P. 1
Gordon Childe - Kendini Yaratan Insan

Gordon Childe - Kendini Yaratan Insan

|Views: 44|Likes:
Yayınlayan: muammer66

More info:

Published by: muammer66 on Nov 17, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

08/11/2015

pdf

text

original

gordon childe kendini yaratan ınsan

(insanın çağlar boyu gelişimi)

1

j

v

vanrk/bilgi dizisi

V. Gordon chiıdeln çok ilginÇ kitabl KendiniYaraian insan pek yavaş bir ilerleme jle

en eski çağlardan beriinsan soyunun

bir düşünen ve yaratan insan

akllnl işleterek on binlerce yıl içinde haline geldiğini anlatlyor.

her türlü güçaüklere Ve ylftıcl hayvanlara karşl ne çetin bir savaş Verdiğini, bin bir güçlükle yaşamlnl sü.dürebilen bir yaraİkken zamanla nasıl geliştiğini,

uygarlğa doğru tlrmanlşın.l dünyamEln çeşitli bölgelerinde

çetin bir yaşam savaşlmlnln öyküsünü bU kitapta büyük bir ilgiyle okuyacak, çok şey öğleneceksinjz.

Varlık Yayınları, Sayı: 899 Sekizinci basını: 2006

ISBN 975-434-016-1

Kapak: Ekin Nayır Ofset Hazırlık: Varl ık Yayınları A.Ş. Baskı: Kıııtiş Matbaası, İstanbul

VARLIK YA YINLARI A.Ş. Piyerloti Cad. Ayberk Apt. No. 7 - 9 Çembeıiitaş 34400 İstanbul Tel: 212 -516 20 04 - Faks: 212-516 2005 E-posta:

V. GORDON CHILDE

kentleşme ve devletleşme evrimlerinden. Kitapta insanın ekin üreticisi olarak başlayan. Gelişimin Hızlanması ve Yavaşlaması * Kronoloji Konusunda Birkaç Söz * Mısır ve Mezopotamya için Kronoloji Tablosu * Coğrafya Konusunda Notlar 7 9 20 35 42 79 103 130 158 166 167 168 UYGARLIĞIN KÖKENĠ Bu kitap. felsefe. sapan. dış ticaret ve kentsel devrime varan uygarlık çizgisi anlatılmıştır. bakır üretimi ve . Besin Toplayıcılar V. psiko loji ve tarih konularına da değinir. bahçecilik. Neolitik Devrim 54 VI. Zaman Ölçekleri IV. hayvan koşumu. bu gelişim izlenmiştir.000 yıl öncesinden başlayarak insanın gelişiminin değerlendirilmesi ele alınmış. Organik Evrim ve Kültür Gelişimi III. Kentsel Devrim VIII. ama sosyal bilimlerin her dalına. İnsan Bilgisinde Devrim IX. Kitabın temel konusu arkeo loji ve antropolojidir. İkinci Devrimin Başlangıcı VII. tekerlekli araçlar.KENDİNİ YARATAN İNSAN Ġnsanın Çağlar Boyunca GeliĢimi Çeviren: Filiz Ofluoğlu ĠÇĠNDEKĠLER Giriş I. mayalama. açık. İnsan ve Doğa Tarihi II. güzel bir dille anlatır. yelkenli. eski çağlardan günümüze dek insanın kökenini ve gelişimini izler. Profesör Childe bilimle on dokuz temel buluş ve uygulamayı ele almaktadır: yapay sulama. Çağımızın 340. insanın ateş yakabilme. kaba taşları yontup alet oluşturma yetenekleriyle yaşamını sürdürebildiği günlerden bu yana.

yazar. tuğla. mühür. kente su sağlayan su kemerleri. insana hem yardımcı hem de engel olan geleneklerin gelişmesini. bilimle batıl inançların baş başa ilerlemesini göstermektedir. bronz. güneş takvimi.kullanımı. İnsanın günümüze dek aştığı çok uzun yolların. Bu çok güzel çözümlemede.. kemer. demir arıtımı. alfabe. bir kaç kısacık yüzyılda attığı çok büyük adımların yeniden ele alınıp yepyeni bir açıdan sunuluşunu bu kitapta okuyacaksınız. rakam. 5 . sırlama. yazı..

Son olarak bir açıklama daha yapmam gerek. gerçi IV. güç adlardan kaçınmak için. Uzun tartışmalardan. bölüm yetkin uzmanlarca yapılan çeviriler ve açıklamalara dayanır. olasılıklar dengesi bu yönü göstermektedir. öznel nesnelerin doğrudan doğruya incelenmesiyle oluşturulmuştur. genel konuyla doğrudan doğruya ilgisi olmayan. hiç değil dir. kesinlikten saptım. Bu kitabın amacı açısından verilerin elden geldiğince kesinlikle anlatıldığını söyleyebilirdim." Üstelik açıklamalarımın çoğu kesinlikle kabul edilemez. okunmasını güçleştiren bu tür sorunlardan kaçınılmıştır. Uzmanların coşkuyla tartıştıkları ayrıntılı sorunlara ilgi duymayan okuyucuların rahatlıkla okuyacağı bir kitaptır. İlk çağlar tarih kitaplarını (kendi yazdıklarım dahil) sıkıcı yapan. oysa VIII.giriş Bu kitap. kitabın özü değişmez. bölümden VII bölüme dek yazılanlar. bir arkeoloji el kitabı değildir. İlk çağlar tarihi konusunda bilgiler çoğunlukla şöyle sunulur: "Bugün elimizde olan kanıtlara göre. bilim tarihi. 7 . üstelik sunuş biçimi değiştirilse de. oysa. ayrıntılı tartışmalarla kitabı ağırlaştırmak istemedim.

.

"gelişim" kavramı. daha yaygın üretimin uçsuz bucaksız sürecini muştuluyordu. Bilimsel buluşlar. gerek doğa bilginleri. olduğu gibi kabullenilmişti. insanın doğaya başat oluşunun sınırsız gelişimine yol açmış. "gelişim" kavramı. ara sıra da İngiltere ve Amerika'da kurtarıcı edasıyla çalım atan bazı kişilerin savunduğu faşist felsefeye göre. Ticaret yaygınlaşmış. BÖLÜM ĠNSAN VE DOĞA TARĠHĠ Geçen yüzyılda.1. endüstri verimi artmış. ge rekse geçen yüzyılın varsıllığının görkemli günlerinden kanıtlar göstererek. aynı gizemci edayla.du. orta ve eski çağlar tarihçileri için çok yaban bir düşündür. Artık "gelişim"in gerçekliğine değin kuşkular yaygınlaşmaktadır. eski Yunanlılar ve Romalılar gibi. eski çağların "altın günlerine" özlem duyarlar. Herr Hitlcr ile kuramsal yandaşlarının açıkça çığırtkanlığını yaptığı. üstünde durulmadan. Bazıları. Ama. Ama gerekli bilimsel davranışa varabilmek için. Batı dünyasını baştan başa. gelgelelim. Bu kuşkularını çözümlemek için insanlar tarihe dönmelidir. Oysa bugün bu iyimserlik büyük ve acımasız bir sarsıntı geçirmiştir. "İnsanın Çöküşü" öğretisine (doktrinine) yönelmişlerdi. tarihçiler de kendi çağlarının ekonomik koşullarından etkilenmeden edemezler. dünyanın ekonomik temellerini sarsmaktaydı. orta çağ inancı olan bir saplantıya. gelişim. uçsuz bucaksız iyimserliğe bürüyor. bilgi ağacının mcyvalarını tada lada. hâlâ gelişime umul bağlanabileceğini kişisel olmayan bilimsel bir açıdan savunmaktadır. Artan varsıllık ve derinleşen bilgi. gerek çöküntü yıllarından. korkunç bir yoksulluk ortamında bile inanılmaz ama göze batarcasına belirgin bir üretim artığı oluştururken. Birinci Dünya Savaşı ve onu izleyen bunalımlar. karamsar ya da gizemci (mistik) bir davranış belirgindir. gerek tarihçiler arasında pek çok ünlü yazarların yapıtlarında gördüğümüz gibi. Profesör Bury'nin belirttiği gibi. öz olarak. Öte yanda. İngiliz "difizyonist" düşünürlerin bazılarının yazılarında da bu eğilime rastlanır. varlık çoğalıp birikim oluşturmuştu. hem gelişim . Katolik misyonerlerin Alman "tarih okulu" izleyicileri ve bunların arkeoloji ve antropoloji öğretmenleri. Bu kitabın bir amacı da tarihin. biyolojik evrimle bir tutulmuştur. Bugün.

yasal işkence ve sergilenen idamların yasaklanmasını birer gelişim işareti değil de tam tersi olarak kabullenirler. bozulmamış kırsal alanlara tutkunuz varsa. geceyi gündüze katarak çalışmak istemiyorsanız. Ama. Bir yüzyıl öncesinin kapkara sokaklarını özlemle anar. gerçeklere ve verilere dayanarak yargıya varış." (Gerçekten de. gerilik simgesi sayabilir. Yankesici. aktörel (ahlaki) ve toplumsal önyargılardan arıklanmıştır. "Gelişim nedir?" diye sorabiliriz. hava kirlenmesinin zehiriyle dolmuşsa. kişisel eğilimlerden kaçınılamaz. kendi uğraşısı açısından. kendinden sıyrılma çabasında olmalıdır. El değmemiş. Bilim adamları olarak tarihe dönüp de. böylesine bir gelişimin gerçekliğinden kuşkulanırsınız. ciğerlerini/. ya da oğlunuz çağdaş bir silahla öldürülmüşçe. füzelerin oluşturduğu mekanik araçların günden güne artması gelişimi oluşturmuş mudur?" diye soramayız. durgun sularda ve kuyularda kaynayan mikropları. Basit yaşamın sakıncalarını güzelim kulübedeki yılanı. bilgilerin sayı ve ölçüye böylesine bağlı oluşlarının bir nedeni. bu tür görüşlerinizi yeniden gözden geçirirsiniz. Yanıtında aynı görüşe varmaktan yana da bir umuda kapılamayız. Profesör Levy'nin dediği gibi.meliyiz. Böylesine düzenlenmiş bir sorunun bilimsel hiçbir anlamı olamaz." Böylesine alçakgönüllü ve kişisellikten arınmış bir bakışla tarihe yaklaşım kolay değildir. bilimsel davranışın kanıtıdır. Ama. bir iki yüzyıl önce sinin daha sakin ve barışık günlerine özlem duyarsınız. İşkence ve dehşet yollarında kendini adamış kişiler. özel sevgi ve nefretimizden sıyrılabilmeye bağlıdır. yanıtınız olumlu olamayacaktır. Bilimsel davranışa varmanın temeli. telefon ve (hele polis kullanıyorsa) otomobil gibi araçları. Bu yazımda söylenenler ister hoşunuza gitsin. hidroelektrik santrallerin. yargılarında. gerçeklerin ve verilerin böliimlenmesi. yanıtı bilimin pek çok yeğlediği sayısal verilere 10 . Çağdaş bilimin devinim ve aydınlatma araçlarının sağladığı zaman ve yer özgürlüğünden ve hızlı dolaşımdan hoşlanıyorsanız. soranın keyfine. ormanlarda. Kari Pearson şöyle der: "Bilim adamı. o andaki ekonomik hatta sağlık durumuna bağlıdır. ister gitmesin. "Biz gelişebildik mi? Uçakların. bu araçlardan yararlanacak ekonomik olanaklardan yoksunsanız. "Geliştik mi?" sorusunu sormak bilimsel bir davranış değildir. "Ölçü ve ölçeklerin verdiği sonuç. Türkistan'ın bir köyünde kalakaldığınız vakit. çalılarda kol gezen haydutları çarçabuk unutursunuz.hem de tarih kavramlarımızı gereğince değiştirebil. zehirli gazların. Pek az kişi aynı sonuca varabilir. gelişimden yana olumlu yanıt verirsiniz. bunların zaman içinde ve birbiriyle bağlantısının tanımlanması demektir. ya da uzaklara gidip." Kişisel duygularla etkilenmeden. ama sonuç gene de 322'dir. denizaltıların. elektrik ışığı. çünkü hiç kimse eş yanıt veremez. kişilikten arınmış bir davranışa erişebilme çabasıdır. "Bilimin işlevi. kişisel önyargılardan arınmaya. her tür dinsel. Yanıt.

Aynı zamanda da insan tarihi.Sakson'larla. koskoca bir ülkenin . Tarih. bu iki tarihin hiç de ayrı ve bağlantısız olmadığını. tarih boyunca koşturup araştırmak.000 yılı aşkın bir süreyi ele alabiliyoruz. tarih öncesi çağ. Minos. Yazılı kayıl bırakmamış insanların uygarlıklarını ya da bir yönünü içerir. ben neyin "yükseliş". acımasız ve hileli yollardan. 325 yılında ün yapmaya başlamış ve doktorlar. Özellikle. tarih demek "İngiliz tarihi" demekti. Tarihçinin görevi. Tiber ırmağı üzerindeki adı sanı duyulmamış bir kaç köyün. çeşitli iniş çıkışlar. tarihe giriş kitabı olarak kullanılmaktadır. İngiltere tarihi ya da eski çağlar tarihi gibi kısa sürelerle sınırlandırıldığı vakit. Her şeyden önce. Hitit. Kısa süreleri ve dar alanları içeren araştırmalarda. tarih boyunca uzanan dizi dizi. 600 ile 450 yılları arasındaki süresi yükseliş. "klasik" Yunan tarihinin sözüm ona karanlık yıllarında gelişmişlerdir. Aristo M. tarihe bakış açısı en az yüz kat genişlemiştir. matematikçiler. bir sonraki yüzyıl da çöküş olarak belirtilir. gökbilimciler ve coğrafyacılar gibi nice Yunan bilgini. Bir çok kişi de. Roma İmparatorluğunun "yükselişi" ise. olayların çokluğu ve dağınıklığı. anlaşılan karanlık ve ölüm yılları sayılır.den söz edildiğini duymuşlardır. Son yıllarda. Topu topu 5000 yıl yerine. tarihin içeriğidir. Bugün gelişim gerçeklen olagelmiş şeyler. Ondan sonraki yüzyıllar ise okul kitaplarında yer almaz. Ama gelişimin çizgisini saptamak ve ucundan yakalamak. 500. Fransa. Yunanlılar (daha doğrusu iki Yunan kenti. Oysa. Eski Çağlar tarihinden Atina. Doğrusunu söylemek gerekirse. çoğunlukla da 800 yılı kapsardı. paleontoloji ve jeoloji gibi "doğa bilimleri"nin gelişmesini izleyebiliyoruz.Orta Doğu havzası.Ö. "Eski Çağlar Tarihi" denilen bir tarih okumuştu. İngiltere ve Orta 11 . Anglo . Atina ve İsparta) ile Romalıların uygarlıklarından söz ederdi. İngiltere tarihinin tanı dört katıdır. Bu çağı kapsayan tarih. hatta Norman islilâsıyla başlar ve en çok 1. sürekli bir gelişim çizgisine oranla daha göze batmaktadır. İsparta ve Roma'nın "Yükselişi ve Çöküşü"nü öğreniyoruz. çetrefil olayların arasından özlü ve önemli olanlarını belirtmektedir. Bu tarih. neyin "çöküş" olduğunu bir türlü çıkaramadım. Mısır ve Siimer'lilcr. Tarih öncesi çağı inceleyerek.Ó. yani İngiltere'de. birbirine bağlı olaylar dizisinin bir parçasını oluşturduğunu bilmektedir.500. Sanki İngiltere tarihi ile kayda değer hiçbir ilişkisi yokmuş. 1914 yılından önce. Gerçi Atina siyasal bir güç olarak göçmekteydi ama Yunan uygarlığı ölmemişti ve Atina'nın uygarlığa katkısı sürmekteydi. çocukluğumun tarih kitaplarından çok başka bir tarih anlayışı gereksindirir. diyelim. Artık pek çok kişi. bu kitabın yazarı olarak benim ülkemde. ilk yazılı belgeler Mısır ve Babil'den önceki çağı ele alır. biyoloji. gizsel bir uçurumla ayrılırmış gibi öğretilirdi. ortak yön ve biçimlerini gölgeler. doğa tarihi ile birleşebilmektedir. Tarih öncesi çağlan kapsayarak. derin ve geniş bir bakış gerekir.kadar uzanabilir. Atina tarihinin M. Bu kimseler hiç olmazsa daha eski çağlar tarihini okumuş.

Bu tür tarihle tarih öncesi denen çağlarla doğal olarak bağlantı kurulabilir. kendi alanını kendisi kısıtlar. Böylesine bir tarih. Bu tür bir tarih anlatımında. Çağdaş makineler ve yapılar gibi. bölümlendirir ve karşılaştırır. sonunda bu koca alana barış geldi yerleşti ve Roma impa ratorluğu vatandaşlarına. Öğretmenin kişisel önyargılarından arınarak bir kıyaslama yapılabilmesi olanağı yoktur. özel yaşantıları da. Marx'in gerçekçi tarih anlayışı. Bunlar. Neyse ki artık siyasal tarih deyimi kesinlik kazanmıştır. İngiltere tarihinde ise bu iniş çıkışlar daha az belirgin ya da daha usçu bir davranışla belirtilmiştir. üretimde sosyal güçlerin ve bilimsel uygulamaların. tarih öncesi çağın yeri bile yoktur.Avrupanın koca bir parçasını içeren bir İmparatorluğun başkenti oluşunu yansıtır. Roma İmparatorluğu'nun "çöküş" dönemi olarak düşlere yerleşti. sürdükleri tarlaları. tarih öncesi çağa özgü yazılı belge bulunmadığından. devlet adamlarının. ekonomik koşulların. oysa Newton onyedinci yüzyılı. Frick gibi faşistlerin öfkesine karşın. Marksizm'in esinlediği siyasal coşkulardan tümden ayrı olarak. ama bu "dönemler"in adı. Elizabet çağı "altın" çağı olarak bilinir çünkü bu sürede İngilizler korsanlıktan yana İspanyolları yenmişler. Protestanların yakıldığı çağlar da Katolikler için olumlu bir çağ sayılabilir. iki yüz yıl boyunca Avrupa'da daha önce hiç görülmemiş bir barış sağladı. yedikleri (daha doğrusu dışkıladıkları) besinleri inceler. atalarımızın ve ilk insanların alet ve silahlarını toplar. yaptıkları evleri. hiçbir yazılı belgenin betimlemediği ve o çağın ekonomik yöntemlerini simgeleyen üretim araçlarıdır.kespeare'in oyunlarını tutmuşlardı. Neyse. Onyedinci ve onsckizinci yüzyıllar ise oldukça yalın sayılır. siyasal kurumların ve dinsel yöntemlerin kurulup yayılması gibi olaylar ve süreçler belirtilir. bu çağın ileri gelenlerinin adı da bilinmez. bilimsel buluşlar. ingiltere Kilisesine ait olanlara göre Elizabet çağı "altın"dır. Dr. ya da sanatsal hareketlerden de her bir "dönem" için söz edilir.kralların. Tarih öncesi çağları inceleyen tarihçilerin izledikleri insanlara bile pek ender olarak bir ad takılabilmiştir. savaşlar ve işkenceler. eski çağlar tarihi ve İngiltere tarihi. Gerçekte de. Çünkü. Marx. Bu arada da ekonomik koşullar. James Watt da onsekizinci yüzyılı parlatmıştır. başat olan hanedan ya da grupların adı ile anılarak siyasal biçimde ele alınır. Arkeologlar. tarihsel değişimdeki en önemli unsurlar olduğunda direnmişti. Bu tiir bir tarih bilimsel olamaz. bunlar da kendi çağlarında var olan çağdaş bilgi ve bilim uygulamalarının anıları ve 12 . giderek kültür tarihi olmaktadır. Gerek halk gerekse bilginler için. tarih artık. öğretim çevrelerinde benimsenmektedir. Ama gelgeldim bu iki yüzyıllık süre okul kitaplarında yer almadığından. yalnızca siyasal tarih olarak ele alınmıştır . askerlerin ve din adamlarının manevraları. Katolikleri kazıklara bağlayıp yakmışlar ve bu arada da Sha.

balık tutma.lir. Bunlar. aynı zamanda daha karmaşık bir ekonomik ve sosyal yapının varlığını gösterir. kimya (olaşımlar. Bundan başka. o çağ insanlarının kesici aletlerinin. ya da çocuklara bakarken. uygulanmış. yalnızca bu tür ekonomik düzenin sürdüğü çağlar vardır. Taş Çağının en önemli aracı olan taş balta. Bu bir uzmanlık işidir. avlanırken.b. çoğunlukla uzaklardan getirilen hammaddelerin belirli bir özete toplanmasını gerektirir. Üstelik. yalnızca besin üretimi ile uğraşan ve gene çok uzaklarda yaşayan başka uzmanların üretim artıklarıyla beslenirler. Ayrıca. Bir gemide. Bunlar. jeoloji (petrol. tarih öncesi çağları Taş. Arkeologlara göre. Bu nedenle. Kayık için gerekli olan tahta. yanı başındaki derede bulduğu bir çakıl taşından yapabilir. boş vakitlerinde balıkçılar ya da çiftçiler tarafından yapılabilir. Bronzun dökümü. Taş baltanın yerini alan bronz balta ise. petrol arıtılması) ve fizik (elektrik donatımı. sonuç alınmıştır. geniş kapsamlı ve verimli bir haberleşme ve ulaşım yöntemi zorunludur. bu aletlerin. işçi bunu evinde. Modern bir tekne çeşitli yerlerden. Grup dışında ne bir işçilik ne de ticaret gereksindirir. Gerekli olan tek araç taş bir baltadır. tümii ayrı dallarda uzmanlaşmış. özellikle baltalarının yapıldığı maddeye göre seçilmiştir. tarımcılık yoluyla kendi besinlerini kendileri sağlamazlar. bir sosyal örgütlenme simgeler. Üstelik. besin gibi temel gereksinme maddelerinin. Üretimi için. ekin ekerken. maden cevheri). hatta toplumsal üretim artığının birikimi bile gerekmez. ortak bir plan ve merkezî yönetim altında çalışan büyük işçi grupları gereklidir. avcı ya da ekinci grupların kendi kendilerine yapıp tümünün ortaklaşa kullandıkları bir araçtır. Gerçekçi tarih. kendilerini ve ailelerini beslemek gibi temel görevlerinin yanısıra. Ağacın kesimi. makineler. Bu uğraşı için başka yerlerden yiyecek ithal etmek. Aynı durum. aradaki boş vakitlerde insanın kendi kendine yapabileceği basit bir iş değildir. Bu tiir ekonomileri bugün yaban kabileler arasında görmekteyiz. bu işçilerin hiçbiri avlanma. Ama gerekli işçi sayısı küçüktür ve bir ailenin üyeleri bu işi üstlenebilir. başkalarının üretim artığı olarak sağlaması zorunludur. bronz baltanın yapımında kullanılan bakır ve 13 . Bronz ve Tunç çağları diye bölümlemeleri hiç de keyfî ya da kişisel değildir. yalnızca daha üstün bir alet değildir. Bu kayığın üretiminde de kullanılan aletler. en yakın ağaçtan sağlanır. sosyal düzenlerin ve ekonomik örgütlerin kuruluşu ve gelişimindeki önemi üzerinde durur. tüm bir ekonomik ve sosyal yöntemi simgelemektedir.) bir araya getirilmiş. arkeologların. yontulması ve üretilen kerestenin kıyıya taşınması. Taş Çağı insanının tek bir ağaç gövdesinden oyduğu kayık için de geçerlidir. Bugünkü geminin doğrusal atası olan kayık da belirli bir ekonomi. kayık. doğa bilgisi (kereste). kendi kendine yeterli toplumların ya da ailelerin simgesidir. Bu adlar. bir çok işçinin işbirliğini gereksindirebi. o çağların en önemli üretim araçlarıdır. bu. ama bu düzen bugünkünden çok başka ve çok daha basittir.anıtlarıdır. v. bu nedenle de bunu yapan uzmanlara.

her ikisinin de sonucu aynı standard'larla yargılanmalıdır. tarihçinin "gelişme" kavramı. gerçekçi tarih kavramının tarihsel değişiklikler dediği gelişimlere çok benzer. Jeoloji. gerçekçi tarihte özlü ve önemli sayılan ve yazılı belgeler le kanıtlanan üretim araçlarından. Bu açıdan. gelişmek demek yaşam çabasında başarılı olmak demektir. gen'lerin kolların v. Ama tarih öncesi antropoji bilimi gerçekte insanların neler yaptıklarıyla ilgilenir. Bunların birini ya da her ikisini başka bir yerden ithal etmek zorunludur. çoğunlukla aynı yerde rastlanılmaz. Bir türün güçlülüğü. kollar da türlere bölünür. hayvanlar arasında yeni türlerin gelişmesini sağlaya n fiziksel değişikliklerin ve melezleşmelerin yerini alır. Bu tür gelişimler. Tarih öncesi çağlara değin arkeoloji biliminin bir kökü eski çağlar tarihi ise. daha sonraki bölümlerde ayrıntılarıyla gösterileceği gibi. insan tarihi ile zooloji. onsekizinci yüzyılda İngiltere'de olagelen ve Endüstri Devrimi denilen görkemli gelişime çok benzer. eğer bu kavramı kullanacak olursak. Gerçekten de. ekonomik yapı ve toplumsal örgüt lerdeki değişikliklerden ve gelişimden farklı değildir. Bu bulgular bir gelişim aşama 14 . tarih öncesi gelişimlerin bazıları.d. İnsan kültüründeki gelişimleri izler. arkeoloji bilimi insan ekonomisi ve üretimde sosyal yöntemlerde kökten değişiklikleri ve gelişimleri izler. İlk "insanlar'ın vücut kalıntılarını inceleyen tarih öncesi antropoloji bilimi ise. öbür kökü de jeolojidir. Eski Çağlar tarihi işi ele alır. Zooloji bilimine etken olan ve diğer doğa bilimlerine özgü tarafsız yargılama ilkesinin tarihçileri de etkileyeceği umulabilir. paleontoloji ve jeoloji gibi doğa bilimleri arasında bir köprüdür. Tarih öncesinin son döneminde de. aileler gen'lere . Ama bu kavramda. paleontoloji ya da zoolojinin bir dalıdır. üstelik takas için de yerel bir üretim artığı sağlanmalıdır. İşte bu değişiklikler. Eski çağlar tarihi. Her ikisinin de önemi aynı ölçekle tartılmalı. Biyologlar organik dünyayı krallıklar ve bunlara tâbi küçük krallıklara ayırır. Paleontoloji. İnsanlığı tümden etkilemesi açısından. zoolog'un gelişme kavramıyla eş anlamlı sayılabilir. yaşadığımız dünyanın yapısını inceler ve izler. Gerçekten de. çeşitli ve uçsuz bucaksız jeolojik dönemlerde çeşitli yaşam türlerini araştırır ve bulgular. güçlülük yaşamayı başarmak anlamına gelir. Bir biyologa göre. başarısız yargısına uğrar. arkeologların üstünde durdukları ve direndikleri bu değişiklikler. o türe başarılı denir. giderek tümü azalıyorsa.kalay oldukça ender bulunan maddelerdir. Tarih öncesi devrimleri daha tarafsızca değerlendirebiliriz çünkü sonuçları bizi kişi olarak daha az etkilemiştir. genler kollara (filum'lara). aynı zamanda doğa tarihini ileriye yöneltir. Eski çağlar tarihi.nin dünyamızda nasıl oluştuğunu inceler. bir kaç kuşak boyunca üyelerini sayarak ölçülür. paleontoloji yoluyla da. Sayıları giderek artıyorsa. Böylece. Bu küçük krallıklar da ailelere (familyalara). İthal için de bir tür haberleşme ve ulaşım ve ticaret kurulmuş olmalı. yazılı tarihin geriye doğru bir uzanımı olmakla kalmaz.

bir zamanlar bu yaratıkların yaşamını ve "başarı"sını sağlayan koşullar artık yaşama bir engel olmuştu. Bu koşullara ve bu çevreye sürüngenler başarıyla uyabilmişlerdi. en eski yaşam çeşitleri. en derindeki katmanlarda. ama bugün bu yaratıklardan yeryüzünde bir tek bile kalmamıştır. en sonuncular da yüzeye yakın katmanlarda görülür. alt düzeyde pek çok tür hâlâ yaşamaktadır mikroplardan yana başarılı bir yaşam denemezse de. Dina. kültürel gelişimin hatta metafizik anlamda gelişimin öneminin anlaşılmasına yardımcı olur. (mikroplar. Biyolojik sınıflandırmada başarı kavramının tümden silinmesi olanaksızdır. bu koşullar değişince. çöktüler. ancak müthiş bir çoğalma yöntemiyle yaşamda kalmayı başarmıştır. Sonunda sular altındaki alanlar daraldı. Bu kolların içinde. Bu çevre koşulu öylesine uzun sürdü ki. Bu dev sürüngenlerle başa çıkabilecek bir tek yaratık kalmamıştı. Alt düzeydeki organizmaların pek çoğu. kollar ve familyaların varlığını kanıtlamaktadır. o zaman bu değerlendirmeler sayısal anlatıma bağlanır. bazı kabuklu deniz hayvanları gibi yaratıkları içeren) protozca kolundan ve annulatadan (solucan) iistiin sayılırlar. Bu Jura çağı geçince. kayalardaki izler bugün artık yaşamayan pek çok türler. Öte yandan. Jura ça ğında hava sıcak ve nemliydi. belirli koşullara göre aşırı derecede uzmanlaşma. Böylelikle. yeryüzünde oluşma sırasına bağlıdır. başarı ya da çoğalma değil. "Üstün" demek. solucanlar açısından mutlu bir yaşam olduğu gerçektir. Bu anlamda üstünlük. oysa bu konuda başarı yalnızca yaşamayı bccermek demektir. Her bir ya da çift yaratık milyonlarca yavru salar. Tarihçi de bu yolu izlese ne kadar iyi olur. kaç yıl olduğunu tahmin etsek bile. Hayvanlar dünyasında kordata kolu. Kusursuz bir jeolojik kesimde. soğudu. bu sayı bir anlam taşıyamayacaktır. Ama türler yaşamaktan yana öylesine uyumsuzdur 15 . kayalardaki izlere göre. Bu yaratıklar tek bir koşul türünde yaşamaya öylesine alışmışlardı ki. Sürüngenlerin pek azı yeni çevre koşullarında yaşamayı becerebildi. daha sonra yeryüzünde. çökme ve yok olmadır. belirmiş demektir. Biraz da.sırasına göre düzenlenir. oysa bunlar kendi çağlarında gelişim hiyerarşisinin tepesinde yer almaktaydılar. hiç değilse biyoloji açısından olumsuzdur. Bu düzen bozuldu mu. Belirli coğrafî koşullar altında yaşarlardı. gelişim sırasına göre yapılabilir diyebiliriz. belkemikli hayvanlar arasında ise. kuşlar ve sürüngenlerden üstün tutulurlar. Sonuç.zorlar ve içtiyozorlar gibi dev sürüngenler Jura jeolitik çağda sürü sürii yaşayıp giderdi. belkemikli hayvanlar en üstün düzeydedirler. Bazı durumlarda da değerlendirme. yaşam başarısının sağlandığı ortamın ekonomisine bir göz atalım. böylece yeni gen'ler ve türler belirdi. Kuşkusuz. bomboş kara ve deniz alanları vardı. memeli hayvanlar (yani yavrusunu emziren sıcak kanlı hayvanlar) balıklar. iklim kurudu. Demek ki. Çoğu değişen koşullara kendilerini uyduranıadılar ve öldüler. biyolog dehşete kapılır ve bilim adamlarının kaçındığı çelişme ve tartışmalara sürüklenir.

Çizge.646. "nüfus artışı" çizgisinde daha belirgin bir biçimde gö ze çarpar. çünkü böylelikle salt bilime yabancı olan düşünleri işin içine katmış oluruz.000 yumurta. Bu da. doğa tarihi ile insan tarihi arasındaki sürekli ilişki nedeniyle.di. Bunun en belirgin örneği İngiltere'de oluşan Endüstri Devrimidir. bu kavrama biyolojik bölümlemede etken olan sayıların tarafsızlığı başattır.755 olmuştur. Bu açıdan başarılıdırlar. gelişim merdi venlerinden çıktıkça artmaktadır diyebiliriz. insan tarihine de sayısal kavramların katılabileceğini göstermiş oldu. yavrunun yaşama olasılığı. Geçerli olduğu yerde. bir çift morina 6. nesnel kültür ve donatımdaki çok büyük gelişim. Tarihsel gelişim. Güvenilir hesaplara göre. nüfus 1570 vılında 4. Bu ülkedeki nüfus tahminlerine göre. nüfus ondördiincü yüzyılda yer alan veba salgınından bu yana az bir hızla artmıştır. tıpkı insanlar ve filler gibi çok daha az sayıda yavru çıkararak türlerini yaşatırlar.000.773 ve 1750 yılında 6. Ama bu başarı uğruna. Demek ki insan yavrusunun yaşama olasılığı. 1670'de 5. kendi türümüzün sürdürülmesi ve çoğalmasına katkıda bulunma ölçütüne (kriterine) göre yargılanabilir.000 yumurta salar! Bu yumurtalar uygun oranda canlı yavru çıkarabilsey. Ama gene de bu kavram her zaman geçerlidir diyemeyiz. Her bir yumurtanın can bulma olasılığı 14. her bir yavrunun yaşama olasılığı 70'de birdir. Bu sayılar. bu yavrular ordusunun her birinden bir ya da ikisi yaşayabilir. onaltıncı ve onyedinci yüzyılların eski tarih kitaplarında enine boyuna abartılarak anlatılan politik devrimleri ve dinsel eylemlerinden etkilenmemiştir. Morino balığı ve benzeri başka balıklar uzun bir süre böylesine bol yavrulayarak türlerinin yaşamım sürdürmüşlerdir. Alt düzeylerde bazı yaratıklar ancak pek çok sayıda yavru çıkararak türlerini sürdürmektedirler. çizgi aşağı yukarı 30 derecelik bir açıyla dikleşir. denizler morina balıklarından oluşmuş birer kara olurdu. tavşan yavrusuna oranla çok daha yüksektir. Çoğalmada ekonomi.517. İnsan çiftleri ise yılda birden fazla yavrulamaz. Oysa insan türü giderek çoğalmaktadır.533. 10 kişiyi aşkın ailelere ise pek rastlanmaz. kısaca Endüstri 16 .160.000. 1750 yılma dek. hemen hemen düz çizgi biçimindedir. kuzey denizlerinde yaşayan benzeri bir morina ise 28. Tavşanlar biraz daha tutumludur. nüfus sayısı ile ifade edilen sayısal bir ölçüttür.ki. ekonominin yeniden örgütlenmesi. Bir dişi tavşan yılda yetmiş yavru çıkarabilir. Bu konuyu daha fazla sürdürmek anlamsız olacaktır. Oysa bu yumurtalardan iki üç balık çıkar.000'da birdir.000. yaşama gücü gibi kavramların özü sayısaldır. 1750 ile 1800 arasında. nüfus 1801'de 16. ama aynı düzeyde bir çok başka yaratıklar da. üretimde yeni sosyal güçler. Şimdiye kadar anlattıklarımız hiç değilse. Dünyadaki tüm tavşan nüfusu pek değişmediğine göre. Güçlülük.345.035 idi. Bu sayısal ölçütün doğrudan doğruya uygulanabileceği pek çok olaya tarihte rastlarız. 1851'de ise 27. Endüstri Devrimiyle hızlı bir nüfus artışı başlamış.

Endüstri Devrimi başarılı olmuştur diyebiliriz. Sakson'ların adaya ayak basışından bu yana. etken olmuştur. Yukarda anlattığımız biyolojik kavram açısından. hiç bir siyasal ya da dinsel olayın başaramadığı biçimde.Devrimi. görülmemiş biçimde çoğalmaya başlamıştır. Bu devrimi oluşturan türün yaşamasını ve çoğalmasını sağlamıştır. Halk. 17 . İngiliz halkının tümüne.

maden işçilerinin ve diğer emekçilerin gerçek durumlarının ııe olduğu. Yeni üretim türünün bilim alanında oluşturduğu düşünsel başarılardan ya da gene bu devrimin bir parçası olan çocuk-işçiler.. insan tarihinin 18 . Ama.. Demek ki.. içimizde duygusal olan kişiler dehşetle gözlerini kapatır. Fabrika yönteminin halka yüklediği sefalet. Arada bir.--.18 00 1500 .kentsel zanaatçılar ve bu emekçilerin loncalarına değgin bir hayli bilgimiz var. kenar mahalleler ve baskılardan söz etmek artık geçersizdir. bu sefalet ve sömürü simgeleriyle silinebilir.. daha önceki yüzyıllarda köylünün.. sayısal verilere dayanmaktır. Oysa. bir orta çağ belgesinde ya da eski söylev kalıntılarında bir gerçek kıvılcımıyla karşılaştığımız vakit..1800 yıllarında Ġngiltere'nin nüfus talimini. bir kıyaslama unsuru olmadığından.. .. Parlak başarı. hatta Romalılar ya da eski Yunanlıların çalıştırdıkları tutsakları hiç aklımıza getirmeyiz. sakıncalar tam çıplaklığıyla görülemez ve tanılamaz. Böylesine bir olayın yargılanmasına.. gene bizim tutacağımız en iyi yol.. - ------- 00 17 00 . Bu sayılar ve çizgelerden aldığımız derse göre. Gerçi -oldukça küçük ve imtiyazlı bir sınıf olan. hastalık ve çirkinlikleri enine boyuna biliyoruz.. neler çektikleri konusunda şaşırtacak kadar az şey biliyoruz. içlerini çekerler.... ama gelgelelim Orta Çağlardaki kölelerin yaşamının ne tür olduğunu düşünmek bile istemeyiz. sayılar tarafsız bir ölçek sağ lar.

Bu devrimler de bir bakıma "Endüstri Devrimi" gibi oluşmuştur . Bir Fransız Mağarasında çağdaĢ bir sanatçı tarafından yapılmıĢ bir Mamut gravürü II.daha eski çağlarına dönüp. öfke ya da coşku yaratmaz ve böylece duygusal ve gizsel kişilere karşın. Bu kitabın temel amacı. başka nice "devrimler"i inceleyebiliriz. bizden bu denli uzak olduklarından. Umarız çok eski çağlarda olagelmiş bu devrimler. Aynı ölçeklerle yargılanmalıdır lar. tarih öncesi çağlan ve eski tarihi bu açıdan gözlemektir. gelişim kavramını aydınlatır ve güçlendirir.nüfus artışı çizgisi ansızın yukarıya yönelir. BÖLÜM 19 .

sosyal kalıtla biyolojik kalıt arasındaki önemli ayrılıkları gözden kaçırmamak zorunludur. çaresiz insana savaş yıllarındaki donatımı anımsatır. ama atları besin bulmak ve çeşitli tehlikelerden korunmaktan yana bu donatımla daha başarılı olduğu için bir miras gibi kala kaldı. türümüzün yaşamını sürdürme çabasından yana da kuşaktan kuşağa geçen içgüdülerin yerini tutmuştur. kalın postu nedeniyle. Örneğin şöyle sözler okuruz: "Jura çağında. İnsanın donatımı ve savunma araçları kendi vücudunun dışındadır. kazma kürekle kendine. aletler. atalarından miras kalmıştı. her biri yaşamak için daha elverişli. İnsan. taş ve keresteyle çok daha güzelini yapar. ama kişinin bağlı olduğu sosyal gruptan. İçgüdüyle. kendine koyun postundan ya da yünden giysiler yaparak aynı çevrede yaşama uyumunu sağlar. besin ve barınak bulmakta daha güçlü ve bu nedenle çoğalabilen yeni türlerin olagelişini izler. Aslanların avlanmak için pençeleri ve dişleri vardır. biyologların sandığı gibi Trikeratop'ların evrimine hiç de benzemez. Yaban koyunu.. yaşam kavgası çok çetin olsa gerek. hava saldırısında saldırganlar kendilerine. İnsan. Bu başlık. Kuşkusuz bir bağlantı ve benzerlik vardır. Trikeratop hoşlandığı için bu biçimde sürüp gitmedi. boynuz ve içgüdünün yerini almıştır. İnsan tarihinde. Oysa bugün gelişimi sağlayan buluşlar. 1915 ile 1918 yılları arasında. organik evrim ile kültürel gelişimi arasında bir bağlantı bulunduğu daha önce belirtilmişti. yavaş yavaş öğrenilir. daha dünyaya geldiği an yavaş yavaş öğrenip edindiği gelenekleridir. insanın. 20 . tarihsel gelişimle organik evrim. İnsan. Kullanımı babadan oğula geçmez.ORGANĠK EVRĠM VE KÜLTÜR GELĠġĠMĠ Tarih öncesi çağların. post. gözlerinin üstünde de iki boynuz vardı. pençe. insan bunları bir kenara bırakabilir ya da dilediğince kullanabilir. kafalarını ve boyunlarını bir çeşit kemikten başlıkla örterlerdi.bardımana karşı sığınaklar ve buna benzer koruma araçları yapmışlardı. doğa tarihinin devamı olduğu. İnsanın sosyal mirası. İnsan. Bu benzerliğe değinen bazı süslü sözler. besin ve barınak bulmaktan yana. dikkatsizleri yanıltabilir. soğuk dağ ikliminde yaşamaya uyumludur. Yüzyıllar boyunca süregelen denemelerle. Kültürel ve geleneksel değişimler. Doğa tarihi. Bu yaratığın kemikten miğferi gövdesinin bir parçasıydı. töre ve yasaklar. denizanası bile yakınındaki avları yakalayabilir. kuşaktan kuşağa geçen sosyal geleneklerle oluşturulan alışkanlıklar. kendine besin sağlamak için daha verimli ve daha seçkin yollar geliştirir. silahlar ve gelenekler. bor. İnsan tarihi. hatta tuğla. Herhangi bir buluş. bir zamanlar var olan sinir sisteminden kalmış alışkanlıkla. benzer barınaklar hazırlar. Trikeratop'lar." Bu söz. büyüklerinin öğütleri ve örnekleriyle. avını öldürmek için kendine ok ve mızrak yapar. şarapnele karşı miğferler. insan kültürü ile hayvanın vücudundaki donatım. Tavşanlar tırnakları ve burunlarıyla toprağın içinde çukurlar kazarak soğuğa ve düşmana karşı barınak edinirler. kendi türünü güçlendiren ve çoğaltan ve böylece uyumunu ve gücünü sağlamlaştıran yeni endüstrileri ve yeni ekonomileri yaratışını anlatır. bunları yaratan ve uygulayan insanların bilinçli karar ve seçimleriyle başlatılır.. giysiler. Ama. yüzlerce kuşak boyunca sürüngenlerin gövdesinde yavaş yavaş oluşan küçük değişimlerin bir sonucuydu. uçaksavar topları. yönetilir ya da ertelenir.

böylece durumu. çevreye daha uyumlu olduklarından. ben çok üşüdüm. Böylece onlar da.fillerin çoğalma süreci oldukça yavaştır. bildiğimiz türden bir fil.İşte bu soğuk binlerce yıl sürdü. Ya da. sürüp giden bu kalıtımsal değişikliklerin birikimi sonucu tüylü bir fil türü ya da mamut dünyaya yerleşmiş oldu. Ancak bu yaratık Kuzey Avrupa ve Asya'nın buzlarına göğüs gerebi . o buluşu yapanın ancak gelenek yoluyla edindiği denemelerin yepyeni bir bireşimidir (sentezidir). Gerçek şöyle oluşmuş olmalı: Göze plazması değişebilir ve de sürekli olarak değişmektedir. Böylece. büyüdükçe de iyice tüylendiler. O çağlarda yaşayan insanları bugün Avrupa'da sokakta görseniz. Yani.gözelerde gelişigüzel oluşmuş bir değişimin sonucu değil." demedi kuşkusuz. Ama bu insanlarda bu büyük iklim değişikliğine karşı koyabilmek için tüylü postlar belirmedi. Bu zavallı filler Buz Çağının güçlüklerine katlanabilmek için sırtlarına kalın tüyden bir post edin diler ve sonunda biz bu hayvanlara mamut dedik.lirdi. daha sonraki yavrular. Mamutları yavaş yavaş soğuğa dayanacak duruma getiren değişiklikleri insanlar geçirmediler. Biyologların gözüyle evrim mekanizmasının ne olduğunu ayrıntılarıyla anlatmanın bir gereği yoktur. sayısız kuşaklar ve binlerce yıl boyunca edinmiş oldu . Üstelik göze plazmasında oluşan güzel değişiklikler sonucu. ama atalaramız ateş yakmayı ve hayvan postundan kendine giysiler yapmayı keşfettiler. bu yavruların bazıları. ana babalarına ve çağdaş öbür yaratıklara oranla daha da tüylü oldular. 21 .buna da Buz Çağı derler . gözelerde ve protoplazmada oluşan ve kuşaktan kuşağa aktarılan değişimlerin birikimi ve bu birikimin sonucudur. Filler yavruladıkça. uzmanlarca nice başka kitaplarda enine boyuna açıklanmıştır. Buz çağında. sayfalar dolusu karmaşık sözden daha iyi açıklamış oluruz: Aşağı yukarı beşyi'ız bin yıl önce Avrupa ve Asya'ya korkunç bir soğuk yayıldı . meydanı ortaya çıkan yeni türlere bırakırlar. mamutların yanı sıra. daha güçlü olarak yaşadılar ve öbür yaratıklardan daha hızla çoğaldılar.ma sözcükleri vasat okuyucuya ne kadar yabancı geliyorsa. kalabalıktan ayırd edemezsiniz. Bu konu. Buz Çağına daha uygun biçimde. hafif tüylü doğmaktaydı. Soğuk yörelerde bu tüylü filler daha serpildiler ve daha kolay çoğalıp kalabalık aileler oluşturdular. ansızın sırtından tüyler fışkırmadı. mamutlar gibi soğuğa karşı koyabildiler. Böylece mamut sürekli kaba postunu. işte böylece. bunlar normal fillerden çok daha tüylüydüler. gidip sırtıma bir post giyeyim. size gerçeği yansıtan ama biraz da uydurma bir örnek verelim. Bu kez de bu yavrular. bu değişimlerin gerçek özü ve nedeni de bilim adamları için öylesine yabancıdır. bir gün durup dururken. nice nice kuşaklar gelip geçtikten sonra. Şimdi. içinden bir kürk edinmeyi geçirirken. Bu bölümde anlatılan süreçler arasındaki ayırımı açık seçik kavramak gerekir.) Yaşamı ve çoğalmayı kolaylaştıran bu değişimlere zamanla "doğal seçenek" adı verilmiştir. O sıralarda. tüysüz fillere oranla tüylüler daha iyi geliştiler. nasıl olduysa. "Ay. bugün Afrika ve Hindistan'da gördüğümüz fillerin ataları sayıla n çeşitli tür fil yaşamaktaydı. Bugünkü görüş kısaca şöyledir diyebiliriz: Hayvanlarda yeni yaşam biçimleri ve yeni türlerin oluşumu. (Göze ve protoplaz. Bu tür değişimlerden etkilenmeyen yaratıklar ya ölürler ya da bir köşeye çekilip. çeşitli insan türleri de yaşamaktaydı: hayvan avlıyorlar ve mağaralarının duvarlarına avlarının resimlerini çiziyorlardı.

ens türü ise aynı koşullarda nesnel kültürünü geliştirerek yaşamını sürdürdü. Bir organizmanın çevresindeki değişikliklere karşı gösterdiği otomatik tepkiye içgüdü diyebiliriz. Son Buz Çağı da gelip geçince. Ama sonunda yollan ayrıldı. kaslarda belirli bir dizi devinim yapacak biçimde ayarlanmıştır. sıcaksa paltosunu çıkarmakta. Böylesine bir uyum ancak bir sinir sisteminin ve en sonunda da beynin gelişimi ile gerçekleşebilir. Yukarda anlattığımız bu öykü. Ana baba mamut. bu dürtü sonucu. mamut yerine sığır pirzolası yemekle özgürdü. bataklık gibi fizyojeografik unsurlarla besin. ırmak. o yaratığın vücudunda bazı devinimler ya da değişiklikler olagelir.Mamut yavrusu doğduğunda tüylüydü ve büyüdükçe de tüyleri büyüyüp sırtında koca bir post oldu. ekonomik durum ve dinsel inançları içerir. yalnızca iklimi (sıcak/soğuk. İstridyenin sinir sistemi kendini koruması için otomatik bir araç sağlar. 22 . Gerek gelişim gerekse kültürel gelişme çevreye uyum olarak kabul edilebilir. Her ikisi de bu kendine özgü iklim koşullan altında gelişti ve üredi. ama kuşkusuz insan yavrusu dünyaya geldiğinde ateş yakmasını ve giysi yapmasını bilerek doğmamıştı. Sinir sistemi. yaratıkların içinde yaşadıkları koşulların ve durumun tümüdür. Yukarıda belirtilenler. Daha ılımlı koşullar çıkagelince. Mamul belirli koşullara fazlasıyla uyumluydu. beslendiği arktik çalılıklarda bitkiler türedi. Bu "edinilmiş bir nitelikti" ve zoologlara göre böylesine edinilen nitelikler kalıtımsal olamaz. bilimsel yoldan şöyle yinelenebilir: Elefas türünün bazı üyeleri Buz Çağının koşullarına kendi uyumlarını sağlayarak Elefas primigenyus türünü oluşturdular. Belirli çevre koşullarına aşırı uyum sağlamak uzun vadede hiç de akıllı bir iş değildir. bu yaratık için "duyum organı" görevi yapan uzvuna dürtü sağlar. mamut türü de birlikte göçtü gitti. Buz Çağında yaşamını sağlayan vücut nitelikleri. artık ılımlı iklimde ona ayak bağı olmuştu. En alt düzeydeki organizmada bile. Hoıııo sapi. Oysa insan. çok uzmanlaşmıştı.Oysa insanlar kuşaklar boyunca çocuklarına ateş yakmasını ve postlardan giysiler yapmasını öğretmek zorundaydılar. çevresindeki dünyaya uyum sağlayabilmesi için bir iki basit devinimi yapabilecek ilkel bir sinir sistemi vardır. düşman hayvanlar gibi etkenleri. deniz. töreler ile yasalar. mamutun gezindiği çıplak ovalarda ormanlar belirdi. daha önce de değinilmiş bir gerçeğe dikkati çekmektedir. Bu sanat babadan oğula öğüt ve örnek yoluyla geçmekteydi. İleriye dönük bir bakışla en iyi yol. kalıtım yoluyla yavrularına postlarını devrediyorlardı. Dışarıdaki değişiklikler. Yaşama ve üreme olanaklarına çok acı hatta bazen acımasız sınırlamalar getirir. Beşyiiz bin yıl önce ateş görünce düşman görmüş gibi kaçan insan neyse. yeni aletler keşfetmekte. İslridycniıı duyu organını etkileyecek biçimde bir kuş hayvana yaklaştı mı. dış bir etken duyum uçlarını etkilediği vakit. kabuğu kapayan kaslar kısılmaya başlar. değişen koşullara ayak uydurabilme yeteneğidir. nem ve rüzgar) ve dağ. cüce söğütler ve yosuna uyumlu sindirim sistemi. Gerek insanlar gerekse mamutlar Buz Çağının koşullarına başarıyla uyum sağlayabilmişlerdi. Çevre ise. insanlar içinse sosyal gelenekler. ama dış etkenler değiştikçe devinimin de buna göre değişmesi için bir güce sahip değildir. kal m postu. İnsan kaldı. karların içinden besinini çıkarmaya uygun tırnakları ve hortumu. ateş yakmaktan yana yeni doğan bir çocuğun bilgisi de aynıdır.

Besinini daha düzenli ve kesin biçimde sağlar. anlaşılan hiçbir zaman da değildi. Bir sinir sistemi ve beynin gelişmesiyle. Daha önceleri çok hafif ve geçici bir izlenim olan duyular artık birbirlerine ve devinimlere bağlanabilmekte ve böylece "anımsanabilnıekte"dir. beyin oluşmaya başlar. memeli hayvanlar. oysa daha önceki pleistosen "insan" çeşitli türlerden gelmişti. Eoanlhropııs denilen türün dişleri yaman birer silahtı. Neyse. ne 23 . tıpkı fiziksel yapısı gibi. çok ince ve çetrefil bir bağlantı oluşmuştur. işitme. "pleistosen'de rastlanır. sayısı iki elin beş parmağını geçmez diyebiliriz. havadaki titreşimleri.Bu tepki. Gövdesi ne kaçmaya. böylesine bir uyum yeteneği yaşamayı ve üremeyi kolaylaşlırmış. Aynı zamanda da kasları yöneten motor sinirleri geliştikçe ve uzmanlaştıkça. Honıo sapietts türünün yan dallarını simgelerler. insan taşılına pek ender rastlanır. hayvanın yaptığı devinimlerin sayısı ve çeşidi de artar. Böylesine bir gelişmenin sonucu olarak yaratık sinirlerini etkileyen dış değişikliklere göre devinimlerini. Böylece dokunma. antropologlar bunları ayrı türlere bağlama gereğini duyarlar. çoğunlukla paleantropik denilen insan taşılları gelişim çizgisi açısından bizim ilk atalarımız değildir. kasların devinimini yöneten motor sinirleri arasında. sinir sisteminin giderek daha karmaşık olduğunu görürüz. Bu tür yapılardan.larınkine oranla yetersizdir. Jeolojik kayıtlarda. gör me gibi duyular ve bu duyularla ilgili organlar oluşmuştur. Sözü edilen insan türünün ilk üyeleri. Artık. Bu ayarlama için gerekli mekanizmanın ağırlığı beyindedir. Daha gelişik organizmalarda çevredeki değişikliklerle etkilenen duyum sinirleriyle. vücut donatımı. İnsan. çevredeki çeşitli değişiklikleri -örneğin hayvanın vücudu üzerinde baskılar. çeşitli duyum ve motor sinirlerinin birleştiği düğüm noktalan vardır. Çeşitli duyum sinirlerinin bağlantısını sağlayan ve bu sinirleri etkileyen dürtüleri ve tepkileri gerekli motor sinirlerine ileten çok çetrefil bir ağ gelişir. "İnsan" denilebilecek bir taşıla (fosile) ancak en son aşamada. Soğuğa karşı vücut ısısını korumak için ayılar gibi kalın bir posta sahip değildir. Örneğin. Bu aşamanın da en son bölümleri dışında. hayvan. düşmanlarından daha başarılı biçimde korunur ve türünü daha ekonomik yoldan sürdürür. vaşam değişken koşullar altında da olanak kazanmıştır. Koşullar ise sürekli olarak değiştiğinden.tır. Böylelikle de koşullardaki sayısız değişkenliklerle baş edebilir. insan çok geç ortaya çıkar. gerek şimdi gerekse ilk türediği çağlarda. Hatta bazıları vücut yapısı açısından bizlerden öylesine başkadır ki. "davranışlarım" ayarlayabilir. herhangi bir çevrede yaşamını sürdürmek açısından yeterince donatılmamıştır. Daha alt düzeydeki organizmalarda ise. Oysa gövdeleri. miras yoluyla gelmiştir ve hayvanın vücut mekanizmasının bir parçası olan sinir sistemi yapısının gereği ve kaçınılmaz sonucudur. şimdilik kendi aile türümüzün ayrıcalıklarım bir yana bırakalım. daha üst düzeylere geliştikçe. Bugün insanların tümü Homo sapiens denen bir türden gelmiştir ve aralarında kolayca döllenme oluşabilir. çevredeki tüm değişikliklere bir örnek ve basit devinimlerle tepki göstermek yerine. döğüş gibi bazı fiziksel işlevler için bizimkinden daha elverişliydi. Organlar. çeşitli dış el kenlere ve bu etkenlere başat olan koşullara göre ayrı ayrı tepki gösterebilir. hayvana. Herhangi koşul altında barınmak açısından. Gelişim aşamalarında yükseldikçe. ışınısaptayacak biçimde gelişmiştir.

ama üretimi ve kullanımı için gerekli yetenek ve beceriler. insanın ilk çağlarda değişik biçim ve hızla gelişmesi doğaldır diyebiliriz. posttan da. Taşıl kalıntılarının belgelediği oldukça kısa gelişim tarihi boyun ca insan. kuşaklar boyunca biriken ve kanla değil söz ve yazıyla iletilen geleneklerimizin sonucudur. bu beyin geniş kapsamlı ve çok nazik bir sinir sisteminin özeğini oluşturur. Patlayan silahlarla kaplanın yanaşmayacağı hayvanları öldürebilir. sosyal mirasımızın bir parçası. pençeden de üstündür. Demek ki. gerek yürürken. giysi. teleskop ve tüleğin. becerikli devinimleri de olanaksızdır. kendini savunmak. diş. ne de avlanmaya pek uyumlu sayılamaz. Bunlar. Ama ateş. duyu organlarının algılarına göre ayarlanmış çeşitli ve dikkate yönelik devinimlere yol açar. beyin kutusunu oluşturan kemikler. tren. İnsan dilediği vakit bunları bir yana bırakabilir. biyolojik açıdan insanın mirası değildir. Bu araçlar ayarlanabildiğinden. şempanzede olduğu gibi. kutup ayısını da. üstelik doğuş aracı olan koca koca dişleri de barındıracaksa. Uçakla. insan Kuzey Kutbundan Ekvatora dek her yerde barınabilmiştir. besin bulmak ve saldırıyı geri tepmek için gerekli aletleri yapan ellerden yoksun olunca. Bu da. ev. çıkık bir çenesi ve dışarıya fırlak köpek dişleri vardı. bir tavşan ya da devekuşuyla yarışacak olsa. insanın gelişmesine katkıda bulunan gelişim aşamaları gerçekle hem birbiriyle hem de insanın kendi oluşturduğu kültürel değişiklik ve gelişmeyle yakından ilgili ve bağlantılıdır. kaplanı da. maymun akrabalarımızın koskoca çeneleri ve iri dişleri yumuşayamaz ve küçülemezdi. teleskopla atmacadan daha uzakları görür. Kendi yaptığı tren ve otomobillerle insan tüm tavşanları da.kendini savunmaya. çünkü beyin kutusunun kemikleri kalın ve güçlü olmalıdır. iklim ve hava koşullarına karşı korunma yöntemleri. İşle insan ancak bu yoldan kendine. bunların yokluğudur. Ayakları pek çevik değildir. iskeletinden görüleceği çapla kendi donatımını geliştirememiş ve kalıtım yoluyla da edinememiştir. Eonthropıts dediğimiz insan türünün kalası aşağı yukarı bizimki kadardı ama tıpkı bir maymun gibi iri. İnsanın oldukça kısıtlı gövde yeteneğine karşın. gelişik memeli hayvanlar arasında en üretkeni olmuş. büyük ve çetrefil bir beyni vardır. Oysa insan. insan gövdesinin bir parçası olmadığını yineleyelim. gerekse tırmanırken bu ağırlığı kaldırabilecekçe. Örneğin. gözetleyip avının üstüne çullanmak için kanattan da yoksundur. atmacayı da. tavşanı da. saldırı ve savunma silahları geliştirebilmiştir. giysi ve ev yapabilmesi sonucu. tırnak açısından kaplandan kuşkusuz çok geridedir. koca bir çeneyi taşıyacak güçlü kaslara destek sağlamak zorundaysa. kas gücü. devekuşkırını da geçmektedir. Kaçmak. tüm yaratıklara oranla çok daha çeşitli koşul ve çevrelerde yaşamını sürdürebilmiş. alt edebilmiştir. On bacaklar ve ayaklar gövde ağırlığını taşıyacak güçte olacaksa. kaplumbağa ya da yengeç gibi kabuğu yoktur. beyin gelişmek için yeterli alan bulamayacaktır. uçak. Atmacanın gagası ve tırnakları ve görme yeteneği de insanda bulunmaz. Kaplan gibi renk barınağı. insan parmaklarının kavrama ve yapım için gerekli ince. Örneğin. Gövde donatımı yerine geçecek araçları yapmanın bir gereği de. türlü becerilerine karşın. dişten de. Aynı zamanda. arkada kalır. 24 . Avını yakalamak. kartaldan daha yükseklere çıkar. Ateşe başat oluşu.

öbür hayvanlara oranla çok daha uzun sürer. şişik alanlara rastlanmıştır. doğumdan hemen sonra beyinde gelişir.motor sinirlerinin dil ve boğaz kaslarını çok kesin ve dengeli biçimde yönetmesi ve bu organların devinimlerinden oluşan kas duyulan ile işitme duyusu arasında kesin bir ayar ve bağlantı bulunması ve yeteneği yaratır. insan doğuştan pek az içgüdü kalıtımıy. alet yapımı için el ve parmakların becerisi yetersiz kalırdı. Gelişebilmesinin nedeni de bebeğin kafatasındaki kemiklerin oldukça yumuşak ve gevşek olmasındandır. beynin bu bölümünde. yalın ve düz göreceğimiz yerde. İki göziin algıladığı görüntüleri birleştiren odak gereği kas duyuları. Elliol Smith. Tıpkı memeli hayvanların yavrularında olduğu gibi. Böylesine bir işbirliği. İlk insanların. Bu anlatıma göre. öğrenme sürecinde ana babaların sağladığı örnek . insan bu beyinle kendi kültürünü yaratır. Başka doğal bağışlar da aynı biçimde aynı amacı gerçekleştirmiştir. ama insanlarda bu bağlılık koşulu bir hayli uzun siirer. Doğa insana. oysa öbür memeli hayvanlar iki görürler. insanlar ve gelişim çizgimizin başındaki atalarımız iki gözle tek bir resim görürler. Bu düzen nedeniyle. kas. varlığını bile farkedemeyeceğimiz biçimde rahat ve yumuşak uyumunu sağlayan mekanizma.ıopus (Pekin insanı) ve Eoanlropus'm (Piltdovvn insanı) hemen tümünün kafatasında. Ama sinir mekanizması artık öylesine yerleşmiştir ki. kolayca berelenebilir. beynin belirli yerlerinde. Pitekanlropııs (lava insanı). İnsan ailesinin bu iki üyeleri bile kendince konuşabilirdi. dil kaslarının bağlantısındaki değişikliklerle birlikte oluşmuştur. kusursuz uyumlu. ama bilinç altına yerleşmiş el ve göz işbirliğidir. hiç dikkatimizi çekmeden işler. Buna ne maymunlarda. Herhangi bir dış olaya ilişkin olarak uygun devinimlerini kendisi bulmak ve duyu ve motor sinirleri arasında gerekli bağlantıları beyinde kurmak zorundadır. ne de "insan" denen öbür türlerde rastlanır. İnsan kafatasının sertleşmesi ve katılaşması. Aynı zamanda. Görme. tüm memeli hayvanlarla bazı kuşların yavruları için de geçerlidir. işitme ve diğer duyular ve eylemlerin. özellikle kulakların hemen üzerindeki alanda yerleşmiştir.Demek ki. nesneleri. gövdesine oranla oldukça biiyiik bir be yin sağlamıştır. beyin bu kafatasında rahatça genişler. İnsanın en kaba taş çağı (eolit) aletinden deprem yazar (sismograf) gibi eıı duyarlısına kadar türlü aletleri yapmasına olanak sağlayan. Bu yetenek olmasaydı. Sinaıülı. insan öbür hayvanlara oranla çok daha çeşitli sesler çıkarabilir. çocuğun da belirli bir duruma uygun tepkiyi "deneyle" öğrenmesi gerekir. Diğer bir deyimle. Duyu ve motor sinirleri arasındaki gerekli bağlantının kurgusu.la dünyaya gelir. insan içgüdüleri çoğunlukla genel yönelimlerdir. gerçek somut nesneler olarak (slcre. Ama bu süreçte çocuk tümden güçsüzdür.rothy Davidson da bu konuda öylesine güzel bir özel ortaya atmıştır ki bu konuda daha fazla bir şey söylemeye gerek yoktur. çok önceki ve çok ilkel atalarımızdan bize geçen "dürbün biçimi görüş" yeteneği konusunda çok değerli açıklamalar yapmıştır. beynin genişlemesi için daha uzuıı bir süre tanınmış olur. Oysa Homo sapiens'de beynin ve sinir sisteminin bu türlü gelişimi. Do. Konuşma da benzeri yeteneklerle oluşur . Bu. sinir sisteminin çok nazik dengesi ve büyük beyindeki yolların çetrefil bağlantısı sonucu oluşur. Diğer hayvan yavruları gibi.oskopik) görmemizi ve uzaklık yakınlık ve derinlik yargısını sağlar. Anasına babasına dayanır. sinir sistemimizde otomatik tepkiye uyumlu çok az sayıda kesin eylem ve tepi vardır. örneğin.

