı (26 Ekim–25 Aralık 1919). 591. İtalya. “Millî Mücadele’de İç İsyanlar. Anadolu’ya asıl darbeyi indirme amacına yönelik olmu ştu. 270. İstanbul Birinci İdare-i Örfiye Divan-ı Harbi. İstanbul’un çıkardığ ı fetvalar bir dizi isyana sebep oldu ğ u gibi. Kemal Çelik. millî harekete karşı oldu ğ u bildirilen şahısları yargılamadan cezalandırmalarının yarattığ ı olumsuz hava ve bazı millî kuvvetler komutanlarının düzenli ordu denetimine girmeye karşı çıkarak isyan etmesi. 231.. s. I. Semih Yalçın. yeniden kuracağı ve Bolşeviklik getirec eği korkusu yerleştirilmeye ç alışılmaktaydı. Çapano ğ ulları İsyanı (15 Mayıs-27 Ağ ustos 1920). Bunların birinde. çete veya Kuvâ-yı Milliye olarak da adlandırılan millî kuvvetlerin. para ve ihtiyaç duydukları diğ er maddelerin bazı yerlerde halktan zorla alınması. Aybars. İstanbul 1990. “Halifenin hilafet ve saltanat makamı olan İsta nbul. yiyecek. 173. Türk Basın Tarihi 1831-1923 (Tanzimat-Me ş rutiyet-Millî Mücadele Dönemleri). s. s. Yapılan bu propagandalar neticesi. s. 174. bazı il ve ilçelerin ileri gelenleri arasındaki çekememezlik ve uyu şmazlıkların yol açtığ ı bölgesel olaylar. Kasım 2007. yeni dönemde de ac il ihtiyaç duyulduğu üzerinde durulmuştu. Türkiye… s. Ali Batı İsyanı (11 Mayıs–18 Ağ ustos 1919). “Elceva p: olur” c evabı veriliyordu. 40. 1919’dan TBMM’nin açılışına kadar olan ve 1920-1921 yılında çıkan belli ba şlı iç isyanlar şunlar olmu ştu. Bütün bunlara rağmen. giyecek. I. TBMM açıldıktan sonra 11 Mayıs 1920’de Mustafa Kemal Pa şa ve arkada şlarını idama mahkûm etti. Bozkır İsyanı (27 Eylül. Ahmet Anzavur Ayaklanması (1 Ekim-25 Kasım 1919). İngiltere. Anadolu müftülerinin tamamının imzaları alınarak İstanbul fetvalarına karşı beş ayrı fetva yayımlandı. age. Yunanistan ve ABD’nin Anadolu’daki örgütlü misyonerlerinin yardım. “Müslümanların bütün güçleriyle hilafet ve sa lta na t makamını esaretten kurtarması cümleye farz olur mu?” sorusuna. 2. Çopur Musa (Çivril) İsyanı (21-30 Temmuz 1920). ve II. Çerkez Ethem İsyanı (Kasım 1920-Ocak 1921). Hülya Baykal. Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Kaynakları. te şvik ve kışkırtmaları ile ayaklanan bazı Rumlar ve Ermenilerin Millî Mücadele’yi engelleme faaliyetleri. 232. II.4 Ekim /20 Ekim–4 Kasım 1919). Şeyh Recep Olayı (20–22 Ekim 1919). TBMM. Ankara 2003. Mustafa Kemal Paşa’nın İttihatçılığı. Rifat (Börekçi) Efendi ve 153 müftü tarafından imzalanan diğer fetvalarda ise. etnik ve mezhep farklarını ön plana çıkaran propagandaların yarattığı olumsuzluklar. Aydemir.. Millî Mücadele’ye katılanların asî ve şakî (bagi) değil. 17 Haziran 1921). askerler silahsızlandırılır ve sebepsiz yere ka tlolunursa… “ denilmekte. s. Osmanlı Hükümeti. birleştirici bir tarzda çalışmak ve bu doğrultuda mesafe almak zorunluluğunun farkındaydı. Kanun’un Müzakeresi: Birinci Dünya Savaşı yıllarında seferberlik ilan edilmesi ile birlikte Divan-ı Harp’lerin yetkileri dâhiline giren c asusluk ve benzeri suç lar için çıkarılmış olan “Hıyanet-i Harbiye Kanunu” na benzer bir uygulamaya. I. Konya İsyanı (2 Ekim-22 Kasım 1920). ayrıca 13 Mayıs 1920’de Ali Kemal (Artin Kemal)’in idare ettiğ i Peyam-ı Sabah gazetesinde yayımlandı. Millî Aşireti İsyanı (1 Haziran-8 Eylül 1920). 20 21 22 23 Aydemir. Bu karar. düşman devletler tarafından fiilen işgal edilir. Ancak Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun ç ıkarılması dahi günlerc e süren tartışmalara sebep olac aktı23 .

Bu ecilden Meclisi Millînin mukarreratı aleyhinde bulunanlar veya muta va a t eylemiyenler a nca k ha ini vatan olabilirler ve bu gibilerin de hiyaneti vataniye ile ittiham edilmeleri lâzımgelir” denilmiş ve ardından şu iki madde okunmuştur. 1. bilerek veya bilmeyerek düşmana hizmet eden.“…Gayei matlubeye vusul için Büyük Millet Meclisinin ittiha z eyliyeceği mukarrerata bütün efradı Osmaniyenin mutavaat eylemesi lâzımdır. 27. bu gibilerin “Ka nun-ı Ma hsus”a göre idam edilmelerini arzu ediyordu. “Halifemiz ve Padişahımız Efendimiz Hazretleriyle memaliki Osmaniyeyi yed-i ecanibden ta hlis maksadına ma tuf buluna n Millet Meclisi mukarreratına itaat eylemiyenler ihaneti vataniye ile ittiha m olunurla r. 1. C. bu gibi ifsa da ta bilerek peyrev olanlar elbette haini vatandırlar ve haini vatanların cezası da kanunu ma hsusunda idamdır” 26 demiş.g. s. 64. Bu teklifte. “…Görüyoruz ki. 1. D. her yerde her tarafta ifsadat var. TBMM ZC. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Uygulamaları (1920-1927). C. s. TBMM ZC. s. “Hiyaneti vataniye hakkındaki kanunu ma hsus bu gibiler ha kkında ta tbik olunur” . s. teklifinde devamla. 1. Aybars. hâlen Osmanlı düşünc esinin yaşamakta olduğunu göstermekte idi28 . 63. s. 1. Ankara 2000. zaten bu kanunun mevcut olduğunu ve bugün yeni bir kanun yapılamayac ağını. Mehmet Şükrü Bey’in müzakere esnasında savunduğu görüşlerine karşılık. Meclis içinde bir grup mebus. . 1. C. D. TBMM’nin kabul edeceği kararların tüm Osmanlı vatandaşlarını bağlaması gerektiği. tereddütle vakit geçirecek zamanın olmadığını. sadec e yürürlükte olan kanunları karar altına alac aklarının altını ç izmişti27 . 63. bu konuda iki maddelik bir kanun teklifi hazırlayan Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey. İstiklâl Mahkemeleri (19201927)…. bozgunc uluk yapan herkesin vatan haini olduğunu söyleyerek. Dinçer Ural. Bu durum ise. s. Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi). C. Meclis’in otoritesine ve kararlarına uymayanların “vatan haini” olduklarını ifade ettiği teklifi. 1. D. D. 26. ülkenin içerisinde bulunduğu olağanüstü şartlar gereği. TBMM ZC. Millî Meclis’in kararları aleyhinde bulunanlar veya itaat etmeyenlerin vatan haini olabileceklerini ve bu gibilerin de vatana ihanetle itham edilmeleri gerektiği üzerinde duran Mehmet Şükrü Bey. 63.”. Ona göre. a. bu mahiyetteki kanunun çıkarılmasını istememekte ve Birinci Dünya Savaşı sırasında ç ıkarılan kanunlarla idare edilmesini arzu etmekte idiler. “Hıyanet-i Vataniye Kanunu” olmuş. s. Kutlu. Anc ak 24 Nisan’da Yabanabad Kaymakamlığı’ndan Koç Bey adındaki birinin padişah adına halkı ayaklandırdığını bildiren telgrafı ve Mustafa Kemal Paşa’nın 24 25 26 27 28 TBMM ZC. 46.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 257 25 Nisan 1920’de TBMM’nin ele aldığı ve üzerinde müzakere ettiği ilk kanunî düzenleme. 1. bu gibi suç lulara sert tutum takınılmaz veya yürürlükteki kanunlara göre ceza verilecek olursa davanın netic elenmesinin uzayacağı ve cezanın ibret yönü ve etkisinin kalmayac ağı bir hakikat idi25 . bu ifsadata bilmiyerek peyrev olanlar var.24 Mehmet Şükrü Bey.t. 25 Nisan’da Mec lise sunmuştu. 45.

D. 1. hiya neti ha rbiye demiyeceğiz de ne diyeceğiz… Yalnız bugün burada yaptığımız vatan müda fa a sı da bir harb.258 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 25 Nisan’da bu mektuba yazdığı cevap Meclis’te okundu. Bilerek yapanların cezası başkadır. s. Yine S aruhan (Manisa) Mebusu Refik Şevket Bey (İnce)’in. I. …mukarreratımızın hepsi ha rbe ve ca susluğa müta a llik değildir”31 sözlerine. TBMM ZC. va tanın emri müdafaasında hiyanet yapacakların ve bunu bilerek ya pa nla rın. bütün amacın. hiyaneti harbiye ve casusluk hakkında olup. C. halifeyi kurtarmak ve milletin varlığını devam ettirmek ve bağımsızlığı korumak olduğu. C. Mevzuubahsolan kanun. 1. D. 65. Millet Mec lisi’ne başvurmaları istenmiş. D. C. Mebuslardan çoğunluğunun. bir hareketi askeriye değil midir? Elbette bir hareketi askeriyedir ve ha rb ma hiyetini haizdir”32 şeklinde cevap vermişti. TBMM ZC. 65. 64. Buna casusluk. 1. 64. 1. dökülec ek bütün kanların vebalinin bu fesadı ç ıkaranlar ve onlara uyanlara ait olac ağını. Koç Bey’in ahaliye vaki olan tebligatının İngilizlerin amaçlarına hizmet eden millet hainlerinin tertibi olduğu. “…o ka nunda derecatı muhtelife vardır. Koç Bey’in mektubuna verilen cevapta. TBMM ZC. İngilizlerin amacının halkı bu gibi vasıtalarla kandırarak Müslümanları birbirine kırdırtmak ve ondan sonra memleketi istedikleri gibi esaret altına almak olduğu belirtilmiştir.29 Bu davranış ise aynı gün Lâyiha Encümeni’ne gönderilen kanun teklifinin önem atfetmesinde ve daha sonra da kanunlaşmasında etkili olac aktı. halifenin İstanbul’da İngilizlerin baskısı altında ve esaretinde kaldığı. Ayrıca bu gerçeğin halka ilan edilmesi. s. C. bu kanunun Lâyiha Encümeni’ne gönderilmesini talep etmesi üzerine kabul edilmiş ve 29 30 31 32 TBMM ZC. 1. “… Meşru isek bunu Lâ yiha Encümeni’ne veyahut başka yere havale etmekte hiçbir mâna yoktur. . D. şayet Yabanabad’ı terke mecbur olurlarsa kendilerine emin vasıta ile haber göndermeleri. bilmiyerek ya panların cezası başka. s. 65. Sonra bir de casusluk maddesi görüyoruz ki. Bitta bi Meclisimiz meşrudur ve kararları da tatbik edecektir” diyerek kanunun Lâyiha Enc ümeni’ne gönderilmesine karşı ç ıkmıştı30 . Büyük Millet Mec lisi tarafından tam bir şiddetle c ezalandırılmasına karar verildiği ve bu amaç için gerekli kuvvetlerin de hazır edildiği. …vatanı tehlikeye düşürecek. s. halktan şüphe edenlerin İngiliz hizmetkârı insanlara değil. Bir adam çıkıyor bir yerde İngiliz parasiyle casusluk ediyor ve orada efkârı muzırra neşrediyor. 1. yapılan şeylerde casusluktan ibaret kalmıyor. yapacakları icraatın sonucundan da hemen malûmat vermeleri istenmişti. Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey. I. bunların hep ayrı ayrı safahatı vardır. Anc ak Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali (Öğütçü) Bey. buna rağmen fesat ç ıkaranların ve İngiliz taraftarlarının baştan ç ıkarmalarına kapılan ve isyan edenlerin. “Mevcut ka va ninimizin içinde bir hıyaneti vataniye kanunu yoktur.

66. 1. Abdülkadir Kemali Bey’in açıklamalarının ardından müzakere. kanunun hangi maddesine karşılık gelmesi ile ilgili sorusuna kanunun 56. ma ka mı hilâ fet ve sa lta natla beraber bilcümle memaliki müstevliyemizi düşmanın yeditecavüz ve yedita ga llübünden tahlis ve milleti selâmeti umumiyei sa ha sına erdirmek için teşekkül etmiş bir Meclis bulunmak itibariyle. s. Abdülkadir Kemali Bey. TBMM ZC.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 259 ayrıc a “Meclisin mukarreratına tebaiyet etmiyenler hıyaneti va ta niye ile müttehemdir” şeklinde bir takrir daha gelmiş ve ertesi günü müzakereye konulmuştu33 . Bina ena leyh. “Meva ddı münferide kabul etmemiz lâzımdır. D. …Bu maddenin muka rrera tı ha kkında . C. bu maddenin Ceza Kanunu’na dayandırılmaksızın münferit bir madde şeklinde kabul edilmesi olarak belirginleşmişti37 . hükmü ha kkında söz söyliyecek zevat varsa biz onu müdafaa edeceğiz”34 diyerek kanun hükmünü tartışmaya aç ık hale getirmişti. Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey tarafından bir kez daha okunmuş ve Abdülkadir Kemali Bey. yoksa kabul edilecek esasın mevcut kanunlara uyması mı gerekli noktasında cereyan etmişti. Ahkâ mı ka nuniye da iresinde muhakemeleri bilicra tecziye olunurlar. c ezanın. 1. maddesine35 atıfta bulunarak. 65. 1. D. TBMM ZC. s. 33 34 35 36 37 38 TBMM ZC. 1. C. 1. Meclis’in açılısının dördünc ü günü gerç ekleşen bu müzakerede. Bir mebusun. 1. D.”. 1. netice olarak Meclis’te hâkim olan görüş. S inop Mebusu Hakkı Hami Bey (Ulukan). TBMM ZC. 1. 79. Osmanlı Devleti’nin mevcut kanunlarının mı uygulanac ağı. 79. 25 Nisan’da Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey tarafından Mec lis’e sunulan takrir. ida m edilecektir” 38 . 1. Maddei kanuniye sarihtir”36 sözleri ile c evap vermişti. C. …Kanunu Cezadaki vaziyete nazaran bizim ha li ha zırımıza tevafuk eder bir madde yoktur. D. C. 79-81. Eğer Ceza Ka nununun bu ma ddesini a ynen ka bul edersek bizim aleyhimize çıkacaktır. bu Ceza Kanunu’nun ve mahkeme usulünün ve cezasının Osmanlı milletinin ruhundan ve ihtiyac ından doğmuş bir kanun olmadığını söyledikten sonra Meclis’in amacına aykırı harekette bulunmasına yönelik şu ifadelere yer vermekte idi. yoksa bu Meclis’in kanunları yeniden mi yapacağı sorusu S ivas Mebusu Mustafa Taki Bey tarafından gündeme getirilmiş. D. 80. 79. . D. s. s. TBMM ZC. 1. şu emele münafi harekâtta bulunanlar hiyaneti va ta niye cürmiyle müttehemdir. vatana ihanet suç u iç in Lâyiha Encümeni’nin görüşü istikametinde başlı başına bir madde mi kabul edilmeli. s. s. TBMM ZC. C. 1. 79. C. “Makamı muallâ yi hilâ feti ve mema liki ma hrusai şahaneyi yed-i ecanipten tahrişe ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. “Her kim memaliki mahrusa ahalisini yekdi ğ eri aleyhinde silâhlandırarak mukateleye tahrik ve igraya veyahut bâzı mahallerde gasıb ve garet ve tahribi memleket ve katli nüfus efalini ikaa mütecasir olup da kaziyei fesat tamamiyle fiile çıkar veyahut maddei fesadın icrasına ba şlanmış olursa ol kimse kezalik idam olunur. 1. “…Bugün Meclisi Âli.

Ka nunu Cezada mevcut ise. şurada görüyorum ki. Buna karşılık. TBMM ZC. tespit edilen suç ların bu Meclis’in kendi yaptığı kanunlarla cezalandırılmaları gerektiği üzerinde durmuş. İstanbul’da icrayı saltanat ediyordu. hiya neti va taniye ile itham olunur. Mustafa Kemal Paşa başkanlığında aç ılan ikinci oturumda teklif sahibi Mehmet Ş ükrü Bey kürsüye gelerek. 81. hiyaneti vataniye cürmiyle müttehem olma yı ka bul ediyoruz. D. ida mdır. yasama yetkisine sahip olup olmadığı ile ilgili bir durum tespiti yapmış. ve onun kuvvei teşriîyesi olan Meclisi Mebusan icrayı fa a liyetten geri kalarak millet yeniden kendi mukadderatını idare etmek için za tıâ lilerinizi intiha betmiş ve göndermiştir. demek doğrudur ”40 sözleriyle Meclis’in. “…Vermiş olduğum takrir esas itiba riyle ka bul edilmekle beraber suveri tatbıkıyesi hakkında Meclisi. O Hükümeti esir addediyoruz ve onun a kval ve efalinde serbest bulunmadığını iddia ediyoruz. D. Cezası. Şimdi onun yerine millet kendisini ika me etmiştir ve o hareket ediyor. TBMM’nin yeni ve bağımsız bir Meclis olduğu. “…Gasp ve garette bulunanlar. 80. evvelce yani üç a y evvel Hükümet a leyhine ha reket edenler haini vatan addediliyorlardı. Meclis kendisinin vazifei teşriîyesini esas itibariyle tâyin ve ta kdir edememesinden ileri geliyor” diyerek müzakere sırasında yaşanılan tereddüdün. Bunda n evvel bir Hükümet vardı. Mevcud olduğuna na za ra n 39 40 TBMM ZC. …bunun esba bını. 1.260 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 Meclis’in meşruluğu ve İstanbul Hükümeti’nin esaretinden bahseden Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey (Pars). C. Evet. Bu Meclis aleyhinde de hareket edenler ha ini va tan addedilir ”39 şeklinde ifadeleriyle Ceza Kanunu’nun bir Osmanlı kanunu olduğundan hareketle. Elli altıncı madde bunu söylüyor. demek cürüm mevcuttur. s. bizim makasıdı meşruamızı kabul etmiyerek ifa datta bulunanlar memleket ahalisini birbirine düşürenler elbette ve elbette hiya neti va taniye ile itham edilir ve hiyaneti vataniyenin cezası bütün dünya da ka bul edilmiştir. bu Meclisin emrine ita a t etmiyenler haini vatandır. Bina enaleyh her cürmün mukabilinde mutlaka bir ceza da ihdas olunmak lâzımdır. pek çok ihtilâfata düşürüyor. o takdirde teklif ettiğim ikinci ma ddeden va zgeçiyorum. Yalnız sureti tatbikıyesi kalıyor. …Esas itibariyle. …intizam da iresinde yürüyebilmek için şimdiye ka da r va z’edilmiş kavanini mevzuayı ve kavanini esasiyeyi kabul etmek ve onun ihtiyaca mutabık olmıyan ve içinde bulunduğumuz … şu fevkalâde zamana tevafuk etmiyen mevaddmı tadil etmek esa sını kabul ederek işe girişecek olursak zannedersem müzakerat. ihtilâfat bu ka da r çoğalmıyacaktır. s. Meclis’in hem yasama hem de yürütme yetkisine sahip bulunduğunun üzerinde durmuştu. Binaenaleyh. İşi teşevvüşata düşürmemek için. Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey ise. “…Kanunu Cezada hiyaneti va ta niye namında bir cürüm yok iken biz. Çünkü hiyaneti harbiye hakkındaki kanun noksandır. “…Halifemizin ve Padişahımızın İstanbul işgaliyle İngiliz esaretine düşmesi itibariyle Makamı Saltanat. Nasıl ki. 1. 1. . teklifin iç eriğinden ziyade. 1. Mehmet Şükrü Bey. bu kanunların yürütülmesi iç in yeni mahkemeler kurulmasını ileri sürmüştü. bir hiyaneti vataniye cürmü ihda s ediyoruz. uygulanması noktasında olduğunu belirtmişti. C.

TBMM ZC. D. …Bina ena leyh mesele.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 261 hükkâma. sonra ceza tayin etmek gerektiğine dikkat ç ekmekte.. S öz alan ve müzakereler arasında dikkat çekici bir noktaya değinen S aruhan Mebusu Refik Şevket Bey. 99. Hükümeti Osmaniye namına idarei umur ettiğ inden dolayı onun mevkiine koydu ğ umuz zaman. 81. s. zaten mevcut demektir… Evvelâ. 3. C. s. Şu halde birtakım yazılan mevaddı kanuniyeyi ve bunun hakkında yapılan münaka şayı fazla görüyorum. TBMM ZC. şa yet hükkâmı serbest bırakırsak mahkeme. Kanun’un Adının Belirlenmesi: 27 Nisanda gerçekleşen müzakerede Lâyiha Enc ümeni’nden gelen birinci madde “Makamı muallâyı hilafeti ve memaliki mahrusai şahanei yedi ecanipten tahlise ve taaarruzatı defi maksadına mâtuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur”43 şeklinde Mec lis’e beyan edildi. İşte bundan dolayı millet kendi vekillerini buraya göndererek burada büyük bir Meclisi Millî akdettirdi. C. C. 1. s. “Kanunun adının “Hıyanet-i Vataniye” olmasını istemiş44 . 82. C. vatana ihanet suç una verilecek cezanın ne olduğunu söz konusu etmeye gerek olmadığını. iyi bir tarik irae etmek mükellefiyetindeyiz. 84. bunun için ilk önc e vatana ihanet suçunun belirlenip. TBMM ZC. 1.”. söz konusu maddede vatana ihanet suç unun aç ıkç a tanımlanması gerekliliğinin altını ç izmekte idi. Bundan dolayı bu mevaddın umumunun reddi ve o kanunun ikinci faslının kabulünü teklif ediyorum. diye emretmek fazla olur. mevaddı mahsusasma göre tâyini cezada muhta rdırla r. D. D. Yalnız Hükümeti Osmaniyenin merkezi bugün tahtı muhasaradadır. O nokta i nazardan bendeniz bu maddei kanuniyenin müntehasında (Kavlen ve fiilen muha lefet ve ifsa da tta bulunma ya hiya neti va ta niye) denmesini teklif ederim. 99. ma dde sa rih değildir. bugünkü adlî teşkilâtla süratle iş görülemeyeceğinden dolayı da bu c ezanın uygulanması iç in yeni bir teşkilât yapılması gerekliliği üzerinde duruyordu. …hiyaneti vataniye cürmünü ihda s ediyorsa k ceza sını da kendimiz ihdas etmek lâzımgelir. Refik Ş evket Bey’in verdiği önergenin Lâyiha Encümeni’ne sevkiyle son buldu. 1. yeni madde kabul etmek yerine. Mücrimi değil. bu suç un karşılığının her yerde olduğu gibi idam cezası olacağını. 1. 1. Sa lisen ma lûmuâlileri (isyan) tâbiri umumiyetle bizde fiilî bir şekilde kabul ve telâkki olunur. 1. devamla. o cürme de yeni bir ceza koymalı ve aynı zamanda yeni bir tariki muhakeme ihda s etmeli ve bu ma hkemeler mümkün olabildiği kadar maha lli cürümde ceza yi vermeli” 41 diyerek mevcut Ceza Kanunu’nda vatana ihanet diye bir suçun bulunmadığını. 1. “…Bir Hükümeti Osmaniye ve bir vatanı İslâmiye vardır. …doğru ve sarih ve muayyen bir cürüm göstererek muayyen bir ceza vererek iyi bir yol göstermek.Madde hiyaneti vataniyeyi tarif etmelidir. …yeni bir cürüm ihdas ediyoruz. . Refik Şevket Bey ayrıc a. bir hiyaneti vataniye cürmü tarafımızdan ihdas olundukta n sonra bu ihdas olunan cürüm için yine bir ceza ihdası lâzımdır. Biz. şu Büyük Meclisimizi. “. mevcut Ceza Kanun’un uygulanması gerektiğini vurgulayan Amasya Mebusu Ali Rıza Efendi dışında aleyhte42 söz söylenilmeyen müzakere. Za 41 42 43 44 TBMM ZC. e ğ er ceza kanununun ikinci faslını aynen kabul ve tatbik edersek maksadımıza kâfidir. Osmanlı Devleti’nin ve kanunlarının hâlâ mevcut olduğunu. Kanunu Ceza mucibince tayini ceza ediniz. Çünkü Kanunu Cezada bu hiya neti va taniye cürmü yoktur.. cürmü tarif edelim. s.

birinci madde için eksik ya da fazla veya yanlış gördükleri ibareleri ve değişiklik isteklerini dile getirdiler. Bu arada Çorum Mebusu Fuat Bey de bu Kanun’un reddini talep etti. (muhalefet) kelimesi olur ki. …Çünkü iradei milliyeyi ihtiva ediyor. (hiyaneti vataniye) den addedilebilmek için her halde fiile inkılâbetmiş olan şekiller olması lâzımdır. s. maddeye “Millet Meclisinin meşruiyetine ka vlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunmaya hiyaneti vataniye tesmiye olunur” şeklinin verilmesini teklif etmekte idi. 1. Onun için fıkranın (…ifsadatta bulunmaya hiyaneti vataniye tesmiye olunur) şeklinde tadil edilmesi. 100. Bkz. Erzurum Mebusu Mustafa Necati Bey ise. bu kanunda fiilin değil. birinci maddede yer alan Meclis’in meşruiyetine isyan sözünden aç ık bir anlam ç ıkartamadığını. 99. . C. S öz alan diğer mebuslar da. Lâyiha Encümeni’nden Abdülkadir Kemali Bey bu teklifler üzerine değerlendirmede bulundu ve sonra oturuma ara verildi47 . 100. (muhalefet) kelimesine (haini va ta n) kelimesi ismi verilemez. İşbu maddede (Haini vatan) tarif olunup nev’i cürüm tarif olunmamıştır. oysa maddenin faili değil. C. Sonra maddenin a slında bâ zı teza ddı muhtevi ve esasatı hukukiyeye muha lif şeylerde görülebilir. Fiilen orta ya çıkıp da bir şey yapmaz bitaraf bir vaziyette kalabilir. “…(iradei milliyeyi) ihıtiva eden her şey meşrudur. 1.262 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ten meva ddı âtiyede (kavil ve fiil) tâbirlerini tefrik ettiğimiz için işbu ma dde de buluna n (isyanı mutazammın) tâbirinin kaldırılmasını teklif ederim. (ta hrika t ve icra a t) kelimelerinin konulması bütün bu mahzurları bertaraf eder zannederim. bazan hıyaneti vataniye a ddedilecek şekilde olmıyabilir. 1. “1. fiili tarif etmesi gerektiği üzerinde durmakta. Şu halde maddei ka nuniyeye (Millet Meclisinin meşruiyetine kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta bulunmaya hıya neti va taniye tesmiye olunur) şeklinin verilmesini nazarı âlinize arz ederim”45 diyerek. Onun için bunun yerine Meclisin (Millet Meclisinin maksadı meşrua ve vataniyesini takim için harekât ve icraatı fiiliyede bulunan kesan (ha ini va ta n) ismiyle ta srih olunursa daha mürit ve daha camî olabilir. 45 46 47 48 2. S aruhan Mebusu Refik Şevket Bey’in teklifi48 üzere de kanunun başlığı “Hıya net-i Va ta niye Ka nunu” olarak belirlendi. 101. s. Kanunlar isimsiz olamıyaca ğ ı için i şbu kanunun ismine hiyaneti vataniye tesmiye olunması. TBMM ZC. s. Ancak kendisine geneli itibariyle kabul edilen bir kanun için artık red talebinde bulunamayacağı hatırlatıldı. failin tarif edildiğini. dolayısıyla bu maddenin “Millet Meclisi’nin maksadı meşrua ve vata niyesini tâ kim için harekât ve icraatı fiiliyede bulunan kesan haini vatan addolunur” şeklinde düzenlenmesi yönündeki arzusunu dile getirmekte idi. (meşruiyeti) yerine (ma ksadı meşrua ve vataniyesini tâkim için tahrikat ve icraatı fiiliyede bulunan) cümlesi konulmalıdır46 diyerek. TBMM ZC. millî iradeyi içeren her şeyin zaten meşru olduğunu. Dördüncü oturumun aç ılmasıyla beraber. Binaenaleyh (Meclisin meşruiyeti) sözü mühmel bir sözdür. 100. TBMM ZC. (meşruiyetine isya nı muta zammm kavlen ve fiilen muhalefet ve ifsadatta bulunan kesanın) aynı derecede a ddedilmesi muvafık olamaz. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun birinc i maddesi üzerine verilen değişiklik önergelerinin görüşülmesine geç ildi. C. D. 1.