Ana babaların çocuklarına aktardıkları dersler yalnızca kendi kişisel deneyleri değil. özü açısından sosyal bir üründür. ana baba ile çocuklar arasında sürekli bir ilişkinin yıllarca sürmesini sağlar. 26 . postlu bir hayvanı anımsatabilir. aile yaşamı. bir yandan da. Böylece tüm grubun deneyleri bir araya toplanabilir. İnsan. sosyal bir birimdir (gerçi ilk sosyal birim olmayabilir). bir sözcükle dış dünyadaki belirli bir olay ya da olaylar grubu arasında bağlantı kurulabilir. bunun çok daha genişi ve yaygınıdır: kısacası. İlk sözcükler. aynı anda böyle bir hayvanla karşılaşıldığında yapılması gereken eylemlere hazırlık duygusu da uyanır. Bu öğretimde. diyelim bir martıyı anlatmak için kullanılmayacağında sessizce bir anlaşmaya varmış olmalıdır. Bu başarılınca. daha önce de belirtilen fizyolojik koşullar insana belirli ve anlatımlı pek çok ses çıkarma yeteneğini vermiştir.uzun çocukluk çağına eşsiz bir önem kazandırmıştır. boğaz ve sinir sisteminin fizyolojik yapısı ve birleşimi. Çıkarılan sesin. tehlikelerden kaçınmayı öğrenir. Konuşma yeteneği -yani. Örneğin. artık ana baba. Avusturalya'ya ilk yerleşen insanlar. Uzun süren çocukluk çağı. Ama insanlarda eğitim süreci değişmiştir. onlar da kendi eylem ve tepkilerini duyduklarıyla kıyaslayabilirler.yecek biçimde. Öte yandan. Bu tür eğilim gerek insan gerese hayvan ailelerinde çok yaygındır. bir çeşit tehlikeli ama yenebilir. Genellikle alışkanlık ve töre unsuru çok başattır. yaşlıların gençlere bilmedikleri tehlikeleri öğretmelerini ve çizilecek yolu anlatmalarını sağlar. "Mor. Dil. bu geleneğin aktarılması da. "morpork" sözcüğünün belirli bir liir baykuşu anlatmak için kullanılacağında ve başka tür bir hayvanı.pork" sözcüğü bu adı taşıyan bir Avustralya baykuşunun sesini andırır. Bu üyelerden biri öbürlerine gördükleri ve ettiklerini anlatır. aynı zamanda öğütle de öğretir. Çocuğun. aynı dili kullanan yani seslerin söylenimi ve bu seslere bağlı anlamlar konusunda anlaşmaya varmış olan insan topluluklarının üyeleri arasında söyleşi ve haberleşmeyi sağlar. belirli nesne ve olaylar arasında bağlantı kurması yeteneği verilir. insan dili. anlatımı bu sözcükle sınırlamak ve anlamına kesinlik kazandırmak büyük ve derin bir alışkanlık gerektirir. daha önceden kararlaştırıldığı gibi. çocuğa belirli sesleri ya da sözcükleri söyleyebilmesi ve bunlarla. Oysa dil. dil aracılığı ile çocuğa. Hatta bu tür öğretimde gerçek gösteriler. yavrusuna yalnızca örnek değil. belirli koşullarda neler yapılması gerekliğini öğretebilir. somut örneklerle bccerilcme. İşte kuşaktan kuşağa aktarılan gelenek budur. Böylece belirli bir ses ya da bir ses grubu.yardımcı olur. öğrencinin can güvenliği açısından sakıncalı olur. kuşkusuz çok sınırlıdır. Böyle olsa bile. Kuşkusuz konuşma yalnızca ana babaların çocuklarına kendi deneylerini aktarma aracı değildir. İnsan eğitiminin önemli bir parçası çocuğa konuşmayı öğretmektir. ayıdan korunmak amacıyla neler yapılacağım öğrenmek için bir ayının gerçekten aileye saldırmasını beklemesi gerekmez. bu tür nesnelerin anlatımı için kullanılmış olsa gerek. Bu da organik gelişimle insan gelişmesi arasındaki en son ve en önemli farktır. Gerçekten de dil. yalnızca insan ailelerinde dil aracılığı ile sağlanır. grubun işbirliği (kolektif) deneyidir. Tavşan yavrusu bile anasına benzemeye çabalar ve böylece besin bulmayı. anlatılan nesneyi andırması koşulu. "ayı" sözcüğü ya da bu sözcüğü anlatan ses. Gerçekten de insan ailesi. sözcükler ancak bir toplum içinde ve bu toplumun üyeleri arasında sessiz bir anlaşma yoluyla anlam kazanır ve nesneleri ya da olayları ifade eder.

toplumun üyeleri arasında sessiz bir anlaşma bulunması gerekir. Aynı çeşit ama daha az içgüdüler edinmiş başka hayvanlar daha az başarılı olmuşlar ve doğal seçenek yoluyla yavaş yavaş yeryüzünden silinmişlerdir. 27 . bir dereceye kadar. eylem ve davranışlar açısından yeni eylem kurallarının geleneklere eklenmesi demektir. o türün kolektif deneylerini. tartışılır. hatta. Telgrafı bulan bilgin.Herhangi bir hayvan türü. tıpkı konuşma gibi. Gene de. bu süreci mamut'un zamanla post edinmesine benzetebiliriz. Tutuculuğun ağır basışı. bugüne oranla geçmişte insan gelişmesini kuşkusuz daha çok geciktirmiştir. insan türü için gelişme. Her biri. resim yazısının da aynı yoksunlukları taşıdığını göreceğiz.len bir süreç olarak bakabiliriz. sözcükler gibi. Aynı biçimde. Yeni deneyler insanlara değişiklikler ve eklemeler esinletir. toplumun tümüne iletilir. eyleme geçmesi için. İlerde. hiç değilse kuramsal açıdan. yararlı bulunursa. her bir yenilik. Arkeologlara gelişmenin somut kanıtları olarak görünen yeni buluşlar ve yenilikler gerçekte sosyal geleneklerde oluşturulan yeniliklerin elle tutulur birikimi ve anlatımıdır. hayvanın dünyasının içinde yer etmiştir çünkü o tür ancak o tepilerle yaşamını sürdürmeyi başarmıştır. geleneksel kurallar durağan ve değişmez değildir. anlamları konusunda. Genel olarak dil ve özel olarak konuşma yeteneğinin bir başka ayrıcalığına da burada değinmek gerekir. Bu düşünler. kendinden önce ağaç gövdesinden oyulan kayığı kullanma ve bez dokuma ve üretme bilgisinden yararlanmıştı. genellikle gerçek düşüncenin güç ve acı eylemine karşı tembel ve korkak bir karşıt davranış olan eğilimler. tarih öncesi çağlardan gününe dek birikimden geçerek kendi çağına ulaşmış gelenekler sonucu elektrik üretimi ve iletimi bilgisine sahipti. konuşma dili kadar başarılı bir gelişme ve olanak sağlayamamıştır.rıyla sınırlı değildir. Bu yeteneğe el kol eylemleri ve resim yazısı da dahildir. Belirli durumlarda belirli tepileri gös terme eğilimi. sosyal geleneklerin düzeltilmesi ve yaşama uyumunun sağlanması biçiminde oluşmuş. diyelim "rüzgarda sallanan ağaç" değil de kuş anlamına geldiğinde ancak toplumda alışılagelmiş kurallar nedeniyle anlaşma sağlanır. insanlar eski geleneklerine tutkuyla bağlıdır ve her çağın yenilikçilerinin acı acı gördüğü gibi alışılagelmiş davranışlarını değiştirmekten kaçınırlar. El kol devinimi yle simgeleştirme yolu. kendi grubunun ve atalarının yararlı buldukları kurallar ve öğütler aktarır. Kollarınızı sallayarak "kuş" demek isteyebilirsiniz ama bu işaretin belirli bir tür kuş olduğunda. yelkenliyi bulan kişi de. oldukça yavaş ve savurganlık sayılabi. öğretim ve örnekle kuşaklara aktarılmıştır. kalıtım yoluyla alır. içgüdü biçiminde. Telgrafla yelkenli de alışılan birer araç olur olmaz. Kuşkusuz gerçekte bu süreç bu kadar basit değildir. konu olan nesnenin benzetisi ya da anımsatılmasıdır. Kalıtımsal içgüdülerin oluşumuna. İnsan çocuğuna. yenilikleri getiren kişilere gelenekler yoluyla iletilen deneyler aracılığı ile oluşmuştur. Demek ki. Ama bu arada bir noktayı da belirtelim: dil yalnızca uyumlu sesler ve bunların yazılı yansımala . ama bu anlatımlar da alışılagelmiş işaretler sayılır. Sosyal geleneğin kuralları sonraki kuşaklarca öğrenilmek üzere varolan gelenekler dizisine eklenmiştir. bunların yapımı ve kullanımının da başkalarına öğretilmesi gerekmişti. denenir ve sonunda kolektif geleneğe katılır. El kol eylemleri. çocuklukta anlaşma açısından yararlı olabilmekle beraber.

Buraya dek ele aldığımız konuların dışında. İnsanın gövdesi. adalet gibi. konuşmanın. Tarih öncesi antropoloji bilimi. oysa bir ayıyla. Ama.Sanırım yalnızca insana özgü olan "soyut düşünme" yeteneği genellikle dile bağlıdır. Sözcüklerin yerini görsel düşler (ya da akılda çizilen resimler) alabilir. Bir şeye bir ad vermek de bir soyutlamadır. görsel düşler sandığımızdan daha az önem taşımıştır. Sözcüklerinizle oynayabilir. ya da ayıyı bir müzik aleti çalıyormuş gibi anlatabilirsiniz.bu kavramlar görsel resimlerle anlatılamaz. "sıçrayan kanguru" gibi adlar verilirdi. "Ayı" sözcüğünde. bu sözcüklerden mitoloji ve gizler yaratabilirsiniz.rijin'ler gibi çok ilkel insanların dilinde. Okuyucu bu sayfayı dizi dizi resimler ya da el kol devinimle. İnsanlar resim ve model yapabilinceye dek çok uzun süreler geçmiştir. hiç karşılaşmamış olabilirsiniz. Yalnızca ayrılmakla kalmamış. güç. görsel düşlerin uygulana mayacağı işlemler için kullanılabilir. bu kavramı başka soyutlaştırılmış kavramlarla birleştirebilir ve ona başka betimler verebilirsiniz." "yavru kanguru". herhangi gerçek bir ayı için geçerli olan bu durumlar ıımıırsanmamış. paleontolojinin bir dalı olan tarih öncesi antropoloji bilimince incelenir. mağaralardan. betimlediğiniz çevrede ve biçimde. bir ad aldı mı.tır. belirli bir tür hayvana özgü olaıı bir iki orlak yana çekilmiştir. bir çok kişi için (kitabın yazarı da dahil olmak üzere) akılda çizilebilen resimler. ama insan. kara ya da kahverengi." "dişi kanguru. kültürün yaratılmasında gerekli sayılan gelişimsel süreçleri kesinlikle aydınlatan somut bulguları henüz ne ortaya koymuş ne de açıklamaya yeltenmiştir. Böylesine gelişkin soyutlamalar için konuşma (ya da yazma) dili kaçınılmazdır. Bizim kendi türümüzde.ayrılmış demektir. Gerçekte bir dereceye kadar soyutlama her dilde vardır. Ayı. genelleştirilmiştir. gerçekten düşlenen şeyin resmini çizmek ya da modelini yapmak yeteneği ile sınırlıdır. Düşünme bir çeşit eylemdir. Bu kitabın içeriği olan düşünlerin çoğu bu çeşittir. Sözünü ettiğimiz bu biçim birleştirmeler kuşkusuz sözcükler de yani nesnelerin yerine geçen sesler olmadan da yapılabilir. yeni buluşlara da yol açabilirsiniz. ötüşen kuşlardan vb. insanın karşısına çıktığı vakit bağlantılı olduğu karmaşık duyumlardan -ağaçlardan. Sözcükler soyutlamaları anlatabilir -elektrik. Diyelim ayıya konuşma yeteneği verebilirsiniz. Buz Çağının ilk (pleistosen) yıllarından bu yana kalabilmiş tek 28 .riyle anlatmaya çalışsın. Uçan bir makinenin bulunuşundan önce kuşkusuz uzun yıllar uçan insanlardan söz edilmiştir. Gerçek ayılar tek tek birer hayvandır: büyük ya da küçük. uyur ya da ağaca tırmanır olabilirler. Sözcükler ve seslerin akılda çizilen resimleri ya da bu seslerin çıkarılabilmesi için gerekli kas devinimleri. Denediği anda. insan düşünün ilk başlangıç sürelerinde. insan olur olmaz anlamlı sesler çıkarmaya çok erken başlamıştır. "Erkek kanguru. Bu hayvanlar somut bir sınıfta toplanmıştır. ayı ya da kanguru gibi soyut ve genel şeylere ad verilmezdi. fizyolojik donatımı. Sözünü ettiğiniz şeyler gerçekten yapılabilir ve denenebilirse. dikkat. Ama ayı kavramını böylecc gerçek somut çevresinden ayırıp çeşitli betimlerinden arındırınca. kesinlikle insana özgü olan soyut düşünmede ne büyük payı olduğunu derhal kavrayacaktır. Avustralyalı arbo. insanın fizyolojik bağışımlarından biri olan bu yeteneğin. insanın kendisi için yaptığı donatım -yani kültürvücut değişikliklerinin yerini almıştır. bu bilim dalının bulguları bu kitabın konusunu pek etkilemez. Gerçekten de mekanik buluşları yaratanların düşünlerinde bu tür düşler büyük yer tutmuştur.

çok daha fazla bilgiler sağlayabilir.000 yıl önce. bunlar. demirler ve daha sonraki Demir Çağının araçlarıdır. Bu açıdan incelenince. Bunlar gelişen teknik becerileri. Bronz baltanın yapımı için. oysa taş baltalar. aşağı yukarı ekonomik (l)Leakey. Bronz Çağı ve Demir Çağı diye ayırmışlardır. arkeolojik bölümler ayrı bir önem kazanır. Bu pleistosen insanlar zaten pek çok çeşit ve ırklara ayrılmıştır. Adem'in Ataları. organik gelişimin yerini almıştır. başkalıkları uzmanlarca görülebilir. Solutren ve Magdalen denilen kültür çağlarına aittir. insan ailesinde. Orinyak ve Magdalen kültürlerinin insanları ile günümüzün insanları arasındaki fiziksel başkalık hemen hemen yok denecek kadar azdır ama kültürel başkalık hiçbir ölçüye sığamayacak oranda büyüktür. Bronz bir balta için de öyledir ama bu arada küçük bir açıklama da gereklidir. seyrek ve başarısız -genler ve türler. "Taş Çağı" insanı. Arkeologların çağları. Bronz balta yapımında (cevherlerin yerini ve türünü saptamak için) jeoloji. geçmişteki insanların besin ve barınak edinmek için kullandıkları aletler. Kendi türümüzün ilk iskeletleri son Buz Çağının bitimine yakın yıllara ve Fransa'da Orinyak.deneylerinin günümüze dek sürçmeden ortadan kayboluş çabalarıdır. İnsan eliyle yapılmış bir alet kuşkusuz yapanın el becerisinin iyi bir kanıtıdır. kulübe temelleri ve diğer arkeolojik kalıntıları tek tek değil de bir tüm olarak ele alındığında. keski araçları için genellikle ve yeğlenerek kullanılan nesnelere göre Taş Çağı (eski ve Yeni). silahlar ve kulübelerdir. Bronz baltalar. kesinlikle Bronz Çağının aracıdır. Bu kalıntılar. yalnızca taş aletler kullandığından. gene de o aleti yapanların yararlanabildikleri bilimlerin bir göstergesi sayılabilir. Bu iskeletler bugün bizim iskeletlerimize öylesine benzer ki. aynı zamanda bunları kullanan insanların geç imlerini nasıl sağladıklarını. daha çok bilgi gereklidir." 1 Gerçekte kültür alanında gelişme. büyük bir olasılıkla.224. Radyo ya da uçak için bu kesinlikle bellidir. Homo sapiens iskeletlerinin jeolojik kayıtlarda ilk ortaya çıkışında.tük "insan" taşılından ele geçen iskeletlerden hiçbiri doğrudan doğruya insanın atalarını simgelemez. aşağı yukarı 25. Ama belirli bir çağ ve yerin aletleri. Türümüzün çoğalmasını ve böylece de biyolojik başarısını sağlayan da bu ekonomidir. taş baltaya oranla. Bu kalıntılar yalnızca ulaşılan teknik beceri ve bilim düzeyini değil. Çağının bilimsel bilgisine ölçü sağlamak açısından. Bu bilim dalının verileri. (arındırmak için) kimya bilgisi. yani ekonomilerini de gösterir. arkeologların çeşitli "çağlar"ı tanımlamak için kullandıkları bu kriterler aynı zamanda bilim düzeyinin de bir ölçeği olarak benim. 32 29 . bilgi birikimini ve yaşam için gerekli örgütlenmenin gelişmesini gösterir. s. Kuşkusuz bunların ardında uzun gelişimsel bir tarih vardır. Arkeologlar geçmişteki kültürleri. ama elimizde bunu kanıtlayacak güvenilir bir taşıl yoktur. pek kesin olmasa da. insanın vücut gelişimi artık durmuştu. bir işaret olmasa bile. daha önceki Taş Çağının. oysa kültürel gelişimi henüz başlamaktaydı. Böylece. Kültürde bu gelişmeyi inceleyen bilim dalı arkeolojidir.senebilir. bunlara ek olarak da oldukça karmaşık teknik süreçler bilmek gerekir. Doğa'nın insan yapısı sürecinin simgeleri değildir. bu bilgilerden yoksundu.

Demek ki arkeolojik bölümlemelere dayanan kültür gelişmesi. Demir böylesine ucuz olunca. ancak doğanın onlara sağladığı besinle sınırlıydı ve oldukça azdı. Biyolojik açıdan bu yeni ekonomi büyük bir başarı olmuştur. tüccarlar. ve din adamları ancak ekici. Demir Çağının özelliği olan. neolitik köylere oranla çok daha büyük ve kalabalıktı. "Yeni Taş Çağında" (neolitik çağda) insan. türümüzün çoğalmasını sağlamıştır. insanın Doğaya yaklaşımını nasıl etkilediği. memurlar. (paleolitik çağda) insanlar geçimlerini salt avlanma yoluyla ve böğürtlen. askerler.düzeyleri de tanımlamış olur. Ekonomik devrimlerin. bilim ve yazının nasıl geliştiği. bol miktarda demir üretimi için ekonomik bir süreç bulunması da aynı sonucu doğurmuştur. Bu üretim artığının bir bölümü de. Her bir "çağ"m. çerçöp ve kabuklu deniz hayvanları toplayarak sağlarlardı. Gerçekte de. artık herkes demir aletler edinebilmişti. Oysa önceleri bu iş için taş aletler yetersiz. Eski Taş Çağında gömülen cenaze sayısı ile Yeni Taş Çağında Avrupa ve Yakın Doğu'daki gömüler kıyaslanınca. Zanaatçılar. Böylece nüfus arttı. insanlar ormanları açarak ve bataklıkları kurutarak yeni ekim alanları sağladılar. Kentler. kurumlar. oldukça uzak dağlık yörelerden maden cevherinin taşınması için kullanılacaktır. İkinci bir devrim oluşmuş ve bu devrim de türümüzün çoğalmasını sağlamıştır. sürücü avcıların sağladığı üretim artığı ile geçinirlerdi. BÖLÜM 30 . Bronzu oluşturan bakır ve kalay oldukça ender bulunduğundan bronz bir hayli pahalı bir malzemeydi. Bronz Çağının bir özelliği de kalabalık kentler. organik gelişimdeki fiziksel değişimlerle aynı biyolojik etkileri yaratmıştır. bitki ve hayvan yetiştirerek. bronz aletler de etken olamayacak kadar enderdi. Demir cevheri çok yaygındır. Yakın Doğu'da. doğrudan doğruya besin üretiminden ayrılıp uzmanlaşmış madenci. III. Bu insanların sayısı da. "Eski Taş Çağı"nda. onsekizinci yüzyılda oluşan "Endüstri Devrimi" ile kıyaslanabilecek önem ve biçimde ve aynı etkide bir ekonomik devrimi vardır. örgütler. taşıma işçileri ve aynı zamanda yöneticiler. Özellikle Avrupa'da ve büyük bir olasılıkla tropikal ülkelerde de. neolitik devrim sonucu nüfusun çok büyük çapta arttığını görüyoruz. kısaca. Olumlu bir çevre ve koşul içinde. bugün anladığımız biçimde uygarlığın nasıl oluştuğu anlatılacaktır. kendi besin kaynağına başat duruma geçmiştir. Ekonomik olarak arıtılabilince. İskoçya'da tarih öncesi çağların gelişimi ve Norveç tarihi bu gerçeği çok güzel kanıtlar. bitki kökleri.yordu. bu kentlerde oluşmuş yardımcı endüstriler ve büyük çapta yürütülen dış ticaret işleridir. Bundan sonraki bölümlerde. bu ilk gelişmeler ayrıntılarıyla ele alınacaktır. İnsan artık bir toplum olarak tüketimi için gerektiğinden çok besin üretebiliyor ve artan nüfusu beslemek için üretimini artırabili. Bronz kullanımı kesinlikle uzmanlaşma gerektiren endüstrilerin ve örgütlenmiş bir ticarctin varlığını belirler. damıtımcı ve maden ustalarını besleyecek besin üretim artığını üretmeleri gerekir. Bronz araçlar edinebilmek için bir toplumun.

ev. aletler yalnızca taştan. daha uzaklara gidelim. bunlar günlük basında yer alan cinayetler. on yedinci yüzyıla varırız. ülkemizi. Böylesine bir çaba olmaksızın insanın gelişmesinin hızı ya da gerçekliği belirlenemez. anımsamaya çalıştığımız sürenin tam on katıdır. kendi yaşamımızın son on yılı ne denli önemli olaylarla doluysa. Üç bin yıl önce yazılı kayıtlar yalnızca Girit. veya uzay araçlarının yapımı. Charles' ın idamını. Bu arada belleğimizde yer eden nice önemli anılar yaşadık. barınak gibi gereksinmeler yerine koca koca mezarlar kazmaya daha çok vakit ayırıyordu. O çağlarda ingiltere'de yazılı hiçbir kayıt yoktu. 34 kez 10 yıl. kentimizi. Bunların belli başlılarını çoğumuz çok iyi anımsarız. Darwin'in de doğal seçenek kuramını açıkladığını anımsayabilir. bunu kavramak da çok güçtür. Ama bu düşün için. bunun on katı da değil. Waterloo savaşını anımsar. Biraz daha derin düşünebilenler.ZAMAN ÖLÇEKLERĠ Az önce betimlenen "çağlar"ın içeriğini anlatmadan önce. bunların sürelerine kısaca değinmek yerinde olacaktır. ya da bizim için aynı tarih değeri taşıyan kişisel deneyler.000 yıl kadar gerilere uzanmamız gerekir. İkinci Dünya Savaşından bu yana otuz yılı aşkın bir süre geçti. Çoğumuz için bir yıl çok uzun bir süredir. 3400 yıl değil. Mısır. bunun on katına . Oysa bu 340 yıl. sanırsınız bu zaman süreleri kendi yaşadığımız zaman ölçülerinden başka ölçülerle saptanmıştır. Bu süre. diyelim Amerika'nın özgürlüğe kavuşmasını. yazısız yüzyıllarda. düşümüzü iyice zorlamalıyız. Linnaeus'un yaşayan nesneler dünyasını ilk kez bölümlendirdiğini. genellikle dünyamızı etkileyen nice coşkun olaylarla bezeli upuzun bir süre olarak dönüp bakarız. öylesine olaylarla yüklü geçmiştir. Oysa üç yüz yıl geriye gidersek. geçtiğimiz bir yıla. elektrik gücü ve kimyanın ilk kez bilimsel açıdan incelenip uygulandığını. Gene de bu yaban kişilerin büyük bir mezar tamamlandığı ya da bir taş yerine konduğu vakit duydukları coşku.otuz dört yüzyıl geriye gidelim. yıllarla. İnsan tarihi. o yıllarda Newton'un yerçekimi kuramını oluşturduğunu. İngiltere'deki yabanların öyküleri. Sıradan biri yalnızca çok önemlilerini. On yıllık bir süreyi daha az bir berraklıkla anımsarız. Jeologlarla arkeologlar bu koca zaman sürelerinden sanki umursamadan söz ederler. Daha da gücü var: 34 kez 10 yıl geriye gitmeyelim de. hatta yüzyıllarla değil binlerce yılla ölçülebilen bir süreçte oluşmuştur. demir ya da bronz ya bilinmiyor ya da bulunamıyordu. boşanmalar gibi renkli olaylar. Yaşadığımız son on yılı belli başlı olaylarıyla düşünürüz. insanlar. kemikten ve tahtadan yapılırdı. kendimizi. geçen yıl bizim yaşadığımız yoğunlukta nice olaylar gelmiş geçmiştir. İngiltere Kralı I. ama bunu görebilmek de daha güçtür. İnsanlığın başlangıcı için daha da gerilere gitmemiz gerekir. Gene de bir çaba göstermeye değer. uygar Mısırlılar ya da Babillilere ulaşamıyordu. İşle bu kayıtsız. Anadolu ve belki de Hindistan ve Çin'de tutulmaktaydı. bu yaban insanlarının başından. kız kaçırmalar. Kendi belleğimizdeki süreden anımsadığımız önemli olayların tam on katının bu sürede oluştuğunu düşünmeyiz. içinde bulunduğumuz yüzyılda insanların bir başarı sonunda duydukları coşkudan daha az değildi. 31 . ama hemen hemen 340. Ur Mezarları gibi gerçekten önemli dünya olayları olabilir.

fırınlanmış da değildir. artık yazılı bir kayıt bulmamız için Avrupa'dan öteye gitmemiz gerekiyor. Daha geriye gidince. Bu işlemin yüzyıllar boyunca yenilenmesi sonucu. Bu tür bir ev. Irak' ta evler hâlâ toprak tuğlalardan yapılır. nice nice olaylarla yüklüdür. artık İngiltere tarihi diye bir şey bulamayız. Tepecik biraz önce "anlattığım biçimde oluşmuştu ama bu üst üste kondurulan evlerin en üsttekisi bile en az beş bin yıllıktı! En dipte el değmemiş toprağa ulaşabiliyordu . Bu düzeyden. yirmi metre derinlikte. on "yüzyıl" ya da yüz "on yıl" demektir. yüz yıl dayanır. Bu düşünceye kendimizi alıştırmak için. tarih kitaplarında yazıldığı biçimde. şaftın kenarlarından çanak çömlek. Bin yıl birimine düşünümüzü alıştırmamız gerek. bir terslik çıkmazsa.bu da Basra Körfezinden çıkmış bir bataklıktı. Bunlar doğal tepecikler değildir. her yıl olagelen yığın yığın olayları anlamamıza yardımcı olacak hiçbir yazılı kayıt bulamayız. Şaft gerçekte. En alttaki yerleşme alanı Güney Mezopotamya'da ilk insan yaşamının başlangıcının belirtileridir. Britanya adalarını. Bu başlangıç noktasına varabilmek için en önce jeolojik zamana dalmamız gerekir. Mısır ve Babil'de yazılı tarihin ilk günleri başlamıştır. Ama bu en alt düzeye eriştiğimiz vakit bile. Yunanistan barbarların istilasında kara günlerini yaşamaktadır. Yığını düzletir ve üstüne eskisinden biraz daha yüksekte yeni bir ev yapar. İşte bu noktada rakamlar artık anlamını yitirmeye başlar. tapınak. Mezopotamya ovasını biçimlendiren tepecikler oluşmuştur. ya da yüzyıl. Fırat ve Dicle ırmaklarının arasındaki topraklarda yer yer yirmi metre kadar yükseklikte tümsekler vardır. Ama ergeç yağmur suları temele sızar ve zamanla çamuru eritir. bir zamanlar içinde insanların yaşadıkları kat kat barınakların içinden aşağıya doğru inmekteydi. okur yazarlar yolcuların ve tüccarların öykülerinden öğrenebiliyordu. İnsan uygarlığının ne denli eski olduğunu anlayabilmemiz 32 . gazetelerde. yıllıklarda. her bir aşamada. toprak tuğla ve taş araçların kalıntıları toplanabiliyordu. Filistin'de Süleyman'ın günleri sürmektedir. Alfred de Sakson tahtında rahat rahat oturuyordu. Almanlar bu tepeciklerin dibini derin bir şaftla araştırdılar. Bin yılın yarısı kadar bir süre önce Kristof Kolomb Amerika'yı keşfediyordu. İki bin yıl öncesine gidersek. yazılı tarihi bin yıl biri mine sığdırmaya çalışalım (daha kısa süreleri artık umursamıyoruz). O zaman yapı olduğu gibi çöker ve bir çamur ya da toz yığını haline gelir. yalnız güneşte pişirilmiştir.Gelişmenin en belli belirsiz başlangıcından söz etmek için yüzyıl bile çok yetersiz bir birimdir. artık karanlığı aydınlatacak. Arkeolojik zaman konusunda bir kavram edinmek için Mezopotamya kentlerindeki kalıntıları ele alalım. yazın (edebiyat) yalnızca Mısır ve Anadolu'da gelişmektedir. aşağı yukarı 5500 yıllık bir tapmağın zemini düzeyindeydi. Her bin yıl. her biri eski bir yerleşim alanını belirler ve ev. Beşbin yıl önce de. yıl. şaftın duvarlarına çevrelenmiş yuvarlak bir merdivenden yirmi metreyi aşkın bir derinliğe iniliyordu. Oysa uygarlık o çağlarda çoktan olgunlaşmıştı. Oysa Çiçero o yıllarda Roma'da söylevler veriyor ve yazıyordu. Sahibi bu toz toprağı oradan kaldırmayı umursamaz. Bu baş döndürücü iniş sürcsince. Roma İmparatorluğu henüz kurulmamıştır. saray kalıntılarından oluşmuştur. Bin yıl önce Norman'lar henüz İngiltere'ye ayak basmamışlardı. on yıl. Şaftın tepesi. Tevrat'ta Erek denilen Varka kentinde. Üç bin yıl önce. Oysa her bir gün. insan gelişmesinin başlangıcına yaklaşmış dahi olamayız.

Fransa'da Ron buzulunun bugün hâlâ Cenevre gölünün üstünden. Söz gelişi. bunları da ele alırsak. Oysa. bir yazdan bir yaza oluşan fark. pleistosen çağında dört belirgin Buz Çağı sürmüştür. insanların Erek'te yerleşmeden önce. İngiltere topraklarının bir bölümünün sular altında yattığını düşünmek bile insana garip gelir. Yaz ortasında koca bir buzul New York'un güneyinde rahat rahat yüzebilir. İngiltere. Edinburgh kenti çevresinde buzun kalınlığı 300 metreyi geçerdi. Bu buzulların ve buz örtülerinin oluşumu ve yayılması akıl almayacak kadar uzun bir zaman sürmüş olmalı. Bir buzul. insan türü. Tüm vadileri ve tepeleri kaplardı. İngiltere ve Kuzey Avrupa'nın büyük bir bölümü koca koca buz örtüleriyle kaplıydı. Ron vadisinden Liyon'a dek uzadığı görülebilir. çoğunlukla daha da yavaştı. bir buz ırmağıdır. yeryüzünün düzeyinde karşılaştığı olayları anlamamız gerekir. Bu buz yataklarının erimesi de herhalde çok yavaş olmuştu. Her bir buzul çağının arasında da süresi bilinmeyen daha yumuşak iklimli bir çağ oluşmuştur. Irmakların oluşturduğu delta'larda toprağın genişlemesi de aynı ağırlıkta sürer gider. Doğu Anglia ve Kuzey Almanya ovalarından akıp giden koca buz örtüleri hiç de böylesine bir hızla ilerlememişlerdi. gerçekte buzul Alp'lerden Liyon düzeyine kadar akmaktaydı. 1/1000 ölçekli bir haritada bile görülemez. Bu buz çağlarının oluşumu. İşte bu çok yavaş değişimler süresince Avrupa'da ve daha başka yerlerde "insanlar" yaşamaktaydı. Bu akışın en yüksek hızı günde yalnız 30 metre kadardı. bir zamanlar sular 33 . Avrupa'da buz ör tülerinin ilerleyişini ve sonra yok oluşunu görmüştür. insan gözüyle seçilemeyecek kadar azdır. Ron ırmağının ansızın donmuş olması anlamına gelmez. Norfolk kayalıkları denilen yerler.miş oluruz. bir küçücük tepenin çökmesi suyun toprağı kemirmesi. yayılmış ve tam dört kez de gözle görülemeyecek kadar yavaş yavaş ve azar azar eriyip kaybolmuştur. buzulların sağladığı örneği etkileştir . Buz Çağı süresince aynı yavaşlıkta çok daha başka gelişimler de olmuştur. Yarım yüzyılda oluşan erozyon öylesine küçüktür ki. Ama böylesine koca bir buz adası bile. erozyon olayına zaman zaman dikkati çekmektedir. yukarda sözünü ettiğimiz tür buzul ve buz örtülerinin yanında çocuk oyuncağı kalır! Erime olayı öylesine uzun sürmüştür ki. tarih başlamadan çok önce. Bir çok jeologa göre. sonradan kopup ayrılmıştır. Ron buzulunun Liyon'a dek uzanması. Ron buzulunun Liyon'a İskoçya buz örtülerinin Suffolk'a varması kaç yıl sürmüş olabilir. Grön.land'da bu tür buz örtüleri bugün günde iki üç santim ancak ilerler. Şimdi düşünün. Arada bir kıyıda bir toprak kayması. Tam dört kez Avrupa'da buzul ve buz örtüleri oluşmuş. Bu oluşum da bugün gözlerimizle seçemeyeceğimiz kadar yavaş olmuştur. işte bu sürede de bu topraklarda insanlar yaşamaktaydı. süresi ve yok oluşunun kapsadığı zaman kavramı sayısız sıfırlarla anlatılabilecek nice rakamdan daha etkindir sanırım. Gerçekten büyük bir buz yığınını eritmek oldukça büyük çaba ister. donmuş bir ırmak değildir. İngiltere'de buz yatakları İskoçya'dan ve bazen de İskandinavya'dan gelir ve güneye iner oradan İrlanda'ya ve bugünkü Cambridge'c kadar uzanırdı. Antartika'da bu hız yılda beş yüz metre kadardır.için. doğu İngiltere'nin büyük bir bölümü sular altındaydı. Alp'lerden ve Pirene dağlarından gelen buzullar Fransa'daki vadileri tümden kaplamıştı. kara köprüleriyle kıta Avrupa'sına bağlıdır. Pleistosen çağının başlangıcında.

bu kitabı. 34 . bugün ne denli yavaşsa o çağlarda da o denli yavaştı. arkeologların "çağ" dediği sürelerin ne denli uzun olduğunu göstermek amacıyla okuyucuya sunulmuştur.2500 yıllarında duyulmuştur. Dünya tarihinde bir an gelip de cennetten bir borozan öttürülmüş ve o anda Çin'den Peru'ya kadar her bir avcı silahlarını ve tuzaklarını bir yana atıp. "çağlar"ı evrensel zaman ölçüleriyle tanımlamak. Bronz Çağı ve Demir Çağı. Pleistosen çağı sona erdiği vakit bu kara köprüsü belki hâlâ vardı. Mısır ve Mezopotamya tam bin yıldır bronz çağını yaşamaktaydı. M. Arkeolojik "çağlar"uı niteliklerini anımsamak. Mezolitik Çağa. İngiltere'de Yeni Taş Çağı başladığı vakit. daha öncc belirttiğimiz ekonomik anlamda. çeşitli yöreler arasındaki farklılık çok önemlidir. jeologların pleistosen çağıyla eşdeğerde evrensel bir süre saymak yerinde olur. İngiltere ya da Almanya'da ise ilk etkileri tam üç bin ya da üçbin beş yüz yıl sonra. İşte bu örnek de pleistosen çağının akıl almaz uzunluğunu kanıtlar. ansızın buğday. Tüm bölgelerde de çeşitli çağlar aynı biçimde birbirini izler. bir de Mezolitik çağ ekleyerek daha çok karmaşık duruma sokmak gereksizdir. bundan sonraki bölümleri daha fazla güçleştirmeye engel olur. Eski Taş Çağı. Tam tersine. Avustralya'nın ortasında ve Kuzey Kutbu bölgesinde bugüne dek sürüp gelmiştir. Bu köprüyü yok eden batma süreci bugün de sürüp gitmektedir. Yeni Taş Çağı. kesin süreler olarak düşünülmemelidir.Ö. domuz. Yeni Zelanda'da ise. jeologların zaman süreçleri gibi. İngiltere'yi kıta Avrupasma birleştirmiş ve Kuzey Denizi havzasını zamanla kurutmuştur. O çağlarda Thames ırmağı Rhine ırmağına bağlanır ve Kuzey Buz Denizine akardı. diyelim M. Oysa Yeni Taş Çağını başlatan neolitik devrim. Bu birikimler. Okuyucunun kafası daha önceden bu bilgilerle dolu değilse. Bu ülkeler. pirinç ya da mısır ekmeye. Mezolitik Çağ eski Taş Çağındaki yaşam türünün bir devamı sayıldığına göre. koyun ya da hindi üretmeye başlamıştır sanmayın. oysa aynı sürede İngilizler Endüstri Devriminin en parlak yıllarını yaşamaktaydı. Buz Çağı sona erdikten çok sonra neolitik devrimden etkilenmiştir.her bir çağ gerçeklen belirli bir zaman süresini kapsar. Ekonomik açıdan. Danimarka'da Yeni Taş Çağı. ondan önce yükselme süreci de aynı yavaşlıktaydı. Buz örtüleri yok olduğu vakit henüz bu alan yeniden sular altında kalmamıştı. Bir çok arkeologlar. Eski Taş Çağı öylesine uzundu ki bunu. Ama bu çağın sona ermesi bakımından.altında kalan kara parçalarının kalıntılarıdır. bazı yörelerdeki uzunluklarını kavramak açısından önemlidir. Eski Taş Çağı. Herhangi bir yörede -diyelim Kuzey İngiltere ya da Mısır'da. jeolojik pleistosen çağından çok sonra fakat yerel olarak Yeni Taş Çağının başlangıcından çok önceye ait olan kalıntılar Mezolitik Çağa atfedilir. Maori'ler hâlâ cilalı taş aletler kullanıyor ve neolitik bir ekonomi uyguluyorlardı. Böylece.Ö. araya bir Mezolitik Çağ katarak pleistosen ve paleolitik çağlar arasında bir ayırım yaparlar. İngiltere ve genel olarak Avrupa'nın kuzey batısındaki ülkelerin buzul süresi kalıntıları bağlanmıştır. tam 7000 yıl önce Mısır ve Mezopotamya'da başlamıştır. Ama bu çağlar bütün dünyada aynı zamanda başlayıp aynı zamanda sona ermiş değildir. yavaş yavaş yeryüzü kabuğunun aynı yavaşlıkta yükselmesiyle birleşince. Şimdi de bu "çağ" kavramının anlamı konusunda bir iki söz söyleyelim. Kaptan Cook varıncaya dek sürmüştü. 15000 yılından öncc sona ermemişti. Bu anlatılanlar. O sıralarda Avustralya'nın ekonomisi hâlâ "paleolitik' ti.

Çünkü bu kabilelerin ekonomik yaşamı ve somut kültürü. Bantu'lar gibi daha güçlü insanlar tarafından kıt ve yoksul bölgelere itilmiş insanlardır. atalar ve ruhlar konusunda karmaşık ve tutarsız inançlar taşırlar. ama okuyucu kendi coşkusunun yanılgısına kapılmamalıdır. Taş Çağı ekonomisinden öte bir gelişme göstermemişlerdir. Sürüldükleri yeni ve elverişsiz topraklarda. daha gelişik. benzeri bir ekonomik gelişme düzeyindeki çağdaş insanlarla aynı sosyal ve geleneksel kurallara uydukları. Eski Dünya insanlarından edinilmiş düşün ve örneklere rastladıklarını kabul etmektedirler. Gerçi Güney Afrika'daki Buşmenler. Buz Çağındaki Avrupa insanlarıyla aynı biçimde besinlerini sağlarlar. Bazı etnograflar Avustralya'nın nesnel kültürü. Bu insanlar.000 yıl öncesinin Taş Çağı insanlarına neden maletmeli? Arunta'lar kendi çevrelerine uyumlu bir somut kültür yarattıkları vakit. sosyal örgütlenmesi ve dini konularında. Daha da öteye giderek. bir zamanlar edinmiş oldukları kültürleri tümden yitirmişe benzerler. bir zamanlar sürdürdükleri sanatı elden bırakmış olsalar gerek. Bu da. Eskimo'ların yaşantılarını inceleyerek Buz Çağında Avrupa'daki insanların nasıl yaşadıklarını anlayabiliriz. Bu girişim gerçekten çok çekicidir. ticaret yoluyla son 5000 yıldır dünyanın en uzak yerlerine kadar ulaşan uygarlıklarla da etkilenmiş olmaları gerekir. Üstelik. ancak onların düşünceleri başka yollardan ilerlemiş ve uygulamalı bilimler ve aritmetik gibi aynı pratik sonuçlara varmalarını sağlamamış. "insanın ilkel koşullarından" günümüze aktarılan bir miras gözüyle bakmak haksızlık olur. Çağdaş yaban insanların biraz önce Taş Çağını yaşadıklarından söz etmiştik. Amerika'nın Kuzeyindeki Eskimolar ve Avustralya'nın ortasındaki Aruntlar. Avustralya çevresinde kendilerine besin ve barınak sağlamaya yeterli olan çok basit araç ve donatımla yetinmişlerdir. Güney Afrika'daki Buşmen'ler. sanki hepsi birden durup düşünmüş gibi bir varsayıma neden kapılmalı? Onlar. bu çok önceki atalarımızın teknik ve becerileri konusunda bize çok anlamlı ipuçları sağlanabilir. Bu tür sosyal kurallar.Son bir uyarı yerinde olacaktır. törenler ve inançlara. Bu çağdaş yabanların aletlerini nasıl yaptıklarının ve kullanımlarının incelenmesi sonucu. Oysa Arunta'lar. tıpkı bizim kendi kültürel atalarımız gibi düşünmeye devam etmiş olmalıdır. 6000 ya da 20. Bunların somut donatımı. gelenekleri ve inançlarını inceleyip. hatta sanat yapıtları bazen Avrupa'da buz çağında yaşamış olan Au. hatta tıpatıp eştir diyebiliriz. evlilik düzeni ve akrabalık ilişkileri konusunda çok karmaşık kurallar uygular. bu yabanların örgütleri.000 yıl önce yaşadıkları bir aşamada donmuş kalmıştır. Ama kullandıkları aletler. aynı inançları taşıdıkları ya da aile bağlarını aynı biçimde düzenledikleri anlamına gelmez. totem'ler (hayvanlar. Başka çok ilkel kabileler de. Avrupalıların 10. arkeoloji biliminin kesinlikle suskun olduğu çağlar konusunda yaşayan örnekler elde etmiş oluruz. büyü ve din törenleri için çok abartmalı hatta bazen çok acılı uygulamalara girişirler. Eski çöplük 35 . Bu tür düşün ve uygulamaları 20.000 yıl önce Avrupa veya Yakın Doğu'da yaşayan insanların. Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşamış olan Eski Taş Çağı avcılarının araçlarıyla aynı teknik düzeyde. tam tersine onları bugün bizim batıl inançlar çıkmazı dediğimiz yöne çevirmiştir.rignacian'lar ya da Magdelen'lcrin araç ve yapıtlarına çok benzer. Yoksa bunların düşünsel gelişmeleri de aynı noktada donmuş kalmış mıdır? Arunta'lar.

İlk aletler anlaşılan tahta. Tarih öncesi insanlarının düşünleri ve inançları kuşkusuz bitmiş. İlk taş aletler de doğal olarak (don ya da sıcaklar veya ırmak yataklarında yuvarlanarak) parçalananlardan ayırt edilememiştir. Bu tür aletlerin insan tarafından biçimlendirilmiş olması bugüne dek tartışılırsa da. kendi gereksinmelerine uyacak biçimde taşları biçimlendirdiği anlaşılmaktadır. ilkel değil. ilk Buz Çağının da öncesinden. ama bu sonuç kesinlikle kanıtlanamamıştı^ 36 . Ama bu örnekler. besin ve barınak edinmek için. yontucu. Pleistosen çağlarının ilk başlarında "insan"ların var olduğu. kavurs ya da başka taşlardan kaba saba biçimlendirilmiş parçalar ve ateşe tutulmuş olduğu kuşkusuz sayılan kemik parçaları bulunmuştur. gerçek nesneler. Bugün ilkel olan kabilelerin çok eski insan türlerinin yansıması olduğu inancı abartma olur. İnsan. daha sonra hiç kalıntısına rastlanmamış çanak çömlek yapmaktaydı. bu parçalar kırılıp yontularak ele uygun biçime getirilir. bu nedenle çağdaş yabanlar giysi ve barınak olarak bu derileri biçimlendirmek için çeşitli aletler kullanırlar. sıyırıcı. Derileri kazımak için kullanılan aletlerin bazıları. taştan aletler yaptıkları ve ateş yakabildikleri kesinlikle bilinmektedir. Böylesine insanlar. çağdaş yabanların düşün ve yaşamlarını. yok olmuştur. bir cila ekleme amacıyla kullanıldığı vakit geçerli sayılır. bu nedenle arkeologlar nedense bu kaba saba aletlere "kazıyıcılar" derler. kesici aletler olarak biçimlendirilmiş olan sert taş parçalarım arekologlar ayırt edebilmişlerdir. insanlar yalnızca aletleri biçimlendirmekle kalmıyorlardı. ancak insana benzer bir yaratığın. bilginlerin çoğunluğunca kabul edilir. fizyolojik donatımındaki eksikleri aletlerle tamamlar. Bu aletlerin ne amaçla yapılmış olduğu ancak bir varsayımdan öteye gitmez. "Pekin insanı"nın vc artık yaşamayan hayvanların taşıl kalıntıları sıra. Bu mağarada. yapılar ve işlemlere bir tek.kalıntılarından öğrendiğimize göre. Pekin yakınında Çuku-tiyen mağarasında bunun kesin kanıtları bulunmuştur. Oysa. az çok sivriltilirdi. kemik ya da taş parçalarıydı. IV. Bu kitapta. Bu tür aletlerden pek az şey öğrenilebilir. insanın dünyada türeyişini yaptığı aletler be lirler. biz ancak bunların sonuçlarını. Hayvan derilerinin ve postların bir hayli "işlenmesi" gerekiyordu. bunları giysi sağlamak için de kullanıyorlardı. Tahtadan yapılanlar çoktan yok olmuşlardır. beceriyle. BÖLÜM BESĠN TOPLAYICILAR Arkeologlara göre. Aynı çağın jeolojik kalıntıları arasında. Beyni ve sinir sisteminin sağladığı el ve göz bağlantısının ince dengesiyle aletleri yapar. Buşmen'lerin ataları. yoksuldur. İngiltere'nin doğusunda ve başka yerlerde daha gelişik aletler bulunmuştur ama bunlarla "insan" iskeletleri arasında kesin bir bağ kurulmamıştır. ilk taş aletlere çok benzer. yalnız arkeoloji biliminin ilgilendiği eski insanların yaşamlarının yorumunda kullanacağız. Buna göre. arkeologun eliyle bulup çıkardığı kalıntılara dayanarak görüp anlayabiliyoruz. Sosyal kurumlar ve dinsel inançlar da zamanla yozlaşmış olmalı.

hem de çağdaş yabanlarda vardır. hem rende. bir hiçten bir yaşam 37 . Bu bile bir bilgi. ateşi "yerse" ne olacağını. Yemek pişirilince. İlk başta. Bir çift tahta parçası. çakmak taşını demir. bilgi dağarcığına yeni parçalar eklemekteydi. bu töre hem ilk insanlarda. İlk tür. çiğ sindirilemeyen yiyeceklerden besin sağlanabilmiştir. güneş ışığıyla devinmek zorunluğundan da sıyrılmıştır. Bu oluşumun insanda ne gibi izlenimler bıraktığı bugün bilinemez. Ateş yakmasını öğrenmek. hangi taşların alet yapımına elverişli olduğunu ve bunların nasıl yontulabileceğini yavaş yavaş öğrenmiştir. mağaralara sığınabilmiştir. son Buz Çağında Avrupa'da uygulanmaktaydı. Alet yapımında. sınırlı iklimlere göre devinmek zorundan kurtulmuş. insanın çevreye tutsaklıktan kurtuluşunun ilk belirtisi olmalı. İnsanlığını kanıtlamış. İnsan. çok büyük önem taşır. Bunun belirtileri de alet yapımıyla ateşin kullanılmasıdır. Bu töreler. okuyucu dilerse. kendini geliştirmeye yönelmiştir. Yanan çalı çırpının içine koca bir kütük atılınca alevlerin büyümesi. ısı denen gizli gücü yalnızca yönetmekle kalmıyor. Ateş başka yaban yaratıkları korkutup kaçırmıştır. Kuşkusuz. ilk başta insan yıldırım düşmesiyle ya da başka doğal yoldan oluşan ateşi sürdürmüş olmalı. hiç sönmemesi gereken kutsal alevlere törel olarak bir çok kişi bekçilik ederdi. insanın o zamana dek fazla işletilmeyen beynine güçlü bir dürtü sağlamış olmalı. İnsanın. ottaş sürtüştürerek alev oluşturmak. Ama ateşi alevlendirerek ya da közleştirerek. yapılabilen ilk yassı taş aletler hem yontucu. eski yazında bundan söz edilmiştir. taşıyarak ve kullanarak insan başka hayvanların davranışından devrimsel bir başkalaşma göstermiştir. ateşin etkilerini öğrenmesi. ya da bir kamışa hava üfleyip sıkıştırarak elde ediyordu. Yabanlar. ottaşı. bu bilginin insanların birbirlerinden tümden ayrı olarak dünyanın dört bir yanında yaşadıkları zamana dek. vb. Ateşi söndürmeden sürdürürken. gözlem ve deneye dayanan kıyaslama gerektirir. İnsan yanma denen şaşırtıcı süreci. Alevler aydınlık sağlayınca. alet üretiminin tekniğini iyice kavradıktan sonra her bir iş için ayrı bir alet yapmayı başarabilirdi. soğuk gecelere dayanabilmiş. bunu yaratabiliyordu. hem bıçak hem de kazıma aleti olarak kullanılmış olmalı. iki tahta parçasının sürtüşmesiyle. Ateşle ısınınca. İlk insanlar. Ateş yakmak için kullanılan yöntemlerin çeşitliliği. İnsan. ilk toplumlar bir bilimsel gelenek oluşturmak zorundaydılar. İlk doğal madde olan çakmak taşı bile kolayca biçimlendirilebilen bir nesne değildir. kütüğün kül ve duman oluşu. yani insan tarihinde oldukça yakın zamanlarda edinildiğini gösterir. Çağdaş dünyanın çeşitli yörelerinde sürtme yönteminin çeşitli biçimleri kullanılmaktaydı. İnsan artık bilinçli olarak yaratıcıydı. böylece ılımlı hatta arktik bölgelere girebilmiştir. ya da kantaşına sürterek. Ateş kullanımıyla insan çok büyiik bir fizik güce ve çok belirgin kimyasal değişikliklere başat olmuştur. Roma'daki Vesta gibi.İlk aletlerin pek çok amaca hizmet ettiği varsayımını kabul ede biliriz. en uygun taşların hangileri olduğunu. bilmesi gerekirdi. bilinmez. bunların nerede bulunabildiğini ve nasıl işlendiğini belleyip başkalarına bu bilgiyi iletmek gerekliydi. Tarihte ilk kez bir doğa yaratığı doğanın büyük güçlerinden birine yön verebilmiştir. Ateş yakmak ne zaman öğrenildi. Ateşin kullanımı. hem delici. yontmak için iki çakmak taşını birbirine sürterek deneyebilir. çakmak taşı. insanın ateş yakmayı öğrenmesinden önceki süreden kalmış olmalıdır.

Genellikle pul endüstrisi Avrupa'nın kuzey bölgelerinde. İnsan kadar zayıf ve kısır donatılmış bir yaratık. Sözcüğün çağdaş Avrupa anlamıyla. yontarak bu parça alet haline getirilmiştir. İlk pleistosen "insanlar"ınuı kalıntılarından edinilen bilgiler bu kadarcıktır. bazıları da dallardan barınak yapardı. Bu başkalık taş işlemesinde. oradan da sonunda Afrika'ya ilerlediler. İlk insanlar için bile bir hayli yüklü gökbilim (astronomi). Burada yaşayanlar Hoıno sapiens türünden ya da bu türün atalarından olabilir. kendi toprakları donmaya başladığından. Bazı yörelerde de ana parça ele alınmış. esas aleti oluşturmuştur buna da çekirdek endüstrisi denilir. İngiltere. Bazıları mağaralara sığınır. bu denli kesin olmasa da. Ve. Besleyici ve zehirleyici bitkilerin ayırımı da uzun deneylerle öğrenilmiş ve toplumsal geleneğe katılmış olmalı. topraktan kökler ve kök bitkiler çıkardıkları sanılır. bölgesel çalışma yöntemlerinde bir kaç değişiklik olmuştur. Bu iki ayrı geleneğin 38 . uygun taş çıkıntılarını ana gövdeden ayırıp bunları yontarak alet yapmayı başarmışlardır. iklim yumuşayınca gene kuzeye döndü. Bunda başarılı olmak için. alet yapımcıları. Balkan Kafkas Dağları. Hayvan avında başarılı olmak için avı uzun süreler gözlemek gerekirdi. Neyle geçindikleri bilinmez. ayrı üretim geleneğine sahip insanlar yanyana yaşamaya başladılar. Bu bilgileri edinir ve aktarırken atalarımız bilimin temelini atmışlardır. bunların nerede bulunacağını da bilmeliydi. insanın ay ve yıldızların çıkışı ve batışını ve bunların hayvansal ve bitkisel oluşumlarla kıyaslanmasını yapması gerekliydi. Çekirdek endüstrisi ise aynı Buz çağında güneye çekildi. gökyüzünün zaman göstergelerini anlaması zorunluydu. Ender bir olayken çok büyük etki yaratmış olmalı. Arkeologlar bu işleme pul endüstrisi derler. yumurta topladıkları. insan herhalde kendini büyük bir yaratıcı.yaratmaya benzer. Kaş Dağı ve Himalaya'ların kuzeyinde kalan bölgelerde görülür. meyva. aile bireyinden öte bir sosyal örgütün kurulması gerekliydi. ilk besini olan koca koca hayvanları bir başına avlayamazdı. bitki ve yumurta toplama işlerinin zamanını da bilmek gerekiyordu. böyle olunca bu ana parça ya da çekirdek. Fransa ve İngiltere'de görülmüştür. balık ve kertenkele avladıkları. Pul endüstrisiyle bağlantılı olarak bulunan iskeletler. Sonuç. Doğaya başat olan gücünü kanıtlıyor. ancak bunun ne tür olduğu bugün bilinmemektedir. Çekirdek endüstrisi ise Güney Hindistan. Hayvan avlama. Alp. alet yapımında en elverişli taşların hangileri olduğunu. İnsanların böylesine göçü sonucu. Bazı yörelerde. botanik. avlanma geleneği denen toplumsal bilgi dağarcığını oluştururdu. yaradan olarak görmüştür. hayvan postlarından giysi yaptıkları da sanılır. Bu arada taş aletlerin yapımında. Suriye ve Filistin. Bu ilk insanların yaban hayvanları ve kuş tuttukları. Oysa insan bir tahta parçasından ya da bir taştan alet yaparken de büyük bir yaratıcıydı. Fransa ve Suriye'ye. tüm Afrika ve İspanya. Bunun da henüz kesin bir kanıtı yoktur. Buz Çağında pul üreticileri kendi yörelerinden çıkmaya. daha önce de belirtildiği gibi. nesneleri kendi dileğine göre biçimlendiriyordu. bize ya da bizim atalarımız oldukları sanılan yaratıklara hiç benzememektedir. jeoloji ve zooloji bilgisi yaşam için şarttı. İnsanların geçim için işbirliği yaptıkları ve birlikte çalıştıkları varsayımına da varabiliriz. iki ayrı "insan" grubunun gelenek farklılığını gösterir. Ayrıca. Avrupa'da son Buz Çağı baş gösterene dek durum böyleydi.

Ama dil kaslarının bağlantı yerlerinden anlayabildiğimiz kadarıyla. Güney Afrika'da ise. daha eski insanlara oranla bunların yaşantıları hakkında çok daha fazla bilgi edinilebilmiştir. mezarlar da. Ölüler özenle gömülmekten öte. Fransa'da onu aşkın Neandertal iskelet bulunmuştur. Ekonomik açıdan. Böylesine koca hayvanlar tek tek avcılar ya da küçük aileler tarafından tutulamazdı. Bede ni korumak için büyük özen gösterilmiştir.000 yıl özetlenmiştir! İşte bu uzun süreden günümüze dokuz on kırık dökük iskeletle sayısız alet kalmıştır. ekonomik amaçla işbirliği yapan daha büyük sosyal birimlerin ticaretiydi. ocağın yanma kazılırdı. 39 .000 yıl süreyle yapılmıştır. oldukça tutuk bir konuşmaları vardı. Azizler Kilisesinde (La Chapelle aux Saints).000 yıl öncesi için kayda değer ayrıntılar eklenilebilmektedir. insan düşününün beklenmedik ve ekonomik olmayan yönlerde eyleme yöneldiğini kanıtlar. insan benzeri maymunla r gibi küçük bir gruptu. tüylü gergedanlar tutarken. tıpkı çağdaş. gözlerinin üstünde koca bir kemik çıkıntısı alın geriye eğikti. Soğuktan barınmak için mağaralarda yaşadıklarından. koca kutup hayvanlarını tuzağa düşürmekte uzmanlaşmışlardı . Bizim bugün bulup topladığımız bu aletler tam 200. İngiliz ve Fransız müzelerinin mahzenleri Thames. mağaranın zeminine kazılmış ayrı ayrı mezarlarda pek çok iskelet bulunmuştur. sanki soğuktan korunmaları amacıyla. Son buz Çağı yaklaşırken. Piramitler ve Tac Mahal gibi büyük mimari yapıtları esinleyecekti. Musteriyan'lar avcıydılar. Son sayfalarda insan tarihinin beşte dördü . korkunç. Ama ilk pleistosen aletlerin böylesine bolluğu o çağlarda nüfusun çok olduğu sonucunu vermez.mamotlar. Birinde de. bir çok yerde toprağın altından kucak kucak alet çıkar. Ölüm dehşetiyle karşılaşınca. başlarını dik tutamazlardı. bu tür bugün yaşamamaktadır. bunlar pul üretiminden yanaydı. bu yaşamda da onlara aletleri ve besin gerekecekti. Çeneleri yoktu. Tam tersine tek bir kişi günde üç dört alet yapmış ya da yitirmiş olabilir. Bazılarında başın altına destek olarak bir taş konulmuş ve toprağın basıncından korumak için de çevresine taşlar dizilmiştir. Ayaklarını sürterek yürürler. hayvansal bir görünümdeydiler. bunları öldürdükten sonra sürükleyerek mağaraların ağzına getirir. ilkel duyguları bu korkuya kapılmış ve bu hayvan görünümündeki yaratıklar düşsel düşünmeye başlamıştır. Üretim açısından. Pleistosen çağının başlangıcında ya da ortalarında. baş gövdeden ayrılmış ve mezarda ayrı bir yere konulmuştur. ölenler yeni bir yaşama geçeceklerdi. Sinanlhropos ile Hoıno sapiens gibi bambaşka iki türün arasında bir bağlantı olabileceğini düşünmek güçtür. Avlanma gruplarını örgütleyebilecek kadar konuşabiliyorlardı.birleşimine değin belirtiler varsa da. herhalde insan ailesi. orada parçalarlardı. Fiziksel açıdan Neandertal türüne aittirler. bunlar kendi gruplarının yaşadığı mağaralara özel bir biçimde gömülmüştür. Böylesine eski çağlarda rastlanan bu hazin ve boş çabalar. Mamot avcılığı. Tarih açısından Musteriyan'ların en ilginç yanı cenaze töreleriydi. Musteriyan (Muosterian) denilen "insan" grupları Avrupa'da belirgin oldu. Sen ve başka ırmakların dibinden toplanmış aletlerle doludur.diyelim basit bir tahminle 200. Dünya yaşamının tümden sona ereceğine inanamıyorlardı. Bu töre ve töreler. Şimdiye kadar anlatılan bu belli belirsiz tanımlara ancak bundan 50. Mezara alet ve kemikli et konulurdu.

aynı zamanda. yay ve mızrak atıcı gibi basit mekanik araçlar da bulmuşlar. Belki de ısının bir yaşam koşulu olduğu sonucuna varmışlardı: Ölüm ısının yokluğuydu. O zaman bu yoksunluk giderilince yaşam geri gelebilirdi. Yukarı Paleolitik üretim denilen üretimleri ise. ve onların ya da çağdaş büyücülerin aynı biçimde inançlar taşıdıkları da söylenemez. her birinin kendine özgü taş işçiliği. Yaşamla sıcaklık arasında bir bağlantı kurmuş olmaları gerekir.Mezarların ocak yakınına yapılmasından başka bir sonuç daha çıkarabiliriz. böylece silah fırlatmakta insan kaslarını tamamlayıcı donatım edinmişlerdi. Musteriyanların ve daha sonraki insanların cenaze törenleri ve mezarları konusunda akla yakın gelen anlatımlar bulunabilir. daha önce türemiş olan insan türlerine oranla çevreleriyle başa çıkabilmek için çok daha iyi donatılmıştı. olumsuz durumlar. Belirli kullanımlar için ayrı ayrı aletler yapmayı öğrenmişlerdi. dilediği amaca varıp varmadığını görmek isterdi. Avrupa arkeoloji kayıtlarına göre. kendi türümüzün üç ayrı bölümüne özgü saç ve kıl biçimleri göstermektedir. yanıldıklarını kabul etmeyişleridir: çünkü Mustcriyan'lar ve onlardan sonra gelenler oldukça yakın zamanlara dek mezarlarda ateş yakma törelerini sürdürmüşlerdir. öte yandan da. ancak bilgin bir iki deney yapıp. Başka bir deyimle. Böylesine çeşitli yeni aletlerin kullanımı yalnızca gelişik teknik beceri değil. güce çıkan kestirme yoldur. Musteryan'lar ise törelerini inanç nedeniyle yapmışlardır. umuda daha çok sarılır. Kültür ve ırk grupları arasında kesin bir bağımlılık kurulamamıştır. kemik ve fildişini de ustalıkla işleyebiliyorlardı. hatta alet yapan aletler de üretmekteydiler. Taş kadar. işte büyü işlemiyle bilimsel deneyin farkı da budur. çağdaş bir bilginin de Mustcryan'ların yaptığını yapabileceği görüşüdür. Ama bu görüşlere derin ve araştırıcı bir çözümlemeye yellenilmeden varılmıştır. Doğa da yabancı ve gizsel göründükçe. İnsanın büyüden yardım umması. Büyü. ölüm gibi dehşet ve korku duygularının altında yüklendiği çaresizlik oranında artar. Avrupa'nın buz iklimi biraz yumuşamıştı. yani başarısızlıklar düpedüz umursanmazdı. sanat v. Sibirya'daki küçük heykelcikler. bir süre. Acaba Musteriyan'lar. Bir kaç bin yıl sonra. İşte böylece. Yalnızca Avrupa' da fiziksel açıdan en az dört çeşit ırk ayırtedilebilir.b. günümüzün insanından ayırtedilemez. Yukarı Paleolitik grupların tümü de. Burada tartışmaya çalıştığımız görüş. Çaresizliği çoğaldıkça. bu insanın cesedi bugün morgda bulunsa. Onların kapıldığı yanılgı ise. bilimi yanlış uygulamaya başlamışlardı. ölümün bir belirtisini. İnsan düşünceden nefret ettiği için. o zaman onlar da büyüye yönelmişler. Musteriyan'ların yukarda anlatılan amaçlarla hareket etmiş oldukları kanıtlanamaz. aynı zamanda daha büyük bir bilgi birikimi ve daha yaygın 40 . yerini çağdaş insan almıştır. diyelim yaşamın akla uygun bir anlatımıdır. çeşitli kültür gruplarına ayrılır. Kuzey Afrika ve Yakın Doğu'daki Neandertal "insan" artık yok olmuştur. Yukarda belirttiğim görüşler. insan bu ürkütücü çevrede kendisine yardımcı olacak hiçbir şeyi unutmamaya çabalar. hemen elinin altındaki açıklamaları kabullenir ve dört elle sarılır. dünyada belirmiştir. gelenekleri vardır. öleni ısıta rak gidermeyi umuyorlar mıydı? Eğer öyleyse. Bu ılık ara süresinde kendi türümüzden olan insanlar. Sonuçlar değerlendirilirken. nesnel yargının yerini umut ve korku alırdı. Arkeoloji açısından. bu deneyi üst üste yeniledikten sonra.

en ilgi çekici buluşları.nimci güç kuşkusuz insan kasıdır. Orinyak' lar. /ö. Her yaz esen sert rüzgarlar buzullar ve buz örtülerinin üzerini sıyırıp geçer ve bu ovaları ince bir tozla (löss) kaplardı. Rusya ve Orta Avrupa'daki ovalar açık tundralar ya da steplerdi.sa'daki Magdalen'lcre kısaca değinmek gibi bu görüşü açıklamaya yeterli olacaktır.bilimsel uygulama kanıtlamaktadır. tepeleri buz kaplı dağlarla. Fransa'nın ortalarında daha da elverişli koşullar vardı. bu araç mızrak fırlatma aletiyle yaydır. Nesnel açıdan. Yay yalnızca Fransa'daki Orinyak'lara özgüdür denilemez. sürülerin gidip gelme alışkanlıklarına değin sağlam bilgi gerekliydi. Çok soğuk olmakla beraber. İştahlı bir nüfus için yeterli besin vardı. Her yıl bu sürüler Rusya ve Sibirya'daki yaz otlaklarından göçer. Kiev yakınında Mezine'de. Bu elverişli çevreyi akıllıca kullanmasını bilen Orinyak'lar (Aurignacien) ve onlardan sonra gelen Magdalenler burada gelişmiş. Vadinin kenarları uygun barınak sağlayan irili ufaklı sayısız mağaralarla doluydu.v altındaki koca koca çöplük kalıntılarıyla hâlâ kolayca belirlenebilmckte. Avusturya'nın güneyinde Willendorfda ve başka yerlerde. bu evler grup grup mahalle ve köylere ayrılmıştı. sonra gene yazlan geldikleri yere dönerlerdi. yaban sığırları ve yaban atları bu ovalarda otlardı. yayın bükülmcsiylc enerji birikimi 1 Orinyak dcııcn kültürün gerçek te üç değişik kültürden oluştuğ u artık bilinmekte dir ama bu kitabın kapsamı açısından bu ay ırım ve karmaşıklığ a girmiyoruz. atlar ve başka yenebilir hayvanlar otlarlardı. öküzler. birer mekanik araç sahibi oluşlarıdır. onlar da "paleolitik' bir ekonomi sürdürmekteydiler ama son derecede süslü ahşap evlerde otururlardı. Ama et sağlayabilmek için bir hayli kalabalık grupların verimli işbirliği. ama yay gerilince bu güç ağır ağır artar. Kamp alanları. Piedmostian avcılar. Vezere ve başka ırmaklarda sürülerle somon balığı bulunurdu. kamp alanlarının ustaca seçimi de bu bilginin elverişli biçimde uygulandığını göstermektedir. çoğalmış ve zengin bir kültür yaratmıştır. kışları Tuna vadisi ya da Pontik steplerde otlarlar. Avrupa çevresi. Piedmost'ta bini aşkın filin kemik kalıntıları bulunmuştur. bu avcılar yarı yere gömük evler yapmakta da çok başarılı olmuşlardır. Bunlara evsiz barksız göçebeler denilemez. Filler. sığırlar. Moravia'da Prerau yakınında Piedmost'da. yeterince donatılmış olan avcılara çok elverişli bir alandı. Bugün Güney Amerika'da olduğu gibi o çağlarda da Dordogne.dir. tıpkı Kolombiya'da geçen yüzyılda yaşayan insanlar gibi. bu kalıntılar fil eti sağlamakta avcıların başarısını kanıtlamaktadır. geyikler. Rus arkeologlarının bulgularına göre. İlk devi. kuzey geyikleri. İspanya'da çağdaş insanlarca da kullanılmıştır. Böylesine bir varsıllık. buz örtülerinin oluşturduğu ve hayvanların ilerlemelerine engel olan noktalarda kamp kurarlardı. sürülerin geçtikleri yerlerde. Av böylesine bol olup. Bunun insanın yarattığı ilk makine olduğunu söyleyebiliriz. Kendim Yaratan İnsan F:4 41 49 .v. Doğu ve Orta Avrupa'daki Picdmostian'lar ile Fran. besinden yana güven sağlayınca. geçim için insanların kendi yiyeceklerini kendi avlamalarını öngören bir ekono minin de yabana atılmaması gerektiğine işaret edebilir. bilmediğimiz atalarından edindikleri geleneklere kendi bilgilerini de katarak geniş bir kültür yaşamı yaratabilmişlerdir 1 . bu topraktan her bahar bitki fışkırırdı. Kireçli ovalarda filler.

Fransız mağaralarındaki resimlerle izlenebilir. kaldıraç ilkesine dayanarak gene insan kol kaslarının ürettiği gücü artırır. Bazılarımıza da durumu tersine çevirme. gerçek sanat yapıtları olarak bakardı. bu nedenle bunları yalnızca iki boyutla belirtmek güçtür. çağdaş bilim için resim. Bu çağda ne Fransa ne de başka yerlerde besin sağlamak için bitki üretildiği veya hayvan yetiştirildiğine değin bir belirtiye rastlanmamıştır. Yukarı Paleolitik kültürlerin en şaşırtıcı ve ünlü yanı da avcıların sanatsal eylemleridir. çağdaş yabancıların yaşamlarına bakarak da anlayabililiyoruz. daha ciddi ve ekonomik bir amacı vardı. Nesneleri üç boyutta gördüğümüzü unutma yalım. Mızrak atıcısı ise. yani kâğıt üze rinde uzaklık ve derinlik gösterme becerisi öğretilir. Ama büyü nedeniyle değeri olan bu kabuklar birer gereksinme değil birer süs ve lüks aracıdır. Çağdaş sanatçı Roger Fry mağaralardaki bu ürünlere merakla değil. gün ışığı girmeyen kireç taşı mağaraların en kuytu köşelerine yapılırdı.dalen döneminin sonlarına doğru da yaban filleri yok oldu. Taş ya da fildişine yuvarlak şekiller kazırlar. parmağın çamura batırılmasıyla çizilmiştir. öğrendiklerinin geleneklerini de kendileri kurdular. Magdalen'ler bundan baş ka. Bu da belki ilk önce Magdalen döneminde icat edilmiştir ve bugün hâlâ Avustralya'da yerliler tarafından ve Eskimo'larca kullanılmaktadır. ama sadece bu zevk için resim ya da heykel yapmadı. kilden hayvan modelleri yaparlar silahları belirli motiflerle süslerler. Orinyak dönemine ait olduğu söylenen. Resimleri yaparken de sanatçı çok uygunsuz durumlara girerdi. mevsimlerin dikkatle izlenmiş olduğunu. bu düz resimlerde nesneleri tanımayı öğreniriz. profil çizgilerdir. Magdalen döneminde ressam derinlik belirtmek için resimleri gölgelendirmeyi öğrenmiştir. belki de nedeni bol bol avlanmış olmalarıdır. Akdeniz'de bulunan deniz kabukları. bu ticaret o grubun ekonomisinde büyük rol oynamamıştır. besin toplama ve hiç değilse Magdalen döneminde. Ekonomi avlanma. Orİnyak döneminde. yazı kadar önemlidir.olur ve bir anda bırakınca da oku fırlatır. Resimler genellikle. Eğer bunların ticareti yapılmışsa. En eski örnekler. Onlar düz bir düzey üzerinde nesnelerin doğru olarak resimlerini yapmayı kendi kendilerine öğrenmeleri gerekmişti. balık avlamaya dayanmaktaydı. Çoğu kez bu ürünler gerçek sanat değeri taşır. Oriııyak'ların ve onların sanatsal atalarının çocukluklarında resim kitapları yoktu. 42 . Mag. Özellikle mağara resim ve kazıları için bu geçerlidir. Sanatçı kuşkusuz bunları yapmaktan hoşlanıyordu. Fransa'nın ortasındaki mağaralarda da görülmüştür. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki. hatta bir miktar pers pektif de başarılmıştır. Ama kendi kendine yeterlilik ayrı yaşamak anlamına gelmez. Paleolitik heykeller ve resimler yalnızca gizsel "sanatsal güdülerin bir anlatımı değildir. Av etlerinin korunması ve bulunması için. yahut sadece kömürle çizilmiştir. Çocukluğumuzdan düz resimleri biliriz. ya da taş veya kaya üzerine kazılmış. Neyse. tavanlarına da çeşitli manzaralar kazırlardı. Resim çizme gücünün gelişmesi. tüylü gergedanlar yok olmuşlardı. Nasıl örgütlendikleri ise bugün bilinmemektedir. mağaraların duvarlarına kabartma heykeller yaparlar. Bu insanlar fil ve sığır gibi iri hayvanları yakalayabilecek kadar büyük gruplar halinde yaşamış olmalılar. Belki de ilkel bir ticaret aracılığıyla buralara gelmiştir. perspektif veya ayrıntı hiç umursanmamıştır. oltayla balık tutmasını ve başı çıkarılıp değiştirilebilen mızraklarla da balık avlamasını biliyorlardı.

Ressam anlaşılan resimlerini canlı yapabilmek için çok uğraşırdı. bunlar mağaranın duvarına çizilecek olan gerçek sanat yapıtının ön 43 . Resimlerin hemen hemen tümü. hayvanların. yapma bir ışıkta çalışırdı: mağaralarda gerçekten taş lambalar bulunmuştur. Üstelik kısık.sırt üstü yatar ya da daracık bir geçitte arkadaşlarının omuzuna tünerdi. yakıt olarak yağ. fitil olarak da yosun kullanılmış olmalı. taş parçalarına çizilmiş eskizler vardır. aslına çok uygun birer portresiydi. Elimizde deneme resimleri.

mağara sanatının bir büyü amacı vardı. dış dünyada bir karşılığı bulunmalıdır. amaç açısından pratik bir sanattı. Bu gözlemlerden anlaşılacağı gibi. üstelik bu karşılık yalnızca görülmez. Bu nedenle Orinyak ve Magdalen sanatı. Başarıyı güven altına almak için sanatçı bazen (ama ender olarak) sığır resmine. kabilenin besini olan hayvanların sağlanması amacını güt mekteydi. yenilebilirdi de! Ressam duvara sığır resmi çizince. Ressam boş duvara resmini çizer. Aynı biçimde Avustralya'daki Arunta'lar ve diğer çağdaş ■i Ġspanya'nın güneydoğusundan TaĢ devrine ait bir resimden ok ve yay 44 .çalışmalarıydı. bir de bakarsınız. dışarda da avcıların vurup yiyebileceği canlı bir sığır bulunurdu. sığırın göğsüne saplanmış bir ok da eklerdi. önce bomboş olan duvarda bir sığır belirmiştir! Bilimsel olmayan kafalara göre böylesine bir yaratıcılığın. Sanatsal üretim gerçekte bir yaratma eylemidir.

tek tek portreleridir. Genellikle bedenler çok düzdür ve seks organları abartılmıştır. Kadınların doğurgan güçleri bu taşların içinde olduğuna. Bu taşlar. Dordognc'da bulunan Lcmeuil gibi. bu görevleri için özel olarak yetiştirilmişlerdi. gerçek dünyada geyik sayısını arttırmak için. Paleolitik sanatın diğer ürünleri de büyü sayılabilir ama amaç ve kullanımları başkaydı. onların örgütlerinde bu durum geçerliydi. Böyle olunca da saygınlık ve yetki sahibiydiler. Hayvan fizyolojisi hakkında bilgileri de vardı. zaten ancak bir avcı gözüyle yakından hayvanı izleyen ve tanıyan insanlarca başarılabilirdi. Çizgilerinin aslına uygunluğu. güç erişilen bir kuytu köşede. Üstelik artık somut düşünmeye de alışmıştır. Ressam artık canlı bir geyiğin portresini yapmak ya da resmi canlı bir geyiğe benzetmek amacında değildir. belirli konumlarda. ama yüz hemen hemen bomboştur. Öte yandan. Montes. İspanya'nın doğusundaki resimler daha sonraki bir döneme ama belirgin bir sosyal geleneğe aittir. Bir Aruna şöyle yanıt verebilir: "Bu törenler. Piedmost ve daha ender olarak Orinyak yöre lerinde taş ya da fildişindcn oyulmuş küçük kadın heykelciklerine rastlanmıştır. çünkü bu deyim onları besin üreticilerinden ayırmış olur. düşüncelerinin elden geldiğince somut olduğunu gösterir. o çağ insanlarının zooloji bilgilerinin düzeyini gösterme açısından bir değeri olduğunu da belirtelim. Bu da Magdalenlerin soyut düşünceden yoksun oldukları anlamına gelmez. Hiç değilse kalbin önemini biliyorlardı. Bu da. hatta balık ve geyiklerin bile kaç tür oldukları anlaşılabilir. bugün yaban kabilelerindeki erginlik törenlerini anımsatır. Hatta. bazı taşlarda ise.pan mağarasında. kuşkusuz. gerekli bitkilerin bolca yetişmesi için yapılır. tıpatıp benzeyen bir geyik resmi kadar bir iki çizgiyle belirtilen geyik resminin aynı düzeyde etken olduğunu da öğrenmiştir.besin avcıları yenir hayvan ve bitkilerin bollaşması için danslar ve başka törenler düzenlerler. Her ne olursa olsun sanatçı iyi yetiştirilmiş bir uzman olsa ge rek. Magdalen ve Orinyak sanatı somuttur. Yukarı Paleolitik sanatın. bir kaç fırça darbesiyle ve en az çizgiyle bir geyik resmi ortaya çıkarmak ister. başka büyü törenleriyle de ilgiliydi. empresyonist resimlerdir ve şu ya da bu geyik ya da insan değil de. bu resimler daha cansız ve daha az kişiseldir. çakıl taşları üzerinde resim denemelerine rastlanmıştır. genel olarak geyik kavramını edinmiştir." Resimler. Öte yandan. Resimler hayvanların. kalp. Magdalen döneminden kalma büyülü bir resmin önünde gençlerin bacak ve kalça izlerine rastlanmıştır. Hayvanların gerçek boyutlarında ve çeşitli biçimlerde çizilmiş olan bu resimler. Şu ya da bu geyik yerine. kişisel her bir ayrıntıyı. sanki usta eliyle yapılmış düzeltmeler de vardır. Son olarak da. çeşitli zamanlarda ge yikleri 45 . Genellenmiş hiçbir yanları yoktur. Sanatçılar gerçi uzmandı ama gene de grubun avcılık eylemlerinin dışında tutulmazlardı. o çağ hayvanlarının. Bunun anlamını kendileri de farketseler "besin avcıları" deyimine hemen karşı çıkarlar. besin sağlayan hayvanların ne denli incelenmiş olduklarını gösterir. bu gücün kabileye av ve bitki sağlamakta yardımcı olacağına inanılırdı. tıpkı ekip biçmek gibi. Magdalen'lcr kuşkusuz modern zoolog gibi bu türleri tanırdı. Yalnızca. ok saplanmış olarak çizilmiştir. genel olarak geyik veya insan resimleridir. bir sanat okulunun resim defterleri olabilir. yaralı bir sığır resminde. Resimlerden. Buz Çağından sonra resimler oldukça tutucu bir türe yönelmişti. Sanatçı-büyücüler uzmandı.

Hatta belki de Avrupa'daki Orinyak ve Magdalen avcıların zamanında bile başka kıtalarda başka insanlar bitki üretmeye ve hayvan yetiştirmeye başlamışlardı. Doğa'ya karşı davranışında hiçbir değişiklik yapmamıştır. bitki yetiştirmeye. ama bulduğunu daha iyi sağlamak. incelik ve nüfus yoğunluğuna biraz ışık tutmaya çalışılmıştır. fil. seçmesini bilerek yenilebilir ot. bu değişim tüm insan türü için devrimsel yenilikler yaratmıştır. Eski Taş Çağında. "besin üretici" denen yeni bir ekonomi yaratmışlardır. sığır. Elimizdeki bilgilere göre. yeni Pleistosen döneminde. Eski Taş Çağında. Burada anlatılanlarla. Buz Çağından bu yana geçen süre. İnsanın başat oluşu yavaş yavaş süregelmiş. av ve besin toplama ekonomisiyle elde edilebilen bolluk. pek kusursuz olmasa da. devrimsel olarak nitelendirebiliriz. etkenleri ağır ağır birikmiştir. V. İnsan ekip biçmeye. jeolojinin pleistosen çağında. en genc l. I. Ne bulduysa onunla yetinmiştir. Arkalarında böylesine görkemli anıtlar bırakmamış olan başka insanlar da. Buz Çağı geçip de. Profesör Menghin ve başkaları bu tür düşünmeye yönelmişlerdir. insanın ya da insana benzer yaratıkların yeryüzünde eylemde oldukları süreye oranla çok kısadır diyebiliriz. Bugüne dek arkeoloji bilimin bulgularına göre. Buz sonrası dönemin en çok on beş bin yıl sürdüğü sanılır. Buz Çağının bitiminden hemen sonra insanın (daha doğrusu bazı toplumların) çevresine davranışı köklü bir değişiklik geçirmiş. tek geçim yolu besin toplamak ve avlanmaktı. insan gelişimini göstermektedir.000 yıldır. stepleri ve tundraları ormanlar kaplayınca. sağladıktan sonra da seçmek için çeşitli yöntemler getirmiştir. İnsan ekonomisini tümden değiştiren i lk devrim. Bölümdeki ölçeklerimize göre. oysa ondan sonraki süre de en az 250. Fransa'daki Magdalcn kültürü bu upuzun sürenin en parlak başarısıdır. insanı besin kaynağına başat kılmıştır. Avrupa'daki Magdalen'ler tarafından gerçekleştirilmiş değildir. Bunu sayıyla anlatmak gerekirse. Magdalen'ler başarılarını özel bir çevreye başarıyla uyum sağlamış olmalarına borçludurlar.birbirlerinden ayıran özellikleri bir yana bırakarak. at ve geyikler Fransa'dan göçiip gitmişler. ancak yirminci yüzyılda. Ama bu düşünceyi kanıtlayacak bir belge henüz ortaya çıkmış değildir. bu hayvanların avlanmasına dayalı olan kültür de yok olmuştur. "Besin toplama" deyimi altında çeşitli yaşama türlerinin toplandığına ancak bu deyimle yanlış anlamlara da sapılabileceğine işaret edilmiştir. İnsan. Oysa neolitik devrimin başlangıcı ve yeni ekonominin yaratılması. Yukarda anlatılanlar. doğa ile işbirliği sonucu doğaya başat olmanın yollarını bulmuştur.leşmiş biçimi simgeleştirmiştir. kök ve ağaçları geliştirmeye 46 . BÖLÜM NEOLĠTĠK DEVRĠM Buz Çağının uçsuz bucaksız süresince insan. Bunların arasında bazılarını.

Her neyse. başka varsayımlarla konuya eğilen Vavilov buğday üretiminin başlangıç yeri olarak Afganistan ve Kuzey Batı Çin'i öne sürmektedir. ekin yetiştirme hayvan beslemeden daha eskidir. öbür uygarlıklara karşın. Bugünkü yetişme biçimi aldatıcı olabilir. bu sürede de başka uğraşılara yönelebilirler. Kırım'da. Bu çabalar mevsimliktir. tatlı patates bugün bile pek çok insanı beslemeye yeterlidir. Ama bugün bize dek varan yüce bir kültür birikimine en çok katkıda bulunan uygarlıklarda ekonominin temelinde buğday ve arpa vardır. Bu bitkilerin sağladığı besin gücü yüksektir. bu türden çok daha üstün bir tahıl elde edilebilir. Örta Avrupa'da ve Orta Çin'de başat olan ekonomi yüzyıllarca çiftçilik olmuştur. Akdeniz havzası. ekim yoluyla sağlam bir besin türü sağlayabilir. Buğdayın atası olan iki yaban otu bilinmektedir: gernik ve triticum dicoc. Mısır. Anadolu ve Batı Avrupa'da üretilen en eski buğday türüdür ve bugün de hâlâ yetiştirilmektedir. Bu uygarlıkların tarihi. gerekse arpa. Ekimden hemen önce ve sonra. Anadolu'da ve Kafkaslarda. ekin olgunlaşırken otların ayıklanması. Ama günümüzün ekmeğinde kullanılan buğday genellikle üçüncü bir türdendir (Triticum vıılgare). yaban otlarının evcilleştirilmiş tür lerdir. öbürüne Filistin ve belki İran'da rastlanır. özellikle Alman tarih okuluna göre de. ekinin biçilmesi için de toplumun tümü birlikte çalışır. verim oldukça yüksektir. 47 . Bu iki aşama birbirine yakından bağlantılıdır. barınak ve bakım sağlayarak bazı hayvanları evcilleştirmeyi ve kendine bağlamayı da başarmıştır. mısır. Konumuzu daha iyi aydınlatabilmek amacıyla. bazıları da hayvanları evcilleştirmekteydi. Bazılarına. evcil hiçbir hayvanı olmadan ekin yetiştirerek geçinir. akdarı. tarım başladığı çağlardan bu yana iklim çok değişmiştir. bitki çoğrafyası ile iklime bağlıdır. Pek çok bitki. en önemlisi de ekim için gerekli işçilik çok vakit almaz. çok daha genişlemesine incelenmiştir. üretilerek. Oysa pirinç yetiştirenler bundan yoksundur. Germik. arkeologların bulgularına göre en eski çiftçiler evcil hayvanlarla değil yalnızca çiftçilikle ve b elki de biraz avlanarak geçimlerini sağlamışlardır. Her ikisi de yaban otu olarak dağlık alanlarda yetişir . düşük kaliteli bir buğdayın atasıdır. Ekini yetiştirenlerin bol bol boş vakti olıır.birine Balkanlarda. tarlaların gözlenmesi gerekir. Ama bu ekimde. triticum dicoccum kiiçük. yerelması. Bugün bile pek çok kabile. Karşılığında besin. Gerçi bu uğraşı buğday yetiştirmek kadar çok çaba istemez ama daha uzun sürer. ekin yetiştirme döneminden önce uzun süre otlak ve çayırlardan beslenme süresinin yer aldığını söyler. Bazı bilginlere göre. ama biz dikkatimizi buğday ve arpa ya dayalı ekonomilere çevireceğiz. Bu nedenle. Tarlanın hazırlanması ve ekilmesi kuşkusuz büyük çaba ister. tarlaların hiç bakım istemediği süreler vardır. tahıla yönelik ekonomiler üzerine kurulmuştu. tohumlar kolayca saklanıp barındırılabilir. buğday.cum. tohum için en iyi bitkinin seçimiyle. bazı insan grupları ekin yetiştirirken. tarih öncesi çağlarda Orta Avrupa'da üretilirdi. hâlâ da Anadolu'da yetiştirilir. bu türün atası bilinmemektedir. Pek ender olarak bazı bilginler de. arpa. kısaca bunlara değineceğiz. PiNeolitik Çapalar rinç. Gerek buğday. biz burada birinci görüşü ele alacağız.başlamıştır. Anadolu ve Hint uygarlıkları. bilinçle ya da rastlantı olarak aşılanma yapılması sonucu yaban ot tohumlarına oranla beslenme gücü çok daha yüksek bitkiler elde edilmiştir.

daha geniş alanları ekime açmak gerekir. Besin kaynağını arttırmak için daha çok tohum ekmek. Avcılara. ekecek el de çoğalır. Oysa küçücük çocuklar bile tohum ekmekte. Kafkasya'da. bulabildikleri besin maddeleriyle sınırlıydılar . tahıl üretiminin Filistin yakınlarında başlamış olduğu savı ileri sürülmektedir. 3000 48 . Besin üretimi ekonomisinin başlangıcı. Nüfusun hızla artmış olduğunu arkeologlar saptamışlardır. yenilebilir kökler ve böğürtlen gibi bitkilerin nüfusu sınırlamış olduğu bir gerçektir. bir tek özekte ya da bir çok yerde mi yapıldığı bugüne dek bilinememektedir.av hayvanları.Ö. Avcı nüfusun. Çocuklar da ekonomik açıdan yararlı olmaya başlamışlardır . Ama bu aletler binlerce yıl süresince birikmiş olduğundan belki de çok seyrek bir nüfusa işaret etmektedir. erişebildiği kaynaklara sayı bakımından uyduğu görülmektedir. Bu nedenle yeni ekonomiyle birlikte nüfusun da artmış olması olasılığı yüksektir. Gerçekten de toplama ve avlanma uğraşıları geliştirildikçe. Birinci çavlandan Kahirc'ye kadar uzanan Nil vadisinde gelişmiş köylerle bezeli dizi dizi yerler vardır. Filistin'de. ansızın. Koyıın ve sığır sürülerine kızlı erkekli çocuklar bakabilir. Kuzey Afrika'da Marma rika'da. Ekimin nerede başladığı. Türkistan. Anadolu'da. çocuk yük olur. İran ve Afganistan'da ve Türkistan'da bu türe rastlanmıştır. bu da nüfus eğrisinde görülebilir. Ama bu nüfus artışının gerçekleştiği varsayımı da kabul edilebilir. Sonra. Mezopo tamya. insan çabası arttıramazdı.Belki Germik ile bilinmeyen bir otun aşılanmasından oluşmuştur. Besin toplayan topluluklar. Filistin'de barınak olarak kullanılan mağara kalıntılarında orak ile ilk devrimle ilgili olmayıp besin toplama ekonomisine özgü bazı alellcr bulunduğundan. önccieri boş ya da çok ıssız olan alanların birdenbire kalabalıklaşması ancak böyle yorumlanabilir. büyücüler ne derse desin. kalabalık köylerle çevrili olduğu anlaşılan kıyılara rastlanır. balık. Bu mağaralarda yaşayanların (bunlara Natufian'lar denilir) başka yörelerdeki daha gelişik gruplardan bazı kültür unsurları edinmiş geri kabileler oldukları. Arpanın yaban ataları da dağ otlarıdır. Fayum çukurunu bir zamanlar doldurmuş olan gölün çevresinde bol sayıda Eski Taş Çağı aletlerinin bulunmuş olması gerçekten ilginçtir. kuşları kurtları kovmakta yararlı olabilir. bir devrim olarak ilgili herkesi etkilemiş olmalıdır. kendi ekonomilerini henüz örgütlendirmemiş bulundukları da söylenebilir. Bu kaynağı. tümü de aynı zamanda başlamış ve M. Bazı yörelerde. Vavilov'un yöntemlerine göre de arpa üretimi özekleri Etiyopya ve Güneydoğu Asya'dır. Gerçi beklenilen bu nüfus artışını kanıtlayıcı "nüfus istatistikleri" yoktu. Aile kilerine katkıda bulunacak yaşa gelinceye dek bunların beslenmesi gerekir. Beslenecek ağız arttıkça. İran ve Hindistan'da bulunan en eski buğday tohumları bu türdendir. bir noktadan sonra gerek av hayvanları. buradaki halkın da çiftçilikle uğraştığı bellidir. gerek besin bitkilerinin kaynağı kuruyacaktı.

tohumu ekmek. gübrelenmez. yalnızca ertesi yıl yeniden ekilir. Öteden beri çiftçinin yerleşik yaşamına karşıt olarak "evsiz barksız avcı"nın göçebe yaşamı gösterilir. bir kaç bin yıllık sürelerde birikmiş olabilir. bu toprak da verimsizleşinceye dek bu yöntem yenilenir.dı. o zaman da.yıllarına dek ağır ağır gelişmiştir. Bu yörelerden toplanan kalıntılar. nüfus kalabalık değildi. hemen ardından da Güney İsveç. Bu bölgelerde. çapa ya da sopayla kazmak. süslii halta lüks tahta evlerle bezeli yerleşik köyler vardı. Kuzey Almanya ve Hollanda. Buz Çağından sonra. Ancak ilk devrimin ardından -ama hemen ardından. dcrli toplu. Gene de Avrupa'da Yeni Taş Çağı 2000 yılı aşkın bir süreyi kaplamıştır . Bu ilk ya da "neolitik" devrimin doğurduğu diğer sonuçlara daha sonra değineceğiz. ilk gelen göçmen nüfusunun kabarık olmadığı düşünülebilir. bu kanıtların yöneldiği sonuç da belirgindir. Bu durumda. aradan bir kaç mevsim geçince verim gözle görülür biçimde düşer. bazı ekim türleri de ekicileri bir çeşil göçebe yaşamına zorlar. uydurmadır. Kuzey Avrupa'nın ormanlık ovalarını ele alalım. Bugün bile Asya. Bunun üzerine yeni bir toprak parçası temizlenir. ormandaki kumluk düzlüklerde de aynı duruma rastlarız. geçen yüzyılda.kendi türümüz gerçekten hızla artmaya başlamıştır. Şimdilik bu konuyu burda keselim. Demek ki o sıralarda nüfus artışı çok hızlı olmuştur. bu koca mezarların mimarı olan ilk çiftçilerin ilk göçmenler olduğu da söylenebilir. Toprak sürülmez. Pasifik kıyılarındaki kara ve deniz avcısı kabilelerin yaşamından. çok iri taşlardan yapılmış mezarlarla bezenmeye başlamıştır. önce Danimarka. ancak seyrek bir nüfusa aittir. Böylesine mezarlıklar yapmak için büyük güç gerekirdi. Son olarak şunu da belirtelim: Avrupa'da Yeni Taş Çağına bağlanılan iskeletlerin sayısı. diyebiliriz. Afrika ve Güney Amerika'da ekim yapmak demek çalılıkta ya da ormanda bir parça toprağı bulup temizlemek. Tarıma başlamakla yerleşik bir yaşam türü seçmek birbirine ka rıştırılmamalıdır. Çok geçmeden. Buz Çağında Fransa'da yaşayan Magda. bir iki yüzyıl içinde. Bu karşıtlık gerçekdışıdır. Mezarlardan anlaşıldığına göre. Eski Taş Çağına ait tüm iskeletlerin sayısından birkaç yüz kat fazladır. yerleşme alanına yakın topraklar tümden 49 . Öte yandan. sonra da ürünü kaldırmak demektir. gerçekten de bazılarında 200 iskelet bulunmuştur.bu da Eski Taş Çağının süresinin yüzde birinden azdır! Kanıt üstüne kanıt yığmak gereksizdir. Bunların da kayıkla İspanya'dan Orkney'i dönerek ve Kuzey Denizini aşarak geldikleri düşünülürse. kıyı boyunca ya da ırmakların yanı başındaki göllerin kıyılarında avcı ve balıkçıların yerleşme alanlarını buluyoruz. Derken.len'ler de kuşkusuz kuşaklar boyunca aynı mağaralarda barınmışlar . birkaç göçmen ailesi tüm üyeleriyle yol olmuştur ya da tarım olanakları aramak amacıyla kuzeydeki doğa kaynaklarını ince lemek için yola çıkan göçmen kafilelerindeki yaşlı avcılar ölmüştür ve bu mezarlar yapılmıştır.

göçebelikle bağdaşamayacak gelişim ve rahatlık aramasın. yalnız ekini sulamakla kalmaz. ılımlı kuzey ormanlarıyla. ne en basit. yeni toprak da getirirdi. Sinai Dağının tepesinde fırtına koptu mu. Yatak düzlenip de sular daha yavaş akmaya başlayınca. çoğunlukla çapa ekimi ya da bahçe kültürü denir. 50 . Nil ırmağının her güz ardında bıraktığı çamurda akdarı tohumlan dağılır. İşte böylece. İki ekin arasında sel olduğu sürece. Bu topraklarda.kıraçlaşır. başka yörelere gitmektir. Şimdi kıraç ya da çöl olan topraklar şeridinde. tarımın en basit biçimidir. koca ırmaklar ve sel sularının ağzında biriken kumlu çamurlar. Oysa boşuna çabadır. kolayca taşınacak kadar basittir. bu yol daha kolay sayılırdı. yeter ki bol bol ekilir toprak bulunsun ve ekiciler. başka yörelere yerleşir. Yukarda anlatılan. toprak böylece her yıl yenilenmiş ve gübrelenmiş olur. hasadı beklemeye koyulurlardı. Evleri derme çatına olduğundan. çölün kısır kumlan ve kuru kayalarının ortasında cennet gibi yükselir. Üstelik bir kaç yılda bir ormanın bir başka yerini söküp temizlemek de çekilir iş değildi ama yeni bir çözüm bulmaktansa. El Ariş vadisinden aşağı seller de aktı mı. Göçebe bahçe kültürü en ilkel ekim türü olmakla beraber. hatta Sudan'da buğday ekicileri arasında da bu yöntem geçerlidir. nüfus kısıtlanır. Ev eşyaları. çölde yaşayan Araplar taze taze akan çamurlara hemen arpa tohumu eker. otura otura kendiliğinden yıkılacak duruma gelmiştir. Doğal sulama koşulları altında. ekicinin artık göçebe olması gerekmez. bizim çağımızın başlangıcına dek sürmüş de olabilir: coğrafya bilgini Stra bon. Bununla başa çıkmanın en kolay yolu. İş buraya varınca insanlar yola düşer. Bir yıl önceki ekinin topraktan çekip aldığı kimyasal maddeler bu çamurun içinde vardır. Amazon havzasında Boro'lar gibi pirinç ekicileri arasında. ne de en eski türdür. yıllar yılı aynı toprak parçasını ekebilir. Seller böylesine kullanılınca. tropiklerin büyük ormanları arasında ekime en elverişli topraklar çoğunlukla ovalardaki tepelerden akıp gelen toprak birikimleriyle. Sel suları dağ yamaçlarından akarken topladıkları kalıntıla rla sarı ve çamurlu bir hal alır. Çok geçmeden bu ekicilere Doğa bir sorun yöneltmiştir: Toprağın kıraçlaşması sorunu. Gerçekte bu çözüm güzeldir. belirli sürelerde yataklarından taşan ırmakların vadilerindedir. Bu kuru bölgede. bu çamur yol boyunca toprağa çöker ve böylece bol bol çamur katmanı oluşur. ekinlerin üremesi için belirsiz yağmurların sağlayamadığı ıslaklık. Her neyse. çünkü ekilebilir olan yer ne olsa sınırlıdır. Alman kabilelerinin her an yerleşme alanlarını değiştirmeye hazır olduklarını yazar. kolayca yenileri yapılır. kaçmak. sonra filiz salardı. Bugün de Assam'da Ncgas'lar. tarih öncesi çağlarda Alp'lerin kuzeyinde Avrupa'da baştan başa bu yöntem sürdü gitti. Bazı Alman kabileleri arasında. Doğu Sudan'da Hadcndoa'da. sel artıklarıyla sağlanır.

Nil Vadisine en eski tarımcılar yerleştiği vakit. her güz düzenli biçimde taşar ve yatağını aşar. Tahıl yetiştirme düşünü kuşkusuz çabuk yayıldı. Nil Vadisi. keçi ve 51 . ancak buğday ve arpanın atası olan ya ban bitkilerinin yerel olduğu bölgelerde gerçekleşebilmiştir. karışık çiftliğe nasıl dönüştüğünü araştırmak daha elverişlidir. Bu alanı ekilebilir topraklar durumuna getirmek için önce bataklıkları kurutmak ve tehlikeli hayvanları uzaklaştırmak gerekirdi. Sel. boynuzlu hayvanlar. temel endüstri. tahıl ekimi için çok elverişli bir bölgedir. örgütlenmiş büyükçe bir toplumun işidir. Mısır'daki en eski tarım köyleri kadar eski olmasa da onlara yakın bir tarihe dek uzanan sayısız tarımsal köylerin kalıntılarıyla doludur. Doğal durumunda. sulama en eski tarım yöntemidir. tarım yörelerinin hemen hemen tümünde. Nil'in düzenli ve güvenilir taşması nedeniyle. Perry'nin görüşüne göre. bir dizi bataklıktan oluşurdu.Bu tür tarım. Bu nedenle Perry'nin savı. tarıma geçmeden önce. Nil Vadisinin ender koşulları altında gelişen bir yöntemin. Perry'nin tarımın başlangıcı olarak Mısır topraklarını göstermesi kuşkusuz yalnızca bir kuramdır ve daha önce belirttiğimiz gibi. tarımın Filistin kaynaklı olduğu savı kadar bile kanıtı yoktur. koyun. çaba ekiciliğinden sonra gelmiş ve bu türden gelişmiştir. çok başka ve daha az elverişli olan İran ve Mezopotamya'ya yayılmış olmasının nedenlerini anlamak güçtür. tahıl üretiminin yanı sıra besin olarak hayvan da yetiştirilmekteydi. Özellikle Nil Vadisi. Böylesine bir girişim de ancak elverişli aletlerle donatılmış. Doğal sulama da böylece tüm tarım yöntemlerinin başlangıcı olur. Öte yandan. yer yer de. insanların bilinçli olarak tohum ekip büyümesini bekledikleri yolundadır. Kuzey Suriye Irak ve İran ovası. Tuna havzasından Belçika ve Almanya'ya göçedenler tarafından tanıtılmış olmalı. Besin olarak beslenen hayvanların sayısı çok değildi. ekilmiş tüm tahılların ataları iirer. Besin üretiminin nasıl çıktığı ve geliştiği. Gerçekten de tahıl ekiciliğin nerede ve nasıl başladığını araştırmaya değmez. karışık çiftçiliktir. Avrupa. çünkü buğday ve arpanın yaban ataları Balkanların kuzeyine düşen bölgelerde yoktu. Bu tohumlardan bir avucu Nil sellerinin getirdiği çamurlara serpildi mi. Etiyopya ovasında muson yağmurlarıyla kabaran Nil. Anlaşılan Nil sellerine dayanan tarım. Besin toplayıcıların. böylece yeni filizlenen bitkileri söküp götürmez. Yakın Doğu ve Kuzey Afrika'da arkeologların incelediği en eski. bu nedenle de ekin üretmek için tek yol sulama olamazdı. Bu ekonomi "neolitik" çağın özelliğidir. tahıl üretimi herhalde ilk kez Afrika'dan Batı Avrupa'ya yayılan çapa ekicileriyle. Mısır'da tarım hiç de basit değildi. kavurucu sıcaklar geçtikten sonra gelir. besin olarak yaban buğdayı ve arpasını kullanmış olmaları gerekir. Bu hızlı yayılım. sık ormanlar ve içinde barınan gergedanlarla başka korkunç hayvanlar gezinirdi. Avrupa'ya gelince. ancak göçebe bahçe kültürüyle gerçekleşebilmiştir. Yakın Doğu ve Kuzey Afrika'da yağmurlar şimdikinden daha boldu.

En eski Mısır koyunu uryal türi'ındendi. Artık hem avcı hem de av kuraklık tehlikesine karşı güç birleştirmiştir. çünkü onlar da su ardında vahalara yönelmiştir. Ama bu gerçek yaban koyunlarının Afrika'da görülmeyişi nedeniyle Mısır' ın karma çiftçiliğinin başladığı yer olabileceği sanısını zayıflatır. kaplan ve kurtların saldırısına uğrar. Afganistan ve Pencap'taydı. en eski Avrupa koyunları da öyle. Afrika'da yaban koyunu yoktu. Kuraklık baş gösterdi. doğal olarak sulanan vadilerde hatta çok sık olmayan ormanlarda bile yaşayabilir. Kuzey Afrika ve Arap Yarımadasını sulayan sağanaklar Avrupa'nın üzerine kaydı. Daha sonraki çağlarda ya da başka ülkelerde bu hayvanlara başkaları. üretici artık yarı aç koyunların ve yaban öküzlerinin ekin alanlarına girmesine 52 . koyun ve keçiler de tümden çöl olmadıkça kurak topraklarda da yaşayabilir. Hububat yetiştirme uğraşısının beşiği olan bölgelerde bugünkü çiftlik hayvanlarımızın atalarının yaban olarak yetiştikleri okuyucunun dikkatinden kaçmayacaktır. Bu tehlikeler insanlara da yöneliktir. belki Pirene'lerden ya da hiç değilse Balkan'lardan doğuya. Avcı aynı zamanda hayvan iireticisiyse. her iki tür de dağlık yöreleri sever. artık nüfus durumuna düşer. seyrek olan kuraklık sertleşti ve daha uzun sürdü. Himalaya'lara dek yayılmışlardır. Türkistan.domuz. Boynuzlu hayvanlar bol otluk ister ama iyi sulanan steplerde. İlk başta. Kuşkusuz. vahalara üşüşür ama alanlarda et yiyicilerin. giderek azalan dere lere ve su birikintilerine. aslan. uryal koyunlarının yeri ise daha doğuda. aynı nedenlerle avcılar bile derelere ve vadilere sık sık uğramaktadır. Ekin kaldırıldıktan sonra. Muflon koyunları Akdenizdeki adalarda ve Türkiye'den Batı İran'a dek Yakın Doğu'da üremiştir. besin üretimi ekonomisinin kurulduğu dönem aynı zamanda ilk çiftçilerin belirdiği ve yaban atalarımızın tahıl yetiştirip evcil hayvan ürettiği yarı tropik bölgelerde iklim krizinin baş gösterdiği dönemdir. yer yer vadilerle bezeli uçsuz bucaksız çöller alır. Çayır ve otlakların yerini. Oysa muflon koyunu Mezopotamya'daki en eski anıtlarda bile uryal koyunuyla birlikte görülür. Yaban keçileri herhalde Avrupa ile Asya'yı ayıran dağlar boyunca yaşamış olmalı. giderek türleri azalan hayvanlara da bir şeyler vermesi gerekir: ekin kalıntıları hayvanlar için elverişli bir otlak olabilir. Çok kurak bölgelerde yağmurun biraz azalması bile çok olumsuz sonuçlar verir. yağışlar iki iiç yıl azalınca. Ot yiyici hayvanlar besin ve su bulabilmek için. bu değişiklik ansızın olmadı. özellikle kümes hayvanları eklenmiştir. daha doğuda da Orta Asya topraklarında argal koyunları yaşamıştır. Avrupa buz örtülerinin erimesi ve bunların üzerindeki yüksek basınç ya da antisiklon'ların kasılması sonucu Atlantik'ten gelen ve yağmur taşıyan düşük basınç kuzeye yöneldi. Daha önce de belirtildiği gibi. Yaban koyunları da aynı uzantıda ama üç ayrı tür olarak yaşamıştır. Yılda otuz santimlik bir yağmurla rahatça yaşayabilen bir kaç hayvan türü. Domuzlar bataklık ya da ormanlık toprak sever.

M. buzağı ve oğlağın süt emişini yakından izlemesiyle başlamış olmalı. koyun. insanın kuzu. düşman hayvanları korkutsun diye köpeği kendi barınağından kovmamış. Bunlar insanlara bağlı kaldılar ve ardlarından gittiler. bu hayvanların huyunu suyunu inceleyebilir. Bilgiye dayanarak davranışlarını yürütür. aynı zamanda insana bağlı hayvan sürülerinin beslenmesi de böyle başlamış olmalıdır. Kuraklığın. İyi bir rastlantı olarak. bunları yiyecek aslan ve kurtları kovabilir. Böylece hayvanların üreme süreçlerini. sığır. İlk başla cvcilleştirilmiş hayvanlar anlaşılan besin olarak.karışmaz. üretici yalnızca yaban hayvalarının yavrularını değil. büyüklü küçüklü her çeşit hayvan sürülerini kendi barınak çevresine sokmuştur. Yeniden ekim vakti gelince. beslen di.Ö. yani sermayeyi yemeden sağlanabilmekteydi. kesip yenemeyecek kadar da cılızdır. Bu hayvanlar başka yerlere kaçamayacak kadar zayıf. Belki de otlak olarak kullanılan toprakların ekime daha elverişli olduğu sonradan anlaşılmış. besin ve su gereksinmelerini de öğrenir. hayvan evcilleştirmeye başlamış demektir. Oysa insan. Bugün avcılar. Üstelik bu besin. hatta artan besiniyle onları besleyebilir. İnsan. Bu sonuç. Aynı zamanda da bu yeni olanaklarla hayvanların alışkanlıkları ve yaşam biçimlerini yakından izleyebilir. dişili erkekli. hayvanı öldürmeden. Bundan sonra artık bu et birikimini dikkatle ve aşırılığa kaçmadan kullanmayı öğrenmesi gerekiyordu. gübrenin değeri ergeç öğrenilmiştir. hoşlandıkları için ya da tören amacıyla yaban hayvan yavruları beslemeye alışıktır. En iyi süt veren hayvanlara ilişilmemiş. Asya'nın kurak alanlarında inek. keçi ve domuz da vardı. seçenekli üreticiliğe de başlamış demektir. kolayca yakalanacak av niteliğinde okluğunu anladığı an. Gerek bu gerekse bilmediğimiz nice başka deneyler başarısız olmuştur. En sessiz ve uysal boğayı ya da koçu öldürmeye başladığı vakit. daha yumuşakbaşlıları yeğler. Böylesine yan evcil çeşit çeşit hayvanların. 3000 dolaylarında Mısırlılar antilop ve geyik sürüleri beslemişlerdir. insana yakın yaşamaya alışır. hayvanları kovup sürmez. yalnızca uysal ve yumuşak başlı değil. Başka kullanımlar daha sonra bulundu. İşte. Kuşkusuz çeşitli hayvan türleri üzerinde denemeler yapılmıştır. böylesine artması sonucu. bu yaşama özgü iklim özelliklerinin sürüp gitmesiyle ve uygun hayvanların avcı insanların barınak yerlerine gelmeleriyle gerçekleşebilirdi. Ama öğrenildiği an da süt temel bir besin maddesi olmuştur. kuşkusuz tarih öncesi avcıları da. kendi yiyecek artıklarını da vermiştir. diğer buzağı. en genç ve en evcilini öldürmemeyi öğrenecekti. böylece evcillcşlirilemeyen yabanları seçmez. tam tersine onları uygun otlak ve sulak yerlere götürür ve et yiyici hayvanlara karşı korur. Hayvanların sağılması ise. kuzu ve 53 . Buna karşılık bu hayvanlar da evcilleşip. Hayvanları gereksiz yere kor kutmamayı. İşte seçenek gene uygulanmıştır.

Hayvan yemi olarak özel ekim yapılıp ürün biriktirilir. Yakın Doğu ve Avrupa'daki neolitik yerleşme alanlarındaki temel ekonomiyi nnlayacaksak. Bu tür yaşamın ne denli eski olduğu bilinmez. 3000 yıllarından sonra bile Mısırlılar yünü bilmiyorlardı. Ama sürüler belirli bir sayıyı aşınca. Bu çobanlar yanlarında buğday. M. araç çekmek için hayvanın koşulması çok daha sonraları başlamıştır ve daha ilerde. arkeologlara ipucu sağlayacak pek az iz bırakmışlardır. yaban hayvanlarından koruması.oğlaklara oranla bunlar beslenmiştir. Beslenen hayvanların sayısı azsa. ya da kuru mevsimde yiyecek bulmaları için hayvanlar çok uzak yerlere götürülür. toplumun bir kesiti hayvanlarıyla birlikte yazın dağlara göçer. Orta Asya'daki Moğollar bunun en güzel örnekleridir. başka mevsimlerde de yerleşme alanının çevresindeki otlaklarda otlatılır. arpa ve başka donatımı da birlikte götürmesi zorunlu olur. ekimin çok az yer tuttuğu. İran ve Anadolu'da. kuzey-batı Himalaya'lar gibi yörelerde. insan ekonomisinde ikinci devrim inceleni rken sözü edilecektir. bunlara özel bakını ister. toplumun büyük bir bölümü sıcağın kasıp kavurduğu vadiden kalkıp sürüleriyle birlikte daha serin olan dağlık bölgelere çıkar. böylece kumaşlar dokunmuş. Daha sonraları da koyun ve keçilerin postları değer kazanmıştır. İşte bu noktadan sonra. Yün. Bazı ender durumlarda da. mağaralarda değil. Ağaçlar ve çalılar kesilip. Akdenizde. kışın karla kaplı olan dağlar yazın çok elverişli birer otlaktır. kütüklere ya da taş. bu hayvanları sağması gerekir. İrmak vadilerinde. ya da post dövülerek kullanılmıştır. Oysa sıcak ve kurak ülkelerde. toplumun bundan başka bir iş görmesi gerekmez. çadırların asıldığı sırıkların da ardlarında iz bırakacak kadar derin çukurlara kazılması gerekmezdi. daha önce anlatılanlar geçerlidir: hayvanlar ekin toplandıktan sonra tarlada. seçenekli üretimin yapma bir ürünüdür. Deri kap kaçak ne yazık ki kalıcı değildir.Ö. salt kırsal ekonomi başlar. Koyunlar ve sığır sürüleri baharda dağlara çıkarılır. Basit üretimin temel nitelikleri daha önce belirtildi. Böyle olunca da toplumda belirli kişilerin sürüleri dağlara götürmesi. Asya' da pek çok insan bu tür bir yaşam içindedir: Arap yarımadasındaki Bedeviler. Oysa Mezopotamya'da bu tarihten çok önce koyunlar yünleri için üretilmekleydi. bu özellikleri hayvan üretimiyle birlikte yeniden gözden geçirmeliyiz. odak yerinin genişletilmesi gerekebilir. Belki daha önce bitki saplarına uygulanan yöntem bu postlara uygulanmış. (Tahta 54 . sapan sürmek. Deriden kaplar ve sepetler kullanmışlar. Tarlalara ve evlere bakmak için pek az kişi geride kalır. Doğu Sudan'ın bazı yöreleri. Salt kırsal ekonomi bilinen bir yaşam türüdür. hayvanlara otlak sağlamak için özel çayırlıklar açılır ve sulanır. Birkaç çocuk ve gence de hayvanların bakımı verildi mi. Yük taşımak. Bu kırsal kişiler. söz gelişi İran. Kuzey Afrika. tuğla duvarlara bağlanan çadırlarda yaşamışlardır.

yıl boyunca idare edilmelidir. öte yandan da saklamak için 55 . üretim artığı birikimi için bir olanak ve bir amaçtır. Ekin. balık avcılığı. öbür göçebelerin tutsağı olsa da. Hasadı saklamak kolaydır. Ekiciler. salt kırsal ekonomi ile salt çapa ekonomisi ilk başta ayrı ayrı sürdürülmüştür. fındık. balık avcılığı hâlâ büyük bir endüstridir ve insanların büyük çoğunluğunun sofrasına katkıda bulunur. "karışık çiftçilik" de aynı eşit çeşitliliği kapsar.çüriir ama çağdaş arkeoloji. gerçi bu gelişigüzel bir ekimdir. besin toplayan grup için temel eylemlerdi. Çeşitli "Ekim" türleri birleştirilebilir. karınca yumurtası gibi yiyeceklere. besin toplama düzeni ile ekin yetiştirme ve hayvan besleme düzeni eşit düzeydeydi. böğürtlen. En basit biçimiyle bile. "Tarihsel okul"un savma göre. Arkeoloji kayıtları Mısır ve İran'da ilk kez neolitik toplumları ortaya çıkardığı vakit. hayvan ve kuş avı. Besin üreten ekonomide. meyva. balık. Değişik türlerin nasıl birleştirildiği daha önce açıklandı. fıstık. İkinci devrimden sonra. Oysa Forde salt kırsal ekonominin sürekli olamayacağını savunmuştur. Bugün avcılık varlıklı kişiler için bir spordan öteye gitmiyorsa. karışık çiftçilik için hayvan üretimi eşit bir ortak durumundadır. toplumun içinde belirli kişilerce veya ekonomik açıdan tarımsal uygarlığa bağlı olan bağımsız toplumlarca yürütülen bir uzmanlık dalı. Bir yandan önceden düşünmek tasarlamak ve artırmayı. buğday. Bugün kırsal kabilelerin çoğu ekin yetiştirirler. yerleşik köylülere bağımlı olur. Her hasadın bir bölümü de ertesi yıla tohumluk olarak ayrılmalıdır. yaşamları için temel unsurlardır. aradan beş bin yıl geçse de sırığın açtığı çukuru tanıyabilir. ilk ekimi kadınlar yapmışlardır. Ekinler saklanmalı. ekonomik açıdan. "Üretim" kavramının.ken. Besin üreten ekonomide somut uygulamaların ne denli çeşitli olduğu asla unutulmamalıdır. ya da balıkçılık gibi. bitki toplayıcılığı. besin üretimi. Belki de. birleşik çiftçilik de bu iki ayrı yaşam kaynaşmasıyla ortaya çıkmıştır. efendileri avcılık gibi ciddî işler ardınday. Kaynağı ne olursa olsun. Ekim. Besin üretiminin. tıpkı ekim gibi besinine başat olma olanağını vermiştir. bizde olduğu gibi geleneksel bir spor durumuna gelmiştir. ama hayvan besimine karşı davranış belirgindir. Besin toplama uğraşısının ekonomik önemi daha sonraları yitirilmiştir. bu sav pek de yabana atılamaz. İlk başta hayvan. biriktirilmeli. türlü geçim türlerini kapsaması gibi. hayvan üretimi insana. sümüklüböcek. biçilir biçilmez tüketilmemelidir. kuş. bağımsız ve önemli bir endüstri durumuna ancak yavaş yavaş gelebilmiştir. Besin üretim ekonomisinin iki ayrı yönü daha ilgiye değer.maması bu tür insanların yaşamadığına kanıt değildir. süt ancak bir ek sağlamaktaydı.) Salt kırsal insanların tarih öncesi yerleşme alanlarının saptana . arpa. ama kendi ekin yetiştirmeyen kırsal göçebeler her zaman. bir özel endüstri olmuştur. Av eti. besin toplayıcılıktan hemen sonra gelmediği de unutulmamalıdır.

bir toplumlar dizisi olarak düşünülmelidir. Hemen yambaşındaki hammaddelerle basit araç ve aletleri kendi yapar. Gereği olan tüm besini kendi üretir ve toplar. Ekonomi. düzenli ve sık olmasa da. Çöl boyunca bir av gezisi süresinde. gerçekte sürekli bir süreç olan yaşamda geçici süreleri tek tek ayırmıştır. Bu düşünler benimsenince. örneğin Orta Mısır'da Tasa. bir köyün çobanları başka köylerin çobanlarıyla karşılaşır. bu varsayım kanıtlanamaz. başka başka toplumları bir araya getirmiştir. hatta ev olarak kullanılan barınaklardan çok daha büyük de olabilir. kopuk bir yaşantı gerektirmez. Sonunda. basit besin üreten eko nomilerde küçük farklılıklar. hatta birbirine çok yakın alanlar için. Yukarda sözü edilen basit besin toplama ekonomisi bir soyutlamadır. yinelenen ilişkilerle birbirlerine bağlantılıydı. Özellikle sıcak iklimlerde hayvanın öldürülmeden sağ saklanması ve ekinin korunması. Buzağılar ve öbür yavrular saklanmalı. Çizilen resim. Burada örneklenen ekonomik gelişmenin düzeyi. kuraklık ve kötü ürün olasılıklarında bir önlem sağlar. içi hasır sepetle ya da hasır örtülerle kaplı silolar bugüne dek kalmış en önemli ve büyük yapılardır. Tek başına arkeoloji bilimi bile. bundan başka. çağdaş 'yabanlardan alman örnekler ve belirli arkeolojik yörelerde varılan sonuçlara dayanılarak ortaya çıkarılmıştır. süt sağılmalı ve sürünün üremesine katkıda bulunmalıdır. Toplumu oluşturan bireyler yani ev halkı gerekli aletleri araçları ve silahları üretir. çok daha kolaydır. Bunların her biri. kendi kendine de yeterlidir. oraya buraya serpilmiş. Neolitik dünya. başka vahaların avcılarının yolları birleşmiş olabilir. Fayum'daki neolitik köyler. Fayıım ve Delta 56 . tam anlatılan biçimde gerçekleşmiş olmayabilir. belki kendi türlerinin en eskileridir. Oysa tarih öncesi çağlar için. Sürülerini yaz otlaklarına götürürken. Bu köylerde. Ekin ve sürülerin verimi çok geçmeden toplumun temel gereksinmesini aşar. Aynı biçimde. Bu ekonomik yeterlilik ilişkisiz ve bağlantısız. Ambarlar çok önemlidir. takas ya da alışverişle başka bir toplumdan mal ithal ederek o topluma bağımlı olmak zorunda değildir. budunbetimcilcrin (etnografların) gözlemler sonucu edinilen bilgilerle. çeşitli grupların besin edinmek için aynı anda izledikleri çeşitli yöntemler. Daha önce belirtildiği biçimde. "neolitik" ekonomisinin. ayrık gruplar değil. Böylece biriktirilen üretim artıkları topluma kötü mevsimleri geçiştirir. ilkel bir ticaret için bir temel olur ve böylelikle de ikinci devrime yol açar.ambarlık yer ayırmayı gerektirir. evrensel tarih sahnesinde. besin toplayıcılara oranla besin üreticiler için üretim ve üretim artığı birikimi çok daha kolay olur. Benzeri durumların pek çok alanlarda aynı anda var olduklarına kısaca değinmiştik. çağdaş uygarlığa doğru atılmış bir adım olduğunu doğrulamaya yeterlidir. kuru mevsimi güçlükle atlatan sürüler de hiçbir ayırım yapılmaksızın öldürülüp yenilmemelidir. Fakat arkeoloji biliminin şimdilik yapabildiği şey. Kendi besinini toplayan bir toplum.

özellikle seçmiş bulunuyoruz. Yeni Zelanda'daki Maori'ler. besin kaynağı olarak evcil hayvanların ilk başta önemi çok azdı. Güney İngiltere ve Belçika'ya yayılmıştır. av hayvanlarının ise daha da azdı. Asur'da. göçebe bahçe kültürü yaygındı. Macaristan ovasında ve sonra Orta Avrupa'da lös denilen verimli toprakların sık ormanlarla kaplı olmadığı alanlarda yer yer rastlıyoruz. Aynı ekonomi İspanya'dan Batı Avrupa'ya. Orta Avrupa'nın lös topraklarında. aşağı yukarı. aşağı yukarı Mısır'daki bu tür ekonomiden. Örneğin. otuz yüzyıl sonraya aittir. Danimarka. Batı Avrupa'da sığır. tahıl yetiştirmekle hiç değilse aynı düzeyde tutulurdu. 7000 yıl önce. Kuzey Suriye'nin yağmur kuşağında. Aşağı Tuna vadisinde.ile Kuzey Suriye için bile böyledir. yüzyılda ayak bastığında. Delta'nın batı kıyısında. Nil vadisinde. 2000 yılından önce varamamıştır buralara. Aynı ekonominin çok daha sonra Girit'le. Neolitik Çinliler ise yalnızca domuz beslerdi. Halep ve Musul arasında ve İran ovasının yamaçlarında yukarda sözü edilen temel ekonomi düz eyinde yaşayan insanlara değin kanıtlar bulmuştur. Çağdaş yaban insanları. Batı Çin'de saptanan benzeri toplumlar da çok daha eski olmasalar gerek. hâlâ aynı düzeyde yaşamaktaydılar! Arkeoloji biliminin saptadığı basit besin üreticilerinin her bir grubu çok belirgin farklarla birbirlerinden ayrılırlar. Ukranya ve Batı Çin'de ılımlı olan tüm bu iklimlerde. kendi özel sanat ve cenaze törenleri vardır. Bundan başka yetiştirilen tahıl da başkaydı . neolitik uygarlık diye bir şey yoktu. Girit ve Tesalya'da ise en eski yerleşme alanlarınının bile sürekli olduğu anlaşılmaktadır. Tasa'da. değişik iklim ve toprak koşulları 57 . Hele Mısır'la Orta Avrupa arasında benzer olayların aynı anda oluştuğunu savlamak kesinlikle yanlış olur. Anadolu ovalarında. Fayum'da eski bir gölün kenarında. Arkeologlar. aynı ekonomik düzeyi örneklemek için. Kuzey Almanya ve İsveç'te çok daha sonraları belirmiştir . Arkeologlar bunları şaşılacak kadar çok "kültür" çeşitlerine ayırır. batı Avrupa'da. Çok daha sonraları da İspanya'da. Fayum'da ve Delta'nın yanıbaşında o çağın yerleşme alanlarında bol bol bulunurdu. Tuna havzasında gernik. Orta Avrupa'nın lös topraklarında. Suriye ve Türkistan'da da ekmeklik buğday.Ö. Kaptan Cook M. Demek ki. güneş takvimiyle. Temel ekonomi uygulamaları bile gruptan gruba değişir. Oysa bu hayvan. Tesalya'da ve Yunanistan'ın diğer kara bölgelerinde yerleştiğini görüyoruz. İngi ltere ya da Belçika'da basit besin toplama ekonomisinin en güzel örnekleri. Neolitik Mısırlılar arasında. Çeşitli ırk bileşiminde insan grupları. kap kaçakları. Batı ve Kuzey Avrupa'da triticum dicoccum. Her birinin kendine özgü aletleri. Ukranya ve Besarabya'nın Kara Toprak kuşağında. domuz beslemek ve avcılık.S. Gene. silahları ve süsleri. XVIII. Tasa'da sığır ve koyun kemikleri bo l bol bulunmuştur ama hiç bir domuz kalıntısı yoktur.Mısır'da. koyun.belki M.

. aynı temel düşünleri edinmişler ve bunları çeşitli çevrelere çeşitli biçimlerde uygulamışlardı.dilus gaederopı. birbirinden ayrık gruplar arasında alışveriş ve haberleşme daha düzenli bir "ticaret"e ve. daha önce sözünü ettiğimiz gibi. neolitik çağlarda insanların alışverişi pek ender 58 . Oysa.sürekli ayrılıkların varlığı. gerekli nesneler değildi. Birbirine yakın grupların her yerde birbirleriyle ilişkileri olduğu gerçeği. böylece eşyalar ve mallar uzun yollar aşmıştır. Birbirine çok benzer neolitik gruplar ayrıntılarıyla incelenecek olursa -örneğin Orta Avrupa lös topraklarında yaşamış olan insanlara bakılırsa. orman ya da sık ormanlı dağların engeli karşısında. Madenciler herhalde madenle çalışmadıkları zamanlarda bitki üretmiş ve hayvan yetiştirmişlerdir. Böylece Fayum gölü kıyısında bulunan deniz kabukları hem Akdenizden hem de Kızıldenizden taşınmıştır diyebiliriz. Sonunda düzensiz de olsa bir ticaret oluşmuş. süsleme işleri ve benzeri yapımlarda. daha önce yaşamış olan ve daha da seyrek yerleşme alanlarında yaşamını kuran avcı toplulukların ilkel alışverişine borçludur. onlardan tümden kopuk yaşıyabiliyordu. yabancı eşyalar birbirleriyle kıyaslanmış ve gerçekte kültür alışverişi ve bileşimi başlamıştır. Bu tür alışveriş çobanların ve avcıların. Ender olarak da. arkeologlar tarafından. bir toplumdan bir topluma düşünler aktarılmış. Ama üretimi yalnızca kendileri için yapmadıkları. alınıp verilen bu eşyalar bir bakıma lüks eşyalardı. kendi tür kurumlarını diğerlerinden bağımsız olarak geliştiriyordu. bu grupların birbirinden giderek artan biçimde farklı çoğaldıkları görülebilir. diyelim kendi köyünün dışında bir eş bulma isteği (ekzogami) gibi nedenlerle gerçekleşmiş olabilir. Belçik a ve Fransa'da arkeologlar neolitik taş ocakları bulmuşlardır. neolitik ekonomi çerçevesi içinde bile. İngiltere. Akdeniz midyesinin kabuğundan yapılmış bilezikler. birbirlerine verip aldıkları eşyalarla kanıtlanmıştır. Gene de. "Neolitik uygarlık" yayılmasını biraz da. bu bağımsız gelişimlerin her yerde aynı sonuçları doğuracağını savlayabilir.belki de tam ekonomik yeterliliğe hiçbir yerde ulaşılamamıştı.altında yaşamlarını sürdürürken. Bohemya'dan Güney Almanya'ya kadar tüm neolitik mağaralarda bulunmuştur. Böylesine bir kopukluk kendi sanat ve zanaatını. Her bir grup komşularından ekonomik açıdan bağımsız bulunduğu için. gruplar arası uzmanlaşmaya yol açmış olabilir. Ama gene de bu tür alış veriş insanın gelişmesi için çok büyük önem taşımıştır. bunun tam tersi gerçekten gözetilmiş olabilir. vazoların süslü biçimleri. Bu yoldan. birbirlerine ziyaret sonucu. Önemli olan. Spon. bu tür ticaretin o toplumun ekonomik yaşamında etken olmamasıdır. Neolitik kültürleri böylesine belirgin biçimde ayıran başkalıklar ekonominin ayrıcalıkları ve her bir toplumun kendine yeterliliği nede niyle şaşırtıcı olmamalı. Ancak çok dik kafalı gelişimciler. Gene de tümden birbirlerinden kopuk oldukları söylenemez . deniz. taşlan daha büyük bir pazara ihraç ettikleri kuşkusuzdu.