TBMM ZC. 1. silahsız olarak fiili muhalefette bulunanlara idam c ezasının ağır olacağını söyleyince bir mebus. TBMM ZC. bu gibi efalde bulunanların idam olunacağını tasrih ediyor. s. çünkü hüküm ile iş ha llolunur. Kanunu Cezanın ceraimi ve cezayı ve bunların şekli icrasını gösteren ma ddeleri içinde (idam şu şekilde şaiben mahalli cürümde icra olunur) diye bir madde vardır. Bu ihtima lâ ta göre işimizi ka nuna uydurmak için diyelim ki. 105. 1. Ardından ikinc i madde üzerine verilen degişiklik önergelerinin görüşülmesine geçildi ve ikinci madde. 102. diye idamın şekli icrasını göstermek ise bunun ma ha lli elli a ltıncı ma dde değildir. Buna karşılık Lâyiha Enc ümeni’nden Abdülkadir Kemali Bey ise. “…Cezayı mua yyen şekilde ta tbik ettirebilmek için mua yyen ve ka ti ve esa slı şeyler ta hrir edelim. D. Onun için bendeniz bu maddenin hem fer’a n zimethal olanlara. 49 50 51 52 isyan tâbiri fiilî olmak üzere telâkki olundu ğ u ve bahusus mevaddı sabıkada kavlî ve fiilî tâbirleri mevcudold ğ u için maddede muharrer (isyanı mutazammın) tâbirinin ilgası ”. 105. C. C. “Etmesinler memleketi tehlikeye koymasınlar” cevabını verdi. İkinci ma ddede fer’a n zimetha l ola nla r konulmuştur. Binaenaleyh encümenin teklifindeki idam meselesinde. 1. hem de müteşebbislere şâmil olma sı ta ra fta rıyım” 51 diyerek ikinc i maddenin. . yalnız fiili olarak ihaneti gerçekleştirenleri değil. D. C. elli altıncı madde tâ biri kullanılacak yerde şaiben ida m olunur.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 263 Kabul edilen değişiklik önergeleriyle birlikte birinc i madde. Çünkü bâzı yerlerde emsalini görüyoruz. 1. …bu maddede bendenizin fikrimce. D. D. İdamlar ibret için kurşunla da yapılır. Eğer o kaydın konulmasından maksat elli a ltıncı ma dde mucibince ida m olunur. “Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunur. Bu konu hakkında söz alan Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. “Ma kamı muallâyı hilafet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şa ha nei yedi eca nipten ta hlise ve taaarruzatı defi maksadına mâtuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen ve fiilen muhalefet veya ifsadatta buluna n kesa n ha ini va ta n a ddolunur” suretinde kesinleşti49 . suç işlemeye teşebbüs edenleri de kapsar nitelikte olması gerektiğinin altını ç izmekte idi. 1. 1. C. bir kişinin silahsız olarak da vatana ihanet edebilec eğinin izahına ç alıştı52 . TBMM ZC. s. C. s. S ivas Mebusu Mustafa Taki Efendi. TBMM ZC. Şaiben idam olunur. mukateleye tahrik ve yekdiğere karşı müsellâh vaziyetlerden bahsettiğine göre. denmesi lâzımdır. 1. s. Saruhan Mebusu Refik Ş evket Bey’in teklifi üzere. Halbuki elli a ltıncı madde. Ya lnız a skerî meselesi müstesna dır. 107. s. …Mesa ili adliye ile iştigal edenler meseleyi halletsinler. Müteşebbisler konulmamıştır. 1. 106. Kanunu Cezanın kırk beşinci maddesinin sarahati dâhilinde fer’an zimethal ola nla r ma ddei mezkure mucibince tecziye edilirler” şeklindeki ikinc i madde üzerindeki müzakere aç ıldı50 . 1. 106. D. 3. TBMM ZC. 1. encümenin teklifi gibi elli altıncı ma dde tâ birini koyma ya lüzum yoktur. 105.

1. C. İsmail Ş ükrü Bey’e göre bu yaklaşım fikir hürriyetini ve meşrutiyet mantığını ortadan kaldırmakta idi. 100. 118. TBMM ZC. İsmail Şükrü Bey. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’na taraftar olmakla birlikte. Netic e olarak S ivas Mebusu Mustafa Taki Bey’in önergesinin56 kabulü ile bu madde kaldırıldı57 . TBMM ZC. D. 1. Binaenaleyh üçüncü maddenin tamamen tayyedil me şini teklif ederim. aynı zamanda hürriyet-i içtihadı (fikir özgürlüğü) ortadan kaldırma tehlikesi taşıdığını da sözlerine eklemişti. 53 54 55 56 57 58 TBMM ZC.264 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 “Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunurlar. s. 1. D. 1. . Nitekim maddede geçen “kavli ve tahriri muhalefet” ifadesinin belirsizliği ve bu maddenin bir intikam arac ı olarak kullanılmaya müsait olduğu konuşmac ılar tarafından dile getirildi. 115-117. Vatana hıyanet suçunda. “Hıyaneti vataniye cürmünün. D. TBMM ZC. s. TBMM ZC. 116. s. D. 1.” . bir vergi kanunun ç ıkarılmasına dahi karşı ç ıkmanın da vatana hıyanet olarak değerlendirilebileceği endişesi ortaya çıkmış. s. C. s. C. 117. TBMM ZC. asıl faillerin idam. “ Üçüncü madde tamamen zaittir. 28 Nisan tarihli toplantıda Hıyanet-i Vataniye Kanunu müzakeresine “Ka vli veya ta hriri surette muhalefet ve ifsadatta bulunanlar muvakaten kürege konulur” şeklindeki üç üncü madde ile devam edildi. Tekrar bir madde ilâvesine lüzum yoktur. anc ak isyan halinde bulunulur ise eylemin c ezalandırılması gerektiği noktasında hemfikir olunmuştur54 . Daha sonra üçüncü madde üzerinde yapılacak olan müzakerelere geç ilse de Mec lis’te ç oğunluğun kalmadığı anlaşıldığından oturuma nihayet verildi. Madde hakkında Lâyiha Encümeni mensupları dışında söz alan tüm konuşmacılar bu maddenin aleyhinde olmuşlardı. D. 1. Kanunun lâyihada olduğu şekliyle kabul edilmesi durumunda. Metinde geçen Meclis’in alacağı her türlü karara muhalefet etmenin mesela. Kanun’la “Meclis’n meşruiyetine sözle karşı çıkanları vatan haini olara k değerlendirilmesini” isteyen maddesini doğru bulmamıştı. 1. Anc ak fiilen fesat ve karmaşa çıkaranlar vatan haini olarak kabul edilebilirler55 . suça ikinci derecede (fer’an) katılanların ise daha hafif c ezalara çarptırılması kabul edilmiş. Fer’an zimethal olanlar ile mütesebbisler kanunu cezanın 45 ve 46 ncu maddeleri mucibince tecziye olunurla r” 53 şeklinde kabul edildi. 1. 1. 1. 1. 1. C. din görevlilerinin vaaz bile edemeyeceklerini ve kendilerini sürekli baskı altında hissedec eklerini söyleyen Karahisarısahip Mebusu İsmail Şükrü (Çelikalay) Bey. Çünkü muhalefet ve isfadat bilfiil ise idam olunaca ğ ı ve fer'an zimefhal olmak ise derecatına göre kırk beşinci madde mucibince tecziye olunacakları ikinci maddede musarrahtır. Ahvali müsta cele ve fevka la dede mücrimin derdest edildiği mahal mahkemesi de icrayı muhakeme ve itayı karara salâhiyettardır” suretindeki maddenin okunmasıyla dördünc ü madde hakkında müzakere aç ıldı58 . faillerinin mercii muhakemesi ikaı cürüm edilen ma ha ldeki bidayet ceza mahkemesidir. ancak ikincil derec ede suç a iştirak kavramından neyin anlaşılacağı veya anlaşılması gerektiği c iddi bir tartışma konusu olmuştu. D. 108. C. C. s.

Asıl teklifim Bidayeti cezada rüyetine ka ra r verilmemesidir” 59 diyerek bu işin liva cinayet mahkemelerine bırakıldığı takdirde bu kez de sürat konusunda sıkıntı yaşanac ağından dolayı hızlı hareket etmek adına ya bütün Anadolu’da yahut isyana mahsus yerlerde sıkıyönetim ilan edip. Her livada teşkilât var mı efendim? Birçok liva la rımız va rdır ki. bu muhakemelerin Divan-ı Harp’lere bırakılması önerisini getirdi. Sonra kaza bidayet ma hkemesi ile liva bidayet mahkemesindeki fark en ziyade âzayi kiramın zihnini işga l ediyor. tecrübelerine de dayanarak. Bir mütehassis zatın yanında müntahap iki âza vardır. Bu itibarla mademki za manın fevkalâdeliğini müttefikan kabul ediyoruz. Buna karşılık Mehmet Şükrü Bey. 119. …mahzur. “. teşkilâ tı a dliyesi ya pılma mıştır. kundurac ı vb. bu mesaili Divanı harplere tevdi ederiz. vatana ihanet suç unun tespiti iç in kazalardaki bidayet mahkemeleri yetkili mercii olarak belirlenmişti. s. böyle bir ortamda ise idam kararı gibi hassas bir kararın verilemeyeceği. seri teda bir ittiha z mecburiyetinde olduğumuzu kalbul ediyoruz. istediği şekli götürür.. gerek huzuru ilâhide mesul ve muatab oluruz. Zaten buna dair bir ta krir ta kdim edeceğim.” …Bendeniz teşkilâtı adliyesini bildiğim yerler var ki. 1. Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey’in verdiği teklifin mümkün olmadığını savundu ve şunları söyledi. . C. 1.. Ancak konuşmac ılar. Bunlar ne na zariyatı cezaiyeyi.Divanı harblerde ittihazı mukarrerat eden kimdir bilir misiniz? Ya bir za bıt kâ tibi muktediri. kaza ma hkemeleri hakkında serd edilen mehazir. Anc ak. “…çabuk iş görelim derken. ayrıca bidayet mahkemelerinin ceza verme yetkilerinin iki üç seneyle sınırlı olması idi. biz gerek huzuru tarihte. yahut divanı harb müddeiumumisidir. …biz liva bidayet mahkemelerine vermekle bu süra ti öldüreceğiz ve bunda n beklenilen 59 TBMM ZC. …Çünkü lâzım olan sürati temin etmek kabil olamıyacaktır. öyle bir kaza mahkemesidir ki.. liva bidayet mahkemeleri hakkında da vâridola bilir. liva mahkemesinin hükümlerinden daha iyi hükümler ittihaz ediyor. Fakat bendeniz bunda da bâzı mahzurla r görüyorum. …Binaenaleyh divanı harblerde bu işlerin niyeti katiyen doğru değildir. Muha kemeyi istediği yere. Bunla ra idam cezası vermek. bu konuda kaza bidayet mahkemelerinin yetkili kılınmasını uygun görmemekte idiler. gibi hukuk eğitimi olmayan kişilerden oluşması. D. farklı olarak Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey. bâzı teşvikat ve tesvilâta tâbi olmaları ihtimalleri de vardır. büyük haksızlıklar meydana getirmekten içtinabedelim.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 265 Dördüncü maddede. 120. reis ne derse onları yaparla r ve maatteessüf bazan. ne de kavanini mevzua devleti bilmezler.. Bundan dolayı vatana ihanet muhakemelerinin ya liva bidayet mahkemelerine ya da suçlunun tutuklandığı en yakın liva c inayet mahkemelerine bırakılmasının daha uygun olac ağı belirtildi. Ka zalarda teşkilât olmadığından bahsedildi. …En ya kın cinayet mahkemelerine tevdii kabildir. bunlara kürek cezası vermek sa lâ hiyeti buhşedilirse hiç şüphe etmiyelim ki. bu itibarla ya bütün Anadolu’da yahut isyana mahsus ola n yerlerde idarei örfiye ilân eder. Binaenaleyh divanı harblerin muka ddera tı bunla rın elindedir. Gerekç eleri ise kaza bidayet mahkemeleri üyelerinin bakkal. Hepimiz kaza mahkemelerinin sureti teşkilini pekâlâ biliriz.