Bir sopaya yerleştirilip balta ya da keser yapılırdı. bunların tümü de aşağı yukarı aynı ekonomi k düzeydeydi. Buz Çağının tundraları ve steplerinin yerini ormanlar almıştı. belki de tahılı oraklarla biçen Filistinli Natufiyan'larda ise. En önemli ortak yönleri tahta işçiliği. Bu dürtüye bir tepi olarak "cilâlı taş balta" yapılmıştı. besin üretimi ilk kez göze batar biçimde geliştiği vakit. "neolitik çağ" M. Bu türler de domuz ve boynuzdan yapılmıştır. İnsanlar artık kereste işiyle uğraşmak zorundaydılar. Kuzey Afrika ve Yakın Doğu'da bugünkünden çok yağmur yağmaktaydı. Tasa. pek çok besin toplayıcılar. Gerçi neolotik baltalar hemen hemen hep basit besin üreticilerinin en eski yerleşme alanlarında bulunmuştur ama kullanımının yeni ekonominin bir sonucu olduğu kesin değildir.bir olaydı. Fayum Gölü ve Asur'da Arpaçiya'nın en alt düzeylerinde. Bir çok ortak yanın daha az soyut olduğunu anlıyoruz. yukarda anlatılan ekonomi o sıralarda ulaşılmış en yüksek ekonomik düzeyi belirtmez. çiftçiliğin herhangi bir belirtisine rastlanmadan çok önceki sürelerde bulunmuştur.S. söz gelişi. Gene de ortak uygulama yanlarının farklılıkları umursanmayabilir ve genel özelliklerin bir çok "neolitik" toplumlar için or tak olduğu kabul edilebilir. şimdi ağaçsız olan alanlarda ağaç yetişmekteydi. derken bu taşın bir ucu kumlu toprağa sürtülünce kesinleşmiştir. düşün alışverişi ise çok yavaş ilerlemekteydi. buradaki 59 . Balta türü aletleri. Yontulmuş taş tahta. bitkiyi. 1800 yılları arasında sürmüş olmalıdır.bir ucu keskin bir kenar oluşturacak biçimde yontulmuştu. kırılan bir taş parçası bir tahtaya takılıp bir tür çapa ortaya çıkarılmıştır. Yontularak keskinlcştirilen taş balta ve keserler Kuzey Avrupa ormanlarında yaşayan ve besin için ne hayvan ne de bitki üreten insanların yerleşme alanlarında bulunmuştur. Avustralya'daki Arborijin'ler de yontulmuş taş balta kullanmışlardır. Yalnız Akdeniz çevresindeki verimli topraklarda bu alışveriş hızlı ve yaygın olabilmiştir. Belki de bahçe kazılırken. bunlar da cilalanarak keskinleşti rilmiştir. Aynı sürelerde Avrupa'da. Baltık Denizi kıyılarında. "Neolitik uygarlık" deyimi ise tehlikeli bir tanımlamadır. Öte yandan. Neolitik devriminin belirgin olduğu çağda. Tümünde de ortak pek çok ekonomik yön buluyoruz. balta yoktu. Demek ik yontulmuş taş balta. çok çeşitli kültür grupları için geçerlidir. Neolitik aletin özelliği kenarının yontularak keskinleştirilmesidir Bu yeni teknik taş üzerinde tahıl öğütülürken gözlenilmiş ve bulunmuş olabilir. Avrupa'nın dışında ise. Daha eski arkeologlar için "neolitik çağ"ın belirtisi olan bu alet. Eski Taş Çağı'nın daha önceki dönemlerinde görülen yontulmuş taş ya da sert çakmak taşından yapılan "el baltası"nın gelişmiş türü değildir. Böylece.Ö. Daha başka yerlerde ve çok daha sonraki zamanlarda aynı temel ekonomik yapıya sahip toplumların yaşamış olduğunu görüyoruz. kap kaçak yapımı ve dokuma endüstrisidir. Eski Taş Çağının daha sonraki döneminde balta benzeri aletler yoktu. sık dokulu bir taştan kesilmiş iri bir dilimdi. 6000 ile M.

taş balta. Kili yoğurmak için ıslatmak gerekir. kolaylıkla biçim almaz ve kullanışlı bir çömlek 60 . kil parçası katılaşır. Belki de. başka buluşlarla da bağlantılıdır. tümden plastiktir. sıcağa dayanan ve su tutabilen kapların önemini artırmış olmalı. az önce sözü edilen kimyasal değişimi bulmak. Nerede kullanılmış olursa olsun.) Gerçekten de toprak kap kaçak. o zaman da nesne plastikliğini tümden yitirir. suyu çok gelirse dağılır. Taş baltanın yapımı. ama rengi değişmiştir ve dokusu bambaşkadır.) İlk insanlar için nesnenin niteliğindeki bu değişim. sal ve tahta evlerin yapımı için balta ve keser gerekir. tekerlek. Neolitik toplumların ortak özelliğinin kap kaçak yapımı olduğu anlaşılmaktadır. ama ıslak hamur ateşe konunca çatlar. çamur ya da tozun taşa dönüşümü gizsel bir işlem olmalı. kil parçasını istediği biçimde yoğurup. bir kaç vuruşta zedelenmeyen sert bir aletti. Sapan. Özü oluşturan su. bu değişime başat olmak ve bunu kullanmak demektir. Bu yeni endüstrinin insan düşünü ve bilimin başlangıcı açısından önemi büyüktür. plastik nitelikli kille sert. kuruyunca da un gibi olur. (Bu kaplar Filistinli Natfiyan'lar tarafından kullanılmaktaydı. özellikle vurulup kırılmadıkça biçimini saklar. Ama öbür buluşlar gibi. Neolitik yerleşme alanları genellikle kırık çömlek parçalarıyla bezelidir. Yoğurulabilen. ancak 600 derecenin üstünde buharlaşarak çıkar. Kil parçası. Kili hamurlaştırmak için eklenen su. usulca güneşte ya da ateş başında kurutulur. Kenya'da Eski Taş Çağından olduğu sanılan küçük çömlek parçaları bu olasılığı düşündürmektedir. daha sonraki bu tür başarılar için çok önemli bir ön koşuldu. Tahılın hazırlanması ve depolanması. Çömlek yapımında insan kimyasal değişimi belki de bilinçli olarak ilk kez kullanmıştır. Büyük çapta çömlek yapımı ancak Neolitik çağda başlamıştır. sağlam kenarlı. Çömlekçinin sanatının özü. su geçirmemesi için kille sıvalı bir sepetin rastlantıyla yanması sonucu bulunmuştur. ister ıslak ister kuru olsun. kimyacının çömlekçi kiline verdiği adla aluminyum hidrat silikat'tan ısıtma yoluyla bazı su motozanlarının (moleküllerinin) çıkarılmasıdır. katı çömlekler nasıl aynı nesne olabilirdi? Ateşe sokulan çömlek girerken ne biçimse çıktığında da o biçimdir. ıslakken. kimyasal açıdan birleşince. Marangozluk başlamıştı. sürekli olarak bu biçimde kalması için "yakmak"tır (yani 600°C üstünde bir ısıda tutmaktır. güncel yaşama uygulanması. Çömlek yapımı demek. Bu yöntemin özü. besin üreten ekonominin oluşumundan daha önce bulunmuş olabilir. Kilin seçilip hazırlanması da gerekir. Odun kesmeye ve biçimlendirmeye yarıyordu. Belki de nesne ve değişmezlik konularında derin düşünler esinlemiştir. çömlek ondan sonra fırınlanır. İçinde çok iri parçalar varsa.anlamıyla kendine yeterli besin üretimine sahip neolitik ekonominin kesin bir kanıtı sayılamaz.

Doğal ateşin dumanlı alev oluşturduğu daha ılımlı bölgelerde boyalı çömlek yapımı çok daha sonraları başlamıştır. Çoğunluk kilde demir oksidi vardır. al ve sıcak çömleğe sızan isinden. Çoğunluk kil türleri. nice buluşların uygulanmasını gerektiriyordu. sulak yörelerde bol dumanlı odun ateşinde pişirilince. İnsan. kilin içindeki karbondan da oluşabilir. Bu beceri en önce Yakın Doğu'da gerçekleştirilmiştir. biçimlerken parmaklara yapışır ve fırınlanırken çatlar. Okuyucuyu sıkma pahasına da olsa bir özellikten söz edeceğiz. ufalanmış taş ya da deniz kabuğu. kara ya da pis boz renkli çömlekler yapılabilirdi. Fırının Orta ve Batı Avrupa'da kullanımı ise Demir Çağıyla başlar. Söz gelişi. veya daha sıcakken çömleğin üzerine özellikle sürülen yağ ya da gübreden olabilir. Demek ki en ilkel ve genel biçimiyle de. Çömlek steakken havaya açıksa.eklenmelidir. İlk başta yerel koşullar. kısaca bir "maya" . bu değişimleri öğrenip çömleği güzelleştirmek için uygulamıştır. Bunlardan ancak pek azını yukarda belirttik. Bir çok belirgin yöntem ve süreçlerin kavranması. bitmemiş bir çömleğe uygulanan renk. bitmiş ürünün üzerindeki renkten çok ayrıdır. Fırınlanırken kilin yalnızca fiziksel yoğunluğu değil. Dikenli Akdeniz ya da çöl bitkilerinden yakılan ateş kolaylıkla açık pembe ya da yeşilimsi çömlekler oluşturur. demir tozlan azalır. rengi de değişir. çünkü ferozo ferik oksit karadır. Böylece çömlekçi bu etkileri bilinçli olarak nasıl yapabileceğini ya da çömleği daha da güzelleştirmek için nasıl kullanabileceğini öğrenir. çömleğin üstünü. bu aksak yanma süresinde gazlar çıkar. Oysa fırınlanma süresinde. çentilnıiş hasır. çömleğin rengini etkilemiştir. bir yandan da fırınlanmadan ötürüdür. okside olup al ferik oksidi oluşturur. Çömlek boyamak basit bir sanat değildir. Çömleğin biçimlendirilmesi sanıldığı kadar basit değildir. Çok 61 .yapılamaz. Daha kuru iklimlerde al ve toprak rengi çömlekler üretilebilir. al bir renk alır çünkü demir. Öte yandan kilin içinde kaba nesneler yoksa. Bunu önlemek için pürtüklü bir nesne . Yapılan resimlerin iyice belirgin olması için yeni bir buluş gerekliydi çömleğin 900 ya da 1000 derece ısıya yerleştirilmesi ve alevlerden uzak tutulması için özellikle yapılmış bir fırın bu sorunu çözümlerdi. İlk neolitik toplumlarda böyle bir araç görülmemiştir. Böylesine özel hazırlanmış kili. Sanatçının önceden fırınlanmış çömleğin nc biçim ve renk alacağını kestirmesi gerekir. Koyu renk. demir oksidi bol ince bir kat özel kille kaplayıp. Bu da hammaddenin içindeki bitkisel ya da organik yabancı nesnelerden ya da ateşin.kum. Renk değişimi bir yandan nesnenin içindeki yabancı maddelerden. çömlek de boz rengi olur. sağlanabilen kil ve yakıt türü. süsleme yapmak için bir fırçayla çeşitli biçimlerde çömleğin üstüne sürebilir. çömlek sanatı oldukça karmaşık bir uğraşıydı. kıpkırmızı bir çömlek yaratabilir. Sert nesnelerin oluşmasını önlemek için bir yıkama yöntemi bulmak gereklidir. yanan kömürle çevriliyse. Unutmayın.

Büyük bir çömleğin yapımı günlerce sürebilir. su kabağından. ikinci kat ancak bundan sonra eklenir. Ya da kil hamur kolaylıkla açık bir sepet ya da tas biçimi bir kalıba kolaylıkla sıvanabilir. çarpıcı bir değişikliğe uğramaktan kurtulmuş oluyordu. Kuruyunca kalıp çıkarılır. fırınlanmaya hazır açık bir tabak ya da tas elde edilmiş olur. Bu. Bu benzerliği pekiştirmek için "deri şarap torbası" ya da sepetin örgüsü çoğunlukla resim olarak çömleğin üstüne çizilir ve boyanırdı. Avrupa türü keten neolitik çağlarda İsviçre'de üretilip kullanılmıştır. Biri alta konur. Bu nedenle ilk çömlekler. Çömleğin dibi yoğrulduktan sonra. Fayum gölü üzerinde yaşayan neolitik köylüler çoktan keten kullanmaktaydı. boşlukta işlemez. Neolitik Avrupa ve Asya'da bu işlem genellikle çevirme yöntemiyle yapılırdı. hatta insan kafatasından yapılan kapların benzeriydi. uzun iplik sağlayacak lifli bir madde bulunmalıydı. insan düşününe girmesi demektir. Yaratılan nesne. bilinen bir şeye benzemelidir. Dokuma için de çok daha başka çetrefil buluş ve yaratışlar gerekliydi. Tüm bitkiler arasında bu bitkiyi seçip. olmayan bir biçimin elle yaratma süreci yinelenerek. Mısır ve Yakın Doğu'nun en eski neolitik köylerinin kalıntılarında dokuma endüstrisinin belirtilerini görüyoruz. Keten ve daha sonraları yünden dokunan giysiler. yepyeni bir bilimsel bilgi dizisi uygulanmalıydı. bir yumak çamurdan hamur açar gibi yoğrulup biçimlendirilebilir. Düş. En önce uygun bir nesne. Oysa taş ya da kemikten bir alet yaparken nesnenin biçimi ve boyutuyla sınırlıydı. kullanımına başlanan bu yeni nesne nedeniyle. diyelim dar boyunlu bir testi gerekince artık böylesine ilkel yöntemler yeterli olamaz. Çömlek yapımı insan yaratıcılığının önemli bir ürünüydü. 62 . derilerden sepel ve hasırdan. eklemlerin sertliği ve dayanıklılığını umursamadan dileğincc hamuruna yeni parçalar ekler. Böylece tutucu ev kadını. İndideki çömlek becerisinden alınan örnekler bu görüşü kanıtlar. Ama bir halka yerine yerleştirildi mi. insan dilediğince bu hamuru yoğurabilirdi. Halkalar yerleştirildiği vakit. oldukça ıslak ve yumuşak olmalıdır. bu nesneyi ancak parçalar kopararak biçimlendirebilirdi. tahıl yetiştirirken bunu da üretime katmış olmaları gerekir. Oysa çömlekçinin işinde böyle bir sınır yoktur. artık kuruyup biraz da sertleşmesini beklememiz gerekir. Başka bir tür keten de Asya'da bulunup üretilmiştir. uzun süren bir yöntemdir. istenen çapta kil halkalar hazırlanırdı. Ama daha büyük bir kap. öbürü üstüne yerleştirilir ve bu böylece sürüp giderdi. kadınlar da köklü değişikliklere kuşkuyla bakarlar. "Yaratıcılık". soğuğa ve güneşe karşı korunmak için işlenmiş deri ya da yaprak giysilerle rekabete başlamıştı. bu kabın özellikle yapımı gerekir. Çömlek sanatının yapıcı niteliği insan düşününde tepki yarattı. Hamurunu biçimlendirir. Kil hamur iyice plastikti. Çömlekçinin yaratma özgürlüğü ilk başta tam uygulanamamıştı.küçük çömlekler kuşkusuz. başka nesnelerden. Üstelik çömlekler genellikle kadınlarca yapılırdı.

pek çok geçerli varsayımların. Ayrıca. pamuk ve yün gibi özel nesneler konusunda bilgi gerektirmekle kalmaz. Uğraşı kamusaldır. kıl dokunabilir. zanaat geleneğinin bir parçasını oluşturur. Kız çocuk. nasıl temizleyeceğini. kendini ona benzetir. tohumun ne zaman ekileceğini. toplumsal geleneklerdir. en verimli ekilebilir toprağın hangisi olduğunu. bugün çıraklık yöntemi dediğimiz yöntemle genç kuşaklara aktarılırdı. anadan kıza aktarılır. İşte böylece bir hayli dolgun zanaat bilgi ve töreleri oluşur . Ekimci. yararsız büyü diyebileceğimiz bazı yöntemlerle birleştirildiğini görürüz. ipliği bükmek için bir araç gereklidir. kimya da vardır diyebiliriz. aynı zamanda belirli türlerde hayvanların ve belirli bitkilerin üretilmesini de gerektirir. su ve mayanın ne ölçüde katılacağını ve daha buna benzer nice bilgileri edinmesi gerekir. kumaş yapımı için koyun ve keçi postu kullanmış olmalılar çünkü. Köyün tüm kadınları birlikte çalışırlar.Ö.Başka nesneler de denenmiş olmalı. Birbirlerine yardım da ederler. Tarih öncesi çağlarda da bir neolitik köyde bulunan tüm kap 63 . filizlerin ottan nasıl ayırtedileceğini ve daha nice nice ayrıntıyı bilmek zorundadır. Neolitik zanaat ve endüstrisi olarak oluşmuştur. söz gelişi. Ağırşak denilen. Çağdaş yabanların yöntemlerine bakacak olursak. kuralları da toplumsal deneyin sonuçlarıdır. söyleşirler ve bilgi alıp verirler. Dokuma endüstrisi yalnızca keten. ev kadını çömleğinin yapımı ve fırınlanması için evine kapanmaz. Ancak çok özel koşullar altında dokuma ürünlerinden ya da kullanılan tahta aletlerden kalıntılar günümüze dek gelebilmiştir.bu bilginin içinde doğa bilgisi. İşte bu kurallar kümesi. Oysa zanaat ge lenekleri kişisel değil. Seçenekli üretme yoluyla yünü bol koyunlar üretilmeden önce. ister gerçek ister büyü olsun. minik uçan tekerleklere benzeyen bu küçük nesneler arkeologlar için dokuma endüstrisinin varlığını kanıtlayan araçlardır. Neolitik çağlarda uygulamalı bilim. anasına çömlek yapımında yardımcı olurken. Daha önce belirtildiği gibi aynı sürelerde Mezopotamya'da yün kullanılmaktaydı. Kuşaklar boyunca bilgi ve beceriler babadan oğula aktarılmıştır. ayrıca söz yoluyla da anasından uyarılar ve öğütler edinir. onu yakından izler. Toplum üyelerinin deney ve bilgisi sürekli olarak biriktirilirdi. Sözü edilen tüm endüstriler bahçecilikten dokumaya dek tüm uğraşılar ancak deney birikimleri ve bu deneylerden varılan sonuçların uygulanmasıyla gerçekleşmiştir. M. Bunların her biri ve tümü uygulamalı bilime dayanır. her bir zanaatın sürdürülmesi. Çağdaş Afrika köyünde. jeoloji. Genç çömlekçi uygun kili nerede bulup nasıl seçeceğini. taş ya da çömlekten yapılmış küçük diskler ipin ucuna ağırlık olarak takılırdı. Örnek ve öğüt yoluyla babadan oğula. 3000 yılından hemen sonra İndüs vadisinde pamuk yetiştirildiği kuşkusuzdur. Zorunlu başka buluşlar arasında. sürekli olarak genişleyen pratik bilim bilgisi ile yönlenmiştir.

kapitalist düzeyin biçimine bakılarak kestirilemez. ilk yerleşen köylüler yakın topraklan ilk baştan kaparlardı. O çağ için oldukça gelişkin sayılan tipik bir Tcsalya köyii 100 ile 45 metrelik bir alanı. Kanal açmak. Kuşkusuz bu tür kurumlar büyü . Kişisellik değil.sel-dinsel kurallarla güçlendirilir. Bazı gençler eşlerini yanlarına katıp başka bir yerde yeni bir köy kurmak için ayrılırlar. böylece yaşlıların başatlığından kurtulurlar. inanç ve batıl inançlardan oluşan ama az çok anlaşılabilir yasa ve yasaklar oluşturulurdu. inançlar ve kuramlar şaşırtıcı biçimde gerçek uygulamanın ardında kalmıştır. belli bir düzene göre yerleştirilmişti. romanlığa yakın yerde kurulduğundan tarlaya ulaşmak için uzun uzun yol yürümek de gerekmezdi. (Kuşkusuz o yerleşme alanının ne süre kullanıldığı ya da her bir mezarlıkta kaç kuşağın gömüldüğünü bilmiyoruz. Salt neolitik çağda sosyal örgütün etken birimi genellikle çok küçüktü. Neolitik ekonomiye neyin uygun olduğu varsayımını tarihsel gerçeğe uydurmak gereksizdir: Ondokuzuncu yüzyılda İngiliz anayasası ile İngiliz protestan dininin kesin biçimi. 64 . dini de biçimlendirmiştir. Bir kaç eski yerleşme alanından edinilen gözlemlere evrensel geçerlilik yüklenemez. Neolitik ekonomi tüm olarak. Hiç birinde yirmiyi aşkın mezar bulunmamıştır. gelişigüzel yayılmamış. bataklık kurutmak gibi ağır işler ortak çaba gerektirir.) Bahçe ekiminin çağdaş temsilcileri arasında köyün bölünmesi yönelimi etnografların dikkatini çekmişti. Bugünün yaban kabilelerinde gözlenen örgütler ve törenler 6000 yıl önce benzeri ekonomik düzeye varmış olan başka yaban kabilelerin politik ve düşün yaşamına ipucu sağlayamaz. çünkü eski köylerde. "Neolitik yaşam"ın kooperatif eylemlerinin dışa dönük anlatımı sosyal ve politik kurumlar olmuştur. ya da topu topu dört dönümlük bir yöreyi kaplardı! Orta Avrupa'da pek çok neolitik mezarlık iııcc ince araştırılmıştır. taban hayvanlarına ya da sellere karşı evleri korumak da toplumsal sorumluluklardı. yalnızca bir kaç genel ilke ve düşünün çeşitli uygulamaları vardır. Bütün bunlardan anlaşıldığına göre toplumsal eylemlerin denkleştirilmesi ve yönetilmesi için bir sosyal örgütlenme vardı. Kurumlar. Neolitik çağlarda toprak kıtlığı yoktu. Genellikle bu ayrılma uygun olurdu yeter ki bol toprak bulunsun. gerek Batı Avrupa'da neolitik köylerdeki barınaklar. bir örneklik yansıtır. insan görüş ve düşününü etkilemiş olmalı. Ama bir varsayım uygun düşebilir. işbirliğinin yarattığı çaba olmaksızın yaşayamazdı. toplumsal geleneğin damgasını taşır. Neolitik devrim sonucu ve yeni zanaatler nedeniyle edinilen ve uygulanan bilgiler nedeniyle insanın yepyeni güçlere başat oluşu. Gerek Mısır. Bu değişim kuruluşları da. Yeni köy. Ama neolitik örgütlerin ve inançların ne biçim olduğu kesinlikle bilinememektedir. Ormanda düzlük açmak.kaçak yeknesak bir benzerlik. Daha önce de savlandığı gibi "neolitik uygarlık" diye bir şey yoktur. Bu örgütün ne tür olduğunu hiç bir zaman kesinlikle öğrenemeyeceğiz.

Bazı bilginler bu tür inançların izlerine Avustralya ve Amerika'da besin toplayıcı arborijin'ler arasında da yaygın olduğunu söylerler. sarsılmaz kurumların. "Neolitik politika" ve "neolitik din" den söz etmeye yellenmeyeceğiz. gökgürültüsü ve kasırga getiren güçlere bağlı olduğu bilincini taşıyacaktı. bu nedenle bir bölgedeki kötü hava koşulları bir başka bölgenin üretim artığıyla giderilemezdi.Bugün yaban kabileler hâlâ geçimlerini 6000 yıl öncenin "neolitik" yöntemleriyle sağlamak istiyorlarsa. dolu fırtınası. dünya çapında etkileri olmuştur. Üstelik bir töreni atlamak. Çeşitli aşamalarında besin toplayıcıların ve avcıların sosyal kurumları ve biiyüsel-din. Tam tersine. bir kurbanı unutmak gibi yollarla gizsel güçleri öfkelendirmek tıpkı file atılan okun ucunu zehirlemeyi unutmak kadar tehlikeli olabilir. Ama yeni ekonomik düzene daha uygun yeni sistem ya da sistemlerin yerleşmesi daha çok zaman alacaktır. kar fırtınası. Diyelim Afrika'da çapa çiftçileri yüzyıllardır demir kullanmaktadır. Bazı insanların. Açlıkla karşı karşıya gelen bir toplum değişikliği göze alamaz. Ekinler. sürüler. daha sonraki devrimlerin. uyum sağlanmalıydı. Bir toplumda bu tür tepkiye karşı direniş de o toplumun ekonomik güvencesiyle ters orantılıdır. sıkı sıkıya bağlanılan batıl inançların varlığı. ikinci devrim güçlü ve derin büyüsel-dinscl inançlar uyandırmıştır. "Neolitik devrim" bir felâket değil bir süreçti. 65 . Boğaz tokluğuna yaşamı sürdüren düzenden en küçük bir sapma grubun tümünü tehlikeye düşürebilir. ekonomileri hiç etkilenmediği halde. Bunlarla başa çıkılmalı ya da boyun eğmeli. sosyal değişme ve bu değişime yol açan bilimsel ilerlemeye büyük engeldir. O zamana dek de ikinci devrim çoktan başlamış olacaktır. ilerde belirtileceği gibi. Sağlam. Oysa bu güçler güvenilmezdi. Hâlâ besin kaynaklan çok sınırlıydı. ikinci devrimin bir çok somut başarılarını benimsedikleri kesinlikle belirgindir. Kendine yeterli köylü toplumu kuşkusuz yağmur. Batı ve Kuzey Avrupa'da neolitik insanların yaptıkları mezarlardan.sel düşünleri kuşkusuz değişmekteydi. Kuraklık. Beş bin yıl. Bu köylülerin baş vuracağı dünya pazarları yoktu. korkunçtu. İlerde göreceğimiz gibi. İlk devrimden sonra bile. ikinci devrimin etkilerinin Avustralya'ya bile sızması için yeterli bir süredir. açlık demekti. güneş. Belki de katı ideolojilerin ve kök salmış kurum ve örgütlerin bulunmayışı nedeniyle kendi kendine yeterli ekonomilerden endüstri ve ticaret kentlerine varan hızlı gelişme 2000 yıldan kısa bir sürede gerçekleşebilmiştir. o sıralarda Doğu'da geliştirilmiş inançların yansıması olduğu savunulabilir. kümes hayvanları aynı felaketten etkilenirdi. kendine yeterli köylülerin küçücük grupları için yaşam hâlâ çok güvencesizdi. Böyle bir düşün ya da örgütlenmenin var olmadığı da düşünülebilir. Ambarlarında topladıkları besin de çok azdı. bu insanların politik ve dinsel yaşamlarının da aynı durgunlukta sürdüğüne değin bir kanıt yoktur.

tüm neolitik toplumların totemik kabilelerden oluştuğu sonucuna varılamaz. tarih öncesi çağlarda bile bu markalar vazolarda görülmüştür. uluslararası ekonominin kurulmasına engel olacaktır. bu inanç yaşam korkusuna karşı insanlara bir rahatlık vermeye başlar. Pasifik Adalarından gelenler için bekâr evleri olabilir. Şahin kenti (Hierakonpolis) gibi adlar taşımışlardır. Daha sonraki neolitik köylerin bu tür kabilelere ait yerleşme alanları olduğu anlaşılmaktadır. yoksa yalnızca av aletleri miydi? Kadınların topluma besin sağlama çabalarına katılımlarının giderek artması da kadının toplumdaki sosyal konumunu yükseltmiş olmalıdır. kulübeler. avcıların büyülerine karşı kuşku uyandırır. Neolitik çağlarda varolan ya da sürekli olamayan kurumların neler olduğuna değin ipuçları elde edilmiştir. Fil kenti. Belki de neolitik ekonomiye uygun yeni örgüt ve inanç düzeni. Tarih çağlarında bu köyler yerleşme alanları olduğu anlaşılmaktadır. ya da uyumu sağlamak için bir tören bir kez bulundu mu. kök salmış inançlar -diyelim astroloji tutkusu.mik kabilelerin yaşamlarını sürdürdüğüne değin dolaylı kanıtlar bulunmuştur. kutsal kralla. Ama genellikle ölüler oyulmuş mağaralara yerleştirilir. Bir çok neolitik gruplardan. Göze batacak biçimde gösterişli. Belki de ilk devrim. Ama bu da kesin değildir. Eski Taş Çağında ölülere verilen önem. Normalden daha büyük evlere Avrupa'daki neolitik köylerde rastlanmıştır ama bunlar varsıl evlerden çok kamu yapıları. üst düzeyde birine ait olduğunu belli eden mezarlar ya da saray denilebilecek yapılar bulunmamıştır. ama bunlar savaş silahları mıydı.artık gerçek bilimin gelişmesine ve kentler arası. Bu tür büyü ve töreler kesinlikle yerleşince. Savaş belirtilerine de rastlanmamıştır.Tehlikeyi uzaklaştırmak için bir büyü. henüz kurulmamıştı ve yerleşmemişti. Batı ve Kuzeybatı Avrupa'da görülen büyük mezarlar ise. bir kaç düşüne burada yer verebiliriz. Başkanlık konusunda. Bundan sonra da.ğu'da ekonomi gevşeyip kaymaya başladığı vakit. Bazen bu kurumlar. ikinci devrimin yönelimine karşı tepki göstermişlerdir. anlaşılan bu adlar yerel kabilenin totem' lerine göre verilmiştir.nn ve ataların ruhlarının güçleri. Neolitik mezarlarda ve barınaklarda silahlara rastlanmıştır. ikinci devrimin yaygınlaştığı ve o çağın düşünlerinin yayıldığı zamanlara rastlar. ama bundan. ölü gömüldüğüne değin bir ize rastlanmamıştır. Do. Neolitik toplumları bir arada tutan büyüsel . ya yerleşme alanına yakın mezarlıklarda bir arada 66 . yeni çağda daha da artmış olabilir. belki de neolitik çağların gerçek kalıntılarıdır. Bölgelerin işareti kabilenin markasıydı. Birçok kurumun eski düzenden devir alınmış olması doğaldır. Bu tür kabile düzenine bugün basit besin toplayıcıları arasında sık rastlanır. Tarih çağlarında bu köyler bazı bölgelerin başkentleri olmuş. büyük olasılıkla bu düşünlerden esinlenmiştir. bunların politik sonuçlannı kurcalarken.dinsel görüşlere gelince. nasıl olsa ikinci devrimin yaygınlaşması gecikecektir. ilk neolitik mezarlıklar ya da köylerde bir ize rastlanmamıştır. ikinci devrimi müjdeleyen başka kuşku uyandırıcı düşünler ve yeni buluşlar baş göstermeye başlamıştı. Nil Vadisi'nde tote.

erkeğin işlevini yakından tanıdığı kadına mı benzetilirdi? Eski Doğu uygarlığında belirli zamanlarda büyük görkemle "kut sal düğün". güneşe göre saptanır. Bütün bunlardan başka. Üretim güçlerini yöneltmek ya da onlara yardımcı olmak amacıyla yapılan törenler ve büyüler neolitik çağlarda daha da büyük bir önem kazanmış olabilir. güneşin mevsimleri yöneltmesini kesinlikle saptar ve güneşe dinsel bir konum sağlar.tutulur ya da her eve yakın bir yere tek tek mezarlar kazılırdı. ataların gömüldüğü topraklar. her yıl gizsel biçimde toplumun besin kaynağının fışkırdığı yerlerdir. Bu yörelerde. başarısı da işlerin zamanında yapılmasını gerektirir. Böylesine bir titizlik. Tarih çağlarında bu resimler mezarın duvarlarına yapılırdı. güneşin devinimi daha az belirgindir. Tarih öncesi çağlarda Mısır'da. tohumların yeşermesine katkıda bulunduğuna inanmış olmaları gerekir. "Ekim kralı" büyü yoluyla ölümsüzlüğe ulaştığım savlaya. seks organları çok belirgin. Belki de büttin bunlar. yani yılın daha kesin bölümlere ayrılmasını gerektirmiş olabilirdi. gelecek mevsime meyvelerini vermesi umudunu yalnızca simgelemez. efsanelerin ardına gizlenirdi. çok daha eski çağlara ulaşan. zamanın. Belki bunlar da Eski Taş Çağı avcılarınca mağaralara ve kayalara yapılan resimlerle aynı anlam ve amacı taşırdı. Bunlara çoğunlukla "ana tanrıçalar" denilir. Bu tür gözlemler. Kuzey bölgelerinde. Ata ruhlarının. mezar kaplarına hayvan ve eşya resimleri yapılırdı. Tarımsal işlemler temelde mevsimlere bağlıdır. kilden biçimlendirilmiş olarak neolitik yerleşme yerlerinde ve mezarlarda da görülmüştür. tarım. tohumun yeniden doğumu ve ölümünün dramatik simgeleşti.bilirdi. Yoksa karnından tohumların filizlendiği toprak. Oysa artık. ata ruhlarına karşı davranışları yansıtır. Ama benzeri heykeller. onun da yetişen ürünü simgelemesi ve sonunda tohum olarak toprakta öldürülmesi gerekirdi. mevsimlerin daha yakından gözlenmesini. zorlardı. güneşin değişimi mevsimlere ışık tutacak kadar belirgindir. Bunların birleşmesi toprağın üretkenliğini. güneş 67 . Oysa tropik bölgelerde. Yazılan yazılardan da ölülerin bu resimlerdeki hizmetlerden yararlanacakları umudu anlaşılır. Ölülerin yanına çoğunlukla aletler ve silahlar. "Ekim kralı" olarak öldürülür ve gömülürdü. bulutsuz gökyüzünde her zaman görülebilen yıldızlar.rilmesi. İşte o zaman dinsel bir başkan olarak dinsel görkeme bürünebilirdi. Yerini bir genç alırdı. politik güce varan birer yoldu. Bu büyü törenleri. Mevsimler avcılara yol gösteren ay takvimiyle değil. besin ve içki dolu kaplar ve süs eşyaları katılırdı. Sonraki çağlarda bu törenler. Bir kez tohumu simgeleyen bir insan. Eski Taş Çağının yerleşme alanlarında. Oysa tohumun yeşermeden ve çoğalmadan ölmesi gerekirdi. tarih çağlarında da sık sık yinelenmiştir. oysa neolitik çağda gerçekliğine inanılarak uygulanırdı. tanrıları simgeleyen bir "kral" ile bir "kraliçe"nin evlenmesi kutlanırdı. taştan oyma küçük kadın heykellerine rastlanmıştır.

bakım cevherini arıtmayı ve madenlerin fiziksel niteliklerini öğrenmiştir. İkinci bir devrim. Yıldızların gökyüzünden belli biçimler aldıkları zaman ekinin ekileceği. Mezopotamya'da Tanrı simgesi.yılını saptamak ve bölmek için çok açık seçik bir araç sağlar. Tek bir olay gibi anlatılması gerekir. ölçü birimlerini geliştirmiş. halta ikinci devrimle Çağdaş Endüstri Devrimi arasındaki dört bin yıl süresinde. yarı verimli toprakların oluşturduğu kuşaktır. yazı. o sonuca varan aşamalar doğrusal gözlemin dışında kalır.Ö. başka biçimlerde bir araya geldikleri vakit de yağmur yağıp ekinle ri olgunlaştıracağı deneyle öğrenilir. Galilco'ya dek tarihin hiçbir döneminde bilgi gelişimi böylesine çabıık. uzun bir sürecin doruk noktasıdır. yelkenli kayığı bulmuş. kendi kendine yeterli küçücük köyleri. Bu değişime yol açan olayların bazıları. BÖLÜM ĠKĠNCĠ DEVRĠMĠN BAġLANGICI Yukarıda anlatılan neolitik devrim. 6000 ile 3000 yılları arasında. Böylece kendini kentsel yaşama hazırlamış. sayı. tekerlekli arabayı. 68 . soluk kesecek bir hızla birbirini izlemiştir. Yıldızları böylesine izleyip işlerini yürüten insanlar zamanla onların dünyadaki olayları etkilediklerine inanmaya başlar. Zaman bağlantısıyla rastlantı bağlantısı birbirine karıştırılır. Neolitik çağlarda güneş ve yıldız tanrıları bu yoldan ortaya çıkmış olabilir. tarih öncesi çağların kayıtlarında görülebilir. giineş takvimini oluşturmaya başlamıştır. VI. pek kesin de olmasa. Gerçekte insanın din ve tanrı kavramını o çağlarda ne kadar geliştirmiş olduğunu bilemiyoruz. yan endüstri ve dış ticaretle ek geçim kaynağı sağlayan. İkinci devrimden sonra geliştirilip benimsenen düşünleri birinci devrimin düşünlerinden ayırmak çok güçtür. Nil taştığı vakit çevrede ak yıldız görüldüğü için. gelişim çok yavaş yürümüştür. Nil taşkınını bu yıldızın yaptığına inanılır. Oysa ilk devrimden önceki bin yıl süresinde. bir yıldızdı. Burada devrim yaratan buluşlar. insan ala ve yele gem vurmasını öğrenmiştir. sapanı. düzenli biçimde Devlet örgütüne sahip kalabalık kentler durumuna getirmiştir. çünkü arkeoloji bilimi ancak sonuçları saptar. Astroloji bu tür karmaşıklıkların ürünüdür. kısaca bilgi ve salt bilimin aktarılması için yeni yollar gerektiren bir uygarlığın yolunu açmıştır. Nil ve Ganj ırmaklarının arasında. Olay yeri. M. büyük buluşlar böylesine sık olmamıştır.

Bir avuç yaşanabilir ve ekilebilir toprak. büyümüştür. ancak yakın zamanlarda ırmağın Basra Körfezinden taşıdığı topraklarla bu alanlar biraz yükselmişti. İlk devrimin etkisiyle insanlar çoğaldıkça bu tür kaynaklar ender ve değerli varlıklar olmaya başlamıştı. dizi dizi bataklık ve kamışlı ormanlardı. Temizlenmesi. Dicle ve Fırat ırmaklarının ana kanalları arasında koca bataklıklar uzanırdı. Belki de yer yer avcı. arkeologlar dikkatlerini daha yerleşik toplumlara. tıpkı şimdi olduğu gibi. Besin veriminin artması demek. bu doğal vadilerin verimli işlenmesi. büyük kültür ayrılıkları bulunduğunu düşünebiliriz. böylesine bir çabayla yaratılan tarlalardan kimse isteye rek ayrılamazdı. giderek kuraklaşan bir bölgede yeğlenen yöreler gerçekten sınırlıydı. tarih başlangıcında Sümer denilen ülkede. yakın yörelerde sömürge sayılabilecek yeni alanlar edinilmiştir ama köyün kendisi. Oysa selin vardığı vadi gibi. kıyılarda sel sularının taşması önlenmeli. sel düzeyinin üstü kızgın yaz ve soğuk 69 . canla genişletilmek zorundaydı.azalmaktaydı. kalabalık işçi kitlelerinin birleşik çabalarını gerektiriyordu. Sürekli su kaynakları . Bataklık. kcntleşinceye dek. Halk yerleşiktir. Bu topraklar üzerinde. dikenler temizlenmeli. kanla. Böylesine ağır işler ve engellerle bir avuç insan baş edemezdi. Nil ve Doğu Akdeniz'den Suriye ve Irak boyunca İran ovasına ve Indüs vadisine dek. Buralarda hayvan yaşamı sürekliydi. Yıllık selleriyle hem su hem toprak sağlayan Nil Irmağı. Aşağı Mezopotamya'da. Irmak her yıl bereketini yenilediğinden. ayrılmak için bir gerek de yoktu. Bir alanın sürekli yerleşim yeri olarak kullanılmasına etken olan coğrafî ve ekonomik unsurlar kolayca tahmin edilebilir. toprak elverdikçe. göçebe hayvan sürücüleri ve göçebe ckimcilerin de yer yer buralarda yaşadığı varsayımını benimseyebiliriz. Bu toplumların hiçbirini doğrudan doğruya saplayamıyoruz. Sonra. dev boyu kamışlar ve bunların arasında hurma ve palmiye ağaçlarıyla kaplıydı. sanat ve genel ekonomi açısından büyük farklılıklar gösterir. Toplum büyüdükçe. kanallar kurutulmalı. En önce. Bunlar bile zanaat. güvenceli ve bereketli bir geçim kaynağıydı. bir sorun vardı. Böylesine güçlükle elde edilen toprak.kalabalık insan ve hayvan sürülerinin gereksinmelerini karşılayacak. arındırılması çetin işti: bataklıklar. bahçeleri sulayarak seyrek yağışları tamamlayacak ırmaklar ve kaynaklar . neolitik dönem öncesinden kalma ekonomiler. tarlaları. balıkçı grupları. sonraları kcnlleşen köy alanlarına çevirmişlerdir.Neolitik devrim sonucu. ama birkaç ortak yanlan vardır. oysa steplerin öte yanında. kutsaldı. Arada yer yer kayalıklar ya da kumlu toprak kıyıları vardı. içinde dolanan yaban hayvanları öldü. alın teriyle. toprağı hazırlama işinin güç ve yorucu olması demekti.rülmeliydi. En elverişli yerler tarih çağlarına dek sürekli olarak kullanılmıştır. tüm topraklar neolitik toplumlarla bezenmişti.

bataklığı kurutmak için kanallar kazmışlardır. İnsanları ve hayvanları sellerden korumak için sel sularının erişemeyeceği yükseklikte setler yapmışlardır. ekim ve barınak için toprak genişletilebilirdi. İnsan gücünden oluşan sermaye bu topraklara katılmıştı. Oysa toprağı böylesine ayıran Tanrı değil. Demek ki. Bir toplumun çalışan nüfusu daha 70 . oysa kanallarda çalışırken doğ rudan doğruya. Sümer'de doğal koşullar büyük bir topluma daha elverişliydi ve giderek büyüyen örgütlenmiş bir sosyal işbirliği gerektiriyordu. kupkuru ve kısırdı. Elbirliğiyle kurutma kanalları büyütülebilir. Kanalları kurutmak için çalışan işçilerin beslenmesi gerekliydi. kendi alanlarını genişletmek. bu iki nesnenin ayırımıdır. Tev. Tevrat'ta adı geçen Ekek kentinin tarih öncesi başlangıç yöresi. bunlar da bu yörelerin çekiciliğini artırmıştı. Kamış ormanlarını ilk kez açmışlar. Yakın bölgelerde. tek bir kişinin gücünün çok üstündeydi. Nüfusun artması.kış boyunca. Tarlaları sulamak. temizlenmemiş bataklığın ortasında yeni yerler aramaktan daha kolaydı. artık üretim besinlerin birikiminden oluşan bir sermaye gereksindiriyordu. Nil Delta'sında da herhalde aynı koşullar sürmekteydi. bol bol hurma. Yaban kuşları. Yukarı Mısır'a oranla. kanatlı hayvanlar. suların taşıdığı çamurun üstüne birbirine çapraz dizilen kamışlarla bir çeşit balkon kurularak yapılmıştır. Bu ilk çabaların çetinliği Sümer'lilerin geleneklerinde sürüp gitmiştir. Yakın Doğu'da baştan başa. eıı elverişli yöreler emekle elde edilmişti. balıklar belli hurma ve palmiye ağaçlarının arasında barınırdı. Yeni yerleşme yerleri bulmak için bu yörelerden ayrılmayacaklardı. öylesine bir yöre ki. araların daki kanalları işlemişlerdir. ama buralarda bile sulama ve kurutma kanalları gibi sürekli gelişmeler gerekmişti. suyla toprağın sınırı hâlâ karışık. Toplumun gücü. Böylesine uğraşıyla yarattıkları tarlalara böylesine çetin çabayla korudukları evlerine elbette çok bağlı olacaklardı. "Dünyanın Yaratılışı"nın önemli bir unsuru. Sermayenin verimini ve kendi çabalarını kolay kolay elden çıkarmaya razı olamazlardı. yedikleri besini üretmiyorlardı. ilk Sümer'lilcr olmuştur.rattan. Uğraşılarının ödülü. Bu sermaye insanları toprağa bağlamıştı. Sümer'in o çağdaki durumunu öğrenebiliyoruz . toplumun yararı için oluşturulurdu.tam bir kaos. İlk Sünıcrliler Dicle Fırat deltasını yaşamaya uygun bir alan durumuna getirmek için insan üstü çaba göstermişlerdir. Üstelik ilk yerleşme yerlerinden ve temizledikleri ilk bataklık alanlardan başlayıp. örneğin Suriye ve İran vadilerinde koşullar böylesine olumlu değildi. Kahire'nin yukarısındaki dar vadiye karşın. Daha sonra yüce Babil kentinin yükseleceği toprakların gerçekten yaratılması gerekiyordu. kuruttukları bataklık alanlarda bereketli ekin ve sürüleri için sürekli otlak yerleri olmuştur. bu sermaye toplumun çabasıyla. bataklık köyleri için olumlu bir unsurdu. Bu işlerin tümü de işbirlikli (kolektif) uğraşılardı ve toplumun bütününü yararlandırıyordu.

Yerleşik yaşam. kendi yaptığını. Mcy. hem de saklanması ve taşınması kolaydır. Çok geçmeden Afrika'da çamurdan ya da kerpiçten evler yapıldı. Meyvalarını yemek için ağaçların yakınına yerleşmek. tahıl tarlasından çok başka tür bir varlıktır. ama gelgeldim sulama suları. İlk Süıncr'liler kamış yığınlarının üstüne taze kamışlar ya da örtüler serer. yerleşme alanı olarak yeğlenirdi.hırslı olmaya başladıkça.va ağaçları her yıl meyva verir. ama ondan sonra belki bir yüzyıl meyva verir. hiç meyva vermez. Sonuçlan apaçık bellidir. samanla karışık çamur tahta 71 . buğday ya da arpa tarlası sahibinden daha çok toprağa bağlar. ama ağaç taşınamaz. beğenmediğinden esirger. M. Toplum yabancıların suya erişmesine engel olabilir. Suriye ya da Mezopotamya'da tuğla yapımı başladı.Ö. yaşlılara baş kaldırıp başka köyler kurmaya gidemez. Bu eğitimin aşamaları bilinmemektedir. İlk önce ağaçlardan toplanılırdı. besin üretim artığına gereksinme de arta . çünkü vahanın ötesi susuz çöllerdir. toprağa kök salmıştır. yalnızca soyut yetkiyle değil. barınaklarda yaşarlardı. İlk Mısır çiftçileri. doğrulara yöneltebilir. yepyeni bir bahçe tekniği gerektirir. tarlaları sulayan kanalları kapatabilir. Böylesine bir birikim. Öyleyse toplum. Böylece koşullar nedeniyle toplum dayanışması sağlanır. iistü çamurla sıvalı kamış duvarlarla yetinirdi. mey. gözbebeği ağaçları kadar. Yağmur tüm insanlara eşit yağar. Yakın Doğu'da insanları yerleşikliğe yönelten bir başka unsur da çiftçinin yiyecek çeşidinin artması olmuştur: arpa ve mısır ununa artık hurma. boyun eğmeyenlere karşı yasaklar koyar. zeytin ve başka meyvalar eklenmiştir.vacılık ve bağcılığın başlangıcı ancak sanıyla bulunabilmektedir. ya da her yıl o yöreye dönmek gerekir. Çok geçmeden meyva ağaçlan ve bağlar yetiştirilmeye başlanır. toplumun yaptığı kanallardan geçerek tarlalara ulaşır. doğru. Sosyal irade bir başkan ya da bir kral aracılığıyla anlatım bulunca. barınakların geliştirilmesine etken olmuş ve mimariye yol açmıştır. etkin güçle de donatılmış olur. yeni alanlar bulma amacıyla.çaktı.ları toplamayı ağaç budamayı. 3000 yılından çok önce de. köyün kentleşmesine yol açıyordu. bu baş. Tarih öncesi çağlarda başlamış olduğu kuşkusuzdur. Bahçe üreticisi. iyilere. Ekilen tohıım bir kaç ay sonra ekin verir ama her bir ekim yılda bir kez hasat sağlar. Gençler. Hurma bahçesi. beğendiğine. Sümer'de ya da Suriye'de yaban hurma . Bu tiir meyvalar hem besleyicidir.palmiyeleri bulunan topraklar. kuşkusuz sahibini. dört beş yıl. Böylesine sürekli ekim. Kuşkusuz bu. zeytin ağacı ya da üzüm bağı. Irmak vadisinde ya da başka bir vahada toplumlar bu tür yaşam nedeniyle üyelerinin arasında sıkı birlik yaratmak için ender bir güce sahiptir. aşılamayı ve suni gübrelemeyi öğrenmesi zorunlu olmuştur. bataklık ve çöl olan çevreyi ekilebilir ve yaşanabilir topraklara çevirme gereksinmesini doğurarak. Bu tuğlaların yapımı için. İnsanların nıeyva. Hurma ağacı. incir.

yığındaki tuğla sayısı üç kenardaki tuğlaların sayısının çarpımıyla bulunabiliyordu. Daha önce de belirtildiği gibi. tarih öncesi mezarlarda ve köylerde giderek artan sayıda ithal ürünü bulunmasıdır. elbirliğiyle ortaya çıkan işbirlikli (kolektif) bir yapıdır. Göçebe Arap deveciler. kendi kendilerine yeterli ekonomik düzenlerinden ayrılmaya daha yatkındı. Kendine yeterli ekonomik düzenin kırılmasının kanıtı. atalarının yaptığı işleme uymayıp. bu nedenle de daha önceleri başlamış olduğu sanılabilir. Artık barınak bir kişinin yapımı değil. tıpkı çömleğin biçimine karar verircesine. Sümer ya da Asur'da bazı kişiler kamış kulübenin tünel biçimi tavanını kopye ederken. gerçek kemer yapmayı becerdiler. özgür anlatım aracı sağlamıştır. Tuğla yığını düz kenarlı yığınların oylum ölçüsünün en güzel örneğidir. insanın kendisi karar verecektir. Artık ürünü balık ya da av etiyle. tahıl ve başka ürünleri yerleşik toplumlardan edinirler. artık nesnenin niteliği yüzünden bir biçim ya da boyut sınırlaması yoktur. silahları kendileriyle birlikte gömülürdü. avcı ve sürücüler arasında alış veriş ve bağlantı kolayca başladı. Gene çömlekçilikte olduğu gibi. Eski tuğlalar tam bir eşkenar biçiminde olmamakla beraber. takas yoluyla ekin artıklarına karşı av eti edinmiş olmalıdırlar. tuğla mimarisi uygulamalı matematik bilimine de büyük bir katkıda bulunmuş oldu. En eski tarihsel öykülerde bunlardan söz edilir. Kızıl Deniz ve Akdeniz bölgelerinden deniz hayvanları kabukları. Basınç ve ağırlık kuramlarının bulunmasından binlerce yıl önce. arpa karşılığı verirlerdi. Böylece bir yanda çiftçi köylerle. Ortaya çıkarılan ürün. öte yanda balıkçı. anıt boyunda olabilir. avcılar. Bu tür ekonomik bağlantıların kesinlikle ne zaman başladığı bilinmez. Çömlekçilik gibi. veya bahçe ürünleriyle değiştirebiliyorlardı. yerleşik çiftçilerin varlıklı köyleri arasında yer yer balıkçılar. Çiftçi top lumlar kendi tüketimlerinden fazla ürünü kolayca yetiştiıilebiliyorlardı. Avrupa'da neolitik toplumlara oranla. Yakın Doğu'da ırmak vadileri ve vahalarda yerleşen varlıklı çiftçiler. edindikleri besinleri buğday. yarı bahçeci ve çiftçilerin yerleşmiş olması gerekir. daha önceki yapı biçimlerinin benzeri olmuştur. tuğla da insanın eline.kalıplara dökülüp güneşte kurutulurdu. özgür yapım ve anıtsal mimariye olanak sağlamıştır. Mısır'daki neolitik köylerde çoktan bulunmuştur. Daha yoksul göçebeler de. En eski Mısır çiftçileri aynı zamanda avcıydı. Daha sonraki Mısır mezarlarında ilk 72 . Bu arada. Böylesine bir bağımlılık da bugün belirgin biçimde sürdürülmektedir. ilk tuğla yapılar. Aynı köylere ait daha sonraki mezarlarda bu silahların bulunmaması. köylülerin kendileri avlanacakları yerde. Bu yatkınlıkları bu bölgede çeşitli ekonomik düzenlerin uygulanmasına olanak sağlamıştır. Tuğlaları ne biçim bir araya getireceğine. bu karmaşık mekanik çözümü bulabildiler. Bu buluş.

gizsel bir yanı olduğuna inanılırdı. sıcakta sineklerin taşıdığı göz mikroplarına karşı dezenfektan görevini yapardı. gittikçe artan sayılarda görülmüştür. en eski yerleşme alanlarında bulunmuştur. kantaşı gibi çölün renkli taşları ile firuze ve lapis gibi daha ender bulunan taşlar. yerleşik tarım köylülerinden başka bol sayıda gezegen halkın da bulunması olabilir. Değerli taşların büyü ve gizsel gücü eski yazılarda sık sık belirtilir ve bu eski düşünler Avrupa'da bile Orta Çağlar boyunca sürüp gitmiştir. Bu açıdan bunlar lüks değil. Susa'da bulunmuştur. İthal malı yabancı ürünler de çok eski çağlarda. güneşin parlaklığından gözleri korur. Bu nedenle boyanın hazırlanması törescldi. Sümer ve Mısır'a böylece ithal edilen sakız ve değerli taşlar. Kabuk. daha sonraları da ametistler ve firuzeler. gereksinmeydi. madenciliğe de yol açılmıştır. bu kabuklar Afrika ve Asya'nın bazı yerlerinde para yerine geçer oldu. hayvan biçiminde yontulmuş paletler üzerinde çentilirdi. sonraları lacivert taş {lapis lazııli) ve saydam lay taşı (obsiden). Öbür "ithal" ürünleri için de durum aynıydı . çocuk edinmek için de aranır. bir uğur ve süs eşyası oluverdi. 73 . Afganistan'dan ya da Etiyopya'dan.öncelcri yeşil malaşit taşı ve reçine. Böylece mücevher yalnızca süs olarak değil. Deniz salyangozunun kabuğu kadın seks organının dışına (vulva) benzer.tümünün de büyüsel. lapis lazııli ise herhalde İran ovasından gelmiş olmalı. taşın içindeki bakır karbonat da. yalnızca güzel olduklarından değil.. Malaşit taşına. reçina Suriye ya da Güney Arap yarımadasının ormanlık dağlarından. Sümer'de obsit. lav taşı Ege Bölgesinde Milas'dan Arap yarımadasından. ama çok geçmeden bunun yanılgısı anlaşılmış ve bunlar gerekli nesneler olarak kabul edilmiştir. Bu taş süslü deri torbalarda taşınır. Yerli altın ve akik. ya da içindeki mana için önem verirlerdi. Yabancı ürünlerin böylesine uzun yollardan taşınmasının nedeni ancak Doğuda. içlerindeki gizsel güçlerden dolayı değer kazanmıştı. uzun yaşam. istenirdi. ticaret böylece başlamış. Yeşil renk. opal. Her neyse. önceleri gereksiz süs eşyaları sanılmıştır. obsit. Sümer'de olduğu kadar eski çağlarda ithal edilmeye başlamıştı. Ama Mısır'lılara göre bu etkiler gizscldi. Malaşit taşı Sinai'den ya da Nubya'nın Doğu Çöllerinden. varlık. Mısırlılar göz kapaklarını boyamak için malaşit taşı kullanırlardı. çok geçmeden de lapis lazııli ve firuze ortaya çıkmıştır. keseler süslerle bezeliydi. Bu kabuğu süs eşyası olarak takmak doğurganlık getirdi. tıpkı bizde tütün içme alışkanlığının doğurduğu nice ürünler gibi. çok geçmeden bunun çevresine daha nice boyalar ve ürünler eklendi. gizsel gücü. Türkistan'da Anau'da ve Dicle'nin doğusunda Elam'da. başarı.. Böylesine değerlenince. paletler de hayvan biçiminde oyulurdu. Kuzey Suriye'de ve Asur'da. Hindistan ya da Kafkaslar'dan getirildiği sanılan amazonit boncuklarıyla birlikte. Böylece göçebelerle çiftçiler arasında ilişki kurulmuştur.

Sert taşları boncuk ve muska yapmak için yontmak ve biçimlendirmek. Sonuç bir büyü işlemiydi. Taşı bir muska biçiminde oymaktansa. Yazı bulununca. biraz bakır bulaşmış 74 . Asur'daki en eski yerleşme alanlarında rastlanmıştır. Girit'ten Türkistan'a kadar Doğu'da tüm eski kültürlerde yaygın bir uğraşı oldu. dünya çapında altın. onların ardında koşmaya yol açmış olsa gerek. Daha sonraki tarihlerde. Firuze. boğanın gücüne de erişmiş olurdu. taş ve kabuk aramak çok önemli ve geçerli sonuçlar doğurmuş. labıı kırılmış olmakta ve büyü cezaları gerekmektedir. bu tür nesneler. Mücevhercilik ve taş yontma gibi yepyeni ve güç bir sanat gelişti. Diyelim bir firuze bir boğa biçiminde oyulursa. Budunbetimcilcrin (Etnografların) tabu koymak dedikleri işlem budur. muska ise Mısır'da ve Akdeniz kıyılarında kullanılmıştır. Üstelik yoğrulabilirdi. Tarlasının verimini artırmak kendi bahtını açmak amacıyla. Böylece mühürlemek varlıkların korunması ve mülkiyetin saptanması anlamına gelirdi. Böylece muska yapma alışkanlığı başladı. mühür imzanın yerini alacaktır. Köylü topluİlıkların ekonomik kopukluğunu kırmak için güçlü bir unsur olmuştur. İçinde bulunduğu sanılan gizsel nitelikler nedeniyle altın. başka çekiciliği olmayan bölgelerde araştırma yapılmasına yol açmıştır. Perry savlamıştır. Perry'nin savı biraz abartmalı sayılsa bile. ya da örneğin gamalı haç gibi gizsel bir simgenin. Yeni yeni cilaların bulunmasına yol açtı.biz buna bugün sentetik firuze diyebiliriz. Bir kabın üstü kille kapatılır ve üstüne mühür basılırsa. resmi kazınıp değeri artırılabilirdi. daha da artardı. En eski düzenli ticaretin önemli bir aracını bu boncukların oluşturduğu söylenebilir. ama güneş ve alkali'nin bir çeşit büyüyle firuze rengi aldığına inanılırdı . kabın içindeki madde bu mühürle korunmuş olur. Bu tür kazınmış boncukların özel bir yeteneği vardı: yumuşak kil üzerine bastırılınca. Bu büyü nesnelerinin yüksek değeri. Böylesine bir olay. uygarlığın yayılmasında önemli bir unsur olmuştu. köylü kendi tahılı ve mcyvasının bir bölümünü çöldeki göçebelere vermeye razı oluyordu. Kazılı taşların mühür olarak kullanımına. J. sahibi yalnızca göğün berraklığına değil. Artık büyü ve giz bu yumuşak maddeye işlenmiştir. üstlerine kazınmış olan resim bu yumuşak maddeye geçirilebiliyordu. tarım ürünleri elde etmek için takasta kullanılacak taşınabilir nesnelerdi. Kazılı taş artık mühür olmuştur. Göçebeler için de bu taşlar. değerli taş. Eski çağlarda mühür Fırat'tan Iran boyunca doğuya doğru gitmiştir. bakır karbonatıdır. Firuze yerine geçerdi. o mana'nın biçiminde yontulursa. Mühür kırılınca. Mavi fayans herhalde tarih çağlarından çok önce bulunmuş olmalı. Ama çok geçmeden ikisi birbirine karışmış ve kullanımı kesin bir sınırla ayrılamaz olmuştur. üstüne bir nesnenin.Nesnenin içindeki gizsel güç. Bir başka unsur da çok önemlidir: malaşit taşı. amber ve benzeri sözde büyüsel nesnelerin eski Mısır'lılar tarafından dünyanın dört bir yanında aranmaya başlandığını W.

Bu madeni üstün bir taş türü olarak görmüşler. Malaşit. bu tür büyüsel düşünlerin dolaylı bir sonucundan doğmuş olabilir. metalürji buluşuna yönele. sonra ince şeritler yapılmış ve kesilmiştir. Eritilebildiği için de. firuze ve diğer renkli taşlar ararken insanlar kendiliklerinden maden bulunan alanlara sık sık gitmişler ve bakır cevheri ellemişlerdir. Çok eski Mısır mezarlarında ara sıra küçük bakır eşyalara. Ama bu eşyalar. kemik. Böyle olunca da. bazı tür saydam taş ya da toprağın odun ateşine tutularak ısıtılmasıyla elde edilebilir. Metalürji iki gurup buluş gerektirmiştir: (1) bakır sıcakken iste nilen biçimde dökümü yapılabilir bir madendir. endüstriyel amaçlarla bakır kullanmışlardır. (2) bu kızılımsı. değerli taş arayan biri. Büyük Göller bölgesinde. Usta dilediği biçimde bir kalıba bakırı döker ve soğuttuğu vakit de kalıbın biçimini alacağını bilir. kemik ya da taş işçisi gibi maddenin boyutu ve biçimi ile sınırlı değildir. Bu da ilk baştan bakır cevherlerinin azalmasından olabilir. maden durumunda bulunabilir. ama soğuyunca sertleşir ve kenarı taş gibi katı olabilir. Kristof Kolomb'dan önce Kızılderililer. Gerçekten de bakır. rastlantıyla. ateşi yüzeyde bir madene yakın yakıverir ve böylelikle bakırı arıtmış olurdu. gece ateş yakarken. çömlekçi kilinin özelliklerinin bazılarını içerir. pek ender de olsa. Kalıplar da çömlekçi kilinden yapılabilir.memiştir. Madenin gerçek üstünlüğü. Amerika'da. Bakır işleyen usta. iğnelere. Fakat eritme ye ve dökümünü yapmaya hiç yeltenmemişlerdir. Bu buluş güç bir iş değildi. Bakır çekiçle vurularak ince çubuklar haline getirilmiş. ikinci devrimde en başat unsur olan madencilik. mızrak başlarına rastlanmıştır. ya da mızrak ucu ya da kemik bir mızrak ancak esas maddeden parçalar kesip. Tarih öncesi çağda bir Mısırlı. bunları yontup biçimlendirerek yapılabilir. Taştan bir balta başı. Katanga bölgesinde. Boyutta tek sınır. 75 . bu nedenle Eski Dünya'da olduğu kadar Amerika'da yerli bakır üretimin gelişmesine yardımcı olamamıştır. sert maden. eritilcbilmesi ve dökümünün yapılabilmesidir. Eritilmiş bakır ise tümden yumuşaktır ve istenilen biçime uydurulabilir. rastlantıyla arıtılmış boncuk boncuk bakır görülmüştür. kalıbın büyüklüğüdür. Zencilerin açıkta yaktığı ateşler sonucu. dövülerek ve bükülerek işlenmiştir.alüminyum fosfatıdır. Kısacası. taş ya da elyaf gibi. Her ikisi de bakır cevheriyle ilgilidir: bu cevherlerin pek çoğu pırıl pırıl olduğundan herhalde gizsel sayılırdı. Onların işlemleri. Bakırın bu tiirlü arıtılmasına çok kez rastlanmış olunabilir ama bunun öneminin hemen farkına varılmamıştır. kesilerek. Ya da. Kalıba istenilen miktarda bakır dökülebilir. hatta bakır üzerine dövme işleri bile yapmışlardır. bakır madeninin özelliklerinin farkedilip işlendiğine değin bir belirti taşımaz. ocağındaki sönmemiş küllü ateşe diyelim bir malaşit taşı düşürebilir ve bakırın boncuk boncuk aktığını görmüş olabilirdi.