düşünerek ya pıyoruz… ihtilâl kâr vaziyet a lacak isek bu kanunlarla iştigale lüzum yok. Bu. umura meydan vermektir. TBMM ZC. D. o aynı fiilden ne şet eden cürümden. “…biz bu kanunu yaparken esa s itiba riyle vaziyetimize muhalif hareket edenleri süratle tedibetmeyi düşünüyoruz. ancak kazaların livalara uzaklığı. Niğ de Mebusu Abidin (Zeynelabidin) (Bayhan) Bey. 120. “…Kırşehir sanca ğ ının Avanus kazasında vukua gelen bir cürümden dolayı Niğ de sanca ğının Ürgüb veya Karahisar. 1. 1. 1. bu da caiz olamaz. caiz olamaz. ince Karasu mahallerinde alâkadar olanlar derdest edilir. Divan-ı Harp’lerin devlet kanunlarına vakıf olmadıklarını ve buralarda görev alac ak kişilerin verdiği kararın c aiz olmadığını belirtti62 . Kırşehir sanca ğ ını örnek olarak göstererek devamla şunları söyledi. Bu sebeple normal hukuk mahkemelerinin bu amac ı gerçekleştiremeyec eği ileri sürüldü. o cürmün sahibi için hangi ceza mahkemeleri i şe ba şlamış olursa.266 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 neticeyi mahvedeceğiz”60 dedi. Bunun yanında Niğde Mebusu Abidin (Zeynelabidin) (Bayhan) Bey. D. 1. mücrim olan o şahıs derdest edilerek oraya sevk edilmesini ve muhakemesinin o mahkemelerde icrasını teklif ediyorum. 120. 1. ulaşım güç lükleri gibi etkenleri hesaba katarak ve bu kanunun uygulanmasında hızlı karar almanın esas olması gerektiği bilinciyle bidayet mahkemelerini terc ih ettiklerini ifade etti. her birisi bir araya getirilerek mevkufen tahkikat icra edilmezse. birtakım ihtirasatın tevellüdünü mucib ola ca k ha lâ te. sehpa la rı kura rız. davaların ç abuk sonuçlandırılması ve verilecek hükümlerin ibretlik olmasıydı. s. 122. Öte yandan bidayet mahkemelerinin verecekleri kararın. Mec lis’in onayından geçeceği için bidayet mahkemelerine daha ılımlı bakılabileceğinin de altını 60 61 62 63 TBMM ZC. Divanı harblerden de bahsedildi. Fakat hiçbirisi. Onun için katiyen Divanı ha rblere verilmesi ca iz ola ma z” diyerek kaza mahkemeleriyle diğer mahkemeler arasındaki farkı. tecrübe. “…ka za ma hkemelerindeki azalar intihapla icra edilir. TBMM ZC. meselâ Ni ğde Mahkemesinde biri beraete mazhariyet. Diğer mahkemelerdekiler ise Mektebi Hukukta n mezun müddei umumi ceza reisi gibi sırf hayatı memuriyetinin melekesiyle tâ yin edilen zeva ttan ibarettir ki. hüküm ve ilâmat Vârîdolur ki. C. Öyle ki kanun teklifinde beklenen amaç . s. Onun için bir cürümden dolayı her nerede ef’ali cürmiye ika ve refedilirse o. C. TBMM ZC. D. D. Bu tarihte yapılan müzakerelerde tartışılan en önemli konu. Bu bapta rüfekayı kiram tarafından söylenilen sözlere iştira k etmekle beraber.”. s. kanunun hangi mahkemelerde yürütüleceği idi. 118-120. 1. Hayatı memuriyetinde müptedi olan bir heyete ağır bir cezayı tertip için salâhiyet vermek. Böylece Muhittin Baha Bey’in bu önerisi Mec lis’te taraftar bulamadı61 . C. ef’ali cürüm ashabı birer şeriki cürümle beraber onun hepsi hakkında bidayeten Kırşehir veya Niğ de de ayrı ayrı tahkikata ba şlanmış. 1. derdest edilebilir. Kayseri’de birisi idam cezasına u ğramak gibi aynı bir cürümde muhtelif mukarrerat. Bu arada konu hakkında encümenin görüşünü ortaya koymak adına söz alan Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey. s. C. milletin izmihlaline değil ise bile. bir idarei örfiye ilâ n ederiz ” 63 sözleriyle bulunduğu teklifte tıpkı Köprülü Mehmet Paşa’nın binlerce insanın kellesini kopartıp memleketi kurtardığı gibi bir metotla memleketin kurtarılmasını istedi. 1. Ayrıc a kaza bidayet mahkemelerinin yetersizliğinin farkında olduklarını. Halbuki onlar da kaza ma hkemesinde. vukuf ve mümareseleriyle terfii memuriyet ederler. liva Bidayet ceza mahkemesinde bulunan Müddei umumi ve ceza reisi kadar kavanini Devlete vâkıf değildirler. .

130. C. . 1. askeriye. 1. TBMM ZC. 1. jandarma ve polis dairelerinin en büyük memurlarından ve mahallin müftüsünden mürekkep bir heyettir”65 şeklindeki değişiklik önergesini verdi. 1. Heyet halinde bulunup hüküm vereceğiz. s. TBMM ZC. 130. D. C. TBMM ZC. TBMM ZC. s. Böylelikle birinci oturum itibariyle dördüncü maddenin müzakeresi tamamlanmış oldu64 . 130. 1. C. 1. 129. Şahitlerin hepsi mutlaka o cürmün vukubulduğu mahalden olmaz. “Hıyaneti vataniye cürmünün faillerinin mercii muhakemesi ikaı cürüm edilen veya mürcimin derdest edildiği kazada veya o kazaya mücavir bir kazada diva nı ha rbi örfi va r ise divanı mezkur. C. “Hıyaneti vataniye mücrimlerinin muhakemesi her halde mevkufen icra olunur” esasına dayanan beşinci madde hakkında söz söyleyen ve değişiklik önergesi veren olmadığından beşinc i madde aynen kabul edildi. 1. dördüncü madde üzerine verilen değişiklik önergelerinin görüşülmesine geçildi. D. …Bina ena leyh şa hitlerin mutlaka ya huzuru hâkime getirilmesi lâzımdır yahut huzuru hâkimde binniyabe ifa desinin alınması lâzımdır70 diyerek. 1. TBMM ZC. TBMM ZC. s. 1. D. nedenlerden dolayı şahitlerin zamanında gelemeyebileceğini ya da davaya bakan hâkimin hastala64 65 66 67 68 69 70 Bkz. D. 127. TBMM ZC. yirmi gün zarfında mutlaka hüküm verme kaydına itiraz etti ve yolların uzunluğu. Dördüncü madde enc ümenin teklifi üzere aynen kabul edildi66 . C. Bu müddeti her ne sebebe mebni olursa olsun tecavüz ettiren mahalli za bıta sı ile ma hkeme heyeti Kanunu Cezanın yüz ikinci maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevki mahkemesince muhakemesi bilicra azami yirmi gün za rfında hükme rapt edilecektir”69 suretindeki yedinci madde üzere söz alan Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. s. 1. C. D. s. 1. “Hıyaneti vataniye mücrimlerine ait muhakemat a zami yirmi günde hükme ra pt oluna caktır. devamla. s. “Za bıtai adliye memurlarının tanzim edecekleri tahkikatı iptidaiye evrakı da irei istinta ka tevdi olunmaksızın mahallin en büyük mülkiye memuruna ita olunur ve onla r ta ra fında n dahi müddeiumumiler vasıtasıyla yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir” suretindeki önergesi üzere kabul olundu68 . bozuk oluşu vb. Meselâ bugün üç kişiden mürekkep bir bidayet ceza mahkemesinde bulunuyoruz. 1.67 “Za bıtai adliye memurlarının tanzim edecekleri tahkikatı iptidaiye evrakı daireyi istinta ka tevdi olunmaksızın müddeiumumîler vasıtasıyla yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir. s. Üç ünc ü oturumda. C. Anc ak Tunalı Hilmi Bey’in bu önergesi kabul edilmedi. yok ise mahallin mülkiye. 1. 120-122. 131.” şeklindeki altınc ı madde Çorum Mebusu Fuat Bey’in verdigi. 129. Dördünc ü madde iç in Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey. D.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 267 ç izdi. D. “…Hükkamı takyit kadar müthiş bir feca yi yoktur… yirmi gün za rfında mutlaka hüküm vereceksiniz dersek hükkâmı ta kyide koymuş oluruz ve bunun ka biliyeti tatbikıyesi olmadığını kendimiz göstereceğiz. 1.

yahut nakzedip iade mi edecek? Tasdik meselesi kola y. mademki tasdik hakkı veriliyor. degil midir? Encümen bunu tetkik etse. C. 1. “…Ben bilakis müddetin bir ha fta ya tenzilini teklif ediyorum. Noksan görürse reddeder. başka bir maha lde muha keme edilecekse a zami yirmi günde muhakemelerinin hitama erdirilmesini teklif ediyorum”71 diyerek bu doğrultuda bir önerge verdi. ya ni mukarrerat usulüne muvafık degilse. s. Nitekim o. bidayet mahkemelerinin kararlarını onaylayıp onaylamamanın Meclis’in elinde olduğunu söyledi ve devamla. Mesele halledilir. Ancak bu önerge kabul görmedi ve Bolu Mebusu Nuri Bey’in. Tunalı Hilmi Bey ise Refik Şevket Bey’in aksine. Memleketin böyle bir zamanda adaletin mutlakiyetinden bahsolunduğunu işittim. 131. Eğer Meclisin de ka na a ti vicdaniyesine tevafuk ediyorsa tasdik eder. Bundan dolayıdır ki eğer cürmün ika edildigi ma ha lde muhakeme icra edilecekse azami bir hafta. TBMM ZC. a f mı edecek. Bunu biha kkin düşünmeli. Bunun için bu sua li va rit addetmiyorum. D. D. Tetkik hakkı ret mahiyetini haiz midir. TBMM ZC. “Meclisin salahiyetini ta hdide ka a dir bir kuvvet göremiyorum. esbabı mucibesi ta m degilse. 1. Varsın milyonlarca bu memleketin feda olmuş evladına mukabil birka ç ta ne ma zlum gitsin. 132. Bu müddeti bilâsebebi mücbir teca vüz ettiren ma halli zabıtası ile mahkeme heyeti Kanunu Cezanın yüz ikinci maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevki ma hkemesince muha kemesi bilicra azami yirmi gün zarfında hükme rapt edilecektir” şeklindeki önergesi üzere yedinc i madde tadilen kabul edildi72 . s. “Efendim. C. “Yapılan kanunlar idam kanunlarıdır. dilerse tasdik eder. 1. TBMM ZC. bu soru işaretlerini şu şekilde dile getirmekte idi. 1. Konuyu farklı bir açıdan ele alan Malatya Mebusu Fevzi Efendi ise şunları söylüyordu. Maatteessüf adaletin mutlakiyetinden veyahut vüsatinden ba hsetmek bence ka tiyen a bestir. 132. 1. D. “Meclisin sa lâ hiyeti fevkalâdeyi haiz olmasından dolayı bidayet mahkemelerinden verilen kararı Meclisimiz dilerse affeder. C. 132. s. “Hıyaneti vataniye mücrimlerine ait muhakemat bir sebebi mücbire olmadıkça azami yirmi günde hükme rapt olunacaktır. Fakat a ksi surette ne ya pıla ca ktır? Encümen bunu iza h etsin” 73 . . Bu sorulara karşılık Lâyiha Encümeni adına Abdülkadir Kemali Bey.268 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 nabileceğini. C. bazı mazeretleri olabileceğini göz önünde bulundurarak. Bunun da bir de mukabili ola n ret veya a f ha kkı verilmiş oluyor. bu sürenin daha da kısaltılmasından yana oldu. bu maddede bir zaman sınırlamasına gidilmemesi gerektiğini öne sürdü. Meclisin salâhiyetini ta kyit varit değildir” diyerek bu Mec lis’in olağanüstü yetkilere sahip bir Meclis olması dolayısıyla. “İşbu mehakimden sadır olacak mukarrerat kati olup ancak idamı müstelzim olan muka rrerat Büyük Millet Meclisince badettasdik mahallerinde infaz olunur” diyen ve idam kararlarının Meclis onayından geçmesini öngören sekizinc i maddenin kısmen aç ılması gerektigini belirten Bursa Mebusu Muhittin Baha Bey’in kafasında soru işaretleri bulunmakta ve o. s. sonra 71 72 73 74 TBMM ZC. 1. D. Tek bu Saltanat kurtulsun. 1.” 74 demiştir. 1.