En önemlisi. Böylesine bir âlet için iki parçalık bir kalıp kullanılmalıdır.Öte yandan. istenilen biçime getirilir. Körük bu işi çözümlerdi ama bu alet de M. kapta eritilen bakır ile döküm yoluyla biçimlendirilen bakırın aynı nesne olduğunu kavramak ilk önceleri çok çetin bir iş olmalıydı. kil ısıtılır. bu üstünlükler larke. Oysa keskin bir kama yapmak ve her iki yanını kavisli biçimlendirmek çetindir. Bu nedenle de.Ö. Uzun tecrübeler ve sayısız deneylerle bir zanaat geliştirilir. bir sayfalık yazıyla anlatılamayacak kadar uzun ve güçtür. Döküm işi. her iki parça da eş olmalı ve birbirine bağlanmalı ya da kenetlenmelidir.Ö. büyiiscl. Bu bir kaç söz. İstenilen aletin modeli önceden mumdan yapılır. Bir yanı düz bir eşya yapmak için kullanılan kalıp kolayca biçimlendirilebilir. çok sert kullanılınca aşınır ve işe yaramayacak biçimde yontulur. bu işlemin yürütülmesi için çeşitli yeni buluşlar gerekliydi. uygulamalı bilimin yepyeni bir türüdür -bu bilgiler çağdaş kimya ve 76 . Bu uğraşı. İşte bu olayda.ya yeterlidir. törpü ya da zımparayla düzeltilmelidir Kuşkusuz. eriyik madenin kalıba yapışmaması ve okside olmaması için çok dikkat gerekir. katı madenin. Sert. nesnelere değin ne gibi düşünleri varsa bunları bu yeni duruma göre. taş ya da kemikten daha dayanıklıdır. gizsel görünmüş olmalıydı. M. Oysa bunu sezinlemek. nesnenin çeşitli aşamalarda değişimini gözöntindc tutarak.dildiği vakit gerçekten maden işlemeciliği. sonra gene sert duruma getirilmesi şaşırtıcı bir olaydı. eritilmiş maden durumuna gel mesi. bu arada mum eriyip akar. dökümü yapılan nesne çekiçle. 1600 yılına dek bulunamamıştı. bundan sonra içindeki boşluğa maden akıtılır. Örneğin. 3000 yıllarında. sonra üstüne kil kaplanır. Bakırı eritmek için aşağı yukarı 1200°C yüksekliğinde bir ısı gerekir. Taş balta. Bundan başka. bu da dökümü zayıflatır ve bozar. Çeşitli fırınlar ve maşaların bulunması gerekliydi. içine eritilmiş maden dökülür. kalıp ki lden yapılır. oysa bakır balta yeniden eritilip dökülebilir ve bu işlem çok kez yinelenebilir. en sonra da kil kalıp kırılır. Kapalı kalıpta. yapılan yeni balta eskisinden farksız olur. ayarlaması gerekmiştir. metalürji başlamıştır. insan fiziksel değişme denilen çok ilginç bir değişimi oluşturmaktadır. Ham bakırın biçimsiz yığını. döküm işleminin ne denli çetin olduğunu alatma . İşte. Üstelik dövülüp biçime sokulabilir. Mezopotamya'da çok ilginç bir buluş olan cire perçine yöntemi uygulanmaktaydı. Alevin üstüne hava akımının gelmesini sağlayacak yeni bir aracın bulunması zorunluydu. hava kabarcıklarının oluşma tehlikesi vardır. Gerçek uğraşı. sıcakken böylesine yumuşak olan maden soğutulduğu vakit taş ya da kemik kadar sert ve bu nesneler kadar keskin ve ince bir alet oluşturabilir. mum modelinin biçimindeki maden ortaya çıkar. demircinin çok geniş ve ayrıntılı endüstri törelerine sahip olması gerekir. kalıp gerektirir. Bundan başka. düşün biçimlerini yeniden ayarlamak demekti. böylece çömlek olur. Bu da fırın gereksindirir.

neolitik çiftçilerin yeğlediği topraklar ve lös ovalarında değil. büyücülük dışında. Bu törelerin aktarılışı. ama bu arama sürecinde başka madenler bulunmuştur. genellikle sert kayalarda damarlar halinde oluşmuş kristal ya da toz minerallerdir. demircilik genellikle uzmanların işidir. madene hiç mi hiç benzemez.ama o çağlarda. ormanlık ve taşlık alanlarda bulunur. bilgisi daha büyük uzmanlık gerektirirdi. Bakır her yerde bulunmaz. O ana dek de. deneyler yaparak uygun taşları ve cevherleri bulmaya çalışmıştır. Kısa bir süre sonra. madenin evdeki üretimi aşan artık üretim karşısında edinilmesi gerekmiştir. Sonunda. Bir toplum. insan hangi çeşit taşın.Ö. Madeni cevherinden çıkarma işleminin bilimsel ve ekonomik yönleri belki de maden işçiliğinden de daha çetindir. daha önce de belirtildiği gibi. Madenin endüstride kullanımı bu nedenle işçiliğin uzmanlaşması ve toplumun üretiminin normal gereksinmesini aşmasının bir belirtisidir. Pek çok deney başarısız olmuştur. Demek ki. maden işçiliği her zaman tam gün süren bir uzmanlık dalı olmuştur. karbonla ısıtıldığı vakit bakır sağladığını bilecek kadar pratik kimya öğrenmişti. maddenin tümden bir başka madde oluşudur bu! Aynı maddenin bu süreçte sürüp gittiğini kavramak herhalde çok güç olmuştur. Çağdaş yabanlar arasında. biiyiik çoğunluğu bu madeni ya da cevheri ithal etmek zorundaydı. alkemistin kuramı ne olursa olsun. Alev alev kömürle karşılaşınca uğradığı değişiklik bir çeşit mucizedir . çömlckçininkine oranla daha çetrefildi ve daha çok dikkat isterdi. Mezopotamya'da yer yer demir cevheri arıtılmıştır. cevheri. metalürji en eski uzmanlık dalıdır. Endüstriyel düzeyde demirin arıtılması ve işlenmesi ancak M. 3000 yıllarında Mezopotamya'da kullanılmıştır. Besin üretiminden ayrı tutulan uzman. Maden işçiliğinin. Ama demircinin uğraşısı.Ö. M. Bu iki maden M. 1400 yıllarında 77 . bunun akıl alır anlatımı ancak çağdaş kimya yoluyla yapılabilir.ği öğrenilince. Mısır'da tarih öncesi mezarlarda gümüş ve kurşun bulunmuştur. Uygun taş. insanlar artık bilinçli olarak. çömlekçi törelerinin yayılmasından farklı değildir.mistlcrin (simyacıların) nesne değişikliğine değgin anlatımları sürüp gitmiştir. çeşit çeşit taşları arayıp. tarım işlerinin arasında evde yapılabildiği kuşkuludur. ekonomik bağımsızlıktan vazgeçilmiş olması anlamına gelir. Oysa anlamı bundan da ötedir. 3000 yıllarından biraz öncelerine ait meteorik demir Mısır mezarlarında bulunmuştur.kuşkusuz bir nesnel değişiklik. Çiftçi toplumların pek azının kendi toprağında bakır bulunmuştur. ancak besin üretim artığıyla bir metalürji uzmanı besleye bilir.fizik dallarına aktarılmıştır. her yerde bulunamazdı. ancak çiftçilerin üretim artığı ile geçinir. Ama. Cevherin bakıra dönüşmesi basit bir kimyasal değişimdir.Ö. Ama ilk insanlar için ne denli şaşırtıcı bir oluşum! Cevher. Bakır cevheri. bugün bizlerin unuttuğu çeşitli büyülerle bağdaştırılması gerekirdi. alke. Bir kez madenin değeri ve bazı taşların madene dönüştiirülebildi.

Taş aletlerin en büyük sakıncası çabuk aşınnıasıdır. Değişik tiirde cevherleri sınıflandırmış olmaları. yıkanarak kayadan ayrılması ve yüzeye çıkartılması gerekiyordu. deriyi biçimlendirmek hatta yiin kırpmak için yeterliydi. aıııa taşın bol olduğu yerlerde bu aletler kolaylıkla yenilenir. Ama hammaddesi yakında bolca bulunursa. Örneğin kurşun. madencilerin. demir ustasına oranla çok daha geniş ve 'erin bir bilgi sahibi olmaları zorunluydu. Taş balta ağaç keser. Oysa madenin taşın yerini alması uzun sürmüştür. İnsanlar daha sonra yer altındaki damarları araştırmaya ve madenciliğe yöneldiler. bugün bu işlerden anlamayan kimselerin hayranlıkla bakacağı ama denemeye yeltcnc meycccği dii yde bir bilim uygulanmaklaydı. Metalürji. okside olmaları için en önce açıkta ısıtılmaları. Bilgili madcncilik. Çıkartılan ilk bakır cevherleri anlaşılan üst düzeylerde bulunuyordu. Ne yazık ki. Toprağı çapalanıak için. için irin yapımı bir buluş olarak oluşturulmalıdır. 3000 yıllarından hemen sonra Sümer ve Indiis vadisi madencileri kalayı biliyorlardı. M. Taş balta odun kesmek için. bunlar üretimlerini kendileri tüketen çiftçilerin ürettikleri besine dayanmak zorundaydılar. o çağda yaban sayılan Avrupa'da bile. maden arayıcıların. 1000 yıllarında. sırıkları biçimlendirir. bunları sık sık yenilemesi gerekirdi ama. Dökümde olduğu gibi. sert kayaları parçalamak için karşılarında ateş yakıp.Ö. 4000 yıllarından hemen sonra Doğuda geniş çapta öğrenilmiş olmalı. arıtıcıların. Bakır madencisi. Bu bilgi de ancak deneyle ve sonuçlan ka--şılaştırmakla biriktirilebilirdi.dır. Maden kuyularının duvarlarını ve damını tutmak için destek vc keresle kullanma yöntemleri bulundu.Ö. ısınan yüzeylere su atmayı öğrenmişti. Gerçi çabuk aşınır. taş aletler de ekini biçmek.gerçekleşmiştir. ancak arada bir uygun bir taş bulup yeniden balta yapmak gerekir. yukarda belirtilen üstünlükleri abartılmamalı. M. madenleri tanımak için dış belirtilerini öğrenmiş ve işlemek için çeşitli teknikleri edinmiş olmaları gerekirdi. bakır gibi açık fırında ısıtılırsa. bu maden de döküm işlemini kolaylaştırmak için bakırla birlikte kullanılıyordu. Cevherin. bir tür alev gereklidir. Anlaşılan bir zamanlar üst düzeylerde bol maden bulunmaktaydı oysa çağdaş jeolojik araştırmalardan çok önce tükenmişti. Oysa M. madencilik biliminin nasıl kurulup geliştiğine değgin hiçbir kayıt yoktur. daha derindeki cevherler genellikle sülfid'lerdir. Ancak üst düzeylerde bulunan bakır. kömürle ısıtılarak arılılabilir.Ö. maden işçiliğinden de daha uzmanlık isteyen bir uğraşı olmalıydı. taş çapalar ekici için yeterliydi. Demek ki. bu katlanılmaz 78 . Büyük çapta üretin. buhar olur gider. daha sonra arıtılmaları gerekir. Madenin. Madencilerin besin üreticisi olmaları olanak dışıydı. kırılması. Başka madenler başka işlemler gereksindirir. kayık yapar ve bu işleri bak» balta kadar çabuk tamamlar. zaman da kıt değilse. Arıtma sanatı da kolay değildir. bu da kolay bir işti.

uı çok daha önceleri. Tekerlek.O. bugün ilkel avcı kabilelerinin çadır ve eşyalarını kamptan kampa taşımak için kullandıkları kızaklara benzer türden araçlar öküzlere çeklirilmckteydi. ilk kez kendi kaslarıyla sağlanamayan güçlere başat olduğunu. (Sığır ve koyunlardan çok önce köpekler insana alıştığından. taşıtta kullanılınca.Ö. ancak bu koşullar altında daha yeni ve dayanaklı bir malzemeye ve bu nedenle madene gereksinme duyulmuştur. tıpkı mailenin bulunması ve metalürji biliminin geliştirilmesi gibi. en önce sapanın bulunması gerekiyordu . Mısır ve Ege'de. Tahta eşyalar dayanıklı 79 . öküz arabaları ve kızaklarından daha eski olabilir. Bu da hayvanın koşumu ve rüzgârdan yararlanılması demekti. daha gelişik taşıt yöntemleri bulunmalıydı.tarih öncesi Mısır'lıların uzun saplı çapası. Kendi vücudunu daha kaba işlerden kurtarmayı öğrenmiştir .T-vlerini mezarlara götürmek için hâlâ kullanılmaktaydı Oysa o yıllar-. hâlâ Japonya'da kullanılan türden çekme çapa. Bu da daha çok ekin. bir kadının çapayla sürebileceğinden çok daha büyük bir alanı işleyebilirdi. hatta bu güçle i yönelttiğini farketmiştir. Bu devrimin ne zaman oluştuğu da bilinmez. bu yarı kurak bölgelerde. kuşkusuz. hâlâ çapalarla küçük tarlalar sürülmekteydi.bir sakınca değildir. Sapanla sürülen toprağın altındaki verimli maddeler yüzeye çıkar. Açık çöllerde ve steplerde. ama bu konuda güvenilir verileri bulmak güçtür. elektrik motörü. Artık ekim işlerinde erkekler kadınların yerini almışlardır. bir erkek. Artık küçük tarlanın yerini büyük çiftlik almıştır. Bu buluşlar da. 2000 yıllarına dek. insanın doğa güçlerinden yararlanmasının ilk deneyleridir.) M. çağdaş makineleşmenin ön koşuluna varılmıştı. Tekerleğin nasıl bulunduğu yolunda kolaylıkla bir sanıya varılabilir. kralların ccn. Oysa Almanya'da M. 3000 yıllarında öküzle çekilen kızaklar. Yakın Doğu. Ur'da. buhar kazanı ve mekanik denizciliğin yolunu tutmuştur. Belki ilk kez öküze sapan sürdürülmüştür. İki öküz ve bir sapanla. Tarih öncesi marangozluğun tacı denebilecek tekerlek bulunmuş. ama. Karma çiftçilerin ise severek mal karşılığı verebilecekleri henüz evcilleştirdikleri sürüleri vardı. tarihten çok önce başlamış ve tamamlanmıştı. verimli topraklar köklerin ulaşamayacağı kadar derinlere inerdi. daha çok besin ve çoğalan nüfus demektir. köpek kızakları. kızağı bir çeşit arabaya dönüştürmüş oldu ve böylece lokomotif ve otomobilin ataları doğdu. Bu isteğin karşılanması için de. ikinci devrenin ön koşullarını oluşturmuş ve bu devrimden önce başarılmıştır. Aynı zamanda mekanik ve fizik dallarının yeni ilkelerini öğrenmektedir. Öküz ve eşeklerin koşumu ve rüzgârın gücünün kullanılabilmesi. Liğli toprakta uygun taşlar bulunmadığın dan. karada taşıta devrim getiren yo» bir buluşla kızaklarda büyük değişiklik yapılmıştı. Bunda başarılı olunca.artık içten güdümlü motör. ya da geçen yüzyılda Hebrid tarafından kullanılan ayak sapanı ilk modelleri sağlamış olabilir.

Ö. 3000 yıllarında ise. Mezopotamya ve Suriye'de tekerlekli arabalar. ancak çömlek ya da taş gibi dayanıklı maddelere yaptıkları resimlerden edinebiliriz.olmadığından. İlk tekerlekli araçlar kuşkusuz kaba saba eşyalardı. Türkistan'da da aynı yıllara rastlar. Günümüzde. çevresine lastik olarak. 3000 yıllarında bile Sümer'lilerin kullandıkları arabaların tekerlekleri birbirine bağlantılı üç parça tahtadan yapılmıştı. en az beş yüzyıl sonra da. 3500 yıllarında rastlanır. tekerlekli araçların resimlerine M. hatta savaş arabalarına ġekil 5 . deri geçirilmiş. M. arkeolojik kayıtlar M. Mısır'lılar M. arabalara rastlanmıştır.Eski Mısır'da sapan sürme. Girit ve Asya'da bulunmuştur. 1650 yıllarına dek kullanmamışlardı. Öte yandan. Sind'de köylerde kullanılan öküz arabaları aynı biçimdir. arkeologlar tahtadan yapılmış eşyalar hakkında gerekli bilgiyi.Ö. Kuzey Suriye'de bu daha da eskidir.Ö.Ö. Endüs vadisinde. Elam. dingil de arabanın gövdesinin altına deri bağlarla tutturulurdu. süt sağma ve çapalaına rastlanmıştır. bu aracı. M.Ö. bu yıllarda da Asya'dan Hiksos'ların istilasıyla kullanmak zorunda kalmışlardı. Bu resimlerin de kusurlu ve tek yanlı kanıtı ancak şu varsayımları sağlayabilir: Sümer sanatında. üstüne bakır çiviler çakılmıştı. 2500 yılına kadar gittiği vakit. 80 . Tekerlek dingili üzerinde tek parça olarak dönerdi.

3500 yıllarında imalat endüstrisinde de uygulanmaya başlamıştır. O yıllardan bu yana Yakın Doğu'da en yaygın yük hayvanı eşek olmuştur. 2000 yıllarında Babil ile Anadolu arasında mallar genellikle eşek sırtında taşınmaktaydı. artık toplumsal ürün artığından paylarına düşeni alarak yaptıkları ürünü vermek düzeyinden çıkmışlardır. 3000 yıllarında ya da daha önceleri. 500 yıllarına dek çömlekçi çarkı kullanılmaktaydı.Ö. Üstelik yaptığı daha düzgün olmuştur. Çömlekçiler artık birer uzmandır.e endüstridir. Daha erken tarihte. Sümer anıtlarında araba çeken bir tür katır görülmüştür. Etnografı bilimine göre.Ö. Böylece tekerleğin seramik endüstrisine girişiyle. insan da hayvana binebilir. Oysa Mısır'da.Ö. 2500 yıllarına ait çok kaba saba eğer örnekleri bir yana. tekerlekli araçlar kadar eskidir. Hayvan gücünün taşıtta kullanımının tek örneği arabalar değildir. Her neyse. Kuzeydoğu Afrika hayvanıdır ve M. herhalde yük hayvanı olarak. Bu tür taşım. Eşya hayvanın sırtına yüklenebilir. her zaman bu ikisi birlikte yürümemiştir. tekerleği çevirince. tekerlekli arabadan çok önce kullanılmaya başlamıştır. Avr upa'da. M.Ö. Alplerin kuzeyinde. 1650 yıllarında götürülmüştür. Ama hep savaş arabalarına bağlı çekim hayvanları olarak kullanılmışlardır. 1000 yıllarına dek ata binildiğine değin bir kanıta rastlanmamıştır.Ö. arkeolojik kayıtlarda daha giiç kanıtlanır. gerçi buna inanmak biraz güçtür. bu yörede yetiştirilmiş olması gerekir. çarkla yapılan çömlekler. Eşek. eski çağlarda da bu düzen geçerliydi. Bu nedenle de bu zanaat değişmiştir.Ö. Yakın Doğu ve Hindistan'da. Bu hayvanlar Mezopotamya'da sapan sürmek için de kullanılmaktaydı. bugün basit düzeyde yaşayan insanlar arasında elle yapılan çömlekler evde kadınlar için bir uğraşıdır. Tekerleğin ilk iki kullanımı birbirinden bağımsız olarak gelişmiş olabilir. Bu hayvanların gerçekte ne oldukları gerçi tartışma götürür. Forde'a göre at da ilk önceleri süt sağmak ve binmek için cvcil leştirilmişti. Yatay bir tekerleğin ortasına çamur koyup. haberleşme hızlanmış ve mal taşımı büyük çapta kolaylaşmıştır. oysa çarkla yapılan çömlek erkeklere özgü bir ticaret alanıdır. Bu konuda küçük bir açıklama gereklidir. M. Öküz ya da başka hayvanlarla çekilen arabaların kullanılmasıyla. tekerlekli arabalar. İndüs vadisinde M. M. işçilikte uzmanlaşma açısından bir adım daha atılmış oldu.Tekerlek yalnızca taşıma işlerine devrim getirmekle kalmamış. oradan da Mısır'a Hiksos'lar tarafından M. Eldeki kanıtlara göre. Frankfort gibi bazı 81 . Bunlar gene de kesin kanıtlar sayılamaz. elle bir kaç günde yapamayacağı işi bir kaç dakikada yapmayı başarabilmiştir. çömlekçi çarkı. M. çarkla çevrilen çömleklerden en az bir kaç yüzyıl daha eskidir. çömlekçi. O tarihlerde evcil eşeklerin Mısır' da yaşadığı saptanmıştır. 3000 yıllarından çok önce.Ö. araba taşımasına oranla. Yakın Doğu'da M. İmalat makinelerine ilk kez bu dalda tekerlek eklenmiştir.Ö. Girit'te ise.Ö. 2000 yıllarında at olduğu kuşkusuzdur. Çömlekçilik ilk mckaniz. M.

bul unanlar da Nil bölgesine yabancı türdendir.bilginler resimlerdeki bu hayvanların at olduğunu ileri sürer. Sümcr'lilerin ve tüm öbür eski savaş arabalarında kullanılan takımlar. Bir başka olasılık daha anımsanmalıdır: Deve ve hecinler M. denizde yollarını bulabilmek için yeterince topog. 3000 yıllarından önce evcilleştirilmiş olabilir. çoğunluk bunların Asya yaban eşeği olduğunda diretirler. ikinci devrimin tamamlanması ve yeni tür bir eko nomi ve toplumun kurulması için gerekli biçimde doğaya teknik açıdan başat olabilmişlerdir.Ö. çöl engeli aşılabilir. daha eski çağlarda öküzü arabaya koşmak için kullanılan türden esinlenerek yapılmıştır. araya başka unsurlar girmiştir. Yelkenliler ise M. düşün ve buluş alışverişini gerçekleştirmiş olabilirler. aynı tür deniz ulaşımının Hint Okyanusunda da geçerli olduğu söylenebilir. Böylece insanlar deniz ulaşımındaki mekanik güçlükleri aşmasını başarmışlardır (kısacası. Öküzler ile katırlar arasındaki doğal farklılık nedeniyle de bu eski takımlar atlara çok ağır ve kaba geliyordu ve verimi kesiyo rdu. deney birikimlerinden doğan bilgi ve uygulamaların dışa dönük anlatımlarıdır.Ö. Bunların yaygınlaşması ise pratik bilgilerin bir araya getirilmesi demektir. 82 . çöller de artık denizler gibi nüfus özeklerinin arasında bağlantı alanları sayılabilir. 3000 yıllarında. atla ulaşım. deniz yoluyla da Doğulu insanlar doğal kaynaklarını ve ayrı ayrı edindikleri deneyleri birleştirmeye yönelmişlerdir. gene de ikinci devrim süresinden önce ele alınabilir: çoktan at ulaşımını öğrenmiş ve kullanan insanlar vardı. tekne yapmayı ve yelken çekmeyi öğrenmişlerdir). 3500 yıllarından biraz sonraya dek Mısır'da bulunmamıştır. yöntem ve süreçler. Ağaçtan oyulan kayıklar ve deri kayıklar ilk devrimden önce balıkçılar tarafından kullanılmış olmalıdır. bu bölümde ele alınan zaman sürecinin kapsamını aşmakla beraber. en son yelkenlilerin doğu Akdeniz'de gezindiği kesindir. Tarih öncesi Mısır vazolarının üstündeki resimler papirüs yığınlarının birbirine bağlanmasıyla yapılan. Hilzheimer ve Wolley de dahil. Daha az kanıt bulunmakla birlikte. Bu bilgi uygulanmadan önce. Deve olunca. kırkı aşkın kürekçi tarafından çekilen kayıkların resimlerini taşır. Bu hızlanma. bunlar öküz ve eşek arabalarının erişemeyeceği hız ve mesafelere ulaşarak. Bu arada şunu da söylemek gerekir.rali ve astronomi bilgisi de edinmişlerdir. Ama bu konuda kanıtlar daha da kıttır. M. Karada olduğu gibi.Ö. Eğer bu tür insanlar varsa. Atların evcilleştirilmesi. Gene de. diğerlerine göre bu katırdır. Doğu insanları böylece. Yukarda sayılan sanat. haberleşme ve ulaşımın alanını ve hızını büyük çapta artırmış olmalı. Bu kayıkların ortasına doğru kamaraya benzer bir yer de vardır. ayrıca. Yukarda anlatılan karayolu ulaşımında gelişmelere paralel olarak deniz ulaşımında da gelişmeler kaydedilmiştir.

yeni düşünlerin ya yılması kolaylaşır. Herhangi bir toplum. sanat ve cenaze törenlerinde. Bu biçim de. Açlık korkusu. neden değişiklik istesin? Doğa'dan yararlanmak için.sinleştirilir. yetiştirdiği besinle geçinebiliyor. çömlekçilik ve mimaride. Bu noktada. ya da silah zoruyla girip zorla elde ederler. hayvanları otlatacak çayırları kurutacağından. çünkü kurulu toplumların katı kuralları yıkılır. sosyal kuruluşlar. arada bir de dinlcncbiliyorsa. bunun için de ne çileler çekmiştir. İstila yoluyla "kültürlerin çarpışması" sonucu. bazan de çok şiddetli. göçler ve istilalar sonucu olmalıdır. Basit donatılmış toplumlarda. Belirtilen gelişmeler de. Bir grup insan. bu tür göçlerin kanıtları vardır ve bu göçler sonucu insan ekonomisi gelişmiştir. insanları. gerekli işin. geleneksel kurallar da büyüscl güçlerle korunur. uygun biçimde yapılmasına dayanır. doğunun tarih öncesi çağlarını kaydeden kitaplar da insanların bu tür göçlerini betimlemek ve izlemek amacını güder. ekini öldürüp. yaşam gerekli zamanda. Mezopotamya ve Suriye'deki yerleşme alanlarında ve Mısır'daki mezarlarda bulunan verilere göre. insan için ekin. Ani bir kuraklık. boğaz tokluğuna hizmet koşuluyla yerleşebilirler. acı değişiklikler olmuştur. Yerleşen ekonomi . okuyucuya yalnızca şunu belirtelim. büyüsel-dinsel inançlar ve korkularla ke. Oysa böylesine bir anlatım arkeolojik gerçeklere ters düşer. geleneksel kurallar ve yasaklarla anlatımını bulur. vadi halkıyla karışır. açık bölgelerde kuşkusuz göç yapılacaktır. Kuraklık ve seller nedeniyle. bu alandaki ekonomilerin farklılığı üzerinde duruldu. Böylece step halkı. Bu bölgelere "İsrail çocukları" gibi ömür boyu. Günlük yaşam olaylarının çeşitli törenlerle kutlanması ve yaşanması gibi. varlığını artırmak için nice beceriler edinmiş. veya onlara başat olur. Doğunun arkeoloji kayıtlarında yansıyan nesnel kültür. bu inanç. daha önceki bölümlerde tek bir parça gibi ele alındı. Bu tür değişiklikler genellikle yeni insanların istilası ya da sızması sonucu. buralarda yaşayan insanlar için ölüm demektir. toplum tutuculuğa yönelir. halkının besin için tümden Doğa'ya bağlı olduğu bölgelerde bu özellikle geçerlidir. yerli nüfusun topluca yerinden edildiğine tanıklık eder.Nil ile Ganj arasındaki uçsuz bucaksız alan. sürekli ve pürüzsüz gelişimler gibi sıralandı. Daha fazlasına neden katlanmalı? Gerçekten de değişiklik tehlikeli olabilir. köklü. bu kurallardan ayrılanlar cezalandırılır. sanat ve din alanındaki değişiklikler. uygun ideolojiyle sağlamlaştırılır. 83 . İran. Kendi toprağının doğal kaynaklarını araştırarak ve kullanarak yaşar. toplumun tüm üyelerini içeren kesin bir eylem ve davranış biçimi saptar. ya da onların yerini alır. yaşamını sürdürmek için çevresine uymak zorundadır. Bu uyumda başarı gösterdiği oranda da. hayvan için otlak bulunan ırma k vadisine itecektir.

Bu nedenle herhangi bir yenilik tehlikeli olabilirdi. Bu nedenle de çakmak taşına. iki tür düşün ve inanç yanyana ve birbirleriyle çelişerek sürdürülür. Toprak gene de meyva verir. Oysa göçle gelen toplum. Kurulu düzenden en küçük bir ayrılma. Eski çevrelerindeki yaşam için gerekli olan önerileri. çünkü kaynaklan sınırlı. kamuoyu değişikliğe karşı çıkardı. Yeni gelenler kendi örgütlerini ve kendi ideolojilerini de birlikte getirirler. Oysa başa gelen felaketler büyüseldi ve bugün bile önden hesaplanamaz. oysa topal kadınların çapası yerine erkeklerin sapanıyla sürülmüştür. bu kendine yeterli ve çekingen tutuculuk yerinden oynardı. hayvan üreticiyseler. kuşattıkları bölgenin yerli insanlarının kurum ve inançlarının yerini alır. daha az dayanıklı olduğu için. yedekleri kıttı. bu inançlardan şu veya bu nedenle ayrılmak hiç de öyle tehlikeli değilmiş. yasakları ve törenleri. Böylece iki tür davranış. Örneğin. 84 . güvenli ve etken sayılan davranışlardan en küçük bir sapma. iki tür örgüt. Böylece yeni gelenlerle.Kurulu sosyal örgütleri ve ekonomik düzeni bağdaştıran ve sürdüren batıl inançların gücü. bu güçler alışılagelmiş davranış kurallarının dışına çıkıldığı için öc almak amacıyla işe el koymuş olabilirlerdi. böcek salgını ve hastalığı. fazla önem vermezler. kuramsal olarak böylesine cezalara yol açabilirdi. kendi topraklarında kolaylıkla bulunabilen lapis lazuli taşı olmadan edemezler. Ya da. Eski çağlarda Doğu'da da böyle olsa gerek. eski yerleşik toplumla karışırsa. Eski topluma oranla çok farklı ya da tamamlayıcı gereksinmeleri vardı. Yeni gelenler başka koşullar altında yetişmiştir. onlar da kendi çevrelerine uyumlu bir ekonomik düzen kurmuşlardır. En gelişik toplumlarda bile erişilen uyum ve değişiklik pek küçük olmalı. Bunlar kolaylıkla insan üstü güçlerin işe el koyması olarak yorumlanabilirdi. Bir de bakarlar ki. Belki bıçak yapımı için obsid taşına değer verirler. eski isteklere yenileri katılmış olur. Sellerin yetersiz ya da çok oluşu. vakitsiz bir fırtına. çiftçilere oranla daha çok et yerler. bugünkü basit toplumlarda çok büyüktür. toplumun tümünü tehlikeye düşürebilirdi.

Bu bildik bir yöntemdir. üyelerin sayısı. buna karşılık da çiftlik ürünlerinden pay alır. Varlık birikimi sağlayanların istila sonucu yerleşen soylular olduğuna dcğiıı pek belli belirsiz belirtiler vardır. Doğu Afrika' da çok basit biçimde bugüne dek sürdürülmektedir. eski çağlarda yaygındı. ' II . taşıt işlerinde. ortaçağda Avrupa'da çok görülen bir yöntemdi. ilk önceleri istila sonucuydu. ye rel bir tanrıydı (daha doğrusu tanrının atadığı rahiplerdi). fazla çaba göstererek lüks yaşamaktansa. Mısır'da bu yoğun birikim. Diyelim. ticarette ve yönetimde çalışması gerekir. kötü mevsimler için gereksinmelerinin üstünde üretim yaparlardı. ikinci endüstrilerde. kendi ailesinin gereksinmesinden öte üretim yapmak için kendini zorlar. basit yaşamı yeğlediği savlanır. Bu tür "soylu sınıf' genellikle bir oligarşi (takımerki) demektir. En eski Hiııl kcııl İn in de. Ama bu tür istilâyı ikinci devrimin bir ön koşulu sayan kuramlara da kuşkuyla bakmak gerekir. Köylü de bu yüzden. gerçekte bu birikim dinsel saygınlık ve yerel sosyal gelenekler sonucu oluşmuştur. hayvan üreticisi bir kabile. Bu yeni "efendileri" için belki de kendine ayırdığından fazlasını vermek zorundadır. Bu da ancak. Ama neden daha fazlasını yapsınlar? İnsanın gerçekte tembel bir yaratık olduğu.İkinci devrimin başarılması için gerekli olan birleşik sermayenin gerçekleştiği de ileri sürülmüştür. Gerçekten de. Bu doğal tembelliği yenmenin bir yolu kuşkusuz başka bir ülkeyi zor kullanarak almak. hatta onları başka düşmanlardan korur. Sümer kentinde varlık birikimini yöneten. ilk üreticiler olan köylülerden azdır. Bundan başka. Ama gerekli sermaye birikimi ve yoğunlaşmasının tümden istila sonucu olduğuna değin kesin kanıt da yoktur. çiftçi bir toplumun toprağını kuşatıp alır. bunlar çiftçilerin sırtından geçinirler. İkinci devrimin gerçekleşmesi için besin maddesi olarak sermaye birikiminin gerekli olduğu kuşkusuzdur. Oysa toprak ağaları. Mezopotamya'da. yeni toprak soyluları ürer. Nil Vadisi ya da Mezopotamya'daki çiftçiler kolaylıkla bu gerek li üretim artığını edinebilirlerdi. Bu birikimin sosyal amaçlarla kullanılması için yoğunlaşması gerekirdi. verimi artıran işlerde. kendi gereksinmelerinin çok üstünde ürün alırlar. köylüleri toprakta uğraşı için bırakır. Böylece "toprak ağalan". yerel olarak bulunmayan hammaddelerin takası için de üretim artığı ge reklidir. bir bölümünü de dış ticaret için kullanırlar. Varlık artığının birikimi için cn etkin araç askerî istilâdır. Sermaye birikimi için toplumun bir bölümünün besin sağlama işinden ayrılarak. toplumsal üretim artığının nasıl biriktiğini ya da yönellildijJİııi bilmiyoruz. kısaca istilâdır. imalat ürünü yapan işçileri beslemek için. Bu üretim artığının fazlasını. bu köylülerden. İmalat ürünlerini de bu toprak ağalan kullanırlar. kendi besin sağlamayan üyelerin geçimi için besin üretimi artığı bulunmasıyla gerçekleşebilir.

toplumsal ekonominin tarla ekimi ve hayvan be sini kadar. göçebe veya yerinden edilmiş insanların saldırılarına karşı da yapılmış olabilirdi. Toplumun daha yoksul ya da daha zayıf üyeleri ve başka toplumların sürgünleri boğaz tokluğu na. üstün kişilerin cesaret ve liderlik gösterisinde bulunmalarına olanak sağlıyor. yaşamı karşılığı çalışıyordu.insanlar da hayvanlar gibi eveilleştirilebilirdi. sonunda ülkenin baş yöneticisi ya da kralı olmasına yol açılıyordu. Öyleyse. eski endüstrinin temeli ve sermaye birikiminde etken bir araç olmuştu. Yeniden düşmanı öldürmek yerine onu tutsak ediyorlardı. En önemlisi. Devrimden daha önceki zamanlara ait silahlar mezarlarda ve yerleşme alanlarında bulunmuştur. çabuk kırılabilir taşa üstünlüğü savaşta belli olmuştu. ama başı boş yaban hayvanlarına ya da. Ayrıca. Her şeyden önce. Biz köyün bulunduğu alanda. vadi ve vahalara. onlar da saygınlık ve yetki kazanıyordu. Kısacası. bunların geçici olarak güç kazanmasına. insanların kendi yetiştirdikleri ürünler kadar besleyiciydi. ilk yerleşme alanları -örneğin Susa. Bakır ya da bronzun.Arkeolojik kayıtların ipucu sağladığı ve barışsal gelişime engel olan diğer seçenekler daha iyi kanıtlanmıştır. varlıklı kişilere hizmet edebilirlerdi.kesinlikle bir tür surla korunmaktaydı. ya da onlara başat olmuştur. savaş. hayvan öldürenden ayırmak güçtür. mimari ve eşya kalıntıları bulabiliyoruz. küçük ve geçici de olsa savaş vardı diyebiliriz. tarih çağının başlangıcında. para ya da emek 99 . ama savaş silahlarını av silahlarından. daha öncekinden çok farklı bir düzen. önemi açısından. savaş büyük bir buluşa yol açmıştı . bir tür savaşa girişilmiştir diyebiliriz. tutsak da. yani savaşla varılmış olmalı. Tutsakların tek kaynağı savaş değildi. Böylece savaş önderlerin belirlenmesine. Bu buluş. Öyleyse. Savaşın ekonomik etki ve sonuçları da vardı. tutsaklık düzeni. insan öldüren araçları. Demek ki yeni insanlar gelip daha öncekilerin yerini almış. varlıklı yerleşik köylüler tarafından bu tür saldırılara karşı örgütlenmiş savunma olduğu da bir gerçektir. bu sonuca zorla. madene karşı talebi artırıyordu. Hayvan yüzerken taş bıçak kırıtırsa bir sakıncası olmaz. bu da sosyal gelenekten tümden bir kopmaya tanıklık eder. Ayrıca. Oysa bu oluşuma da barışsal yoldan varıldığı pek sanılmaz. Bu surlar büyük olasılıkla düşman insanlara karşı yapılmıştı. Bu savaşa Elliot Smith ve Perry karşı çıkmışlardır. Kuraklık yüzünden başka yörelerden topluca gelen göçmenler de. ayrılmaz bir parçasıydı. üstelik arkeolojik verilerle savaş kanıtlamak kolay değildir. Köylülerden çalınan ekin ve hayvanlar. Bu tür hırsızlara karşı ekin ve sürülerin korunması. Oysa düşmanla diş dişe savaşırken kırılırsa. Kuşkusuz. Mezopotamya'da bulunan en eski resimli kayıtlarda (mühürlerde) resimlerle gösterilmiştir ve sahneleri kadar eskidir. Kısaca. yaşam boyunca. Tutsaklar. hayvanların evcilleştirilmesine benzetilebilir. sakıncası büyüktür. ikinci devrim gerçekleşmeden önce.

bir ülkeyi ele geçirmek değildi. kentsel yaşam başlamadan öncc. Büyücünün değneği. Hâlâ törenlerde. çalışmayı sürdüren her bir işçinin. büyüyü ortadan kaldırmamıştı. Bu birleşme. krallık asasının ilk tohumudur. Sümer geleneklerinden de varabiliriz. Bir tapınak. ilk üreticilerin artık üretimiyle beslendikleridir. İlk devrim. hatta en önemlisi büyüscl-din. başkanlığa ya da krallığa giden yol açılmıştı. değişken koşullarına bağlıydı. kentlere işçi bulmakta en etken araç olmuştur. hâlâ kuraklık. artık üretim üzerinde hak savlayan ilk toplum üyesi olmuştur. Mısır'da ikinci devrimin gerçekleşmesine rastlar. toplumun elbirliğiyle besin bulma çabalarına katılamadan. Demek ki Mısır'da da evrimden önce de krallar vardı. Büyü yoluyla bu unsurlara başat olduğunu kanıtlayan biri ortaya çıktı mı. muskalarla iyi güçleri yandaş etmeye. sel. kötüleri uzaklaştırmaya çabalıyordu. Tahta varan tek yol. savaş ve kıtlık. Tutsakların dışında. O sıralarda yapılan büyük kamu yapıları ve çeşitli sanat yapıtları için kalabalık işçi kitleleri çalıştırılırdı. Büyücü fiziksel eylemle topluma katkıda bulunmadan.. bir de mutlu ve üstün sınıflara. kaçı acıma karşılığı çalıştırılan insanlardı. lam tersine. güneşin bilinmez. arkeoloji kayıtlarına göre. ekonomik başarı. Bu işçilerin yaşam düzeylerini tanımlamak güçtür. ya da kaçı topluma olan zorunlu borçlarından dolayı çalıştırılmaktaydı? İlk çağlara değin tek bildiğimiz şey. fırtına ve benzeri doğal afetlere karşı çaresizdi. bağımsız hanedanın geleneğini sürdürmekteydi. Yukarı ve Aşağı Mısır. Aynı sonuca.karşılığı yerleştirilebilirdi. ya da bir Devlet yapısında çalışanların kaçı ücrct karşılığı çalışan "özgür" işçiler. Gene anımsatalım. İkinci devrimden sonra. Başka yollardan tutsak edinme yolları çağdaş barbar ve yaban insanlar arasında görülmüş ve yazılı kayıtlardan öğrenilmiştir. hemen büyük 100 . Yukarı Mısır başkanı Firavun Mene'in yönetiminde birleşene dek iki ayrı. deprem. Mısır'lılar. başkanlar ve hatta krallara bir göz atmalıyız. tarihte nice krallar edindikleri nimetleri biiyücülüktc yatan geçmişlerine borçuludurlar. insanlar hâlâ yağmur..sel saygınlıkla aynı görkeme ulaşılabilinirdi. Kısacası. "İsrail çocukları" bu koşullarla Mısır'a göçen tek Asya kabilesi değildir.

Akyıl. sanıda bulunmakla etken olmak arasındaki fark.yani. Kahire'nin bulunduğu enlemde. Bu buluş matematiksel astronomi (gökbilim) için bir zaferdir ve bilimin olayları önceden saptayabilmesinin ilk kanıtıdır. Nil vadisinde çiftçilik tümüyle yıllık sellere bağlıdır. Elli yıl süren gözlemler sonucu. Eski toplumlarda. bir selle bir yıl sonraki sel arasındaki sürenin en kesin bir hesapla. bu takvime göre 365 günlük bir yıl. eski çağlarda. tarım işlemlerinin başlaması için işaret verilirdi. her yıl da bu takvime beş gün eklenirdi. dünyanın güneş çevresindeki yolculuklarında herhangi bir yere aynı anda ulaşır . Böylece resmi takvim sürdürüldü. altı saate yakın bir sürelik hesap yanlışı vardı. Sel. ilk başta sel vaktine rastlardı. gerekli olan. her biri otuz altı günlük on aya bölünmüştü.di. böyle bir değişikliğe karşılık daha çok sert olabilirdi. güneşle bağlantılı olarak yükselişini gözleyip. Bu hesaba göre.saygınlık ve yetki kazanıyordu. yeni bir takvim ortaya çıkarıldı. herhalde Mısır'ın Menes yönetimi altında birleştirildiği sıralarda. Akyıldızın güneşle bağımlı doğuşuna rastlar- 101 ġekil 6 . selin oluştuğu günden bir yıl sonrasını hesaplayıp o günü saptamaktır. güneş takvimi değil. bu sanı büyük bir kesinlikle yapılabilir. Mısır.dızın. Seli önceden bilmek için. tarım işlerinde yaramaz olmuştur. bu bilgiyi verebilmek aynı zamanda doğa üstü bir gücün kanıtı sayılırdı. Yöneticiler bu yanlışı gidermenin de yolunu buldular. Bu yıldız. sözde büyüsel güçlerle insanların kendilerini toplumun gözünde ne denli büyüttüklerine örnekler saymaya gerek yok. Demek ki. dünyanın. güneş takvimine uymaz. Kuşkusuz. tarım işlemlerine girişmenin zamanı geldi demektir. güneş takvimine göre her yıl aynı güne rastlar. Mısırlıların güneş yılını günlere ayırarak saptayabilmesi ve güneş ve ay yıllarını karşılaştırabilmek için de bir çeşit yapay takvim uydurmaları gerekiyordu. bu ay takvimi olurdu. bu yanlışın yıllar boyu birikimi. 1961 yıl Akyıldız sürelerini benimsedi.Sümerlilerin savaĢ arabası . Oysa gerçekte. ama bu bölümü bir büyük buluştan söz ederek kapatalım: bu buluş güneş takvimidir . Bu sonuca bile. gökyüzünde en son görülebilen yıldızdır. basit insanlar için güç anlaşılır bir ayrıntıydı. sel başladı mı. bu nedenle de çiftçilere. yazılı kayıtlar olmaksızın nasıl ulaşılabildiği şaşırtıcıdır. takvimi gerçek mevsimlerin tümden dışına atmıştır. Akyıldızı (Siriyüs) gözlüyorlardı. Yılbaşı. takvim kullansalar bile. yılın uzunluğunu bilmek. Basit insanlar. Mısır'lılar da bunun dışında değildi. ama bir yüzyıl sonra. 365 gün olduğu saptanabilir. Ne zaman başlayacağını önden hesaplamak ve hazırlık yapması için köylülere haber vermek. buna göre Yılbaşı. güneş çevresinde yıllık döngüsünün bir işlevidir gerçekte güney batı muson rüzgârlarının Etiyopya dağlarında patlamasına bağlıdır. ama artık resmi takvimi değiştirmek için çok geçti. Oysa ay takvimi. ilk ayın yirmibeşinci gününe rastlamaya başladı. sel mevsiminde gündoğuşu tüm yıldızları karartırken.bir kurama göre de Mısır'da devlet yetkisinin önemli kaynaklarından biri olmuştur.

Firavunlar fellahlara sel vaktini önceden haber verebiliyorlar ve mevsimlere. Bu bilgiyle. Kendi güç ve yetkilerini. yani takvimin düzenlenmesine borçlu oldukları da bir savdır. takvimin düzenlenmesiyle yakından ilgiliydiler. 102 . bilim tarihi açısından büyük önem taşır.Mısır kralları. Mısır'lıların geliştirdiği bu takvim. bu arada bizim kullandığımız takvimin öncüsüdür. geleceği önceden saptayabilen bilim uygulamasına. tıpkı Babil'de ve başka yerlerde olduğu gibi. Güneş yılının saptanması ve buna göre resmi bir takvimin geliştirilmesi. ekine başat oluşlarını kanıtlıyorlardı. Hatta Firavunlar daha da ileri giderek. Bu da ilginç bir savdır. sel vaktinin yaklaştığını Akyıldızın doğuşuyla saptadıklarını bu bilgiyi yalnızca kendilerinin kullanabilmesi için saklamış da olabilir ler. tüm Avrupa güneş takvimlerinin. Gerçekte.

ġekil 7 .Uygarlığın beĢiği olan alanlar. BÖLÜM 102 . VIII.

Köylünün kendi ürettiği besinden artan bölüm yalnızca gerekli mallarla değişmekle kalmıyor. Aynı zamanda yerel grupların ayrıcalıkları giderili yor. astronomi (gökbilim). Böylesine besini bol olan vadi alanlar. yaban ellere dağılmış başka kabileleri de ekleyebiliriz. gerekli hammaddeleri sağlamak için de Mısır. gelen mallan kullanıma hazırlayan zenaatçıların da bu artık üretimle geçinmesi gerekiyordu. bu koca koca yiğli ovalar ve ırmak boyu düzlük alanlarda. Daha önce sözü ed ilen ticaret ve insan eylemleri sonucu bu bilimler.Ö. jeoloji (yerbilim). Sind ve Pcncap'ta da. profesyonel askerler vc çeşitli işçil er vardır. 4000 yıllarında. teknik bilgiler ve inaçlar çok geniş alanlara yayılmakta. Çok geçmeden de götürülüp getirilen malları koruyacak askerler.avcılar ve balıkçılar. Bu toplumların.Ö. yerleşme alanlarını korumak için sosyal örgütleri birleştirmek ve ekonomik yöntemi bir özekte toplamak gerekiyordu. giderek çetrefılleşen alışverişleri kaybedecek yazıcılar. topografya. Sümer ve İndüs havzasında yaşayanlar bir tür düzenli ticaret ya da takas yöntemi kurmak zorundaydılar. yazıcılar vc memurlar ile sayısız uzman zanaatçılar. ırmakların yakınındaki bataklıkların kurutulması. Nil Vadisi de yapı için keresteden. Yerel tek kereste türü. Üstelik. yapılarda kullanılabilir taşlar ise.KENTSEL BÖLÜM M. Bu alanlarda bol ve aksamayan su kaynaklan. daha enderdi ve daha güç bulunurdu. zooloji ve botanik gibi nice bilimsel bilgiler ve tarım. Bu son gelişme en çok Nil vadisinin alçak yataklarında. Toprak verimli olduğundan. makine tekniği. Bakır cevheri yoktu. çeşitli toplumlar yaşamaktaydı. maden cevherlerinden ve büyü taşlarından yoksundu. toplumsal örgütlerin katılığı yumuşatılıyor. Ve işte böylece. nüfus alabildiğine genişleyebiliyordu. arkeologların Mısır. bu malları getiren tüccar ve taşıt işçileriyle. daha önce de belirtildiği gibi. Bu alanlarda yer altında bulunup 103 . prensler. Sümer daha da kötü durumdaydı. kendi kendine yeterli toplumlar ekonomik bağımsızlıklarını yitirmeye boyun eğiyorlardı. tümü de artık besin üretim işinden uzaklaşmıştır. bilimsel gerçekleri de yer yer içeren büyüsel inançlardan oluşan gelenekler. Ama buna karşılık ekonomik yeterlilik elden gidiyor ve yeni bir ekonomik yapı oluşuyordu. göçebe ekimciler ve sürücüler ve yerleşik çiftçiler. Gene. gerekli hammaddeler kıttı. bunlardan yararlanan halkın büyük bir düzen içinde çaba göstermesini gerektiriyordu. taştan. yerel koşullara göre çeşitli ekonomileri olduğu düşünülebilir . Mezopotamya ve İndüs vadisi için çizdikleri resim basit çiftçilerden oluşan küçük toplumlar değil. uygar yaşam için çok önemli olan başka hammaddelerden yoksundur. Ayrı ayrı. kimya. çapa ekimcileri. Mısır'a oranla. tarlaları sulamak. Hindistan'a doğru tüm kıraç topraklarda. Artık M. topluma çok etken ve düzenleyici bir silah sağlıyordu. metalürji ve mimarlık gibi uygulamalı uğraşı bilgileriyle. çatışma ve çelişmeleri çözümleyecek resmi görevliler de gerekecektir. beceri ve bilgi biriktirilmekteydi. Doğu Akdeniz çevresinde ve daha da doğuya. hurma palmiye ağacından yapılırdı. sulama işi. sellerle yenilenen verimli topraklar bol bol besin sağladığından. Daha ilk başlardan beri Sümerliler alet kesimi için Kafkas obsid taşını ya da benzeri tür taşları ithal etmek zorundaydılar. toprağı sel sularından kurutmak. Öte yandan. 3000 yıllarına gelindiğinde. Aynı zamanda. üstelik Nil kıyılarında bol bol bulunan seri taş da bulunmazdı. Bunların ardında da rahipler. Bunlara bir de daha uzakta. Sind ve Pencap'ta olmuştur. İndus ırmağı kıyılarında. İşte bu insanlar. liğli topraklarda ve bataklık alanlarda. görenekler ve bilgiler biriktirmişlerdi. balta başı yapılabilir sert çakıl taşlan bile pek enderdi. Sümer'de olduğu gibi. gerekli malları rahatça ithal edebiliyorlardı. çeşitli meslek ve sınıfları içeren devletlerdir. Dicle ve Fırat arasındaki liğli topraklarda. bundan önceki bölümlerde sözü edilen buluşlarla insanlık uygarlığını geliştirmişlerdir. ormanların temizlenmesi ve ondan sonra da kanalların ve bentlerin bakımı.

Kiş. Sümer ve Mısır çömlekleri de birbirinden çok farklıdır. geniş caddeler ve dar ara sokaklar boyunca düzenle dizilmiş.lümüıı başlarında anlatıldığı gibi. Sümer'de her bir yörede. İnsan eyleminin her türünde böyle başkalıklar bulunabilir. bataklık ova düzeyinin üstünde tepecikler oluştu. Böylece 1. Arkeologların bulduğu eşyalarda görülen bu değişiklik. bu özellik. Akad. krallar ve memurlara ayrılan anıtsal türrbeler de bulunmuştur. Kendine yeterli besin üreticilikten. Mezopotamya ve Hindistan'da aynıydı. Bu farklılık arkeolojik nesnelere da yansır. yalnızca varlığın arttığına değil. bu kullanım da üç yüzyılı aşmamıştır (Bazı bilginlere göre bu sürenin yarısı daha doğrudur). giderek daha çok maden kullanımı. mücevherler vc uzmanlaşmış zanaatçılar tarafından bol miktarda üretilen nesnelerdir. din ve toplumsal örgütlenmede de görülür. çok daha büyüktür ve çok daha kalabalık bir nüfusu barındırabilir. kuşkusuz bu eşyaları üreten ekonomideki değişikliğin yansımasıdır. Köy büyümekte. yaşamına neolitik çiftçiler köyü olarak başladı. Eşııunna ve Ma ri'de izlenebilir. Kalıcı yapılar olarak da. ama bu benzerlik soyut bir benzerlikti. Larsa ve Şuruppak'da. uzmanlaşmış imalat ve dış ticarete dayalı bir ekonomiye dönüşüm. Ekonomik alanda ikinci devrimin sonuçları Mısır. tapınaklar. politik ve dinsel yöntemlerin de ayrıntıları göze batar derecede değişikli. bıçaklar. memurlar. köylerin birbiri ardına çökmesi ve sonradan yerlerine yenilerinin yapılması sonucu. Yalnız ekonomik yapının değil. Her bölgede demirciler aynı kimyasal maddeleri aynı basit yöntemlerle işleyip günlük gereksinmeler için aletler ve silahlar yapmaktaydı. kentsel mezarlar. çömlekçi çarkının kullanılmaya başlanması ve başka örnekler bir önceki bölümde özetlenen gelişmeyi kanıtlar. Oysa. hele avcılar arasında. Çemdet Nasr. çarkla yapılan kaplar. daha sonraki aşamalar kuzeyde. daha geniş bir alanda. güneyde bir çok değişik yörede izleyebilir. Bu değişiklikle birlikte nüfus da artacaktır. bu mezar. Yeni kentler. Ur. Opis. 104 . Bu yapay tepeciklerin ilk on beş metrelik bölümü kamış ve kerpiç evlerin kalıntılarıdır. örneğin Sümer. Bundan başka.çıkarılan en ilginç eşyalar artık tarım ve av aletleriyle diğer ev yapımı mallar değil. Birinci bö . Somut açıdan. Hint. saraylar ve atölyeler ilgi çekmektedir. Örneğin Sind'de Mohenko. her bir bölgede çizdiği yön tek tek ele alınmalıdır. Erek. anıtsal mezarlar. oysa çömlekçilik zanaatı bu üç yörede de aynıydı.daro iki kilometre karelik bir alana yayılmıştı. diğer yörelerde olanlara da örnek sayılabilir. sonuçlar her bir alanda çok belirgin biçimde farklıydı. Ur'da "Kral mezarları" denilen mezarlık. hançerler ve mızrak başlan. Nil boyunca tarih öncesi çağlardan beri sürüp giden köy mezarlıklarından başka. besin üreten bir toplumda. Rahipler. Arkeologların kanıtları bu savı doğrulamaya yeterlidir. tüccarlar. tapınak eşyaları. nüfusun da çoğaldığına tanıklık etmektedir. bulunduğu vakit bile 700 cenaze kalıntısı hâlâ belirgindi tarih öncesi hiçbir mezarda bu kadar büyük bir sayıya rastlanmamıştır. Erek. ekonomik yöntemler. Fırat kıyılarında ve İndüs'te başka başka biçimlerdeydi. Bu nedenle devrim somut biçimde genelleştirilerek anlatılamaz. yalnızca benzer değil. Eridu. Bu kalıntılardan toplanan basit eşyalar.Nil'de. alan olarak. halkın pek küçük bir kesinrnce kullanılmıştır. bu sınıflar da kendine yeterli. iki katlı evler vardı. büyük bir nüfus artışına da yol açmıştır. ilk başta ve sonlarda. zanaatçılar ve askerler yeni sınıflar oluşturmaktadır. ortak dil. ama henüz köydür. varlığı artmaktadır. eştir. Lagaş. kulübe ve çiftlikevleri yerine. Bunların içinde ender olarak değil günlük yaşamda kullanılır türden garip eşyalar ve süsler bulunmaktadır. Ama yaptıkları eşyalar -baltalar. geçimini kendi başlarına hiç mi hiç sağlayamazlardı. Arkeologlar. Erck'teki kazılarda ortaya çıkan gerçekler. içerdikleri ya da yanı başlarında yerleşik köylere oranla. büyük mezarlıklar. Bölümün başında tanımlandığı biçimde bir devrim oluşmuştur. Mezopotamya'da devrimin çeşitli aşamalarını. silahlar.

Toprağın bol verimi ve çiftçilerin koyu dinsel inançları sonunda. küçücük kulübelerin duvarları ve ocakları yerine. tıpkı tarih sonrası kralların tapınak planlarının kendilerine bir düşte açıklandığını söylemeleri gibi. Tanrı ancak toplum iradesiyle var olabildiğine göre. kutsal başkan herhalde.Sonra. gerçek artık varlığını tanrıya adamış. bu yörede yaşayan toplum. İlk ziggurat. hatta yazı da başlamıştır. Erek tek değildi. Buna göre. dünyanın en eski hesap yazıtıdır. neolitik köylerde. üstünde mühre benzer bir kazıntı ve sayı olduğundan kuşku bulunmayan işaretler vardır. İşte bu sıralarda muhasebecilik. kerpiç ve duvarları beyaz badanalı küçücük bir tapınak. tapınak ya da tapınak gruplarının temelleri ortaya çıkar. Bunlar besin üreticiliğinden uzaklaştırılırken. bir de tanrıların gökyüzünden inmeleri için merdiven vardı. Bu uzlaşma geliştirilirken.rat"dır. ilk tapmaklar da bir grup rahip nedeniyle yapılmıştır. Alt bölümlere çok daha görkemli tapınaklar yapılmıştı. bayırda iş görmekten kurtulmuşlardır. Hemen yakında da yapay bir dağ yükselir. İşin bütünü dikkatle planlanmıştır: Yapay dağın her bir köşesi. bunların arasında da girintiler vardı. yazılı belgelerle açıklanacaktır: belki çeşitli armağan ve kurbanların ve bunların kullanımının bir kaydını tutmak gerekecektir. bir süre sonra. İşte bu noktadan başlayarak kentsel 105 . Kuşkusuz. yuvarlacık gamzeler gibi tapınağı süslerdi. Gerçekten de ziggurat tapınağında bir yazıt bulunmuştur. uzmanlaşmış endüstriler ve ilkel de olsa. Yapay dağın ve tapınakların kurulması. Dağın tepesinde. bu girinti ve çıkıntılar binlerce çanak çömlek parçasıyla güçlendirilmişti. çağının zemin düzeyinden on mletre kadar yükseliyordu. hiç değilse besin maddelerinden oluşan ganimetlerden yararlanmaktaydı. bu Sümer tapınaklarının kaçınılmaz bir parçası olan kademeli kale ya da "ziggu. bu gücü tanrının kullarından birinin yapmış olması gerekir. ilk tarih çağlarında olduğu gibi. elle yoğrulmuş çamur tuğlaların aralarına kat kat katran sürülerek yapılmıştır. büyük vc disiplinli işçiler ve zanaatçılar gereksindirmiştir. bu toplumda örgütlenmiş işçiler. binlerce çömlek ve tuğla yapımı. kısaca büyü törenlerini büsbütün karmaşık bir hale getirerek. gerçekten anıtsal yapıların. Böylece. Bunlar kan ter içinde çalışmanın. Böylesine düşlenen tanrı. sözde doğa güçleriyle bu güçleri simgeleyenler arasında bir uzlaşma yaratılmasını sağlamışlardır. Ama böylesine anıtların yapımı. Bu parçalar. ticaret ve taşıt yöntemi vardı. büyücüler. tanrı buyruğuyla halka özgü olduğunu anlatmışlar. onlar da tanrının yeryüzündeki varlıklarını içtenlikle artırmış. yoksa Tanrı durup dururken hesap sorabilir. Dağın sarp yamaçlarında payandalar. düzen ve dikkatl e yöneltilmiştir. Özellikle yöneltici bir güç bulunmuş olması gerekir. Erek'te bulunan ilk tapınaktan anlaşıldığına göre. Diğer büyük Sümer kentlerinin bulunduğu yerlerde ortaya çıkarılan kalıntılar da aynı çağlarda aynı kültür düzeyinde uygarlıkların varlığını göstermiştir. rahip biçiminde ortaya çıkmış. dört yöne. bu işle görevli kişiye büyük ve yepyeni görevler yiikleycceklir. Bu çanaklar kururken düzeyin birleşik kalmasına yardımcı olduğu gibi. üstü de 1000 metre kareye yakındı. Oysa. Demek ki. bundan sonra Sümer tapınak hesapları gelir. Bu görev lerin neler olduğu. tapınağın koca hazinesinin yönelimi. kentsel düzeyde gelişmiş. bu varlık da bir rahipler örgütünce yönetilmiştir. bu çabalarına karşı da tanrının gelirinin küçücük bir parçasını kendilerine ayırmışlardır. besin stoku da onun yönetimi altındaydı. Gelgeldim. ortak bir artık üretim stokundan beslenmiş olmaları gerekir. tapınakların planları da geliştirilmiştir. işçi ve besinden başka şeyler de gerektirir. Tüm yazılı belgelerde görüldüğü üzere. bu rahipler de yöneticilere tanrının hazinesinden bol bol ödenek vermişlerdir. tanrısal yetkileri benimsemiş ve doğal olarak da çayırda. malzemenin toplanıp taşınması. Demek ki. herhalde yeryüzünde kendine temsilci ve yorumcular bulmakta güçlük çekmemiştir. di ziler halinde çamura sokulmuştu. kuruma işlemi bittikten ve tapınak tamamlandıktan sonra da. yanyana. Kimin? Belki de bu yapılar hangi başkan ya da "tanrı" onuruna ve görkemine adanıyorsa. ziggurat'ın çamuru kurumadan. Bu.

daha derin bir uygulamalı kimya bilgisi ve jeoloji bilgisi gelişmiş. Marangoz. Yazıtlarda basit aritmetik formüller. Bu ancak. katrana yapıştırılan. Bu uğraşılarını kolaylaştırmak için de muhasebe kuralları ve geometri kuramları geliştirmek zorundaydılar. Birimler. Ur'daki kral mezarları bu işlem ve yönelimi çok güzel örnekler. Teknik becerinin gelişikliğini. ama artık somut eşyalara tıpatıp benzemeyen. oyma kalemleri. rahip yöneticiler yeni bir yazı ve rakam düzeni geliştirmek zo runda kaldılar. kalay ve bakır alaşımıyla yapılabilirdi. Oysa. Bakırcı. arp ve lir yapıyordu. Bu da. hatta siyah mermerden vazolar ve küçük heykeller yontabiliyordu. Bunlar. çekicin ve dökümün ustasıydı ve usta bir kalıpçılıkla belki de cire pcrdııe yöntemini kullanmaktaydı. araba ve sedirin yanı sıra. üstünlüğü doğuran ek madde 7 . gümüş ve lapis lazuli ithal edilip kullanıldığına göre. böylece yazılı kayıtlar hem kendi aralarında.da. Artık muhasebe yazıtlarında düzenli biçimde işaretler ve rakamlar vardır. bu müzik aletleri. karşılaştırma yöntemiyle gelirli bir kaynaktan sağlanan bakır cevherinin üstünlüğünü farkedebilirdi. en azından dört kez yeniden yapılmıştır. kireçtaşı. Böylece diğer ustalardan çok önce. bronz dediğimiz. işaretler yalnızca resimlerden oluşmaktadır. altmışlar ve yüzler için belirgin rakamlar vardır. uçları siyah. döküm ya da dövme bakırdan. Daha sonraları bunların yerini taş ya da deniz kabuklarından kesilip. Bu incelik ve lüksün nedeni yalnızca varlık birikimi ve artan uzmanlaşma olamazdı. Bu gelişim. Buradaki öykü varlık birikimi.tuğla duvara yerleştirilmiştir. daha düzenli ve yaygın bir ticaret başlamıştı. çivi. Herhalde içinde kalay bulunan bakır cevheri arıtılırken ya da arıtma işlemine kazayla kalay karışması sonucu rastlantıyla bulunmuş olmalı. kil konilerden oluşan mozaikin yerini kara katran üstüne kakılan sedef ve akik taşlar almıştır. hem de kendilerinden sonra gelenlerce anlaşılabilecekti. anlaşılan bunlar artık alışılagelmiş anlamlar edin miştir. Tarih çağının başlarında.Ö. Heykeltraşlar. M. Tarih çağlarının başııı. bronzu Sümcrlilerin bulmuş olduğu anlamına gelmez. Kuşkusuz bu aletleri çalacak profesyonel müzisyenler vardı. Her bir tapınak. varlık artmış. mozaik desenler olıışlııracak biçimde çamur . uğraş geleneklerine ve yeni uygulamalı bilimsel buluşlara dayanıyordu. Bundan sonraki aşamada. baltalar. çünkü aynı yıllarda Hindistan'da da kullanılmaktaydı. muhasebesini tutmak da güçleştiğin den. katran kalıbı üstüne yerleştirilmiş büyük çapta hayvan grupları. bir öncekinden daha büyük olmuştur. sırlı eşyalar ve küçük savaş arabalarının yapımından anlıyoruz. kilden biçimlendirilmiş şekillerin yerini almıştır.uygarlık sürekli olarak izlenebilir ve bu yönelim yazılı tarih denen aydınlığın insanlık üstünde parlaması anına kadar sürer. delgiler. üstüne hayvan şekilleri konulmuş levhalar almıştır. mezarlarda kral ailesinden gelen sahiplerinin yanında yer alırdı. mengene ve iğneler. Sümer demircilerinin ince döküm işi yalnızca bakırla becerilemezdi. onlar. Tanrının gelirleri arttıkça. testereler. örneğin hesap denkleştirmesi görülür. fırınlanmış kilden koni biçiminde parçalar yerleştirilmiş. Tapınağın iç duvarları ilk başta kilden yapılmış hayvan biçimleriyle süslenirdi. Erek tapınağı tamir götürmez duruma gelmiş. İlk ziggurat'ın duvarlarına çakılan çanakların yerine. özel aletler. Kuyumcular artık tel ve lehim yapabiliyorlar. özellikle Cemdet Nasr'da çok iyi bilinmekteydi. keskiler. bıçaklar. Bu gözlem sonucu. Kuyumcular artık en sert taşları delebiliyor ve üstüne mühür kazıyorlardı. dövme ve telkari işçiliğiyle süslü püslü takılar üretiyorlardı. Artık bu yörede kurşun. işçilikte uzmanlığın geliştirilmesi ve ticaretin büyümesidir. 3000 yıllarından çok sonraları. incecik zincirler. kayık. gelişen teknik beceriler. sık sık tekrarlanan başka işaretler de vardır. Çözümlemede gerçekten bu alaşımın kullanıldığı ortaya çıkmıştır. ancak çeşitli kaynaklardan "bakır" sağlayan kentsel bir toplum. daha nice başka aletler yapabilmişlerdi. Akad'da (Kuzey Babil'de). kırmızı ve beyaza boyanmıştır. Erek'te yeni tapınak yapımının üçüncü aşaması.

Bu hançer. Doğuda. 1300 yıllarında demir endüstride kullanılmaya başlamıştır. Belki kendi kabile bağlarından ve yerel devletten de kopmuşlardı. İkinci devrimin yarattığı yeni uzman zanaatçı sınıfı artık besin üretim işinden özgürdü. Gümüş ve kurşun da herhalde. eğer tutsaksalar. Çeşitli aşamalar. bu 109 . Deney yapıldığının bir başka kanıtı da aynı çağa ait kliçük demir bir hançerdir. varış yerinde mallan teslim alıp yerine geri gönderilecek başka mallar yüklerler. Nil ve İndüs üzerindeki başka kentlerle ticaret ilişkileri kurmuştu. Gerek son durakta. arada bir. ama Mezopotamya'da değil de. düşünlerin. Oysa bu süreklilik. bu zanaat M. 2500 yıllarından sonra büyük bir ihracat özeği olan Anadolu'nun Toros dağlarından getirtilmekteydi. Ticaret yalnızca hammaddeyle sınırlı değildi. Tarih öncesinde Mısırlılar sırlı taş ve fayans yapıyorlardı. Engebeli meralar. Bir çok Mezopotamya kentinde. Artık. zanaatçılar ve buluşları yapan kişiler de taşınırdı. ama bu buluşun ardının izlendiğine değin bir kanıt yoktur. uğraşıları nedeniyle en çok nerede para ederlerse oraya gönderilirlerdi. Nedeni ne olursa olsun. boncuklar. teknik yöntemlerin hızla yayılmasına yol açmıştır. Ancak M. gerekse yolda çeşitli durak yerlerinde. Tüccarların temsilcileri. endüstriyel ve ekonomik sonuçları da insanın nesnel kültürünü böyle etkilemişti. herhalde ihracatçı ülkenin sömürgecileri. cevherinden arıtılmış madenden yapılmıştır. Bakır. belki de Akdeniz kıyılarında Lübnan'dan gelmekteydi. Lapis'in Arganistan' dan edinildiği sanılır. altmış yıl önce nasıl Oporto. çoğunlukla Basra Körfezinin güneyinde Amman'dan gelirdi. nerede kârlı iş bulurlarsa oraya gidebilirler. Büyük deniz kabukları Basra Körfezinden ve Umman Denizinden sağlanırdı. bu arada da malı getirenleri ağırlarlardı. hiç de Sümer özelliği göstermeyen mühürler. uluslararası çapta yaygınlaşmasını gerçekleştiren bir yoldu. etnolojik ve polilik alanlarda geçerli değildi. Gerçeklen de. Doğuda bu tür ticaret hiçbir zaman balyalar dolusu eşyanın bir yerden bir yere taşınması demek değildir. bu nedenle topraktan da kopmuştu. Sümerliler tarafından bulunmuştur ve kuşkusuz tümü de alkalin silikatların özelliğine bağlıdır. belki de diğer sırlı işler arasında.Ö. alaşım bilinçli olarak yapılmış olabilir. Liğli topraklara tümden yabancı olan maddelerin böylesine büyük çapta bu alanlara ithalinden. bu eşyalar genellikle Sind ve Pencab'a özgüdür. Bundan başka bu kervanlarla taşınan yalnızca yeni buluşların ürünü olan mallar değil.ayrılıp. tuz çölleri ve iki vadiyi ayıran güç alanları aşan kervanların ya da her iki ırmağın denize ulaştığı yerde. halta kap kaçak bulunmuştur. 3000 yıllarında Mezopotamya'ya da tanıtılmıştı. Bir kent özeğinde yapılan endüstri ürünleri. Zigana'lardan. M. bu geleneksel bir gerçekti. Ustalar. kuşkusuz ekonomik birikim ve bilimsel ve teknik ilerlemenin organik sürecinde çeşitli anlardı. Kereste herhalde yağmuru bol dağlardan. Bunlar. Elli. denizin sığ kıyılarında güçlükle ilerleyen teknelerin bu malları taşıdığı düşünülebilir. ehil işçi gerçekten devingendi. daha önceki çağlarda pek umursanmayan ticaret işlerinin yaygınlaştığı ve düzene girdiği anlaşılır. Ama bu yıllardan bir süre sonra saydam cam örneklerine rastlanmıştır. birbirlerinden 200 kilometre kadar uzaklıkta bulunan Dicle ve İndüs ırmakları arasında uluslararası ticaretin varlığının kanıtıdır. bu devingenlik ve gezegenlik. kervanlar ve tekneler uzun uzun dururlardı. Sümer kentleri. İşte Mezopotamya'da ikinci devrimin aşamaları böyle oluşmuş.Ö. Bu. meteorik demirden ya da doğal tellürik demirden değil. Anadolu'da kullanılmıştır. Tek bir deney sonucu yapılmış da olabilir. İstanbul ve Şangay'da İngiliz tüccarları varsa. O çağın bir başka buluşu da saydam camdır. ya da. ikinci devrim artık Mısır ve Hindistan'da yürümekteydi. insanlardı da. bir başka kentin pazarlarında satılmaktaydı. Bu koşullar altında yapılan ticaret gerçekte bir kültür alışverişi. Bronz ancak bilinçli kıyaslama ve deneyler sonucu bulunabilirdi. beceri ve bilgilerini daha iyi koşullarla uygulayacakları büyük özeklere giderlerdi. herhalde Ur ve Kiş'de yerleşmiş Hint tüccarları vardı.Ö.

rahiplerden bir örgütü vardı. Her neyse. Erek'te ve diğer kentlerde tarih öncesi tapınakların sürekli olarak yeniden yapımı. Yöneticiler. tohumu ve büyüsel verimi simgele mek yerine. Neolitik çiftçiler genellikle sırt üstü yattıkları biçimde gömülürlerdi. cenaze töreninde kurban edilmiş pek çok insan iskeleti bulunmuştur. M. Ülke. ama tümünün ortak nesnel kültürü. öbür toplumsal yapıların başma ne gelirse gelsin. yeni gelen insanlarla. tanrısı ortaya çıkmıştır. Bu madde. Kültür aşamasının üçüncüsünde. Tâ M. ortak dili vardır ve tümü arasında ekonomik bağlar kurulmuştur. böyle olunca da arlan gelirlerin yönetimi günden güne güçleşti. Babil'dcki büyük E-Sagila tapınağını yaparak kanıtlamıştır.zarlanndaki iskeletler ölülerin.Ö. sadece kendi iş arkadaşlarıyla hemen kendilerinden sonra gelenler değil. İnsanın yöneltmeye çalıştığı büyüsel güç artık ulaşılması gereken bir tanrı olarak kişilendirilmiştir. öbürleri de bir Sami dili olan Akad dilini konuşmaktadır. Mezopotamya'da bulunan en eski okunabilir belge. toplum artık toplu iradesini. Erek' teki ikinci tapınak grubu. Tapınak. 323 yılında bile Makedonyalı İskender Asya fatihliğini. her tanrının yeryüzünde bir evi vardır. artık tarih öncesi çağlar için arkeoloji biliminin bulgularına. yazılı kayıtlar anlaşıldığı vakit. Nesnel kültürün sürekliliği bu nedenle aksamış değildir. ekim ve ekin biçme törenlerle anlatılır. Bunun yorumu da. büyüsel güçlere başat olan bir tanrıyı simgelemeye başlar. liğ topraklı ova için çok yabancı ve garip bir nesnedir. Babil'de iki ayrı dil grubunun başat olduğunu görürüz: Halkın bir bölümü Sümer dili konuşmakta. on beş ya da yirmi kent devletine bölünmüştür. Oldukça büyük sorunlar doğuran bu ırk farklılıkları kesinlikle tanımlanamaz.Ö. garip biçimli tuğlalardan yapılmıştır. dinsel örgütlerin ve bunların sürekli yaşatılan geleneklerinin somut kanıtıdır. gerçekten bir konaktı. cenaze törenleri değişmişti. zaman zaman engellendiğine değin belirtiler vardır. ortak dini. Erek'tcki dördüncü tapınak dizisi yapıldığı vakit. (Cemdet Nasr'da görüldüğü gibi) ölüler. Tarih başlamadan önce. Örneğin. temelin kireç taşı bloklar üstüne yapıldığını gösterir. Her bir kentin özeği kutsal temenos. rahipler de yerlerini korumuşlardır. daha önceleri tohumun doğuşu ve ölümü.birikim ve ilerleyişin. bu yapay kişide birleştirmiştir. yazılı metinler. bu oyunun oyuncuları. bu yoldan ekinin iyi olması umulurdu. Mimarlıkta bazı değişiklikler de. kral mezarlarının çevresinde ise. öbür yanı yuvarlak. Babil'de bulunan yazılı kayıtlar hanedanın sık sık değişliğini ve yabancıların ülkeyi sık sık kuşattığını belirler. rahiplerin tuttuğu tapınak gelirleri 110 . yani kent tanrısının ve diğer tanrıların tapınaklarını içeren bir kaledir. Oysa son dönem tapınaklar. insandan uşakları. büyüsel güçlerin kişisel simgesidir diyebiliriz. Tanrı. bu ev de kent tapınağıydı. toplu umul ve korkularını. bir de yazılı kanıtlar eklenmiş oldu. her biri politik açıdan bağımsızdır. ülkenin sahibi.nü gösterir. Tapınak işleri. çağdaş bilginler de bu yazıları okuyabildiler. 3000 yıllarından hemen sonra. Ur'da bulunan kırsal me. bir yanı düz. karmaşık iş alışverişlerini kaydetmek için daha elverişli yöntemler aramaya koyuldular. Bu felaket anlarında tapınaklar da yağma edilmiş ya da yıkılmış olabilir. ama yeni kral ya da kuşatmayı başaran yeni kahraman hiç vakit geçirmeden dindarlığını ve gücünü kanıtlamak için yeni tapınaklar yapmış ve bunlara yeni gelir kaynaklan sağlamıştır. yerine fırınlanmış tuğla kullanılmıştır. dışardan istila yoluyla gelenlerin Sümcrlilere öğrettiği yeni mimarlık yöntemlerinin yansıması yolundadır. daha da varsıllaştı. Akad dili İbranice ve Arapçaya benzer ama Sümer dilinden tümden ayrıdır. Bundan sonraki çağlar için de bu gerçek geçerlidir. teknik ilerlemenin dışında başka aşamaları kanıtlar. dizleri çenelerine değecek biçimde yatırılarak gömülürlerdi. Sonunda. Zamanla. genellikle uyurlarmış gibi gömüldıığü. Sümer ve Akad'daki sosyal ve ekonomik örgütler konusunda açık bilgiler verir. tüm bu aşamalarda sürüp gittiğinden. Tanrılar ve tapınaklar da bu krizi atlatmıştır. belki de kuşatım ve istila yoluyla. tarihin daha sonra da yinelediği gibi. Daha sonraki grupta taştan vazgeçilmiş. Sonunda öyle bir yazı yöntemi buldular ki.

" Ülkenin ekonomik gereksinmelerini karşılamak için. 111 . Tanrıyı büyük kapitalist ve toprak ağası. ödünç alandan borcunu geri vermesini istediği gibi. En eski tapınak arşivlerindeki kayıtlara göre. Cemdet Nasr'da bulunan resim-yazılı yazıtlar. tohumu simgeledikleri için kurban edilip gömülmekten. başbuğ ya da kral. Bundan sonraki bölümde anlatılan ikinci devrimin bilimsel sonuçlan bu yazıtlara dayanılarak çözümlenmiştir. aynı dış ticaret kaynaklarından getirteceklerinden haliyle ticaret rekabeti başgöstereeektir. Daha sonraki yazıtlar. Bu kayıtlara göre tapınak yalnızca kentin dinsel yaşamının özeği değil. Hiç kuşkusuz. ilk oyuncuların hazin sonundan. rahipler. Suriye'den kereste. kurtarmıştır. Üstelik insanlar üzerinde tanrının geçici güç ve yetkisinden büyük bir pay da koparmıştır. Üstelik ordunun ekonomik işlevi de vardır. Sümer toplumunun gelişmesinde önemli ekonomik işlevi vardır. Belki de kişileştirilmiş tanrı rolünü oynayan adam budur. komşularına egemen olmaktır. ayrı politik yöntemlere bağlı olması. aynı zamanda sermaye birikiminin çekirdeğidir. dokumacılar ve diğer işçilere ücret öder. Terziler. kent . gezgin tüccarlara buğday. Halkının dindarlığı sayesinde edindiği varlığı." Bütün bunlara karşın. tanrı buyruğu olan planlan tuğlacılara ya da başka deyimle doğramacılara ve mimarlara verirken poz poz resimleri bile çizilidir. İlk krallar ekonomik eylemleriyle övünürler . Bu gücün yararlarından biri de. Tapınak büyük bankadır. kendini toplumun üstüne çıkarmış ve toplumdan kopmuştur. çevredeki steplerde dolaşan göçebelerin ve dağdan inen yaban kabilelerin saldırısından korumaktır. Gerçekten de. bugün okuyabildiğimiz yazıtların öncüleridir. komşu kentlerin savaşlarına vc bu savaşları geçici olarak durduran barış anlaşmalarına değindir. kuşkusuz. Tanrı. toplumun en varlıklı üyesidir. Bazı anıtların üstünde. Siimerdeki yukarda belirttiğimiz ekonomik gelişmeyi betimler. "çıkar çelişkilerine düşen sınıfların. Kent başbuğunun amacı. lekne ustaları. yaşamı için ikiz ırmaklarının suyuna. M.hesabıdır.Ö. kralın. tanrının yanısıra bir de geçici başbuğ ortaya çıkmıştır.devletlere oranla ekonomik gerçeklere çok daha uygun bir politik düzen yaratılacaktır. tanrı ekicilere borç olarak tohum ya da sapan sürecck hayvan verirdi. uygar yaşam için de ortak kaynaklardan aynı lüks nesnelere gereksinir. Sivil yönetici ve askerî kumandanın nesnel gücüne sahiptir. devrimin yarattığı "düşmanlıklar" nedeniyle.kanallar açmışlar. ama aynı zamanda da hiç çekinmeden "kral" ilan eder. tapınaktaki faiz payını bir hayli yüksek bulabilirsiniz. halka açıktır. tanrı da ülkenin baş kapitalisti. Sonunda. üstüne bir de teşekkür payı koymasını beklerdi. 3000 yıllarında. toprak ve su haklan konusunda anlaşmazlıklar çıkacaktır. hatta önceden teşekkür payının adını da koyarlardı. gerçekten "toplumun içinden çıkmış. Umman'dan bakır ve granit ithal etmişlerdir. Kuşkusuz tanrının vekilleri bu görevi gününde anımsatır. Bu başbuğ kendini. aynı ırmakların suyunu kullandıkları için. tarlalarını kiralardı. birleşmesi gereken ekonomik yöntemin. Bu tür teşekkür paylarına bugün faiz deriz. Çok eski belgelere göre. halka iyiden iyiye baskı d a yapmamaktadır. bu oyunun bir çok bölümlerinde tanrı rolünü oynayacaktır. askerler böylesine edinilen artık üretimle beslenmektedir. Dindar değilseniz. Artık devlet. büyük alçakgönüllülükle. her kentte. bu işlev. arpa ya da altın öndelik (avans) verirdi. Devlet gücünün "özel teşebbüse" yardımcı olacağından da söz edilir. besin ve gerçek varlık olarak sermaye birikimini hızlandırmıştır. tapınaklar yapmışlar. Ama kendini. Oysa bu tanrı. tanrının vekili. nice savaşlara yol açmıştır. Çeşitli bağımsız kentler arasında. Kendi endüstrileri için aynı hammaddeleri. Tapınak hesaplarından sonra en eski yazıtlar. çalıştırdığı biracılar. Aşağı Mezopotamya. Erek'teki en eski tapınakta bulunan resimli alçıtaşı yazıt. tapınağı banka yapan ekonomik düzen anlaşılan tarih öncesi çağların çok eski yıllarına dek uzanır. boş ve anlamsız çatışmalar sonucu kendi kendilerini tüketmeleri ne engel olmaktır. müzisyenler.

Fırat vc Dicle ovalarına oranla daha doğal bir ekonomik birimdir. Nil sellerinin önceden hesaplanması olanağı edinilince. aynı çağda oluşmuştur diyebiliriz. Böylece ekonomik yöntemi değiştirebilecek kaynaklar. daha sonraları Ur vc diğer kentlerin krallarınca. Mısır'ın birleşmesi ve yardımcı endüstri ve ticaret ile besin üretimine dayalı bir devletin kurulması. ancak M. izlendi. bu nedenle de birleşmeye yönelik doğal unsurlar daha elverişlidir. Mısır'a ithal edilen mallar. Sargon dediğimi/ Sâmi ırkından hakanı. kendine yeterli. Babil.hakanların gücü ve yetkisi kısa sürmüştür. Menes'in atalarından biri. Bu birleşme olayı. Aşağı Mısır'ın geniş. Bu maddelere gereksinme büyük çaplara eriştiği vakit dış ticaretin örgütlenmesi ve imalat endüstrilerinde uzmanlığa geçiş zorunlu olmuştur. Artık kendi özel büyülerinin yararsız olduğunu gören köylülerin çoğunluğu. ço ğunlukla malaşit taşı. Nil vadisi. her iki bölge için de. ülke devletinin içeriği olmuştu. yerlerine daha genç ve dinç birinin geçirilmesi gerekirdi. bazıları da ekinlerin verimini. böylesine yapmacık bir etkenlik kendiliğinden kanıtlanmıştır. daha becerikli insanların büyüsüne sığınmak gereğini duymuştur. 2500 yıllarına ya da daha sonralara dek. krallığın kuruluşunu. M. politik birleşme. toplum tanrısının tapınağında değil de. coğrafya açısından. Mısır krallığının nasıl kurulduğuna değin. ortak yasalara. Bu başarısı. dışardan ithalata daha az bağlıdır. demek ki ikinci devrim. Artık kent devlet. Özellikle yerli sert taş. Mısır'lı çiftçiler daha bin yıl taş aletler kullanmaya devam etmişlerdir. tüm Babil'i içeren bir imparatorluk kıırdıı. Bu nedenle de. ancak Yukarı Mısır kralı Mcnes'in Delta'yı ele geçirmesiyle gerçekleşmiştir. 1800 yıllarında politik bir gerçek olabildi ve ortak bir başkente. açık Delta'sı arasındaki ayrıcalık çok büyüktür. besin toplayıcı kabileler. Ancak çok varlıklı ve becerikli başkanlar gerekli törenleri yapabilirdi. oluşan isyanlar dışında bu yönetim yaklaşık olarak bir yii/yıl siırdii. daha sonraki yazılı kaynaklardan edindiğimiz bilgilerle kurmak zorundayız.Bu acımasız çarpışmaların. sürekli bir sonucu olamadı. kendini. Bunların büyü gücü. iyi kötü. Ayrıca. altın ve baharat gibi lüks eşyaları ve büyü araçlarıydı. tıpkı geçen yüzyılda başat olan Nilotik kabile başkanları gibi. Bu yoldan elde edinilen yetki ve güç. bu anlattığımız türden büyücü . Kuşkusuz. bunun yerine devrimin izlediği yönü. Sargon'un Babil'i birleştirmesinden tam beş yüzyıl önce gerçekleşmiştir. Akad'ın. Tarih açısından. Bu da ancak büyü amacıyla bu garip nesnelere büyük değer verecek ve aynı zamanda bu isteklerini karşılayacak çapta artık varlık biriktircbilecek yeni bir sınıfın oluşmasıyla gerçekleşebilirdi. üstelik fazla yaşlanmadan da öldürülüp. Yukarı Mısır'ın daracık vadisiyle. Bir de takvim düzenlenip. oldukça tahminlere dayanan bir anlatımı ele alalım: Tarih öncesi köylerde. kendilerinin tahta çıkışlarını simgeleyen anıtlar bırakmamışlardır. Mezopotamya'ya oranla. Mcnes'in ataları Sümer'deki tarih öncesi gibi. değerli taşlar. gerçekten de Babil'liler yalnızca maden kullandıkları vakit.Ö. iki Mısır'ın birleşmesi. takvime ve Babil kralı Hammurabi yönetiminde sürekli bir hükümete kavuştu. bu yazgıdan kurtulabilirdi. Başkan. taklid edildi. Mısır'da.Ö. yarattıkları fiziksel güçle ölçülürdü. Üstelik Mısır. endüstri açısından madenlere büyük bir gereksinme duyurmuyordu. Nil Vadisi boyunca mezarlarının kalıntılarına rastladığımız. sulama kanallarını tıkayıp suyu kesme yoluyla daha da perçinleştirilmiştir. ikinci ekonomik devrimle aynı zaman a rastlar. bu yeni düzen de ekonomik gerçeklere daha uygundu. arkeolojik kalıntılar üzerinde somut kayıtlar okuyannyoruz. bu iki alanın tek bir krallık altında toplanması demektir. içinden çıktığı toplumun çok üstünde bir konuma yerleştiren bir kralın elindeydi. hava koşullarını ve Nil sellerini etkiledikleri izlenimini bırakmışlardır. izleyicilerini büyü sayesinde fiziksel etkenlere bağışık olduğuna inandırabilirse. bir ara büyücüler sınıfının egemenliğine girmiştir. büyü yoluyla 114 . Gerçekten.

Sel sularını engellemek için girişimde bulunduğundan da söz edilmiştir. devlet memurları yönetiminde Yukarı Nil'e geziler düzenlenir. Bu yoğun varlık. bu başarı artık Şahin kabilesinin başkanında toplanmıştı. Yetkisini. Tarih öncesi çağlarda. hem vergi toplayıcılara. Biblos'a giderek gemiler de Devlet tarafından ticaret maddeleriyle donatılırdı. krallarının. Bu amaçla devlet tarafından donatılmış araştırıcı ekipler. buna büyü yoluyla ulaşabileceğine inanırdı. birleştirilen krallık. Mısır'lılara verim ve varlık simgeliyor olmalıydı. kabilelerinin ongusu olan ve Horus denen şahinle eşleştirilmişti. Bu ölçek ve kayıtlar. Oysa kutsal kral kavramı. büyü yoluyla yeniden gençliğine kavuşmuştur . Sed festivali denen bir tören düzenlerler. bu önemli tanrı da. kutsal firavun. Bu tören. kaynağı olan ölümsüzlüğü korumak için kullanılmaktaydı. tebasına somut yararlar sağlayarak edinmişti. biiyü araçları ya da savaş donatımı getirmek içindi . kralın. Nilomelre denilen ve Nil'in yüksekliğini ölçen bir alet bulunmuştu. bir yandan somut zaferlere -örneğin rakip ve düşman başkanların yenilgisine. Kuşkusuz. Menes yönetiminde. Krala gelince. Firavun. Bu dış ticaretin baş amacı kuşkusuz lüks eşyalar. Hanedanda firavun artık Güneşin Çocuğudur. yaşamı süresince sağladığı iyilikleri. firavunun askerlerinin eşliğinde zaman zaman çölü aşarlardı. öncelikle vergilerin saptanması için kullanılmıştı. gerçekte ise feodal başkanı bulunduğu ülkesinden sürekli gelir sağlıyordu. gerçek yaşamda olduğu gibi besin. ölünün. Öte yandan da bu güç. biraz önce betimlenen. Kuzey Suriye'den sedir ağacı ve reçine getirtmek için aynı yöntem uygulandı. ülkesine refah sağlayarak kazanmıştı. Nil nedeniyle.tıpkı ekilen tohum gibi. yalnız uydurma yakıştırmalarla halkının itaatini kazanmış değildi. uçsuz bucaksız kaynaklara ve varlıklara kon du: bir yandan kuşattığı yerlerden ganimetler topluyordu. kap kaçak. Hanedandan bir firavun. gerekse ccnazc törenleri için kullanılan hammaddelerin parasal kaynağı firavunun gelirleriydi. gene kralın kurduğu Devlet örgütü etken bir süreklilik sağlamaktaydı. kralın atadığı memurlar ve bunların konumları. bu Bölüm'ün başlarında anlatılan tarım festivallerine benzerdi.. Gerek Mısır endüstrisinin. Bu güç.oysa köylüler ve işçiler hâlâ tarlalarda taş araçlar kullanırlardı. mezarda zevk alabileceğine. büyücü başkan. bu nedenle şahin tüm öbür ongunlardan üstündü. ülkenin varsıllığını sağlayan büyü gücü. Mezopotamya'nın küçük tanrıları gibi. bunun son örneği Delta'nın ele geçirilişiydi. Eski Krallıkta. bir bakıma. Delta'nın gücünü edinmeye başlamışlardır. Mısırlılar her zaman ölümden sonra yaşamın sürdürüldüğüne içtenlikle inanırlardı. gücünü. mezardan da aktarabileceğine inanırlardı. yerlerini oğulları ya da kardeşleri alırdı. süs eşyalarına gereği olduğunu sanırlardı. Mısır'ın birleşmesi. bu olumlu güçle eşleşmiştir. Menes ve ondan sonra gelen Firavunlar.borçluydular. takvim gibi. kendini aynı zamanda kabilenin ongunu (totemi) olan ve tüm kabile üyelerinin kendi ataları sandıkları hayvan ya da başka bir maddeyle eşleştirmek istiyordu. V. II. Tarih çağlarında ise. hem de çiftçilere yardımcı olmuştur. Aynı amaçla. Hatta hanedanın değiştiği bile olmuştur. sürekli olarak yeni törenler ve yeni betimler yaratılarak perçinlenmekteydi. Her neyse. Gelirlerinin bir bölümü gerçekten verimli girişimlere yatırılmıştı. Bakır ve göktaşı Sina'da çıkarılırdı. Hanedanın kurulmasıyla başkentin Yukarı Mısır'da Abidos'dan. sözde ölüm ve dirilme yoluyla gençliklerini yenilerlerdi. o da yeryüzünde hoşlandığı her şeyden. krallar da ölür. ölümsüzlüğü yolundaki çelişkili düşünlerden doğardı. öte yandan da kuramsal olarak tek sahibi. Kuşkusuz. Horus'un zaferiydi. Oysa. simgesi ölümünden kalkar. Belki de. 115 . tüm firavunlar. firavunun tanrısal yetkisi.. III. belirli zamanlarda. yeni bir sulama kanalının "ilk yosunlarını" kesmişti.gençleşebileceğini savlamıştı. dönüşte altın ve baharat getirilirdi. Mısır kralları güçlerini. Öbürleri artık ikinci sınıf ya da yerel tanrılar düzeyine düşmüşlerdi. Oysa başka kabilelerin başka başka si mgeleri vardı. Menes fetih yoluyla.

demirci.askerler madenî silâhlarla donatıl. 2000 yıllarına dek. Abidos yakınında anıtsal mezarların yapımıyla simgelenir. kuyumcu ustalarca yapılırdı. bu olumsuz çelişkileri başarabilmişlerdir. bir yazı yönteminin. bu tür gerçekçi önlemlerle oluşmuştur. firuze ve diğer yerli ya da yabancı değerli malzemeden büyük bir ustalıkla yapılırdı. M. altın. tüccarlar. arkeolojik kayıtlardan anlaşıldığına göre. Mezarlara yerleştirilen ince yapılı eşyalar da ancak çok iyi yetiştirilmiş marangoz. özenle yapılmış kaplar içinde yağ. batıda Libya'lıların. akik gibi bol bol kullanılan yabancı ürünleri ithal için harcanırdı. çoktan başlamış olduğunu gösterir. kuşkusuz sınır ve su hakkı çatışmaları olurdu. kap kaçak. doğuda bedevilerin saldırılarına açıktı. ölenlerin yakınlarının dua etmeleri ve mezara getirilen armağanların yerleştirilmesi için toprak düzeyinde. İçte barışı sağlamanın yanı sıra. obsid taşı. kralın yönetimi süresindeki önemli olayları kaydeden yazılardan. obsid taşı. VI.fetih yoluyla elde edilen ganimetler ve halkın teşekkür için ödedikleri de bir yandan sürüp giderdi. Depo odaları. kaymak taşı. M. ithal malı lüks eşyaların çoğalması.inişti. Eski Krallık güçlü olduğu sürece. taş kesici. Gerçekten Mısır tarihinde. Mezarlara kazılı yazılardan anlaşıldığına 116 . arada bir bakır eşyal ar ve fayans boncukların bulunması da. düzenli bir savunma yönteminin örgütlendiğini belirtir. yeni geçim kaynakları sağlardı. İlk yazılı belgeler Nil Vadisine açılan yollarda. askerler. tuğla ve kalasların taşınması ve mezarların yapımı için çok sayıda işçi kullanılmış olması gerekir. Bunlar yeni türeyen sınıflara. taşıyıcılar. firavunun topladığı artık üretim gelirleriyle bedeli ödenmek üzere. silahlar. çünkü arkeoloji kayıtlarında ekonomik başarılar ve bilimsel buluşla ancak büyü amacıyla kullanımları açısından görülebilir. çağımıza dek sürüp gitmiştir. zanaatçılar ve yazıcılara. kralın topladığı üretim artığı besin ve diğer ürünlerle beslenirdi ya da ücretleri böyle ödenirdi . Mühür ve tahta yazıtlarda. Delta. Uşaklar ve memurlar. oldukça seyrek bir yerleşme düzeni içinde yaşardı. Mezarlar çeşitli eşyalar. Hanedan).Ö. Mısır konusundaki kayıtlar tümüyle mezarlar ve içindeki eşyalara dayanır. En önemlisi. kumlara kazılmış büyük çukurların dibine kurulmuş. hükümetin zayıf olduğu dönemlerde bu tür çatışmalar. Birleşmede etken olan ordu. Sümer'lilerin hâla yoksun bulunduğu gerçek yararlar sağlardı. Mısır halkına. bölümde anlatılan ilerlemeler ve buluşların birer örneğidir. firavunlar öncesi dönemlerin basit toprak mezarlarında yalnızca ev yapısı eşyalar bulunmuştur. bu mezarlarda daha sonraki mezarların çok basit öncü modellerini görebiliriz. Bu işçiler ve ustalar. bunlar sedir ağacından. Abidos'taki kral mezarları. birleşme gerçekleştikten sonra bu tür saldırganlara karşı kullanılmaya başlandı. Mezar yapımında küçük gelişmeler. Yukarı Mısır'a doğru. Menes ve ondan sonra gelen firavunlar.Ö. ticaret aracılığıyla. bakır. çamur tuğlasından yapılmış küçük yapılar da bulunurdu. ilkel de olsa. Hâlâ göçebe ekiciler aşamasında yaşayan Nubian'lar sürekli olarak. Mısır'ın Ncmes yönetiminde birleştirilmesi (I. Mezar çukurlarının kazılması. akik. Bu üretim artığı da anlaşılan sedir ağacı. Bunlar her an için verimli vadi topraklarına saldırıya hazırdı. 5000 yılından 3000 yıllarına dek. ilkel üretimden ayırtıldıkları için. tuğla ve keresteden yapılmış minik saraylardı. kral. kral mezar odasının yanındaki odalara gömülürdü ve herhalde efendilerini yalnız bırakmamak için öldürülürlerdi. Nil Vadisinin her iki yanındaki kıraç ovalarda yoksul çiftçilerle avcılar. ülkeyi yabancı saldırılarından da korumuşlardır. bakır. Ayrıca. uygarlığın ve bilimin gelişmesi için gerekli malzeme getirilmekteydi. hububat ve başka besin ürünleriyle doluydu. Gene de. bira. Gerçi bu önlemlere ilişkin garip ilkeleri açıklamak güçtür. Tek bir ırmağın kıyısına sıralanmış olan dizi dizi köylerde. sürekli olarak çalıştırılan sınır karakolları aracılığıyla. ırmak boyunca baskı yapmaktaydılar. mühür kazıcı. tuvalet malzemesi ve süs eşyalarıyla bezenirdi. Menes'in ülkeyi yönelimine geçirmesinden sonra oluşan büyük varlık ve nüfus artışı. denizciler.

yalnız taş işinde tam on yıl süreyle 100. Zoser döneminde. Ancak Mısır'dakilcrin baş görevinin.aynı yönde geliştirilmiştir. Piramit için gerekli olan. duvarcılar ve taşıyıcılara yiyecek. bitmek tükenmek bilmeyen bir sabra ve üst üste yinelenen deney .göre. Piramidin dibinin tam bir dörtgen olması. tıpkı Sümer'deki kentsel devrimde olduğu gibi. bu nedenle de mumyacı diye yeni bir meslek sınıfı doğdu. daha yararlı işlere de uygulanabilen bilimsel buluşlar esinlemiş. sonradan piramit adı verdiğimiz merdivenli yapılara dönüşmüştü. kaldırmak. Çağdaş uzmanlara göre. Nil boyunca güneye. yaklaşık 350 tona varan ağırlıkta koca koca kireçtaşı ya da granit parçaları. ama gene de bu tür varlık dağıtımı sayesinde nüfus hayli çoğalmıştır. Nil'in doğu yakasında Tura'dan yüklenir. aynı yeni sınıfları ve yeni meslekleri yaratmıştır. Artan gelirler ve daha sonraki dönemlerin yeni bilimsel buluşları da aynı amaçla kullanılmıştır. Hanedan döneminde. çukurlar. kırılmaz taş sütunlar aldı . gerçek boyutuyla önceden planlanması ve dikkatle ölçülmesi gerekirdi. Hanedan sırasında bile rastlanır. Çamur tuğlalarından örülmüş dehliz ağızlarına II. Geometri formülleri ve ön hesaplar olmadan böylesine bir yapı gerçekleştirilemez. galeriler planlamak zorundaydılar (kısaca. mimarlar.yanılgı . yerleştirmek gibi mekanik sorunların çözümünün içinden çıkmaları gerekiyordu. Aynı firavunun yönetim süresinde. bu ölçülerde yanılgı iki santimi gcçnıezmiş! Mısır işçiliğindeki titizlik ve kesinlik. Bir zamanlar kralın dünya yüzündeki sarayına destek olan papirüs kamışlarının yerini. Hanedan döneminde ise (kireçtaşından) gerçek kemerlerin yapımı öğrenilmiş ve gerçekleştirilmiştir. yazıcılarla. artık taştan yapılan mastaba'lar (mezarların üzerindeki küçük tapınaklar) büyütülmüş. Daha önceleri papirüs sütunları arasında asılan renkli kamış kilimlerin yerine. mumyacılık gelişti. Herodot'a göre. yapının gerekli anlamlar yüklenmesine özen gösterilmişti. Artık IV. bir yanının 775 3/4 ayak olması gerekirdi. yönetmeyi öğrenmesi. Üstelik. Yunanistan yoluyla. Bu tür işlerin yapımı çok büyük bir işçi gücü gerektirirdi. Kralın son dinlenme yerine daha da büyük güvence sağlamak amacıyla III. Oysa piramit çapında bir anıtın. Hanedandan firavun Keops bunları gerçek piramit düzeyine getirmeyi başardı. bu kayıtlarda dizi dizi problem. Gerekli olan yalnızca işçi değildi: mimarların da bu koca işçi gücünü uyumlu çalıştırmayı. Örneğin.bu yöntem. Gerçekten bu biçim yapılarda büyük matematik bilgisi gerekir. Bunlar gerçek "özgür işçiler" olmamakla beraber. Günümü ze dek gelen matematik kayıtları bu varsayımı doğrular.deney döngüsüne dayanır. ölüler mezara 117 . içecek barınak sağlanırdı. Hanedan döneminden sonra mezarlar kayalardan oyulmaya başlandı. Hanedanlardan önceki dönemlerde. Toprak üstündeki anıtlar -küçük tapınaklar ve cenaze töreni yapıları. daha sonra da ırmak düzeyinden 30-40 metre yükseklikte bir ovaya çıkartılırdı. Mısır'ın birleşmesi. Kahire'nin yukarısında Giza'ya getirilir. bütününü hiç bir zaman göremeyecekleri karmaşık dehlizler. ölünün vücudunun kalıcı olması tutkusuyla. firavunun gelirleriyle taşçılar. IV. yapı işlerini planlamak ve yürütmekten ve başka işlevlerden sorumlu özel memurlar da vardı. kralın gelirlerini toplamak ve yönetmekle görevli. tünel ya da maden galerisi açarken karşılaşılan sorunların bir benzerini çözmeleri gerekirdi). Taş işçileri böylece en sert kayaları en ilkel aletlerle oymayı öğrendiler. bu sayede insan anatomisine değin pek çok bilgi oluştu ve birikti. kral ölülerinin korunması olduğu anlaşılır. piramidin eğri duvarının hesaplanmasına ayrılmıştır. Hanedan döneminde yapıya daha sürekli dayanıklılık sağlamak için çamur tuğla yerine taş kullanılmaya başlandı. İşçilerin çoğu herhalde iş başında ölürdü. bunlara benzetilerek yapılan sırlı taşlar kullanıldı. sonra koca koca taş parçalarını işçilere taşımak. Hanedandan günümüze ulaşmıştır. Mısır'daki III. III. Anlaşılan Mısır'lıların ölüler konusundaki garip inançları.000 işçi çalışmış. III.

Hanedan'da başlanmıştı ama sonraları daha düzenli biçimde sürdürülmüştür. Çizilen resimlerde tarlada çalışanlar.özüne benzer bir portre yaratmak. İşte Eski Krallıkta yapılan heykel ve kabartmalardaki inanılmaz gerçekçilik bundan ötürüdür. öbür dünyada. yalnızca mezara eşya ve armağanlar konulmakla kalınmamış. Bu resimler. köylülerin. daima mal karşılığı (aynı) olarak ödedikleri kira ya ġekil 8 . yeryüzünde alıştığı eşyalara ve hizmetlere gereksinme duyacaktır. Ayrıca. daha çok ortaçağ konaklarını andıran koca bir çiftliktir. ölülerin etleri ve saçları bozulmadan kalabilirdi. bu armağanların sürekli olarak sürdürülmesi için gelir getiren varlıklar bu amaca ayrılmıştır. Çiftlikte. Ölünün sürekli olarak kalması için bir başka yol da bir benzerini tahtadan ya da taştan yapmaktı . kent değil.gömülüp. ayrılan bu varlık ve kaynakların resimleri mezarın duvarlarına çizilirdi. Devrimden sonra tahta ya da sedir ağacı tabutlara konulup. yapılı mezerlara gömülünce. hayvan ya da balık avlayanlar görülür. Bu işleme IV. Böylelikle mumyalamak ve bir takım büyüler yapmak uğraşısı giderek gelişti. kâhya gözetiminde köylüler çalışır. Bunların da büyü yoluyla "canlandırılması" gerekirdi. çölün kuru kumlarıyla örtülünce.Eski Krallıktan Bir Mezara ÇizilmiĢ Kuyumcu Atölyesini Gösteren Resim 123 . Ölen. Bu resimlerde belirtilen ekonomik birim. Böylece. Etken olmaları için tıpatıp benzemeleri zorunluydu. Ölünün içi rahatlasın diye. Eski Krallığın son günlerinde günlük yaşam ve ekonomik örgütlenmeye değin bize bilgi sağlayan en iyi kaynaktır. cesetlerin çürümesi önlenememiştir. sürü sürenler.

Konutlarda bir kanalizasyon yöntemi de vardı. Mısır'ın politik birleşimiyle. bu devleltcn ayrıldı mı yaşamını sürdürmez. çevresinde tarlalar. Caddeler ve sokakların. Bu konak . Gerçekte. Oysa bu ekonomik varlık yalnızca tarımsal değildi. Mısır'da. ortaya çok belirgin biçimde çıkardı. demirci atölyeleri. çiftçilik ve avcılık yoluyla besin üretimi aynı düzeyde sayılmıştı. bölümleri olan konak . köyler vardır ve kendi başına işlevini sürdürebilir. Nil Vadisinde yeni bir ekonomik düzen belirmiş. Mısır'da oluşan bu devrim. hiç değilse M.çiftlikler ya da kentler. her iki yöntemin çok farklı olduğunu görüyoruz. Sümer'de ekonomik birim kenttir. 2500 yıllarında doruğuna varmıştı. varlıklı tüccar ların ve memurların koca koca evleri. yazıcının bir papirüse her köylünün ne getirdiğini yazışı getirilenin yeterli olduğunu. bu düzene göre imalat ve ticaretle. O yıllarda Sind ve Pencap'ta büyük kentler kurulmuştu. Aynı biçimde yazı ve matematiğin gelişimi de eş zamanlara rastlar. Mısır Devleti denilen daha büyük bireyden kopmuş değildir.da ücretleri getirişleri.toplum. Ne Mısır uygarlığı Sümer'in bir yansımasıdır. kâhyanın elinde kırbaçla dc. Indüs vadisinde de yazılı belgeler arkeologların bulgularını des. bu birim firavunun öz malı olan krallıktır. soyut ve genel benzerliklerin arasında. Gene burada da.Ö. marangozhane. zanaatçı ve taşıt işçilerinin toplu 124 . kuyumcu atölyeleri de içerirdi. Gerçi bu çağa ait kalıntılar yoktur ama gerçek kentlerin varlığını biliyoruz. önceden titizlikle saptanmış planlara göre yapıldığı. yeniden yapımlarında da aynı düzenin saklandığı anlaşılmaktadır. Orada da ikinci devrim.netleyişi resimlerde betimlenir. Yapıların arasında dükkân ve fabrikalar. tam tersine. Alan olarak her biri iki kilometre kareye yaklaşmış"olmalıdır. Mısır ve Sümer'de oluşan devrimle aynı çağlara rastlamış olmalı. Başkalık yalnızca çeşitli uğraşıların ürünlerinde değildir. çömlek tezgâhları. Bu yöntemle. ötekinde tek bir hakana aittir. ne de bunun tersi gerçektir. Gene de. nüfus üzerinde Mezopotamya kent lerindeki etkinin eşini yaratmıştır.tekleyebilseydi. aynı ayrıcalıklar. bu konak toplumda çalışan ve yaşayan ustalara gerekli hammadde sağlanmakta ve çiftliğin artık üretimi alınmaktadır. uzman işçi ve aşamalı sınıflar içeren. temeli de etkilemektedir: varlık birikimi birinde rahiplerin işidir. Evler çoğunlukla fırınlanmış tuğladan yapılırdı ve en azından iki katlıydı. kâhyaların ustaları verilen malzemeyi tartışı ve yazıcıların da verilen tutarı kaydedişi resimlerde görülür. kendine yeterli bir birime benzer. ya da kendine yeterli köylü çiftçi toplumlarına dönüşür. yakından inceleyince.

kültür ve ticaret geleneklerine sahipti. Her bir bölgede. herhalde Hindistan'da da öyle olsa gerek. Fransa. Gerçi Devrimin dümeni İngiltere'nin elindeydi. -örneğin silindir biçimi mühürler. bir tanrı mı bulunduğunu bilemiyoruz. organik bir gelişimle oluşabilir. Bu olayların birbirinden bağımsız oluştuğuna inanmak güçtür.barınakları ayırdedilebilir. mazgallı tuğla yapılar. kentte ya da çevre köylerinde oturan köylülerin ürettiği besinlerin artık üretimiyle geçindiği tahmin edilir. hatta Rusya'da Batı örneklerine göre fabrikaların kurulması. Mezopo tamya'nın tarih öncesi köylerinde bulunmuştur. pcncap vadilerine. Biraz önce sözü edilen devrimler Mısır ve Sümer'de aşağı yukarı aynı yıllarda oluşmuştur. Tâ uzaklarda. mal. kentlerin oluştuğu basit köyler ve daha iri kasabalar hâlâ belirlenememiştir. Arap denizinde çalışan balıkçıların bile bir katkısı olmaktaydı. Devrimden kısa bir süre sonra. düşün ve insan alışverişi sürüp gitmiştir. tek yanlı bir bağımlılık kuramıyla izah edilemez. geçerli bir örnek sağlayamaz. Kalıntılarda gerek tapınaklar. Varlıklı ve yoksul diye kabaca bir sınıf ayrımının belirtilerini görüyoruz. bunların Avrupalı ve Amerikalı yöneticiler ve teknisyenlerle yürütülmesi. tepelere dek uzanıyordu. Sokakların düzeni. varlıkları bile kuşku götürür. Himalaya'Iardan ithal edilen sedir ağacı ve çok uzak yaylalardan getirtilen madenler ve değerli taşlar sağlamakla kalmazdı. ama toplumsal katmanların en üstünde bir kral mı. Bulucistan dağlarında. tâ uzaklarda. Hollanda birbirine çok benzeyen bilim. tuğlacılar. M. Sayısı kuşkusuz çok olan bu sınıfların tümünün. onlar da aynı yol ve izde kendi deneylerini sürdürmekteydiler ve zamanı gelin ce kendilerince katkıda bulundular. sıralar. kuyumcular tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. bakırcılar.Oysa.Ö. İndüs uygarlığının tarih öncesi çağları bilinmez. ancak her bir bölgede. kökeni Mezopotamya'da sanılan bir çok eşyalar ve özellikler. yukarılara. Mısır'ın birleşmesi sıralarında. belediye işlerinin düzgün yürütüldüğünü ve kararların uygulanmasını sağlayacak yeterli görevlilerin bulunduğunu gösterir. Bir tür alışverişin sürmekte olduğu bellidir. bu kentlerde üretilen mallar. Endüstri Devriminden çok önceleri. Kentsel uygarlık yalnızca bir özekten bir başkasına taşınıp yerleştirilmiş olamaz. 125 . endüstri için gerekli olan liğli topraklarda bulunmayan hammaddenin takasında kullanılmak üzere artık üretim sağlamak zorundaydılar. çömlekçiler. yerel toprağın içinde köklenmiş. Hint imalat ürünleri Sümer'e ithal edilmiştir. hatta daha da uzaklarda.Nil'de ilk kez görülmüştür. gerekse saraylar öylesine belir sizdir ki. bazı sanatsal motifler. üstelik bu bölgeler arasında çok eski ilişki ve alışveriş düşünülürse. gerekse içinde bulunan eşyaların usta ve uzman zanaatçılarca. Kentsel zanaatçılar da. Hatta sermaye biriki minin hangi kökenden oluştuğu da kesin değildir. İngiltere. İyi bir örnek seçebilmek için. 2500 yıllarında aynı tür uygarlık İndüs'ün ağzından. marangozlar. devrim aynı bilimsel buluşlara dayanmış ve topluma aynı toplumsal sınıfların eklenmesiyle sonuçlanmıştır. ama öbür ülkeler İngilizlerin mekanik buluşlarını ya da ekonomik örgütünü yalnızca taklit etmediler. Amerika. yeni tür tekneler. bu üretim yönteminin. oysa bu yeknesaklığa eş bir politik birliğin varlığına değin bir kanıt yoktur. bağlantı kurmamak daha da zorlaşır. Kanalları temizlemek için devlet memurları gerekliydi. Bir yazı yöntemi ve rakamlar. Gerek yapılar. demiryollarının yapımı. bambaşka bir konudur. Ovadaki kentler. çünkü kurutulmuş balık da ithal edilirdi. ayrıca ölçü düzeni de bulunduğundan. Çağdaş bir benzetme gerekirse. Avrupa kapitalistlerinin Afrika ya da Hindistan'da kurdukları mekanik endüstri ve fabrika üretimi. taşkesiciler. aradaki gümrük engellerine karşın. dikkatle incelediğimiz vakit farkettiğimiz ayrıcalıklar. Atlantik Okyanusu'nun her iki yanındaki ülkelerde oluşumunu düşünebiliriz. Savşalara. Oysa Çin'de. bir de yazıcı memurlar sınıfının bulunmuş olması gerekir.

gelirlerin kullanımını öğrettiler. Yeni edinilen bu varlık. bu artık varlıktan pay istemeye başladılar. taklit edilmiştir. ilişki kurmuşlardı. kendine yeterli balıkçılar ve çiftçilerdi. Yerli halka. tekne. artık varlığın bir bölümü bu gerekli ithal mallarını karşılamak için kullanılırdı. belki Mezopotamya ile de. (Beyrut yakınında) Biblos limanından yüklerlerdi. Bu liman halkı anlaşılan. Tümünün de. Bunu karşılamak için. Nil. birbirine katkısı olan ortak kültür geleneği vardı. yepyeni bir geçim biçimi sağlıyordu. Sümer'lil er ve Hint'lilere takas yoluyla verebilmek için kendi gereksinmelerinden daha çok üretmek ya da onlara rehberlik. Fırat ve İndüs bölgelerindeki önemli özeklerden öğrenilip. dışardan ithal edilen hammaddelere bağlıydı. yabancı bir pazara mal üreterek sağlıyordu. Bu süreç. ancak bu ailelerin de. ve eşya yapımı için bol miktarda sedir ağacı istiyordu. Biblos'un sağlayabileceği hammaddelere karşı talebi büyük çapta artırmak oldu. ikinci ve üçüncü derecede önemli öğelerde. mühür. malların bulunduğu yerlere yerleşmiş olan insanlar. Liğ topraklı ovaların uygarlığı. harf gibi yapay ürünler de. Yeni ekonomi bu üç önemli özekte kurulduktan sonra. Liğli ovalardaki endüstri üretim artığı. Önce. Kentte. büyüyen bir kentin yönetimini. İran ve Bulucistan'a. Mısır'lı tüccarlar ve devlet memurları. Sedir ağacını Suriye'nin kuzeyinde. hem de yeni sınıf farklarının doğmasına yol açmış oluyordu. sahipsiz alanlarda bulunurdu. Üstelik bu mallardan daha fazla üretmeye yöneltilmeleri de gerekiyordu. kendine yeterli besin üreticilerin endüstri uzmanlığı ve dış ticarete dönüştüğü gözlenilmiştir. işçilik yapmak zorundaydılar. Bunun kaçınılmaz olduğunu göstermek güç değil dir. Oysa istenilen bu mallar pek ender olarak boş. böylece maden. Biblos halkının eline. Artık endüstri maddelerine sahip olanlara yeni geçim yolları açılmış oluyordu. ikinci özeklerdeki kentsel ekonomi. İşte gözlenilen benzerliğin anlatımı budur. Biblos artık refahını. bu önemli ticarete göz kulak olmak için limana yerleştiler. ikinci devrimden önce Mısır'la. İkinci devrim kuşkusuz mal ve düşün alışverişiyle yaygınlaşmıştır. Lübnan'dan alır. besin üretiminden salıverilme leri zorunluydu. taştan bir 126 . maden çıkartmak ve taşımak için. Mısır'daki artık varlığı paylaşmak olanağı geçti. Bunu kabullenmek ise. bir tür koruyucu yönetim de kurmuş olabilirler.sonra daha uzaklara. Mısır. Bunlar da VI. Asir. Bundan yararlanmak için de endüstride uzmanlaşmak gerekliydi. bu liman halkının Mısır'ın varlık ve refahına ne denli büyük katkıda bulunduğunu gösterir. yerel besin üretimi durdurulmadı. tıpkı Batı kapitalizminin sömürgelere ve ekonomik açıdan bağımlı olan başka ülkelere yayılması gibi. birinci özeklerin düzeniyle esinlenmiş. Bu nedenle. Yeni kentlerde. Hammaddelerin bu yeni alıcıları. Mısır'lılar. hatta zorlanmıştır. Güney Rusya'ya geçti. tıpkı İngiliz tüccarlarının Oporto'da temsilci bulundurmaları gibi. bu alanlarda küçük köylerin kentlere. Devrimin Mısır'daki etkisi. Babil ve İndüs vadisinin sınırlarına yakın yerlere -Girit ve Yunan Adalarına. devrimden önce Mısır. Anadolu'ya. giderek yaygınlaşa. balıkçılık ve yerel çiftçilikle erişilemeyecek. sürekli mal. hamallık. böylelikle hem nüfusun artmasına. oysa bu düzen olmaksızın bu yeni nüfus ya açlıktan ölecek. düşün ve zanaatçı alışverişiyle sürdürülüp geliştirilmekteydi.rak yinelenmiştir. baharat ya da değerli taşlar gibi ürünleri Mısırlılar. Bu gelenek. mezar. Kuşkusuz. aynı zamanda muska. yalnızca ekonomik yapı ve bunun temelindeki bilim benimsenmekle kalmamış. pek çok uygarlık unsuru. ya da başka yörelere göçecekti. ikinci derecede önemli özeklere de yayıldı. Gerçekte.Demek ki. kereste. Sümer ve Hindistan birbirinden tümden ayrı ve bağlantısız değildi. Biblos'da bulunan ve Mısır'ın Menes tarafından birleştirilmesinden önceki yıllara dek giden Mısır ürünleri. ekonomik yeterliliği yitirmek demekti. Suriye. Yunan Yarımadasına. ama bu yeni varlıkla yeni bir nüfus beslenebildi. Bölümde anlatılan alışverişe katılmışlar. madeni bol dağlarda yaşayan ailelerin geçimini sağlayabilirdi.

endüstri ve ticarete dayanan kentlere dönüşmüştür. giysilerde. Hanedan'dan sonra. Bu durumlarda. Bunun 127 . alçakgönüllü bir rahatlık içinde mutlu yaşarlardı. ticarete akıl erdirebilmek için. Örneğin. bu işçileri göçebelere karşı. Mısır'dan göçen zanaatçılar bu tapınağı süsledilcr. Sümer kentlerinin gereksindiği bol kereste ve madeni sağlamaya yanaşmıyorlardı. ne de endüstri ürünleri ilginç değildi. Ama. Köyleri. II. Benzetilen incelikler. 2500 yıllarında bu yörelerdeki yerli halk neolitik ekonomi düzeyini aşmamıştı. Ba. Bu lüks eşyalara yeterince istek duymadıklarından. Mısır uygarlığının bir ben zetisi değildi. kervanlarına da saldırmışlardır. M. Mezopotaya'ya oranla. Madenlerle Mısır'dan gönderilen işçiler çalıştırıldı. incelik ve gelişiklik oldu. Malları damgalamak. ne uygarlık yaygınlaştı ne de yeni kentsel özekler kuruldu.tapınak yapıldı. bu yörelerin dilinde yazabilmek için. Mısır'dan benzetiyle aktarılan şey. çok daha yavaş geliştirilmiştir. el yapısı taş aletler. Mısır'lılar yazılarını zamanla geliştirmişlerdi. oysa Biblos halkı. mimaride. Belki sonunda Sümerli tüccarlara karşı çıkıp. Oysa Biblos uygarlığı. Oysa genellikle ev yapısı eşyaları kullanmakla yetinirler. kent oldu. M. Biblos halkı Mısırlıların buluşlarını benimseyip uyguladılar. aynı biçimde. belgeleri imzalamak için silindir biçimi mühür burada da kullanılmaya başlanmıştır.bil'de modası geçtikten sonra. kendi kaynaklarına dayanarak. sürülerini otlatan göçebeler için ne tahıl. ikinci önemde yeni bir özek. neolitik düzen içinde de varsıllaşmalardı. başka zanaatlerde. "pis bedevileri eliyle vuran" firavun resimleri Sina kayalarına kazıldı. işe silah karışınca. besin üretimine katkısı bulunmayan madencilerin seçimini sağlıyordu. nesnel kültürde saldırgan uluslarla boy ölçüşebilmek için. tüccarların yazışmalarından. Sümerlilerin hammaddeleri ithal ettikleri alanlarda Elamit'ler gibi ilerici toplumlar yaşıyordu. 2500 yıllarından hemen sonra. Biblos uygarlığı pek taşra işi kaldı. Firavunun ordularının koruması gerekti. Başka yörelerden de esinlenmiş olabilirler. Kapadokya uygarlığı da kendi yerel özelliklerini yitirmiştir. kendi ekonomilerini kentsel devrimin düzeyine çıkardılar ve çoğaldılar. Gene. çanak çömlek. bahçelerini alt üst etmesi de canlarını sıkıyordu. bunları edinmek hevesiyle Mısır' lılar için bakır üretmek de işlerine gelmiyordu. oraya ulaşmak için de kervanlar başka benzeri yerlerden geçerdi. Bazı toplumlar bu yeni ekonominin ve ürünlerinin yararlarını anlayamayacak kadar geriydi ve beceriksizdi. Mezopotamya'nın artık varlığı. Sina yörelerinde avlanan. Bazı yörelerde. Gene kazılardan anladığımıza göre. Anadolu'nun ortasında Kapadokya'da yeni bir kentsel uygarlığın gelişmesine yol açmıştır. daha önceki firavunlar zamanından kalma yazılarım. benimsenen unsurlar. Biblos halkı. Anlaşılan. kap kaçak yeterliydi. Mısır yazısını öğrendi. Bir kaç yüz yıl sonra da. Maden artık genel bir ürün olmuştur. Köylüler için. eğitildiler. Çok geçmeden. Aynı biçimde Toros Dağlarından Mezopotaya'ya ithal edilen bakır. bu uygarlık kurbanları. Babil yazısında değişiklik yapılmıştır. yerinde olduğu kadar giizel olmadı. bin yıl. ithal malı altın. dinde. takas yoluyla bu yöreden maden ve başka yerli ürünler alındığını öğreniyoruz. Babil'in endüstri ürünlerine karşılık. Biblos uygarlığı gibi. Bunlar da teker lekli araba. Örneğin yerel mühürler.Ö. çömlekçi çarkı.Ö. başka bölgelerin mallarına pazar sağlayan. evde kadınlar tarafından yapılan bir eşya olmaktan çıkmış. akik benzeri lüks malları kullanmaya başladılar. Bu yolculuklardan etkilenen toplumlar genellikle bol sulak topraklarda yaşarlardı. küçük köyler. gümüş ve kurşun da. bin yıl değiştirme diler. emperyalizm gücüyle benimsettirilmiştir. Çok geçmeden. Mısır'a oranla. kendi yerel geleneklerini sakladılar. Öte yandan. uzmanlarca çarkta üretilmektedir. yerli malı. Yeni ekonomik durumun gereksinmelerini karşılamak amacıyla Mezopotamya yöntemleri benimsemiştir. Asur'lu tüccarların maden cevheri ticareti için bura lara yerleştiğini okuyoruz. İş böyle olunca da. Çoğunlukla ikinci devrim zorla yaygınlaştırılmış. hiç değiştirilmeden kullanılmıştır. üstelik kervanların bağ. yepyeni bir ekonomi oluverdiler. çömlekçilikte.