“İşbu kanuna tevfikan ma ha kimden sâ dır olacak mukarrerat Büyük Millet Meclisince badettasdik maha llerinde infa z olunur. İster bir ma ddei ma hsusa ile isnadatta bulunan ister maddei mahsusa tâyin etmeksizin isnadatta buluna nla r hakkında bir maddei müzeyyele ilâve olunsun. yani bugün verdiğimiz karar bizim efradımızı öldürür ve garaza kurban eder. D. s. 1. “İşbu kanun her mahallin idare amiri tarafından nahiye ve kaza. 1. s. Giden yine milletimizdir. bu heyet burada ola ma z. 134. 1. Bu arada İzmit Mebusu Hamdi Namık Bey. Ceza Kanununda iftira hakkında maddei mahsusa va rdır. D. s. dediler ki. 1. Çok yerlerde görüyoruz ki. C. Fakat bu adamın ma sumiyeti a nlaşılırsa şu esbapdan dolayı mevkiini tahkim edecek şeyler lâ zım. . İdam edildikten sonra malûm olduğu üzere bu adam meza rında n çıkarak ve ikamei dâvaya sevk ettirmek imkânı yoktur. s. Binaenaleyh her halde bir ma ddei müzeyyele ilâve edilsin”80 diyerek zan altındaki kişinin masumiyeti anlaşıldığında yapılac ak işlem ve kişinin zan altında kalmasına sebep olan kimseler hakkında 75 76 77 78 79 80 TBMM ZC. hatalara insan heder olup gidiyor. 133. 133. 1. “…Halkımızın ha leti ruhiyesini teemmül buyurun. 1. 1. bulunmıyaca ktır. C. TBMM ZC. D. 134. Fakat böyle bir isnat karşısında bulunacak bir a da m ma lûmu âliniz idam edilir. Bir millet saadetini Büyük Mecliste görürse emin olun hem emin olurlar ve Meclisin dua hanı olurlar. liva ve vila yet merkezlerine ve köy heyeti ihtiyariyeleri müctemian celp edilerek ifham ve sureti tebligi muta za mmın heyeti mezkure âzalarının imzalarını havi zabıt varakaları tutularak idare meclislerince hıfz edilmekle beraber kavaninin nesir ve ilanı hakkındaki kanuna tevfika n a yrıca nesir muamelesi dahi yapılacaktır” denilen dokuzuncu madde hakkında söz alan ve önerge veren olmadığından madde aynen kabul edildi ve kesinleşti78 . TBMM ZC. Bir zaman olur ki. “İşbu kanunun icrayı ahkâmına Adliye ve Dâhiliye Vekilleri memurdur” şeklindeki onunc u madde. Büyük Millet Meclisinin tasdikine iktiran eden kanun bir zaman olacak ki. “İşbu ka nunun icrayı ahkâmına Büyük Millet Meclisi memurdur” suretinde tadilen kabul edildi79 . D. 132. 133. 1. Evet kanunu cezanın 113 ncü maddesinde bir sarahat var. C. 1. 134. TBMM ZC. D. Her ha l ve kârda mahakimden sâdır olan karar Büyük Millet Meclisinde tadilen tasdik olunmalıdır. “İşbu mehakimden sadır olacak mukarrerat kati olup a nca k ida mı müstelzim hükümler Büyük Millet Meclisi icra Heyeti ta rafından badettasdik mahallerinde infaz olunur”76 şeklindeki önerge de kabul görmedi. C. C.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 269 ya zık olur. Buna karşılık sekizinc i madde Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey’in. 134. TBMM ZC. Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey’in önergesi üzere. Böyle bir kelime sadır olmuş ise on seneden a şağı olmamak üzere ceza görür. 1. TBMM ZC. s. Ta sdik edilmediği takdirde Meclisçe ittihaz edecek karara tevfiki mua mele olunur” suretindeki önergesi üzere kabul edildi77 . C. Lâ kin o vereceğimiz ka rar. D. 1. s. 1. bu ceraimde bâzı eşhasa ait isnadatta buluna ca kla r ha kkında eğer bir hüküm sâdır olmuş ise. ” 75 S ekizinci madde hakkında verilen değişiklik önergelerinden Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’e ait olan.

Bilfiil hiyaneti vataniyede bulunanlar salben idam olunur. Madde 2. 134. 137-145. 1. Kanun’un Son Şekli. Tahrikât ve teşvikat sebebivle maddei fesat meydana ç ıkarsa muharrik ve müşevvikler idam olunurlar. tadilen kabul edildi. ilaveten. Vaiz ve hitabet suretiyle alenen veya ezminc i muhtelifede eşhası muhtc lifeyi sırran ve kavlen hıyaneti vataniye cürmüne tahrik ve teşvik edenlerle işbu tahrik ve teşviki suver ve vesaiti muhtelife ile tahriren ve tersimen irtikâbeyliyenler muvakkat küreğe konulur. Dokuzunc u. dördüncü. yedinci ve sekizinc i maddeler. Feran zimethal olanlar ile müteşebbisleri kanunu cezanın kırk beşinci ve kırk altınc ı maddesi muc ibinc e tec zive edilirler. altınc ı madde aynen. Böylec e ihtilal ortamında ve şartlarında oluşan TBMM’nin ülkenin refahı ve kurtuluşu iç in düşündüğü ilk olağanüstü kanun olan Hıyanet-i Vataniye Kanunu şu şekilde kabul edilmiş oldu. üçüncü madde. C. 1. birinc i ve ikinc i maddeler. tadilen. Madde 1. beşinci maddeler. 4. onuncu ve on birinci maddeler ise ilaveten kabul olundu. . “İşbu kanun her mahalde neşir ve ilan olunduğu tarihten kırk sekiz saat sonra meriülicra olacaktır” suretindeki onbirinci maddenin de aynen kabul edilmesinin ardından. C. Bu müzakerede. Kanun’un birinci müzakeresinde dokuzuncu ve onunc u olarak belirlenen maddelerde de yalnız numara değişikliğine gidilerek. Madde 3. Oturum Başkanı ise kendisinden bu konuda bir önerge sunmasını istedi. 25 Nisan’da Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in önerisiyle müzakeresine başlanan ve beş günlük yoğun müzakereler sonucu 29 Nisan’da kabul edilen Hıyanet-i Vataniye Kanunu. Hiyaneti vataniye maznunlarının mercii muhakemesi ikarı cürmedilen mahaldeki bidayet ceza mahkemesidir. 81 82 TBMM ZC. Madde 4. D. on ikinci ve on üçüncü maddeler olarak.270 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 ne gibi bir işlem yapılacağının da ek bir madde ile belirlenmesi gerektiğine dikkat ç ekti. Özellikleri ve Önemi: 29 Nisan’da gerçekleştirilen toplantıda bu Kanun’un ikinc i müzakeresi yapıldı. Hıyanet-i Vataniye Kanunu bütünü itibariyle oylamaya sunuldu ve kabul edildi. Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şahaneyi yedi ecanipden tahlis ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. 1. 1. yine kanunun birinc i müzakeresinde on birinc i olarak belirlenen madde de tadilen on dördünc ü madde olmak suretiyle söz konusu Kanun’un tasarısı. tadilen. TBMM ZC. D. Böylec e bu Kanun’un birinc i müzakeresi tamamlanmış oldu81 . Meclis’te baştan itibaren madde madde yeniden okunarak ve gerekli ek düzenlemeler yapılarak 14 madde halinde gerçekleşti ve kabul edildi82 . s. Ahvali müstacele ve fevkalâdede maznunun derdest edildiği mahal mahkemesi de ic rayı muhakeme ve itayı karara salâhiyettardır. s.

4-5. C. Madde 10. TBMM Kavanin Mecmuası. TBMM ZC. C. D. C. buna göre. Hiyaneti vataniye maznunlarına ait muhakemat bir sebebi müc bire olmadıkç a âzami yirmi günde hükme raptolunac aktır. 142-144. D. Hiyaneti vatanive maznunlarının muhakemesi bidayet c eza mahkemelerinden verilecek gayrimuvakkat tevkif müzekkeresi üzerine her halde mevkufen ic ra edilir. Madde 6. Madde 8. Kanun’un uygulanmasında ihmali görülec ek olanların Ceza Kanunu gereğince cezalandırılacaklarını belirli bir hükme bağlamıştı. Madde 11. bu suç la nitelendirilec eklerdi. s. s. İşbu ceraimin emrü muhakemesi için mahkemelerce istenilen şahsa c elp ve davete hac et kalmaksızın bilâhüküm ihzar müzekkeresi tastir kılınır. Bu müddeti bilâsebep müc bir tecavüz ettiren mahallî zabıtası ile mahkeme heyeti kanunu c ezanın yüz ikinc i maddesi zeyli mucibince cürmünün derecesine göre tecziye edilmek üzere mafevkı mahkemesinc e muhakemesi bilic ra âzami yirmi gün zarfında hükme raptedilec ektir. Zabıtai adliye memurlarının tanzim edec ekleri tahkikatı iptidaiye evrakı dairei istintaka tevdi olunmaksızın mahallin en büyük mülkiye memuruna ita olunur ve onun tarafından dahi müddei umumiler vasıtasiyle yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir. Madde 7. 1. Haklarında gıyaben hüküm sâdır olan eşhas derdestlerinde işbu kanuna tevfikan yeniden ve vic ahen muhakemeleri ic ra olunur. Yasa’nın ilk maddesinde kimlerin “vatan haini” sayılac ağı belirtilmiş olup. 1. . yazıyla ya da doğrudan doğruya bilerek karşı çıkan. yargılamanın hız kazandırılması amacıyla hem yargılamayı yapac ak mahkemelere ve hem de ilgili mahallin mülkî idare âmirlerine yükümlülükler getirerek. Madde 14. Büyük Millet Meclisi’nin yasallığına karşı ayaklanmaya yönelik sözle.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 271 Madde 5. Madde 9. ya da fesat hareketlerine girişen veya yayında bulunan kişiler. İşbu kanun her mahalde tarihi tebliğ ve ilânından kırk sekiz saat sonra mer’i olac aktır83 . s. Kanun No: 2. İşbu kanuna tevfikan mahakimden sâdır olac ak mukarrerat katî olup Büyük Millet Meclisince badettâsdik mahallerinde infaz olunur. 1. 2-3. Madde 13. 1. İsyana iştirak etmiyen eşhas hakkında ligarazin isnadatta bulunanlar isnadettikleri c ürmün c ezasiyle müc azaat olunurlar. Madde 12. Kanun. İşbu kanunun icrayi ahkâmına Büyük Millet Mec lisi memurdur. Kanun No: 2. Tasdik edilmediği takdirde Mec lisç e ittihaz edilec ek karara tevfiki muamele olunur. 1. İşbu kanun her mahallin idare âmiri tarafından nahiye ve kaza liva ve vilâyet merkezlerine ve köy heyeti ihtiyariyeleri müçtemian celbedilerek ifham ve sureti tebliği mutazammının heyeti mezkûre âzalarının imzalarını havi zabıt varakaları tutularak idare meclislerince hıfzedilmekle beraber kavaninin neşir ve ilânı hakkındaki kanuna tevfikan ayrıc a neşir muamelesi dahi yapılac aktır. Kabul edilen metin- 83 Düstur.

s. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun altıncı maddesi.. düşman elinde esir bulunan Hilafet ve S altanatı kurtarmak amac ına dayandırıp Hıyanet-i Vataniye Kanunu’yla yaptırım altına almıştı. Halife ve Padişah olsa dahi kendi üzerinde bir yasallık tanımadığını ilan etmişti84 . a. Yine dördüncü ve yedinci maddelerde yargılama merciini ve ihmali görülenleri bağlayıcı hükümler yer almakla birlikte kanunda Bidayet Ceza Mahkemeleri yetkili mahkeme olarak gösterilmekte idi. maddeleri gereğinc e c eza verilecekti89 . s. Hilafete ve Saltanata geleneksel bağlarla bağlı olan TBMM üyelerinin tepkisini yumuşatmaya yönelikti86 . sekizinci madde ile de davaların hızla karara bağlanarak tasdik merc ii olan TBMM’ye gönderilmesi hükme bağlanmıştı. Mec lis.” TBMM ZC. 656. Aybars. Hükümlerinin yürütülmesi sorumluluğu TBMM’ye verilen Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun ikinci maddesi gereğince isyana katılanlara idam c ezası verileceği gibi.” Madde 46. adlî zabıtanın ön soruşturma evrakını (tahkikatı iptidaiye) mahallin en büyük mülkî âmirine hemen onun da savc ıya yirmi dört saat geç meden teslimini zorunlu kılmakta idi. Yine Kanun’un birinc i maddesinde 85 . Vatan hainliği ise TBMM’nin meşruluğuna ve milletin yüksek menfaatlerine karşı yapılacak her çeşit ayaklanma ve kışkırtıc ılık olarak tespit edilmiş ve kışkırtıcılığın kaynağı İstanbul Hükümeti olduğu iç in bu hüküm. Bıyıklıo ğ lu. s. Ural. Saltanatı ve Osmanlı topraklarını düşman elinden kurtarmak olarak gösterilmişti. 1. onun sebep olduğu olaylara karşı konmuştu87 .t. s. Aynı zamanda kabul edilen bu hüküm. a. 207. D. Made 45. onun temsil ettiği davayı da karşıt eylem ve akımlardan korumaya yönelikti. C.m.g. Ahvali sairede o cinayet için kanunen mayyen olan cezanın nısfından iki sülüsüne kadarı tenzil edilir. s. yalnızca Meclis’i değil. 657. 233. Hilafeti. Bidayet Mahkemeleri’ne veya önemli durum halinde en yakın mahkemeye devredilmişti. Ayrıca bozguncu ve propagandacılar ile onlara yardımcı olanların faaliyetleri de bu suç kapsamında idi.” . s..TBMM ZC. a.g.m. “Bir kimse bir cinayet ikamı tasmim edip de vesaiti mahsusa ile icrasına bed ederek yed-i ihtiyarında olmıyan esbabı mânia haylûletiyle ol cinayetin husulüne muktazi ef’ali ikmal edememi ş ise kanunun sarahati olmıyan yerlerde fiili mezkûr idam veya müebbet kürek cezalarını müstelzim olduğ u halde müte şebbis hakkında yedi seneden eksik olmamak üzere muvakkat kürek ve müebbet kalebentlik cezasını müstelzim ise keza yedi seneden eksik olmamak üzere kalebentlik ve müebbeden nefi cezasını müstelzim olan ahvalde üç sene müddetle kezalik kalebentlik cezası hükmolunur. D. I. Yedinci madde ile yargılamanın yirmi günden daha fazla sürdürülmemesi. isyanı teşvik edenlere de Ceza Kanunu’nun 45 ve 46. TBMM.272 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 de. Böylece TBMM. Bu yasa. C. . 29. TBMM’nin kuruluşunun asıl sebebi.. age. bu hüküm ve tedbirlerle daha ilk günlerinden itibaren millî mukadderata hâkim ve yüksek bir heyet olduğunu kanıtlıyordu88 . e şhası mezkûreye hemfiil denilir ve cümlesi faili müstekil gibi mücazat olunur. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile millete karşı kendi meşru durumunu teyit etmiş ve bu meşruluğunu. s.g. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Bıyıklıo ğ lu. 49. “Eşhası mütaaddide bir cinayet ve cünhayı müttehiden ika eder veyahut ef’ali müteaddideden mürekkep olan bir cinayet veya cünhada birtakım e şhastan her biri cürmün husulü maksadiyle ef’ali mezbureden birini veya birkaçını icra eylerse. “Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusai şahaneyi yedi ecanipden tahlis ve taarruzatı defi maksadına matuf olarak te şekkül eden Büyük Millet Meclisinin me şruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan haini vatan addolunur. 1. Kanun’un uygulama yetkisi.. 84 85 86 87 88 89 Ergil. 2. 50. 105.