Varlıklı halk. üretim artığı harcanmış. M. Daha sonraki belgelerde. böyle ce kendine yeterli köylerin endüstri ve ticaret kentlerine dönüştürülmesi sonucunu yaratmıştır. ticaret yollarını korumak amacıyla.üzerine. büyük bir olasılıkla Sümer sömürge edinmeden önce. Çok eski yazılara göre. Asur köylerinde de sürdürülmüş olabilir. Bazen bu fetihler. bu köyler küçük kentler ya da kasabalara dönüştü.ansızın maden kullanmaya başladılar. maden ve başka mallara yeni talep doğmuştur. bir ekonomik devrimi simgeler. Saygon yönetiminde. Burada devrimin ne kadar Sargon'un. aşağı Mezopotamya'da pek güzel işleyen sosyal örgütleri ortadan kaldırmak için hiçbir dürtü yoktu. Kendi kültürlerini hiçbir zaman yitirmcmişlerdi. tekerlek ve başka araçları benimseyip kullanmıştı. ama bizim yukarda anlattığımız türden saldırılar da olabilir. çevredeki bölgelere saldırı ve kuşatma dü zenlemişti. Cîiimüş Dağları (Toros) ve Sedir Ormanları (? Lübnan) sözleriyle açık saçık belirlenir. bir kaçı da daha başarılı komşularca ele geçirilir. metalürjiden yana öğretmenlerinin kimler olduğu artık bellidir.Ö. Yapımı ve süslenmesi için.gon. Oysa M. Asur da. Aynı dönemde Babil yazısı ve başka yöntemler Asur'da tanıtılmıştı. Ninevc'yi kurar.C)." Asur halkı Babil'den gelmemişti. çünkü. Suriye de. kendilerinin "kent kurucusu" olduğu savını ileri sürebilirler. tutsak da olsa.Ö. kalabalıktı. Babil'i birleştirerek. Sümer ve Akad kentleri Elamit'lere ve başka "barbar" komşularına karşı savaş açmıştır. Bu savaşlar belki de dağda yaşayan yoksulların. ikinci devrimin tanış başka belirtileri de bir bir görünmeye başlar. Artık akik. Hiç olmazsa M. Sargon'un torunu İştar tapınağını kurmuştur. Bu süreç. ikinci bir kültür yayma özeği durumuna girmiştir. böylece Babil'in ekonomik açıdan gereksindiği bölgeleri. taş alet ve silahlarla yetindiler. Nineve de. Halk yerleşik köylere dağılmıştı. Bu. tapınak varlık birikimi ve endüstri gelişimi için kalıcı bir özektir. o yörede yapılan dizi dizi tapınakların ilkidir. Akad kökenli olduğu kolaylıkla savlanan kentler bile uzun süre sömürge ya da bağımlı ülke olarak kalmamıştır. zaman zaman da Asur gibi yeni devletlerin başkenti oldular. bunları bugün Kürt köylerine benzetebiliriz. Kendine yeterlik böylesine elden çıkarılınca. 3000 yıllarından sonra . Nineve'de (Musul'un karşısı). ikinci devrimi yalnızca fetih yoluyla yaymadı. ilkel ama kalabalık bir işçi kitlesi beslenmiştir. Kendi yazılarında da amacı. İncil'de yer alan şu sözlerde gerçek payı vardır: "Asur gider. bunun ekonomik amaçları ise pek açıktır. belki de biraz daha önceleri. gerçi onlardan önce küçük kentler varsa da. bu nedenle. sınırları içine almıştır. Asur'da.. Kızılderililerin ok ve 128 . bununla. arada bir de akik. önlemler almışlardır. altın ve bakır gibi nesneleri ithal ediyordu. Şinar'dan (Sümer'den) öteye. Üstelik Akad'lı Sar. Sargon ve kendinden sonra gelenler. Süıııerliler de. kereste. Tapınak. Çok geçmeden bazı kasabacıklar genişleyip kcntleşir. kendi yöntemleriyle. 3000 yıllarına dek ekonomik bağımsızlıklarını korudular. orada yerleşmiş maden tüccarlarını desteklemek için Kapadokya'ya çağırmışından. Bu emperyalizmin saldırılarına başarıyla karşı koymak ya da tehlikelerini gidermek için. varsıl ovalara saldırılarıdır.belki de Sargon çağında. cezalandırmak için karşılıkta bulunmuş. saldırganların kültürünü bir bakıma alıp sindirmek gerekiyordu. kuşkusuz. Sümer'de olduğu gibi. Kuşku suz sargon madeni bol Elam bölgesini ele geçirmiş.ne kadar da Sümerli bir kumandanın istilasıyla gerçekleştiği bilinmez. bu nedenle birer başkaldırı özeği olarak varlıklarını sürdürdüler. Daha sonra bir yazıtta Sargon'uıı ele geçirdiği alanlar arasında bir "kalay ülkesinden söz edilir. hiç değilse Sümer türü dinsel heykellerle bezenmişti. kentsel uygarlığın zorla yerleştirilmesi. Bu step bölgelerinde düzenli yağmur yağardı. 3000 yıllarından çok önceleri. hammadde sağlamak. Ekonomik emperyalizm. sonra ülkesinin alanlarını Yukarı deniz'den (Akdeniz ya da Gaspian) Aşağı Deniz'e (Basra Körfezi) uzatmış. ayrıca akik dağından söz edilir. bugün tarihsel Asur kentleri dediğimiz yöreler de ilk tapınakları Akad'lar (Nineve) ya da Sümerliler yapmıştı. Tüm alet ve silahları Sümer türüydü. bu nedenle de ithal mallarına güvenmek zorunda kalmadılar.

yayları Avrupalıların ateşli silahlarına karşı ne denli etkisizse, taş silahlar da Babil ordularının bronz silahlarına karşı o denli uygunsuzdu. Bağımsızlıklarını başarıyla savunmak için, o güne dek neolitik donatımlarıyla yetinen insanlar artık maden silahlar edinmek zorundaydılar. Bu da hem metalürji öğrenmek, hem de ekonomilerini bunun gereksinmesine uydurmak demekti. Babil'de üretilen balta, mızrak, miğfer gibi eşyaları satın almak ya da çalmak yeterli olmazdı: kendi içlerinden üretici yetiştirecek demircileri ele geçirmeleri ve kaçırmaları gerekliydi; artık besin üretmeleri, bu yeni zanaatçıları beslemek ve hammadde edinmek için bu üretimin artığını kullanmaları zorunluydu; istedikleri malları düzenli biçimde sağlamak amacıyla ticareti örgütlcndirmeliy- diler. Kısaca, ikinci devrime boyun eğmeleri kentsel ekonomiyi benimsemeleri gerekiyordu. Asur'da metalürjinin ve ilkel bir kent yaşamının başlangıcı böyle yorumlanabilir. Yalnız Asur'da değil, Sümer ticaret yollarının yakınına düşen ve Sargon'un saldırılarına açık olan tüm bölgelerde - Kuzey Suriye'de, Luristan'da ve Elam'da - M.Ö. 3000 yıllarında metalürji özeklerinin ortaya çıktığını, Sümer türlerinin benzetiyle uygulandığını ve çoğunlukla yerel yeğlemelerle değiştirilip uyumlandığını görürüz. Sümer ticareti ve bu ticaretin esinlediği eperyalizm, metalürjiyi ve bunun gereği olan ekonomiyi tanıtıp yaygınlaştırmaktaydı. M.Ö. 3000 ile M.Ö. 2000 yılları arasında Girit'te ve Yunan yarımadasında, Çanakkale'de, Truva'da, Kafkasların kuzeyinde, Anadolu'da, Filistin ve Suriye'de, İran'da ve Bulucistan'da bronz kullanan uygarlıklar kurulmuştu. Bu uygarlıkların tümünün kendine özgü özellikleri vardır, ama tümünde de Mısır, Sümer ya da İndüs havzası veya ikinci derecedeki özeklerin ürünlerine benzer ürünler yapıldığı ve uygarlığın çekirdeğinin daha önceki uygarlıklarda vatlığı artık kuşku götürmez. Bu ikinci ve üçüncü uygarlıklar özgün değildir; daha eski özeklerden öğrendikleri gelenekler, düşünler ve yöntemlerin benimsenmesi sonucu oluşmuştur. Bu etkilenme mekanizmasının izi çoğunlukla yitirilmiştir. Bundan önceki sayfalar, bu etki ve yayma mekanizmasının nasıl işlediğini bir bakıma açıklamaktadır. İkinci devrim yerleşir yer leşmez, yayılmak zorundaydı. Her köy de, bir kez kentleşti mi, artık devrimi yayacak yeni bir özek oluyordu. M.Ö. 1500 yılından önce yeni endüstri yapısı, İspanya, İngiltere ve Almanya'ya ulaşmıştı. Aradan beş yüzyıl geçmeden de İskandinavya ve Sibirya'ya varmaktaydı. Oysa, bu yayılma sürecinde, kültür hor tutulmuştu. Yeni bir teknik öğrenenler, bunu hoyratça kullanmaya yönelirler; ustalık, kuşaklar boyunca çalışma ve disiplin gerektirir. Üstelik, daha üstün bir uygarlık, tümüyle benimsenip sindirilemez: bu uygarlığı alan insanlar, yeni kültür donatımı içinden gereksindikleri ve sindirebilecekleri bir kaç unsuru seçerler. Örneğin, yazıyı öğrenmeden ya da yazının gerekli olduğu ticaret örgütünü kurmadan, metalürji öğrenilebilir ve silah yapımı için yeterince hammadde edinilebilir. İşte bu nedenle ortaya çeşitli uygarlık düzeyleri çıkar, uygarlığın kökeni olan özeklerin ölçütlerinden sapılır. Bu değişik düzeylerdeki uygarlıklar, ilk özeklerin çevresine, bölgeler biçiminde sıralanır. M.Ö. 2500 yıllarında, Minos halkı Girit'te kentlerde yaşamakta, endüstri ve ticaretle geçinmekteydi. Mısır ve Suriye'nin artık varlığından kâr sağlamaya öylesine kararlıydılar ki, verimli bir karış toprağı bulunmayan küçücük bir adaya, uygun bir liman sağlayabilsin diye, bir kent bile kurdular. Doğrudan doğruya Suriye'den, ya da Suriye aracılığıyla Mısır ve Sümer'den çeşitli teknik donatım araçları edindiler. Daha önceleri de, yağ kaplarını ve mal balyalarını işaretlemek için mührü öğrenmiş ve kullanmaya başlamışlardı. İlk yerli mühürler oldukça kaba sabaydı. Daha sonraları hesap tutabilmek için çok hantal, resimli bir yazı türü de geliştirdiler. Maden arıtıp işlerlerdi. Sümer türü, ortası delikli balta taşı kullandılar. Ama ilk Minos maden aletleri, benzet ildikleri modellere oranla pek hantal ve kabaydı. Önceleri tekerlekli araba kullanılırdı, ama çömlekçi çarkı bilinmezdi.

129

Yunan yarımadasındaki Yunan halkı, Giritlilerden çok sonra kentleştiler, ticaret ve endüstriye de daha az bağımlıydılar. Kendi mühürlerini yapmadılar, belki de nedeni ticaretin küçük olması ve bu tür bir araç gerektirmemesiydi. Kuşkusuz, yazı yazmasını da bilmiyorlardı. Alet yapımında, taş, hâlâ bakırla el ele gidiyordu; maden silahlar da Minos benzetişiydi. M.Ö. 2000 yıllarında, daha sonraları Avusturya - Macaristan İmparatorluğu olan kuzey Balkanlarda yaşayan barbarlar, silah ve süs eşyası yapımında bazen de alet yapımında henüz maden kullanmaya başlamışlardı. Kendine yeterli, köy toplumları olarak yaşamlarını sürdürüyorlardı. Ne yazıya, ne de mühre gereksinimleri vardı. Yunanistan'dan ve Truva'dan metalürji öğrenmişlerdi, ama ustalarından daha çok gerilerdeydiler. Kuzeydeki komşularıysa, hâlâ neolitik çağı yaşıyordu! VIII. BÖLÜM

ĠNSAN BĠLGĠSĠNDE DEVRĠM
Buraya dek anlatılan ekonomik devrim, ancak Sümcrliler, Mısırlılar ve Hintlilerin, kuşaktan kuşağa iletilmiş deney ve uygulamalı bilim birikimi oluşturdukları için gerçekleşebilmiştir. Devrim, deneylerin aktarılması için yeni yöntemlere, bilginin örgütlenmesi için yepyeni yollara ve çok daha salt bilimlere yol açmıştır. Devrim için gerekli olan bilgiler, uğraşı gelenekleri, sözlü öğütler ve örneklerle aktarılmış ve yaygınlaştırılmıştır. Yazının ve matematiğin başlangcı, ölçülerin uyarhlığı, devrimle aynı zamana rastlar. Bu bir raslantı değildir. Yeni ekonominin gereksinmeleri, bu buluşları doğurmuştur.
Gördüğümüz gibi, Sümer'de, ekonomik örgütü değiştirmek için gerekli olan kaynaklar tapınaklarda toplanmış ve rahiplere yönetil miştir. Yöneticiler birbirinden kopuk kişiler değil, sürekliliği olan kuruluşlardı; tapmaklar da ayrık birim değillerdi, ilk tarih çağlarında, pek çok Sümer kentinde aynı tanrıya adanmış tapınaklar bulunmuş tur. Bu tapmakl arda tapınılan tanrılar, yerel tanrılar değildi, hiç olmazsa, yalnızca yerel tanrılardan oluşmuyordu; buradaki tanrılar tüm ülkenin ortak tanrılarıydı, tıpkı pek çok Hristiyan kilisesinin, çeşitli azizlere adanması gibi. Belki rahipler de bir tek kente bağ lı olmayıp, ortaçağ papazları gibi, "cennet krallığından" uluslararası vatandaşlık hakkına sahipti. Tüm ülkede aynı tanrıların başat olması, Sümer'de (vc sonraları Babil'dc) nesnel kültürün bütünlüğünün din sel - siyasal karşılığıdır. Sümer tapınaklarının, daha önce de anlattığımı/, gibi, büyük hay van sürülerini, yüksek gelirleri içeren koca koca çiftlikleri vc çeşitli varlıkları vardı. Halka avans ve borç vererek, varlığını daha da artırırdı. Bu gelirleri yöneten rahipler, kutsal efe ndilerine hesap vermek zorundaydılar, ayrıca malı mülkü koruyup, artırmaları da gerekirdi. İnsanlar tarihinde eşine rastlanmamış bir sorunla karşı karşıyaydılar; o güne dek böylesine büyük bir varlık tek bireyin yönetim ve denetimi altına girmemişti. Rahip , Tanrının alış verişinin, kazancının izini yitir memek için rahip kendi belleğine güvenemezdi. Ne de, kendi özel buluşları, örneğin mendiline düğüm atmak, yeterli

olabilirdi. Rahip, kişi olarak kalımsızdı; her insan gibi ölecekti, oysa üyesi olduğu kuruluş hizmet ettiği tanrı gibi, ölümsüzdü. Efendisine borçlar ödenmeden, rahip ölebilirdi, oysa bir başka rahip bu alacakları toplayabil- meliydi. Tanrının vekili, bu nedenle, kime, kaç kap tohum verdiğini, hangi türden kaç koyunu hangi çobana teslim etliğini bilmeliydi. Üstelik bu kayıtlar öyle tutulmalıydı ki, yalnızca yazan rahip değil,

130

tüm rahipler okuyup anlamalı ve tanrının işlerinin yolunda gitmesini sağlamalıydı. Kısacası, sosyal bir yöntem olan yazı, kökende tapınak hesaplarını tutmak için geliştirilmiştir. Okuyucular anımsayacaklar, Erek'teki ilk tapınak, köyün kentleşmesine tanıklık ettiği gibi, bu tapınakta bir de ilkel bir hesap yazıtı bulunmuştu. Yazıtın üstündeki simgeler, yazı yöntemi değilse de, hiç olmazsa bir sayı anlatımı içeriyordu. Daha sonraları (ama M.Ö. 3000 yıllarından sonra değil) hesap kayıtlı kil yazıtlar yalnızca Erek'de değil, Cemdet Nasr ve başka yörelerde de bulunmuştur. Rahip, kile harfler ve sayılar kazımıştır. Harller genellikle bir çeşit stenografi türü resimlerdir - bir kavanoz, öküz başı, iki üçgen ve buna benzer şeyler. Bu nedenle bu yazıya, resim yazı denmiştir. Resimleri görünce, neyi simgelediklerini anlarsınız. Buna karşın, gene de bazıları genelleştirilmiştir. Diyelim toplum, bir çok işaret arasın dan, boğayı anlatmak için bir tanesini seçmiştir. Üstelik bu işaretlerin çoğu yalnızca resmi çizilen eşyayı veya nesneyi anlatmakla kalmaz: kavanoz, içi su kadar dolu kavanoz demektir - kısacası, bir ölçü birimidir. Bu tür işaretler, bir düşünü anlattıklarından, bunlara ideog- ram denilir, değeri de ideografik'tir (matematik simgelerimiz olan + , -,x,: ideogram örnekleridir.) Ayrıca, belirli bir nesneyi anlatmayan işaretler de vardır. Bu ide- ogramların anlamı, gencllcşmiştir. Rahip, çeşitli koyunları bir kaç fırça darbesiyle anlatmaktan haklı olarak bezmiştir. Bu nedenle, muf- lon, uryal, koç, iğdiş, marya türleri için ayrı işaretler uydurmuştur. Bu işaretler, tek tek rahiplerin bilinçli buluşlarıdır. Ama örgüt bunu kabul etmeli, toplum da yararlı bulmalıdır. Hesaplar özel belgeler olmadığından, işaretler de yalnızca anım- satıcı simge olmaktan öte anlam taşıdığından, kullanılan yazı yönteminin göreneksel olması ve genelleşmesi gerekirdi. Toplumun bir işaretler yasası geliştirip kabul etmesi zamanı gelmişti. Elimizde bu çağlara ait işaretler listesi ve hesaplar vardır. Tüm yöneticilere de bu kuralları tanıtılması zorunluydu. Bu tanıtma sürecine biz bugün oku ma yazma öğrenmek deriz. (Kısacası, biz okuma yazma öğrenirken, öbür insanlarca kabul edilip benimsenen 29 yakıştırma işaretin ne tür ses çıkarması gerektiğini belleriz.) O çağlarda da herhalde yazıcılar için okullar vardı. Yer altında bulunan işaret listeleri belki de o çağın okul kitaplarıydı. Ayrıca, aynı işaretler hem Sümer'ler Erek kentinde, hem de Akat'da Cemdet Nasr'da kullanıldığından, herhalde çeşitli kentler arasında öğrenciler ve öğretmenler gider gelirdi. Yazı yöntemi belirli bir tapınak örgütüne özgü olmayıp, Sümer toplumunun tümü tarafından benimsenmişti. Şurupak (Fara)da bulunan büyük bir yazıt koleksiyonundan anlaşıldığına göre, Sümer yazısı tarih çağının başlangıcında, M.Ö. 3000 yılından sonra geliştirilmiştir. Bu belgeler yalnızca tapmak hesaplarıyla okul kitapları olarak kullanılan işaret listeleridir. Bu sonuncularda, işaretler konuya göre gruplandırılmıştır: örneğin, çeşitli balık türleri, ard arda sıralanmıştır. Her bir işaretten sonra da, bu işareti bulup yakıştıran rahibin adı eklenirdi.
Artık işaretler oldukça görencksellcşmişlir. Resimler öylesine basitleştirilmiş ve kısaltılmıştır ki, anlattığı nesneye benzemekten uzaklaşmıştır. Üstelik işaretler artık, düşünler ve nesnelerin yanı sıra, sesleri de simgelemektedir; ideogram yerine foııogram olmuşlardır.

Bir örnek verelim: İki çizgili bir yuvarlak işareti sakallı bir kafa, ya da Sümercc ka, yani surat sözcüğü anlamına gelirdi. Artık bu işaret kafa ya da suratla hiçbir ilişkisi olmadan yalnızca ka hecesini ifade edebilirdi. Uygun fonetik anlamdaki işaretleri seçip bir araya getirerek sözcükler hecelencbilirdi - böylece özel isimler, ya da resimlerle anlatılamayan eylemler yazılabilirdi. (Gerçekte, yukarıdaki işaret, Sümer dilinde

131

Sümer yazısının bulunmasına yol açan gereksinmeleri anlıyoruz. ideografik değerleriyle (ses yerine nesne ya da kavram anlatımı için) kullanılmaya da devam elli. 2500'den önce bile. "bağırmak". ideogra. İşaretler. her biri bir sessiz harftir (sesli harfler yazılmazdı). Böylece yazının ve kent yaşamının gelişimini adım adım biliyoruz. Sümerliler mutlu bir rastlantıyla yazı yazmak için kil kullandıklarından ve belgelerini fırınlayarak dayanıklı duruma getirdiklerinden. tahta parçalarına işlenmiş hesaplar. hem kavramın Sümer dilindeki karşılığını hem de bu sözcüğün Samî dilindeki karşılığının seslerini anlatmak için yazılmaktadır. tek bir ideograrnla belirtilmek yerine hecele.nikçe. resim gibi çizilmek yerine. çünkü aynı işaret Sümer dilinde bile bir çok sözcüğü ve bir çok sesi ifade eder. M. ama çağdaş bilginler için Sümer adlarını Avrupa alfabesine uydurmak hayli güçtür. şekiller. Yazılar çivi biçimi izler olduğundan."konuşmak"." Bazı harfler ideogram niteliklerini yitirmemişlerdir. Bu alfabeyle her sözcük yazılabilirdi. Akatların dilini yazmak için de kullanılmıştır. bu yazının resim yazısı olması gerekir. ya da en eskileri için. Salt resim yazısı artık çoktan geçmiştir. Çağımızın başlangıç yıllarına dek kullanılmış. Sümcrliler tarafından bulunan yazı. İşaretler. İlk kralların adları ve ünvanları yazılırken. sosyal kurallara uymaktaydı. çünkü hiçbir yerde sanat başlangıç noktasına kadar izlenemez. ve II. Dünyada en eski yazılı belgelerin hesaplar ve sözcükler olması rastlantı değildir. çok daha çabuk yazılabilen. Ur-engur. envanterler ve kısa olay öyküleri bulunmuştur. büyüler ve yasalar olmuştur. Hanedan mezarlarında. (Kafkasya'da) Van. daha sonra da Ur-nammu ve başka seslere çevrilmiştir.bunlar ilk önceleri adlar ve ünvan.miştir. Oysa sonuç karmaşık olmuştur. Bir sözcük fonetik olarak hecelendiği vakit bile çoğunlukla okuyucuya ne tür bir sözcük amaçlandığının anlatılması için bir de ideogram eklenirdi. anlamına gelen dug. Elimize geçebilen en eski Mısır belgeleri vazolar ve mühürler üstüne işlenmiş adlar ve Unvanlardır. hesap. Ur-nina sözcüğü değiştirilip Ur-nanşe.Ö. işaretler yumuşak kil üzerine çivi biçimi bir kalemle kazınırdı. en eski Sümer belgelerine oranla çok gelişiktir. Bu gerçekten.nirdi. dua ve tarih metinleri. sonraları barış anlaşmaları. Menes döneminde bile bir çok resim . 2950 yıllarında) bu yöntem. Bu hiyeroglif yazıya ek olarak. Sümer harflerinin Sâmî adlarını yazmak için kullanımı. anlaşma ve işaret listelerinden başka belgeler de bulunmuştur . çeşitli yabancı dillere uyacak biçimde değiştirilmiştir. anlaşılabilir resimler olduğuna göre. Abidos'da I. Sâmı ırkından yurttaşlarının. bazı resimler "canlanırdı. oysa ideogramlardan hiçbir zaman vazgeçilme.) Anlaşılan Sümerliler ve Babil'liler bu konuda fazla güçlük çekmezler di. gıtg. Başka insanlar herhalde yazılarını dayanıksız malzeme üzerine yazmışlar.işaretlerin salt fonetik değeri vardı. bu tür harfler genel olarak kullanılmıştır. Resim-işaretler. Ama artık bu yıllarda (3000. Mısır yazıcıları çok geçmeden. daha dayanıklı malzemelere yazmaya başlamışlardır. Sümer resim yazısından daha gerçekçi olmakla beraber.lar. Artık bir işaret birden çok kavram için kullanılmaktadır. yuvarlak çizgilerin kullanıldığı (hiyeratik denilen) bir yazı 132 . Başka hiçbir yerde yazının pratik ekonomik kökeni bulunamaz. sözcükler de. kendi başlarına. Mezopotamya'daki ilk başlangıcından sonraki yıllara dek izleyebiliyoruz.fik niteliğinin fonetik işaretlere dönüşmesini hızlandırmıştır. 3000 yılından sonra. enim sözcükleri için de kullanılabilirdi. Mısır yazısı sürecinde. M. "sözcük". Farsça gibi. ancak yazı yazmakta bir hayli ilerledikten sonra. Bu nedenle kullanılan ideogramlara saptayıcı denilir. daha sonraları (Anadolu'da) Hititçe. yazı tarihini. bu klasik Babil yazısına çivi yazısı denir. (Gerçekte bu karmaşıklık daha da ileri gider. Yazı giderek daha da basitleştirilmiştir. Çok geçmeden Mısır' lılar bir alfabe geliştirmişlerdir: yirmi dört işaret kabul edilmiştir.Ö.

Ama "okuyucu" sınıfının çok küçük bir azınlık olduğu. İlk yazıların bu yüce görevdeki payı abartılmamalıdır. güç ve varlık getirme umudu sağlardı. Biz çağdaş insanlar için bu yazılar önemlidir çünkü bunların aracılığıyla kültür alalarımızın düşünlerinin derinliklerine inebiliyoruz. Yazı. Yazının uygulanması. oysa bu araştırmayı eylemlerinin kalıntılarına bakarak yürütmeye çalışacaktır. Doğu tarihinde. bunlarda alfabe niteliği de bulunmakla beraber. Mısır hiyeroglif ve hiyeratif yazılarına gelince. tıpkı Ortaçağ memurları gibi. Daha sonraki mezar resimlerinde. gerçi öğrencilerin nasıl seçtikleri de bilinmez. Yazıcılar. Girit'te Mınos'lular M. bir zamanlar betimlediği nesne tanınmaz duruma gelmiştir. İlk Sümer ve Mısır yazıları.oluşturdular. Yazın gizlerine girmek için çok az kişide yeterince vakit ve beceri vardı. Yazının bulunuşu (burada anlatıldığı üzere) gerçeklen iıısan gelişmesinde önemli bir aşamayı simgeler. Gerçekte yazı yazmak bir uğraşıydı. ünvanlar ve tarih özetleridir. yazıcılar oldukça sınırlı bir sınıftı. uzun çıraklık sürecinden geçmeyi gerektiren bir sanattı. yayın aracı olarak değil. yönetimin pratik gerekleri için bulunmuştur. Okuma. Mısırlı ve Minoslu yazıcılar gibi. yazı sanatı.re. Üst konumda devlet memurları olarak yazıcılardan söz edilir. en önce bu sayısız işaretleri ezberlemek ve bileşimleri için hayli çetrefil kuralları bellemek gerekirdi. ambardan çıkarılıp zanaatçılara verilen malzemeleri kaydetmektedir. çivi yazısında 600 ile 1000 arasında harf vardı. dünyasal bir tanrı olan büyük efendilerince de okunup anlaşılabilmelidir. Sümer'de olduğu gibi. dünyasal bir varlığın yöneticileri olarak yazıyı bulmuş ve geliştirmişlerdir. sürekli kamu hizmeti gören devlet memurlarıdır. Tam 2000 yıl süren basitleştirme sürecinden son ra bile. büyü ve batıl inançların temsilcisi olarak değil. harflerin sayısı beş yüzü bulurdu. gerçekçi ticaret ve iş yönetmenliği amacıyla gereksinmişlerdir. Günümüze dek bozulmadan kalabilen en eski Mısır yazın belgeleri. varsıllık ve üst düzeyde konum edinme yolu olarak değer kazanmıştı. çok uzaktaki kişilc. Okuryazarlık bu nedenle. Bu arada şunu da belirtel im. bilginin kapısını açan bir anahtar olarak değil. yazı. kökenle ilgili değildi. onlar da yazıyı ilk önceleri büyü ya da dua aracı olarak değil. Okula giriş. İndüs yazısı konusunda bir şey söylenemez. en eski hanedanların sürecinde başlar. bunlar da Nil boyunca yazının oluşturulmasını esinleyen nedenlere bir ipucu sağlayamaz. Bu yazının harfleri artık öylesine basitleştirilmiştir ki. Bu koşullar altında yazı gerçekten güç ve büyük uzmanlık isteyen. mühür ya da bakır yazıtlara kazılmış. Anlaşılan. ve en sonunda. çünkü günümüze dek gelen belgeler. bilimi yer ve zaman sınırının üstüne yücelten araçtır. örgütlenmiş. gerçekte. dokumacılık ya da savaşmak gibi. düşünleri anlatamayacak kaba saba işaretlerdi. yazıcılar. hiçbir zaman bir kast olmadı. Sümerde olduğu gibi. Bu sınıf. Yazı aracılığıyla insan. her yerde kentsel ekonominin gereksinmeleri sonucu doğmuştur. 2000 yıllarından önce bir tür yazı geliştirmişlerdir. kiracı ve çobanların ödedikleri kira ya da teşekkür ücretlerini harıl harıl yazarken görüyoruz. deneylerini ölümsi'ızleşlirebilir. yazgıcıları. Atölyeleri betimleyen resimlerde. bunların da sosyal bir kursla uymaları gereklidir. ancak çok uzun okul döneminden geçilerek varılabilen gizsel bir yetenekti. tıpkı metalürji. kalabalığın okur yazar olmadığı varsayımını kabul edebiliriz. bu adlar.C). öylesine çok ideogram ve saptama simgeleri içerirdi ki. Yazının gerçek önemi. Ama bu uğraşı sahibine yüksek konum ve ilerleme. günümüze dek kalan belgeler hesap yazıtları ya da envarterdir. henüz doğmamış yeni kuşaklara aktarabilir. okunmayan yazılardır. insan bilgisinin aktarılmasında yepyeni bir devrim yaratmasıdır. Daha sonraki 133 . başka memurlar ve üstleri tarafından. Nil sularının yüksekliği ve buna dayanarak yapılan sanılar herhalde yazılırdı. Okur yazar olmak için. Oysa Sümer rahipleri. okuma yazma öğrenmeleri zorunludur. Sümer yazısı ilk başta rahiplerce bulunmuş ve kullanılmıştır. soylulukla. Yazdıkları.

kimya ve jeoloji gibi uygulamalı bilimler dc aynı biçimde üstün bilimler değildi. yazı "saygın" bir uğraşıdır. kil yazıttan ya da papirüs demetinden hâlâ seslenip konuşabilmesi kuşkusuz büyiiseldi. Tezgâh başındaki dokumacının işi. artık emir veren odur. gece bile ışığını yakar (çalışmak için). Bunlar babadan oğııla öğütler biçimindedir ama bugün bir çiftçi. artık kolları tutmaz. astroloji. dizi karnına yapışmıştır. Bu bölümlenmede. Oysa matematik. "Sen yazıyı yüreğine yerleştir. Mısır'da da odur. Böylece bu konular. "Maden işçisini. balıkçılara. falcılık gibi bilimler ve sözde bilimler bir çok bilimsel inceleme yazılarına konu edilmiştir. tâ Hammurabi (M. kendini ağır işten koru ve saygın bir konuma yerleş. her sert taşta iş arar.çağlardan bir Mısır yazını örneği verelim.. toprak çapalayandan daha çok iç çeker. fırınının başında çalışırken gördüm. doğal olarak gerçek yaşam dan koptu. burada belirtilen düşünler sanırız yalnızca Nil Vadisine ve bu yazıtların çağına özgü değildir. meslek gelenekleri yazıya dökülmemiş ve kitap biçimine sokulmamıştı. bitkindir. bu davranış Sümer'de neyse. matematik. Akşam boş kaldı mı. kürek çeken elden ayıran tılsım bu olacaktır. kol gücünü aşan bir çabayla çalışır (? fazla mesai mi?). yerleştir ki. yazı.. nesnel gelişme daha çok teknikte ilerleme sonucu olmuştur. tarlası odun. Yukarda kabaca çevirisi verilen metinden. soylular ve generaller.Ö. 2000 yılından sonra pek savruk beceriksizce kopya edilmiş tir. zanaatçılara ve işçilere karşıttır. yok mu? İşte artık seni. Oysa kentsel toplumun sınıflandırılmasında. tezgâha da sırt çevirmiştir. saygın bir uğraşıdır. Bir sözcüğün yazıyla ölümsüzleşmesindc doğa üstü bir yöntem sezmiş olmaları gerekir. M.. Yazıcı. ama metalürji ve marangozluk değil dir. Kokusu. Elinde eğe tutan. Böylesi ne hecelenen sözcüklerin elbette bir mana'sı olmalıydı. köylülere. Botanik. kokmuş balığınkindcn dc beterdi. rahipler. döşeği eğedir. Orta Çağlardaki okulcular gibi. çok eğlendirici Mısır belgeleri vardır. Böylesine güçlükle yazılan ve böylesine güçlükle sökülen sözcüklerin de elbet kendilerince bir yetkileri olacaktı. İşığı görmek için gözcülere somun somun ekmek verir. Yeni Krallık çağından kalmış. ağır beden işinden kurtulmuştur. tıp. Gerçekte kral lar. yüksek öğrenimle endüstri kesiminde işçi olmak arasında bir seçim yapacak olan oğluna da pek farklı şeyler söylemeyecektir. parmakları timsaha dönmüştü. 2400'den önce). memurluk ve kuramsal bilimlere saygınlık veren davranış kentsel yaşamın çok eski çağlarına dek uzanır. alşimi (simya). eski Krallık döneminde (M. Okula giren öğrenci. Doğudaki bilgili kişiler. İşte bu yüzden dc bu dallar. 134 . doğa yerine kitaplara yönelmeyi yeğlerdi. cerrahlık ve tıp konusunda yazılan kitaplar. çalışan zanaatçılar ve çiftçilere karşın. 800 ile 600 yılları arasında Asur'un yeni türeyen kralları. işinin çoğunu bitirdiği vakit. zanaatçı ya da çiftçinin çilesinden çok söz edilir." Bu öğütlerde belirtilen ilerleme olanakları.. ikinci devrimin toplumu sınıflara ayırmış olduğu ve bu sınıfları giderek kesinleştirdiği anlaşılır. cerrahlık. Mısır'da. yazıcılar "yukarı sınıfa aittir. Tarih öncesi çağlarda. bir daha oraya dönmek istemez.. İşle bu nedenle. Yeryüzünden göçüp gitmiş bir insanın. 1800 dolaylarında) ya da Akad'lı Sargon (2350) zamanından kitaplar edinip kütüphanelerine yerleştirmeye can atarlardı. kadından da bitiktir. artık sapana da. ancak okuma yazma denilen gizsel dünyaya ayak atabilmiş bir avuç insan için bilgin bilimleri oluştururdu. bu ilerlemeyi de olsa olsa zanaatçılar ve tarımcılar kendi başlarına yapmışlardır. bunlarda yazıcının saygınlığı ve seçkinliğinden.Ö. Oysa işçilikle uygulamalı bilimleri hor gören. yazıcılar birinci gruptandır. daha önceki çağlarda ya da başka ülkelerde bu kadar belirgin olmayabilir.. bir soluk temiz hava alamaz. Taşçı. çünkü beden işçiliği küçümsenirdi.Ö. Elinde yazıcının yazıtı var mı.

İşte bu öğrenim ve inceleme sürecinde. tarih öncesi Sümer çağlarındaki konumlarını koruduklarından. 1800-1850) zamanında yazılmış eski bir kitaba tıpatıp uygun olarak yazılmıştır. Metal cüruf ve döküm ne denli kimyayla ilgiliyse. Bunlardan başka. Her iki ülkede de yazıcının eğitimi yazma ve okumayla sınırlanmış değildi. Gerçi bu işi insan ve doğa üstü nimetler edinmek umuduyla yapıyorlardı ama bu uğraşı bilginlere bilginin örgütlenmesi ve araştırma konularında eğitim sağlamış oldu. Sonunda 1800 yıllarında Sümer ve Akad'ı birleştiren Birinci Babil Hanedanı kökende Samî ırkındandı. Üstelik dinsel dil de Sümer dili olarak kaldı. muhasebe hesapları ve takvimler de mate matik bilimine o denli bağlıydı. Bu kitap Kral Auser'in otuz üçüncü hükümdarlık yılında. astronomi (gökbilim) gibi dalların uygulamalarım da ekleyebiliriz.tik) Akat dili oldu. tıpkı ortaçağda Avrupa'daki Latince gibi. Demek ki. tapınak okulları Siimerce öğretecek.Mısır ve Babil'li öğrenciler. muhasebeci ya da metalürji uzmanının işine ne düzeyde bilimsel bilgi uyguladığını anlayabiliriz. kral Nemare (M. aktarılacak bilginin örgütlenmesi ve yöntcmleştirilmesi gerekliydi. gramer kitapları ve sözcükler yazdılar. yazıcı okulları. geometri. Tapınaktaki rahipler de. hatta belki de alşimi (simya) bile okurdu. eski Siimcr ilahilerinin doğru söylenebilnıesi ve eski metinleri toplamak ve düzenlemek amacıyla. nasıl aktarıldığını ve başarıldığını inceleyip öğrenebiliriz. Yayımcı da kitabının reklâmını "yeni ve düzeltilmiş baskı" olarak değil. bizim bugün araştırma enstitüleri dediğimiz türden bir işlev yürütürlerdi. Bugün çağdaş bilim adamlarının kısaca "bilimsel" dedikleri "matematik" ve "tıp" konulu papirüsler ve yazıtlar herhalde bu okullarda hazırlanır ve kullanılırdı. özellikle Mezopotamya'da öğrenimin yöntem içinde örgütlenmesini sağlamıştır. okunanın anlaşılması. Bazıları astroloji. öğrencilerine bir de "yüksek öğrenim" sağlamaları ve güncel işlerle hiç mi hiç ilişkisi ve gerçek yararı olmayan konuları öğretmeleri gerekiyordu. Her neyse. Bu bilgiye bir tür "kuramsal araştırma" katmak için öğretmenlik konumu yeni olanaklar sağlıyordu. bugün bizim çarpım tablosu ve faiz tablosuna benzetilebilen çeşitli tablolar vardır. Hanedan'dan) döneminde Anubis'in ayağının dibindeki bir sandıkta bulunan eski yazıyla yazılmış Hastalıkları Tedavi Kitabı". eskiliği için değer verirlerdi. ya da son buluşları içermesi için değil. çalışmalarını Sümcrce yürütecekti. Sümer dili öldü. Üstelik bize de Sümerce okuyabilme olanağını sağlamıştır. üstelik eski büyü güçleri de ancak Sümer diliyle yürütülebilirdi. Kendinden beklenen işlevleri yerine getirebilmek için. Bu nedenle krallığın resmi dili Samı (Semi. Öğretim için de. Okuma yazma öğretmekten öte. "tarih öncesi çağları araştıran arkeolog" için öbür bulgulardan farksızdır. çünkü bunlarda da rakam ve sözcükler kayıtlıdır. cerrahlık. yazıcının matematik de bilmesi gerekirdi. daha sonraki kuşakları. tanınmış bir kitabın sadık bir kopyası diye yapardı. Bu kaynaklardan. Yapı ve tarla planları. eski çağlarda öğrenimin nasıl örgütlendiğini. Mısır'da bile. bugüne oranla ortaçağ dili kadar uzak ve ilgisiz bir dili ve yazıları incelemeye yöneltmiştir." Ebers Tıp Papirüsündeki araştırmalardan birinin başlığı da şöyledir: "Kral Usafayis (I. kitaba güncelliği. Biraz önce yerdiğimiz "bilgiçlik" davranışı. Herhalde ülkenin eski tanrılarının hâlâ Sümer duasından anladıklarına inanıyorlardı. "bilimsel" diye nitelenen yazılarda. ortaçağ okulları da bu işi Latince yapmışlardır. Kuşkusuz bunlar hesaplama 135 . Bunlara biz yapı planlarını. Bu kopyayı çıkartan yazıcı Ahmoz' dur. tıp. Her birinden. kendi çağlarından. Rind Matematik Papirüsünün üstünde şöyle yazar: "Doğayı için için araştırma ve var olan herşeyi öğrenmenin kuralları. Sümer geleneğinde eğitilmekteydiler. Oysa saygın eski kitaplar Sümer diliyle yazılmıştı. görkemli Piramit çağına dek uzanan eski geleneklere karşı duyulan büyük hayranlık. kendi ana dilleri ne olursa olsun. takvimleri ve aritmetik.Ö.

Bugün hastane stajında öğrencinin tuttuğu notlara benzetebiliriz. İlk başta standartlar tek tek doğal nesnelerdi: parmak. Okuyucuya. baltaya takılabilir. genişlik. Eski çağlarda Doğu'da kuramsal bilimlerin. yazıcılık öğrencisi ya da hekimlik öğrencisi de. Tapınak örgütlerinin iş alışverişi ve gelirlerin yönetimi. zanaatçıların kendi uğraşılarında kullandıkları araçlara çok benzerler. Bu belgeler. Çarpma tabloları tıpkı fırınlar ve ocaklar gibi işlev görürler. Oysa bunlar. örneğin uygulamalı kimya bilgisine ne denli ışık tutarsa. Bu dallar. Alışverişte. tıp ve astrolojinin amacı. mühendislik öğretiminin çıraklıktan temel ayrıcalığı budur. belirtilerin özetini. ustasını çalışırken gözler. kişisel ölçekler yetersiz kalır. ne de balla başı. hem de çok sayıda işçinin işbirliğini gerektiren toplumsal işçilikte. Kazılarda bulunan örnekler "okullar"da kullanılmak için düzenlenmiştir ama. standard (tek biçim) ölçüler. böylece kişisel ölçü birimleri olmuştur. Bunlar herhalde sözlü öğretime yardımcı olarak kullanılırdı. Kazılarda bulunan arkeolojik bulgular. bilinen hastalıkların tedavisinde. Matematik metinleri. Bu metinler. her bir parçayı belli bir ölçeğe göre ölçmek daha elverişli oldu. ağırlık gibi açılardan birbiriyle kıyaslamak demekti. çeşitli gerçek sorunların çözümlerini içerir. amaç açısından. avuç. Oysa hem kesinlik için. bilimsel bilginin aktarılmasında kullanılan gerçek araçlardır. gerçekte metalürji ya da dokumacı çıraklarına sağlanan öğretim türünden başka değildi. hatta günümüzdeki meslek dergileri yerini tutmuştur. sayı sayma kuralları gereksindirmiştir. omurgayı usta kendi koluna göre ölçer. uygulama bilim örnekleri olarak kullanabilecekleri türden değildir. Tıp metinleri için de aynı şey söylenebilir. ticarette. Diyelim. daha önceden genel ilkeler ve soyut kuramlarla desteklendiğine değin bir kayıt bulamıyoruz. bir ölçek olarak kullanılabilirdi. gerek Mısır gerek Babil'de. Ölçü olmadan ne ip yaya gerilcbilir. belirli toplama işlemlerinin nasıl yapıldığını gösterir. Ama tek başına bu tür örnekler. ardından da önerileri içerir. genel kuramları ve belli bir dalın yöntemlerini anlatma amacını güden çağdaş ders kitaplarına hiç benzemez. nesneleri uzunluk. kumsalda yatan omurganın yanına götürüp ölçmek çok güç olurdu. sonra da. Ölçmek demek. her halde öğretmeninin işi yapışını gözlerdi. oysa günümüzde. Elimizdeki metinlerden. öğretimli bilimlerle uygulamalı bilimler ya da zanaat arasında gerçek bir ayrıcalık yoktu. kentsel devrimin ekonomik gereksin melerinden doğmuştur. kesilen her bir tahtayı. hatta falcılıkta belir li sorunların çözümü için kullanılırdı. Bunlar okul kitapları. her işçinin kolu aynı uzunlukta olamaz. sonra da tahtaları şu kadar kol boyu diye keserse. yeni bilgiler de aktaramaz. teşhis çözümünü. işi nasıl yapacağı kendisine gösterilir. Demek ki. kuşkusuz devrimle başlamamıştır. bu öğretimin. Ölçü. bir çuval arpa. rakam yöntemi. Tekne yaparken. ustasının denetiminde aynı işi kendi yapar.araçlarıdır. başvuru kitapları. kol. Bulunan öbür metinler ise. zanaatlarla ilgisi çok daha yakındı. gereğinde ustası yanlışlarını düzeltir. tarım mevsimlerinin saptanmasında. Ölçülerin standart olmaları 136 . hatta belli bir buluş ya da genellemeyi açıklayan meslekî makalelere de benzemezler. matematik ya da tıp öğrencisine sağlanan öğretim türü. İlk başta takılacak ya da bağlanacak nesneler birbirleriyle karşılaştırılarak ölçülürdü. salt arkeoloji biliminin. Mısır ve Babil'de matematik. Matematik. Oysa endüstri işlemleri karmaşıklaştıkça. yapımda. Üstelik. bunlar da matematik bilgisinin düzeyini o denli aydınlatır. Çırak. Mısır ve Babil toplumlarının belirli gereksinmelerini karşılamaktı. tıpkı yazı gibi. konuyu yeni öğrenmeye başlayan bir acemiyi yeni yöntemler açısından aydınlatamayacağı gibi. örneğin üniversitelerde. Aynı biçimde. alışverişte çuvalların büyüklük farkları haksızlıklar doğurabilirdi. Bunlar da herhalde bir öğreticinin sözlü anlatımlarına bir çeşit ek olarak kullanılırdı. iş kolaylaşırdı.

demek ki. Mezopotamya'nın içinde bile ayrıcalıklar bulunması. 9 sayısına dek. Ekilemeyen çöller. bir karış. ölçülerin de toplumsal kullanımla onaylanması gerekir. gerçi bugün bazı yaban kabileler ancak beşe dek sayabilirler. Bölümde devrimin çizdiği yolu izleyen çeşitli toplumlar. toplum bir parmak. bu rakamların değerleri şöyledir: B = 1. ağırlık için de kullanılırdı. bundan sonra artık bir sopaya işaretlenebilirdi. Oysa ticaret yeterince uluslararası bir niteliğe erişmiş ti. mavi gökler onu hiç ilgilendirmezdi. vb. Hanedana dek simgeler kullanılmıştır. Anlaşılan insanlar en önce parmaklarıyla saymaya başlamışlardır. deseni. kendi yerli ölçülerinin yerine Babil ağırlık ölçülerini kullanabiliyorlardı. 0 = 10. Bu nedenle de Mısırlılar bazen. Bundan sonra 10 sayısı ve 10 sayısının çarpımları için başka bir simge kullanılır ve sayılar böyle çoğaltılırdı. O = 600. Mezopotamya'da bu yöntem başka türlü gelişmiştir. birden ona kadar sayıların ayrı isimler taşıdığı ondalık (desimal) yöntemi yaygınlaşmıştır. Çok geçmeden çeşitli uzunluk. soyut düşünme gereksindirir. İşte bu süreç sonunda "salt miktar" ve "Öklid boşluğu" kavramına varır. Tartı işi ise. Toplumun uzunluk ölçekleri. tıpkı yazı gibi. terazinin bulunması ve ağırlıkların standart olması. bağımsız kentlerin kendi standartlarını saptamalarından ileri gelmiştir. Kısacası. her iki "tablo"daki en küçük ölçü se ya da arpaydı. Benimsenen standartlara göre ölçmek. kullandıkları birimlere değişik değerler saptadılar. Demek ki. Eski Sümer alan ölçüleri. Bunun sonucu olarak da.tutulan balık sayısı. VII. D = 60.gerekiyordu. Mısır'da. Oysa Sümer tapınağının ya da Mısır fi ravunlarının büyük gelirlerini bu yöntemle saptamak. Sümerlilerin ilgilendikleri konu. hacim. tarla "şu kadar" tohum gereksindiren bir alandı. olacak iş değildi. ağırlık gibi ölçülerin birbirlerine matematiksel bağlantıları bulunması benimsendi. Sözcükler ve harfler gibi. ama gene eski adları kullanılıyordu. karışın bir kaç katı olarak kabul edildi. bir torba kavramlarına belirli ölçüler tanımalıydı. yeni bir aracın. Petrie haklıysa. Sayı saymanın ise. düşünü uzunluk üstünde toplamak için bezin rengi. ölçüler de kurallara dayanmıştır. Bu ölçülerin kullanımında. dokusu dikkate alınmaz. sürüdeki koyunların sayısı. her neyse. Tüm ölçme işlevi. büyük miktarları kaydetmek için yeni bir yöntem bulmak zorundaydılar. Olabilir. Erek ve cemdet Nasr'da bulunan en eski hesap yazıtlarında sayılar görülür. Rahipler ve memurlar. Birimler. Onların soyutlamaları. Mezopotamya ve Hindistan'da başka başka ölçü yöntemleri buluyoruz. Diyelim bez ölçerken. insanlar gerçek nesneleri saflaştırmaktaydı . Paleolitik avcının ya da neolitik çobanın bellemek istediği sayılar da. terazinin bulunmasını gerektirmiştir. Gerek Sümer'de gerekse Mısır'da. Her iki ülkede. İşte önce Sümer'liler 137 . bir başka ülkede tanınıyor ve benimseniyordu. bir avuç. ilk yazıların tüm örneklerinden de eski ve sayı yöntemi içeren belgeler bulunmuştur.mesinden çok daha soyut bir iştir. dokumadaki ipliklerin sırası ve buna benzer şeyler. şu kadar "boş alan" kapsar gözüyle bakmazdı. devrimden çok önceye rastlar. tarih öncesi çağların Mısır mezarlarında ağırlık yerini tutan nesneler bulunmuştur. örneğin gez (dirsekten parmak ucuna dek mesafe). Devrimden sonra Mısır. bir ülkenin standart ölçüleri. tek tek nesnelerin ölçül . aynı işaretin yinelenmesiyle ifade edilirdi. Eski çağ toplumlarının sonsuz uzunluk ya da boşlukla ilgilendiği sanılmasın. Oysa başka kentlerde bulunan ve herhalde daha sonraki yıllara ait olan metinlerde. pratik uygulamalarıyla ve ilgileriyle sınırlıydı. I. Petrie'ye göre. en eski insan toplumlarına dek uzanması gerekir. bir çuval arpanın ağırlığı da maden ya da taş ağırlıklarla saptanabilirdi. tarlasına kaç tohum ekme gereğiydi. bir sopanın yanma kazılan çentiklerle saptanabilirdi. demek ki Sümerlilerin "kare ölçüsü" ilk başta bir tohum ölçüşüydü. Tarlaya. hatta Hindistan'da (sonraları Girit'te) büyük rakamları kaydetmek için kullanılan kurallar aynıydı.

Ticaret. Mısır'da olduğu gibi basitleştirilmiştir. yani resim yazılı hesap yazıtlar. Hepsi sana güvenirler. gözcü de biracıya. Bir Sümer tanrısına her gün bol bol bira armağan edilirdi. duvarlara uyması için her bir taşuı ne boyutta kesileceğini bilmeliydi. Sümer kurallarında da. Ama bu basitleştirme yöntemi Babil'de şaşırtıcı sonuçlar doğurmuştur. Toplanması gereken besin ve hammadde hesaplanmalı. toplama ve çıkarmayla bulunmuştur. bazı kesirleri belirtmek için "ayrı işaretler" doğmuştur. beceriksizliğinden ölürü bir rakibi kınamaktadır: "Dersin ki. tarlanın iki yanının ürünü olarak belirtilmiştir. Tarla alanları ise. hesaplanmalıydı. Toplamlar. şimdi de yazıcılar bir araya gelmişler. yapının ne kadar süreceği önceden bilinmeliydi. daha gelişkin bir matematik yöntemi gerektiriyordu. kentsel devrimin toplum yaşamına getirdiği sorunlar ve değişiklikler. maya ve bira yapımı için ne kadar arpa verilmesi gerektiğini bilmek isterdi. "doğa birimler"in kesin değerleri vardı. arpa ölçüsü ya da testi testi biralar kayıtlıdır. Bu metinde konuşan. yalnızca en basit matematik işlemleri göstermektedir. duvarcı ustası da. ortaklıkla yürütülüyordu. dersin ki: 'Haydi. uzunluğa 730 kiibil. hem de Mısır yazısında. Ölçüler ele alındığı vakit.Ö. generallerden gerekli tuğlalar islendi. Kuşkusuz. Bu tür sorunlar. basit rakamların yanına başka bir işaret kondu mu. Belki bu uygulamadan da. her bir işçinin ücretini. Mısır batıl inançlarına göre. Elimizde olan en eski "matematik belgeleri". Bir depo yapılacak. gözlemciler ve gelir toplayıcıları da bu depolarda ne kadar tahıl saklanabildiğim bilmeliydi. içinde 120 bölme olacak. Bunun için de yamaçtaki toprak yığınlarının ya da pira mitlerin hacmi. her bira yapımında ne kadar arpa vereceğini hesaplamalıydı. Buğday ve arpa. piramitlerin yapımında ölçülerde çok dikkatli ve kesin olmak gerekliydi. 'Ben askerlere emir veren yazıcıyım. bölmeler kamış ve kirişle desteklenecek. eni 55 kiibil. hesapla. yaptığı işin niteliğine göre saptamak gerekiyordu. O işareti 1 bur (yâni 18 gan demekti. ortaklar da paylarına göre ne kadar kâr alacaklarını hesaplayabilmek istiyorlardı. koca kamu yapılarında bir arada çalışıyorlardı. Büyük işçi grupları. Tapınak. biçimi silindir ya da koni olan depolarda saklanıyordu. 2 karış bir yarım kol boyu ederdi ve bu böyle giderdi. 120Ü yıllarından bir papirüste bir yazıcı tarafından anlatılır. ya da bir adamın sekizde beşi bir anlam taşımaz.' Sana kazman için bir sarnıç gösterilmiş. askerlerin kumanyasını sorarsın. kesirlerin yerine belli adlar kullanılırdı. kuyu duvarındaki tuğlanın sayısı. askerlerin başında. Bu koşullar altında kesirler ortaya çıkmaz. basit aritmetikte de.. biraz önce anlatıldığı gibi. M. uygarlıkları süresince kullanılan ve altmışlık (seksagcsimal) yöntemi budur. Hem Sümer. gerçek koyun ve insanları saymaktadır. Yazıcı. Oysa. sana öğretme görevi de batta düşer. ağırlık ya da uzunluk ölçüsü ifade edildiği anlaşılırdı: böylece Sümerde D işareti bir gan. lira kesiri olarak kuruş. ama hiç birinin bir şeyden anladığı yok. buna göre 15 parmak bir karış. kilo kesiri olarak gram kullanıldığı gibi.. Derler ki: 'Sen akıllı bir yazıcı 138 . Bir koyunun sekizde biri. zamanla rakamların biçimi.sonra da Babil'Iiler tarafından. biranın sertlik derecesi kullanıla kullanıla alışılagelmiş bir orandı. Bu yazıtlarda koyun sayısı. bunlar için önceden hazırlık yapmak gerekiyordu. "Sen. zeki bir yazıcısın. İşçi grupları içinde. Gelir bana.' İşini bırakırsın.

daha önce bunlarla karşılaşmamışlardı. ama buradaki güldürü unsuru da budur.tansa bunu anımsamak daha kolaydı. 5000 yıl önce yaşamış olan yazıcıları. yabancı bir alanda. bunu altı saatte kaç işçi boşaltır!" (Kuşkusuz. Her şeyden önce. ne kadar tuğla gerekli?" "Sana şöyle de derler: 'efendinin anıtının altında duran ve Kızıl Dağdan getirilen. Bundan sonra da ikinci adım hesaplama tekniğini geliştirmekti. Oysa 12 + 12 (yani. dostum!. Mısır ve Sümer rakamları bu işlemleri kolayca yazılı olarak gösterebi.) İşte Mısır ve Babil'de bulunan matematik metinlerde çözümüne çalışılan sorunlar bu türdendi.14 x 80' in hesaplanmasını şöyle yaparlardı: 1 12 80 2 24 80 1 4 48 0 0 96 8 16 2 0 4 32 0 Toplanı 1120 Toplam 144 139 . 5 ile 3 toplanınca (kuşkusuz önceleri bir bir sayılarak varılan) sonuç 8 olduğuna göre.. Ama. üstelik bu sorunlar tümden devrimin ürünüydü. çünkü biz. bir rakam düzeni bulmaktı. Problemlerin çoğu pek önemsiz. Sandık yerde dururken 30 kiibit boyundadır. eni de 20 kiibittir. söyle bize. hesaplama için bir mekanizma bulmalıydılar. Onlar çarpılacak sayıları birbirlerine eklerdi. saymak. devrimin bu sonucu da bugünkü uygarlığımızın temelini oluşturmuştur. Gerçekten de Sümer ve Mısır yazıcıları. yollarını bulmaya çalışıyorlardı. Öbür sonuçlar gibi. küçük şeylerdi. İçinde. bizim için çocuk oyuncağıdır. Anlaşılan Mısırlılar bu sonucu. Şimdi hesapla bakalım. 3 tane 5 sayısını toplamak demekti. Mısırlılar 12 x 12 ve . kentsel devrimin tarihte ilk kez görülen türde olayları ve sorunları nedeniyle. Onlara güç gelen işlemler. kum dolu sandığı boşalt. bu biçimde açıklanan problem çözümlenemez. daha önce bulunmuş sonuçları kısaltmak ve ezberlemek demekti. Haydi.. Çözümlemeye çalıştıkları sorunlar yepyeniydi. Toplama ve çıkartma ise. çağdaş ölçeklerle yargılamak haksızlık olur. Çarpma ise. pek azı bugünün ilkokul çocuğunu düşündürür. Okulda bunun 15 ettiğini öğreniriz. 12x2) = 24 olduğunu biliyorlardı ve bu işlemi bir örnekle gösterelim. ezberlenmesi gereken bir sayı olarak kaydetmemişlerdi.liyordu. 5 ile 3 sayılarının çarpımı. Daha önce de belirtildiği gibi. toplamanın daha da kısaltılmış biçimidir. her biri 50 kiibit yüksekliğinde bölmeler vardır. Yunanlılar ve Arapların da bize ilettiği yöntemleri artık iyice biliyoruz. onların bulduğu. böylece konuşma dilindeki sayı adlarından kurtulabilirlerdi.sın. İlk adım.

30 ve 50 ile çarpılmış ve sonuçlar. hatla kumanyanın işçiler arasında bölünmesi gibi basil işler bile. tablolar da günümüze dek kalmıştır. Coğrafya konumu nedeniyle ticaret yollarının tam kavşağındadır. Büyük çapta dış ticaret işlerinin yürütülmesinde. Anlaşılan. Ama çarpan. yazıcıların karşılaştıkları pratik sorunlar.Ö. 15 ve hatta 44. bölme tabloları olarak da kullanılabilirdi. Daha sonra ikinci sütundaki karşı rakamları toplarsınız.(Çarpılacak sayıın hizasına 1 yazarsınız. 26. Mezopotamya. 20. Demek günümüze dek gelen tablolar gibi bir çarpma tabloları vardı. Babilliler bugünkü biçimiyle çarpmayı biliyorlardı. bu yeni yöntem kuşkusuz hız kazandırmıştır. yâni bir bir sayılarak varılan sonuçların kaydedilmesi de. 1. birinci sıra çarpılacak sayının toplamına ulaşıncaya kadar bir kat büyütürsünüz. sonra işaretlenen sayıları toplar. küp ve başka üsler. Kare. kökler. 8'e bölmek için işe şöyle girişilirdi (Mısırlılar buna. tapınak okullarının "araştırma örgütleri" taralından başarılmıştır. tıpkı bizim çarpma tablosu gibi düzenlenmiştir. Elimizdeki yazıtlarda.tasıyla gösteremez. Bunıın ııe demek olduğunu anlamak için. Mısırlılar ve Babilliler için bu sayılar tümden bir yenilikti. böleni iki katına çıkarır. Mısır kesir rakamlarına göre 1/2 ve 1/4 şöyle yazılırdı: 2 ve 4. ilgili satırların başına da işaret koyarsınız. Oysa M. çarpıcı. aşağıda belirtileceği gibi.) Sümerlilerin de ilk başta benzer bir "toplama" yöntemi kullanmış oldukları sanılır. Mısır'a oranla dış ticarete daha çok bağlıdır. Böylece hesaplanmada. İnsan. bellemek ya da gereğinde bakmak için yazmışlardı. 2000 yıllarından önce. sonunda kesirlerle uğraşmalarını gerektirmiş!ir. yarısını alır. Babil'de ticaretin büyük önem taşımasının aritmetik yönteminin basitleştirilmesinde büyük payı olsa gerek. küp kökü vb. Bu nedenle aynı zamanda.40 gibi çok yüksek görünen sayıları da içerir (kuşkusuz tiimü de altmışlık rakam yöntemiyle gösterilmiştir). kesirleri parmaklarıyla ya da hesap tah. tâ ki ikinci sütunundaki sayılar bölünen sayısına varsın. Sayarak buldukları sonuçları. ilkokul çağımızda kesirlerle ne denli bunaldığımızı anımsayalım. tabloların düzenlenmesi. Aynı zamanda. sonra her iki larafı da. tüm sayıları olduğu gibi. İkinci örnekte. Tarih öncesi çağlard an bu yana. "19'a varmak için 8'i hesaplamak" derlerdi: (Burada yazıcı. 19'u. işi çok basitleştiren ve kolaylaştıran bir araç bulmuşlardı. oysa Mısır çok daha ayrıktır. bu arada ilk sütundaki tüm sayıları ve kesirleri işaretler. Böyle somut biçimde düşüniilemcyen sayılar için 140 . yukarda anlatılan ondalık işaretiyle iş basitleştirilmiştir. Bölmede işlem tersine çevrilmiştir. tüm tam sayılarla.

Ö. Bu yüzden Mısır' lılar bu kesirleri hiç yazmamışlardır. "işleme ayrıntıları" da tabloya eklidir. 30 vb. 3 + 15) ve 7/10 = 2/3 +1/30. bölen sayının üstüne bir işaret koyarak kesirleri belirtirlerdi. M. 4 5 1 141 . Babil'de rakam yönteminin değiştirilmesi Babilli matematikçilerin M. koyalım). bölünecek sayı 1 olmak üzere. İşte onlar da altmışlık kesirleri tıpkı lam sayı gibi kullanıyorlardı. ancak bu diziye 2/3 katılmıştır. bölen sayının da 3'dcn 101' e dek tek sayılar olması kaydıyla. ama hâlâ '0' ve için bir işaretleri yoktu ve hâlâ altmışlık bir yöntem kullanıyorlardı. Bu tablolar. 2000 yıllarında kesirleri iyice anlamalarını sağlamıştır. Rind Papirüs destesi bu tabloyu verir. Bu yöntemle 2/5. tüm kesirlerin çözümünü veriyordu. « işaretini kullanmaya başlamışlardı. Bunun nedeni de oldukça ilkel hesap yöntemleriydi. diğer rakamlara oranla konumuna ve ondalık ayırımına bağlıdır. Bu nedenle rakamlar konusunda ancak rasyonel alanında usta olabildiler. (Kuşkusuz 1/2. bölünen sayının 2. yani lam bölünebilir sayı olarak yazmışlardır. Hep bu sayıları. Bizim yöntemimizde 5 x 10. çok güç olan bölme işini basitleştirmişti. bu da bizim (/) işaretimize benzetilebilir. 1 ile 60 arasındaki sayıların eşdeğer karşılıklarını gösteren tablolar 2 3 hazırladılar: 0 5 12 3 2 6 10 0 8 7. tam sayıların parçası olarak ele alınır. Çünkü kesirleri tıpkı bizim "ondalık" (desimal) sayıları anlatımımız gibi ifade ediyorlardı: 1/5 kesiri. 20/60 için de. Örneklerimizi sıralayalım: 2/5 = 1/3 + 1/15 (ya da Mısır rakamlarıyla.bir işaret yöntemi gerekliydi. Mısır yönteminde bölme. kesirlerin toplamı olarak. 5/10 sayılarını ifade etmek için hep aynı 5 rakamı kullanılır. Mısırlılar. 5x1.Ö. bu sürecin uzun kullanımına neden olmuştur. Ne değerde olduğu ise. sıfır dahil. bölünen sayı 1 olmak üzere. ya da 7/10 yazmak çok güç olacaktır. Rakam yönteminin yetersiz olması da. tam sayılarla aynı kurallara uyduklarını pek kavrayamamışlardı. Rakamların yazılışı basitleştirilince. 12 olarak yazılıyordu (Babillilcrde bulunmayan işareli için biz. Mısırlılar kesirlerin. öbürlerine oranla konumuna göre değiştiği artık anlaşılabilmişti. Babillilcr de. 25 kesiri. bir sayının değerinin. 1/3 ve 2/3 için özel işaretler vardı. 2000 yıllarında artık 20 için de. 25 oluyordu vb. Bu rakam yazma yöntemi.

rakamlardaki rastlantı sonucu değişikliklerden doğmuştur. ancak bin yıl sonra astronomi (gökbilim) hesaplarına uygulanmıştır. Her bir işlemi anlatacak terimlerin seçimi de okulların göreviydi. ya da "karşılığını bulun" gibi deyimler için eski Sümer deyimlerini kullanırlardı. çıkarma gibi kavramlar için çeşitli adlar kullanılmıştır. bu sayının eş değeriyle: 12 ile çarpardınız (12/60). Altmışlık kesirler yöntemin ve bununla ilgili olarak geliştirilen yeni yöntemler. ya eş değer karşılığı kesin bir sayı ol mazsa . Ama. ile çarpın".Ö. Ama bunun gizlerini farketmek ve uygulamak. oysa tapınaklarca astroloji çok önemliydi. Yeni hesap yöntemlerini öğretmek ve uygulamak amacıyla. M. 5'i 4' le çarp anlamına "4'ü 5 kez hesapla" denirdi. Matematiğin bir bilim olması için kesin bir özel dili olmalıydı. Sami dili konuşmalarına karşı. ilk metinlerde. Peki. Bu yöntem de zaten bu okullara ve bu okullar için kulanılan "matematik metinleri"ne özgüdür. 2000'dcn sonra çok kesin bir terminoloji kullanmıştır. Daha sonraları.örneğin 60/7 gibi? O zaman ne yapılabileceği kesin değildir. Öte yandan. Çeşitli işlemler için kullanılan sözcükler tek heceliydi ve bir tek çivi yazısı işaretiyle ifade edilirdi. mimari ve mühendislik sorunlarının çözümü ile faiz ve ana para hesaplan için kullanılmıştır. Rind Papirüs'iinde toplama. deyimler daha az değişkendir ama tam olarak saptanmamıştır. hesap yapmayı hızc Dövme Formülünü gösteren çizgi landıracak bir matematiksel simgeleme yaratma yolundaydılar. kuşkusuz tapınak okullarının başarısıdır.. Moskova Papiriıs'ünde. Anlaşılan yeni matematik. çeşitli işlemler için genel ve standart deyimler kabul etmek yararlı olacaktı. Babillilcr.Artık bundan sonra 5 ile bölmek yerine. 142 . Babil metinleri. Bu deyimlerin tanımlanması ise sosyal bir işlevdir.".. Gerçekten de Babillilcr.

alanları böyle ölçülürdü. Oysa Mısır'da bile. + ya da . > kuşkusuz.) Zaman geçtikçe. Çok kenarlı tarlalar. iki bitişik kenarın toplamının. iki kenarın 143 .anlamına gelir. örneğin 10'da 1 olarak ifade edebiliriz. ideogramlar bazen matematik simgeleri olarak kullanılıyordu. ne verim alınabileceğini kestirmekle yetinirdi. Oran kavramı için kullanılan deyimler oldukça garipti. Üçgen biçiminde bir tarla için. dörtgen ya da ı çgen parçalara ayrılır. 1 eğrik ölçüsü" olarak alınırdı (bu da hep GAR olarak hesaplanırdı). kısaca dikdörtgenin alanını ölçmek için doğru formül kullanmaktaydılar. geometrik ilişkiler konusunda da bilgi gerektiriyordu. Bunu." Babillilcr bunu daha açık seçik belirtirler.Sonunda. çoğunlukla bitişik kenarların çarpımlarının ortalaması alınırdı. yapılan anlaşmalarda. daha çok Sümer deyimleri ve ideogramları kullanılır oldu. Yeni Krallık döneminde bile. "her 1 kolboyu. (Bugünkü aritmetik ve geometri simgelerimiz. Sümer dili de giderek tarihe karıştıkça. Gerçekte her bir yükseklik ölçüsü olarak kol boyuna 5-1/25 palm biçiyorlardı. Mısır metinlerinde sık sık. yani bir kol boyudur. x. gitgide. eş kenarsız dörtgenlerin alanı çeşitli ortalamalarla hesaplanmıştır. Kentsel ekonominin koşulları. M. Bunlar. piramidin yanları konusunda "eğik" ya da devrik kenardan söz ederler. ideogram'larla anlatılır oldu. Mısırlılar bunda uzunluk anlatımı kullanırlardı. örneğin 5 -1/25 palm gibi. Sümcrliler tarlaların alanını her iki kenarın birlikte hesaplanmasıyla bulunurlardı. Rind Papirüs'ünde bir çift bacak. öbür iki kenarın toplamının yan: i ile çarpılmayla bulunurdu. ya da "ayrılmak" gibi kavramlardan koparak. hecelenmek yerine. bu deyimlerin ikinci anlamları olan "baş sallamak". Daha sonraki belgelerde. Mısır'da. Her iki deyişle de matematik düşününün ne denli somut olduğu görülür. bir dağın eğikliğinde olduğu gibi. tarlaların alanının saptanması gerekliydi. hayli soyut simgeler durumuna geldi. ED ise bir uzunluk birimi. ya da bizim anlatımımızla "AE/ED diyebiliriz. vergi toplayıcı da beş aşağı beş yukarı. teknik sözcüklerin çoğu. Oysa bu tür tahminler ve değerlendirmelerde çok kesin olmak zorunlu değildi. yukarda gördüğümüz gibi. örneğin +. gerçek ideogramlardır. ayakların yönüne göre. dörtgen biçiminde bir tarlanın alanı.Ö. gözeticiye yalnızca kaba taslak bir hesap yeterliydi . Ekilecek tohum miktarı için. 31)00 yıllarından önce bile.

uzunluğu toplanır. yarısı alınır. sonra üçüncü kenarın yarısı ile çarpı lır 144 .Babil tarla planı.Ģekil 10 .

astronomi (gökbilim) hâlâ. Ama bu takvim yanılgı doluydu. ne idüğü belirsiz resmi yılla birlikte benimsenmişti. Babil'de gökyüzünün düzenli gözetimi hâlâ zorunluydu. göksel olayların düzeni ve bu olayların dünya olaylarıyla bağlantısı çok geçmeden farkedilmiş olmalı.Sözü geçen bu belgeler genellikle. 1800 dolaylarında). Bu can sıkıcı ve çelişkili takvim hesabının çözümü devlet memurlarına ve sonunda Güneş rahiplerine bırakılmıştı. Geometri biliminin. Uzunlukları kenarlarına yazılırdı. eski ay takvimiyle güneş takvi mini bağdaştırmak için yeni bir takvim düzenledikleri de gerçektir. Mısır'da gökbilim. Mısır'da insanlar deniz yolculuğu ve tarım gereksinmeleri için gökyüzündeki varlıkları incelemek zorundaydılar. tarım festivalleriylc 145 . olduğu gibi kabullenilirse.Ö." İlk sözü edilen yıl. Ay takvimi. Ama gerçek yıl. Yeni yıl. 2000 yıllarında yazılmış bir yazıda şöyle denir: Yılın başlangıcındaki şölen. Çünkü Babilliler resmi amaçlarla bir güneş takvimi düzenlememişlerdi ve hep 354 günlük ay yılını gözetirlerdi. İ. Mısırlıların. tarım işlemlerine ışık tutmak için hâlâ gerek liydi. Genellikle 10 ve 35' nci enlemlerde gökyüzünün berrak olmasından da yararlanılarak. Böylesine bir görev yüklenince. bunun nedeninin bilgisizlik mi. Bu çalışmalar artık Devlet örgütünce desteklenmekte. ancak bu memurlar ayın çıktığını krala bildirdikleri vakit. takvimin düzeltilmesi için kullanılan çeyrek yıldır. cayılmıştı. Ayların başlangıcı bile gözlenerek saptanırdı. bu göksel varlıkların gözlcmlenmesiyle anlaşılabileceğine inanmaya başladılar. Tarım işlerini düzenlemekte kullanılamazdı. Küçük Yıl. sonra vazgeçilmiştir.Ö. çünkü din. ama planlar bir ölçeğe göre çizilmezdi. belli belirsiz resmî yıl ile birlikte benimsenmişti. Mısır ya da Babil'de tarlaların gözetimi sonucu geliştiğine değin kuramın bir kanıtı bulunmadığını böylece görmüş olduk. Yeni ay. Yeni Yılın. olsa olsa bizim artıkyıl ilkesi gibi.Ö. 2900 yıllarında. Kentsel devrimden sonra. kralın gökbilimcileri. Büyük yıl da belki 1461 yıllık Sotik devredir. yeni zanaatın ürünü olan araçlarla donatılmakta ve sonuçlar yazılmaktaydı. tarlaların planlarını da içerirlerdi.. Büyük Yılın ve Küçük Yılın şöleni. gökbilimle. Kral Hammurabi'nin yazışmalarında (M. başlardı. takvimdeki belirsiz resmi yıldır. kuşkusuz toplumun dinsel yaşamında tam bir kargaşalık yaratabilirdi. her nedense. geçerliydi. Başka olayların da. astronomları kuşkusuz iyi birer gözlemci olarak eğitilmişler ve gerçekten de bu konuda şaşırtıcı beceride birer uzman olmuşlardı. Akyıldızın doğuşuyla saptanır. M.. ya yeteneksizlikten ya da papazların karşıtlığından. Bu takvimi geliştirme çabalan ilk hanedanlar döneminde sürdürülmüş ama sonra. hem haklı olarak tarım işlerinin ve bunlarla ilgili festivallerin düzenlenmesi için. kendi geleceklerini ve durumlarını etkileyen krallıklar döneminde bu takvimi düzeltmek için uğraşılmış. yoksa dinsel karşıtlık mı olduğu da bilinmez. Bu göksel varlıkların devinimlcriyle ekin zamanı ya da sellerin yaklaştığı anlaşılır anlaşılmaz insanlar. görevi yeni ayı gözlemek olan memurların raporlarını okuruz. Ama gerçek yıl. hem de astroloji falıyla uğraşmak amacıyla.

kış gecelerinin yaz gecelerine oranının 12'ye 14 oranına benzediğini bulmuş olduğunu anlıyoruz. Gün ışığını ve karanlığın her birini on iki eşit saate (mevsim saati) bölmüşlerdir. gerekse Babil'de. küp biçimi bir parçanın gölgesinin kalınlığı kullanılır. onlar da gündüz ve geceyi. hem güncel yaşam için. Mısırlılar ancak bu tür bölmeyi kabul etmişlerdir. yani dik bir çubuğun gölgesi kullanılırdı. oniki sayısı anlaşılan yılın on iki ayından esinlenilerek saptanmıştı. Bu. Bu gözlemleri. bilime dönüştürmek için zaman bölümlerini standart duruma getirmek ve bunları ölçecek aletleri yapmak zorunluydu. 1557 ve 1541 yılları arasında bir gelişme kaydedildi. durağan nesnelerin gölgelerinin devinimini kullanırladı. Gökbilimciler. belirli boyutlarda ve aşamalı kaplardan ya da kaplara su akıtılarak saptanırdı. Gündüz saatlerini ölçmek için. Daha önceki örneklerde. günün ve gecenin eşit parçalara bölünmesi daha yararlı olacaktı. Amenemhat adında üst düzeyde bir memurun kitabesinden. Belirli zamanlarda bir ay eklenerek düzeltilirdi. Babillilcre gelince.bağlantılıydı. Zaman ölçüleri. ama bunun belirli bir yöntemi de yoklu. Kral da herhalde gökbilimcilerin önerilerine göre karar verirdi. daha önceki yazılardan. aynı zamanda belirli bir amaç uğruna yapılan bilinçli deneyler sonucu bulunabilirdi. Anlaşılan Amenemhat boş vakitlerinde gelişigüzel araştırmalar yapmaktaydı. bu bölümler kuşkusuz mevsimlere göre değişiyordu. her iki ülkede de su saatleri kullanılırdı. giineş yılının karşılığını anlaşılan biliyorlardı ama gene Mısır'da olduğu gibi. yani dünyanın dönüşünün tam sürecini on iki çift saate (bini) bölmüşlerdi. Mısır'da suyun ağır ağır akıtıldığı kap koni biçimindeydi. Babil'de gnonıon. hem de batıl inançlar açısından gözlenirdi.Ö. güneşin konumu umursanmamıştır. Her iki yöntemde de. Böylece. böylece yılın tüm mevsimlerinde gecenin bölümleri doğru olarak saptanmış. belirli bir yöntemle. Fabrikalarda ve çiftliklerde çalışmak için. Resmi yıla ne zaman bir ay ekleneceğinin kararı krala bırakılmıştı. Bu ilginç yazı. ama elimizde hiçbir örnek yoktur. O zaman krala t ek çıkışlı bir saat yapmış. Bu yöntemin bu işle görevli olmayan bir memur tarafından bulunması ve kendisinin de bununla övünmesi ayrıca ilginçtir. gerek Mısır'da. iki ya da daha fazla. daha önceki kuşaklardan devralınan gözlemlerin varlığını ve kullanımını kanıtlamaktadır. büyük bir olasılıkla değişik kalınlıkta çıkışların eklenmesiyle ayarlanırdı. kentsel bir uygarlıkta. Oysa bu bölmeler ve ölçüler. göksel varlıkların devinimleri. günlük yaşam için de gerekliydi. bu nedenle hiçbir zaman doğru ve kesin sonuç sağlayamamıştır. İlk başta "saatler". çünkü ancak duvarları parabolik eğiklikte olan bir kaptan su eşit uzaklıklardan eşit zamanlarda alçalır. 146 . Gecenin bölümleri için. Elimize geçebilen Mısır giineş saatlerinde (Yeni Krallık ve daha sonraki dönemler). M. Ölçtükleri "saatlerin mevsime bağlı eşitsizlikleri nedeniyle durum daha da karışırdı. bu da yıldızların gözlenmesiyle saptanırdı.

Kutup çevresindeki yıldızlar özel bir ilgi gereksindiriyordu. kapağın içine Ölülerin saatin kaç olduğunu anlamaları için bu saatlerin resmi yapılırdı! Kapak otuz altı dikey sütuna bölünür. "Dekan"lar (On iki burcun işlevini gören. Yıldızların yaklaşan devinimini gözledim. mevsim saatlerinin farklı uzunlukları ve öbür unsurlar doğru saptanamazdı. Yüzümü yıldızların yönüne çevirdim. Bu çabanın başarısı Büyük Piramit'le kanıtlanabilir. Yukarda sözü edilen amaçlardan esinlenerek ve donatımdan yararlanılarak.cu sütunlardaki konumlara yerleştirilir. Gene de. Doğulu gökbilimciler. yıldızların listesini yaptılar ve yıldızları burçlara ayırdılar.Ö. Bu piramidin kenarları gerçek kuzey noktasından ancak birkaç metre kaymıştır! Boylamın kesinlikle saptanması için. Firavunun bu törende söyledikleri günümüze dek saklanmıştır: "Çekicin sapıyla kazığı tuttum. belki yaz gündönümünü belirtmek için. Ölçme ipini Tanrıça Sa. ama göksel ekvalor'da yerleşik burç) karanlıkla gün doğumu arasındaki kısa yaz saatlerinde doğar ve 18 ile 19.Babil su saatleri silindir biçimindeydi. Beş yüzyıl sonra. Bu resmin açıkladığı gökbilim. gökbilimci olmadıklarından. bir tapınağın açılışıyla ilgilidir. Bu tür tablolar.fekhabui ile aldım. Oysa Asur çağından kalma bir yazıtta bini'ların (çift saatlerin) ay be ay saatlere dönüştürülmesi için bir tablo vardır. 2000 dolaylarından önce. Daha önce sözü edilen matematik yazılındaki problemler bu saatin iniş çıkışıyla ilgilidir. Mısırlılar göklerin haritasını çizdiler. Mevsim değişikliklerine göre saati ayarlamak gereksizdi. bu yöntemi alaya almışlardır. Anlaşılan tören. İşte zamanı gösteren araç ve saat orada. Yalak olarak. Senmut'un lahdi bir tür planetoryum resmiyle süslendiriimişti. Bizim "kutup yıldızı"nın karşılığı olan bir yıldızın doruğa çıkmasıyla boylamın saptanmasına çalışılmaktadır. Bunlar lahitlerden anlaşılmaktadır. beş artık günü umursamadığından. Mısırlıların bilgileri ve bu bilgiyi nasıl uyguladıklarına değin ipucu sağlar. Gözüm Ayıdaydı. on iki gece saatini temsil etmek üzere 12 kutu vardı. lahit kapakları. edinilen bilgi de anlaşılan daha ilk yıllarda uygulama alanı bulmuştu. bir bölme bulunurdu. Mısırlıların köşegen ilkesine dayanan yıldız saatleri ya da takvimleri üzerinde deney yapmaktaydılar. 18 ve 19. Köşegenin öbür sütunlarındaki bölümlerde yinelenir. Gözlerimi Ayı burcuna çevirdim. firavun "ip çekme" diye adlandırılan bir tören yapardı.ci kutular arasında. lahit kapaklarında gösterilenden 147 . yani on günlük bir haftayı simgeler. Saati saptayarak vakti hesapladım. Eski Krallıkta. tapınağının yanlarını gözledim. her biri bir onluk. Lahit süsleyicıleri. 6 ve 7. M. Tapınağının yanlarını gözlüyorum. daha çok gözlem gerektiği kuşkusuzdur. göksel varlıkların belli belirsiz düzenleriyle bile ilgiliydiler ve matematiksel gökbilim için veri toplamaktaydılar.cu sütunlar arasında. gece yarısını simgelemek üzere bir çizgi çizilidir.

pek farklı değildir. Kutbu belirtmek için pek çok çift delik vardır. Bu da günün eşitliği zamanının gezilemesini (ekinoks presesyonu) göstermek için olsa gerek. Teb enlemi, kutbun yüksekliği olarak kabul edilmiştir. Bu mezar anıtları, Mısır gökbilimi için elimizdeki lek kaynaktır, çünkü gökbilim metinleri henüz bulunmamıştır. Bunlar kuşkusuz yüzyıllar boyunca sürdürülen gözlemleri ve bunların sonuçlarını içerir. Oysa, karmakarışık hesapların yardımıyla önbilgi varsayımına ulaşabilecek matematiksel gökbilim konusunda hiçbir ipucu sağlayamamaktadır. Mısır'dan ay tutulmasına değin elimizde hiçbir kayıt yoktur. Gerçekten de ayın ve gezegenlerin devinimine pek ilgi duyulmuşa benzemez, belki bunun nedeni çok eski çağlarda aya dayanmayan bir takvimin benimsenmesi, devlet dini olarak güneş tanrısına büyük önem verilmesidir. Babil'de de yıldızlar, Mısır'da olduğu gibi, büyük dikkatle haritada gösterilmişti. Zodyak da (burçlar kuşağı) bu haritanın öz noktasıydı. Ama ay takvimi ve gökbilim varsayımları, gökbilimcinin dikkatini özellikle aya, gezegenlere, ay tutulmasına ve yıldız tutulmasına yöneltmiştir. Bu oluşumların dikkatle gözlemini ve gerçeğe uyarak kaydedilmesi, Babillilere, gözle kolay kolay seçilemeyen gerçekleri öğretmiştir. Örneğin, M.Ö. 2000 yıllarından hemen sonra, Venüs'ün yaklaşık olarak sekiz yılda tam beş kez ufukta aynı noktaya döndüğü saptanmıştır. Tam bir yıl sonra Babilliler gökbilimde matematik uygulamaya başlamışlar ve çok geçmeden bu konuda hesap yapmaya ve ön bilgiler sağlamaya başlamışlardır. Matematiksel astronomi bu kitabın kapsamı dışındadır - yoksa yalnızca bunu anlatmak için birçok bölüm yazmak gerekirdi. Gene de, tıpkı Mısır'da olduğu gibi, tüm araştırmanın, yanlış gökbilim amaçlan uğruna yapıldığını da belirtmek gerekir. Gene de bu çalışmalar, gerek Yunan gerekse çağdaş gökbilimin dayanağı olan çok kesin ve doğru veriler sağlamıştır. Hastalıkların tedavisi için, kentsel devrimden yüzyıllar önce çaba harcanmış olmalı. Bugün çağdaş yabanlar arasında olduğu gibi, herhalde o çağlarda da tıp kuramının özü büyüydü, bu nedenle hekimlik de büyülerden oluşmaktaydı; I. Bölümde anlatılan paleolitik cenaze törenleri bu varsayıma ışık tutar. Gene de, merhemler, damlalar ve ovmalarla gerçekten etkin olan bazı tedavi yöntemleri bulunmuştur. Büyü uzmanları toplumda yüksek bir konuma erişir erişmez, iyileştirme sanatını hemen tekellerine almışlardır. İkinci devrimden sonra, Mezopotamya'da doktorların aynı zamanda rahipler olduğunu görüyoruz. Mısır'da da, dinsel görevle tedavi yöntemleri arasında yakın ilişki vardı. Tıp kroniklerinde (vakayı name) lerde adı geçen ilk kişi Imhotep'ti, o da Kral Zoser'in mimarıydı, oysa daha sonraları İyileştirme Tanrısı oldu. Sümer ve Mısır hekimleri, memur olduklarında, gözlemlerini, astrologlar gibi, yazıya dökmüşlerdir. Nil vadisinde, daha III. Hanedan çağlarında tıp kitaplarından söz edilir. Bu kitaplardan M.Ö. 2000 yıllarına ait örnekler günümüze dek gelmiştir. Mezopotamya'da kazılardan çıkarılan tı p

148

metinleri M.Ö. 1000 yıllarından sonra yazılmıştır, ama bazıları belki bin yıl önceleri yazılmış yazıtların kopyalarıdır. Her iki ülkede de, günümüze dek erişen tıp metinleri, vak'a kitapları {üründendir. Anatomi ya da fizyoloji konusunda hiçbir araştırma metni elimize geçmemiştir. Oysa, mumyacılık nedeniyle, özellikle Mısırlıların insan anatomisi konusunda geniş bilgileri olması gerekir. Gene de, vücuttaki çeşitli organlar konusundaki hiyeroglif işaretleri, insan anatomisi değil, hayvan anatomisine değindir. "Yürek" işareti öküz yüreğidir, raiıim ise inek rahmidir. Demek ki Mısır' da tıp konusundaki yazılar, mumya döneminden çok eskilere dayanır. Gerçekte de, mumyacılık çok belirgin ve büyük uzmanlık isteyen bir uğraşı olmakla beraber, tıp alanını pek az etkilemiştir. Gerçi kalp, damar sisteminin özeği kabul edilmişti ama fizyoloji konusundaki metinlerde belirtilen bilgi pek ilkeldir. Aynı durum Babil tıp metinleri için de geçerlidir. Asur metinlerinde bile, organların işlevleri çoğu kez yanlış anlaşılmıştır; safra kesesinden hiç söz edilmez; sinirler liflerden ayırt edilmiştir. Gerçek Mısır, gerekse Mezopotamya'da, hastalık şeytanın ya da daha az belirgin biiyüsel güçlerin işi olarak bilinirdi. Tıp bu nedenle, çeşitli törenlerle bu kötü ruhların uzaklaştırılmasından ibaretti. Oysa bu eylemler, çoğunlukla bazı merhem ya da başka ilaçların uygulanmasını içerirdi. İlaç ne kadar tatsız olursa, şeytan o denli çabuk giderdi. İnsan ve hayvan dışkıları çoğunlukla önerilirdi. İlaç tadının kötü olması gereği, hastalığın şeytandan geldiği inancını kanıtlar ve en eski tıp metinlerinde de bu inanca rastlanır! Aynı kuram, kötü ruhun atılması için kuvvetli müshiller önerirdi. Mısır ve Babil hekimleri, bu kurama inandıkları için, hastalığın objektif nedenlerini incelcmeye ya da vücut organlarının işlevlerini sistemli olarak araştırmaya heveslenmezlcrdi. Kurama inanç, rahiplik kon umuyla korunmaktaydı, bu nedenle bu inancın doğruluğunu araştırmak ihanetti, dolayısıyle günahtı. Tıp kitaplarının bir tanrıya özgü olduğu savı, "tıp bilgisini, doğa üstü kökenden gelen ve insan gözlemi dışında kalan bir alan" durumuna sokmuştur. Bu nedenle, bir kaç yararlı ilacın bulunması ve bazı çok belirgin fizyolojik gerçeklerin bilinmesi dışında, Doğu'da tıp dalına fazla değer verilmemesi doğaldır. Cerrahlığın durumu başkaydı, bu uğraşı bir din dalından çok bir zanaat sayılırdı. Cerrah, çok belirgin fiziksel nedenlerle oluşan yaraları ve sakatlıkları gidermekte görevliydi. Böylece de, cerrahlar, hekimlere oranla büyü düşünlerinden daha özgürdü, ve kuşkusuz daha özgün ve bilimseldi. Hammurabi yasasında (M.Ö. 1800) cerrahlara bir ücret saptanmıştır (2 ilâ 10 şekel, oysa bir makina ustasının yıllık ücreti 8 şckcl- di); başarısız ameliyatlar için de ceza verilirdi. Ama elimizde Mezopotamya'dan hiçbir cerrahlık metni yoktur. Bunun nedeni cerrahlığın bir zanaat oluşu, zanaatçıların bilgi birikimlerinin ise yazıya döki'ılmc- yişi midir? Elimizde, Mısır'dan Edvvin Smith Papiriis'ü denilen çok değerli bir araştırma yazısı vardır. Bugünkü durumuyla bu yazı M.Ö. 2000 yıllarının

149

başlarına aittir, oysa Breasted'a göre bu yazı, çok daha eski, Piramit Çağında yazılmış (M.Ö. 2500) bir yazının kopyasıdır. Buna göre de, cerrahlığın büyüsel unsurlardan özgiir olduğu, öznel olmayan gözlemlere dayandığı ve tedavi için yalnız nesnel çarelere ve elle iyileştirme yöntemlerine dayandığı yolundaki kanımızı güçlendirmektedir. Tıp metinleri gibi, bu da gerçek vakaların bir araya getirilmesiyle oluşmuştur, ama Mısır tıp papirüslerinin tam tersine, anlatılan vakalar sistemli bir biçimde düzenlenmiştir. Hastalanan uzva göre grup- İandırılmıştır, bu uzuvlar sıralanırken baştan başlayıp ayaklara doğru gidilir; bu yöntem Asur tıp yazılarında, hatta ortaçağ araştırmalarında da izlenmiştir. Her bir vakada önce yaranın bölümlendirilmesi yapılır, sonra muayene sonuçları belirtilir, gereğinde elle yoklanarak muayene edildiği anlatılır, sonra teşhis açıklanır, en sonunda da tedavi için nelerin gerektiği sıralanır. En şaşırtıcı yönü de, iyileşmeycccği saptanan on dört vaka da ayrı ayrı anlatılmıştır, bunlara "tedavi edilmeyecek vaka" denilmiştir. Cerrahların tedaviye yanaşmayacakları vakaların da yazıda yer alması, eski çağlardaki yazılarda rastlanmamış biçimde bilgi umursamazlığını yansıtmaktadır. Breastcd bu papirüslere, "doğal bilim dalında, bugüne dek elimize geçen en eski gözlemler" der ve yazarını da "ilk doğa bilimcisi" olarak niteler. Böylesine bir betimleme, gözlemlerin ilgisizliğini abartmaktadır. Bir vakanın iyileşmez türden olduğunu bilmek kuşkusuz önemliydi, özellikle Babil'de başarısız ameliyatlar ölümle ya da sürekli sakatlıkla sonuçlanınca, bunun cezası ölümdü. Gene de kaydedilen gözlemler çok ilginçtir. Boyun omurlarının birinin yerinden oynatılması sonucu felç oluşacağı ve seks organının sertleşeceği de belirtilmiştir. Aşağıdaki bölüm burada örnek olarak verilmeye değer. "Kafatasında ve başın derisi altında eziklik konusunda neler yapılacağı; kafatasında eziklik olan bir adamı muayene edersiniz... Ve eğer, eritilmiş bakırdaki gibi buruşukluklar varsa ve parmağınızın altında, bebek başındaki gibi yumuşak yerler elinize geliyorsa ve bu alanlarda zonklama duymuyorsanız... Bu duruma "tedavi edilemez vaka deyiniz." Bu, beynin çok güzel ve doğru bir anlatımıdır. Bu gözlemler mumyalama sürecinde farkedilemez, ancak yaralı asker ya da işçinin dikkatle ve bilgiyle incelemesi sonucu görülebilir. Bu inceleme, Mısır cerrahlığı konusunda olumlu bir izlenim bırakmaktadır. Oysa, Breasted'ın savı doğruysa ve bu inceleme çok eskilere, Piramit Çağına dayanıyorsa, Mısır'da cerrahlık da diğer öğretim bilimleriyle aynı hazin durumdaydı diyebiliriz. M.Ö. 2500 yıllarından sonra herhangi bir il erleme kaydedildiği yolunda bir belirti de yoktur. İncelemenin bilinmeyen yazarının belirttiği bilgilerden sonra bir gelişme de olmamıştır, ancak "eskilerin bilgileri" büyük özenle kopya edilmiştir. Kuşkusuz, daha sonraki tıp papirüslerindeki saçmalıklar, o çağın cerrahlığı konusunda bir kanıt olarak kullanılamaz, ama herhangi bir ilerleme kaydedildiğine değin de bir belirti bulunmamıştır.

150

Araplar tarafından Hindistan'dan aktarılmıştır.Ö. Sanskritçe tören yazıları. daha önce belirttiğimiz karamsarlıkta haklıyız. bilginin bir kaynakta toplandığı. 1350 dolaylarında (Tel el Amarna'da bulunan) Mısır Dış İşleri arşivlerinde. sonradan yaygınlaştırıldığı ve öğretim bilimlerini etkilediği konusunda kanıt sağlamakladır. Bilimin yaygınlaşması bu alanlarda durmamıştır. Yunanlılar. Demek ki. Tüm Doğu krallıklarının resmî dili Akad diliydi. çeşitli saraylar arasında hekim. İndüs kentlerinin süsleme sanatı. Ebers Papirüsü de Biblos'dan bir Asya reçetesi içerir. Babil ve Mısır kavramları en eski Fenike belgelerinde de yansır. Mısırlılar Girit reçetelerini kabul. Suriye ve Mezopotamya başkentlerinde. pergelle çizilen. Hindistan'ın. bunların içeriği olan düşünler de birlikte yayılmış olsa gerek. İki bin yıl sonra. Demek ki. astrolog ve büyücünün gidip geldiği. Babil ve Mısır biliminin sonuçları Ege'de çoktan tanınıyor ve biliniyordu.Yazının bulunması ve bilgi aktarılmasında devrim yaratılmasın dan sonra. Ama çok sonraları. M. yazılı kaynaklar. Matematik. Mısır Firavunları ve Hitit kralları bu yazıyı yazdırmak ve kendi memurlarını eğitmek için Babilli yazıcılar getirtmiş olmalıdır. Mısır tıp papirüsünde bir Girit tedavi yönteminden söz edilmiştir. Dil ve yazıyla. Ayrıca. deyimlerini ya da kesir kavramlarını değiştirmeden. kendi yazı yöntemlerini. bu nedenle de kesin sonuçlar sağlamaz. Bu arada. M. Minoslular da bilgiden yana Nil'den çok şey aktarmışlardır. Babil matematiğinin gelişmesine katkıda bulunduğu da bir olasılıktır. 151 . daha önceki Bölümlerde değinilen biçimde. geometrinin yaygın uygulamasının tanıklarıdır. Örneğin. astronomi (gökbilim) ve tıp kuşkusuz biçimlenmiş ve gerek Mısır gerekse Babil'de genel bir çizgide gelişmiştir.Ö. Mısırlı matematikçiler. kentsel uygarlık ve yazının bu ilk üç özeği daha sonraları Yunanlıların geliştirip bize aktardığı bilimsel geleneğin oluşumuna sürekli katkıda bulunmuştur. Babillilerin geometri formüllerinden çok şey öğreııebilmişlcrdir. Elimizdeki belgeler gerçekten pek sudandır.lenmişlerse. bugün kullandığımız 0 rakamı. Özellikle Hititliler Babil biliminin sonuçlarını öğrenip uygulamak için ellerinden geleni yapmışlar. Dış İşleri Dairesindeki belgeler de bu yaygınlaşmanın bir sonucudur. 2500 yıllarında "geometri kavramlarının varlığını kanıtlar. M. Babil'in çivi yazısı ise tüm ülkelerde benimsenmişti. bir yüzyıl sonra da bu alışverişe Boğazköy'deki Hititlilerin katıldığı belirtilmiştir. bin yıl sonra da olduğu gibi.Ö. Mısır kaynaklarına da büyük çapta baş vurmuşlardır. Öte yandan. Bu konuyu kanıtlayacak ya da yalanlaya cak bir belge henüz elimize geçmemiştir. Mısır ve Babil'de "bilimsel yazılar" konusunda umulan hızla gelişme genellikle rastlanmaz. Gerçekten de. Anadolu. bilginler özgürce gidip gelmekteydi. Bundan da düşün alışverişinde bulunulduğu ve bilimlerin temel yapısının etkilendiği varsayımını çıkarabiliriz. üçgenleri ve dörtgenleri çevreleyen daireler. 1500 yıllarından hemen sonra Mısır. Karanlık Çağlardan çıkmadan çok önceleri.

Oysa gerçekte kesin bir fark yoktur. büyü süreci konusunda basit ve ussal açıklamalar yapmak da uygun görülmüştür. IX. bakır üretimi ve kullanımı. bu nedenle çıkarcılık ve pohpohçulukla kolayca etkilenebilirdi. Törenlerin çoğu. kısaca. Mantık sürecinin. Bunun kanıtı da. Bilim dalında şu uygulamalardan daha önce söz ettik: kanallar yöntemiyle yapay sulama. daha önce belirtilen. bilimsel değerden arınmıştır. ya da dolaylı olarak milyonlarca insanın gönencini etkilemiş ve gözle görülür biçimde. Büyücünün davranışı ise. kişisel olmayan güçlerin doğrudan doğruya yönetildiği din ile büyüyü ayıralım. deneyci bilginin lam karşıtıdır. büyüye inandığı için büyü yapar ve sonucun ne olacağını görmek için bekler. tanrıları büyü yoluyla uzlaştırmak. tutar. yelkenli. bahçecilik ve mcyvacılık. M. Bir köken kuramı olarak da. mayalama.Ö. bunlar doğrudan doğruya. davranış tutarsızlıklarıdır. Tedavi ya da gökbilim gibi dine bağlanılan zanaatlar ise. 152 . bunu kanıtlamaya çalışmak akla bile gelmez. hayvanın koşumu. Demek ki ne çağdaş hekimler. onlara yardımcı olmak amacını güderdi. tuğla. oldukça yoksul ve cahil toplumlar. tekerlekli araçlar. BÖLÜM GELĠġĠMĠN HIZLANMASI VE YAVAġLAMASI Kentsel devrimden önce. . çoğalmasını kolaylaştırarak insanlık türünün biyolojik esenliğini artırmıştır. doğrudan doğruya büyüyen ya da dinden oluşmadığı açık seçik bellidir.un anlattık. çağdaş bir laboratuar düzenine göre sıralandığını söylemiş değiliz. ama büyünün kökeni konusunda Tylor ve Frazer'in savlarını benimsiyoruz. Öte yandan.BÜYÜ. bu tür dinde de güçler kişiselleşlirilmiştir. DĠN VE BĠLĠM ÜZERĠNE BĠR KAÇ SÖZ Birinci bölümde. Daha kolay bir anlatım için. çağdaş yabanların incelenmesiyle varılan sonuçlarla bağdaşıktır. ne paleolitik sanatçı büyücüler. ne de Mısırlı büyücüler. Toplum büyünün geçerliliğine inanmıştır. insanın gelişimine çok önemli katkılarda bulunmuştur.Biri. Bilimin. tıpkı bilimsel bir deneyden esinlenmişcesine düzenlenen bir büyü töreninden söz etmiştik. 3000 yıllarından önceki iki bin yıllık sürede uygulamalı bilimlerde öylesine buluşlar olmuştur ki. Bilimin" ilk başla uygulanan zanaatlardan doğduğunu ya da bu uğraşılarla eş olduğunu uzun u/. Bu yalnızca bir köken kuramıdır ve büyücünün amaçlarını betimleme savında değildir. büyücülük konusunda ussal ve tutarlı bir kuram oluşturamamışlardır. sapan. Örneğin nice tiyatro türü törenlerin ve tanrılara sunulan yiyecek ve içeceğin anlamı bu inançtan doğar.

endüstri düzeyinde demirin arıtılması için ekonomik sayılabilen bir yöntem (M. o günlere dek duyulmadık bir toplumdan. devrimin bu toplumların içinde yarattığı iç çelişmeler olabilir. Demek ki. sırlama. Aynı nedenle Doğu'da bazı tıp.güneş takvimi. kentlere su vermek için kemerli su yolları (M. 2600 ile (>000 arası . "Ondalık sayılar" aracılığıyla. önceleri insanların yaşayamadığı geniş alanları tarıma açabildi ve böylece nüfus büyük çapta arttı. bu yeni âletler.S: 1590 yıllarında "ondalık" rakamları esinleyen altmışlık kesirler devanı etti.Ö. bir de bunlara yakın küçük bir sınıfın elinde yoğunlaşmasıyla 153 . insanlığın gelişimine katkıları yönünden. yazı.Ö. Hitit İmparatorluğundan çıkmıştır. Oysa Doğudaki toplumlar. Gelişimin bu denli durdurulmasının bir nedeni. Ama Babil yazısıyla birlikte bu ondalık hesabı da söndü.Ö. Oysa en büyük buluş. devrim. 1400). Babil'liler. M. Yukarda belirtilen on beş katkıyla boy ölçüşebilecek dört başarıdan söz edebiliriz: Babil'de geliştirilen "ondalık sayılar" (M. Anımsayacaksınız. burada konu dışı bırakılabilir. Demir arıtımının ekonomik yapımı demir aletleri öylesine ucuzlattı ki. böylece yazın yaygınlaşmıştır. Alfabe. ve . On beş büyük buluşla güçlenmiş olan toplumların topu topu iki önemli buluşundan söz edebiliyoruz. Teknelere durağan bir dümen takılması ya da çömleklerin sırlanması gibi teknik geliştiriler. Daha ılımlı iklimlerde. sonraları büyüsel nitelikten sıyrılarak Yunan bilimine içerilmiştir. okur yazarlığı herkese ulaştırmış. ikinci devrim. rakam ve bronz.kemer. gerçek alfabetik bir yazı (M. Mısır. Babil ve bunlara kültür açısından bağımlı olan ülkeler. devrim aracılığıyla uçsuz bucaksız kaynaklarla donatılmıştı. bu aletler artık herkesçe orman temizle mek ve bataklık kurutma işlerinde kullanılabildi. kentsel devrimi başlatan ve bu devrimin ilk meyvalarını toplayan toplumların malı değildir. gökbilim ve kimya buluşlarını da bir yana bırakabiliriz. varlıklı ve uzun süreler den beri uygar olan Babil ve Mısır toplumlarından değil. kent halkı arasında ölüm oranını düşürmüş ve böylece insanlığa büyük bir katkı sağlamıştır. Yazının bu devrimsel basitleştirme işlevi de eski öğrenim özeklerinde değil.devrimin ilk başlarında . 2000 dolaylarında). daha önceki gelişmelerin yavaşladığı ve durduğu bir süreçtir. kesirli miktarlarla doğru hesap yapabildiler ve matematiksel gökbilimi kurdular. düş kırıcıdır. aynı zamanda bu varlığın tanrılar ya da kralların. gene de.insanın gelişimine bu önemde pek az şey katmıştır.Ö. Bu açıdan bakınca. mühür. üstelik bilgi birikimi ve aktarılması için yepyeni araçlar edinmişti. Devrimden sonraki iki bin yıl . Daha önceki ve daha sonraki gelişmelerle karşılaştırılınca. Asur Kralı Senııaçcrib tarafından kendi başkentine su getirmek için yaptırılmıştır. devrimden önce kullanılan yöntemlerin biraz daha geliştirilmesi sayıldığından.diyelim M. 700). Ama ilk kemer. yeni bir hızlı gelişme çağını değil. bunlar.Ö. Fenike'nin oldukça genç ticaret kentlerinde başarılmıştır. bu dört buluştan ikisi. 1300). yalnızca gerçek varlığın salt birikimiyle değil. Kentlere bol bol temiz su taşıyan su yolları.

bu gerçek. sonunda tanrı olduğunu savlamış ve vaktinin çoğunu büyü yapmakla ve büyüsel törenlerle geçirmiştir. çobanlar. VIII. Yeni türeyen yönetici sınıflar ise kendi güçlerini giderek zayıflayan batıl inançların sömürüsüne borçluydular. belki de artık kaynakların oluşturulması ve bunların etken toplumsal kullanıma yöneltilmesi için gerekliydi.çiftçiler. kendini tanrıyla bağlantılı saymış ve törenlerde tanrı kişiliğine bürünmüştür. her türlü yeniliğe karşı olan batıl inançların direnci karşısında gerçekleştirilmişti. 154 . özel kişilerin basit. İlk üreticiler . Oysa. rahipler. gene Devletin sağladığı güvenlik önlemleriyle belki rahat etmişlerdi. küçük mezarları ve İndüs'te tüccarların lüks evleriyle. sınıf ayrılıklarına yol açmış olsa bile. Devrimden önce gelişme. Mısır'ın koca. Mısır'lı babanın öğüdünü haklı gösterecek duruma gelmişlerdi. balıkçılar . böylece de insanları derin ve doğru düşünmenin çetin yoluna sapmaktan alıkoyarlardı. sonunda. öbürlerine gelince. üstelik bu yenilikler. gerçek üreticilerin üretim yöntemlerine getirdikleri yeniliklerle oluşmuştu. boğaz tokluğuna çalışıyordu ve gerçekten köle durumundaydı. Krallar. Toplum. Bu tür akrabalıklar takınan yöneticilerden ussal bilimi desteklemeleri kuşkusuz beklenemez. Bu yeni zanaatçıların oranı bilinmeyen bir bölümü.kamu yararına Devlet tarafından yapılan işler ve bayındırlık işleriyle belki gelişmişlerdi. köle işçilerin rekabeti karşısında onlar da aynı düzeye itilmişler. Ama bu da. bu tür sınıf farklarının gelişmeyi hızlandıracağı anlamına gelmez. Ama bu artık üretimden paylarına düşen pek azdı. Mısır Firavunu işe ilk başta büyücülükle başlamış olabilir. Biyolojik standartlar açısından. mazur görülebilir. "aşağı sınıflar" düzeyine indirilmişti. önceleri verimli vc yararlı buluşları getiren gerçek üreticiler. bu ülkede de bir kral türediği vakit.oluşmuştur. zanaatçıların barınaklarıdır. bir avuç insan . sınıflara ayrılmıştı. Sümer'de devrimden ilk yararlananlar da tapınak rahipleri olmuştur. Tam tersine. Ama bu yeni varlıkta onların somut payları pek küçüktü ve toplumsal açıdan giderek kiracı. Aradaki büyük uçurumun tanıkları.krallar. rahipler ve memurlardan oluşan "yönetici sınıfa karşılık köylüler ve işçilerden oluşan bir "aşağı sınıf vardı. halta köle durumuna düşüyorlardı. Yeni artık üretimin en büyük payı. demek ki o çağlarda toplumda eşitlik vardı. Bu tür bir varlık yoğunlaşması. bölümde örneklediği miz. deneylerle yanılgıları kanıtlanan türlü umutlan desteklemeye ve beslemeye uğraşırlardı. kentsel devrimin sonuçlan. gece gündüz. Oysa devrim sonucu. firavunlardan önceki çağlarda mezarlar ve neolitik köylerdeki kulübeler eşitlik gösterir. görkemli kral lahitleriylc. bunların akrabaları ve yakınları . her neyse. Yeni uzman zanaatçılar ve işçiler grubu ise kuşkusuz devrimin yarattığı artık üretimle geçimlerini sağlıyorlardı. yavaşlatır. halk kalabalığının ekonomik açıdan alçalmasıyla sonuçlandı. Ne olursa olsun.taralından alakonuluyordu. arkeologlarca bulunan.

155 . Oysa artık yeni yöneticilerin elinde. yelken. batıl inançlarla yüklü vatandaşlarından ve savaşta alınan tutsaklardan oluşan koca koca işçi orduları vardı. maden aletler . "işçilere vakit kazandıran araçlar"ı umursadıkları yoktu.örneğin hayvanların koşumu.ilk önceleri "işçilere vakit kazandıran araçlar" olarak belirmiştir.Üstelik bu tür yöneticiler yeni buluşları özendirmeye hiç yanaşmazlardı. Gelişmede devrimsel aşamaların pek çoğu .

"altın çağ"dan çok önce başlamıştır. ama henüz yeterince varlık birikimi oluşmamıştı. kendine yeterli değildi. kazanılan varlık. daha sonra kurulan çeşitli devletlere. Mısır ve Babil toplumları. olsa olsa "kilise örgütü"nü desteklemekte orta sınıfa katılmaktı. Aşağılanma durumundan kurtulmanın yolu. Böylece. Gördüğümüz gibi. üstelik basit bir alfabe yazısı da öğrenimi büyük halk kalabalığına açık tutmaktaydı. Gerekli ithal malları herhalde önceleri üretim artıklarının karşılıklı alışverişiyle sağlanırdı. kentsel devrimle varsıllaşan Mısır'lılar ve Sümer' lilere bu türlü edinilen ithal mallan yetmiyordu. Eski Doğu uygarlıkları. Uygulamalı bilimlerin geliştirilmesi aşağı sınıflara kalmıştı. yönetici sınıfların umursamadığı teknik gelişmeler değil. yazıcılar ve bilgili kişilerden oluşan ycııi orta sınıf. ne Nil Vadisi. Üstelik bu "bilgiç" kişilerin özel çıkarları. kendilerini örnek aldıkları için. umutsuz bir çelişkiye düşmüşlerdi. yönetici sınıfa sıkı sıkı bağlıydı. boş inançların sürdürülmesinde yöneticilere yardımcıydılar. başka toplumların yerleştiği bölgelerden hammadde ve başka maddeleri ithal etmek zorundaydı. 16. ne de Babil. Tek bir politik ve ekonomik sistemde birleştikleri vakit bile. yaşayan dünyada deney ve gözlem yoluyla öğrenme yöntemine sırt çevirtiyordu. Yunan' lıların uygulamalı ve kuramsal bilimde yaratıcı çalışmaları. Asur'lulara Pers'lere ve Makedonyalılara da sıçradı. Gerçekte bunlar "kutsal hizmette mcmurlar"dı vc bu nedenle. Bu sıralarda. Böylece devrimin yol açtığı yeni bilimler.1 . Bu çelişki.Aynı zamanda. kentsel devrim nedeniyle. çoğunlukla batıl inançlara yönelikti ve sonuç sağlayan uygulamalı bilimlerden kopmuştu. onları salt kitap öğretimine yöneltiyor. Oysa. altın çağda göstermelik bir demokrasi ancak mutlu bir azınlığa yarıyordu. Hitit' lere. Bilgi uğraşıları "saygın" sayılırdı ve yönetici sınıfına varmak için elverişli bir yoldu. gelişme açısından. bu azınlık da yabancıların ve işçilerin emeğine ve bağımlı devletlerin ödedikleri ücretlere dayanarak geçiniyordu. Doğu'nun bilimsel gelenekleri yepyeni bir ruhla bir değişimden geçmekteydi. yukarda anlatılan iç çelişkilere ek olarak bir de dış çelişkilere uğramıştı. ticaret ve endüstriye ayak uydurmak için çoktan örgütlenmiş olan kentlerde. Ancak Minos-Miken uygarlığı yıkıldıktan sonra ve Yunanistan henüz karanlık çağlardan çıkarken. toprak sahibi soyluların varlığıyla dengeliydi.

Onlar da mal şevkini hızlandırmak ve düzene sokmak için zor kullanmaya başladılar; tüccar kervanlarının açtığı yolların ardından ordular ilerledi. Sonunda bu kaynakları kendi ülkelerine eklemek için ihracatçı ülkeleri kuşatıp almaya çalıştılar. Sümer kentlerinin yöneticileri, komşu kentleri yönetimleri altına alarak Babil'in coğrafî birleşimine politik bir biçim verdikleri gibi, başat oldukları alanları yaymak amacıyla, ekonomilerinin düzenli yürümesi için gerekli olan bölgeleri de kendi ülkelerine katmayı amaçladılar. Böylece emperyalist fetihler yolunu tuttular. Akat'lı Sargon'un M.Ö. 2500'de kurduğu imparatorluk, tarihte bilinen ilk emperyalist saldırının başarılı sonucudur. imparatorun, bilinçli ekonomik hesaplardan esinlendiğine değin bir kanıt yoktur. Ama saldırıları ve başarıları bu sonucu sağlamıştır. Sargon'un imparatorluğu, geçici olmakla beraber, tüm Doğu emperyalizmine örnek olmuştur. Eski Çağlarda Doğu ulusları arasında Sargon'un başarıları bir ilke, kendi de romantik bir kahraman durumuna getirilmiştir. İmparatorluğunun parçalanmasından bin yıl sonra, başarılarını öven şiirler eski Dünya'da elden ele dolaşıyordu. Bu tür yazılardan çeşitli parçalar Tel el Amarna'da Mısır Başkentinde ve Hitit Başkenti Boğazköy'de yapılan kazılarda bulunmuştur. Sargon, kendinden sonra gelenlere bir örnek, izlenecek bir tutum olmuştu; önce Ur, daha sonra Babil kralları, M.Ö. 1600 yıllarından sonra Mısırlılar, Hititler ve Asurlular, Lidyalılar, Persler ve Makedonyalılar bu yolu izlediler. Bu birbiri ardına sıralanan, kısa ömürlü imparatorluklar kuşkusuz insanın gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Süreçlerinde, büyük alanlarda iç barış ve varlık birikimi için de güvence sağladılar. Büyük endüstri özeklerine yeterli ham madde kaynaklan getirdiler. Kentsel devrimin ekonomik yararlarını ve bununla el ele giden uygulamalı bilimlerdeki ilerlemeyi başka ülkelere de yaydılar. İmparatorluğun süreci için gerekli olan haberleşme yolları, aynı zamanda kültür ve bilgi yayılmasına yaradı. İşte bu yoldan, M.Ö. on beşinci ve on dördüncü yüzyıllarda, bilginler ülkeden ülkeye gidip gelebilmişler ve bin yıl sonra Yunan hekimleri ve coğrafyacıları Babil ve Susa'ya gidebilmişlerdir. İmparatorluğun generalleri, ele geçirilen toprakların botanik ve zoolojik durumunu kendileri incelemişler, anayurda dönünce de gözlemlerini yazmışlardır. Böylece bilgi birikmiş ve yazıya dökülmüştür. Oysa bu imparatorlukların istikrarsızlığı, bir iç çelişkinin varlığını gösterir; tutsak ulusların sürekli başkaldırıları, yukarda sözü edilen yararlardan onların ne denli pay aldıklarını, hatla bu yararların gerçek değerini ortaya koyar. Belki yararlar, sakıncaları aşıyordu. Gerçekle Sargon'un imparatorluğu gibi düzenler, yarattıkları varlıktan çok daha fazlasını yok etmiştir. Doğu'lu bir imparatorun yazılı övgüsünde, kendi yurduna getirdiği, hayvan, maden, mücevher ve lutsak ganimetleri konu edilir. Bu tür zorbalıklar sonucu, tüm insanlara açık olan varlık tutarı artmış değildir. Olsa ols a, var olan kaynakların yeniden dağılımı yapılmış, gizli saklı tutulan varlıklar da ortaya çıkartılmıştır. Bu fetihlerin ve ganimetlerin anlamı, daha yoksul toplumların varlığını alıp, bunları zaten bolluk içinde yüzen saraylara aktarmak olmuştur.

162

Bundan sonra da artık imparatorun amacı, kuşattığı insanlardan düzenli biçimde bir haraç almaktır. Genellikle bu biçim kurulan imparatorluklar birer haraç toplama makinesiydi. İmparatorluk, baş eğmede ya da vergi ödemede herhangi bir aksama olduğu vakit, kullarının işlerine karışırdı. Ancak haraç miktarı artacaksa, kullarının refahı ve iyi yönetilmesiyle ilgilenirdi. Doğu krallıkları savaşla oluşur, savaşla yaşamını sürdürür, sonunda savaşla yiterdi. Savaş, kuşkusuz barışçı yollarda da kullanılabilecek, pek çok yeni buluşlara yol açmıştır; bundan önceki bölümde, savaş gereksinme lerinin matematikçileri bile etkilediğini gördük. Uygarlığın başarılarını barbarlara karşı savunmak ve bu başarıların yararlarını yaymak için askerler gerekliydi; ama ne yazık ki bunda bile başarılı olamadılar. Sürekli ordu ve askerî donatım bulundurmalarına karşın, Sümer ve Akat devletleri, daha az varlıklı ve daha az uygar insanların saldırılarını püskürtemediler. Sargon'un imparatorluğu Gut'ların saldırısı karşısnda yıkıldı, bundan sonra da topraklarda sırasıyla Ehm'lar, Hitit'ler, Kasit'ler, Sur'lar, Met'ler, Pers'ler ve Makedonyalılar başat oldu. Eski ve Yeni krallıklar döneminde, orduların kol gezmesi ve görkemli sınır savunması, Nil Vadisini kuşatımdan kurtaramadı. Yeni imparatorluk, sınırlarını ilerleterek korumaya yöneldi. Filistin, Libya ve imparatorluk ordusunda "uygar savaş" yöntemlerinde eğitilmiş diğer barbar ulusların saldırıları karşısında dayanamadı. Bundan sonra Nil Vadisine Libya'lılar, Nubya'lılar, Asur'lular, Pers'ler ve Makedonyalılar yerleşti. İşte silâhlara durmamacasına para akıtmanın, ve "en iyi savunmanın saldırı olduğu" yolundaki düşüncenin sonucu bu oldu. Uygarlaştırıcı bir güç olarak militarizmin geçmişi karanlık ve başarısızdır. Emperyalist saldırılara karşı koymak için barbarlar uygarlığın bazı unsurlarını, örneğin metalürji bilimini öğrenip benimsemeye yöneldiler. Çoğunlukla, daha yüksek uygarlıklardan, ancak savunma güçlerini artırıcı unsurları aldılar. Bu savunma araçları da hemen uygarlığın emperyalist öncülerine çevrildi. Sargon'un ve onun benzeticilerinin "uygarlaştırma seferleri" de böylece barbarların uygarlık özeklerine saldırmalarıyla sonuçlandı. Her bir saldırı, insanları yok etti, varlıkları yıktı ve sonuç olarak da, geçici bir süre için, gelişim saatinin kollarını geriye çevirdi. Gelişimin böylesine duraklaması, belki bir bakıma bu nedenlere dayanır. Kentsel devrimden sonraki sürenin, örgütlenmiş savaşlarla dolu olduğu, hem yazılı belgelerle, hem de arkeoloji kazılarında bulunan silahların bolluğu ve önemiyle kanıtlanmaktadır. Devrimden önce savaş araç ve silahlan pek önemsizdi. Ve işte tam o sıralarda gelişim hızla sürmekteydi. Örgütlü savaş, gelişmeyi hızlandırmak için gerekli olsaydı, gerçek, yukarda anlatılanın tam tersi olurdu.

163

Giderek daha çok sayıda insanın savaşta öldürülmesi de, insan türünün çoğalmasına katkıda bulunmuştur diyemeyiz. Oysa, gelişmenin en son ölçeği de budur. Anlaşılan, insan, uğraşılarının daha ilk başından beri, insana özgü yeteneklerini yalnızca gerçek dünyada kullandığı önemli aletlerin yapımına değil, aynı zamanda bu âletlerin etken olacağı gerçek üstü güçleri düşlemeye yöneltmiştir. Kısaca; yetilerini doğal süreçleri anlamaya ve kullanmaya ve gerçek dünyayı düşsel varlıklarla bezemeye yöneltmiştir; bunları kendi simgelerine göre düşlemiş ve bunlarla uzlaşmaya ya da bu güçlere başat olmaya çalışmıştır. Bilimle batıl inançları aynı anda oluşturmaya uğraşmıştır. İnsanlar, oluşturdukları batıl inançlar ve düşledikleri yapma varlıkların yardımıyla, herhalde çevrelerinde daha rahat ve güvenceli yaşayabiliyor, yaşama daha kolaylıkla katlanabiliyorlardı. Oysa boş umutların ve büyüyle dinin esinlediği düşsel kestirme yollar, insanı, Doğa'yı anlayarak Doğa'ya başat olmak gibi çetin bir yoldan alakoy- muştur. Büyü, bilimden daha kolaydı, tıpkı işkencenin, kanıt toplayıp yargılamaktan daha kolay olduğu gibi. Din ve büyü, sosyal örgütlenmenin giderek yükselen aşamalarına destek olmuştur. Ne yazık ki, bu destek yapıyı kösteklemiş ve sürekli bir yapının oluşturulmasını önlemiştir. Hatta, gerçek yapının çürüyüp yıkıldığını gizleyecek yapay bir örtü yerine geçmiştir. Bilimin oluşturduğu kentsel devrim, büyüyle sömürülmüştür. Çiftçilerin ve zanaatçıların başarılarından yararlanan, rahiplerle krallar olmuştur. Böylece bilim değil, büyü tahta geçmiş ve tapınağın gücüne erişmiştir. Güzel bir yapının görünmez desteklerinden yakınmak ne derece boşsa, geçmişin batıl inançlarını yermek de o denli yersizdir. İnsanın, "sınıf - öncesi" toplumundan başlayıp da, henüz hiçbir yerde gerçekleşmemiş, sınıfsız bir cennetin görkemine neden erişemediğini sormak saflık olur. Belki de sözünü ettiğimiz çelişkiler ve çatışmalar, gelişmenin yolunu açan unsurlar olmuştur. Ne olursa olsun, bu olaylar tarihin gerçekleridir. Bunları beğenmiyorsak, gelişme olmamış demek değildir, sadece ne gerçekleri, ne gelişmeyi, ne de insanı anlamamışız demektir. Batıl inançları da, baskı yöntem ve örgütlerini de insan yapmıştır; bilimi de, üretim araçlarını da insan yapmıştır. Her ikisinde de insan kendi anlatımını, kendini bulmuştur; her iki yönde de insanı insan yapan insandır. Bu kitapta "ırk" sözcüğüne değinilmedi. Özellikle, tarımın ilerlemesi, devletlerin kurulması ya da bilimin gelişmesi konu edilirken, kısa da olsa, bunları oluşturan insanların kalıtım yoluyla edindikleri özel fizyolojik niteliklere hiç dokunulmadı. Bazı genel görüşlere göre insanlarda doğuştan "liderlik yeteneği" bulunurmuş, sözde bir "Nordik ırk" varmış. Öyleyse Babil'de matematik alanındaki ilerlemeyi de Sü- merliler ya da Sâmiler doğuştan var olan "matematik yeteneği" yoluyla "izah" edebiliriz. (Bazı çok ciddi kitaplarda bil e "Mısırlıların konusundaki dehaları" gibi sözlere rastlanır.) Ama bu tür anlatım hiç de bilimsel olmaz. Gerçekte bu tür bir söz, Sümerlilerin gerçekte iyi

164

Mısır ve Sümer arasındaki politik örgütlenme ve matematik tekniği konusundaki ayrılıklar. sürekli olarak değişir. Bu başarılara varılmamasının nedeni. "doğuştan var olan yeteneklerden sözeder. çevrelerine uyum sağlamak için. Devlet örgütü ve matematik. insan toplumlarınca yaratıldığından ve insanca ve ussal yollardan aktarıldığından. durağan ve değişmez değildir. davranışlarını yönelterek." KRONOLOJĠ KONUSUNDA BĠRKAÇ SÖZ M. İşte bu kuralların ve bilimin belirli çevrelere uygulanması sonucu. Ancak sonraki bin yıla. insandır. anlatmaya çalıştığımız başarılar. gerek Mısır. bilinmeyen. bu ortalama davranışı inccler.muhasebeciler olduğunu söylemenin süslü püslü bir yolu olmaktan ileri gidemez. toplum. Toplum üyelerinin genel davranışını saptayan. toplumsal geleneklerle koşullandırılır. yeni koşullara ayak uydurduğu sürece. insan -dışı unsurların oluşturduğu bir değişiklik sonucu bu başarılara varılmamıştı. daha da derin bir seziyle. yetenekleri değişmez duruma getiremez. Yetenekler. uğraşılıp gerçekleştirilmiştir. Karmaşıklığa mantık süsü veren deyimlerden ve temelsiz varsayımlardan bu kitapta kaçınılmıştır. Çevre de. Oysa gelenek. insan dışı unsurların yarattığı değişiklikler de değildi. yalnızca Nil vadisi ile Fırat-Dicle ovasının farklılığı ya da sinir sistemlerindeki kalıtımsal ayrılıklarla değil. Çabamız. bu konuda her toplumun kendine özgü bir tarihi vardır. dış güçler yüzünden tüm toplumların itildiği uyumlar da değildir. varsıllaşması ve çoğalması için gerekliydi. ve bilimsel amaçlardan saparak. ama aynı güçte bir başka gerçek de. gerekse 165 . biçimlendirir.Ö. belirli toplumlarca enine boyuna düşünülüp. sözünü ettiğimiz uyum oluşmuştur. inancımızı yineleyebiliriz: "insanı insan yapan. kendi tarih sürecinde kendi davranışları için geleneksel kurallar oluşturmuş. çevreye karşı kendiliğinden oluşan tepkiler. Ya da. Demek ki. zanaat ve uygulamalı bilimlerde kendi bilgi birikimini gerçekleştirmiştir. Bu kitapta. Bazı koşullarda. hesap yapma yönteminde onlara beceri sağlayan bir özellik aşılandığı gibi karmaşık ve uydurma bir açıklamaya başvurabiliriz. her insanda bulunan insana özgü yeteneklerini kullanarak nasıl devlet kurdukları ve matematiksel bilimlere ulaştıklarını göstermek olmuştur. Tohum plazmasında. Her toplum. uydurma ataların tohumlarından kalıtım yoluyla Sümerlilerin beyinlerine aktarılıp. Gelenek. Öte yandan. bazı toplumların. tohum plazmasında. Topluca incelendiği vakit. iki toplumun üyelerinin davranış ayrılıklarının bu iki toplumun farklı tarihlerinden doğduğu görülür. Sözünü ettiğimiz uyumlar. toplumun tarihinin biçimlendirdiği toplumsal geleneklerdir. bu tür davranışın doğuştan var olmadığını gördük. İşte ırk psikolojisi bilimi. bu iki toplumun değişik tarihiyle açıklanabilir. 3000 yıllarından öncesine değin tarihler ancak birer sanıdır ve pek ender olarak verilmiştir. gelenekleri insanların yaptığıdır. belirli sınırlar içinde insanı. insanların yaşaması.

her ülke için yerel çözümcülerden yararlanılmıştır.Mezopotamya için. Tüm tarihler. Mısır için. yeter ki hem Mısır. Aşağıdaki tablo bu deyim ve tarihlerin kullanımını açıklamaktadır. Mısır için. Bu iki ülke için genellikle kısa kronoloji denilen bir yöntem geliştirdim: Mısır için Scharff tarafından önerilen Berlin yönteminin kısaltmalarını kabul ettim. parlak çağları. hem de Mezopotamya için aynı yöntem benimsensin. Breasted. Tarihi. Mezopotamya için de Siney Smith ve Franfort' un yöntemlerini izledim. politik açıdan hanedanlara ayırma konusunda. Her iki ülke için de kullanılan tarihlerin doğru olduğundan yana oldukça güvenliyim. Orta ve Yeni Krallıklar olarak ayıran çağdaş görüş benimsenmiştir. Mezopotamya için Conenau ya da Woolley'nin verdiği tarihlerden aynı biçimde sapar. çeşitli kronoloji yöntemleri uygulanır. 166 . Bu kitapta kısa ya da uzun kronolojinin kullanımı tartışmanın özü açısından farketmez. Bu kitaptaki tarihler. yuvarlak rakamlar olarak verilmiştir. Eski. Hail ya da Peet tarafından verilen tarihlerden 200 ile 450 yıl arasında bir değişiklik gösterir.

(2 > 2400 2400 - 2000 2000 -W 1750 2500.MISIR VE MEZOPOTAMYA İÇİN KRONOLOJİ TABLOSU MISIR Tarih öncesi Tasya Badarya Amratya Gerze Semain I-II.Hanedan 2000 2000. 3400 veya daha öncedir.VII-XI.XII.Ö. ama Uruk'un bir bölümünü de bu süre içine katar.Babil Hanedanı (Hamurabi) 3000Tarih önces i (i) 3000- 2800 (3) 28002500 ORTA KRALLIK 2500 ( 1) 2500 .Hanedan 1750 al Ubaid Uruk Cemdet Nasr Contcnau'ya göre Akad'lı Sargon 2750 yıllarında yaşamıştır. Haneda n ESKİ (Piramitler) KRALLIK V-VI. 167 . Woolley'e göre İlk Hanedanın başlangıcı İ.Hanedan Hanedan IV. Hanedanla çağdaş olması çok olasıdır.Hanedan III. Mısır'da I—II. Hanedan l. vb. MEZOPOTAMYA İlk Hanedan Akad Hanedanı (Ur. Cemdet Nasr'ın. isin.

1750 - 1600 XIII-XVII. Hanedan (Hiksos dahil) YEN İ KRALLIK Kasit Hanedanı 1100 1600- 1750 1150 168 .

kuzeyindeki alan ise Aşağı Mısır'dır. Mezopotamya. ilk çağlayandan Akdenize dek uzanan Nil vadisidir.yaklaşık olarak Dicle ile Musul yakınında.COĞRAFYA KONUSUNDA NOTLAR Mısır. Zab arasındaki ügen.Samara'nın güneyinde Fırat ile Dicle arasındaki bölge.re'nin güneyindeki alan yaklaşık olarak Yukarı Mısır. Kahi. Babil . Şu bölümlere ayrılır: Akad. bugünkü Irak olarak kabul edilir. 169 . Divaniye'nin kuzeyi ve Divaniye'nin güneyinde Sümer. içerdiği ülkeler: Asur .

Hanedan'ııı kurucusu. I. 3400 yıllarında yaşamıştır.Ö.(1) Breasted'e göre. İ. . 3200 yılından sonra yaşamış olamaz. Bu noktadan sonra tarihlerde genellikle görüş birliği vardır. Meyer'e göre ise.

(4) Son zamanlarda bulunan metinler.Hlammurabi'nin 1800 yıllarında tahta çıkmış olduğunu kanıtlamaktadır. .

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->