VI. İstiklâl Mahkemeleri. a. s. Ayrıca Kanun’un halka duyurulması ve yayınlanması öngörülerek böylece TBMM’nin halk nezdinde tanınmasına arac ı olması isteniyor ve Kanun’dan. yakalandığı yerde veya 90 91 92 93 94 95 Ural. 5.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 273 Kanun. C. yargılama aç ısından zaman kaybının önüne geçildi. 51. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun birinc i ve ikinci maddeleri gereğinc e gıyaben yargılanmalarını teklif ettiler94 . 51. onun bu niteliği uygulamanın yavaşlamasına ve kesin sonuç alınmasının gec ikmesine sebep olac aktı.t. Meclis. 29 Nisan’da Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun kabul edilmesinden bir süre sonra. a. 42. s. Ankara 1974. suçluya kendini müdafaa hakkı da tanımakta idi. haberleşme ve yayın şartları göz önüne alınarak Kanun’un her bölgede yayınında kırk sekiz saat sonra yürürlüğe girec eği esası kabul ediliyordu 90 . 51. Bunun üzerine Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey. 50. Ural. Ural.g. iftira edenlerin. Ural. s. 1. 5 Mayıs 1920’de Konya’da halka beyanname okuyup. ayaklanmaya teşvik eden sekizi asker kaçağı olmak üzere otuz altı kişi harp divanına verilmişlerse de. Yine İngiliz Gizli Servisi’nden para alan kişiler olduğu anlaşılan Anzavur olaylarında parmağı olanlar. Ergün Aybars. gıyaben mahkûm edilmiş olanların. a. Kanun’un Uygulanmasında Karşılaşılan Zorluklar: Hıyanet-i Vataniye Kanunu bir devrim yasası olmakla birlikte uygulama yönü ile olağan yöntemlere ve kurumlara dayandırılmıştı. Safranbolu’da kışkırtma sonucu meydana gelen bozgunc uluk üzerine 30 Nisan’da Kastamonu Valiliği’ne. 282. 1. Dönemin olumsuz şartlarından dolayı ulaşım. D. C.g. 52. 9 Mayıs’ta önemli bir durum olmadığı ve gereken kişilerin Meclis tarafından özel olarak affedildikleri için genel af ç ıkarılmayac ağına dair karar alarak özellikle “vatan hainliği” ile suç lananlara af kapılarını kapadı91 . a. Ancak. Türk İstiklâl Harbi . s. Genelkurmay Basımevi. s. 13 Mayıs’ta ise İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşları bir önerge ile Ferit Paşa Kabinesi ve kendilerine hizmet edenlerin. karşısındaki kişiye yönelik ileri sürdükleri suçun cezasıyla c ezalandırılacaklarını öngördüğü gibi.t. halkın habersiz olmasından dolayı meydana gelebilec ek sakınc alar ortadan kaldırılıyordu. TBMM ZC. o sırada Konya’da bulunan Mustafa Kemal Pa şa.İstiklâl Harbi’nde Ayaklanmalar (1919-1921). 52. s.t.t.g.145. Yozgat ayaklanması nedeniyle de 28 Mayıs’ta Sivas Valiliği’ne92 Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun uygulanmasını emretti.g. harp divanları tarafından en ağır şekilde c ezalandırıldı 93 . 101. Mustafa Kemal Paşa. yakalandıklarında yeniden yargılanmalarını sağlayıp. 1. TBMM ZC. D. C. 1. 283. İzmir 2006. s. Zeus Kitabevi. suçluları affetmiştir. “…Hiya neti va ta niye ile ma znun olan bir adamın muhakemesi ya hiyaneti vataniye cürmünün irtikâbedildiği yahut derdest olunduğu mahal mahkemesinde görülür diye tesbit etmiş iken ve sureti cereya nı muhakemeye dair her suretle malûmat varken Ferid Paşa hakkında burada muhakeme icrasına a yrıca karar almak doğru değildir”95 diyerek suçlunun. . s. Celp ve davete gerek görülmeden huzura gelme kararı yazılarak.

1. 52. C. s. İngiliz esaretini bu memlekete sokmak istiyen İngiliz yardakçılarını bugün yakalıyamayız. elebaşlarından S efer Beyi suçluları Hükümet adına asmayacağına söz vermesine rağmen. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. 342. Ferid Pa şa ile hiyaneti vataniyede bulunan rüfekası ve müzahir ve muinleri hakkında takibat ve tahkikatı lâzimei kanuniye icra ettirilmesinin de Heyeti lcraiyeye berayı havale Makamı Celili Riyasete takdimine karar verildi. a. TBMM ZC. ilâmını söyler ve İsta nbul’a ka ra rla rımızı. Böylec e Damat Ferit Paşa’nın “vatan haini” olduğuna karar verilmişti. birçok kimsenin merkezî otoriteden uzak ve keyfî bir şekilde c ezalandırılmaları halkı tedirgin ediliyor. manen büyük etki yapacağı düşünüldü ve bu teklif. Hıyanet-i Vataniye Kanunu gereğince 200’e yakın Kuvay-ı İnzibatiye mensubu ve asî. Meclis ve Hükümet’e olan güven sağlanamıyor.g. Buna göre. D. 283. diğer kararlarımız gibi.t. s. 284. yine tebliğ ederiz. Anc ak. Ural. TBMM ZC. 1. s. a. Ferid Pa şanın Sulh Konferansında Toros’un cenubundaki dört milyona yakın Türkü haymene şin ve yabancı addederek Fransızlara pe şke ş çekmesi ve Anadolu’nun muhtelif mahallerinde şuri ş ve fesat ikaına kalkışması büyük bir hiyanet olduğ undan kendisinin vatanda şlık hukukundan tecridine ve milletimiz arasından tardına karar verilmesine mütedair bulunan. 32. 1. Ardından Antalya Mebusu Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey söz alarak. Hükümet’in otoritesini ç iğneyerek idam etti99 . C. ayrıc a terör olaylarını şiddetlendiriyordu100 . oy birliği ile Adliye Enc ümeni’ne havale edildi97 .. 19 Mayıs’ta ise İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşlarının 13 Mayıs tarihli önergesi. s. Meclis’in onayı bulunmadan infaz edilmesi.t. 284. karşı koyanların evlerinin yakılması ve suçlu görülenlerin. “…Bizim üzerimize düşen bir şey var. bazı sebeplerle idam edilmeleri. Hiç olmazsa Millet Meclisi. s. İstanbul’a değil bütün vatana ait olduğu gerekç esiyle maddeten olmamakla beraber. Mersin Mebusu İsmail Safa ve Bursa Mebusu Emin Beyler taraflarından muta takrirler üzerine müzakere olundu. Meclis’in onayı olmadan harp divanları tarafından yargılandı ve bunlardan on üç ü ve Düzce ayaklanmasında rolü olan altı kişi idam edildi. . İzmit Mebusu Hamdi Bey ve arkadaşlarının teklifi ve Meclis’te yapılan müzakerelerin akabinde 17 Mayıs’ta alınan kararla Damat Ferit Paşa’nın önc e “vatandaşlıktan ç ıkarılmasına” karar verildi.g. 96 97 98 99 100 TBMM ZC. 1. Adalet Komisyonu’nca da uygun görüldü98 . kendi haklarında düşündüğü hükmünü. Damat Ferid Pa şanın vatanda şlık hukukundan tecridine ve milletimiz arasından tardına karar verilmesi hakkındaki teklif encümenimizce de muvafık ve münasip görülmekle keyfiyetin olveçhile karar ita buyurulması zımmında Meclisi Umumiye tevdiine. maddesi gereğince idam kararlarının. faili doğruda n doğruya ya kalamak mümkün değildir. …Biz Ferid Paşayı yakalıyamayız. D. D. Bunun mânevi büyük bir menfa a ti va rdır ” 96 diyordu. Aybars. Meclis’te yapılan diğer müzakereler sonucu Ferit Paşa’nın suç unun yalnız. suçlu veya suç suz bütün halkın malına el konulması.”. Ural. Ayaklanmaların bastırılmasında önemli rol oynayan Ethem. s. 1. TBMM otoritesini olumsuz yönde etkiliyordu. Hiç bir karara bağlı kalınmaksızın. 285. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun 8. 52.274 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 suç un işlendiği yerde yargılanması gerektiğini belirtti ve Ferit Paşa’nın yargılanamayac ağı üzerinde durmuştu. 1. C. “İslâmları yekdi ğ eri aleyhine tahrik ve te şvik ile beynelislâm irakai deme sebebiyet ve şu suretle hiyaneti vataniyeleri sabit olan Ferid Pa şa Kabinesiyle müzahir ve muinlerinin Hiyaneti Vataniye Kanunu ahkâmı mündericesine tevfikan icrayı muhakemei gıyabiyeleri için bir karar ittihazı hakkındaki İzmit Mebusu Hamdi Bey tarafından ita ve Meclisi Umumiden havale olunan 13 Mayıs sene 1336 tarihli.

3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 275 26 Haziran’da Harp Divan’ları (sıkıyönetim askerî mahkemeleri) kurularak Zile’de ayaklanmaya katılanlardan ve ayaklanmayı teşvik edenlerden elli kişi yakalanıp bu askerî mahkemede yargılandı. Aybars. davaların kısa sürede sonuçlandırılamayacağı ve normal mahkemelerden beklenen sonuç ların elde edilemeyec eği anlaşıldı. yargılama usulleri olağanüstü dönemin istisnaî şartlarına uymayan sivil mahkemeler ve Divan-ı Harpler dışında kanunu uygulayabilec ek bir yargı organı olmamakla birlikte. Hıyanet-i Vataniye Kanunu cürmün vuku buldu ğ u mahalde emn-u asayi şin müstekâr ve nüfuz-u hükümetin halelden masûn ve kâffe-i şuabat-ı idarenin tedvir-i umura muktedir oldu ğu bir zamanda ika edilen Hıyanet-i Vataniye cerâimi mürtekipleri hakkında tatbik olunmaktadır. 32. Bundan dolayı suçsuz yere aylarca tutuklu kalanlar bulunuyordu. 32. Ancak bu maddedeki selahiyet esbâb-ı kaviye ve mücbiriye müstenit olmaksızın istimâl etmek mûcib-i mesuliyettir. Bu kararın alınıp yayınlanması “Hıyanet-i Vataniye Kanunu”na önc elik tanınmış olduğunu göstermekte idi103 . İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. 31. 1.t. olağanüstü ortamın koşullarını karşılayamayabileceği konusunda birtakım tereddütler ortaya ç ıktı. Öyle ki Mahkemeler Hıyanet-i Vataniye gereğince verdikleri kararları TBMM’ye gönderiyor. Bakanlar Kurulu ise bütün bu olumsuzluklar karşısında “Hıyanet-i Vataniye” ve “Hıyanet-i Harbiye” kanunlarında bulanan suçların çoğunun birbirine benzemesinden kaynaklanan ç elişkileri ayırabilmek için 20 Temmuz 1920’de “Hıya net-i Va ta niye ve Ha rbiye Kanunlarında Münderiç Suçların Birbirine Müşabeheti Dolayısıyla Ha sıl Ola n Tereddütün İzalesi için Ta’minen Tebliğ Olunan Kararnâ me” 102 adı altında bir karar aldı. s. s. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. D. Meclis ise bu gibi mağdurlara tazminat ve mahkemelere de ihtar verilmesini istiyordu101 . Bunun yanında. s. Madde 2. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun bazı hükümlerinin normal zamanlara göre düşünülmüş olması ve usul yönünden de zaman kaybına neden olabilec ek hükümlerin mevcudiyeti göz önüne alındığında. Bu divân-ı harplerden sâdır olacak ahkâm-ı cezâiyeden ibret-i müessire olmak üzere acilen tenfiz-i icâp edenler hakkında Askerî Ceza Kanunu’nun altmışbirinci maddesi mucibince hareket olunacaktır. .. Madde1. 101 102 103 Aybars.g. 32.” TBMM Kavanin Mecmuası. aynı zamanda c ezadan ibret olması yönünde beklenen sonuç alınamıyordu. 1. Meclis ise konuyu Adliye Encümeni’ne iletiyor ve onun bilgisine dayanarak karar veriyordu. s. Bu tür keyfî yargılamaların yanında Bidayet Mahkemeleri’nden de beklenilen netic e alınamıyordu. Madde 3. Ural. 53. Suçlulardan yirmi ikisi ise 1 Temmuz’da idam edildi. “Hıyanet-i Vataniye ve Harbiye Kanunlarında münderic cerâimden ekserisinin yekdi ğ erine mü şâbehet ve mülâbeseinden nâ şi kavanin-i mezkûrenin suveri tatbikiyesince bazı mahallerhe hâsıl olan tereddüdün ref ve izâlesiyle hâlen ve âtiyyen memurîn-i askeriye ve adliyece düsturu’l-amel olabilecek bir şekilde tesbite lüzum görülmedi ğinden berveçh-i âti mâlümat ve izâlatın bilimûm valilerle kumandanlıklara ve müddeiumumiliklere tebli ğ i Heyet-i Vekile’ce karargir olmu ştur. Makam itibariyle kolordu veya müfrez fırka kumandanlığı selâhiyetini hâiz olan zevattan maâda harekât-ı dâhiliye için do ğrudan doğ ruya Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti’nden veya cephe veya kolordu kumandanlıkları tarafından tavzîf olunarak sevk olunan kıtaât kumandanları dâhi hiçbir tasrıha lüzum görülmeksizin vazife-i te’dibiyeye devam etti ğ i müddetçe şimdiye kadar oldu ğ u gibi Merkez Fırka Kumandanı selâhiyetini istimâl ederler. Bu gibi işlemler uzun zaman kaybına sebep olduğu için de görülüp karara bağlanması gereken davalar birikiyor. Kararname No: 81. Asayiş ve inzibatı haleldâr olan ve harekât-ı askeriyenin iptidâr eylediğ i mahallerde bu harekâta sebebiyet veren e şhas hakkında 13 Recep 1333 (27 Mayıs 1915) ve 14 Mayıs 1331 (1915) tarihli kanun-u muvakkat ile 16 Te şrin-i Evvel (Ekim) 1336 (1920) tarihli Hıyanet-i Harbiye Kanunu ahkâmı tatbik ve ale’l-usûl muhakemeleri divân-ı harplerde icra edilmektedir. a. C.

54. 597. 1. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Madde 4. Öte yandan mahkemelerin kuruluşu da tamamlanmadığı için mahkemenin kurulduğu yöre eşrafından bakkal veya esnaftan biri buraya üye olabilmekteydi. S ert cezaların uygulanması için gerekli olan bir organ yoktu. ilbas. s. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir.” . 6. TBMM Kavanin Mecmuası. İsminden başka diğer mahkemelerle hiç bir farkı olmayan harp divanlarının verdiği cezalar ise suçun önemi ile bağdaşmıyordu. Madde 5.g. 6. Madde 3. Madde 7. Bu sebeple de cezaların Mec lis otoritesine bağlı kuruluşlarc a verilmesi gerekiyordu. s. Aybars. Madde 8. İstiklâl Mahkemeleri’nin hukukî dayanağı107 olac aktı 108 . Merkezlerinden uzakta ve seyyar bulundukları müddetçe ia şelerine medar olmak üzere ayrıca kırk kuru ş yevmiye verilecektir. Müdafaai memleketin temini ve asayişi umuminin lâyıkiyle tesisi için Müdafaa-i Milliye vekâletine merbut olmak üzere seyyar jandarma müfrezeleri te şkil edilmiştir. Madde 10. Bir senelik hizmetleri hizmeti mükellefeı askeriyesinden iki sene olarak mahsubu icra kılınacaktır. Süvariler hayvanlarını kendileri tedarik etme ğ e mecburdurlar. Kanun Hakkında Beklenen Netic eye Dayalı Yapılan Değişiklikler: TBMM’nin 29 Nisan 1920’de kabul ettiği Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile 11 Eylül 1920’de kabul ettiği Firariler Hakkında Kanun ve 18 Eylül 1920’de alınan 45 numaralı “Muhtelif Menatıkta İstiklâl Mahkemeleri Teşkili Hakkındaki Ka ra r” .g. a. C) Firari derdesti ve e şkıya takibatında hidematı fevkalâdesi görülenlere hizmetinin derecesine göre ayrıca Heyeti îcraiyece tertip edilecek nizamnameye tevfikan mükâfatı nakdiye verilecektir. Süvari Sınıfından Mürekkep Olmak Üzere Jandarma Müfrezeleri Te şkili Hakkında Kanun “ Madde 1. 65. Ezherli. Türk ihtilalinin bir eseri olup. 35. D. Müfreze zâbitanı jandarma zâbitanı misillû tahsisat alacaklardır. Piyade. Te şekkül edecek bu müfrezeler hizmeti muvazzafai askeriye haricinde bulunan esnan erbabından bir sene müddetle gönüllü olarak kaydolunurlar ve bir seneden evvel terki vazife edemeyip yeni sene için tecdit edilmek hakkını haiz olacaklardır. İşbu efrat eytam ve eramili olbaptaki kanundan istifade edecektir. İşbu kanunun icrasına Müdafaai Milliye vekâleti memurdur. bu te şkilâtın. Oysa TBMM. Suçlu ve tanıklar kilometrelerce uzaktan gelip mahkeme kurulunun toplantısını beklemek zorundaydı. Bu nedenle idarec ilerle ilgili kararların alınmasında tarafsız yargıç lara ihtiyaç vardı106 . Madde 2. Nitekim 1921 yılı ba şlarına gelindiğ inde bu te şkilâtın çalışmalarını devam ettirmesini gerektirecek şartlar . Bu gibi kimselere idam yetkisinin verilmesinde ise sakıncalar vardı. TBMM’nin otoritesinin kurulmasında büyük yararlılıkları oldu. Maa şat maktuan berveçhi âtidir: A) Piyade efradına şehrî bin iki yüz kuru ş. s.. 34. age. Kanun No: 5. Çelik.. s. Madde 9.276 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 S uç luların özellikle harp divanlarınca cezalandırılmaları askerî otorite düşünc esi yaratıyordu104 . 32. Süvari ve piyadeden mürekkep olan işbu müfrezelerin ia şe. Kanun’un uygulamaya ba şlanmasından sonra. ba şçavu şlara üç yüz kuru ş verilecektir. Madde 6. İcabında te şkilâtın teshili maksadiyle talip olan efrada hayvan almak üzere usulüne tevfikan taviz suretiyle muaveneti nakdiye icra edilir. Harp Divanı üyeleri bağlı bulundukları bölgede askerî ve sivil idarecilerle ilişki iç erisindeydiler ve mevki ve rütbece de onlardan küçük idiler. teçhiz ve teslihi tarafı Hükümetten temin edilir. halkın meşru temsilc ileri tarafından kurulmuştu. a. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. s. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Ural. C. Dolayısıyla da harp divanlarından bir kısmı kaldırıldı105 . Aybars. s.t. s. TBMM’nin 7 Haziran 1920’de 5 numaralı kanun olarak çıkarttığı “Seyyar Jandarma Müfrezeleri”109 Kanunu’nu kabul edilip uygulanmaya başlamasından son104 105 106 107 108 109 Aybars. Onba şılara efrat maa şından fazla olarak yüz. çavu şlara iki yüz.m. I.. B) Süvari efradına şehrî bin be ş yüz kuru ş verilecektir. Süvari efradının hayvanatı müsademe veya harekâtı askeriye esnasında telef veya sakat olur ise taraf miriden muadili bir hayvan veyahut esmanı ita kılınır.

110 111 112 . Ankara 1945. Kanun teklifi hakkında söz alan Müdafaa-i Milliye Vekili Fevzi Pa şa. ortadan kalkmıştı. bunun için verilecek ceza. Firariler Hakkında Kanun. TBMM Matbaası (2. mevsimin kış oldu ğ unu. C. toplumun içinde bulunduğu koşulları bilen. taburlardaki asker sayısı birkaç kişiye kadar inebiliyordu. TBMM Zabıt Ceridesi. Sivas Mebusu Emir Pa şa ve Müdafaa-i Milliye Vekilli Fevzi Pa şa’nın bu endişelerin yersiz oldu ğ unu ifade etmelerinden sonra oylamaya konulan kanun teklifi. kaç ak olaylarını durdurmak bir yana. Böyle bir ortamda suçlulara bakmakla görevli olan mahkemelerin çalışma sistemleri yetersiz. Bu mahkemeler azasının adedi üç olup Büyük Millet Meclisi’nin ekseriyeti ârasiyle intihap ve içlerinden birisi kendileri tarafından reis addolunur. Kanun No: 94. faile az bir ceza vererek. yargı yetkisini yeteneksiz kişilerden ve yöntemlerden kurtarmak istiyordu110 . ona vatanı için çarpışmak üzere yeni bir şans tanımak ve benliğini terbiye etmesine yardımcı olup bu yolla kazanılan her askeri c epheye göndermekti111 . s. 8. Millî Hareket’in cesaret ve şiddet gerektirdiğini benimseyip. Böylesine zorlu bir görevi ise Millî Müc adele’nin amac ını ve önemini kavramış. korku yaratmak ve kaç ak olaylarını ölümle cezalandırmak değil. verdikleri cezalar ise caydırıcılıktan uzaktı. Madde 2. Kurulac ak olan mahkemelerden kasıt ceza vermek. e şkıya faaliyete geçece ğ i zaman bu te şkilâta ihtiyaç duyulabilece ğ ini belirti. olağanüstü devrin ihtiyaçlarını yerine getirebilecek nitelikte olmayıp. s. I. istenilen sonuc a ulaşılamadı. Seyyar Jandarma Te şkilatı’nın hangi gerekçeyle ve hangi şartlarda kuruldu ğ unu anlattıktan sonra düzenli ordu kurma çalışmaları yapılan bu günlerde artık bu te şkilâtın ömrünü tamamladığ ını ifade etti. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. 34. İstiklâl Mahkemeleri (1920-1927)…. Mahkemelerde görev alan yargıçların hemen hepsi medrese mezunu hatta alaydan yetişme kişiler olmakla birlikte hukuk mezunu çok azdı. 163-165. Aybars. Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı Bey. 100. Muvazzaf ve gönlü ile hizmeti askeriyeye dâhil olupta firar edenler veya her ne suretle olursa olsun firara sebebiyet verenler ve firari derdest ve şevkinde tekâsül gösterenler ve firarileri ihfa ve ia şe ve ilbas edenler hakkında mülki ve askerî kavaninde mevcut ahkâm ve indelicap diğ er gûna mukarreratı cezaiyeyi müstakillen hüküm ve tenzif etmek üzere Büyük Millet Meclisi azalarından mürekkep İstiklâl mahkemeleri te şkil olunmu ştur. D. İşte Millî Müc adele’yi güç lendirme ve ayakta tutma imkânı böyle yaratılabilirdi. I. cephede ölmeye terc ih ediliyordu.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 277 ra yaklaşık dört ay gibi bir zaman geçmesine rağmen. Fakat Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey. I. kararlarında bağımsız ve tam yetkili üyelerden kurulu ihtilâl mahkemeleri yerine getirebilirdi. Basılış). etkiden uzak ve ç oğu kez de âdil değildi. Özellikle asker kaçaklarını önlemek için uygulanan c eza hükümleri. 35. No: 21 Madde 1. s. 11 Eylül 1920’de “Firariler Hakkında Kanun”112 adıyla TBMM’nin 21 nolu kanunu olarak yürürlüğe girdi. C. s. 37. D. TBMM Kavanin Mecmuası. TBMM’nin 10 Şubat 1921 günkü toplantısında ele alındı. kendisinin de üstünde bir güç görmediğinden. ancak bu durumun baharda da sürece ği anlamına gelmeyece ğ ini ifade ederek. Aybars. Bu sebeple Bolu Mebusu Yusuf İzzet Pa şa ve arkadaşlarının Seyyar Jandarma Müfrezeleri’nin la ğ vedilmesiyle ilgili 5 Şubat 1921 tarihli kanun teklifi. 11 Eylül 1336 (1920). Bu yüzden de asker kaçaklarının sayısı gittikçe artıyor. kabul edilerek. bütün bunların altında yatan asıl sebepleri araştırmak. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’ndan beklenen sonucun alınabilmesi ve Kanun’un eksikliklerinin yok edilebilmesi ise çabuk ve sert kararlar alan ve bu kararı aynı ç abuklukla uygulayan mahkemelerin kurulmasına bağlıydı. Te şkilâtın la ğ vedilmesi kararla ştırıldı. Mevcut kanunlar ve mahkemeler. mahkeme usulleri ağır. bu sebeple e şkıyanın faaliyet göstermediğ ini.

TBMM ZC. C. 1. Madde 5. Turan. Adı geçen kanun hakkında yapılan müzakereler için bkz. Madde 2. Çoker. Madde 3. s. D. Her istiklâl Mahkemesi ketebe ve müstahdemin ma şatı şehrî yüz lirayı geçmiyecektir. Ankara 1959. 1. Nakız kararlarına karşı israrcaiz de ğ ildir. Madde 2. Yani Bu kanuna göre mahkemelerden verilecek hükümlerin inceleme ve onaylama yeri ve usulleri değişik hükümlere bağlanmıştı. s. Saltanatın kaldırılmasını müteakip 15 Nisan 1923 tarih ve 334 sayılı Kanun’la113 değiştirilerek. s. Böylece 334 sayılı sayılı Kanun’la Hıyanet-i Vataniye suç u kapsamına saltanat savunucuları da alınarak rejime geri dönüş riski ortadan kaldırılmıştı115 .1. TBMM ZC. 171. 100. age. 22. İstiklâl Mahkemeleri’nin evamir ve mukarreratını infaz etmiyenler veya infazda taallül gösterenler işbu mahkemeler tarafından tahtı muhakemeye alınır. C.. C. Kanun No: 21. s. Baskı). özellikle Millî Mücadele sırasında ve daha sonra inkılâpların korunmasında etkili olan ve 71 yıl yürürlükte kalan bu Kanun’un işlevini tamamladığ ı dü şünülmü ştür. 15 Nisan 1923 tarih ve 335 Sayılı Kanun116 ile Kanun’un sekizinc i maddesinin değişikliği. 29. maddesi (a) fıkrası ile yürürlükten kaldırılarak. İstiklâl Mahkemeleri’nin kararları katî olup infazına bilûmum kuvayi müsellâha ve gayri müsellâhai Devlet memurdur. karışıklık yaratmak veya yayında bulunmak vatan hainliği sayılmıştı114 . Madde 4. 1. 390. s. 29. s. yazı ile veya eylemli olarak karşı gelmek. D. 391. Son olarak Kanun’un tümü 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 23. C. I. 113 114 115 116 117 . halk arasında bozgunculuk ve ayrılık çıkarmak için gerek tek ba şına ve gerek toplu halde söz ile yazı ile veya eylemli olarak söylev vermek ve yayında bulunmak da vatan hainliğ i sayılmıştır. 29 Nisan 1336 Tarihli Hıyaneti Vataniye Kanununun Sekizinci Maddesini Muaddil Kanun Madde 1. 1. Üçüncü Tertip. İşbu mahkemelerin adedini ve mıntıkalarını Heyeti Vekile’nin teklifi üzerine Büyük Millet Meclisi tâyin eder. Bu Kanun hakkında yapılan müzakereler için bkz. Akın. Madde 8. D.1. TBMM Kavanin Mecmuası. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir.278 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 14 Aralık 1920’de Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’in Kanunlara numara verilmesi hakkındaki teklifinin ardından 2 numarayı alan ve 7 Şubat 1921 tarihli Ceride-i Resmiye (Resmî Gazete) ile yayımlanan bu Kanun’un 1. 32. 101. söz konusu karara aykırı olarak veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin meşruluğuna ayaklanmayı iç eren sözle. 64. 175-190. Madde 6. Ankara 1961. s. Heyeti temyiziye ceza dairesi ahkâm ve mukarreratı mezkûreyi vazife ve salâhiyetten ve tahsisatın hükme müessir olacak surette noksanından ve iptal hakkı mucip olacak surette usulü muhakemeye ademi riayetten ve hükmün kanuna muhalefetinden na şı âdiyen nakız ve o dairede ifayi muameleetmek üzere hükmü veren mahkemeye iade eder. TBMM ZC. TBMM Kavanin Mecmuası. 190-192. Hıyanet-i Vataniye Kanununun Birinci Maddesinin Tadili Hakkında Kanun Madde 1. İşbu kanunun icrayi ahkâmına Adliye vekili memurdur. 61. D. D. TBMM Kavanin Mecmuası. Hiyaneti Vataniye Kanununun sekizinci maddesi berveçhi âti tadil olunmu ştur: İşbu kanuna tevfikan mehakimden sadir olan mukarrerattan mahkûmiyeti mutazammın olanlar resen ve beraet veyaademi mesuliyet ile vazife ve salâhiyet gibi mukarrerat müddeiumumilerin veya alâkadaranın istidalarına binaen Heyeti temyiziye ceza dairesince mevaddı saireye tercihan tetkik olunur. 1.117 Madde 3. age. age. I. İşbu kanunun icrasına Büyük Millet Meclisi memurdur. Nitekim Bu maddeye 25 Nisan 1925 tarih ve 556 Sayılı Kanun’la eklenen bir fırka ile dinî veya dince kutsal sayılan kuralları siyasal amaçlara alet edecek dernekler kurulması yasaklanmış. Düstur. s. Kanun No: 334. Madde 3. İşbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. s. 1. 4. TBMM Matbaası (3. işbu kanunun icrasına Adliye Vekili memurdur. bu tür dernekleri kuranlar veya bu derneklere girenler.. D. 162. TBMM Matbaası. age. Madde 9. C.. Bundan ba şka zaman içerisinde vatana ihanet suçunun kapsamı gelişmelere paralel olarak farklılık göstermiş ve bu nedenle kanun üzerinde de ğ işikliklere gidilmiştir. Madde 7. aynı amaçla devletin şeklini de ğ iştirmek. Her İstiklâl Mahkemesi vazifeye mübadereti anında firari ve bakaya efradının bir müddeti muayyene zarfında icabetini teminen her türlü vesaiti tebliğ iyeye müracaat eder. Bkz. 1 Kasım 1922 tarihli kararla. maddesi. Kanun No: 335. işbu kanun tarihi ne şrinden muteberdir. 31. 123. s.. Hıyanet-i Vataniye suçlarında temyiz yolunu açmıştı. C. Çoker. 123. C. s.. Hiyaneti vataniye kanununun birinci maddesi berveçhiâti tadil olunmu ştur: Saltanatın ilgasına ve hukuku hâkimiyet ve hükümranisinin gayrikabili terk ve tecezzi ve fera ğ olmak üzere Türkiye halkının mümessili hakikisi olan Büyük Millet Meclisinin şahsiyeti maneviyesinde mündemiç bulundu ğ una dair 1 Te şrinisani 1338 tarihli karar hilâfında veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin me şruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya tahriren veya fiilen ankasdin muhalefet veya ifsadat veya ne şriyatta bulunan kesan haini vatan addolunur.

doğrudan doğruya bilerek karşı çıkan. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile millete karşı kendi meşru durumunu teyit etmiş ve bu meşruluğunu. Damat Ferit Paşa Hükümeti acizliğin ötesinde işgalcilerle işbirliği yaparak. bu temelde Hıyanet-i Vataniye Kanunu. c ephe gerisinde arkadan vurulmama çareleri aranmış. Bu durum. ya da fesat hareketlerine girişen veya yayında bulunanlar olarak belirlenmiş. Anadolu halkını Millî Mücadele aleyhinde harekete geç irmekten ç ekinmemiş. bu isyanlar. S aray ve onu temsil eden İstanbul Hükümeti işgalc i güç ler karşısında ac ze düşmüş. Anc ak hızlı ve kesin kararlar alabilmek amacıyla çıkarılan bu kanun. yazıyla. onu uygulayac ak mahkemeler kurulamadığı iç in istenilen netic eyi vermemişti. İstanbul Hükümeti’nin bu hıyaneti ve kışkırtmaları Anadolu’nun birç ok yerinde isyanlara sebep olmuş. Halife ve Padişah olsa dahi kendi üzerinde bir yasallık tanımadığını ilan etmiştir. TBMM’nin açılmasıyla âdeta önü alınamaz bir hale gelmiştir. çekingenlik ve kararsızlık göstererek Kanun’un ç ıkmasına muhalefet etmekte. onlara göre Osmanlı Ceza Kanunu ile bu tür suç ların üzerine gidilebileceğinden. . verilen önergeler ve bu önergeler hakkında yapılan müzakerelerde bir grup mebus.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 279 SONUÇ 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması ile birlikte Anadolu’nun önemli bir kısmı İtilaf Devletleri tarafından haksız bir şekilde işgal edilmiş. Silah altına çağrılanlar. düşünülen uygulamaları gerç ekleştirilebilec ek kurumlar olarak düşünülmüştür. kısa bir süreliğine de olsa etkili olarak Kanun’un çıkarılmasını geciktirdiğini göstermektedir. düşman elinde esir bulunan Hilafet ve S altanatı kurtarmak amac ına dayandırıp Hıyanet-i Vataniye Kanunu’yla yaptırım altına almış. Meclis’in ve yeni devlet geleneğinin tam olarak kavranılamadığını. Ancak. iç inde bulunduğu hıyanete Anadolu halkını da sürüklemeye ç alışmıştır. Cephelerde ölüm kalım savaşı verenlerin yüzü düşmana dönük iken. Kanunun ilk maddesinde kimlerin “vatan haini” sayılac ağı. yeni bir kanuna gerek olmamalı idi. verilecek c ezanın da “idam” olduğu tespit edilmiştir. 25 Nisan 1920’de Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in önerisiyle gündeme alınıp müzakerelerine başlanmış ve çetin tartışmaların ardından 29 Nisan 1920’de kabul edilmiştir. Nitekim 11 Eylül 1920’de kabul edilen ve “Firariler Hakkında Kanun” ile kurulan “İstiklâl Mahkemeleri” olağanüstü şartların gerektirdiği ç abuklukla. TBMM. Padişahın askerliği kaldırdığını bildiren fermanının ve TBMM’nin gayrimeşru olduğunu ilan eden bildirilerin etkisi altında kalarak ya askere gelmiyor ya da şubelerden ve kıt’alardan kaç tıkları gibi yanlarında kendilerine verilmiş olan silah ve c ephaneyi de götürüyorlardı. Büyük Millet Meclisi’nin meşruluğuna karşı ayaklanmaya yönelik sözle. İstanbul Fetvasının.

Ankara 1998. 2. Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları. 1. TTK Basımevi. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I. Bilgi Yayınevi. C. Ankara 1994. Ankara 1959. Ankara 1961. -Atatürk’ün Tamim. Telgraf ve Beyannameleri IV (Açıklamalı Dizin İlavesiyle). Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İç Güvenlikle İlgili Çıkardığı Kanun ve Kararnâmeler (23 Nisan 1920–16 Nisan 1923). İzmir 2007. Parlamento Tarihi Millî Mücadele ve TBMM I. -Ergil Doğu. TBMM Matbaası (2. Ankara 2006. Ankara 1991. İstiklâl Mahkemeleri (1920–1927). Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi. . II. C. İstanbul 1985. 1. 569-613. “Millî Mücadele’de İç İsyanlar. Kasım 2007. Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları. I. TBMM Basımevi (3. XXIV. Haz. C. Millî Mücadele Dönemi’nde Batı Anadolu Kongreleri (17 Mart 1919 – 2 Ağustos 1920). Ankara 1959. -TBMM Kavanin Mecmuası. -Aydemir Şevket Süreyya. 1. TBMM Matbaası (Üçüncü Basılış). -Turan Şerafettin. Baskı). s. Tetkik ve Biyografik Eserler -Akın Rıdvan. D. -TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara 1943. D. AÜ Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi. Ankara 2006. Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları. 1. C. C. KORKMAZ Zeynep). -Aybars Ergün. Ankara 1981. Dönem (1919-1923). I. . C. C. Sayı: 40. C. İstiklâl Mahkemeleri. C. I. -Baykal Hülya. -TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara 1960. 4. Bilgi Yayınevi. -Albayrak Mustafa. Süreli Yayınlar -Düstur. Ankara 1992. D. -Jaeschke Gotthard. D. I. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. . TTK Basımevi. C. I. Baskı). Üçüncü Tertip. Türkiye Büyük Millet Meclisi (1920–1998) ve Osmanlı Meclisi Mebusanı (1877– 1920). Vatana İhanet Kanunu ve İstiklâl Mahkemeleri” . Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Türk Devrim Tarihi Ulusal Direnişten Türkiye Cumhuriyeti’ne. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Sabahattin Selek. Ankara 1983. Ankara 1975. TBMM Basımevi (Üçüncü Basılış). I-II. B. Ankara 1981. -İnönü İsmet. 8. İzmir 2006. D. Türk Basın Tarihi 1831-1923 (Tanzimat-Meşrutiyet-Millî Mücadele Dönemleri). Telif. 637–663. Baskı). -Belen Fahri. Zeus Kitabevi. -TBMM Zabıt Ceridesi. Millî Mücadele Yıllarındaki Kuruluşlar. . Türk Kurtuluş Savaşı Kronoloj isi –Mondros’tan Mudanya’ya Kadar (30 Ekim 1918–11 Ekim 1922). TBMM Devleti (1920-1923) Birinci Meclis Döneminde Devlet Erkleri ve İdare. -Çoker Fahri. İstanbul 2008. TBMM Matbaası. İstanbul 1929. Erzurum 1992. I. Tek Adam Mustafa Kemal (1919–1922). -Ezherli İhsan. C. 2. Remzi Kitabevi. Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları Ankara 1998. TBMM Matbaası (3. 2. s. -Atatürk Kemal (Bugünkü dille yayına hazırlayan Prof. C. -TBMM Zabıt Ceridesi. D. Türk Kurtuluş Savaşı. İstanbul 1990. -Çelik Kemal. C. Baskı). Ankara 1945. TBMM Matbaası (3. İletişim Yayınları. Hatıralar. TBMM Kültür.1. Dr. İstanbul 2008. Belleten.280 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 KAYNAKÇA A. İzmir 1988. -Tevetoğlu Fethi. -Bıyıklıoğlu Tevfik. TTK Basımevi. D. 6. İstiklâl Mahkemeleri. Sayı: 96 (Ekim 1960’dan Aynı Basım). 29. Turhan Kitabevi. Zeus Kitabevi. Milliyet Matbaası. -TBMM Zabıt Ceridesi. Ankara 1981. 1. Ankara 1989. C. C. -Kutlu Cemil. -TBMM Zabıt Ceridesi. “Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Hukukî Statüsü ve İhtilâlci Karakteri”. Nutuk 1919 – 1927. Atatürk Araştırma Merkezi.

-Ural Dinçer. Semih. Ankara 2003. Ankara 2008. Ankara 2000. -Yalçın E.İstiklâl Harbi’nde Ayaklanmalar (1919-1921). Ankara 1974.). Semih (Ed. Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi). VI. . Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Kaynakları. Berikan Yayınları. C. Genelkurmay Basımevi.3/5 • ULUSLARARASI TAR İH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ TAR İH İN PEŞİNDE • 281 -Türk İstiklâl Harbi . Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi. -Yalçın E. Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Uygulamaları (1920-1927). Berikan Yayınevi.

282 • THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY and SOCIAL RESEARCH • 3/5 .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful